<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278707</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/altin-fiyatlari-neden-yukselmiyor-1-yorum-var-278707</link>
      <pubDate>2026-06-08T16:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Altın fiyatları neden yükselmiyor? 1 yorum var]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Beykent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Volkan Öngel bugün 24 TV ekranında piyasaları yorumladı. Öngel, altın fiyatlarının seyrini belirleyen faktörleri de sıraladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Altın fiyatları neden yükselmiyor? 1 yorum var]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Prof. Dr. Volkan Öngel'in altın ve gümüş fiyatlarıyla ilgili değerlendirmeleri şöyle:</b></p><p>Altını çokça konuştuk geçen yıl. Bu yıl da sene başında çok daha fazla konuşuyorduk. Sonrasında tabii ki de altının ateşi biraz söndü. Yatırımcılara hep şunu söyledik. Dedik ki geçen seneki kazançları burada beklememek, öngörmemek lazım.  Çünkü geçen sene normalin dışında bir artışı görmüştük. Yani değerli metallerin her sene %70'ler, %80'ler, %100'ler kazandırması çok bilinen ve beklenen bir unsuru değil. </p><p>Bunları konuşurken ilk başta ne olarak konuşuyoruz? Sanki bir tasarruf unsuru olarak konuşuyoruz. Ama diğer taraftan altın belki biraz daha az olmakla birlikte gümüş ve diğer değerli metaller endüstriyel de bir girdi. Yani bunlar üretim içerisinde çokça kullanılıyor ve bunların artışları sadece finansal taraftaki dinamikleri değil, ekonominin üretimi ve diğer maliyetlerini de önemli şekilde etkiliyor. Bize buradan bir artış olarak belki dönse de diğer taraftan fiyat artışıyla birlikte bir maliyet ve enflasyon olarak da dönüyor.  </p><p>İşin içerisinde bir de savaş çıktı. Savaşla birlikte Fed faizi arttırma konusunda biraz daha yavaş ya da öyle gözüküyor. Ama mesela Avrupa Merkez Bankası çok daha fazla konuşulmaya başlandı. Ve çok ciddi de uyarılar geliyor. Yani 'faiz artışı yaparsa Avrupa Merkez Bankası; burada 2011'de yaptığı hatayı tekrarlar, bunu yapmamalı' şeklinde de uyarılar gelmeye başladığını da görüyoruz. Dolayısıyla faizin yükseleceği beklentisi söz konusu olduğu zaman o hepimizin bildiği, halk arasında kullandığı 'nakit kraldır'a geliyoruz. Ve nakit kraldır söz konusu olduğunda güvenli limandansa  likitte kalmayı yatırımcılar tercih ediyor diyebiliriz.  Bu da altın fiyatlarının tabii ki  gerilemesinin yegane sebebi gibi gözüküyor.  </p><p>Diğer taraftan özellikle küresel merkez bankalarının geçen yıl gördüğümüz 'o altın rezervlerini arttıralım' düşüncesi bu gerginlik ortamında da biraz ikinci planda kalmış gibi gözüküyor. İsrail, İran ve Amerika Birleşik Devletleri tarafında sular gerçekten durulmadan ıslak imzalar atılmadan altının çok fazla bir yükselişini görmeyeceğiz gibi gözüküyor.  </p><p>Yani tabii bir de şunu unutmamak lazım. Biz altına hep diyoruz ki 'güvenli liman'. O zaman bu güvenli limana bir günlük girip hemen iki gün sonra çıkmak gibi bir düşünceye de sahip olmamak lazım. Girip oraya uzun vadeli bir bir miktar fark etmek yeri olduğunu da kabul etmek lazım. </p><p><b>SAVAŞ ÇIKINCA ALTIN YÜKSELİR YORUMU NEDEN BU KEZ TUTMADI</b></p><p>Şimdi burada şu tersine dönmüş durumda. Savaş çıktığı zaman altının yükselmesiyle alakalı beklentimiz ya da gördüğümüz şey neydi? Burası güvenli bir liman, altından her zaman kazanç elde edebiliriz şeklinde bir düşünce vardı.  </p><p>Ama günümüzdeki finansal piyasalarda artık çok fazla alternatif enstrüman olduğunu görüyoruz. Altın, artık tek başına öyle 'gidelim, park edelim ve buradan büyük kazançlar elde edelim' noktası olmaktan bu sebeple uzaklaşıyor.  </p><p>Diğer unsurların getiri şansı arttıkça altın ikinci plana düşüyor.  </p><p>Bir de geçen senenin etkisini göz ardı etmemek lazım. Yani bu savaş başlarken altın ons başına 2500 dolarlar civarında olsaydı o zaman biz altının yükselen bir trendde olduğunu izleyebilirdik. Ama zaten çok değerli bir noktaya geldikten sonra hala yükselmesini beklediğimiz için orada biraz kafamız karıştı. Yani 5000 dolara ulaşmış bir ons da altından bahsediyorduk. Savaş çıkmasa dahi, hiçbir şey olmasa dahi altın o üzerindeki köpüğü atmak durumundaydı.  </p><p>Burada bir kar satışı dediğimiz noktanın gerçekleşmesi gerekiyordu. Ve biz bunun etkisinin savaşla birlikte üst üste bindiği bir senaryo izliyoruz.  </p><p><b>GÜMÜŞ </b></p><p>Elektrikli otomobil kullanımı ve bataryalarla birlikte bildiğimiz gümüş ihtiyacı, sanayide kullanımı, teknolojide kullanımı çok daha fazla artmış durumda. Ve bu artışla birlikte de talebi arttığı için daha fazla fiyatı yükselmiş ve oradaki parite gerçekten bozulmuş durumda. Mevcut yeni teknolojiler ve bunun dışında bugüne kadar hiç konuşmadığımız başka bir şey daha var. Nadir Toprak Elementli diye başka bir unsur konuşmaya başladık.  2-3 yıl önce hiç bilmediğimiz, konuşmadığımız, adını duymadığımız elementler yeni teknolojilerle birlikte artık kullanılır hale geldi. Uzay teknolojilerinde daha fazla kullanılır hale geldi. </p><p>Ve talebin çok yüksek artışı fiyatlarını da o bildiğimiz tarihsel dengeyi sarsacak şekilde yükseltiyor. Gümüşte de biraz bu yaşandı ama tabi şunu unutmamak lazım.  Buradaki pariteler zamanla değişse de belli noktalara oturan pariteler. Ne gibi işte mesela kolayca anlayacağımız şekilde dolar ve euro arasında bir parite biliyoruz. Bu tarihsel şekilde gidiyor geliyor ama bu pariteler 1.05'den 1.5'a hiçbir zaman yükselmedi şimdiye kadar. Çok çok üst düzey bir gelişmenin olması lazım.  Gümüş tarafında da gümüş altın fiyatında da hala böyle bir durum şu anda söz konusu. Çok yükseldi gümüş. Ama sonrasında o hızlı yükselişinden sonra ciddi bir geri çekilmesini de gördük. </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/altin-fiyatlari-neden-yuk-732_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278706</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/magazin/animasyon-film-severler-buraya-iste-devam-serileriyle-donmeye-hazirlanan-3-yapim-278706</link>
      <pubDate>2026-06-08T16:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Animasyon film severler buraya: İşte devam serileriyle dönmeye hazırlanan 3 yapım!]]></title>
      <category><![CDATA[Magazin]]></category>
      <description><![CDATA[Animasyon sineması beyaz perdede gişe rekoru kıran yapımlara imza atmaya devam ediyor. Bir dönemin en çok izlenen filmleri, devam serileriyle vizyonda olacak. İşte devam serileriyle dönmeye hazırlanan 3 yapım!]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Animasyon film severler buraya: İşte devam serileriyle dönmeye hazırlanan 3 yapım!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Animasyon sineması son dönemde yeni film projeleriyle gündemde. Sinema salonlarında gişe rekoru kıran filmlere, bir dönemin en çok izlenen yapımlarının devam serileri dahil olmaya hazırlanıyor. Peki, vizyona hangi filmler girecek?</p><p><b>Oyuncak Hikâyesi 5</b></p><p>Animasyon sinemasının en popüler yapımları arasında yer alan Oyuncak Hikayesi, serinin devam filmi olan Oyuncak Hikâyesi  5 ile vizyonda olacak. Film, 19 Haziran 2026'da seyirciyle buluşacak.</p><p><b>Shrek 5</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/shrek-080620268d7d9661.jpg"/><p>Oscar Ödülleri'nde En İyi Animasyon ödülünü de kazanan Shrek serisi, serinin 5. filmiyle 23 Aralık 2026'da vizyonda olacak.</p><p><b>Minyonlar 3</b></p><p>Oyuncak Hikâyesi gibi animasyon sinemasının bir diğer dikkat çeken yapımı olan Minyonlar, serinin 3. filmiyle geliyor. Film, 1 Temmuz 2026'da vizyona girecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/animasyon-film-severler-b-537_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278705</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/analiz/estetikte-tehlikeli-trend-artik-herkes-birbirine-benziyor-278705</link>
      <pubDate>2026-06-08T16:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Estetikte tehlikeli trend... Artık herkes birbirine benziyor]]></title>
      <category><![CDATA[Analiz]]></category>
      <description><![CDATA[Estetik uygulamalar son yıllarda giderek yaygınlaşırken, uzmanlar aşırı müdahalelerin yüzlerde benzer bir görünüm oluşturduğuna dikkat çekiyor. Peki estetikte doğal görünüm nasıl korunuyor, yeni yöntemler neler vadediyor? İşte detaylar… ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Estetikte tehlikeli trend... Artık herkes birbirine benziyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medyada yaygınlaşan güzellik trendleri, estetik uygulamalara yönelik talepleri de önemli ölçüde etkiliyor. Daha dolgun dudaklar, daha belirgin elmacık kemikleri, sivri çene hattı ve kusursuz görünen burunlar, özellikle genç yaş gruplarında giderek daha fazla talep görüyor.</p><p>Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dermatoloji Uzmanı Betül Kızılkan, günümüzde oluşan güzellik algısının büyük ölçüde sosyal medya kaynaklı olduğunu belirterek, hastaların en sık talep ettiği uygulamaların dolgu, botoks ve burun estetiğiyle ilgili işlemler olduğunu söyledi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/video1-08062026f0a5f729.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Kızılkan, "Dolgun dudaklar, sivri çene, belirgin elmacık kemikleri ve kırışıksız bir alın görünümü günümüzde sıkça talep ediliyor. Ancak biz medikal estetik uygulamalarda kişinin anatomik yapısını koruyarak daha sağlıklı ve daha dinamik bir görünüm elde etmeyi amaçlıyoruz" dedi.</p><p><b>AŞIRI UYGULAMALAR PİŞMANLIĞA YOL AÇABİLİYOR</b></p><p>Tekrarlanan dolgu ve botoks işlemlerinin bazı kişilerde doğal görünümün kaybolmasına neden olabileceğini vurgulayan Kızılkan, özellikle beden algı bozukluğu bulunan bireylerde aşırı uygulamalara yönelimin görülebildiğini ifade etti.</p><p>Botoks uygulamalarında kişinin ihtiyaçlarına göre hareket ettiklerini belirten Kızılkan, özellikle oyuncular gibi mimiklerini yoğun kullanan meslek gruplarında "baby botoks" veya "oyuncu botoksu" olarak adlandırılan düşük doz uygulamaların tercih edildiğini söyledi.</p><p>Dolgu işlemlerinde ise anatomik yapıya uygun ürünlerin doğru bölgelere ve yeterli miktarda uygulanmasının önemine dikkat çeken Kızılkan, uzman kişiler tarafından gerçekleştirilen işlemlerde istenmeyen sonuçlarla daha az karşılaşıldığını kaydetti.</p><p><b>UZMANDAN ERKEN YAŞTA ESTETİK UYARISI</b></p><p>Sosyal medyanın etkisiyle estetik ve kozmetik işlemlere yönelen yaş grubunun giderek düştüğünü belirten Kızılkan, reşit olmayan bireylere medikal estetik uygulama yapmadıklarını söyledi.</p><p>Her bireyin ihtiyaçlarının farklı olduğuna dikkat çeken Kızılkan, "18 yaşın altındaki kişilere herhangi bir medikal estetik işlem uygulamıyoruz. Ayrıca yalnızca yaş kriterine göre değil, kişinin ihtiyacına ve anatomik yapısına göre değerlendirme yapıyoruz" ifadelerini kullandı.</p><p><b>RETİNOL ÜRÜNLERİ KIRIŞIKLIKLARI AZALTABİLİYOR ANCAK MUCİZE DEĞİL</b></p><p>Son dönemde sosyal medyada sıkça gündeme gelen retinol ve retinal içerikli ürünlerin bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış içerikler olduğunu belirten Kızılkan, bu ürünlerin uygun dozlarda ve erken yaşlarda kullanıldığında kırışıklık oluşumunu azaltabildiğini söyledi.</p><p>Ancak sosyal medyada yayılan "retinol shot" ve benzeri uygulamaların bilinçsiz şekilde kullanılması halinde çeşitli yan etkiler ortaya çıkabileceğini vurgulayan Kızılkan, bu ürünlerin yalnızca belirli kırışıklık türlerinde etkili olduğunu ifade etti.</p><p>Mimik hareketlerine bağlı oluşan kırışıklıklarda halen en etkili yöntemin botoks olduğunu belirten Kızılkan, doğal görünümün korunmasının estetik uygulamalardaki en önemli hedeflerden biri olması gerektiğini sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/estetikte-tehlikeli-trend-267_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278704</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/orta-dogudaki-savas-abnin-enerji-faturasini-47-milyar-avro-yukseltti-278704</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Orta Doğu'daki savaş AB'nin enerji faturasını 47 milyar avro yükseltti]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü Eva Hrncirova, ABD/İsrail-İran Savaşı nedeniyle AB ülkelerinin son 100 günde enerji ürünleri ithalatına 47 milyar avro fazladan harcama yaptığını söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Orta Doğu'daki savaş AB'nin enerji faturasını 47 milyar avro yükseltti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü Eva Hrncirova, Brüksel'de düzenlenen basın toplantısında, Orta Doğu'da 100 günlük çatışmanın enerji alanına etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p><p>"Fosil yakıt ithalat faturamız son 100 günde 47 milyar avronun üzerinde arttı." diyen Hrncirova, alınan enerji miktarının aynı kalmasına rağmen yüksek bedel ödendiğini anlattı.</p><p>Hrncirova, Orta Doğu'da yaşananlara rağmen AB'nin enerji tedarikinde herhangi bir aksama yaşamadığını ve arz güvenliğinin sağlandığını ifade etti.</p><p>Enerji tedarikini çeşitlendirdiklerini, enerjide yenilenebilir kaynakların payını yükselttiklerini ve verimliliği artırdıklarını anlatan Hrncirova, "Elbette bir fiyat şoku yaşıyoruz. Bu bir sonuç." diye konuştu.</p><p>Hrncirova, enerji arzını sürekli olarak takip ettiklerini, üye ülkeler ve ilgili birimler arasında koordinasyonu artırdıklarını ve gerekirse daha fazla önlem almaya hazır olduklarını vurguladı.</p><p>Hürmüz'de çatışmaların uzaması durumunda gelecek haftalarda ve aylarda bazı zorluklarla karşılaşabileceklerini belirten Hrncirova, vatandaşlara ve şirketlere gerekli önlemler konusunda rehberlik sağladıklarını, ana görevleri olan koordinasyon rolünü yerine getirmeye devam ettiklerini ifade etti.</p><p>Hrncirova, AB petrol ve doğal gaz koordinasyon gruplarının yakında toplanarak durumu ve piyasaların tepkisini değerlendireceklerini sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/orta-dogudaki-savas-abnin-301_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278699</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/gunes-sisteminde-kayip-gezegenler-iddiasi-uranus-ve-neptunun-gecmisi-sasirtiyor-278699</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Güneş Sistemi'nde kayıp gezegenler iddiası! Uranüs ve Neptün'ün geçmişi şaşırtıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Güneş Sistemi'nin erken dönemine dair yapılan yeni bir araştırma, sistemde bir zamanlar Uranüs ve Neptün dışında iki buz devi gezegen daha bulunmuş olabileceğini gündeme getirdi. Johns Hopkins Üniversitesi öncülüğünde yürütülen bu çalışma, gezegenlerin geçmişte yaşadığı çalkantılı süreçlerin bugünkü düzene nasıl etki ettiğini sorguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Güneş Sistemi'nde kayıp gezegenler iddiası! Uranüs ve Neptün'ün geçmişi şaşırtıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güneş Sistemi'nin oluşumuyla ilgili uzun süredir devam eden tartışmalara yeni bir boyut eklendi. Johns Hopkins Üniversitesi'nden astrofizikçi Matthew Clement ve ekibi, Güneş Sistemi'nin erken döneminde Uranüs ve Neptün dışında iki buz devi gezegenin daha var olabileceğini öne süren Nice modeli üzerinde kapsamlı bir simülasyon gerçekleştirdi. Araştırma, bu gezegenlerin sistemden atılması sırasında yaşanan şiddetli dinamiklerin, Uranüs'ün uydularının günümüzdeki düzenini açıklamakta yetersiz kaldığını ortaya koydu. Bu bulgu, Güneş Sistemi'nin bugün sahip olduğu düzenin, geçmişte yaşanan karmaşık ve belirsiz evrimsel süreçlerin bir sonucu olabileceğine işaret etti.</p><h3>Johns Hopkins ekibinden Güneş Sistemi'nin dinamik geçmişine yeni bakış</h3><p>Matthew Clement liderliğindeki Johns Hopkins Üniversitesi araştırma ekibi, Güneş Sistemi'nin erken dönemine dair popüler Nice modeli üzerinde yeni bir analiz yaptı. Nice modeline göre, Güneş Sistemi'nin ilk zamanlarında Uranüs ve Neptün'e ek olarak iki buz devi gezegen daha bulunuyordu. Araştırmacılar, bu varsayımsal gezegenlerin sistemden atıldığı dönemi bilgisayar simülasyonlarıyla yeniden canlandırdı. Elde edilen sonuçlar, Uranüs'ün uydularının bu süreçte çarpışma, atılma ve yörünge bozulmaları gibi ciddi dengesizlikler yaşadığını gösterdi. Bilim insanları, Jüpiter'in uydularının ise bu tür zorlu koşullara karşı nispeten daha dayanıklı olduğunu tespit etti. Ancak, hem Uranüs hem de Jüpiter'in uydu sistemlerinin aynı anda bozulmadan günümüze ulaşmasının oldukça düşük bir ihtimal olduğu vurgulandı. Ekip, bu sonuçların Güneş Sistemi'nin mevcut düzenine ulaşmasında Nice modelinin gözden geçirilmesi gerektiğine işaret etti.</p><h3>Nice modeli tartışılıyor: Kayıp gezegenler ve Güneş Sistemi'nin evrimi</h3><p>Nice modelinin öne sürdüğü kayıp gezegenler teorisi, Güneş Sistemi'nin bugünkü düzenine ulaşmasında kritik bir rol oynuyor. Model, geçmişte altı dev gezegenin yerçekimsel etkileşimlerle karmaşık bir süreçten geçtiğini ve bu süreçte iki buz devinin sistemden atıldığını savunuyor. Ancak Clement ve ekibinin simülasyonları, bu senaryonun Uranüs'ün uydularının bugünkü düzeniyle çeliştiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, eğer Nice modeli doğruysa, ya Güneş Sistemi'nin son derece düşük ihtimalli bir evrimsel yol izlediğini ya da Uranüs'ün uydu sisteminin geçmişteki şiddetli çarpışmalar ve yerçekimi kaosu sonucu şekillendiğini belirtti. Üçüncü bir olasılık ise, Nice modelinin bazı önemli eksiklere sahip olması ve Güneş Sistemi'nin karmaşık geçmişini tam olarak açıklayamaması olarak öne çıktı. Bilim dünyasında tartışılan bu senaryolar, Güneş Sistemi'nin evrimine dair yeni soruları gündeme taşıdı.</p><h3>Uranüs'ün uydularında büyük dengesizlik: Simülasyonlar çarpıcı sonuçlar verdi</h3><p>Araştırma kapsamında gerçekleştirilen simülasyonlarda, Uranüs'ün uydularının kayıp gezegenlerin atılması sırasında ciddi dengesizlikler yaşadığı görüldü. Çoğu senaryoda, uydular çarpışma, sistemden kopma veya yörüngelerinde büyük değişiklikler yaşadı. Jüpiter'in uyduları ise bu dönemi daha az zarar görerek atlattı. Bilim insanları, hem Jüpiter'in hem de Uranüs'ün uydularının aynı dengesizlikten sağ çıkmasının son derece sıra dışı bir durum olduğunu belirtti. Bu bulgular, Güneş Sistemi'nin bugünkü düzeninin geçmişte yaşanan çok sayıda rastlantısal ve karmaşık olayın sonucu olabileceğini düşündürdü. Araştırmacılar, elde ettikleri verilerin, gezegenlerin ve uydularının evrimine dair mevcut modellerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu.</p><h3>Güneş Sistemi'nin geçmişiyle ilgili yeni sorular gündemde</h3><p>Johns Hopkins Üniversitesi ekibinin çalışması, Güneş Sistemi'nin geçmişine dair yeni tartışmalar başlattı. Nice modelinin eksiklikleri ve kayıp gezegenler teorisinin mevcut gözlemlerle tam olarak örtüşmemesi, bilim insanlarını daha fazla araştırmaya yönlendirdi. Özellikle Uranüs'ün uydularının geçmişte yaşadığı şiddetli olaylar, sistemin bugünkü istikrarlı yapısının tesadüfler ve karmaşık dinamikler sonucu oluştuğu fikrini güçlendirdi. Araştırmacılar, Güneş Sistemi'nin evrimine dair yeni simülasyonlar ve gözlemlerle bu gizemi çözmeyi hedefliyor. Gelecekte yapılacak çalışmaların, kayıp gezegenler ve Güneş Sistemi'nin dinamik tarihi hakkında daha fazla bilgi sunması bekleniyor.</p><p>Sonuç olarak, Güneş Sistemi'nin düzenli ve öngörülebilir yapısının, geçmişte yaşanan çalkantılı ve karmaşık süreçlerin bir ürünü olduğu görüşü güç kazandı. Johns Hopkins Üniversitesi'nin öncülüğünde yürütülen bu araştırma, kayıp gezegenler teorisinin ve Nice modelinin yeniden değerlendirilmesini gündeme getirdi. Bilim insanları, Güneş Sistemi'nin geçmişindeki bilinmezlikleri çözmek için çalışmalarını sürdürüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/gunes-sisteminde-kayip-ge-984_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278698</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/gidalardaki-gizli-tehlike-bu-4-belirtiyi-gorurseniz-atin-278698</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gıdalardaki gizli tehlike! Bu 4 belirtiyi görürseniz atın]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Avustralya'da her yıl 2,5 milyon ton gıda çöpe giderken, uzmanlar gıda güvenliği konusunda uyarıyor. Gıda israfının önlenmesi için dikkat edilmesi gereken belirtiler ve pratik öneriler, hem sağlığınızı hem de bütçenizi korumanıza yardımcı olabilir.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gıdalardaki gizli tehlike! Bu 4 belirtiyi görürseniz atın]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avustralya'da haneler, her yıl yaklaşık 2,5 milyon ton gıdayı çöpe atıyor. Artan yaşam maliyetleri ve ekonomik baskılar, birçok kişinin gıda güvenliği konusunda risk almasına ve israfı azaltmak için yeni yöntemler aramasına yol açtı. Uzmanlar, özellikle bazı belirgin belirtiler gösteren eski gıdaların tüketilmemesi gerektiğini vurguluyor. Görünür küf, sümüksü yapı, sıvı sızması ve ağır, ekşi kokular; gıdanın sağlığa zararlı hale geldiğinin en açık işaretleri arasında yer alıyor. Bu belirtilerden bir veya daha fazlası bulunan gıdaların tüketilmesi, karın ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi ciddi gıda zehirlenmelerine yol açabilir. Ancak, buruşukluk, kahverengileşme ve kuruluk gibi yaşlanma belirtileri çoğu zaman tehlikeli değildir ve gıdanın farklı şekillerde değerlendirilmesine olanak tanır.</p><h3>Uzmanlardan gıda israfını önlemek için 4 temel belirti uyarısı</h3><p>Avustralya'da yapılan araştırmalar, hanelerin satın aldıkları gıdanın yaklaşık %30'unu israf ettiğini gösteriyor. Bu oran, yılda 2,5 milyon ton gıdanın çöpe gitmesi anlamına geliyor. Artan fiyatlar ve ekonomik zorluklar, gıda israfının daha da acı verici bir hal almasına neden oldu. Uzmanlar, özellikle gıda güvenliği konusunda risk almadan israfı azaltmanın mümkün olduğunu belirtiyor. Gıdalarda dikkat edilmesi gereken dört ana belirti ise şöyle sıralanıyor: görünür küf, sümüksü veya kaygan yapı, sıvı sızması ve ağır, ekşi kokular. Eğer bu belirtilerden biri veya birkaçı gıdanızda mevcutsa, o ürünü tüketmekten kaçınmak gerekiyor. Bu şekilde, gıda zehirlenmesi riskinden korunmak mümkün oluyor. Ayrıca, yaşlanma belirtileri gösteren ancak bozulmamış gıdalar ise yaratıcı tariflerle değerlendirilebilir.</p><h3>Eski meyve ve sebzeler: Tüketim ve saklama konusunda kritik detaylar</h3><p>Meyveler ve sebzeler, gıda israfının en çok yaşandığı ürünler arasında yer alıyor. Kahverengi veya siyaha dönmüş muzlar, ilk bakışta cazip görünmese de, muz ekmeği, pankek veya smoothie gibi tariflerde rahatlıkla kullanılabiliyor. Ancak, olgunlaşmış muzlar etilen gazı yayarak diğer meyvelerin daha hızlı bozulmasına neden olabiliyor. Bu yüzden eski muzları taze meyvelerden uzak tutmak önemli. Elmalar ise bekledikçe buruşup su kaybedebiliyor; fakat haşlama, fırınlama veya rendeleme işlemlerinde rahatlıkla değerlendirilebiliyor. Limon ve portakal gibi narenciye meyvelerinin kabukları kuruyup sertleşse de, kabuklar reçel ve hamur işlerinde; meyve etleri ise içecek, sos ve marinelerde kullanılabiliyor. Büyük ve sert meyvelerde oluşan küf, geniş bir marjla kesilerek gıda kurtarılabiliyor. Ancak, yumuşak ve küçük meyvelerde küf tespit edilirse, ürünün tamamını atmak gerekiyor. Sebzelerde ise sarkık ya da buruşmuş olanlar genellikle sadece su kaybetmiş oluyor. Bu sebzeler fırınlanarak, ezilerek veya püre haline getirilerek farklı yemeklerde değerlendirilebiliyor. Yapraklı yeşillikler, buzlu suda bekletilerek tazelenebiliyor. Patates, havuç ve balkabağı gibi sert sebzelerde ezik veya hasarlı kısımlar kesilerek kullanılabiliyor. Fakat patateslerde geniş yeşillenme veya filizlenme varsa, bu kısımlar zararlı toksinler içerebileceği için dikkatli olunmalı. Mantarlar üzerinde görülen beyaz, tüylü tabaka genellikle zararsız miselyum olsa da, renkli ve parlak küf kümeleri oluşursa ürünün atılması tavsiye ediliyor.</p><h3>Küflü tahıllar ve süt ürünlerinde gıda güvenliği önlemleri</h3><p>Tahıllar ve süt ürünleri, gıda güvenliği açısından en hassas gruplardan biri. Ekmek, kek gibi gözenekli gıdalarda küf hızla yayılabiliyor. Bu nedenle küflü ekmeklerin tamamı atılmalı. Küfsüz bayat ekmekler ise kızartılarak, kruton ya da galeta unu yapılarak değerlendirilebiliyor. Ekmeklerin kuru ve hava alabilen ortamlarda saklanması, küf oluşumunu yavaşlatıyor. Pişmiş pirinç ve makarna gibi ürünler, uygun şekilde buzdolabında saklanırsa birkaç gün içinde tüketilebiliyor. Ancak oda sıcaklığında iki saatten fazla beklemiş artan yemekler, bakteri üremesi nedeniyle kesinlikle atılmalı. Süt ve süt ürünlerinde ise son kullanma tarihi geçmiş olanlar tüketilmemeli. Süt ürünlerini servis ederken temiz aletler kullanmak ve ürünleri hemen buzdolabına geri koymak, bozulmayı önlüyor. Yumuşak peynirlerde küf görülürse tüm ürün atılmalı, çünkü küf kökleri peynirin derinlerine kadar ulaşabiliyor. Sert peynirlerde ise küflü kısımlar geniş bir marjla kesilerek kalan kısım kullanılabiliyor. Peynirlerin mumlu ya da pişirme kağıdına sarılıp kapalı bir kapta saklanması, raf ömrünü uzatıyor.</p><h3>Gıda güvenliği kurallarıyla hem sağlığınızı hem bütçenizi koruyun</h3><p>Gıda israfı, ekonomik ve çevresel açıdan büyük bir sorun oluşturuyor. Avustralya'da her yıl milyonlarca ton gıdanın çöpe gitmesi, hem aile bütçelerini hem de doğal kaynakları olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, basit gıda güvenliği kurallarına uyarak ve biraz yaratıcılıkla, birçok gıdanın çöpe gitmesini engellemenin mümkün olduğunu belirtiyor. Gıdalarda küf, sümüksü yapı, sıvı sızması ve kötü kokular gibi bozulma belirtileri varsa, o ürünü tüketmemek gerekiyor. Ancak yaşlanma belirtileri gösteren, fakat bozulmamış gıdalar, farklı tariflerle mutfakta yeniden hayat bulabiliyor. Bu sayede hem israf azalıyor hem de bütçede tasarruf sağlanıyor. Sonuç olarak, gıda güvenliğine dikkat ederek ve israfı önleyici pratikleri uygulayarak, hem sağlığınızı koruyabilir hem de çevreye katkı sağlayabilirsiniz.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/gidalardaki-gizli-tehlike-755_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278697</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/istanbulda-turkiye-azerbaycan-gurcistan-toplantisi-disisleri-bakani-fidan-konusma-yapiyor-278697</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:18:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İran-İsrail savaşı... Bakan Fidan: Türkiye diplomatik çabaları desteklemeye devam edecektir]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran-İsrail savaşına ilişkin "Türkiye diplomatik çabaları desteklemeye devam edecektir." ifadelerini kullandı. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İran-İsrail savaşı... Bakan Fidan: Türkiye diplomatik çabaları desteklemeye devam edecektir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakan Fidan, Çırağan Sarayı'nda Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ve Gürcistan Dışişleri Bakanı Maka Botchorishvili ile yapılan 10. Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.</p><p>Fidan, "Bölgesel sahiplenme anlayışıyla tesis ettiğimiz üçlü mekanizmanın onuncu toplantısını da gerçekleştirmekteyiz. Toplantımız, üçlü mekanizmanın sonuç üreten ve bölgemizde güven tesis eden bir istişare zemini haline geldiğini bir kez daha göstermiştir. 14 yıla yakın bir süredir kesintisiz işleyen bu mekanizma, yıllar içerisinde ülkelerimize pek çok fayda sağlamıştır." dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/24tv-08062026e5bacff1.jpg"/><p>Siyasi diyaloğun güçlendirilmesinden ekonomik entegrasyona, ulaştırmadan enerji güvenliğine, ticaretten insani bağların kuvvetlendirilmesine kadar geniş yelpazede stratejik adımlar atılmasına bu platformun zemin teşkil ettiğini belirten Fidan, "Bu işbirliğine yüklediğimiz anlam üç ülkenin müşterek menfaatleriyle de sınırlı değil. Biz bu mekanizmayı aynı zamanda Güney Kafkasya'da barışın, istikrarın ve sürdürülebilir refahın teminatlarından biri olarak görüyoruz." ifadelerini kullandı.</p><p>Fidan, dünyanın farklı bölgelerinde jeopolitik kırılmaların aynı anda görüldüğü nadir dönemlerden birinin yaşandığına işaret ederek, ekonomik belirsizliklerin arttığını, enerji güvenliğinin her zamankinden hassas bir mesele haline geldiğini vurguladı.</p><p>Bakan Fidan, "Böyle bir dönemde bölgemizde tesis ettiğimiz huzur ve işbirliği ortamı hakiki bir stratejik değer ifade etmekte. Bu ortam Avrupa'dan Asya'ya uzanan geniş bir coğrafyada istikrara, bağlantısallığa, enerji arz güvenliğine ve ulusal ekonomilere güç katmaktadır. Özellikle ülkelerimizin arasındaki bağlantıların güçlendirilmesi bölgesel istikrara katkı sağlayacaktır. Stratejik ve jeopolitik bir öncelik olarak öne çıkmaktadır." ifadelerini kullandı.</p><p>Enerjinin bu anlamda bilhassa önem arz ettiğini söyleyen Fidan, şunları kaydetti:</p><p>"Enerjiye makul maliyette ve kesintisiz erişim bugün tüm dünya için hayati bir mesele haline gelmiştir. Birlikte hayata geçirmiş olduğumuz enerji altyapı projeleri sayesinde bu alanda yaşanan krizlerin bizlere etkisi asgari düzeyde kalmıştır. Bölgemizi küresel enerji dalgalanmaları karşısında daha dirençli hale getirdik. Bundan sonraki hedefimiz enerji, ulaştırma ve iletişim altyapılarında daha da bütünleşmiş bir bölge inşa etmektir. Bu bütünleşme Avrupa ile Asya arasında daha güvenli, daha hızlı ve daha öngörülebilir bir geçiş hattı oluşturulması bakımından da ayrıca stratejik önem taşımaktadır. Bu hedefin bugün ulaştığı en somut nokta orta koridorun güçlenen rolüdür."</p><p>Fidan, orta koridorun güçlü işbirliğinin stratejik omurgalarından biri haline geldiğinin altını çizerek, bu çerçevede, Bakü-Tiflis-Kars demir yolu hattının tam kapasiteye ulaşması vesilesiyle 2 Haziran'da, hattın Gürcistan kesiminde yapılan törenin önemli bir kilometre taşı olduğunu aktardı.</p><p>Bu stratejik hattan azami ölçüde istifade edilerek bölgeye daha fazla katma değer sağlanmasının hedeflendiğini dile getiren Fidan, görüşmede ayrıca, Güney Kafkasya'da istikrar, barış ve refahın tesisinin samimi ve yapıcı işbirliği temelinde şekillenmesi gerektiği yönündeki ortak anlaşın da bir kez daha teyit edildiğini söyledi.</p><p>Fidan, şöyle devam etti:</p><p>"Bölgemizin çatışmalar yerine kalkınma projeleriyle, ayrışma yerine ortak refah ve bağlantısallık projeleri ile anılmasını arzu ediyoruz ve bu yönde çalışıyoruz. Bu vizyonun bugün en umut verici karşılığını Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barış sürecinde görüyoruz. Tarafların ortaya koyduğu irade bölgemiz için somut bir fırsat penceresi açmıştır. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barış sürecini destekliyoruz. Azerbaycan'ın meşru kaygılarının giderilmesini ve barış anlaşmasının gecikmeksizin imzalanmasını da ayrıca temenni ediyoruz. Ermenistan ile yürüttüğümüz normalleşme süreci de Azerbaycan ile yürüttüğümüz yakın eş güdüm içerisinde aynı şekilde devam etmekte."</p><p>Son dört yılda önemli gelişmeler olduğunun altını çizen Fidan, "Bize göre Güney Kafkasya'nın önündeki esas fırsat ve hedef şudur, barışın zemini güçlendikçe bağlantısallık projeleri daha da güçlü neticelere ulaşacak. Bağlantısallık güçlendikçe de barışın toplumsal ve ekonomik temeli daha sağlam şekilde yerleşecektir. Tüm bölgenin ortak menfaatine hizmet edecek bu döngüyü pekiştirmek için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz." diye konuştu.</p><p>Fidan, Güney Kafkasya'da barışın tesisine yönelik bu olumlu tabloya rağmen çevredeki güvenlik ortamının ciddi riskler barındırmaya devam ettiğini belirterek, bu çerçevede toplantıda İran ile ABD arasında yürütülen barış görüşmelerinin ele alındığını söyledi.</p><p>Bölgeyi ve dünyayı felaketin eşiğine getiren bir savaşın geride bırakılmasının elzem olduğunu vurgulayan Fidan, kalıcı barışın sağlanması için bir yandan ABD ve İran'la temasların sürdürüldüğünü anlattı.</p><p>Fidan, bir yandan bölge ülkeleriyle yakın istişare halinde çalışıldığını aktararak, Türkiye'nin bu kritik dönemde diplomasi ve diyaloğu desteklemeyi sürdüreceğini belirtti.</p><p>Bakan Fidan, şunları kaydetti:</p><p>"Kuzeyimizde devam eden savaş bölgemizin güvenliğini doğrudan etkilemektedir. Rusya-Ukrayna savaşında barışa ulaşılmasını, bölgemizin istikrarı ve güvenliği için elzem görüyoruz. Bu diplomatik sürecin ve barışa dönük çabaların kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğine inanıyoruz. Muharebe sahasında ve diplomatik süreçte yaşanan mevcut çıkmazı hep beraber endişeyle takip ediyoruz. Tarafların bu çıkmazı kendi lehlerine çevirmek için attıkları adımlar, sahadaki gerilimi maalesef daha da artırmaktadır."</p><p>Karadeniz ve Azak Denizi'nde son dönemde meydana gelen saldırıların, bu tehlikenin ne kadar ciddi sonuçlar doğurabileceğini gösteren acı örnekler olduğunu dile getiren Fidan, bu vesileyle son vukuatta hayatını kaybedenler için Azerbaycan'a başsağlığı dileklerini iletti.</p><p>Fidan, "Bugün üç ülke olarak bölgemizin geleceğine dair ortak irademizi, karşılıklı güveni ve birlikte inşa ettiğimiz müşterek vizyonumuzu teyit ettik. Ülkelerimiz arasındaki işbirliği ne kadar güçlenirse, Güney Kafkasya da o ölçüde daha güvenli, daha müreffeh ve daha istikrarlı hale gelecektir." ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/istanbulda-turkiye-azerba-432_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278696</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/hava-kirliligi-alarmi-beyni-yaslanmadan-daha-hizli-yipratiyor-278696</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:16:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Hava kirliliği alarmı! Beyni yaşlanmadan daha hızlı yıpratıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[San Francisco'da yapılan araştırmada, egzoz gazlarından kaynaklanan PM2.5 hava kirliliğine uzun süre maruz kalan siyahi yetişkinlerin beyinlerinin, doğal yaşlanmadan daha hızlı yaşlandığı tespit edildi. Uzmanlar, özellikle otoyollara yakın yaşayan bireylerde demans riskinin arttığını vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Hava kirliliği alarmı! Beyni yaşlanmadan daha hızlı yıpratıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>San Francisco'da gerçekleştirilen bilimsel bir çalışma, hava kirliliğinin beyin sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne serdi. Araştırmada, egzoz gazları ve dumanlardan kaynaklanan PM2.5 adı verilen ince partiküllerin, kan dolaşımına geçerek beyne ulaştığı belirlendi. Özellikle uzun yıllar boyunca yüksek düzeyde PM2.5 kirliliğine maruz kalan 700'den fazla siyahi yetişkinin, semantik bellek testlerinde 10 yıllık doğal yaşlanmadan daha kötü sonuçlar aldığı ortaya çıktı. Semantik bellek, insanların nesneleri adlandırma, kelimelerin anlamlarını kavrama ve günlük yaşamda yön bulma gibi temel bilişsel işlevlerini içeriyor.</p><h3>Bilim insanları: 'Kirlilik maruziyeti arttıkça zarar büyüyor'</h3><p>Uzmanlar, PM2.5 kirliliğine maruz kalma süresi uzadıkça beyin fonksiyonlarındaki olumsuz etkilerin de arttığını belirtiyor. ABD'deki siyahi yetişkinler, demans riski açısından 1,5 ila 2 kat daha fazla risk taşıyor. Bu durumun, genellikle otoyollara yakın bölgelerde yaşamalarından kaynaklandığı ifade ediliyor. Araştırmacılar, yaşlanmanın aksine hava kirliliğinin çevresel standartların iyileştirilmesi ve HEPA filtrelerinin kullanılmasıyla azaltılabileceğine dikkat çekiyor.</p><h3>Hava kirliliği sadece akciğeri değil beyni de tehdit ediyor</h3><p>PM2.5 partikülleri, akciğerler dışında beynin konuşmayı anlama ve yön bulma yetilerini de olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, hava kirliliğinin yalnızca solunum yolları için değil, aynı zamanda bilişsel sağlık açısından da ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguluyor. Araştırmanın sonuçları, toplumun özellikle büyük şehirlerde, hava kalitesi konusunda daha bilinçli olmasının ve önleyici tedbirlerin hızla uygulanmasının önemini bir kez daha ortaya koydu.</p><p>Sonuç olarak, San Francisco'daki bu çalışma, hava kirliliğinin beyin sağlığı üzerindeki uzun vadeli ve geri dönüşü zor etkilerini gözler önüne seriyor. Uzmanlar, toplumun hava kalitesini korumak için acil adımlar atması gerektiği konusunda uyarıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/hava-kirliligi-alarmi-bey-129_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278695</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/afrika-ve-asyada-aslan-nufusu-tehlikede-son-100-yilda-buyuk-kayip-278695</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Afrika ve Asya'da aslan nüfusu tehlikede! Son 100 yılda büyük kayıp]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Aslan nüfusu, Afrika ve Asya'da son yüzyılda ciddi oranda azaldı. Uzmanlar, bazı bölgelerde aslanların yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu vurguluyor. Batı Afrika ve Hindistan'da yaşanan düşüş, koruma çalışmalarının önemini bir kez daha gündeme taşıdı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Afrika ve Asya'da aslan nüfusu tehlikede! Son 100 yılda büyük kayıp]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aslanlar, Afrika ve Asya'nın geniş coğrafyasında bir zamanlar on binlerce bireyden oluşan popülasyonlara sahipken, günümüzde bu sayı ciddi biçimde düştü. Son verilere göre, aslan nüfusu yaklaşık 20 bine geriledi. Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN), aslanı tehdit altında bir tür olarak tanımlıyor. Özellikle Batı ve Orta Afrika'da aslan sayısında son 20 yılda üçte iki oranında azalma kaydedildi. Bu bölgelerde aslanlar, yok olma riskiyle karşı karşıya bulunuyor.</p><h3>Batı Afrika'da aslanlar kritik eşikte</h3><p>Batı ve Orta Afrika'daki aslan popülasyonları, son yıllarda hızla azaldı. Nüfusun üçte ikisini kaybetmesi, bu bölgedeki ekosistemin dengesini de tehdit ediyor. Bölgede aslanların karşılaştığı en büyük tehlikeler arasında yaşam alanlarının daralması ve av kaynaklarının azalması yer alıyor. Uzmanlar, aslanların bu hızla azalmasının, ilerleyen yıllarda türün tamamen kaybolması riskini artırdığını belirtiyor.</p><h3>Hindistan ve Güney Afrika'da farklı tablo</h3><p>Hindistan'da aslan nüfusu, 1893'te yalnızca 18 bireyden 650'ye yükseldi. Ancak köpek vebası virüsü ve alan yetersizliği gibi yeni tehditler, bu artışı tehlikeye sokuyor. Doğu Afrika'da ise aslan sayısı, habitat kaybı ve çiftçilerle yaşanan çatışmalar nedeniyle üç nesilde yüzde 60 oranında düştü. Güney Afrika'da ise, parkların çevrelenmesi ve turizm sayesinde aslan nüfusu yüzde 12 arttı. Uzmanlar, aslanların korunması için yerel toplulukların desteğinin şart olduğunu vurguluyor. Etkili koruma önlemleri alınmadığı takdirde, aslanların geleceği tehlikede olmaya devam edecek.</p><p>Aslanların karşı karşıya olduğu tehditler, bölgesel farklılıklar gösteriyor. Uzmanlar, sürdürülebilir koruma stratejilerinin ve yerel halkın katılımının aslanların uzun vadeli hayatta kalmasında belirleyici olacağını ifade ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/afrika-ve-asyada-aslan-nu-747_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278694</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/sinek-kuslarindan-sasirtan-beslenme-teknigi-bilim-dunyasi-bu-kesfi-konusuyor-278694</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:13:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sinek kuşlarından şaşırtan beslenme tekniği! Bilim dünyası bu keşfi konuşuyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Sinek kuşları, Afrika ve Asya'da gözlemlenen yeni beslenme yöntemleriyle bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. Araştırmacılar, bu kuşların beslenme sırasında kullandığı sıra dışı dil yapısının daha önce hiçbir omurgalıda görülmediğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sinek kuşlarından şaşırtan beslenme tekniği! Bilim dünyası bu keşfi konuşuyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sinek kuşlarının beslenme alışkanlıkları üzerine yapılan son araştırmalar, bu canlıların nektarı tüketirken şimdiye kadar bilinmeyen bir mekanizma kullandığını ortaya koydu. Afrika ve Asya'da yaşayan sinek kuşları, çiçeklerden nektar almak için yalnızca uzun gagalarını kullanmakla kalmıyor, aynı zamanda dillerinin özel yapısıyla dikkat çekiyor. Bilim insanları, yüksek hızlı kameralar yardımıyla bu kuşların dillerinin iki uçlu ve esnek olduğunu, sıvı dolduktan sonra gagalarıyla dili sıkarak nektarı ağızlarına aktardıklarını belirledi. Bu hareketin bir saniye içinde defalarca tekrarlanması, beslenme sürecinin pasif kapiler etkiden çok daha karmaşık olduğunu gösteriyor.</p><h3>Biyologlar: 'Sinek kuşu dili omurgalılarda bir ilk'</h3><p>Araştırmacılar, sinek kuşlarının dillerinin tabanında açık bir oluk bulunduğunu, dilin uç kısmına doğru ise kapalı bir tüpe dönüştüğünü tespit etti. Gagada yer alan esnek flaplar sayesinde, kuşlar hava girişi olmadan emiş işlemini başarıyla gerçekleştiriyor. Yavaşlatılmış video analizlerinde, dilin etrafında küçük baloncuklar oluştuğu ve kuşların gagalarını hafif aralık bıraktığı gözlemlendi. Bilim insanları, bu benzersiz beslenme mekanizmasının daha önce hiçbir omurgalıda tanımlanmadığını ve sinek kuşlarının beslenme modellerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.</p><h3>Mühendisler sinek kuşu dilinden ilham alıyor</h3><p>Sinek kuşlarının bu sıra dışı beslenme yöntemi, sadece biyologların değil, mühendislerin de ilgisini çekti. Araştırmacılar, kuşların dillerinin çalışma prensibinden yola çıkarak yeni nesil mini pompalar tasarlamayı planlıyor. Ayrıca, iki akraba olmayan türün aynı beslenme sorununa farklı çözümler üretmesi, konverjan evrimin etkileyici bir örneği olarak değerlendiriliyor. Sinek kuşlarının bu özgün davranışı, doğadaki çeşitliliğin ve canlıların adaptasyon yeteneğinin bir kez daha altını çiziyor. Bilim dünyası, bu keşfin hem biyoloji hem de mühendislik alanında yeni ufuklar açacağına dikkat çekiyor.</p><p>Sonuç olarak, sinek kuşlarının keşfedilen bu yeni beslenme mekanizması, hem bilimsel araştırmalara hem de teknolojik gelişmelere ilham kaynağı olmayı sürdürüyor. Uzmanlar, bu tür doğal adaptasyonların gelecekte farklı alanlarda yenilikçi çözümler sunabileceğini düşünüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/sinek-kuslarindan-sasirta-611_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278693</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/t3-vakfinin-gencleri-bilime-dahil-eden-modeli-avrupada-odullendirildi-278693</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[T3 Vakfı'nın gençleri bilime dahil eden modeli Avrupa'da ödüllendirildi!]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[T3 Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Elvan Kuzucu Hıdır, ECSITE tarafından genç liderlere verilen prestijli “Bright Spark Award”ın sahibi oldu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[T3 Vakfı'nın gençleri bilime dahil eden modeli Avrupa'da ödüllendirildi!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>T3 Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı  Dr. Elvan Kuzucu Hıdır, Avrupa'nın en büyük bilim iletişimi ağı ECSITE  tarafından genç liderlere verilen prestijli "Bright Spark Award"ın sahibi oldu.  İsveç'te düzenlenen "2026 ECSITE Konferansı" kapsamında takdim edilen ödül,  milyonlarca genci teknoloji üretimi ve girişimcilik süreçlerine dahil eden T3  Vakfı ekosisteminin uluslararası ölçekte gördüğü takdirin önemli bir göstergesi  oldu.</b></p><p><b>AVRUPA'NIN  PARLAK KIVILCIMI TÜRKİYE'DEN: DR. ELVAN KUZUCU HIDIR'A PRESTİJLİ ÖDÜL!</b></p><p>Türkiye'nin gençleri teknoloji  üretimine dahil eden özgün modeli <b>Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı)</b>,  Avrupa'nın en büyük bilim iletişimi ağı tarafından ödüllendirildi. <b>T3 Vakfı  Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Elvan Kuzucu Hıdır</b>, Avrupa'nın en prestijli  bilim iletişimi ödüllerinden biri olarak kabul edilen <b>Bright Spark Award</b>  ödülünün sahibi oldu. Ödül, <b>Avrupa Bilim Merkezleri ve Müzeleri Ağı (ECSITE  - European Network of Science Centres and Museums)</b> tarafından İsveç'in  Göteborg kentinde düzenlenen <b>2026 ECSITE Konferansı</b> kapsamında  gerçekleştirilen <b>Mariano Gago Awards</b> töreninde takdim edildi.</p><p>Kuzucu Hıdır'ın Bright Spark  Award'a layık görülmesi, Türkiye'nin gençleri bilim ve teknoloji üretimine  yönlendiren yaklaşımının uluslararası alanda karşılık bulduğunu ortaya  koyarken, T3 Vakfı'nın geliştirdiği teknoloji ekosisteminin küresel ölçekte takdir  edildiğini bir kez daha gösterdi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/whatsappvideo2026060-08062026fcdca333.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>AVRUPA'NIN  EN BÜYÜK BİLİM İLETİŞİMİ AĞINDAN TÜRKİYE'YE ÖDÜL!</b></p><p>50'den fazla ülkeden 400'ün  üzerinde bilim merkezi, müze, araştırma kuruluşu ve bilim iletişimi kurumunu  bir araya getiren ECSITE, bilim iletişimi alanındaki en etkili uluslararası  ağlardan biri olarak kabul ediliyor.</p><p>Bu yıl 2-4 Haziran tarihleri  arasında İsveç'in Göteborg kentindeki Universeum ev sahipliğinde  gerçekleştirilen ECSITE Konferansı'na yaklaşık 900 bilim iletişimi  profesyoneli, müze yöneticisi, eğitimci ve sektör temsilcisi katıldı. Bilim  iletişimi alanının en önemli uluslararası buluşmalarından biri olarak  gösterilen konferansta, dünyanın farklı ülkelerinden bilim iletişimi alanında  fark oluşturan isimler ve kurumlar ödüllendirildi. <b>Türkiye bilim ekosistemini  temsilen ise T3 Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Elvan Kuzucu Hıdır konferansa  katılım sağladı.</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/whatsappimage2026060-08062026246c2b6a.jpg"/><p><b>MİLYONLARI  BİLİM ÜRETİMİNE DAHİL EDEN "T3 EKOSİSTEMİ" ULUSLARARASI TAKDİR GÖRDÜ!</b></p><p>TEKNOFEST, DENEYAP Teknoloji  Atölyeleri, Bilim Türkiye projeleri, girişimcilik programları ve insan kaynağı  geliştirme çalışmalarıyla gençleri teknoloji geliştiren bireyler haline  getirmeyi sürdüren T3 Vakfı, bilim iletişimini yalnızca anlatım odaklı değil;  katılım, üretim ve toplumsal dönüşüm perspektifiyle ele alan yaklaşımıyla yalnızca  Türkiye'de değil Avrupa'da öne çıkıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/whatsappimage2026060-080620260afc0d56.jpg"/><p><b>TEKNOFEST  MODELİ AVRUPA'DA TÜM DİKKATLERİ ÇEKTİ!</b></p><p>Dünyanın en büyük havacılık, uzay  ve teknoloji festivali TEKNOFEST; gençlere uygulamalı öğrenme imkanı sunan,  yenilikçi fikirleri destekleyen ve teknoloji üretimini teşvik eden çok katmanlı  bir insan kaynağı geliştirme modeli olarak dikkat çekiyor.</p><p>ECSITE tarafından verilen bu ödül  ise, gençleri teknoloji tüketicisinden teknoloji üreticisine dönüştüren Türkiye  modelinin uluslararası düzeyde karşılık bulduğunu ortaya koydu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/whatsappimage2026060-0806202679e6b0f3.jpg"/><p><b>TÜRKİYE'NİN  TEKNOLOJİ EKOSİSTEMİ ULUSLARARASI PLATFORMDA ANLATILDI</b></p><p>Ödül töreninin ardından Dr. Elvan  Kuzucu Hıdır, uluslararası katılımcılarla bir araya gelerek Türkiye'nin bilim  ve teknoloji ekosistemi, gençlik çalışmaları ve T3 Vakfı'nın teknoloji  geliştiren nesiller yetiştirmeye yönelik çalışmalarını paylaştı. Gerçekleştirilen  oturumda T3 Vakfı'nın gençleri teknoloji üretim ve girişimcilik süreçlerine  dahil eden çalışmaları uluslararası bilim iletişimi camiasının temsilcilerine  aktarıldı.</p><p>Elvan Kuzucu Hıdır, 2010 yılında Konya  Meram Fen Lisesi'nden mezun olduktan sonra Türkiye derecesiyle Bilkent  Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü'nü tam burslu olarak  kazandı. Lisans ve yüksek lisans eğitimlerini yüksek onur derecesiyle  tamamlayan Kuzucu Hıdır, doktorasını İstanbul Teknik Üniversitesi Elektronik ve  Haberleşme Mühendisliği Bölümünde yaptı. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/whatsappimage2026060-080620268fe8dbdd.jpg"/><p>  ASELSAN ve Tübitak gibi kurumların çeşitli araştırma projelerinde görev alan  Kuzucu Hıdır'ın IEEE'ye ait uluslararası akademik Q1 dergilerde ve  konferanslarda yayımlanmış bilimsel çalışmaları bulunmaktadır. Kuzucu Hıdır,  ayrıca IEEE Transactions on Wireless Communications, IEEE Network Magazine ve  IEEE Communications Letters gibi uluslararası yayınlarda hakemlik yapmıştır. Bilim,  teknoloji ve inovasyon alanlarında çeşitli görevler üstlenen Kuzucu Hıdır, 2023  yılından bu yana T3 Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürürken aynı  zamanda Türkiye Uzay Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapmaktadır.</p><p><b>www.t3vakfi.org</b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/t3-vakfinin-gencleri-bili-381_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278692</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/plastik-alarmi-buyuyor-polen-alerjisi-daha-da-siddetlenebilir-278692</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Plastik alarmı büyüyor! Polen alerjisi daha da şiddetlenebilir]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Viyana Tıp Üniversitesi'nin yürüttüğü araştırma, mikroplastik parçacıklarının farelerin akciğerlerinde birikerek alerjik reaksiyonları artırdığını ortaya koydu. Mikroplastik ve polen etkileşimi, bağışıklık sisteminde beklenenden daha güçlü bir iltihaplanmaya yol açtı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Plastik alarmı büyüyor! Polen alerjisi daha da şiddetlenebilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Viyana Tıp Üniversitesi'nde gerçekleştirilen son araştırma, mikroplastik parçacıklarının akciğerlerde birikerek polen alerjisini güçlendirdiğini gösterdi. Bilim insanları, PET ambalajlarından ve tekstil ürünlerinden kaynaklanan mikroplastiklerin farelerin solunum yollarına yerleştiğini ve iki hafta boyunca vücutta kaldığını tespit etti. Araştırma, mikroplastiklerin sadece pasif bir atık olmadığını, aynı zamanda akciğerlerde alerjik iltihaplanmayı tetiklediğini ortaya koydu.</p><h3>Viyana Tıp Üniversitesi: Mikroplastik, polenle birleşince etkisi artıyor</h3><p>Çalışmada, mikroplastik parçacıklarının farelerin akciğerlerinde lenfosit ve eozinofil gibi iltihap hücrelerinin artışına yol açtığı gözlendi. Özellikle PET parçacıkları ambrosia poleniyle birlikte uygulandığında, bağışıklık sistemi daha da güçlü bir tepki verdi. Bilim insanları, mikroplastik ve polenin bir arada bulunmasının, tek başına polene göre çok daha şiddetli bir iltihaplanmaya neden olduğunu vurguladı. Ayrıca mikroplastiklerin antikor üretimini ve bağışıklık yanıtını değiştirdiği de saptandı.</p><h3>Uzmanlar: Mikroplastik, insan sağlığı için ciddi bir uyarı sinyali</h3><p>Deneyler fareler üzerinde yapılmasına rağmen, araştırmacılar bu bulguların insan sağlığı açısından önemli bir uyarı taşıdığına dikkat çekiyor. Son yıllarda astım ve mevsimsel alerji vakalarında önemli bir artış yaşanırken, mikroplastiklerin insan kanında da sıkça tespit edilmesi endişeleri artırıyor. Bilim dünyası, mikroplastiklerin polenle birleşerek insanlarda da benzer etkiler gösterip göstermediğinin araştırılması gerektiğini belirtiyor. Araştırmacılar, nefes yoluyla alınan mikroplastiklerin vücutta pasif kalmadığını, aksine iltihaplanma süreçlerinde aktif rol oynadığını ifade ediyor.</p><p>Bu bulgular, mikroplastiklerin sadece çevre sorunu olmadığını, insan sağlığı üzerinde de ciddi etkiler doğurabileceğini gösteriyor. Uzmanlar, mikroplastik ve polen etkileşiminin insanlarda da benzer sonuçlar doğurup doğurmadığının bir an önce araştırılması gerektiğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/plastik-alarmi-buyuyor-po-668_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278691</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/2030da-yapay-zeka-veri-merkezlerinin-su-talebi-afrikayi-gececek-278691</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[2030'da yapay zeka veri merkezlerinin su talebi Afrika'yı geçecek]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Birleşmiş Milletler Üniversitesi'nin son raporunda, 2030 yılına kadar yapay zeka veri merkezlerinin su ihtiyacının Afrika ülkelerinin önüne geçeceği belirtildi. Raporda, sadece karbon ayak izi değil, su ve arazi kullanımı gibi diğer çevresel etkilerin de kamuoyuyla paylaşılması gerektiği vurgulandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[2030'da yapay zeka veri merkezlerinin su talebi Afrika'yı geçecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Üniversitesi'nin yayımladığı yeni rapor, 2030 yılına kadar yapay zeka merkezlerinin su ihtiyacının Afrika ülkelerinin toplamından fazla olacağını ortaya koydu. Raporda, yapay zeka için kurulan veri merkezlerinin yıllık 945 terawatt-saat elektrik harcayacağı, bu miktarın Pakistan, Bangladeş ve Nijerya'nın toplam enerji kullanımının neredeyse üç katına ulaştığı belirtildi. Bu ülkelerde 650 milyondan fazla insan yaşıyor. Araştırmada, yalnızca karbon ayak iziyle yapılan çevresel değerlendirmelerin yetersiz kaldığı, su ve arazi ayak izinin de mutlaka dikkate alınması gerektiği ifade edildi.