<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273709</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/abddeki-saldirida-trumptan-once-vancein-tahliye-edilmesi-ile-guvenlik-acigi-tartismalari-suruyor-273709</link>
      <pubDate>2026-04-27T14:23:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ABD'deki saldırıda Trump'tan önce Vance'in tahliye edilmesi ile güvenlik açığı tartışmaları sürüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'de Beyaz Saray Muhabirleri Derneğince organize edilen yemekteki silahlı saldırı esnasında Başkan Donald Trump'tan önce Yardımcısı JD Vance'in tahliyesi ile güvenlik açığı tartışmaları sürüyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ABD'deki saldırıda Trump'tan önce Vance'in tahliye edilmesi ile güvenlik açığı tartışmaları sürüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Canlı yayımlanan etkinlikte yemek servisinden kısa süre sonra sesler yükselirken Trump'ın koruma ekipleri, uzun namlulu silahlarla salona girdi.</p><p>Trump, olayın ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, saldırganın yakalandığını duyururken şüphelinin otel lobisinde elbiseleri çıkarılmış şekilde yüzüstü yattığı görüntüler basına yansıdı.</p><p>Kısa sürede kontrol altına alınan olayda bir Gizli Servis ajanının yaralandığı ve durumunun iyi olduğu bildirildi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/video2-2704202608069187.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><strong>TRUMP'TAN ÖNCE VANCE'İN TAHLİYESİ GÜNDEMDE</strong></p><p>Gizli Servis'in tahliye sırasında Trump'tan önce Vance'i salondan çıkarması, ABD basını ve sosyal medya platformlarında spekülasyonlara yol açtı.</p><p>ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformunda çok sayıda Trump taraftarı, Vance'in salondan Trump'tan önce çıkarılmasına tepki gösterdi.</p><p>Bazı Trump taraftarları, bu olayı, Gizli Servis'in Trump'ın yerine Vance'i tercih etmesi olarak yorumladı.</p><p>Eski CIA analisti Larry Johnson ise Vance'in salondan Trump'tan önce çıkarılmasını "akıl almaz prosedür hatası" olarak nitelendirdi.</p><p>Johnson, bir numaralı önceliğin her zaman Başkan olması gerektiğini savunarak, Trump salonda korunurken Vance'in çoktan tahliye edilmiş olmasını "hiyerarşik ve operasyonel zafiyet" oluşturduğu gerekçesiyle eleştirdi.</p><p>Bu durumun Gizli Servis içindeki "koordinasyon kopukluğu"ndan kaynaklandığını iddia eden Johnson, görüntülerin dünya çapında ABD'nin zayıf görünmesine yol açtığını ileri sürdü.</p><p>MS Now'a konuşan Gizli Servis yetkilisi ise Vance'in ekibi doğrudan tahliyeye odaklanırken Trump'ın ekibinin Başkan'ın tahliyesi amacıyla Hilton'ın zemin katındaki tahliye koridorunun güvenliğinin sağlanmasını beklediği için Başkan Yardımcısı'nın tahliyesinin daha hızlı gerçekleşmiş gibi göründüğünü savundu.</p><p>ABD'li yetkililer ise olayın yönergelere uygun olduğu ve komplo teorilerinin gerçeği yansıtmadığını iddia ediyor.</p><p><strong>TRUMP, GİZLİ SERVİS'İN YAVAŞ DAVRANMASINI KENDİSİNE BAĞLADI</strong></p><p>Vance'in kendisinden önce salondan çıkarıldığı iddiasına ilişkin CBS televizyonuna verdiği röportajda Trump, Gizli Servis'in yavaş davranmasına kendisinin sebep olduğunu söyledi.</p><p>Trump, Gizli Servis tarafından olay yerinden bir süre geç çıkarılmasının da kendi tercihi olduğunu dile getirerek, "olan biteni görmek istediğini" ifade etti.</p><p>Gizli Servis ajanlarının "biraz daha yavaş davranmasına kendisinin neden olduğunu" belirten Trump, olay yerinden uzaklaşırken yere çökmesinin istendiğini anlattı.</p><p><strong>ABD ADALET BAKAN VEKİLİ BLANCHE'A GÖRE "GÜVENLİK ZAFİYETİ YOK"</strong></p><p>ABD Adalet Bakan Vekili Todd Blanche ise CNN'e verdiği demeçte olayı güvenlik zafiyeti olarak görmediğini dile getirdi.</p><p>Silahlı saldırganın balo salonuna ulaşmadan önce gözaltına alındığını belirten Blanche, "Aksine, bu büyük bir güvenlik başarı öyküsüydü yani şu an bildiklerimiz doğrultusunda olanları düşünürsek bu şüpheli neredeyse güvenlik çemberini bile aşamadı." ifadesini kullandı.</p><p><strong>GÜVENLİK TEDBİRLERİ, ELEŞTİRİLERİN ODAĞINDA</strong></p><p>Beyaz Saray Muhabirleri Derneğinin yemeğindeki silahlı saldırı, "güvenlik açığı" iddialarını ve sert eleştirileri beraberinde getirdi.</p><p>The Washington Post gazetesinin haberinde Başkan ve Kabine üyelerinin katıldığı etkinliğe "Ulusal Özel Güvenlik Etkinliği" (National Special Security Event) statüsünün verilmemesi, güvenlik tedbiri eksikliklerinden biri gösterilerek, "Bu durum, güvenlik önlemlerinin daha gevşek tutulmasına neden olmuştur." denildi.</p><p>Haberde, otelin genel alanları ile Gizli Servis'in koruma çemberi arasında kalan bölgelerde yetki karmaşasının yaşandığına işaret edilerek, "Gizli Servis'in sorumluluğu, sadece ana balo salonu ve çevresiyle sınırlıydı. Polis ise dışarıdaki yollarla ilgileniyordu. Bu iki bölge arasındaki 'ara alanlarda' (otelin genel alanları gibi) kimin sorumlu olduğu net değildi." görüşü paylaşıldı.</p><p>MS Now'un haberinde ise saldırı girişiminin yapıldığı Washington'daki otelin halka açık işletme olmasının, saldırganın "otel misafiri" kimliğini kullanarak dış güvenlik katmanlarını kolayca geçmesini sağladığına işaret edildi.</p><p><strong>"BAŞKAN TRUMP'IN ETRAFINDAKİ GÜVENLİK NEDEN BU KADAR GEVŞEK?"</strong></p><p>Eski Temsilciler Meclisi Üyesi Cumhuriyetçi Marjorie Taylor Greene de Trump'ın etrafındaki güvenlik tedbirlerinin yetersiz olduğunu savunarak, "Başkan Trump'ın etrafındaki güvenlik neden bu kadar gevşek? Öyle ki Başkan'ı, Başkan Yardımcısı'nı ve Kabine'yi öldürmek için orada olan Cole Allen bile manifestosunda bundan bahsetmiş." ifadeleriyle tepki gösterdi.</p><p>Senatör Chuck Grassley de düzenlenen yemekle ilgili güvenlik protokolleri ve kolluk kuvvetlerinin olaydaki rolüne dair Gizli Servis'ten bilgi aldığını belirterek, "Dün gece brifinge hızlı aksiyon ve ilgi için Gizli Servis'e teşekkür." mesajını paylaştı.</p><p><strong>ABD'DE TAHLİYE PROTOKOLLERİ</strong></p><p>ABD'de başkanların görev değişikliklerine dair yasalar ve koruma protokollerine göre başkan ve yardımcısı, aynı anda tehditle karşılaştığında Gizli Servis, iki farklı refleksi eş zamanlı devreye sokuyor.</p><p>Koruma protokollerine göre saldırı anında başkanın etrafına "etten duvar" örülürken başkan yardımcısı ise makamın boş kalma riskine karşı derhal bölgeden uzaklaştırılarak güvenli alana taşınıyor.</p><p>Bu stratejinin temel mantığının, kriz anında başkanın öldürülmesi ya da görevini ifa edemeyecek hale getirilmesi ihtimaline karşılık yerine geçecek kişinin saldırı mahallinden çoktan tahliye edilmesini ve yetkiyi devralmaya hazırlanmasını garantilemek olduğu belirtiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/abddeki-saldirida-trumpta-989_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273708</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/imamoglu-cikar-amacli-suc-orgutu-davasinda-27-durusmasinda-bugun-neler-yasandi-273708</link>
      <pubDate>2026-04-27T14:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasında 27. duruşmasında bugün neler yaşandı?]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA["İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 92'si tutuklu, 5'i müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı davanın 27. duruşması başladı. "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasının 27. celsesinde bugün neler yaşandı? Duruşmada nasıl bir gerginlik yaşandı da salon boşaltıldı? Davayı ilk gününden beri takip eden 24 TV editörü Oğuz Polatbilek gelişmeleri aktardı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA["İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasında 27. duruşmasında bugün neler yaşandı?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.</p><p>Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatların da geldiği duruşmada, bazı CHP milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.</p><p>Söz alan bir kısım sanıkların avukatları, perşembe günü yapılacak tutukluluk incelemesi için kendilerine söz hakkı verilmesini talep etti.</p><p>Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, savunmalara yönelik kısıtlama getirmediğini ve dosya üzerinden karar verme yetkilerinin olduğunu söyledi.</p><p>Bunun üzerine sanık Aykut Erdoğdu'nun avukatı, reddi hakim talebinde bulundu.</p><p>Mahkeme, bu talebi incelemek için duruşmaya ara verdi.</p><p><b>"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasının 27. celsesinde bugün neler yaşandı? Duruşmada nasıl bir gerginlik yaşandı da salon boşaltıldı? Davayı ilk gününden beri takip eden 24 TV editörü Oğuz Polatbilek gelişmeleri aktardı.</b></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/video-27042026861d5183.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><strong>İDDİANAMEDEN</strong></p><p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.</p><p>Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 89'u tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.</p><p>Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.</p><p>İddianamede yer alan örgüt şemasında, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.</p><p>Şemada 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.</p><p>İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.</p><p>İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.</p><p>Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.</p><p>İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.</p><p>Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.</p><p>İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.</p><p>Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.</p><p><strong>BİRLEŞEN DOSYA</strong></p><p>Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianamede bu davayla birleştirilmişti.</p><p>İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından ayrı ayrı 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/imamoglu-cikar-amacli-suc-925_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273707</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-fidan-cumhurbaskani-erdogani-temsilen-hirvatistandaki-uc-deniz-girisimi-11-zirvesine-katilacak-273707</link>
      <pubDate>2026-04-27T14:06:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı temsilen Hırvatistan'daki Üç Deniz Girişimi 11. Zirvesi'ne katılacak]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hırvatistan'ın ev sahipliğinde 28-29 Nisan'da Dubrovnik'te düzenlenecek Üç Deniz Girişimi (ÜDG) 11. Zirvesi'ne Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı temsilen katılacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı temsilen Hırvatistan'daki Üç Deniz Girişimi 11. Zirvesi'ne katılacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından alınan bilgiye göre, Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı temsilen ÜDG 11. Zirvesi'ne katılmak üzere Hırvatistan'ı ziyaret edecek.</p><p>Zirve, Türkiye'nin, 28-29 Nisan 2025'te tertiplenen Varşova Zirvesi'nde ÜDG'ye "Stratejik Ortak" olarak kabul edilmesinin ardından gerçekleştirilen ve Türkiye'nin bu sıfatla katılım sağlayacağı ilk zirve olması bakımından önem arz ediyor.</p><p>Bakan Fidan'ın, ÜDG Zirvesi'ndeki hitabında bağlantısallığın sadece fiziksel altyapıyı değil, aynı zamanda ulaşım, enerji, dijital ağlar, finans ve yönetişimi kapsayan çok boyutlu bir ekosisteme dönüştüğünü ve jeopolitik gelişmelerin bu meselenin kritik önemini ortaya koyduğunu belirtmesi öngörülüyor.</p><p>Çatışmaların küresel ekonomiye ve arz güvenliğine verdiği zarara dikkati çekerek, tedarik zincirlerinin ve enerji hatlarının çeşitlendirilmesinin zorunlu olduğunu vurgulayacak Fidan'ın, Türkiye'nin ÜDG'yi bölgesel sahiplenmeyi güçlendiren kapsayıcı bir platform olarak gördüğünü ve jeostratejik konumuyla ÜDG'ye "Stratejik Ortak" olarak katkı sağlamaya ve bu kapsamda işbirliğini derinleştirmeye hazır olduğunu ifade etmesi bekleniyor.</p><p>Fidan'ın, karmaşık ve birbiriyle ilintili sınamalar karşısında Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinde somut ilerleme sağlayacak yeni bir anlatıya ihtiyaç duyulduğunu vurgulaması ve bağlantısallık gündeminin bu noktada önemli ve olumlu bir başlık olabileceğini belirtmesi öngörülüyor.</p><p>Orta Koridor ve Kalkınma Yolu Projesi gibi projelerin küresel ticarete sunduğu fırsatlara değinecek Fidan'ın, Türkiye'nin bağlantısallık koridorlarını rekabet aracı değil, birbirini tamamlayan unsurlar olarak değerlendirdiğini ifade etmesi de bekleniyor.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/video1-270420265822e6f1.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><strong>ÜDG VE TÜRKİYE</strong></p><p>ÜDG, 2015'te dönemin Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda ve dönemin Hırvatistan Cumhurbaşkanı Kolinda Grabar-Kitarovic'in girişimleriyle kurulmuştu.</p><p>Üç Deniz Girişimi Baltık Denizi, Adriyatik Denizi ve Karadeniz bölgesindeki eski ve yetersiz enerji altyapısı ile dijital ve fiziki ulaştırma altyapısına sahip Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin bu altyapılarını güçlendirmeyi amaçlıyor.</p><p>Sadece AB ülkelerinin "Katılımcı Üye" olabildiği ÜDG'ye Türkiye'nin "Stratejik Ortak" olarak katılımı, 2025'te Varşova'da düzenlenen Zirve'de oydaşmayla kabul edilmişti.</p><p>Girişimde, Avusturya, Bulgaristan, Çekya, Estonya, Hırvatistan, Letonya, Litvanya, Macaristan, Polonya, Romanya, Slovakya, Slovenya ve Yunanistan "Katılımcı Üye", Türkiye'nin yanı sıra Avrupa Komisyonu, ABD, Almanya, Japonya ve İspanya "Stratejik Ortak", Ukrayna, Moldova, Arnavutluk ve Karadağ ise "Ortak Katılımcı Ülke" olarak yer alıyor.</p><p>Dubrovnik'te düzenlenecek bu yılki zirvede, İtalya'nın "Stratejik Ortak" olarak ÜDG'ye kabul edilmesi bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/bakan-fidan-cumhurbaskani-821_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273706</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/2027-avrupa-halter-sampiyonasi-turkiyede-yapilacak-273706</link>
      <pubDate>2026-04-27T14:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["2027 Avrupa Halter Şampiyonası" Türkiye'de yapılacak]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye Halter Federasyonu, 2027 Avrupa Halter Şampiyonası'na Türkiye'nin ev sahipliği yapacağını duyurdu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA["2027 Avrupa Halter Şampiyonası" Türkiye'de yapılacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Halter Federasyonundan yapılan açıklamaya göre Gürcistan'ın Batum kentinde tamamlanan Büyükler Avrupa Halter Şampiyonası'nın kapanış töreni, önemli bir devir teslim anına sahne oldu.</p><p>Avrupa Halter Federasyonu (EWF) bayrağı, düzenlenen törenle Türkiye Halter Federasyonu Başkanı Talat Ünlü'ye teslim edildi.</p><p>Böylece Türkiye'nin 2027 Avrupa Halter Şampiyonası'na ev sahipliği yapacağı resmiyet kazandı.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Türkiye Halter Federasyonu Başkanı Talat Ünlü, Türkiye'nin uluslararası spor organizasyonları konusundaki tecrübesine dikkati çekti.</p><p>2027 Avrupa Halter Şampiyonası'nı en iyi şekilde düzenleyeceklerini aktaran Ünlü, "Tüm hazırlıklarımızı titizlikle yapacağız. Modern tesislerimiz, organizasyon gücümüz ve tecrübeli kadrolarımızla Avrupa'nın en başarılı şampiyonalarından birine imza atmayı hedefliyoruz. Bu organizasyonun ülkemize alınmasında büyük pay sahibi olan sayın bakanımız Osman Aşkın Bak'a, Bakan Yardımcımız Hamza Yerlikaya'ya ve Spor Genel Müdürümüz Veli Ozan Çakır'a teşekkür ediyorum. Sporcularımızın en iyi şartlarda mücadele edeceği, izleyenlerin unutamayacağı bir şampiyona düzenlemek istiyoruz. Türkiye olarak buna hazırız." ifadelerini kullandı.       </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/2027-avrupa-halter-sampiy-343_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273703</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/orman-yanginlariyla-mucadelede-onleyici-strateji-donemi-273703</link>
      <pubDate>2026-04-27T13:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Orman yangınlarıyla mücadelede "önleyici strateji" dönemi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, orman yangınlarıyla mücadeleye ilişkin "Hedefimiz açıktır, yangın başlamadan riski azaltan, ihmali önleyen ve sahayı sürekli kontrol altında tutan güçlü bir önleyici yaklaşımı hakim kılmak" dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Orman yangınlarıyla mücadelede "önleyici strateji" dönemi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Orman Genel Müdürlüğü Yangın Yönetim Merkezi'nde 30 ilin valisinin yer aldığı "Orman Yangınlarında Riskli İllerin Valileriyle Koordinasyon Toplantısı"na katıldı.</p><p>Bakan Çiftçi, burada yaptığı konuşmada, yeşil vatanı, milletin can güvenliğini ve şehirlerin afetlere karşı direncini ilgilendiren önemli bir toplantı vesilesiyle bir arada olduklarını belirtti.</p><p>Akdeniz iklim kuşağında yer alan bir ülke olma sebebiyle orman yangınlarının Türkiye için her zaman önemli bir risk başlığı olduğuna işaret eden Çiftçi, orman yangınlarının iklim değişikliği, kuraklık, sıcak hava dalgaları ve insan kaynaklı ihmallerle birlikte çok daha geniş bir güvenlik ve afet yönetimi meselesi haline geldiğine dikkati çekti.</p><p>Çiftçi, Türkiye'nin orman varlığının yaklaşık yüzde 65'ine tekabül eden 15 milyon hektarlık alanın yangına hassas nitelikte olduğunu dile getirerek, "Bu tablo, hazırlık kapasitemizi, saha disiplinimizi ve kurumlar arası koordinasyonumuzu daha da güçlendirmeyi zorunlu hale getirmektedir. Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yükselen Türkiye Yüzyılı, afetlere hazırlıklı şehirlerin, güçlü kurumların, yüksek koordinasyonun ve milletine güven veren devlet aklının yüzyılıdır." diye konuştu.</p><p>İçişleri Bakanlığı olarak bu anlayışla, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, valilikler, kaymakamlıklar ve 112 Acil Çağrı merkezleri ile bu sürecin sahadaki koordinasyon gücü olduklarını vurgulayan Bakan Çiftçi, şunları söyledi:</p><p>"Orman yangınlarıyla mücadelede operasyonel sevk ve idare, Orman Genel Müdürlüğümüzün koordinasyonunda yürütülmektedir. Türkiye Afet Müdahale Planı, yani TAMP ise yangının yerleşim yerlerine sirayet ettiği, tahliye ve destek hizmetlerinin gerekli hale geldiği durumlarda bütün kurumlarımızı ortak bir afet yönetimi düzeni içinde buluşturan ana çerçevedir. AFAD'ımız bu çerçevede tahliye, geçici barınma, beslenme, lojistik, kaynak yönetimi, sağlık hizmetlerinin koordinasyonu, psikososyal destek, hasar tespiti ve ön iyileştirme süreçlerinde merkezi bir rol oynamaktadır."</p><p><b>"ÖNLEYİCİ YAKLAŞIMI HAKİM KILMAK"</b></p><p>Çiftçi, Emniyet Genel Müdürlüğünün şehir merkezlerinde, Jandarma Genel Komutanlığın kırsal alanlarda, 112 Acil Çağrı merkezlerinin ise ilk ihbardan itibaren hızlı bilgi akışında görev alacağını belirtti.</p><p>Bu toplantıda valiliklerin koordinasyonunda, alınacak önleyici tedbirler başta olmak üzere risk haritaları, tahliye güzergahları, su ikmal noktaları, araç ve ekipman envanteri, gönüllü kapasitesi ve vatandaşı bilgilendirme faaliyetlerinin bütün yönleriyle ele alınacağının bilgisini veren Çiftçi, şunları kaydetti:</p><p>"Hedefimiz açıktır, yangın başlamadan riski azaltan, ihmali önleyen ve sahayı sürekli kontrol altında tutan güçlü bir önleyici yaklaşımı hakim kılmak. Gecikmeye alan bırakmayan bir müdahale, kargaşaya fırsat vermeyen bir koordinasyon, vatandaşı yalnız bırakmayan bir devlet anlayışı ve yeşil vatanı koruyan güçlü bir hazırlık kapasitesi geliştirmek."</p><p>Çiftçi, Bakan Yumaklı'ya toplantı vesilesiyle teşekkür ederek, "Tarım ve Orman Bakanlığımızın, Orman Genel Müdürlüğümüzün ve sahada fedakarca görev yapan tüm ekiplerin gayreti ormanlarımızın yaşatılması ve afetlere karşı daha güçlü bir hazırlık kapasitesinin oluşturulması açısından son derece kıymetlidir." ifadelerini kullandı.</p><p>Bakan Mustafa Çiftçi, İçişleri Bakanlığı olarak kendilerinin de bu koordinasyona en güçlü şekilde destek vermeye devam edeceklerini vurguladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/orman-yanginlariyla-mucad-144_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273701</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-turkiye-uretim-ticaret-ve-dagitimda-merkezi-us-haline-gelmektedir-273701</link>
      <pubDate>2026-04-27T13:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Türkiye, üretim, ticaret ve dağıtımda merkezi üs haline gelmektedir]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin üretim, ticaret ve dağıtım alanlarında giderek merkezi bir üs haline geldiğini belirterek, "Bu kapsamda yeni hukuki, idari, mali ve kurumsal düzenlemeleri hayata geçiriyoruz." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Türkiye, üretim, ticaret ve dağıtımda merkezi üs haline gelmektedir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde "Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez" basın toplantısına katıldı. Toplantıda, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu da yer aldı.</p><p>Açılışta konuşan Yılmaz, küresel ekonominin, belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçtiğine, jeopolitik gerilimlerin birçok bölgede yoğunlaştığına dikkati çekti.</p><p>İran ile İsrail arasındaki gerilimin tırmanma riski ve ABD'nin sürece dahil olmasının zaten kırılgan olan ortam üzerinde ilave baskı oluşturduğuna işaret eden Yılmaz, bu gelişmelerin enerji piyasalarını, ticaret yollarını ve küresel finansal koşulları doğrudan etkilediğini söyledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/1-2704202699fea9e1.jpg"/><p>Yılmaz, bu parçalanmış küresel ortamda dayanıklılık, öngörülebilirlik ve üretim kapasitesinin küresel yatırımların yönünü belirleyen temel unsurlar haline geldiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</p><p>"Türkiye bu ortamda güven ve disiplinle yol almaktadır. Bölgemizdeki gelişmelerin ekonomimiz üzerindeki muhtemel etkilerini sınırlamak ve piyasaların düzenli ve sağlıklı işleyişini sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri hayata geçiriyoruz. Makro ekonomik istikrarı korurken üretim altyapımızı güçlendirmeye ve dayanıklı büyüme patikamızı sürdürmeye devam ediyoruz. Bugün Türkiye yatırım ve sanayi faaliyetleri açısından istikrarlı, öngörülebilir ve güvenilir bir ortak olarak öne çıkmaktadır. Güçlü sanayi altyapısı, gelişmiş lojistik kabiliyetleri ve küresel değer zincirlerine derin entegrasyonuyla ülkemiz yatırımcılar için rekabetçi ve köklü bir ekosistem sunmaktadır. Avrupa, Asya ve Orta Doğu'nun kesişim noktasında bulunan stratejik coğrafi konumumuz küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde önemli bir avantaj sağlamaktadır. Türkiye, üretim, ticaret ve dağıtım alanlarında giderek merkezi bir üs haline gelmektedir. Bu kapsamda, ülkemizin rekabet gücünü artırmak ve yatırım ortamını güçlendirmek amacıyla yeni hukuki, idari, mali ve kurumsal düzenlemeleri hayata geçiriyoruz."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/cumhurbaskani-yardimcisi--322_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273700</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/yuzyilin-konut-projesinde-istanbulun-kura-heyecaninda-son-gun-273700</link>
      <pubDate>2026-04-27T13:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yüzyılın Konut Projesi'nde İstanbul'un kura heyecanında son gün]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı TOKİ'nin 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa edeceği Yüzyılın Konut Projesi kapsamında cumartesi günü başlayan İstanbul'un kura çekimlerinde bugün son gün.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yüzyılın Konut Projesi'nde İstanbul'un kura heyecanında son gün]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından yürütülen "Ev Sahibi Türkiye" projesinde en kritik aşamaya gelindi.</p><p>29 Aralık 2025'te başlayan ve 80 ilde tamamlanarak 406 bin 499 hak sahibinin belirlendiği kura maratonu, İstanbul'daki 100 bin konutluk çekilişle taçlanıyor.</p><p>İstanbul'daki 100 bin sosyal konutun kura çekimi, cumartesi günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un katılımıyla düzenlenen törenle başladı.</p><p>25-27 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen kura çekimlerinde bugün son gün. Yüzyılın Konut Projesi ile on binlerce dar gelirli vatandaşın güvenli ve modern yuva hayali gerçeğe dönüşecek.</p><p><b>EN FAZLA BAŞVURU İSTANBUL'DA</b></p><p>Proje kapsamında şehirlerin barınma ihtiyacı, nüfus yoğunluğu ve ekonomik yapısı dikkate alınarak planlanan 500 bin sosyal konut için başvurular 10 Kasım-19 Aralık 2025'te alındı. Projeye 8 milyon 840 bin kişi başvurdu.</p><p>Tüm kriterleri karşılayan 5 milyon 242 bin kişinin başvurusu geçerli kabul edildi. En fazla başvuru ise 1 milyon 235 bin 169 ile İstanbul'da yapıldı.</p><p><b>İSTANBUL'UN GELİR VE ÖDEME ŞARTLARI FARKLI TUTULDU</b></p><p>Proje kapsamında İstanbul'da başvuru ve ödeme koşulları Anadolu illerinden farklı tutuldu. Hane halkı aylık net geliri İstanbul için en fazla 145 bin lira, diğer iller için 127 bin lira olarak belirlendi.</p><p>İstanbul'da 2+1 ve 1+1 konutlar inşa edilecek. Bu konutlar yüzde 10 peşin, 240 ay vade ve 7 bin 313 liradan başlayan taksitlerle dar gelirli vatandaşlara sunulacak.</p><p><b>SOSYAL DEVLET ANLAYIŞIYLA 7 MİLYON VATANDAŞ EV SAHİBİ OLDU</b></p><p>TOKİ, 2003 yılından bu yana yürüttüğü projelerle bugüne kadar 1 milyon 750 binden fazla sosyal konut inşa ederek yaklaşık 7 milyon vatandaşı ev sahibi yaptı.</p><p>"Yüzyılın Konut Projesi" ile bu rakamın çok daha yukarı taşınması hedefleniyor. Proje kapsamında sadece konut değil; 500 mahalle konağı, 500 anaokulu ve 500 cami inşa edilerek geleneksel mahalle kültürü de yaşatılacak.</p><p><b>TESLİMLER 2 YIL İÇİNDE, KİRALIK KONUT MODELİ DE DEVREDE</b></p><p>Kura çekimlerinin ardından inşaat süreçleri hızlandırılacak ve konutlar hak sahiplerine en geç 2 yıl içerisinde teslim edilmeye başlanacak. Proje, sadece mülkiyet edindirmekle kalmayıp konut ve kira fiyatlarındaki dengesizliği de gidermeyi amaçlıyor.</p><p>Öte yandan, yüksek kira sorununa çözüm olarak geliştirilen ve TOKİ eliyle yürütülen "kiralık konut" modelinde de ilk kazmalar vuruldu. İstanbul genelinde inşasına başlanan kiralık konutların, şehrin barınma krizine kalıcı bir çözüm üretmesi bekleniyor.</p><p><b>300 SEKTÖRE CAN SUYU</b></p><p>Yatırım bedeli ve kapsamı bakımından Türkiye tarihinin en büyük sosyal konut hamlesi olan proje, inşaat sektöründen mobilyaya kadar 300 farklı alt sektörün çarklarını hızlandırarak ekonomiye de dev bir katma değer sağlayacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/yuzyilin-konut-projesinde-684_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273699</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/61-cumhurbaskanligi-turkiye-bisiklet-turunda-aydin-marmaris-etabi-basladi-273699</link>
