ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Mağarada saat, takvim ve güneş olmadan 2 ay geçirdi! Çıktığında tarihi 25 gün geride sanıyordu

Ada Kahriman - | Son Güncelleme Tarihi:
Mağarada saat, takvim ve güneş olmadan 2 ay geçirdi! Çıktığında tarihi 25 gün geride sanıyordu

Fransız kaşif ve jeolog Michel Siffre, Ligurya Alpleri'nde gerçekleştirdiği mağara deneyiyle insan beyninin zaman algısının sınırlarını ortaya koydu. Siffre'nin yer altında geçirdiği iki ay, bilim dünyasında büyük yankı uyandırırken, deneyin sonuçları NASA ve Fransız ordusunun dikkatini çekti.

Fransız jeolog Michel Siffre, 1962 yılında Ligurya Alpleri'nde gerçekleştirdiği sıra dışı mağara deneyiyle insan beyninin zaman algısının ne kadar hassas ve yanıltıcı olabileceğini gözler önüne serdi. Siffre, 16 Temmuz'da yer altındaki bir buzulun incelenmesi için mağaraya indi ve tam 60 gün boyunca güneş ışığından, saatten ve takvimden tamamen yalıtılmış şekilde yaşadı. Deneyin sonunda, destek ekibi Siffre'ye iki ayın dolduğunu bildirdiğinde, genç kaşif hâlâ ağustos ayında olduğunu zannediyordu. Kendi hesabına göre ise tarih 20 Ağustos'tu; gerçekte ise eylül ortasıydı. Bu çarpıcı deney, insan beyninin dışsal zaman göstergeleri olmadan zaman kavramını nasıl kaybettiğini çarpıcı biçimde gözler önüne serdi.

Michel Siffre: 'Karanlıkta geçen günler birbirinden ayırt edilemiyor'

Deney sırasında Michel Siffre, tamamen karanlık bir ortamda yaşadı. Gözlerini korumak için karanlık gözlükler taktı ve tek ışık kaynağı olarak bir ampul kullandı. Mağaranın girişinde bulunan destek ekibiyle yalnızca tek yönlü bir telefon hattı üzerinden iletişim kurdu. Uyandığında, yemek yediğinde veya uyumaya hazırlandığında ekibi arıyor, ancak karşı taraftan hiçbir zaman tarih veya saat bilgisi verilmiyordu. Siffre, günlerin birbirinden ayırt edilemez hâle geldiğini, sabit bir gün döngüsünün, güneşin doğuşunun ve alışılmış rutinlerin yokluğunda zaman algısının tamamen kaybolduğunu belirtti. Nem oranının yüzde 98'e ulaştığı, sıcaklığın 34 dereceye kadar düştüğü bu zorlu ortamda, Siffre yalnızca Platon'un eserlerini okuyabildi ve ayaklarını asla kurutamadı. Fiziksel koşulların ağırlığına rağmen, deneyin en çarpıcı sonucu, insan beyninin zaman algısının dışsal ipuçları olmadan hızla çökmesiydi.

NASA ve Fransız ordusu, Siffre'nin mağara deneyine büyük ilgi gösterdi

Michel Siffre'nin mağara deneyi, kısa sürede bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. Deneyin ardından, NASA Siffre'nin 1962 bulgularının matematiksel analizini finanse etti. Amerikan uzay ajansı, özellikle astronotların uzayda uzun süre güneş ışığı görmeden yaşadıkları koşullarda zaman algılarının nasıl değiştiğini anlamak istiyordu. Aynı şekilde, Fransız ordusu da Siffre'ye önemli miktarda fon sağladı. Ordunun hedefi, askerlerin uyanık kalma sürelerini artırıp artırmayacaklarını öğrenmekti. Ayrıca Fransa, yeni başlattığı nükleer denizaltı programında, aylarca gün ışığı görmeden çalışacak mürettebatın zaman algısının nasıl etkileneceğini araştırmak için Siffre'nin deney sonuçlarından yararlandı. Bu destekler, mağara deneyinin yalnızca bireysel bir macera değil, aynı zamanda askeri ve bilimsel açıdan da büyük öneme sahip olduğunu gösterdi.

Zaman algısındaki çarpıcı sapma: '120'ye kadar saymak' testi

Deney sırasında saat kullanmasına izin verilmeyen Michel Siffre, zamanın geçişini ölçmek için kendi yöntemini geliştirdi. Her telefon görüşmesinde nabzını ölçtükten sonra, birden 120'ye kadar sesli olarak saydı. Ona göre her sayı bir saniyeye karşılık geliyordu. Ancak yüzeydeki saatlerle yapılan karşılaştırmalarda, Siffre'nin 120'ye kadar sayması aslında iki dakika, bazen beş dakika sürüyordu. Bu bulgu, içsel zaman algısının dışsal saatlerle ne kadar farklılaşabileceğini gösterdi. Siffre'nin 'içsel metronomu', yüzeydeki saatlerin hızının yarısından daha yavaş çalışıyordu. Bu büyük hata, dokuz haftalık izolasyon boyunca birikerek toplamda yirmi beş günlük bir zaman kaybına yol açtı. Deney, insan beyninin zamana dair öznel değerlendirmesinin, dışsal referanslar olmadan ciddi ölçüde sapabileceğini açıkça ortaya koydu.

