Özdemir Erdoğan'dan 24 TV'de çarpıcı yorum: Sadece Gazze işgal altında değil

24 TV Arafta Sorular programında Star Gazetesi Yazarı Esra Elönü'nün sorularını yanıtlayan Besteci-Müzisyen Özdemir Erdoğan "Sadece Gazze işgal altında değil ki. Yani köşeler tutulmuş vaziyette Türkiye'de de. Ve bunlar gizli gizli resmen o zehirlerini saçıyorlar topluma. Yani çok güzel şırınga ediyorlar. Dediğim gibi, bu moda denen hadise mesela her şeyden evvel… Ve modayı azarlama işi, yani karşı çıkma hadisesi bana empoze edilen." dedi.
24 TV'nin her bölümü merakla beklenen programı Arafta Sorular'ın bu haftaki konuğu Besteci-Müzisyen Özdemir Erdoğan oldu.
"'SADECE GAZZE İŞGAL ALTINDA DEĞİL"
''Sadece Gazze işgal altında değil ki. Yani köşeler tutulmuş vaziyette Türkiye'de de. Ve bunlar gizli gizli resmen o zehirlerini saçıyorlar topluma. Yani çok güzel şırınga ediyorlar. Dediğim gibi, bu moda denen hadise mesela her şeyden evvel... Ve modayı azarlama işi, yani karşı çıkma hadisesi bana empoze edilen.''
Mesela herkes diyordu ki bir zamanlar: "Ya sen ne güzel Batı müziği söylüyorsun. Ne gereği var şimdi böyle besteler mesteler, Türk müziği yapıyorsun, halk müziğinden? Ne gereği var yani böyle bir şeye?"Batı hayranlığı deniyor. Toplumda böyle bir hadise var.''Yani değil, bu bir empozisyondur. Yani toplum yönetiliyor. Ve bizim bakir halkımız da çok çabuk etkileniyor bu işlerde. Çünkü bütün yayın organları... Yani önemli yayın organları.Size çok enteresan bir şey söyleyeyim: "Düşünceli Şarkılar" diye bir albüm yaptım ben 1990 yılında. Yani zamanımızdan 36 sene evvel. Burada bir Adem Baba kılığında Özdemir Erdoğan var. O şöyle bakıyor, böyle bakıyor. Nereye bakıyor biliyor musunuz? Füzelere bakıyor, bombalara bakıyor, açlıktan ölen çocuklara bakıyor, uyuşturuculara bakıyor... Ve çaresiz bir vaziyette öyle bakıyor.Bugün de ben bakıyorum yine. Ve bugün bütün plakçılar camiasında o albüm, "Düşünceli Şarkılar", plak olarak yayınlanıyor. Ben de plak kapağına "Ben de Gazzeliyim" diye yazdım. Bundan daha başka bir mesaj gerekir mi? Ben, çaresizce gücün hunharca ve zalimce sergilendiği bir dünyadan yaka silkiyorum ama elimden bir şey gelmiyor. 86 yaşındayım. Ben yani ne yapabilirim bu saatten sonra? Sadece bestelerimi yapabilirim. En iyi yaptığım iş çünkü. Başka bir şeyden anlamam, hiçbir şeyden anlamam. Yaptığım iş benim hayatımı kurtaran şeydir. Biliyorsunuz, okulda da hayatımı kurtaran müziktir. Yani ben şimdi işte sıkıldıkça, üzüldükçe, etkilendikçe müzik yapıyorum. Ve bunu satıyorum. Bir de işin en enteresan tarafı bu.
"Ben masonluktan istifa ettikten sonra TRT'de Yüksek Denetim Kurulu Başkanı olan Aydın Ongun'la bir yerde karşılaştık. Bana, 'Biz seni nerelere getirecektik, sen kızdın istifa ettin' dedi. Meğer o da masonmuş."
Ben masonluktan istifa ettikten sonra TRT'de Yüksek Denetim Kurulu Başkanı olan Aydın Ongun'la, 80'li yıllarda bir yerde karşılaştık. Bana dedi ki: 'Ya, biz seni nerelere getirecektik? Sen kızdın, istifa ettin.' Meğer o da masonmuş.TRT'de Yüksek Denetim Kurulu Başkanı kendisiydi. Denetim kurulundaki görevli kişilerden bir tanesi de Mine Ongun'du. Bir de Erol Pekcan vardı. O da Amerikalıların tercümanıydı ve aynı zamanda davul çalardı.Onlar denetim kurulundaydı. Ve bu memlekete yapmış oldukları kötülüğün, zararın haddi hesabı yoktu. Öküzün altında buzağı aradılar. 'Yok efendim, şu şöyleymiş, bu böyleymiş...' diyerek bir sürü yapıt geri çevrildi. O zamanlar tek TRT vardı.
- Popüler Haberler -
CHP İzmir Milletvekili Nalbantoğlu, parti kuruluş kodlarına odaklanıyor
#CANLI | Cumhurbaşkanımız kırmızı çizgimizdir... Çelik: Özel haddini aşan ifadeler kullanıyor
İçişleri Bakanlığından 100 günde 50 bine yakın operasyon
Katil İsrail Sumud aktivistlerine cehennemi yaşattı! Cinsel saldırı ve darp skandalı
Yeniden anlaşma sağlandı! Jorge Jesus'tan büyük sürpriz
YÖK'ten İstanbul Bilgi Üniversitesi'ne eğitim öğretim faaliyetlerine devam kararı



