ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Devlet Bahçeli'den'' dönüm noktası'' çıkışı: Kerkük'te kurulan yeni düzen bölgeye nefes aldıracak

AA - | Son Güncelleme Tarihi:
Devlet Bahçeli'den'' dönüm noktası'' çıkışı: Kerkük'te kurulan yeni düzen bölgeye nefes aldıracak

Partisinin Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulunan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Kerkük'te kurulan yeni düzen bölgeye nefes aldıracaktır. Kerkük ecdadımızın onurlu mücadelesinin bayraktarıdır. Kerkük bir daha pazarlık konusu olmayacaktır. Kerkük yaşayacaktır, bize mirastır. Türkmen iradesinin Kerkük'te yeniden görülür hale gelmesi bakımından tarihi bir dönüm noktasıdır.' ifadelerini kullandı.

Kapat

HABERİN DEVAMI

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Tarih de göstermektedir ki bu yürüyüş yorulanlarla sürmez, yükü omuzlayanlarla devam eder. Yorulup kenara çekilenlere sitemimiz yoktur zira yükümüz ağırdır. Ancak gönlü hala bizimle atan, gözü hala bu ocakta olan her kardeşimiz için soframızın yeri de gönlümüzün yeri de bakidir." dedi.

Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda, dünyanın sıkıntılı bir imtihandan geçtiğini, küresel sistemin sütunlarında çatlakların belirginleştiğini söyledi.

Jeopolitik zeminin kaydığını ve ekonomik gerilimlerin siyasal fay hatlarını daha da sertleştirdiğini belirten Bahçeli, devletlerin irade, milletlerin metanet, toplumların ise sabır testine zorlandığını bildirdi.

Haritalar yerinde dursa bile anlamların yer değiştirdiğine, sınırlar sabit görünse bile tehditlerin mahiyetinin değiştiğine dikkati çeken Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Böylesi zamanlarda millet olmanın manası daha da derinleşir. İşte böylesi zamanlarda birbirimize daha sıkı sarılmak tarihi bir zaruret halini alır. İşte böylesi zamanlarda ayrılığı büyüten her dil, gevşekliği çoğaltan her tavır, hafızayı aşındıran her müdahale geleceğe kurulmuş bir tuzak olarak karşımıza çıkar. Onun içindir ki bizler bugünlerde yalnız bugünü konuşamayız. Maziyi de konuşmak zorundayız, istikbali de konuşmak zorundayız. Yalnız hadiseleri sıralamakla yetinemeyiz. O hadiselerin hangi devlet aklı içinde anlam kazandığını, hangi millet vicdanında yer ettiğini, hangi tarihi yürüyüşün parçası olduğunu da izah etmek mecburiyetindeyiz."

Devlet Bahçeli, 3 Mayıs Milliyetçiler Günü'nü, "Türk milliyetçiliğinin varoluş tarihinde mümtaz bir mevki" olarak nitelendirerek, "Türk milletine mensubiyet duygusunun ne kadar derin, ülküyle aydınlanan zihinlerin ne kadar diri, dava uğruna ölümü göze almış yüreklerin ne kadar dayanıklı olduğu 3 Mayıs'ın çilesinde, 3 Mayıs'ın iradesinde, 3 Mayıs'ın mertliğinde açıkça görülmüştür. O gün ayağa kalkanlar yalnız bir itiraz yükseltmediler, aynı zamanda Türk milliyetçiliğinin hangi ruha, hangi ahlaka, hangi sadakate dayandığını da tarihe kazıdılar." ifadelerini kullandı.

Milletin yalnızca aynı hudutlar içinde yaşayan insanların toplamı olarak anlaşılmaması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Millet, aynı kaderi yüklenmiş, aynı vatanda yan yana durmayı tarih önünde iradeye dönüştürmüş, zaman içinde birbirinin acısına alışmış, sevincine iştirak etmiş, hafızasını müşterek hatıralarla beslemiş, beşeri ve siyasi bir terkiptir. Millet, aynı göğe bakan, aynı toprağa emek veren, aynı bayrak altında vakar bulan, cenazede omuz omuza yürüyen, düğünde aynı sevinçle ayağa kalkan, tasada ve kıvançta birbirlerine yönelen büyük bir kader ortaklığıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Millet denilen hakikatin sadece acıyla tahkim olunmayacağını, sevinci paylaşma ahlakıyla da olgunlaşacağını ifade eden Bahçeli, "Millet yasla yoğrulur, neşe ile tamamlanır, hatıra ile kök salar, ülkü ile yükselir. Millet olmak, beraber yaşama arzusunun ötesinde beraber yürüme ahdidir. Beraber yürümenin üstünde ise beraberce tarih yapma kudretidir." diye konuştu.

