ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

COP31 Türkiye için geri sayım! Bakan Kurum: Türkiye, COP31'de iklim politikalarını anlatacak

İstanbul'da Medya Kuruluşlarının Genel Yayın Yönetmenleri ile COP31 Buluşması'nda açıklamalarda bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 'İklim meselesi bugün baktığınızda tarımdan sanayiye, enerjiden ulaşıma, şehircilikten gençlerimizin geleceğine kadar hayatın her alanına uzanıyor. COP31'de Türkiye'nin bu geniş birikimini, uygulama tecrübesini ve gelecek hedeflerini anlatma fırsatımız olacak.' ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ - | Son Güncelleme Tarihi:
COP31 Türkiye için geri sayım! Bakan Kurum: Türkiye, COP31'de iklim politikalarını anlatacak

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul'da Medya Kuruluşlarının Genel Yayın Yönetmenleri ile COP31 Buluşması'nda açıklamalarda bulundu.

Bakan Kurum'un açıklamalarından satırbaşları:

Değerli dostlar, sözlerimin hemen başında sizlerin aracılığıyla tüm milletimiz ve insanlıkla şunu paylaşmak isterim. Şu anda hepimiz yaşanabilir bir dünyanın tükenişine maalesef şahitlik ediyoruz.

Bugün dünya siyasi istikrarsızlıkların derinleştiği, çatışmaların ve sıcak savaşların milyonları yerinden ettiği, ekonomik krizlerin ve barınma gibi temel insani sorunların tüm coğrafyaları sarstığı son derece kırılgan bir dönemden geçiyor.

Küresel konut krizleri bugün Avrupa ve dünyanın birçok bölgesinde yaşanan krizler, yine enerji darboğazları ve küresel tedarik zincirlerindeki kırılmalar, karar alıcıların ve liderlerin mesaisini bu krizleri yönet meye mahkum ediyor.

Devletler ve uluslararası aktörler artık jeopolitik gerginlikler, ve ardı arkası kesilmeyen çatışmalarla boğuşmak zorunda kalıyorlar. Maalesef dünyanın öncelikleri bu anlık tehditlerin söndürülmesine odaklanmış durumda.

Her gün yenisi eklenen siyasi çalkantılar, insanlığı dar bir güvenlik ve istikrarsızlık sarmalının içine hapsetmiş gibi görünüyor. Ne var ki bugün ulusal ve küresel ölçekte yine gündemi meşgul eden bu siy asi ve ekonomik çalkantıların hepsi geçici birer dalgalanmalardan ibarettir. Çünkü ekonomik krizler aşılacak. Siyasi istikrarsızlıklar yerini yeni dengelere bırakacaktır.

Ancak asıl ve kalıcı olan insanlığın ve doğanın geri dönüşü olmayan bir eşiğe doğru sürükleniyor olması, asıl büyük kriz iklim değişikliği ile birlikte bu gezegenin artık üzerinde nefes alınamayacak, yaşanılamayacak bir yere dönüşme tehlikesidir. İşte tam da böyle bir dönemde Türkiye Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya'da COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

Dünya iklimin geleceğini konuşmak üzere Türkiye'ye, Antalya 'ya gelecek. Akdeniz Havzası'ndaki konumuyla iklim krizinin yıkıcı etkilerine maruz kalan bir ülke olarak hem biz hem yaşadığımız coğrafya bu işte en son günlerde aylarda yaşadığımız krizlerle bunu bize net bir şekilde gösteriyor.

Seller, yangınlar kuraklıklar artık dünyanın her yerini sarmış durumda ve biz de ülke olarak yaşadıklarımızdan çıkardığımız dersleri, sahada kazandığımız tecrübeyi ve geliştirdiğimiz çözümleri bütün dünyayla paylaşacağız.

Değerli arkadaşlar, COP, Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen küresel iklim görüşmelerinin en üst düzey buluşması. Biz de devlet ve hükümet başkanlarını bu yıl bilim insanlarını, iş dünyasını, gençleri ve sivil toplumu yani yüzbinleri Antalya'da ağırlayacağız.

