Organize şekilde harama el uzatıldığı anlaşılmakta! Bahçeli: Ekonomimiz sağlam temeller üzerindedir
Partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, fon soruşturmasına ilişkin, 'Türkiye ekonomisinin istikrarını hedef alan bir kanunsuzlukla; piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanmak suretiyle organize bir şekilde harama el uzatıldığı anlaşılmaktadır.' dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.
MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları şöyle;
Sermaye piyasalarının gelişimi, piyasaların yeterli derinliğe kavuşması, sermayenin tabana yayılması, aynı zamanda da tüm finansal piyasaların istikrar içinde işlemesi için gözetim ve denetim işlevinin eş güdüm içinde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Fon soruşturmasına ilişkin gelişmelerden, Türkiye ekonomisinin istikrarını hedef alan bir kanunsuzlukla; piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanmak suretiyle organize bir şekilde harama el uzatıldığı anlaşılmaktadır.
Özgür basının demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olduğuna inanıyoruz. Reyting kadar hukukun kıymetli olduğunu düşünüyoruz"
#CANLI MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir ve olmamalıdır. https://t.co/PRIlvO1Bdv
— 24 TV (@yirmidorttv) October 20, 2026
Milletimizin helal tasarrufuna göz dikenlere hukuk zemininde en güçlü yaptırımlar kuşkusuz uygulanacaktır.
Konuya ilişkin yasal düzenlemenin Meclis Genel Kurulu gündeminde bulunmasından ve meselenin tüm boyutlarıyla aydınlatılarak sorumluların hesap vermesini sağlayacak güçlü siyasi iradenin ortaya konulmasından memnuniyet duyduğumuzu belirtmek istiyorum.
Daha önce de vurguladığım gibi bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Adalet, suçluyu cezalandırmanın yanında masumu korumak, mağdurun hakkını gözetmektir.
Cumhurbaşkanımızın devletin kimseyi mağdur etmeyeceğini söylemesi, adaletin tecellisine olan güveni artırmıştır.
Milletimiz emin olsun, bazı sorunlarımız olsa da Türkiye ekonomisi sağlam temeller üzerindedir.
Dar gelirli vatandaşlarımızın beklentilerinin karşılanması için gerekli hamleler mutlaka yapılacaktır.
Cümle halkın emek ve alın terinin hülasası olan devlet mülkünü omuzlarda taşımak büyük bir sorumluluktur.
BELEDİYELERDEKİ YOLSUZLUKLARİstanbul Büyükşehir Belediyesinden başlayarak birçok belediyeye uzanan ihale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamaları gibi alanlarda oluşan her türlü çıkar ilişkisi, ceza hukukunu ilgilendiren bir problem olmanın yanında bir ahlak yoksulluğudur.
Yargılama süreçleri devam ederken siyasi polemiklerle kişisel gündem oluşturmak yerine, yöneltilen iddialara hukuki zeminde cevap vermek ilgililerin hayrına olacaktır. Mahkemeler siyasi gösterilerin değil, savunma hakkının esas alındığı yerlerdir. Milletimiz gelişmeleri yakından takip etmekte ve adaletin bir an evvel tecellisini beklemektedir.
Soruşturmalar kapsamındaki bir başka konu da basın özgürlüğü tartışmalarına yöneliktir. Özgür basının demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olduğuna, medyanın kamuoyunu bilgilendirme görevini özgürce yerine getirmesi gerektiğine inanıyoruz.
Bununla beraber özgürlük kadar sorumluluğun, reyting kadar da hukukun kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir, olmamalıdır. Nitekim medya kuruluşları da diğer bütün kurumlar gibi hukuk karşısında sorumluluk taşımaktadır.
Çünkü basın özgürlüğü demokrasinin güvencesi ise hukuka bağlılık ve etik sorumluluk da bu özgürlüğün temel dayanaklarıdır.
Sosyal medya üzerinden oluşturulmaya çalışılan algıya itibar edilmemeli, resmî açıklamalar doğrultusunda hareket edilmelidir.
