<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279120</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/abd-kilit-tesisleri-isaret-etti-irana-saldirilar-guclu-ve-sert-olacak-279120</link>
      <pubDate>2026-06-11T00:13:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ABD kilit tesisleri işaret etti: İran'a saldırılar güçlü ve sert olacak]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik yeni saldırılar düzenleyeceklerini belirterek, 'Dün onlara sert bir darbe indirdik, bugün de yine sert bir darbe vuracağız' açıklamasında bulundu. Trump'ın sözlerinin ardından ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran'ın müzakerelerle zaman kazanmaya çalıştığını öne sürerek bundan sonra diplomatik oyalama yerine Amerikan askeri gücüyle karşı karşıya kalacağını söyledi. Washington'dan gelen sert mesajlara Tahran'dan da yanıt gecikmedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ABD kilit tesisleri işaret etti: İran'a saldırılar güçlü ve sert olacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) genel merkezi önünde basın mensuplarına İran'a ilişkin açıklamalarda bulunan Hegseth, "İran'da başlıca tesisleri bombalayacağız. Bu gece İran'a yönelik saldırılar güçlü olacak. Eğer bu saldırılar yarın olursa, yine net ve şiddetli olacak." ifadelerini kullandı.</p><p>İran'ın anlaşma için bir şansı olduğunu da aktaran Hegseth, ABD Başkanı Donald Trump'ın anlaşma yapmaya hazır olduğunu savundu.</p><p>Hegseth ayrıca, "Bombalarla müzakere etmemiz gerekirse, bombalarla müzakere ederiz ve bu konuda çok iyiyiz. Dünyada bizden daha iyisi yok." dedi.</p><p><b>"İRAN SÜREKLİ BİZİ OYALIYOR"</b></p><p>Oval Ofis'te iç güvenlikle ilgili imza töreninin ardından basın mensuplarının İran gündemine ilişkin sorularını yanıtlayan Trump, "Onlara saldıracağız, hem de çok sert bir şekilde. Helikopter saldırısına bakarsanız sanırım bunu yapmaya hakkımız var. Dün onlara sert bir darbe indirdik ve bugün de yine sert bir darbe vuracağız." diye konuştu.</p><p>İran'la anlaşmaya aslında çok yakın olduklarını yineleyen ABD Başkanı, "Anlaşmanın nasıl sonuçlanacağını göreceğiz. Anlaşmaya çok yaklaşmıştık ama bizi sürekli oyalıyorlar, bizi enayi yerine koyuyorlar." ifadelerini kullandı.</p><p>İran'la anlaşma üzerinde birkaç aydır yoğun şekilde çalıştıklarını kaydeden Trump, "Bu anlaşmayı imzalamaları gerekiyor. Bu onlar için iyi bir anlaşma ancak onlara nükleer silaha sahip olma hakkı vermiyor, hatta nükleer silaha sahip olmalarını tamamen yasaklıyor." dedi.</p><p><b>İRAN: SAVAŞ BU KEZ BÖLGEYLE SINIRLI KALMAYACAK</b></p><p>İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, ABD'nin İran'a yönelik saldırı tehditleri hakkında, "Savaş bu kez bölgeyle sınırlı kalmayacak." dedi.</p><p>Azizi, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından ABD'ye ilişkin mesaj yayımladı.</p><p>Kaybedenlerle savaşmaktan korkmadıklarını dile getiren Azizi, "ABD tabutları, Trump'ın söylediğinden çok daha fazla ve daha fazla olacak. Çünkü savaş bu kez bölgeyle sınırlı kalmayacak. Nelerin olacağını göreceğiz." ifadelerini kullandı.</p><p>ABD Başkanı Donald Trump, ABD'ye ait bir helikopterin düşürülmesinin ardından İran'a saldıracaklarını ve buna hakları olduğunu savunarak, "Dün onlara sert bir darbe indirdik ve bugün de yine sert bir darbe vuracağız." demişti.</p><blockquote><b><font color="#cc0000" size="4">İŞTE ABD/İSRAİL-İRAN SAVAŞINDA DAKİKA DAKİKA YAŞANANLAR:</font></b></blockquote><p><b>00:37 </b>İran medyası: Sirik, Kiş ve Minab'da patlama sesleri var.</p><p><b>00:20</b> ABD'nin Bağdat Büyükelçiliği, "son bölgesel gelişmeler nedeniyle" ABD vatandaşlarının Irak'a seyahat etmemelerini, Irak'ta olanlarınsa derhal ülkeyi terk etmelerini istedi</p><p><b>00:12</b> ABD'nin İran'a saldıracağını duyurmasının ardından İran basını Fars eyaletinde hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini bildirdi.</p><p><b>00:01</b> İran'ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı'nın İranlı bir askeri kaynağın açıklamalarına dayandırdığı haberinde, İran'ın, ABD çıkarlarına dair yeni hedefler belirlediği ve olası saldırı durumunda bunları vuracağı belirtildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/abd-kilit-tesisleri-isare-338_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279119</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogandan-fenerbahce-baskani-yildirima-tebrik-telefonu-279119</link>
      <pubDate>2026-06-10T23:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Fenerbahçe Başkanı Yıldırım'a tebrik telefonu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fenerbahçe başkanlığına seçilen Aziz Yıldırım ile telefonda görüştü.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Fenerbahçe Başkanı Yıldırım'a tebrik telefonu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fenerbahçe Kulübünün olağanüstü seçimli genel kurulunda başkanlığa seçilen Yıldırım ile telefonda görüştü.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede, başkanlığa seçilmesi dolayısıyla Yıldırım&#39;ı tebrik etti.<br></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/cumhurbaskani-erdogandan--475_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279118</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/katil-netanyahunun-hadsiz-sozlerine-turkiyeden-pes-pese-tepki-hezeyan-ve-yok-hukmunde-279118</link>
      <pubDate>2026-06-10T22:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Katil Netanyahu'nun hadsiz sözlerine Türkiye'den peş peşe tepki: Hezeyan ve yok hükmünde]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Soykırımcı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik hadsiz sözlerine Türkiye'den peş peşe sert tepki geldi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran başta olmak üzere çok sayıda bakan ve üst düzey isim, Netanyahu'nun sözlerini “hadsizlik ve yok hükmünde” ifadeleriyle değerlendirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Katil Netanyahu'nun hadsiz sözlerine Türkiye'den peş peşe tepki: Hezeyan ve yok hükmünde]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Duran, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Gazze'de ve Batı Şeria'da on yıllardır on binlerce sivili katleden, çocukları açlığa mahkum eden, şehirleri yerle bir eden, uluslararası hukuku hiçe sayan, utanç ve ahlaksızlık dolu sicile sahip bir yönetimin ve yöneticinin Türkiye'ye ahlak dersi vermeye kalkmasının tam anlamıyla hadsizlik olduğunu belirtti.</p><p><b>İletişim Başkanı Duran, şunları kaydetti:</b></p><p>"Gazze'de soykırım suçlamasıyla Uluslararası Adalet Divanı'nda yargılananların, insanlığın vicdanı olan Türkiye'ye çamur atmaya çalışması, mazlumların sesi olan Cumhurbaşkanı'mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hadsizce hedef alması, tarihin en büyük tutarsızlıklarından biridir. İftira ve propaganda, gerçekleri değiştiremez. İnsanlık vicdanında mahkum olmuş bir zihniyetin iftiraları ne Türkiye'nin duruşunu ne de hakikati değiştirebilir. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde Türkiye, mazlumların sesi olmaya, hakikati savunmaya, zalimin karşısında durmaya devam edecektir."</p><p><b>DIŞİŞLERİ: NETANYAHU VE SUÇ ORTAKLARININ ULUSLARARASI KAMUOYUNU YANILTMA ÇABASI</b></p><p>Dışişleri Bakanlığı, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun sözlerine tepki gösterdi.</p><p><b>Bakanlıktan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:</b></p><p>"Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik mesnetsiz, provokatif ve gerçek dışı ithamlar, Netanyahu ve suç ortaklarının uluslararası kamuoyunu yanıltma çabasından ibarettir.</p><p>Soykırım uzmanı Netanyahu'nun, gerçeklerin üstünü örtmek için başvurduğu yalanlar, işlediği ağır suçların sorumluluğunu gizleyemez.</p><p>Türkiye olarak, Netanyahu ve işbirlikçileriyle ilgili doğruları en açık dille ifade etmeye devam edeceğiz. Hukuku ve insani değerleri hiçe sayan eylemlerin hesabını uluslararası yargı mercileri önünde vermeleri için kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz."</p><p><b>"HADSİZ SÖZLERİ YOK HÜKMÜNDEDİR"</b></p><p><b>Adalet Bakanı Akın Gürlek,</b> "Gazze'de çocukların, kadınların, masum sivillerin üzerine bombalar yağdıran, insanlığın ortak vicdanında mahkum olmuş Binyamin Netanyahu'nun Sayın Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan hadsiz sözleri yok hükmündedir." ifadesini kullandı.</p><p><b>Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:</b></p><p>"Gazze'de çocukların, kadınların, masum sivillerin üzerine bombalar yağdıran, insanlığın ortak vicdanında mahkum olmuş Binyamin Netanyahu'nun Sayın Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan hadsiz sözleri yok hükmündedir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yürütülen bir soykırım soruşturmasında şüpheli, kabul edilen iddianamede ise sanık konumunda bulunan Netanyahu'nun, insanlık onurunu savunan Sayın Cumhurbaşkanı'mızı hedef almaya kalkışması tam anlamıyla bir akıl tutulmasıdır."</p><p>Erdoğan'ın, Filistin halkının haklı davasını, mazlumların hukukunu ve insanlığın vicdanını en güçlü şekilde savunduğunu vurgulayan Gürlek, buna karşılık Gazze'de yaşananlar karşısında susanların tarihin karanlık sayfalarına yazılacağını ifade etti.</p><p>Netanyahu ve beraberindeki cinayet şebekesinin işledikleri insanlık suçlarının hesabını er ya da geç bağımsız yargı önünde vereceğinin altını çizen Akın Gürlek, Türkiye'nin dün olduğu gibi bugün de hukuk, adalet ve insanlık adına en güçlü sesi yükseltmeye devam edeceğini belirtti.</p><p><b>CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI CEVDET YILMAZ:</b> Soykırım suçuyla uluslararası mahkemede yargılanan, bölgemizi pervasızca ateşe atan, bölgesel ve küresel istikrarı hedef alan Netanyahu, Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik mesnetsiz itham ve iftiraları ile kendi suçlarını ve günahlarını örtemez. Sözleri bizlerin ve insanlık vicdanı nezdinde yok hükmündedir. Türkiye Cumhuriyeti bölgesinde ve küresel düzeyde hukuku, diplomasiyi, barışı ve mazlumları savunmaya devam edecektir.</p><p><b>AK PARTİ GENEL BAŞKAN VEKİLİ EFKAN ÂLÂ: </b>Gazze'de on binlerce sivilin hayatını kaybetmesinden, şehirlerin yıkıma uğramasından, uluslararası hukukun sistematik ihlalinden sorumlu Netanyahu'nun Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan açıklamaları hezeyandan ibrettir, yok hükmündedir. Bölgeyi yıllardır savaş, işgal ve çatışma sarmalına sürükleyen politikaların mimarları olan Netanyahu'nun, insan hakları ve ahlak üzerinden başkalarına ders vermeye kalkışması uluslararası kamuoyunda hiçbir karşılığı yoktur. Bugün dünya vicdanı, Gazze'de yaşanan insanlık suçları karşısında sessiz kalmayan liderleri dikkatle takip etmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan uzun yıllardır Filistin meselesinde uluslararası hukuku, insan haklarını ve sivillerin korunmasını savunan liderdir. Mazlumların sesi olan, küresel adalet çağrısını kararlılıkla dile getiren bir liderin hedef alınması tesadüf değildir. Netanyahu'nun açıklamaları ne Filistin halkının yaşadığı acıları görünmez kılabilir ne de uluslararası toplumun giderek büyüyen vicdani tepkisini susturabilir.</p><p><b>ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI VEDAT IŞIKHAN:</b> Katil Netanyahu ve soykırım ortaklarının ne dediğine değil; mazlumların, Filistinli kardeşlerimizin ne dediğine bakıyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a hadsizce saldırmanız işlediğiniz insanlık suçlarından sizi kurtaramayacak. Bu yüzyılın en büyük cinayet şebekesi olan İsrail hükümeti elbet hesap verecek. Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Filistin meselesinde tek yumruk olmaya devam edeceğiz.</p><p><b>AK PARTİ İSTANBUL İL BAŞKANI ABDULLAH ÖZDEMİR: </b>Filistin'de on binlerce masumu katleden bir terör düzeninin başındaki katil Netanyahu'nun; Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Türkiye'ye yönelik hadsiz ifadeleri yok hükmündedir. Kendi siyasi geleceğini katliamlarının uzamasına bağlayan, hakkında uluslararası yargı süreçleri devam eden bir ismin ahlaktan söz etmesi, insanlık vicdanı adına ibret vericidir. Türkiye; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde mazlumun yanında, zalimin karşısında durmaya devam edecektir. Netanyahu ve soykırım şebekesi bilmelidir ki; hakikat, propaganda ile örtülemez; tarih, çocukların kanı üzerine kurulan sessizliği değil, zulme karşı yükselen onurlu duruşu yazacaktır.</p><p><b>AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI MAHİNUR ÖZDEMİR GÖKTAŞ: </b>Gazze'de kadın, çocuk, sivil demeden mazlumları katleden eli kanlı katilin, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alması, içinde bulunduğu akıl tutulmasının en açık tezahürüdür. Bebeklerin enkaz altında can verdiği, hastanelerin bombalandığı, açlığın silah olarak kullanıldığı bu vahşetin adı bellidir: Soykırım. Bu suçun faili de, ortakları da insanlık vicdanında çoktan mahkûm olmuştur. Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Filistinli kardeşlerimizin yanında durmaya devam edecektir. Tarih, Gazze'de dökülen her damla kanın hesabını soracaktır.</p><p><b>ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI ALPARSLAN BAYRAKTAR:</b> Gazze'de tarihin gördüğü en büyük soykırımlardan birine imza atanların, insanlığın ortak vicdanına tercüman olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik hadsiz açıklamaları içinde bulundukları acziyetin bir yansımasıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği "Daha Adil Bir Dünya" vizyonu, eli kanlı katillerin iftira ve propagandalarıyla gölgelenemeyecek kadar büyüktür. Türkiye olarak; hukuk, adalet ve hakikat tarafındaki yerimizi korumaya, zalimin karşısında durmaya devam edeceğiz.</p><p><b>İÇİŞLERİ BAKANI MUSTAFA ÇİFTÇİ: </b>Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu hakikatlerden rahatsız olan soykırımcı Netanyahu ve hükümetinin peş peşe yaptığı açıklamalar, aslında söylenen sözlerin ne kadar yerini bulduğunu göstermektedir. Gazze'de çocukları, kadınları ve masum sivilleri katleden, açlığı ve susuzluğu bir silah olarak kullanan, tüm dünyanın gözleri önünde insanlık suçu işleyen bir hükümetin ahlaktan, hukuktan ve insan haklarından söz etmesi tam anlamıyla ibretliktir. Kudüs sevdasını işgalcilik olarak göstermeye çalışanlar önce kendi sicillerine baksınlar. İşgalin, yayılmacılığın, zorla yerinden etmenin ve toprak gaspının bugün dünyadaki en açık temsilcisi Netanyahu hükümetidir. Gazze'deki katliamların, Batı Şeria'daki gasp politikalarının ve bölgeyi istikrarsızlaştıran saldırıların sorumlusu da yine aynı zihniyettir. Kudüs, bizim inancımızın, tarihimizin ve vicdanımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu sevgiyi çarpıtmaya çalışanlar da, bundan işgalcilik ve yayılmacılık anlamı çıkarmaya çalışanlar da hakikati değiştiremeyecektir. Türkiye, Muhterem Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; mazlumun yanında, zalimin karşısında durmaya, Filistin davasını ve Kudüs emanetini kararlılıkla savunmaya devam edecektir.</p><p><b>RTÜK BAŞKANI MEHMET DANİŞ: </b>Hakkında savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlar nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından tutuklama kararı bulunan, Gazze'de masum kadın ve çocukların katili, soykırımcı Netanyahu'nun Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan hadsiz açıklamaları; insanlık vicdanında mahkûm olmuş bir zihniyetin hakikat karşısındaki çaresizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımız; sadece Türkiye'nin değil, dünyanın neresinde olursa olsun mazlumların hakkını savunan, adaleti cesaretle dile getiren güçlü bir liderdir. Bugün rahatsız oldukları şey, Türkiye'nin gücü; susturamadıkları şey ise Cumhurbaşkanımızın hakikati haykıran sesidir. Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; adaleti savunmaya, mazlumun yanında durmaya ve insanlık vicdanının sesi olmaya kararlılıkla devam edecektir.</p><p><b>KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI MEHMET NURİ ERSOY: </b>"Gazze'de on binlerce masumun katledilmesine neden olan saldırıların sorumlularının, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik mesnetsiz ithamlarda bulunması kabul edilemez bir hadsizliktir. Sayın Cumhurbaşkanımız, nerede bir mazlum varsa onun yanında durmuş, insan hayatını, adaleti ve vicdanı her türlü siyasi hesabın üzerinde tutmuştur. Gazze'de yaşanan insani felaket karşısında sessiz kalmayan Türkiye'nin haklı ve ilkeli duruşunu hedef alan açıklamalar, işlenen suçların üzerini örtmeye yönelik sonuçsuz çabalardan ibarettir."</p><p>Çocukların, kadınların ve sivillerin yaşam hakkını savunmanın insanlığın ortak sorumluluğu olduğunun altını çizen Ersoy, Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde, adaleti, insan onurunu ve uluslararası hukuku savunmaya kararlılıkla devam edeceğini vurguladı.</p><p>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar: "Katil Netanyahu ve etrafına topladığı katliam kabinesi iyi bilsin: Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik her saldırınızın arkasında tek bir gerçek var: Korku. Çünkü siz yıllardır yalanla, baskıyla ve zulümle ayakta tuttuğunuz düzenin sorgulanmasına alışık değilsiniz. Gazze'de akıttığınız kanın karşısına dikilen, mazlumların sesi olan ve bütün dünyanın önünde hakikati yüzünüze haykıran bir liderle karşılaşmaya da alışık değilsiniz. Asıl rahatsızlığınız budur. Bir de utanmadan 'dünyanın en ahlaklı ordusu' masalını anlatıyorsunuz. Hastaneleri bombalayan, çadır kamplarını yakan, gazetecileri, doktorları ve kundaktaki bebekleri hedef alan bir barbarlığa 'ahlak' kisvesi giydiremezsiniz. Ne iftiralarınız işlediğiniz suçları örtebilir ne de propagandanız ellerinize bulaşan masum kanını temizleyebilir. Tarih sizi katliamlarınızla, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı ise zulme karşı dimdik duran liderliğiyle hatırlayacak" ifadelerini kullandı.</p><p><b>TİCARET BAKANI ÖMER BOLAT:</b> Gazze'de aylardır devam eden vahşetin baş sorumlusu olan Netanyahu'nun, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan hezeyanları, hakikatin karşısında duyulan rahatsızlığın ve vicdanlarda mahkûm edilmiş insanlık dışı bir siyasetin tezahürüdür.</p><p>Masum çocukların katledildiği, kadınların, yaşlıların ve sivillerin hedef alındığı; hastanelerin, okulların ve ibadethanelerin dahi saldırılardan kurtulamadığı bir tablo karşısında dünya vicdanı derinden yaralanmıştır. Böylesine ağır bir insani trajedinin gölgesinde, kendi sicilini perdelemeye çalışanların başkalarına yönelik ithamlarının hiçbir inandırıcılığı bulunmamaktadır.</p><p>Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, çok uzun yıllardır mazlum Filistin halkının meşru haklarını en yüksek sesle savunan, zulme karşı ilkesel duruşundan taviz vermeyen ve insanlık vicdanının sözcülüğünü yapan liderlerin başında gelmektedir. Bundan dolayıdır ki, hakikatin dile getirilmesinden rahatsız olanlar, oklarını her fırsatta kendisine yöneltmektedir.</p><p>Ancak unutulmamalıdır ki; güç geçicidir, adalet kalıcıdır. Bugün sahip olunan askerî ve siyasi imkânlar, masumların feryadını tarihin kayıtlarından silemeyeceği gibi, vicdanlarda verilmiş hükmü de değiştiremeyecektir.</p><p>Türkiye Cumhuriyeti, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dün olduğu gibi bugün de Hakkın, adaletin ve insan onurunun yanında durmaya devam edecektir. </p><p>Filistin davası, yalnızca bir halkın mücadelesi değil; insanlığın vicdanını koruma mücadelesidir. Bu mücadelede Türkiye'nin durduğu yer bellidir; zulmün karşısı, mazlumun yanıdır ve böyle de olmaya devam edecektir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/katil-netanyahunun-hadsiz-587_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279117</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/aynur-kanbur-cinayetinde-kritik-donemec-katil-kan-donduran-o-anlari-anlatti-279117</link>
      <pubDate>2026-06-10T21:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Aynur Kanbur cinayetinde kritik dönemeç: Katil, kan donduran o anları anlattı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul Şişli'de 2016 yılında evinin önünde silahlı saldırıda hayatını kaybeden Aynur Kanbur cinayetiyle ilgili yürütülen yeniden incelemede şüpheli Bülent G. suçunu itiraf etti. Olayda kullandığı ruhsatsız silahı İstanbul Boğazı'na attığını söyleyen katil zanlısı cinayeti nasıl işlediğini anlattı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Aynur Kanbur cinayetinde kritik dönemeç: Katil, kan donduran o anları anlattı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek'in talimatıyla kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinesinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı tekrar inceledi. Olay gününe ait toplu ulaşım ve İstanbulkart hareketlerini geriye dönük inceleyen ekipler, şüphelinin Avcılar'dan metrobüse binerek Mecidiyeköy'e gelen Bülent G. olduğunu tespit etti. Takibe alınan şüphelinin, olay öncesi ve sonrasında telefonunu kapattığı, maktulün tehdit edildiği iddialarıyla daha önce HTS kayıtları incelenen diğer akrabalar F.K. S. K. ve Y.K. ile bağlantılı olduğu belirlendi.  </p><p><b>"KARGOCUYUM DİYEREK KAPIYI AÇTIRDIM"</b></p><p>Emniyetteki sorgusunda cinayeti tek başına işlediğini itiraf eden Bülent G., "Olay günü Avcılar'daki evimden çıkarak metrobüsle Mecidiyeköy'e geldim. Hava yağmurlu ve soğuk olduğu için kafamda şapka ve kapüşonlu mont vardı. Aynur Kanbur'un Fulya'daki ikametine gittim ve zile bastım. Megafondan 'Kim o?' diye sorunca 'Paketiniz var' diyerek kendimi kargocu olarak tanıttım. Beni kargocu sanıp binanın kapısını açtı. Kapı açılınca giriş kattaki daireye yöneldim, kapısı açıktı. Beni üzerimdeki kapüşon ve şapka sebebiyle ilk başta tanımadı. Kendisine geçmişteki tartışmamıza atıfta bulunarak, 'Ailemizin itibarını zedeledin, sen nasıl bir ailenin ferdi olduğunun farkında değilsin. Şevki dayımızın kemiklerini sızlatıyorsun, bizim ailemizin adını lekeledin' dedim. Ben onun dansözlük yapmasını aile ferdi olarak kabul edemiyordum. Aynur sesini yükseltip 'Sen ne karışıyorsun, kimse bana karışamaz' diyerek küfürlerle üzerime yürüyünce, belimdeki 9 mm el yapımı tabancayı çekerek gövdesine doğru 3-4 el ateş ettim" dedi.  </p><p><b>"CİNAYET SİLAHINI BOĞAZA ATTIM"</b></p><p>Zanlı, olayın ardından yaya olarak Beşiktaş Ihlamurdere Caddesi'ne, oradan da Barbaros Bulvarı üzerinden otobüse binerek çalıştığı Rumelihisarı'ndaki restorana gittiğini ifade etti. Zanlı, cinayette kullandığı ruhsatsız tabancayı ise birkaç gün sonra Emirgan-Kanlıca seferini yapan bir tekneye binerek İstanbul Boğazı'nın ortasında denize bıraktığını itiraf etti.  </p><p>Bülent G., gözaltına alınan diğer akrabaları F.K, S.K. ve Y.K.'nin olayla bir ilgisi ya da azmettirmesi olmadığını, aralarındaki arazi konusunun bu olayla ilişkisi bulunmadığını iddia etti. Şüphelilerin emniyetteki işlemleri çok yönlü olarak devam ediyor.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/aynur-kanbur-cinayetinde--782_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279116</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/cin-tayvan-arasinda-tansiyonu-yukseltecek-atesleme-himars-roketleri-ilk-ornek-oldu-279116</link>
      <pubDate>2026-06-10T21:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çin-Tayvan arasında tansiyonu yükseltecek ateşleme: HIMARS roketleri ilk örnek oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Çin ile egemenlik ihtilafı içindeki Tayvan, ABD yapımı HIMARS çoklu roket sistemini ilk kez denize yönelik atışla kullanarak askeri tatbikat gerçekleştirdi. Tatbikat, Tayvan Boğazı'na bakan batı kıyısında yapılırken, adanın savunma stratejisinde kritik rol oynayan sistem sahada test edildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çin-Tayvan arasında tansiyonu yükseltecek ateşleme: HIMARS roketleri ilk örnek oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Associated Press (AP) ajansının haberine göre, Ada&#39;nın Tayvan Boğazı&#39;na bakan batı kıyısındaki Taichung ilinde düzenlenen askeri tatbikatta bir hareketli HIMARS bataryası, menzili azaltılmış eğitim roketlerini denize ateşledi.</p><p>Bu, HIMARS&#39;ın askeri tatbikatta, Tayvan Boğazı&#39;nda Çin ana karası yönünde ateşlendiği ilk örnek oldu.</p><p>Hareketli topçu roket sistemleri, Tayvan&#39;ın olası Çin işgaline karşı ABD&#39;nin teşvik ettiği asimetrik savunma stratejisinin önemli parçasını oluşturuyor.</p><p>Kamyonlara monte edilen hareketli roket sistemi, saklandığı yerden çıkıp atış yaptıktan sonra yeni saklama bölgesine hareket ederek &quot;vur-kaç&quot; manevraları yapabiliyor.</p><p><b>ABD'NİN TAYVAN'A SİLAH SATIŞININ ÖNEMLİ PARÇASI</b></p><p>HIMARS, ABD&#39;nin Tayvan&#39;a silah satışlarında önemli bir yere sahip. Ada&#39;daki hükümetin ABD&#39;den sipariş ettiği 29 HIMARS platformundan 11&#39;i 2024 yılında teslim edilmiş, kalan 18 platformun ise planlanan teslimat tarihi olan 2027&#39;den önce, 2026&#39;da teslim edileceği bildirilmişti.</p><p>Washington yönetiminin, Aralık 2025&#39;te Tayvan&#39;a satışına onay verdiği yaklaşık 11 milyar dolarlık silah paketi içinde de 82 HIMARS platformu bulunuyor.</p><p>ABD Başkanı Donald Trump, geçen ay Çin&#39;e yaptığı ziyaretin ardından söz konusu silah paketinin satışını &quot;şimdilik beklettiğini&quot; ifade etmişti.</p><p>Tayvan, HIMARS&#39;ı ilk kez 12 Mayıs 2025&#39;te düzenlenen tatbikatta test etmişti.</p><p><b>ÇİN-TAYVAN ANLAŞMAZLIĞI</b></p><p>Çin&#39;in, topraklarının parçası olduğunu savunduğu Tayvan, 1949&#39;dan bu yana fiili bağımsızlığa sahip bulunuyor. Çin ana karası ile Tayvan arasında iç savaşın ardından ortaya çıkan ayrılık ve egemenlik ihtilafı sürüyor.</p><p>Pekin yönetimi, son yıllarda Ada&#39;nın ana kara ile yeniden birleşmesi için gerekirse güç kullanabileceğini vurgularken ABD ve diğer ülkelerin Tayvan&#39;a silah satmasına ve askeri işbirliği yapmasına karşı çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/cin-tayvan-arasinda-tansi-429_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279115</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/trump-usmcayi-gozden-cikardi-anlasmayi-yenilemeyi-dusunmuyorum-279115</link>
