ABD'nin Orta Doğu yığınağı ile İran'ın askeri gücü karşı karşıya: Bölgesel caydırıcılık yarışı kızışıyor

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Orta Doğu'da artırdığı askeri yığınağı İran'daki iç karışıklıklar ve protestoların sert biçimde bastırılmasıyla ilişkilendiriyor. Washington'un resmi açıklamalarında ise ana gerekçe, Tahran'la artan gerilimlere karşı caydırıcılık, bölgesel istikrarın korunması, müttefik güvenliği ve en önemlisi “tüm seçeneklerin açık tutulması” stratejisi olarak öne çıkıyor.
Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Orta Doğu'ya yönelik son askeri yığınağı, bölgedeki güç dengelerini yeniden gündeme taşıdı. Deniz, hava ve kara unsurlarını kapsayan bu kapsamlı konuşlanma, ABD aklının hem caydırıcılık mesajı verme hem de olası bir çatışmaya hazırlık yapma iradesi olarak yorumlanıyor. Buna karşılık İran ise konvansiyonel kapasitesi ABD'ye kıyasla sınırlı olmasına rağmen balistik füze gücü, insansız hava araçları ve en önemlisi bölgesel nüfuzu sayesinde askeri dengeyi kendi lehine çevirmeye çalışıyor.
USS ABRAHAM LINCOLN 70'E YAKIN UÇAK TAŞIYOR
ABD'nin bölgedeki askeri varlığının merkezinde, nükleer enerjiyle çalışan USS Abraham Lincoln uçak gemisi taarruz grubu yer alıyor. 70'e yakın savaş ve destek uçağı taşıyan bu dev uçak gemisi, ABD'ye denizden havaya kesintisiz operasyon yürütme imkânı sunuyor. USS Abraham Lincoln'e eşlik eden 4 güdümlü füze destroyeri ve kruvazör, Aegis hava savunma sistemi ve Tomahawk seyir füzeleri ile donatılmış durumda.
Trump'ın "İran'ın yanında büyük bir gücümüz var" sözleriyle işaret ettiği bu donanma, hem hava savunması hem de kara hedeflerine uzun menzilli saldırı kapasitesi açısından kritik bir rol oynuyor.
MÜTTEFİKLERE PATRIOT VE THAAD ŞEMSİYESİ
Pentagon'un bölgeye takviye olarak gönderdiği F-15E, F-16 ve A-10 tipi savaş uçakları da ABD'nin hava gücünü belirgin şekilde artırıyor. Bombardıman ve yakın hava desteği görevlerinde kullanılan bu uçaklar, ABD'ye hem hava üstünlüğü hem de nokta atışı kara taarruzu kabiliyeti sağlıyor. Bunun yanı sıra Patriot ve THAAD hava savunma sistemleri, ABD üslerini ve müttefik hedefleri balistik füze ve hava saldırılarına karşı koruma altına alıyor.
45 BİN ABD ASKERİ BÖLGEDE
Bu arada ABD'nin kara gücü de bölgede önemli bir büyüklüğe ulaşmış durumda. Yaklaşık 40–45 bin Amerikan askeri, Körfez ülkeleri ve çevre coğrafyada konuşlu bulunuyor. Katar'daki Al Udeid Hava Üssü, ABD'nin Orta Doğu'daki en önemli komuta ve operasyon merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. BAE, Suudi Arabistan, Ürdün, Kuveyt, Bahreyn, Suriye ve Irak'taki askeri üsler ile Kule 22 ve El Tanf gibi daha küçük noktalar ise sınır güvenliği, istihbarat toplama ve lojistik destek açısından stratejik önem taşıyor. Bu üs ağı, ABD'ye bölge içinde hızlı manevra ve sürdürülebilir operasyon kabiliyeti kazandırıyor.
İRAN'IN EN BÜYÜK GÜCÜ BALİSTİK VE SEYİR FÜZELERİ
İran cephesinde ise askeri güç daha çok kara merkezli ve asimetrik unsurlara dayanıyor. İran ordusu ve Devrim Muhafızları, farklı menzillere sahip balistik ve seyir füzeleriyle ABD üslerini ve müttefik hedefleri tehdit edebilecek kapasiteye sahip. Tahran yönetimi ayrıca gelişmiş insansız hava araçları, roket sistemleri ve deniz unsurlarıyla dikkat çekiyor. İran'ın Lübnan, Irak, Suriye ve Yemen'deki müttefik milis gruplar üzerinden kurduğu etki alanı, doğrudan bir savaştan ziyade dolaylı baskı ve yıpratma stratejisini mümkün kılıyor.
TEMEL FARK GÜCÜN NİTELİĞİNDE
Askeri uzmanlara göre ABD ile İran arasındaki temel fark, gücün niteliğinde ortaya çıkıyor. ABD; teknoloji, hava ve deniz üstünlüğü ile küresel lojistik ağı sayesinde konvansiyonel bir savaşta açık ara üstün konumda bulunuyor. İran ise coğrafi avantajı, füze kapasitesi ve geniş insan gücüyle uzun süreli, maliyetli ve bölge geneline yayılabilecek bir çatışma yaratma potansiyeline sahip.
DOĞRUDAN SAVAŞ İSTENMİYOR
Ortaya çıkan tablo, Orta Doğu'da yaşanabilecek bir gerilimin kısa sürede geniş çaplı bir askeri çatışmaya dönüşme riskini artırıyor. Tarafların şimdilik doğrudan savaştan kaçınarak karşılıklı caydırıcılık politikasını sürdürdüğü belirtilirken, artan askeri yığınaklar bölgedeki tansiyonun uzun süre yüksek kalacağına işaret ediyor.
'SINIRLI MÜDAHALE MÜMKÜN, SAVAŞ OLMAZ'
Öte yandan ABD-İran geriliminin iki ülke arasında geniş çaplı bir savaşa dönüşmeyeceğini ifade eden Akşam Gazetesi yazarı Murat Özer, kısa süreli bir hava harekâtının ise mümkün olduğunu söylüyor.
ABD'nin, İran'ı Irak'ta olduğu gibi karadan işgal yolunu seçmeyeceğini belirten Murat Özer, "Savaş, ABD için asıl tehdit olan Irak'taki İran uzantılı terör örgütlerine yönelik olacak. İran Cumhuriyet Muhafızları karargâhları da hedef. Zaten bu sebeple önceki gün bu yapı ABD tarafından terör örgütleri listesine alındı. Yani müdahale kaçınılmaz ancak buna savaş demek doğru değil. ABD'nin yaptığı yığınak bölgedeki üslerini ve bunların bulunduğu müttefiki Arap ülkelerini misillemeden koruma amacı taşıyor." tespitinde bulunuyor.
- Popüler Haberler -
Trump, İran'ı tehdit etti: Anlaşamazsak kötü şeyler olacak
Trump'tan Epstein savunması... "Demokratlar gitti, ben gitmedim"
Almanya: Refah Sınır Kapısı'nın açılması 20 maddelik planın uygulanmasına yönelik önemli bir adım
Soykırımcı Netanyahu'dan İran'a tehdit... ''Dayanılmaz sonuçlarla yüzleşecekler''
Pezeşkiyan emri verdi! İran'da ABD ile nükleer müzakere talimatı
NATO: Ankara Zirvesi, uygulama ve somut sonuç üretme odaklı olacak



