Telefon yasağı yeterli mi? Yeni araştırma dikkat çeken sonuçlar ortaya koydu
ABD'de UCLA tarafından yürütülen yeni bir araştırma, ilkokul çağındaki çocuklarda telefon sahipliğinin okuma başarısı üzerinde olumsuz etkileri olduğunu ortaya koydu. Çalışmada, telefon sahibi çocukların testlerde daha düşük puan aldığı ve bu etkinin anlık telefon kullanımıyla değil, sahiplikle bağlantılı olduğu vurgulandı.

ABD'nin Los Angeles kentinde Kaliforniya Üniversitesi, Los Angeles (UCLA) bünyesinde yürütülen kapsamlı bir araştırma, ilkokul çağındaki çocuklarda telefon sahipliği ile okuma başarısı arasındaki ilişkiyi gözler önüne serdi. Okullarda ve kiliselerde yapılan uygulamalı testlerde, üçüncü ve altıncı sınıf öğrencilerinin okuma performansları incelendi. Araştırmaya göre, çocukların telefonlarını test sırasında yanlarında bulundurmasının okuma başarısı üzerinde doğrudan bir etkisi saptanmadı. Ancak genel olarak telefon sahibi olan öğrencilerin, telefon sahibi olmayan akranlarına kıyasla daha düşük okuma puanları aldığı belirlendi. Bu bulgu, ABD genelinde ilkokullarda telefonların kilitlenerek sınıf ortamının sakinleştirilmeye çalışıldığı bir dönemde, telefon sahipliğinin çocukların okuma becerileri üzerindeki etkisini sorgulatıyor.
UCLA'dan çarpıcı bulgu: Telefon sahipliği okuma puanlarını düşürüyor
UCLA'dan psikoloji profesörü Patricia Greenfield ve ekibi tarafından yürütülen araştırmada, Los Angeles County'deki çeşitli okullarda ve kiliselerde toplam 106 çocuk üzerinde inceleme yapıldı. Katılımcıların yaklaşık yarısı üçüncü sınıf, diğer yarısı ise altıncı sınıf öğrencilerinden oluştu. Dil çeşitliliği yüksek olan grupta, öğrencilerin yüzde 42'sinin evde konuştuğu ana dil İngilizce, yüzde 30'u Arapça ve yüzde 28'i ise İspanyolca olarak kaydedildi. Araştırmada, üçüncü sınıf öğrencilerinin yüzde 46'sının, altıncı sınıf öğrencilerinin ise yüzde 70'inin kişisel bir telefona sahip olduğu tespit edildi. Bu oranlar, 2021'deki ulusal istatistiklere göre belirgin bir artış gösteriyor. 2021 yılında üçüncü sınıf öğrencilerinin yalnızca yüzde 31,5'i ve altıncı sınıf öğrencilerinin yüzde 54'ü telefona sahipti. 2024 sonunda yapılan ölçümlerde ise bu oranlar anlamlı şekilde yükseldi. Araştırmacılar, telefon sahipliğinin çocukların okuma anlama becerileriyle ilişkili olduğunu ve bu ilişkinin anlık telefon kullanımıyla değil, sahip olmanın kendisiyle bağlantılı olduğunu belirtti.
Test sonuçları: Telefonun varlığı değil, sahipliği etkili
Araştırmada kullanılan okuma testleri, Oregon Üniversitesi tarafından geliştirilen Temel Erken Okuryazarlık Becerileri Dinamik Göstergeleri (DIBELS) üzerinden uygulandı. Çocuklar, telefonlarını yanlarında bulundurdukları ve bulundurmadıkları iki ayrı test ortamında değerlendirildi. İlginç bir şekilde, test sırasında telefonun masada açık şekilde bulunması ile araştırmacı tarafından saklanması arasında puanlar arasında anlamlı bir fark oluşmadı. Telefon varken yüzde 89, yokken yüzde 87 doğru cevap oranı kaydedildi. Ancak, genel olarak telefon sahibi olan çocukların, sahip olmayanlara göre daha düşük okuma anlama puanları aldığı gözlendi. Bu fark küçük olsa da, istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi ve şansa bağlı olmadığı düşünüldü. Araştırmacılar, bu ilişkinin neden-sonuç bağlantısı taşımadığını, ancak telefon sahipliğinin okuma başarısı üzerinde olumsuz bir etkiyle ilişkili olduğunu vurguladı. Ayrıca, bu etkinin hem İngilizce konuşan hem de farklı dil kökenlerinden gelen çocuklarda gözlemlendiği belirtildi.