      <pubDate>2026-06-10T21:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trump, USMCA'yı gözden çıkardı: Anlaşmayı yenilemeyi düşünmüyorum]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, ABD-Meksika-Kanada Anlaşması'nın (USMCA) geleceğine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Trump, anlaşmayı “yenilemeyi düşünmediğini” söyleyerek Kuzey Amerika ticaret düzenine dair belirsizlik mesajı verdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trump, USMCA'yı gözden çıkardı: Anlaşmayı yenilemeyi düşünmüyorum]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trump, Oval Ofis&#39;te düzenlenen bir imza töreninin ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.</p><p>Gözden geçirilmesine yönelik belirlenen 1 Temmuz tarihi yaklaşırken USMCA&#39;nın yenilenip yenilenmeyeceğine ilişkin bir soruyu yanıtlayan Trump, &quot;Yenilemek niyetinde değilim.&quot; dedi.</p><p>Trump, &quot;şimdiye kadarki en kötü ticaret anlaşması&quot; olarak nitelendirdiği Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması&#39;nın (NAFTA) yerini alan USMCA ile sistemin daha iyi hale getirildiğini aktardı.</p><p>Anlaşmanın imzalanmasından 6 yıl sonra yeniden gözden geçirilmesine imkan tanıyan yapısına dikkati çeken Trump, &quot;Yenileyip yenilemeyeceğimi bilmiyorum çünkü ABD çok daha iyi durumda.&quot; dedi.</p><p>Trump, &quot;Kanada&#39;nın ve Meksika&#39;nın sahip olduğu hiçbir şeye ihtiyacımız yok ama onların bizim sahip olduğumuz her şeye ihtiyacı var. Bize daha iyi davranmak zorundalar. Meksika ve Kanada ile ticarette açık veriyoruz oysa onlarla ticarette fazla veriyor olmamız gerekirdi.&quot; diye konuştu.</p><p>USMCA&#39;yı &quot;daha iyi bir anlaşma&quot; olarak tanımlamasının nedeninin &quot;sona erdirme&quot; hakkı vermesi olduğunu vurgulayan Trump, Kanada ve Meksika ile görüştüklerini kaydetti.</p><h2>NAFTA yerini USMCA'ya bırakmıştı</h2><p>ABD Başkanı Trump&#39;ın talebiyle Ağustos 2017&#39;de müzakereye açılan NAFTA, sert pazarlıkların ardından önemli değişikliklere uğramıştı.</p><p>Washington&#39;dan gelen talep sonrası USMCA olarak adlandırılan yeni anlaşma, Trump, eski Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve eski Meksika Devlet Başkanı Enrique Pena Nieto tarafından Kasım 2018&#39;de Arjantin&#39;deki G20 Zirvesi&#39;nde imzalanmıştı.</p><p>Kuzey Amerika ülkeleri arasındaki ticari ilişkileri düzenleyen USMCA, 2020&#39;de yürürlüğe girmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/trump-usmcayi-gozden-cika-121_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279114</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turkiyenin-iklim-hedefleri-bonn-konferansinda-bakan-kurumdan-g77-ve-cin-grubuna-cop31-mesaji-279114</link>
      <pubDate>2026-06-10T20:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin iklim hedefleri Bonn Konferansı'nda: Bakan Kurum'dan G77 ve Çin grubuna COP31 mesajı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Bonn İklim Değişikliği Konferansı" kapsamında bulunduğu Almanya'da diplomatik temaslarını bugün de sürdürdü. Bakan Kurum, konuya ilişkin yaptığı paylaşımda "G77 ve Çin Müzakere Grubu ile gerçekleştirdiğimiz koordinasyon toplantısında COP31 Eylem Gündemi'ne ilişkin vizyonumuzu, önceliklerimizi ve küresel hedeflerimizi ele aldık." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye'nin iklim hedefleri Bonn Konferansı'nda: Bakan Kurum'dan G77 ve Çin grubuna COP31 mesajı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Bakan Kurum, Almanya programının üçüncü ve son gününde, ilk olarak 137 ülkenin temsil edildiği G77 ve Çin Müzakere Grubu ile toplantı gerçekleştirdi.</p><p>Kurum, daha sonra Cartagena Diyaloğu, Gelişmekte olan Fikirdaş Ülkeler Grubu, Brezilya, Güney Afrika, Hindistan ve Çin (BASIC) Müzakere Grubu ile ayrı ayrı toplantılar gerçekleştirdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/41634474.jpg"/><p>COP31 Başkanı ve bir sonraki Büro Başkanı olarak, İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP), Kyoto Protokolü Taraflar Toplantısı (CMP) ve Paris Anlaşması Taraflar Toplantısı (CMA) temsilcileriyle de bir araya gelen Kurum, son toplantısını Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) Gözlemci Kuruluşları ile gerçekleştirdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/41634471.jpg"/><p>Bakan Kurum, temaslarına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, &quot;137 ülkenin katılımıyla G77 ve Çin Müzakere Grubu ile gerçekleştirdiğimiz koordinasyon toplantısında COP31 Eylem Gündemi&#39;ne ilişkin vizyonumuzu, önceliklerimizi ve küresel hedeflerimizi ele aldık. Ortak iklim gündemimize ilişkin beklentileri ve önümüzdeki döneme dair değerlendirmeleri karşılıklı olarak paylaşarak verimli bir istişare gerçekleştirdik.&quot; ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/turkiyenin-iklim-hedefler-873_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279113</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/gumushanede-feci-kaza-olu-ve-yaralilar-var-279113</link>
      <pubDate>2026-06-10T20:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gümüşhane'de feci kaza: Ölü ve yaralılar var]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde hafif ticari aracın devrilmesi sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, 2 kişi yaralandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gümüşhane'de feci kaza: Ölü ve yaralılar var]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kavakpınarı köyü mevkisinde, Selami E. idaresindeki plakası henüz öğrenilemeyen hafif ticari araç, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yol kenarına devrildi.</p><p>İhbar üzerine olay yerine 112 Acil Sağlık, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.</p><p>Kazada yaralanan Asker E, kaldırıldığı Kelkit Devlet Hastanesi&#39;ndeki müdahaleye rağmen kurtarılamadı.</p><p>Yaralanan sürücü ile araçtaki Özkan K, aynı hastanede tedavi altına alındı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/gumushanede-feci-kaza-olu-546_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279112</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/istanbul-emniyet-muduru-yildiz-faili-mechul-dosyalari-tek-tek-aciliyor-279112</link>
      <pubDate>2026-06-10T20:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İstanbul Emniyet Müdürü Yıldız: Faili meçhul dosyaları tek tek açılıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız, Asayiş Şube Müdürlüğü'nü ziyaret ederek faili meçhul olayların aydınlatılmasına yönelik yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. Yıldız, son olarak çözüme kavuşturulan Aynur Kanbur cinayetine dikkat çekerek geçmiş yıllara ait faili meçhul dosyalar üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İstanbul Emniyet Müdürü Yıldız: Faili meçhul dosyaları tek tek açılıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Emniyet Müdürlüğünün Gayrettepe yerleşkesindeki Asayiş Şube Müdürlüğüne gelen Yıldız&#39;ı, Şube Müdürü Mehmet Ali Taşçı ve yardımcısı Cüneyt Yılmaz, diğer ilgili büro amirleri ve polis ekipleri karşıladı.</p><p>Burada yürütülen çalışmaları yerinde inceleyen Yıldız, yetkililerden bilgi aldı.</p><p>Yıldız, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, faili meçhul cinayetlerle ilgili İstanbul polisinin titizlikle çalışmalarını yürüttüğünü söyledi.</p><p>Başta Asayiş Şube Müdürlüğü olmak üzere, Olay Yeri İnceleme ve İstihbarat şube müdürlüklerinin faili meçhul konularında çok yönlü ve titizlikle çalışma yaptığını kaydeden Yıldız, &quot;Son olarak Aynur Kanbur cinayetinin aydınlatılmasında arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Geçmişe dönük diğer faili meçhul cinayetlerle ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Yakın zamanda, birçok faili meçhul cinayetin aydınlatılmasında Asayiş Şubemizin önemli katkısı oldu. Bu da son olarak önemli bir çalışma. Değerlendirmek için arkadaşlarımızla buradayız.&quot; ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/istanbul-emniyet-muduru-y-258_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279111</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/magduriyet-senaryolari-kaybolan-siyasi-rota-chpde-eksen-kayiyor-cok-daha-vahim-goruntuler-geliyor-279111</link>
      <pubDate>2026-06-10T20:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Mağduriyet senaryoları, kaybolan siyasi rota… CHP'de eksen kayıyor: Çok daha vahim görüntüler geliyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[24 TV ekranlarında yayınlanan Açık Görüş programında bu hafta siyaset, diplomasi ve toplumsal dönüşüm başlıkları masaya yatırıldı. Gazeteci Murat Çiçek'in moderatörlüğündeki programda, CHP'nin siyasi yönelimi, Meclis'teki güç dengeleri ve Türkiye'deki siyasi tartışmalar uzman konukların değerlendirmeleriyle ele alındı. Özgür Özel'in mağduriyet senaryoları, CHP'nin ahlaki sarsıntısı ve CHP içindeki CHP oluşumu hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulunuldu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Mağduriyet senaryoları, kaybolan siyasi rota… CHP'de eksen kayıyor: Çok daha vahim görüntüler geliyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Murat Çiçek moderatörlüğünde ekrana gelen Açık Görüş programı, Türkiye'nin ve dünyanın gündemindeki sıcak gelişmeleri çok boyutlu analizlerle izleyiciye aktardı.</p>Programda siyaset, dış politika, medya ve toplumsal değişim başlıkları uzman konukların yorumlarıyla değerlendirildi.<p></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/ssstwitter-10062026cebbff9d.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><b>"MECLİS'TE İKİ BAŞLILIK GÖRÜNTÜSÜ"</b><p></p>Programda konuşan Korkut Ata Üniv. Öğretim Üyesi Dr. Fatma Yeşilkuş, siyasi yapıya ilişkin değerlendirmelerinde Meclis içinde dikkat çeken bir denge sorununa işaret etti.<p></p>Yeşilkuş, karar alma süreçlerinde farklı odakların etkili olduğunu belirterek, önümüzdeki dönemde siyasi tartışmaların daha sert bir görünüm kazanabileceğini ifade etti.<p></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/ssstwitter-100620268ad01bc0.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><b>CHP'DE BÖLÜNME SÜRECİ Mİ?</b><p></p><p>Kırıkkale Üni. Öğr. Üy. Doç. Dr. Merve Suna Özcan, Özgür Özel'e ilişkin değerlendirmesinde siyasi söylemlerin etkisine dikkati çekerek şunları kaydetti:</p><p></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/thumbsbcc25ba491043d-10062026ef43165c.jpg"/>"Özgür Özel'in oluşturduğu bağlam, tamamen şiddetin siyasallaşması konusunda bir mağduriyet alanı oluşturma."<p></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/ssstwitter-100620260a907602.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><b>CHP'DE "EKSEN KAYMASI"</b><p></p>İletişimci-Yazar Ali Saydam, CHP'nin siyasi çizgisine ilişkin dikkat çeken ifadeler kullandı.<p></p>Saydam, uzun yıllar tek parti iktidarı geçmişine rağmen CHP'nin günümüzde güçlü bir iktidar alternatifi oluşturmakta zorlandığını savunarak, bunun bir "eksen kayması" ile açıklanabileceğini dile getirdi.<p></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/ssstwitter-1006202653af7da1.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><b>"CHP, CHP'YE KARŞI"</b><p></p>Saydam ayrıca, partideki iç tartışmalara da değinerek CHP'nin mevcut ve geçmiş siyasi yapısı arasında ciddi farklılıklar bulunduğunu belirtti.<p></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/thumbsbc8b79e5f8c9f6-1006202674cbd919.jpg"/>Kurultay süreçlerine atıfta bulunan Saydam, parti içi rekabetin CHP'nin kurumsal yapısını etkilediğini ve bu durumun siyasi pozisyonlara yansıdığını söyledi.<p></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/ssstwitter-10062026724fc052.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><b>"BİR PARTİ İKİ KÜRSÜ"</b><p></p><p>Akşam Gazetesi Ankara Temsilcisi Yusuf Alabarda ise, parti içi tartışmalara ilişkin şu ifadeleri kullandı:</p><p></p>"Bir partinin genel başkanı korsan yöntemlerle kendi grubunda konuşturulmuyor. Bunun ismi parti içerisinde bir parti kurmaktır."<p></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/magduriyet-senaryolari-ka-192_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279110</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-fidandan-sofyada-diplomasi-trafigi-dogu-akdeniz-bir-tirmanma-degil-isbirligi-alani-olmali-279110</link>
      <pubDate>2026-06-10T19:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Fidan'dan Sofya'da diplomasi trafiği: Doğu Akdeniz bir tırmanma değil, işbirliği alanı olmalı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da düzenlenen Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci Zirvesi kapsamında yoğun diplomasi trafiği yürüttü. Fidan, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis ve Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Denis Becirovic ile bir araya geldi. Doğu Akdeniz'in bir tırmanma değil, işbirliği alanı olması gerektiğine dikkati çeken Fidan, Türkiye aleyhine ve bölgesel istikrara zarar verebilecek adımlardan kaçınılması gerektiğini kaydetti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Fidan'dan Sofya'da diplomasi trafiği: Doğu Akdeniz bir tırmanma değil, işbirliği alanı olmalı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanlığının NSosyal hesabından yapılan paylaşıma göre, Bakan Fidan, Sofya&#39;da düzenlenen Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci (GDAÜ) Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında Yerapetritis ile görüştü.</p><p>Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, görüşmede Türk-Yunan ilişkileri ve bölgesel işbirliği konuları ele alındı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/41632415.jpg"/><p>Bakan Fidan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) gündeminde olan deniz yetki alanları kanun taslağının ulusal bir mevzuat niteliği taşıdığını hatırlatarak, Türkiye&#39;nin uluslararası hukuka ve komşuluk hukukuna saygılı bir ülke olduğunu belirtti.</p><p>Fidan, Türkiye&#39;nin, tüm komşulardan aynı saygıyı görmeyi beklediğini, bazı çevreler tarafından kanun metnine ilişkin olarak eksik bilgiye dayanan ve ikili ilişkileri olumsuz etkileyecek çıkışlar yapılmasını yadırgadığını ve bu konuda daha sorumlu davranılmasını beklediğini vurguladı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/41633732.jpg"/><p>Doğu Akdeniz&#39;in bir tırmanma değil, işbirliği alanı olması gerektiğine dikkati çeken Bakan Fidan, Türkiye aleyhine ve bölgesel istikrara zarar verebilecek adımlardan kaçınılması gerektiğini kaydetti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/41633736.jpg"/><p><b>BAKAN FİDAN, BOSNA HERSEK DEVLET BAŞKANLIĞI KONSEYİ BAŞKANI BECİROVİC İLE GÖRÜŞTÜ</b></p><p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Bulgaristan temasları kapsamında Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı (Boşnak Üye) Denis Becirovic ile bir araya geldi.</p><p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı temsilen geldiği Bulgaristan'da temaslarını sürdürüyor. Bakan Fidan, başkent Sofya'da düzenlenen Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci (GDAÜ) Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi marjında Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı (Boşnak Üye) Denis Becirovic ile görüştü.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/bakan-fidandan-sofyada-di-719_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279109</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ogrenciler-dogadan-ilham-aldi-duvarlarin-otesinde-egitim-279109</link>
      <pubDate>2026-06-10T19:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Öğrenciler doğadan ilham aldı... "Duvarların Ötesinde" eğitim]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cahit Zarifoğlu İlkokulu okul öncesi ve 1. sınıf öğrencileri, "Duvarların Ötesinde: Türkiye Yüzyılında Okul Dışı Öğrenme Ortamlarında Sosyal Bilimler Eğitimi" projesi ile düzenlenen doğa etkinliğine katıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Öğrenciler doğadan ilham aldı... "Duvarların Ötesinde" eğitim]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TÜBİTAK 4004 Doğa Eğitimi ve Bilim Okulları Destekleme Programı kapsamında desteklenen proje, öğrencilerin okul dışı öğrenme ortamlarında sosyal bilimler eğitimiyle buluşmasını amaçlıyor.</p><p>Bu doğrultuda Türkiye Milli Botanik Bahçesi'nde gerçekleştirilen "Doğada Kurallı Oyun ve Mekan Farkındalığı" temalı etkinlikte minik öğrenciler, akranlarıyla birlikte eğlenerek okulda öğrendikleri becerileri uygulama fırsatı buldu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/dddx-10062026b8ebe78d.jpg"/><p>Cahit Zarifoğlu İlkokulu Müdürü ve proje yürütücüsü Ahmet Aşkar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile artık bütüncül insan yetiştirmeye çalışıyoruz. Okulların izole ortamında, etkinliksiz şekilde korunaklı ortamda öğrencileri yetiştirmek bize biraz güç geldi. O yüzden duvarları yıkıp, dışarıda okul dışı eğitim ortamlarında öğrencilerimize çeşitli becerileri kazandırmayı planlıyoruz." diye konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/ddc-100620267da748c0.jpg"/><p>Her beceri için okulda bilişsel aşamaya yönelik hazırlıklar yaptıklarını dile getiren Aşkar, okul dışı ortamlarda bu becerilerle ilgili uygulamalar gerçekleştirip, sonrasında değerlendirme aşamasına geçtiklerini anlattı.</p><p>Aşkar, projenin 12 Haziran'a kadar devam edeceğini kaydetti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/ogrenciler-dogadan-ilham--567_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279108</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/geri-kabul-algisina-dmmden-net-cevap-yalnizca-turk-vatandaslarini-kapsiyor-279108</link>
      <pubDate>2026-06-10T19:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["Geri Kabul" algısına DMM'den net cevap: Yalnızca Türk vatandaşlarını kapsıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), Almanya'nın Suriye, Afganistan, Pakistan ve diğer ülke vatandaşlarını Geri Kabul Anlaşması kapsamında Türkiye'ye gönderdiği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Merkez, Türkiye'nin üçüncü ülke vatandaşlarını başka ülkelerden kabul ettiğine dair herhangi bir uygulamanın bulunmadığını vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA["Geri Kabul" algısına DMM'den net cevap: Yalnızca Türk vatandaşlarını kapsıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DMM&#39;nin NSosyal hesabından yapılan paylaşımda, Türkiye&#39;nin, üçüncü ülke vatandaşlarını başka ülkelerden kabul etmesine yönelik bir uygulamasının olmadığı belirtildi.</p><p>Suç kaydı bulunan ya da yasal ikamet hakkı olmayan yabancıların Türkiye&#39;ye iade edilmesinin hukuken de mümkün olmadığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:<br></p><p>&quot;Bazı basın yayın organlarında yer alan, &#39;Almanya, Suriye, Afganistan, Pakistan ve başka ülke uyruklu kaçak mültecileri Geri Kabul Anlaşması kapsamında Türkiye&#39;ye gönderiyor&#39; iddiası doğru değildir.</p><p>Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması sadece Türk vatandaşları için uygulanmaktadır. Dolayısıyla yabancı uyruklu kişilerin ülkemiz tarafından geri alınması söz konusu olmayıp, bu kişiler kendi ülkelerine gönderilmektedir. Algı ve provokasyon amaçlı içeriklerle kamuoyunu yanıltma amacı güdenler hakkında gerekli yasal süreçler başlatılmıştır. Vatandaşlarımızın sadece ilgili resmi kurumların açıklamalarını dikkate alması önemle rica olunur.&quot;</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/geri-kabul-algisina-dmmde-612_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279107</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/trumptan-israili-cildirtacak-erdogan-itirafi-cok-guclu-bir-lider-279107</link>
      <pubDate>2026-06-10T19:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trump'tan, İsrail'i çıldırtacak Erdoğan itirafı: Çok güçlü bir lider]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İsrailli muhabirin iddiasına yanıt veren ABD Başkanı Trump, "O (Cumhurbaşkanı Erdoğan), benim çok iyi bir dostum ve çok iyi anlaşıyoruz. Kendisi müthiş bir lider ve çok güçlü biri" dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trump'tan, İsrail'i çıldırtacak Erdoğan itirafı: Çok güçlü bir lider]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p> İsrailli bir muhabirin, İsrail ile Türkiye arasında bir çatışma ihtimalinin olup olmadığı yönündeki sorusuna cevap veren Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile olan yakın ilişkisine vurgu yaptı.</p><p>ABD Başkanı, "O, benim çok iyi bir dostum ve birlikte çok iyi çalıştık. Onu seviyorum. Kendisi müthiş bir lider ve çok güçlü bir kişi." şeklinde konuştu.</p><p>Trump, Türkiye ile İsrail arasındaki sürece ilişkin, "Böyle bir şey duymadım. Duysaydım onu arardım ve her şeyin yolunda olduğundan emin olurdum. Türkiye ile böyle bir şeyin olacağını sanmıyorum. O bana saygı duyuyor, ben de ona saygı duyuyorum. Bunun da ötesinde, aramızda iyi bir dostluk var." ifadelerini kullandı.</p><p><b>ABD'NİN İRAN'A SALDIRILARI DEVAM EDECEK</b></p><p>Oval Ofis'te iç güvenlikle ilgili bir imza töreninin ardından basın mensuplarının İran gündemine ilişkin sorularını yanıtlayan Trump, İran'ın ABD'ye ait bir Apache helikopterini düşürdüğünü kabul ettiğini belirtti.</p><p>"İran'a saldırılara devam edecek misiniz?" şeklindeki soruya yanıt veren Trump, "Onlara saldıracağız, hem de çok sert bir şekilde. Helikopter saldırısına bakarsanız sanırım bunu yapmaya hakkımız var. Dün onlara sert bir darbe indirdik ve bugün de yine sert bir darbe vuracağız." diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/cumhurbaskani-erdogan-hay-502_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279106</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/trump-ve-netanyahuya-acik-mesaj-geri-adim-atmayacagiz-279106</link>
      <pubDate>2026-06-10T19:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trump ve Netanyahu'ya açık mesaj: Geri adım atmayacağız]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İran Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Ebulfazl Şikarçi, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik açıklamalarına sert tepki gösterdi. Şikarçi, İran'ın tehditler karşısında geri adım atmadığını belirterek, “Trump'ın her tehdidine tokatla cevap verdik” ifadelerini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trump ve Netanyahu'ya açık mesaj: Geri adım atmayacağız]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran yarı resmi Fars Haber Ajansı'na göre, Şikarçi, katıldığı bir törende gazetecilere gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Şikarçi, her tehdide daha şiddetli ve daha güçlü cevap verdiklerini vurgulayarak, "Trump'ın her tehdidine tokatla cevap verdik." dedi.</p><p>Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu karşısında hiçbir zaman geri adım atmayacaklarının altını çizen Şikarçi, "düşmanı" yeneceklerini ve bu konuda endişeli olmadıklarını söyledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/trump-ve-netanyahuya-acik-413_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279105</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/santaj-davasindan-cinsel-saldiri-sorusturmasina-rezaletin-adresi-bu-kez-tanju-ozcan-279105</link>
      <pubDate>2026-06-10T18:48:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Şantaj davasından cinsel saldırı soruşturmasına: Rezaletin adresi bu kez Tanju Özcan]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Görevden uzaklaştırılan eski Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan hakkında, bir kadın çalışan tarafından yapılan şikayet üzerine "kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle cinsel saldırı" iddiasıyla soruşturma açıldı. Soruşturma kapsamında Özcan'ın özel kalem müdürü ve şoförü hakkında da inceleme başlatıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Şantaj davasından cinsel saldırı soruşturmasına: Rezaletin adresi bu kez Tanju Özcan]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özcan&#39;ın müşteki sanık olduğu Bolu 6. Asliye Ceza Mahkemesindeki &quot;şantaj&quot; davasının müştekilerinden Ö.Ç, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığına giderek &quot;Tanju Özcan tarafından cinsel saldırıya uğradığı&quot; iddiasıyla şikayet dilekçesi verdi.</p><p>Ö.Ç&#39;nin şikayeti sonrası Özcan hakkında &quot;kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle cinsel saldırı&quot; suçundan soruşturma açıldı. Ayrıca, kadının eski erkek arkadaşı M.E.A, Özcan&#39;ın özel kalem müdürü Ö.N.Y. ve şoförü S.Ç. hakkında soruşturma başlatıldı.</p><p>Ö.Ç. savcılığa verdiği ifadede, Bolu Belediyesinde çalışmaya başladıktan 5-6 ay sonra Özcan&#39;ın özel kalem müdürü ve şoförü aracılığıyla toplantı salonuna çağrıldığını belirterek, &quot;Başlangıçta işle alakalı bir sıkıntı var mı diye sordu. Sonra eski erkek arkadaşım M.E.A. hakkında bilgi edindiğini, kendisinin beni koruyacağını söyledi. Sonraki görüşmelerde Tanju Özcan benden hoşlandığını ve görüşmek istediğini söyledi.&quot; iddiasında bulundu.</p><p>Ö.Ç, bir süre sonra Özcan&#39;ın birlikte olmak istediğini dile getirdiğini ve bunu kabul etmemesi halinde işten çıkarmakla tehdit ettiğini öne sürdü.</p><p>İşini kaybetme korkusuyla mesajlara karşılık vermek zorunda kaldığını savunan Ö.Ç, otele gelmesi yönünde yapılan davetleri ilk süreçte kabul etmediğini, daha sonra şoför tarafından götürüldüğü otelde birkaç kez görüştüklerini ve tehditler nedeniyle rızası dışında cinsel ilişkiye girdiğini iddia etti.</p><p>Ö.Ç, eski erkek arkadaşı M.E.A, Tanju Özcan, Özel Kalem Müdürü Ö.N.Y. ve şoför S.Ç&#39;den şikayetçi oldu.</p><p>Soruşturma kapsamında jandarmada ifadesi alınan şoför S.Ç, 2024 ve 2025&#39;te iki kez Özcan&#39;ın telefonla arayarak talimat vermesi üzerine Ö.Ç&#39;yi kent merkezinden alarak otele götürüp getirdiğini ileri sürdü.</p><p><b>ŞANTAJ DAVASI</b></p><p>&quot;İcbar suretiyle irtikap&quot; suçundan tutuklanmasının ardından Bolu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Tanju Özcan ve 3 sanık, &quot;şantaj&quot; suçundan Bolu 6. Asliye Ceza Mahkemesi&#39;nde yargılanıyor.</p><p>Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, müşteki-sanık Tanju Özcan hakkında mağdur kadın Ö.Ç&#39;ye yönelik &quot;şantaj&quot; suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 5 bin gün adli para cezası ile belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılması isteniyor.</p><p>Sanıklar Boluspor Kulüp Başkanı E.B. ile şoförü M.E.A. ve Bolu Belediye Meclisi Üyesi H.E.S. için de Özcan&#39;a yönelik &quot;iştirak halinde şantaj&quot; suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 5 bin gün adli para cezası istenen iddianamede, ayrıca M.E.A&#39;nın Ö.Ç&#39;ye yönelik &quot;kişiyi hürriyetinden yoksun kılma&quot; suçundan 2 yıldan 7 yıla, &quot;kadına karşı tehdit&quot; suçundan 9 aydan 2 yıla kadar hapsi talep ediliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/santaj-davasindan-cinsel--311_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279104</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/netanyahu-ile-herzog-arasinda-savas-baris-catismasi-lubnana-arapca-mesaj-279104</link>
