Bağırsak kanserinde 20 yıllık düşüş sona erdi! Vakalar yeniden yükselişe geçti
ABD'de kolorektal kanser görülme sıklığı 20 yılı aşkın süredir ilk kez genel olarak yükseldi. Artışın 65-69 yaş grubuna uzandığı, 70-74 yaş grubundaki düşüşün ise durduğu belirlendi.

ABD'de kolorektal kanser oranları, 20 yılı aşkın süren düşüşün ardından yeniden yükseldi. NEJM Evidence'da yayımlanan çalışmaya göre artış, 50 yaşından küçük yetişkinlerle sınırlı kalmadı ve 70'li yaşlarına yaklaşan kişilere kadar uzandı.
Kolorektal kanser, ABD'de kansere bağlı ölümlerin genel olarak ikinci, 50 yaşından küçük yetişkinlerde ise birinci önde gelen nedeni. Araştırmacılar, daha fazla neslin hastalığın yaygınlaştığı yaşlara ulaşmasıyla tedavi ve uzun vadeli sağkalım hizmetleri üzerindeki yükün artabileceği uyarısında bulundu.
Oranlar 2023'te yeniden yükseldi
University of Chicago'da Pediatri ve Halk Sağlığı Bilimleri Profesörü Caitlin Murphy liderliğindeki ekip, kolorektal kanser görülme sıklığındaki değişimleri izlemek için National Cancer Institute verilerini 20 yılı aşkın süre boyunca inceledi.
Yaşa göre düzeltilmiş oran 2000'de 100.000 kişi başına 55,2 vakadan 2022'de 36,7 vakaya geriledi. Oran 2023'te 38,3'e yükseldi. Murphy, bunun 20 yılı aşkın süredir genel oranda görülen ilk artış olduğunu söyledi.
Çalışma, görülme sıklığının 65-69 yaş grubuna kadar yükseldiğini ortaya koydu. Kolorektal kanser taramasının bu yaş gruplarında önemli fayda sağladığı ve insanların yaklaşık yüzde 80'inin taramalarını güncel tuttuğu belirtildi. Buna rağmen oranlar 65-69 yaş grubunda yükselirken 70-74 yaş grubundaki düşüş durdu.
Araştırmacılar, henüz belirlenmemiş risk faktörlerinin erken tanı ve korunmayla sağlanan ilerlemenin bir bölümünü etkisizleştiriyor olabileceğini düşünüyor.
Doğum kohortu etkisi araştırılıyor
Murphy, genişleyen yaş aralığının belirli dönemlerde doğan kişilerin yaşları ilerledikçe farklı hastalık riskleri taşıdığı doğum kohortu etkisiyle bağlantılı olabileceğini belirtti. Bulgular, 1960'larda ve sonrasında doğan kişilerin orta ve ileri yetişkinlik dönemlerine ilerledikçe yüksek kolorektal kanser riskiyle karşı karşıya kalabileceğine işaret ediyor.
Murphy, doğum kohortu etkisini yaş ile zamanın etkileşimi olarak açıkladı. Aynı dönemde doğan kişiler yaşlandıkça kolorektal kanser tanılarının artabileceğini söyledi.
Bu örüntü, genç yetişkinlerdeki artışla yaşlı nüfusta görülmeye başlayan yükseliş arasındaki bağlantıyı açıklamaya yardımcı olabilir. American Cancer Society verilerine göre 20-49 yaş arasındaki kişilerde kolorektal kanser görülme sıklığı 2013-2022 arasında yıllık yaklaşık yüzde 3 arttı.
Murphy, genç yaşta kanser tanısı alan kişilerin özgün zorluklarla karşılaştığını belirterek gençlerde kolorektal kansere yol açan etkenlerin artık yaşlılarda da artışa neden olup olmadığının incelenmesi gerektiğini söyledi.
Tarama artışın tamamını açıklamıyor
En büyük artış 45-49 yaş grubunda görüldü. Bu grupta kolorektal kanser görülme sıklığı 2019-2023 arasında yıllık yüzde 12,76 yükseldi. Araştırmacılar, artışın büyük ölçüde ulusal kılavuzlarda önerilen tarama başlangıç yaşının 50'den 45'e indirilmesinin ardından taramanın genişlemesini yansıttığına inanıyor.
Tarama, daha önce var olan ancak henüz tanı konmamış kanserleri ortaya çıkararak bildirilen görülme sıklığını geçici olarak artırabiliyor. Murphy, bunun taramanın kanseri daha erken yakalama amacına uygun çalıştığı anlamına geldiğini söyledi.
