﻿<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295341</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/iran-disisleri-bakan-yardimcisi-garibabadi-umman-ile-gerekli-anlasmaya-vardik-295341</link>
      <pubDate>2026-10-13T18:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Garibabadi: Umman ile gerekli anlaşmaya vardık]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi Hürmüz Boğazı'ndaki geçiş düzenlemelerine ilişkin, “Umman ile Hürmüz Boğazı için gerekli mutabakata vardıklarını” belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Garibabadi: Umman ile gerekli anlaşmaya vardık]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran basınına yansıyan haberlere göre, Garibabadi Rus haber ajansı RİA Novosti'ye Hürmüz Boğazı'ndaki duruma ilişkin açıklamalarda bulundu.</p><p>"Umman ile Hürmüz Boğazı için gerekli mutabakata vardık." diyen Garibabadi koşullar sağlandığı zaman ülkesi ile Umman'ın Uluslararası Denizcilik Örgütü'ne kayıt olabileceğini söyledi.</p><p>Uluslararası Denizcilik Örgütü'ne kayıt olmanın Hürmüz Boğazı'nın açılacağı anlamı taşımadığını dile getiren Garibabadi, boğazın, ABD'nin yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde açılacağını kaydetti.       </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/iran-disisleri-bakan-yard-773_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295340</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/besinci-fon-toplantisi-sona-erdi-65-fona-ait-ara-odemeler-ivedilikle-yapilacak-295340</link>
      <pubDate>2026-10-13T18:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Beşinci Fon Toplantısı sona erdi: "65 fona ait ara ödemeler ivedilikle yapılacak"]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında gerçekleştirilen Beşinci Fon Kurulu Toplantısı tamamlandı. İletişim Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada 3 portföy ve 49 fon kapsamında toplam 34,1 Milyar TL tutarında yapılacak olan tasfiyenin bu hafta sonuna kadar tamamlanacağı belirtildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Beşinci Fon Toplantısı sona erdi: "65 fona ait ara ödemeler ivedilikle yapılacak"]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560"><p lang="tr" dir="ltr"><a href="https://x.com/hashtag/SONDAK%C4%B0KA?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#SONDAKİKA</a> Fon Kurulu 5. toplantıyı yaptı. İletişim Başkanlığı: 65 fona ait ara ödemeler ivedilikle yapılacak. <a href="https://t.co/IOnVqC6kGo">pic.twitter.com/IOnVqC6kGo</a></p>&#8212; 24 TV (@yirmidorttv) <a href="https://x.com/yirmidorttv/status/2110026362438177156?ref_src=twsrc%5Etfw">October 13, 2026</a></blockquote><p></p> <script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script><b>İletişim Başkanlığı tarafından yapılan paylaşım;</b><p></p><p>Beşinci Fon Kurulu Toplantısı, Cumhurbaşkanı Yardımcımızın  başkanlığında gerçekleştirilmiştir. Toplantıya Adalet Bakanlığı, Hazine ve  Maliye Bakanlığı ile bu bakanlıklarımızın ilgili kurum ve kuruluşları  katılmıştır. Kurulun önceki toplantı kararlarının gerçekleştirmesini temin  edecek, Sermaye Piyasası Kurulunca tasfiyesine karar verilen bazı yatırım  fonlarında tasfiye sürecinin adil, şeffaf ve etkin şekilde yürütülmesi ve  ödemelerin hukuki güvenceye kavuşturulmasını sağlayacak Kanun Teklifi  09.10.2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulmuştur. </p><p>Teklifin 14.10.2026 tarihinde TBMM Plan Bütçe Komisyonu'nda  görüşülmesi öngörülmektedir. Gelinen aşamada; geçtiğimiz hafta Ziraat Bankası  tarafından A1, Bulls ve Pardus'un yönetimindeki fonlarda bulunan 43.643  yatırımcıya toplam 6,4 milyar TL ödenmiştir. Söz konusu bu 3 portföy yönetim  şirketinin geriye kalan 49 fonu kapsamında, toplam 34,1 Milyar TL tutarında  tasfiye sürecinin bu hafta sonuna kadar tamamlanması hedeflenmektedir. </p><p>Böylelikle, 3 portföy yönetim şirketindeki toplam 66 ayrı  yatırım fonunda bulunan 45.745 kişiye toplam 40,5 Milyar TL tutarındaki ayni ve  nakdi tasfiye tamamlanmış olacaktır. Diğer taraftan TBMM gündeminde yer alan  teklifin yasalaşmasının ardından tasfiye sürecinde yer alan diğer 65 fona ait  ara ödemelerin de ivedilikle tamamlanması hedeflenmektedir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/iletisim-baskanligindan-y-989_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295339</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-nijerya-buyukelcisi-dakingariyi-kabul-etti-295339</link>
      <pubDate>2026-10-13T18:06:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan Nijerya Büyükelçisi Dakingari'yi kabul etti]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoüan Nijerya Büyükelçisi Nijerya Büyükelçisi Saidu Usman Nasamu Dakingari'yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan Nijerya Büyükelçisi Dakingari'yi kabul etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoüan Nijerya Büyükelçisi Nijerya Büyükelçisi Saidu Usman Nasamu Dakingari'yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/huhonmkxqaahra-131020263d678eb8.jpg"/><p>Kabulde Büyükelçi Dakingari, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a güven mektubunu sundu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/cumhurbaskani-erdogan-nij-959_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295338</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-el-salvador-buyukelcisini-kabul-etti-295338</link>
      <pubDate>2026-10-13T18:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan El Salvador Büyükelçisini kabul etti]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan El Salvador Büyükelçisi Eduardo Alfonso G. Grande'yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan El Salvador Büyükelçisini kabul etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<b>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından yapılan paylaşım;</b><p></p><p>Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, El Salvador Büyükelçisi Eduardo Alfonso G. Grande'yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul etti. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/huhmp2bxgaaa1b6-1310202655b7e9fe.jpg"/><p>Kabulde Büyükelçi Grande, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a güven mektubunu sundu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/huhmp1hxsaagev9-1310202670e45bb9.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/cumhurbaskani-erdogan-el--161_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295337</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/genclerde-10-kritik-sinyal-bir-uzman-anlatiyor-295337</link>
      <pubDate>2026-10-13T17:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gençlerde 10 kritik sinyal: Bir uzman anlatıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Ailelerin gençlerde gözden kaçırmaması gereken 10 kritik sinyal var. Bu sinyaller ergenliğin getirisi olarak görülse de belli noktalarda dikkat etmek gerekiyor. Peki, hangi davranışlar aileleri alarma geçirmeli? İşte uzman görüşü.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gençlerde 10 kritik sinyal: Bir uzman anlatıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gençlerin davranışlarındaki değişiklikler aileler için önemli sinyaller taşıyabiliyor. Ani öfke patlamaları, umutsuzluk, okula gitmeme gibi davranışlar belli bir noktada normalliğini yitiriyor ve artık dikkat edilmesi gereken bir alarm durumuna geçiriyor aileleri.</p><p>Peki, özellikle bu davranışlar hangileri? Ve aileler hangi noktada dikkat etmeli? </p><p><b>Psikiyatrist Gülnur Şen bugün 24TV için  soruları yanıtladı. Şen'in aileleri alarma geçiren davranışlara ilişkin yorumları şöyle:</b></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/videos/sinyal1-131020264ab838bf.mp4" type="video/mp4"></video>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/genclerde-10-kritik-sinya-764_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295336</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turkiyede-bir-ilk-bursanin-afet-anayasasi-imzalandi-295336</link>
      <pubDate>2026-10-13T16:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye'de bir ilk Bursa'nın “Afet Anayasası” imzalandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan Bursa Afet ve Kentsel Dirençlilik Beyannamesi, afet risklerini önceden azaltmayı ve kentin tüm yatırımlarında afet güvenliğini esas almayı hedefliyor. Deprem dirençli yapılar, güvenli ulaşım ve altyapı, akıllı kent sistemleri ile kırılgan grupların korunması beyannamenin öncelikleri arasında yer alıyor. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye'de bir ilk Bursa'nın “Afet Anayasası” imzalandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Büyükşehir Belediyesi, kentin afetlere karşı hazırlıklı ve dirençli hale getirilmesi amacıyla hazırlanan Bursa Afet ve Kentsel Dirençlilik Beyannamesi'ni 13 Ekim Dünya Afet Risklerinin Azaltılması Günü'nde imzaladı. "Bursa'nın Afet Anayasası" olarak nitelendirilen belge, afet sonrasında müdahaleden önce riskleri belirlemeyi ve zararları azaltmayı esas alan bir yönetim anlayışını ortaya koyuyor.</p><p>Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba'nın başkanlığında, akademisyen ve yerel yöneticilerin katılımıyla duyurulan beyanname, şehir planlamasından kentsel dönüşüme, ulaşım ve altyapı yatırımlarından sosyal hizmetlere kadar belediyenin farklı çalışma alanlarında afet güvenliğinin dikkate alınmasını öngörüyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/37866mtzhy2rmot10-131020260bf41cd6.jpg"/><p><b>AFET GÜVENLİĞİ, TÜM YATIRIMLARIN PARÇASI OLACAK</b></p><p>Beyannamenin temel yaklaşımı, afet risklerinin yalnızca afet yönetimi birimlerinin sorumluluğunda görülmemesi ve kentin bütün planlama ve yatırım süreçlerine dahil edilmesi. Bu kapsamda yeni yolların, köprülerin, kamu binalarının, parkların ve altyapı sistemlerinin yalnızca günlük ihtiyaçlara göre değil, afet sırasında ve sonrasında üstlenecekleri işlevler açısından da değerlendirilmesi hedefleniyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/37866mtzhy2rmot-1310202634faf565.jpg"/><p>Yolların kritik bölgelere erişimi sürdürmesi, köprülerin afet sonrasında ulaşımın devamlılığına katkı sağlaması, kamu binalarının hizmet verebilmesi ve parkların gerektiğinde toplanma, geçici barınma ve lojistik ihtiyaçları karşılayabilmesi bu yaklaşımın öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor.</p><p>İmar ve planlama kararlarında zeminin ve afet risklerinin dikkate alınması, altyapının ise afet sonrasında mümkün olan en kısa sürede yeniden işler hale gelebilmesi amaçlanıyor.</p><p><b>JICA ÇALIŞMALARI BİLİMSEL ALTYAPIYI OLUŞTURDU</b></p><p>Bursa Büyükşehir Belediyesi, Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ile yürütülen çalışmalar kapsamında kentin teknik, fiziksel ve sosyal açıdan hassas noktalarının bilimsel yöntemlerle ele alındığını bildirdi.</p><p>Hazırlanan beyannameyle bu çalışmalardan elde edilen bilgi ve analizlerin somut, ölçülebilir ve sürdürülebilir hedeflere dönüştürülmesi amaçlanıyor. Belge, risklerin belirlenmesinin yanı sıra bu risklerin azaltılmasına yönelik uygulamaların ve yatırım önceliklerinin oluşturulmasına da çerçeve sunuyor.</p><p><b>DEPREM GÜVENLİĞİNDEN İKLİM RİSKLERİNE GENİŞ KAPSAM</b></p><p>Bursa Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan beyannamede, afet risklerini gözeten kentsel planlama ve depreme dirençli yapılaşmanın yanı sıra köprü, ulaşım ve altyapı güvenliğine yönelik taahhütler yer alıyor. Yapı denetiminde şeffaflık ve teknik güvencenin güçlendirilmesi, akıllı şehir uygulamaları ve kent bilgi sistemlerinden yararlanılması da belgenin öncelikleri arasında bulunuyor.</p><p>Beyanname, iklim değişikliği ve çoklu afet risklerini de kapsıyor. Afet eğitimleri ve tatbikatların yaygınlaştırılması, kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesi ve özel gereksinimli bireyler ile diğer kırılgan grupların afetlere karşı korunmasına yönelik çalışmalar da öngörülen başlıklar arasında yer alıyor.</p><p><b>"DİRENÇLİLİK EVDE BAŞLAR"</b></p><p>Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, afetlere hazırlığın yalnızca kriz anında müdahaleyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, risklerin önceden tespit edilmesi ve zararları azaltacak önlemlerin zamanında alınmasının önemine dikkat çekti.</p><p>Biba, beyannamenin belediyenin görev ve yetki alanları içerisinde uygulanabilir, ölçülebilir ve sürdürülebilir taahhütler ortaya koyduğunu ifade etti. Afetlere karşı hazırlığın ailelerden ve mahallelerden başlayarak bütün kente yayılması gerektiğini vurgulayan Biba, kamu kurumları, üniversiteler, meslek odaları, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğinin önemini dile getirdi.</p><p><b>"YATIRIMLARIN AFET SONRASINDA DA İŞLEVİNİ SÜRDÜRMESİ GEREKİYOR"</b></p><p>Beyannamenin yalnızca teknik bir belge olarak kalmaması, belediyenin yatırım ve planlama kararlarına yön vermesi hedefleniyor. Şahin Biba, afet güvenliğinin günlük belediyecilik hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini belirterek, yatırımların afet koşullarında üstleneceği işlevlerin de hesaba katılacağını ifade etti.</p><p>Biba, yeni yol projelerinde kritik bölgelere erişimin, köprülerde afet sonrasında ulaşımın devamlılığının, kamu binalarında hizmetlerin kesintisiz sürdürülebilmesinin ve parkların toplanma ile geçici barınma ihtiyaçlarını karşılayabilmesinin dikkate alınacağını söyledi. İmar kararlarında zemin ve risk analizlerinin, altyapı yatırımlarında ise sistemlerin afet sonrasında yeniden işler hale gelme süresinin önem taşıyacağını vurguladı.</p><p>Biba, afetlere hazırlığın belediyenin belirli birimlerinin sorumluluğuyla sınırlı tutulmayacağını, planlamadan yatırıma ve denetime kadar bütün süreçlerde gözetilmesinin amaçlandığını belirtti. Bursa'nın 17 ilçesiyle birlikte güçlenmesi gerektiğine işaret eden Biba, kurumlar, üniversiteler, meslek odaları, sanayi kuruluşları ve sivil toplumun katkısının önemine dikkat çekti.</p><p><b>HEDEF, AFET ÖNCESİNDE RİSKLERİ AZALTAN BİR BURSA</b></p><p>Beyannameyle Bursa'da afet güvenliğinin geçici bir çalışma başlığı olmaktan çıkarılarak kurumsal bir yönetim standardına dönüştürülmesi hedeflendiğini anlatan Başkan Vekili Biba, "Dirençli şehirler tesadüfen oluşmaz. Bilgiyle, bilimle, planlamayla, kararlılıkla ve birlikte hareket ederek oluşturulur. Bizim hedefimiz, afet olduğunda ne yapacağını bilen bir Bursa'dan daha fazlasıdır. Biz; afet olmadan önce risklerini bilen, risklerini azaltan, yatırımlarını buna göre planlayan, hizmetlerini kesintisiz sürdürebilen ve her koşulda yaşamaya devam edebilen bir Bursa istiyoruz. Bunun için bugün, Bursa'nın geleceğine verilmiş ortak bir söz ortaya koyuyoruz. Bu sözün adı: Bursa Afet ve Kentsel Dirençlilik Beyannamesi. Beyannamemizin şehrimize ve hemşehrilerimize hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu. Konuşmaların ardından, Başkan Vekili Biba, Bursa'nın Afet Anayasası olarak kabul edilen Bursa Afet ve Kentsel Dirençlilik Beyannamesi'ni imzaladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/turkiyede-bir-ilk-bursani-435_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295335</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/taze-palamut-nasil-secilir-balik-almanin-puf-noktalari-295335</link>
      <pubDate>2026-10-13T16:03:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Taze palamut nasıl seçilir? Balık almanın püf noktaları]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Bu yıl denizlerde palamut bolluğu var. Peki, balık tezgâhlarında palamut alırken tazeliği nasıl anlaşılır, palamut tombikten nasıl ayırt edilir ve hangi dönemde daha lezzetli olur? Balığın gözleri, solungaçları ve derisinin yanı sıra boyu ve gövdesindeki çizgiler de seçim yaparken ipuçları veriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Taze palamut nasıl seçilir? Balık almanın püf noktaları]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Palamut, uskumru, torik ve orkinosun da yer aldığı familyadan, sürüler halinde yaşayan göçmen bir balık. Sırtı çizgili, karnı gümüş renginde olan palamut, Türkiye'de özellikle Karadeniz ve Marmara'da avlanıyor. Et ve Süt Kurumunun palamut hakkındaki bilgilendirmesinde, bu denizlerde avlanan palamutların lezzetiyle öne çıktığı belirtiliyor.</b></p><p>Palamut alırken yalnızca balığın büyüklüğüne bakmak yeterli değil. Tazeliğini anlamak, benzer türlerle karıştırmamak ve mevsimine uygun seçim yapmak gerekiyor. Balığın gözleri, solungaçları, derisi, eti ve kokusu tazeliği hakkında fikir verirken gövdesindeki çizgiler de gerçek palamudu yakın akrabalarından ayırmaya yardımcı oluyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/06/42663316.jpg"/><p style="margin-top: -10px; font-size: 12px; font-style: italic;" class="image-description-detail">Tavası, haşlaması, buğulaması, pilakisi, köftesi, ızgarası, torik kafasından çorbası ve lakerdası yapılıyor.</p><p><b>Taze palamut nasıl anlaşılır?</b></p><p>Tarım ve Orman Bakanlığının il müdürlükleri tarafından yayımlanan<b> balık satışına ilişkin bilgilendirmelerde, balığın gözleri, solungaçları, derisi, eti ve kokusunun</b> tazelik değerlendirmesinde birlikte ele alınması gerektiği belirtiliyor.</p><p><b>Gözleri parlak ve canlı olmalı.</b> Taze balığın gözleri parlak, berrak ve hafif dışa bombeli görünür. Gözlerin matlaşması, bulanıklaşması veya çökük hale gelmesi tazeliğin azaldığına işaret edebilir.</p><p><b>Solungaçları canlı kırmızı veya pembe-kırmızı renkte olmalı. </b>Taze balıkta solungaçlar canlı renklerini korur. Rengin solması ve kahverengiye dönmesi, balığın tazeliği açısından uyarıcı bir işarettir.</p><p><b>Derisi parlak, pulları vücuduna sıkıca bağlı olmalı. </b>Taze balığın derisi parlak ve gergin görünür. Pulların kolayca dökülmesi ve derinin matlaşması tazeliğin azaldığını düşündürebilir.</p><p><b>Eti sıkı ve diri olmalı. </b>Balığın etine hafifçe bastırıldığında oluşan çukurun kısa sürede düzelmesi tazelik göstergelerinden biridir. Bastırılan bölgenin çukur kalması veya etin gevşek bir yapı göstermesi şüphe uyandırabilir.</p><p><b>Keskin ve rahatsız edici kokusu olmamalı.</b> Taze balık hafif, denizi andıran bir kokuya sahip olabilir. Ekşi, ağır veya amonyağı andıran keskin bir koku ise balığın tazeliği konusunda olumsuz bir işarettir.</p><p><b>Bu belirtileri tek tek değil, birlikte değerlendirmek gerekir. Balığın yalnızca gözlerine veya derisinin rengine bakarak taze olduğu sonucuna varılamaz.</b></p><p><b>Palamut ile tombik nasıl ayırt edilir?</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/palamut1-131020265787fcda.jpg"/><p>Palamut satın alırken dikkat edilmesi gereken konulardan biri, benzer görünümlü balıklarla karıştırılmamasıdır. Et ve Süt Kurumunun palamut bilgilendirmesinde, Karadeniz ve Marmara palamudunun gövdesinde baştan kuyruğa doğru uzanan, dördü koyu, üçü açık renkli toplam yedi düzenli bant bulunduğu belirtiliyor.</p><p>Tombik, benekli orkinos ve yazılı orkinos gibi yakın akrabalarında ise görünüm farklıdır. Bu balıkların gövdesinde sırttan karına doğru dalgalı biçimde uzanan en az 16 alacalı bant ve karın bölgesine yakın en az üç siyah benek bulunabilir. Bu çizgi ve benekler, palamut ile benzer türleri ayırt etmede önemli ipuçlarıdır.</p><p><b>Anadolu Ajansının 28 Eylül 2023 tarihli haberinde palamut ve tombik arasındaki farklara ilişkin değerlendirmelerine yer veriliyor. Haberde gövde çizgilerinin yanı sıra sırt yüzgeçlerinin birbirine uzaklığı ve diş yapısı da ayırt edici özellikler arasında <a href="https://www.aa.com.tr/tr/yesilhat/bilim/sicaklikla-birlesen-faktorler-marmara-denizinde-tombik-baligi-sayisini-artiriyor/1821320">gösteriliyor</a>: </b></p><i>"Palamutta bantlar vardır, vücudunu kesen çizgiler vardır. Tombikte de bariz bir şekilde sırt yüzgeci birbirinden uzaktır. Bunlar avcı balıklar, dişleri vardır ama palamudunki daha belirgindir, keskindir. Tombik balığının palamuda göre dişleri tek sıra halinde, küçük ve koniktir. Balıkçımız aslında tombik ya da yazılı orkinos yakaladığında bunun palamut, uskumru, kolyoz gibi türlere benzemediğini anlar."</i><p>Et ve Süt Kurumu, bu yakın akrabaların etinin gerçek palamuda kıyasla lezzet bakımından farklı olduğunu belirtiyor<b>. Bu nedenle balık alırken yalnızca balığın büyüklüğüne veya palamut adıyla satılmasına güvenmemek, gövdesindeki bantları ve benekleri de kontrol etmek gerekiyor.</b></p><p><b>Palamut boyuna göre hangi isimleri alır?</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/palamut4-13102026764f941c.jpg"/><p>Palamut, büyüklüğüne göre farklı isimlerle anılır. Boy sınıflandırmasına göre palamut vanozu, çingene palamudu, palamut, kestane palamudu ve torik gibi adlandırmalar kullanılır. Daha büyük balıklar için sivri, altıparmak ve zindandelen adları da yer alır.</p><p>20 santimetreye kadar olanlar palamut vanozu, 20&#8211;30 santimetre arasındakiler çingene palamudu, 31&#8211;40 santimetre arasındakiler palamut, 40&#8211;50 santimetre arasındakiler kestane palamudu olarak adlandırılır. 51&#8211;60 santimetre aralığında torik, 61&#8211;65 santimetre aralığında sivri, 65&#8211;70 santimetre aralığında altıparmak, 70 santimetrenin üzerindekiler ise zindandelen adıyla anılır.</p><p><b>Bu adlandırmalar kaynaklara ve yörelere göre değişiklik gösterebildiğinden, boy sınıfları her yerde aynı biçimde kullanılmayabilir. Ayrıca balığın boyu, tek başına tazeliğini veya lezzetini belirlemez.</b></p><p><b>Palamut ne zaman daha lezzetli olur?</b></p><p>Kaynaklara göre palamudun en lezzetli olduğu dönem eylül başından şubat ortasına kadar olan dönem. Bu dönemde balığın yağ oranı yükseldiğinden pişirme yöntemi de önem kazanıyor.</p><p><b>NASIL PİŞİRİLMELİ</b></p><p>Yağlı olduğu dönemde palamutun tavada pişirilmesi ağır gelebilir. Bu nedenle ızgara ve fırın önerilir; yahni de tercih edilebilir. Diğer dönemlerde tava yapılabilir. Et ve Süt Kurumu, palamutun siyah etli bir balık olması nedeniyle buğulama ve çorba için önerilmediğini de belirtiyor.</p><p><b>Palamut alırken nelere dikkat edilmeli?</b></p><p>Palamut satın alırken gözlerin parlaklığı, solungaçların rengi, derinin görünümü, etin diriliği ve koku birlikte değerlendirilmelidir. Ayrıca palamudun tombik gibi benzer türlerle karıştırılmaması için gövdesindeki çizgi ve beneklere bakılmalıdır.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/palamut7-131020264d82b21b.jpg"/><p><b>Balığın uygun soğuk koşullarda muhafaza edildiğinden emin olmak da önemlidir. </b></p><p><b>Palamut'un boyuna göre isimlendirilmesi.</b></p><p>1-20 cm ye kadar palamut vanozu.</p><p>2-20-30 cm arası çingene palamutu</p><p>3-31-40 cm arası palamut</p><p>4-40-50 cm arası kestane palamutu</p><p>5-51-60 cm arası torik</p><p>6-61-65 arası sivri</p><p>7-65-70 cm arası altıparmak</p><p>8-70 cm den büyük zindan delen.</p><p>Torik ve toriğin büyük boyları palamuttan daha çok yağlıdır bu nedenle tuzlama ve lakerdası tercih edilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/taze-palamut-nasil-secili-732_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295334</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/bilgi/hem-kilo-verdiriyor-hem-sekeri-dengeliyor-iste-o-diyet-listesi-295334</link>
      <pubDate>2026-10-13T15:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Hem kilo verdiriyor hem şekeri dengeliyor: İşte o diyet listesi]]></title>
      <category><![CDATA[Bilgi]]></category>
      <description><![CDATA[Diyabet hastalarının sağlıklı bir şekilde kilo vermesi için hazırlanan 1700 kalorilik diyet listesi, kan şekeri seviyelerini dengede tutarken fazla kilolardan kurtulmayı da sağlıyor. Uzmanlar, bu beslenme planını uygulamadan önce mutlaka doktora danışılması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Hem kilo verdiriyor hem şekeri dengeliyor: İşte o diyet listesi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şeker hastalığıyla mücadele eden milyonlarca kişi, hem kan şekerini kontrol altında tutacak hem de sağlıklı bir şekilde kilo vermeyi mümkün kılacak beslenme programları arıyor. Diyabet hastaları için özel olarak hazırlanan diyet listeleri, bu noktada büyük önem taşıyor. Doğru bir beslenme planıyla kan şekeri seviyelerini dengede tutmak ve aynı zamanda fazla kilolardan kurtulmak mümkün. Uzmanların önerdiği 1700 kalorilik diyabet dostu diyet listesi, şeker hastalarının günlük enerji ihtiyacını karşılarken kan şekerinde ani dalgalanmaların önüne geçiyor.</p><p><b>DİYABET HASTALARINDA BESLENME PLANI NEDEN HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR?</b></p><p>Sağlıklı ve dengeli bir beslenme programı, yalnızca kilo vermek isteyen bireyler için değil, aynı zamanda diyabet hastaları için de son derece kritik bir yere sahip. Çünkü diyabet hastalarında yanlış beslenme alışkanlıkları, kan şekerinde tehlikeli yükselişlere ya da düşüşlere yol açabiliyor. Bu durum uzun vadede kalp-damar hastalıkları, böbrek yetmezliği ve sinir hasarı gibi ciddi komplikasyonlara zemin hazırlıyor. Yeterli enerji ihtiyacının karşılanmasının yanı sıra doğru şeker seviyelerinin korunması için özel olarak hazırlanmış bir diyet planı uygulandığında, hastalığın yan etkilerinden korunmak ve sağlıklı bir vücuda kavuşmak çok daha kolay hale geliyor. Bu nedenle diyabet hastaları, beslenme konusunda rastgele değil, bilinçli ve planlı bir yaklaşım benimsemeli.</p><p><b>DİYABET DİYETİ KİŞİYE ÖZEL OLARAK DÜZENLENMELİ</b></p><p>Şeker hastalarının uygulayacağı diyet programı, her bireyin kendine özgü koşullarına göre şekillendirilmeli. Kişinin yaşam tarzı, boyu, kilosu, şeker tedavisinde kullandığı ilaç ve insülin tipi ile miktarı, günlük fiziksel aktivite düzeyi ve mevcut beslenme alışkanlıkları bu planın temel belirleyicileri arasında yer alıyor. Örneğin düzenli egzersiz yapan bir diyabet hastasının kalori ihtiyacı, hareketsiz bir yaşam süren hastaya kıyasla farklılık gösteriyor. Aynı şekilde insülin kullanan bir hastanın öğün saatleri ve karbonhidrat alımı çok daha hassas bir şekilde ayarlanmalı. Bu yüzden herhangi bir diyet listesini uygulamaya başlamadan önce mutlaka bir doktora ya da diyetisyene danışılması büyük önem taşıyor. Uzman kontrolü olmadan yapılan değişiklikler, kan şekerinde istenmeyen dalgalanmalara neden olabiliyor.</p><p><b>UZMANLARIN ŞEKER HASTALARI İÇİN ÖNERDİĞİ EN İYİ BESİNLER</b></p><p>"National Library of Medicine" tarafından yayımlanan araştırmalara göre, şeker hastalarının beslenme programlarında mutlaka yer vermesi gereken besin grupları belirlendi. Bu besinler, kan şekerini dengede tutarken vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineralleri de sağlıyor. Uzmanların önerdiği besin grupları şu şekilde sıralanıyor:</p><p>Öncelikle meyve ve sebzeler, lif içerikleri sayesinde kan şekerinin yavaş yükselmesini sağladığı için diyabet hastalarının sofrasından eksik olmamalı. Tam buğday, kahverengi pirinç, arpa, kinoa ve yulaf gibi tam tahıllar ise uzun süre tokluk hissi vererek aşırı yemeyi engelliyor ve kan şekerini stabil tutuyor. Protein kaynakları arasında yağsız et, tavuk, hindi, balık, yumurta, fındık, fasulye, mercimek ve tofu gibi besinler öne çıkıyor. Bu proteinler kas kütlesinin korunmasına yardımcı olurken kan şekerinde ani sıçramaları da önlüyor. Son olarak süt, yoğurt ve peynir gibi yağsız veya az yağlı süt ürünleri de kalsiyum ihtiyacını karşılarken diyabet dostu beslenmenin vazgeçilmez unsurları arasında yer alıyor.</p><p><b>1700 KALORİLİK DİYABET DOSTU DİYET LİSTESİNİN DETAYLARI</b></p><p>Uzmanlar tarafından hazırlanan 1700 kalorilik örnek diyet listesi, kan şekeri seviyelerini dengede tutarken sağlıklı bir şekilde kilo vermeyi hedefliyor. Bu diyet listesi günün her öğününü kapsıyor ve ara öğünlerle kan şekerinin gün boyunca stabil kalmasını amaçlıyor. İşte öğün öğün diyabet dostu beslenme planının tüm detayları:</p><p><strong>Sabah Kahvaltısı:</strong> Güne şekersiz çay ya da bitki çaylarıyla başlanması öneriliyor. Yanında 2 kibrit kutusu büyüklüğünde az yağlı peynir veya 4 kaşık lor peyniri ya da 1 kibrit kutusu peynir ile 1 adet yumurta tüketilebilir. Ancak yumurta haftada 2-3 kez ile sınırlandırılmalı. Bunların yanına 5-6 adet zeytin veya 2 adet ceviz içi eklenmeli. Domates, salatalık ve yeşillik gibi taze sebzeler sofradan eksik olmamalı. Ekmek olarak ise 2 dilim esmer ekmek tercih edilmeli. Bu kahvaltı düzeni, günün ilk saatlerinde kan şekerinin dengeli bir şekilde yükselmesini sağlıyor.</p><p><strong>Sabah Ara Öğünü:</strong> Kahvaltı ile öğle yemeği arasında kan şekerinin düşmesini önlemek için bir ara öğün tüketilmeli. Bu öğünde 1 porsiyon meyve ile birlikte 1 çay bardağı süt veya yoğurt alınabilir. Alternatif olarak 1 meyve yanında 2 adet ceviz de tercih edilebilir. Ara öğünler, diyabet hastalarının kan şekerini gün boyunca dengede tutması açısından kritik bir rol üstleniyor.</p><p><strong>Öğle Yemeği:</strong> Öğle öğününde 5-6 kaşık sebze yemeği temel olarak yer alıyor. Protein kaynağı olarak ise şu seçeneklerden biri tercih edilmeli: 2 köfte büyüklüğünde et, 2 adet tavuk baget, 8 kaşık kuru baklagil veya 2 yumurta büyüklüğünde balık eti. Bu seçeneklerden yalnızca bir tanesi alınmalı. Yanında yarım su bardağı yoğurt, yağsız salata ve 2 dilim esmer ekmek bulunmalı. Bu öğün, günün en yoğun enerji ihtiyacının karşılandığı saatlerde vücuda gereken besinleri sağlıyor.</p><p><strong>Öğleden Sonra Ara Öğünü:</strong> İkindi saatlerinde tüketilecek ara öğün için birkaç farklı seçenek sunuluyor. Birinci seçenek olarak 1 meyve ile 1 su bardağı süt veya yoğurt alınabilir. İkinci seçenek yarım paket diyet bisküvi ile 1 su bardağı ayran olabilir. Üçüncü seçenek ise 1 dilim ekmek üzerine 1 kibrit kutusu yağsız peynir ve yanında domates şeklinde düzenlenebilir. Bu ara öğün, akşam yemeğine kadar kan şekerinin kontrol altında kalmasına yardımcı oluyor.</p><p><strong>Akşam Yemeği:</strong> Akşam öğünü, öğle yemeğine kıyasla daha hafif tutulmalı. 1 porsiyon sebze yemeği ana bileşen olarak yer alıyor. Protein kaynağı olarak 1 köfte büyüklüğünde et, 1 adet tavuk baget, 4 kaşık kuru baklagil, 1 kibrit kutusu peynir veya 40 gram ton balığı seçeneklerinden biri tercih edilebilir. Yanında 1 su bardağı yoğurt, yağsız salata ve 1 dilim ekmek bulunmalı. Akşam öğününün hafif tutulması, gece boyunca kan şekerinin dengede kalmasını kolaylaştırıyor.</p><p><strong>Gece Atıştırmalığı:</strong> Yatmadan önce tüketilecek hafif bir atıştırmalık, gece boyunca kan şekerinin aşırı düşmesini engelliyor. Bu öğün için 1 meyve ile 3-4 kaşık yoğurt, ya da 1 avuç leblebi ile 2 adet ceviz veya 1 su bardağı süt ile 1 avuç leblebi tercih edilebilir. Özellikle insülin kullanan diyabet hastaları için gece atıştırmalığı, hipoglisemi riskini azaltması bakımından oldukça önemli bir yere sahip.</p><p><b>DİYABET DİYETİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN ALTIN KURALLAR</b></p><p>Bu 1700 kalorilik diyabet dostu diyet listesi, genel bir çerçeve sunuyor ancak her bireyin metabolizması ve sağlık durumu farklı olduğu için kişisel uyarlamalar şart. Kan şekerini düzenli olarak ölçmek, öğün saatlerine sadık kalmak ve ara öğünleri atlamadan tüketmek, diyetin başarısını doğrudan etkileyen faktörler arasında bulunuyor. Ayrıca günlük su tüketiminin yeterli düzeyde tutulması ve düzenli fiziksel aktivite yapılması, diyetin etkisini katlıyor. Uzmanlar, şeker hastalarının bu tür bir beslenme planını mutlaka doktor gözetiminde başlatmasını ve düzenli kontrollere devam etmesini öneriyor. Doğru bir beslenme stratejisiyle diyabet hastaları hem kan şekerlerini kontrol altında tutabiliyor hem de sağlıklı bir kiloya ulaşabiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/hem-kilo-verdiriyor-hem-s-247_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295333</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/evdeki-malzemelerle-hazirlanan-efsane-balkan-tatlisi-sofralari-susluyor-295333</link>
