<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278721</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turkiye-nato-zirvesine-hazir-tum-tedbirler-masada-278721</link>
      <pubDate>2026-06-08T19:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye NATO Zirvesi'ne hazır: Tüm tedbirler masada]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek NATO Zirvesi'nin güvenli ve başarılı bir şekilde icra edilmesi amacıyla tüm hazırlıkları kapsamlı şekilde ele aldıklarını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye NATO Zirvesi'ne hazır: Tüm tedbirler masada]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çiftçi, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, NATO Zirvesi kapsamında alınacak güvenlik tedbirlerine ilişkin hazırlıkları değerlendirmek üzere, İçişleri Bakanlığı'ndaki Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi (GAMER) Toplantı Salonu'nda kapsamlı koordinasyon toplantısı gerçekleştirdiklerini belirtti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/41616146.jpg"/><p>Toplantıya, Bakan yardımcıları Ali Çelik ve Kübra Güran Yiğitbaşı, Ankara Valisi Yakup Canbolat, Emniyet Genel Müdürü Ali Fidan, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Ali Çardakcı ve ilgili birim amirlerinin katıldığını aktaran Çiftçi, şunları kaydetti:</p><p>"Ülkemizin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek NATO Zirvesi'nin güvenli ve başarılı bir şekilde icra edilmesi amacıyla tüm hazırlıkları kapsamlı şekilde ele aldık. Devletimizin tüm kurumları arasında güçlü bir koordinasyon ve eşgüdüm anlayışıyla hareket ederek, kamu düzeninin korunması, misafir heyetlerin güvenliği ve zirvenin başarıyla tamamlanması için gerekli tüm tedbirleri titizlikle almaya devam edeceğiz. Türkiye, sahip olduğu tecrübe, güçlü güvenlik altyapısı ve kurumsal kapasitesiyle NATO Zirvesi'ne en üst düzeyde ev sahipliği yapacaktır."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/turkiye-nato-zirvesine-ha-429_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278720</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/katil-netanyahudan-irana-acik-tehdit-cok-daha-siddetli-karsilik-verecegiz-278720</link>
      <pubDate>2026-06-08T18:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Katil Netanyahu'dan İran'a açık tehdit: Çok daha şiddetli karşılık vereceğiz]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'dan gelen füze saldırılarının ardından video mesajla dünyaya seslendi ve olası yeni bir İran saldırısı halinde çok sert karşılık verecekleri tehdidinde bulundu. Trump'ın talebiyle İran'a saldırıları durduran ancak Lübnan operasyonlarını sürdüren İsrail'in açıklamaları bölgedeki gerilimi tırmandırdı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Katil Netanyahu'dan İran'a açık tehdit: Çok daha şiddetli karşılık vereceğiz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail ile İran arasındaki karşılıklı füze saldırıları Orta Doğu'daki gerilimi son yılların en yüksek seviyesine taşıdı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'dan gelen üç dalga halindeki füze saldırısının ardından yayımladığı video mesajla sert bir tehdit dili kullandı. ABD Başkanı Trump'ın arabuluculuk girişimine rağmen Lübnan'a yönelik operasyonların devam edeceği mesajı, bölgedeki dengeleri yeniden sarstı.</p><p><b>NETANYAHU'DAN İRAN'A GÖZDAĞı: BU BENİM DÖNEMİMDE OLMAYACAK</b></p><p>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'dan yeni bir saldırı olması halinde daha şiddetli karşılık verecekleri tehdidinde bulundu.</p><p>Netanyahu, yayımladığı video mesajda, İran'la yaşanan karşılıklı çatışmalara ilişkin açıklama yaptı.</p><p>İran ve Hizbullah'ın saldırılarla kendilerine karşı yeni ve kabul edilemez bir denklem dayatmaya çalıştığını ileri süren Netanyahu, "Lübnan ve İran topraklarından İsrail'e ateş açacaklarını ve bizim de harekete geçmeyeceğimizi düşündüler. Bu olmadı ve benim görev sürem boyunca da olmayacak." ifadelerini kullandı.</p><p>İran ve Hizbullah'ı kuşatma altında tuttuklarını iddia eden Netanyahu, olası yeni bir saldırı halinde İran'a çok sert karşılık vereceklerini söyledi.</p><p><b>TRUMP'IN TALEBİYLE İRAN SALDIRILARI DURDU, LÜBNAN OPERASYONU SÜRÜYOR</b></p><p>İsrail basını, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun, ABD Başkanı Donald Trump'ın talebi üzerine İran'a saldırıları durdurmayı kabul ettiğini ancak Lübnan'a saldırıların "tüm gücüyle" devam edeceğini öne sürmüştü.</p><p>İsrail ordusu dün Lübnan'dan İsrail'e roket atıldığı iddiasıyla başkent Beyrut'a saldırı düzenlemiş, İranlı yetkililer İsrail'in bu saldırısına tepki göstererek karşılık vereceğini duyurmuştu.</p><p><b>ÜÇ DALGA HALİNDE FÜZE SALDIRILARI VE KARŞILIKLI ATEŞ</b></p><p>İran'dan gece saatlerinde üç dalga halinde ateşlenen füzeler nedeniyle İsrail'in kuzeyindeki birçok kentte sirenler çalmıştı.</p><p>İsrail ordusu, İran'ın batı ve orta kesimini hedef aldığını açıklamış, Tahran da bu saldırıya füzelerle yanıt vermişti.</p><p><b>İRAN'DAN ATEŞKES KARARI VE YENİ SALDIRI UYARISI</b></p><p>İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaşı yürüten birimi Hatemu'l Enbiya Karargahı ise İsrail'e yönelik askeri operasyonların durdurulduğunu açıklamış ve İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürmesi halinde daha sert karşılık verileceği uyarısında bulunmuştu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/katil-netanyahudan-irana--554_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278719</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/chpden-sosyal-medya-adimi-imamoglu-ve-ozel-takipten-cikarildi-278719</link>
      <pubDate>2026-06-08T18:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[CHP'den sosyal medya adımı! İmamoğlu ve Özel takipten çıkarıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[CHP, resmi sosyal medya hesabından İmamoğlu ve Özel'i takip edilenler listesinden çıkardı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[CHP'den sosyal medya adımı! İmamoğlu ve Özel takipten çıkarıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP, resmi sosyal medya hesabından İmamoğlu ve Özel'i takip edilenler listesinden çıkardı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/chpden-sosyal-medya-adimi-920_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278718</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/borsa-gunu-yukselisle-tamamladi-278718</link>
      <pubDate>2026-06-08T18:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Borsa günü yükselişle tamamladı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,22 değer kazanarak 13.860,59 puandan tamamladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Borsa günü yükselişle tamamladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BIST 100 endeksi, önceki kapanışa göre 166,41 puan artarken, toplam işlem hacmi 171,5 milyar lira oldu.</p><p>Bankacılık endeksi yüzde 3,61, holding endeksi yüzde 1,04 değer kazandı.</p><p>Sektör endeksleri arasında en çok kazandıran yüzde 5,59 ile finansal kiralama faktoring, en çok kaybettiren ise yüzde 3,88 ile spor oldu.</p><p>Küresel piyasalarda, Orta Doğu&#39;da hafta sonu tırmanan gerilimin hafiflediğine dair işaretler ve çip şirketlerinin geçen haftaki sert satışların ardından toparlanmasıyla pozitif bir seyir izleniyor.</p><p>Borsa İstanbul&#39;da BIST 100 endeksi, gün içinde en düşük 13.580,41 seviyesini görmesinin ardından bankacılık endeksi öncülüğünde gelen alımlarla günü pozitif tamamladı.</p><p>Analistler, yarın yurt içinde veri gündeminin sakin olduğunu, yurt dışında ise Almanya&#39;da dış ticaret dengesi, sanayi üretimi, ABD&#39;de dış ticaret dengesi, toptan eşya stokları ve ikinci el konut satışlarının takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.000 ve 14.100 puanın direnç, 13.700 ve 13.600 seviyelerinin destek konumunda olduğunu kaydetti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/borsa-gunu-yukselisle-tam-931_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278717</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/unlulere-yonelik-sorusturma-10-kisinin-test-sonucu-belli-oldu-278717</link>
      <pubDate>2026-06-08T18:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ünlülere yönelik soruşturma... 10 kişinin test sonucu belli oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul'da yasaklı madde kullanımını kolaylaştıran, yer temin eden ve kullananlara yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, Adli Tıp Kurumunda (ATK) örnek veren 10 şüphelinin daha uyuşturucu test sonucu belli oldu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ünlülere yönelik soruşturma... 10 kişinin test sonucu belli oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından &quot;kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak&quot; ve &quot;uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma&quot; suçlarına ilişkin başlatılan soruşturma devam ediyor.</p><p>Soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumunda kan, idrar ve saç örnekleri alınan şüpheliler Fatih Karaca (Mabel Matiz), Volkan Bahçekapılı, Tarık Tunca Bakır, Aycan Yağcı, Eda Dora, Aslıhan Turanlı, Yasemin İkbal, Yağmur Ünal, Eren Kesimer ve Semiha Bezek ile ilgili rapor hazırlandı.</p><p>Rapora göre, Aycan Yağcı&#39;nın idrar testinde esrar maddesine, saç örneğinde ise kokain ve metabolitlerine rastlandı.</p><p>Eda Dora&#39;nın kan, idrar ve saç, Fatih Karaca (Mabel Matiz) ve Aslıhan Turanlı&#39;nın saç ve idrar örneklerinde kokain ve metabolitlerine rastlanırken, Tarık Tunca Bakır, Yasemin İkbal, Yağmur Ünal, Eren Kesimer, Volkan Bahçekapılı ve Semiha Bezek&#39;in ise sadece saç örneklerinde kokain ve metabolitleri tespit edildi.</p><p>Kesimer&#39;in saç örneğinde ayrıca fentanil ve petidine rastlandı.</p><p>Rapora göre, şüpheliler Aycan Yağcı, Aslıhan Turanlı, Fatih Karaca, Volkan Bahçekapılı, Yasemin İkbal, Yağmur Ünal, Eren Kesimer ve Semiha Bezek&#39;in örneklerinde ilaç etken maddeleri de tespit edildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/unlulere-yonelik-sorustur-755_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278716</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turkiyeden-ermenistana-istikrar-ve-baris-vurgusu-normallesme-icin-daha-cesur-adimlar-atilmali-278716</link>
      <pubDate>2026-06-08T18:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye'den Ermenistan'a istikrar ve barış vurgusu: Normalleşme için daha cesur adımlar atılmalı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanlığı, Ermenistan'da 7 Haziran'da gerçekleştirilen parlamento seçim sonuçlarının Ermenistan halkı için hayırlı olmasını diledi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye'den Ermenistan'a istikrar ve barış vurgusu: Normalleşme için daha cesur adımlar atılmalı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[Dışişleri Bakanlığı, Ermenistan'da dün düzenlenen parlamento seçimlerine ilişkin yazılı açıklama yaptı.<p></p><p>Seçimlerin, barış ve huzur ortamında başarıyla tamamlanmasından memnuniyet duyulduğu belirtilen açıklamada, seçim sonuçlarının Ermenistan halkı için hayırlı olması temenni edildi.</p><p></p><p>Açıklamada şu ifadeler yer aldı:</p>"Ermenistan'da 7 Haziran 2026 tarihinde düzenlenen Parlamento seçimlerinin barış ve huzur ortamında tamamlanmış olmasından memnuniyet duyuyoruz.<p></p><p>Seçim sonrası dönemde Ermenistan'ın bölgede barış ve normalleşme yönünde daha cesur adımlar atmasını temenni ediyoruz.</p><p>Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, bölge ülkelerinin ortak çıkarları temelinde, bölgesel istikrar ve refaha katkı sağlamaya devam edecektir."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/turkiyeden-ermenistana-is-253_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278715</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/mit-baskani-kalindan-kritik-diplomasigazze-ateskesinin-ikinci-asamasi-icin-masaya-oturdu-278715</link>
      <pubDate>2026-06-08T18:16:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[MİT Başkanı Kalın'dan kritik diplomasi: Gazze ateşkesinin ikinci aşaması için masaya oturdu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[MİT Başkanı İbrahim Kalın, Gazze'deki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına ilişkin Kahire'de düzenlenen kritik görüşmelere katıldı. Mısır ve Katar'ın üst düzey yetkilileriyle de bir araya gelen Kalın'ın gündeminde ABD/İsrail – İran savaşı, Somali, Sudan ve Libya konuları da yer aldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[MİT Başkanı Kalın'dan kritik diplomasi: Gazze ateşkesinin ikinci aşaması için masaya oturdu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazze Şeridi'ndeki ateşkes sürecinin ikinci aşamasına geçiş için Kahire'de yoğun diplomatik temaslar yaşandı. MİT Başkanı İbrahim Kalın, Filistinli gruplar ve garantör ülkelerin temsilcileriyle bir araya gelerek ateşkesin geleceğine yönelik kritik müzakerelere doğrudan dahil oldu. Görüşmelerde yalnızca Gazze değil, bölgesel güvenliği ilgilendiren birçok hassas dosya da masaya geldi.</p><p><b>KAHİRE'DE YOL HARİTASI NİTELİĞİNDE TASLAK ÇALIŞILDI</b></p><p>Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Gazze Şeridi'nde ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına yönelik çalışmalar kapsamında Kahire'de düzenlenen görüşmelerde Filistinli gruplar ile garantör ülkelerin temsilcileri ile bir araya geldi.</p><p>Mısır Dışişleri Bakanlığının açıklamasına göre, Kahire'de görüşen taraflar ateşkes sürecinin ilerletilmesi ve sahadaki tıkanıklıkların giderilmesi amacıyla "yol haritası" niteliğinde bir taslak üzerinde çalıştı.</p><p>Görüşmelere Türkiye adına MİT Başkanı Kalın'ın yanı sıra Mısır ve Katar'dan üst düzey yetkililer ile Filistinli grupların temsilcileri katıldı.</p><p>Tarafların, sürecin ilerletilmesine yönelik değerlendirmeleri genel olarak "yapıcı bir atmosferde" ele aldığı belirtildi.</p><p><b>İNSANİ YARDIM VE GAZZE'NİN YENİDEN İMARI GÜNDEMDE</b></p><p>Görüşmelerde, ateşkesin ilk aşamasına ilişkin yükümlülüklerin tamamlanması, insani yardım girişinin artırılması ve sahada sükunetin korunmasına yönelik adımlar ele alındı.</p><p>Gazze'nin yönetimi, yeniden imar süreci, uluslararası güç konuşlandırılması ve ateşkesin uygulanmasına ilişkin mekanizmalar da toplantının gündeminde yer aldı.</p><p><b>KALIN'DAN MISIR VE KATAR'A İKİLİ TEMASLAR</b></p><p>Öte yandan güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Kalın, Kahire'deki toplantının marjında Mısır İstihbarat Bakanı Hasan Reşad ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile de bir araya geldi.</p><p>Görüşmelerde, ABD/İsrail &#8211; İran Savaşı, Somali, Sudan ve Libya konuları ele alındı.</p><p><b>İSRAİL'İN YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMEDİĞİ İDDİASI</b></p><p>Gazze'de ateşkes anlaşması 10 Ekim 2025'te yürürlüğe girmiş, ilk aşamada esir takası, insani yardım girişinin artırılması ve İsrail ordusunun bazı bölgelerden kısmi çekilmesi gibi adımlar uygulanmıştı. Filistinli kaynaklar ise İsrail'in anlaşma kapsamındaki yükümlülükleri tam yerine getirmediğini ve saldırıların sürdüğünü belirtiyor.</p><p>Anlaşmanın ikinci aşamasında Gazze'nin yönetimi, yeniden imar, uluslararası güç konuşlandırılması, İsrail'in çekilmesi ve bazı siyasi-güvenlik düzenlemelerinin ele alınması öngörülüyor.</p><p>Filistinli gruplar ile garantör ülkelerin temsilcileri, ateşkesin ikinci aşamasına ilişkin temaslara Kahire'de pazar günü başlamıştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/mit-baskani-kalindan-krit-832_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278714</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/vatandaslar-golge-bile-bulamadi-termometreler-aniden-yukseldi-278714</link>
      <pubDate>2026-06-08T18:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Vatandaşlar gölge bile bulamadı! Termometreler aniden yükseldi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Aydın'da Haziran ayı ortalamasının çok üzerinde seyreden sıcaklıklar hayatı durma noktasına getirdi. Termometrelerin 42 dereceyi, hissedilen sıcaklığın ise 47 dereceyi bulduğu kentte vatandaşlar park, bahçe ve süs havuzlarına sığınırken, farklı illerden gelen ziyaretçiler Aydın sıcağının yakıcılığı karşısında şaşkınlıklarını dile getirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Vatandaşlar gölge bile bulamadı! Termometreler aniden yükseldi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aydın'da uzun süren serin havanın ardından aniden yükselen sıcaklıklar kenti adeta kavurdu. Haziran ortalamasının çok üzerine çıkan termometreler 42 dereceyi işaret ederken, hissedilen sıcaklık 47 dereceye dayandı. Sokakların boşaldığı, gölge alanların dolup taştığı kentte vatandaşlar Aydın sıcağının dayanılmaz boyutunu kendi cümleleriyle anlattı.</p><p><b>AYDIN'DA TERMOMETRELER 42 DERECEYİ AŞTI, KENT HAYALET ŞEHİRE DÖNDÜ</b></p><p>Aydın'da uzun süredir etkisini sürdüren serin havanın ardından sıcaklar birden etkisini gösterdi. Aniden artan sıcakla birlikte termotreler Haziran ayı ortalamasının çok üzerinde bir dereceye çıktı. Aniden bastıran sıcaklar hayatı olumsuz etkiledi.</p><p>Ülke genelinde hava sıcaklıklarında artış yaşanırken, Aydın'da da sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde seyretmeye başladı. Haziran ayı en yüksek sıcaklık ortalaması 33,5 derece, en düşük sıcaklık ortalaması ise 18,3 derece olan Aydın'da, termometreler 42 dereceyi gösterdi. Hissedilen sıcaklığın ise yaklaşık 47 dereceye dayandığı kent genelinde vatandaşlar ise adeta sığınacak gölge aradı. Güneşten korunmak isteyen birçok vatandaş, park ve bahçelerde serinlemeye çalıştı. Özellikle gündüz vakitlerinde adeta hayalet şehre dönen Aydın genelinde, sıcak havalar kentte hayatı durma noktasına getirdi. Gölge arayan vatandaşlar park ve bahçelere akın ederken, bazıları ise süs havuzlarında serinlemeye çalıştı. Uzmanlar, özellikle öğle saatlerinde mecbur kalmadıkça dışarı çıkılmaması konusunda uyarılar yaparken, sıcaklıkların önümüzdeki günlerde de devam edeceği tahmin ediliyor.</p><p><b>ADANALI ELİF SİNAN: "AYDIN BANA SERİN GELİYOR"</b></p><p>Adana'dan Aydın'a gelen vatandaşlardan Elif Sinan; "Aydın'ın sıcağı benim için çok güzel. Şu an esiyor. Adana'nın sıcağını görmenizi istemem. Aşırı sıcak orada. Geçen sene 59 dereceleri gördük orada. Klimalar bile kar etmedi. O yüzden Aydın bana serin" dedi.</p><p>Vatandaşlardan Yücel İlbaş; "Biz alıştık. 30 senedir böyle ama sıcak. Klima ile soğuyoruz. Alıştık artık" dedi.</p><p><b>MANİSALI ZİYARETÇİ: "TARLAYA GİTSEN BİLE BÖYLE SICAKLIK YOK"</b></p><p>Manisa'nın Gölmarmara ilçesinden Aydın'a gezmeye gelen vatandaşlardan Mehmet Can Kırmızı ise "Eşimle Aydın'a gezmeye geldik ama burası aşırı sıcak. Böyle bir sıcaklık yok. Tarlaya gitsen bile böyle bir sıcaklık yok bizim oralarda. Aydın başka bir memleket ama gezilecek yerleri var, güzel yerler. Manisa bu kadar sıcak değil. Burada ise terler alnımızdan akıyor. Zaten yanmışız burası iyice yaktı bizi. Ama memleket olarak güzel yer" dedi.</p><p><b>MARDİNLİ ÖĞRENCİ EBRU ÖZTÜRK: "YAZIN KİMSE AYDIN'A GELMESİN"</b></p><p>Aydın'da üniversite öğrencisi olan ve aslen Mardinli olan Ebru Öztürk de; "Açıkçası Aydın'ın sıcağına adapte olamıyorum. Memleketim de çok sıcak ama ben böyle bir sıcaklık görmedim. İsyan ediyorum. Tek çare denize gitmek ya da klimaları açmak. Mardin'in güneşi çok kötü yakıyor ama orada ter olmadığı için kesinlikle oranın sıcağı daha güzel. Ama Aydın'daki nem oranı o kadar yüksek ki, yazın kimse Aydın'a gelmesin. Yazın buralarda yaşanmaz" dedi.</p><p>Antalya'nın Alanya ilçesinden Aydın'a üniversite eğitimi için gelen Gamze Çakır ise Aydın'ın sıcağının yakıcı olduğunu ifade ederek "Alanya'da yaşıyorum. Oraya göre gerçekten çok sıcak ve aşırı kuru. Orada sıcak oluyor, nefes alamıyoruz ama burada sıcaklık direk insanın vücudunu yakıyor. Fenalık geçirttiriyor" dedi.</p><p><b>MEHMET CIRBAN: "1986'DA 48 DERECELERİ BULMUŞTU"</b></p><p>Eskilerde daha sıcak günlerin olduğunu ifade eden vatandaşlardan Mehmet Cırban; "Aydın'ın sıcakları hiç hoş değil. Aslında bu global bir sorun. Sıcaklıkla baş edemiyorum. Sıkıntı oluyor. 1986 yılında 48 dereceleri bulmuştu sıcaklık. Şimdi de var ama bizler şimdi nane molla olduk. 38 derece sıcak bizi nahoş ediyor1 diye konuştu.</p><p>Çocukluğunda bu kadar sıcaklığın olduğunu hatırlamadığını ifade eden vatandaşlardan Gülizar Güldal ise "Aydınlıyım ama eskiden bu kadar sıcak olmuyordu bizim çocukluğumuzda. Fakat artık aşırı sıcak. Allah hepimize yardım etsin" dedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/vatandaslar-golge-bile-bu-122_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278713</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakanliktan-servis-ucreti-alan-restorana-ceza-278713</link>
      <pubDate>2026-06-08T18:06:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakanlıktan servis ücreti alan restorana ceza]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Ticaret Bakanlığı, İstanbul Beyoğlu'nda faaliyet gösteren bir restoranda 69 ayrı işlemde servis ücreti tahsil edildiğini tespit etti. İşletmeye toplamda 560 bin lirayı aşan idari yaptırım uygulanırken, 6 üründe haksız fiyat artışı yapıldığı gerekçesiyle dosya Haksız Fiyat Artışı Değerlendirme Kurulu'na sevk edildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakanlıktan servis ücreti alan restorana ceza]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ticaret Bakanlığı, yasaklanmış olmasına rağmen servis ücreti tahsil eden işletmelere yönelik denetimlerini sıkılaştırdı. İstanbul Beyoğlu'ndaki bir restoranda gerçekleştirilen denetimde, onlarca işlemde servis ücreti alındığı ve menüde fiyat bilgisi eksiklikleri olduğu belirlendi. İşletmeye toplamda yarım milyonun üzerinde ceza uygulanırken, haksız fiyat artışı şüphesiyle de ayrı bir inceleme başlatıldı.</p><p><b>SERVİS ÜCRETİ YASAĞINA RAĞMEN TAHSİLAT SÜRÜYOR</b></p><p>Bakanlıktan yapılan açıklamada, hangi ad altında ve hangi gerekçeyle yapılırsa yapılsın, servis ücretinin kaldırıldığı hatırlatıldı.</p><p>Servis ücreti tahsil etmek isteyen işletmelerin tespit edilerek, gerekli cezaların uygulanmaya devam edileceğine işaret edilen açıklamada, "Ticaret Bakanlığı olarak, tüketicilerimizin ekonomik menfaatlerinin korunması, piyasalarda adil ve şeffaf ticaret düzeninin sağlanması ve mevzuata aykırı uygulamalarla etkin mücadele edilmesi amacıyla denetimlerimizi kesintisiz şekilde sürdürmekteyiz." ifadesi kullanıldı.</p><p><b>BEYOĞLU'NDAKİ RESTORANA 274 BİN LİRA SERVİS ÜCRETİ CEZASI</b></p><p>İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde faaliyet gösteren bir restoran işletmesinde gerçekleştirilen denetimde, tüketicilerden 69 ayrı işlemde "servis ücreti" tahsil edildiği tespit edildiği aktarılan açıklamada, ilgili mevzuat doğrultusunda işletme hakkında 274 bin 137 lira idari yaptırım uygulandığı belirtildi. Ayrıca iş yerinde satışa sunulan 72 ürünün fiyat bilgisinin giriş kısmında yer alan menüde bulunmadığının belirlendiği ve bu kapsamda 286 bin 56 lira idari yaptırım uygulandığına değinilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p><p><b>6 ÜRÜNDE HAKSIZ FİYAT ARTIŞI DOSYASI KURULA SEVK EDİLDİ</b></p><p>"Bununla birlikte, 6 farklı üründe haksız fiyat artışı yapıldığı yönünde tespitler üzerine, ilgili ürünler hakkında inceleme başlatılmış ve dosya Haksız Fiyat Artışı Değerlendirme Kurulu'na sevk edilmiştir. Ticaret Bakanlığı olarak, tüketicilerimizin korunması, fiyat şeffaflığının sağlanması ve piyasada adil rekabet ortamının sürdürülmesi amacıyla denetimlerimize tavizsiz şekilde devam edeceğiz."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/bakanliktan-servis-ucreti-776_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278712</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-venezuela-gecici-devlet-baskani-rodriguez-ile-bir-araya-geldi-278712</link>
      <pubDate>2026-06-08T18:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez ile bir araya geldi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez'i Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde resmi törenle karşıladı. İkili ve heyetler arası görüşmeye Cevdet Yılmaz, Hakan Fidan ve birçok bakan da katıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez ile bir araya geldi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez ile İstanbul'da bir araya geldi. Erdoğan'ın daveti üzerine Türkiye'ye gelen Rodriguez için Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde resmi karşılama töreni düzenlendi. Görüşmede Türkiye'nin üst düzey isimleri de hazır bulunurken, iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceği açısından kritik bir buluşma yaşandı.</p><p><b>ERDOĞAN'DAN RODRİGUEZ'E RESMİ KARŞILAMA TÖRENİ</b></p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, davetine icabetle Türkiye'yi ziyaret eden Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez'i resmi törenle karşıladı.</p><p>Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi'ndeki karşılama töreninin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez, ikili ve heyetler arası görüşmeye geçti.</p><p><b>FİDAN, YILMAZ VE BAYRAKTAR DA MASADAYDI</b></p><p>Görüşmede, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç hazır bulundu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/cumhurbaskani-erdogan-ven-802_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278711</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/acibadem-okullarindan-uluslararasi-sanat-bulusmasi-mananin-rengi-sergisi-kapilarini-aciyor-278711</link>
