ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Kulak çınlaması vücudun tehdit tepkisini tetikliyor

Talha Gül - | Son Güncelleme Tarihi:
Kulak çınlaması vücudun tehdit tepkisini tetikliyor

Kronik kulak çınlaması yaşayan kişilerin yüz ifadeleri ve göz bebeği tepkileri, vücutlarının sürekli bir tehdit altında olduğunu gösteriyor. Mass General Brigham'dan araştırmacılar, yüz hareketlerini inceleyerek kulak çınlamasının şiddetini ölçebilecek yeni bir yöntem geliştirdi.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Kronik kulak çınlaması deneyimi yaşayan insanlar, vücutlarının normal koşullarda bile tehdit altında olduğu hissiyatıyla yaşamaktadırlar. Yeni bir bilimsel çalışma, bu durumun kişilerin stres seviyelerini önemli ölçüde artırdığını ve vücudu sürekli bir savaş ya da kaç tepkisine hazır tuttuğunu ortaya koymaktadır. Mass General Brigham'dan nörobilimci Daniel Polley liderliğindeki araştırma ekibi, kulak çınlaması olan ve olmayan bireylerin yüz ifadelerini dikkatli bir şekilde analiz ederek bu bulguya ulaşmıştır. Çalışmada, kulak çınlaması yaşayan katılımcıların yüzlerinde sıkıntı ve tehdit algılamasıyla bağlantılı belirgin değişiklikler tespit edilmiştir. Ayrıca, göz bebeği genişlemesi gibi istemsiz fizyolojik tepkiler de gözlenmiştir. Bu bulgular, kulak çınlamasının sadece bir işitme sorunu değil, aynı zamanda vücudun tehdit değerlendirme sistemini derinden etkileyen bir durum olduğunu göstermektedir.

Yüz hareketleri kulak çınlamasının şiddetini ortaya çıkarıyor

Araştırma ekibi, 47'si kulak çınlaması veya ses hassasiyeti olan, 50'si ise bu durumlardan muaf olmak üzere toplam 97 katılımcı ile çalışmıştır. Tüm katılımcılara duygusal olarak çağrıştırıcı ses kayıtları dinletilmiş, bu sırada yüz ifadeleri ve göz bebeği tepkileri kaydedilmiştir. Kullanılan ses örnekleri, yumuşak müzik ve kahkaha gibi olumlu seslerden, arka plan sohbeti ve mutfak sesleri gibi nötr seslere, gıcırdayan metal ve sirenler gibi hoş olmayan seslere kadar çeşitlilik göstermiştir. Yapay zeka yazılımı kullanılarak, insan gözünün kaçırabileceği kadar küçük yüz ifadesi değişiklikleri tespit edilmiştir. Kontrol grubundaki katılımcılar, sesin duygusal niteliğine uygun mikroifadeler gösterme eğiliminde olmuştur; hoş sesler için hafif gülümseme, hoş olmayan sesler için hafif kaş çatma gibi. Ancak kulak çınlaması yaşayan katılımcılar, sesin ne kadar hoş veya hoş olmayan olduğuna bakılmaksızın, çok daha az yüz değişikliği göstermiştir. Aynı zamanda, bu grup tüm sesler için göz bebeklerinin anormal şekilde genişlediğini göstermiştir.

Polley, bu keşfin önemini şu sözlerle vurgulamıştır: "İlk kez, kulak çınlaması şiddetinin doğrudan gözlemlenebilir bir imzasını bulduk. Çalışmaya başladığımızda, seslerin yüz hareketlerini ortaya çıkarıp çıkarmayacağını bilmiyorduk. Bu yüzden, bu hareketlerin sadece gerçekleşmediğini, aynı zamanda bugüne kadarki kulak çınlaması sıkıntısının en bilgilendirici ölçümünü sağlayabildiğini keşfetmek oldukça şaşırtıcı olmuştur." Araştırmacılar, yüz ifadesi eksikliği ve abartılı göz bebeği tepkisi gibi belirtilerin, bir katılımcının kulak çınlaması olup olmadığını değil, aynı zamanda ne kadar şiddetli etkilendiklerini de ölçmelerine olanak sağladığını belirtmiştir.