Telefon bildirimleri beklenen etkiyi göstermedi
Çalışma ekibi, telefon bildirimlerinin çocukların dikkatini dağıtarak okuma performansını düşürebileceğini öngörüyordu. Ancak testler sırasında, öğrencilerin telefonlarına neredeyse hiç bildirim gelmedi. Üçüncü sınıf öğrencilerinin sekizi, altıncı sınıf öğrencilerinin ise yirmisi test süresince hiç bildirim almadı. Testlerin her biri yedi dakika sürdüğü için, bildirimlerin okuma üzerinde doğrudan bir dikkat dağıtıcı etkisi olup olmadığı net biçimde ölçülemedi. Araştırmacılar, bu kısa süreli test ortamında dikkat dağıtıcı unsurların etkisinin düşük kaldığını, ancak günlük hayatta daha uzun süreli maruziyetin farklı sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Ayrıca, test sırasında telefonun alınmasının bazı çocuklarda anksiyete yaratabileceği ve bu kaygının da test performansını olumsuz etkileyebileceği ifade edildi. Ancak çalışmada kaygı düzeyleri ölçülmediği için bu etki kesin olarak saptanamadı.
Erken mesajlaşma ve oyun, bazı çocuklarda avantaj sağladı
Araştırmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise, Arapça veya İspanyolca konuşulan evlerden gelen altıncı sınıf öğrencilerinde, erken yaşta mesajlaşmaya başlayanların okuma başarısının daha yüksek olması oldu. Bu karşılaştırma 13 çocukla sınırlı olmakla birlikte, erken mesajlaşmanın bu gruptaki çocuklarda okuma anlama puanlarını olumlu etkilediği görüldü. Benzer şekilde, ilk telefonda oyun oynamaya başlayan İngilizce dışı dil kökenli çocuklar da daha yüksek puanlar aldı ve daha az hata yaptı. Buna karşılık, İngilizce konuşulan evlerden gelen çocuklarda erken mesajlaşmanın okuma başarısı üzerinde olumsuz bir eğilim gösterdiği, ancak örneklem sayısının bu değerlendirme için yetersiz kaldığı belirtildi. Profesör Greenfield, özellikle İngilizce konuşulmayan ailelerden gelen öğrencilerde erken yaşta telefonla mesajlaşmanın, okuma anlama becerilerinde akranlarıyla aradaki farkı kapatabildiğini vurguladı. Bu bulgu, teknolojiyle erken tanışmanın bazı çocuk gruplarında dil gelişimine olumlu katkı sağlayabileceğini gösteriyor.
Uzmanlar: Telefon sahipliği ile okuma başarısı arasındaki ilişki karmaşık
Araştırma ekibi, telefon sahipliği ile okuma başarısı arasındaki ilişkinin tek bir nedene indirgenemeyeceğini, çok sayıda faktörün devreye girdiğini belirtti. Testlerin yalnızca bir gün yapılmış olması, uzun vadeli etkilerin ölçülememesi ve sadece okuma becerisinin değerlendirilip yazma, matematik veya dikkat gibi diğer alanların dışarıda bırakılmış olması, bulguların sınırlarını oluşturuyor. Ayrıca, telefonun test sırasında alınmasının bazı çocuklarda nomofobi olarak bilinen kaygı bozukluğunu tetikleyebileceği ve bu durumun, gerçek dikkat dağıtıcı etkileri maskeleyebileceği ifade edildi. Araştırmacılar, ilerleyen dönemde lise öğrencileriyle daha geniş kapsamlı çalışmalar yapmayı ve ekranla başa çıkma becerilerini geliştirmeye yönelik programları test etmeyi planlıyor. Telefon yasaklarının ise akademik başarıdan çok sosyal ilişkiler üzerinde etkili olabileceği düşünülüyor. UCLA ekibi, telefon sahipliğinin okuma başarısı üzerindeki etkisinin daha iyi anlaşılması için uzun soluklu ve çok boyutlu araştırmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
Sonuç olarak, UCLA tarafından yürütülen bu araştırma, ABD'de ilkokul çağındaki çocuklarda telefon sahipliğinin okuma başarısı üzerinde olumsuz bir ilişkiye işaret ediyor. Ancak bu ilişkinin nedenleri ve kapsamı, daha fazla araştırma ile netleştirilmeye muhtaç. Uzmanlar, ailelerin çocuklarına telefon alırken okuma ve dil gelişimi üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurmalarını öneriyor. Telefon sahipliği konusu, önümüzdeki dönemde hem eğitimcilerin hem de ailelerin gündeminde önemli bir yer tutmaya devam edecek.
- Popüler Haberler -
BRICS'ten İsrail'e net tavır: Filistinlileri zorla yerinden etme girişimleri reddedildi
Suudi Arabistan sabotajında çarpıcı itiraf: İHA rampası deşifre oldu
Avrupa'nın göbeğinde gizemli dron paniği! Uluslararası Havalimanı kilitlendi
CENTCOM 2 aylık bilançoyu açıkladı: 100 gemi rota değiştirdi
200 milyon avroluk paket sonrası kritik adım: AB, Grönland'daki varlığını büyütüyor
Saygısızlıkta sınır tanımadılar! Cuma namazı esnasında "domuz başı" ile kirli provokasyon



