ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Brexit'in onuncu yılında İngiltere ekonomisinde gerileme endişesi

Tunahan Köpüklü - | Son Güncelleme Tarihi:
Brexit'in onuncu yılında İngiltere ekonomisinde gerileme endişesi

Birleşik Krallık, Brexit'in üzerinden geçen on yılda ekonomisinde derin kayıplarla karşı karşıya kaldı. Özellikle ihracat ve yatırım rakamlarındaki düşüş, Brexit'in ülke ticaretine ve büyümesine etkilerini net biçimde ortaya koydu. Başta Sussex Üniversitesi olmak üzere birçok akademik kurumun analizleri, Brexit'in İngiltere ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerini gözler önüne seriyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI

İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrılmasının üzerinden geçen on yılın ardından, Brexit'in ülke ekonomisi üzerindeki etkileri daha belirgin hale geldi. 2020'de AB'den resmi olarak ayrılan İngiltere'de, Bristol merkezli Eskimo firması gibi birçok şirket, ihracat ve ticaret süreçlerinde ciddi zorluklarla karşılaştı. Özellikle Avrupa'ya yönelik ihracatta yaşanan düşüşler ve artan bürokratik engeller, şirketlerin büyüme potansiyellerini sınırladı. Brexit öncesinde ihracatının yüzde 40'ını Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleştiren Eskimo, 2025 itibarıyla bu oranı yüzde 5'e kadar düşürdü. Brexit sonrası uygulamaya giren anlaşmalar, gümrük vergisi muafiyeti sunsa da, artan evrak işleri ve bürokrasi, ihracatçıların Avrupa pazarında rekabet gücünü zayıflattı. Bu durum, sadece bireysel firmalarla sınırlı kalmayıp, ülkedeki genel ihracat rakamlarına da yansıdı. Sussex Üniversitesi'nin son verilerine göre, 2023 yılı itibarıyla İngiltere'nin ihracat çeşitliliğinde yüzde 26'lık bir azalma kaydedildi. Aston Üniversitesi'nin yaptığı detaylı analizde ise, beş yıllık ticaret verileri ışığında ihracatta yüzde 53,8, ithalatta ise yüzde 31,5'lik bir kayıp tespit edildi. Söz konusu düşüşler, farklı AB ülkelerine gönderilen ürünlerin sayısındaki azalmayı da gözler önüne serdi.

Sussex Üniversitesi: Brexit ihracatı ve ticareti vurdu

İngiltere'nin Avrupa ile ticaret hacmi, Brexit öncesinde yükseliş trendindeydi. Ancak resmi istatistikler, 2019 yılı ile karşılaştırıldığında 2025'te AB'ye yapılan ihracatın yüzde 14, ithalatın ise yüzde 10 oranında azaldığını ortaya koydu. Sussex Üniversitesi'nin Ticaret Politikası Gözlemevi tarafından yapılan analizler, ihracat çeşitliliğinde yüzde 26'lık kayıp yaşandığını gösteriyor. Düşüşler, özellikle küçük ve orta ölçekli ihracatçı firmalar arasında daha belirgin hale geldi. LSE'nin HMRC ticaret verilerine dayanan araştırması, 2019-2023 yılları arasında AB'ye ihracatı tamamen durduran firma sayısının 16 bin 400'e ulaştığını, bu rakamın toplam AB ihracatçılarının yüzde 14'üne denk geldiğini belirtti. Brexit sonrası ticarette yaşanan bu daralma, ülke ekonomisinin genel büyüme hızını da olumsuz etkiledi. Niesr ve Avrupa Reform Merkezi gibi düşünce kuruluşlarının hesaplamalarına göre, ihracatlar yüzde 16-17, ithalatlar ise yüzde 14-16 arasında azalırken, İngiltere'nin AB içindeki ticaret artışından dışlanmasının ekonomik sonuçları daha da belirginleşti. Özellikle Kanal Tüneli üzerinden gerçekleşen ticaret hacmi de ciddi oranda düştü; 2016'da 1,64 milyon kamyon geçişi yaşanırken, Brexit sonrası bu sayı 1,16 milyona geriledi ve yaklaşık yüzde 30 oranında bir trafik kaybı ortaya çıktı. Bu tablo, İngiltere'nin AB üyeliği dönemine kıyasla ekonomik olarak daha küçük bir yapıya büründüğünü gösteriyor.

