ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Kalp atışları beynin görsel bilgiyi işleme biçimini değiştirebiliyor

Bilim insanları, beynin görsel bilgiyi işleme biçiminin kalp atışlarının evresine göre değişebileceğini gösteren yeni araştırma sonuçlarını açıkladı. Özellikle EEG ve fMRI gibi yöntemlerle yapılan deneyler, kalp döngüsünün beyin sinyalleri üzerinde belirgin bir etkisi olduğunu ortaya koydu.

Edanur Karaloğlu - | Son Güncelleme Tarihi:
Kalp atışları beynin görsel bilgiyi işleme biçimini değiştirebiliyor

Bilim dünyasında dikkat çeken yeni bir araştırma, beynin görsel bilgileri işleme sürecinin kalp atışlarının evresiyle yakından ilişkili olduğunu ortaya koydu. 2024 yılında gerçekleştirilen deneyde, katılımcılar ekranda hareket eden mavi ve sarı nokta gruplarını izledi. Deneyde, nokta gruplarından birinin hareket yönü kalp döngüsünün sistol ya da diyastol evreleriyle eşzamanlı değişirken, diğer grup ise kalp atışlarından bağımsız olarak rastgele hareket etti. Katılımcıların görevi, kısa bir süreliğine hangi grup noktanın etrafında kırmızı bir çerçeve belirdiğini tespit etmekti. Bu çerçevenin ortaya çıkış anı ise kalp atışıyla bağlantılı değildi. Araştırmanın temel amacı, kalp atışı ile beyin arasındaki etkileşimin görsel algı üzerindeki etkisini ölçmekti.

EEG sonuçları: Kalp atışı beyin sinyallerini zayıflatıyor

Deneyin sonuçlarına göre, katılımcıların verdiği yanıtların doğruluğu açısından gruplar arasında kayda değer bir fark bulunmadı. Ancak, EEG ile elde edilen veriler farklı bir tablo çizdi. Noktaların hareketi kalp döngüsünün sistol evresiyle eşzamanlı gerçekleştiğinde, beynin görsel işleme ile ilişkili elektriksel sinyallerinin, rastgele hareket eden gruba kıyasla daha zayıf olduğu belirlendi. Bilim insanları, beynin sahip olduğu sınırlı kaynakları hem iç organlardan gelen fizyolojik sinyaller hem de dış dünyadan alınan görsel bilgiler arasında paylaştırmak zorunda kaldığını düşünüyor. Bu bulgu, kalp atışı gibi fizyolojik ritimlerin, beyin işleyişi ve algı süreçleri üzerinde doğrudan etkili olabileceğini gösteriyor. Özellikle EEG gibi hassas ölçüm teknikleriyle yapılan analizler, kalp atışına bağlı olarak beyin sinyallerinde düzenli değişiklikler ortaya çıkabileceğini ortaya koyuyor.

fMRI ve EEG araştırmalarında kalp atışı etkisi tartışılıyor

Fizyolojik ritimlerin beyin araştırmalarında yarattığı etki, yalnızca EEG ile sınırlı kalmıyor. fMRI gibi görüntüleme tekniklerinde de kalp atışı ve nefes alma hareketleri, kaydedilen sinyallerde küçük dalgalanmalara yol açıyor. Bu tür değişiklikler, standart analiz yöntemleriyle tamamen ortadan kaldırılamıyor ve sinir ağlarının aktivitesini değerlendirmede yanıltıcı sonuçlara neden olabiliyor. 2026 yılında yayımlanan kapsamlı bir incelemede, bilim insanları EEG veya MEG ile kaydedilen kalp atışıyla tetiklenen beyin yanıtlarını ele alan 132 farklı çalışmayı gözden geçirdi. Bu analizde, kullanılan yöntemlerin ciddi biçimde farklılık gösterdiği, önemli işleme aşamalarının çoğu zaman açıkça tanımlanmadığı ve çalışmaların üçte birinden azının yeterli istatistiksel güce sahip olduğu tespit edildi. Araştırmacılar, bu eksikliklerin giderilmesi ve sonuçların daha güvenilir şekilde karşılaştırılabilmesi için yeni bir kontrol listesi geliştirdi. Ayrıca, toplanan veri kümeleri araştırmacıların erişimine açıldı ve etkileşimli bir platformda paylaşıldı.

Uzmanlardan yeni standart çağrısı: Kalp atışı ve beyin araştırmalarında dikkatli yaklaşım

Bilim insanları, fizyolojik ritimlerin beyin üzerindeki etkisini azaltmak amacıyla, uyarıcıların sunum zamanının rastgele dağıtılmasını, kalp atışı ve nefes almanın eşzamanlı kaydedilmesini ve uygulanan işlemlerin ayrıntılı biçimde tanımlanmasını öneriyor. Buna rağmen, araştırmacılar kalp atışının beyin işleyişi üzerindeki etkisinin genellikle küçük boyutta kaldığını, bu nedenle yalnızca kalp döngüsüne bağlı olarak mevcut bulguların gözden geçirilmesinin gereksiz olabileceğini vurguluyor. Ancak, beynin vücut sinyalleriyle kurduğu ilişkiyi incelemek, özellikle klinik nörobilim alanında yeni tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Özellikle anksiyete bozuklukları, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) gibi durumlarda, bireyin kendi kalp atışını tanıma ve doğru yorumlama yeteneğinin geliştirilmesi, gelecekte terapilerde yeni bir yön olarak değerlendiriliyor.

Sonuç olarak, kalp atışının beyin ve görsel algı üzerindeki etkileri, hem temel bilimsel araştırmalar hem de klinik uygulamalar açısından büyük önem taşıyor. Bu alandaki çalışmaların standartlaştırılması, hem nörobilimciler hem de psikiyatri uzmanları için daha güvenilir ve karşılaştırılabilir sonuçlar elde edilmesine imkân sağlayacak.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
beyin kalp atışı görsel algı nörobilim fizyolojik ritim