ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Süper zenginler iklim hedeflerini tehdit ediyor

Hüseyin Cihad Önal - | Son Güncelleme Tarihi:
Süper zenginler iklim hedeflerini tehdit ediyor

Uluslararası yardım örgütü Oxfam'ın yeni araştırmasına göre, dünyanın en zengin yüzde 1'i 2026 yılında sadece 10 gün içinde yıllık karbon bütçesini bitirdi. Uzmanlar, süper zenginlerin "kaba karbon pervasızlığı" ile iklim krizini derinleştirdiğini ve hükümetlerin acil müdahale etmesi gerektiğini uyarıyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Oxfam tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir analiz, küresel iklim hedefleri açısından endişe verici bir durumu ortaya koymaktadır. Araştırmaya göre, dünyanın en varlıklı yüzde 1'lik kesimi, 2026 yılının ilk 10 günü içinde Paris Anlaşması'nda belirlenen yıllık karbon bütçesini tamamen tüketmiştir. Bu durum, CO2 emisyonlarının dünyayı 1,5 derece Celsius ısınma sınırı içinde tutma hedefini aşmış olduğu anlamına gelmektedir. Söz konusu olayın "Kirletokrat Günü" olarak adlandırılması, zenginlerin karbon ayak izinin ne kadar büyük olduğunu açıkça göstermektedir.

Oxfam'ın araştırması daha da ileri giderek, en zengin yüzde 0,01'in yeni yılın ilk 72 saatinde, yani 3 Ocak tarihinde karbon limitlerini aştığını tespit etmiştir. Bu bulgu, uluslararası iklim anlaşmalarının ne kadar ciddi biçimde ihlal edildiğini göstermektedir. Araştırmacılar, yasal olarak bağlayıcı olan Paris Anlaşması'nın hedeflerine ulaşabilmek için ultra zenginlerin 2030 yılına kadar emisyonlarını yüzde 97 oranında azaltması gerektiğini vurgulamaktadırlar. Bu rakam, söz konusu kesimin ne kadar yüksek emisyon ürettiğini ve ne kadar radikal bir değişimin gerekli olduğunu ortaya koymaktadır.

Süper zenginlerin iklim üzerindeki çok yönlü etkisi

Uzun yıllardır, milyarderlerin özel jetler ve lüks yatlar kullanması nedeniyle eleştirilmektedir. Ancak Oxfam'ın analizi, sorununun sadece bu yaşam tarzı seçimlerinden ibaret olmadığını göstermektedir. En zengin bireyler ve şirketler, aynı zamanda dünya siyasetinde orantısız bir güç ve etkiye sahip bulunmaktadırlar. Birçoğu, dünyanın en kirletici endüstrilerine milyarlar düzeyinde yatırım yapmakta ve bu yatırımlar aracılığıyla iklim politikalarını etkilemektedir.

Geçen yıl Brezilya'da düzenlenen COP30 iklim zirvesi, bu durumun somut bir örneğini sunmaktadır. Fosil yakıt şirketlerinden gelen lobicilerin sayısı, ev sahibi ülke dışında herhangi bir delegasyondan daha fazla olmuş ve şaşırtıcı biçimde 1.600 katılımcıya ulaşmıştır. Bu rakam, enerji sektörünün iklim müzakerelerine ne kadar yoğun biçimde müdahale ettiğini göstermektedir.

Oxfam'ın İklim Politikası Lideri Nafkote Dabi, konuyla ilgili olarak önemli bir değerlendirme yapmıştır. Dabi'ye göre, süper zengin bireylerin ve şirketlerin muazzam gücü ve zenginliği, onlara politika yapımı üzerinde adaletsiz bir etki kullanma imkanı vermektedir. Bu etki, iklim müzakerelerini sulandırmakta ve küresel iklim hedeflerinin gerçekleştirilmesini engellemektedir.

