<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279721</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogandan-arabuluculuk-mesaji-turkiye-krizleri-basariyla-yonetiyor-279721</link>
      <pubDate>2026-06-15T19:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan arabuluculuk mesajı... "Türkiye krizleri başarıyla yönetiyor"]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde yapılan Kabine Toplantısı sona erdi. Erdoğan, toplantının ardından önemli açıklamalarda bulundu. Sınır komşumuz İran'daki gerilime değinen Erdoğan, "İşte en son İran'ı ve Körfez bölgesini etkileyen çatışmalarda olduğu gibi Türkiye, en zor krizleri bile son derece başarılı bir şekilde yönetiyor." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan arabuluculuk mesajı... "Türkiye krizleri başarıyla yönetiyor"]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından önemli açıklamalarda bulundu.</p><p><b>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları:</b></p><p>Aziz milletim, değerli basın mensupları, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.</p><p>Ekranları başında, radyo kanalları ve sosyal medya mecraları vasıtasıyla bizleri takip eden tüm vatandaşlarıma aynı şekilde selamlarımı iletiyorum.</p><p>Kabine'mizin 66. toplantısını az önce tamamlamış bulunuyoruz. Toplantımızda; 7-8 Temmuz'da Ankara'da yapılacak NATO zirvesi hazırlıklarını, dış politikada son günlerde yaşanan hadiseleri, İran krizinde varılan mutabakatı ve bölgemiz için sonuçlarını, dış ticaret cephesindeki güncel gelişmeleri etraflıca değerlendirdik.</p><p>Kabine toplantımızda aldığımız kararların ülkemiz, milletimiz ve devletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bir defa şunu tüm vatandaşlarımızın bilmesini istiyorum: Dünyamız ve bölgemiz tarihi bir dönemden geçerken bizim ufkumuzda sadece 'Büyük Türkiye' var. Bizim idealimizde Türk milletini hayalleriyle buluşturmak var. Bizim hedefimizde bu çağa milletimizin mührünü vurmak var. Menzilinde güçlü, müreffeh, muteber ve muzaffer bir Türkiye'nin olduğu bu yolda durmadan, dinlenmeden yürüyoruz.</p><blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560"><p lang="tr"><a href="#0">#CANLI</a> Cumhurbaşkanı Erdoğan (<a href="#0">@RTErdogan</a>): Dünyamız ve bölgemiz tarihi bir dönemden geçerken, bizim ufkumuzda sadece büyük Türkiye var. Bizim idealimizde Türk milletini hayalleriyle buluşturmak var. <a href="https://t.co/hEpJTDDJfE">pic.twitter.com/hEpJTDDJfE</a></p>&amp;mdash; 24 TV (@yirmidorttv) <a href="#0">June 15, 2026</a></blockquote> <script async="" src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script><p></p><p>Bu yolculukta elbette zaman zaman sıkıntılarla karşılaşıyoruz. Bu yolculukta tabii ki engellerle, zorluklarla muhatap oluyoruz. Kimi zaman içeriden kimi zaman dışarıdan önümüzü kesmeye, hızımızı yavaşlatmaya dönük operasyonlara maruz kalıyoruz.</p><p>Ama bunlara aldırmadan ülkemize ve milletimize hizmet mücadelemizi azimle sürdürüyoruz.</p><p>Yaklaşık iki asırlık yönetim sistemi arayışına son veren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, hem bu yolculukta hem de içinden geçtiğimiz sancılı dönemde Türkiye'nin en büyük avantajına dönüşmüştür.</p><p>Ülkemizin yumuşak karnı olan yönetimde istikrar sorununu çözen sistem sayesinde, bugün devletimizin tüm kurumları uyum ve koordinasyon içinde çalışıyor, Türkiye'yi geleceğe taşımanın mücadelesini veriyor.</p><blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560"><p lang="tr">"BÖLGEMİZ MUTABAKATLA RAHAT NEFES ALDI"<a href="#0">#CANLI</a> Cumhurbaşkanı Erdoğan (<a href="#0">@RTErdogan</a>): ABD-İran arasındaki çatışmaları sonlandırmaya dönük mutabakata varıldığı açıklandı. Böylece aylardır diken üstünde olan bölgemiz rahat bir nefes almış oldu. <a href="https://t.co/fTboCiqrok">pic.twitter.com/fTboCiqrok</a></p>&amp;mdash; 24 TV (@yirmidorttv) <a href="#0">June 15, 2026</a></blockquote> <script async="" src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script><p></p><p>İşte en son İran'ı ve Körfez bölgesini etkileyen çatışmalarda olduğu gibi Türkiye, en zor krizleri bile son derece başarılı bir şekilde yönetiyor. İsrail'in tertip ve tahrikleriyle 28 Şubat'ta başlayan savaşta dün gece çok önemli bir adım atıldı.</p><p>Amerika ve İran arasındaki çatışmaları sonlandırmaya dönük mutabakata varıldığı açıklandı. Böylece aylardır diken üstünde olan bölgemiz rahat bir nefes almış oldu. Biliyorsunuz Türkiye olarak, İran'a saldırıların ilk gününden itibaren daima sağduyulu, serinkanlı ve diplomasiyi önceleyen bir tutum içinde olduk."</p><p>Provokasyonlara gelmedik. Hakkaniyeti elden bırakmadık. Komşuluk ve kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine izin vermedik. Müttefiklerimiz ve Körfez'deki kardeşlerimizle iş birliği içinde hareket ettik.</p><p>Savaşa benzin dökenlerden değil, barışın sesini yükseltenlerden olduk. Kardeş ülkemiz Pakistan'ın arabuluculuğunda yürütülen çabalara Katar ve Suudi Arabistan'la birlikte çok güçlü destek verdik.</p><p>Eş zamanlı olarak bölgemizi daha fazla bölmeyi, kardeş halklar arasında kandan duvarlar örmeyi amaçlayan sinsi oyunlara bigane kalmadık.</p><p>Gün oldu Yunus'un diliyle konuştuk. Gün oldu Yavuz'un diliyle konuştuk. Gün oldu bin yapıp bir konuştuk. Ama her defasında Türkiye'nin hak ve hukukunu kararlı şekilde savunduk.</p><p>Neticede coğrafyamızla birlikte tüm dünyayı uçurumun eşiğine getiren bu krizde, Allah'a hamdolsun tek bir vatandaşımızın dahi burnu kanamadı. Kardeşi kardeşe kırdırma planları amacına ulaşmadı. Türkler, Araplar, Kürtler ve Farslar arasında yeni fitne ateşleri yakma girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı.</p><blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560"><p lang="tr">"MUTABAKATTA BİZİM DE KATKIMIZ OLDU" <a href="#0">#CANLI</a> Cumhurbaşkanı Erdoğan (<a href="#0">@RTErdogan</a>): Bizim de katkılarımızla varılan mutabakattan bölgemiz ve tüm insanlık adına büyük bir memnuniyet duyuyoruz. <a href="https://t.co/NuiWvTKtNs">pic.twitter.com/NuiWvTKtNs</a></p>&amp;mdash; 24 TV (@yirmidorttv) <a href="#0">June 15, 2026</a></blockquote> <script async="" src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script><p></p><p>Elbette bölgemizde yaşanan korkunç yıkımı, okul sıralarında katledilen masum yavruların dramını, uluslararası hukukun pervasızca ayaklar altına alınmasını hiçbir zaman unutmayacağız. Ama aralarında masum yavruların da olduğu binlerce sivilin hayatına mal olan bu anlamsız savaş defterinin artık kapandığına inanıyoruz. Bizim de katkılarımızla varılan mutabakattan bölgemiz ve tüm insanlık adına büyük memnuniyet duyuyoruz.</p><p>Mutabakatın bölgemizde kalıcı barış ve istikrarın tesisine giden yolu ardına kadar açmasını ümit ediyoruz. Aylar sonra bölgemize ve tüm dünyaya rahat bir nefes aldıran bu önemli mutabakata ulaşılmasında emeği geçen başta Amerikan ve İran liderliği olmak üzere herkesi gönülden tebrik ediyorum.</p><p>Arabuluculuk görevini layıkıyla yerine getiren Pakistanlı kardeşlerimizle müzakerelere desteklerini esirgemeyen Katarlı ve Suudi kardeşlerimize aynı şekilde tebriklerimizi iletiyorum.</p><p>Çatışmaların tarafı olmadıkları halde zarar gören, füzelerin ve dronların hedefi olan kardeş ülkelerimize de bir kere daha geçmiş olsun diyorum.</p><p>Tabii burada şunu da açık açık ifade etmek durumundayım: 28 Şubat'tan beri kimin barış istediği kimin de savaşın devamından yana olduğu çok net görülmüştür. Tüm umutlarını bölgemizde silah seslerinin susmamasına bağlayanlar, gayet iyi biliyoruz ki barış ikliminin güçlenmesinden rahatsız olacaklardır.</p><p>Daha evvel defalarca yaptıkları gibi bu sürece de çomak sokmak için ellerinden geleni yapacaklardır. Ellerinde Filistinli ve Lübnanlı masumların kanı olan katliam şebekesinin dün ve bugün yaptığı açıklamaları bunun işaretleri olarak görüyoruz.</p><p>Dolayısıyla imzaların atılacağı güne kadarki süreçte gerilimi tırmandıracak her türlü söylem ve eylemden uzak durulması, sabotajlara karşı çok ama çok dikkatli olunması gerekmektedir. Türkiye bu süreçte de üzerine düşeni yapacaktır. Mutabakatın hayırlı olmasını diliyor, Rabbim ülkemizi ve bölgemizi bu tür gerilimlerden muhafaza eylesin diyorum.</p><p>İran krizinin ilk gününden itibaren hükümetimizin politikalarına destek vermek yerine köstek olmaya çalışanları ise bugün bir kez daha Allah'a ve aziz milletimizin tertemiz vicdanına havale ediyorum.</p><p>Gözleri şahsi ikballeri dışında hiçbir şey görmeyenler bilsinler ki biz sizin Türkiye'ye hiçbir faydası olmayan polemik siyasetinizden yüz çevirdik. Siz dış politika gibi tecrübe gerektiren, bilgi birikim gerektiren, omurga gerektiren, yerli ve milli duruş gerektiren alanlarda ahkam kesmekten vazgeçin.</p><p>Bunun yerine gidin koltuk peşinde koşun, salon kapmaca oynayın, en iyi bildiğiniz iş olan birbirinizin kuyusunu kazın. Biz sizden ihsan istemiyoruz, gölge etmeyin bu bize yeter diyoruz.</p><p>Aziz milletim, çok değerli arkadaşlar, 2026 yılında Türkiye olarak birbirinden önemli uluslararası zirvelere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyoruz. Hiç şüphesiz bunların en başında 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek olan NATO Liderler Toplantısı vardır.</p><p>Bildiğiniz üzere Türkiye 1952 yılında Demokrat Parti iktidarında katıldığı NATO ittifakının en önemli aktörlerinden biridir. Geçmişte bazı görüş ayrılıkları yaşansa da on yıllardır NATO'nun Güneydoğu kanadının güvenliği büyük ölçüde ülkemize emanet edildi.</p><p>Biz de ittifak bünyesindeki görevlerini her zaman layıkıyla yerine getiren, bu uğurda gerektiğinde elini taşın altına koyan bir müttefik olduk. Halihazırda NATO'nun ikinci büyük kara ordusunu sevk ve idare ediyoruz.</p><blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560"><p lang="tr"><a href="#0">#CANLI</a> Cumhurbaşkanı Erdoğan (<a href="#0">@RTErdogan</a>): NATO&amp;#39;nun barış misyonuna güçlü destek veren ülkelerde ilk sıralardayız. Savunma yeteneklerimizi geliştirirken ittifakın caydırıcılığına katkıda bulunuyoruz. <a href="https://t.co/OiwAU8BerX">pic.twitter.com/OiwAU8BerX</a></p>&amp;mdash; 24 TV (@yirmidorttv) <a href="#0">June 15, 2026</a></blockquote> <script async="" src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script><p></p><p>Keza dünyanın muhtelif yerlerinde NATO'nun barış misyonlarına en güçlü desteği veren ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyoruz. Ülkemizin savunma yeteneklerini geliştirirken ittifakın caydırıcılığına katkıda bulunuyoruz.</p><p>Dünya barışı ve istikrarına önemli katkılar yapan NATO'nun gelecekte de bu misyonunu sağlıklı bir zeminde devam ettirmesinde fayda görüyoruz. Bunun yolu ise NATO'nun üzerinde inşa edildiği müttefiklik ruhunun muhafaza edilmesinden geçmektedir.</p><p>Esasen güçlü bir ittifak ancak güçlü bir dayanışma ve iş birliği zemininde yükselebilir. Berlin Duvarı'nın yıkılışından beri ittifakın geleceğine dair yazılan kötümser senaryoların hiçbiri gerçeğe dönüşmemiştir.</p><p>NATO değişen şartlara ve terörizm gibi asimetrik tehditlere adapte olarak varlığını tahkim etmiştir.</p><p>Türkiye olarak biz de kapsamlı askeri yeteneklerimiz, son derece dinamik savunma sanayimiz, stratejik önemi yüksek coğrafyamız, tarihi ve kültürel derinliğimizle ittifakta başat rol oynamaya devam edeceğiz.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/kabine-toplantisi-sona-er-742_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279720</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/kabine-toplantisi-sona-erdi-279720</link>
      <pubDate>2026-06-15T19:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kabine Toplantısı sona erdi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Cumhurbaşkanlığı Kabine toplantısı sona erdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kabine Toplantısı sona erdi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;ndeki toplantı 3 saat 10 dakika sürdü.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/kabine-toplantisi-sona-er-673_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279719</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/abd-iran-anlasmasi-imzalandi-279719</link>
      <pubDate>2026-06-15T18:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trump resmen duyurdu... ABD-İran anlaşması imzalandı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance ile İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın imzaladığı mutabakat zaptının ardından Hürmüz Boğazı gemi trafiğine açılacak ve İran'a yönelik deniz ablukası kaldırılacak. Mutabakatın detayları 24 ila 48 saat içinde kamuoyuyla paylaşılacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trump resmen duyurdu... ABD-İran anlaşması imzalandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD ile İran arasında uzun süredir devam eden gerilim, imzalanan mutabakat zaptıyla yeni bir döneme girdi. Üst düzey bir ABD'li yetkili, İran-ABD mutabakatının her iki ülke tarafından en üst düzeyde imzalandığını doğruladı. Anlaşmanın ardından Hürmüz Boğazı'nın yeniden gemi trafiğine açılması ve deniz ablukasının kaldırılması gündeme geldi.</p><p><b>TRUMP VE KALIBAF MUTABAKAT ZAPTINA İMZA ATTI</b></p><p>Üst düzey ABD'li bir yetkili, İran'la mutabakat zaptının ABD adına Başkan Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance tarafından, İran tarafında ise Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf tarafından imzalandığını açıkladı.</p><p>Üst düzey ABD'li bir yetkili, düzenlediği telekonferansta ABD ile İran arasında varılan mutabakata ilişkin detayları basın mensuplarıyla paylaştı.</p><p>Yetkili, İran'la mutabakat zaptına ABD Başkanı Trump ile Başkan Yardımcısı Vance'in, İran tarafında ise Meclis Başkanı Kalibaf'ın imza attığını söyledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/5cab99e9346c424fb3b2-15062026ace29433.jpg"/><p><b>"NÜKLEER İŞBİRLİĞİ YAPANLARA DÜNYA EKONOMİSİ AÇIK"</b></p><p>ABD'li yetkili, "Bu mutabakat, müzakerelerimizin ve ilişkilerimizin gelecekte nasıl işleyeceğine dair bir çerçeve sunuyor. İranlılar nükleer programları, nükleer silah üretmediklerinin doğrulanması ve bölgedeki radikalizm ile terörizme finansman sağlamamaları konularında bizimle ne kadar işbirliği yapmaya istekli olurlarsa, dünya ekonomisine o kadar sıcak karşılanacaklar." dedi.</p><p><b>HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA DENİZ ABLUKASI KALKIYOR</b></p><p>ABD ile İran arasındaki mutabakatın detaylarının 24 ila 48 saat içinde kamuoyuna açıklanacağını kaydeden yetkili, bu detaylarla birlikte herkesin mutabakatı daha iyi kavrayacağını söyledi.</p><p>ABD'li yetkili, bu mutabakatın imzalanmasıyla birlikte Hürmüz Boğazı'nın derhal gemi trafiğine açılacağını ve ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasının da hızlıca kaldırılacağını belirtti.</p><p>Hürmüz Boğazı'nın normal deniz trafiğine dönmesinin birkaç hafta içinde hemen mümkün olmayacağını vurgulayan yetkili, bununla birlikte trafiğin her geçen gün artmasını beklediklerini sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/abd-iran-anlasmasi-imzala-118_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279718</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/bist-100de-507-puanlik-patlama-abd-iran-anlasmasi-borsa-istanbulu-ucurdu-279718</link>
      <pubDate>2026-06-15T18:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[BIST 100'de 507 puanlık patlama: ABD-İran anlaşması Borsa İstanbul'u uçurdu]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[ABD ile İran arasında sağlanan barış mutabakatı küresel piyasalarda risk iştahını artırırken, Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi yüzde 3,64 yükselerek 14.446 puandan kapandı. Türkiye'nin 5 yıllık CDS'i 225 baz puana gerileyerek Şubat ayından bu yana en düşük seviyeyi gördü; tüm sektör endeksleri günü artıda tamamladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[BIST 100'de 507 puanlık patlama: ABD-İran anlaşması Borsa İstanbul'u uçurdu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Küresel piyasalarda ABD ile İran arasında varılan barış anlaşması dalgası Borsa İstanbul'a da güçlü bir şekilde yansıdı. BIST 100 endeksi günü yüzde 3,64 primle kapatırken, tüm sektör endeksleri yatırımcılara kazandırdı. Orta Doğu'daki barış beklentileri Türkiye'nin kredi risk primini de Şubat ayından bu yana en düşük seviyeye çekti.</p><p><b>BIST 100'DE 507 PUANLIK FIRSAT: TÜM SEKTÖRLER YEŞİLE DÖNDÜ</b></p><p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 3,64 değer kazanarak 14.446,42 puandan tamamladı.</p><p>BIST 100 endeksi, önceki kapanışa göre 507,93 puan artarken, toplam işlem hacmi 217,8 milyar lira oldu.</p><p>Bankacılık endeksi yüzde 5,14, holding endeksi yüzde 4,09 değer kazandı.</p><p>Sektör endekslerinin tümü kazandırırken, en çok kazandıran yüzde 6,28 ile madencilik oldu.</p><p><b>TRUMP VE ŞERİF'TEN BARIŞ MESAJLARI: HÜRMÜZ BOĞAZI AÇILIYOR</b></p><p>Küresel piyasalar, ABD ile İran arasında savaşı sona erdirmeyi ve Hürmüz Boğazı'ndaki geçişleri yeniden başlatmayı öngören mutabakatın sağlanmasıyla pozitif bir seyir izliyor.</p><p>Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, dün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "yoğun görüşmelerin ardından ABD ile İran arasında barış anlaşmasına varıldığını" duyurdu.</p><p>Her iki tarafın da "Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini ilan ettiğini" aktaran Şerif, anlaşmanın resmi imza töreninin 19 Haziran'da İsviçre'de düzenleneceğini belirtti.</p><p>ABD Başkanı Donald Trump da İran ile yapılan barış anlaşmasının tamamlandığını, Hürmüz Boğazı'nın açılarak ABD'nin deniz ablukasının derhal kaldırılacağını bildirdi.</p><p><b>TÜRKİYE'NİN CDS'İ 225'E GERİLEDİ: ŞUBAT'TAN BU YANA EN DÜŞÜK</b></p><p>Bu gelişmelerle birlikte, Orta Doğu'da barış ikliminin tesis edileceğine yönelik beklentiler ve tahvil faizlerindeki gerilemenin etkisiyle Türkiye'nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 225 baz puana inerek 26 Şubat'tan bu yana en düşük seviyesini gördü.</p><p><b>ANALİSTLERDEN BIST 100 İÇİN KRİTİK SEVİYE UYARISI</b></p><p>Analistler, yarın yurt içinde konut fiyat endeksinin, yurt dışında ise Çin'de perakende satışlar, sanayi üretimi, işsizlik oranı, Avro Bölgesi'nde ZEW ekonomik güven endeksi, ABD'de konut başlangıçları ve inşaat izinlerinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.600 ve 14.700 puanın direnç, 14.300 ve 14.200 puan seviyelerinin destek konumunda olduğunu kaydetti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/bist-100de-507-puanlik-pa-685_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279717</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/suriyede-intihar-saldirisi-2-kisi-hayatini-kaybetti-279717</link>
      <pubDate>2026-06-15T18:18:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Suriye'de intihar saldırısı: 2 kişi hayatını kaybetti]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Suriye'nin kuzeyindeki Rakka vilayetinde İçişleri Bakanlığına bağlı bir güvenlik kampına düzenlenen intihar saldırısında 2 görevli yaşamını yitirdi. İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin el-Baba, saldırganlardan birinin etkisiz hale getirildiğini, diğerinin ise üzerindeki patlayıcıyı infilak ettirdiğini duyurdu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Suriye'de intihar saldırısı: 2 kişi hayatını kaybetti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Suriye'nin Rakka vilayetinde güvenlik güçlerini hedef alan kanlı bir saldırı yaşandı. İçişleri Bakanlığına bağlı bir kampa düzenlenen intihar saldırısında 2 güvenlik görevlisi hayatını kaybederken, çok sayıda görevli de yaralandı. Saldırının ardından bölgede geniş çaplı güvenlik önlemleri alındı.</p><p><b>RAKKA'DAKİ KAMPA ÇİFTE İNTİHAR SALDIRISI</b></p><p>Suriye'nin kuzeyindeki Rakka vilayetinde, İçişleri Bakanlığına bağlı bir kampa düzenlenen intihar saldırısında 2 güvenlik görevlisi hayatını kaybetti, bazı görevliler de yaralandı.</p><p>Suriye İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin el-Baba, resmi televizyon kanalı el-İhbariye'ye yaptığı açıklamada, Rakka'da İçişleri Bakanlığına bağlı bir kampa saldırı düzenlendiğini belirtti.</p><p><b>SÖZCÜ EL-BABA ACI BİLANÇOYU AÇIKLADI</b></p><p>Sözcü, ilk belirlemelere göre saldırıda 2 güvenlik görevlisinin yaşamını yitirdiğini, bazı görevlilerin de yaralandığını ifade etti.</p><p>El-İhbariye'ye konuşan adı verilmeyen bir güvenlik kaynağı ise saldırıyı gerçekleştiren kişilerden birinin güvenlik güçlerince etkisiz hale getirildiğini, diğer saldırganın ise üzerindeki patlayıcıyı infilak ettirdiğini söyledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/suriyede-intihar-saldiris-105_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279716</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/alman-ekonomisine-demografik-bomba-43-milyonluk-acik-ulkeyi-yikabilir-279716</link>
      <pubDate>2026-06-15T17:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Alman ekonomisine demografik bomba: 4,3 milyonluk açık ülkeyi yıkabilir]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Alman Ekonomi Enstitüsü (IW) araştırmasına göre Almanya'da “Baby Boomer” kuşağının emeklilik çağına gelmesiyle birlikte, 2036 yılına kadar iş gücü piyasasında 4,3 milyon kişilik açık yaşanacağı tahmin ediliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Alman ekonomisine demografik bomba: 4,3 milyonluk açık ülkeyi yıkabilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alman Ekonomi Enstitüsü (IW), &quot;Baby Boomer Kuşağı Emeklilik Yaşına Geliyor&quot; başlıklı araştırmasının sonuçlarını yayımladı.</p><p>Araştırma, gelecek yıllarda istihdama katılacak genç nüfusun, emekli olacak yaşlı nüfusu karşılamaktan çok uzak olduğunu ve ülkeyi ciddi bir iş gücü kriziyle karşı karşıya bırakacağını ortaya koydu.</p><p>IW&#39;nin güncel nüfus öngörülerine göre, yüksek doğum oranına sahip olan Baby Boomer (1946-1964) kuşağının son temsilcilerinin de emeklilik yaşına ulaşacağı 2036 yılına kadar, çalışma çağındaki nüfus yaklaşık 4,3 milyon kişi azalacak.</p><p>Bu durum, Alman iş gücü piyasasının daha önce tahmin edilenden çok daha sert darbe alacağını gösterdi. IW, sadece iki yıl önce yaptığı tahminde bu açığı 3 milyon olarak öngörmüştü.</p><p>Öngörülerin daha karamsar bir hal almasının temel nedeni ise ülke nüfusunun beklenenden çok daha erken küçülmeye başlaması gösterildi.</p><p>Almanya&#39;da 1946-1964 yıllarında doğan ve &quot;Baby Boomer&quot; olarak adlandırılan nüfus yaklaşık 20 milyon kişiyi buluyor.</p><p>Bu nüfusun yaklaşık 5 milyonu 67 yaş sınırını aşmış durumda. Geri kalan kısmın ise 2036 yılına kadar kademeli olarak emekli olması bekleniyor. Buna karşılık, her yıl iş gücü piyasasına sadece 800 bin civarında genç çalışan dahil oluyor.</p><p> Bu dengesizlik, piyasanın her yıl net yarım milyon potansiyel çalışanı kaybetmesi anlamına geliyor. Sonuç olarak, 2036 yılına gelindiğinde çalışma çağındaki nüfus potansiyeli yüzde 7 azalarak yaklaşık 51 milyona gerileyecek.</p><p><b>NÜFUS BEKLENENDEN HIZLI KÜÇÜLÜYOR</b></p><p>IW, 2024 yılındaki raporunda Almanya nüfusunun 2040 yılına kadar artarak 85 milyona ulaşacağını öngörmüştü. Ancak mevcut veriler nüfusun halihazırda küçülme trendine girdiğini gösteriyor.</p><p>Ülke nüfusu, uzun yıllar sonra ilk kez 2025 yılında 100 bin kişilik bir düşüş kaydetti.</p><p>2040 yılına kadar ise toplam nüfusun 82 milyonun altına düşeceği tahmin ediliyor.</p><p>Bu düşüşün arkasındaki ana neden, ölüm oranlarının doğum oranlarını açık ara geride bırakması ve yıllık doğal nüfus açığının son dönemde 350 bine ulaşması olarak gösteriliyor.</p><p>Geçmiş yıllarda bu açığı kapatan göç dalgası da son dönemde önemli ölçüde hız kesmiş durumda bulunuyor.</p><p><b> "REFAH DEVLETİNİ SÜRDÜRMEK ZORLAŞACAK"</b></p><p>Gelişmeleri değerlendiren IW istihdam piyasası uzmanı Holger Schafer, Almanya&#39;nın demografik bir değişimin eşiğinde olmadığını, aksine bu sürecin tam ortasında yer aldığını vurguladı.</p><p>Schafer, &quot;Sadece birkaç yıl içinde Alman ekonomisi, mevcut refah düzeyini sürdürmek ve sosyal devlet yapısını korumak için ihtiyaç duyduğu iş gücünden yoksun kalacak.&quot; uyarısında bulundu.</p><p>Söz konusu krizin aşılması için iki temel çözüm mekanizmasına dikkati çeken Schafer, &quot;Bu süreçte atılması gereken adımların ilki, mevcut nüfusun istihdamda daha uzun süre kalmasını teşvik etmek; ikincisi ise yurt dışından nitelikli iş gücü teminini kolaylaştıracak yasal ve bürokratik reformları hızla hayata geçirmektir.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/alman-ekonomisine-demogra-446_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279715</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/whatsapp-android-beta-surumunde-mesaj-animasyonu-donemi-basladi-279715</link>
      <pubDate>2026-06-15T17:18:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[WhatsApp Android beta sürümünde mesaj animasyonu dönemi başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[WhatsApp, Android beta sürümünde mesaj animasyonu özelliğini test kullanıcılarına sundu. Android 2.26.23.11 sürümüyle gelen bu yenilik, kullanıcı deneyimini daha akıcı ve dikkat çekici hale getiriyor. Özellik erişilebilirlik ayarlarından kontrol edilebiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[WhatsApp Android beta sürümünde mesaj animasyonu dönemi başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>WhatsApp, Android kullanıcıları için beta sürümünde mesaj animasyonu özelliğini devreye aldı. 2.26.23.11 kodlu bu güncelleme, mesaj gönderildiğinde sohbet balonunun ekrana kısa ve akıcı bir animasyonla kaymasını sağlıyor. Bu görsel yenilik, daha önce iOS beta sürümünde de denenmişti. Şimdi ise Android platformunda test kullanıcılarının deneyimine sunuldu. WhatsApp'ın bu güncellemesiyle, Android ve iOS arasındaki görsel farklar bir adım daha azalıyor.</p><h3>WhatsApp erişilebilirlik ayarlarında animasyon kontrolü</h3><p>Yeni mesaj animasyonu, yalnızca gönderilen mesajlar için değil, aynı zamanda yeni gelen mesajlar için de aktif hale geliyor. WhatsApp, bu özelliği erişilebilirlik ayarlarına ekleyerek kullanıcıya kontrol imkânı tanıyor. Özellik, ayarlar menüsündeki "Erişilebilirlik" bölümünde yer alıyor. Eğer bu bölümde mesaj animasyonlarıyla ilgili bir seçenek görünüyorsa, kullanıcılar animasyonu diledikleri gibi açıp kapatabiliyor. WhatsApp, bu sayede kullanıcıya kişiselleştirme fırsatı sunuyor.</p><h3>WhatsApp Android 2.26.23.11 sürümüyle sınırlı test</h3><p>Mesaj animasyonu şu an için sadece WhatsApp Beta'nın Android 2.26.23.11 sürümünde bazı test kullanıcılarının erişimine açıldı. Özellik henüz tüm kullanıcılara ulaşmadı ve stabil sürüm için kesin bir tarih açıklanmadı. WhatsApp kullanıcıları, ayarlarda animasyon seçeneğini göremiyorsa, özelliğin hesaplarına tanımlanmasını beklemek zorunda kalıyor. Bu görsel yeniliğin ilerleyen dönemde daha geniş kullanıcı kitlesine sunulması bekleniyor. WhatsApp, kullanıcı deneyimini iyileştirmek adına benzer güncellemeler üzerinde çalışmaya devam ediyor.</p><p>WhatsApp'ın Android beta sürümünde başlattığı mesaj animasyonu, sohbet deneyimini daha dinamik hale getiriyor. Görsel yeniliklerin kullanıcılar üzerindeki etkisi ve erişilebilirlik ayarlarıyla sunulan kontrol imkânı, uygulamanın kişiselleştirilebilirliğini artırıyor. Özelliğin yakın zamanda daha fazla kullanıcıya ulaşması bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/whatsapp-android-beta-sur-514_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279714</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/bilim-insanlari-ilk-kez-goruntuledi-antikorlar-virusleri-nasil-etkisiz-hale-getiriyor-279714</link>
