ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Hürmüz Boğazı'ndaki enerji akışının kesilmesi Çin ve Asya'nın önde gelen ekonomileri açısından risk oluşturuyor

AA - | Son Güncelleme Tarihi:
Hürmüz Boğazı'ndaki enerji akışının kesilmesi Çin ve Asya'nın önde gelen ekonomileri açısından risk oluşturuyor

İran, Irak, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Bahreyn, Katar ve Umman'ı dünya pazarlarına bağlayan Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinde yaşanan kesinti, enerji ithalatı açısından bu bölgeye yoğun şekilde bağımlı Çin ile Asya'nın önde gelen ekonomileri açısından riskleri beraberinde getirdi.

Kapat

HABERİN DEVAMI

İran, Irak, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Bahreyn, Katar ve Umman'ı dünya pazarlarına bağlayan Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25'inin, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin ve gübre ticaretinin yaklaşık yüzde 30'unun ana güzergahı konumunda bulunuyor.

Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi Çin'in ithal ettiği petrolün yaklaşık yüzde 45'i, sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde 30'u Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndan geçerek ülkeye ulaşıyor. Orta Doğu petrolünün en büyük alıcısı konumundaki Çin'in, İran'ın ihraç ettiği petrolün yüzde 80'ini satın aldığı tahmin ediliyor.

Öte yandan Hindistan, Güney Kore ve Japonya gibi Asya'nın belli başlı sanayi ülkeleri de Orta Doğu'dan enerji akışına en az Çin kadar bağımlı durumda bulunuyor.

ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki tanker trafiğinde yaşanan kesintiler, halihazırda küresel petrol tedarikinde aksamalara ve petrol fiyatlarında artışa yol açmış durumda.

Petrol fiyatlarındaki yükselişin ulaştırma ve taşımacılık maliyetlerini artırması ve gübre gibi yan sanayi ürünlerindeki fiyat artışlarının gıda fiyatlarına yansımasıyla dünya genelinde enflasyonu artıracağı, bölgedeki kargaşanın küresel ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyeceği öngörülüyor.

HÜRMÜZ BOĞAZI'NDAKİ GEMİ TRAFİĞİ DURMA NOKTASINA GELDİ

Basra Körfezi ile Umman Körfezi arasında, kuzey kıyısında İran, güneyinde Umman toprakları bulunan, 95 kilometre genişliğindeki Hürmüz Boğazı, dünyanın en stratejik deniz yollarından birisi konumunda yer alıyor.

Dünyanın en büyük fosil yakıt rezervlerine sahip ülkelerinin yer aldığı Basra Körfezi'nde stratejik geçit oluşturan Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yüzde 25'i ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yüzde 20'sinin geçiş noktası olma özelliğini taşıyor.

İngiltere Deniz Ticareti Örgütüne göre saldırılar öncesinde günde 138 geminin geçtiği Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiği, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarına başladığı 28 Şubat'tan itibaren giderek azalarak durma noktasına geldi.

Körfez ülkelerindeki hedeflere misilleme saldırılarıyla savaşı tüm bölge açısından maliyetli hale getirme stratejisi izleyen İran, kritik deniz yolunu kapatarak enerji akışını yavaşlattı.

İran hükümeti ve Devrim Muhafızları, 1 Mart'ta ticari gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişini engelleyeceğini bildirdi. Tahran yönetimi, daha sonra Boğaz'ın kendileriyle savaşan ülkelerinkiler hariç tüm gemilere açık olduğunu duyursa da güvenlik koşullarının belirsizliği nedeniyle gemi trafiği durma noktasına geldi.

Uluslararası bilgi işlem firması Kpler'in verilerine göre, ABD-İsrail saldırılarının başlamasından sonra, 1-24 Mart tarihlerinde Hürmüz Boğazı'ndan toplam 149 gemi geçti, gemi trafiği savaş öncesine kıyasla yüzde 95 azaldı.

ASYA ÜLKELERİ, AKARYAKIT İTHALATINDA BÖLGEYE BAĞIMLI DURUMDA

Gemi trafiğindeki aksamalar, enerji ithalatı için bölgeye yoğun bağımlı olan Asya'nın büyük ekonomileri açısından ciddi problem yaratıyor. Dünyanın en kalabalık iki ülkesi Çin ve Hindistan, ithal ettikleri petrol ve doğal gazın yaklaşık yarısını Körfez ülkelerinden alıyor.

Kuzeydoğu Asya'nın ileri sanayi ülkelerinden Güney Kore, petrol ithalatının yüzde 70'ini ve Japonya ise yüzde 90'ını Basra Körfezi'nden karşılıyor. Keza Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) ülkelerinin çoğu da enerji ithalatında bölgeye bağımlı bulunuyor.

Asya ülkelerinin enerji tedarikinde sorunlarla karşılaşması, küresel ekonomik büyümeye zarar verme tehlikesi taşıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre küresel ekonomik büyümenin 2025'te yüzde 3,3 olduğu tahmin edilirken Asya'nın yükselen ekonomileri dünya ortalamasının üstünde, yüzde 4,5 ila 5 büyüme kaydetti.

Dünyanın en büyük ihracatçı ülkeleri Çin, Japonya, Güney Kore ve Hindistan'da yükselen enerji fiyatlarının üretim ve ulaştırma maliyetlerini artırması, ihraç ürünlerinin fiyatlarının tüm dünyada artmasına yol açabilir.

ÇİN'İN ENERJİ TEDARİKİ RİSK ALTINDA

Petrol ve doğal gaz ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden ve bunun da yarısına yakınını Orta Doğu'dan tedarik eden Çin, enerji akışındaki kesintilerden olumsuz etkilenecek ülkelerin başında geliyor.