      <pubDate>2026-04-27T13:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu'nda Aydın-Marmaris etabı başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu'nda (TUR 2026) Aydın-Marmaris etabının startı verildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu'nda Aydın-Marmaris etabı başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl 61'incisi düzenlenen, Uluslararası Bisiklet Birliğinin (UCI) Avrupa Turları takviminde yer alan, Türkiye'nin "ProSeries" kategorisindeki tek bisiklet yarışı olan Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu'nun 2. etabı olan Aydın-Marmaris etabı başladı.</p><p>Efeler ilçesindeki Malazgirt Meydanı'nda başlayan etabın startına, AK Parti Aydın Milletvekili Mustafa Savaş, Başsavcı Celal Tekin, Aydın Vali Yardımcısı ve Efeler Kaymakamı İlker Arıkan, İl Gençlik ve Spor Müdürü Serhat Yığmatepe, İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Yiğit, AK Parti İl Başkanı Mehmet Erdem, MHP İl Başkanı Osmangazi Cihangiroğlu katıldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/1-2704202612d639c8.jpg"/><p>Etabın startında halk oyunu gösterisi yapılırken, parkur güzergahında bazı vatandaşlar ellerindeki Türk bayraklarıyla sporcuları selamladı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/2-27042026eb9b1b72.jpg"/><p>Organizasyonda 23 takımdan 157 sporcu, 152,8 kilometrelik etapta pedal çevirecek.</p><p>Bu yıl 61. kez düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, 3 Mayıs Pazar günü Ankara'da sona erecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/61-cumhurbaskanligi-turki-159_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273698</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/bakan-isikhan-oecdnin-kuresel-politika-uretimindeki-rolu-daha-kritik-hale-gelecek-273698</link>
      <pubDate>2026-04-27T13:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Işıkhan: OECD'nin küresel politika üretimindeki rolü daha kritik hale gelecek]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "OECD'nin, küresel politika üretimindeki rolünün, önümüzdeki dönemde, daha da kritik hale geleceğine inanıyoruz." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Işıkhan: OECD'nin küresel politika üretimindeki rolü daha kritik hale gelecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ev sahipliğinde gerçekleşecek Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) 6. Beceriler Zirvesi öncesinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ve OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann'ın katılımıyla ortak basın toplantısı düzenlendi.</p><p>Işıkhan, basın toplantısındaki konuşmasında, öğleden sonra zirvenin açılışını gerçekleştirecek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a verdiği güçlü destek için şükranlarını sunduğunu söyledi.</p><p>Türkiye'nin tarih boyunca fikirlerin, medeniyetlerin ve gelecek tasavvurlarının önemli kesişme noktası olduğunu ifade eden Işıkhan, ülkenin bugün de aynı sorumlulukla, küresel sorunların tartışıldığı ve çözümlerin üretildiği bir merkez üssü olma iddiasını kararlılıkla sürdürdüğünü belirtti.</p><p>Bakan Işıkhan, "Türkiye, etrafını saran savaş ve huzursuzluk sarmalına rağmen, adil ve eşitlikçi bir zemine dayanan, çok taraflı düzeni savunmaya ve uluslararası barışa tüm imkanlarıyla katkı sağlamaya devam etmektedir." diye konuştu.</p><p>Yaklaşık iki hafta önce Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın himayelerinde ve Dışişleri Bakanlığı'nın ev sahipliğinde 5. Antalya Diplomasi Forumu'nu başarıyla gerçekleştirdiklerini anımsatan Işıkhan, geçtiğimiz hafta TBMM'nin, dünyadaki en büyük etkinlikler arasında yer alan "Parlamentolar Arası Birliğin 152. Genel Kurulu"na ev sahipliği yaptığını hatırlattı.</p><p>Işıkhan, Türkiye'nin bu yıl Temmuz ayında Ankara'da "2026 NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi"ne, Kasım ayında Antalya'da "COP31 Birleşmişler Milletler İklim Değişikliği Konferansı"na ve yıl sonunda "Türk Devletler Teşkilatı 13'üncü Liderler Zirvesi"ne ev sahipliği yapacağını kaydetti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/1-270420266c1fe7fe.jpg"/><p>"OECD 2026 Beceriler Zirvesi"nin bu yıl Türkiye'de gerçekleştirilen uluslararası etkinlikler zincirinin önemli bir halkasını oluşturduğuna değinen Işıkhan, bu zirveyi, küresel geleceğin inşasına katkı sunacak stratejik bir platform olarak gördüklerini ifade etti.</p><p>Işıkhan, içinde bulundukları çağın, klasik politika araçlarıyla yönetilemeyecek kadar hızlı, çok katmanlı ve kırılgan bir dönüşüm sürecine işaret ettiğini söyledi.</p><p>OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann ile ilk olarak 19 Eylül 2024'te, Paris'te, OECD Genel Merkezi'nde bir araya gelerek bu önemli etkinliğin temelini attıklarından bahseden Işıkhan, aradan geçen süre zarfında, bakanlık ve OECD ekiplerinin zirvenin düzenlenmesi için iş birliği içerisinde çalıştıklarını anlattı.</p><p><strong>"OECD'NİN ROLÜNÜN DAHA KRİTİK HALE GELECEĞİNE İNANIYORUZ"</strong></p><p>Bugün İstanbul'daki zirveyle, toplumlarının ve gelecek nesillerin refahını artıracak kalıcı bir temel oluşturacaklarına yürekten inandığını belirten Işıkhan, konuşmasına şöyle devam etti:</p><p>"Hem bir bakan hem de bir bilim insanı olarak, retoriğin daha fazla öne çıktığı bir çağda, bilimsel ve analitik çalışmalara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum. Bu bağlamda Türkiye olarak, kurucu üyesi olduğumuz OECD'nin kanıta dayalı yaklaşımını ve çok taraflı iş birliği ruhunu güçlü şekilde desteklemeye devam ediyoruz. 2023 yılında ülkemizde açılan, OECD İstanbul Merkezi ile OECD, bölgesel programlar geliştirerek, çok daha geniş coğrafyalara erişim imkanı kazanmıştır. Bu merkezin görev süresinin 3 yıl daha uzatıldığına yönelik karar, dün Resmi Gazete'de yayınlanmıştır. Hayırlı olmasını diliyorum. Kuruluşunun 65'inci yıl dönümünü kutlayan OECD'nin, küresel politika üretimindeki rolünün, önümüzdeki dönemde, daha da kritik hale geleceğine inanıyoruz."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/2-270420263db7b14a.jpg"/><p>Gerçek ilerlemenin, makinelerin güçlenmesiyle değil insanın, o gücü akılla, iradeyle ve beceriyle yönetebilmesi olduğunu ifade eden Işıkhan, karasabanla tarla süren nasırlı ellerden, zirai ilaçlama için dron kullanan ellere çok hızlı bir geçiş yaşadıklarını dile getirdi.</p><p>Işıkhan, bu değişimi ve dönüşümü, hayatlarının her aşamasında bizzat tecrübe ettiklerini, hatta çoğu zaman zorlandıklarını ifade ederek, "Bu nedenle, dünün becerileri dönüşürken, bugünün becerileri üzerine de yeni beceriler inşa etmemiz gerekiyor. Geleceği belirleyecek olan, esasen teknolojinin ne kadar hızlı ilerlediği değil toplumların bu dönüşüme ne kadar hazırlıklı olduğu ve bireylerin bu değişimi ne ölçüde yönetebildiğidir. Tam da bu nedenle, bu zirveyi 'Nesiller Arası Yeteneklerin Ortaya Çıkarılması' temasıyla kurguladık. Çünkü bizler, yalnızca yeni beceriler kazandırmayı değil, mevcut potansiyeli açığa çıkarmayı, fırsatlara erişimi yaygınlaştırmayı ve hiçbir yeteneğin atıl kalmadığı, kapsayıcı bir sistem inşa etmeyi hedefliyoruz." ifadelerini kullandı.</p><p>Bu kapsamda, çalışma hayatıyla eğitim politikalarını birbirini tamamlayan iki stratejik alan olarak ele aldıklarını belirten Işıkhan, zirveye davetli ülkelerden, hem çalışma hem de eğitimden sorumlu bakanları özellikle davet ettiklerini, bu etkileşimi güçlendirmeye özel önem verdiklerini söyledi.</p><p>Bakan Işıkhan, bugün Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in başkanlığında bir yuvarlak masa toplantısı gerçekleştireceklerini, zirve kapsamında bugün ve yarın yapılacak oturumlarda, içinden geçtikleri teknolojik değişim ve dönüşüm süreçlerinin küresel ve bölgesel düzeyde ne tür etkiler doğuracağını, çalışma yaşamı ve eğitim sistemlerinin bu süreçten nasıl etkileneceğini ele alacaklarını bildirdi.</p><p>Zirveye 25'i bakan ve 20'si bakan yardımcısı olmak üzere toplam 57 ülke ve uluslararası kuruluştan 300'e yakın üst düzey katılımcının katılacağını belirten Işıkhan, bu zirve kapsamında, son derece değerli tartışmaların ve ufuk açıcı değerlendirmelerin gündeme geleceğine inandığını kaydetti.</p><p>Işıkhan, zirve kapsamında, yarın gerçekleştirecekleri üç farklı oturumda, eğitim sistemlerinin geleceğin yetişkin becerilerinden nasıl daha etkin bir şekilde istifade edilebileceğini ve gizli kalan yeteneklerin nasıl ortaya çıkarılabileceğini ele alacaklarını dile getirdi.</p><p>Ayrıca, Türkiye'nin beceri politikaları alanındaki iyi uygulama örneklerini ve tecrübelerini, konuklarla yerinde paylaşmak amacıyla iki ayrı saha ziyareti gerçekleştireceklerini de belirten Işıkhan, ev sahipliğini yaptıkları zirvenin tüm katılımcılar için faydalı ve verimli geçmesi temennisinde bulundu.</p><p>Toplantıda, OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann da bir konuşma yaptı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/bakan-isikhan-oecdnin-kur-129_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273697</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/bakan-simsek-vergi-mimarisinde-kuresel-olcekte-en-ust-ligde-olmak-istiyoruz-273697</link>
      <pubDate>2026-04-27T13:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Şimşek: Vergi mimarisinde küresel ölçekte en üst ligde olmak istiyoruz]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı'nın tam anlamıyla ekonomik konumlanma stratejisi olduğunu belirterek, "Hedef, ülkeyi bölgesel ölçekte önemli finans ve ticaret merkezi haline getirmek." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Şimşek: Vergi mimarisinde küresel ölçekte en üst ligde olmak istiyoruz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuna duyurulan "Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez" vizyonu kapsamında, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen basın toplantısında sunum yaptı.</p><p>2026'yı reform yılı olarak belirlediklerini ve kapsamlı yapısal adımların gündemlerinde olduğunu vurgulayan Şimşek, bunlar arasında değer zincirini yukarı çıkaran sanayi dönüşümü, yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm, demir yolları gibi verimliliği artıran altyapı yatırımları, vergi reformları, kamu maliyesi ve yönetişim reformlarının yer aldığını söyledi.</p><p>Şimşek, geçen hafta açıklanan paketin bunun ilk bölümünü oluşturduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:</p><p>"Paket kapsamında daha fazla mal ve hizmet ihracatı yapmak, daha fazla yetenek, girişimci ve sermaye çekmek, varlıkları ülkeye geri getirmek, yurt dışındaki vatandaşlarımızı faaliyetlerinin merkezi olarak Türkiye'yi kullanmaya daha fazla teşvik etmek ve elbette İstanbul Finans Merkezini bölgenin önemli merkezlerinden biri olarak konumlandırmak hedeflerimiz arasında bulunuyor. İlk destek, transit ticarette sıfır kurumlar vergisi. Şirket İstanbul Finans Merkezinde yerleşikse transit ticaret tamamen vergisiz olacak. Yani yüzde 100 vergi istisnası sağlanacak. İstanbul Finans Merkezi dışında ise yüzde 95 vergi istisnası uygulanacak. Peki bu alanda öncü müyüz? Hayır. Bu düzenleme Türkiye'nin çerçevesini Singapur, Hong Kong ve Hollanda ile uyumlu hale getiriyor. Rekabetçi 'transit ticaret' merkezi oluşturmaya çalışıyoruz."</p><p><strong>"TRANSİT TİCARETTE VERGİ İSTİSNASINI YÜZDE 50'DEN YÜZDE 100'E ÇIKARACAĞIZ"</strong></p><p>Şimşek, Türkiye'nin çok güçlü coğrafi konuma sahip olduğunu, önemli ticaret koridorlarından bazılarının Türkiye'den geçtiğini, Orta Koridor'un da bunlardan biri olduğunu ifade ederek, başarılı olma ihtimalini yüksek gördüklerini anlattı.</p><p>Yeni koridorlar oluşturmaya çalıştıklarını, Türkiye'nin bundan faydalanmak için çok iyi konumlandığını vurgulayan Şimşek, "Transit ticaret için daha önce de teşvikimiz vardı ancak bunu büyüttük. 2009'da İstanbul Finans Merkezi düzenlemesi yürürlüğe konulduğunda yüzde 50 vergi istisnası sağlamıştık, şimdi bunu yüzde 100'e çıkarıyoruz. Yani bu tamamen yeni bir şey değil, mevcut teşviki ölçeklendirdik." diye konuştu.</p><p>Benzer şekilde Türkiye'nin de büyük bir enerji merkezi olduğunu, Türk şirketlerinden birinin küresel ölçekte önde gelen emtia ticareti şirketleri arasında yer aldığını belirten Şimşek, bu tür şirketlerin sayısını artırmak istediklerini dile getirdi.</p><p><strong>DAHA FAZLA İHRACAT İÇİN VERGİ İNDİRİMİ</strong></p><p>Şimşek, ikinci desteğin de daha fazla ihracat için verileceğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:</p><p>"İhracatçılar için kurumlar vergisi oranını düşürme konusunda radikal bir adım attık. Standart kurumlar vergisi oranımız yüzde 25. Normal ihracatçılar bundan sonra bu oranda önemli bir indirimden yararlanacak ve oran yüzde 14'e inecek. Eğer üretici ihracatçıysanız, kurumlar vergisi tek haneye düşecek, bu oran yüzde 9 olacak. Bu adımla Türk ihracatçılarını daha rekabetçi hale getirmeyi ve aynı zamanda imalat sanayisine yönelik doğrudan yabancı yatırımı çekmeyi hedefliyoruz."</p><p>Bu alanda ciddi bir rekabet olduğunu ifade eden Şimşek, imalat sanayisine doğrudan yabancı yatırım çekmek için radikal adım attıklarını söyledi. Şimşek, kişi başı gelir düzeyine bakıldığında Türkiye'nin imalat sanayisi katma değerinin dünyadaki en yüksek oranlardan biri olduğuna işaret ederek, "Asya Kaplanları" ile aynı seviyede olunduğunu bildirdi.</p><p><strong>HİZMET İHRACATINA GÜÇLÜ DESTEK</strong></p><p>Türk imalat sanayisinde hala önemli paya sahip orta-düşük teknolojiyi orta-yüksek ve yüksek teknolojiye dönüştürmeyi amaçladıklarını vurgulayan Şimşek, şu bilgiyi verdi:</p><p>"Bir diğer destek de hizmet ihracatımızı artırmak için olacak. Hizmet ihracatında vergi istisnasını yüzde 100'e çıkarıyoruz. Buradaki amaç yazılım, video oyunları, sağlık turizmi, eğitim, mühendislik, tasarım, mimarlık ve benzeri yüksek katma değerli hizmet ihracatını desteklemek. Aslında küresel ticarette korumacılığa karşı daha dayanıklı alanda, daha büyük pazar payı elde etmeye çalışıyoruz. Ticarette korumacılık ve parçalanma şu anda daha çok mallar için geçerli. Hizmetler ise Türkiye'nin güçlü kası. Hizmet ihracatımızda halihazırda 60 milyar doların üzerinde fazla veriyoruz. Biz bunu daha da geliştirmek istiyoruz. Bu tedbir, Türkiye'yi hizmet ihracatında çok daha güçlü bir konuma taşımayı hedefliyor."</p><p><strong>"SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME İÇİN SAĞLAM TEMELLER İNŞA EDİYORUZ"</strong></p><p>Doğrudan yabancı yatırımcıların neden Türkiye'yi tercih etmesi gerektiğine de değinen Şimşek, her şeyden önce Türkiye'nin büyük bir pazar olduğunu söyledi. Türkiye'nin GSYH gücüne dikkati çeken Şimşek, "Dış kaynak kullanımı geçmişte daha rekabetçi üretim yani maliyet azaltımı için yapılırdı. Ancak büyük bir pazara sahip olduğunuzda mesele bunun ötesine geçiyor. Bu da nedenlerden biri." ifadelerini kullandı.</p><p>Şimşek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2002'de göreve gelmesinden bu yana ekonomide yaşanan gelişmelere dikkati çekerek, Türkiye'nin önemli bir reel yakınsama hikayesi ortaya koyduğunu anlattı. Büyüme görünümünde güçlü kalınacağına inandıklarını vurgulayarak, "Dezenflasyon programının etkisiyle geçici bir yavaşlama var ancak bu yavaşlama geçici. Güçlü ve sürdürülebilir büyüme için sağlam temeller inşa ediyoruz. Bu nedenle Türkiye'nin doğrudan yabancı yatırım girişleri için güçlü bir destinasyon olmaya devam etmesi muhtemel. Benzer şekilde güçlü bağlantısallık var." değerlendirmesinde bulundu.</p><p><strong>DAHA FAZLA YETENEK VE GİRİŞİMCİ ÇEKME HEDEFİ</strong></p><p>Stanford'un bir çalışmasına göre gelecekte Türkiye'nin dijital dönüşüm açısından önemli alanlardaki doktora ve yüksek lisans derecelerinin sayısı bakımından üst sıralarda yer alacağını belirten Şimşek, bir diğer destek için de şu bilgiyi verdi:</p><p>"Bir diğer destek daha fazla yetenek, sermaye, girişimci, start-up ya da yüksek varlıklı birey çekmek. Burada da eğer bölgesel merkezinizi İstanbul Finans Merkezine taşırsanız 20 yıl boyunca kurumlar vergisi istisnası sağlanıyor. Merkezinizi Türkiye'de İstanbul Finans Merkezi dışında bir yere taşırsanız yüzde 95 kurumlar vergisi istisnası var. Gelir vergisi istisnası da asgari ücretin 4 katına kadar uygulanacak. Şu anda bu yaklaşık 2 bin 900 dolar civarında. Yani neredeyse 3 bin dolara kadar istisna anlamına geliyor. Bunun üzerindeki gelirler için gelir vergisi ödenecek ancak yaklaşık 3 bin dolara kadar olan kısım gelir vergisinden muaf olacak. Kapsama her türlü hizmet dahil edilecek. Yönetim, danışmanlık, denetim, tedarik zinciri, insan kaynakları. Tek kriter, gelirin yüzde 80'inin Türkiye dışından elde edilmesi. Yüzde 20'ye kadarı yerel olabilir. Böylece Türkiye'yi bu alanda Singapur ile aynı lige yerleştiriyoruz. Referanslarımız genellikle Singapur, Hollanda gibi yerler."</p><p><strong>"YATIRIM SÜREÇLERİNİ BASİTLEŞTİRİYORUZ"</strong></p><p>Şimşek, son 22 yılda yaklaşık 300 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım çekildiğini, şu anda Türkiye'de aktif olarak yatırım yapmış yaklaşık 87 bin uluslararası şirket bulunduğunu aktararak, şunları kaydetti:</p><p>"Yatırım süreçlerini basitleştiriyoruz. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisini yatırımcılar için tek durak ofise dönüştürüyoruz. Bürokrasiyi azaltacak ve yatırımcılar için VIP hizmetler sunacağız. Bunun içinde şirket kuruluşu, çalışma ve ikamet izinleri, vergi ve sosyal güvenlik işlemleri, arazi tahsisi, yatırım teşvikleri ve çevresel onaylar yer alıyor. Bu hizmetleri sunan her birimden temsilciler olacak. Bunlar bir masa etrafında toplanmış gibi hızlı ve anında yanıt verecek. Daha fazla yatırımcı çekmeye yönelik bir başka adım da 20 yıllık yerleşik olmayan kişi düzenlemesi. Bu ne anlama geliyor? Türk vatandaşları dahil olmak üzere, son 3 yılda Türkiye'de vergi mukimi olmayan herkes, Türkiye'ye taşınmaya karar verirse 20 yıl boyunca yurt dışı kaynaklı gelirleri üzerinden sıfır vergi ödeyecek. Türkiye'de gelir elde ederlerse bu gelir vergilendirilecek. Türkiye'de yüzde 10 olan veraset vergisini yüzde 1'e indiriyoruz. Uygunluk için tek kriter var, vergi mukimi olmamak. Yani son 3 yılda Türkiye'de 6 aydan fazla yaşamamış olmak. Bu düzenleme sadece küresel vatandaşları çekmeyi değil, aynı zamanda yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarını da hedefliyor. İtalya ve Yunanistan halihazırda bunu 15 yıl süreyle sunuyor."</p><p><strong>"BÜYÜK BİR BÖLGESEL FİNANS VE TİCARET MERKEZİ OLMAK İSTİYORUZ"</strong></p><p>Türkiye'ye taşınmak için yeni bir yapısal çerçeve oluşturduklarını belirten Şimşek, halihazırda vatandaşlık programları, ikamet izinleri olduğunu, ayrıca Turkuaz Kart'ın da mevcut bulunduğunu söyledi.</p><p>Şimşek, yatırım yoluyla vatandaşlıkta eşiklerin genellikle finansal ya da reel yatırım için yaklaşık 500 bin dolar seviyesinde olduğunu ifade ederek, sadece gayrimenkul alımı için eşiğin 400 bin dolar olduğunu, sermayenin en az 3 yıl tutulması gerektiğini dile getirdi. Sermaye harcaması kapsamında imalat tesisleri ya da 50 kişiye istihdam sağlayan hizmet şirketinin de vatandaşlık için uygun olacağını vurgulayan Şimşek, "dijital şirket rejimi" getirdiklerini bildirdi. Şimşek, şirket kuruluşu, faaliyetler ve tüm işlemlerin çevrim içi yapılabileceğine işaret ederek, şöyle konuştu:</p><p>"Ayrıca çalışanlara hisse opsiyonu planlarını, vergi verimliliğini ve sermaye katılımını geliştireceğiz. Girişim sermayesi dostu finansman araçları sunacağız. Terminal İstanbul kapsamında eski havalimanı terminal binaları bir start-up merkezine dönüştürülecek. Esasen girişimci, sermaye ve yetenek çekmeyi hedefliyoruz. 'Eve getir' dediğimiz başlık ise varlıkların ülkeye geri getirilmesi. Burada Türk vatandaşlarının yurt dışındaki varlıklarını Türkiye'ye çekmeyi hedefliyoruz. Uygun varlıklar arasında yurt dışında tutulan nakit, altın ve menkul kıymetler yer alıyor. Bu adım, Türk finansal piyasalarını derinleştirmeyi ve güçlendirmeyi amaçlıyor. Bunu daha önce başarılı şekilde yaptık. Bölgesel merkez başlığı altında da bölgesel bir finans merkezi oluşturmayı hedefliyoruz. İstanbul Finans Merkezi açıkça sadece fiziksel bir alandan ibaret değil. Burada yönetişimden, araçlardan ve yetenekten bahsediyoruz. Fiziksel lokasyon için sağlanan teşvikleri 2047'ye kadar uzatıyoruz. Bu ilk paket, İstanbul'un büyük bir finans merkezi olarak desteklenmesine yardımcı olacak. Bu doğrultuda daha fazla adım gelecek. Bu sıradan bir teşvik paketi değil. Bu tam anlamıyla bir ekonomik konumlanma stratejisi. Vergi mimarisinde küresel ölçekte en üst ligde olmak istiyoruz. 20 yıllık öngörülebilirlik sağlıyoruz. Kapsam bakımından mal, hizmet, sermaye, yetenek dahil tüm alanları içeriyor. Uygulamada yatırımcı odaklı, hızlı ve kolay giriş imkanı sağlayan, VIP hizmetlerle desteklenen bir sistem öngörüyoruz. Nihai hedef ise ülkeyi bölgesel ölçekte önemli bir finans ve ticaret merkezi haline getirmek."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/bakan-simsek-vergi-mimari-213_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273687</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turgev-yonetim-kurulu-baskani-av-hatice-akinci-kiz-kardeslik-ekosistemi-olusturmak-istiyoruz-273687</link>
      <pubDate>2026-04-27T12:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Av. Hatice Akıncı: Kız kardeşlik ekosistemi oluşturmak istiyoruz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[24 TV Arafta Sorular programında Star Gazetesi Yazarı Esra Elönü'ye konuk olan TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Av. Hatice Akıncı Yılmaz, "Aslında bir kız kardeşlik ekosistemi oluşturmak istiyoruz. Genç kızlarımıza “Siz şunu yapın” diye değil de, onlarla beraber aslında biz bir yol yürümek istiyoruz." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Av. Hatice Akıncı: Kız kardeşlik ekosistemi oluşturmak istiyoruz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>24  TV Arafta Sorular programında Star Gazetesi Yazarı Esra Elönü'nün sorularını  yanıtlayan TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Av. Hatice Akıncı Yılmaz, </b><b>''Aslında bir kız kardeşlik ekosistemi oluşturmak istiyoruz.  Genç kızlarımıza "Siz şunu yapın" diye değil de, onlarla beraber aslında biz  bir yol yürümek istiyoruz.'' dedi.</b></p><p><b>''Aslında bir kız kardeşlik ekosistemi oluşturmak istiyoruz. Genç  kızlarımıza 'Siz şunu yapın' diye değil de, onlarla beraber aslında biz bir yol  yürümek istiyoruz.''</b></p><p>''Silopi'de  çok tatlı, güzel işler yapan bir fabrikamız var. Silopi'ye gittiğimizde oradaki  gençlerimizle konuştuk. Eşraf Mahalle'de oturan genç kızlarla toplantı yaptık.  Onlarla birlikte hayallerini ve ihtiyaçlarını konuştuk. O dönem, henüz  'terörsüz Türkiye'nin gündemde olmadığı zamanlardı ve öğrencilerin TYT, AYT,  üniversite hazırlık, dil gibi hususlarda çok büyük eksikleri vardı. Anne  babalar, ortamlar güvenli olmadığı için çocuklarını üniversite hazırlık kurslarına  göndermiyorlardı. O noktada biz GİF olarak Silopi'de öğrencilerimize  üniversiteye hazırlık kursları verdik. Ama dedik ki: 'Bakın, hayat sadece  bundan ibaret değil. Sanat var, manevi değerlerimizle alakalı yapabileceğiniz  pek çok şey var.' Elhamdülillah oradan hem üniversite başarısı çok yüksek  öğrenciler çıktı hem de sanatsal alanda çok güzel başarılar kazanan  öğrencilerimiz oldu. Bunun gibi çok farklı coğrafyalarda, İnşallah bundan  sonraki süreçte de GİF'lerin sayısını çoğaltacağız. Şu an İstanbul'da,  Ankara'da, Konya'da var; Hatay'da da inşallah yeni açtığımız bir GİF'imiz  olacak. Buralar, genç kızlarımızın... Ne diyelim burada; aslında bir kız  kardeşlik ekosistemi oluşturmak istiyoruz. Biz genç kızlarımıza 'Şunu yapın, şu  işi yapın' diyen bir yer değiliz. Onlarla beraber bir yol yürümek istiyoruz.  Onların bütün dertlerine, mümkün olduğunca gayretimiz mesabesince dertlerine  derman olabileceğimiz bir yapı; Türgev.''</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/ssstwitter-2704202634c4fb64.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>''Bizim  gençlerimizi bir hazine gibi görmemiz gerekiyor. Tabii gençlere yönelik bu  eleştiri oklarının her zaman yönelmesi biraz bizim belki millet olarak koruyucu  helikopter anne-babalık hissiyatımızdan da kaynaklanır. Temel olarak ben  gerçekten her hâlükârda gençlerimize çok fazla yüklendiğini düşünüyorum.''</b></p><p>''Burada meslek hastalığı ön plana  çıktı. Genç kelimesi Farsça'dan geliyor. Farsça'da hazine anlamına geliyor.  Bizim gençlerimizi bir hazine gibi görmemiz gerekiyor. Gençlere yönelik  eleştiri okunun her zaman yönelmesi, bizim millet olarak koruyucu, helikopter  anne babalık hissiyatımızdan da kaynaklanıyor. Yani hüsnüniyetimi burada  serdetmek istiyorum ama temel olarak ben, her hâlükârda gençlerimize çok fazla  yüklenildiğini düşünüyorum. Onlara çok daha değer vermemiz gerektiğini,  etiketlemeden anlamaya çalışmamız gerektiğini düşünüyorum. Biz büyükler olarak,  abi, abla, anne, baba olarak bir gence samimi bir şekilde; onun istekleri,  talepleri doğrultusunda, ihtiyaçları doğrultusunda, belki bazen göremediği,  hissedemediği ihtiyaçları doğrultusunda samimi olarak yol gösterdiğimiz zaman,  o gencin bunu reddetmesi gibi bir durum söz konusu değil. Çünkü gençlerimizin her  biri çok samimi, ciddi anlamda bir şeyler yapmak için istekli. Eğer Allah  korusun dengesi, psikolojik durumu çok bozulmadıysa, elhamdülillah bizim  Türkiye'deki gençlerimizin mayası çok temiz. Ve biz bunu her gencimizde  görüyoruz. Bazen maalesef sorunlu olan gençler hep böyle bir periferiye atılır.  Yani parlayan gençlerle tabii ki herkes çok ilgilenmek ister ve parlayan,  sorunsuz gençle uğraşmak zaten çok kolaydır.Yani önemli olan şey; gerçekten  sıkıntısı olan, gerçekten sorunlu olan, gerçekten Allah korusun.''</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/ssstwitter-27042026f44b6900.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>''Gazze  gerçekten ciddi anlamda bizim kafamızda var olan o demokrasi ve modern  çerçevedeki haklar teorisini alaşağı eden bir imtihan, bir dava, Gazze.''</b></p><p>''Şunu açık bir şekilde söylemek  ve hiç bıkmadan, tekrar tekrar ifade etmek gerekir: Bu asla klişe değildir.  Gazze, gerçekten zihnimizde var olan demokrasi ve modern çerçevedeki haklar  teorisini ciddi biçimde sarsan, hatta alaşağı eden bir imtihan ve bir davadır.Gazze,  bir yönüyle bunu yaşayan Müslüman kardeşlerimiz için büyük bir imtihan  vesilesidir. Diğer yönüyle ise ciddi bir uyanışa sebep olmuştur. Çok yakın  zamana kadar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hakkında neredeyse hiçbir eleştiri  dile getiremez, Batı'da oluşturulmuş insan hakları çerçevesini ve Birleşmiş  Milletler'i sorgulayamazdık.Ancak bugün gelinen noktada, özgüven açısından  önemli bir değişim yaşanmıştır. Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu 'Dünya beşten  büyüktür' ve 'One minute' çıkışları, o dönemdedir.''</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/ssstwitter-27042026d6556f5a.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/turgev-yonetim-kurulu-bas-439_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273686</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/soykirimci-israilin-gazze-seridine-saldirilarinda-can-kaybi-72-bin-593e-yukseldi-273686</link>