      <pubDate>2026-06-15T16:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim insanları ilk kez görüntüledi! Antikorlar virüsleri nasıl etkisiz hale getiriyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Scripps Araştırma Enstitüsü, IAVI ve uluslararası bilim insanları, nanodisk teknolojisiyle virüslerin ve antikorların gerçekçi koşullarda nasıl etkileştiğini ilk kez detaylı biçimde gözlemledi. Bu yenilik, HIV ve Ebola başta olmak üzere çok sayıda zorlu virüse karşı aşı geliştirme sürecinde kritik bir dönüm noktası oluşturuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim insanları ilk kez görüntüledi! Antikorlar virüsleri nasıl etkisiz hale getiriyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Scripps Araştırma Enstitüsü öncülüğünde yürütülen ve IAVI ile çeşitli araştırma kuruluşlarının iş birliğiyle gerçekleştirilen yeni bir çalışma, bilim dünyasında heyecan yarattı. Araştırmacılar, nanodisk adı verilen yenilikçi bir platform sayesinde, virüslerin yüzey proteinlerini doğal ortamlarına çok yakın koşullarda incelemeyi başardı. Bu gelişme, özellikle HIV ve Ebola gibi aşı geliştirilmesi zor olan virüslerde, antikorların bu proteinlere nasıl saldırdığını ve etkisiz hale getirdiğini gerçek zamanlı olarak gözlemleme olanağı sundu. Nature Communications dergisinde yayımlanan araştırma, aşı tasarımındaki önemli engellerin aşılmasına ve bağışıklık sisteminin virüslere karşı verdiği yanıtın daha iyi anlaşılmasına kapı araladı.</p><h3>Scripps Araştırma Enstitüsü: Nanodisk teknolojisiyle gerçekçi analiz</h3><p>Virüslerin insan hücrelerini enfekte etmesini sağlayan yüzey proteinleri, aşı tasarımında kritik rol oynuyor. Bilim insanları, bu proteinlerin laboratuvar ortamında üretilmiş basitleştirilmiş versiyonlarını kullanarak araştırmalarını sürdürüyor. Ancak bu yöntem, çoğu zaman virüs zarında bulunan ve antikorların tanımasında belirleyici olan önemli bölümlerin atlanmasına neden oluyor. Scripps Araştırma Enstitüsü'nden Profesör William Schief ve ekibi, nanodisk teknolojisiyle bu sorunu aşarak, viral proteinleri lipidlerden oluşan küçük diskler üzerinde sergilemeyi başardı. Bu diskler, virüslerin doğal zar yapısını taklit ederek proteinlerin gerçekçi biçimde davranmasını sağladı. Böylece antikorların, virüsleri nasıl tanıyıp etkisiz hale getirdiği çok daha net bir şekilde ortaya kondu. Araştırmacılar, bu teknolojinin sadece HIV ve Ebola değil, grip ve SARS-CoV-2 gibi diğer zarflı virüslerde de kullanılabileceğini belirtti. Nanodisk platformunun, aşı geliştirme süreçlerinde kullanılan standart tekniklerle uyumlu olması ise, bilim insanlarına çok yönlü analiz imkanı sundu.</p><h3>HIV ve Ebola aşı çalışmalarında nanodisk etkisi</h3><p>Yeni platformun başarısı, HIV ve Ebola gibi bağışıklık sisteminden kolayca saklanabilen virüslerde test edilerek gösterildi. Ekip, HIV'in zarına yakın korunan bir yüzey proteinini nanodiskler üzerinde inceledi ve bu bölgeyi hedef alan, çok sayıda HIV varyantını etkisizleştirebilen antikorların davranışını detaylı şekilde gözlemledi. Nanodiskler, antikorların viral proteinlerle doğal ortamda nasıl etkileştiğini gösteren yüksek çözünürlüklü görüntüler sunarken, daha önce gözden kaçan önemli yapısal özellikleri de açığa çıkardı. Bu sayede, belirli antikorların virüslerin hücreleri enfekte etmek için ihtiyaç duyduğu yapıları bozarak nasıl nötralize ettiğine dair yeni bilgiler elde edildi. Aynı yaklaşım Ebola virüsü üzerinde de denendi ve antikorların, zar benzeri ortamda proteinleri tanıyıp bağlayabildiği saptandı. Bu sonuçlar, nanodisk teknolojisinin yalnızca tek bir virüsle sınırlı kalmadığını, farklı zorlu virüslerde de etkili analizler yapılabildiğini gösterdi.</p><h3>Antikor araştırmalarında hız ve doğruluk arttı</h3><p>Nanodisk platformu, sadece yapısal analizlerde değil, bağışıklık sisteminin aşı adaylarına verdiği yanıtı incelemede de önemli avantajlar sağladı. Bilim insanları, nanodiskleri viral proteinleri tanıyan bağışıklık hücrelerini izole etmek için "moleküler yem" olarak kullanabildi. Bu yöntem, vücudun farklı aşı tasarımlarına tepkisini daha hızlı ve net biçimde ortaya koydu. Önceden bir ayı bulan süreçler, nanodisk teknolojisiyle bir haftada tamamlanabiliyor. Bu hız, birden fazla aşı adayının kısa sürede karşılaştırılmasına ve en etkili tasarımların öne çıkarılmasına olanak tanıdı. Ayrıca, sistemin tekrarlanabilir ve ölçeklenebilir olması, aşı geliştirme çalışmalarında güvenilirliği artırdı. Scripps Araştırma Enstitüsü'nden Kimmo Rantalainen, bu teknolojinin farklı bileşenleri bir araya getirerek aşı analizinde yeni ufuklar açtığını vurguladı. Araştırmacılar, elde edilen detaylı yapısal verilerin, koruyucu antikor tepkilerini tetikleyebilecek yeni nesil aşıların tasarımında yol gösterici olacağını belirtti.</p><h3>Nanodisk teknolojisiyle gelecek nesil aşılar mümkün mü?</h3><p>Nanodisk platformu doğrudan bir aşı olarak kullanılmasa da, aşıların geliştirilme sürecinde devrim niteliğinde bir araç olarak öne çıkıyor. Özellikle geleneksel yöntemlerle hedeflenmesi güç olan virüsler için yeni olanaklar sunuyor. Scripps Araştırma Enstitüsü'nden Profesör William Schief, platformun viral proteinleri ve antikor etkileşimlerini daha gerçekçi şartlarda inceleme imkanı verdiğini, bunun da aşı tasarımında kritik bir avantaj sağladığını ifade etti. Araştırmacılar, nanodisk teknolojisinin dünyanın en zorlu virüslerine karşı gelecek nesil aşıların geliştirilmesinde önemli bir rol üstlenebileceğine inanıyor. Bu gelişme, küresel sağlık alanında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor ve bilim insanlarına, virüslerle mücadelede daha etkili çözümler geliştirme konusunda umut veriyor.</p><p>Sonuç olarak, Scripps Araştırma Enstitüsü ve iş birliği yapan ekiplerin geliştirdiği nanodisk teknolojisi, virüslerin ve antikorların doğal ortamda nasıl etkileştiğini anlamaya yönelik en kapsamlı araçlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu yenilik, hem mevcut hem de gelecekte ortaya çıkabilecek zorlu virüslere karşı daha etkili aşıların tasarlanmasında bilim dünyasına güçlü bir rehber sunuyor. Nanodisk teknolojisinin aşı araştırmalarındaki yeri giderek büyürken, bu alandaki gelişmelerin insan sağlığına katkısı önümüzdeki yıllarda daha da belirginleşecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/bilim-insanlari-ilk-kez-g-426_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279713</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/google-earth-ucus-simulatoru-tarayicida-ucretsiz-erisime-acildi-279713</link>
      <pubDate>2026-06-15T16:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Google Earth uçuş simülatörü tarayıcıda ücretsiz erişime açıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Google Earth, uçuş simülatörü özelliğini artık tamamen ücretsiz olarak tarayıcı üzerinden sunmaya başladı. Kullanıcılar, herhangi bir yazılım indirmeden dünyanın dört bir yanındaki üç boyutlu şehirlerin ve manzaraların üzerinde sanal uçuş deneyimi yaşayabiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Google Earth uçuş simülatörü tarayıcıda ücretsiz erişime açıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Google Earth, uzun süredir masaüstü sürümünde gizli bir özellik olarak yer alan uçuş simülatörünü, Haziran 2026 itibarıyla tüm dünyada web tarayıcıları üzerinden ücretsiz olarak kullanıma açtı. Kullanıcılar artık Mac, Windows PC ve iPad gibi farklı cihazlarda hiçbir ek yazılım yüklemeye gerek kalmadan, doğrudan Chrome veya Safari gibi popüler tarayıcılarla Google Earth'ün üç boyutlu şehirleri ve yüksek çözünürlüklü manzaraları üzerinde sanal uçuş gerçekleştirebiliyor. Google Earth uçuş simülatörü, gelişmiş web teknolojilerinin ulaştığı noktayı gözler önüne sererken, sanal havacılık tutkunlarına kolay ve erişilebilir bir deneyim sunuyor.</p><h3>Google Earth'ten tarayıcıda sanal uçuş devrimi</h3><p>Google Earth uçuş simülatörü, ilk olarak 2007 yılında masaüstü sürümünde gizli bir Easter Egg olarak sunulmuştu. Yıllar içinde, karmaşık yükseklik profilleri ve farklı uçak seçenekleriyle geliştirilen bu özellik, şimdi ise tamamen tarayıcı tabanlı bir deneyime dönüştü. Google, X platformunda yaptığı açıklamada, web sürümünün projeye duyulan eğlenceden doğduğunu ve kullanıcıların uçuş simülatörünü herhangi bir ön bilgiye ihtiyaç duymadan deneyimleyebileceğini vurguladı. Google Earth uçuş simülatörü, sadece havacılık meraklılarına değil, aynı zamanda şehirleri ve doğayı farklı bir bakış açısıyla keşfetmek isteyen herkese hitap ediyor. Kullanıcılar, üç boyutlu binaların ve detaylı manzaraların üzerinde özgürce uçabiliyor.</p><h3>Google Earth uçuş simülatöründe kontrol ve erişim kolaylığı</h3><p>Uçuş simülatörünü başlatmak isteyenler, Google Earth'ün web sitesine girip "Explore Earth" bölümüne tıklayarak Araçlar menüsünden simülatöre ulaşabiliyor. Kontrol seçenekleri oldukça çeşitli: Bilgisayar kullanıcıları klavye ve fareyle, tablet sahipleri ise dokunmatik ekranla uçuşu yönetebiliyor. Ekranın kenarındaki kaydırıcı sayesinde uçuş hızı kolayca ayarlanabiliyor. Google Earth uçuş simülatöründe başlangıç için iki uçak seçeneği bulunuyor: Hızlı manevralara izin veren çevik F-16 ve daha rahat, kontrollü uçuş sağlayan SR22. Ayrıca, resmi sitede sunulan tuş komutları özeti sayesinde, yeni kullanıcılar da kısa sürede uçuş dinamiklerine hakim olabiliyor.</p><h3>Sanal havacılıkta yeni bir dönem: Zorluklar ve deneyim</h3><p>Google Earth uçuş simülatörü, basit bir arayüze sahip olsa da, uçuş fiziği konusunda kullanıcıları zaman zaman zorlayabiliyor. Özellikle hızlı manevralarda uçağı rotada tutmak veya ufku korumak dikkat gerektiriyor. Ancak, sanal ortamda yapılan hatalar sonuçsuz kalıyor; uçuş durduğunda kullanıcılar anında yeniden başlayabiliyor. Bu özelliğiyle Google Earth uçuş simülatörü, hem yeni başlayanlar hem de deneyimli sanal pilotlar için ideal bir ortam sunuyor. Web tabanlı portasyon, güncel tarayıcı teknolojilerinin geldiği noktayı da gözler önüne seriyor. Eskiden sadece masaüstü uygulamalarıyla mümkün olan bu deneyim, artık herkesin erişebileceği bir web sekmesinde sorunsuzca çalışıyor ve sanal dünyada özgürce keşif yapma imkanı veriyor.</p><p>Sonuç olarak, Google Earth uçuş simülatörü, havacılık meraklılarına ve teknoloji tutkunlarına ücretsiz, erişimi kolay ve eğlenceli bir sanal uçuş deneyimi sunuyor. Gelişmiş web teknolojileri sayesinde, sanal havacılık artık herkesin bir tık uzağında. Google Earth uçuş simülatörüyle, dünyanın dört bir yanındaki şehirler ve doğal güzellikler, kullanıcıların keşfine açılıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/google-earth-ucus-simulat-496_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279712</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/appledan-app-storea-kisisellestirilmis-oneri-atagi-279712</link>
      <pubDate>2026-06-15T16:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Apple'dan App Store'a kişiselleştirilmiş öneri atağı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Apple, App Store'da kullanıcı deneyimini ve geliştirici olanaklarını artıran önemli değişiklikler duyurdu. Şirket, kişiselleştirilmiş öneriler, yeni pazarlama araçları ve ebeveyn kontrollerini içeren kapsamlı güncellemeleriyle dikkat çekiyor. Bu yenilikler, hem kullanıcılar hem de geliştiriciler için App Store'da yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Apple'dan App Store'a kişiselleştirilmiş öneri atağı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Apple, App Store'da kapsamlı bir güncellemeye giderek hem kullanıcılar hem de uygulama geliştiricileri için önemli yenilikler sundu. Şirket, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, kişiselleştirilmiş uygulama ve oyun önerileriyle birlikte geliştiricilere yönelik yeni pazarlama araçlarını devreye aldığını duyurdu. Bu değişiklikler, App Store'un kullanıcıya özel deneyim sunma hedefini güçlendirirken, geliştiricilerin uygulamalarını daha etkili şekilde tanıtmasına da olanak tanıyor.</p><h3>Apple'dan kişiselleştirilmiş koleksiyonlar ve uygulama notları</h3><p>App Store'daki en dikkat çekici yeniliklerden biri, kişiselleştirilmiş koleksiyonlar özelliği oldu. Kullanıcıların ilgi alanları ve uygulama kullanım alışkanlıklarına göre özel olarak hazırlanan bu koleksiyonlar, Uygulamalar, Oyunlar ve Arama sekmelerinde öne çıkıyor. Her önerinin yanında yer alan "Uygulama Notları" bölümü, kullanıcılara belirli bir uygulamanın neden seçildiği konusunda açıklama sunuyor. Apple, kişiselleştirilmiş öneriler sayesinde kullanıcıların aradıkları uygulamaları daha hızlı ve kolay şekilde bulmasını amaçlıyor. Şirket, bu yeniliğin ilk etapta ABD'deki İngilizce kullanıcılar için başladığını, ilerleyen dönemde ise farklı diller ve bölgelerde de aktif olacağını açıkladı. Kişiselleştirilmiş öneriler özelliği, App Store deneyimini daha dinamik ve kullanıcı odaklı hale getirmeyi hedefliyor.</p><h3>Geliştiricilere yaratıcı varlıklar ve App Store Connect'te yenilikler</h3><p>Apple, geliştiriciler için de önemli güncellemeler getirdi. Yeni "Yaratıcı Varlıklar" özelliği, uygulama sayfalarında ve arama sonuçlarında zengin görseller ile videoların kullanılmasına imkan sağlıyor. Geliştiriciler, standart ekran görüntüleri ve önizleme kliplerinin ötesine geçerek sezonluk kampanyalar, yeni özellikler veya marka kimliği gibi unsurları öne çıkarabiliyor. Ayrıca, App Store Connect'te sunulan yeni "Varlık Kütüphanesi" sayesinde geliştiriciler, pazarlama materyallerini tek bir noktadan yönetebiliyor ve farklı promosyonlarda tekrar tekrar kullanabiliyor. Yaratıcı varlıkların, tam uygulama güncellemesi gerektirmeden Uygulama İnceleme'ye gönderilebilmesi ise zaman açısından büyük avantaj sağlıyor. Kişiselleştirilmiş öneriler ve bu yeni araçlar, geliştiricilerin uygulamalarını kullanıcıya daha hızlı ve etkili şekilde ulaştırmasına yardımcı oluyor.</p><h3>App Store'da ebeveyn kontrolü ve teknik yenilikler öne çıktı</h3><p>Apple, App Store Connect'te yaş derecelendirme anketini de güncelliyor. Temmuz ayından itibaren geliştiriciler, uygulamalarının sosyal medya özellikleri içerip içermediğini belirtmek zorunda kalacak. Bu adım, iOS 27, iPadOS 27 ve macOS 27 sürümleriyle gelecek olan yeni Zaman İzinleri ile bağlantılı. Ebeveynler, çocuklarının Eğlence, Oyunlar ve Sosyal Medya kategorilerindeki uygulamalarda geçirdiği süreyi daha ayrıntılı şekilde kontrol edebilecek. Ayrıca, Mac App Store'da uygulama ve oyunlar için Intel desteği zorunluluğu kaldırıldı. Geliştiriciler artık sadece Apple silicon tabanlı dosyalar gönderebilecek. Bir diğer önemli değişiklik ise, geliştiricilerin birden fazla uygulama içi satın alma işlemini tek bir başvuruda toplamasına imkan tanıyan yeni başvuru süreci oldu. Tüm bu yenilikler, App Store'da kişiselleştirilmiş öneriler ve geliştirilmiş kontrol mekanizmalarıyla hem kullanıcı hem de geliştirici tarafında büyük kolaylıklar sağlıyor.</p><p>Apple'ın App Store'a getirdiği kişiselleştirilmiş öneriler, yaratıcı pazarlama araçları ve ebeveyn kontrolleri, dijital uygulama ekosisteminde yeni bir standart oluşturuyor. Şirketin bu adımları, kullanıcıların uygulama keşfini kolaylaştırırken, geliştiricilere de daha güçlü ve esnek tanıtım imkanları sunuyor. App Store'daki bu yeniliklerin önümüzdeki dönemde farklı ülkelere ve dillere yayılması bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/appledan-app-storea-kisis-819_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279711</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/carpici-uyku-arastirmasi-11-dakika-daha-fazla-uyku-kalp-sagligini-etkiliyor-279711</link>
      <pubDate>2026-06-15T16:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çarpıcı uyku araştırması! 11 dakika daha fazla uyku kalp sağlığını etkiliyor]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Avrupa Önleyici Kardiyoloji Dergisi'nde yayımlanan yeni bir araştırma, her gece sadece 11 dakika daha fazla uyumanın kalp sağlığı üzerinde önemli bir fark yaratabileceğini ortaya koydu. 53 binden fazla yetişkinin sekiz yıl boyunca takip edildiği çalışmada, uyku süresindeki küçük artışların bile kardiyovasküler riskleri belirgin şekilde azaltabileceği vurgulandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çarpıcı uyku araştırması! 11 dakika daha fazla uyku kalp sağlığını etkiliyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Önleyici Kardiyoloji Dergisi'nde yayımlanan geniş çaplı bir araştırma, her gece yalnızca 11 dakika daha uzun uyumanın kalp sağlığı üzerinde önemli etkiler yaratabileceğini ortaya koydu. Sekiz yıl boyunca 53.242 yetişkinin yaşam alışkanlıklarını inceleyen bilim insanları, uyku süresindeki küçük artışların bile kalp hastalıkları riskini anlamlı ölçüde azaltabildiğini belirledi. Araştırmaya göre, her gece 11 dakika daha fazla uyuyan ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdüren bireylerde, kardiyovasküler sorunlar yüzde 10 oranında daha az görülüyor. Bulgular, toplum genelinde uyku süresinin ve kalitesinin artırılmasının, kalp hastalıklarıyla mücadelede etkili bir strateji olabileceğine işaret ediyor.</p><h3>Uyku uzmanları: "Küçük değişiklikler büyük fark yaratıyor"</h3><p>Uyku ve kalp sağlığı arasındaki ilişkinin karmaşıklığına dikkat çeken uzmanlar, uyku süresinde yapılan küçük değişikliklerin dahi kalp üzerinde anlamlı etkiler oluşturduğunu vurguluyor. Uyku tıbbı uzmanı ve akciğer hastalıkları doktoru Dr. Saema Tahir, yetersiz veya aşırı uyku süresinin yüksek tansiyon, kronik iltihaplanma ve kan şekeri düzeninde bozulma gibi sorunlara yol açabileceğini belirtiyor. Bu olumsuzluklar, kalp hastalığı ve inme riskini artıran başlıca faktörler arasında yer alıyor. Dr. Tahir, uyku eksikliğinin aynı zamanda iştah hormonlarını ve fiziksel aktiviteye duyulan enerjiyi de olumsuz etkilediğini, bunun da dolaylı olarak kalp sağlığını tehdit ettiğini ifade ediyor. Uzmanlar, uzun süreli uyku problemlerinin kronik stres düzeylerini yükselttiğini ve bunun da kardiyovasküler hastalık riskini artırdığını hatırlatıyor. Tüm bu bulgular, uyku süresinin ve kalitesinin kalp sağlığı açısından taşıdığı önemi bir kez daha gözler önüne seriyor.</p><h3>Avrupa Önleyici Kardiyoloji Dergisi araştırmasında 53 bin kişi incelendi</h3><p>Avrupa Önleyici Kardiyoloji Dergisi'nde yayımlanan araştırmada, 53 binden fazla yetişkinin sekiz yıl boyunca uyku alışkanlıkları detaylı şekilde takip edildi. Araştırmacılar, katılımcıların günlük uyku sürelerini, fiziksel aktivitelerini ve beslenme alışkanlıklarını analiz etti. Elde edilen verilere göre, her gece 11 dakika daha fazla uyuyan ve aynı zamanda orta-şiddetli düzeyde egzersiz yapan, sağlıklı beslenen bireylerde kalp krizi ve inme gibi ciddi kardiyovasküler olayların görülme oranı yüzde 10 daha düşük çıktı. Araştırmada, sekiz ila dokuz buçuk saatlik uyku, günde 40 ila 105 dakika arasında orta-şiddetli fiziksel aktivite ve dengeli bir diyetin, kalp sağlığı üzerinde belirgin bir koruma sağladığı ifade edildi. Araştırmanın gözlemsel niteliği nedeniyle, uyku süresindeki artışın doğrudan kalp sağlığını iyileştirdiği kesin olarak kanıtlanamasa da, uzmanlar küçük ve eşzamanlı değişikliklerin bir araya geldiğinde önemli sonuçlar doğurabileceğini söylüyor.</p><h3>Ulusal Uyku Vakfı: "Yedi ila dokuz saat uyku hayati önem taşıyor"</h3><p>Ulusal Uyku Vakfı'nın verilerine göre, yetişkinlerin büyük çoğunluğu önerilen yedi ila dokuz saatlik uyku süresine ulaşamıyor. Her 10 yetişkinden altısı, günlük uyku ihtiyacını karşılayamıyor ve bu da kalp sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor. Vakıf yetkilileri, uyku süresinin artırılmasının yanı sıra, düzenli fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenmenin de kalp sağlığının korunmasında kritik rol oynadığını vurguluyor. Klinik psikolog ve uyku bilimcisi Dr. Joseph Dzierzewski, 11 dakikalık uyku artışının tek başına mucizevi bir çözüm olmadığını, asıl etkinin uyku, egzersiz ve beslenme alanlarında yapılan küçük ama sürekli iyileştirmelerden kaynaklandığını belirtiyor. Dzierzewski, "En büyük fayda, çoğu yetişkinin önerilen yedi ila dokuz saatlik uykuya yaklaşmasından ve yaşam tarzı seçimlerinde bütünsel bir iyileşme sağlamasından geliyor" diyor. Ayrıca, daha fazla uyku, sempatik sinir sistemi aktivitesini azaltarak, kan basıncının dengelenmesine ve metabolizmanın daha sağlıklı çalışmasına yardımcı oluyor.</p><h3>Kalp sağlığını korumak için bütünsel yaklaşım şart</h3><p>Uzmanlar, kalp sağlığını korumak isteyen herkesin yalnızca uyku süresine değil, aynı zamanda genel yaşam tarzına da odaklanması gerektiğini belirtiyor. Araştırma, küçük uyku artışlarının bile kardiyovasküler riskleri azaltabileceğini gösterse de, en iyi sonucun uyku, egzersiz ve beslenme alanlarında yapılan eşzamanlı iyileştirmelerle elde edildiği vurgulanıyor. Kronik uykusuzluk yaşayan bireylerin, uyku sürelerini artırmanın yanı sıra, sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktiviteyi de yaşamlarının bir parçası haline getirmeleri öneriliyor. Bilim insanları, toplumun geneline yayılan bir bilinçlenmenin, kalp hastalıklarının önlenmesinde ve sağlıklı yaşamın teşvik edilmesinde büyük rol oynayacağını düşünüyor. Özellikle modern yaşamın getirdiği stres ve düzensiz alışkanlıklar nedeniyle, uykuya yeterince önem verilmesinin her zamankinden daha kritik olduğu belirtiliyor.</p><p>Sonuç olarak, Avrupa Önleyici Kardiyoloji Dergisi'nde yayımlanan bu araştırma, her gece yalnızca 11 dakika daha fazla uyumanın bile kalp sağlığı üzerinde anlamlı bir etki yaratabileceğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, asıl etkinin uyku, beslenme ve fiziksel aktivite alanlarında yapılan bütüncül değişikliklerden kaynaklandığını vurguluyor. Kalp sağlığını korumak isteyenlerin, uyku sürelerini artırmaya ve yaşam tarzlarını genel olarak iyileştirmeye odaklanmaları öneriliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/carpici-uyku-arastirmasi--141_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279710</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/diyetisyenlerden-sicak-ve-buzlu-cay-karsilastirmasi-hangi-cay-daha-saglikli-279710</link>
      <pubDate>2026-06-15T16:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Diyetisyenlerden sıcak ve buzlu çay karşılaştırması! Hangi çay daha sağlıklı?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Diyetisyenler, sıcak çay ile buzlu çayın sağlık üzerindeki etkilerini detaylı biçimde değerlendirdi. Uzmanlar, çayın demleme şekli ve şeker oranının sağlık açısından belirleyici olduğunu vurguluyor. Sıcak ve buzlu çay arasında seçim yaparken dikkat edilmesi gereken noktalar haberimizde.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Diyetisyenlerden sıcak ve buzlu çay karşılaştırması! Hangi çay daha sağlıklı?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyetisyenler, sıcak çay ile buzlu çayın sağlık üzerindeki etkilerini karşılaştırdı. Son dönemde popülerliği artan buzlu çay, özellikle yaz aylarında ferahlatıcı bir seçenek olarak öne çıkarken, klasik sıcak çay ise geleneksel ve sağlıklı bir içecek olarak biliniyor. Peki, bu iki içecek arasında sağlık açısından belirgin bir fark var mı? Hangi çay vücuda daha fazla fayda sağlıyor? Uzmanlar, demleme yöntemi, şeker oranı ve tüketim alışkanlıklarının çayın sağlık üzerindeki etkilerini nasıl şekillendirdiğini detaylı biçimde açıkladı.</p><h3>Diyetisyen Carlyne Remedios: "Buzlu çay hidrasyon için etkili bir alternatif"</h3><p>Buzlu çay, sıcak havalarda serinletici etkisiyle birçok kişinin tercihi olurken, hidrasyon açısından da önemli avantajlar sunuyor. Diyetisyen Carlyne Remedios, buzlu çayın özellikle sıcak aylarda vücudu serin tutmak ve sıvı ihtiyacını karşılamak için ideal olduğunu belirtiyor. Buzlu çayın içeriğinde yer alan buz, ekstra su sağlayarak günlük sıvı alımını artırabiliyor. Ancak, buzun hidrasyon üzerindeki etkisi sınırlı kalıyor. Remedios'a göre, buzlu çayın en büyük avantajı serinliğiyle daha fazla çay tüketimini teşvik etmesi. Ayrıca, buzlu çay şekersiz veya minimum şekerle hazırlandığında, antioksidanlar açısından da zengin bir içecek haline geliyor. Antioksidanlar, vücudu oksidatif stresten koruyarak kronik hastalık riskini azaltıyor. Bu nedenle, buzlu çay doğru şekilde hazırlandığında sağlık açısından değerli bir seçenek oluşturuyor.</p><h3>Diyetisyen Janice Chow: "Sıcak çayda antioksidan seviyesi daha yüksek"</h3><p>Sıcak çay, geleneksel tüketim şekliyle hem rahatlatıcı hem de sağlık açısından faydalı bir içecek olarak öne çıkıyor. Diyetisyen Janice Chow, sıcak çayın da buzlu çay gibi hidrasyon sağladığını ve vücutta sıvı dengesine katkıda bulunduğunu ifade ediyor. Chow, özellikle soğuk algınlığı veya boğaz ağrısı gibi durumlarda sıcak çayın rahatlatıcı etkisine dikkat çekiyor. Sıcak çay, yüksek sıcaklıkta demlendiği için antioksidanların suya daha iyi geçmesini sağlıyor. Araştırmalar, sıcak demleme yöntemiyle hazırlanan çayların, soğuk demlenenlere kıyasla daha yüksek antioksidan içeriğine sahip olduğunu gösteriyor. Bu da sıcak çayın, polifenoller ve flavonoidler gibi sağlığa faydalı bitki bileşenlerini daha fazla barındırdığı anlamına geliyor. Ancak, sıcak demlenen çay soğutulup buzlu çay olarak da tüketildiğinde, antioksidanların büyük kısmı korunuyor. Chow, çay tüketiminin aynı zamanda zihin üzerinde olumlu bir etki yarattığını, yavaş içildiğinde gevşeme ve huzur hissi sağladığını belirtiyor.</p><h3>Sıcak ve buzlu çay karşılaştırmasında besin değeri farkı</h3><p>Hem sıcak hem de buzlu çay, şeker eklenmediği sürece benzer sağlık faydaları sunuyor. Diyetisyenler, çayın demleme şekli ve kullanılan çay türü dışında, besin değeri açısından büyük bir farklılık olmadığını vurguluyor. Sıcak çay, antioksidan seviyesinde küçük bir avantaja sahip olsa da, buzlu çay da doğru şekilde hazırlandığında benzer etki gösteriyor. Çayın sağlık üzerindeki olumlu etkilerinin temelinde, polifenoller, flavonoidler ve diğer antioksidan bileşenler yer alıyor. Bu maddeler, kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve bazı nörolojik rahatsızlıkların riskini azaltabiliyor. Öte yandan, çayın içerisine eklenen şeker miktarı arttıkça, bu faydalar azalıyor ve gereksiz kalori alımına yol açıyor. Uzmanlar, bir yemek kaşığı şekerin 12-15 gram karbonhidrat içerdiğini ve uzun vadede kan şekeri dalgalanmalarına, kilo artışına ve kronik hastalık riskinin yükselmesine neden olabileceğini belirtiyor. Bu nedenle, hem sıcak hem de buzlu çayda şeker kullanımının minimumda tutulması öneriliyor.</p><h3>Diyetisyenlerden çay tüketimi için önemli öneriler</h3><p>Uzmanlar, çayın sağlık açısından en faydalı halinin şekersiz veya çok az tatlandırıcıyla tüketilmesi gerektiğini vurguluyor. Diyetisyen Carlyne Remedios, çayın tadını doğal yollarla zenginleştirmenin mümkün olduğunu belirtiyor. Limon suyu, portakal dilimleri, taze meyveler, tarçın, zencefil, nane veya kakule gibi doğal aromalar, çayın lezzetini artırırken sağlık açısından da katkı sağlıyor. Remedios, çay tercihinin kişisel zevkler, hava koşulları ve yaşam tarzına göre değişebileceğini ifade ediyor. Buzlu çay, sıcak havalarda ferahlatıcı bir alternatif sunarken, sıcak çay soğuk günlerde veya dinlenme anlarında tercih edilebiliyor. Diyetisyen Janice Chow ise, en sağlıklı çayın, düzenli olarak ve keyifle tüketilebilen şekersiz çay olduğunu vurguluyor. Sonuç olarak, çay tüketiminde önemli olanın, eklenmiş şeker veya şurup miktarını kontrol altında tutmak ve doğal içeriklerle tatlandırmak olduğu belirtiliyor.</p><h3>Çay seçimi yaşam tarzına göre şekillenmeli</h3><p>Çay severler için sıcak ve buzlu çay arasında kesin bir üstünlük bulunmuyor. Her iki içecek de doğru şekilde hazırlandığında sağlıklı birer seçenek oluşturuyor. Diyetisyenler, kişisel tercihlerin, iklimin ve günlük alışkanlıkların çay seçimini belirlemesi gerektiğini ifade ediyor. Önemli olan, çayın hazırlanışında şeker kullanımını azaltmak ve doğal aromalarla lezzetlendirmek. Böylece hem sıcak hem de buzlu çay, sağlık açısından olumlu etkiler sunabiliyor. Uzmanlar, çay tüketiminde düzenliliğin ve keyif almanın da önemli olduğunu, bu sayede hidrasyonun sürdürülebilir hale geldiğini belirtiyor. Sonuç olarak, çay tercihi kişisel zevklere, yaşam tarzına ve sağlık hedeflerine göre şekillenmeli. Sağlıklı bir yaşam için çayı şekersiz ve doğal içeriklerle tüketmek en doğru yaklaşım olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/diyetisyenlerden-sicak-ve-623_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279709</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/uzmanlardan-sicak-yaz-gunlerinde-saksi-bitkileri-icin-hayati-sulama-onerileri-279709</link>