- "KİMİ DAVA ARKADAŞLARIMIZIN FARKLI MECRALARA SAVRULMUŞ OLMASI, DAVANIN YÜKÜNÜN NE KADAR AĞIR OLDUĞUNU GÖSTERMEKTE"

MHP lideri Bahçeli, 3 Mayıs'ta Ankara Adliyesi'ni dolduran Türk gençliğinin, "Türk kimliğini sosyalizme ezdirmemek, İslam'ı komünizme çiğnetmemek için tek yürek olduğunu" aktararak, "3 Mayıs 1944'te ayağa kalkan milli ruh, zaman içinde siyasi bir mecraya kavuşmuş, çok çetin yollardan geçmiş, çok çileler çekmiş, nice ülkücü genç acıyı bal eylemiş, nice Türk milliyetçisi sıratı yol eylemiştir. O gün mahkeme salonlarında direnenler sadece bir fikri savunmadılar. Tabutluklara sığdırılmak istenen bir düşünceyi bir milletin vicdanına emanet ettiler. Susmak mümkündü, geri çekilmek mümkündü fakat onlar, Türk milliyetçiliğini bir tercih değil, bir mecburiyet olarak gördüler." ifadelerini kullandı.

MHP'yi, "Türk milliyetçiliğinin siyasetteki yegane kalesi", "devletin ve milletin varlığında kendi varlığını eritenlerin burcu, mayası bozulmamışların, tuzu kokmamışların, çizgisi eğrilmemişlerin, hedeften sapmamışların, yoldan çıkmamışların son sığınağı" olarak nitelendiren Bahçeli, partisinin, Türklük gurur ve şuurunu İslam ahlak ve faziletiyle ruhunda buluşturan dava arkadaşlarının "tek yuvası" olduğunu belirtti.

Bahçeli, "Bugün aynı ülküye gönül vermiş kimi dava arkadaşlarımızın farklı mecralara savrulmuş olması, davanın yükünün ne kadar ağır olduğunu göstermektedir. Büyük davalar sadece dışarıdan gelen saldırılarla sınanmaz, içeride büyüyen tereddütlerle de sınanır. Ancak bilinmelidir ki milliyetçilik, aynı ülküye, aynı istikamete, aynı kader duygusuna tutunarak güç kazanır." dedi.

Milliyetçiliğin, bir milletin hafızasını, haysiyetini ve kendi kaderini tayin hakkını aynı çizgide buluşturan yüksek bir farkındalık hali olduğunu vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:

"3 Mayıs, bir anma günü içinde sınırlandırılamaz. 3 Mayıs bir aynadır ve herkes o aynada kendine şu soruyu sormak mecburiyetindedir: 'Bu dava benim için bir sözden mi ibarettir, yoksa uğruna bedel ödenecek bir mesuliyet midir?' Unutmayalım ki bu dava hatırlayanların değil, taşıyanların davasıdır. Tarih de göstermektedir ki bu yürüyüş yorulanlarla sürmez, yükü omuzlayanlarla devam eder. Yorulup kenara çekilenlere sitemimiz yoktur zira yükümüz ağırdır. Ancak gönlü hala bizimle atan, gözü hala bu ocakta olan her kardeşimiz için soframızın yeri de gönlümüzün yeri de bakidir. Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş'in ifadesiyle 'Hepiniz birer Türk bayrağısınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin, yere düşürmeyin.' Biz de diyoruz ki bayrağı yere düşürmeyen, ocağına sırt çevirmeyen, ülküsünü menfaatin önüne koyan her dava arkadaşımızın yeri bellidir. Çünkü bu ocak, sadakati unutmayanların, vefasını kaybetmeyenlerin, yönünü bu ülküden ayırmayanların ocağıdır. Ve bilinmelidir ki Türk milliyetçiliği dün nasıl dimdik ayaktaysa bugün de aynı azimle ayaktadır, devletini ve milletini sahipsiz bırakmayacaktır."

