MHP lideri Bahçeli: Avrupa'nın fitne tohumu kendine döndü, Türkiye birlik ve dirlik içinde
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Uzun zamandır göçmen karşıtlığıyla İslamofobi ve Türkfobiyi kaşımak suretiyle siyasi rant oluşturma peşinde koşan Avrupa'nın, ektiği fitne tohumları kendilerine dönmeye başlamıştır. Avrupa bugün her zamankinden daha fazla güvenlik kaygılarıyla karşı karşıyadır." dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Cumhuriyet'in 103 yıl önce çetin bir mücadelenin fecrinde, Türk istiklalinin ufuklarına doğan inşirah muştusu olduğunu söyledi. Cumhuriyet'in 103. yılını şevkle, heyecanla kutladıklarını belirten Bahçeli, "Cumhuriyet'e gidilen süreçte Türk milleti, Mustafa Kemal Paşa ve kahraman silah arkadaşlarının arkasına saf saf dizilerek Anadolu'da Türk tarihinin 2. Ergenekon destanını yazmıştır. Bu destan ki dünya tarihinin nadir ve nadide örneklerinden biri olarak cümle mazlum milletlere umut olmuştur. Cumhuriyet, Osmanlı'nın savaş ve işgallerle yaralanmış toprağının şifası, bitap düşmüş yüreklerin devası, şühedanın aziz ruhunun şadı, gaziyanın ise kutlu mirasının yadıdır." ifadesini kullandı.

Cumhuriyet'in kurduğu düzeni güçlendirerek bölgede, kültür ve gönül coğrafyasında hem de cümle cihanda müyesser kılmanın Türkiye'nin tarihi misyonu olduğunu ifade eden Bahçeli, "Aziz Atatürk'ün koyduğu muasır medeniyetler seviyesine erişme ülküsü, demokratik standartları ileri seviyelere taşımak, hak ve özgürlükleri hukuk ile kurumsallaştırmak, dış politikada kimsenin aklına ve inayetine muhtaç olmamak ve elbette müstemleke zincirlerden, yeni nesil risk ve tehditlerden kurtulmaktır." diye konuştu.
Türkiye'nin dünya siyasetindeki yerinin merkez, yönünün ise insanlığın bulunduğu her yer olduğunu vurgulayan Bahçeli, MHP olarak kaos ve çatışmaların ürettiği fırtınalara gebe dünyada güven ve istikrarın limanı, barış ve refah ikliminin mimarı bir Türkiye idealinin sahibi olduklarına işaret etti.

MHP GENEL BAŞKANI BAHÇELİ, ŞUNLARI SÖYLEDİ:
"Ülkemizin ve bölgemizin huzur ve barış iklimini kirleten başta terörizm olmak üzere bütün radikal unsurlardan kurtulmayı mümkün kılacak Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge vizyonunun bütünüyle hayata geçmesinin tarihi bir öneme sahip olduğunu düşünüyoruz. Siyasi rakiplerimiz sığ sularda kulaç atmaya varsın devam etsinler, türlü karalamalar ve çarpıtmalarla suyu bulandırmayı sözüm ona siyaset zannetsinler, Türk milleti kararını vermiştir. Terör bitecek, kardeşlik yükselecek, bölgemizde barış ve huzur inşallah sökün edecektir. İstikrarsızlıkla çoraklaşan topraklarda refah ve güven yeşerecektir."
