Kedilerle yaşayanlar dikkat! Şizofreni riski iki katına çıkabilir

Avustralyalı bilim insanlarının yürüttüğü geniş kapsamlı araştırma, evcil kedilerle yaşayan bireylerde şizofreni gelişme riskinin iki katına çıkabileceğini gösterdi. Kediler ve şizofreni arasındaki ilişki, bilim dünyasında yeni tartışmalara yol açtı.
Avustralya'da gerçekleştirilen ve uluslararası bilim camiasında büyük yankı uyandıran yeni bir araştırma, evcil kedilerle yaşayan kişilerin şizofreniyle ilişkili bozukluklara yakalanma riskinin ciddi oranda artabileceğini ortaya koydu. Queensland Mental Health Research Merkezi'nden Dr. John McGrath ve ekibinin öncülüğünde yürütülen bu çalışma, 44 yıl boyunca 11 farklı ülkede yapılan 17 ayrı araştırmanın sonuçlarını bir araya getirerek dikkat çekici bir tablo sundu. Araştırmanın bulguları, kedilerle yaşayan bireylerin şizofreni riskinin yaklaşık iki katına çıktığını gösteriyor. Bu sonuçlar, kediler ve şizofreni arasındaki bağlantının bilimsel açıdan daha derinlemesine incelenmesi gerektiğini gündeme getirdi.
Kediler ve şizofreni: Toxoplasma gondii paraziti şüpheleri artırıyor
Kediler ve şizofreni arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışan bilim insanları, özellikle Toxoplasma gondii adlı mikroskobik parazite dikkat çekiyor. Bu parazit, kedilerde yaygın olarak bulunmakla birlikte genellikle zararsız kabul ediliyor. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar, Toxoplasma gondii'nin insanlarda bazı psikiyatrik rahatsızlıkların gelişiminde rol oynayabileceğini gösteriyor. Araştırmacıların 2023 yılında yayımladığı meta-analiz, kedilere maruz kalan bireylerin şizofreniyle ilişkili bozukluklara yakalanma olasılığının iki kat arttığını ortaya koydu. Bu bulgunun, kediler ve şizofreni arasındaki bağlantının yalnızca Toxoplasma gondii ile sınırlı kalmadığını, başka biyolojik ve çevresel etkenlerin de devreye girebileceğini düşündürdüğü belirtiliyor.
Kedilerle temasın ruh sağlığı üzerindeki etkileri ve araştırmanın sınırlamaları
Kediler ve şizofreni arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim insanları, elde edilen bulguların nedensellikten ziyade korelasyon içerdiğini vurguluyor. Araştırmada yer alan çalışmaların kalitesinin değişkenlik göstermesi, sonuçların tutarlılığında farklılıklar yaratıyor. Özellikle, kedilerle temas edilen kritik yaş aralığının net olarak belirlenememesi, araştırmanın önemli sınırlamalarından biri olarak öne çıkıyor. Bazı çalışmalar, 9 ile 12 yaş arasındaki çocukların kedilerle temasının risk faktörü olabileceğini öne sürse de, bu konuda kesin bir sonuca varılamıyor. Ayrıca, ABD'de yapılan ayrı bir araştırmada, 354 psikoloji öğrencisi üzerinde kedilere sahip olmanın şizotipik puanlarla doğrudan bağlantısı bulunamazken, kediler tarafından ısırılan bireylerin bazı psikolojik testlerde daha yüksek puan aldığı saptandı. Bu durum, kediler ve şizofreni ilişkisini daha karmaşık hale getiriyor.
Şizofreni riskinde başka etkenler de rol oynayabilir
Bilim insanları, kediler ve şizofreni arasındaki olası bağlantının yalnızca Toxoplasma gondii parazitiyle açıklanamayacağını düşünüyor. Bazı uzmanlar, kedi tükürüğünde bulunan Pasteurella multocida adlı bakterinin de psikolojik özellikler üzerinde etkili olabileceğini öne sürüyor. Araştırmacılar, kediler ve şizofreni arasındaki ilişkinin alarm verici bir durum olmadığını, ancak daha kapsamlı ve titiz çalışmaların yapılması gerektiğini belirtiyor. Özellikle, büyük ve temsili popülasyonlar üzerinde yürütülecek yeni araştırmaların, kediler ve şizofreni arasındaki bağlantının biyolojik mekanizmalarını daha iyi ortaya koyacağı düşünülüyor. Ayrıca, çevresel faktörlerin ve diğer biyolojik etkenlerin de ruh sağlığı üzerindeki etkilerinin araştırılması gerektiği ifade ediliyor.
Sonuç olarak, kediler ve şizofreni arasındaki ilişkiyi ortaya koyan bu araştırma, evcil hayvanların insan beyni ve ruh sağlığı üzerindeki etkilerine dair yeni soruları gündeme getiriyor. Bilim insanları, kediler ve şizofreni arasındaki bağlantının kesin nedenlerini ortaya koyabilmek için daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Bu süreçte, hem kediler hem de insan sağlığı açısından bilinçli ve dikkatli yaklaşımın önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.
- Popüler Haberler -
Yaşlı yetişkinlerde duş rutini nasıl olmalı?
İstanbul'da faciaya ramak kaldı! Freni boşalan tır binaya çarptı
Konya merkezli operasyonda 10 şüpheli yakalandı
Karaman'da traktör kazası: 1 ölü, 1 yaralı
Atlar insan korkusunu koklayarak algılayabiliyor
"Evleneceğim kadını taciz etti" iddiası cinayetle bitmişti! 4 sanığın cezası 41 yıl hapis oldu