Tabi Türkiye'nin bu noktaya gelişinin arkasında yıllara dayanan güçlü bir hazırlık var. Biliyorsunuz Paris Antlaşması'na taraf olduk. 2053 net sıfır emisyon hedefimizi tüm dünyaya ilan ettik. İklim Şuramızı gerçekleştirdik ve hemen ardından ortaya koymuş olduğumuz bu hedeflere yönelik de iklim kanunumuzu çıkarmış olduk.

Tabii şehirlerimizde, sanayimizde, enerji ve atık yönetim inde attığımız adımlarla bu hedefleri de destekleyecek bir altyapıya da kavuşmuş olduk. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonuyla çevreyi korurken kalkınmayı da güçlendirerek bu anlamda bu fırsattan en yüksek seviyede istifade etmek istiyoruz.

İklim meselesi bugün baktığınızda tarımdan sanayiye, enerjiden ulaşıma, şehircilikten gençlerimizin geleceğine kadar hayatın her alanına uzanıyor. COP31'de Türkiye'nin bu geniş birikimini, uygulama tecrübesini ve gelecek hedeflerini anlatma fırsatımız olacak.

Bu sorumluluğu üstlendikten sonra dünyayla yoğun bir tabii görüşme trafiği yürüttük. 50'den fazla ülkeyle doğrudan ikili temas kurduk. Tek bir günü bile boşa geçirmedik. Müzakere gruplarının beklentilerini dinledik. 196 ülke adına yapıyoruz. Dolayısıyla şeffaf bir başkanlık süreci yürüteceğimizi tüm dünyaya başından beri ilan ettik.

Bir uygulama COP'u olsun istedik. Artık taahhütlerin değil uygulamanın konuşulduğu neticenin alındığı bir kop başkanlığı . süreci yürüteceğimizi tüm dünyaya ilan ettik ve bu çerçevede görüşmelerimizi yaptık. Mart ayında Tokyo'da ikili görüşmelerimizde ve yine Bakü'de orada heyetleri, ülkeleri dinleme fırsatı olduk.

Nisan ayında Antalya diplomasi formunda Berlin'deki Petersburg iklim diyaloğunda ve Kore iklim haftasındaki temaslarımızı bu kapsamda sürdürdük ve Mayıs'ta Kopenhag İklim Bakanları toplantısında yine tüm ülkeleri dinleme ve müzakere etme fırsatı bulduk.

8-9 Mayıs'ta ise Hatay'da dünyanın farklı ülkelerinden gelen temsilcileri ağ ırladık. Deprem bölgesinde kazandığımız yeniden inşaat tecrübesini anlattık. Dirençli şehirler için orada ortak sorumlulukları ele aldık . Bu buluşmanın ardından kabul edilen Hatay Bildirgesi şehirlerin güvenliği ve iklim uyumu konusunda uluslararası ortak çalışma çağrımızı da güçlendirmiş oldu.

Haziran ayında müzakereler ve eylem gündemimizi geliştirdik. Londra'da iklim eylem haftasında işbirliklerimizi daha da ilerletmiş olduk. Temmuz ayında İstanbul'da D8 bakanlar toplantısıyla gelişmekte olan ülkelerin finansman ve teknoloji ihtiyaçlarını konuştuk ve ardından Eylül ayında İstanbul İklim Finansmanı zirvesini gerçekleştirdik.

Bakü İklim Haftası'nda ve yine Trabzon Mavi Diyaloğunda denizlerin korunması, kıyıların dayanıklılığı ve mavi ekonomi gündemimizi paylaştık. New York İklim Haftası'na gittik ve Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurul Yüksek Yüzeyli Yine iklim haftasıyla birlikte çalışmalarımız açısından detayları, orada hedeflerimizi, projelerimizi paylaştığımız bir süreci de yürütmüş olduk.