Hizmet sektörü ve iş yatırımları: Brexit'in çelişkili etkileri

Brexit'in ardından İngiltere ekonomisinde yaşanan daralma, özellikle mal ticaretinde belirginleşirken, hizmet sektöründe ise farklı bir tablo ortaya çıktı. Toplam ekonomik çıktının yüzde 80'inden fazlasını oluşturan hizmetler, son on yılda AB'ye yönelik ihracatta yüzde 57, AB dışına ise yüzde 49 oranında artış gösterdi. Bu artış, muhasebe, danışmanlık ve hukuki hizmetler gibi alanlarda yoğunlaştı. Ancak, gelişmiş ülkelerde genel bir hizmet sektörü patlaması yaşanmasına rağmen, bazı uzmanlar Brexit olmasaydı İngiltere'nin bu alanda daha hızlı büyüyebileceğini savunuyor. Finansal hizmetler alanında ise, referandum öncesi yapılan olumsuz tahminlere karşın, sektörün beklenenden daha sağlıklı bir şekilde yoluna devam ettiği görülüyor. Öte yandan, iş yatırımlarında ise Brexit sonrası belirgin bir gerileme yaşandı. Eski Bank of England ekonomisti Jonathan Haskel'in hesaplamalarına göre, 2016'dan bu yana beklenenin altında kalan yatırımlar, ekonomide 29 milyar sterlinlik veya yüzde 1,3'lük bir küçülmeye yol açtı. Ulusal Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü ile ABD merkezli NBER'in karşılaştırmalı analizleri de, İngiltere'nin iş yatırımlarında yüzde 12-13 arasında bir kayıp yaşandığını ortaya koydu. Bu kayıplar, ağırlıklı olarak Brexit sonrası dönemde yaşanan belirsizlik ve siyasi çalkantılara bağlanıyor.

Pound'un değer kaybı ve yeni ticaret anlaşmalarının sınırlı etkisi

Brexit'in ekonomik etkilerinin en görünür işaretlerinden biri, İngiliz sterlininin büyük para birimleri karşısında yaşadığı değer kaybı oldu. Referandumun hemen ardından sterlin, dolar ve euro karşısında hızla değer yitirdi ve sonraki yıllarda da düşük seviyelerde seyretti. Bu durum, ithalat ve yurtdışı seyahat maliyetlerini artırırken, İngiltere varlıklarının küresel değerini de düşürdü. Poundun zayıflaması, ithal edilen ürünlerin fiyatlarında artışa yol açtı; ancak ihracatçılar için ürünlerin uluslararası pazarlarda daha rekabetçi fiyatlarla sunulmasını sağladı. Gıda fiyatlarında ise, bazı kalemlerde ithalat üzerindeki düşük gümrük vergileri nedeniyle sınırlı bir düşüş yaşandı. İngiltere hükümeti, Brexit sonrası dönemde kendi ticaret anlaşmalarını imzalama fırsatına sahip oldu. Özellikle Hindistan ile yapılan anlaşma, AB üyesi olunan döneme kıyasla daha kapsamlı bir iş birliği sağladı. Ancak, hükümetin hesaplamalarına göre bu anlaşmaların ekonomik büyümeye katkısı, on yıllar boyunca sadece yüzde birimlerinin kesirleri kadar olacak. Ayrıca, AB'nin Mercosur gibi büyük ticaret anlaşmalarıyla Brezilya pazarında sağladığı avantajlar, İngiltere'nin dış ticarette rekabet gücünü sınırladı. ABD ile yapılan anlaşmalar ise, kota ve gümrük vergisi kısıtlamaları nedeniyle beklentileri tam karşılamadı.

Akademik analizler: Brexit'in ekonomik darbesi beklenenden derin

Brexit'in İngiltere ekonomisine etkilerini değerlendiren çeşitli akademik çalışmalar, ekonomik darbenin büyüklüğü konusunda genel bir görüş birliği oluştuğunu ortaya koyuyor. Sussex Üniversitesi, Aston Üniversitesi ve NBER gibi kurumların yayımladığı analizler, Brexit sonrası dönemde ülke ekonomisinin yüzde 3 ila 8 arasında küçüldüğünü gösteriyor. NBER'in son çalışması, nüfus artışını da hesaba katarak, İngiltere'nin kişi başına ekonomik çıktısının yüzde 6 ila 8 arasında azaldığını tespit etti. Nick Bloom gibi önde gelen ekonomistler, Brexit'in etkisinin büyük bölümünün AB ile ticaretin zorlaşmasından, geri kalanının ise siyasi ve ekonomik belirsizlikten kaynaklandığını belirtiyor. Bank of England'ın özel anketleri ve LSE'nin firma bazlı analizleri de, Brexit sonrası dönemde ülke ekonomisinin potansiyel büyüme hızının önemli ölçüde yavaşladığını doğruluyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin ihracat süreçlerinde yaşadığı zorluklar, genel ekonomik performansı olumsuz etkiledi. Brexit'in ardından geçen on yıl içinde, İngiltere ekonomisinin her yıl yaklaşık üçte iki oranında daha yavaş büyüdüğü kaydedildi.

