ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Cevdet Yılmaz: Milli serveti büyütmek için yerli kaynak yatırımlarının önemi artıyor

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Kendi topraklarımızdaki kaynakları ekonomiye kazandırdığımız her yeni yatırım ithalata bağımlılığı azaltmakta, dış dengemizi güçlendirmekte ve milli servetimizi büyütme hedefimize katkı sağlamaktadır." dedi.

AA - | Son Güncelleme Tarihi:
Cevdet Yılmaz: Milli serveti büyütmek için yerli kaynak yatırımlarının önemi artıyor

Türk Altın İşletmeleri tarafından Diyadin ilçesinde faaliyete geçirilen "Ağrı Mollakara Altın Madeni"nin açılışı yapıldı.

Programda, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından Türk Altın İşletmeleri ile Mollakara Altın Madeni tanıtım videosu izletildi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, burada yaptığı konuşmada, Ağrı'nın sahip olduğu potansiyeli harekete geçirecek, bölgede üretime ve istihdama yeni mkanlar sağlayacak kıymetli yatırımın ülke ve millet için hayırlı olmasını diledi.

Dünyanın büyük bir dönüşümden geçtiği, ekonomik ve jeopolitik rekabetin giderek sertleştiği bir dönemde özellikle bölgede savaş ve çatışmaların arttığı bir süreçte, ülkelerin gücünü belirleyen faktörlerin yeniden şekillendiğini ifade eden Yılmaz, "Enerji kaynaklarından kritik minerallere, üretim kapasitesinden teknolojiye kadar sahip olunan her stratejik imkan ülkelerin geleceği üzerinde doğrudan söz sahibi oluyor. Bu nedenle kendi kaynaklarımızı yüksek katma değerle ekonomimize kazandırmak ve ülkemizin ihtiyaçlarını mümkün olan en yüksek ölçüde kendi imkanlarımızla karşılamak zorundayız. Cumhurbaşkanı'mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde son çeyrek asırda inşa ettiğimiz büyük dönüşümün temelinde de bu irade bulunmaktadır." dedi.

- "MADENCİLİKTE KATMA DEĞER ÇOK DAHA YÜKSEK"

Üretimin önemine dikkati çeken Yılmaz, şöyle devam etti:

"Aramadan üretime, işletmeden ileri teknolojiye uzanan bütün değer zincirini ülkemizde güçlendirmeyi, yer altındaki zenginliğimizi, sanayimizin, ihracatımızın ve kalkınmamızın hizmetine sunmayı stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Kendi topraklarımızdaki kaynakları ekonomiye kazandırdığımız her yeni yatırım, ithalata bağımlılığı azaltmakta, dış dengemizi güçlendirmekte ve milli servetimizi büyütme hedefimize katkı sağlamaktadır. Diğer birçok sektörde elbette üretim, ihracat yapıyoruz ama şunu bilmemiz lazım. Birçok sektörde ihracatını yaptığımız ürünlerin üretim maliyeti içinde ithalatın da ciddi bir payı var. İthal girdiler oluyor, sonra bunları işleyip tekrar ihraç ediyoruz. Madencilik öyle değil. Madencilikte katma değer çok daha yüksek. Tamamen kendi taşımız, toprağımız. Dolayısıyla burada yaptığımız ihracat katma değeri en yüksek ihracat. Ülkemizde net etkide bulunan bir ihracat. Bu yönüyle madencilik sektörünün ayrı bir önemli olduğunun altını çizmek isterim."

Yılmaz, hedefleri doğrultusunda önemli bir sorumluluk üstlenen Türk Altın İşletmelerinin bugün ülkenin altın madenciliğindeki köklü birikimini yeni bir döneme taşıdığını, Türkiye Varlık Fonu bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Türk Altın İşletmelerinin 6 işletmesi, 4 projesi ve 2 bin 643 doğrudan çalışanıyla ülkenin madencilik alanındaki önemli öncü kuruluşları arasında yer aldığını ifade etti.

