<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290220</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/uskudarda-4-chpli-meclis-uyesi-ak-partiye-gecti-amacimiz-daha-fazla-hizmet-290220</link>
      <pubDate>2026-09-04T01:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Üsküdar'da 4 CHP'li meclis üyesi AK Parti'ye geçti: Amacımız daha fazla hizmet]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Üsküdar Belediye Meclisinin CHP'li üyeleri Ahmet Başbaydar, Ayhan Aydın, Hüseyin Kazan ve Tahsin Usta, partilerinden istifa ederek AK Parti'ye katıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Üsküdar'da 4 CHP'li meclis üyesi AK Parti'ye geçti: Amacımız daha fazla hizmet]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti İstanbul İl Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, 4 meclis üyesinin AK Parti&#39;ye katılımı dolayısıyla AK Parti Üsküdar İlçe Başkanlığında program düzenlendi.</p><p>Programa AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Taha Sarıcaoğlu, milletvekilleri, belediye meclis üyeleri ve partililer katıldı.</p><p>CHP&#39;den istifa ederek AK Parti&#39;ye katılan Tahsin Usta, dört meclis üyesi adına yaptığı açıklamada, kararlarının Üsküdar&#39;a daha fazla hizmet etme amacı taşıdığını belirtti.</p><p>Aldıkları kararın kolay olmadığını anlatan Usta, &quot;Dört meclis üyesi arkadaşımız, Cumhuriyet Halk Partisinden istifa ederek gördüğümüz lüzum üzerine Üsküdar halkına daha fazla hizmet verebilmek amacıyla AK Parti&#39;ye katılmış bulunuyoruz. Hayırlı olsun. Zor bir dönem geçirdiğimizi biliyoruz. Bizim de vermiş olduğumuz kararın zor bir karar olduğunu biliyoruz.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Karar sürecine ilişkin herhangi bir baskı veya pazarlığın söz konusu olmadığını vurgulayan Usta, şunları kaydetti:<br></p><p>&quot;Bu kararı verirken meclis üyesi arkadaşlarımızla beraber şunu özellikle söylemek isterim ki hiçbir baskı altında kalmadık, hiçbir tehdit altında kalmadık ve hiçbir pazarlığın içerisinde bulunmadık. Amacımız Üsküdar&#39;a daha fazla hizmet edebilmek ve bu çatı altında bunu gerçekleştirebileceğimizi düşünüyoruz. Bu nedenle bizi kabul ettiğiniz için sizlere teşekkür ediyorum.&quot;</p><p><b>- "ÜSKÜDAR ADINA HEYECANLI VE MUTLUYUZ"</b></p><p>AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir de dört meclis üyesinin katılımından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, &quot;Bu cesareti gösterdikleri, Üsküdar&#39;ın ve Üsküdarlıların geleceğine dokunmak ve iz bırakmak adına bu kararı aldıkları için kıymetli meclis üyelerimize yürekten teşekkür ediyorum.&quot; dedi.</p><p>Yeni katılan meclis üyelerinin farklı alanlarda önemli tecrübelere sahip olduğunu belirten Özdemir, &quot;Biraz önce ilçe başkanımızın odasında kıymetli meclis üyelerimizle tanıştık. Hayatlarının uzun bir dönemini birçok farklı alanda başarıyla yürütmüş, toplumla bağ kurmuş ve güçlü bir geçmişe sahip isimler. İnşallah meclisteki seçimden sonra ilçemize hep birlikte hizmet etme imkanına sahip olacağız.&quot; ifadelerine yer verdi.</p><p>Üsküdar&#39;ın İstanbul açısından taşıdığı öneme dikkati çeken Özdemir, ilçeyi küçük bir İstanbul&#39;un özeti olarak nitelendirerek, şunları kaydetti:</p><p>&quot;Üsküdar, İstanbul&#39;un en kadim, en kıymetli ilçelerinden bir tanesi. İstanbul&#39;un tüm sosyolojisini bir arada toplayan, tüm değerlerini kendi bünyesinde barındıran ve aslında küçük bir İstanbul&#39;un özeti olan ilçemiz. İnşallah yeni dönemde bu katılımlarla birlikte daha da güçlü bir şekilde belediye meclisimizle, belediye yönetimimizle gayret edip çalışıp Üsküdar&#39;ımızın ve Üsküdarlıların beklentisine cevap vereceğiz.&quot;</p><p>Özdemir, belediyeciliğin şehrin geleceğine ilişkin bir vizyon ortaya koymayı gerektirdiğine dikkati çekerek, &quot;Ben de belediye başkanlığı yapmış, yerel yöneticilik tecrübesi olan bir kişi olarak ifade etmek isterim ki Üsküdar&#39;da çocukları, gençleri, hanımefendileri gördüğünüzde onların geleceğine nasıl katkı sunabiliriz diye bir düşünceyi zihninizden geçirmiyorsanız siz orada iyi bir yönetici olamazsınız. Üsküdar&#39;ın çocuklarının ülkenin geleceği adına çok iyi bir noktaya gelebilmesi için bir mücadeleye ortak olamıyorsanız aslında o şehri yönetemiyorsunuz.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Üsküdar&#39;da ortak akıl ve istişareyle hareket edeceklerini vurgulayan Özdemir, muhtarlar, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri ve ilçenin yerel dinamikleriyle birlikte çalışarak tüm sokaklara ve hanelere hizmet götürmeyi hedeflediklerini belirtti.</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın AK Parti kampındaki sözlerini de hatırlatan Özdemir, &quot;Cumhurbaşkanımız en son Sapanca&#39;da gerçekleştirilen partimizin kampında, &#39;Biz her birimiz bu kitabın farklı farklı sayfalarıyız. Tek bir ciltte Türkiye kitabıyız, AK Parti kitabıyız&#39; demişti. AK Parti&#39;mizin birliğini oluşturan, farklılıklarıyla bu zenginliğimizi ortaya koyan tüm arkadaşlarımızın ortak gayretiyle AK Parti&#39;miz inşallah hep birlikte daha da güçlü bir geleceğe hazırlanacak.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Özdemir, Türkiye&#39;nin zorlu bir coğrafyada bulunduğuna işaret ederek, Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın liderliğinde Türkiye&#39;nin kendi sınırları içerisindeki huzurun yanı sıra bölgesindeki birlik ve beraberliğe de katkı sunan bir konuma ulaştığını anlattı.</p><p><b>- ÜSKÜDAR BELEDİYE MECLİSİ 5 EYLÜL'DE BAŞKAN VEKİLİNİ SEÇECEK</b></p><p>Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, &quot;suç işlemek amacıyla örgüt kurma, rüşvet ve irtikap&quot; suçlamaları kapsamında yürütülen soruşturmada, 31 Temmuz&#39;da tutuklanmış, ardından İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden uzaklaştırılmıştı.</p><p>Üsküdar Belediye Meclisinde 5 Ağustos&#39;ta gerçekleştirilen seçimde CHP&#39;li Meclis Üyesi Sibel Tan Çetinkaya belediye başkan vekili seçilmişti.</p><p>Başkan vekili seçimine ilişkin meclis kararının yargıya taşınmasının ardından İstanbul 2. İdare Mahkemesi, 5 Ağustos 2026 tarihli ve 76 sayılı meclis kararının yürütmesini durdurmuştu.</p><p>Karara yapılan itirazı değerlendiren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi ise 2 Eylül&#39;de yürütmenin durdurulması kararına yönelik itirazı reddetti.</p><p>Yargı kararının ardından İstanbul Valiliği, 5393 sayılı Belediye Kanunu&#39;nun 45. maddesi gereğince Üsküdar Belediye Meclisinin yeni belediye başkan vekilini seçmek üzere 5 Eylül 2026 Cumartesi günü saat 10.00&#39;da toplanacağını açıkladı.</p><p>Dört meclis üyesinin CHP&#39;den istifa ederek AK Parti&#39;ye katılması ile Üsküdar Belediye Meclisinde 23 CHP&#39;li, 21 Cumhur İttifakı meclis üyesi bulunuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/04/uskudarda-4-chpli-meclis--628_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290219</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/sirnaktan-kahreden-haber-trafik-kazasinda-yaralanan-polis-memuru-kaygusuz-sehit-oldu-290219</link>
      <pubDate>2026-09-04T00:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Şırnak'tan kahreden haber: Trafik kazasında yaralanan polis memuru Kaygusuz şehit oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Şırnak'taki trafik kazasında yaralanan polis memuru Kaygusuz şehit oldu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Şırnak'tan kahreden haber: Trafik kazasında yaralanan polis memuru Kaygusuz şehit oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Şırnak'ta görevi başındayken trafik kazasında yaralanan polis memuru Melih Kaygusuz'un şehit olduğunu bildirdi.</p><p>Bakan Çiftçi, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:</p><p>&quot;Şırnak Cizre İlçe Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görevli polis memuru Melih Kaygusuz, 6 Temmuz&#39;da görevi sırasında geçirdiği trafik kazası sonucu yaralanmış, tedavi gördüğü hastanede 3 Eylül&#39;de şehit olmuştur. Şehidimize Allah&#39;tan rahmet, kederli ailesine, kahraman emniyet teşkilatımıza ve milletimize başsağlığı diliyorum. Şehidimizin makamı ali olsun.&quot;</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/04/hruhpbaxkaytha1-040920261497dfe9.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/04/sirnaktan-kahreden-haber--244_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290218</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/casperlar-cetesinin-kirli-agi-ortaya-cikti-cocuklari-boyle-orgute-cekmisler-290218</link>
      <pubDate>2026-09-04T00:11:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Casperlar çetesinin kirli ağı ortaya çıktı: Çocukları böyle örgüte çekmişler]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[“Casperlar” adlı silahlı suç örgütüne yönelik soruşturma kapsamında 51 çocuk hakkında hazırlanan iddianamede, aile bağları zayıf ve aidiyet arayışındaki çocukların, sosyal medya ve dizi/film karakterleri üzerinden suç örgütlerinin etkisine girdiği belirtildi. İddianamede, bu çocukların rol modellerinin zamanla suç örgütü lider ve yöneticileri olduğu ifade edildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Casperlar çetesinin kirli ağı ortaya çıktı: Çocukları böyle örgüte çekmişler]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, organize suç örgütlerinin tespiti, suç örgütleriyle etkin mücadelenin yapılabilmesi ve örgütsel yapılarının deşifre edilebilmesi, aralarındaki hiyerarşik yapının ortaya konulabilmesi, etkinlik alanlarının, suç faaliyetlerinin ve örgüte üye olan, örgüt adına suç işleyen şahısların tespit edilebilmesi, örgütsel faaliyet kapsamında işlenen suç teşkil eden tüm eylemlerin aydınlatılabilmesi amacıyla soruşturma işlemlerine başlandığı kaydedildi.</p><p>Örgütün eylem ve faaliyetlerinin deşifresine yönelik başsavcılık tarafından İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne verilen talimatlar sonucunda çok sayıda ara yakalama niteliğinde operasyonların gerçekleştirildiği aktarılan iddianamede, eylemlerde yer alan örgüt üyesi şüpheliler hakkında tutuklama tedbirinin uygulandığı kaydedildi.</p><p>İddianamede, soruşturmanın çatı yapılanmasının operasyonel sürecine esas çalışmalar neticesinde, suça karıştığı tespit edilen yaşı büyük sanıklar yönünden Başsavcılıkça tamamlanan çatı soruşturma kapsamında Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesince, adli süreçteki çocuklar yönünden ise yine çatı soruşturma kapsamında Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği birleştirme kararıyla yargılamanın Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesince devam ettiği kaydedildi.</p><p><b>MOTOSİKLET KULLANMAYI BİLEN 15-25 YAŞ ARALIĞI</b></p><p>"Casperlar" silahlı suç örgütünün elebaşı konumunda olan "Hamuş" kod adlı İsmail Atız'ın, altında bulunan, motosiklet kullanmayı bilen 15-25 yaş aralığındaki örgüt üyelerini kendisine karşı gelebilecek grup ve şahıslara karşı gerçekleştirilen eylemlerde kullandığı iddianamede anlatıldı.</p><p>İddianamede, "Casperlar" silahlı suç örgütüne yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında yapılan aramalarda çok sayıda silahın ele geçirildiği, ele geçirilen silahlarla eylemlere konu olay yerlerinden elde edilen kovanların eşleştiği, bu kapsamda bazı olayların aydınlatılarak faillerin yakalanmasının sağlandığı belirtildi.</p><p>Örgüt tarafından iletişim araçlarının, faaliyetlerinin gizliliğini korumak, koordinasyon sağlamak ve iz bırakmamak amacıyla özenle seçildiği, bu araçların zamanla değiştiği ve güvenlik güçlerinin tespitinden kaçmak için teknolojik gelişmelere uyum sağladığı iddianamede aktarıldı.</p><p>İddianamede, örgütün gerçekleştirdiği eylemlere ilişkin görüntü kayıtlarını ve örgütün devamlılığını sağlamak, üyelerini bir arada tutmak için hazırladığı videoları, elebaşı ve yönetici kadrosunun yönettiği sosyal medya hesapları üzerinden örgüt üyelerinin paylaştığının tespit edildiği kaydedildi.</p><p>Suç örgütünün elebaşı ve yönetici kadrosu tarafından eylemlerde adli süreçteki çocukların da kullanıldığı belirtilen iddianamede, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 51 adli süreçteki çocuğun eylemlerde yer aldığı veya eylemlerde yer almasa dahi örgütle irtibat ve iltisakının bulunduğu aktarıldı.</p><p><b>- ADLİ SÜREÇTEKİ ÇOCUKLARIN ÖRGÜTE DAHİL EDİLİŞ SÜRECİ</b></p><p>İddianamede, adli süreçteki çocukların örgüte dahil ediliş süreci şu şekilde anlatıldı:</p><p>"Aile bağları zayıf olan çocukların kimlik ve aidiyet sorunu yaşamaya başladıkları, bu süreçte toplumsal rol model olarak internet tabanlı platformlarda ve ulusal televizyon kanallarında yer alan, hayal ürünü olan suç konulu dizi ve film karakterlerinin sosyal medya aracılığı ile suç örgütleri tarafından kullanılması sonucunda, örgüt lider ve yöneticilerinin çocuk nezdinde ön plana çıkmaya başladığı görülmüştür. Bir başka deyişle aile bağları zayıf, aidiyet ihtiyacı olan çocuğun rol modeli korkulan adam, yani suç örgütleri lideri ve yöneticileri olmuştur. Bu kapsamda suç örgütlerinin örgüte kazandırmak istedikleri çocuklara ve genç bireylere, 'Sen bizim kardeşimizsin.' gibi söylemlerde bulunarak çocukların ve genç bireylerin aidiyet boşluğunu doldurmaya çalıştıkları anlaşılmıştır. Bu nedenle birçok adli süreçteki çocuğun bir yere ait olmak için suç örgütleri içerisinde yer alabildikleri hususu da göz ardı edilmemelidir."</p><p>4 Mart 2025'te yüzleri maskeli adli süreçteki çocuklar M.E. ve M.Ç.'nin, Bağcılar'da bir iş yerinin önüne gelerek ateş etmeye başladığı, iş yeri sahibi Mehmet Kan'ın olayda hayatını kaybettiği belirtilen iddianamede, şüpheliler Murat Batır, Resul Saldanlı ve Uğur Karabul'un iştiraki ve organizasyonuyla silahlı saldırı eyleminin gerçekleştirildiği kaydedildi.</p><p>İddianamede ifadesine yer verilen müşteki E.G., yaklaşık bir buçuk ay önce bir numaradan aranarak, "Ben Casperlerden gaddar, sana 10 milyon TL ceza kestik. Bu parayı vermezsen Teşvikiye'deki dükkanını açtırmayız seni ve aileni öldürürüz. Çocuklarının okulunu biliyoruz. Bizi araştır soruştur. Bizi ara üç gün süren var.." diyerek kendisini tehdit ettiğini, daha önce de çok kez tehdit edildiğini arayanların "Dalton" ve "Casper" isimli örgütlerin adlarını kullandıklarını söyledi.</p><p>Hazırlanan iddianamede, adli süreçteki 51 çocuk hakkında, "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma", "örgütün veya amacının propagandasını yapma", "genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması", "mala zarar verme", "kasten öldürmeye teşebbüs", "ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma", "sayı veya nitelik bakımından vahim olan silah veya mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma", "nitelikli yağma", "nitelikli yağmaya teşebbüs", "tasarlayarak öldürme", "nitelikli tehdit", "tasarlayarak öldürmeye teşebbüs" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından değişen oranlarda hapis cezası istendi.</p><p>İddianame, değerlendirilmek üzere Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/04/casperlar-cetesinin-kirli-597_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290217</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/istanbulda-deas-operasyonu-1-kisi-etkisiz-hale-getirildi-290217</link>
      <pubDate>2026-09-04T00:07:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 1 kişi etkisiz hale getirildi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul'da DEAŞ silahlı terör örgütüyle bağlantılı olduğu ve Türkiye'de terör saldırısı planladığı değerlendirilen B.Ç. (21), Sultanbeyli'de düzenlenen operasyonda polise ateş açtı. Polis ekiplerince şüpheli etkisiz hale getirilirken, olay sırasında 1 vatandaş yaralandı. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 1 kişi etkisiz hale getirildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstihbarat Şube Müdürlüğü ile koordineli olarak DEAŞ silahlı terör örgütüne yönelik çalışma yürüttü. Çalışmalarda, terör örgütüyle bağlantılı olduğu ve Türkiye'de terör saldırısı planladığı değerlendirilen B.Ç.'nin (21) yakalanması amacıyla Sultanbeyli'de operasyon düzenlendi.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/04/42380419.jpg"/><p>Operasyon sırasında şüpheli B.Ç.'nin ateş açması üzerine polisler de karşılık verdi. Çıkan çatışmada şüpheli etkisiz hale getirildi. Olay sırasında 1 vatandaşın da yaralandığı bildirildi.  </p><p>Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü belirtildi.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/04/istanbulda-deas-operasyon-549_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290216</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/yaren-leylek-adem-amcaya-veda-etti-15inci-kez-goc-yolculugu-basladi-290216</link>
      <pubDate>2026-09-03T23:48:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yaren Leylek Adem Amca'ya veda etti... 15'inci kez göç yolculuğu başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Bursa'nın Karacabey ilçesinde, Balıkçı Adem Yılmaz ile kurduğu dostluk hikayesiyle tanınan Yaren leylek, 15'inci yılda göç yolculuğuna başladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yaren Leylek Adem Amca'ya veda etti... 15'inci kez göç yolculuğu başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaban hayatı fotoğrafçısı Alper Tüydeş, AA muhabirine, Uluabat Gölü&#39;nün kıyısındaki kırsal Eskikaraağaç Mahallesi&#39;nin simgesi Yaren leyleğin bu yıl göç mevsiminde Avrupa Leylek Köyleri Birliği üyesi Eskikaraağaç&#39;a ulaştığını söyledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/d931f7771a6f475cabc8-03092026143dbe02.jpg"/><p>Bu yıl 15&#39;inci kez Adem Yılmaz&#39;ın kayığına konan Yaren leylek ve ailesinin daha sıcak ülkelere doğru göç yolculuğuna başladığını belirten Tüydeş, şunları kaydetti:</p><p>&quot;Adem Amca öğle saatlerinde aradı, &#39;Yaren görünürde yok&#39; dedi. Belki döner umuduyla hava kararana kadar beklemiş ama köydeki diğer leylekler de görünürde yokmuş. Böylelikle hepsinin gittiğini anladık. Bazen farklı zamanlarda gidiyorlardı ama bu yıl hepsi aynı zamanda gitti. Afrika ülkelerine doğru göç ediyorlar.&quot;</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/6c56aca3f11342b9b361-030920261154034b.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/yaren-leylek-adem-amcaya--524_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290215</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/silivrideki-gemi-faciasinda-ihmaller-zinciri-2-kisi-tutuklandi-290215</link>
      <pubDate>2026-09-03T23:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Silivri'deki gemi faciasında ihmaller zinciri... 2 kişi tutuklandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Silivri'de iki ticari geminin çarpıştığı kazaya ilişkin ön bilirkişi raporu hazırlandı. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca, Silivri'nin yaklaşık 18 deniz mili güneyinde Kocaeli'den Aliağa'ya seyir halinde olan, rulo sac metal ve inşaat demiri yüklü Türk bayraklı "Tuğberk İmamoğlu" isimli ticari gemi ile Türk bayraklı "Alsu" isimli ticari geminin çarpışması sonucu Tuğberk İmamoğlu isimli geminin batması ve gemideki 10 kişilik mürettebata ulaşılamaması üzerine başlatılan soruşturma sürüyor. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Silivri'deki gemi faciasında ihmaller zinciri... 2 kişi tutuklandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Soruşturma kapsamında görevlendirilen bilirkişi heyeti,  kazaya karışan "Alsu" gemisinden elde edilen teknik kayıtlar, ECDIS  playback veriler, kaza mahallinde Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Kıyı Emniyeti  Genel Müdürlüğü unsurlarınca temin edilen raporlara yönelik incelemesini  tamamladı.</p><p class="MsoNormal">Bu kapsamda hazırlanan ön tespit raporunda, 2 Eylül saat  03.13 sıralarında Marmara Denizi Trafik Ayrım Şeridi üzerinde meydana gelen  deniz kazası neticesinde, "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin iskele  tarafından hasar alarak süratle battığı, mürettebatından halen haber  alınamadığını belirtildi.</p><p class="MsoNormal">"Alsu" gemisine ait kısıtlı ECDIS playback  verileri, olay anındaki jurnal kayıtları, gemi adamlarının ifadeleri ve geminin  Bridge Management Manual (BMM-Emniyetli Seyir El Kitabı) kuralları çerçevesinde  yapılan ön incelemeye yer verilen raporda, "Kazanın hem M/T Alsu'da tespit  edilen köprü üstü seyir emniyeti organizasyonu ihlalleri (Watch Condition B  ihlali, tek ve tecrübesiz zabit bırakılması, gözcü bulunmaması) hem de Tuğberk  İmamoğlu gemisinin AIS cihazının kapalı/arızalı ya da dış müdahale sonucu  yeterli çalışmaması ve şimdilik elde edilebilen telsiz mutabakatına aykırı  tehlikeli sancağa dönüş manevraları gerçekleştirmesi sonucunda çift taraflı  ağır durumsal farkındalık kaybı ile meydana geldiği tespit edilmiştir."  ifadelerine yer verildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/silivrigemikazaaa248-0309202698efcc90.jpg"/><p class="MsoNormal">Raporda, kazanın hemen ardından "Tuğberk İmamoğlu"  gemisinin, elde edilebilen verilere göre iskele tarafından yırtılma nedeniyle  süratle battığı, "Alsu" isimli gemide ise sancak bordadaki hafif  sıyrıklar dışında seyri engelleyecek veya su almaya sebep olacak majör hasar  oluşmadığı kaydedildi.</p><p class="MsoNormal">Çatışma sonrasında "Alsu" gemisinin mürettebatı,  Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü (Nene Hatun gemisi dahil) ve Sahil Güvenlik  Komutanlığı unsurları tarafından denizde geniş çaplı arama-kurtarma faaliyeti  yürütüldüğü, yapılan kurtarma çalışmalarında "Tuğberk İmamoğlu"  gemisine ait can salları ve serbest düşmeli (free fall) can filikasının denizde  yüzer vaziyette boş olarak bulunduğu ifade edildi.</p><p class="MsoNormal">Raporda, "Alsu" isimli geminin 2 Eylül tarihli  jurnal kayıtları ve Kaptan Ahmet Erarslan'ın ifadelerine göre, kaza anında  bölgedeki hava durumunun, rüzgar yönü kuzey olup 4 beaufort (Bft) kuvvetinde,  deniz durumunun ise 3 beaufort olup hafif çalkantılı olduğu, gökyüzünün ise  "bc" (broken clouds - gök bulutlu) olarak kaydedildiği aktarıldı.</p><p class="MsoNormal">Bilirkişi raporunda, "Görüş açık olup yaklaşık 6 deniz  milidir. Bölgede manevrayı kısıtlayıcı herhangi bir sis, pus, sağanak veya  yoğun akıntı bulunmamaktadır. Dolayısıyla kaza, görüşün ve deniz şartlarının  tamamen emniyetli seyre elverişli olduğu bir zaman diliminde gerçekleşmiştir.  Kazaya sebebiyet veren dışsal (doğa) bir faktör tespit edilememiştir."  değerlendirilmesine yer verildi.</p><p class="MsoNormal"><b>"KAPTAN (KAZADAN 7-10 DAKİKA SONRA) KÖPRÜ ÜSTÜNE  ÇIKABİLMİŞTİR"</b></p><p class="MsoNormal">"Alsu" isimli geminin köprü üstü kadrosu ve olay  anındaki personel durumunun analizinin, adli kusur açısından bulguları ortaya  koyduğu belirtilen raporda, bu bulgular şu şekilde aktarıldı:</p><p class="MsoNormal">"Vardiya zabitinin tecrübesizliği: Çatışma anında köprü  üstünde nöbetçi olan tek kişi 2. Zabit (3. Kaptan) Murat Evciman'dır.  Evciman'ın resmi ifadesinden, gemiye kazadan sadece bir gün önce (31 Ağustos)  katıldığı ve kaza anındaki (00.00-04.00) vardiyasının, kendisinin bu gemideki ilk  seyir vardiyası olduğu kesinleşmiştir. Gemiyi, manevra kabiliyetini, personeli  ve köprü üstü cihazlarını henüz tanımayan bir zabitin yoğun trafik ayrımında  tek başına bırakılması bir zafiyettir.</p><p class="MsoNormal">Gözcü ve dümenci bulunmaması: Kazanın gerçekleştiği 03.13 sularında  köprü üstünde Murat Evciman dışında hiçbir gözcü, stajyer veya dümenci (Watch  A.B) bulunmamaktadır. Zabit tamamen tek başınadır. Gözcü stajyer Yunus Türker  ve diğer personel kamara ve güvertede istirahat halindedir. Bu durum köprü  üstünde durumsal farkındalığı azaltmıştır.</p><p class="MsoNormal">Kaptanın köprü üstünü terk etmesi: Kaptan Ahmet Erarslan  kaza esnasında köprü üstünde bulunmamakta, kamarasında uyumaktadır. Çatışmanın  sarsıntısıyla uyanmış ve ancak 03.20 sularında (kazadan 7-10 dakika sonra)  köprü üstüne çıkabilmiştir. Kaptan ifadesinde, açık denizde gözcü bulundurmama  yetkisinin kendisinde olduğunu iddia etse de bu durum geminin SMS kurallarına  tamamen aykırıdır."</p><p class="MsoNormal"><b>"ALSU" İSİMLİ GEMİNİN OPERASYONEL VE SİSTEMSEL  KUSURLU OLDUĞU VURGULANDI</b></p><p class="MsoNormal">Raporda, "Alsu" isimli geminin resmi Emniyetli  Seyir El Kitabı'nın incelendiği ve geminin kendi şirketi tarafından onaylanan  köprü üstü vardiya standartları ile kaza anındaki fiili durumunun  karşılaştırıldığı belirtilerek, bu karşılaştırmanın "Alsu"  tarafındaki operasyonel ve sistemsel kusuru tartışmasız şekilde ortaya koyduğu  vurgulandı.</p><p class="MsoNormal">"Alsu" isimli geminin ECDIS playback verilerinin  teknik incelemesinde, çatışmanın gelişim aşamalarının kronolojik olarak nasıl  yaşandığı, raporda şu şekilde anlatıldı:</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/dalgic-030920269c1cb7f2.jpg"/><p class="MsoNormal">"Manevra safhaları:</p><p class="MsoNormal">1. Tespit ve görünmezlik (03.06): 1,8 mil mesafede, Tuğberk  İmamoğlu gemisi AIS verisi alınmadığı için Alsu'nun ECDIS ekranında sadece  radar ekosu (Missing Echo) olarak 082° rotasında og 7.2 knot hızla ilerleyen  bir hedef şeklinde belirmektedir. AIS'in veri göndermemesi, kimlik tespiti ve  erken geçiş planlamasını imkansız hale getirmiştir.</p><p class="MsoNormal">2. Telsiz mutabakatı ve rota değişimi (03.08-03.09):  Alsu'nun 2. Zabiti Murat Evciman, VHF 16 üzerinden karşı gemiyle telsiz  irtibatı kurduğunu, karşı tarafın 'İskeleye kaçın.' talebi üzerine Alsu'nun  rotasını iskeleye doğru değiştirmeye başladığını (03.09'da 294,5°) beyan  etmektedir.</p><p class="MsoNormal">3. Kritik manevra ihlali (03.10): Alsu rotasını 283,9°'ye  getirmişken, yaklaşık 0.5 mil kala Tuğberk İmamoğlu gemisi ECDIS ekranından  anlık olarak kaybolup geri gelmiş ve telsiz mutabakatının tam aksine aniden  sancağına (kendi sağına) dönmeye başlamıştır.</p><p class="MsoNormal">4. Şimdiki eldeki verilere göre, son yaklaşma ve çatışma  (03.12-03.13): Tuğberk İmamoğlu 0.25 mil mesafede rotasını 133°'ye getirmiş ve  hızını 5.8 knot'a düşürmüştür. ALSU ise 7.8 knot hızla ilerlemektedir."</p><p class="MsoNormal"><b>"TUĞBERK İMAMOĞLU" İSİMLİ GEMİNİN HIZLI BATIŞ  NEDENİ TESPİT EDİLEMEDİ</b></p><p class="MsoNormal">Raporda, "Tuğberk İmamoğlu'nun, Alsu'nun pruva hattını  dikey keserek kendi sol (iskele) baş omuzluğunu, Alsu'nun sağ (sancak) baş  omuzluğuna çarptığı değerlendirilmektedir. Savrulma neticesinde Tuğberk  İmamoğlu isimli geminin çatışmadan sonra neden bu kadar hızlı battığının  inceleme ve değerlendirilmesi dosyaya ileride eklenecek bilgiler ve belgeler  ile mümkün olabilecektir. Tuğberk İmamoğlu isimli gemide yük kayması (cargo  shift) olup olmadığı veya lashing (yük bağlama) zafiyeti olup olmadığının  incelenmesi de gerekmektedir." ifadeleri yer aldı.