      <pubDate>2026-10-13T15:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Evdeki malzemelerle hazırlanan efsane Balkan tatlısı sofraları süslüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Boşnak mutfağının en sevilen lezzetlerinden Slatka tatlısı, evde kolayca bulunan malzemelerle kısa sürede hazırlanıyor. Hindistan cevizinin aroması ve şerbetinin hafifliğiyle öne çıkan bu pratik tarif, hem günlük çay saatlerinde hem de misafir sofralarında fark yaratıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Evdeki malzemelerle hazırlanan efsane Balkan tatlısı sofraları süslüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Farklı tatlı tarifleri arayanların ve özellikle çay saatlerinde sofrasına değişik bir lezzet katmak isteyenlerin son dönemde en çok merak ettiği tariflerden biri Boşnak tatlısı olarak bilinen Slatka oldu. Balkan mutfağının geleneksel tatlarından biri olan Slatka, hem yapımının kolay olması hem de muhteşem aromasıyla dikkat çekiyor. Evde bulunan temel malzemelerle kısa sürede hazırlanan bu tatlı, tatlı krizi anlarında adeta kurtarıcı görevi üstleniyor. Üstelik misafir sofralarında çayın yanında sunulduğunda büyük beğeni toplayan Boşnak tatlısı, herkesin kolaylıkla deneyebileceği pratik bir alternatif sunuyor.</p><p><b>BOŞNAK TATLISI SLATKA İÇİN GEREKLİ MALZEMELER NELER?</b></p><p>Slatka tarifinin en güzel yanlarından biri, mutfakta zaten bulunan temel malzemelerle hazırlanabilmesi. Hamur kısmı için bir su bardağı şeker, bir su bardağı un, bir su bardağı yoğurt, üç adet yumurta ve bir su bardağı irmik gerekiyor. Bunlara ek olarak yarım çay bardağından biraz fazla Hindistan cevizi, bir paket kabartma tozu, bir çay kaşığı karbonat ve bir paket vanilya da hamura ekleniyor. Hindistan cevizi bu Boşnak tatlısına kendine özgü o tropik aromayı kazandıran en önemli bileşen olarak öne çıkıyor. Şerbet tarafında ise üç su bardağı şeker, iki buçuk su bardağı su, bir paket vanilya ve bir tatlı kaşığı limon suyu kullanılıyor. Şerbetin doğru kıvamda hazırlanması, tatlının son halini doğrudan etkileyen kritik bir ayrıntı olarak değerlendiriliyor.</p><p><b>SLATKA TARİFİ ADIM ADIM NASIL YAPILIYOR?</b></p><p>Boşnak tatlısı Slatka tarifinde işe şerbetten başlamak büyük önem taşıyor çünkü şerbetin oda sıcaklığına kadar soğuması gerekiyor. Şeker ve su bir tencereye alınarak kaynatılıyor, şekerler tamamen eridikten sonra vanilya ve limon suyu ekleniyor. Ardından ocağın altı kapatılarak şerbet oda sıcaklığında soğumaya bırakılıyor. Bu aşamada limon suyunun eklenmesi şerbetin şekerlenmesini önlüyor ve tatlıya hoş bir ferahlık katıyor.</p><p>Hamur hazırlığına geçildiğinde öncelikle yumurta ve şeker ayrı bir kapta mikserle krema kıvamına gelene kadar çırpılıyor. Bu adım hamurun kabarık ve yumuşak olmasını sağlayan temel aşama olarak kabul ediliyor. Ayrı bir kasede ise un, irmik, kabartma tozu, vanilya ve Hindistan cevizi kuru olarak karıştırılıyor. Kuru malzemelerin önceden harmanlanması, hamurun homojen bir yapıya kavuşmasına yardımcı oluyor. En son aşamada yoğurt ekleniyor ve spatula ya da kaşık yardımıyla üstten alta doğru nazikçe karıştırılıyor. Bu noktada mikserin kullanılmaması gerekiyor çünkü fazla karıştırma hamurun kabarmasını engelleyebiliyor.</p><p><b>PİŞİRME SÜRESİ VE SERVİS ÖNERİLERİ</b></p><p>Hazırlanan Boşnak tatlısı harcı, tereyağıyla yağlanan orta büyüklükteki bir tepsiye ya da borcama dökülüyor. Fırın önceden 180 dereceye ayarlanmalı ve tatlı tam 35 dakika boyunca pişirilmeli. Pişirme süresine dikkat etmek önemli çünkü fazla pişen Slatka kuruyabiliyor, az pişen ise iç kısmı ham kalabiliyor. Fırından çıkan sıcak tatlının üzerine önceden soğutulmuş şerbet dökülüyor. Slatka şerbeti anında emiyor ve bu sayede her lokma lezzet dolu oluyor. Şerbet miktarı isteğe göre ayarlanabiliyor; daha hafif bir tat tercih edenler şerbetin bir kısmını kullanabiliyor.</p><p>Dilimlenen Boşnak tatlısının üzerine isteğe bağlı olarak Hindistan cevizi serpilerek süsleme yapılabiliyor. Bu süsleme hem görsel açıdan tatlıyı daha çekici kılıyor hem de Hindistan cevizinin aromasını bir kat daha güçlendiriyor. Slatka tarifi özellikle çay ve Türk kahvesi eşliğinde servis edildiğinde çok daha keyifli bir deneyim sunuyor. Pratik yapısı, ekonomik malzemeleri ve enfes tadıyla Boşnak tatlısı Slatka, hem günlük sofralar hem de özel davetler için ideal bir tercih olarak öne çıkıyor. Afiyet olsun.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/evdeki-malzemelerle-hazir-470_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295332</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/bilgi/evde-hazirlanan-5-dogal-kur-ile-balgamdan-kurtulmanin-yolu-295332</link>
      <pubDate>2026-10-13T15:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Evde hazırlanan 5 doğal kür ile balgamdan kurtulmanın yolu]]></title>
      <category><![CDATA[Bilgi]]></category>
      <description><![CDATA[Solunum yollarında biriken balgam, özellikle mevsim geçişlerinde günlük yaşamı olumsuz etkiliyor. Mutfakta kolayca bulunan malzemelerle hazırlanan doğal balgam söktürücü kürler, mukusun yumuşamasını ve vücuttan atılmasını hızlandırıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Evde hazırlanan 5 doğal kür ile balgamdan kurtulmanın yolu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mevsim değişiklikleri, soğuk algınlığı ve grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında boğazda ve bronşlarda biriken balgam, pek çok kişinin en sık şikâyet ettiği sorunların başında geliyor. Tıbbi tedavinin yanı sıra yüzyıllardır halk arasında uygulanan doğal balgam söktürücü kürler, boğazı ve solunum yollarını yumuşatarak mukusun daha kolay atılmasına yardımcı oluyor. Bu kürler, evde kolayca hazırlanabilen malzemelerle birkaç dakika içinde uygulanabiliyor. Ancak şikâyetlerin uzun süre devam etmesi halinde mutlaka bir sağlık uzmanına başvurulması gerektiğini de hatırlatmak gerekiyor.</p><p><b>ZENCEFİL-BAL KÜRÜ VE LİMONLU KARIŞIM BALGAMI YUMUŞATIYOR</b></p><p>Doğal balgam söktürücü kürler arasında en bilineni zencefil ve bal karışımı olarak öne çıkıyor. Bu kürü hazırlamak için bir tatlı kaşığı taze rendelenmiş zencefili bir tatlı kaşığı süzme bal ile iyice karıştırmak yeterli. Günde bir ya da iki kez tüketilen bu karışım, zencefilin anti-enflamatuar özelliği sayesinde boğazdaki iltihabı azaltırken balın yumuşatıcı etkisiyle mukusun gevşemesini sağlıyor. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var: Bir yaşından küçük bebeklere kesinlikle bal verilmemeli çünkü bal, bebeklerde botulizm riskine yol açabiliyor.</p><p>Bir diğer etkili balgam söktürücü kür ise limon, karabiber ve bal üçlüsünden oluşuyor. Yarım limonun sıkılmış suyuna bir tatlı kaşığı bal ekleniyor ve ardından çay kaşığının ucuyla alınan karabiber karışıma dahil ediliyor. Hazırlanan bu karışım yavaş yavaş yudumlanarak tüketiliyor. Limonun C vitamini deposu olması bağışıklık sistemini desteklerken karabiberin doğal antiseptik özelliği boğazdaki balgamın çözülmesine katkı sunuyor. Bu kür özellikle sabah aç karnına uygulandığında daha etkili sonuç veriyor.</p><p><b>ZERDEÇALLI SÜT VE TUZLU SU GARGARASI SOLUNUM YOLLARINI RAHATLATIYOR</b></p><p>Altın süt olarak da bilinen zerdeçallı ılık süt, balgam söktürücü kürler arasında özellikle gece yatmadan önce tercih edilen bir yöntem. Bir bardak ılık süte yarım çay kaşığı toz zerdeçal eklenerek sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez tüketiliyor. Zerdeçalın içerdiği kurkumin maddesi güçlü bir antioksidan ve anti-enflamatuar etki gösteriyor. Bu sayede boğazda biriken mukus yumuşuyor ve solunum yolları belirgin şekilde rahatlıyor. Sütün ılık olması da boğazı yatıştırarak ağrıyı hafifletiyor.</p><p>Tuzlu su gargarası ise en basit ama bir o kadar da etkili doğal balgam söktürücü yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor. Bir bardak ılık suya yarım çay kaşığı tuz ekleniyor ve iyice çözündükten sonra günde iki ila üç kez gargara yapılıyor. Tuzlu suyun osmotik etkisi sayesinde boğazdaki fazla sıvı ve mukus azalıyor, şişlik hafifliyor. Bu yöntem herhangi bir yan etkisi olmayan güvenli bir uygulama olduğu için çocuklardan yaşlılara kadar geniş bir kesim tarafından rahatlıkla uygulanabiliyor.</p><p><b>BUHAR İNHALASYONU İLE SOLUNUM YOLLARI AÇILIYOR</b></p><p>Doğal balgam söktürücü kürler arasında buhar inhalasyonu da oldukça yaygın ve etkili bir yöntem olarak biliniyor. Uygulamak için sıcak su dolu bir kaseye birkaç damla okaliptüs yağı veya nane yağı damlatılıyor. Ardından başın üzerine bir havlu örtülerek yükselen buhar derin nefeslerle solunuyor. Okaliptüs yağının içerdiği ökaliptol bileşeni solunum yollarını açarken nane yağındaki mentol etkisi burun tıkanıklığını gideriyor ve balgamın gevşemesini kolaylaştırıyor. Bu işlem günde bir ya da iki kez, her seferinde yaklaşık on dakika süreyle uygulandığında belirgin bir rahatlama sağlıyor. Buhar inhalasyonu sırasında yüzün suya çok yakın tutulmaması ve yanık riskine karşı dikkatli olunması da büyük önem taşıyor.</p><p>Sonuç olarak, doğal balgam söktürücü kürler mevsim geçişlerinde ve solunum yolu enfeksiyonlarında boğazı rahatlatmak için güvenilir ve kolay uygulanabilir çözümler sunuyor. Zencefil-bal karışımından zerdeçallı süte, tuzlu su gargarasından buhar inhalasyonuna kadar pek çok yöntem evde birkaç dakika içinde hazırlanabiliyor. Ancak balgam şikâyetinin iki haftadan uzun sürmesi, ateş eşlik etmesi ya da nefes darlığı yaşanması durumunda vakit kaybetmeden bir hekime başvurulması gerekiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/evde-hazirlanan-5-dogal-k-296_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295331</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-suudi-arabistan-veliaht-prensi-bin-selman-ile-gorustu-295331</link>
      <pubDate>2026-10-13T15:53:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile görüştü]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile telefonda görüştü. Bölgedeki son gelişmeler ve Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar ele alındı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile görüştü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile telefonda görüştü. Görüşmede, bölgedeki son gelişmeler ve Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar ele alındı.</p><p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, görüşmede, bölgedeki son gelişmeler ve Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar ele alındı.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak Suudi Arabistan topraklarını hedef alan Husi saldırılarını en güçlü şekilde kınadıklarını belirterek, hayatını kaybedenler için üzüntülerini ve başsağlığı dileklerini ifade etti.</p><p>Erdoğan, ilerleyen süreçte de Türkiye'nin, Suudi Arabistan'ın yanında olacağını ve bu sınamanın aşılacağına inandığını belirtti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/cumhurbaskani-erdogan-suu-684_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295330</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/saglik-bakani-memisoglu-cocuklarimiza-genclerimize-sigara-satisini-engellemeye-calisiyoruz-295330</link>
      <pubDate>2026-10-13T15:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu: Çocuklarımıza, gençlerimize sigara satışını engellemeye çalışıyoruz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Sadece 18 yaş altına sigara satılmasını engelleyecek bir yöntemle insanlarımıza, çocuklarımıza, gençlerimize bu zararlı maddenin satılmasını engellemeye çalışıyoruz." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu: Çocuklarımıza, gençlerimize sigara satışını engellemeye çalışıyoruz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sigarayla ilgili düzenlemelere ilişkin, "Sadece 18 yaş altına sigara satılmasını engelleyecek bir yöntemle insanlarımıza, çocuklarımıza, gençlerimize bu zararlı maddenin satılmasını engellemeye çalışıyoruz. Bu yasağı nasıl daha etkin hale getiririz ona çalışıyoruz." dedi.</p><p>Memişoğlu, "nöbetçi bakan" uygulaması kapsamında geldiği Meclis'te, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi ziyaretlerinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.</p><p>Türkiye'de özellikle kalp krizi, kanser ve inme hastalıklarının en büyük sebebinin tütün ve tütün mamulleri kullanımı olduğunu belirten Memişoğlu, bugün insanların yüzde 63'ünün kanser ve bu tür hastalıklardan hayatını kaybettiğine dikkati çekti.</p><p>Sigara içen vatandaşların bu alışkanlıktan kurtulmasını istediklerini ifade eden Memişoğlu, bugün Yeşilay'ın yaptığı bir araştırmanın sigara içen insanların yüzde 80'inin sigarayı bırakmaya çalıştığını gösterdiğini aktardı. Memişoğlu, sigara içenlerin de sigaradan memnun olmadığını belirterek, şunları söyledi:</p><p>"Biz de diyoruz ki 'gelin beraber bırakalım', hep beraber sigara ile mücadele edelim. Çünkü bu sizi kanser yapıyor, kalp krizi geçirme riskini artırıyor, nefes darlığı yapıyor, uyku kalitenizi bozuyor. Zararlı bir şey. Türkiye olarak 2008-2010 yılları arasında büyük bir başarı elde etmiştik ancak son yıllarda bu başarı geriledi. Biz de bunu yeniden hareketlendirmeye çalışıyoruz. Özellikle sigarayı gençlerimizden, çocuklarımızdan uzak tutmaya çalışıyoruz ve görünür olmasından, ortada olmasından kurtarmaya çalışıyoruz bu ülkeyi. Maalesef akciğer kanserinde özellikle erkeklerde dünyanın birincisiyiz"</p><p>Bakan Memişoğlu, sigarayla ilgili kanuna göre, 18 yaşın altındaki gençlere sigara satışının yasak olduğunu ancak yapılan bir ankete göre 13-15 yaş arasındaki 220 bin gence sorular yöneltildiğini ve yüzde 73,3'ünün sigarayı alabildiği sonucunun çıktığını aktardı. Türkiye'de sigaraya başlama yaşının 17 olduğunu dile getiren Memişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"18 yaş altına normalde sigara satılması yasak. Biz de bununla ilgili kanun taslağımızda bir çalışma yapıyoruz. Bunun kişisel verilerle, insanları ifşa etme ile alakası yok. Sadece dünyada örnekleri olduğu gibi, gelişmiş ülkede olduğu gibi insanlarımıza satarken özellikle gençlerimize yaşını soracağız. Yaşını sorma ile ilgili bunu hangi yöntemle yapacağımızı belki de Kovid'de yaptığımız karekod üzerinden veya başka bir türlü örneklerine bakıyoruz. İnsanların kesinlikle şundan emin olmasını istiyorum. Kimsenin özel mahremiyetiyle alakası olmayan bir şey. Sadece 18 yaşının altına sigara satılmasını engelleyecek bir yöntemle insanlarımıza, çocuklarımıza, gençlerimize bu zararlı maddenin satılmasını engellemeye çalışıyoruz. Bu yasağı nasıl daha etkin hale getiririz ona çalışıyoruz."</p><p>Memişoğlu, "Görüşmeleriniz nasıl geçti?" sorusuna ise "Buna herkesin sahip çıkmasını bekliyoruz. Sadece Sağlık Bakanlığının değil, bütün toplumun buna sahip çıkmasını bekliyoruz. Görüşmelerimizi rutin yapıyoruz." yanıtını verdi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/saglik-bakani-memisoglu-c-807_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295329</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/bilgi/yalanci-kelle-paca-corbasi-tarifi-bagisikligi-guclendiren-sifa-deposu-295329</link>
      <pubDate>2026-10-13T15:23:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yalancı kelle paça çorbası tarifi: Bağışıklığı güçlendiren şifa deposu]]></title>
      <category><![CDATA[Bilgi]]></category>
      <description><![CDATA[Soğuk kış günlerinde ve hastalık dönemlerinde en çok tercih edilen tariflerden biri olan yalancı kelle paça çorbası, sakatat kullanmadan hazırlanıyor ve tadıyla aslını aratmıyor. Kemikli etle kolayca yapılan bu şifalı çorba, bağışıklık sistemini güçlendirmesiyle öne çıkıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yalancı kelle paça çorbası tarifi: Bağışıklığı güçlendiren şifa deposu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte sofralardan eksik olmayan çorba tarifleri yeniden gündemin üst sıralarına yerleşti. Özellikle grip ve soğuk algınlığının yaygınlaştığı dönemlerde bağışıklık sistemini destekleyen yalancı kelle paça çorbası, hem pratik yapılışı hem de lezzeti sayesinde büyük ilgi görüyor. Sakatat kullanmak istemeyenler ya da evde daha kolay bir yöntemle geleneksel lokanta tadını yakalamak isteyenler için ideal olan bu tarif, kemikli kırmızı etle hazırlanıyor. Yalancı kelle paça çorbası, içerdiği protein ve mineraller sayesinde vücudu hastalıklara karşı adeta bir kalkan gibi koruyor. Şifa arayanlar için birebir olan bu çorbanın tüm püf noktalarını ve adım adım yapılışını derledik.</p><p><b>YALANCI KELLE PAÇA ÇORBASI İÇİN GEREKLİ MALZEMELER</b></p><p>Yalancı kelle paça çorbası hazırlamak için öncelikle doğru malzemeleri bir araya getirmek gerekiyor. Tarifte kullanılacak ana malzemeler oldukça sade ve her mutfakta rahatlıkla bulunabilecek ürünlerden oluşuyor. 400 ile 500 gram arasında kemikli kırmızı et, çorbanın temelini oluşturuyor. Etin kemikli olması, suya geçen lezzet ve besin değeri açısından büyük önem taşıyor. Bunun yanı sıra 1 tepeleme yemek kaşığı un, çorbanın kıvamını sağlayan kritik bileşen olarak öne çıkıyor. 2 diş sarımsak ise hem lezzet hem de bağışıklık güçlendirici özelliğiyle tarife ayrı bir derinlik katıyor. Yoğurt ve yumurta sarısı karışımı da yalancı kelle paça çorbasının karakteristik beyaz rengini ve kremsi dokusunu veriyor. Servis aşamasında ise dilimlenmiş limon, sirke, kırmızı pul biber veya acı biber ve karabiber gibi eklemeler çorbanın tadını kişisel damak zevkine göre zenginleştiriyor.</p><p><b>ADIM ADIM YALANCI KELLE PAÇA ÇORBASI YAPILIŞI</b></p><p>Yalancı kelle paça çorbası yaparken ilk adım, eti bol su ile haşlamak oluyor. Etin iyice pişmesi ve suyuna lezzetini bırakması için yeterli süre kaynatılması gerekiyor. Haşlama işlemi tamamlandıktan sonra et tencereden çıkarılıyor ve küçük parçalar halinde didikleniyor. Bu aşamada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, etin içinde kemik parçası kalmaması. Bunun için et suyu mutlaka süzgeçten geçiriliyor ve böylece berrak, temiz bir et suyu elde ediliyor. Süzülen bu et suyu, yalancı kelle paça çorbasının lezzet temelini oluşturduğu için bu adım kesinlikle atlanmamalı.</p><p><b>ÇORBANIN KIVAMINI BELİRLEYEN UN KAVURMA TEKNİĞİ</b></p><p>Temiz bir tencereye bir miktar yağ eklendikten sonra un kavurma işlemine geçiliyor. Un, kısık ateşte sürekli karıştırılarak kavrulmalı çünkü yanması durumunda çorbaya acı bir tat veriyor. Unun rengi hafifçe dönmeye başladığında, sarımsaklar rendelenerek tencereye ekleniyor ve birlikte kavurmaya devam ediliyor. Sarımsağın kokusu mutfağı sardığında, daha önce süzülmüş olan et suyu tencereye yavaşça ekleniyor. Bu karışım kaynayana kadar orta ateşte pişiriliyor. Kaynama sırasında oluşabilecek köpükler alınarak çorbanın berraklığı korunuyor.</p><p><b>YOĞURT KESMESİN DİYE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN PÜF NOKTASI</b></p><p>Yalancı kelle paça çorbasının en kritik aşamalarından biri yoğurt ekleme işlemi. Ayrı bir kapta bir çorba kasesi yoğurt ile bir adet yumurta sarısı iyice çırpılıyor. Bu karışımın pürüzsüz olması, çorbada topaklanmayı önlüyor. Kaynayan çorbadan bir kepçe alınarak yoğurtlu karışıma ekleniyor ve bu sayede yoğurt ılıklaştırılıyor. Bu işlem yoğurdun kesilmesini engelleyen en önemli adım olarak biliniyor. Ilıklaştırılan yoğurtlu karışım, çorbaya yavaş yavaş ve sürekli karıştırılarak ekleniyor. Ani sıcaklık değişimlerinden kaçınmak, yalancı kelle paça çorbasının pürüzsüz ve kremsi kıvamını koruması açısından hayati önem taşıyor.</p><p><b>SON DOKUNUŞLAR VE SERVİS ÖNERİLERİ</b></p><p>Yoğurtlu karışım çorbaya katıldıktan sonra bir süre daha kaynatılıyor. Ardından daha önce didiklenmiş olan etler tencereye ilave ediliyor ve çorba birkaç dakika daha pişirilerek tüm malzemelerin lezzetinin birbirine geçmesi sağlanıyor. Yalancı kelle paça çorbası bu aşamadan sonra servise hazır hale geliyor. Servis sırasında kişisel tercihlere göre taze sıkılmış limon suyu, bir miktar sirke, kırmızı pul biber veya taze acı biber eklenebiliyor. Karabiber de sofrada mutlaka bulundurulması gereken baharatlar arasında yer alıyor. Bu eklemeler çorbanın lezzetini katlıyor ve her damak zevkine uygun bir tat profili oluşturuyor.</p><p>Yalancı kelle paça çorbası, özellikle kış aylarında bağışıklık sistemini desteklemek isteyenler için vazgeçilmez bir tercih olmaya devam ediyor. Sakatat kullanmadan, kemikli etin derin lezzetiyle hazırlanan bu çorba, hem besleyici değeri hem de kolay yapılışıyla sofralardan eksik olmuyor. Soğuk havalarda bir kase yalancı kelle paça çorbası, hem bedeni ısıtıyor hem de hastalıklara karşı doğal bir koruma kalkanı görevi görüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/yalanci-kelle-paca-corbas-818_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295328</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/bilgi/portakal-sandiniz-ama-yanildiniz-c-vitamininde-asil-sampiyon-baska-295328</link>
      <pubDate>2026-10-13T15:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Portakal sandınız ama yanıldınız: C vitamininde asıl şampiyon başka]]></title>
      <category><![CDATA[Bilgi]]></category>
      <description><![CDATA[Bağışıklık sisteminin en güçlü destekçisi olan C vitamini açısından en zengin 5 meyve ve içerdikleri vitamin miktarları dikkat çekiyor. Listede portakal değil kuşburnu açık ara farkla ilk sırada yer alırken, bazı meyvelerin günlük ihtiyacı tek başına fazlasıyla karşıladığı ortaya çıktı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Portakal sandınız ama yanıldınız: C vitamininde asıl şampiyon başka]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı beslenmenin temel yapı taşlarından biri olan C vitamini, bağışıklık sistemini güçlendirmesi, cilt sağlığını koruması ve vücuttaki oksidatif stresle mücadele etmesi nedeniyle uzmanların en çok önerdiği vitaminlerin başında geliyor. Pek çok kişi C vitamini denildiğinde akla ilk portakalı getirse de yapılan karşılaştırmalar, bazı meyvelerin portakaldan çok daha yüksek miktarda C vitamini barındırdığını gözler önüne seriyor. İşte 100 gramlık porsiyonlarındaki ortalama vitamin değerleriyle birlikte C vitamini bakımından en zengin 5 meyve.</p><p><b>KUŞBURNU 426 MG İLE RAKİPLERİNİ KATLADI</b></p><p>C vitamini sıralamasında tartışmasız lider kuşburnu oldu. 100 gramında yaklaşık 426 miligram C vitamini bulunan kuşburnu, günlük önerilen C vitamini ihtiyacının birkaç katını tek başına karşılayabiliyor. Bu rakam, listenin ikinci sırasındaki meyvenin neredeyse yedi katına denk geliyor. Kuşburnu özellikle kış aylarında tüketildiğinde bağışıklık sistemine ciddi bir destek sağlıyor. Marmelat, çay ya da kurutulmuş meyve olarak sofralara gelen kuşburnu, C vitamini deposu olarak adlandırılmayı fazlasıyla hak ediyor. Uzmanlar, grip ve soğuk algınlığının yoğunlaştığı dönemlerde kuşburnu tüketiminin artırılmasını öneriyor.</p><p><b>ÇİLEK VE KİVİ: LEZZETİYLE DE ÖNE ÇIKAN C VİTAMİNİ KAYNAKLARI</b></p><p>Listenin ikinci sırasında 100 gramında yaklaşık 65 miligram C vitamini içeren çilek yer alıyor. Çilek, hem tatlı lezzeti hem de yüksek antioksidan kapasitesiyle beslenme uzmanlarının sıklıkla tavsiye ettiği meyveler arasında bulunuyor. Özellikle yaz aylarında taze olarak tüketildiğinde vücudun C vitamini ihtiyacını büyük ölçüde karşılıyor. Çileğin hemen ardından gelen kivi ise 100 gramında yaklaşık 60 miligram C vitamini barındırıyor. Tropikal bir meyve olan kivi, sindirim sistemine olan faydalarıyla da biliniyor. Hem çilek hem kivi, günlük beslenme düzenine kolayca eklenebilecek pratik C vitamini kaynakları arasında öne çıkıyor.</p><p><b>PORTAKAL VE ANANAS: BİLİNEN AMA KÜÇÜMSENMEMESİ GEREKEN KAYNAKLAR</b></p><p>Halk arasında C vitamini denildiğinde ilk akla gelen meyve olan portakal, listede dördüncü sırada yer aldı. 100 gramında yaklaşık 53 miligram C vitamini bulunan portakal, kuşburnunun çok gerisinde kalsa da yine de önemli bir kaynak olmayı sürdürüyor. Portakalın suyu sıkılarak ya da dilimler halinde tüketilmesi, özellikle kahvaltılarda C vitamini alımını kolaylaştırıyor. Listenin son sırasında ise 100 gramında yaklaşık 48 miligram C vitamini içeren ananas bulunuyor. Ananas, C vitamini dışında bromelain enzimi sayesinde sindirime yardımcı etkisiyle de dikkat çekiyor. Her iki meyve de düzenli tüketildiğinde bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlıyor.</p><p>Sonuç olarak, C vitamini ihtiyacını doğal yollarla karşılamak isteyenler için kuşburnu açık ara en etkili seçenek olarak öne çıkıyor. Ancak beslenme uzmanları, tek bir meyveye bağlı kalmak yerine çilek, kivi, portakal ve ananas gibi farklı kaynaklardan da C vitamini almayı öneriyor. Mevsiminde ve taze tüketilen bu meyveler, hem bağışıklık sistemini güçlendiriyor hem de genel sağlık üzerinde olumlu etkiler bırakıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/portakal-sandiniz-ama-yan-303_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295326</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/ziraat-katilim-finansal-ortakligiyla-hayata-gecirilen-desu-medikal-uretim-tesisi-torenle-acildi-295326</link>
      <pubDate>2026-10-13T15:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ziraat Katılım finansal ortaklığıyla hayata geçirilen DESU Medikal Üretim Tesisi törenle açıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın katılımıyla açılan Ziraat Katılım'ın finansal ortaklığıyla büyüme yolculuğunda önemli bir aşamaya ulaşan DESU'nun Ankara Gölbaşı'ndaki yeni üretim tesisi, Türkiye'nin ileri teknoloji medikal cihaz üretim kapasitesine ve ihracat hedeflerine katkı sağlayacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ziraat Katılım finansal ortaklığıyla hayata geçirilen DESU Medikal Üretim Tesisi törenle açıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ziraat Katılım'ın finansal ortaklığıyla büyüme yolculuğunda önemli bir aşamaya ulaşan DESU'nun Ankara Gölbaşı'ndaki yeni üretim tesisi, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın katılımıyla düzenlenen törenle açıldı.</p><p>Katılım finansın reel sektörü destekleme yaklaşımının somut örneklerinden biri olan yatırım; yerli üretim kapasitesinin artırılması, ithalat bağımlılığının azaltılması ve Türkiye'nin sağlık teknolojileri alanındaki uluslararası rekabet gücünün geliştirilmesi açısından önem taşıyor.</p><p>Törende konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, yüksek teknoloji gerektiren tıbbi cihazlarda yerli üretimin artırılmasının, kritik ürünlerde tedarik güvenliğinin sağlanmasının ve dışa bağımlılığın azaltılmasının önemine dikkat çekti. Teknolojiyi yalnızca kullanan değil, aynı zamanda üreten bir ülke olmanın ekonomik dayanıklılık ve bağımsızlık açısından kritik olduğunu vurgulayan Yılmaz, DESU Medikal ile Ziraat Katılım arasındaki finansal ortaklığın, finansman kuruluşlarının üretim ve teknoloji yatırımlarıyla bir araya gelerek riskleri paylaştığı örnek bir iş birliği modeli olduğunu ifade etti. DESU Medikal'in yeni üretim tesisinin hayırlı olmasını dileyen Yılmaz, başta DESU Medikal ve Ziraat Katılım olmak üzere projeye katkı sunan tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/whatsappimage2026101-1310202674437f97.jpg"/><p>Ziraat Katılım Genel Müdürü Metin Özdemir ise konuşmasında, katılım finansın yalnızca kaynak sağlamanın ötesinde, üretimi ve reel sektörün gelişimini destekleyen bir yaklaşım sunduğunu belirtti. Özdemir, katılım finansın temelini oluşturan ortaklık anlayışıyla yatırımlara yalnızca finansman sağlayan bir kuruluş olarak değil, üretim sürecinin bir parçası olarak dâhil olduklarını ifade etti. Bankanın, katılım finans ilkeleri doğrultusunda yerli üretimi güçlendiren, ithalat bağımlılığını azaltan ve stratejik sektörlerin gelişimine katkı sağlayan projeleri desteklemeye öncelik verdiğini ifade etti.</p><p>DESU ile 2024 yılında müşareke (sermaye ortaklığı) modeliyle gerçekleştirilen iş birliğinin bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olduğunu belirten Özdemir, bu ortaklığın ileri teknoloji medikal ürünlerde yerli üretim yetkinliğinin geliştirilmesine ve Türkiye'nin ihracat kapasitesine katkı sunmasını beklediklerini dile getirdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/whatsappimage2026101-13102026427a6f01.jpg"/><p><b>DESU HAKKINDA</b></p><p>2007 yılında Ankara Hacettepe Teknokent'te kurulan DESU; şant sistemleri, kateterler, nörolojik drenaj sistemleri, kolajen bazlı implantlar ve membran sistemleri ile kemik grefti gibi ileri teknoloji medikal ürünler geliştiriyor ve üretiyor. Ziraat Katılım ile gerçekleştirilen finansal ortaklığın ardından Ankara Gölbaşı'nda hayata geçirilen yeni tesisle firmanın üretim alanı yaklaşık 12 kat artırılarak 5.000 metrekareye ulaştı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/whatsappimage2026101-13102026ddf91f07.jpg"/><p><b>DÜNYANIN SAYILI ÜRETİCİLERİNDEN</b></p><p>DESU, kontrollü antibiyotik salınımlı şant sistemlerini Türkiye'de üreten tek firma olmasının yanı sıra bu alanda dünyadaki sınırlı sayıdaki üreticiden biri olarak faaliyet gösteriyor. Firma, kolajen bazlı implant sistemlerinde de Türkiye'deki tek üretici konumunda bulunuyor. Antibiyotikli şant sistemi ayar kiti alanında ise Türkiye'de ve dünyada tek üretici olduğunu belirtiyor.</p><p><strong>50'DEN FAZLA ÜLKEYE İHRACAT</strong></p><p>Ürünleri 2014 yılından itibaren CE sertifikasına sahip olan DESU, 50'den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyor Çin, Almanya, İngiltere, Danimarka, İsviçre ve Güney Afrika'nın da aralarında bulunduğu pazarlarda faaliyet gösteren şirket, 34 ülkede ürün kayıtlarını tamamlamış bulunuyor. Firma, 2025 yılında Çin'in Shenzhen kentinde ofis açarak uluslararası yapılanmasını da güçlendirdi.</p><p>Yeni üretim tesisiyle DESU'nun üretim kapasitesinin ve küresel pazarlardaki büyüme potansiyelinin geliştirilmesi hedefleniyor.</p><p>Ziraat Katılım, katılım bankacılığı ilke ve prensiplerine uygun finansal ortaklıklarla stratejik sektörlerdeki yatırımları desteklemeyi; yerli üretimin, ihracatın ve yüksek katma değerli ekonomik faaliyetlerin gelişimine katkı sunmayı sürdürüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/ziraat-katilim-finansal-o-811_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295325</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/bilgi/grip-ve-nezleye-birebir-gelen-sogan-corbasi-tarifi-6-malzemeyle-hazirlaniyor-295325</link>
      <pubDate>2026-10-13T15:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Grip ve nezleye birebir gelen soğan çorbası tarifi: 6 malzemeyle hazırlanıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Bilgi]]></category>
      <description><![CDATA[Soğan çorbası tarifi, kış aylarında grip, nezle ve soğuk algınlığına karşı doğal bir kalkan görevi görüyor. Hem hazırlanışı kolay hem de içerdiği vitamin ve minerallerle vücudu güçlendiren bu çorba, sadece 6 malzemeyle sofralara geliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Grip ve nezleye birebir gelen soğan çorbası tarifi: 6 malzemeyle hazırlanıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte grip, nezle ve soğuk algınlığı vakaları hızla artıyor. Bu dönemde bağışıklık sistemini destekleyen doğal besinlere yönelmek büyük önem taşıyor. Soğan çorbası tarifi, içerdiği zengin vitamin ve mineral deposuyla kış hastalıklarına karşı en etkili mutfak reçetelerinden biri olarak öne çıkıyor. Hazırlanması son derece pratik olan bu çorba, hem lezzetiyle hem de şifa dolu içeriğiyle sofraların baş tacı olmaya devam ediyor.</p><p><b>SOĞAN ÇORBASI TARİFİ İÇİN GEREKLİ 6 MALZEME</b></p><p>Soğan çorbası tarifi için gereken malzemeler oldukça sade ve her mutfakta kolaylıkla bulunabilen ürünlerden oluşuyor. Çorbanın temelini 5 adet orta boy soğan ve 5 diş sarımsak oluşturuyor. Kavurma işlemi için 3 yemek kaşığı zeytinyağı kullanılıyor. Çorbanın kıvamını sağlamak amacıyla 1 yemek kaşığı nişasta ekleniyor. Lezzeti taçlandırmak ve protein değerini artırmak için ise 4 yemek kaşığı rendelenmiş kaşar peyniri tercih ediliyor. Tüm bu malzemeler 1 litre su ile bir araya getirilerek şifalı bir çorba ortaya çıkıyor. Bu kadar az malzemeyle bu denli besleyici bir çorba hazırlamak, soğan çorbası tarifini kış aylarının en pratik seçeneklerinden biri haline getiriyor.</p><p><b>SOĞAN VE SARIMSAĞIN ŞİFA DEPOSU İÇERİĞİ</b></p><p>Soğan çorbası tarifinin bu kadar etkili olmasının ardında, malzemelerin taşıdığı güçlü besin değerleri yatıyor. Soğan; A, B ve bol miktarda C vitamini barındırıyor. Bunun yanı sıra fosfor, iyot ve kükürt gibi vücut için kritik öneme sahip mineralleri de bünyesinde taşıyor. Soğanın en dikkat çekici özelliklerinden biri ise antibiyotik işlevi gören doğal esanslar ve sindirimi kolaylaştıran fermentler içermesi. Bu sayede soğan, sadece bir sebze olmaktan çıkıp adeta doğal bir ilaç niteliği kazanıyor.</p><p>Sarımsak da soğan kadar güçlü bir besin profili sunuyor. A, B ve yoğun C vitamini içeren sarımsak, özellikle grip virüslerinin vücutta yayılmasını engelleyen allicine ve alin maddeleriyle biliniyor. İçerdiği iyot ve kükürt bileşikleri sayesinde bağışıklık sistemini destekliyor ve enfeksiyonlara karşı vücudu koruma altına alıyor. Bu nedenle soğan çorbası tarifinde sarımsağın yeri son derece kritik bir rol oynuyor.</p><p><b>ZEYTİNYAĞI, NİŞASTA VE KAŞARIN BESİN DEĞERLERİ</b></p><p>Soğan çorbası tarifinde kullanılan zeytinyağı, uçucu yağlar ve fenol bileşikleri açısından zengin bir içeriğe sahip. Ayrıca nişasta, kalsiyum ve bol miktarda C vitamini de zeytinyağının sunduğu besin değerleri arasında yer alıyor. Zeytinyağı, çorbaya hem lezzet katıyor hem de antioksidan etkisiyle vücudu serbest radikallere karşı koruyor. Nişasta ise protein ve karbonhidrat içeriğiyle çorbaya enerji veren bir bileşen olarak görev yapıyor. Çorbanın kıvamını yoğunlaştırarak doyuruculuğunu artırıyor. Kaşar peyniri de kalsiyum, fosfor, protein ve karbonhidrat deposu olarak soğan çorbası tarifine ayrı bir besleyicilik katıyor. Tüm bu malzemelerin bir araya gelmesi, çorbayı adeta bir vitamin kokteyli haline dönüştürüyor.</p><p><b>SOĞAN ÇORBASI TARİFİ: ADIM ADIM YAPILIŞI</b></p><p>Soğan çorbası tarifinin hazırlanışı oldukça basit ve kısa sürede tamamlanıyor. İlk adımda 5 adet soğan incecik piyaz şeklinde doğranıyor. Sarımsaklar da ince ince kıyılarak soğanlarla birlikte hazırlanıyor. Ardından geniş bir tencerede 3 yemek kaşığı zeytinyağı ısıtılıyor ve doğranmış soğanlarla sarımsaklar bu yağda orta ateşte kavrulmaya başlıyor. Soğanlar hafifçe renk alıp yumuşayana kadar kavurma işlemine devam ediliyor.</p><p>Kavurma tamamlandıktan sonra 1 litre su tencereye ekleniyor ve karışım kaynatılmaya bırakılıyor. Su kaynamaya başladığında, ayrı bir kâsede az miktar soğuk suyla çözülmüş olan 1 yemek kaşığı nişasta çorbaya yavaşça ilave ediliyor. Bu aşamada sürekli karıştırmak, nişastanın topaklanmasını önlemek açısından büyük önem taşıyor. Nişasta eklendikten sonra çorba yaklaşık 2 dakika daha kaynatılıyor. Son olarak çorba servis kaselerine alınıyor, üzerine kroton ekmek ve rendelenmiş kaşar peyniri eklenerek sıcak sıcak sofraya sunuluyor.</p><p><b>KIŞ SOFRALARININ VAZGEÇİLMEZİ</b></p><p>Soğan çorbası tarifi, hem lezzeti hem de sağlık açısından sunduğu faydalarla kış aylarının en değerli tariflerinden biri olmayı sürdürüyor. Grip ve nezle belirtileri hissedildiğinde ya da soğuk havalarda bağışıklığı güçlendirmek amacıyla bu çorba rahatlıkla tercih edilebilir. Malzemelerinin kolay ulaşılabilir ve ekonomik olması da soğan çorbası tarifini her bütçeye uygun kılıyor. Uzmanlar, özellikle kış döneminde haftada en az bir kez bu tür şifalı çorbaları tüketmeyi öneriyor. Doğal malzemelerle hazırlanan bu çorba, hem bedeni ısıtıyor hem de hastalıklara karşı güçlü bir savunma hattı oluşturuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/grip-ve-nezleye-birebir-g-157_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295324</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/barcelona-galatasaray-maci-hangi-kanalda-saat-kacta-maca-dogru-295324</link>
