Küresel buz erimesi Dünya'nın dönüşünü tehdit ediyor

ETH Zürih ve Viyana Üniversitesi'nin ortak araştırması, Dünya'nın dönüş hızında 3.6 milyon yıldır görülmeyen bir değişim yaşandığını ortaya koydu. Bilim insanları, buz erimesi ve yeraltı suyu kullanımı nedeniyle günlerin uzadığını, bunun GPS sistemlerinin hassasiyetini riske attığını vurguladı.
ETH Zürih ve Viyana Üniversitesi'nden bilim insanlarının yürüttüğü son araştırma, Dünya'nın dönüş hızının insan faaliyetleri nedeniyle son 3.6 milyon yılda görülmemiş bir biçimde değiştiğini gözler önüne serdi. Araştırmacılar, özellikle kutup bölgelerinde yaşanan buz erimesi ve tarımsal amaçlarla yapılan yeraltı suyu çekiminin, gezegenin dönüşünü yavaşlattığını ve günlerin uzunluğunda artışa yol açtığını belirtti. Bu değişimin, GPS sistemlerinin hassasiyetini ve uzay aracı navigasyonunu doğrudan etkilediği açıklandı. Journal of Geophysical Research: Solid Earth dergisinde Mart 2026'da yayımlanan bulgular, iklim değişikliğinin ve insan etkisinin Dünya'nın temel fiziksel parametrelerinde radikal bir değişime neden olduğunu net bir şekilde ortaya koydu.
ETH Zürih ve Viyana Üniversitesi: Dönüş hızında rekor yavaşlama tespit edildi
Araştırmada anahtar kelime olarak öne çıkan "dünya dönüş hızı", gezegenin gün uzunluğundaki değişimiyle doğrudan bağlantılı. Bilim insanları, günlerin yüzyılda 1.33 milisaniye uzadığını ve bu hızın jeolojik kayıtlarda eşi benzeri görülmediğini belirtti. Bu oran, Geç Pliyosen döneminden bu yana kaydedilen en yüksek değer olarak kayıtlara geçti. Çalışmada, özellikle Grönland ve Antarktika'daki buzulların hızla erimesiyle okyanuslara yayılan kütlenin, Dünya'nın atalet momentini artırdığı ve dönüşünü yavaşlattığı vurgulandı. Buz erimesiyle okyanuslara taşınan suyun ekvatora doğru hareketi, gezegenin dönüş hızında azalmaya ve günlerin uzamasına neden oluyor. Bu süreç, bir figür patencisinin kollarını açarak dönüşünü yavaşlatmasına benzetildi. Araştırmacılar, bentik foraminiferlerin fosil kabuklarından elde edilen verilerle, milyonlarca yıl geriye giderek bu değişimi analiz etti. Liouville denklemleri ve PIDM (Fizik Bilgili Difüzyon Modeli) adı verilen yeni bir derin öğrenme yaklaşımıyla, deniz seviyesi değişimlerinin gün uzunluğuna etkisi matematiksel olarak hesaplandı. Elde edilen sonuçlar, gün uzunluğundaki artışın insan kaynaklı iklim değişikliğiyle doğrudan ilişkili olduğunu gösterdi. Soja, "Bu hızlı gün uzunluğu artışı, modern iklim değişikliğinin Geç Pliyosen'den bu yana eşi benzeri görülmemiş bir hızda olduğunu ortaya koyuyor" diyerek insan etkisinin büyüklüğüne dikkat çekti.