</p><p class="MsoNormal">Bilirkişi raporunda, kaza öncesi, esnası ve sonrasındaki  operasyonel süreçlerin, adli ve teknik deliller ışığında Denizde Çatışmayı  Önleme Tüzüğü (COLREG) ve Emniyet Yönetim Sistemi (SMS) kapsamında  değerlendirilerek, tarafların kusur nitelikleri eldeki verilere göre gerekçeli  olarak anlatıldı.</p><p class="MsoNormal">Buna göre, "Alsu" isimli geminin gözcülük  kurallarını ihlal ettiği ifade edilen raporda, şunlar kaydedildi:</p><p class="MsoNormal">"Alsu isimli gemi, en yoğun ve riskli trafik  bölgelerinden biri olan seperasyon hattını keserken köprü üstünde tek bir zabit  dışında dümenci veya gözcü bulundurmamıştır. Gözle ve radarla yapılması gereken  'tam bir gözcülük' kuralı açıkça ihlal edilmiştir. Bu durum, karşı geminin  telsiz mutabakatına aykırı sancağa dönüş manevrasının zamanında ve erken fark  edilerek reaksiyon gösterilmesini (çatışmayı önleyici manevra yapmayı)  engellemiştir."</p><p class="MsoNormal">Raporda, SMS yönetmeliği ihlali bakımında ise "Geminin  resmi BMM kılavuzunda, 'Watch Condition B' seviyesinde seyredilmesi  emredilirken, kaptanın köprü üstünde bulunmaması ve gözcü personel  görevlendirilmemesi operasyonel bir yönetim zafiyetidir. Kaptan Ahmet Erarslan,  seyir emniyetini tecrübesiz zabite bırakarak denetim yükümlülüğünü yerine  getirmemiştir." değerlendirilmesinde bulunuldu.</p><p class="MsoNormal">Çatışmayı Önleme Manevrası kuralı ihlali açısından ise  raporda şunlar aktarıldı:</p><p class="MsoNormal">"Vardiya zabiti Murat Evciman, karşı geminin üzerlerine  geldiğini ve telsiz mutabakatına uymayarak sancağa döndüğünü 0.5 mil gibi çok  yakın bir mesafede fark etmiştir. Bu aşamada çatışmayı önlemek için erken  makine stop veya tam tornistan (geri) manevrası yapmak yerine, sadece rotayı  iskeleye almaya devam etmiştir. Erken hız azaltma veya makineleri durdurma  aksiyonunun alınmamasının çatışmanın fiziki şiddetini artırmış olabileceği  değerlendirilmektedir."</p><p class="MsoNormal"><b>"TUĞBERK İMAMOĞLU 'HAYALET GEMİ' MODUNDA SEYREDEREK  CİDDİ SEYİR TEHLİKESİ YARATTI"</b></p><p class="MsoNormal">Raporda, "Tuğberk İmamoğlu" isimli gemi yönünden  kusur ve ihlallere de yer verildi.</p><p class="MsoNormal">Tuğberk İmamoğlu geminin AIS cihazı kapalı, arızalı olması,  ya da dış müdahale sonucu yeterli çalışmaması olarak "hayalet gemi"  modunda seyrederek bölgedeki diğer gemiler ve VTS istasyonları için ciddi bir  seyir tehlikesi yarattığı belirtilen raporda, "Alsu" isimli geminin  bu hedefi ancak 1.8 mil kala radar ekosu olarak tespit edebildiği kaydedildi.  Bu durumun ise erken uyarı ve emniyetli geçiş planlamasını doğrudan engellediği  vurgulandı.</p><p class="MsoNormal">Raporda, karşı geminin, telsiz konuşmalarında iskeleye  kaçınma yönünde anlaşıldığının ifade edilmesine rağmen, son 0.5 mil kala aniden  sancağına sert dümen kırarak "Alsu" isimli geminin pruva hattını  kesmesinin, kazayı fiziki olarak başlatan operasyonel kusur olarak belirtildi.</p><p class="MsoNormal"><b>KAZA NEDENİ</b></p><p class="MsoNormal">Bilirkişi raporunun değerlendirme kısmında, kazanın nedeni  şu şekilde anlatıldı:</p><p class="MsoNormal">"Çatışmanın ve ardından meydana gelen batma ve  mürettebat kayıp faciasının esas kök nedeni, 'Çift taraflı köprü üstü  disiplinsizliği, vardiya standartlarının tamamen terk edilmesi ve durumsal  farkındalık kaybı'dır. 'Tuğberk İmamoğlu' isimli geminin AIS cihazını kapatarak  seyretmesi ve telsiz mutabakatına aykırı olarak son 0.5 milde sancağa dönmesi,  çatışmayı fiziki olarak başlatan aktif tetikleyici etkendir. Ancak bu  tetikleyici etkenin bir facia ile sonuçlanmasının arkasındaki asli kök neden  Alsu isimli gemideki köprü üstü zafiyetidir. Eğer Alsu, kendi emniyet  kılavuzundaki (BMM) 'Watch Condition B' kuralına riayet ederek köprü üstünde  tecrübeli kaptanı ve ek bir gözcüyü bulundursaydı, 'Tuğberk İmamoğlu'nun  kontrolsüz sancağa dönüş manevrası 0.5 mil yerine 1.5-1.8 mil mesafede  saptanabilir, COLREG Kural 8 uyarınca ivedilikle makineler stop edilerek veya  acil tornistan verilerek çatışma tamamen önlenebilir ya da darbe şiddeti  minimuma indirilerek Tuğberk İmamoğlu'nun batması engellenebilirdi. Köprü  üstündeki tek başına, tecrübesiz zabit bu durumu zamanında analiz edememiş ve  can kaybı/kayıp faciasının kapısı aralanmıştır."</p><p class="MsoNormal">Şu ana kadar Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü Gemi Trafik  Hizmetleri tarafından dosyaya sunulan VTS görüntülerinde, "Tuğberk  İmamoğlu" isimli gemiye ait bir görüntü kaydı bulunmadığı belirtilen  raporda, "Oysa ki Tuğberk İmamoğlu gemisi Alsu gemisinin ECDIS ekranında  görülmüştür." ifadesine yer verildi.</p><p class="MsoNormal">Bilirkişi raporunda, "Tuğberk İmamoğlu" isimli  geminin mürettebatının denizde kayıp olması ve davanın "taksirle ölüme  sebebiyet verme" niteliği kazanabilecek olması nedeniyle maddi gerçeğin  şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması amacıyla, VHF telsiz ses  kayıtları, genişletilmiş VTS radar ve ekran kayıtları, "Tuğberk  İmamoğlu" isimli geminin kazadan sonra neden bu kadar hızlı battığının,  yük kayması (cargo shift) veya lashing (yük bağlama) zafiyeti olup olmadığının  saptanması amacıyla, geminin yükleme planı (stowage plan), yük bağlama  sertifikaları, yükleme limanı, yükleme anı kamera kayıtları ve stabilite  hesapları ile "Alsu" isimli geminin dış mekan kamera kayıtlarının  müzekkere yazılarak toplanmasının teknik bir zorunluluk olduğu vurgulandı.</p><p class="MsoNormal"><b>GEMİ KAPTANINA TUTUKLAMA TALEBİ</b></p><p class="MsoNormal">Alsu Gemisi'nin 1. ve 3. kaptanı tutuklama istemiyle  hakimliğe sevk edildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/silivrideki-gemi-faciasin-461_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290214</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/elazigda-feci-kaza-iscileri-tasiyan-minibus-sarampole-devrildi-13-kisi-yaralandi-290214</link>
      <pubDate>2026-09-03T23:06:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Elazığ'da feci kaza! İşçileri taşıyan minibüs şarampole devrildi, 13 kişi yaralandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Elazığ'ın Keban ilçesinde minibüsün şarampole devrilmesi sonucu 5'i ağır 13 kişi yaralandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Elazığ'da feci kaza! İşçileri taşıyan minibüs şarampole devrildi, 13 kişi yaralandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p> Karakaya Baraj Gölü&#39;ndeki kafes balıkçılığı işletmesinde çalışan işçileri taşıyan A.Ç. idaresindeki 23 AY 722 plakalı minibüs, Nimri köyü yolunda şarampole devrildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/2438cb84663d43e394eb-03092026cf918ed6.jpg"/><p>Kazada minibüste bulunan 5&#39;i ağır 13 kişi yaralandı.</p><p>İhbar üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, AFAD, itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/ca4393a8d8d541e386a1-03092026dbffaee2.jpg"/><p>Ekipler, köylülerin de yardımıyla minibüsteki yaralıları araçtan çıkararak ambulanslara taşıdı.</p><p>Yaralılar, ambulanslarla kentteki hastanelere kaldırıldı.<br></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/bc49b5e1613f47279cc9-0309202641501ad6.jpg"/><p>Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, Fırat Üniversitesi Hastanesi ile Fethi Sekin Şehir Hastanesi&#39;nde tedavi gören yaralıları ziyaret ederek, geçmiş olsun temennisinde bulundu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/elazigda-feci-kaza-iscile-275_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290213</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/koltugu-sallanan-netanyahudan-yeni-tehdit-iran-rejimini-hedef-aldi-290213</link>
      <pubDate>2026-09-03T23:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Koltuğu sallanan Netanyahu'dan yeni tehdit: İran rejimini hedef aldı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Katil İsrail Başbakanı Netanyahu, ülkede 27 Ekim'de gerçekleşecek seçimler öncesinde tehditlerini sürdürerek "yeteneklerine güvendiklerini ve önlerindeki ana görevin İran rejimini ortadan kaldırmak" olduğunu ileri sürdü.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Koltuğu sallanan Netanyahu'dan yeni tehdit: İran rejimini hedef aldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail Başbakanlık Ofisi&#39;nden yapılan açıklamada, Netanyahu&#39;nun Savunma Bakanı Yisrael Katz, Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ve diğer komutanlarla Tel Aviv&#39;deki Savunma Bakanlığı Kompleksi Kirya&#39;da bir araya geldiği bildirildi.</p><p>Netanyahu, burada yaptığı konuşmada, İran tehdidini geri püskürttüklerini savunarak Tahran yönetiminin &quot;tökezlediğini ve hiç olmadığı kadar zayıf&quot; olduğunu iddia etti.</p><p>&quot;Önümüzdeki ana görev İran rejimini devirmek ve bu konudaki yeteneklerimize güveniyoruz.&quot; diyen Netanyahu, bunun önlerindeki merkezi görev olarak imkansız değil ulaşılabilir ve yakın olduğunu ileri sürdü.</p><p>Netanyahu, İran&#39;ın İsrail&#39;in yanıtı nedeniyle kendilerine saldırmadığını iddia ederek ülke içinde birliğe sahip olduklarını savundu.</p><p>İsrail&#39;de 27 Ekim&#39;de yapılacak seçimler öncesinde kamuoyu yoklamaları eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot&#39;un Yashar Partisi&#39;nin yarışı önde götürdüğünü gösteriyor.</p><p>Kamuoyu yoklamalarında geriye düşen Netanyahu, dışarıya yönelik söylemlerini ve tehditlerini artırıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/koltugu-sallanan-netanyah-964_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290212</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/samsunda-ulasimda-dev-adim-1-saatlik-yolculuk-20-dakikaya-inecek-290212</link>
      <pubDate>2026-09-03T21:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Samsun'da ulaşımda dev adım: 1 saatlik yolculuk 20 dakikaya inecek]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Samsun Şehir Hastanesi/Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tramvay Hattı'na ilişkin, "Özellikle sabah ve akşam iş ve okul yolculuklarının yoğun olduğu zamanlarda 1 saate yaklaşan yolculuk süreleri, tramvay hattımız devreye girdiğinde trafikten bağımsız, konforlu ve öngörülebilir şekilde yaklaşık 20 dakikada alınacak." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Samsun'da ulaşımda dev adım: 1 saatlik yolculuk 20 dakikaya inecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uraloğlu, Samsun Şehir Hastanesi/Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tramvay Hattı Temel Atma Töreni&#39;nde yaptığı konuşmada, hat ile kentin 35,5 kilometrelik raylı sistem ağını 48,8 kilometreye çıkaracaklarını söyledi.</p><p>Gün içinde Samsun Çarşamba Havalimanı Yeni İç ve Dış Hatlar Terminal Binası&#39;nın temelini attıklarını belirten Uraloğlu, 42 metre uzunluğundaki 7 modüllü yeni tramvay araçlarını hizmete aldıklarını kaydetti.</p><p>Kent içi raylı sistemlerin trafik yoğunluğunun azaltılması, zaman tasarrufu sağlanması, karbon ayak izinin küçültülmesi ve kentlerin ekonomik gelişiminin desteklenmesi açısından önemli olduğunu ifade eden Uraloğlu, &quot;Ülkemizde 1058 kilometrelik kent içi raylı sistem ağının 452 kilometresini bakanlık olarak biz inşa ettik. Bugün başladığımız Samsun hattımızla birlikte 145,2 kilometre hatta çalışmalarımız devam ediyor. Planlama aşamasında ise 253 kilometre hattımız bulunuyor.&quot; diye konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/42378464.jpg"/><p><b>- SAMSUN'UN RAYLI SİSTEM AĞI 48,8 KİLOMETREYE ÇIKACAK</b></p><p>Samsun&#39;da Ondokuz Mayıs Üniversitesi-Gar-Stadyum güzergahında hizmet veren 43 istasyonlu 35,5 kilometrelik tramvay hattının yeni projeyle 13,3 kilometre daha uzatılacağını aktaran Uraloğlu, yeni hattın Kılıçdede İstasyonu ile Samsunspor İstasyonu arasından mevcut sisteme bağlanacağını, Şehir Hastanesi, Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Kamu Kampüsü&#39;ne raylı sistemle ulaşım sağlayacağını ifade etti.</p><p>Uraloğlu, &quot;Şehir Hastanesi Tramvay Hattı üzerinde 10 istasyon planladık. Bu hatta ek olarak Kamu Kampüsü&#39;ne hizmet edecek yaklaşık 3,7 kilometre uzunluğundaki kılçık hattımız üzerinde de 4 istasyon olacak. Bu istasyonları hem mevcut kent dokusuyla hem de planlanan ve geliştirilmekte olan diğer ulaşım projeleriyle entegre şekilde tasarladık. Yeni hattımızla Samsun&#39;un raylı sistem ağını 35,5 kilometreden 48,8 kilometreye çıkaracağız. Yeni güzergahımız üzerinde 14 istasyon inşa ederek istasyon sayısını 57&#39;ye yükselteceğiz.&quot; şeklinde konuştu.</p><p><b>- YOLCULUK SÜRESİ YAKLAŞIK 20 DAKİKAYA İNECEK</b></p><p>Projenin her gün yaklaşık 40 bin personel, hasta ve ziyaretçi hareketi oluşturması öngörülen şehir hastanesine doğrudan hizmet vereceğini belirten Uraloğlu, hattın 322 bini aşkın nüfuslu İlkadım ile 100 bini aşkın nüfuslu Canik ilçelerine de çağdaş ve kesintisiz raylı toplu taşıma imkanı sunacağını bildirdi.</p><p>Samsunspor Tesisleri İstasyonu&#39;ndan Şehir Hastanesi, Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Kamu Kampüsü yönlerine yaklaşık 9&#39;ar kilometre yolculuk yapılabileceğini aktaran Uraloğlu, şöyle devam etti:</p><p>&quot;Bugün bu güzergahlarda kara yoluyla katedilen mesafe yaklaşık 8 ila 10 kilometre civarında. Özellikle sabah ve akşam iş ve okul yolculuklarının yoğun olduğu zamanlarda 1 saate yaklaşan yolculuk süreleri, tramvay hattımız devreye girdiğinde trafikten bağımsız, konforlu ve öngörülebilir şekilde yaklaşık 20 dakikada alınacak. Hattımızın tamamlandıktan sonraki 30 yıllık projeksiyonda kara yolu bakım, işletme ve zaman kazancı gibi etkenlerden ekonomik kazancı yaklaşık 100 milyon dolar olacak.&quot;</p><p>Hattın yalnızca yeni bir ulaşım bağlantısı olmayacağını vurgulayan Uraloğlu, &quot;Samsun&#39;a zaman, konfor ve güvenlik kazandıran güçlü bir kentsel yatırım da olacak.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p><b>- SAMSUN'A YAKLAŞIK 120 MİLYAR LİRALIK YATIRIM</b></p><p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak son 24 yılda Samsun&#39;un ulaşım ve iletişim altyapısına yaklaşık 120 milyar liralık yatırım gerçekleştirdiklerini bildiren Uraloğlu, Sinop ve Sarp&#39;a bölünmüş yollarla bağlantı sağlayarak Karadeniz Sahil Yolu&#39;nun bütünlüğünü sağladıklarını belirtti.</p><p>Samsun Batı Çevre Yolu, Samsun Şehir Hastanesi Yolu, Havza-Vezirköprü Yolu ve Çarşamba-Ayvacık Yolu&#39;nun da aralarında bulunduğu 8 kara yolu projesindeki çalışmaların devam ettiğini aktaran Uraloğlu, lojistik yatırımlarına ilişkin şunları kaydetti:</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/42378463.jpg"/><p>&quot;Gelemen&#39;de 258 bin metrekare alana sahip lojistik merkezini hizmete alarak lojistik sektörüne 1,1 milyon ton ilave kapasite oluşturduk. Gelemen Lojistik Köyü ile Tekkeköy Lojistik Köyü arasındaki yaklaşık 7 kilometrelik iltisak hattı çalışmalarımızı da tamamlayarak iki lojistik merkezimizi entegre ettik. Havza OSB&#39;yi demir yolu ağına bağlayacak yaklaşık 3 kilometre uzunluğundaki iltisak hattı yapım çalışmalarımıza da başladık.&quot;</p><p><b>- "ANKARA-SAMSUN ARASI 2,5 SAATE İNECEK"</b></p><p>Samsun&#39;un raylı sistemdeki gelişiminin kent içi yatırımlarla sınırlı olmadığını belirten Uraloğlu, 293 kilometrelik Ankara-Kırıkkale-Çorum-Samsun Hızlı Tren Hattı&#39;ndaki çalışmalara ilişkin de bilgi verdi.</p><p>Hattın ilk etabı olan 120 kilometrelik Kırıkkale (Delice)-Çorum kesiminin yapımına başladıklarını, Çorum-Merzifon ve Merzifon-Havza kesimlerinin ihalelerini nisan ayında gerçekleştirdiklerini aktaran Uraloğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p><p>&quot;Havza-Samsun arası 70 kilometrelik kesimin de 2027 Yılı Yatırım Programı&#39;na alınması için çalışmalara başladık. Yani raylar adım adım Havza&#39;ya, oradan Samsun&#39;a yürüyecek. Ankara merkezli bakıldığında bu hat, Türkiye&#39;nin kuzeyine yapılan ilk hızlı tren yolcu taşımacılığı projesidir. Tamamlandığında Ankara-Samsun arası 2,5 saate inecek, yılda 12 milyon yolcu ve 14 milyon ton yük taşınacak.&quot;</p><p>Hattın Samsun Limanı&#39;nı Mersin Limanı&#39;na bağlayacağını ifade eden Uraloğlu, şunları kaydetti:</p><p>&quot;Bu koridor, Karadeniz&#39;i Akdeniz üzerinden dünyaya açacak, boğazlar üzerindeki yükü hafifletecek, ülkemizi küresel ticarette daha güçlü bir lojistik merkeze dönüştürecektir. Hattın devamındaki 509 kilometrelik Samsun-Sarp Demir yolu da gündemimizdedir. Bu projeyi hayata geçirdiğimizde Samsun üzerinden Karadeniz ile Akdeniz arasında yüksek kapasiteli, hızlı ve çevreci bir taşımacılık ağı kurmuş olacağız.&quot;</p><p>Uraloğlu, projenin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek, Samsun&#39;un ulaşım altyapısına yönelik yatırımların sürdürüleceğini sözlerine ekledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/42378465.jpg"/><p>Bakan Uraloğlu, programının ardından Samsun Batı Çevre Yolu Şantiyesi&#39;nde incelemelerde bulunarak çalışmalar hakkında brifing aldı.</p><p>Törene Samsun Valisi Orhan Tavlı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş, AK Parti Samsun milletvekilleri Çiğdem Karaaslan, Yusuf Ziya Yılmaz, Ersan Aksu, Orhan Kırcalı, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, DHMİ Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Fatih Çakmak, AK Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Köse, MHP Samsun İl Başkanı Burhan Mucur, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/samsunda-ulasimda-dev-adi-275_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290211</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/fransada-basortusu-yasagina-karsi-sosyal-medyada-buyuk-dayanisma-ben-de-takacagim-290211</link>
      <pubDate>2026-09-03T21:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Fransa'da başörtüsü yasağına karşı sosyal medyada büyük dayanışma: Ben de takacağım]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Fransa'da aşırı sağcıların 2027 cumhurbaşkanı seçimini kazanmaları halinde kamusal alanda başörtüsünü yasaklamaya yönelik olası referandum teklifine karşı çıkanlar, sosyal medyada başörtüsü taktıkları anların görüntülerini paylaşarak dayanışma gösterdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Fransa'da başörtüsü yasağına karşı sosyal medyada büyük dayanışma: Ben de takacağım]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fransa&#39;da aşırı sağcıların gelecek yıl  düzenlenecek cumhurbaşkanı seçimini kazanması halinde başörtüsünü yasaklamaya yönelik olası referandum teklifi, Müslüman kadınları hedef aldığı ve ayrımcılığa yol açtığı gerekçesiyle tepki çekmeye devam ediyor.</p><p>Bu yasağa karşı çıkan Fransız kadınlar, Müslüman hemcinsleriyle dayanışma için sosyal medyada &quot;başörtüsü&quot; akımı başlattı.</p><p>Başörtüsü taktıkları anların fotoğraf ve videolarını çeken kadınlar, sosyal medya hesaplarından bu görüntüleri &quot;Başörtülü tüm vatandaşlarımıza destek için&quot; ve &quot;Bu yasa çıkarsa, anında başörtüsü takacağım&quot; mesajlarıyla paylaştı.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/625c81cc77424350a319-030920269d5bb7be.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) Partisi Milletvekili Jean-Philippe Tanguy, katıldığı bir programda gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanı seçimini kazanmaları halinde başörtüsü kullananlara para cezası uygulayacaklarını söylemişti.</p><p>Tanguy&#39;nin bu açıklamaları kamuoyunda tepkiyle karşılanmıştı. Fransa&#39;da kamusal alanda başörtüsünü yasaklamak, halihazırda aşırı sağcı partinin seçim vaatleri arasında yer alıyor. Aşırı sağcı parti, seçimi kazanması halinde, başörtüsü yasağını referandumla geçirmeyi planlıyor.</p><p>Ülkede kamu çalışanlarının yanı sıra 2004&#39;ten bu yana ilk ve ortaöğretim seviyesindeki öğrenciler için de başörtüsü yasağı uygulanıyor.</p><p>İlk turu 18 Nisan, ikinci turu ise 2 Mayıs 2027&#39;de yapılacak seçimde iki dönem üst üste görev yapan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron aday olamayacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/fransada-basortusu-yasagi-798_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290210</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/emine-erdogandan-siddik-eraslan-icin-bassagligi-mesaji-290210</link>
      <pubDate>2026-09-03T21:03:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Emine Erdoğan'dan Sıddık Eraslan için başsağlığı mesajı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, vefat eden eski Çekmeköy Belediye Başkanı Sıddık Eraslan için taziye mesajı paylaştı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Emine Erdoğan'dan Sıddık Eraslan için başsağlığı mesajı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Emine Erdoğan, Sıddık Eraslan için başsağlığı mesajını sosyal medya hesabından paylaştı.</p><p>Erdoğan mesajında şu ifadeleri kullandı:</p><p>"Vefat eden Çekmeköy Kurucu Belediye Başkanı Sayın Sıddık Eraslan'a Allah'tan rahmet diliyor, ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı dileklerimi iletiyorum." </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/emine-erdogandan-siddik-e-820_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290209</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/girne-faciasinda-aci-haber-cevdet-yilmaz-bir-kisinin-daha-naasina-ulasildi-290209</link>
      <pubDate>2026-09-03T20:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Girne faciasında acı haber! Cevdet Yılmaz: Bir kişinin daha naaşına ulaşıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Girne'de meydana gelen faciada kayıp 19 kişiden birinin daha naaşına ulaşıldığını açıkladı. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Girne faciasında acı haber! Cevdet Yılmaz: Bir kişinin daha naaşına ulaşıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, zor zamanlarda her zaman ülkesinin yanında olan Türkiye'ye teşekkür ederek, "Bu kardeşliği hiç kimse sarsamaz. Bu dayanışmayı hiç kimse zayıflatamaz. Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki güçlü bağı hiçbir güç koparamaz." dedi.</p><p>Üstel, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Ercan Havalimanı'nda düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.</p><p>Marmara Denizi'nde meydana gelen gemi kazasından dolayı ana vatan Türkiye'ye ve Türk milletine geçmiş olsun dileklerini ileten Üstel, Yılmaz ile devam eden arama kurtarma çalışmaları ve yürütülen süreçleri tüm ayrıntılarıyla ele aldıklarını, kayıp yakınlarıyla bir araya geldiklerini söyledi.</p><p>Üstel, Yılmaz'ın ziyaretinin Kıbrıs Türk halkına yalnız olmadığını bir kez daha hissettirdiğini belirterek, ana vatan Türkiye'ye ilk andan itibaren ortaya koyduğu güçlü dayanışma için teşekkür etti.</p><p>Bu zorlu günleri de ana vatan Türkiye'nin büyük desteğiyle milletçe birlik ve beraberlik içerisinde aşacaklarına inancının tam olduğunu dile getiren Üstel, KKTC ve Türkiye'nin yalnızca "iyi gün dostu" olmadığını ve acıyı da sevinci de paylaştığını ifade etti.</p><p>Üstel, kaza yaşandığı ilk andan itibaren ana vatan Türkiye'nin KKTC'nin yanında yer aldığını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın KKTC'li yetkililerle yakın temas içerisinde olduğunu aktardı.</p><p>Türkiye tarafından görevlendirilen çok sayıda hava, deniz ve kara unsurunun arama kurtarma çalışmalarına güçlü destek verdiğini vurgulayan Üstel, bu çalışmaların 7 gün 24 saat esasına göre devam ettiğini ve edeceğini söyledi.</p><p>Üstel, ilk andan itibaren önceliğin insanları kurtarmak, kayıplara ulaşmak ve bu büyük facianın bütün yönleriyle aydınlatılmasını sağlamak olduğunu belirterek, kazaya anında müdahale edildiğini ve ardından Türkiye'nin güçlü desteğiyle çalışmalara gece gündüz devam edildiğini dile getirdi.</p><p><b>FACİANIN NASIL MEYDANA GELDİĞİ BÜTÜN YÖNLERİYLE ORTAYA ÇIKARILMALI</b></p><p>Üstel, kayıplara ulaşmanın yanı sıra facianın nasıl ve neden meydana geldiğini bütün yönleriyle ortaya çıkarmak istediklerini vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti:</p><p>"İlk günden söyledim, bugün bir kez daha açıkça söylüyorum. Kim olursa olsun, hangi makamda veya hangi görevde bulunursa bulunsun, bu faciada bir kusuru, ihmali veya sorumluluğu varsa hukuk önünde hesabını verecek. Soruşturma çok yönlü olarak devam ediyor. Şu an itibarıyla olayla bağlantılı kaptan ve şirket sorumlusu dahil tüm gemi personeli yargılanıyor. Bugün bir kez daha hakim önüne çıktılar, bilgi ve belgeler inceleniyor. Teknik değerlendirmeler yapılıyor. Biz de hükümet olarak soruşturmanın hiçbir şüpheye mahal vermeden, sağlıklı ve güvenilir bir şekilde yürütülmesi için üzerimize düşeni yapıyoruz."</p><p>Gerçeğin ortaya çıkması ve adaletin tecelli etmesi için ihtiyaç duyulması halinde gerekli başka idari tedbirler alınmasından hiçbir zaman çekinilmeyeceğini vurgulayan Üstel, "Kimin suçlu, kimin kusurlu olduğuna karar verecek olan bağımsız yargımızdır. Bizim görevimiz yargının görevini hiçbir baskı, hiçbir şüphe ve hiçbir engel olmadan yerine getirebilmesinin önünü açmaktır. Bu konuda Kıbrıs Türk adaletine sonuna kadar güveniyorum." diye konuştu.</p><p>Üstel, bu facianın ortaya koyduğu eksiklikleri de büyük bir titizlik içerisinde değerlendirdiklerine işaret ederek, mevzuatta eksiklik varsa gidereceklerini, uygulamalarda değişiklik gerekiyorsa yapacaklarını dile getirdi.</p><p>Hükümet olarak yapıcı eleştirileri dinlemeye, eksik varsa gidermeye ve yanlış varsa düzeltmeye hazır olduklarını belirten Üstel, "Ancak bugünlerde böylesine büyük bir acıyı siyasi hesaplaşmaların malzemesi haline getirmenin hiç kimseye faydası yoktur." dedi.</p><p><b>- "İHTİYACIMIZ OLAN ŞEY BİRLİK"</b></p><p>KKTC Başbakanı Üstel, geçmişte olduğu gibi kriz dönemlerini siyasi fırsata çevirerek devlet otoritelerini zayıflatmaya, Türkiye ile KKTC arasındaki ilişkileri tartışmaya çalışanların bunu başaramayacaklarını vurgulayarak "Bugün ihtiyacımız olan şey birliktir. Acılı ailelerimizin yanında olmaktır. Gerçeklerin ortaya çıkarılmasını sağlamaktır. Ülkemize ve devletimize sahip çıkmaktır." ifadelerini kullandı.</p><p>Bu büyük acının yaralarını birlik ve beraberliği koruyarak hep birlikte saracaklarını aktaran Üstel, "Zor günlerde yanımızda gerçek dostumuzu görüyoruz. Gerçek kardeşliğimizi görüyorsunuz. Kıbrıs Türk halkı, ana vatan Türkiye'nin tarih boyunca yanında olduğunu görmüştür. Bugün de görmektedir. Ana vatan Türkiye yine yanımızdadır." diye konuştu.</p><p>Üstel, Yılmaz'ın ziyaretinin de bu birlikteliği gösterdiğini vurgulayarak "Bu kardeşliği hiç kimse sarsamaz. Bu dayanışmayı hiç kimse zayıflatamaz. Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki güçlü bağı hiçbir güç koparamaz." dedi.</p><p>Yaşananlardan gereken bütün dersleri çıkaracaklarını ve KKTC'yi daha güçlü yarınlara taşımak için çalışmaya devam edeceklerini kaydeden Üstel, arama kurtarma çalışmalarında görev yapan tüm personele, kurumlara ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'a teşekkür etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/girne-faciasinda-aci-habe-964_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290208</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/gulistan-doku-sorusturmasinda-kritik-detay-o-mesaj-bana-supheli-geldi-290208</link>