      <pubDate>2026-10-13T14:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Galatasaray-Barcelona maçı hangi kanalda, saat kaçta? Maça doğru...]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi'nin ikinci haftasında bu akşam İspanya ekibi Barcelona'yı ağırlayacak. İşte maç öncesi son haberler, maçın canlı yayın saati ve kanalı...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Galatasaray-Barcelona maçı hangi kanalda, saat kaçta? Maça doğru...]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Galatasaray, bu akşam (13 Ekim Salı) UEFA Şampiyonlar Ligi'nin 2. haftasında bugün İspanyol takımı Barcelona'yı evinde ağırlıyor. İki takım, Avrupa kupalarında daha önce 10 kez rakip oldu.</b></p><p><b>MAÇIN KANALI VE SAATİ</b></p><p>RAMS Park'ta oynanacak maç saat<b> 22.00'de </b>başlayacak. Mücadeleyi İtalyan hakem Marco Guida yönetecek.</p><p>Karşılaşma, <b>TRT 1 ve tabii </b>platformundan yayımlanacak.</p><p>Şampiyonlar Ligi'nin ilk haftasında sarı-kırmızılılar deplasmanda Sporting'e 3-1 kaybederken, Barcelona ise Feyenoord'u evinde 5-1'lik skorla mağlup etmişti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/galatasaray-13102026b7ad1fa4.jpg"/><p><b>İKİ TAKIM ARASINDA 11. RANDEVU</b></p><p>Galatasaray ile Barcelona bugüne kadar Avrupa kupalarında 10 kez rakip oldu. Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi'nde oynanan mücadelelerde sarı-kırmızılılar 1 kez sahadan galip ayrılırken, İspanyol temsilcisi ise 6 defa kazandı. 3 müsabaka da berabere sona erdi. Aslan 7 kez gol sevinci yaşarken, Barça da 16 gol kaydetti. İki takım arasında son olarak 17 Mart 2022'de İstanbul'da oynanan Avrupa Ligi maçını Barcelona 2-1'lik skorla kazandı.</p><p><b>TEK GALİBİYET 1994 YILINDA</b></p><p>Galatasaray, Barcelona'ya karşı tek galibiyetini 32 yıl önce elde etti. 23 Kasım 1994 tarihinde Ali Sami Yen Stadyumu'nda oynanan Şampiyonlar Ligi maçından sarı-kırmızılılar 2-1'lik skorla galip ayrıldı. Öte yandan Galatasaray Teknik Direktörü <b>Okan Buruk </b>da o müsabakada oyuna sonradan dahil olarak görev almıştı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/12/42730287.jpg"/><p><b>Avrupa'da iç sahada 3 maçlık seri</b></p><p>Sarı-kırmızılılar, Avrupa kupalarında RAMS Park'ta en son Union Saint-Gilloise'a mağlup oldu. Sarı-kırmızılılar, bu müsabakadan sonra oynadığı<b> 3 karşılaşmada 2 galibiyet, 1 beraberlik aldı.</b> Cimbom, sahasında son olarak Şampiyonlar Ligi son 16 turunda İngiliz temsilcisi <b>Liverpool</b> ile oynarken, rakibini 1-0'lık skorla mağlup etti.</p><p>Galatasaray ayrıca UEFA Şampiyonlar Ligi'nde oynadığı son 6 iç saha maçının 4'ünü kazandı, birinde berabere kaldı ve birinden mağlubiyetle ayrıldı. Galatasaray, Barcelona karşısında da galip gelmesi hâlinde 2001'den bu yana ilk kez organizasyonda üst üste üç iç saha galibiyeti elde edecek.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/12/42730296.jpg"/><p><b>Barcalona, La Liga'da puan kaybetmedi</b></p><p>La Liga'ya iyi başlangıç yapan Barcelona, oynadığı 8 karşılaşmadan da galip ayrıldı. İspanyol d devi ligde son olarak Getafe'yi 3-0'lık skorla mağlup etti. İspanyol ekibi, ligde çıktığı 8 maçta 34 gol kaydederken, 7 gol yedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/12/42730298.jpg"/><p><b>Osimhen gollerine devam etmek istiyor</b></p><p>Victor Osimhen, Galatasaray formasıyla Avrupa kupalarında çıktığı 17 maçta 13 gol kaydetti. </p><p>Galatasaray'ın Fildişi Sahilli oyuncusu <b>Wilfried Singo,</b> sakatlığı sebebiyle forma giyemeyecek. Ayrıca Kaan Ayhan, Kazımcan Karataş, Arda Ünyay, Eyüp Aydın ve Can Armando Güner, UEFA'ya bildirilen kadroda yer almadıkları için mücadelede yer alamayacak. Galatasaray'ın tecrübeli orta saha oyuncusu İlkay Gündoğan ise şans bulması halinde eski takımına karşı oynayacak.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/12/42730294.jpg"/><p><b>BARCELONA KAMP KADROSU</b></p><p>Barcelona'nın kamp kadrosunda <b>Raphinha, Andreas Christensen, Frenkie de Jong ve Roony Bardghji </b>sakatlıkları nedeniyle yer almıyor. Teknik direktör Hansi Flick, 22 kişilik kadroda şu isimlere yer verdi:</p><p>Joan Garcia, Joao Cancelo, Alejandro Balde, Brian Farinas, Pau Cubarsi, Gavi, Fermin Lopez, Pedri, Gabriel Jesus, Lamine Yamal, Xavi Espart, Wojciech Szczesny, Karim Adeyemi, Rodri, Anthony Gordon, Gerard Martin, Dani Olmo, Marc Bernal, Jules Kounde, Eric Garcia, Dominik Livakovic ve Hamza Abdelkarim.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/barcelona-galatasaray-mac-916_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295323</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/emirayin-yeni-yolculugu-beyaz-perdede-295323</link>
      <pubDate>2026-10-13T14:52:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Emiray'ın yeni yolculuğu beyaz perdede]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Çocukların yıllardır severek izlediği Emiray, ilk sinema filmi “Emiray: Macera Yolcusu” ile beyaz perdeye geliyor. Netco Prodüksiyon imzalı film, fantastik bir zaman yolculuğunu Anadolu'nun kültürel mirasıyla buluştururken dostluk, dayanışma, merak, cesaret ve birlikte çözüm üretme gibi değerleri de hikâyesinin merkezine taşıyor. “Emiray: Macera Yolcusu”, 16 Ekim'de vizyona girecek.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Emiray'ın yeni yolculuğu beyaz perdede]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">TRT Çocuk ekranında yayınlanan çizgi diziyle geniş bir  izleyici kitlesine ulaşan Emiray, yıllar içinde yerli animasyonun çocuklar  tarafından tanınan ve sevilen karakterlerinden biri hâline geldi. Emiray ve  arkadaşlarının yeni macerası bu kez televizyon ekranından çıkarak sinema  salonlarına taşınıyor.</p><p class="MsoNormal">"Emiray: Macera Yolcusu", kütüphanede geçirilen  sıradan bir günün gizemli bir kargoyla değişmesiyle başlıyor. Kargonun içinden  çıkan Kündekâri bulmacasını tamamlayan çocukların karşısında bir zaman tüneli  açılıyor ve arkadaş grubu kendilerini hiç bilmedikleri bir dünyanın içinde  buluyor.</p><p class="MsoNormal">Emiray, Karaca ve Fatma devlerin yaşadığı gizemli bir  ormana savrulurken Zekai ve Ruhi, çölde ilerleyen bir kervanın yolculuğuna  katılıyor. Ayrı düşen arkadaşların yolları farklı serüvenlerden geçerken hikâye  Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin çocukluk yıllarına kadar uzanıyor. Çocukların  yeniden bir araya gelebilmeleri ve kendi zamanlarına dönebilmeleri için  karşılarına çıkan sorunları çözmeleri, birbirlerine güvenmeleri ve Kündekâri  bulmacasının sırrını anlamaları gerekiyor.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/videos/whatsappvideo2026101-1310202631d88f98.mp4" type="video/mp4"></video><p class="MsoNormal"><b>Maceranın içinde kültürel bir  hafıza</b></p><p class="MsoNormal">Film, çocukları geçmişle buluştururken tarihî ve  kültürel unsurları bir dersin konusu hâline getirmek yerine maceranın içine  yerleştiriyor. Geleneksel Türk sanatlarının önemli örneklerinden Kündekâri,  Mevlânâ'nın çocukluk yılları, ozanlar, kervanlar ve dönemin gündelik hayatına  ilişkin ayrıntılar hikâyenin kurulduğu dünyanın bir parçası olarak çocukların  karşısına çıkıyor. Böylece Emiray'ın fantastik evreni kendi coğrafyasından  beslenen yeni bir hikâyeyle genişliyor. Çocuklar kahramanların peşinden zaman  içinde yolculuk ederken belki de daha önce hiç duymadıkları bir sanatla, tarihî  bir dönemle ve kültürel değerlerle tanışma fırsatı buluyor.</p><p class="MsoNormal">Filmin çocuklara sunduğu kazanımlar da aynı anlayışla  hikâyenin içine yerleştiriliyor. Emiray ve arkadaşları karşılaştıkları  güçlükleri aşabilmek için düşünmek, çözüm üretmek, sorumluluk almak ve birlikte  hareket etmek zorunda kalıyor. Merak etmekten vazgeçmemek, arkadaşını yalnız bırakmamak,  güçlükler karşısında pes etmemek, birbirine güvenmek ve farklı olanı anlamaya  çalışmak filmin çocuklarla buluşturduğu değerler arasında yer alıyor.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/videos/whatsappvideo2026101-1310202694cc0aec.mp4" type="video/mp4"></video><p class="MsoNormal"><b>Her karesinde animasyon  sanatçılarının emeği var</b></p><p class="MsoNormal">"Emiray: Macera Yolcusu"nun yapım sürecinde de günümüz  içerik dünyasında giderek daha fazla tartışılan bir konuda bilinçli bir tercih  yapıldı. Filmin üretiminin hiçbir aşamasında yapay zekâ kullanılmadı.</p><p class="MsoNormal">Karakterlerden mekânlara, hareketlerden sahnelerin  görsel dünyasına kadar bütün animasyon süreci, uzun bir dönem boyunca  titizlikle çalışan animasyon sanatçıları ve uzman bir teknik ekip tarafından  gerçekleştirildi. Her karakterin hareketinin, her sahnenin atmosferinin ve  filmin görsel dilinin arkasında insan emeği, sanatçı yorumu ve uzun soluklu bir  üretim süreci bulunuyor. Bu yaklaşım, filmin teknik üretim yönteminin ötesinde  bir anlam da taşıyor. Yapay zekânın kreatif sektörlerdeki yerinin yoğun biçimde  tartışıldığı bir dönemde "Emiray: Macera Yolcusu", animasyon sanatçısının  emeğini üretim sürecinin merkezinde tutuyor.</p><p class="MsoNormal">Kenan Aktaşın'ın yönettiği, senaryosunu Ayhan Yavuz  Açıkgöz'ün kaleme aldığı filmin yapımını Netco Prodüksiyon üstleniyor. 77  dakikalık animasyon, macera ve fantastik türündeki yapım, TME Films dağıtımıyla  izleyiciyle buluşacak.</p><p class="MsoNormal">Dostluğu, keşfetme arzusunu ve birlikte başarmanın  değerini fantastik bir zaman yolculuğuyla buluşturan "Emiray: Macera Yolcusu",  16 Ekim'de sinemalarda.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/emirayin-yeni-yolculugu-b-206_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295322</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/all-in-one-bilgisayar-sicak-ortamda-dayanir-mi-casper-nirvana-a900-yuksek-sicaklik-testi-295322</link>
      <pubDate>2026-10-13T14:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[All-in-One bilgisayar sıcak ortamda dayanır mı? Casper Nirvana A900 yüksek sıcaklık testi]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Casper Nirvana A900 yüksek sıcaklık testi... Casper'ın yayımladığı GRG Metrology & Test Group raporunda Method 501.7 Procedure II kullanıldı; cihaz 33–43 °C arasında 3 adet 24 saatlik çevrim boyunca çalışır durumda incelendi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[All-in-One bilgisayar sıcak ortamda dayanır mı? Casper Nirvana A900 yüksek sıcaklık testi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Casper Nirvana A900 raporu, MIL-STD-810H  içindeki yüksek sıcaklıkta çalışma yöntemini kapsıyor. Casper'ın yayımladığı  GRG Metrology &amp; Test Group raporunda Method 501.7 Procedure II kullanıldı;  cihaz 33&#8211;43 °C arasında 3 adet 24 saatlik çevrim boyunca çalışır durumda  incelendi. H202409309799-01EN-G1 numaralı raporun genel sonucu gerekliliklerin  karşılandığını belirtiyor. Bu kayıt, sıcak ortamda sabit kullanılan bir  All-in-One için belirli çalışma ve işlev kontrollerini görünür kılar. Standart  adı tek bir dayanıklılık ölçümü değildir; hangi yöntemin uygulandığı, cihazın  açık olup olmadığı ve çevrim sonrasında hangi işlevlerin kontrol edildiği, ofis  kullanımına ilişkin değerlendirmeyi belirler.</p><p><strong>Çalışır durumda yapılan çevresel inceleme</strong></p><p class="MsoNormal">MIL-STD-810H birden fazla çevresel yöntem  içeren bir standarttır. A900 çalışmasında kullanılan Method 501.7 yüksek  sıcaklığa, Procedure II ise çalışır durumdaki incelemeye karşılık gelir. Bu  ayrım, kapalı bir cihazın depolanmasıyla çalışan bilgisayarın ortam içinde  değerlendirilmesini birbirinden ayırır. Ofiste kullanılan bir All-in-One için  çalışma hâlinin belirtilmesi, raporun günlük kullanımla ilişkisini anlamayı  kolaylaştırır.</p><p class="MsoNormal"><u>Casper Nirvana A900 yüksek sıcaklık kaynağı</u>, testin kontrollü laboratuvar düzenini açıklıyor. Numune A900 için  H202409309799-0002 olarak tanımlanıyor. Cihazın görünümü, seçili bağlantıları,  multimedya ve kablosuz işlevleri değerlendirilmiş. Kurum bu bilgiyi  bilgisayarın kullanılacağı masanın ortamıyla ilişkilendirerek, teknik özellik listesinin  yanında sıcak koşuldaki işlev kontrolünü de seçim dosyasına ekleyebilir.</p><p><strong>Sıcaklık çevrimi sabit en yüksek değerden ayrılır</strong></p><p class="MsoNormal">Test sıcaklığı 33 °C ile 43 °C arasında  değişti. Her çevrim 24 saat sürdü ve toplam 3 çevrim uygulandı; programın  çevrim süresi toplam 72 saate karşılık geliyor. Sıcaklık değişim hızı 1  °C/dakika olarak belirtiliyor. Bu düzen, bilgisayarın çevrim grafiği boyunca  değişen sıcaklıkta değerlendirilmesini sağlar. Toplam süre cihazın bütün test  boyunca kesintisiz olarak yalnız 43 °C'de tutulduğu anlamına gelmez.</p><p class="MsoNormal">Bu ayrıntı ofis planlamasında önemlidir.  Ortam sıcaklığı günün farklı saatlerinde değişebilir; testte de değişen  sıcaklık belirli bir programla uygulanmıştır. Raporun bulgusu, bu programdaki  A900 numunesine aittir. Gerçek çalışma yerinde güneş, hava akışı, masa  yerleşimi ve kullanılan uygulamalar ayrıca rol oynar. Alıcı böylece tek bir en  yüksek sıcaklık ifadesi yerine, çevrimin süresi ve çalışma durumuyla birlikte  daha açıklayıcı bir teknik referans kullanır.</p><p><strong>Çevrim sonrasında işlevler kontrol edilir</strong></p><p class="MsoNormal">Rapor yalnız ortam sıcaklığını  listelemiyor. Görünüm, bağlantılar, multimedya ve kablosuz işlevler test öncesi  ve sonrasındaki kontrol kapsamında yer alıyor. Ayrıca 15 dakikalık burn-in  programı uygulanmış ve TESTS PASSED sonucu kaydedilmiş. Genel sonuç, rapordaki  gerekliliklerin karşılandığını ifade ediyor. Bu kontroller cihazın çevrim  sonrasındaki çalışma durumunu farklı alanlardan gözlemlemeyi sağlar.</p><p class="MsoNormal">Bir ofis bilgisayarında USB çevre  biriminin, görüntünün veya kablosuz bağlantının kullanılması ayrı görevlerdir.  Bu nedenle işlevlerin testte birlikte yer alması kullanıcı için anlamlıdır.  Kurum kendi kabulünde de kullanılacak yazıcı, ekran, kamera veya ağ  bağlantısını gerçek iş akışında deneyebilir. Laboratuvarın çevresel kontrolü ile  kuruma özgü uygulama kabulü farklı amaçlar taşır; ikisi aynı cihaz seçimini  birbirini tamamlayan bilgilerle destekleyebilir.</p><p><strong>Ürün seçimi ortam ve iş yüküyle tamamlanır</strong></p><p class="MsoNormal">Nirvana A900, ekran ve bilgisayar  bileşenlerini aynı gövdede toplayan All-in-One sınıfındadır. <u>A900 ürün sayfasındaki</u> işlemci, bellek, depolama ve ekran seçenekleri günlük görevin  donanım ihtiyacını belirler. Yüksek sıcaklık raporu bu özelliklerin yerine  geçmez. Kurumun belge, tarayıcı, toplantı veya belirli iş uygulaması için  gereken yapılandırması ayrı olarak seçilir.</p><p class="MsoNormal">Yerleşim de bu karara eklenir. Ekranın  kullanıcıya uzaklığı, cihazın çevresindeki hava akışı ve çevre birimlerine  erişim, sabit masanın günlük kullanımını etkiler. Çevresel kanıt, sıcak ortamı  değerlendirmede bir referans sunarken bu yerleşim ihtiyaçlarını otomatik  çözmez. Kurum belirli masayı ve çalışanın görevini birlikte tanımladığında,  A900'ün donanımı ve test kapsamı daha anlaşılır biçimde eşleştirilir. Standart  adı genel bir kullanım vaadi yerine, açık yönteme sahip bir ölçümün adı olarak  kalır.</p><p><strong>A900 yüksek sıcaklık çalışmasının parametreleri</strong></p><p><b>Parametre Rapor kapsamı Kullanıcı açısından anlamı</b></p><p>Yöntem Method 501.7 Procedure II Çalışır durumda yüksek sıcaklık incelemesi</p><p>Sıcaklık 33&#8211;43 °C Değişen ortam koşulu</p><p>Program 3 adet 24 saatlik çevrim Toplam 72 saatlik çevrim süresi</p><p>Değişim hızı 1 °C/dakika Kontrollü sıcaklık geçişi</p><p>Son kontrol 15 dakikalık burn-in ve işlev incelemesi Çevrim sonrası çalışma durumu</p><p><strong>Çalışma alanını test koşuluyla eşleştirmek</strong></p><p class="MsoNormal">All-in-One bilgisayarın yerleştirileceği  alan seçilirken ortamın gerçek çalışma düzeni kaydedilebilir. Pencere  yakınındaki masa, kapalı çalışma bölümü ve gün içinde farklı yoğunlukta  kullanılan ofis aynı çevre koşullarına sahip olmayabilir. Kurum bulunduğu  yerdeki ortam sıcaklığı bilgisini, cihazın çalışma süresini ve kullanılan  uygulamaları birlikte değerlendirebilir. Rapordaki kontrollü sıcaklık döngüsü  bu çalışma alanına dair bir kanıt sunar; gerçek ofisin bütün koşullarını tek  başına tarif etmez.</p><p class="MsoNormal">Kabul sırasında ekran, ağ bağlantısı ve  kurumun temel uygulamaları seçilen masada denenebilir. Ortam sıcaklığı ile  cihazın iç bileşen sensörü ayrı bilgiler olarak kaydedilir. Özellikle aynı  ofiste farklı çalışma noktaları varsa yerleşim ve erişim ihtiyaçları da  envantere eklenir. Böylece yüksek sıcaklıkta çalışma raporunun kapsamı, günlük  kurulumun somut koşullarıyla birlikte okunur. Karar yalnız standart adının  yarattığı genel izlenime dayanmaz; ilgili yöntem, numune ve kurumun gerçek  kullanım gözlemi aynı değerlendirme dosyasında bir araya gelir.</p><p><strong>Sonuç</strong></p><p class="MsoNormal">Sıcak ofis için bilgisayar seçen kurum, bu  kaydı kullanılacak konfigürasyon, masa düzeni ve uygulama ihtiyacıyla birlikte  değerlendirebilir. Böylece standart adı tek başına seçim hükmü olmaz; çalışma  durumunu ve kontrol edilen işlevleri gösteren belirli bir kanıt olarak karar  dosyasında yer alır.</p><p><strong>Sıkça sorulan sorular</strong></p><p><strong>Procedure II hangi cihaz durumunu anlatır?</strong></p><p class="MsoNormal">Procedure II, yüksek sıcaklık yönteminde  cihazın çalışır durumdaki incelemesini ifade eder. A900 numunesi belirtilen  sıcaklık çevrimleri boyunca açık tutulmuştur. Bu bilgi, raporun kapalı depolama  koşulundan farklı bir senaryoyu ele aldığını gösterir. Ofis kullanıcısı yöntem  adını çalışma durumu ve çevrim parametreleriyle birlikte değerlendirerek  ölçümün günlük ihtiyacıyla ilişkisini anlayabilir.</p><p><strong>Toplam 72 saat sürekli 43 derece demek mi?</strong></p><p class="MsoNormal">Hayır. Program 3 adet 24 saatlik çevrimden  oluşur ve sıcaklık 33&#8211;43 °C aralığında değişir. Toplam 72 saat çevrimlerin  süresidir. En yüksek değer bütün programa sabit uygulanmış gibi açıklanmaz.  Kullanıcı sıcaklık aralığıyla çevrim süresini birlikte gördüğünde, testin  değişen ortam düzeninde hangi koşulu temsil ettiğini daha doğru  değerlendirebilir.</p><p><strong>Burn in kontrolü neyi tamamlıyor?</strong></p><p class="MsoNormal">Burn-in programı, çevresel incelemeyle  birlikte cihazın çalışma durumunu değerlendiren işlev kontrolüdür. A900  raporunda 15 dakikalık program için TESTS PASSED kaydedilmiştir. Görünüm,  bağlantılar, multimedya ve kablosuz işlevler de incelenmiştir. Bu sonuçlar  tanımlı testin sonrasındaki kontrolleri gösterir; kurumun kendi uygulamalarını  gerçek çalışma ortamında kabul etmesinin yerine geçmez.</p><p class="MsoNormal">Bu çalışmanın tanımlı yöntemi yüksek  sıcaklıkta çalışmadır. MIL-STD-810H farklı çevresel yöntemler içerir; A900 için  burada kullanılan kayıt Method 501.7 Procedure II kapsamını gösterir. Kullanıcı  belirli bir koşula ilişkin kanıt aradığında ilgili yöntemin raporunu ayrıca  değerlendirebilir. Böylece standart adıyla bütün çevresel alanların aynı  belgede ölçüldüğü varsayılmaz.</p><p><strong>Donanım seçimi çevresel testten sonra nasıl yapılır?</strong></p><p class="MsoNormal">Kurum çalışanının uygulamalarını, belge  büyüklüğünü ve bağlantı ihtiyaçlarını tanımlayabilir. A900'ün işlemci, bellek,  depolama ve ekran seçenekleri bu görevle eşleştirilir. Çevresel rapor sıcak  ortam için ayrı referans sağlar. Gerçek kurulumda çevre birimlerinin ve kurum  uygulamalarının denenmesi de seçilen konfigürasyonun günlük çalışma düzenine  uygunluğunu tamamlar.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/all-in-one-bilgisayar-sic-238_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295321</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/bilgi/oksuruk-ve-bas-agrisini-aninda-kesen-dogal-kur-tarifleri-295321</link>
      <pubDate>2026-10-13T14:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Öksürük ve baş ağrısını anında kesen doğal kür tarifleri]]></title>
      <category><![CDATA[Bilgi]]></category>
      <description><![CDATA[Grip, nezle ve soğuk algınlığı şikayetleri arttıkça vatandaşlar doğal kür tariflerine yöneliyor. Burun akıntısı, öksürük, baş ağrısı ve kas ağrısı gibi belirtileri hafiflettiği bilinen bitkisel karışımlar, evde kolayca hazırlanarak iyileşme sürecini hızlandırıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Öksürük ve baş ağrısını anında kesen doğal kür tarifleri]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte grip, nezle ve soğuk algınlığı vakaları hızla artıyor. Burun akıntısı, aksırma, titreme, kas ağrısı, boğazda kuruluk, baş ağrısı ve öksürük gibi şikayetlerle mücadele eden vatandaşlar, ilaç tedavisinin yanı sıra doğal kür tariflerine başvuruyor. Bitkilerin iyileştirici gücünden faydalanmak isteyenler için uzmanların önerdiği doğal kür tarifleri, evlerde adeta şifa kaynağı haline geldi. Doğru seçilen bitkilerle hazırlanan bu karışımlar, bağışıklık sistemini desteklerken hastalık belirtilerini de önemli ölçüde hafifletti.</p><p><b>GRİP VE NEZLE ARASINDAKİ FARKLAR HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR</b></p><p>Grip ve nezle her ne kadar benzer belirtiler gösterse de aralarında ciddi farklar bulunuyor. Her iki hastalık da aynı bulaşma yollarını kullanıyor; hastaların öksürüp aksırması sonucu havaya yayılan mikroplu su damlacıkları, solunum yoluyla diğer kişilere geçiyor. Ancak grip, nezleye kıyasla çok daha yaygın bir seyir izliyor ve daha ağır sonuçlara yol açabiliyor. Özellikle 65 yaş üstü bireylerde grip, zatürre gibi ciddi komplikasyonlara neden olabiliyor. Kalp hastaları açısından ise durum çok daha tehlikeli bir hal alıyor; grip bu hastalarda ölüme bile yol açabiliyor. Bu nedenle grip belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden önlem almak büyük önem taşıyor.</p><p><b>GRİP BELİRTİLERİ 7-10 GÜN BOYUNCA ETKİSİNİ SÜRDÜRÜYOR</b></p><p>Gribin kendini gösterme biçimi oldukça çeşitli ve yıpratıcı olabiliyor. Ateş, titreme, kaslarda şiddetli ağrı, ağızda ve boğazda belirgin kuruluk hissi, baş ağrısı ve sürekli öksürük en sık karşılaşılan belirtiler arasında yer alıyor. Hastalar çoğu zaman yataktan kalkamayacak derecede bitkinlik ve yoğun uyuma isteği yaşıyor. Bazı kişilerde bu tabloya kusma da eşlik edebiliyor. Hastalık genellikle 7 ila 10 gün arasında sürüyor ve bu dönemde vücudun dinlenmeye olan ihtiyacı en üst seviyeye çıkıyor. Doğal kür tarifleri bu süreçte vücudun toparlanmasına destek sağlıyor.</p><p><b>ÇOCUKLAR YILDA 10 KEZ NEZLEYE YAKALANIYOR</b></p><p>Nezle konusunda çocuklar en savunmasız grubu oluşturuyor. Yapılan araştırmalara göre çocuklar yılda ortalama 10 kez nezleye yakalanırken, yetişkinlerde bu sayı 2 ila 3 arasında kalıyor. Hastalığın en ağır belirtileri genellikle ilk 2-3 gün boyunca devam ediyor. Hafif ateş, baş ağrısı, burun akması ve sık aksırma nezlenin en belirgin işaretleri arasında sayılıyor. Nezlede uygulanacak önlem ve tedavi yöntemleri büyük ölçüde gripte uygulananlarla benzerlik gösteriyor. Bu dönemde doğal kür tarifleri hem çocuklar hem de yetişkinler için güvenli bir destek yöntemi olarak öne çıkıyor.</p><p><b>C VİTAMİNİ VE ÇİNKO SOĞUK ALGINLIĞINA KARŞI KALKAN GÖREVİ GÖRÜYOR</b></p><p>Soğuk algınlığıyla mücadelede C vitamini ve çinko takviyesi almak son derece yararlı kabul ediliyor. Bağışıklık sistemini güçlendiren bu iki besin ögesi, hastalığın süresini kısaltıyor ve belirtilerin şiddetini azaltıyor. Kivi, kuşburnu marmeladı, taze narenciye meyveleri, taze sivribiber ve maydanoz gibi C vitamini deposu besinlerin bu dönemde bolca tüketilmesi gerekiyor. Bu besinler doğal kür tariflerinin temelini oluşturuyor ve vücudun enfeksiyonla savaşma kapasitesini artırıyor. Uzmanlar, hastalık döneminde günlük C vitamini alımının mutlaka artırılması gerektiğini vurguluyor.</p><p><b>IHLAMUR VE TARÇIN ÇAYI GRİP BELİRTİLERİNİ HAFİFLETİYOR</b></p><p>Doğal kür tarifleri arasında en bilinen ve en kolay hazırlananlardan biri ıhlamur çayı olarak öne çıkıyor. Bir bardak kaynar suya 2 gram ıhlamur ekleniyor ve 10 dakika demlendikten sonra günde 3 ila 5 bardak arasında tüketiliyor. Ihlamur, özellikle ateş düşürücü ve yatıştırıcı etkisiyle biliniyor. Tarçın çayı ise bir diğer etkili doğal kür tarifi olarak dikkat çekiyor. Bir bardak kaynar suya 1 çay kaşığı tarçın ekleniyor, 10 dakika bekletildikten sonra günde 2-3 bardak içiliyor. Tarçının antiseptik özellikleri sayesinde boğaz enfeksiyonlarına karşı koruyucu bir etki sağladığı biliniyor.</p><p><b>ZENCEFİL VE BİBERİYE ÇAYI BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİRİYOR</b></p><p>Zencefil çayı, doğal kür tarifleri arasında en güçlü anti-enflamatuar etkiye sahip içeceklerden biri olarak kabul ediliyor. Hazırlanışı oldukça basit: bir bardak kaynar suya 1 çay kaşığı zencefil ekleniyor ve 10 dakika demlendikten sonra günde 3 bardak içiliyor. Zencefil, öksürüğü yatıştırırken aynı zamanda mide bulantısını da gideriyor. Biberiye çayı da grip döneminde sıklıca tercih edilen doğal kür tariflerinden birini oluşturuyor. Bir bardak kaynar suya 5 gram biberiye konuluyor, 10 dakika bekletildikten sonra günde 2-3 bardak tüketiliyor. Biberiyenin antioksidan içeriği sayesinde vücudun hastalıkla mücadele gücünü artırdığı biliniyor.</p><p><b>MAYDANOZ SUYU VE ÖZEL BİTKİ KARIŞIMI ŞİFA DAĞITIYOR</b></p><p>Maydanoz suyu, C vitamini bakımından zengin yapısıyla doğal kür tarifleri arasında ayrıcalıklı bir yere sahip. Bir bardak suya 10 gram maydanoz ekleniyor ve 5 dakika kaynatıldıktan sonra 10 dakika dinlenmeye bırakılıyor. Süzülen suya bal ve limon ilave edilerek günde 3-4 bardak içiliyor. Bu karışım hem bağışıklığı destekliyor hem de boğaz ağrısını hafifleti. Bunun yanı sıra uzmanların önerdiği özel bir bitki karışımı da büyük ilgi görüyor. Her bir fincan için parmak ucu kadar kök zencefil, 1-2 parça hibiscus, 2 çay kaşığı kuşburnu, 1 tatlı kaşığı ıhlamur çiçeği veya yaprağı ve 1 adet karanfil 2-3 dakika kaynatılıyor, ardından 2-3 dakika demleniyor. Çok ince bir dilim limonla ve şekersiz olarak günde 3-4 fincan tüketiliyor.</p><p><b>BAL-ZENCEFİL-ZERDEÇAL MACUNU SABAH AKŞAM TÜKETİLİYOR</b></p><p>Doğal kür tarifleri arasında en pratik ve etkili olanlardan biri de bal, zencefil ve zerdeçal macunu olarak biliniyor. Hazırlanışı son derece kolay olan bu macun için 1 tatlı kaşığı bal, 1,5 çay kaşığı toz zencefil ve 1 çay kaşığı toz zerdeçal bir kapta iyice karıştırılıyor. Elde edilen macun sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez yutularak tüketiliyor. Zerdeçalın güçlü anti-enflamatuar etkisi, zencefilin öksürük kesici özelliği ve balın boğazı yumuşatan yapısı bir araya geldiğinde ortaya oldukça etkili bir doğal kür tarifi çıkıyor. Bu macun özellikle kuru öksürük ve boğaz tahrişi yaşayan hastalar tarafından sıklıkla tercih ediliyor.</p><p>Sonuç olarak grip, nezle ve soğuk algınlığı dönemlerinde doğal kür tarifleri, tıbbi tedavinin yanında güçlü bir destek mekanizması sunuyor. Ihlamurdan zencefile, tarçından zerdeçala kadar pek çok bitkisel çözüm, yüzyıllardır halk arasında kullanılıyor ve günümüzde de etkisini kanıtlıyor. Ancak uzmanlar, bu doğal kür tariflerinin ilaç tedavisinin yerini almadığını, şikayetlerin uzun sürmesi halinde mutlaka bir hekime başvurulması gerektiğini hatırlatıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/oksuruk-ve-bas-agrisini-a-170_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295320</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ak-partiden-zeynel-emre-saban-sevinc-ve-timur-soykana-tazminat-davasi-295320</link>
      <pubDate>2026-10-13T14:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[AK Parti'den Zeynel Emre, Şaban Sevinç ve Timur Soykan'a tazminat davası]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan; Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre, gazeteciler Şaban Sevinç, Timur Soykan ile BirGün TV'ye manevi tazminat davası açtıklarını açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[AK Parti'den Zeynel Emre, Şaban Sevinç ve Timur Soykan'a tazminat davası]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, partisine yönelik açıklama ve yayınları nedeniyle Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre, gazeteciler Şaban Sevinç, Timur Soykan ile BirGün TV'ye manevi tazminat davası açtıklarını açıkladı.</p><p>AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, AK Parti olarak, partinin kurumsal kimliğini, itibarını ve saygınlığını hedef alan asılsız iddia, itham ve açıklamalara karşı hukuki haklarını kararlılıkla kullanmaya devam ettiklerini belirtti.</p><p>Bu çerçevede, AK Parti Genel Sekreterliği tarafından partinin kurumsal itibarını zedeleyici nitelikte olduğu değerlendirilen açıklama ve yayınlar hakkında hukuki süreç başlatıldığını bildiren İnan, "Bu kapsamda, Şaban Sevinç hakkında 28-30 Eylül ile 1 ve 8 Ekim tarihli yayınları nedeniyle 500 bin lira, Timur Soykan ve BirGün TV hakkında 26 Eylül ile 3 ve 10 Ekim tarihli yayınları nedeniyle 600 bin lira, YP Sözcüsü Zeynel Emre hakkında 12 Ekim tarihli açıklamaları nedeniyle 500 bin lira olmak üzere manevi tazminat davaları açılmıştır." ifadelerini kullandı.</p><p><b>"HUKUKİ SÜREÇLERİN SONUNA KADAR TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ"</b></p><p>AK Parti'nin demokratik siyasetin vazgeçilmez unsurları olan ifade özgürlüğüne, basın hürriyetine ve eleştiri hakkına saygı duyan bir siyasi hareket olduğunu belirten İnan, bununla birlikte, eleştiri hakkının kullanılması ile gerçek dışı iddialar üzerinden bir siyasi partinin kurumsal itibarının hedef alınması arasındaki hukuki ve demokratik ayrımın gözetilmesi gerektiğine inandıklarını kaydetti.</p><p>İnan, "Hiçbir kişi, kurum veya siyasi oluşumun, basın özgürlüğü ya da siyasi eleştiri hakkını gerekçe göstererek partimizin kurumsal kimliğini ve saygınlığını haksız ithamlarla zedeleme hakkı bulunmamaktadır." ifadesini kullandı.</p><p>AK Parti'nin, 25 yıllık siyasi geçmişi, milletle kurduğu güçlü gönül bağı ve demokratik meşruiyetiyle Türkiye'nin köklü siyasi kurumlarından biri olduğunu ifade eden İnan, şunları kaydetti:</p><p>"Partimizin kurumsal haklarını ve itibarını korumak, yalnızca hukuki bir hak değil, aynı zamanda milletimize ve teşkilatlarımıza karşı taşıdığımız kurumsal sorumluluğun da gereğidir. Bu anlayışla, başlatılan hukuki süreçlerin sonuna kadar takipçisi olacak, partimize yönelik hukuka aykırı her türlü isnat ve itham karşısında meşru ve demokratik haklarımızı kullanmayı sürdüreceğiz. AK Parti, dün olduğu gibi bugün de siyasi mücadelesini hukuk, demokrasi ve millet iradesi temelinde yürütmeye, kamuoyunu doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirmeye kararlılıkla devam edecektir."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/ak-partiden-zeynel-emre-s-954_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295319</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-saglik-endustrilerinin-millilesmesinde-cok-hizli-gelismele-295319</link>
