ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Bilim insanları madenciliğin gizli karbon kaynağını ortaya çıkardı

Merve Aydın - | Son Güncelleme Tarihi:
Bilim insanları madenciliğin gizli karbon kaynağını ortaya çıkardı

İspanya'nın İber Pirit Kuşağı'nda yürütülen yeni bir araştırma, metal madenciliğinin karbon ayak izinin şimdiye kadar yapılan tahminlerin 10 kat üzerinde olabileceğini ortaya koydu. Uzmanlar, asidik maden drenajı nedeniyle ortaya çıkan gizli karbondioksit salınımlarının iklim hedeflerini ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtiyor.

İspanya'nın güneybatısındaki İber Pirit Kuşağı'nda gerçekleştirilen kapsamlı bir bilimsel araştırma, metal madenciliğinin karbon ayak izinin bugüne kadar yapılan tahminlerin çok üzerinde olduğunu gösterdi. St Andrews Üniversitesi'nden jeokimyacı Dr. Luke Bridgestock liderliğindeki ekip, bölgedeki asidik maden drenajı kaynaklı karbondioksit salınımlarının, mevcut hesaplamalarda dikkate alınmayan büyük bir emisyon kaynağı olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmaya göre, rüzgar türbinleri, bataryalar ve enerji şebekeleri için gerekli olan bakır ve çinko gibi metallerin çıkarılması sırasında, sadece kazı ve enerji kullanımı değil, aynı zamanda maden alanlarından yıllar sonra bile devam eden asidik su akıntıları da önemli miktarda karbondioksit yayıyor. Bu bulgular, madencilik sektörünün iklim üzerindeki etkilerinin sanılandan çok daha büyük olduğunu gözler önüne seriyor.

Dr. Bridgestock: 'Asidik maden drenajı karbon salınımında kritik rol oynuyor'

Dr. Luke Bridgestock ve ekibi, dünya genelinde sülfür cevheri açısından en yoğun bölgelerden biri olan İber Pirit Kuşağı'nda yürüttükleri saha çalışmalarıyla, asidik maden drenajının karbon ayak izi üzerindeki etkilerini inceledi. Bölgedeki 82 aktif ve terkedilmiş madende, 1,6 milyar tonun üzerinde sülfür cevheri bulunuyor. Araştırmacılar, Tinto ve Odiel adlı iki nehirden 2024 yılı boyunca farklı dönemlerde örnekler topladı. Bu nehirler, yüzyıllar boyunca süren madencilik faaliyetleri sonucu gezegenin en asidik akarsuları arasında yer alıyor. Özellikle Tinto Nehri, pH değeri 2 ile 4 arasında değişen pas kırmızısı suyuyla dikkat çekiyor. Ekip, nehir suyunun asiditesini ve çözünmüş metal oranlarını ölçerek, suyun kireçtaşı ve denizle temasında gerçekleşen kimyasal reaksiyonlarla ortaya çıkan karbondioksit miktarını hesapladı. Bu süreçte, asidin yaklaşık yarısının denize ulaşmadan önce kayaçlarla nötralize olduğu ve bu esnada önemli ölçüde karbondioksit açığa çıktığı belirlendi.

İber Pirit Kuşağı'ndan yıllık 32 bin ton karbondioksit atmosfere karışıyor

Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, sadece Tinto ve Odiel nehirlerinden kaynaklanan asidik maden drenajının yılda yaklaşık 32 bin ton karbondioksit saldığı oldu. Bu miktar, bölgedeki bakır madenciliğiyle karşılaştırıldığında, çıkarılan her ton bakır başına 0,3 ile 4,2 ton karbondioksite denk geliyor. Geleneksel bakır üretiminin karbon ayak izi ise 1 ile 9 ton arasında değişiyor. Ancak araştırmacılar, atık sülfür taşı yüzeyde oksitlenmeye devam ettikçe, bu oranın zamanla daha da artabileceğine dikkat çekiyor. Hesaplamalara göre, maden atıkları tamamen tükendiğinde, çıkarılan her ton bakır için toplam 7 ile 165 ton arasında karbondioksit salımı gerçekleşebilir. Bu değer, mevcut tahminlerin yaklaşık on katı. Dr. Bridgestock, "Bu şok edici bir sonuç" diyerek, sektörün karbon ayak izinin beklenenden çok daha büyük olduğunun altını çiziyor.