      <pubDate>2026-06-08T17:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Acıbadem Okulları'ndan Uluslararası Sanat Buluşması... “Mananın Rengi” sergisi kapılarını açıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Acıbadem Okulları, Pak-Turk Maarif ve Medresja Shkoder iş birliğiyle hayata geçirilen 1415 Projesi kapsamında hazırlanan “Mananın Rengi” Resim Sergisi, 15 Haziran 2026 tarihinde Taksim Camii Kültür Sanat Merkezi'nde sanatseverlerle buluşacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Acıbadem Okulları'ndan Uluslararası Sanat Buluşması... “Mananın Rengi” sergisi kapılarını açıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kur'an-ı Kerim'in anlam dünyasını öğrencilerin bakış açılarıyla yorumlayan sergide, çocukların ayetler üzerine gerçekleştirdikleri tefekkür çalışmalarından doğan eserler yer alıyor. Farklı ülkelerden öğrencileri ortak bir anlam ve sanat zeminininde buluşturan sergi, sanatın evrensel dili aracılığıyla kültürler arası etkileşime de katkı sunuyor.</p><p>1415 Projesi kapsamında hazırlanan eserler, öğrencilerin yalnızca sanatsal becerilerini ortaya koymakla kalmıyor; aynı zamanda onların Kur'an-ı Kerim ile kurdukları anlam ilişkisini, düşünce dünyalarını ve ayetlerden hareketle geliştirdikleri yorumlarını da yansıtıyor. Her eser, öğrencilerin tefekkür süreçlerinden izler taşıyan özgün bir anlatı niteliği taşıyor.</p><p>Acıbadem Okulları tarafından yürütülen proje, gençlerin sanat yoluyla düşünmelerini, sorgulamalarını ve manevi değerlerle estetik üretim arasında bağ kurmalarını teşvik etmeyi amaçlıyor. Sergi, öğrencilerin farklı kültürlerden akranlarıyla ortak bir çalışma içerisinde yer almalarına imkân tanırken aynı zamanda sanatın birleştirici gücünü de görünür kılıyor.</p><p>15 Haziran 2026 Pazartesi günü saat 19.00'da açılışı gerçekleştirilecek olan "Mananın Rengi" Resim Sergisi, eğitim, sanat ve kültür dünyasından birçok ismi bir araya getirecek.</p><p>Tarih: 15 Haziran 2026</p><p>Saat: 19.00 &#8211; 21.30</p><p>Yer: Taksim Camii Kültür Sanat Merkezi</p><p>Acıbadem Okulları, Pak-Turk Maarif ve Medresja Shkoder iş birliğiyle gerçekleştirilen "Mananın Rengi" Resim Sergisi, gençlerin anlam arayışını sanatla buluşturan uluslararası bir kültür ve sanat etkinliği olarak ziyaretçilerini ağırlayacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/acibadem-okullarindan-ulu-616_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278710</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/yapay-zeka-destekli-lazer-sistemiyle-evde-sivrisinekler-tarihe-karisiyor-278710</link>
      <pubDate>2026-06-08T17:06:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yapay zekâ destekli lazer sistemiyle evde sivrisinekler tarihe karışıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Robotik mühendisi Steven Cheng, evde sivrisineklerle mücadele için yapay zekâ destekli lazer sistemini tanıttı. Kimyasal içermeyen bu yenilikçi çözüm, sivrisinekleri otomatik olarak tespit edip etkisiz hale getiriyor. Güvenlik önlemleriyle dikkat çeken sistem, ev ortamında yeni bir dönem başlatıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yapay zekâ destekli lazer sistemiyle evde sivrisinekler tarihe karışıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Robotik mühendis Steven Cheng, evde sivrisinek sorununa karşı geliştirdiği yapay zekâ destekli lazer savar sistemiyle dikkatleri üzerine çekti. Cheng, kendi evinde kurduğu bu sistem sayesinde sivrisinekleri tamamen otomatik olarak tespit edip ortadan kaldırmayı başardı. Geliştirilen sistem, ticari bir DSLR kamerayı güçlü bir zoom lensi ve yüksek hassasiyetli bir lazerle birleştiriyor. Temel amaç, kimyasal kullanmadan sivrisinekleri etkisiz hale getirmek. Bunun için modern makine öğrenimi algoritmaları ve yaygın bilgisayar donanımları kullanıldı. Cheng'in projesi, kısa sürede sosyal medyada büyük ilgi gördü ve evde sağlıklı yaşam arayışında olanlar için yeni bir çözüm sundu.</p><h3>Steven Cheng: 'Yapay zekâ lazeriyle sivrisinekleri bir gecede yok ettim'</h3><p>Steven Cheng, sistemi eğitmek için sayısız uçan böcek fotoğrafı topladı. Bu süreçte, sivrisinekler tarafından sıkça ısırıldı ancak topladığı veriler makine öğrenimi modelinin hassasiyetini artırdı. Güçlü bir grafik kartı, bu verileri işleyerek yazılımın sivrisinekleri arka plandan ayırmasını sağladı. Eğitim süreci birkaç gün sürdü. Yazılım hazırlandıktan sonra, lazer endüstriyel bir döner platforma yerleştirildi. Böylece sistem, kamera ile böceği tespit ediyor, yazılım hedefi onaylıyor ve lazer ışınını otomatik olarak yönlendiriyor. Cheng, bu sistemle bir gecede evindeki tüm sivrisinekleri yok ettiğini açıkladı. En büyük avantaj ise kimyasal içermeyen, tamamen otomatik ve aktif bir mücadele yöntemi sunması oldu.</p><h3>Evde lazerli sivrisinek savar için güvenlik önlemleri artırıldı</h3><p>Cheng, lazer sivrisinek savar sisteminde güvenliği ön planda tuttu. Sisteme eklenen ikinci geniş açılı kamera, odayı sürekli olarak izleyerek insanlar, evcil hayvanlar ve yanıcı maddeler lazerin menziline girdiğinde devreye giriyor. Bu durumda, sistem otomatik olarak lazerin enerjisini kesiyor ve olası kazaların önüne geçiliyor. Bu güvenlik önlemleri, lazer ışınının ev ortamında yaratabileceği potansiyel tehlikeleri en aza indiriyor. Ancak sistemin yüksek teknik maliyeti ve yasal onay gerekliliği, yaygın kullanılmasının önünde engel oluşturuyor. Yine de, kimyasal içermeyen bu yenilikçi çözüm, özellikle hassas bünyeler ve çocuklu aileler için cazip bir alternatif sunuyor.</p><h3>Crowdfunding ile geliştirilen Photonmatrix cihazı piyasaya çıkıyor</h3><p>Steven Cheng'in geliştirdiği lazer sivrisinek savar, ev kullanıcıları için ilham kaynağı olurken, ticari çözümler de hızla gündeme geliyor. Crowdfunding platformunda destek bulan Photonmatrix adlı cihaz, Haziran 2026'dan itibaren yaklaşık 498 dolarlık fiyatla satışa sunulacak. Bu model, optik mesafe ölçümü için bir tarayıcı kullanıyor ve saniyede 30'a kadar böceği tespit edip etkisiz hale getirebiliyor. Photonmatrix'in piyasaya çıkışı, lazer sivrisinek savar teknolojisinin evlerde yaygınlaşmasını hızlandırabilir. Giderek artan sivrisinek popülasyonu ve kimyasal kullanımının sağlık riskleri, bu tür teknolojik çözümlerin önemini artırıyor. Evde lazer destekli sivrisinek savar sistemleri, önümüzdeki yıllarda daha fazla kullanıcıya ulaşabilir.</p><p>Sonuç olarak, Steven Cheng'in yapay zekâ destekli lazer sivrisinek savar projesi, evde kimyasal kullanmadan böceklerle mücadelede yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Güvenlik önlemleri ve teknik zorluklara rağmen, bu tür yenilikçi sistemler, sağlıklı ve konforlu yaşam arayanlar için dikkat çekici bir alternatif olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/yapay-zeka-destekli-lazer-311_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278709</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/tarih/gladyatorler-sehri-buluntularin-ucte-biri-turk-doneminden-278709</link>
      <pubDate>2026-06-08T17:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gladyatörler şehri: Buluntuların üçte biri Türk döneminden]]></title>
      <category><![CDATA[Tarih]]></category>
      <description><![CDATA[Muğla'nın Yatağan ilçesindeki "Gladyatörler Kenti" olarak bilinen Stratonikeia Antik Kenti'ndeki kazılarda, günyüzüne çıkarılan buluntuların üçte birini Türk dönemi eserleri oluşturuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gladyatörler şehri: Buluntuların üçte biri Türk döneminden]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Eskihisar Mahallesi'ndeki UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan antik kentte kazı, restorasyon ve konservasyon çalışmaları yıl boyunca sürdürülüyor.</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/41611348.jpg"/><p>Stratonikeia ve Lagina Antik Kutsal Alanı Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt, AA muhabirine, Stratonikeia'nın antik dönemden Cumhuriyet'e kadar <b>kesintisiz yaşamın izlerini taşıyan </b>ender yerleşimlerden biri olduğunu söyledi.</p><p>Bu yılki çalışmaların antik kütüphane, tiyatro, hamamlar ve Türk dönemi yapılarında yoğunlaştığını dile getiren Söğüt, antik dönemden günümüze kadar uzanan yaşam izlerini ve yerleşim dokusunu ortaya çıkarmaya devam ettiklerini kaydetti.</p><p><b>"Antik dönemden günümüze yaşamın izleri araştırılıyor"</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/41611354.jpg"/><p>Geçen yıl hem antik dönem hem de Türk dönemi yapılarına yönelik kazı ve restorasyon çalışmaları yürüttüklerini anlatan Söğüt, şöyle konuştu:</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/41611350.jpg"/><p>&quot;Geçen yıl gerçekleştirdiğimiz çalışmalarda 1115 eser bulduk ve bunların tamamını Muğla Müzesine teslim ettik. Bu yıl da aynı verimlilik ve hızla çalışmalarımıza başladık. Antik dönem kütüphaneleri arasında analojik olarak en özgün yapılardan birini oluşturan kütüphanede kazı ve mozaik konservasyon çalışmalarımız sürüyor. Meclis binası (Bouleuterion) ve çevresi ile hamam alanlarında da faaliyetlerimiz devam ediyor. Geçen yıl Stratonikeia&#39;da üçüncü bir hamam bulmuştuk. Bu yıl o alandaki çalışmaları derinleştireceğiz.&quot;</p><p><b>"Buluntuların en az üçte biri Türk dönemine ait"</b></p><p>Kazılarda ortaya çıkarılan eserlerin mermer, pişmiş toprak, metal, cam ve kemik gibi farklı malzemelerden oluştuğunu ifade eden Söğüt, eserlerin o dönemin günlük yaşamı ile ticari ve sosyal hayatına ışık tuttuğunu belirtti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/41611358.jpg"/><p>Kadınların antik dönemdeki sosyal konumuna işaret eden takıların önemli bir grup oluşturduğunu vurgulayan Söğüt, şunları kaydetti:</p><p>&quot;Kazılarda çıkarılan eserler günlük yaşama dair çok özgün parçaları oluşturuyor. Kadınların antik dönemdeki önemine işaret eden takılar her zaman için önemini koruyor. Ancak özellikle belirtmeliyim ki bulunan eserlerin en az üçte birini Türk dönemi eserleri oluşturuyor. Burada Menteşe Beyliği, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait yapılarda da yoğun çalışıyoruz. Kazılarda Selçuklu, Alaiya, Saruhanoğulları, Candaroğulları, Aydınoğulları ve Menteşe Beyliği gibi farklı dönemlerden özgün eserler buluyoruz.&quot;</p><p>Söğüt, müzeye teslim edilen eserlerin tamamının gerekli koruma ve restorasyon işlemlerinden geçirildiğini, buluntuların doğrudan sergilenebilecek durumda teslim edildiğini ifade etti.</p><p><b>"Kütüphanedeki mozaikler ziyaretçilere açılacak"</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/41611359.jpg"/><p>Kazılar sırasında daha önce kütüphane olduğu bilinmeyen bir alanda yapılan çalışmalarla antik dönemin özgün mimari örneklerinden birinin ortaya çıkarıldığını dile getiren Söğüt, yapının Anadolu&#39;daki antik kütüphaneler arasında, yerleşim plan ve mimari olarak özel bir yere sahip olduğuna dikkati çekti.</p><p>Söğüt, kütüphanede ortaya çıkarılan mozaiklerin yaklaşık 1600 yıllık olduğunu kaydederek, mozaiklerde erken Bizans dönemine ait yazıtların da bulunduğunu ve yazıtlardan bu mozaiklerin yapımını o döneminin piskoposunun desteklediğini öğrendiklerini anlattı.</p><p>Mozaiklerde ağırlıklı olarak geometrik ve bitkisel süslemelerin yer aldığına işaret eden Söğüt, &quot;Çok renkli taşlarla yapılmış, dönemin en güzel eserlerinden biriyle karşı karşıyayız. Burayı ziyaretçilerin gezebileceği, kütüphane atmosferini yaşayabileceği bir alana dönüştürmeye çalışıyoruz.&quot; dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/27/41508008.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/gladyatorler-sehri-bulunt-588_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278708</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/chrome-m5-macbook-proda-hiz-rekoru-kirdi-278708</link>
      <pubDate>2026-06-08T16:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Chrome, M5 MacBook Pro'da hız rekoru kırdı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Google'ın Chrome tarayıcısı, M5 MacBook Pro üzerinde yapılan benchmark testlerinde dikkat çekici bir başarıya imza attı. Yeni güncellemelerle birlikte Chrome, hız ve performans alanında önemli bir sıçrama gerçekleştirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Chrome, M5 MacBook Pro'da hız rekoru kırdı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Google'ın popüler internet tarayıcısı Chrome, M5 MacBook Pro'da gerçekleştirilen benchmark testlerinde yeni rekorlara ulaştı. Şirketin yaptığı açıklamaya göre, Chrome'un son sürümü Speedometer 3.1 testinde 61 puan alarak geçen yıla kıyasla yüzde 5'lik bir gelişme gösterdi. JetStream 3 testinde ise 469 puana ulaşan Chrome, 2026 başından bu yana yüzde 10'luk bir artış yakaladı. Tüm testler, macOS 26.0.1 yüklü M5 MacBook Pro cihazında uygulandı ve sonuçlar, Google'ın tarayıcı performansındaki kararlılığını ortaya koydu.</p><h3>Google, Chrome'un hızını artıran yenilikleri duyurdu</h3><p>Google, Chrome'un bu başarısının ardında yatan teknik yenilikleri de paylaştı. Şirket, JavaScript işleme yöntemlerini baştan sona gözden geçirdiğini ve gereksiz adımların kaldırıldığını belirtti. Ayrıca, asenkron işlemler için daha verimli yollar geliştirildi. Günlük kullanımda sıkça karşılaşılan işlemler için "hızlı yollar" oluşturularak, Chrome'un tepki süresi ve genel tarama deneyimi gözle görülür şekilde iyileştirildi. Bu teknik adımlar, Chrome kullanıcılarının hız farkını doğrudan hissetmesini sağladı.</p><h3>WebAssembly ve Blink motorunda önemli gelişmeler</h3><p>Tarayıcıda yalnızca JavaScript tarafında değil, WebAssembly yüklerinde ve Blink render motorunda da çeşitli iyileştirmeler yapıldı. Google, bu geliştirmelerin Chrome'un genel performansına ve kullanıcı deneyimine doğrudan katkı sunduğunu vurguladı. Benchmark testlerinde elde edilen puanların, gerçek kullanımda da "anlamlı derecede daha hızlı" bir tarayıcı deneyimi sunduğu ifade edildi. Şirket, teknik detayların Chromium blogunda yer aldığını ve geliştirmelerin sürdüğünü açıkladı.</p><p>Google, Chrome'un yeni sürümüyle elde edilen bu hız artışının, kullanıcılar için daha verimli ve akıcı bir internet deneyimi anlamına geldiğini belirtiyor. Şirket, tarayıcı performansındaki iyileştirmelerin önümüzdeki dönemde de devam edeceğinin sinyalini verdi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/chrome-m5-macbook-proda-h-528_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278707</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/altin-fiyatlari-neden-yukselmiyor-1-yorum-var-278707</link>
      <pubDate>2026-06-08T16:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Altın fiyatları neden yükselmiyor? 1 yorum var]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Beykent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Volkan Öngel bugün 24 TV ekranında piyasaları yorumladı. Öngel, altın fiyatlarının seyrini belirleyen faktörleri de sıraladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Altın fiyatları neden yükselmiyor? 1 yorum var]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Prof. Dr. Volkan Öngel'in altın ve gümüş fiyatlarıyla ilgili değerlendirmeleri şöyle:</b></p><p>Altını çokça konuştuk geçen yıl. Bu yıl da sene başında çok daha fazla konuşuyorduk. Sonrasında tabii ki de altının ateşi biraz söndü. Yatırımcılara hep şunu söyledik. Dedik ki geçen seneki kazançları burada beklememek, öngörmemek lazım.  Çünkü geçen sene normalin dışında bir artışı görmüştük. Yani değerli metallerin her sene %70'ler, %80'ler, %100'ler kazandırması çok bilinen ve beklenen bir unsuru değil. </p><p>Bunları konuşurken ilk başta ne olarak konuşuyoruz? Sanki bir tasarruf unsuru olarak konuşuyoruz. Ama diğer taraftan altın belki biraz daha az olmakla birlikte gümüş ve diğer değerli metaller endüstriyel de bir girdi. Yani bunlar üretim içerisinde çokça kullanılıyor ve bunların artışları sadece finansal taraftaki dinamikleri değil, ekonominin üretimi ve diğer maliyetlerini de önemli şekilde etkiliyor. Bize buradan bir artış olarak belki dönse de diğer taraftan fiyat artışıyla birlikte bir maliyet ve enflasyon olarak da dönüyor.  </p><p>İşin içerisinde bir de savaş çıktı. Savaşla birlikte Fed faizi arttırma konusunda biraz daha yavaş ya da öyle gözüküyor. Ama mesela Avrupa Merkez Bankası çok daha fazla konuşulmaya başlandı. Ve çok ciddi de uyarılar geliyor. Yani 'faiz artışı yaparsa Avrupa Merkez Bankası; burada 2011'de yaptığı hatayı tekrarlar, bunu yapmamalı' şeklinde de uyarılar gelmeye başladığını da görüyoruz. Dolayısıyla faizin yükseleceği beklentisi söz konusu olduğu zaman o hepimizin bildiği, halk arasında kullandığı 'nakit kraldır'a geliyoruz. Ve nakit kraldır söz konusu olduğunda güvenli limandansa  likitte kalmayı yatırımcılar tercih ediyor diyebiliriz.  Bu da altın fiyatlarının tabii ki  gerilemesinin yegane sebebi gibi gözüküyor.  </p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/balksz35-08062026bd029e92.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Diğer taraftan özellikle küresel merkez bankalarının geçen yıl gördüğümüz 'o altın rezervlerini arttıralım' düşüncesi bu gerginlik ortamında da biraz ikinci planda kalmış gibi gözüküyor. İsrail, İran ve Amerika Birleşik Devletleri tarafında sular gerçekten durulmadan ıslak imzalar atılmadan altının çok fazla bir yükselişini görmeyeceğiz gibi gözüküyor.  </p><p>Yani tabii bir de şunu unutmamak lazım. Biz altına hep diyoruz ki 'güvenli liman'. O zaman bu güvenli limana bir günlük girip hemen iki gün sonra çıkmak gibi bir düşünceye de sahip olmamak lazım. Girip oraya uzun vadeli bir bir miktar fark etmek yeri olduğunu da kabul etmek lazım. </p><p><b>SAVAŞ ÇIKINCA ALTIN YÜKSELİR YORUMU NEDEN BU KEZ TUTMADI</b></p><p>Şimdi burada şu tersine dönmüş durumda. Savaş çıktığı zaman altının yükselmesiyle alakalı beklentimiz ya da gördüğümüz şey neydi? Burası güvenli bir liman, altından her zaman kazanç elde edebiliriz şeklinde bir düşünce vardı.  </p><p>Ama günümüzdeki finansal piyasalarda artık çok fazla alternatif enstrüman olduğunu görüyoruz. Altın, artık tek başına öyle 'gidelim, park edelim ve buradan büyük kazançlar elde edelim' noktası olmaktan bu sebeple uzaklaşıyor.  </p><p>Diğer unsurların getiri şansı arttıkça altın ikinci plana düşüyor.  </p><p>Bir de geçen senenin etkisini göz ardı etmemek lazım. Yani bu savaş başlarken altın ons başına 2500 dolarlar civarında olsaydı o zaman biz altının yükselen bir trendde olduğunu izleyebilirdik. Ama zaten çok değerli bir noktaya geldikten sonra hala yükselmesini beklediğimiz için orada biraz kafamız karıştı. Yani 5000 dolara ulaşmış bir ons da altından bahsediyorduk. Savaş çıkmasa dahi, hiçbir şey olmasa dahi altın o üzerindeki köpüğü atmak durumundaydı.  </p><p>Burada bir kar satışı dediğimiz noktanın gerçekleşmesi gerekiyordu. Ve biz bunun etkisinin savaşla birlikte üst üste bindiği bir senaryo izliyoruz.  </p><p><b>GÜMÜŞ </b></p><p>Elektrikli otomobil kullanımı ve bataryalarla birlikte bildiğimiz gümüş ihtiyacı, sanayide kullanımı, teknolojide kullanımı çok daha fazla artmış durumda. Ve bu artışla birlikte de talebi arttığı için daha fazla fiyatı yükselmiş ve oradaki parite gerçekten bozulmuş durumda. Mevcut yeni teknolojiler ve bunun dışında bugüne kadar hiç konuşmadığımız başka bir şey daha var. Nadir Toprak Elementli diye başka bir unsur konuşmaya başladık.  2-3 yıl önce hiç bilmediğimiz, konuşmadığımız, adını duymadığımız elementler yeni teknolojilerle birlikte artık kullanılır hale geldi. Uzay teknolojilerinde daha fazla kullanılır hale geldi. </p><p>Ve talebin çok yüksek artışı fiyatlarını da o bildiğimiz tarihsel dengeyi sarsacak şekilde yükseltiyor. Gümüşte de biraz bu yaşandı ama tabi şunu unutmamak lazım.  Buradaki pariteler zamanla değişse de belli noktalara oturan pariteler. Ne gibi işte mesela kolayca anlayacağımız şekilde dolar ve euro arasında bir parite biliyoruz. Bu tarihsel şekilde gidiyor geliyor ama bu pariteler 1.05'den 1.5'a hiçbir zaman yükselmedi şimdiye kadar. Çok çok üst düzey bir gelişmenin olması lazım.  Gümüş tarafında da altın fiyatında da hala böyle bir durum şu anda söz konusu. Çok yükseldi gümüş. Ama sonrasında o hızlı yükselişinden sonra ciddi bir geri çekilmesini de gördük. </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/altin-fiyatlari-neden-yuk-732_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278706</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/magazin/animasyon-film-severler-buraya-iste-devam-serileriyle-donmeye-hazirlanan-3-yapim-278706</link>
      <pubDate>2026-06-08T16:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Animasyon film severler buraya: İşte devam serileriyle dönmeye hazırlanan 3 yapım!]]></title>
      <category><![CDATA[Magazin]]></category>
      <description><![CDATA[Animasyon sineması beyaz perdede gişe rekoru kıran yapımlara imza atmaya devam ediyor. Bir dönemin en çok izlenen filmleri, devam serileriyle vizyonda olacak. İşte devam serileriyle dönmeye hazırlanan 3 yapım!]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Animasyon film severler buraya: İşte devam serileriyle dönmeye hazırlanan 3 yapım!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Animasyon sineması son dönemde yeni film projeleriyle gündemde. Sinema salonlarında gişe rekoru kıran filmlere, bir dönemin en çok izlenen yapımlarının devam serileri dahil olmaya hazırlanıyor. Peki, vizyona hangi filmler girecek?</p><p><b>Oyuncak Hikâyesi 5</b></p><p>Animasyon sinemasının en popüler yapımları arasında yer alan Oyuncak Hikayesi, serinin devam filmi olan Oyuncak Hikâyesi  5 ile vizyonda olacak. Film, 19 Haziran 2026'da seyirciyle buluşacak.</p><p><b>Shrek 5</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/shrek-080620268d7d9661.jpg"/><p>Oscar Ödülleri'nde En İyi Animasyon ödülünü de kazanan Shrek serisi, serinin 5. filmiyle 23 Aralık 2026'da vizyonda olacak.</p><p><b>Minyonlar 3</b></p><p>Oyuncak Hikâyesi gibi animasyon sinemasının bir diğer dikkat çeken yapımı olan Minyonlar, serinin 3. filmiyle geliyor. Film, 1 Temmuz 2026'da vizyona girecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/animasyon-film-severler-b-537_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278705</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/analiz/estetikte-tehlikeli-trend-artik-herkes-birbirine-benziyor-278705</link>
      <pubDate>2026-06-08T16:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Estetikte tehlikeli trend... Artık herkes birbirine benziyor]]></title>
      <category><![CDATA[Analiz]]></category>
