<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292563</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/mavi-vatanin-gururu-tcg-kemalreis-korfezde-demirledi-kritik-zirveler-ardi-ardina-geldi-292563</link>
      <pubDate>2026-09-23T18:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Mavi Vatan'ın gururu TCG Kemalreis Körfez'de demirledi: Kritik zirveler ardı ardına geldi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Türk Donanması'nın gücü TCG Kemalreis, Suudi Arabistan ziyareti sırasında üst düzey askeri ve diplomatik temaslara ev sahipliği yaptı. Bölgesel güvenlik ve iş birliği adımlarının ele alındığı ziyaret, Türk heyetinin yoğun programıyla dikkat çekti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Mavi Vatan'ın gururu TCG Kemalreis Körfez'de demirledi: Kritik zirveler ardı ardına geldi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan paylaşımda, TCG Kemalreis fırkateyninde, Güney Deniz Saha Komutanı Tümamiral Mehmet Baybars Küçükatay ve İstanbul Tersane Komutanı Tümamiral Recep Erdinç Yetkin&#39;in, Çok Uluslu Deniz Savunma Koalisyonu Komutanı Tümamiral Abdullah Selem Al-Shehri, Batı Filosu Fırkateyn Grup Komutanı Tümamiral Rsgaid Rashed Al Harbi ve beraberindeki heyet ile toplantı gerçekleştirdiği belirtildi.</p><p>Küçükatay ve Yetkin&#39;in, İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde Türkiye&#39;nin Daimi Temsilcisi Büyükelçi Cenk Uraz&#39;ı da makamında ziyaret ettiği ifade edildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/mavi-vatanin-gururu-tcg-k-921_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292562</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/2025teki-bilanconun-acisi-tazeligini-koruyordu-11-kisiyi-bir-evde-katlettiler-292562</link>
      <pubDate>2026-09-23T18:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[2025'teki bilançonun acısı tazeliğini koruyordu: 11 kişiyi bir evde katlettiler]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Güney Afrika'nın Durban şehrinde bir eve düzenlenen kanlı silahlı saldırıda, aralarında hamile bir kadının da bulunduğu 11 kişi hayatını kaybetti. Ülkedeki rekor seviyedeki cinayet verileri hafızalardayken yaşanan vahşi katliam, çete hesaplaşması şüphesiyle soruşturuluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[2025'teki bilançonun acısı tazeliğini koruyordu: 11 kişiyi bir evde katlettiler]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güney Afrika Polis Teşkilatından (SAPS) yapılan açıklamada, eyalete bağlı Durban şehrinde bir evde toplanan 14 kişinin silahlı saldırıya uğradığı bildirildi.</p><p>Açıklamada, evde bulunan 13 erkek ile hamile olduğu düşünülen bir kadına, olay yerine gelen 3 silahlı kişinin ateş açtığı belirtildi.</p><p>Saldırıda 10 kişinin olay yerinde yaşamını yitirdiği, hastaneye kaldırılan 4 kişiden birinin de öldüğü kaydedildi.</p><p>Ulusal Polis Komiser Vekili Korgeneral Puleng Dimpane, yaptığı basın açıklamasında, saldırının nedeninin henüz belirlenemediğini ancak bazı kurbanların yasa dışı faaliyetlerle bağlantılı olabileceği bilgisini paylaştı.</p><p>Dimpane, saldırının "rakip çeteler arasındaki husumetten" kaynaklanmış olabileceği ihtimalinin de değerlendirildiğini ifade etti.</p><p>Dünyada suç olaylarının en yüksek görüldüğü ülkeler arasında yer alan Güney Afrika'da, polis verilerine göre 2025 yılında 23 bin 642 kişi cinayet sonucu hayatını kaybetmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/2025teki-bilanconun-acisi-943_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292561</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/irkci-koalisyondan-secim-operasyonu-filistin-partisine-veto-292561</link>
