Bilim insanları deniz tabanında Atlantis'e giden yolu mu buldu?

Hawaii yakınlarında yapılan derin deniz araştırması sırasında okyanus tabanında görünüşte döşenmiş bir yol bulunmuş, ancak bilim insanları bunun aslında doğal volkanik kayalardan oluştuğunu ortaya koymıştır.
2022 yılının ilkbaharında, Hawaii Adaları'nın kuzeyinde gerçekleştirilen bir derin deniz keşif operasyonu, okyanus tabanında ilginç bir jeolojik oluşumun görüntülenmesiyle bilim camiasını hayrette bırakmıştır. Keşif Gemisi Nautilus tarafından Nootka Denizaltı Dağı'nın zirvesinde tespit edilen bu yapı, ilk bakışta insan eliyle döşenmiş bir yol izlenimi vermişse de, araştırmacılar tarafından yapılan detaylı incelemeler bunun tamamen doğal bir jeolojik oluşum olduğunu kanıtlamıştır. Dünyanın en büyük deniz koruma alanlarından biri olan Papahānaumokuākea Deniz Ulusal Anıtı içinde gerçekleştirilen bu keşif, okyanus tabanının ne kadar az keşfedilmiş olduğunu ve bu bölgelerde neler saklı olabileceğini gösteren önemli bir örnek teşkil etmektedir.
Volkanik Kayalardan Oluşan Doğal Bir Yapı
Araştırma ekibinin başlangıçta şaşkınlıkla karşıladığı bu oluşum, aslında hyaloclastite adı verilen bir volkanik kaya türünün doğal kırılması sonucu meydana gelmiştir. Hyaloclastite, lav akışının deniz suyu ile temas ettiği anlarda meydana gelen patlayıcı sualtı patlamaları sırasında oluşan bir volkanik kaya çeşididir. Ocean Exploration Trust tarafından yapılan bilimsel analiz, görüntülerde dikkat çeken düzgün hizalanmış şekillerin aslında termal stres sonucu oluştuğunu ortaya koymuştur. Zaman içinde tekrarlanan ısınma ve soğuma döngüleri, kayanın yaklaşık doksan derecelik açılarda çatlamasına yol açmış ve bu çatlaklar tuğla duvarına benzer bir görünüm oluşturmuştur. Bazı bölümlerde yüzey, soyulabilecek pişmiş bir kabuk şeklinde tanımlanmış olup, bu jeolojik yanılsama neredeyse insan yapımı bir yapı gibi görünmesine neden olmuştur.
Benzer doğal oluşumlar aslında karada da bulunabilmektedir; Kuzey İrlanda'daki ünlü Dev Kaldırımı bu tür volkanik kaya oluşumlarının en iyi örneklerinden biridir. Ancak bu jeolojik yapının okyanus tabanının üç bin metreden fazla derinliğinde, ışığın ulaşamadığı karanlık bölgelerde keşfedilmesi, bulguyu çok daha beklenmedik ve ilginç hale getirmiştir. Araştırmacılar, bu tür oluşumların deniz yaşamı için önemli habitatlar oluşturduğunu belirtmişlerdir; volkanik kaya yüzeyleri, deniz organizmalarının tutunması, saklanması ve beslenebilmesi için gerekli ortamları sağlamaktadır.
Dünyanın En Az Keşfedilmiş Bölgelerinden Biri
Sarı tuğla yol olarak adlandırılan bu jeolojik oluşumun keşfi, aslında daha geniş bir sorunun altını çizmektedir: dünyanın deniz tabanının ne kadarının gerçekten keşfedilmiş olduğu sorusu. Ocean Discovery League ve Boston Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalara göre, Dünya'nın derin deniz tabanının sadece yüzde sıfır virgül sıfır altı ile sıfır virgül bir arasında bir kısmı görsel olarak gözlemlenmiştir. Bu oran, Rhode Island'dan biraz daha büyük olan yaklaşık üç bin sekiz yüz yirmi üç kilometrekarelik bir alana karşılık gelmektedir. İki yüz metreden daha derin olan okyanus bölgelerini oluşturan üç yüz otuz beş milyon kilometrekarelik devasa alanın içinde, bu gözlemlenen bölge sadece çok küçük bir dilim teşkil etmektedir.
