ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Yeni bir koronavirüs ortaya çıkarsa COVID-19 bağışıklığı işe yarayabilir mi?

King's College London ve The Pirbright Institute ortaklığında yürütülen araştırmada, COVID-19 geçiren veya aşılanan kişilerden alınan antikorların, insanları daha önce hiç enfekte etmemiş yarasa koronavirüslerini de nötralize edebildiği ortaya çıktı. Bu bulgu, gelecekteki olası salgınlara karşı insan bağışıklığının ne kadar etkili olabileceğine dair önemli ipuçları sundu.

Mehmet Can Çoban - | Son Güncelleme Tarihi:
Yeni bir koronavirüs ortaya çıkarsa COVID-19 bağışıklığı işe yarayabilir mi?

King's College London ve The Pirbright Institute iş birliğiyle gerçekleştirilen yeni bir bilimsel çalışma, COVID-19 bağışıklığının yalnızca mevcut koronavirüse karşı değil, aynı zamanda insanları daha önce enfekte etmemiş yarasa koronavirüslerine karşı da etkili olduğunu ortaya koydu. Araştırmada, COVID-19 hastalığını atlatan ve aşılanan kişilerden alınan antikorların, laboratuvar ortamında farklı memeli türlerinin hücre reseptörlerini kullanabilen yarasa kökenli koronavirüsleri başarıyla nötralize ettiği saptandı. Özellikle SARS-CoV-2'ye en yakın olan ve geniş konak yelpazesine sahip virüsler üzerinde bu etkinin daha güçlü olduğu belirtildi. Çalışma, pandeminin ardından oluşan bağışıklığın, gelecekte ortaya çıkabilecek yeni koronavirüs tehditlerine karşı insanlık için önemli bir koruma sağlayabileceğine işaret ediyor.

King's College London ekibi: COVID-19 antikorları yarasa virüslerini hedef aldı

Çalışmayı yürüten ekip, SARS virüslerini de kapsayan bir gruptan 15 farklı yarasa koronavirüsünün diken proteinini laboratuvar ortamında yeniden inşa etti. Bu proteinler, 16 yarasa türünün yanı sıra insanlar, çiftlik hayvanları, kemirgenler, misk kedileri, rakun köpekleri ve pangolinler gibi toplamda 18 farklı memeli türünün ACE2 reseptörleriyle bir araya getirildi. Sonuçlar, SARS-CoV-2'ye ve Laos'taki yarasalarda tespit edilen BANAL virüslerine en yakın olan koronavirüslerin, çok sayıda farklı türün hücrelerine bağlanabildiğini gösterdi. Buna karşılık, aile ağacının diğer dallarındaki virüslerin ise daha sınırlı bir konak yelpazesiyle hareket ettiği belirlendi. Araştırmada, özellikle at nalı yarasalarında tespit edilen bazı virüslerin, insan ACE2 reseptörünü zayıf da olsa kullanabildiği vurgulandı. Bu bulgular, COVID-19 bağışıklığının yarasa kökenli koronavirüsler üzerinde de etkili olabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi.

Nazia Thakur: 'COVID-19 sonrası antikorlar yeni tehditlere karşı koruma sunabilir'

The Pirbright Institute'te doktora sonrası araştırmacı Nazia Thakur, Earth.com'a verdiği röportajda, COVID-19 enfeksiyonu veya aşılamadan sonra insanlarda gelişen antikorların, yakın akraba yarasa koronavirüslerine karşı da etkili olduğunu açıkladı. Thakur, bu durumun gelecekte insan popülasyonunda ortaya çıkabilecek yeni virüslere karşı belirli bir düzeyde koruma sağlayabileceğini belirtti. Çalışmada, COVID-19'dan iyileşen veya aşılanan kişilerden alınan plazma ve serum örnekleri ile Dünya Sağlık Örgütü'nün referans olarak belirlediği Alpha, Gamma, Delta ve Omicron BA.1 varyantlarından elde edilen materyaller kullanıldı. Ayrıca, 2019 yılı öncesine ait örnekler de karşılaştırma amacıyla dahil edildi. Araştırma ekibi, pandeminin ürettiği bağışıklık türlerinin çoğunu kapsayan bu örneklerle, SARS-CoV-2'nin yakın akrabası olan yarasa koronavirüslerine karşı antikorların yüksek etkinlik gösterdiğini tespit etti. Ancak, daha uzak akrabalık düzeyindeki virüslere karşı antikorların etkisinin belirgin şekilde azaldığı gözlendi. Buna rağmen, antikorlar bu virüsleri tamamen etkisiz bırakmasa da, önemli ölçüde tanıyıp nötralize edebildi.