Ekim ayında Fiji dünyanın diğer ucu tabii oradaki dram daha farklı, oradaki beklentiler daha farklı. Oradaki beklenti orada bir buçuk derece hedefi şunu ifade ediyor insanlar için var olup yok olma meselesi.

Yani bir buçuk derecenin üzerindeki bir ısınmada oradaki ada ülkeleri Maalesef ülkelerini, orada yaşayan insanlar topraklarını terk etmek zorunda kalacaklar.

Dolayısıyla böylesi hassas bir süreci Pasifik'te dünyanın öbür ucunda da gittik, gördük ve tüm dünyanın dikkatini de Pasifik bölgesine çekmiş olduk. Tabii Antalya'ya giderken bütün bu görüşmelerin birikimini de yanımızda götürüyoruz. Herkesi dinledik, taleplerini, isteklerini, arzularını, beklentilerini aldık.

Gelişmekte olan ülkelerin öncelikleriyle gelişmiş ülkelerin endişelerini dinledik ve bildiğiniz üzere Antalya'da zirveyi düzenleyeceğiz. 2016 yılında bu alanda Expo'yu düzenlemiştik ve 1 milyon 100 bin metrekarelik bir alandan bahsediyoruz.

Buluşmaya gerçekten heyecanlı bir şekilde hazırlanıyoruz. Hazırlık planımızda 527 bin metrekarelik mavi bölgemiz var. ve yine 582 bin metrekarelik yeşil bölgede de etkinliklerimiz olacak.

Çok kapsamlı bir çalışma ürettik yani ulaşım bağlantılarından güvenlik sistemlerine toplantı salonlarından basın ve yayın altyapısına kadar her ayrıntı üzerinde ve burada gelen her misafirin güvenli, huzurlu bir şekilde çalıştık, alandan istifade etmesini sağlayacak yatırımlarımızı yaptık.

Mavi bölgede Birleşmiş Milletler'in resmi müzakereleri yürütülecek ve 11-12 Kasım'da dünya Liderler Zirvesi de burada yapılacak.

Şu ana kadar 85 hükümet ve devlet başkanı katılımını bildirdi. Uluslararası medyanın oldukça yoğun ilgisi var. Yaklaşık 3000 gazeteci akredite oldu. Yeşil bölgede ise ne yapacağız? Ülkemizin aslında dünyaya açılan vitrin olacak yeşil bölge, binlerce insanın iklim çözümlerini yakından takip ettiği, bilimle, sanatla, teknolojiyle buluşabileceği bir alan olacak.

Üniversiteler, girişimciler, gençler ve sivil toplum kuruluşları aynı çatı altında bir araya gelecekler. Mavi bölgede iklim finansmanı ele alınırken yeşil bölgede de aslında bu alandaki uygulamaları, bilimi ve yeni projeleri tanıtmış olacağız. Bu anlamda da bilhassa gelişmekte olan ülkelerin bilime, teknolojiye eriş imi, bu projelere erişimi adına yeşil bölgedeki bu faaliyeti de önemsiyoruz.

Tabii bu iki bölgede elde ettiğimiz deneyimler sonrasında da müzakere masasında konuşulan aslında her başlığın günlük hayattaki karşılığını da görebilmiş olacağız.

Şunu belirtmeliyim. COP31 biz sadece bir zirve olarak görmüyoruz. Küresel görünürlük diplomatik etki, uluslararası işbirlikleri, yatırım ve yeşil dönüşüm açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz ve Türkiye olarak önümüz deki süreçte bu sürece liderlik eden, bu süreci tüm sektörleriyle birlikte benimseyen bir ülke olarak COP Başkanlığı sürecini yürütüyoruz.

