ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Pentagon'un yeni stratejisi! Çin artık ABD'nin ana güvenlik önceliği değil

Ebrar Nur Arslan - | Son Güncelleme Tarihi:
Pentagon'un yeni stratejisi! Çin artık ABD'nin ana güvenlik önceliği değil

Pentagon'un yayımladığı yeni Ulusal Savunma Stratejisi ile ABD'nin güvenlik önceliklerinde önemli bir değişikliğe gidildi. Belgede Çin, artık ana tehdit olarak görülmüyor ve ABD'nin önceliği kendi topraklarının ve Batı Yarımküresi'nin güvenliği olarak tanımlanıyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Pentagon tarafından yayımlanan yeni Ulusal Savunma Stratejisi, ABD'nin savunma politikalarında köklü bir değişikliğe işaret etti. Çin, uzun süredir ABD'nin en önemli güvenlik önceliği olarak görülürken, son strateji belgesinde bu yaklaşımın değiştiği açıkça ortaya kondu. Belgede, ABD'nin öncelikli olarak kendi topraklarının ve Batı Yarımküresi'nin güvenliğine odaklanacağı vurgulandı. Pentagon, bu yeni yaklaşımın, Amerikan halkının somut çıkarlarının korunmasına daha fazla ağırlık vereceğini belirtti. Ayrıca, ABD'nin müttefiklerine yönelik desteğinde de daha sınırlı bir politika izleneceği ifade edildi. Stratejide, Çin'in artık anahtar kelime olarak öne çıkmadığı ve ABD'nin askeri odağının farklı bir yöne kaydığı dikkat çekti.

ABD'nin savunma yaklaşımında temel değişiklikler

Yeni Ulusal Savunma Stratejisi, ABD'nin savunma önceliklerinde önemli bir dönüşümü temsil ediyor. Belgeye göre, ABD'nin ana güvenlik kaygısı artık Çin değil, doğrudan kendi toprakları ve Batı Yarımküresi'nin korunması. Bu yaklaşımda, Amerikan ulusal çıkarlarının önceki yıllara kıyasla daha fazla ön plana çıkarıldığı görülüyor. Pentagon, önceki strateji belgelerinde Çin'i çok alanlı bir tehdit ve merkezi bir risk olarak tanımlarken, bu kez Çin'in ismi anahtar kelime olarak daha az vurgulanıyor. Ayrıca, ABD'nin müttefiklerine sunduğu askeri destek de daha sınırlı tutulacak. Bu değişiklik, ABD'nin küresel askeri angajmanlarını azaltma ve müttefiklerinden daha fazla sorumluluk üstlenmelerini bekleme eğilimini yansıtıyor. Strateji, Trump yönetiminin ilk yılında belirlediği politikaların pekiştirildiğini gösteriyor ve ABD'nin askeri ve ticari erişimini Panama Kanalı, Amerika Körfezi ve Grönland gibi stratejik bölgelere garanti altına almayı hedefliyor.

Çin ile ilişkilerde yeni bir dönem

Pentagon'un yeni stratejisinde Çin ile ilişkilerde güç ve çatışma yerine daha gerçekçi ve temkinli bir yaklaşım benimsendiği belirtiliyor. Belgede, ABD'nin Çin'i domine etmek, boğmak ya da aşağılamak gibi bir hedefinin olmadığı açıkça ifade ediliyor. Önceki strateji belgelerinde Çin'in oluşturduğu tehditler ön plana çıkarılırken, bu kez Çin anahtar kelimesiyle birlikte daha dengeli bir söylem tercih ediliyor. Ayrıca, Tayvan konusu önceki belgelerde yer alırken, bu stratejide doğrudan bir atıf yapılmıyor. Bunun yerine, ABD'nin hiç kimsenin, özellikle de Çin'in, ABD veya müttefiklerini domine etmesini önlemeye odaklandığı vurgulanıyor. Geçtiğimiz yıl ABD'nin Tayvan'a 11 milyar dolarlık silah satışı gerçekleştirmesi, Çin'in askeri tatbikatlarla yanıt vermesine yol açmıştı. Ancak yeni strateji, bu tür gerilimleri azaltmaya yönelik bir yaklaşım sergiliyor.

Müttefiklerle yük paylaşımı ve bölgesel tehditler

Strateji belgesinde, ABD'nin müttefiklerinden daha fazla yük paylaşımı talep ettiği ve savunma harcamalarının artık tek taraflı olarak Washington tarafından üstlenilmeyeceği açıkça belirtiliyor. Pentagon, bu yaklaşımın yalnızcılığa yönelmek anlamına gelmediğini, aksine daha odaklanmış ve stratejik bir politika izlendiğini savunuyor. ABD, kendi ulusal çıkarlarını dünyanın geri kalanıyla birleştirme niyetinde olmadığını, her tehdidin Amerikan çıkarlarıyla eşdeğer görülmediğini ifade ediyor. Özellikle Avrupa'nın, kendi güvenliği için daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiği vurgulanıyor. Rusya'nın ise NATO'nun doğu üyeleri için kalıcı ancak yönetilebilir bir tehdit olduğu değerlendiriliyor. Bu yaklaşım, ABD'nin küresel güvenlik mimarisinde sorumlulukları paylaşma ve bölgesel aktörlerin daha aktif rol üstlenmesini teşvik etme stratejisiyle uyumlu.

Kuzey Kore ve orta güçlerin rolü

Yeni strateji, Kuzey Kore'ye karşı ABD'nin caydırıcılığının daha sınırlı bir rol oynayacağını öngörüyor. Güney Kore'nin bu alanda birincil sorumluluğu üstlenebilecek kapasiteye sahip olduğu belirtiliyor. Bu politika değişikliği, ABD'nin Asya-Pasifik bölgesindeki askeri yükünü hafifletmeyi ve bölgesel müttefiklerin daha fazla sorumluluk almasını sağlamayı amaçlıyor. Dünya Ekonomik Forumu'nda Kanada Başbakanı Mark Carney'in yaptığı açıklamalar da bu yaklaşımı destekler nitelikte. Carney, Güney Kore, Kanada ve Avustralya gibi orta güçlerin birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Bu çağrı, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un da "kuralsız bir dünyaya doğru kayma" uyarısıyla paralellik gösteriyor. Pentagon'un yeni stratejisinde Çin anahtar kelimesiyle birlikte, uluslararası güvenlikte orta güçlerin ve bölgesel aktörlerin önemi bir kez daha öne çıkıyor.

Sonuç olarak, Pentagon'un yayımladığı yeni Ulusal Savunma Stratejisi, ABD'nin güvenlik önceliklerinde önemli bir değişime işaret ediyor. Çin'in artık ana tehdit olarak görülmemesi, ABD'nin savunma politikalarında daha gerçekçi ve bölgesel odaklı bir yaklaşım benimsediğini gösteriyor. Bu değişiklik, küresel güvenlik dengelerinde yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor.


Etiketler:
Pentagon Çin ABD savunma stratejisi uluslararası güvenlik ABD-Çin ilişkileri