ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Etiyopya ziyareti: Türkiye Afrika Boynuzu'nda konumunu güçlendiriyor

AA - | Son Güncelleme Tarihi:
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Etiyopya ziyareti: Türkiye Afrika Boynuzu'nda konumunu güçlendiriyor

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Araştırmacısı Dr. Tunç Demirtaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Etiyopya'ya ziyaretinin, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'nda saha gerçekliği, diplomatik denge, kapasite inşası üçlüsü üzerinden kurduğu ortaklık hattını güçlendirmesi bakımından önem taşıdığını vurguladı.

Kapat

HABERİN DEVAMI

"Politikadan Pratiğe Türkiye Afrika İlişkileri" kitabının yazarı akademisyen Demirtaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Etiyopya'ya yapacağı ziyareti ve Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki ilişkileri değerlendirdi.

Demirtaş, Afrika Boynuzu'nun kilit ülkelerinden Etiyopya ile temasların üst düzeyde sürdürülmesinin, Türkiye'nin bölgede yalnızca ikili ilişkileri büyüten değil, aynı zamanda istikrarı destekleyen ve ekonomik-güvenlik başlıklarını birlikte ele alan yaklaşımı benimsediğini gösterdiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Etiyopya'ya yapacağı ziyaretin, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'nda saha gerçekliği, diplomatik denge, kapasite inşası üçlüsü üzerinden kurduğu ortaklık hattını güçlendirmesi bakımından önem taşıdığının altını çizen Demirtaş, bu nedenle temasın, Türkiye-Afrika ilişkilerinin geldiği noktayı ve bundan sonra hangi derinlikte ilerleyebileceğini gösteren stratejik bir eşik niteliğinde olduğunu ifade etti.

Tunç Demirtaş, Türkiye'nin Afrika ile ilişkilerinin, son 15 yılda ziyaret diplomasisinin ötesine geçerek sahada kurumsallaşan bir ortaklık modeline dönüştüğüne dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu dönüşümün temelinde, kıtayı ticari bir pazar ya da geçici bir gündem olmanın ötesinde uzun vadeli istikrar, kalkınma ve karşılıklı fayda ekseninde stratejik bir ortaklık alanı olarak okuma iradesi bulunuyor. Bugün gelinen noktada Türkiye'nin Afrika gündemi, insani diplomasi, kalkınma projeleri, eğitim-kültür işbirlikleri ve güvenlik kapasite inşasını aynı çerçevede buluşturan çok katmanlı bir hat üzerinde ilerliyor."

"TÜRKİYE, KRİZ ANLARINDA GÖRÜNEN DEĞİL, KRİZLERİ AZALTMAYI HEDEFLEYEN BİR ORTAK"

Türkiye'nin Afrika'da kriz anlarında görünen aktör olmaktan ziyade, krizleri azaltmayı hedefleyen kurumsal kapasiteye yatırım yapan bir ortak olduğunu dile getiren Demirtaş, sağlık altyapısından eğitime, afet yönetiminden kamu kapasitesinin güçlendirilmesine uzanan geniş yelpazenin Ankara'nın ilişkiyi sahada kalıcı etki oluşturacak mekanizmalar üzerinden kurduğunu gösterdiğini söyledi.

Türkiye-Afrika ilişkilerinde Somali'nin özel bir yerde durduğunun altını çizen Demirtaş, "2011'deki kritik ziyaret, Türkiye'nin Afrika'da sahici bir ortak olarak konumlanmasının sembolüydü ancak asıl belirleyici olan, bu sembolün zaman içinde kurumsal bir ilişki mimarisine dönüşmesiydi." ifadelerini kullandı.

Demirtaş, bugün Somali'nin, Türkiye'nin insani yardım ile kalkınma perspektifini, güvenlik kapasite inşası ile devlet kurumsallaşmasını aynı çizgide birleştirebildiğini ortaya koyan en görünür örneklerden biri olarak öne çıktığını aktardı.

Somali'nin sorunlarının tamamen geride kaldığını söylemenin gerçekçi olmadığını dile getiren Demirtaş, ülkenin sürekli kriz imajından yeniden inşa ve uluslararası konumlanma eksenine doğru ilerlemesinin, Türkiye'nin sahadaki katkısını daha anlamlı hale getirdiğini belirtti.

Dr. Demirtaş, "Bu nedenle Somali, Türkiye-Afrika ilişkilerinde hem sembolik hem de pratik düzeyde bir model ülke işlevi görüyor." değerlendirmesini yaptı.

Türkiye'nin Afrika'daki farkını görünür kılan bir diğer boyutun, çatışma ve istikrarsızlık süreçlerinde izlediği çok yönlü tutum olduğuna dikkati çeken Demirtaş, Sudan dosyasının, Türkiye'nin insani refleksle birlikte diplomatik zemin oluşturmaya dönük temaslarla da sahada bir aktör olabildiğini gösterdiğini anlattı.

"TÜRKİYE'NİN AFRİKA'DAKİ İLİŞKİLERİNİN KALICILIĞINI BESLEYEN UNSURLARDAN BİRİ, KÜLTÜREL VE İNSANİ DİPLOMASİNİN SÜREKLİLİĞİ"

Burada öne çıkan meselenin, Türkiye'nin kriz yönetimini barış ve istikrar arayışına bağlayan siyasal-diplomatik hat kurması olduğuna değinen Demirtaş, şunları kaydetti:

"Benzer şekilde Sahel kuşağında yaşanan stratejik dönüşüm, Türkiye'nin askeri diplomasi ve savunma sanayi işbirlikleri üzerinden kapasite artırma yaklaşımını daha görünür kılıyor. Nijer, Mali ve Burkina Faso örneklerinde dikkati çeken nokta ilişkiyi yalnızca ekipman/tedarik başlığına sıkıştırmadan, eğitim, bakım-idame, kurumsal koordinasyon ve yerel kapasitenin sürdürülebilirliği gibi alanlara yayabilen bir çerçeve kurma arayışıdır. Bu yaklaşım, dışarıdan dayatılan güvenlik çözümlerinden ziyade, yerel aktörlerin kendi ayakları üzerinde durabildiği bir kapasite inşasına işaret etmektedir."

Demirtaş, Türkiye'nin Afrika'daki ilişkilerinin kalıcılığını besleyen unsurlardan birinin kültürel ve insani diplomasinin sürekliliği olduğuna işaret ederek, bu çerçevede yürütülen insani ve kültürel girişimlerin, Türkiye'nin stratejik çıkar diliyle ve toplumsal bağ, dayanışma, kültürel temas üzerinden de etki üretebildiğini gösterdiğini vurguladı.

Demirtaş, "Yumuşak güç unsurlarının sahada görünür olması, ortaklık algısını güçlendirirken, Türkiye'nin Afrika'daki diplomatik varlığını da daha meşru ve daha sürdürülebilir bir zemine taşıyor." diye konuştu.


Etiketler:
SETA Afrika Boynuzu Diplomatik Denge