      <description><![CDATA[Estetik uygulamalar son yıllarda giderek yaygınlaşırken, uzmanlar aşırı müdahalelerin yüzlerde benzer bir görünüm oluşturduğuna dikkat çekiyor. Peki estetikte doğal görünüm nasıl korunuyor, yeni yöntemler neler vadediyor? İşte detaylar… ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Estetikte tehlikeli trend... Artık herkes birbirine benziyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medyada yaygınlaşan güzellik trendleri, estetik uygulamalara yönelik talepleri de önemli ölçüde etkiliyor. Daha dolgun dudaklar, daha belirgin elmacık kemikleri, sivri çene hattı ve kusursuz görünen burunlar, özellikle genç yaş gruplarında giderek daha fazla talep görüyor.</p><p>Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dermatoloji Uzmanı Betül Kızılkan, günümüzde oluşan güzellik algısının büyük ölçüde sosyal medya kaynaklı olduğunu belirterek, hastaların en sık talep ettiği uygulamaların dolgu, botoks ve burun estetiğiyle ilgili işlemler olduğunu söyledi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/video1-08062026f0a5f729.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Kızılkan, "Dolgun dudaklar, sivri çene, belirgin elmacık kemikleri ve kırışıksız bir alın görünümü günümüzde sıkça talep ediliyor. Ancak biz medikal estetik uygulamalarda kişinin anatomik yapısını koruyarak daha sağlıklı ve daha dinamik bir görünüm elde etmeyi amaçlıyoruz" dedi.</p><p><b>AŞIRI UYGULAMALAR PİŞMANLIĞA YOL AÇABİLİYOR</b></p><p>Tekrarlanan dolgu ve botoks işlemlerinin bazı kişilerde doğal görünümün kaybolmasına neden olabileceğini vurgulayan Kızılkan, özellikle beden algı bozukluğu bulunan bireylerde aşırı uygulamalara yönelimin görülebildiğini ifade etti.</p><p>Botoks uygulamalarında kişinin ihtiyaçlarına göre hareket ettiklerini belirten Kızılkan, özellikle oyuncular gibi mimiklerini yoğun kullanan meslek gruplarında "baby botoks" veya "oyuncu botoksu" olarak adlandırılan düşük doz uygulamaların tercih edildiğini söyledi.</p><p>Dolgu işlemlerinde ise anatomik yapıya uygun ürünlerin doğru bölgelere ve yeterli miktarda uygulanmasının önemine dikkat çeken Kızılkan, uzman kişiler tarafından gerçekleştirilen işlemlerde istenmeyen sonuçlarla daha az karşılaşıldığını kaydetti.</p><p><b>UZMANDAN ERKEN YAŞTA ESTETİK UYARISI</b></p><p>Sosyal medyanın etkisiyle estetik ve kozmetik işlemlere yönelen yaş grubunun giderek düştüğünü belirten Kızılkan, reşit olmayan bireylere medikal estetik uygulama yapmadıklarını söyledi.</p><p>Her bireyin ihtiyaçlarının farklı olduğuna dikkat çeken Kızılkan, "18 yaşın altındaki kişilere herhangi bir medikal estetik işlem uygulamıyoruz. Ayrıca yalnızca yaş kriterine göre değil, kişinin ihtiyacına ve anatomik yapısına göre değerlendirme yapıyoruz" ifadelerini kullandı.</p><p><b>RETİNOL ÜRÜNLERİ KIRIŞIKLIKLARI AZALTABİLİYOR ANCAK MUCİZE DEĞİL</b></p><p>Son dönemde sosyal medyada sıkça gündeme gelen retinol ve retinal içerikli ürünlerin bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış içerikler olduğunu belirten Kızılkan, bu ürünlerin uygun dozlarda ve erken yaşlarda kullanıldığında kırışıklık oluşumunu azaltabildiğini söyledi.</p><p>Ancak sosyal medyada yayılan "retinol shot" ve benzeri uygulamaların bilinçsiz şekilde kullanılması halinde çeşitli yan etkiler ortaya çıkabileceğini vurgulayan Kızılkan, bu ürünlerin yalnızca belirli kırışıklık türlerinde etkili olduğunu ifade etti.</p><p>Mimik hareketlerine bağlı oluşan kırışıklıklarda halen en etkili yöntemin botoks olduğunu belirten Kızılkan, doğal görünümün korunmasının estetik uygulamalardaki en önemli hedeflerden biri olması gerektiğini sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/estetikte-tehlikeli-trend-267_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278704</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/orta-dogudaki-savas-abnin-enerji-faturasini-47-milyar-avro-yukseltti-278704</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Orta Doğu'daki savaş AB'nin enerji faturasını 47 milyar avro yükseltti]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü Eva Hrncirova, ABD/İsrail-İran Savaşı nedeniyle AB ülkelerinin son 100 günde enerji ürünleri ithalatına 47 milyar avro fazladan harcama yaptığını söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Orta Doğu'daki savaş AB'nin enerji faturasını 47 milyar avro yükseltti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü Eva Hrncirova, Brüksel'de düzenlenen basın toplantısında, Orta Doğu'da 100 günlük çatışmanın enerji alanına etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p><p>"Fosil yakıt ithalat faturamız son 100 günde 47 milyar avronun üzerinde arttı." diyen Hrncirova, alınan enerji miktarının aynı kalmasına rağmen yüksek bedel ödendiğini anlattı.</p><p>Hrncirova, Orta Doğu'da yaşananlara rağmen AB'nin enerji tedarikinde herhangi bir aksama yaşamadığını ve arz güvenliğinin sağlandığını ifade etti.</p><p>Enerji tedarikini çeşitlendirdiklerini, enerjide yenilenebilir kaynakların payını yükselttiklerini ve verimliliği artırdıklarını anlatan Hrncirova, "Elbette bir fiyat şoku yaşıyoruz. Bu bir sonuç." diye konuştu.</p><p>Hrncirova, enerji arzını sürekli olarak takip ettiklerini, üye ülkeler ve ilgili birimler arasında koordinasyonu artırdıklarını ve gerekirse daha fazla önlem almaya hazır olduklarını vurguladı.</p><p>Hürmüz'de çatışmaların uzaması durumunda gelecek haftalarda ve aylarda bazı zorluklarla karşılaşabileceklerini belirten Hrncirova, vatandaşlara ve şirketlere gerekli önlemler konusunda rehberlik sağladıklarını, ana görevleri olan koordinasyon rolünü yerine getirmeye devam ettiklerini ifade etti.</p><p>Hrncirova, AB petrol ve doğal gaz koordinasyon gruplarının yakında toplanarak durumu ve piyasaların tepkisini değerlendireceklerini sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/orta-dogudaki-savas-abnin-301_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278703</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/yaz-sicaklarinda-10-meyveyle-susuzluga-meydan-okuyun-278703</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:48:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yaz sıcaklarında 10 meyveyle susuzluğa meydan okuyun]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, İstanbul'da sıcak havalarda vücudun su ihtiyacını karşılamak için yalnızca su içmenin yeterli olmadığını, yüksek su içeriğine sahip meyvelerin de günlük hidrasyonun önemli bir parçası olduğunu vurguluyor. Özellikle yaz aylarında salatalık, karpuz ve çilek gibi meyvelerin tüketilmesi, hem sıvı hem de temel vitamin ve minerallerin alınmasını sağlıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yaz sıcaklarında 10 meyveyle susuzluğa meydan okuyun]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul'da yaz aylarının etkisini artırdığı günlerde, vücudun su ihtiyacını karşılamak için yalnızca su içmek yeterli olmayabiliyor. Uzmanlar, günlük hidrasyonun desteklenmesinde yüksek su içeriğine sahip meyvelerin önemli bir rol oynadığını belirtiyor. Salatalık, domates, karpuz, çilek, greyfurt, kavun, şeftali, kızılcık, ananas ve ahududu gibi meyveler, hem sıvı hem de elektrolit, vitamin ve mineral açısından zengin içerikleriyle öne çıkıyor. Bu meyvelerin düzenli tüketilmesi, özellikle sıcak havalarda vücudun su dengesini korumasına ve genel sağlığın desteklenmesine yardımcı oluyor.</p><h3>Uzmanlar: 'Salatalık ve domates günlük su ihtiyacını destekliyor'</h3><p>Salatalık, yüzde 96'ya varan su oranıyla hidrasyon açısından en güçlü meyveler arasında yer alıyor. Bir fincan salatalık, yalnızca 15 kalori içerirken, aynı zamanda vitamin K, folat, kalsiyum, antioksidan polifenoller, flavonoidler, potasyum, magnezyum ve sodyum gibi vücut için değerli besinleri de sunuyor. Domates ise yüzde 94 su oranıyla salatalarda, sandviçlerde ve dürümlerde sıkça tercih ediliyor. Bir fincan domates 45 kalori içeriyor ve vitamin A, K, C, potasyum ve antioksidanlar açısından zengin. Ayrıca, domatesteki magnezyum, fiziksel aktivite sonrası kasların toparlanmasına yardımcı oluyor. Uzmanlar, bu iki meyvenin yaz aylarında sofralardan eksik edilmemesi gerektiğini vurguluyor.</p><h3>Karpuz ve çilek: Yazın serinleten hidrasyon kaynakları</h3><p>Karpuz, adından da anlaşılacağı gibi, yüzde 92 su oranı ile yaz aylarında ferahlatıcı bir alternatif sunuyor. Bir dilim karpuz, yaklaşık 85 kalori ve lif, vitamin A, potasyum, likopen ile kan akışını destekleyen sitrulin içeriyor. Çilek ise yüzde 92 su oranı ve düşük glisemik indeksiyle dikkat çekiyor. Bir fincan çilek, 48 kalori ve vitamin C, folat, manganez, lif ile güçlü antioksidanlar olan antosiyaninler ve flavonoidler bakımından zengin. Bu meyveler, sıcak yaz günlerinde hem serinletici hem de besleyici özellikleriyle öne çıkıyor.</p><h3>Greyfurt ve kavun: Hidrasyonun yanı sıra vitamin desteği</h3><p>Greyfurt, yüzde 90 su oranı ile salatalara ekşi ve ferahlatıcı bir lezzet katıyor. Yarım greyfurt, 53 kalori, vitamin C, vitamin A, lif ve anti-inflamatuar polifenoller içeriyor. Ancak uzmanlar, greyfurtun bazı ilaçlarla etkileşime girebileceğini, bu nedenle ilaç kullananların tüketim öncesi mutlaka doktorlarına danışmaları gerektiğini belirtiyor. Kavun ise yüzde 90 su oranı ve 23 kaloriyle hem tek başına hem de salatalarda tüketilebiliyor. Lif, vitamin A ve beta-karoten içeriğiyle, kavun da yaz sofralarının vazgeçilmezlerinden biri oluyor.</p><h3>Şeftali, kızılcık, ananas ve ahududu: Hidrasyon ve antioksidan zenginliği</h3><p>Şeftali yüzde 88, kızılcık yüzde 87, ananas yüzde 87 ve ahududu da yüzde 87 su oranına sahip meyveler arasında yer alıyor. Bir fincan dilimlenmiş şeftali 66 kalori, lif, vitamin C, A, B, beta-karoten ve potasyum içeriyor. Kızılcık, taze haliyle 11 kalori, çözünebilir ve çözünmez lif, vitamin E, K1, bakır, manganez ve proantosiyanidinler sağlayarak idrar yolu sağlığını destekliyor. Ananas, bir diliminde 40 kalori, vitamin C, B6, bakır, magnezyum, potasyum ve demir içeriyor. Ahududu ise bir fincanında 62 kalori, vitamin K, E, B, C, lif, antioksidanlar, magnezyum, fosfor, potasyum ve manganez ile öne çıkıyor. Bu meyveler, sadece su değil, aynı zamanda vücut için gerekli olan antioksidan ve vitamin desteğini de sağlıyor.</p><h3>Hidrasyonun önemi: Su içeriği yüksek meyvelerle sağlıklı bir yaz</h3><p>Uzmanlar, yaz aylarında artan sıcaklıklarda vücudun su kaybının önüne geçmek için yalnızca su içmenin yeterli olmadığını, su içeriği yüksek meyvelerin de günlük beslenme düzenine dahil edilmesi gerektiğini belirtiyor. Salatalık, domates, karpuz, çilek, greyfurt, kavun, şeftali, kızılcık, ananas ve ahududu gibi meyveler, hem sıvı hem de temel vitamin ve mineralleri bir arada sunarak vücudun su dengesinin korunmasına yardımcı oluyor. Bu meyvelerin düzenli tüketimi, özellikle İstanbul gibi sıcak ve nemli şehirlerde sağlıklı bir yaz geçirmek için kritik önem taşıyor.</p><p>Sonuç olarak, günlük hidrasyon ihtiyacının karşılanmasında yalnızca su değil, su içeriği yüksek meyvelerin de önemli bir yeri bulunuyor. Uzmanlar, yaz aylarında bu meyvelerin sofralardan eksik edilmemesini ve sağlıklı bir yaşam için su tüketiminin yanında çeşitli meyvelerin de düzenli olarak tüketilmesini öneriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/yaz-sicaklarinda-10-meyve-626_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278702</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/diyetisyenlerden-domates-uyarisi-her-gun-tuketenler-dikkat-278702</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Diyetisyenlerden domates uyarısı! Her gün tüketenler dikkat]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Domates, sunduğu besin değerleriyle hem kalp hem de bağışıklık sistemi üzerinde ciddi etkilere sahip. Uzman diyetisyenler, domatesin günlük tüketiminde dikkat edilmesi gereken noktaları ve olası faydalarını detaylı şekilde aktarıyor. Özellikle domates sezonunun başlamasıyla birlikte, bu popüler besinin sağlığa etkileri yeniden gündeme taşındı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Diyetisyenlerden domates uyarısı! Her gün tüketenler dikkat]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Her gün domates tüketmenin vücut üzerindeki etkileri, uzman diyetisyenlerin açıklamalarıyla yeniden gündeme geldi. Amerika'da pek çok kişinin salatalardan çorbalara, makarnadan sandviçlere kadar farklı tariflerde sıkça kullandığı domates, hem taze hem de işlenmiş haliyle sofralarda yer buluyor. Domates sezonunun başlamasıyla birlikte, özellikle evde domates yetiştirenler başta olmak üzere birçok kişi bu besini neredeyse her gün tüketmeye hazırlanıyor. Peki, domatesin günlük olarak yenmesi sağlığımızı nasıl etkiliyor? Kayıtlı diyetisyenler Katharine Rosenthal ve Jill McNutt, domatesin içerdiği besin maddelerinin sağlık üzerindeki etkilerini ve günlük tüketimde dikkat edilmesi gereken noktaları ayrıntılı biçimde değerlendirdi.</p><h3>Diyetisyen Rosenthal: 'Lycopen kalp sağlığında kritik rol oynuyor'</h3><p>Domates, makro besinler açısından mütevazı bir profil sunarken, içerdiği mikro besinlerle öne çıkıyor. Diyetisyen Katharine Rosenthal, domatesin C vitamini, potasyum, folat ve K vitamini gibi önemli vitamin ve mineraller sağladığını belirtiyor. Ancak domatesin asıl öne çıkan yönü, ona kırmızı rengini veren ve güçlü bir antioksidan olan lycopen maddesi. Rosenthal, lycopenin hücresel düzeyde oksidatif stresi azalttığını ve bu sayede kronik hastalıklara karşı koruyucu bir etki gösterdiğini vurguluyor. Ayrıca lycopen, LDL yani 'kötü' kolesterolün oksidasyonunu önleyerek damar tıkanıklığı ve kalp hastalıklarına karşı önemli bir koruma sağlıyor. Domatesin içerdiği bu özel madde, kalp sağlığına katkı sunarken, aynı zamanda vücuttaki iltihabı azaltıyor ve sağlıklı kan pıhtılaşmasını destekleyen K vitaminiyle birlikte kalp-damar sistemini güçlendiriyor. Uzmanlar, düzenli domates tüketiminin özellikle kalp hastalığı riski taşıyan bireyler için faydalı olabileceğinin altını çiziyor.</p><h3>Diyetisyen McNutt: 'Domates bağırsak ve bağışıklık sistemini destekliyor'</h3><p>Domatesin faydaları yalnızca kalp sağlığıyla sınırlı değil. Diyetisyen Jill McNutt, domatesin içerdiği beta-karoten ve klorojenik asit gibi diğer antioksidanların da sağlık üzerinde önemli etkileri olduğunu ifade ediyor. Beta-karoten, vücutta A vitaminine dönüşerek göz sağlığı ve bağışıklık sistemini destekliyor. Klorojenik asit ise kan şekeri dengesini iyileştirme ve yüksek tansiyonu düşürme potansiyeline sahip. McNutt, araştırmaların domatesin bağırsaktaki faydalı mikroorganizmaların sayısını ve çeşitliliğini artırabileceğini gösterdiğini belirtiyor. Böylece domates, bağırsak sağlığını teşvik ederken, bağışıklık sisteminin güçlenmesine de katkı sağlıyor. Ayrıca domates, folat sayesinde hücre ve doku yenilenmesini destekliyor. Uzmanlar, domatesin içerdiği bu besin maddelerinin düzenli tüketildiğinde vücudun genel sağlığı üzerinde olumlu etkiler yarattığını dile getiriyor.</p><h3>Her gün domates yiyenler için önemli uyarılar: Kimler dikkat etmeli?</h3><p>Her gün domates tüketmenin sağlık açısından pek çok avantajı bulunsa da, bazı kişiler için dikkat edilmesi gereken durumlar da mevcut. Diyetisyen Rosenthal, domatesin asidik yapısı nedeniyle asit reflüsü veya gastroözofageal reflü hastalığı (GERD) olan bireylerde rahatsızlığa yol açabileceğini söylüyor. Bu tür şikayetleri olanların domates miktarını azaltmaları veya pişmiş ve çiğ domatesin etkilerini gözlemlemeleri öneriliyor. McNutt ise, bazı otoimmün hastalığı olan bireylerde domatesin iltihap ya da eklem ağrısı gibi şikayetleri tetikleyebileceğine dikkat çekiyor. Domates, gece gölgesi ailesine ait bir besin olarak doğal alkaloidler içeriyor ve bu maddeler bazı hassas kişilerde olumsuz reaksiyonlara neden olabiliyor. Yine de diyetisyenler, domatesin çoğu insan için güvenli ve sağlıklı bir besin olduğunu, yalnızca küçük bir kesimin tüketimini sınırlamasının faydalı olabileceğini belirtiyor.</p><h3>Domatesin faydası nasıl artırılır? Uzmanlardan pratik öneriler</h3><p>Domatesin sağladığı faydalardan maksimum düzeyde yararlanmak için tüketim şekli de önem taşıyor. Diyetisyen Rosenthal, konserve domateslerin taze olanlara kıyasla daha yüksek lycopen içerebileceğini ve yıl boyunca beslenmede kullanılabilecek pratik bir seçenek olduğunu söylüyor. Ancak konserve ürünlerde eklenmiş şeker ve yüksek sodyum oranına dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor. En iyi seçenekler, ilave şeker içermeyen ve porsiyon başına 200 miligramdan az sodyum içeren ürünler olarak öne çıkıyor. Ayrıca, domatesin içerdiği lycopen, beta-karoten ve K vitamininin emilimini artırmak için domatesin bir yağ kaynağı ile birlikte tüketilmesi öneriliyor. Zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar, bu vitamin ve antioksidanların vücutta daha iyi kullanılmasına yardımcı oluyor. Domatesin taze, dondurulmuş veya konserve çeşitleriyle yıl boyunca sağlıklı bir diyetin parçası haline getirilmesi, uzmanlar tarafından tavsiye ediliyor.</p><p>Sonuç olarak, domates hem içerdiği lycopen başta olmak üzere çeşitli vitamin ve antioksidanlarla sağlığı destekliyor hem de pratik tüketim seçenekleriyle sofralarda yerini alıyor. Ancak bazı hassas bireylerin tüketim miktarına dikkat etmesi önemli. Uzman diyetisyenler, domatesin dengeli ve bilinçli şekilde tüketilmesinin kalp, bağışıklık, göz ve bağırsak sağlığı üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini tekrar vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/diyetisyenlerden-domates--461_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278700</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/atlustan-persona-6-duyurusu-2026da-xbox-ve-ps5e-geliyor-278700</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ATLUS'tan Persona 6 duyurusu! 2026'da Xbox ve PS5'e geliyor]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[ATLUS, 2026 Xbox Oyunları Şovu'nda Persona 6'yı resmen tanıttı. Beklenen yapım, yeni karakterler ve bağımsız bir hikaye ile Xbox, PS5, PC ve Xbox Game Pass platformlarında oyuncularla buluşacak. Persona 6'nın doğaüstü temaları ve geniş platform desteğiyle dikkat çekmesi bekleniyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ATLUS'tan Persona 6 duyurusu! 2026'da Xbox ve PS5'e geliyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ATLUS, 2026 Xbox Oyunları Şovu kapsamında Persona 6'nın resmi duyurusunu gerçekleştirdi. Uzun süredir beklenen yeni Persona oyunu, 2026 Yaz Oyun Festivali'nde açıklanarak serinin hayranlarını heyecanlandırdı. Persona 6, tamamen yeni karakterler ve bağımsız bir hikaye ile dikkat çekiyor. Oyunun merkezinde yine doğaüstü unsurlar yer alacak. ATLUS, bu yeni maceranın hem seriye yeni katılanlar hem de eski hayranlar için özel olarak tasarlandığını vurguladı.</p><h3>ATLUS: 'Persona 6 ile yeni bir başlangıç yapıyoruz'</h3><p>Yapılan açıklamada, Persona 6'nın önceki oyunlardan farklı olarak tamamen özgün bir hikaye sunacağı belirtildi. ATLUS, yeni karakterlerin ve doğaüstü temaların öne çıkacağını, seriye taze bir soluk getireceklerini açıkladı. Persona 6'nın, serinin geçmişinden bağımsız bir anlatı sunması, hem eski oyunculara hem de ilk kez deneyimleyecek olanlara hitap edecek şekilde planlandı. Oyun dünyasında büyük bir beklenti oluştu.</p><h3>Persona 6, Xbox, PS5 ve PC'ye geliyor</h3><p>Persona 6, Xbox Play Anywhere desteğiyle hem Xbox hem de PC platformlarında oynanabilecek. Ayrıca, PS5 ve Xbox Game Pass üzerinden de erişime açılacak. Bu geniş platform desteği, Persona 6'nın daha fazla oyuncuya ulaşmasını sağlayacak. ATLUS'un sürpriz duyurusu, serinin geleceğine dair beklentileri artırdı. Oyunun 2026 yılında piyasaya çıkması planlanıyor.</p><p>Persona 6'nın duyurulması, oyun dünyasında büyük yankı uyandırdı. ATLUS'un yeni oyunu, hem hikayesi hem de platform çeşitliliğiyle dikkat çekiyor. Serinin hayranları, 2026'yı heyecanla bekliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/atlustan-persona-6-duyuru-759_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278699</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/gunes-sisteminde-kayip-gezegenler-iddiasi-uranus-ve-neptunun-gecmisi-sasirtiyor-278699</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Güneş Sistemi'nde kayıp gezegenler iddiası! Uranüs ve Neptün'ün geçmişi şaşırtıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Güneş Sistemi'nin erken dönemine dair yapılan yeni bir araştırma, sistemde bir zamanlar Uranüs ve Neptün dışında iki buz devi gezegen daha bulunmuş olabileceğini gündeme getirdi. Johns Hopkins Üniversitesi öncülüğünde yürütülen bu çalışma, gezegenlerin geçmişte yaşadığı çalkantılı süreçlerin bugünkü düzene nasıl etki ettiğini sorguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Güneş Sistemi'nde kayıp gezegenler iddiası! Uranüs ve Neptün'ün geçmişi şaşırtıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güneş Sistemi'nin oluşumuyla ilgili uzun süredir devam eden tartışmalara yeni bir boyut eklendi. Johns Hopkins Üniversitesi'nden astrofizikçi Matthew Clement ve ekibi, Güneş Sistemi'nin erken döneminde Uranüs ve Neptün dışında iki buz devi gezegenin daha var olabileceğini öne süren Nice modeli üzerinde kapsamlı bir simülasyon gerçekleştirdi. Araştırma, bu gezegenlerin sistemden atılması sırasında yaşanan şiddetli dinamiklerin, Uranüs'ün uydularının günümüzdeki düzenini açıklamakta yetersiz kaldığını ortaya koydu. Bu bulgu, Güneş Sistemi'nin bugün sahip olduğu düzenin, geçmişte yaşanan karmaşık ve belirsiz evrimsel süreçlerin bir sonucu olabileceğine işaret etti.</p><h3>Johns Hopkins ekibinden Güneş Sistemi'nin dinamik geçmişine yeni bakış</h3><p>Matthew Clement liderliğindeki Johns Hopkins Üniversitesi araştırma ekibi, Güneş Sistemi'nin erken dönemine dair popüler Nice modeli üzerinde yeni bir analiz yaptı. Nice modeline göre, Güneş Sistemi'nin ilk zamanlarında Uranüs ve Neptün'e ek olarak iki buz devi gezegen daha bulunuyordu. Araştırmacılar, bu varsayımsal gezegenlerin sistemden atıldığı dönemi bilgisayar simülasyonlarıyla yeniden canlandırdı. Elde edilen sonuçlar, Uranüs'ün uydularının bu süreçte çarpışma, atılma ve yörünge bozulmaları gibi ciddi dengesizlikler yaşadığını gösterdi. Bilim insanları, Jüpiter'in uydularının ise bu tür zorlu koşullara karşı nispeten daha dayanıklı olduğunu tespit etti. Ancak, hem Uranüs hem de Jüpiter'in uydu sistemlerinin aynı anda bozulmadan günümüze ulaşmasının oldukça düşük bir ihtimal olduğu vurgulandı. Ekip, bu sonuçların Güneş Sistemi'nin mevcut düzenine ulaşmasında Nice modelinin gözden geçirilmesi gerektiğine işaret etti.</p><h3>Nice modeli tartışılıyor: Kayıp gezegenler ve Güneş Sistemi'nin evrimi</h3><p>Nice modelinin öne sürdüğü kayıp gezegenler teorisi, Güneş Sistemi'nin bugünkü düzenine ulaşmasında kritik bir rol oynuyor. Model, geçmişte altı dev gezegenin yerçekimsel etkileşimlerle karmaşık bir süreçten geçtiğini ve bu süreçte iki buz devinin sistemden atıldığını savunuyor. Ancak Clement ve ekibinin simülasyonları, bu senaryonun Uranüs'ün uydularının bugünkü düzeniyle çeliştiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, eğer Nice modeli doğruysa, ya Güneş Sistemi'nin son derece düşük ihtimalli bir evrimsel yol izlediğini ya da Uranüs'ün uydu sisteminin geçmişteki şiddetli çarpışmalar ve yerçekimi kaosu sonucu şekillendiğini belirtti. Üçüncü bir olasılık ise, Nice modelinin bazı önemli eksiklere sahip olması ve Güneş Sistemi'nin karmaşık geçmişini tam olarak açıklayamaması olarak öne çıktı. Bilim dünyasında tartışılan bu senaryolar, Güneş Sistemi'nin evrimine dair yeni soruları gündeme taşıdı.</p><h3>Uranüs'ün uydularında büyük dengesizlik: Simülasyonlar çarpıcı sonuçlar verdi</h3><p>Araştırma kapsamında gerçekleştirilen simülasyonlarda, Uranüs'ün uydularının kayıp gezegenlerin atılması sırasında ciddi dengesizlikler yaşadığı görüldü. Çoğu senaryoda, uydular çarpışma, sistemden kopma veya yörüngelerinde büyük değişiklikler yaşadı. Jüpiter'in uyduları ise bu dönemi daha az zarar görerek atlattı. Bilim insanları, hem Jüpiter'in hem de Uranüs'ün uydularının aynı dengesizlikten sağ çıkmasının son derece sıra dışı bir durum olduğunu belirtti. Bu bulgular, Güneş Sistemi'nin bugünkü düzeninin geçmişte yaşanan çok sayıda rastlantısal ve karmaşık olayın sonucu olabileceğini düşündürdü. Araştırmacılar, elde ettikleri verilerin, gezegenlerin ve uydularının evrimine dair mevcut modellerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu.</p><h3>Güneş Sistemi'nin geçmişiyle ilgili yeni sorular gündemde</h3><p>Johns Hopkins Üniversitesi ekibinin çalışması, Güneş Sistemi'nin geçmişine dair yeni tartışmalar başlattı. Nice modelinin eksiklikleri ve kayıp gezegenler teorisinin mevcut gözlemlerle tam olarak örtüşmemesi, bilim insanlarını daha fazla araştırmaya yönlendirdi. Özellikle Uranüs'ün uydularının geçmişte yaşadığı şiddetli olaylar, sistemin bugünkü istikrarlı yapısının tesadüfler ve karmaşık dinamikler sonucu oluştuğu fikrini güçlendirdi. Araştırmacılar, Güneş Sistemi'nin evrimine dair yeni simülasyonlar ve gözlemlerle bu gizemi çözmeyi hedefliyor. Gelecekte yapılacak çalışmaların, kayıp gezegenler ve Güneş Sistemi'nin dinamik tarihi hakkında daha fazla bilgi sunması bekleniyor.</p><p>Sonuç olarak, Güneş Sistemi'nin düzenli ve öngörülebilir yapısının, geçmişte yaşanan çalkantılı ve karmaşık süreçlerin bir ürünü olduğu görüşü güç kazandı. Johns Hopkins Üniversitesi'nin öncülüğünde yürütülen bu araştırma, kayıp gezegenler teorisinin ve Nice modelinin yeniden değerlendirilmesini gündeme getirdi. Bilim insanları, Güneş Sistemi'nin geçmişindeki bilinmezlikleri çözmek için çalışmalarını sürdürüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/gunes-sisteminde-kayip-ge-984_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278698</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/gidalardaki-gizli-tehlike-bu-4-belirtiyi-gorurseniz-atin-278698</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gıdalardaki gizli tehlike! Bu 4 belirtiyi görürseniz atın]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Avustralya'da her yıl 2,5 milyon ton gıda çöpe giderken, uzmanlar gıda güvenliği konusunda uyarıyor. Gıda israfının önlenmesi için dikkat edilmesi gereken belirtiler ve pratik öneriler, hem sağlığınızı hem de bütçenizi korumanıza yardımcı olabilir.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gıdalardaki gizli tehlike! Bu 4 belirtiyi görürseniz atın]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avustralya'da haneler, her yıl yaklaşık 2,5 milyon ton gıdayı çöpe atıyor. Artan yaşam maliyetleri ve ekonomik baskılar, birçok kişinin gıda güvenliği konusunda risk almasına ve israfı azaltmak için yeni yöntemler aramasına yol açtı. Uzmanlar, özellikle bazı belirgin belirtiler gösteren eski gıdaların tüketilmemesi gerektiğini vurguluyor. Görünür küf, sümüksü yapı, sıvı sızması ve ağır, ekşi kokular; gıdanın sağlığa zararlı hale geldiğinin en açık işaretleri arasında yer alıyor. Bu belirtilerden bir veya daha fazlası bulunan gıdaların tüketilmesi, karın ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi ciddi gıda zehirlenmelerine yol açabilir. Ancak, buruşukluk, kahverengileşme ve kuruluk gibi yaşlanma belirtileri çoğu zaman tehlikeli değildir ve gıdanın farklı şekillerde değerlendirilmesine olanak tanır.