ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Bilim insanları sivrisinek atıklarında beklenmedik virüslerin izini buldu

Rutgers Üniversitesi'nde yürütülen araştırmada, New Jersey'nin New Brunswick kentinde toplanan sivrisinek atıklarının Batı Nil virüsü ve beklenmedik patojenleri tespit etmede erken uyarı aracı olabileceği ortaya kondu. Uzmanlar, sivrisinek atıklarının halk sağlığı açısından yeni bir izleme yöntemi sunabileceğini vurguluyor.

Hasan Köseoğlu - | Son Güncelleme Tarihi:
Bilim insanları sivrisinek atıklarında beklenmedik virüslerin izini buldu

Rutgers Üniversitesi'nden bilim insanları, New Jersey'nin New Brunswick kentinde yürüttükleri araştırmada, sivrisinek atıklarının Batı Nil virüsü ve başka beklenmedik patojenleri tespit etmede erken uyarı sağlayabileceğini ortaya koydu. 2021 ve 2022 yıllarında toplanan Culex türü sivrisineklerden elde edilen atıklar, laboratuvar ortamında analiz edildi. Elde edilen bulgular, sadece Batı Nil virüsünü değil, aynı zamanda daha önce bölgede rapor edilmemiş yeni virüsleri ve parazitleri de gözler önüne serdi. Araştırmanın başında yer alan Prof. Dana C. Price, sivrisinek atıklarının genetik izler taşıdığını ve bu yöntemin, klasik sivrisinek testlerine göre daha hızlı ve kapsamlı sonuçlar verebileceğini belirtti.

Prof. Dana C. Price: 'Sivrisinek atıkları ile virüsler erken tespit edilebilir'

Araştırmanın lideri Prof. Dana C. Price, sivrisineklerin taşıdığı virüslerin insanlarda hastalık vakaları ortaya çıkmadan önce topluluk içinde yayılabileceğine dikkat çekti. Price, mevcut test yöntemlerinin zahmetli ve zaman alıcı olduğunu, sivrisineklerin toplanması, tanımlanması ve laboratuvar ortamında işlenmesi gerektiğini vurguladı. Bu nedenle ekibiyle birlikte, sivrisineklerin geride bıraktığı atıklara odaklanarak, virüs ve patojen izlerinin daha hızlı ve pratik şekilde tespit edilip edilemeyeceğini araştırdı. Price, "Bizim yaptığımız, adeta bir sivrisinek tuvaleti kurmak oldu," diyerek, bu yöntemin hem tanıdık hem de beklenmeyen virüsleri yakalamada etkili olabileceğini ifade etti. Price'ın ifadesiyle, "Eğer neyi arayacağınızı bilmiyorsanız, bulmanız da imkânsız olur." Bu çalışma, sivrisinek atıklarının genetik analiziyle, halk sağlığı ekiplerine çok daha erken bir uyarı verebilecek yeni bir yaklaşım sunuyor.

New Brunswick'te sivrisinek atıklarından Batı Nil virüsü ve yeni patojenler ortaya çıktı

Rutgers Üniversitesi ekibi, 3D yazıcıdan üretilen ve su itici malzeme ile kaplanan özel bir funnel (huni) cihazı geliştirdi. Bu cihaz sayesinde, sivrisineklerin bıraktığı küçük atık damlacıkları toplanıp analiz edildi. Araştırmacılar, 2021 ve 2022 yıllarında New Brunswick'teki aynı bahçeden toplanan 50'şer vahşi Culex sivrisineği ile denemeler yaptı. Sivrisinekler laboratuvar ortamında cihazın üzerine yerleştirildi ve şeker çözeltisi verildi. 18 saatlik bir sürenin ardından toplanan atıklar, genetik analiz için hazır hale geldi. Bilgisayar destekli analizler, milyonlarca kısa genetik parçayı bir araya getirerek, örneklerde hangi virüs ve organizmaların bulunduğunu ortaya çıkardı. Özellikle 2022 yılında toplanan örneklerde, Batı Nil virüsünün tam genomu tespit edildi. Bu bulgu, sadece virüsün varlığını göstermekle kalmadı, aynı zamanda genetik dizisinin ayrıntılı olarak incelenmesine de olanak sağladı. Ayrıca, daha önce New York'ta tanımlanan NY07 Batı Nil virüsü suşuyla ilişkili genetik değişiklikler de saptandı. Batı Nil'i tespit etmek için yapılan özel testlerde, 2022 örneği pozitif, 2021 örneği ise negatif sonuç verdi.

