ANASAYFA
RAMAZAN
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler yeni koridor önerilerini gündeme getirdi

AA - | Son Güncelleme Tarihi:
Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler yeni koridor önerilerini gündeme getirdi

Dünya ticaretinin kilit noktalarından olan Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler, arz ve tedarikte tıkanmaya neden olurken, uzmanlar, Türkiye'nin bu süreçte yeni bir koridor oluşturma misyonu üstlenebileceğine dikkati çekiyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI

ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırıların ardından enerjiden tarıma dünya ticaretinin kilit noktalarından olan Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler söz konusu ürünlerin arz ve tedarikinde tıkanmaya neden olurken, uzmanlar, "Tahıl Koridoru" konusunda aktif rol üstlenen Türkiye'nin bu süreçte de yeni bir koridor oluşturma misyonu üstlenebileceğine dikkati çekiyor.

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Gülçubuk, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik ortak saldırıları sonrasında Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının küresel piyasalarda tarım ürünleri ve gıda tedarikine olası etkilerini AA muhabirine değerlendirdi.

Boğazın yalnızca enerji piyasaları için değil, küresel gıda sistemi ve gıdaya erişebilirlik için de stratejik önemini vurgulayan Gülçubuk, küresel petrol ticaretinin yaklaşık 5'te 1'inin ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin önemli bölümünün Hürmüz Boğazı'nın kullanılarak gerçekleştirilmesinin tarım ve gıda piyasaları üzerinde doğrudan veya dolaylı etkileri bulunduğunu dile getirdi.

Gülçubuk, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının küresel tarımı, enerji maliyetleri, gübre fiyatları, lojistik maliyetleri, sigorta risk primleri ve finansal riskler boyutuyla etkileyeceğine işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:

"Hem ülkemizde hem de dünya genelinde tarım sektörü enerjiye mutlak bağımlılık göstermektedir. Akaryakıt, elektrik, sulama, gübre, soğuk zincir, depolama ve nakliye gibi üretim ve dağıtım süreçlerinin hemen tamamı enerji maliyetleriyle doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak krizler enerji fiyatlarında, tarımsal maliyette, gıda fiyatlarında ani artışlara yol açabilir."

"TÜRKİYE, STRATEJİK ÜRÜNLERDE BÖLGESEL DAĞITIM MERKEZİ HALİNE GELEBİLİR"

Söz konusu artıştan en çok az gelişmiş veya gelişmekte olan, gıdaya erişim sorunu yaşayan, ekonomisi önemli ölçüde tarıma bağlı olan ülkelerin etkileneceğini belirten Gülçubuk, şöyle devam etti:

"Bu jeopolitik kriz ortamında Türkiye'nin hem bölgesel hem de küresel düzeyde önemli bir rol üstlenme potansiyeli belirebilir. Türkiye, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda üstlendiği 'Tahıl Koridoru' rolünü bu sefer 'enerji ve gıda koridoru' oluşturma misyonunu yüklenerek küresel barışa ve gıda güvencesine öncülük edebilir."

Gülçubuk, Türkiye'nin enerji ve gıda tedarik zincirlerinin sürekliliğini sağlamak için, lojistik ve ticari altyapısını kullanarak, bölgesel düzeyde dengeleyici bir aktör olabileceğini ifade etti.

Karadeniz, Akdeniz ve Orta Doğu arasında köprü konumunda bulunan Türkiye'nin enerji akışının ve tarımsal ticaretin kesintisiz devam etmesine katkı sağlayabilecek coğrafi ve lojistik üstünlüğünü devreye alabileceğini dile getiren Gülçubuk, şu değerlendirmede bulundu:

"Liman altyapısı, depolama kapasitesi ve ticari ağları kullanılarak Türkiye, süreçte stratejik ürünlerde bölgesel bir dağıtım merkezi haline gelebilir. Bu tür bir yaklaşım yalnızca Türkiye'nin gıda güvenliğini güçlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda küresel gıda piyasalarında istikrarın korunmasına da katkı sağlayacaktır."

"BÜYÜK TONAJLI GEMİLER İÇİN ALTERNATİF ROTA PRATİKTE MEVCUT DEĞİL"

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zeki Bayramoğlu da ABD ve İsrail'in İran'a yönelik koordineli operasyonuyla başlayan çatışma sürecinin, küresel gıda tedarik zincirinin yapısal kırılganlıklarını gün yüzüne çıkardığını söyledi.