</p><h3>Uzmanlardan gıda israfını önlemek için 4 temel belirti uyarısı</h3><p>Avustralya'da yapılan araştırmalar, hanelerin satın aldıkları gıdanın yaklaşık %30'unu israf ettiğini gösteriyor. Bu oran, yılda 2,5 milyon ton gıdanın çöpe gitmesi anlamına geliyor. Artan fiyatlar ve ekonomik zorluklar, gıda israfının daha da acı verici bir hal almasına neden oldu. Uzmanlar, özellikle gıda güvenliği konusunda risk almadan israfı azaltmanın mümkün olduğunu belirtiyor. Gıdalarda dikkat edilmesi gereken dört ana belirti ise şöyle sıralanıyor: görünür küf, sümüksü veya kaygan yapı, sıvı sızması ve ağır, ekşi kokular. Eğer bu belirtilerden biri veya birkaçı gıdanızda mevcutsa, o ürünü tüketmekten kaçınmak gerekiyor. Bu şekilde, gıda zehirlenmesi riskinden korunmak mümkün oluyor. Ayrıca, yaşlanma belirtileri gösteren ancak bozulmamış gıdalar ise yaratıcı tariflerle değerlendirilebilir.</p><h3>Eski meyve ve sebzeler: Tüketim ve saklama konusunda kritik detaylar</h3><p>Meyveler ve sebzeler, gıda israfının en çok yaşandığı ürünler arasında yer alıyor. Kahverengi veya siyaha dönmüş muzlar, ilk bakışta cazip görünmese de, muz ekmeği, pankek veya smoothie gibi tariflerde rahatlıkla kullanılabiliyor. Ancak, olgunlaşmış muzlar etilen gazı yayarak diğer meyvelerin daha hızlı bozulmasına neden olabiliyor. Bu yüzden eski muzları taze meyvelerden uzak tutmak önemli. Elmalar ise bekledikçe buruşup su kaybedebiliyor; fakat haşlama, fırınlama veya rendeleme işlemlerinde rahatlıkla değerlendirilebiliyor. Limon ve portakal gibi narenciye meyvelerinin kabukları kuruyup sertleşse de, kabuklar reçel ve hamur işlerinde; meyve etleri ise içecek, sos ve marinelerde kullanılabiliyor. Büyük ve sert meyvelerde oluşan küf, geniş bir marjla kesilerek gıda kurtarılabiliyor. Ancak, yumuşak ve küçük meyvelerde küf tespit edilirse, ürünün tamamını atmak gerekiyor. Sebzelerde ise sarkık ya da buruşmuş olanlar genellikle sadece su kaybetmiş oluyor. Bu sebzeler fırınlanarak, ezilerek veya püre haline getirilerek farklı yemeklerde değerlendirilebiliyor. Yapraklı yeşillikler, buzlu suda bekletilerek tazelenebiliyor. Patates, havuç ve balkabağı gibi sert sebzelerde ezik veya hasarlı kısımlar kesilerek kullanılabiliyor. Fakat patateslerde geniş yeşillenme veya filizlenme varsa, bu kısımlar zararlı toksinler içerebileceği için dikkatli olunmalı. Mantarlar üzerinde görülen beyaz, tüylü tabaka genellikle zararsız miselyum olsa da, renkli ve parlak küf kümeleri oluşursa ürünün atılması tavsiye ediliyor.</p><h3>Küflü tahıllar ve süt ürünlerinde gıda güvenliği önlemleri</h3><p>Tahıllar ve süt ürünleri, gıda güvenliği açısından en hassas gruplardan biri. Ekmek, kek gibi gözenekli gıdalarda küf hızla yayılabiliyor. Bu nedenle küflü ekmeklerin tamamı atılmalı. Küfsüz bayat ekmekler ise kızartılarak, kruton ya da galeta unu yapılarak değerlendirilebiliyor. Ekmeklerin kuru ve hava alabilen ortamlarda saklanması, küf oluşumunu yavaşlatıyor. Pişmiş pirinç ve makarna gibi ürünler, uygun şekilde buzdolabında saklanırsa birkaç gün içinde tüketilebiliyor. Ancak oda sıcaklığında iki saatten fazla beklemiş artan yemekler, bakteri üremesi nedeniyle kesinlikle atılmalı. Süt ve süt ürünlerinde ise son kullanma tarihi geçmiş olanlar tüketilmemeli. Süt ürünlerini servis ederken temiz aletler kullanmak ve ürünleri hemen buzdolabına geri koymak, bozulmayı önlüyor. Yumuşak peynirlerde küf görülürse tüm ürün atılmalı, çünkü küf kökleri peynirin derinlerine kadar ulaşabiliyor. Sert peynirlerde ise küflü kısımlar geniş bir marjla kesilerek kalan kısım kullanılabiliyor. Peynirlerin mumlu ya da pişirme kağıdına sarılıp kapalı bir kapta saklanması, raf ömrünü uzatıyor.</p><h3>Gıda güvenliği kurallarıyla hem sağlığınızı hem bütçenizi koruyun</h3><p>Gıda israfı, ekonomik ve çevresel açıdan büyük bir sorun oluşturuyor. Avustralya'da her yıl milyonlarca ton gıdanın çöpe gitmesi, hem aile bütçelerini hem de doğal kaynakları olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, basit gıda güvenliği kurallarına uyarak ve biraz yaratıcılıkla, birçok gıdanın çöpe gitmesini engellemenin mümkün olduğunu belirtiyor. Gıdalarda küf, sümüksü yapı, sıvı sızması ve kötü kokular gibi bozulma belirtileri varsa, o ürünü tüketmemek gerekiyor. Ancak yaşlanma belirtileri gösteren, fakat bozulmamış gıdalar, farklı tariflerle mutfakta yeniden hayat bulabiliyor. Bu sayede hem israf azalıyor hem de bütçede tasarruf sağlanıyor. Sonuç olarak, gıda güvenliğine dikkat ederek ve israfı önleyici pratikleri uygulayarak, hem sağlığınızı koruyabilir hem de çevreye katkı sağlayabilirsiniz.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/gidalardaki-gizli-tehlike-755_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278697</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/istanbulda-turkiye-azerbaycan-gurcistan-toplantisi-disisleri-bakani-fidan-konusma-yapiyor-278697</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:18:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İran-İsrail savaşı... Bakan Fidan: Türkiye diplomatik çabaları desteklemeye devam edecektir]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran-İsrail savaşına ilişkin "Türkiye diplomatik çabaları desteklemeye devam edecektir." ifadelerini kullandı. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İran-İsrail savaşı... Bakan Fidan: Türkiye diplomatik çabaları desteklemeye devam edecektir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakan Fidan, Çırağan Sarayı'nda Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ve Gürcistan Dışişleri Bakanı Maka Botchorishvili ile yapılan 10. Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.</p><p>Fidan, "Bölgesel sahiplenme anlayışıyla tesis ettiğimiz üçlü mekanizmanın onuncu toplantısını da gerçekleştirmekteyiz. Toplantımız, üçlü mekanizmanın sonuç üreten ve bölgemizde güven tesis eden bir istişare zemini haline geldiğini bir kez daha göstermiştir. 14 yıla yakın bir süredir kesintisiz işleyen bu mekanizma, yıllar içerisinde ülkelerimize pek çok fayda sağlamıştır." dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/24tv-08062026e5bacff1.jpg"/><p>Siyasi diyaloğun güçlendirilmesinden ekonomik entegrasyona, ulaştırmadan enerji güvenliğine, ticaretten insani bağların kuvvetlendirilmesine kadar geniş yelpazede stratejik adımlar atılmasına bu platformun zemin teşkil ettiğini belirten Fidan, "Bu işbirliğine yüklediğimiz anlam üç ülkenin müşterek menfaatleriyle de sınırlı değil. Biz bu mekanizmayı aynı zamanda Güney Kafkasya'da barışın, istikrarın ve sürdürülebilir refahın teminatlarından biri olarak görüyoruz." ifadelerini kullandı.</p><p>Fidan, dünyanın farklı bölgelerinde jeopolitik kırılmaların aynı anda görüldüğü nadir dönemlerden birinin yaşandığına işaret ederek, ekonomik belirsizliklerin arttığını, enerji güvenliğinin her zamankinden hassas bir mesele haline geldiğini vurguladı.</p><p>Bakan Fidan, "Böyle bir dönemde bölgemizde tesis ettiğimiz huzur ve işbirliği ortamı hakiki bir stratejik değer ifade etmekte. Bu ortam Avrupa'dan Asya'ya uzanan geniş bir coğrafyada istikrara, bağlantısallığa, enerji arz güvenliğine ve ulusal ekonomilere güç katmaktadır. Özellikle ülkelerimizin arasındaki bağlantıların güçlendirilmesi bölgesel istikrara katkı sağlayacaktır. Stratejik ve jeopolitik bir öncelik olarak öne çıkmaktadır." ifadelerini kullandı.</p><p>Enerjinin bu anlamda bilhassa önem arz ettiğini söyleyen Fidan, şunları kaydetti:</p><p>"Enerjiye makul maliyette ve kesintisiz erişim bugün tüm dünya için hayati bir mesele haline gelmiştir. Birlikte hayata geçirmiş olduğumuz enerji altyapı projeleri sayesinde bu alanda yaşanan krizlerin bizlere etkisi asgari düzeyde kalmıştır. Bölgemizi küresel enerji dalgalanmaları karşısında daha dirençli hale getirdik. Bundan sonraki hedefimiz enerji, ulaştırma ve iletişim altyapılarında daha da bütünleşmiş bir bölge inşa etmektir. Bu bütünleşme Avrupa ile Asya arasında daha güvenli, daha hızlı ve daha öngörülebilir bir geçiş hattı oluşturulması bakımından da ayrıca stratejik önem taşımaktadır. Bu hedefin bugün ulaştığı en somut nokta orta koridorun güçlenen rolüdür."</p><p>Fidan, orta koridorun güçlü işbirliğinin stratejik omurgalarından biri haline geldiğinin altını çizerek, bu çerçevede, Bakü-Tiflis-Kars demir yolu hattının tam kapasiteye ulaşması vesilesiyle 2 Haziran'da, hattın Gürcistan kesiminde yapılan törenin önemli bir kilometre taşı olduğunu aktardı.</p><p>Bu stratejik hattan azami ölçüde istifade edilerek bölgeye daha fazla katma değer sağlanmasının hedeflendiğini dile getiren Fidan, görüşmede ayrıca, Güney Kafkasya'da istikrar, barış ve refahın tesisinin samimi ve yapıcı işbirliği temelinde şekillenmesi gerektiği yönündeki ortak anlaşın da bir kez daha teyit edildiğini söyledi.</p><p>Fidan, şöyle devam etti:</p><p>"Bölgemizin çatışmalar yerine kalkınma projeleriyle, ayrışma yerine ortak refah ve bağlantısallık projeleri ile anılmasını arzu ediyoruz ve bu yönde çalışıyoruz. Bu vizyonun bugün en umut verici karşılığını Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barış sürecinde görüyoruz. Tarafların ortaya koyduğu irade bölgemiz için somut bir fırsat penceresi açmıştır. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barış sürecini destekliyoruz. Azerbaycan'ın meşru kaygılarının giderilmesini ve barış anlaşmasının gecikmeksizin imzalanmasını da ayrıca temenni ediyoruz. Ermenistan ile yürüttüğümüz normalleşme süreci de Azerbaycan ile yürüttüğümüz yakın eş güdüm içerisinde aynı şekilde devam etmekte."</p><p>Son dört yılda önemli gelişmeler olduğunun altını çizen Fidan, "Bize göre Güney Kafkasya'nın önündeki esas fırsat ve hedef şudur, barışın zemini güçlendikçe bağlantısallık projeleri daha da güçlü neticelere ulaşacak. Bağlantısallık güçlendikçe de barışın toplumsal ve ekonomik temeli daha sağlam şekilde yerleşecektir. Tüm bölgenin ortak menfaatine hizmet edecek bu döngüyü pekiştirmek için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz." diye konuştu.</p><p>Fidan, Güney Kafkasya'da barışın tesisine yönelik bu olumlu tabloya rağmen çevredeki güvenlik ortamının ciddi riskler barındırmaya devam ettiğini belirterek, bu çerçevede toplantıda İran ile ABD arasında yürütülen barış görüşmelerinin ele alındığını söyledi.</p><p>Bölgeyi ve dünyayı felaketin eşiğine getiren bir savaşın geride bırakılmasının elzem olduğunu vurgulayan Fidan, kalıcı barışın sağlanması için bir yandan ABD ve İran'la temasların sürdürüldüğünü anlattı.</p><p>Fidan, bir yandan bölge ülkeleriyle yakın istişare halinde çalışıldığını aktararak, Türkiye'nin bu kritik dönemde diplomasi ve diyaloğu desteklemeyi sürdüreceğini belirtti.</p><p>Bakan Fidan, şunları kaydetti:</p><p>"Kuzeyimizde devam eden savaş bölgemizin güvenliğini doğrudan etkilemektedir. Rusya-Ukrayna savaşında barışa ulaşılmasını, bölgemizin istikrarı ve güvenliği için elzem görüyoruz. Bu diplomatik sürecin ve barışa dönük çabaların kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğine inanıyoruz. Muharebe sahasında ve diplomatik süreçte yaşanan mevcut çıkmazı hep beraber endişeyle takip ediyoruz. Tarafların bu çıkmazı kendi lehlerine çevirmek için attıkları adımlar, sahadaki gerilimi maalesef daha da artırmaktadır."</p><p>Karadeniz ve Azak Denizi'nde son dönemde meydana gelen saldırıların, bu tehlikenin ne kadar ciddi sonuçlar doğurabileceğini gösteren acı örnekler olduğunu dile getiren Fidan, bu vesileyle son vukuatta hayatını kaybedenler için Azerbaycan'a başsağlığı dileklerini iletti.</p><p>Fidan, "Bugün üç ülke olarak bölgemizin geleceğine dair ortak irademizi, karşılıklı güveni ve birlikte inşa ettiğimiz müşterek vizyonumuzu teyit ettik. Ülkelerimiz arasındaki işbirliği ne kadar güçlenirse, Güney Kafkasya da o ölçüde daha güvenli, daha müreffeh ve daha istikrarlı hale gelecektir." ifadelerini kullandı.</p><p>Bakan Fidan, Çırağan Sarayı'nda Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ve Gürcistan Dışişleri Bakanı Maka Botchorishvili ile yapılan 10. Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.</p><p>Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Fidan, Rusya-Ukrayna Savaşı'na, Karadeniz ve Baltık Denizi'ndeki gerilime ve bazı gemilerin saldırıya uğramasına ilişkin, "Soruda ifade edilen talihsiz olaylar, bizim Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) en baştan beri Rusya-Ukrayna Savaşı'nda ortaya koyduğu ateşkesle ilgili hassasiyetin ne kadar yerinde olduğunu defaatle göstermektedir." ifadesini kullandı.</p><p>Fidan, savaşın gittikçe coğrafi olarak yayılma eğiliminde olduğuna işaret ederek, şu anda savaşan tarafların kullandığı silah ve mühimmatların Baltık ülkeleri Estonya, Litvanya, Letonya'da görüldüğünü ve Romanya'nın buna maruz kaldığını söyledi.</p><p>Türk boğazlarına kadar mayınların ve insansız deniz araçlarının kayabildiğinin görüldüğüne dikkati çeken Fidan, Gürcistan'ın da aynı şekilde hedef alınabildiğine şahit olduklarını kaydetti.</p><p><b>"TARAFLAR DAHA FAZLA FARKLI HEDEFLERİ VURMA ARAYIŞINDA"</b></p><p>Fidan, bütün bunların aslında savaş devam ettikçe coğrafi yaygınlaşmanın nasıl olduğunu da gösterdiğini belirterek, "Artık taraflar var olan askeri denklemi değiştirmek için daha fazla farklı hedefleri vurma arayışındalar. Artık hiçbir hedef, altyapı, üstyapıyla ilgili sınırı hemen hemen kalmamış durumda. Bu da savaşın yıkıcı etkisini gösteriyor." diye konuştu.</p><p>Geçmişte en azından bu yok edici savaş devam ederken belli başlı konularda taraflar dikkatli olsunlar diye formüller oluşturulduğunu hatırlatan Fidan, Türkiye'nin Karadeniz Tahıl Girişimi'ni gündeme getirdiğini ve bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önemli rol oynadığını anımsattı.</p><p><b>"KARADENİZ'DE SEYRÜSEFER EMNİYETİNİN AZALMASI ENDİŞE VERİCİ"</b></p><p>Fidan, bu girişimin bir müddet uygulandığını ve tarihi bir başarı olduğunu belirterek, "Aynı şekilde şu anda Karadeniz'de seyrüsefer emniyetinin savaşın yaygınlaşmasından dolayı giderek azalmış olması hepimiz için endişe verici." dedi.</p><p>Kolektif olarak konuyu çok yakından takip ettiklerine ve taraflarla sürekli görüştüklerine işaret eden Fidan, Türk ve diğer sivil gemilerin hedef alınmamasının önemli olduğunun altını çizdi.</p><p>Fidan, muharebe alanında kontrolden çıkan insansız hava araçları ve füzelerin, hedef tasnifinde ve tanımlanmasında yanlış anlaşılmaların bu türden trajedilere sebep olmasının da bir gerçeklik olduğunu dile getirdi.</p><p>Seyrüseferde bulunacak gerek balıkçı tekneleri gerek taşımacı gemileri olsun bunların ilgili kurumlarla koordine içerisinde kara sularında seyretmesinin fevkalade önem arz ettiğini vurgulayan Fidan, buradaki yakın dayanışma ve koordinasyonun önemli olduğunu söyledi.</p><p>Fidan, hükümet ve bakanlık olarak konuyu çok yakından takip ettiklerinin altını çizerek, "Ama meseleyi kökten çözmek, bütün sorunlara verilecek en büyük cevap olacak. Onun için ateşkes görüşmelerine de büyük ağırlık veriyoruz." ifadelerini kullandı.</p><p>Türkiye'nin özellikle bölgesel sahiplenme ve bölgesel işbirliğine istikrarın ve kalkınmanın sağlanması için önem verdiğini belirten Fidan, bunun Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın baştan beri ortaya koyduğu bölgesel politika parametrelerinin başında geldiğini dile getirdi.</p><p><b>GÜNEY KAFKASYA'DAKİ ORTAKLIK BALKANLAR VE ORTA DOĞU'YA DA UYGULANMALI</b></p><p>Fidan, Türkiye'nin özellikle Güney Kafkasya'daki bu üçlü ortaklıkla beraber ortaya koyduğu vizyonun aynısını istikrar ve barış adına Balkanlar'daki ve Orta Doğu'daki ortaklarla yapmaları gerektiğini söyledi.</p><p>Bakan Fidan, Türkiye'nin amacının bulunduğu tüm stratejik havzalarda bölgesel işbirliğini ve barışı tesis etmek, çatışmaları önlemek veya şiddetini düşürmek ve mümkünse azaltmak, kalkınmanın, refahın, özgürlüğünün ve insan haklarının önünü rahatlıkla açacak bir alan oluşturmak olduğunu kaydetti.</p><p>Fidan, bunun için güçlü, caydırıcı, etkili olmak ve çok çalışmak zorunda olduklarını belirterek, "Biz Güney Kafkasya'da uzun yıllardır bölge dışı aktörlerin etkileriyle oluşan istikrarsızlığın bölge aktörlerinin eliyle bir istikrara dönüşmesi ve bu istikrara uluslararası işbirliğiyle diğer bölge halklarının destek vermesi de önemli diye düşünüyoruz." diye konuştu.</p><p>Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan'ın örnek bir işbirliği modeli ortaya koyarak bölgesel sahiplenme ve işbirliği modeliyle yoluna devam etmeye çalıştığını dile getiren Fidan, bunun için iki mevkidaşına teşekkür etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/istanbulda-turkiye-azerba-684_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278696</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/hava-kirliligi-alarmi-beyni-yaslanmadan-daha-hizli-yipratiyor-278696</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:16:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Hava kirliliği alarmı! Beyni yaşlanmadan daha hızlı yıpratıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[San Francisco'da yapılan araştırmada, egzoz gazlarından kaynaklanan PM2.5 hava kirliliğine uzun süre maruz kalan siyahi yetişkinlerin beyinlerinin, doğal yaşlanmadan daha hızlı yaşlandığı tespit edildi. Uzmanlar, özellikle otoyollara yakın yaşayan bireylerde demans riskinin arttığını vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Hava kirliliği alarmı! Beyni yaşlanmadan daha hızlı yıpratıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>San Francisco'da gerçekleştirilen bilimsel bir çalışma, hava kirliliğinin beyin sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne serdi. Araştırmada, egzoz gazları ve dumanlardan kaynaklanan PM2.5 adı verilen ince partiküllerin, kan dolaşımına geçerek beyne ulaştığı belirlendi. Özellikle uzun yıllar boyunca yüksek düzeyde PM2.5 kirliliğine maruz kalan 700'den fazla siyahi yetişkinin, semantik bellek testlerinde 10 yıllık doğal yaşlanmadan daha kötü sonuçlar aldığı ortaya çıktı. Semantik bellek, insanların nesneleri adlandırma, kelimelerin anlamlarını kavrama ve günlük yaşamda yön bulma gibi temel bilişsel işlevlerini içeriyor.</p><h3>Bilim insanları: 'Kirlilik maruziyeti arttıkça zarar büyüyor'</h3><p>Uzmanlar, PM2.5 kirliliğine maruz kalma süresi uzadıkça beyin fonksiyonlarındaki olumsuz etkilerin de arttığını belirtiyor. ABD'deki siyahi yetişkinler, demans riski açısından 1,5 ila 2 kat daha fazla risk taşıyor. Bu durumun, genellikle otoyollara yakın bölgelerde yaşamalarından kaynaklandığı ifade ediliyor. Araştırmacılar, yaşlanmanın aksine hava kirliliğinin çevresel standartların iyileştirilmesi ve HEPA filtrelerinin kullanılmasıyla azaltılabileceğine dikkat çekiyor.</p><h3>Hava kirliliği sadece akciğeri değil beyni de tehdit ediyor</h3><p>PM2.5 partikülleri, akciğerler dışında beynin konuşmayı anlama ve yön bulma yetilerini de olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, hava kirliliğinin yalnızca solunum yolları için değil, aynı zamanda bilişsel sağlık açısından da ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguluyor. Araştırmanın sonuçları, toplumun özellikle büyük şehirlerde, hava kalitesi konusunda daha bilinçli olmasının ve önleyici tedbirlerin hızla uygulanmasının önemini bir kez daha ortaya koydu.</p><p>Sonuç olarak, San Francisco'daki bu çalışma, hava kirliliğinin beyin sağlığı üzerindeki uzun vadeli ve geri dönüşü zor etkilerini gözler önüne seriyor. Uzmanlar, toplumun hava kalitesini korumak için acil adımlar atması gerektiği konusunda uyarıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/hava-kirliligi-alarmi-bey-129_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278695</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/afrika-ve-asyada-aslan-nufusu-tehlikede-son-100-yilda-buyuk-kayip-278695</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Afrika ve Asya'da aslan nüfusu tehlikede! Son 100 yılda büyük kayıp]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Aslan nüfusu, Afrika ve Asya'da son yüzyılda ciddi oranda azaldı. Uzmanlar, bazı bölgelerde aslanların yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu vurguluyor. Batı Afrika ve Hindistan'da yaşanan düşüş, koruma çalışmalarının önemini bir kez daha gündeme taşıdı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Afrika ve Asya'da aslan nüfusu tehlikede! Son 100 yılda büyük kayıp]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aslanlar, Afrika ve Asya'nın geniş coğrafyasında bir zamanlar on binlerce bireyden oluşan popülasyonlara sahipken, günümüzde bu sayı ciddi biçimde düştü. Son verilere göre, aslan nüfusu yaklaşık 20 bine geriledi. Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN), aslanı tehdit altında bir tür olarak tanımlıyor. Özellikle Batı ve Orta Afrika'da aslan sayısında son 20 yılda üçte iki oranında azalma kaydedildi. Bu bölgelerde aslanlar, yok olma riskiyle karşı karşıya bulunuyor.</p><h3>Batı Afrika'da aslanlar kritik eşikte</h3><p>Batı ve Orta Afrika'daki aslan popülasyonları, son yıllarda hızla azaldı. Nüfusun üçte ikisini kaybetmesi, bu bölgedeki ekosistemin dengesini de tehdit ediyor. Bölgede aslanların karşılaştığı en büyük tehlikeler arasında yaşam alanlarının daralması ve av kaynaklarının azalması yer alıyor. Uzmanlar, aslanların bu hızla azalmasının, ilerleyen yıllarda türün tamamen kaybolması riskini artırdığını belirtiyor.</p><h3>Hindistan ve Güney Afrika'da farklı tablo</h3><p>Hindistan'da aslan nüfusu, 1893'te yalnızca 18 bireyden 650'ye yükseldi. Ancak köpek vebası virüsü ve alan yetersizliği gibi yeni tehditler, bu artışı tehlikeye sokuyor. Doğu Afrika'da ise aslan sayısı, habitat kaybı ve çiftçilerle yaşanan çatışmalar nedeniyle üç nesilde yüzde 60 oranında düştü. Güney Afrika'da ise, parkların çevrelenmesi ve turizm sayesinde aslan nüfusu yüzde 12 arttı. Uzmanlar, aslanların korunması için yerel toplulukların desteğinin şart olduğunu vurguluyor. Etkili koruma önlemleri alınmadığı takdirde, aslanların geleceği tehlikede olmaya devam edecek.</p><p>Aslanların karşı karşıya olduğu tehditler, bölgesel farklılıklar gösteriyor. Uzmanlar, sürdürülebilir koruma stratejilerinin ve yerel halkın katılımının aslanların uzun vadeli hayatta kalmasında belirleyici olacağını ifade ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/afrika-ve-asyada-aslan-nu-747_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278694</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/sinek-kuslarindan-sasirtan-beslenme-teknigi-bilim-dunyasi-bu-kesfi-konusuyor-278694</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:13:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sinek kuşlarından şaşırtan beslenme tekniği! Bilim dünyası bu keşfi konuşuyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Sinek kuşları, Afrika ve Asya'da gözlemlenen yeni beslenme yöntemleriyle bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. Araştırmacılar, bu kuşların beslenme sırasında kullandığı sıra dışı dil yapısının daha önce hiçbir omurgalıda görülmediğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sinek kuşlarından şaşırtan beslenme tekniği! Bilim dünyası bu keşfi konuşuyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sinek kuşlarının beslenme alışkanlıkları üzerine yapılan son araştırmalar, bu canlıların nektarı tüketirken şimdiye kadar bilinmeyen bir mekanizma kullandığını ortaya koydu. Afrika ve Asya'da yaşayan sinek kuşları, çiçeklerden nektar almak için yalnızca uzun gagalarını kullanmakla kalmıyor, aynı zamanda dillerinin özel yapısıyla dikkat çekiyor. Bilim insanları, yüksek hızlı kameralar yardımıyla bu kuşların dillerinin iki uçlu ve esnek olduğunu, sıvı dolduktan sonra gagalarıyla dili sıkarak nektarı ağızlarına aktardıklarını belirledi. Bu hareketin bir saniye içinde defalarca tekrarlanması, beslenme sürecinin pasif kapiler etkiden çok daha karmaşık olduğunu gösteriyor.</p><h3>Biyologlar: 'Sinek kuşu dili omurgalılarda bir ilk'</h3><p>Araştırmacılar, sinek kuşlarının dillerinin tabanında açık bir oluk bulunduğunu, dilin uç kısmına doğru ise kapalı bir tüpe dönüştüğünü tespit etti. Gagada yer alan esnek flaplar sayesinde, kuşlar hava girişi olmadan emiş işlemini başarıyla gerçekleştiriyor. Yavaşlatılmış video analizlerinde, dilin etrafında küçük baloncuklar oluştuğu ve kuşların gagalarını hafif aralık bıraktığı gözlemlendi. Bilim insanları, bu benzersiz beslenme mekanizmasının daha önce hiçbir omurgalıda tanımlanmadığını ve sinek kuşlarının beslenme modellerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.</p><h3>Mühendisler sinek kuşu dilinden ilham alıyor</h3><p>Sinek kuşlarının bu sıra dışı beslenme yöntemi, sadece biyologların değil, mühendislerin de ilgisini çekti. Araştırmacılar, kuşların dillerinin çalışma prensibinden yola çıkarak yeni nesil mini pompalar tasarlamayı planlıyor. Ayrıca, iki akraba olmayan türün aynı beslenme sorununa farklı çözümler üretmesi, konverjan evrimin etkileyici bir örneği olarak değerlendiriliyor. Sinek kuşlarının bu özgün davranışı, doğadaki çeşitliliğin ve canlıların adaptasyon yeteneğinin bir kez daha altını çiziyor. Bilim dünyası, bu keşfin hem biyoloji hem de mühendislik alanında yeni ufuklar açacağına dikkat çekiyor.