Türkiye'nin güvensizlik temelinde yönlendirilmiş toplumsal tepkilerle karşı karşıya bırakılması girişimlerinin mutlaka önüne geçilmelidir.
Alîm olan Allah'ın âlemleri kuşatan kürsüsü, insanlığa huzur ve bereketi müjdeleyen, dünyaya düzen ve adaleti veren ilim kapısıdır.
İlim yolunda dergâhına eğri odunu bile sokmayan Yunus Emre, "İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmez isen bu nice okumaktır?" mısralarıyla insan-ı kâmil olmanın yolunun evvela kendini bilmekten geçtiğini ifade etmiştir.
Kendini bilmek, kibir aynasını kırarak Rabbin karşısında acizliğini bilmek, sözü ölçüp tartmaktır. Kendini bilmek, ilim ummanında hikmet pusulasıyla yönünü tayin edebilmek, ihlas ile Hakk'a teslim olabilmektir. Kendini bilmek, vav hâlinde geldiği fani âlemde kelamı elif gibi dosdoğru söylemek, hakikat karşısında mim gibi eğilebilmektir.
Tanrı Dağları'yla başlayan Türk'ün kutlu yürüyüşü, Horasan'da ilmin kapısından geçerek erenlik makamına erişmiş, Söğüt'e kök salarak İslam medeniyetinin en mütekâmil çağını yaşamış ve yaşatmıştır.
Ecdadımızın tarih sicilindeki zafer ve ihtişamlarının temelinde yatan unsur; ilim ile şahsiyet, hikmet ile feraset, ihlas ile dirayet sahibi olmalarıdır.
Türk'ün cihan davası; kaosa karşı düzenin, fitneye karşı suhuletin, zulme karşı adaletin, ayrışmaya karşı bir olmanın davasıdır.
Ötüken'de alp idik, Horasan'da erenlik hırkasını giydik, Anadolu'da alperen olduk.
Ülkücülük, düşüncenin merkezine insanı koyarak geleneğin bilgeliği ve modern ilmin yöntemlerini medeniyet telakkisinde terkip eden bir milliyetçilik tasavvurudur.
İslam medeniyetinin mümtaz mütefekkirlerinden İbn Haldun, Mukaddime'sinde tarihe ilmî bir ufuk açmış, yöntemsel bir derinlik kazandırmıştır.
Atalarımız, "Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür." diyerek insan hafızasının unutkanlığına işaret etmiştir.
Tarih şuurundan ve mekân bilgisinden yoksun olanlar, geleceğe de doğru bir istikamet tayin edemeyeceklerdir. Dolayısıyla millî birliğimizin ve dayanışmamızın temelinde yatan en büyük hakikat; tarihi doğru okumak, mekânı iyi anlamak ve gelecek nesillere aktarmaktır.
Nitekim Gazi Mustafa Kemal Atatürk, tarihin millî şuur çerçevesinde gelecek nesillere aktarılmasındaki önemini, "Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan, yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır." vecizesiyle ifade etmiştir.
Aksi takdirde parçalanmış benlikler, şizofrenik kimlikler ve bölünmüş toplum ile karşı karşıya kalmak kaçınılmaz olacaktır.
Milliyetçi Hareket Partisi, tarihin omuzlarına yüklediği bu mesuliyet şuuruyla Türk milliyetçiliği meşalesini taşımaktadır.
#CANLI MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: Türk milliyetçiliğini ırkçılığa mahkûm ederek Türk gençliğinin saf duygularını istismar edenlerin gizli ajandasında MHP düşmanlığı vardır. https://t.co/OqcHMMoDM0
— 24 TV (@yirmidorttv) October 20, 2026
20. yüzyıla egemenliğin bilakayıt ve şart millete ait olduğu millî ve üniter devlet teklifini sunarak bu teklifi cumhuriyetle taçlandıran Türk milliyetçiliği, günümüzde Milliyetçi Hareket Partisinin feraset ve riyasetinde; kalkınmış bir devlet, müreffeh bir millet ve devletle milleti aynı ülküde birleştiren medeniyet teklifiyle Türklüğün afakını kuşatmaktadır.
