Sahra çölünde bulunan 7 bin yıllık mumyaların DNA'sı bilim insanlarını şaşırttı

Libya'nın güneybatısındaki Takarkori kaya sığınağında doğal olarak korunmuş iki mumya bulundu. Yapılan genetik analizler, bu kadınların daha önce hiçbir yerde tanımlanmamış bir insan soyuna ait olduğunu ortaya çıkardı.
Sahra çölünün kalbinde, Libya'nın güneybatı bölgesinde yer alan Takarkori kaya sığınağında yapılan kazılarda, yaklaşık 7 bin yıl önce yaşamış iki mumya keşfedildi. Arkeologlar tarafından ortaya çıkarılan bu kalıntılar, olağanüstü iyi korunmuş durumda bulunmuş ve bilim insanlarının dikkatini çekmiştir. Nature dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, bu mumyaların DNA analizi, uluslararası bilim camiasında büyük bir şaşkınlık yaratmıştır.
Bilinmeyen bir insan soyunun izleri
Max Planck Antropoloji Enstitüsü'nden Nada Salem tarafından yönetilen araştırma ekibi, mumyaların dişlerinden ve bacak kemiklerinden DNA örnekleri alarak detaylı bir genetik analiz gerçekleştirdi. Elde edilen sonuçlar, bu iki kadının daha önceden bilim dünyasına tanıtılmamış, tamamen yeni bir insan soyuna ait olduğunu göstermiştir. Bu genetik dal, yaklaşık 50 bin yıl önce, modern insanların Afrika kıtasından göç etmeye başladığı dönemde, Sahra-altı Afrika popülasyonlarından ayrılmış görünmektedir. Araştırmanın önemli bulgusu, bu soyun bölgedeki günümüz popülasyonlarıyla doğrudan bir bağlantı göstermemesidir. Takarkori'de gömülü olan bu insanların, yerel olarak yaşadığını ve öldüğünü gösteren kimyasal çalışmalar, bu sonuçları desteklemektedir.
Neanderthal DNA'sının şaşırtıcı izleri
Mumyaların genomunda tespit edilen Neanderthal DNA miktarı, yüzde 0,15 oranında çok düşük bulunmuştur. Bu oran, Afrika dışında yaşamış insanlarda tipik olarak görülen miktarın yaklaşık onda biri kadar az olmakla birlikte, yine de çoğu eski veya modern Sahra-altı Afrikalılardan daha yüksektir. Bu zayıf genetik sinyal, Takarkori popülasyonunun Yakın Doğu'ya bağlı gruplarla, muhtemelen ticaret yolları veya göç rotaları boyunca nadir ve sınırlı temas kurmuş olabileceğini işaret etmektedir. Ancak Sahra'nın bu bölgesine sürekli veya geniş çaplı insan hareketinin gerçekleştiğine dair herhangi bir kanıt bulunmamaktadır. Düşük Neanderthal DNA içeriği, bu popülasyonu Avrasya'ya yerleşen gruplardan çok daha fazla Afrika içinde kalan insan toplulukları ile ilişkilendirmektedir.
Çobanlık kültürünün yerel kökleri
Mumyalarla birlikte yapılan kazılarda, sığır, koyun ve keçi gibi hayvanlarla ilgili kemikler ve çobanlık faaliyetlerine ait çeşitli aletler ortaya çıkarılmıştır. Bu bulgular, Takarkori kadınlarının pastoral yaşam tarzını benimseyen bir toplulukun üyeleri olduğunu açıkça göstermektedir. Dikkat çekici olan nokta, bu kadınların DNA'sında Levant veya Güney Avrupa'dan gelen çiftçi gruplarıyla karışmanın hiçbir izinin bulunmamasıdır. Araştırmacılar, bu durumun kültürel yayılmaya işaret ettiğini düşünmektedir; yani yerel halk, dış gruplar tarafından ele geçirilmeden yeni fikirler ve teknolojileri benimsemiştir. Sitede bulunan çanak çömlek ve diğer arkeolojik eserler, zaman içinde kademeli değişiklikler göstermekte ve bu da büyük bir nüfus değişimi yerine yavaş ve istikrarlı bir kültürel uyumu işaret etmektedir.
Afrika Nemli Dönemi'nin tanığı olan popülasyon
Araştırmacılar, bu iki mumyanın Afrika Nemli Dönemi'nde yaşadığına inanmaktadırlar. Bu dönem, Sahra çölünün bugünkü kum tepecikleri yerine nehirler ve otlaklar tarafından kaplı olduğu bir zaman dilimini temsil etmektedir. Bu iklimsel koşullar, bölgede insan yaşamının gelişmesine ve çobanlık ekonomisinin ortaya çıkmasına elverişli bir ortam sağlamıştır. Takarkori kaya sığınağında bulunan bulgular, bu dönemin Sahra bölgesinde ne kadar zengin bir yaşam ortamı sunduğunu göstermektedir. Mumyaların iyi korunmuş durumda bulunması, bölgenin kurak iklim koşullarının, organik materyalleri koruma konusunda ne kadar etkili olduğunu da kanıtlamaktadır.
Sonuç olarak, Takarkori'de keşfedilen bu 7 bin yıllık mumyalar, insanın göç tarihinin anlaşılması açısından son derece değerli bilgiler sunmaktadır. Bilinmeyen bir genetik soyun varlığı, Afrika kıtasının antik dönem nüfus dinamikleri hakkında yeni sorular ortaya çıkarmaktadır. Aynı zamanda, yerel popülasyonların kültürel yenilikçiliği ve bağımsız gelişim kapasitesi, arkeolojik ve genetik verilerle desteklenen önemli bir bulgu olarak karşımıza çıkmaktadır.
- Popüler Haberler -
Beslenme ruh halimizi nasıl etkiliyor?
Gerçek şeker yerine geçebilecek mucize tatlandırıcı keşfedildi
Afyonkarahisar yolunda feci çarpışma: Sürücü kurtarılamadı
Depremde 26 kişi can vermişti: Yağmur Apartmanı davası ertelendi
Kahramanmaraş'ta 4 büyüklüğünde deprem
Kilo vermek isteyenlere kötü haber! Kısıtlayıcı diyetlerin bilinmeyen etkileri ortaya çıktı



