ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Kanserin başlangıcı yeniden oluşturuldu! Tümörlerin gelişim yolunu genetik belirliyor

Cambridge Üniversitesi liderliğinde yürütülen uluslararası bir araştırma, kanserin başlangıç anlarını fareler üzerinde yeniden canlandırarak tümörlerin nasıl oluştuğunu ortaya koydu. Bilim insanları, genetik çeşitliliğin kanserin gelişiminde belirleyici rol oynadığını vurguladı.

Ayşegül Gedik - | Son Güncelleme Tarihi:
Kanserin başlangıcı yeniden oluşturuldu! Tümörlerin gelişim yolunu genetik belirliyor

Cambridge Üniversitesi'nin öncülüğünde gerçekleştirilen ve Avrupa ile ABD'den bilim insanlarının katıldığı geniş kapsamlı bir araştırmada, kanserin ilk anları fareler üzerinde yeniden canlandırıldı. Araştırmacılar, diethylnitrosamine (DEN) adlı kanserojen maddeyi kullanarak, farelerde yüzlerce tümörün oluşum sürecini baştan sona izledi. Bu sayede, kanserin nasıl başladığı ve genetik çeşitliliğin tümör gelişimine etkisi ayrıntılı biçimde gözler önüne serildi. Çalışmanın sonuçları, kanserin ortaya çıkışında genetik geçmişin ve kalıtsal faktörlerin belirleyici olduğunu gösterdi.

Cambridge Üniversitesi ekibi: Kanserin ilk adımları yeniden oluşturuldu

Projenin başında Cambridge Üniversitesi'nden uzmanlar yer aldı ve Kanser Araştırmaları Birleşik Krallık (CRUK) Cambridge Enstitüsü'nde deneyler yürütüldü. Deneylerde, genetik açıdan birbirinden farklı dört fare türü kullanıldı. Her fareye, yaşamlarının 15. gününde aynı dozda DEN verildi. Bu yaklaşım, insanlarda mümkün olmayan derecede kontrollü bir ortam sağladı. Araştırmacılar, yaklaşık 600 tümörün genomunu dizileyerek, her farede kanserin ilk mutasyondan itibaren nasıl büyüdüğünü adım adım inceledi. Elde edilen veriler, kanserin başlangıcında genetik çeşitliliğin ne kadar etkili olduğunu net biçimde gösterdi.

Genetik çeşitlilik kanserin seyrini belirliyor

Deneylerde kullanılan dört fare türü, insan popülasyonundaki genetik çeşitliliği temsil edecek şekilde seçildi. Araştırmacılar, aynı kanserojen etkiye ve benzer koşullara rağmen kanserin gelişiminde önemli farklılıklar gözlemledi. C3H türünde tümörler 25 hafta sonra ortaya çıkarken, CAROLI türünde bu süre 78 haftaya kadar uzadı. Diğer iki tür ise bu aralığın içinde yer aldı. İlginç olan, en hızlı tümör gelişimi gösteren türün en fazla mutasyona sahip olmamasıydı. Yani, sadece mutasyon sayısı kanserin başlangıç hızını açıklamaya yetmedi. Burada, kalıtsal genetik yapı devreye girdi ve kanserin hangi hızda ve nasıl gelişeceğini belirledi.

MAPK yolu: Tümörler aynı hedefe farklı yollardan ulaştı

Çalışmada, her fare türünde neredeyse tüm tümörlerin, hücre bölünmesini yöneten MAPK yolunu aktive ettiği görüldü. Bu yol, insan kanserlerinde de sıkça rastlanan bir büyüme sistemi olarak biliniyor. Farklı fare türleri, Braf, Hras, Egfr ve Kras gibi çeşitli genler üzerinden bu yolu etkinleştirdi. Ancak, genetik geçmiş hangi genin mutasyona uğrayacağını ve kanserin hangi yoldan ilerleyeceğini belirledi. Örneğin, bazı türlerde Hras genindeki kodon 61 mutasyonları öne çıkarken, BL6 adlı türde bu mutasyona hiç rastlanmadı. C3H türünde genellikle tek bir sürücü mutasyon yeterli olurken, diğer türlerde birden fazla mutasyon gerekiyordu. Bu farklar, kanserin başlamasında genetik çeşitliliğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Farelerde tümör gelişimi: Genetik geçmiş tüm süreci etkiliyor