Gökte güneş kararmadıkça, ay yere düşmedikçe, sular toprakları kaplamadıkça MHP'nin Türk milletine adanmış çizgisinin değişmeyeceğini vurgulayan Bahçeli, 3 Mayıs Milliyetçiler Günü'nü kutladı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in Türkiye'ye yönelik sözlerine ilişkin, "Avrupa Komisyonu Başkanı'nın ağzından dökülen bu söz, dilin kazası olarak görülemez, zihnin derinliğinde duran tasnifin, kibrin ve çifte standardın dışavurumudur." dedi.

Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda, nerede bir Türk yaşıyorsa, nerede bir Türk çocuğu doğuyorsa, nerede Türkçe konuşuluyorsa oranın da kendi hafıza coğrafyalarının, gönül haritalarının ve tarih şuurlarının bir parçası olduğunu dile getirdi.

Kerkük'ün, ecdadın hüzünle yoğrulmuş emaneti, onur mücadelesinin bayraktarı, Türkmen varlığının "kadim bir parçası" olduğunu söyleyen Bahçeli, "Türkmenlerin yıllardır süren yalnızlığını biliyoruz. Çektikleri ıstırabı kalbimizde hissediyor, feryatlarına kulak veriyoruz. Kerkük'teki yangının ateşini Ankara'dan görüyoruz. Türkmen'in ağıtını Ankara'dan duyuyoruz. Bunu da Türk olmanın, Müslüman olmanın, Selçuklu olmanın, Osmanlı olmanın, insan olmanın bir gereği olarak idrak ediyoruz." diye konuştu.

Irak Türkmen Cephesi Başkanı Mehmet Seman Ağa'nın Kerkük Valisi olarak seçilmesinin önemine değinen Bahçeli, "Bu gelişme, Kerkük'te Türkmen varlığının ötelenemeyeceğini, görmezden gelinemeyeceğini ve silinemeyeceğini yeniden ilan etmiştir." değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli, Kerkük'te yükselen kardeşlik vurgusunun Türkmen'i yok saymayan, Arap'ı dışlamayan, Kürt'ü ötekileştirmeyen, Süryani'yi silmeyen, herkesin hukukunu tanıyan, fakat Türkmen varlığını da asli ve kurucu bir hakikat olarak teslim eden bir dengenin müjdesi olduğunu söyledi.

"Nasıl ki Türkiye Yüzyılı'nın kutlu hedefi terörden arınmış, huzurun hüküm sürdüğü 'Terörsüz Türkiye' ise, gönül coğrafyamızdaki arzumuz da aynı istikamettedir" diyen Bahçeli, Türkiye "terör belasından kurtuldukça Kerkük'te kurulan yeni düzenin bölgeye nefes aldıracağının" altını çizdi. Bahçeli, "Bizim muradımız, tefrikadan, tahakkümden ve terörden arınmış bir Türkiye ile huzurun ve kardeşliğin kök saldığı bir bölge iklimidir." ifadesini kullandı.

- "KERKÜK BİR DAHA PAZARLIK MASALARINA KONU OLMAYACAKTIR"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Kerkük'ün "kendilerine bir miras", Türkmen soydaşlarının "sahipsiz bırakılmayacak bir emanet", Türk milletinin de "ne denli el-emin bir millet" olduğunu bir kez daha cümle aleme gösterdiklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kerkük bir daha pazarlık masalarına konu olmayacaktır. Soydaşlarımız canıyla, malıyla, diliyle ve duasıyla yurdundan koparılamayacaktır. Huzurumuz hiçbir karanlık denklemin, hiçbir kalleş müzakerenin malzemesi haline getirilemeyecektir. Türkçenin sesi kısılamayacak, hiçbir Türkmen ocağının ışığı söndürülemeyecektir. Devran dönmüştür. Asır Türk asrıdır, Türkiye asrıdır. Kerkük yaşayacak, Türkmeneli doğrulacak, Allah'ın izniyle de ebediyen yaşayacaktır. Biz ne Kerkük'ü unuturuz ne Musul'u zihnimizden çıkarırız ne de soydaşlarımızı sahipsiz bırakırız. Kerkük'ten Doğu Türkistan'a, Karabağ'dan Kıbrıs'a kadar ahde vefanın adı olan bütün kardeşlerimizin yanındayız. Çizgimizden sapmayız, yolumuzdan şaşmayız, hedefi şaşırmayız. Çünkü milliyetçi hareket zamana göre renk değiştirmez, konuma göre biçim değiştirmez, rüzgara göre yön değiştirmez, menfaate göre söz değiştirmez. Milliyetçi ülkücü hareket, tehdit karşısında eğilmeyenlerin, tasallut karşısında çözülmeyenlerin, taarruz karşısında kaçmayanların, tahakküm karşısında korkmayanların, nerede bir Türk varsa kardeşi bilip kucaklayanların, soydaşının hukukunu sonuna kadar savunanların kutlu ve köklü duruşudur. Kerkük işte bu duruşun turnusolü olmuştur."