İngiltere'nin küresel ekonomik stratejisinde yeni arayışlar

Brexit sonrası dönemde İngiltere'nin karşı karşıya kaldığı ekonomik tablo, ülkenin küresel stratejisinde yeni arayışları gündeme getirdi. 2016'da Brexit savunucuları, ABD ile kapsamlı bir serbest ticaret anlaşması olasılığını öne çıkarmıştı; ancak 2026'da ABD'nin ticaret engellerini artırdığı bir ortamda bu beklentiler gerçekleşmedi. AB ise, üreticilerini koruyan yeni ticaret anlaşmalarına imza atarken, Çin'in küresel ekonomideki yükselişi de rekabeti daha da kızıştırdı. İngiltere'nin ekonomik olarak bağımsız hareket etme çabaları, yeni fırsatlar kadar yeni riskleri de beraberinde getirdi. Özellikle yapay zeka ve teknoloji alanında ABD ile yakınlaşma girişimleri, AB ile ilişkilerin geleceği konusunda soru işaretleri yarattı. Avrupa'da uygulamaya konulan "Avrupa'da Üretildi" yasası, İngiltere'nin bu pazarda ne ölçüde yer alabileceği konusunda belirsizlik oluşturdu. Ayrıca, gelecek aylarda çelik ve elektrikli araç sektörlerinde AB ile yeni anlaşmaların gündeme gelmesi bekleniyor. Hükümet yetkilileri, Brexit sonrası dönemde AB ile mal ticaretinde yeni bir pazar oluşturma önerisinde bulunsa da, serbest dolaşım konusundaki kırmızı çizgiler bu süreci zorlaştırıyor. Sendikalar ise, gümrük birliğine yeniden katılma ya da Avrupa Ekonomik Alanı'nda İsviçre tarzı bir model arayışına yöneldi. Siyasi partiler arasında Brexit sonrası anlaşmanın unsurlarında geri adım atılması ya da tamamen iptal edilmesi yönünde tartışmalar sürüyor. Gelecek ay İngiltere-AB zirvesinin ertelenmesi, ticaret ilişkilerinin geleceği konusunda belirsizliği artırdı.

Brexit'in on yıl sonrası: Sürdürülemez bir tablo ve yeni politika arayışları

On yılın ardından, Brexit'in İngiltere ekonomisi üzerindeki etkileri hâlâ tartışma konusu olmaya devam ediyor. Özellikle mal ihracatçılarının, başta küçük ölçekli firmalar olmak üzere, Brexit sonrası döneme uyum sağlamakta zorlandığı görülüyor. İngiltere'nin ABD ile teknoloji ve yapay zeka alanında iş birliği yapma girişimleri, AB ile ilişkilerin geleceği açısından yeni sorular ortaya çıkardı. Avrupa'nın ekonomik milliyetçilik politikalarına karşı İngiltere'nin nasıl bir pozisyon alacağı, önümüzdeki dönemde belirleyici olacak. Hükümet yetkilileri, mevcut Parlamento dönemi için belirlenen kırmızı çizgilerin ilerleyen yıllarda gözden geçirilebileceğini ifade ediyor. Sir Keir Starmer'ın başbakanlık koltuğuna oturması halinde, AB ile ticaret ilişkilerinde hangi yolun izleneceği merak konusu. Siyasi partiler arasında, Brexit sonrası yapılan anlaşmaların unsurlarında değişikliğe gidilmesi ya da tamamen iptal edilmesi yönünde farklı görüşler dile getiriliyor. Özellikle gıda ve tarım ticaretinde yaşanan sürtüşmelerin azaltılması için yeni anlaşmaların gündeme gelmesi bekleniyor. Sonuç olarak, Brexit'in onuncu yılında İngiltere ekonomisi hâlâ belirsizliklerle karşı karşıya. Akademik analizler ve resmi veriler, Brexit'in ülke ekonomisine verdiği zararın sürdürülemez boyutlara ulaştığını gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda, İngiltere'nin AB ile ilişkilerinde nasıl bir yol izleyeceği ve ekonomik kayıpları telafi etmek için hangi adımları atacağı, ülkenin küresel konumunu belirleyecek.


Etiketler:
Brexit Birleşik Krallık ekonomisi AB ticareti ihracat kaybı ticaret politikası İngiltere