Nadir kemik hastalığında tanı ortalama 5,7 yıl gecikiyor
Hipofosfatazya, kemik mineralizasyonunu bozan nadir bir genetik hastalık olarak Avrupa'da çoğu zaman göz ardı ediliyor. Uzmanlar, kronik ağrı ve ciddi komplikasyonlara yol açan bu hastalığın erken teşhisi için farkındalığın artması gerektiğine dikkat çekiyor.

Avrupa genelinde yapılan yeni bir araştırma, hipofosfatazya adlı nadir ve ölümcül olabilen genetik hastalığın, çoğu hastanın farkında olmadan yıllarca ilerlediğini ortaya koydu. Kemik mineralizasyonundaki bozukluklarla karakterize edilen bu hastalık, erken teşhis edilmediğinde kronik ağrı, kemik deformiteleri ve çeşitli komplikasyonlarla yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürüyor. Slovakya'daki Comenius Üniversitesi'nden Dr. Martin Kužma ve Avusturya'daki Ludwig Boltzmann Osteoloji Enstitüsü'nden Dr. Roland Kocijan'ın öncülüğünde yürütülen araştırma, Orta ve Doğu Avrupa'da hipofosfatazya hastalığına sahip 49 hastayı inceleyerek bu alanda bugüne kadar bildirilen en geniş hasta grubuna ulaştı. Araştırmacılar, hastalığın yaygın olarak göz ardı edilmesinin, teşhis sürecinin yıllarca gecikmesine ve hastaların yaşam boyu ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele etmesine yol açtığını belirtiyor.
Kužma ve Kocijan: 'Kronik ağrı hipofosfatazya hastalarının yüzde 73'ünü etkiliyor'
Çalışmada elde edilen bulgular, hipofosfatazya hastalarının büyük bölümünde kronik kas-iskelet sistemi ağrısı görüldüğünü ortaya koyuyor. Araştırmaya katılan 49 hastanın yüzde 73,5'i sürekli ağrı yaşadığını bildirirken, yüzde 44'ünde kemik kırıkları tespit edildi. Ayrıca, hasta grubunun yüzde 17'sinde kemik deformiteleri saptandı. Erken diş kaybı ise vakaların yaklaşık dörtte birinde gözlemlendi. Araştırmacılar, hastalığın semptomlarının çocukluk ve yetişkinlik dönemlerinde farklılık gösterdiğini; çocuklarda daha çok ciddi mineralizasyon kusurları ve diş kayıplarıyla, yetişkinlerde ise kronik ağrı ile öne çıktığını vurguluyor. Hipofosfatazya, kemik ve dişlerin ötesinde solunum ve böbrek sorunları gibi ek komplikasyonlara da yol açabiliyor. Çalışmada, hastaların yüzde 71'inin düzenli olarak birden fazla ağrı kesici kullanmak zorunda kalması, bu hastalığın ağrı yönetimindeki zorluklarını ve tedavi gereksinimini gözler önüne seriyor.
Avrupa'da hipofosfatazya teşhisinde gecikme: Ortalama süre 5,7 yıl
Araştırmaya göre, hipofosfatazya tanısı konan hastalar, semptomların başlamasından itibaren ortalama 5,7 yıl boyunca teşhis bekliyor. Bu süre zarfında hastaların yaşadığı semptomlar ve ortaya çıkan komplikasyonlar giderek ağırlaşıyor. Hastalık, ALPL genindeki mutasyonlar nedeniyle TNSALP enziminin aktivitesinin azalmasından kaynaklanıyor. Bugüne kadar 470'ten fazla patojenik ALPL gen varyantı tanımlandı ve bu çeşitlilik, hastalığın çok farklı şekillerde ortaya çıkmasına neden oluyor. Araştırmacılar, düşük alkali fosfataz (ALP) seviyesinin hipofosfatazya için önemli bir biyokimyasal belirteç olduğunu, ancak çoğu zaman rutin klinik değerlendirmelerde gözden kaçtığını aktarıyor. Avrupa'daki hasta grubunda, yüzde 97 oranında düşük ALP seviyesi saptandı. Özellikle kas-iskelet sistemi şikayetleriyle başvuran yetişkinlerde, düşük ALP seviyesine rastlandığında doktorların DNA testiyle ALPL genini incelemesi gerektiği vurgulanıyor. Genetik testle patojenik bir varyantın tespiti, kesin tanı konulmasını ve uygun tedavi planlanmasını sağlıyor.
Hipofosfatazya tedavisinde erişim sorunu: Sadece bir hasta asfotase alfa aldı
Çalışmada, hipofosfatazya tanısı konan 49 hasta arasında yalnızca bir kişinin enzim replasman tedavisi olan asfotase alfa aldığı bildirildi. Araştırmacılar, bu durumun asfotase alfa tedavisinin sadece kemik bulguları olan çocukluk başlangıçlı hastalarda uygulanabilmesi ve tedaviye erişimin kısıtlı olmasıyla ilgili olduğunu belirtiyor. Hastalığın genetik yapısı ve semptomlarının geniş yelpazesi nedeniyle, tedaviye ulaşamayan birçok hasta yaşam boyu kronik ağrı ve komplikasyonlarla mücadele ediyor. Araştırmacılar, hipofosfatazya konusunda klinisyenlerin ve toplumun farkındalığının artmasının, erken teşhis ve etkili tedaviye erişimi hızlandırabileceğini savunuyor. Özellikle düşük ALP seviyesine sahip ve nedeni açıklanamayan kas-iskelet sistemi şikayetleri olan hastalarda, hipofosfatazya olasılığının göz önünde bulundurulması gerektiği belirtiliyor. Ayrıca, Kanada'da yürütülen yeni çalışmalar, eksik kemik mineralizasyonunun sağlıklı seviyelere döndürülmesi için umut vadeden moleküler düzeyde müdahalelerin geliştirildiğini gösteriyor.
Sonuç olarak, hipofosfatazya Avrupa'da nadir görülse de, hastaların büyük kısmı tanı konulmadan ve uygun tedaviye ulaşamadan yıllarca kronik ağrı ve ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşıyor. Uzmanlar, düşük ALP seviyelerinin dikkate alınmasını, sistematik genetik testlerin yaygınlaştırılmasını ve hipofosfatazya konusunda farkındalığın artırılmasını öneriyor. Bu sayede, hastalığın yol açtığı komplikasyonların önüne geçilmesi ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi mümkün olabilir.
- Popüler Haberler -
Katil İsrail Gazze'de 21 bin 500'den fazla çocuğu öldürdü
Suriye, ABD'nin "teröre destek veren ülkeler" listesinden çıkarıldı
ABD'den İran'a ekonomik savaş ilanı! "Can damarını keseceğiz"
İsrail'den Gazze'ye yeni saldırı! Su arıtma tesisi yerle bir edildi
Trump Kanada'nın fişini çekti! 2027'de yeni tarifeler başlıyor
Fransa'dan radikal karar! Liselerde cep telefonu yasaklandı



