ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

"Herkes diyor ki nüfus çok önemliymiş" Zafer Şahin: Cumhurbaşkanı Erdoğan yıllardır '3 çocuk' dediğinde etmedikleri hakaret kalmadı

HABER MERKEZİ - | Son Güncelleme Tarihi:
"Herkes diyor ki nüfus çok önemliymiş" Zafer Şahin: Cumhurbaşkanı Erdoğan yıllardır '3 çocuk' dediğinde etmedikleri hakaret kalmadı

24 TV Arafta Sorular programında Star Gazetesi Yazarı Esra Elönü'ye konuk olan Gazeteci Zafer Şahin ‘'Çok çocuk sahibi olmak dünyanın en kötü şeylerinden biri olarak gösterildi bu toplumda. Mizahta, tiyatrolarda falan aşağılandı insanlar. Bugün gelinen noktada bakıyorsun, herkes diyor ki nüfus çok önemliymiş. Cumhurbaşkanı Erdoğan yıllardır “3 çocuk” dediğinde etmedikleri hakaret kalmadı.''

Kapat

HABERİN DEVAMI

24 TV Arafta Sorular programında Star Gazetesi Yazarı Esra Elönü'nün sorularını yanıtlayan Gazeteci Zafer Şahin ''Çok çocuk sahibi olmak dünyanın en kötü şeylerinden biri olarak gösterildi bu toplumda. Mizahta, tiyatrolarda falan aşağılandı insanlar. Bugün gelinen noktada bakıyorsun, herkes diyor ki nüfus çok önemliymiş. Cumhurbaşkanı Erdoğan yıllardır "3 çocuk" dediğinde etmedikleri hakaret kalmadı.''

''Çok çocuk sahibi olmak dünyanın en kötü şeylerinden biri olarak gösterildi bu toplumda. Mizahta, tiyatrolarda falan aşağılandı insanlar. Bugün gelinen noktada bakıyorsun, herkes diyor ki nüfus çok önemliymiş. Cumhurbaşkanı Erdoğan yıllardır "3 çocuk" dediğinde etmedikleri hakaret kalmadı.''

Niye bu ülkede nüfus artış hızı 80'lerden itibaren bilinçli bir şekilde düşürülmüş? Bunu bir konuşmak gerekiyor. Çok çocuk sahibi olmak dünyanın, şöyle söyleyeyim sana, en kötü şeylerinden biri olarak gösterildi bu topluma. Hatta bu insanlar, bu anneler aşağılandı. Mizahda, tiyatrolarda aşağılandı insanlar, öyle söyleyeyim sana.Ama bugün gelinen noktada bakıyorsun, herkes diyor ki nüfus çok önemliymiş. Cumhurbaşkanı Erdoğan yıllardır "3 çocuk" dediğinde etmedikleri hakaret kalmadı, getirmedikleri eleştiri kalmadı. Bugün bütün dünya diyor ki "Ne yapacağız, ne yapacağız?" Daha önceden görmüş ama buna rağmen Türkiye'de 2.1'in altına düştü. Yani nüfusun kendini yenileme hızı maalesef bizde şu anda iyi bir seviyede değil. Yeniden 2.1'i yakalamamız lazım.Bir de üstüne böyle reklam filmleri geldiğinde , ister istemez benim aklım birden bire 80'lere gidiyor. Diyorum ki, o zaman nasıl bu ülkeye bazı badireler, tuzaklar kurulmuşsa bu da alt metinde benzer bir çalışma.Elbette ki. Yani senin yaşlı bir ülke haline gelmen isteniyor. Bizim en büyük avantajımız bu coğrafyada genç bir nüfusa sahip olmamız. Ama bizde de ortalama yaş 35'e geldi. Biz Avrupa'nın en genç ülkesiydik, sanıyorum hâlâ öyleyiz. Avrupa'da ortalama yaş 45 ama giderek yaşlı bir ülke haline geliyoruz.Dün Cumhurbaşkanı açıkladı: İlk defa Türkiye'de kırsaldaki yaşlıların sayısı çocukları geçmiş durumda. Yani bu ne demek biliyor musun? Bu, sessiz bir yok oluş demek.

''Türkiye'de bu sokak köpekleri meselesi zenginlerin meselesi değil. Zengin zaten korunaklı bir sitede oturuyor, sabah işe arabayla gidiyor, çocuğu servisle gidiyor. Fakirler için böyle bir ayrıcalık söz konusu değil. O okul yolunda gönderdiği 7-8 yaşındaki çocuğu da sokak köpekleriyle karşı karşıya gelebiliyor. Gecenin kör bir saatinde işten yorgun argın dönerken 10-15 tane sokak köpekleri çetesiyle karşılaşma riski de var.''