Yeraltı suyu kullanımı ve buz erimesi: GPS ve uzay teknolojileri tehlikede
Bilim insanlarının ortaya koyduğu bir diğer kritik bulgu, yeraltı suyu çekiminin Dünya'nın dönüş kutbunu doğuya kaydırması oldu. Seul Ulusal Üniversitesi tarafından yürütülen 2023 tarihli ayrı bir çalışma, 1993-2010 yılları arasında tarımsal yeraltı suyu kullanımının dönüş kutbunu yaklaşık 80 santimetre doğuya kaydırdığını gösterdi. Bu kayma, gezegenin kütle dağılımında önemli bir değişikliğe yol açtı ve GPS sistemlerinin hassasiyetini doğrudan etkiledi. NASA'nın GRACE uydularından elde edilen verilerle yapılan analizlerde, yeraltı suyu azalışının kutup kaymasında iklimle ilgili en büyük etken olduğu kanıtlandı. Kiani Shahvandi ve Ki-Weon Seo, bu değişimin büyüklüğünü bir büyüklük-9.0 depreminin gezegen ölçeğindeki kuvvet yeniden düzenlemesine benzetti. GPS ve diğer küresel navigasyon sistemleri, Dünya'nın dönüş hızındaki küçük değişikliklerden bile doğrudan etkileniyor. UT1 (Evrensel Zaman 1) ile atomik saat arasındaki uyumun bozulması, konum doğruluğunda milimetrik hatalara yol açıyor. Uzay araçları için ise bu sapma, gezegenler arası mesafelerde yüzlerce metreye kadar büyüyebiliyor. Uluslararası Dünya Dönüşü ve Referans Sistemleri Servisi (IERS), bu değişimleri günlük olarak izleyip düzeltmeler sağlasa da, iklim değişikliğinin getirdiği öngörülemezlik mühendislik açısından yeni zorluklar yaratıyor. 2026'da yayımlanan araştırma, buz erimesinin ve yeraltı suyu kaybının, artık saniye uygulamalarında da değişikliklere yol açtığını ve zaman tutma sistemlerinde köklü güncellemeler gerektirebileceğini ortaya koydu.
Bilim insanları: Yüksek emisyon senaryosu dönüş hızını daha da yavaşlatacak
ETH Zürih ve Viyana Üniversitesi'nin çalışmasında geleceğe yönelik projeksiyonlar da yer aldı. Araştırmacılar, yüksek emisyon senaryolarında — yani fosil yakıt kullanımının sürdüğü ve küresel sıcaklıkların 3°C ile 5°C arasında arttığı durumlarda — gün uzunluğundaki değişimin 2080 yılına kadar 2.62 milisaniye/yüzyıl seviyesine çıkabileceğini belirledi. Bu oran, Ay'ın gelgit etkisinin Dünya'nın dönüşündeki rolünü ilk kez geride bırakacak. Düşük emisyonlu ve yüksek azaltım politikalarının izlenmesi halinde ise gün uzunluğundaki artış bugünkü seviyelere yakın kalıyor. Bu veriler, insanlığın iklim politikalarının gezegenin temel fiziksel parametrelerini nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor. Araştırmacılar, yeraltı suyu azalması ve iklim değişikliğinin yol açtığı kütle yeniden dağılımı gibi faktörlerin, Dünya'nın dönüş hızında gelecekte daha da büyük değişimlere yol açabileceği uyarısında bulundu. Soja, "İnsan etkisi Dünya sisteminde o kadar derinleşti ki, artık gezegenin dönüşünü değiştirmeye başladık" diyerek, mevcut eğilimin ciddiyetine dikkat çekti. Bilim insanları, bu gelişmelerin GPS ve diğer uzay teknolojilerinde sürekli güncellemeler ve yeni mühendislik çözümleri gerektireceğini belirtti. Jeofizikçiler, zaman tutma topluluğunun ve uzay ajanslarının, artan öngörülemezliğe karşı daha esnek ve hassas sistemler geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
GPS hassasiyeti ve uzay teknolojileri: Artan riskler ve yeni önlemler
Dünya dönüş hızı değişiklikleri, GPS ve uzay aracı sistemlerinin güvenilirliği açısından kritik öneme sahip. Gün uzunluğundaki milisaniyelik değişimler, GPS alıcılarının ve uzay araçlarının konumlama doğruluğunda ciddi sapmalara yol açabiliyor. Uluslararası Dünya Dönüşü ve Referans Sistemleri Servisi (IERS), bu değişimleri günlük olarak izleyip düzeltmeler sunsa da, iklim değişikliğine bağlı buz erimesi ve yeraltı suyu kaybı gibi faktörler, düzeltmelerin sıklığını ve karmaşıklığını artırıyor. Özellikle uzay araçlarının gezegenler arası navigasyonunda, Dünya üzerindeki 1 santimetrelik bir hata, hedeflenen rotadan yüzlerce metre sapmaya neden olabiliyor. GPS sistemlerinin bugüne kadar yılda iki kez saat değişiklikleri ve 1972'den bu yana 27 artık saniye ile başa çıkabildiği biliniyor. Ancak iklim değişikliğinin getirdiği öngörülemezlik, mühendislerin ve zaman tutma topluluğunun yeni çözümler geliştirmesini zorunlu kılıyor. 2022'de uluslararası metrologlar, artık saniye uygulamasının 2035'e kadar tamamen kaldırılması yönünde oy kullandı. Bilim insanları, ilerleyen yıllarda GPS ve zaman tutma sistemlerinde daha büyük ve seyrek ayarlamaların gündeme gelebileceğini öngörüyor.