      <pubDate>2026-06-10T18:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Netanyahu ile Herzog arasında savaş-barış çatışması: Lübnan'a Arapça mesaj]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İşgalci İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyine yönelik saldırılarında 17 kişinin yaşamını yitirmesinin ardından İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'dan dikkat çeken bir açıklama geldi. Lübnan sınırından Arapça konuşarak yayımladığı videoda Herzog, Beyrut'a “barış eli” uzattığını savundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Netanyahu ile Herzog arasında savaş-barış çatışması: Lübnan'a Arapça mesaj]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail ordusunun Lübnan&#39;ın güneyindeki 3 köy için saldırı tehdidinde bulunup, saldırı düzenlemesinin ardından Herzog, Lübnan sınırı yakınlarında çektiği ve Arapça konuştuğu bir video yayımladı.</p><p>Herzog, &quot;İsrail&#39;in kuzey sınırından, Lübnan Cumhurbaşkanı (Joseph Avn) ve Lübnan halkına barış elini uzatıyorum. Ancak Lübnan&#39;ın bağımsız ve egemen bir devlet olarak İran&#39;ın, Hizbullah&#39;ın ve terör örgütlerinin etkisinden uzak kalması gerekiyor.&quot; ifadesini kullandı.</p><p>Hayalinin Beyrut&#39;u ziyaret etmek olduğunu ve bunun hala geçerliliğini koruduğunu savunan Herzog, &quot;Ancak bunun için Lübnan&#39;ın geleceğinin Tahran&#39;da değil Beyrut&#39;ta belirlenmesi gerekiyor.&quot; diye konuştu.</p><p>İsrail ordusunun ateşkese ve İran&#39;ın uyarılarına rağmen gün içinde Lübnan&#39;ın güneyindeki bölgelere düzenlediği hava saldırılarında 17 kişi hayatını kaybetmişti. </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/netanyahu-ile-herzog-aras-513_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279103</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/102-yillik-hukum-bozuldu-secil-erzan-dosyasinda-yeni-tarih-belli-oldu-279103</link>
      <pubDate>2026-06-10T18:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[102 yıllık hüküm bozuldu: Seçil Erzan dosyasında yeni tarih belli oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Kamuoyunda “yüksek karlı gizli fon” davası olarak bilinen ve çok sayıda ünlü futbolcu ile iş insanını mağdur ettiği iddia edilen dosyada, istinaf mahkemesinin bozma kararının ardından Seçil Erzan yeniden yargılanacak. Erzan'ın 102 yıl 4 aylık hapis cezasına ilişkin hükmün kaldırılmasının ardından ilk duruşma 11 Eylül'de görülecek.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[102 yıllık hüküm bozuldu: Seçil Erzan dosyasında yeni tarih belli oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, kamuoyunda &quot;yüksek karlı gizli fon&quot; adıyla bilinen dolandırıcılık davasına ilişkin Seçil Erzan&#39;ın da arasında olduğu bazı sanıklar yönünden kurulan hükümleri bozmasının ardından dosya, İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.</p><p>Mahkeme heyetince hazırlanan tensip zaptında, sanıklar Seçil Erzan ve Rüya Sağır&#39;ın müşteki Fatih Terim&#39;e yönelik eylemleri nedeniyle dosyanın ayrılmasına karar verildiği belirtildi.</p><p>Tensip zaptında, Erzan&#39;ın müştekiler Arda Turan, Buse Terim, İsmail İbrahim Çağlar, Selçuk İnan, Fernando Muslera, Musa Mert Çetin, Ömer Kahraman, İbrahim Kocabaldır, Uğur ve Nurettin Gözaçan, Nuray Şengüler, Kaan, Sevgi ve Tursun Sinih, Fatih Altıntaş, Melis Özsüt Şener, Emre ve Emrah Çolak, Bülent ve İnci Çeviker, Mert Zeydanlı, Volkan Bahçekapılı, Deniz Güzel, Emre Belözoğlu, Burhan Taşpolat ve Evrim Pınar Güzel&#39;e yönelik eylemlerinin, uzlaştırma kapsamında kalması ihtimaline binaen dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği kaydedildi.</p><p>Sanık Nazlı Can&#39;ın, müştekiler Ömer Kahraman, İbrahim Kocabaldır ve Deniz Güzel&#39;e yönelik eylemlerinin, sanık Hüseyin Eligül&#39;ün de müştekiler Hacer ve Hasan Çorbacı, Nesrin Çakır ile İbrahim Kocabaldır&#39;a yönelik eylemlerinin, katılan-sanık Nur Erkasap&#39;ın ise müştekiler Volkan Bahçekapılı, Emre Belözoğlu, Mert Zeydanlı ve Ömer Kahraman&#39;a yönelik eylemlerinin de uzlaştırma kapsamında kalması ihtimaline binaen dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği kaydedildi.</p><p>Tensip zaptında, dosyada tutuklu bulunması nedeniyle, tüm katılanlar hakkında zorla getirme emri düzenlenmesine hükmeden mahkeme, duruşmanın 11 Eylül&#39;de yapılmasını kararlaştırdı.</p><p><b>KARAR</b></p><p>Davayı 1 Aralık 2025&#39;te karara bağlayan İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık Seçil Erzan&#39;ı 27 müştekiye karşı &quot;nitelikli dolandırıcılık&quot;, &quot;özel belgede sahtecilik&quot; ile &quot;güveni kötüye kullanma&quot; suçlarından toplam 102 yıl 4 ay hapis ile toplam 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırmıştı.</p><p>Mahkeme heyeti, kararında, sanık Erzan hakkında &quot;özel belgede sahtecilik&quot; suçundan her bir katılana yönelik ayrı ayrı ceza istemiyle kamu davası açıldığını anımsatarak, bu suçun mağdurunun kamu olduğunu, sanığın eyleminin de tek olduğunun kabul edildiğini belirtmişti.</p><p>Kararda ayrıca &quot;özel belgede sahtecilik&quot; suçundan verilen 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren heyet, Erzan&#39;ın bu suç yönünden 5 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına hükmetmişti.</p><p>Erzan&#39;ın, katılanlar Nesrin Çakır, Kaan Sinih, Sevgi Sinih, Tursun Sinih, Erkan Karaca, Atilla Baltaş, Ercüment Gülen, Bakiye Gülen, Kemal Tanın Yılmaz, Merve Özer Yılmaz ile müşteki sanıklar Mojtaba Haghani, Nur Erkasap ve Süleyman Arslan&#39;a yönelik eyleminden dolayı da beraatine karar verilmişti.</p><p><b>DİĞER SANIKLARA VERİLEN CEZALAR</b></p><p>Heyet, sanık Ali Yörük&#39;ü, 4 müştekiye karşı &quot;nitelikli dolandırıcılık&quot; suçundan 15 yıl 1 ay 15 gün hapis ile 150 bin lira para cezasına, sanık Atilla Yörük&#39;ü de 4 müştekiye karşı aynı suçtan 7 yıl 6 ay 17 gün hapis ile 75 bin lira para cezasına çarptırmıştı.</p><p>Sanık Nur Erkasap&#39;ı 3 müştekiye karşı &quot;nitelikli dolandırıcılık&quot; suçundan 9 yıl 4 ay 15 gün hapis ile 79 bin 160 lira para cezasına çarptıran heyet, sanık Hüseyin Eligül&#39;e de 3 müştekiye karşı aynı suçtan 5 yıl 2 ay hapis ile 7 bin 600 lira para cezası vermişti.</p><p>Heyet, sanık Nazlı Can&#39;ı 3 müştekiye karşı &quot;nitelikli dolandırıcılık&quot; suçundan 4 yıl 5 ay 20 gün hapis ile 31 bin 500 lira para cezasına çarptırırken, sanık hakkında 6 müştekiye karşı bu suçtan beraat hükmü kurmuştu.</p><p>Sanık Süleyman Aslan da &quot;tefecilik&quot; suçundan 2 yıl 6 ay hapis ile 20 bin lirayla cezalandırılırken, Mojtaba Haghani, Asiye Öztürk, Mehmet Aydoğdu, Hakan Ateş, Rüya Sağır, Kerem Can ve Candaş Gürol&#39;ün ise beraatine karar verilmişti.</p><p><b>İSTİNAF KARARI</b></p><p>Gerekçeli kararın yazılmasının ardından dosya istinafa taşınmıştı.</p><p>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin hüküm kurulurken birleşen dosya bilgilerine yer vermediği ve bunun da denetim güçlüğüne sebebiyet verdiği gerekçesiyle itirazları yerinde görmüştü.</p><p>Ceza Dairesi, sanık Erzan&#39;ın yargılanması sırasında bazı usullerin uygulanmadığını belirterek, kararın bozularak dosyanın yerel mahkemeye geri gönderilmesine hükmetmişti.</p><p>Bazı sanıklar hakkında verilen hapis cezası kararlarını da bazı usullerin uygulanmadığı gerekçesiyle bozan daire, bir kısım sanıklar yönünde verilen kararları hukuka uygun bulmuştu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/102-yillik-hukum-bozuldu--545_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279102</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/adalet-bakani-gurlek-netanyahunun-hadsiz-sozleri-yok-hukmundedir-279102</link>
      <pubDate>2026-06-10T17:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Adalet Bakanı Gürlek: Netanyahu'nun hadsiz sözleri yok hükmündedir]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Gazze'de çocukların, kadınların, masum sivillerin üzerine bombalar yağdıran; insanlığın ortak vicdanında mahkûm olmuş Binyamin Netanyahu'nun, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan hadsiz sözleri yok hükmündedir" dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Adalet Bakanı Gürlek: Netanyahu'nun hadsiz sözleri yok hükmündedir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Gazze'de masum sivilleri hedef alan katil İsrail yönetiminin, Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik hadsiz sözlerine tepki gösterdi.</p><p>Netanyahu'nun sözlerinin "yok hükmünde" olduğunu belirten Gürlek, şunları kaydetti;</p><p>Gazze'de çocukların, kadınların, masum sivillerin üzerine bombalar yağdıran; insanlığın ortak vicdanında mahkûm olmuş Binyamin Netanyahu'nun, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan hadsiz sözleri yok hükmündedir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yürütülen bir soykırım soruşturmasında şüpheli, kabul edilen iddianamede ise sanık konumunda bulunan Netanyahu'nun; insanlık onurunu savunan Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef almaya kalkışması tam anlamıyla bir akıl tutulmasıdır.</p><p><b>"HESABINI BAĞIMSIZ YARGI ÖNÜNDE VERECEKLER"</b></p><p>Sayın Cumhurbaşkanımız; Filistin halkının haklı davasını, mazlumların hukukunu ve insanlığın vicdanını en güçlü şekilde savunmaktadır. Buna karşılık Gazze'de yaşananlar karşısında susanlar tarihin karanlık sayfalarına yazılacaktır. Netanyahu ve beraberindeki cinayet şebekesi, işledikleri insanlık suçlarının hesabını er ya da geç bağımsız yargı önünde verecektir. Türkiye, dün olduğu gibi bugün de hukuk, adalet ve insanlık adına en güçlü sesi yükseltmeye devam edecektir. </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/adalet-bakani-gurlek-neta-124_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279101</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/rusya-abd-ile-irani-itidale-ve-saldirilari-derhal-durdurmaya-cagiriyoruz-279101</link>
      <pubDate>2026-06-10T17:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Rusya: ABD ile İran'ı itidale ve saldırıları derhal durdurmaya çağırıyoruz]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ABD ve İran'a itidal ve saldırıları derhal durdurmaları çağrısında bulunarak, "Krizin diplomasi yoluyla çözülmesi gerekiyor." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Rusya: ABD ile İran'ı itidale ve saldırıları derhal durdurmaya çağırıyoruz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, başkent Moskova'da düzenlediği haftalık basın toplantısında, gündemdeki konulara dair açıklamalarda bulundu.</p><p>Zaharova, AA muhabirinin, "Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, hafta başında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter adayı Michelle Bachelet ile başkent Moskova'da görüştü. Daha önce de Lavrov, BM Genel Sekreter adayı, BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri Rebeca Grynspan ile görüşmüştü. Moskova, hangi adayı destekleme konusunda karar verdi mi? Adaylardan hangisi Moskova'ya yakın?" sorusunu yanıtladı.</p><p>BM Genel Sekreterliği için 5 aday bulunduğuna işaret eden Zaharova, BM Güvenlik Konseyinde (BMGK) haziranda bu konuda ön oylama yapılacağını belirtti.</p><p>Zaharova, söz konusu süreci dikkatle takip ettiklerini dile getirerek, şunları kaydetti:</p><p>"Gelecekteki BM Genel Sekreteri, geniş diplomatik tecrübeye sahip etkin yönetici, herkese eşit mesafede olması, BM Şartı ilkelerine saygı göstermesi, birleştiren gündemi teşvik etmesi, ortak kararları baz alması, BM üye devletlerinin eylemleri ve toprakları hukuk açısından nitelendirmekten kaçınması gerekiyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve ekibinin yaptığı hataların düzeltilmesi gerekiyor. Bu hataların sonucunda BM Genel Sekreterliği derin krize sürüklendi."</p><p><strong>"ORTA DOĞU'DAKİ KRİZİN DİPLOMASİ YOLUYLA ÇÖZÜLMESİ GEREKİYOR"</strong></p><p>Orta Doğu'daki duruma değinen Zaharova, ABD ile İran arasında gerginliğin yeniden artmasından endişeli olduklarını dile getirdi.</p><p>Zaharova, "Tarafları itidale ve saldırıları derhal durdurmaya çağırıyoruz. Sivil altyapılara yönelik saldırılar kesinlikle kabul edilemez. Soruna uluslararası hukuk çerçevesinde bölgedeki tüm devletlerin güvenlik çıkarlarını dikkate alacak çözüme alternatifin olmadığı kanaatindeyiz. Krizin diplomasi yoluyla çözülmesi gerekiyor." ifadelerini kullandı.</p><p>İran'a karşı karadan operasyonun düzenlenmesi durumunda, bunun gerginliği artıracağı, bölgesel ve küresel güvenlik için geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açacağının altını çizen Zaharova, bölgede güvenliğin sağlanmasının önemini vurguladı.</p><p><strong>"RUS ORDUSU, UKRAYNA'DA HEDEFLERE ULAŞANA KADAR EYLEMLERİNİ SÜRDÜRECEK"</strong></p><p>Ukrayna'da yürüttükleri "özel askeri operasyonun" hedeflerini hayata geçireceklerini vurgulayan Zaharova, şöyle konuştu:</p><p>"Elbette, buna siyasi diplomatik araçlar ve müzakere yoluyla ulaşmak istiyoruz. Rusya, yapıcı diyaloğa bağlılığını sözlerle değil, eylemlerle defalarca kanıtladı. Ancak eğer Kiev ile Paris, Londra, Berlin ve Brüksel, Ukrayna halkının yok edilmesi ve sivillere yönelik saldırı düzenlenmesi gibi kanlı işlerine devam edeceklerini düşünüyorsa Rusya Silahlı Kuvvetleri, ülke yönetiminin belirlediği tüm hedeflere ulaşana kadar eylemlerini sürdürecek."</p><p>Zaharova, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin Ukrayna'daki çatışmaların sürdürülmesinden yana olduklarını ve Kiev'in "terör eylemlerini" desteklediklerini belirtti.</p><p>Avrupa ülkesi Danimarka'da Ukrayna'ya ait askeri üretim tesislerinin kurulması yönündeki kararı değerlendiren Zaharova, "Bunu, terörist Kiev yönetiminin çıkarlarına hizmet eden suç içeren bir adım olarak değerlendiriyor. Bu, krizin siyasi ve diplomatik araçlarla çözülmesi imkanını baltalıyor. Bu da gerginliğin artmasına yol açabilir." şeklinde konuştu.</p><p><strong>"AB'NİN YENİ YAPTIRIM PAKETİNE SERT KARŞILIK VERECEĞİZ"</strong></p><p>Zaharova, AB'nin Rusya'ya yönelik tek taraflı "yasa dışı yaptırımlar" uyguladığını söyleyerek, "Bunu kınıyoruz. AB'nin yeni yaptırım paketine sert karşılık vereceğiz." ifadesini kullandı.</p><p>AB'nin, Rusya'nın gölge filosuna bağlı tankerleri denetleme yönündeki kararına da değinen Zaharova, seyrüsefer güvenliğinin sağlanması ve gemi sahiplerinin meşru çıkarlarının korunması için elindeki tüm siyasi, hukuki ve diğer araçları kullanacaklarını söyledi.</p><p>Zaharova, AB'nin Akdeniz'de yaşanacak her türlü olayın yaşanmasından ve gerginliğin artmasından sorumlu tutulacağını vurgulayarak, "Özgür seyrüsefer kriterlerini karşılayan sivil gemilerin, BMGK'nin izni olmadan denetlenmesi ve alıkonulması uluslararası denizcilik hukukuna aykırı. AB, deniz kuvvetlerini ticari yük taşıyan gemi şirketlerini korkutmak için kullanarak, seyrüsefer güvenliği için doğrudan tehdit oluşturuyor." dedi.</p><p><strong>"SURİYE İLE RUS ASKERİ ÜSLERİ KONUSUNU GÖRÜŞÜYORUZ"</strong></p><p>Rusya ile Suriye arasındaki ilişkilerin geliştiğini belirten Zaharova, "İki ülke arasındaki işbirliğinin genişletilmesine yönelik çalışmalar sürdürülüyor. Bu çalışmalarda hem devlet kurumları hem de işletmeler yer alıyor." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Suriye tarafıyla temaslarda, Rus askeri varlığı meselesinin de ele alındığını aktaran Zaharova, burada Rus askeri üslerinin işlevselliğinin yeniden biçimlendirilmesi söz konusu olduğunun altını çizdi.</p><p><strong>"AB, ERMENİSTAN'A ÜYELİK VERME NİYETİNDE DEĞİL"</strong></p><p>Ermenistan'da hafta sonu düzenlenen parlamento seçimlerini de değerlendiren Zaharova, seçim sürecinde muhalif güçlere baskı uygulandığını, gözaltılar yaşandığını, ihlallerin olduğunu, bunun da Ermeni toplumunun bölünmesine yol açtığını söyledi.</p><p>Zaharova, AB'yi Ermenistan'da seçim esnasında yaşanan usulsüzlüklere "göz yummakla" suçlayarak, bu birliğin Ermenistan'a üyelik verme niyetinde olmadığını savundu.</p><p><strong>"TRANSDINYESTER'DE BARIŞIN KORUNMASI İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPACAĞIZ"</strong></p><p>Moldova'yı Ukrayna'daki çatışmalara çekme yönünde girişimlerin olduğunu dile getiren Zaharova, böyle bir senaryonun yaşanmaması, Moldova'da tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Transdinyester bölgesinde barışın korunması için elinden geleni yapacaklarını vurguladı.</p><p>Sözcü Zaharova, Moldova'nın Romanya ile birleşmesi ihtimaline ilişkin ise "Moldova'nın Romanya ile birleşme yoluyla Avrupa Birliği'ne katılması fikri, her iki ülkenin üst düzey temsilcileri için cazip." dedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/rusya-abd-ile-irani-itida-211_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279100</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/analiz/ozgur-ozelin-unvan-gasbi-279100</link>
      <pubDate>2026-06-10T17:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Özgür Özel'in unvan gasbı]]></title>
      <category><![CDATA[Analiz]]></category>
      <description><![CDATA[CHP'de Kılıçdaroğlu ile Özel cephesi arasındaki gerilim tırmanırken, eski genel başkanın grup toplantısına alınmaması ve mazbata tartışması partide derin çatlakları gözler önüne serdi. Kılıçdaroğlu taraftarları, Özel'in elindeki mazbatanın hileli yollarla elde edildiğini savunarak yargı kararlarına dikkat çekti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Özgür Özel'in unvan gasbı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP içindeki iktidar mücadelesi giderek sertleşiyor. Kemal Kılıçdaroğlu'nun TBMM'deki parti grup toplantısına katılmasının engellenmesi büyük tartışma yarattı. Kılıçdaroğlu cephesi, Özgür Özel ve ekibinin kapıya barikat kurarak koltukları işgal ettiğini ve eski genel başkanı meclise sokmadığını ileri sürdü. Kürsüden yapılan konuşmada milletvekilliği sıfatı bulunmayan Kılıçdaroğlu'nun gruba giremeyeceği yönündeki argüman sert biçimde eleştirildi. 2023 seçimlerinin ardından aynı durumda olan Kılıçdaroğlu'nun defalarca grup toplantısı yaptığı hatırlatılarak çifte standart uygulandığı vurgulandı.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/video69-10062026e379731c.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>KILIÇDAROĞLU'NA 'TÜRKİYE'YE DÖN' ÇAĞRISI YAPILDI</b></p><p>Konuşmada Kılıçdaroğlu 'milyonların umudu' olarak nitelendi ve kendisine açık davet yöneltildi. 'Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nu konuşmalarını yapmak üzere Türkiye'ye davet ediyoruz' ifadeleri kullanıldı. Kılıçdaroğlu'nun meclis önünde yaşanabilecek kavga görüntülerini önlemek adına sağduyulu davrandığı belirtildi. Mansur Yavaş'ın çağrısının ardından gerginliğin tırmanmasına izin vermediği aktarıldı. CHP bir şirkete benzetilerek Kılıçdaroğlu'nun yasal olarak şirketin sahibi konumunda olduğu, Özel ve ekibinin ise genel müdür pozisyonunda bulunduğu ifade edildi. 'Tüzük gereği emrinde olması gerekenler ellerinde hortumla su sıkıyor, yangın tüpüyle saldırıyor' denilerek yaşanan olaylar sert bir dille kınandı.</p><p><b>ÖZEL'İN MAZBATASI İLE İMAMOĞLU'NUN DİPLOMASI AYNI KEFEYE KONULDU</b></p><p>Konuşmanın en dikkat çekici bölümünde Özgür Özel'in genel başkanlık mazbatası ile cezaevindeki Ekrem İmamoğlu'nun üniversite diploması arasında paralellik kuruldu. Her iki belgenin de hileli yollarla elde edildiği iddia edildi. Yargının İmamoğlu'nun diplomasını sahtecilik gerekçesiyle iptal ettiği hatırlatılarak, aynı şekilde Özel'in mazbatasının da şaibeli işlemlerle alındığı ve yok hükmünde sayıldığı savunuldu. 'Hedefe giden her yol mübah anlayışıyla doğru yoldan sapıldı' eleştirisi getirildi. Pavyonlarda kurultay pazarlıkları yapıldığı, para karşılığı delege avlandığı iddiaları gündeme taşındı.</p><p><b>'BU ZİHNİYETİN ÜLKE YÖNETMEYE TALİP OLMASI SORGULANMALI'</b></p><p>Konuşmada CHP'nin tarihinde hiçbir dönemde bu tür yöntemlere başvurulmadığı vurgulanarak 'Ahlak, erdem, adalet, temizlik' çağrısı yapıldı. 'Hiçbir irade parayla satın alınamaz' denildi. Meclisin seçilmişlerin yeri olduğu ve milli iradenin burada tecelli ettiği hatırlatıldı. 'Kaptan olarak gemiyi limana sağlam götüreceğimi herkes bilsin' ifadesiyle kararlılık mesajı verildi. Partinin sadece bugününü değil, uzun vadeli geleceğini de düşünmek gerektiği belirtilerek son söz millete bırakıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/ozgur-ozelin-unvan-gasbi-760_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279099</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/chp-sozcusu-muslim-saridan-yeni-aciklama-9-isim-disipline-sevk-edildi-basarir-ve-agbaba-da-listede-279099</link>
      <pubDate>2026-06-10T17:23:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[CHP Sözcüsü Müslim Sarı'dan yeni açıklama! 9 isim disipline sevk edildi: Başarır ve Ağbaba da listede]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[CHP Sözcüsü Sarı, "9 arkadaşımız tedbirli olarak kesin ihraç sistemiyle disipline sevk edildi." ifadelerini kullandı. CHP'de ihracı istenen isimler ise detayda karşınızda... ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[CHP Sözcüsü Müslim Sarı'dan yeni açıklama! 9 isim disipline sevk edildi: Başarır ve Ağbaba da listede]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Müslim Sarı, "9 arkadaşımız tedbirli olarak kesin ihraç sistemiyle disipline sevk edildi." ifadelerini kullandı.</p><p>CHP Sözcüsü Sarı, "Haklarında şaibe bulunan, kamuoyunda tartışılan, iddianamelere konu olan arkadaşlarımızla ilgili bir disiplin süreci kararı almış bulunuyoruz. Partiyi arındırmak için zor da olsa bu kararı almak zorunda kaldık. Oy birliği ile karara imza atıldı" açıklamasını yaptı." dedi. </p><p>CHP'de ihracı istenen isimler şu şekilde:</p><p>"Ensar Aytekin, Ali Mahir Başarır, Gökhan Günaydın, Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Özgür Karabat, Umut Akdoğan, Veli Ağbaba, Turan Taşkın Özer, Burhanettin Bulut"</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/chp-sozcusu-muslim-sarida-494_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279098</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/uzmanlardan-saksi-cicekleri-icin-kritik-uyari-iste-yapilan-5-buyuk-hata-279098</link>
      <pubDate>2026-06-10T17:20:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan saksı çiçekleri için kritik uyarı! İşte yapılan 5 büyük hata]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Bahçecilik uzmanları, saksı çiçeklerinin sağlıklı gelişimi için yapılan en yaygın 5 hatayı ve bunların pratik çözümlerini açıkladı. Özellikle drenaj, saksı boyutu ve uygun toprak seçiminin çiçeklerin ömrünü belirlediğine dikkat çekildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uzmanlardan saksı çiçekleri için kritik uyarı! İşte yapılan 5 büyük hata]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Saksı çiçekleri, evlerin ve bahçelerin vazgeçilmez süsleri arasında yer alıyor. Ancak bahar ve yaz aylarında yapılan bazı temel hatalar, en hevesli bahçıvanların bile çiçeklerinin gelişimini olumsuz etkileyebiliyor. Florida Üniversitesi ve Homewood Nursery'den uzmanlar, saksı çiçeklerinin beklenen şekilde açmamasının başlıca beş nedenini ve bu sorunların nasıl kolayca çözülebileceğini paylaştı. Drenaj eksikliğinden yanlış saksı seçimine, uygunsuz toprak kullanımından aşırı doldurmaya ve gübre ihmaline kadar pek çok detay, çiçeklerin sağlığını doğrudan etkiliyor.</p><h3>Mack Lessig: 'Drenaj delikleri olmayan saksılar kök çürümesine yol açıyor'</h3><p>Saksı çiçekleri için en önemli konulardan biri, doğru drenaj sağlanması. Florida Üniversitesi IFAS Uzantısı konut bahçeciliği uzmanı Mack Lessig, saksıların alt kısmında uygun boyutta drenaj delikleri bulunmasının hayati önem taşıdığını vurguluyor. Drenajı olmayan kaplarda suyun birikmesi, toprağın aşırı nemli kalmasına ve kök çürümesinin hızla gelişmesine yol açıyor. Lessig, "Dekoratif saksıların çoğunda bu delikler bulunmuyor ve bu durum bitkilerin köklerinin çürümesine, sonunda ise bitkinin ölmesine neden oluyor" diyor. Uzmanlar, suyun serbestçe akmasını sağlayan ayaklı veya destekli saksıların tercih edilmesini öneriyor. Saksı çiçeklerinde drenaj eksikliği, kısa sürede tüm emeğin boşa gitmesiyle sonuçlanabiliyor.</p><h3>Tina Mast: 'Yanlış saksı boyutu çiçeklerin büyümesini engelliyor'</h3><p>Homewood Nursery'nin iletişim direktörü Tina Mast, saksı çiçekleri için en sık yapılan hatalardan birinin yanlış boyut seçimi olduğunu belirtiyor. Çok küçük saksılar, toprağın hızla kurumasına ve bitkilerin susuz kalmasına neden olurken; gereğinden büyük saksılar ise fazla su tutarak köklerin çürümesine yol açıyor. Mast, "Bitkileri saksıya alırken her zaman bir üst boy veya biraz daha büyük bir saksı seçmek gerekir" diyerek, özellikle birden fazla bitki ekilecekse en az 14&#8211;16 inç çapında bir saksı kullanılmasını tavsiye ediyor. Bu sayede kökler gelişme alanı buluyor ve saksı çiçekleri ihtiyaç duyduğu suya daha kolay ulaşabiliyor. Yanlış saksı boyutu, hem bitkinin gelişimini hem de genel görünümünü olumsuz etkiliyor.</p><h3>Uzmanlardan uyarı: Bahçe toprağı yerine saksı karışımı tercih edilmeli</h3><p>Saksı çiçekleri için kullanılan toprak türü, bitkilerin sağlığında belirleyici rol oynuyor. Mack Lessig, bahçe toprağının saksı içinde kullanıldığında sıkıştığını, drenajı bozduğunu ve köklerin sağlıklı gelişmesini engellediğini ifade ediyor. Saksı çiçekleri için özel olarak hazırlanmış saksı karışımlarının tercih edilmesi, hem doğru miktarda nemin tutulmasını hem de köklerin rahatça büyümesini sağlıyor. Eski toprağı yeniden kullanmak isteyenler için ise, karışıma kompost veya yeni saksı toprağı eklenmesi öneriliyor. Bahçe toprağının sadece yer altı bahçelerinde kullanılmasının daha uygun olduğu, çünkü doğal yollarla besinlerin yenilendiği vurgulanıyor. Saksı çiçeklerinde doğru toprak seçimi, uzun ömürlü ve sağlıklı çiçeklenmenin anahtarı olarak öne çıkıyor.</p><h3>Bitkileri aşırı doldurmak hastalıklara davetiye çıkarıyor</h3><p>Saksı çiçeklerinde görsel etki yaratmak amacıyla fazla sayıda bitkiyi bir arada dikmek, sık yapılan bir hata olarak öne çıkıyor. Tina Mast, "Aşırı doldurulan saksılarda bitkiler su ve besin için rekabet etmek zorunda kalıyor, bu da büyüme geriliğine ve hastalıkların hızla yayılmasına neden oluyor" uyarısında bulunuyor. Yazlık yıllık bitkiler için bu durum kısmen tolere edilebilirken, ev bitkileri ve çok yıllık türler için geniş alan ve yeterli mesafe bırakılması gerekiyor. Saksı çiçeklerinde köklere alan tanımak, hem sağlıklı gelişim hem de hastalıklara karşı direnç açısından büyük önem taşıyor. Aksi halde, çiçeklerin ömrü kısalıyor ve istenen sonuç elde edilemiyor.</p><h3>Düzenli gübreleme saksı çiçeklerinin ömrünü uzatıyor</h3><p>Saksı çiçekleri, doğal ortamda olduğu gibi besinlere kolayca ulaşamıyor. Bu nedenle düzenli gübreleme, sağlıklı büyüme ve bol çiçeklenme için şart. Mack Lessig, saksılarda kullanılan toprağın genellikle besin açısından zayıf olduğunu ve düzenli besleme olmadan çiçeklerin gelişiminin yavaşladığını belirtiyor. Yıllık bitkiler için dikim sırasında yavaş salınımlı gübre kullanılması, sezon boyunca ise her iki ila dört haftada bir suda çözünebilen dengeli gübre verilmesi öneriliyor. Gübreleme sırasında organik ya da konvansiyonel ürünler tercih edilebilir; önemli olan, ürünün etiketinde belirtilen talimatlara uyulması. Saksı çiçeklerinde gübre ihmal edildiğinde, bitkiler solgunlaşır ve beklenen çiçeklenme gerçekleşmez.</p><p>Sonuç olarak, saksı çiçekleriyle ilgilenen herkesin drenaj, saksı boyutu, toprak seçimi, bitki sayısı ve düzenli gübreleme gibi temel kurallara dikkat etmesi gerekiyor. Bu beş önemli noktaya özen gösterildiğinde, çiçekler tüm sezon boyunca sağlıklı ve gösterişli bir şekilde açıyor. Uzmanlar, saksı çiçeklerinde yapılan küçük hataların büyük kayıplara yol açabileceğini vurgularken, doğru uygulamalarla ev ve bahçelerde adeta bir çiçek şöleni yaşanabileceğinin altını çiziyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/uzmanlardan-saksi-cicekle-367_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279097</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/dmm-e-devlet-kapisina-siber-saldiri-gerceklestirildigi-iddiasini-yalanladi-279097</link>