"TÜRK MİLLETİ DE MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ MÜKTESEBATIYLA YÜRÜMEYE HAZIRDIR"
Temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Cumhuriyetimizin 21. yüzyıldaki kutlu hedeflerinden biri de Türklüğün büyük ve medeni vasfının Anadolu topraklarından bütün cihana yayılacağı hamleyi gerçekleştirmektir.
Çatışmaları sulha, ayrışmaları birliğe dönüştürecek Türk barışının coşkun akan ırmağı Milliyetçi Hareket Partisidir. Bu ırmağın ulaştığı menzil ise Türk ve Türkiye Yüzyılı vizyonuyla geniş ve derin Türk ummanıdır.
Milliyetçi Hareketin kadroları bunu gerçekleştirecek müktesebata haizdir. Türk milleti de Milliyetçi Hareket Partisi müktesebatıyla yürümeye hazırdır. Lakin yol çetin, hava sislidir.
12 Eylül darbesinden sonra Türk milliyetçiliği fikrine ve Milliyetçi Hareket Partisine operasyon çekmeye çalışanlar, bugün de devşirme kavramlar ve nevzuhur odaklarla Türk milliyetçiliğinin temiz kuyularını zehirlemeye çalışmaktadır.
"GİZLİ AJANDALARINDA MHP DÜŞMANLIĞI VAR"Beşinci kol faaliyetleri ve ideolojik manipülasyonlarla Türk milliyetçiliğine yönelik sinsi saldırıların yegâne amacı ikinci yüzyılında köksüz bir cumhuriyet, hedefi Milliyetçi Ülkücü Hareket, figüranları ise sureti milliyetçi, fikri ve siyaseti gayrisahihlerdir.
Türk milliyetçiliğini etnik şovenizme ve ırkçılığa mahkûm ederek Türk gençliğinin saf duygularını istismar edenlerin gizli ajandasında MHP düşmanlığı vardır.
MHP düşmanlığının sergilendiği gölge oyununda Türk milliyetçisi iddiasıyla konuşanlar, yazanlar ve çizenler, kelamlarını ve kalemlerini satarak siyasi ihtiraslarını tatmin etmektedir.
Türk gençliğinin millî hassasiyetlerini tenha köşelerde pazarlık konusu yapanlar, sefil oyunları aşikâr olduğunda Türk gençliğinin öfkesinden nasibini elbette alacaklardır.
Buradan soruyorum: Siyasi ikballeri için kendisine oturacak masa arayanlar, milliyetçiliğin mukaddesatını ise oturdukları masalarda meze yapanlar, siz neyin ve nerenin milliyetçisisiniz?
Kökü dışarıda mahfillerin mutfağında hazırlanan söylemlerle Türk milliyetçiliğinin huzur ve güven iklimini kirletenler, siz hangi ağızların kelamısınız?
Milliyetçilik, evvelemirde duruş ve şahsiyet meselesidir. Nice münevverlerin ilim ve düşüncesi, ülküdaşlarımızın emek ve gözyaşı ile yeşerttiği Türk milliyetçiliğinin bereketli topraklarına kaçak yapı kurmaya çalışanlar, siz hangi fitne senaryosunun gönüllü kalemlerisiniz?
#CANLI MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: Türk akışını bilmeyen cahillere tekrardan hatırlatalım: Türk milliyetçiliği, Türklüğü etnik asabiyetlere hapsetmek değil, onu güçlü bir millet şuuru ve yüksek medeniyet ufkuyla yükseltme davasıdır. https://t.co/mW6lHYLxVT
— 24 TV (@yirmidorttv) October 20, 2026
Tarihin coğrafyada Türk akışını bilmeyen cahillere tekrardan hatırlatalım: Türk milliyetçiliği, Türklüğü arkaik ve etnik asabiyete hapsetmek değil, onu güçlü millet şuuru ve yüksek medeniyet ufkuyla yükseltme davasıdır. Kelamı Türkçe söylemek, kalemi Türkçe yazmak, istikbale Türkçe bakmaktır.