</p><h3>Birleşmiş Milletler: 'Yapay zeka su ve arazi tüketimini artırıyor'</h3><p>Rapor, kömür yerine biyoyakıt kullanımının karbon emisyonunu yüzde 70 azaltmasına rağmen, su ayak izini 30 kat, arazi ayak izini ise 100 kat artırdığını vurguladı. Enerji tüketiminin büyük kısmı, yapay zeka modellerinin eğitilmesinden ziyade, günlük kullanım taleplerini karşılamak için harcanıyor. Örneğin, bir sohbet botuyla yapılan görüşmeler, basit bir metin sınıflandırmasına göre 200 kat daha fazla elektrik gerektiriyor. Görüntü oluşturma işlemleri ise bu oranın çok daha üstünde enerji harcıyor. Uzmanlar, yapay zekanın verimliliğindeki artışın, toplam enerji tüketimini de yükselttiğine dikkat çekiyor.</p><h3>ABD ve Çin'de yoğunlaşan veri merkezleri küresel atık sorununu büyütüyor</h3><p>Küresel hesaplama gücünün yüzde 90'ı ABD ve Çin'de toplanırken, 150'den fazla ülkenin kendi veri merkezi altyapısı bulunmuyor. Ancak bu ülkeler her yıl yaklaşık 2,5 milyon ton elektronik atıkla baş etmek zorunda kalıyor. Birleşmiş Milletler raporunda, yalnızca karbon ayak izi değil, su ve arazi ayak izinin de kamuya açık şekilde hesaplanması gerektiği belirtildi. Uzmanlar, yapay zekanın sürdürülebilirliğinin artık teknik bir sorun olmaktan çıkıp, yönetimsel ve toplumsal bir meseleye dönüştüğünü ifade ediyor.</p><p>Raporun sonuç bölümünde, yapay zeka merkezlerinin artan enerji ve su talebinin, sadece çevresel değil, sosyal ve ekonomik etkiler de yaratacağı uyarısı yapıldı. Yetkililere, sürdürülebilirlik kriterlerinin genişletilmesi ve şeffaf şekilde kamuoyuyla paylaşılması çağrısı yinelendi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/2030da-yapay-zeka-veri-me-642_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278690</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/diyetisyenlerden-mutluluk-icin-6-yiyecek-onerisi-278690</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:07:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Diyetisyenlerden mutluluk için 6 yiyecek önerisi]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Diyetisyen M. Ginzburg, Moskova'da verdiği röportajda, mutluluk hissini artıran ve genel sağlığı destekleyen 6 ana yiyecek kategorisini açıkladı. Meyvelerden kuruyemişlere, kakao ve tatlılara kadar birçok gıda, ruh halini olumlu etkiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Diyetisyenlerden mutluluk için 6 yiyecek önerisi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyetisyen M. Ginzburg, Moskova'da gerçekleştirdiği bir röportajda, insanların ruh halini ve genel sağlığını olumlu yönde etkileyen 6 temel yiyecek kategorisini detaylı şekilde değerlendirdi. Ginzburg'a göre, doğru beslenme alışkanlıkları yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik mutluluk üzerinde de doğrudan etkili. Uzman, özellikle mutluluk hissini artıran bu yiyeceklerin günlük beslenme planında yer almasının önemini vurguladı.</p><h3>Diyetisyen Ginzburg: "Meyveler ve kuruyemişler mutluluğu destekliyor"</h3><p>Meyveler, içerdiği vitamin ve mineraller sayesinde iltihaplanmayı azaltırken, damar sağlığını koruyor ve genel sağlık üzerinde olumlu bir rol oynuyor. Kuruyemişler ise omega-3 yağ asitleri bakımından zengin olduğu için kaygı ve stres düzeyini düşürüyor. Kuru meyvelerde bulunan flavonoidler ise vücudu serbest radikallerden koruyarak yorgunluk ve halsizliği azaltıyor. Ginzburg, meyve ve kuruyemiş tüketiminin ruh halini yükseltmede etkili olduğunu belirtiyor.</p><h3>Kakao, baharatlar ve tatlılar mutluluk hormonunu tetikliyor</h3><p>Kakao ve çeşitli baharatlar, kan dolaşımını hızlandırıyor ve beyin fonksiyonlarını destekliyor. Bu ürünler, dopamin adı verilen mutluluk hormonunun üretimine katkı sağlıyor. Tatlılar ise içerdiği tuz, şeker ve yağ sayesinde ruh halini kısa sürede yükseltiyor. Diyetisyen Ginzburg, bu yiyeceklerin dengeli tüketilmesi halinde hem sağlıklı hem de mutlu bir yaşam sürmenin mümkün olduğunu ifade ediyor.</p><p>Uzmanlar, doğru beslenme tercihlerinin hem bedensel hem de ruhsal sağlık için kritik olduğunu ve mutluluk veren yiyeceklerin günlük diyete dahil edilmesinin fayda sağladığını vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/diyetisyenlerden-mutluluk-938_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278689</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakanligi-ile-yesilaydan-bagimlilikla-mucadele-protokolu-278689</link>
      <pubDate>2026-06-08T15:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Yeşilaydan bağımlılıkla mücadele protokolü]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Yeşilay arasında bağımlılıklarla mücadele alanındaki işbirliğini güçlendirmek için protokol yapıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Yeşilaydan bağımlılıkla mücadele protokolü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Sepetçiler Kasrı'nda düzenlenen "Yeşilay ile İş Birliği Protokol İmza Töreni"nde yaptığı konuşmada, bağımlılıkla mücadelede aileyi merkeze alan, sosyal hizmetleri geliştiren ve sahadaki ihtiyaçlara daha hızlı cevap veren yeni bir çalışma dönemini başlattıklarını söyledi.</p><p>Bakan Göktaş, bağımlılık meselesinin sadece bireysel bir sağlık sorunu olarak görülmediğini, aile ilişkilerini, eğitim hayatını, çalışma düzenini, sosyal uyumu, güvenliği ve toplumsal refahı etkileyen çok boyutlu bir risk alanı olarak değerlendirildiğini belirtti.</p><p>Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ), bağımlılıkların önlenmesi ile tedavisinde kamu sağlığı odaklı, çok disiplinli ve kurumlar arası çalışmanın ne kadar önemli olduğunu vurguladığına dikkati çeken Göktaş, "Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin 'Bağımsız Gelecek, Sağlıklı Nesiller' vizyonu, bu mücadeleye güçlü bir ivme kazandırdı. Nitekim, Yeşilayın 2026'yı 'Bağımsızlık Yılı' ilan etmesi bu vizyonun sahada daha güçlü bir karşılık bulmasını sağladı." diye konuştu.</p><p>Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, bağımlılıkla mücadelenin insanı, aileyi ve toplumu birlikte koruyan güçlü bir devlet politikası haline getirildiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:</p><p>"Hiç şüphesiz, evlatlarımızı zararlı alışkanlıklardan korumayı ve ailelerimizin yanında durmayı milli bir sorumluluk olarak görüyoruz. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planımızla, bu milli sorumluluğu sahada karşılık bulan somut adımlara dönüştürüyoruz. 'Sosyal Uyum Süreci Danışmanlığı' modeliyle, 18 yaş üstü bağımlı bireylerin ailesiyle birlikte topluma güçlü şekilde katılmasını sağlıyoruz. Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitimleri'yle toplumun farklı kesimlerine bağımlılık konusunda farkındalık kazandırıyoruz. Bu eğitimlerle 81 ilimizde 2,5 milyondan fazla vatandaşımıza ulaştık. Dijital farkındalık atölyeleri, dijital detoks kampları ve rehber materyallerle ailelerin dijital riskleri erken fark etmelerini ve çocuklarını güvenle desteklemelerini sağlıyoruz."</p><p>Dijital çağın imkanlarının doğru kullanımının önemine işaret eden Göktaş, bu inançla 15 yaş altı kişilere yönelik sosyal medya düzenlemesini hayata geçirdiklerini, bu kapsamda, sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan yükümlülükler getirdiklerini kaydetti.</p><p>Bakan Göktaş, böylece evlatların zihin dünyasını tehdit eden algoritmaların önüne set çekeceklerini, çocukların filtre balonlarının içine hapsolmasına fırsat vermeyeceklerini bildirdi.</p><p>"Sosyal Risk Haritaları"yla bağımlılık riskini hane, mahalle ve ilçelerde "Aile Rehberi" ve "Çocuklar Güvende" sistemiyle takip ettiklerini dile getiren Göktaş, aynı zamanda bu haritalarda Yeşilayın mahalle bazlı veri paylaşımının olduğunu, Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulunun kararıyla ikisi yetişkin, biri çocuklarla ilgili hazırladıkları üç sosyal risk haritasını tamamladıklarını söyledi.</p><p>Batman'da pilot uygulama olarak başlattıkları Bağımlılıkla Mücadele Projesi kapsamında ekiplerin bugüne kadar 1092 haneye ziyarette bulunduğunu aktaran Göktaş, "Bağımlılık riski taşıyan bireylere ve ailelerine ulaştık. Bu süreçte gördük ki bağımlılık, sadece kişinin hayatını değil. Ailesini, sosyal çevresini, eğitimini, çalışma hayatını ve geleceğe dair umudunu da etkileyen ağır bir yük olarak karşımıza çıkıyor. Saha verilerimiz özellikle bağımlıların yüzde 98'nin 25-34 yaş aralığında genç yetişkin erkeklerde riskin yoğunlaştığını gösterdi." bilgisini paylaştı.</p><p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, madde kullanımına başlamada arkadaş çevresinin belirleyici etkisinin olduğunu vurguladı.</p><p>Bu çalışmada, her bir bireyin ihtiyacını ayrı ayrı değerlendirdiklerine dikkati çeken Göktaş, "Tedaviye ihtiyacı olan 246 vatandaşımızı sağlık sistemine yönlendirdik. İhtiyaç duyan ailelerimize sosyal yardım ulaştırdık. İş hayatına katılabilecek durumdaki vatandaşlarımızın istihdam edilmesini sağladık. Risk grubundaki 291 çocuk ve gencimiz için eğitim ve psikolojik destek süreçlerini başlattık. Bu pilot uygulamayı kademeli şekilde ülke genelinde yaygınlaştıracağız." dedi.</p><p>Bakan Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Bugün imzaladığımız protokolle, bağımlılıkla mücadelede daha güçlü, daha koordineli ve etkili bir dönemi başlatıyoruz. 'Bağımlılıktan Koruyan Aile' eğitimleriyle ebeveynlere erken belirtileri fark etme, doğru iletişim kurma ve çocuklarını risklerden koruma konusunda desteklerimizi yaygınlaştıracağız. Sosyal Risk Haritası çalışmalarımızla Yeşilayın saha deneyimini birlikte değerlendireceğiz. Afet sonrası süreçlerde de psikososyal destek, yas süreci ve bağımlılıkla baş etme konularında ortak projeler geliştireceğiz. Bu protokolle amacımız bağımlılık riski ortaya çıkmadan önleyici tedbirleri güçlendirmek."</p><p><strong>"BAĞIMLILIĞIN ETKİLERİ YALNIZCA BİREYLE SINIRLI KALMIYOR"</strong></p><p>Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç ise bağımlılıklarla mücadelede aileyi merkeze alan bir yaklaşım benimsediklerini anlattı.</p><p>Dünyada bağımlılıklarla mücadele çalışmalarının çoğunlukla birey odaklı yürütüldüğünü, kendilerinin ise bireyin yanında aileyi de sürecin merkezine alan bir model geliştirdiklerini dile getiren Dinç, "Bağımlılığın etkileri yalnızca bireyle sınırlı kalmıyor, aileyi ve toplumu da derinden etkiliyor. Özellikle pandemi sonrasında davranışsal bağımlılıklarda ciddi bir artış yaşanırken kumar ve sosyal medya bağımlılığı her yaş grubunu etkileyen önemli risk alanları haline geldi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızla imzaladığımız bu protokol sayesinde önleme, müdahale, rehabilitasyon ve sosyal uyum çalışmalarımızı daha güçlü bir zemine taşıyacağız. Risk altındaki bireylerin destek mekanizmalarına erişimini kolaylaştıracak, onları yalnız bırakmayacak ve yeniden topluma kazandırılmalarını destekleyeceğiz." ifadesini kullandı.</p><p>Dinç, bağımlılıklarla mücadelede çok daha güçlü ve kapsamlı bir dönemi birlikte inşa edeceklerini, bağımlılık endüstrileri ne kadar organize olursa olsun, insanı korumak için attıkları bu adımların karşılığını alacağına, bugün ektikleri tohumların yarın meyve vereceğine inandıklarını aktardı.</p><p><strong>PROTOKOLÜN KAPSAMI</strong></p><p>Bakanlık ve Yeşilay arasında yapılan protokolle bağımlı veya bağımlılık riski altındaki bireylerin ihtiyaç duydukları destek hizmetlerine erişimlerinin kolaylaştırılması amaçlanıyor.</p><p>Yeşilayın önleme, danışmanlık ve rehabilitasyon hizmetlerine yönlendirme süreçlerinin güçlendirilmesi hedeflenen protokolle aynı zamanda bireylerin rehabilitasyon sonrası sosyal uyum süreçlerinin desteklenmesi ve kurumlar arası koordinasyonun artırılması planlanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/aile-ve-sosyal-hizmetler--955_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278688</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/beyaz-sarayda-ufc-dovusune-acil-yargi-freni-278688</link>
      <pubDate>2026-06-08T14:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Beyaz Saray'da UFC dövüşüne acil yargı freni]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Beyaz Saray'da düzenlenmesi planlanan UFC dövüşü için Donald Trump ve Dana White'a açılan dava, etkinliğin yasal zemini ve mali çıkar iddialarıyla gündeme oturdu. Davacılar, ulusal sembollerin ticari amaçlarla kullanılmasına karşı çıkıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Beyaz Saray'da UFC dövüşüne acil yargı freni]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beyaz Saray'da 14 Haziran'da gerçekleşmesi planlanan UFC dövüşü, Başkan Donald Trump ve UFC Başkanı Dana White'ın karşı karşıya kaldığı dava ile tartışma yarattı. Virginia'da yaşayan iki kişi, ülkenin 250. bağımsızlık yıl dönümü kutlamaları kapsamında Beyaz Saray arazisinde organize edilen bu etkinliğin yasalara aykırı olduğunu iddia ederek mahkemeye başvurdu. Davacılar, dövüşün kongre onayı ve çevresel inceleme olmadan düzenlendiğini savunuyor. Ayrıca, etkinliğin Trump ve Dana White'a mali çıkar sağladığı ve ulusal sembollerin özel amaçlarla kullanıldığı öne sürülüyor.</p><h3>Kamu Dürüstlüğü Projesi'nden Trump ve White'a ağır suçlama</h3><p>Kamu Dürüstlüğü Projesi tarafından açılan davada, Beyaz Saray'ın tarihi ve sembolik değerinin ticari bir spor organizasyonuna tahsis edilmesi eleştirildi. Projenin kurucusu Brendan Ballou, etkinliği "Başkanı ve arkadaşlarını zenginleştirmek için derin bir şekilde yozlaşmış bir plan" olarak nitelendirdi. Dava dosyasında, UFC'nin VIP paketlerini 1 milyon ile 1.5 milyon dolar arasında sattığına dair raporlara yer verildi. Ayrıca, Trump'ın UFC'nin ana şirketinde 50 bin dolarlık hisse sahibi olduğuna dair iddialar da mahkemeye sunuldu. Ballou, bu tür etkinliklere izin verilmesinin, ulusal anıtların ticari marka fırsatlarına dönüşmesine yol açacağı uyarısında bulundu.</p><h3>Paul Romano'dan Lincoln Anıtı vurgusu ve tepkiler</h3><p>Davacılardan Vietnam Savaşı gazisi ve emekli Hava Kuvvetleri çavuşu Paul Romano, Beyaz Saray'da planlanan UFC dövüşüne sert tepki gösterdi. Romano, yaptığı açıklamada, Lincoln Anıtı'nın ABD için kutsal bir alan olduğunu ve buranın ticari amaçlarla kullanılmasının, ülkenin geçmişine ve askerlerinin onuruna saygısızlık anlamına geldiğini belirtti. Dava dilekçesinde, Beyaz Saray arazisinin "özel, kâr amacı güden bir spor etkinliği" için kullanılmasıyla Trump ve Dana White'ın mali kazanç elde ettiği savunuldu. Etkinliğin, Amerikan Bağımsızlığı'nın 250. yıl dönümü kutlaması olarak sunulmasına rağmen, asıl amacın UFC markasını ve Trump'ın 80. doğum gününü öne çıkarmak olduğu öne sürüldü.</p><p>Beyaz Saray Güney Bahçesi'nde inşa edilen dövüş kafesi ve "The Claw" adı verilen dev kemerli aydınlatma ızgarası, etkinliğin büyüklüğünü gözler önüne seriyor. UFC dövüşçülerinin tartımı ise etkinlikten bir gün önce Lincoln Anıtı'nda yapılacak. CNN, konuyla ilgili Beyaz Saray ve UFC yönetiminden açıklama talep etti ancak henüz yanıt alınamadı. Trump ise etkinliğin "dünyadaki en büyük gösteri" olacağını iddia etti.</p><p>14 Haziran'da düzenlenmesi beklenen Beyaz Saray UFC dövüşüne yönelik açılan dava, hem yasal sürecin hem de kamuoyunun ilgisini çekiyor. Etkinliğin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ve ulusal sembollerin ticari amaçlarla kullanımı konusunda alınacak karar, önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/beyaz-sarayda-ufc-dovusun-198_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278687</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/uzmanlardan-akilli-telefon-bagimliligina-karsi-3-etkili-oneri-278687</link>
      <pubDate>2026-06-08T14:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan akıllı telefon bağımlılığına karşı 3 etkili öneri]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'de yapılan araştırmalar, akıllı telefon kullanımının her geçen gün arttığını ve yetişkinlerin yarısından fazlasının bu alışkanlığı azaltmak istediğini gösteriyor. Uzmanlar, telefon bağımlılığının psikolojik etkilerine dikkat çekerek, cihaz kullanımını kontrol altına almak için uygulanabilir öneriler sunuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uzmanlardan akıllı telefon bağımlılığına karşı 3 etkili öneri]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan son anketler, akıllı telefon kullanımının toplum genelinde endişe verici boyutlara ulaştığını ortaya koyuyor. 2025 yılına yönelik YouGov araştırmasına göre, Amerikalıların büyük çoğunluğu günde beş saatten fazla ekran başında vakit geçiriyor. Akıllı telefonlar, birçok kişi için günün ilk ve son anında başvurulan bir araç haline geldi. Ancak, bu yoğun kullanım beraberinde psikolojik sorunları ve bağımlılık riskini de getiriyor. Uzmanlar, telefon kullanımını azaltmak isteyenler için pratik ve sürdürülebilir yöntemler öneriyor. Bu kapsamda, dikkat dağıtıcı unsurları ortadan kaldırmak, günlük aktiviteleri ekransız gerçekleştirmek ve hayatı daha anlamlı kılacak hobiler edinmek öne çıkıyor.</p><h3>Kasley Killam: 'Telefonu araç haline getirin, dikkat dağıtıcılıktan çıkarın'</h3><p>Sosyal sağlık alanında çalışan ve "Bağlantının Sanatı ve Bilimi" kitabının yazarı Kasley Killam, akıllı telefonların tasarım gereği kullanıcıları sürekli olarak meşgul ettiğini vurguluyor. Killam'a göre, telefonunuzu bir mesaj göndermek için elinize aldığınızda, kendinizi farkında olmadan sosyal medya uygulamalarında uzun süre vakit geçirirken bulmak oldukça kolay. Bu durum, kullanıcıların hayatın gerçek değerlerinden uzaklaşmasına ve yüz yüze ilişkilerin zayıflamasına yol açıyor. Killam, telefonun dikkat dağıtıcı etkisini azaltmak için sosyal medya ve e-posta gibi uygulamaları cihazdan silmeyi ve yalnızca bilgisayar üzerinden erişmeyi öneriyor. Böylece, telefon bir araç haline gelirken, ekranda geçirilen süre de doğal olarak azalıyor. Ayrıca Killam, telefonunuzu yalnızca belirli bir amaç için kullanmanın, cihazda geçirilen zamanı sınırlayacağını ve daha tatmin edici sosyal bağlantılar kurma fırsatları yaratacağını belirtiyor. Özellikle, boş zamanlarda sosyal medya yerine bir arkadaş veya aile üyesiyle iletişim kurmanın, ilişkilerin güçlenmesine katkı sağlayacağını ifade ediyor. Araştırmalar da, kısa ve samimi temasların uzun vadede ilişkileri canlı tuttuğunu gösteriyor. Killam'ın yaklaşımı, akıllı telefonun hayatımızdaki rolünü yeniden tanımlamaya çağırıyor.</p><h3>August Lamm: 'Telefonunuzu gözden geçirin, ekransız alternatifler bulun'</h3><p>Sanatçı, yazar ve müzisyen August Lamm, akıllı telefon bağımlılığını azaltmak için birçok farklı yöntem denediğini, ancak uzun vadeli çözümün alışkanlıkları kökten değiştirmekten geçtiğini söylüyor. Lamm, sosyal medya hesaplarına erişimi engelleyen uygulamalar kullandı, telefonunu evin farklı noktalarında sakladı ve çeşitli uygulamaları cihazından kaldırdı. Ancak, özellikle işinin sosyal medya ile iç içe olması nedeniyle bu çabalar kalıcı bir sonuç getirmedi. 2022 yılında sosyal medya hesaplarına erişimi aniden kesilince, akıllı telefon kullanımının zihinsel sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini daha net fark etti. Bu deneyim, Lamm'ı flip telefon kullanmaya ve anti-teknoloji yaklaşımını benimsemeye yönlendirdi. Lamm, telefon bağımlılığıyla mücadele etmek isteyenlere, cihazı hangi amaçlarla kullandıklarını günlük olarak not almalarını ve bu aktivitelerin ne kadarının ekransız yapılabileceğini değerlendirmelerini öneriyor. Örneğin, fotoğraf çekmek için telefon yerine bir kamera kullanmak, dijital bağımlılığı azaltmanın pratik yollarından biri olarak öne çıkıyor. Lamm'ın Ekim ayında yayımlanacak olan "Akıllı Telefona İhtiyacınız Yok: Telefonunuzu Düşürmenin ve Hayatınızı Yükseltmenin Pratik Rehberi" adlı kitabı, bu süreçte edindiği deneyimleri ve önerileri derliyor. Lamm'ın yaklaşımı, akıllı telefonun hayatımızdaki vazgeçilmezliğini sorgulamaya ve alternatif çözümler üretmeye davet ediyor.</p><h3>Nicholas Kardaras: 'Dijital oruç ile kaygıyı azaltın, hayatınıza anlam katın'</h3><p>Psikolog ve teknoloji bağımlılığı uzmanı Nicholas Kardaras, akıllı telefon kullanımındaki artışın arkasında çoğu zaman hayat memnuniyetsizliği ve güçsüzlük hissinin yattığını belirtiyor. Kardaras, insanların dijital kaçışa yönelmelerinin temelinde, gerçek hayatlarında eksik buldukları neşe, tutku ve anlam arayışının bulunduğunu ifade ediyor. Sürekli ekran başında olmak, özellikle sosyal medya ve haber akışına erişim, sinir sistemini sürekli alarmda tutarak kaygı seviyelerini yükseltiyor. Kardaras, bu döngüyü kırmak için haftada bir gün dijital oruç tutmayı, yani cihazlardan tamamen uzak durmayı öneriyor. Bu süreçte, yürüyüş yapmak, doğada vakit geçirmek veya sevdiklerle yüz yüze iletişim kurmak, akıllı telefonun sağladığı dopamin etkisinin yerine daha kalıcı ve tatmin edici bir mutluluk sunuyor. Kardaras, bu yöntemi "dopamin yerine koyma terapisi" olarak adlandırıyor ve telefon kullanımını azaltmanın, hayata yeni anlamlar ve hobiler ekleyerek mümkün olabileceğini vurguluyor. Ona göre, telefon alışkanlığını küçültmek isteyenler, öncelikle hayatlarını büyütmeye odaklanmalı. Kardaras'ın önerileri, akıllı telefon bağımlılığının psikolojik kökenine inerek, kalıcı ve sağlıklı alışkanlıklar geliştirmeyi hedefliyor.</p><h3>Akıllı telefon kullanımında artış ve psikolojik etkiler</h3><p>Amerika'da yapılan araştırmalar, akıllı telefon kullanım süresinin her geçen yıl arttığını ve bu durumun bireylerin psikolojik sağlığını olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor. 2025 yılı için öngörülen veriler, Amerikalı yetişkinlerin önemli bir kısmının günde beş saatten fazla ekran başında olduğunu gösteriyor. Bu yüksek oran, yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal sağlık açısından da riskler barındırıyor. Uzmanlar, akıllı telefonun yatmadan önce ve uyanır uyanmaz ilk başvurulan araç haline gelmesinin, uyku düzenini bozduğunu ve kaygı düzeyini artırdığını belirtiyor. Ayrıca, telefon bağımlılığı, sosyal ilişkilerin zayıflamasına ve bireylerin gerçek dünyadan kopmasına yol açabiliyor. Bu nedenle, ekran süresini bilinçli şekilde yönetmek ve cihaz kullanımını kontrol altına almak, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde önem taşıyor. Uzmanlar, teknolojiyi bilinçli kullanmanın, psikolojik dengeyi korumada temel bir rol oynadığını vurguluyor.</p><h3>Telefon bağımlılığıyla mücadelede bireysel adımlar</h3><p>Akıllı telefon bağımlılığını azaltmak isteyenler için önerilen üç temel yaklaşım, cihazın dikkat dağıtıcı etkisini sınırlamak, günlük aktiviteleri ekransız gerçekleştirmek ve hayatı daha anlamlı kılacak hobiler edinmekten oluşuyor. Bu yöntemler, yalnızca ekran süresini kısaltmakla kalmıyor, aynı zamanda sosyal ilişkileri güçlendiriyor ve psikolojik iyilik halini destekliyor. Uzmanlar, akıllı telefonun hayatımızdaki rolünü yeniden değerlendirmeye ve teknolojiyi daha verimli şekilde kullanmaya davet ediyor. Kendi alışkanlıklarınıza eleştirel bir gözle bakmak, dijital detoks uygulamaları denemek ve haftalık dijital oruç günleri belirlemek, bağımlılık döngüsünü kırma yolunda etkili adımlar arasında yer alıyor. Sonuç olarak, akıllı telefon kullanımını kontrol altına almak, bireylerin hem ruhsal hem de sosyal yaşamlarını olumlu yönde etkiliyor. Uzmanlar, teknolojinin sunduğu imkanlardan faydalanırken, gerçek dünyada anlamlı bağlantılar kurmanın önemini bir kez daha hatırlatıyor.</p><p>Akıllı telefon bağımlılığı, modern yaşamın en yaygın sorunlarından biri haline geldi. Uzmanların sunduğu öneriler, bu alışkanlığı kontrol altına almak ve teknolojiyi daha bilinçli kullanmak isteyenler için yol gösterici nitelik taşıyor. Telefon kullanımını azaltmak, yalnızca ekran süresini kısaltmakla kalmıyor; aynı zamanda bireylerin hayatlarına daha fazla anlam, neşe ve tatmin katıyor. Gerçek dünyada kurulan ilişkiler ve hobiler, dijital dünyanın sunduğu geçici tatminin ötesinde, kalıcı ve sağlıklı bir yaşamın anahtarı olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/uzmanlardan-akilli-telefo-485_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278686</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kuresel-buz-erimesi-dunyanin-donusunu-tehdit-ediyor-278686</link>