Metal madenciliği ve karbon ayak izi arasındaki bağlantı sanılandan derin

Madencilik ve metal üretiminin, dünya genelindeki enerjiyle ilgili sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 10'unu oluşturduğu biliniyor. Ancak bu oran, sadece dizel, elektrik ve cevher işleme süreçlerinden kaynaklanan emisyonları kapsıyor. Yeni çalışma, asidik maden drenajı kaynaklı karbondioksit salımlarının da hesaba katılması gerektiğini ortaya koydu. Laboratuvar ortamında yapılan deneylerle, nehir suyunun deniz suyu ile karıştırılması sonucu ne kadar karbondioksit açığa çıktığı doğrulandı. Ayrıca, deniz suyu asidi nötralize ederken, suyun içindeki demir ve alüminyum gibi metallerin de katı parçacıklar halinde çöktüğü gözlemlendi. Bu süreçte, çöken metallerin bazı kükürtleri hapsederek, emisyonun bir kısmını daha uzun vadeye yaydığı tespit edildi. Araştırmacılar, kimsenin karbondioksitin sudan çıktığını doğrudan gözlemlemediğini, ancak kimyasal reaksiyonlar sonucu bu gazın yıllarca havayla temas halinde kalabildiğini belirtti.

Madencilik sektörünün iklim hedefleri için yeni tehdit: Gizli karbon emisyonları

İber Pirit Kuşağı'ndaki mevcut maden atıkları, bugüne kadar çıkarılan cevherin toplam karbon bütçesini 80 ila 155 milyon ton karbondioksit seviyesine çıkarıyor. Araştırmacılar, bu emisyonların mevcut hızla atmosfere karışmasının 2 bin ile 7 bin yıl süreceğini öngörüyor. Ancak, bölgedeki madencilik faaliyetleri sürdükçe ve yeni atıklar ortaya çıktıkça, bu süre daha da uzayabilir. Ayrıca, temiz enerji teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla bakır ve çinko talebinin artması, madencilik sektörünün karbon ayak izinin büyümesine neden oluyor. Orman kayıpları da, çıkarımın karbon maliyetini ortalama yüzde 63 oranında artırıyor. Araştırmada, asidik maden suyunun arıtılması için kullanılan kireçtaşı yönteminin de tasarım gereği karbondioksit salınımına yol açtığı vurgulandı. Atık sülfürün daha yavaş oksitlenmesi için depolanması ise, aynı emisyonların daha uzun bir zaman dilimine yayılması anlamına geliyor.

Net sıfır hedeflerine ulaşmak için madencilikte kapsamlı değişim şart

Uzmanlar, madencilik sektörünün "net sıfır" karbon hedeflerine ulaşabilmesi için, asidik maden drenajı kaynaklı gizli emisyonların da mutlaka hesaba katılması gerektiğini belirtiyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, madenciliğin tamamen elektriğe dönüştürülmesinin bakırın karbon ayak izini on kata kadar azaltabileceğini gösteriyor. Ancak, asidik drenajdan kaynaklanan karbondioksit salımlarının bu değişimden etkilenmediği ve bakırın karbon ayak izinde başat rol oynamaya devam edeceği ifade ediliyor. Dr. Bridgestock, "Madencilik endüstrisini karbonsuzlaştırmamız gerekiyor" diyerek, sektörün iklim hedeflerine ulaşabilmesi için kapsamlı önlemler alınması gerektiğini vurguluyor. Araştırmada kullanılan yöntemlerin, nehirle drenajı olan diğer madencilik bölgelerinde de uygulanabileceği belirtiliyor. Bu sayede, küresel ölçekte madencilik faaliyetlerinin gerçek karbon ayak izi daha doğru bir şekilde hesaplanabilir.

Sonuç olarak, İspanya'nın İber Pirit Kuşağı'nda yürütülen bu çalışma, metal madenciliğinin iklim değişikliği üzerindeki etkisinin sanılandan çok daha büyük olduğunu ortaya koydu. Asidik maden drenajı kaynaklı gizli karbondioksit emisyonlarının hesaba katılması, sektörün sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşabilmesi için kritik önem taşıyor. Uzmanlar, madencilik faaliyetlerinin çevresel maliyetlerinin tam anlamıyla değerlendirilmesi ve yeni emisyon hesaplama yöntemlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini belirtiyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
metal madenciliği karbon ayak izi İber Pirit Kuşağı karbondioksit emisyonu asidik maden drenajı