Paris zirvesinde Ukrayna için yeni askeri taahhüt

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ev sahipliğinde Paris'te düzenlenen zirvenin ardından İngiltere ve Fransa, barış anlaşmasını takiben Ukrayna topraklarında askeri üsler kurmaya hazır olduklarını açıkladı. Yirmi yediden fazla ülkenin liderinin katıldığı toplantıda imzalanan niyet beyannamesi, Rus müdahalesi durumunda güvenlik garantileri sağlamayı hedefliyor.
Fransa başkentinde gerçekleştirilen ve Ukrayna müttefiklerinin oluşturduğu geniş bir koalisyonun katılımıyla yapılan zirvenin ardından önemli bir gelişme yaşandı. İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy, saatler süren yoğun görüşmelerin sonucunda üçlü bir niyet beyannamesi imzaladılar. Bu belgede, ateşkesin gerçekleşmesinin ardından İngiltere ve Fransa'nın Ukrayna genelinde askeri üsler kuracağı ve asker konuşlandıracağı açıkça belirtildi. Starmer, yapılan açıklamada "Bir ateşkesin ardından, İngiltere ve Fransa Ukrayna genelinde askeri üsler kuracak" diyerek bu taahhütü resmen duyurdu. Toplantıya katılan yirmi yediden fazla devlet ve hükümet başkanı, bu kararın Ukrayna'nın uzun vadeli güvenliği açısından ne kadar önemli olduğunu vurgulayan açıklamalar yaptılar.
Konuşlandırılacak güçlerin kapsamı ve sınırlamaları
Planlanan asker konuşlandırmasının doğrudan çatışmaya girmesi beklenmese de, bu adım Ukrayna'nın güvenliği için stratejik bir öneme sahiptir. Macron, konuşlandırılacak kuvvetlerin amacının "ateşkesin ardından güvence sağlamak" olacağını ve bu güçlerin "temas hattının çok gerisinde" yer alacağını açıkça belirtmiştir. Bu ifade, asker konuşlandırmasının doğrudan savaş hattında değil, daha güvenli bölgelerde gerçekleşeceğini göstermektedir. Potansiyel gücün tam büyüklüğü veya kapsamı hakkında zirvenin hemen ardından detaylı bilgi verilmemişse de, bu adımın Rusya'nın yeniden işgal girişimlerine karşı caydırıcı bir rol oynayacağı değerlendirilmektedir. Macron ayrıca koalisyonun "Amerikan liderliğinde ateşkes izleme taahhütlerini" üstleneceğini ve Ukrayna silahlı kuvvetlerine "uzun vadeli destek" sağlanacağını belirtmiştir.
ABD temsilcileri, güvenlik garantilerinin gücü konusunda net mesajlar vermiştir. Trump'ın damadı Jared Kushner ve ABD elçisi Steve Witkoff, Amerikan başkanının "güvenlik protokollerinin güçlü bir şekilde arkasında durduğunu" söylemiş ve herhangi bir saldırı durumunda savunma yapılacağını taahhüt etmiştir. Witkoff, güvenlik garantilerinin "herkesin gördüğü en güçlü" olduğunu ve "herhangi bir başka saldırıyı caydırmak için tasarlandığını" vurgulamıştır. Bu açıklamalar, Ukrayna'nın güvenliği konusunda uluslararası desteğin ne kadar geniş olduğunu göstermektedir.
Avrupa ülkelerinin farklı yaklaşımları
Zirvenin ardından yapılan açıklamalarda, Avrupa ülkelerinin Ukrayna'ya asker gönderme konusunda farklı pozisyonlar aldığı görülmüştür. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve Polonya Başbakanı Donald Tusk, ülkelerinin Ukrayna'ya herhangi bir askeri misyona katılmayacağını açıkça belirtmiştir. Buna karşılık, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Alman askerlerinin bir güce katkıda bulunabileceğini, ancak bu güçlerin Ukrayna'nın içinde değil, komşu ülkelerde konuşlanacağını ifade etmiştir. Bu farklı yaklaşımlar, Avrupa'nın Ukrayna meselesinde tamamen birleşik bir cephe oluşturmada yaşadığı zorlukları ortaya koymaktadır.
Zelenskiy, hafta sonu boyunca "herkesin hazır olmadığından" endişe duyduğunu ve bazı ülkelerin Ukrayna'ya güç göndermeye hazır olmadığını kabul etmiştir. Ancak, istihbarat paylaşımı ve silah transferlerinin de kritik destek yöntemleri olduğunu vurgulayarak, herhangi bir güvenlik garantisinin anlam taşıması için İngiliz ve Fransız asker konuşlandırma taahhütlerinin gerekli olduğunu belirtmiştir. Zelenskiy, "Başkan olarak açıkça konuşursam, koalisyonun varlığı bile belirli ülkelerin varlıklarını artırmaya hazır olup olmadıklarına bağlı" diyerek, söz konusu koalisyonun gerçek anlamda "istekli" olup olmadığı konusundaki şüphelerini dile getirmiştir.