      <pubDate>2026-09-03T20:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında kritik detay: O mesaj bana şüpheli geldi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili soruşturma kapsamında tutuklanan eski Tunceli İl Jandarma Komutan Yardımcısı emekli albay Ali Kahraman'ın ifadesine ulaşıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında kritik detay: O mesaj bana şüpheli geldi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tutuklanan Burçin Hızlı Kahraman, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığındaki ifadesinde, bir bankada müdür olarak çalıştığını, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve eşi Handan Sonel ile Tunceli&#39;ye taşındıktan sonra tanıştıklarını, Handan Sonel&#39;in öğretmen olduğunu ve maaşını çalıştığı bankadan aldığını söyledi.</p><p>Sonel çiftinin çocukları Hanzade ve Mustafa Türkay&#39;ı tanıdığını anlatan Kahraman, &quot;Hanzade ile daha yakın bir ilişkimiz vardır. Mustafa Türkay&#39;ı en fazla iki üç kez görmüşümdür. İşimle alakalı valilik binasına gittiğim zamanlarda iki kez Mustafa Türkay&#39;ı valilik korumalarının yanında, valilik kapısının önünde aynı koruma kıyafetleriyle gördüm hatta daha sonra eşime &#39;bu çocuk böyle giymiş ama bu normal mi?&#39; diye sormuştum. O da bana &#39;Normal değil ama daha çocuk, özeniyor herhalde&#39; diye cevap vermişti.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Tuncay Sonel&#39;in gözaltına alındığı gün Handan Sonel ile iletişimlerinin tespiti sorulan Kahraman, şunları kaydetti:</p><p>&quot;O gün bana Handan Sonel WhatsApp üzerinden &#39;Burçin Hanım&#39; diye mesaj atmış. Ben bunu sonrasında fark ettim. Bu cümlenin devamı da gelmeyince bana ilk gördüğümde mesaj değişik geldi. Ben de kendisine &#39;Nasılsınız&#39; diye cevap verdim ancak bana geri dönüş olmadı. O tarihlerde yanlış hatırlamıyorsam Gülistan Doku ile ilgili operasyonlar başlamıştı. O yüzden telefonun Handan Sonel&#39;in elinde olmadığını, başkaları tarafından bu mesajın yazıldığını düşündüm. Bu durum bana şüpheli geldi. Bu sebeple sizinle paylaşmak istedim. Bu mesajın yazılma anına kadar yanlış hatırlamıyorsam 2025 yılından beri gerek sosyal medya kanalları üzerinden gerekse telefon hatları üzerinden olsun kendisiyle iletişimim yoktu.&quot;</p><p><b>- "HABERLERİ GÖRÜR GÖRMEZ AİLE İLE İRTİBATIMI KOPARMA KARARI VERDİM"</b></p><p>Kahraman, &quot;Valinin oğlu cinayet işlemiş haberini haberlerde gördükten sonra bu olayın olabileceğini düşündüm. Adalete olan inancım yüzünden bu haberin bu şekilde boşuna çıkmayacağını düşündüm. Hiç de merak edip ortak tanıdıklarımızdan kimseye sormadım. Bu haberi görür görmez o anda bu aile ile irtibatımı koparma kararı verdim.&quot; dedi.</p><p>Gülistan Doku kaybolmadan önceki tarih olan 2 Ocak 2020&#39;de Tunceli&#39;ye geldiklerini, bankaya uğradığını, bazı ziyaretler sonrasında Sonel&#39;in koruması Şükrü Eroğlu&#39;nu (soruşturma kapsamında tutuklu) arayarak öğretmenevinde yer ayarlandığını ve orada kaldıklarını anlatan Kahraman, 3-4 Ocak&#39;ta çeşitli ziyaretler yaptıklarını belirtti.</p><p>Kahraman, 5 Ocak&#39;ta kahvaltıya davetli olduklarını, vapura yetişmek için garnizondan çıktıklarını söyleyerek, &quot;Sarı Saltuk Köprüsü&#39;nde ve yol güzergahı boyunca hiç durmadık. Sarı Saltuk Köprüsü&#39;nden geçerken hiç kimseyi kesinlikle görmedim.&quot; ifadesini kullandı.</p><p>&quot;Gülistan Doku&#39;yu köprü üzerinden araçla siz mi aldınız, ne amaçla aldınız ve Gülistan Doku&#39;nun akıbeti hakkında tüm bildiklerinizi anlatınız?&quot; sorusu üzerine Kahraman, şu savunmayı yaptı:</p><p>&quot;12.27&#39;de Bayraktepe&#39;den ayrılırken Handan Sonel&#39;i üç gün bizi ağırladığı ve öğretmenevinde misafir ettiği için teşekkür etmek amaçlı aradım. O sırada bahsi geçen Gülistan Doku ya da köprü üstünde çömelmiş bir kız veya bir insan kesinlikle görmedik. Görmemiz mümkün değil. Ulaşamadığım Handan Sonel kayıtlara göre 12.41&#39;de beni aramış. Aradan geçen 15 dakikada Pertek yol ayrımına gelmiş veya dönmüşüzdür. Bu sebeple yolda durmak herhangi bir insanı arabaya almak ya da bir planın kurgunun içinde olmak gibi bir durum söz konusu değildir. Tüm bu ithamları kesinlikle kabul etmiyorum. Arabada iki kızım ve eşimle gayet mutlu huzurlu bir şekilde yaptığımız dört günlük tatilden evimize dönmek üzere yolumuza çıktık. Yolun devamında Handan Sonel ile 12 dakika yaptığım konuşma ise kendisinin davet ettiği katıldığım gündeki bir kişi hariç yeni tanıdığım diğer kadınlar hakkında konuşuldu, kritik yapıldı. Kadın kadına yapılan basit ve normal bir sohbetti. Belki yoldan birkaç daha görüşme yapmış olabilirim.&quot;</p><p><b>- "YAPTIĞIMIZ BU GEZİDE KENDİLERİYLE GÖRÜŞMÜŞ OLDUĞUMUZU KABUL EDİYORUZ"</b></p><p>Kahraman, &quot;Araçlarının köprüden geçmesi, ardından telefon görüşmelerinin yapılması, Tunceli&#39;ye geldikten sonra görüşülen kişiler ve Gülistan&#39;ın kaybolduğu saat aralığındaki araç geçişlerine göre 200&#39;ü aşkın kişinin 15-20 gün içerisinde ifadelerinin alınması ve araçlarının tespit edilmesine rağmen kendilerinin içinde bulundukları aracın soruşturma dışı bırakıldığı ve ifadelerinin alınmadığı&quot;na ilişkin soru üzerine şunları söyledi:</p><p>&quot;Bahsettiğiniz olasılık gerçekten kötü bir tesadüften ibaret. Hiçbir şekilde planlanmış bir şey değildir. Terör bölgesi olması nedeniyle Gaziantep&#39;e karanlıkta varılmaması için planlanmış saattir. Bahsi geçen isimler Tuncay Sonel, Handan Sonel ve Şükrü Eroğlu 9 ay önce tayin olup gittiğimiz ilin valisi, eşi, her işini yapan, bilen koruma polisidir. Yaptığımız bu gezide kendileriyle görüşmüş olduğumuzu kabul ediyoruz. Bu yüzden aranmıştır. Şükrü Eroğlu, öğretmenevi organizasyonu nedeniyle aranmıştır. Aracımızın tespit edilmemesi ve bizlerin ifadeye çağrılmaması sebebini tam olarak bilmiyorum ancak ile geldiğimiz, gezmeye geldiğimiz oradan 9 ay önce ayrıldığımız, sorguyu yapan kişiler tarafından da kolluk kuvveti tarafında da açıkça bilinmektedir. Çağrılsaydık koşa koşa gelir ifademizi verirdik. Her şey çok daha kolay ve hatırlanabilir olur. Bugün düştüğümüz bu kötü duruma düşmezdik. Gülistan Doku&#39;yu tanımayız, Mustafa Türkay Sonel ile ilişkimiz yoktur. Bize anlatılan ve bahsedilen konuyla alakamız yoktur. Yapılan suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum.&quot;</p><p>Burçin Hızlı Kahraman, &quot;O dakika oradan geçişimiz, dosyanın asıl fail olarak belirttiğiniz kişiyle telefon görüşmesi yapmam tamamen kötü bir tesadüften ibarettir. Planlanan herhangi bir durum söz konusu değildir. Amacımız sadece hava kararmadan Gaziantep&#39;teki evimize ulaşmaktır. Bu sebeple saat 13.00&#39;teki Pertek vapuruna yetişmektir.&quot; şeklinde savunma yaptı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/gulistan-doku-sorusturmas-569_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290207</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ankarada-39-buyuklugunde-deprem-290207</link>
      <pubDate>2026-09-03T20:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ankara'da 3,9 büyüklüğünde deprem]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Ankara'nın Kalecik ilçesinde saat 20.11'de 3,9 büyüklüğünde deprem meydana geldi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ankara'da 3,9 büyüklüğünde deprem]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Ankara&#39;nın Kalecik ilçesi olan 3,9 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi. <br></p><p>Depremin 11,74 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.<br></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/ankarada-39-buyuklugunde--956_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290206</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/belcikada-sicak-hava-dalgasi-binlerce-kisi-hayatini-kaybetti-290206</link>
      <pubDate>2026-09-03T18:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Belçika'da sıcak hava dalgası! Binlerce kişi hayatını kaybetti]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Belçika'da yaz aylarında etkili olan sıcak hava dalgaları sırasında beklenenden 2 bin 935 daha fazla ölüm kayıtlara geçti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Belçika'da sıcak hava dalgası! Binlerce kişi hayatını kaybetti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Belçika Halk Sağlığı Enstitüsü (Sciensano), ülkede yaz aylarındaki sıcak hava dönemlerinde görülen ölüm oranlarına ilişkin verileri yayımladı.</p><p>Verilere göre, 18 Haziran-3 Temmuz dönemindeki sıcak hava dalgasında ülkede beklenenden 2 bin 35 daha fazla ölüm gerçekleşti. Bu dönemde ölüm oranı beklenen seviyenin yüzde 48,8 üzerinde ölçüldü.</p><p>Ülkede 4-17 Temmuz dönemindeki ikinci sıcak hava dalgasında ise beklenenden 535 daha fazla ölüm kaydedilirken, ölüm oranı beklenen seviyeyi yüzde 14,8 aştı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/belcikasicakhavareut-03092026ac1bcaa2.jpg"/><p>Üçüncü sıcak hava dalgasının yaşandığı 28 Temmuz-16 Ağustos döneminde de beklenenden 365 daha fazla ölüm gerçekleşti. Bu dönemde ölüm oranı beklenen seviyenin yüzde 7 üzerinde ölçüldü.</p><p>Böylece Belçika'da yaz aylarındaki sıcak hava dönemlerinde kaydedilen fazla ölüm sayısı 2 bin 935'e ulaştı.</p><p>Belçika&#39;da 27 Haziran, 641 ölümle yaz döneminde en fazla can kaybının yaşandığı gün oldu. Bu tarihte ölüm sayısı beklenen seviyenin yüzde 146,5 üzerine çıktı.</p><p>Sciensano, fazla ölüm sayısını, gerçekleşen ölüm sayısıyla önceki 5 yılın verileri temel alınarak hesaplanan beklenen ölüm sayısını karşılaştırarak belirliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/belcikada-sicak-hava-dalg-956_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290205</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turkiyeden-avrupa-parlamentosunda-turk-silahli-kuvvetlerine-yonelik-iftiralara-tepki-290205</link>
      <pubDate>2026-09-03T18:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye'den Avrupa Parlamentosu'nda Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik "iftiralara" tepki]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Parlamentosu'nda Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik iftiralara açıklık getirdi. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada "Türk Silahlı Kuvvetleri, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'yla Kıbrıs Türk halkının yok edilmesini engellemiştir" ifadeleri yer aldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye'den Avrupa Parlamentosu'nda Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik "iftiralara" tepki]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "Türk Silahlı Kuvvetleri, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'yla Kıbrıs Türk halkının yok edilmesini engellemiş ve Ada'nın tamamına yarım asrı aşkın süredir devam eden barışı getirmiştir" denildi.  </p><p>Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonu'nun 2027 AB bütçesine ilişkin verdiği görüşte, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından Türk Silahlı Kuvvetlerine iftira atmak amacıyla inşa edilecek sözde bir anıta kaynak ayrılmasının da tavsiye edildiği öğrenilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'yla Kıbrıs Türk halkının yok edilmesini engellemiş ve Ada'nın tamamına yarım asrı aşkın süredir devam eden barışı getirmiştir. Rum tarafınca ortaya atılan iddialar, tarihi gerçekleri çarpıtmakta ve siyasallaştırmaktadır. AB kurumlarının, Kıbrıs meselesinin çözümüne katkı sunmak yerine, tarafsızlık ve adalet ilkelerinden uzaklaşarak Rum tarafının propagandasına alet olması, toplumlar arası güveni daha da zedelemektedir. AB yetkililerine, attıkları her adımla Türkiye'yi AB'den uzaklaştırmayı hedefleyen çevrelerin aracı haline gelmemeleri çağrısında bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/turkiyeden-avrupa-parlame-238_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290204</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bolu-belediyesinde-arac-kiralama-ihalelerinde-usulsuzluk-14-zanli-adliyede-290204</link>
      <pubDate>2026-09-03T18:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bolu Belediyesinde "araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük"... 14 zanlı adliyede]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Bolu Belediyesinde araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 21 zanlıdan 14'ü adliyeye getirildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bolu Belediyesinde "araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük"... 14 zanlı adliyede]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında haklarında gözaltı kararı verilen 22 şüpheliden 21&#39;i yakalandı. İl Jandarma Komutanlığına getirilen zanlılardan işlemleri tamamlanan 14&#39;ü adliyeye sevk edildi.</p><p>Güvenlik önlemleri eşliğinde adliye binasına getirilen zanlılardan 6&#39;sı, savcılık sorgularının ardından tutuklama talebiyle nöbetçi hakimliğe çıkarıldı.</p><p>Savcılıktaki 8 zanlı ile jandarmadaki diğer şüphelilerin işlemleri sürüyor.</p><p>Firari 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği öğrenildi.</p><p><b>SÜREÇ</b></p><p>Cumhuriyet Başsavcılığınca Bolu Belediyesinde araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Tanju Özcan&#39;ın başka bir suçtan tutuklu olması nedeniyle, Başkan Yardımcısı Gülden Özaydın, Temizlik İşleri Müdür Vekili Basri Baytekin, gerçekleştirme görevlisi S.E, Temizlik İşleri Müdürlüğü Muayene ve Kabul Komisyonu Başkanı B.T, komisyon üyeleri M.E.G, T.Y, M.Y, İhale ve Satın Alma Birim Sorumlusu E.Ö, Mali Hizmetler Müdürlüğü personeli H.C, Temizlik İşleri Müdürlüğü personeli E.Ö.Ö, temizlik şirketlerinin yetkilileri Ç.A, S.K, F.Ş.E, S.K, H.B, F.D, İ.T, A.G, yüklenici firma yetkilileri F.G, A.Y, F.L. ve Y.E. olmak üzere 22 zanlı hakkında gözaltı kararı verilmişti.</p><p>Teknik incelemede, bazı çöp toplama araçlarının fiilen çalışmadığı günlerde çalışmış gibi gösterildiği, bu kayıtlar esas alınarak yüklenici firmaya ödeme yapıldığının belirlendiği aktarılan bilirkişi raporunda, Bolu Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğünce düzenlenen 19 ayrı hakediş kapsamında, MCY-Yeşilçam İş Ortaklığına fiyat farkı ve KDV dahil toplam 34 milyon 288 bin 376 lira 61 kuruş fazla ve yersiz ödeme gerçekleştirildiği belirtilmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/bolu-belediyesinde-arac-k-911_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290202</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/suriye-kendisini-hurmuzun-alternatifi-olarak-tanitiyor-haberine-trumptan-ovgu-bu-harika-290202</link>
      <pubDate>2026-09-03T18:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["Suriye kendisini Hürmüz'ün alternatifi olarak tanıtıyor" haberine Trump'tan övgü: Bu harika]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Suriye'nin kendisini Hürmüz Boğazı'na alternatif güzergah olarak tanıtmasına ilişkin haberi paylaşarak "Bu harika" yorumunu yaptı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA["Suriye kendisini Hürmüz'ün alternatifi olarak tanıtıyor" haberine Trump'tan övgü: Bu harika]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, Suriye'nin kendisini Hürmüz Boğazı'na alternatif olarak tanıttığına dair bir haberi sosyal medya hesabından paylaştı. Washington Post gazetesinde yayımlanan analiz yazısını alıntılayan Trump, habere "bu harika" yorumunu ekledi.</p><h3>ŞAM YÖNETİMİ KENDİSİNİ ALTERNATİF GÜZERGAH OLARAK SUNUYOR</h3><p>Habere göre, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki Şam yönetimi, ülkesini nispeten istikrarlı, enerji ve mal taşımacılığı için kara koridoru sağlayan ve Hürmüz Boğazı'na alternatif bir güzergah olarak tanıtıyor. ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırıların Hürmüz Boğazı'ndaki trafiği aksatmasının Şam açısından bir avantaj olarak yorumlandığı haberde, Suriye'nin Orta Doğu'nun merkezi haline gelmeyi hedeflediği belirtildi.</p><h3>IRAK-SURİYE PETROL BORU HATTI PROJESİ GÜNDEMDE</h3><p>Haberde, Irak ile Suriye arasında 18 Temmuz'da yeniden inşasına başlanacağı duyurulan petrol boru hattı projesine de değinildi. İki ülke, ham petrol boru hattının yeniden inşasını öngören mutabakat metnini Washington'da imzalamıştı. Törende konuşan ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ile Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, bu anlaşmaların Hürmüz Boğazı'nı enerji arzı açısından ikincil konuma düşürecek bir sürecin önünü açacağını ifade etmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/suriye-kendisini-hurmuzun-503_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290201</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogandan-ak-parti-sanliurfa-milletvekili-onenin-kizi-icin-bassagligi-mesaji-290201</link>
      <pubDate>2026-09-03T18:11:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Önen'in kızı için başsağlığı mesajı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdülkadir Emin Önen'in kızı Fatma Zehra Önen hayatın kaybetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan sosyal medyadan acılı aile  için başsağlığı mesajı yayımladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Önen'in kızı için başsağlığı mesajı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erdoğan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "AK Parti Şanlıurfa Milletvekilimiz Abdulkadir Emin Önen'in değerli kızı Fatma Zehra evladımızın vefat haberini teessürle öğrendim. Fatma Zehra kızımıza Allah'tan rahmet, ailesine ve yakınlarına sabrıcemil niyaz ediyorum. Rabb'im mekânını cennet eylesin" dedi</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/cumhurbaskani-erdogandan--329_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290200</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/denizolgun-sorusturmasinda-gelisme-doktoru-gozaltina-alindi-290200</link>
      <pubDate>2026-09-03T18:07:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Denizolgun soruşturmasında gelişme! Doktoru gözaltına alındı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, Denizolgun‘un doktoru "yalan tanıklık" suçundan gözaltına alındı. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Denizolgun soruşturmasında gelişme! Doktoru gözaltına alındı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beykoz'da 2016'da hayatını kaybeden eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada, doktoru "yalan tanıklık" suçundan gözaltına alındı.</p><p>Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosunca, Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016'daki vefatına ilişkin iddialar üzerine başlatılan soruşturma devam ediyor.</p><p>Soruşturma kapsamında, Denizolgun'un doktoru N.D. "yalan tanıklık" suçundan gözaltına alındı.</p><p>Soruşturma kapsamında daha önce tanık sıfatıyla ifade veren N.D, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Bakırköy Adliyesine sevk edilecek.</p><p><b>- NE OLMUŞTU?</b></p><p>Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığından 18 Ağustos'ta yapılan açıklamada, Eylül 2016'da vefat eden Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünün ve yapılan otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayette bulunulduğu bildirilmişti.</p><p>Açıklamada, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ilgili hükümlerince maktulün gerçek ölüm sebebinin tespitine ilişkin yeniden inceleme yapılabilmesi amacıyla fethi kabir kararı alındığı kaydedilmişti.</p><p>Karar doğrultusunda başsavcıvekili, cumhuriyet savcısı, İstanbul Adli Tıp Kurumu uzmanları ve olay yeri inceleme ekipleri 19 Ağustos'ta Denizolgun'un kabrine gelmiş, görevlilerce açılan mezardan Denizolgun'un cesedine ait parçalar alınıp incelenmek üzere nakil aracıyla Adli Tıp Kurumuna götürülmüş, mezardan çıkarılan örnekler işlemlerin ardından 20 Ağustos'ta yeniden kabre konulmuştu.</p><p>Başsavcılıktan 26 Ağustos'ta yapılan açıklamada, Denizolgun'un otopsisinde "şüpheli ölüm" tespiti yapıldığı ve Alihan Kuriş'in de aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında "adam öldürme" suçundan soruşturmanın sürdürüldüğü bildirilmişti.</p><p>Denizolgun'un mezarının açılması sonrası yapılan ön inceleme neticesinde elde edilen bilgi ve belgeler, raporlama yapılması için Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kuruluna gönderilmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/denizolgun-sorusturmasind-254_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290199</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/gumuste-kritik-yukselis-3-eylul-persembe-guncel-gumus-fiyatlari-bugun-gumus-ne-kadar-son-d-290199</link>
      <pubDate>2026-09-03T17:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gümüşte kritik yükseliş! 3 Eylül Perşembe güncel gümüş fiyatları: Bugün gümüş ne kadar? Son dakika gümüş fiyatları, canlı takip]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Gümüşte sert yükseliş sürüyor. Gümüş piyasasındaki son durum sorgulanıyor. Güncel gümüş fiyatları yatırımcı tarafından merak ediliyor. Peki, 3 Eylül 2026 Perşembe gümüş ne kadar oldu? Bugün gümüş alış satış fiyatı kaç lira? İşte, 3 Eylül Perşembe gümüş alış satış fiyatı son dakika rakamlar ve canlı takip ile burada...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gümüşte kritik yükseliş! 3 Eylül Perşembe güncel gümüş fiyatları: Bugün gümüş ne kadar? Son dakika gümüş fiyatları, canlı takip]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Son dakika, güncel gümüş fiyatları... </b>Gümüş piyasasındaki dalgalanmalar yatırımcının yakın takibinde. Gümüşteki fiyat iniş çıkışları yatırımcısı tarafından sorgulanıyor. Gümüş alıp satacaklar dikkat, bu haberi okumadan hareket etmeyin. 3 Eylül 2026 Perşembe yani bugün gümüş fiyatları ne kadar oldu? sorusunun yanıtı burada...</p><p>2025 yılında kayda değer bir yükseliş ile dikkat çeken gümüşe yatırımcının ilgisi 2026 yılında da arttı.</p><p><b>GÜMÜŞTE 7 AYIN EN HIZLI YÜKSELİŞİ KAYDEDİLDİ</b></p><p>Öte yandan gümüşün onsu da Fed'in faiz artıracağına yönelik öngörülerin zayıflamasıyla ağustos ayında yüzde 15,4 artarak 66,5 dolara çıktı. Böylelikle gümüş fiyatlarında 7 ayın en hızlı yükselişini kaydedildi. </p><p><b>3 EYLÜL 2026 PERŞEMBE GÜNCEL GÜMÜŞ FİYATLARI ALIŞ SATIŞ TABLOSU</b></p><p> 3 Eylül 2026 Perşembe, bugün gümüş alış satış fiyatı kaç lira? İşte yanıtı...</p><p><b>Gram gümüş alış fiyatı: </b>103,36 TL</p><p><b>Gram gümüş satış fiyatı: </b>103,45 TL</p><p><b><font color="#ff0000" size="5"><a href="https://www.platinonline.com/altin-fiyatlari">CANLI TAKİP | GÜNCEL GÜMÜŞ FİYATLARI SAYFASINA İÇİN TIKLAYINIZ</a></font></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/gumuste-sert-yukselis-3-e-487_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290198</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/discover/these-natural-pools-are-in-turkiyes-silent-paradise-290198</link>
      <pubDate>2026-09-03T17:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[These natural pools are in Türkiye's 'silent paradise']]></title>
      <category><![CDATA[Discover]]></category>
      <description><![CDATA[Located 180 kilometers from Antalya's city center, the natural pools of Gazipaşa offer a peaceful escape for travelers looking to experience untouched nature.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[These natural pools are in Türkiye's 'silent paradise']]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Natural pools in the Gazipaşa district of Antalya, located 180 kilometers from the city center and referred to as a "silent paradise," are highlighted as one of the stopover points for those wishing to escape the city noise and have a vacation intertwined with nature.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/42373307.jpg"/> In the district, established on the steep slopes of the Taurus Mountains, these natural pools&#8212;formed naturally over thousands of years where rocks locally known as "yalı taşı" intersect with the sea&#8212;attract the attention of both local and foreign tourists.<img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/42373319.jpg"/><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/42373318.jpg"/><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/42373308.jpg"/><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/42373304.jpg"/><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/42373310.jpg"/><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/42373313.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/these-natural-pools-are-i-680_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290197</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/bilgi/zamani-geldi-ikinci-sezonuyla-7-eylulde-360-ekranlarinda-290197</link>
      <pubDate>2026-09-03T17:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[“Zamanı Geldi” ikinci sezonuyla 7 Eylül'de 360 ekranlarında!]]></title>
      <category><![CDATA[Bilgi]]></category>