Irak'ın sıradan bir komşu ülke olmadığını ifade eden Bahçeli, Kerkük'ten Musul'a, Bağdat'tan Basra'ya, Erbil'den Necef'e uzanan coğrafyanın, ortak tarihin, ticaret yollarının, kültürel bağların ve güvenlik hassasiyetlerinin canlı zemini olduğunu hatırlattı.

Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:

"Irak'ta huzur güçlendikçe Türkiye'nin güney hattı rahatlar, Irak'ın birliği korundukça bölgesel denge sağlamlaşır. Bu nedenle Türkiye'nin Irak siyaseti yalnız kriz ve güvenlik başlıklarına sıkıştırılamaz. Terörle mücadele hayati ve öncelikli olmakla birlikte, ilişkilerin ufku, enerji, ulaştırma, su yönetimi, sınır ticareti, altyapı, eğitim, kültür ve karşılıklı yatırımlarla genişletilmelidir. Kerkük ise bu büyük resmin en hassas başlığıdır. Türkiye için Kerkük, etnik veya mezhebi gerilim alanı olmaktan önce ortak hafızanın ve birlikte yaşama iradesinin sembolüdür. Arzumuz, Kerkük'ün Türkmeniyle, Arabıyla, Kürdüyle, Süryanisiyle Irak'ın egemenliği altında güvenli, adil ve müreffeh bir şehir olarak güçlenmesidir. Irak'la dostluğumuz iyi niyet beyanlarında kalmamalı, Kerkük'ün eski günlerine yeniden dönmesini sağlayacak adımlar atılmalı ve ticaret yolları, enerji hatları, güvenlik istişareleri, yatırımlar ve somut kalkınma projeleriyle kökleşmelidir. Türkiye ile Irak birlikte hareket ettikçe sınır bir ayrışma çizgisi olmaktan çıkar, refah ve emniyet kapısına dönüşür."

- "MESELE ANKARA'NIN İSTİKAMETİ DEĞİL, BRÜKSEL'İN İKİYÜZLÜ SİYASETİDİR"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, önlerinde şimdi bir başka cephe daha bulunduğunu dile getirerek, "Bu cephe, kimi zaman görünürdür, kimi zaman örtülüdür. Kimi zaman diplomatik nezaketin arkasına saklanır, kimi zaman kibirli sözlerin arkasından kendini açık eder. Avrupa'nın Türkiye'ye bakarken içine düştüğü zihni ve siyasi yanlışlık, yapılan açıklamalarda gün yüzüne çıkmaktadır." dedi.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in "Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin" sözlerine işaret eden Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu söz, sıradan bir cümle gibi geçiştirilemez. Avrupa Birliği yürütme organının en üst siyasi makamından çıkan bu ifade, bir yorumcunun, bir köşe yazarının ya da tarihi bir aktörün beyanı sayılamaz. Avrupa Komisyonu Başkanı'nın ağzından dökülen bu söz, dilin kazası olarak görülemez, zihnin derinliğinde duran tasnifin, kibrin ve çifte standardın dışavurumudur. Nitekim bu küstah dilin 'jeopolitik bakımdan sorunlu', 'gerçeklikten kopuk' ve 'çifte standartlı bulunduğu' bizzat kendi çevrelerinde dile getirilmiştir. Hatta aynı çevreler, 'Türkiye'nin Avrupa güvenliği bakımından temel bir müttefik, enerji hatları ve kaynakları bakımından hayati bir damar, göç yönetimi bakımından kilit bir ortak ve bölgesel denge bakımından vazgeçilmez bir güç olduğunu' hatırlatmak zorunda kalmıştır.