Türk milliyetçiliği, Yesevi Dergâhı'nda okunan duaya Gül Baba Türbesi'nden "Âmin" diyebilmektir. Kaşgar'da söylenen türküye Akmescit'te eşlik edecek kültür kaynağı, Buhara'daki Türk estetiğini Mostar'a taşıyacak medeniyet vizyonudur.
Tevatür tarihçiliğiyle, coğrafyaya at gözlüğüyle bakanlar milliyetçilik namına bir hikâye yazamazlar.
Kendisini Türk milliyetçisi addeden ülküdaşlarıma diyorum ki: Orada, burada vaktinizi heba etmeyin. Geleceğimizi şekillendirdiğimiz bir dönemde yanlış yönde saf tutmayın. Gelin bir olalım, diri olalım, lider ülke Türkiye ülkümüzü hep birlikte gerçeğe dönüştürelim.
Türkiye'nin önünde büyük fırsatlar olduğu kadar önemli sınamalar da bulunmaktadır. O sebeple milletçe günübirlik tartışmaların ötesine geçen; aklı, ahlakı, devlet tecrübesini ve millî iradeyi birleştiren kapsamlı bir gelecek vizyonuna uygun hareket etmek mecburiyetimiz vardır.
Stratejik hedefimiz, lider ülke ve süper güç Türkiye'nin inşasıdır. Tüm unsurlarıyla buna uygun bir kapasite oluşturmak ise ortak sorumluluğumuzdur.
#CANLI MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: Suriye ve Irak'ta yaşanan olumlu gelişmeler, bölgenin barış ve huzuru açısından tatmin edicidir. https://t.co/AbepamW6SE
— 24 TV (@yirmidorttv) October 20, 2026
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİNİ TERÖRSÜZ BÖLGE VİZYONUNDAN AYRI DÜŞÜNEMEYİZ"
Bugün bu dengeyi yasama, yürütme ve yargı üzerinden kurmak; hukukun üstünlüğü, güçlü kurumsal kapasite, toplumsal dayanışma ve ekonomik istikrarla bağdaştırmak zorunluluktur. Bu husus, milliyetçilik anlayışımızın bize yüklediği Türkiye sorumluluğunun bir parçasıdır.
Milliyetçiliği, geçmişin hatıralarına indirgeyip bugünü ihmal eden bir anlayış olarak değil, geleneği geleceğin imkânlarıyla buluşturan bir medeniyet davası olarak değerlendiriyoruz.
Köklerimize bağlı kalırken bilime, teknolojiye ve evrensel bilgi birikimine açık olmayı; millî kimliğimizi korurken dünyayı anlamayı; tarihimizden güç alırken geleceğin rekabet koşullarına hazırlanmayı öngörüyoruz.
Terörsüz Türkiye hedefi, bu büyük gelecek tasavvurunun en önemli başlıklarından birisidir. Bu süreçte kararlılık kadar akıl, güvenlik kadar hukuk, devlet otoritesi kadar toplumsal mutabakat ve güven de önemlidir.
Sınırlarımızın ötesinde varlığını sürdüren silahlı yapılar, komşu ülkelerin istikrarını bozduğu ölçüde Türkiye'nin güvenliğini de tehdit etmektedir. Bu nedenle Terörsüz Türkiye hedefini terörsüz bölge vizyonundan ayrı düşünemeyiz.
Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin hedefi; güvenliğini sağlamış, millî birliğini güçlendirmiş bir ülke olarak teknoloji üreten, yüksek katma değerli sanayisini geliştiren, tarımda verimliliği artıran, enerjide dışa bağımlılığını azaltan ve gençlerine yeni fırsatlar sunan bir güç hâline gelmektir.
Bu amaçla tüm kurumlarımızla birlikte üniversitelerimizin de bu hedefe odaklanması şarttır. Üniversitelerimizin, ülkemizin köklü sorunlarına ve milletimizin daha fazla refah beklentisine cevap verecek bilimsel çalışmalarını ülke yönetimine katkı sağlayacak bir yapıya dönüştürmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda saygın bilim insanlarımız, çalışmalarında toplumsal meseleleri de öncelemeli ve çözüm yolları üreterek devletimizin istifadesine sunmalıdır.