Kronik kulak çınlaması nedir ve neden tedavisi zordur

Kronik kulak çınlaması, bir veya her iki kulakta sürekli olarak duyulan, ancak başka kimse tarafından duyulmaması nedeniyle tamamen öznel bir deneyim olan bir durumdur. Kişi, vızıltı, tıklama veya yüksek perdeli çınlama gibi sesler algılayabilir. Dünya çapında 120 milyondan fazla insanı etkileyen bu durum, neredeyse herkesin hayatının bir noktasında geçici olarak yaşayabileceği bir sorundur. Ancak, en az altı ay süren kronik kulak çınlaması, birçok kişi için ciddi bir yaşam kalitesi sorunu haline gelmektedir. Doktorlar, bu durumun nedenini tam olarak bilmemektedir ve şu anda nesnel klinik biyobelirteçleri bulunmamaktadır. Kulak çınlaması, migren gibi tamamen öznel bir deneyim olduğundan, teşhis koymak ve zaman içinde takip etmek oldukça zordur. Polley, bu zorlukları şu şekilde açıklamıştır: "Kanser şiddetinin hastalara bir anket vererek belirlendiğini hayal edin. Bu, kulak çınlaması gibi bazı yaygın nörolojik bozukluklar için tam olarak böyle bir durumdur."

Bilinen etkili bir tedavi yöntemi olmamakla birlikte, bazı hastalar ses terapisi, bilişsel davranışçı terapi veya kulak çınlaması yeniden eğitim terapisinden sonra semptom azalması veya daha iyi semptom yönetimi bildirmiştir. Bazı durumlarda, kulak çınlaması o kadar şiddetli olabilir ki uyku bozulur ve günlük aktivitelere müdahale eder. Ayrıca, bu durum depresyon ve anksiyete ile güçlü bağlantılar göstermektedir. Hastalar için oldukça sinir bozucu olan bu durumda, tedavi seçeneklerinin tutarsız olması, bazı insanların klinik ortamlarda reddedilmiş veya desteklenmemiş hissetmelerine yol açmaktadır.

Araştırma kulak çınlamasının beyin mekanizmasına ışık tutuyor

Kulak çınlaması araştırmasında yaygın bir teori, işitme kaybına yanıt olarak beynin işitsel yollarını telafi etmek için "açtığı" yönündedir. Ancak, bu önerilen mekanizma durumun şiddetini tahmin edememektedir; bu da bunun genel resmin sadece bir parçası olabileceğini göstermektedir. Polley ve ekibinin yaptığı çalışma, bu boşlukların bir kısmını doldurmaktadır. Araştırmacılar, yüz ifadeleri ve göz bebeği tepkileri gibi biyobelirteçlerin, sıkıntının köküne indiğini belirtmiştir. Görüntüleme teknikleri, kulak çınlaması hastalarında hiperaktif beyin bölgelerini gösterebilirken, bu yeni biyobelirteçler, normal aralıklarının dışında çalışan ve yaşadıkları sıkıntılı semptomlara yol açan vücut çapında tehdit değerlendirme sistemlerini ortaya çıkarmaktadır. Kronik kulak çınlaması muhtemelen geniş bir neden ve sunum yelpazesine sahip karmaşık bir durumdur ve bu araştırma, durumun anlaşılmasında önemli bir adım teşkil etmektedir.

Doktorların kulak çınlamasını daha iyi anlamasına yardımcı olabilecek bu tür ipuçları, araştırmacıları durumun nedenlerini bilmeye daha yakın getirmektedir. Bu da, gelecekte yeni ve daha etkili tedavilerin geliştirilmesine yardımcı olabilecek potansiyele sahiptir. Polley'in ekibinin bulguları, kulak çınlaması hastalarının yaşadığı sıkıntının sadece bir işitme sorunu değil, aynı zamanda vücudun tehdit değerlendirme sisteminin derinlemesine etkilendiğini göstermektedir. Bu perspektif, gelecekteki tedavi yaklaşımlarının daha bütünsel ve etkili olmasını sağlayabilir.


Etiketler:
kulak çınlaması sağlık araştırması stress tepkisi nörobiyoloji tıbbi çalışma