      <pubDate>2026-06-10T17:19:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[DMM "e-Devlet Kapısı'na siber saldırı gerçekleştirildiği" iddiasını yalanladı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezince (DMM), "e-Devlet Kapısı'na siber saldırı gerçekleştirildiği" ve "sistemin çöktüğü" yönündeki iddialar yalanlandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[DMM "e-Devlet Kapısı'na siber saldırı gerçekleştirildiği" iddiasını yalanladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezinin (DMM) NSosyal'deki hesabından, bazı sosyal medya hesapları ve dijital mecralarda yer alan, "e-Devlet Kapısı'na siber saldırı gerçekleştirildiği" ve "sistemin çöktüğü" yönündeki iddialara ilişkin açıklama yapıldı.</p><p>Bahsi geçen iddiaların gerçeği yansıtmadığı belirtilen açıklamada, e-Devlet Kapısı altyapısında herhangi bir siber saldırı, veri güvenliği zafiyeti veya sistemsel çökmenin söz konusu olmadığı ifade edildi.</p><p>e-Devlet altyapısında yaşanan yoğunluk ve sürdürülen teknik iyileştirme çalışmaları nedeniyle, sistemin bazı hizmetlerinde geçici erişim sorunlarının yaşanabildiği aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:</p><p>"Vatandaşlarımızın kamu hizmetlerine en hızlı, güvenli ve kesintisiz şekilde erişimini sağlamak amacıyla yürütülen çalışmalar kısa süre içerisinde tamamlanacaktır. Kamuoyunun yalnızca ilgili resmi kurumlar tarafından yapılan açıklamaları dikkate alması, doğrulanmamış ve manipülatif içeriklere itibar etmemesi önemle rica olunur."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/dmm-e-devlet-kapisina-sib-243_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279096</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/bmden-israilin-orta-dogudaki-saldirilari-ve-diger-catismalar-icin-hesap-verebilirlik-cagrisi-279096</link>
      <pubDate>2026-06-10T17:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[BM'den İsrail'in Orta Doğu'daki saldırıları ve diğer çatışmalar için "hesap verebilirlik" çağrısı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, "Hesap verebilirlik konularının siyasi gündemde çok daha üst sıralara taşınması ve ele alınması gerektiğini düşünüyorum." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[BM'den İsrail'in Orta Doğu'daki saldırıları ve diğer çatışmalar için "hesap verebilirlik" çağrısı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, BM Cenevre Ofisinde akredite gazetecilere değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Saldırganlık, popülizm, tek taraflılık ve uluslararası hukuka karşı direniş akımlarına karşı son derece zorlu bir küresel bağlamda yol almaya devam ettiklerini söyleyen Türk, bu akımların etkilerinin savaş alanlarından seçim sandıklarına kadar görülebildiğine işaret etti.</p><p>Türk, "Önyargı, kutuplaşma ve dışlama ile beslenen insan hakları karşıtı hareketler hızla yayılıyor. Ayrıca eşitsizliklerin hızla arttığını ve iklim krizine büyük ölçüde ataletle yaklaşıldığını görüyoruz. Dünya genelinde dijital alanda ele alınması gereken zorlu sorunlar varken, sivil alana yönelik baskıların, çoğu zaman ölümcül sonuçlarla birlikte devam ettiğini görüyoruz." diye konuştu.</p><p>Dünya genelindeki çatışmaların sivillere yönelik hayal edilemez zarar, acı ve yerinden edilmelere neden olduğunun altını çizen Türk, savaşların ekonomik ve çevresel sonuçlarının dünya genelinde yankılandığını, özellikle de savunmasız kesimler olmak üzere milyonlarca insanın günlük yaşamını etkilediğini belirtti.</p><p>İnsan hakları çalışmaları için fon bulmanın son derece karmaşık hale geldiğini ve zorluklara rağmen bu alandaki çalışmaları yürüttüklerini vurgulayan Türk, şu ifadeleri kullandı:</p><p>"Gerilimi azaltmak, itidal göstermek ve sivilleri korumak mutlak öncelik olmalı. Uluslararası insancıl hukuk ve uluslararası insan hakları hukukunun ihlallerine ilişkin iddialara yönelik hızlı ve bağımsız soruşturmalar yürütülmelidir. Bu nedenle Lübnan hükümeti ile ülkede tarafsız ve bağımsız bir değerlendirme misyonu yürütme konusunda anlaştık. Bu yıl 2 Mart'tan bu yana ülkede silahlı çatışmanın taraflarınca işlendiği iddia edilen uluslararası insan hakları hukuku ve uluslararası insancıl hukuk ve ilgili hukukun ihlalleri hakkında bilgi ve kanıt toplamak üzere yakında bir ekip görevlendireceğim."</p><p>Türk, 15-17 Haziran'da Fransa'nın Evian-les-Bains kentinde düzenlenecek G7 Zirvesi'ne de değinerek, zirvenin dünya genelinde yaklaşık 63 çatışmanın yaşandığı bir süreçte toplanmasının önemine işaret etti.</p><p>İkinci Dünya Savaşı'nın sonundan bu yana en yüksek sayıda çatışmanın yaşandığı ve eşitsizliklerin hızla arttığı bir süreçte olduklarına vurgu yapan Türk, "(G7'ye yönelik) Bu yüzden mesajım çok açık. İnsan haklarını görüşmelerinizin temel bir bileşeni haline getirin ve 2026 FIFA Dünya Kupası'nda şu anda yolunda gitmeyen birçok şeyi düzeltmemize yardımcı olun." şeklinde konuştu.</p><p>Türk, Dünya Kupası dahil mega spor etkinliklerinin gerçekleştiği ortamın, yarışan takımların yanı sıra taraftarlar, tüm toplum ve dünya için de onurlu ve güvenli bir ortam sağlaması gerektiğinin açık olduğuna dikkati çekerek, "Bu nedenle ırksal profilleme, gözetim ve göçmenlik uygulamalarıyla ilgili sorunların bu Dünya Kupası'nı daha önce olduğu gibi etkilemeyeceğini umuyorum." dedi.</p><p>İsrail'in saldırıları altında bulunan Lübnan'da gerilimin sürekli olarak artması karşısında dehşete düştüğünü dile getiren Türk, şöyle devam etti:</p><p>"Ateşkes ilan edildiğinde her zaman çok rahatlıyoruz ancak ateşkeslere, uluslararası hukuka tam olarak saygı gösterilmeli. Savaş, her zaman BM Şartı aracılığıyla sınırlandırılmıştır. Uluslararası hukuk, sivilleri, sivil altyapıyı ve aynı zamanda çevreyi korumuştur. Şu anda çok sık gördüğüm şey, ele aldığımız tüm bu savaşlarda bunların hepsinin açıkça ihlal edilmesidir. Umarım belki de G7 Zirvesi, akla, uluslararası hukuka ve toplumlarımız için temel bir değer olarak barışa geri dönmek için iyi bir başlangıç   olacaktır."</p><p><strong>"HESAP VEREBİLİRLİK KONULARININ ÇOK DAHA ÜST SIRALARA TAŞINMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM"</strong></p><p>AA muhabirinin, "Gazze'nin ardından Lübnan'da da İsrail'in neden olduğu büyük bir yıkım yaşanıyor. Uluslararası toplum bu süreçte İsrail'i durdurmakta başarısız oldu. Sizce uluslararası toplum İsrail'in Orta Doğu'daki soykırımını neden engelleyemiyor? Bu konuda uluslararası topluma çağrınız nedir?" sorusunu yanıtlayan Türk, hesap verebilirliğin uluslararası gündemde çok daha üst sıralara taşınması gerektiğini, Gazze başta olmak üzere son dönemde yaşanan çatışmaların buna işaret ettiğini kaydetti.</p><p>Sudan, Ukrayna, Myanmar ve Güney Sudan'da yaşananların hesap verebilirliğin olmaması nedeniyle meydana geldiğini belirten Türk, "Hesap verebilirlik konularının siyasi gündemde çok daha üst sıralara taşınması ve ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu, yaşananlarla gerçekten yüzleşmenin tek yoludur. Sadece belgelemek ve raporlamak değil, aynı zamanda korkunç ihlallerde bulunanların hesap vermesini sağlamak da önemli." diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/bmden-israilin-orta-dogud-862_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279095</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-fidan-turkiyeden-bulgaristana-dogal-gaz-iletim-kapasitesinin-artirilmasi-stratejik-o-279095</link>
      <pubDate>2026-06-10T17:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Fidan: Türkiye'den Bulgaristan'a doğal gaz iletim kapasitesinin artırılması stratejik önem taşıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye'den Bulgaristan'a doğal gaz iletim kapasitesinin artırılması, yalnızca ikili ilişkilerimiz açısından değil, Doğu Avrupa'nın enerji güvenliği bakımından da stratejik önem taşımaktadır." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Fidan: Türkiye'den Bulgaristan'a doğal gaz iletim kapasitesinin artırılması stratejik önem taşıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanı Hakan  Fidan, Bulgaristan Haber Ajansına (BTA) mülakat verdi.</p><p>NATO müttefiki olan Türkiye ve Bulgaristan'ın yaşanan küresel çatışmalarda yürüttüğü koordinasyona ilişkin konuşan Fidan, "Orta Doğu'da ahiren yaşanan gelişmeler, güvenlik ortamının ne kadar hızlı değişebildiğini ve İttifakın güney kanadından neşet eden tehditlerin, bölgenin ötesindeki yansımalarının etkisini ortaya koymuştur. Ülkemize yönelik ateşlenen füzeler karşısında hızla harekete geçilmiş olması, NATO'nun etkinliği ve küresel ve bölgesel güvenliğin korunmasında üstlendiği caydırıcı rolün ehemmiyeti ile müttefikler arası birlik ve dayanışmanın önemini bir kez daha göstermiştir." dedi.</p><p>Fidan, Türkiye ve Bulgaristan'ın, İttifakın güneydoğu kanadını oluşturan iki stratejik ortak olarak gelişmeleri yakından takip ettiğini belirterek "Askeri makamlarımız ülkelerimizin hava ve füze savunma sisteminin güçlendirilmesi ve desteklenmesi konusunda atılabilecek ilave adımları değerlendirmeye hazırdır. NATO şemsiyesi altında sınır güvenliği, erken uyarı sistemleri ve istihbarat paylaşımı konularında Sofya yönetimiyle tam bir eş güdüm içerisindeyiz. Bölgesel bir tırmanmanın önlenmesi adına iki müttefik olarak ortak kararlılığımızı sürdürüyoruz." diye konuştu.</p><p>Türkiye, Bulgaristan ve Romanya'nın, 2024'te, Karadeniz'in güvenliğini tehdit eden deniz mayınları temizlemek için başlattığı uygulamaya değinen Fidan, şunları kaydetti:</p><p>"Bulgaristan'da kain İleri Kara Kuvvetlerine (FLF) personel katkımız ve İttifakın Doğu Kanadında belirli aralıklarla görev icra eden unsurlarımız aracılığıyla operasyonel işbirliğimizi geliştirmeye gayret ediyoruz. Karadeniz ve Doğu Akdeniz'de kilit bir müttefik ve net bir güvenlik sağlayıcısı olarak, NATO'nun caydırıcılık ve savunma konumlanmasının güçlendirilmesine yönelik çalışmalara İttifak bünyesinde aktif katkı sağlamaya devam ediyoruz.</p><p>Türkiye 360 derece güvenlik anlayışı doğrultusunda NATO bünyesinde katkılarını artırırken müttefikleriyle de ikili ölçekte savunma işbirliğini geliştirmeyi arzu etmektedir. Karadeniz ve Balkanlar başta olmak üzere Bulgaristan'la güvenlik ve savunma alanında işbirliğimizi daha da ileriye taşımak istiyoruz."</p><p>Fidan, 2024'teki son Bulgaristan ziyaretinin ardından geçen iki yıllık süreçte, ilişkilerin komşuluk ve NATO müttefikliği temelinde olumlu seyrettiğini söyledi.</p><p>İkili ticaret hacminin istikrarlı bir şekilde artarak, 10 milyar dolar hedefine yaklaşması, sınır kapılarındaki modernizasyon çalışmaları, ulaştırma ve altyapı çalışmaları kapsamındaki bağlantısallık projelerinde ortaya koyulan ortak iradenin bu dönemin en büyük kazanımı olduğunu vurgulayan Fidan, "Türk şirketleri Bulgaristan'da yatırım yapmaya artan bir ilgi duymaktadır. Bizler de iki ülke arasında karşılıklı yatırımların artmasını teşvik ediyor, ikili temaslarımızda bu hususun da üzerinde duruyoruz. Ayrıca iki ülke arasındaki insan odaklı diplomasi köprüleri ve kültürel projeler halklarımızı daha da yakınlaştırmaktadır. 2025 yılında Türkiye'ye Bulgaristan'dan gelen turist sayısı 2 milyon 800 bini aşmıştır. Bu sayıyı önümüzdeki yıllarda daha da artırmak niyetindeyiz." ifadelerini kullandı.</p><p><b>"SÜRDÜRÜLEBİLİR VE GÜÇLÜ HÜKÜMETİN VARLIĞI, BALKANLAR'IN İSTİKRARI AÇISINDAN HAYATİ ÖNEME SAHİP"</b></p><p>Bakan Fidan, Bulgaristan'da uzun süren koalisyon veya geçici hükümetler döneminin ardından, parlamentoda net bir çoğunluğa sahip istikrarlı bir siyasi iradenin tecelli etmiş olmasının Bulgaristan halkı ve Bulgaristan-Türkiye ikili ilişkileri için hayırlı olmasını diledi.</p><p>Sofya'da sürdürülebilir ve güçlü bir hükümetin varlığının sadece Bulgaristan'ın refahı için değil, Balkanlar'ın istikrarı ve ortak projelerin geleceği açısından da hayati öneme sahip olduğunun altını çizen Fidan, "Bu durum, enerji, lojistik ve güvenlik alanlarında askıda bekleyen ya da uzun vadeli planlama gerektiren stratejik dosyaları çok daha hızlı ve kararlı bir şekilde neticelendirmemize imkan tanıyacaktır. Ayrıca, istikrarlı bir hükümetin getirdiği işlerlik, Bulgaristan halkının soydaşlarımız dahil tüm kesimlerinin refahını ve yaşam kalitesini artıracak hizmetlerin uygulamaya konmasında son derece önemlidir." dedi.</p><p><b>BULGARİSTAN'DAKİ TÜRK TOPLUMU</b></p><p>"Balkanlar'da en fazla soydaşımızın bulunduğu ülkelerin başında gelen Bulgaristan'daki soydaşlarımız, Türkiye-Bulgaristan ilişkilerinin en önemli veçhelerinden birisini oluşturmakta olup, ülkelerimiz arasında sadece sarsılmaz bir gönül köprüsü değil, aynı zamanda Bulgaristan demokrasisinin ve toplumsal barışının en önemli güvencelerinden birini teşkil etmektedir." ifadesini kullanan Fidan, soydaşların demokratik haklarını kullanarak parlamentoda güçlü şekilde temsil edilmelerinden memnuniyet duyduklarını belirtti.</p><p>Fidan, soydaşların huzur ve beraberlik içinde Bulgaristan'ın siyasi, toplumsal, iktisadi ve kültürel hayatına katkıda bulunmaya devam etmelerini istediklerini vurguladı.</p><p><b>ENERJİ İŞ BİRLİĞİ</b></p><p>Bakan Fidan, Boru Hatları İle Petrol Taşıma Anonim Şirketi (BOTAŞ)-Bulgargaz arasındaki anlaşmaya ilişkin soruyu cevaplayarak "2023 başında imzalanan BOTAŞ-Bulgargaz anlaşması esasen Rusya'dan doğal gaz alımının kesildiği, Bulgaristan'ın enerji tedarikinde arz kesintileriyle karşı karşıya kaldığı ve alternatif kaynak arayışında olduğu bir dönemde Bulgaristan'ın arz güvenliğini tahkim eden stratejik bir hamleydi." diye konuştu.</p><p>Türkiye'nin, bu süreçte komşusu ve müttefiki Bulgaristan'ın enerji arz güvenliğine katkı sağlamayı bir sorumluluk olarak görerek gerekli desteği sunduğuna değinen Fidan, anlaşmanın temel amacının Bulgaristan'ın farklı kaynaklara erişimini kolaylaştırmak ve bölgesel enerji güvenliğine katkıda bulunmak olduğunu belirtti.</p><p>Fidan, "Türkiye ve Bulgaristan, bölgemizde enerji alanında her zaman güvenilir birer ortak olmuştur. BOTAŞ-Bulgargaz anlaşması, iki ülkenin işbirliğinin ötesinde, Avrupa'nın enerji güvenliğinin sağlanmasına da katkı yapabilecek altyapıyı sunmaktadır." diyerek, bu konunun, ilgili kurumlar arasında uzun süredir yapıcı diyalog çerçevesinde ele alındığını söyledi.</p><p>"Kazan-kazan" ilkesi çerçevesinde, iki ülkenin de ticari ve hukuki çıkarlarını gözeten, günün değişen koşullarına uyumlu bir güncelleme için makamların temas halinde olduğu bilgisini paylaşan Fidan, Bulgaristan'la enerji alanındaki önemli ilişkileri geliştirmeyi istediklerini dile getirdi.</p><p>Fidan, "Amacımız Türkiye-Bulgaristan doğal gaz iletim kapasitesinin artırılmasını da içerecek kapsamlı bir enerji işbirliği anlaşması imzalayarak ilişkilerimizi daha da ileriye taşımaktır." diye konuştu.</p><p><b>BALKANLARDA BÖLGESEL SAHİPLENME VURGUSU</b></p><p>Türkiye'nin "bölgesel sahiplenme" ve "kapsayıcılık" ilkelerini gözeterek, bölgede işbirliği mekanizmalarının geliştirilmesi üzerinde hassasiyetle durduğunun altını çizen Fidan, 13 Balkan ülkesini bir araya getiren ve kurucu üyesi olduğu Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci'ne (GDAÜ) özel önem verdiklerini dile getirdi.</p><p>Fidan, GDAÜ Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde Türkiye'nin Balkanların ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade ederek, bölgede barış ve istikrar ortamının korunmasının Türkiye'nin dış politikasının öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayacakları bilgisini paylaştı.</p><p>Bölgesel sorunlara bölgesel çözümler bulunması anlayışı temelinde "bölgesel sahiplenme ilkesinin" önem taşıdığına da değineceklerini aktaran Fidan, bölge ülkelerinin geleceğinin birbirine bağlı olduğu ve GDAÜ çatısı altında bölgesel işbirliğinin sürdürülmesinin öneminden bahsedeceklerini kaydetti.</p><p>Fidan, barış ortamının sürdürülmesinin yalnızca askeri yollarla mümkün olamayacağına işaret ederek, kapsayıcı ve yapıcı diyaloğun önemine, Balkan Barış Platformu başta olmak üzere Türkiye'nin bölge ülkeleriyle kurduğu istişare mekanizmalarının yararına ve son uluslararası gelişmelerin bölgesel işbirliğinin önemini arttırdığına değineceğini söyledi.</p><p><b>TÜRKİYE'NİN AB ÜYELİK SÜRECİ</b></p><p>Avrupa Birliği (AB) üyeliğinin Türkiye için stratejik öncelik olmaya devam ettiğinin altını çizen Fidan, şunları sözlerine ekledi:</p><p>"Ülkemizin AB'ye katılım sürecini, konjonktürel ve kısa vadeli hesaplarla değerlendirmek hata olur. Neticede bugün AB üyesi olan ülkelerin neredeyse yarısı Avrupa ailesinin parçası olarak kabul görmezken biz vardık. AB ile tam üyelik hedefi içeren Ortak Anlaşmamızı 1963 yılında imzaladık. Tam üyeliğin merhalesi olan Gümrük Birliği'ni 1996'da yürürlüğe koyduk."</p><p>Fidan, AB ile ekonomik ve ticari ilişkilerin kapsamlı ortaklığın temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, AB'nin Türkiye'nin en büyük, Türkiye'nin ise AB'nin beşinci büyük ticaret ortağı olduğunu anımsattı.</p><p>Bakan Fidan, Türkiye-AB ikili ticaret hacminin güçlü ekonomik ilişkilerin bir göstergesi olarak 2025'te yaklaşık 233 milyar dolara ulaştığına dikkati çekti.</p><p>Türkiye-AB ilişkilerinin köklü kurumsal zemin ve uzun yıllara dayanan ticari, ekonomik ve toplumlar arası bütünleşme geçmişi üzerine inşa edildiğinin altını çizen Fidan, "Son dönemde giderek yoğunlaşan küresel kırılmalar, hızlı dönüşümler ve çok yönlü tehdit algılamaları, AB'yi köklü bir dönüşümün eşiğine getirmiştir. Güvenlikten, ekonomi ve ticarete her alanda, bildiğimiz dünyanın sonuna geldik ve tüm bu gelişmeler AB'yi derinden etkiliyor." dedi.</p><p>Fidan, bugün uluslararası sistemin büyük dönüşüm içindeyken AB'nin mevcut kurumsal yapısıyla devam etmesinin mümkün olmadığı değerlendirmesinde bulunarak, "AB'nin yaşayacağı değişime paralel olarak ülkemizle ilişkileri de yeniden ele alınacaktır. Ülkemizin üyelik sürecinin ileriye taşınması hem bizim hem AB'nin lehinedir ki bu zihinsel dönüşümün AB içinde yeniden filizlendiğini, Türkiye'nin öneminin her geçen gün daha yüksek sesle dile getirildiğini gözlemliyoruz." ifadelerini kullandı.</p><p>Türkiye'nin üyeliğine ilişkin siyasi iradenin yeniden ve açık bir şekilde ortaya konulması ve üyelik perspektifinin somut adımlarla desteklenerek teyit edilmesinin sürecin yeniden ivme kazanmasına katkı sağlayacağını söyleyen Fidan, Türkiye'nin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye hazır olduğunu ve AB ile ilişkilerin karşılıklı yarar, diyalog ve işbirliği temelinde her alanda geliştirilmesine önem verdiğini kaydetti.</p><p><b>"(DOĞALGAZ İLETİM KAPASİTESİNİN ARTIRILMASI) DOĞU AVRUPA'NIN ENERJİ GÜVENLİĞİ BAKIMINDAN STRATEJİK ÖNEM TAŞIMAKTA"</b></p><p>Fidan, son gelişmelerin ülkeler arasındaki bağlantısallığın ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, enerji, ulaştırma ve lojistik alanlarındaki bağlantıların güçlendirilmesinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir öncelik olarak gördüklerini ifade etti ve bu kapsamda Bulgaristan ile hayata geçirilmesi planlanan somut projelerin bulunduğunu dile getirdi.</p><p>Enerji alanında doğalgaz altyapılarının güçlendirilmesi, enterkonneksiyonların geliştirilmesi ve enerji arz güvenliğinin artırılmasının iki ülke arasındaki ortak gündemlerin önemli başlıkları olduğuna dikkati çeken Fidan, şöyle devam etti:</p><p>"Ulaştırma alanında ise sınır geçişlerinin hızlandırılması, demiryolu ve karayolu bağlantılarının geliştirilmesi ve lojistik altyapının güçlendirilmesi üzerinde çalışabiliriz. Türkiye'den Bulgaristan'a doğal gaz iletim kapasitesinin artırılması, yalnızca ikili ilişkilerimiz açısından değil, Doğu Avrupa'nın enerji güvenliği bakımından da stratejik önem taşımaktadır. Özellikle Ukrayna dahil bölgedeki ülkelerin artan enerji ihtiyaçları dikkate alındığında, mevcut kapasitenin geliştirilmesi gerekmektedir. Şu anda Türkiye'den Bulgaristan'a olan iletim kapasitesi, talep edilen ek hacimleri Bulgaristan üzerinden göndermemiz için yeterli değil. Bunun, Bulgaristan tarafında bazı ek yatırımlar gerektirdiğinin farkındayız ve doğalgaz şebekesinde bu yatırımları mümkün kılmak için birlikte çalışmaya hazırız."</p><p>Fidan, elektrik alanında da önemli bağlantısallık projelerinin olduğunu belirterek, Türkiye, Bulgaristan, Azerbaycan ve Gürcistan arasındaki "Yeşil Enerji İletimi ve Ticareti" projesine önem verdiklerini, bu projeye ilişkin fizibilite çalışmalarına çok yakında başlamayı umduklarını, stratejik öneme sahip bu projede ilerleme kaydedebilmek için bu çalışmaları mümkün olan en kısa sürede tamamlamak istediklerini kaydetti.</p><p>Elektrik alanında, iki ülke arasında planlanan yeni enterkonneksiyon hattı projelerini sonuçlandırmak istediklerini, bu sayede Türkiye ile Bulgaristan arasındaki transfer kapasitesini 700-1100 megavat artıracaklarını aktaran Fidan, ulaştırma alanında da Bulgaristan'la ikinci demiryolu geçişini açmak ve Karadeniz Otoyolu Projesini hayata geçirmek istediklerini, bölgesel bağlantısallığı güçlendirecek girişimlerde Bulgaristan ile birlikte çalışmaya hazır olduklarını dile getirdi.</p><p>Fidan, son yıllarda yaşanan gelişmelerin, enerji, ulaştırma ve iletişim alanlarında kesintisiz bağlantısallığın stratejik önemini açık biçimde ortaya koyduğunu, küresel tedarik zincirlerinin güvenliği ve dayanıklılığı açısından yeni ulaştırma koridorlarının geliştirilmesinin artık bir tercih değil, bir gereklilik haline geldiğini söyledi.</p><p>"Trans-Hazar Doğu-Batı Orta Koridoru giderek daha cazip ve güvenilir bir güzergah olarak öne çıkmaktadır. Türkiye bu koridora stratejik önem atfetmektedir. Kalkınma Yolu Projesi ve diğer bağlantısallık girişimleri de Avrupa ile Asya arasındaki ticaret akışlarını daha hızlı, güvenli ve verimli hale getirmeyi amaçlamaktadır." ifadelerini kullanan Fidan, bağlantısallık açısından kilit bir ülke olan Türkiye'nin, küresel lojistiğin kalbi konumunda olduğunu ve bu koridorların nihai hedefi olan Avrupa pazarına açılan kapının ise Bulgaristan olduğunu aktardı.</p><p>Fidan, gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması, sınır kapılarındaki kapasitenin artırılması, süreçlerin dijitalleştirilmesi ve taşımacılık süreçlerinin hızlandırılması yönünde yakın işbirliğinin önemli olduğunu vurguladı.</p><p>Bulgaristan'ın Türkiye üzerinden gelen devasa lojistik akıştan sadece bir geçiş ülkesi olarak değil, aynı zamanda bu hatların lojistik üssü ve dağıtım merkezi olarak ekonomik anlamda en büyük faydayı sağlayacak ortakların başında geldiğini belirten Fidan, ziyaret vesilesiyle tüm bu projeleri taçlandıracak adımları atmayı hedeflediklerini belirtti.</p><p>Fidan, Bulgaristan tarafıyla bu konularda yakın işbirliği ve temasların sürdüğünü belirterek, şunları kaydetti:</p><p>"Aramızdaki Kapıkule Sınır Kapısı, Avrupa'nın birinci, dünyanın en işlek ikinci sınır kapısıdır. Yılda dört milyondan fazla aracın, on milyondan fazla yolcunun geçtiği bu kapımızın ve diğer mevcut sınır kapılarının genişletilmesi, ayrıca yeni kapılar açılması, ortak gündemimizde yer almaktadır. Amacımız, ticaretin önündeki engelleri azaltırken sınır güvenliğini en üst düzeyde muhafaza etmektir.</p><p>Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu, Kafkasya, Orta Asya ve Afrika'yı birbirine bağlayan stratejik konumu, Bulgaristan'ın Avrupa içindeki merkezi rolüyle birleştiğinde, bölgesel ve küresel ticaret için önemli fırsatlar ortaya çıkmaktadır. Önümüzdeki dönemde bağlantısallık alanındaki işbirliğimizi daha da ileri taşımayı hedefliyoruz."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/bakan-fidan-turkiyeden-bu-284_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279094</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turkiyeden-israil-basbakani-netanyahunun-aciklamalarina-tepki-279094</link>
      <pubDate>2026-06-10T16:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye'den İsrail Başbakanı Netanyahu'nun açıklamalarına tepki]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanlığı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun açıklamalarına ilişkin, "Soykırım uzmanı Netanyahu'nun, gerçeklerin üstünü örtmek için başvurduğu yalanlar, işlediği ağır suçların sorumluluğunu gizleyemez." ifadelerini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye'den İsrail Başbakanı Netanyahu'nun açıklamalarına tepki]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanlığı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun açıklamalarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik mesnetsiz, provokatif ve gerçek dışı ithamların, Netanyahu ve suç ortaklarının uluslararası kamuoyunu yanıltma çabasından ibaret olduğu vurgulanan açıklamada şunlar kaydedildi:</p><p>"Soykırım uzmanı Netanyahu'nun, gerçeklerin üstünü örtmek için başvurduğu yalanlar işlediği ağır suçların sorumluluğunu gizleyemez. Türkiye olarak, Netanyahu ve işbirlikçileriyle ilgili doğruları en açık dille ifade etmeye devam edeceğiz. Hukuku ve insani değerleri hiçe sayan eylemlerin hesabını uluslararası yargı mercileri önünde vermeleri için kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz."</p><p><strong>ADALET BAKANI GÜRLEK: TAM ANLAMIYLA BİR AKIL TUTULMASI</strong></p><p>Adalet Bakanı Akın Gürlek ise NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:</p><p>"Gazze'de çocukların, kadınların, masum sivillerin üzerine bombalar yağdıran, insanlığın ortak vicdanında mahkum olmuş Binyamin Netanyahu'nun Sayın Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan hadsiz sözleri yok hükmündedir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yürütülen bir soykırım soruşturmasında şüpheli, kabul edilen iddianamede ise sanık konumunda bulunan Netanyahu'nun, insanlık onurunu savunan Sayın Cumhurbaşkanı'mızı hedef almaya kalkışması tam anlamıyla bir akıl tutulmasıdır."</p><p>Erdoğan'ın, Filistin halkının haklı davasını, mazlumların hukukunu ve insanlığın vicdanını en güçlü şekilde savunduğunu vurgulayan Gürlek, buna karşılık Gazze'de yaşananlar karşısında susanların tarihin karanlık sayfalarına yazılacağını ifade etti.</p><p>Netanyahu ve beraberindeki cinayet şebekesinin işledikleri insanlık suçlarının hesabını er ya da geç bağımsız yargı önünde vereceğinin altını çizen Akın Gürlek, Türkiye'nin dün olduğu gibi bugün de hukuk, adalet ve insanlık adına en güçlü sesi yükseltmeye devam edeceğini belirtti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/turkiyeden-israil-basbaka-763_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279093</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/73-calisma-incelendi-ilk-3-yilin-beslenmesi-ergenlikte-zekayi-etkiliyor-279093</link>