      <pubDate>2026-09-23T18:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Irkçı koalisyondan seçim operasyonu: Filistin Partisi'ne veto]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Netanyahu ve aşırı sağcı ortaklarının baskısıyla harekete geçen İsrail Merkez Seçim Komitesi, Filistinli seçmenlerin iradesini hiçe sayarak Raam Partisi'nin seçimlere katılımını yasakladı. Yargıdan dönmesine kesin gözüyle bakılan bu siyasi hamle, Tel Aviv'deki antidemokratik kuşatmayı bir kez daha gözler önüne serdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Irkçı koalisyondan seçim operasyonu: Filistin Partisi'ne veto]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>The Times of Israel gazetesinin haberine göre, Merkez Seçim Komitesi, Mansur Abbas liderliğindeki Raam&#39;ın seçimlere katılmasını engelleme kararını 5&#39;e karşı 18 oyla aldı.</p><p>Habere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi, aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in Yahudi Gücü Partisi ve İsrailli &quot;Yaşamı Seçin Forumu&quot; tarafından yapılan başvurunun kabul edilmesinin ardından Komite, Raam Partisi'nin seçimlere katılımını engelleme kararı aldı.</p><p>Söz konusu kararın Yüksek Mahkeme tarafından bozulmasına kesin gözüyle bakıldığını aktaran haberde, İsrail Merkez Seçim Komitesi'nde mevcut koalisyon hükümeti temsilcilerinin çoğunlukta olmasının, kararların siyasi motivasyonla alındığına işaret ettiği vurgulandı.</p><p>İsrail Başsavcısı Gali Baharav-Miara'nın temsilcisinin Merkez Seçim Komitesi'ne yaptığı açıklamada, Raam'ın seçimlere katılımının yasaklanmasına karşı çıktığı bildirildi.</p><p>Başvurularda, Raam'ın &quot;İsrail&#39;in demokratik bir Yahudi Devleti olarak varlığını reddettiği ve ırkçılığı körüklediği&quot; savunularak partinin seçimlerden men edilmesi talep edilmişti.</p><p>İsrail Merkez Seçim Komitesi, kısa bir süre önce Hadash Milletvekili Ofer Cassif ile Balad Partisi lideri Sami Ebu Şehade&#39;nin adaylıklarını da engelleme kararı almıştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/irkci-koalisyondan-secim--598_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292559</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/suudi-arabistanda-cazan-ve-necran-bolgeleri-icin-acil-durum-uyarisi-yapildi-292559</link>
      <pubDate>2026-09-23T17:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Suudi Arabistan'da Cazan ve Necran bölgeleri için acil durum uyarısı yapıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Suudi Arabistan Sivil Savunma Genel Müdürlüğü, ülkenin güneyindeki Cazan ve Necran bölgelerinde potansiyel tehlikelere karşı uyarı mesajı yayımladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Suudi Arabistan'da Cazan ve Necran bölgeleri için acil durum uyarısı yapıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivil Savunma Genel Müdürlüğünün ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamayla, Cazan ve Necran'da yaşanabilecek acil durumlara karşı alarm verildi.</p><p>Açıklamada, bölgedeki vatandaşların can ve mal güvenliğini korumak adına acil durum protokollerine uymalarının, yetkili makamların talimat ve uyarıları dikkatle takip etmelerinin önemine vurgu yapıldı.</p><p>Söz konusu tehlikenin türü ya da detaylarına ilişkin ise herhangi bir bilgi verilmedi.</p><p>Yemen'deki Husiler, Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu'nun askeri operasyonlarına misilleme olarak sık sık Suudi Arabistan'ın sınır bölgelerini ve güney vilayetlerini hedef alıyor.</p><p>Bölgedeki askeri alanlar ve hayati öneme sahip tesisler, zaman zaman Yemen sınırından fırlatılan insansız hava araçları (İHA) ve balistik füzelerle saldırılara maruz kalıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/suudi-arabistanda-cazan-v-792_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292558</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/iran-hurmuz-bogazi-acilmadan-once-ilettigimiz-7-sart-uygulanmali-292558</link>