      <pubDate>2026-06-08T14:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Küresel buz erimesi Dünya'nın dönüşünü tehdit ediyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ETH Zürih ve Viyana Üniversitesi'nin ortak araştırması, Dünya'nın dönüş hızında 3.6 milyon yıldır görülmeyen bir değişim yaşandığını ortaya koydu. Bilim insanları, buz erimesi ve yeraltı suyu kullanımı nedeniyle günlerin uzadığını, bunun GPS sistemlerinin hassasiyetini riske attığını vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Küresel buz erimesi Dünya'nın dönüşünü tehdit ediyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ETH Zürih ve Viyana Üniversitesi'nden bilim insanlarının yürüttüğü son araştırma, Dünya'nın dönüş hızının insan faaliyetleri nedeniyle son 3.6 milyon yılda görülmemiş bir biçimde değiştiğini gözler önüne serdi. Araştırmacılar, özellikle kutup bölgelerinde yaşanan buz erimesi ve tarımsal amaçlarla yapılan yeraltı suyu çekiminin, gezegenin dönüşünü yavaşlattığını ve günlerin uzunluğunda artışa yol açtığını belirtti. Bu değişimin, GPS sistemlerinin hassasiyetini ve uzay aracı navigasyonunu doğrudan etkilediği açıklandı. Journal of Geophysical Research: Solid Earth dergisinde Mart 2026'da yayımlanan bulgular, iklim değişikliğinin ve insan etkisinin Dünya'nın temel fiziksel parametrelerinde radikal bir değişime neden olduğunu net bir şekilde ortaya koydu.</p><h3>ETH Zürih ve Viyana Üniversitesi: Dönüş hızında rekor yavaşlama tespit edildi</h3><p>Araştırmada anahtar kelime olarak öne çıkan "dünya dönüş hızı", gezegenin gün uzunluğundaki değişimiyle doğrudan bağlantılı. Bilim insanları, günlerin yüzyılda 1.33 milisaniye uzadığını ve bu hızın jeolojik kayıtlarda eşi benzeri görülmediğini belirtti. Bu oran, Geç Pliyosen döneminden bu yana kaydedilen en yüksek değer olarak kayıtlara geçti. Çalışmada, özellikle Grönland ve Antarktika'daki buzulların hızla erimesiyle okyanuslara yayılan kütlenin, Dünya'nın atalet momentini artırdığı ve dönüşünü yavaşlattığı vurgulandı. Buz erimesiyle okyanuslara taşınan suyun ekvatora doğru hareketi, gezegenin dönüş hızında azalmaya ve günlerin uzamasına neden oluyor. Bu süreç, bir figür patencisinin kollarını açarak dönüşünü yavaşlatmasına benzetildi. Araştırmacılar, bentik foraminiferlerin fosil kabuklarından elde edilen verilerle, milyonlarca yıl geriye giderek bu değişimi analiz etti. Liouville denklemleri ve PIDM (Fizik Bilgili Difüzyon Modeli) adı verilen yeni bir derin öğrenme yaklaşımıyla, deniz seviyesi değişimlerinin gün uzunluğuna etkisi matematiksel olarak hesaplandı. Elde edilen sonuçlar, gün uzunluğundaki artışın insan kaynaklı iklim değişikliğiyle doğrudan ilişkili olduğunu gösterdi. Soja, "Bu hızlı gün uzunluğu artışı, modern iklim değişikliğinin Geç Pliyosen'den bu yana eşi benzeri görülmemiş bir hızda olduğunu ortaya koyuyor" diyerek insan etkisinin büyüklüğüne dikkat çekti.</p><h3>Yeraltı suyu kullanımı ve buz erimesi: GPS ve uzay teknolojileri tehlikede</h3><p>Bilim insanlarının ortaya koyduğu bir diğer kritik bulgu, yeraltı suyu çekiminin Dünya'nın dönüş kutbunu doğuya kaydırması oldu. Seul Ulusal Üniversitesi tarafından yürütülen 2023 tarihli ayrı bir çalışma, 1993-2010 yılları arasında tarımsal yeraltı suyu kullanımının dönüş kutbunu yaklaşık 80 santimetre doğuya kaydırdığını gösterdi. Bu kayma, gezegenin kütle dağılımında önemli bir değişikliğe yol açtı ve GPS sistemlerinin hassasiyetini doğrudan etkiledi. NASA'nın GRACE uydularından elde edilen verilerle yapılan analizlerde, yeraltı suyu azalışının kutup kaymasında iklimle ilgili en büyük etken olduğu kanıtlandı. Kiani Shahvandi ve Ki-Weon Seo, bu değişimin büyüklüğünü bir büyüklük-9.0 depreminin gezegen ölçeğindeki kuvvet yeniden düzenlemesine benzetti. GPS ve diğer küresel navigasyon sistemleri, Dünya'nın dönüş hızındaki küçük değişikliklerden bile doğrudan etkileniyor. UT1 (Evrensel Zaman 1) ile atomik saat arasındaki uyumun bozulması, konum doğruluğunda milimetrik hatalara yol açıyor. Uzay araçları için ise bu sapma, gezegenler arası mesafelerde yüzlerce metreye kadar büyüyebiliyor. Uluslararası Dünya Dönüşü ve Referans Sistemleri Servisi (IERS), bu değişimleri günlük olarak izleyip düzeltmeler sağlasa da, iklim değişikliğinin getirdiği öngörülemezlik mühendislik açısından yeni zorluklar yaratıyor. 2026'da yayımlanan araştırma, buz erimesinin ve yeraltı suyu kaybının, artık saniye uygulamalarında da değişikliklere yol açtığını ve zaman tutma sistemlerinde köklü güncellemeler gerektirebileceğini ortaya koydu.</p><h3>Bilim insanları: Yüksek emisyon senaryosu dönüş hızını daha da yavaşlatacak</h3><p>ETH Zürih ve Viyana Üniversitesi'nin çalışmasında geleceğe yönelik projeksiyonlar da yer aldı. Araştırmacılar, yüksek emisyon senaryolarında &#8212; yani fosil yakıt kullanımının sürdüğü ve küresel sıcaklıkların 3°C ile 5°C arasında arttığı durumlarda &#8212; gün uzunluğundaki değişimin 2080 yılına kadar 2.62 milisaniye/yüzyıl seviyesine çıkabileceğini belirledi. Bu oran, Ay'ın gelgit etkisinin Dünya'nın dönüşündeki rolünü ilk kez geride bırakacak. Düşük emisyonlu ve yüksek azaltım politikalarının izlenmesi halinde ise gün uzunluğundaki artış bugünkü seviyelere yakın kalıyor. Bu veriler, insanlığın iklim politikalarının gezegenin temel fiziksel parametrelerini nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor. Araştırmacılar, yeraltı suyu azalması ve iklim değişikliğinin yol açtığı kütle yeniden dağılımı gibi faktörlerin, Dünya'nın dönüş hızında gelecekte daha da büyük değişimlere yol açabileceği uyarısında bulundu. Soja, "İnsan etkisi Dünya sisteminde o kadar derinleşti ki, artık gezegenin dönüşünü değiştirmeye başladık" diyerek, mevcut eğilimin ciddiyetine dikkat çekti. Bilim insanları, bu gelişmelerin GPS ve diğer uzay teknolojilerinde sürekli güncellemeler ve yeni mühendislik çözümleri gerektireceğini belirtti. Jeofizikçiler, zaman tutma topluluğunun ve uzay ajanslarının, artan öngörülemezliğe karşı daha esnek ve hassas sistemler geliştirmesi gerektiğini vurguladı.</p><h3>GPS hassasiyeti ve uzay teknolojileri: Artan riskler ve yeni önlemler</h3><p>Dünya dönüş hızı değişiklikleri, GPS ve uzay aracı sistemlerinin güvenilirliği açısından kritik öneme sahip. Gün uzunluğundaki milisaniyelik değişimler, GPS alıcılarının ve uzay araçlarının konumlama doğruluğunda ciddi sapmalara yol açabiliyor. Uluslararası Dünya Dönüşü ve Referans Sistemleri Servisi (IERS), bu değişimleri günlük olarak izleyip düzeltmeler sunsa da, iklim değişikliğine bağlı buz erimesi ve yeraltı suyu kaybı gibi faktörler, düzeltmelerin sıklığını ve karmaşıklığını artırıyor. Özellikle uzay araçlarının gezegenler arası navigasyonunda, Dünya üzerindeki 1 santimetrelik bir hata, hedeflenen rotadan yüzlerce metre sapmaya neden olabiliyor. GPS sistemlerinin bugüne kadar yılda iki kez saat değişiklikleri ve 1972'den bu yana 27 artık saniye ile başa çıkabildiği biliniyor. Ancak iklim değişikliğinin getirdiği öngörülemezlik, mühendislerin ve zaman tutma topluluğunun yeni çözümler geliştirmesini zorunlu kılıyor. 2022'de uluslararası metrologlar, artık saniye uygulamasının 2035'e kadar tamamen kaldırılması yönünde oy kullandı. Bilim insanları, ilerleyen yıllarda GPS ve zaman tutma sistemlerinde daha büyük ve seyrek ayarlamaların gündeme gelebileceğini öngörüyor.</p><h3>Bilimsel yöntemler: Dünya'nın dönüşü ve kutup kayması nasıl ölçülüyor?</h3><p>Dünya dönüş hızı ve kutup hareketlerindeki değişiklikler, ileri teknoloji ölçüm yöntemleriyle takip ediliyor. Modern bilim insanları, gün uzunluğundaki değişimleri Çok Uzun Bazlı Enterferometri (VLBI) tekniğiyle ölçüyor. Bu yöntem, uzak kuasarların radyo sinyallerinin Dünya'ya ulaşma zamanını analiz ederek, gezegenin dönüş hızını mikrosaniye hassasiyetinde belirlemeye olanak tanıyor. Kutup hareketleri ise, NASA'nın GRACE uyduları tarafından sağlanan yerçekimi alanı verileriyle doğrudan haritalanıyor. Yeraltı suyu çekimi ve buz erimesiyle ortaya çıkan kütle değişimleri, GRACE verileriyle kutup kaymasının matematiksel olarak modellenmesine imkan veriyor. Geçmişe dönük analizlerde ise, bentik foraminiferlerin fosil kabuklarındaki oksijen izotop oranları (&#948;¹&#8312;O), deniz seviyesi değişimlerinin ve dolayısıyla gün uzunluğundaki değişimlerin izlenmesini sağlıyor. ETH Zürih ve Viyana Üniversitesi'nin geliştirdiği PIDM algoritması, bu verilerdeki belirsizlikleri azaltarak, jeolojik zaman ölçeğinde gün uzunluğu tahminlerinin doğruluğunu artırıyor. Bilim insanları, bu teknolojik ilerlemeler sayesinde Dünya'nın dönüş hızındaki değişimleri her zamankinden daha hassas ve kapsamlı biçimde izleyebiliyor.</p><h3>Sonuç: Dünya dönüş hızı değişimi ve insan etkisinin geleceği</h3><p>ETH Zürih ve Viyana Üniversitesi'nin öncülüğünde yürütülen araştırmalar, insanlığın Dünya dönüş hızı üzerindeki etkisinin büyüklüğünü ve sonuçlarını çarpıcı biçimde ortaya koydu. Buz erimesi ve yeraltı suyu kullanımı nedeniyle gün uzunluğunda yaşanan artış, jeolojik kayıtlarda eşi benzeri görülmemiş bir düzeye ulaştı. Bu değişim, GPS sistemlerinden uzay aracı navigasyonuna kadar çok sayıda ileri teknoloji altyapısının hassasiyetini ve güvenilirliğini tehdit ediyor. Bilim insanları, iklim değişikliğiyle mücadelede atılacak adımların yalnızca çevre üzerinde değil, gezegenin temel fiziksel parametrelerinde de belirleyici olacağına dikkat çekiyor. Yüksek emisyon senaryolarında dönüş hızındaki yavaşlamanın daha da artacağı, düşük emisyon politikalarında ise bu etkinin sınırlı kalacağı öngörülüyor. Sonuç olarak, dünya dönüş hızı üzerindeki insan etkisinin önümüzdeki yıllarda daha da belirginleşmesi bekleniyor. Bilim insanları, bu gelişmelerin takip edilmesi ve GPS gibi kritik sistemlerin güncellenmesi için uluslararası iş birliğinin ve bilimsel araştırmaların sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/kuresel-buz-erimesi-dunya-488_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278685</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/iran-israile-operasyonlarin-durduruldugunu-acikladi-278685</link>
      <pubDate>2026-06-08T14:56:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İran, İsrail'e operasyonların durdurulduğunu açıkladı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İran Silahlı Kuvvetlerinin savaşı yürüten birimi Hatemu'l Enbiya Karargahı, "Silahlı Kuvvetlerin İsrail'e operasyonları durduruldu." açıklamasında bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İran, İsrail'e operasyonların durdurulduğunu açıkladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hatemu'l Enbiya Karargahı tarafından yayımlanan bildiride, "Siyonist rejimin ABD desteği ile Lübnan'ın güneyinde ve Dahiye bölgesindeki saldırılarının ardından rejime acı verici bir karşılık verildi. Silahlı Kuvvetlerin İsrail'e yönelik askeri operasyonları durduruldu." ifadelerine yer verildi.</p><p>Bildiride ayrıca, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürmesi halinde daha sert karşılık verileceği uyarısında bulunuldu.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/dunya/trumptan-israil-ve-irana-ates-acmayi-durdurun-cagrisi-278674" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/trumptan-israil-ve-irana--517_2-41.jpg"/></div><h3>Trump'tan İsrail ve İran'a ateş açmayı durdurun çağrısı</h3></a>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/iran-israile-operasyonlar-318_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278684</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/dmmden-turk-ucaklari-yunan-bakanin-ucagini-taciz-etti-iddialarina-yalanlama-278684</link>
      <pubDate>2026-06-08T14:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[DMM'den "Türk uçakları Yunan bakanın uçağını taciz etti" iddialarına yalanlama]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Avrupalı bakanları taşıyan uçakların Türk jetleri tarafından taciz edildiği ve Yunan hava sahasının ihlal edildiği yönündeki iddiaların tamamen gerçek dışı olduğunu bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[DMM'den "Türk uçakları Yunan bakanın uçağını taciz etti" iddialarına yalanlama]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), bazı basın yayın organlarında ve sosyal medya hesaplarında yer alan "Türk uçaklarının Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ile Avrupalı bakanları taşıyan uçakları taciz ettiği" iddialarına ilişkin açıklama yaptı.</p><p>DMM'den yapılan açıklamada, söz konusu iddiaların asılsız olduğu vurgulanarak şunlar kaydedildi;</p><p>Bazı basın yayın organlarında yer alan ve sosyal medya hesaplarında paylaşılan "Türk uçaklarının Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Avrupalı bakanları taşıyan uçakları taciz ettiği ve yine Türk uçaklarının Yunanistan hava sahasını ihlal ettiği" yönündeki iddialar tamamen gerçek dışıdır. 7 Haziran 2026 tarihinde Yunanistan-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) rotasında uçuş icra eden 6 hava trafiğinden 4'ü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) hava sahasını ihlal etmiş, bu nedenle KKTC'de konuşlu A/R nöbeti tutan iki Türk F-16 uçağı derhal tedbir amaçlı kaldırılmıştır. Uçaklar, KKTC hava sahası üzerinde görev yapmış olup GKRY hava sahasını ihlal etmemiş, bahsi geçen trafiklere taciz yapılmamıştır.</p><p>Öte yandan, 6 Haziran 2026 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın 115'inci Kuruluş Yıldönümü ve "Gençlik ve Havacılık Festivali" kapsamında gerçekleştirilen uçuşların tamamı 2'nci Ana Jet Üs Komutanlığı uçuş bölgesinde icra edilmiş olup; Yunanistan hava sahası herhangi bir şekilde ihlal edilmemiştir. Uluslararası kamuoyunu manipüle etmek ve provokasyon oluşturmak amacıyla ortaya atılan iddialara itibar edilmemesi önemle rica olunur.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/dmmden-turk-ucaklari-yuna-669_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278683</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turgevin-yeni-nesil-is-hayati-programindan-34-genc-mezun-oldu-278683</link>
      <pubDate>2026-06-08T14:48:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[TÜRGEV'in "Yeni Nesil İş Hayatı" programından 34 genç mezun oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) ile Turkcell Akademi işbirliğinde hayata geçirilen "Yeni Nesil İş Hayatı" adlı eğitim programını başarıyla tamamlayan 34 genç, kapanış programında sertifikalarını aldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[TÜRGEV'in "Yeni Nesil İş Hayatı" programından 34 genç mezun oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfından (TÜRGEV)  yapılan açıklamaya göre, gençleri kurumsal iş hayatına hazırlamak amacıyla düzenlenen programın kapanış etkinliği, 4 Haziran'da Turkcell Genel Merkezi'nde gerçekleştirildi. Eğitim sürecini başarıyla tamamlayan katılımcılar, sertifikalarını alarak mezuniyet heyecanı yaşadı.</p><p>TÜRGEV'in gençlerin eğitim, kariyer ve kişisel gelişim yolculuklarına katkı sunma vizyonu doğrultusunda gerçekleştirilen program, 27 Nisan-21 Mayıs tarihleri arasında düzenlendi. GİF Safveti Paşa Yerleşkesi'nde yüz yüze ve çevrim içi formatta gerçekleştirilen eğitimlere, lisans 3. ve 4. sınıf öğrencileri ile yeni mezunlar katıldı.</p><p>300'ü aşkın başvurunun değerlendirildiği süreçte 60 genç programa kabul edilirken, eğitim sürecinin sonunda gerekli kriterleri karşılayan 34 katılımcı sertifika almaya hak kazandı.</p><p>Turkcell'in ev sahipliğinde gerçekleştirilen kapanış programı kapsamında düzenlenen "Tecrübe Paylaşımı Oturumu"nda, Turkcell Dijital Servisler Stratejisti Murat Sunal, dijital dönüşüm alanındaki deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.</p><p>Programda ayrıca Turkcell Akademi Direktörü Rümeysa Kaymakçı ile gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde gençler, iş dünyasına ilişkin merak ettikleri konuları sektör temsilcileriyle değerlendirme fırsatı buldu.</p><p>Etkinliğin kapanış konuşmasını TÜRGEV Genel Müdürü Selim Gençal gerçekleştirdi. Program, öğrenciler arasında düzenlenen ödüllü Kahoot Yarışması'nın ardından sona erdi.</p><p>Kurumsal hayata girişten yapay zeka farkındalığına, veri okuryazarlığından siber güvenliğe kadar geniş bir içerikle hazırlanan program kapsamında gençlere toplam 11 modülden oluşan eğitim verildi.</p><p>Turkcell Akademi eğitmenleri tarafından yürütülen eğitimlerde, etkili iletişim, zaman yönetimi, liderlik, takım çalışması, proje yönetimi, dijital dönüşüm, yenilikçi düşünme, öz geçmiş hazırlama ve mülakat teknikleri gibi iş dünyasının ihtiyaç duyduğu yetkinlikler ele alındı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/turgevin-yeni-nesil-is-ha-266_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278682</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/analiz/3ermenistanda-halk-emperyalizme-hayir-dedi-turkiye-ile-normallesme-hiz-kazaniyor-278682</link>
      <pubDate>2026-06-08T14:45:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[3Ermenistan'da halk emperyalizme 'hayır' dedi: Türkiye ile normalleşme hız kazanıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Analiz]]></category>
      <description><![CDATA[Ermenistan'da yapılan seçimlerde Nikol Paşinyan büyük bir zaferle yeniden iktidara gelirken, sonuçlar Güney Kafkasya'daki barış sürecini doğrudan etkiliyor. Türkiye ve Azerbaycan ile normalleşme adımlarının hız kazanması bekleniyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[3Ermenistan'da halk emperyalizme 'hayır' dedi: Türkiye ile normalleşme hız kazanıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ermenistan'da gerçekleşen genel seçimlerde Başbakan Nikol Paşinyan, eski düşmanlıkları geride bırakma mesajıyla sandığa gitti ve ezici bir zaferle çıktı. Seçim sonuçları yalnızca iç siyasette değil, bölgesel dengeler açısından da kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Ermeni halkı, diasporanın kışkırtmalarını ve asırlık dogmaları reddederek barış yanlısı bir tutum sergiledi. Bu tercih, Güney Kafkasya'da yıllardır beklenen kalıcı barışa giden yolda önemli bir adım olarak yorumlanıyor.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/video67-08062026a3050432.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>PAŞİNYAN'IN ZAFERİ RUSYA VE FRANSA'YA AÇIK BİR MESAJ</b></p><p>Paşinyan'ın seçim başarısı, aynı zamanda emperyal düzene karşı ciddi bir başkaldırı niteliği taşıyor. Karabağ Savaşı'nın ardından gerçeklerle yüzleşen Paşinyan, ne Rusya'nın kuşatmasına ne de Fransa'nın baskısına boyun eğdi. Ermeni halkı bu seçimle liderine sadece oy değil, ülkenin geleceğine dair açık bir güven belgesi verdi. Özellikle uzun yıllardır ekonomik sıkıntı çeken Ermenistan'ın komşularıyla yaşadığı sorunlar, halkın fakirleşmesinin temel nedenlerinden biri olarak görülüyordu. Artık Dağlık Karabağ, Ağrı Dağı ve 1915 meseleleriyle ilgili barışa hizmet edecek yeni bir dilin geliştirilmesi için zemin oluştu.</p><p><b>TÜRKİYE İLE SINIR KAPILARI VE DEMİRYOLLARININ AÇILMASI GÜNDEMDE</b></p><p>Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış anlaşması hiç olmadığı kadar yakın görünüyor. Bu sürece paralel olarak Türkiye de Ermenistan'la normalleşme adımlarını kararlılıkla ilerletiyor. Sınır demiryolu ve karayollarının açılması artık somut bir beklenti haline geldi. ABD Başkanı Trump'ın da ağırlığını koymasıyla Zengezur Koridoru'ndaki pürüzlerin aşılması kolaylaştı. Doğudan batıya uzanan enerji ve ticaret hatlarında Ermenistan'ın önüne yeni fırsatlar çıktı. Ermenistanlı yetkililer, Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesini bir kapris değil zorunluluk olarak tanımlıyor ve boş kalan terazinin ciddi riskler doğuracağı uyarısında bulunuyor.</p><p><b>MACRON KAYBEDENLERİN BAŞINDA YER ALDI</b></p><p>Seçimin en büyük kaybedeni olarak Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron gösteriliyor. Karabağ Savaşı döneminde Ermeni diasporasıyla birlikte Paşinyan'a destek veren Macron, Azerbaycan'ın kesin zaferi karşısında etkisiz kaldı. Paşinyan, kendi milletinden başka kimseden gerçek destek gelmeyeceğini acı bir şekilde tecrübe etti ve Fransa'nın kendisini olduğundan büyük gösterdiği gerçeğiyle hesaplaştı. Benzer bir tablo Afrika'da da yaşanıyor; eski Fransız sömürgesi ülkeler birer birer Fransız askerlerini topraklarından çıkarıyor. Fransız medyası bile Türkiye'nin Fransa'nın yerini aldığı manşetleri atıyor.</p><p><b>CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN AFRİKA STRATEJİSİ FRANSA'YI GERİDE BIRAKTI</b></p><p>Fransa merkezli RFI, Türkiye'nin askeri eğitim yoluyla Afrika'daki nüfuzunu genişlettiğine dair kapsamlı bir analiz yayımladı. Mali ve Nijer'den askerlerin Isparta'daki Türk Özel Kuvvetler Kampı'nda eğitim gördüğü hatırlatılan haberde, Ankara'nın Somali modelini Afrika stratejisinin merkezine yerleştirdiği vurgulandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dünyaya emperyal gözlerle değil, insani bir anlayışla yaklaştığı belirtiliyor. Güçlü olanın zayıfı istismar ettiği değil, kalkınmış tarafın desteğini sunduğu bir işbirliği modeli hedefleniyor.</p><p>Ermenistan seçim sonuçları, Güney Kafkasya'da yeni bir dönemin habercisi oldu. Türkiye'nin diklenmeden dik duran siyaset anlayışı bir kez daha karşılığını bulurken, bölgede kalıcı barışın tesisi için tarihi bir pencere açıldı. Paşinyan'ın halkından aldığı güçlü mandatla birlikte Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki üçlü normalleşme sürecinin önümüzdeki aylarda somut adımlara dönüşmesi bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/3ermenistanda-halk-empery-834_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278681</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/magazin/harvardi-kazanmisti-edhonun-yildizi-ece-hakim-ekrana-bakin-ilk-hangi-diziyle-cikmis-278681</link>
      <pubDate>2026-06-08T14:45:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Harvard'ı kazanmıştı... EDHO'nun yıldızı Ece Hakim ekrana bakın ilk hangi diziyle çıkmış!]]></title>
      <category><![CDATA[Magazin]]></category>
      <description><![CDATA[Ece Hakim rol aldığı Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz'da Zeyno karakterini oynamış, Harvard'ı kazanınca diziye veda etmişti. Yıllardır ekranda olmayan oyuncunun, aslında henüz 7 yaşındayken ekranda olduğunu ve fenomen bir dizide seyirci karşısına çıktığını öğrenenler şaşkınlığını gizleyemiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Harvard'ı kazanmıştı... EDHO'nun yıldızı Ece Hakim ekrana bakın ilk hangi diziyle çıkmış!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ece Hakim son olarak Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde rol almış, Harvard'ı kazanınca diziye veda etmişti. Kariyerini eğitime yönlendiren Hakim, uzun zamandır ekrandan uzakta. Herkesin Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisiyle tanıdığı Hakim, aslında ekrana çok küçük yaşlarda merhaba demişti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/ecehakim-08062026782f60e2.jpg"/><h2>ECE HAKİM'İN İLK DİZİSİ GÖRENLERİ ŞAŞIRTIYOR</h2><p>1998 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Ece Hakim, profesyonel oyunculuk kariyerine 6 yaşında sinema filmiyle başladı. Televizyon seyircisinin karşısına ilk kez 7 yaşında çıkan Hakim; Tamer Karadağlı ile Azra Akın'ın başrolünde yer aldıkları, bir dönemin en çok izlenen dramalarından Yağmur Zamanı'nda, evin küçük kızı Naz'ı oynamıştı.</p><h2>İşte Ece Hakim'in Yağmur Zamanı dizisinden karesi!</h2><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/naz-0806202694de88f0.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/harvardi-kazanmisti-edhon-509_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278680</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/nasanin-artemis-gorevlerinde-meteor-firtinasi-tehlikesi-buyuyor-278680</link>
      <pubDate>2026-06-08T13:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[NASA'nın Artemis görevlerinde meteor fırtınası tehlikesi büyüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[NASA'nın Ay'a insanlı dönüşünü hedefleyen Artemis görevleri, mikrometeoroit ve meteor fırtınası tehdidiyle karşı karşıya. Uzmanlar, özellikle 2028 ve sonrasında beklenen büyük meteor yağmurlarının, Artemis 4 gibi kritik görevlerin ertelenmesine yol açabileceği konusunda uyarıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[NASA'nın Artemis görevlerinde meteor fırtınası tehlikesi büyüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NASA'nın Artemis programı kapsamında Ay'a yapılacak insanlı görevler, mikrometeoroit ve meteor fırtınası riskleri nedeniyle ciddi bir sınavdan geçiyor. Özellikle önümüzdeki on yıl içinde beklenen Perseid ve Leonid meteor yağmurlarının, Artemis 4 dahil olmak üzere planlanan görevlerin zamanlamasını ve güvenliğini tehdit edebileceği belirtiliyor. NASA ve uluslararası ortakları, bu tür kozmik olayların uzay araçları ve astronotlar üzerinde yaratabileceği etkileri değerlendirmek için kapsamlı önlemler alıyor. Artemis 4 görevinin 2028 başlarında fırlatılması planlanırken, mikrometeoroit tehdidinin artması halinde bu tarihin ertelenmesi gündeme gelebilir. Uzmanlar, büyük meteor fırtınası dönemlerinde görevlerin askıya alınabileceğini vurguluyor.</p><h3>NASA'dan Artemis görevleri için mikrometeoroit önlemleri</h3><p>Mikrometeoroitler, uzayda saatte 22.000 mil (yaklaşık 34.405 kilometre) gibi yüksek hızlarla hareket ederek, uzay araçlarının gövdesine ve hassas sistemlerine ciddi zararlar verebiliyor. NASA'nın tahminlerine göre, her gün yaklaşık 44.000 kilogram doğal uzay enkazı Dünya'nın atmosferine düşüyor. Bunlar arasında, milimetreden küçük mikrometeoroitler ile atmosferde yanarak parlak meteorlar oluşturan daha büyük parçacıklar yer alıyor. Özellikle Artemis programı için geliştirilen Orion kapsülünün dış yüzeyinde, mikrometeoroit ve yörüngesel enkaz (MMOD) riskine karşı özel malzemeler ve kalınlıklar kullanılıyor. Lockheed Martin'den Mike Heckwolf, Orion'un tasarımında MMOD riskini en aza indirmek için hiperhızlı çarpma testlerinin ve kapsamlı risk analizlerinin uygulandığını belirtiyor. Bu testler, uzay aracının farklı çarpma senaryolarında nasıl tepki verdiğini gözlemleyerek, güvenlik standartlarını yükseltmeyi amaçlıyor. NASA'nın stratejisi, yalnızca görev öncesi değil, görev sırasında da mikrometeoroit ortamını sürekli izlemeye ve olası risklere karşı hızlı kararlar almaya dayanıyor.</p><h3>Meteor fırtınaları Artemis 4'ü geciktirebilir</h3><p>Meteor yağmurları, gökyüzünde görsel bir şölen sunarken, uzayda seyahat eden araçlar için ciddi bir tehdit oluşturuyor. NASA Meteoroid Environment Office lideri Bill Cooke, bilinen 1000'den fazla meteor yağmurunun yalnızca birkaçı &#8212; örneğin Geminidler, Perseidler ve Leonidler &#8212; arka plan etkinliğini yüzde 5'ten fazla aşıyor ve bunlar, görevler için gerçek bir risk teşkil ediyor. 2028 yılında beklenen Perseid meteor fırtınası sırasında saatte 500 ila 1000 meteorun atmosfere girmesi ve uzayda mikrometeoroit yoğunluğunun artması bekleniyor. Benzer şekilde, 2033 ve 2034'te Leonid meteor yağmurlarının zirve yapacağı öngörülüyor. Eğer Artemis 4 veya sonraki görevler, bu tür bir meteor patlaması dönemine denk gelirse, NASA, güvenlik gerekçesiyle görevleri erteleyebilir. Bu tür önlemler, geçmişte de uygulandı; örneğin, 1993 yılında Discovery uzay mekiği Perseid yağmuru nedeniyle ertelendi, 2000'de ise bir bilim misyonu Leonid fırtınası sebebiyle geciktirildi. NASA, ayrıca James Webb ve Hubble gibi amiral gemisi teleskoplarını da meteor yağmurlarının kaynak noktalarından uzaklaştırarak koruma altına alıyor. Bu tür protokoller, Artemis programının başarısı için hayati önem taşıyor.</p><h3>Ay görevlerinde mikrometeoroit riski ve güvenlik protokolleri</h3><p>Uzay enkazı ve mikrometeoroit tehdidi, yalnızca uzay araçları için değil, aynı zamanda görevdeki astronotlar için de hayati riskler barındırıyor. Hızla hareket eden mikrometeoroitler, bir uzay aracının gövdesinde delik açabilir, kritik sistemlere zarar verebilir veya ısı kalkanlarında zayıflamaya yol açabilir. Geçmişte, Çin Uzay Ajansı'nın Shenzhou-20 aracı, penceresinde oluşan çatlak nedeniyle ekibin farklı bir araçla dönüş yapmasına neden oldu. NASA, Artemis görevlerinde benzer tehlikelerin önüne geçmek için, görev rotalarını ve zamanlamalarını meteor fırtınası tahminlerine göre düzenliyor. Amerikan Meteor Derneği'nden Robert Lunsford, önümüzdeki on yıl içinde dört büyük meteor patlamasının beklendiğini, bunların özellikle Artemis 4 gibi insanlı görevler için kritik riskler taşıdığını belirtiyor. NASA'nın bu risklere karşı geliştirdiği senaryolar ve alınan önlemler, ajansın Ay ve çevresinde kalıcı bir varlık oluşturma hedefinin başarısı için belirleyici olacak. Uzmanlar, beklenen meteor fırtınalarının görevlerin güvenliğini doğrudan etkileyebileceğini ve gerekirse ekiplerin içeride tutulacağını ya da görevlerin erteleneceğini vurguluyor.</p><p>Sonuç olarak, NASA'nın Artemis görevleri ve Ay'a insanlı dönüş planları, kozmik tehlikelerle dolu bir ortamda ilerliyor. Mikrometeoroit ve meteor fırtınası tehdidi, hem görev güvenliği hem de zamanlaması açısından büyük önem taşıyor. NASA ve ortakları, teknolojik önlemler ve dinamik risk yönetimiyle bu zorlukların üstesinden gelmeyi hedefliyor. Ancak, önümüzdeki yıllarda beklenen büyük meteor yağmurları, Artemis 4 gibi kritik görevlerin ertelenmesine yol açabilir. Ajansın aldığı güvenlik protokolleri ve sürekli risk analizi, insanlığın Ay'a dönüş yolculuğunun güvenliğini sağlamada kilit rol oynayacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/nasanin-artemis-gorevleri-811_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278679</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-fidan-gurcistan-basbakan-yardimcisi-ve-disisleri-bakani-botchorishvili-ile-gorustu-278679</link>