      <pubDate>2026-06-10T16:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[73 çalışma incelendi! İlk 3 yılın beslenmesi ergenlikte zekayı etkiliyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Swansea Üniversitesi'nin öncülüğünde yürütülen ve 73 farklı çalışmanın analiz edildiği geniş kapsamlı araştırma, erken çocukluk dönemindeki beslenmenin, çocukların ilerleyen yaşlardaki zeka düzeyleri üzerinde belirleyici rol oynadığını ortaya koydu. Araştırmacılar, özellikle hayatın ilk üç yılında uygulanan diyetin, ergenlikteki bilişsel yetenekler üzerinde kalıcı etkiler bıraktığına dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[73 çalışma incelendi! İlk 3 yılın beslenmesi ergenlikte zekayı etkiliyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Galler'de bulunan Swansea Üniversitesi'nden Prof. Hayley Young liderliğinde gerçekleştirilen yeni bir analiz, erken çocukluk döneminde uygulanan diyetin, çocukların ilerleyen yıllardaki zeka gelişimi üzerinde kalıcı ve belirleyici bir rol oynadığını gösterdi. Araştırma, 73 bağımsız bilimsel çalışmayı bir araya getirerek, özellikle hayatın ilk üç yılında çocuklara sunulan besinlerin, ergenlik döneminde zekâ testlerindeki başarılarını doğrudan etkileyebileceğini ortaya koydu. Uzmanlar, çoğu ailenin gözünden kaçan bu kritik dönemin, çocukların uzun vadeli bilişsel sağlığı için büyük önem taşıdığını vurguladı.</p><h3>Prof. Hayley Young: 'Bilişsel temeller çok erken atılıyor'</h3><p>Swansea Üniversitesi'nden Prof. Hayley Young'ın liderlik ettiği ekip, 48 kontrollü deney ve 25 uzun vadeli gözlemsel çalışmayı detaylı biçimde inceledi. Araştırmanın temel amacı, erken çocukluk diyeti ile beynin gelişimi arasındaki ilişkiyi netleştirmekti. Elde edilen bulgular, hayatın ilk üç yılında yetersiz ve dengesiz beslenen çocukların, ergenlik çağında yapılan zekâ testlerinde daha düşük puanlar aldığını gösterdi. Bu sonuçlar, sadece ailelerin gelir düzeyi veya ebeveynlerin eğitim seviyesi gibi arka plan faktörleriyle açıklanamayacak kadar güçlü ve tutarlı biçimde ortaya çıktı. Prof. Young, "Bilişsel sağlığın temelleri, tahmin edilenden çok daha erken atılıyor. İlk yıllarda sağlıksız bir diyet, ileriki yaşlarda zekâ üzerinde kalıcı izler bırakabiliyor" sözleriyle bu dönemin önemini öne çıkardı. Araştırma, erken çocukluk diyeti kavramının, çocuk gelişimiyle ilgili toplumsal farkındalıkta daha fazla yer bulması gerektiğini gösteriyor.</p><h3>Erken çocukluk diyeti: Zekâ gelişimi için kritik pencere</h3><p>İncelemede, çocukların beyin gelişiminin en hızlı olduğu dönemin, anaokuluna başlamadan önceki ilk yıllar olduğu vurgulandı. Beyindeki sinir hücreleri arasındaki bağlantıların ve bu bağlantıların çevresinde oluşan yalıtım katmanlarının, gıdalardan alınan ham maddelerle inşa edildiği belirtildi. Özellikle demir, iyot, D vitamini, kolin, sağlıklı yağlar ve tam tahıllar gibi besin maddelerinin, bu süreçte özel roller üstlendiği saptandı. Araştırmacılar, demir eksikliğinin küçük çocuklarda düşünme ve davranış üzerinde kalıcı etkiler yarattığını, hatta demir düzeyleri normale dönse bile bu etkilerin yıllar boyunca devam edebildiğini ifade etti. Swansea ekibi, sağlıklı bir erken çocukluk diyeti için tek bir besin maddesinin yeterli olmadığını, beyin gelişimi için tüm besin zincirinin aynı anda ve dengeli şekilde çalışması gerektiğini belirtti. Bu bulgular, erken çocukluk diyetiyle ilgili toplumsal bilincin artırılması gerektiğini bir kez daha gündeme getirdi.</p><h3>Beslenme eksikliği, yıllar sonra zekâ testlerine yansıyor</h3><p>Analiz edilen veriler, erken çocukluk diyeti eksik olan bireylerde, eksikliklerin hemen fark edilmeyebileceğini; ancak bu boşlukların yıllar sonra yapılan bilişsel testlerde belirgin şekilde ortaya çıktığını gösterdi. Araştırmacılar, beslenmenin sadece kısa vadeli sağlık veya tokluk hissiyle sınırlı olmadığını, beynin inşa aşamasında gıdanın doğrudan ham madde olarak kullanıldığını vurguladı. Eksik veya dengesiz bir erken çocukluk diyeti, ilerleyen yıllarda çocukların öğrenme, problem çözme ve genel zekâ düzeylerinde gerilemeye yol açabiliyor. Uzmanlar, bu dönemdeki beslenme eksikliklerinin bazen görünür semptomlar üretmeden, ileriki yaşlarda ciddi bilişsel sorunlara neden olabileceğine dikkat çekiyor. Swansea Üniversitesi'nin araştırması, erken çocukluk diyetiyle zekâ arasındaki bağlantının, bilimsel açıdan sağlam temellere dayandığını ortaya koyuyor.</p><h3>Ergenlikte diyet değişikliği: İkinci bir şans mı?</h3><p>Çalışmada, ergenlik döneminin beyin gelişimi açısından ikinci bir fırsat penceresi sunup sunmadığı da ele alındı. Ergenlikte, beynin bağlantılarında hormonal değişimlere bağlı olarak yeniden yapılanma yaşanıyor. Bazı bilim insanları, bu dönemde sağlıklı beslenmenin zekâ üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini öne sürse de, araştırma sonuçları bu konuda kesin bir sonuca ulaşamadı. Ergenlikte diyet değişikliği yapılan deneyler, bazı olumlu bulgular sunsa da, genel olarak tutarsız ve güvenilir sonuçlar elde edilemedi. Swansea Üniversitesi ekibi, bu tutarsızlığın beslenmenin etkisizliğinden değil, araştırma yöntemlerindeki farklılıklardan kaynaklandığını belirtti. Doğru zamanda, doğru besin maddesinin verilmesinin etkisi büyük olabilirken, yanlış zamanda yapılan müdahaleler ölçülebilir bir değişim yaratmayabiliyor. Bu nedenle, ergenlikteki beslenme ve zekâ ilişkisini netleştirmek için daha kapsamlı ve uzun vadeli çalışmalara ihtiyaç duyuluyor.</p><h3>Geleceğin araştırmaları için yol haritası: Erken çocukluk diyeti öne çıkıyor</h3><p>Swansea Üniversitesi'nin önerileri, gelecekte yapılacak araştırmalar için de önemli bir rehber sunuyor. Ekip, insanları tüm yaşamları boyunca izleyen uzun soluklu çalışmaların gerekliliğine dikkat çekti. Ayrıca, sadece tek bir besin maddesinin değil, tüm diyetin bütünsel olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Araştırmacılar, ergenlik dönemindeki hormonal farklılıkların, erkek ve kız çocuklarında beslenmenin etkisini değiştirebileceğine işaret etti. Bunun yanı sıra, besin durumunun güvenilir ölçümlerle takip edilmesi, bilişsel testlerin standartlaştırılması ve çocukların sosyal-ekonomik koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtildi. Swansea Üniversitesi'nin yayınladığı bu yol haritası, erken çocukluk diyeti ile zekâ arasındaki ilişkinin daha net anlaşılması için bilim dünyasına önemli bir katkı sağladı. Aileler ve eğitimciler için ise, çocukların ilk yıllarındaki beslenmenin uzun vadeli sonuçlarını göz ardı etmemeleri konusunda uyarı niteliği taşıyor.</p><h3>Ailelere uyarı: Erken çocukluk diyeti geleceği şekillendiriyor</h3><p>Bu geniş kapsamlı inceleme, erken çocukluk diyeti ile zekâ gelişimi arasındaki ilişkinin bilimsel olarak güçlü bir temele sahip olduğunu bir kez daha gösterdi. Araştırma, hayatın ilk üç yılında sağlıksız veya yetersiz bir diyetin, ergenlikte daha düşük zekâ seviyeleriyle bağlantılı olduğunu ve bu ilişkinin ailelerin gelir düzeyi veya eğitimi gibi faktörlerden bağımsız olarak geçerli olduğunu ortaya koydu. Ergenlik döneminin ise, beyin gelişimi açısından olası bir ikinci şans olup olmadığı halen tartışmalı. Ancak, erken çocukluk diyeti kavramının, çocukların gelecekteki bilişsel sağlığı üzerinde belirleyici bir rol oynadığı artık bilimsel olarak netleşmiş durumda. Uzmanlar, ailelerin çocuklarının ilk yıllarındaki beslenmeye azami dikkat göstermeleri gerektiğini, bu dönemde yapılan hataların ileriki yaşlarda geri döndürülemez sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor.</p><p>Sonuç olarak, Swansea Üniversitesi'nin liderliğinde yapılan bu kapsamlı analiz, erken çocukluk diyeti ile zekâ gelişimi arasındaki ilişkinin göz ardı edilemeyecek kadar güçlü olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, ailelerin ve toplumun, çocukların ilk yıllarındaki beslenmenin uzun vadeli etkilerini dikkate alarak hareket etmesinin, gelecekte daha sağlıklı ve başarılı bireyler yetiştirilmesinin önünü açacağını belirtiyor. Bilim dünyası ise, erken çocukluk diyeti konusundaki araştırmaların daha da derinleştirilmesi gerektiği görüşünde birleşiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/73-calisma-incelendi-ilk--865_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279092</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/hava-kirliligi-kalp-sagligini-tehdit-ediyor-uzmanlardan-onlem-cagrisi-279092</link>
      <pubDate>2026-06-10T16:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Hava kirliliği kalp sağlığını tehdit ediyor! Uzmanlardan önlem çağrısı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Toronto'da yürütülen geniş kapsamlı bir araştırmada, hava kirliliğinin kalp hastalığı üzerindeki etkileri sayısal verilerle gözler önüne serildi. Dr. Kate Hanneman liderliğindeki ekip, 11 binden fazla kişinin kalp taramalarını analiz ederek, uzun süreli hava kirliliği maruziyetinin koroner arterlerde ciddi plak birikimine yol açtığını ortaya koydu. Araştırma, özellikle kadınlarda riskin daha yüksek olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Hava kirliliği kalp sağlığını tehdit ediyor! Uzmanlardan önlem çağrısı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toronto'da 2012-2023 yılları arasında gerçekleştirilen ve 11 binden fazla yetişkinin kalp BT taramalarını içeren bir araştırma, hava kirliliğine uzun süreli maruz kalmanın koroner arterlerde plak birikimini ve tehlikeli damar daralmasını önemli ölçüde artırdığını ortaya koydu. Toronto Üniversitesi Tıbbi Görüntüleme Bölümü'nden Dr. Kate Hanneman'ın öncülüğünde yürütülen bu çalışma, hava kirliliğinin kalp sağlığı üzerindeki etkilerini doğrudan görüntüleme yöntemiyle inceleyen en kapsamlı araştırmalardan biri olarak öne çıkıyor. Araştırmacılar, katılımcıların ev adreslerini bölgesel hava kalitesi verileriyle eşleştirerek, son 10 yıl boyunca soludukları havadaki ince partikül (PM2.5) ve nitrojen dioksit (NO2) düzeylerini belirledi. Elde edilen bulgular, bu kirleticilerin düzeyindeki küçük artışların bile koroner arterlerde kalsiyum birikimini, toplam plak yükünü ve damar tıkanıklığı riskini anlamlı ölçüde yükselttiğini gösterdi.</p><h3>Dr. Kate Hanneman: 'Hava kirliliği koroner arter hastalığında belirleyici rol oynuyor'</h3><p>Çalışmanın başyazarı Dr. Kate Hanneman, elde ettikleri sonuçların, hava kirliliğinin kalp damarları üzerinde yalnızca yüzeysel bir etkiyle sınırlı kalmadığını, damar içi plak birikimi ve tıkanıklık gibi ciddi sorunlara yol açtığını vurguladı. Dr. Hanneman, "Bu, kalp BT'siyle hava kirliliğinin ileri düzey koroner arter hastalığıyla ilişkisini gösteren en büyük araştırmalardan biri" diyerek, özellikle yüksek gelirli ülkelerde bile orta düzeyde kirli havaya maruz kalan topluluklarda benzer risklerin bulunduğuna dikkat çekti. Araştırmada, PM2.5 seviyesindeki her 1 mikrogram/metreküp artışın, arterlerde kalsiyum birikimini yüzde 11, plak oluşumunu yüzde 13 ve tehlikeli damar daralmasını yüzde 23 oranında artırdığı tespit edildi. Nitrojendioksit de benzer bir eğilim gösterirken, etkiler PM2.5'e kıyasla daha düşük kaldı. Ekip, yaş, gelir düzeyi, sigara kullanımı ve diğer kalp risk faktörlerini de hesaba kattı ve buna rağmen hava kirliliğinin etkisinin güçlü biçimde devam ettiğini belirledi. Dr. Hanneman, "Tıbbi görüntüleme, çevresel sağlık araştırmalarında güçlü bir araç haline geliyor" diyerek, kalp BT'sinin uzun vadeli kirli hava maruziyetinin kardiyovasküler etkilerini doğrudan ve nicel olarak ortaya koyduğunu ifade etti.</p><h3>Kadınlarda hava kirliliğine bağlı kalp riski daha yüksek</h3><p>Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, hava kirliliğinin kadınlarda daha şiddetli damar tıkanıklığına yol açması oldu. Sonuçlar, kadınlarda yüksek kirlilik düzeylerinin obstrüktif (tıkanıklığa yol açan) kalp hastalığıyla doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koydu. Erkeklerde ise bu bağlantı, diğer risk faktörleri hesaba katıldığında zayıfladı; fakat hem kadınlarda hem de erkeklerde plak ve kalsiyum birikimi ile hava kirliliği arasında net bir ilişki saptandı. Araştırmacılar, kadınların aynı kirlilik düzeyinde daha hızlı nefes almalarının, östrojenin iltihaplanma yanıtını artırmasının ve kadınlarda kalsifiye olmamış yumuşak plakların daha fazla görülmesinin bu farkı açıklayabileceğini belirtti. Ancak ekip, cinsiyetler arasındaki farklılığın kesin olarak kanıtlanmadığını, erkeklerde riskin sıfır olmadığına da dikkat çekti.</p><h3>Hava kirliliği için güvenli bir eşik olmayabilir</h3><p>Toronto'daki araştırmada ölçülen PM2.5 ve NO2 seviyeleri, Kanada'nın mevcut hava kalitesi standartlarının altında kaldı. Ancak, bu nispeten düşük seviyelerde bile koroner arter hastalığı riskinin anlamlı biçimde arttığı gözlendi. Dr. Hanneman, "Mevcut standartların altında kalan maruziyetlerde bile, hava kirliliğinin kalp damarlarında ölçülebilir bir etki yarattığını tespit ettik" diyerek, güvenli bir eşik olmadığını vurguladı. Araştırmacılar, hava kirliliğini değiştirilmesi mümkün bir kardiyovasküler risk faktörü olarak değerlendiriyor ve kan basıncı, kolesterol, sigara kullanımı gibi klasik risklerle aynı önemde ele alınması gerektiğini belirtiyor. Çalışma, hava kirliliğinin yalnızca gözle görülür etkilerle sınırlı kalmadığını, damar içinde sinsi şekilde ilerleyen plak birikimiyle kalp sağlığını tehdit ettiğini gösteriyor.</p><h3>Daha temiz hava, kalp sağlığı ve iklim için çifte fayda sağlayabilir</h3><p>Bu bulgular, klinik uygulamalarda yeni bir yaklaşımın kapısını aralıyor. Araştırmacılar, bir gün çevresel maruziyetlerin rutin kalp kontrollerinde aile öyküsü ve kolesterol düzeyiyle birlikte değerlendirilmesinin gündeme gelebileceğini düşünüyor. Hava kirliliğiyle mücadele, yalnızca bireysel sağlığı değil, toplumsal ve küresel ölçekte de fayda sağlayabilir. Dr. Hanneman, fosil yakıtların yanmasının hem hava kirliliğine hem de sera gazı salınımına yol açtığını, dolayısıyla hava kalitesini artıran politikaların hem kalp sağlığını hem de iklimi olumlu yönde etkileyebileceğini vurguladı. Araştırma, şehir planlaması, enerji politikaları ve bireysel tercihlerle hava kirliliğinin azaltılmasının mümkün olduğunu ve bu yolla toplum genelinde kalp hastalığına bağlı erken ölümlerin önlenebileceğini ortaya koyuyor.</p><p>Sonuç olarak, Toronto'da yapılan bu kapsamlı araştırma, hava kirliliğinin kalp damarlarında sinsi ve ciddi bir tehdit oluşturduğunu, özellikle kadınlarda riskin daha yüksek olduğunu ve mevcut hava kalitesi standartlarının tek başına yeterli koruma sağlamadığını gösteriyor. Uzmanlar, kalp sağlığını korumak ve toplumsal riskleri azaltmak için hava kirliliğiyle mücadelede daha kararlı adımlar atılması gerektiğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/hava-kirliligi-kalp-sagli-982_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279091</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/migren-atagi-oncesinde-ortaya-cikan-9-beklenmedik-belirti-279091</link>
      <pubDate>2026-06-10T16:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Migren atağı öncesinde ortaya çıkan 9 beklenmedik belirti]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Migren hastaları için erken uyarı niteliği taşıyan prodrom belirtileri, baş ağrısı başlamadan önce kendini gösterebiliyor. Uzmanlar, bu 9 işarete dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor. Migrenin prodrom evresindeki semptomları tanımak, atakların şiddetini azaltmada kritik rol oynayabilir.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Migren atağı öncesinde ortaya çıkan 9 beklenmedik belirti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Migren atağı yaşayan kişilerde, baş ağrısı başlamadan önce ortaya çıkan prodrom belirtileri, hastalığın seyrini anlamada ve erken müdahale şansı yakalamada büyük önem taşıyor. Migrenin prodrom evresi olarak bilinen bu dönemde, vücut çeşitli sinyallerle yaklaşan atağı haber veriyor. Uzmanlar, migrenin gelişini önceden haber verebilen 9 beklenmedik belirtiye dikkat çekiyor. Bu belirtileri tanıyarak tedaviye erken başlamak, migren atağının şiddetini ve süresini azaltmaya yardımcı olabiliyor.</p><h3>Uzmanlar migren prodromunda yorgunluk ve kas ağrılarına dikkat çekiyor</h3><p>Migren atağı öncesinde en sık karşılaşılan prodrom semptomlarından biri yorgunluk. Kişiler, baş ağrısı başlamadan günler veya saatler önce yoğun bir yorgunluk, düşük enerji, uykululuk ve esneme isteği hissedebiliyor. Bu durum, çoğu zaman uyku eksikliğinden ya da fiziksel yorgunluktan ayırt edilemiyor ve kafa karışıklığına yol açabiliyor. Ancak, migren prodromunda görülen yorgunluk, çoğu zaman kişinin kendini aşırı zorlamasından veya uykusuz kalmasından bağımsız olarak gelişiyor. Bununla birlikte kas ağrıları da migrenin habercisi olabiliyor. Özellikle boyun, omuz ve üst sırt kaslarında meydana gelen ağrı, sertlik ve iltihaplanma hissi, baş ağrısı başlamadan önce veya atak sırasında kendini gösterebiliyor. Kas ağrıları, migren atağının etkisiyle birlikte zamanla hafifleyebiliyor.</p><h3>Migren atağı öncesinde bulantı, baş dönmesi ve duyusal hassasiyet artıyor</h3><p>Migren prodromunun bir diğer önemli belirtisi bulantı. Bazı hastalarda baş ağrısı başlamadan önce yiyeceklerden tiksinme, mide bulantısı, ağızda kötü tat ve zaman zaman kusma isteği ortaya çıkabiliyor. Bulantı, kimi zaman sürekli bir rahatsızlık hissi şeklinde, kimi zaman ise dalgalı olarak yaşanabiliyor. Baş dönmesi de migrenin prodrom evresinde görülebilen bir semptom. Hafif dengesizlik, odanın döndüğü hissi ve sersemlik, migren atağı öncesinde hastaların yaşadığı yaygın şikayetler arasında yer alıyor. Duyusal hassasiyet ise genellikle ışık, ses ve kokuya karşı artan bir rahatsızlık olarak kendini gösteriyor. Migreni yaklaşan kişiler, normalde rahatsızlık vermeyen sesleri, kokuları ya da parlak ışıkları daha yoğun hissedebiliyor ve bu durum günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor.</p><h3>Migren prodromunda ruh hali değişiklikleri ve beyin bulanıklığı öne çıkıyor</h3><p>Migren atağı öncesinde ruh halinde belirgin değişiklikler meydana gelebiliyor. Hastalar, olağandışı sinirlilik, üzüntü, motivasyon kaybı ve olumsuz düşüncelerle karşılaşabiliyor. Stresin migreni tetikleyebildiği bilinse de, migrenin kendisi de başlamadan önce duygusal dalgalanmalara yol açabiliyor. Özellikle baş ağrısı evresine geçildiğinde, bazı hastalar ruh halinin düzeldiğini de ifade ediyor. Beyin bulanıklığı ise migren prodromunun dikkat çeken bir başka semptomu. Konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık, yaratıcılıkta azalma ve detaylara dikkat edememe, baş ağrısı başlamadan önce birkaç saatten birkaç güne kadar sürebiliyor. Bu dönemde kişiler kendilerini bunalmış ve odaklanmakta zorlanan bir halde bulabiliyor. Ayrıca, migren atağı öncesinde yiyecek ihtiyacı da artabiliyor. Özellikle tuzlu veya şekerli gıdalara karşı istek duyan hastalar, abur cubur veya yüksek kalorili içecekleri daha fazla tüketme eğilimi gösterebiliyor. Bu yiyecekler, bazen bulantıyı hafifletmeye de yardımcı olabiliyor.</p><p>Migren prodromunda ortaya çıkan bu 9 belirtiyi tanımak, migren hastalarının yaşam kalitesini yükseltmek açısından önemli bir adım. Uzmanlar, prodrom evresindeki semptomların dikkate alınması ve bu dönemde uygun tedaviye başlanmasının, atakların şiddetini ve süresini azaltabileceğini vurguluyor. Migrenle mücadele eden kişilerin, vücutlarının verdiği erken uyarı işaretlerini göz ardı etmemesi, tedavi sürecinde önemli bir fark yaratabiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/migren-atagi-oncesinde-or-904_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279090</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/yapay-zeka-tasarimli-asida-insan-testi-donemi-basladi-279090</link>
      <pubDate>2026-06-10T16:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yapay zeka tasarımlı aşıda insan testi dönemi başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Cambridge Üniversitesi, yapay zeka destekli DNA aşısını ilk kez insanlar üzerinde test etti. Araştırmacılar, AI teknolojisinin pandemi tehdidine karşı devrim niteliğinde bir çözüm sunabileceğini belirtiyor. Bu yeni yaklaşım, koronavirüs ailesinin tüm varyantlarına ve hayvan kökenli virüslere karşı geniş koruma vadediyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yapay zeka tasarımlı aşıda insan testi dönemi başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cambridge Üniversitesi'nde yürütülen çığır açıcı bir çalışmada, yapay zeka tabanlı DNA aşısı ilk kez insanlar üzerinde denendi. Araştırmacılar, AI teknolojisinin sunduğu analiz gücüyle, koronavirüs ailesinin tüm bilinen varyantlarına ve gelecekte insanlara bulaşma riski taşıyan yarasa kökenli virüslere karşı etkili olabilecek bir aşı geliştirdi. Bu yenilikçi yaklaşım, mevcut aşıların yetersiz kaldığı mutasyon sorununa karşı geniş kapsamlı bir koruma sağlamayı hedefliyor. İnsanlar üzerinde başlatılan testler, bilim dünyasında büyük heyecan yarattı ve AI'nın sağlık alanındaki potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi.</p><h3>Cambridge ekibinden AI destekli DNA aşısı: Kapsamlı koruma hedefi</h3><p>Cambridge Üniversitesi'nden bilim insanları, AI desteğiyle tasarlanan DNA aşısını geliştirirken, koronavirüslerin genetik verilerini derinlemesine analiz etti. Araştırmacılar, SARS ve COVID-19'a neden olan virüslerin yanı sıra, hayvanlarda bulunan ve insanlara sıçrayarak yeni salgınlara yol açabilecek sarbecovirus ailesini mercek altına aldı. AI algoritmaları, bu virüsler arasındaki ortak ve evrimsel olarak değişmeyen bölgeleri tespit etti. Geliştirilen aşının ana bileşeni, bu sabit protein bölgelerine odaklanarak, hem mevcut hem de gelecekte ortaya çıkabilecek varyantlara karşı bağışıklık oluşturmayı amaçlıyor. Uzmanlar, bu yöntemin klasik aşıların ötesinde bir koruma sağlayabileceğini vurguluyor.</p><h3>DNA aşılarının avantajları: Depolama kolaylığı ve iğnesiz uygulama</h3><p>Pandemi döneminde yaygın olarak kullanılan mRNA aşılarının aksine, Cambridge Üniversitesi'nin geliştirdiği DNA aşısı, depolama ve taşımada önemli avantajlar sunuyor. DNA aşıları, sıcaklık dalgalanmalarına karşı daha dayanıklı olduğu için, özellikle "soğuk zincir" altyapısının yetersiz olduğu düşük gelirli ülkelerde kritik bir çözüm olarak öne çıkıyor. Ayrıca, bu yeni aşı iğnesiz olarak uygulanabiliyor. Yüksek basınçlı sıvı akışıyla cilt üzerinden verilen aşı, hem acıyı azaltıyor hem de kitlesel aşılama süreçlerini hızlandırıyor. Bu özellikler, AI tabanlı DNA aşısının küresel ölçekte erişilebilirliğini ve etkisini artırma potansiyeline sahip.</p><h3>AI ile geliştirilen aşılar pandemilere karşı umut olabilir mi?</h3><p>AI tabanlı DNA aşısının en dikkat çekici özelliği, yalnızca bilinen virüslere karşı değil, aynı zamanda henüz insanlara bulaşmamış ve gelecekte pandemi riski taşıyan virüslere karşı da koruma sağlayabilmesi. Bilim insanları, bu geniş spektrumlu yaklaşımın, enfeksiyon hastalıklarına karşı verilen küresel mücadelede yeni bir dönemi başlatabileceğini düşünüyor. Geleneksel aşılar genellikle belirli bir virüs suşuna odaklanırken, AI destekli aşılar, virüs ailesinin tamamını hedefleyerek, yeni salgınların önünü kesebilir. Uzmanlar, grip gibi hızla evrimleşen virüslerde de benzer bir yöntemin uygulanabileceğine dikkat çekiyor. Evrensel aşı geliştirme hedefi, uzun vadede halk sağlığı için büyük bir avantaj sağlayabilir.</p><h3>İlk insan denemelerinde elde edilen sonuçlar umut veriyor</h3><p>Cambridge Üniversitesi'nin öncülüğünde yürütülen ilk insan denemeleri, AI tabanlı DNA aşısının güvenli ve iyi tolere edildiğini gösterdi. Katılımcıların bağışıklık sistemi, farklı sarbecovirüs türlerini tanıyabilen antikorlar üretmeye başladı. Bu bulgular, AI'nın gelecekte pandemilere karşı dirençli aşılar geliştirme potansiyelini gözler önüne seriyor. Ayrıca, iğnesiz uygulama sistemi sayesinde aşının dünya genelinde yaygın şekilde dağıtılmasının önündeki engeller azalıyor. Ancak uzmanlar, aşının gerçek dünyadaki etkisini ve koruma süresini belirlemek için daha geniş kapsamlı denemelere ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Şu anki sonuçlar cesaret verici olsa da, bağışıklık yanıtının gücü ve ek doz gerekliliği gibi sorular henüz tam olarak yanıt bulmuş değil.</p><h3>Gelecekte AI tabanlı DNA aşıları pandemileri önleyebilir</h3><p>Bilim dünyasında büyük bir heyecan yaratan bu çalışma, AI tabanlı DNA aşılarının gelecekte küresel salgın riskine karşı etkili bir savunma aracı olabileceğini gösteriyor. Evrensel aşı vizyonu, yalnızca COVID-19 ve benzeri koronavirüs tehditlerine değil, aynı zamanda grip ve Ebola gibi farklı virüs ailelerine karşı da yeni koruma yolları açabilir. Cambridge Üniversitesi'nin başlattığı bu deneme, AI teknolojisinin sağlık alanında nasıl dönüştürücü bir güç olabileceğini kanıtlıyor. Araştırmacılar, önümüzdeki yıllarda daha büyük ölçekli klinik denemelerle, bu tür aşıların güvenliğini ve etkinliğini kesin olarak ortaya koymayı planlıyor. AI'nın sunduğu yenilikçi çözümler, insanlığın gelecekteki pandemi tehditlerine karşı daha hazırlıklı olmasını sağlayabilir.</p><p>Sonuç olarak, Cambridge Üniversitesi'nin AI destekli DNA aşısı üzerinde yürüttüğü bu öncü çalışma, sağlık teknolojilerinde yeni bir çağın kapılarını aralıyor. İlk insan denemelerinden elde edilen olumlu sonuçlar, AI'nın pandemiyle mücadelede ne kadar önemli bir rol üstlenebileceğini ortaya koydu. Geliştirilen bu geniş spektrumlu aşı, hem mevcut hem de gelecekteki viral tehditlere karşı umut vadediyor. Ancak bilim insanları, daha fazla araştırma ve kapsamlı denemelerin gerekliliğine dikkat çekiyor. AI tabanlı DNA aşılarının, küresel sağlık güvenliğinde devrim yaratma potansiyeli, önümüzdeki dönemde daha da netleşecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/yapay-zeka-tasarimli-asid-629_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279089</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/gunes-yanigi-tedavisinde-yogurt-uyarisi-enfeksiyon-riski-buyuyor-279089</link>