Katie Doores: 'Antijenik benzerlik koruma düzeyini artırıyor'

King's College London'da viral immünoloji profesörü olarak görev yapan Katie Doores, çalışmada elde edilen bulguların, SARS-CoV-2 ile yüksek antijenik benzerlik gösteren yarasa koronavirüslerinin, COVID-19 sonrası gelişen antikorlar tarafından daha kolay tanındığını ve nötralize edildiğini gösterdiğini aktardı. Doores, buna karşılık daha uzak akrabalara sahip yarasa virüslerinin ise genellikle 'uzman' olarak tanımlandığını ve yalnızca sınırlı bir konak yelpazesinin ACE2 reseptörlerini kullanabildiğini ifade etti. Çalışmada, özellikle aşılanmış ve sonrasında virüsle karşılaşmış kişilerden alınan üç özgül antikorun, neredeyse tüm yarasa koronavirüsü diken proteinlerine bağlanabildiği ve bu özelliğin evrensel bir aşı geliştirme çalışmalarında önemli bir hedef olabileceği vurgulandı. Ayrıca, Omicron BA.1 varyantının, yarasa ACE2 reseptörlerine bağlanma kapasitesini artıran bir değişiklik gösterdiği, ancak BA.5 varyantında bu özelliğin kısmen kaybolduğu belirtildi. Bu değişiklikler, virüsün farklı memeli türlerine yayılma potansiyelini ve aşıların sürekli güncellenmesinin gerekliliğini ortaya koydu.

Laboratuvar bulguları gerçek enfeksiyon riskini tam olarak yansıtmayabilir

Araştırmada, canlı yarasa koronavirüsleri veya gerçek enfeksiyonlar kullanılmadı; bunun yerine, laboratuvar ortamında zararsız virüs taklitleriyle çalışmalar yürütüldü. Deneylerde kullanılan plazmanın büyük kısmı, Omicron BA.1 varyantı ortaya çıkmadan önce toplandı ve Birleşik Krallık'taki aşılanmış bireylerden alınan plazmalar ana test paneline dahil edilmedi. Bilim insanları, elde edilen sonuçların gerçek hayattaki enfeksiyon riskini tam olarak yansıtmayabileceğini, ancak bu verilerin hangi yarasa koronavirüslerinin daha yakından takip edilmesi gerektiği konusunda önemli bir yol haritası sunduğunu ifade etti. Ayrıca, aile ağacındaki bazı virüsler eksik genetik dizilimler nedeniyle çalışmaya dahil edilemedi. Bu nedenle, gelecekteki araştırmaların daha geniş bir virüs yelpazesiyle sürdürülmesi gerektiği vurgulandı.

Uzmanlardan uyarı: Yarasa virüsleri için yakın takip şart

Nazia Thakur, çalışmanın ardından yaptığı değerlendirmede, hangi yarasa koronavirüslerinin insan sağlığı açısından daha büyük risk taşıdığını belirlemenin mümkün olduğunu ve izleme çalışmalarının en riskli yarasa ailelerine odaklanması gerektiğini söyledi. Thakur, mağaralardan şehir ortamlarına geçişin genellikle yaban hayat ticareti gibi yollarla gerçekleştiğini ve bu riskin tamamen ortadan kaldırılamayacağını, ancak COVID-19'a yaygın maruziyetin ilişkili virüslerin insan popülasyonunda yayılmasını zorlaştırabileceğini dile getirdi. Sonuç olarak, araştırmacılar, yeni bir yarasa virüsünün insan ACE2 reseptörünü kullanacak şekilde evrim geçirmesi durumunda, mevcut COVID-19 bağışıklığının ne ölçüde koruma sağlayacağını belirlemek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı. Tüm bu bulgular, insanlığın gelecekteki olası koronavirüs tehditlerine karşı hazırlıklı olması için bilimsel izleme ve aşı geliştirme çalışmalarının önemini bir kez daha gözler önüne serdi.

COVID-19 bağışıklığı ve antikorlarının, yarasa kökenli yeni koronavirüs tehditlerine karşı potansiyel koruma sunabileceği yönünde elde edilen bu veriler, küresel sağlık politikaları ve aşı stratejileri açısından yol gösterici olacak. Uzmanlar, yarasa virüslerinin evrimsel değişimleri ve insanlara bulaşma riskinin sürekli takip edilmesinin, gelecekteki salgınların önlenmesinde kritik rol oynayacağı görüşünde birleşiyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
COVID-19 yarasa koronavirüsleri bağışıklık antikor King’s College London