Türkiye, yükseköğretimde önemli bir kapasiteye, her ilimizde yer alan bir üniversite zenginliğine sahiptir. 129'u devlet üniversitesi olmak üzere ülkemizde 208 üniversite bulunmaktadır. Yükseköğretimde toplam öğrenci sayısı 6 milyon 554 bin 312'dir.
Bu vesileyle üniversitelerde bilgi ve hakikat uğruna emek veren, geleceğini ilimle inşa etmeye çalışan tüm gençlerimize ve akademisyenlerimize 2026-2027 öğretim yılında başarılar diliyorum. Emeklerinin ve ilim yolculuklarının kıymet bulduğu bir gelecek temenni ediyorum.
Üniversite; bir milletin düşünme kabiliyetini geliştiren, ekonomik üretim kapasitesini yükselten, toplumsal sorunlarını anlamlandıran ve insan gücü yetiştirerek geleceğe ilişkin stratejilerini bilimsel bilgiyle şekillendiren temel kurumlardan birisidir.
O sebeple üniversiteleşme ve yükseköğretime erişim alanındaki genişlemeyi, daha nitelikli hâle getirme hamlesiyle desteklemek zorundayız.
İlim dünyasında rekabetin, fikir egemenliğimizin ve kültürel bağımsızlığımızın kaleleri olan üniversitelerimiz, "Türkçe bilim dili değildir." diyen müstemleke zihniyetlerin, kültürel emperyalizmin yerli aparatlarının arka bahçesine dönüşmemelidir.
Eleştirel düşünce, Türkiye düşmanlığının, Türk diline ve kültürüne yönelik hazımsızlığın paravanı değildir, olamaz.
Üniversitelerimiz, bilimin merkezi olduğu kadar hikmetin kapısı, özgür düşünceyi vicdan terazisinde tartan irfan yuvasıdır. Unutmayalım ki hikmetsiz bilgi atıldır. İrfanla bezenmemiş bilim ise batıldır.
Üniversitelere yapılan yatırım; gençliğe, geleceğe, ülkemizin aklına, üretim ve teknik kapasitesine yapılan yatırımdır.
Büyük Atatürk'ün "Türk, övün, çalış, güven!" parolasının birinci muhatabı Türk gençliğidir. Türk gençliği, Mehmet Akif'in sözleriyle yerleri yırtan sel olup taşmalı, dağ demeyip taş demeyip aşmalıdır.
Bizim gözümüzde her Türk genci korunması gereken bir emanet, her evladımız tek başına bir millî servettir. O sebeple gençlerimizi karanlık hesaplarına alet etmeyi planlayanların oyunlarını bozmalıyız.
Gençlerimiz ne Fransa'da başlayan ve neredeyse tüm Avrupa'ya yayılan kaos ve kargaşa üretmeye dönük eylemlere ne de öz benliğinden uzaklaştırılmaya çalışılan karanlık senaryolara heves etmeli, tahriklere kapılmalıdır.
Vatanın bütün ümidinin onların anlayış, bilgi ve enerjisinde olduğunu unutmadan, bilimin ışığında Türk istiklali ve istikbali için kendilerini yetiştirmeye odaklanmalıdır.
- Popüler Haberler -
Üsküdar Meclisi'nde başkanvekili belli oldu! CHP ve YENİ Parti seçime katılmadı
Dışişleri Bakanı Fidan, Brüksel'de NATO Genel Sekreteri Rutte ile görüştü
CANLI | Günün Manşeti 24 TV'de başladı
Terör örgütü DEAŞ'ın sözde sorumlularından Ahmet Kazancı'ya 15 yıla kadar hapis istemi
Bakan Uraloğlu, 19. Uluslararası Bilgi Güvenliği ve Kriptoloji Konferansı'nda konuştu
Okullarda yazılı sınavlarda yeni sistem