      <pubDate>2026-09-23T17:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İran: Hürmüz Boğazı açılmadan önce ilettiğimiz 7 şart uygulanmalı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rezai, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına ilişkin, "Hürmüz Boğazı açılmadan önce İran'ın sunduğu 7 şart uygulanmalı." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İran: Hürmüz Boğazı açılmadan önce ilettiğimiz 7 şart uygulanmalı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rezai, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.</p><p>İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi'nin ABD'li heyetle dolaylı olarak yaptığı görüşmeye işaret eden Rezai, şunları kaydetti:</p><p>"Dışişleri Bakanı'nın New York ziyaretinde İran'ın şartlarını aracılara iletmesine karar verilmişti. Hürmüz Boğazı açılmadan önce İran'ın sunduğu 7 şart uygulanmalı. İslamabad'daki duruma veya öncesine dönmeyeceğiz. Güvencesi olmayan aynı diplomasi ile hareket edemeyiz."</p><p>Rezai, İran'a yönelik uçuş kısıtlamaları hakkında ise bölge ülkelerini uyararak, ABD'nin oyunlarına alet olunmaması gerektiğini ve ABD ile işbirliği yapan komşu ülkelere ait uçuşların engelleneceğini söyledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/iran-hurmuz-bogazi-acilma-545_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292557</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/iran-cumhurbaskani-pezeskiyan-biz-terorist-degiliz-bizim-masum-insanlarimiz-hedef-oldular-292557</link>
      <pubDate>2026-09-23T17:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Biz terörist değiliz, bizim masum insanlarımız hedef oldular]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, "Biz terörist değiliz, bizim masum insanlarımız hedef oldular." dedi. Pezeşkiyan, "İsrail gerçek bir terörist. Gazze'dekiler soykırıma maruz kaldı. Barışı yok etmek için çabalıyorlar." ifadelerini de kullandı. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Biz terörist değiliz, bizim masum insanlarımız hedef oldular]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pezeşkiyan, New York'ta Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu&#39;nda konuştu.</p><p>Konuşmasında ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın, İran&#39;ı &quot;terörist&quot; olarak nitelendirmesine ABD ve İsrail&#39;in savaş sırasında öldürdüğü sivillerin ve çocukların fotoğraflarını göstererek cevap veren Pezeşkiyan, İranlıların &quot;terörün kurbanları olduğunu&quot; söyledi.</p><p>ABD ve İsrail&#39;in, İranlı bilim insanlarını, kadınları ve çocukları öldürdüğünü hatırlatan Pezeşkiyan, &quot;Teröristler ve terör destekçileri bizi terörist olarak etiketliyor, biz sadece kendimizi savunduk, biz terörist değiliz.&quot; dedi.</p><p>ABD ve İsrail&#39;in son teknoloji silahlarla İran&#39;a saldırdığını ve İran&#39;ın kendisini savunduğunu söyleyen Pezeşkiyan, saldırılarda okulların, hastanelerin, köprülerin ve sivil altyapının ABD-İsrail tarafından hedef alındığını hatırlattı.</p><p>Pezeşkiyan, &quot;İran hiçbir zaman savaş başlatmadı ve her zaman müzakere masasına bağlılığını gösterdi. Savaş bize dayatıldı. Kendimizi savunmak için savaştan korkmadığımızı ve barış görüşmelerinden kaçınmadığımızı da kanıtladık ve sevgili İran&#39;ımızı sonuna kadar savunacağız.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>ABD destekli İsrail&#39;in bölgede istediği her yeri bombalamaktan çekinmediğini ifade eden Pezeşkiyan, &quot;İsrail istediği her yeri bombalayıp terörize ediyor. Bunlar hiçbir uluslararası kanuna ve kurala bağlı kalmıyorlar.&quot; dedi.</p><p><b>"ATOM BOMBASI İSRAİL'DE, DENETÇİLER İRAN'DA"</b></p><p>Pezeşkiyan, İsrail&#39;in nükleer silahlara sahip olduğunu, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması&#39;na (NPT) katılmayı reddettiğini ve tüm tarihi boyunca da tek bir uluslararası müfettişe izin vermediğini vurguladı.<br></p><p> &quot;Atom bombası İsrail&#39;de ve bunlar hiçbir şekilde denetime de tabi olmadılar ancak denetçiler İran&#39;da. İsrail öldürüyor ama yaptırım İran&#39;a uygulanıyor.&quot; diyen İran Cumhurbaşkanı, şöyle devam etti:<br></p><p>&quot;Adaleti arıyorsak, dost ve rakip aynı ölçütle değerlendirilmelidir. İran, özel ayrıcalıklar aramıyor yalnızca eşit haklar talep ediyor ve sorumluluklarını da kabul etmeye hazırdır.