      <pubDate>2026-06-08T13:45:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Fidan, Gürcistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Botchorishvili ile görüştü]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Onuncu Toplantısı kapsamında Gürcistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Botchorishvili ile görüştü.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Fidan, Gürcistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Botchorishvili ile görüştü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Onuncu Toplantısı kapsamında Gürcistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maka Botchorishvili ile İstanbul'da görüştü.</p><p>Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Fidan, Gürcistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Botchorishvili ile İstanbul'da bir araya geldi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/1-0806202665c1cde6.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/bakan-fidan-gurcistan-bas-878_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278678</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/altinda-sert-dusus-8-haziran-pazartesi-gram-altin-ceyrek-altin-yarim-altin-cumhuriyet-alti-278678</link>
      <pubDate>2026-06-08T14:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Altında sert düşüş! 8 Haziran Pazartesi gram altın, çeyrek altın, yarım altın, cumhuriyet altını fiyatları kaç lira oldu? Son dakika altın fiyatları, canlı takip]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[8 Haziran 2026 Pazartesi altın fiyatları merak ediliyor. Altın bugün ne kadar oldu? Altın düştü mü yükseldi mi? sorusu araştırılıyor. Güncel altın alış-satış fiyatları ilgiyle takip ediliyor. Yatırımcı son dakika altın fiyatlarına bu haberden ulaşabilir. Güvenli liman altın, yeniden düşüş ivmesine geçti. Peki 8 Haziran Pazartesi (bugün) gram altın, yarım altın, çeyrek altın ve cumhuriyet altını ne kadar oldu? İşte, son dakika altın fiyatları detayda karşınızda...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Altında sert düşüş! 8 Haziran Pazartesi gram altın, çeyrek altın, yarım altın, cumhuriyet altını fiyatları kaç lira oldu? Son dakika altın fiyatları, canlı takip]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>8 Haziran 2026 Pazartesi altın fiyatlarına bakış... Güvenli liman altın yatırımcının yakın markajında. Son dakika altın fiyatları merak konusu. Son günlerdeki yükseliş ivmesinden düşüşe geçen altında son durum bu haberde...</p><p><b>ALTIN GÜNE DÜŞÜŞLE BAŞLADI (8 HAZİRAN 2026 PAZARTESİ)</b></p><p>Altın, 8 Haziran 2026 Pazartesi gününe düşüşle başladı. Yeni güne düşüşle başlayan gram altın, saat 09.30 itibarıyla önceki kapanışın yüzde 0,5 altında 6 bin 387 lira seviyesinde bulunuyordu. Aynı dakikalarda çeyrek altın 10 bin 630 liradan, Cumhuriyet altını 42 bin 320 liradan satılıyordu. Altının onsu ise, 4 bin 449 dolardan işlem görüyordu.</p><p><b>ALTIN FİYATLARI GERİLEDİ</b></p><p>Beykent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Volkan Öngel, 24 TV ekranlarından "Altına bir günlük girip iki gün sonra çıkmak gibi bir düşünceye sahip olmamak lazım." ifadelerini kullandı.<b> İşte, Prof. Dr. Volkan Öngel, 24 TV canlı yayınında altın fiyatlarını detaylı şekilde böyle yorumladı:</b></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/video6-08062026341c584e.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>ALTIN FİYATLARINDA SON DURUM</b></p><p><b>Peki, 8 Haziran 2026 Pazartesi gününe düşüşle başlayan altın fiyatları şimdi ne durumda? </b>Şimdi gram altın, yarım altın, çeyrek altın, cumhuriyet altını ne kadar oldu? Altın fiyatlarında son durum ve canlı alış-satış tablosu detayda karşınızda...</p><p><b>İşte, 8 Haziran 2026 Pazartesi (bugün) gram altın, yarım altın, çeyrek altın ve cumhuriyet altını fiyatları hakkında bilgi almak isteyenler için son durum anlık ve canlı tüm değerler, altın alış satış fiyatları burada...</b></p><p><b>8 HAZİRAN 2026 PAZARTESİ ALTIN FİYATLARI ALIŞ-SATIŞ TABLOSU</b></p><p><b>GRAM ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 6.361,65</p><p>Satış: 6.362,57</p><p><b>ÇEYREK ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 10.260,43</p><p>Satış: 10.497,00</p><p><b>YARIM ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 20.456,72</p><p>Satış: 20.994,00</p><p><b>CUMHURİYET ALTINI</b></p><p>Alış: 42.441,00</p><p>Satış: 42.441,00</p><p><b><font color="#ff0000"><a href="https://www.platinonline.com/altin-fiyatlari">GÜNCEL ALTIN FİYATLARI SAYFASINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ (CANLI)</a></font></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/altin-fiyatlarinda-sert-d-587_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278676</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/kuantum-dunyasinda-buyuk-surpriz-foton-deneyi-sinirlari-zorluyor-278676</link>
      <pubDate>2026-06-08T13:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kuantum dünyasında büyük sürpriz! Foton deneyi sınırları zorluyor]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Norveçli fizikçi Johannes Skaar ve ekibi, Physical Review Letters'ta yayımlanan araştırmalarında, bir fotonu ikiye bölmeye çalışmanın kuantum fiziğinde şaşırtıcı sonuçlara yol açtığını ortaya koydu. Fotonun temel yapısı üzerine yapılan bu deney, bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kuantum dünyasında büyük sürpriz! Foton deneyi sınırları zorluyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Norveçli fizikçi Johannes Skaar ve araştırma ekibi, Physical Review Letters dergisinde yayımladıkları yeni çalışmada, temel parçacıklar arasında yer alan fotonu ikiye bölmeye yönelik teorik bir deney gerçekleştirdi. Bu deney sırasında, fotonu ikiye ayırma girişiminin yalnızca iki daha küçük foton üretmekle kalmadığını, aynı zamanda sonsuz sayıda fotonun oluşmasına yol açabileceğini öne sürdüler. Fotonun bölünemezliği konusundaki geleneksel fizik anlayışını sorgulayan bu çalışma, kuantum fiziğinin sınırlarını yeniden gündeme taşıdı.</p><h3>Johannes Skaar: 'Fotonu kesmek sonsuz süperpozisyonlara yol açıyor'</h3><p>Johannes Skaar ve ekibi, temel parçacıkların bölünemez olduğu yönündeki genel kabule karşı çıkarak, bir fotonu ikiye bölmenin teorik sonuçlarını araştırdı. Araştırmacılar, bir fotonun yalnızca bir ışık darbesinin bir kısmını geçirmesine izin veren ve aşırı hızlı hareket eden bir ayna sistemi tasarladı. Bu sistemde, tek bir fotonun genişleyen dalga boyunun bir bölümünü kesmek mümkün olursa, ardından neler olabileceğini sorguladılar. Uyguladıkları kuantum denklemleriyle, fotonun bu tür bir optik perdeyle karşılaşması durumunda, yalnızca iki yeni fotonun ortaya çıkmadığını, aynı anda sonsuz sayıda fotonun oluşabileceği süperpozisyonların meydana geldiğini gözlemlediler. Skaar ve ekibi, "Sonuç ne sadece bir foton ne de bir foton ve vakum karışımıdır; bunun yerine sonsuz foton sayılarının bir süperpozisyonu ve karışımıdır" diyerek bulgularının alışılmışın dışında olduğunu vurguladı. Bu sonuçlar, kuantum mekaniğinin garipliklerini ve boş uzayın beklenmedik potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi.</p><h3>Kuantum fiziğinde temel parçacıkların sınırları yeniden tartışılıyor</h3><p>Çalışmada öne çıkan bir diğer önemli detay ise, fotonu ikiye bölme girişiminin yalnızca yeni fotonlar üretmekle kalmayıp, kuantum dünyasının temel prensipleriyle ilgili yeni soruları da beraberinde getirmesi oldu. Araştırmacılar, boş uzayın aslında sürekli bir elektromanyetik dalgalanma içerdiğini ve bu dalgalanmaların, hızlı hareket eden ayna sistemleriyle etkileşime girerek yeni fotonlar yaratabileceğini belirtti. Fotonun bölünmeye çalışıldığı anda, elektromanyetik alanın davranışında karmaşık değişiklikler gözlendi. Bu değişimler, bir uçta tek bir fotonun, diğer uçta ise görünürde hiçbir şeyin olmadığı bir senaryoya yol açtı. Skaar ve ekibi, "Durum oldukça karmaşık; ancak dar geçiş bölgesinin sağında ve solunda sırasıyla tek bir foton veya vakum ile yerel olarak eşdeğer" açıklamasında bulundu. Bu bulgular, temel parçacıkların doğası ve kuantum sistemlerinde bilginin nasıl saklandığı ile ilgili yeni tartışmalar başlattı.</p><h3>Foton bölme deneyiyle kuantum fiziğinde yeni sorular gündeme geldi</h3><p>Skaar ve ekibinin araştırması, klasik fizik ile kuantum fiziği arasındaki farkları çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Deneyin sonuçları, günlük yaşamda karşılaşılan Newtoncu fizik kurallarıyla kıyaslandığında, kuantum dünyasının ne kadar farklı ve öngörülemez olduğunu bir kez daha gösterdi. Fotonun bölünmesiyle ilgili ortaya çıkan sonsuz süperpozisyon durumu, kuantum sistemlerinin ölçümü ve bilgi saklama yöntemleriyle ilgili yeni sorulara kapı araladı. Araştırmacılar, ilerleyen dönemde benzer sistemlerde birden fazla fotonun yer aldığı deneyler yapmayı ve bu tür alışılmadık fiziksel koşullarda ortaya çıkabilecek yeni sonuçları incelemeyi hedefliyor. Bu çalışmalar, temel parçacıkların doğası ve evrenin en küçük yapı taşlarının sınırları hakkında bilim dünyasında yeni tartışmaları beraberinde getirdi.</p><p>Sonuç olarak, Johannes Skaar ve ekibinin foton bölme deneyi, kuantum fiziğinin anlaşılması ve temel parçacıkların sınırlarının yeniden değerlendirilmesi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Bu araştırma, fotonun ve kuantum dünyasının gizemlerinin çözülmesinde yeni bir sayfa açarken, bilim insanlarını temel fizik kurallarını yeniden düşünmeye davet ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/kuantum-dunyasinda-buyuk--941_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278675</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/3iatlas-kuyruklu-yildizinda-sasirtan-kesif-278675</link>
      <pubDate>2026-06-08T13:29:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[3I/ATLAS kuyruklu yıldızında şaşırtan keşif]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[James Webb Uzay Teleskobu, Güneş Sistemi'nin dışından gelen 3I/ATLAS kuyruklu yıldızında şimdiye kadar rastlanmamış düzeyde metan ve karbondioksit tespit etti. Bu gözlemler, NASA'nın liderliğinde, yıldızlararası nesnelerin kimyasal yapısına dair önemli ipuçları sundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[3I/ATLAS kuyruklu yıldızında şaşırtan keşif]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu, Güneş Sistemi'nin ötesinden gelen 3I/ATLAS adlı yıldızlararası kuyruklu yıldızda, bugüne dek gözlemlenmemiş miktarda metan ve karbondioksit tespit etti. Araştırmacılar, 2023 Aralık ayı boyunca yürütülen gözlemler sırasında, bu gizemli gök cisminin kimyasal bileşiminin, bilinen kuyruklu yıldızlardan belirgin şekilde farklı olduğunu ortaya koydu. 3I/ATLAS'ın Güneş'e yakın geçişi sırasında elde edilen veriler, yıldızlararası nesnelerin kökeni ve evrimi hakkında yeni sorular doğurdu. Bulgular, The Astrophysical Journal Letters dergisinde yayımlanarak bilim dünyasında geniş yankı uyandırdı.</p><h3>James Webb teleskobu ilk kez yıldızlararası metan izini yakaladı</h3><p>James Webb Uzay Teleskobu'nun MIRI (Orta İnfrared Aleti) cihazı, 3I/ATLAS kuyruklu yıldızını Güneş'e en yakın olduğu 15-16 Aralık ve uzaklaşmaya başladığı 27 Aralık tarihlerinde iki kez inceledi. Gözlemler sırasında kuyruklu yıldız, ilk aşamada Güneş'ten 329 milyon kilometre, ikinci aşamada ise 379 milyon kilometre uzaklıktaydı. Bu veriler, yıldızlararası bir nesnede ilk kez doğrudan metan gazı tespit edilmesini sağladı. Metan, son derece uçucu bir gaz olduğu için, normalde bu kadar uzak bir gök cisminde bu düzeyde bulunması beklenmiyor. Araştırmacılar, metanın yüzeyin derin katmanlarında sıkışmış halde bulunduğunu ve Güneş'e yakınlaşınca ortaya çıktığını düşünüyor. Bu durum, 3I/ATLAS'ın oluştuğu ortamın, Güneş Sistemi'nin tipik kuyruklu yıldızlarından çok daha farklı koşullara sahip olduğunu gösteriyor. Metan keşfi, yıldızlararası nesnelerin kimyasal çeşitliliği hakkında önemli bir pencere açtı.</p><h3>3I/ATLAS'ın karbondioksit oranı şaşkınlık yarattı</h3><p>Webb'in elde ettiği veriler, yalnızca metanla sınırlı kalmadı. 3I/ATLAS kuyruklu yıldızında, Güneş Sistemi'ndeki benzerlerine göre çok daha yüksek oranda karbondioksit bulunduğu da ortaya çıktı. Bilim insanları, bu yıldızlararası nesnenin suya oranla alışılmadık derecede fazla karbondioksit saldığını ve bunun kökeninin farklı bir yıldız sistemi olabileceğini belirtti. Özellikle su ile karşılaştırıldığında, karbondioksit ve metanın bu denli yoğun olması, 3I/ATLAS'ın oluşum koşullarının Güneş Sistemi'nden oldukça uzak ve farklı bir ortamda gerçekleştiğine işaret ediyor. Araştırmalar, bu kimyasal bileşimin, yıldızlararası kuyruklu yıldızların evrimi ve gezegen sistemlerinin çeşitliliği konusunda yeni ipuçları sunduğunu ortaya koydu. NASA yetkilileri, bu tür gözlemlerin, evrenin farklı bölgelerindeki gezegen sistemlerinin nasıl oluştuğunu anlamak için kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.</p><h3>Gözlemler gaz aktivitesindeki değişimi ortaya çıkardı</h3><p>James Webb teleskobunun gözlemleri, 3I/ATLAS kuyruklu yıldızı Güneş'ten uzaklaştıkça gaz üretiminde belirgin bir azalma yaşandığını gösterdi. Özellikle su buzu, Güneş'ten uzaklaşınca en hızlı şekilde azalan gaz oldu. Bu durum, kuyruklu yıldızların Güneş'e yakınken daha fazla ısı aldığını ve bu nedenle yüzeydeki buzların hızla gaz haline dönüştüğünü gösteriyor. Metan ve karbondioksit ise, suya göre daha uçucu oldukları için, kuyruklu yıldız soğudukça gaz üretiminde daha yavaş bir düşüş sergiledi. Araştırmacılar, bu gözlemlerin yıldızlararası nesnelerin dinamiklerini anlamak açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Ayrıca, MIRI cihazının orta çözünürlüklü spektrometre özelliği sayesinde, kuyruklu yıldızın çevresindeki gazların dağılımı ve çekirdeğin etrafındaki hareketleri de detaylı biçimde haritalandı. Bu teknik, bilim insanlarına yıldızlararası kuyruklu yıldızların kimyasal yapısını ve evrimini inceleme konusunda benzersiz bir fırsat sundu.</p><p>James Webb Uzay Teleskobu'nun 3I/ATLAS üzerinde gerçekleştirdiği bu kapsamlı inceleme, yıldızlararası nesnelerin bilinmeyen yönlerini aydınlatmaya devam ediyor. Metan ve karbondioksit gibi gazların beklenmedik oranlarda tespit edilmesi, Güneş Sistemi dışındaki gezegen sistemlerinin kimyasal çeşitliliğine dair yeni soruları gündeme getirdi. Araştırmacılar, elde edilen bulguların ilerleyen dönemde yıldızlararası gök cisimlerinin kökenine ve evrimine dair daha fazla ipucu sunmasını bekliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/3iatlas-kuyruklu-yildizin-166_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278674</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/trumptan-israil-ve-irana-ates-acmayi-durdurun-cagrisi-278674</link>
      <pubDate>2026-06-08T13:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trump'tan İsrail ve İran'a ateş açmayı durdurun çağrısı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Sosyal medya hesabından İran ile İsrail arasındaki saldırılara ilişkin açıklamada bulunan ABD Başkanı Trump, "İsrail ve İran derhal 'ateş açmayı' durdurmalı." ifadesini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trump'tan İsrail ve İran'a ateş açmayı durdurun çağrısı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail'in sabah saatlerinde İran'ın orta ve batı kesimine düzenlediği saldırıların ardından İran, İsrail'in orta ve güney kesimini hedef alan bir dizi füze saldırısı düzenlemişti.</p><p>İsrail ordusundan kısa süre önce yapılan açıklamada, İran'ın stratejik hava savunma sistemlerini hedef alan "büyük bir saldırı" düzenlendiği ileri sürülmüştü.</p><p>İran ile İsrail arasındaki saldırılara ilişkin açıklamada bulunan ABD Başkanı Donald Trump, "İsrail ve İran derhal 'ateş açmayı' durdurmalı." ifadesini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/trumptan-israil-ve-irana--517_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278673</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/plastik-atiklarla-jet-yakiti-uretiminde-cigir-acan-bulus-278673</link>
      <pubDate>2026-06-08T13:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Plastik atıklarla jet yakıtı üretiminde çığır açan buluş]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Nanjing Orman Üniversitesi ve Tsinghua Üniversitesi'nden bilim insanları, plastik atıkları yüksek kaliteli jet yakıtına dönüştüren yeni bir yöntem geliştirdi. Bu iki aşamalı süreç, düşük sıcaklık ve basınçta çalışarak maliyeti azaltıyor ve çevre kirliliğine karşı önemli bir çözüm sunuyor. Özellikle polistiren atıkların enerjiye dönüşmesi, atık yönetiminde yeni bir dönemi başlatabilir.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Plastik atıklarla jet yakıtı üretiminde çığır açan buluş]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nanjing Orman Üniversitesi ve Tsinghua Üniversitesi'nden araştırmacılar, plastik atıkların ileri düzey katalizörler ve hidrojen kullanılarak yüksek kaliteli jet yakıtına dönüştürüldüğü yeni bir yöntem geliştirdi. Çinli bilim insanlarının Nature Energy dergisinde yayımlanan çalışması, plastik atıkların enerjiye dönüşümünde verimliliği artıran ve maliyeti düşüren iki aşamalı bir süreci temel alıyor. Araştırma ekibi, bu yöntemin geleneksel tekniklerden daha düşük sıcaklık ve basınçta çalıştığını, böylece hem ekonomik hem de çevresel açıdan avantaj sağladığını duyurdu.</p><h3>Profesör Li ve ekibi: 'Polistiren atıklar enerji kaynağına dönüşüyor'</h3><p>Çalışmanın başında yer alan Profesör Yadong Li ve Profesör Dingsheng Wang, plastik atıkların özellikle polistirenin, yeni katalizör teknolojisi sayesinde enerji sektöründe değerli bir hammaddeye dönüştüğünü vurguladı. Polistiren, özellikle ambalaj ve tek kullanımlık ürünlerde yaygın olarak kullanıldığı için atık yönetimi açısından büyük bir sorun teşkil ediyor. Araştırmacılar, geliştirdikleri süreçte polistirenin piroliz yoluyla daha küçük hidrokarbonlara ayrıldığını, ardından bu ürünlerin özel katalizörler yardımıyla jet yakıtı aralığında değerli moleküllere dönüştüğünü belirtti. Bu yöntemde, Ru (rutenyum) atomlarının CoAl oksit üzerinde izole edilmesiyle elde edilen katalizör, hem seçiciliği hem de verimliliği önemli ölçüde artırıyor. Elde edilen jet yakıtı, geleneksel yöntemlere göre daha temiz ve ekonomik bir alternatif sunuyor. Ayrıca, bu süreçte kullanılan düşük sıcaklık ve basınç koşulları, enerji tüketimini ve üretim maliyetini azaltıyor.</p><h3>İki aşamalı süreç: Plastik atıktan jet yakıtına dönüşümde yeni dönem</h3><p>Araştırmacıların geliştirdiği iki aşamalı süreç, plastik atıkların enerjiye dönüştürülmesinde önemli bir yenilik olarak öne çıkıyor. İlk aşama olan piroliz, plastik zincirlerinin 460°C'yi aşan sıcaklıklarda daha küçük hidrokarbon parçalarına ayrılmasını sağlıyor. İkinci aşamada ise, elde edilen bu parçalar 160°C'de özel katalizörler üzerinden geçirilerek sikloalkenler ve yoğun hidrokarbonlar gibi jet yakıtı özelliklerine sahip moleküllere dönüştürülüyor. Bu süreç, polistiren gibi yaygın plastik atıkların ekonomik değere sahip yakıtlara dönüştürülmesinde kritik bir rol oynuyor. Araştırma ekibi, sürecin hem sürekli hem de ölçeklenebilir olduğunu vurguluyor. Laboratuvar ortamında gram ölçeğinde yapılan testlerde, katalizörün verimliliği ve dayanıklılığı kanıtlandı. Teknik-ekonomik analizler ise, üretilen jet yakıtının kilogram başına 1,0&#8211;1,8 ABD doları arasında rekabetçi bir maliyetle piyasaya sunulabileceğini gösteriyor. Bu da, plastik atıkların enerji sektöründe yeni bir kaynak olarak değerlendirilmesinin önünü açıyor.</p><h3>Çinli bilim insanlarından çevre dostu ve ekonomik çözüm</h3><p>Profesör Li ve Wang, geliştirdikleri yöntemin çevre kirliliğiyle mücadelede önemli bir adım olduğunu ifade ediyor. Plastik atıkların yakıt olarak değerlendirilmesi, hem atık miktarını azaltıyor hem de fosil yakıtlara olan bağımlılığı düşürüyor. Araştırmacılar, sürecin endüstriyel ölçeğe taşınması için çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle katalizörün kilogram ve üzeri miktarlarda hazırlanması ve yapısal stabilitesinin korunması, sürecin yaygınlaşmasında belirleyici olacak. Ekip, sürekli katı besleme sistemleri üzerinde çalışarak üretim kapasitesini artırmayı hedefliyor. Ayrıca, süreç boyunca elde edilen jet yakıtının özellikleri ve ekonomik avantajları, enerji piyasasında rekabetçi bir alternatif oluşturuyor. Bilim insanları, plastik atıkların enerjiye dönüşümünde bu teknolojinin izlenmeye değer bir potansiyele sahip olduğunu belirtiyor.</p><p>Sonuç olarak, Nanjing Orman Üniversitesi ve Tsinghua Üniversitesi'nin ortak çalışmasıyla geliştirilen bu yeni yöntem, plastik atıkların enerji sektöründe değerlendirilmesi konusunda umut verici bir adım olarak öne çıkıyor. Polistiren gibi yaygın atıkların yüksek kaliteli jet yakıtına dönüştürülmesi, hem çevresel hem de ekonomik açıdan önemli fırsatlar sunuyor. Uzmanlar, bu teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte plastik atık sorununun çözümünde ve sürdürülebilir enerji üretiminde yeni bir dönemin başlayabileceğine dikkat çekiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/plastik-atiklarla-jet-yak-763_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278672</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/samanyolunun-merkezinde-50-yillik-gizem-cozuldu-278672</link>
      <pubDate>2026-06-08T13:13:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Samanyolu'nun merkezinde 50 yıllık gizem çözüldü]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Samanyolu'nun merkezindeki Sagittarius A* kara deliğinden güçlü bir rüzgar estiği, Northwestern Üniversitesi'nden bilim insanlarının yaptığı gözlemlerle kesin olarak doğrulandı. 50 yılı aşkın bir süredir çözülemeyen bu astronomi gizemi, radyo teleskoplarıyla elde edilen ayrıntılı veriler sayesinde aydınlatıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Samanyolu'nun merkezinde 50 yıllık gizem çözüldü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samanyolu'nun merkezinde yer alan Sagittarius A* kara deliğinden güçlü bir rüzgar estiğine dair ilk kesin kanıtlar, Northwestern Üniversitesi'nden bilim insanlarının yürüttüğü beş yıllık ayrıntılı gözlemler sonucunda ortaya çıktı. Şili'deki Atacama Büyük Milimetre/Alt Milimetre Dizisi'nin (ALMA) 66 radyo teleskopu kullanılarak yapılan araştırma, galaksimizin kalbinde devasa bir koni şeklinde boşluk tespit etti. Bu boşluğun, Sagittarius A* kara deliğinden yayılan enerjik rüzgarlar tarafından oluşturulduğu belirlendi. Elde edilen bulgular, astronomi dünyasında yarım asırdır çözülemeyen bir gizemin sonlanmasını sağladı ve Samanyolu'nun süper kütleli kara deliğinin çevresiyle nasıl etkileşime girdiğine dair en net resmi sundu.</p><h3>Northwestern Üniversitesi ekibi Sagittarius A* rüzgarını doğruladı</h3><p>Northwestern Üniversitesi'nden Dr. Mark Gorski ve Dr. Lena Murchikova'nın liderliğindeki araştırmacılar, Sagittarius A* kara deliği etrafındaki soğuk moleküler gazı incelemek için son derece hassas radyo gözlemleri gerçekleştirdi. Ekip, ALMA teleskoplarıyla beş yıl boyunca topladıkları verilerde, kara deliğe yalnızca bir parsek uzaklıkta, yaklaşık üç ışık yılı mesafede gaz yapıları tespit etti. Araştırmacılar, Sagittarius A*'nın parlak radyo sinyallerini ayıklamak için özel kalibrasyon yöntemleri uygulayarak, bölgenin önceki haritalarından 100 kat daha derin ve 80 kat daha keskin görüntüler elde etti. Bu yüksek çözünürlüklü veriler sayesinde, daha önce fark edilmeyen dev bir koni şeklindeki boşluk ve çevresindeki gaz hareketleri açıkça görüldü. Bilim insanları, bu yapının yalnızca Sagittarius A* kara deliğinden esen sıcak ve enerjik bir rüzgar tarafından oluşturulabileceği sonucuna vardı.</p><h3>50 yıllık arayış: Sagittarius A* kara deliği ve galaksi evrimi</h3><p>Kara deliklerin madde tüketirken aynı zamanda güçlü rüzgarlar veya jetler ürettiği, teorik fizikçiler tarafından uzun yıllardır öngörülüyordu. Ancak Samanyolu'nun merkezindeki Sagittarius A* kara deliğinden böyle bir rüzgarın izi bir türlü tespit edilememişti. Dünya'dan yaklaşık 26 bin ışık yılı uzaklıkta ve yaklaşık 4 milyon güneş kütlesine sahip olan Sagittarius A*, diğer galaksilerin merkezindeki aktif kara deliklere kıyasla daha sakin bir evrede bulunuyor. Bu durum, gözlemleri ve veri analizini daha da zorlu hale getiriyordu. Dr. Lena Murchikova, "Kara deliğe son derece yakın moleküler gazın onu beslediğini gösteren ilk biz olduk" diyerek, bulgularının önemine dikkat çekti. Ayrıca, Sagittarius A* kara deliğinden yayılan rüzgarın çok güçlü olmadığını ve zamanla yönünün değişebileceğini belirtti. Bu da Samanyolu'nun kara deliğinin evrendeki diğer kara deliklerden tamamen farklı olmadığını gösteriyor.</p><h3>Radyo gözlemleriyle Sagittarius A*'dan gelen enerji akışı aydınlatıldı</h3><p>Araştırma ekibi, elde ettikleri verileri NASA'nın Chandra X-ışını Gözlemevi'nin gözlemleriyle de karşılaştırdı. Chandra'nın tespit ettiği parlak X-ışını emisyonlarının tam olarak koni şeklindeki boşlukla örtüşmesi, Sagittarius A* kara deliğinden yayılan rüzgarın varlığını destekledi. Bilim insanları, yakınlardaki yıldızların bu büyüklükte bir boşluk oluşturmak için yeterli enerjiye sahip olmadığını hesapladı. Boşluğun boyutu ve çevresindeki gaz üzerindeki etkileri dikkate alındığında, Sagittarius A* kara deliğinden yayılan rüzgarın en az 20 bin yıldır aktif olduğu tahmin edildi. Bu bulgular, galaksi evrimi ve kara deliklerin çevresiyle olan ilişkisi hakkında önemli ipuçları sunuyor.</p><h3>Sagittarius A* kara deliği galaksi fiziğine yeni pencere açıyor</h3><p>Northwestern Üniversitesi'nin liderliğinde gerçekleştirilen bu keşif, Samanyolu'nun merkezinde işleyen fiziksel süreçlere dair yeni bir bakış açısı kazandırdı. Sagittarius A* kara deliğinden yayılan rüzgarın, galaksinin yapısını ve evrimini nasıl etkilediği konusunda bilim dünyasında yeni tartışmalar başlattı. Araştırmacılar, gelecekteki gözlemlerle Sagittarius A* kara deliğinden yayılan rüzgarın gücünü, yönünü ve galaksinin diğer bölgeleriyle etkileşimini daha ayrıntılı biçimde incelemeyi planlıyor. Bu gelişme, Samanyolu'nun merkezinde çalışan fiziksel mekanizmaların anlaşılması için önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.</p><p>Sonuç olarak, Sagittarius A* kara deliğinden yayılan rüzgarın kesin olarak doğrulanması, astronominin en uzun soluklu gizemlerinden birinin çözülmesini sağladı. Elde edilen bulgular, Samanyolu'nun merkezinde işleyen süreçler hakkındaki bilgilerimizi derinleştirirken, galaksi evrimini anlamada yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/samanyolunun-merkezinde-5-639_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278671</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/otomotiv/otomotiv-endustrisinin-mayis-ayi-ihracati-32-milyar-dolar-oldu-278671</link>