      <pubDate>2026-04-27T12:03:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Soykırımcı İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırılarında can kaybı 72 bin 593'e yükseldi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Soykırımcı İsrail ordusunun Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 72 bin 593'e ulaştı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Soykırımcı İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırılarında can kaybı 72 bin 593'e yükseldi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Soykırımcı İsrail ordusu, ateşkese rağmen Gazze Şeridi'ne saldırılarını sürdürüyor.</p><p>Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana devam eden saldırılarında yaşanan can kayıplarına ilişkin son veriler paylaşıldı.</p><p>Son 24 saatte Gazze'deki hastanelere 7 ölü ve 18 yaralının getirildiği kaydedildi.</p><p>Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana İsrail'in saldırılarında 817 kişinin öldürüldüğü, 2 bin 296 kişinin yaralandığı, enkaz altından ise 762 kişinin cansız bedenine ulaşıldığı ifade edildi.</p><p>İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda toplam can kaybının 72 bin 593'e, yaralı sayısının da 172 bin 399'a yükseldiği bildirildi.</p><p>Gazze Şeridi'nde enkaz altında hala binlerce cenazenin bulunduğu belirtiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/soykirimci-israilin-gazze-908_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273685</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/istanbulda-metro-hattindaki-calisma-yogunluga-neden-oldu-273685</link>
      <pubDate>2026-04-27T11:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İstanbul'da metro hattındaki çalışma yoğunluğa neden oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul'da metro hattındaki onarım çalışması nedeniyle Nurtepe İstasyonu'nda İETT otobüslerine yönlendirilen yolcuların oluşturduğu yoğunluk, sokaklara taştı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İstanbul'da metro hattındaki çalışma yoğunluğa neden oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>M7 Yıldız-Mahmutbey Metro Hattı'nın Mecidiyeköy-Çağlayan istasyonları arasındaki tünelde, makas bölgesinde yer altı suyu akışı kaynağındaki artış nedeniyle başlatılan çalışmalar kapsamında, ulaşım Nurtepe-Mecidiyeköy arasında ücretsiz İETT seferleriyle sağlanıyor.</p><p>Bu kapsamda metro görevlileri Nurtepe İstasyonu'nda inen yolcuları otobüslere yönlendiriyor. Otobüslere binmek için sıra bekleyen yolcular metrelerce kuyruk oluşturdu. Bölgedeki yoğunluk, Sokullu, Osmanpaşa, Sedef ve Arı caddeleri ile bazı ara sokaklara kadar ulaştı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/1-27042026423efa31.jpg"/><p>Oluşan uzun kuyruk, bölgedeki araç trafiğini de aksattı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/istanbulda-metro-hattinda-241_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273684</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/istanbul-sultangazide-icradan-satilik-daire-273684-273684</link>
      <pubDate>2026-04-27T11:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul Sultangazi'de 70 metrekare daire icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 2.216.410 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2025/44 SATIŞ sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b>Artırma Bilgileri</b></p><p>1.Artırma Başlangıç Tarih ve Saati : 03/06/2026 - 14:52</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 10/06/2026 - 14:52</p><p>2.Artırma Başlangıç Tarih ve Saati : 02/07/2026 - 14:52</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 09/07/2026 - 14:52</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2092106/emlak-konut-istanbul-sultangazide-70-m2-daire-mahkemeden-satiliktir">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/istanbul-sultangazide-icr-644_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273683</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/istanbul-besiktasta-icradan-satilik-daire-273683-273683</link>
      <pubDate>2026-04-27T11:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul Beşiktaş'ta 58,88 metrekare daire icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 5.841.000 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2025/263 SATIŞ sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b>Artırma Bilgileri</b></p><p>1.Artırma Başlangıç Tarih ve Saati: 09/06/2026 - 11:08 Bitiş Tarih ve Saati:16/06/2026 - 11:08</p><p>2.Artırma Başlangıç Tarih ve Saati: 15/07/2026 - 11:08 Bitiş Tarih ve Saati: 22/07/2026 - 11:08</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2091657/emlak-konut-istanbul-besiktasta-58-88-m2-daire-mahkemeden-satiliktir">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/istanbul-besiktasta-icrad-237_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273682</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/mugla-datcada-icradan-satilik-zeytinlik-273682-273682</link>
      <pubDate>2026-04-27T11:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Muğla Datça'da 4.733 metrekare zeytinlik icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 10.124.165 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2025/52 TLMT. sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b>Artırma Bilgileri</b></p><p>1.Artırma</p><p>Başlangıç Tarih ve Saati : 02/06/2026 - 11:47</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 09/06/2026 - 11:47</p><p>2.Artırma</p><p>Başlangıç Tarih ve Saati : 29/06/2026 - 11:47</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 06/07/2026 - 11:47</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2091226/emlak-tarla-tarim-arazisi-bag-bahce-zeytinlik-mugla-datcada-4-733-m2-zeytinlik-icradan-satiliktir">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/mugla-datcada-icradan-sat-957_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273680</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/fedin-faiz-indirimlerine-bu-yil-devam-etmesi-ongoruluyor-273680</link>
      <pubDate>2026-04-27T11:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Fed'in faiz indirimlerine bu yıl devam etmesi öngörülüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, iş gücü piyasasına ilişkin devam eden risklerden dolayı ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirimlerine bu yıl devam edeceğini öngörüyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Fed'in faiz indirimlerine bu yıl devam etmesi öngörülüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Orta Doğu'daki gerilimlerin gölgesinde gözler Fed'in faiz kararına çevrildi.</p><p>Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed'in bu hafta politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tutacağına kesin gözüyle bakılıyor.</p><p>Orta Doğu'daki çatışmalar nedeniyle yükselen enerji maliyetlerinin enflasyonist baskıları artırabileceği endişesi Fed'e yönelik bu yılki faiz indirim beklentilerinin ötelenmesine neden olmasına karşın uzmanlar, iş gücü piyasasına ilişkin devam eden risklerden dolayı Bankanın faiz indirimlerine bu yıl devam etmesini bekliyor.</p><p>Rabobank Kıdemli ABD Stratejisti Philip Marey, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Fed'in politika faizini sabit bırakmasının beklendiğini belirterek, Fed Yönetim Kurulu Üyesi Stephen Miran'ın tekrar bu karara karşı oy kullanabileceğini kaydetti.</p><p>Fed Başkanı Jerome Powell'ın basın toplantısında, bu ay açıklanan ekonomik verilerle ilgili olarak Fed Federal Açık Piyasa Komitesinin (FOMC) görüşlerini, bu verilerin İran'la savaşın etkisini nasıl yansıttığını ve bunun para politikası için ne anlama geldiğini açıklayabileceğini ifade eden Marey, "Eylül ve aralık aylarında olmak üzere bu yıl içinde iki faiz indirimi bekliyoruz. ABD Başkanı Donald Trump'ın Fed Başkanlığına aday gösterdiği Kevin Warsh yeni başkan olduktan sonra komiteyi en son tahminlerinde yaptıkları tek kesintiden daha fazlasını yapmaya ikna etmeye çalışacak." dedi.</p><p>Marey, Warsh'un başarılı olup olmayacağının savaştan büyük ölçüde etkilenecek olan gelecek ekonomik verilere bağlı olacağını dile getirdi.</p><p>Nisan ayındaki toplantının Powell'ın Fed Başkanı olarak son toplantısı olup olmayacağının hala belirsiz olduğunu vurgulayan Marey, Warsh'ın atanma süreci gecikirse Powell'ın haziran ayında geçici başkan olarak görevine devam edebileceğini kaydetti.</p><p>Marey, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>"Yükselen enerji fiyatları tüketici fiyat enflasyonunu artırdı, ancak bu durum Hürmüz Boğazı'ndaki tedarik kesintilerinin yol açacağı küresel ekonomik yavaşlama gibi istihdam artışını da olumsuz etkileyebilir. Süregelen enflasyon, 'şahin'lerin tezini desteklerken, zayıf istihdam verileri ise 'güvercin'lerin tezini güçlendirecektir."</p><p><strong>"Fed'in eylül ayından itibaren üç ardışık toplantıda faizleri 25 baz puan düşüreceğini öngörüyoruz"</strong></p><p>Pantheon Macroeconomics Kıdemli ABD Ekonomisti Oliver Allen ise "Sanırım bu FOMC toplantısı nispeten sakin geçecek." dedi.</p><p>Fed'in iş gücü piyasasının yeterince canlanmadığına dair işaretler ile yüksek çekirdek enflasyon ve enerji şokunun fiyat baskılarını daha da artırma potansiyeli arasında sıkışmış durumda olduğuna dikkati çeken Allen, şunları kaydetti:</p><p>"FOMC, bir sonraki adımına karar vermeden önce, enerji şokunun ekonomiye nasıl yansıyacağına yönelik daha net işaretler beklemek üzere beklemede kalmayı planladığına dair işaret verebilir. Bir sonraki adımlarının faiz oranlarında yeni indirimler olacağını düşünüyoruz ancak bu iş gücü piyasasının kademeli olarak gevşemeye devam edeceği ve çekirdek enflasyonun nihayetinde yeniden düşüş eğilimine gireceği görüşüne bağlıdır. Ancak bu gelişmelerin hemen değil, bu yılın ikinci yarısında verilerde kendini göstermeye başlayacağını düşünüyoruz. Bu bağlamda, Fed'in eylül ayından itibaren üç ardışık toplantıda faizleri 25 baz puan düşüreceğini öngörüyoruz ancak tahminimizdeki temel risk, bu indirimlerin biraz daha geç gerçekleşmesi olasılığıdır."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/fedin-faiz-indirimlerine--334_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273679</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/cetvelin-onundeki-bosluk-neden-var-iste-kimsenin-bilmedigi-gercek-273679</link>
      <pubDate>2026-04-27T11:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cetvelin önündeki boşluk neden var? İşte kimsenin bilmediği gerçek]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Sosyal medyada paylaşılan bir cetvel fotoğrafı, 'cetveldeki 0 önündeki boşluk' tartışmasını başlattı. Türkiye'de de çok kullanılan bu ölçüm aletiyle ilgili detay, uzmanların dikkat çektiği önemli bir tasarım özelliğini ortaya çıkardı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cetvelin önündeki boşluk neden var? İşte kimsenin bilmediği gerçek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>16 Nisan 2026'da X platformunda paylaşılan standart bir cetvelin fotoğrafı, 'cetveldeki 0 önündeki boşluk' konusunu gündeme taşıdı. @UlisesDavid__ adlı kullanıcının sorusu kısa sürede binlerce kişiyi cetvellerine bakmaya yöneltti. Sosyal medya kullanıcıları arasında hızla yayılan bu tartışma, cetvelin en başındaki boşluğun neden var olduğu sorusunu tekrar gündeme getirdi. Konu hakkında çok sayıda tahmin ve espri yapılırken, gerçek nedenin birçok kişi tarafından bilinmediği ortaya çıktı. Üreticilerin cetvel tasarımında kasıtlı olarak bıraktığı bu boşluğun, ölçüm doğruluğu ve dayanıklılık açısından kritik bir işlevi bulunduğu uzmanlar tarafından vurgulandı.</p><h3>Uzmanlar: Cetveldeki boşluk ölçüm hassasiyeti için tasarlandı</h3><p>Cetveldeki 0 önündeki boşluk, sosyal medya kullanıcıları arasında eğlenceli ve farklı yorumlara yol açtı. Bazı kullanıcılar, boşluğun şaka amaçlı olarak '-1' için ayrıldığını öne sürerken, kimisi ise tarihi bir hikaye uydurdu. Ancak uzmanlar, cetveldeki boşluğun asıl amacının, ölçümde hata payını azaltmak olduğunu belirtti. Cetvelin kenarları zamanla aşınıyor; kalem kutusunda sürtünme, masa kenarına çarpma veya sert zeminlere düşme gibi durumlar, cetvelin uç kısmında deformasyona yol açıyor. Eğer 0 noktası cetvelin tam ucunda olsaydı, kenardaki aşınma doğrudan ölçüm başlangıcını etkiler ve ölçümlerde sürekli hata oluşmasına neden olurdu. Bu nedenle üreticiler, 0 işaretini cetvelin kenarından bir miktar içeriye alarak, aşınmanın ölçüm doğruluğunu etkilemesini önlüyor. Böylece cetvel, uzun süre doğru ölçüm yapabilen bir alet olarak kalıyor. Özellikle marangozlar, terziler ve mühendisler gibi hassas ölçüm yapan meslek grupları, cetveldeki bu boşluğun önemini anında fark ediyor. Profesyoneller, sıfır işaretinin cetvelin fiziksel ucundan daha güvenilir olduğunu vurguluyor.</p><h3>Cetvel tasarımında boşluğun üretim sürecine katkısı büyük</h3><p>Cetveldeki 0 önündeki boşluk yalnızca ölçüm hassasiyeti için değil, üretim sürecinin pratikliği açısından da büyük önem taşıyor. Seri üretim sırasında cetvelin kenarının tamamen düzgün ve hatasız kesilmesi oldukça zor. Boşluk sayesinde, üreticiler sıfır çizgisine zarar vermeden küçük kesim hatalarını tolere edebiliyor. Bu uygulama, cetvelin hem ucuz hem de dayanıklı şekilde üretilmesini sağlıyor. Ayrıca, sadece okul cetvellerinde değil, yüksek hassasiyet gerektiren kaliper ve metre bantlarında da benzer tasarım prensipleri kullanılıyor. Örneğin, kaliperlerde sıfır işareti doğrudan çene ucunda yer almıyor; metre bantlarında ise metal kanca, iç ve dış ölçümlerde kendi kalınlığını telafi edecek şekilde hareket ediyor. Tüm bu örneklerde ortak amaç, ölçüm başlangıcının fiziksel hasara uğrayan kısımdan bağımsız tutulması. Bu sayede, cetvel ve benzeri ölçüm aletleri uzun süre güvenilirliğini koruyor.</p><h3>Cetveldeki boşluk eğitimde doğru ölçüm alışkanlığı kazandırıyor</h3><p>Cetveldeki boşluk, yalnızca teknik bir detay olmanın ötesinde, ölçüm eğitimi açısından da önemli bir rol üstleniyor. Özellikle ölçmeyi yeni öğrenen öğrenciler için bu boşluk, ölçümün cetvelin ucundan değil, sıfır çizgisinden başlaması gerektiğini görsel olarak gösteriyor. Yetişkinler için bu ayrım açık olsa da, çocuklar için cetveldeki boşluk, doğru ölçüm tekniğini pekiştirici bir unsur haline geliyor. Bu uygulamanın kökeni 1900'lü yılların başına kadar uzanıyor. O zamandan bu yana cetvel tasarımlarında bu boşluk korunmuş; ahşaptan plastiğe, imparatorluk ölçeklerinden çift işaretlemeli modern cetvellere kadar her türde bu prensip devam etmiş durumda. Cetvel tasarımında bu kadar uzun ömürlü bir detayın varlığı, ölçümde doğruluğun ve dayanıklılığın evrensel bir ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Sosyal medyada başlayan tartışma ise, sıradan bir nesnenin bile ardında dikkat çekici bir mühendislik ve eğitimsel düşünce barındırdığını bir kez daha gözler önüne serdi.</p><h3>Profesyoneller cetveldeki boşluğun önemine dikkat çekti</h3><p>Sosyal medyada ortaya çıkan 'cetveldeki 0 önündeki boşluk' sorusuna verilen yanıtlar arasında, profesyonel meslek mensuplarının açıklamaları öne çıktı. Marangozlar, terziler ve makine mühendisleri, cetvelin kenarındaki aşınmanın ölçüm hatalarına yol açtığını ve bu yüzden boşluğun kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Uzmanlar, cetvelin sıfır işaretinden ölçüm yapılması gerektiğini, aksi halde yapılan ölçümlerde ciddi sapmalar oluşabileceğini belirtti. Ayrıca, cetveldeki boşluğun seri üretimde kolaylık sağladığı ve dayanıklılığı artırdığı da aktarıldı. Bu açıklamalar, cetvelin yalnızca basit bir okul gereci olmadığını, arkasında ciddi bir mühendislik mantığı bulunduğunu ortaya koydu. Sosyal medyada başlayan tartışma, cetvelin tasarımı hakkında toplumsal farkındalığın artmasına vesile oldu.</p><p>Cetveldeki 0 önündeki boşluğun sıradan bir detay gibi görünmesine rağmen, ölçüm doğruluğu, üretim kolaylığı ve eğitim açısından büyük bir işlev üstlendiği bir kez daha anlaşıldı. Sosyal medyada başlayan bu tartışma, hem mühendislik hem de günlük yaşamda küçük detayların ne kadar önemli olabileceğini gösterdi. Uzmanlar, cetvel kullanırken her zaman sıfır çizgisinden ölçüm yapılması gerektiğini hatırlatarak, bu küçük boşluğun büyük hataların önüne geçtiğini vurguladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/cetvelin-onundeki-bosluk--386_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273678</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/jet-yakiti-krizi-sonrasi-havayollarinda-zam-dalgasi-buyuyor-273678</link>
      <pubDate>2026-04-27T11:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Jet yakıtı krizi sonrası havayollarında zam dalgası büyüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'nin önde gelen havayolu şirketleri United ve American Airlines, jet yakıtı fiyatlarındaki artışın ardından bilet fiyatlarında tarihi bir yükselişe imza attı. Yolcular, geçtiğimiz yıla oranla yüzde 20 daha fazla ödeme yaparken, yakıt fiyatları düşse bile biletlerin ucuzlaması beklenmiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Jet yakıtı krizi sonrası havayollarında zam dalgası büyüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'nin en büyük havayolu şirketleri United Airlines ve American Airlines, jet yakıtı maliyetlerindeki yükselişin etkisiyle bilet fiyatlarında rekor seviyelere ulaştı. İran'da yaşanan savaş ortamı nedeniyle jet yakıtına olan talep artarken, bu durum havayolu şirketlerinin operasyonel maliyetlerinde ciddi bir yükselişe yol açtı. Sektör temsilcileri, artan maliyetlere rağmen yolcu talebinin güçlü şekilde devam ettiğini ve bu nedenle bilet fiyatlarında düşüş beklenmemesi gerektiğini vurguladı. Özellikle United Airlines CEO'su Scott Kirby ve American Airlines CEO'su Robert Isom, yolcuların yüksek fiyatlara rağmen seyahat etmeye devam ettiğini, bu tablonun önümüzdeki dönemde de değişmeyeceğini belirtti.</p><h3>United CEO'su Kirby: 'Talep sürdükçe bilet fiyatları yüksek kalacak'</h3><p>United Airlines CEO'su Scott Kirby, şirketin son kazanç toplantısında, jet yakıtı fiyatlarındaki artışa rağmen yolcuların rekor seviyede bilet almaya devam ettiğini açıkladı. Kirby, "Tüketiciler bu fiyatları ödemeye devam ettiği sürece ve havayolları bu gelir seviyesine alıştıkça, bilet fiyatlarının yüksek kalması kaçınılmaz" dedi. United yolcuları, geçtiğimiz yıla göre uçtukları her mil için ortalama yüzde 20 daha fazla ödeme yapıyor. Jet yakıtı fiyatları yılın başından bu yana neredeyse iki katına çıkarken, havayollarının giderlerinde iş gücünden sonra ikinci sırada yer alan yakıt maliyeti, şirketlerin fiyat politikalarını doğrudan etkiliyor. United, Eylül ayına kadar uçuş programında yaklaşık yüzde 5 oranında kesintiye gittiğini duyurdu. Bu tür kesintiler, özellikle daha az kârlı olan ve indirimli bilet sunulan rotaların iptal edilmesi anlamına geliyor. Sonuç olarak, kalan uçuşlarda ortalama bilet fiyatları daha da yükseliyor ve şirketler, artan maliyetlerin yalnızca bir kısmını yolculara yansıttıklarını belirtiyor.</p><h3>American Airlines CEO'su Isom: 'Yolcular daha fazlasını ödemeye hazır'</h3><p>American Airlines CEO'su Robert Isom ise, müşterilerin ekstra bacak mesafesi veya ön sıralara yakın koltuklar gibi ek hizmetler için daha fazla ödeme yapmaya istekli olduğunu söyledi. Isom, "Bu durumun şirketimiz için olumlu sonuçlar doğuracağına inanıyorum" açıklamasında bulundu. Şirket, bilet fiyatlarını artırmasına rağmen yaz sezonunda rezervasyonların güçlü şekilde devam ettiğini bildirdi. Isom, "Seyahat hala cazip bir fırsat olarak görülüyor" diyerek, yolcuların yüksek fiyatlara rağmen uçuşlardan vazgeçmediğine dikkat çekti. American Airlines, artan yakıt maliyetlerinin etkisiyle operasyonel giderlerinde ciddi bir yükseliş yaşarken, yolcuların talebinin güçlü kalması şirketin fiyat politikasını destekliyor. Sektörde jet yakıtı fiyatlarının normale dönmesi halinde dahi, havayollarının yüksek bilet fiyatlarını koruma eğiliminde olduğu görülüyor.</p><h3>Jet yakıtı maliyetleri ve talep bilet fiyatlarını belirliyor</h3><p>Havayolu sektöründe bilet fiyatları, yalnızca yakıt maliyetlerine bağlı olarak değil, aynı zamanda yolcu talebine göre de şekilleniyor. Sektör uzmanı Zach Griff, bir uçuşun fiyatlandırmasında talebin, güzergâhın, günün saatinin ve rekabetin belirleyici olduğunu vurguladı. Örneğin, hafta ortası veya gece yapılan uçuşlar genellikle daha uygun fiyatlı olurken, yoğun saatlerdeki seferlerde fiyatlar ciddi şekilde artıyor. Ayrıca, büyük şehirler arasındaki uzun mesafe uçuşlarında yolcular, daha kısa rotalara göre her mil için daha az ödeme yapıyor. Havayolları, düşük talep gören ve kâr marjı düşük olan rotalarda seferleri azaltırken, kalan uçuşlarda daha yüksek bilet fiyatı uygulayabiliyor. Southwest Airlines Operasyon Müdürü Andrew Watterson, bu yıl sektörde beş kez bilet fiyatlarının arttığını ve önümüzdeki dönemde yeni zamların gündeme gelebileceğini söyledi. Watterson, "Tarife ortamı piyasa koşulları tarafından şekilleniyor" diyerek, fiyatların doğrudan arz-talep dengesine bağlı olduğunu belirtti.</p><h3>Spirit Airlines iflas riskiyle karşı karşıya</h3><p>Jet yakıtı fiyatlarındaki artış, özellikle düşük maliyetli havayolu şirketlerini olumsuz etkiledi. Sektörde ultra düşük tarifeleriyle bilinen Spirit Airlines, son iki yılda iki kez iflas başvurusunda bulundu ve Mart ayında işten çıkarmalar olabileceği uyarısında bulundu. Trump yönetimi, Spirit Airlines için olası bir kurtarma ya da satın alma seçeneğini değerlendiriyor. Şirketin hayatta kalması halinde dahi, operasyonlarının önemli ölçüde küçülmesi bekleniyor. Diğer indirimli havayolu firmaları da benzer finansal sıkıntılarla karşı karşıya. Sektör uzmanı Zach Griff, "Düşük maliyetli rekabet piyasadan çekildiğinde, United ve benzeri büyük havayollarının yüksek bilet fiyatlarını uzun süre koruması mümkün" değerlendirmesinde bulundu. Jet yakıtı maliyetlerindeki artış sektör genelinde mali baskıyı artırırken, yolcuların seçeneklerinin azalması da fiyatların düşmesini engelliyor.</p><h3>ABD Kongresi'nden havayollarına fiyatlandırma tepkisi</h3><p>Havayolu şirketlerinin, jet yakıtı fiyatları düşse dahi bilet fiyatlarını yüksek tutma eğilimi, kamuoyunda ve siyasi çevrelerde tartışmalara yol açtı. New York'tan Demokrat Temsilci Ritchie Torres, United Airlines CEO'su Scott Kirby'ye gönderdiği mektupta, "United, yakıt tasarruflarının önemli bir kısmını yolculara aktarmak yerine kendi kasasına koymayı planlıyor" ifadelerini kullandı. Torres, "Günlük Amerikalılar, çoğu zaten hava yolculuğundan dışlanmışken, bu düzeyde bir kurumsal açgözlülükten daha iyisini hak ediyor" diyerek, şirketlerin fiyat politikalarını eleştirdi. United Airlines, bu eleştiriler karşısında yorum yapmaktan kaçındı. Jet yakıtı maliyetlerindeki artış ve bilet fiyatlarında yaşanan yükseliş, önümüzdeki dönemde havayolu sektöründe daha fazla tartışma ve düzenleme talebini gündeme getirebilir. Özellikle yolcuların ve kamuoyunun tepkisi, şirketlerin fiyat politikalarında değişikliğe yol açabilir.</p><p>Sonuç olarak, ABD'de havayolu sektöründe jet yakıtı maliyetlerinin yükselmesi, bilet fiyatlarını doğrudan etkiliyor ve yolcuların seyahat maliyetlerinde ciddi bir artışa yol açıyor. United Airlines ve American Airlines gibi büyük şirketler, yüksek talep ve artan operasyonel giderler nedeniyle bilet fiyatlarını koruma eğiliminde. Jet yakıtı fiyatları normale dönse bile, sektör temsilcileri fiyatların kısa vadede düşmesini beklemiyor. Bu durum, yolcular ve kamuoyu nezdinde tartışmaları artırırken, havayolu sektöründe fiyatlandırma politikalarının önümüzdeki dönemde daha yakından izlenmesine neden olacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/jet-yakiti-krizi-sonrasi--102_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273677</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/abdde-nukleer-enerji-atagi-kansasta-reaktor-kuyusu-hizla-ilerliyor-273677</link>