&quot; dedi.</p><p><b>"NÜKLEER SİLAH İSTEMİYORUZ ANCAK BARIŞÇIL NÜKLEER PROGRAMIMIZIN KISITLANMASINI KABUL ETMEYİZ"</b></p><p>İran&#39;ın nükleer silah edinme niyetinde olmadığını yineleyen Pezeşkiyan, &quot;Barışçıl nükleer teknoloji için hiç kimsenin iznine ihtiyaç duymuyoruz. Biz asla haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Nükleer silah istemiyoruz ancak barışçıl nükleer programımızın kısıtlanmasını kabul etmeyiz.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Pezeşkiyan, meselenin ancak İran halkının haklarını ve bu programın &quot;barışçıl niteliğini&quot; garanti altına alacak karşılıklı bir anlaşmayla çözülebileceğini kaydetti.</p><p><b>"HÜRMÜZ BOĞAZI SULARINDA GÜVENSİZLİK OLUŞTURMAK İSTEMİYORUZ"</b></p><p>Hürmüz Boğazı&#39;ndaki duruma ve ABD&#39;nin deniz ablukasına da konuşmasında değinen Pezeşkiyan, şunları kaydetti:</p><p>&quot;İran, komşularını güvenlik rakipleri olarak görmüyor; güçlü komşulara sahip olmak istiyoruz. Hürmüz Boğazı sularında güvensizlik oluşturmak istemiyoruz. Aynı zamanda bu su yolunu bize karşı saldırganlıklarını dayatmak, bize güvensizlik getirmek ve kendi su yollarımıza erişimimizi engellemek için kullanamazlar. Kendi su yolumuza erişimimizi kapatıyorlar. Bu su yolunun çevresindeki tüm topraklara güvensizlik getirmek için füze ve ölümcül askeri teknolojiler tedarik etmeye devam ediyorlar.&quot;</p><p>Pezeşkiyan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>&quot;İran, düşmanlarını herhangi bir saldırıya karşı üzücü bir yanıt vereceği konusunda açıkça uyararak, karşılıklı saygıya dayalı diplomasi ve rasyonel diyaloğa her zaman hazır olduğunu ancak hiçbir koşulda baskı ve güç ve tehdit yoluyla taleplerin dayatılmasını kabul etmeyeceğini vurgulamaktadır.&quot;</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/iran-cumhurbaskani-pezesk-230_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292556</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/milli-boksor-emrah-yasar-avrupa-sampiyonasinda-finale-yukseldi-buradan-altin-madalyayla-donecegiz-292556</link>
      <pubDate>2026-09-23T17:11:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Milli boksör Emrah Yaşar, Avrupa Şampiyonası'nda finale yükseldi: Buradan altın madalyayla döneceğiz]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Milli boksör Emrah Yaşar, Bulgaristan'da devam eden 2026 Avrupa Boks Şampiyonası'nda finale yükseldi. Emrah Yaşar, "Finale çıktım, çok gururluyum. Allah'ın izniyle altın madalyaya son bir adım. Buradan altın madalyayla döneceğiz inşallah." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Milli boksör Emrah Yaşar, Avrupa Şampiyonası'nda finale yükseldi: Buradan altın madalyayla döneceğiz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bulgaristan'ın başkenti Sofya'daki Asics Arena'da düzenlenen organizasyonun gündüz seansının son maçında Emrah Yaşar, erkekler 90 kiloda Alman sporcu Kevin Lebowski ile karşı karşıya geldi.</p><p>Milli sporcu, rakibini 5-0 mağlup ederek büyükler Avrupa şampiyonalarında ilk kez finale adını yazdırdı.</p><p>Emrah, böylece Türkiye'nin Avrupa şampiyonaları tarihinde erkeklerde ağır sıklette finale kalan ilk sporcusu oldu.</p><p>Emrah Yaşar, finalde 25 Eylül Cuma günü, 2024 Paris Olimpiyat ve son dünya üçüncüsü İspanyol Enmanuel Reyes Pla ile karşılaşacak.</p><p><b>"BURADAN ALTIN MADALYAYLA DÖNECEĞİZ"</b></p><p>Yarı final mücadelesinin ardından açıklamada bulunan Emrah Yaşar, final karşılaşması için mutlu olduğunu vurgulayarak "Güzel bir duygu, çok şükür finali garantiledik. Cuma günü final maçına çıkacağız. Bunun yanında Hamza Yerlikaya, Federasyon Başkanımız Suat Hekimoğlu bizleri onurlandırdı, maçımızı izledi. Sayın Bakanım güreşte olimpiyat şampiyonu, çok sayıda dereceleri var. Onun gibi birinin önünde dövüşmek benim için çok büyük bir gururdu. Bizi yalnız bırakmadığı için çok teşekkür ederim. Finale çıktım, çok gururluyum. Allah'ın izniyle altın madalyaya son bir adım. Buradan altın madalyayla döneceğiz inşallah." ifadelerini kullandı.