</p><p>Sonuç olarak, sinek kuşlarının keşfedilen bu yeni beslenme mekanizması, hem bilimsel araştırmalara hem de teknolojik gelişmelere ilham kaynağı olmayı sürdürüyor. Uzmanlar, bu tür doğal adaptasyonların gelecekte farklı alanlarda yenilikçi çözümler sunabileceğini düşünüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/sinek-kuslarindan-sasirta-611_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278693</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/t3-vakfinin-gencleri-bilime-dahil-eden-modeli-avrupada-odullendirildi-278693</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[T3 Vakfı'nın gençleri bilime dahil eden modeli Avrupa'da ödüllendirildi!]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[T3 Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Elvan Kuzucu Hıdır, ECSITE tarafından genç liderlere verilen prestijli “Bright Spark Award”ın sahibi oldu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[T3 Vakfı'nın gençleri bilime dahil eden modeli Avrupa'da ödüllendirildi!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>T3 Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı  Dr. Elvan Kuzucu Hıdır, Avrupa'nın en büyük bilim iletişimi ağı ECSITE  tarafından genç liderlere verilen prestijli "Bright Spark Award"ın sahibi oldu.  İsveç'te düzenlenen "2026 ECSITE Konferansı" kapsamında takdim edilen ödül,  milyonlarca genci teknoloji üretimi ve girişimcilik süreçlerine dahil eden T3  Vakfı ekosisteminin uluslararası ölçekte gördüğü takdirin önemli bir göstergesi  oldu.</b></p><p><b>AVRUPA'NIN  PARLAK KIVILCIMI TÜRKİYE'DEN: DR. ELVAN KUZUCU HIDIR'A PRESTİJLİ ÖDÜL!</b></p><p>Türkiye'nin gençleri teknoloji  üretimine dahil eden özgün modeli <b>Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı)</b>,  Avrupa'nın en büyük bilim iletişimi ağı tarafından ödüllendirildi. <b>T3 Vakfı  Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Elvan Kuzucu Hıdır</b>, Avrupa'nın en prestijli  bilim iletişimi ödüllerinden biri olarak kabul edilen <b>Bright Spark Award</b>  ödülünün sahibi oldu. Ödül, <b>Avrupa Bilim Merkezleri ve Müzeleri Ağı (ECSITE  - European Network of Science Centres and Museums)</b> tarafından İsveç'in  Göteborg kentinde düzenlenen <b>2026 ECSITE Konferansı</b> kapsamında  gerçekleştirilen <b>Mariano Gago Awards</b> töreninde takdim edildi.</p><p>Kuzucu Hıdır'ın Bright Spark  Award'a layık görülmesi, Türkiye'nin gençleri bilim ve teknoloji üretimine  yönlendiren yaklaşımının uluslararası alanda karşılık bulduğunu ortaya  koyarken, T3 Vakfı'nın geliştirdiği teknoloji ekosisteminin küresel ölçekte takdir  edildiğini bir kez daha gösterdi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/whatsappvideo2026060-08062026fcdca333.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>AVRUPA'NIN  EN BÜYÜK BİLİM İLETİŞİMİ AĞINDAN TÜRKİYE'YE ÖDÜL!</b></p><p>50'den fazla ülkeden 400'ün  üzerinde bilim merkezi, müze, araştırma kuruluşu ve bilim iletişimi kurumunu  bir araya getiren ECSITE, bilim iletişimi alanındaki en etkili uluslararası  ağlardan biri olarak kabul ediliyor.</p><p>Bu yıl 2-4 Haziran tarihleri  arasında İsveç'in Göteborg kentindeki Universeum ev sahipliğinde  gerçekleştirilen ECSITE Konferansı'na yaklaşık 900 bilim iletişimi  profesyoneli, müze yöneticisi, eğitimci ve sektör temsilcisi katıldı. Bilim  iletişimi alanının en önemli uluslararası buluşmalarından biri olarak  gösterilen konferansta, dünyanın farklı ülkelerinden bilim iletişimi alanında  fark oluşturan isimler ve kurumlar ödüllendirildi. <b>Türkiye bilim ekosistemini  temsilen ise T3 Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Elvan Kuzucu Hıdır konferansa  katılım sağladı.</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/whatsappimage2026060-08062026246c2b6a.jpg"/><p><b>MİLYONLARI  BİLİM ÜRETİMİNE DAHİL EDEN "T3 EKOSİSTEMİ" ULUSLARARASI TAKDİR GÖRDÜ!</b></p><p>TEKNOFEST, DENEYAP Teknoloji  Atölyeleri, Bilim Türkiye projeleri, girişimcilik programları ve insan kaynağı  geliştirme çalışmalarıyla gençleri teknoloji geliştiren bireyler haline  getirmeyi sürdüren T3 Vakfı, bilim iletişimini yalnızca anlatım odaklı değil;  katılım, üretim ve toplumsal dönüşüm perspektifiyle ele alan yaklaşımıyla yalnızca  Türkiye'de değil Avrupa'da öne çıkıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/whatsappimage2026060-080620260afc0d56.jpg"/><p><b>TEKNOFEST  MODELİ AVRUPA'DA TÜM DİKKATLERİ ÇEKTİ!</b></p><p>Dünyanın en büyük havacılık, uzay  ve teknoloji festivali TEKNOFEST; gençlere uygulamalı öğrenme imkanı sunan,  yenilikçi fikirleri destekleyen ve teknoloji üretimini teşvik eden çok katmanlı  bir insan kaynağı geliştirme modeli olarak dikkat çekiyor.</p><p>ECSITE tarafından verilen bu ödül  ise, gençleri teknoloji tüketicisinden teknoloji üreticisine dönüştüren Türkiye  modelinin uluslararası düzeyde karşılık bulduğunu ortaya koydu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/whatsappimage2026060-0806202679e6b0f3.jpg"/><p><b>TÜRKİYE'NİN  TEKNOLOJİ EKOSİSTEMİ ULUSLARARASI PLATFORMDA ANLATILDI</b></p><p>Ödül töreninin ardından Dr. Elvan  Kuzucu Hıdır, uluslararası katılımcılarla bir araya gelerek Türkiye'nin bilim  ve teknoloji ekosistemi, gençlik çalışmaları ve T3 Vakfı'nın teknoloji  geliştiren nesiller yetiştirmeye yönelik çalışmalarını paylaştı. Gerçekleştirilen  oturumda T3 Vakfı'nın gençleri teknoloji üretim ve girişimcilik süreçlerine  dahil eden çalışmaları uluslararası bilim iletişimi camiasının temsilcilerine  aktarıldı.</p><p>Elvan Kuzucu Hıdır, 2010 yılında Konya  Meram Fen Lisesi'nden mezun olduktan sonra Türkiye derecesiyle Bilkent  Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü'nü tam burslu olarak  kazandı. Lisans ve yüksek lisans eğitimlerini yüksek onur derecesiyle  tamamlayan Kuzucu Hıdır, doktorasını İstanbul Teknik Üniversitesi Elektronik ve  Haberleşme Mühendisliği Bölümünde yaptı. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/whatsappimage2026060-080620268fe8dbdd.jpg"/><p>  ASELSAN ve Tübitak gibi kurumların çeşitli araştırma projelerinde görev alan  Kuzucu Hıdır'ın IEEE'ye ait uluslararası akademik Q1 dergilerde ve  konferanslarda yayımlanmış bilimsel çalışmaları bulunmaktadır. Kuzucu Hıdır,  ayrıca IEEE Transactions on Wireless Communications, IEEE Network Magazine ve  IEEE Communications Letters gibi uluslararası yayınlarda hakemlik yapmıştır. Bilim,  teknoloji ve inovasyon alanlarında çeşitli görevler üstlenen Kuzucu Hıdır, 2023  yılından bu yana T3 Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürürken aynı  zamanda Türkiye Uzay Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapmaktadır.</p><p><b>www.t3vakfi.org</b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/t3-vakfinin-gencleri-bili-381_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278692</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/plastik-alarmi-buyuyor-polen-alerjisi-daha-da-siddetlenebilir-278692</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Plastik alarmı büyüyor! Polen alerjisi daha da şiddetlenebilir]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Viyana Tıp Üniversitesi'nin yürüttüğü araştırma, mikroplastik parçacıklarının farelerin akciğerlerinde birikerek alerjik reaksiyonları artırdığını ortaya koydu. Mikroplastik ve polen etkileşimi, bağışıklık sisteminde beklenenden daha güçlü bir iltihaplanmaya yol açtı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Plastik alarmı büyüyor! Polen alerjisi daha da şiddetlenebilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Viyana Tıp Üniversitesi'nde gerçekleştirilen son araştırma, mikroplastik parçacıklarının akciğerlerde birikerek polen alerjisini güçlendirdiğini gösterdi. Bilim insanları, PET ambalajlarından ve tekstil ürünlerinden kaynaklanan mikroplastiklerin farelerin solunum yollarına yerleştiğini ve iki hafta boyunca vücutta kaldığını tespit etti. Araştırma, mikroplastiklerin sadece pasif bir atık olmadığını, aynı zamanda akciğerlerde alerjik iltihaplanmayı tetiklediğini ortaya koydu.</p><h3>Viyana Tıp Üniversitesi: Mikroplastik, polenle birleşince etkisi artıyor</h3><p>Çalışmada, mikroplastik parçacıklarının farelerin akciğerlerinde lenfosit ve eozinofil gibi iltihap hücrelerinin artışına yol açtığı gözlendi. Özellikle PET parçacıkları ambrosia poleniyle birlikte uygulandığında, bağışıklık sistemi daha da güçlü bir tepki verdi. Bilim insanları, mikroplastik ve polenin bir arada bulunmasının, tek başına polene göre çok daha şiddetli bir iltihaplanmaya neden olduğunu vurguladı. Ayrıca mikroplastiklerin antikor üretimini ve bağışıklık yanıtını değiştirdiği de saptandı.</p><h3>Uzmanlar: Mikroplastik, insan sağlığı için ciddi bir uyarı sinyali</h3><p>Deneyler fareler üzerinde yapılmasına rağmen, araştırmacılar bu bulguların insan sağlığı açısından önemli bir uyarı taşıdığına dikkat çekiyor. Son yıllarda astım ve mevsimsel alerji vakalarında önemli bir artış yaşanırken, mikroplastiklerin insan kanında da sıkça tespit edilmesi endişeleri artırıyor. Bilim dünyası, mikroplastiklerin polenle birleşerek insanlarda da benzer etkiler gösterip göstermediğinin araştırılması gerektiğini belirtiyor. Araştırmacılar, nefes yoluyla alınan mikroplastiklerin vücutta pasif kalmadığını, aksine iltihaplanma süreçlerinde aktif rol oynadığını ifade ediyor.</p><p>Bu bulgular, mikroplastiklerin sadece çevre sorunu olmadığını, insan sağlığı üzerinde de ciddi etkiler doğurabileceğini gösteriyor. Uzmanlar, mikroplastik ve polen etkileşiminin insanlarda da benzer sonuçlar doğurup doğurmadığının bir an önce araştırılması gerektiğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/plastik-alarmi-buyuyor-po-668_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278691</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/2030da-yapay-zeka-veri-merkezlerinin-su-talebi-afrikayi-gececek-278691</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[2030'da yapay zeka veri merkezlerinin su talebi Afrika'yı geçecek]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Birleşmiş Milletler Üniversitesi'nin son raporunda, 2030 yılına kadar yapay zeka veri merkezlerinin su ihtiyacının Afrika ülkelerinin önüne geçeceği belirtildi. Raporda, sadece karbon ayak izi değil, su ve arazi kullanımı gibi diğer çevresel etkilerin de kamuoyuyla paylaşılması gerektiği vurgulandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[2030'da yapay zeka veri merkezlerinin su talebi Afrika'yı geçecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Üniversitesi'nin yayımladığı yeni rapor, 2030 yılına kadar yapay zeka merkezlerinin su ihtiyacının Afrika ülkelerinin toplamından fazla olacağını ortaya koydu. Raporda, yapay zeka için kurulan veri merkezlerinin yıllık 945 terawatt-saat elektrik harcayacağı, bu miktarın Pakistan, Bangladeş ve Nijerya'nın toplam enerji kullanımının neredeyse üç katına ulaştığı belirtildi. Bu ülkelerde 650 milyondan fazla insan yaşıyor. Araştırmada, yalnızca karbon ayak iziyle yapılan çevresel değerlendirmelerin yetersiz kaldığı, su ve arazi ayak izinin de mutlaka dikkate alınması gerektiği ifade edildi.</p><h3>Birleşmiş Milletler: 'Yapay zeka su ve arazi tüketimini artırıyor'</h3><p>Rapor, kömür yerine biyoyakıt kullanımının karbon emisyonunu yüzde 70 azaltmasına rağmen, su ayak izini 30 kat, arazi ayak izini ise 100 kat artırdığını vurguladı. Enerji tüketiminin büyük kısmı, yapay zeka modellerinin eğitilmesinden ziyade, günlük kullanım taleplerini karşılamak için harcanıyor. Örneğin, bir sohbet botuyla yapılan görüşmeler, basit bir metin sınıflandırmasına göre 200 kat daha fazla elektrik gerektiriyor. Görüntü oluşturma işlemleri ise bu oranın çok daha üstünde enerji harcıyor. Uzmanlar, yapay zekanın verimliliğindeki artışın, toplam enerji tüketimini de yükselttiğine dikkat çekiyor.</p><h3>ABD ve Çin'de yoğunlaşan veri merkezleri küresel atık sorununu büyütüyor</h3><p>Küresel hesaplama gücünün yüzde 90'ı ABD ve Çin'de toplanırken, 150'den fazla ülkenin kendi veri merkezi altyapısı bulunmuyor. Ancak bu ülkeler her yıl yaklaşık 2,5 milyon ton elektronik atıkla baş etmek zorunda kalıyor. Birleşmiş Milletler raporunda, yalnızca karbon ayak izi değil, su ve arazi ayak izinin de kamuya açık şekilde hesaplanması gerektiği belirtildi. Uzmanlar, yapay zekanın sürdürülebilirliğinin artık teknik bir sorun olmaktan çıkıp, yönetimsel ve toplumsal bir meseleye dönüştüğünü ifade ediyor.</p><p>Raporun sonuç bölümünde, yapay zeka merkezlerinin artan enerji ve su talebinin, sadece çevresel değil, sosyal ve ekonomik etkiler de yaratacağı uyarısı yapıldı. Yetkililere, sürdürülebilirlik kriterlerinin genişletilmesi ve şeffaf şekilde kamuoyuyla paylaşılması çağrısı yinelendi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/2030da-yapay-zeka-veri-me-642_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278690</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/diyetisyenlerden-mutluluk-icin-6-yiyecek-onerisi-278690</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:07:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Diyetisyenlerden mutluluk için 6 yiyecek önerisi]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Diyetisyen M. Ginzburg, Moskova'da verdiği röportajda, mutluluk hissini artıran ve genel sağlığı destekleyen 6 ana yiyecek kategorisini açıkladı. Meyvelerden kuruyemişlere, kakao ve tatlılara kadar birçok gıda, ruh halini olumlu etkiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Diyetisyenlerden mutluluk için 6 yiyecek önerisi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyetisyen M. Ginzburg, Moskova'da gerçekleştirdiği bir röportajda, insanların ruh halini ve genel sağlığını olumlu yönde etkileyen 6 temel yiyecek kategorisini detaylı şekilde değerlendirdi. Ginzburg'a göre, doğru beslenme alışkanlıkları yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik mutluluk üzerinde de doğrudan etkili. Uzman, özellikle mutluluk hissini artıran bu yiyeceklerin günlük beslenme planında yer almasının önemini vurguladı.</p><h3>Diyetisyen Ginzburg: "Meyveler ve kuruyemişler mutluluğu destekliyor"</h3><p>Meyveler, içerdiği vitamin ve mineraller sayesinde iltihaplanmayı azaltırken, damar sağlığını koruyor ve genel sağlık üzerinde olumlu bir rol oynuyor. Kuruyemişler ise omega-3 yağ asitleri bakımından zengin olduğu için kaygı ve stres düzeyini düşürüyor. Kuru meyvelerde bulunan flavonoidler ise vücudu serbest radikallerden koruyarak yorgunluk ve halsizliği azaltıyor. Ginzburg, meyve ve kuruyemiş tüketiminin ruh halini yükseltmede etkili olduğunu belirtiyor.</p><h3>Kakao, baharatlar ve tatlılar mutluluk hormonunu tetikliyor</h3><p>Kakao ve çeşitli baharatlar, kan dolaşımını hızlandırıyor ve beyin fonksiyonlarını destekliyor. Bu ürünler, dopamin adı verilen mutluluk hormonunun üretimine katkı sağlıyor. Tatlılar ise içerdiği tuz, şeker ve yağ sayesinde ruh halini kısa sürede yükseltiyor. Diyetisyen Ginzburg, bu yiyeceklerin dengeli tüketilmesi halinde hem sağlıklı hem de mutlu bir yaşam sürmenin mümkün olduğunu ifade ediyor.</p><p>Uzmanlar, doğru beslenme tercihlerinin hem bedensel hem de ruhsal sağlık için kritik olduğunu ve mutluluk veren yiyeceklerin günlük diyete dahil edilmesinin fayda sağladığını vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/diyetisyenlerden-mutluluk-938_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278689</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakanligi-ile-yesilaydan-bagimlilikla-mucadele-protokolu-278689</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Yeşilaydan bağımlılıkla mücadele protokolü]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Yeşilay arasında bağımlılıklarla mücadele alanındaki işbirliğini güçlendirmek için protokol yapıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Yeşilaydan bağımlılıkla mücadele protokolü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Sepetçiler Kasrı'nda düzenlenen "Yeşilay ile İş Birliği Protokol İmza Töreni"nde yaptığı konuşmada, bağımlılıkla mücadelede aileyi merkeze alan, sosyal hizmetleri geliştiren ve sahadaki ihtiyaçlara daha hızlı cevap veren yeni bir çalışma dönemini başlattıklarını söyledi.</p><p>Bakan Göktaş, bağımlılık meselesinin sadece bireysel bir sağlık sorunu olarak görülmediğini, aile ilişkilerini, eğitim hayatını, çalışma düzenini, sosyal uyumu, güvenliği ve toplumsal refahı etkileyen çok boyutlu bir risk alanı olarak değerlendirildiğini belirtti.</p><p>Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ), bağımlılıkların önlenmesi ile tedavisinde kamu sağlığı odaklı, çok disiplinli ve kurumlar arası çalışmanın ne kadar önemli olduğunu vurguladığına dikkati çeken Göktaş, "Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin 'Bağımsız Gelecek, Sağlıklı Nesiller' vizyonu, bu mücadeleye güçlü bir ivme kazandırdı. Nitekim, Yeşilayın 2026'yı 'Bağımsızlık Yılı' ilan etmesi bu vizyonun sahada daha güçlü bir karşılık bulmasını sağladı." diye konuştu.</p><p>Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, bağımlılıkla mücadelenin insanı, aileyi ve toplumu birlikte koruyan güçlü bir devlet politikası haline getirildiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:</p><p>"Hiç şüphesiz, evlatlarımızı zararlı alışkanlıklardan korumayı ve ailelerimizin yanında durmayı milli bir sorumluluk olarak görüyoruz. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planımızla, bu milli sorumluluğu sahada karşılık bulan somut adımlara dönüştürüyoruz. 'Sosyal Uyum Süreci Danışmanlığı' modeliyle, 18 yaş üstü bağımlı bireylerin ailesiyle birlikte topluma güçlü şekilde katılmasını sağlıyoruz. Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitimleri'yle toplumun farklı kesimlerine bağımlılık konusunda farkındalık kazandırıyoruz. Bu eğitimlerle 81 ilimizde 2,5 milyondan fazla vatandaşımıza ulaştık. Dijital farkındalık atölyeleri, dijital detoks kampları ve rehber materyallerle ailelerin dijital riskleri erken fark etmelerini ve çocuklarını güvenle desteklemelerini sağlıyoruz."</p><p>Dijital çağın imkanlarının doğru kullanımının önemine işaret eden Göktaş, bu inançla 15 yaş altı kişilere yönelik sosyal medya düzenlemesini hayata geçirdiklerini, bu kapsamda, sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan yükümlülükler getirdiklerini kaydetti.</p><p>Bakan Göktaş, böylece evlatların zihin dünyasını tehdit eden algoritmaların önüne set çekeceklerini, çocukların filtre balonlarının içine hapsolmasına fırsat vermeyeceklerini bildirdi.</p><p>"Sosyal Risk Haritaları"yla bağımlılık riskini hane, mahalle ve ilçelerde "Aile Rehberi" ve "Çocuklar Güvende" sistemiyle takip ettiklerini dile getiren Göktaş, aynı zamanda bu haritalarda Yeşilayın mahalle bazlı veri paylaşımının olduğunu, Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulunun kararıyla ikisi yetişkin, biri çocuklarla ilgili hazırladıkları üç sosyal risk haritasını tamamladıklarını söyledi.</p><p>Batman'da pilot uygulama olarak başlattıkları Bağımlılıkla Mücadele Projesi kapsamında ekiplerin bugüne kadar 1092 haneye ziyarette bulunduğunu aktaran Göktaş, "Bağımlılık riski taşıyan bireylere ve ailelerine ulaştık. Bu süreçte gördük ki bağımlılık, sadece kişinin hayatını değil. Ailesini, sosyal çevresini, eğitimini, çalışma hayatını ve geleceğe dair umudunu da etkileyen ağır bir yük olarak karşımıza çıkıyor. Saha verilerimiz özellikle bağımlıların yüzde 98'nin 25-34 yaş aralığında genç yetişkin erkeklerde riskin yoğunlaştığını gösterdi." bilgisini paylaştı.</p><p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, madde kullanımına başlamada arkadaş çevresinin belirleyici etkisinin olduğunu vurguladı.</p><p>Bu çalışmada, her bir bireyin ihtiyacını ayrı ayrı değerlendirdiklerine dikkati çeken Göktaş, "Tedaviye ihtiyacı olan 246 vatandaşımızı sağlık sistemine yönlendirdik. İhtiyaç duyan ailelerimize sosyal yardım ulaştırdık. İş hayatına katılabilecek durumdaki vatandaşlarımızın istihdam edilmesini sağladık. Risk grubundaki 291 çocuk ve gencimiz için eğitim ve psikolojik destek süreçlerini başlattık. Bu pilot uygulamayı kademeli şekilde ülke genelinde yaygınlaştıracağız." dedi.</p><p>Bakan Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Bugün imzaladığımız protokolle, bağımlılıkla mücadelede daha güçlü, daha koordineli ve etkili bir dönemi başlatıyoruz. 'Bağımlılıktan Koruyan Aile' eğitimleriyle ebeveynlere erken belirtileri fark etme, doğru iletişim kurma ve çocuklarını risklerden koruma konusunda desteklerimizi yaygınlaştıracağız. Sosyal Risk Haritası çalışmalarımızla Yeşilayın saha deneyimini birlikte değerlendireceğiz. Afet sonrası süreçlerde de psikososyal destek, yas süreci ve bağımlılıkla baş etme konularında ortak projeler geliştireceğiz. Bu protokolle amacımız bağımlılık riski ortaya çıkmadan önleyici tedbirleri güçlendirmek."</p><p><strong>"BAĞIMLILIĞIN ETKİLERİ YALNIZCA BİREYLE SINIRLI KALMIYOR"</strong></p><p>Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç ise bağımlılıklarla mücadelede aileyi merkeze alan bir yaklaşım benimsediklerini anlattı.</p><p>Dünyada bağımlılıklarla mücadele çalışmalarının çoğunlukla birey odaklı yürütüldüğünü, kendilerinin ise bireyin yanında aileyi de sürecin merkezine alan bir model geliştirdiklerini dile getiren Dinç, "Bağımlılığın etkileri yalnızca bireyle sınırlı kalmıyor, aileyi ve toplumu da derinden etkiliyor. Özellikle pandemi sonrasında davranışsal bağımlılıklarda ciddi bir artış yaşanırken kumar ve sosyal medya bağımlılığı her yaş grubunu etkileyen önemli risk alanları haline geldi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızla imzaladığımız bu protokol sayesinde önleme, müdahale, rehabilitasyon ve sosyal uyum çalışmalarımızı daha güçlü bir zemine taşıyacağız. Risk altındaki bireylerin destek mekanizmalarına erişimini kolaylaştıracak, onları yalnız bırakmayacak ve yeniden topluma kazandırılmalarını destekleyeceğiz." ifadesini kullandı.</p><p>Dinç, bağımlılıklarla mücadelede çok daha güçlü ve kapsamlı bir dönemi birlikte inşa edeceklerini, bağımlılık endüstrileri ne kadar organize olursa olsun, insanı korumak için attıkları bu adımların karşılığını alacağına, bugün ektikleri tohumların yarın meyve vereceğine inandıklarını aktardı.</p><p><strong>PROTOKOLÜN KAPSAMI</strong></p><p>Bakanlık ve Yeşilay arasında yapılan protokolle bağımlı veya bağımlılık riski altındaki bireylerin ihtiyaç duydukları destek hizmetlerine erişimlerinin kolaylaştırılması amaçlanıyor.</p><p>Yeşilayın önleme, danışmanlık ve rehabilitasyon hizmetlerine yönlendirme süreçlerinin güçlendirilmesi hedeflenen protokolle aynı zamanda bireylerin rehabilitasyon sonrası sosyal uyum süreçlerinin desteklenmesi ve kurumlar arası koordinasyonun artırılması planlanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/aile-ve-sosyal-hizmetler--955_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278688</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/beyaz-sarayda-ufc-dovusune-acil-yargi-freni-278688</link>
      <pubDate>2026-06-08T14:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Beyaz Saray'da UFC dövüşüne acil yargı freni]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Beyaz Saray'da düzenlenmesi planlanan UFC dövüşü için Donald Trump ve Dana White'a açılan dava, etkinliğin yasal zemini ve mali çıkar iddialarıyla gündeme oturdu. Davacılar, ulusal sembollerin ticari amaçlarla kullanılmasına karşı çıkıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Beyaz Saray'da UFC dövüşüne acil yargı freni]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beyaz Saray'da 14 Haziran'da gerçekleşmesi planlanan UFC dövüşü, Başkan Donald Trump ve UFC Başkanı Dana White'ın karşı karşıya kaldığı dava ile tartışma yarattı. Virginia'da yaşayan iki kişi, ülkenin 250. bağımsızlık yıl dönümü kutlamaları kapsamında Beyaz Saray arazisinde organize edilen bu etkinliğin yasalara aykırı olduğunu iddia ederek mahkemeye başvurdu. Davacılar, dövüşün kongre onayı ve çevresel inceleme olmadan düzenlendiğini savunuyor. Ayrıca, etkinliğin Trump ve Dana White'a mali çıkar sağladığı ve ulusal sembollerin özel amaçlarla kullanıldığı öne sürülüyor.</p><h3>Kamu Dürüstlüğü Projesi'nden Trump ve White'a ağır suçlama</h3><p>Kamu Dürüstlüğü Projesi tarafından açılan davada, Beyaz Saray'ın tarihi ve sembolik değerinin ticari bir spor organizasyonuna tahsis edilmesi eleştirildi. Projenin kurucusu Brendan Ballou, etkinliği "Başkanı ve arkadaşlarını zenginleştirmek için derin bir şekilde yozlaşmış bir plan" olarak nitelendirdi. Dava dosyasında, UFC'nin VIP paketlerini 1 milyon ile 1.5 milyon dolar arasında sattığına dair raporlara yer verildi. Ayrıca, Trump'ın UFC'nin ana şirketinde 50 bin dolarlık hisse sahibi olduğuna dair iddialar da mahkemeye sunuldu. Ballou, bu tür etkinliklere izin verilmesinin, ulusal anıtların ticari marka fırsatlarına dönüşmesine yol açacağı uyarısında bulundu.</p><h3>Paul Romano'dan Lincoln Anıtı vurgusu ve tepkiler</h3><p>Davacılardan Vietnam Savaşı gazisi ve emekli Hava Kuvvetleri çavuşu Paul Romano, Beyaz Saray'da planlanan UFC dövüşüne sert tepki gösterdi. Romano, yaptığı açıklamada, Lincoln Anıtı'nın ABD için kutsal bir alan olduğunu ve buranın ticari amaçlarla kullanılmasının, ülkenin geçmişine ve askerlerinin onuruna saygısızlık anlamına geldiğini belirtti. Dava dilekçesinde, Beyaz Saray arazisinin "özel, kâr amacı güden bir spor etkinliği" için kullanılmasıyla Trump ve Dana White'ın mali kazanç elde ettiği savunuldu. Etkinliğin, Amerikan Bağımsızlığı'nın 250. yıl dönümü kutlaması olarak sunulmasına rağmen, asıl amacın UFC markasını ve Trump'ın 80. doğum gününü öne çıkarmak olduğu öne sürüldü.</p><p>Beyaz Saray Güney Bahçesi'nde inşa edilen dövüş kafesi ve "The Claw" adı verilen dev kemerli aydınlatma ızgarası, etkinliğin büyüklüğünü gözler önüne seriyor. UFC dövüşçülerinin tartımı ise etkinlikten bir gün önce Lincoln Anıtı'nda yapılacak. CNN, konuyla ilgili Beyaz Saray ve UFC yönetiminden açıklama talep etti ancak henüz yanıt alınamadı. Trump ise etkinliğin "dünyadaki en büyük gösteri" olacağını iddia etti.</p><p>14 Haziran'da düzenlenmesi beklenen Beyaz Saray UFC dövüşüne yönelik açılan dava, hem yasal sürecin hem de kamuoyunun ilgisini çekiyor. Etkinliğin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ve ulusal sembollerin ticari amaçlarla kullanımı konusunda alınacak karar, önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/beyaz-sarayda-ufc-dovusun-198_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278687</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/uzmanlardan-akilli-telefon-bagimliligina-karsi-3-etkili-oneri-278687</link>