      <pubDate>2026-06-10T16:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Güneş yanığı tedavisinde yoğurt uyarısı!  Enfeksiyon riski büyüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Kozmetolog Lyubina, güneş yanığı sonrası yoğurt veya süt ürünleri kullanımının ciltte enfeksiyon riskini artırabileceğini vurguladı. Yanık sonrası doğru tedavi için uzman önerilerine dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Güneş yanığı tedavisinde yoğurt uyarısı!  Enfeksiyon riski büyüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güneş yanığı yaşayanların sıkça başvurduğu evde yoğurt veya süt ürünü uygulamalarının cilt sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığı ortaya çıktı. Kozmetolog Lyubina, bu yaygın yöntemin ciltte doğal soğuma sürecini engellediğini ve dokuların iyileşmesini zorlaştırdığını açıkladı. Özellikle güneş yanığı sonrası yoğurt kullanımı, cilt yüzeyinde bir tabaka oluşturarak zararın daha da artmasına yol açabiliyor. Lyubina, bu ürünlerde bulunan bakterilerin enfeksiyon riskini yükselttiğini ve ciltte ilave sorunlara neden olabileceğini belirtti.</p><h3>Kozmetolog Lyubina: 'Yoğurt enfeksiyon riskini artırıyor'</h3><p>Lyubina, güneş yanığı sonrası yoğurt kullanımının sadece iyileşmeyi geciktirmekle kalmadığını, aynı zamanda bakteriler nedeniyle enfeksiyon tehlikesini de beraberinde getirdiğini vurguladı. Uzman, süt ürünlerinin ciltte beklenmedik reaksiyonlara yol açabileceğini ve bu nedenle bu tür ev çözümlerinden kaçınılması gerektiğini söyledi. Ayrıca, özellikle güneş yanığı sonrası oluşan kabarcıkların patlatılmaması gerektiğini, bu kabarcıkların cildi koruyan bir bariyer görevi gördüğünü ifade etti. Kabarcıkların zarar görmesi halinde enfeksiyon olasılığının daha da yükseldiğini belirtti.</p><h3>Uzmandan doğru güneş yanığı tedavisi önerileri</h3><p>Kozmetolog Lyubina, güneş yanığı sonrası cildin serin suyla yıkanmasını ve pantenol, aloe vera ya da hyaluronik asit içeren ürünlerin tercih edilmesini önerdi. Yanık bölgesine soğuk duş uygulamak, cildin doğal iyileşme sürecini destekliyor. Uzman, yanlış uygulamaların ciltte kalıcı hasara yol açabileceğini, bu nedenle güneş yanığı tedavisinde güvenilir ve bilimsel yöntemlerin tercih edilmesinin önemini vurguladı. Güneş yanığı ile karşılaşanların, cilt sağlığını korumak için mutlaka uzman tavsiyelerine kulak vermesi gerektiği hatırlatıldı.</p><p>Sonuç olarak, güneş yanığı sonrası yoğurt gibi geleneksel yöntemler yerine, bilimsel olarak kanıtlanmış ve cilt sağlığını tehdit etmeyen tedavi seçeneklerinin tercih edilmesi öneriliyor. Uzmanlar, enfeksiyon ve kalıcı cilt hasarı riskine karşı herkesin bilinçli hareket etmesi gerektiğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/gunes-yanigi-tedavisinde--413_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279088</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/katliamci-sebekenin-yalanlarina-kimse-inanmiyor-ak-parti-sozcusu-celik-netanyahu-ahlaki-de-279088</link>
      <pubDate>2026-06-10T17:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["Katliamcı şebekenin yalanlarına kimse inanmıyor" AK Parti Sözcüsü Çelik: Netanyahu ahlaki değerden yoksun biri]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun açıklamalarına ilişkin katliamcı şebekenin yalanlarına kimsenin inanmadığını belirterek "Netanyahu ahlaki değerden yoksun biri." açıklamasında bulundu. Çelik, "Soykırım uzmanı Netanyahu'nun, gerçeklerin üstünü örtmek için başvurduğu yalanlar işlediği ağır suçların sorumluluğunu gizleyemez." de dedi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA["Katliamcı şebekenin yalanlarına kimse inanmıyor" AK Parti Sözcüsü Çelik: Netanyahu ahlaki değerden yoksun biri]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çelik, parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu.</p><p>Gelenekselleşen parti kampını bu yıl 26-28 Haziran&#39;da Sakarya&#39;da gerçekleştireceklerini belirten Çelik, kamp hazırlıklarının sürdüğünü söyledi.</p><p>MYK toplantısında, Cumhur İttifakı&#39;nın &quot;kesin zaferi&quot; ile sonuçlanan son belde seçimlerinin değerlendirildiğini aktaran Çelik, Yerel Yönetimler Başkanı Mustafa Demir ve Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz tarafından sunumlar gerçekleştirildiğini dile getirdi.</p><p>Çelik, toplantıda ayrıca siyaseti olgunlaştırmaya dönük çalışmalar bağlamında Bilgi ve İletişim Teknolojileri Başkanı Ömer İleri&#39;nin de yapay zeka konusunda kapsamlı bir sunum yapacağını kaydetti.</p><p>Seçimlerin her aşamasının kendileri için çok önemli olduğunu ifade eden Çelik, &quot;O sebeple AK Parti, sandığın gücüne, sandığın esas olduğuna ve sandığın namusuna inanan bir parti olarak küçük, büyük demeden bütün seçimleri en kapsamlı şekilde değerlendirir. Bu açıdan baktığımızda da bu değerlendirmeyi güçlü bir şekilde yapmaya devam ettiğimizi bildirmek isterim.&quot; diye konuştu.</p><p>Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın açılış konuşmasının, çalışmaları için yol gösterici olduğunu dile getiren Çelik, &quot;Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız, Terörsüz Türkiye konusu başta olmak üzere uluslararası birçok konuda değerlendirmelerde bulundular. Bugün kapsamlı bir grup konuşmasıyla zaten iç ve dış bütün siyasi konuları ele almış oldular.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Dünya Kupası&#39;nda ülkeyi temsil edecek A Milli Futbol Takımı için &quot;Siz Hepiniz Biz Türkiye&#39;yiz&quot; başlıklı şarkı hazırladıklarını belirten Çelik, şarkıyla Milli Takım&#39;a selamlarını göndereceklerini söyledi.</p><p><b>"DÜNYANIN EN AHLAKSIZ, EN VİCDANSIZ, EN BÜYÜK SUÇUNU TEŞKİL EDEN EYLEMLER"</b></p><p>Çelik, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.</p><p><b>İsrail Başbakanı Netanyahu'nun Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan açıklamalarına ilişkin soru üzerine Çelik, şu ifadeleri kullandı:</b></p><p>&quot;Netanyahu&#39;nun söylediğinde şöyle bir ifade var, &#39;İsrail ordusu, dünyanın en ahlaklı ordusudur&#39; diyor. Bu, dünyanın en büyük yalanıdır. Yeryüzünde, Gazze&#39;de soykırım gerçekleştiren o ordunun ahlaklı bir ordu olduğuna inanacak hiç kimse yoktur. Eğer Siyonizm hastalığına kapılmamışsa yeryüzünde, Gazze&#39;de yaptığı soykırım karşısında o ordunun ahlaklı olduğuna inanacak bir tane Yahudi de yoktur. Gazze&#39;de gerçekleştirilen soykırım, İran&#39;a yapılan saldırı, Lübnan&#39;da gerçekleştirilen katliamlar, dünyanın en ahlaksız, en vicdansız, en büyük suçunu teşkil eden eylemlerdir. Zaten ilk cümlede, &#39;dünyanın en ahlaklı ordusu&#39; diye İsrail ordusunu, bu katliamları ve soykırımı gerçekleştiren silahlı gücü nitelemesiyle açıklamasının değersizliği, niteliksizliği, her türlü ahlaki değerden yoksun olduğu net bir şekilde görülüyor.&quot;</p><p><b>Netanyahu'nun açıklamasında "Türkiye'yi Kürtlere soykırım yapmakla da suçladığını" anımsatan Çelik, şöyle devam etti:</b></p><p>&quot;Bu, onun sık sık kullandığı bir kara propaganda. Bunun bir acısı var. O da şu, İran&#39;a saldırdıklarında, İran&#39;daki ve Irak&#39;taki Kürt kardeşlerimizi kendileri için bir lejyoner olarak kullanmaya çalıştılar. Irak&#39;taki ve İran&#39;daki Kürt kardeşlerimiz basiretli bir şekilde tarihin doğru tarafında durarak bu katliamcı şebekeyle yan yana gelmedi. Onun için sürekli olarak Kürt kardeşlerimizle Türkiye&#39;yi karşı karşıya getirme gibisinden bir politikayı gütmeye çalışıyor. Bunu bazı Araplarla ilgili, Dürzi kardeşlerimizle ilgili, Nusayri kardeşlerimizle ilgili, Alevi kardeşlerimizle ilgili yapıyor. Bazı Şii kardeşlerimizle ilgili gerçekleştirmeye çalışıyor. Artık bu katliamcı şebekenin yalanlarına hiç kimse inanmıyor. Soykırım deyince akla gelen şebeke, Netanyahu şebekesidir.&quot;</p><p><b>"HER MÜSLÜMANIN KALBİNDE KUDÜS SEVGİSİ EŞSİZ VE BİRİCİKTİR"</b></p><p>Çelik, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi&#39;nin, Kudüs&#39;e vali olmak arzusuna ilişkin açıklamaları üzerine kendisine yönelik bazı İsrailli bakanlar ile muhalefet kanadından gelen eleştirilerin sorulması üzerine, &quot;İçişleri Bakanımızın açıklamasını, yayılmacılık, işgalcilik, fetihçilik gibi kodlamaya çalışıyorlar. Bununla hiçbir ilgisi yok. İçişleri Bakanımız, her Müslümanın kalbindeki Kudüs sevgisini ifade etmiştir. Her Müslümanın kalbinde Kudüs sevgisi eşsiz ve biricik bir yer tutar. İçişleri Bakanımız bunu sembolizm olarak ifade etmiş ve her Müslümanın kalbinde olan Kudüs sevgisinin kendi kalbindeki ifadesini de o sembolik ifadelerle ortaya koymuştur.&quot; diye konuştu.</p><p><b>"İşgalcilikten, fetihçilikten ya da yayılmacılıktan bahsedeceksek bu, Netanyahu hükümetinin sürekli olarak arzı mevut hezeyanlarıyla gündeme gelen bir konudur." diyen Çelik, şunları kaydetti:</b></p><p>&quot;Bu işler ilk başladığında Davud Koridorunu kurmaktan, arzı mevuttan bahsettiler. Tevrat&#39;ın bütün değerlerini de kendi siyasi soykırımcılıkları için istismar ederek bir sürü dini kavramı bunun için kullanmaya çalıştılar. Dolayısıyla işgalcilik, fetihçilik, başka ülkelerin toprağına göz dikmek, Netanyahu hükümetiyle özdeştir. Şimdi Gazze&#39;yi işgal ediyor. Bir türlü ikinci aşamaya geçilemiyor. Batı Şeria&#39;ya aynısını yapmaya çalışıyor. Yeni siyasi hırsızlık diyebileceğimiz yeni yerleşim yerleri ilan ederek Filistinlilerin topraklarını gasp ediyor. Litani nehrine kadar Lübnan&#39;ı işgal etti. Oradaki Lübnan vatandaşlarını o bölgeden uzaklaştırdı. Sonra bize işgalcilik ve yayılmacılık suçlaması yapıyor. İşgalci ve yayılmacı olan Netanyahu hükümetidir. İçişleri Bakanımızın o sözlerinden o anlamları çıkarmak son derece akıl dışıdır.&quot;</p><p>Çelik, hükümetin Filistin konusundaki görüşünün açık olduğunu vurgulayarak, &quot;Birleşmiş Milletler kararları çerçevesinde, 1967 sınırları esasında, birleşik ve entegre, bağımsız, başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devletini savunuyoruz ve bu görüşümüz, Birleşmiş Milletler parametreleriyle uyumludur, uluslararası hukukla uyumludur.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p><p><b>"TAM BİR POLİTİKA DEĞİŞİKLİĞİNDEN BAHSEDEMEYİZ"</b></p><p><b>"Netanyahu hükümetinin politikalarına az da olsa ABD'den artık tepki gelmeye başladı. Politika değişikliği olarak görebilir miyiz bu adımı?" sorusunu Çelik, şöyle yanıtladı:</b></p><p>&quot;Tam bir politika değişikliğinden bahsedemeyiz ama birtakım beyanlar var, birtakım haberler çıktı. Nedir o? İşte uluslararası düzeyde Netanyahu&#39;nun sürekli savaş peşinde koşmasının, Amerika Birleşik Devletleri&#39;ni zor duruma soktuğunu Amerikan Senatosu&#39;ndaki bazı üyeler ifade ediyorlar. Yine İran&#39;la yürütülen bu barış müzakereleri, ateşkesin kalıcı hale gelmesiyle ilgili süreci yürüten Amerikalı yetkililerin, İsrail istihbaratı tarafından dinlendiğine dair birtakım haberler çıkıyor ki bunlar çok yoğun bir şekilde ortaya çıkmaya başladı. İşte en sonunda Başkan Trump, Netanyahu&#39;ya şimdiye kadar belki sayısı 10&#39;u bulmuştur, uyarıda bulundu. Kendi haline bırakıldığı takdirde bu katliamcı şebeke, hiç durmayacaktır. Bunlar, Orta Doğu&#39;da herkesi hedef aldığı gibi yarın bir gün dönüp Avrupa Birliği&#39;nde de herkesi hedef alacaktır. Zaten bunların aparatlarının sadece Mescid-i Aksa&#39;yı ve camileri değil, kiliseleri, Hristiyan din adamlarını da nasıl hedef aldıklarını hep beraber görüyoruz. Dolayısıyla o bahsettiğiniz şekilde birtakım aykırı, itiraz eden sesler yükseliyor. Aslında aykırı da dememek lazım. Doğru sesler yükseliyor ama bu henüz bir politika değişikliğine tekabül etmiyor. Burada esas olan, İsrail&#39;in bu eylemlerinin mutlak surette, kesin bir şekilde durdurulmasına dönük adım atılmasıdır. Ancak ona politika değişikliği diyebiliriz. Bazı emareler var ama politika değişikliği tanımının içine girecek düzeye gelmemiştir.&quot;</p><p>"Mahkemenin, 21 Mayıs'ta CHP ile ilgili verdiği mutlak butlan kararının ardından düzenlenen programlarda bazı basın mensuplarının fiziki ve sözlü müdahalelere uğramasının" sorulması üzerine Çelik, saldırıya uğrayan basın mensuplarına geçmiş olsun dileklerini iletti.</p><p>Her zaman basın mensuplarının yanında olduklarını dile getiren Çelik, gazetecilere yönelik saldırılarla ilgili artık bardağın taştığını söyledi.</p><p><b>Ömer Çelik, şöyle devam etti:</b></p><p>"Yani birisi protesto edebilir, eleştiride bulunabilir. Yayını engelleme veya o yayını yapan kişiye fiziki saldırıda bulunmak... Yakın zamanda bunu bir CHP milletvekili gerçekleştirdi. Muhakkak suretle bunun müeyyidesinin olması lazım. Basın mensuplarına, çalıştıkları televizyon ve yayın organlarının yayın faaliyeti bakımından laf atanlar oluyor, eleştirenler oluyor ama fiziki saldırılar bir tek CHP'nin mitinglerinde ve toplantılarında meydana geliyor. Orada bir CHP milletvekilinin saldırısı söz konusu oldu. Bunu kapsamlı bir şekilde değerlendireceğiz. Bu öncelikle ahlaki bir sorundur. Özgür Özel ekibine ait milletvekilinin o saldırısından sonra parti hukuku gereği, gereğinin yapılması icap ederdi. Yapılmaması bu şiddetin aslında teşvik edildiği anlamına geliyor. Dolayısıyla buna karşı daha güçlü bir duruş sergileyeceğimizden hiç kuşkunuz olmasın."</p><p>Çelik, gazetecilerin can güvenliğine yönelik düzenlemelere ilişkin de değerlendirmede bulunacaklarını kaydetti.</p><p><b>"NASIL BİLEBİLİRİM Kİ YARGI KARARINI"</b></p><p>Çelik, bir gazetecinin, "CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır 'mutlak butlan sonrası sizinle uçakta olduğunu, kararı öğrendiğinde, sizin haberinizin olmadığını, uçaktan indikten sonra hızlı bir şekilde kendisinin yanından ayrıldığınızı' bir gazeteciyle paylaştı. Bu diyalogla ilgili neler söylemek istersiniz?" sorusu üzerine, olayın bahsedilen şekilde gerçekleşmediğini söyledi.</p><p>Kendisinin, milletvekilleri ile uçağa binmek üzere otobüste olduğunu anlatan Çelik, otobüste sadece selamlaştıklarını, uçakta eski Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır ile yan yana oturduğunu dile getirdi.</p><p>Başarır'ın uçak içerisinde nerede oturduğunu dahi bilmediğini aktaran Çelik, şunları kaydetti:</p><p>"Otobüsteki süre zaten kısıtlı, bizim milletvekili arkadaşlarımız var. Mutlak butlan, CHP vesaire öyle bir konu konuşulmadı. Uçakta zaten yanımda Sayın Volkan Bozkır var. Biz ikimiz de eski AB Bakanı olarak AB ile ilgili konuştuk, sohbet ettik. Bahsettiğiniz CHP milletvekili nereye gitti, onu da bilmiyorum. Yok efendim 'mutlak butlan konuşmuşuz.' Ondan sonra 'ben başımı öne eğerek gitmişim' falan filan... Başını öne eğmesi gerekenler, kendi dönemlerinde CHP'yi bu ahlak dışı nitelemelerle muhatap bırakanlardır."</p><p>Çelik, "mutlak butlan kararından haberinin olmamasına" ilişkin ise "Yoktu haberim. Nasıl bilebilirim ki yargı kararını? Kendisi de söylüyor zaten." dedi.</p><p><b>"BU TİP HAYALİ ŞEYLERE BAŞVURMAYA GEREK YOK"</b></p><p><b>Tüm bunların bir senaryo olduğunun altını çizen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:</b></p><p>"Otobüsten uçağa giderken karşılıklı selamlaşıyorsunuz, aynı otobüstesiniz. Sadece diğer milletvekili arkadaşlarla bir hal hatır soruluyor. Hiçbir temas yok, hiçbir siyasi konuşma yok, uçakta herhangi bir şekilde yan yana oturmuşluğumuz yok. Fakat bunun üzerine bu şahıs böylesine bir senaryo kuruyor. Siyasetin bu düzeye gelmiş olması, bu kadar yalan üretilmesi üzücü bir şey. Ama hiç şaşırmadım. Daha önce de maalesef aynı kişiyle ilgili benzer olaylar söz konusu oldu. Halbuki siyasette rekabeti sürdürecek bir sürü alan var. Yani bu tip hayali şeylere başvurmaya gerek yok. Bunu bir sürü gazeteci arkadaşımız da yazdı. Onları da yanıltmış oldular. Bunu bir siyasi seviyenin düşmesinin örneği olarak yalanlamaya bile ihtiyaç görmedim. Her tarafından belli zaten yalan olduğu."</p><p>MYK toplantısında CHP'deki gelişmelerin konuşulmadığını, bunun CHP'nin kendi meselesi olduğunu vurgulayan Çelik, bunun, AK Parti'nin vakit ayıracağı bir konu olmadığının altını çizdi.</p><p><b>"EN ÖNEMLİ GÜNDEMLERİN BAŞINDA MİLLİ TAKIMIN MAÇI OLACAK"</b></p><p>Çelik, 2026 FIFA Dünya Kupası'nda mücadele edecek A Milli Futbol Takımı'na selamlarını ileterek, her gün onları konuştuklarını söyledi.</p><p>Takım için "Siz Hepiniz, Biz Türkiye'yiz" isimli şarkıyı hazırladıklarını anımsatan Çelik, "Onları hepimiz adına orada mücadele eden kardeşlerimiz olarak görüyoruz. Büyük başarılar diliyoruz kendilerine, anbean takip edeceğiz. Orada bulunan arkadaşlarımız da var, onlar vasıtasıyla da gelişmeleri takip ediyoruz. Kampımız maç tarihine denk geliyor. Kampta önemli siyasi gündemler var. Ama en önemli gündemlerin başında milli takımın maçı olacak." ifadelerini kullandı.</p><p>Tüm vatandaşlara iyi haftalar dileyen Çelik, gazetecilere "Sizin için de iyi bir hafta olsun. Arkadaşımızın sorduğu soru çerçevesinde söylüyorum. CHP şiddetinden uzak bir hafta olsun hepiniz için." dedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/ak-parti-myk-toplantisi-s-766_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279087</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/magazin/oyku-cengiz-ile-o-anin-oykusunde-carpici-aciklamalar-usta-sanatci-cigdem-tunc-oyuncular-ke-279087</link>
      <pubDate>2026-06-10T17:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[“Öykü Cengiz ile O Anın Öyküsü”nde çarpıcı açıklamalar! Usta sanatçı Çiğdem Tunç: Oyuncular kendini geliştiremiyor]]></title>
      <category><![CDATA[Magazin]]></category>
      <description><![CDATA[Usta sanatçı Çiğdem Tunç, 360 ekranlarında yayınlanan “Öykü Cengiz ile O Anın Öyküsü” programında, dizi sektöründeki oyuncu tercihleri ve sektörün mevcut yapısına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[“Öykü Cengiz ile O Anın Öyküsü”nde çarpıcı açıklamalar! Usta sanatçı Çiğdem Tunç: Oyuncular kendini geliştiremiyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Usta sanatçı Çiğdem Tunç, 360 ekranlarında yayınlanan "Öykü Cengiz ile O  Anın Öyküsü" programında, dizi sektöründeki oyuncu tercihleri ve sektörün  mevcut yapısına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.</p><p>Sanat hayatındaki önemli anları paylaşırken sözü günümüz dizi dünyasına  getiren Tunç, sektörün dar bir kadro içine sıkışmış olmasını sert bir dille  eleştirdi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/ykcengiz2-1006202616dab643.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b> "OYUNCULAR KENDİNİ GELİŞTİREMİYOR"</b></p><p>Sürekli aynı isimlerin farklı projelerde yer almasının sanatsal bir  durağanlığa yol açtığını belirten Tunç, "Aynı isimlerin sürekli projelerde yer  alması, oyuncuların kendilerini yenilemesini de engelliyor. Bir telefonun şarja  takılması gibi, oyuncunun da nefes almaya ve şarj olmaya ihtiyacı vardır,"  dedi.</p><p>Bir menajerle çalışmadığını, cast direktörleriyle iletişim kurmadığını ve  sektörün popüler mekânlarına gitmediğini belirten sanatçı, "Bu sistemi  beceremem. Ben işimi yapıyorum, evde şarj oluyorum," dedi.</p><p><b> "Öykü Cengiz ile O An'ın  Öykü'sü"</b> her Salı saat 23.00'de 360  ekranında.<b></b></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/ykcengiz-10062026872dec51.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/oyku-cengiz-ile-o-anin-oy-632_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279086</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kedi-sahiplerine-ev-bitkileri-konusunda-uyari-279086</link>
      <pubDate>2026-06-10T16:18:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kedi sahiplerine ev bitkileri konusunda uyarı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Kedi sahipleri, evde ve bahçede bulundurulan bazı popüler bitkilerin evcil hayvanlar için ciddi tehlike oluşturabileceği konusunda veterinerler tarafından uyarıldı. Özellikle zambak, aloe ve difenbahya gibi bitkiler kedilerde zehirlenmelere yol açabiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kedi sahiplerine ev bitkileri konusunda uyarı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Veteriner hekimler O. Yershova ve E. Frolenko, kedi sahiplerine evde ve bahçede yetiştirilen bazı popüler bitkilerin tehlikelerine karşı dikkatli olmaları gerektiği konusunda önemli uyarılarda bulundu. Uzmanlar, kedilerin bitkilere olan ilgisinin yalnızca meraklarından kaynaklanmadığını, aynı zamanda hareket eksikliği, sindirim sorunları ve beslenme yetersizliklerinden de ortaya çıkabileceğini belirtti. Evdeki bitkiler, kediler için hem oyun hem de araştırma nesnesi haline gelirken, bu davranışın arkasında çeşitli sağlık ve psikolojik nedenler bulunuyor.</p><h3>Veterinerler: 'Zambak ve aloe kediler için ölümcül olabilir'</h3><p>Kedi sahipleri için en büyük risklerden biri, evde veya bahçede bulunan bazı bitkilerin kedilerde zehirlenmelere yol açabilmesi. Yershova ve Frolenko, zambak, iris, lale, nergis ve hyacinth gibi bahçe çiçeklerinin yanı sıra, fikus, monstera, aloe, azalea ve difenbahya gibi ev bitkilerinin de kediler için toksik olduğunu vurguladı. Kedilerin bu bitkileri çiğnemesi veya yemesi halinde ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor. Uzmanlar, zehirli bitkilerin kedilerin ulaşamayacağı alanlarda tutulmasını ve mümkünse asma saksıların tercih edilmesini önerdi. Ayrıca, bahçede kedilerin gözetimsiz bırakılmaması ve bitki yataklarının ağ ile korunması gerektiği belirtildi.</p><h3>Uzmanlardan kedi sahiplerine beslenme ve aktivite önerisi</h3><p>Veterinerler, kedilerin bitkilere olan ilgisini azaltmak için sahiplerinin bazı önlemler alabileceğini ifade etti. Kedilerin yeterli lif ve protein içeren dengeli bir diyetle beslenmesi, bol suya erişiminin sağlanması ve düzenli oyunlarla hareket imkanının artırılması tavsiye edildi. Uzmanlar, kedilerde stresin ve can sıkıntısının bitkilere olan ilgiyi artırabileceğine dikkat çekerek, hayvanların günlük aktivitelerinin çeşitlendirilmesinin önemine işaret etti. Ayrıca, kedilerin sindirim sistemi sorunları veya tüy yutma gibi problemlerle karşılaşmaması için düzenli veteriner kontrollerinin de ihmal edilmemesi gerektiği vurgulandı.</p><p>Kedi sahipleri, ev ve bahçede bulunan bitkilerin türünü dikkatle seçerek, evcil hayvanlarının sağlığını koruyabilir. Veterinerlerin önerilerine uyan hayvan sahipleri, hem kedilerinin güvenliğini sağlayabilir hem de ev ortamında olası zehirlenme risklerini en aza indirebilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/kedi-sahiplerine-ev-bitki-790_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279085</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/uzmanlar-uyariyor-yavas-yuruyus-inme-riskini-artiriyor-279085</link>
      <pubDate>2026-06-10T16:03:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uzmanlar uyarıyor! Yavaş yürüyüş inme riskini artırıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, düzenli yürüyüşün stres seviyesini düşürdüğünü ve ruh halini iyileştirdiğini açıkladı. Nörobiyolog A. Asensio, yürüyüşün beyin üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekerek, hareketli bir yaşam tarzının sağlıklı bir zihin için vazgeçilmez olduğunu vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uzmanlar uyarıyor! Yavaş yürüyüş inme riskini artırıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, ilaç kullanmadan stresle başa çıkmanın en basit yollarından birinin düzenli yürüyüş olduğunu belirtti. Nörobiyolog A. Asensio, yürüyüşün ruh hali üzerindeki etkilerini anlattı. Araştırmalar, günlük yürüyüşlerin bireylerin duygusal durumunda gözle görülür bir iyileşme sağladığını gösteriyor. Asensio, hareketli yaşamanın beyin nöronları arasındaki etkileşimi artırdığını ve bunun da huzur hissini güçlendirdiğini ifade etti.</p><h3>Asensio: 'Yürüyüş, beyin sağlığında uykuyla yarışıyor'</h3><p>Nörobiyolog Asensio, mutluluk hissinin çevreyle ilişkiler, duygusal yakınlık, yeterli uyku ve fiziksel aktivite gibi birçok faktöre bağlı olduğunu açıkladı. Asensio, özellikle yürüyüş sırasında beynin daha aktif çalıştığını, nöronlar arasındaki iletişimin arttığını ve kişinin gerginliğinin azaldığını belirtti. Ayrıca, yürüyüşün getirdiği huzur ve rahatlama duygusunun, sağlığa katkısı açısından uykudan geri kalmadığını vurguladı. Bu nedenle, hareketli bir yaşam tarzı sürdüren bireylerde stresin daha kolay yönetilebildiğine dikkat çekti.</p><h3>Her gün 8.500 adım alışkanlığına uzmanlardan destek</h3><p>Bilim insanları, her gün 8.500 adım atmanın kilo kaybı sonrası elde edilen sonuçların korunmasında etkili olduğunu açıkladı. Araştırmacılar, düzenli yürüyüş alışkanlığının sadece ruh halini değil, aynı zamanda vücut sağlığını da olumlu etkilediğini belirtti. Ayrıca, yavaş yürüyenlerde zayıf kas gücü ve inme riski arasında bağlantı bulunduğu ortaya çıktı. Uzmanlar, hareketli yaşam tarzının hem fiziksel hem de zihinsel sağlık açısından önemini vurguluyor. Sonuç olarak, düzenli yürüyüşün, sağlıklı ve huzurlu bir yaşam için temel unsurlardan biri olduğu bir kez daha kanıtlandı.</p><p>Bilim insanlarının yürüyüş ve hareketli yaşam üzerine yaptığı bu uyarılar, modern yaşamın getirdiği stresle başa çıkmak isteyenler için önemli bir yol haritası sunuyor. Uzmanlar, her yaştan bireyin günlük yürüyüş alışkanlığı edinmesini tavsiye ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/uzmanlar-uyariyor-yavas-y-902_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279084</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/doktorlari-sasirtan-vaka-yemek-yerken-bayiliyor-279084</link>
      <pubDate>2026-06-10T16:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Doktorları şaşırtan vaka! Yemek yerken bayılıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Birleşik Krallık'ta yaşayan S. Hall'un yemek sırasında sık sık bayılması, nadir görülen kardiyo-inhibitor yutma bayılması teşhisini gündeme getirdi. Dünya genelinde yalnızca 150 kişide rastlanan bu sendrom, hastanın günlük yaşamını ve psikolojisini derinden etkiledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Doktorları şaşırtan vaka! Yemek yerken bayılıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşik Krallık'ta ikamet eden S. Hall, yemek sırasında yaşadığı tekrarlayan bayılmalar nedeniyle uzun süre endişe yaşadı. Hall'un yaşadığı bu olağan dışı durum, yapılan tıbbi incelemeler sonucunda kardiyo-inhibitor yutma bayılması olarak tanımlandı. Dünya genelinde yalnızca 150 civarında kişide görülen bu nadir hastalık, hastanın yemek yerken bilinç kaybı yaşamasına yol açıyor. S. Hall'un hikâyesi, 'Need To Know' dergisinde yayımlandıktan sonra geniş yankı uyandırdı.</p><h3>S. Hall: 'Her lokmada bayılma korkusu yaşadım'</h3><p>48 yaşından sonra nöbetleri sıklaşan S. Hall, yemek sırasında yanında eşinin bulunmasına rağmen her öğünde bayılma korkusuyla karşı karşıya kaldı. Çocukları, annelerinin yemeği tamamlayıp tamamlayamayacağını tedirginlikle izledi. Sık sık bilinç kaybı yaşayan Hall, bu süreçte yiyecek ve içeceklere karşı ciddi bir korku geliştirdi. Kardiyo-inhibitor yutma bayılması teşhisi konulana kadar, yaşadığı semptomları yorgunluğa, düşük kan şekerine veya menopoz belirtilerine bağladı. Ancak doktorlar, yutma sırasında vagus sinirinin aşırı tepki verdiğini ve bunun bayılmalara yol açtığını belirledi.</p><h3>Kardiyo-inhibitor yutma bayılması tedavisi sonuç verdi</h3><p>S. Hall, iki yıl önce aldığı tedavi sonrasında kardiyo-inhibitor yutma bayılması nedeniyle yaşadığı bayılmaların tekrar etmediğini ifade etti. Uzmanlar, bu nadir hastalığın dünya genelinde çok az kişide görüldüğünü ve tanı koymanın oldukça güç olduğunu vurguladı. Hall'un yaşadığı süreç, benzer semptomlar yaşayan kişiler için de önemli bir farkındalık oluşturdu. Kardiyo-inhibitor yutma bayılması, hastaların sosyal ve psikolojik yaşamını olumsuz etkileyebiliyor. S. Hall'un hikâyesi, doğru tanı ve tedavinin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.</p><p>Yaşanan bu dikkat çekici vaka, nadir hastalıkların teşhis ve tedavisinde erken müdahalenin ne kadar kritik olduğunu ortaya koydu. Kardiyo-inhibitor yutma bayılması gibi sendromlarda, hastaların yaşadığı belirtilere karşı duyarlı olunması ve uzman desteği alınması büyük önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/doktorlari-sasirtan-vaka--262_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279083</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/beyin-uzmanlarindan-gidiklama-gercegi-kendini-neden-gulduremiyorsun-279083</link>