Barış müzakereleri ve Rusya'nın tutumu
Paris zirvesi, Ukrayna'nın barış müzakereleri açısından kritik bir dönemde gerçekleşmiştir. ABD ve Ukrayna heyetleri haftalardır, Beyaz Saray'ın daha sonra Rusya'ya götüreceği ikili bir barış anlaşması imzalamaya çalışmaktadırlar. Zelenskiy ve Ukrayna heyetinden diğerleri, zirvenin ardından Witkoff ve Kushner ile ayrı olarak görüşmeler yapacaklardır. Ancak, Ukrayna'nın toprak vermesi konusu görüşmelerde bir anlaşmazlık noktası olmaya devam etmektedir. Zelenskiy, "Yardımcı olabilecek bir dizi fikrimiz var" diyerek, müzakere ekiplerinin bir anlaşmaya varamadığı takdirde doğrudan Trump ile görüşmeye hazır olduğunu belirtmiştir.
Rusya'nın barış müzakereleri konusundaki tutumu, bu süreci önemli ölçüde karmaşıklaştırmaktadır. Kremlin, herhangi bir anlaşmanın parçası olarak Ukrayna topraklarında herhangi bir NATO askerinin konuşlandırılmasına kategorik olarak karşı çıkacağını açıklamıştır. Moskova, geçici bir ateşkes veya hızlı anlaşmayı reddederek, çatışmanın "kök nedenlerini" ele alan kapsamlı bir çözüm talep etmektedir. Trump tekrar tekrar barışın yakın olduğunu iddia etse de, Moskova'nın bir anlaşmaya hazır olduğuna dair çok az işaret bulunmaktadır. Rus yetkilileri, savaşmaya devam etmekten memnun görünmektedir ve müzakere edilmiş bir anlaşmanın ardından asker konuşlandırması ihtimali en azından kısa vadede olası görünmemektedir.
Starmer, bu gerçekliği kabul ederek "[Barışa]her zamankinden daha yakınız ama elbette en zor yollar hala önümüzde" demiştir. Starmer'in eklediği "Ancak Putin uzlaşmaya hazırsa bir barış anlaşmasına varabiliriz. Putin barışa hazır olduğunu göstermiyor" ifadesi, müzakere sürecinin ne kadar belirsiz olduğunu göstermektedir. Witkoff ise toprak konusunun görüşmelerde "en kritik konu olacağı" konusunda hemfikirdir ve "Umarım belirli uzlaşmalara varabileceğiz" diyerek temkinli bir iyimserlik göstermektedir.
Uluslararası desteğin genişliği ve geleceği
Paris toplantısı, Ukrayna'ya yönelik uluslararası desteğin ne kadar geniş olduğunu göstermiştir. Yirmi yedi devlet veya hükümet başkanı görüşmeler için Paris'e gelmiş ve Fransız, İngiliz, Ukraynalı ve NATO askeri şeflerinin toplantıları da dahil olmak üzere bir dizi önemli görüşme yapılmıştır. Bu geniş katılım, Ukrayna meselesinin dünya gündeminde ne kadar merkezi bir konumda olduğunu ortaya koymaktadır. Zirvenin kenarında yapılan bu çok sayıdaki toplantı, Ukrayna'nın güvenliği ve barış süreci konusunda derinlemesine istişarelerin gerçekleştirildiğini göstermektedir.
Sonuç olarak, Paris'teki bu zirve Ukrayna'nın güvenliği açısından önemli bir dönüm noktası teşkil etmektedir. İngiltere ve Fransa'nın asker konuşlandırma taahhütü, ateşkesin ardından Ukrayna'nın korunması için somut bir adım olarak değerlendirilmektedir. Ancak, Rusya'nın bu planlara karşı göstereceği direniş ve barış müzakereleri konusundaki belirsizlik, Ukrayna'nın önündeki yolun ne kadar zorlu olduğunu göstermektedir. Zelenskiy'nin vurguladığı gibi, gerçek bir "istekli koalisyon" oluşturabilmek için söz konusu ülkelerin sadece söz vermesi değil, somut adımlar atması gerekmektedir.
- Popüler Haberler -
Köpekbalıkları yüzyıllar boyunca görüşünü nasıl koruyor! İnsan göz sağlığı için yeni umut
Şehirlerin iklim değişikliğine uyumu! Yeni yaklaşım ve etkileri
Bitkiler su tasarrufu yaparken nasıl nefes alıyor! Kuraklıkla mücadelede önemli buluş
Fransız çiftçilerden Meclis Başkanı'na protesto
Antik çağda meteorlardan demir işliyorlardı! Polonya'daki şaşırtıcı buluntu
İspanyol askerlerinin Gazze'ye gönderilebileceğini söyledi



