ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Bebekler konuşmacının gözlerini gördüğünde dili daha iyi öğreniyor

Kubilay Dikmen - | Son Güncelleme Tarihi:
Bebekler konuşmacının gözlerini gördüğünde dili daha iyi öğreniyor

Cambridge Üniversitesi ve Nanyang Teknolojik Üniversitesi iş birliğinde yürütülen son araştırma, bebeklerin dil öğreniminde göz temasının belirleyici etkisini ortaya koydu. Victoria Leong'un liderliğinde yapılan çalışma, göz teması olmadan bebeklerin dil öğrenme sürecinin ciddi biçimde aksadığını gösteriyor.

Cambridge Üniversitesi ile Singapur'daki Nanyang Teknolojik Üniversitesi'nin ortaklaşa yürüttüğü yeni bir araştırma, bebeklerde dil öğreniminin göz temasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu gösterdi. Victoria Leong'un öncülüğündeki ekip, 9 aylık ortalama yaştaki 47 bebek üzerinde gerçekleştirdiği deneylerde, konuşmacının gözlerinin görünürlüğünün bebeklerin yapay bir dili öğrenme becerisi üzerinde belirleyici rol oynadığını tespit etti. Araştırmada, konuşmacının gözleri net biçimde görüldüğünde bebeklerin dildeki kalıpları daha iyi kavradığı, gözler karartıldığında veya tamamen gizlendiğinde ise öğrenme düzeyinin belirgin şekilde azaldığı belirlendi.

Victoria Leong: 'Göz teması, bebek beyninin öğrenme kapılarını açıyor'

Bebeklerin dil öğrenimiyle ilgili yapılan bu çarpıcı çalışmada, göz teması anahtar kelime olarak öne çıkıyor. Victoria Leong ve ekibi, göz temasının yalnızca dikkat çekmekle kalmadığını, aynı zamanda beyinler arası senkronizasyonu güçlendirdiğini ortaya koydu. Araştırma sırasında, kadın konuşmacının gözleri net biçimde görüldüğünde, bebeklerin beyin dalgalarının konuşmacınınkine daha yakın seyrettiği kaydedildi. Bu senkronizasyon, bebeklerin duydukları yapay dildeki kelime kalıplarını tanıma ve ayırt etme yeteneğini artırdı. Leong, "Beni en çok şaşırtan şey, bebeklerin karanlık gözlükler takan konuşmacıya dikkatle odaklanmalarıydı, ancak ölçülebilir bir beyin senkronizasyonu yoktu - ve ölçülebilir bir öğrenme de yoktu" diyerek göz temasının öğrenmedeki eşsiz rolüne dikkat çekti. Araştırmada, göz teması kurulan durumda bebeklerin alışılmadık kelime dizilerine tanıdık olanlara göre ortalama 1.22 saniye daha fazla baktığı, bu farkın gözler karartıldığında 0.76 saniyeye, tamamen gizlendiğinde ise 0.34 saniyeye düştüğü belirtildi. Göz teması, bebeklerin dikkat süresini değiştirmeden, öğrenme verimliliğini artırdı.

Beyin senkronizasyonu ve öğrenme arasındaki ilişki ortaya kondu

Çalışmada, göz teması ile beyin senkronizasyonu arasındaki bağlantı da detaylı biçimde incelendi. Araştırmacılar, 47 bebekten 42'sinin beyin aktivitelerini analiz etti ve bebeklerin beyin dalgalarının, konuşmacının beyin dalgalarını ne kadar yakından takip ettiğini ölçtü. Sonuçlar, bebeklerin konuşmacının gözlerini net bir şekilde görebildiği koşullarda, beyin senkronizasyonunun daha güçlü olduğunu gösterdi. En dikkat çekici bulgu ise, beyin dalgaları konuşmacı ile daha uyumlu olan bebeklerin, yapay dili daha başarılı şekilde öğrendiği oldu. Bu uyumun, bebekler arasındaki öğrenme farklılıklarının yaklaşık yüzde 25'ini açıklayabildiği tespit edildi. Leong, "Dikkatin tek başına yeterli olmadığını, bebeklerin öğreniminde aktif bir seçici süreç olduğunu ve bakışın bunun bir anahtarı gibi göründüğünü" vurguladı. Ayrıca, bebeklerin tüm koşullarda konuşmacıyı izleme sürelerinin neredeyse eşit olduğu, göz temasıyla artan öğrenmenin yalnızca dikkatle açıklanamayacağı belirtildi.

Yüz yüze iletişim, ekran karşısındaki deneyimden üstün

Leong'un liderliğinde yapılan araştırma, göz teması anahtar kelimesinin önemini bir kez daha ortaya koydu; ancak elde edilen bulgular, ekranların yüz yüze iletişimin yerini tutamayacağını da gösterdi. Leong, ekran başındaki sosyal etkileşimin, bebeklerin dil öğreniminde yüz yüze iletişimdeki kadar güçlü olmadığını belirtti. Göz teması, dokunma ve diğer sosyal ipuçlarının, ekran aracılığıyla tam olarak iletilemediğini vurgulayan Leong, "Facetime veya Zoom gibi sosyal etkileşim olsa bile - ekran, göz teması paylaşmayı zorlaştırır, ayrıca çocuğunuza uzanıp dokunamazsınız" sözleriyle ebeveynlere uyarıda bulundu. Araştırmada, bebeklerin ekrandaki bir kişiden de dil öğrenebildiği, ancak bu öğrenmenin göz teması kurulduğunda ve sosyal sinyaller sağlandığında başarıya ulaştığı belirtildi. Leong, günlük iletişimde ekranlar yerine yüz yüze iletişimi güçlü şekilde savunduğunu da ekledi.

Ev ortamında göz teması etkisi ve gelecek araştırmalar

Çalışmanın laboratuvar ortamında, sessiz ve dikkat dağıtıcı unsurlardan uzak bir şekilde yürütülmesi, göz teması anahtar kelimesinin gerçek hayattaki etkisinin sorgulanmasına yol açtı. Leong, ev ortamında, özellikle gürültülü ve hareketli aile yaşamında göz temasının aynı düzeyde etkili olup olmadığının henüz bilinmediğini belirtti. Gelecekteki araştırmaların, konuşmacının gözlerini görebilmenin bebeklerin öğrenme avantajını günlük yaşamın karmaşasında da sağlayıp sağlamadığını test etmesi gerektiği ifade edildi. Leong, "Gürültülü bir ev ortamında, çocuğun çok daha fazla dikkatinin dağılmasını ve odaklanamamasını beklemek mantıklıdır" diyerek, ebeveynlerin bebeklerle iletişimde göz temasını ihmal etmemesi gerektiğini vurguladı. Araştırmanın küçük bir örneklemle ve kontrollü koşullarda yapılmış olması, bulguların genellenmesi konusunda temkinli olunmasını gerektiriyor.

Sonuç olarak, Victoria Leong ve ekibinin bulguları, göz teması anahtar kelimesinin bebeklerde dil öğrenimi ve beyin senkronizasyonu üzerindeki belirleyici etkisini gözler önüne serdi. Ebeveynler ve bakıcılar için bu çalışma, bebeklerle iletişimde göz teması kurmanın ve yüz yüze etkileşimin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Gelecekte yapılacak daha geniş kapsamlı araştırmalar, göz temasının günlük yaşamda da benzer bir öğrenme avantajı sağlayıp sağlamadığını gösterecek.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
göz teması bebeklerde dil öğrenimi Victoria Leong beyin senkronizasyonu yüz yüze iletişim