      <pubDate>2026-06-15T16:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan sıcak yaz günlerinde saksı bitkileri için hayati sulama önerileri]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Yaz mevsiminin kavurucu sıcakları saksı bitkileri için büyük bir tehdit oluşturuyor. Uzmanlar, Türkiye genelinde bahçecilikle ilgilenenlere ve evde bitki yetiştirenlere, saksı bitkilerinin sağlığını korumak için uygulanması gereken 7 etkili sulama yöntemi konusunda önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uzmanlardan sıcak yaz günlerinde saksı bitkileri için hayati sulama önerileri]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının yakıcı sıcakları, saksı bitkilerinin sağlığını tehdit ediyor. Türkiye'nin farklı bölgelerinde etkili olan yüksek sıcaklıklar nedeniyle, evde ve bahçede yetiştirilen saksı bitkileri için doğru sulama yöntemleri her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Bitki uzmanları, sıcak havalarda saksı bitkilerinin hayatta kalabilmesi ve gelişimini sürdürebilmesi için uygulanabilecek 7 pratik sulama önerisini paylaştı. Bu yöntemler, bitkilerin hem susuz kalmasını önlüyor hem de aşırı sıcakların olumsuz etkilerine karşı direnç kazandırıyor.</p><h3>Ward Dilmore: 'Derin sulama kök gelişimini destekliyor'</h3><p>Peyzaj mimarı Ward Dilmore, yaz aylarında saksı bitkilerinin yüzeysel değil, derinlemesine sulanmasının hayati öneme sahip olduğunu vurguluyor. Derin sulama, suyun saksının tabanına kadar ulaşmasını sağlarken, bitkilerin daha güçlü kök sistemleri geliştirmesine yardımcı oluyor. Bu yöntem, bitkilerin aşırı sıcaklara karşı daha dirençli olmasını sağlıyor. Hızlı ve yüzeysel sulama ise köklerin yüzeye yakın kalmasına yol açıyor ve bitkiyi sıcak stresine karşı savunmasız bırakıyor. Uzmanlar, sulama sırasında suyun saksıdan birkaç kez geçmesine izin verilmesini ve toprak tamamen nemlenene kadar devam edilmesini öneriyor. Bu teknik, özellikle sıcak dalgalarının yaşandığı günlerde saksı bitkilerinin sağlığını korumada etkili bir çözüm sunuyor.</p><h3>Kate Schneider: 'Şarap şişesiyle pratik sulama yöntemi'</h3><p>Bahçecilik alanında deneyimli isimlerden Kate Schneider, sıcak yaz günlerinde saksı bitkilerinin susuz kalmaması için pratik bir çözüm öneriyor. Boş bir şarap şişesinin suyla doldurulup ters çevrilerek saksının toprağına yerleştirilmesi, suyun yavaşça toprağa geçmesini sağlıyor. Böylece bitki, ihtiyacı olan nemi gün boyunca düzenli şekilde alıyor. Schneider, bu yöntemin özellikle kısa süreli seyahatlerde etkili olduğunu belirtiyor. Ancak şişedeki suyun günlük olarak kontrol edilmesi ve saksının kuruma hızına göre sulama sıklığının ayarlanması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu yöntem, saksı bitkileri için hem ekonomik hem de kolay uygulanabilir bir destek sağlıyor.</p><h3>Saksı bitkilerinde mikro iklim oluşturmanın önemi</h3><p>Uzmanlar, saksı bitkilerinin yaz sıcaklarında bir araya toplanmasının, ortamda hafif bir mikro iklim oluşturarak nem oranını artırdığını ve rüzgarın kurutucu etkisini azalttığını belirtiyor. Saksıların birbirine yakın yerleştirilmesi, bitki yüzeylerinin doğrudan güneş ışığından korunmasına da yardımcı oluyor. Bu sayede saksı bitkileri, günün en sıcak saatlerinde bile nemini daha uzun süre koruyabiliyor. Özellikle balkon ve teras gibi açık alanlarda, saksıları gruplayarak yerleştirmek, yaz aylarında bitki sağlığını destekleyen basit ama etkili bir yöntem olarak öne çıkıyor.</p><h3>Kısa süreli şehir dışı seyahatlerde çocuk havuzu çözümü</h3><p>Bahçecilik uzmanları, birkaç günlüğüne evden ayrılmak zorunda kalanlar için küçük saksı bitkilerinin çocuk havuzuna yerleştirilmesini öneriyor. Saksıların altına birkaç santimetre su eklenerek, bitkilerin ihtiyaç duyduğu nemin köklerden alınması sağlanıyor. Seyahat öncesi saksıların iyice sulanması ve gölgeli bir alana taşınması, suyun daha yavaş buharlaşmasına ve toprak neminin uzun süre korunmasına yardımcı oluyor. Bu pratik çözüm, özellikle yaz aylarında sık seyahat edenler için saksı bitkilerinin sağlığını korumada etkili bir yöntem sunuyor.</p><h3>Sabah erken saatlerde sulama ile buharlaşma azalıyor</h3><p>Uzmanlara göre, saksı bitkilerinin sabahın erken saatlerinde sulanması, günün ilerleyen saatlerinde yaşanacak yüksek sıcaklıkların suyun buharlaşmasına yol açmasını önlüyor. Sabah serinliğinde yapılan sulama, suyun toprakta daha uzun süre kalmasını sağlıyor ve bitkilerin gün boyu ihtiyaç duyduğu nemi almasına olanak tanıyor. Bu yöntem, özellikle yaz aylarında saksı bitkilerinin su kaybını minimuma indirerek köklerin sağlıklı kalmasına yardımcı oluyor.</p><h3>Mulçlama ile nem kaybı önleniyor</h3><p>Bitki uzmanı Halina Shamshur, saksı bitkilerinin üst toprağının çakıl, saman veya kabuk gibi malzemelerle kaplanmasının, nemin toprakta daha uzun süre tutulmasını sağladığını belirtiyor. Mulçlama, buharlaşmayı azaltırken köklerin aşırı ısınmasını da önlüyor. Bu uygulama, saksı bitkilerinin yaz sıcaklarında su ihtiyacını azaltırken, köklerin stres altında kalmasını engelliyor. Bahçecilikte sıkça başvurulan bu yöntem, özellikle sıcak ve kurak bölgelerde saksı bitkilerinin sağlığını korumada etkili bir çözüm olarak öne çıkıyor.</p><h3>Oda sıcaklığında su ile sulama kök sağlığını koruyor</h3><p>Uzmanlar, saksı bitkilerinin sulanmasında kullanılan suyun mutlaka oda sıcaklığında olması gerektiğini vurguluyor. Çok soğuk su, sıcak havalarda bitki köklerinde ani şoka ve strese yol açabiliyor. Bu nedenle, sulama suyunun birkaç saat önceden hazırlanıp dinlendirilmesi, kök sisteminin sağlıklı kalmasına katkı sağlıyor. Özellikle yaz aylarında, oda sıcaklığındaki su ile yapılan sulama, bitkilerin gelişimini destekliyor ve beklenmeyen kök problemlerinin önüne geçiyor.</p><p>Sıcak yaz günlerinde saksı bitkilerinin sağlığını korumak için önerilen bu 7 sulama yöntemi, hem evde hem de bahçede bitki yetiştirenler için pratik ve etkili çözümler sunuyor. Uzmanların tavsiyelerine uyarak, saksı bitkilerinin yaz boyunca canlı ve sağlıklı kalmasını sağlamak mümkün oluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/uzmanlardan-sicak-yaz-gun-830_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279708</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kahve-tutkunlarini-sasirtan-sonuc-acilik-dusundugunuzden-farkli-279708</link>
      <pubDate>2026-06-15T16:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kahve tutkunlarını şaşırtan sonuç! Acılık düşündüğünüzden farklı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Leibniz Enstitüsü'nde yürütülen araştırmada, kahve kavrulurken kafeinin acılığının nasıl azaldığı ortaya çıkarıldı. Araştırmacılar, kafein tadının neden çoğu zaman hissedilmediğini ve kavrulma sırasında hangi kimyasal süreçlerin rol oynadığını inceledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kahve tutkunlarını şaşırtan sonuç! Acılık düşündüğünüzden farklı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Leibniz Enstitüsü'nden Michael Gigl ve ekibi, kahve kavrulurken kafeinin neden beklenen acılığı vermediğini araştırdı. Normal bir fincan kahvede kafein oranı, aslında insan dilinin acı eşiğinin çok üzerinde olmasına rağmen, tüketiciler bu acı tadı neredeyse hiç hissetmiyor. Araştırmada, eğitimli tadımcılar bile kafein acılığını ancak doz on kat artırıldığında net olarak algılayabildi. Bu durum, kafein tadının çoğu zaman gizli kaldığını gösterdi.</p><h3>Michael Gigl: 'Klorojenik asit ve melanoidinler acılığı azaltıyor'</h3><p>Çalışmada, kahvedeki acılığın neden az hissedildiğini anlamak için içeriği parçalara ayrıldı. Bilim insanları, klorojenik asit ve kavrulma sırasında oluşan melanoidinlerin birlikte çalışarak acılığı iki kat azalttığını tespit etti. Bu iki bileşen, tek başlarına etkili olmazken, bir araya geldiklerinde kafein acılığını önemli ölçüde bastırıyor. Ayrıca, kafein ile melanoidinlerin birleşerek büyük bir molekül oluşturduğu ve bu molekülün dildeki acı reseptörlerine ulaşamadığı belirlendi.</p><h3>Kavrulma sürecinde kafein tadı nasıl değişiyor?</h3><p>Melanoidinlerin, kahve çekirdekleri ısıtılırken Maillard reaksiyonu sırasında ortaya çıktığı vurgulandı. Bu süreçte, kafein sadece ana acılık kaynağı olmaktan çıkıyor ve birçok farklı acı bileşenin arasında yer alıyor. Sonuç olarak, fincandaki kahvenin tadı karmaşık bir karışım haline geliyor ve kafein acılığı büyük ölçüde maskeleniyor. Araştırmanın ardından kimyagerler, açık ve koyu kavrulmuş kahvelerde kafein ile diğer bileşenlerin nasıl etkileştiğini daha ayrıntılı şekilde incelemeye başladı. Bu bulgular, kahve severlere kafein tadının neden her zaman öne çıkmadığını bilimsel olarak açıklıyor.</p><p>Sonuç olarak, Leibniz Enstitüsü'nün bu araştırması, kahve kavrulurken kafeinin acılığının nasıl gizlendiğini ve tat deneyiminin hangi kimyasal süreçlerle şekillendiğini net biçimde ortaya koydu. Bu yeni bilgiler, hem kahve üreticileri hem de tutkunları için önemli bir rehber niteliği taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/kahve-tutkunlarini-sasirt-570_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279707</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/isitme-bozukluklariyla-iliskilendirilen-gizemli-gurultu-kuresel-tehdit-mi-279707</link>
      <pubDate>2026-06-15T16:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İşitme bozukluklarıyla ilişkilendirilen gizemli gürültü küresel tehdit mi?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Dünya genelinde özellikle kapalı alanlarda hissedilen ve kaynağı bulunamayan gizemli gürültü, birçok kişide işitme bozukluklarıyla ilişkilendiriliyor. Norveçli bilim insanı Markus Drexler'in araştırmaları, bu fenomenin küresel boyutunu gözler önüne seriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İşitme bozukluklarıyla ilişkilendirilen gizemli gürültü küresel tehdit mi?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın farklı bölgelerinde son yıllarda sıkça rapor edilen gizemli gürültü, özellikle gece sessizliğinde ortaya çıkıyor ve birçok kişide rahatsızlık yaratıyor. Bu ses, çalışan bir motora benzeyen sürekli bir vızıltı şeklinde duyuluyor. Bazı insanlar için bu durum sadece hafif bir huzursuzluk kaynağı olurken, bazıları için ise stres, uykusuzluk ve fiziksel sıkıntılara yol açıyor. Dikkat çekici olan ise, aynı ortamda bulunan diğer kişilerin bu sesi hiç duymaması. Özellikle yatak odalarında ve kapalı mekanlarda daha belirgin şekilde hissedilen bu gizemli gürültü, kaynağı tespit edilemeyen bir sorun olarak öne çıkıyor.</p><h3>Markus Drexler: 'Gizemli gürültü işitme bozukluğuyla bağlantılı olabilir'</h3><p>Norveçli bilim insanı Markus Drexler'in Almanya'da yürüttüğü araştırmada, 28 kişiyle yapılan anket sonuçları dikkat çekti. Katılımcıların çoğunda düşük frekanslara karşı olağanüstü bir hassasiyet belirlenmedi. Bu nedenle, gizemli gürültü vakalarının büyük bölümünün dışsal bir kaynağa dayanmadığı, işitme sisteminin içinde oluşan düşük frekanslı kulak çınlamasıyla ilişkili olabileceği değerlendiriliyor. Drexler'in bulguları, işitme bozukluğu yaşayan bireylerde bu tür ses algılarının daha sık görülebileceğine işaret ediyor.</p><h3>Bristol'dan Norveç'e yayılan küresel fenomen</h3><p>Gizemli gürültü ilk olarak 1970'li yıllarda İngiltere'nin Bristol kentinde gündeme geldi. O dönemde yerel halk, nedeni açıklanamayan düşük frekanslı bir uğultudan şikayet etti. Ardından Plymouth ve Southampton'da da benzer şikayetler kayıtlara geçti. Zamanla fenomen, Britanya sınırlarını aşarak Taos, Kokomo, Kanada, Avustralya ve Norveç gibi farklı ülkelerde de görüldü. Her bölgedeki vakalarda ortak nokta, sesin kaynağının bulunamaması ve çoğunlukla kapalı alanlarda hissedilmesi oldu. Bilim insanları, bu küresel fenomenin tam olarak nedenini henüz ortaya koyamadı.</p><p>Gizemli gürültüyle ilgili araştırmalar sürerken, uzmanlar bu tür seslerin işitme bozukluklarıyla ilişkilendirilmesi gerektiğini ve daha kapsamlı bilimsel incelemelerin şart olduğunu vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/isitme-bozukluklariyla-il-970_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279706</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kritik-arastirma-ortaya-koydu-asiri-sicaklar-yoksullari-vuruyor-279706</link>
      <pubDate>2026-06-15T16:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kritik araştırma ortaya koydu! Aşırı sıcaklar yoksulları vuruyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Nature Sustainability'nin son raporuna göre, yoksulluk ve altyapı eksikliği nedeniyle dünya genelinde 2 milyardan fazla insan, aşırı sıcaklarla mücadelede savunmasız kalıyor. Güney Asya ve Sahra Altı Afrika başta olmak üzere birçok bölgede, sıcaklık krizinin etkileri her geçen gün artıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kritik araştırma ortaya koydu! Aşırı sıcaklar yoksulları vuruyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nature Sustainability tarafından yayımlanan yeni bir araştırma, yoksulluk ve altyapı eksikliğinin dünya genelinde 2 milyardan fazla insanı aşırı sıcaklara karşı savunmasız bıraktığını ortaya koydu. Güney Asya ve Sahra Altı Afrika gibi bölgelerde yaşayan milyonlarca aile, fan, klima veya güvenilir elektrik gibi temel imkanlardan yoksun şekilde, kavurucu sıcaklıklara karşı çaresiz durumda. Rapora göre, sıcaklık artışının etkileri, özellikle konut koşulları kötü olan ve temiz suya erişimi olmayan topluluklarda daha da ağırlaşıyor. Sıcaklık krizinin en çok kadınlar, çocuklar ve yaşlılar üzerinde etkili olduğu, bu grupların sağlık açısından ciddi risklerle karşılaştığı vurgulanıyor.</p><h3>Nature Sustainability: Sıcaklık ve yoksulluk birleşince risk katlanıyor</h3><p>Uzmanlar, sıcaklık krizinin yalnızca iklim değişikliğiyle sınırlı olmadığını, yoksulluk, kötü konut koşulları ve zayıf sağlık sistemleriyle birleştiğinde etkisinin katlanarak arttığını belirtiyor. Teneke veya asbest çatılar gibi malzemeler, evlerin içini dışarıdan 5 derece daha sıcak hale getiriyor. Özellikle çiftçiler, inşaat işçileri ve sokak satıcıları gibi açık alanda çalışanlar, uzun saatler boyunca güneş altında kalmak zorunda. Sıcaklık ve yüksek nemin birleşimi ise vücudun serinleme mekanizmasını bozarak, hayati tehlike yaratabiliyor. Elektrik ve temiz suya erişimin kısıtlı olduğu bölgelerde, sıcaklık krizi çok daha yıkıcı sonuçlar doğuruyor.</p><h3>Güney Asya ve Sahra Altı Afrika'da sıcaklık krizi büyüyor</h3><p>Raporda, Güney Asya ve Sahra Altı Afrika'nın sıcaklık krizinden en fazla etkilenen bölgeler olduğu belirtiliyor. Ancak Mısır örneğinde olduğu gibi, gelişmiş konut altyapısı ve kamu hizmetleri, aşırı sıcaklara karşı savunmasızlığı azaltabiliyor. Uzmanlar, beyaz çatılar, kerpiç duvarlar, ağaçlandırma ve kamuya açık su noktaları gibi basit ve düşük maliyetli çözümlerin önemli katkı sağlayabileceğine dikkat çekiyor. Yine de, bu önlemler aşırı sıcaklıklarla baş etmek için yeterli olmayabiliyor. Sıcaklık krizine karşı kalıcı çözümler için, küresel ölçekte altyapı yatırımları ve sosyal politikaların hızla hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor.</p><p>İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında, sıcaklık krizinin yoksullukla birleştiği bölgelerde acil ve etkili adımlar atılmadığı sürece, milyonlarca insanın hayatı tehlike altında kalmaya devam edecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/kritik-arastirma-ortaya-k-593_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279705</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/magazin/tipki-babasi-tolga-saritasin-oglu-ali-ilk-kez-kamera-karsisina-cikti-279705</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Tıpkı babası... Tolga Sarıtaş'ın oğlu Ali ilk kez kamera karşısına çıktı!]]></title>
      <category><![CDATA[Magazin]]></category>
      <description><![CDATA[Teşkilat dizisinin yıldızı Tolga Sarıtaş oğlu Ali ile ilk kez kamera karşısına geçti. Engin Akyürek'in kitabı için düzenlenen imza gününde kamera karşısına çıkan Ali Sarıtaş, babasına olan benzerliğiyle dikkat çekti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Tıpkı babası... Tolga Sarıtaş'ın oğlu Ali ilk kez kamera karşısına çıktı!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="">Teşkilat dizisinde iki sezondur başrolde rol alan ve dizisi, geçtiğimiz hafta sezon finaline giden oyuncu Tolga Sarıtaş, tatil sezonuna giriş yaptı. Yeni sezonda da Teşkilat dizisiyle ekranda olmaya hazırlanan oyuncu, işi dışında gündemde neredeyse hiç yer almıyor. Ailesiyle birlikte gözlerden uzak bir hayat sürdüren ve bir oğlu olan Tolga Sarıtaş, Ali adını verdiği oğlunu da kameralardan uzakta büyütüyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/16/teskilat-16052026561c0cdb.jpg"/><p>Son olarak, oyuncu arkadaşı Engin Akyürek'in yeni kitabı için düzenlediği imza gününe katılan Tolga Sarıtaş, burada oğlu Ali'yle birlikte ilk kez kamera karşısına geçti. Ali, babası Tolga Sarıtaş'a olan benzerliğiyle dikkat çekti.</p><h2>İşte Tolga Sarıtaş'ın gözlerden uzak büyüttüğü oğlu Ali Sarıtaş!</h2><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/tolgasaritas-150620263975cb74.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/tipki-babasi-tolga-sarita-767_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279704</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-guler-ankara-havalimani-stratejik-ihtiyaclara-cevap-verecek-onemli-bir-kazanim-279704</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Güler: Ankara Havalimanı stratejik ihtiyaçlara cevap verecek önemli bir kazanım]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, geliştirilen altyapısı ve tesisleriyle, yenilenen pisti ve inşa edilen devlet konuk eviyle Ankara Havalimanı'nın, pek çok noktada stratejik ihtiyaçlara cevap verecek önemli bir kazanım olduğunu ifade etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Güler: Ankara Havalimanı stratejik ihtiyaçlara cevap verecek önemli bir kazanım]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Ankara Havalimanı ve Bağlantı Yolları Açılış Töreni"ninde yaptığı konuşmada, Etimesgut Askeri Havalimanı'nda hizmete alınacak yatırımların ülkeye ve silahlı kuvvetlere hayırlı olmasını diledi.</p><p>Ulaştırma ve altyapıların, ekonomik kalkınmanın bir göstergesi olduğunu belirten Güler, bunun aynı zamanda milli güvenliğin, stratejik hareket kabiliyetinin ve kriz dönemlerinde hızlı reaksiyon alabilmenin de temel unsurlarından birisi olduğunu söyledi.</p><p>Son yıllarda ulaştırma ve altyapı alanında gerçekleştirilen yatırımların, Türkiye'nin gelişim ve kalkınmasına önemli katkılar sağladığını vurgulayan Güler, şunları kaydetti:</p><p>"Etimesgut Askeri Havalimanı'ndaki yenileme çalışmalarıyla bağlantı yollarının yapılması da bu vizyonun kıymetli bir örneğini teşkil etmektedir. Geliştirilen altyapısı ve tesisleri, yenilenen pisti ve inşa edilen devlet konuk eviyle bu havalimanımız, kahraman Hava Kuvvetlerimizin hareket ve ulaşım kabiliyetlerini artırırken aynı zamanda pek çok noktada stratejik ihtiyaçlarımıza cevap verecek önemli bir kazanım olmuştur. Hava Lojistik Komutanlığımıza bağlı 11. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığımıza da ev sahipliği yapan havalimanının, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne ve yapımı devam eden Ay Yıldız Karargahımıza yakın konumu da stratejik önemini daha da artırmaktadır."</p><p><strong>"KARARLILIKLA ÇALIŞMALARIMIZA DEVAM EDİYORUZ"</strong></p><p>Bakan Güler, NATO zirvesi sürecinde de havalimanının hükümet başkanları ve diplomatik heyetlerin güvenli, hızlı ve etkin şekilde intikallerinde önemli bir rol üstleneceğine inandığını dile getirdi.</p><p>Türkiye'nin etkin diplomasisi, güçlü ekonomisi, her geçen gün gelişen yerli ve milli savunma sanayisi ve caydırıcı askeri kapasitesiyle bölgesinde istikrar ile güvenliğin merkezi olduğunu belirten Güler, "Ülkemizin bu güzide konumunu korumak ve daha da üst seviyelere taşımak için Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda büyük bir azim ve kararlılıkla çalışmalarımıza devam ediyoruz." diye konuştu.</p><p>Güler, projenin hayata geçirilmesinde emeği olan herkese teşekkür etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/bakan-guler-ankara-havali-575_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279703</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/bilgi/melisa-otu-ile-ciltte-genclesme-ve-sagliga-dogal-dokunus-279703</link>
      <pubDate>2026-06-14T15:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Melisa otu ile ciltte gençleşme ve sağlığa doğal dokunuş]]></title>
      <category><![CDATA[Bilgi]]></category>
      <description><![CDATA[Melisa otu, halk arasında oğulotu olarak da bilinir ve son dönemde cilt bakımı ile sağlık alanında büyük ilgi görüyor. Uzmanlar, melisa otunun hem cilt gençleştirmede hem de çeşitli sağlık sorunlarında etkili sonuçlar sunduğunu vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Melisa otu ile ciltte gençleşme ve sağlığa doğal dokunuş]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk havaların etkisiyle artan cilt kuruluğu ve çatlakları, doğal yöntemlerle çözmek isteyenler için melisa otu öne çıkıyor. Oğulotu adıyla da bilinen bu bitki, hem cilt bakımında hem de genel sağlıkta sunduğu faydalar sayesinde son günlerde yoğun ilgi görüyor. Melisa otundan hazırlanan kürler, cildi güzelleştirip kırışıklıkların azalmasına yardımcı olurken, düzenli kullanımda romatizma, spazm, mide ve migren ağrılarını hafifletiyor. Ayrıca melisa otu, uyku düzenini sağlamaya destek oluyor ve çeşitli sağlık sorunlarında doğal bir alternatif sunuyor.</p><h3>MELİSA OTU İLE CİLT GENÇLEŞİYOR VE KIRIŞIKLIKLAR AZALIYOR</h3><p>Melisa otundan elde edilen tonik, cildin genç ve gergin görünmesine katkı sağlıyor. Hazırlanışı oldukça pratik olan bu tonik için bir tas kaynamış suya bir avuç melisa otu ekleniyor ve yaklaşık 10 dakika boyunca yüz buhara tutuluyor. Ardından, melisa ile hazırlanan tonik ile yüz yıkanıyor. Tonik yapmak isteyenler ise bir su bardağı kaynar suya bir çorba kaşığı melisa ekleyip, üstü kapalı şekilde kısık ateşte 5 dakika bekletiyor. Demlendikten sonra süzülen bu karışım, her cilt tipine uygun olup kırışıklıkları azaltmasının yanı sıra yaşlanma etkilerini de geciktiriyor. Melisa otu, ciltteki elastikiyeti artırarak daha sağlıklı ve parlak bir görünüm kazandırıyor.</p><h3>MELİSA OTU İLE SAĞLIK SORUNLARINA DOĞAL ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</h3><p>Melisa otunun faydaları yalnızca ciltle sınırlı kalmıyor. Bu bitki, romatizma ve spazm şikayetlerinde etkili bir rahatlama sağlıyor. Hazım sorunları yaşayanlar için de melisa otu önemli bir destek sunuyor. Sinir sistemini yatıştırıcı etkisiyle bilinen melisa, içerdiği citrale ve citronellal maddeleri sayesinde stres ve gerginliği azaltıyor. Ayrıca melisa otundan hazırlanan çay, baş dönmesi, regl dönemi ağrıları, migren, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında da tercih ediliyor. Günde üç kez bir çay bardağı tüketilebilen melisa çayı, vücudun genel sağlığını destekliyor. Sıcak suda kaynatılan melisa otundan elde edilen kür ise ter kokusunu önlemeye yardımcı oluyor. Ezilmiş melisa lapası ise böcek ısırıklarında anında etki gösteriyor.</p><h3>MELİSA OTU İLE UYKU DÜZENİ VE RAHAT BİR YAŞAM</h3><p>Melisa otunun sakinleştirici özellikleri, özellikle uykusuzluk sorunu yaşayanlar için önemli bir avantaj sağlıyor. Düzenli olarak tüketildiğinde, vücudun doğal uyku ritmine kavuşmasına yardımcı oluyor. Ayrıca nefes darlığı ve hazımsızlık gibi sorunlarda da melisa otu etkili bir çözüm sunuyor. Doğal içeriği sayesinde uzun vadede hem cilt sağlığını hem de genel vücut dengesini koruyan melisa otu, bitkisel tedavi yöntemleri arasında öne çıkıyor. Gerek tonik, gerekse çay formunda kullanılan melisa otu, her yaştan kişinin günlük bakım ve sağlık rutinine kolayca dahil edilebiliyor.</p><p>Sonuç olarak, melisa otu hem güzellik hem de sağlık alanında sunduğu çok yönlü faydalarla dikkat çekiyor. Doğal ve pratik uygulamalar sayesinde melisa otu, cilt gençleştirme, ağrı giderme ve uyku düzenleme gibi pek çok alanda etkili bir alternatif oluşturuyor. Uzmanlar, melisa otunun düzenli ve bilinçli kullanımının, sağlıklı bir yaşam için önemli bir destek sağlayabileceğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/melisa-otu-ile-ciltte-gen-262_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279702</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/dis-sagliginda-yeni-tehlike-kalp-ilaclari-kullananlar-dikkat-279702</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:45:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Diş sağlığında yeni tehlike! Kalp ilaçları kullananlar dikkat]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Seçenov Üniversitesi'nin yürüttüğü araştırma, kalp ilaçları kullanan hastalarda diş çürümesi ve diş eti iltihabı riskinin arttığını ortaya koydu. Özellikle kan basıncı ve kan sulandırıcı ilaçlar kullananların ağız sağlığına daha fazla dikkat etmesi öneriliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Diş sağlığında yeni tehlike! Kalp ilaçları kullananlar dikkat]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Seçenov Üniversitesi tarafından yürütülen yeni bir araştırmada, kalp ve damar hastalıkları nedeniyle ilaç kullanan hastalarda diş sağlığında ciddi risk artışı tespit edildi. Araştırmaya Rusya'da hipertansiyon, iskemik kalp hastalığı ve diğer kardiyovasküler rahatsızlıklara sahip 219 hasta katıldı. Bilim insanları, bu hastalarda kullanılan kalp ilaçlarının diş çürümesi ve diş eti iltihabı gelişme olasılığını artırdığını belirledi. Özellikle alınan ilaç sayısı yükseldikçe, hastaların tükürük salgısında azalma ve ağızda asidite seviyesinde artış gözlemlendi.</p><h3>Seçenov Üniversitesi: Kan basıncı ilaçları diş sağlığını tehdit ediyor</h3><p>Uzmanlar, kan basıncını düşüren ilaçlar ve kan sulandırıcıların ağız sağlığı üzerinde en belirgin olumsuz etkiyi yarattığını vurguladı. Bu tür kalp ilaçları kullanan hastalarda, diş çürümesi ve diş eti iltihabı riskinin diğer hastalara göre daha yüksek olduğu ifade edildi. Araştırmada, ağız kuruluğu ve artan asidite seviyesinin, diş minesinin zayıflamasına ve bakterilerin çoğalmasına zemin hazırladığı belirtildi. Bu durum, kalp ilaçları kullanan bireylerde ağız sağlığının düzenli kontrol edilmesinin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.</p><h3>Uzmanlardan kalp hastalarına ağız sağlığı önerileri</h3><p>Çalışmanın yazarları, kalp ilaçlarının bu yan etkilerinin tedavinin bırakılmasını gerektirmediğini açıkladı. Diş çürümesi ve diş eti iltihabına karşı, hastaların düzenli diş hekimi kontrolüne gitmeleri, ağız nemlendirici ürünler kullanmaları ve diş minesini güçlendiren ilaçlardan yararlanmaları tavsiye edildi. Uzmanlar, özellikle kalp hastalarının ağız hijyenine daha fazla özen göstermesi gerektiğini ve erken müdahalenin önemini vurguladı. Böylece hem kalp sağlığının hem de diş sağlığının korunabileceği belirtildi.</p><p>Sonuç olarak, Seçenov Üniversitesi'nin bulguları, kalp ilaçları kullanan hastaların ağız ve diş sağlığı konusunda bilinçli hareket etmeleri gerektiğini gösteriyor. Uzmanlar, düzenli kontrollerin ve koruyucu önlemlerin, bu risklerin en aza indirilmesinde etkili olacağını belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/dis-sagliginda-yeni-tehli-257_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279701</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/bakteri-sekillerinin-sirri-cozuldu-teikoik-asitler-kritik-rol-oynuyor-279701</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:45:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakteri şekillerinin sırrı çözüldü! Teikoik asitler kritik rol oynuyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[New York Üniversitesi'nden bilim insanları, teikoik asitlerin bakteri hücre duvarındaki kritik rolünü gerçek zamanlı olarak gözlemledi. Bu keşif, MRSA gibi dirençli bakterilerle mücadelede yeni bir umut olarak görülüyor ve antibiyotiklerin etkinliğine dair önemli ipuçları sunuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakteri şekillerinin sırrı çözüldü! Teikoik asitler kritik rol oynuyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>New York Üniversitesi'nde yürütülen yeni bir araştırmada, teikoik asitlerin bakteri hücre duvarındaki temel işlevi gün yüzüne çıktı. Bilim insanları, çubuk şeklindeki bakterilerin hücre duvarı ve özellikle teikoik asitler sayesinde formlarını koruduğunu, bu asitlerin çıkarılmasıyla birlikte bakterinin kısa sürede yumuşak ve şekilsiz bir yapıya dönüştüğünü ortaya koydu. Bu süreç, mikroskopi ve mikroakışkan kanallar kullanılarak gerçek zamanlı olarak izlendi. Araştırmada, normal şartlarda hücre duvarının protein kompleksleriyle silindirik biçimde inşa edildiği, PBP1 enziminin ise yalnızca küçük kusurları onardığı belirlendi. Ancak teikoik asitler ortamdan uzaklaştırıldığında, bakterinin yapısal büyümesi durdu ve PBP1 enzimi beklenmedik şekilde aktifleşerek hücre duvarına her yönden malzeme ekledi. Bu değişim, bakterilerin küresel ve şekilsiz hücrelere dönüşmesine neden oldu.</p><h3>Teikoik asitlerin hayati önemi bilimsel olarak kanıtlandı</h3><p>Çalışmada, teikoik asitlerin hücre duvarındaki doğal gözenekleri doldurarak PBP1'in ana inşaat sürecine müdahale etmesini engellediği tespit edildi. Böylece teikoik asit, bakteri formunun korunmasında anahtar rol üstleniyor. Bilim insanları, bu moleküllerin çıkarılmasıyla birlikte hücre duvarının bütünlüğünü kaybettiğini ve bakterinin kısa sürede şekilsiz bir kütleye dönüştüğünü gözlemledi. Teikoik asitlerin bu temel görevi, bakteri morfolojisinin anlaşılmasında yeni bir dönemin kapılarını araladı. Araştırmacılar, elde edilen bulguların bakteriyel yapı ve evrimsel biyoloji açısından büyük önem taşıdığını belirtti.</p><h3>MRSA ile mücadelede teikoik asit engeli aşıldı</h3><p>Bu bilimsel keşif, tıp dünyası açısından da kritik bir değer taşıyor. Araştırmaya göre, teikoik asitlerin üretimi engellendiğinde, ilaçlara dirençli MRSA stafilokok bakterisinin yeniden eski antibiyotiklere duyarlı hale geldiği saptandı. Bu bulgu, antibiyotik direnciyle mücadelede yeni stratejilerin geliştirilmesine olanak sağlayabilir. Ayrıca, teikoik asitlerden yoksun bakteri hücrelerinin, ilkel yaşam formlarının incelenmesinde model olarak kullanılabileceği vurgulandı. Sonuç olarak, teikoik asitlerin bakteriyel yapıdaki önemi hem temel bilimler hem de tıp alanında yeni araştırmalara kapı açıyor.</p><p>New York Üniversitesi'nin bu çığır açıcı çalışması, teikoik asitlerin bakterilerdeki işlevine dair uzun süredir devam eden sorulara yanıt verdi. Elde edilen sonuçlar, antibiyotik geliştirme süreçlerine ve bakteriyel morfolojinin anlaşılmasına önemli katkılar sunuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/bakteri-sekillerinin-sirr-628_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279700</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/magazin/sadece-bir-gun-once-dogum-gununu-kutladi-oyuncu-ece-irtem-vefat-etti-279700</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sadece bir gün önce doğum gününü kutladı: Oyuncu Ece İrtem vefat etti!]]></title>
      <category><![CDATA[Magazin]]></category>
