ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Su kaynakları tükenişe mi doğru gidiyor? İşte BM'nin şok raporu

Cihat Çelik - | Son Güncelleme Tarihi:
Su kaynakları tükenişe mi doğru gidiyor? İşte BM'nin şok raporu

Birleşmiş Milletler'e bağlı araştırma enstitüsü, dünyanın nehirleri, gölleri ve yeraltı su kaynaklarını doğanın yenileyebileceğinden çok daha hızlı tükettiğini belirterek, bu durumu artık 'su iflası' olarak tanımlanması gerektiğini açıkladı.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Dünya, su kaynaklarının sürdürülemez biçimde kullanıldığı ve doğal yenileme hızını aşan bir döneme girmiş bulunuyor. Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü (UNU-INWEH) tarafından Salı günü kamuoyuna sunulan yeni araştırma raporu, bu kritik durumun artık geleneksel tanımlamalarla açıklanamayacak kadar ileri bir noktaya ulaştığını ortaya koymaktadır. Enstitü, mevcut durumu tanımlamak için 'su iflası' terimini önermiş ve bu kavramın, uzun vadeli su kullanımının yeniden tedariki aştığı ve doğaya o kadar ciddi zararlar verdiği bir durumu ifade ettiğini belirtmiştir.

Geleneksel tanımlamalar artık yetersiz

Raporda yer alan bulgulara göre, 'su stresi' ve 'su krizi' gibi terimler artık dünyanın karşı karşıya olduğu su sorunlarının gerçek boyutunu yansıtmamaktadır. Bu ifadeler, dünyanın zaten yeni bir aşamaya geçmiş olduğu halde, hala kaçınılabilecek bir gelecek hakkında uyarılar olarak algılanmaya devam etmektedir. Enstitü müdürü Kaveh Madani, bu durumun hükümetlerin politika yeniden düşünmesini zorunlu kıldığını vurgulayarak, su kıtlığına geçici bir sorun olarak yaklaşmanın artık mümkün olmadığını ifade etmiştir. Madani, devletlerin 'dürüst olması' ve 'bu kararı ertelemek yerine bugün iflas başvurusunda bulunması' gerektiğini söylemiştir. Bilim insanı, bu acı gerçeği bugün kabul etmenin, daha fazla geri dönüşü olmayan hasarlara neden olmadan önce atılması gereken en önemli adım olduğunu vurgulamıştır.

Su iflası belirtileri her yerde görülüyor

Rapor, su iflası durumunun belirtilerinin tüm dünyada gözlemlenebilir olduğunu ortaya koymaktadır. Dünyanın büyük göllerinin küçülmesi ve yılın belirli dönemlerinde denize ulaşamayan büyük nehirlerin sayısının artması, bu durumun somut göstergeleridir. Son elli yılda yaklaşık 410 milyon hektar sulak alan kaybedilmiş olup, bu alan neredeyse Avrupa Birliği'nin tamamına eşittir. Yeraltı suyu tükenmesi ise su iflasının bir diğer önemli işaretidir. İçme suyu ve sulama amaçlı kullanılan büyük akiferlerin yaklaşık yüzde 70'i uzun vadeli düşüşler göstermektedir. Artan 'sıfır günü' krizleri, yani talebin arzı aştığı dönemler, bu yeni gerçekliğin kentsel yüzünü oluşturmaktadır. Bu krizler, özellikle büyük şehirlerde su tedarikinin tamamen kesintiye uğradığı durumları ifade etmektedir.

İklim değişikliği sorunu, su iflası krizini daha da derinleştirmektedir. 1970'den bu yana dünyanın buzul kütlesinin yüzde 30'undan fazlası kaybolmuştur. Bu kayıp, yüz milyonlarca insanın yaşamını ve tarımsal faaliyetlerini sürdürdüğü mevsimsel erime suyunun da azalmasına neden olmuştur. Buzulların erimesi, birçok bölgede su kaynaklarının en güvenilir tedarik yöntemi olmuş ve bu sistemin zayıflaması, bölgesel su krizlerini daha da şiddetlendirmektedir.

Rapor ve bilimsel arka plan

UNU-INWEH tarafından hazırlanan bu rapor, mevcut veri ve istatistiklere dayanmakta ve tüm su sorunlarının kapsamlı bir kaydını sağlamaktan ziyade, durumu yeniden tanımlamaya çalışmaktadır. Rapor, yakında Water Resources Management dergisinde yayımlanacak olan ve resmi olarak 'su iflası' tanımını önerecek olan hakemli bir araştırmaya dayanmaktadır. Madani, bu çerçevenin benimsenmesinin ve durumun doğru biçimde anlaşılmasının, daha fazla geri dönüşü olmayan hasarlara neden olmadan önce atılması gereken kritik adımlar olduğunu belirtmiştir.

WaterAid yardım kuruluşunun genel müdürü Tim Wainwright, raporu değerlendirirken 'zor bir gerçeği yakalıyor: dünyanın su krizi geri dönüşü olmayan bir noktayı geçti' ifadesini kullanmıştır. Bu değerlendirme, bilim insanlarının ve uluslararası kuruluşların su iflası kavramını ne kadar ciddiye aldığını göstermektedir. Raporda yer almayan bazı bilim insanları ise, su üzerine odaklanmayı memnuniyetle karşılamakla birlikte, küresel tablonun önemli ölçüde değiştiğini ve genel bir bildirinin yerel düzeyde kaydedilen ilerlemeyi gözden kaçırabileceği konusunda uyarılarda bulunmuşlardır.

Geleceğe dönük çıkarımlar ve çözüm yolları

Rapor, her yerleşim kıtada su iflasının belirtilerinin görülebilir olduğunu ortaya koymakla birlikte, her ülkenin aynı düzeyde su iflas durumunda olmadığını da vurgulamaktadır. Bu durum, bölgesel farklılıkların ve yerel koşulların su krizinin şiddetini belirlemede önemli rol oynadığını göstermektedir. Ancak küresel ölçekte bakıldığında, su iflası sorunu tüm dünyayı etkileyen ve acil müdahale gerektiren bir krizdir. Madani, hükümetlerin bu durumu geçici bir kıtlık olarak değil, kalıcı bir sorun olarak ele alması gerektiğini ve bu çerçevede politika değişikliklerine gitmesi gerektiğini vurgulamıştır. Su iflası çağının kabul edilmesi, daha etkili su yönetimi stratejilerinin geliştirilmesine ve kaynakların daha akılcı biçimde kullanılmasına yönelik politikaların oluşturulmasına zemin hazırlayacaktır.


Etiketler:
su krizi BM raporu su iflası çevre iklim değişikliği