ANASAYFA
RAMAZAN
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Lavaboya döktüğünüz atıklar şehirlerin altyapısını tehdit ediyor

HABER MERKEZİ - | Son Güncelleme Tarihi:
Lavaboya döktüğünüz atıklar şehirlerin altyapısını tehdit ediyor

Mutfak lavabosuna dökülen sütün, yağın ve kimyasalların kanalizasyon sistemine verdiği zarar milyonlarca dolar maliyete neden oluyor. Evlerdeki bu sıradan alışkanlıklar, şehirlerin su arıtma tesislerini tıkayarak halk sağlığını ve çevreyi tehdit ediyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Evlerimizde tuvaletlerden çekilen suyun, mutfak lavabosundan, küvetten ve duştan boşaltılan her şey aynı kanalizasyon borularına bağlanır. Bu borular, arka bahçelerin ve sokakların altından geçen belediye kanalizasyon sistemine ulaşır ve sonunda atık su arıtma tesislerine akıyor. Arıtma tesislerinde atık sudaki organik maddeyi parçalamak için bakterilerle dolu büyük havalandırmalı tanklar bulunur. Ancak bu sistemler, günlük ev atıklarının yoğunluğu karşısında ciddi sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Her ek madde parçası, sistemin üzerindeki yükü artırıyor ve tesislerin işletme maliyetini yükseltiyordu.

Yağ ve gres tıkanıklıkları nasıl oluşuyor

Sütü, yemeklik yağı veya gres içeren herhangi bir gıda maddesini lavaboya dökmek kanalizasyon borularını tıkayabilir. Yağ ve gres, atık su borularındaki soğuk suyla karıştığında sertleşir ve ıslak mendiller gibi diğer atıklarla birleşerek 'yağ buzdağı' olarak bilinen kaya gibi sert bir tıkanıklık oluşturur. Bu tür tıkanıklıkları temizlemek oldukça pahalıdır. Örneğin, Temmuz 2025'e kadar olan dokuz ayda, Sydney Water atık su sistemindeki 11.805 tıkanıklıkla başa çıkmak için 12 milyon Avustralya doları harcamıştır. Tıkalı kanalizasyonlar sadece su endüstrisi için pis kokulu bir baş belası değildir; ham ve arıtılmamış kanalizasyonun çevreye salınmasını tetikleyerek hepimizi etkileyen bir sorundur. Evlerde bu sorunu önlemek için eski sütün su eklenerek ölçülü bir şekilde bitkilerin üzerine dökülmesi veya süt kabında bırakılarak çöp kutusuna atılması önerilmektedir.

Yılın bu zamanında buzdolabında pusuda bekleyen eski soslar, mezeler ve salsalar da kompost yapılabilir. Akışkan soslar ise gazete kağıdı veya kağıt havlularla emilebilir ve çöp kutusuna atılabilir. Bu basit adımlar, kanalizasyon sisteminin üzerindeki yükü önemli ölçüde azaltır ve arıtma tesislerinin daha verimli çalışmasını sağlar.

Kimyasal maddelerin kanalizasyona verdiği zarar

Çamaşır suyu gibi temizlik sıvıları Avustralya'da satılmak üzere onaylanmışsa, kabın üzerinde belirtilen konsantrasyonda kullanılmalıdır. Ancak konsantre temizlik sıvılarını lavaboya dökmek kesinlikle uygun değildir. Kalan boyanızı veya boya fırçası temizleme suyunu lavaboya dökmek sıhhi tesisat sistemini tıkama riskiyle karşı karşıya bırakır. Ayrıca ağır dumanlara maruz kalma tehlikesi oluşturur ve yanıcı sıvıları gidere dökmek çok tehlikelidir. Tek kullanımlık bir fırça kullanmak veya boya işi birden fazla gün sürerse fırçayı plastiğe sarıp sadece işi bittiğinde temizlemek daha güvenlidir. Az miktardaki fırça suyunu eski bir havluya emdirebilir ve boya kuruduktan sonra onu çöp kutusuna atabilirsiniz.

Boya, temizleyiciler, pestisitler, motor yağı veya yemeklik yağ gibi potansiyel olarak tehlikeli ev kimyasallarından kurtulmanın en iyi yolu, onları bir Ev Kimyasalları Temizleme etkinliğine götürmektir. Bu etkinlikler bazı eyaletlerde ve bölgelerde belirli tarihlerde düzenlenen ücretsiz hizmetlerdir. Endüstriler kendi toplama planlarını finanse etmiş, örneğin 'paintback' bırakma merkezleri gibi hizmetler sunmuştur. Ticari ve endüstriyel kuruluşların ise uygun geri dönüşüm ve arıtma süreçlerine sahip olması gerekmektedir.

Organik yükün arıtma tesislerine etkisi

'Kimyasal oksijen ihtiyacı' organik maddeyi parçalamak için ne kadar oksijene ihtiyaç duyulduğunu ölçer. Her ek madde parçası, püre sosundan ton balığı yağına kadar, bu yükü artırır. Daha yüksek bir organik yük daha fazla havalandırma ve daha büyük tanklar gerektirir, böylece bir atık su arıtma tesisini işletmenin maliyetini ve karmaşıklığını önemli ölçüde artırır. Bu durum, belediye bütçelerini zorlayan ve sonuç olarak hizmet kalitesini düşüren bir sorundur.

Kolektif sorumluluk ve çözüm yolları

Suyollarımıza istemeyeceğimiz hiçbir şeyi lavaboya dökmememeliyiz. Lavaboları bertaraf noktaları olarak kullanmak yerine, haneler gıda atıklarını kompost yapma ve tehlikeli maddeleri onaylanmış kimyasal temizleme etkinliklerine götürme gibi daha güvenli alternatifleri benimsemelidir. Sorun bir bireyin ne yaptığı değil, bir şehirdeki herkesin birlikte neye katkıda bulunduğudur. Küçük bireysel eylemler, bir şehir genelinde birleştiğinde, sıhhi tesisat altyapısını, halk sağlığını ve derelerimizi ile okyanuslarımızı korumada önemli bir fark yaratır. Her ev sahibinin bu konuda bilinçli davranması, şehirlerin su yönetim sistemlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak için kritik öneme sahiptir.


Etiketler:
kanalizasyon sistemi çevre kirliliği ev atıkları altyapı su yönetimi