      <pubDate>2026-04-27T11:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ABD'de nükleer enerji atağı! Kansas'ta reaktör kuyusu hızla ilerliyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Deep Fission, Kansas'ta 6.000 feet derinliğe yerleştirilecek küçük modüler nükleer reaktör projesiyle ABD'de bir ilke imza atıyor. Proje, jeolojinin doğal koruma gücünden yararlanarak hem maliyeti hem de inşaat süresini radikal biçimde düşürmeyi hedefliyor. ABD Enerji Bakanlığı'nın da destek verdiği girişim, Temmuz 2026'da kritik aşamaya ulaşmayı amaçlıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ABD'de nükleer enerji atağı! Kansas'ta reaktör kuyusu hızla ilerliyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri'nde nükleer enerji alanında bugüne dek görülmemiş bir adım atılıyor. Kaliforniya merkezli Deep Fission şirketi, Kansas'ın Parsons kentinde 6.000 feet derinliğe yerleştirilecek küçük modüler bir nükleer reaktör için sondaj çalışmalarına başladı. Şirket, projenin ilk aşamasında açılan bu kuyunun, Temmuz 2026'da kritik aşamaya gelmesiyle birlikte, ABD'nin enerji sektöründe yeni bir döneme öncülük edeceğini vurguluyor. Deep Fission'ın geliştirdiği reaktör modeli, geleneksel devasa yüzey yapıları yerine, yer altındaki kaya katmanlarının doğal koruma ve kapsama işlevi görmesini sağlıyor. Bu yaklaşım, hem güvenlik standartlarını yükseltmeyi hem de inşaat maliyetlerini ve sürelerini önemli ölçüde azaltmayı hedefliyor. ABD Enerji Bakanlığı'nın da hızlandırılmış programıyla desteklenen proje, özellikle veri merkezleri ve büyük endüstriyel tesislerin kesintisiz enerji ihtiyacına çözüm sunmayı amaçlıyor.</p><h3>Deep Fission'dan Kansas'ta derin sondaj ve yeni reaktör modeli</h3><p>Deep Fission, 11 Mart'ta Kansas'ın Parsons bölgesinde üç keşif kuyusundan ilkini açarak yer altı nükleer reaktör projesinde önemli bir aşamayı başlatmış oldu. Şirket, yaklaşık 8 inç çapında ve 6.000 feet derinliğe ulaşan bu kuyular için petrol ve gaz sektöründe kullanılan gelişmiş sondaj tekniklerinden yararlanıyor. Kansas'ın tercih edilmesinde, bölgenin öngörülebilir jeolojik yapısı ve düşük geçirgenlikli kaya katmanları belirleyici rol oynadı. Deep Fission yetkilileri, bu kuyuların öncelikle yer modelini doğrulamak ve sondaj ekipmanlarının hassasiyetini test etmek amacıyla açıldığını belirtiyor. Şirket, yer altına indirilecek küçük modüler basınçlı su reaktörünün yaklaşık 15 megawatt termal güce sahip olacağını, bunun da elektrik dönüşümünde yaklaşık 5 megawatt kapasiteye karşılık geldiğini açıkladı. Bu miktar, bir veri merkezi ya da uzak bir endüstriyel tesisin enerji ihtiyacını karşılamaya yetecek düzeyde. Özellikle veri merkezlerinin sürekli ve düşük karbonlu enerjiye duyduğu ihtiyaç, Deep Fission'ın odaklandığı temel alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Şirket, yer altı basıncının ve kaya tabakalarının, geleneksel yüzey reaktörlerine kıyasla daha az ağır çelik donanım gerektirdiğini ve doğal bir güvenlik bariyeri sağladığını savunuyor. Böylece hem maliyetler düşürülecek hem de güvenlik standartları bir üst seviyeye taşınacak.</p><h3>ABD Enerji Bakanlığı'ndan hızlandırılmış destek, yatırımcılardan 80 milyon dolarlık fon</h3><p>Deep Fission'ın Kansas'taki nükleer enerji projesi, yalnızca teknik açıdan değil, finansal ve siyasi açıdan da güçlü bir destek görüyor. ABD Enerji Bakanlığı, birden fazla ileri düzey reaktör projesinin hızlıca inşa edilip faaliyete geçmesini hedefleyen "Reaktör Pilot Programı"nı hayata geçirdi. Bu kapsamda, Temmuz 2026'ya kadar en az üç test reaktörünün kritik aşamaya ulaşması planlanıyor ve Deep Fission'ın projesi de bu öncü girişimler arasında yer alıyor. Şirket, Şubat 2026'da ticarileşme sürecini hızlandırmak amacıyla 80 milyon dolarlık yeni bir yatırım aldığını duyurdu. Bu finansman, Deep Fission'ın projeyi öngörülen takvimde tamamlaması için önemli bir kaynak sağlıyor. Ayrıca, yer altı reaktör modelinin, geleneksel nükleer santrallere kıyasla daha düşük kurulum maliyeti ve daha kısa inşaat süresi sunması, yatırımcıların ilgisini artırıyor. Deep Fission, yer altı yerleşiminin, büyük yüzey yapıları inşa etme gerekliliğini ortadan kaldıracağını ve böylece standart sondaj ekipmanlarının kullanımıyla sürecin hızlanacağını belirtiyor. Şirketin iddiasına göre, bu yöntem sayesinde kurulu megawatt başına maliyet ciddi oranda azalacak. ABD Enerji Bakanlığı'nın verdiği destek ve yatırımcıların sağladığı fon, projenin Amerika'nın enerji geleceğinde yeni bir sayfa açmasını mümkün kılabilir.</p><h3>Yakıt anlaşması ve tedarik zincirinde yeni dinamikler</h3><p>Bir nükleer reaktörün faaliyete geçmesi için sadece teknik altyapı değil, aynı zamanda güvenli ve sürdürülebilir bir yakıt tedariki de büyük önem taşıyor. Deep Fission, 25 Şubat 2026'da Urenco USA ile yaptığı anlaşmayla, test ve gösterim aşamalarında kullanılmak üzere düşük zenginleştirilmiş uranyum tedarikini güvence altına aldı. Bu gelişme, ABD'de nükleer yakıt tedarik zincirinin giderek daha stratejik ve karmaşık hale geldiği bir döneme denk geliyor. ABD Enerji Bakanlığı, ülkenin zenginleştirme kapasitesini artırmak için çeşitli adımlar atarken, Urenco da New Mexico'daki tesisinde üretim kapasitesini yükseltiyor. Bu süreçte, ileri seviye nükleer projelerin başarıya ulaşmasında yakıt sözleşmeleri ve zenginleştirme kapasitesi belirleyici faktörler olarak öne çıkıyor. Deep Fission, yakıt tedarikini garanti altına alırken, tedarik zincirindeki olası darboğazların da farkında olduğunu ifade ediyor. Şirket, bu alandaki gelişmeleri yakından izleyerek projenin sürdürülebilirliğini sağlamak için gerekli tüm önlemleri alıyor.</p><h3>Yer altı reaktör modelinin iklim ve enerji şebekesi için önemi</h3><p>Deep Fission'ın Kansas'ta yürüttüğü yer altı nükleer reaktör projesi, yalnızca ABD için değil, küresel enerji sektörü açısından da çığır açıcı bir potansiyel taşıyor. Şirket, kısa vadede üç keşif kuyusunun tamamlanmasının ardından, pilot reaktörü barındıracak dördüncü kuyunun açılmasına odaklanacak. Eğer Deep Fission, güvenli sondaj, sağlam jeolojik yapı ve düzenleyici kurumların onayını almayı başarırsa, geleneksel nükleer inşaatın en maliyetli ve zaman alıcı süreçlerini geride bırakabilir. Bu da düşük karbonlu, güvenli ve sürekli enerji üretimi için yeni bir standart oluşturabilir. Ancak, yer altı reaktör yerleşimi; denetim, acil durum planlaması, uzun vadeli izleme ve kamu güveni gibi konularda yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor. Özellikle "nükleer reaktör" ve "Kansas delik açma sahası" ifadelerinin aynı başlıkta yer alması, kamuoyunda dikkat ve tartışma yaratıyor. Deep Fission, şeffaf iletişim ve kapsamlı güvenlik önlemleriyle bu endişeleri gidermeyi hedefliyor. Projenin başarısı halinde, ABD'nin enerji şebekesi, veri merkezleri ve endüstriyel tesisleri için düşük karbonlu ve kesintisiz enerji arzı sağlanabilecek. Ayrıca, bu modelin dünyadaki diğer ülkeler için de örnek teşkil etmesi bekleniyor.</p><p>Sonuç olarak, Deep Fission'ın Kansas'ta başlattığı yer altı nükleer reaktör projesi, ABD enerji sektöründe devrim niteliğinde bir dönemi başlatıyor. Jeolojinin doğal koruma gücünden yararlanan bu yaklaşım, hem maliyeti hem de inşaat süresini azaltırken, güvenlik standartlarını da yükseltiyor. ABD Enerji Bakanlığı'nın desteği ve yatırımcıların ilgisiyle hızla ilerleyen proje, nükleer enerji alanında yeni bir çağın kapılarını aralıyor. Deep Fission'ın attığı bu cesur adım, hem Amerika'da hem de küresel ölçekte enerji üretimi ve iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/abdde-nukleer-enerji-atag-950_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273676</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ak-parti-sozcusu-celik-27-nisan-e-muhtira-surecinde-yasananlari-anlatti-273676</link>
      <pubDate>2026-04-27T11:13:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[AK Parti Sözcüsü Çelik, 27 Nisan "e-muhtıra" sürecinde yaşananları anlattı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, askeri vesayetin, 27 Nisan 2007'de Genelkurmay Başkanlığının internet sitesine koyduğu muhtırayla elde edilmek istenen sonucun altüst edildiğini belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[AK Parti Sözcüsü Çelik, 27 Nisan "e-muhtıra" sürecinde yaşananları anlattı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Çelik, üzerinden 19 yıl geçen 27 Nisan e-muhtırasına ilişkin, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.</p><p>O günlerde askeri ve yargı vesayetinin bütün karanlığıyla Ankara'nın üzerine çöktüğünü vurgulayan Çelik, o günleri yaşamayan biri için bugünden bakarak o günleri anlamanın zor gelebileceğini söyledi.</p><p>Günümüzde Cumhurbaşkanı başkanlığında Kabine Toplantılarının yapıldığını, bu toplantıların siyasetin merkezinde yer aldığını ve gözlerin bu toplantıda yapılacak değerlendirmelere, alınacak kararlara çevrildiğini ifade eden Çelik, "Ama o günlerde böyle değildi. Bütün merkez, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantılarıydı. Çünkü Milli Güvenlik Kurulu toplantıları, askeri vesayetin siyaset yapma alanıydı." dedi.</p><p><strong>"HÜKÜMET OLARAK NE KARAR ALIRSANIZ ALIN, MGK'DE ONA AYAR VERİLİYORDU"</strong></p><p>Ömer Çelik, söz konusu tarihlerde sistematik olarak Anayasa'nın üzerine Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin konulduğunu, başbakanın üzerine vesayetçi bir cumhurbaşkanlığının kurgulanmaya çalışıldığını belirterek, "Seçilmiş iktidarın vatandaştan aldığı oyu, siyasi iradesini kadük hale getirmek için Milli Güvenlik Kurulu'nda yapılan siyasetler vardı. Yani siz hükümet olarak ne karar alırsanız alın, Milli Güvenlik Kurulu'nda ona bir şekilde ayar veriliyordu, yönü değiştiriliyordu. Türkiye'de bunun doruk noktası, bu muhtıra geleneğidir." ifadesini kullandı.</p><p>Muhtıralar yoluyla hükümetlerin siyasi olarak tamamen işlevsiz bırakıldığını, onun bir kabuk, şekil haline getirildiğini, milletten aldığı iradenin elinden alındığını dile getiren Çelik, bunun bir sonraki aşamasının da darbe olduğunu kaydetti.</p><p>AK Parti Sözcüsü Çelik, şöyle devam etti:</p><p>"Askeri muhtıra, Türkiye'de siyasi iradenizi vesayet makamlarına teslim etmezseniz doğrudan silahlı müdahaleyle karşılaşırsınız demenin bir başka çeşidiydi. Dolayısıyla muhtıra, Türkiye'de demokratik hayatı son derece zehirleyen, tahrip eden, berhava eden, işlevsiz kılan kötü bir geleneğin önemli enstrümanlarından maalesef bir tanesiydi. Buna karşı da Cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir hükümet direnemedi. İşte 27 Nisan'ın önemi nedir? İlk defa Cumhuriyet tarihinde bir Başbakan, Sayın Cumhurbaşkanımız ve AK Parti hükümeti bu muhtıraya direnmiştir. Buna aslında muhtıra da dememek lazım. Çünkü bir muhtıra vermek istediler. Hükümet direnince o, kağıt parçası oldu. Yani bu, hesap edilmemiş bir şeydi ve Türk siyasi hayatında bir ilkti."</p><p><strong>"HÜKÜMETİN CEVAP VERMESİYLE BÜTÜN DENKLEM TERSİNE DÖNDÜ"</strong></p><p>AK Parti'nin iktidara gelmesinin ardından uzun süre muhtıra geleneğinin kesintiye uğradığını hatırlatan Çelik, "Hatta o gece bizi arayan bazı gazeteci arkadaşlarımız, 'Uzun zamandır askeri vesayetin susmuş olan faks cihazları bu gece çalışmaya başlayacak' demişlerdi. Biz de zaten o şekilde haberdar olmuştuk. Cumhurbaşkanımızı, o zaman Sayın Başbakanımızı bu şekilde haberdar etmiştik. Ama tabii hesap edilmeyen şey şuydu, muhtıra zihniyetine bir hükümetin cevap verebileceği hiç düşünülmemişti. Dolayısıyla demokrasinin, seçilmiş iradenin üzerinde büyük bir karanlık oluşturmaya çalışırken hükümetin cevap vermesiyle bütün denklem tersine döndü ve muhtıra olarak kurgulanan şey, bir kağıt parçasına döndü." diye konuştu.</p><p>Dönemin Genelkurmay Başkanı ve etrafındaki ekip tarafından kurgulanan söz konusu e-muhtırada, Cumhurbaşkanının ve milli eğitim politikasının nasıl olması gerektiğine kadar geniş yelpazede ifadeler yer aldığını anımsatan Çelik, şu açıklamalarda bulundu:</p><p>"Ama esas olan şudur, birincisi, o günden sonra muhtıra geleneği bir daha dirilmemek üzere bitmiş oldu. İkincisi, askeri vesayet, Türkiye'de her zaman dış destekli bir kurgu olarak, demokrasimizi bir tahrip kalıbı olarak yönetmiş bir şeydi. Çok iyi hatırlıyorum, mesela 28 Şubat dönemi, AK Parti'ye açılan kapatma davası dönemlerinde o dış bağlantıyı net bir şekilde görebilirsiniz. Bu, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne de haksızlık eden, saygısızlık eden bir yaklaşımdı. Dolayısıyla o gece Cumhurbaşkanımızın, Başbakan olarak direnmesi ve hükümetin, AK Parti'nin, milli iradenin topyekun direnmesi, sivil toplumun buna destek vermesi, bazı siyasi partilerin doğru bir tutum sergilemesi, muhtıra girişiminde elde edilmeye çalışılan sonucu altüst etti."</p><p><strong>"HEM MUHTIRA VERMİŞLER HEM DE TELEFONLARA ÇIKMAKTAN KAÇIYORLAR"</strong></p><p>O gecenin, bugün anlattığı kadar rahat olmadığını vurgulayan Çelik, "Yani Ankara'nın üstüne çökmüş en kesif karanlığın olduğu, işin sonucunun nereye evrileceğinin tahmin edilemediği bir tabloydu. Ama o gece gösterilen kararlılık yani Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu irade, milletin seçilmiş iradesini herhangi bir vesayet odağına teslim etmeme konusunda net tutumu ve bedeli ne olursa olsun bunu ödemeye hazır olma tablosu, bu durumu ortaya çıkardı. Aslında o, Türkiye'nin demokrasi tarihinde, Cumhuriyet dönemindeki siyasi tarihimizde demokrasi ve sivil siyaset lehine devrimci dönüşümün, pozitif dönüşümün en önemli dönemeçlerinden bir tanesidir." görüşünü paylaştı.</p><p>Çelik, o geceye dair şunları aktardı:</p><p>"Muhtırayı verenlere o gece hesap sorulmak isteniyor. Yani Başbakanlık 'Siz böyle bir muhtırayı nasıl verirsiniz' demek için arıyor. Fakat onlar, hem muhtıra vermişler hem de telefonlara çıkmaktan kaçıyorlar. 15-16 saat boyunca böyle bir kaçma durumları oldu. Hükümetin cevap vereceği duyurulunca ortaya çıkmaya çalıştılar. Yani görüyorsunuz aslında ne kadar niteliksiz, ne kadar çirkin, Türk demokrasisine ne kadar büyük bir saygısızlık yapan maalesef kötü bir gelenek oluşmuş ve bu yıllarca devam etmiş. Türkiye'de millet iradesiyle iktidara geliyorsunuz, askeri vesayet iradesiyle iktidardan gidiyorsunuz gibi bir tablo vardı. Geçmişte bunun birçok örnekleri görülmüştü. O kötü gelenek, demokrasiye, milli iradeye musallat olan saygısızlık o gece bitirilmiştir."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/ak-parti-sozcusu-celik-27-975_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273675</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/microsoftun-gizli-k2-plani-windows-11e-devrim-getirecek-273675</link>
      <pubDate>2026-04-27T11:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Microsoft'un gizli K2 planı Windows 11'e devrim getirecek]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Microsoft, Windows 11 kullanıcılarını ilgilendiren yeni K2 planı ile önemli performans iyileştirmelerine hazırlanıyor. Şirket, Başlat menüsü ve görev çubuğu başta olmak üzere temel arayüz bileşenlerinde hız ve akıcılığı artırmayı hedefliyor. WinUI 3 desteğiyle gelen bu yenilikler, Windows 11'in geleceğini şekillendirecek.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Microsoft'un gizli K2 planı Windows 11'e devrim getirecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Microsoft, Windows 11'in performansını köklü şekilde artırmayı hedefleyen "K2" kod adlı projesiyle dikkatleri üzerine çekti. Şirketin üzerinde çalıştığı bu yeni girişim, özellikle Başlat menüsü, görev çubuğu ve Dosya Gezgini gibi temel arayüz bileşenlerinde önemli hız ve verimlilik artışları sunmayı amaçlıyor. Son dönemde ortaya çıkan bilgilere göre, K2 planı kapsamında, Windows 11'in uzun süredir kullanıcılar tarafından eleştirilen yavaş arayüzü ve tutarsız sistem davranışları ele alınıyor ve bu sorunlara kalıcı çözümler geliştirilmesi planlanıyor.</p><h3>Microsoft: 'Başlat menüsü tamamen yeniden inşa edildi'</h3><p>Microsoft, K2 planı doğrultusunda Başlat menüsünü WinUI 3 teknolojisiyle baştan sona yenilediğini açıkladı. Şirket yetkilileri, yeni Başlat menüsünün mevcut sürüme kıyasla yüzde 60'a kadar daha hızlı açılacağını belirtti. Ayrıca, menüye boyutlandırma ve bölümleri gizleme gibi yeni özelleştirme seçenekleri de eklendi. Windows 11 kullanıcıları, bu yeniliklerle birlikte sistemin çok daha hızlı ve akıcı çalışmasını bekleyebilecek. Microsoft, performans artışının yalnızca Başlat menüsüyle sınırlı kalmayacağını, Dosya Gezgini ve Ayarlar gibi diğer önemli bileşenlerde de benzer hızlanmalar sağlanacağını vurguladı. K2 planı sayesinde, Windows 11 arayüzünün ağır sistem yükü altında bile gecikmesiz yanıt vereceği ifade edildi.</p><h3>WinUI 3 ve yeni Sistem Kompozitörü ile performans atağı</h3><p>K2 planının merkezinde yer alan WinUI 3 desteği, Windows uygulamalarının daha modern ve hızlı çalışmasını mümkün kılıyor. Microsoft, bu çerçevede geliştirdiği yeni Sistem Kompozitörü ile özellikle Başlat menüsü ve görev çubuğu gibi kritik arayüz öğelerinde bellek kullanımını ve gecikmeyi en aza indirmeyi hedefliyor. Windows Central'ın yayımladığı rapora göre, K2 projesiyle birlikte kullanıcılar, Windows 11'de çok daha tutarlı ve hızlı bir deneyim yaşayacak. Microsoft'un yol haritasında, %100 yerel uygulamaların kullanıma sunulması ve temel bileşenlerin sıfırdan inşa edilmesi de yer alıyor. Şirket, bu kapsamlı güncellemelerin çok yakında tüm kullanıcılara ulaşacağını ve Windows 11'in evriminde yeni bir dönemin başlayacağını açıkladı.</p><p>K2 planı ile gelen bu yeniliklerin, Windows 11 kullanıcılarının uzun süredir dile getirdiği performans sorunlarına çare olması bekleniyor. Microsoft, geliştirdiği teknolojilerle hem mevcut kullanıcıların memnuniyetini artırmayı hem de yeni kullanıcıları platforma çekmeyi hedefliyor. Şirket, Windows 11'in geleceğini şekillendirecek bu önemli adımlarla, işletim sisteminin hız, akıcılık ve verimlilik açısından rakiplerinin önüne geçmesini amaçlıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/microsoftun-gizli-k2-plan-700_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273674</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/cinli-bilim-insanlari-deniz-sungeriyle-yaslanma-belirtilerini-tersine-cevirdi-273674</link>
      <pubDate>2026-04-27T11:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çinli bilim insanları deniz süngeriyle yaşlanma belirtilerini tersine çevirdi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Stanford Üniversitesi ve Çinli bilim insanları, deniz süngerlerinden elde edilen plasmalojen adlı bileşenin yaşlanma belirtilerini tersine çevirebileceğini gösteren çarpıcı bir hayvan deneyi gerçekleştirdi. Araştırmada, deniz süngeri kaynaklı plasmalojenin hem beyin hem de vücut üzerinde gençleştirici etkileri olduğu ortaya çıktı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çinli bilim insanları deniz süngeriyle yaşlanma belirtilerini tersine çevirdi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Stanford Üniversitesi, Xi'an Jiaotong-Liverpool Üniversitesi, Şanghay Jiao Tong Üniversitesi ve Çin Bilimler Akademisi Üniversitesi'nden bilim insanları, deniz süngerlerinden elde edilen plasmalojen adlı biyolojik bileşiğin yaşlanmanın etkilerini tersine çevirebileceğine dair önemli bulgulara ulaştı. Araştırma kapsamında, yaşlı dişi farelere iki ay boyunca günlük plasmalojen takviyesi verildi. Çalışmanın sonunda, farelerde yalnızca bilişsel fonksiyonlarda değil, aynı zamanda fiziksel görünümde de gözle görülür iyileşmeler kaydedildi. Bilim insanları, deniz süngerlerinin özellikle Kore ve Japonya gibi ülkelerde geleneksel olarak tüketildiğini ve bu canlılardan elde edilen plasmalojenlerin insan vücudunda önemli işlevlere sahip olduğunu vurguladı.</p><h3>Profesör Lei Fu: 'Deniz süngeri plasmalojeni yaşlanma sürecini tersine çevirebilir'</h3><p>Çalışmanın baş araştırmacısı Profesör Lei Fu, elde edilen sonuçların yalnızca bilişsel gerilemeyi yavaşlatmakla kalmadığını, aynı zamanda yaşlanan beyinde ortaya çıkan bozuklukları da geri çevirebildiğini belirtti. Fu, takviye verilen farelerin bellek ve öğrenme testlerinde, özellikle Morris su labirenti gibi karmaşık görevlerde genç hayvanlar kadar başarılı olduğunu açıkladı. Ayrıca, bu hayvanlarda tüylerin daha parlak, kalın ve koyu hale gelmesi, plasmalojenin vücut genelinde sistemik bir gençleştirici etki yarattığını gösterdi. Deneyin sonuçları, yaşlanmaya bağlı sinaps kaybının önlenebileceğini ve yeni sinaptik bağlantıların oluşumunun desteklenebileceğini ortaya koydu. Fu, bu bulguların deniz süngeri kaynaklı plasmalojenin, yaşlanma sürecinin biyolojik temellerine doğrudan etki edebileceğini gösterdiğini söyledi.</p><h3>Deniz süngeri plasmalojeni beyin ve vücut sağlığında çığır açtı</h3><p>Araştırma ekibi, deniz süngeri plasmalojeninin beyin dokusunda sinaptik bağlantıların güçlenmesini sağladığını ve nöronlar arası iletişimi geliştirdiğini tespit etti. Yüksek çözünürlüklü görüntüleme teknikleriyle yapılan incelemelerde, özellikle hipokampüs bölgesinde daha fazla sinaptik vezikül ve sağlıklı sinir bağlantıları gözlemlendi. Ayrıca, sinaptik plastisite ve yeni nöron üretimiyle ilgili gen ve proteinlerin, plasmalojen takviyesi alan farelerde daha aktif olduğu belirlendi. Araştırmacılar, plasmalojenin sinir sistemi üzerinde yalnızca mevcut bağlantıları korumakla kalmayıp, aynı zamanda yeni bağlantıların oluşmasına da olanak tanıdığını vurguladı. Çalışma, özellikle yaşlanmaya bağlı beyin iltihabında önemli bir azalma sağlandığını gösterdi. Plasmalojenin bağışıklık hücrelerinin aşırı aktivasyonunu engelleyerek, sinir dokusunun onarımı için daha elverişli bir ortam oluşturduğu belirtildi. Bu bulgular, deniz süngeri kaynaklı plasmalojenin yaşlanma ve nörodejeneratif hastalıklara karşı potansiyel bir koruyucu olabileceğine işaret etti.</p><h3>Deniz süngeri plasmalojeni hücresel mekanizmalarda kritik rol oynuyor</h3><p>Bilim insanları, deniz süngeri plasmalojeninin hücre zarlarının esnekliğini artırdığını ve sinapslarda hızlı sinyal iletimini desteklediğini açıkladı. Bu esneklik, nöronlar arasındaki iletişimin sağlıklı biçimde sürdürülmesi için hayati önem taşıyor. Plasmalojenin, sinapsların yapısal özelliklerini doğrudan etkileyerek, nöronlar arası impuls iletimini güçlendirdiği belirtildi. Ayrıca, bağırsak-beyin ekseni üzerinden de olumlu etkiler sağladığı ve bağırsak mikroplarını etkileyerek beyin sağlığını desteklediği ortaya kondu. Araştırmacılar, deniz süngeri plasmalojeninin sindirim sistemi yoluyla alınmasının, öğrenme ve bellek üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini ifade etti. Hayvan deneylerinden elde edilen bu bulgular, deniz süngeri plasmalojeninin insanlarda da benzer faydalar sağlayabileceği beklentisini güçlendirdi.</p><h3>Hayvan deneylerinde deniz süngeri plasmalojeniyle yaşlanma belirtilerinde %44'lük iyileşme</h3><p>2025 yılında yayımlanan hayvan deneyleri, diyetle alınan deniz süngeri plasmalojeninin yaşlanma ve hastalık modellerinde ciddi faydalar sağladığını gösterdi. Özellikle yaşa bağlı bilişsel gerilemeyi modelleyen çalışmalarda, plasmalojen takviyesi mekansal bellekte yaklaşık %44 oranında iyileşme sağladı. Hipokampüste sinaptik protein seviyeleri artarken, beyin iltihabı belirteçlerinde de önemli düşüşler kaydedildi. Plasmalojenin, fosfatidilkolin ve fosfatidilserin gibi diğer fosfolipitlerden daha etkili olduğu gözlemlendi. Benzer şekilde, kalp hastalığı modelinde yapılan deneylerde de deniz süngeri plasmalojeninin kalp dokusunda lipid dengesini iyileştirdiği ve kalp fonksiyonunu desteklediği tespit edildi. Ancak bu etkilerin erkek farelerde daha belirgin olduğu ve iyileşmenin sağlıklı lipid ve protein profiliyle ilişkili olduğu bildirildi.</p><h3>Bilim insanları deniz süngeri plasmalojenini insanlarda da test etmeye hazırlanıyor</h3><p>Profesör Lei Fu ve ekibi, deniz süngeri plasmalojeninin hayvanlarda elde ettiği başarıların ardından bu bileşiğin insanlarda da kullanılabilirliğini araştırmaya başladı. Bilim insanları, ağız yoluyla alınan plasmalojenin yaşlanan insanlarda bilişsel işlevleri iyileştirebileceğini ve nörodejeneratif hastalıklara karşı yeni bir tedavi stratejisi sunabileceğini düşünüyor. Ancak, insan biyolojisinin daha karmaşık olması nedeniyle, hayvan deneylerinden elde edilen sonuçların doğrudan insanlara uyarlanamayacağı konusunda da uyarıda bulunuluyor. Yine de, deniz süngeri plasmalojeninin yaşlanmaya karşı geliştirilmiş bir hapın temel bileşeni olabileceği ve gelecekte anti-aging tedavilerinde önemli bir rol üstlenebileceği öngörülüyor. Bilim dünyası, deniz süngeri plasmalojeninin insan sağlığı üzerindeki etkilerini daha geniş klinik çalışmalarda test etmeye hazırlanıyor.</p><p>Sonuç olarak, Stanford Üniversitesi ve Çinli araştırmacıların deniz süngeri plasmalojeni üzerine yürüttüğü çalışmalar, yaşlanma sürecine karşı yeni ve umut verici bir yaklaşım sundu. Plasmalojenin beyin ve vücut sağlığını korumada gösterdiği etkiler, hem bilim dünyasında hem de kamuoyunda büyük ilgi uyandırdı. Önümüzdeki dönemde bu bileşiğin insanlarda da benzer sonuçlar verip vermeyeceği, yeni klinik çalışmalarla netlik kazanacak. Deniz süngeri plasmalojeni, yaşlanmayı yavaşlatma ve yaşa bağlı hastalıkları önleme konusunda geleceğin tedavi seçeneklerinden biri olma potansiyeli taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/cinli-bilim-insanlari-den-241_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273673</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/gunun-manseti-27-nisan-2026-pazartesi-273673</link>
      <pubDate>2026-04-27T11:03:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Günün Manşeti | 27 Nisan 2026 Pazartesi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç ve Akşam Gazetesi Yazarı Murat Özer, 'Günün Manşeti'nde 27 Nisan 2026 Pazartesi gündemini değerlendirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Günün Manşeti | 27 Nisan 2026 Pazartesi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>24 TV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkök ve Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç, Türkiye'nin ve dünyanın gündemini, gazetelere yansıyan haberleri, köşe yazılarını ve günün önemli gelişmelerini farklı bakış açılarıyla, çarpıcı analizlerle hafta içi her sabah "Günün Manşeti"nde değerlendiriyor. "Günün Manşeti" hafta içi her sabah saat 11.00'de canlı yayınla 24 TV'de ekrana geliyor.</p><p>Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç ve Akşam Gazetesi Yazarı Murat Özer, 'Günün Manşeti'nde 27 Nisan 2026 Pazartesi gündemini değerlendirdi.</p><p><b>Programdan önemli satır başları:</b></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/video-2704202630d72839.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>TRUMP'A 4. SALDIRI GİRİŞİMİ</b></p><p><b>Akşam Gazetesi Yazarı Murat Özer</b><b>: </b>Buna suikast diyemeyiz. Suikast, doğrudan maktulü hedef almaktır. Burada içeri giren bir adamın çıkardığı kargaşa diyebiliriz.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/video1-27042026b4b361d0.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>Akşam Gazetesi Yazarı Murat Özer</b><b>:</b> Sermayesi, sanayisi ve medyası ile İsrail, ABD'den daha büyük.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/video-270420268024d907.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>Akşam Gazetesi Yazarı Murat Özer</b><b>: </b>Kiminle oturup kiminle yattığınız, kiminle kalktığınız hiç kimsenin umurunda değil; cibilliyetiniz böyle zaten. Ama onun parasını niye bize ödettiniz!</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/video-270420264cfa9a1e.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>Akşam Gazetesi Yazarı Murat Özer</b><b>: </b>CHP öyle bir düşmüş vaziyette ki, 70 sene sonra bir seçim kazanınca ne var ne yok çalıp çırpmışlar.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/video-270420261862e288.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>CHP'NİN SKANDALLARI</b></p><p><b>Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç</b><b>:</b> Ülkeyi yönetmeye aday olduğunu iddia eden birisi çıkıp, "İşte benim ayak filmim" diye gösterir mi?</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/canli-gunun-manseti-24-tv-935_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273672</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/sahra-colunde-50-kilometre-genisliginde-dev-olusum-nasadan-dikkat-ceken-aciklama-273672</link>
