ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Hazar Denizi'nde çölleşme tehlikesi büyüyor

Özkan Özger - | Son Güncelleme Tarihi:
Hazar Denizi'nde çölleşme tehlikesi büyüyor

Hazar Denizi, Avrupa ile Orta Asya arasında yer alan ve yaklaşık 15 milyon insana hayat veren dev iç deniz, son yıllarda eşi görülmemiş bir hızla çekiliyor. Uzmanlar, iklim değişikliği ve artan buharlaşmanın etkisiyle deniz seviyesinin her yıl daha da düştüğünü, milyonlarca insan ve benzersiz türler için büyük bir tehdit oluştuğunu vurguluyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Avrupa ile Orta Asya'nın kesişim noktasında bulunan Hazar Denizi, son yıllarda su seviyesindeki dramatik düşüşle birlikte tarihinin en büyük ekolojik ve insani krizlerinden birini yaşıyor. 15 milyona yakın insanın doğrudan geçimini sağladığı, flamingolar ve Hazar foku gibi endemik türlerin yaşam alanı olan bu dev iç deniz, iklim değişikliğinin etkisiyle rekor düzeyde su kaybediyor. Bilim insanları, Hazar Denizi'ndeki bu hızlı çekilmenin sadece çevreyi değil, aynı zamanda bölgenin jeopolitik ve ekonomik dengesini de tehdit ettiğine dikkat çekiyor.

Bilim insanları: Hazar Denizi'nde su kaybı rekor seviyeye ulaştı

Hazar Denizi'nde yaşanan su kaybı, 21. yüzyılın başından bu yana yılda ortalama 6 santimetre seviyesinde ilerlerken, 2020'den sonra bu oran yılda 30 santimetreye yükseldi. Temmuz 2025'te Rus bilim insanları, deniz seviyesinin ölçümlerin başladığı günden bu yana en düşük noktaya gerilediğini açıkladı. Uzmanlar, bu olağanüstü düşüşün temel nedeninin iklim değişikliği olduğunda hemfikir. Deniz yüzeyindeki buharlaşmanın artması ve bölgeye akan nehirlerdeki su miktarının azalması, Hazar Denizi'ni her geçen gün daha da küçültüyor. Bilimsel projeksiyonlara göre, küresel ısınmanın Paris Anlaşması'nda belirlenen 2°C sınırında tutulması halinde bile, Hazar'ın su seviyesi 2010 kıyı çizgisine göre on metre kadar gerileyebilir. Emisyonlar bu hızla devam ederse, kayıp 18 metreye kadar çıkabilir ve bu, altı katlı bir binanın yüksekliğine eşdeğer bir çekilmeye işaret ediyor.

Ekosistemler ve milyonlarca insan için tehlike çanları çalıyor

Hazar Denizi'ndeki su kaybı, yalnızca doğal yaşamı değil, bölgedeki insan topluluklarını da derinden etkiliyor. Deniz seviyesindeki düşüş, kuzey kıyıdaki sulak alanların çölleşmesine, balıkçı limanlarının kurumasına ve petrol şirketlerinin açık denizdeki tesislerine ulaşmak için daha uzun kanallar açmak zorunda kalmasına yol açıyor. Özellikle Hazar foku ve mersin balığı gibi tehlike altındaki türler, yaşam alanlarının büyük kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya. Bilimsel çalışmalar, deniz seviyesindeki 10 metrelik düşüşün 112 bin kilometrekarelik deniz tabanını açığa çıkaracağını ve bu alanın İzlanda'dan daha büyük olduğunu gösteriyor. Ayrıca, açığa çıkan deniz tabanından yayılacak toksik tozlar, bölgede ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Milyonlarca insanın yerinden edilmesi, ekonomik faaliyetlerin aksaması ve altyapının kullanılamaz hale gelmesi gibi sonuçlar da, Hazar Denizi'ndeki krizin insani boyutunu ortaya koyuyor.

Hazar Denizi'nde limanlar ve altyapı risk altında

Hazar Denizi'ne kıyısı olan Azerbaycan, İran, Kazakistan, Rusya ve Türkmenistan, çekilmenin etkilerini azaltmak için çeşitli önlemler almaya çalışıyor. Aktau ve Bakü gibi önemli liman şehirlerinde, denizle bağlantıyı sürdürebilmek için sürekli kazı çalışmaları yürütülüyor. Petrol ve gaz şirketleri ise, kuzey Hazar'daki açık deniz tesislerine ulaşmak amacıyla her yıl daha uzun ve derin kanallar açmak zorunda kalıyor. Bu altyapı yatırımlarının maliyeti milyarlarca doları buluyor ve gelecekte daha da artması bekleniyor. Hazar Denizi, Çin'i Avrupa'ya bağlayan "Orta Koridor"un da merkezinde yer aldığı için, çekilme yük taşımacılığında ciddi aksamalara ve maliyet artışlarına yol açıyor. Ayrıca, denizden uzaklaşan şehirler ve limanlar, izole olma riskiyle karşı karşıya kalıyor.

Uzmanlardan Hazar Denizi için entegre koruma çağrısı

Hazar Denizi'ndeki kriz, yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte de dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu büyük iç su kütlesinin hızla yok olmasının, dünyanın başka noktalarındaki Titicaca ve Çad gölleri gibi örneklerle birlikte, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne serdiğini belirtiyor. Hazar'a kıyısı olan ülkeler, limanları yeniden konumlandırmak ve yeni nakliye yolları açmak gibi uyum önlemleri alırken, bu adımların ekosistemler üzerindeki olumsuz etkileri de tartışma konusu. Özellikle kuzey Hazar'da "Ural Eşiği"nde yeni bir navigasyon kanalı açma planları, fokların ve diğer türlerin üreme ve göç alanları için büyük risk oluşturuyor. Bilim insanları, sabit sınırlarla koruma alanları oluşturmanın artık yetersiz kaldığını, tüm bölgeyi kapsayan entegre ve ileri görüşlü bir koruma planının acilen hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, Hazar ülkeleri arasında biyolojik çeşitliliğin izlenmesi ve yönetilmesi için daha sıkı iş birliği ve koordinasyon çağrısı yapılıyor.

Hazar Denizi'nin geleceği için zamana karşı yarış sürüyor

Hazar Denizi'nin kaderi, yalnızca çevresindeki ülkeleri değil, tüm dünyayı yakından ilgilendiriyor. Su seviyesindeki hızlı düşüş, ekosistemlerin yok olmasına, milyonlarca insanın yaşam alanını kaybetmesine ve bölgenin ekonomik, sosyal ve jeopolitik dengelerinin sarsılmasına yol açabilir. Uzmanlar, iklim değişikliğine karşı küresel mücadelede kararlı adımlar atılmadığı sürece, Hazar Denizi gibi dev iç su kütlelerinin kaybolma riskiyle karşı karşıya olduğunu hatırlatıyor. Bölge ülkelerinin, ekolojik ve insani felaketi önlemek için zamana karşı yarıştığı bu süreçte, entegre koruma stratejilerinin ve uluslararası iş birliğinin önemi her geçen gün daha da artıyor. Hazar Denizi'nin geleceği, alınacak önlemlerin hızına ve etkinliğine bağlı olacak.


Etiketler:
Hazar Denizi iklim değişikliği çölleşme ekolojik kriz su kaybı