      <description><![CDATA[Oyuncu Ece İrtem, geçirdiği kalp krizi nedeniyle vefat etti. Sadece dün yeni yaşını kutlayan İrtem, 35 yaşındaydı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sadece bir gün önce doğum gününü kutladı: Oyuncu Ece İrtem vefat etti!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Oyuncu Ece İrtem, geçirdiği kalp krizi nedeniyle 35 yaşında hayatını kaybetti. 14 Haziran tarihinin, İrtem'in doğum günü olduğu ortaya çıktı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/eceirtem-15062026d838647c.jpg"/><h2>ECE İRTEM KİMDİR?</h2><p>14 Haziran 1991 tarihinde dünyaya gelen Ece İrtem, Yaşar Üniversitesi Opera/Şan Bölümü'nden, 2014 yılında üçüncülük derecesiyle mezun oldu. Mezuniyetinin ardından oyunculuğa yönelen Ece İrtem, Sadri Alışık Kültür Merkezi'nde oyunculuk eğitimi aldı.</p><p>'Kaçak Gelinler' adlı diziyle ekrana merhaba diyen oyuncu Ece İrtem daha sonraki projelerinde; Şeref Sözü, Yeni Hayat, Payitaht Abdülhamid ve Kızılcık Şerbeti gibi televizyon dizileriyle seyirci karşısına çıktı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/eceirtem-15062026067f3507.jpg"/><p>Oyuncunun menajerlik şirketinin sosyal medya hesabından paylaşılan avukatının açıklamasındaysa, Ece İrtem'in ölümüyle ilgili şu ifadeler kullanıldı:</p><p><b><i>"Müvekkilim Ece İrtem bugün saat 12:00 sıralarında vefat etmiştir. Olay kendi evinde annesi ile birlikte olduğu sırada gerçekleşmiştir. İlk belirlemelere göre kalp krizinden dolayı vefat ettiğini düşünmekteyiz. Soruşturma devam etmektedir. Kesin sonuç otopsi raporu ile açıklığa kavuşacaktır. Otopsi raporu açıklandığında kamuoyuna ayrıca bilgi verilecektir. Ailesine ve tüm sevenlerine baş sağlığı dileklerimi sunuyorum."</i></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/sadece-bir-gun-once-dogum-249_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279699</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/bukalemunlar-neden-surungen-yaniti-saskinlik-yaratti-279699</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bukalemunlar neden sürüngen sayılıyor! Yanıtı şaşkınlık yarattı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Bukalemunlar, özellikle Afrika ve Madagaskar'da yaşayan Chamaeleonidae ailesinin üyeleri olarak ciddi bir yok olma tehdidiyle karşı karşıya. Tanzanya'da son 50 yılda yaşam alanlarının yüzde 60'ı kayboldu ve iklim değişikliği tüm sürüngen türlerini olumsuz etkiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bukalemunlar neden sürüngen sayılıyor! Yanıtı şaşkınlık yarattı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bukalemunlar, Afrika ve Madagaskar başta olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan ve Chamaeleonidae ailesine mensup sürüngenler olarak biliniyor. Son yıllarda bu canlılar, özellikle habitat kaybı ve iklim değişikliği nedeniyle ciddi bir yok olma riskiyle karşı karşıya. Tanzanya'da son 50 yılda bukalemunların yaşam alanlarının yüzde 60'ı yok oldu. Bukalemunlar, vücutlarını koruyan pulları ve kemik plakaları ile sürüngenler sınıfında yer alıyor. Ektoterm olmaları nedeniyle vücut sıcaklıklarını çevre koşullarına göre ayarlıyorlar. Bu özellik, onları iklim değişikliğine karşı savunmasız bırakıyor.</p><h3>Chamaeleonidae ailesi: 200'den fazla tür tehdit altında</h3><p>Bukalemunlar, Chamaeleonidae ailesinde 200'den fazla tür ile temsil ediliyor. Genellikle ağaçlarda yaşayan ve böceklerle beslenen bu canlılar, üreme dönemlerinde 10 ile 200 arasında yumurta bırakıyor. Yumurtadan çıkan yavruların cinsiyeti ise ortam sıcaklığına bağlı olarak belirleniyor. Bukalemunların en dikkat çekici özelliği olan renk değiştirme yetenekleri, hem termoregülasyon hem de iletişim için kullanılıyor. Bu süreç, derideki pigment keseciklerinin sinir sistemi tarafından kontrol edilmesiyle gerçekleşiyor.</p><h3>İklim değişikliği ve habitat kaybı bukalemunları tehdit ediyor</h3><p>Bukalemunların yaşam alanlarının büyük bölümünü kaybetmesi, türlerin hayatta kalmasını zorlaştırıyor. Özellikle Tanzanya gibi ülkelerde hızlı ormansızlaşma, bukalemunların doğal ortamlarını önemli ölçüde daralttı. Ayrıca, iklim değişikliği ektoterm yapıları nedeniyle bukalemunların vücut sıcaklıklarını düzenlemelerini engelliyor ve bu durum tüm sürüngenler üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor. Uzmanlar, Chamaeleonidae ailesine ait türlerin korunması için acil önlemler alınması gerektiğini vurguluyor. Bukalemunların geleceği, hem doğal yaşam alanlarının korunmasına hem de iklim değişikliğiyle mücadeleye bağlı.</p><p>Sonuç olarak, bukalemunlar hem habitat kaybı hem de iklim değişikliği nedeniyle varlıklarını sürdürmekte zorlanıyor. Doğal denge ve biyolojik çeşitlilik için kritik öneme sahip olan bu sürüngenlerin korunması, ekosistemin sağlığı açısından büyük önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/bukalemunlar-neden-surung-564_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279698</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kamooaleva-asteroidinde-cinden-sasirtan-kesif-ay-baglantisi-tartisiliyor-279698</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kamooaleva asteroidinde Çin'den şaşırtan keşif! Ay bağlantısı tartışılıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Çin'in Tianwen-2 misyonu, Kamooaleva asteroidinin kökenine dair yeni bulgularla bilim dünyasını şaşırttı. Çin Bilimler Akademisi'nin yürüttüğü araştırma, Kamooaleva'nın Ay'dan kopmuş bir parça olduğu teorisini sorguluyor ve asteroidin kökeninin ana kuşaktaki Flora ailesine dayandığını öne sürüyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kamooaleva asteroidinde Çin'den şaşırtan keşif! Ay bağlantısı tartışılıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çin'in uzay programı kapsamında yürütülen Tianwen-2 misyonu, Kamooaleva adlı asteroidin kökenine dair önemli bir tartışmayı gündeme taşıdı. Uzun süredir birçok bilim insanı, Kamooaleva'nın antik bir çarpışma sonucunda Ay'dan koparak uzaya savrulduğunu öne sürüyordu. Ancak Çin Bilimler Akademisi Jeokimya Enstitüsü'nden gelen yeni bir araştırma, bu iddiaya karşı güçlü kanıtlar ortaya koydu. Araştırmacılar, Kamooaleva'nın alışılmadık kırmızı renginin, ay materyali olmadan da laboratuvar ortamında üretilebileceğini gösterdi. Bu bulgu, asteroidin kökenine dair uzun süredir devam eden tartışmaları yeniden alevlendirdi.</p><h3>Çinli bilim insanları Kamooaleva'nın rengini laboratuvarda inceledi</h3><p>Çinli araştırma ekibi, Kamooaleva'dan yansıyan ışığı detaylı biçimde analiz etti. Sonuçlar, gök cisminin yaygın bir taş meteoriti türü olan LL tipi kondritlerle kimyasal açıdan büyük benzerlik gösterdiğini ortaya koydu. Bilim insanları, gerçek bir meteoriti öğütüp, güneş rüzgarının uzayda yarattığı aşınmayı simüle eden bir lazerle tozu ışınladı. Elde edilen tozun rengi, Kamooaleva'nın karakteristik kırmızı tonuyla neredeyse birebir örtüştü. Bu deney, asteroidin renginin Ay'dan gelmeyen materyallerle de oluşabileceğini göstererek, kökenine dair yeni bir bakış açısı sundu.</p><h3>Kamooaleva'nın kökeni ana asteroid kuşağına dayanıyor olabilir</h3><p>Yörünge analizleri ve kimyasal incelemeler, Kamooaleva'nın Ay'dan kopmuş bir parça olma ihtimalini zayıflatıyor. Araştırmacılar, asteroidin ana asteroid kuşağının iç kısmında yer alan Flora ailesinden gelmiş olabileceğini belirtti. Bu teori, daha önce Dünya'ya örnekleri getirilen Itokawa asteroidinin de aynı kimyasal yapıya sahip olmasıyla güçleniyor. Kamooaleva'nın kökenine dair kesin yanıt ise, Çin'in Tianwen-2 misyonu kapsamında 2027'nin sonuna kadar toplanıp Dünya'ya getirilecek örneklerin analiz edilmesiyle ortaya çıkacak. Şu ana kadar, bu kadar küçük ve hızlı dönen bir gök cisminden örnek getiren bir uzay misyonu gerçekleşmedi. Bu nedenle Kamooaleva'dan elde edilecek bulgular, asteroidin kökeniyle ilgili tartışmalara kesinlik kazandırabilir.</p><p>Sonuç olarak, Kamooaleva'nın kökeniyle ilgili tartışmalar devam ediyor. Çinli bilim insanlarının yürüttüğü araştırma, Ay bağlantısı teorisini zayıflatırken, Tianwen-2 misyonunun getireceği örnekler bilim dünyasına yeni bilgiler sunacak. Kamooaleva'nın sırrı, 2027'de yapılacak detaylı analizlerle tamamen çözülebilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/kamooaleva-asteroidinde-c-539_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279697</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/yer-alti-nehirlerinden-gelen-surpriz-uc-ayri-tur-bulundu-279697</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yer altı nehirlerinden gelen sürpriz! Üç ayrı tür bulundu]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Yale Üniversitesi'nden bilim insanları, ABD'nin Ozark Dağları ile Alabama arasındaki mağara sistemlerinde yürüttükleri araştırmada, mağara balıkları olarak bilinen türlerin aslında üç farklı gruptan oluştuğunu açıkladı. Bu keşif, yer altı nehirlerinin biyolojik çeşitliliği ve doğa koruma açısından önemini bir kez daha gözler önüne serdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yer altı nehirlerinden gelen sürpriz! Üç ayrı tür bulundu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'nin güneyindeki mağara sistemlerinde yapılan kapsamlı bir araştırma, mağara balıkları olarak bilinen türlerin sanılandan çok daha çeşitli olduğunu ortaya koydu. Yale Üniversitesi'nden bir ekip, Ozark Dağları'ndan Alabama'ya kadar uzanan yer altı nehirlerinden topladıkları DNA örneklerini analiz etti. Elde edilen veriler, uzun süredir tek bir tür olarak kabul edilen mağara balıklarının aslında üç farklı türe ayrıldığını gösterdi. Araştırmacılar, bu türlerden birini mitolojik yer altı nehrine atıfla Typhlichthys styx olarak adlandırdı. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi taramaları, kafatası yapısındaki belirgin farklılıkları gözler önüne serdi ve yeni türlerin varlığını kesinleştirdi.</p><h3>Yale Üniversitesi: 'Tek atadan üç farklı tür oluştu'</h3><p>Bilim insanlarının elde ettiği bulgular, klasik evrim teorilerinin ötesine geçti. Daha önce, mağara balıklarının yüzeyden mağaralara geçip zamanla görme yetisini kaybettiği düşünülüyordu. Ancak genetik analizler, üç farklı mağara balığı türünün, yaklaşık sekiz milyon yıl önce yer altına göç eden tek bir atadan türediğini ortaya çıkardı. Ardından bu popülasyonlar, kaya tabakalarıyla birbirinden ayrılmış farklı su yataklarında izole kaldı ve bağımsız olarak evrimleşti. Bu süreç, mağara balıkları için benzersiz bir çeşitlilik yarattı.</p><h3>Yer altı nehirleri biyolojik çeşitlilik için kritik rol oynuyor</h3><p>Yapılan bu keşif, mağara ekosistemlerine bakışı kökten değiştirdi. Artık yer altı nehirlerinin, biyolojik çeşitliliğin sadece bir parçası olmadığı, aynı zamanda yeni türlerin ortaya çıkmasında aktif rol oynadığı anlaşıldı. Bilim insanları, benzer süreçlerin dünya genelindeki karstik sistemlerde de yaşanabileceğine dikkat çekti. Doğa koruma açısından bu bulgular, mağara balıklarının aslında yaygın bir tür değil, çok daha nadir ve savunmasız üç ayrı popülasyon olduğunu ortaya koydu. Bu nedenle, yer altı nehirleri ve mağara balıkları üzerinde daha fazla koruma çalışması yapılması gerektiği vurgulandı.</p><p>Sonuç olarak, Yale Üniversitesi'nin mağara balıkları üzerine gerçekleştirdiği bu araştırma, yer altı nehirlerinin ve mağara ekosistemlerinin biyolojik çeşitlilikteki kritik rolünü bir kez daha gündeme taşıdı. Bilim dünyası, bu türlerin korunması için yeni stratejiler geliştirilmesi gerektiğine işaret ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/yer-alti-nehirlerinden-ge-978_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279696</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/analiz/chpde-arinma-sureci-279696</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[CHP'de "arınma" süreci]]></title>
      <category><![CDATA[Analiz]]></category>
      <description><![CDATA[CHP'de "arınma" süreci meclis grubuna sıçradı. Grup başkan vekilliği değişiklikleri sonrası parti içinde yeni bir denge arayışı başladı. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[CHP'de "arınma" süreci]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP'de arınma süreci yeni bir aşamaya geçti. Partide art arda gelen kararlar, grup yapısını ve meclis dengesini değiştirdi. </p><p>Partide bir çeşit fiili de facto iki başta bir yapı oluşmuş oldu. </p><p>Buna hiçbir tüzel kişilik izin vermez. CHP'de tedbirli ihraç ve disiplin süreciyle başlayan kriz, meclis grup başkan vekilliklerine yansıdı. Ali Mahir Başarı ve Gülkan Günaydın'ın görevleri düştü. </p><p>Türkiye Büyük Millet Meclisi kayıtlarında ünvanları kaldırıldı. </p><p>Boşalan koltuklar parti içinde yeni bir güç dengesi tartışması yarattı. </p><p>Grup başkan vekilleri milletvekillerinin oyuyla belirlenecek. </p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/video-15062026934bbd5d.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><b>"KAPALI GRUP TOPLANTISI BEKLENİYOR"</b><p></p><p>Kapalı grup toplantısı bekleniyor. Partideki süreç ise sadece meclisle sınırlı kalmadı. </p><p>Disiplin dosyaları genişlerken yeni ihraç ve görevden almalarında gündeme gelebileceği konuşuluyor. </p><p>Kulislerde ise il başkanları düzeyinde de değişikliklerin gündemde olduğu belirtiliyor. </p><p>Sürecin merkezindeki yönetim, yeni MYK ve disiplin kurulu toplantılarıyla kararları derinleştirmeye hazırlanıyor. </p><p>İhraç dosyalarının da bu hafta gündeme alınması bekleniyor. Özetle CHP'de iki cephede salı gününe kadar hangi adımların atılacağı merak ediliyor. </p><p>Öte yandan CHP grup toplantısında kimin konuşacağı sorusu daha da kritik hale geldi. </p><p>Gözler yine salı gününe çevrildi. Geçen hafta yaşanan gerginliklerin ardından grup toplantısında Kılıçdaroğlu mu, Özgür Özel mi konuşacak tartışması bu haftaya da taşındı. Anlaşılan o ki parti yine gergin bir hafta bekliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/chpde-arinma-sureci-678_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279695</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ankarada-nato-ankara-zirvesi-istihbarat-ve-dayaniklilik-ve-natonun-gorunmeyen-bagi-istihba-279695</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ankara'da "NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık" ve "NATO'nun Görünmeyen Bağı: İstihbarat" paneli düzenlendi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Milli İstihbarat Akademisi, 36. NATO Zirvesi öncesinde "NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık" ile "NATO'nun Görünmeyen Bağı: İstihbarat" başlıklı uluslararası program düzenledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ankara'da "NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık" ve "NATO'nun Görünmeyen Bağı: İstihbarat" paneli düzenlendi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara'da bir otelde düzenlenen programa, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, NATO İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Scott W. Bray, akademisyenler, büyükelçiler ve güvenlik uzmanları katıldı.</p><p>MİT Başkanı İbrahim Kalın, "NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık" isimli panelinde yaptığı konuşmada, küresel denklemin, güvenlik önlemlerinin yeniden şekillendiği, güç rekabetinin sertleştiği, tehditlerin farklı boyutlar kazanarak çeşitlendiği bir dönemden geçtiğini söyledi.</p><p>Bu süreçte Orta Doğu'dan Doğu Akdeniz'e, Karadeniz'den Avrupa güvenliğine kadar geniş bir coğrafyada yaşanan gelişmelerin, NATO'nun önemini bir kez daha ortaya koyduğunu vurgulayan Kalın, NATO'nun, bugün olduğu gibi gelecekte de uluslararası güvenlik mimarisinin en temel sütunlarından biri olmaya devam edeceğinin altını çizdi.</p><p>Değişen tehdit ortamının, İttifak'ın rolünü ve müttefiklerin de yeni şartlara uygun şekilde değerlendirilmesini zorunlu kıldığına işaret eden Kalın, "Güvenlik paradigmasının köklü biçimde değiştiği günümüzde, dönüşümü doğru okumak, yeni tehditleri zamanında kavramak ve bu tehditlere stratejik cevaplar üretebilmek kritik önemi haizdir. Bunun için dayanıklı toplumlara, güçlü kurumlara, etkili istihbarat kapasitesine, teknolojik donanıma ve ortak stratejik akla her zamankinde daha fazla ihtiyaç duyuyoruz." diye konuştu.</p><p>Kalın, NATO'nun değişen güvenlik ortamına nasıl uyum sağlayacağı ve kendisini yeni ihtiyaçlara göre nasıl dönüştüreceği sorusunun, en kritik meselelerden biri olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:</p><p>"NATO'nun kuruluş felsefesinin temelinde yer alan, güvenlik, askeri, siyasi, ekonomik, teknolojik ve toplumsal unsurların iç içe geçtiği, çok katmanlı, çok boyutlu bir yapı arz etmektedir. Sınır güvenliği ve enerji güvenliği, ekonomik istikrar ve savunma kapasitesi, siber dayanıklılık ve toplumsal huzur, yapay zeka çağının gerektirdiği bilgi güvenliği anlayışıyla devlet egemenliği birbirinden ayrılmaz unsurlardır. Bu köklü değişim, savaş ve istihbaratın doğasında da dönüşüme neden olmaktadır. Yeni gerçeklik karşısında her aktör kendine yeterli olmanın, caydırıcı etki oluşturmanın ve krizlere çözüm üretmenin yollarını aramak zorundadır. Bu noktada NATO da yalnızca caydırıcılık kapasitesinin arttırılmasıyla değil, aynı zamanda müttefik ülkelerin dayanıklılık kapasitelerini güçlendirilmesiyle de güvenlik mimarisindeki önemini muhafaza etmektedir."</p><p>Rusya-Ukrayna Savaşı'nın, yalnızca iki ülke arasında cereyan eden askeri bir çatışma olmaktan çıktığına dikkati çeken Kalın, bu savaşın geniş bir alanda küresel sonuçlar doğurduğunu söyledi.</p><p>Kalın, Orta Doğu'da yaşanan krizlerin, güvenliğin artık birbirinden kopuk alanlarda değil, birbirini tetikleyen ve ortak sonuçlar doğuran sınama alanları üzerinde gerçekleştiğini ifade etti.</p><p><strong>"ÜLKEMİZ, KRİZLERİN YÖNETİMİNE SOMUT KATKILAR SUNMAKTADIR"</strong></p><p>ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşa değinen Kalın, şunları kaydetti:</p><p>"Dün akşam ilan edilen, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında anlaşmaya varıldığına dair haber hepimiz tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Ama temkinli bir iyimserlik içerisindeyiz, zira önümüzdeki günler ve haftalar, müzakerelerde asıl konuların ele alındığı, tartışıldığı, müzakere edildiği zorlu bir süreç olacak. Biz, bu sürece katkı veren başta Pakistan, ardından Katar olmak üzere ülkemizi de dahil ederek katkı sunan tüm aktörleri tebrik ediyoruz. Bu konuda kararlılık gösteren tüm ülkeleri ve liderlerini kutluyoruz. Umarız bu adım, Orta Doğu'da kalıcı bir barışın inşa edilmesi için önemli bir merhaleyi teşkil edecek."</p><p>Kalın, İsrail'in Gazze'de başlattığı ihlal, işgal ve ilhak politikaları başta olmak üzere bölgede izlediği saldırgan tutumun tüm Orta Doğu'nun güvenliğini tehdit eder hale geldiğini söyledi.</p><p>ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın bölgesel sınırları aşarak küresel dengeyi şekillendiren mahiyet aldığına işaret eden Kalın, "Bütün bu gelişmeler karşısında ülkemiz, NATO'ya katıldığı ilk günden itibaren üzerine düşen sorumlulukları hakkıyla yerine getirmekte, İttifak'ın caydırıcılığına, doğu ve güney kanatlarının güvenliğine, Karadeniz'deki dengeye, terörle mücadele gündemine ve bölgesel krizlerin yönetimine somut katkılar sunmaktadır." diye konuştu.</p><p>Kalın, Türkiye ile NATO ilişkilerinin, Türkiye'nin NATO'ya katıldığı 1952 yılından beri hem Türkiye'nin güvenlik perspektifi hem de İttifak'ın küresel perspektifi açısından hayati bir öneme sahip olduğunu vurguladı.</p><p>Türkiye'nin NATO üyeliğinde 3 önemli dönemden geçtiğini anlatan Kalın, ilk dönemin Soğuk Savaş, ikinci dönemin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile mücadele ve üçüncü dönemin de Suriye bağlamında yaşandığını hatırlattı.</p><p><strong>"TÜRKİYE DOĞRU YERDE DURDU"</strong></p><p>Atılan kararlı adımlar, stratejik vizyon ve uzun vadeli tespitler sayesinde Suriye'nin bugün hiç kimsenin hayal edemeyeceği bir noktaya ulaştığına işaret eden Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Bugün Suriye'de bir yeniden inşa, Baas rejimi sonrası yeniden imar, yeniden güvenlik, yeniden toplumsal kucaklaşma dönemi yaşanıyor. Bunun en önemli ayaklarından bir tanesi de Suriyeli Kürtlerin yeni Suriye'ye entegrasyon süreci oluşturdu. Bize, 'DEAŞ'la mücadelede en önemli müttefikimiz olan Kürt müttefiklerimize Türkiye saldırıyor' diye eleştiri getirenler, şimdi bu entegrasyon sürecinin zeminini hazırladığımız için, 'Size teşekkür ediyoruz' diyor. Çünkü Türkiye burada da doğru yerde durdu. Suriye Kürtleri için de en doğru, en faydalı, en makul ve rasyonel formülü üretmek suretiyle Suriye'de toplumsal bütünleşmenin, entegrasyonun, kaynaşmanın zeminini oluşturdu. Şu anda Suriye'den ne Türkiye'ye ve komşularına, ne de NATO İttifakı'na yönelik en ufak bir tehdit söz konusu değil. Ama DEAŞ unsurlarıyla mücadelede biz, Suriye istihbaratıyla yoğun bir çaba içerisindeyiz."</p><p>Kalın, "Terörsüz Türkiye" sürecine de değinerek, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde başlatılan 'Terörsüz Türkiye' hedefi, yalnızca bir güvenlik politikası değil, aynı zamanda güçlü, müreffeh ve istikrarlı bir gelecek için. Terörün her türlüsünden arındırılmış bir Türkiye, demokratik kapasitesini daha da güçlendirecek, ekonomik kalkınmasını hızlandıracak ve İttifak'ın güvenliğine katkı sağlayan stratejik aktör konumunu pekiştirecektir." dedi.</p><p>İbrahim Kalın, 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi'nin, NATO'nun değişen tehdit ortamı karşısında hangi kabiliyetlerle, nasıl bir iş bölümüyle ve ne tür bir uyum anlayışıyla yoluna devam edeceği sorularına cevap aranması açısından kritik bir platform olacağının altını çizdi.</p><p>MİT Başkanı Kalın, konuşmasının ardından, NATO'nun İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Scott Bray'e Ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun 1960'ta NATO'ya armağan edilen mozaik panosunun yağlı boya resmini hediye etti.</p><p><strong>NATO İSTİHBARAT VE GÜVENLİKTEN SORUMLU GENEL SEKRETER YARDIMCISI BRAY</strong></p><p>Programda konuşan Bray, burada bulunmaktan memnuniyet duyduğunu belirterek, NATO Zirvesi'nin düzenlenmesine haftalar kaldığını söyledi.</p><p>NATO'nun en önemli yanıtının tehdit bazlı olması olduğuna dikkati çeken Bray, "Bu kilit zirvenin aynı zamanda çok önemli sonuçları beraberinde getireceğini düşünüyoruz." dedi.</p><p>Dünyanın teknoloji ve istihbarat konusunda önemli bir değişiklikten geçtiğinin altını çizen Bray, NATO Zirvesi'nde oldukça yoğun bir gündemin olacağını aktardı.</p><p>Bray, "Daha güçlü bir NATO inşa etme hedefiyle ilerleyeceğiz." diye konuştu.</p><p><strong>"TÜM TEHDİTLERİ ÖNLEMEYE ÇALIŞIYORUZ"</strong></p><p>Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarına değinen Bray, Rusya'nın birçok farklı yöntem kullanarak istikrarsızlığı hedeflediğini vurguladı.</p><p>Bray, Ukrayna'ya verilen destek konusunda çalışmaların ve müttefik ülkelere yönelik tehditlerin devam ettiğinin altını çizdi.</p><p>Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ardından ortaya çıkan risklere değinen Bray, "İttifakımız içinde aldığımız farklı önlemler var, bununla birlikte tüm tehditleri önlemeye çalışıyoruz." ifadesini kullandı.</p><p><strong>"HER GÜN NATO ŞEMSİYESİ ALTINDA GÜÇLENMEYE DEVAM EDİYORUZ"</strong></p><p>Bray, Türkiye'nin terörle mücadele konusunda tecrübeli bir ülke olduğunun ve İttifakın geri kalanına önemli katkılar sağlayabildiğinin altını çizdi.</p><p>Bu kilit zirvenin aynı zamanda çok önemli sonuçları beraberinde getireceğini düşündüklerine dikkati çeken Bray, NATO'nun en önemli yanıtının tehdit bazlı olması olduğunu aktardı.</p><p>Savunma alanında yaşanan gelişmelere değinen Bray, zirvenin en önemli konusunun belki de bu olabileceğini, savunma sanayi alanında Ankara'da çok ciddi gelişmelerin olduğunu vurguladı.</p><p>Bray, "Daha güçlü bir NATO, daha güçlü ittifaklar elde etmeye çalışıyoruz. Geleceğimizi güvence altına alabilmek için devam ediyoruz. Her gün NATO şemsiyesi altında güçlenmeye devam ediyoruz." diye konuştu.</p><p><strong>MİLLİ İSTİHBARAT AKADEMİSİ BAŞKANI KÖSE</strong></p><p>Milli İstihbarat Akademisi (MİA) Başkanı Talha Köse, yaptığı konuşmada, dünya siyaseti ve güvenlik anlayışının alışılmış kalıpların, yerleşik kabullerin ve eski reflekslerin ötesine geçen köklü bir dönüşümden geçtiğini belirtti.</p><p>Bu dönüşümün devletleri ve karar alıcıları daha derin bir stratejik muhakemeye ve farklı perspektifler geliştirmeye zorladığına işaret eden Köse, bugün güvenlik anlayışında istihbarat, dayanıklılık, teknoloji, toplumsal direnç ve ittifak dayanışmasının birbirinden ayrı başlıklar olmaktan çıktığını, bu kavramların geleneksel güvenlik dinamiklerinin tamamlayıcı unsurları haline geldiğini söyledi.</p><p>Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi'nin, NATO'nun yeni dönemde nasıl bir yönelim kazanacağının tartışılacağı önemli bir eşik olacağını ifade eden Köse, bu çerçevede Milli İstihbarat Akademisi olarak düzenledikleri programın, istihbaratın değişen rolünü ve topyekun dayanıklılığın artan önemini ele alarak Ankara Zirvesi'ne fikri zeminde katkı sunacağına inandığını kaydetti.</p><p>İçinden geçilen dönemin, "güvenliğin anlamının, araçlarının, aktörlerinin ve sınırlarının yeniden tanımlandığı bir paradigma değişimi" olarak okunması gerektiğini belirten Köse, "Teknoloji, hibrit tehditler ve bilişsel mücadele bu paradigma değişiminin merkezinde yer almaktadır. Bu da hem savaşın doğasını hem de barış zamanındaki caydırıcılık anlayışını dönüştürmektedir." diye konuştu.</p><p>Köse, yeni güvenlik çağında daha fazla platforma sahip olmanın kritik öneme sahip olmaya devam ettiğini ancak üstünlük sağlamak için tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, "Veriyi doğru işlemek, bilgiyi öngörüye dönüştürmek ve karar alma süreçlerini hızlandırmak stratejik kabiliyetler olarak gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Bu da devletleri adaptasyon kabiliyetlerini, kurumsal eşgüdümlerini, stratejik esnekliklerini ve toplumsal direnç kapasitelerini güçlendirmeye mecbur bırakmaktadır." dedi.</p><p>Türkiye'nin 2004 yılında İstanbul'da ev sahipliği yaptığı zirvede NATO'nun kolektif savunma ittifakından küresel güvenlik aktörüne dönüşümüne şahitlik edildiğini hatırlatan Köse, bu yıl Ankara Zirvesi'nde ise NATO'nun güncel iç ve dış sınamalara yönelik kendini yeniden şekillendirmesinin beklendiğini ifade etti.</p><p><strong>"TEKNOLOJİ TEMELLİ SINAMALARA CEVAP ÜRETMEK DURUMUNDA"</strong></p><p>Artık İttifak'ın konvansiyonel tehditler kadar siber, enerji ve kritik altyapı güvenliği ile teknoloji temelli sınamalara da cevap üretmek durumunda olduğunu belirten Köse, "NATO 3.0, geçmiş birikimini reddetmekten ziyade, ittifakı yeni tehdit ortamına uygun şekilde güncellemek, esnekleştirmek ve derinleştirmek anlamına gelmektedir." şeklinde konuştu.</p><p>Köse, istihbaratın bilgi toplama kadar, bilgiyi kıymetlendirme ve anlamlandırma, kritik süreçleri öngörme ve karar alıcıya stratejik yön gösterme kapasitesi olduğunu dile getirerek, istihbaratın kapsamının veri analizi, yapay zeka, siber güvenlik, açık kaynak takibi, sosyal dinamiklerin okunması ve stratejik öngörü üretimiyle birlikte düşünülmesi gerektiğini söyledi.</p><p>Bu durumun NATO üyelerinin savunma, teknoloji, akademi ve kriz yönetimi mekanizmaları arasında daha güçlü bir eşgüdümü gerekli kıldığına işaret eden Köse, istihbarat alanının hem NATO'nun yeni güvenlik ortamına adaptasyon sürecinde hem de Türkiye'nin bütünleşik güvenlik mimarisinde merkezi bir rol üstlendiğini söyledi.</p><p><strong>"BİR DÜŞÜNCE ZEMİNİ OLUŞTURACAK"</strong></p><p>Yeni güvenlik paradigmasının en temel kavramlarından birinin "topyekün dayanıklılık" olduğunu vurgulayan Köse, dayanıklılığın devletin yukarıdan aşağıya inşa ettiği bir kapasite ile mümkün olmadığını ifade etti. Köse, "Aksine dayanıklılık ve direnç aileden okula, geleneksel ve dijital medyadan üniversiteye, özel sektörden sivil topluma kadar uzanan geniş bir güvenlik kültürünün ortak sonucu olarak tabandan inşa edilmeye başlanmalıdır." dedi.</p><p>NATO Ankara Zirvesi öncesinde istihbarat ve dayanıklılık başlıklarını birlikte ele almanın İttifak'ın geleceğini doğru okumak bakımından son derece önemli olduğunu vurgulayan Köse, programın NATO'nun değişen rolüne, istihbaratın yeni mahiyetine ve dayanıklılık kavramının stratejik önemine dair ortak bir düşünce zemini oluşturacağına inandığını kaydetti.</p><p>MİA olarak bu ihtiyacın farkında olduklarını belirten Köse, istihbarat çalışmalarını, güvenlik düşüncesini ve stratejik analiz kapasitesini daha ileri taşımaya gayret ettiklerini söyledi.</p><p><strong>"NATO'NUN GÖRÜNMEYEN BAĞI: İSTİHBARAT" PANELİ</strong></p><p>Milli İstihbarat Akademisi, 36. NATO Zirvesi öncesinde "NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık" başlıklı program kapsamında "NATO'nun Görünmeyen Bağı: İstihbarat" adlı panel düzenledi.</p><p>Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse'nin moderatörlüğünü yaptığı panelde, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç, Akron Üniversitesinden Emeritus Profesör James Clyde Sperling ve Eski NATO İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı David Matthew Cattler panelist olarak katıldı.</p><p>Sperling, istihbaratın öneminin giderek arttığına dikkati çekerek, istihbaratın ne kadar çok özgürce paylaşılırsa NATO içinde daha iyi sonuç alınacağını söyledi.</p><p>İstihbaratın bir bakıma kaynak olduğunu belirten Sperling, "Yalnızca avantajı olduğu zaman paylaşılan, aynı zamanda güven duyduğunuz kişilerle paylaşılan bir kaynak aslında." dedi.</p><p>Sperling, NATO özelinde bakıldığında istihbaratın hedefe ulaşabilmek, kabiliyeti artırabilmek ve tehditlere karşı yanıt verilebilirliği artırabilmek gibi maliyetleri olduğuna işaret etti.</p><p>İstihbaratı paylaşıp paylaşmama kararının karmaşık olduğunu, birincil oyunculara bakıldığında akut ihtiyaçların karşılanması gibi bir durum olabileceğini anlatan Sperling, "İstihbaratta çok hızlı olmak, çok net olmak önemli. NATO içerisinde katmanlara bakmak önemli. Özellikle buradaki çevresel istihbarat paylaşımının çeperlerine geldiğimiz zaman, paylaşılan bilgilerin son derece önemli olduğunu söylemek lazım. Buna göre ilerlemek çok kıymetli." diye konuştu.</p><p>Sperling, NATO'nun adaptasyon ve uyum kapasitesine ilişkin soru üzerine, Almanya'nın ve Fransa'nın otonomiye önem verdiğini dile getirdi.</p><p>Bazı ülkelerin, istihbaratı özel mülkiyet olarak gördüğünü vurgulayan Sperling, "Avrupa Birliği (AB) otonomi tartışmalarını hiç bırakmıyor, bu otonomiler bilgi paylaşımına engel teşkil edebiliyor." ifadesini kullandı.</p><p>"İstihbarat, doğru öncelikleri almamıza ve kolektif bir şekilde yol belirlememize yardımcı olur"</p><p>Panelde yayınlanmak üzere video mesaj gönderen Cattler da NATO'nun istikrarının, gönüllülüğe dayanan bir girişim olduğunu ve ülkelerin neyi, nasıl paylaşacağını kendilerinin tayin ettiğini söyledi.</p><p>NATO istihbaratının, egemen ülkelerin güvende olmasını amaçladığına işaret eden Cattler, son yıllarda çok uluslu şirketlerin egemen devletler yerine karar verme gibi bir role büründüğünü aktardı.</p><p>Cattler, bu noktada istihbaratın çok önemli bir hal aldığına dikkati çekerek, NATO ittifakı içerisinde işbirliklerin artırılmasının amaçlandığının altını çizdi.