CAROLI türü farelerde, bazı tümörler büyümenin başında tüm kromozom setlerini iki katına çıkardı. Bu özellik, özellikle Braf geninin etkin olduğu tümörlerde gözlendi ve ilerleyen süreçte daha fazla genom hasarına yol açtı. Ayrıca, araştırmacılar bir tümörün kurucu hücresinin ne zaman kontrolü ele geçirdiğini de takip etti. C3H türünde, kurucu hücre DNA hasarından hemen sonra ortaya çıktı ve tümör, ilk hasar sırasında oluşan genetik çeşitliliği büyük ölçüde korudu. Diğer türlerde ise, hücreler çoğaldıkça erken dönemdeki bazı hücre soyları kayboldu. Bu bulgular, kanserin başlangıç sürecinin genetik geçmişe göre nasıl değişiklik gösterdiğini ortaya koydu.

Uzmanlardan kanser tedavisi için genetik uyarısı

Çalışmanın sadece fareler üzerinde ve belirli bir kanserojen ile tek bir organda yapıldığına dikkat çeken Dr. Sarah Aitken, elde edilen sonuçların insanlara doğrudan uyarlanamayacağını belirtti. Ancak Aitken, genetik geçmişin hem kanser riskini hem de tümörlerin evrimsel sürecini etkilediğini vurguladı. Bu nedenle, gelecekteki kanser önleme ve tarama stratejilerinde kalıtsal genetik yapının ve nüfus çeşitliliğinin mutlaka dikkate alınması gerektiğine işaret etti. Ayrıca, kişilerin kanser tedavilerine verdiği yanıtların da genetik geçmişlerine bağlı olarak değişebileceği ifade edildi. Bu bulgular, kanser tedavilerinin kişiye özel olarak planlanmasının önemini bir kez daha gündeme getirdi.

Bilim insanlarından insan odaklı yeni araştırma çağrısı

Kanserin başlangıç anlarına dair elde edilen bu bulgular, bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. Kanser Araştırmaları Birleşik Krallık'tan Dr. Sam Godfrey, kalıtsal genlerin DNA hasarından sonra kanser gelişimi üzerinde önemli bir etkisi olabileceğine dair güçlü kanıtlar elde ettiklerini belirtti. Araştırmacılar, bu verilerin insanlar üzerindeki etkilerini anlamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı. Ancak, bu araştırma sayesinde bilim insanlarının tümörlerin nasıl oluştuğunu daha iyi kavrayabileceği ve gelecekte daha hassas, kişiye özel kanser tedavilerinin geliştirilebileceği düşünülüyor. Sonuç olarak, genetik çeşitlilik ve kalıtsal faktörler, kanserin başlangıcından tedaviye kadar tüm süreçte belirleyici rol oynuyor.

Bu çalışma, kanserin karmaşık doğasını ve genetik çeşitliliğin hastalığın seyrinde oynadığı kritik rolü bir kez daha gözler önüne serdi. Bilim insanları, elde edilen bulguların kanserin önlenmesi, erken teşhisi ve tedavisinde yeni yaklaşımlar geliştirilmesine zemin hazırlayacağını belirtti. Gelecekte yapılacak insan odaklı araştırmalarla, kanserin başlangıcını daha iyi anlamak ve kişiye özel tedavi yöntemleri geliştirmek mümkün olabilir.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
kanserin başlangıcı genetik çeşitlilik tümör gelişimi Cambridge Üniversitesi fare deneyleri