      <pubDate>2026-06-08T14:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan akıllı telefon bağımlılığına karşı 3 etkili öneri]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'de yapılan araştırmalar, akıllı telefon kullanımının her geçen gün arttığını ve yetişkinlerin yarısından fazlasının bu alışkanlığı azaltmak istediğini gösteriyor. Uzmanlar, telefon bağımlılığının psikolojik etkilerine dikkat çekerek, cihaz kullanımını kontrol altına almak için uygulanabilir öneriler sunuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uzmanlardan akıllı telefon bağımlılığına karşı 3 etkili öneri]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan son anketler, akıllı telefon kullanımının toplum genelinde endişe verici boyutlara ulaştığını ortaya koyuyor. 2025 yılına yönelik YouGov araştırmasına göre, Amerikalıların büyük çoğunluğu günde beş saatten fazla ekran başında vakit geçiriyor. Akıllı telefonlar, birçok kişi için günün ilk ve son anında başvurulan bir araç haline geldi. Ancak, bu yoğun kullanım beraberinde psikolojik sorunları ve bağımlılık riskini de getiriyor. Uzmanlar, telefon kullanımını azaltmak isteyenler için pratik ve sürdürülebilir yöntemler öneriyor. Bu kapsamda, dikkat dağıtıcı unsurları ortadan kaldırmak, günlük aktiviteleri ekransız gerçekleştirmek ve hayatı daha anlamlı kılacak hobiler edinmek öne çıkıyor.</p><h3>Kasley Killam: 'Telefonu araç haline getirin, dikkat dağıtıcılıktan çıkarın'</h3><p>Sosyal sağlık alanında çalışan ve "Bağlantının Sanatı ve Bilimi" kitabının yazarı Kasley Killam, akıllı telefonların tasarım gereği kullanıcıları sürekli olarak meşgul ettiğini vurguluyor. Killam'a göre, telefonunuzu bir mesaj göndermek için elinize aldığınızda, kendinizi farkında olmadan sosyal medya uygulamalarında uzun süre vakit geçirirken bulmak oldukça kolay. Bu durum, kullanıcıların hayatın gerçek değerlerinden uzaklaşmasına ve yüz yüze ilişkilerin zayıflamasına yol açıyor. Killam, telefonun dikkat dağıtıcı etkisini azaltmak için sosyal medya ve e-posta gibi uygulamaları cihazdan silmeyi ve yalnızca bilgisayar üzerinden erişmeyi öneriyor. Böylece, telefon bir araç haline gelirken, ekranda geçirilen süre de doğal olarak azalıyor. Ayrıca Killam, telefonunuzu yalnızca belirli bir amaç için kullanmanın, cihazda geçirilen zamanı sınırlayacağını ve daha tatmin edici sosyal bağlantılar kurma fırsatları yaratacağını belirtiyor. Özellikle, boş zamanlarda sosyal medya yerine bir arkadaş veya aile üyesiyle iletişim kurmanın, ilişkilerin güçlenmesine katkı sağlayacağını ifade ediyor. Araştırmalar da, kısa ve samimi temasların uzun vadede ilişkileri canlı tuttuğunu gösteriyor. Killam'ın yaklaşımı, akıllı telefonun hayatımızdaki rolünü yeniden tanımlamaya çağırıyor.</p><h3>August Lamm: 'Telefonunuzu gözden geçirin, ekransız alternatifler bulun'</h3><p>Sanatçı, yazar ve müzisyen August Lamm, akıllı telefon bağımlılığını azaltmak için birçok farklı yöntem denediğini, ancak uzun vadeli çözümün alışkanlıkları kökten değiştirmekten geçtiğini söylüyor. Lamm, sosyal medya hesaplarına erişimi engelleyen uygulamalar kullandı, telefonunu evin farklı noktalarında sakladı ve çeşitli uygulamaları cihazından kaldırdı. Ancak, özellikle işinin sosyal medya ile iç içe olması nedeniyle bu çabalar kalıcı bir sonuç getirmedi. 2022 yılında sosyal medya hesaplarına erişimi aniden kesilince, akıllı telefon kullanımının zihinsel sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini daha net fark etti. Bu deneyim, Lamm'ı flip telefon kullanmaya ve anti-teknoloji yaklaşımını benimsemeye yönlendirdi. Lamm, telefon bağımlılığıyla mücadele etmek isteyenlere, cihazı hangi amaçlarla kullandıklarını günlük olarak not almalarını ve bu aktivitelerin ne kadarının ekransız yapılabileceğini değerlendirmelerini öneriyor. Örneğin, fotoğraf çekmek için telefon yerine bir kamera kullanmak, dijital bağımlılığı azaltmanın pratik yollarından biri olarak öne çıkıyor. Lamm'ın Ekim ayında yayımlanacak olan "Akıllı Telefona İhtiyacınız Yok: Telefonunuzu Düşürmenin ve Hayatınızı Yükseltmenin Pratik Rehberi" adlı kitabı, bu süreçte edindiği deneyimleri ve önerileri derliyor. Lamm'ın yaklaşımı, akıllı telefonun hayatımızdaki vazgeçilmezliğini sorgulamaya ve alternatif çözümler üretmeye davet ediyor.</p><h3>Nicholas Kardaras: 'Dijital oruç ile kaygıyı azaltın, hayatınıza anlam katın'</h3><p>Psikolog ve teknoloji bağımlılığı uzmanı Nicholas Kardaras, akıllı telefon kullanımındaki artışın arkasında çoğu zaman hayat memnuniyetsizliği ve güçsüzlük hissinin yattığını belirtiyor. Kardaras, insanların dijital kaçışa yönelmelerinin temelinde, gerçek hayatlarında eksik buldukları neşe, tutku ve anlam arayışının bulunduğunu ifade ediyor. Sürekli ekran başında olmak, özellikle sosyal medya ve haber akışına erişim, sinir sistemini sürekli alarmda tutarak kaygı seviyelerini yükseltiyor. Kardaras, bu döngüyü kırmak için haftada bir gün dijital oruç tutmayı, yani cihazlardan tamamen uzak durmayı öneriyor. Bu süreçte, yürüyüş yapmak, doğada vakit geçirmek veya sevdiklerle yüz yüze iletişim kurmak, akıllı telefonun sağladığı dopamin etkisinin yerine daha kalıcı ve tatmin edici bir mutluluk sunuyor. Kardaras, bu yöntemi "dopamin yerine koyma terapisi" olarak adlandırıyor ve telefon kullanımını azaltmanın, hayata yeni anlamlar ve hobiler ekleyerek mümkün olabileceğini vurguluyor. Ona göre, telefon alışkanlığını küçültmek isteyenler, öncelikle hayatlarını büyütmeye odaklanmalı. Kardaras'ın önerileri, akıllı telefon bağımlılığının psikolojik kökenine inerek, kalıcı ve sağlıklı alışkanlıklar geliştirmeyi hedefliyor.</p><h3>Akıllı telefon kullanımında artış ve psikolojik etkiler</h3><p>Amerika'da yapılan araştırmalar, akıllı telefon kullanım süresinin her geçen yıl arttığını ve bu durumun bireylerin psikolojik sağlığını olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor. 2025 yılı için öngörülen veriler, Amerikalı yetişkinlerin önemli bir kısmının günde beş saatten fazla ekran başında olduğunu gösteriyor. Bu yüksek oran, yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal sağlık açısından da riskler barındırıyor. Uzmanlar, akıllı telefonun yatmadan önce ve uyanır uyanmaz ilk başvurulan araç haline gelmesinin, uyku düzenini bozduğunu ve kaygı düzeyini artırdığını belirtiyor. Ayrıca, telefon bağımlılığı, sosyal ilişkilerin zayıflamasına ve bireylerin gerçek dünyadan kopmasına yol açabiliyor. Bu nedenle, ekran süresini bilinçli şekilde yönetmek ve cihaz kullanımını kontrol altına almak, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde önem taşıyor. Uzmanlar, teknolojiyi bilinçli kullanmanın, psikolojik dengeyi korumada temel bir rol oynadığını vurguluyor.</p><h3>Telefon bağımlılığıyla mücadelede bireysel adımlar</h3><p>Akıllı telefon bağımlılığını azaltmak isteyenler için önerilen üç temel yaklaşım, cihazın dikkat dağıtıcı etkisini sınırlamak, günlük aktiviteleri ekransız gerçekleştirmek ve hayatı daha anlamlı kılacak hobiler edinmekten oluşuyor. Bu yöntemler, yalnızca ekran süresini kısaltmakla kalmıyor, aynı zamanda sosyal ilişkileri güçlendiriyor ve psikolojik iyilik halini destekliyor. Uzmanlar, akıllı telefonun hayatımızdaki rolünü yeniden değerlendirmeye ve teknolojiyi daha verimli şekilde kullanmaya davet ediyor. Kendi alışkanlıklarınıza eleştirel bir gözle bakmak, dijital detoks uygulamaları denemek ve haftalık dijital oruç günleri belirlemek, bağımlılık döngüsünü kırma yolunda etkili adımlar arasında yer alıyor. Sonuç olarak, akıllı telefon kullanımını kontrol altına almak, bireylerin hem ruhsal hem de sosyal yaşamlarını olumlu yönde etkiliyor. Uzmanlar, teknolojinin sunduğu imkanlardan faydalanırken, gerçek dünyada anlamlı bağlantılar kurmanın önemini bir kez daha hatırlatıyor.</p><p>Akıllı telefon bağımlılığı, modern yaşamın en yaygın sorunlarından biri haline geldi. Uzmanların sunduğu öneriler, bu alışkanlığı kontrol altına almak ve teknolojiyi daha bilinçli kullanmak isteyenler için yol gösterici nitelik taşıyor. Telefon kullanımını azaltmak, yalnızca ekran süresini kısaltmakla kalmıyor; aynı zamanda bireylerin hayatlarına daha fazla anlam, neşe ve tatmin katıyor. Gerçek dünyada kurulan ilişkiler ve hobiler, dijital dünyanın sunduğu geçici tatminin ötesinde, kalıcı ve sağlıklı bir yaşamın anahtarı olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/uzmanlardan-akilli-telefo-485_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278686</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kuresel-buz-erimesi-dunyanin-donusunu-tehdit-ediyor-278686</link>
      <pubDate>2026-06-08T14:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Küresel buz erimesi Dünya'nın dönüşünü tehdit ediyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ETH Zürih ve Viyana Üniversitesi'nin ortak araştırması, Dünya'nın dönüş hızında 3.6 milyon yıldır görülmeyen bir değişim yaşandığını ortaya koydu. Bilim insanları, buz erimesi ve yeraltı suyu kullanımı nedeniyle günlerin uzadığını, bunun GPS sistemlerinin hassasiyetini riske attığını vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Küresel buz erimesi Dünya'nın dönüşünü tehdit ediyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ETH Zürih ve Viyana Üniversitesi'nden bilim insanlarının yürüttüğü son araştırma, Dünya'nın dönüş hızının insan faaliyetleri nedeniyle son 3.6 milyon yılda görülmemiş bir biçimde değiştiğini gözler önüne serdi. Araştırmacılar, özellikle kutup bölgelerinde yaşanan buz erimesi ve tarımsal amaçlarla yapılan yeraltı suyu çekiminin, gezegenin dönüşünü yavaşlattığını ve günlerin uzunluğunda artışa yol açtığını belirtti. Bu değişimin, GPS sistemlerinin hassasiyetini ve uzay aracı navigasyonunu doğrudan etkilediği açıklandı. Journal of Geophysical Research: Solid Earth dergisinde Mart 2026'da yayımlanan bulgular, iklim değişikliğinin ve insan etkisinin Dünya'nın temel fiziksel parametrelerinde radikal bir değişime neden olduğunu net bir şekilde ortaya koydu.</p><h3>ETH Zürih ve Viyana Üniversitesi: Dönüş hızında rekor yavaşlama tespit edildi</h3><p>Araştırmada anahtar kelime olarak öne çıkan "dünya dönüş hızı", gezegenin gün uzunluğundaki değişimiyle doğrudan bağlantılı. Bilim insanları, günlerin yüzyılda 1.33 milisaniye uzadığını ve bu hızın jeolojik kayıtlarda eşi benzeri görülmediğini belirtti. Bu oran, Geç Pliyosen döneminden bu yana kaydedilen en yüksek değer olarak kayıtlara geçti. Çalışmada, özellikle Grönland ve Antarktika'daki buzulların hızla erimesiyle okyanuslara yayılan kütlenin, Dünya'nın atalet momentini artırdığı ve dönüşünü yavaşlattığı vurgulandı. Buz erimesiyle okyanuslara taşınan suyun ekvatora doğru hareketi, gezegenin dönüş hızında azalmaya ve günlerin uzamasına neden oluyor. Bu süreç, bir figür patencisinin kollarını açarak dönüşünü yavaşlatmasına benzetildi. Araştırmacılar, bentik foraminiferlerin fosil kabuklarından elde edilen verilerle, milyonlarca yıl geriye giderek bu değişimi analiz etti. Liouville denklemleri ve PIDM (Fizik Bilgili Difüzyon Modeli) adı verilen yeni bir derin öğrenme yaklaşımıyla, deniz seviyesi değişimlerinin gün uzunluğuna etkisi matematiksel olarak hesaplandı. Elde edilen sonuçlar, gün uzunluğundaki artışın insan kaynaklı iklim değişikliğiyle doğrudan ilişkili olduğunu gösterdi. Soja, "Bu hızlı gün uzunluğu artışı, modern iklim değişikliğinin Geç Pliyosen'den bu yana eşi benzeri görülmemiş bir hızda olduğunu ortaya koyuyor" diyerek insan etkisinin büyüklüğüne dikkat çekti.</p><h3>Yeraltı suyu kullanımı ve buz erimesi: GPS ve uzay teknolojileri tehlikede</h3><p>Bilim insanlarının ortaya koyduğu bir diğer kritik bulgu, yeraltı suyu çekiminin Dünya'nın dönüş kutbunu doğuya kaydırması oldu. Seul Ulusal Üniversitesi tarafından yürütülen 2023 tarihli ayrı bir çalışma, 1993-2010 yılları arasında tarımsal yeraltı suyu kullanımının dönüş kutbunu yaklaşık 80 santimetre doğuya kaydırdığını gösterdi. Bu kayma, gezegenin kütle dağılımında önemli bir değişikliğe yol açtı ve GPS sistemlerinin hassasiyetini doğrudan etkiledi. NASA'nın GRACE uydularından elde edilen verilerle yapılan analizlerde, yeraltı suyu azalışının kutup kaymasında iklimle ilgili en büyük etken olduğu kanıtlandı. Kiani Shahvandi ve Ki-Weon Seo, bu değişimin büyüklüğünü bir büyüklük-9.0 depreminin gezegen ölçeğindeki kuvvet yeniden düzenlemesine benzetti. GPS ve diğer küresel navigasyon sistemleri, Dünya'nın dönüş hızındaki küçük değişikliklerden bile doğrudan etkileniyor. UT1 (Evrensel Zaman 1) ile atomik saat arasındaki uyumun bozulması, konum doğruluğunda milimetrik hatalara yol açıyor. Uzay araçları için ise bu sapma, gezegenler arası mesafelerde yüzlerce metreye kadar büyüyebiliyor. Uluslararası Dünya Dönüşü ve Referans Sistemleri Servisi (IERS), bu değişimleri günlük olarak izleyip düzeltmeler sağlasa da, iklim değişikliğinin getirdiği öngörülemezlik mühendislik açısından yeni zorluklar yaratıyor. 2026'da yayımlanan araştırma, buz erimesinin ve yeraltı suyu kaybının, artık saniye uygulamalarında da değişikliklere yol açtığını ve zaman tutma sistemlerinde köklü güncellemeler gerektirebileceğini ortaya koydu.</p><h3>Bilim insanları: Yüksek emisyon senaryosu dönüş hızını daha da yavaşlatacak</h3><p>ETH Zürih ve Viyana Üniversitesi'nin çalışmasında geleceğe yönelik projeksiyonlar da yer aldı. Araştırmacılar, yüksek emisyon senaryolarında &#8212; yani fosil yakıt kullanımının sürdüğü ve küresel sıcaklıkların 3°C ile 5°C arasında arttığı durumlarda &#8212; gün uzunluğundaki değişimin 2080 yılına kadar 2.62 milisaniye/yüzyıl seviyesine çıkabileceğini belirledi. Bu oran, Ay'ın gelgit etkisinin Dünya'nın dönüşündeki rolünü ilk kez geride bırakacak. Düşük emisyonlu ve yüksek azaltım politikalarının izlenmesi halinde ise gün uzunluğundaki artış bugünkü seviyelere yakın kalıyor. Bu veriler, insanlığın iklim politikalarının gezegenin temel fiziksel parametrelerini nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor. Araştırmacılar, yeraltı suyu azalması ve iklim değişikliğinin yol açtığı kütle yeniden dağılımı gibi faktörlerin, Dünya'nın dönüş hızında gelecekte daha da büyük değişimlere yol açabileceği uyarısında bulundu. Soja, "İnsan etkisi Dünya sisteminde o kadar derinleşti ki, artık gezegenin dönüşünü değiştirmeye başladık" diyerek, mevcut eğilimin ciddiyetine dikkat çekti. Bilim insanları, bu gelişmelerin GPS ve diğer uzay teknolojilerinde sürekli güncellemeler ve yeni mühendislik çözümleri gerektireceğini belirtti. Jeofizikçiler, zaman tutma topluluğunun ve uzay ajanslarının, artan öngörülemezliğe karşı daha esnek ve hassas sistemler geliştirmesi gerektiğini vurguladı.</p><h3>GPS hassasiyeti ve uzay teknolojileri: Artan riskler ve yeni önlemler</h3><p>Dünya dönüş hızı değişiklikleri, GPS ve uzay aracı sistemlerinin güvenilirliği açısından kritik öneme sahip. Gün uzunluğundaki milisaniyelik değişimler, GPS alıcılarının ve uzay araçlarının konumlama doğruluğunda ciddi sapmalara yol açabiliyor. Uluslararası Dünya Dönüşü ve Referans Sistemleri Servisi (IERS), bu değişimleri günlük olarak izleyip düzeltmeler sunsa da, iklim değişikliğine bağlı buz erimesi ve yeraltı suyu kaybı gibi faktörler, düzeltmelerin sıklığını ve karmaşıklığını artırıyor. Özellikle uzay araçlarının gezegenler arası navigasyonunda, Dünya üzerindeki 1 santimetrelik bir hata, hedeflenen rotadan yüzlerce metre sapmaya neden olabiliyor. GPS sistemlerinin bugüne kadar yılda iki kez saat değişiklikleri ve 1972'den bu yana 27 artık saniye ile başa çıkabildiği biliniyor. Ancak iklim değişikliğinin getirdiği öngörülemezlik, mühendislerin ve zaman tutma topluluğunun yeni çözümler geliştirmesini zorunlu kılıyor. 2022'de uluslararası metrologlar, artık saniye uygulamasının 2035'e kadar tamamen kaldırılması yönünde oy kullandı. Bilim insanları, ilerleyen yıllarda GPS ve zaman tutma sistemlerinde daha büyük ve seyrek ayarlamaların gündeme gelebileceğini öngörüyor.</p><h3>Bilimsel yöntemler: Dünya'nın dönüşü ve kutup kayması nasıl ölçülüyor?</h3><p>Dünya dönüş hızı ve kutup hareketlerindeki değişiklikler, ileri teknoloji ölçüm yöntemleriyle takip ediliyor. Modern bilim insanları, gün uzunluğundaki değişimleri Çok Uzun Bazlı Enterferometri (VLBI) tekniğiyle ölçüyor. Bu yöntem, uzak kuasarların radyo sinyallerinin Dünya'ya ulaşma zamanını analiz ederek, gezegenin dönüş hızını mikrosaniye hassasiyetinde belirlemeye olanak tanıyor. Kutup hareketleri ise, NASA'nın GRACE uyduları tarafından sağlanan yerçekimi alanı verileriyle doğrudan haritalanıyor. Yeraltı suyu çekimi ve buz erimesiyle ortaya çıkan kütle değişimleri, GRACE verileriyle kutup kaymasının matematiksel olarak modellenmesine imkan veriyor. Geçmişe dönük analizlerde ise, bentik foraminiferlerin fosil kabuklarındaki oksijen izotop oranları (&#948;¹&#8312;O), deniz seviyesi değişimlerinin ve dolayısıyla gün uzunluğundaki değişimlerin izlenmesini sağlıyor. ETH Zürih ve Viyana Üniversitesi'nin geliştirdiği PIDM algoritması, bu verilerdeki belirsizlikleri azaltarak, jeolojik zaman ölçeğinde gün uzunluğu tahminlerinin doğruluğunu artırıyor. Bilim insanları, bu teknolojik ilerlemeler sayesinde Dünya'nın dönüş hızındaki değişimleri her zamankinden daha hassas ve kapsamlı biçimde izleyebiliyor.</p><h3>Sonuç: Dünya dönüş hızı değişimi ve insan etkisinin geleceği</h3><p>ETH Zürih ve Viyana Üniversitesi'nin öncülüğünde yürütülen araştırmalar, insanlığın Dünya dönüş hızı üzerindeki etkisinin büyüklüğünü ve sonuçlarını çarpıcı biçimde ortaya koydu. Buz erimesi ve yeraltı suyu kullanımı nedeniyle gün uzunluğunda yaşanan artış, jeolojik kayıtlarda eşi benzeri görülmemiş bir düzeye ulaştı. Bu değişim, GPS sistemlerinden uzay aracı navigasyonuna kadar çok sayıda ileri teknoloji altyapısının hassasiyetini ve güvenilirliğini tehdit ediyor. Bilim insanları, iklim değişikliğiyle mücadelede atılacak adımların yalnızca çevre üzerinde değil, gezegenin temel fiziksel parametrelerinde de belirleyici olacağına dikkat çekiyor. Yüksek emisyon senaryolarında dönüş hızındaki yavaşlamanın daha da artacağı, düşük emisyon politikalarında ise bu etkinin sınırlı kalacağı öngörülüyor. Sonuç olarak, dünya dönüş hızı üzerindeki insan etkisinin önümüzdeki yıllarda daha da belirginleşmesi bekleniyor. Bilim insanları, bu gelişmelerin takip edilmesi ve GPS gibi kritik sistemlerin güncellenmesi için uluslararası iş birliğinin ve bilimsel araştırmaların sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/kuresel-buz-erimesi-dunya-488_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278685</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/iran-israile-operasyonlarin-durduruldugunu-acikladi-278685</link>
      <pubDate>2026-06-08T14:56:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İran, İsrail'e operasyonların durdurulduğunu açıkladı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İran Silahlı Kuvvetlerinin savaşı yürüten birimi Hatemu'l Enbiya Karargahı, "Silahlı Kuvvetlerin İsrail'e operasyonları durduruldu." açıklamasında bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İran, İsrail'e operasyonların durdurulduğunu açıkladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hatemu'l Enbiya Karargahı tarafından yayımlanan bildiride, "Siyonist rejimin ABD desteği ile Lübnan'ın güneyinde ve Dahiye bölgesindeki saldırılarının ardından rejime acı verici bir karşılık verildi. Silahlı Kuvvetlerin İsrail'e yönelik askeri operasyonları durduruldu." ifadelerine yer verildi.</p><p>Bildiride ayrıca, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürmesi halinde daha sert karşılık verileceği uyarısında bulunuldu.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/dunya/trumptan-israil-ve-irana-ates-acmayi-durdurun-cagrisi-278674" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/trumptan-israil-ve-irana--517_2-41.jpg"/></div><h3>Trump'tan İsrail ve İran'a ateş açmayı durdurun çağrısı</h3></a>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/iran-israile-operasyonlar-318_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278684</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/dmmden-turk-ucaklari-yunan-bakanin-ucagini-taciz-etti-iddialarina-yalanlama-278684</link>
      <pubDate>2026-06-08T14:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[DMM'den "Türk uçakları Yunan bakanın uçağını taciz etti" iddialarına yalanlama]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Avrupalı bakanları taşıyan uçakların Türk jetleri tarafından taciz edildiği ve Yunan hava sahasının ihlal edildiği yönündeki iddiaların tamamen gerçek dışı olduğunu bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[DMM'den "Türk uçakları Yunan bakanın uçağını taciz etti" iddialarına yalanlama]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), bazı basın yayın organlarında ve sosyal medya hesaplarında yer alan "Türk uçaklarının Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ile Avrupalı bakanları taşıyan uçakları taciz ettiği" iddialarına ilişkin açıklama yaptı.</p><p>DMM'den yapılan açıklamada, söz konusu iddiaların asılsız olduğu vurgulanarak şunlar kaydedildi;</p><p>Bazı basın yayın organlarında yer alan ve sosyal medya hesaplarında paylaşılan "Türk uçaklarının Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Avrupalı bakanları taşıyan uçakları taciz ettiği ve yine Türk uçaklarının Yunanistan hava sahasını ihlal ettiği" yönündeki iddialar tamamen gerçek dışıdır. 7 Haziran 2026 tarihinde Yunanistan-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) rotasında uçuş icra eden 6 hava trafiğinden 4'ü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) hava sahasını ihlal etmiş, bu nedenle KKTC'de konuşlu A/R nöbeti tutan iki Türk F-16 uçağı derhal tedbir amaçlı kaldırılmıştır. Uçaklar, KKTC hava sahası üzerinde görev yapmış olup GKRY hava sahasını ihlal etmemiş, bahsi geçen trafiklere taciz yapılmamıştır.</p><p>Öte yandan, 6 Haziran 2026 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın 115'inci Kuruluş Yıldönümü ve "Gençlik ve Havacılık Festivali" kapsamında gerçekleştirilen uçuşların tamamı 2'nci Ana Jet Üs Komutanlığı uçuş bölgesinde icra edilmiş olup; Yunanistan hava sahası herhangi bir şekilde ihlal edilmemiştir. Uluslararası kamuoyunu manipüle etmek ve provokasyon oluşturmak amacıyla ortaya atılan iddialara itibar edilmemesi önemle rica olunur.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/dmmden-turk-ucaklari-yuna-669_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278683</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turgevin-yeni-nesil-is-hayati-programindan-34-genc-mezun-oldu-278683</link>
      <pubDate>2026-06-08T14:48:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[TÜRGEV'in "Yeni Nesil İş Hayatı" programından 34 genç mezun oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) ile Turkcell Akademi işbirliğinde hayata geçirilen "Yeni Nesil İş Hayatı" adlı eğitim programını başarıyla tamamlayan 34 genç, kapanış programında sertifikalarını aldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[TÜRGEV'in "Yeni Nesil İş Hayatı" programından 34 genç mezun oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfından (TÜRGEV)  yapılan açıklamaya göre, gençleri kurumsal iş hayatına hazırlamak amacıyla düzenlenen programın kapanış etkinliği, 4 Haziran'da Turkcell Genel Merkezi'nde gerçekleştirildi. Eğitim sürecini başarıyla tamamlayan katılımcılar, sertifikalarını alarak mezuniyet heyecanı yaşadı.</p><p>TÜRGEV'in gençlerin eğitim, kariyer ve kişisel gelişim yolculuklarına katkı sunma vizyonu doğrultusunda gerçekleştirilen program, 27 Nisan-21 Mayıs tarihleri arasında düzenlendi. GİF Safveti Paşa Yerleşkesi'nde yüz yüze ve çevrim içi formatta gerçekleştirilen eğitimlere, lisans 3. ve 4. sınıf öğrencileri ile yeni mezunlar katıldı.</p><p>300'ü aşkın başvurunun değerlendirildiği süreçte 60 genç programa kabul edilirken, eğitim sürecinin sonunda gerekli kriterleri karşılayan 34 katılımcı sertifika almaya hak kazandı.</p><p>Turkcell'in ev sahipliğinde gerçekleştirilen kapanış programı kapsamında düzenlenen "Tecrübe Paylaşımı Oturumu"nda, Turkcell Dijital Servisler Stratejisti Murat Sunal, dijital dönüşüm alanındaki deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.</p><p>Programda ayrıca Turkcell Akademi Direktörü Rümeysa Kaymakçı ile gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde gençler, iş dünyasına ilişkin merak ettikleri konuları sektör temsilcileriyle değerlendirme fırsatı buldu.</p><p>Etkinliğin kapanış konuşmasını TÜRGEV Genel Müdürü Selim Gençal gerçekleştirdi. Program, öğrenciler arasında düzenlenen ödüllü Kahoot Yarışması'nın ardından sona erdi.</p><p>Kurumsal hayata girişten yapay zeka farkındalığına, veri okuryazarlığından siber güvenliğe kadar geniş bir içerikle hazırlanan program kapsamında gençlere toplam 11 modülden oluşan eğitim verildi.</p><p>Turkcell Akademi eğitmenleri tarafından yürütülen eğitimlerde, etkili iletişim, zaman yönetimi, liderlik, takım çalışması, proje yönetimi, dijital dönüşüm, yenilikçi düşünme, öz geçmiş hazırlama ve mülakat teknikleri gibi iş dünyasının ihtiyaç duyduğu yetkinlikler ele alındı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/turgevin-yeni-nesil-is-ha-266_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278682</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/analiz/3ermenistanda-halk-emperyalizme-hayir-dedi-turkiye-ile-normallesme-hiz-kazaniyor-278682</link>
