ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Bilim insanları felç sonrası hareketi geri kazandıracak yöntemi açıkladı

Hasan Köseoğlu - | Son Güncelleme Tarihi:
Bilim insanları felç sonrası hareketi geri kazandıracak yöntemi açıkladı

İtalya ve İsviçre'den bilim insanları, EEG teknolojisiyle felç sonrası hareket kaybının önüne geçilebileceğini ortaya koydu. Beyin taraması ve makine öğrenimi algoritmaları, cerrahi müdahale olmadan hareketin yeniden kazanılmasına kapı aralıyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Felç geçiren bireylerde hareket kaybının önüne geçmek için geliştirilen yeni bir yöntem, tıp dünyasında heyecan yarattı. İtalya ve İsviçre'deki üniversitelerden araştırmacıların yürüttüğü çalışma, beyin taraması ve EEG teknolojisinin bir araya gelmesiyle felçli hastaların hareket kabiliyetini yeniden kazanabileceğini gösterdi. Bu yenilikçi yaklaşım, cerrahi işlemlere gerek kalmadan, hastaların düşüncelerini doğrudan harekete dönüştürmeyi hedefliyor. Özellikle omurilik yaralanması sonrası ortaya çıkan hareket kaybında, beyin sinyallerinin hâlâ üretilebildiği ancak vücuda iletilemediği durumlarda, EEG tabanlı sistemlerin devreye girmesiyle umut verici sonuçlar elde edildi.

EEG teknolojisiyle hareket niyeti tespit edilebiliyor

Omurilik yaralanması geçiren kişilerde, uzuvlardaki sinirlerin çoğu zaman işlevini koruduğu biliniyor. Ancak, omuriliğe gelen hasar nedeniyle beyin ile vücut arasındaki iletişim kopuyor ve hareket kaybı yaşanıyor. Araştırmacılar, bu kopukluğu cerrahi müdahale olmadan aşabilmek için EEG teknolojisine yöneldi. EEG, kafa derisinin yüzeyine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla beyin aktivitesini ölçüyor ve hareketle ilgili sinyalleri tespit edebiliyor. Çalışmada, felçli bireylerin hareket etmeye çalıştıklarında beyinlerinde oluşan elektriksel desenlerin, EEG sayesinde kaydedilebildiği ve bu sinyallerin analiz edilerek hareket niyetinin belirlenebildiği ortaya kondu. Bu sayede, beyin taraması ile alınan veriler, omurilik uyarıcılarına iletilerek hareketin yeniden sağlanması hedefleniyor.

Cerrahi implantlara alternatif: Güvenli ve non-invaziv yöntem

Beyin sinyallerinin doğrudan hareketle ilişkilendirilmesi için geçmişte çoğunlukla cerrahi olarak yerleştirilen beyin implantları kullanılıyordu. Ancak bu yöntemler, enfeksiyon riski ve ek cerrahi işlemler nedeniyle hastalar için ciddi riskler taşıyordu. EEG teknolojisi ise, tamamen dışarıdan uygulanan ve kafa derisine yerleştirilen elektrotlarla çalışan bir sistem olarak öne çıkıyor. Araştırmacı Laura Toni, cerrahi implantların enfeksiyon gibi komplikasyonlara yol açabileceğini ve bunun önlenmesinin önemli olduğunu belirtti. EEG'nin non-invaziv yapısı sayesinde, hastaların herhangi bir ameliyat olmadan hareket sinyallerinin tespit edilmesi mümkün hale geliyor. Bu da, beyin taraması yönteminin güvenli ve uygulanabilir bir alternatif sunmasını sağlıyor.

EEG'nin teknik sınırları ve makine öğreniminin rolü

Her ne kadar EEG teknolojisi umut vaat etse de, bazı teknik kısıtlamalar da bulunuyor. Elektrotlar kafa derisinin yüzeyinde yer aldığı için, beynin derin bölgelerinden gelen sinyallerin tespit edilmesi zorlaşıyor. Özellikle bacak ve ayak hareketleriyle ilgili sinyallerin, beynin daha merkezi ve derin bölgelerinden kaynaklanması, bu hareketlerin tespitini güçleştiriyor. Buna karşın, kol ve el hareketleriyle ilgili sinyallerin beyin yüzeyine daha yakın olması, bu hareketlerin daha kolay algılanmasını sağlıyor. Araştırma ekibi, bu sınırlamaları aşmak için makine öğrenimi algoritmalarından yararlandı. Geliştirilen algoritma, EEG ile elde edilen karmaşık ve küçük veri setlerini analiz ederek, hastaların hareket etmeye çalışıp çalışmadığını güvenilir şekilde ayırt edebildi. Ancak, farklı hareket türleri arasında ayrım yapmakta henüz bazı zorluklar yaşandığı da belirtildi.

Gelecekte neler bekleniyor?

Çalışmanın sonuçları, beyin taraması ve EEG teknolojisinin felç sonrası hareket kaybının önlenmesinde önemli bir potansiyele sahip olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, mevcut algoritmanın daha da geliştirilerek, belirli hareketlerin – örneğin yürüme, ayakta durma veya tırmanma gibi – daha hassas şekilde tespit edilebileceğini düşünüyor. Ayrıca, çözümlenen beyin sinyallerinin, rehabilitasyon sürecindeki hastalarda yerleştirilen omurilik uyarıcılarını aktive etmek için nasıl kullanılabileceği de araştırılıyor. Eğer bu çalışmalar başarıya ulaşırsa, non-invaziv beyin taraması yöntemi, omurilik yaralanması yaşayan kişilerin anlamlı hareketleri yeniden kazanmasına yardımcı olabilecek devrim niteliğinde bir çözüm sunabilir.

Sonuç olarak, EEG teknolojisiyle yapılan beyin taraması, felç sonrası hareket kaybının önlenmesi ve tedavisinde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Cerrahi müdahale gerektirmeyen bu yöntem, hem hastalar için daha güvenli bir seçenek sunuyor hem de hareket kabiliyetinin yeniden kazanılmasına önemli katkı sağlıyor. Önümüzdeki dönemde yapılacak kapsamlı araştırmalar, bu teknolojinin klinik uygulamalara entegrasyonunu hızlandırabilir ve felçli hastalar için umut verici bir gelecek yaratabilir.


Etiketler:
felç beyin taraması EEG sinirbilim hareket kaybı