İpleri emperyalizmin elindeki kuklaların tiyatrosunun son bulacağını, her şeyin Türk milletine göre olduğu yükseliş çağının başlayacağını anlatan Bahçeli, şunları kaydetti:
"Bu çağın adı Türk ve Türkiye Yüzyılı, anahtarı ise Türk birliğidir. O sebeple Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge diyoruz. Türk dünyasında birlik ve dirlik istiyoruz. İşbirliği potansiyelinin harekete geçirilmesiyle Türk Devletleri Teşkilatına üye devletlerin küresel etkinliğinin, huzur ve barışa katkılarının da artacağına inanıyoruz. Muradımız, Hazar ile Akdeniz'in hasretini sona erdirmek, Isık Gölü ile Van Gölü'nü kavuşturmak, Selenga ile Sakarya'yı buluşturmaktır. Dileğimiz Merv'in yıldızlarını Söğüt'te seyretmek, Taşkent'in havasını Konya'da solumak, Bakü'de çalan türküye İzmir'de eşlik etmek, Bişkek'te doğan güneşi Ankara'da uğurlamak, Hoca Ahmet Yesevi'nin hikmet ışığını, Mustafa Kemal Atatürk'ün cesaretini Türk dünyasıyla buluşturmaktır."

Devlet Bahçeli, Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi'nde üye ülkeler arasında kurumsal bağların güçlenmesi, ekonomik, teknolojik, kültürel ve askeri ilişkilerin gelişmesi, siyasal ve stratejik işbirliklerinin artması yönündeki kararlılığın ve güçlü iradenin, bir kere daha ortaya konulmasından memnuniyet duyduğunu belirtti.
Zirve'nin sonuç bildirgesine işaret eden Bahçeli, "Sonuç bildirgesindeki ortak geleceğimizi şekillendirecek işbirliği alanlarının bağımsız egemen her üye devletin huzur, güven ve refahına katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum. Türk Devletleri Teşkilatı güçlenerek yoluna devam edecek, Türk yüzyılını inşa ederken bölgesel barış ve huzur ile küresel düzenin de kurumsal kalesi olacaktır." dedi.
- "AVRUPA'NIN PEDAL ÇEVİRECEK DERMANI DA KALMAMIŞ"
Fransa ile başlayan ve farklı vesilelerle diğer Avrupa ülkelerine de sirayet eden sosyal hareketlerin çok kısa bir zamanda kamu düzenini ve toplumsal huzuru bozan şiddet içerikli gösterilere dönüştüğünü hatırlatan Bahçeli, MHP olarak Avrupa'da vuku bulan bu süreci yakından takip ettiklerini söyledi.
"Avrupa Birliği'nin temel hak ve özgürlükler noktasındaki hassasiyetini, üyesi olan devletlere de hatırlatmasını bekliyoruz." diyen Bahçeli, şiddetin gittikçe tırmandığı gösterilerin altında yatan temel sebeplerin Avrupalılar tarafından iyi okunması gerektiğini dile getirdi.

Devlet Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Uzun zamandır göçmen karşıtlığıyla İslamofobi ve Türkfobiyi kaşımak suretiyle siyasi rant oluşturma peşinde koşan Avrupa'nın, ektiği fitne tohumları kendilerine dönmeye başlamıştır. Avrupa bugün her zamankinden daha fazla güvenlik kaygılarıyla karşı karşıyadır. Artan maliyetler, azalan sosyal refah ve ekonomik sıkıntılar, Avrupa toplumlarında sosyal öfkeyi büyütmüştür. Avrupa artık sanayi devriminin dinamizmini yaşadığı, ekonomik ve teknolojik üstünlüğünü tartışmasız biçimde koruduğu dönemde değildir. Küresel rekabette güç kaybetmekte, ekonomik ve siyasi etkisi giderek azalmaktadır. Avrupa için söylenen 'Avrupa bisiklet gibidir, ilerlemek zorundadır, durursa düşer.' sözünü hatırlatmak isterim. Zira Avrupa'nın pedal çevirecek dermanı da kalmamış görünmektedir.