      <pubDate>2026-10-13T14:23:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Sağlık endüstrilerinin millileşmesinde çok hızlı gelişmeler sağlayabiliriz]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Kamu, hem düzenleyici gücünü hem de alım gücünü akıllıca kullandığında, sağlık endüstrilerinin yerlileşmesi, millileşmesi konusunda çok hızlı gelişmeler sağlayabiliriz." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Sağlık endüstrilerinin millileşmesinde çok hızlı gelişmeler sağlayabiliriz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Gölbaşı'nda düzenlenen DESU Medikal Üretim Tesisi Açılış Töreni'nde konuştu.</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde son 24 yılda sağlık alanında gerçekleştirilen reformlarla hizmet kalitesinin yükseltildiğini, sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştırıldığını belirten Yılmaz, ülkenin sağlık altyapısına çok önemli yatırımlar yaptıklarını söyledi.</p><p>Geçmişte vatandaşların yurt dışında şifa aradığını, şimdi dünyadan milyonlarca insanın gelip Türkiye'de şifa bulmaya çalıştığını dile getiren Yılmaz, "Sağlık turizmi diyoruz. Artık kendi insanımıza hizmet ettiğimiz gibi dünyadan milyonlarca insana da hizmet veren güçlü bir sağlık sistemi oluşturmuş durumdayız. Buradan da her yıl milyarlarca dolar ülkemize döviz kazandırıyoruz, hizmet ihracatı gerçekleştiriyoruz." diye konuştu.</p><p>Yılmaz, bugün gelinen noktada Türkiye'nin, sağlık hizmetlerinde oluşturduğu güçlü altyapıyı bilimsel araştırma, yenilikçi teknolojiler ve yerli üretimle destekleyebilecek önemli bir birikime sahip olduğunun altını çizerek, dünyada sağlık hizmetlerinin, biyoteknoloji, yapay zeka, dijitalleşme ve ileri malzeme teknolojilerindeki gelişmelerle köklü bir değişimden geçtiğine işaret etti.</p><p><strong>"YERLİLİK ORANI YÜZDE 80'İN ÜZERİNDE"</strong></p><p>"Türkiye olarak sağlık hizmetlerinde sağladığımız ilerlemeyi, sağlık teknolojilerinde de güçlü bir üretim ve ihracat kapasitesiyle tamamlamayı öngörüyoruz" diyen Yılmaz, bu doğrultuda, özellikle yüksek teknoloji gerektiren ilaç ve tıbbi cihazlarda yerli üretimi artırma, kritik ürünlerde tedarik güvenliğini sağlama ve dışa bağımlılığı azaltmanın öncelikleri arasında yer aldığını dile getirdi.</p><p>Yılmaz, sağlık teknolojilerinde hedefledikleri atılım için diğer yüksek teknoloji alanlarında kazanılan tecrübeden de istifade edilmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:</p><p>"Bunun için en uygun alan savunma sanayi. Savunma sanayinde son çeyrek yüzyılda Türkiye Cumhuriyeti bir devrim yaşadı. Ben, bir değişim demiyorum. Bir devrim yaşandı gerçekten. Yüzde 20'lerden yerlilik oranını bugün yüzde 80'in üzerine getirmiş durumdayız. Bu da kendiliğinden olmadı tabii. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın çok güçlü siyasi iradesiyle, desteğiyle ve uygun bir kurumsal yapılanma ve destek mekanizmasıyla oluştu.</p><p>Aynı modeli bizim sivil endüstrilere de aktarmamız lazım. Bunu planlarımıza, programlarımıza da yazmış durumdayız. Böyle bir genel yaklaşımımız var ve onlardan bir tanesi de sağlık endüstrileri. Niye uygun sağlık endüstrileri? Tıpkı savunma sanayinde olduğu gibi, sağlık endüstrilerinde de kamunun düzenleyici gücü ve alım gücü etkili. Kamu, hem bu düzenleyici gücünü hem de alım gücünü akıllıca kullandığında, sağlık endüstrilerinin yerlileşmesi, millileşmesi konusunda da çok hızlı gelişmeler sağlayabiliriz. Savunma sanayindeki bu birikim bize zaten gerekli modeli sunuyor."</p><p><b>"GİRİŞİMCİLERİ DESTEKLEYEN FİNANSAL SİSTEMİ GÜÇLENDİRMELİYİZ"</b></p><p>Çatışmaların arttığı, jeopolitik gerilimlerin yükseldiği, teknolojik dönüşümlerin hızlandığı bir dönemden geçildiğine işaret eden Yılmaz, şunları ifade etti:</p><p>"Yeni dönem, risklerin, belirsizliklerin yüksek olduğu bir dönem. Böyle bir dönemde eski serbest piyasa koşullarıyla her alana yaklaşamazsınız. Riskler yükseldiği zaman burada risk paylaşım modellerinin ön plana çıkması lazım. Bu noktada özel sektörle devlet ilişkisinin yeniden ele alınması gerekiyor. Devletin ekonomideki rolünün daha aktif bir noktaya gelmesi gerekiyor. Bu risklerin yönetilmesi ve kalkınma sürecimizin sürdürülmesi bakımından. Dolayısıyla ben buradaki projeyi, bir mikro örnek belki ama çok önemli buluyorum. Bu işte tam da bizim istediğimiz model. Kamunun veya bankacılık sisteminin, finansal sistemin üreticiyle, teknolojik yatırımlarla bir araya geldiği, riskleri paylaştığı, bir risk paylaşım modeliyle ve kamu-özel işbirliği modeliyle hayata geçirdiği bir proje."</p><p>Yılmaz, finansal kurumların proje finansmanını destekleyici yeni finansal enstrümanları daha fazla geliştirmesi gerektiğini vurgulayarak, "İyi projesi olan ama parası olmayan yeterince, finansı olmayan girişimcileri destekleyen bir finansal sistemi güçlendirmemiz lazım. Bizim yaklaşımımız bu." dedi.</p><p><b>"KAZANIMLARI BÜYÜTMEYİ HEDEFLİYORUZ"</b></p><p>Ürün Takip Sistemi'ne kayıtlı 1850 tıbbi cihaz imalatçısının bulunduğunu aktaran Yılmaz, yerli imal tıbbi cihaz barkodu sayısının ise 2018 yılındaki yaklaşık 762 bin seviyesinden bugün 996 bine ulaştığını bildirdi.</p><p>Yılmaz, tıbbi cihaz sektöründe yerli üretimin payının yaklaşık yüzde 15 seviyesinde olduğunu, 2017 yılında 533 milyon dolar olan tıbbi cihaz ihracatının, 2025 yılında yaklaşık 1,3 milyar dolara yükseldiğini dile getirdi.</p><p>Bugün 170'ten fazla ülkeye tıbbi cihaz ihraç eden Türkiye'nin, sağlık teknolojilerinde geliştirdiği ürünlerle küresel pazarlarda daha güçlü bir konum elde ettiğini belirten Yılmaz, şunları kaydetti:</p><p>"İlaç sektörümüzde de yerli üretim bakımından önemli bir seviyeye ulaşmış bulunuyoruz. 2016 yılında kutu bazında yüzde 75 olan yerli üretim payımızı 2025 yılında yüzde 92'ye yükselttik. 2026 yılının ilk sekiz ayında da bu seviyeyi korurken, değer bazındaki yerli üretim payımız yüzde 52,5 olarak gerçekleşmiştir. Son 12 aylık dönemde 2,55 milyar dolara ulaşan ilaç ihracatımızı, özellikle biyoteknolojik ilaçlar ve yenilikçi tedavi ürünleriyle daha ileri bir seviyeye taşımayı amaçlıyoruz. Üretimde ve ihracatta elde ettiğimiz bu kazanımları, ileri teknolojiye dayalı ürünlerin geliştirilmesiyle daha da büyütmeyi hedefliyoruz."</p><p><strong>"5 BİN DOLARA İTHAL EDİLEN ÜRÜN, BUGÜN ÜLKEMİZDE 1000 DOLAR"</strong></p><p>Yılmaz, özellikle sağlık teknolojileri gibi yüksek bilgi birikimi, uzun soluklu araştırma ve önemli miktarda yatırım gerektiren alanlarda, kamunun sunduğu imkanlarla özel sektörün girişimcilik kabiliyetinin buluşmasının büyük önem taşıdığına işaret ederek, şunları kaydetti:</p><p>"Kamu bankalarımızın ve finans kuruluşlarımızın üretim ve yatırım odaklı yaklaşımını ülkemizin sanayi ve teknoloji hedeflerini destekleyen önemli bir unsur olarak görüyoruz. Ziraat Katılım Bankamızın bu alanda üstlendiği rol de kamu finansmanının yüksek katma değerli üretime yönlendirilmesi bakımından son derece değerlidir. 2024 yılında DESU Medikal ile gerçekleştirilen ortaklık, teknoloji geliştiren bir girişimin üretim kapasitesini büyütmesinde finansal güç ile sanayi tecrübesinin nasıl bir araya gelebildiğini gösteriyor. Nitekim Hacettepe Teknokent'te başlayan DESU Medikal'in yolculuğu bugün burada açılışını gerçekleştirdiğimiz yeni üretim tesisiyle önemli bir aşamaya ulaşmış bulunuyor."</p><p>Beyin cerrahisinde kullanılan şant ve drenaj sistemleri, kateterler ve kolajen bazlı implantlar gibi ileri teknoloji ürünleri geliştiren firmanın, daha önce ithalat yoluyla karşılanan pek çok ürünün ülkede üretilmesine katkı sunduğunu aktaran Yılmaz, "Baktığınız zaman, daha önce 5 bin dolara ithal edilen ürün, bugün ülkemizde 1000 dolara temin edilir hale gelmiş durumda. Bir taraftan ülke olarak dışarıya daha az döviz ödüyorsunuz diğer taraftan kamu olarak daha az harcama yapmış oluyorsunuz. Her bakımdan çok önemli gerçekten. Bu başarılarının uluslararası pazarlara taşınması ayrıca memnuniyet verici." diye konuştu.</p><p><b>TESİSİN AÇILIŞ KURDELESİ KESİLDİ</b></p><p>Yılmaz, KOSGEB destekleriyle ilk üretim altyapısını oluşturan, TÜBİTAK destekleriyle AR-GE ve ürün geliştirme çalışmalarını ilerleten şirketin, geliştirdiği teknolojileri uluslararası pazara taşıma başarısı gösterdiğini belirterek, Ziraat Katılım'ın 2024 yılında gerçekleştirdiği ortaklığın ise şirketin finansal yapısını güçlendirdiğini, üretim kapasitesinin gelişmesine katkı sağladığını söyledi.</p><p>Konuşmaların ardından, protokol üyelerinin kurdele kesimiyle tesisin açılışı gerçekleştirildi.</p><p>Daha sonra tesisi gezen Yılmaz, DESU Medikal Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sorar ve Ziraat Katılım Genel Müdürü Metin Özdemir'den bilgi aldı.</p><p>Öte yandan Yılmaz, tören öncesi Gölbaşı Belediyesini ziyaret ederek, Başkan Yakup Odabaşı ile görüştü.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/cumhurbaskani-yardimcisi--235_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295318</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/13-ekim-2026-sali-tv-yayin-akisi-tv-rehberi-bugun-televizyonda-ne-var-bu-aksam-televizyond-295318</link>
      <pubDate>2026-10-13T14:19:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[13 Ekim 2026 Salı TV yayın akışı, TV rehberi: Bugün televizyonda ne var? Bu akşam televizyonda hangi diziler var? Kanal D, Show TV, TRT1, ATV, Star TV, NOW TV, TV8]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[13 Ekim 2026 Salı TV yayın akışı araştırılıyor. Kanal D, ATV, Show TV, STAR TV, TRT 1, TV8 ve diğer kanalların yayın akışları merak ediliyor. Bugün televizyonda ne var? Bugün akşam hangi diziler var? Televizyonda bu akşam TRT 1'de Mehmed: Fetihler Sultanı dizisi ile Galatasaray-Barcelona maçı, ATV'de Var Mısın Yok Musun?, Star TV'de Tuzlu Kahve, Kanal D'de Haysiyet dizisi olacak. TV8'de MasterChef Türkiye, Show TV'de ise Sakar Şakir seyirciyle buluşacak. İşte, 13 Ekim 2026 Salı TV yayın akışı...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[13 Ekim 2026 Salı TV yayın akışı, TV rehberi: Bugün televizyonda ne var? Bu akşam televizyonda hangi diziler var? Kanal D, Show TV, TRT1, ATV, Star TV, NOW TV, TV8]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="">13 Ekim 2026 Salı günü televizyon ekranlarında birçok yapım seyirciyle buluşuyor. Gündüz kuşağı ve gece kuşağında yer alan birbirinden farklı içerikler, geniş bir kitleye hitap ediyor. Peki, bugün televizyonda ne var? Hangi program, saat kaçta yayınlanacak? Bu akşam hangi diziler var? İşte 13 Ekim 2026 Salı TV yayın akışı (TV rehberi) kanal kanal detayda karşınızda...</p><p>13 Ekim 2026 Salı günü televizyonda hangi dizilerin, filmlerin ve yarışma programlarının olduğu belli oldu. Kanal D, Star TV, Show TV, TRT 1, TV8 ve NOW TV yayın akışları açıklandı.</p><p>Peki, bu akşam televizyonda neler var, hangi diziler ve filmler yayınlanacak? Bugün hangi kanalda ne var? İşte; 13 Ekim 2026 Salı Kanal D, Show TV, TRT 1, ATV, Star TV, NOW ve TV8'in güncel yayın akışı listeleri...</p><p>Bu akşam televizyon ekranlarında TRT 1'de Mehmed: Fetihler Sultanı dizisi ile Galatasaray-Barcelona maçı yer alacak. ATV'de Var Mısın Yok Musun? yarışması, Star TV'de Tuzlu Kahve yeni bölümü, Kanal D'de Haysiyet dizisi yeni bölümü olacak. TV8 ekranlarında MasterChef Türkiye yarışması, Show TV'de ise Sakar Şakir seyirciyle buluşacak. </p><p><b><font color="#ff0000">13 EKİM 2026 SALI TV YAYIN AKIŞI</font></b></p><p>Bu akşam televizyonda neler var? 13 Ekim 2026 Salı Kanal D, Show TV, TRT 1, ATV, Star TV, NOW, TV8 TV yayın akışı listesi işte karşınızda...</p><p><b>13 EKİM 2026 SALI KANAL D YAYIN AKIŞI</b></p><p>07:00 Küçük Ağa</p><p>09.00 Neler Oluyor Hayatta?</p><p>11.00 Yaprak Dökümü</p><p>13.45 Gelinim Mutfakta</p><p>16.45 Daha 17</p><p>18.30 Kanal D Ana Haber</p><p>20.00 Haysiyet</p><p>23.30 Haysiyet / Tekrar</p><p><b>13 EKİM 2026 SALI TRT 1 KANAL YAYIN AKIŞI</b></p><p>07.30 Kalk Gidelim</p><p>10.30 Alişan ile Hayata Gülümse</p><p>13.15 Seksenler</p><p>14.20 Alparslan: Büyük Selçuklu</p><p>17.45 Lingo Türkiye</p><p>19.00 Ana Haber</p><p>20.00 Mehmed: Fetihler Sultanı</p><p>22.00 Galatasaray-Barcelona</p><p>00.15 Mehmed: Fetihler Sultanı</p><p><b>13 EKİM 2026 SALI TV8 KANAL YAYIN AKIŞI</b></p><p>07.15 Ebru ile 8'de Sağlık</p><p>08.30 Oynat Bakalım</p><p>09.00 Gel Konuşalım</p><p>11.30 MasterChef Türkiye</p><p>16.00 Zuhal Topal'la Yemekteyiz</p><p>20.00 MasterChef Türkiye</p><p><b>13 EKİM 2026 SALI ATV KANAL YAYIN AKIŞI</b></p><p>08.00 Kahvaltı Haberleri</p><p>10.00 Müge Anlı ile Tatlı Sert</p><p>13:00 atv Gün Ortası</p><p>14:00 Altı Üstü İstanbul</p><p>16.00 Esra Eron'da</p><p>19.00 atv Ana Haber</p><p>20.00 Var Mısın Yok Musun?</p><p>23.40 Altı Üstü İstanbul</p><p><b>13 EKİM 2026 SALI SHOW TV KANAL YAYIN AKIŞI</b></p><p>06.00 Siyah Kalp</p><p>09.00 Kuzey Yıldızı İlk Aşk</p><p>12.30 Buse Varol ile Gelin Evi</p><p>15.00 Bahar</p><p>18.25 Show Ana Haber</p><p>20.00 Sakar Şakir</p><p>21.45 Sevdan Bir Ateş</p><p><b>13 EKİM 2026 SALI STAR TV KANAL YAYIN AKIŞI</b></p><p>07.00 Aramızda Kalsın</p><p>08.30 Cansu Canan ile Bugün</p><p>10.00 Fazilet Hanım ve Kızları</p><p>11.30 Songül ile Uğur ile Sana Değer</p><p>15.00 Didem Arslan Yılmaz'la Vazgeçme</p><p>19.00 Star Haber</p><p>20.00 Tuzlu Kahve</p><p>00.15 Sevdiğim Sensin </p><p class=""><b>13 EKİM 2026 SALI NOW TV KANAL YAYIN AKIŞI</b></p><p>07.15 İlk Bakış</p><p>08:00 Çalar Saat</p><p>10.45 Çağla İle Yeni Bir Gün</p><p>12.30 Sevdam Karadeniz</p><p>13.30 En Hamarat Benim</p><p>16.30 Anne Yarısı</p><p>17.30 Kumbara</p><p>19.00 Now Ana Haber</p><p>20.00 Anne Yarısı</p><p>23.30 Sevdam Karadeniz</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/13-ekim-2026-sali-tv-yayi-670_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295317</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/onderden-75-yil-mesaji-kardesce-gelecege-yuruyoruz-295317</link>
      <pubDate>2026-10-13T14:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ÖNDER'den 75. yıl mesajı: Kardeşçe geleceğe yürüyoruz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[ÖNDER İmam Hatipliler Derneği, İmam Hatip okullarının yeniden eğitim hayatına başlamasının 75. yılı ve derneğin 68. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, kardeşlik, dayanışma ve ortak gelecek idealine vurgu yaptı. Mesajda, “75 yıldır aynı ruhla geleceğe yürüyoruz” ve “Kardeşçe geleceğe yürüyoruz” ifadeleri öne çıktı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ÖNDER'den 75. yıl mesajı: Kardeşçe geleceğe yürüyoruz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İmam hatip okullarının eğitim hayatındaki köklü geçmişi, 75 yıllık yeniden yapılanma süreciyle birlikte anılıyor. Milletin dini, ahlaki ve kültürel değerlerini yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla 1913 yılında Medresetü'l-Eimme ve'l-Huteba adıyla temelleri atılan imam hatip okulları, Cumhuriyet dönemindeki kesintilerin ardından 1951 yılında yeniden eğitim faaliyetlerine başladı. Aradan geçen 75 yılda ülke genelinde yaygınlaşan okullar, farklı alanlarda yürüttükleri çalışmalarla eğitim hayatındaki yerini korudu.</p><p>ÖNDER İmam Hatipliler Derneği tarafından yayımlanan mesajda, imam hatiplerin yalnızca eğitim kurumlarından ibaret olmadığı, aynı zamanda ortak değerler ve kardeşlik anlayışı etrafında şekillenen bir geleneği temsil ettiği belirtildi. Akademik eğitimin yanı sıra bilim, sanat, spor, kültür, teknoloji ve sosyal sorumluluk alanlarında yapılan çalışmaların gençlerin çok yönlü gelişimine katkı sunduğu ifade edildi.</p><p><b>"KARDEŞLİK, BU HİKÂYENİN EN GÜÇLÜ HARCI"</b></p><p>Mesajda, imam hatip camiasının gücünü ortak geçmişin yanı sıra ortak gelecek idealinden aldığı vurgulanarak, kardeşlik ve dayanışmanın önemine dikkat çekildi. Dünyanın savaşlar, çatışmalar, adaletsizlikler ve ayrışmalarla karşı karşıya olduğu bir dönemde merhamet, adalet ve dayanışma değerlerine daha fazla ihtiyaç duyulduğu kaydedildi.</p><p>İmam hatip gençliğinin medeniyet birikiminden aldığı ilhamla bilim ve teknolojide yetkin, kültür ve sanatta üretken, ahlaki değerleriyle güven veren ve toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket eden bireyler olarak yetişmesinin hedeflendiği belirtildi. Geleceğin yalnızca bilgiyle değil, bilgiye yön veren ahlak ve sorumluluk bilinciyle inşa edilebileceği ifade edildi.</p><p><b>ÖNDER 68 YILDIR FAALİYETLERİNİ SÜRDÜRÜYOR</b></p><p>İmam hatip gençliğinin birlik ve beraberliğini güçlendirmek, akademik, sosyal ve kültürel gelişimlerine katkı sunmak amacıyla 1958 yılında kurulan ÖNDER İmam Hatipliler Derneği, 68 yıllık birikimiyle çalışmalarını sürdürüyor.</p><p>ÖNDER'in öğrencileri, mezunları, öğretmenleri, velileri ve gönüllüleri aynı çatı altında buluşturan bir yapı olduğu belirtilen mesajda, derneğin imam hatiplerin geçmişten bugüne taşıdığı değerleri korurken gençlerin geleceğe donanımlı, özgüvenli ve sorumluluk sahibi bireyler olarak hazırlanmasına katkı sunduğu kaydedildi.</p><p>Geleceği, köklerinden güç alan ve ufku geleceğe açık nesillerin inşa edeceğine dikkat çekilen mesajda; ahlakıyla güven veren, bilgisiyle yol gösteren, bilimi ve teknolojiyi insanlığın yararına kullanan ve farklılıkları zenginlik olarak gören gençliğin önemine vurgu yapıldı.</p><p><b>EMEĞİ GEÇENLER ANILDI</b></p><p>Mesajda, imam hatiplerin kuruluşundan bugüne gelmesinde emeği bulunan büyükler, öğretmenler, öğrenciler, mezunlar ve gönüllüler şükranla anıldı. ÖNDER İmam Hatipliler Derneği'nin 68. kuruluş yıl dönümü ile İmam Hatipliler Haftası da kutlandı.</p><p>Açıklama, "Geçmişten aldığımız güç, bugünümüzün birikimi ve gençlerimizin heyecanıyla birlikte üretecek, birlikte güçlenecek ve kardeşçe geleceğe yürüyeceğiz" ifadeleriyle sona erdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/whatsappimage2026101-1310202619beae49.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/onderden-75-yil-mesaji-ka-360_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295315</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/16-ekimde-aciliyor-20-dakikalik-yolu-5-dakikaya-indiriyor-295315</link>
      <pubDate>2026-10-13T14:00:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[16 Ekim'de açılıyor: 20 dakikalık yolu 5 dakikaya indiriyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Erzurum-Rize Yolu'nda yapımı tamamlanan Dallıkavak Tüneli ile birlikte toplam 9 kilometrelik kesimin 16 Ekim Cuma günü hizmete açılacağını, mevcut güzergahın 4,6 kilometre kısalarak seyahat süresinin 20 dakikadan 5 dakikaya ineceğini bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[16 Ekim'de açılıyor: 20 dakikalık yolu 5 dakikaya indiriyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Uraloğlu, Erzurum-Rize Yolu üzerinde inşa edilen Dallıkavak Tüneli ve Bağlantı Yolları Projesi'ndeki son duruma ilişkin bilgi verdi.</b></p><p>Erzurum&#39;un, Doğu Anadolu Bölgesi&#39;ni Karadeniz limanlarına, sınır kapılarına ve lojistik merkezlere bağlayan stratejik bir konumda bulunduğunu belirten Uraloğlu, bölgenin ulaşım altyapısını güçlendirmek amacıyla çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/42739212.jpg"/><p>Uraloğlu, Erzurum&#39;u Rize&#39;ye bağlayan kuzey-güney aksında inşa ettikleri Dallıkavak Tüneli ile özellikle kış aylarında kar yağışı, tipi ve buzlanma nedeniyle ulaşımda yaşanan aksamaların önüne geçeceklerine dikkati çekerek, &quot;Vatandaşlarımıza daha güvenli, konforlu ve kesintisiz ulaşım imkanı sunacağız. Söz konusu tünelle birlikte toplam 9 kilometrelik kesimi 16 Ekim Cuma günü hizmete açıyoruz.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Tünelin yanı sıra bağlantı yollarının 5,9 kilometrelik bölümünde çalışmaların tamamlandığını vurgulayan Uraloğlu, 3 bin 105 metre uzunluğundaki çift tüplü Dallıkavak Tüneli ile birlikte toplam 9 kilometrelik kesimi hizmete açacaklarını, 21,3 kilometrelik kesimde ise çalışmaların devam ettiğini aktardı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/42739208.jpg"/><p><b>- "8 keskin viraj devre dışı kalacak"</b></p><p>Uraloğlu, Dallıkavak Tüneli ile mevcut yolun fiziki ve geometrik standartlarını yükselttiklerine işaret ederek, 2 bin 349 metre rakımlı Dallıkavak Geçidi&#39;ni içeren mevcut güzergahın yerine daha düşük kotta yeni bir geçiş sağladıklarını bildirdi.</p><p>Yüksek eğimli ve 8 keskin virajın bulunduğu mevcut yol kesimini devre dışı bırakarak güzergahı 190 metre daha düşük kota taşıdıkları bilgisini veren Uraloğlu, özellikle ağır kış şartlarında sürücülerin karşılaştığı ulaşım güçlüklerini önemli ölçüde azaltacaklarının altını çizdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/42739211.jpg"/><p>Uraloğlu, projenin sağlayacağı ekonomik ve çevresel kazanımlara da değinerek, &quot;Dallıkavak Tüneli ile mevcut güzergahı 4,6 kilometre kısaltarak seyahat süresini 20 dakikadan 5 dakikaya indireceğiz. Yıllık 76,7 milyon lira zamandan, 27 milyon lira akaryakıttan olmak üzere toplam 103,7 milyon lira tasarruf sağlayacağız. Karbon salımını da yıllık 1334 ton azaltacağız.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p><b>- "Ulaşım aksını güçlendiriyoruz"</b></p><p>Dallıkavak Tüneli&#39;nin, 2018 yılında hizmete açılan Ovit Tüneli ve yapımı devam eden Kırık Tüneli ile birlikte Erzurum-Rize güzergahının önemli parçalarından birini oluşturduğunu vurgulayan Uraloğlu, şunları kaydetti:</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/42739209.jpg"/><p>&quot;Erzurum-Rize Yolu&#39;nun tamamında yürüttüğümüz çalışmalarla Karadeniz&#39;i Doğu ve Güneydoğu Anadolu&#39;ya bağlayan ulaşım aksını güçlendiriyoruz. Mevcut durumda 248 kilometre olan güzergahı, tüm çalışmalarımızın tamamlanmasıyla 52 kilometre kısaltarak 196 kilometreye indireceğiz. Karadeniz Sahil Yolu&#39;nun Rize kesiminden Erzurum, Bingöl ve Diyarbakır&#39;a uzanan kuzey-güney aksında kesintisiz bölünmüş yol konforu sağlayacağız.&quot;</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/16-ekimde-aciliyor-20-dak-426_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295314</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/gumus-yukseliste-bugun-gram-gumus-ne-kadar-oldu-13-ekim-sali-gumus-fiyatlari-son-dakika-gu-295314</link>
      <pubDate>2026-10-13T15:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gümüş yükselişte... Bugün gram gümüş ne kadar oldu? 13 Ekim Salı gümüş fiyatları! Son dakika gümüş fiyatları, en güncel rakamlar]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Son dakika gümüş fiyatları yatırımcının takibinde. Yatırımcılar ve piyasa analistleri gümüş fiyatlarını merak ediyor, en güncel rakamları araştırıyor. Gümüş fiyatlarda son durum ne oldu? Bugün gümüş ne kadar? Gram gümüş alış satış fiyatı kaç lira? İşte, 13 Ekim 2026 Salı gümüş gram alış satış fiyatı son dakika canlı takip ile bu haberde...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gümüş yükselişte... Bugün gram gümüş ne kadar oldu? 13 Ekim Salı gümüş fiyatları! Son dakika gümüş fiyatları, en güncel rakamlar]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son dakika gümüş fiyatları... Gümüş piyasasındaki dalgalanmalar yatırımcının radarında. Gümüşteki fiyat iniş çıkışları yatırımcısı tarafından ilgiyle takip ediliyor. Gümüş alıp satacaklar dikkat, bu haberi okumadan hareket etmeyin.</p><p>2025 yılında kayda değer bir yükseliş ile dikkat çeken gümüşe yatırımcının ilgisi 2026 yılında da artış gösterdi.</p><p>Bugünkü gümüş fiyatı merak ediliyor. Güncel rakamlar araştırılıyor. 13 Ekim 2026 Salı günü yani bugün gümüş piyasası hareketlilik gösteriyor.</p><p>Gümüş ons fiyatı, alış fiyatı ve satış fiyatı ne kadar? Bugün 1 gram gümüş ne kadar? sorularının yanıtı işte karşınızda...</p><p>Gram gümüşün fiyatı piyasalarda anlık olarak 96,86 TL ile 96,94 TL bandında işlem görmektedir.</p><p>Ons gümüş ise 61,50 dolar seviyesinde görülmektedir.</p><p><b>13 EKİM 2026 SALI GÜNCEL GÜMÜŞ FİYATLARI TABLOSU</b></p><p>Bugünkü gümüş fiyatı... 13 Ekim 2026 Salı gümüşün güncel fiyatı ne kadar? Güncel piyasa verilerine göre, bugün gram gümüş alış-satış fiyatları ise şöyle:</p><p><b>Gram gümüş alış fiyatı:</b> 96,86 TL</p><p><b>Gram gümüş satış fiyatı: </b>96,94 TL</p><p><b><font color="#ff0000" size="5"><a href="https://www.platinonline.com/altin-fiyatlari">CANLI TAKİP | GÜNCEL GÜMÜŞ FİYATLARI SAYFASINA İÇİN TIKLAYINIZ</a></font></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/13-ekim-2026-sali-guncel--815_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295313</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/istanbulda-kuvvetli-firtina-ve-saganak-yagis-alarmi-saatte-80-kilometre-ruzgar-bekleniyor-295313</link>
      <pubDate>2026-10-13T13:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İstanbul'da kuvvetli fırtına ve sağanak yağış alarmı: Saatte 80 kilometre rüzgar bekleniyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Balkanlar'dan gelen soğuk hava kütlesi ve Akdeniz kaynaklı yağışlı sistemlerin birleşmesiyle İstanbul'da kuvvetli fırtına ve sağanak yağış bekleniyor. Saatte 80 kilometreye ulaşması öngörülen rüzgarla birlikte bazı ilçelerde metrekareye 70 kilogram yağış düşeceği tahmin ediliyor. İşte, 13 Ekim 2026 Salı Meteorolojiden meteorolojik uyarılarla birlikte il il hava durumu tahminleri..]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İstanbul'da kuvvetli fırtına ve sağanak yağış alarmı: Saatte 80 kilometre rüzgar bekleniyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü, İstanbul için ciddi bir fırtına ve sağanak yağış uyarısında bulundu. Balkanlar üzerinden Türkiye'ye doğru ilerleyen soğuk hava kütlesiyle Orta Akdeniz'den gelen nemli ve yağışlı sistemlerin çarpışması sonucunda, İstanbul başta olmak üzere ülkenin büyük bölümünde olumsuz hava koşulları yaşanacak. Bugünden itibaren aralıklarla kendini hissettirecek yağışların özellikle gece saatlerinden sonra şiddetini artırması bekleniyor. Bu durum, vatandaşların günlük yaşamlarında ciddi aksaklıklara yol açabilecek nitelikte değerlendiriliyor.</p><p><b>ÇARŞAMBA SABAHINDAN İTİBAREN FIRTINA ETKİSİNİ GÖSTERECEK</b></p><p>Meteorolojik verilere göre bugün İstanbul genelinde görülecek aralıklı yağışlar, gece saatlerinden itibaren giderek güçlenecek. Asıl kritik süreç ise çarşamba günü saat 09.00 itibarıyla başlayacak. Bu saatten sonra kuvvetli fırtınayla birlikte aralıklı sağanak yağışlar kenti etkisi altına alacak. Rüzgarın saatte 50 ila 80 kilometre hıza ulaşması öngörülüyor ki bu seviye, özellikle açık alanlarda, sahil şeritlerinde ve yüksek katlı binalarda ciddi riskler oluşturabilecek düzeyde. Fırtınanın perşembe günü öğle saatlerine kadar etkisini sürdürmesi bekleniyor. Bu nedenle yaklaşık 36 saatlik bir süre boyunca İstanbul'da olumsuz hava koşullarının hakim olacağı değerlendiriliyor. Vatandaşların bu süre zarfında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmamaları ve özellikle deniz kenarından uzak durmaları tavsiye ediliyor.</p><p><b>AVRUPA VE ANADOLU YAKASINDA RİSK ALTINDAKİ İLÇELER BELİRLENDİ</b></p><p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü, kuvvetli yağışın en çok etkileyeceği ilçeleri de tek tek açıkladı. Avrupa Yakası'nın kuzey ve orta kesimlerinde yer alan Çatalca, Arnavutköy, Eyüpsultan, Sarıyer, Başakşehir, Esenyurt ve Büyükçekmece ilçeleri yoğun yağışın doğrudan etkisinde kalacak bölgeler arasında gösteriliyor. Anadolu Yakası'nda ise doğu kesimde bulunan Maltepe, Kartal, Sultanbeyli, Pendik, Tuzla ve Şile ilçeleri benzer şekilde risk altında bulunuyor. Bu ilçelerde metrekareye 40 ila 70 kilogram arasında yağış düşmesi bekleniyor. Söz konusu rakamlar, kısa sürede ciddi su baskınlarına, alt geçitlerde birikimlere ve trafik akışında büyük aksamalara neden olabilecek düzeyde. Özellikle altyapı sorunları yaşanan bölgelerde sel ve taşkın riski göz ardı edilemeyecek boyutta.</p><p><b>DİĞER İLÇELERDE DE YAĞIŞ ETKİLİ OLACAK</b></p><p>Fırtınanın en şiddetli hissedileceği ilçeler dışında kalan İstanbul'un diğer bölgelerinde de yağış etkisiz kalmayacak. Bu ilçelerde metrekareye 20 ila 40 kilogram arasında yağış düşmesi öngörülüyor. Her ne kadar bu miktar, risk altındaki ilçelere kıyasla daha düşük görünse de yine de günlük hayatı olumsuz etkileyecek seviyede. Özellikle sabah ve akşam saatlerindeki yoğun trafikte sürücülerin dikkatli olması büyük önem taşıyor. Yaya geçitlerinde ve eğimli sokaklarda su birikintileri oluşabileceğinden vatandaşların yürürken de dikkatli olmaları gerekiyor. Fırtına ve sağanak yağışın perşembe öğle saatlerinden sonra yavaş yavaş etkisini kaybetmesi bekleniyor ancak o zamana kadar tüm İstanbul'un temkinli hareket etmesi büyük önem taşıyor.</p><p><b>13 EKİM 2026 SALI METEOROLOJİDEN GÜNCEL HAVA DURUMU TAHMİNLERİ! İL İL AÇIKLANDI</b></p><p><b>13 Ekim 2026 Salı günü için Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre önümüzdeki 24 saat: </b>Ülkemiz genelinin parçalı ve çok bulutlu, Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu'nun kuzeybatısı ve Karadeniz ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, Marmara ve Ege'nin batı kesimleri, Akdeniz'in batı kıyıları ve Şanlıurfa çevrelerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Doğu Akdeniz ile Güneydoğu Anadolu'da toz taşınımının görüleceği tahmin ediliyor.</p><p><b>HAVA SICAKLIĞI:</b> Hava sıcaklıklarının yurt genelinde 1-3 derece azalacağı, iç ve batı kesimlerde mevsim normalleri civarında, yurdun doğusunda normallerinin 2-4 derece altında seyredeceği tahmin ediliyor.</p><p><b>RÜZGAR:</b> Rüzgarın genellikle güneyli, Trakya'da kuzeyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette eseceği tahmin ediliyor.</p><p><strong>METEOROLOJİDEN UYARILAR</strong></p><p colspan="2"><b>KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI:</b> Yapılan son değerlendirmelere göre bugün ve gece saatlerinde beklenen sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların Marmara'nın batısı (Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Çanakkale, Balıkesir'in kuzey ve batısı) ve Ege'nin Kıyı kesimleri (İzmir, Manisa'nın batı ilçeleri, Aydın, Muğla) ile Şanlıurfa çevrelerinde yerel kuvvetli olması beklendiğinden meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.</p><p colspan="2"><b>TOZ TAŞINIMI UYARISI: </b>Yapılan son değerlendirmelere göre; yurdun güneydoğu kesimlerinde halen etkili olan Suriye kaynaklı toz taşınımının öğle saatlerine kadar Gaziantep, Kilis, Adıyaman, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Batman, Malatya ve Elazığ çevrelerinde yer yer yoğun olmak üzere devam etmesi beklendiğinden hava kalitesinde azalma, yağışa olan yerlerde çamur şeklinde yağış ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.</p><p><strong>METEOROLOJİDEN BÖLGELERİMİZDE HAVA DURUMU</strong></p><p><strong>MARMARA</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların bölgenin batısında yer yer kuvvetli olması bekleniyor.</p><p><strong>BURSA °C, 23°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>ÇANAKKALE °C, 19°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, yer yer kuvvetli olmak üzere, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>İSTANBUL °C, 20°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>KIRKLARELİ °C, 18°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, yer yer kuvvetli olmak üzere, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>EGE</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Ege'nin batı kesimlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor.</p><p><strong>DENİZLİ °C, 23°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>İZMİR °C, 24°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, akşam saatlerinden sonra yerel kuvvetli olmak üzere, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>MANİSA °C, 24°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>MUĞLA °C, 19°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, gece saatlerinden itibaren yerel kuvvetli olmak üzere, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>AKDENİZ</strong></p><p>Parcalı ve çok bulutlu, batı kıyılarında gece saatlerinde yerel kuvvetli olmak üzere, bölge genelinin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Bölgenin doğusunda toz taşınımının görüleceği tahmin ediliyor.</p><p><strong>ADANA °C, 28°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>ANTALYA °C, 25°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, batı kıyılarında yerel kuvvetli olmak üzere, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>BURDUR °C, 22°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>HATAY °C, 27°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>İÇ ANADOLU</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, bölgenin kuzeybatısının aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.</p><p><strong>ANKARA °C, 22°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, sabah saatlerinde aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>ÇANKIRI °C, 23°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>ESKİŞEHİR °C, 22°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, sabah saatlerinde aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>KONYA °C, 23°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu</p><p><strong>BATI KARADENİZ</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, bölgenin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.</p><p><strong>BOLU °C, 21°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>DÜZCE °C, 22°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>KASTAMONU °C, 22°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>ZONGULDAK °C, 21°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>ORTA ve DOĞU KARADENİZ</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, bölgenin öğle saatlerinden sonra sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.</p><p><strong>AMASYA °C, 27°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>RİZE °C, 25°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>SAMSUN °C, 24°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>TRABZON °C, 25°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>DOĞU ANADOLU</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, bölgenin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.</p><p><strong>ERZURUM °C, 16°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>KARS °C, 16°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>MALATYA °C, 20°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, sabah saatlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>VAN °C, 17°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>GÜNEYDOĞU ANADOLU</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin sabah saatlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, Ş.Urfa çevrelerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Bölge genelinde toz taşınımının görüleceği tahmin ediliyor.</p><p><strong>DİYARBAKIR °C, 23°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, sabah saatlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>MARDİN °C, 22°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, batısında yer yer kuvvetli olmak üzere, sabah saatlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>SİİRT °C, 21°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, sabah saatlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>ŞANLIURFA °C, 24°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, yer yer kuvvetli olmak üzere, sabah saatlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>DENİZLERDE HAVA</strong></p><p>Kuzey Ege'de fırtına; Batı Karadeniz'in batısında fırtınamsı rüzgar bekleniyor.</p><p><strong>KARADENİZ</strong></p><p>Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu, batısı ile akşam saatlerinde doğusu sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı, Rüzgar: Batı Karadeniz'de batı ve güneybatıdan, batısı kuzeybatıdan, gece saatlerinden itibaren geneli doğu ve kuzeydoğudan 3 ila 5, yer yer 6, batısı 7; Doğu Karadeniz'de batı ve kuzeybatıdan, doğusu güneybatıdan 3 ila 5 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 2,0 m, batısı yer yer 2,5 m, Görüş: İyi, yağış anında orta.</p><p><strong>MARMARA</strong></p><p>Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu, sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı, Rüzgar: Kuzey ve kuzeydoğudan 2 ila 4, yer yer 5, öğle saatlerinden itibaren 4 ila 6 kuvvetinde, Dalga: 0,5 ila 1,5 m, yer yer 2,0 m, Görüş: İyi, yağış anında orta.</p><p><strong>EGE</strong></p><p>Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu, zaman zaman kuvvetli olmak üzere aralıklı sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı, Rüzgar: Kuzey Ege'de doğu ve kuzeydoğudan, güneyi güneydoğudan 3 ila 5, akşam saatlerinde 4 ila 6, kuzeyi 5 ila 7, sabah saatlerinden itibaren 6 ila 8; Güney Ege'de güney ve güneydoğudan 3 ila 5, yer yer 6 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 2,0 m, Görüş: İyi yağış anında orta.</p><p><strong>AKDENİZ</strong></p><p>Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu, sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı, Rüzgar: Batı Akdeniz'de güney ve güneydoğudan, akşam saatlerinde güneyi güneybatıdan 3 ila 5; Doğu Akdeniz'de doğu ve kuzeydoğudan 3 ila 5 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 2,0 m, Görüş: İyi, yağış anında orta.</p><p><strong>VAN GÖLÜ</strong></p><p>Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı, Rüzgar: Doğu ve kuzeydoğudan, öğle saatlerinde batı ve güneybatıdan 3 ila 5 kuvvetinde, Dalga; 0,25 ila 0,50 m, Görüş: İyi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/istanbulda-kuvvetli-firti-964_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295310</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cocuklara-yonelik-sosyal-medya-duzenlemesi-bakan-goktas-ayrintilari-anlatti-295310</link>
