Sarı humma Amazon'un kapısında! Kentleşme eski hastalığı geri mi getiriyor?

Amazon havzasında kentleşmenin orman sınırına yaklaşması, sarı humma vakalarında endişe verici bir artışa yol açıyor. Uzmanlar, orman-kent temasının hastalığın yayılmasında kritik rol oynadığını belirtiyor.
Amazon havzasında son yıllarda yaşanan kentleşme, sarı humma gibi unutulmaya yüz tutmuş hastalıkların yeniden gündeme gelmesine yol açtı. Özellikle Brezilya, Peru ve Kolombiya'da yapılan araştırmalar, orman-kent sınırının hızla genişlemesinin sarı humma vakalarını artırdığını ortaya koydu. Uzmanlar, orman kenarına yakın bölgelerde yaşayan insanların, hastalığın doğal döngüsüne daha fazla maruz kaldığını ve bu durumun bulaşma riskini ciddi şekilde yükselttiğini vurguluyor.
Orman-kent sınırı ve sarı humma arasındaki bağlantı
Sarı humma, uzun yıllar boyunca Güney Amerika'nın şehirlerinde ciddi bir tehdit oluşturmuş, ancak aşı kampanyaları ve sivrisinek kontrolü sayesinde büyük ölçüde kontrol altına alınmıştı. Hastalık, zamanla ormanlara çekilmiş ve maymunlar ile onları ısıran sivrisinekler arasında sessiz bir döngüye girmişti. Ancak son dönemde yapılan bilimsel çalışmalar, kentleşmenin orman sınırına doğru ilerlemesiyle birlikte sarı humma vakalarının yeniden arttığını gösteriyor. Özellikle orman-kent sınırındaki yerleşimlerin büyümesi, insanların hastalığın doğal rezervuarlarına daha yakın yaşamasına neden oluyor. Araştırmacılar, orman-kent temasının yüzde 10 artmasının, sarı humma geçiş olasılığını yüzde 150'ye kadar yükseltebildiğini belirtiyor. Bu oran, hastalığın yayılması açısından son derece çarpıcı bir veri olarak öne çıkıyor.
Çalışmada, orman-kent sınırının her yıl ortalama yüzde 13 oranında büyüdüğü tespit edildi. Bu durum, orman ekosisteminde dramatik bir değişiklik olmasa bile, insan topluluklarının hastalık döngüsüne daha fazla maruz kalmasına yol açıyor. Uzmanlar, bu büyümenin bulaşıcı hastalıkların yayılma potansiyelini artırdığını ve halk sağlığı açısından yeni tehditler doğurduğunu ifade ediyor.
Amazon'da sarı humma vakalarının artış nedenleri
UC Santa Barbara'dan araştırmacıların yürüttüğü çalışmada, Brezilya, Peru ve Kolombiya'daki sarı humma vakaları detaylı arazi kullanım haritalarıyla karşılaştırıldı. Araştırmacılar, insan vakalarının sadece orman kaybı veya parçalanmasıyla değil, esas olarak insanların nerede yaşadığıyla ilişkili olduğunu ortaya koydu. Özellikle orman kenarına yakın yaşayan insanların, sarı humma ile enfekte olma riskinin daha yüksek olduğu belirlendi. Bu durum, insanların ormanın doğal bulaşma döngüsüne doğrudan müdahil olmasıyla açıklanıyor.
Orman kenarı, sivrisineklerin üremesi için ideal koşullar sunuyor. Sıcaklıkların yüksek olması, durgun su birikintileri ve değişken bitki örtüsü, sivrisinek popülasyonlarının artmasına ve hastalığın yayılmasına zemin hazırlıyor. Kentleşmenin orman sınırına dayanması, insanların bu riskli bölgelerde daha fazla zaman geçirmesine ve dolayısıyla sarı humma virüsü taşıyan sivrisineklerle temas etme olasılığının artmasına neden oluyor. Uzmanlar, bu temasın sadece ormanın parçalanmasıyla değil, yerleşimlerin ormana ne kadar yakın olduğuyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguluyor.