Avrupa Birliği'ne, Türkiye'nin egemenlik hakları kapsamında uluslararası hukuka uygun atılımlarını sorgulamak ve laf yetiştirmek yerine zayıflayan ekonomilerine, ihlal ettikleri değerlerine, tepetaklak giden sosyal ve ekonomik düzenlerine odaklanmalarını tavsiye ederim. Bugün Türkiye, sahip olduğu jeopolitik konum, güçlü devlet tecrübesi, üretim kapasitesi, genç nüfusu ve bölgesel ilişkileriyle Avrupa'nın her zamankinden daha çok ihtiyacı olan bir ülkedir. Buna rağmen her fırsatta gösterilen Türkiye karşıtlığına devam edildiğinde, Türkiye'nin daimi üyelik talebi sudan bahanelerle görmezden gelindiğinde hatırlatırım ki Avrupa'nın yeniden doğrulmaya zamanı da fırsatı da kalmayacaktır."
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Brüksel'deki tüm yetkililer anlamalıdır ki tam bağımsız şekilde ve sadece kendi menfaatleri doğrultusunda kararlar alıp uygulayabilme kudretine ve iradesine sahip olan Türkiye'ye parmak sallamak, istikamet tayin etmek, neyi yapıp yapamayacağına dair talimatlar vermek, hiç kimsenin olmadığı gibi Avrupa'nın da harcı değildir." dedi.

Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye ile Libya arasındaki Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından 20 Ekim 2026'da onaylanmış olmasını memnuniyet verici bir gelişme olarak nitelendirdi.
Uzun bir tarihi geçmişe, ortak kültür ve anlayışa sahip iki dost ülke arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesi yönündeki iradenin bir sonucu olan söz konusu Mutabakat Muhtırası'nın, uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde iki ülkenin hak ve menfaatlerini gözettiğini, herhangi bir ülkenin hakkına ya da uluslararası hukukun ilke ve kurallarına halel getirmediğini vurgulayan Bahçeli, "Akdeniz havzasında, bilhassa da ülkemizin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenlik sahasında, herhangi bir oldubittiye izin verilmeyeceğini defaatle ve kararlılıkla dile getiren Türkiye, komşularımızla dostane ilişkileri pekiştirmek, karşılıklı rıza ile işbirliği mekanizmaları ihdas etmek, hükümetler arasındaki yakınlaşmayı halklarımıza da teşmil etmek suretiyle tüm bölgede barış, huzur ve istikrarı tahkim etmek arayışındadır." ifadelerini kullandı.
Türkiye ile Libya arasındaki dostane ilişkilerden rahatsızlık duyanların mutabakatın onaylanmasının ardından tepkilerini dile getirdiğini belirten Bahçeli, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail ve Avrupa Birliği'nin rahatsızlık duyduğunu kaydetti.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Antonio Costa'nın ortak basın açıklamasının AB'nin yaklaşımını ortaya koyduğunu dile getiren Bahçeli, şöyle konuştu:
"Brüksel'deki tüm yetkililer anlamalıdır ki tam bağımsız şekilde ve sadece kendi menfaatleri doğrultusunda kararlar alıp uygulayabilme kudretine ve iradesine sahip olan Türkiye'ye parmak sallamak, istikamet tayin etmek, neyi yapıp yapamayacağına dair talimatlar vermek, hiç kimsenin olmadığı gibi Avrupa'nın da harcı değildir. Ne Türkiye ne de Libya, onların beklenti ve taleplerine uygun davranmak zorundadır. Ayrıca Akdeniz'e kıyıdaş ülkelerin egemenlik haklarına saygı göstermek herkes için hukuken ve siyaseten en doğru karar olacaktır."
Bahçeli, 23 Ekim 2026'da İstanbul'da Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ile Almanya, Birleşik Krallık, Fransa ve İtalya Dışişleri bakanlarının katılımıyla gerçekleştirilen toplantının, Türkiye'nin uluslararası barış ve istikrar için yürüttüğü çok taraflı diplomasinin somut bir tezahürü olduğunu belirtti.
Türkiye'nin sahadaki gücü ve diplomatik kapasitesini etkin şekilde kullanarak, bölgesel meselelerde kilit role sahip olduğunu bir kere daha gösterdiğine dikkati çeken Bahçeli, R4 Dışişleri Bakanları tarafından yayımlanan ortak bildirinin başta Filistin meselesi olmak üzere, Yemen ve Suudi Arabistan arasındaki çatışma ile bölgesel istikrarın yeniden tesisine yönelik önemli mesajlar içerdiğini söyledi.