      <pubDate>2026-04-27T10:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sahra Çölü'nde 50 kilometre genişliğinde dev oluşum! NASA'dan dikkat çeken açıklama]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[NASA, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan çekilen görüntülerle Moritanya'daki Richat Yapısı'nın, bilinenin aksine bir meteor krateri olmadığını, devasa bir jeolojik kubbe olduğunu açıkladı. Sahra'nın ortasında yer alan ve 'Sahra'nın Gözleri' olarak bilinen bu oluşum, doğal süreçlerle şekillenen eşsiz bir yapıyı gözler önüne seriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sahra Çölü'nde 50 kilometre genişliğinde dev oluşum! NASA'dan dikkat çeken açıklama]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NASA, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan elde edilen son fotoğraflarla Moritanya'nın kalbinde yer alan ve 'Sahra'nın Gözleri' olarak anılan Richat Yapısı'nın gizemini bilim dünyasına yeniden taşıdı. Yaklaşık 50 kilometre çapındaki bu devasa oluşum, uzaydan bakıldığında çölün ortasında belirgin bir göz gibi görünüyor. NASA Dünya Gözlemevi'nin yayımladığı yeni analiz, Richat Yapısı'nın kökeniyle ilgili uzun süredir tartışılan meteor çarpması teorisine kesin bir yanıt getirdi. Ajans yetkilileri, bu dikkat çekici yapının aslında bir meteor krateri olmadığını, yavaş yavaş yükselen ve zamanla erozyonla şekillenen bir jeolojik kubbe olduğunu vurguladı. Sahra'nın ortasında, kumullar ve rüzgârlarla çevrili bu eşsiz oluşum, hem bilim insanlarının hem de astronotların yıllardır ilgisini çekiyor.</p><h3>NASA: 'Richat Yapısı'nın kökeni jeolojik kubbe'</h3><p>NASA Dünya Gözlemevi'nin açıklamasına göre, Richat Yapısı'nın oluşumu uzun yıllar boyunca yanlış bir şekilde meteor çarpmasıyla ilişkilendirildi. Büyük ve yuvarlak şekli nedeniyle çarpma krateri sanılan bu yapı, aslında yer kabuğunun yukarı doğru itilmesiyle oluşmuş geniş bir kubbe. Zaman içinde farklı kaya katmanlarının erozyona uğramasıyla ortaya çıkan halkalı sırtlar, yapının bugünkü eşsiz görünümünü oluşturdu. NASA uzmanları, bu jeolojik süreçte en eski kaya katmanlarının merkeze yakın bölgelerde açığa çıktığını, genç katmanların ise çevrede halkalar halinde sıralandığını belirtti. Bu özellik, Richat Yapısı'nı sıradan bir kraterden ayıran en önemli ipucu olarak öne çıkıyor. NASA'nın açıklamasında, 'kubbe şeklinde antiklinal' olarak tanımlanan bu jeolojik yapının, Dünya'nın iç dinamiklerinin bir ürünü olduğunun altı çizildi.</p><h3>Uzaydan gözlemlenen devasa 'Göz' bilim insanlarını büyülüyor</h3><p>Richat Yapısı, uzaydan kolayca seçilebilen nadir jeolojik oluşumlardan biri olarak biliniyor. NASA, yapının yaklaşık 40 ila 50 kilometre arasında değişen genişliğiyle, astronotlar için çölün ortasında net bir referans noktası sunduğunu ifade etti. Uzaydan bakıldığında, çevresindeki özelliksiz kum denizinin tam ortasında belirgin bir gözbebeği gibi parlayan bu oluşum, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan çekilen fotoğraflarda da dikkat çekici detaylar sunuyor. 10 Temmuz 2020'de ISS'den bir Nikon D5 dijital kamera ile elde edilen görüntüler, yapının halkalı yapısını ve çevresindeki kumulların rüzgârla şekillenen desenlerini net biçimde ortaya koydu. NASA, bu fotoğrafların kontrastının artırıldığını ve lens kaynaklı bozulmaların temizlendiğini belirterek, elde edilen verilerin jeolojik analizler açısından büyük önem taşıdığını açıkladı.</p><h3>Sahra'nın Gözleri: Kumullar ve rüzgârın dansı</h3><p>Richat Yapısı'nın çevresi, Sahra Çölü'nün tipik kumul alanlarıyla kaplı. NASA, bölgede hem uzunlamasına hem de enine kumulların bulunduğunu, bu yapıların çöl rüzgârlarının yönünü ve şiddetini haritalamada önemli bir rol oynadığını belirtti. Özellikle rüzgâr etkisiyle oluşan kumul desenleri, bazı bölgelerde aniden sona ererken, diğer alanlarda izole zirveler kumları bir araya toplayıp belirgin şeritler oluşturuyor. NASA'nın vurguladığı gibi, bu dinamik süreç, çölün aslında sürekli değişen ve aktif bir ekosisteme sahip olduğunu gösteriyor. Yerden bakıldığında sıradan görünen bu alanlar, uzaydan incelendiğinde rüzgârın ve erozyonun çölü nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seriyor. Kumulların hareketi, sadece yüzey şekillerini değil, aynı zamanda bölgedeki hava kalitesini ve ekosistemi de etkiliyor.</p><h3>Richat Yapısı'nın küresel etkisi: Toz fırtınaları ve ekolojik bağlantılar</h3><p>Sahra Çölü'nde meydana gelen rüzgârlar, yalnızca yerel coğrafyayı değil, aynı zamanda küresel atmosferi de etkiliyor. NASA Dünya Gözlemevi'nin verilerine göre, her yıl ortalama 182 milyon ton Sahra tozu atmosfere taşınıyor. Bu tozun yaklaşık 27,7 milyon tonu Amazon havzasına ulaşarak orman ekosistemine yılda 22 bin ton fosfor sağlıyor. Toz fırtınaları, yere yakın yoğunlaştığında solunum sorunlarına ve görüş mesafesinde azalmaya yol açarken, uzun mesafelerde dağıldığında okyanusların verimliliğini artırıyor. NASA, bu tozun küresel ihracat üretiminin yaklaşık yüzde 4,5'ini desteklediğini, bazı bölgelerde ise bu oranın yüzde 20 ila 40'a kadar çıktığını açıkladı. Ayrıca, ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA), Sahra Hava Tabakası'nın binlerce mil yol kat ederek Amerika Birleşik Devletleri'ne ulaştığında gökyüzünde bulanıklık ve canlı güneş doğuşları oluşturduğunu, tropikal siklon oluşumunu da etkileyebildiğini bildirdi.</p><h3>NASA'nın gözlemleri bilimsel araştırmalara yön veriyor</h3><p>NASA'nın Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan elde ettiği yüksek çözünürlüklü fotoğraflar, yalnızca görsel olarak değil, bilimsel açıdan da büyük değer taşıyor. Ajans, astronot fotoğrafları ile uydu görüntülerinin bir arada kullanılarak, yüzeydeki değişikliklerin ve mevsimsel farklılıkların daha net tespit edildiğini belirtti. Bu sayede, yerden haritalanması zor olan ince yüzey özellikleri ve çöl ekosisteminin dinamikleri daha detaylı analiz edilebiliyor. NASA'nın yayınladığı son rapor, Richat Yapısı'nın kökeninin doğru anlaşılmasıyla birlikte, benzer jeolojik oluşumların da yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Uzaydan yapılan bu tür gözlemler, hem bölgesel hem de küresel çevre politikaları için kritik önemde veriler sunuyor.</p><h3>Richat Yapısı: Bilimsel yanılsamanın ve doğanın gücünün simgesi</h3><p>Richat Yapısı, ilk bakışta bir meteor krateri izlenimi verse de, detaylı jeolojik incelemeler ve NASA'nın son gözlemleri, bu oluşumun yavaş ve karmaşık doğal süreçlerin ürünü olduğunu ortaya koydu. Sahra'nın ortasında dev bir göz gibi yükselen bu yapı, bilimsel yanılsamaların doğada ne kadar sık yaşanabileceğini gösteriyor. Aynı zamanda, çölün durağan değil, sürekli hareket halinde olan bir sistem olduğunu hatırlatıyor. Kumulların ve rüzgârın şekillendirdiği çevre, hem yerel ekosistemi hem de dünya çapında iklim ve tarım sistemlerini etkileyen dinamik bir süreç sunuyor. NASA'nın Richat Yapısı üzerindeki gözlemleri, doğanın karmaşıklığını ve insanlığın bu süreçleri anlamadaki merakını bir kez daha gündeme taşıdı.</p><p>Sonuç olarak, NASA'nın Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan elde ettiği veriler ve Richat Yapısı'na ilişkin açıklamaları, Sahra Çölü'nün ortasında yer alan bu devasa jeolojik oluşumun sırlarını bir nebze daha aydınlattı. Meteor krateri sanılan bu yapının, aslında Dünya'nın iç kuvvetleriyle şekillenen bir jeolojik kubbe olduğu kesinlik kazandı. Richat Yapısı, hem bilim insanlarına hem de meraklı gözlere, doğanın ne kadar şaşırtıcı ve yanıltıcı olabileceğini bir kez daha hatırlattı. NASA'nın gözlemleri, çöl ekosisteminin küresel etkilerini anlamak için yeni kapılar aralıyor ve gezegenimizin dinamik yapısını gözler önüne seriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/sahra-colunde-50-kilometr-619_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273671</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/magazin/ekmek-teknesiyle-ilgili-sasirtan-gercek-meger-o-diziyle-komsuymus-273671</link>
      <pubDate>2026-04-27T10:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ekmek Teknesi'yle ilgili şaşırtan gerçek: Meğer o diziyle komşuymuş!]]></title>
      <category><![CDATA[Magazin]]></category>
      <description><![CDATA[Aile ve mahalle temalı diziler arasında yer alan Ekmek Teknesi, üzerinden yıllar geçmesine rağmen halen gündem oluyor. Dizinin çekildiği semtle ilgili, birçok kişinin bilmediği bir detay bulunuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ekmek Teknesi'yle ilgili şaşırtan gerçek: Meğer o diziyle komşuymuş!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ekmek Teknesi, yayınlandığı dönemin en çok izlenen dizileri arasında yer alıyordu. İstanbul Üsküdar'da çekilen diziyle ilgili şaşırtan bir gerçek, yıllar sonra ortaya çıktı. Beş kızı olan ve mahallesinde fikirleri önemsenen fırıncı Nusret'in hikayesini anlatan dizinin hikayesi, Kuzguncuk Mahallesi'nde geçiyordu.</p><p><br></p><h2>PERİHAN ABLA DİZİSİYLE KOMŞU ÇIKTI</h2><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/ekmekteknesi-27042026d7feae8a.jpg"/><p>Dizinin çekildiği dükkanın hemen yanında bulunan sokağın adı, Perihan Abla Sokağı olarak geçmektedir. Aynı yerde yıllar önce, TRT dizisi Perihan Abla da çekilmişti daha sonra bu sokağın adı, Perihan Abla olarak değiştirilmişti. Bu detayı, çok az kişi biliyor.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/magazin/ekmek-teknesinin-yildiziydi-ticarete-atildi-yeni-isi-duyanlari-sasirtti-263295" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/02/10/ekmek-teknesinin-yildiziy-500_2-41.jpg"/></div><h3>Ekmek Teknesi'nin yıldızıydı.. Ticarete atıldı, yeni işi duyanları şaşırttı!</h3></a>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/ekmek-teknesiyle-ilgili-s-350_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273670</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/27-nisan-pazartesi-brent-petrolun-varil-fiyati-ne-kadar-oldu-iste-yaniti-273670</link>
      <pubDate>2026-04-27T10:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[27 Nisan Pazartesi brent petrolün varil fiyatı ne kadar oldu? İşte yanıtı...]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Brent petrolün varil fiyatı ne kadar oldu? merak ediliyor, araştırılıyor. 27 Nisan 2026 Pazartesi günü brent petrolün varili uluslararası vadeli piyasalarda 101,19 dolardan işlem görüyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[27 Nisan Pazartesi brent petrolün varil fiyatı ne kadar oldu? İşte yanıtı...]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>27 Nisan 2026 Pazartesi petrol fiyatlarına bakış... Cuma günü 101,34 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, günü 99,13 dolardan tamamladı.</p><p>Brent petrolün vadeli varil fiyatı, bugün saat 09.26 itibarıyla kapanışa göre yüzde 2,1 artarak 101,19 dolar oldu. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 96,18 dolardan alıcı buldu.</p><p>Fiyatlardaki yükselişte, Hürmüz Boğazı'nda devam eden arz kesintileri ve ABD ile İran arasında süren ateşkes görüşmelerine ilişkin belirsizlikler etkili oluyor.</p><p>İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD-İsrail'in saldırılarıyla başlayan 40 günlük savaş sonrasındaki müzakerelerde, ülkenin çıkarlarını güvence altına almayı hedeflediklerini söyledi.</p><p>Erakçi, İslamabad'daki görüşmelerine ilişkin, "İslamabad ziyareti oldukça verimli geçti, iyi istişareler yapıldı. Bu kapsamda geçmiş gelişmeler gözden geçirildi ve İran ile ABD arasındaki müzakerelerin hangi koşullar altında sürdürülebileceği ele alındı." ifadelerini kullandı.</p><p>Öte yandan, İran'ın yarı resmi Fars Haber Ajansı'na göre, Erakçi, Pakistan aracılığıyla ABD'ye ülkesinin nükleer meseleler, Hürmüz Boğazı ve çeşitli konularla ilgili kırmızı çizgilerinin belirtildiği bir mektup iletti.</p><p>Taraflar arasındaki sert söylemler arz endişelerini artırmayı sürdürüyor. ABD Başkanı Donald Trump İran'ın nükleer silaha sahip olması durumunda ABD'yi "havaya uçuracağını", İsrail'i de "dakikalar içinde yok edeceğini" ileri sürdü.</p><p>İran Meclis Başkan Yardımcısı Ali Nikzad ise Hürmüz Boğazı'ndaki duruma ilişkin,  "Hiçbir koşulda Boğaz'ı önceki haline döndürmeyeceğiz. Devrim Rehberi'nin talimatı da bu yönde." ifadesine yer verdi.</p><p>ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD'nin İran limanlarına uyguladığı abluka nedeniyle 37   gemiyi geri döndürdüğünü açıkladı.</p><p>Söz konusu gelişmeler, küresel petrol arzına ilişkin riskleri canlı tutarken, piyasalarda yukarı yönlü fiyat hareketini destekliyor.</p><p>Brent petrolde teknik olarak 102,42 doların direnç, 99,10 doların destek bölgesi olarak izlenebileceği belirtiliyor.    </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/27-nisan-pazartesi-brent--832_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273669</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/tarih-altust-olabilir-paskalya-adasinda-buyuk-sir-ortaya-cikti-273669</link>
      <pubDate>2026-04-27T10:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Tarih altüst olabilir! Paskalya Adası'nda büyük sır ortaya çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Paskalya Adası'nda arkeologların yürüttüğü yeni araştırma, Rongorongo adlı gizemli yazı sisteminin Avrupalıların gelişinden önce var olduğunu gösteren bulgulara ulaştı. Bilim insanları, bu keşfin insanlık tarihi açısından büyük bir dönüm noktası olabileceğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Tarih altüst olabilir! Paskalya Adası'nda büyük sır ortaya çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Paskalya Adası'nda (Rapa Nui) gerçekleştirilen son arkeolojik çalışmalar, insanlık tarihine dair önemli bir tartışmayı yeniden alevlendirdi. Şili kıyılarına 2.360 mil uzaklıktaki bu izole adada, Rongorongo adı verilen ve henüz tam olarak çözülememiş bir yazı sistemine dair yeni bulgular elde edildi. Bilim insanları, adanın yerlilerinin bu yazıyı Avrupalıların adaya ulaşmasından çok önce geliştirmiş olabileceğini ortaya koydu. 2024 yılında yayımlanan bir araştırma, 27 ahşap Rongorongo tabletinden birinin 1493 ile 1509 yılları arasına tarihlendiğini gösteriyor. Bu bulgu, Paskalya Adası'nın insanlık tarihinde bağımsız olarak yazı geliştiren nadir topluluklardan biri olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.</p><h3>Silvia Ferarra: 'Rongorongo'nun kökeni bağımsız olabilir'</h3><p>İtalya'daki Bologna Üniversitesi'nden arkeolog ve dilbilimci Silvia Ferarra, ekibiyle birlikte yürüttüğü çalışmada Rongorongo yazı sisteminin kökenine dair çarpıcı sonuçlara ulaştı. Ferrara, Scientific Reports dergisinde yayımlanan makalesinde, radyokarbon tarihleme yöntemiyle analiz edilen ahşap tabletin Avrupalıların adaya gelişinden önceye ait olduğunun altını çizdi. Ferrara, "Bu keşif, yazının yalnızca Mezopotamya, Mısır, Çin ve Mesoamerika gibi büyük uygarlıklarda değil, Rapa Nui gibi izole topluluklarda da bağımsız olarak ortaya çıkabileceğini gösteriyor" dedi. Araştırma, Rongorongo'nun Avrupa dillerinden tamamen farklı bir yapıya sahip olmasının, bu yazı sisteminin dış etkilerden uzak bir şekilde geliştiğine işaret ettiğini belirtiyor. Uzmanlar, bu gelişmenin yazı tarihine dair mevcut teorilerin gözden geçirilmesine neden olabileceğini vurguladı.</p><h3>Paskalya Adası'nda 27 tablet: Tarihsel gizem çözülüyor</h3><p>Arkeologların incelediği 27 ahşap Rongorongo tabletinden yalnızca birinin kesin olarak Avrupalıların adaya ulaşmasından önceye ait olduğu belirlendi. Diğer tabletlerin tarihleri ise Avrupalıların gelişinden sonraki döneme denk geliyor. Radyokarbon tarihleme, yalnızca ahşabın ne zaman kesildiğini tespit edebildiği için, yazıların tam olarak hangi tarihte yazıldığı konusunda kesin bir bilgi sunmuyor. Ancak Ferrara, yüzyıllık ahşabın yazı yazmak için tercih edilmeyeceğini, bu nedenle tabletin üzerindeki yazıların da büyük olasılıkla aynı döneme ait olduğunu savunuyor. Tabletlerin bir kısmı dünya genelinde farklı müzelerde ve koleksiyonlarda bulunduğu için, araştırmacıların tüm örneklere ulaşması kolay olmuyor. Buna rağmen, elde edilen bulgular, Paskalya Adası'nın insanlık tarihinde bağımsız bir yazı sistemi geliştiren ender topluluklardan biri olabileceğini gösteriyor.</p><h3>Rongorongo'nun çözülmesi için uluslararası iş birliği çağrısı</h3><p>Bilim insanları, Paskalya Adası'ndaki Rongorongo yazı sisteminin tam anlamıyla anlaşılabilmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Silvia Ferarra ve ekibi, dünyanın dört bir yanına dağılmış olan tabletlerin tamamının incelenmesinin kritik önem taşıdığını ifade ediyor. Araştırmacılar, bu gizemli yazı sisteminin çözülmesinin, yalnızca Rapa Nui'nin değil, insanlık tarihinin de yeniden değerlendirilmesini sağlayabileceğini düşünüyor. Ayrıca, Rongorongo'nun işleyişinin Avrupa dillerinden tamamen farklı olması, bu yazının yerli halk tarafından bağımsız olarak geliştirildiği görüşünü güçlendiriyor. Sonuç olarak, Paskalya Adası'ndaki bu keşif, yazının kökenine dair bilinenleri sorgulatıyor ve yeni soruları gündeme getiriyor.</p><p>Sonuç olarak, Paskalya Adası'nda ortaya çıkan Rongorongo bulguları, insanlık tarihinin yazı ile ilgili evriminde yeni bir sayfa açıyor. Bilim insanları, bu yazı sisteminin kökenine dair daha fazla veri elde etmek için çalışmalarını sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde yapılacak yeni araştırmalar, Paskalya Adası'nın ve Rongorongo'nun sırlarını aydınlatmaya katkı sağlayabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/tarih-altust-olabilir-pas-145_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273668</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kolombiyada-pan-amerikan-otoyolunda-bombali-saldiri-14-olu-38-yarali-273668</link>
      <pubDate>2026-04-27T10:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kolombiya'da Pan-Amerikan Otoyolu'nda bombalı saldırı: 14 ölü, 38 yaralı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Kolombiya'nın güneybatısındaki Pan-Amerikan Otoyolu'nda meydana gelen bombalı saldırı, ülkede şiddetin yeniden tırmandığını gözler önüne serdi. En az 14 kişinin hayatını kaybettiği ve 38 kişinin yaralandığı olay, yetkililer tarafından FARC ayrılıkçılarına atfedildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kolombiya'da Pan-Amerikan Otoyolu'nda bombalı saldırı: 14 ölü, 38 yaralı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kolombiya'nın güneybatısında yer alan Cauca bölgesindeki Pan-Amerikan Otoyolu'nda meydana gelen bombalı saldırı, ülke genelinde endişe ve öfkeye yol açtı. Yetkililer, saldırıda en az 14 kişinin yaşamını yitirdiğini, aralarında beş çocuğun da bulunduğu 38 kişinin ise yaralandığını açıkladı. Olay, Cajibío kasabasının El Túnel bölgesinde, sivil araçların yoğun olarak kullandığı bir noktada gerçekleşti. Yerel yönetim ve güvenlik güçleri, saldırının Kolombiya'da son günlerde artan terör olaylarının bir parçası olduğunu vurguladı.</p><h3>Vali Guzmán: 'Saldırı dalgası acil önlem gerektiriyor'</h3><p>Cauca Valisi Octavio Guzmán, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Pan-Amerikan Otoyolu'nda sivil halkı hedef alan patlayıcı bir cihazın infilak ettiğini belirtti. Guzmán, olayın ardından Kolombiya Savunma Bakanı Pedro Sánchez'in bölgeye gelerek kurtarma çalışmalarını koordine ettiğini duyurdu. Vali, ayrıca, saldırının ardından ulusal düzeyde bir güvenlik konseyi oluşturulduğunu ve olayın ciddiyetinin hükümet tarafından yakından takip edildiğini ifade etti. Patlama sonrası çekilen görüntülerde, yolun ortasında büyük bir krater oluştuğu, çevredeki araçların ağır hasar aldığı ve çok sayıda can kaybı yaşandığı görüldü. Guzmán, ülkede hızla artan terör saldırılarına karşı merkezi hükümetten acil destek talep etti.</p><h3>FARC ayrılıkçıları suçlandı: Saldırıların arkasında kim var?</h3><p>Kolombiya Silahlı Kuvvetleri, Pan-Amerikan Otoyolu'ndaki bombalı saldırının sorumlusu olarak, Iván Mordisco lakaplı Néstor Gregorio Vera Fernández'in liderliğindeki FARC ayrılıkçı fraksiyonlarını gösterdi. FARC, 2016 yılında silah bırakıp hükümetle barış anlaşması imzalamıştı; ancak bazı üyeler bu sürece dahil olmadı ve kırsal bölgelerde silahlı eylemlerini sürdürmeye devam etti. General Hugo Alejandro López Barreto, son iki günde Cauca ve Valle del Cauca'da toplam 26 terör eylemi gerçekleştiğini açıkladı. Bu saldırıların, hükümetin ayrılıkçı gruplara yönelik baskılarına bir yanıt olarak düzenlendiği değerlendiriliyor. Yetkililer, El Túnel, El Tambo, Caloto, Popayán, Guachené, Mercaderes ve Miranda gibi bölgelerde de benzer şiddet olaylarının rapor edildiğini bildirdi.</p><h3>Cumhurbaşkanı Petro'dan uluslararası işbirliği çağrısı</h3><p>Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, saldırıların ardından yaptığı açıklamada, "Iván Mordisco" liderliğindeki narkoterörist gruplara karşı uluslararası düzeyde işbirliği çağrısında bulundu. Petro, Cajibío'daki saldırıda ölen ve yaralananların çoğunun sivil ve yerli halktan olduğunu vurguladı. Saldırının, Venezuela ile yapılan sınır güvenliği görüşmelerinin hemen ardından gerçekleşmesi dikkat çekti. Kolombiya ve Venezuela, ortak sınırda suç örgütlerine karşı birlikte mücadele etme kararı almıştı. Uzmanlar, Pan-Amerikan Otoyolu'nda yaşanan bu tür saldırıların, ülkenin güvenliğini ve istikrarını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtiyor. Kolombiya hükümeti, FARC ayrılıkçılarına karşı askeri ve siyasi önlemleri artırmaya hazırlanıyor.</p><p>Bölgedeki şiddet dalgası, Kolombiya'nın barış sürecinde karşılaştığı zorlukları bir kez daha gündeme taşıdı. Pan-Amerikan Otoyolu'nda yaşanan bombalı saldırı, hem yerel halkın güvenliğini tehdit ediyor hem de ülke genelinde terörle mücadele konusunda yeni adımların atılmasını zorunlu kılıyor. Yetkililer, olayın faillerinin yakalanması ve benzer saldırıların önlenmesi için çalışmaların sürdüğünü açıkladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/kolombiyada-pan-amerikan--848_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273667</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/rusya-ve-kuzey-koreden-2031e-kadar-surecek-askeri-isbirligi-anlasmasi-273667</link>
      <pubDate>2026-04-27T10:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Rusya ve Kuzey Kore'den 2031'e kadar sürecek askeri işbirliği anlaşması]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Rusya ile Kuzey Kore arasında 2031 yılına kadar geçerli olacak yeni bir askeri işbirliği anlaşması imzalandı. Pyongyang'da gerçekleşen üst düzey temaslarda, Ukrayna savaşında hayatını kaybeden Kuzey Koreli askerler için anıt açıldı ve iki ülke arasındaki savunma ilişkilerinin uzun vadeli temele oturtulacağı vurgulandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Rusya ve Kuzey Kore'den 2031'e kadar sürecek askeri işbirliği anlaşması]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rusya ve Kuzey Kore, Pyongyang'da düzenlenen üst düzey görüşmelerin ardından, 2031 yılına kadar geçerli olacak kapsamlı bir askeri işbirliği anlaşmasına imza attı. Anlaşma, Rusya Savunma Bakanı Andrei Belousov ile Kuzey Koreli mevkidaşı arasında gerçekleştirilen müzakereler sonucunda sağlandı. Görüşmeler sırasında, Ukrayna savaşında Rusya'nın yanında savaşırken hayatını kaybeden Kuzey Koreli askerler için başkentte bir anıt açıldı. Törene Rusya Devlet Duması Başkanı Vyacheslav Volodin de katıldı. İki ülkenin askeri, siyasi ve ekonomik ilişkilerinin son dönemde hızla derinleştiği dikkati çekiyor. Anlaşma, özellikle Ukrayna'nın Kursk sınır bölgesinde yaşanan çatışmalarda Kuzey Kore'nin Rusya'ya verdiği askeri desteğin ardından geldi.</p><h3>Belousov: 'Kuzey Kore ile işbirliğimiz uzun vadeli temele oturdu'</h3><p>Rusya Savunma Bakanı Andrei Belousov, Pyongyang'da Kuzey Kore liderliği ve üst düzey askeri yetkililerle yaptığı görüşmelerde, iki ülke arasındaki askeri işbirliğinin istikrarlı ve kalıcı bir yapıya kavuşturulduğunu açıkladı. Belousov, "Kuzey Kore Savunma Bakanlığı ile ilişkilerimizi uzun vadeli bir temele oturtma konusunda anlaştık" ifadelerini kullandı. Bakan, 2027-2031 yıllarını kapsayan yeni bir askeri işbirliği planının da imzalanmaya hazırlandığını belirtti. Bu temaslar sırasında Rusya'nın, Kuzey Kore'den Ukrayna'daki operasyonlar için aldığı desteğin önemli bir rol oynadığı vurgulandı. Belousov'un, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile samimi görüntüler vermesi, iki ülke arasındaki yakınlaşmanın boyutunu gözler önüne serdi. Anlaşmanın, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik askeri faaliyetlerinde Kuzey Kore'nin desteğini daha da pekiştirmesi bekleniyor.</p><h3>Kursk'ta hayatını kaybeden Kuzey Koreli askerler için anıt açıldı</h3><p>Pyongyang'da düzenlenen törenle, Ukrayna savaşında Rusya'nın Kursk sınır bölgesinde hayatını kaybeden Kuzey Koreli askerler için özel bir anıt açıldı. Açılışa Rusya Devlet Duması Başkanı Vyacheslav Volodin de katıldı. Törende, Ukrayna güçleriyle çatışmalarda ölen Kuzey Koreli askerlere askeri ödüller verildi. Kremlin'den yapılan açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'a bir telgraf göndererek, askerlerin Kursk bölgesini yeniden Rusya'ya kazandırma çabalarından dolayı teşekkür ettiği belirtildi. Güney Kore'nin tahminlerine göre, çatışmalarda hayatını kaybeden Kuzey Koreli asker sayısı 2 bin civarında olabilir. Resmi rakamlar paylaşılmasa da, Pyongyang'ın Moskova'ya verdiği askeri desteğin boyutu uluslararası kamuoyunun dikkatini çekiyor.</p><p>Rusya ile Kuzey Kore arasında imzalanan yeni askeri işbirliği anlaşması, iki ülkenin savunma alanındaki ilişkilerini daha da güçlendirecek. Özellikle Ukrayna'daki savaşın seyrine etkisi olması beklenen bu işbirliği, Moskova ve Pyongyang'ın gelecekteki stratejik adımlarında belirleyici rol oynayacak. Uzmanlar, Rusya'nın Kuzey Kore'den aldığı askeri desteğin, Ukrayna cephesinde Rusya'nın elini güçlendirdiğine dikkat çekiyor. İki ülke arasındaki yakınlaşmanın, bölgesel dengelerde de önemli değişikliklere yol açabileceği değerlendiriliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/rusya-ve-kuzey-koreden-20-138_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273666</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/hubbledan-nefes-kesen-goruntu-trifid-nebulasi-neden-degisiyor-273666</link>
