ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Yaş ilerledikçe arkadaş çevresi neden küçülüyor? Psikoloji şaşırtıcı bir tablo ortaya koyuyor

Stanford Üniversitesi'nin sosyo-duygusal seçicilik kuramı, yaşlılıkta yalnızlık eğiliminin sanıldığı gibi olumsuz bir süreç olmadığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, yalnızlığın seçildiğinde huzur getirebileceğini, ancak dayatıldığında riskli sonuçlara yol açabileceğini vurguluyor.

Edanur Karaloğlu - | Son Güncelleme Tarihi:
Yaş ilerledikçe arkadaş çevresi neden küçülüyor? Psikoloji şaşırtıcı bir tablo ortaya koyuyor

Psikoloji alanında yapılan yeni araştırmalar, yaş ilerledikçe bireylerin yalnız kalma isteğinin artmasının, toplumsal algının aksine, antisocial bir davranış ya da duygusal soğukluk anlamına gelmediğini gösteriyor. Stanford Üniversitesi'nden Prof. Laura Carstensen'in geliştirdiği sosyo-duygusal seçicilik kuramı, insanların yaşlandıkça sosyal çevrelerinde bilinçli bir daralma yaşadığını, bunun ise kişisel huzur ve psikolojik denge açısından olumlu sonuçlar doğurabildiğini ortaya koyuyor. Özellikle orta yaş ve sonrasında, bireyler büyük ve gürültülü sosyal etkinliklerden uzaklaşarak daha anlamlı ve derin ilişkileri tercih ediyor. Bu değişim, çevre baskısından ya da zorunluluktan değil, yıllar boyunca edinilen deneyimlerin ve yaşam süresinin sınırlı hissedilmeye başlanmasının bir sonucu olarak öne çıkıyor.

Laura Carstensen: "Sosyal çevre daralıyor, yakın ilişkiler sabit kalıyor"

Stanford Üniversitesi'nden Prof. Laura Carstensen, sosyo-duygusal seçicilik kuramı kapsamında yürüttüğü uzun soluklu araştırmalarla, yaşlı bireylerin sosyal ağlarının zamanla nasıl ve neden daraldığını inceledi. Carstensen ve ekibinin yürüttüğü uzunlamasına çalışmalarda, genç yetişkinlik döneminde genişleyen sosyal çevrenin, yaş ilerledikçe bilinçli olarak daraldığı tespit edildi. Bu süreçte, çevresel ve yüzeysel ilişkiler azalırken, yakın ve anlamlı arkadaşlıkların sayısında belirgin bir değişiklik gözlemlenmedi. Araştırmalar, bireylerin sosyal çevrelerinde yaptıkları bu seçici budamanın, daha az olumsuz duygu ve daha fazla olumlu duygu ile sonuçlandığını gösterdi. Özellikle, eski iş arkadaşları veya yalnızca belirli konuları konuşmak için görüşülen tanıdıklar sosyal çevreden çıkarılırken, gerçek dostluklar ve aile bağları korunuyor. Uzmanlar, bu sürecin kişinin psikolojik esenliğine katkı sağladığını vurguluyor.

Yalnızlık ve yalnız kalma arasındaki fark: Seçim huzur getiriyor

Yalnızlık kavramı, toplumsal algıda genellikle olumsuz bir boşluk ve sosyal izolasyon olarak görülse de, psikoloji literatürü yalnız kalma ile yalnızlık arasında önemli bir fark olduğunu ortaya koyuyor. Yalnızlık, kişinin sahip olduğu sosyal bağlantılar ile arzu ettiği bağlantılar arasındaki farktan kaynaklanan bir eksiklik hissi olarak tanımlanıyor. Buna karşın, yalnız kalmak ise bireyin kendi isteğiyle seçtiği, huzur ve içsel denge sağlayan bir durum olarak öne çıkıyor. Durham ve Reading üniversitelerinde yapılan araştırmalar, yaşlı yetişkinlerin gönüllü olarak geçirdiği yalnız zamanlarda en huzurlu ruh haline sahip olduklarını gösterdi. 2024 yılında gerçekleştirilen bir alan incelemesi ise, yalnız zaman geçirmeye kendileri karar veren bireylerin, süreç sonunda daha fazla olumlu duygu ve daha az stres yaşadıklarını ortaya koydu. Ayrıca, yaş ilerledikçe bireyler yalnızlığı daha iyi yönetebiliyor ve bu durumun psikolojik etkilerini daha olumlu biçimde deneyimliyor.