Science Advances dergisinde yayınlanan 2025 yılı kapsama çalışmasının bulgularına göre, deniz tabanına ilişkin görsel verilerin büyük çoğunluğu sadece birkaç ülkeden, özellikle Amerika Birleşik Devletleri, Japonya ve Yeni Zelanda'dan gelmektedir. Bu ülkeler tarafından yapılan araştırmalar ağırlıklı olarak kendi ulusal sularındaki alanlara odaklanmaktadır. Derin deniz dalışlarının sadece yaklaşık yüzde on dokuzunun, okyanusun yüzeyinin yüzde elli sekizini kaplayan açık denizlerde gerçekleştirilmiş olması, araştırma çalışmalarında ciddi bir coğrafi önyargı olduğunu göstermektedir. Bu ağır önyargı, özellikle Papahānaumokuākea gibi az keşfedilmiş bölgelerde okyanus biyoçeşitliliği ve jeolojisinin küresel anlaşılmasını önemli ölçüde sınırlamaktadır.
Bilimsel Değer ve Ekosistem Önemi
Fantastik bir hikayeden fırlamış gibi görünen bu kırılmış volkanik kabuk, aslında gerçek ve önemli bilimsel ağırlık taşımaktadır. Nootka Denizaltı Dağı'nda bulunan hyaloclastite tortulları, volkanik davranış, deniz tabanı oluşumu ve sualtı ekosistemlerini şekillendiren fiziksel koşullar hakkında değerli içgörüler sunmaktadır. E/V Nautilus keşif gezisinin arkasındaki araştırma ekibi, bu daha önce hiç araştırılmamış alanın keşfinin, araştırmacıların bu derin ve eski denizaltı dağlarının kayalık yamaçlarındaki ve içindeki yaşama daha derinlemesine bakış atmalarına yardımcı olduğunu açıklamıştır.
Dramatik görsel efektler yaratan aynı jeolojik özellikler, deniz yaşamı için yaşam ortamlarını da şekillendirmektedir. Volkanik kaya oluşumları, çeşitli deniz organizmalarının tutunması, içinde saklanması veya beslenebilmesi için gerekli yüzeyler ve boşluklar sağlamaktadır. Bu tür oluşumlar, derin okyanusun karanlığında saklanan birçok ipucundan sadece biri olabilmektedir. Işığın ulaşamadığı bu bölgelerde yaşamın nasıl hayatta kaldığı, nasıl beslendiği ve hangi adaptasyonları geliştirdiği hakkında bilim insanlarının daha fazla bilgi edinmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak, bu gerçeküstü görünümlü sualtı yolu ne Atlantis'in bir kalıntısı, ne de efsanevi bir yere açılan bir geçit değildir. Ancak kendi tarzında, kendi gezegenimizin ne kadarının hala görülmemiş, haritalanmamş ve sürprizlerle dolu olduğuna işaret eden önemli bir işaret levhasıdır. Deniz tabanında keşfedilen bu volkanik oluşum, okyanus araştırmalarının ne kadar önemli olduğunu ve daha pek çok keşfin bizi beklemekte olduğunu göstermektedir.
- Popüler Haberler -
ABD ve İran arasında tansiyon yükseldi! Tahran'dan Trump'a jet hızında cevap: Her müdahaleci el kesilecek
Suudi Arabistan alarm durumunda! Birlikler Umman Denizi'ne konuşlandı
İlk kararı İsrail'e yönelik oldu! Mamdani'den dikkat çeken adım
Namibya'daki gizemli göktaşı! 60 tonluk kozmik ziyaretçi nasıl sessizce indi
Etiyopya opal keşfi Avustralya'nın tekelini kırdı
Elmas arama yöntemi olivin minerali sayesinde devrim yaşıyor