Yaklaşık 18 yıllık arama, etüt, fizibilite ve mühendislik çalışmalarının ardından üretim aşamasına ulaşan Mollakara'nın 16 Haziran itibarıyla açık ocak üretimine başladığını, 16 Temmuz'da ilk altın dökümü gerçekleştirdiğini dile getiren Yılmaz, "Aramakla bulamayabilirsiniz ama bulanlar hep arayanlardır. Dolayısıyla bu felsefeyle, bu anlayışla biz de hareket ediyoruz. Ülkemizde özellikle AK Parti, Cumhur İttifakı döneminde arama faaliyetlerine apayrı bir hız kattık." diye konuştu.

- "BU YIL ÜRETİMİN 1 TON CİVARINDA OLMASINI BEKLİYORUZ"

Türkiye Varlık Fonu bünyesine katılmasının ardından Türk Altın'ın üretime kazandırdığı ilk altın madeni olması bakımından Mollakara'nın ayrı bir anlam taşıdığını belirten Yılmaz, şunları söyledi:

"Mollakara'da yapılan yatırımın tutarı 250 milyon dolardır. Bu yıl üretimin 1 ton civarında olmasını bekliyoruz ve şu anda planlanan 5 yıllık süreçte 17 tona yakın altın üretilecektir. Yeni aramalar devam ediyor. Biz altına biraz meraklı bir milletiz. Türkiye, her sene 150 tondan fazla altın ithal ediyor. Altın ithalatı geçen sene olmasaydı, cari açığımız neredeyse olmayacaktı. Yani petrolden, enerjiden sonra en önemli cari açık kalemimiz altın ithalatı. Ziynet eşyalarını kastetmiyorum yanlış anlaşılmasın. O bizim kültürümüz. O elbette devam edecek ama ülkemizde altınla tasarruf yapma anlayışı da maalesef biraz fazla güçlü. En azından bu altınların sisteme daha fazla girmesi, üretime, yatırıma dönüşmesi beklentimiz."

Cevdet Yılmaz, "Merkez Bankamızın rezervinden kat kat fazla milletimizin rezervi var ama bunu uluslararası kurallar gereği bilançolara pek yansıtamıyoruz. Bu da risk birimlerimizi daha fazla aşağıya düşürmemize engel oluyor. İnşallah bu daha fazla yansır ve Türkiye'nin gücü daha fazla görülür. Her yıl 150 tondan fazla altın ithal ediyoruz. Şu anda kendi üretimimiz ise Türkiye olarak 30 ton civarında. İşte bunu ne kadar artırabilirsek, cari açığımızı o kadar aşağıya çekmiş oluruz. Doğrudan cari açığı azaltıcı makroekonomik istikrarımıza da katkıda bulunan bir yatırım olduğunu ifade etmek isterim." değerlendirmesinde bulundu.

- "TÜRKİYE'NİN ALTIN ÜRETİMİNİ YÜZDE 10 ARTIRACAK"

Yılmaz, tesiste gelecek yıl 3 ton altın üretileceğini ve sonraki yıllarda daha fazla üretim yapılacağını söyledi.

Tesisin, Türkiye'nin altın üretimini tek başına yüzde 10 artıracağına dikkati çeken Yılmaz, "30 tonu 33 tona çıkarmış olacak. Bu gerçekten çok sevindirici. Bu tesisimiz 5 yıllık dönemde 17 tona yakın altın üretmiş olacak ve bunun bugünkü fiyatlarla baktığımızda 2,5 milyar dolar gibi bir rakama tekabül ettiğini görüyoruz. Yani bu tesisin, ülkemizin 5 yıllık süreçte cari dengesinin iyileşmesine, cari açığın düşmesine 2,5 milyar dolarlık bir katkısı olacak. Emeği geçenleri tekrar tekrar tebrik ediyorum." ifadesini kullandı.