      <pubDate>2026-06-08T13:11:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Otomotiv endüstrisinin mayıs ayı ihracatı 3,2 milyar dolar oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Otomotiv]]></category>
      <description><![CDATA[Otomotiv endüstrisinin mayıs ayı ihracatı geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 17 azalışla 3 milyar 264 milyon dolar oldu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Otomotiv endüstrisinin mayıs ayı ihracatı 3,2 milyar dolar oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uludağ Otomotiv İhracatçıları Birliğinden (OİB) yapılan açıklamaya göre, Türkiye ihracatında birinci sıradaki yerini koruyan endüstrinin toplam ihracattan aldığı pay yüzde 16,8 olarak gerçekleşti.</p><p>Otomotiv endüstrisinin yılın 5 ayındaki ihracatı ise yüzde 2,6 artarak 17 milyar dolara ulaştı.</p><p>Mayıs ayında en büyük ürün grubu olan "tedarik endüstrisi" ihracatı yüzde 14 azalışla 1 milyar 215 milyon dolar olarak gerçekleşti.</p><p>"Binek otomobil" ihracatı yüzde 23 azalarak 1 milyar 13 milyon dolar, "eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar" ihracatı yüzde 27 düşüşle 543 milyon dolar, "otobüs-minibüs-midibüs" ihracatı yüzde 2,5 düşüşle 269 milyon dolar oldu.</p><p>"Çekiciler" ihracatı ise yüzde 13 artışla 168 milyon dolara yükseldi.</p><p>Otomotiv sektörü ihracatında Almanya, 526 milyon dolarlık ihracat rakamıyla en fazla ihracat yapılan ülke konumunu sürdürürken, Fransa ise 452 milyon dolarlık dış satımla ikinci büyük pazar olarak kayıtlara geçti.</p><p>Mayıs ayında Avrupa Birliği ülkeleri yüzde 75 pay ve 2 milyar 453 milyon dolarla ülke grubu bazında ihracatta ilk sıradaki ağırlığını korudu.</p><p>AB ülkelerine yönelik ihracat bu dönemde yüzde 13 azaldı. Diğer Avrupa ülkeleri yüzde 9,5 payla ülke grupları arasında ikinci sırada yer alırken, mayıs ayında diğer Avrupa ülkelerine yüzde 42, Orta Doğu ülkelerine ise yüzde 26 ihracat düşüşü yaşandı.</p><p>Açıklamada değerlendirmesine yer verilen OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, sektörel liderliğin sürdüğüne dikkati çekerek, "Mayıs ayında iş günü sayısının geçen yıla göre az olması ihracatımıza olumsuz yansıdı. İlk 10 pazarın 9'unda yaşanan düşüşlere karşı Fransa pazarındaki yüzde 18'lik büyüme ve ABD ile Norveç gibi stratejik pazarlardaki ürün bazlı yüksek oranlı artışlarımız önem taşıyor." ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/otomotiv-endustrisinin-ma-944_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278670</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/united-airlines-ucaginda-sahte-binis-karti-alarmi-278670</link>
      <pubDate>2026-06-08T13:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[United Airlines uçağında sahte biniş kartı alarmı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Houston'daki George Bush Uluslararası Havalimanı'nda, bir yolcunun sahte biniş kartı kullanarak United Airlines uçağına izinsiz binmesi büyük paniğe yol açtı. Güvenlik zafiyetini gözler önüne seren olay, uçuşun saatlerce gecikmesine ve yolcuların tahliye edilmesine neden oldu. Olay, havacılık güvenliğinde ciddi soru işaretleri yarattı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[United Airlines uçağında sahte biniş kartı alarmı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Houston'daki George Bush Uluslararası Havalimanı'nda, 25 yaşındaki Abdulrahman Oriyomi'nin sahte biniş kartı ile United Airlines'ın Los Angeles seferine gizlice binmesi, havacılık güvenliği açısından büyük bir tehlike yarattı. Olay 18 Mayıs sabahı yaşandı. Oriyomi, saat 5:45 sularında havalimanı kontrol noktasına yaklaştı. Yetkililerin aktardığına göre, telefonuyla oyalandığı ve biniş kartında yaşadığı sorunlar nedeniyle dikkat çekti. Buna rağmen, başka bir TSA kabinine yönlendirildi ve orada fotoğrafı çekilerek terminale geçmesine izin verildi. Yaklaşık bir saat sonra, E16 kapısında Houston'dan Los Angeles'a gidecek uçağa binmek için sıraya girdi. Kapıdan geri çevrilse de, kısa süre sonra D4 kapısına yöneldi. Burada çalışanların meşgul olmasını fırsat bilen Oriyomi, sahte biniş kartını gösteriyormuş gibi yaparak United Airlines personelinin dikkatinden kaçmayı başardı ve 469 numaralı uçuşa gizlice bindi.</p><h3>United Airlines ekibi yolcunun izinsiz bindiğini fark etti</h3><p>Oriyomi uçağa girdikten sonra boş bir koltuk bulmaya çalıştı ve ardından tuvalete geçti. Yakınındaki yolcular, hareketlerinden şüphelenip kabin ekibini uyardı. Kabin memurları, tuvalette uzun süre kalan Oriyomi'yi bulup yerine oturmasını söyledi. Ancak kısa bir süre sonra, aynı kişinin başka bir tuvalette saklandığı tespit edildi. Kabin memurları, yolcu listesini kontrol ettiğinde, Oriyomi'nin adı listede yer almıyordu. Kendisini Bay Lopez olarak tanıtan Oriyomi, uçakta boş bir koltuk bulunmadığı için atlama koltuğunda oturmak istediğini belirtti. Ancak yapılan kontrollerde, Oriyomi'nin uçuş için kayıtlı olmadığı ve sahte bir biniş kartı kullandığı anlaşıldı. Uçuş ekibi ve kaptan, durumu hemen yetkililere bildirdi ve uçak kalkıştan önce kapıya geri döndü.</p><h3>Houston Polisi ve TSA olay yerine sevk edildi: Uçuş 3 saat gecikti</h3><p>Uçağın kapıya dönmesiyle birlikte Houston Polisi, FBI, Patlayıcı Tespit K-9 Birimi, şehir havaalanı hizmetleri ve TSA ekipleri hızla olay yerine yönlendirildi. Yolcular tahliye edildi ve K-9 birimi uçakta patlayıcı araması yaptı. Araştırmacılar, Oriyomi'nin United Airlines müşteri hizmetleriyle geçmişte bağlantısı olduğunu tespit etti. Yetkililer, Oriyomi'nin Houston'dan Los Angeles'a giden bir uçuş için bilet almaya çalıştığını, ancak ödeme yapılmadığı için rezervasyonunun iptal edildiğini açıkladı. Olay sırasında, Oriyomi'ye tecavüz uyarısı okundu. Hapse girmeyeceğini öğrenince, kolluk kuvvetlerini kayda aldı ve havaalanında kısa süreli bir kriz yaşandı. Tüm bu süreçte, United Airlines'ın 469 numaralı seferi yaklaşık üç saat gecikme yaşadı. Houston Polisi, FBI ve havaalanı servisleri bir buçuk saatten fazla süreyle olayla ilgilendi.</p><h3>Sahte biniş kartı güvenlikte nasıl fark edilmedi?</h3><p>Oriyomi'nin havalimanı güvenliğini nasıl aştığı ise soru işaretleri doğurdu. TSA, olayla ilgili yaptığı açıklamada, söz konusu kişinin George Bush Uluslararası Havalimanı'nda geçerli bir biniş kartı sunduğunu ve standart taramadan geçtiğini belirtti. Ancak, araştırmacılar tarafından incelenen ve Oriyomi'nin gösterdiği biniş kartının anahtar bilgilerinin eksik olduğu, QR kodunun da sahte göründüğü tespit edildi. Olay, federal ve yerel güvenlik protokollerinin sorgulanmasına neden oldu. Houston Havalimanları, tüm güvenlik önlemlerinin ilgili makamlarca uygulandığını vurguladı. Buna rağmen, Oriyomi'nin TSA ve United Airlines kapı görevlilerini atlatıp uçağa binmesi, havacılık güvenliğinde ciddi bir açık olduğunu gösterdi. Olay sonrası, Oriyomi 15.000 dolarlık teminatla tutuklandı ve pazartesi günü mahkemeye çıkması bekleniyor.</p><h3>Havacılık güvenliğinde alarm zilleri: Benzer vakalar artıyor</h3><p>Houston'daki bu olay, son dönemde artan sahte biniş kartı ve izinsiz yolcu vakalarına bir yenisini ekledi. Federal Havacılık İdaresi, bu tür ihlallerin sıklığına dair kesin bir veri sunmasa da, uzmanlar her vakada güvenlik protokollerinin gözden geçirilmesi gerektiğini vurguluyor. 2024 Noel Arifesi'nde, Shemaiah Patrice Small'ın Delta Airlines uçağına sahte kartla binmesi, 2024 Şükran Günü'nde ise Svetlana Dali'nin New York'tan Paris'e uçuşunda benzer bir güvenlik açığı yaşanması dikkat çekti. Dali'nin 2026 Şubatında, Newark Havalimanı'ndan Milano'ya pasaportsuz uçuş gerçekleştirmesi de, havacılık sektöründe alarm zillerinin çalmasına yol açtı. Her olayda, güvenlik önlemlerinin nasıl aşıldığı ve hangi tedbirlerin alınması gerektiği tartışılıyor. Uzmanlar, havalimanlarında insan hatası ve teknolojik eksikliklerin, sahte biniş kartı gibi yöntemlerle istismar edilebildiğine dikkat çekiyor.</p><h3>Yetkililerden yeni önlemler ve yolculara uyarı</h3><p>Oriyomi'nin sahte biniş kartı ile United Airlines uçağına binmesi, sadece Houston'da değil, tüm dünyada havaalanı güvenliği konusunda endişeleri artırdı. Yetkililer, benzer vakaların önüne geçmek için mevcut güvenlik protokollerinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. TSA ve havayolu şirketleri, biniş kartlarının doğrulanmasında daha gelişmiş teknolojiler kullanılması ve personelin eğitiminin artırılması için çalışmalar yürütüyor. Yolculara ise, şüpheli durumlarda kabin ekibini bilgilendirmeleri ve güvenlik önlemlerine tam uyum göstermeleri çağrısı yapıldı. Havacılık güvenliğinin sağlanması için, hem teknolojik altyapının hem de insan faktörünün sürekli olarak geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.</p><p>Houston'daki olay, sahte biniş kartı kullanımıyla gerçekleştirilen güvenlik ihlallerinin, havacılık sektöründe ciddi sonuçlar doğurabileceğini bir kez daha ortaya koydu. Uzmanlar, havalimanlarında yaşanabilecek benzer olayların önüne geçmek için tüm tarafların iş birliği içinde hareket etmesinin hayati önem taşıdığını belirtiyor. Olayın ardından başlatılan soruşturmanın, havacılık güvenliğinde yeni önlemlerin alınmasına öncülük etmesi bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/united-airlines-ucaginda--923_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278669</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ataturk-havalimaninda-duzenlenen-sifir-atik-festivali-sona-erdi-278669</link>
      <pubDate>2026-06-08T13:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen Sıfır Atık Festivali sona erdi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul Sıfır Atık Haftası kapsamındaki Sıfır Atık Forumu ve Sıfır Atık Festivali Değerlendirme Toplantısı, İstanbul Valisi Davut Gül ve Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş'ın katılımlarıyla gerçekleştirildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen Sıfır Atık Festivali sona erdi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın himayelerinde yürütülen Sıfır Atık Hareketi, İstanbul'da gerçekleştirilen Sıfır Atık Haftası etkinlikleriyle bir kez daha ulusal ve uluslararası ölçekte güçlü bir karşılık buldu.</p><p>1-7 Haziran tarihleri arasında İstanbul Valiliği himayelerinde, Sıfır Atık Vakfı koordinasyonuyla İstanbul genelinde düzenlenen Sıfır Atık Haftası kapsamında gerçekleştirilen Sıfır Atık Forumu ve Sıfır Atık Festivali'nin değerlendirme toplantısı, İstanbul Valisi Davut Gül ile Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş'ın katılımıyla gerçekleştirildi.</p><p>Toplantıda, İstanbul'un 39 ilçesinde bir hafta boyunca düzenlenen etkinliklerin çıktıları değerlendirilirken, sıfır atık vizyonunun önümüzdeki dönemde daha da ileri taşınmasına yönelik hedefler paylaşıldı.</p><p><b>"İSTANBUL'DA TARİHİ BİR HAFTAYA İMZA ATILDI"</b></p><p>Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin liderliğinde küresel bir çevre hareketine dönüşen Sıfır Atık girişiminin İstanbul'da tarihi bir haftaya imza attığını belirterek, "Valiliğimizle birlikte ilan ettiğimiz İstanbul Sıfır Atık Haftası, şehrimizin 39 ilçesinde büyük bir coşkuyla kutlandı. Dün de Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımlarıyla Sıfır Atık Forumu'nun kapanışını gerçekleştirdik. Sıfır Atık Forumu'na 183 ülkeden 5 binden fazla katılımcı iştirak etti ve forum, dünyanın en büyük sivil çevre ve iklim değişikliği buluşmalarından biri oldu" dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/2-0806202684207a8d.jpg"/><p><b>"İSTANBUL KRİTERLERİ'Nİ DÜNYA İLE PAYLAŞACAĞIZ"</b></p><p>Sıfır Atık Forumu kapsamında yalnızca çevre meselelerinin değil, gıda güvenliği, açlık, kaynak verimliliği ve iklim adaleti gibi insanlığın ortak sorunlarının da ele alındığını vurgulayan Ağırbaş, "Dünyanın gerçek problemlerine dair çok önemli başlıklar masaya yatırıldı. Ayrıca 183 ülkenin imzasına açılacak İstanbul Deklarasyonu kaleme alındı.</p><p>Bunun yanında sıfır atık alanında İstanbul kriterleri konusunda da önemli bir mutabakata varıldı. Önümüzdeki süreçte İstanbul kriterlerini dünya ile paylaşacağız" ifadelerini kullandı. <b>"Sıfır Atık Festivali'ne 1 Milyondan Fazla Vatandaşımız Katıldı"</b></p><p>İstanbul'un yalnızca bir forum merkezi değil, aynı zamanda toplumun her kesiminin sürece dahil olduğu büyük bir farkındalık sahası haline geldiğini belirten Ağırbaş, Sıfır Atık Festivali'nin gördüğü yoğun ilgiyi de değerlendirdi. Ağırbaş, "Festivalimize 1 milyondan fazla vatandaşımız katıldı. Konserlerle, atölyelerle, sergilerle ve çeşitli etkinliklerle vatandaşlarımızla buluştuk. İstanbul'un enerjisini ve sahiplenme duygusunu yakından hissetmiş olduk. Bu ilgi, gelecekte gerçekleştireceğimiz çalışmalar için bizlere ilham verdi" dedi.</p><p>Taksim Meydanı'ndaki Sergiye Davet Taksim Meydanı'nda açılan "Sanayiden Tarıma Gıda İsrafı" sergisinin de büyük ilgi gördüğünü belirten Ağırbaş, "Sergimizi şu ana kadar 100 binden fazla vatandaşımız ziyaret etti. Ay sonuna kadar açık kalacak sergimizle toplumun farklı kesimlerini sıfır atık bilinci etrafında buluşturmaya devam edeceğiz" diye konuştu.</p><p>Sıfır atık çalışmalarının gelecek nesillere karşı ortak bir sorumluluk olduğunun altını çizen Ağırbaş, "Yaptığımız çalışmaların tamamı ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğine yöneliktir. Daha güçlü bir Türkiye inşa etmek istiyorsak çevre konularında hep birlikte çalışmak zorundayız. Dünyanın geleceği için alınacak önemli kararların şekillenmesinde İstanbul'un daha etkin rol üstlenmesini arzu ediyoruz. Bu doğrultuda Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayeleri ve liderlikleriyle İstanbul'u dünyanın sıfır atık başkenti yapma hedefimiz doğrultusunda kararlılıkla çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.</p><p>Ağırbaş, konuşmasının sonunda Sıfır Atık Haftası'na katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ederek, "16 milyon İstanbullu hemşehrimize, 86 milyon vatandaşımıza ve sıfır atık çalışmalarında bizlere liderlik eden Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'ye şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca İstanbul Sıfır Atık Haftası, Sıfır Atık Festivali ve Sıfır Atık Forumu süreçlerinde ilk günden itibaren güçlü destek veren Sayın Valimiz Davut Gül'e teşekkür ediyorum. Kamu kurumlarımızdan güvenlik güçlerimize, öğretmenlerimizden öğrencilerimize kadar emeği geçen herkese minnettarız" dedi.</p><p><b>"KURUMLARIMIZ VE VATANDAŞLARIMIZ BÜYÜK BİR SEFERBERLİK ÖRNEĞİ SERGİLEDİ"</b></p><p>İstanbul Valisi Davut Gül ise Sıfır Atık Haftası boyunca ortaya çıkan güçlü toplumsal sahiplenmenin önemine dikkat çekerek, "En büyük teşekkürlerden biri de basın mensuplarımızadır. Yapılan çalışmaların görünür hale gelmesinde sizlerin katkısı çok kıymetli oldu. 1-7 Haziran tarihleri arasında İstanbul genelinde bin 500'ün üzerinde etkinlik gerçekleştirildi.</p><p>Yerel yönetimlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız, kamu kurumlarımız ve vatandaşlarımız büyük bir seferberlik örneği sergiledi" dedi.</p><p>"Türkiye'nin Yumuşak Gücü, Çevre Diplomasisinin En Güçlü Örneklerinden Biri" Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncülüğünde başlayan Sıfır Atık Hareketi'nin bugün küresel ölçekte güçlü bir karşılık bulduğunu ifade eden Gül, "Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin liderliğinde başlayan bu hareket hem ülkemizde hem de dünyada kabul gördü. Türkiye'nin yumuşak gücünün ve çevre diplomasisinin en güçlü örneklerinden biri haline geldi. İnşallah bundan sonra da etkisini artırarak sürdürecektir" diye konuştu.</p><p><b>"FESTİVAL ALANI ADETA BİR BAYRAM YERİNE DÖNÜŞTÜ"</b></p><p>Sıfır Atık Forumu'nun uluslararası başarısına da değinen Gül, "183 ülkenin katıldığı forumu hep birlikte takip ettik. Bunun yanında vatandaşlarımızın büyük ilgi gösterdiği festival alanı adeta bir bayram yerine dönüştü. İstanbul'un her yaştan insanını aynı çatı altında buluşturan festival, çevre bilincini eğlence ve eğitimle bir araya getiren örnek bir organizasyon oldu" ifadelerini kullandı.</p><p><b>"SIFIR ATIK YAŞAM KÜLTÜRÜ UYGULAMALI OLARAK DENEYİMLENDİ"</b></p><p>Festival alanının sıfır atık yaşam kültürünün uygulamalı olarak deneyimlendiği bir öğrenme merkezi işlevi gördüğünü vurgulayan Gül, "Her stantta vatandaşlarımızın günlük hayatlarında uygulayabilecekleri örnekler yer aldı. Atıkların ayrıştırıldığı, çevreye zarar verecek unsurların bulunmadığı ve sürdürülebilir yaşamın deneyimlendiği örnek bir sıfır atık köyü oluşturuldu. Bu yönüyle festival, özellikle çocuklar ve gençler için adeta ikinci bir okul niteliği taşıdı" dedi. "Önemli Bir Başarı Elde Edildi" Ortaya çıkan başarının tüm paydaşların ortak emeği olduğunu belirten Gül, "Saygıdeğer Hanımefendi'nin ortaya koyduğu vizyon, Başkan Samed Ağırbaş ve Sıfır Atık Vakfımızın koordinasyonu ve tüm kurumlarımızın katkısıyla önemli bir başarı elde edildi. Bu başarı bizlere önümüzdeki yıllar için daha büyük hedefler koyma sorumluluğu da yüklüyor. Gelecek yıl daha kapsayıcı, daha güçlü ve daha geniş katılımlı bir organizasyonu nasıl gerçekleştirebileceğimizi şimdiden değerlendirmeye başladık" diye konuştu.</p><p>Vali Gül, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin vizyonuyla sıfır atık hikâyesini daha ileri taşıyacağımıza inanıyorum. Bu süreçte emeği geçen görünmeyen kahramanlara, polislerimize, öğretmenlerimize, kamu görevlilerimize, gönüllülerimize ve tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum."</p><p><b>"TÜRKİYE'NİN ÖNCÜ ROLÜNÜ GÜÇLENDİREN BİR KİLOMETRE TAŞI"</b></p><p>1-7 Haziran Sıfır Atık Haftası boyunca gerçekleştirilen forumlar, paneller, sergiler, eğitim faaliyetleri ve festival etkinlikleriyle İstanbul, sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaştırılması konusunda önemli bir örnek ortaya koyarken; Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncülüğünde büyüyen Sıfır Atık Hareketi de küresel çevre diplomasisinin en güçlü platformlarından biri olma niteliğini bir kez daha pekiştirdi. İstanbul'da ortaya konulan bu güçlü birliktelik ve toplumsal sahiplenme, Türkiye'nin sıfır atık alanındaki öncü rolünü daha da güçlendiren önemli bir kilometre taşı olarak kayıtlara geçti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/ataturk-havalimaninda-duz-340_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278668</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/ticaret-bakani-bolat-tarekse-bu-yilin-ilk-uc-ayinda-13-milyon-basvuru-yapildi-278668</link>
      <pubDate>2026-06-08T13:03:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ticaret Bakanı Bolat: TAREKS'e bu yılın ilk üç ayında 1,3 milyon başvuru yapıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Sanayi ürünlerinin ithalatı için TAREKS'e yapılan başvuru sayısı, 2025 yılının ocak-mart döneminde 1 milyon iken bu yılın aynı döneminde yüzde 30 artışla 1,3 milyona ulaşmıştır." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ticaret Bakanı Bolat: TAREKS'e bu yılın ilk üç ayında 1,3 milyon başvuru yapıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, piyasa gözetim ve denetim kuruluşlarına veri temelli ve hızlı karar alma kapasitesi kazandıran Elektronik Piyasa Gözetimi ve Denetimi (e-PGD) Sistemi ile yapay zeka destekli metin ve görsel analiziyle güvensiz ürünleri tespit edeceklerini belirterek, "Güvenli ürün, güvenli gelecek vizyonumuzla pilot testlerini tamamladığımız bu sistemi çok yakında açacağız." dedi.</p><p>Bolat, AB Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Jurgis Vilcinskas, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez ile Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ahmet Gümen'in katılımıyla, Ticaret Bakanlığında düzenlenen "Ürün Güvenliği Haftası Açılış Konferansı"nda konuştu.</p><p>Ürün güvenliği konusunda ilgili bakanlıklarla işbirliklerine ilişkin bilgi veren Bolat, bu yıl Ürün Güvenliği Haftası'nın konusunun "Dijital Çağda Ürün Güvenliği" olarak belirlendiğini söyledi.</p><p>Bolat, dünya ticaretinin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini, bu dönüşümün yalnızca uluslararası ticaret kurallarını değil teknoloji ve iklim değişikliğine bağlı kaygılar sonucunda geleneksel üretim süreçlerini de değiştirdiğini dile getirdi.</p><p>Yeşil ve dijital dönüşümün, üretimden ticarete, ulaşımdan bağlantısallığa kadar hayatın ve ticaretin her safhasını derinden etkilediğine işaret eden Bolat, "Dijitalleşme sürecinin, ürün güvenliğine önemli yansımaları var. Birinci değişiklik, bizzat ürünlerin dijitalleşme ile değişmesi olarak karşımıza çıkıyor. Yapay zeka sisteminin de üretim süreçlerine ve ürünlere entegre olmasıyla, akıllı ürünler hayatımıza giriyor. Burada sanal asistanlar, birçok alanda bizlere yardımcı oluyor. Dijitalleşmenin sürece dahil olması, ürün güvenliği tanımını da kökten değiştiriyor. Böylece, dijitalleşme yazılımlardaki güvenlik açıklarını veya nesnelerin internetinde yaşanan arızaları içerecek şekilde ürün güvenliği kavramını da etkilemektedir." ifadelerini kullandı.</p><p><strong>"TAREKS'E BU YILIN İLK ÜÇ AYINDA 1,3 MİLYON BAŞVURU YAPILDI"</strong></p><p>Güvenlik paradigmasının yazılım hataları ve güncellemeleri sonucunda ortaya çıkabilecek sorunları, ihlalleri, otonom cihaz arızalarını ve siber güvenlik gibi riskleri içermek zorunda olduğunu dile getiren Bolat, bu paradigma değişikliği sonucunda uygunluk değerlendirme süreçlerinde de dönüşüm yaşandığını anlattı.</p><p>Bolat, ürün güvenliği teyidinin tedarik zincirlerinin daha etkin izlenebilirliğinin sağlanmasının gerekliliğini ortaya çıkardığına dikkati çekerek, "Bu noktada dijital ürün pasaportu kavramı, ürün güvenliği açısından ürünlerdeki uygunluk konusunu takip edebilmek için çok önemli bir araç olarak gündemimizde yer almaktadır. Dijital ürün pasaportu, sürdürülebilirlik ve döngüsellik hedefleri doğrultusunda ürün zincirinin tüm aşamalarının şeffaf ve izlenebilir hale gelmesini sağlamaktadır." diye konuştu.</p><p>Dijitalleşme ile e-ticaretin de hızla büyüdüğünü vurgulayan Bolat, dijitalleşmenin getirdiği dönüşüm karşısında uygunluk ve ürünlerin takibi ile ürün güvenliği konusundaki garantiyi sağlama noktasında önemli görevlerinin bulunduğunu söyledi.</p><p>Bolat, Bakanlık olarak ithalatta ürün güvenliği denetiminden sorumlu olduklarına işaret ederek, 2011 yılında devreye alınan Dış Ticarette Risk Esaslı Kontrol Sistemi (TAREKS) hakkında da bilgi verdi.</p><p>TAREKS'in geçen yılın başında yenilendiğinin, böylece yapay zeka destekli yeni yapı kurulduğunun altını çizen Bolat, şu bilgileri paylaştı:</p><p>"TAREKS'te kayıt ve yetkilendirme prosedürlerinin evrak yükünden arındırılması ile kolaylık sağlandı. Atılan dijitalleşme adımlarıyla birlikte, TAREKS'te kayıtlı aktif firma sayımız, yüzde 8 artışla 130 bine, aktif kullanıcı sayımız da yüzde 48 artışla 32 bine yükselmiştir. Sanayi ürünlerinin ithalatı için TAREKS'e yapılan başvuru sayısı, 2025 yılının ocak-mart döneminde 1 milyon iken bu yılın aynı döneminde yüzde 30 artışla 1,3 milyona ulaşmıştır. TAREKS, günlük ortalama 20 bin adet başvuruyu, risk analizi sürecinden başarıyla geçirmekte ve kesintisiz hizmet vermektedir."</p><p><strong>"E-İTHALATTA GÜVENSİZ ÜRÜN ORANI YÜZDE 81"</strong></p><p>e-Ticarette ürün güvenliği konusunda da birçok ülkenin harekete geçtiğini anlatan Bolat, Türkiye'nin gerekli adımları atan ilk ülkelerden olduğunu ve ülkede e-ticaretin hızlı yükseldiğini, geçen yıl hacminin yaklaşık 4,6 trilyon liraya, işlem sayısının da yaklaşık 6 milyara ulaştığını söyledi.</p><p>Bu hızlı büyümenin, ürün güvenliği alanında dijital dönüşümü ilke edinen yeni nesil denetim yaklaşımlarını da gerekli hale getirdiğini vurgulayan Bolat, bu denetimlerin yapılması için gerekli mevzuatları hazırlayarak yürürlüğe aldıklarını söyledi.</p><p>Bolat, tüketicilerin artık internette de ürünlerin güvenlik uyarılarını, uygunluk işaretlerini, imalatçı-ithalatçı bilgilerini rahatça görebildiklerine dikkati çekerek, "Mevzuat ile yurt dışı kaynaklı internet sitelerinden doğrudan ülkemize satışa sunulan ürünler için Türkiye'de yerleşik bir iktisadi işletme bulundurmaları zorunlu hale getirildi. Ayrıca, e-ticaret platformlarının ürün güvenliği temas noktası belirlemeleri de zorunlu tutuldu. Böylece, vatandaşlarımız bu temas noktaları aracılığıyla, ürün güvenliği ile ilgili bildirim ve şikayetlerini doğrudan platformlara iletebiliyorlar ve güvensiz, mevzuata aykırı ilanlar tespit edildiği anda bildirimi takiben en geç 24 saat içinde yayından kaldırmak zorundalar." şeklinde konuştu.</p><p>e-İthalat kapsamında ülkeye giren paketlerin ürün güvenliği ve tüketicinin korunması kriterlerine uygunluğunun, ilgili bakanlıklarla işbirliğiyle pek çok farklı noktada incelendiğini anlatan Bolat, laboratuvar sonuçlarının çarpıcı bir tabloyu ortaya koyduğuna dikkati çekti.</p><p>Analizde yüzde 81 gibi yüksek oranda güvensiz ürün tespit edildiğine, ürünlerin sağlık ve güvenlik kriterlerine 10 ile 40 kat arasında değişen oranlarda uymadıklarının anlaşıldığını dile getiren Bolat, bu gelişme üzerine, 1 Şubat 2026'dan geçerli olmak üzere yurt dışı e-ticaret platformları üzerinden e-ithalat adı altında yapılan basitleştirilmiş gümrük beyannamesi uygulamasının belirli istisnalar dışında durdurulduğunu söyledi.</p><p>Numuneler, kitaplar, ilaçlar ve takviye edici gıdalar ile sensör ve manyetik kart gibi kritik bilişim parçalarının, bu kısıtlamadan muaf tutulduğunu belirten Bolat, diğer ürünlerin ise ancak normal ithalat yoluyla ve yerli ürünlerle aynı denetimlerden geçerek ticarete konu olabileceğini dile getirdi.</p><p><strong>"TAKSONOMİ BELGESİ VE E-PGD SİSTEMİ İLE DİJİTAL DENETİM"</strong></p><p>Bolat, e-ticarette ürün güvenliğini artırmak için yeni projeler hayata geçirdiklerini, satıcılar için "Taksonomi Belgesi" hazırladıklarını belirterek, "Satıcıların ilanlarını mevzuata uygun hazırlayabilmeleri için bir rehber niteliğinde olan bu belge, her ilanda yer alması gereken bilgileri içeriyor. Amacımız, satıcılar için netlik, tüketiciler için doğru bilgidir." dedi.</p><p>Dijital denetim süreçlerine ilişkin e-PGD Sistemi hakkında da bilgi veren Bolat, sözlerine şöyle devam etti:</p><p>"Piyasa gözetim ve denetim kuruluşlarımıza veri temelli ve hızlı karar alma kapasitesi kazandıran e-PGD Sistemi ile yapay zeka destekli metin ve görsel analizi yaparak güvensiz ürünleri tespit edeceğiz. 'Güvenli Ürün, Güvenli Gelecek' vizyonumuzla, pilot testlerini tamamladığımız bu sistemi çok yakında açacağız. TAREKS ve PGD-BİS verilerinden yararlanan bu sistem sayesinde riskli ürünler doğrudan denetçilerin önüne düşecek."</p><p><strong>"DİJİTAL ÜRÜN PASAPORTU ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR"</strong></p><p>Bolat, dijital dönüşümün mevzuata entegrasyonu kapsamında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile işbirliği içinde "Eko-tasarım Gereklilikleri Tüzüğü"nü uyumlaştırdıklarını anlattı.</p><p>Sürdürülebilir ürünler için kritik önemdeki "Dijital Ürün Pasaportu" mekanizması üzerindeki çalışmaların devam ettiğini belirten Bolat, Genel Ürün Güvenliği Tüzüğü'nün de uyumlaştırılma sürecinde olduğunu söyledi.</p><p>Bu süreçlerde Avrupa Birliği (AB) Komisyonu ile kurulan dijital diyalog sürecinin etkin kullanıldığını ifade eden Bolat, "Nihai amacımız, inovasyonu devam ettirmek ve ülkemiz ürünlerinin rekabetçiliğini korurken veri egemenliğini ve siber güvenliği sağlamaktır." diye konuştu.</p><p><strong>"TÜRKİYE'NİN E-TİCARET PAZAR YERLERİ CİDDİ BÜYÜME SERGİLEDİ"</strong></p><p>AB Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Jurgis Vilcinskas da sürdürülebilir ürünler için ilgili düzenlemeleri devreye aldıklarını belirterek, Türkiye'de de olduğu gibi dijital ürün pasaportu mekanizması üzerinde çalıştıklarını söyledi.</p><p>Özellikle tekstil, elektronik ve demir-çelik gibi sektörlerde ürünün tüm yaşam döngüsünü takip etmenin stratejik öncelik haline geldiğine dikkati çeken Vilcinskas, "Türkiye'nin e-ticaret pazar yerleri, son yıllarda ciddi bir büyüme sergiledi. Bu hızlı değişim, piyasa düzenlemelerini daha kritik hale getirdi. Türkiye'nin bu etkinliği düzenlemesi ve üst düzey temsil, tüketici güvenliğine verilen önemin somut bir göstergesidir." ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/ticaret-bakani-bolat-tare-137_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278667</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/balikesir-ayvalikta-icradan-satilik-tarla-278667-278667</link>