      <pubDate>2026-10-13T13:07:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesi... Bakan Göktaş ayrıntıları anlattı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesine ilişkin, "15-18 yaş arasında önemli noktalar var. Bazı uygulamalar olmayacak. 'Ekran kaydırma', 'sürekli başa kaydırma' olmayacak. " dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesi... Bakan Göktaş ayrıntıları anlattı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı'nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.</p><p>Çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesine ilişkin yönetmelikte her şeyin net bir biçimde ortaya konduğunu belirten Göktaş, sosyal medyada yalnızca e-Devlet üzerinden 15 yaşını doldurduğunu doğrulayan kullanıcıların hesap açabileceğini söyledi.</p><p>Göktaş, düzenleme kapsamında 31 Mart 2027 tarihine kadar geçici hükümle uyum sürecinin olacağını bildirerek, "Bu tarihten sonra artık doğrulama sistemine geçeceğiz. Ondan sonra bizim verdiğimiz 'token'lerle giriş yapabilecek. 15-18 yaş arasında önemli noktalar var. Mesela bazı uygulamalar olmayacak. Ekran bağımlılığı unsuru oluşturan 'ekran kaydırma', 'sürekli başa kaydırma' olmayacak. Buna ek olarak ekran kopyası yani 'ekran kaydı' yapılamayacak ve canlı yayın açamayacaklar. Ayrıca 'çocuğa sadece takip ettiği hesapların mesaj gönderebilmesi' ve 'görüldü bilgisinin kapatılması' gibi düzenlemeler getirildi." ifadelerini kullandı.</p><p>Düzenleme ile 18 yaşına kadar çocukları sosyal medya ortamından korumuş olacaklarını dile getiren Göktaş, yönetmeliğin diğer ülkelere göre daha net olduğunu kaydetti.</p><p><strong>"HEM HESAP AÇILIŞINDA HEM KULLANIM SÜRECİNDE DOĞRULAMA MEKANİZMASI UYGULANACAK"</strong></p><p>Türkiye'de e-Devlet gibi güçlü bir sistemin bulunduğunu vurgulayan Göktaş, şunları kaydetti:</p><p>"Yeni düzenlemeye göre sosyal medya platformlarında ilk kez hesap açmak isteyen kullanıcılar yaş doğrulaması için e-Devlet sistemine yönlendirilecek. Kullanıcı, e-Devlet üzerinden yaşına ilişkin bilgiyi doğrulayan dijital bir kod alacak. Bu kod aracılığıyla yaş doğrulama işlemini tamamlayarak sosyal medya platformunda hesap oluşturabilecek. Yaş doğrulaması yalnızca hesap açılışıyla sınırlı kalmayacak. Sosyal medya platformları, hizmet sunumu devam ederken kendi teknolojik yöntemleriyle kullanıcıların yaşlarını tahmin etmeyi ve gerekli kontrolleri yapmayı sürdürecek.</p><p>Bir hesabın 15 yaşından küçük bir çocuk tarafından kullanıldığına ilişkin şüphe oluşması durumunda ise platform, söz konusu hesabı geçici olarak askıya alacak ve kullanıcıyı yeniden e-Devlet üzerinden yaş doğrulaması yapmaya yönlendirecek. Böylece çocukların sosyal medya ortamındaki risklerden korunması amacıyla hem hesap açılışında hem de kullanım sürecinde iki aşamalı ve sürekli bir yaş doğrulama mekanizması uygulanacak."</p><p><strong>"ÇOCUKLARIN SÜREKLİ REKLAMA MARUZ KALMAMASI DA DÜZENLEMEMİZİN BİR PARÇASI"</strong></p><p>Bakan Göktaş, düzenlemede çift taraflı kontrol mekanizmasının olacağını da belirterek, "Diyelim ki çocuk babasının, annesinin hesabıyla giriyor. Sosyal medya platformları da zaman zaman tekrar yönlendirme yapabilecek. Yani bir yandan onlar bir yandan biz kontrol edeceğiz. Burada amacımız, kontrolü maksimum seviyede sağlamak. Sadece sosyal medya platformlarına emanet etmiyoruz, kendimiz kontrol ediyoruz. Veri tamamen e-Devlet üzerinden oluşacak." diye konuştu.</p><p>Çocuklarda ekran bağımlılığı oluşturan "sürekli başa kaydırma", "ekran kaydırma" gibi özelliklerin kaldırılmasının, ailelerin talebi olduğuna dikkati çeken Göktaş, şöyle devam etti:</p><p>"1 Kasım itibarıyla yürürlüğe girecek ama tabii bir uyum süreci geçiriyoruz. 31 Mart 2027'ye kadar da bir geçici hükümle uyum süreci veriyoruz. Biz bu sosyal medya platformlarıyla sıkı sıkı bilgilendirme yaptık. Amacımız, burada çocukları korumak ve özellikle bağımlılık oluşturan yapılardan uzaklaştırmak. Tasarım aşamasında biz 'çocuk dostu bir ekosistem' bir yapı oluşturmak istiyoruz. Çünkü en başında bu ekran kaydırma yoktu. Onlar sonradan geliştirildi. Başa sarma yoktu, algoritmalar mesela... Çocukların sürekli reklama maruz kalmaması da düzenlememizin bir parçası."</p><p><strong>"ÖZLALE, BİR DOSYA NUMARASI VEREREK, BUNUN BABAMA AİT OLDUĞUNUN İFTİRASINI ATTI"</strong></p><p>Bakan Göktaş, Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale'nin fon soruşturması ile ilgili kendisine yönelik iddiasına ilişkin de şu ifadeleri kullandı:</p><p>"'Bu bilgiye nasıl bu kadar hızlı ulaştınız?' diye soruyorlar. Ümit Özlale, basın toplantısında bir dosya numarası vererek, bunun babama ait olduğunun iftirasını attı. Ben de ancak onun açıkladığı dosya numarası üzerinden dosyanın babama ait olup olmadığını teyit edebildim. Asıl sorulması gereken soru şudur, ben aileme yönelik bir iddiayı doğrulamak için bile sınırlı bilgiye erişebilirken onlar soruşturma dosyalarının numaralarına kadar bu bilgilere nereden ve nasıl ulaştılar, benim erişemediğim bilgilere onlar nasıl eriştiler?"</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/cocuklara-yonelik-sosyal--732_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295309</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/tbmm-baskani-kurtulmus-avrupa-parlamento-baskanlari-konferansina-katilmak-icin-italyaya-gidecek-295309</link>
      <pubDate>2026-10-13T13:03:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[TBMM Başkanı Kurtulmuş, Avrupa Parlamento Başkanları Konferansı'na katılmak için İtalya'ya gidecek]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İtalya'da gerçekleştirilecek Avrupa Parlamento Başkanları Konferansı'na katılacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[TBMM Başkanı Kurtulmuş, Avrupa Parlamento Başkanları Konferansı'na katılmak için İtalya'ya gidecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TBMM Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, konferans, İtalya'nın başkenti Roma'da, İtalya Temsilciler Meclisinde 14-16 Ekim'de gerçekleştirilecek.</p><p>Konferansta, "Dirençli Demokrasiler: Hibrit Tehditlere Karşı Birlikte", "Yapay Zeka ve İşgücü Piyasası" ile "Kurallara Dayalı Uluslararası Düzenin Yenilenmesi - Çağdaş Krizlere Yanıt Vermede Parlamentoların Rolü" başlıklı oturumlar yapılacak.</p><p>Konferans kapsamında katılımcılara hitap edecek Kurtulmuş'un, küresel ve bölgesel krizlere yönelik Türkiye'nin stratejik yaklaşımlarını aktarması, dünyadaki kriz ve çatışmalara çözüm üretebilecek yeni, adil bir küresel mimarinin inşa edilmesine ilişkin çağrıda bulunması bekleniyor.</p><p>Kurtulmuş'un, konferans marjında İtalya Temsilciler Meclisi Başkanı Lorenzo Fontana ve İtalya Senatosu Başkanı Ignazio La Russa'nın yanı sıra bazı ülkelerin parlamento temsilcileriyle ikili görüşmeler gerçekleştirmesi öngörülüyor.</p><p>Ayrıca Kurtulmuş, Türkiye'nin Roma Büyükelçiliğinde Türk toplumuyla da bir araya gelecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/tbmm-baskani-kurtulmus-av-713_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295308</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/katar-emiri-al-sani-gazzede-yasananlar-soykirimdir-failleri-hesap-vermelidir-295308</link>
      <pubDate>2026-10-13T13:00:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Katar Emiri Al Sani: Gazze'de yaşananlar soykırımdır, failleri hesap vermelidir]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Gazze Şeridi'nde yaşananların tartışmasız bir soykırım olduğunu belirterek, sorumluların hesap vermesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Katar Emiri Al Sani: Gazze'de yaşananlar soykırımdır, failleri hesap vermelidir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Katar Şura Meclisinin 55. dönem açılışında konuşan Al Sani, ülkesinin iç ve dış politikasına, bölgesel gelişmelere, İran'ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarına ve Hürmüz Boğazı'ndaki krizin ekonomiye etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Filistin meselesinin Katar'ın öncelikleri arasında yer almaya devam ettiğini vurgulayan Al Sani, "Gazze Şeridi'nde yaşananlar hiç şüphesiz bir soykırımdır ve faillerinin hesap vermekten kaçmasına izin verilmemelidir." sözlerini kullandı.</p><p>Al Sani, İsrail'in Filistin halkına yönelik saldırgan uygulamalarının sürmesinden duyduğu endişeyi dile getirerek, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik yerleşimci saldırılarının İsrail ordusunun koruması altında gerçekleştirildiğini vurguladı.</p><p>Mescid-i Aksa'ya yönelik tekrarlanan baskınlara ve İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden uygulamalarına karşı da uyarıda bulunan Al Sani, ülkesinin Filistin meselesindeki tutumunun değişmediğini ve değişmeyeceğini kaydetti.</p><p><strong>"DİYALOG VE BARIŞÇIL ÇÖZÜMLERE BAĞLILIĞIMIZ ÜLKEMİZİ SAVUNMADA TAVİZ VERECEĞİMİZ ANLAMINA GELMEZ"</strong></p><p>İran'ın Katar'a ve Körfez ülkelerine yönelik saldırılarına da değinen Al Sani, söz konusu saldırıların ülkesinin egemenliğinin, uluslararası hukukun ve iyi komşuluk ilkelerinin açık ihlali olduğunu söyledi.</p><p>Katar'ın anlaşmazlıkların müzakere ve diplomatik yollarla çözülmesini her zaman tercih ettiğini belirten Al Sani, "Diyalog ve barışçıl çözümlere bağlılığımız, ülkemizi savunma konusunda taviz vereceğimiz anlamına gelmez." ifadelerini kullandı.</p><p>Al Sani, ülkesinin ve bölgenin son aylarda olağanüstü krizlerle karşı karşıya kaldığını, bu süreçte devlet kurumlarının dayanıklılığının bir kez daha ortaya çıktığını kaydetti.</p><p>Yaşanan gelişmelerin Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri arasındaki işbirliği ve koordinasyonun sürdürülmesinin önemini gösterdiğini dile getiren Al Sani, KİK ülkelerinin güvenliğinin ve egemenliğinin korunmasının taviz verilemeyecek bir mesele olduğunu vurguladı.</p><p><strong>"KÖRFEZ ÜLKELERİNİN GÜVENLİĞİNDEN TAVİZ VERİLEMEZ"</strong></p><p>Al Sani, son dönemde yaşanan gelişmelerin Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri arasındaki işbirliği ve koordinasyonun sürdürülmesinin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.</p><p>"Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin güvenliği ve egemenliklerinin korunması taviz verilemeyecek meselelerdir." diyen Al Sani, bölgesel ve küresel güvenliğin birbirine bağlı olduğunu, herhangi bir bölgede yaşanan istikrarsızlığın etkilerinin dünyanın geri kalanından ayrı düşünülemeyeceğini kaydetti.</p><p>Katar'ın kriz boyunca üç temel sorumluluğu aynı anda üstlendiğini belirten Al Sani, bunları ülkenin egemenliğini korumak, küresel enerji güvenliği ve dünya ekonomisindeki rolünü yerine getirmek ve diplomasi kanallarını açık tutmak olarak sıraladı.</p><p><strong>"HÜRMÜZ BOĞAZI'NIN KAPATILMASI İHRACATIMIZIN ÖNEMLİ BÖLÜMÜNÜ AKSATTI"</strong></p><p>Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ve Ras Laffan'daki enerji tesislerinde meydana gelen hasarın Katar ekonomisine etkilerine değinen Al Sani, söz konusu gelişmelerin ülkenin ihracatının önemli bir bölümünde aksamalara yol açtığını belirtti.</p><p>Katar'ın dünya sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yaklaşık beşte birini karşıladığına dikkati çeken Al Sani, ülkesinin enerji sektöründe yaşanan herhangi bir aksamanın küresel piyasalara ve tüketicilere hızla yansıdığını ve herkesi etkilediğini söyledi.</p><p>Al Sani, Körfez'de ve Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliğinin sağlanması, enerji tesisleri ile sivil altyapının korunması için uluslararası çabaların artırılması gerektiğini vurguladı.</p><p>Al Sani, "Körfez'de ve Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliğinin sağlanması, enerji tesisleri ile sivil altyapının korunması için uluslararası çabalar iki katına çıkarılmalıdır." dedi.</p><p>Katar'ın ateşkesin sağlanması ve deniz yollarının yeniden açılmasına yönelik girişimlere katkıda bulunduğunu aktaran Al Sani, bölgesel çatışmaların müzakereler yoluyla çözülmesi çağrısını yineledi.</p><p><strong>KATAR'IN KRİZ KARŞISINDAKİ DÖRT AŞAMALI STRATEJİSİ</strong></p><p>Al Sani, ülkesinin bölgesel kriz karşısında dört temel unsurdan oluşan bir strateji izlediğini belirtti.</p><p>Stratejinin ilk unsurunun savaşa sürüklenmeden ülkeyi kararlılıkla savunmak olduğunu ifade eden Al Sani, ikinci unsurun temel hizmetlerin, tedarik zincirlerinin ve ekonomik faaliyetlerin sürekliliğini korumak olduğunu söyledi.</p><p>Üçüncü unsurun ateşkesin sağlanması ve deniz yollarının açılmasına yönelik çabalara katkıda bulunmak olduğunu aktaran Al Sani, dördüncü unsurun ise tarafları müzakereye teşvik etmek ve görüşmelere dönüş fırsatlarını değerlendirmek olduğunu kaydetti.</p><p>Kriz karşısında temel kamu hizmetlerinde kesintiye gidilmemesi ve kalkınma önceliklerinin değiştirilmemesi yönünde karar aldıklarını belirten Al Sani, ekonomik faaliyetlerin devamlılığını sağlamayı amaçladıklarını dile getirdi.</p><p><strong>"KATAR BU KRİZDEN DAHA DAYANIKLI ÇIKACAK"</strong></p><p>Katar ekonomisinin mevcut kriz karşısında güçlü bir direnç gösterdiğini belirten Al Sani, ülke ekonomisinin 2025 yılında yüksek büyüme oranını koruduğunu ifade etti.</p><p>Kriz öncesinde uygulanan ekonomik politikaların olumsuz etkilerinin bugüne kadar yönetilebilmesini sağladığını kaydeden Al Sani, Katar'ın bu süreçten küresel değişimlere karşı daha dayanıklı ve uyum sağlayabilen bir ülke olarak çıkacağını söyledi.</p><p>Kuzey Sahası'ndaki doğal gaz üretim kapasitesini artırmaya yönelik genişletme çalışmalarının planlandığı şekilde devam ettiğini aktaran Al Sani, ülkesinin ekonomik kalkınma hedeflerinden vazgeçmediğini vurguladı.</p><p>Al Sani, kriz boyunca halkın ihtiyaçlarının karşılanmasını, güvenliğinin sağlanmasını ve ekonomik faaliyetlerin desteklenmesini öncelikli gördüklerini belirtti.</p><p>Al Sani, "Önümüzdeki beş yıl boyunca yaklaşık 221 milyar riyal değerinde bir dizi proje ve yatırım fırsatı paketimiz var; bunlar altyapı projelerini, kamu ve özel sektör ortaklıkları dahil, emlak ve konaklama sektörlerindeki özel sektör yatırımlarıyla birlikte kapsıyor." ifadelerini kullandı.</p><p>Ülke halkı ve Katar'da yaşayan yabancıların son aylardaki gelişmeler karşısında gösterdiği dayanışmayı takdir eden Al Sani, devlet kurumları, silahlı kuvvetler ve güvenlik birimlerinin de krize hazırlıklı ve etkin şekilde müdahale ettiğini söyledi.</p><p>Al Sani, Sudan, Libya, Yemen ve Somali'deki krizlerin çözümüne yönelik diplomatik girişimleri desteklemeyi sürdüreceklerini belirtti.</p><p>Al Sani, ülkesinin mevcut krizden küresel gelişmelere karşı daha dayanıklı ve uyum sağlayabilen bir şekilde çıkacağını belirterek, "Bölgemizi güvenli ve istikrarlı tutmak için kardeşlerimiz ve uluslararası ortaklarımızla çalışmaya devam edeceğiz." dedi.</p><p><strong>"BÖLGESEL KRİZ NEDENİYLE, YILIN İLK YARISINDA TOPLAM GELİRLERİMİZ YÜZDE 42 AZALDI"</strong></p><p>Katar Emiri Al Sani, bölgede yaşanan kriz nedeniyle bu yılın ilk yarısında toplam gelirlerin yüzde 42, kamu harcamalarının ise yüzde 14 azaldığını, buna rağmen temel hizmetlerin ve kalkınma önceliklerinin korunduğunu söyledi.</p><p>Katar Emiri, başkent Doha'da Katar Şura Meclisinin 55. dönem açılışında ülke ekonomisine ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Al Sani, Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve Ras Laffan Sanayi Şehri'ndeki bazı enerji tesislerinin doğrudan zarar görmesinin, Katar'ın ihracatının önemli bir bölümünün aksamasına yol açtığını belirtti.</p><p>Katar'ın dünya sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yaklaşık beşte birini sağladığını ifade eden Al Sani, ülkesini etkileyen gelişmelerin dünya genelindeki piyasalara ve tüketicilere hızla yansıdığını vurguladı.</p><p>Krizin ekonomik etkilerinin ağırlıklı olarak enerji sektöründe yoğunlaştığını kaydeden Al Sani, hidrokarbon dışı sektörlerin büyümeyi sürdürdüğünü ve reel gayrisafi yurt içi hasılaya katkısının yaklaşık yüzde 80'e ulaştığını bildirdi.</p><p><strong>"TEMEL HİZMETLER VE KALKINMA ÖNCELİKLERİ KORUNDU"</strong></p><p>Al Sani, yaşanan bölgesel krizin kamu maliyesine olumsuz yansıdığını belirterek, yılın ilk yarısında toplam gelirlerin yüzde 42, kamu harcamalarının ise yüzde 14 gerilediğini aktardı.</p><p>Ekonomik ivmenin yavaşlamaması için temel hizmetleri azaltmama ve kalkınma önceliklerini değiştirmeme kararı aldıklarını ifade eden Al Sani, kriz öncesinde rezervlerin güçlendirilmesi, kamu borcunun düşürülmesi, bütçenin ihtiyatlı petrol fiyatları esas alınarak hazırlanması ve petrol dışı gelirlerin artırılmasının, krizin etkilerinin şimdiye kadar karşılanmasını sağladığını söyledi.</p><p>Al Sani, bu yaklaşımın mali disiplinin sürdürülmesini, harcamaların verimliliğinin artırılmasını ve programların toplum ile ekonomi üzerindeki gerçek etkilerine göre gözden geçirilmesini gerektirdiğini belirtti.</p><p>Katar ekonomisinin krize güçlü bir zeminde girdiğini dile getiren Al Sani, 2025'te reel büyümenin yüzde 2,9, yıllık ortalama enflasyonun yüzde 0,5 olduğunu ve cari işlemler hesabının fazla verdiğini kaydetti.</p><p>Ülkenin yüksek kredi notlarını koruduğunu ve doğrudan yabancı yatırım stokunun büyümeyi sürdürdüğünü de aktardı.</p><p>Al Sani, hedeflerinin kriz öncesindeki duruma dönmekle sınırlı olmadığını, toparlanmayı ekonomik çeşitlendirmeyi hızlandırmak ve ulusal kapasiteyi güçlendirmek için değerlendirmek istediklerini söyledi.</p><p>Önümüzdeki beş yılı kapsayan proje ve yatırım fırsatlarının değerinin yaklaşık 221 milyar Katar riyali olduğunu bildiren Al Sani, bunların kamu-özel sektör ortaklıkları dahil altyapı projeleri ile özel sektörün gayrimenkul ve konaklama yatırımlarını içerdiğini belirtti.</p><p>Kuzey Sahası'ndaki LNG üretim kapasitesini artırmaya yönelik genişletme çalışmalarının planlandığı şekilde sürdüğünü kaydeden Al Sani, ABD'deki Golden Pass projesinde de önemli ilerleme sağlandığını vurguladı.</p><p>Al Sani, Katar Enerjinin uluslararası yatırımları ve ortaklıklarının genişlediğini; petrokimya, güneş enerjisi ve su güvenliği alanlarındaki çalışmaların sürdüğünü aktardı.</p><p>Katar'ın 2026 Gıda Sistemlerinin Dayanıklılığı Endeksi'nde bölgesel düzeyde ilk sırada yer aldığını belirten Al Sani, yerel tarımsal üretimin desteklenmesine, depolama ve taşımacılığın geliştirilmesine ve israfın azaltılmasına devam edildiğini söyledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/katar-emiri-al-sani-gazze-625_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295307</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/discover/what-is-gobeklitepe-location-age-and-why-it-matters-295307</link>
      <pubDate>2026-10-13T13:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[What is Göbeklitepe? Location, age and why it matters]]></title>
      <category><![CDATA[Discover]]></category>
      <description><![CDATA[Located near Şanlıurfa in southeastern Türkiye, Göbeklitepe is one of the most remarkable archaeological sites in human history. Dating back approximately 12,000 years, the site is known for its monumental stone structures and the animal figures carved into them. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[What is Göbeklitepe? Location, age and why it matters]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p data-pm-slice="1 3[]"><b>Dating to the Pre-Pottery Neolithic Period, Göbeklitepe has contributed to the reassessment of long-held views about the Neolithic period by demonstrating that hunter-gatherer communities were capable of constructing large and complex structures.</b></p><p>So, where is Göbeklitepe, how old is it, and when was it discovered? What do the T-shaped stones at the site tell us, and why is Göbeklitepe so important? The following article explores Göbeklitepe's history and significance, followed by a series of questions and answers.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/gbeklitepe2-13102026761ab9a6.jpg"/><b>WHY GOBEKLITEPE SO IMPORTANT?</b><p></p><p>In an interview with Anadolu Agency (AA) in September, Göbeklitepe Excavation Director Prof. Dr. Necmi Karul stated that excavations, which began at Göbeklitepe in 1995, had revealed monumental structures dating to the Neolithic period.</p><p><b>KARUL'S REMARKS CAN BE SUMMARİSED AS FOLLOWS:</b></p><ul data-spread="true"><li><p>Excavations uncovered settlement layers representing a period of approximately 1,500 years, dating from around 9600 BC to 8200 BC.</p></li><li><p>The presence of public buildings at Göbeklitepe, including dwellings where people carried out their daily activities, showed that the site had been used as a settlement, rather than solely as a place associated with beliefs where people gathered.</p></li><li><p>Göbeklitepe's most important distinction is that it has stimulated further research into this period. Among its most significant features are the monumental structures, the T-shaped standing stones within them and, more importantly, the symbols carved into these stones. Taken together, these elements demonstrate the advanced capabilities of the communities living 12,000 years ago in architecture, technology and art.</p></li></ul><p><strong>AGRICULTURE AND ANIMAL HUSBANDRY WERE NOT THE CAUSES OF SEDENTARY LIFE, BUT ITS CONSEQUENCES</strong></p><p>Karul explained that findings from research conducted at Göbeklitepe and contemporary sites as part of the Taş Tepeler Project had led to conclusions that challenged previous assumptions about life during this period. The research showed that communities living as hunter-gatherers had adopted a settled way of life. Karul emphasised that these communities had not yet adopted agriculture or animal husbandry when they began living in permanent settlements. He also noted that Göbeklitepe provides evidence of the more effective use of surrounding resources alongside the adoption of a settled lifestyle.</p><p><b>Drawing attention to evidence of attempts to cultivate plants and domesticate animals during the later stages of the period, Karul continued:</b></p><p>"We see that they began cultivating plants and domesticating animals immediately after adopting a settled way of life. Therefore, the process that began with sedentary life at Göbeklitepe and similar sites occupies an important place in the history of archaeology, as it is also where we see the beginning of a productive way of life, one of the most important foundations of today's social order."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/gbeklitepekarahantep-13102026693c4a77.jpg"/><p style="margin-top: -10px; font-size: 12px; font-style: italic;" class="image-description-detail">Excavations at Göbeklitepe and Karahantepe have uncovered sculptures dating back thousands of years.</p><p><strong>WHAT MAKES GÖBEKLİTEPE SO IMPORTANT?</strong></p><p>Karul's other comments in the interview were as follows:</p><ul data-spread="true"><li><p><b>What makes Göbeklitepe so important, </b>attracting the interest of a large part of society and worldwide attention, is that it has laid bare how mistaken our perspective on and perception of the past have been. In other words, it has confronted us with this reality.</p></li><li><p>We understand that sites such as Göbeklitepe have fundamentally changed the perception that past societies were primitive and underdeveloped.</p></li><li><p>Göbeklitepe has shown us that the people who lived here 12,000 years ago belonged to communities capable of constructing monumental architecture, gathering to hold assemblies inside these structures, and carving scenes featuring predominantly animal figures onto standing stones. Through these scenes, they made certain mythological stories part of their lives.</p></li><li><p>It has shown that people living at Göbeklitepe 12,000 years ago had artists and storytellers whose abilities were in no way inferior to those of people in today's societies. They also had artisans capable of carving stories onto standing stones, as well as architects and master builders who designed and constructed these buildings. We can say that Göbeklitepe has also confronted us with how dismissive our present-day perspective has been towards the past.</p></li></ul><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/insanheykeli1-13102026d0cbcc56.jpg"/><p style="margin-top: -10px; font-size: 12px; font-style: italic;" class="image-description-detail">Excavations across a vast area stretching from Göbeklitepe to Karahantepe, Sayburç and Sefertepe have also uncovered three-dimensional human sculptures.</p><p><strong>IT CHANGED THE WAY HISTORY IS WRITTEN</strong></p><ul data-spread="true"><li><p>While agriculture and animal husbandry were traditionally considered the reasons people adopted a settled way of life, Göbeklitepe and contemporary sites are among the foremost examples demonstrating that settlement preceded agriculture and animal husbandry, rather than resulting from them.</p></li><li><p>School textbooks have also conveyed the perception that the lives of people 12,000 years ago were limited to the struggle for survival. There was a widespread perception that people lived in caves and endured difficult conditions. We can confidently say that Göbeklitepe demonstrates how far removed this perception is from reality, showing that the skills and achievements of people living 12,000 years ago were highly advanced in many respects, including technology and architecture.</p></li></ul><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/gbekliteppeinan-1310202665d29dce.jpg"/><p><b><font color="#990000" size="4">GOBEKLITEPE: QUESTİONS AND ANSWERS</font></b></p><p><b>Where Is Göbeklitepe?</b></p><p>Göbeklitepe is located in southeastern Türkiye, approximately 18 kilometres northeast of the city of Şanlıurfa, near Örencik village. The archaeological site lies on a limestone plateau in the Germuş Mountains. The region where Göbeklitepe is situated is part of Upper Mesopotamia, an area that witnessed significant changes during the Neolithic period. According to UNESCO, the region is one of the geographical areas where the world's earliest farming communities emerged.</p><p><b>How Old Is Göbeklitepe?</b></p><p>Göbeklitepe dates back approximately 12,000 years. According to the UNESCO World Heritage Centre, the monumental structures at the site were built by hunter-gatherer groups between 9600 BC and 8200 BC, during the Pre-Pottery Neolithic Period.</p><p>The site does not consist of a single structure built at one point in time. It contains structures dating to different periods and evidence of different phases of use.</p><p>According to the Ministry of Culture and Tourism of Türkiye, notable features of the site include circular and oval structures reaching approximately 30 metres in diameter, with large T-shaped stones positioned at their centres.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/gbeklitepedomuz-1310202613d03804.jpg"/><p style="margin-top: -10px; font-size: 12px; font-style: italic;" class="image-description-detail">The boar sculpture discovered at Göbeklitepe in 2023.</p><p><b>How Was Göbeklitepe Discovered?</b></p><p>Göbeklitepe is an archaeological site in southeastern Türkiye, near Örencik village in Şanlıurfa, dating back approximately 12,000 years. It was first identified in 1963 during surveys conducted as part of joint research into southeastern Anatolia by the universities of Istanbul and Chicago. The site was recorded as the <b>"V52 Neolithic Settlement.</b>" However, its archaeological significance was not fully understood at the time.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/gbeklitepe1-1310202642a792c0.jpg"/><p style="margin-top: -10px; font-size: 12px; font-style: italic;" class="image-description-detail">Klaus Schmidt</p><p>In 1986, a farmer named <b>Şavak Yıldız</b> discovered a sculpture while ploughing his field. According to information reported by <b>Anadolu Agency,</b> this find played an important role in the development of research at Göbeklitepe. German archaeologist Klaus Schmidt subsequently visited the site in 1994. Excavations began in 1995 through a collaboration between the Şanlıurfa Museum and the German Archaeological Institute.</p><p>The excavations revealed monumental structures featuring T-shaped standing stones and animal reliefs. Dating back approximately 12,000 years, these structures made Göbeklitepe one of the important archaeological sites for understanding the Neolithic period. Göbeklitepe was inscribed on the UNESCO World Heritage List in 2018.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/insanhekyeli-13102026e3442f0c.jpg"/><p style="margin-top: -10px; font-size: 12px; font-style: italic;" class="image-description-detail">Last year, excavations at Göbeklitepe unearthed a human sculpture placed on its back inside a wall, which is thought to have been an offering.