ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Derin nefes almak kararları etkileyebilir! Yeni araştırma risk alma eğilimini ortaya çıkardı

Cihat Çelik - | Son Güncelleme Tarihi:
Derin nefes almak kararları etkileyebilir! Yeni araştırma risk alma eğilimini ortaya çıkardı

Berlin'deki Charité – Universitätsmedizin Berlin araştırmacıları tarafından yürütülen yeni bir çalışma, uzun nefes verme tekniğinin yalnızca sinirleri yatıştırmakla kalmayıp, aynı zamanda risk alma davranışını da artırabileceğini ortaya koydu. Araştırmada, 41 katılımcı üzerinde yapılan deneylerde, uzun nefes verme uygulayanların daha riskli kararlar verdiği gözlemlendi.

Berlin'de Charité – Universitätsmedizin Berlin bünyesinde gerçekleştirilen yeni bir bilimsel araştırma, uzun nefes verme tekniğinin insan davranışları üzerindeki etkisine dair çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Araştırma ekibi, 41 sağlıklı genç yetişkinin katılımıyla yürüttükleri deneyde, uzun ve kontrollü nefes verme uygulayan kişilerin, riskli kararlar almaya daha yatkın hale geldiğini belirledi. Katılımcılar, MRI cihazında yatarak, kısa bir nefes alıp ardından nefeslerini sekiz saniyeye kadar uzatarak bir dizi kumar temelli seçim yaptı. Deney sırasında, bireylerin kalp atışları, nefes alma hızları, cilt iletkenlikleri ve gözbebeği boyutları titizlikle takip edildi. Bu kapsamlı ölçümler, uzun nefes verme tekniğinin yalnızca sinirleri yatıştırmakla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kişilerin potansiyel ödüllere karşı daha hassas hale geldiğini gösterdi.

Charité ekibi: 'Uzun nefes verme risk iştahını artırıyor'

Çalışmada uygulanan uzun nefes verme tekniği, kısa bir nefes alışın ardından nefesin çok daha uzun süreyle verilmesinden oluşuyor. Bu yöntem, askeri ve kolluk kuvvetleri eğitimlerinde baskı altında soğukkanlı kalmak için yaygın biçimde kullanılıyor. Araştırmacılar, bu tekniğin vücutta 'dinlenme ve sindirme' halini tetiklediğini, yani parasempatik sinir sistemini aktive ettiğini belirtiyor. Deney sonuçları, uzun nefes verme sırasında kalp parasempatik aktivitesinin arttığını, ancak sempatik sistemle ilişkili göstergelerde (örneğin, cilt iletkenliği ve gözbebeği boyutu) bir değişiklik olmadığını ortaya koydu. Bu bulgu, etkinin vücudun sakinleştirici sinir dalına özgü olduğunu, genel bir uyanıklık azalmasından kaynaklanmadığını vurguluyor. Araştırmacıların aktardığına göre, katılımcılar bu sakinleştirici teknikle birlikte, normal nefes aldıkları zamana kıyasla daha fazla risk içeren seçenekleri tercih etti. Ancak bu durum, bireylerin olumsuz sonuçları göz ardı ettiği anlamına gelmiyor. Analizler, uzun nefes verme uygulandığında, kişilerin yalnızca potansiyel ödüllerin cazibesine daha fazla odaklandığını, kayıplara karşı duyarlılıklarında ise anlamlı bir değişiklik olmadığını gösterdi.

Beyin taramaları: 'Uzun nefes verme' karar mekanizmasını nasıl etkiliyor?

Deney kapsamında yapılan beyin taramaları, uzun nefes verme sırasında kalp bazlı parasempatik aktivitesi en yüksek olan katılımcıların, özellikle ventromedial prefrontal korteks ve precuneus bölgelerinde ödül işleme ile ilgili belirgin bir artış yaşadığını ortaya çıkardı. Ventromedial prefrontal korteks, seçimlere öznel değer atfederken; precuneus ise bedensel sinyallerin karar sürecine katılmasında rol oynuyor. Bu bulgular, vücut durumunun karar verme süreçlerine doğrudan etki ettiğine dair önemli bir kanıt sunuyor. Araştırma ekibi, uzun nefes verme tekniğinin, bireylerin kararlarında yalnızca eşlik eden bir unsur olmadığını, aynı zamanda kararların şekillenmesinde aktif rol oynadığını vurguluyor. Katılımcıların tepki sürelerinde ise herhangi bir değişiklik gözlenmedi, bu da riskli kararların düşünmeden alınmadığını, aksine ödül potansiyeline daha fazla odaklanıldığını gösteriyor.

Uzmanlar: 'Uzun nefes verme tekniği terapötik alanlarda da etkili olabilir'

Charité ekibinin yürüttüğü bu çalışma, uzun nefes verme tekniğinin yalnızca laboratuvar ortamında değil, gerçek hayattaki karar süreçlerinde de potansiyel etkileri olabileceğine işaret ediyor. Araştırmacılar, katılımcı sayısının görece az olmasına ve örneklemin genç, sağlıklı bireylerden oluşmasına rağmen, elde edilen sonuçların önemli bir ilk adım olduğunu belirtiyor. Risk alma davranışının laboratuvar ortamında, parasal ödüller ve kayıplar üzerinden test edilmesi, gerçek hayattaki baskı koşullarının tam olarak yansıtılamadığına dair bir sınırlama oluşturuyor. Buna rağmen, uzun nefes verme tekniğinin, ödül işleme süreçlerinin bozulduğu depresyon veya kaygı gibi terapötik ortamlarda da faydalı olabileceği düşünülüyor. Araştırmacılar, gelecekte daha çeşitli katılımcılarla ve daha dengeli ödül-kayıp senaryolarıyla yapılacak çalışmaların, bu etkinin genellenebilirliğini ortaya koyacağını vurguluyor. Öte yandan, bir sonraki önemli kararınız öncesinde uygulayacağınız birkaç uzun nefesin sizi daha mantıklı bir karar vericiye dönüştüreceği düşüncesinin ise kesin olarak doğrulanmadığının altı çiziliyor.

Sonuç olarak, Berlin'de gerçekleştirilen bu çalışma, uzun nefes verme tekniğinin sinir sistemini yatıştırırken, aynı zamanda karar süreçlerini ve risk alma eğilimini de etkileyebileceğini gösteriyor. Bu bulgular, hem bireysel kararlarımızda hem de terapötik uygulamalarda uzun nefes verme tekniğinin potansiyel rolüne dair yeni bir bakış açısı sunuyor. Ancak, tekniğin farklı yaş gruplarında ve gerçek yaşam koşullarında nasıl sonuçlar doğuracağı, ilerleyen araştırmalarla netleşecek.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
uzun nefes verme risk alma Charité sinir sistemi karar verme