      <pubDate>2026-06-08T12:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Balıkesir Ayvalık'ta 4.312 metrekare tarla icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 11.427.224 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2025/64 SATIŞ sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b>Artırma Bilgileri</b></p><p>1.Artırma Başlangıç Tarih ve Saati : 02/09/2026 - 10:15</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 09/09/2026 - 10:15</p><p>2.Artırma Başlangıç Tarih ve Saati : 02/10/2026 - 10:15</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 09/10/2026 - 10:15</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2128654/emlak-tarla-tarim-arazisi-bag-bahce-zeytinlik-balikesir-ayvalikta-4-312-m2-tarla-mahkemeden-satiliktir">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/balikesir-ayvalikta-icrad-638_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278666</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/aydin-kusadasinda-icradan-satilik-dubleks-mesken-278666-278666</link>
      <pubDate>2026-06-08T12:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Aydın Kuşadası'nda dubleks mesken icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 11.000.000 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2026/360 TLMT. sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b>Artırma Bilgileri</b></p><p>1.Artırma</p><p>Başlangıç Tarih ve Saati : 30/07/2026 - 10:06</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 06/08/2026 - 10:06</p><p>2.Artırma</p><p>Başlangıç Tarih ve Saati : 25/08/2026 - 10:06</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 01/09/2026 - 10:06</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2128957/emlak-konut-aydin-kusadasinda-dubleks-mesken-icradan-satiliktir">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/aydin-kusadasinda-icradan-720_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278665</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/samsun-atakumda-icradan-satilik-ofis-278665-278665</link>
      <pubDate>2026-06-08T12:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Samsun Atakum'da ofis icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 1.602.782 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2026/1760 ESAS sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2127801/emlak-is-yeri-ve-ticari-isletme-samsun-atakumda-ofis-icradan-satiliktir-coklu-satis-">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/samsun-atakumda-icradan-s-644_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278664</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/irandan-israile-fuze-saldirisi-278664</link>
      <pubDate>2026-06-08T12:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İran'dan İsrail'e füze saldırısı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İsrail'in Lübnan'ın başkenti Beyrut'a yönelik saldırısının ardından İran'dan İsrail'e fırlatılan füzeler nedeniyle ülkenin kuzeyindeki birçok bölgede sirenler çaldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İran'dan İsrail'e füze saldırısı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail ordusundan yapılan açıklamaya göre, İsrail'e yönelik yeni füze saldırıları gerçekleştirildi.</p><p>Art arda gelen iki dalga füze saldırısı nedeniyle İsrail'in kuzeyindeki birçok kentte sirenler çaldı.</p><p>İç Cephe Komutanlığı'nın talimatlarına uyulması, isabet anlarına ilişkin görüntülerin yayınlanmaması uyarısında bulunulan açıklamada, hava savunma sistemlerinin füzeleri önlemeye çalıştığı belirtildi.</p><p><b>İSRAİL'DE OKULLAR TATİL EDİLDİ</b></p><p>İsrail'in Ben Gurion Havalimanı'nda uçuşlar durdurulurken okulların tatil edildiği duyuruldu.</p><p>İran'dan fırlatılan füzelerin güzergahında bulunan Ürdün'de de sirenlerin çaldığı bildirildi.</p><p>İsrail ordusu, ateşkese rağmen bugün Lübnan'ın başkenti Beyrut'un Dahiye bölgesine hava saldırısı düzenlemiş, İranlı yetkililer İsrail'in bu saldırısına tepki göstererek karşılık vereceğini duyurmuştu.</p><p>Kısa bir süre önce İran'dan ateşlenen füzeler nedeniyle İsrail'in kuzeyinde sirenler çalmıştı.</p><p>"İsrail, İran'ın eylemlerine karşılık verirse daha yıkıcı saldırılarla karşılaşacak"</p><p>İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaşı yürüten birimi Hatemu'l Enbiya Merkez Karargahı, İsrail'e füze saldırılarının ardından açıklama yaptı.</p><p>İsrail'in ABD desteğiyle Lübnan'ın güneyi ve Beyrut'un Dahiye bölgesine yönelik saldırılarla ateşkesi birçok kez ihlal ettiği belirtilen açıklamada, İran'ın daha önce saldırıların durdurulmaması halinde karşılık vereceğine dair uyarılarda bulunduğu hatırlatıldı.</p><p>İsrail'in Lübnan'da fosfor bombaları da dahil olmak üzere yasaklanmış silahlar kullanarak savaş suçları işlediği vurgulanan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:</p><p>"Siyonist ordu, Lübnan'ın güneyi ve banliyölerine yönelik saldırılarını durdurmalıdır. Eğer bu bölgeye yönelik saldırılarını genişletir veya İran'ın eylemlerine karşılık verirse rejime ve destekçilerine karşı daha ezici, pişman edici ve yıkıcı saldırılarla karşılaşacaktır."</p><p><b>RAMAT DAVİD HAVA ÜSSÜ BALİSTİK FÜZELERLE HEDEF ALINDI</b></p><p>İran ordusu, İsrail'e yönelik füze saldırılarıyla ilgili bildiri yayımladı.</p><p>Bildiride, "Siyonist rejimin Lübnan'ın güneyi ve Beyrut'un Dahiye semtindeki halkı katletmesine karşılık olarak, saldırıların çıkış noktası olan Ramat David Hava Üssü balistik füzelerle hedef alındı." ifadelerine yer verildi.</p><p>Bildiride ayrıca, ABD ve İsrail'in, 8 Nisan'da varılan ateşkesi birçok kez ihlal ettiği ve füze saldırısının bir uyarı niteliği taşıdığı vurgulanarak, saldırıların tekrarlanması halinde daha geniş kapsamlı karşılık verileceği belirtildi.</p><p>İran'ın batı hava sahası ikinci bir duyuruya kadar kapatıldı</p><p>İran Sivil Havacılık Kurumundan yapılan yazılı açıklamada, güvenlik değerlendirmeleri dikkate alınarak ikinci bir duyuruya kadar hava sahasının batı kısmının kapatıldığı belirtildi.       </p><p><b>"TEBRİZ'DE İSRAİL'E AİT İNSANSIZ HAVA ARACI DÜŞÜRÜLDÜ"</b></p><p>İran devlet televizyonu, Doğu Azerbaycan eyaletinin Tebriz kentinde İsrail'e ait bir insansız hava aracının düşürüldüğünü bildirdi.</p><p>İran devlet televizyonunun haberinde, "İsrail'e ait bir insansız hava aracı Tebriz semalarında düşürüldü." ifadelerine yer verildi.</p><p>Habere ilişkin başka bilgi paylaşılmadı.</p><p><b>İSRAİL, BEYRUT'A SALDIRI DÜZENLEMİŞTİ</b></p><p>İsrail ordusu, ateşkese rağmen bugün Lübnan'ın başkenti Beyrut'un Dahiye bölgesine hava saldırısı düzenlemiş, ilk belirlemelere göre 2 kişi hayatını kaybetmiş, 11 kişi yaralanmıştı.</p><p>İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rezai, İsrail'in Dahiye'ye düzenlediği saldırılara, "Siyonist rejimin Dahiye saldırısına kesin bir karşılık vereceğiz." ifadeleriyle tepki göstermişti.</p><p>İran Meclisi ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, İsrail'in, Lübnan'ın başkenti Beyrut'un Dahiye bölgesine düzenlediği saldırılara ilişkin, "ABD'nin bugün Siyonist rejime yaktığı yeşil ışık bölgedeki üsleri meşru hedef haline getirmektedir." demişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/irandan-israile-fuze-sald-634_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278663</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/tarih/2300-yil-once-burada-kritik-bir-savas-yasanmisti-bakanlik-koruma-altina-aldi-278663</link>
      <pubDate>2026-06-08T12:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[2300 yıl önce burada kritik bir savaş yaşanmıştı: Bakanlık koruma altına aldı]]></title>
      <category><![CDATA[Tarih]]></category>
      <description><![CDATA[Büyük İskender'in Perslere karşı ilk büyük zaferini kazanarak Asya'ya uzanan seferinin kapılarını açtığı Granikos Savaş Alanı, Çanakkale'nin Biga ilçesinde yürütülen bilimsel araştırmalar ve arkeolojik bulgular doğrultusunda "Tarihi Sit Alanı" olarak tescillendi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[2300 yıl önce burada kritik bir savaş yaşanmıştı: Bakanlık koruma altına aldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<b>Dünya tarihinin en kritik askerî karşılaşmalarından biri olarak kabul edilen Granikos Savaşı'nın gerçekleştiği alanla ilgili önemli bir koruma kararı alındı.</b><p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Büyük İskender'in Perslere karşı ilk büyük zaferini kazandığı ve Asya'ya uzanan seferinin kapılarını açan Granikos Savaş Alanı artık 'tarihi sit alanı' olarak tescillendi." ifadesini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/41610834.jpg"/><p>Bakan Ersoy, NSosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/a4-08062026ff898993.jpg"/><p>"Dünya tarihinin akışını değiştiren dönüm noktalarından biri olan Granikos Savaşı'nın gerçekleştiği alanı koruma altına aldık. Büyük İskender'in Perslere karşı ilk büyük zaferini kazandığı ve Asya'ya uzanan seferinin kapılarını açan Granikos Savaş Alanı artık 'tarihi sit alanı' olarak tescillendi. Çanakkale'nin Biga ilçesinde yer alan bu eşsiz tarihi miras, arkeolojik bulgular ve bilimsel araştırmalar ışığında resmen koruma altına alınmış oldu. Çanakkale'mizin kültürel mirasına değer katacak bu önemli adımın tarih bilimine, kültür turizmine ve kültür rotalarımızın güçlenmesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum."</p><p>Dünya tarihinin önemli askeri ve kültürel miras alanları arasında gösteriliyor</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/a1-08062026a3896327.jpg"/><p>Bakanlıktan konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, Çanakkale'nin Biga ilçesine bağlı Karabiga beldesi sınırlarında yer alan ve Granikos Savaşı'nın gerçekleştiği kabul edilen alan, yürütülen yüzey araştırmalarında elde edilen arkeolojik ve bilimsel veriler ile antik kaynaklar doğrultusunda değerlendirildi.</p><p>Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca alınan kararla, dünya tarihinin en kritik askeri karşılaşmalarından biri olarak kabul edilen, Biga ilçesi sınırlarındaki Granikos Savaşı'nın gerçekleştiği yer "tarihi sit alanı" olarak koruma altına alındı.</p><p>Büyük İskender'in Pers İmparatorluğu'na karşı kazandığı ilk büyük zaferin gerçekleştiği alan olarak kabul edilen Granikos Savaş Alanı, dünya tarihinin önemli askeri ve kültürel miras alanları arasında gösteriliyor.</p><p>Koruma kararıyla birlikte bölgenin kültür turizmine kazandırılması, kültür rotaları içerisinde daha görünür hale gelmesi ve ilerleyen süreçte gerçekleştirilecek çevre düzenlemeleriyle ziyaretçilere açılması hedefleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/2300-yil-once-burada-krit-494_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278662</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/siber-suclarla-mucadele-operasyonlarinda-194-supheli-tutuklandi-278662</link>
      <pubDate>2026-06-08T12:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Siber suçlarla mücadele operasyonlarında 194 şüpheli tutuklandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı, siber suçlarla mücadele kapsamında, 18 ilde düzenlenen operasyonlarda yakalanan 357 şüpheliden 194'ünün tutuklandığını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Siber suçlarla mücadele operasyonlarında 194 şüpheli tutuklandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığının NSosyal hesabından yapılan açıklamada, Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, MASAK ve Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Emniyet Müdürlükleri Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüklerince yapılan çalışmalar sonucu 18 ilde siber suçlarla mücadele kapsamında, son 5 günde operasyonlar düzenlendiği ifade edildi.</p><p>Yasa dışı bahis, çevrim içi çocuk müstehcenliği ve tacizi ile nitelikli dolandırıcılık suçlarına yönelik operasyonlarda yakalanan 357 şüpheliden 194'ünün tutuklandığı, 36'sı hakkında adli kontrol hükümleri uygulandığı, diğerlerinin işlemlerine devam edildiği belirtildi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/video1-08062026d2dd9247.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Açıklamada, şunlar kaydedildi:</p><p>"Operasyonlarda yakalanan şüphelilerin, POS tefeciliği yaptıkları, sosyal medya platformları ve oltalama (phishing) siteleri üzerinden yatırım dolandırıcılığı, hesap kiralama, ürün satış dolandırıcılığı temalarını kullanarak vatandaşlarımızı dolandırdıkları, vatandaşların mobil bankacılık ve oyun hesaplarına yetkisiz erişim sağladıkları, müstehcen çocuk görüntüsü barındırdıkları, yasa dışı bahis ve kumar oynattıkları, yasa dışı bahis sitelerinde para nakline aracılık ettikleri, yasa dışı bahis ve kumar sitelerinin reklamını yaptıkları tespit edildi.</p><p>Vatandaşlarımızın huzuruna, güvenliğine ve alın terine göz diken dolandırıcılık şebekelerine geçit vermiyoruz. Devletimizin gücü, güvenlik güçlerimizin kararlı mücadelesi ve aziz milletimizin desteğiyle, suç ve suçlularla mücadelemizi ülkemizin dört bir yanında tavizsiz şekilde sürdürüyoruz. Kahraman polislerimizi, Daire Başkanlığımızı, MASAK'ımızı, Cumhuriyet başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/siber-suclarla-mucadele-o-802_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278661</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/buca-belediye-baskan-vekili-secimi-12-haziranda-yapilacak-278661</link>
      <pubDate>2026-06-08T12:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Buca Belediye Başkan Vekili seçimi 12 Haziran'da yapılacak]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İzmir Valiliği, tutuklanmasının ardından İçişleri Bakanlığınca görevden uzaklaştırılan Buca Belediye Başkanı Görkem Duman'ın yerine 12 Haziran'da olağanüstü meclis toplantısıyla belediye başkan vekilinin seçileceğini açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Buca Belediye Başkan Vekili seçimi 12 Haziran'da yapılacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Valilikten yapılan açıklamada, Görkem Duman'ın Anayasanın 127'nci maddesinin 4'üncü fıkrası ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 47'nci maddesi uyarınca, İçişleri Bakanlık makamının 7 Haziran 2026 tarihli onayıyla görevden uzaklaştırıldığı belirtildi.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/gundem/buca-belediye-baskani-gorkem-duman-gorevinden-uzaklastirildi-278619" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/buca-belediye-baskani-gor-296_2-41.jpg"/></div><h3>Buca Belediye Başkanı Görkem Duman görevinden uzaklaştırıldı</h3></a><p>Açıklamada, "Valiliğimizce, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 45'inci maddesine göre, Belediye Başkan Vekili seçimi için, Belediye Meclisinin 12 Haziran 2026 Cuma günü saat 16.00'da Buca Belediyesi Hizmet Binası Meclis Salonu'nda olağanüstü toplanmasına karar verilmiştir." ifadelerine yer verildi.</p><p>İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca Buca Belediyesi ve bağlı iştiraklerine yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında 62 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiş, şüphelilerden 54'ü gözaltına alınmıştı.</p><p>Adliyeye sevk edilen ve aralarında Buca Belediye Başkanı Görkem Duman'ın da bulunduğu 42 şüpheli 5 Haziran'da çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklanmış, 12 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/buca-belediye-baskan-veki-157_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278660</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/550-saatlik-goruntu-incelenerek-yakalandi-kusurlu-arac-cinayetinde-magduriyetim-giderilmed-278660</link>
      <pubDate>2026-06-08T12:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[550 saatlik görüntü incelenerek yakalandı! Kusurlu araç cinayetinde "Mağduriyetim giderilmedi" savunması]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Adana'da Bişer Oğuz, kendisine kusurlu araç sattıkları gerekçesiyle iki arkadaşa kurşun yağdırdı. İkiliden birini katleden diğerini de yaralayan Oğuz, 550 saatlik görüntü incelenerek yakalandı. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[550 saatlik görüntü incelenerek yakalandı! Kusurlu araç cinayetinde "Mağduriyetim giderilmedi" savunması]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adana Seyhan'da otomobil alım-satım işi yapan Doğan Toprak (26), arkadaşı Cumali Kocabey'in (26) aracını bir süre önce Bişer Oğuz'a (31) satmıştı. Ancak satılan araçta mekanik arıza çıkıp Toprak da arabayı geri almayınca ikili arasında husumet çıktı. Oğuz, 24 MAYIS günü yolda yürüyen Toprak ve Kocabey'in önünü kesti. Bişer Oğuz, yanında taşıdığı ruhsatsız tabancasını çıkartıp hasımlarına kurşun yağdırdı. Doğan Toprak ayağından; Cumali Kocabey de sırtından vuruldu. Toprak ve Kocabey, kanlar içinde yerde kalırken Oğuz da aracıyla kaçtı. Hastaneye kaldırılan yaralılardan Cumali Kocabey, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.</p><p><b>POLİS 100 KİLOMETRE İZ SÜRDÜ</b></p><p>Cinayete ilişkin soruşturma başlatan polis ekipleri, kaçan şüpheliyi yakalamak için bölgedeki KGYS, PTS ve güvenlik kameralarına ait kayıtları mercek altına aldı. 550 saatlik görüntüyü inceleyen ekipler, Bişer Oğuz'un izine Mersin Toroslar'daki bir dağ evinde ulaştı. Kıskıvrak yakalanan Oğuz sorgusunda; "Cumali'den aldığım araçta mekanik arıza çıktı. Tüm iyi niyetime rağmen mağduriyetimi gidermedi. Bu da aramızda husumete dönüştü. Olay günü yolda karşılaştık. Arkadaşıyla bana saldırınca kendimi korumak için ateş ettim" dedi. Oğuz, sevk edildiği adliyede nöbetçi mahkemece tutuklandı. </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/550-saatlik-goruntu-incel-837_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278659</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/filenin-sultanlari-vnlin-ilk-etabini-11-sirada-tamamladi-278659</link>
      <pubDate>2026-06-08T12:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["Filenin Sultanları" VNL'in ilk etabını 11. sırada tamamladı]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[A Milli Kadın Voleybol Takımı, 2026 FIVB Milletler Ligi'nin (VNL) ilk etabını 11. sırada tamamladı. VNL'in ilk haftasında oluşan puan durumu ise detayda karşınızda...]]></description>
      <subtitle><![CDATA["Filenin Sultanları" VNL'in ilk etabını 11. sırada tamamladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>A Milli Kadın Voleybol Takımı, 2026 FIVB Milletler Ligi'nin (VNL) ilk etabını 11. sırada bitirdi.</p><p>Brezilya'nın başkenti Brazilya'daki organizasyonda ay-yıldızlılar, Dominik Cumhuriyeti, Hollanda, İtalya ve Bulgaristan ile karşılaştı.</p><p>İlk maçını Dominik Cumhuriyeti takımına karşı 3-2 skorla kazanan milliler, Hollanda ile yaptığı ikinci karşılaşmasını 3-0 kaybetti.</p><p>A Milli Takım, organizasyondaki üçüncü maçında İtalya'ya karşı 3-1 yenilirken ilk etaptaki son maçında ise Bulgaristan'ı 3-1'lik skorla mağlup etti.</p><p>Bu sonuçla Türkiye, organizasyonda elde ettiği 2 galibiyet ve 2 mağlubiyetle 5 puan elde ederken 18 takım arasında 11. sırada yer aldı.</p><p>Milliler, 17-21 Haziran tarihlerinde Ankara'da oynanacak 2. etapta Belçika, Fransa, Almanya ve Çin ile karşılaşacak.</p><p>VNL'in ilk haftasında oluşan puan durumu şöyle:</p><table><thead><tr><th>Takım</th><th>O</th><th>G</th><th>M</th><th>P</th></tr></thead><tbody><tr><td>1</td><td>Brezilya</td><td>4</td><td>4</td><td>0</td><td>11</td></tr><tr><td>2</td><td>Japonya</td><td>4</td><td>4</td><td>0</td><td>11</td></tr><tr><td>3</td><td>İtalya</td><td>4</td><td>3</td><td>1</td><td>10</td></tr><tr><td>4</td><td>Çekya</td><td>4</td><td>3</td><td>1</td><td>9</td></tr><tr><td>5</td><td>ABD</td><td>4</td><td>3</td><td>1</td><td>8</td></tr><tr><td>6</td><td>Çin</td><td>4</td><td>3</td><td>1</td><td>8</td></tr><tr><td>7</td><td>Polonya</td><td>4</td><td>3</td><td>1</td><td>7</td></tr><tr><td>8</td><td>Kanada</td><td>4</td><td>2</td><td>2</td><td>7</td></tr><tr><td>9</td><td>Hollanda</td><td>4</td><td>2</td><td>2</td><td>6</td></tr><tr><td>10</td><td>Belçika</td><td>4</td><td>2</td><td>2</td><td>5</td></tr><tr><td>11</td><td>Türkiye</td><td>4</td><td>2</td><td>2</td><td>5</td></tr><tr><td>12</td><td>Sırbistan</td><td>4</td><td>1</td><td>3</td><td>5</td></tr><tr><td>13</td><td>Almanya</td><td>4</td><td>1</td><td>3</td><td>4</td></tr><tr><td>14</td><td>Fransa</td><td>4</td><td>1</td><td>3</td><td>3</td></tr><tr><td>15</td><td>Ukrayna</td><td>4</td><td>1</td><td>3</td><td>3</td></tr><tr><td>16</td><td>Bulgaristan</td><td>4</td><td>1</td><td>3</td><td>3</td></tr><tr><td>17</td><td>Tayland</td><td>4</td><td>0</td><td>4</td><td>2</td></tr><tr><td>18</td><td>Dominik Cumhuriyeti</td><td>4</td><td>0</td><td>4</td><td>1</td></tr></tbody></table>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/filenin-sultanlari-vnlin--127_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278658</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/ekonomi-koordinasyon-kurulu-toplandi-278658</link>
      <pubDate>2026-06-08T11:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplandı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK), Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplandı. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantıya, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci ve Ahmet Baha Öğütken, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı İsmail İlhan Hatipoğlu ve Osman Çelik, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Faruk Özçelik, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Zafer Demircan, İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Cangir, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Çoştu, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ahmet Bağcı, Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü Salim Arda Ermut, İstanbul Finans Merkezi Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem katıldı.</p><p>Orta Vadeli Program kapsamındaki yapısal reform eylemlerinin değerlendirileceği toplantıda, uluslararası iş gücünün istihdamına ve "Tek Durak Ofis" uygulamasına yönelik çalışmalar ele alınacak.</p><p>Toplantının ardından yazılı açıklama yapılması bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/ekonomi-koordinasyon-kuru-664_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278657</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/turkiye-kuresel-havaciliktaki-konumuyla-goz-dolduruyor-278657</link>