</p><p>NATO'da ülkelerin ihtiyaç duyduğu yardımın sunulmaya çalışıldığını söyleyen Cattler, amacın karar ve aksiyon almayı destekleyebilmek olduğunu vurguladı.</p><p>Cattler, Rusya-Ukrayna Savaşı başlamadan önce yaşanan gerilime değinerek, "Gerilimle birlikte bir şeylerin gelmek üzere olduğunu anladık. Rusya'nın daha büyük bir şeyi hedeflediğini anlamıştık." şeklinde konuştu.</p><p>David Matthew Cattler, "İstihbarat, doğru öncelikleri almamıza ve kolektif şekilde yol belirlememize yardımcı olur. Bunlar aksiyonlarımıza yön verir." dedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/ankarada-nato-ankara-zirv-460_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279694</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/hazine-ve-maliye-bakani-simsek-sanayi-uretim-verilerini-degerlendirdi-279694</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek sanayi üretim verilerini değerlendirdi]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Bakan Şimşek, küresel ekonomideki belirsizliklere rağmen sanayi üretiminin artmasına ilişkin "Yüksek katma değerli yatırım ve üretimi teşvik eden politikalarımızla Türkiye'yi küresel üretim merkezi haline getirme çalışmalarımıza devam ediyoruz. dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek sanayi üretim verilerini değerlendirdi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, NSosyal medya hesabından, nisan ayı sanayi üretim verilerine ilişkin paylaşım yaptı.</p><p>Küresel ekonomide artan belirsizliklere ve zorlu dış koşullara rağmen, takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretiminin nisanda yıllık yüzde 6 arttığına dikkati çeken Şimşek, böylece ocak-nisan dönemindeki yıllık artışın yüzde 1,3 olarak gerçekleştiğini vurguladı.</p><p>Şimşek, bu dönemde sermaye malı üretiminin yıllık yüzde 8,2 artarken, orta-yüksek teknolojili ve yüksek teknolojili üretimdeki artışın sırasıyla yüzde 7,1 ve yüzde 14,6 olduğunun altını çizerek, "Yüksek katma değerli yatırım ve üretimi teşvik eden politikalarımızla, Türkiye'yi küresel bir üretim merkezi haline getirmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/7-150620261483a615.jpg"/><p><strong>SANAYİ ÜRETİM ENDEKSİ SON 8 AYIN EN YÜKSEK ARTIŞINI GÖSTERDİ</strong></p><p>Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden sanayi, küresel ve jeopolitik risklere rağmen vites yükseltirken, sanayi üretim endeksi de nisanda son 8 ayın en yüksek artışını elde etti.</p><p> Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlediği bilgiye göre, sanayi üretim endeksi nisanda aylık bazda yüzde 3,7, yıllık bazda yüzde 6 artış gösterdi.</p><p>Bu rakam, Ağustos 2025'ten bu yana yıllık bazda en yüksek artış oranı olarak kayıtlara geçti.</p><p>Bu artışta imalat sanayisinin etkisi dikkati çekti. Söz konusu sektörün toplam sanayi üretim endeksindeki değişime etkisi 6,1 puanı buldu.</p><p><strong>"BÜYÜME RAKAMLARINA POZİTİF YANSIYACAK"</strong></p><p>İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefer Şener, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, küresel piyasalardaki savaş tamtamları ve ticaret tarifelerine rağmen gelen bu artışın, stratejik önemde olduğuna işaret etti.</p><p>Özellikle yüksek teknoloji kaynaklı sanayi üretim endeksinin yıllık bazda yüzde 36'nın üzerine çıktığına dikkati çeken Şener, şu ifadeleri kullandı:</p><p>"Nisanda toplam sanayi üretimindeki yıllık artışın yarısını aşan kısmı, orta-yüksek ve yüksek teknolojiden kaynaklandı. Sermaye malları artışının yüzde 20'lere dayanması, sanayide yatırımların devam ettiğini gösteriyor. Trump tarifeleri ve bölgesel savaşlar gibi dış pazarları daraltan unsurlara rağmen yüksek teknolojili üretimin aylık ve yıllık bazda sürekli artması, geleceğe umutla bakmamızı sağlıyor. Bu ivme, mayıs ve haziran aylarında da sürerek ikinci çeyrek büyüme rakamlarına doğrudan pozitif yansıyacaktır."</p><p><strong>"MOTORUN SESİ YÜKSELDİ, TÜM SİLİNDİRLER AYNI RİTİMDE ÇALIŞMALI"</strong></p><p>TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi İktisat Bölümü Başkanı Prof. Dr. Talha Yalta da nisan ayı verisinin, sanayideki toparlanmanın niteliğine ilişkin "önemli bir sinyal" olduğunu söyledi.</p><p>Sanayinin ikinci çeyreğe güçlü üretim hacmiyle başladığını belirten Yalta, şu değerlendirmede bulundu:</p><p>"Sanayinin motor sesi, nisan ayında belirgin biçimde yükselmiştir. Ancak büyümenin hızı kadar kompozisyonu da dezenflasyon süreci için kritik. Bizim için en değerli büyüme, fiyatları yeniden ateşlemeden üretim kapasitesini canlı tutabilen büyümedir. Mevcut tabloda üretim hacmi güçlü artarken, PMI gibi öncü göstergelerde sipariş ve maliyet kalemlerinin daha temkinli bir seyir izlediğini görüyoruz. Bu ivmenin kalıcı bir ritme dönüşmesi için üretim artışının önümüzdeki aylarda siparişlere, ihracata ve istihdama daha fazla yansıması gerekiyor."</p><p><strong>"KISA SÜREDE DÜŞÜK TEKNOLOJİLİ SEKTÖRLERE DE YANSIYACAK"</strong></p><p>Spectrum Denetim ve Yeminli Mali Müşavirlik AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay İnci de yüksek maliyetlerin düşük teknolojili sektörler üzerinde baskı kurmaya devam ettiğini belirtti.</p><p>Yüksek teknolojili ürünlerdeki üretim artışının, Türkiye'nin geleceği adına sevindirici olduğunu ancak düşük teknolojili ürünlerde maliyet baskısı nedeniyle istenilen düzeyde hareketlilik olmadığını aktaran İnci, şunları kaydetti:</p><p>"Sanayide hızlanan çarkların, finansman maliyetlerinin zamanla gerilemesi ve finansmana erişimin kolaylaşmasıyla birlikte kısa sürede düşük teknolojili sektörlere de yansıması beklenmektedir. Ayrıca bu sektörlerde teknolojinin daha yaygın ve etkin kullanılması, üretim süreçlerindeki verimliliği artırarak rekabet gücünün güçlenmesine katkı sağlayacaktır."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/hazine-ve-maliye-bakani-s-497_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279693</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kargalarin-beyinlerinde-sifir-algisi-bilim-insanlarini-sasirtan-bulgu-279693</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:26:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kargaların beyinlerinde sıfır algısı! Bilim insanlarını şaşırtan bulgu]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Almanya'daki Tübingen Üniversitesi'nde yürütülen araştırmada, kargaların da tıpkı insanlar ve bal arıları gibi sıfır kavramını anlayabildiği ortaya çıktı. Bilim insanları, bu bulgunun hayvan zekası ve nörobilim açısından yeni bir döneme işaret ettiğini vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kargaların beyinlerinde sıfır algısı! Bilim insanlarını şaşırtan bulgu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Almanya'nın Tübingen Üniversitesi'nde gerçekleştirilen bir araştırma, kargaların da sıfır kavramını anlayabildiğini gözler önüne serdi. Araştırmacılar, kargaların beyinlerinde sıfıra özgü bir algılamanın bulunduğunu ve bu soyut kavramı kavrayabildiklerini tespit etti. Kuşlar, özel olarak hazırlanan bir bilgisayar oyunu ile test edildi ve 0'dan 4'e kadar olan nokta kombinasyonlarını ayırt etmeleri istendi. Deneyde, kargaların her iki ekranda aynı sayıda nokta olduğunda doğru cevabı verebildiği, ayrıca sıfır değeriyle karşılaştıklarında beyinlerinde belirgin bir tepki oluştuğu kaydedildi. Bu sonuç, sıfır kavramının insanlar dışında da bazı hayvan türleri tarafından anlaşılabildiğini ortaya koydu.</p><h3>Andreas Nieder: 'Kargalar sıfır kavramını kavrayabiliyor'</h3><p>Araştırmanın başındaki isimlerden Prof. Dr. Andreas Nieder, kargaların günlük yaşamlarında sıfır kavramını kullanmasalar da bu soyut fikri anlayacak kadar gelişmiş bir zekaya sahip olduklarını belirtti. Bilim insanları, deney sırasında kargaların beyin aktivitelerini izleyerek, sıfıra karşı gösterdikleri nörolojik yanıtları analiz etti. Önceki yıllarda yapılan benzer deneylerde, şarkıcı kuşların beyinleri yalnızca bir ile dört arasındaki noktalara tepki verirken, kargaların nöronlarının sıfır değerine de özel olarak yanıt verdiği görüldü. Nieder, bu bulgunun hayvan zekası ve nörobilim açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti.</p><h3>Kuşların beyin yapısı ve evrimsel ayrılık dikkat çekiyor</h3><p>Bilim insanları için en ilgi çekici noktalardan biri, kargaların beyin yapısının primatlarınkinden oldukça farklı olmasıydı. Kuşlar ve memeliler, evrimsel olarak 300 milyon yıl önce birbirlerinden ayrıldı ve kuşların neokorteksi bulunmuyor. Buna rağmen, kargalar kendi bağımsız sayısal kavramlarını geliştirebiliyor. Sıfır kavramı, matematiksel düşüncenin temel taşlarından biri kabul edilirken, bu yeteneğin kuşlarda da görülmesi bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. Araştırmacılar, elde edilen sonuçların hayvan zekasının sınırlarını yeniden tanımladığını ve sıfır kavramının evrimi hakkında yeni soruları gündeme getirdiğini belirtti.</p><p>Tübingen Üniversitesi'nin bu önemli çalışması, kargaların bilişsel yetenekleri konusundaki anlayışı derinleştirirken, sıfır kavramının yalnızca insanlara özgü bir soyutlama olmadığını da net biçimde ortaya koydu. Bilim insanları, hayvan zekası ve nörobilim alanındaki bu çarpıcı keşfin, gelecekte yapılacak yeni araştırmalara ilham vereceğini düşünüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/kargalarin-beyinlerinde-s-509_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279692</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/danimarkada-8500-yillik-atlantis-kesfi-avrupanin-kayip-sehri-bulundu-279692</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:26:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Danimarka'da 8,500 yıllık Atlantis keşfi! Avrupa'nın kayıp şehri bulundu]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Danimarka'nın Aarhus Koyu'nda arkeologlar, 8,500 yıl öncesine dayanan ve 'Avrupa'nın Atlantis'i' olarak adlandırılan kayıp bir kıyı yerleşimini su altında keşfetti. Bu önemli bulgu, deniz seviyesindeki değişimlerin tarih öncesi medeniyetler üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Danimarka'da 8,500 yıllık Atlantis keşfi! Avrupa'nın kayıp şehri bulundu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Danimarka'nın Aarhus Koyu'nda yürütülen su altı arkeoloji çalışmaları, bilim dünyasında büyük heyecan yarattı. Arkeologlar, yaklaşık 8,500 yıl önce deniz tarafından yutulan ve 'Avrupa'nın Atlantis'i' olarak tanımlanan kayıp bir kıyı yerleşiminin izlerini gün yüzüne çıkardı. Taş Çağı'na tarihlenen bu antik şehir, Danimarka'nın ikinci en büyük şehrinin açıklarında, deniz seviyesinin yaklaşık 8 metre altında tespit edildi. Uzmanlar, bu keşfin sadece Atlantis efsanesine yeni bir boyut kazandırmakla kalmadığını, aynı zamanda deniz seviyesindeki değişimlerin tarih öncesi topluluklar üzerindeki etkisini de gözler önüne serdiğini belirtiyor.</p><h3>Arkeolog Peter Moe: 'Aarhus Koyu'nda zaman kapsülü niteliğinde bir keşif'</h3><p>Çalışmalara liderlik eden arkeolog Peter Moe, Aarhus Koyu'ndaki bu alanın, 8,500 yıl önce yaşamış avcı-toplayıcı topluluklara dair kapsamlı bilgiler sunduğunu vurguladı. Moe, "Burada asıl amacımız, o dönemde kıyı yerleşiminde yaşamın nasıl olduğuna dair net bir tablo ortaya koymak" dedi. Araştırma ekibi, taş aletler, ok uçları, hayvan kemikleri ve iyi korunmuş ahşap parçaları gibi çok sayıda eseri su altından çıkardı. Özellikle ahşap malzemelerin ve fındık kalıntılarının oksijensiz ortamda mükemmel şekilde korunduğu belirtildi. Moe, "Burası adeta bir zaman kapsülü gibi. Deniz seviyesi yükseldiğinde, tüm kalıntılar oksijensiz ortamda korunmuş ve zaman adeta durmuş" ifadelerini kullandı. Bu tür buluntular, Atlantis efsanesinin gerçekliğine dair somut veriler sunarken, Danimarka'nın beklenmedik şekilde bu gizemli tarihe ev sahipliği yapması da dikkat çekiyor.</p><h3>Dendrokronolog Jonas Ogdal Jensen: 'Deniz seviyesi değişimi ve etkileri net biçimde ortaya çıktı'</h3><p>Moesgaard Müzesi'nden dendrokronolog Jonas Ogdal Jensen, bulunan ağaç kalıntılarının yaşını kesin olarak belirleyebildiklerini açıkladı. Jensen, bu sayede deniz seviyesindeki değişimlerin zaman içindeki etkilerini detaylı şekilde ortaya koyduklarını söyledi. Araştırmacılar, son Buzul Çağı'nın sonunda yükselen denizlerin, Aarhus Koyu'ndaki kıyı yerleşimini tamamen yuttuğunu ve avcı-toplayıcı toplulukları iç bölgelere göç etmeye zorladığını belirtti. Bu süreç, hem Danimarka hem de Kuzey Avrupa'nın genelinde, binlerce yıl önceki insan topluluklarının yaşam biçimlerini kökten değiştirdi. Uzmanlar, bu tür keşiflerin, günümüzde de deniz seviyesindeki değişimlerin toplumsal ve çevresel etkilerine ışık tuttuğunu vurguluyor.</p><h3>Kuzey Denizi ve Doggerland: Kayıp medeniyetlerin izinde yeni araştırmalar</h3><p>Arkeologlar, Danimarka'nın yanı sıra Almanya kıyılarında ve Kuzey Denizi'nin altında da benzer kayıp yerleşimlerin izini sürüyor. Özellikle Doggerland adı verilen ve Britanya, Danimarka ile Hollanda arasında uzanan eski kara parçası, Avrupa'nın tarih öncesi dönemlerine dair önemli ipuçları barındırıyor. 1931 yılında bir Hollanda balıkçı teknesinin deniz tabanından çıkardığı eserlerle gündeme gelen Doggerland, yaklaşık 8,200 yıl önce yükselen denizler ve yıkıcı bir tsunaminin etkisiyle sular altında kalmıştı. Bilim insanları, bu felaketin ardından toprakların tamamen deniz altına gömüldüğünü ve bugün geriye kalanların Kuzey Denizi'nin derinliklerinde yattığını belirtiyor. Araştırmacılar, gelecekte de Kuzey Denizi'nde yürütülecek yeni projelerle, Atlantis efsanesinin izini sürmeye devam etmeyi planlıyor.</p><p>Danimarka'da ortaya çıkarılan bu antik yerleşim, hem Atlantis efsanesine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi hem de deniz seviyesindeki değişimlerin medeniyetler üzerindeki uzun vadeli etkisini gözler önüne serdi. Bilim dünyası, Aarhus Koyu'ndaki bu keşfin ardından, Avrupa'nın kayıp şehirlerinin izini sürmek için yeni araştırmalara hız verdi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/danimarkada-8500-yillik-a-458_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279691</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/bakan-isikhan-dijital-bagimlilik-cok-yonlu-bir-sekilde-ele-alinmasi-gereken-ciddi-bir-tehdittir-279691</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Işıkhan: Dijital bağımlılık çok yönlü bir şekilde ele alınması gereken ciddi bir tehdittir]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan "Dijital bağımlılık, aşırı sosyal medya kullanımından, illegal siteler aracılığıyla bahis oyunlarına varıncaya kadar toplumsal geleceğimiz adına çok yönlü ele alınması gereken ciddi bir tehdittir" dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Işıkhan: Dijital bağımlılık çok yönlü bir şekilde ele alınması gereken ciddi bir tehdittir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Türk Metal Sendikasınca bir otelde düzenlenen "Genç İşçiler 3. Büyük Kurultayı"na katıldı.</p><p>Küresel ölçekteki büyüme mücadelesine, her geçen gün yeni bir cephe kazandıran Türkiye'nin en büyük sermayesinin beşeri güç olduğunu belirten Işıkhan, gençlerin, ülkenin yerli ve milli kalkınma yolculuğunu aklıyla, fikriyle ve enerjisiyle omuzladığını vurguladı.</p><p>Işıkhan, metal sektöründe faaliyet gösteren, çalışan, üreten, milli kalkınmaya ivme katan sendikalı gençlerin dinamizminin hem Türkiye'nin üretim ve iş gücü potansiyelinin hem de gittikçe gençleşen sendikacılık ve sivil toplum faaliyetlerinin önemli bir yansıması olduğunu ifade etti.</p><p>Bugün gençlerin, teknoloji ve enformasyon çağının da etkisiyle, geçmişe kıyasla daha pratik, inovatif, bilinçli ve bunun doğal bir sonucu olarak daha üretken konumda olduğunu dile getiren Işıkhan, teknolojinin hızla ilerlediği ve sosyal hayatı da aynı hızla dijitalleştirdiği bir dönemden geçildiğini kaydetti.</p><p>Yapay zekadan otomasyona ve bilişimden enerji verimliliğine kadar her alanda, gençlerin varlığını ve başarılarını görmenin kendilerini gururlandırdığını vurgulayan Işıkhan, şunları paylaştı:</p><p>"Bugün, Kurultay kapsamında, teknolojinin karanlık yanına, dijital bağımlılık konusuna özellikle gençlerimizin dikkatle eğilmesi gerektiğini düşünüyorum. Sosyalleşme kavramının ihtiva ettiği özelliklerin, artık birer birer sanal dünyaya, yapay ilişkilere ve anlık keyiflere dönüşmesi, sadece toplumsal hayatı değil, aynı zamanda bireysel yaşamı da olumsuz yönde etkilemektedir. Dijital araçlara ulaşımın gittikçe kolaylaşmasıyla birlikte sanal dünyaya yüklediğimiz anlam, maalesef bizi, dijital bağımlılık riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Dijital bağımlılık, aşırı sosyal medya kullanımından, illegal siteler aracılığıyla bahis oyunlarına varıncaya kadar pek çok alt kategorisi bulunan ve toplumsal geleceğimiz adına çok yönlü bir şekilde ele alınması gereken ciddi bir tehdittir.</p><p>Dijital dünyayla fazla temasın, iş sağlığı ve güvenliğini riske attığı, iş performansını düşürdüğü ve iş kazalarına neden olduğu uzmanlarca ortaya konulan bir gerçektir. Bu tehdit bugün, ailede, iş ve sosyal hayatta ilişkileri bozmakla kalmamakta, ruhsal ve bedensel sağlık sorunları başta olmak üzere, yaşam kalitemizi düşürecek birçok olumsuzluğu da beraberinde getirmektedir. Teknoloji ve dijital araçlar, sosyal hayatın kaçış noktası veya sorumluluklarımızın acil çıkış kapısı değildir. Dolayısıyla dijital bağımlılıktan korunmanın ve gençlerimizi de bu tehlikelerden korumanın öncelikli yolu, dijital mecralara dair gerçeklik algımızı doğru yönde belirlemek ve bu alanları birer sorun çözücü bir araç olarak görmekten vazgeçmektir."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/2-15062026cb7698a4.jpg"/><p><strong>"RİSKLERİ AZAMİ ÖLÇÜDE AZALTMAK HEPİMİZİN ELİNDE"</strong></p><p>Dijital dünyayla kurulacak ilişkilerde belli sınırlar koymak ve iradenin yönetimini sanal dünyaya teslim etmekten kaçınmak gerektiğinin altını çizen Işıkhan, dijital bağımlılığın bir salgın halinde yayılmasını engelleyerek, teknolojiyi sadece hayatı kolaylaştıracak bir araca dönüştürmenin herkesin kendi elinde olduğunu söyledi.</p><p>Metal sektörünün, Türkiye'nin üretim ve ihracatında büyük payı bulunan, aynı zamanda dijitalleşmenin de en çok etkilendiği sektörlerden bir tanesi olduğuna işaret eden Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Türk Metal Sendikası, işkolunun en büyük sendikası olmanın yanı sıra üyelerinin yüzde 40'ı genç üyelerden oluşmaktadır. Türk sendikal hareketinde ilklere imza atan bir sendika olmasının yanı sıra işkolundaki gelişmelere de öncülük etmektedir. Sizlerin de emek verdiği, ekmeğini kazandığı bu sektörde dijital dönüşümü doğru yönetmek, değişimi olumlu bir gelişime çevirmek, faydalarından maksimum yararlanmak ve riskleri azami ölçüde azaltmak hepimizin elindedir."</p><p>Vedat Işıkhan, Bakanlık olarak İŞKUR aracılığıyla, özellikle kadınlara ve gençlere yönelik yürüttükleri dijital okuryazarlık ve teknolojik okuryazarlık eğitimlerinin de tam da bu noktada önemli bir işlevi yerine getirdiğini aktardı.</p><p>Işıkhan, 2026 ocak-nisan ayı içerisinde, 3 bin 797 kişinin bu eğitimlerden faydalanmasını sağladıklarını, çalışma hayatında dönüşüme yön verecek bu tür eğitim ve projelerle, sendikalar, konfederasyonlar başta olmak üzere tüm paydaşlarla işbirliği yapmaya devam edeceklerini belirtti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/3-1506202608d1725d.jpg"/><p><strong>"SİLAHIN, PARAN, GÜVENLİĞİN YOKSA, AİLEN DE YOK, FABRİKAN DA YOK"</strong></p><p>TÜRK-İŞ Başkanı Ergün Atalay ise savaşların yaşandığı bir dünyada, güvenliğin olmadığı bir bölgede diğer konuların ikincil önemde olacağına dikkati çekerek, "Silahın, paran, güvenliğin yoksa, ailen de yok, fabrikan da yok, işin de yok, iş yerin de yok." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Türkiye'de "etik yasası"na ihtiyaç olduğu dile getiren Atalay, sendikalar, siyasi partiler ve belediyelerin de bu yasaya tabi olmasını istedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/4-15062026a4657071.jpg"/><p>Atalay, "Hırsızın, terör örgütünden farkı yok. Biz işçiler, vatan hainlerini, emek hırsızlarını dışlayacağız. Giresun'da, Beypazarı'nda, Soma'da bir işveren var ki, kim bu işveren? Yerin altında işçiyi çalıştırıyor, aylardır maaşını vermiyor. Türkiye duyuyor, devletin tamamı duyuyor. Bu işverenlerin lisansı iptal edilmeli, ülke sınırlarından aldığı ihaleleri bırakarak, gitsin buradan." ifadesini kullandı.</p><p>Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Uysal Altundağ ve Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) Genel Sekreteri Fatih Ay da sendikanın çalışmalarına ilişkin konuşma yaptı.</p><p>Konuşmaların ardından Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Uysal Altundağ, Bakan Işıkhan'a plaket takdim etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/bakan-isikhan-dijital-bag-291_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279690</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/bilgi/lokman-hekimden-kizilcik-mucizesi-dogal-sifa-recetesi-279690</link>
      <pubDate>2026-06-14T15:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Lokman Hekim'den kızılcık mucizesi: Doğal şifa reçetesi]]></title>
      <category><![CDATA[Bilgi]]></category>
      <description><![CDATA[Lokman Hekim'in önerdiği kızılcık suyu, Türkiye'de geleneksel tıbbın önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Kızılcık suyu, bağışıklık sistemini güçlendiren, idrar yolu enfeksiyonlarını önleyen ve birçok hastalığa karşı koruma sağlayan doğal bir içecek olarak dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Lokman Hekim'den kızılcık mucizesi: Doğal şifa reçetesi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Lokman Hekim'in yüzyıllardır tavsiye ettiği kızılcık suyu, doğal şifa arayanların ilgisini çekiyor. Türkiye'nin birçok bölgesinde geleneksel tıpta önemli bir yere sahip olan kızılcık suyu, özellikle bağışıklık sistemini güçlendirme ve hastalıklara karşı koruma sağlama özellikleriyle ön plana çıkıyor. Kızılcık suyu, antioksidan bakımından zengin yapısı sayesinde vücudu zararlı etkenlere karşı savunuyor. Lokman Hekim'in 'Kızılcığın tüketildiği yerde hekime gerek yoktur' sözü, bu doğal içeceğin sağlık üzerindeki etkilerini vurguluyor.</p><h3>LOKMAN HEKİM: KIZILCIK HEKİME İHTİYAÇ BIRAKMAZ</h3><p>Kızılcık suyu, Lokman Hekim tarafından sadece geleneksel bir içecek olarak değil, aynı zamanda hastalıklara karşı bir reçete olarak öneriliyor. Bağışıklık sistemini güçlendiren ve vücudu enfeksiyonlara karşı koruyan kızılcık suyu, özellikle idrar yolu enfeksiyonlarının önlenmesinde etkili rol oynuyor. Yüksek C vitamini ve polifenol içeriğiyle öne çıkan kızılcık suyu, soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklara karşı da koruma sağlıyor. Lokman Hekim'in önerileri, günümüzde de sağlık arayanlar tarafından ilgiyle takip ediliyor. Kızılcık suyu, ateş düşürücü ve serinletici etkisiyle de biliniyor.</p><h3>KIZILCIK SUYU NASIL HAZIRLANIR VE TÜKETİLİR?</h3><p>Kızılcık suyu hazırlamak oldukça pratik. 500 gram taze kızılcık, 1.5 ile 2 litre su ve damak tadına göre bir su bardağı toz şeker kullanılarak evde kolayca doğal kızılcık suyu yapılabiliyor. Kızılcıklar ayıklanıp yıkandıktan sonra tencereye alınarak su ve şekerle birlikte yaklaşık 20-30 dakika kaynatılıyor. Meyveler iyice yumuşadığında karışım süzülerek içime hazır hale geliyor. Kızılcık suyu, mayhoş tadı nedeniyle genellikle suyla seyreltilerek ya da hafifçe balla tatlandırılarak tüketiliyor. Taze olarak içilebildiği gibi, doğal şerbet olarak da sofralarda yer alıyor. Kızılcık suyu, antioksidan etkisiyle iltihaplanmayı azaltıyor, kan basıncını dengelemeye ve kötü kolesterolü düşürmeye katkı sağlıyor. Böylece hem lezzetli hem de sağlıklı bir alternatif sunuyor.</p><p>Kızılcık suyu, Lokman Hekim'in yüzyıllardır önerdiği doğal reçeteler arasında yer alıyor. Düzenli tüketildiğinde bağışıklık sistemini güçlendiriyor, vücudu hastalıklara karşı koruyor. Doğal içerikli bu içecek, sağlıklı yaşam arayışında olanlar için önemli bir seçenek oluşturuyor.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/bilgi/ibn-i-sinadan-1000-yillik-saglik-uyarisi-yemekten-sonra-bunu-sakin-yapmayin-279686" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/ibn-i-sinadan-1000-yillik-298_2-41.jpg"/></div><h3>İbn-i Sina'dan 1000 yıllık sağlık uyarısı: Yemekten sonra bunu sakın yapmayın</h3></a>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/lokman-hekimden-kizilcik--436_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279689</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/abd-iran-mutabakati-mit-baskani-kalin-onumuzdeki-gunler-asil-konularin-muzakere-edildigi-z-279689</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:00:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ABD-İran mutabakatı! MİT Başkanı Kalın: Önümüzdeki günler asıl konuların müzakere edildiği zorlu bir süreç olacak]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, "(ABD-İran mutabakatı) Önümüzdeki günler ve haftalar, müzakerelerde asıl konuların ele alındığı, tartışıldığı, müzakere edildiği zorlu bir süreç olacak." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ABD-İran mutabakatı! MİT Başkanı Kalın: Önümüzdeki günler asıl konuların müzakere edildiği zorlu bir süreç olacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Milli İstihbarat Akademisi (MİA) tarafından Ankara'da bir otelde düzenlenen, "NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık" isimli panele katıldı.</p><p>Burada konuşan Kalın, küresel denklemin, güvenlik önlemlerinin yeniden şekillendiği, güç rekabetinin sertleştiği, tehditlerin farklı boyutlar kazanarak çeşitlendiği bir dönemden geçtiğini söyledi.</p><p>Bu süreçte Orta Doğu'dan Doğu Akdeniz'e, Karadeniz'den Avrupa güvenliğine kadar geniş bir coğrafyada yaşanan gelişmelerin, NATO'nun önemini bir kez daha ortaya koyduğunu vurgulayan Kalın, NATO'nun, bugün olduğu gibi gelecekte de uluslararası güvenlik mimarisinin en temel sütunlarından biri olmaya devam edeceğinin altını çizdi.</p><p>Değişen tehdit ortamının, İttifak'ın rolünü ve müttefiklerin de yeni şartlara uygun şekilde değerlendirilmesini zorunlu kıldığına işaret eden Kalın, "Güvenlik paradigmasının köklü biçimde değiştiği günümüzde, dönüşümü doğru okumak, yeni tehditleri zamanında kavramak ve bu tehditlere stratejik cevaplar üretebilmek kritik önemi haizdir. Bunun için dayanıklı toplumlara, güçlü kurumlara, etkili istihbarat kapasitesine, teknolojik donanıma ve ortak stratejik akla her zamankinde daha fazla ihtiyaç duyuyoruz." diye konuştu.</p><p>Kalın, NATO'nun değişen güvenlik ortamına nasıl uyum sağlayacağı ve kendisini yeni ihtiyaçlara göre nasıl dönüştüreceği sorusunun, en kritik meselelerden biri olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:</p><p>"NATO'nun kuruluş felsefesinin temelinde yer alan, güvenlik, askeri, siyasi, ekonomik, teknolojik ve toplumsal unsurların iç içe geçtiği, çok katmanlı, çok boyutlu bir yapı arz etmektedir. Sınır güvenliği ve enerji güvenliği, ekonomik istikrar ve savunma kapasitesi, siber dayanıklılık ve toplumsal huzur, yapay zeka çağının gerektirdiği bilgi güvenliği anlayışıyla devlet egemenliği birbirinden ayrılmaz unsurlardır. Bu köklü değişim, savaş ve istihbaratın doğasında da dönüşüme neden olmaktadır. Yeni gerçeklik karşısında her aktör kendine yeterli olmanın, caydırıcı etki oluşturmanın ve krizlere çözüm üretmenin yollarını aramak zorundadır. Bu noktada NATO da yalnızca caydırıcılık kapasitesinin arttırılmasıyla değil, aynı zamanda müttefik ülkelerin dayanıklılık kapasitelerini güçlendirilmesiyle de güvenlik mimarisindeki önemini muhafaza etmektedir."</p><p>Rusya-Ukrayna Savaşı'nın, yalnızca iki ülke arasında cereyan eden askeri bir çatışma olmaktan çıktığına dikkati çeken Kalın, bu savaşın geniş bir alanda küresel sonuçlar doğurduğunu söyledi.</p><p>Kalın, Orta Doğu'da yaşanan krizlerin, güvenliğin artık birbirinden kopuk alanlarda değil, birbirini tetikleyen ve ortak sonuçlar doğuran sınama alanları üzerinde gerçekleştiğini ifade etti.</p><p><strong>"ÜLKEMİZ, KRİZLERİN YÖNETİMİNE SOMUT KATKILAR SUNMAKTADIR"</strong></p><p>ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşa değinen Kalın, şunları kaydetti:</p><p>"Dün akşam ilan edilen, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında anlaşmaya varıldığına dair haber hepimiz tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Ama temkinli bir iyimserlik içerisindeyiz, zira önümüzdeki günler ve haftalar, müzakerelerde asıl konuların ele alındığı, tartışıldığı, müzakere edildiği zorlu bir süreç olacak. Biz, bu sürece katkı veren başta Pakistan, ardından Katar olmak üzere ülkemizi de dahil ederek katkı sunan tüm aktörleri tebrik ediyoruz. Bu konuda kararlılık gösteren tüm ülkeleri ve liderlerini kutluyoruz. Umarız bu adım, Orta Doğu'da kalıcı bir barışın inşa edilmesi için önemli bir merhaleyi teşkil edecek."</p><p>Kalın, İsrail'in Gazze'de başlattığı ihlal, işgal ve ilhak politikaları başta olmak üzere bölgede izlediği saldırgan tutumun tüm Orta Doğu'nun güvenliğini tehdit eder hale geldiğini söyledi.</p><p>ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın bölgesel sınırları aşarak küresel dengeyi şekillendiren mahiyet aldığına işaret eden Kalın, "Bütün bu gelişmeler karşısında ülkemiz, NATO'ya katıldığı ilk günden itibaren üzerine düşen sorumlulukları hakkıyla yerine getirmekte, İttifak'ın caydırıcılığına, doğu ve güney kanatlarının güvenliğine, Karadeniz'deki dengeye, terörle mücadele gündemine ve bölgesel krizlerin yönetimine somut katkılar sunmaktadır." diye konuştu.</p><p>Kalın, Türkiye ile NATO ilişkilerinin, Türkiye'nin NATO'ya katıldığı 1952 yılından beri hem Türkiye'nin güvenlik perspektifi hem de İttifak'ın küresel perspektifi açısından hayati bir öneme sahip olduğunu vurguladı.</p><p>Türkiye'nin NATO üyeliğinde 3 önemli dönemden geçtiğini anlatan Kalın, ilk dönemin Soğuk Savaş, ikinci dönemin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile mücadele ve üçüncü dönemin de Suriye bağlamında yaşandığını hatırlattı.</p><p><strong>"TÜRKİYE DOĞRU YERDE DURDU"</strong></p><p>Atılan kararlı adımlar, stratejik vizyon ve uzun vadeli tespitler sayesinde Suriye'nin bugün hiç kimsenin hayal edemeyeceği bir noktaya ulaştığına işaret eden Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Bugün Suriye'de bir yeniden inşa, Baas rejimi sonrası yeniden imar, yeniden güvenlik, yeniden toplumsal kucaklaşma dönemi yaşanıyor. Bunun en önemli ayaklarından bir tanesi de Suriyeli Kürtlerin yeni Suriye'ye entegrasyon süreci oluşturdu. Bize, 'DEAŞ'la mücadelede en önemli müttefikimiz olan Kürt müttefiklerimize Türkiye saldırıyor' diye eleştiri getirenler, şimdi bu entegrasyon sürecinin zeminini hazırladığımız için, 'Size teşekkür ediyoruz' diyor. Çünkü Türkiye burada da doğru yerde durdu. Suriye Kürtleri için de en doğru, en faydalı, en makul ve rasyonel formülü üretmek suretiyle Suriye'de toplumsal bütünleşmenin, entegrasyonun, kaynaşmanın zeminini oluşturdu. Şu anda Suriye'den ne Türkiye'ye ve komşularına, ne de NATO İttifakı'na yönelik en ufak bir tehdit söz konusu değil. Ama DEAŞ unsurlarıyla mücadelede biz, Suriye istihbaratıyla yoğun bir çaba içerisindeyiz."</p><p>Kalın, "Terörsüz Türkiye" sürecine de değinerek, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde başlatılan 'Terörsüz Türkiye' hedefi, yalnızca bir güvenlik politikası değil, aynı zamanda güçlü, müreffeh ve istikrarlı bir gelecek için. Terörün her türlüsünden arındırılmış bir Türkiye, demokratik kapasitesini daha da güçlendirecek, ekonomik kalkınmasını hızlandıracak ve İttifak'ın güvenliğine katkı sağlayan stratejik aktör konumunu pekiştirecektir." dedi.</p><p>İbrahim Kalın, 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi'nin, NATO'nun değişen tehdit ortamı karşısında hangi kabiliyetlerle, nasıl bir iş bölümüyle ve ne tür bir uyum anlayışıyla yoluna devam edeceği sorularına cevap aranması açısından kritik bir platform olacağının altını çizdi.</p><p>MİT Başkanı Kalın, konuşmasının ardından, NATO'nun İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Scott Bray'e Ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun 1960'ta NATO'ya armağan edilen mozaik panosunun yağlı boya resmini hediye etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/abd-iran-mutabakati-mit-b-721_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279688</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/marveldan-x-men-atagi-sinematik-evrende-yeni-donem-basliyor-279688</link>
