ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Avrupa'nın yeni jeopolitik ekseni: Üç Deniz Girişimi ve kuzey-güney stratejisinin yükselişi

AA - | Son Güncelleme Tarihi:
Avrupa'nın yeni jeopolitik ekseni: Üç Deniz Girişimi ve kuzey-güney stratejisinin yükselişi

Adriyatik, Baltık ve Karadeniz'i birbirine bağlayan Üç Deniz Girişimi (ÜDG), sadece bölgesel bir kalkınma projesi değil, Avrupa'nın güvenliği, dayanıklılığı ve rekabet gücü için stratejik bir zorunluluk olarak değerlendiriliyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Diplomatik İlişkiler ve Politik Araştırmalar Merkezi (DİPAM) Başkanı Dr. Tolga Sakman, 28-29 Nisan'da Hırvatistan ev sahipliğinde gerçekleştirilen 11. Üç Deniz Girişimi Zirvesi'nin sonuçlarını kaleme aldı.

***

Avrupa kıtası, tarihin en keskin jeopolitik ve ekonomik dönüşümlerinden birinden geçiyor. Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırısı yalnızca sınırları değil, Avrupa'nın onlarca yıllık güvenlik mimarisini ve enerji stratejilerini de temelinden sarstı. Küresel enerji tedariğinde yaşanan sıkıntılar ve ticaret yollarının güvenliği konularının da kritik bir hal almasıyla bölgesel işbirlikleri yeniden değer kazandı. Bu karmaşık dönemde Adriyatik, Baltık ve Karadeniz'i birbirine bağlayan Üç Deniz Girişimi (ÜDG), sadece bölgesel bir kalkınma projesi değil, Avrupa'nın güvenliği, dayanıklılığı ve rekabet gücü için stratejik bir zorunluluk olarak değerlendiriliyor.

ÜDG, 13 üyesiyle şu anda 120 milyon Avrupalıyı ve 3 trilyon dolardan fazla ekonomik gücü kapsayan önemli bir ekonomik potansiyel üzerine kuruludur. Girişimin üye ülkeleri, Avrupa'nın geri kalanının yaklaşık iki katı bir ekonomik büyüme oranına sahiptir. ÜDG üyeleri, Batı Avrupa'ya kıyasla yaklaşık 600 milyar ila 1 trilyon avro arasında olduğu tahmin edilen bir altyapı açığını gidermeye çalışıyor.

Girişim, enerji de dahil olmak üzere çeşitli stratejik alanlara odaklanıyor. Bölgesel enerji bağımsızlığını artırmayı ve yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişi desteklemeyi amaçlıyor. Avrupa ve Asya bağlantı yollarının kesişiminde yer alan bu bölge, küresel öneme sahip stratejik bir "Kuzey-Güney" ekseni oluşturur. Bu aksın enerji ve ürün taşımacılığı için kuvvetlendirilmesi, burasının sağladığı bağlantısallığın da diğer bölgesel hamleleri desteklemesi öngörülüyor.

Dijital altyapının ve siber güvenliğin güçlendirilmesi de bir diğer önemli hedef. Özellikle Ukrayna'daki savaşın arka planında, bölgesel güvenlik ve NATO'nun doğu kanadının güçlendirilmesi de ele alınan konular arasında yer alıyor. Kısacası, Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası altyapı projeleri yalnızca ekonomik araçlar olmaktan çıktı, aynı zamanda güvenlik unsurları haline geldi.

YÜKSELEN BÖLGESELLEŞME

Süreç, özellikle sekreterya ve kurumsal yapı öngörülmeyen bir platformun Avrupa Birliği (AB) çatısı altında kurumsallaştırılması fikriyle başladı. Ancak bugün hem platformun kapasitesi hem de bölgeye olan teveccüh bu yapıyı zorluyor. Zira jeopolitik durum, ekonomik belirsizlik, enerji ve teknolojideki dönüşümler sadece koordinasyon değil, liderlik de gerektiriyor. Bu bağlamda ÜDG, yerleşik bir uluslararası foruma dönüştü, bölgesel kalkınma öncelikleri konusunda farkındalığı artırdı, benzersiz ve başarılı bir yatırım fonu başlattı.

Klasik strateji olan Doğu-Batı eksenli politika ve yatırımların Batı Avrupa'nın çıkarlarını beslediği ama Orta ve Doğu Avrupa'daki devletlerin bu yaklaşımdan faydalanamadığı görüşü, bu platformu bölge adına daha önemli hale getiriyor.

Bu bakış açısında Ukrayna'ya destek ve Rus tehdidine direnç doğu sınırı için önemini korurken, yeni kaynaklardan sağlanacak enerjinin tüm Avrupa'ya sevki, Batı'ya göre geride kalmış dijital ağların geliştirilmesi ve kıta genelinde sürekliliğin sağlanması, yeni ulaşım hatlarıyla Avrupa birlikteliğinin kuvvetlendirilmesi ve yatırım çekilebilmesi gibi konular da ÜDG için öncelikler arasında yer alıyor. Ukrayna'nın bu girişimle Avrupa'ya entegre olacağı enerji ve lojistik hatları da dikkatle değerlendiriliyor.