Beklenmedik virüsler ve parazitler de sivrisinek atıklarında bulundu

Çalışmanın en dikkat çekici yanlarından biri, sadece Batı Nil virüsünün değil, aynı zamanda daha önce bölgede rapor edilmemiş virüslerin de tespit edilmesi oldu. Araştırmacılar, atık örneklerinde Hedwig benzeri bir virüsün genetik materyaline rastladı. Bu virüs, daha önce Avrupa'da rapor edilmişti ve Amerika'dan elde edilen ilk bulgu olarak kayıtlara geçti. Prof. Price, "Biz bunu özel olarak aramadık, ancak geniş çaplı bir tarama yaptığımız için ortaya çıktı," dedi. Bunun yanı sıra, bilimsel veritabanlarında daha önce yer almayan, partiti benzeri ve picorna benzeri virüslerin yanı sıra, tek hücreli parazitlerle ilişkili yeni olası virüsler de bulundu. Araştırmacılar, bu yeni virüslerin gerçekten yeni türler olup olmadığını doğrulamak için daha fazla örnek toplamayı planlıyor. Ayrıca, atık örneklerinde trypanosomatid adı verilen, böcekler ve diğer konaklarla ilişkili tek hücreli parazitlerin genetik izlerine de rastlandı. Bir örnekte, on binlerce genetik eşleşme kaydedildi. Bu bulgular, sivrisinek atıklarının hem virüsler hem de başka organizmalar hakkında çok katmanlı bilgi sunabileceğini gösteriyor.

Erken uyarı sistemi olarak sivrisinek atıklarının potansiyeli

Sivrisinek atıklarının genetik analizi, halk sağlığı açısından önemli bir erken uyarı sistemi olarak öne çıkıyor. Araştırmada elde edilen veriler, sadece mevcut ve bilinen tehditleri değil, aynı zamanda daha önce hiç tespit edilmemiş patojenleri de ortaya çıkarabiliyor. Prof. Price, "Ürettiğimiz veri arttıkça, her şeyin her yerde olup olmadığını merak etmeye başlıyoruz," diyerek, sivrisinek dünyasının sandığımızdan çok daha karmaşık olabileceğine işaret etti. Bir bölgede ilk kez rapor edilen bir virüsün, aslında uzun süredir orada bulunabileceğini, ancak daha önce yeterince geniş bir arama yapılmadığı için tespit edilememiş olabileceğini belirtti. Bu nedenle, sivrisinek atıklarının düzenli ve kapsamlı şekilde izlenmesi, halk sağlığı ekiplerinin sadece beklenen patojenlere değil, beklenmedik tehditlere karşı da hazırlıklı olmasını sağlayabilir.

Çalışmanın sınırlamaları ve gelecekteki uygulamalar

Yapılan deneyin kapsamı şimdilik sınırlı. Araştırma, sadece New Brunswick'teki bir bölgeden toplanan 100 sivrisineği içeriyor. Bu nedenle sonuçlar, New Jersey veya Kuzey Amerika genelindeki virüslerin yaygınlığı hakkında kesin bilgi sunmuyor. Ayrıca, sivrisinekler laboratuvar ortamında cihazın üzerine yerleştirildi ve saha koşullarında aynı sonuçların elde edilip edilemeyeceği henüz bilinmiyor. Araştırmacılar, gelecekte laboratuvar dışında da sivrisinekleri ve atıklarını toplayabilen otomatik tuzaklar geliştirmeyi hedefliyor. Bu tür cihazlar, hem örnekleri koruyabilecek hem de düzenli olarak izlenmesi zor olan bölgelerden genetik veri toplayıp analiz edebilecek. Prof. Price, "Hayalimizdeki cihaz, bir ormanda bir yere yerleştirdiğimiz ve bize sürekli veri gönderen bir sistem," diyerek, bu yaklaşımın gelecekte halk sağlığı izleme çalışmalarında önemli bir rol oynayabileceğine işaret etti. Ancak, sivrisinek atıklarında tespit edilen virüslerin, doğrudan insanlara veya hayvanlara bulaşıp bulaşmadığı henüz netlik kazanmadı. Genetik materyal, aktif bir enfeksiyondan, başka bir organizmadan ya da sadece sindirim sisteminden geçen parçalardan kaynaklanıyor olabilir. Bu nedenle, yöntem şimdilik erken uyarı sistemi olarak değerlendirilse de, daha geniş ve uzun vadeli saha testlerine ihtiyaç duyuluyor.

Sonuç olarak, Rutgers Üniversitesi'nin yürüttüğü bu çalışma, sivrisinek atıklarının halk sağlığı açısından büyük potansiyel taşıdığını gösteriyor. Batı Nil virüsü ve başka beklenmedik patojenlerin erken tespiti, olası salgınların önlenmesinde kritik önemde olabilir. Gelecekte geliştirilecek otomatik izleme sistemleriyle, sivrisinek atıkları üzerinden toplum sağlığını tehdit eden unsurların çok daha erken fark edilmesi mümkün hale gelebilir. Bu yaklaşım, yalnızca mevcut tehditleri değil, henüz tanımlanmamış patojenleri de ortaya çıkararak, halk sağlığı ekiplerinin daha hızlı ve etkili müdahale etmesine katkı sağlayacak yeni bir dönemin kapısını aralıyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
sivrisinek atığı Batı Nil virüsü erken uyarı Rutgers Üniversitesi halk sağlığı