Bahsettiğimiz husus, gündelik bir basın polemiği seviyesinde görülemez. Burada karşımızda duran şey, Avrupa'nın Türkiye'yi anlamakta yaşadığı derin zihni arızadır. Avrupa Birliği, Türkiye'yi yıllardır üyelik bahsinde dışarıda, güvenlikte içeride, değerler söyleminde ötede, yük paylaşımında beride tutmaya çalışmıştır. Bir yandan ölçüt, ilke, norm ve uyum diyerek parmak sallamış, öbür yandan kendi jeopolitik ihtiyacı belirir belirmez Türkiye'yi enerji koridoru, ulaştırma kapısı, dijital bağlantı zemini ve güvenlik paydaşı ve yeri geldiğinde adeta bir tampon işleviyle yeniden devreye çağırmıştır. Fakat eşitlik bahsi açıldığı anda eski kibir cümlelerine rücu etmekten geri durmamıştır. Bu tutum, siyasal ahlak bakımından sakattır, stratejik akıl bakımından ise tutarsızdır. Bu tavır, ortaklık dili üretemez, samimiyet doğuramaz, güven iklimi inşa edemez."

Bahçeli, Türkiye'nin jeopolitik düğümlerin tam ortasında bulunduğunu, kilit noktası ve cümle kapısı olduğunu vurgulayarak, "'Neydim' demeyen mahfillerin 'ne oldumcu' tavrıyla mücadele etmek zorunda kaldığımız bu basiretsiz uluslararası sahada mesele, Türkiye'nin nerede durduğu değil, Avrupa Birliği'nin nereye savrulduğudur. Mesele Ankara'nın istikameti değil, Brüksel'in ikiyüzlü siyasetidir. Mesele Türkiye'nin duruşu değil, Türkiye'yi gerektiğinde dışlayıp gerektiğinde kullanmak isteyen çarpık, çıkarcı, ikiyüzlü Avrupa zihniyetidir." diye konuştu.

Bu tablonun yeni olmadığını, Avrupa'nın bugün kendi siyasi körlüğüyle yüz yüze olduğunu belirten Bahçeli, "Şayet Avrupa, Türkiye'ye karşı kullandığı dili adalet, hakkaniyet ve rasyonalite zeminine çekmezse, şayet kendisini hala eski hiyerarşi duygusunun konforu içinde zannederse, şayet Türkiye'yi 'ihtiyaç anında çağrılacak, rahatladığı anda ötede tutulacak bir unsur' gibi görmeyi sürdürürse, kendi tarlasını nadasa mahkum eden siyasi bir kuraklıkla karşı karşıya kalacaktır. Tarih, kibrini aklının önüne geçiren merkezlerin nasıl çözüldüğüne defalarca şahittir." görüşünü paylaştı.

- "AVRUPA TÜRKİYE'SİZ YAPAMAZ"

"Ursula Hanım'ın şahsında tüm Avrupa efkarına buradan sesleniyorum" ifadesini kullanan Bahçeli, şunları kaydetti:

"Biz, kökleri Asya'nın derinliklerine inen, dalları Avrupa ufkuna uzanan, gölgesi Afrika'ya düşen büyük bir medeniyetin tecessüm etmiş devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'yiz. Bize dar bir yer göstermeye çalışanlar, büyük milletlerin harita cetvelleriyle anlaşılamayacağını hala idrak edememiş olanlardır. Türkiye, 'gel' denildiğinde gelen, 'git' denildiğinde giden bir unsur gibi görülemez. Türkiye dosttur, fakat dostluğu tahkire açık bir mahiyette değildir. Türkiye ile ilişki kurmak isteyen herkes, önce bu milletin onurunu, bu devletin vakarını ve bu tarihin ağırlığını hesaba katmak zorundadır ve herkes şunu çok iyi bilmelidir: Türkiye yalnız rahat günlerin devleti değildir. Bu milletin acı eşiği yüksektir. Bu devletin kriz hafızası derindir. Türkiye, sarsıntı anlarında savrulmayan, yüksek basınç anlarında paniğe kapılmayan, tahrik karşısında öfkesini akla, gerilimi stratejiye, tehdidi iradeye tahvil eden köklü bir devlet geleneğinin bugünkü adıdır. Tansiyon yükseldiğinde yönünü şaşıran nice devletler görülmüştür. Türkiye ise en çetin zamanlarda dahi istikamet duygusunu muhafaza eden, soğukkanlılığı kuvvetle mezceden, sabrı kudretle tamamlayan bir devlettir."