      <pubDate>2026-06-08T11:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye küresel havacılıktaki konumuyla göz dolduruyor]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) Afrika ve Orta Doğu Bölge Başkan Yardımcısı Alawadhi, Türkiye'nin uçak siparişlerinin oldukça yüksek seviyede olduğunu belirterek, "Bu nedenle Türkiye'nin mevcut büyüklüğünde kalması mümkün değil." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye küresel havacılıktaki konumuyla göz dolduruyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen 82. IATA Yıllık Genel Kurulu ve Dünya Hava Taşımacılığı Zirvesi (WATS) kapsamında soruları yanıtlayan Kamil Alawadhi, Türkiye'nin havacılık sektörünü çok iyi anlayan ve sektörün ihtiyaçlarını başarılı şekilde yöneten ülkeler arasında yer aldığını söyledi.</p><p>Türkiye'nin sivil havacılık alanında önemli ilerleme kaydettiğini vurgulayan Alawadhi, "Türkiye, havalimanı altyapısı, hava yolu işletmeciliği ve sektör yönetimi açısından güçlü bir performans sergiliyor." diye konuştu.</p><p>Alawadhi, Türk hava yolu şirketlerinin IATA'nın aktif üyeleri arasında bulunduğunu, bu şirketlerin birliğin çok sayıda komite ve çalışma grubunda görev aldığını dile getirdi.</p><p>Türkiye ile yakın iletişim içinde olduklarını vurgulayan Alawadhi, "Türkiye ile Afrika ve Orta Doğu'daki birçok ülkeden daha yoğun temas yürütüyoruz." ifadesini kullandı.</p><p><strong>"(TÜRKİYE'NİN) KÜRESEL HAVACILIK AĞINDAKİ ROLÜ GİDEREK ARTIYOR"</strong></p><p>Kamil Alawadhi, Türkiye'nin havacılık sektöründe uzun yıllardır pozitif büyüme sergilediğini belirterek, ülkedeki hava yolu şirketlerinin verdiği büyük ölçekli uçak siparişlerinin geleceğe yönelik büyüme beklentilerini yansıttığını söyledi.</p><p>Alawadhi, "Türkiye'nin uçak siparişleri oldukça yüksek seviyede. Bu nedenle Türkiye'nin mevcut büyüklüğünde kalması mümkün değil. Türk havacılık sektörünün önümüzdeki dönemde büyümesini sürdürmesini bekliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Türkiye'nin son yıllarda uluslararası hava taşımacılığında önemli bir merkez haline geldiğini ifade eden Alawadhi, ülkenin coğrafi konumu, güçlü taşıyıcıları ve modern havalimanları sayesinde küresel havacılık ağındaki rolünü giderek artırdığını sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/turkiye-kuresel-havacilik-883_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278656</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/uzman-diyetisyenlerden-yesil-cay-uyarisi-her-gun-icmek-neye-yol-aciyor-278656</link>
      <pubDate>2026-06-08T11:26:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uzman diyetisyenlerden yeşil çay uyarısı! Her gün içmek neye yol açıyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Yeşil çay, son yıllarda hem lezzeti hem de güçlü antioksidan özellikleriyle öne çıkıyor. Uzman diyetisyenler, bu popüler içeceğin günlük tüketiminde sağlık açısından önemli etkiler ve bazı kritik uyarılar konusunda Amerikalıları bilgilendiriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uzman diyetisyenlerden yeşil çay uyarısı! Her gün içmek neye yol açıyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeşil çay, özellikle Amerika'da her geçen gün daha fazla kişinin günlük rutininin bir parçası haline geliyor. Kayıtlı diyetisyenlerin açıklamalarına göre, bu içecek sadece düşük kalorili olmasıyla değil, sahip olduğu polifenoller ve biyolojik aktif bileşenlerle de dikkat çekiyor. Uzmanlar, yeşil çayın düzenli tüketiminin kalp, beyin, karaciğer ve bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini vurguluyor. Ancak, bu faydaların yanı sıra tüketim miktarı ve zamanlaması konusunda da bilinçli davranmak gerekiyor.</p><h3>Jackie Bridson: 'Yeşil çayda antioksidan ve enerji artışı bir arada'</h3><p>Kayıtlı diyetisyen Jackie Bridson, yeşil çayın çok düşük kalorili olmasına rağmen, içerdiği kafein, L-theanin ve özellikle EGCG (epigallocatechin-3-gallate) adlı antioksidan kateşinler sayesinde önemli sağlık katkıları sunduğunu belirtiyor. Bridson'a göre, her gün yeşil çay içmek birçok kişi için hafif ama sürekli bir enerji artışı sağlıyor. Bu enerji artışının kaynağı ise yeşil çaydaki L-theanin ve kafein kombinasyonu. Bu ikili, kahveye kıyasla daha nazik bir uyarı etkisi yaratırken, zihinsel odaklanmayı da artırabiliyor. Ayrıca, yeşil çayın içerdiği antioksidanlar sayesinde vücutta serbest radikallere karşı koruyucu bir kalkan oluşuyor. Bridson, bu içeceğin sadece enerji değil, aynı zamanda genel sağlık üzerinde de geniş kapsamlı faydalar sunduğunu vurguluyor.</p><h3>Natalie Ledesma: 'Kalp ve damar sağlığı için yeşil çay önemli bir aday'</h3><p>Entegre ve fonksiyonel diyetisyen Natalie Ledesma ise, yeşil çayın ve özellikle EGCG'nin güçlü antioksidan ve anti-inflamatuar özellikleriyle kanser, obezite, diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, sinir sistemi rahatsızlıkları ve karaciğer hastalıklarının önlenmesi ve yönetiminde umut vaat ettiğini söylüyor. Ledesma, yeşil çayın polifenollerinin bağırsak mikrobiyomu ve bağırsak bariyeri sağlığını desteklediğini, aynı zamanda damar sağlığına da katkı sağladığını ifade ediyor. Bazı bilimsel çalışmalar, yeşil çayın kan basıncını düşürmede siyah çaya göre daha etkili olduğunu ortaya koyuyor. Ledesma'ya göre, günde bir veya iki fincan yeşil çay içmek bile vücuda antioksidan desteği sağlarken, en yüksek fayda için üç ila dört fincan tüketmek öneriliyor. Ancak, bu miktarın üzerine çıkmak bazı olumsuz yan etkiler yaratabiliyor.</p><h3>Kendra Haire: 'Yeşil çay, inme riskini azaltabilir'</h3><p>Austin, Texas'ta görev yapan diyetisyen Kendra Haire, orta düzeyde yeşil çay tüketiminin bazı araştırmalara göre inme riskinin azalmasıyla ilişkilendirildiğini belirtiyor. Haire, yeşil çayda bulunan polifenoller ve EGCG'nin damar sağlığını desteklediğini ve bu sayede kalp-damar hastalıklarının önlenmesinde rol oynayabileceğini aktarıyor. Ancak, Haire önemli bir uyarıda da bulunuyor: Yeşil çaydaki taninler demir emilimini azaltabiliyor. Özellikle demir eksikliği veya anemi sorunu yaşayan kişilerin yeşil çayı bir öğünden en az bir saat sonra tüketmesi tavsiye ediliyor. Böylece, çayın demir emilimini olumsuz etkilemesi önlenebiliyor. Ayrıca, demlenmiş yeşil çayın fincan başına 30-50 mg kafein içerdiğini hatırlatan Haire, aşırı tüketimin huzursuzluk veya uyku sorunlarına yol açabileceğini vurguluyor.</p><h3>Günde kaç fincan yeşil çay içilmeli? Uzmanlardan net öneriler</h3><p>Yeşil çayın faydalarından maksimum düzeyde yararlanmak için ne kadar tüketilmesi gerektiği konusunda diyetisyenler net önerilerde bulunuyor. Natalie Ledesma, antioksidan kapasitesini artırmak için günde bir veya iki fincanın yeterli olabileceğini, ancak üç ila dört fincan içmenin en iyi sonuçları vereceğini aktarıyor. Fakat bu miktarın aşılması, özellikle kafein hassasiyeti olan kişilerde huzursuzluk, baş ağrısı ve sindirim rahatsızlığı gibi yan etkiler ortaya çıkarabiliyor. Bridson, bu tür durumlarda kafeinsiz yeşil çayın iyi bir alternatif olabileceğini belirtiyor. Ayrıca, yeşil çayın demir emilimini azaltıcı etkisi nedeniyle, demir eksikliği riski taşıyanların tüketim zamanına dikkat etmesi gerektiği tekrar vurgulanıyor.</p><h3>Evde yeşil çay demlemenin püf noktaları ve matcha farkı</h3><p>Uzmanlar, yeşil çaydan en yüksek faydayı elde etmek için evde demleme yönteminin büyük önem taşıdığını belirtiyor. Ledesma, şeker eklenmemiş yeşil çay çeşitlerinin tercih edilmesini öneriyor. Çünkü hazır şişelenmiş, toz veya anlık çayların çoğunda eklenmiş şeker bulunabiliyor ve bu durum yeşil çayın sağlık yararlarını azaltabiliyor. Ayrıca, çaya limon eklemenin bazı antioksidanların vücut tarafından daha iyi emilmesini sağladığı belirtiliyor. Jackie Bridson, limon suyunun yeşil çaydaki faydalı bileşenlerin biyoyararlanımını artırdığını ifade ediyor. Matcha ise, ince öğütülmüş yeşil çay tozu olarak biliniyor ve tüm çay yaprağının tüketilmesi sayesinde her fincanda daha fazla besin sunuyor. Kendra Haire, matcha'nın daha yüksek besin değeriyle öne çıktığını ve sağlıklı bir alternatif oluşturduğunu belirtiyor. Demleme sırasında ise suyun kaynar olmamasına dikkat edilmesi gerekiyor; 160-180 derece F aralığındaki sıcak su, çayın antioksidan özelliklerini korumasına yardımcı oluyor. Su kaynadıysa, birkaç dakika bekletildikten sonra çayın demlenmesi ve bir ila üç dakika arasında demleme süresi öneriliyor. Daha uzun demleme ise çayın tadında acılığa yol açabiliyor.</p><p>Sonuç olarak, yeşil çay hem lezzeti hem de bilimsel olarak kanıtlanmış faydalarıyla öne çıkıyor. Ancak, uzman diyetisyenlerin önerilerine kulak vererek miktar, zamanlama ve demleme yöntemine dikkat etmek, bu içeceğin sağlığa katkılarını en üst düzeye çıkarıyor. Özellikle antioksidan kapasitesi, enerji artışı ve kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkileriyle yeşil çay, bilinçli tüketildiğinde günlük yaşamda önemli bir destekçi olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/uzman-diyetisyenlerden-ye-677_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278655</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/sac-bakiminda-yeni-oneri-gunluk-yikama-yeniden-degerlendirildi-278655</link>
      <pubDate>2026-06-08T11:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Saç bakımında yeni öneri! Kaç günde bir yıkanmalı?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'deki Cleveland Clinic'ten Dr. Adrian Seine, saç yıkama sıklığı konusunda uzun süredir süregelen tartışmalara açıklık getirdi. Seine, haftada 5-6 kez saç yıkamanın çoğu insan için ideal olduğunu vurgularken, yanlış bilinen uygulamaların saç sağlığını tehdit ettiğine dikkat çekti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Saç bakımında yeni öneri! Kaç günde bir yıkanmalı?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD merkezli Cleveland Clinic'in önde gelen dermatologlarından Dr. Adrian Seine, saç yıkama sıklığıyla ilgili kafa karışıklığına son noktayı koydu. Seine, modern şehir yaşamında maruz kalınan ter, kir ve çevresel faktörler nedeniyle, saçların haftada beş ya da altı kez yıkanmasının çoğu kişi için en sağlıklı tercih olduğunu açıkladı. Seine'in bu değerlendirmeleri, Cleveland Clinic ve benzeri saygın sağlık kurumlarının bilimsel bulgularına dayanıyor. Dr. Seine, Pazar Sabahı programında yaptığı açıklamada, saç derisinin temizliği için belirli bir sıklığın önemli olduğunu, ancak herkesin saç yapısı ve ihtiyaçlarının farklılık gösterebileceğini belirtti. Uzman, şampuanla sık yıkamanın saç derisini yağlandırdığına dair yaygın inanışın ise yanlış olduğunu ifade etti.</p><h3>Dr. Adrian Seine: 'Şampuanı saç derisine uygulayın, saçı değil'</h3><p>Dr. Adrian Seine, şampuan kullanımında en çok yapılan hatalara da dikkat çekti. Seine, şampuanın esas olarak saç derisine uygulanması gerektiğinin altını çizdi. Saçın tamamını başın üzerinde bir araya getirip ovalamak yerine, saçları ayırarak doğrudan saç derisine şampuan sürülmesi gerektiğini belirten uzman, bu yöntemin sebum adı verilen doğal yağların birikmesini önlediğini söyledi. Şampuanın saç tellerinden akmasının, saçın geri kalanı için yeterli olduğunu vurgulayan Seine, saç kremi kullanımında ise farklı bir yaklaşım önerdi. Saç kreminin doğrudan saç derisine değil, saçın uzunluğuna ve uçlarına uygulanmasının daha doğru olduğunu belirten dermatolog, bu sayede saçın nem dengesinin ve dayanıklılığının arttığını ifade etti. Seine, saç derisi ve saç teli arasındaki farkın net biçimde anlaşılması gerektiğini, şampuanın esas görevinin saç derisini temizlemek olduğunu hatırlattı.</p><h3>Cleveland Clinic: Şampuan alternatifi ürünlere dikkat</h3><p>Şampuan yerine doğal ürünler kullanmak isteyenlere de uyarılarda bulunan Dr. Seine, elma sirkesi ve çay ağacı yağı gibi alternatiflerin saç derisi üzerinde istenmeyen sonuçlara yol açabileceğini söyledi. Elma sirkesinin saç derisinin pH dengesini kısa süreliğine değiştirebileceğini, ancak yağ ve kepek oluşumunu engellemede etkisiz olduğunu belirtti. Özellikle çay ağacı yağı gibi bitkisel ürünlerin, uygun oranlarda kullanılmadığında alerjik reaksiyonlar ve egzama benzeri cilt problemleri yaratabileceğine dikkat çeken Seine, bu tür ürünlerin dermatolog kontrolü dışında kullanılmasının riskli olduğunu vurguladı. Doğal ürünlerin yanlış kullanımı sonucunda saç derisinde tahriş, kızarıklık ve döküntü gibi sorunların ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. Seine, saç sağlığını korumak için bilimsel olarak test edilmiş ve güvenilirliği kanıtlanmış ürünlerin tercih edilmesini önerdi.</p><h3>Saç yıkamamak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir</h3><p>Saçların hiç yıkanmamasının kesinlikle önerilmediğini belirten Dr. Adrian Seine, saç derisinin de vücudun diğer bölgeleri gibi düzenli olarak temizlenmesi gerektiğini hatırlattı. Uzman, saç yıkanmadığında saç tellerinin birbirine yapışacağını ve zamanla kepek, iltihap ve kötü koku gibi sorunların ortaya çıkacağını söyledi. Seine, saç derisinde biriken sebumun oksitlenerek iltihaplanmaya ve malassezia mayasının çoğalmasına neden olabileceğini, bunun da kepeklenmeyi ve ciltte tahrişi tetiklediğini açıkladı. Düzenli saç yıkamanın, saç derisinin sağlığını korumak ve istenmeyen cilt hastalıklarını önlemek açısından hayati önem taşıdığını vurguladı. Seine, saçların haftalarca yıkanmamasının, vücudun diğer bölgelerinde de olduğu gibi, ciltte ciddi rahatsızlıklara yol açabileceğini belirtti.</p><h3>Kahve telvesi ve saç kurutma makineleriyle ilgili yanlışlar</h3><p>Dr. Adrian Seine, son dönemde popülerleşen kahve telvesiyle saç derisi ovma uygulamasına da değindi. Seine, kahve telvesinin saç büyümesini desteklediğine dair bilimsel bir kanıt olmadığını, aksine bu yöntemin saç derisinde tahrişe ve aşınmaya yol açabileceğini söyledi. Topikal kafein içeren bazı ürünlerin, doğru konsantrasyonda kullanıldığında saç foliküllerini uyarıcı etki gösterebildiğini belirten uzman, ancak evde kahve telvesiyle yapılan uygulamaların bu etkiyi sağlamadığını kaydetti. Ayrıca, kahve telvesinin saç derisine nüfuz edemediğini ve içeriğindeki kafein miktarının kontrol edilemediğini ifade etti. Saç kurutma makineleriyle ilgili yaygın endişelere de değinen Seine, saçın uzun süre ıslak kalmasının da kırılganlığa ve saç yorgunluğuna yol açabileceğini, bu nedenle saçın önce yüzde 70-80 oranında havayla kurutulup, ardından düşük ısıda saç kurutma makinesiyle kurutulmasının en sağlıklı yöntem olduğunu açıkladı. Saç kurutma makinesinin doğrudan saç derisine tutulmaması gerektiğini, yaklaşık 15 santimetre mesafede kullanılmasının saç sağlığını koruduğunu belirtti.</p><p>Sonuç olarak, Cleveland Clinic'in uzman görüşleri ışığında, saç yıkama alışkanlıklarında bilimsel verilere dayalı yöntemlerin tercih edilmesi gerektiği bir kez daha ortaya kondu. Dr. Adrian Seine'in açıklamaları, saç sağlığına dair doğru bilinen yanlışların düzeltilmesi ve kişisel bakımda güvenilir bilgiye ulaşmanın önemini vurguluyor. Saç yıkama sıklığı, şampuan ve saç kremi kullanımı, doğal ürünlerin riskleri ve saç kurutma yöntemleri konusunda yapılan bu uyarılar, sağlıklı ve güçlü saçlara sahip olmak isteyen herkes için yol gösterici nitelikte.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/sac-bakiminda-yeni-oneri--264_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278654</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/alzheimerda-kritik-esik-bulundu-demans-riski-onceden-gorulebilir-278654</link>
      <pubDate>2026-06-08T11:19:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Alzheimer'da kritik eşik bulundu! Demans riski önceden görülebilir]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[KU Leuven ve uluslararası ekibin yürüttüğü yeni araştırma, Alzheimer hastalığının demansa dönüşmesinde beynin bağışıklık hücreleri olan mikroglianın kritik rolünü ortaya koydu. Bu bulgu, 55 milyondan fazla insanı etkileyen Alzheimer için yeni tedavi yollarının önünü açabilir.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Alzheimer'da kritik eşik bulundu! Demans riski önceden görülebilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Belçika'daki KU Leuven, VIB ve Birleşik Krallık Demans Araştırma Enstitüsü'nden bilim insanları, Alzheimer hastalığı ile ilgili yürüttükleri kapsamlı çalışmada, beynin bağışıklık hücreleri olan mikroglianın hastalığın demansa ilerlemesinde belirleyici bir dönüm noktası oluşturduğunu ortaya koydu. Nature Medicine dergisinde yayımlanan araştırma, Alzheimer patolojisine sahip olmasına rağmen zihinsel işlevlerini koruyan bazı bireylerde mikroglia hücrelerinin belirli bir biyolojik değişim göstermediğini, bu değişimin ise hastalığın seyrini önemli ölçüde etkilediğini gösteriyor. Araştırmacılar, beynin bağışıklık yanıtındaki bu ince farklılıkların, kimin demans geliştireceğini belirlemede anahtar rol oynayabileceğini vurguladı.</p><h3>KU Leuven ekibi: 'Mikroglia tepkisi Alzheimer'ın kaderini belirliyor'</h3><p>KU Leuven Sinirbilim Merkezi'nden Prof. Bart De Strooper liderliğindeki ekip, Alzheimer hastalığının iki klasik özelliği olan amiloid plaklar ve tau düğümlerinin ötesine geçerek, beynin bu anormalliklere verdiği bağışıklık yanıtını derinlemesine inceledi. Araştırmacılar, hem bilişsel gerileme gösteren hem de göstermeyen yaşlı bireylerin bağışlanmış beyin dokularını analiz etti. Ayrıca, bilişsel olarak sağlıklı yüzyıl yaşayıcılarının beyinleri de incelendi. Elde edilen bulgular, Alzheimer patolojisinin miktarının tek başına belirleyici olmadığını, asıl farkı mikroglia hücrelerinin hastalığa karşı gösterdiği biyolojik tepkinin oluşturduğunu ortaya koydu. Bilim insanları, bu bağışıklık hücrelerinin hastalık sürecinin farklı evrelerinde dramatik değişimler geçirdiğini, özellikle belirli bir noktada antijen sunan bir duruma geçiş yaptıklarını tespit etti. Bu geçişin, Alzheimer'ın demansa ilerleyip ilerlemeyeceğini belirleyen kritik bir adım olduğu vurgulandı.</p><h3>Mikroglia değişimi: Demans gelişiminde yeni bir yol haritası</h3><p>Araştırma kapsamında, mekansal transkriptomik ve tek hücre dizileme teknolojileri kullanılarak, Alzheimer hastalığının farklı aşamalarında beyin dokusundaki altı ayrı durum haritalandı. Erken evrelerde amiloid plak birikimi ve buna eşlik eden iltihaplı mikroglia yanıtı gözlemlendi. Hastalığın ilerleyen safhalarında ise tau patolojisinin baskın hale geldiği ve mikroglianın işlevinin köklü biçimde değiştiği saptandı. Mikroglia, sadece daha aktif hale gelmekle kalmadı; aynı zamanda bağışıklık sistemi içinde tehditleri diğer hücrelere ileten antijen sunan bir yapıya büründü. Araştırma ekibi, bu biyolojik değişimin Alzheimer'ın demansa evrilmesinde belirleyici olduğunu belirtti. Prof. Mark Fiers, beynin hastalığa karşı direncinin anlaşılmasının, nörodejenerasyon ve demansın önlenmesinde yeni tedavi kapıları açabileceğini ifade etti.</p><h3>Direncin sırları: Herkes aynı yolu izlemiyor</h3><p>Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, Alzheimer patolojisi taşımasına rağmen demans gelişmeyen bireylerin mikroglia tepkisinde ortaya çıkan farklılıklar oldu. Seksen yaş üstü ve amiloid plak birikimi gösteren, ancak bilişsel olarak sağlıklı kalan kişilerde mikroglia erken dönemde iltihaplı bir yanıt verdi; fakat hastalığın ilerlemesiyle bağlantılı olan sonraki bağışıklık değişimine geçiş yapmadı. Buna karşılık, yüzyıl yaşayıcılarında mikroglia daha ileri bir bağışıklık durumuna geçti, ancak bu değişim tau birikiminden bağımsız gerçekleşti. Bu gözlemler, beynin hastalığa karşı verdiği tepkinin kişiden kişiye değiştiğini ve bilişsel direncin yalnızca patolojik değişikliklerden kaçınmakla ilgili olmadığını gösteriyor. Beynin, hastalıkla ilişkili değişikliklere karşı yanıtını yeniden şekillendirme ve işlevini koruma yeteneği, Alzheimer araştırmalarında yeni bir paradigma olarak öne çıkıyor.</p><h3>Alzheimer tedavisinde mikroglia hedefli yeni stratejiler gündemde</h3><p>Alzheimer'ın dünya genelinde 55 milyondan fazla insanı etkilediği biliniyor ve mevcut tedaviler çoğunlukla amiloid plakların ortadan kaldırılmasına odaklanıyor. Ancak, bu yaklaşımın bilişsel gerilemeyi yavaşlatma etkisi sınırlı kalıyor. Son araştırma, mikroglia hücrelerinin işlevini korumanın ya da hastalığın ilerlemesiyle ilişkili zararlı geçişleri engellemenin, tedavi stratejilerinde öncelik kazanabileceğine işaret ediyor. Özellikle TREM2 geni, mikroglia fonksiyonu ve Alzheimer riskiyle ilişkili olduğu için bilim insanlarının dikkatini çekiyor. Gelecekteki tedavilerin, amiloid plakları temizlemenin ötesine geçerek mikroglia yanıtını modüle etmeye odaklanabileceği belirtiliyor. Ayrıca, iltihaplı yanıtların tau patolojisiyle sıkı biçimde bağlantı kurmadan önce müdahale edilmesinin, beyin işlevinin korunmasında kritik bir fırsat sunduğu ifade ediliyor. Muna Therapeutics'in Baş Bilimsel Sorumlusu Niels Plath, mikroglial değişimlerin hedef alınmasının yeni tedavi yolları açabileceğini ve bu alanda heyecan verici gelişmelerin beklendiğini vurguladı.</p><h3>Sonuç: Mikroglia çalışmaları Alzheimer'ın geleceğini şekillendirebilir</h3><p>KU Leuven ve uluslararası ortaklarının yürüttüğü bu araştırma, Alzheimer hastalığının demansa ilerlemesinde mikroglia hücrelerinin oynadığı kritik rolü gözler önüne serdi. Mikroglia yanıtındaki ince farklılıkların hastalığın seyrini ve kişinin bilişsel direncini belirlemesi, gelecekteki tedaviler için umut verici bir yol haritası sunuyor. Bilim insanları, mikroglia odaklı yeni tedavi yaklaşımlarının, Alzheimer ile mücadelede çığır açıcı sonuçlar doğurabileceğini düşünüyor. Bu gelişmeler, hem hastalar hem de yakınları için yeni bir umut ışığı olarak değerlendiriliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/alzheimerda-kritik-esik-b-894_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.278653</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/bombardier-global-8000den-montreal-nice-ucusunda-hiz-rekoru-278653</link>
      <pubDate>2026-06-08T11:18:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bombardier Global 8000'den Montreal-Nice uçuşunda hız rekoru]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Bombardier'in yeni amiral gemisi Global 8000 iş jeti, Montreal'den Nice'e altı saatten kısa sürede ulaşarak ilk transatlantik hız rekorunu kırdı. Şirket, bu uçuşla iş havacılığında performans ve konfor standartlarını yeniden tanımladığını vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bombardier Global 8000'den Montreal-Nice uçuşunda hız rekoru]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bombardier'in ultra uzun menzilli iş jeti Global 8000, 5 Haziran'da Montreal'den Fransa'nın Nice kentine altı saatten biraz fazla süren tarihi bir uçuş gerçekleştirerek ilk transatlantik hız rekorunu kırdı. Şirketin açıklamasına göre, Mach 0.95 maksimum hıza ulaşabilen ve 8.000 deniz mili menziliyle öne çıkan Global 8000, bu görev sırasında Monaco Formula 1 Grand Prix'sine yolcu taşıdı. Bombardier, bu uçuşun hem hız hem de menzil açısından sektörde yeni bir dönem başlattığını belirtti.</p><h3>Bombardier Global 8000: Hız ve menzilde yeni standart</h3><p>Bombardier'in Global 8000 modeli, ultra uzun menzilli iş jetleri segmentinde performans çıtasını yükseltiyor. Uçağın Montreal'den Nice'e gerçekleştirdiği bu ilk transatlantik görev, Bombardier'in mühendislik ve ürün geliştirme vizyonunun bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Bombardier'in Mühendislik, Ürün Geliştirme ve Savunma İcra Başkan Yardımcısı Stephen McCullough, Global 8000'in kendi sınıfında hız, lüks ve performans açısından yeni bir çığır açtığını vurguladı. Mach 0.95'e varan maksimum hızıyla Global 8000, iş jetleri arasında en hızlı modellerden biri olarak dikkat çekiyor. 8.000 deniz mili menzili ise, Kuzey Amerika ile Avrupa arasında kesintisiz ve hızlı ulaşım gerektiren iş insanları ve özel yolcular için büyük avantaj sunuyor. Bombardier, bu uçuşun Global 8000'in performans potansiyelini tam anlamıyla gösterdiğini ve şirketin iş havacılığında liderlik iddiasını güçlendirdiğini ifade etti.</p><h3>Global 8000'in kabin konforu ve teknolojik yenilikleri öne çıkıyor</h3><p>Global 8000, sadece hızı ve menziliyle değil, kabin konforu ve sunduğu teknolojik yeniliklerle de farklılaşıyor. Uçak, 41.000 feet irtifada 2.691 feet kabin irtifası sağlayarak iş havacılığında şimdiye kadar görülmemiş bir yolcu konforu sunuyor. Bombardier, bu düşük kabin irtifasının uzun mesafeli uçuşlarda yolcu yorgunluğunu ve fizyolojik stresi azalttığını belirtiyor. Global 8000'in dört ayrı yaşam alanı, tam boy mutfağı ve gelişmiş bağlantı seçenekleriyle donatılmış olması, yolcuların uçuş sırasında hem çalışmasına hem de dinlenmesine olanak tanıyor. Ayrıca, Bombardier'in özel olarak geliştirdiği Nuage koltuklar, uzun süreli seyahatlerde konforu ve desteği en üst seviyeye çıkarıyor. Bu özellikler, Global 8000'i kıtalararası yolculuklarda tercih edilen bir iş jeti haline getiriyor.</p><h3>Gelişmiş aerodinamik tasarım ve esnek operasyon kabiliyeti</h3><p>Bombardier'in Global 8000 iş jeti, boyutuna ve menziline rağmen hafif jetlerle kıyaslanabilecek kalkış ve iniş yetenekleri sunuyor. Uçağın gelişmiş kanat yapısı ve ön kenar slatları, daha küçük ve kısıtlı havaalanlarında operasyon yapabilmeyi mümkün kılıyor. Şirket, Global 8000'in en yakın rakibine göre yüzde 30 daha fazla havaalanında iniş ve kalkış gerçekleştirebildiğini belirtiyor. Bu esneklik, operatörlere rota planlamasında büyük avantaj sağlıyor. Global 8000, Bombardier'in iş jetleri portföyüne katılarak, özel müşterilerden hükümetlere ve askeri kurumlara kadar çok geniş bir kullanıcı kitlesine hitap ediyor. Şirketin dünya genelinde 5.200'den fazla uçağı aktif olarak kullanılıyor ve altı ülkede toplam 10 hizmet tesisiyle müşterilere destek sağlanıyor.</p><h3>Bombardier Global 8000 ile iş havacılığında yeni dönem</h3><p>Montreal'den Nice'e gerçekleştirilen bu rekor uçuş, Bombardier'in Global 8000 modelini iş havacılığında yeni bir referans noktası haline getirdi. Şirket, bu başarı sayesinde ultra uzun menzilli ve yüksek hızlı jet segmentinde liderlik pozisyonunu güçlendirdi. Global 8000'in sunduğu hız, menzil, konfor ve operasyonel esneklik, hem iş dünyası hem de özel yolcular için benzersiz avantajlar sunuyor. Bombardier, Global 8000 ile iş jetlerinde performans ve konfor standartlarını yeniden tanımladığını ve sektördeki rekabeti farklı bir seviyeye taşıdığını vurguluyor. Önümüzdeki dönemde Global 8000'in yeni rotalarda ve farklı görevlerde de benzer başarılar elde etmesi bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/08/bombardier-global-8000den-691_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>