Ekonomi kavramının insana yansımasının istihdamla gerçekleştiğine işaret eden Yılmaz, "İstihdam sadece ekonomik bir kavram değil, aynı zamanda sosyal bir kavramdır. İstihdam, sosyal refah demek. Dolayısıyla şu anda bu işletmemizde tek başına 265 kişi istihdam ediliyor. Tam kapasiteye çıkınca 337'ye yükselecek. Bu doğrudan istihdam. Çarpan etkisiyle baktığınızda en az 1500-2000 istihdamdan bahsediyoruz. Bu gerçekten bu işin en sevindirici tarafı. Burada çalışanların en az yüzde 81'i bu bölgedeki insanlarımız olacak. Bu da bölgesel ve yerel kalkınma bakımından çok kıymetli." dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Dün Suriye'de SDG, YPG kendisini feshettiğini ilan etti. Şam'da çok önemli bir toplantı oldu. Bundan dolayı da büyük memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek isterim. Biz kendi birliğimizi, istikrarımızı istediğimiz gibi bölgedeki komşu, dost ülkelerin de birlik, beraberlik içinde olmasını istiyoruz. Toprak bütünlüğünün, egemenliğinin, milli birliğinin sağlanmasını, devam etmesini istiyoruz, istikrarlı bir Suriye istiyoruz." dedi.

Yılmaz, Türk Altın İşletmeleri tarafından Diyadin ilçesinde faaliyete geçirilen "Ağrı Mollakara Altın Madeni"nin açılışında yaptığı konuşmada, Ağrı'nın bugün ulaştığı huzur ve güven ortamının yatırımlar açısından da çok kıymetli olduğunu söyledi.

Güvenliğin ve huzurun olmadığı yerde yatırım olmadığına dikkati çeken Yılmaz, "Kamu yatırımlarını her halükarda yapabilirsiniz. Terör, kavga, şiddet de olsa yapabilirsiniz ama özellikle özel sektör huzurun, güvenin olmadığı bir yere gelip yatırım yapmıyor. Tam aksine o yörelerdeki özel sektör sermayesini başka bölgelere taşıyıp oralara yatırım yapmaya başlıyor." diye konuştu.

- "EN BÜYÜK BEDELİ DE DOĞU-GÜNEYDOĞU'DA YAŞAYAN İNSANLARIMIZ ÖDEDİLER"

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin uzun yıllar terör nedeniyle potansiyelini yeterince harekete geçiremediğini ve özel yatırımı cezbedemediğini dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:

"Bunun bedelini de burada yaşayan insanlarımız ödediler. Özellikle de gençler iş bulamadılar, sıkıntılar yaşadılar. Bugün geldiğimiz noktada çok farklı bir atmosferdeyiz. Geçmişte bir hesaba göre Türkiye'nin 2,3 trilyon dolar kaybı oldu. Bu terör meselesinden, güvenlik meselesinden yıllar yılı baktığınız zaman yeterince tarım ve hayvancılık yapılamadı, turist gelmedi, bölgeye nitelikli eleman gelmedi. Sermaye kaçışı oldu, ticaret yapılamadı. Bütün bunları değerlendirdiğinizde tüm Türkiye'de tabii ki kayıplar oldu. En büyük bedeli de Doğu-Güneydoğu'da yaşayan insanlarımız ödediler. Şimdi tam tersine bir süreç var. Şimdi Türkiye Yüzyılı'nda terörden uzak, terörün artık gündem olmadığı bir Türkiye'ye doğru gidiyoruz ve bu ortamdan da tüm Türkiye istifade edecek, tüm Türkiye kazanacak, 86 milyon kazanacak ama en çok da Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan insanlar kazanacak. İşte bu yatırım ortamıyla, ekonomik gelişmeyle, kalkınmayla çok farklı bir dönem oluşmuş olacak."

Yılmaz, TBMM'den 467 evet oyuyla 7595 sayılı kanunun (Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun) çıktığını hatırlatarak, kanundan sonra başkanlığını yaptığı Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu'nu topladıklarını ve çok önemli kararlar aldıklarını belirtti.