Ancak taramadaki artış, özellikle taramaya katılımın yüksek olduğu yaşlı yetişkinler olmak üzere tüm yaş gruplarındaki daha geniş yükselişi açıklamıyor. Araştırmacılar COVID-19 pandemisinin neden olduğu aksamaların etkisini de inceledi.
2020 ve 2021 verileri çıkarıldığında da artış sürdü. Tarama faaliyetleri Ocak 2021'de büyük ölçüde pandemi öncesi seviyelere döndü. Bu sonuçlar, pandemi kaynaklı gecikmelerin 2023'teki genel artışı açıklamasının olası olmadığını gösterdi.
Çevresel maruziyetler mercek altında
Artan görülme sıklığının nedenleri henüz bilinmiyor. Araştırmacılar, çevredeki kimyasallara maruz kalmanın kolorektal kanser riskine katkıda bulunup bulunmadığını inceliyor. Ancak belirli bir maruziyetin gözlenen eğilimlerden sorumlu olduğu henüz ortaya konmadı.
UChicago Medicine Gastrointestinal Kanser Riski ve Korunma Kliniği Direktörü Sonia Kupfer, sonuçların artışın nedenlerini anlamaya, risk faktörlerini belirlemeye ve bunları olası biçimde azaltmaya yönelik araştırmaları teşvik ettiğini söyledi.
Murphy, binlerce çevresel kimyasala maruziyeti küçük kan örnekleriyle incelemek için Emory University'de toksikolog Xin Hu ile işbirliği yapıyor. Bu yaklaşım, daha ayrıntılı araştırılması gereken maddelerin belirlenmesine yardımcı olacak.
Araştırmacılar, seçilen kimyasalları laboratuvarda yetiştirilen kolon organoidleriyle incelemek üzere Kupfer ile çalışmayı planlıyor. İnsan kolon dokusunun bazı özelliklerini yeniden oluşturan bu modeller, belirli maruziyetlerin kolon hücrelerini nasıl etkilediğini ve kanser gelişiminde rol oynayabilecek biyolojik süreçleri araştırmaya olanak sağlayacak.
Erken tanı önemini koruyor
Nedenler netleşene kadar kolorektal kanser taraması, hastalığı erken tespit etmenin ve ölümleri önlemenin en etkili yollarından biri olmayı sürdürüyor. Güncel ulusal kılavuzlar, ortalama risk taşıyan yetişkinlerde rutin taramanın 45 yaşında başlamasını ve 75 yaşına kadar sürdürülmesini öneriyor.
Bu yaş aralığının dışındaki tarama kararlarının aile öyküsü, belirtiler ve diğer tıbbi durumlar gibi etkenlere göre kişiye özel verilmesi gerekiyor. Kolonoskopi, kanseri tespit etmesinin yanı sıra kanser öncesi polipleri çıkarabilmesi nedeniyle altın standart olmayı sürdürüyor.
Diğer tarama yöntemleri arasında evde yapılan dışkı testleri ve daha yeni kan testleri bulunuyor. Bu yöntemlerin kullanım alanları ve önerilen tekrar aralıkları farklılık gösteriyor. Kupfer, kişilerin farklı tarama testlerinin amaçlarını ve hangi sıklıkta tekrarlanması gerektiğini öğrenmek için klinisyenlerle görüşebileceğini söyledi.
Rutin tarama yaşına gelmemiş 45 yaşından küçük yetişkinlerin olası uyarı işaretlerini tanıması önem taşıyor. Dışkıda kan, bağırsak alışkanlıklarında kalıcı değişiklikler ve açıklanamayan kilo kaybı, aile öyküsü veya genetik risk bulunmasa bile tıbbi değerlendirme gerektiriyor.
Araştırma ekibi, yeni rakamlar elde edildikçe ulusal kanser kayıtlarının izlenmesini öneriyor. Artış eğilimi büyük Amerikan nesilleri yaşlandıkça sürerse sağlık sistemleri kanser tedavisi, takip bakımı ve hastalığı atlatanlara yönelik uzun vadeli destek için daha fazla taleple karşılaşabilir.
- Popüler Haberler -
Bütün meyve mi meyve suyu mu kalp sağlığı için daha iyi
Onkologdan kansere karşı brokoli ve orman meyveleri önerisi
Diyetisyenden kilo vermek isteyenlere ekmek uyarısı! Sofradan kaldırmak zorunda değilsiniz
Doktordan burun açıcı ilaçlara karşı önemli uyarı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: 1 Milyon vatandaşa ücretsiz sigara bırakma tedavisi ve poliklinik hizmetleri
Aşırı işlenmiş gıdalar neden kalp hastalığıyla bağlantılı?