Uluslararası piyasaların petrol fiyatlarındaki yükselişe odaklanırken, tarım iktisatçılarının öncelikli gündeminin gübre arz güvenliği olduğunu vurgulayan Bayramoğlu, şunları kaydetti:

"Hürmüz'ün stratejik önemi enerji boyutunun çok ötesine geçmektedir. Haziran 2025 verilerine göre, dünya genelinde ticarete konu olan toplam gübre hacminin yüzde 33'ünün, sülfür ve amonyak dahil, bu boğazdan geçtiği bilinmektedir. Aylık bazda değerlendirildiğinde, bölgeden 3 ila 3,9 milyon ton gübre sevkiyatı gerçekleşiyor. Bunun 1,5 ila 1,8 milyon tonunu sülfür, 1,2 ila 1,5 milyon tonunu üre oluşturmaktadır. Katar, Suudi Arabistan ve İran, 2024 yılında, sırasıyla dünyanın en büyük azot gübresi ihracatçıları arasında üçüncü, dördüncü ve beşinci sıralarda yer almış ve bu 3 ülke küresel azot ihracatının toplam yüzde 25'ini karşılamıştır."

Bayramoğlu, modern tarımın biyokimyasal altyapısının gübre bağımlılığını yapısal kırılganlığa dönüştürdüğünü ifade ederek, Hürmüz Boğazı'nın tam olarak kapanması halinde küresel sülfür arzının yüzde 44, üre arzının ise yüzde 30 daralacağının altını çizdi.

Büyük tonajlı gemiler için uygulanabilir alternatif rotanın pratik olarak bulunmadığını anlatan Bayramoğlu, "Küresel tarım politikalarının yalnızca üretim artışına değil, gübre arz güvenliğinin çeşitlendirilmesine, enerji girdi bağımlılığının azaltılmasına ve alternatif ticaret koridorlarının geliştirilmesine öncelik vermesi, mevcut krizin gösterdiği yapısal bir zorunluluktur." diye konuştu.

"GIDA VE GÜBRE GÜVENLİ GEÇİŞ GİRİŞİMİ MEKANİZMASI HAYATA GEÇİRİLEBİLİR"

Bayramoğlu, 2022'deki "Karadeniz krizi"yle 2025'teki "Hürmüz krizi" arasındaki yapısal benzerliklerin analitik açıdan dikkat çekici olduğunu belirterek, her iki krizde de savaş ortamında kritik bir deniz koridorunun fiilen kapandığını, tarımsal girdi ve gıda ticareti akışlarının sekteye uğradığını vurguladı.

Her iki krizde de aktif çatışma taraflarından bağımsız, uluslararası alanda meşruiyeti olan bir arabulucu ihtiyacının doğduğunu dile getiren Bayramoğlu, şöyle devam etti:

"Mevcut krizin 2022 koşullarından yapısal açıdan farklı ve daha karmaşık bir denklem sunduğu göz ardı edilmemelidir. Karadeniz modelinden ilham alan 'Gıda ve Gübre Güvenli Geçiş Girişimi' kurgusunun hayata geçirilmesi teknik ve diplomatik açıdan mümkün görünmektedir. Bu mekanizma askeri bir deniz koridoru oluşturmak yerine gıda ve gübre tankerlerine yönelik ticari geçiş düzenlemelerini koordine edecek, ithalatçı ülkeler, ihracatçı firmalar, lojistik şirketleri ve uluslararası kuruluşların katılımıyla İstanbul merkezli platform biçiminde işletilebilecektir"

Bayramoğlu, Türkiye'nin "Tahıl Koridoru"nu kurmasının, tarihsel olarak belgelenmiş arabuluculuk kapasitesinin somut kanıtı olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

"Hürmüz krizinde benzer bir işlev üstlenip üstlenemeyeceği hem Ankara'nın stratejik iradesine hem de krizin çok taraflı çözüm zeminlerine ne ölçüde açık olacağına bağlıdır. Diplomatik pencereler doğası gereği geçicidir ve teknik hazırlık ile siyasi kararlılığın eş zamanlı oluşmasını gerektirmektedir."


Etiketler:
hürmüz boğazı koridor ticaret türkiye