MHP Genel Başkanı Bahçeli, sükunetlerinin "zaaf" olarak okunamayacağını, sabırlarının ise "geri çekilme işareti" olarak yorumlanamayacağını vurgulayarak, şunları dile getirdi:

"Bizim serinkanlılığımız tereddüt perdesi sanılamaz. Bunların her biri, asırların süzdüğü devlet aklının, acıyı taşıma kudretinin ve tansiyonu yönetme kabiliyetinin tezahürüdür. Türkiye'yi hafife alanlar, çoğu zaman onun sessizliğini yanlış okumuş, vakarını edilgenlik sanmış, sabrını sınamaya kalkışmış, ardından da tarih karşısında mahcup olmuştur. Çünkü Türkiye'nin sessizliği boşluk sessizliği değildir, bu sessizlik birikmiş hafızanın, hesaplanmış zamanlamanın, kontrollü gücün sessizliğidir. Türkiye'nin sükuneti tereddüt sükuneti değildir. Bu sükunet devlet aklının sükunetidir. Türkiye'nin gecikmiş görünen adımı tereddüt adımı değildir, bu adım çoğu zaman zemini yoklayan, zamanı olgunlaştıran, sonucu tahkim eden tarih tecrübesinin adımıdır. Bizim yönümüz asırlardır Batı'yla temas eden, Batı'yı tanıyan, gerektiğinde onunla mücadele eden, gerektiğinde onunla müzakere eden büyük tarih çizgisi içinde şekillenmiştir. Ne Brüksel bize geldiğimiz yeri gösterebilir ne Avrupa bürokrasisi Türkiye'ye yürüyeceği yolu tarif edebilir. Türkiye'nin Rusya ile, Çin ile, Türk dünyasıyla, İslam coğrafyasıyla, Avrupa ile ve dünyanın sair merkezleriyle hangi ölçüde, hangi çerçevede ve hangi derinlikte ilişki kuracağına, blok taassubu karar veremez. Buna ancak milli menfaatin hükmünde işleyen devlet aklı karar verir. Buradan açıkça ifade ediyorum: Avrupa Türkiye'siz yapamaz. Güvenlikte, enerjide, göç yönetiminde, ulaştırmada yapamaz, bölgesel dengeyi kurarken yapamaz."

- "AVRUPA, ZİHİN ALTINA SİNMİŞ BU HADSİZLİKLERLE YÜZLEŞSİN"

Bahçeli, Türkiye'nin, "Avrupa'nın tasniflerine mahkum bir ülke" hüviyetinde görülemeyeceğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye, Avrupasız da tarihtir, devlettir, hafızadır, coğrafyadır, merkezdir, hakikattir. Temennimiz şudur: Avrupa, zihin altına sinmiş bu hadsizliklerle yüzleşsin. Muhasebesini sloganla değil gerçeklikle yapsın. Türkiye'ye karşı kurduğu dili, çıkar hesabıyla değil, rasyonaliteyle yenilesin. Çünkü bu çağ, birbirini küçük gören merkezlerin çağı değildir, bu çağ, hakikati okuyabilen devletlerin çağıdır. Çünkü bu çağ, alışkanlıkların değil, aklın çağıdır. Çünkü bu çağ, ezberlerin değil, yeni denge arayışlarının çağıdır. Bir kez daha haykırarak ifade ediyorum ki Türkiye Cumhuriyeti, başkalarının yazdığı senaryoda figüran olmayacaktır. Kefesini başkalarının koyduğu terazide tartılmayacaktır. Başkalarının buyurduğu yollarda yürümeyecektir. Bize yer göstermeye kalkışanlara yerini hatırlatacak kudretimiz vardır. Bize sınır çizmeye yeltenenlere ufuk gösterecek hafızamız vardır. Bize had bildirmeye kalkışanlara tarih, coğrafya ve devlet aklı üzerinden cevap verecek irademiz ziyadesiyle mevcuttur."

Öte yandan MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin, etrafına Hoca Ahmet Yesevi'nin "Türklük kaderdir" sözünün yerleştirildiği, yanlarında Selçuklu kartalı ve Türk tamgalarının gravür tekniğiyle işlendiği yüzük ve onunla aynı konseptte hazırlanan rozet taktığı görüldü.


Etiketler:
Devlet Bahçeli MHP Lideri Grup Toplantısı.