2024 verileri: Yalnız geçirilen zaman ve psikolojik etkiler

2024 yılında yayımlanan deneysel bir çalışma, farklı yaş gruplarındaki bireylerin yalnızlık deneyimlerini karşılaştırdı. Araştırmada, katılımcılar on beş dakika boyunca yalnız bir odada kaldı ve sonrasında duygusal durumları değerlendirildi. Sonuçlar, yaşlı yetişkinlerin gençlere kıyasla yalnız kaldıklarında daha az olumsuz duygu yaşadıklarını ortaya koydu. Bu yaş farkı, yalnızlık koşulunda belirginleşirken, sosyal ortamlarda ise herhangi bir farklılık gözlenmedi. Ayrıca, üç ayrı Avusturya çalışmasında yaşlı bireylerin yalnız zamanları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmadıkları, ancak istenmeyen yalnızlık durumunu gençlere göre daha iyi idare ettikleri belirlendi. Uzmanlar, yalnızlığın bir denge unsuru olduğunu ve bireyin seçim hakkı olduğunda olumlu etkiler yarattığını, ancak yalnızlığın zorunlu hale geldiği durumlarda risklerin arttığını belirtiyor. Günde beş kez veri toplayan bir deneyim örnekleme çalışması ise, ortalamadan daha fazla yalnız zaman geçiren yaşlı yetişkinlerin duygusal iyilik hallerinde hafif bir düşüş yaşadıklarını gösterdi. Buna karşılık, sosyal bağlantılarını koruyan ve yalnızlığı seçimle yaşayan bireylerin psikolojik açıdan daha dengeli olduğu saptandı.

Yalnızlık tercihi: Seçim mi, zorunluluk mu?

Uzmanlar, bireylerin yalnızlık ile yalnız kalma arasındaki farkı ayırt edebilmesinin önemine dikkat çekiyor. Yalnız kalmaya yönelik artan isteğin, sosyal etkinlikleri bilinçli olarak reddetmekten mi yoksa sosyal çevreye erişimin zorlaşmasından mı kaynaklandığı, kişinin ruh sağlığı açısından kritik bir gösterge olarak öne çıkıyor. Araştırmalar, yalnız geçirilen zamanın niteliği ve bireyin bu zamanı nasıl değerlendirdiğiyle ilgili üç temel sorunun yanıtlanmasını öneriyor: Yalnızlık bir seçim mi, yoksa varsayılan bir durum mu? Sessizlikte neler yapılıyor? Yakın ilişkiler hâlâ güçlü mü? Eğer birey, yalnızlığı kitap okumak, yürüyüş yapmak veya düşünmek gibi huzur veren aktivitelerle geçiriyorsa, bu süreç psikolojik dengeyi destekliyor. Ancak, sosyal çevreyle ilişkiler zayıflamışsa ve yalnızlık bir zorunluluk halini aldıysa, bu durum psikolojik riskleri artırabiliyor. Uzmanlar, zaman zaman yalnız kalma isteğinin doğal olduğunu, ancak bu tercihin bilinçli olarak yapılıp yapılmadığının düzenli olarak gözden geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Sonuç olarak, Stanford Üniversitesi'nin ve diğer uluslararası araştırma ekiplerinin bulguları, yaşlılıkta yalnızlık eğiliminin sanıldığı kadar olumsuz bir süreç olmadığını, aksine bilinçli seçimlerle huzur ve psikolojik denge getirebileceğini gösteriyor. Yalnızlık ile yalnız kalma arasındaki ayrımı yapmak, bireyin ruh sağlığını koruması ve yaşam kalitesini artırması açısından büyük önem taşıyor. Uzmanlar, yalnızlığın bir ceza değil, doğru yönetildiğinde bir fırsat olabileceği görüşünde birleşiyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
yalnızlık yaşlılık psikoloji Laura Carstensen sosyal ilişkiler