      <pubDate>2026-06-15T14:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Marvel'dan X-Men atağı! Sinematik evrende yeni dönem başlıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Marvel Studios, X-Men markasını sinematik evrende tamamen yeni bir başlangıçla yeniden hayata geçiriyor. Disney'in Fox'u satın almasının ardından, hayranların yıllardır beklediği X-Men karakterleri artık Marvel'ın ana evreninde buluşacak. Bu tarihi adım, süper kahraman filmleri dünyasında yeni bir dönemin kapısını aralıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Marvel'dan X-Men atağı! Sinematik evrende yeni dönem başlıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Marvel Studios, sinema dünyasında büyük yankı uyandıracak bir karara imza attı. Uzun yıllardır süper kahraman tutkunlarının heyecanla beklediği X-Men ekibi, Marvel Sinematik Evreni'nde (MCU) tamamen yeni bir filmle yeniden hayat bulacak. Disney'in Fox'u satın almasının ardından Marvel, X-Men karakterlerini önceki filmlerden tamamen bağımsız, sıfırdan bir hikâyeyle izleyicilere sunmaya hazırlanıyor. Avengers: Secret Wars filminin ardından gelmesi planlanan bu yeni X-Men yapımının yönetmen koltuğunda Thunderbolts* filminin yönetmeni Jake Schreier oturacak. Marvel'ın bu hamlesi, X-Men'i markanın gerçek öncü takımı olarak yeniden zirveye taşımayı ve tüm büyük Marvel karakterlerini tek çatı altında toplamayı hedefliyor.</p><h3>Marvel Studios: X-Men'i MCU'ya kazandırıyor</h3><p>X-Men, 1960'lı yıllardan bu yana çizgi roman dünyasında önemli bir yer edindi. Özellikle 1970'lerdeki Bronz Çağı ile birlikte popülerliği artan X-Men karakterleri, Marvel Comics'in vazgeçilmez bir parçası haline geldi. 2000 yılında başlayan Fox imzalı sinema serisi ise X-Men'i dünya çapında bir fenomen yaptı. Ancak Marvel hayranları, X-Men'in Marvel Sinematik Evreni'nde yer almasını uzun süredir bekliyordu. Disney'in 20th Century Fox'u satın almasının ardından, telif hakları Marvel'a geçti ve bu sayede X-Men karakterleri artık MCU'nun bir parçası olabilecek. Marvel Studios'un yeni filmiyle, X-Men'in önceki sinema uyarlamalarından tamamen ayrı, çizgi romanlara daha yakın bir anlatımla izleyici karşısına çıkması planlanıyor. Bu gelişme, hem sadık X-Men hayranları hem de Marvel evreninin yeni takipçileri için büyük bir heyecan kaynağı.</p><h3>X-Men'in sinema tarihindeki öncü rolü yeniden vurgulanıyor</h3><p>2000 yılında vizyona giren ilk X-Men filmi, süper kahraman sinemasında yeni bir çağ başlatmıştı. O dönemde Batman serisi eleştirilerle boğuşurken ve Superman karakteri sinemada sessizliğe gömülmüşken, X-Men filmleri cesur temaları ve toplumsal meseleleriyle öne çıktı. Yönetmen Bryan Singer, X-Men'i klasik süper kahraman kalıplarının dışına taşıyarak, insanlık ile mutantlar arasındaki çatışmayı derinlemesine işledi. Bu yaklaşım, X-Men'i sıradan bir aksiyon serisinin ötesine taşıdı ve süper kahraman filmlerinde tematik derinliğin kapılarını araladı. Hayranlar zaman zaman karakterlerin kostümleri ve adaptasyonları hakkında eleştiriler getirse de, X-Men filmleri dünya genelinde büyük bir başarı yakaladı. Serinin kendini sürekli yenileyebilmesi, Deadpool ve Logan gibi farklı tarzlarda yapımlarla genişlemesi, X-Men markasının anlatı gücünü ve esnekliğini ortaya koydu. Marvel Studios'un yeni filminde de bu mirasın korunması ve hatta daha da ileriye taşınması bekleniyor.</p><h3>X-Men, Marvel'ın toplumsal mesajlarını öne çıkarıyor</h3><p>X-Men, yalnızca süper güçlere sahip kahramanlar topluluğu olmanın ötesinde, Marvel'ın toplumsal ve sosyopolitik mesajlarını en güçlü şekilde aktaran markalarından biri. Gümüş Çağ'da Marvel, karakterlerini DC Comics'e kıyasla daha karmaşık ve insani olarak kurguladı. X-Men'in hikâyesi, mutantların toplumda dışlanması ve ötekileştirilmesi üzerine kurulu. Chris Claremont'un yazarlığında X-Men, baskı altındaki azınlıkların sesi haline geldi ve bu temalar, hem çizgi romanlarda hem de sinema uyarlamalarında geniş yankı buldu. Zamanla X-Men, klasik uzaylı ya da canavar düşmanlardan uzaklaşıp, mutant olmanın getirdiği kimlik krizine ve toplumla çatışmaya odaklandı. Bu sayede X-Men, Spider-Man gibi müttefikleri dışında kalan diğer Marvel kahramanlarıyla da zaman zaman karşı karşıya geldi. 1980'lerle birlikte X-Men evreni genişledi; The New Mutants, X-Force ve X-Factor gibi yan hikâyeler ortaya çıktı. Wolverine, Cable ve Deadpool gibi karakterler ise kendi solo maceralarına kavuştu. Tüm bu gelişmeler, X-Men'in Marvel evrenindeki önemini daha da artırdı ve markanın anlatı potansiyelini güçlendirdi.</p><h3>Marvel Studios'un X-Men hamlesi: Sinematik evrende yeni dönem</h3><p>Marvel Sinematik Evreni'nin yükselişiyle birlikte, hayranlar X-Men'in bu paylaşılan dünyada ne zaman yer alacağını merak ediyordu. Ancak 1990'larda Marvel'ın yaşadığı finansal sıkıntılar nedeniyle X-Men'in film hakları Fox'a geçmişti ve bu durum uzun süre Marvel Studios'un elini kolunu bağladı. 2010'larda Disney'in Fox'u satın almasıyla birlikte, X-Men ve Fantastik Dörtlü gibi önemli karakterler Marvel'ın ana evrenine döndü. Şimdi ise Marvel Studios, Avengers: Secret Wars'un ardından X-Men'i tamamen yeni bir filmle MCU'ya dahil etmeye hazırlanıyor. Bu yeni başlangıç, hem eski X-Men filmlerinden hem de mevcut Marvel hikâyelerinden bağımsız, sıfırdan bir anlatım sunacak. Marvel'ın bu adımı, sadece X-Men hayranlarını değil, tüm süper kahraman severleri heyecanlandırıyor. Çünkü bu gelişme, Avengers, Fantastik Dörtlü, Spider-Man ve X-Men gibi dev karakterlerin aynı evrende buluşmasını sağlayacak ve süper kahraman filmlerinde yeni bir çağın kapılarını aralayacak.</p><h3>Hayranlar için yeni bir başlangıç: X-Men'in geleceği</h3><p>X-Men'in MCU'ya katılması, Marvel Studios için hem büyük bir fırsat hem de önemli bir sınav anlamına geliyor. Uzun yıllar boyunca Fox'un elinde şekillenen X-Men filmleri, zaman zaman çizgi romanlara sadık kalmaması nedeniyle eleştirilmişti. Marvel Studios'un yeni filmi ise, X-Men karakterlerini çizgi romanlardaki orijinal kimliklerine ve temalarına daha yakın bir şekilde işleyerek, hem eski hayranları hem de yeni izleyicileri memnun etmeyi hedefliyor. Ayrıca, Secret Wars sonrası yeniden başlatılan MCU'da, X-Men'in hikâyesinin diğer Marvel kahramanlarıyla paralel ilerlemesi planlanıyor. Bu sayede, izleyiciler yıllardır hayalini kurdukları birleşik Marvel evrenini beyaz perdede görebilecek. X-Men'in güçlü anlatı mirası, toplumsal temaları ve karakter çeşitliliği, Marvel Sinematik Evreni'ne yeni bir soluk getirecek. Marvel Studios'un bu hamlesi, süper kahraman filmlerinin geleceğini şekillendirecek önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.</p><p>Sonuç olarak, Marvel Studios'un X-Men'i MCU'ya dâhil etme kararı, hem sinema dünyasında hem de çizgi roman hayranları arasında büyük bir heyecan yarattı. X-Men'in toplumsal mesajları, karakter çeşitliliği ve güçlü anlatı geleneği, Marvel'ın sinematik evrenine yeni bir derinlik kazandıracak. Tüm bu gelişmeler ışığında, Marvel hayranları, X-Men'in MCU'daki yeni yolculuğunu merakla bekliyor. Marvel Studios'un bu iddialı adımı, süper kahraman filmlerinde yeni bir çağın başlangıcı olabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/marveldan-x-men-atagi-sin-998_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279687</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/basin-ilan-kurumu-ve-umed-isbirliginde-yerel-medyaya-guclu-destek-279687</link>
      <pubDate>2026-06-15T14:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Basın İlan Kurumu ve UMED işbirliğinde yerel medyaya güçlü destek]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Basın İlan Kurumu Ankara Bölge Müdürü Atakan Çelik, akademilerin açılışında genç gazeteciler ile bir araya geldi. Çelik, “Gazeteci olarak halkla ilişkilerimiz iyi olmalı ve haberlerinizin hikâyesi bulunmalı” dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Basın İlan Kurumu ve UMED işbirliğinde yerel medyaya güçlü destek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Basın İlan Kurumu ve Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) iş birliğiyle düzenlenen ve yerel medyanın yapay zekâ çağındaki dönüşümünün ele alındığı iki akademide de genç gazetecilere alanında uzman isimler ders verdi. Ankara'da düzenlenen Yerel Medyada Dijital Atılım Akademisi ve Yapay Zekâ Çağında Yerel Medya Akademilerine yoğun katılım oldu.</p><p><b>YEREL MEDYA YENİ TEKNOLOJİLER İLE GÜÇLENECEK</b></p><p>Akademilerin açılış konuşmasını Basın İlan Kurumu Ankara Bölge Müdürü Atakan Çelik yaptı. Meslek tecrübelerini genç meslektaşları ile paylaşan Çelik, kurum olarak yerel medyaya her daim destek olduklarının altını çizerek, yerel medyanın yapay zekâ dönüşümü konusunda da çalışmalara imza attıklarını ifade etti. Çelik, gazetecilerin teknolojik gelişmeyi yakından takip etmeleri gerektiğine de işaret ederek, yenilikçi sistemler ve uygulamalar ile yerel medyanın daha güçlü bir hale geleceğinin altını çizdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/ad704725025b43e5a06d-15062026295b0e85.jpg"/><p><b>ÇELİK: HABERLERİN HİKÂYESİ OLMALI</b></p><p>Çelik, yerel medyanın toplum üzerindeki etkisine dikkat çekerek gazeteciliğin yalnızca haber üretmekten ibaret olmadığını vurguladı. Gazetecilerin insan ilişkilerinin güçlü olması gerektiğini belirten Çelik, "Gazeteci olarak halkla ilişkileriniz iyi olmalı ve haberlerinizin hikâyesi bulunmalı" ifadelerini kullandı.</p><p><b>ÜZEN, YAPAY ZEKÂ KULLANIM ALANLARINI AKTARDI</b></p><p>"Yerel Medyada Dijital Atılım Akademisi"nin ilk dersinde, Memurlar.net Genel Yayın Yönetmeni Edip Üzen, yerel gazetecilerle bir araya geldi. Üzen, sosyal medyanın doğru ve etkili kullanımı, dijital mecralarda içerik üretimi ve gazetecilikte sosyal medyanın gücüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Üzen, dijital dönüşüm süreci ve tık odaklı habercilik anlayışı üzerine uyarılarda bulunarak, yapay zekâ teknolojilerinin gazetecilikteki kullanım alanlarını aktardı. Sosyal medyada yanlış bilgilerin daha hızlı yayıldığını söyleyen Üzen, güvenilir içeriğin günümüzde daha da önemli hale geldiğini ifade etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/349034102a5d4b75b43e-150620261a2184dd.jpg"/><p>Anadolu Ajansı Dijital Haberler Müdürlüğü Başmuhabiri Oğuzhan Çal ise yeni nesil uygulamaların detayları ile mesleki tecrübelerini aktardı. Çal, yapay zekânın medya için bir tehdit değil, önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Oğuzhan Çal, yapay zekâ destekli araçların habercilik süreçlerini hızlandırdığını ve yerel medyanın dijital dönüşümüne katkı sağladığını vurguladı.</p><p>İletişim Başkanlığı Dijital Medya Koordinatörlüğü'nden Sertan Türkyılmaz da gazeteciliğin etik ilkeleri ve dijital içerik üretiminde öne çıkan yeni nesil uygulamaların kullanımına ilişkin eğitim verdi. Programda Türkyılmaz, dijitalleşen medya düzeninde gazetecilerin yeni araçlara uyumu ve içerik üretim süreçlerinde nelere dikkat etmeleri gerektiğine de değindi.</p><p><b>YAPAY ZEKÂNIN MEDYAYA ETKİSİ ELE ALINDI</b></p><p>İki günlük eğitimin son gününde düzenlenen "Yapay Zekâ Çağında Yerel Medya Akademisi"nde ise yerel medya dönüşümü üzerine uzman isimler dersler verdi. Yapay zekânın medyaya etkisi ve medyadaki dönüşümüne ilişkin örnekler veren uzmanlar, gazetecilerin yeni dönemde nelere dikkat etmeleri gerektiğini anlattı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/39cd27057bb44008a3da-150620260b82a7b4.jpg"/><p><b>YENİ NESİL UYGULAMALAR ANLATILDI</b></p><p>Yapay Zekâ Çağında Yerel Medya Akademisi kapsamında TRT Haber Kurgu Yönetmeni Oğuzhan Uyar, gerçekleştirdiği sunumda yeni nesil kurgu tekniklerini anlattı. Uyar, yapay zekânın haber kurgusuna entegrasyonu, içerik üretim süreçlerinde sağladığı hız ve verimlilik ile dijital habercilikteki dönüşüm başlıklarına ilişkin detaylar paylaştı.</p><p>Uyar, sunumun devamında dijitalleşmeyle birlikte değişen yeni medya üzerine değerlendirmelerde bulunurken, medya sektöründe yaşanan dönüşüme dikkat çekti. Sosyal medya platformlarına uyumlu içerik üretiminin aşamalarını aktaran Uyar, dijital mecralara uygun haber dili, video formatları ve etkileşim odaklı içerik stratejileri hakkında paylaşımlarda bulundu.</p><p><b>SOSYAL MEDYA EKOSİSTEMİNDE YAPAY ZEKÂDAN ÖRNEKLER</b></p><p>Sosyal Medya Uzmanı Buğra Tolga Gülcan, gerçekleştirdiği sunumda algoritma destekli içerik üretimi, sosyal medya platformlarının çalışma mantığı ve yazılım altyapılarına ilişkin tecrübelerini katılımcılarla paylaştı. Gülcan, dijital dünyanın değişen dinamikleri ve sosyal medya ekosisteminde nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda da örnekler verdi.</p><p>"Yapay Zekâ Çağında Yerel Medya Akademisi" kapsamında, Oditron Teknoloji CEO'su Serbülend Zeren ise yapay zekânın kullanımı üzerinden özel sektöre ilişkin deneyimlerini paylaştı. Zeren, kişisel güvenlikten dijital tehditlere, veri güvenliğini sağlamanın yollarından alınması gereken temel önlemlere kadar kritik başlıklarda dikkat çeken bilgiler paylaştı.</p><p><b>AI TEKNOLOJİLERİ KONUŞULDU</b></p><p>"Yapay Zekâ Çağında Yerel Medya Akademisi" kapsamında Siber Güvenlik Uzmanı Yılmaz Değirmenci ise akademilerin son gününde medya mensuplarıyla bir araya geldi. Değirmenci, yapay zekâ yazılımlarının doğru ve verimli kullanımı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Değirmenci, özellikle yapay zekâ araçlarının haber üretim süreçlerinde etkin kullanımına dikkat çekerken, kurumsal sistemlerde hassas verilerin korunması ve ajan tabanlı (agentic AI) teknolojilerin kullanım alanları hakkında bilgi verdi. Yapay zekâ destekli otomasyon sistemlerinin iş süreçlerine entegrasyonu konusunda örnekler paylaşan Değirmenci, doğru kullanım yöntemlerinin önemine vurgu yaptı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/basin-ilan-kurumu-ve-umed-700_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279686</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/bilgi/ibn-i-sinadan-1000-yillik-saglik-uyarisi-yemekten-sonra-bunu-sakin-yapmayin-279686</link>
      <pubDate>2026-06-14T14:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İbn-i Sina'dan 1000 yıllık sağlık uyarısı: Yemekten sonra bunu sakın yapmayın]]></title>
      <category><![CDATA[Bilgi]]></category>
      <description><![CDATA[İbn-i Sina'nın 1000 yıl önce kaleme aldığı tıbbi öğütler, günümüzde de sağlık alanında yol gösterici olmaya devam ediyor. Ünlü hekim, özellikle yemekten sonra yapılmaması gerekenler konusunda önemli uyarılarda bulunuyor. İbn-i Sina'nın tavsiyeleri, sağlıklı yaşam arayışında olanlar için dikkat çekici detaylar içeriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İbn-i Sina'dan 1000 yıllık sağlık uyarısı: Yemekten sonra bunu sakın yapmayın]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İbn-i Sina'nın bin yıl önce yazdığı tıbbi eserlerde yer alan sağlık önerileri, günümüzde de geçerliliğini koruyor. Ünlü bilginin özellikle yemekten sonra yapılmaması gerekenler konusunda verdiği uyarılar, modern tıp çevrelerinde de ilgiyle takip ediliyor. İbn-i Sina, El Kanun El-Sağir fi't Tıbb adlı eserinde, sağlıklı yaşam için bitkisel tedavilerden beslenme alışkanlıklarına kadar birçok konuda dikkat çekici tavsiyeler sunuyor. Hekimlerin Piri olarak anılan İbn-i Sina'nın önerileri, çağlar ötesinden günümüze ışık tutmaya devam ediyor.</p><h3>YEMEKTEN SONRA HAREKET ETMEYİN, ILIK SU İÇMEYİN</h3><p>İbn-i Sina, sağlıklı bir sindirim için yemekten hemen sonra hareket edilmemesi gerektiğini özellikle vurguluyor. Ona göre, yemek sonrası yapılan fiziksel aktiviteler, doğal vücut ısısını olumsuz etkileyerek sindirim sisteminde sorunlara yol açabiliyor. Ayrıca, yemeğin ardından ılık su içmenin de faydalı olmadığını belirten İbn-i Sina, bunun yerine bir yudum soğuk su tüketilmesini öneriyor. Ünlü hekim, sabahları aç karnına ılık su içmenin ise sindirim sistemi üzerinde olumlu etkileri olduğunu ifade ediyor. Bu öneriler, sindirim sağlığını korumak isteyenler için dikkatle takip edilmesi gereken detaylar arasında yer alıyor.</p><h3>İBN-İ SİNA'DAN BESLENME VE DOĞAL TEDAVİ ÖNERİLERİ</h3><p>İbn-i Sina'nın tavsiyeleri yalnızca yeme alışkanlıklarıyla sınırlı kalmıyor. Özellikle astım, böbrek taşı, uçuk ve mantar gibi rahatsızlıklar için doğal tedavi yöntemleri öneriyor. Astım hastalarına pişirilmiş kuru zufa otu, ada soğanı, geven, sarı incir, kabuksuz badem ve bal karışımını tavsiye eden İbn-i Sina, böbrek taşı sorunu yaşayanlara ise kabuksuz karpuz çekirdeği, çekilmiş üzüm çekirdeği, kereviz ve anason çekirdeği gibi bitkisel formüller öneriyor. Uçuk ve mantar tedavisinde ise sarı terminalia tohum özü, meyan kökü yaprağı ve sirke karışımının bölgeye uygulanmasını faydalı buluyor. İbn-i Sina'nın bu doğal tedavi yaklaşımları, günümüzde de alternatif tıp alanında ilgi görüyor.</p><h3>FARKLI YEMEKLERİ BİR ARADA TÜKETMEYE DİKKAT ÇEKİYOR</h3><p>İbn-i Sina, beslenme alışkanlıklarında çeşitliliğin önemine de değiniyor. Tek tip yemekle yetinilmemesi gerektiğini savunan hekim, farklı renk ve türde gıdaların tüketilmesinin sağlık açısından faydalı olduğunu belirtiyor. Ancak, bazı gıda kombinasyonlarının zararlı olabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle kızartma ile haşlama, kırmızı et ile balık, baklagiller ile balık gibi yiyeceklerin bir arada tüketilmesinin sindirim sistemini olumsuz etkileyebileceğini vurguluyor. Ayrıca, yağlı yemeklerin yanında tuzlu veya acı, ekşi yemeklerin yanında tatlı tüketilmesinin sindirim açısından yararlı olduğunu ifade ediyor. Bu öneriler, beslenme düzenini sağlıklı bir şekilde oluşturmak isteyenler için önemli ipuçları sunuyor.</p><h3>İBN-İ SİNA'DAN TATLI VE ET TÜKETİMİ UYARISI</h3><p>İbn-i Sina, tatlı tüketimi konusunda da dikkatli olunmasını öneriyor. Özellikle ilkbahar aylarında aşırı tatlı tüketiminin kan üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini belirtiyor. Tatlıları ikiye ayıran İbn-i Sina, ballı tatlıların sindirime yardımcı olduğunu, ancak hamurlu tatlıların damar ve eklem tıkanıklıklarına yol açabileceğini aktarıyor. Besili et tüketiminin ise safra artışına sebep olabileceğini ifade eden hekim, sonbahar ve yaz aylarında mevsime uygun meyvelerin tercih edilmesini öneriyor. Tuzlu ve kuru gıdalardan uzak durulması gerektiğini de ekliyor. Bu uyarılar, dengeli ve sağlıklı bir beslenme için yol gösterici nitelik taşıyor.</p><h3>UYKU DÜZENİ VE HAREKETİN ÖNEMİ VURGULANIYOR</h3><p>İbn-i Sina'nın sağlık önerileri, yalnızca beslenme ve bitkisel tedavilerle sınırlı kalmıyor. Uyku düzenine de büyük önem veren hekim, aşırı uykunun bedeni soğuttuğunu ve zihinsel fonksiyonları olumsuz etkilediğini belirtiyor. Uykusuzluğun ise bedeni kuruttuğunu ve irade gücünü zayıflattığını ifade ediyor. En dengeli fiziksel aktivitenin yavaş yürüyüş olduğunu savunan İbn-i Sina, yemekten önce hafif spor yapılmasını, öncesinde ve sonrasında ise dinlenilmesini tavsiye ediyor. Bu öneriler, hem fiziksel hem de zihinsel sağlığın korunmasına yardımcı olabilecek nitelikte.</p><p>Sonuç olarak, İbn-i Sina'nın bin yıl önce kaleme aldığı sağlık tavsiyeleri, günümüz modern yaşamında da geçerliliğini sürdürüyor. Doğal tedavi yöntemlerinden beslenme düzenine, uyku alışkanlıklarından fiziksel aktiviteye kadar geniş bir yelpazede öneriler sunan İbn-i Sina, sağlıklı yaşam arayışında olanlar için değerli bir rehber olmaya devam ediyor. Onun tavsiyeleri, geçmişten bugüne sağlık alanında yol gösterici olma özelliğini koruyor.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/bilgi/lokman-hekimden-kizilcik-mucizesi-dogal-sifa-recetesi-279690" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/lokman-hekimden-kizilcik--436_2.jpg"/></div><h3>Lokman Hekim'den kızılcık mucizesi: Doğal şifa reçetesi</h3></a>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/ibn-i-sinadan-1000-yillik-298_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279685</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/abd-iran-mutabakatindaki-bazi-konulara-iliskin-belirsizlik-suruyor-279685</link>
      <pubDate>2026-06-15T14:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ABD-İran mutabakatındaki bazı konulara ilişkin belirsizlik sürüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD ile İran arasında mutabakat sağlandığı duyurulsa da Lübnan'daki ateşkes ve Hürmüz Boğazı'ndan geçişler başta olmak üzere bazı konularda taraflardan gelen farklı açıklamalar nedeniyle belirsizlikler sürüyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ABD-İran mutabakatındaki bazı konulara ilişkin belirsizlik sürüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırısıyla başlayan savaş, müzakerelerin sonunda mutabakatla sonuçlandı.</p><p>Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, yaptığı açıklamada, ABD ve İran'ın mutabakata vardığını duyurarak, "Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini" ilan etti.</p><p>Bu açıklamadan sonra gözler, ABD ile İran arasında varılan mutabakatın maddelerine çevrildi.</p><p>Resmi olarak mutabakatta yer alan maddeler duyurulmasa da İran basını "14 maddelik mutabakat taslağı" olduğu söylenen bir metni paylaştı.</p><p>Bu metne göre, taraflar Lübnan dahil tüm cephelerde kalıcı bir ateşkesi kabul ediyor. Washington'ın Tahran yönetiminin içişlerine karışmama taahhüdü, ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasını kaldırması da mutabakattaki maddeler arasında yer alıyor.</p><p>Ayrıca, Hürmüz Boğazı'nın "İran'ın düzenlemeleri çerçevesinde" 30 gün içinde yeniden açılması, İran petrolü ve enerji ürünlerine yönelik yaptırımların kaldırılması da "mutabakat taslağında" bulunuyor.</p><p>Buna ek olarak, ABD'nin İran'ın dondurulmuş varlıklarının Tahran'ın erişimine açılması, İran'ın ise nükleer silah üretmeme taahhüdünün yenilenmesi de mutabakat taslağında öne çıkan maddeler olarak dikkati çekiyor. Ancak, Lübnan'daki ateşkes ve Hürmüz Boğazı'ndan geçişlere ilişkin taraflardan gelen farklı açıklamalar, mutabakata ilişkin bazı belirsizliklerin ortaya çıkmasına neden oldu.</p><p>19 Haziran'da İsviçre'de düzenlenecek resmi imza töreniyle taraflar arasındaki savaşın sona erdirilmesi hedeflenirken, ABD ile İran arasındaki anlaşmazlığa yol açan konular arasında netlik kazanmayan başlıklar yer alıyor.</p><p>Hürmüz Boğazı, İsrail ordusunun Lübnan'a saldırıları, İran'ın nükleer programı, yaptırımlar ve tazminat meselesinin yanı sıra İran'ın vekil güçleri ve füze programına ilişkin konular önem arz ediyor.</p><p>Tarafların mutabakat hakkındaki açıklamaları derlendi.</p><p><strong>HÜRMÜZ BOĞAZI</strong></p><p>ABD Başkanı Donald Trump, küresel ticaret bakımından büyük önem arz eden Hürmüz Boğazı'nın "ücretsiz olarak açılmasını" onayladığını ve bunun "kalıcı" olacağını iddia etti.</p><p>Anlaşmanın 19 Haziran'da imzalanacağını duyuran Trump, Hürmüz Boğazı'ndaki mayınların temizlenerek petrol taşımacılığının devam edeceğini söyledi.</p><p>İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise Hürmüz Boğazı'ndan geçiş düzenlemesi ile ilgili yaptığı açıklamada, "Hürmüz Boğazı'nda sunulan hizmetlerin bedelini almalıyız." dedi.</p><p>İran'ın yarı resmi Mehr Haber Ajansının 14 maddelik mutabakat zaptı taslağına ilişkin haberinde, Hürmüz Boğazı'nda geçişlerde ücret toplama hakkının sadece İran ve Umman'a ait olduğunu ve üçüncü tarafların bu konuda karar alma yetkisine sahip olmadığını söylendi.</p><p><strong>LÜBNAN'A SALDIRILAR</strong></p><p>Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, "Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini ilan ettiğini" aktarırken, İsrail tarafından mutabakata yönelik itirazlar geldi.</p><p>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun itirazlarına rağmen mutabakatın sağlandığını aktaran Trump, İran ile mutabakata yaklaşılan bir dönemde İsrail'in Beyrut'a saldırısını eleştirerek bunun "yaşanmaması gerektiğini" vurguladı.</p><p>Ancak Trump, mutabakata tüm Lübnan'ın dahil olduğuna dair henüz bir ifade kullanmadı.</p><p>İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Trump'ın yaptığı mutabakatın "kendilerini bağlamayacağını ve İsrail'in ABD'nin sömürgesi olmadığını" savundu.</p><p>İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz da Washington ile Tahran arasındaki mutabakata rağmen, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde, Suriye ve Gazze'de işgal ettiği bölgelerde ucu açık bir süreyle kalmaya devam edeceğini açıkladı.</p><p>Ancak Katz, Lübnan'a saldırıların sürüp sürmeyeceğine ilişkin de bir ifade kullanmadı.</p><p>İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ise mutabakatın Lübnan'ı da kapsadığını belirterek, "Lübnan da dahil olmak üzere çeşitli cephelerdeki savaş ve askeri operasyonlara derhal ve kalıcı olarak son verileceği bu gece açıklanacak." demişti.</p><p>İran basınındaki "mutabakat taslağında", İran ve Lübnan dahil olmak üzere tüm cephelerde mevcut savaşın durdurulmasının şart koşulduğu belirtilerek, ABD'nin bu kararlılığı İsrail adına da taahhüt edeceği kaydedildi.</p><p>İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, İsrail'in Lübnan'daki saldırılarının tamamen durması gerektiğini vurgulayarak, ABD'nin anlaşmayı uygulama sorumluluğu taşıdığına dikkati çekti.</p><p>İsrail ordusu, dün Lübnan'ın başkenti Beyrut ile güneydeki beldelere saldırılar düzenlemiş, bugün de ateşkese rağmen güneydeki Kefertebnit ve Yukarı Nebatiye beldelerine hava ve topçu saldırıları düzenlemişti.</p><p><strong>NÜKLEER PROGRAM VE YAPTIRIMLAR</strong></p><p>Trump, İran'ın ABD ile nihai bir nükleer anlaşmaya varamaması halinde Tahran'a yönelik askeri saldırıları yeniden başlatacağını kaydetti.</p><p>Yeni mutabakatın İran'ın "nükleer silah geliştirememesini veya satın alamamasını" güvence altına alacağını savunan Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini 20 yıl süreyle askıya alması meselesini hala müzakere ettiklerine ancak 15 yıllık süreci de kabul edebileceğine işaret etti.</p><p>Trump, İran'ın kapasitesinin "askeri amaçlara asla hizmet edemeyecek" düşük düzeyde uranyum zenginleştirmeyle sınırlı tutulacağını aktardı.</p><p>İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Garibabadi, anlaşmanın imzalanmasından sonraki 60 günlük süre içerisinde yaptırımlar, nükleer program ve ekonomik kalkınma mekanizması gibi konuların müzakere edileceğini kaydetti.</p><p>İran basınındaki "mutabakat taslağında" İran'ın nükleer programına ilişkin taleplerin zenginleştirilmiş uranyumla ilgili olduğunu ve İran'ın diğer nükleer faaliyetlerine ilişkin görüşme yapılmadığı belirtildi.</p><p>Taslakta, nihai bir anlaşmaya varılsa bile İran'ın yükümlülüklerinin, nükleer silah üretmeme taahhüdüyle ve yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum stoku meselesinim Tahran tarafından önerilen bir formülle çözülmesiyle sınırlı kalacağı kaydedildi.</p><p>Uranyumun seyreltilmesi durumunda ülke içerisinde kalacağı aktarılan taslakta, gerekirse malzemenin kısa süre içerisinde daha yüksek zenginleştirme seviyelerine getirilebileceği ifade edildi.</p><p>ABD'nin birincil ve ikincil yaptırımları kaldırmayı taahhüt ettiği iddia edilen taslakta, müzakerelerin ikinci aşamasına gelinene kadar kapsamlı bir yaptırım muafiyeti veya hafifletilmesi sağlanmayacağı kaydedildi.</p><p><strong>İRAN'IN DONDURULMUŞ VARLIKLARI</strong></p><p>Taslağın paylaşıldığı haberde, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması, petrol yaptırımlarının durdurulması ve Lübnan'daki savaşın bitirilmesinin görüşmelerin bir sonraki aşamasının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini belirleyebileceği dile getirildi.</p><p>Öte yandan ABD tarafı ve ara bulucu Pakistan, yaptırımlar konusunda güncel bir açıklama yapmadı.</p><p><strong>TAZMİNAT</strong></p><p>Taslağın paylaşıldığı haberde, 300 milyar dolarlık kalkınma ve yeniden imar fonu teklif edildiği belirtilerek, "yeniden imar" teriminin savaş kaynaklı hasarlara ilişkin olduğu öne sürüldü.</p><p>ABD tarafında bu iddiayı doğrulayan veya yalanlayan bir açıklamaya henüz rastlanmadı.</p><p><strong>İRAN'IN VEKİL GÜÇLERİ VE FÜZE PROGRAMI</strong></p><p>ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları ve müzakere sürecinde sık sık gündeme gelen İran'ın bölgedeki vekil güçleri ve füze programı da hala belirsizliğini koruyan konular arasında yer alıyor.</p><p>Özellikle İsrail'in peşinde olduğu iki konu dönem dönem ABD diplomasisinin de ısrar ettiği meseleler olarak öne çıkmıştı.</p><p>Ancak Tahran yönetimi, müzakerelerde bu konuların masaya yatırılmasına karşı olduğunu yinelemişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/abd-iran-mutabakatindaki--698_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279684</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/almanya-ekonomi-ve-enerji-bakani-reiche-turkiyeyi-ziyaret-edecek-279684</link>
