ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

İnanılmaz keşif: Mantar radyasyondan güç alıyor

Ali Kemal Cora - | Son Güncelleme Tarihi:
İnanılmaz keşif: Mantar radyasyondan güç alıyor

Çernobil Nükleer Santrali'nin dört numaralı reaktörünün patlamasından kırk yıl sonra, bilim insanları bölgedeki en radyoaktif yapıların iç duvarlarında yaşayan ve radyasyondan güç alan garip bir mantar türü keşfettiler. Bu organizma, melanin pigmenti sayesinde iyonlaştırıcı radyasyonu fotosentez benzeri bir süreçle kullanabiliyor olabilir.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Çernobil Dışlama Bölgesi, insanlar için erişim yasağı altında olmasına rağmen, 1986 yılında meydana gelen reaktör patlamasından bu yana diğer yaşam formları için çok farklı bir hikaye yazılmıştır. Dört Numaralı reaktörün çevresinde kalan bu bölgede, sadece çeşitli canlılar yerleşmekle kalmamış, aynı zamanda hayatta kalmayı başarmış, çevre koşullarına uyum sağlamış ve hatta evrimsel açıdan gelişim göstermiş görünmektedir. Bu olağanüstü adaptasyon süreci, insanların bölgeden uzak durması nedeniyle kısmen açıklanabilse de, en az bir organizma için durum tamamen farklıdır. Reaktörün etrafındaki yapıların içinde kalan yoğun iyonlaştırıcı radyasyon, bu organizma için bir tehdit değil, aksine bir avantaj haline gelmiştir.

Gizemli siyah mantarın keşfi

Dünya üzerindeki en radyoaktif binalardan birinin iç duvarlarına yapışmış halde, araştırmacılar merakla ve şaşkınlıkla garip bir siyah mantar türü buldular. Cladosporium sphaerospermum olarak bilimsel adlandırılan bu organizma, koyu renkli pigmentasyonu ile dikkat çekmektedir. Mantarın bu koyu pigmenti melanin olarak adlandırılan bir bileşiktir ve bazı araştırmacılar, bu melaninin bitkilerin fotosentez sırasında ışığı kullanma biçimine benzer şekilde, iyonlaştırıcı radyasyonu metabolik bir enerji kaynağı olarak kullanabileceğini düşünmektedir. Bu önerilen mekanizmaya bilim dünyasında radyosentez adı verilmiştir. Ancak bu teori, kanıtlanması oldukça zor olan ve hala tam olarak anlaşılmamış bir hipotezdir.

Ukrayna'daki saha araştırması ve mantar topluluğunun bulunması

Gizem, 1990'ların sonlarında başlamıştır. Ukrayna Ulusal Bilimler Akademisi'nden mikrobiyolog Nelli Zhdanova'nın liderliğinde bir araştırma ekibi, harap olmuş reaktörü çevreleyen barınakta hangi yaşam formlarının, eğer varsa, bulunabileceğini belirlemek amacıyla Çernobil Dışlama Bölgesi'nde kapsamlı bir saha araştırması yürütmeye başlamıştır. Bu araştırmanın sonuçları, bilim insanlarını derinden şaşırtmıştır. Ekip, şaşırtıcı bir biçimde otuz yedi farklı mantar türünü belgeleyerek, bütün bir mantar ekosisteminin varlığını ortaya çıkarmıştır. Özellikle dikkat çeken nokta, bu organizmalar arasında koyu tonlardan siyaha kadar değişen renklerin baskın olmasıdır. Bulunan mantarların çoğu, melanin pigmenti bakımından oldukça zengin bir yapıya sahiptir. Cladosporium sphaerospermum, bu mantar topluluğu içinde baskın bir konum almış ve aynı zamanda en yüksek radyoaktif kontaminasyon seviyelerinden bazılarını da göstermiştir.

Radyasyonun mantar üzerindeki etkileri ve radyosentez teorisi

Bu keşif ne kadar şaşırtıcı olsa da, daha sonra ortaya çıkan bulgular merakı daha da derinleştirmiştir. Radyofarmakoloji uzmanı Ekaterina Dadachova ve immünolog Arturo Casadevall, her ikisi de Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Albert Einstein Tıp Fakültesi'nde görevli olmak üzere, bir bilim insanları ekibine liderlik etmiştir. Bu ekip, Cladosporium sphaerospermum'u iyonlaştırıcı radyasyona maruz bırakmanın, mantara diğer organizmalara zarar vereceği şekilde zarar vermediğini ortaya koyan çalışmalar yürütmüştür. İyonlaştırıcı radyasyon, elektronları atomlarından koparacak kadar güçlü parçacık emisyonlarını tanımlar ve bu elektronları iyonik formlarına dönüştürür. Teorik olarak bu oldukça zararsız görünse de, pratikte iyonlaşma molekülleri parçalayabilir, biyokimyasal reaksiyonlara müdahale edebilir ve hatta DNA yapısını hasara uğratabilir. Bu etkiler insan vücudu için son derece zararlı olsa da, kanser hücrelerini yok etmek için tıbbi uygulamalarda kullanılabilir. Ancak Cladosporium sphaerospermum'un bu radyasyona karşı gösterdiği direnç ve hatta gelişim göstermesi, bilim insanlarını derinden meraklandırmıştır.

Radyosentez teorisi, mantarın melanin pigmentinin radyasyonu absorbe ederek enerji elde etmesini öne sürmektedir. Bu mekanizma, bitkilerin klorofil aracılığıyla güneş ışığından enerji elde etmesi prensibine benzer bir şekilde çalışabilir. Ancak bu teori, henüz tam olarak kanıtlanmamış ve bilim dünyasında tartışmalı bir hipotez olarak kalmaktadır. Mantarın tam olarak nasıl ve neden radyasyondan fayda sağladığını belirlemek, araştırmacılar için hala bir gizem olarak devam etmektedir.

Çernobil'deki bu garip mantar, doğanın uyum ve dayanıklılık kapasitesinin ne kadar geniş olduğunu göstermektedir. Dört Numaralı reaktörün patlamasından kırk yıl sonra bile, yaşam formları en ekstrem koşullarda bile gelişmeyi ve evrimleşmeyi başarabilmektedir. Cladosporium sphaerospermum'un radyasyonla olan ilişkisi, gelecekteki biyoloji ve tıp araştırmalarına yeni kapılar açabilir ve insanlığın radyasyonla ilgili sorunları çözmesinde yardımcı olabilir.


Etiketler:
Çernobil mantar radyosentez radyasyon bilim