- "ÖNCE SİLAHLAR BIRAKILACAK, TASFİYE SÜRECİ BİTECEK, BU, SAHADA TESPİT EDİLECEK"

Yol haritası oluşturduklarını söyleyen Yılmaz, şunları ifade etti:

"Önümüzdeki süreçte sahayı çok dikkatli bir şekilde değerlendireceğiz, izleyeceğiz. Bu konuda ilgili kurumlarımız tespitler yapacak, sahadaki gelişme, somut gelişmeler konusunda güvenlik kurullarımız, ilgili kuruluşlarımız çok net tespit yapacaklar. Bu tespitlerin Milli Güvenlik Kurulu'muzda teyidi ile birlikte bu süreç başlamış olacak. Kanun da Meclisimizden böyle çıktı. Bütün diğer maddelerin hayata geçmesi silahların bırakılması ve tasfiye süreçlerinin tamamlanmasıyla bağlantılı. İlk maddede bu yazıyor. Önce silahlar bırakılacak, tasfiye süreci bitecek, bu, sahada tespit edilecek, Milli Güvenlik Kurulu'muzca teyit edilecek. Daha sonra diğer maddeler işler hale gelmiş olacak. Bizim hedefimiz bu hayırlı süreci en hızlı şekilde tamamlamaktır. Bunu en hızlı, en etkili bir şekilde bu süreci hayata geçirmektir. Bu yönde de gayretlerimizi yoğunlaştırmış durumdayız. Bütün ilgili kurumlarımız üzerlerine düşen görevi bir hakkın yapıyorlar, çalışmalarını yürütüyorlar."

Bölgeden güzel haberler aldıklarını söyleyen Yılmaz, "Dün Suriye'de SDG, YPG kendisini feshettiğini ilan etti. Şam'da çok önemli bir toplantı oldu. Bundan dolayı da büyük memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek isterim. Biz kendi birliğimizi, istikrarımızı istediğimiz gibi bölgedeki komşu, dost ülkelerin de birlik, beraberlik içinde olmasını istiyoruz. Toprak bütünlüğünün, egemenliğinin, milli birliğinin sağlanmasını, devam etmesini istiyoruz, istikrarlı bir Suriye istiyoruz." diye konuştu.

- "FARKLI KİMLİKLERİ KUCAKLAYAN BİR VE BÜTÜN BİR SURİYE'DEN YANAYIZ"

Yılmaz, bu istikrar içinde elbette kapsayıcı bir yönetim anlayışını savunduklarını vurgulayarak şöyle konuştu:

"Arabıyla, Kürt'üyle, Türkmen'iyle, Alevisi'yle, Nusayris'iyle, Sünnisi'yle bütün farklı kimlikleri kucaklayan bir ve bütün bir Suriye'den yanayız. Farklılıklarını insanların rahatça yaşadığı ama tek bir devlet çatısı altında, tek bir ordu bünyesi içinde ülkelerini korudukları, istikrarlarını korudukları bir yapılanma. Bu çok önemli. Suriye'de bu yönde gelişmeler sağlanmasını memnuniyetle karşılıyoruz. İnşallah sahada bu işlerin çok daha hızlı bir şekilde geliştiğini görürüz. Bundan birkaç yıl önceki Suriye ile bugünkü Suriye'yi mukayese ederseniz bölgemizdeki gelişmeyi görmüş olursunuz. O yüzden diyoruz ki Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge. Hem Terörsüz Türkiye hem terörsüz bölge. Bölgemizin istikrarı, refahı, huzur ortamıyla çok yakından ilgili. Yine son dönemde Mekke Anlaşması ile Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan arasında varılan ittifaklık anlaşması da çok önemli. Burada da biliyorsunuz, bu üç ülkenin üçü de çok önemli ülke. Güçlerini bir araya getiren caydırıcı bir savunma anlaşması yapmış durumdayız. İleride inşallah buna başka ülkeler de dahil olacaktır. Buna inanıyoruz. Türkiye olarak da bunu savunuyoruz. Tabii ki bu üç ülke ülkenin belirleyeceği şartlarla, uzlaşmayla daha da genişleyecektir bu yapılanma ve bölgemiz çok daha istikrarlı hale gelecektir."