      <description><![CDATA[“Zamanı Geldi” ikinci sezonuyla yeniden Ekin Olcayto ve Tayyar Işıksaçan'ın sunumuyla 360 ekranlarına geliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[“Zamanı Geldi” ikinci sezonuyla 7 Eylül'de 360 ekranlarında!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Hayatın içinden konular, merak edilen sorular ve gündemin  öne çıkan başlıkları, <b style="">"Zamanı Geldi"</b>nin ikinci sezonuyla yeniden 360 ekranlarına geliyor.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/zamanigeld-03092026e8ef4b0f.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p class="MsoNormal"><b>Ekin Olcayto</b> ve <b>Tayyar  Işıksaçan</b>'ın sunumuyla ekrana gelecek programda; Türkiye'de ve dünyada  yaşanan son gelişmeler, son dakika haberleri ve gündemin öne çıkan başlıkları  izleyiciyle buluşacak. Sağlıktan psikolojiye, sosyal yaşamdan hayatın içindeki  merak edilen konulara kadar pek çok başlık, alanında uzman konukların  değerlendirmeleriyle ele alınacak; merak edilen sorular yanıt bulacak.</p><p class="MsoNormal">Yeni sezonunda da gündeme dair gelişmeleri farklı  yönleriyle ele alacak <b>"Zamanı Geldi"</b>,  7 Eylül'den itibaren hafta içi her gün saat 08.45'te canlı yayınla 360  ekranlarında izleyiciyle buluşacak.</p><p class="MsoNormal"><b>"Zamanı Geldi"</b>, ikinci sezonuyla 7 Eylül'den itibaren hafta içi her gün  saat 08.45'te canlı yayınla 360'ta!</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/zamani-geldi-ikinci-sezon-490_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290196</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/discover/what-is-behind-this-eerie-wolf-appearance-290196</link>
      <pubDate>2026-09-03T17:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[What is behind this eerie wolf appearance?]]></title>
      <category><![CDATA[Discover]]></category>
      <description><![CDATA[At first glance, it resembles a terrifying wolf. Its red eyes flash, it moves its head from side to side, and it deters approaching animals with loud noises. However, the purpose of this unusual device is not to create a horror movie scene, as one might think. Named "Monster Wolf," the system was developed to keep wild animals away from humans and agricultural areas.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[What is behind this eerie wolf appearance?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>With bear encounters in Japan reaching record levels, this robotic wolf, developed years ago, has once again taken center stage in the news. The surge in orders received by manufacturing firm Ohta Seiki in 2026, surpassing the number of orders typically received in an entire year, highlights the scale of interest in the device. Due to the surging demand, the company is asking customers to wait 2 to 3 months.</b></p><p>The working principle of the Monster Wolf is quite simple, yet its appearance is striking.</p><p>The device was developed based on the natural behavior of wild animals staying away from their natural predators. Mimicking the appearance of a real wolf, the system aims to deter animals by creating the perception that a predator is present in the area.</p><p>An infrared sensor can trigger the system when it detects a nearby animal. Following this, the red LED eyes flash, lights on the feet and tail activate, and a moving neck mechanism gives the wolf a lifelike appearance.</p><p>However, the device's most important weapon is its sound.</p><p>The Monster Wolf features more than 50 different threatening sounds. Along with wolf howls, dog sounds, human voices, and other threat noises can also be utilized. Because the sounds are selected randomly, it aims to prevent animals from getting used to a single noise.</p><p>The manufacturer states that the sound can reach up to approximately 1 kilometer.</p><p><b>WHY HAS INTEREST SURGED IN JAPAN?</b></p><p>The reason for this is the rapidly growing bear problem in the country.</p><p>According to preliminary data from Japan's Ministry of the Environment, 50,776 Asian black bear sightings were recorded nationwide in 2025. This figure is about 150 percent higher than the 20,513 sightings in 2024.</p><p>Bear attacks in the country have also reached record levels, with 216 attacks reported in 2025.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/a34-030920260906a242.jpg"/><p>Experts note that the depletion of natural food sources for bears, such as acorns, is one of the factors pushing the animals to move closer to human settlements in search of food.</p><p>The Monster Wolf is actually not a newly developed device specifically for bears.</p><p>The system was initially developed to reduce agricultural damage caused by wild animals such as deer and wild boars. However, the rise in bear encounters in Japan has placed the device at the center of a new field of application.</p><p><b>DRONES ARE ALSO BEING USED</b></p><p>Japan's struggle with the bear problem is not limited to robot wolves alone.</p><p>AI-powered cameras and drones have also begun to be deployed across the country to detect and track bears. Drones, in particular, are rapidly launched when a bear is spotted to track the animal's location and monitor its movements until response teams arrive.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/what-is-behind-this-eerie-355_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290195</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/anadolu-universitesi-acikogretim-fakultesi-ogrenci-affi-basvuru-tarihleri-belli-oldu-aof-o-290195</link>
      <pubDate>2026-09-03T17:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi öğrenci affı başvuru tarihleri belli oldu (AÖF öğrenci affı başvurusu)]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi (AÖF), öğrenci affından yararlanarak eğitimlerine yeniden devam etmek isteyen adayların başvuru ve kayıt süreçlerine ilişkin tarihleri açıkladı. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi'nde öğrenci affından yararlanmak isteyen adaylar, başvurularını çevrim içi olarak yapabilecek. İşte detaylar...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi öğrenci affı başvuru tarihleri belli oldu (AÖF öğrenci affı başvurusu)]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Resmi Gazete'de yayımlanan ve Yükseköğretim Kanunu'na eklenen Geçici 85'inci madde kapsamında yürütülecek işlemlere ilişkin duyuru, AÖF'nin internet sitesinde yer aldı.</p><p>Buna göre öğrenci affından yararlanmak isteyen adaylar, af başvurularını 9 Aralık Çarşamba günü saat 17.00'ye kadar çevrim içi olarak yapabilecek.</p><p><b>GÜZ DÖNEMİ KAYITLARI 8 EKİM'DE BAŞLAYACAK</b></p><p>Af başvurusunu 2 Ekim 2026 Cuma günü saat 17.00'ye kadar tamamlayan adayların kayıt işlemleri, 8 Ekim Perşembe günü saat 10.00'da başlayacak ve 16 Ekim Cuma günü saat 17.00'de sona erecek.</p><p>3 Ekim-9 Aralık'ta af başvurusunu tamamlayan adayların kayıt işlemleri ise 2026-2027 Öğretim Yılı Bahar Dönemi için belirlenecek akademik takvimde ilan edilecek tarihlerde gerçekleştirilecek.</p><p>Af başvuru ve kayıt işlemleri, AÖF'nin internet sitesindeki kayıt bağlantısı üzerinden e-Devlet şifresiyle çevrim içi yapılacak. Posta veya kargo yoluyla başvuru ve kayıt kabul edilmeyecek.</p><p>Kayıt yaptıran öğrenciler, ders ekle-sil işlemlerini 8-19 Ekim'de Açıköğretim Fakültesi Öğrenci Bilgi Sistemi üzerinden öğrenci şifresi veya e-Devlet şifresiyle gerçekleştirebilecek.</p><p>Af kapsamında eğitimlerine yeniden devam edecek öğrencilerin daha önce başarıyla tamamladıkları dersler, intibak sürecinde belirlenen esaslar doğrultusunda değerlendirilebilecek.</p><p>Bu kapsamda öğrenciler, geçmişte başarıyla tamamladıkları derslerden her dönem için harf notu en yüksek iki dersi alan dışı seçmeli ders olarak intibak ettirebilecek.</p><p><b>AF KAPSAMINDAKİ ADAYLARA İKİNCİ ÜNİVERSİTE İMKANI</b></p><p>Öğrenim hayatına yeniden dönmek isteyen adaylar, Anadolu Üniversitesi AÖF'nin sunduğu ikinci üniversite imkanından da yararlanabilecek.</p><p>Af kapsamında kendi üniversitesine kayıt olan adaylar, sınavsız olarak Anadolu Üniversitesi AÖF'de ikinci üniversite kapsamında öğrenim görebilecek.</p><p>Halen bir yükseköğretim programında öğrenim gören veya herhangi bir yükseköğretim programından mezun olan adaylar da sınava girmeden ikinci üniversite kapsamında AÖF programlarına başvurabilecek.</p><p>"2026-2027 Öğretim Yılı İkinci Üniversite" kapsamında AÖF'de 29 ön lisans ve 20 lisans olmak üzere toplam 49 program bulunuyor.</p><p>Teknoloji, iletişim, yönetim, sosyal bilimler, sağlık, turizm ve lojistik gibi alanlarda sunulan programların yanı sıra Yapay Zeka Destekli Kodlama ile Veri Görselleştirme ve Bilgi Tasarımı ön lisans programları da öğrencilerin tercihine sunuluyor.</p><p>İkinci üniversite kapsamında başvuru ve kayıt işlemleri 19 Ekim'e kadar çevrim içi gerçekleştirilecek.</p><p>Adaylar, af başvuru ve kayıt işlemlerine ilişkin ayrıntılı bilgilere Anadolu Üniversitesi AÖF'nin internet sitesinden, İkinci Üniversite kapsamındaki program ve başvuru süreçlerine ilişkin bilgilere ise Anadolu Üniversitesi İkinci Üniversite internet sayfasından ulaşabilecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/anadolu-universitesi-acik-683_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290194</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/mit-baskani-kalin-yunanistan-ulusal-istihbarat-teskilati-baskani-demiris-ile-bir-araya-geldi-290194</link>
      <pubDate>2026-09-03T17:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[MİT Başkanı Kalın, Yunanistan Ulusal İstihbarat Teşkilatı Başkanı Demiris ile bir araya geldi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Yunanistan'ın başkenti Atina'da Yunanistan Ulusal İstihbarat Teşkilatı (EYP) Başkanı Themistoklis Demiris ile görüşme gerçekleştirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[MİT Başkanı Kalın, Yunanistan Ulusal İstihbarat Teşkilatı Başkanı Demiris ile bir araya geldi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın,  Yunanistan Ulusal İstihbarat Teşkilatı (EYP) Başkanı Themistoklis Demiris ile geçen hafta Yunanistan'ın başkenti Atina'da bir araya geldi.</p><p>Görüşmede, ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmeler ele alındı; sorunların çözümü için atılabilecek adımlar değerlendirildi.</p><p>İki ülke ilişkilerinin Ege ve Batı Akdeniz, NATO güvenliği, istihbarat işbirliği, terör, organize suçlar, yasa dışı göç ve insan kaçakçılığıyla mücadele alanlarında kritik önemde olduğu vurgulanan görüşmede, ABD-İran savaşı, Suriye'de yeni dönem, Libya'nın siyasi birliği, Filistin meselesi, İsrail'in Gazze ve Batı Şeria'da devam eden ihlalleri ve işgal politikaları, Suriye ve Lübnan'a yönelik İsrail saldırıları ele alındı.</p><p>İki ülke arasında terör ve organize suç gruplarıyla mücadele konusunda son dönemde yakalanan ivmenin artarak devam etmesi ve stratejik boyuta taşınması gerektiği konusunda ortak karara varıldı.</p><p> MİT Başkanı Kalın ve EYP Başkanı Demiris, ikili ve bölgesel konularda servisler arasındaki yakın işbirliğinin daha da güçlendirilmesi konusunda mutabık kaldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/mit-baskani-kalin-yunanis-974_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290193</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/gronland-eriyen-suyu-avrupada-asiri-sicaklik-riskini-artiriyor-290193</link>
      <pubDate>2026-09-03T17:07:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Grönland eriyen suyu Avrupa'da aşırı sıcaklık riskini artırıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Grönland'ın eriyen suyu, Avrupa'da aşırı sıcaklıklar ve ölümcül fırtınalar için yeni bir tehdit oluşturuyor. İspanyol Devlet Meteoroloji Ajansı'nın liderliğinde yürütülen kapsamlı araştırma, Grönland'dan Kuzey Atlantik'e ulaşan tatlı suyun, Avrupa'nın hava düzenini ve deniz sıcaklıklarını kökten değiştirdiğini ortaya koyuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Grönland eriyen suyu Avrupa'da aşırı sıcaklık riskini artırıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Grönland'dan eriyerek Kuzey Atlantik'e akan tatlı su, Avrupa'nın hava koşullarında köklü değişikliklere yol açıyor. Son yıllarda artış gösteren Grönland buzul kaybı, yalnızca deniz seviyesini yükseltmekle kalmıyor; aynı zamanda okyanus sıcaklıklarında ve atmosferik basınç sistemlerinde de ciddi dalgalanmalara neden oluyor. İspanyol Devlet Meteoroloji Ajansı (AEMET) öncülüğünde yürütülen yeni bir analiz, Grönland'dan gelen eriyen suyun batı Avrupa ve Akdeniz'de aşırı yaz sıcaklıkları ile şiddetli fırtınaların oluşumunda etkili olabileceğini gösteriyor. Araştırma ekibi, 2022 yazında Avrupa'nın yaşadığı olağanüstü sıcaklık dalgası ve ölümcül fırtınaların, Grönland'dan okyanusa karışan tatlı suyun tetiklediği atmosferik ve denizel değişimlerle bağlantılı olabileceğini öne sürüyor.</p><h3>AEMET ekibi: Grönland erimesi Avrupa'da sıcaklık ve fırtına riskini artırıyor</h3><p>İspanyol Devlet Meteoroloji Ajansı'ndan Juan Jesús González-Alemán liderliğindeki ekip, Grönland eriyen suyunun Kuzey Atlantik üzerindeki etkilerini derinlemesine inceledi. Bilim insanları, özellikle 2022 yazında batı Avrupa'da uzun süreli yüksek basınç alanlarının oluştuğunu ve bunun sonucunda bölgede aşırı sıcaklık artışı yaşandığını belirledi. Bu yüksek basınç sistemleri, rüzgarları ve bulut örtüsünü azaltarak güneş ışığının kara ve deniz yüzeyine daha fazla ulaşmasına yol açıyor. Böylece, buharlaşma yoluyla soğuma azalıyor ve deniz sıcaklıkları tehlikeli seviyelere çıkıyor. 2022 yazında batı Akdeniz'de deniz yüzeyi sıcaklıkları 3 dereceye kadar yükseldi ve bu, 1940'tan bu yana kaydedilen en güçlü sıcak hava dalgası olarak tarihe geçti. Grönland'dan gelen tatlı suyun okyanus yüzeyinde oluşturduğu soğuk tabaka, kuzey ve güney Atlantik arasında belirgin bir sıcaklık farkı yarattı. Bu fark, atmosferde daha fazla enerji birikmesine ve şiddetli fırtınaların oluşmasına zemin hazırladı.</p><h3>2022'de ölümcül fırtına: Grönland eriyen suyu ve Akdeniz'de nadir görülen derecho</h3><p>18 Ağustos 2022'de, Akdeniz'de ender rastlanan şiddetli bir gök gürültülü fırtına hattı, Balear Adaları'ndan başlayarak güney Orta Avrupa'ya kadar ilerledi. Bu sistem, "derecho" adı verilen ve geniş alanlarda yıkıcı rüzgarlar üreten uzun ömürlü bir fırtınaya dönüştü. Fırtına sırasında Korsika'da saatte 139 mil (62,2 metre/saniye) hıza ulaşan rüzgarlar kaydedildi. Bu şiddetli fırtına, 12 kişinin hayatını kaybetmesine ve 106 kişinin yaralanmasına neden oldu. Araştırmacılar, bu olağanüstü olayın arka planında Grönland'dan gelen eriyen suyun Kuzey Atlantik'te yarattığı sıcaklık ve tuzluluk değişikliklerinin önemli bir rol oynadığını vurguladı. Tatlı suyun okyanusa karışması, yüzeye yakın daha hafif bir katman oluşturdu ve bu, okyanus ile atmosfer arasındaki ısı ve nem transferini etkileyerek fırtına enerjisinin artmasına yol açtı.</p><h3>Kuzey Atlantik'te sıcaklık farkı: Grönland eriyen suyu hava düzenini değiştiriyor</h3><p>Araştırma ekibi, 1950'den 2022'ye kadar olan hava durumu kayıtlarını analiz ederek Avrupa üzerinde yüksek basınç sırtlarının son yıllarda daha sık ve uzun süreli hale geldiğini belirledi. Özellikle batı Akdeniz'de aşırı sıcak deniz yüzeyi sıcaklıklarının, geçmişe kıyasla çok daha yaygın ve yoğun hale geldiği ortaya çıktı. Grönland'dan gelen eriyen su, Kuzey Atlantik'in kuzeyinde olağanüstü soğuk yüzey suyu oluştururken, güneyde ise sıcaklıklar normalin üzerine çıktı. Bu durum, kuzey ve güney arasında güçlü bir sıcaklık farkı yaratarak, fırtınaların ve atmosferik hareketlerin şiddetini artırdı. Özellikle güçlü yüksek basınç sırtlarının görüldüğü yıllarda Grönland akıntısının yaklaşık 90 milyar ABD ton (81,6 milyar metrik ton) daha fazla olduğu tespit edildi. Bu büyük miktardaki tatlı su, okyanus yüzeyinde karışımı azaltıp, daha hızlı soğuyan bir katman oluşturdu ve bu da atmosferdeki enerji dağılımını değiştirdi.</p><h3>Simülasyonlar: Grönland eriyen suyu Avrupa yazlarını etkiliyor</h3><p>Araştırmacılar, yalnızca geçmiş kayıtlarla yetinmeyip, Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi'nin (ECMWF) Entegre Tahmin Sistemi ile kapsamlı bilgisayar simülasyonları gerçekleştirdi. 2022'nin başında başlatılan 25 farklı simülasyon, Grönland eriyen suyunun okyanus sıcaklıklarını nasıl etkilediğini ve bunun Avrupa üzerindeki hava düzenine nasıl yansıdığını test etti. Simülasyonlar, 2022'de gözlemlenen okyanus sıcaklıklarının batı ve orta Avrupa üzerinde yüksek basınç sırtı oluşumunu artırdığını gösterdi. Ayrıca, Grönland eriyen suyu nedeniyle oluşan okyanus koşullarının, Avrupa'da aşırı sıcaklık ve fırtına riskini yükselttiği belirlendi. Ancak, araştırmacılar Grönland erimesinin tek başına sıcak hava dalgalarına veya ölümcül fırtınalara doğrudan neden olduğunu kanıtlamadıklarını, fakat önemli bir bağlantı zinciri ortaya koyduklarını ifade etti.</p><h3>İklim modelleri ve gelecekteki riskler: Grönland eriyen suyunun etkileri tam olarak öngörülemiyor</h3><p>Çalışmada, Coupled Model Intercomparison Project Phase 6'ya (CMIP6) ait 53 iklim modeli de değerlendirildi. Ancak bu modellerin, gözlemsel verilerdeki Avrupa üzerindeki yüksek basınç sırtı değişimlerini tam olarak yansıtamadığı görüldü. Bunun başlıca nedenleri arasında, mevcut iklim modellerinin Grönland eriyen suyunu yeterince doğru temsil edememesi, okyanus karışımındaki detayları yakalayamaması ve fırtınaların karmaşık davranışlarını çözümlemede yetersiz kalması yer alıyor. Model çözünürlüklerinin düşük olması, gelecekteki aşırı sıcaklık ve şiddetli fırtına risklerinin hafife alınmasına yol açabilir. Araştırmacılar, bu eksikliklerin iklim projeksiyonlarında önemli bir zayıflık oluşturduğunu, Grönland eriyen suyunun etkilerini daha iyi anlamak için daha hassas gözlemler ve gelişmiş modellemelere ihtiyaç duyulduğunu belirtti.</p><h3>Grönland eriyen suyu: Avrupa için yeni bir iklim zinciri mi?</h3><p>Son yıllarda Grönland'daki buzul kaybı hızla artıyor ve bu eğilimin devam etmesi halinde Kuzey Atlantik'e daha fazla tatlı suyun ulaşması bekleniyor. Araştırma bulguları, Grönland eriyen suyunun deniz seviyesi yükselmesinin ötesinde, Avrupa'nın hava düzeninde, aşırı sıcaklık ve fırtına koşullarında zincirleme etkiler yaratabileceğini ortaya koyuyor. Ancak, doğal iklim değişkenliğinin de önemli bir rol oynadığının altı çiziliyor; çünkü her Grönland erimesi, Avrupa'da mutlaka aşırı sıcaklık veya yıkıcı bir fırtına ile sonuçlanmıyor. Yine de, Grönland buzul kaybı, Kuzey Atlantik okyanus değişiklikleri, Avrupa hava düzeni ve aşırı hava olayları arasında güçlü bir bağlantı olduğu giderek daha fazla kabul görüyor. Bu bağlantının gücünü ve gelecekteki etkilerini net olarak ortaya koymak için, bilim insanları daha fazla gözleme ve gelişmiş iklim modeline ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.</p><p>Grönland eriyen suyunun Avrupa'nın ikliminde oynadığı rol, yalnızca bilim insanlarının değil, politika yapıcıların ve toplumun da dikkatini çekiyor. İklim değişikliğinin etkileri giderek daha karmaşık ve öngörülemez hale gelirken, Grönland'daki buzul kaybının Avrupa'da aşırı sıcaklık ve fırtına riskini artırabileceği gerçeği, gelecekte alınacak önlemler ve iklim politikaları açısından kritik öneme sahip. Araştırmacılar, Grönland eriyen suyu ile Avrupa'daki aşırı hava olayları arasındaki ilişkinin tam olarak anlaşılması için çalışmaların sürmesi gerektiğini belirtiyor. Bu süreçte, hem yerel hem de uluslararası düzeyde iş birliği ve veri paylaşımı büyük önem taşıyor. Sonuç olarak, Grönland eriyen suyunun Avrupa'nın gelecekteki iklim risklerini şekillendiren ana unsurlardan biri olabileceği düşünülüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/gronland-eriyen-suyu-avru-362_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290192</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/sosyal-medyaya-bir-hafta-ara-veren-genc-yetiskinlerin-depresyon-ve-kaygi-belirtileri-azaldi-290192</link>
      <pubDate>2026-09-03T17:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sosyal medyaya bir hafta ara veren genç yetişkinlerin depresyon ve kaygı belirtileri azaldı]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Boston'da Harvard Tıp Okulu ve Beth Israel Deaconess Tıp Merkezi'nin ortak yürüttüğü araştırma, 18-24 yaş arası gençlerde sosyal medya kullanımının bir hafta azaltılmasıyla depresyon, kaygı ve uykusuzlukta belirgin azalma sağlandığını ortaya koydu. Araştırmada, ekran süresi sabit kalmasına rağmen sosyal medya detoksunun ruh sağlığı üzerinde olumlu etkileri gözlendi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sosyal medyaya bir hafta ara veren genç yetişkinlerin depresyon ve kaygı belirtileri azaldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Boston'daki Harvard Tıp Okulu ile Beth Israel Deaconess Tıp Merkezi'nin ortaklaşa gerçekleştirdiği geniş çaplı araştırmada, sosyal medya kullanımını bir hafta azaltan genç yetişkinlerde depresyon, kaygı ve uyku sorunlarında dikkat çekici bir azalma kaydedildi. Mart 2024'te başlayan ve bir yıl süren çalışmada, 18 ila 24 yaşları arasında 417 Amerikalı genç yetişkin yer aldı. Katılımcıların bir kısmı Facebook, Instagram, Snapchat, TikTok ve X gibi platformlardan bir hafta süreyle uzak durmayı kabul etti. Araştırma sonucunda, sosyal medya detoksu uygulayanlarda ruh sağlığı göstergelerinde ciddi iyileşmeler gözlemlenirken, toplam ekran süresinde ise beklenen düşüş yaşanmadı.</p><h3>Dr. John Torous: 'Instagram ve Snapchat'e direnmek en zoruydu'</h3><p>Araştırmanın başındaki isim Dr. John Torous, dijital psikiyatri alanında uzun yıllardır çalışmalar yürütüyor. Torous ve ekibi, geleneksel öz bildirim yöntemlerinin aksine, katılımcıların telefonlarına yüklenen uygulamalarla ekran süresi, hareket ve evde geçirilen süre gibi verileri doğrudan topladı. Ayrıca, kısa günlük anketlerle ruh hali anlık olarak kaydedildi. Katılımcılara sosyal medya platformlarını tamamen bırakmaları değil, mümkün olduğunca azaltmaları önerildi. Bir haftalık detoks süresince sosyal medya kullanımı, günde ortalama 2 saatten 30 dakikaya kadar düştü. Özellikle Facebook ve X gibi platformlardan uzaklaşmak kolay olurken, Instagram ve Snapchat'ten uzak durmak gençler için daha zorlayıcı oldu. Buna rağmen, toplam ekran süresi sabit kaldı ve hatta hafif bir artış gösterdi. Katılımcıların sosyal medya yerine farklı uygulamalara yöneldiği gözlemlendi.</p><h3>Depresyon ve kaygıda yüzde 25'e varan azalma</h3><p>Sosyal medya detoksu uygulayan gençlerde, depresyon belirtilerinde yüzde 24,8, kaygı seviyesinde yüzde 16,1 ve uykusuzlukta yüzde 14,5 oranında azalma yaşandı. Özellikle çalışmaya başlarken ruhsal olarak zorluk yaşayan katılımcılar, bu iyileşmeden en çok fayda gören grup oldu. Araştırma, ekran süresinin değil, maruz kalınan içerik türünün ruh sağlığındaki olumsuz etkilerde daha belirleyici olduğunu gösterdi. Katılımcılar sosyal medya akışlarından uzak kaldıklarında, diğer uygulamalarda vakit geçirmelerine rağmen ruh sağlıklarında belirgin bir düzelme hissettiler. Araştırmacılar, özellikle olumsuz içeriklerin ruh halini olumsuz etkilediğini ve bu döngünün kendini beslediğini vurguladı. Daha önce yapılan benzer araştırmalar da, mobil internetin tamamen engellendiği durumlarda gençlerin ruh sağlığında ve dikkat seviyelerinde olumlu değişiklikler yaşandığını ortaya koymuştu.</p><h3>Yalnızlıkta değişiklik olmadı, ekran süresi tartışması sürüyor</h3><p>Çalışmanın dikkat çeken bir başka sonucu ise yalnızlık düzeylerinde herhangi bir değişiklik yaşanmaması oldu. UCLA yalnızlık ölçeğiyle yapılan değerlendirmelerde, sosyal medya detoksu süresince katılımcıların yalnızlık hissinde anlamlı bir farklılık tespit edilmedi. Araştırmacılar, sosyal medya platformlarının bazı gençler için yalnızlıkla başa çıkmada önemli bir rol oynadığını belirtti. Grup sohbetleri, yorumlar ve beğenilerden uzak kalmak, bazı katılımcıların sosyal bağlantılarını da kısıtladı. Bu nedenle, sosyal medya detoksunun herkes için aynı derecede faydalı olmayabileceği, kişiye özel yaklaşımların daha etkili olabileceği vurgulandı. Ortalama değerlerin bazı katılımcıların çok daha iyi hissettiğini, bazılarının ise hiçbir değişiklik yaşamadığını gizlediği ifade edildi.</p><h3>Politika tartışmaları ve dijital detoksun geleceği</h3><p>Massachusetts gibi bazı eyaletlerde okullarda telefon yasakları gündeme gelirken, Dr. Torous ve ekibi, elde edilen verilerin daha kişiselleştirilmiş stratejilere ihtiyaç olduğunu gösterdiğini savunuyor. Dr. Torous, "Dijital detoks çok kaba bir araçtır" diyerek, sosyal medya detoksunun herkese aynı şekilde uygulanmasının etkili olmayabileceğini belirtti. Araştırmanın gönüllülük esasına dayanması ve katılımcıların çoğunluğunun kadın olması, sonuçların genellenebilirliğini sınırlayan unsurlar arasında yer aldı. Çalışmaya katılan herkes 150 dolar ödül aldı. Araştırmanın ikinci aşamasında, sosyal medya detoksunun etkilerinin bir haftadan uzun sürüp sürmediği ve kişiye özel müdahalelerin faydaları incelenecek. Uzmanlar, gençlerin ruh sağlığını korumak için sosyal medya kullanımını gözden geçirmelerini ve gerekirse profesyonel destek almalarını öneriyor.</p><p>Boston'da yürütülen bu kapsamlı sosyal medya detoksu araştırması, gençlerin ruh sağlığında hızlı ve belirgin iyileşmelerin mümkün olabildiğini ortaya koydu. Ancak, yalnızlık gibi bazı psikolojik alanlarda değişiklik olmaması, sosyal medya kullanımının karmaşık etkilerini bir kez daha gündeme getirdi. Uzmanlar, sosyal medya detoksunun herkes için tek başına yeterli olmayabileceğini, kişisel ihtiyaçlara göre şekillendirilecek yaklaşımların daha etkili sonuçlar sağlayacağını vurguluyor. Araştırmanın sonuçları, sosyal medya ve ruh sağlığı ilişkisine dair politika yapıcılar ve aileler için önemli bir rehber niteliği taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/sosyal-medyaya-bir-hafta--460_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290191</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/her-nefes-ayni-degil-beyin-her-nefesin-ritmini-tek-tek-takip-ediyor-290191</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Her nefes aynı değil! Beyin, her nefesin ritmini tek tek takip ediyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[UC San Diego liderliğinde yürütülen bilimsel araştırma, nefes şeklinin insan beynindeki elektriksel aktiviteyle doğrudan bağlantılı olduğunu gösterdi. Epilepsi hastaları üzerinde yapılan çalışma, her nefes alışın beyin dalgalarında benzersiz bir iz bıraktığını ortaya koydu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Her nefes aynı değil! Beyin, her nefesin ritmini tek tek takip ediyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>UC San Diego'dan Eena Kosik-Rose ve Bradley Voytek'in öncülüğünde gerçekleştirilen yeni bir bilimsel çalışma, insan nefesinin şekliyle beyin dalgaları arasındaki karmaşık ilişkiyi gözler önüne serdi. Araştırmada, epilepsi tedavisi gören 16 kişinin beyin aktiviteleri ve nefes alışverişleri detaylı şekilde incelendi. Katılımcıların her bir nefesinin uzunluğu ve derinliği, beyinlerinde oluşan elektriksel dalgalarla birebir uyum gösterdi. Bu bulgular, nefesin yalnızca ortalama bir ritimden ibaret olmadığını, her nefesin kendine özgü bir yapıya ve beyin üzerinde belirgin bir etkiye sahip olduğunu ortaya koydu. Çalışma, insan vücudu ile beyin arasındaki senkronizasyonun, bugüne kadar düşünüldüğünden çok daha hassas olduğunu vurguladı.