Milyarderlerin yatırım portföylerinin karbon ayak izi

Oxfam'ın detaylı araştırması, her milyarderin ortalama olarak yılda 1,9 milyon ton CO2 üretecek şirketlerde bir yatırım portföyü taşıdığını ortaya koymaktadır. Bu bulgu, zenginlerin sadece kişisel tüketim alışkanlıkları değil, aynı zamanda yatırım seçimleri aracılığıyla da iklim krizini derinleştirdiğini göstermektedir. Söz konusu yatırımlar, dünyayı iklim çöküşüne daha da kilitlemektedir.

Araştırmaya göre, en zengin yüzde birinin sadece bir yılda ürettiği emisyonlar, yüzyılın sonuna kadar tahmini 1,3 milyon sıcağa bağlı ölüme neden olacaktır. Bu ölümler, özellikle düşük ve düşük-orta gelirli ülkelerde yaşayan insanları etkileyecektir. Oxfam, bu kayıpların ekonomik boyutunun da muazzam olduğunu belirtmektedir. Örgütün hesaplamalarına göre, iklim değişikliğinin ekonomik zararları 2050 yılına kadar toplam 44 trilyon dolara, yani yaklaşık 37 trilyon avro değerine ulaşabilecektir.

Hükümetlerin alması gereken radikal adımlar

Oxfam, bu krizin çözümü için hükümetleri acil müdahale etmeye çağırmaktadır. Örgütün önerileri arasında, süper zenginlerin emisyonlarını azaltmaya yönelik yasal düzenlemeler ve vergi politikaları yer almaktadır. Özellikle, zengin kirleticilerin gelir ve servet üzerinden artan vergiler ödemesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Oxfam'ın somut önerilerinden biri, 585 petrol, gaz ve kömür şirketine uygulanacak bir "Zengin Kirletici Karları Vergisi"dir. Bu vergi, ilk yılında 400 milyar dolara, yani yaklaşık 343,5 milyar avro değerine kadar gelir sağlayabilecektir. Oxfam, bu gelirin iklim hasarından orantısız şekilde etkilenen Küresel Güney'deki iklim hasarlarının maliyetine eşdeğer olduğunu belirtmektedir. Başka bir deyişle, zengin ülkelerin zenginleri tarafından oluşturulan karbon emisyonunun maliyeti, yoksul ülkelere geri ödenebilecektir.

Örgüt ayrıca, süper yatlar ve özel jetler gibi "karbondan yoğun lüks eşyalar" üzerinde yasak veya cezai vergi uygulanması için ısrar etmektedir. Bu taşıtların karbon ayak izi, inanılmaz düzeydedir. Bir süper zengin Avrupalının, bu yakıt yutan ulaşım araçlarını yaklaşık bir hafta kullanmasından biriken karbon ayak izi, dünyanın en yoksul yüzde birindeki birinin yaşam boyu karbon ayak izine denk gelmektedir. Bu karşılaştırma, eşitsizliğin ve iklim krizinin ne kadar iç içe geçmiş olduğunu göstermektedir.

Nafkote Dabi, konuyla ilgili son değerlendirmesinde şunları söylemektedir: "Araştırma defalarca gösteriyor ki, hükümetlerin karbon emisyonlarını büyük ölçüde azaltmak ve eşitsizlikle mücadele etmek için çok açık ve basit bir yolu var: en zengin kirleticileri hedef almak." Bu ifade, sorunun çözümünün aslında ne kadar basit olduğunu, ancak siyasi irade eksikliğinin bunu engellediğini göstermektedir.

Dabi'nin sözlerine devam edersek, "Küresel liderler, süper zenginlerin kaba karbon pervasızlığını sıkı bir şekilde kontrol altına alarak, dünyayı iklim hedefleri için yoluna geri koyma ve insanlar ve gezegen için net faydalar açığa çıkarma fırsatına sahip" bulunmaktadır. Bu çağrı, hükümetlerin artık harekete geçmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Oxfam'ın araştırması, iklim krizinin çözümü için gerekli olan adımların net olduğunu göstermektedir. Geriye kalan, bu adımları alacak siyasi irade ve kararlılıktır.


Etiketler:
iklim krizi karbon emisyonu zenginlik vergisi Oxfam çevre