Sarı hummanın tarihsel dönüşümü ve günümüzdeki riskler
Sarı humma, geçmişte Güney Amerika'da sadece ormanlarla sınırlı kalmamış, şehirlerde de büyük salgınlara yol açmıştı. Özellikle Panama Kanalı'nın inşası sırasında binlerce işçinin hayatını kaybetmesine neden olan bu hastalık, 20. yüzyılın ortalarına kadar ciddi bir tehdit olarak varlığını sürdürdü. Ancak büyük çaplı aşı kampanyaları ve sivrisinek kontrolü sayesinde, 1940'lı yıllarda şehirlerdeki sarı humma salgınları neredeyse tamamen ortadan kaldırıldı. Günümüzde ise, kentleşmenin orman sınırına doğru ilerlemesiyle birlikte, hastalığın yeniden yayılma riski gündeme geliyor.
Modern dönemde sarı hummanın kontrolü, aşı kapsamı, etkili gözetim ve hedefe yönelik vektör kontrolüne dayanıyor. Ancak bu sistemler, şehirlerin orman kenarına doğru genişlemesiyle birlikte kırılgan hale geliyor. Özellikle aşı stoklarının sınırlı olması ve hastalığın Amerika'da nadir görülmesi, ani vaka artışlarına karşı hazırlıksız yakalanma riskini artırıyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, 2024 yılında Amazon bölgesinde 61 sarı humma vakası tespit edildi. 2025'te ise vakaların Amazon dışındaki bölgelerde de görülmesi, bulaşma riskinin coğrafi olarak genişlediğine işaret ediyor.
Amazon'da büyüyen temas bölgeleri ve halk sağlığına etkileri
Amazon havzasında kentleşmenin orman sınırına doğru yayılması, sadece ormansızlaşma açısından değil, bulaşıcı hastalıkların yayılması bakımından da ciddi bir uyarı niteliği taşıyor. Araştırmacılar, yerleşim ile orman arasındaki "temas bölgesi"nin büyümesinin, tam bir ekolojik çöküş yaşanmadan bile hastalık geçişi için yeni fırsatlar yarattığını belirtiyor. Orman-kent sınırının genişlemesi, sarı humma gibi hastalıkların yeniden ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor. Bu durum, geçmişte elde edilen halk sağlığı başarılarının kalıcı olmadığını ve aşı altyapısının sürekli olarak güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Uzmanlar, temas bölgelerinin artmasıyla birlikte, kentsel bulaşma döngülerinin yeniden ortaya çıkma ihtimalinin yükseldiğine dikkat çekiyor. Bu da, şehirlerde yaşayan nüfusun sarı humma gibi ciddi hastalıklarla karşı karşıya kalma riskinin artması anlamına geliyor. Araştırma ekibi, arazi kullanımının bulaşıcı hastalık riskini nasıl şekillendirdiğini incelemeye devam ediyor. Özellikle Madagaskar'daki ormansızlaşma ve kenelerle bulaşan hastalıklar ile Amazon'daki tarım ve mera genişlemesinin sıtma, dang humması ve leishmaniasis gibi hastalıkların yayılmasına etkisi araştırılıyor.
Sonuç: Sarı humma tehdidine karşı alınacak önlemler
Amazon havzasında kentleşmenin orman sınırına doğru ilerlemesi, sarı humma gibi eski hastalıkların yeniden gündeme gelmesine yol açıyor. Araştırmalar, orman-kent temasının hastalığın yayılmasında en önemli faktörlerden biri olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Halk sağlığı uzmanları, aşı kapsamının artırılması, etkin gözetim sistemlerinin kurulması ve vektör kontrolünün güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, kentleşme planlamasında orman-kent sınırının büyümesinin bulaşıcı hastalık riskini artırdığı göz önünde bulundurulmalı. Şehirlerin ormanlara doğru yayılması, sadece çevresel değil, aynı zamanda sağlık açısından da ciddi sonuçlar doğuruyor. Bu nedenle, Amazon'da sarı humma tehdidine karşı bütüncül ve sürdürülebilir önlemler alınması büyük önem taşıyor.
- Popüler Haberler -
İngiltere: Trump, Afganistan'da NATO'nun bir parçası olarak yapılan fedakarlığı küçümsemekle hata yaptı
Kuş gözlerinin sırrı! oksijensiz retina nasıl hayatta kalıyor?
Terör destekçileri Avrupa'yı birbirine kattı: Paçavra açıp polisle çatıştılar
Kuzeybatı İber'de keşfedilen tablet arkeologları şaşkına çevirdi
Karbon dioksit fazlalığı ağaçları neden devleştirmiyor?
Orban'dan Zelenski'ye sert çıkış: Çizgiyi aştı