      <pubDate>2026-06-15T14:29:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Reiche, Türkiye'yi ziyaret edecek]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Katherina Reiche'nin iki ülke arasındaki ticari ve enerji işbirliğini güçlendirmek amacıyla bu hafta Türkiye'ye resmi bir ziyaret gerçekleştireceği bildirildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Reiche, Türkiye'yi ziyaret edecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanlığı Sözcüsü Susanne Ungrad, başkent Berlin'de düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin Almanya için stratejik öneme sahip bir ortak olduğunu vurguladı.</p><p>Ungrad, "Bakan Reiche'nin perşembe ve cuma günleri gerçekleştireceği ziyaretin ana odağını, Alman-Türk ekonomik ve enerji ortaklığı oluşturacak." ifadesini kullandı.</p><p><strong>JETCO VE ENERJİ FORUMU TOPLANTILARINA KATILACAK</strong></p><p>Ziyaret kapsamında Bakan Reiche'nin, ikili ilişkilerin derinleştirilmesinde köklü bir geçmişe sahip olan Ortak Ekonomik ve Ticaret Komitesi (JETCO) ile Türk-Alman Enerji Forumu toplantılarına katılması planlanıyor.</p><p>Alman Bakan, Ankara'daki temaslarında Türk mevkidaşlar ile de bir araya gelecek.</p><p>Reiche'ye Türkiye ziyaretinde, başta enerji olmak üzere Almanya'nın önde gelen çeşitli sektörlerinden yaklaşık 30 iş insanının ve üst düzey şirket yöneticisinin yer aldığı geniş bir iş heyetinin eşlik etmesi bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/almanya-ekonomi-ve-enerji-407_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279683</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-uluslararasi-diplomasinin-kalbinin-attigi-yer-olmaya-baslamistir-279683</link>
      <pubDate>2026-06-15T14:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye uluslararası diplomasinin kalbinin attığı yer olmaya başlamıştır]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yalnızca 4 saatlik uçuşla 1,5 milyar insanın yaşadığı 67 ülkenin kalbinde yer alan Türkiye uluslararası diplomasinin kalbinin attığı yer olmaya başlamıştır." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye uluslararası diplomasinin kalbinin attığı yer olmaya başlamıştır]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara Havalimanı&#39;nda düzenlenen Ankara Havalimanı ve Bağlantı Yolları Açılış Töreni&#39;nde konuştu.</p><p>Başkent Ankara&#39;nın 25 ilçesindeki vatandaşların her birine selamlarını ve sevgilerini gönderen Erdoğan, &quot;Az sonra açılışını gerçekleştireceğimiz yatırımlarımızın Ankara&#39;mız başta olmak üzere ülkemiz, milletimiz ve havacılık sektörümüz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.&quot; diye konuştu.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, planlama aşamasından inşaat sürecine bu yatırımların hayata geçmesinde payı olan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığını, Milli Savunma Bakanlığını, Devlet Hava Meydanları İşletmesi ile Karayolları genel müdürlüklerini, yüklenici firmaları, projeye katkı veren herkesi tebrik ederek, &quot;İşçilerimize, mimarlarımıza, mühendislerimize, bu eserlerde emeği bulunan tüm kardeşlerime, şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p><b>- "ANKARA'NIN DİPLOMASİ TRAFİĞİNDEKİ KONUMU HER GEÇEN YIL GÜÇLENİYOR"</b></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>&quot;2026 senesi, her alanda zirveye oynayan Türkiye için zirveler yılı olarak devam ediyor. Bizler de tüm kurumlarımızla, tüm kadrolarımızla bu önemli senenin hakkını verebilmek için canla başla çalışıyoruz. Türkiye Yüzyılı&#39;na giden yolda kimsenin bizi hedeflerimizden alıkoymasına, motivasyonumuzu kırmasına, insicamımızı bozmasına müsaade etmiyoruz. Sadece 86 milyon vatandaşımızın değil, kaderini kaderimizle bir gören yüz milyonlarca kardeşimizin güçlü yarınları için uğraşıyoruz.</p><p>Biliyorsunuz 5-7 Haziran tarihleri arasında 183 farklı ülkeden 5 bini aşkın katılımcının iştirak ettiği Sıfır Atık Forumu&#39;nu İstanbul&#39;umuzda icra ettik. Ekim ayında 77. Uluslararası Uzay Kongresi ve devamında Türk Devletleri Teşkilatı 13. Liderler Zirvesi Türkiye&#39;de toplanacak. Kasımda 197 ülkeden 100 binin üzerinde katılım beklediğimiz Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansları&#39;nın 31&#39;incisini gerçekleştireceğiz. Bunların arifesinde 7-8 Temmuz tarihlerinde NATO Liderler Zirvesi&#39;ne Ankara&#39;mızda ev sahipliği yapacağız. Burada şunu dikkatinize getirmek isterim, sadece ev sahipliği yapacağı uluslararası etkinliklerde değil Türkiye&#39;nin çekim merkezi olma vasfı yabancı heyet ziyaretlerinde de görülüyor. Özellikle başkent Ankara&#39;nın diplomasi trafiğindeki konumu her geçen yıl güçleniyor.&quot;</p><p>Türkiye&#39;nin küresel siyasetteki ağırlığı arttıkça Ankara&#39;ya ziyarete gelen yabancı heyetlerin sirkülasyonunun da arttığına dikkati çeken Erdoğan, &quot;Yalnızca 4 saatlik uçuş mesafesiyle 1,5 milyar insanın yaşadığı 67 ülkenin kalbinde yer alan Türkiye, Ankara&#39;sı, İstanbul&#39;u ve Antalya&#39;sı ile artık uluslararası diplomasinin de kalbinin attığı yer olmaya başlamıştır. Tabii bir de buna Ankara&#39;nın giderek artan nüfusunu ve gelişen sanayisini eklediğimizde şehrimize yapılan her türlü yatırımın değeri anlaşılmaktadır.&quot; dedi.<br></p><p><b>- TÜRKİYE'NİN EN YOĞUN 4. HAVALİMANI OLDU</b></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 9 günlük bayram tatili boyunca havalimanlarının tamamında 51 bin 962 uçak trafiğinin gerçekleştiğini, 7 milyon 618 bin yolcuya hizmet sunulduğunu belirterek, Esenboğa Havalimanı&#39;nın 2 bin 557 uçak trafiği ve 382 bin yolcu sayısıyla Türkiye&#39;nin en yoğun 4. havalimanı olduğunu anlattı.</p><p>20 sene önce yıllık 3 milyon yolcuya hizmet veren Esenboğa Havalimanı&#39;nın bugün yıllık 15 milyon civarında yolcuya hizmet sunduğuna işaret eden Erdoğan, &quot;Nereden nereye? Artan yolcu sayısının özellikle çevre yolu ve havalimanı güzergahında oluşturduğu trafik sıkışıklığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Ankara Havalimanı&#39;nın hizmete girmesiyle Esenboğa&#39;nın hem hava yolu hem kara yolu trafiğinde inşallah bir rahatlama olacaktır.&quot; diye konuştu.<br></p><p>Erdoğan, &quot;Ankara Havalimanı ile başkentimize yeni bir proje kazandırmakla kalmadık. Havacılık tarihimizde derin izler bırakmış bir eseri de ihya ettik.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p><b>- "10 BİN TONLUK TABLİYE TÜRKİYE'DE İLK DEFA UYGULANAN BİR YÖNTEMLE KÖPRÜYE YERLEŞTİRİLDİ"</b></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1933 yılında Gazi Mustafa Kemal&#39;in emriyle inşa edilen ve uzun yıllar askeri havacılığın merkezi olan havalimanının yeni çehresi ve imkanlarıyla yeniden ayağa kalktığını belirtti.</p><p>Burayı uçuşlara uygun hale getirmek üzere iki etap halinde planlanan bu projeyi 8 ay gibi çok kısa sürede başarıyla tamamladıklarını vurgulayan Erdoğan, pist uzunluğunu 2 bin 450 metreden 3 bin metreye, pist genişliğini ise 42 metreden 60 metreye çıkardıklarını ve banketleri tamamen yenilediklerini söyledi.</p><p>Pist başlarına toplam 15 bin metrekare büyüklüğünde iki dönüş cebi inşa ettiklerini anlatan Erdoğan, 160 bin metrekarelik yeni apron alanıyla 44 uçağın eş zamanlı olarak güvenle park edebileceği yüksek bir kapasite oluşturduklarını kaydetti.</p><p>Erdoğan, pist, apron ve taksi yollarıyla birlikte toplam 60 bin metrekare kaplamalı imalat gerçekleştirdiklerini ifade etti.</p><p>Taksi yollarının tamamını kazı dolgu ve asfalt üretimleriyle yenilediklerini, bunları ilave paralel ve bağlantı yollarıyla desteklediklerini bildiren Erdoğan, pist ve taksi yollarının aydınlatma sistemleri, yaklaşma ışıkları, yönlendirme levhalarının uluslararası sivil havacılık örgütü standartlarına göre modernize edildiğini dile getirdi. Erdoğan, diğer taraftan 4 bin 800 metrekare kapalı alana ve 310 araç kapasiteli açık otoparka sahip devlet konukevinin de burada inşa edildiğini belirtti.</p><p>Tüm bu çalışmalarla Ankara Havalimanı&#39;nı genişletilmiş pisti, yeni apronları, modern taksi yolları ve güncellenmiş altyapısıyla geniş gövdeli uçaklara ve resmi uçuşlara hazır hale getirdiklerini vurgulayan Erdoğan, bugün hizmete açılacak diğer yatırımların Başkent Havacılık Köprüsü ve bağlantı yolları olduğunu söyledi.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 140 metre uzunluğundaki Başkent Havacılık Köprüsü&#39;nün yüksek hızlı tren hattı üzerine inşa edildiğini, 10 bin tonluk tabliyenin Türkiye&#39;de ilk defa uygulanan bir yöntemle köprüye yerleştirildiğini belirtti.<br></p><p><b>- "3 KİLOMETRELİK BAĞLANTI YOLUYLA NATO ZİRVESİ'NE KATILAN HEYETLERİN DOĞRUDAN ULAŞIMINI SAĞLAYACAĞIZ"</b></p><p>Bağlantı yolunun 6,5 kilometrelik kesiminin bölünmüş yol, 6 kilometrelik kısmının tek yol standardında olmak üzere 12,5 kilometre uzunluğunda bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:</p><p>&quot;Bölünmüş yol kesiminde yer alan 3 kilometrelik bağlantı yoluyla NATO Zirvesi&#39;ne katılan heyetlerin doğrudan ulaşımını sağlayacağız. Böylece Ankara Havalimanı&#39;mızdan Kızılay&#39;a 17 kilometre, Ümitköy&#39;e ise 7 kilometrelik güçlü bir ulaşım ağı kurmuş oluyoruz. 230 gün gibi rekor bir sürede tamamlanan bu yatırımlarda emeği geçenleri şahsım ve milletim adına bir kez daha tebrik ediyorum. Bakanlıklarımızı, kurumlarımızı, firmalarımızı bu eserlerde alın teri olan her bir kardeşimi kutluyor, Rabb&#39;im hepsinden razı olsun diyorum.</p><p>Önüne gelen esere çamur atmayı, ülkeye ve millete kazandırılan her eseri kötülemeyi maharet zannedenlere ise sadece şunu söylüyorum, 23 yıl hep Türkiye için çalıştık, bu millete hizmet ettik, sizin hayal dahi edemeyeceğiniz eserleri biz vatandaşlarımızın istifadesine sunduk. Eser ve hizmet üretirken kendimizi değil, her zaman şehirlerimizin geleceğini düşündük. İnşallah bundan sonra da Türkiye için çalışmaya, yatırımlarımıza yenilerini eklemeye devam edeceğiz.&quot;</p><p>Bu sene içinde Ankaralıların huzuruna yeni açılışlar, eserler ve müjdelerle çıkacaklarını dile getiren Erdoğan, &quot;Unutmayın, hizmet eden izzet bulur anlayışıyla kimseyi ayırmadan, kimseyi dışlamadan 86 milyon vatandaşımızın hizmetkarı olmayı, bu emaneti hakkıyla taşımayı sürdüreceğiz.&quot; dedi.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara Havalimanı, Başkent Havacılık Köprüsü ve bağlantı yollarının hayırlı uğurlu olmasını diledi.</p><p><b>- TÖRENDEN NOTLAR</b></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın uçağı, Ankara Havalimanı&#39;nda su takı töreniyle karşılandı.</p><p>Erdoğan&#39;ın konuşmasından önce, sırasıyla Ankara Havalimanı ve bağlantı yollarının yapım çalışmalarını anlatan bir belgesel ve Ankara Havalimanı animasyon gösterimi yapıldı.<br></p><p>Konuşmaların ardından, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;a hediye takdiminde bulundu.</p><p>Törene, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Serap Yazıcı, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı Adil Karaismailoğlu, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Derya Yanık, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, AK Parti Genel başkanvekilleri Efkan Ala ve Mustafa Elitaş ile AK Parti Genel Başkan yardımcıları Hayati Yazıcı, Hüseyin Yayman, Ömer İleri, Halit Yerebakan, Kürşad Zorlu, Hasan Basri Yalçın, Ahmet Büyükgümüş, AK Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı Yusuf İbiş, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu katıldı.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, okunan duanın ardından Ankara Havalimanı&#39;nın açılışını gerçekleştirdi, törene katılanlarla aile fotoğrafı çektirdi.<br></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/cumhurbaskani-erdogan-tur-597_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279682</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/bilgi/kilo-aldirmayan-kurabiye-5-malzemeyle-fit-lezzet-279682</link>
      <pubDate>2026-06-14T14:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kilo aldırmayan kurabiye: 5 malzemeyle fit lezzet]]></title>
      <category><![CDATA[Bilgi]]></category>
      <description><![CDATA[Kilo aldırmayan diyet kurabiye tarifi, özellikle çay saati keyfinden vazgeçmek istemeyen ve sağlıklı beslenmeye özen gösterenler için pratik bir çözüm sunuyor. Diyet kurabiye, hem lezzetiyle hem de düşük kalorili içeriğiyle kilo kontrolü sağlamak isteyenlerin yeni favorisi olmaya aday.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kilo aldırmayan kurabiye: 5 malzemeyle fit lezzet]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çay saatlerinde lezzetten ödün vermeden sağlıklı atıştırmalık arayanlar için diyet kurabiye tarifi öne çıkıyor. Son dönemde kilo kontrolüne dikkat edenlerin tercihi olan diyet kurabiye, hem pratik hazırlanışı hem de düşük kalorili içeriğiyle dikkat çekiyor. Özellikle kilosunu korumak isteyenler ve sağlıklı beslenmeyi yaşam tarzı haline getirenler, bu tarif sayesinde çay keyfini suçluluk duymadan sürdürebiliyor. Diyet kurabiye, basit malzemelerle evde kolayca hazırlanabiliyor ve çayın yanında hafif bir alternatif sunuyor.</p><h3>DİYET KURABİYE İÇİN 5 DOĞAL MALZEME KULLANILIYOR</h3><p>Diyet kurabiye tarifinin en önemli noktası, sağlıklı ve doğal malzemelerin tercih edilmesi. 4 su bardağı yulaf ezmesi, 1 küçük boy olgun muz, 1 adet yumurta, 1 tatlı kaşığı tarçın ve 1 yemek kaşığı bal ile hazırlanan bu kurabiye, rafine şeker veya beyaz un içermiyor. Ezilmiş muz ve bal, kurabiyeye hem tat hem de kıvam kazandırıyor. Yulaf ezmesi ise lif oranı yüksek olmasıyla uzun süre tok kalmaya yardımcı oluyor. Tüm malzemeler bir kapta karıştırılıp istenen büyüklükte şekil verildikten sonra, yağlı kağıt serili tepsiye dizilerek 180 derece fırında yaklaşık 15-20 dakika pişiriliyor.</p><h3>KİLO KONTROLÜ SAĞLAYAN DİYET KURABİYE ÇAY SAATLERİNİN YILDIZI OLDU</h3><p>Diyet kurabiye, özellikle kilo almak istemeyenler ve sağlıklı atıştırmalık arayanlar için ideal bir seçenek sunuyor. Son dönemde sosyal medyada ve sağlıklı yaşam platformlarında sıkça paylaşılan bu tarif, çay tutkunlarının yeni gözdesi haline geldi. Altın sarısı bir renk alan kurabiyeler, fırından çıkar çıkmaz tüketilebiliyor. Diyet kurabiye, hem pratik hazırlanışı hem de doyurucu yapısıyla ara öğünlerde de tercih ediliyor. Kilo kontrolü sağlamak isteyenlerin vazgeçilmezi olan bu kurabiye, sağlıklı beslenme alışkanlıklarına katkı sağlıyor ve çay saatlerine yeni bir soluk getiriyor.</p><p>Diyet kurabiye tarifi, hem lezzeti hem de sağlıklı içeriğiyle çay saatlerinde hafif bir alternatif arayanlara hitap ediyor. Doğal malzemelerle hazırlanan bu tarif, kilo kontrolünü ön planda tutanların yeni favorisi olmayı sürdürüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/kilo-aldirmayan-kurabiye--622_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279681</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/iletisim-baskani-durandan-ankara-havalimanina-iliskin-paylasim-279681</link>
      <pubDate>2026-06-15T14:13:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İletişim Başkanı Duran'dan Ankara Havalimanı'na ilişkin paylaşım]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, modern altyapısı ve stratejik konumuyla Ankara Havalimanı'nın, başkentin uluslararası rolünü ve havacılık kapasitesini daha da güçlendireceğini bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İletişim Başkanı Duran'dan Ankara Havalimanı'na ilişkin paylaşım]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, başkent Ankara'nın, Türkiye Yüzyılı vizyonuna yakışır önemli bir esere daha kavuşacağını, Türkiye'nin hızlanacağını belirtti.</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle bugün hizmete açılacak Ankara Havalimanı ve bağlantı yollarının son 23 yılda ulaştırma ve altyapı alanında gerçekleştirilen büyük atılımların yeni bir nişanesi olacağına işaret eden Duran, şunları kaydetti:</p><p>"Modern altyapısı ve stratejik konumuyla Ankara Havalimanı, başkentimizin uluslararası rolünü ve havacılık kapasitesini daha da güçlendirecek, 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek NATO Zirvesi kapsamında dünya liderlerini karşılayarak Türkiye'nin diplomatik gücüne ve ev sahipliği kabiliyetine katkı sunacaktır. Türkiye'yi her alanda daha ileriye taşıyan bu anlayışla yükselen Ankara Havalimanı'nın, başkentimiz, aziz milletimiz ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum."</p><p>Paylaşımda, Ankara Havalimanı ve yeni bağlantı yollarına ilişkin bilgilerin bulunduğu görsel de yer aldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/iletisim-baskani-durandan-363_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279680</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turkiyenin-onderleri-5-donem-mezunlarini-verdi-279680</link>
      <pubDate>2026-06-15T14:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin Önderleri 5. dönem mezunlarını verdi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin geleceğine yön verecek önder şahsiyetler yetiştirmek üzere hayata geçirilen Türkiye'nin Önderleri projesi, 5. dönem mezunlarını verdi. Eğitimi başarıyla tamamlayan 85 öğrenciye düzenlenen törenle sertifikaları takdim edildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye'nin Önderleri 5. dönem mezunlarını verdi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin ve Dünyanın geleceğine yön verecek gençlerin; kültürel, sanatsal, bilimsel, sosyal ve sportif alanlarda gelişimini desteklemek ve uluslararası platformlarda söz sahibi bireyler haline gelmelerine katkı sağlamak amacıyla 2019 yılında hayata geçirilen Türkiye'nin Önderleri eğitim programı 7. Yılını doldurdu. Üç yılın ardından programdan mezun olan 85 öğrenci, Kadıköy Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi konferans salonunda düzenlenen mezuniyet töreninde sertifikalarını aldı. Eğitimin Kapanış Dersi de Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Dr. Coşkun Yılmaz'ın verdiği "21. Yüzyılda Kültür ve Kimlik" oturumuyla yapıldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/1-150620265171da10.jpg"/><p><strong>İNSANLIK İÇİN UMUT OLACAKSINIZ</strong></p><p>Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda konuşan ÖNDER Genel Başkanı Abdullah Ceylan, Türkiye genelinde 50 ilde 4000'den fazla gençle birlikte 7 yıldır yürüttükleri projenin kapanışında bu uzun serüveni azimle tamamlayan gençleri görmekten mutluluk duyduğunu söyledi. Gençlere hitaben önümüzdeki YKS'de önemli başarılara imza atacaklarına inandığını belirten Ceylan, "Sizler yakında üniversiteli gençler olacaksınız, ümmetin gözbebekleri olarak üniversiteleri dolduracaksınız. Sadece Türkiye'nin 81 vilayetindeki insanlar için değil, bütün insanlık için bir umut olarak yetişeceksiniz" diye konuştu. Eğitimin bir süreç işi olduğunu, 3 yıllık süreçte gençlerin akranlarına ciddi fark attıklarını belirten Ceylan, "İnanıyorum ki üniversitede aynı ortamı paylaştığınız arkadaşlarınıza baktığınızda bu farkı çok daha net anlayacaksınız. Belli bir fikri olan, belli bir düşüncenin peşinden yürüyebilen, bir istikamet doğrultusunda hareket eden kişiler olarak yolunuza devam edeceksiniz" ifadelerini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/1-150620263ce1d752.jpg"/><p><b>GÜÇLÜ BİR EKOSİSTEME DAHİL OLDUNUZ</b></p><p>Gençlere eğitim sürecine ilişkin kazanımlarını aktaran Ceylan sözlerini özetle şöyle sürdürdü: Gençlerimiz bu proje kapsamında birlikte eğitim aldıkları kardeşleriyle, arkadaşlarıyla Allah'ın izniyle bir ömür yol yürüyecekler ve her biri aynı istikamete bakan, aynı şekilde alnı secdeye varan gençler olacaklar inşallah. O yüzden muazzam bir arkadaş çevresi, çok güzel bir ekosisteme ulaştınız gençler. Aynı zamanda sizler lise döneminde çok nitelikli, dert sahibi abi ve ablalarla muhatap oldunuz, onlarla birlikte yol yürüdünüz. Bugün program bitti diye onlara veda etmeyeceksiniz. İnşallah bu birlikteliğiniz de hayat boyu devam edecek. Hep onlar sizin yanınızda olacak, elinizden tutacak. Onlarla birlikte yol yürümeye başlayacaksınız.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/17-15062026d3cb13af.jpg"/><p><b>BURADAKİ BİLİNÇ ÇOK ÖNEMLİ</b></p><p>Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Cihad Demirli ise ailenin ve çevrenin bir çocuğun yetişmesinde en kritik faktör olduğuna dikkat çekerek, "Bir çocuğu okul öncesinden 12.</p><p>sınıfa kadar geçirdiği zamanı dikkate alarak değerlendirecek olursak, gençlerimiz zamanlarının büyük bir kısmını ya buradaki topluluk gibi okul sonrası programlara dahil olarak veya ailesi, sosyal çevresi ve dijital çevresiyle muhatap olarak geçirdi. Dolayısıyla buradaki bilinç son derece önemli" dedi. Eğitimlerde gençlerin becerisi kadar erdemlerinin de geliştiğini kaydeden Demirli, eylemi konuşacak, hakikati savunacak, mazlumların haklarını savunacak, sorumluluk sahibi, sorgulayıcı, muhakeme edici gençlerin yetiştiğini söyledi.</p><p><b>7 YILIN EMEĞİ İLE BURADAYIZ</b></p><p>ÖNDER Gençlik Başkanı Muhammed Ali Çiçek de ÖNDER Gençlik olarak yürüttükleri lise ve üniversite projelerinde bir dönemi tamamlamanın mutluluğu içinde olduklarını aktardı. Mezun olan gençlerle birlikte projeyi başlatan ve 7 yıldır emek veren isimlere teşekkür eden Çiçek, "Bugün buradan imam hatip ortaokuluna ve lisesine adım atmış, üniversite düzeyinde ise gençlerin eğitimi için sahada koşturan, emek veren, çaba gösteren tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Bizler azimle ve gayretle çalışmaya, tüm gençlerimizi kuşatan çalışmalar yapmaya devam edeceğiz" dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/20-15062026222cbfdf.jpg"/><p><b>50 İL, 4000 GENÇLE DEVAM EDİYOR</b></p><p>Türkiye'nin geleceğinde söz sahibi olacak nitelikli gençler yetiştirmek üzere 2019 yılında hayata geçirilen eğitim programı Türkiye'nin Önderleri bugün Türkiye'nin 50 şehrinde 4000 bini aşkın öğrencisi ile devam ediyor. İstanbul'daki öğrenciler için düzenlenen mezuniyet programında 50 kız, 35 erkek olmak üzere toplam 85 öğrenci sertifikalarını alarak mezun oldu. Programın İstanbul'daki mezun sayısı ise 372 kişiye ulaştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/turkiyenin-onderleri-5-do-348_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279679</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/disisleri-bakani-fidan-16-17-haziranda-rusyayi-ziyaret-edecek-279679</link>
      <pubDate>2026-06-15T14:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, 16-17 Haziran'da Rusya'yı ziyaret edecek]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 16-17 Haziran'da Rusya'nın başkenti Moskova'ya ziyarette bulunacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, 16-17 Haziran'da Rusya'yı ziyaret edecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un davetine icabetle 16-17 Haziran'da Moskova'yı ziyaret edecek.</p><p>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından kabul edilmesi planlanan Fidan'ın, Rus mevkidaşı Lavrov ve diğer üst düzey yetkililerle görüşmesi bekleniyor.</p><p>Bakan Fidan'ın ziyaret kapsamında Rusya'da faaliyet gösteren Türk iş insanlarıyla da bir araya gelmesi öngörülüyor.</p><p>Rusya'ya son ikili ziyaretini 26-27 Mayıs 2025'te yapan Fidan'ın, Lavrov ile arasındaki son görüşme 18 Nisan'da Beşinci Antalya Diplomasi Forumu (ADF) marjında gerçekleştirilmişti.</p><p><strong>İKİLİ, BÖLGESEL VE KÜRESEL KONULAR GÜNDEMDE OLACAK</strong></p><p>Fidan, ziyaret kapsamındaki görüşmelerinde, iki ülke arasındaki ilişkilerin bölgesel istikrar ve refah için kritik önemde olduğunu vurgulayarak, başta ticaret, enerji, güvenlik ve konsolosluk konuları olmak üzere ikili ilişkileri ilgilendiren hususları muhataplarıyla detaylıca ele alacak.</p><p>Türkiye'nin Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşta kalıcı barış sağlanmasına yönelik diplomatik çabalara olan bağlılığını belirtecek Fidan, Türkiye'nin, 2022 ve 2025'te olduğu gibi, Rusya ile Ukrayna arasındaki müzakerelerin müteakip turuna ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu yineleyecek.</p><p>Fidan, Karadeniz'de artan gerilimin bölgesel ve küresel huzura tehdit oluşturduğuna ve son dönemde meydana gelen hadiselerin çok boyutlu riskler doğurduğuna işaret ederek, Türkiye'nin Karadeniz'de seyrüsefer güvenliği mekanizması ile enerji altyapısı ve limanları kapsayacak bir ateşkese ilişkin önerisinin halen masada olduğuna dikkati çekecek.</p><p>Türkiye'nin, ABD ile İran arasında kalıcı barışı desteklediğini vurgulayacak Fidan, Hürmüz Boğazı'nda savaş öncesi duruma dönülmesi ve seyrüsefer serbestisinin muhafaza edilmesi gerektiğinin altını çizecek.</p><p>Fidan, Suriye'de istikrar, güvenlik, kalkınma ve refahın temini için uluslararası toplumun Suriye hükümetine desteğini sürdürmesinin önemine işaret edecek.</p><p>İsrail'in saldırgan ve yayılmacı politikalarının tüm bölgedeki güvenlik ve istikrarı tehlikeye attığını kaydedecek Fidan, İsrail'in Gazze'deki ateşkes ihlallerinin, Batı Şeria'da yasa dışı yerleşimleri genişleten adımlarının ve Lübnan'daki işgalinin engellenmesi gerektiğine dikkati çekecek.</p><p>Fidan, Türkiye'nin Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecini desteklediğini, Güney Kafkasya'da sağlanacak barış ve huzur ortamının Türkiye ile Rusya'nın da faydasına olacağını ifade edecek.</p><p><strong>TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİ</strong></p><p>Türkiye-Rusya ikili ilişkileri, 2010'da tesis edilen Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi temelinde kurumsal zeminde ilerliyor.</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile son olarak 12 Aralık 2025'te Türkmenistan'ın başkenti Aşkabat'ta düzenlenen Uluslararası Barış ve Güven Forumu marjında görüşmüştü.</p><p>2025'te Türkiye'nin Rusya ile ikili ticaret hacmi, 6,7 milyar doları ihracat, 42,3 milyar doları ithalat olmak üzere 49,08 milyar dolar olarak gerçekleşmişti.</p><p>Türkiye ve Rusya arasında turizm alanındaki mevcut işbirliği, ikili ekonomik ilişkilerin en önemli unsurlarından birini oluşturuyor. Türkiye'yi ziyaret eden Rus turist sayısı 2025'te de artmaya devam ederek 6,9 milyonu aşmıştı.</p><p>Türkiye'nin enerji alanındaki en büyük ortaklarından biri olan Rusya ile Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) Projesi kapsamında yürütülmekte olan çalışmalar, 12 Mayıs 2010'da imzalanan ve iki ülke tarafından da onaylanan Hükümetlerarası Anlaşma çerçevesinde devam ediyor. İlk reaktörün bu yıl içinde çalışmaya başlaması planlanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/disisleri-bakani-fidan-16-548_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279678</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/samsungdan-galaxy-watch-ultra-2ye-dev-batarya-hamlesi-279678</link>
