ANASAYFA
RAMAZAN
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Helsinki Üniversitesi'nden çarpıcı çocuk sayısı ve yaşam süresi analizi

Büşra Mutlu - | Son Güncelleme Tarihi:
Helsinki Üniversitesi'nden çarpıcı çocuk sayısı ve yaşam süresi analizi

Helsinki Üniversitesi, çocuk sayısı ile yaşam süresi arasındaki bağlantıyı ortaya koyan kapsamlı bir araştırmaya imza attı. Araştırmada, çok çocuk sahibi olan ya da hiç çocuk doğurmayan kadınların ömrünün kısaldığı ve biyolojik yaşlanmanın hızlandığı belirlendi. Uzmanlar, sonuçların kişisel sağlık kararı olarak ele alınmaması gerektiğini vurguladı.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Helsinki Üniversitesi'nde görevli bilim insanları, çocuk sayısının insan ömrü ve biyolojik yaşlanma üzerindeki etkilerini analiz eden geniş kapsamlı bir araştırmaya imza attı. Araştırma, çocuk sahibi olmayan kadınlar ile ortalamanın üzerinde çocuk doğuran kadınların daha kısa ömürlü olduğunu ve biyolojik yaşlanma süreçlerinin hızlandığını ortaya koydu. 14.836 ikiz kadın üzerinde yürütülen bu çalışma, çocuk sayısı ve ölüm riski arasındaki bağlantıyı istatistiksel olarak değerlendirdi. Bulgular, çocuk sahibi olmayanlar ve çok sayıda çocuk doğuranlar arasında ölüm riskinin ve biyolojik yaşlanma göstergelerinin daha yüksek olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, bu sonuçların bireysel sağlık kararlarında tek başına belirleyici olmaması gerektiğini özellikle vurguladı.

Mikaela Hukkanen: 'Çocuk sayısı biyolojik yaşlanmayı etkiliyor'

Helsinki Üniversitesi'nden biyolog Mikaela Hukkanen, organizmaların sahip olduğu sınırlı kaynakların üreme ve hayatta kalma arasında paylaştırıldığını belirtti. Hukkanen, "Eğer bir kadın daha fazla enerji ve zamanı üremeye ayırırsa, vücut bakım ve onarım mekanizmalarına ayrılan kaynaklar azalabiliyor. Bu durum, biyolojik yaşlanma sürecinin hızlanmasına ve ömrün kısalmasına yol açabiliyor" ifadelerini kullandı. Araştırmada, atıl soma teorisi temel alındı; bu teoriye göre, yaşamda üreme ile hayatta kalma arasında bir denge bulunuyor. Çalışmanın sonuçları, çocuk sahibi olmayan kadınlar ile ortalama 6,8 çocuk doğuran kadınların biyolojik yaşlanma ve ölüm riski bakımından en olumsuz grupları oluşturduğunu gösterdi. Özellikle iki ila üç çocuk sahibi olan kadınların ise en düşük biyolojik yaşlanma ve ölüm riski değerlerine sahip olduğu tespit edildi.

Çocuk sayısı, ölüm riski ve biyolojik yaşlanma arasındaki ilişki

Araştırmada, çocuk doğurma geçmişi ve ölüm oranları arasındaki bağlantı, genetik faktörlerin etkisini azaltmak amacıyla yalnızca ikiz kadınların verileriyle incelendi. 1.054 katılımcının biyolojik yaşlanma belirteçleri de değerlendirildi. Katılımcılar, doğurdukları canlı çocuk sayısına ve doğum zamanına göre yedi gruba ayrıldı. İstatistiksel analizler, çocuk doğurmayanlar ve ortalama 6,8 çocuk sahibi olanların, biyolojik yaşlanma ve ölüm riski açısından diğer gruplara göre daha olumsuz sonuçlar aldığını ortaya koydu. Ayrıca, hayatın erken döneminde çocuk sahibi olan kadınlarda da daha hızlı yaşlanma ve daha kısa yaşam süresi gözlendi. Ancak bu fark, alkol kullanımı ve vücut kitle indeksi gibi faktörler hesaba katıldığında büyük ölçüde ortadan kalktı. Buna rağmen, çocuk sahibi olmayan ve çok çocuklu kadınlarda olumsuz sonuçlar, diğer değişkenler dikkate alındığında da geçerliliğini korudu.

Uzmanlardan uyarı: Sonuçlar bireysel sağlık kararı olarak kullanılmamalı

Biyolojik yaşlanma ve ölüm riski açısından en iyi sonuçlar, ortalama iki ila üç çocuk sahibi olan ve hamileliklerini 24 ile 38 yaş arasında gerçekleştiren kadınlarda gözlendi. Ancak araştırmacılar, elde edilen istatistiklerin doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi göstermediğini, yalnızca büyük bir insan grubunda gözlenen bir ilişkiyi yansıttığını açıkladı. Araştırmaya dahil olan epigenetikçi Miina Ollikainen, "Takvim yaşından biyolojik olarak daha yaşlı bir kişi, ölüm riski açısından daha yüksek bir risk altındadır. Sonuçlarımız, yaşam tarihi seçimlerinin, yaşlılıktan çok önce ölçülebilen kalıcı bir biyolojik iz bıraktığını gösteriyor" dedi. Ollikainen ayrıca, genç yaşta çocuk sahibi olmanın da biyolojik yaşlanma ile ilişkili olduğunu, bunun evrimsel teoriyle bağlantılı olabileceğini belirtti. Araştırmacılar, çocuk sahibi olmamanın neden daha olumsuz sonuçlara yol açtığını ise açıklayacak yeterli veri olmadığını, bu noktada tıbbi durumlar gibi ölçülmeyen değişkenlerin rol oynayabileceğini ifade etti.

Helsinki Üniversitesi: 'Çocuk sayısı' bulguları sağlık tavsiyesi olarak alınmamalı

Çalışmanın yürütücülerinden olan ekip, çocuk sayısı ile biyolojik yaşlanma arasındaki bu ilişkinin bireysel sağlık kararlarını doğrudan etkilememesi gerektiğine dikkat çekti. Araştırmacılar, elde edilen bulguların evrimsel biyolojiye dair teorileri desteklediğini ancak kişisel düzeyde uygulanmaması gerektiğini vurguladı. Bu çalışma, ebeveynliğin sağlık üzerindeki etkilerini gösteren diğer araştırmalarla birlikte değerlendirilmesi gereken bir örnek olarak öne çıktı. Uzmanlar, ömrü ve biyolojik yaşlanmayı etkileyen çok sayıda faktör bulunduğunu, çocuk sayısının bu faktörlerden yalnızca biri olduğunu hatırlattı. Sonuç olarak, araştırmacılar, kadınların çocuk sahibi olma planlarını bu bulgulara göre değiştirmemesi gerektiğini özellikle belirtti.

Helsinki Üniversitesi'nin bu dikkat çekici araştırması, çocuk sayısı ile yaşam süresi arasındaki karmaşık ilişkiye ışık tutarken, bireylerin sağlıklı ve bilinçli kararlar alabilmesi için daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç olduğunu ortaya koydu.


Etiketler:
çocuk sayısı biyolojik yaşlanma Helsinki Üniversitesi ölüm riski evrimsel biyoloji