Çin Gümrükler Genel İdaresi verilerine göre, ülkenin en fazla petrol ithal ettiği 11 ülkeden 4'ü Basra Körfezi'nde yer alıyor. Çin, petrol ithalatının yüzde 45'ini bu bölgede Suudi Arabistan, Irak, BAE ve Kuveyt'ten sağlıyor.

Çin, ayrıca BAE ve Katar'dan sıvılaştırılmış doğal gaz alıyor. Bu da ülkenin toplam ithalatının yüzde 30'unu oluşturuyor.

"PETRO-YUAN ANLAŞMALARI"

Resmi gümrük rakamlarında görünmese de Çin'in, İran'ın ihraç ettiği petrolün yüzde 80'ini satın aldığı tahmin ediliyor.

İran petrolü yaptırım altında olduğundan Çin, doğrudan satın almaktan kaçınıyor. Bu petrolün büyük bölümü İran bayraklı gemilerle Malezya açıklarında bu ülkenin gemilerine aktarılarak Çin'e ihraç ediliyor. İhraç edilen petrol, genellikle Çin'in kuzeyindeki Şandong eyaletinde "çaydanlık rafineleri" adı verilen, kamuya ait petrol şirketleri dışındaki müstakil küçük rafinelerde işlenerek piyasaya sürülüyor.

Çin, İran petrolünü dünya fiyatlarının altında, çoğunlukla "petro-yuan anlaşmaları" adı verilen, petrolün yuan cinsinden değerine karşılık Çin'in İran'a imalat ürünleri satmasına dayanan özel düzenlemelerle satın alıyor. Tahran yönetimi, zaman zaman ticari dezavantajları nedeniyle bu alışverişten şikayet etse de söz konusu ticaret, yaptırımlar altındaki ülke için önemli bir destek oluşturuyor.

ÇİN'E "AYRICALIKLI GEÇİŞ" İMKANI MI TANINIYOR?

Çin ile İran arasındaki bu özel ticaret ilişkisinin varlığı, Hürmüz Boğazı'nda tanker trafiğinde kesintiler başlamasının ardından Çin gemilerine "ayrıcalıklı geçiş" imkanı tanındığına dair bazı iddiaları gündeme getirdi ancak uluslararası gemicilik kayıtları, sahadaki durumun bundan oldukça farklı olduğunu ortaya koyuyor.

ABD-İsrail saldırılarının başlamasının ardından Hürmüz Boğazı'ndan ilk Çin gemileri 11 Mart'ta geçti. Dökme yük gemisi Run Chen 2, Boğaz'dan geçen ilk Çin gemisi oldu. Aynı gün, onunla birlikte 3 dökme yük gemisi daha geçiş yaptı.

Çin gemilerinin güvenli geçiş yaptığının görülmesinin ardından, bu dönemde Hürmüz Boğaz'daki yabancı gemilerin yarısının otomatik tanıma sistemlerinden "Çin sahipli" sinyali verdiği görüldü.

Ancak 12 Mart'ta Çinli şirketin sahip olduğu ancak Avrupalı denizcilik firması tarafından işletilen gemiye füze şarapneli isabet etmesi, güvenliğe ilişkin endişeleri arttırdı.

"GÜVENLİ KORİDOR"

Tahran yönetimi, 13 Mart'ta dost ülkelerin gemilerinin güvenli geçişini sağlamak üzere Hürmüz Boğazı'nda "güvenli koridor" oluşturacağını duyurdu. İran kara suları içindeki Larak ve Keşm adalarının arasındaki koridorda gemi geçişlerinin denetimli yapılacağı bildirildi.

Ancak Çin gemilerinin, sonraki 10 gün boyunca söz konusu koridoru kullanma konusunda isteksiz davrandıkları görüldü. 16 Mart'ta Çin'in en büyük gemicilik şirketi Cosco'ya ait çok büyük ham petrol tankeri (VLCC), yük almak üzere Basra Körfezi'ne girmekten kaçınarak 1000 kilometre ötedeki Babülmendep Boğazı'ndan Kızıldeniz'e geçerek Suudi Arabistan'ın Yenbu Limanı'na yanaştı.

Çinli gemiciler, ulusal basına yaptıkları açıklamalarda, Larak-Keşm Koridoru'nda denetimlerde İranlı ticaret yetkilileri ile Devrim Muhafızları arasında anlaşmazlıklar yaşandığından, geçiş koşullarında belirsizlik olduğundan yakındı. Bu dönemde güvenli koridorunu kullanan gemilerden geçiş karşılığında para ödemelerinin veya İran adına taşıma yapmalarının istendiğine dair iddialar uluslararası basına yansıdı.

10 günlük beklemenin ardından Larak-Keşm Koridoru'nu ilk kez bir Çin gemisi 23 Mart'ta kullandı. Çinli şirkete ait Panama bayraklı konteyner gemisi buradan geçti. Aynı gün öğleden sonra 45 bin tonluk Çin petrol tankeri, Hindistan bayraklı 2 LPG tankeri ile birlikte geçti. Bu, saldırıların başından bu yana Boğaz'dan geçen ilk Çin petrol tankeri oldu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, aynı gün Çinli mevkidaşı Vang Yi ile telefon görüşmesinde Hürmüz Boğazı'nın savaşanlar dışındaki ülkelerin gemilerinin geçişine açık olduğu mesajını yineledi.

Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinde kesintiler olmakla birlikte enerji akışının devamını sağlamak üzere diyaloğun ve müzakerelerin de sürdüğü anlaşılıyor. Bununla birlikte aksamalar nedeniyle enerji arzında ortaya çıkan açığın kısa sürede giderilebileceği öngörülmüyor.


Etiketler:
abd israil iran savaş çin asya doğal gaz petrol enerji dünya pazarı hürmüz boğazı ekonomi