- "MEKKE ANLAŞMASI BEDİR MUTABAKAT ZAPTI İLE DAHA SAĞLAM BİR ZEMİNE KAVUŞTU"
MHP Genel Başkanı Bahçeli, 7 Ağustos 2026'da Mekke'de imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın taraflar arasındaki güven, işbirliği ve dayanışmayı artıracak, bölgede yaşanan sorunların çözümünde dış müdahalelerin etkisiz kılınmasını sağlayacak bir diğer önemli gelişme olduğunu kaydetti.
Tarafların, askeri imkan ve yeteneklerin konuşlandırılması da dahil olmak üzere uygun görecekleri tedbirlerle birbirlerine destek olmasını öngören anlaşmanın onaylanmak üzere TBMM gündeminde bulunduğunu anımsatan Bahçeli, "Husi saldırganlığının sona erdirilmesi ve sivil kayıpların önüne geçilebilmesi amacıyla bu anlaşma hükümleri çerçevesinde tüm imkanlar harekete geçirilmelidir. Taraflar arasında savunma ve savunma sanayi işbirliğinin daha da geliştirilmesinin gerekli olduğunu kayda geçiren söz konusu anlaşmanın, 21 Ekim 2026'da Doha'da Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya arasında imzalanan Bedir Mutabakat Zaptı ile daha sağlam bir zemine kavuştuğu da bir gerçektir." dedi.
Bahçeli, dört dost ve kardeş ülkenin savunma sanayi alanındaki birikimini, kabiliyetlerini ve kapasitelerini bir araya getirerek askeri üretim, ortak araştırma ve geliştirme, teknoloji paylaşımı ve teknik askeri eğitim alanlarında işbirliğini artırmayı hedefleyen Bedir Mutabakatı'nın iki üyesinin aynı zamanda Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın tarafı olduğunu hatırlatarak, "Ortak projelerin belirlenmesi, onaylanması ve hayata geçirilmesini öngören bu mutabakat zaptı, savunma sanayisinde ürün tedarikine dayanan ilişkilerin ötesinde, birlikte geliştirme, birlikte üretme ve müşterek kabiliyetler kazanma anlayışının güçlendirilmesi bakımından stratejik önem taşımaktadır. Türkiye'nin savunma sanayisinde son yıllarda elde ettiği üstün başarılar, bu yeni gelişmeler sayesinde dost ve kardeş ülkelerin güvenlik ihtiyacının karşılanmasında önemli katkılar sunacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
- "(İSRAİL'DEKİ SEÇİM) İSRAİL SİYASETİNİ ADETA ORTADAN İKİYE BÖLMÜŞTÜR"
Bölgedeki güven ve istikrar ikliminin bozucu unsuru olan İsrail'deki seçim sonuçlarının önemli gelişmelere gebe olduğuna işaret eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İsrail seçimleri hiçbir siyasi partinin ülkeyi yönetecek çoğunluğu elde edemediğini ortaya koymuş, İsrail siyasetini adeta ortadan ikiye bölmüştür. Arap partilerinin bu tabloda güçlü bir konum elde etmesi dikkat çekici bir gelişme olmuştur. Bu sonuçlar, İsrail toplumunun önemli bir kesiminin Netanyahu hükümetinin Gazze ve Filistin politikalarına yönelik tutumunun dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmiştir. Bununla birlikte İsrail'in önünde önemli bir fırsat oluşmuştur. Bu fırsatı, bölgede barış ve huzur ikliminin tesis edilmesi, toplumsal uzlaşının güçlendirilmesi ve farklı kesimlerin bir arada yaşama iradesinin pekiştirilmesi için değerlendirmek mümkündür. Bu çerçevede, Arap partilerinin de yer aldığı bir hükümetin kurulması, İsrail siyaseti açısından önemli ve tarihi bir adım olacaktır. Böyle bir adım, İsrail'in toplumsal barışına katkı sağlamakla kalmayacak, bölgesel barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından yeni imkanlar da yaratabilecektir."