Liman modernizasyonu, otoyollar ve enerji ara bağlantıları gibi altyapı projelerine ağırlık veren bölge devletleri, bağlantısallığı artık ekonomi diplomasisi, stratejik güvenlik ve dayanıklılık bağlamında değerlendiriyor.

Bununla birlikte bölge AB kurumsallığı altında yer almaya gayret gösterse de AB stratejik politikalarına alternatif bir kaldıraç gibi de görünüyor. Özellikle ABD'nin bölgeye yaptığı yatırım, destek ve hibelerle Amerikan etkisi artıyor. AB ve Batı Avrupa ülkeleri Doğu'daki öncelikleri görmezden gelmeye devam ettikçe ABD'nin bölgedeki enerji, savunma, altyapı ve ekonomi çalışmaları hız kazanıyor. NATO içinde de bölgenin transatlantik ilişkilerde okyanus ötesine destek verdiğini görebiliyoruz. Bu bölgedeki ülkelerde sadece savunma fonlarını istikrarlı bir şekilde artırmakla yetinmeyip, aynı zamanda savunma sanayilerini de hızla geliştirme fikri oldukça yükseliyor.

2026 DUBROVNIK ZİRVESİ

28-29 Nisan'da Hırvatistan'ın ev sahipliğinde gerçekleşen 11. Üç Deniz Girişimi Zirvesi, girişimin ikinci 10 yılına girerken Avrupa'nın stratejik "Kuzey-Güney" eksenini güçlendirmeyi hedefleyen Dubrovnik Deklarasyonu ile sonuçlandı.

Deklarasyona göre ÜDG, önümüzdeki 10 yılda bölgesel bağlantısallık için ana platform olma hedefini koydu. Orta Doğu'daki gelişmelerin enerji ve ticaret yollarına etkisi dikkate alındığında, Üç Deniz bölgesi önemli bir enerji ve lojistik koridor olarak rolünü güçlendirecek hamleler öngörüldü. Adriyatik Boru Hattı, Dikey Gaz Koridoru, Amber Gaz Koridoru ve Solidarity Ring gibi enerji transfer projelerinin stratejik önemi vurgulandı. Askeri hareketliliği de destekleyen çift kullanımlı ulaşım ve Rail2Sea, Rail Baltica, Via Carpatia gibi mobilite altyapıları da önceliklendirildi.

Baltık, Karadeniz ve Adriyatik denizlerini bağlayan koridorların yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda Avrupa güvenliğinin de temel unsurları olduğu vurgulandı. "Kuzey-Güney" eksenindeki bağlantısallığın, Avrupa'nın güvenliği, dayanıklılığı ve rekabet gücü açısından stratejik bir zorunluluk haline geldiği öngörüldü ve atılacak somut adımlar da deklarasyonda yer aldı.

Zirvede, bölgenin Avrupa ve Asya arasındaki konumunun sağladığı stratejik avantaja değinildi. Bölgenin Doğu-Batı akslı diğer koridorlarla daha fazla ilişkilendirilmesi gerektiği belirtildi. Hırvatistan hükümeti, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinden ve Hindistan'dan heyetleri zirveye davet ederek bölgeleri bağlamak ve yatırım çekmek için bir yol denedi.

TÜRKİYE'NİN KATKISI VE BAKIŞI

2026 Dubrovnik Zirvesi'nin en dikkat çekici gelişmelerinden biri, Türkiye'nin 2025 Varşova Zirvesi'nde elde ettiği "stratejik ortak" statüsüyle ilk kez masada yer almasıydı. Bu katılım, Türkiye'nin Avrupa enerji ve ulaşım ağlarındaki vazgeçilmez rolünün yeniden teyidi anlamına gelmektedir.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın vurguladığı üzere Türkiye, kendi "Orta Koridor" ve "Kalkınma Yolu" projelerini Üç Deniz Girişimi'nin hedefleriyle örtüştürmektedir. Türkiye, bu koridorları bir rekabet alanı değil, birbirini tamamlayan ve refahı yayan unsurlar olarak görmektedir. Fidan'ın "bağlantısallık" kavramını demir yolu veya otoyollar gibi fiziksel unsurların ötesine taşıyarak dijital ağlar, finans ve yönetişimi kapsayan çok boyutlu bir ekosistem olarak tanımlaması, girişimin niyet ve kapasitesini genişleten bir vizyon sunmaktadır. Daha da önemlisi, bu işbirliği Türkiye-AB ilişkileri için "yeni bir anlatı" sunma potansiyeline sahiptir. Bağlantısallık gündemi, siyasi tıkanıklıkların ötesinde pozitif ve somut bir zemin teşkil etmektedir.

Genel olarak baktığımızda ÜDG, etki potansiyeli yüksek ve gittikçe daha fazla dikkati çeken bir yapıdır. Avrupa'ya destek mahiyetinde kurulan yapı, bölgenin şartlarının farklılaşması ve Brüksel'in dikkatsizliği nedeniyle otonom bir politik vizyona ilerliyor.

[Dr. Tolga Sakman, Diplomatik İlişkiler ve Politik Araştırmalar Merkezi (DİPAM) Başkanıdır.]

* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Yirmidort.tv'nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.


Etiketler:
avrupa üç deniz girişimi adriyatik denizi baltık denizi karadeniz üdg stratejik türkiye