Bu bizim için gerçekten bir konferansın çok daha ötesinde o yüzden. COP31'in Türkiye'ye sağlayacağı kazanımları, finansman, yatırım, teknoloji, şehircilik, sanayi, istihdam ve uluslararası itibar boyutları olmasıdır. Bu fırsata liderlik eden ve önümüzdeki süreçte üretimini, istihdamını, sanayisini, teknolojisini bu konuya göre revize eden, yenileyen bir Türkiye olmak istiyoruz. Biz bu anlamda geleceği beklemiyoruz. Onu şekillendirmeye gayret ediyoruz ve ülkemizin ve dünyamızın önümüzdeki 50 yılını etkileyecek belki de tarihin akışına olumlu anlamda en büyük katkıyı sunacak o iradeyi ortaya koyuyoruz.

Ben hep şunu söylüyorum. Yani bugün yaşadığımız krizlere baktığınızda enerji krizler inin güvenlik krizlerinin sonucunda her ülkenin kendi kendine yetebileceği bir politikayı ortaya koyması gerektiğine inanıyorum. Enerji alanında, gıda güvenliği alanında, savunma alanında her ülke kendi kendine yetebilecek seviyeye ulaşmak zorundadır. Bu krizleri aşmak istiyorsak her ülke vatandaşı kendi sınırları içerisinde özgür bir şekilde yaşamak istiyorsa tüm dünya bunu sağlamak mecburiyetinde.

İşte Türkiye olarak devletimiz ve milletimizden aldığımız güçle hiçbir tereddüde yer bırakmadan en net ve kararlı duruşumuzla, aksiyon gücümüzle kimseyi bu anlamda geride bırakmadan herkesi sürece dahil ederek doğu ile batı Kuzey ile Güney arasında köprü vazifesi görecek ve bu anlam da tüm medeniyetlerin buluşma noktası olan Türkiye'de, Antalya'da bu büyük dönüşüme liderlik edeceğiz.

Değerli dostlar bu temaslardan elde ettiğimiz birikimle başkanlık eylem gündemimizi on öncelikli tema üzerine kurguladık. Bu da aslında BM'nin alışık olmadığı bir süreçti. Yani biz hep şunu söyledik. Bizim Bu anlamda duruşumuz uygulamaya dönük olacak, taahhütlerin gerçekleştirilmesine dönük olacak ve eylem gündemimizi, hedeflerimizi de belirlerken başlayacağız.

Bu kapsamda çalışacağız dedik ve temiz enerji ve elektrifikasyon sıfır atık gıda güvenliği, iklim uygulama köprüsü, okyanuslar ve denizler gibi 10 başlıkta bu gündemi belirledik ve finansmanı, teknoloji ve kapasite geliştirmeyi de bütün bu çalışmaların ortak ihtiyacı olarak ele alıyoruz.

Çünkü bugün gelişmekte olan ülkelerin bu dönüşümü yapabilmesi için finansmana, teknolojiye ve bil ime ihtiyacı var. Dolayısıyla bu kapsamda bu çalışmaların ortak bir ihtiyacı olarak ele alıyoruz.

Bu 10 başlığı. Bir de hedeflerle buluşturduk. 2035 yılına kadar uzanan 6 küresel uygulama hedefiyle bu eylem gündemini destekliyoruz.

Elektriğin dünya genelindeki nihai enerji tüketimindeki payının yüzde otuz beşe yükseltilmesini istiyoruz. Bu önemli bir hedef. Yani fosil yakıtlardan uzaklaşma, fosil yakıtlardan bu anlamda uzaklaşmaya ilişkin irade 2035 yılına kadar yüzde 35 elektrifikasyon hedefini hayata geçirmekle anlamlı olacaktır.

Yine bugün baktığımız da kişi başı bir kilogram civarında atık üretiyoruz, nüfus artıyor, atık artıyor. Dolayısıyla küresel atık artışını durdurmak mecburiyetindeyiz. Yani bugünün ihtiyaçlarına, bugünün beklentilerine göre yaşamak mecburiyetindeyiz. Dolayısıyla küresel atık artış hızını yarı yarıya indirmeyi hedefliyoruz.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
Murat Kurum Çevre Bakanı COP31 Başkanı