Bilimsel yöntemler: Dünya'nın dönüşü ve kutup kayması nasıl ölçülüyor?
Dünya dönüş hızı ve kutup hareketlerindeki değişiklikler, ileri teknoloji ölçüm yöntemleriyle takip ediliyor. Modern bilim insanları, gün uzunluğundaki değişimleri Çok Uzun Bazlı Enterferometri (VLBI) tekniğiyle ölçüyor. Bu yöntem, uzak kuasarların radyo sinyallerinin Dünya'ya ulaşma zamanını analiz ederek, gezegenin dönüş hızını mikrosaniye hassasiyetinde belirlemeye olanak tanıyor. Kutup hareketleri ise, NASA'nın GRACE uyduları tarafından sağlanan yerçekimi alanı verileriyle doğrudan haritalanıyor. Yeraltı suyu çekimi ve buz erimesiyle ortaya çıkan kütle değişimleri, GRACE verileriyle kutup kaymasının matematiksel olarak modellenmesine imkan veriyor. Geçmişe dönük analizlerde ise, bentik foraminiferlerin fosil kabuklarındaki oksijen izotop oranları (δ¹⁸O), deniz seviyesi değişimlerinin ve dolayısıyla gün uzunluğundaki değişimlerin izlenmesini sağlıyor. ETH Zürih ve Viyana Üniversitesi'nin geliştirdiği PIDM algoritması, bu verilerdeki belirsizlikleri azaltarak, jeolojik zaman ölçeğinde gün uzunluğu tahminlerinin doğruluğunu artırıyor. Bilim insanları, bu teknolojik ilerlemeler sayesinde Dünya'nın dönüş hızındaki değişimleri her zamankinden daha hassas ve kapsamlı biçimde izleyebiliyor.
Sonuç: Dünya dönüş hızı değişimi ve insan etkisinin geleceği
ETH Zürih ve Viyana Üniversitesi'nin öncülüğünde yürütülen araştırmalar, insanlığın Dünya dönüş hızı üzerindeki etkisinin büyüklüğünü ve sonuçlarını çarpıcı biçimde ortaya koydu. Buz erimesi ve yeraltı suyu kullanımı nedeniyle gün uzunluğunda yaşanan artış, jeolojik kayıtlarda eşi benzeri görülmemiş bir düzeye ulaştı. Bu değişim, GPS sistemlerinden uzay aracı navigasyonuna kadar çok sayıda ileri teknoloji altyapısının hassasiyetini ve güvenilirliğini tehdit ediyor. Bilim insanları, iklim değişikliğiyle mücadelede atılacak adımların yalnızca çevre üzerinde değil, gezegenin temel fiziksel parametrelerinde de belirleyici olacağına dikkat çekiyor. Yüksek emisyon senaryolarında dönüş hızındaki yavaşlamanın daha da artacağı, düşük emisyon politikalarında ise bu etkinin sınırlı kalacağı öngörülüyor. Sonuç olarak, dünya dönüş hızı üzerindeki insan etkisinin önümüzdeki yıllarda daha da belirginleşmesi bekleniyor. Bilim insanları, bu gelişmelerin takip edilmesi ve GPS gibi kritik sistemlerin güncellenmesi için uluslararası iş birliğinin ve bilimsel araştırmaların sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor.
- Popüler Haberler -
Yaz sıcaklarında 10 meyveyle susuzluğa meydan okuyun
Güneş Sistemi'nde kayıp gezegenler iddiası! Uranüs ve Neptün'ün geçmişi şaşırtıyor
Hava kirliliği alarmı! Beyni yaşlanmadan daha hızlı yıpratıyor
Afrika ve Asya'da aslan nüfusu tehlikede! Son 100 yılda büyük kayıp
Sinek kuşlarından şaşırtan beslenme tekniği! Bilim dünyası bu keşfi konuşuyor
Beyaz Saray'da UFC dövüşüne acil yargı freni