Türkiye'de bu sokak köpekleri meselesi zenginlerin meselesi değil. Niye? Çünkü zengin zaten korunaklı bir sitede oturuyor. Sabah işe ya arabasıyla gidiyor, çocuğu servisle gidiyor ya da kendisi bırakıyor. Ama fakirler için böyle bir ayrıcalık söz konusu değil. Okul yolunda gönderdiği 7-8 yaşındaki çocuğu da sokak köpekleriyle karşı karşıya gelebiliyor. Gecenin kör bir saatinde, işten yorgun argın dönerken 10-15 tane köpekten oluşan bir çeteyle, sokak köpekleri çetesiyle karşılaşma riski de var. Tıpkı Van'daki 5 yaşındaki Hamza'nın karşılaştığı gibi.Şimdi elbette ki biz, onlar da Allah'ın yarattığı canlar. Onları toptan bir şekilde katledelim, itlaf edelim... Kimse bunu önermiyor, kimse bunu istemiyor. Ama ortada bir sorun var. Bu sorunla yüzleşmek zorundasın, bir çözüm bulmak zorundasın. Çünkü eğer bir tedbir almazsan, bak çok uzak bir gelecek değil; birkaç yıl içerisinde, birkaç yıl içerisinde 20-25 milyon köpekle, belki daha fazla köpekle baş başa kalacaksın.Ya bana göster dünyada, Afrika kıtası, Asya kıtası—hadi Avrupa bu işi temelden çözmüş—yok. Dünyanın başka bir yerinde ikinci bir örnek göster. Şu söyleniyor, ben bunu somutlaştıramadım açıkçası: "Bir mama lobisi var." Hatta bazı siyasetçilerin de mama fabrikası var. Bu yüzden bu iş olmuyor, sonuçlandırılamıyor deniliyor. Ben bunda biraz abartı olabileceği kanaatindeyim.Ama aslında kanun çıktı. Kanun, belediyelere düzenlemeleri yapması için 5 yıl bir süre tanıdı. Biz şimdi daha ilk yılın içerisindeyiz. Ama bu demek değil ki belediyeler de 5 yıl bekleyip öyle harekete geçecek. Bir an önce harekete geçin. Sahipsiz köpekleri toplayın, onları daha uygun koşullarda yaşayacakları barınaklara alın.Şimdi ben sana soruyorum, belediye eleştirisine girmeden: Böyle bir sorun var, yıllardır konuşuluyor. Pandemiyle beraber tavan yapmış. Hangi belediye ne kadar barınak yapmış?

''Bir yabancı firmanın Türkiye'de Anneler Günü için hazırlamış olduğu reklam filminde reklam başlıyor, ben de bugün şaşkınlık içerisinde izledim. Çok ilginçtir, iki anne konuşuyorlar, çocuklarından bahsediyorlar: "Benimki şu yaşta, şöyle mi böyle mi?" Ama günün sonunda bakıyorsun ki annelerin çocukları köpek. Kimse bunu bana iyi niyetli bir reklam çalışması olarak göstermez.Aynı firmanın Avrupa'daki reklam filmlerinde benzer içerik Anneler Günü reklam filminde annelerin çocukları gerçek çocuk ama niyeyse Türkiye'de köpek.''

Araya ben o zaman kaçak gündem sokayım. Madem köpekler mevzusuna girdik... Bir yabancı buzdolabı firmasının Türkiye'de Anneler Günü için hazırlamış olduğu reklam filminde iki anne konuşuyorlar. Çocuklarından bahsediyorlar: "Benimki şu yaşta, seninki hangi yaşta, şöyle mi böyle mi?" Günün sonunda bakıyorsun ki annelerin çocukları köpek. Kimse bunu iyi niyetli bir reklam çalışması, tırnak içerisinde sadece "reklam" olarak gösteremez.Aynı firmanın Avrupa'daki reklam filmlerinde, benzer içerikli Anneler Günü reklamlarında annelerin çocukları gerçek çocuk. Ama niyeyse Türkiye'de köpek.Şimdi ben bunu ülke olarak nüfus artış hızındaki azalmayı, düşüşü varoluşsal bir tehdit olarak görmüşüm. MGK'da konuşuldu bu mesele. Ülkenin Cumhurbaşkanı daha dün bunun ne kadar ciddi bir sorun olduğuna işaret etti Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın toplantısında. Biz diyoruz ki yaşlanıyoruz. Eğer böyle giderse 2100 yılında Türkiye 55 milyon olacak."İlla çocuk sahibi olmana gerek yok. Çocuk sahibi olmak o kadar da iyi bir şey değil. Gerekirse bir köpek sana o duyguyu yaşatabilir." Şimdi bu firma Avrupa'da çektiği reklam filmlerinde annelere normal çocuk oyuncularla, normal bir aile profili çiziyor; Türkiye'de çektiği reklam filminde anneye çocuk olarak köpeği uygun görüyor. O zaman ben 80'li yıllardaki o doğum kontrol kampanyalarını hatırlıyorum. Türkiye'de büyük holdinglerin 1980'li yıllarda bu doğum kontrol kampanyalarında üstlendikleri roller konuşulmaz. Aslında buna bir eğilmek lazım.Niye bu ülkede nüfus artış hızı 80'lerden itibaren bilinçli bir şekilde düşürülmüş?


Etiketler:
24 tv arafta sorular esra eölnü gazeteci zafer şahin 3 çocuk cumhurbaşkanı erdoğan