MHP Lideri Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump'ın ve uluslararası Yahudi kuruluşlarının İsrail halkının tümünü kapsayan bir hükümet oluşumunu desteklemesinin Filistin için oluşturulan barış çabalarında yeni, pozitif bir aşamayı mümkün kılacağını, İran ve Yemen dahil bölgesel istikrarsızlıkları tetikleyen çatışmaların çözümüne katkı sağlayacağını dile getirerek, "İsrail'de farklı unsurların temsil edildiği bir yürütme, Musevi ve Müslüman halklar arasındaki kutuplaşmayı azaltacak ve uzlaşı kültürüne katkı sunacaktır. Nitekim bu tarihi adım, bugünün siyasi dengelerine yönelik bir çözümle sınırlı kalmayan, aynı zamanda geleceğin barış ve istikrarına yapılmış önemli bir yatırım olacaktır." şeklinde konuştu.
Gazze'deki ateşkese rağmen, Batı Şeria'da Filistin topraklarını gasbeden yerleşimcilerin saldırılarına her gün yenilerinin eklendiğini, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş ve Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmelerin bölgesel barış ve istikrarı tehdit etmeyi sürdürdüğünü dile getiren Bahçeli, "Nitekim taraflardan gelen son açıklamalar, ABD'nin yeniden saldırı seçeneğini gündemde tutmaya devam ettiğine, İran'ın ise askeri ve ekonomik baskıya rağmen temel pozisyonundan vazgeçmek niyetinde olmadığına işaret etmektedir. Diğer taraftan Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sonlandırılmasına yönelik girişimlerde, henüz başarı sağlanamamıştır. Bu durum, belirsizliğin devam edeceğini, savaşların sebep olduğu enerji, ekonomi, ticaret ve tedarik alanlarında yaşanan menfi yansımaların tüm dünyada daha büyük tahribata yol açma ihtimali olabileceğini göstermektedir." ifadelerini kullandı.
ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş ile Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın yanında Suriye ve Irak'ta sevindirici gelişmeler yaşandığını belirten Bahçeli, "Irak Başbakanı'nın 'Silahların devletin elinde toplanması, geri dönüşü olmayan nihai bir karardır' şeklindeki beyanatı ile yasa dışı silahlı grupların silahsızlandırılmasına yönelik irade, Terörsüz Bölge hedefinin meyve vermeye devam edeceğine işaret etmektedir. Irak'ın egemenlik sahasının tamamında devlet otoritesinin tesis edilmesi, Irak halkı ve bölgemiz için kuşkusuz memnuniyet vericidir." değerlendirmesinde bulundu.
- "TERÖRSÜZ TÜRKİYE VE TERÖRSÜZ BÖLGE HEDEFİ, GÜNÜBİRLİK SİYASİ HESAPLARIN ÖTESİNDE"
Bahçeli, Türkiye'nin uluslararası toplantılara ev sahipliği yaparak diplomaside öne çıktığına dikkati çekerek, "Güvenilen, itibar edilen, barışçı çözümlerin adresi olan bir ülke konumuna ulaşmıştır. Bu nedenle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın şahsında Türkiye'nin yüzünü ağartma adına emeği geçenleri tebrik ediyorum." dedi.