      <pubDate>2026-06-08T14:45:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[3Ermenistan'da halk emperyalizme 'hayır' dedi: Türkiye ile normalleşme hız kazanıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Analiz]]></category>
      <description><![CDATA[Ermenistan'da yapılan seçimlerde Nikol Paşinyan büyük bir zaferle yeniden iktidara gelirken, sonuçlar Güney Kafkasya'daki barış sürecini doğrudan etkiliyor. Türkiye ve Azerbaycan ile normalleşme adımlarının hız kazanması bekleniyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[3Ermenistan'da halk emperyalizme 'hayır' dedi: Türkiye ile normalleşme hız kazanıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ermenistan'da gerçekleşen genel seçimlerde Başbakan Nikol Paşinyan, eski düşmanlıkları geride bırakma mesajıyla sandığa gitti ve ezici bir zaferle çıktı. Seçim sonuçları yalnızca iç siyasette değil, bölgesel dengeler açısından da kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Ermeni halkı, diasporanın kışkırtmalarını ve asırlık dogmaları reddederek barış yanlısı bir tutum sergiledi. Bu tercih, Güney Kafkasya'da yıllardır beklenen kalıcı barışa giden yolda önemli bir adım olarak yorumlanıyor.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/video67-08062026a3050432.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>PAŞİNYAN'IN ZAFERİ RUSYA VE FRANSA'YA AÇIK BİR MESAJ</b></p><p>Paşinyan'ın seçim başarısı, aynı zamanda emperyal düzene karşı ciddi bir başkaldırı niteliği taşıyor. Karabağ Savaşı'nın ardından gerçeklerle yüzleşen Paşinyan, ne Rusya'nın kuşatmasına ne de Fransa'nın baskısına boyun eğdi. Ermeni halkı bu seçimle liderine sadece oy değil, ülkenin geleceğine dair açık bir güven belgesi verdi. Özellikle uzun yıllardır ekonomik sıkıntı çeken Ermenistan'ın komşularıyla yaşadığı sorunlar, halkın fakirleşmesinin temel nedenlerinden biri olarak görülüyordu. Artık Dağlık Karabağ, Ağrı Dağı ve 1915 meseleleriyle ilgili barışa hizmet edecek yeni bir dilin geliştirilmesi için zemin oluştu.</p><p><b>TÜRKİYE İLE SINIR KAPILARI VE DEMİRYOLLARININ AÇILMASI GÜNDEMDE</b></p><p>Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış anlaşması hiç olmadığı kadar yakın görünüyor. Bu sürece paralel olarak Türkiye de Ermenistan'la normalleşme adımlarını kararlılıkla ilerletiyor. Sınır demiryolu ve karayollarının açılması artık somut bir beklenti haline geldi. ABD Başkanı Trump'ın da ağırlığını koymasıyla Zengezur Koridoru'ndaki pürüzlerin aşılması kolaylaştı. Doğudan batıya uzanan enerji ve ticaret hatlarında Ermenistan'ın önüne yeni fırsatlar çıktı. Ermenistanlı yetkililer, Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesini bir kapris değil zorunluluk olarak tanımlıyor ve boş kalan terazinin ciddi riskler doğuracağı uyarısında bulunuyor.</p><p><b>MACRON KAYBEDENLERİN BAŞINDA YER ALDI</b></p><p>Seçimin en büyük kaybedeni olarak Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron gösteriliyor. Karabağ Savaşı döneminde Ermeni diasporasıyla birlikte Paşinyan'a destek veren Macron, Azerbaycan'ın kesin zaferi karşısında etkisiz kaldı. Paşinyan, kendi milletinden başka kimseden gerçek destek gelmeyeceğini acı bir şekilde tecrübe etti ve Fransa'nın kendisini olduğundan büyük gösterdiği gerçeğiyle hesaplaştı. Benzer bir tablo Afrika'da da yaşanıyor; eski Fransız sömürgesi ülkeler birer birer Fransız askerlerini topraklarından çıkarıyor. Fransız medyası bile Türkiye'nin Fransa'nın yerini aldığı manşetleri atıyor.</p><p><b>CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN AFRİKA STRATEJİSİ FRANSA'YI GERİDE BIRAKTI</b></p><p>Fransa merkezli RFI, Türkiye'nin askeri eğitim yoluyla Afrika'daki nüfuzunu genişlettiğine dair kapsamlı bir analiz yayımladı. Mali ve Nijer'den askerlerin Isparta'daki Türk Özel Kuvvetler Kampı'nda eğitim gördüğü hatırlatılan haberde, Ankara'nın Somali modelini Afrika stratejisinin merkezine yerleştirdiği vurgulandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dünyaya emperyal gözlerle değil, insani bir anlayışla yaklaştığı belirtiliyor. Güçlü olanın zayıfı istismar ettiği değil, kalkınmış tarafın desteğini sunduğu bir işbirliği modeli hedefleniyor.</p><p>Ermenistan seçim sonuçları, Güney Kafkasya'da yeni bir dönemin habercisi oldu. Türkiye'nin diklenmeden dik duran siyaset anlayışı bir kez daha karşılığını bulurken, bölgede kalıcı barışın tesisi için tarihi bir pencere açıldı. Paşinyan'ın halkından aldığı güçlü mandatla birlikte Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki üçlü normalleşme sürecinin önümüzdeki aylarda somut adımlara dönüşmesi bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/3ermenistanda-halk-empery-834_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278681</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/magazin/harvardi-kazanmisti-edhonun-yildizi-ece-hakim-ekrana-bakin-ilk-hangi-diziyle-cikmis-278681</link>
      <pubDate>2026-06-08T14:45:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Harvard'ı kazanmıştı... EDHO'nun yıldızı Ece Hakim ekrana bakın ilk hangi diziyle çıkmış!]]></title>
      <category><![CDATA[Magazin]]></category>
      <description><![CDATA[Ece Hakim rol aldığı Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz'da Zeyno karakterini oynamış, Harvard'ı kazanınca diziye veda etmişti. Yıllardır ekranda olmayan oyuncunun, aslında henüz 7 yaşındayken ekranda olduğunu ve fenomen bir dizide seyirci karşısına çıktığını öğrenenler şaşkınlığını gizleyemiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Harvard'ı kazanmıştı... EDHO'nun yıldızı Ece Hakim ekrana bakın ilk hangi diziyle çıkmış!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ece Hakim son olarak Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde rol almış, Harvard'ı kazanınca diziye veda etmişti. Kariyerini eğitime yönlendiren Hakim, uzun zamandır ekrandan uzakta. Herkesin Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisiyle tanıdığı Hakim, aslında ekrana çok küçük yaşlarda merhaba demişti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/ecehakim-08062026782f60e2.jpg"/><h2>ECE HAKİM'İN İLK DİZİSİ GÖRENLERİ ŞAŞIRTIYOR</h2><p>1998 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Ece Hakim, profesyonel oyunculuk kariyerine 6 yaşında sinema filmiyle başladı. Televizyon seyircisinin karşısına ilk kez 7 yaşında çıkan Hakim; Tamer Karadağlı ile Azra Akın'ın başrolünde yer aldıkları, bir dönemin en çok izlenen dramalarından Yağmur Zamanı'nda, evin küçük kızı Naz'ı oynamıştı.</p><h2>İşte Ece Hakim'in Yağmur Zamanı dizisinden karesi!</h2><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/naz-0806202694de88f0.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/harvardi-kazanmisti-edhon-509_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278680</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/nasanin-artemis-gorevlerinde-meteor-firtinasi-tehlikesi-buyuyor-278680</link>
      <pubDate>2026-06-08T13:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[NASA'nın Artemis görevlerinde meteor fırtınası tehlikesi büyüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[NASA'nın Ay'a insanlı dönüşünü hedefleyen Artemis görevleri, mikrometeoroit ve meteor fırtınası tehdidiyle karşı karşıya. Uzmanlar, özellikle 2028 ve sonrasında beklenen büyük meteor yağmurlarının, Artemis 4 gibi kritik görevlerin ertelenmesine yol açabileceği konusunda uyarıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[NASA'nın Artemis görevlerinde meteor fırtınası tehlikesi büyüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NASA'nın Artemis programı kapsamında Ay'a yapılacak insanlı görevler, mikrometeoroit ve meteor fırtınası riskleri nedeniyle ciddi bir sınavdan geçiyor. Özellikle önümüzdeki on yıl içinde beklenen Perseid ve Leonid meteor yağmurlarının, Artemis 4 dahil olmak üzere planlanan görevlerin zamanlamasını ve güvenliğini tehdit edebileceği belirtiliyor. NASA ve uluslararası ortakları, bu tür kozmik olayların uzay araçları ve astronotlar üzerinde yaratabileceği etkileri değerlendirmek için kapsamlı önlemler alıyor. Artemis 4 görevinin 2028 başlarında fırlatılması planlanırken, mikrometeoroit tehdidinin artması halinde bu tarihin ertelenmesi gündeme gelebilir. Uzmanlar, büyük meteor fırtınası dönemlerinde görevlerin askıya alınabileceğini vurguluyor.</p><h3>NASA'dan Artemis görevleri için mikrometeoroit önlemleri</h3><p>Mikrometeoroitler, uzayda saatte 22.000 mil (yaklaşık 34.405 kilometre) gibi yüksek hızlarla hareket ederek, uzay araçlarının gövdesine ve hassas sistemlerine ciddi zararlar verebiliyor. NASA'nın tahminlerine göre, her gün yaklaşık 44.000 kilogram doğal uzay enkazı Dünya'nın atmosferine düşüyor. Bunlar arasında, milimetreden küçük mikrometeoroitler ile atmosferde yanarak parlak meteorlar oluşturan daha büyük parçacıklar yer alıyor. Özellikle Artemis programı için geliştirilen Orion kapsülünün dış yüzeyinde, mikrometeoroit ve yörüngesel enkaz (MMOD) riskine karşı özel malzemeler ve kalınlıklar kullanılıyor. Lockheed Martin'den Mike Heckwolf, Orion'un tasarımında MMOD riskini en aza indirmek için hiperhızlı çarpma testlerinin ve kapsamlı risk analizlerinin uygulandığını belirtiyor. Bu testler, uzay aracının farklı çarpma senaryolarında nasıl tepki verdiğini gözlemleyerek, güvenlik standartlarını yükseltmeyi amaçlıyor. NASA'nın stratejisi, yalnızca görev öncesi değil, görev sırasında da mikrometeoroit ortamını sürekli izlemeye ve olası risklere karşı hızlı kararlar almaya dayanıyor.</p><h3>Meteor fırtınaları Artemis 4'ü geciktirebilir</h3><p>Meteor yağmurları, gökyüzünde görsel bir şölen sunarken, uzayda seyahat eden araçlar için ciddi bir tehdit oluşturuyor. NASA Meteoroid Environment Office lideri Bill Cooke, bilinen 1000'den fazla meteor yağmurunun yalnızca birkaçı &#8212; örneğin Geminidler, Perseidler ve Leonidler &#8212; arka plan etkinliğini yüzde 5'ten fazla aşıyor ve bunlar, görevler için gerçek bir risk teşkil ediyor. 2028 yılında beklenen Perseid meteor fırtınası sırasında saatte 500 ila 1000 meteorun atmosfere girmesi ve uzayda mikrometeoroit yoğunluğunun artması bekleniyor. Benzer şekilde, 2033 ve 2034'te Leonid meteor yağmurlarının zirve yapacağı öngörülüyor. Eğer Artemis 4 veya sonraki görevler, bu tür bir meteor patlaması dönemine denk gelirse, NASA, güvenlik gerekçesiyle görevleri erteleyebilir. Bu tür önlemler, geçmişte de uygulandı; örneğin, 1993 yılında Discovery uzay mekiği Perseid yağmuru nedeniyle ertelendi, 2000'de ise bir bilim misyonu Leonid fırtınası sebebiyle geciktirildi. NASA, ayrıca James Webb ve Hubble gibi amiral gemisi teleskoplarını da meteor yağmurlarının kaynak noktalarından uzaklaştırarak koruma altına alıyor. Bu tür protokoller, Artemis programının başarısı için hayati önem taşıyor.</p><h3>Ay görevlerinde mikrometeoroit riski ve güvenlik protokolleri</h3><p>Uzay enkazı ve mikrometeoroit tehdidi, yalnızca uzay araçları için değil, aynı zamanda görevdeki astronotlar için de hayati riskler barındırıyor. Hızla hareket eden mikrometeoroitler, bir uzay aracının gövdesinde delik açabilir, kritik sistemlere zarar verebilir veya ısı kalkanlarında zayıflamaya yol açabilir. Geçmişte, Çin Uzay Ajansı'nın Shenzhou-20 aracı, penceresinde oluşan çatlak nedeniyle ekibin farklı bir araçla dönüş yapmasına neden oldu. NASA, Artemis görevlerinde benzer tehlikelerin önüne geçmek için, görev rotalarını ve zamanlamalarını meteor fırtınası tahminlerine göre düzenliyor. Amerikan Meteor Derneği'nden Robert Lunsford, önümüzdeki on yıl içinde dört büyük meteor patlamasının beklendiğini, bunların özellikle Artemis 4 gibi insanlı görevler için kritik riskler taşıdığını belirtiyor. NASA'nın bu risklere karşı geliştirdiği senaryolar ve alınan önlemler, ajansın Ay ve çevresinde kalıcı bir varlık oluşturma hedefinin başarısı için belirleyici olacak. Uzmanlar, beklenen meteor fırtınalarının görevlerin güvenliğini doğrudan etkileyebileceğini ve gerekirse ekiplerin içeride tutulacağını ya da görevlerin erteleneceğini vurguluyor.</p><p>Sonuç olarak, NASA'nın Artemis görevleri ve Ay'a insanlı dönüş planları, kozmik tehlikelerle dolu bir ortamda ilerliyor. Mikrometeoroit ve meteor fırtınası tehdidi, hem görev güvenliği hem de zamanlaması açısından büyük önem taşıyor. NASA ve ortakları, teknolojik önlemler ve dinamik risk yönetimiyle bu zorlukların üstesinden gelmeyi hedefliyor. Ancak, önümüzdeki yıllarda beklenen büyük meteor yağmurları, Artemis 4 gibi kritik görevlerin ertelenmesine yol açabilir. Ajansın aldığı güvenlik protokolleri ve sürekli risk analizi, insanlığın Ay'a dönüş yolculuğunun güvenliğini sağlamada kilit rol oynayacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/nasanin-artemis-gorevleri-811_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278679</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-fidan-gurcistan-basbakan-yardimcisi-ve-disisleri-bakani-botchorishvili-ile-gorustu-278679</link>
      <pubDate>2026-06-08T13:45:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Fidan, Gürcistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Botchorishvili ile görüştü]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Onuncu Toplantısı kapsamında Gürcistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Botchorishvili ile görüştü.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Fidan, Gürcistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Botchorishvili ile görüştü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Onuncu Toplantısı kapsamında Gürcistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maka Botchorishvili ile İstanbul'da görüştü.</p><p>Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Fidan, Gürcistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Botchorishvili ile İstanbul'da bir araya geldi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/1-0806202665c1cde6.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/bakan-fidan-gurcistan-bas-878_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278678</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/altinda-sert-dusus-8-haziran-pazartesi-gram-altin-ceyrek-altin-yarim-altin-cumhuriyet-alti-278678</link>
      <pubDate>2026-06-08T14:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Altında sert düşüş! 8 Haziran Pazartesi gram altın, çeyrek altın, yarım altın, cumhuriyet altını fiyatları kaç lira oldu? Son dakika altın fiyatları, canlı takip]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[8 Haziran 2026 Pazartesi altın fiyatları merak ediliyor. Altın bugün ne kadar oldu? Altın düştü mü yükseldi mi? sorusu araştırılıyor. Güncel altın alış-satış fiyatları ilgiyle takip ediliyor. Yatırımcı son dakika altın fiyatlarına bu haberden ulaşabilir. Güvenli liman altın, yeniden düşüş ivmesine geçti. Peki 8 Haziran Pazartesi (bugün) gram altın, yarım altın, çeyrek altın ve cumhuriyet altını ne kadar oldu? İşte, son dakika altın fiyatları detayda karşınızda...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Altında sert düşüş! 8 Haziran Pazartesi gram altın, çeyrek altın, yarım altın, cumhuriyet altını fiyatları kaç lira oldu? Son dakika altın fiyatları, canlı takip]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>8 Haziran 2026 Pazartesi altın fiyatlarına bakış... Güvenli liman altın yatırımcının yakın markajında. Son dakika altın fiyatları merak konusu. Son günlerdeki yükseliş ivmesinden düşüşe geçen altında son durum bu haberde...</p><p><b>ALTIN GÜNE DÜŞÜŞLE BAŞLADI (8 HAZİRAN 2026 PAZARTESİ)</b></p><p>Altın, 8 Haziran 2026 Pazartesi gününe düşüşle başladı. Yeni güne düşüşle başlayan gram altın, saat 09.30 itibarıyla önceki kapanışın yüzde 0,5 altında 6 bin 387 lira seviyesinde bulunuyordu. Aynı dakikalarda çeyrek altın 10 bin 630 liradan, Cumhuriyet altını 42 bin 320 liradan satılıyordu. Altının onsu ise, 4 bin 449 dolardan işlem görüyordu.</p><p><b>ALTIN FİYATLARI GERİLEDİ</b></p><p>Beykent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Volkan Öngel, 24 TV ekranlarından "Altına bir günlük girip iki gün sonra çıkmak gibi bir düşünceye sahip olmamak lazım." ifadelerini kullandı.<b> İşte, Prof. Dr. Volkan Öngel, 24 TV canlı yayınında altın fiyatlarını detaylı şekilde böyle yorumladı:</b></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/video6-08062026341c584e.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>ALTIN FİYATLARINDA SON DURUM</b></p><p><b>Peki, 8 Haziran 2026 Pazartesi gününe düşüşle başlayan altın fiyatları şimdi ne durumda? </b>Şimdi gram altın, yarım altın, çeyrek altın, cumhuriyet altını ne kadar oldu? Altın fiyatlarında son durum ve canlı alış-satış tablosu detayda karşınızda...</p><p><b>İşte, 8 Haziran 2026 Pazartesi (bugün) gram altın, yarım altın, çeyrek altın ve cumhuriyet altını fiyatları hakkında bilgi almak isteyenler için son durum anlık ve canlı tüm değerler, altın alış satış fiyatları burada...</b></p><p><b>8 HAZİRAN 2026 PAZARTESİ ALTIN FİYATLARI ALIŞ-SATIŞ TABLOSU</b></p><p><b>GRAM ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 6.361,65</p><p>Satış: 6.362,57</p><p><b>ÇEYREK ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 10.260,43</p><p>Satış: 10.497,00</p><p><b>YARIM ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 20.456,72</p><p>Satış: 20.994,00</p><p><b>CUMHURİYET ALTINI</b></p><p>Alış: 42.441,00</p><p>Satış: 42.441,00</p><p><b><font color="#ff0000"><a href="https://www.platinonline.com/altin-fiyatlari">GÜNCEL ALTIN FİYATLARI SAYFASINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ (CANLI)</a></font></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/altin-fiyatlarinda-sert-d-587_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278676</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/kuantum-dunyasinda-buyuk-surpriz-foton-deneyi-sinirlari-zorluyor-278676</link>
      <pubDate>2026-06-08T13:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kuantum dünyasında büyük sürpriz! Foton deneyi sınırları zorluyor]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Norveçli fizikçi Johannes Skaar ve ekibi, Physical Review Letters'ta yayımlanan araştırmalarında, bir fotonu ikiye bölmeye çalışmanın kuantum fiziğinde şaşırtıcı sonuçlara yol açtığını ortaya koydu. Fotonun temel yapısı üzerine yapılan bu deney, bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kuantum dünyasında büyük sürpriz! Foton deneyi sınırları zorluyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Norveçli fizikçi Johannes Skaar ve araştırma ekibi, Physical Review Letters dergisinde yayımladıkları yeni çalışmada, temel parçacıklar arasında yer alan fotonu ikiye bölmeye yönelik teorik bir deney gerçekleştirdi. Bu deney sırasında, fotonu ikiye ayırma girişiminin yalnızca iki daha küçük foton üretmekle kalmadığını, aynı zamanda sonsuz sayıda fotonun oluşmasına yol açabileceğini öne sürdüler. Fotonun bölünemezliği konusundaki geleneksel fizik anlayışını sorgulayan bu çalışma, kuantum fiziğinin sınırlarını yeniden gündeme taşıdı.</p><h3>Johannes Skaar: 'Fotonu kesmek sonsuz süperpozisyonlara yol açıyor'</h3><p>Johannes Skaar ve ekibi, temel parçacıkların bölünemez olduğu yönündeki genel kabule karşı çıkarak, bir fotonu ikiye bölmenin teorik sonuçlarını araştırdı. Araştırmacılar, bir fotonun yalnızca bir ışık darbesinin bir kısmını geçirmesine izin veren ve aşırı hızlı hareket eden bir ayna sistemi tasarladı. Bu sistemde, tek bir fotonun genişleyen dalga boyunun bir bölümünü kesmek mümkün olursa, ardından neler olabileceğini sorguladılar. Uyguladıkları kuantum denklemleriyle, fotonun bu tür bir optik perdeyle karşılaşması durumunda, yalnızca iki yeni fotonun ortaya çıkmadığını, aynı anda sonsuz sayıda fotonun oluşabileceği süperpozisyonların meydana geldiğini gözlemlediler. Skaar ve ekibi, "Sonuç ne sadece bir foton ne de bir foton ve vakum karışımıdır; bunun yerine sonsuz foton sayılarının bir süperpozisyonu ve karışımıdır" diyerek bulgularının alışılmışın dışında olduğunu vurguladı. Bu sonuçlar, kuantum mekaniğinin garipliklerini ve boş uzayın beklenmedik potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi.</p><h3>Kuantum fiziğinde temel parçacıkların sınırları yeniden tartışılıyor</h3><p>Çalışmada öne çıkan bir diğer önemli detay ise, fotonu ikiye bölme girişiminin yalnızca yeni fotonlar üretmekle kalmayıp, kuantum dünyasının temel prensipleriyle ilgili yeni soruları da beraberinde getirmesi oldu. Araştırmacılar, boş uzayın aslında sürekli bir elektromanyetik dalgalanma içerdiğini ve bu dalgalanmaların, hızlı hareket eden ayna sistemleriyle etkileşime girerek yeni fotonlar yaratabileceğini belirtti. Fotonun bölünmeye çalışıldığı anda, elektromanyetik alanın davranışında karmaşık değişiklikler gözlendi. Bu değişimler, bir uçta tek bir fotonun, diğer uçta ise görünürde hiçbir şeyin olmadığı bir senaryoya yol açtı. Skaar ve ekibi, "Durum oldukça karmaşık; ancak dar geçiş bölgesinin sağında ve solunda sırasıyla tek bir foton veya vakum ile yerel olarak eşdeğer" açıklamasında bulundu. Bu bulgular, temel parçacıkların doğası ve kuantum sistemlerinde bilginin nasıl saklandığı ile ilgili yeni tartışmalar başlattı.</p><h3>Foton bölme deneyiyle kuantum fiziğinde yeni sorular gündeme geldi</h3><p>Skaar ve ekibinin araştırması, klasik fizik ile kuantum fiziği arasındaki farkları çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Deneyin sonuçları, günlük yaşamda karşılaşılan Newtoncu fizik kurallarıyla kıyaslandığında, kuantum dünyasının ne kadar farklı ve öngörülemez olduğunu bir kez daha gösterdi. Fotonun bölünmesiyle ilgili ortaya çıkan sonsuz süperpozisyon durumu, kuantum sistemlerinin ölçümü ve bilgi saklama yöntemleriyle ilgili yeni sorulara kapı araladı. Araştırmacılar, ilerleyen dönemde benzer sistemlerde birden fazla fotonun yer aldığı deneyler yapmayı ve bu tür alışılmadık fiziksel koşullarda ortaya çıkabilecek yeni sonuçları incelemeyi hedefliyor. Bu çalışmalar, temel parçacıkların doğası ve evrenin en küçük yapı taşlarının sınırları hakkında bilim dünyasında yeni tartışmaları beraberinde getirdi.</p><p>Sonuç olarak, Johannes Skaar ve ekibinin foton bölme deneyi, kuantum fiziğinin anlaşılması ve temel parçacıkların sınırlarının yeniden değerlendirilmesi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Bu araştırma, fotonun ve kuantum dünyasının gizemlerinin çözülmesinde yeni bir sayfa açarken, bilim insanlarını temel fizik kurallarını yeniden düşünmeye davet ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/kuantum-dunyasinda-buyuk--941_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278675</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/3iatlas-kuyruklu-yildizinda-sasirtan-kesif-278675</link>