      <pubDate>2026-06-15T13:56:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Samsung'dan Galaxy Watch Ultra 2'ye dev batarya hamlesi]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Samsung, Galaxy Watch Ultra 2 ile akıllı saat pazarında iddiasını güçlendiriyor. Markanın yeni modeli, yüzde 35 daha büyük batarya kapasitesi ve gelişmiş Snapdragon Wear Elite çipiyle dikkat çekiyor. Galaxy Watch Ultra 2'nin, pil ömrünü üç günün üzerine taşıması bekleniyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Samsung'dan Galaxy Watch Ultra 2'ye dev batarya hamlesi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsung, Galaxy Watch Ultra 2 modelini tanıtmaya hazırlanıyor. Markanın yeni nesil akıllı saati, önceki modele göre yüzde 35 oranında daha büyük batarya kapasitesiyle öne çıkıyor. Galaxy Watch Ultra 2, 784mAh nominal batarya ile donatılacak ve bu kapasite pazarlama materyallerinde 800mAh olarak duyurulabilir. Şirketin, Galaxy Watch 9 ve Galaxy Watch 9 Classic ile birlikte üç yeni modeli, önümüzdeki ayın sonunda Galaxy Z Flip 8 ve Galaxy Z Fold 8 serisiyle birlikte tanıtması bekleniyor. Galaxy Watch Ultra 2'nin Ağustos 2026'da satışa sunulması planlanıyor.</p><h3>Samsung'dan Galaxy Watch Ultra 2'ye pil ömründe büyük atılım</h3><p>Galaxy Watch Ultra 2'nin batarya kapasitesinde yapılan yüzde 35'lik artış, önceki nesil Galaxy Watch Ultra'nın 590mAh bataryasına kıyasla önemli bir yükseliş anlamına geliyor. Bu büyük batarya, yeni nesil Snapdragon Wear Elite çipiyle birleştiğinde, kullanıcılara üç günden fazla pil ömrü sunmayı hedefliyor. Samsung'un iddiasına göre, bu gelişme, akıllı saat kullanıcılarının sık şarj etme zorunluluğunu ortadan kaldıracak ve günlük kullanımda büyük kolaylık sağlayacak. Özellikle aktif yaşam süren ve saatlerini yoğun kullanan kullanıcılar için Galaxy Watch Ultra 2, uzun pil ömrüyle öne çıkıyor.</p><h3>Galaxy Watch 9 serisinde de batarya kapasitesi arttı</h3><p>Yeni nesil Galaxy Watch 9 serisi de batarya kapasitesinde dikkat çekici artışlar sunuyor. 40mm'lik Galaxy Watch 9, 382mAh batarya kapasitesine sahipken, Samsung bu modeli 400mAh tipik kapasiteyle pazarlayabilir. Bu, Galaxy Watch 8 40mm'nin 325mAh'lık bataryasına göre yüzde 23'lük bir artış anlamına geliyor. Ayrıca, Galaxy Watch 9'un 44mm versiyonu ise 435mAh batarya ile donatıldı. Tüm bu yenilikler, Samsung'un akıllı saat pazarında pil ömrü ve performans konusunda çıtayı yükseltme hedefini ortaya koyuyor. Galaxy Watch Ultra 2'nin getirdiği büyük batarya artışı, markanın teknoloji tutkunları arasında heyecan yaratıyor.</p><p>Samsung'un yeni Galaxy Watch Ultra 2 modeli, sunduğu yüksek batarya kapasitesi ve gelişmiş donanımıyla akıllı saat kullanıcılarının beklentilerini karşılamaya hazırlanıyor. Pil ömründe sağlanan bu önemli artış, günlük kullanımda büyük avantaj sunarken, Samsung'un pazardaki konumunu güçlendirecek gibi görünüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/samsungdan-galaxy-watch-u-459_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279677</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/altin-yukselis-ivmesinde-15-haziran-pazartesi-gram-altin-ceyrek-altin-ne-kadar-oldu-son-da-279677</link>
      <pubDate>2026-06-15T13:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Altın yükseliş ivmesinde! 15 Haziran Pazartesi gram altın, çeyrek altın ne kadar oldu? Son dakika altın fiyatları, alış satış listesi canlı takip]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Son dakika altın fiyatları... 15 Haziran 2026 Pazartesi güncel altın fiyatları merak ediliyor. Altın fiyatları yatırımcılar ve alım-satım yapmak isteyenlerin radarında. Altın alışverişi yapacaklar son durumu takip ediyor, son dakika fiyatları araştırıyor. Bugün altın fiyatları kaç lira? Peki; gram altın, çeyrek altın, yarım altın ve cumhuriyet altını fiyatları ne kadar? 15 Haziran 2026 Pazartesi son dakika altın fiyatları, en güncel fiyatlar canlı takip ile bu haberde karşınızda...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Altın yükseliş ivmesinde! 15 Haziran Pazartesi gram altın, çeyrek altın ne kadar oldu? Son dakika altın fiyatları, alış satış listesi canlı takip]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>15 Haziran 2026 Pazartesi altın ve gümüş fiyatları yatırımcısı tarafından ilgiyle takip ediliyor. "Altın bugün ne kadar? Bugün gram altın, çeyrek altın, yarım altın ve cumhuriyet altını fiyatları ne kadar oldu? Gram gümüş kaç lira? Altın düştü mü yükseldi mi? Gümüş düştü mü yükseldi mi?" soruları arama motorlarında sorgulanıyor.</p><p>ABD ve İran'ın anlaşmaya varması ile birlikte günden güne artan gerilimin yerini ılımlı bir havaya bıraktı bu durum küresel piyasaları da olumlu yansıdı. Orta Doğu'daki risk algısı azaldı ve bu durum piyasalarda altın ve gümüş fiyatlarında hareketliliğe neden oldu. </p><p>15 Haziran 2026 Pazartesi günü altın ve gümüş fiyatları yatırımcılar ve alım-satım yapmak isteyenler isteyenler tarafından ilgiyle takip ediliyor.</p><p><b>Orta Doğu'daki gelişmelerin etkisiyle altın ve gümüş fiyatları yükseliş ivmesine geçti. Peki, altın yeni güne nasıl başladı? İşte yanıtı...</b></p><p><b>ALTIN FİYATLARI BUGÜN YÜKSELİŞE GEÇTİ</b></p><p><b>Altın güne nasıl başladı? </b>sorusunun yanıtı işte karşınızda...</p><p>15 Haziran 2026 Pazartesi gününe yükselişle başlayan gram altın, saat 09.35 itibarıyla 6 bin 405 lira seviyesinde bulunuyordu. Aynı dakikalarda çeyrek altın 10 bin 620 liradan, Cumhuriyet altını 42 bin 350 liradan satılıyordu. Altının ons fiyatı ise, bugün 4 bin 304 dolarda seyrediyordu.</p><p><b>ALTIN BU YIL KAZANDIRACAK MI?</b></p><p>Ahlatcı Holding Strateji Direktörü Yücel Tonguç Erbaş, 24 TV canlı yayınında "Artık eskisi kadar spekülatif amaçlı bir altın yükselişi beklemememiz lazım." ifadelerini kullandı. İşte detaylar...</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/video-1506202679fbb5af.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>15 HAZİRAN 2026 PAZARTESİ GÜNCEL ALTIN VE GÜMÜŞ FİYATLARI ALIŞ SATIŞ LİSTESİ</b></p><p><b>GRAM ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 6.453,60</p><p>Satış: 6.454,42</p><p><b>ÇEYREK ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 10.441,81</p><p>Satış: 10.680,13</p><p><b>YARIM ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 20.818,36</p><p>Satış: 21.360,26</p><p><b>CUMHURİYET ALTINI</b></p><p>Alış: 43.306,00</p><p>Satış: 43.961,00</p><p><b>GRAM GÜMÜŞ FİYATI</b></p><p>Alış: 105,09</p><p>Satış: 105,19</p><p><b><font color="#ff0000"><a href="https://www.platinonline.com/altin-fiyatlari">CANLI TAKİP | GÜNCEL ALTIN VE GÜMÜŞ FİYATLARI SAYFASI İÇİN TIKLAYINIZ </a></font></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/altinda-sert-yukselis-15--471_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279676</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/analiz/abd-ile-iran-anlasti-kim-kazandi-kim-kaybetti-279676</link>
      <pubDate>2026-06-15T13:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ABD ile İran anlaştı! Kim kazandı, kim kaybetti]]></title>
      <category><![CDATA[Analiz]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Trump'ın Nobel Barış Ödülü hayaliyle başlayan süreci İran savaşına dönüşürken, Türkiye'nin yoğun diplomatik çabalarıyla bölgesel yangın kontrol altına alındı ve Cuma günü ateşkes anlaşmasının imzalanması bekleniyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ABD ile İran anlaştı! Kim kazandı, kim kaybetti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, göreve barış yapıcı bir lider imajıyla geldi ve Nobel Barış Ödülü'nü hedefliyordu. Ancak süreç onu İran ile doğrudan bir savaşın içine çekti. Trump, kendisini bu noktaya sürükleyen gelişmeler karşısında aldatılmış hissetti. Siyonist lobinin ABD'yi ittiği bu çatışma, kabine içinde bile derin çatlaklara yol açtı. İsrail'in planlarını tutarsız ve yetersiz bulan isimler kabinenin içinden sesini yükseltti.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/video70-150620262330e449.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>NETANYAHU'NUN İRAN PLANI DAHA İLK HAFTADA ÇÖKTÜ</b></p><p>İsrail Başbakanı Netanyahu'nun stratejisi, İran'ın üst düzey isimlerine suikast düzenleyerek halk ayaklanması çıkarmak ve rejimi devirmekti. Ne var ki ilk iki günün şokunu atlatan Tahran yönetimi, İsrail ve Körfez'deki Amerikan üslerine füze ve siha saldırıları düzenleyerek karşılık verdi. Bu hamle siyonist planları ciddi biçimde sekteye uğrattı. Müşteba Hamane'in dini lider seçilmesi ise tam anlamıyla bir meydan okuma oldu. Tahran, suikastlara rağmen direnişten vazgeçmeyeceğini dünyaya ilan etti.</p><p>İranlılar, ülkeyi bölme ve parçalama girişimlerine kesinlikle boyun eğmedi. İsrail'in PKK-PEJAK üzerinden İran'da kaos yaratma planı da Türkiye ve bölge ülkelerinin ortak çabalarıyla boşa çıkarıldı. Kürt grupların İran muhalefetine silah tedarik edeceği hesabı tutmadı ve bu durum İsrail cephesinde büyük hayal kırıklığı yarattı.</p><p><b>HÜRMÜZ BOĞAZI KİLİTLEDİ, TRUMP KIRK KEZ ATEŞKES ÇAĞRISI YAPTI</b></p><p>Tahran yönetimi bir yandan İsrail ve Amerikan hedeflerini vururken diğer yandan Hürmüz Boğazı'nı gemi trafiğine kapattı. ABD de boğaz çıkışını kontrol altına alınca küresel enerji akışı tamamen durma noktasına geldi. Bu kilitlenme ateşkes arayışlarını hızlandırdı. Trump, kamuoyu baskısını göğüsleyemeyerek tam kırk kez ateşkes çağrısında bulundu.</p><p><b>ERDOĞAN VE FİDAN'IN DİPLOMASİ MARATONU BÖLGESEL SAVAŞI ÖNLEDİ</b></p><p>Türkiye bu süreçte kritik bir rol üstlendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Körfez ülkeleriyle defalarca temas kurarak tarafları sakinleştirdi. Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan ile koordineli çalışan Ankara, savaşın bölgeye yayılmasının önüne geçti. Bu diplomatik hamle, daha fazla kan dökülmesini engelledi.</p><p><b>CUMA GÜNÜ İMZA BEKLENİYOR AMA NETANYAHU'DAN SABOTAJ RİSKİ VAR</b></p><p>Şu an ateşkes anlaşması masada duruyor ve yapılan açıklamalara göre Cuma günü imzaların atılması planlanıyor. Ancak Tel Aviv yönetiminin İran'daki neredeyse hiçbir hedefine ulaşamadığı göz önüne alındığında, Netanyahu'nun son dakika sabotajı ya da suikast girişimi ihtimali hâlâ gündemde. Mutabakat metnine bakıldığında İran'ın nükleer kapasite dışında ciddi bir taviz vermediği görülüyor. Anlaşmaya göre Tahran, nükleer silah geliştirmeyeceğini teyit edecek ve eldeki nükleer kapasite için 60 günlük resmi müzakere süreci başlayacak.</p><p>Trump açısından bakıldığında, barış anlaşması Amerikan kamuoyuna kriz çözen lider mesajı verecek ve kasım ayındaki ara seçimlere güçlü bir kartla girecek. Ekonomideki rahatlamanın da Trump'ın hanesine yazılacağı değerlendiriliyor.</p><p><b>NETANYAHU 27 EKİM'DE SANDIKTA AĞIR BİR SINAVLA KARŞI KARŞIYA</b></p><p>Netanyahu'nun karnesi son derece ağır. Gazze'de Hamas'ı yok etme ve Filistinlileri sürgün etme planı akamete uğradı. Lübnan'da Hizbullah'ı tasfiye stratejisi tutmadı. İran'da rejimi devirme çabası boşa çıktı. Katar'ı bombalayarak Körfez ülkelerini hedef haline getirmesi ise bölgede yeni güvenlik arayışlarının fitilini ateşledi. Tüm bu başarısızlıklarla 27 Ekim'de sandığa gidecek olan Netanyahu için seçim kaybı, cezaevi yolunu açabilir. Tarih onu soykırımcı ve kaybetmiş bir siyasetçi olarak kayıt altına alacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/abd-ile-iran-anlasti-kim--669_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279675</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/yapay-zeka-modellerinde-dikkat-testi-soku-insan-beyniyle-fark-ortaya-cikti-279675</link>
      <pubDate>2026-06-15T13:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yapay zeka modellerinde dikkat testi şoku! İnsan beyniyle fark ortaya çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Yapay zeka sistemleri üzerinde yapılan dikkat testi, insan beyniyle aralarındaki temel farkları gözler önüne serdi. Araştırmacılar, klasik Stroop görevi ile önde gelen yapay zeka modellerinin karmaşık görevlerde ciddi performans kaybı yaşadığını tespit etti. Bu bulgular, yapay zekanın dikkat gerektiren alanlarda hâlâ insan seviyesine ulaşamadığını gösteriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yapay zeka modellerinde dikkat testi şoku! İnsan beyniyle fark ortaya çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zeka alanında önde gelen modeller, psikolojide uzun yıllardır kullanılan bir dikkat testine tabi tutuldu ve sonuçlar insan beyniyle aralarındaki önemli farkları ortaya çıkardı. Araştırmacılar, klasik Stroop göreviyle ChatGPT, Claude ve Gemini gibi büyük dil modellerinin dikkat süreçlerini analiz etti. Testin başında kısa renk listelerinde yüksek doğruluk oranları elde eden yapay zeka sistemleri, görev karmaşıklaştıkça ve liste uzadıkça ciddi bir performans düşüşü yaşadı. Bazı modeller, beş kelimelik listelerde yüzde 90'ın üzerinde doğruluk sergilerken, kırk kelimelik karmaşık listelerde neredeyse tamamen başarısız oldu. Bu durum, yapay zekanın insan beyniyle kıyaslandığında dikkat ve bilişsel kontrol alanında temel zayıflıklara sahip olduğunu gösterdi.</p><h3>Stroop göreviyle yapay zeka ve insan beyni karşı karşıya</h3><p>Stroop görevi, psikoloji dünyasında dikkat, konsantrasyon ve öz kontrolü ölçmek için sıkça kullanılan bir test olarak biliniyor. Testte, "kırmızı", "mavi" veya "yeşil" gibi renk isimleri farklı renkte mürekkeplerle yazılıyor ve katılımcılardan kelimenin anlamına bakmadan sadece mürekkep rengini adlandırmaları bekleniyor. Bu görev, insan beyni için otomatikleşmiş okuma alışkanlığını bastırmayı ve dikkatini farklı bir hedefe yönlendirmeyi gerektiriyor. Araştırmada, aynı test büyük dil modeli tabanlı yapay zeka sistemlerine uygulandı. Kısa ve basit listelerde yapay zeka doğru yanıtlar verirken, liste uzadıkça ve çelişkili renk-kelime kombinasyonları arttıkça sistemlerin performansı hızla düştü. Özellikle, eşleşmeyen kelime ve renklerin bir arada bulunduğu uzun listelerde, yapay zeka modelleri mürekkep rengini doğru tanımlamakta ciddi şekilde zorlandı.</p><h3>Yapay zeka modellerinde dikkat kaybı: Sayısal veriler çarpıcı</h3><p>Deneyde elde edilen sayısal veriler, yapay zeka sistemlerinin dikkat testinde karşılaştığı zorlukları somut biçimde ortaya koydu. GPT-4o modeli, beş kelimelik listelerde yüzde 91 doğruluk oranına ulaştı. Ancak on kelimelik listelerde bu oran yüzde 57'ye, kırk kelimelik listelerde ise sadece yüzde 15'e geriledi. Claude 3.5 Sonnet modeli, yirmi kelimelik listelerde istikrarlı bir performans gösterse de, kırk kelimelik listelerde yüzde 24 doğruluk oranına kadar düştü. Diğer önde gelen yapay zeka sistemlerinde de benzer bir tablo gözlemlendi. Araştırmacılar, özellikle eşleşmeyen renk-kelime kombinasyonlarının bir arada sunulduğu durumlarda, yapay zeka modellerinin kelimeyi okumaktan vazgeçip mürekkep rengini tanımlama talimatını sürdürmekte zorlandığını belirtti. Bu sonuçlar, yapay zekanın insan beyninin dikkat süreçlerini taklit edemediğini ve bilişsel kontrol gerektiren görevlerde ciddi sınırlamalara sahip olduğunu gösteriyor.</p><h3>İnsan beyniyle yapay zeka arasındaki dikkat farkı netleşiyor</h3><p>Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, insan beyninin dikkat ve bilişsel kontrol konusunda yapay zekadan çok daha üstün olması. İnsanlar, otomatikleşmiş okuma alışkanlığına rağmen, karmaşık ve uzun listelerde bile mürekkep rengini doğru adlandırmaya devam edebiliyor. Buna karşın, yapay zeka sistemleri görev karmaşıklaştıkça talimatı unutma ve yanlış yanıt verme eğilimine giriyor. Araştırmacılar, yapay zeka modellerinin özellikle dikkat dağıtıcı unsurlar arttığında ve görevler uzadığında, insan benzeri bir bilişsel kontrol sergilemekte zorlandığını vurguladı. Bu durum, mevcut yapay zeka teknolojisinin insan davranışını taklit etme kapasitesinin sınırlarını ortaya koyuyor. Ayrıca, günümüz büyük dil modellerinin dikkat gerektiren görevlerde neden beklenen başarıyı gösteremediğini de açıklıyor.</p><h3>Uzmanlardan yapay zeka için yeni uyarı: Dikkat testinde temel sınırlamalar</h3><p>Yapay zeka sistemlerinin dikkat testi sonuçları, hem akademik dünyada hem de teknoloji sektöründe önemli bir tartışma başlattı. Araştırmacılar, elde edilen bulguların büyük dil modellerinin temel sınırlamalarını gözler önüne serdiğini belirtiyor. Özellikle, yapay zekanın uzun ve karmaşık bilgi dizileriyle başa çıkmakta ve dikkat dağıtıcıları filtrelemekte insan beyni kadar başarılı olamaması, gelecekteki yapay zeka geliştirme çalışmalarında dikkate alınması gereken kritik bir faktör olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, yapay zeka sistemlerinin insan benzeri dikkat ve bilişsel kontrol mekanizmalarına yaklaşabilmesi için yeni algoritmalar ve eğitim yöntemleri geliştirilmesi gerektiğini savunuyor. Bu araştırma, yapay zekanın insan seviyesinde dikkat ve odaklanma gerektiren uygulamalarda hâlâ önemli eksiklikleri olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.</p><p>Sonuç olarak, yapay zeka sistemlerinin insan beyniyle kıyaslandığında dikkat ve bilişsel kontrol alanında ciddi sınırlamalara sahip olduğu net biçimde ortaya çıktı. Stroop göreviyle yapılan bu dikkat testi, mevcut yapay zeka teknolojisinin insan davranışını tam anlamıyla taklit edemediğini kanıtladı. Araştırmacılar, gelecekte yapay zekanın dikkat süreçlerini geliştirecek yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor. Bu bulgular, yapay zeka alanında çalışan bilim insanları ve geliştiriciler için önemli bir yol haritası sunuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/yapay-zeka-modellerinde-d-834_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279674</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/disisleri-bakani-fidan-iranli-mevkidasi-erakci-ile-gorustu-279674</link>
      <pubDate>2026-06-15T13:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, İranlı mevkidaşı Erakçi ile görüştü]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, İran Dışişleri Bakanı Erakçi ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Erakçi, ABD ve İran arasındaki müzakere sürecine katkılarından dolayı Türkiye'ye teşekkür etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, İranlı mevkidaşı Erakçi ile görüştü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile telefon görüşmesi yaptı.</p><p>Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, telefon görüşmesinde, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ile İran arasındaki müzakere sürecine katkılarından dolayı Türkiye'ye teşekkür etti.</p><p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, varılan mutabakata ilişkin duyduğu memnuniyeti dile getirerek, sürece ilişkin tamamlayıcı görüşmelerin de olumlu bir neticeye ulaşmasını umduğunu aktardı.</p><p>Mutabakatı akamete uğratmaya yönelik kışkırtmalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Fidan, Türkiye'nin bölgede barış, huzur ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik katkılarını kararlılıkla sürdüreceğini belirtti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/disisleri-bakani-fidan-ir-138_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279673</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kolon-kanseri-hastalarina-b12-uyarisi-37-bin-hastada-carpici-sonuc-279673</link>
      <pubDate>2026-06-15T13:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kolon kanseri hastalarına B12 uyarısı! 37 bin hastada çarpıcı sonuç]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Texas Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin öncülüğünde yürütülen kapsamlı bir araştırma, kolon kanseri tanısı konan hastalarda yüksek B12 vitamini seviyesinin ölüm riskini önemli ölçüde artırdığını gösterdi. Uzmanlar, kan testlerinde saptanan yüksek B12 düzeylerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kolon kanseri hastalarına B12 uyarısı! 37 bin hastada çarpıcı sonuç]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Texas Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin dünya genelinde 37 binden fazla kolon kanseri hastasını kapsayan yeni araştırması, kan testlerinde yüksek B12 vitamini seviyesine sahip olan kişilerin hastalık seyri ve yaşam süresi üzerinde önemli etkiler yarattığını ortaya koydu. Kolon kanseri tanısı alan hastalarda, tanı anında ölçülen yüksek B12 düzeylerinin, hastaların hayatta kalma süresini ciddi şekilde kısalttığı belirlendi. Araştırmacılar, B12 vitamini seviyesinin sıradan bir laboratuvar sonucu olarak görülmemesi gerektiğini, özellikle de kolon kanseri gibi ölümcül hastalıklarla mücadele eden bireylerde bu değerin kritik bir biyomarker olabileceğini ifade ediyor.</p><h3>Bruce Chang-Gu: 'Yüksek B12, ölüm riskini iki katına çıkarıyor'</h3><p>Çalışmanın başında yer alan Dr. Bruce Chang-Gu ve ekibi, 108 farklı sağlık sisteminden elde edilen anonimleştirilmiş hasta kayıtlarını inceledi. Elde edilen bulgular, tanıdan bir yıl içerisinde B12 vitamini kan testi yapılan 37.106 kolon kanseri hastasının verilerine dayanıyor. Hastalar, kanlarındaki B12 düzeylerine göre düşük (300 pikogram/mL altı), normal (300-1.000 pikogram/mL arası) ve yüksek (1.000 pikogram/mL üzeri) olmak üzere üç gruba ayrıldı. Araştırmada, yüksek B12 seviyesine sahip hastaların tanı sonrası ortalama yaşam süresi beş yılın biraz altında kalırken, normal seviyedekiler neredeyse 11 yıl hayatta kaldı. Düşük B12 grubunda ise bu süre biraz daha uzun olarak kaydedildi. Bulgular, yüksek B12 düzeyinin ölüm oranını neredeyse iki katına çıkardığını gösterdi. Araştırmacılar, bu kadar belirgin bir farkın, sadece daha ağır hastaların daha fazla test edilmesiyle açıklanamayacağını, B12 vitamini seviyesinin başlı başına bir risk göstergesi olabileceğini vurguladı. Özellikle yüksek B12'nin, ölümcül kolon kanseri için sessiz bir uyarı işareti taşıdığına dikkat çekildi.</p><h3>Yüksek B12 ve metastaz ilişkisi netleşti</h3><p>Çalışmada öne çıkan bir diğer önemli bulgu ise, yüksek B12 vitamini seviyesinin kanserin yayılma olasılığıyla doğrudan bağlantılı olmasıydı. Staging kayıtlarına göre, yüksek B12 düzeyine sahip hastaların yarısından fazlası tanı konduğu anda evre 4 hastalığa sahipti. Bu oran, normal seviyedeki hastalarda yaklaşık üçte bir olarak tespit edildi. Ayrıca, tanıdan sonraki bir yıl içinde yüksek B12 grubunda yeni metastaz gelişimi yüzde 42'ye ulaşırken, bu oran normal seviyedekilerde yüzde 32'de kaldı. Karaciğer tümörlerinde ise yüksek B12 grubunda yüzde 23'lük bir artış gözlendi; bu, normal seviyedeki hastalarda yüzde 15'te kaldı. Araştırmacılar, karaciğerin hem vücudun B12 deposu olması hem de kolon kanserinin en sık yayıldığı organlardan biri olması nedeniyle bu bulgunun kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Yüksek B12'nin, karaciğer fonksiyonlarındaki bozulmanın ya da tümörlerin karaciğerdeki vitamin depolarını kana sızdırmasının bir işareti olabileceği düşünülüyor.</p><h3>Genetik analizler, tümörlerin B12 ile ilişkisini gösterdi</h3><p>Araştırma ekibi, kanserli hücrelerin B12 vitamini ile ilişkisini daha iyi anlamak için 283 kolon tümörü ile 300'den fazla sağlıklı kolon dokusunun genetik analizini yaptı. Sonuçlar, tümör dokusunun sağlıklı dokudan çok daha fazla metiyonin sentaz enzimi ürettiğini gösterdi. Bu enzim, B12 vitamini olmadan çalışamıyor ve hücrelerin bölünmeden önce DNA'yı kopyalamasına yardımcı oluyor. En yüksek düzeyde bu enzimi üreten tümörlere sahip hastaların ortalama yaşam süresi beş buçuk yıl ile sınırlı kaldı. Diğer hastalarda ise daha düşük enzim seviyelerine rağmen, çoğu çalışmanın sonunda hala hayattaydı. Bu bulgular, kanser hücrelerinin B12'yi sadece kana sızdırmakla kalmayıp, aynı zamanda kendi büyüme süreçlerinde aktif olarak kullandıklarını da ortaya koydu. Bilim insanları, bazı kemoterapi ilaçlarının DNA kopyalama süreçlerini hedef aldığını, ancak B12 ile çalışan mekanizmalara yönelik bir ilacın henüz geliştirilmediğini belirtti. Bu durum, B12 vitamini ve kolon kanseri arasındaki ilişkinin tedavi stratejileri açısından yeni bir kapı aralayabileceğine işaret ediyor.</p><h3>B12 takviyeleri ve ölüm oranı arasındaki ilişki tartışılıyor</h3><p>Araştırmanın bir diğer önemli noktası ise, yüksek B12 seviyesinin kolon kanseri gelişiminde doğrudan bir rol oynayıp oynamadığı konusundaki belirsizlik oldu. Çalışma gözlemsel nitelikte olduğu için, B12'nin kanserin yayılmasına neden olup olmadığını kesin olarak ortaya koyamıyor. Ancak, tanıdan önceki yıl B12 ve folik asit takviyesi alan hastalarda, hafif de olsa daha kötü sonuçlar elde edildi. Bu bulgu, fazla B12'nin vücuttan kolayca atıldığına dair yaygın inancın sorgulanmasına yol açtı. Daha önceki popülasyon araştırmaları da, toplumda en yüksek B12 seviyelerine sahip bireylerde ölüm oranlarının daha yüksek olduğunu göstermişti. Uzmanlar, özellikle açıklanamayan yüksek B12 değerlerinin, basit bir laboratuvar sonucu olarak geçiştirilmemesi gerektiğini, bunun yerine altta yatan ciddi bir sağlık sorununun habercisi olabileceğini vurguluyor.</p><h3>Rutin kan testiyle erken uyarı ve yeni tedavi imkanları</h3><p>Çalışmanın en çarpıcı sonucu, B12 vitamini seviyesinin kolon kanseri hastalarında basit ve ucuz bir biyomarker olarak kullanılabileceğini göstermesi oldu. Tanı anında yapılan rutin bir kan testiyle, yaklaşık beş yıl hayatta kalan hastalar ile 11 yıl yaşayanlar arasındaki fark net biçimde ortaya kondu. Yüksek B12 düzeyinin, doktorlara hastalığın gidişatı hakkında erken uyarı sağlayabileceği ve hastaların daha yakından izlenmesine olanak tanıyabileceği belirtildi. Ayrıca, yüksek B12 sonucu elde edilen hastalarda karaciğer ve akciğerlerin erken dönemde taranması, metastazın henüz tedavi edilebilirken yakalanmasını mümkün kılabilir. Bilim insanları, bu bulguların tedavi planlamasında ve hasta takibinde önemli bir dönüm noktası olabileceğini düşünüyor. B12 vitamini, kanserin ilerleyişini izleme ve yeni tedavi hedefleri oluşturma bakımından sağlık profesyonellerine yeni bir araç sunabilir.</p><p>Sonuç olarak, Texas Üniversitesi'nin öncülüğünde yürütülen bu geniş kapsamlı araştırma, kolon kanseri hastalarında yüksek B12 vitamini seviyesinin göz ardı edilmemesi gereken ciddi bir risk faktörü olduğunu ortaya koyuyor. B12'nin, hem hastalığın seyri hem de olası tedavi yaklaşımları açısından önemli bir biyomarker olarak değerlendirilmesi, ilerleyen dönemde hastaların yaşam süresinin uzatılmasına katkı sağlayabilir. Uzmanlar, kan testlerinde saptanan yüksek B12 düzeylerinin, sadece bir laboratuvar sonucu olarak değil, aynı zamanda detaylı bir inceleme ve takip gerektiren bir uyarı sinyali olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/kolon-kanseri-hastalarina-144_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279672</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/dunyanin-derinliklerinden-gelen-sesler-sir-perdesi-aralaniyor-279672</link>
      <pubDate>2026-06-15T13:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dünya'nın derinliklerinden gelen sesler! Sır perdesi aralanıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Utah Üniversitesi'nden bilim insanları, kuzey Utah ve güneybatı Wyoming bölgesinde, yerin 88 kilometre altında gerçekleşen olağanüstü derinlikteki depremleri detaylı biçimde inceledi. Bu araştırma, Dünya'nın mantosunda meydana gelen ve klasik jeolojiyle açıklanamayan sismik hareketlere yeni bir ışık tutuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dünya'nın derinliklerinden gelen sesler! Sır perdesi aralanıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Utah Üniversitesi'nden bir ekip, kuzey Utah ve güneybatı Wyoming'in derinliklerinde, yerin tam 88 kilometre altında meydana gelen alışılmadık depremleri gün yüzüne çıkardı. 1979 yılında başlayan bu sıra dışı sismik hareketlilik, ilk olarak 3.8 büyüklüğündeki bir depremle dikkat çekti. Ancak asıl şaşkınlık, depremin deniz seviyesinden 55 mil aşağıda, yani Dünya'nın kabuğunun çok ötesinde, mantoda gerçekleşmesiyle ortaya çıktı. Uzmanlar, bu derinlikte sarsıntıların klasik jeolojiyle açıklanamayacağını belirtiyor. Son olarak, bu yılın başında yayımlanan bilimsel makalede, Utah Üniversitesi'nden jeoloji profesörü Keith Koper ve emekli araştırmacı George Zandt, bölgede tespit edilen sekiz derin depremin tamamını analiz ederek, bunların Dünya'nın üst mantosunda gerçekleştiğini kesinleştirdi.</p><h3>Keith Koper: 'Bu depremler temel fizik açısından gizemli'</h3><p>Keith Koper ve ekibi, derin deprem olgusunun klasik kabuk depremlerinden çok farklı olduğunu vurguluyor. Koper, bu olayların temel fizik açısından hâlâ bir gizem taşıdığını ve mevcut bilimsel bilgilerle tam olarak açıklanamadığını söyledi. Araştırmada, deprem verilerinin Dünya'nın litosferinin en kalın ve eski bölgesi olan Wyoming Craton'un batı ucunda toplandığı belirtildi. Bu bölge, kuzey Utah ve güneybatı Wyoming boyunca uzanıyor ve sıcaklıkların 1.300 Fahrenheit derecenin (yaklaşık 704 Celsius) üzerine çıkabildiği bir yer olarak biliniyor. Koper, bu tür derin depremlerin, yüzeydeki fay hatlarının aksine, öncü veya artçı sarsıntılarla kendini belli etmediğini ifade etti. Ayrıca, bu sarsıntıların ne kadar büyük olabileceği konusunda kesin bir tahmin yapılamadığını ve kabuk depremlerindeki gibi maksimum büyüklüğün ölçülemediğini de ekledi.</p><h3>Wyoming Craton'un sıkışması derin depremlere yol açıyor</h3><p>Bilim insanları, bu olağanüstü derinlikteki depremlerin, mantonun Wyoming Craton'u yavaşça sıkıştırmasından kaynaklandığını düşünüyor. Araştırma ekibi, milyonlarca yıl süren bu sıkıştırmanın, cratonun kökü ile çevresindeki manto arasında gerilim oluşturduğunu ve bunun sonucunda derin depremler meydana geldiğini belirtiyor. Keith Koper, mantonun craton etrafında akarken oluşturduğu ekstra stresin, deformasyonun artmasına ve sismik hareketlerin tetiklenmesine yol açtığını açıkladı. Elde edilen veriler, bu derin depremlerin klasik yüzey depremlerinden hem köken hem de etki açısından büyük farklılıklar gösterdiğini ortaya koydu. Bilim insanları, gezegenimizin derinliklerindeki bu güçlü tektonik dinamiklerin hâlâ tam olarak anlaşılamadığını ve gelecekte daha büyük sarsıntıların yaşanabileceği konusunda uyarıyor.</p><p>Utah Üniversitesi'nin yürüttüğü bu kapsamlı araştırma, derin depremlerin kökenine dair yeni soruları gündeme getiriyor. Elde edilen bulgular, Dünya'nın mantosundaki hareketlerin yüzeydeki sismik aktivitelerden çok daha karmaşık ve öngörülemez olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, bu tür araştırmalar sayesinde gezegenimizin yapısal dinamikleri hakkında daha fazla bilgi edinileceğini ve gelecekteki olası risklerin daha iyi anlaşılacağını vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/dunyanin-derinliklerinden-312_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>