      <pubDate>2026-06-10T15:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Beyin uzmanlarından gıdıklama gerçeği! Kendini neden güldüremiyorsun?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Gıdıklama, insanlarda hem sosyal hem biyolojik bir tepki olarak öne çıkıyor. Beyin, kişinin kendi hareketlerini önceden tahmin ederek gıdıklama hissini engelliyor. Uzmanlar, bu sürecin ardında beyinciğin rolüne dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Beyin uzmanlarından gıdıklama gerçeği! Kendini neden güldüremiyorsun?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gıdıklama hissi, insanlarda hem eğlenceli hem de merak uyandırıcı bir deneyim olarak biliniyor. Ancak bir başkasının kolayca güldürebildiği birini, kendisinin aynı şekilde gıdıklaması mümkün olmuyor. Uzmanlar, bu ilginç fenomenin beyindeki özel bir mekanizmadan kaynaklandığını belirtiyor. Gıdıklama, iki farklı biçimde ortaya çıkıyor: Knizmese ve gargaleze. Knizmese, bir tüyün cilde hafifçe temas etmesiyle oluşan, genellikle sadece hafif bir rahatsızlık hissi veren tür. Bu his, ciltte dolaşan böcekleri fark etmeye yardımcı oluyor. Gargaleze ise özellikle koltuk altı, kaburga ve karın gibi bölgelerde, tanıdık biri tarafından uygulandığında kahkahalarla sonuçlanıyor.</p><h3>Dr. Neha Vyas: 'Beyincik kendi gıdıklama hissini bastırıyor'</h3><p>Cleveland Kliniği'nden Dr. Neha Vyas, gıdıklama sırasında beynin, kişinin kendi hareketlerinden doğan duyusal uyarıları önceden tahmin ettiğini açıklıyor. Beyincik, bu öngörü sayesinde kendi kendine yapılan gıdıklama girişimlerini engelliyor ve böylece kişi kendi hareketine karşı duyarsız kalıyor. Araştırmalarda, bir gıdıklama cihazıyla yapılan deneylerde, cihaz anında devreye girdiğinde his zayıf kalıyor; ancak 1-3 saniyelik bir gecikme olduğunda, gıdıklama hissinin belirgin şekilde arttığı ortaya çıktı. Bu bulgular, beyin ve beyincik arasındaki hassas iletişimin gıdıklama deneyimini şekillendirdiğini gösteriyor.</p><h3>Charles Darwin'den günümüze gıdıklama tepkisi</h3><p>Gıdıklama üzerine ilk bilimsel gözlemlerden biri, 1872 yılında Charles Darwin tarafından yapıldı. Darwin, yabancı bir kişinin bir çocuğu gıdıkladığında çocuğun çoğunlukla korkudan bağırdığını, tanıdık biriyle ise kahkaha attığını vurguladı. Bu durum, gıdıklamanın sosyal bir bağlamda farklı etkiler yarattığını ortaya koyuyor. Ayrıca, rahat bir ortamda hipotalamusun devreye girerek vücudu adrenalinle savunmaya hazırladığı biliniyor. Tüm bu süreçlerde, gıdıklama hissinin ortaya çıkmasında hem beyincik hem de sinir sistemi önemli rol oynuyor.</p><p>Sonuç olarak, gıdıklama deneyimi yalnızca fiziksel bir uyarıdan ibaret değil; beyin, beyincik ve sosyal çevre arasındaki karmaşık iletişim sayesinde şekilleniyor. Kendini gıdıklayamamanın ardındaki sır, beynin kendi hareketlerini anında öngörüp bu hisleri bastırmasında yatıyor. Bu nedenle, gıdıklama hem biyolojik hem psikolojik açıdan insan davranışları arasında özel bir yere sahip.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/beyin-uzmanlarindan-gidik-902_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279082</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kuresel-isinma-tehlikesi-buyuyor-1000den-fazla-sehir-etkilendi-279082</link>
      <pubDate>2026-06-10T15:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Küresel ısınma tehlikesi büyüyor! 1000'den fazla şehir etkilendi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Bilim insanlarının 20 yıl süren araştırmasına göre, Doğu Avrupa ve Batı Asya'daki şehirlerde yüzey sıcaklığı 4 dereceye kadar yükseldi. Uzmanlar, iklim değişikliğinin özellikle soğuk bölgelerde etkisini artırdığını ve acil önlemler alınması gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Küresel ısınma tehlikesi büyüyor! 1000'den fazla şehir etkilendi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doğu Avrupa ve Batı Asya'da yapılan kapsamlı bir araştırma, son 20 yılda 1000'den fazla şehirde belirgin bir ısınma yaşandığını ortaya koydu. Özellikle soğuk iklim bölgelerinde şehirler, beklenenden çok daha hızlı bir şekilde ısınıyor. Araştırmaya göre, bu bölgelerde yüzey sıcaklığı 4 dereceye kadar artış gösterdi. Buna karşılık, daha yavaş ısınan şehirlerde sıcaklık artışı sadece 0,6 dereceyle sınırlı kaldı. Bilim insanları, şehir ısınmasının nedenlerinin henüz tam olarak netleşmediğini, ancak kar erimesi ve yoğun inşaat faaliyetlerinin etkili olabileceğini belirtiyor.</p><h3>Uzmanlar: 'Şehir ısınması gece saatlerinde daha tehlikeli'</h3><p>Şehir ısınması, özellikle gece saatlerinde sağlığı ciddi biçimde tehdit ediyor. Kurak şehirlerde sıcak gecelerin yüzde 47 oranında daha sık yaşandığı tespit edildi. Bu durum, insanların vücutlarının iyileşme sürecini olumsuz etkiliyor ve uzun vadede sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Araştırmada, ısınma ve nüfus artışının birleşimiyle birlikte aşırı sıcakların etkisinin dünya genelinde yüzde 51 oranında arttığı vurgulandı. Şehir ısınması, sadece sıcak bölgeleri değil, artık soğuk iklimdeki şehirleri de doğrudan etkiliyor.</p><h3>İklim değişikliği ve nüfus artışı şehir ısınmasını tetikliyor</h3><p>Araştırma sonuçlarına göre, soğuk bölgelerde şehir ısınmasının ana nedeni yüzde 71 oranında iklim değişikliği olarak öne çıkıyor. Kurak bölgelerde ise şehir ısınmasına en büyük etkiyi yüzde 69 ile nüfus artışı yapıyor. Uzmanlar, soğuk şehirlerde serin çatılar gibi önlemlerin, hızla büyüyen çöl kentlerinde ise gölge ve suyun önemini vurguluyor. Şehir ısınması ile mücadele yeteneğinin azaldığına dikkat çeken bilim insanları, özellikle soğuk şehirlerin acil olarak önlem alması gerektiğini belirtiyor.</p><p>Şehir ısınmasının etkileri her geçen yıl artıyor. Bilim insanları, şehir yönetimlerinin hızla önlem almasının, hem halk sağlığı hem de gelecekteki yaşam koşulları açısından kritik olduğunu ifade ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/kuresel-isinma-tehlikesi--318_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279081</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/arktikte-permafrost-erimesi-ekosistemi-bozuyor-279081</link>
      <pubDate>2026-06-10T15:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Arktik'te permafrost erimesi ekosistemi bozuyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Arktik'in uzak bölgelerinde, permafrostun erimesiyle ortaya çıkan turuncu nehirler, demir kirliliği nedeniyle tüm ekosistemi tehdit ediyor. Bilim insanları, bu değişimin balık ve böcek popülasyonlarını ciddi şekilde etkilediğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Arktik'te permafrost erimesi ekosistemi bozuyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Arktik bölgesinde son yıllarda gözlemlenen turuncu renkli nehirler, bilim insanlarını alarma geçirdi. Bu gözle görülür değişim, özellikle demir açısından zengin parçacıkların suya karışmasıyla ortaya çıktı. Demir kirliliği, nehirlerdeki böceklerin yaşamını zorlaştırıyor ve balıkların solungaçlarını tıkayarak tüm ekosistemi tehdit ediyor. Son araştırmalar, bu durumun temel nedeninin permafrostun erimesi olduğunu ortaya koydu. Özellikle yüksek dağlık alanlarda eriyen permafrost, suyla temas ettiğinde piritleri açığa çıkarıyor ve bu süreçte ortaya çıkan sülfürik asit ile toksik metaller, suyun kimyasını değiştiriyor. Alçak bölgelerde ise oksijensiz ve aşırı nemli topraklarda yaşayan mikroplar, demiri suda çözünür hale getiriyor. Her iki durumda da demir, oksijenle birleşince suya pas rengini veriyor ve bu parçacıklar 100 kilometreye kadar taşınabiliyor.</p><h3>Bilim insanları: Demir kirliliği besin zincirini bozuyor</h3><p>Demir kirliliği, yalnızca suyun rengini değiştirmekle kalmıyor; aynı zamanda nehir tabanında birikerek somon gibi balıkların ve böceklerin yaşam alanlarını yok ediyor. Araştırmacılar, bu parçacıkların besin zincirinin tüm halkalarını etkilediğini ve Arktik ekosisteminin dengesini bozduğunu belirtiyor. Özellikle somon popülasyonlarında ciddi azalmalar yaşanıyor. Benzer sorunlar, Rusya, kuzey Kanada, And Dağları ve Alpler gibi farklı coğrafyalarda da gözlemleniyor. Demir kirliliği başladığında, sürecin geri döndürülmesi neredeyse imkânsız hale geliyor. Uzmanlar, nehirlerin aşağısında yaşayan toplulukların bu durumdan etkilenmemesi için erken uyarı sistemlerinin önemine dikkat çekiyor.</p><h3>Arktik'te iklim değişikliği etkisi her geçen gün artıyor</h3><p>İklim değişikliğinin Arktik üzerindeki etkileri artık en uzak köşelere kadar ulaşıyor. Bilim insanları, permafrostun erimesiyle birlikte demir kirliliğinin hızla yayıldığını ve ekosistemin geleceğinin ciddi risk altında olduğunu vurguluyor. Bu süreç, yalnızca bölgedeki canlıları değil, aynı zamanda insan topluluklarını da tehdit ediyor. Araştırmacılar, iklim değişikliğinin etkilerinin durdurulması için acil önlemlerin alınması gerektiğini belirtiyor. Arktik'in turuncu nehirleri, küresel ısınmanın ve permafrost erimesinin çevre üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne seriyor. Bilim dünyası, bu sorunun çözümü için uluslararası iş birliği ve kapsamlı önlemler alınması gerektiği konusunda hemfikir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/arktikte-permafrost-erime-388_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279080</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/fujiyamada-yagis-sonrasi-toprak-yukselmesinin-nedeni-aciklandi-279080</link>
      <pubDate>2026-06-10T15:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Fujiyama'da yağış sonrası toprak yükselmesinin nedeni açıklandı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Japonya'nın simgesi Fujiyama'da şiddetli yağışlar sırasında gözlenen toprak yükselmesinin nedeni uzun süredir tartışılıyordu. Hong Kong Politeknik Üniversitesi'nden bilim insanları, bu olağan dışı hareketin magmatik bir tehlike değil, yağmur suyunun volkanik katmanlara dolmasından kaynaklandığını ortaya koydu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Fujiyama'da yağış sonrası toprak yükselmesinin nedeni açıklandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Japonya'nın ünlü volkanı Fujiyama'da son yıllarda şiddetli yağışlar sırasında toprakta meydana gelen ani yükselme, bilim dünyasında merak konusu olmuştu. 2017-2023 yılları arasında yapılan gözlemler, yağmur sırasında toprağın yaklaşık iki santimetre yükseldiğini, yağış sona erdiğinde ise kısa sürede eski seviyesine döndüğünü gösterdi. Bu olağan dışı hareketin nedeni, Hong Kong Politeknik Üniversitesi'nden araştırmacıların detaylı GPS analizleriyle netlik kazandı.</p><h3>Hong Kong Politeknik Üniversitesi'nden dikkat çeken Fujiyama bulgusu</h3><p>Araştırma ekibi, Fujiyama'nın volkanik yapısının benzersiz özelliklerine dikkat çekti. Volkanın lav katmanlarının, doğal bir su tabakası gibi davranan ve klinker tabakasıyla kaplı olduğu belirlendi. Şiddetli yağmurlar sırasında bu katmanlardaki gözenekler hızla suyla doluyor. Su sıkıştırılamadığı için, üzerindeki toprak geçici olarak yukarı itiliyor. Bilim insanları, bu yükselmenin magmatik hareketlerle ilgisi olmadığını, tamamen yağmur suyunun fiziksel etkisiyle gerçekleştiğini vurguladı. Ayrıca, bu hareketin haftalarca sürmediği ve yağmur durunca kısa sürede sona erdiği belirtildi.</p><h3>Fujiyama'da gözlenen toprak yükselmesi volkanik alarm değil</h3><p>Uzmanlar, kısa süreli toprak yükselmesinin, volkanın patlama riskiyle bağlantılı olmadığını açıkladı. Araştırmaya göre, bu tür deformasyonlar, fırtına sırasında ortaya çıkıyor ve hızlıca normale dönüyor. Volkanologlar, bu bulgunun diğer volkanlarda henüz rastlanmadığını, ancak Fujiyama'nın özel yapısı sayesinde ortaya çıktığını ifade etti. Sonuç olarak, Fujiyama'daki toprak yükselmesinin, her zaman bir tehlike işareti olmadığı ve halkın endişelenmemesi gerektiği bildirildi. Bu çalışma, volkanik bölgelerde gözlenen yüzey hareketlerinin nedenlerinin daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu.</p><p>Fujiyama'da tespit edilen bu hidrolik kaynaklı toprak yükselmesi, volkan izleme yöntemlerinde yeni bir bakış açısı sunuyor. Bilim insanları, elde edilen verilerin, volkanik risk değerlendirmelerinde yanlış alarmı önleyebileceğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/fujiyamada-yagis-sonrasi--810_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279079</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turkiyeden-netanyahuya-sert-tepki-iletisim-baskani-duran-ahlak-dersi-vermesi-hadsizlik-279079</link>
      <pubDate>2026-06-10T15:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye'den Netanyahu'ya sert tepki! İletişim Başkanı Duran: Ahlak dersi vermesi hadsizlik]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Gazze'de on binlerce sivili katleden ve uluslararası hukuku hiçe sayan bir yönetimin Türkiye'ye ahlak dersi vermeye çalışmasını "hadsizlik" olarak niteleyerek, "Soykırım suçlamasıyla yargılananların, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alması tarihin en büyük tutarsızlıklarından biridir" dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye'den Netanyahu'ya sert tepki! İletişim Başkanı Duran: Ahlak dersi vermesi hadsizlik]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun açıklamalarına ilişkin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Gazze'de ve Batı Şeria'da on yıllardır on binlerce sivili katleden, çocukları açlığa mahkum eden, şehirleri yerle bir eden, uluslararası hukuku hiçe sayan, utanç ve ahlaksızlık dolu sicile sahip bir yönetimin ve yöneticinin Türkiye'ye ahlak dersi vermeye kalkmasının tam anlamıyla hadsizlik olduğunu belirtti.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/video-10062026788425d6.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>İletişim Başkanı Duran, şunları kaydetti:</p><p>"Gazze'de soykırım suçlamasıyla Uluslararası Adalet Divanı'nda yargılananların, insanlığın vicdanı olan Türkiye'ye çamur atmaya çalışması, mazlumların sesi olan Cumhurbaşkanı'mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hadsizce hedef alması, tarihin en büyük tutarsızlıklarından biridir. İftira ve propaganda, gerçekleri değiştiremez. İnsanlık vicdanında mahkum olmuş bir zihniyetin iftiraları ne Türkiye'nin duruşunu ne de hakikati değiştirebilir. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde Türkiye, mazlumların sesi olmaya, hakikati savunmaya, zalimin karşısında durmaya devam edecektir."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/turkiyeden-netanyahuya-se-633_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279078</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/disisleri-bakani-fidan-turkiye-bulgaristan-dogalgaz-iletim-kapasitesinin-artirilmasi-strat-279078</link>
      <pubDate>2026-06-10T15:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan: Türkiye-Bulgaristan doğalgaz iletim kapasitesinin artırılması stratejik öneme sahip]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye'den Bulgaristan'a doğal gaz iletim kapasitesinin artırılması, yalnızca ikili ilişkilerimiz açısından değil, Doğu Avrupa'nın enerji güvenliği bakımından da stratejik önem taşımaktadır." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan: Türkiye-Bulgaristan doğalgaz iletim kapasitesinin artırılması stratejik öneme sahip]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fidan, Bulgaristan Haber Ajansına (BTA) mülakat verdi.</p><p>NATO müttefiki olan Türkiye ve Bulgaristan&#39;ın yaşanan küresel çatışmalarda yürüttüğü koordinasyona ilişkin konuşan Fidan, &quot;Orta Doğu&#39;da ahiren yaşanan gelişmeler, güvenlik ortamının ne kadar hızlı değişebildiğini ve İttifakın güney kanadından neşet eden tehditlerin, bölgenin ötesindeki yansımalarının etkisini ortaya koymuştur. Ülkemize yönelik ateşlenen füzeler karşısında hızla harekete geçilmiş olması, NATO&#39;nun etkinliği ve küresel ve bölgesel güvenliğin korunmasında üstlendiği caydırıcı rolün ehemmiyeti ile müttefikler arası birlik ve dayanışmanın önemini bir kez daha göstermiştir.&quot; dedi.</p><p>Fidan, Türkiye ve Bulgaristan&#39;ın, İttifakın güneydoğu kanadını oluşturan iki stratejik ortak olarak gelişmeleri yakından takip ettiğini belirterek &quot;Askeri makamlarımız ülkelerimizin hava ve füze savunma sisteminin güçlendirilmesi ve desteklenmesi konusunda atılabilecek ilave adımları değerlendirmeye hazırdır. NATO şemsiyesi altında sınır güvenliği, erken uyarı sistemleri ve istihbarat paylaşımı konularında Sofya yönetimiyle tam bir eş güdüm içerisindeyiz. Bölgesel bir tırmanmanın önlenmesi adına iki müttefik olarak ortak kararlılığımızı sürdürüyoruz.&quot; diye konuştu.</p><p>Türkiye, Bulgaristan ve Romanya&#39;nın, 2024&#39;te, Karadeniz&#39;in güvenliğini tehdit eden deniz mayınları temizlemek için başlattığı uygulamaya değinen Fidan, şunları kaydetti:</p><p>&quot;Bulgaristan&#39;da kain İleri Kara Kuvvetlerine (FLF) personel katkımız ve İttifakın Doğu Kanadında belirli aralıklarla görev icra eden unsurlarımız aracılığıyla operasyonel işbirliğimizi geliştirmeye gayret ediyoruz. Karadeniz ve Doğu Akdeniz&#39;de kilit bir müttefik ve net bir güvenlik sağlayıcısı olarak, NATO&#39;nun caydırıcılık ve savunma konumlanmasının güçlendirilmesine yönelik çalışmalara İttifak bünyesinde aktif katkı sağlamaya devam ediyoruz. Türkiye 360 derece güvenlik anlayışı doğrultusunda NATO bünyesinde katkılarını artırırken müttefikleriyle de ikili ölçekte savunma işbirliğini geliştirmeyi arzu etmektedir. Karadeniz ve Balkanlar başta olmak üzere Bulgaristan&#39;la güvenlik ve savunma alanında işbirliğimizi daha da ileriye taşımak istiyoruz.&quot;</p><p>Fidan, 2024&#39;teki son Bulgaristan ziyaretinin ardından geçen iki yıllık süreçte, ilişkilerin komşuluk ve NATO müttefikliği temelinde olumlu seyrettiğini söyledi.</p><p>İkili ticaret hacminin istikrarlı bir şekilde artarak, 10 milyar dolar hedefine yaklaşması, sınır kapılarındaki modernizasyon çalışmaları, ulaştırma ve altyapı çalışmaları kapsamındaki bağlantısallık projelerinde ortaya koyulan ortak iradenin bu dönemin en büyük kazanımı olduğunu vurgulayan Fidan, &quot;Türk şirketleri Bulgaristan&#39;da yatırım yapmaya artan bir ilgi duymaktadır. Bizler de iki ülke arasında karşılıklı yatırımların artmasını teşvik ediyor, ikili temaslarımızda bu hususun da üzerinde duruyoruz. Ayrıca iki ülke arasındaki insan odaklı diplomasi köprüleri ve kültürel projeler halklarımızı daha da yakınlaştırmaktadır. 2025 yılında Türkiye&#39;ye Bulgaristan&#39;dan gelen turist sayısı 2 milyon 800 bini aşmıştır. Bu sayıyı önümüzdeki yıllarda daha da artırmak niyetindeyiz.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p><b>- "SÜRDÜRÜLEBİLİR VE GÜÇLÜ HÜKÜMETİN VARLIĞI, BALKANLAR'IN İSTİKRARI AÇISINDAN HAYATİ ÖNEME SAHİP"</b></p><p>Bakan Fidan, Bulgaristan&#39;da uzun süren koalisyon veya geçici hükümetler döneminin ardından, parlamentoda net bir çoğunluğa sahip istikrarlı bir siyasi iradenin tecelli etmiş olmasının Bulgaristan halkı ve Bulgaristan-Türkiye ikili ilişkileri için hayırlı olmasını diledi.</p><p>Sofya&#39;da sürdürülebilir ve güçlü bir hükümetin varlığının sadece Bulgaristan&#39;ın refahı için değil, Balkanlar&#39;ın istikrarı ve ortak projelerin geleceği açısından da hayati öneme sahip olduğunun altını çizen Fidan, &quot;Bu durum, enerji, lojistik ve güvenlik alanlarında askıda bekleyen ya da uzun vadeli planlama gerektiren stratejik dosyaları çok daha hızlı ve kararlı bir şekilde neticelendirmemize imkan tanıyacaktır. Ayrıca, istikrarlı bir hükümetin getirdiği işlerlik, Bulgaristan halkının soydaşlarımız dahil tüm kesimlerinin refahını ve yaşam kalitesini artıracak hizmetlerin uygulamaya konmasında son derece önemlidir.&quot; dedi.</p><p><b>- BULGARİSTAN'DAKİ TÜRK TOPLUMU</b></p><p>&quot;Balkanlar&#39;da en fazla soydaşımızın bulunduğu ülkelerin başında gelen Bulgaristan&#39;daki soydaşlarımız, Türkiye-Bulgaristan ilişkilerinin en önemli veçhelerinden birisini oluşturmakta olup, ülkelerimiz arasında sadece sarsılmaz bir gönül köprüsü değil, aynı zamanda Bulgaristan demokrasisinin ve toplumsal barışının en önemli güvencelerinden birini teşkil etmektedir.&quot; ifadesini kullanan Fidan, soydaşların demokratik haklarını kullanarak parlamentoda güçlü şekilde temsil edilmelerinden memnuniyet duyduklarını belirtti.</p><p>Fidan, soydaşların huzur ve beraberlik içinde Bulgaristan&#39;ın siyasi, toplumsal, iktisadi ve kültürel hayatına katkıda bulunmaya devam etmelerini istediklerini vurguladı.</p><p><b>- ENERJİ İŞBİRLİĞİ</b></p><p>Bakan Fidan, Boru Hatları İle Petrol Taşıma Anonim Şirketi (BOTAŞ)-Bulgargaz arasındaki anlaşmaya ilişkin soruyu cevaplayarak &quot;2023 başında imzalanan BOTAŞ-Bulgargaz anlaşması esasen Rusya&#39;dan doğal gaz alımının kesildiği, Bulgaristan&#39;ın enerji tedarikinde arz kesintileriyle karşı karşıya kaldığı ve alternatif kaynak arayışında olduğu bir dönemde Bulgaristan&#39;ın arz güvenliğini tahkim eden stratejik bir hamleydi.&quot; diye konuştu.</p><p>Türkiye&#39;nin, bu süreçte komşusu ve müttefiki Bulgaristan&#39;ın enerji arz güvenliğine katkı sağlamayı bir sorumluluk olarak görerek gerekli desteği sunduğuna değinen Fidan, anlaşmanın temel amacının Bulgaristan&#39;ın farklı kaynaklara erişimini kolaylaştırmak ve bölgesel enerji güvenliğine katkıda bulunmak olduğunu belirtti.</p><p>Fidan, &quot;Türkiye ve Bulgaristan, bölgemizde enerji alanında her zaman güvenilir birer ortak olmuştur. BOTAŞ-Bulgargaz anlaşması, iki ülkenin işbirliğinin ötesinde, Avrupa&#39;nın enerji güvenliğinin sağlanmasına da katkı yapabilecek altyapıyı sunmaktadır.&quot; diyerek, bu konunun, ilgili kurumlar arasında uzun süredir yapıcı diyalog çerçevesinde ele alındığını söyledi.</p><p>&quot;Kazan-kazan&quot; ilkesi çerçevesinde, iki ülkenin de ticari ve hukuki çıkarlarını gözeten, günün değişen koşullarına uyumlu bir güncelleme için makamların temas halinde olduğu bilgisini paylaşan Fidan, Bulgaristan&#39;la enerji alanındaki önemli ilişkileri geliştirmeyi istediklerini dile getirdi.</p><p>Fidan, &quot;Amacımız Türkiye-Bulgaristan doğal gaz iletim kapasitesinin artırılmasını da içerecek kapsamlı bir enerji işbirliği anlaşması imzalayarak ilişkilerimizi daha da ileriye taşımaktır.&quot; diye konuştu.</p><p><b>- BALKANLARDA BÖLGESEL SAHİPLENME VURGUSU</b></p><p>Türkiye&#39;nin &quot;bölgesel sahiplenme&quot; ve &quot;kapsayıcılık&quot; ilkelerini gözeterek, bölgede işbirliği mekanizmalarının geliştirilmesi üzerinde hassasiyetle durduğunun altını çizen Fidan, 13 Balkan ülkesini bir araya getiren ve kurucu üyesi olduğu Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci&#39;ne (GDAÜ) özel önem verdiklerini dile getirdi.</p><p>Fidan, GDAÜ Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi&#39;nde Türkiye&#39;nin Balkanların ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade ederek, bölgede barış ve istikrar ortamının korunmasının Türkiye&#39;nin dış politikasının öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayacakları bilgisini paylaştı.</p><p>Bölgesel sorunlara bölgesel çözümler bulunması anlayışı temelinde &quot;bölgesel sahiplenme ilkesinin&quot; önem taşıdığına da değineceklerini aktaran Fidan, bölge ülkelerinin geleceğinin birbirine bağlı olduğu ve GDAÜ çatısı altında bölgesel işbirliğinin sürdürülmesinin öneminden bahsedeceklerini kaydetti.</p><p>Fidan, barış ortamının sürdürülmesinin yalnızca askeri yollarla mümkün olamayacağına işaret ederek, kapsayıcı ve yapıcı diyaloğun önemine, Balkan Barış Platformu başta olmak üzere Türkiye&#39;nin bölge ülkeleriyle kurduğu istişare mekanizmalarının yararına ve son uluslararası gelişmelerin bölgesel işbirliğinin önemini arttırdığına değineceğini söyledi.</p><p><b>- TÜRKİYE'NİN AB ÜYELİK SÜRECİ</b></p><p>Avrupa Birliği (AB) üyeliğinin Türkiye için stratejik öncelik olmaya devam ettiğinin altını çizen Fidan, şunları sözlerine ekledi:</p><p>&quot;Ülkemizin AB&#39;ye katılım sürecini, konjonktürel ve kısa vadeli hesaplarla değerlendirmek hata olur. Neticede bugün AB üyesi olan ülkelerin neredeyse yarısı Avrupa ailesinin parçası olarak kabul görmezken biz vardık. AB ile tam üyelik hedefi içeren Ortak Anlaşmamızı 1963 yılında imzaladık. Tam üyeliğin merhalesi olan Gümrük Birliği'ni 1996'da yürürlüğe koyduk.&quot;</p><p>Fidan, AB ile ekonomik ve ticari ilişkilerin kapsamlı ortaklığın temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, AB&#39;nin Türkiye&#39;nin en büyük, Türkiye&#39;nin ise AB&#39;nin beşinci büyük ticaret ortağı olduğunu anımsattı.</p><p>Bakan Fidan, Türkiye-AB ikili ticaret hacminin güçlü ekonomik ilişkilerin bir göstergesi olarak 2025&#39;te yaklaşık 233 milyar dolara ulaştığına dikkati çekti.</p><p>Türkiye-AB ilişkilerinin köklü kurumsal zemin ve uzun yıllara dayanan ticari, ekonomik ve toplumlar arası bütünleşme geçmişi üzerine inşa edildiğinin altını çizen Fidan, &quot;Son dönemde giderek yoğunlaşan küresel kırılmalar, hızlı dönüşümler ve çok yönlü tehdit algılamaları, AB&#39;yi köklü bir dönüşümün eşiğine getirmiştir. Güvenlikten, ekonomi ve ticarete her alanda, bildiğimiz dünyanın sonuna geldik ve tüm bu gelişmeler AB&#39;yi derinden etkiliyor.&quot; dedi.</p><p>Fidan, bugün uluslararası sistemin büyük dönüşüm içindeyken AB&#39;nin mevcut kurumsal yapısıyla devam etmesinin mümkün olmadığı değerlendirmesinde bulunarak, &quot;AB&#39;nin yaşayacağı değişime paralel olarak ülkemizle ilişkileri de yeniden ele alınacaktır. Ülkemizin üyelik sürecinin ileriye taşınması hem bizim hem AB&#39;nin lehinedir ki bu zihinsel dönüşümün AB içinde yeniden filizlendiğini, Türkiye&#39;nin öneminin her geçen gün daha yüksek sesle dile getirildiğini gözlemliyoruz.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Türkiye&#39;nin üyeliğine ilişkin siyasi iradenin yeniden ve açık bir şekilde ortaya konulması ve üyelik perspektifinin somut adımlarla desteklenerek teyit edilmesinin sürecin yeniden ivme kazanmasına katkı sağlayacağını söyleyen Fidan, Türkiye&#39;nin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye hazır olduğunu ve AB ile ilişkilerin karşılıklı yarar, diyalog ve işbirliği temelinde her alanda geliştirilmesine önem verdiğini kaydetti.