Deep Time projesi: Lombrives mağarasında yeni bir sınav

Michel Siffre'nin öncülük ettiği mağara deneyleri, sonraki yıllarda da bilim insanlarının ilgisini çekmeye devam etti. 24 Nisan 2021'de, İnsan Adaptasyon Enstitüsü tarafından yürütülen Deep Time projesi kapsamında, on beş gönüllü, Fransa'nın Pirene Dağları'ndaki Lombrives mağarasında kırk gün boyunca dış dünyadan tamamen izole şekilde yaşadı. Gönüllüler, mağaradan çıktıklarında çoğunun yer altına yaklaşık otuz gün önce girdiğine inandığı ortaya çıktı. Yani, on beş kişilik bir grupta toplamda on gün 'kayıp' yaşandı. Deney sırasında ortam sıcaklığı 10 dereceye kadar düştü ve nem oranı yüzde 100'e ulaştı. Tüm gönüllüler, süre boyunca sensörlere bağlı olarak izlendi. Bu deney, Siffre'nin 1962'de başlattığı zaman algısı araştırmalarının günümüzde de tazeliğini koruduğunu bir kez daha gösterdi.

Bilimsel tartışmalar: İnsan biyolojik saatinin sınırları

Siffre'nin mağara deneyinden elde edilen bulgular, insan biyolojik saatine dair uzun süreli tartışmalara yol açtı. Siffre, kendi uyku-uyanıklık döngüsünün yaklaşık 24 saat 30 dakika sürdüğünü, yani standart bir günden biraz daha uzun olduğunu tespit etti. Daha sonra mağaraya inen gönüllülerde ise bu döngü yaklaşık 48 saate kadar çıktı; bazıları 36 saat uyanık kalıp ardından 12-14 saat uyuyordu. Fakat 1999'da Science dergisinde yayımlanan ve Harvard'dan Charles Czeisler'in liderliğini yaptığı bir çalışma, insan vücut saatinin ışık maruziyeti sıkı şekilde kontrol edildiğinde ortalama 24.18 saat olduğunu ortaya koydu. Önceki deneylerde, deneklerin loş mağaralarda bile yeterince ışığa maruz kalmasının sonuçları çarpıttığı, bu nedenle biyolojik saatlerinin farkında olmadan değiştiği savunuldu. Ancak Siffre'nin mağara deneyleri, insanın güneşten bağımsız olarak da bir iç saate sahip olduğunu kesin biçimde kanıtladı. Biyolojik saatin tam uzunluğunu ölçmek için ise onlarca yıl boyunca daha sıkı kontrollerle yeni deneyler yapıldı.

Siffre'nin mağaraya dönüşleri ve zaman algısındaki ısrarı

Michel Siffre, mağara deneylerinden sonra da yer altına inmeye devam etti. 1999 yılında, 60 yaşındayken Clamouse mağarasına inerek milenyumu orada kutladı. Yanında foie gras ve şampanya götüren Siffre, Boston Globe'un aktardığına göre dört gün gecikmeli olarak kadeh kaldırdı. 76 gün süren bu son deneyde, mağaradan çıktığında hâlâ 5 Şubat olduğunu sanıyordu, oysa tarih 14 Şubat'tı. Siffre'nin zaman algısı üzerine yaptığı deneyler, insan beyninin dışsal zaman göstergeleri olmadan ne kadar kolay yanıltılabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Onun çalışmaları, günümüzde hem bilimsel araştırmalar hem de psikolojik dayanıklılık açısından önemli bir referans noktası olmayı sürdürüyor.

Michel Siffre'nin Ligurya Alpleri'nde başlattığı mağara deneyi, insan beyninin zaman algısının ne kadar kırılgan olduğunu ve dışsal ipuçlarının yokluğunda bu algının hızla çökebileceğini gösterdi. Siffre'nin deneyleri, hem bilimsel hem de askeri kurumların dikkatini çekti ve zaman algısı araştırmalarında çığır açtı. Bugün hâlâ, bu tür izolasyon deneyleri, insan psikolojisi ve biyolojik saat üzerine yürütülen çalışmalara ilham vermeye devam ediyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
zaman algısı Michel Siffre mağara deneyi Ligurya Alpleri insan psikolojisi