- "BÖLGEMİZİN HUZURU, İSTİKRARI BİZİM İSTİKRARIMIZDIR"

Suriye'nin, Irak'ın istikrarının, Türkiye'nin istikrarı olduğunu vurgulayan Yılmaz, bölgenin huzurunun, istikrarının, Türkiye'nin istikrarı olduğunu belirtti.

Tüm bunları yaşayarak gördüklerini ifade eden Yılmaz, "Suriye'de o zor dönemlerde, o yangının olduğu dönemlerde bize, bölgeye, dünyaya yansımalarını hep birlikte gördük. Dolayısıyla huzurlu bir Suriye aynı zamanda bölgesel istikrara ve refaha da büyük katkı sağlayacaktır. Ben bu vesileyle dirayetli yönetimi için Cumhurbaşkanı Şara'nın yönetimini buradan tebrik etmek istiyorum. Kardeşliğimiz daha da güçlenecek. Milletimizin terörü artık konuşmadığı bir Türkiye'de huzurun kalıcı, refahın, güvenin, yatırıma, istikrara, üretime dönüştüğü bir Türkiye'yi hep birlikte inşa edeceğiz." dedi.

Dünyada kritik minerallere yönelik rekabet hız kazanırken, yapay zeka, otonom sistemler, ileri arama ve işleme teknolojilerinin madenciliğin bütün çehresini değiştirdiğine işaret eden Yılmaz, şunları söyledi:

"Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde Milli Teknoloji Hamlemiz ile yakaladığımız ivmeyi madencilik dahil ekonomimizin bütün stratejik alanlarına taşımaya kararlıyız. Teknolojide belli bir yere gelmeyen bir ülkenin bağımsız olması mümkün değil. Savunma sanayi başta olmak üzere kendi teknolojinizi üretemiyorsanız, bağımsızlık bir slogandan ibaret kalır. Dolayısıyla bu alanda atılan adımların çok çok kıymetli olduğunu vurgulamak isterim. Bugün Mollakara'da üretime kazandırdığımız her bir gram altının arkasında yıllara yayılan bir arama ve mühendislik emeği, büyük bir yatırım iradesi ve Türkiye'nin kendi kaynaklarına duyduğu güven vardır. Ülkemizin yer altı zenginliklerini milletimizin refahına kazandırmaya, madencilikte teknolojik kabiliyetimizi geliştirmeye, nitelikli insan kaynağımızı güçlendirmeye ve yeni yatırımlarla şehirlerimizin kalkınmasına katkı sunmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanı'mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı'nı ülkemizin bütün imkanlarını harekete geçirerek ve milletimizin ortak geleceğine yeni eserler kazandırarak adım adım inşa edeceğiz."

Konuşmaların ardından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanı Fatin Rüştü Karakaş, Yılmaz'a hediye takdim etti.

Dua okunmasının ardından açılış butonuna basılmasıyla cevher sahasında patlatma gerçekleştirildi, altın dökümü başlatıldı.

Yılmaz ve beraberindekiler, daha sonra altın döküm tesisini ziyaret etti.

Programa, Vali Önder Bozkurt, AK Parti Ağrı Milletvekili Ruken Kilerci, Türk Altın İşletmeleri Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Tokmak, Diyadin Kaymakamı Furkan Korkusuz, AK Parti İl Başkanı İlhami Yıldız, MHP İl Başkanı Selahattin Aktaş ve vatandaşlar katıldı.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
Cevdet Yılmaz Altın Madeni Açılışı Diyadin Ağrı