      <pubDate>2026-04-27T10:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Hubble'dan nefes kesen görüntü! Trifid Nebulası neden değişiyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Hubble Uzay Teleskobu, 29 yıl aradan sonra Trifid Nebulası'nı tekrar görüntüledi ve genç bir yıldızdan fışkıran enerji jetindeki büyümeyi ortaya koydu. Bu çarpıcı gözlem, yıldız oluşumunun dinamiklerini gözler önüne serdi ve bilim dünyasında heyecan yarattı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Hubble'dan nefes kesen görüntü! Trifid Nebulası neden değişiyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hubble Uzay Teleskobu, 29 yıl aradan sonra Trifid Nebulası'nı yeniden gözlemleyerek, genç bir yıldızdan fışkıran enerji jetinin zaman içinde kaydettiği büyümeyi ortaya çıkardı. Dünya'dan yaklaşık 5.000 ışık yılı uzaklıkta, Yay takımyıldızında yer alan ve Messier 20 olarak da bilinen Trifid Nebulası, Hubble'ın 36. yıl dönümünde tekrar mercek altına alındı. Hubble, 1997'de ilk kez görüntülediği bu yıldız oluşum bölgesine, bu kez daha gelişmiş Geniş Alan Kamerası 3 ile döndü ve kozmik bebeklik döneminin insan ömrü ölçeğinde nasıl değiştiğini gösteren eşsiz bir uzay fotoğrafı elde etti.</p><h3>Hubble, Trifid Nebulası'nda enerji jetinin büyümesini tespit etti</h3><p>Hubble'ın yeni gözlemi, Trifid Nebulası'nda genç bir yıldız tarafından üretilen enerji jetinin zamanla genişlediğini ve çevresine daha fazla enerji yaydığını gösterdi. 1997 yılındaki ilk görüntüyle karşılaştırılan yeni veriler, HH-399 olarak adlandırılan Herbig-Haro nesnesinden fışkıran bu jetin belirgin şekilde büyüdüğünü ortaya koydu. Bilim insanları, jetin genişlemesini izleyerek, yıldızın çevresine ne kadar enerji aktardığını ve bu sürecin yıldız oluşumu üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Ayrıca, nebula boyunca uzanan parlak turuncu ve kırmızı şeritler, başka genç yıldızlardan çıkan jetlerin de bölgeyi şekillendirdiğini gösterdi. Hubble'ın bu tespitleri, yıldızların ve çevrelerindeki gaz ile tozun evrimini anlamak açısından büyük önem taşıyor.</p><h3>Trifid Nebulası'nın renkli yapısı ve kozmik savaşın izleri</h3><p>Hubble'ın elde ettiği yeni görüntüde, Trifid Nebulası'nın büyüleyici turuncu bulut kenarları, güçlü ultraviyole radyasyonun gazdan elektronları koparıp bölgeyi parlatmasıyla oluştu. Büyük yıldızlardan gelen yıldız rüzgarları, nebula içinde tozun en ince olduğu alanlarda çevreyi temizledi ve parlak mavi bölgeler oluşturdu. Görüntünün en sağ köşesindeki neredeyse tamamen karanlık alan ise, tozun en yoğun olduğu bölgeyi işaret ediyor. Nebulanın sol ortasında yer alan kahverengi yapı "kozmik deniz limonunun başı" olarak adlandırılırken, pas rengi gaz bulutu ise "bedenini" oluşturdu. İki "boynuz" arasından dışarıya fışkıran sarı gazlar, ultraviyole ışığın gaz ve tozu aşındırdığı bölgeleri gözler önüne serdi. Bu renkli yapıların her biri, Trifid Nebulası'nda süregelen yıldız oluşumu ve kozmik savaşın izlerini taşıyor. Parlak turuncu yıldızlar, nebula ile olan mücadelelerini kazanarak çevrelerindeki gaz ve tozu dağıttı. Önümüzdeki milyonlarca yıl içinde, nebula içinde saklı kalan diğer yıldızlar da benzer bir evrim sürecinden geçecek ve nihayetinde gaz ile toz tamamen kaybolacak.</p><h3>Hubble'ın gelişmiş teknolojisi ve Trifid Nebulası'na yeni bakış</h3><p>Hubble Uzay Teleskobu'nun 36 yıllık operasyonu boyunca geliştirdiği teknolojik imkanlar, Trifid Nebulası'nın sırlarını daha önce olmadığı kadar ayrıntılı şekilde ortaya çıkardı. 1997'de kullanılan Geniş Alan ve Gezegen Kamerası 2'nin yerine geçen Geniş Alan Kamerası 3, nebula içindeki dinamik süreçleri ve enerji jetlerini çok daha net şekilde gözlemledi. Bu yeni gözlemler sayesinde, bilim insanları yıldız oluşumunun hızını, enerji dağılımını ve bölgedeki kozmik evrimi doğrudan ölçme fırsatı buldu. Ayrıca, Şili'nin Atacama Çölü'nde yakın zamanda faaliyete geçen Vera C. Rubin Gözlemevi de Trifid Nebulası'nın ilk görüntülerini yakaladı ve bu veriler, Hubble'ın bulgularını destekledi. Uzay fotoğrafı, sadece Hubble'ın başarısını değil, aynı zamanda insanlığın evrenin sırlarını çözme yolundaki ilerlemesini de simgeliyor.</p><p>Sonuç olarak, Hubble Uzay Teleskobu'nun Trifid Nebulası'nda tespit ettiği enerji jetindeki büyüme ve nebula içindeki renkli detaylar, yıldız oluşumunun karmaşık doğasını gözler önüne serdi. Bu yeni bulgular, hem bilim dünyasında büyük heyecan yarattı hem de Hubble'ın gelişmiş gözlem yeteneklerinin önemini bir kez daha kanıtladı. Önümüzdeki yıllarda, benzer gözlemlerle yıldızların doğumuna ve evrenin evrimine dair daha fazla sır açığa çıkacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/hubbledan-nefes-kesen-gor-780_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273665</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/milyoner-ernie-dosio-afrikada-fil-saldirisinda-yasamini-yitirdi-273665</link>
      <pubDate>2026-04-27T10:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Milyoner Ernie Dosio Afrika'da fil saldırısında yaşamını yitirdi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Kaliforniyalı iş insanı ve büyük av tutkunu Ernie Dosio, Afrika'nın Gabon bölgesindeki Lope-Okanda yağmur ormanlarında bir av gezisi sırasında fil saldırısı sonucu hayatını kaybetti. Olay, Dosio'nun ailesi ve Kaliforniya'daki sevenleri arasında büyük üzüntü yarattı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Milyoner Ernie Dosio Afrika'da fil saldırısında yaşamını yitirdi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kaliforniya'nın tanınmış milyonerlerinden ve avcılık camiasının önde gelen isimlerinden Ernie Dosio, Afrika'da düzenlenen bir av gezisinde fil saldırısı sonucu yaşamını yitirdi. 75 yaşındaki Dosio, Gabon'un Lope-Okanda yağmur ormanlarında, nadir görülen sarı sırtlı duiker avlamak amacıyla Safari Kulübü üyeleriyle birlikte bölgeye gitmişti. 17 Nisan günü, Dosio ve yanındaki iki avcı, beklenmedik şekilde bir grup dişi fil ve yavrularıyla karşı karşıya geldi. Fillerin defalarca saldırdığı olayda, Dosio'nun hayatı trajik biçimde sona erdi. Ailesi, cenazesinin Kaliforniya'ya getirilmesi için hazırlıkların sürdüğünü açıkladı. Dosio'nun ölümü, hem ailesi hem de Central Valley'deki iş çevresi üzerinde büyük bir şok etkisi yarattı.</p><h3>Safari kulübü ve Dosio'nun Afrika tutkusu tartışma yarattı</h3><p>Ernie Dosio'nun ismi, sadece Kaliforniya'daki tarım sektörüyle değil, aynı zamanda uluslararası avcılık camiasıyla da anılıyordu. Safari Kulübü ve Collect Africa ile yaptığı av gezileriyle bilinen Dosio, özellikle büyük avlara olan ilgisiyle dikkat çekiyordu. Gabon'daki son avında, utangaçlığıyla tanınan sarı sırtlı duiker avlamayı hedeflerken, aniden karşılaştığı fil sürüsüyle hayatını kaybetti. Dosio'nun evinde bulunan trofeler, onun gergedan, aslan ve birçok antilop türü gibi hayvanları da avladığını gösteriyor. Bu olay, büyük avcılık hobisinin riskleri ve etik yönleri hakkında yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.</p><h3>Ailesi ve iş dünyası yasa boğuldu: 'Topluluğumuzun bir direğiydi'</h3><p>Ernie Dosio'nun ölüm haberi, sahibi olduğu Pacific AgriLands şirketinin ortakları ve Central District Elks topluluğu tarafından derin üzüntüyle karşılandı. Oğlu Jeff Dosio, babasının kaybının aileyi derinden sarstığını ve olayın ardından büyük bir kaos yaşandığını dile getirdi. Olay günü hakkında ilk olarak yanlış bilgiler yayıldığını belirten Jeff Dosio, avukatların aileden önce bilgilendirildiğini ve bazı detayların hâlâ netleşmediğini söyledi. Yakın aile dostları ise Dosio'nun Afrika'daki av gezilerinin risklerinin farkında olduğunu ve bu tutkuyu yıllardır sürdürdüğünü vurguladı. Dosio'nun ani ölümü, hem ailesi hem de Kaliforniya'daki iş çevresi için büyük bir kayıp olarak kayıtlara geçti.</p><p>Ernie Dosio'nun Afrika'da yaşamını yitirmesi, büyük avcılık tutkusunun tehlikelerini bir kez daha gündeme taşıdı. Cenazesi Kaliforniya'ya gönderilecek olan Dosio, hem iş dünyasında hem de avcılık çevrelerinde uzun süre unutulmayacak bir iz bıraktı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/milyoner-ernie-dosio-afri-869_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273664</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/applein-katlanabilir-iphoneu-teknoloji-dunyasinda-heyecan-yaratti-273664</link>
      <pubDate>2026-04-27T10:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Apple'ın katlanabilir iPhone'u teknoloji dünyasında heyecan yarattı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Apple, yeni CEO'su John Ternus ile birlikte 2.000 dolar fiyat etiketine sahip katlanabilir iPhone'un lansmanına hazırlanıyor. Teknoloji devinin bu stratejik hamlesi, Apple'ın liderlik değişimini yeni bir ürünle taçlandırmayı hedefliyor ve sektörde büyük bir merak uyandırıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Apple'ın katlanabilir iPhone'u teknoloji dünyasında heyecan yarattı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Apple, teknoloji dünyasında yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor. Şirketin yeni CEO'su John Ternus, 1 Eylül'de resmen göreve başlıyor ve iki hafta içinde tanıtılması planlanan 2.000 dolarlık katlanabilir iPhone ile adını duyuracak. Bloomberg kaynaklarına göre, Apple yönetimi Ternus'u, şirketin bugüne kadarki en iddialı ürünlerinden biriyle özdeşleştirerek, hem yeni liderini hem de yeni ürünü kamuoyuna güçlü bir şekilde tanıtmayı amaçlıyor. Katlanabilir iPhone, Apple'ın hem ürün stratejisinde hem de yönetim kadrosunda önemli bir dönüşümün simgesi olarak öne çıkıyor.</p><h3>John Ternus, katlanabilir iPhone ile liderliğini güçlendirecek</h3><p>Apple'ın yeni CEO'su John Ternus, şirketin tarihinde önemli bir kilometre taşına imza atmaya hazırlanıyor. Ternus, daha önce orijinal iPad projesinin baş mühendisliğini üstlenmiş ve Apple'ın inovasyon vizyonunda önemli bir rol oynamıştı. Şimdi ise, 2.000 dolar fiyat etiketiyle dikkat çeken katlanabilir iPhone'un lansmanı, Ternus'un liderliğinin ilk büyük sınavı olacak. Şirketin pazarlama ekibi, bu yeni ürünün Ternus'un kariyerinde bir zirve noktası olarak sunulması için yoğun bir hazırlık yürütüyor. Apple, yeni CEO'sunu geniş kitlelere sevdirmek için katlanabilir iPhone'u stratejik bir araç olarak kullanıyor. Ternus'un bu süreci bizzat yönetmesi ve yeni ürünün tanıtımında ön planda yer alması, Apple'ın liderlik değişimini güçlü bir mesajla pekiştirmesini sağlıyor.</p><h3>Katlanabilir iPhone'un fiyatı ve stratejisi teknoloji sektöründe tartışma yarattı</h3><p>Katlanabilir iPhone'un başlangıç fiyatı olan 2.000 dolar, deneyimli Apple kullanıcıları ve teknoloji analistleri arasında geniş yankı buldu. Söz konusu fiyat, Apple'ın üst segmentteki iddiasını ortaya koyarken, şirketin Samsung gibi rakiplerinin yıllar önce benzer fiyatlarla piyasaya sürdüğü katlanabilir telefonları da gündeme getirdi. Samsung'un 2.000 dolarlık katlanabilir modelleri ve hatta daha yüksek fiyatlı üç katlanabilir telefonları, sektördeki fiyat rekabetinin geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Apple'ın bu hamlesi, şirketin gelir hedefleri açısından da önem taşıyor. Bloomberg analistleri, Apple'ın yılın son çeyreğinde rekor bir gelir elde edebileceğini, bunun da katlanabilir iPhone'un başarısına bağlı olduğunu belirtiyor. Henüz piyasaya çıkmayan bu yeni modelin, Apple'ın gelir tahminlerini nasıl etkileyeceği ise merak konusu.</p><h3>Apple Vision Pro'nun ardından yeni bir dönemin kapıları aralanıyor</h3><p>Apple'ın mevcut CEO'su Tim Cook, şirketin son büyük ürünü olan Vision Pro'nun tanıtımında aktif rol üstlenmişti. Ancak Vision Pro'nun yüksek fiyatı ve sınırlı kullanıcı ilgisi, ürünün beklenen başarıyı elde etmesini engelledi. Analistler, Vision Pro'nun piyasaya sürülüş biçiminin, Apple'ın yeni teknolojilere yaklaşımında bir dönüm noktası oluşturduğunu ifade ediyor. Şimdi ise gözler, John Ternus liderliğindeki Apple'ın katlanabilir iPhone ile nasıl bir yol haritası çizeceğine çevrilmiş durumda. Akıllı telefon pazarında büyük bir yenilik olarak lanse edilen katlanabilir iPhone, hem fiyatı hem de teknolojik özellikleriyle dikkat çekiyor. Apple'ın bu ürünü, akıllı gözlük gibi geleceğin teknolojilerine geçişte de önemli bir basamak olarak görülüyor. Şirketin yeni lideriyle birlikte attığı bu adım, teknoloji sektöründe yeni bir rekabet döneminin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.</p><p>Sonuç olarak, Apple'ın John Ternus yönetiminde piyasaya süreceği katlanabilir iPhone, şirketin hem liderlik hem de ürün stratejisinde radikal bir değişimi temsil ediyor. Yüksek fiyatı ve yenilikçi tasarımıyla merak uyandıran bu model, Apple'ın küresel teknoloji arenasındaki konumunu güçlendirmeye yönelik önemli bir hamle olarak öne çıkıyor. Tüm gözler, Apple'ın yeni CEO'su ve katlanabilir iPhone'un yaratacağı etkiye çevrilmiş durumda.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/applein-katlanabilir-ipho-469_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273663</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/ilk-fragman-dustu-spider-noir-karanlik-dunyasiyla-izleyiciyi-ikiye-boldu-273663</link>
      <pubDate>2026-04-27T10:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İlk fragman düştü! Spider-Noir karanlık dünyasıyla izleyiciyi ikiye böldü]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Prime Video, uzun süredir merakla beklenen Spider-Noir dizisinin tam fragmanını Meksiko Şehri'nde düzenlenen etkinlikte izleyicilerle buluşturdu. Anahtar kelime olarak öne çıkan Spider-Noir, hem siyah beyaz hem de renkli formatta sunulan fragmanlarıyla dikkat çekti. Marvel evreninin farklı bir yorumunu ekrana taşıyan yapımda Nicolas Cage başrolde yer alıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İlk fragman düştü! Spider-Noir karanlık dünyasıyla izleyiciyi ikiye böldü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prime Video, Marvel evreninin dikkat çeken yeni dizisi Spider-Noir'in tam fragmanını Meksiko Şehri'nde gerçekleşen CCXPMX26 etkinliğinde izleyicilere sundu. Spider-Noir, klasik süper kahraman hikâyelerine farklı bir soluk getirerek, 1930'ların New York'unda geçen ve örümcek güçlerine sahip bir dedektifin maceralarını merkezine alıyor. Dizinin başrolünde ünlü oyuncu Nicolas Cage yer alırken, fragman hem siyah beyaz hem de "Gerçek Ton" adı verilen renkli formatta yayınlandı. Bu özel tanıtım, Marvel hayranlarının yanı sıra dizi ve sinema dünyasında da büyük yankı uyandırdı.</p><h3>Prime Video Spider-Noir için iki farklı fragmanla beklentiyi yükseltti</h3><p>Prime Video, Spider-Noir dizisinin fragmanını iki ayrı formatta sunarak izleyicilere farklı bir deneyim vadetti. Siyah beyaz versiyon, klasik film noir atmosferini yansıtırken; "Gerçek Ton" olarak adlandırılan renkli fragman ise modern izleyicilere hitap ediyor. Bu yaklaşım, Spider-Noir'ın hem nostaljik hem de yenilikçi yanını öne çıkarıyor. Yapımcı Chris Miller, dizinin dedektif hikâyesiyle örümcek güçlerini bir araya getirdiğini ve klasik noir karakterlerine göndermeler yaptığını belirtti. Fragmanın yayınlanması, dizinin atmosferi ve karakterlerine dair ilk ipuçlarını verirken, Marvel evreninin farklı bir bakış açısıyla ele alınacağına işaret etti. Marvel Comics'in 2009 yılında başlattığı "noir" serisinin izinden giden Spider-Noir, alternatif bir evrende geçen karanlık ve gizemli bir hikâyeye odaklanıyor.</p><h3>Nicolas Cage Spider-Noir rolüyle Marvel evrenine yeni bir soluk getiriyor</h3><p>Dizinin başrolünde yer alan Nicolas Cage, Ben Reilly karakteriyle izleyicinin karşısına çıkıyor. Cage'in canlandırdığı Ben Reilly, 1930'ların New York'unda yaşayan, geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalan ve şehrin tek süper kahramanı olarak mücadele eden bir özel dedektif. Bu karakter, daha önce animasyon filmleri Spider-Man: Into the Spider-Verse ve Across the Spider-Verse'de kısa süreliğine izleyiciyle buluşmuştu. Yapımcı Oren Uziel, klasik Peter Parker yerine daha olgun ve noir havasına uygun bir karakter yaratmak istediklerini açıkladı. Dizide ayrıca Lamorne Morris, Li Jun Li, Karen Rodriguez, Abraham Popoola, Jack Huston, Brendan Gleeson, Lukas Haas, Richard Robichaux ve Kai Caster gibi isimler de yer alıyor. Her biri, Spider-Noir'ın karanlık ve sürükleyici dünyasına farklı bir renk katıyor.</p><h3>Marvel'ın Spider-Noir dizisi yayın tarihi ve izleme seçenekleriyle öne çıkıyor</h3><p>Spider-Noir dizisinin prömiyeri 25 Mayıs 2026'da MGM+'da gerçekleşecek. Tüm bölümler ise 27 Mayıs 2026'dan itibaren Prime Video üzerinden izlenebilecek. İzleyiciler, Spider-Noir'ı ister siyah beyaz ister "Gerçek Ton" olarak adlandırılan renkli formatta seyretme şansına sahip olacak. Bu esnek izleme imkânı, diziyi diğer Marvel yapımlarından ayıran önemli bir özellik olarak öne çıkıyor. Yapımcı Chris Miller, dizinin büyük bir bağlantılı evren yaratma amacında olmadığını, Spider-Noir'ın kendi içinde bağımsız bir hikâye sunduğunu vurguladı. Dizinin yayın tarihi ve izleme seçenekleri, Marvel hayranları ile dizi tutkunları arasında şimdiden büyük bir heyecan yarattı. Fragmanın yayınlanmasıyla birlikte, Spider-Noir sosyal medyada ve dijital platformlarda geniş yankı buldu.</p><p>Spider-Noir, Marvel evrenine farklı bir bakış açısı kazandırırken, Nicolas Cage'in başrolde yer alması ve farklı izleme seçenekleriyle dizi dünyasında merakla beklenen projelerden biri haline geldi. Prime Video'nun bu iddialı yapımı, hem klasik noir tutkunlarını hem de süper kahraman hayranlarını bir araya getirmeyi hedefliyor. İzleyiciler, Spider-Noir'ın yayınlanacağı günü heyecanla bekliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/ilk-fragman-dustu-spider--885_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273662</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/borsa-istanbulda-bist-100-endeksi-yeni-haftaya-yukselisle-basladi-273662</link>
      <pubDate>2026-04-27T10:19:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi yeni haftaya yükselişle başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, 27 Nisan 2026 Pazartesi gününe yüzde 0,26 artışla 14.446,29 puandan başladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi yeni haftaya yükselişle başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>27 Nisan 2026 Pazartesi borsa haberleri... Cuma günü alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,51 değer kazanarak 14.409,07 puandan tamamladı.</p><p>Endeks, bugün açılışta önceki kapanışa göre 37,22 puan ve yüzde 0,26 artışla 14.446,29 puana çıktı. Bankacılık endeksi yüzde 0,05, holding endeksi yüzde 0,30 değer kazandı.</p><p>Sektör endeksleri arasında en çok kazandıran yüzde 0,68 ile metal ana sanayi, en çok gerileyen yüzde 0,84 ile gıda içecek oldu.</p><p>Küresel piyasalar, ABD Başkanı Donald Trump'ın hafta sonu İran'la müzakereleri askıya aldığını açıklamasına rağmen, İran'ın uzlaşmacı bir teklif sunduğuna yönelik haber akışıyla pozitif bir seyir izliyor.</p><p>Orta Doğu'daki çatışmalara ilişkin haber akışı piyasaların odağında olmayı sürdürürken, ABD Başkanı Donald Trump hafta sonu İran'la müzakere yapmak üzere İslamabad'a gitmeye hazırlanan ABD ekibinin uçuşunu iptal ettiğini açıkladı. Pakistan'a gitmeye hazırlanan ekipte Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner bulunuyordu.</p><p>Son olarak ABD basınında çıkan haberlere göre, İran'ın müzakerelerdeki çıkmazı açmak için Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmayı ve savaşı sona erdirmeyi, nükleer müzakereleri ise daha sonraki bir aşamaya ertelemeyi önerdiği bildirildi.</p><p>Söz konusu gelişmelerin ardından müzakere sürecine yönelik iyimserliklerle küresel risk iştahında toparlanmalar öne çıkarken, hafta sonu sürece ilişkin artan endişeler bir nebze de olsun yatıştı.</p><p>Bu hafta Orta Doğu'daki gerilimlerin gölgesinde gözler ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz kararına çevrildi.</p><p>Analistler, bugün yurt içinde veri gündeminin sakin olduğunu, yurt dışında ise ABD'de Dallas Fed imalat sanayi endeksinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.500 ve 14.600 puanın direnç, 14.300 ve 14.200 puanın ise destek konumunda olduğunu söyledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/borsa-istanbulda-bist-100-501_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273661</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/gulistan-doku-sorusturmasinda-yeni-gelisme-donemin-emniyet-muduru-ifadeye-cagrildi-273661</link>
      <pubDate>2026-04-27T10:16:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme! Dönemin Emniyet Müdürü ifadeye çağrıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca, Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen tahkikatta, dönemin İl Emniyet Müdürü Yılmaz Delen'in "tanık" olarak ifadesine başvurulacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme! Dönemin Emniyet Müdürü ifadeye çağrıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturma çerçevesinde tutuklanan dönemin eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkındaki işlemlerini sürdürüyor.</p><p>Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 161/6 maddesi kapsamında yürütülen soruşturma dahilinde savcılık, dosyadaki delillerin incelenmesi ve süreçteki iddiaların netleştirilmesi amacıyla kritik bir karar aldı.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/video-27042026e90ecd72.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>DÖNEMİN EMNİYET MÜDÜRÜ TANIK OLARAK DİNLENECEK</b></p><p>Başsavcılık, soruşturma konusu olayların yaşandığı dönemde Tunceli İl Emniyet Müdürü olarak görev yapan Yılmaz Delen'in, konuyla ilgili bilgi sahibi olduğu değerlendirmesi üzerine "tanık" sıfatıyla ifadesinin alınmasına karar verdi.</p><p>Delen'in, soruşturma dosyasına giren iddialar ve o dönem yürütülen adli/idari işlemler hakkında bildiklerini anlatmak üzere önümüzdeki günlerde savcılığa gelmesi bekleniyor.</p><p><b>GÜLİSTAN DOKU SORUŞTURMANIN GEÇMİŞİ</b></p><p>Gülistan Doku soruşturması kapsamında, "görevi kötüye kullanma" ve "yargılamayı etkilemeye teşebbüs" gibi iddialarla gündeme gelen eski Vali Tuncay Sonel hakkındaki süreç, CMK 161/6 maddesinde yer alan "Vali ve kaymakamların görevlerinden doğan suçlarla ilgili soruşturma usulü" uyarınca Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından titizlikle yürütülüyor.</p><p>Başsavcılığın, dosya kapsamındaki diğer tanık beyanları ve dijital materyaller üzerindeki incelemelerinin devam ettiği öğrenildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/gulistan-doku-sorusturmas-945_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273660</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/derin-uyku-icin-glisin-mi-magnezyum-mu-daha-etkili-sonuclar-sasirtici-273660</link>
      <pubDate>2026-04-27T10:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Derin uyku için glisin mi magnezyum mu daha etkili? Sonuçlar şaşırtıcı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[İki sertifikalı doktor, magnezyum ve glisin takviyelerinin derin uyku üzerindeki etkilerini karşılaştırdı. Uyku kalitesini artırmak isteyenler için hangi takviyenin daha avantajlı olduğunu bilimsel verilerle açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Derin uyku için glisin mi magnezyum mu daha etkili? Sonuçlar şaşırtıcı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İki uzman doktor, magnezyum ve glisin takviyelerinin derin uyku üzerindeki etkilerini detaylı biçimde değerlendirdi. Son dönemde uyku kalitesini artırmak amacıyla yaygın olarak tercih edilen bu iki takviyenin, derin uyku süresine olan katkısı ve kullanım şekilleri, bilimsel çalışmalar ışığında ele alındı. Uzmanlar, magnezyumun derin uyku süresini artırmada daha güçlü kanıtlara sahip olduğunu belirtirken, glisinin ise uykuya dalma hızını ve sabah yaşanan sersemlik hissini azaltmada öne çıktığını vurguladı. Hangi takviyenin kimler için daha uygun olduğu, kullanım zamanlaması ve dozaj önerileri de doktorların açıklamalarında yer aldı.</p><h3>Dr. Jamison ve Dr. Dasgupta: 'Magnezyum derin uyku süresini artırıyor'</h3><p>Sağlık Konseyi üyesi Dr. Sarah Jamison ve uyku alanında uzman Dr. Raj Dasgupta, magnezyumun derin uyku süresi üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Dr. Jamison, magnezyumun beynin uykuya geçişte rol oynayan kimyasallarını düzenleyerek uyku kalitesini yükselttiğini ve daha uzun süren derin uykuya katkı sağladığını belirtti. Bilimsel araştırmaların magnezyum eksikliği olan bireylerde, bu takviyenin uyku kalitesini belirgin şekilde artırdığını gösterdiğine işaret eden Dr. Dasgupta ise, yeterli magnezyum seviyesine sahip kişilerde etkilerin daha hafif olabileceğini söyledi. Magnezyumun sinir sistemi üzerinde sakinleştirici etkisi bulunduğu, gece uyanmalarını ve fiziksel gerginliği azaltabildiği de uzmanlar tarafından vurgulandı. Magnezyumun farklı formları arasında özellikle magnezyum glisinatın, uyku için daha uygun olduğu ifade edildi. Uzmanlar, magnezyumun yatmadan bir saat önce, tercihen bir atıştırmalık ile alınmasını önerdi. Dozaj konusunda ise mutlaka bir sağlık profesyoneline danışılması gerektiğinin altı çizildi. Magnezyumun tablet, kapsül, toz, topikal çözümler ve şekerleme gibi birçok formda bulunabildiği, ancak form kadar tür seçiminin de önemli olduğu belirtildi. Uyku için magnezyum glisinatın tercih edilmesi, mide hassasiyeti yaşayanlar için daha rahat bir deneyim sunabiliyor.</p><h3>Glisin ile uykuya dalmak ve sabah daha zinde uyanmak mümkün</h3><p>Dr. Jamison ve Dr. Dasgupta, glisinin uykuya dalma süresini kısalttığını ve sabah yaşanan sersemlik hissini azalttığını açıkladı. Glisin, bir amino asit olarak beyinde etkili olup, çekirdek vücut sıcaklığını düşürerek merkezi sinir sisteminde daha sakin bir ortam oluşturuyor. Bu sayede uykuya geçiş kolaylaşıyor ve gece boyunca daha huzurlu bir uyku deneyimi yaşanabiliyor. Dr. Dasgupta, glisinin öznel uyku kalitesini ve ertesi gün uyanıklığını artırdığını, bazı araştırmaların ise uyku derinliğinde mütevazı iyileşmeler sunduğunu ifade etti. Dr. Jamison ise, glisinin derin uyku süresini objektif olarak artırdığını gösteren net bilimsel kanıtların henüz bulunmadığını, ancak uykuya dalmakta zorluk yaşayanlar ve sabahları yorgun hissedenler için glisinin faydalı olabileceğini belirtti. Glisin takviyeleri genellikle toz, kapsül ve şekerleme şeklinde sunuluyor. Toz formunun yüksek dozaj gerektiren durumlarda daha etkili olduğu, kapsüllerin ise kullanım kolaylığı sunduğu aktarıldı. Her iki doktor da glisinin yatmadan 30 ila 60 dakika önce, su ile karıştırılarak alınmasının en iyi sonucu verdiğini kaydetti. Sağlıklı yetişkinler için önerilen glisin dozu yaklaşık 3 gram olarak öne çıkarken, bireysel dozajın belirlenmesi için mutlaka bir sağlık uzmanına danışılması tavsiye edildi.</p><h3>Glisin ve magnezyumun artı ve eksileri: Her iki takviye için bilimsel değerlendirme</h3><p>Uzman doktorlar, glisin ve magnezyumun derin uyku üzerindeki etkilerinin kişisel ihtiyaçlara göre değişebileceğine dikkat çekti. Dr. Dasgupta, mevcut bilimsel verilerin glisinin uyku kalitesini ve uykuya dalmayı doğrudan desteklediğini, bazı çalışmaların ise algılanan uyku derinliğinde hafif iyileşmeler sunduğunu belirtti. Buna karşılık Dr. Jamison, derin uyku süresini artırma hedefi olanlar için magnezyumun daha avantajlı olduğunu, bilimsel kanıtların bu yönde daha güçlü olduğunu söyledi. Magnezyum eksikliği yaşayan bireylerde, magnezyum takviyesinin uyku kalitesini belirgin şekilde iyileştirdiği, ancak normal seviyelere sahip olanlarda etkilerin daha sınırlı kalabileceği vurgulandı. Her iki doktor da, hiçbir takviyenin klinik olarak dramatik bir şekilde yavaş dalga uykusunu güvenilir ve güçlü biçimde artırmadığını, ancak glisin ve magnezyumun umut verici sonuçlar sunduğunu açıkladı. Takviye seçimi yapılırken, kişinin uykuya dalmakta mı yoksa derin uyku süresini artırmakta mı zorlandığına dikkat edilmesi gerektiği belirtildi. Ayrıca, her iki takviyenin de farklı formlarda ve dozajlarda sunulduğu, doğru form ve dozajın kişisel sağlık geçmişi göz önünde bulundurularak belirlenmesi gerektiği ifade edildi.</p><h3>Takviye seçimi ve kullanım önerileri: Bilinçli tercihler ön planda</h3><p>Glisin ve magnezyum takviyeleriyle ilgili olarak, uzmanlar bilinçli ve kişiye özel tercihler yapılmasının önemine işaret etti. Takviyelerin kullanım zamanı, formu ve dozajı, bireyin ihtiyaçlarına göre farklılık gösterebiliyor. Özellikle magnezyum glisinatın uyku için daha iyi emildiği ve mide üzerinde daha nazik olduğu, magnezyum sitratın ise müshil etkisi yaratabileceği hatırlatıldı. Glisin için ise toz formunun yüksek dozaj gerektiren durumlarda daha etkili olduğu, kapsüllerin ise pratiklik sunduğu vurgulandı. Her iki takviyenin de yatmadan önce alınması, uyku kalitesi açısından olumlu sonuçlar doğurabiliyor. Ancak, her bireyin tıbbi geçmişi farklı olduğundan, en doğru form ve dozaj için mutlaka bir sağlık uzmanına danışılması gerektiği tekrarlandı. Dr. Jamison ve Dr. Dasgupta, glisin ve magnezyumun gece rutinine eklenmesinin uyku deneyimini iyileştirebileceğini, ancak her iki takviyenin de mucizevi sonuçlar sunmadığını, dengeli ve bilinçli kullanımın esas olduğunu belirtti. Bilimsel araştırmaların devam etmesiyle birlikte, glisin ve magnezyumun derin uyku üzerindeki etkilerine dair daha net sonuçların elde edilmesi bekleniyor.</p><p>Sonuç olarak, glisin ve magnezyum takviyeleri, derin uykuya ulaşmak ve uyku kalitesini artırmak isteyenler için önemli birer alternatif olarak öne çıkıyor. Uzman doktorların önerileri doğrultusunda, hangi takviyenin tercih edileceği bireysel ihtiyaçlara ve sağlık durumuna göre belirlenmeli. Her iki takviyenin de doğru zamanlama ve uygun dozajda kullanılması, gece uykusunun kalitesini artırmada etkili olabilir. Ancak, kesin ve güvenilir sonuçlar için yeni bilimsel araştırmalara ihtiyaç duyuluyor. Uyku sorunları yaşayan bireylerin, herhangi bir takviye kullanımına başlamadan önce mutlaka sağlık profesyonellerine danışmaları öneriliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/derin-uyku-icin-glisin-mi-849_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273659</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/ece-vahapoglu-ile-mutluluk-icin-yine-dopdolu-273659</link>