      <pubDate>2026-06-08T13:29:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[3I/ATLAS kuyruklu yıldızında şaşırtan keşif]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[James Webb Uzay Teleskobu, Güneş Sistemi'nin dışından gelen 3I/ATLAS kuyruklu yıldızında şimdiye kadar rastlanmamış düzeyde metan ve karbondioksit tespit etti. Bu gözlemler, NASA'nın liderliğinde, yıldızlararası nesnelerin kimyasal yapısına dair önemli ipuçları sundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[3I/ATLAS kuyruklu yıldızında şaşırtan keşif]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu, Güneş Sistemi'nin ötesinden gelen 3I/ATLAS adlı yıldızlararası kuyruklu yıldızda, bugüne dek gözlemlenmemiş miktarda metan ve karbondioksit tespit etti. Araştırmacılar, 2023 Aralık ayı boyunca yürütülen gözlemler sırasında, bu gizemli gök cisminin kimyasal bileşiminin, bilinen kuyruklu yıldızlardan belirgin şekilde farklı olduğunu ortaya koydu. 3I/ATLAS'ın Güneş'e yakın geçişi sırasında elde edilen veriler, yıldızlararası nesnelerin kökeni ve evrimi hakkında yeni sorular doğurdu. Bulgular, The Astrophysical Journal Letters dergisinde yayımlanarak bilim dünyasında geniş yankı uyandırdı.</p><h3>James Webb teleskobu ilk kez yıldızlararası metan izini yakaladı</h3><p>James Webb Uzay Teleskobu'nun MIRI (Orta İnfrared Aleti) cihazı, 3I/ATLAS kuyruklu yıldızını Güneş'e en yakın olduğu 15-16 Aralık ve uzaklaşmaya başladığı 27 Aralık tarihlerinde iki kez inceledi. Gözlemler sırasında kuyruklu yıldız, ilk aşamada Güneş'ten 329 milyon kilometre, ikinci aşamada ise 379 milyon kilometre uzaklıktaydı. Bu veriler, yıldızlararası bir nesnede ilk kez doğrudan metan gazı tespit edilmesini sağladı. Metan, son derece uçucu bir gaz olduğu için, normalde bu kadar uzak bir gök cisminde bu düzeyde bulunması beklenmiyor. Araştırmacılar, metanın yüzeyin derin katmanlarında sıkışmış halde bulunduğunu ve Güneş'e yakınlaşınca ortaya çıktığını düşünüyor. Bu durum, 3I/ATLAS'ın oluştuğu ortamın, Güneş Sistemi'nin tipik kuyruklu yıldızlarından çok daha farklı koşullara sahip olduğunu gösteriyor. Metan keşfi, yıldızlararası nesnelerin kimyasal çeşitliliği hakkında önemli bir pencere açtı.</p><h3>3I/ATLAS'ın karbondioksit oranı şaşkınlık yarattı</h3><p>Webb'in elde ettiği veriler, yalnızca metanla sınırlı kalmadı. 3I/ATLAS kuyruklu yıldızında, Güneş Sistemi'ndeki benzerlerine göre çok daha yüksek oranda karbondioksit bulunduğu da ortaya çıktı. Bilim insanları, bu yıldızlararası nesnenin suya oranla alışılmadık derecede fazla karbondioksit saldığını ve bunun kökeninin farklı bir yıldız sistemi olabileceğini belirtti. Özellikle su ile karşılaştırıldığında, karbondioksit ve metanın bu denli yoğun olması, 3I/ATLAS'ın oluşum koşullarının Güneş Sistemi'nden oldukça uzak ve farklı bir ortamda gerçekleştiğine işaret ediyor. Araştırmalar, bu kimyasal bileşimin, yıldızlararası kuyruklu yıldızların evrimi ve gezegen sistemlerinin çeşitliliği konusunda yeni ipuçları sunduğunu ortaya koydu. NASA yetkilileri, bu tür gözlemlerin, evrenin farklı bölgelerindeki gezegen sistemlerinin nasıl oluştuğunu anlamak için kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.</p><h3>Gözlemler gaz aktivitesindeki değişimi ortaya çıkardı</h3><p>James Webb teleskobunun gözlemleri, 3I/ATLAS kuyruklu yıldızı Güneş'ten uzaklaştıkça gaz üretiminde belirgin bir azalma yaşandığını gösterdi. Özellikle su buzu, Güneş'ten uzaklaşınca en hızlı şekilde azalan gaz oldu. Bu durum, kuyruklu yıldızların Güneş'e yakınken daha fazla ısı aldığını ve bu nedenle yüzeydeki buzların hızla gaz haline dönüştüğünü gösteriyor. Metan ve karbondioksit ise, suya göre daha uçucu oldukları için, kuyruklu yıldız soğudukça gaz üretiminde daha yavaş bir düşüş sergiledi. Araştırmacılar, bu gözlemlerin yıldızlararası nesnelerin dinamiklerini anlamak açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Ayrıca, MIRI cihazının orta çözünürlüklü spektrometre özelliği sayesinde, kuyruklu yıldızın çevresindeki gazların dağılımı ve çekirdeğin etrafındaki hareketleri de detaylı biçimde haritalandı. Bu teknik, bilim insanlarına yıldızlararası kuyruklu yıldızların kimyasal yapısını ve evrimini inceleme konusunda benzersiz bir fırsat sundu.</p><p>James Webb Uzay Teleskobu'nun 3I/ATLAS üzerinde gerçekleştirdiği bu kapsamlı inceleme, yıldızlararası nesnelerin bilinmeyen yönlerini aydınlatmaya devam ediyor. Metan ve karbondioksit gibi gazların beklenmedik oranlarda tespit edilmesi, Güneş Sistemi dışındaki gezegen sistemlerinin kimyasal çeşitliliğine dair yeni soruları gündeme getirdi. Araştırmacılar, elde edilen bulguların ilerleyen dönemde yıldızlararası gök cisimlerinin kökenine ve evrimine dair daha fazla ipucu sunmasını bekliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/3iatlas-kuyruklu-yildizin-166_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278674</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/trumptan-israil-ve-irana-ates-acmayi-durdurun-cagrisi-278674</link>
      <pubDate>2026-06-08T13:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trump'tan İsrail ve İran'a ateş açmayı durdurun çağrısı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Sosyal medya hesabından İran ile İsrail arasındaki saldırılara ilişkin açıklamada bulunan ABD Başkanı Trump, "İsrail ve İran derhal 'ateş açmayı' durdurmalı." ifadesini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trump'tan İsrail ve İran'a ateş açmayı durdurun çağrısı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail'in sabah saatlerinde İran'ın orta ve batı kesimine düzenlediği saldırıların ardından İran, İsrail'in orta ve güney kesimini hedef alan bir dizi füze saldırısı düzenlemişti.</p><p>İsrail ordusundan kısa süre önce yapılan açıklamada, İran'ın stratejik hava savunma sistemlerini hedef alan "büyük bir saldırı" düzenlendiği ileri sürülmüştü.</p><p>İran ile İsrail arasındaki saldırılara ilişkin açıklamada bulunan ABD Başkanı Donald Trump, "İsrail ve İran derhal 'ateş açmayı' durdurmalı." ifadesini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/trumptan-israil-ve-irana--517_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278673</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/plastik-atiklarla-jet-yakiti-uretiminde-cigir-acan-bulus-278673</link>
      <pubDate>2026-06-08T13:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Plastik atıklarla jet yakıtı üretiminde çığır açan buluş]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Nanjing Orman Üniversitesi ve Tsinghua Üniversitesi'nden bilim insanları, plastik atıkları yüksek kaliteli jet yakıtına dönüştüren yeni bir yöntem geliştirdi. Bu iki aşamalı süreç, düşük sıcaklık ve basınçta çalışarak maliyeti azaltıyor ve çevre kirliliğine karşı önemli bir çözüm sunuyor. Özellikle polistiren atıkların enerjiye dönüşmesi, atık yönetiminde yeni bir dönemi başlatabilir.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Plastik atıklarla jet yakıtı üretiminde çığır açan buluş]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nanjing Orman Üniversitesi ve Tsinghua Üniversitesi'nden araştırmacılar, plastik atıkların ileri düzey katalizörler ve hidrojen kullanılarak yüksek kaliteli jet yakıtına dönüştürüldüğü yeni bir yöntem geliştirdi. Çinli bilim insanlarının Nature Energy dergisinde yayımlanan çalışması, plastik atıkların enerjiye dönüşümünde verimliliği artıran ve maliyeti düşüren iki aşamalı bir süreci temel alıyor. Araştırma ekibi, bu yöntemin geleneksel tekniklerden daha düşük sıcaklık ve basınçta çalıştığını, böylece hem ekonomik hem de çevresel açıdan avantaj sağladığını duyurdu.</p><h3>Profesör Li ve ekibi: 'Polistiren atıklar enerji kaynağına dönüşüyor'</h3><p>Çalışmanın başında yer alan Profesör Yadong Li ve Profesör Dingsheng Wang, plastik atıkların özellikle polistirenin, yeni katalizör teknolojisi sayesinde enerji sektöründe değerli bir hammaddeye dönüştüğünü vurguladı. Polistiren, özellikle ambalaj ve tek kullanımlık ürünlerde yaygın olarak kullanıldığı için atık yönetimi açısından büyük bir sorun teşkil ediyor. Araştırmacılar, geliştirdikleri süreçte polistirenin piroliz yoluyla daha küçük hidrokarbonlara ayrıldığını, ardından bu ürünlerin özel katalizörler yardımıyla jet yakıtı aralığında değerli moleküllere dönüştüğünü belirtti. Bu yöntemde, Ru (rutenyum) atomlarının CoAl oksit üzerinde izole edilmesiyle elde edilen katalizör, hem seçiciliği hem de verimliliği önemli ölçüde artırıyor. Elde edilen jet yakıtı, geleneksel yöntemlere göre daha temiz ve ekonomik bir alternatif sunuyor. Ayrıca, bu süreçte kullanılan düşük sıcaklık ve basınç koşulları, enerji tüketimini ve üretim maliyetini azaltıyor.</p><h3>İki aşamalı süreç: Plastik atıktan jet yakıtına dönüşümde yeni dönem</h3><p>Araştırmacıların geliştirdiği iki aşamalı süreç, plastik atıkların enerjiye dönüştürülmesinde önemli bir yenilik olarak öne çıkıyor. İlk aşama olan piroliz, plastik zincirlerinin 460°C'yi aşan sıcaklıklarda daha küçük hidrokarbon parçalarına ayrılmasını sağlıyor. İkinci aşamada ise, elde edilen bu parçalar 160°C'de özel katalizörler üzerinden geçirilerek sikloalkenler ve yoğun hidrokarbonlar gibi jet yakıtı özelliklerine sahip moleküllere dönüştürülüyor. Bu süreç, polistiren gibi yaygın plastik atıkların ekonomik değere sahip yakıtlara dönüştürülmesinde kritik bir rol oynuyor. Araştırma ekibi, sürecin hem sürekli hem de ölçeklenebilir olduğunu vurguluyor. Laboratuvar ortamında gram ölçeğinde yapılan testlerde, katalizörün verimliliği ve dayanıklılığı kanıtlandı. Teknik-ekonomik analizler ise, üretilen jet yakıtının kilogram başına 1,0&#8211;1,8 ABD doları arasında rekabetçi bir maliyetle piyasaya sunulabileceğini gösteriyor. Bu da, plastik atıkların enerji sektöründe yeni bir kaynak olarak değerlendirilmesinin önünü açıyor.</p><h3>Çinli bilim insanlarından çevre dostu ve ekonomik çözüm</h3><p>Profesör Li ve Wang, geliştirdikleri yöntemin çevre kirliliğiyle mücadelede önemli bir adım olduğunu ifade ediyor. Plastik atıkların yakıt olarak değerlendirilmesi, hem atık miktarını azaltıyor hem de fosil yakıtlara olan bağımlılığı düşürüyor. Araştırmacılar, sürecin endüstriyel ölçeğe taşınması için çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle katalizörün kilogram ve üzeri miktarlarda hazırlanması ve yapısal stabilitesinin korunması, sürecin yaygınlaşmasında belirleyici olacak. Ekip, sürekli katı besleme sistemleri üzerinde çalışarak üretim kapasitesini artırmayı hedefliyor. Ayrıca, süreç boyunca elde edilen jet yakıtının özellikleri ve ekonomik avantajları, enerji piyasasında rekabetçi bir alternatif oluşturuyor. Bilim insanları, plastik atıkların enerjiye dönüşümünde bu teknolojinin izlenmeye değer bir potansiyele sahip olduğunu belirtiyor.</p><p>Sonuç olarak, Nanjing Orman Üniversitesi ve Tsinghua Üniversitesi'nin ortak çalışmasıyla geliştirilen bu yeni yöntem, plastik atıkların enerji sektöründe değerlendirilmesi konusunda umut verici bir adım olarak öne çıkıyor. Polistiren gibi yaygın atıkların yüksek kaliteli jet yakıtına dönüştürülmesi, hem çevresel hem de ekonomik açıdan önemli fırsatlar sunuyor. Uzmanlar, bu teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte plastik atık sorununun çözümünde ve sürdürülebilir enerji üretiminde yeni bir dönemin başlayabileceğine dikkat çekiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/plastik-atiklarla-jet-yak-763_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278672</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/samanyolunun-merkezinde-50-yillik-gizem-cozuldu-278672</link>
      <pubDate>2026-06-08T13:13:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Samanyolu'nun merkezinde 50 yıllık gizem çözüldü]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Samanyolu'nun merkezindeki Sagittarius A* kara deliğinden güçlü bir rüzgar estiği, Northwestern Üniversitesi'nden bilim insanlarının yaptığı gözlemlerle kesin olarak doğrulandı. 50 yılı aşkın bir süredir çözülemeyen bu astronomi gizemi, radyo teleskoplarıyla elde edilen ayrıntılı veriler sayesinde aydınlatıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Samanyolu'nun merkezinde 50 yıllık gizem çözüldü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samanyolu'nun merkezinde yer alan Sagittarius A* kara deliğinden güçlü bir rüzgar estiğine dair ilk kesin kanıtlar, Northwestern Üniversitesi'nden bilim insanlarının yürüttüğü beş yıllık ayrıntılı gözlemler sonucunda ortaya çıktı. Şili'deki Atacama Büyük Milimetre/Alt Milimetre Dizisi'nin (ALMA) 66 radyo teleskopu kullanılarak yapılan araştırma, galaksimizin kalbinde devasa bir koni şeklinde boşluk tespit etti. Bu boşluğun, Sagittarius A* kara deliğinden yayılan enerjik rüzgarlar tarafından oluşturulduğu belirlendi. Elde edilen bulgular, astronomi dünyasında yarım asırdır çözülemeyen bir gizemin sonlanmasını sağladı ve Samanyolu'nun süper kütleli kara deliğinin çevresiyle nasıl etkileşime girdiğine dair en net resmi sundu.</p><h3>Northwestern Üniversitesi ekibi Sagittarius A* rüzgarını doğruladı</h3><p>Northwestern Üniversitesi'nden Dr. Mark Gorski ve Dr. Lena Murchikova'nın liderliğindeki araştırmacılar, Sagittarius A* kara deliği etrafındaki soğuk moleküler gazı incelemek için son derece hassas radyo gözlemleri gerçekleştirdi. Ekip, ALMA teleskoplarıyla beş yıl boyunca topladıkları verilerde, kara deliğe yalnızca bir parsek uzaklıkta, yaklaşık üç ışık yılı mesafede gaz yapıları tespit etti. Araştırmacılar, Sagittarius A*'nın parlak radyo sinyallerini ayıklamak için özel kalibrasyon yöntemleri uygulayarak, bölgenin önceki haritalarından 100 kat daha derin ve 80 kat daha keskin görüntüler elde etti. Bu yüksek çözünürlüklü veriler sayesinde, daha önce fark edilmeyen dev bir koni şeklindeki boşluk ve çevresindeki gaz hareketleri açıkça görüldü. Bilim insanları, bu yapının yalnızca Sagittarius A* kara deliğinden esen sıcak ve enerjik bir rüzgar tarafından oluşturulabileceği sonucuna vardı.</p><h3>50 yıllık arayış: Sagittarius A* kara deliği ve galaksi evrimi</h3><p>Kara deliklerin madde tüketirken aynı zamanda güçlü rüzgarlar veya jetler ürettiği, teorik fizikçiler tarafından uzun yıllardır öngörülüyordu. Ancak Samanyolu'nun merkezindeki Sagittarius A* kara deliğinden böyle bir rüzgarın izi bir türlü tespit edilememişti. Dünya'dan yaklaşık 26 bin ışık yılı uzaklıkta ve yaklaşık 4 milyon güneş kütlesine sahip olan Sagittarius A*, diğer galaksilerin merkezindeki aktif kara deliklere kıyasla daha sakin bir evrede bulunuyor. Bu durum, gözlemleri ve veri analizini daha da zorlu hale getiriyordu. Dr. Lena Murchikova, "Kara deliğe son derece yakın moleküler gazın onu beslediğini gösteren ilk biz olduk" diyerek, bulgularının önemine dikkat çekti. Ayrıca, Sagittarius A* kara deliğinden yayılan rüzgarın çok güçlü olmadığını ve zamanla yönünün değişebileceğini belirtti. Bu da Samanyolu'nun kara deliğinin evrendeki diğer kara deliklerden tamamen farklı olmadığını gösteriyor.</p><h3>Radyo gözlemleriyle Sagittarius A*'dan gelen enerji akışı aydınlatıldı</h3><p>Araştırma ekibi, elde ettikleri verileri NASA'nın Chandra X-ışını Gözlemevi'nin gözlemleriyle de karşılaştırdı. Chandra'nın tespit ettiği parlak X-ışını emisyonlarının tam olarak koni şeklindeki boşlukla örtüşmesi, Sagittarius A* kara deliğinden yayılan rüzgarın varlığını destekledi. Bilim insanları, yakınlardaki yıldızların bu büyüklükte bir boşluk oluşturmak için yeterli enerjiye sahip olmadığını hesapladı. Boşluğun boyutu ve çevresindeki gaz üzerindeki etkileri dikkate alındığında, Sagittarius A* kara deliğinden yayılan rüzgarın en az 20 bin yıldır aktif olduğu tahmin edildi. Bu bulgular, galaksi evrimi ve kara deliklerin çevresiyle olan ilişkisi hakkında önemli ipuçları sunuyor.</p><h3>Sagittarius A* kara deliği galaksi fiziğine yeni pencere açıyor</h3><p>Northwestern Üniversitesi'nin liderliğinde gerçekleştirilen bu keşif, Samanyolu'nun merkezinde işleyen fiziksel süreçlere dair yeni bir bakış açısı kazandırdı. Sagittarius A* kara deliğinden yayılan rüzgarın, galaksinin yapısını ve evrimini nasıl etkilediği konusunda bilim dünyasında yeni tartışmalar başlattı. Araştırmacılar, gelecekteki gözlemlerle Sagittarius A* kara deliğinden yayılan rüzgarın gücünü, yönünü ve galaksinin diğer bölgeleriyle etkileşimini daha ayrıntılı biçimde incelemeyi planlıyor. Bu gelişme, Samanyolu'nun merkezinde çalışan fiziksel mekanizmaların anlaşılması için önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.</p><p>Sonuç olarak, Sagittarius A* kara deliğinden yayılan rüzgarın kesin olarak doğrulanması, astronominin en uzun soluklu gizemlerinden birinin çözülmesini sağladı. Elde edilen bulgular, Samanyolu'nun merkezinde işleyen süreçler hakkındaki bilgilerimizi derinleştirirken, galaksi evrimini anlamada yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/samanyolunun-merkezinde-5-639_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278671</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/otomotiv/otomotiv-endustrisinin-mayis-ayi-ihracati-32-milyar-dolar-oldu-278671</link>
      <pubDate>2026-06-08T13:11:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Otomotiv endüstrisinin mayıs ayı ihracatı 3,2 milyar dolar oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Otomotiv]]></category>
      <description><![CDATA[Otomotiv endüstrisinin mayıs ayı ihracatı geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 17 azalışla 3 milyar 264 milyon dolar oldu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Otomotiv endüstrisinin mayıs ayı ihracatı 3,2 milyar dolar oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uludağ Otomotiv İhracatçıları Birliğinden (OİB) yapılan açıklamaya göre, Türkiye ihracatında birinci sıradaki yerini koruyan endüstrinin toplam ihracattan aldığı pay yüzde 16,8 olarak gerçekleşti.</p><p>Otomotiv endüstrisinin yılın 5 ayındaki ihracatı ise yüzde 2,6 artarak 17 milyar dolara ulaştı.</p><p>Mayıs ayında en büyük ürün grubu olan "tedarik endüstrisi" ihracatı yüzde 14 azalışla 1 milyar 215 milyon dolar olarak gerçekleşti.</p><p>"Binek otomobil" ihracatı yüzde 23 azalarak 1 milyar 13 milyon dolar, "eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar" ihracatı yüzde 27 düşüşle 543 milyon dolar, "otobüs-minibüs-midibüs" ihracatı yüzde 2,5 düşüşle 269 milyon dolar oldu.</p><p>"Çekiciler" ihracatı ise yüzde 13 artışla 168 milyon dolara yükseldi.</p><p>Otomotiv sektörü ihracatında Almanya, 526 milyon dolarlık ihracat rakamıyla en fazla ihracat yapılan ülke konumunu sürdürürken, Fransa ise 452 milyon dolarlık dış satımla ikinci büyük pazar olarak kayıtlara geçti.</p><p>Mayıs ayında Avrupa Birliği ülkeleri yüzde 75 pay ve 2 milyar 453 milyon dolarla ülke grubu bazında ihracatta ilk sıradaki ağırlığını korudu.</p><p>AB ülkelerine yönelik ihracat bu dönemde yüzde 13 azaldı. Diğer Avrupa ülkeleri yüzde 9,5 payla ülke grupları arasında ikinci sırada yer alırken, mayıs ayında diğer Avrupa ülkelerine yüzde 42, Orta Doğu ülkelerine ise yüzde 26 ihracat düşüşü yaşandı.</p><p>Açıklamada değerlendirmesine yer verilen OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, sektörel liderliğin sürdüğüne dikkati çekerek, "Mayıs ayında iş günü sayısının geçen yıla göre az olması ihracatımıza olumsuz yansıdı. İlk 10 pazarın 9'unda yaşanan düşüşlere karşı Fransa pazarındaki yüzde 18'lik büyüme ve ABD ile Norveç gibi stratejik pazarlardaki ürün bazlı yüksek oranlı artışlarımız önem taşıyor." ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/otomotiv-endustrisinin-ma-944_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278670</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/united-airlines-ucaginda-sahte-binis-karti-alarmi-278670</link>
      <pubDate>2026-06-08T13:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[United Airlines uçağında sahte biniş kartı alarmı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Houston'daki George Bush Uluslararası Havalimanı'nda, bir yolcunun sahte biniş kartı kullanarak United Airlines uçağına izinsiz binmesi büyük paniğe yol açtı. Güvenlik zafiyetini gözler önüne seren olay, uçuşun saatlerce gecikmesine ve yolcuların tahliye edilmesine neden oldu. Olay, havacılık güvenliğinde ciddi soru işaretleri yarattı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[United Airlines uçağında sahte biniş kartı alarmı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Houston'daki George Bush Uluslararası Havalimanı'nda, 25 yaşındaki Abdulrahman Oriyomi'nin sahte biniş kartı ile United Airlines'ın Los Angeles seferine gizlice binmesi, havacılık güvenliği açısından büyük bir tehlike yarattı. Olay 18 Mayıs sabahı yaşandı. Oriyomi, saat 5:45 sularında havalimanı kontrol noktasına yaklaştı. Yetkililerin aktardığına göre, telefonuyla oyalandığı ve biniş kartında yaşadığı sorunlar nedeniyle dikkat çekti. Buna rağmen, başka bir TSA kabinine yönlendirildi ve orada fotoğrafı çekilerek terminale geçmesine izin verildi. Yaklaşık bir saat sonra, E16 kapısında Houston'dan Los Angeles'a gidecek uçağa binmek için sıraya girdi. Kapıdan geri çevrilse de, kısa süre sonra D4 kapısına yöneldi. Burada çalışanların meşgul olmasını fırsat bilen Oriyomi, sahte biniş kartını gösteriyormuş gibi yaparak United Airlines personelinin dikkatinden kaçmayı başardı ve 469 numaralı uçuşa gizlice bindi.</p><h3>United Airlines ekibi yolcunun izinsiz bindiğini fark etti</h3><p>Oriyomi uçağa girdikten sonra boş bir koltuk bulmaya çalıştı ve ardından tuvalete geçti. Yakınındaki yolcular, hareketlerinden şüphelenip kabin ekibini uyardı. Kabin memurları, tuvalette uzun süre kalan Oriyomi'yi bulup yerine oturmasını söyledi. Ancak kısa bir süre sonra, aynı kişinin başka bir tuvalette saklandığı tespit edildi. Kabin memurları, yolcu listesini kontrol ettiğinde, Oriyomi'nin adı listede yer almıyordu. Kendisini Bay Lopez olarak tanıtan Oriyomi, uçakta boş bir koltuk bulunmadığı için atlama koltuğunda oturmak istediğini belirtti. Ancak yapılan kontrollerde, Oriyomi'nin uçuş için kayıtlı olmadığı ve sahte bir biniş kartı kullandığı anlaşıldı. Uçuş ekibi ve kaptan, durumu hemen yetkililere bildirdi ve uçak kalkıştan önce kapıya geri döndü.</p><h3>Houston Polisi ve TSA olay yerine sevk edildi: Uçuş 3 saat gecikti</h3><p>Uçağın kapıya dönmesiyle birlikte Houston Polisi, FBI, Patlayıcı Tespit K-9 Birimi, şehir havaalanı hizmetleri ve TSA ekipleri hızla olay yerine yönlendirildi. Yolcular tahliye edildi ve K-9 birimi uçakta patlayıcı araması yaptı. Araştırmacılar, Oriyomi'nin United Airlines müşteri hizmetleriyle geçmişte bağlantısı olduğunu tespit etti. Yetkililer, Oriyomi'nin Houston'dan Los Angeles'a giden bir uçuş için bilet almaya çalıştığını, ancak ödeme yapılmadığı için rezervasyonunun iptal edildiğini açıkladı. Olay sırasında, Oriyomi'ye tecavüz uyarısı okundu. Hapse girmeyeceğini öğrenince, kolluk kuvvetlerini kayda aldı ve havaalanında kısa süreli bir kriz yaşandı. Tüm bu süreçte, United Airlines'ın 469 numaralı seferi yaklaşık üç saat gecikme yaşadı. Houston Polisi, FBI ve havaalanı servisleri bir buçuk saatten fazla süreyle olayla ilgilendi.</p><h3>Sahte biniş kartı güvenlikte nasıl fark edilmedi?</h3><p>Oriyomi'nin havalimanı güvenliğini nasıl aştığı ise soru işaretleri doğurdu. TSA, olayla ilgili yaptığı açıklamada, söz konusu kişinin George Bush Uluslararası Havalimanı'nda geçerli bir biniş kartı sunduğunu ve standart taramadan geçtiğini belirtti. Ancak, araştırmacılar tarafından incelenen ve Oriyomi'nin gösterdiği biniş kartının anahtar bilgilerinin eksik olduğu, QR kodunun da sahte göründüğü tespit edildi. Olay, federal ve yerel güvenlik protokollerinin sorgulanmasına neden oldu. Houston Havalimanları, tüm güvenlik önlemlerinin ilgili makamlarca uygulandığını vurguladı. Buna rağmen, Oriyomi'nin TSA ve United Airlines kapı görevlilerini atlatıp uçağa binmesi, havacılık güvenliğinde ciddi bir açık olduğunu gösterdi. Olay sonrası, Oriyomi 15.000 dolarlık teminatla tutuklandı ve pazartesi günü mahkemeye çıkması bekleniyor.</p><h3>Havacılık güvenliğinde alarm zilleri: Benzer vakalar artıyor</h3><p>Houston'daki bu olay, son dönemde artan sahte biniş kartı ve izinsiz yolcu vakalarına bir yenisini ekledi. Federal Havacılık İdaresi, bu tür ihlallerin sıklığına dair kesin bir veri sunmasa da, uzmanlar her vakada güvenlik protokollerinin gözden geçirilmesi gerektiğini vurguluyor. 2024 Noel Arifesi'nde, Shemaiah Patrice Small'ın Delta Airlines uçağına sahte kartla binmesi, 2024 Şükran Günü'nde ise Svetlana Dali'nin New York'tan Paris'e uçuşunda benzer bir güvenlik açığı yaşanması dikkat çekti. Dali'nin 2026 Şubatında, Newark Havalimanı'ndan Milano'ya pasaportsuz uçuş gerçekleştirmesi de, havacılık sektöründe alarm zillerinin çalmasına yol açtı. Her olayda, güvenlik önlemlerinin nasıl aşıldığı ve hangi tedbirlerin alınması gerektiği tartışılıyor. Uzmanlar, havalimanlarında insan hatası ve teknolojik eksikliklerin, sahte biniş kartı gibi yöntemlerle istismar edilebildiğine dikkat çekiyor.</p><h3>Yetkililerden yeni önlemler ve yolculara uyarı</h3><p>Oriyomi'nin sahte biniş kartı ile United Airlines uçağına binmesi, sadece Houston'da değil, tüm dünyada havaalanı güvenliği konusunda endişeleri artırdı. Yetkililer, benzer vakaların önüne geçmek için mevcut güvenlik protokollerinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. TSA ve havayolu şirketleri, biniş kartlarının doğrulanmasında daha gelişmiş teknolojiler kullanılması ve personelin eğitiminin artırılması için çalışmalar yürütüyor. Yolculara ise, şüpheli durumlarda kabin ekibini bilgilendirmeleri ve güvenlik önlemlerine tam uyum göstermeleri çağrısı yapıldı. Havacılık güvenliğinin sağlanması için, hem teknolojik altyapının hem de insan faktörünün sürekli olarak geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.</p><p>Houston'daki olay, sahte biniş kartı kullanımıyla gerçekleştirilen güvenlik ihlallerinin, havacılık sektöründe ciddi sonuçlar doğurabileceğini bir kez daha ortaya koydu. Uzmanlar, havalimanlarında yaşanabilecek benzer olayların önüne geçmek için tüm tarafların iş birliği içinde hareket etmesinin hayati önem taşıdığını belirtiyor. Olayın ardından başlatılan soruşturmanın, havacılık güvenliğinde yeni önlemlerin alınmasına öncülük etmesi bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/united-airlines-ucaginda--923_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>