</p><p><b>- "(DOĞALGAZ İLETİM KAPASİTESİNİN ARTIRILMASI) DOĞU AVRUPA'NIN ENERJİ GÜVENLİĞİ BAKIMINDAN STRATEJİK ÖNEM TAŞIMAKTA"</b></p><p>Fidan, son gelişmelerin ülkeler arasındaki bağlantısallığın ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, enerji, ulaştırma ve lojistik alanlarındaki bağlantıların güçlendirilmesinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir öncelik olarak gördüklerini ifade etti ve bu kapsamda Bulgaristan ile hayata geçirilmesi planlanan somut projelerin bulunduğunu dile getirdi.</p><p>Enerji alanında doğalgaz altyapılarının güçlendirilmesi, enterkonneksiyonların geliştirilmesi ve enerji arz güvenliğinin artırılmasının iki ülke arasındaki ortak gündemlerin önemli başlıkları olduğuna dikkati çeken Fidan, şöyle devam etti:</p><p>&quot;Ulaştırma alanında ise sınır geçişlerinin hızlandırılması, demiryolu ve karayolu bağlantılarının<br>geliştirilmesi ve lojistik altyapının güçlendirilmesi üzerinde çalışabiliriz. Türkiye&#39;den Bulgaristan&#39;a doğal gaz iletim kapasitesinin artırılması, yalnızca ikili ilişkilerimiz açısından değil, Doğu Avrupa&#39;nın enerji güvenliği bakımından da stratejik önem taşımaktadır. Özellikle Ukrayna dahil bölgedeki ülkelerin artan enerji ihtiyaçları dikkate alındığında, mevcut kapasitenin geliştirilmesi gerekmektedir. Şu anda Türkiye&#39;den Bulgaristan&#39;a olan iletim kapasitesi, talep edilen ek hacimleri Bulgaristan üzerinden göndermemiz için yeterli değil. Bunun, Bulgaristan tarafında bazı ek yatırımlar gerektirdiğinin farkındayız ve doğalgaz şebekesinde bu yatırımları mümkün kılmak için birlikte çalışmaya hazırız.&quot;</p><p>Fidan, elektrik alanında da önemli bağlantısallık projelerinin olduğunu belirterek, Türkiye,<br>Bulgaristan, Azerbaycan ve Gürcistan arasındaki &quot;Yeşil Enerji İletimi ve Ticareti&quot; projesine önem verdiklerini, bu projeye ilişkin fizibilite çalışmalarına çok yakında başlamayı umduklarını, stratejik öneme sahip bu projede ilerleme kaydedebilmek için bu çalışmaları mümkün olan en kısa sürede tamamlamak istediklerini kaydetti.</p><p>Elektrik alanında, iki ülke arasında planlanan yeni enterkonneksiyon hattı projelerini sonuçlandırmak istediklerini, bu sayede Türkiye ile Bulgaristan arasındaki transfer kapasitesini 700-1100 megavat artıracaklarını aktaran Fidan, ulaştırma alanında da Bulgaristan'la ikinci demiryolu geçişini açmak ve Karadeniz Otoyolu Projesini hayata geçirmek istediklerini, bölgesel bağlantısallığı güçlendirecek girişimlerde Bulgaristan ile birlikte çalışmaya hazır olduklarını dile getirdi.</p><p>Fidan, son yıllarda yaşanan gelişmelerin, enerji, ulaştırma ve iletişim alanlarında kesintisiz bağlantısallığın stratejik önemini açık biçimde ortaya koyduğunu, küresel tedarik zincirlerinin güvenliği ve dayanıklılığı açısından yeni ulaştırma koridorlarının geliştirilmesinin artık bir tercih değil, bir gereklilik haline geldiğini söyledi.</p><p>&quot;Trans-Hazar Doğu-Batı Orta Koridoru giderek daha cazip ve güvenilir bir güzergah olarak öne çıkmaktadır. Türkiye bu koridora stratejik önem atfetmektedir. Kalkınma Yolu Projesi ve diğer bağlantısallık girişimleri de Avrupa ile Asya arasındaki ticaret akışlarını daha hızlı, güvenli ve verimli hale getirmeyi amaçlamaktadır.&quot; ifadelerini kullanan Fidan, bağlantısallık açısından kilit bir ülke olan Türkiye&#39;nin, küresel lojistiğin kalbi konumunda olduğunu ve bu koridorların nihai hedefi olan Avrupa pazarına açılan kapının ise Bulgaristan olduğunu aktardı.</p><p>Fidan, gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması, sınır kapılarındaki kapasitenin artırılması, süreçlerin dijitalleştirilmesi ve taşımacılık süreçlerinin hızlandırılması yönünde<br>yakın işbirliğinin önemli olduğunu vurguladı.</p><p>Bulgaristan&#39;ın Türkiye üzerinden gelen devasa lojistik akıştan sadece bir geçiş ülkesi olarak değil, aynı zamanda bu hatların lojistik üssü ve dağıtım merkezi olarak ekonomik anlamda en büyük faydayı sağlayacak ortakların başında geldiğini belirten Fidan, ziyaret vesilesiyle tüm bu projeleri taçlandıracak adımları atmayı hedeflediklerini belirtti.</p><p>Fidan, Bulgaristan tarafıyla bu konularda yakın işbirliği ve temasların sürdüğünü belirterek, şunları kaydetti:</p><p>&quot;Aramızdaki Kapıkule Sınır Kapısı, Avrupa'nın birinci, dünyanın en işlek ikinci sınır kapısıdır. Yılda dört milyondan fazla aracın, on milyondan fazla yolcunun geçtiği bu kapımızın ve diğer mevcut sınır kapılarının genişletilmesi, ayrıca yeni kapılar açılması, ortak gündemimizde yer almaktadır. Amacımız, ticaretin önündeki engelleri azaltırken sınır güvenliğini en üst düzeyde muhafaza etmektir. Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu, Kafkasya, Orta Asya ve Afrika'yı birbirine bağlayan stratejik konumu, Bulgaristan'ın Avrupa içindeki merkezi rolüyle birleştiğinde, bölgesel ve küresel ticaret için önemli fırsatlar ortaya çıkmaktadır. Önümüzdeki dönemde bağlantısallık alanındaki işbirliğimizi daha da ileri taşımayı hedefliyoruz.&quot;</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/disisleri-bakani-fidan-tu-623_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279076</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ak-parti-myk-toplantisi-sona-erdi-279076</link>
      <pubDate>2026-06-10T15:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[AK Parti MYK toplantısı sona erdi ]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[AK Parti Merkez Yürütme Kurulu, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan başkanlığında toplandı. Parti Genel Merkezi'ndeki toplantı 3 saat 10 dakika sürdü.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[AK Parti MYK toplantısı sona erdi ]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sona erdi.</p><p>Parti Genel Merkezi'ndeki toplantı 3 saat 10 dakika sürdü.</p><p><b>Peki, gündemde hangi sıcak başlıklar var? İşte yanıtı...</b></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/video1-10062026d2109f3b.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/ak-parti-myk-toplandi-824_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279064</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/bilim-insanlari-sasirdi-kucuk-catlaklar-buyuk-riski-ortaya-cikardi-279064</link>
      <pubDate>2026-06-10T15:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim insanları şaşırdı! Küçük çatlaklar büyük riski ortaya çıkardı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Minnesota Üniversitesi'nde yürütülen araştırmada, yer altı çatlaklarının su ve kirleticilerin yayılımındaki rolü yeniden değerlendirildi. Çalışma, klasik modellerin aksine, çatlak kesişimlerinde sıvı hareketinin sanılandan çok daha sınırlı olduğunu ortaya koydu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim insanları şaşırdı! Küçük çatlaklar büyük riski ortaya çıkardı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Minnesota Üniversitesi'nden bilim insanları, yer altı çatlaklarının su ve kirleticilerin yayılımında oynadığı rolü mercek altına aldı. Peter K. Kang ve ekibi, laboratuvarda ürettikleri reçine blokları üzerinde yaptıkları deneylerle, yer altı çatlaklarının kesişim noktalarındaki davranışları inceledi. Elde edilen bulgular, mevcut modellerin aksine, çatlak kesişimlerinde sıvıların karışımının ciddi biçimde azaldığını gösterdi. Özellikle jeolojik stresin etkisiyle, çatlakların birleşme noktalarında beklenmedik kapanmalar ve daralmalar meydana geldiği tespit edildi. Bu gelişme, kirleticilerin yer altındaki hareketinin öngörülmesinde yeni bir yaklaşım gerektirdiğini ortaya koydu.</p><h3>Peter K. Kang: 'Çatlak kesişimleri beklenenden farklı davranıyor'</h3><p>Araştırma ekibi, 3D yazıcıyla ürettikleri çatlaklı reçine bloklarını çeşitli basınçlara maruz bırakarak gözlem yaptı. Artı şeklindeki çatlak kesişimlerinde, yatay çatlağın tamamen kapandığı, dikey çatlağın ise açık kaldığı kaydedildi. Eğik kesişimlerde ise çatlaklardan biri sıkışırken, diğeri şaşırtıcı biçimde genişledi. Artan baskı ile bağlantı noktalarının dar bir V şekline dönüştüğü ve bu bölgede sıvı karışımının neredeyse durma noktasına geldiği anlaşıldı. Bu sonuç, standart modellerin öngördüğünden çok daha farklı bir tablo ortaya koydu.</p><h3>Yer altı çatlaklarında yeni modelleme önerisi</h3><p>Mevcut matematiksel modeller, çatlakların her zaman açık ve bağlantılı olduğunu varsayıyor. Ancak Minnesota Üniversitesi'nden araştırmacılar, yük altında çatlak boğazlarının daralmasını hesaba katan yeni bir düzeltme önerdi. Bu sayede, kirleticilerin hareketi ve jeotermal sistemlerdeki sıvı akışı daha doğru tahmin edilebilecek. Ayrıca, yer altı çatlaklarında meydana gelen tıkanmaların, sıvıların karıştığı alanlarda kimyasal reaksiyonları etkilediği ve bu durumun mühendisler için yeni kontrol imkanları sunduğu vurgulandı. Sonuç olarak, yer altı çatlaklarının davranışını anlamak, çevre mühendisliği ve enerji sektöründe kritik bir öneme sahip olmaya devam ediyor.</p><p>Bu çalışma, yer altı çatlaklarının su ve kirletici yayılımındaki etkisinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor. Araştırmanın bulguları, hem çevresel risklerin yönetimi hem de enerji projeleri için daha hassas tahminler yapılabilmesinin önünü açıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/bilim-insanlari-sasirdi-k-663_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279063</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/yapay-zeka-ile-siber-boceklerde-yeni-donem-basladi-279063</link>
      <pubDate>2026-06-10T15:13:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yapay zeka ile siber böceklerde yeni dönem başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Japonya'da Osaka Üniversitesi'nden bilim insanları, yapay zeka destekli siber böcekler üzerinde çığır açan bir çalışma gerçekleştirdi. Ekip, hamamböceklerinin vücut içi sinyallerini analiz ederek, bu canlıları arama kurtarma gibi kritik görevlerde daha etkin kullanmayı hedefliyor. Geliştirilen sistem, siber böceklerin stresli anlarını tespit edip müdahale edebiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yapay zeka ile siber böceklerde yeni dönem başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Japonya'da Osaka Üniversitesi'nden araştırmacılar, yapay zeka ile donatılmış siber böcekler geliştirdi. Bilim insanları, hamamböceklerinin vücutlarına yerleştirilen sensörlerle kalp atışı, sinir sinyalleri ve hareketlerini izleyerek, bu canlıların davranışlarını daha hassas biçimde kontrol etmeyi başardı. Geliştirilen yaklaşık beş gramlık çıkarılabilir cihaz, böceğin vücut içi sinyallerini analiz ediyor ve yapay zeka algoritmaları sayesinde böceğin beş farklı durumunu ayırt edebiliyor. Deneylerde, sistemin on denemeden dokuzunda doğru sonuç verdiği belirtildi. Bu yenilikçi yaklaşım, siber böceklerin yalnızca dışarıdan komut almalarının ötesine geçerek, canlıların biyolojik tepkilerini de dikkate alıyor.</p><h3>Osaka Üniversitesi ekibi: 'Siber böcekler labirentte başarıya ulaştı'</h3><p>Testler sırasında, geleneksel yöntemlerle yönlendirilen hamamböcekleri labirentte ilerleyemezken, yapay zeka destekli siber böcekler dört odalı bir ortamda hedefe ulaşmayı başardı. Sistem, böcek stres altında olduğunda tüm uyarıcıları kapatıyor ve canlıya kendi yolunu bulma şansı tanıyor. Sakin veya yiyecek bulunan ortamlarda ise cihaz, titreşim ve ışık sinyalleriyle böceği yönlendiriyor. Bu sayede, siber böcekler karmaşık ortamlarda daha etkin ve hızlı hareket edebiliyor. Araştırma ekibi, bu teknolojinin özellikle arama kurtarma operasyonlarında ve tehlikeli bölgelerde örnek toplama görevlerinde büyük avantaj sağlayacağını vurguluyor.</p><h3>Yapay zeka tabanlı sistemin gerçek ortamda sınavı</h3><p>Laboratuvar ortamında yüksek başarı gösteren sistem, gerçek dünya koşullarında ise yüzde 33 oranında hata payına sahip. Araştırmacılar, bu durumu böceğin hareketlerinin sensörlere çarpmasına bağlıyor. Ancak ekip, teknolojinin geliştirilmesiyle birlikte bu oranın daha da düşeceğine inanıyor. Gelecekte, yapay zeka ile yönetilen siber böceklerin, enkaz altında kalan insanları bulmak veya riskli bölgelerden hava örnekleri toplamak gibi görevlerde kullanılması planlanıyor. Osaka Üniversitesi'nin bu çalışması, hem yapay zeka hem de biyoteknoloji alanında önemli bir adım olarak gösteriliyor.</p><p>Sonuç olarak, yapay zeka destekli siber böcekler, geleneksel yöntemlerin ötesine geçerek, canlıların doğal tepkilerini dikkate alan bir kontrol sistemi sunuyor. Bu yaklaşım, arama kurtarma ve çevre güvenliği gibi alanlarda yeni fırsatlar yaratabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/yapay-zeka-ile-siber-boce-101_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279062</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/sorgun-1-asliye-hukuk-mahkemesi-279062</link>
      <pubDate>2026-06-11T00:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[SORGUN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ]]></title>
      <category><![CDATA[Resmi İlanlar]]></category>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <subtitle><![CDATA[SORGUN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><strong>T.C. SORGUN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDEN / BAŞKANLIĞINDAN</strong></p> <p><strong>ESAS NO</strong>&nbsp;<strong>:</strong>&nbsp;2026/64 Esas<br /> <strong>DAVALILAR</strong>&nbsp;<strong>:</strong>&nbsp;1- MUHLİS AYDOĞAN 53542666074<br /> Davacı tarafından Yozgat İli Sorgun İl&ccedil;esi Akoluk K&ouml;y&uuml; 108 ada 19 parsel sayılı taşınmaz aleyhine a&ccedil;ılan Kamulaştırma (Bedel Tespiti Ve Tescil) davasının yapılan yargılamasında;<br /> Mahkemenizce dava dilek&ccedil;esinde belirtilen adresinize duruşma g&uuml;n&uuml;n&uuml; bildirir davetiye &ccedil;ıkarılmış olup tebligat yapılamamıştır. Adres araştırmasından da bir netice alınamadığından dava dilek&ccedil;esi, tensip zaptı, bilirkişi raporu, &ouml;n inceleme duruşma zaptı ve duruşma g&uuml;n&uuml;n&uuml;n ilanen tebliğine karar verilmiştir.<br /> Durusma G&uuml;n&uuml;: 06/10/2026 g&uuml;n&uuml; saat: 10:05&#39;da duruşmada bizzat hazır bulunmanız, veya kendinizi bir vekille temsil ettirmeniz, Aksi taktirde H.U.M.K.&#39;nun 3156 sayılı yasa ile değişik 213/2 maddesi uyarınca yargılamaya yokluğunuzda devam olunacağı hususu, Dava Dilek&ccedil;esi ve duruşma g&uuml;n&uuml; yerine ge&ccedil;erli olmak &uuml;zere ilanen tebliğ olunur.<br /> <strong>TENSİP ZAPTI:</strong></p> <p>1. HMK'nın 322. Maddesinin atfıyla, HMK 139/1-ç ve 140/5 maddeleri uyarınca <strong>DAVACI VE DAVALI</strong> <strong>TARAFA</strong> dilekçelerinde sözünü etmiş olup dosyaya sunmadıkları deliler varsa birer örneğini sunmaları ve başka yerden celbi gerekenler için gerekli izahat ve masrafı vermeleri, HMK'nın 94, 194 ve 240 maddeleri uyarınca <strong>TANIK LİSTESİ SUNMA DAHİL TÜM DELİLLERİNİ</strong> somutlaştırmaları ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtemeleri için iş bu tutanağın tebliğinden itibaren <strong>İKİ HAFTALIK KESİN SÜRE verilmesine</strong>, <strong>kesin süreye uymayan tarafın o delilden vazgeçmiş sayılacağının İHTARINA,</strong></p> <p>2. İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının davanın açılmasıyla, savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının cevap dilekçesinin verilmesi ile başladığının taraflara iş bu tebliği suretiyle bildirilmesine,</p> <p>3. Tarafların dilekçeleri ile birlikte tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu belirterek bildirmelerine ve ellerinde bulunan delillerini dilekçeye eklemelerine ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer verdiklerinde ilgili yerlerden celbine, masrafın davacı yönünden gider avansından karşılanmasına, davalı yönünden ise HMK'nın 324 maddesi gereğince davalıdan alınmasına,</p> <p>4. Cevaba cevap ve 2. cevap dilekçelerinin HMK 317/3 maddesi gereğince verilemeyeceğinin taraflara ihtarına,</p> <p>5. İlk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlar ile esasa ilişkin süreler (hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri) hakkında tarafların dinlenmek suretiyle karar oluşturacağı ve tarafların duruşmaya geldiğinde sulhe teşvik edileceğinin ve sulhe hazırlıklı gelmeleri gerektiğinin taraflara ihtarına,</p> <p><strong>&Ouml;N İNCELEME DURUŞMA ZAPTI:</strong></p> <p>1. Ön inceleme aşaması tamamlandığından HMK'nın 147. maddesi uyarınca gelecek duruşma tahkikat ve sözlü yargılama safhasına geçilmesine, tahkikatın bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülmesine,</p> <p>2. HMK 147/2. maddesi uyarınca, geçerli bir özrü bulunmaksızın belirlenen gün ve saatte tahkikat duruşmasında hazır bulunmayan tarafın yokluğunda tahkikat işlemlerinin yapılacağı ve yapılan işlemlere itiraz edilemeyeceği, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi halinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150. Madde hükmü saklı kalmak kaydıyla yokluklarında hüküm verileceği hususlarının <strong>taraflara İHTARINA</strong> <strong>(Taraflara yasal ihtaratın iş bu zaptın tebliği yolu ile yapılmasına)</strong></p> <p>3. Tahkikat ve sözlü yargılama duruşma gününün HMK'nın 147/2. maddesinde ki ihtar ile birlikte DURUŞMADA HAZIR BULUNMAYAN DAVALI TARAFA TEBLİĞİNE, davetiyeye iş bu duruşma tutanağının bir suretinin eklenmesine,</p> <p><strong>BİLİRKİŞİ RAPORU:</strong></p> <p>1. 108/19 Parsel İçin Mülkiyet Kamulaştırma Bedeli 0,00 TL</p> <p>2. 108/19 Parsel İçin Daimi İrtifak Hakkı Kamulaştırma Bedeli 10.170,56 TL</p> <p>3. 108/19 Parsel İçin Geçici İrtifak Hakkı Bedeli 1.320,06 TL</p> <p><strong>TOPLAM 11.490,62 TL</strong></p> <p><span class="marker"><strong>#ilangovtr BASIN NO:&nbsp;ILN02485517</strong></span></p> ]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/f737a6.jpeg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279061</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/cin-hindistan-ve-abdde-sel-riski-kritik-seviyede-artiyor-279061</link>
      <pubDate>2026-06-10T15:11:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çin, Hindistan ve ABD'de sel riski kritik seviyede artıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İklim değişikliği, sel zamanı üzerinde küresel ölçekte ciddi bir kaymaya yol açıyor. Guangdong Teknoloji Üniversitesi'nden Wei Qi'nin liderliğindeki yeni analiz, baraj operatörleri ve çiftçiler için kritik uyarılar barındırıyor. Özellikle Çin, Hindistan ve ABD'de sel felaketlerinin zamanlaması kökten değişiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çin, Hindistan ve ABD'de sel riski kritik seviyede artıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İklim değişikliğinin etkisiyle, sel zamanı dünya genelinde giderek öngörülemez hale geliyor. Guangdong Teknoloji Üniversitesi'nden Wei Qi'nin yürüttüğü güncel araştırma, küresel ısınmanın sel olaylarının zamanlamasını önemli ölçüde kaydırdığını gözler önüne serdi. Baraj operatörleri, geçmiş yıllardaki sel takvimine göre su seviyelerini ayarlamaya devam ediyor. Ancak yeni bulgular, bu tarihlerin artık güvenilir olmadığını ve ani taşkın ya da su kaybı risklerini artırdığını ortaya koydu. Özellikle baraj yönetimi ve tarımsal faaliyetler açısından, sel zamanı değişikliği büyük bir tehdit oluşturuyor.</p><h3>Wei Qi: 'Sel zamanı her 0,5 derece ısınmada yarım gün kayıyor'</h3><p>Wei Qi'nin analizine göre, küresel ortalamada sel zamanı her 0,5 derece sıcaklık artışında yarım gün daha erken ya da geç yaşanıyor. Erken sel olaylarının görüldüğü bölgelerde, kar erimesinin hızlanması bu süreci daha da öne çekiyor. Yağmura bağlı sel zirvelerinde ise, sel zamanı daha ileri tarihlere sarkıyor. 1,5 derece ısınma senaryosunda ise, dünyanın yarısında sel zamanı bir haftadan fazla kayıyor. Bu değişim, özellikle Çin, Hindistan ve ABD gibi ülkelerde ciddi sonuçlar doğuruyor. Baraj operatörleri ve çiftçiler, sel zamanı değişikliğine karşı hazırlıksız yakalanma riskiyle karşı karşıya kalıyor.</p><h3>Baraj yönetimi ve sigorta sektörü için yeni riskler</h3><p>Mühendisler, barajları maksimum su seviyesine göre planlarken; sigorta şirketleri ise yıllık olasılıklara dayanarak risk hesaplamaları yapıyor. Ancak sel zamanı değişikliği, bu hesaplamaların geçerliliğini sorgulatıyor. Araştırma, ısınmanın sadece sel sıklığını ve şiddetini değil, aynı zamanda zamanlamasını da kökten etkilediğini gösteriyor. Bu da erken veya geç yapılan baraj boşaltmalarının felaketlere yol açabileceği anlamına geliyor. Uzmanlar, sel zamanı değişikliğinin artık afet yönetimi, tarım ve sigorta stratejilerinde en az sıklık ve şiddet kadar dikkate alınması gerektiğini vurguluyor. Sonuç olarak, iklim değişikliğinin sel zamanı üzerindeki etkisi, küresel risk yönetimi anlayışını yeniden şekillendiriyor.</p><p>İklim değişikliğine bağlı sel zamanı kaymaları, önümüzdeki yıllarda baraj yönetimi, tarım ve sigorta sektörlerinde daha esnek ve güncel stratejiler geliştirilmesini zorunlu kılıyor. Uzmanlar, sel zamanı değişikliğinin her düzeyde dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/cin-hindistan-ve-abdde-se-341_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279060</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/sivrisineklerden-korunmak-icin-uzmanlardan-5-etkili-oneri-279060</link>
      <pubDate>2026-06-10T15:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sivrisineklerden korunmak için uzmanlardan 5 etkili öneri]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Sivrisinekler yaz aylarında hem evlerde hem de açık alanlarda ciddi bir sorun haline geliyor. İstanbul'da yaşayanlar, sivrisineklerden korunmak için uzmanların önerdiği basit ama etkili yöntemleri uygulayarak hem kaşıntılı ısırıklardan hem de olası hastalıklardan uzak durabilir.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sivrisineklerden korunmak için uzmanlardan 5 etkili öneri]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsimiyle birlikte İstanbul ve çevresinde sivrisineklerin sayısı hızla arttı. Uzmanlar, sivrisineklerin sadece rahatsız edici ısırıklara yol açmakla kalmadığını, aynı zamanda çeşitli hastalıkların taşıyıcısı olabileceğini hatırlatıyor. Sivrisineklerden korunmanın yolları ise hem pratik hem de herkesin uygulayabileceği kadar basit. Vantilatör kullanımı, sineklik takılması, durgun suyun ortadan kaldırılması ve bahçede gereksiz eşyaların temizlenmesi, sivrisinek istilasına karşı öne çıkan yöntemler arasında yer alıyor.</p><h3>Uzmanlar: 'Vantilatör ve sineklik en etkili savunma'</h3><p>Sivrisineklerle mücadelede en etkili yöntemlerden biri vantilatör kullanmak. Uzmanlara göre, sivrisineklerin kanatları zayıf olduğundan vantilatörün yarattığı rüzgar, bu böceklerin odada rahatça dolaşmasını engelliyor. Ayrıca, pencere ve kapılara takılan sineklikler, hem evde hem de doğada sivrisineklerin içeri girmesini önlüyor. Bu önlemler, özellikle yaz akşamlarında evde geçirilen zamanı daha konforlu hale getiriyor. Sivrisineklerin yaygın olduğu bölgelerde, sineklik ve vantilatör kullanımı ciddi bir fark yaratıyor.</p><h3>Durgun su ve bahçe eşyaları sivrisineklerin üreme alanı</h3><p>Sivrisinekler yumurtalarını genellikle durgun suya bırakıyor. Saksı altlıklarında, evcil hayvanların su kaplarında veya bahçede biriken sularda sivrisinek larvaları hızla çoğalabiliyor. Uzmanlar, bu nedenle özellikle bahar ve yaz aylarında saksı altlıklarındaki suyun sık sık dökülmesini ve kapların iyice temizlenmesini öneriyor. Ayrıca, bahçede su tutabilen eski lastik gibi gereksiz eşyaların ortadan kaldırılması, sivrisineklerin üreme alanını azaltıyor. Bu basit adımlar sayesinde hem ev hem de bahçe sivrisineklerden daha güvenli hale geliyor.</p><p>Yaz aylarında sivrisinek tehdidini en aza indirmek için, uzmanların önerdiği bu yöntemleri düzenli olarak uygulamak büyük önem taşıyor. Sivrisineklerin yayılmasını önlemek ve sağlıklı bir yaz geçirmek için, evde ve çevrede alınacak küçük önlemler büyük fark yaratıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/sivrisineklerden-korunmak-551_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279059</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/50-yillik-uyari-dogrulandi-kuresel-cokus-senaryosu-gercek-oluyor-279059</link>
      <pubDate>2026-06-10T15:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[50 yıllık uyarı doğrulandı! Küresel çöküş senaryosu gerçek oluyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Roma Kulübü tarafından Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'ne (MIT) 1972 yılında hazırlatılan rapor, küresel çöküş riskinin giderek arttığını ortaya koydu. Uzmanlar, doğal kaynakların tükenmesi ve çevre kirliliğinin insanlığın geleceğini tehdit ettiğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[50 yıllık uyarı doğrulandı! Küresel çöküş senaryosu gerçek oluyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1972 yılında Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) ve Roma Kulübü'nün iş birliğiyle hazırlanan rapor, küresel çöküş riskine ilişkin dikkat çekici öngörüler sundu. Dünya ekonomisinde sınır tanımayan büyümenin devam etmesi halinde, çevre sorunlarının göz ardı edilmesiyle insanlığın 21. yüzyılda çöküşle karşı karşıya kalabileceği uyarısı yapıldı. Uzmanlar, sistem dinamiğiyle oluşturulan World3 bilgisayar modeliyle gerçekleştirdikleri analizde, çevreye duyarsız üretim ve tüketim alışkanlıklarının sürdürülebilir bir gelecek için ciddi tehdit oluşturduğunu belirtti.</p><h3>Roma Kulübü: 'Radikal değişim şart'</h3><p>Raporda, küresel çöküşün önüne geçebilmek için yalnızca köklü bir öncelik değişikliği ve sosyal değerlerin yeniden şekillenmesi gerektiği vurgulandı. Ancak, aradan geçen yarım asırda bu yönde anlamlı bir adım atılmadı. Uzmanlar, mevcut gidişatın yaşam standartlarını tehdit ettiğini, önlem alınmazsa insanlığın refah seviyesinin düşeceğini ifade ediyor. Roma Kulübü'nün öngörülerinin, günümüz koşullarında daha da büyük bir önem taşıdığına dikkat çekiliyor.</p><h3>KPMG'den Herrington: 'Küresel çöküş hızlanıyor'</h3><p>KPMG'de görev yapan Gaya Herrington tarafından gerçekleştirilen son araştırmalar, 1970'lerde yapılan karamsar tahminlerin doğruluğunu bir kez daha ortaya koydu. Herrington, doğal kaynakların hızla tükenmesi, çevre kirliliği ve iklim değişikliğinin insanlığın çöküşüne yol açtığını belirtiyor. Teknolojinin maliyetinin artması ve insanların refahının azalması, sürdürülebilirlik açısından küresel ekonomiyi tehdit ediyor. Uzmanlar, acil önlem alınmadığı takdirde küresel çöküşün kaçınılmaz olacağı konusunda uyarıyor.</p><p>Sonuç olarak, MIT ve Roma Kulübü'nün 50 yıl önce yaptığı uyarılar bugün daha da güncel hale geldi. Doğal kaynakların tükenmesi ve çevre sorunlarının büyümesi, insanlığın geleceğini tehdit ediyor. Uzmanlar, küresel çöküşü önlemek için toplumların acilen radikal adımlar atması gerektiğini vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/10/50-yillik-uyari-dogruland-988_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>