      <pubDate>2026-04-27T10:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[“Ece Vahapoğlu İle Mutluluk İçin” yine dopdolu!]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[360 ekranlarında her cumartesi pazar saat 13.00'te izleyici ile buluşan “Ece Vahapoğlu İle Mutluluk İçin” programında bu hafta, stratejist-eğitimci Rüzgâr Mira Okan konuk ile oyuncu ve sunucu Suat Güzey konuk olarak yer aldı. “Ece Vahapoğlu İle Mutluluk İçin” kişisel gelişimden sanat dünyasına uzanan güçlü içerikleriyle izleyicilere ilham verici bir bölüm olarak ekranlara geldi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[“Ece Vahapoğlu İle Mutluluk İçin” yine dopdolu!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>360 ekranlarında her cumartesi pazar saat 13.00'te izleyici ile buluşan "Ece  Vahapoğlu İle Mutluluk İçin" programında bu hafta, iletişim becerilerinden  kişisel gelişime ve sanat dünyasının çok yönlü kariyerlerine uzanan ilham  verici konular izleyicilerle buluştu.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/ecevahapolulemutlulu-270420266c908174.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Programın ilk bölümünde stratejist - eğitimci Rüzgâr Mira Okan konuk oldu.  Okan, nezaketin her zaman "evet demek" olup olmadığı sorusu üzerinden etkili  iletişimin temel dinamiklerini ele aldı. Etkili konuşmanın sırrı, sınır koyabilme  becerisi ve özgüvenin nasıl geliştirilebileceği gibi başlıklarda önemli  değerlendirmelerde bulundu. Katılımcılara hem profesyonel hem de sosyal yaşamda  güçlü iletişim kurmanın yollarına dair dikkat çekici perspektifler sundu.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/ecevahapolulemutlulu-27042026900b2c00.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Programın ikinci bölümünde oyuncu ve sunucu Suat Güzey konuk olarak yer  aldı. Güzey, kariyer yolculuğunu ve bu mesleğe nasıl adım attığını anlatırken,  hayatına dair bilinmeyen yönleri de izleyicilerle paylaştı. Oyunculuk,  sunuculuk ve seslendirme alanlarında edindiği deneyimleri aktaran Güzey, çok  yönlü kariyer yapısının kendisine kattığı avantajları samimi bir dille ifade  etti.</p><p>Program, kişisel gelişimden sanat dünyasına uzanan güçlü içerikleriyle  izleyicilere ilham verici bir bölüm olarak ekranlara geldi. </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/ece-vahapoglu-ile-mutlulu-984_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273658</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kuresel-tedarik-zinciri-tehdit-altinda-deniz-seviyesi-yukseliyor-273658</link>
      <pubDate>2026-04-27T10:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Küresel tedarik zinciri tehdit altında! Deniz seviyesi yükseliyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Çin'in büyük kıyı şehirlerinde deniz seviyesi, son 4 bin yılın en hızlı yükselişini yaşıyor. Bilim insanları, bu artışın büyük ölçüde insan faaliyetlerinden kaynaklandığını ve şehirlerin ciddi bir riskle karşı karşıya olduğunu vurguluyor. Özellikle Yangtze ve Pearl Nehri deltalarındaki hızlı çöküş, küresel tedarik zincirlerini de tehdit ediyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Küresel tedarik zinciri tehdit altında! Deniz seviyesi yükseliyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çin'in en büyük kıyı şehirleri, son 4 bin yılda eşi benzeri görülmemiş bir deniz seviyesi yükselişiyle karşı karşıya. Rutgers Üniversitesi'nden uzmanlar, özellikle Şanghay gibi mega kentlerin hem yükselen deniz seviyesi hem de yer yüzeyindeki çöküş nedeniyle ciddi risk altında olduğunu açıkladı. Bilim insanları, 1900 yılından bu yana deniz seviyesindeki artışın yılda yaklaşık 1,5 milimetreye ulaştığını ve bu hızın jeolojik kayıtlarda tespit edilen en hızlı yükseliş olduğunu belirtti. Araştırmalar, bu dramatik değişimin %94 oranında insan faaliyetlerinden kaynaklandığını ortaya koydu. Özellikle yeraltı suyu çekimi ve yoğun inşaat faaliyetleri, şehirlerin denizle arasındaki mesafeyi hızla azaltıyor. Uzmanlar, bu gelişmenin yalnızca Çin için değil, dünya genelindeki kıyı şehirleri ve küresel ekonomi için de büyük bir tehdit oluşturduğunu vurguluyor.</p><h3>Bilim insanları: 'Deniz seviyesi yükselişi insan etkisiyle hızlandı'</h3><p>Rutgers Üniversitesi'nden araştırmacılar, Çin kıyı şehirlerinde yaşanan deniz seviyesi yükselişinin büyük oranda insan kaynaklı olduğunu açıkladı. 2024 yılında yayınlanan kapsamlı çalışmada, 1900 yılından beri deniz seviyesindeki artışın yılda yaklaşık 1,5 milimetreye ulaştığı, bunun da son 4 bin yılın hiçbir döneminde görülmediği kaydedildi. Bilim insanları, antik mercan resifleri ve mangrovlar gibi doğal işaretlerle modern gelgit ölçümlerini birleştirerek, deniz seviyesindeki değişimi hassas bir şekilde izledi. Araştırmada kullanılan PaleoSTeHM adlı istatistiksel araç sayesinde, jeolojik verilerle modern ölçümlerin uyumu sağlandı ve değişimin boyutu net olarak ortaya kondu. Özellikle Şanghay'da, 20. yüzyılın başından itibaren yeraltı suyu çekimi nedeniyle yer yüzeyinde 3 feetten fazla çöküş yaşandığı tespit edildi. Bu durum, şehirlerin deniz seviyesine daha da yaklaşmasına yol açtı. Bilim insanları, yeraltı suyu kullanımının kısıtlanmasının ardından Şanghay'daki çöküş hızının azaldığını, ancak riskin tamamen ortadan kalkmadığını ifade etti. Araştırmacılar, deniz seviyesindeki artışın ve kara çöküşünün birleşiminin, özellikle nehir deltalarında sel riskini katlanarak artırdığına dikkat çekiyor.</p><h3>Yangtze ve Pearl Nehri deltalarında tehlike büyüyor</h3><p>Çin'in en büyük kıyı şehirlerinin çoğu, yoğun nüfuslu ve hızla gelişen nehir deltalarında yer alıyor. Yangtze ve Pearl Nehri deltaları, düşük rakım, hızlı kentleşme ve ağır sanayi faaliyetleriyle öne çıkıyor. Araştırmaya göre, bu bölgelerdeki topraklar zamanla sıkışan, suya doygun tortullardan oluştuğu için çöküş riski daha da artıyor. Bilim insanları, deltaların yalnızca Çin için değil, küresel ekonomi için de kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor. Çünkü bu bölgelerde yaşanacak sel ve çöküş, üretim ve lojistikte aksamalara, tedarik zincirlerinde gecikmelere ve maliyet artışlarına yol açabilir. Özellikle Şanghay, son yıllarda yeraltı suyu çekiminin sınırlandırılmasıyla çöküş hızını azalttı; ancak uzmanlar, kentleşme ve inşaat faaliyetlerinin devam etmesi halinde riskin yeniden yükselebileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, deniz seviyesi yükselişi ve kara çöküşü birleştiğinde, nadir görülen sel olaylarının sıradan hale gelmesi bekleniyor. Bu durum, sadece Çin'i değil, New York, Cakarta ve Manila gibi diğer büyük kıyı şehirlerini de tehdit ediyor.</p><h3>Deniz seviyesi yükselişi küresel tedarik zincirini tehdit ediyor</h3><p>Deniz seviyesindeki hızlı artışın etkileri yalnızca kıyı şehirleriyle sınırlı kalmıyor. Araştırmacılar, özellikle Çin'deki ana üretim bölgelerinde yaşanacak sel ve çöküşlerin, küresel tedarik zincirlerinde ciddi aksamalara yol açabileceğini belirtiyor. Üretim ve lojistikte meydana gelebilecek gecikmeler, dünya genelinde tüketicilere daha yüksek fiyatlar ve ürün tedarikinde sorunlar olarak yansıyabilir. Bilim insanları, bu nedenle deniz seviyesindeki yükselişin sadece bir çevre sorunu olmadığını, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir tehdit haline geldiğini ifade ediyor. Ayrıca, deniz seviyesindeki artışın başlıca nedenleri arasında küresel ısınma, okyanusların ısınması ve buzulların erimesi yer alıyor. Özellikle Grönland ve Antarktika'daki buz tabakalarının erimesi, deniz seviyesinin yükselmesinde kritik rol oynuyor. 2020 yılında yapılan bir analiz, buz kaybının ve okyanusların termal genişlemesinin deniz seviyesindeki artışa önemli ölçüde katkı sağladığını ortaya koydu. Tüm bu gelişmeler, kıyı şehirlerinin geleceği için acil önlemler alınması gerektiğini gösteriyor.</p><h3>Uzmanlar: 'Yeraltı suyu yönetimi ve planlama zaman kazandırabilir'</h3><p>Bilim insanları, deniz seviyesi yükselişi ve kara çöküşüyle mücadelede bazı önlemlerin etkili olabileceğini belirtiyor. Şehirlerin yeraltı suyu çekimini kısıtlaması, suyu dikkatli biçimde yeraltına geri vermesi ve inşaat faaliyetlerini kontrollü yürütmesi, çöküş hızını yavaşlatabiliyor. Bu tür uygulamalar, kıyı şehirlerine zaman kazandırırken, sel riskinin artışını da bir nebze olsun engelleyebiliyor. Araştırmada, yerel hassasiyet haritalarının kullanılması ve şehirlerin riskli bölgeleri tespit ederek öncelikli müdahale alanları belirlemesi öneriliyor. Ulusal Bilim Vakfı ve NASA desteğiyle yürütülen bu çalışma, 1900 yılından bu yana deniz seviyesi değişimini istatistiksel olarak yeniden yapılandırdı ve kıyı şehirlerinin karşı karşıya olduğu uzun vadeli tehditleri ortaya koydu. 2024'te yapılan uydu tabanlı analizler, Çin'deki büyük şehirlerde yaygın çöküşün sürdüğünü ve yeraltı suyu yönetiminin hayati rol oynadığını gösterdi. Bilim insanları, okyanus seviyesinin yükselmeye devam edeceğini, dolayısıyla şehirlerin zaman kazanmak için akılcı ve sürdürülebilir çözümler üretmesi gerektiğini vurguluyor.</p><p>Sonuç olarak, Çin'in kıyı şehirlerinde deniz seviyesi yükselişi ve kara çöküşü, sadece bölgesel bir çevre sorunu olmanın ötesinde, küresel ekonomi ve toplumlar için de ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bilim insanları, şehirlerin yeraltı suyu yönetimi, inşaat planlaması ve hassasiyet haritalarıyla bu süreci yavaşlatabileceğini, ancak uzun vadede daha kapsamlı önlemler alınması gerektiğini belirtiyor. Deniz seviyesi yükselişi, önümüzdeki yıllarda dünya genelindeki kıyı kentlerinin geleceğini şekillendirecek en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/kuresel-tedarik-zinciri-t-901_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273657</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/cinli-bilim-insanlarindan-komur-teknolojisinde-tarihi-atilim-273657</link>
      <pubDate>2026-04-27T10:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çinli bilim insanlarından kömür teknolojisinde tarihi atılım]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Çin'de Shenzhen Üniversitesi'nden Xie Heping liderliğinde geliştirilen kömür bazlı yakıt hücresi, kömürün elektrik üretiminde doğrudan kullanılmasıyla karbon emisyonunu ortadan kaldırıyor. Bu yenilikçi sistem, kömürle çalışan enerji santrallerinin çevreye olan olumsuz etkisini azaltmayı ve enerji verimliliğini artırmayı hedefliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çinli bilim insanlarından kömür teknolojisinde tarihi atılım]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çin'de Shenzhen Üniversitesi'nden bilim insanları, kömürün elektrik üretiminde kullanılma biçimini kökten değiştiren bir yakıt hücresi geliştirdi. Xie Heping liderliğindeki ekip, kömürü yakmadan, elektro-kimyasal bir süreç aracılığıyla doğrudan elektriğe dönüştüren ve karbon emisyonunu sıfıra indiren yeni bir sistem tasarladı. Bu gelişme, özellikle kömürle çalışan enerji santrallerinin çevresel etkisini azaltma ve enerji verimliliğini artırma hedefleri açısından büyük önem taşıyor. Geleneksel yöntemlerin aksine, kömür doğrudan bir enerji kaynağı olarak kullanılıyor ve süreç boyunca ortaya çıkan karbondioksit, sistem içinde tutulup faydalı kimyasallara dönüştürülüyor.</p><h3>Xie Heping: "Kömürle elektrik üretiminde yeni dönem başladı"</h3><p>Kömürle çalışan enerji üretimi, bugüne kadar yüksek karbon salımı ve düşük verimlilikle gündeme geliyordu. Ancak Shenzhen Üniversitesi'nden Xie Heping ve ekibi, geliştirdikleri kömür bazlı yakıt hücresi ile bu algıyı değiştirdi. Yeni sistemde kömür, önce toz haline getirilip çeşitli işlemlerden geçiriliyor, ardından yakıt hücresinin anot kısmına yerleştiriliyor. Katot kısmına ise oksijen sağlanıyor. Hücrede gerçekleşen elektro-kimyasal reaksiyon sayesinde kömür, doğrudan elektrik enerjisine dönüşüyor ve bu süreçte karbon emisyonunun önüne geçiliyor. Araştırmacılar, bu yöntemin geleneksel buhar döngüsünü ve mekanik türbinleri devre dışı bırakarak enerji üretim zincirini sadeleştirdiğini vurguladı. Böylece, kömürle çalışan santrallerdeki enerji kayıpları ve çevreye zararlı emisyonlar önemli ölçüde azaltılmış oluyor.</p><h3>ZC-DCFC ile karbon döngüsünde devrim: Sıfır emisyon hedefi</h3><p>Yeni geliştirilen sıfır karbon emisyonlu doğrudan kömür yakıt hücresi (ZC-DCFC), karbonun kapalı döngüde işlenmesini sağlıyor. Anot çıkışında oluşan karbondioksit, doğrudan yerinde yakalanıyor ve katalitik işlemlerle sentez gazı veya sodyum bikarbonat gibi faydalı kimyasal maddelere dönüştürülüyor. Bu yöntem, karbonun atmosfere salınmasını engelleyerek çevre dostu bir üretim süreci sunuyor. Xie Heping, sistemin teorik olarak geleneksel kömür santrallerinin yüzde 40'larda kalan verimlilik sınırını aşabileceğini belirtti. Çünkü ZC-DCFC, yanma ve ısıya dayalı enerji kayıplarını ortadan kaldırıyor. Araştırma ekibi, 2018'den bu yana malzeme bilimi, hücre dayanıklılığı ve sürekli kömür beslemesi gibi alanlarda yaptığı geliştirmelerle, önceki nesil yakıt hücrelerinde yaşanan güç yoğunluğu ve kısa ömür sorunlarını büyük ölçüde çözdü. Son sürümde, sistemin uzun vadeli stabilitesi, karbon dönüşüm verimliliği ve ölçeklenebilirliği önemli ölçüde arttı.</p><h3>Kömür rezervlerinde sürdürülebilir enerji için yeni fırsat</h3><p>Xie Heping, yeni kömür bazlı yakıt hücresinin yalnızca yüzeyde değil, yerin yaklaşık 1,2 mil derinliğinde bulunan kömür damarlarında da uygulanabileceğini açıkladı. Bu yöntem sayesinde, kömürün yüzeye çıkarılması ve taşınması gerekmiyor; bunun yerine kömür, bulunduğu yerde doğrudan elektriğe dönüştürülüp enerji olarak yüzeye iletilebiliyor. Özellikle sığ kömür rezervlerinin tükenmeye başlamasıyla birlikte, bu yaklaşım derin yataklardan ekonomik ve çevreci enerji üretimi için büyük bir avantaj sunuyor. Ayrıca, sistemin kapalı karbon döngüsü sayesinde çevreye zararlı gazların atmosfere karışması engelleniyor ve enerji arzı üzerindeki baskı hafifletiliyor. Çinli bilim insanlarının bu atılımı, dünya genelinde kömürle çalışan santrallerin dönüşümünde örnek teşkil edebilir.</p><p>Sonuç olarak, Shenzhen Üniversitesi'nin öncülüğünde geliştirilen kömür bazlı yakıt hücresi, hem karbon emisyonunu sıfıra indiriyor hem de kömürün enerji üretimindeki verimliliğini artırıyor. ZC-DCFC sistemi, kömür rezervlerinin sürdürülebilir şekilde değerlendirilmesi ve temiz enerjiye geçişte önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Bu yenilikçi yaklaşım, fosil yakıtların çevreye zarar vermeden enerji kaynağı olarak kullanılabilmesinin önünü açıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/cinli-bilim-insanlarindan-649_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273656</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/blue-originin-new-glenn-roketinde-beklenmedik-ariza-sorusturma-baslatildi-273656</link>
      <pubDate>2026-04-27T10:00:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Blue Origin'in New Glenn roketinde beklenmedik arıza! Soruşturma başlatıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Blue Origin, New Glenn roketinin üçüncü fırlatmasında yaşanan ve AST SpaceMobile'a ait Bluebird 7 uydusunun yanlış yörüngeye yerleştirilmesiyle sonuçlanan kritik kazayı soruşturuyor. Şirketin prestijini ve gelecek fırlatma planlarını etkileyebilecek bu olay, uzay sektöründe büyük yankı uyandırdı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Blue Origin'in New Glenn roketinde beklenmedik arıza! Soruşturma başlatıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Blue Origin, pazar günü Florida'dan gerçekleştirdiği New Glenn roketinin üçüncü fırlatmasında ciddi bir uydu kaybı yaşadı. Şirketin ağır yük roketi, AST SpaceMobile'ın Bluebird 7 uydusunu hedeflenen yörüngeye ulaştıramadı. Fırlatmanın ardından ortaya çıkan anomali nedeniyle Federal Havacılık İdaresi, New Glenn'in yere indirilmesine karar verdi ve olayla ilgili geniş çaplı bir soruşturma başlatıldı. Blue Origin CEO'su Dave Limp, ilk verilerin, ikinci üst aşama yanması sırasında BE-3U motorlarından birinin yeterli itiş gücü üretemediğine işaret ettiğini açıkladı. Söz konusu uydu, doğrudan akıllı telefonlara geniş bant internet hizmeti sunmayı amaçlayan AST SpaceMobile'a ait Bluebird 7'ydi. Ancak yaşanan teknik sorun, uydunun planlanan yük ayrımından yaklaşık bir saat sonra "normal dışı" bir yörüngeye yerleştirilmesine yol açtı. AST SpaceMobile, uydunun kaybolduğunu ve mevcut yörüngesinin, yerleşik itici sistemle operasyonları sürdürebilmek için çok düşük olduğunu duyurdu. Olay, Blue Origin'in prestijini ve gelecekteki ticari fırlatma planlarını tartışmaya açtı.</p><h3>Blue Origin'den itici motor başarısı, üst aşama anomalisine gölge düştü</h3><p>Fırlatma sırasında New Glenn'in ana itici motoru, Dünya'ya dönüşte kusursuz bir iniş gerçekleştirdi. Roket, Atlantik Okyanusu'ndaki Jacklyn platformuna başarılı şekilde indi ve bu gelişme Blue Origin için önemli bir dönüm noktası oldu. Şirket, daha önce New Shepherd roketinde küçük ölçekli motorları birkaç kez tekrar kullanmıştı, ancak New Glenn'in bu ilk yeniden uçuşu, ağır yük segmentinde hızlı ve güvenilir yeniden kullanılabilirlik hedefinin bir göstergesi olarak öne çıktı. Buna rağmen üst aşamadaki anomali, Blue Origin'in bu başarısını gölgede bıraktı. Fırlatmadan kısa süre sonra yaşanan teknik sorun, Bluebird 7 uydusunun görevini tamamlamadan yörüngeden çıkarılmasına yol açtı. Şirketin, bu tür görevlerdeki güvenilirliği, müşterileriyle olan ilişkilerinde belirleyici bir rol oynuyor. Özellikle AST SpaceMobile gibi büyük müşteriler için, yüksek frekanslı ve güvenli fırlatma hizmetleri büyük önem taşıyor. New Glenn'in üçüncü görevinde yaşanan bu kayıp, Blue Origin'in ticari uzay yarışındaki konumunu ve itibarını doğrudan etkileyebilir.</p><h3>AST SpaceMobile ve Blue Origin'in gelecek planları risk altında</h3><p>AST SpaceMobile, Bluebird 7 fırlatmasından sadece iki gün sonra Federal İletişim Komisyonu'ndan 248 uydudan oluşan bir takım için onay aldı. Şirket, bu büyük hedefi gerçekleştirmek için Blue Origin'in yanı sıra SpaceX ve Hindistan Uzay Araştırma Organizasyonu (ISRO) gibi farklı fırlatma sağlayıcılarıyla çalışıyor. Ancak New Glenn'in NG-3 görevinde yaşanan arıza, Blue Origin'in güvenilirliğine dair soru işaretleri yarattı. Şirket, 2026 yılına kadar ortalama her bir ila iki ayda bir yörünge fırlatması planladığını ve yıl sonuna kadar yaklaşık 45 uyduyu uzaya göndermeyi hedeflediğini duyurdu. CEO Dave Limp, AST SpaceMobile ile sürekli iletişim halinde olduklarını ve önümüzdeki dönemde birlikte birçok başarılı uçuş gerçekleştirmeyi umduklarını belirtti. Ancak yaşanan bu son olay, uzay sektöründe Blue Origin'in ticari fırlatma pazarındaki pozisyonunu ve müşteri güvenini önemli ölçüde etkileyebilir.</p><h3>Blue Origin'in kritik görevleri ve Artemis programı üzerindeki etkisi</h3><p>New Glenn'in üst aşama arızasının, Blue Origin'in 2026 fırlatma takvimini nasıl etkileyeceği henüz netlik kazanmadı. Şirket, bu yıl içinde Blue Moon Mark 1 (MK1) ay iniş aracının gösterim uçuşu ve Amazon'un Leo uydu ağının bugüne kadarki en büyük dağıtımını planlıyor. MK1 kargo iniş aracı, NASA'nın Artemis 4 görevi kapsamında Ay'a astronot göndermeyi planladığı Blue Moon Mark 2 (MK2) mürettebat iniş aracının öncüsü olarak öne çıkıyor. NASA, önümüzdeki yıl MK2'nin modifiye edilmiş bir versiyonunu yörüngede test etmeyi hedefliyor. Bu nedenle, Blue Origin'in geliştirme sürecinin sorunsuz ilerlemesi büyük önem taşıyor. NASA yöneticisi Jared Isaacman, Blue Origin'in sürekli başarılarının Artemis programında kritik bir rol oynayacağını vurguladı. Amazon'un kurucusu Jeff Bezos ise New Glenn'in başarılı itici motor inişiyle ilgili bir video paylaşsa da, yaşanan uydu kaybı hakkında kamuoyu önünde herhangi bir açıklama yapmadı. Şirketin, yaklaşan görevlerde benzer sorunları önlemek için yürüttüğü kapsamlı soruşturmanın sonuçları, hem Blue Origin'in hem de uzay sektörünün geleceği açısından belirleyici olacak.</p><p>Blue Origin'in New Glenn roketinde yaşanan bu üst aşama arızası, hem şirketin prestijini hem de ticari uzay fırlatma pazarındaki rekabet gücünü sınava tabi tuttu. Şirketin yürüttüğü soruşturmanın sonuçları ve alınacak önlemler, önümüzdeki dönemde Blue Origin'in güvenilirliğini ve müşteri ilişkilerini yeniden şekillendirebilir. Sektör temsilcileri, Blue Origin'in bu tür teknik sorunları aşarak, uzay yarışındaki iddiasını sürdürüp sürdüremeyeceğini yakından takip ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/blue-originin-new-glenn-r-431_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273655</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/bennett-ve-lapidden-israilde-yeni-olusum-netanyahuya-karsi-ittifak-kuruldu-devre-disi-kalabilir-273655</link>
      <pubDate>2026-04-27T09:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bennett ve Lapid'den İsrail'de yeni oluşum: Netanyahu'ya karşı ittifak kuruldu, devre dışı kalabilir]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İsrail basını, eski İsrail Başbakanı Bennett ile ana muhalefet lideri Lapid'in bu yıl yapılacak seçimlere tek çatı altında girme kararıyla yeni oluşumun İsrail Başbakanı Netanyahu'ya ihtiyaç duyulmadan hükümet kurabileceği değerlendirmesinde bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bennett ve Lapid'den İsrail'de yeni oluşum: Netanyahu'ya karşı ittifak kuruldu, devre dışı kalabilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett'in, "Bennett 2026" partisi ile ana muhalefet lideri Yair Lapid'in Gelecek Var Partisi'nin bu yıl yapılacak seçimlere tek çatı altında girme kararının, İsrail siyasetinde dengeleri değiştirebileceği değerlendirmeleri yapıldı.</p><p>İsrail basınında söz konusu yeni koalisyonun, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümeti tahtından edeceğine işaret edildi.</p><p>İsrail Kanal 12 televizyonunda yer alan Bennett'e yakın kaynaklara dayandırılan haberde, yeni duyurulan "Birlikte Partisi"nin iç çatışmalara son vereceği kaydedilirken, bu yıl 27 Ekim'de yapılması planlanan seçimlerde kesin zafer elde edilmesinin amaçlandığı yazıldı.</p><p>Maariv gazetesinde, son yayımlanan ankete göre "Bennett 2026"nın gelecek seçimlerde en az 24 sandalyeye sahip olacağı ve bu şekilde İsrail Meclisi'nde 24 milletvekiliyle temsil edilen Netanyahu liderliğindeki "Likud Partisi" ile başa baş gittiği haberi yer aldı.</p><p>İsrail ana muhalefet partisi Gelecek Var'ın ise Meclis'e 7 milletvekili ile gireceği öngörüldü.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/aksam-27042026b978184c.jpg"/><p><strong>NETANYAHU'YU DEVRE DIŞI BIRAKMA FIRSATI</strong></p><p>Haaretz gazetesi, yeni ittifakın muhalefetin "sihirli sayı" olarak nitelendirilen (120 sandalyeli mecliste 61 sandalye ile) çoğunluğa ulaşarak, Netanyahu'ya ya da aşırıcı partilere (Harediler) ihtiyaç duymadan hükümet kurabilme fırsatını artıracağını yazdı.</p><p>Sol eğilimli "Haaretz" gazetesinde yer alan haberde birleşme kararına destek verilerek, Lapid'in liderliği Bennett'e bırakma kararı "ulusal bir karar" olarak değerlendirildi.</p><p>İsrail'de yayın yapan Kanal 13 televizyonu ise en büyük zorluğun Bennett'in sağ seçmen tabanını, Lapid gibi "seküler" bir isimle yeniden ittifak kurmaya ikna edip edemeyeceği olduğunu belirtti.</p><p>Likud'un söz konusu ittifakı "solcu" olarak nitelendirip devletin kimliğini tehdit ettiği yönünde kampanya yürüttüğü aktarıldı.</p><p><strong>MUHALEFETTEN DESTEK AÇIKLAMASI</strong></p><p>Eski Savunma Bakanı ve Evimiz İsrail Başkanı Avigdor Lieberman, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda birleşmeye destek verdi.</p><p>Lieberman, "Birleşmeyi selamlıyor ve başarılar diliyorum. Şunu unutmamak gerekir ki amaç, 7 Ekim hükümetini değiştirmektir." ifadelerini kullandı.</p><p>Muhalefetteki Yashar Partisi lideri ve eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot ise bir etkinlikte yaptığı konuşmada Naftali Bennett ve Yair Lapid'in tek çatı altında seçime girme kararını tebrik etti.</p><p>Eisenkot, "Önümdeki tek hedef ki bunu bu akşam ikisine de söyledim, Siyonist, ulusal sorumluluk sahibi bir koalisyonun zaferi. İsrail'in kuruluşundan bu yana en kritik seçimde umut koalisyonu ve umarım bu tüm ortakların hedefi olur." ifadesini kullandı.</p><p><strong>İSRAİL AŞIRI SAĞCI HÜKÜMETİNDEN TEPKİLER</strong></p><p>İsrail'deki aşırı sağcı hükümetten birleşme haberinin akabinde sert açıklamalar geldi.</p><p>Likud Partisi, ittifakı "sağ seçmenin oyları çalmak için yeni bir aldatmaca" olarak nitelendirerek eleştirdi.</p><p>Aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, Kanal 13'e yaptığı açıklamada Bennett'in "ilkelerini ikinci kez sattığını" söyleyerek, bu birleşmeyi "devletin kimliğini tehdit eden sol ile ittifak" olarak nitelendirdi.</p><p>İsrail'in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımda bu adımla alay ederek, bunu "başarısızlık ittifakının yeniden canlandırılması" olarak tanımladı, güçlü sağ blok karşısında çökeceğini ileri sürdü.</p><p>İsrail'de Başbakan Binyamin Netanyahu'nun koalisyon ortağı ultra-Ortodoks Şas partisi lideri Aryeh Deri, yayımladığı yazılı açıklamada, Naftali Bennett ile Yair Lapid'in tek listede seçimlere girme kararına "nefret kardeşliği" yorumunu yaptı.</p><p>Deri, "Korkmuş Bennett, aşırı solun ve Müslüman Kardeşler'in yıkıcı hükümetini geri getirme girişiminde Lapid ile güçlerini birleştiriyor." ifadeleriyle 2021 yılında yapılan seçimler sonrası Lapid ve Bennett liderliğinde kurulan ve liderliğini Mansur Abbas'ın yaptığı Ra'am Partisi'nin dışarıdan desteklediği Değişim Hükümeti'ne göndermede bulundu.</p><p><strong>LAPID VE BENNETT, 2021'DE NETANYAHU'NUN BAŞBAKANLIĞINA SON VERMİŞTİ</strong></p><p>İsrail Başbakanı Netanyahu'nun yanında 2005'te siyasete giren Bennett, 2021'de Lapid ile koalisyon kurarak Netanyahu'nun 12 yıllık başbakanlığına son vermişti.</p><p>Bennett, siyasi hayatı boyunca Filistinlilere karşı sert söylemleri ve işgal altındaki Batı Şeria'nın bazı bölgelerinin ilhak edilmesi gerektiğini savunmasıyla da gündemde yer aldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/bennett-ve-lapidden-israi-600_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273654</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/gunes-yanigi-nasil-olusuyor-yeni-arastirma-hangi-gercegi-ortaya-cikardi-273654</link>