</p><p><b>What Do the T-Shaped Pillars Mean?</b></p><p>Göbeklitepe dates back to the Pre-Pottery Neolithic Period. Its most striking features are monumental circular, oval and rectangular structures containing T-shaped limestone pillars.</p><p>According to UNESCO, some of the T-shaped pillars reach up to 5.50 metres in height. Considered abstract representations of the human form, some of these pillars feature reliefs depicting wild animals.</p><p>The discovery of smaller, non-monumental structures near the site has provided new evidence that Göbeklitepe consisted of more than monumental buildings alone. UNESCO states that these structures are considered possible dwellings.</p><p><b>What Does Göbeklitepe Tell Us?</b></p><p>The most striking finds uncovered during excavations at Göbeklitepe are the large T-shaped limestone pillars. Their surfaces feature reliefs depicting foxes, wild boars, snakes, vultures and other wild animals.</p><p>UNESCO states that these depictions provide important insights into the ways of life and belief systems of the people who lived in Upper Mesopotamia thousands of years ago.</p><p>Some of the pillars feature an abstract representation of the human form. Details associated with the human body, including arms, hands, belts and clothing, provide important evidence that these structures were more than simple blocks of stone.</p><p><b>Who Lived at Göbeklitepe?</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/gbeklitepe2-13102026761ab9a6.jpg"/><p>The communities living in the region when Göbeklitepe was built followed a hunter-gatherer way of life.</p><p>This is crucial to understanding the significance of Göbeklitepe. In the past, it was widely believed that monumental architecture developed only after settled, farming societies with large populations had emerged.</p><p>However, the structures at Göbeklitepe have shown that hunter-gatherer communities were also capable of organising large-scale collective efforts and using advanced techniques in stoneworking and architecture. UNESCO also considers the site evidence of an important historical period during which the transition from hunter-gatherer ways of life to the earliest farming communities took place.</p><p><b>Why Is Göbeklitepe Important?</b></p><p>The significance of Göbeklitepe lies in more than its great age. Its importance stems primarily from the new insights it provides into the social organisation, architectural capabilities and belief systems of people who lived approximately 12,000 years ago.</p><p>The monumental structures at Göbeklitepe required hunter-gatherer communities to extract and work large stone blocks, position them within a defined architectural arrangement and construct buildings on a large scale.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/gbeklitepe3-1310202689a6fc04.jpg"/><p>UNESCO considers Göbeklitepe one of the earliest examples of monumental architecture in human history. The extraction and transportation of the T-shaped pillars, as well as the construction of the buildings, provide important evidence of the architectural and engineering capabilities of the period.</p><p><b>More importantly, Göbeklitepe sheds light on the period of profound transformation between hunter-gatherer ways of life and the emergence of the earliest farming communities.</b></p><p>For this reason, Göbeklitepe goes beyond answering the question, "What were people doing 12,000 years ago?" The site provides an important archaeological resource for understanding how people organised themselves, the purposes for which they gathered, how their beliefs took shape and the social conditions that enabled them to construct large-scale structures.</p><b>How to get to Göbeklitepe from Istanbul</b><br>Göbeklitepe is located about 18 kilometers northeast of Şanlıurfa city center, near Örencik village in southeastern Türkiye. Visitors traveling from Istanbul can fly to Şanlıurfa and continue to the archaeological site by car or taxi. The site can also be reached from Şanlıurfa city center by public transport. Travelers should check current flight schedules and local transport services before setting out.<br><b>How to get to Göbeklitepe from Şanlıurfa</b><br>Göbeklitepe is approximately 18 kilometers from Şanlıurfa city center. Visitors can travel to the site by car or taxi, or check the Şanlıurfa Metropolitan Municipality's official transport information for public bus services. Bus routes and departure times may change, so it is advisable to confirm the latest timetable before visiting.<br><b>Göbeklitepe visiting hours and tickets</b><br>Göbeklitepe is listed as open every day by Türkiye's Ministry of Culture and Tourism. The official museum website currently lists opening hours of 8:30 a.m. to 5:30 p.m., with the ticket office closing at 5:00 p.m. Seasonal hours may differ, so visitors <a href="https://muze.gov.tr/muze-detay?DistId=SGT&amp;SectionId=SGT01">should check the official listing before their visit.</a><br><p><br></p><b>FOR MORE STORİES AND DİSCOVERİES, YOU CAN ALSO CHECK OUT THE ARTİCLES ON OUR <response-element ng-versİon="0.0.0-PLACEHOLDER"><lİnk-block _nghost-ng-c1141727722=""><a href="https://discover.yirmidort.tv/discover/archaeology">ARCHAEOLOGY PAGE</a></lİnk-block></response-element>.</b>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/what-is-gobeklitepe-locat-497_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295306</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/tarih/cimpe-kalesi-burada-miydi-yeni-bulgular-var-295306</link>
      <pubDate>2026-10-13T12:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çimpe Kalesi burada mıydı? Yeni bulgular var]]></title>
      <category><![CDATA[Tarih]]></category>
      <description><![CDATA[Osmanlı'nın 1352'de Rumeli'ye geçişinde kritik rol oynayan ve uzun yıllardır Gelibolu Yarımadası'nda bulunduğu kabul edilen Çimpe (Çimbi) Kalesi'nin, Tekirdağ'ın Malkara ile Şarköy ilçeleri arasındaki Yeniköy Cintepe mevkisinde olabileceğine ilişkin yeni tarihi ve arkeolojik bulgular ortaya konuldu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çimpe Kalesi burada mıydı? Yeni bulgular var]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Osmanlıların Balkanlar'da kalıcı hale gelmesinin başlangıç noktalarından biri kabul edilen Çimpe Kalesi'nin konumuna ilişkin çalışma, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Kayapınar'ın danışmanlığında Ayhan Sekili tarafından hazırlanan "XV-XVI. Yüzyıllarda Malkara Kazası" başlıklı doktora tezinde ayrıntılı biçimde ele alındı.</b></p><p>2020 yılında başlayan çalışmalarda Osmanlı tahrir defterleri, kronikler, eski yerleşim adları, bölgenin coğrafi yapısı ve daha önce gerçekleştirilen arkeolojik yüzey araştırmaları birlikte değerlendirildi.</p><p>Araştırmalar kapsamında bu yıl Tekirdağ&#39;da saha incelemelerinde bulunan akademisyenler, Şarköy&#39;e bağlı Yeniköy yakınlarındaki Cintepe&#39;de bulunan kale kalıntılarını da inceledi.</p><p><b>Elde edilen veriler, tarihi kaynaklarda "Çimpe Hisar" ve "Çimpe Limanı" olarak geçen yerleşimlerin Malkara ve Şarköy çevresiyle bağlantılı olduğu yönündeki görüşü güçlendirdi.</b></p><p>Prof. Dr. Kayapınar, AA muhabirine, Çimpe Kalesi&#39;nin Türk tarihinin önemli kırılma noktalarından biri olduğunu söyledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/42737587.jpg"/><p>Osmanlı kroniklerinde Süleyman Paşa ve beraberindeki gazilerin Marmara Denizi&#39;nin Anadolu yakasından hareket ederek Çimpe Limanı&#39;na ulaştıklarının ve ardından iç kesimdeki Çimpe Kalesi&#39;ni fethettiklerinin anlatıldığını belirten Kayapınar, bu güzergahın mevcut coğrafyayla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p><p>Kronolojik değerlendirmenin yapılmasının önemli olduğuna vurgu yapan Kayapınar, &quot;Kaynaklara göre Süleyman Paşa ve beraberindekiler Anadolu yakasından deniz yoluyla Çimpe Limanı&#39;na geçiyor, buradan karadan hareket ederek Çimpe Kalesi&#39;ni fethediyor. Ardından Gaziköy, Ortaköy ve Balabancık çevresindeki kalelerin ele geçirilmesiyle Gelibolu&#39;ya Trakya&#39;dan gelebilecek yardım yolları kesiliyor. Bu durum Gelibolu&#39;nun daha sonra fethedilmesini mümkün hale getiriyor.&quot; diye konuştu.</p><p><b>Çimpe'ye bağlı köyler bugünkü Malkara ve Şarköy çevresinde</b></p><p>Fetih sonrasında Çimpe&#39;nin Osmanlı idari teşkilatında nahiye haline getirildiğini anlatan Kayapınar, 1475 tarihli tahrir kayıtlarında Çimpe (Çimbi) Nahiyesi&#39;ne bağlı 7 köy bulunduğunu söyledi.</p><p>Bu köylerden 5&#39;inin adının küçük ses değişiklikleriyle günümüze kadar ulaştığını belirten Kayapınar, bunların bugün Tekirdağ&#39;ın Malkara ve Şarköy ilçeleri sınırlarında bulunduğuna dikkati çekti.</p><p>Nahiyeye bağlı köylerin lokasyonlarının dikkate alınmasının önemine dikkati çeken Kayapınar, &quot;Müstecep, Bulgur, Kalamış, Sofuköy ve Bunak gibi yerleşimlerin aynı coğrafyada bulunması Çimpe&#39;nin lokalizasyonu açısından önemli. Çimpe&#39;ye bağlı köylerin bugünkü konumları da kalenin Malkara ve Şarköy çevresinde aranması gerektiğini gösteriyor.&quot; dedi.</p><p>Çimpe Kalesi&#39;nin konumuna ilişkin geçmişte farklı görüşlerin ileri sürüldüğünü anlatan Kayapınar, bazı araştırmacıların kaleyi Bolayır ve çevresinde aradığını, ancak tarihi kayıtların farklı bir coğrafyaya işaret ettiğini kaydetti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/42737588.jpg"/><p>Çimpe Kalesi&#39;nin Şarköy&#39;de bulunan kaleyle aynı yer olduğu görüşünün kuvvetli olduğuna işaret eden Kayapınar, &quot;Bizans kaynakları, Osmanlı kronikleri, tahrir defterleri ve sahadaki veriler birlikte değerlendirildiğinde Çimpe Kalesi&#39;nin Şarköy&#39;e bağlı Yeniköy&#39;deki Cintepe Kalesi ile aynı yer olduğu görüşü güçleniyor.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p><b>Cintepe'deki kale 2010'da kayıt altına alındı</b></p><p>Kayapınar, Cintepe&#39;deki kale kalıntılarının Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Erdem tarafından 2010 yılında Ganos Dağı&#39;nda gerçekleştirilen yüzey araştırmaları sırasında tespit edilerek kayıt altına alındığını söyledi.</p><p>Erdem&#39;in çalışmasında alanın &quot;Yeniköy Cintepe Kalesi&quot; olarak tanımlandığını aktaran Kayapınar, tarihçi Metin Tetik&#39;in de 2023 yılında yayımladığı çalışmada Cintepe&#39;deki kalıntıların tarihi Çimpe Kalesi olabileceğini değerlendirdiğini belirtti.</p><p>Kayapınar, Ayhan Sekili&#39;nin doktora tezinde ise Osmanlı tahrir defterlerindeki kayıtların daha ayrıntılı biçimde incelendiğini ve Çimpe Nahiyesi&#39;ne bağlı köylerin bugünkü yerleşimlerle karşılaştırıldığını anlattı.</p><p><b>"Yapı malzemeleri geç Bizans ve erken Osmanlı dönemiyle uyumlu"</b></p><p>Kayapınar, 12 Haziran 2026&#39;da beraberindeki yerel rehberlerle Şarköy&#39;e bağlı Yeniköy&#39;deki Cintepe Kalesi&#39;ni ziyaret ettiğini söyledi.</p><p>Kale kalıntılarındaki yapı malzemelerini incelediklerini belirten Kayapınar, &quot;Kalede kullanılan yapı malzemelerinin geç Bizans ve erken Osmanlı döneminde kullanılan malzemelerle uyumlu olduğunu gözlemledik. Bu da tarihi kaynaklardan elde edilen bilgilerle sahadaki kalıntıların birlikte değerlendirilmesi açısından önemli.&quot; dedi.</p><p>Kesin sonuca ulaşılması için bölgede kapsamlı arkeolojik çalışma yapılması gerektiğini vurgulayan Kayapınar, Çimpe Limanı&#39;nın yerinin belirlenmesinin de konunun aydınlatılmasına önemli katkı sağlayacağını ifade etti.</p><p><b>"Kaleyi sora sora bulduk"</b></p><p>Kayapınar, tarihi önemine rağmen alanın yeterince tanınmadığını dile getirdi.</p><p>Yanlarında yerel rehberler bulunmasına rağmen kalenin konumunu bilen bir kişiye rastlamadıklarını anlatan Kayapınar, &quot;Cintepe&#39;nin yerini köylülere ve orman görevlilerine sora sora bulduk. Türk tarihinin bu kadar önemli bir noktasına ulaşmak için herhangi bir yönlendirme levhasının ya da düzenlenmiş bir yolun bulunmaması şaşırtıcı. Balkanların Türk yurdu olmasının başlangıç noktalarından biri olan bu tarihi alan için yürütülen kapsamlı bir projenin bulunmaması, kaleyi gösteren bir levhanın olmaması ve kalıntıların kaçak kazılar ile orman örtüsü altında yok olmaya yüz tutması üzüntü verici. Burasının bilimsel yöntemlerle araştırılması ve korunması gerekiyor.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p><b>"Türklerin Rumeli'ye ilk adım attığı yerle ilgili bilgi değişebilir"</b></p><p><b>Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ökkeş Narinç </b>de elde edilen bulguların Türk tarihi açısından önem taşıdığını söyledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/42737589.jpg"/><p style="margin-top: -10px; font-size: 12px; font-style: italic;" class="image-description-detail">Doç. Dr. Ökkeş Narinç</p><p>Çimpe Kalesi&#39;nin uzun yıllardır Gelibolu ve Bolayır çevresinde gösterildiğini belirten Narinç, yeni çalışmaların bu bilginin yeniden değerlendirilmesini gerektirdiğini ifade etti.</p><p>Çimpe&#39;nin bugüne dek Gelibolu ve Bolayır çevresinde olduğunun anlatıldığını ifade eden Narinç, şunları kaydetti:</p><p>&quot;Bu tespitin ilgi çekeceğini düşünüyoruz.1352 yılı itibarıyla Türklerin Balkanlara adım attığı ilk noktanın Gelibolu ve Bolayır olduğu üzerinden müfredat ve literatür bilgisi var. Prof. Dr. Levent Kayapınar&#39;ın danışmanlığında Ayhan Sekili tarafından hazırlanan doktora teziyle bu bilginin değişmesi gerektiğini tespit ettik. Malkara&#39;da yapılan hem tarihi kayıtlardan, tahrir ve vakıf defterlerinden tespitler hem de coğrafya bizzat ziyaret edilerek Çimpe Kalesi&#39;nin Malkara önlerinde 1305 yılında gerçekleşen Apri Savaşı sonrasında İbribey ve Yeniköy köyleri arasında olduğu tespit edildi.</p><p>Bunun 1071&#39;in 1040&#39;ın nasıl Anadolu&#39;nun kapılarının Türklere açılması açısından büyük önem taşıyorsa, Çimpe Kalesi&#39;nin bulunduğu yer, Türklerin Balkanlara ilk adımı açısından son derece önemli. Bu nedenle kalenin gerçek yerinin tespit edilmesi Tekirdağ&#39;ın tarihsel önemini de daha yukarı taşıyacaktır.&quot;</p><p><b>"Bolayır'daki yapı yeniden değerlendirilmelidir"</b></p><p>Narinç, Bolayır&#39;da Çimpe Kalesi olarak gösterilen alanın da yeni bulgular ışığında yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.</p><p>Söz konusu yapının konumu ve yapı malzemelerinin tarihi kaynaklarla yeterince örtüşmediğini savunan Narinç, şöyle sürdürdü:</p><p>&quot;Bugün Bolayır&#39;da Çimpe Kalesi olarak ifade edilen yerin daha çok bir savunma veya siper hattı olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yapı malzemesi ve bulunduğu yer itibarıyla tarihi belgelerde orayı işaret eden bir bulguya rastlamadık. Rastladığımız bulgular Çimpe Kalesi&#39;nin Yeniköy taraflarında olduğunu gösteriyor.&quot;</p><p>Narinç, çalışmaların ve elde edilen bulguların kasım ayında düzenlenecek uluslararası akademik panelde bilim dünyasıyla paylaşılacağını sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/cimpe-kalesi-burada-miydi-624_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295305</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/izmir-karsiyakada-icradan-satilik-tasinmaz-295305-295305</link>
      <pubDate>2026-10-13T12:13:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[İzmir Karşıyaka'da 1 adet taşınmaz icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 12.000.000 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2026/8 SATIŞ sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b>Artırma Bilgileri</b></p><p>1.Artırma</p><p>Başlangıç Tarih ve Saati : 17/11/2026 - 11:09</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 24/11/2026 - 11:09</p><p>2.Artırma</p><p>Başlangıç Tarih ve Saati : 17/12/2026 - 11:09</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 24/12/2026 - 11:09</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2251410/emlak-bina-apartman-izmir-karsiyakada-1-adet-tasinmaz-mahkemeden-satiliktir">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/izmir-karsiyakada-icradan-289_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295304</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/izmir-mendereste-icradan-satilik-tarla-295304-295304</link>
      <pubDate>2026-10-13T12:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[İzmir Menderes'te tarla icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 10.947.376 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2025/2639 ESAS sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b>Artırma Bilgileri</b></p><p>1.Artırma</p><p>Başlangıç Tarih ve Saati : 16/02/2027 - 10:30</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 23/02/2027 - 10:30</p><p>2.Artırma</p><p>Başlangıç Tarih ve Saati : 16/03/2027 - 10:30</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 23/03/2027 - 10:30</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2251828/emlak-tarla-tarim-arazisi-bag-bahce-zeytinlik-izmir-mendereste-icradan-satilik-tarla">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/izmir-mendereste-icradan--864_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295303</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/tarih/traklardan-osmanliya-farkli-medeniyetlerin-izini-tasiyan-sehir-filibe-295303</link>
      <pubDate>2026-10-13T12:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Traklardan Osmanlı'ya farklı medeniyetlerin izini taşıyan şehir: Filibe]]></title>
      <category><![CDATA[Tarih]]></category>
      <description><![CDATA[Bulgaristan'ın Filibe kenti, Traklardan Romalılara ve Osmanlılara uzanan çok katmanlı tarihiyle farklı medeniyetlerin izlerini bir arada yaşatıyor. Antik tiyatrosu, Osmanlı dönemi eserleri ve tarihi tepeleriyle öne çıkan şehir, zengin kültürel mirasıyla ziyaretçilerine binlerce yıllık bir geçmişin izini sürme imkânı sunuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Traklardan Osmanlı'ya farklı medeniyetlerin izini taşıyan şehir: Filibe]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Bulgaristan'ın orta kesiminde yer alan Filibe, binlerce yıllık geçmişinde Traklar, Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlılar başta olmak üzere farklı medeniyetlerin bıraktığı izleri bugün de kent dokusunda yaşatıyor.</b></p><p>AA'nın derlemesine göre Meriç Nehri'nin iki yakasında yer alan şehir, geçmişten bugüne farklı kültürlerin ve medeniyetlerin buluştuğu bir merkez olarak öne çıkıyor. </p><p><b>Zengin kültürel mirası ve mimarisiyle dikkati çeken Filibe, Bulgaristan'ın "kültür ve sanat başkenti" olarak da anılıyor.</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/42736939.jpg"/><p>Bulgaristan&#39;ın Filibe kentindeki en eski yerleşim alanlarından Nebet Tepe, binlerce yıllık tarihi, antik dönemden bugüne ulaşan kalıntıları ve kente hakim konumuyla göze çarpıyor.</p><p>Filibe&#39;nin binlerce yıllık tarihini yansıtan önemli arkeolojik alanlardan biri olan Nebet Tepe&#39;de, eski kale surları ve savunma sistemine ait yapıların izleri bulunuyor. </p><p><b>Tarih boyunca farklı uygarlıklara ev sahipliği yapan tepede, ilk yerleşim izleri Milattan Önce (MÖ) 4. bin yıla kadar uzanıyor.</b></p><p>Adını Türkçedeki <b>"nöbet" ve "tepe" </b>kelimelerinden alan Nebet Tepe'de, antik dönemde kenti koruyan bir garnizonun bulunduğu tahmin ediliyor.</p><p>Ziyaretçilerin ücretsiz gezebildiği Nebet Tepe, arkeolojik kalıntılarının yanı sıra Filibe manzarasıyla da ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.</p><p><b>Antik Tiyatro</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/42736938.jpg"/><p style="margin-top: -10px; font-size: 12px; font-style: italic;" class="image-description-detail">Yaklaşık 3 bin 500 seyirci kapasitesine sahip tiyatro, halihazırda farklı türlerde gösteri ve kültür sanat etkinliklerine ev sahipliği yapıyor.</p><p>Filibe&#39;nin önemli tarihi yapılarından biri olan Antik Tiyatro, Roma döneminden bugüne ulaşan mimari eserler arasında yer alıyor.</p><p>Cambaz Tepe ile Taksim Tepe arasında yer alan tiyatro, Bulgaristan topraklarında bugüne ulaşan tek antik tiyatro yapısı olma özelliğini taşıyor.</p><p>Milattan sonra 1. yüzyıla tarihlenen ve 1968-1979 yıllarında Filibe Arkeoloji Müzesi tarafından yürütülen kazılarla ortaya çıkarılan Antik Tiyatro, dünyanın en iyi korunmuş antik tiyatroları arasında gösteriliyor.</p><p>Yaklaşık 3 bin 500 seyirci kapasitesine sahip tiyatro, halihazırda farklı türlerde gösteri ve kültür sanat etkinliklerine ev sahipliği yapıyor.</p><p><b>Roma Stadyumu</b></p><p>Milattan sonra 2. yüzyılda inşa edilen Roma Stadyumu, Filibe&#39;nin merkezinde Cuma Camisi&#39;nin yanında yer alıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/42736942.jpg"/><p>Antik dönemde spor müsabakalarının düzenlendiği stadyumun yaklaşık 30 bin seyirci kapasitesine sahip olduğu tahmin ediliyor.</p><p>Büyük bölümü modern yapıların altında kalan stadyumun kuzeydeki kavisli bölümü, 13 sıra oturma yeri, kuzey girişi ve pistinin bir kısmı görülebiliyor.</p><p><b>Cuma Camisi</b></p><p>Filibe'nin merkezinde yer alan Cuma Camisi, <b>yaklaşık 6 asırlık geçmişiyle Osmanlı döneminden bugüne ulaşan önemli tarihi yapılardan biri olarak varlığını sürdürüyor. </b></p><p>Geçmişi Sultan I. Murad dönemine uzanan ve Hüdavendigar Camisi adıyla da anılan yapı, erken Osmanlı döneminin çok kubbeli ulu cami mimarisinin Balkanlar&#39;daki önemli örnekleri arasında yer alıyor.</p><p>Bugün ibadete açık olan Cuma Camisi, Filibe&#39;deki Müslüman toplum için dini işlevini sürdürürken kenti ziyaret eden turistlerin de ilgisini çekiyor.</p><p><b>Saat Kulesi</b></p><p>Filibe'nin<b> Sahat Tepe olarak bilinen tepesinde yer alan Saat Kulesi, 1578-1611 yıllarında inşa edildiği tahmin ediliyor.</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/42736936.jpg"/><p>Avrupa&#39;nın en eski saat kuleleri arasında gösterilen yapıda kadran bulunmadığından zaman, çan sesiyle duyuruluyor.</p><p>Filibe&#39;nin tarihi simgelerinden biri olan Saat Kulesi, bulunduğu tepeden kentin merkezini ve çevresini gören konumuyla da ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.</p><p><b>Filibe'nin çok katmanlı tarihi</b></p><p>Kentin tarihine ilişkin AA'ya değerlendirmelerde bulunan <b>"Eski Filibe" Devlet Enstitüsü başrehberi Vangel İliev, Filibe'nin yalnızca Avrupa'nın en eski şehirlerinden biri olmasıyla değil, farklı din, etnik grup ve medeniyetlerin bıraktığı izleri bir arada yaşatmasıyla da öne çıktığını söyledi.</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/42736934.jpg"/><p>İliev, Filibe&#39;nin geçmişinin MÖ 6000&#39;lere kadar uzandığını belirterek &quot;Filibe, Avrupa&#39;nın yaşayan en eski şehridir. Şehrimizin ve ülkemizin tarihinden geçen tüm dinler, tüm etnik gruplar, tüm medeniyetler ve kültürler bize bir şey bıraktı. Bu izler mimaride, yapılarda, zanaatlarda veya mutfak kültüründe karşımıza çıkabilir.&quot; dedi.</p><p><b>Filibe'nin bu kültürel çeşitliliğinin kentin kimliğini oluşturduğunu ifade eden İliev, "Aslında her şeyden birazına sahibiz. Filibe'yi ve bu şehrin havasını, Bulgaristan'ın diğer şehirlerinden farklı ve eşsiz kılan da bu." diye konuştu.</b></p><p>İliev, Filibe&#39;deki ilk yaşam izlerinin Nebet Tepe&#39;de bulunduğunu ve kentin tarihinin burada başladığını belirtti.</p><p>Kentin tam anlamıyla şehir niteliği kazanmasının MÖ 4000&#39;lere dayandığını anlatan İliev, bu dönemde kentin belirli bir alana ve savunma yapılarına sahip olduğunu dile getirdi.</p><p>Filibe&#39;nin tarih boyunca farklı medeniyet ve kültürlere ev sahipliği yaptığının altını çizen İliev, kentte Trak döneminin ardından Yunan, Roma, Bizans, Birinci Bulgar İmparatorluğu ve Osmanlı dönemlerinin yaşandığını aktardı.</p><p><b>Tarih boyunca Filibe farklı isimler taşıdı</b></p><p>İliev, farklı dönemlerde kentin adının da değiştiğine işaret ederek Trak döneminde kentin &quot;Evmolpia&quot; olarak anıldığını, Yunan döneminde &quot;Philippopolis&quot;, Roma döneminde ise &quot;Trimontium&quot; adının kullanıldığını belirtti. </p><p>Osmanlı döneminde ise Filibe adının kullanıldığını ifade eden İliev, bugünkü &quot;Plovdiv&quot; adının da bu tarihsel isimlerden evrildiğini kaydetti.</p><p>Filibe&#39;nin farklı medeniyetlerin etkisi altında kalmasına rağmen kent olma özelliğini hiç kaybetmediğini vurgulayan İliev, &quot;Her zaman şehir oldu. Farklı kültürlere şehir olarak girdi ve onlardan yine şehir olarak çıktı. Belirli bir dönemde yerleşim yerine dönüşmüş bir kentten söz etmiyoruz.&quot; dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/42736937.jpg"/><p><b>Filibe'ye gelen turistlere kentin farklı dönemlerinden eserleri birlikte görmelerini tavsiye eden İliev, "Ben her zaman her şeyden biraz görülmesini tavsiye ediyorum. Çünkü şehir gerçekten çok zengin. Farklı medeniyetlere ait çok sayıda değerimiz var." diye konuştu.</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/42736941.jpg"/><p>Kentin ulusal ölçekte olduğu kadar uluslararası ölçekte de önemli tarihi değerlere sahip olduğunu belirten İliev, &quot;Antik Tiyatro, Bulgaristan&#39;da günümüze kadar ulaşan ve halen kullanılan en eski antik sahne. Avrupa&#39;da da halen kullanılan az sayıdaki antik sahneden biri.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>İliev, Eski Filibe kısmındaki tarihi evlerin kentin Osmanlı dönemindeki çok kültürlü yapısını ve dönemin toplumsal yaşamını anlamak açısından önemli olduğunu belirterek, bu yapıların 19. yüzyılın ikinci yarısında Filibe&#39;de farklı etnik kökenlere sahip varlıklı tüccarların nasıl yaşadığına ilişkin önemli bilgiler sunduğunu söyledi.</p><p><b>Hippocrates Eczacılık Müzesi</b></p><p>Filibe&#39;deki Hippocrates Eczacılık Müzesi&#39;nin de kentin önemli duraklarından biri olduğunu belirten İliev, binanın 1872-1947 yıllarında eczane olarak faaliyet gösterdiğini anlattı.</p><p>İliev, Hippocrates Eczacılık Müzesi&#39;nin Bulgaristan&#39;da eczacılık tarihine adanmış tek müze olduğunu belirterek, sergide bulunan şişeler, kaplar ve eczacılık araçlarının tamamının orijinal olduğunu ve koleksiyonun yaklaşık 7 yıl boyunca eski eczanelerden ve antikacılardan toplanan eserlerle oluşturulduğunu kaydetti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/42736932.jpg"/><p><b>Bulgar ressam Zlatyu Boyadzhiev'in eserleri</b></p><p>Filibe&#39;nin sanat mirasına da değinen İliev, kentteki sanat durakları arasında Bulgar ressam Zlatyu Boyadzhiev&#39;in eserlerinin yer aldığı daimi sergiye değindi.</p><p>İliev, sergide sanatçının 73 eserinin bulunduğunu aktararak, Boyadzhiev&#39;in Bulgaristan&#39;ın en önemli ressamlarından biri olduğunu ifade etti.</p><p>Boyadzhiev&#39;in eserlerinde köy yaşamı, aile, kadınların toplumdaki yeri ve gündelik hayattan insanların yanı sıra Bulgar toplumunun farklı yönlerinin işlendiğini söyleyen İliev, sanatçının eserlerinin Bulgar toplumuna ilişkin kapsamlı bir bakış sunduğunu belirtti.</p><p>İliev, 1951&#39;de 48 yaşındayken felç geçiren Boyadzhiev&#39;in sağ tarafının felç olmasına rağmen yaklaşık iki yıl içinde sol eliyle resim yapmayı öğrendiğini anlatarak, sergide sanatçının sağ ve sol eliyle yaptığı eserlerin iki farklı dönem halinde görülebileceğini kaydetti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/42736933.jpg"/><p>Sanatçının yaşadığı zorluklara rağmen resim yapmayı sürdürmesini güçlü bir irade örneği olarak değerlendiren İliev, Boyadzhiev&#39;in hikayesinin sergiyi ziyaret eden birçok kişi için ilham ve güç kaynağı olabileceğini vurguladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/traklardan-osmanliya-fark-327_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295302</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/izmir-kinikta-icradan-satilik-tarla-295302-295302</link>
      <pubDate>2026-10-13T12:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[İzmir Kınık'ta tarla icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 7.296.950 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2026/94 TLMT. sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b>Artırma Bilgileri</b></p><p>1.Artırma</p><p>Başlangıç Tarih ve Saati : 15/12/2026 - 11:31</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 22/12/2026 - 11:31</p><p>2.Artırma</p><p>Başlangıç Tarih ve Saati : 07/01/2027 - 11:31</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 14/01/2027 - 11:31</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2251826/emlak-tarla-tarim-arazisi-bag-bahce-zeytinlik-izmir-kinikta-tarla-icradan-satiliktir">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/izmir-kinikta-icradan-sat-872_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295301</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/tarih/gobeklitepe-nedir-tarihi-yasi-kesfi-ve-neden-onemli-oldugu-soru-ve-cevaplarla-gobeklitepe-295301</link>
      <pubDate>2026-10-13T12:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Göbeklitepe nedir? Tarihi, yaşı, keşfi ve neden önemli olduğu... Soru ve cevaplarla Göbeklitepe]]></title>
      <category><![CDATA[Tarih]]></category>