</p><h3>Kosik-Rose ekibi: 'Her nefesin beyin üzerinde parmak izi etkisi var'</h3><p>Araştırmada görev alan bilim insanları, nefes alma sürecinin dışarıdan bakıldığında düzenli ve tekrarlı bir ritim gibi göründüğünü, ancak detaylı analizler sonucunda her nefesin birbirinden farklı olduğunu belirledi. Katılımcıların beyinlerine yerleştirilen elektrotlar sayesinde, nefes alışverişlerinin şekli ile beyin dalgalarının yapısı arasındaki paralellikler net şekilde ortaya çıktı. Özellikle uzun süren nefeslerin, beyin dalgalarında da benzer şekilde uzun süreli elektriksel aktiviteye yol açtığı tespit edildi. Ekip, her nefesin beyin üzerinde adeta bir parmak izi bıraktığını ve bu ilişkinin yalnızca ortalama ritimlerle değil, her nefesin kendine özgü şekliyle belirginleştiğini kaydetti. Bulgular, vücut ve beyin arasındaki iletişimin, paylaşılan bir tempodan çok daha ince ayarlarla sağlandığını gösterdi.</p><h3>Burun yoluyla alınan nefes, beyin dalgalarını güçlü şekilde etkiliyor</h3><p>Çalışmada, nefesin hangi yolla alındığının da beyin dalgaları üzerindeki etkisine dikkat çekildi. Katılımcıların burunlarından aldıkları nefesler, beyin aktivitelerinde belirgin değişiklikler ortaya çıkarırken, karın etrafına yerleştirilen kemerle alınan ölçümlerde benzer bir etki gözlenmedi. Araştırmacılar, burun yoluyla alınan havanın, burun zarındaki sinir uçlarını tetiklediğini ve bu sinyallerin beyin bölgelerine ulaştığını belirtti. Özellikle koku soğancığı üzerinden ilerleyen bu sinyaller, duyguları ve anıları işleyen merkezlere kadar taşınıyor. Elde edilen veriler, burun yoluyla alınan nefesin, beyin dalgalarıyla olan senkronizasyonunu karınla alınan nefese oranla çok daha güçlü şekilde sağladığını ortaya koydu. Araştırmacılar, burun akışının beyinle olan bağlantısının, nefesin şekliyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p><h3>Beyin dalgaları en çok frontal korteks ve insulada kümelendi</h3><p>Elektrotlardan elde edilen verilerin analizi, beyin dalgalarının özellikle belirli bölgelerde yoğunlaştığını gösterdi. Frontal korteksin inferior frontal girus bölgesi, talamus ve insula gibi alanlarda, nefesin şekliyle yüksek oranda uyumlu elektriksel aktiviteler kaydedildi. İnsula, vücudun içsel durumunu izleyen sinyallerin toplandığı bir merkez olarak öne çıkarken, talamusta ise nefes alma sırasında zamanlamaya duyarlı hücrelerin aktif hale geldiği tespit edildi. Araştırmada, duygusal anıların depolandığı hipokampus ve amigdala bölgelerinde de nefes ritmine uyum gözlendi; ancak bu alanlarda şekil analizi açısından kesin sonuçlara ulaşılamadı. Beyaz madde olarak adlandırılan ve beyin hücrelerinin bağlantılarını içeren bölgelerde ise, elde edilen verilerin çevre dokudan sızan sinyaller olabileceği belirtildi. Bulgular, beynin belirli bölgelerinin nefesin şekline hassas bir uyum gösterdiğini ortaya koydu.</p><h3>Nefesin şekli düşünce ve duygu durumunu değiştirebilir mi?</h3><p>Araştırmanın en dikkat çekici sorularından biri, nefesin şeklinin insanın düşünce, hafıza ve duygu durumunu değiştirip değiştirmediği oldu. Katılımcıların tamamı epilepsi hastasıydı ve araştırma sırasında yalnızca dinlenme halinde bulundular. Bu nedenle, nefes şeklinin zihinsel süreçlere doğrudan etkisi henüz netlik kazanmadı. Ancak bilim insanları, yavaş ve dikkatli nefes almanın klinik uygulamalarda strese karşı dayanıklılığı artırdığını ve bağımlılıkla mücadelede olumlu sonuçlar verdiğini belirtti. Özellikle farkındalık eğitimlerinde ve terapötik uygulamalarda, nefesin şekliyle birlikte beyin dalgalarının da dikkate alınmasının yeni tedavi yöntemleri geliştirilmesine katkı sağlayabileceği ifade edildi. Araştırmacılar, insanların nefes alma biçimlerini bilinçli olarak değiştirme yeteneğine sahip olduklarını ve bu kontrolün bilişsel süreçler ile zihinsel sağlık üzerinde etkili olup olmadığını değerlendirmeyi sürdüreceklerini açıkladı.</p><h3>Epilepsi hastalarında nefes ve beyin dalgaları ilişkisi yeni tedavi yolları açabilir</h3><p>Çalışmada yer alan 16 epilepsi hastasının, beyin aktivitesiyle nefes şekli arasındaki ilişkiyi ortaya koyması, nörolojik hastalıkların tedavisinde yeni yöntemlerin önünü açabilir. Katılımcıların tamamı, ilaçlarla kontrol altına alınamayan şiddetli epilepsiye sahipti ve beyinlerine cerrahi olarak elektrotlar yerleştirilmişti. Bu durum, elde edilen bulguların genelleştirilmesinde bazı sınırlamalar getirse de, insan beyninin nefesle kurduğu bağlantının önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Araştırmacılar, ilerleyen dönemlerde daha geniş katılımcı gruplarıyla benzer çalışmalar yapmayı ve sağlıklı bireylerde de nefes şekliyle beyin dalgaları arasındaki ilişkiyi incelemeyi planlıyor. Bu sayede, nefesin şeklinin zihinsel sağlık ve nörolojik hastalıklar üzerindeki etkileri daha kapsamlı şekilde anlaşılabilecek.</p><p>Sonuç olarak, UC San Diego liderliğinde yürütülen bu araştırma, nefesin yalnızca hayati bir işlev olmakla kalmadığını, aynı zamanda beyinle kurduğu karmaşık ve hassas ilişki sayesinde zihinsel süreçlerde de önemli rol oynayabileceğini ortaya koydu. Bilim insanları, nefes şeklinin beyin dalgaları üzerindeki etkisini daha ayrıntılı şekilde çözmek için çalışmalarını sürdürüyor. Gelecekte, kontrollü nefes tekniklerinin zihinsel sağlık ve bilişsel performans üzerinde nasıl bir etki yaratabileceği konusunda yeni bulguların elde edilmesi bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/her-nefes-ayni-degil-beyi-562_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290190</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/evcil-hayvanlarla-konusmalarin-sirri-arastiriliyor-bilim-insanlari-yeni-bir-olcum-araci-gelistirdi-290190</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Evcil hayvanlarla konuşmaların sırrı araştırılıyor! Bilim insanları yeni bir ölçüm aracı geliştirdi]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Arizona Üniversitesi'nde geliştirilen AURAL-Pet sistemi, evcil hayvanlarla yapılan günlük konuşmaları bilimsel olarak ölçme imkanı sağladı. İnsan-hayvan bağına dair önemli veriler sunan bu yeni yöntem, evcil hayvan sahiplerinin iletişim tarzlarının ruh sağlığı üzerindeki etkilerini anlamada kritik bir adım olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Evcil hayvanlarla konuşmaların sırrı araştırılıyor! Bilim insanları yeni bir ölçüm aracı geliştirdi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Arizona Üniversitesi'nde yürütülen kapsamlı bir araştırma, insanların evcil hayvanlarıyla kurduğu iletişimin doğasını ve bu iletişimin insan refahına etkilerini ortaya koymak için önemli bir adım attı. Bilim insanları, evcil hayvanlarla günlük konuşmaların nasıl gerçekleştiğini ve bu etkileşimlerin çeşitliliğini nesnel olarak ölçebilecek AURAL-Pet adında yeni bir sistem geliştirdi. Araştırma ekibi, Amerika Birleşik Devletleri'nde 240 katılımcıdan toplanan 5.072 ses kaydını analiz ederek, insanların köpekler ve kedilerle iletişim kurarken kullandıkları farklı konuşma biçimlerini detaylı şekilde inceledi. Bu yenilikçi yöntem, evcil hayvanlarla olan ilişkilerin psikolojik ve sosyal etkilerini daha iyi anlamak için önemli bir fırsat sunuyor.</p><h3>Arizona Üniversitesi araştırmacılarından AURAL-Pet ile günlük konuşmalara bilimsel bakış</h3><p>Arizona Üniversitesi'nin Veterinerlik Fakültesi ve Psikoloji Bölümü'nden uzmanlar, evcil hayvan sahiplerinin köpekler ve kedilerle kurduğu iletişimi sistematik biçimde değerlendirmek için AURAL-Pet adlı bir kontrol listesi geliştirdi. Bu sistem, komutlar, sorular, övgüler, olumsuz yorumlar, lakaplar, hayal kırıklığı ve konuşma tarzındaki değişiklikler gibi 30 farklı kategoriye dayanıyor. Araştırmacılar, Elektronik Olarak Aktif Edilen Kaydedici (EAR) adlı bir akıllı telefon uygulaması ile katılımcıların günlük yaşamlarında doğal ortamda kaydedilen kısa ses kliplerini analiz etti. Katılımcılar, ses kayıtlarının ne zaman alınacağını bilmedikleri için, elde edilen veriler planlı konuşmalardan ziyade gerçek, anlık etkileşimleri yansıtıyor. Bu sayede, evcil hayvanlarla yapılan konuşmaların gerçek çeşitliliği ve doğallığı bilimsel olarak ölçülebiliyor. Araştırmanın başında Dr. Emily Bray ve doktora öğrencisi Dara Jonkoski yer alıyor. Ekip, bu yöntemin insan-hayvan bağına dair önceki çalışmaların neden çelişkili sonuçlar verdiğini anlamada büyük bir rol oynayacağını belirtiyor.</p><h3>Evcil hayvan konuşmaları: Kapsamlı analiz ve çarpıcı veriler</h3><p>AURAL-Pet sistemiyle analiz edilen toplam 5.072 ses kaydı, evcil hayvanlarla yapılan konuşmaların günlük yaşamda ne kadar yaygın olduğunu ortaya koydu. Katılımcılar, kaydedilen konuşmaların ortalama %9.2'sinde köpekleri veya kedileriyle iletişim kurdu. Ancak bu oran, kişiler arasında önemli farklılıklar gösterdi. Bazı insanlar evcil hayvanlarına sık sık lakap takarken, bazıları hiç kullanmadı. Konuşma biçimleri de büyük çeşitlilik gösterdi: Kimileri evcil hayvanlarına sanki insan bir sohbet ortağıymış gibi günlük olaylardan, gelecek planlarından ya da duygularından bahsetti. Sistem, verilen komutlardan övgülere, olumsuz ifadelerden hayal kırıklığına kadar pek çok konuşma türünü kaydetti. Ayrıca, insanların evcil hayvanlara özel bir ses tonu kullanıp kullanmadığı da analiz edildi. Araştırmacılar, bu konuşma tarzlarının ve çeşitliliğinin insan refahı üzerindeki etkilerini anlamak için AURAL-Pet'in gelecekteki çalışmalarda kritik bir araç olacağını vurguladı.</p><h3>Dr. Emily Bray: "Nesnel verilerle insan-hayvan bağına ışık tutuyoruz"</h3><p>Veterinerlik Fakültesi'nden Dr. Emily Bray, evcil hayvanlarla kurulan ilişkinin insan psikolojisi üzerindeki etkilerinin uzun süredir tartışıldığını, ancak bu konuda elde edilen sonuçların çoğu zaman çelişkili olduğunu belirtti. Bray, "Birçok evcil hayvan sahibi, hayvanlarının hayatlarında olumlu bir fark yarattığını düşünüyor. Ancak bilimsel çalışmalar, bu ilişkinin etkilerini net biçimde ortaya koymakta zorlanıyor. Çünkü insanların gerçekten nasıl bir iletişim kurduğunu nesnel olarak ölçmek bugüne kadar mümkün değildi," dedi. AURAL-Pet ile bu eksikliğin giderildiğini vurgulayan Bray, yeni yöntemin evcil hayvanlarla yapılan konuşmaların insan refahı üzerindeki etkilerini daha kesin şekilde değerlendirmeye olanak sağladığını ifade etti. Ayrıca, araştırmada kullanılan kodlayıcılar arasında yüksek oranda tutarlılık elde edilmesi, sistemin güvenilirliğini artırdı. Kategorilerin 22'sinde kodlayıcılar arasında belirgin bir fikir birliği sağlandı. Bu da, AURAL-Pet'in insan-hayvan etkileşimini ölçmede güvenilir bir araç olduğunu gösteriyor.</p><h3>Dara Jonkoski: "Evcil hayvanlarla konuşma tarzı ruh sağlığıyla ilişkili olabilir"</h3><p>Çalışmanın baş yazarlarından psikoloji doktora öğrencisi Dara Jonkoski, AURAL-Pet'in gelecekte insan-hayvan ilişkileriyle ilgili çok daha kapsamlı çalışmaların önünü açacağını söyledi. Jonkoski, "Evcil hayvanlarla kurulan iletişim tarzlarının insanların zihinsel sağlığı ve genel refahı ile nasıl bağlantılı olduğunu artık daha net analiz edebileceğiz" dedi. Ayrıca, bu yöntemin insanların kendi davranışlarını hatırlamalarına gerek kalmadan, gerçek yaşamdan alınan verilerle çalışmanın avantaj sağladığını belirtti. AURAL-Pet'in, sadece İngilizce konuşan insanlar ve köpekler veya kedilerle test edildiğini, bu nedenle farklı kültür ve türlerde de denenmesi gerektiğini ekledi. Ses kayıtlarının video olmadan bazı sınırlamaları bulunduğunu, örneğin kayıtlarda her zaman bir evcil hayvanın varlığının kesin olarak tespit edilemediğini ifade etti. Ancak, bu tür doğal ve önyargısız veri toplama yöntemlerinin insan-hayvan bağı araştırmalarında yeni bir dönemi başlattığını vurguladı.</p><h3>Evcil hayvan konuşmalarının çeşitliliği ve önemi bilimsel olarak kanıtlandı</h3><p>Araştırmada, insanların evcil hayvanlarla konuşurken kullandığı dilin ve tonun, günlük yaşamlarının sıradan bir parçası olduğu ortaya çıktı. Katılımcıların bazıları hayvanlarına duygu dolu cümleler kurdu, örneğin zor bir günün ardından "Sen her zaman beni görmekten mutlusun, kendimi daha iyi hissettiriyorsun" gibi ifadeler kullandı. Bu tarz konuşmalar, insan-hayvan bağının duygusal boyutunu gözler önüne seriyor. AURAL-Pet, komut, övgü, olumsuz yorum, lakap gibi çok sayıda kategoride bu etkileşimleri kayıt altına aldı. Ayrıca, katılımcıların hayvanlarla iletişim kurarken ses tonlarını değiştirip değiştirmedikleri de analiz edildi. Elde edilen veriler, evcil hayvanlarla yapılan konuşmaların yalnızca eğlenceli bir alışkanlık olmadığını, aynı zamanda insan psikolojisi ve sosyal yaşamı üzerinde etkili olabilecek bir unsur olduğunu gösterdi.</p><h3>AURAL-Pet sistemiyle evcil hayvanlarla iletişim ölçümünde yeni dönem</h3><p>Arizona Üniversitesi'nin geliştirdiği AURAL-Pet sistemi, insan-hayvan etkileşimini bilimsel olarak ölçmede önemli bir yenilik sundu. Araştırmacılar, bu yöntemin gelecekte evcil hayvan sahipliği, sosyal yaşam, zihinsel sağlık ve insan-hayvan bağı gücü gibi alanlarda daha derin analizler yapılmasına olanak tanıyacağını belirtiyor. AURAL-Pet'in sağladığı nesnel veriler, anketlere kıyasla daha güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bu sistem, insanların kendi davranışlarını hatırlamasına veya yorumlamasına gerek bırakmıyor; gerçek yaşamdan alınan ses kayıtları üzerinden analiz yapıyor. Araştırma ekibi, ilerleyen dönemlerde farklı dillerde ve farklı hayvan türlerinde de benzer çalışmalar yürütmeyi planlıyor. Bu sayede, insan-hayvan ilişkilerinin evrensel ve kültürel yönleri daha kapsamlı biçimde incelenebilecek.</p><p>Sonuç olarak, Arizona Üniversitesi tarafından geliştirilen AURAL-Pet sistemi, evcil hayvanlarla yapılan günlük konuşmaların bilimsel olarak analiz edilmesine imkan tanıdı. Araştırma, insanların evcil hayvanlarıyla kurduğu iletişimin ne kadar çeşitli ve karmaşık olduğunu ortaya koyarken, bu etkileşimin insan refahı üzerindeki etkilerini anlamak için yeni bir kapı araladı. Evcil hayvan sahiplerinin iletişim tarzlarının, ruh sağlığı ve sosyal yaşam üzerindeki potansiyel etkileri, bundan sonraki araştırmaların odak noktası olacak. AURAL-Pet ile insan-hayvan bağı artık daha nesnel ve kapsamlı biçimde değerlendirilebilecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/evcil-hayvanlarla-konusma-917_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290189</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/akilli-saatlerin-kalori-hesabinda-buyuk-hata-vucut-yagi-arttikca-sapma-buyuyor-290189</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Akıllı saatlerin kalori hesabında büyük hata! Vücut yağı arttıkça sapma büyüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Florida Uluslararası Üniversitesi'nde yürütülen yeni bir araştırma, akıllı saatlerin egzersiz sırasında yaktığı kalori miktarını ciddi oranda abartabildiğini ortaya koydu. Özellikle vücut yağ oranı yüksek olan bireylerde hata payının daha da arttığı vurgulandı. Araştırmacılar, akıllı saatlerin kalori verilerine temkinli yaklaşılması gerektiğine dikkat çekti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Akıllı saatlerin kalori hesabında büyük hata! Vücut yağı arttıkça sapma büyüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Florida Uluslararası Üniversitesi'nin (FIU) gerçekleştirdiği son araştırma, akıllı saatlerin egzersiz sırasında yaktığı kalori miktarını belirlemede önemli hatalar yapabildiğini gösterdi. 18-50 yaş aralığında, farklı vücut yağ oranlarına sahip 58 Hispanik yetişkinin katıldığı çalışmada, katılımcılar yatarak bisiklet sürme egzersizi sırasında dört farklı akıllı saat modeliyle test edildi. Apple Watch Series 8, Fitbit Sense 2, Samsung Galaxy Watch 5 ve Garmin Forerunner 955 cihazlarının tamamı, enerji harcamasını tahmin etmede laboratuvar ölçümleriyle kıyaslandığında ciddi sapmalar gösterdi. Özellikle vücut yağ oranı yükseldikçe, bu cihazların kalori hesaplamalarındaki hata payı daha da arttı. Araştırma, akıllı saatlerin sunduğu kalori verilerinin kesinlikten uzak olduğu ve kullanıcıların bu sayıları yalnızca yaklaşık bir tahmin olarak değerlendirmesi gerektiği sonucuna ulaştı.</p><h3>FIU araştırmasında akıllı saatlerin kalori hesabı şaşırttı</h3><p>Florida Uluslararası Üniversitesi'nden araştırmacılar, egzersiz sırasında akıllı saatlerin kalori tahminlerinde ne kadar isabetli olduğunu anlamak için titiz bir deney tasarladı. 58 katılımcı, egzersiz seansı boyunca dört farklı akıllı saat taktı ve yatarak bisiklet sürdü. Bilim insanları, saatlerin verdiği kalori tahminlerini, her nefeste gaz ölçümü yapan COSMED K5 adlı ileri düzey bir metabolik sistemin verileriyle karşılaştırdı. Sonuçlar, akıllı saatlerin kalori hesabında ciddi sapmalar yaşandığını gösterdi. Medyan hata oranları yüzde 15 ile 25 arasında değişirken, bazı cihazlar laboratuvar ölçümünden onlarca kalori fazla gösterdi. Örneğin, Garmin ortalama 69 kalori, Samsung ise 57 kalori fazla tahmin etti. Apple Watch, laboratuvar değerinin 22 kalori üzerinde bir ortalama sundu. Fitbit ise bazı uç sonuçlar üreterek, laboratuvar değerinin yüzde 450'sine varan abartılı tahminlerde bulundu. Araştırma ekibi, bu aşırı değerleri analizden çıkardığında bile, Fitbit'in kalori hesabında dengesizlikler gözlendi.</p><h3>Vücut yağ oranı arttıkça akıllı saatlerin hata payı büyüyor</h3><p>Çalışmada elde edilen bulgular, vücut yağ oranı yükseldikçe akıllı saatlerin kalori tahminlerindeki hata payının da arttığını ortaya koydu. Katılımcıların vücut yağ yüzdesi arttıkça, dört farklı saat modelinin de kalori hesaplamalarında daha büyük sapmalar yaşandı. Özellikle Fitbit ve Garmin cihazlarında, yüzde hata oranı Apple Watch'a kıyasla daha hızlı yükseldi. Samsung ve Garmin ise, yitirilen kalori sayısında Apple'a göre daha keskin artışlar gösterdi. Araştırmacılar, bu durumun nedenini tam olarak belirleyemedi. Çünkü her firmanın kullandığı algoritma ve hesaplama formülleri kamuya açıklanmıyor. Baş araştırmacı Jason Kostrna, vücut yağ oranı ile hata arasındaki ilişkinin dikkat çekici olduğunu vurgularken, bu ilişkinin kesin nedeninin ise henüz bilinmediğini belirtti. Yine de, yüksek vücut yağ oranına sahip bireylerin akıllı saatlerin kalori tahminlerine daha temkinli yaklaşması gerektiği sonucuna varıldı.</p><h3>Kalori tahminlerindeki sapmalar kullanıcıyı yanıltıyor</h3><p>Akıllı saatlerin egzersiz sırasında verdiği kalori tahminleri, birçok kişi için kilo yönetimi ve günlük enerji dengesi açısından kritik öneme sahip. Ancak FIU araştırması, bu cihazların sunduğu rakamların kesinlik taşımadığını ortaya koydu. Tekrarlanan kalori abartıları, kullanıcıların gerçekte harcadıklarından daha fazla enerji tükettiklerine inanmalarına yol açabiliyor. Bu durum, özellikle kilo vermek isteyen bireylerde yanıltıcı bir güven hissine neden olabiliyor. Doç. Dr. Jason Kostrna, "Akıllı saatinizin gösterdiği kalori miktarına kesin gözüyle bakmayın. Bu sayılar, gerçek değeri yansıtmayabilir ve haftalık toplamda yüzlerce kaloriye varan farklar oluşabilir," diyerek uyarıda bulundu. Yanlış kalori tahminleri, kişilerin kalori açığı oluşturduklarını düşünmesine rağmen, aslında fazladan kalori almalarına ve kilo kontrolünde başarısız olmalarına sebep olabiliyor.</p><h3>Farklı cihazlar, farklı algoritmalar: Kalori hesabındaki belirsizlik</h3><p>Akıllı saatlerin kullandığı kalori tahmin algoritmaları, şirketlere özel olarak geliştiriliyor ve detayları kamuoyuyla paylaşılmıyor. Bu durum, aynı egzersiz için farklı cihazların birbirinden oldukça farklı kalori değerleri sunmasına yol açıyor. Saatler, kalori hesabı yaparken kalp atış hızı, hareket sensörleri, kullanıcıya ait kişisel bilgiler ve şirketin özel formüllerini bir araya getiriyor. Ancak, bu formüllerin nasıl geliştirildiği ve hangi verilerle test edildiği belirsizliğini koruyor. Araştırmacılar, daha şeffaf bir algoritma geliştirme süreciyle, cihazların zamanla daha doğru sonuçlar verebileceğini düşünüyor. Ayrıca, sensörlerin vücut yağ oranı yüksek bireylerde daha az hassas çalışabileceği, bu yüzden kalori tahminlerinde hata payının arttığı belirtiliyor.</p><h3>Cilt tonu ve egzersiz türü de doğruluğu etkileyebiliyor</h3><p>Araştırmada, cilt tonunun akıllı saatlerin kalori tahminlerindeki doğruluğa etkisi de incelendi. Farklı cilt tiplerine sahip katılımcılar arasında belirgin bir fark tespit edilmedi. Ancak, koyu cilt tonuna sahip katılımcı sayısının düşük olması nedeniyle kesin bir sonuca varılamadı. Ayrıca, çalışma yalnızca yatarak bisiklet sürme egzersiziyle sınırlı tutuldu. Koşu, yürüyüş, güç antrenmanı veya günlük aktiviteler gibi farklı egzersiz türlerinde akıllı saatlerin kalori tahminlerinde benzer hata paylarının olup olmadığı henüz bilinmiyor. Her katılımcının yalnızca bir egzersiz seansı tamamlaması, saatin tekrar kullanımda tahminlerini ayarlayıp ayarlayamayacağı konusunda da soru işaretleri bırakıyor. Bu nedenle, farklı popülasyonlar ve hareket türleri üzerinde daha kapsamlı testlere ihtiyaç duyuluyor.</p><h3>Akıllı saatlerin kalori hesabı: Tahmin, kesin ölçüm değil</h3><p>Florida Uluslararası Üniversitesi tarafından yürütülen bu araştırma, akıllı saatlerin egzersiz sırasında sunduğu kalori verilerinin kesin bir ölçüm olmadığını, yalnızca yaklaşık bir tahmin sunduğunu bir kez daha gösterdi. Araştırmacılar, kullanıcıların bu cihazları uzun vadede kendi gelişimlerini takip etmek için kullanabileceğini, ancak günlük kalori yönetiminde kesin sonuçlar beklememeleri gerektiğini belirtti. Doç. Dr. Jason Kostrna, "Zamanla kendi eğilimlerinizi izleyin ve verileri daha iyi olmak için kullanın, ancak akıllı saatinizin verdiği sayılara fazlaca takılmayın," diyerek kullanıcıları uyardı. Akıllı saatlerin kalori tahminleri, kişisel gelişimi izlemek için değerli bir araç olabilir, ancak kilo yönetimi ve enerji harcaması konusunda kesin bilgi sunmadığı unutulmamalı. Araştırma sonuçları, daha doğru ve şeffaf algoritmalar geliştirilene kadar, akıllı saatlerin kalori hesabının yalnızca rehber amaçlı kullanılmasını öneriyor.</p><p>Sonuç olarak, FIU'nun bu kapsamlı çalışması, akıllı saatlerin kalori tahminlerinde ciddi hata payları barındırdığını ve özellikle vücut yağ oranı yüksek bireylerde bu hataların arttığını açıkça ortaya koydu. Kullanıcıların, bu cihazların sunduğu kalori verilerini kesin bilgi gibi görmemesi ve kilo yönetimi planlarında temkinli hareket etmesi gerektiği bir kez daha vurgulandı. Akıllı saatlerin sunduğu kalori hesabı, ancak bir tahmin olarak değerlendirilirse sağlıklı bir kullanım sağlanabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/akilli-saatlerin-kalori-h-651_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290188</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/ergenlerde-hafta-ici-ve-hafta-sonu-uyku-farki-kaygiyla-baglantili-cikti-290188</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:56:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ergenlerde hafta içi ve hafta sonu uyku farkı kaygıyla bağlantılı çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Southampton Üniversitesi'nin yürüttüğü geniş çaplı araştırmada, hafta içi ve hafta sonu uyku düzenleri arasında büyük farklar yaşayan gençlerin kaygı düzeylerinin daha yüksek olabileceği tespit edildi. Uzmanlar, sosyal jet lag'ın gençlerin ruh sağlığı üzerindeki etkisine dikkat çekerek aileleri ve okulları uyku düzeni konusunda destek olmaya çağırıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ergenlerde hafta içi ve hafta sonu uyku farkı kaygıyla bağlantılı çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Southampton Üniversitesi öncülüğünde gerçekleştirilen uluslararası bir meta-analiz, ergenlik dönemindeki gençlerin hafta içi ve hafta sonu arasında değişen uyku alışkanlıkları ile kaygı düzeyleri arasındaki ilişkiyi gözler önüne serdi. Araştırmada, 12 ila 18 yaş aralığındaki gençlerin hafta içi ve hafta sonu uyku saatlerinde yaşadıkları farklılıkların, sosyal jet lag olarak adlandırılan biyolojik ve sosyal saat uyumsuzluğuna yol açtığı belirtildi. Bu uyumsuzluğun, gençler arasında kaygı belirtilerinin hafif de olsa artmasına neden olabileceği ortaya çıktı. Uzmanlar, düzenli uyku programlarının gençlerin ruh sağlığını korumada önemli bir rol üstlendiğini vurguladı.</p><h3>Southampton Üniversitesi ekibi: 235 bin gençte sosyal jet lag ve kaygı bağlantısı inceledi</h3><p>Southampton Üniversitesi'nden Dr. Hannah Ravenhall ve Dr. Sarah Chellappa'nın liderliğindeki ekip, daha önce yayımlanmış çalışmaları sistematik biçimde tarayarak 18 araştırmayı analiz etti. Bu çalışmaların 12'si, toplamda 235 bin 526 genç katılımcının verileriyle meta-analize dahil edildi. Araştırmacılar, hafta içi ve hafta sonu uyku saatlerindeki farklılıkların, sosyal jet lag'ın ne kadar yaygın olduğunu ve bunun kaygı semptomlarıyla nasıl bir ilişki sergilediğini mercek altına aldı. Bulgular, sosyal jet lag yaşayan gençlerde kaygı düzeylerinin istatistiksel olarak anlamlı biçimde daha yüksek olduğunu gösterdi. Her ne kadar korelasyonun büyüklüğü düşük olsa da, bu bağlantının gençlerin günlük yaşam kalitesi ve ruh sağlığı açısından göz ardı edilemeyecek bir öneme sahip olduğu vurgulandı. Araştırmada, Hindistan dışında tüm verilerin yüksek gelirli ülkelerden elde edildiği, bu nedenle sonuçların her coğrafyada aynı şekilde geçerli olmayabileceği de belirtildi.</p><h3>Dr. Ravenhall: 'Düzenli uyku, gençlerin ruh sağlığını destekliyor'</h3><p>Çalışmanın baş yazarı Dr. Hannah Ravenhall, elde edilen bulguların sadece toplam uyku süresinin değil, uyku zamanlamasının da gençlerin kaygı düzeylerinde etkili olabileceğini gösterdiğini ifade etti. Dr. Ravenhall, "Hafta boyunca ve hafta sonlarında düzenli yatma ve kalkma saatlerini korumak, gençlerin ruh sağlığını olumlu yönde etkileyebilir" değerlendirmesinde bulundu. Bununla birlikte, tüm sorumluluğun sadece gençlerde ya da ailelerde olmadığını, okul saatleri ve sosyal taleplerin de uyku düzeni üzerinde belirleyici olduğunu vurguladı. Dr. Ravenhall, toplumsal sistemlerin gençlerin biyolojik uyku ihtiyaçlarını daha iyi karşılaması gerektiğini, özellikle ortaokul başlangıç saatlerinin gözden geçirilmesinin faydalı olabileceğini belirtti. Ayrıca, sosyal jet lag'ın kaygının nedeni olup olmadığının netleşmesi için uzun vadeli ve çok boyutlu araştırmalara ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi.</p><h3>Sosyal jet lag'ın etkileri: Kaygı, biyolojik saat ve okul programları</h3><p>Bilim insanları, sosyal jet lag'ın gençlerdeki kaygı düzeyini artırmasının arkasında, biyolojik saatin okul ve sosyal hayatın gerektirdiği programlarla uyumsuzluğunun yattığına işaret etti. Ergenlik döneminde vücut saatinin doğal olarak geç saatlere kayması, gençlerin hafta içi erken kalkmak zorunda olduklarında uyku kaybı yaşamalarına yol açıyor. Hafta sonları ise bu kaybı telafi etmek için daha geç yatıp kalkıyorlar. Ancak bu döngü, sosyal jet lag'ın şiddetini artırıyor ve kaygı semptomlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlayabiliyor. Araştırmada, sosyal jet lag'ın kaygıyı artırmasının yanı sıra, kaygı düzeyinin de uyku düzenini bozabileceği, yani ilişkinin çift yönlü olabileceği vurgulandı. Ayrıca, cinsiyet, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi faktörlerin de bu ilişki üzerinde etkili olabileceği belirtildi. COVID-19 pandemisi sırasında yapılan araştırmalarda ise, uzaktan eğitim ve artan stresin gençlerin hem uyku düzenini hem de kaygı seviyelerini etkilediği gözlemlendi.</p><h3>Farklı ülkelerden gelen veriler ve sosyal jet lag ölçümündeki çeşitlilik</h3><p>Meta-analize dahil edilen çalışmaların büyük bölümü yüksek gelirli ülkelerde yürütülürken, sadece bir çalışma Hindistan'da gerçekleştirildi. Bu durum, sosyal jet lag ve kaygı ilişkisinin farklı kültürlerde ve eğitim sistemlerinde değişiklik gösterebileceğine işaret ediyor. Ayrıca, araştırmalarda sosyal jet lag'ın ölçülme yöntemleri arasında da farklılıklar bulundu. Bazı çalışmalar uyku düzenini katılımcıların kendi beyanına dayalı olarak ölçerken, bazıları ise bileklik gibi teknolojik cihazlardan elde edilen verileri kullandı. Kaygı düzeyleri ise genellikle öz bildirim yoluyla tespit edildi, bu da sonuçların kesinliği üzerinde sınırlayıcı bir etki yaratabiliyor. Araştırmacılar, sosyal jet lag ve kaygı arasındaki ilişkinin daha iyi anlaşılması için hem öz bildirim hem de objektif ölçüm yöntemlerinin birlikte kullanılmasını öneriyor.</p><h3>Düzenli uyku için ailelere ve okullara önemli görevler düşüyor</h3><p>Uzmanlar, sosyal jet lag'ın gençlerin kaygı düzeylerinde küçük de olsa bir artışa yol açtığını gösteren bulguların, aileler, öğretmenler ve politika yapıcılar için uyarıcı nitelikte olduğunu belirtiyor. Düzenli uyku programlarının teşvik edilmesi, gençlerin biyolojik saatlerine uygun okul başlangıç saatlerinin planlanması ve uyku hijyeninin önemi konusunda farkındalık oluşturulması gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca, ailelerin çocuklarının hafta içi ve hafta sonu uyku düzenleri arasındaki farkı azaltmaya çalışmaları, gençlerin ruh sağlığını korumada etkili olabilir. Okulların ise, gençlerin biyolojik uyku ihtiyaçlarını dikkate alan esnek programlar geliştirmesi öneriliyor. Sağlık profesyonelleri de, sosyal jet lag ve kaygı arasındaki ilişkiyi göz önünde bulundurarak gençlere yönelik ruh sağlığı hizmetlerinde uyku düzenine özel önem verilmesi gerektiğini ifade ediyor.</p><h3>Sonuç: Sosyal jet lag ve kaygı arasındaki bağlantı daha fazla araştırma gerektiriyor</h3><p>Southampton Üniversitesi'nin öncülüğünde gerçekleştirilen bu kapsamlı meta-analiz, sosyal jet lag'ın gençlerde kaygı ile ilişkili olabileceğini ortaya koysa da, bu ilişkinin neden-sonuç bağlantısı henüz netleşmiş değil. Uzmanlar, sosyal jet lag'ın gençlerin ruh sağlığında oynadığı rolü daha iyi anlamak için uzun süreli ve farklı kültürleri kapsayan çalışmalar yapılması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, uyku düzeninin sadece bireysel değil, toplumsal düzeyde de ele alınması, okul programlarından aile rutinlerine kadar çok sayıda faktörün göz önünde bulundurulması gerektiği vurgulanıyor. Sonuçlar, düzenli uyku alışkanlıklarının gençlerin kaygı düzeyini azaltmada ve genel ruh sağlığını korumada önemli bir araç olabileceğine işaret ediyor. Bu nedenle, aileler, okullar ve sağlık profesyonellerinin gençlerin uyku düzenini destekleyecek adımlar atması büyük önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/ergenlerde-hafta-ici-ve-h-447_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290187</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/dronlari-ucus-sirasinda-sarj-edebilecek-yeni-teknoloji-gelistirildi-290187</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dronları uçuş sırasında şarj edebilecek yeni teknoloji geliştirildi]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Çin'deki araştırmacılar, dronların uçuş sırasında lazerle şarj edilmesini sağlayan yeni bir alıcı geliştirdi. Bu yenilik, batarya ömrünü aşarak dronların kesintisiz uçuşuna kapı aralıyor. Laboratuvar testlerinde elde edilen sonuçlar, dron teknolojisinde çığır açacak bir dönemin habercisi olarak görülüyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dronları uçuş sırasında şarj edebilecek yeni teknoloji geliştirildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çin Sivil Havacılık Üniversitesi ve Tsinghua Üniversitesi'nden bir grup araştırmacı, dronların uçuş sırasında lazerle şarj edilmesini mümkün kılan yeni bir enerji alıcısı geliştirdi. Laboratuvar ortamında gerçekleştirilen testlerde, bu alıcı sayesinde dron modelleri, yere inmeden enerji alarak pervanelerini sabit hızda döndürmeyi başardı. Geliştirilen sistem, lazer ışığını elektriğe çevirirken ortaya çıkan ısıyı da ek enerjiye dönüştürerek verimliliği artırıyor. Araştırma ekibi, bu teknolojinin gelecekte dronların kesintisiz ve uzun süreli uçuşlarını mümkün kılabileceğini vurguluyor.</p><h3>Jianhua Han: 'Dronların batarya engeli aşılacak'</h3><p>Çin Sivil Havacılık Üniversitesi'nden Jianhua Han, yeni enerji alıcısı ile ilgili yaptığı açıklamada, "Ormanları inceleyen, afet bölgelerini gözlemleyen veya paket teslimatı yapan dronların artık sık sık batarya değiştirmek için yere inmesine gerek kalmayacak bir dönemi hayal ediyoruz" dedi. Han, bu çalışmada Tsinghua Üniversitesi'nden Hong Lin ile birlikte görev aldı. Batarya ömrünün, dronlar için en büyük engellerden biri olduğuna dikkat çeken Han, lazerle güç aktarımı sayesinde havada kalış sürelerinin önemli ölçüde uzayabileceğini belirtti. Araştırma, enerji alıcısının laboratuvar ortamında sabit bir dron modelinin kanadına entegre edilerek test edildiğini ortaya koydu. Henüz gerçek uçuşlarda denenmeyen bu teknoloji, gelecekte pratik uygulamalar için umut vadediyor.</p><h3>Lazerle enerji aktarımında yüzde 38.49 verimlilik</h3><p>Geliştirilen enerji alıcısı, yeşil lazer ışığı altında üzerine düşen enerjinin yüzde 38.49'unu elektriğe dönüştürerek dikkat çekici bir başarıya imza attı. Laboratuvar testlerinde, bu alıcı sayesinde bir dron modelinin pervanesi sabit hızda tutuldu. Yenilikçi cihaz, lazer ışınından kaynaklanan ısıyı da ek elektriğe çevirerek sistemin genel verimliliğini artırdı. Araştırmacılar, lazer ışınıyla enerji aktarımında karşılaşılan en büyük sorunlardan birinin, yoğun ışığın alıcıyı aşırı ısıtması olduğunu belirtiyor. Isı arttıkça, alıcının ışığı elektriğe dönüştürme kapasitesi azalıyor. Ancak yeni sistemde, ısının bir kısmı termoelektrik modül aracılığıyla elektriğe dönüştürülerek bu dezavantaj avantaja çevrildi.</p><h3>Perovskit kristalleri ve karbon elektrotlarla güçlenen sistem</h3><p>Enerji alıcısında, lazer ışığını en verimli şekilde elektriğe dönüştüren özel perovskit kristalleri kullanıldı. Bu kristaller, mavi ve yeşil dalga boyundaki lazer ışığını yüksek verimle emiyor. Alıcının arka kısmında ise, yüksek güçlü ışığa dayanıklı karbon elektrotlar yer alıyor. Karbon, metallerden daha iyi performans sergilerken, aynı zamanda ışığı ısıya dönüştürmede de oldukça etkili. Ancak bu özellik, cihazın aşırı ısınmasına yol açıyor. Laboratuvar testlerinde, santimetrekare başına yarım wattlık enerjiyle yüzey sıcaklığı 67.2°C'ye, 1.2 wattlık enerjiyle ise 85.3°C'ye ulaştı. Termal kameralar, cihazın 80 ile 90 derece arasında ısındığını tespit etti. Bu yüksek sıcaklıklar, enerji dönüşümünde ciddi kayıplara neden oluyordu.</p><h3>Termoelektrik modül ve nanorodlarla ısı yönetimi</h3><p>Araştırmacılar, ısıyı tamamen ortadan kaldırmak yerine, onu enerjiye dönüştürecek bir çözüm üretti. Alıcının altına yerleştirilen bismut tellüritten yapılmış termoelektrik modül, sıcaklık farkından voltaj üreterek hücreye ek enerji sağladı. Ayrıca, antimon selenidinden üretilen nanorodlar, perovskit kristallere entegre edildi. Bu nanorodlar, ısının karbon katmanına geçişini yavaşlatırken, elektrik yükünün hızlı taşınmasını sağladı. Böylece cihaz, hem ısıyı daha iyi yönetti hem de elektrik üretiminde verimlilik kazandı. 1.2 wattlık lazer ışını altında, nanorodlu versiyon yüzde 38.49 verimlilikle çalıştı ve voltajı 2.52 volta yükseldi. Nanorod olmadan verimlilik yüzde 34.65'te kalırken, voltaj 2.41 volt olarak ölçüldü. Bu iyileştirmeler, dronun motorunun daha sabit ve yüksek hızda çalışmasını sağladı.</p><h3>Kanat entegrasyonu ve hava kanalları ile soğutma</h3><p>Isının etkili şekilde uzaklaştırılması için, enerji alıcısı doğrudan dron kanadına entegre edildi. Kanadın ön kısmında açılan bir hava girişi ve alt kısım boyunca uzanan bir kanal sayesinde, hareketli hava soğuk yüzeyleri etkili biçimde soğuttu. Simülasyonlar, soğuk yüzeyin sıcaklığının 31.6°C'den 24°C'ye düştüğünü gösterdi. Bu soğutma yöntemiyle, modülün çalıştığı sıcaklık farkı yüzde 40'tan fazla genişledi. Ayrıca, hava kanalları kanadın kaldırma kuvvetini de artırdı. Araştırmacılar, önceki çalışmaların genellikle malzeme odaklı olduğunu, ancak bu yeni yaklaşımın mühendislik ve entegrasyon sorunlarını da ele aldığını vurguladı.</p><h3>Pervane performansında dikkat çeken artış</h3><p>Laboratuvarda test edilen sistemde, 3D yazıcı ile üretilen kanat bölümü ve hava kanalları kullanıldı. Enerji alıcısı, 6.7 santimetrelik bir pervaneye bağlandı. Lazer ışını altında, sadece çıplak hücreyle pervane 5.260 devir/dakikada çalışırken, termoelektrik katman eklendiğinde hız 7.660 devir/dakikaya yükseldi. Nanorodların da entegre edilmesiyle pervane hızı 7.820 devir/dakikada sabit kaldı ve test süresince herhangi bir dalgalanma gözlenmedi. Araştırmacılar, bir uçak için sabit ve yüksek pervane hızının, anlık maksimum hızdan daha önemli olduğunu belirtti. Bu gelişme, lazerle enerji aktarımının dronlarda kesintisiz ve kararlı uçuşlar için ciddi bir potansiyel taşıdığını gösteriyor.</p><h3>Uçuş testleri ve dayanıklılık önümüzdeki aşamada</h3><p>Şu ana kadar yapılan tüm testler, laboratuvar ortamında sabit bir dron modeli ve kontrollü hava akışıyla gerçekleştirildi. Gerçek uçuşlarda ise, dronun hareketi, türbülans, değişen ışık koşulları ve lazer ışınının doğru hedeflenmesi gibi ek zorluklar bulunuyor. Ayrıca, perovskit hücrelerin uzun süreli lazer ışığı altında dayanıklılığı ve verim kaybı da araştırılması gereken konular arasında yer alıyor. Şimdiye kadar yapılan testlerde, dron modelleri lazer ışını altında dakikalarca çalıştırıldı. Ancak gerçek uygulamalarda, bir dronun saatlerce havada kalması gerekecek. Araştırma ekibi, bir sonraki aşamada geliştirdikleri enerji alıcısını hafif bir dron üzerinde açık havada test etmeye hazırlanıyor. Bu testler, teknolojinin pratikte ne kadar etkili olacağını ve dron teknolojisinde yeni bir çağ başlatıp başlatamayacağını gösterecek.</p><p>Sonuç olarak, Çinli bilim insanlarının geliştirdiği lazerle enerji aktarımı sistemi, dronların batarya bağımlılığını azaltarak kesintisiz ve uzun süreli uçuşların önünü açıyor. Laboratuvar ortamında elde edilen verimlilik ve performans artışı, bu teknolojinin yakın gelecekte insansız hava araçlarında devrim yaratabileceğine işaret ediyor. Gerçek uçuş testleriyle birlikte, lazerle şarj edilen dronlar günlük yaşamda daha etkin ve verimli şekilde kullanılabilecek. Bu gelişme, arama-kurtarma, kargo taşımacılığı ve çevre gözlemi gibi birçok alanda dronların rolünü kökten değiştirebilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/dronlari-ucus-sirasinda-s-122_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290186</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/discover/how-many-lions-are-left-in-the-world-heres-the-best-estimate-290186</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[How many lions are left in the world? Here's the best estimate]]></title>
      <category><![CDATA[Discover]]></category>
      <description><![CDATA[Once found across vast parts of Africa, Europe, the Middle East and Asia, wild lions have suffered a dramatic decline in both numbers and range. Today, most of the world's remaining lions are concentrated in fragmented populations across sub-Saharan Africa, while a separate population of Asiatic lions survives in India.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[How many lions are left in the world? Here's the best estimate]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>So, how many lions are left in the wild? There is no single worldwide census, making an exact figure difficult to determine. However, conservation data and population assessments suggest that around 23,000 wild lions remain in Africa, while India's closely monitored Asiatic lion population reached 891 in 2025.</p><p>Together, these figures offer a snapshot of a species that once dominated a far larger territory but now occupies only a fraction of its historical range.</p><p><b>Once ranging across much of Africa, Europe, the Middle East and southwestern Asia, wild lions are now largely confined to fragmented populations in sub-Saharan Africa and a single population in western India.</b></p><p>World Lion Day, observed annually on Aug. 10, draws attention to the decline of one of the planet's most recognizable predators and the conservation efforts that have produced sharply different results across its remaining range.</p><p>Determining exactly how many lions remain is difficult. Unlike India, which conducts a coordinated count of its Asiatic lions, Africa has no single continentwide census.</p><p>Estimates combine camera-trap surveys, sightings, tracking data, population models and expert assessments from different countries and years. Some figures include cubs, while others count only adults and older juvenile lions, meaning national totals cannot always be compared directly.</p><p>Here is the state of the world's remaining wild lions in numbers:</p><p><b>23,000: The best available estimate</b></p><p>The Lion Recovery Fund estimates that about 23,000 wild lions remain in Africa, based on information compiled by the IUCN Cat Specialist Group's African Lion Database.</p><p>The IUCN Cat Specialist Group estimated the African population at between 22,000 and 25,000 adult and subadult lions in 2025.</p><p>The group stresses that lion numbers remain uncertain because only a small proportion of their range has been systematically surveyed.</p><p>Earlier assessments estimated that Africa had about 35,000 lions in 2013. Differences in survey coverage and methodology mean the figure cannot be directly compared with the latest estimate, but long-term evidence points to a significant overall decline.</p><p><b>6.13%: A kingdom reduced</b></p><p>Lions occupied an estimated 566,675 square kilometers (218,795 square miles) in 2025, equivalent to just 6.13% of their historical range, according to the IUCN Cat Specialist Group.</p><p>They have disappeared from at least 16 African countries, including Egypt, Morocco, Algeria, Eritrea, Gambia, Lesotho and Sierra Leone, and may be extinct in several others.</p><p>Outside Africa, wild lions survive only in the Indian state of Gujarat.</p><p>Lions disappeared from Europe in ancient times and were gradually lost from North Africa, the Middle East and most of Asia between the 19th and mid-20th centuries. Türkiye's last lions are believed to have disappeared in the late 1800s.</p><p><b>8,000: Tanzania remains the biggest stronghold</b></p><p>Tanzania is widely regarded as home to the world's largest national population of wild lions, with conservation organizations estimating that around 8,000 remain in the East African country.</p><p>Other major populations are found in southern and eastern Africa.</p><p><b>South Africa</b> has an estimated 3,490 free-roaming lions, including animals in transfrontier conservation areas, according to the South African National Biodiversity Institute. The country's populations are considered stable or increasing in major reserves, although many live in fenced and intensively managed areas.</p><p><b>Botswana's lion population is estimated at around 2,800, while Kenya's 2021 national wildlife census counted 2,589.</b></p><p>Significant populations also survive in Zambia, Zimbabwe, Mozambique and Namibia, including in ecosystems extending across national borders.</p><p>West and Central Africa remain the regions of greatest concern. The largest West African population is estimated at only about 187 lions in the W-Arly-Pendjari complex spanning Benin, Burkina Faso and Niger.</p><p><b>891: India's Asiatic lion comeback</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/aslan-030920268188db2c.jpg"/><p>India's Asiatic lion population increased to 891 in 2025, up from 674 in 2020, according to the Gujarat government.</p><p>The rise to 217 animals represents an increase of about 32% in five years.</p><p>The recovery is even more striking over the longer term. Only about a dozen lions were believed to remain in Gujarat's Gir forests in the late 19th century following widespread hunting and habitat loss.</p><p>Conservation measures helped the population recover steadily, but all remaining Asiatic lions are still confined to Gujarat's Greater Gir landscape. Their concentration in one region leaves them vulnerable to disease outbreaks, extreme weather and other large-scale disasters.</p><p>As the population expands beyond protected areas, encounters with people, livestock, roads and settlements are also increasing.</p><p><b>34%: Decline over three generations</b></p><p>The IUCN Cat Specialist Group estimates that the lion's occupied range contracted by 34% between 2004 and 2025, a period spanning approximately three lion generations.</p><p>It suspects the species' population declined by a similar proportion during the same period, with the heaviest losses occurring in West and Central Africa.</p><p><b>The picture, however, is not uniformly negative.</b></p><p>In Senegal's Niokolo-Koba National Park, the lion population has recovered from fewer than 10 animals to nearly 40 following increased protection and conservation work.</p><p>Lions have also been successfully reintroduced in protected areas in Rwanda, Malawi and Zambia.</p><p>Botswana provides an example of movement in the opposite direction, with its estimated population declining by about 20% from approximately 3,500 in 2015 to 2,800.</p><p><b>1 species, 2 subspecies</b></p><p>All living lions belong to the species Panthera leo, which is classified as "Vulnerable" on the International Union for Conservation of Nature's Red List.</p><p>Scientists recognize two subspecies.</p><p>Panthera leo leo, which includes the Asiatic lion and populations in West and Central Africa, is classified as "Endangered."</p><p><b>Panthera leo melanochaita, covering populations in eastern and southern Africa, is classified as "Vulnerable."</b></p><p>The lion has also been assessed as "Largely Depleted" under the IUCN Green Status of Species, which measures how far a species is from fully recovering across its historical range.</p><p><b>What is driving the decline?</b></p><p><b>Habitat loss and fragmentation remain among the greatest threats as farmland, settlements, roads and other infrastructure expand into lion territory.</b></p><p>The decline of wild prey through poaching and the bushmeat trade can force lions to attack livestock, increasing conflict with farmers and leading to retaliatory killings through shooting, spearing or poisoning.</p><p>Lions are also caught and killed in wire snares set for other animals.</p><p>Other threats include targeted poaching for body parts, poorly monitored or unsustainable trophy hunting in some areas, disease, civil unrest and armed conflict that make protected areas harder to manage.</p><p>Conservation groups say the survival of lions will depend not only on protected areas but also on securing wildlife corridors, restoring prey populations and helping communities protect their livestock while benefiting economically from living alongside the predators.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/how-many-lions-are-left-i-190_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290185</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/bosanmis-ebeveynlerin-cocuklarinda-depresyon-riski-neden-daha-yuksek-290185</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Boşanmış ebeveynlerin çocuklarında depresyon riski neden daha yüksek?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'de yapılan geniş çaplı bir araştırma, boşanmış ebeveynlere sahip çocukların yetişkinlik döneminde depresyon riskinin, evli kalan ailelere göre belirgin şekilde arttığını gösterdi. Araştırmada, ailedeki diğer zorlukların da bu bağlantıda önemli rol oynadığı vurgulandı. Mary Kate Schilke ve ekibinin yürüttüğü çalışma, çocukluk dönemindeki ailevi zorlukların depresyon üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Boşanmış ebeveynlerin çocuklarında depresyon riski neden daha yüksek?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma, boşanmış ebeveynlere sahip çocukların yetişkinlik döneminde depresyon tanısı alma oranının, ebeveynleri birlikte kalanlara kıyasla daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Toronto'daki Tyndale Üniversitesi'nden Mary Kate Schilke liderliğinde yürütülen çalışma, çocuklukta yaşanan boşanmanın yanı sıra, ailedeki diğer zorlukların da yetişkinlikteki depresyon riskini önemli ölçüde etkilediğini gösterdi. Araştırma, 128 binden fazla yetişkinin katıldığı ulusal çapta bir sağlık anketinden elde edilen verileri inceledi. Sonuçlar, boşanmanın tek başına depresyonun ana nedeni olmadığını, ailedeki akıl hastalığı ve madde kullanımı gibi diğer etkenlerin de göz ardı edilemeyecek kadar önemli olduğunu ortaya koydu.</p><h3>Mary Kate Schilke: 'Ailedeki diğer sorunlar depresyon riskini artırıyor'</h3><p>Çalışmanın baş araştırmacısı Mary Kate Schilke, boşanmış ebeveynlere sahip yetişkinlerin, çocukluk dönemlerinde aile içinde karşılaştıkları diğer zorluklar nedeniyle depresyona daha yatkın olduklarını belirtti. Araştırmada, boşanmış ebeveynlerle büyüyen yetişkinlerin %35'inin aşırı alkol veya uyuşturucu kullanan bir ebeveynle yaşadığını, %20.8'inin ise akıl hastalığı olan bir ebeveynle büyüdüğünü bildirdiği vurgulandı. Bu oranlar, ebeveynleri evli kalan bireylerde sırasıyla %15 ve %9.4 olarak tespit edildi. Ayrıca, boşanma grubundakilerin %17.1'i evde şiddet gören yetişkinlere tanık olduklarını ifade etti. Schilke, "Boşanmayla birlikte sıklıkla ortaya çıkan ailevi zorluklar, özellikle ebeveynlerin akıl hastalığı ve madde kullanımı, uzun vadeli depresyon riskini açıklamada çok daha belirleyici" dedi. Araştırma, boşanmanın çoğu zaman yalnız başına bir sorun olmadığını, aile içindeki diğer olumsuzluklarla birlikte ortaya çıktığını gösteriyor.</p><h3>ABD'de boşanmış çocuklarda depresyon oranı dikkat çekiyor</h3><p>Amerika'da yapılan bu geniş çaplı çalışma, boşanmış ebeveynlere sahip yetişkinlerin %19.2'sinin yaşamlarının bir döneminde depresyon tanısı aldığını ortaya koydu. Evli kalan ailelerden gelen yetişkinlerde ise bu oran %14.1 olarak tespit edildi. Araştırmacılar, çocukluk döneminde bir ebeveynin akıl hastalığı yaşamasının, depresyon oranlarındaki farkın %68'ini, madde kullanımı ise %49'unu açıkladığını belirtti. Her iki faktör birlikte değerlendirildiğinde, boşanmanın depresyon üzerindeki etkisinin büyük oranda azaldığı, hatta istatistiksel olarak önemsiz hale geldiği saptandı. Bu bulgular, boşanmanın tek başına depresyonun ana nedeni olmadığını, çoğunlukla ailedeki diğer sorunlarla birlikte geliştiğini gösteriyor. Araştırmada ayrıca, ebeveynleri hiç evlenmemiş olan yetişkinlerin depresyon oranlarının da boşanmış ailelerdeki oranlara yakın olduğu, hatta sık sık ruhsal sıkıntı bildirme oranlarının daha yüksek olduğu belirtildi.</p><h3>Philip Baiden: 'Ebeveynlere destek, çocukların refahını artırabilir'</h3><p>Çalışmanın ortak yazarı Texas Üniversitesi Arlington'dan Philip Baiden, ailede akıl hastalığı ve madde kullanımı gibi sorunlarla mücadele eden ebeveynlere destek verilmesinin, çocukların uzun vadeli ruh sağlığını korumada kritik bir rol oynayabileceğini vurguladı. Baiden, "Akıl hastalığı ve madde kullanımı bozuklukları ile mücadele eden ebeveynlere destek olmak, çocuklarının uzun vadeli refahını artırmanın en etkili yollarından biri olabilir" ifadelerini kullandı. Araştırmada, depresyonun ailelerde genetik olarak da aktarılabileceği, ancak çevresel ve sosyal faktörlerin de en az genetik kadar belirleyici olduğu belirtildi. Ciddi akıl hastalığı olan ebeveynlerin iş kaybı ve ayrılık riski daha yüksek olduğu için, bu çocukların daha az istikrarlı bir ev ortamında büyüme olasılığı da artıyor. Ayrıca, anketin ruh sağlığını hem tanı hem de son dönemde yaşanan sıkıntı üzerinden iki farklı şekilde ölçtüğü, bu nedenle depresyonun her bireyde farklı şekillerde ortaya çıkabileceği ifade edildi.</p><h3>Çocukluk dönemi ailevi zorluklar depresyon riskini artırıyor</h3><p>Araştırmanın dikkat çeken bir diğer bulgusu, boşanmış ebeveynlere sahip çocukların genellikle birden fazla ailevi zorlukla karşı karşıya kalması. Evde şiddet, ebeveynin akıl hastalığı veya madde bağımlılığı gibi faktörler, çocukların psikolojik dayanıklılığını olumsuz etkiliyor. Özellikle, ankete katılanların %17.1'inin evde şiddet gören yetişkinlere tanık olması, bu çocukların ilerleyen yaşlarda ruhsal sıkıntı yaşama riskini artırıyor. Ayrıca, ebeveynleri hiç evlenmemiş olan yetişkinlerin de depresyon ve ruhsal sıkıntı oranları yüksek çıkıyor. Bu grup, yaşamları boyunca depresyon tanısı alma oranında boşanma grubuna yakın, ancak sık sık ruhsal sıkıntı bildirme oranında her iki gruptan da daha kötü durumda. Araştırmacılar, tüm bu verilerin aile içi dinamiklerin çocukların ruh sağlığı üzerindeki etkisini net bir şekilde ortaya koyduğunu belirtiyor.