Türkiye'nin terörden arındırılmış, huzurun ve güvenliğin hakim olduğu bir geleceğe ulaşması, Türkiye ile birlikte bütün bölgenin istikrarı açısından da hayati mesele olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:
"Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefi, günübirlik siyasi hesapların ötesinde, milletimizin huzuruna, devletimizin gücüne ve gelecek nesillerimizin güvenliğine ilişkin stratejik bir husustur. Böylesine önemli bir süreçte atılan adımları, yürütülen çalışmaları ve ortaya konulan iradeyi görmeden, anlamadan ya da bütün bunları bildiği halde görmezden gelerek toplumu karamsarlığa, kutuplaşmaya ve kaosa sürüklemeye çalışmak kabul edilebilir bir siyasi tutum değildir. Elbette her siyasi adım eleştirilebilir, her karar sorgulanabilir. Demokratik toplumların gücü de zaten eleştiri ve denetim mekanizmalarından gelir. Ancak eleştiriyle istismar arasındaki çizgiyi, demokratik itirazla toplumsal huzuru hedef alan kışkırtıcılık arasındaki farkı iyi bilmek gerekir. Hele ki terörün sona ermesi, kardeşliğin güçlenmesi ve bölgesel huzurun tesis edilmesi gibi hayati hedeflerin söz konusu olduğu bir dönemde, sorumsuz söylemlerle toplumu sokağa çağırmak, milletin ortak geleceğini tehlikeye atmaktan başka bir sonuç doğurmayacaktır. Asıl mesele, eleştiriyi sorumlulukla yapmak, farklı düşünceleri ülkenin birliğini, milletin huzurunu ve hukukun üstünlüğünü gözeterek dile getirmektir."
- "UZAKTAN ADAM GÖRÜNENLERLE ADAMLIĞA UZAK OLANLAR..."
MHP Genel Başkanı Bahçeli, milli meselelerin siyasi kazanç uğruna istismar edilmesinin, demokratik olgunlukla ve toplumsal sorumlulukla bağdaşmadığını, siyasetin toplumu birleştirmesi gerektiğini söyledi.
Sokakların gerilim ve çatışmanın adresi haline getirilmemesi gerektiğinin altını çizen Bahçeli, "Kimse yanlış hesap yapmasın. Toplumsal huzursuzluktan, kargaşadan, ayrışmadan medet ummasın." ifadesini kullandı.
Türkiye'nin ihtiyacının, aklın ve ahlakın gereğini yapmak, sağduyuyu, hukukun üstünlüğünü ve demokratik zemini güçlendirmek olduğuna dikkati çeken Bahçeli, şunları kaydetti:
"Artık yolsuzluğu, kirliliği ve siyasetin üzerine çöken bütün yükleri geride bırakmanın zamanıdır. Siyaseti kişisel hesapların, parti taassubunun ve kısır çekişmelerin gölgesinden kurtarıp ahlakla, toplumsal hayatımızı ise huzurla, güvenle ve umutla buluşturmanın vaktidir. Vatandaşlarımızın sabrını sınayanlar, yük almak yerine yük olmaya devam etmekte ısrar edenler, milletin irfanını da ferasetini de hafife almasın, Cumhurbaşkanımızın riyasetinde Cumhur İttifakı ile büyütülen kardeşlik ve dayanışma iklimine zarar vermesin. Bu kadar emek ve gayretin nihai durağı insanlıktır ve insani değerler siyaset dahil her şeyin üstündedir. Akıl öfkeye, nezaket kabalığa, zarafet görgüsüzlüğe, helal kazanç tamahkarlığa, terbiye edepsizliğe terk edildiğinde insanlık ölür, adamlık da yok olur. Uzaktan adam görünenlerle adamlığa uzak olanlar, surette farklı olsalar bile sirette birdir ve bizim nazarımızda adam değildir."
- Popüler Haberler -
Bakan Göktaş: Kadınların ekonomideki gücünü her geçen gün daha da büyütüyoruz
Emine Erdoğan'dan İzzet Keribar'ın Seul'deki sergisine ilişkin paylaşım
Avukatlık asgari ücret tarifesi belirlendi
Bilal Erdoğan Japonya'da geleneksel atlı okçuluk gösterisini izledi
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 24 yıl önce bugün bir Anadolu ihtilaline imza attık
İletişim Başkanlığından Dokuzuncu Fon Koordinasyon Kurulu Toplantısı'na ilişkin açıklama