      <description><![CDATA[Şanlıurfa yakınlarında bulunan Göbeklitepe, yaklaşık 12 bin yıl öncesine uzanan tarihi, anıtsal taş yapıları ve üzerlerindeki hayvan figürleriyle insanlık tarihinin en dikkat çekici arkeolojik alanlarından biri. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Göbeklitepe nedir? Tarihi, yaşı, keşfi ve neden önemli olduğu... Soru ve cevaplarla Göbeklitepe]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem'e tarihlenen alan, avcı-toplayıcı toplulukların böylesine büyük ve karmaşık yapılar inşa edebildiğini göstermesi açısından Neolitik döneme ilişkin uzun süredir kabul edilen bazı görüşlerin yeniden değerlendirilmesine katkı sağladı. </b><b>Peki Göbeklitepe nerede, kaç yıllık, ne zaman keşfedildi? Buradaki T biçimli taşlar ne anlatıyor ve Göbeklitepe neden bu kadar önemli? İşte önce bir makale, ardından soru ve cevaplarla Göbeklitepe:</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/insanheykeli1-1310202647f3136a.jpg"/><p style="margin-top: -10px; font-size: 12px; font-style: italic;" class="image-description-detail">Göbeklitepe&#39;den Karahantepe&#39;ye, Sayburç&#39;tan Sefertepe&#39;ye uzanan geniş coğrafyada yapılan kazılarda 3 boyutlu insan heykelleri de bulundu.</p><p>Göbeklitepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, <b>Eylül ayında AA'ya verdiği bir</b> röportajda Göbeklitepe'de 1995'te başlayan kazılarla Göbeklitepe'nin neolitik çağın anıtsal yapılarını barındırdığının öğrenildiğini belirtmişti.</p><p><b>Karul'un verdiği bilgiler özetle şöyleydi:</b></p><p>-Kazılarda, M.Ö. 9600'lü yıllar ile 8200'lü yıllar arasına tarihlenen yaklaşık 1500 yıllık süreci yansıtan yerleşim katmanları çıkarıldı.</p><p>-Göbeklitepe'nin içerisinde insanların günlük hayatlarını sürdürdükleri konutların da olduğu kamusal yapıların olması, dolayısıyla buraların insanların bir araya geldikleri inançlarla ilgili bir yer olmasından öte bir yerleşim yeri olarak kullanıldığı anlaşıldı.</p><p>-Göbeklitepe'nin <b>en önemli farkı, </b>bu döneme ilişkin sonraki süreçteki araştırmaları tetikleyen bir yönü oldu. Bunun da başında özellikle buradaki anıtsal yapıların, onlar içerisindeki T biçimi dikili taşlar ve daha da önemlisi T biçimdeki taşların üzerindeki sembollerin varlığı... Bütün bunları bir araya getirdiğimiz zaman bize <b>12 bin yıl önceki insanın mimarlıkta, teknolojide, sanatta ne kadar ileri toplumlar olduğunu gösterdi diyebiliriz.</b></p><p><b>TARIM VE HAYVANCILIK YERLEŞİKLİĞİN NEDENİ DEĞİL SONUCU</b></p><blockquote>Karul, Taş Tepeler Projesi kapsamında Göbeklitepe ve çağdaş alanlarda yürütülen çalışmalarda elde edilen bilgilerle, o dönemdeki yaşama ilişkin önceki düşüncelerin aksine sonuçlara ulaştıklarını, avcı-toplayıcı bir yaşam süren toplulukların yerleşik yaşamı benimsediklerini gördüklerini anlattı. Yerleşik hayata geçilmesine rağmen bu toplulukların henüz tarım ve hayvancılığı bilmediğinin anlaşıldığını vurgulayan Karul, Göbeklitepe'de yerleşiklikle beraber çevredeki kaynakların daha etkin bir şekilde değerlendirildiğinin görüldüğüne işaret ediyor.</blockquote><p><b>Dönemin ileri aşamalarında bitki yetiştiriciliği ve hayvan evcilleştirme denemeleriyle karşılaştıklarına dikkati çeken Karul, sözlerini şöyle sürdürüyor:</b></p><p>"Yerleşikliğin hemen ardından bitkileri tarıma aldıklarını ve hayvanları evcilleştirdiklerini görüyoruz. Dolayısıyla Göbeklitepe ve benzeri yerlerde yerleşiklikle başlayan süreç, bugünkü toplumsal düzenin temelindeki en önemli girdi olan üretici yaşamın da başlangıcını gördüğümüz bir yer olarak arkeoloji tarihçesinde önemli bir yer tuttu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/gbeklitepekarahantep-131020263f2b5ec0.jpg"/><p style="margin-top: -10px; font-size: 12px; font-style: italic;" class="image-description-detail">Göbeklitepe ve Karahantepe&#39;deki kazılarda binlerce yıl önce yapılmış heykellere ulaşıldı.</p><p><b>GÖBEKLİTEPE'Yİ BU KADAR ÖNEMLİ YAPAN NE?</b></p><p>Karul'un o röportajda paylaştığı diğer bilgiler şöyleydi:</p><p>-Göbeklitepe'yi bu kadar önemli yapan, toplumun büyük bir kısmının ilgisini çeken, dünya ölçeğinde ilgisini çeken şey,<b> bizim geçmişe bakış açımızın, algımızın ne kadar yanlış olduğunu adeta gözler önüne sermesi. Başka bir ifadeyle de yüzümüze vurması oldu.</b></p><p>-Göbeklitepe gibi yerlerin özellikle geçmişteki toplumların ilkel, az gelişmiş toplumlar olduğu algısını köklü bir şekilde değiştirdiğini anlıyoruz. </p><p>-Göbeklitepe bize <b>12 bin yıl önce burada yaşayan insanların anıtsal mimariler yapabilen, bir araya gelip bu yapıların içerisinde meclisler kuran ve o dikili taşları, onların üzerindeki ağırlıklı hayvan betimleriyle oluşturdukları sahneleri işleyebilen ve bunlarla birtakım mitolojik hikayeleri yaşamlarının bir parçası haline getiren</b> topluluklar olduğunu gösterdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/gbeklitepe3-13102026ff60f44d.jpg"/><p>-12 bin yıl önce Göbeklitepe'deki insanın bugünkü toplumdan hiç de geri kalmayacak yönlerinin, sanatçılarının, hikaye anlatıcılarının olduğunu, o hikayeleri bu dikili taşların üzerine işleyebilecek sanatkarların, bu binaları yapan, tasarlayan o dönemin mimarları ve ustaları olduğunu gösterdi. Bizim bugünkü bakış açımızın geçmişi ne kadar küçümseyici olduğunu da yüzümüze vurmuş oldu diyebiliriz."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/gbekliteppeinan-13102026558b9bb4.jpg"/><p><b>TARİHİ YAZIMINI DEĞİŞTİRDİ</b></p><p>-Özellikle yerleşikliğin nedeninin tarım ve hayvancılık olduğu düşünülürken Göbeklitepe ve çağdaşı yerler, yerleşikliğin nedeninin tarım ve hayvancılık değil, tarım ve hayvancılığın yerleşiminin bir sonucu olduğunu gösteren yerlerin başında geliyor. </p><p>-Yine okul kitaplarında geçmiş dönemdeki, 12 bin yıl önceki insanların yaşam mücadelesi vermekle sınırlı bir hayat sürdürdükleri algısı var. İnsanların mağaralarda yaşadığı ve zorluklar içerisinde yaşadığı gibi bir algı vardı. Göbeklitepe'de bunun ne kadar gerçek dışı olduğunu, 12 bin yıl önceki insanların becerilerinin, başarılarının her anlamda, teknolojide, mimarlıkta ne kadar üst düzeyde olduğunu gösterdiğini de rahatlıkla söyleyebiliyoruz.</p><p><b><font size="4">SORU VE CEVAPLARLA GÖBEKLİTEPE</font></b></p><p><b>Göbeklitepe nerede?</b></p><p>Göbeklitepe, Şanlıurfa kent merkezinin yaklaşık 18 kilometre kuzeydoğusunda, Örencik Köyü yakınlarında bulunuyor. Arkeolojik alan, Germuş Dağları'ndaki kireçtaşı bir plato üzerinde yer alıyor. Göbeklitepe'nin bulunduğu bölge, Neolitik dönemde önemli değişimlerin yaşandığı Yukarı Mezopotamya'nın bir parçası. <b>UNESCO'ya göre </b>bölge, dünyanın en eski tarım topluluklarının ortaya çıktığı coğrafyalardan biri olarak öne çıkıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/gbeklitepe2-131020261be5a07b.jpg"/><p style="margin-top: -10px; font-size: 12px; font-style: italic;" class="image-description-detail">Kazılarda neolitik döneme ait, boyları 3 ila 6 metre, ağırlıkları 40 ila 60 ton olan, yabani hayvan figürlü &quot;T&quot; biçimli dikili taşlar bulundu. Ayrıca 8 ila 30 metre çapında dairesel ve dikdörtgen şekilli, dünyanın en eski tapınak kalıntıları ve yaklaşık 12 bin yıl öncesine ait olduğu belirtilen 65 santimetre uzunluğunda insan heykeli gibi çeşitli eserler gün yüzüne çıkarıldı.</p><p><b>Göbeklitepe kaç yıllık?</b></p><p>Göbeklitepe yaklaşık 12 bin yıl öncesine uzanıyor. UNESCO Dünya Mirası Merkezi, alandaki anıtsal yapıların MÖ 9600 ile MÖ 8200 yılları arasında Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem'de avcı-toplayıcı gruplar tarafından inşa edildiğini belirtiyor.</p><p>Alan tek bir tarihte kurulmuş tek bir yapıdan oluşmuyor. Farklı dönemlere ait yapılar ve kullanım evreleri bulunuyor.</p><p><b>Göbeklitepe nasıl bulundu?</b></p><p>Alan, ilk olarak 1963 yılında <b>İstanbul ve Chicago </b>üniversitelerinin ortaklaşa yürüttüğü Güneydoğu Anadolu Bölgesi araştırmaları kapsamında yapılan yüzey araştırmalarında tespit edildi ve "<b>V52 Neolitik Yerleşimi" </b>adıyla kayıtlara geçti. Ancak Göbeklitepe'nin arkeolojik önemi o dönemde tam olarak anlaşılamadı.</p><p>1986 yılında çiftçi Şavak Yıldız, tarlasını sürerken bir heykel buldu. Anadolu Ajansının aktardığı bilgilere göre bu buluntu, Göbeklitepe'ye yönelik araştırmaların gelişmesinde önemli rol oynadı. Daha sonra bölgeyi inceleyen <b>Alman arkeolog Klaus Schmidt, </b>1994 yılında Göbeklitepe'yi ziyaret etti. Şanlıurfa Müzesi ile Alman Arkeoloji Enstitüsünün iş birliğinde 1995 yılında kazı çalışmaları başladı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/gbeklitepe1-1310202685b4baac.jpg"/><p style="margin-top: -10px; font-size: 12px; font-style: italic;" class="image-description-detail">Alman arkeolog Klaus Schmidt</p><p>Kazılarda, T biçimli dikili taşlara ve hayvan kabartmalarına sahip anıtsal yapılar ortaya çıkarıldı. Yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen bu yapılar, Göbeklitepe'yi Neolitik dönemin anlaşılması açısından önemli arkeolojik alanlardan biri hâline getirdi. <b>Göbeklitepe, 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne kaydedildi.</b></p><p><b>T SUTUNLAR NE ANLAMA GELİYOR?</b></p><p>Göbeklitepe'nin tarihi <b>Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem'e </b>kadar uzanıyor. Alanın en dikkat çekici unsurlarını yuvarlak, oval ve dikdörtgen biçimli anıtsal yapılar ile bu yapıların içinde kullanılan T biçimli kireçtaşı sütunlar oluşturuyor.</p><p>UNESCO'ya göre bazı T biçimli sütunlar 5,50 metreye kadar ulaşabiliyor. İnsan biçiminin soyut bir tasviri olarak değerlendirilen sütunların bazıları üzerinde yabani hayvan kabartmaları bulunuyor.</p><p>Alanın yakınlarında daha küçük ve anıtsal olmayan yapıların da tespit edilmesi, Göbeklitepe'nin yalnızca <b>anıtsal yapılardan ibaret olmadığına ilişkin yeni veriler ortaya koydu. UNESCO, bu yapıların muhtemel konut yapıları olarak değerlendirildiğini belirtiyor.</b></p><p><b>Göbeklitepe bize ne anlatıyor?</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/insanhekyeli-1310202600a0d061.jpg"/><p style="margin-top: -10px; font-size: 12px; font-style: italic;" class="image-description-detail">Göbeklitepe&#39;de yürütülen kazılarda geçen yıl bir duvarın içerisine sırtüstü yerleştirilmiş ve adak olduğu düşünülen insan heykeli gün yüzüne çıkarılmıştı.</p><p>Göbeklitepe kazılarında en fazla dikkat çeken buluntular, T biçimli büyük kireçtaşı sütunlar oldu. Bu sütunların üzerinde <b>tilki, yaban domuzu, yılan, akbaba ve başka</b> yabani hayvanlara ait kabartmalar bulunuyor.</p><p>UNESCO, bu tasvirlerin binlerce yıl önce Yukarı Mezopotamya'da yaşayan insanların <b>yaşam biçimleri ve inanç dünyaları </b>hakkında önemli bilgiler sunduğunu belirtiyor.</p><p>Sütunların bazıları insan formunu soyutlayan bir tasarıma sahip. Üzerlerinde kol, el, kemer ve giysi gibi insan bedenine ilişkin ayrıntıların bulunması, bu yapıların yalnızca basit taş bloklar olmadığını gösteren önemli unsurlardan biri.</p><p><b>Göbeklitepe'de kimler yaşadı?</b></p><p>Göbeklitepe'nin inşa edildiği dönemde bölgede yaşayan topluluklar, <b>avcı-toplayıcı yaşam biçimine sahipti.</b></p><p>Bu nokta Göbeklitepe'nin önemini anlamak açısından kritik. Çünkü geçmişte anıtsal mimarinin ancak yerleşik, tarım yapan ve büyük nüfuslara sahip toplumların ortaya çıkmasından sonra geliştiği düşünülüyordu.</p><p>Göbeklitepe'deki yapılar ise avcı-toplayıcı toplulukların da<b> çok büyük organizasyonlar gerçekleştirebildiğini, taş işçiliği ve mimari konusunda gelişmiş teknikler kullanabildiğini ortaya koydu.</b> UNESCO da alanı, avcı-toplayıcı yaşam biçiminden ilk tarım topluluklarına geçişin yaşandığı önemli tarihsel dönemin kanıtlarından biri olarak değerlendiriyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/gbeklitepedomuz-13102026bbca79cb.jpg"/><p style="margin-top: -10px; font-size: 12px; font-style: italic;" class="image-description-detail">Göbeklitepe&#39;de 2023 yılında bulunan domuz heykeli</p><p><b>Göbeklitepe neden önemli?</b></p><p>Göbeklitepe'nin önemi yalnızca çok eski olmasından kaynaklanmıyor. Asıl önemi, yaklaşık 12 bin yıl önce yaşayan insanların toplumsal örgütlenmesi, mimari becerileri ve inanç dünyası hakkında ortaya koyduğu yeni bilgilerde yatıyor.</p><p>Göbeklitepe'deki anıtsal yapılar, avcı-toplayıcı toplulukların büyük taş blokları çıkarıp işlemesini, bunları belirli bir mimari düzen içerisinde kullanmasını ve büyük ölçekli yapılar oluşturmasını gerektiriyordu.</p><p><b>UNESCO, Göbeklitepe'yi insanlığın erken dönem anıtsal mimarisinin ilk örneklerinden biri olarak değerlendiriyor. T biçimli sütunların çıkarılması, taşınması ve yapıların oluşturulması, dönemin mimari ve mühendislik kapasitesine ilişkin önemli veriler sağlıyor.</b></p><p>Daha da önemlisi, Göbeklitepe avcı-toplayıcı yaşam ile ilk tarım topluluklarının ortaya çıkışı arasındaki büyük dönüşümün yaşandığı döneme ışık tutuyor.</p><p>Bu nedenle Göbeklitepe, <b>"12 bin yıl önce insanlar ne yapıyordu?"</b> sorusunun ötesine geçiyor. Alan, insanların nasıl örgütlendiğini, hangi amaçlarla bir araya geldiğini, inançlarının nasıl şekillendiğini ve büyük ölçekli yapıları hangi toplumsal koşullarda inşa edebildiğini anlamak için önemli bir arkeolojik kaynak oluşturuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/gobeklitepe-nedir-tarihi--644_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295300</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/ab-can-kayiplarina-yol-acabilecek-hibrit-saldiri-senaryosuna-hazirlaniyor-295300</link>
      <pubDate>2026-10-13T11:56:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[AB, can kayıplarına yol açabilecek "hibrit saldırı" senaryosuna hazırlanıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[AB, can kayıplarına neden olabilecek hibrit saldırılara karşı hazırlığını güçlendirmeyi gündemine alırken GMF uzmanı Soula, bu saldırıların konvansiyonel savaşa uzanabilecek kademeli bir tırmanışın parçası olabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[AB, can kayıplarına yol açabilecek "hibrit saldırı" senaryosuna hazırlanıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa'da son dönemde giderek daha sık gündeme gelen hibrit tehditler, güvenlik tartışmalarını konvansiyonel savaşın ve cephe hatlarının ötesine taşıyor.</p><p>Siber saldırıların, dezenformasyonun ve sabotajların aynı güvenlik çerçevesinde değerlendirilmesi, Avrupa Birliği'nin (AB) 2016'da sunduğu hibrit tehditlerle mücadeleye ilişkin ortak çerçeveyle kurumsal bir boyut kazandı.</p><p>Hibrit tehdit kavramı ilk kez dönemin AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini'nin AB Komisyonuyla birlikte sunduğu ortak girişimde zikredilmiş, AB'nin sınırlarında artan hibrit tehditlere karşı hazırlığın güçlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştı.</p><p>Günümüzde enerji altyapısından ulaşım ve haberleşme ağlarına uzanan tehditler, savaşın etkilerinin gündelik hayata yayılması endişesini büyütüyor.</p><p>Avrupa'da Rusya'yla ilişkilendirilen hibrit saldırılar, 15-16 Ekim'de Brüksel'de yapılacak AB Liderler Zirvesi'nde ele alınacak güvenlik başlıkları arasında bulunuyor.</p><p>AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, üye ülke liderlerine gönderdiği davet mektubunda, toplantıda Rusya'nın Avrupa genelindeki hibrit saldırı kampanyası dahil "giderek daha pervasız hale gelen davranışlarının" ele alınacağını belirtti.</p><p>Costa, bu tırmanış karşısında AB'nin "birlik içinde ve kararlı" olduğunu, savunma hazırlığı gündemini ilerletmeye devam edeceğini vurguladı. Önceki çalışmalar temelinde uygulamadaki durumun değerlendirileceğini aktaran Costa, kritik askeri kapasite açıklarının giderilmesi dahil bütün çalışma alanlarında ivmenin korunmasının ve ilerlemenin hızlandırılmasının hedeflendiğini kaydetti.</p><p>Bilgi veren Konsey kaynakları da üye ülkelerdeki son hibrit saldırıların ve sabotaj eylemlerinin, ilerleme sağlanmasının aciliyetini artırdığını belirtti. Kaynaklar, bu saldırıların hibrit tehditlere karşı dayanıklılığın ve hazırlığın güçlendirilmesi ihtiyacını da ortaya koyduğunu ifade etti.</p><p><strong>CAN KAYBI OLMASI HALİNDE ORTAK YANIT ARAYIŞI</strong></p><p>AB'deki hazırlık tartışmaları, birden fazla kişinin hayatını kaybettiği büyük bir hibrit saldırı halinde nasıl karşılık verileceği sorusuna odaklanıyor.</p><p>Acil müdahale ekiplerinin devreye sokulması, etkilenen ülkeye AB fonlarından destek sağlanması ve kurumların kriz iletişiminin koordine edilmesi, böyle bir senaryoda başvurulabilecek araçlar arasında yer alıyor.</p><p>Bu hazırlıklar, AB'nin güvenlik alanındaki rolünün sınırlarına ilişkin tartışmayı da beraberinde getiriyor. Bazı başkentlerin, Birliğin girişimlerinin NATO'nun görevlerini tekrarlaması ihtimaline ilişkin çekinceleri, kriz sırasında hangi kurumun hangi sorumluluğu üstleneceğinin netleştirilmesi ihtiyacını öne çıkarıyor.</p><p>Askeri caydırıcılık ve istihbarat paylaşımıyla sivil müdahale, altyapının korunması ve mali desteğin birbirini tamamlaması önem taşıyor. Görevlerin belirsizleşmesi veya mekanizmaların birbirini tekrarlaması, hızlı karar alınması gereken bir saldırı sonrasında müdahaleyi zorlaştırabilecek unsurlar arasında bulunuyor.</p><p>AB'nin 2022'de kabul ettiği koordineli yanıt çerçevesi, hibrit kampanyalara karşı diplomatik, siyasi ve ekonomik araçların kullanılmasını öngörüyor. Birlik, 2024'te hibrit hızlı müdahale ekiplerinin oluşturulmasına ilişkin çerçeveyi de onayladı.</p><p><strong>DİJİTAL FAALİYETLERDEN FİZİKSEL SABOTAJA</strong></p><p>Alman Marshall Fonu (GMF) Güney ve Geniş Avrupa Programı araştırmacısı Etienne Soula, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hibrit tehditlerin değişen niteliğini, kritik altyapının korunmasındaki güçlükleri ve Türkiye'nin konumunu değerlendirdi.</p><p>Soula, "Bugün öncelikle akla gelenlerin, NATO ülkelerinde kritik altyapıya yönelik fiili sabotajlar ve terör eylemlerine benzeyen sabotaj faaliyetleri olduğunu düşünüyorum." dedi.</p><p>Almanya'da bulunan Leipzig-Halle Havalimanı'na yönelik 4 Ağustos'taki dron saldırısı girişimini örnek gösteren Soula, şunları kaydetti:</p><p>"Bu yaz Leipzig Havalimanı'na yönelik, talimatla planlanan ve Almanya'nın kamuoyuna açık biçimde Rusya'ya atfettiği dron saldırısı bunlardan biri. Dolayısıyla bilgi kampanyaları gibi daha dijital ve biraz daha uzaktan yürütülen faaliyetlerden, Rusya'nın sürekli tırmandırmaya gittiğini ve giderek daha saldırgan hale geldiğini görebiliyorsunuz. Bunu yaparken her zaman NATO'nun 5. madde kapsamında yanıt vermesini tetikleyecek fiili savaş eşiğinin altında kalmaya çalışıyor. Bu, bütün NATO ülkelerinin bir saldırıya karşı koymak için bir araya geldiği durumdur."</p><p><strong>KRİTİK ALTYAPIDA ÖZEL SEKTÖRÜN ROLÜ</strong></p><p>Soula, kritik altyapının önemli bölümünün özel şirketler tarafından işletilmesinin, koruma tedbirlerinin uygulanmasında güçlük oluşturduğunu belirtti.</p><p>Şirketlerle güvenlik kurumlarının ortak bir anlayış geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Soula, şöyle konuştu:</p><p>"Biraz zorlayıcı olan noktalardan birinin, bu kritik altyapının büyük bölümünün özel aktörler tarafından işletilmesi olduğunu düşünüyorum. Yani her zaman bu güvenlik bakış açısına sahip olmayan şirketler tarafından. Onlarca yıldır barış ortamında faaliyet gösteriyorlar. Şimdi hükümetlerin ve ordunun bu özel aktörlere yaklaşıp 'Aslında işlettiğiniz sistem saldırı tehdidi altında.' demesi zor. Bu nedenle hükümette askeri güvenlik bakış açısı daha güçlü olan kişilerle özel sektördeki kişiler arasında diyalog kurulması gerekiyor. Böylece herkes bu sistemlerin nasıl korunacağı ya da en azından korunması gerektiği konusunda aynı anlayışa sahip olabilir."</p><p><strong>"TÜRKİYE ÖN HATTA"</strong></p><p>Türkiye'nin coğrafi konumuna, NATO üyeliğine ve enerji bağlantılarına dikkati çeken Soula, şu ifadeleri kullandı:</p><p>"NATO üyesi Türkiye'nin Karadeniz'e kıyısı olduğu, enerji altyapısı söz konusu olduğunda da Avrupa'nın geri kalanıyla bağlantılı olduğu düşünüldüğünde coğrafi olarak bir bakıma ön hatta olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla Türkiye de bu görüşmelere bir şekilde dahil olacak."</p><p><strong>"DAHA CİDDİ BİR ŞEYİN HAZIRLIĞI"</strong></p><p>Soula, hibrit tehditlerin savaştan bağımsız bir olgu olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:</p><p>"İnsanlar hibrit tehditleri farklı bir şey olarak anlamamalı çünkü esasen savaşın bilgi alanı, kritik altyapı, siber uzay gibi hayatın diğer alanlarına yayılması. Hibrit savaş yeni ya da tamamen farklı bir savaş değil; daha ciddi bir şeyin hazırlığı. Polonya Başbakanı bir ya da iki yıl önce mevcut durumu 'Savaş öncesi bir dönemdeyiz.' diye tanımlamıştı. Bunu anlamanın doğru yolunun bu olduğunu düşünüyorum. Avrupa'nın, özellikle de Rusya'yla doğrudan sınırda bulunan Baltık ve Kuzey Avrupa ülkelerinin çok endişeli olmasının bir başka nedeninin de bu olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu hibrit kampanyaları, nihai varış noktası konvansiyonel savaş olan, yavaş ve adım adım ilerleyen bir tırmanış olarak görüyorlar."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/ab-can-kayiplarina-yol-ac-833_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295299</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ak-parti-genel-baskanvekili-ala-savasa-karsi-barisi-savunmaya-devam-edecegiz-295299</link>
      <pubDate>2026-10-13T11:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[AK Parti Genel Başkanvekili Ala: Savaşa karşı barışı savunmaya devam edeceğiz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, "Sayın Cumhurbaşkanımızın çabalarıyla şekillenen dış politika vizyonu doğrultusunda, adaletten ayrılmadan, çatışmaya karşı diplomasiyi, savaşa karşı barışı savunmaya devam edeceğiz." ifadesini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[AK Parti Genel Başkanvekili Ala: Savaşa karşı barışı savunmaya devam edeceğiz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye'nin, geçmişten bu yana bölgesel ve küresel sorunların çözümünde tek bir düstura bağlı kaldığını, bunun "istikrarın ve barışın berpası" olduğunu belirtti.</p><p>Bu yaklaşımın, bir dış politika tercihinden öte, tarihi ve vicdani bir sorumluluk olduğuna işaret eden Ala, şunları kaydetti:</p><p>"Bölgemizde yaşanan her çatışmada, her savaşta, her kitlesel göç dalgasında bu ilkeden asla şaşmadık. Diplomatik çabalarımızın özü de budur. Bu duruş, sözde kalmamış, sahada da karşılık bulmuştur. Karadeniz'de savaşın gölgesinde kalan tahıl ihracatı, İstanbul'da varılan mutabakatla yeniden mümkün hale gelmiş, böylece kıtalar ötesindeki milyonlarca insanın sofrasına umut taşınmıştır. Rusya ile Ukrayna arasında müzakere masasının kurulabildiği yer yine İstanbul olmuştur. Ankara Süreci ile Somali ve Etiyopya arasındaki gerginliğin diyalogla aşılması için öncülük ettik."</p><p><b>"VİCDANIMIZIN GEREĞİNİ YAPTIK"</b></p><p>Antalya Diplomasi Forumu'nda karşıt cephelerin temsilcilerini aynı çatı altında buluşturarak diyaloğun her koşulda mümkün olduğunu gösterdiklerini anımsatan Ala, "Mesele yalnızca arabuluculuk da değildir. Komşumuzda yaşanan savaşın yerinden ettiği milyonlarca insana kapılarımızı açtık. Bunun için kimseyle pazarlık etmedik, vicdanımızın gereğini yaptık." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Filistin'de, Gazze'de ve bu coğrafyada yaşanan katliamları her platformda dile getirdiklerini, dünya genelinde nerede bir mazlum varsa yardım ulaştırmak için çaba gösterdiklerini vurgulayan Ala, "Sayın Cumhurbaşkanımızın çabalarıyla şekillenen bu dış politika vizyonu doğrultusunda, gerek bölgemizde gerekse küresel ölçekte adaletten ve hakkaniyetten ayrılmadan, çatışmaya karşı diplomasiyi, savaşa karşı barışı savunmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/ak-parti-genel-baskanveki-746_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295298</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/turkiyenin-hamsi-ihracati-yuzde-80-artti-en-cok-hamsi-alan-3-ulke-belli-oldu-295298</link>
      <pubDate>2026-10-13T11:16:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin Hamsi İhracatı Yüzde 80 Arttı! En Çok Hamsi Alan 3 Ülke Belli Oldu.]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin hamsi ihracatı, ocak-eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine göre miktar bazında yüzde 80, değer bazında yüzde 20 arttı. İşte Türkiye'den en çok hamsi satın 3 ülke...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye'nin Hamsi İhracatı Yüzde 80 Arttı! En Çok Hamsi Alan 3 Ülke Belli Oldu.]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Türkiye'den işlenmiş ürün olarak da dış satımı yapılan hamsi, yılın 9 ayında 22 ülkenin sofralarında yer aldı.</b></p><p>AA muhabirinin, Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) verilerinden yaptığı derlemeye göre, Türkiye&#39;nin ocak-eylül 2025&#39;te değer bazında 11 milyon 313 bin 687 dolar olarak kayıtlara geçen hamsi ihracatı, bu yılın aynı döneminde yüzde 20 artarak 13 milyon 621 bin 885 dolara ulaştı.</p><p>Geçen senenin 9 ayında 2 bin 259 ton olan hamsi dış satımı ise bu yılın aynı döneminde yüzde 80 artışla 4 bin 62 tona yükseldi.</p><p>Bu yıl ocak-eylül döneminde hamsiye en çok talep <b>Belçika, Fransa ve Ukrayna'dan</b> geldi. Belçika'ya 3 milyon 898 bin 479 dolar, Fransa'ya 3 milyon 404 bin 163 dolar, Ukrayna'ya da 2 milyon 27 bin 892 dolar değerinde hamsi ihraç edildi.</p><p>Geçen yılın aynı döneminden farklı olarak <b>Avustralya, Portekiz, Katar ve Irak'a da</b> hamsi satıldı.</p><p><b>Miktar ve değer bakımından artış yaşandı</b></p><p>DKİB Su Ürünleri Sektör Komitesi Başkanı Hasan Kuzuoğlu, AA muhabirine, hamsi ihracatında yılın kalan döneminde de artış trendinin devam etmesini beklediklerini söyledi.</p><p>Kuzuoğlu, özellikle miktar bazında yaşanan artışın sektör açısından memnuniyet verici olduğunu ifade ederek, &quot;Hamsi ihracatında hem miktar hem de değer bakımından geçen yılın aynı dönemine göre artış kaydettik. Yılın son çeyreğinde de mevcut pazarlarımızdaki talebin devam etmesini ve yeni pazarların ihracata katkı sağlamasını bekliyoruz.&quot; dedi.</p><p>Ülke çeşitliliğinin her geçen yıl arttığına dikkati çeken Kuzuoğlu, Avrupa ülkelerinin yanı sıra farklı coğrafyalardan da hamsiye talep gelmesinin sektör açısından önemli olduğunu kaydetti.</p><p>Kuzuoğlu, hamsi ihracatının artırılması için yeni pazar arayışlarının sürdüğünü belirterek, &quot;Ürünümüzün tanıtımı, pazar çeşitliliğinin artırılması ve katma değerli işlenmiş ürün ihracatının geliştirilmesi önceliklerimiz arasında yer alıyor. İhracatçılarımızın farklı ülke pazarlarında daha fazla yer alması için yürütülen tanıtım ve ticari bağlantı çalışmalarının da önümüzdeki dönemde sonuçlarını görmeyi bekliyoruz.&quot; ifadesini kullandı.</p><p>Türkiye&#39;nin su ürünleri ihracatında hamsinin önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Kuzuoğlu, sektörün hedefinin hem mevcut pazarlardaki payı artırmak hem de yeni ülkelere düzenli ihracat gerçekleştirmek olduğunu sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/turkiyenin-hamsi-ihracati-797_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295297</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/gunun-manseti-13-ekim-2026-sali-295297</link>
      <pubDate>2026-10-13T12:00:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Günün Manşeti | 13 Ekim 2026 Salı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[24 TV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkök ve Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç, 'Günün Manşeti'nde 13 Ekim 2026 Salı gündemini değerlendirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Günün Manşeti | 13 Ekim 2026 Salı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>24 TV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkök ve Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç, Türkiye'nin ve dünyanın gündemini, gazetelere yansıyan haberleri, köşe yazılarını ve günün önemli gelişmelerini farklı bakış açılarıyla, çarpıcı analizlerle hafta içi her sabah "Günün Manşeti"nde değerlendiriyor. "Günün Manşeti" hafta içi her sabah saat 11.00'de canlı yayınla 24 TV'de ekrana geliyor.</p><p>24 TV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkök ve Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç, 'Günün Manşeti'nde 13 Ekim 2026 Salı gündemini değerlendirdi.</p><p><b>Programdan önemli satır başları:</b></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/videos/video1-13102026b49803fc.mp4" type="video/mp4"></video><p><b>HUSİLER SUUDİ ARABİSTAN'I VURUYOR</b></p><p><b>Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç</b><b>: </b> Husileri orada örgütleyen bir güç var. Bunu anlayın.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/videos/video-1310202619527149.mp4" type="video/mp4"></video><p><b>BÖLGESEL GÜÇ TÜRKİYE</b></p><p><b>24 TV GYY Ömer Özkök</b><b>: </b>Ukrayna Devlet Başkanı diyor ki: "Ya Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'yla beraber gidelim, Putin'le görüşelim ben tek gitmem ya da Erdoğan bize bir masa kursun." "Erdoğan bize bir masa kursun" diyor.</p><p>Bunu neden söylüyor? Kaşı için, gözü için mi Sayın Cumhurbaşkanı'nın? 25 yıldır ortaya konan bir emek var ve bu emeğin neticesi: Sen bölgesel bir aktörsün, sen küresel bir aktörsün, sen tüm dünyada adı geçen bir aktörsün!</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/videos/video1-13102026fb34586c.mp4" type="video/mp4"></video><p><b>SİYASETE DAMGA VURAN LİDER: ERDOĞAN</b></p><p><b>Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç</b><b>: </b> Bu adam dünya nezdinde çok kıymetli bir adam. Çok güvenilir bir adam. Dünya liderleri içerisinde sözünün eri olan belki de tek adam. "Tek adam" diyorlar ya bunlar... Doğru, tek adam! Hatta bu ülkenin liderlik vasfında da tek adam. Ona yakın bir güç göremiyorum.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/videos/video-131020269c1af680.mp4" type="video/mp4"></video><p><b>Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç: </b> Özgür Özel'e, Yeni Parti'ye, CHP'ye bugün gücü versen yarın sabahtan itibaren okul önünde başörtülü kızların suratına tükürmeye başlarlar!</p><p><b>24 TV GYY Ömer Özkök:</b> Ya biz Ramazan'da Üsküdar gibi bir yerde twerk gördük ya...</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/videos/video-13102026f3347750.mp4" type="video/mp4"></video><p><b>BAŞKAN ERDOĞAN'DAN MUHALEFETE "FON" ELEŞTİRİSİ</b></p><p><b>24 TV GYY Ömer Özkök</b> ve <b>Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç</b> "Günün Manşeti"nde değerlendirdi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/videos/video1-13102026dab94737.mp4" type="video/mp4"></video><p><b>PKK 4 KAMPI BOŞALTTI </b></p><p><b>24 TV GYY Ömer Özkök: </b> 25 yıldır sayısız hizmete ve esere imza atan bir ismin, Sayın Cumhurbaşkanı'nın "en büyük eserim olacak" dediği terörsüz Türkiye meselesinde sürecin ilerlediğini gösterir. Olumlu bir haber. Olumlu olduğu için de ne Sözcü'de ne Cumhuriyet'te ne BirGün'de, hiçbir CHP medyasında tek bir harf görememeniz normal. Arada bizi izleyin! </p><p><b>Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç: </b>"Söz konusu Erdoğan'dan kurtulmaksa gerisi teferruattır" diyen bir manyak, terörü de destekler.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/gunun-manseti-13-ekim-202-681_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295296</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/tbmm-baskani-kurtulmus-ankaranin-baskent-olusunun-103-yilini-kutladi-295296</link>
      <pubDate>2026-10-13T11:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[TBMM Başkanı Kurtulmuş, Ankara'nın başkent oluşunun 103. yılını kutladı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Ankara'nın başkent oluşunun 103. yılını kutladı. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[TBMM Başkanı Kurtulmuş, Ankara'nın başkent oluşunun 103. yılını kutladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, "İstiklal mücadelemizin merkezi ve Cumhuriyetimizin kuruluşuna tanıklık eden Ankara'nın başkent oluşunun 103. yıl dönümü kutlu olsun." ifadesini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/tbmm-baskani-kurtulmus-an-923_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295295</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/tuik-agustos-ayi-dis-ticaret-endekslerini-acikladi-295295</link>
      <pubDate>2026-10-13T11:00:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[TÜİK ağustos ayı dış ticaret endekslerini açıkladı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[İhracat birim değer endeksi, ağustosta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,5, ithalat birim değer endeksi yüzde 13,7 arttı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[TÜİK ağustos ayı dış ticaret endekslerini açıkladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ağustos ayına ilişkin dış ticaret endekslerini açıkladı.</p><p>Buna göre ihracat birim değer endeksi, ağustosta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 8,5 yükseldi.</p><p>Endeks, Ağustos 2025'e göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 7,4, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 10,9, yakıtlarda yüzde 47,1 ve imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 5,1 arttı.</p><p>İthalat birim değer endeksi de ağustosta yıllık bazda yüzde 13,7 artış kaydetti.</p><p>Endeks geçen yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 4,2 azalırken yakıtlarda yüzde 35,9, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 12,5 ve imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 7,5 artış gösterdi.</p><p><strong>MİKTAR ENDEKSLERİ</strong></p><p>İhracat miktar endeksi, ağustosta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 0,4 azaldı. Endeks bu dönemde gıda, içecek ve tütünde yüzde 1,9, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 19,3 artarken yakıtlarda yüzde 20 ve imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 4,5 azaldı.</p><p>İthalat miktar endeksi ağustosta yıllık bazda yüzde 2,8 geriledi. Endeks, geçen yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 36,2, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 8,3 artarken yakıtlarda yüzde 1,6 ve imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 0,5 azalış kaydetti.</p><p><strong>MEVSİM VE TAKVİM ETKİSİNDEN ARINDIRILMIŞ VERİLER</strong></p><p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ihracat miktar endeksi, temmuzda 143,6 iken ağustosta yüzde 1 artarak 145 oldu. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise endeks, Ağustos 2025'te 141,1 iken Ağustos 2026'da yüzde 0,4 azalışla 140,5 olarak gerçekleşti.</p><p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ithalat miktar endeksi, temmuzda 114,6 iken ağustosta yüzde 2,5 azalışla 111,7 olarak kayıtlara geçti. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre endeks, geçen yıl ağustosta 109,6 iken bu yılın aynı ayında yüzde 2,8 azalışla 106,5 oldu.</p><p>İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan ve Ağustos 2025'te 94,3 olarak elde edilen dış ticaret haddi, 4,3 puan azalışla Ağustos 2026'da 90 olarak kaydedildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/tuik-agustos-ayi-dis-tica-661_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295294</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/hoffenheim-futbol-genel-mudurunden-besiktas-yorumlari-var-295294</link>