</p><h3>Depresyonun ölçülmesinde farklı kriterler kullanıldı</h3><p>Çalışmada depresyonun ölçülmesi için iki farklı yöntem tercih edildi. Birincisi, katılımcılara bir sağlık profesyonelinden depresyon tanısı alıp almadıkları soruldu. İkincisi ise, son 30 günün kaç gününde kötü hissettiklerini belirtmeleri istendi. On dört veya daha fazla kötü gün, sık sık ruhsal sıkıntı olarak kabul edildi. Elde edilen veriler, geçmişte depresyon tanısı alanların sadece üçte birinin son ayda da sıkıntı yaşadığını gösterdi. Bu durum, depresyonun zamanla azalabileceğini veya tedaviyle kontrol altına alınabileceğini ortaya koyuyor. Ayrıca, bazı bireyler doktora başvurmadığı için depresyon tanısı almamış olsa da, ciddi ruhsal sıkıntı yaşayabiliyor. Araştırma, ruh sağlığı hizmetlerine erişimin herkes için eşit olmadığını, bu nedenle gerçek depresyon oranlarının daha yüksek olabileceğini de ima ediyor.</p><h3>Çalışmanın sınırlamaları ve eksik veriler</h3><p>Araştırmacılar, çalışmanın bazı sınırlamalarına da dikkat çekti. Anket, ebeveynlerin ne zaman ayrıldığı veya boşandığı gibi kritik detayları sormadı. Ayrıca, bir ebeveynin akıl hastalığı ya da madde bağımlılığının evliliğin sona ermesinden önce mi, sonra mı başladığı net olarak bilinmiyor. Üvey ebeveynin aileye katılıp katılmadığı gibi önemli değişkenler de araştırma kapsamında yer almadı. Bu eksikliklere rağmen, elde edilen bulgular boşanmanın çocuklar üzerinde kalıcı etkiler bırakabileceğini ve ailedeki diğer zorlukların da bu süreçte belirleyici olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, çocukların ruh sağlığını korumak için aile içi destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği konusunda hemfikir.</p><p>Sonuç olarak, ABD'de boşanmış ebeveynlere sahip çocukların yetişkinlikte depresyon riski taşıdığı ancak bu riskin çoğunlukla ailedeki diğer sorunlarla ilişkili olduğu tespit edildi. Araştırmacılar, boşanmanın tek başına bir neden olmaktan çok, ailedeki genel zorlukların bir göstergesi olabileceğini vurguluyor. Çocukların psikolojik sağlığını korumak için, özellikle akıl hastalığı ve madde kullanımı gibi risk faktörleriyle mücadelede ailelere kapsamlı destek sağlanmasının önemi bir kez daha gündeme gelmiş oldu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/bosanmis-ebeveynlerin-coc-171_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290184</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/savunma-ve-havacilik-sanayisi-ihracattaki-gucunu-artiriyor-savunma-sanayii-baskani-gorgun-paylasti-290184</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Savunma ve havacılık sanayisi ihracattaki gücünü artırıyor! Savunma Sanayii Başkanı Görgün paylaştı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Savunma Sanayii Başkanı Görgün, savunma ve havacılık ihracatının yılın 8 ayında geçen yıla göre yüzde 16,2 artarak 6,3 milyar dolara ulaştığını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Savunma ve havacılık sanayisi ihracattaki gücünü artırıyor! Savunma Sanayii Başkanı Görgün paylaştı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, savunma ve havacılık ihracatının yılın 8 ayında geçen yıla göre yüzde 16,2 artarak 6,3 milyar dolara ulaştığını bildirdi.</p><p>Görgün, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, savunma ve havacılık sanayisinin ihracatta gücünü büyüttüğünü belirterek, "Savunma ve havacılık ihracatımız Ağustos 2026'da 511,4 milyon dolar olarak gerçekleşti. Yılın 8 ayında ihracatımız, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 16,2 artış göstererek 6,3 milyar dolar oldu." ifadesini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/24tv-03092026d7b1a0fd.jpg"/><p>Geçen 12 aylık dönemde toplam ihracatın da bir önceki döneme göre yüzde 29,3 büyümeyle 10,9 milyar dolara yükseldiği bilgisini veren Görgün, şunları kaydetti:</p><p>"Bugün ulaştığımız ihracat performansı, mühendislik yetkinliğimizin, üretim kabiliyetimizin ve uluslararası pazarlardaki artan etkinliğimizin güçlü bir göstergesidir. Cumhurbaşkanı'mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, daha fazla ülkeye ulaşan, rekabet gücü yüksek ve sürdürülebilir bir savunma sanayi ihracatı için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu başarıda emeği bulunan tüm firmalarımıza, mühendislerimize, teknisyenlerimize ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/savunma-ve-havacilik-sana-424_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290183</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/discovery/was-homer-from-turkiye-ancient-evidence-revives-debate-290183</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Was Homer from Türkiye? Ancient evidence revives debate]]></title>
      <category><![CDATA[Discover]]></category>
      <description><![CDATA[Christopher Nolan's cinematic adaptation of The Odyssey has reignited centuries-old discussions over Homer's origins, with new archaeological discoveries and historical accounts from ancient writers such as Herodotus and Strabo reviving the compelling theory that the poet Homer originated from ancient Smyrna—modern-day Izmir, Türkiye.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Was Homer from Türkiye? Ancient evidence revives debate]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>The view that Homer was from Türkiye is being reassessed in light of written sources and archaeological finds.</b></p><p>Experts say there is no definitive archaeological proof, but accounts by ancient authors, depictions on Smyrna coins and a statue of Homer found at Klaros, an archaeological site in Türkiye's Agean province of Izmir, suggest the ancient city may have been associated with Homer.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42310627.jpg"/><p>The release of Christopher Nolan's film The Odyssey, adapted from Homer's epic poem, has once again drawn attention to the celebrated poet.</p><p>Homer, believed to have lived in the 8th century BC and known for the Iliad and the Odyssey, is described as being from Smyrna, the ancient name of Izmir, in the works of authors including Herodotus, Strabo and Pausanias.</p><p>His alternative name, Melesigenes, meaning "born of Meles" or "son of Meles," has also been associated with the Meles River in Izmir.</p><p>Scholars also point to the mixture of Ionic and Aeolic dialects in Homer's works, noting that ancient Smyrna, located at present-day Bayrakli, stood at the boundary of the two cultures.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42310637.jpg"/><p><b>Centuries-old debate</b></p><p>Professor Aylin Umit Erdem of Ege University said the debate over Homer's birthplace has been going on for centuries.</p><p>"From the 5th century BC onward, many ancient writers, particularly Herodotus and Strabo, tell us that Homer was from Smyrna," she said.</p><p>Erdem noted that there is still no direct archaeological evidence proving Homer was born or lived in Smyrna.</p><p>However, she said the available historical evidence makes it plausible that Homer may have walked the streets of ancient Smyrna and looked out over the Gulf of Izmir while composing his epics.</p><p><b>Professor Akin Ersoy of Izmir Katip Celebi University also said evidence points to a lasting association between Homer and Izmir.</b></p><p>One of the most striking examples is the depiction of Homer on Smyrna coins from the 2nd century BC onward.</p><p>Ancient writer Strabo also referred to a structure in Smyrna known as the "Homerium," which may have served as a gathering place, library or association for poets.</p><p>Ersoy added that Roman-era coins also depicted Homer holding scrolls representing the Iliad and the Odyssey, while writers such as Cicero likewise linked the poet to Smyrna.</p><p>Further evidence comes from Klaros, where parts of a seated statue of Homer were discovered in excavations beginning in 1952.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42310644.jpg"/><p>The statue, reconstructed in 2004, is now displayed at the Archaeology and Ethnography Museum in the Izmir Culture and Arts Factory.</p><p>Onur Zunal, head of the Klaros excavations, said the statue was produced in the same period and workshop as cult statues of Apollo, Artemis and Leto.</p><p>"This shows how important Homer was and even suggests that he had acquired an almost divine status," Zunal said.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42310645.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/was-homer-from-turkiye-an-866_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290182</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/israil-propagandasi-yaptigi-belirlenen-4-hesaba-erisim-engeli-getirildi-290182</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İsrail propagandası yaptığı belirlenen 4 hesaba erişim engeli getirildi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İletişim Başkanlığı koordinesinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve EGM Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda İsrail propagandası yaptığı belirlenen 4 hesaba erişim engeli getirildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İsrail propagandası yaptığı belirlenen 4 hesaba erişim engeli getirildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İletişim Başkanlığı koordinesinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, sosyal medya platformu X üzerindeki bazı hesaplar mercek altına alındı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/24tv-03092026f385859a.jpg"/><p><b>İSRAİL PROPAGANDASI YAPAN 4 X HESABINA ERİŞİM ENGELİ</b></p><p>Yapılan incelemelerde 4 X hesabının İsrail propagandası yaptığı ve Türkiye aleyhine kara propaganda faaliyetlerinde bulunduğu tespit edildi. Söz konusu hesaplara yönelik gerekli adımlar atılarak erişim engeli uygulanması sağlandı.</p><p>Yetkililerin, sosyal medya platformlarında dezenformasyon, kara propaganda ve Türkiye karşıtı faaliyetlere yönelik çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/israil-propagandasi-yapti-827_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290181</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/takvim-hazir-ama-once-tasfiye-olmali-terorsuz-turkiye-mesaji-290181</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Takvim hazır ama önce tasfiye olmalı... Terörsüz Türkiye mesajı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Terörsüz Türkiye sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak gördüklerini belirterek, “Devlet olarak bir yol haritamız, takvimlendirmemiz var yasanın uygulanmaya başlaması için örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerek” dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Takvim hazır ama önce tasfiye olmalı... Terörsüz Türkiye mesajı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aralarında TürkMedya Ankara Temsilcisi Melik Yiğitel ve AKŞAM yazarı Turgay Güler'in de olduğu gazetecilerin sorularını yanıtladı.</p><p>Başkan Erdoğan, Terörsüz Türkiye süreci için "Bu tür olaylarda zaman vermek, bir takvim ortaya koymak, zamanlamak mümkün değil. Süreci bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz. Ancak elbette devlet olarak bir yol haritamız, planımız, takvimlendirmemiz var" dedi.</p><p>Bişkek dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan'ın açıklamaları özetle şöyle:</p><p>"(Terörsüz Türkiye sürecinde) Geldiğimiz noktada Meclisimizin ortaya koyduğu güçlü mutabakat önemlidir, çok kıymetlidir. Yasanın uygulanmaya başlaması için örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerekir. Bu konuda tespit ve teyitlerin nasıl yapılacağı belli. Süreç dar kalıplara hapsedilmemiştir. Bu yönde de bir rahatlık söz konusu. Meseleye devlet ciddiyetiyle yaklaşıyor ve adımlarımızı buna göre atıyoruz. Milletimiz de Terörsüz Türkiye'ye desteğini ortaya koymuştur. Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerek. Biz meseleye dar çerçeveden bakamayız. Samimi, sorumlu, sağduyulu olacağız. Kardeşliğimizi koruyacağız. Milletin kardeşliğini zedeleyen, toplumsal bütünleşmeyi yaralayan, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz."</p><p><b>SÜRECİ MİLLET MAYALADI</b></p><p>"Siyasi kimlik taşıyan bazı kimselerin ölçüsüz söylemleri olabilir. Bunu, süreci enfekte etmek için yapanlar da çıkabilir. Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem kaosa katkı sağlar. Milletimizin bu tür tahriklere karşı bir direnç geliştirdiğini düşünüyorum. Bu süreci millet mayalamıştır, maya tutmuştur. İç cepheyi güçlendirmek, farklılıkları yok etmek değil. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Biz buna "Büyük Türkiye Mutabakatı" diyoruz."</p><p><b>FESİH KARARINI İZLİYORUZ</b></p><p>"(YPG/PYD'nin tasfiyesi) Karardan kardeş Suriye halkı adına memnuniyet duydum. Kararın sahada uygulamasını hem Suriye tarafı hem de çok uzun bir sınır hattı bulunan bir komşu ülke olarak biz elbette takip ediyoruz. Suriye'de sürdürülebilir kalkınma ve kapasite artışı için bu önemli. Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, zor süreçleri başarıyla yönetmiştir ve yönetiyor. Hem entegrasyon sürecinden hem de Suriye halkının kısa sürede elde ettiği kazanımlardan ümitvarız. Ben bu sürecin sadece Türkiye ve Suriye için değil, bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı. Silahın, şiddetin devri artık kapanmalı. Türkiye olarak Suriye konusunda dün ne söylediysek bugün de aynısını söylüyoruz. Suriye'nin terör örgütlerinin cirit attığı bir alan olamayacağını, buradaki istikrarsızlığın bütün bölgeye yayılabileceğini söyledik."</p><p><b>AMERİKA DA FARKINA VARDI</b></p><p>"Neticede haklı çıktık. Amerika da artık Suriye'nin gerçeklerinin farkına vardı. Suriye halkı çok ağır bedeller ödedi ama vatanlarına sahip çıktılar. Şimdi de bütün Suriye'yi inşa etmek için çalışıyorlar. Bu konuda bütün komşu ve Suriye'ye dost ülkeleri Suriye'nin yeniden inşa ve imarına yardımcı olmaya davet ediyorum. Suriye'nin iç barışına darbe vurmak isteyenlere alan açılmaması şart."</p><p><b>İTTİFAKTAKİ DENGELER ELEŞTİRİYİ ZORLAŞTIRIYOR</b></p><p>"(Mekke İttifakı'nda) İstanbul'daki toplantı çok önemliydi. Burada, bir an önce somut adımlar atılması yönündeki yaklaşımımıza binaen, teknik olarak yapılması gereken konuları da ortaya koyduk. Bunların başında sekreteryanın kurulması var. Askeri ve siyasi konuların ele alınması lazım. Savunma sanayii önemli bir işbirliği alanı. Askeri operasyonel işbirliği alanı kapsamında askeri eğitimler, askeri standardizasyon, askeri tehdit, imkan ve kabiliyetlerin paylaşılması gibi teknik konular ele alındı. Bu ittifaka açıktan tepki koyan çok az ülke var, ama gizliden tepki koyan ülkeler de mevcut. Özellikle Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi, birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor. Bu ittifak, bölgemizde istikrar ve güvenlik için kurulmuştur. Biz yolumuza kardeşlerimizle, güçlenerek devam edeceğiz."</p><p><b>ŞİT BATI'DAN KOPMAK DEĞİL</b></p><p>"Şanghay İşbirliği Teşkilatı, toplam 35 trilyon doları bulan bir ekonomik yapıyı ve 4 milyarın üzerinde nüfusu temsil ediyor. Türkiye olarak gelişen ekonomimiz ve Doğu ile Batı arasındaki stratejik konumumuz gereği bu büyük ekonomik ve beşerî coğrafyayla ilişkilerimizi artırmanın gayretindeyiz. Şanghay İşbirliği Teşkilatı'yla bizi birbirimize yaklaştıran bir diğer önemli husus da, paylaştığımız bölgesel sahiplenme kültürüdür. Hep söylediğimiz üzere, en batıdaki Asyalı ve en doğudaki Avrupalı ülke olarak bizimle aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceğiz. ŞİT ile ilişkilerin daha ileri seviyelere taşınması da mümkün. Türkiye'nin teşkilata üyelik perspektifi, bir bloktan bir kopuş, Batı'ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz, 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır."</p><p><b>PUTİN DE BARIŞ İSTİYOR</b></p><p>"Sayın Putin ile ikili bir görüşme yaptık. Özellikle Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeleri ele alma imkanımız oldu. Görüşme çok verimliydi, çok samimi bir havada geçti. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de, Sayın Putin'in de beklentisidir. Bir an önce istiyoruz ki; Rusya-Ukrayna arasında bir barış süreci gerçekleşsin, bölgeye barış egemen olsun. Bu savaşın hem bölgemiz hem dünyamız, hem de taraflar için hayırlı bir sonuç doğurmadığı ortada. Peki bundan Putin memnun mu? Değil. Bir an önce bu işin hayırlısıyla sonuçlanmasını o da bekliyor. Barış için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu Sayın Putin'e de ifade ettik. Savaşın değil barışın kazanacağı bir gerçek."</p><p><b>GÖZÜMÜZ YOK GÖZÜ OLANI DA AFFETMEYİZ</b></p><p>"Yunanistan'la iyi komşuluk temelinde yürüyelim diyoruz. Kara parçamızdan, şöyle Kaş'tan Yunanistan'a bir ses versek duyarlar değil mi? Ama biz her konuda samimi, yapıcı davranan taraf olduk. Fakat çoğu zaman iyi niyetimizin karşılığını göremedik. Yunanistan'ın şunu artık anlaması lazım; Türkiye'nin kimsenin toprağında gözü yoktur, ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. Uluslararası anlaşmaların hiçe sayılması ve bunların çiğnenmesi kimseye fayda sağlamayacaktır. Türkiye'nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını kim acziyet olarak okuyorsa, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/takvim-hazir-ama-once-tas-478_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290180</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/gulistan-doku-sorusturmasinda-yeni-gelisme-tutuklu-sayisi-32ye-yukseldi-290180</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:23:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: Tutuklu sayısı 32'ye yükseldi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski Tunceli İl Jandarma Komutan Yardımcısı Ali Kahraman ile eşi Burçin Hızlı Kahraman tutuklandı, toplam tutuklu sayısı 32'ye çıktı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: Tutuklu sayısı 32'ye yükseldi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı doğrultusunda, emniyet ve jandarma koordinasyonunda yürütülen soruşturma kapsamında 5. dalga operasyonunda gözaltına alınan 10 şüpheliden 5'inin daha işlemleri tamamlandı.</p><p>Şüpheliler sağlık kontrolünün ardından Erzurum Adliyesi'ne getirildi.</p><p>Savcılıktaki ifadelerinin ardından 2 şüpheli serbest bırakıldı. Tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilen 3 zanlıdan eski Tunceli İl Jandarma Komutan Yardımcısı Ali Kahraman ve eşi Burçin Hızlı Kahraman tutuklandı, 1'i adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ayrıca Başsavcılık, verilen adli kontrol kararına itiraz etti.</p><p>Böylelikle Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yürütülen soruşturmada tutuklu sayısı 32'ye yükseldi.</p><p>Operasyonda, Temmuz 2017 ile Temmuz 2019 arasında Tunceli İl Jandarma Komutan Vekilliği ve İl Jandarma Alay Komutan Yardımcılığı görevlerinde bulunan Ali Kahraman ile eşi Burçin Hızlı Kahraman, polis dalgıçları Gürkan Gürdal, A.K. ve V.İ, soruşturma kapsamında önceden tutuklanan güvenlik korucusu Fatih Ö'nün çocukları D.Ö, S.Ö. ve N.M.Ö. ile eşi S.Ö. ve o dönem üniversite öğrencisi olan P.B. gözaltına alınmıştı.</p><p>Gözaltına alınanlardan dalgıç polis Gürkan Gürdal ile 1 zanlı tutuklanmış, dalgıç polisler A.K. ve V.İ'nin aralarında bulunduğu 3 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/gulistan-doku-sorusturmas-208_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290179</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/fenerbahce-besiktas-derbisinde-halil-umut-meler-duduk-calacak-290179</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Fenerbahçe Beşiktaş derbisinde Halil Umut Meler düdük çalacak]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinin hakemi belli oldu. Süper Lig'de 5 Eylül Cumartesi günü oynanacak Fenerbahçe Beşiktaş derbisinde Halil Umut Meler düdük çalacak. Öte yandan ligde 4. hafta maçları ve hakemleri detayda karşınızda...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Fenerbahçe Beşiktaş derbisinde Halil Umut Meler düdük çalacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trendyol Süper Lig'de 5 Eylül Cumartesi günü oynanacak Fenerbahçe-Beşiktaş derbisini, Halil Umut Meler yönetecek.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/spor/super-ligde-derbi-heyecani-fenerbahce-besiktas-macinda-ilk-golun-onemi-buyuk-290112" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/super-ligde-derbi-heyecan-406_2-41.jpg"/></div><h3>Süper Lig'de derbi heyecanı: Fenerbahçe Beşiktaş maçında ilk golün önemi büyük</h3></a><p>Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Merkez Hakem Kurulunun (MHK) açıklamasına göre, ligde 4. hafta maçlarını yönetecek hakemler şunlar:</p><p><b>4 Eylül Cuma:</b></p><p>20.00 İstanbul Başakşehir-Galatasaray: Kadir Sağlam</p><p><b>5 Eylül Cumartesi:</b></p><p>17.00 Erzurumspor FK-TÜMOSAN Konyaspor: Yasin Kol</p><p>20.00 Fenerbahçe-Beşiktaş: Halil Umut Meler</p><p><b>6 Eylül Pazar:</b></p><p>17.00 Kasımpaşa-Amed Sportif Faaliyetler: Oğuzhan Çakır</p><p>17.00 Arca Çorum FK-Eyüpspor: Davut Dakul Çelik</p><p>20.00 Kocaelispor-Samsunspor: Reşat Onur Coşkunses</p><p>20.00 Trabzonspor-Gençlerbirliği: Çağdaş Altay</p><p><b>7 Eylül Pazartesi:</b></p><p>20.00 Göztepe-Gaziantep FK: Ümit Öztürk</p><p>20.00 Çaykur Rizespor-Corendon Alanyaspor: Abdullah Buğra Taşkınsoy</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/fenerbahce-besiktas-derbi-533_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290178</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/suriye-ordusu-teror-orgutu-ypgnin-agir-silahlarini-teslim-almaya-basladi-290178</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Suriye ordusu, terör örgütü YPG'nin ağır silahlarını teslim almaya başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Suriye ordusunun, terör örgütü YPG'nin kendini "feshettiğini" açıklamasından sonra, Haseke'de örgütün elindeki ağır silahları teslim almaya başladığı belirtildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Suriye ordusu, terör örgütü YPG'nin ağır silahlarını teslim almaya başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AA muhabirinin Haseke'deki yerel kaynaklardan aldığı bilgiye göre, Suriye ordusunun, söz konusu kentte YPG'den aldığı ağır silahlar arasında, çeşitli zırhlı araçlar, tank, havan, ağır makineli tüfekler ile uçaksavarlar yer alıyor.</p><p>Ayrıca Suriye ordusu, YPG'nin Esed rejiminin devrilmesinin ardından bazı askeri hava üslerinden yağmaladığı hava savunma sistemlerine de el koydu.</p><p>Suriye yönetimi ile terör örgütü YPG arasında 29 Ocak'ta ateşkesi ve kademeli entegrasyonu öngören bir mutabakata varılmıştı.</p><p>Suriye hükümeti, geçen aylarda, örgütün işgalindeki Haseke iline girerek, valilik, adliye, emniyet merkezi gibi devlet kurumlarını teslim almıştı.       </p><p>Suriye İçişleri Bakanlığına bağlı iç güvenlik birimleri de 1 Eylül'de Haseke kentine onlarca araçtan oluşan takviye güç göndermişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/suriye-ordusu-teror-orgut-709_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290177</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/karincalarin-kokusunu-taklit-eden-bitki-sinekleri-kandirip-kendine-cekiyor-290177</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Karıncaların kokusunu taklit eden bitki sinekleri kandırıp kendine çekiyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Japonya kökenli Vincetoxicum nakaianum bitkisi, karıncaların tehlike kokusunu taklit ederek sinekleri kandırıyor. Bilim insanları, bu kimyasal taklitçilik örneğinin polinatör çekme stratejilerinde yeni bir dönemi başlattığını belirtiyor. Araştırmacılar, Vincetoxicum nakaianum'un evrimsel geçmişini ve benzer bitkilerdeki taklitçilik davranışlarını incelemeye hazırlanıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Karıncaların kokusunu taklit eden bitki sinekleri kandırıp kendine çekiyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Japonya'ya özgü Vincetoxicum nakaianum bitkisi, bilim dünyasında büyük yankı uyandıran bir keşfin odağına yerleşti. Araştırmacılar, bu bitkinin karıncaların salgıladığı tehlike kokusunu taklit ederek sinekleri kendine çektiğini ortaya koydu. Özellikle kloropid sinekleri, bitkinin yaydığı kimyasal sinyallere aldanarak çiçeklere yöneliyor ve burada ölü bir böcek bulmayı umuyor. Ancak bu süreçte, sinekler farkında olmadan Vincetoxicum nakaianum'un polinatörü haline geliyor.</p><h3>Bilim insanları: 'Vincetoxicum nakaianum evrimsel stratejileri genişletiyor'</h3><p>Uzmanlar, Vincetoxicum nakaianum'un kimyasal taklitçilik kabiliyetinin yalnızca savunma mekanizması olmadığını, aynı zamanda polinatör çekme amacıyla da kullanıldığını vurguluyor. Bu bulgu, bitkilerin evrimsel stratejilerini anlamada önemli bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Araştırmacılar, Vincetoxicum nakaianum'un bu özelliğinin diğer bitki türlerinde de görülüp görülmediğini araştırmayı planlıyor.</p><h3>Vincetoxicum nakaianum'un taklitçiliği bilimsel inceleme altında</h3><p>Bilim insanları, Vincetoxicum nakaianum'un kimyasal taktiklerinin evrimsel geçmişini derinlemesine incelemeye başladı. Ayrıca, bu bitkinin yakın akrabalarında ve diğer türlerde benzer taklitçilik örneklerini tespit etmek için çalışmalar yürütülüyor. Vincetoxicum nakaianum'un ortaya koyduğu bu davranış, doğada polinatör-bitki ilişkilerine dair yeni soruları gündeme getiriyor ve ekosistemlerdeki karmaşık etkileşimlerin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlıyor.</p><p>Vincetoxicum nakaianum'un benzersiz kimyasal taklit yeteneği, bitki dünyasında evrimsel stratejilerin çeşitliliğini gözler önüne serdi. Araştırmaların ilerleyen dönemde, bu tür taktiklerin doğadaki rolünü daha net ortaya koyması bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/karincalarin-kokusunu-tak-350_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290176</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/evinizi-demode-gosteren-5-tasarim-hatasi-uzmanlar-ozellikle-bu-detaylara-dikkat-cekti-290176</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Evinizi demode gösteren 5 tasarım hatası! Uzmanlar özellikle bu detaylara dikkat çekti]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Tasarımcılar ve iç mimarlar, ev sahiplerini yakından ilgilendiren önemli bir uyarıda bulundu. Evinizi hızla eski ve modası geçmiş gösteren 5 inşaatçı kalitesi özelliği açıklandı. Doğru seçimlerle evinizin değerini korumak ve modern görünümünü uzun yıllar sürdürebilmek mümkün.