      <pubDate>2026-04-27T09:56:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Güneş yanığı nasıl oluşuyor? Yeni araştırma hangi gerçeği ortaya çıkardı!]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Kopenhag Üniversitesi ve NTU Singapur'dan bilim insanları, güneş yanığının temel nedeni olarak DNA hasarı yerine RNA hasarını işaret etti. Bu bulgu, güneş yanığı ve cilt sağlığına dair mevcut bilgilerin kökten değişmesini gündeme getirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Güneş yanığı nasıl oluşuyor? Yeni araştırma hangi gerçeği ortaya çıkardı!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kopenhag Üniversitesi ve Nanyang Teknolojik Üniversitesi'nden (NTU Singapur) bilim insanları, güneş yanığına yol açan ana etkenin bugüne dek düşünüldüğü gibi DNA hasarı olmadığını, asıl sorumlunun RNA hasarı olduğunu ortaya koydu. Hem fareler hem de insan cilt hücreleriyle yürütülen kapsamlı araştırma, güneş ışığına maruz kalan ciltteki yanıkların oluşmasında RNA'nın belirleyici rol üstlendiğini gösterdi. Bu bulgu, ders kitaplarında yer alan ve yıllardır kabul gören güneş yanığı mekanizması bilgisini kökten sorgulatıyor. Bilim insanları, elde edilen veriler ışığında güneş yanığı ve cilt sağlığıyla ilgili temel bilgilerin yeniden yazılması gerektiğini vurguladı.</p><h3>Kopenhag Üniversitesi: 'Güneş yanığında DNA değil, RNA hasarı belirleyici'</h3><p>Uzun yıllardır güneş yanığının temel nedeni olarak DNA hasarı gösteriliyordu. Ancak Kopenhag Üniversitesi Hücresel ve Moleküler Tıp Bölümü'nden yardımcı doçent Anna Constance Vind ve ekibi, yürüttükleri araştırmada bu görüşü çürüttü. Bilim insanları, güneş yanığı vakalarında iltihaplanma ve hücre ölümünü tetikleyen asıl unsurun DNA değil, RNA hasarı olduğunu belirledi. RNA'nın, cilt hücrelerinde güneş ışığına karşı ilk savunma tepkisini başlattığı anlaşıldı. Vind, "Güneş yanığı DNA'ya zarar verir ve bu, hücre ölümüne neden olur diye düşünüyorduk. Ancak bulgularımız, RNA hasarının bu süreci tetiklediğini gösteriyor" dedi. Araştırma, RNA'nın ciltteki ultraviyole (UV) ışınlarına karşı dinamik ve hızlı bir yanıt oluşturduğunu ortaya koydu. Bu mekanizma, cildin güneş ışığına maruz kaldığında kendini korumasında kritik bir rol oynuyor. Bilim insanları, RNA hasarının ciltteki iltihaplanma ve hücre ölümünü başlatan temel etken olduğunu vurguladı.</p><h3>ZAK-alfa proteini ve ribotoksik stres yanıtı: Güneş yanığında yeni bir yol haritası</h3><p>Araştırmada, güneş yanığına yol açan sürecin detayları da aydınlatıldı. Bilim insanları, RNA hasarının ribozomlarda "ribotoksik stres yanıtı" adı verilen bir mekanizmayı tetiklediğini belirledi. Bu süreç, ZAK-alfa adı verilen özel bir protein aracılığıyla yönetiliyor. Kopenhag Üniversitesi'nden Profesör Simon Bekker-Jensen, "UV ışınlarına maruz kalan hücrelerin ilk yanıtı RNA hasarına oluyor ve bu, hücre ölümüne ve iltihaplanmaya yol açıyor" ifadelerini kullandı. Fareler üzerinde yapılan deneylerde, ZAK geninin çıkarılmasıyla UV radyasyonuna karşı ciltteki iltihaplanma ve hücre ölümü yanıtlarının ortadan kalktığı gözlemlendi. Bu bulgu, ZAK-alfa proteininin güneş yanığı sürecinde merkezi bir rol oynadığını kanıtladı. Araştırmacılar, ZAK-alfa'nın RNA hasarını sürekli izlediğini ve herhangi bir hasar tespit edildiğinde hücrede savunma mekanizmasını tetiklediğini açıkladı. Böylece, güneş ışığının ciltte yarattığı zararın temelinde RNA hasarı ve ZAK-alfa proteininin etkileşimi olduğu netleşti.</p><h3>RNA hasarı: Cilt sağlığında paradigma değişimi ve yeni tedavi umutları</h3><p>Çalışmanın sonuçları, güneş yanığı ve cilt sağlığıyla ilgili mevcut bilimsel bilgilerin kökten değişmesini zorunlu kılıyor. Bilim insanları, RNA hasarının güneş yanığında hızlı ve etkili bir koruyucu yanıt oluşturduğunu, bunun da cildi daha fazla zarardan koruduğunu belirtti. NTU Singapur Lee Kong Chian Tıp Fakültesi'nden yardımcı doçent Dr. Franklin Zhong, "Birçok iltihaplı cilt hastalığı güneş ışığına maruz kalınca kötüleşiyor. Cildimizin UV hasarına karşı hücresel düzeyde nasıl yanıt verdiğini anlamak, kronik cilt hastalıklarına yönelik yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesinin önünü açabilir" dedi. Bilim insanları, RNA hasarının ciltteki inflamatuar süreçleri başlatması nedeniyle, güneş yanığı ve benzeri cilt problemlerinin önlenmesi ve tedavisinde RNA'yı hedef alan yenilikçi yaklaşımların gündeme gelebileceğini belirtti. Bu bulgular, cilt sağlığı alanında yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.</p><h3>Ders kitapları değişiyor: Güneş yanığına bakış tamamen yenileniyor</h3><p>Kopenhag Üniversitesi ve NTU Singapur araştırmacıları, elde ettikleri bulguların bilimsel literatürde köklü bir değişim yaratacağını açıkladı. Profesör Simon Bekker-Jensen, "Çoğu insan güneş yanığını DNA hasarıyla ilişkilendiriyor, bu yerleşik bir bilgi. Ancak artık ders kitaplarını yeniden yazmamız gerekiyor" dedi. Bilim dünyası, güneş yanığı ve UV radyasyonunun cilt üzerindeki etkileriyle ilgili yeni araştırmalara yönelmeye hazırlanıyor. Araştırmacılar, RNA hasarının güneş yanığı sürecinde merkezi rol oynamasının, cilt sağlığına yönelik koruyucu ve tedavi edici stratejilerin tamamen yeniden şekillendirilmesine yol açabileceğini belirtti. Bu paradigma değişimi, hem tıp hem de biyoloji alanında önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Gelecekte, güneş yanığına karşı alınacak önlemler ve tedavi yöntemleri RNA hasarı odaklı olarak geliştirilecek.</p><p>Sonuç olarak, Kopenhag Üniversitesi ve NTU Singapur'dan bilim insanlarının yürüttüğü bu araştırma, güneş yanığının oluşumunda RNA hasarının anahtar rol oynadığını ve mevcut bilgilerin gözden geçirilmesi gerektiğini güçlü bir şekilde ortaya koydu. Bu gelişme, cilt sağlığına dair hem koruyucu önlemlerin hem de tedavi yaklaşımlarının yeniden şekillenmesine yol açabilir. Bilim dünyası, güneş yanığı ve cilt hastalıklarıyla mücadelede yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/gunes-yanigi-nasil-olusuy-540_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273653</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/tadamon-katliami-itiraflari-sivilleri-oldurup-atese-verdik-273653</link>
      <pubDate>2026-04-27T09:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["Tadamon katliamı" itirafları: Sivilleri öldürüp ateşe verdik]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Suriye Şam'daki Tadamon Mahallesi'nde 2013'te çok sayıda sivilin infaz edilerek toplu mezara atıldığı katliamın faili Emced Yusuf'a ait itiraflar yayımlandı. Yusuf, “Bize verilen emirleri uyguladık” ve “Hepsini bu şekilde öldürdük” ifadelerini kullandı. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA["Tadamon katliamı" itirafları: Sivilleri öldürüp ateşe verdik]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AKŞAM Gazetesi Haber Merkezi'nde yer alan habere göre, Suriye'nin başkenti Şam'daki Tadamon Mahallesi'nde 2013'te çok sayıda sivilin infaz edilerek toplu mezara atıldığı katliamın faili Emced Yusuf'a ait itiraflar, devlet televizyonu El-İhbariyye'de yayımlandı. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/aksam-27042026dd515db0.jpg"/><p>Devrik Esed rejimi döneminde istihbarat bağlantılı operasyonlara katıldığını kabul eden Yusuf, yaklaşık 40 kişinin 'terör bağlantısı' gerekçesiyle gözaltına alındığını, ardından bir çukura götürülerek infaz edildiklerini ve olay sonrası delillerin yok edilmesi için bölgenin yakıldığını anlattı. Yusuf, "Bize verilen emirleri uyguladık" ve "Hepsini bu şekilde öldürdük" ifadelerini kullandı. 2013'te yaşanan ve görüntüleri 2022'de ortaya çıkan Tadamon katliamı, Suriye iç savaşının en ağır insan hakları ihlallerinden biri olarak görülüyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/6-27042026282287cf.jpg"/><p><i>Emced Yusuf</i></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/tadamon-katliami-itirafla-171_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273652</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/vergi-mufettislerine-rusvet-operasyonu-11-gozalti-273652</link>
      <pubDate>2026-04-27T09:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Vergi müfettişlerine rüşvet operasyonu: 11 gözaltı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul'da vergi müfettişlerine yönelik "rüşvet" soruşturması kapsamında düzenlenen operasyonda 11 zanlı gözaltına alındı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Vergi müfettişlerine rüşvet operasyonu: 11 gözaltı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen "vergi denetim kurulu suç örgütü" soruşturması kapsamında düzenlenen operasyonlarda elde edilen dijital materyaller incelendi.</p><p>Bazı vergi müfettişlerinin rüşvet suçuna karıştıklarını belirleyen ekipler, zanlıların firma sahipleri ile ilişki kurarak cezai müeyyide uygulanmaması karşılığında rüşvet aldıkları anlaşıldı.</p><p>Çalışmaların tamamlanmasının ardından İstanbul merkezli 4 ilde belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenleyen ekipler, 11 şüpheliyi gözaltına aldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/vergi-mufettislerine-rusv-729_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273651</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/iran-disisleri-bakani-erakci-muzakerelerde-ulkenin-cikarlarini-guvence-altina-almaliyiz-273651</link>
      <pubDate>2026-04-27T09:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İran Dışişleri Bakanı Erakçi: Müzakerelerde ülkenin çıkarlarını güvence altına almalıyız]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD-İsrail'in saldırılarıyla başlayan 40 günlük savaş sonrasındaki müzakerelerde, ülkenin çıkarlarını güvence altına almayı hedeflediklerini söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İran Dışişleri Bakanı Erakçi: Müzakerelerde ülkenin çıkarlarını güvence altına almalıyız]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Pakistan'ın başkenti İslamabad'daki görüşmelerinin ardından Rusya'daki resmi temasları kapsamında St. Petersburg şehrine gitti.</p><p>İranlı Bakan, bu şehirde ülkesinin devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, Umman ve Pakistan'daki temaslarını değerlendirdi.</p><p>İlk olarak Rusya'da yapacağı temaslara değinen Erakçi, Tahran ile Moskova arasında bölgesel ve uluslararası konulara ilişkin yakın istişareleri sürdürmek ve ikili ilişkileri geliştirmek amacıyla Rusya'daki üst düzey yetkililerle görüşmek üzere bu ülkeye geldiğini belirtti.</p><p>Erakçi, bugünkü görüşmelerin savaşla ilgili gelişmeleri ele almak ve bu konudaki son durumu değerlendirmek için iyi bir fırsat olduğunu ve bu çerçevede iki ülke arasındaki istişare ve koordinasyonun özel bir öneme sahip olduğunu vurguladı.</p><p>İslamabad'daki görüşmelerine ilişkin Erakçi, "İslamabad ziyareti oldukça verimli geçti, iyi istişareler yapıldı. Bu kapsamda geçmiş gelişmeler gözden geçirildi ve İran ile ABD arasındaki müzakerelerin hangi koşullar altında sürdürülebileceği ele alındı." dedi.</p><p>İran'ın müzakerelerdeki şartlarının büyük önem taşıdığına işaret eden Erakçi, "40 günlük direnişin ardından İran halkının haklarını mutlaka elde etmeli ve (müzakerelerde) ülkenin çıkarlarını güvence altına almalıyız." ifadelerini kullandı.</p><p>Daha sonra Umman ziyareti hakkında bilgi veren İranlı Bakan, "İran ile Umman, Hürmüz Boğazı'na kıyısı olan iki ülkedir ve özellikle bu boğazdan güvenli geçişin küresel ölçekte önemli bir konu haline geldiği dikkate alındığında, birbirleriyle istişare içinde olmaları gerekmektedir." açıklamasında bulundu.</p><p>Hürmüz Boğazı'na kıyısı olan iki ülke olarak ortak çıkarların sağlanması ve bu konudaki her türlü adımda koordinasyon içinde hareket edilmesi için görüş alışverişinde bulunulması gerektiğine değinen Erakçi, İran ile Umman arasında birçok konuda görüş birliği bulunduğunu, Maskat ziyareti kapsamında istişarelerin uzmanlar düzeyinde sürdürülmesi konusunda mutabakata varıldığını kaydetti.</p><p>İran Dışişleri Bakanı Erakçi'nin bugün Rusya ziyaretinde Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesi planlanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/iran-disisleri-bakani-era-130_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273650</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/kuresel-piyasalar-27-nisan-pazartesi-gunune-pozitif-basladi-273650</link>
      <pubDate>2026-04-27T09:18:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Küresel piyasalar 27 Nisan Pazartesi gününe pozitif başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[27 Nisan Pazartesi küresel piyasalar, ABD Başkanı Donald Trump'ın hafta sonu İran'la müzakereleri askıya aldığını açıklamasına rağmen, İran'ın uzlaşmacı bir teklif sunduğuna yönelik haber akışıyla pozitif bir seyir izliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Küresel piyasalar 27 Nisan Pazartesi gününe pozitif başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>27 Nisan 2026 Pazartesi küresel piyasalara bakış... Orta Doğu'daki çatışmalara ilişkin haber akışı piyasaların odağında olmayı sürdürürken, ABD Başkanı Donald Trump, hafta sonu İran'la müzakere yapmak üzere İslamabad'a gitmeye hazırlanan ABD ekibinin uçuşunu iptal ettiğini açıkladı. Pakistan'a gitmeye hazırlanan ekipte Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner bulunuyordu.</p><p>Son olarak ABD basınında çıkan haberlere göre, İran'ın müzakerelerdeki çıkmazı açmak için Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmayı ve savaşı sona erdirmeyi, nükleer müzakereleri ise daha sonraki bir aşamaya ertelemeyi önerdiği bildirildi.</p><p>Söz konusu gelişmelerin ardından müzakere sürecine yönelik iyimserliklerle küresel risk iştahında toparlanmalar öne çıkarken, hafta sonu sürece ilişkin artan endişeler bir nebze de olsun yatıştı.</p><p><strong>FED'İN FAİZ KARARI PİYASALARIN ODAĞINA YERLEŞTİ</strong></p><p>Bu hafta Orta Doğu'daki gerilimlerin gölgesinde gözler ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz kararına çevrildi.</p><p>Para piyasalarında Fed'in çarşamba günü politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tutacağına kesin gözüyle bakılıyor. Orta Doğu'daki çatışmalar nedeniyle yükselen enerji maliyetlerinin enflasyonist baskıları artırabileceği endişesi Fed'e yönelik bu yılki faiz indirim beklentilerinin ötelenmesinde etkili oluyor.</p><p>Jeopolitik gerilimlerin odakta olduğu süreçte Fed Başkanı Jerome Powell'ın sözle yönlendirmelerinin de Fed'in gelecek döneme ilişkin yol haritasına ışık tutması öngörülüyor. Öte yandan, söz konusu faiz kararının alınacağı Fed Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı Jerome Powell'ın görev süresi dolmadan önce yapacağı son toplantı olarak öne çıkıyor.</p><p>Fed'in faiz kararının yanı sıra perşembe günü ABD'de açıklanacak kişisel tüketim harcamaları ve büyüme verileri de yatırımcılar tarafından yakından takip edilecek.</p><p><strong>ABD'DE ENDEKS VADELİ KONTRATLAR HAFTAYA POZİTİF BAŞLADI</strong></p><p>New York borsası cuma gününü karışık seyirle tamamladı. Dow Jones endeksi yüzde 0,16 değer kaybederken, S&amp;P 500 endeksi yüzde 0,80 ve Nasdaq endeksi yüzde 1,63 değer kazandı.</p><p>Hafta sonu İran ile müzakere süreçlerine ilişkin yoğun haber akışından alınan karışık sinyallerle ABD'de endeks vadeli kontratlar haftaya pozitif seyirle başladı. Kurumsal tarafta ise yeni haftada ABD'li şirketlerin açıklanacak ilk çeyrek sonuçları da yatırımcıların odağında bulunuyor. Salı günü Visa, çarşamba günü Amazon, Meta, Microsoft, Alphabet ve Qualcomm, perşembe Apple ve Mastercard, cuma günü ise enerji şirketleri Chevron ve ExxonMobil'in bilançoları izlenecek.</p><p>İran'ın müzakere sürecine ilişkin attığı aktarılan iyimser adımlara yönelik haber akışının etkisiyle tahvil piyasasında alıcılı bir seyir öne çıkıyor. ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi 3 baz puan düşüşle yüzde 4,3'e geriledi. Dolar endeksi ise yüzde 0,1 azalışla 98,4 seviyelerinde dengelendi.</p><p>Altının onsu dolar endeksindeki gerileme ve müzakere sürecine yönelik iyimserliklerle yüzde 0,4 primle 4 bin 730 dolardan, Brent petrolün varili ise yüzde 0,2 artışla 100,4 dolardan işlem görüyor.</p><p><strong>AVRUPA BORSALARI MERKEZ BANKALARI HAFTASINA HAZIRLANIYOR</strong></p><p>Avrupa borsalarında cuma günü negatif bir seyir izlendi. Hafta sonu yaşanan gelişmelerin etkisiyle Avrupa'da endeks vadeli kontratlarda alıcılı bir seyir izleniyor.</p><p>Orta Doğu'da haber akışının yanı sıra bölgede merkez bankalarının bu hafta açıklayacağı para politikası kararları da yatırımcıların odağına yerleşti. Para piyasalarında Avrupa Merkez Bankasının (ECB) ve İngiltere Merkez Bankasının (BoE) politika faizini değiştirmemesi öngörülüyor.</p><p>ECB ve BoE'nin ileride izlenecek yol haritasında enerji fiyatlarındaki gelişmelerin belirleyici olacağı tahmin edilirken, petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artışın enerji enflasyonunda büyük bir yükselişe yol açması halinde faiz artırım ihtimallerinin fiyatlamalara dahil olması bekleniyor.</p><p>Öte yandan, ABD ile Avrupa Birliği (AB), kritik minerallerin temini ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi konusunda koordinasyon sağlamaya yönelik eylem planı üzerinde anlaştı.</p><p>Bu gelişmelerle cuma günü Almanya'da DAX 40 endeksi yüzde 0,11 Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 0,84, İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,52 ve İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,75 değer kaybetti.</p><p><strong>ASYA BORSALARI POZİTİF SEYREDİYOR</strong></p><p>Asya borsaları, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılabileceğine yönelik iyimserliklerle pozitif bir seyir izliyor.</p><p>Yatırımcıların ABD/İsrail ve İran arasındaki sıcak çatışma ihtimallerinin azaldığını değerlendirmesi ve enerji fiyatlarındaki düşüş beklentisi risk iştahının artmasında etkili oldu.</p><p>Öte yandan, bölgedeki teknoloji hisselerindeki yükselişler yeni haftada da etkili olmayı sürdürüyor. Japonya'da Nikkei 225 endeksinde işlem gören yarı iletken endüstrisi için test ekipmanı üreticisi Advantest'in hisseleri yüzde 6,9, elektronik ekipman üreticisi Fujikura'nın hisseleri yüzde 5,1 ve yarı iletken imalatçısı Tokyo Electron'un hisseleri yüzde 3,6 kazançla işlem görüyor.</p><p>Güney Kore'de Kospi endeksindeki yarı iletken imalatçıları Hanmi Semiconductor'ın hisseleri yüzde 27,2, SK Hynix'in hisseleri yüzde 7,5 ve Samsung Electronics'in hisseleri yüzde 2,5 arttı.</p><p>Hanmi Semiconductor'deki yükselişte Yönetim Kurulu Başkanı Kwak Dong-shin, kişisel fonlarıyla 3 milyar won (2,2 milyon dolar) değerinde şirket hissesi satın alımının şirketin teknolojik yeteneklerine ve gelecekteki büyümesine olan güveninin bir sinyali olarak görülmesi etkili oldu.</p><p>Merkez bankaları tarafında ise yarın açıklanacak Japonya Merkez Bankasının (BoJ) faiz kararına çevrildi. Japonya'da ekonomik görünüm ve enflasyon görünümüne ilişkin belirsizlikleri artırmasından dolayı Japonya Merkez Bankasının (BoJ) gelecek hafta faiz artırımını pas geçmesi bekleniyor.</p><p>Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, BoJ'un gelecek hafta politika faizini yüzde 0,75'te sabit tutmasına kesin gözüyle bakılırken, bankaya yönelik faiz artırım tahminleri için haziran ayı öne çıkıyor.</p><p>Söz konusu gelişmelerle kapanışa yakın Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,8, Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 2,4, Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 0,2 ve Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,2 değer kazandı.</p><p><strong>PAY PİYASALARINDA AÇIĞA SATIŞ YASAĞI 8 MAYIS'A KADAR UZATILDI</strong></p><p>Cuma günü alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,51 değer kazanarak 14.409,07 puandan tamamladı.</p><p>Öte yandan, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Borsa İstanbul AŞ pay piyasalarında açığa satış işlemlerinin yasaklanmasına ilişkin tedbir ve uygulamalara 8 Mayıs seans sonuna kadar devam edilmesine karar verdi.</p><p>Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası'nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı nisan vadeli kontrat ise cuma akşam seansında normal seans kapanışının yüzde 0,2 üzerinde 16.646,00 puandan işlem gördü.</p><p>Dolar/TL, cuma gününü 44,9980'den tamamlarken, bugün bankalararası piyasanın açılışında yüzde 0,1 artışla 45,0290 seviyesinden işlem görüyor.</p><p>Analistler, bugün yurt içinde veri gündeminin sakin olduğunu, yurt dışında ise ABD'de Dallas Fed imalat sanayi endeksinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.300 ve 14.200 puanın destek, 14.500 ve 14.600 puanın ise direnç konumunda olduğunu söyledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/kuresel-piyasalar-27-nisa-417_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273649</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/baeye-israilden-demir-kubbe-273649</link>
      <pubDate>2026-04-27T09:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[BAE'ye İsrail'den Demir Kubbe!]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'li Axios haber sitesi, İsrail'in bir ilke imza atarak Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) Demir Kubbe hava savunma sistemi ve asker konuşlandırdığını yazdı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[BAE'ye İsrail'den Demir Kubbe!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail'in, İran'la yaşanan gerilimin ilk döneminde Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) Demir Kubbe hava savunma sistemi ve bu sistemi kullanacak askerler gönderdiği iddia edildi. </p><p>Axios'a konuşan İsrailli ve ABD'li yetkililere göre, İran'ın BAE'ye yüzlerce füze ve insansız hava aracıyla saldırmasının ardından Abu Dabi yönetimi destek talep etti. Bunun üzerine İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Demir Kubbe bataryası, mühimmat ve asker gönderilmesi talimatı verdi. </p><p>Yetkililer, bunun İsrail'in ilk kez başka bir ülkeye Demir Kubbe konuşlandırması olduğunu; BAE'nin de sistemi ABD ve İsrail dışında kullanan ilk ülke haline geldiğini belirtti. Aynı kaynaklar, sistemin onlarca İran füzesini engellediğini öne sürdü. Haberde ayrıca İsrail'in, Körfez ülkelerini hedef alabilecek füzeleri etkisiz hale getirmek için İran'ın güneyine hava saldırıları düzenlediği aktarıldı. Süreç boyunca İsrail ile BAE arasındaki askeri ve istihbarat işbirliğinin en üst seviyeye çıktığı vurgulandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/baeye-israilden-demir-kub-265_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273648</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/chpliler-sirt-donmustu-o-cocuklar-sahinbey-er-meydaninda-273648</link>
      <pubDate>2026-04-27T09:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[CHP'liler sırt dönmüştü! O çocuklar Şahinbey Er Meydanı'nda]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Gaziantep'teki 23 Nisan kutlamaları sırasında CHP'lilerin sırtını dönerek protesto ettiği çocuk mehteran takımı, bu kez er meydanına çıktı. Şahinbey Belediyesi'nce düzenlenen Türkiye 4. Yağlı Güreş Ligi müsabakasının açılışında sahneye çıkan küçük öğrenciler büyük alkış aldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[CHP'liler sırt dönmüştü! O çocuklar Şahinbey Er Meydanı'nda]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep'te düzenlenen 23 Nisan gösterilerinde CHP'li il yönetiminin sırtını döndüğü ana sınıfı öğrencilerinden oluşan mehteran takımı, Şahinbey Er Meydanı'nda sahne aldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/chpsrtdnd-27042026ffc64382.jpg"/><p>Minik öğrenciler, Şahinbey Belediyesi tarafından düzenlenen yağlı güreş müsabakalarına renk kattı. Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, CHP'lilerin çocuklara yönelik davranışlarının kabul edilemez olduğunu belirtti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/ermeydan-27042026842c64e6.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/chpliler-sirt-donmustu-o--641_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.273647</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/mali-savunma-bakani-camara-silahli-gruplarin-saldirilarinda-hayatini-kaybetti-273647</link>
      <pubDate>2026-04-27T08:56:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Mali Savunma Bakanı Camara silahlı grupların saldırılarında hayatını kaybetti]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Mali Geçiş Hükümeti, Savunma Bakanı Sadio Camara'nın silahlı grupların düzenlediği saldırılar sonucu hayatını kaybettiğini duyurdu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Mali Savunma Bakanı Camara silahlı grupların saldırılarında hayatını kaybetti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hükümet Sözcüsü Tuğgeneral Issa Ousmane Coulibaly, yaptığı açıklamada, önceki gün düzenlenen saldırılarda bir intihar bombacısının kullandığı araçla Camara'nın Bamako yakınlarındaki Kati kentindeki konutunun hedef alındığını belirtti.</p><p>Coulibaly, Camara'nın saldırganlarla çatışmaya girdiğini, bazılarını etkisiz hale getirdiğini, ancak çıkan çatışmalarda yaralandıktan sonra kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiğini ifade etti.</p><p>Saldırı sırasında konutun çökmesi sonucu başka kayıplar yaşandığını ve yakınlardaki bir caminin yıkılması nedeniyle içeride bulunan bazı kişilerin de hayatını kaybettiğini bildiren Coulibaly, Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Assimi Goita başta olmak üzere hükümet ve Mali halkının, Camara'nın ailesine ve saldırılarda hayatını kaybeden tüm sivil ve askeri mağdurların yakınlarına başsağlığı dileklerini ilettiğini aktardı.</p><p>Camara'nın ölümü nedeniyle bugünden itibaren ülke genelinde iki günlük ulusal yas ilan edildi.</p><p>Saldırıların, Cemaat Nusra el-İslam ve Müslim ile Azavad Kurtuluş Cephesi adlı silahlı gruplar tarafından düzenlendiği öne sürülüyor.</p><p>Mali'de 25 Nisan sabahı erken saatlerde silahlı grupların koordineli saldırıları başlamış, başkent Bamako'da Kati Askeri Üssü, Modibo Keita Havalimanı çevresindeki askeri kamp ile Kidal, Gao ve Sevare başta olmak üzere birçok şehirde yoğun silah sesleri, patlamalar ve çatışmalar bildirilmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/27/mali-savunma-bakani-camar-258_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>