      <pubDate>2026-10-13T11:00:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Hoffenheim Futbol Genel Müdürü'nden Beşiktaş yorumları var]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[TSG Hoffenheim Futbol Genel Müdürü Andreas Schicker, UEFA Avrupa Ligi'nde karşılaşacakları Beşiktaş'ın özellikle hücumda çok sayıda kaliteli oyuncuya sahip güçlü bir rakip olduğunu söyledi. Shicker, ev sahibi avantajını kullanarak tempolu ve baskılı bir oyun oynamak istediklerini de belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Hoffenheim Futbol Genel Müdürü'nden Beşiktaş yorumları var]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>UEFA Avrupa Ligi'nde Beşiktaş ile karşılaşacak olan Alman temsilcisi TSG Hoffenheim'ın Futbol Genel Müdürü Andreas Schicker, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu. Siyah-beyazlı ekibin Vlahovic ve Trossard gibi yıldızların bulunduğu hücum hattına dikkat çeken Schicker, Almanya'da tribünlerde oluşacak gurbetçi atmosferinin kendileri üzerinde baskı değil, ek motivasyon sağlayacağını söyledi.  </b></p><p><b>"Beşiktaş'ın kalitesi yüzünden oyun kimliğimizden vazgeçmeyeceğiz"  </b></p><p>Beşiktaş'ın kadro kalitesine değinen Andreas Schicker, savunmada disiplinli olmaları gerektiğini belirtti. Schicker, "Beşiktaş çok sayıda bireysel kaliteye ve özellikle alan bulduklarında çok tehlikeli olabilen oyunculara sahip. Bunun farkındayız. Ancak aynı zamanda nasıl bir futbol oynamak istediğimize dair net bir fikrimiz var. Aktif, tempolu olmak ve rakibi baskı altına almak istiyoruz. Bu bizim kimliğimizin bir parçası ve rakibin kalitesi yüzünden bundan vazgeçmeyeceğiz. Elbette bu seviyede çok iyi bir dengeye ihtiyacınız var ve savunma kurgunuzda son derece disiplinli olmalısınız. Ancak biz sadece Beşiktaş'a tepki vermek yerine cesaretle oynamak ve kendi güçlü yönlerimizi kullanmak istiyoruz" dedi.  </p><p><b>"Tek bir maçı kırılma noktası olarak görmüyoruz"  </b></p><p>Avrupa Ligi'nin yeni formatı ve gruptaki gidişatla ilgili konuşan Avusturyalı yönetici, "Yeni format her bir maçı önemli kılıyor, çünkü her puan genel puantajda fark oluşturabilir. Ancak bu aşamadaki tek bir maçı kırılma noktası ya da geleceğimizi belirleyecek bir karşılaşma olarak tanımlamam. Lig aşamasında sekiz maç var ve her birine ayrı ayrı bakmamız gerekiyor. Beşiktaş kesinlikle çok fazla kaliteye ve uluslararası tecrübeye sahip, çok güçlü bir rakip. Buna saygı duyuyoruz ama evimizde oynuyoruz ve net hedefimiz pozitif bir sonuç almak" ifadelerini kullandı.  </p><p><b>"Takım halinde savunma yapmalıyız"  </b></p><p>Siyah-beyazlıların kadrosuna kattığı Dusan Vlahovic, Leandro Trossard ve Orkun Kökçü gibi hücum oyuncularına karşı özel bir plan yapıp yapmadıkları yönündeki soruya Schicker, şu yanıtı verdi:  </p><p>"Her rakibi çok detaylı bir şekilde analiz ediyoruz ve bu durum elbette Beşiktaş için de geçerli. Hücum oyunlarında çok fazla bireysel kaliteye sahipler, bu yüzden çok dikkatli ve takım halinde savunma yapmamız gerektiğini biliyoruz. Ancak taktiksel detaylara girmek istemiyorum; bu teknik direktörümüz Chris Christian Ilzer ve teknik ekibinin işi. Söyleyebileceğim şey, kendi ilkelerimize inandığımızdır. Bu seviyede sadece münferit oyunculara odaklanamazsınız. Takım olarak savunma yapmalı, kompakt kalmalı ve aynı zamanda kendi futbolunuzu oynayacak kadar cesur olmalısınız."  </p><p><b>"Ozan Kabak'ın bilgisi hazırlık sürecimizin bir parçası"  </b></p><p>Takımda forma giyen milli futbolcu Ozan Kabak'tan Beşiktaş hakkında bilgi alıp almadıklarına açıklık getiren Schicker, "Ozan, Türk futbolunu çok iyi biliyor ve yakından takip ediyor. Bu nedenle takım içinde elbette konuşmalar ve fikir alışverişleri oluyor. Ancak hazırlığımız esas olarak teknik ekibimizin ve analiz kadromuzun detaylı analizlerine dayanıyor. Beşiktaş hakkında ihtiyacımız olan tüm bilgilere sahibiz. Ozan'ın bilgisi ve bakış açısı kesinlikle katkı sağlayabilir, ancak bu çok daha geniş bir hazırlık sürecinin sadece bir parçası" şeklinde konuştu.  </p><p><b>"Almanya'daki Türk taraftarların oluşturacağı atmosfer özel olacak"  </b></p><p>Andreas Schicker, Almanya'da yaşayan Türk taraftarların stadyumda oluşturacağı atmosfere değinerek, "Beşiktaş'ın burada, Almanya'da da çok büyük ve son derece tutkulu bir taraftar kitlesi olduğunu biliyoruz. Bu yüzden stadyumda özel bir atmosfer bekliyoruz. Ancak Avrupa futbolu tam olarak bununla ilgili. Bunlar oynamak istediğiniz türden maçlar. Biz kendi evimizdeyiz, kendi stadyumumuzda, kendi taraftarlarımızın önündeyiz ve bu enerjiyi kullanmak istiyoruz. Oyuncularımız Bundesliga'dan ve uluslararası futboldan bu tarz yoğun atmosferlere alışkın. Bu durum bizim üzerimizde baskı oluşturmaktan ziyade ek bir motivasyon kaynağı olmalı" değerlendirmesini yaptı.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/hoffenheim-futbol-genel-m-110_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295293</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/odemeler-dengesi-verileri-aciklandi-295293</link>
      <pubDate>2026-10-13T10:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ödemeler dengesi verileri açıklandı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin cari işlemler hesabında ağustos ayında 4 milyar 53 milyon dolar fazla verilirken altın ve enerji hariç cari işlemler hesabında da 8 milyar 205 milyon dolarlık fazla oluştu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ödemeler dengesi verileri açıklandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca (TCMB) ödemeler dengesi verileri açıklandı.</p><p>Buna göre, Türkiye'nin cari işlemler hesabında ağustos ayında 4 milyar 53 milyon dolar fazla verildi. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabında da 8 milyar 205 milyon dolarlık fazla gerçekleşti.</p><p>Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı ise 3 milyar 746 milyon dolar oldu.</p><p>Yıllıklandırılmış verilere göre, ağustos ayında cari açık yaklaşık 42,1 milyar dolar olurken ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret dengesi de 78,4 milyar dolar açık verdi.</p><p>Aynı dönemde hizmetler dengesi 63,9 milyar dolar fazla verirken birincil gelir dengesi 25,6 milyar dolar, ikincil gelir dengesi 1,9 milyar dolar açık kaydetti.</p><p>Hizmetler dengesi kaynaklı net girişler ağustos ayında 9 milyar 711 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.</p><p>Bu kalem altında taşımacılık hizmetlerinden kaynaklanan net gelirler 3 milyar 265 milyon dolar ve seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 7 milyar 285 milyon dolar oldu.</p><p>TCMB tarafından açıklanan ödemeler dengesi verilerine göre, yıllıklandırılmış cari açığın finansmanına net portföy yatırımları 5,5 milyar dolar, krediler 47,1 milyar dolar ve ticari krediler 500 milyon dolar katkı verirken, finansal türevler 4,8 milyar dolar, net doğrudan yatırımlar 900 milyon dolar ile net efektif ve mevduatlar 17,7 milyar dolar negatif yönlü etki etti.</p><p>Merkez Bankası döviz cinsinden net rezerv azalışı 30,1 milyar dolar oldu.</p><p>Ağustos ayında doğrudan yatırımlar kaynaklı net girişler 141 milyon dolar olarak kaydedildi. Yurt dışı yerleşiklerin Türkiye'ye toplam doğrudan yatırımları 719 milyon dolar, yurt içi yerleşiklerin yurt dışındaki doğrudan yatırımları 578 milyon dolar arttı.</p><p>Gayrimenkul yatırımları incelendiğinde, yurt içi yerleşiklerin yurt dışında 142 milyon dolar gayrimenkul alımı ve yurt dışı yerleşiklerin ise Türkiye'de 244 milyon dolar net gayrimenkul alımı yaptığı görüldü.</p><p>Portföy yatırımları ağustos ayında 1 milyar 34 milyon dolar tutarında net çıkış kaydetti. Yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi ve yatırım fonu piyasasında 1 milyar 50 milyon dolar ve DİBS piyasasında 77 milyon dolar net alış yaptığı görüldü.</p><p>Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak yurt dışı yerleşiklerin diğer sektörler ihraçlarında 34 milyon dolar net alış, bankaların ve Genel Hükümet ihraçlarında sırasıyla 122 milyon dolar ve 201 milyon dolar net satış yaptığı gözlendi.</p><p>Yurt dışından kredi kullanımlarında bu ay bankalar ve diğer sektörler sırasıyla 2 milyar 186 milyon dolar ve 1 milyar 230 milyon dolar net kullanım gerçekleştirirken, Genel Hükümet 82 milyon dolar net geri ödeme yaptı.</p><p>Diğer yatırımlar altında, yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, Türk lirası cinsinden 872 milyon dolar net azalış ve yabancı para cinsinden 889 milyon dolar net artış olmak üzere toplam 17 milyon dolar net artış kaydetti.</p><p>Resmi rezervlerde bu ay 7 milyar 138 milyon dolar net artış oldu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/odemeler-dengesi-verileri-750_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295292</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakanligindan-edirnedeki-kayip-cocuklara-iliskin-aciklama-295292</link>
      <pubDate>2026-10-13T10:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından Edirne'deki kayıp çocuklara ilişkin açıklama]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Edirne'de kaldıkları kuruluşa dönmeyen refakatsiz yabancı uyruklu 14 çocuktan birinin geri döndüğünü, diğer çocukların bulunmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından Edirne'deki kayıp çocuklara ilişkin açıklama]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının sosyal medya hesabından, bazı basın-yayın organlarında "Edirne'de devlet korumasındaki çocuklar kayıp, inceleme başlatıldı" başlığıyla yer alan haberlere ilişkin açıklama yapıldı.</p><p>Bahsi geçen çocukların, devlet koruması altındaki çocuklar değil, düzensiz göç kapsamında tespit edilen refakatsiz yabancı uyruklu çocuklar olduğu belirtilen açıklamada, haberlerde kullanılan "devlet korumasındaki çocuklar" ifadesinin, söz konusu çocukların statüsünü doğru yansıtmadığı kaydedildi.</p><p>Açıklamada, şunlar ifade edildi:</p><p>"Bakanlığımıza bağlı Edirne İlk Kabul Arda Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüğüne teslim edilen 14 çocuk, 11 Ekim tarihinde kendilerine verilen market izninin ardından kuruluşa geri dönmemiştir. Durum derhal kolluk kuvvetlerine bildirilmiş ve çocukların bulunması için çalışma başlatılmıştır. Çocuklardan biri kuruluşa geri dönmüş olup diğer 13 çocuğun bulunmasına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir. Çocukların güvenliği ve üstün yararı önceliğimizdir. İlgili kurumlarla koordinasyon içerisinde yürütülen süreç, Bakanlığımız tarafından yakından takip edilmektedir."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/aile-ve-sosyal-hizmetler--535_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295291</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/uluslararasi-uyusturucu-suc-orgutune-13-ilde-operasyon-bakan-ciftci-zehirden-servet-suctan-295291</link>
      <pubDate>2026-10-13T10:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uluslararası uyuşturucu suç örgütüne 13 ilde operasyon! Bakan Çiftçi: Zehirden servet, suçtan saltanat kurdurmayız]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul merkezli 13 ilde uluslararası uyuşturucu suç örgütüne yönelik eş zamanlı operasyonlarda 42 şüpheli yakalandı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de operasyonlara ilişkin "Zehirden servet, suçtan saltanat kurdurmayız" başlığıyla sosyal medya hesabından açıklamada bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uluslararası uyuşturucu suç örgütüne 13 ilde operasyon! Bakan Çiftçi: Zehirden servet, suçtan saltanat kurdurmayız]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığının açıklamasına göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüklerince, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmalara Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı, Interpol-Europol Daire Başkanlığı ve Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) destek verdi.</p><p>Çalışmalarda, uluslararası düzeyde faaliyet gösteren suç örgütünün farklı ülke ve illerde uyuşturucu madde imalatını, sevkiyatını ve dağıtımını organize ettiği belirlendi.</p><p>Örgüt elebaşlarının uyuşturucu ticaretinin organizasyonu, kimyasal maddelerin temini ile uluslararası sevkiyatların nakliye ve lojistik süreçlerinde görev aldığı tespit edildi.</p><p>Şifreli haberleşme verilerinin incelenmesiyle örgütün uluslararası tedarik ve sevkiyat faaliyetleri ile yurt içindeki dağıtım ağı arasındaki bağlantılar ortaya çıkarıldı ve şüphelilerin toplam 10 ton 100 kilogram uyuşturucu madde ticaretiyle bağlantılı olduğu belirlendi.</p><p>Tespiti yapılan şüphelilerin yakalanması amacıyla bu sabah 13 ilde 2 bin personelin katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda 42 şüpheli yakalandı.</p><p>Suçtan elde edildiği tespit edilen 163 gerçek kişiye ait banka hesapları ve kripto varlıklar, 556 taşınmaz, 155 motorlu taşıt ile 71 şirketteki ortaklık payları olmak üzere toplam 7 milyar 657 milyon lira değerindeki mal varlığına el konuldu.</p><p><strong>"ZEHİRDEN SERVET, SUÇTAN SALTANAT KURDURMAYIZ"</strong></p><p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de operasyonlara ilişkin "Zehirden servet, suçtan saltanat kurdurmayız" başlığıyla sosyal medya hesabından açıklamada bulundu.</p><p>"Uyuşturucu ticaretinden elde ettikleri kirli parayla kendilerini dokunulmaz zanneden alçaklar, şirketlerin ve taşınmazların ardına saklanarak hesap vermekten kurtulacaklarını sanmasın." ifadesini kullanan Çiftçi, yalnızca uyuşturucu satıcılarının değil, kirli ticareti örgütleyenlerin, finanse edenlerin ve suç gelirlerini aklamaya çalışanların da peşinde olduklarını vurguladı.</p><p>Bakan Çiftçi, şunları kaydetti:</p><p>"Büyük bir hassasiyetle sürdürülen titiz takibin ardından, uluslararası uyuşturucu şebekesine yönelik İstanbul merkezli başarılı bir operasyona imza atıldı. 10 ton 100 kilogram uyuşturucu maddeyle bağlantısı tespit edilen suç şebekesine yönelik operasyonda, 7 milyar 657 milyon TL değerindeki mal varlığına el konuldu. Ne kirli paranız size kalkan olur ne de suçtan elde ettiğiniz servet sizi kurtarır. Bu milletin evlatlarının geleceğini zehirleyerek kurduğunuz saltanatı başınıza yıkacağız. Operasyonda emeği geçen kahraman Emniyet Teşkilatımızı, Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığımızı, İstanbul Emniyet Müdürlüğümüzü ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızı yürekten tebrik ediyorum. Suçun kökünü de kurutacağız, kirli paranın kaynağını da."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/uluslararasi-uyusturucu-s-454_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295290</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/discover/trojan-horse-scare-in-norway-295290</link>
      <pubDate>2026-10-13T10:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trojan Horse scare in Norway]]></title>
      <category><![CDATA[Discover]]></category>
      <description><![CDATA[Recordings show participants in exercise, their routes, codes entered to open military gates and doors ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trojan Horse scare in Norway]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Chinese-made rental cars used during a major Norwegian Armed Forces exercise in September recorded information about soldiers' movements and activities, Norwegian defense magazine Forsvarets Forum reported last week, citing business daily Dagens Næringsliv.</b></p><p>The vehicles were rented through Hertz Norway -- with ownership chain reportedly leading to Zhejiang Geely Holding Group -- and at least two were reportedly Deepal cars made by Chinese automaker Changan.</p><p>According to Lt. Fredrik Blanck, who participated in the exercise, the recordings showed soldiers getting in and out of the cars, their routes, whom they picked up, and how long they stayed at different locations. The vehicles also reportedly stored access codes entered to open military gates and doors.</p><p>Although the recordings were later deleted, it remains unclear whether the data was stored elsewhere.</p><p>The Norwegian Armed Forces has a rental-car agreement covering the period from June 2024 to May 2028.</p><p>Armed Forces press officer Aleksander Engborg Hage said the military was aware of the risks associated with electronics and vehicles but added that it had no general ban on cars made by manufacturers from specific countries.</p><p>There was no immediate reaction from China to the report.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/trojan-horse-scare-in-nor-855_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295289</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/mhp-genel-baskani-bahceli-terorsuz-turkiye-adimlari-en-kisa-zamanda-nihayete-erdirilecektir-295289</link>
      <pubDate>2026-10-13T13:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[MHP Genel Başkanı Bahçeli: 'Terörsüz Türkiye' adımları en kısa zamanda nihayete erdirilecektir]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[MHP Genel Başkanı Bahçeli, "'Terörsüz Türkiye' adımları ciddiyetle ve samimiyetle atılmaya devam edecek ve en kısa zamanda nihayete erdirilecektir." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[MHP Genel Başkanı Bahçeli: 'Terörsüz Türkiye' adımları en kısa zamanda nihayete erdirilecektir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup toplantısında, geçen hafta herkesi üzen kazalarını yaşandığını hatırlattı.</p><p>İstanbul'un Maltepe ilçesinde bir binanın kısmen çökmesi nedeniyle 5, Manisa'nın Akhisar ilçesindeki trafik kazasında 11, Kahramanmaraş'ta ise bir gencin hayatını kaybettiği, Kahramanmaraş milletvekili Zuhal Karakoç'un da bulunduğu 7 kişinin yaralandığı trafik kazalarını anımsatan Bahçeli, hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara şifalar diledi.</p><p>Bir önceki grup toplantısındaki "İdeolojik koordinatlarımız farklı olsa da politik merkezimiz Türkiye'dir" sözünü hatırlatan Bahçeli, Türk milletinin, sahip olduğu engin tarihi tecrübeye ve kültürel derinliğe, demokratik değerlerle teçhiz edilmiş evrensel kazanımları da eklemleyerek, yeniden büyük bir medeniyet yaratma imkan ve kabiliyetine sahip olduğunu söyledi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/videos/video-13102026b74bf15b.mp4" type="video/mp4"></video><p>Türk milletinin başlatacağı medeniyet yürüyüşünün, manevi iklimini Türk-İslam kaynaklarından, kültürel temellerini ise kadim değerlerden alacağının altını çizen Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" sürecine işaret etti.</p><p>"Terörsüz Türkiye"nin, birlikte ve dirlikte yaşama iradesi, gönül ve kültür coğrafyasıyla beraber insanlığa adaletli bir nizam vaaz eden, Türkiye merkezli yeni bir medeniyet inşasının şuuru olduğunu ifade eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Milletimizin özgün iradesiyle tesis edilmekte olan 'Terörsüz Türkiye' ve terörsüz bölge girişimi, Türkiye hasımlarını ve bölgede hakimiyet kurma heveslilerini endişeye sürüklerken tarihimizin her döneminde olduğu gibi Türkiye'yi zayıflatmaya dönük sistemli çabalar da devreye sokulmaktadır. Nasıl geçmişte kimi zaman ekonomik, kimi zaman siyasi ve sosyal kimi zaman da terör ve şiddeti esas alan yollarla milletimiz ayrıştırılmak, ekonomimiz istikrarsızlaştırılmak, devletimiz güçsüzleştirilmek istendiyse yakaladığımız huzur ve güven ortamını sabote etmek isteyenler yine devrededir. Peşinen söyleyelim: Türkiye yolundan, Türk milleti kararından geriye dönmeyecektir. 'Terörsüz Türkiye' adımları ciddiyetle ve samimiyetle atılmaya devam edecek ve en kısa zamanda nihayete erdirilecektir."</p><p>Terörsüz bölge yolunda önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde İsrail'in bölgeye dönük saldırganlıklarının ülkede yaklaşan seçimler de bahane edilerek devam ettiğini, kışkırtıcılık seviyesinin arttığını dile getiren Bahçeli, Mescid-i Aksa'ya yönelik provokasyonların "İsrail barbarlığının" geldiği seviyeyi gösterdiğini vurguladı.</p><p>Kutsal topraklara yönelik Husi saldırılarının bölgeyi istikrarsızlaştırma hedefinin aynı amaca hizmet eden farklı bir unsuru olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Söylemler farklı olsa da hizmet ettikleri şey farksızdır. MHP olarak ne ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'ya ne kıblemiz Kabe'ye ne de Hazreti Rasulullah'ın kutlu mabedine yönelik saldırılara göz yumamayız, sessiz kalmayız, tahammül göstermeyiz." diye konuştu.</p><p>Kutsal topraklara yönelik saldırılara hiçbir şekilde duyarsız kalınamayacağını belirten Bahçeli, bu yönde diplomasinin imkanları, yetmiyorsa caydırıcı güç kullanılması gerektiğine işaret etti. Bahçeli, "Mekke İttifakı kapsamında ülkemizin Suudi Arabistan'ın savunmasına mümkün olan her türlü askeri desteğin verilmesi, uluslararası hukuku da ihlal eden yaklaşımlara karşı hassasiyetle ve kararlılıkla mukabele edilmesine imkan sağlanmalıdır." ifadesini kullandı.</p><p>Suudi Arabistan'a yönelik artan Husi saldırılarının ağır sivil kayıplara yol açtığını vurgulayan Bahçeli, sivillere ve sivil altyapıya saldırmanın uluslararası hukuk ve insancıl hukuk açısından büyük bir suç teşkil ettiğinin açık olduğunu dile getirdi.</p><p>Yemen'den Suudi Arabistan'a yönelik saldırıların en sert şekilde kınanması gerektiğini kaydeden Bahçeli, yapılan saldırıları anımsattı.</p><p>Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:</p><p>"Bu menfur saldırılar, kuşkusuz bütün bölgenin huzur ve istikrarını hedef almaktadır. Yemen'de uzun yıllardır devam eden çatışmaların yeniden şiddetlenmesi, Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'nın güvenliğini tehlikeye atmakta, uluslararası ticaret, enerji arz güvenliği ve bölgesel ekonomik istikrar bakımından ciddi riskler doğurmaktadır. Orta Doğu'nun içinde bulunduğu bu zor dönemde, bölge ülkeleri arasındaki husumetleri derinleştirecek, yeni çatışma cepheleri açacak ve sivillerin hayatına mal olacak hiçbir eylem mazur görülemeyecektir. Hangi gerekçeyle gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin, sivilleri hedef alan saldırılar hiçbir surette meşru görülemeyecektir.</p><p>Suudi Arabistan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik tehditler karşısında Türkiye, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'ndan kaynaklanan taahhütlerine bağlı kalarak ve İslam aleminin mukaddes beldelerine ev sahipliği yapan bu müttefikimizle dayanışmasını kararlılıkla sürdürecektir. Ecdadımız yıllarca 'Hadimü'l-Haremeyn' ile şereflenmiştir. Fahrettin Paşa'nın dillere destan Medine Müdafaası bu şuurun yüksek iradesidir. Öyle ki Peygamber ocağında pişen kahraman Türk askeri, Mehmetçik unvanını bu topraklarda almıştır. Hamdolsun kutsal topraklarımıza dönük inancımız da imanımız da kararlılığımız da milletimizin kalbinde, devletimizin kurumsallığında ve kudretinde hiç eksilmemiştir ve diridir. Temennimiz, Husilerin saldırılarına derhal son vermesi, Yemen'de kalıcı bir siyasi çözümün tesis edilmesi ve bölgesel ihtilafların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesidir. Bölgedeki herkes itidal içerisinde hareket etmeli, aklıselimden şaşmamalıdır. Daha fazla Müslüman kanı akmamalı, tüm bölgemiz huzur ve güven ortamında yaşayabilmelidir."</p><p><strong>"ATİNA İÇİN CİDDİ BİR HATA OLACAKTIR"</strong></p><p>Mezhep farklılıklarını çatışmanın gerekçesi haline getiren, Müslüman toplumları birbirine düşüren ve bölgenin kaynaklarını savaşlarda tüketenlere, nifak tohumları ekenlere, kardeş kavgası çıksın diye Tel Aviv'de el ovuşturanlara karşı müşterek bir duruş sergilenmesini isteyen Bahçeli, "İslam dünyası bir ve bütün olmalı, kardeş kavgası derhal son bulmalı." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Parti olarak arzularının bölge ülkelerinin birbirlerinin güvenliğine katkı sunduğu, ihtilaflarını müzakereyle çözdüğü ve geleceklerini ortak iradeyle inşa ettiği, huzur ve barış içinde bir Orta Doğu ve İslam dünyası olduğunu söyleyen Bahçeli, böylesi bir Orta Doğu hayalinin önündeki en büyük engelin bölge ve insanlık için büyük tehdit olan siyonist soykırımcı İsrail olduğunu vurguladı.</p><p>Bahçeli, 27 Ekim'de seçime gidecek İsrail'de Netanyahu'nun izlediği soykırım politikasının Gazze'yi tükettiğini, yok edici çirkef adımların Batı Şeria'da da atıldığını, hatta Suriye topraklarının bütününde de yer yer sürdüğünü belirterek, "Yunanistan yönetiminin İsrail ile yakınlaşarak kendisini daha güçlü ve güvende hissedeceğini zannetmesi, Türkiye'nin deniz yetki alanlarındaki hak ve menfaatlerine dönük ihlallere dur dediğimizde İsrail'in kendisini koruyabileceğini umması tarihten ve günümüzden hiçbir ders almadığı anlamına gelecektir." dedi.</p><p>Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail arasında geliştirilmek istenen elektrik bağlantısı projesinin, deniz yetki alanlarına ilişkin ihtilafları yeniden gündeme taşıdığını hatırlatan Bahçeli, ABD Dışişleri Bakanının projeye desteğini açıklaması ve Atina'nın deniz tabanı araştırmalarını yeniden başlatma girişiminin, meselenin uluslararası boyutunu da ortaya koyduğunu bildirdi.</p><p>MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları kaydetti:</p><p>"Türkiye'nin güzergaha ilişkin önceden koordinasyon gerektiği yönündeki tutumu ortadayken, üçüncü ülkelerin desteğini almakla Ankara'nın itirazlarını aşabileceğini sanmak Atina için ciddi bir hata olacaktır. Yunanistan, bölgemizde kalıcı huzur ve barış istiyorsa, bunun yolunun komşularla dostane ilişkiler tesis etmekten geçtiğini unutmamalı. Yunanistan, Türkiye'nin haklarını ve Kıbrıs Türk Devleti'nin egemenliğini tanımadıkça, kimle ittifak kurarsa kursun, kiminle ne anlaşma imzalarsa imzalasın ve hangi silahları alırsa alsın kendisini güvende hissedemeyeceğini artık anlamalı.</p><p>Şayet Yunan hükümeti bizden korunmak için silahlanıyorsa, Türk barışına sığınmasını, bizleri korkutmak için silahlanıyorsa, hiçbir gücün bizi korkutamayacağını asla aklından çıkarmamasını kendilerine tavsiye ederiz. Bizim arzumuz ve tercihimiz, Yunan-Rum ekseninin gereksiz şovlardan ve husumetlerden uzaklaşması, diyalog ve diplomasiyle sorunları çözme iradesi sergilemesidir. Atina'daki acemi siyasetçiler, Türkiye'nin besleyeceği saygı ve dostluğun, İsrail'in satacağı silah ve mühimmattan daha güçlü olduğunu artık idrak etmeli.</p><p>Bahçeli, Türkiye'yi istikrarsızlaştırmaya, milleti kutuplaştırmaya ve birçok konuda umutsuzluğa sevk etmeye dönük girişimlerin eş zamanlı devam ettiğini belirtti.</p><p>Türkiye'nin kamuda, siyasette ve diğer birçok alanda arınma ve aklanma dönemine girdiğini anlatan Bahçeli, şunları kaydetti:</p><p>"Belediyelerde yaşanan yolsuzluk ve ahlaksızlıkların ülke düzeyinde yayıldığı bir dönemde siyaset adına bunların üstünün örtülmesine yahut olduğundan farklı gösterilmek suretiyle kamu malına zarar verenlerin, yetim hakkına el uzatanların masumlaştırılmasına fırsat verilmemelidir. Sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelerle birlikte veya futbolda, hakemlik camiasında yaşananlar da soruşturulmalı, Türkiye her bakımdan gayrı hukuki ve gayrı ahlaki unsurlardan ayıklanmalıdır. Hiçbir yolsuzluk ve usulsüzlük hukuk önünde koruma görmemelidir, nitekim görmemektedir. Fon soruşturması kapsamında devletimizin kurumları gerekli adımları atmakta, yargı süreci işlemekte, küçük yatırımcıyı korumaya dönük yasal süreçler de başlatılmış bulunmaktadır. Kurumlarımıza ve Türk adaletine güveniyor, adaletin doğru, aynı zamanda da hızlı tecelli etmesini milletimiz adına bekliyoruz."</p><p>Fon soruşturması sürecinde muhalefet tarafından "elmayla armutun" aynı kefeye konduğunu söyleyen Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>"Kamuoyunu yanıltmak, yönlendirmek ve tahrik etmek amacıyla organize suç şebekesi haline gelmiş, kamu malına el uzatmış, milletin üzerine çökmüş belediyelerdeki ahlaksızlar gürühunun eylemleri milletimizden saklanmaya, üstü örtülmeye çalışılmaktadır. Belediyelerdeki rüşvet ve yolsuzluk operasyonları karşında Fon, rövanşizmin politik anestezisi olarak siyasi kültürün damarlarına zerk edilmek istenmekte bu şekilde olayın mahiyetini anlamaktan ziyade Türk toplumunun hali pür melalini suni bir gündeme hapsetmek arzu edilmektedir.</p><p><b>"TÜRKİYE'NİN DİRLİK VE DÜZENİ HER ŞEYİN ÜSTÜNDE, HER TÜRLÜ SİYASİ MÜLAHAZANIN ÖNCELİĞİNDEDİR"</b></p><p>MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" sürecinin odağını kaybedeceği bir yöne sürüklenmesine izin verilmemesi gerektiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:</p><p>"Unutulmasın, kurumlara yönelik güvenin aşındırılması ve toplumsal fay hatlarının belirginleştirilmesi, Türkiye'nin demokratik, ekonomik ve güvenlik bağlamındaki kazanımları karşısında büyük bir bühtan, siyasetin sağlıklı işleyişi açısından ciddi riskler doğurabilecek büyük bir ihanet olacaktır. Böylesi bir atmosferin Türkiye'yi yalnızca siyasal ve toplumsal açıdan değil, ekonomik açıdan da olumsuz etkileyebileceği, yatırımcı algısından finansal istikrara, ülke risk priminden uluslararası itibarına kadar geniş bir alanda Türkiye'nin güvenilirliği üzerinde baskı oluşturabileceği açıktır. Türkiye'nin dirlik ve düzeni her şeyin üstünde, her türlü siyasi mülahazanın önceliğindedir."</p><p><b>"AVRUPA'NIN İKİYÜZLÜLÜĞÜNÜ BİR KEZ DAHA İFŞA ETMİŞTİR"</b></p><p>Fransa'daki öğrenci eylemlerine de değinen Bahçeli, bu eylemlerin Avrupa'nın toplumsal huzur ve istikrar bakımından karşı karşıya bulunduğu sorunları bir kez daha gözler önüne serdiğini söyledi.</p><p>Bahçeli, Fransa'da okulların fiziki şartlarının iyileştirilmesi, öğretmen açığının giderilmesi ve eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması talebiyle sokaklara inen gençleri işaret ederek, bu gençlerin esasen geleceklerinden kaygı duyduklarını ortaya koyduklarına dikkati çekti.</p><p>Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:</p><p>"Avrupa'nın artan ırkçılık ve yabancı düşmanlığı gibi ağır sorunlarla yüzleştiği bir dönemde, gençlerin kitlesel şekilde sokaklara inmesi toplumsal huzur ve dayanışma ikliminin giderek bozulacağına işaret etmektedir. Göstericilerin Bastil Meydanı'nda toplanması, Fransız Devrimi'ne yapılan bir gönderme olmaktan öte, olayların daha geniş kitleleri sokağa dökme potansiyeli taşıdığına işaret etmektedir. 1968 olaylarını ve 2018'deki Sarı Yeleklileri hatırlatan gösteriler, gerekçe gösterilen sorunların çözülememesi halinde, eylemlerin Fransa'dan başlayarak dalga dalga diğer Avrupa ülkelerine de yayılma potansiyeli taşımaktadır.</p><p>Diğer taraftan, gösterilere yönelik polis müdahalelerinde yaşanan ağır yaralanmalar ve binlerce kişinin gözaltına alınması, başka ülkelere demokrasi ve insan hakları konusunda ders vermeyi alışkanlık haline getirenlerin, aynı ilkeleri kendi vatandaşları söz konusu olduğunda nasıl görmezden gelebildiğini göstermiştir. Benzer durumlar Türkiye'de yaşansa 'insan hakları ve demokrasi' çağrısı yapacak Avrupalı liderlerin Fransa'daki şiddete ses çıkarmaması, Avrupa'nın ikiyüzlülüğünü bir kez daha ifşa etmiştir. Fransa ve muhtemelen başka ülkeleri de etkisi altına alacak olan bu gelişmeler, Avrupa'nın sosyal devlet anlayışından uzaklaştığını ve eğitim şartlarının giderek bozulduğunu göstermektedir."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/mhp-genel-baskani-bahceli-465_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295288</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/dolandirici-cetesinden-kostebek-kontrolu-icin-yalan-testi-295288</link>
      <pubDate>2026-10-13T10:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dolandırıcı çetesinden "köstebek kontrolü" için yalan testi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul merkezli yatırım dolandırıcılığı şebekesinin örgüt üyelerine ‘köstebek kontrolü' yapmak için yalan makinesine bağladığı görüntüler ortaya çıktı. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dolandırıcı çetesinden "köstebek kontrolü" için yalan testi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Siber Suçlarla Mücadele ekipleri, Beyoğlu ve Şişli'de uluslararası yatırım dolandırıcılığı yapan iki ayrı çağrı merkezine eş zamanlı operasyonda 95 şüpheli gözaltına alınmıştı. Soruşturmanın en dikkat çeken detayı şebekenin 'yalan makinesi' yöntemi oldu. Örgüt yöneticileri çağrı merkezinde çalışan örgüt üyelerine köstebek kontrolü için poligraf (yalan makinesi) testi uyguladığı belirtildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/1-13102026a9596158.jpg"/><p><b>"PARA ALDIN MI"</b></p><p>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Bilişim Suçlarla Mücadele ekipleri, örgütün yabancı çalışanları bağladığı yalan makinesi görüntülerine de ulaştı. Burada çalışanlara polise bilgi sızdırıp sızdırmadığı ve zimmete para geçirip geçirmediği yönünde sorular soruldu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/2-1310202683491f93.jpg"/><p><b>"BİLGİLERİ İFŞA ETTİNİZ Mİ"</b></p><p>O sorulardan bazıları şu şekilde verildi:</p><p>"Bu şirkette çalışırken şirketin veri tabanından gizli bilgi elde ettiniz mi?"</p><p>"Bu şirkette çalışma süreniz boyunca gizli bilgileri üçüncü şahıslara ifşa ettiniz mi? Aktardınız mı?"</p><p>"Bu şirketle ilgili bilgileri kolluk kuvvetlerine ilettiniz mi?"</p><p>"Gazetecilerle bağlantınız var mı?"</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/3-13102026fae28215.jpg"/><p><b>HER ÜLKEYE ÖZEL MASA</b></p><p>Örgütün yurtdışı hedeflere ulaşmak için çağrı merkezinde çalışan şüpheliler arasında Almanya, Kanada, İspanya, Portekiz ve Hollanda masası gibi masalara ayırdığı belirlendi. Bu masalarda çalışanların ise o ülke vatandaşı olduğu ve akıcı konuştuğu tespit edildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/1-13102026233c24c4.jpg"/><p><b>ÇALIŞANLARA TEK TEK SORDULAR</b></p><p>Görüntülerde, örgütte işe girişte ve ayrılmak istediklerinde çalışanların "yalan makinesi" olarak adlandırı-lan bir düzeneğe bağlanarak sorgulanması dikkat çekti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/gndem-131020268caafc4e.jpg"/><p><b>5 BİN DOLAR MAAŞ ÖDENMİŞ</b></p><p>Şebekenin yabancı örgüt üyelerini sosyal medya üzerinden verdikleri 'Bizimle çalışır mısınız?' mesajı ile buldukları belirlendi. Çağrı merkezinde telefonun ucundaki dolandırıcılara ise 3 bin ila 5 bin dolar arasında maaşlar ödendi. Çalışanlara ilk etapta turizm şirketinde çalışacakları söylenirken, şebekenin ağına düştüklerinde ise dolandırıcılık yaptırıldıkları belirtildi. Örgütün sisteminin ise yurtdışında zengin kişilere ulaşılıp önce panel üzerinden güvenini sağlamak, ardından önce kazandırıp sonra tüm parasını almak olduğu ifade edildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/13/dolandirici-cetesinden-ko-643_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>