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Evinizi demode gösteren 5 tasarım hatası! Uzmanlar özellikle bu detaylara dikkat çekti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ev sahiplerini ve evini yenilemeyi planlayanları yakından ilgilendiren bir uyarı geldi. Alanında uzman tasarımcılar ve iç mimarlar, evleri hızla eski ve bakımsız gösteren 5 temel inşaatçı kalitesi özelliği belirledi. Bu detaylar, yalnızca malzeme ve işçilik açısından değil, evin genel değerini ve estetik görünümünü de önemli ölçüde etkiliyor. Uzmanlar, evini satmayı düşünenlerin veya yeni bir ev inşa edenlerin bu hatalardan uzak durmasının, hem maddi hem de görsel açıdan büyük avantaj sağlayacağını vurguluyor.</p><h3>Rubin Esmeralda: 'Küçük ve karmaşık fayanslar evinizi hızla eski gösteriyor'</h3><p>Alanında tanınan mimari tasarımcı ve genel müteahhit Rubin Esmeralda, özellikle mutfak ve banyolarda kullanılan küçük, karmaşık desenli fayansların evin yaşını olduğundan daha fazla gösterdiğini belirtiyor. Esmeralda'ya göre, inşaatçıların sıklıkla tercih ettiği küçük cam mozaikler, karmaşık arka paneller ve eski moda bej ya da krem tonlarındaki 30x30 cm fayanslar, bir evin ne zaman yenilendiğini kolayca ele veriyor. Bu tür fayanslar, kısa sürede modası geçerek evinize demode bir hava katıyor. Esmeralda, zamansız ve klasik bir görünüm için doğal taş, nötr renkli porselen, sade metro fayansları veya büyük formatlı, az desenli fayansların tercih edilmesini öneriyor. Bu seçimler, hem zamana karşı dayanıklı hem de evin değerini uzun vadede koruyan anahtar kelime olan 'inşaatçı kalitesi' hatalarından kaçınmanın en etkili yolu olarak öne çıkıyor.</p><h3>Warner: 'Her odada aynı aydınlatma evinizi sıradanlaştırıyor'</h3><p>İç mimarlık alanında uzman isimlerden Warner, evin farklı bölümlerinde aynı aydınlatma armatürlerinin kullanılmasının, iç mekanlara monoton bir hava kattığını ve evin hızla eski görünmesine yol açtığını ifade ediyor. Warner, birçok inşaatçının tüm odalarda tek bir aydınlatma ailesini tercih ettiğini, bunun da evin karakterini zayıflattığını söylüyor. Örneğin, yemek odasında sekiz ışıklı bir avize, mutfakta üç ışıklı bir model ve banyoda makyaj versiyonu kullanıldığında, evin tümünde bir 'kopyala-yapıştır' algısı oluşuyor. Uzmanlar, her alanın kendi fonksiyonuna ve tarzına uygun farklı aydınlatma seçeneklerinin seçilmesini öneriyor. Bu sayede, evin her köşesinde özgünlük ve modernlik sağlanırken, 'inşaatçı kalitesi' algısı da ortadan kalkıyor.</p><h3>Tek renk boya seçimi evin değerini düşürüyor</h3><p>Warner'ın dikkat çektiği bir diğer nokta ise evin tamamında tek bir boya renginin kullanılması. İnşaatçıların genellikle zamansız olacağını düşündükleri tek renk boyalar, aslında çoğu zaman modası geçmiş bir görüntüye neden oluyor. Warner, farklı odalarda iki veya üç tamamlayıcı renk kullanımının, evin hem daha modern hem de kişiselleştirilmiş görünmesini sağladığını belirtiyor. Tek tip boya, evin içindeki detayları ve mimari özellikleri gölgede bırakırken, renk çeşitliliği mekana derinlik ve hareket katıyor. Uzmanlara göre, bu yaklaşım sayesinde 'inşaatçı kalitesi' tuzağına düşmeden, evinize özgünlük kazandırmak mümkün.</p><h3>Robyn Thomas: 'Fırçalanmış nikel donanımlar evinizi onlarca yıl geriye götürebilir'</h3><p>Robyn Studios Mimarlık &amp; İç Mekanlar'ın kurucusu, lisanslı mimar Robyn Thomas, fırçalanmış nikel donanımların ve aksesuarların evin genelinde yoğun şekilde kullanılmasının, hemen herkesin gözünde 'inşaatçı kalitesi' izlenimi yarattığını vurguluyor. Thomas, bu tür donanımların ve özellikle kıvrımlı çekmece/dolap kollarının, evin atmosferini 1990'lara ya da en iyi ihtimalle 2000'lerin başına taşıdığını ifade ediyor. Thomas, donanım seçimlerinde krom veya mat siyah gibi zamansız kaplamaların tercih edilmesini öneriyor. Bu tür kaplamalar, evde özenli bir tasarım anlayışının hakim olduğunu gösterirken, klasik ve modern çizgileri bir araya getirerek evin değerini artırıyor. 'İnşaatçı kalitesi' detaylarının yerine, özenle seçilmiş donanımlar evin genel havasını bir anda değiştirebiliyor.</p><h3>Kapı panellerinde klasik seçimler evin ömrünü uzatıyor</h3><p>Evde en çok göz önünde olan detaylardan biri de kapı panelleri. Robyn Thomas, tipik beş panelli kapıların onlarca yıldır inşaatçıların standart tercihi olduğunu ve bu kapıların evin yaşını olduğundan daha eski gösterdiğini belirtiyor. Özellikle dört dikey ve bir yatay dikdörtgenden oluşan klasik beş panelli kapılar, yeni yapılan bir evde bile eski bir görüntü yaratabiliyor. Thomas, bunun yerine iki veya beş yatay panelli kapıların tercih edilmesini öneriyor. Bu alternatifler, hem zamansız bir şıklık sunuyor hem de 'inşaatçı kalitesi' izlenimini ortadan kaldırıyor. Kapı seçiminde yapılan küçük bir değişiklik bile, evin genel atmosferine ve değerine büyük katkı sağlayabiliyor.</p><p>Sonuç olarak, tasarımcılar ve iç mimarlar, ev sahiplerinin 'inşaatçı kalitesi' olarak bilinen ve evleri hızla eski gösteren bu 5 temel hatadan kaçınmasını öneriyor. Doğru malzeme ve tasarım tercihleriyle, evinizi hem zamana karşı dayanıklı hem de estetik açıdan güncel tutmak mümkün. Seçimlerinizi yaparken, uzun vadeli değer ve görsel bütünlüğü ön planda tutmanız, evinizin hem bugünkü hem de gelecekteki değerini korumanın anahtarı olacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/evinizi-demode-gosteren-5-851_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290175</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/gullunun-olumunde-yeni-goruntu-sultan-savcilikta-o-ani-boyle-canlandirdi-290175</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Güllü'nün ölümünde yeni görüntü: Sultan, savcılıkta o anı böyle canlandırdı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA["Güllü" olarak tanınan sanatçı Gül Tut'un geçen yıl Yalova'nın Çınarcık ilçesindeki evinin penceresinden düşerek yaşamını yitirmesine ilişkin soruşturmada yeni bir görüntü ortaya çıktı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Güllü'nün ölümünde yeni görüntü: Sultan, savcılıkta o anı böyle canlandırdı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Olay sırasında evde bulunan Sultan Nur Ulu'nun, Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifade sırasında Gül Tut'un pencereden nasıl atıldığını hareketleriyle canlandırdığı görüntüler dava dosyasına girdi. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/aw78072101-03092026cd3b31e3.jpg"/><p>Ulu'nun canlandırmada, Tuğyan Ülkem Gülter'in annesine arkadan nasıl yaklaştığını, kalça alt kısmından nasıl kavradığını ve pencereden aşağıya attığını öne sürdüğü hareketleri gösterdiği görüldü.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/c6191a7fcdd74e289af1-030920269ac84ebf.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>26 Eylül 2025 tarihinde Çınarcık ilçesi Harmanlar Mahallesi Vali Akı Caddesi'ndeki apartmanın 5. katındaki kapalı terasta Güllü, kızı ve arkadaşıyla eğlendiği sırada pencereden düşerek hayatını kaybetti. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/aw78072102-030920268d7c0c77.jpg"/><p><b>"Güllü" adıyla tanınan ünlü sanatçı Gül Tut'un ölümüyle ilgili Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma kapsamında kızı Tuğyan Ülkem Gülter tutuklanmıştı. </b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/aw78072103-030920260d78ffa6.jpg"/><p>Soruşturmayla ilgili yeni bir görüntü ortaya çıktı. Olay sırasında evde bulunan Nur Sultan Ulu, Güllü'nün nasıl atıldığını hareketleriyle gösterdi. İddianamede Sultan Nur Ulu'nun soruşturmanın ilerleyen aşamasında verdiği ifadeye geniş yer verildi. Ulu, olay sırasında Gül Tut'un pencerenin önünde yüzü dışarıya dönük şekilde bulunduğunu, Tuğyan Ülkem Gülter'in ise annesine yaklaştığını söyledi. Sultan Nur Ulu, Tuğyan'ın Gül Tut'un arkasına geçtiğini, "kalçasının altından bacaklarına doğru sarılarak hafif kendisine, hafif yukarıya doğru çektiğini" gördüğünü ve ardından Gül Tut'un pencereden aşağıya atıldığını öne sürdü.</p><p>Ulu'nun savcılıkta verdiği ifade sırasında söz konusu hareketleri yeniden gösterdiği ve canlandırmanın kayıt altına alındığı belirtildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/gullunun-olumunde-yeni-go-359_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290174</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/tatilde-dis-agrisi-basladiysa-bunlari-yapmayin-290174</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Tatilde diş ağrısı başladıysa bunları yapmayın!]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Tatil sırasında diş ağrısı yaşayanlar için diş hekimi terapisti İrina Borskaya, yanlış uygulamalardan kaçınılması gerektiğini vurguladı. Borskaya, ağrının şiddetine göre izlenmesi gereken adımları ve ağrıyı hafifletmek için yapılabilecek güvenli yöntemleri tek tek açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Tatilde diş ağrısı başladıysa bunları yapmayın!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tatil döneminde diş ağrısı yaşayanlar için diş hekimi terapisti İrina Borskaya, doğru müdahalenin hayati önem taşıdığını belirtti. Özellikle tatilde diş hekimine ulaşmak zorlaştığında, ağrıyı hafifletmek için bilinçsizce yapılan uygulamaların diş sağlığını ciddi şekilde tehdit edebileceğine dikkat çekti. Borskaya, ağrılı bölgeye aspirin veya benzeri ağrı kesici tabletlerin doğrudan uygulanmasının kimyasal yanık riskini artırdığını ve kesinlikle önerilmediğini ifade etti. Ayrıca, dişin içini keskin nesnelerle temizlemeye çalışmak, ağrılı bölgeyi yoğun şekilde fırçalamak ya da diş ipiyle zorlamak gibi müdahalelerin de diş ve diş eti dokusuna zarar verebileceğini vurguladı.</p><h3>Diş hekimi Borskaya: 'Ağrılı bölgeye yanlış müdahale etmeyin'</h3><p>Borskaya, uzman önerisi olmadan antibiyotik kullanımından da kesinlikle kaçınılması gerektiğinin altını çizdi. Tatilde diş ağrısı başladığında ilk olarak ağız antiseptiği olan klorheksidin veya miramistin ile nazikçe çalkalanmasını tavsiye etti. Dişler arasında yiyecek sıkıştıysa, dikkatlice diş ipiyle çıkarılabileceğini, ancak bu işlemin de hassasiyetle yapılması gerektiğini söyledi. Şiddetli ağrı durumunda, prospektüsüne uygun şekilde reçetesiz bir ağrı kesici alınabileceğini belirtti. Eğer yanakta şişlik oluşursa, dışarıdan soğuk kompres uygulamanın faydalı olabileceğini ekledi. Dolgu düşmesi halinde ise eczaneden temin edilen özel malzemelerle geçici bir çözüm sağlanabileceğine işaret etti.</p><h3>Tatilde diş ağrısı kontrol altına alınabilir mi?</h3><p>Borskaya, ağrının orta seviyede kaldığı ve normal ağrı kesicilerle kısmen hafiflediği durumlarda, diş hekimine başvurunun tatil dönüşüne ertelenebileceğini belirtti. Ancak, şişlikte artış, ateş, halsizlik, ağız açmada, yutkunmada veya nefes almada güçlük gibi ciddi belirtiler ortaya çıkarsa, vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini vurguladı. Tatilde diş ağrısı yaşayanların, yanlış uygulamalardan uzak durarak, önerilen adımları takip etmeleri halinde diş sağlığını koruyabileceklerini belirten Borskaya, bilinçsiz müdahalelerin uzun vadede ciddi sorunlara yol açabileceği konusunda uyardı.</p><p>Tatil sırasında diş ağrısı ile karşılaşanların, diş hekimi tavsiyelerine uyarak hem ağrıyı hafifletebilecekleri hem de olası komplikasyonların önüne geçebilecekleri belirtildi. Uzmanlar, ağız ve diş sağlığını korumak için bilinçli hareket etmenin önemine dikkat çekiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/tatilde-dis-agrisi-baslad-426_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290173</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bolu-belediyesinde-34-milyon-liralik-cop-araci-sorusturmasi-7-supheli-adliyede-290173</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bolu Belediyesi'nde 34 milyon liralık çöp aracı soruşturması! 7 şüpheli adliyede]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Bolu Belediyesine yönelik soruşturmada, çalışmayan çöp toplama araçlarının çalışmış gibi gösterilerek yüklenici firmaya 34 milyon liranın üzerinde haksız ödeme yapıldığı iddiasıyla gözaltına alınan 22 şüpheliden 7'si adliyeye gönderildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bolu Belediyesi'nde 34 milyon liralık çöp aracı soruşturması! 7 şüpheli adliyede]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Bolu Belediyesine yönelik yürütülen soruşturmada, çöp toplama işini yürüten yüklenici firmaya yönelik incelemelerde usulsüzlük tespit edildi. Bazı çöp toplama araçlarının çalışmadıkları günlerde dahi çalışmış gibi evrak düzenlenerek yüklenici firmaya toplam 34 milyon 288 bin 376 TL fazla ve yersiz ödeme yapıldığı belirlendi. Yürütülen soruşturma çerçevesinde, aralarında halihazırda tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile Belediye Başkan Yardımcısı Gülden Özaydın'ın da yer aldığı belediye yöneticileri, personeli ve şirket yetkililerinden oluşan toplam 23 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/aw77875903-03092026d599329b.jpg"/><p><b>7 İLDE EŞ ZAMANLI OPERASYON</b></p><p>Kararın ardından harekete geçen jandarma ekipleri, 7 farklı ilde 1 Eylül Salı günü eş zamanlı operasyon düzenledi. Gerçekleştirilen operasyonlarda, tutuklu bulunan Özcan dışındaki 22 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Şüpheliler, ifadeleri alınmak üzere il ve ilçe jandarma komutanlıklarına götürüldü. Jandarma komutanlığında işlemleri tamamlanan belediye muayene ve kabul komisyonu üyeleri Ö.Y., T.Y. ve E.G., Temizlik İşleri Müdürlüğü personeli E.Ö.Ö., Mali Hizmetler Müdürlüğü personeli H.C., İhale ve Satın Alma Birim Sorumlusu E.Ö. ile Çevre Mühendisi S.E. geniş güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi.</p><p>Şüphelilerin adliyedeki sorgularının sürdüğü öğrenildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/bolu-belediyesinde-34-mil-160_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290172</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/putinden-savasi-bitirecek-mesaj-ukrayna-ile-anlasmak-icin-hala-sans-var-290172</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Putin'den savaşı bitirecek mesaj: Ukrayna ile anlaşmak için hala şans var]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesi ile Ukrayna'nın aralarında anlaşmaya varması gerektiğini ve bunun için şans bulunduğunu belirterek, "Nihayetinde sorun, çatışma tarafları arasında çözülmeli." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Putin'den savaşı bitirecek mesaj: Ukrayna ile anlaşmak için hala şans var]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Putin, Vladivostok kentinde düzenlenen 11. Doğu Ekonomi Forumu&#39;nun genel oturumuna katıldı.</p><p>Oturumda, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto&#39;nun yanı sıra Moğolistan Başbakanı Nyam-Osoryn Uchral, Myanmar Devlet Başkanı Yardımcısı Nyo Saw, Çin Başbakan Yardımcısı Ding Şüeşiang da yer aldı.</p><p>Forumda konuşan Putin, ABD&#39;nin, Ukrayna krizinin çözülmesinin ardından Rusya ile ilişkilere odaklanacağına dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p><p>&quot;Rusya ve Ukrayna'nın kendi aralarında anlaşmaya varması gerekiyor. ABD ve Çin dahil diğer ülkeler ise bu süreci desteklemeye hazır. Nihayetinde sorun, çatışmanın tarafları arasında çözülmeli. Bunlar da Rusya ve Ukrayna'dır. Bunun doğru bir yaklaşım olduğuna inanıyoruz. Meselenin çözümüne katkı sağlamaya çalışan herkese teşekkür ediyoruz. Peki, çözüm için bir şans var mı? Bence var.&quot;</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/putinreu2067262-04082026f5d418da.jpg"/><p>Putin, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy&#39;nin Rus sivil havacılığına yönelik tehditte bulunduğuna işaret ederek, &quot;Bu, devlet terörünün tezahürü. Bu, barış görüşmelerinin yürütülmesi imkanlarını zorlaştırıyor. Buna sessiz kalan Ukrayna'nın Batılı müttefikleri, uluslararası terörizmin suç ortakları oluyor.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p><p>ABD tarafıyla temasların sürdüğünü dile getiren Putin, &quot;Bu temasların süreceğini umuyorum. ABD ile tam formatlı ilişkilerin yeniden tesis edilmesinden yanayız ancak bu, sadece bize değil, Amerikan tarafına da bağlı. Trump, bu konuda ilgili. Bunun olumlu sonuçlara yol açacağını umuyorum.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Vladimir Putin, Ukrayna tarafıyla da istihbarat servisleri üzerinden temasların sürdürüldüğünü kaydetti.</p><p><b>- "SEFERBERLİK GEREKTİRECEK HERHANGİ BİR SENARYO SÖZ KONUSU DEĞİL"</b></p><p>Ukrayna ordusunun, Rusya&#39;daki sivil altyapıya yönelik saldırılar düzenlediğini dile getiren Putin, buna karşılık verdiklerini belirterek, &quot;Bu, Pandora&#39;nın kutusunu açanlar açısından oldukça önemli bir sonuç ortaya çıkardı.&quot; dedi.</p><p>Ülkesinde vurulan petrol rafinerilerinin onarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bilgisini paylaşan Putin, onarım çalışmalarının yüzde 10'luk kısmının kaldığını kaydetti.</p><p>Putin, Rusya&#39;daki yakıt sorunuyla ilgili ise &quot;Her şeye hazır olmalıyız.&quot; ifadesini kullandı.</p><p>Rusya&#39;da yeni bir seferberlik dalgası başlatılacağı yönündeki iddiaları yalanlayan Putin, bunun Rus parlamentosunun alt kanadı Devlet Duması milletvekili seçimleri öncesi &quot;bilgi saldırısı&quot; olduğunu vurguladı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/31/putinreutere2230621-3108202677d540c4.jpg"/><p>Putin, &quot;Seferberlik gerektirecek herhangi bir senaryo söz konusu değil. Askeri personel sayımız açısından herhangi bir sıkıntımız yok.&quot; şeklinde konuştu.</p><p>Almanya'nın Leipzig-Halle Havalimanı&#39;nda patlayıcı yüklü İHA bulunduğu gerekçesiyle Rusya'nın Bonn Başkonsolosluğunu kapatma kararı aldığını anımsatan Putin, &quot;Almanya, fobileri nedeniyle Rus ve Alman vatandaşlarını, konsolosluk ve kültür hizmetlerine erişimden mahrum bıraktı. Berlin Büyükelçiliğimiz, vize, pasaport ve noter işlemleri konusunda görev üstlenecek.&quot; dedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/putinden-savasi-bitirecek-442_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290171</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/bakan-uraloglu-gokyuzunde-kurdugumuz-koprulerle-turkiyeyi-kuresel-bir-havacilik-merkezi-ha-290171</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Uraloğlu: Gökyüzünde kurduğumuz köprülerle Türkiye'yi küresel bir havacılık merkezi haline getirdik]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Gökyüzünde kurduğumuz köprülerle Türkiye'yi küresel bir havacılık merkezi haline getirdik." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Uraloğlu: Gökyüzünde kurduğumuz köprülerle Türkiye'yi küresel bir havacılık merkezi haline getirdik]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Samsun Çarşamba Uluslararası Havalimanı Yeni İç ve Dış Hat Binaları Temel Atma Töreni'nde yaptığı konuşmada, Samsun'un, Anadolu'nun kuzeye açılan Karadeniz'deki önemli kapılarından biri olduğunu söyledi.</p><p>Samsun'a 3 müjdeyle geldiklerini belirten Uraloğlu, "İlk olarak burada Çarşamba Havalimanı'mızın kapasitesini 3 milyon yolcuya çıkaracak Yeni İç ve Dış Hatlar Terminal Binası'nın temelini atıyoruz. Buradan ayrıldıktan sonra yeni tramvay setlerimizi hizmete alacağız. Üçüncü müjdemiz ise kent içi ulaşıma yeni bir soluk katacak Samsun Şehir Hastanesi Tramvay Hattı'nın yapım çalışmalarını başlatmamız olacak. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde 'Durmak yok, yola devam' anlayışıyla Samsun'umuza hizmet fırtınamıza hız kesmeden devam ediyoruz. Biz laf üretenlerden değil, eser üretenlerdeniz. Biz vaatte kalanlardan değil, sözünü icraata dönüştürenlerdeniz. Onlar konuşur, AK Parti yapar." diye konuştu.</p><p>Bakan Uraloğlu, Türkiye'nin Avrupa, Asya ve Afrika olmak üzere üç kıtanın ortasında kilit bir konumu bulunduğunu vurgulayarak, "Türkiye, gelişmiş pazarlarla gelişmekte olan pazarlar arasındaki uçuş rotaları üzerinde yer alıyor. 4 saatlik uçuş süresiyle 1,5 milyar insanın yaşadığı 67 ülkenin merkezinde avantajlı ve muhteşem bir lokasyona sahibiz. Bu gerçekten hareketle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Dünyada ulaşamadığımız hiçbir nokta kalmayacak' vizyonuyla ülkemizi, dünyanın en geniş uçuş ağına sahip ülkelerinden birine dönüştürdük." ifadesini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/42375929.jpg"/><p>Türkiye'de havalimanı sayısının 58'e çıkarıldığını hatırlatan Bakan Uraloğlu, şöyle devam etti:</p><p>"2002 yılında 26 olan aktif havalimanı sayımızı, pasif durumdaki 16 havalimanımızı yenileyerek ve 16 yeni havalimanı inşa ederek 58'e çıkardık. Her sene ortalama 1,4 havalimanını hizmete açtık. Gökyüzünde kurduğumuz köprülerle Türkiye'yi küresel bir havacılık merkezi haline getirdik. 2002'de iç ve dış hatlarda seyahat eden yaklaşık 34,5 milyon olan yolcu sayımızı 2025'te Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırarak 247 milyon yolcuya yükselttik. Avrupa'da 3'üncü, dünyada 7'nci sıraya yükseldik."</p><p>Çarşamba Havalimanı'nın hava yolu ulaşım talebi ve yolcu trafiğinin önemli ölçüde arttığına işaret eden Bakan Uraloğlu, şunları kaydetti:</p><p>"2002 yılında Samsun'da hava yolunu kullanan yolcu sayısı yaklaşık 175 bindi. Geçtiğimiz yıl ise havalimanımızda yolcu sayısında 9 kattan fazla bir artışla 1 milyon 640 bin yolcuya ve 17 bin 169 uçak trafiğine hizmet sunduk. Yaptığımız projeksiyonlarda 2050 yılında Samsun'daki yolcu ve uçak trafiğinin mevcut seviyenin iki katına kadar ulaşacağını hesapladık. Bu kapsamda Samsun Çarşamba Havalimanı'mızı bağımsızlığımızın simge şehrine yakışır bir vizyonla büyütme, sunacağı hizmetlerde daha kaliteli, konforlu ve modern bir dönem başlatma kararı aldık. Samsun'un gökyüzüne açılan kapısını daha geniş, daha modern, daha konforlu hale getiriyoruz."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/42375923.jpg"/><p><b>YENİ TERMİNALLE YILLIK YOLCU KAPASİTESİ 2 MİLYONDAN 3 MİLYONA ÇIKARILACAK</b></p><p>Samsun'a sıfırdan 29 bin 120 metrekarelik yeni iç ve dış hatlar terminal binası kazandıracaklarını söyleyen Uraloğlu, "Yeni terminalimizle birlikte havalimanımızın yıllık yolcu kapasitesini 2 milyondan 3 milyona çıkaracağız. Hem iç hat hem dış hat yolcularımız daha ferah, daha hızlı ve daha konforlu bir seyahat deneyimi yaşayacak. Samsun'umuzun hava ulaşımı, turizmi, ticareti ve lojistik potansiyeli yepyeni bir ivme kazanacaktır. Bu eserimiz, tarımın, sanayinin ve turizmin Samsun'dan dünyaya daha hızlı ulaşmasını sağlayacak, gençlerimizin hayallerine giden yolu kısaltacak, Samsun'un eşsiz</p><p>güzelliklerini daha fazla misafirle buluşturacaktır. Yeni terminal binamız, Samsun'un gökyüzüne açılan kapısını büyütüp dünyaya daha güçlü bağlarken, Türkiye Yüzyılı'na yakışır daha güçlü bir Samsun'u da ortaya çıkaracaktır." ifadelerini kullandı.</p><p>Konuşmasının ardından Bakan Uraloğlu, yeni terminal binasının temelini attı.</p><p>Temel atma törenine, Samsun Valisi Orhan Tavlı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş, AK Parti Samsun Milletvekilleri Çiğdem Karaaslan, Yusuf Ziya Yılmaz, Ersan Aksu, Orhan Kırcalı, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili İlyas Topsakal, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, DHMİ Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Fatih Çakmak, kamu kurum ve kuruluşlarının üst düzey temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/bakan-uraloglu-gokyuzunde-533_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290170</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/bilim-insanlarindan-uyku-uyarisi-ideal-sure-8-saatten-daha-kisa-olabilir-290170</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim insanlarından uyku uyarısı! İdeal süre 8 saatten daha kısa olabilir]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, ideal uyku süresi konusunda uzun süredir kabul gören 8 saat kuralının herkes için geçerli olmadığını açıkladı. Brain Medicine ve Nature dergilerinde yayımlanan araştırmalar, sanayi öncesi toplumlar ve modern bireyler arasında önemli farklılıklar bulunduğunu ortaya koydu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim insanlarından uyku uyarısı! İdeal süre 8 saatten daha kısa olabilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, uyku süresiyle ilgili yaygın olarak bilinen 8 saat kuralının aslında tüm bireyler için geçerli olmadığını belirtti. Brain Medicine dergisinde yayımlanan yeni bir inceleme, uyku ihtiyacının kişiden kişiye değiştiğini gösterdi. Araştırmacılar, sanayi öncesi toplumların uyku alışkanlıklarını ve modern bireylerdeki sağlık göstergeleriyle uyku süresi arasındaki bağlantıyı inceledi. Çalışmalar, ideal uyku süresinin 8 saatten daha kısa olabileceğine işaret etti.</p><h3>Brain Medicine araştırması: Sanayi öncesi toplumlarda uyku süresi daha kısa</h3><p>2015 yılında Tanzanya, Namibya ve Bolivya'daki topluluklarda yürütülen araştırmalarda, katılımcıların gece ortalama 5,7 ila 7,1 saat uyuduğu tespit edildi. Bu topluluklarda, kaybedilen uyku gündüz uykularıyla sistematik olarak telafi edilmedi. Daha yakın tarihli analizler ise sanayi öncesi toplumlarda ortalama uyku süresinin 6,4 saat civarında olduğunu ortaya koydu. Bilim insanları, uyku süresiyle ilgili genel kabullerin sanayi sonrası yaşam tarzı ile şekillendiğini ve doğal uyku alışkanlıklarının bundan farklı olduğunu vurguladı.</p><h3>UK Biobank verileri: 6,4-7,8 saat arası uyku biyolojik yaşlanmayı etkiliyor</h3><p>2026 yılında Nature dergisinde yayımlanan bir araştırma, UK Biobank'tan 37 ila 84 yaş arasındaki bireylerin verilerini analiz etti. Sonuçlar, 6,4 ila 7,8 saat arasında uyuyan kişilerin biyolojik yaşlanma göstergelerinin daha iyi olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, uyku süresinin cinsiyet ve organ bazında farklı etkiler gösterebileceğini belirtti. Hem çok kısa hem de çok uzun süreli uykunun olumsuz sağlık sonuçlarıyla bağlantılı olduğu tespit edildi. Bu bulgular, ideal uyku süresiyle ilgili genel yargıların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor.</p><p>Bilim insanları, uyku süresi konusunda bireysel farklılıkların göz önünde bulundurulması gerektiğini ve sağlıklı bir yaşam için kişiye uygun uyku alışkanlıklarının geliştirilmesinin önemli olduğunu vurguladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/bilim-insanlarindan-uyku--878_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>