</p><p>Türkiye Boks Federasyonu Başkanı Suat Hekimoğlu'nun erkek takımından beklentisinin yüksek olduğunun altını çizen milli boksör, "Akdeniz Oyunları'nda iki arkadaşımız dereceye girdi. Mehmet Can Çınar kardeşimiz şampiyon oldu. Burada bir talihsizlik yaşadı, çeyrek final maçında elendi. Burada ben Semih ve Samet 3 kişi yarı finale kaldık. Çok şükür ben başlangıç olarak finale kaldım. Allah'ın izniyle onlar da finale çıkıp buradan başkanımızın beklentilerini boşa çıkarmadan 3 altınla ayrılacağız." diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/milli-boksor-emrah-yasar--958_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292555</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/yapay-zeka-adli-bilirkisilikte-karar-destek-araci-olmali-degerlendirmesi-292555</link>
      <pubDate>2026-09-23T17:07:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["Yapay zeka, adli bilirkişilikte karar destek aracı olmalı" değerlendirmesi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Adli Tıp Kurumu (ATK) Başkan Yardımcısı Muhammet Şimşek, bilirkişilik alanında yapay zekanın daha çok "karar destek aracı" olarak kullanılması gerektiğini belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA["Yapay zeka, adli bilirkişilikte karar destek aracı olmalı" değerlendirmesi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adli Tıp Kurumu (ATK) Başkan Yardımcısı Muhammet Şimşek, Antalya'da bu yıl 21'incisi düzenlenen Uluslararası Adli Tıp Günleri Kongresi'nde yaptığı açıklamada, yapay zekaya bu yıl kongrede geniş yer vermeye çalıştıklarını söyledi.</p><p>Kongrede yapay zekanın, dijital deliller, yeni nesil DNA teknolojileri, virtopsi (sanal otopsi) ve ileri görüntüleme teknikleri bağlamında adli bilimlerde kullanımı konusunu değerlendirdiklerini ifade eden Şimşek, uzmanlar ve akademisyenlerin yapay zekayı bilimsel çalışmalarında nasıl kullandıklarını detaylı olarak anlattıklarını kaydetti.</p><p>Şimşek, "Yapay zeka bilirkişinin yerini alabilir mi?" sorusunun son dönemde önlerine çok fazla çıktığına işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>"Yapay zeka daha çok bir karar destek aracı olarak kullanılmalı. Bilirkişinin yerini alabileceğini henüz düşünmüyoruz çünkü bizim yaptığımız bilirkişilik görevinde bir insanın hayatına dokunuyorsunuz. Dolayısıyla son kararı uzmanın vermesi gerektiğini düşünüyorum. Yapay zekayı bilirkişi eğer incelemelerinde kullanacaksa da kullandığı yapay zeka sisteminin hangi verileri, hangi yöntemleri kullandığını açıkça ortaya koyması gerektiğini düşünüyoruz. Bu anlamda 'açıklanabilir yapay zeka' diye bir kavram var. Kullanılan yapay zekanın açıklanabilir olması gerekiyor. Ve kullandığı yapay zeka algoritmasının da açık olması gerekiyor."</p><p><b>"MAHKEMELERDEN DEEPFAKE İNCELEME TALEPLERİ GELİYOR"</b></p><p>ATK'nin Adli Bilişim Dairesine deepfake ile oluşturulmuş görüntülerin incelenmesiyle ilgili talepler geldiğini belirten Şimşek, bununla ilgili araştırmalarının devam ettiğini söyledi.</p><p>Dünyada bunları incelemekle ilgili akredite edilmiş bir yöntemin bulunmadığını dile getiren Şimşek, "Uzmanlar bunu değişik yöntemlerle, güncel bilimsel yöntemlerle inceleyip sonuç vermeye çalışıyor. Ancak bununla ilgili hem üyesi olduğumuz Avrupa Adli Bilim Kuruluşları Ağının hem de diğer meslektaşlarımızın akredite edilmiş bir metodu bulunmamakta. Güncel deneysel yöntemlerle bunları inceliyoruz." diye konuştu.</p><p><b>BU YIL DOSYA SAYISININ 1 MİLYONU AŞMASI BEKLENİYOR</b></p><p>Şimşek, ATK'de psikiyatristlerden        diğer branş uzmanlarına, elektrik-elektronik ve bilgisayar mühendislerinden biyolog ve kimyagerlere kadar çok geniş bir spektrumda uzman ağının bulunduğunu ifade ederek, bu uzmanların kurumun temelini oluşturduğunu belirtti.</p><p>ATK'de Fizik İhtisas Dairesi, Adli Bilişim İhtisas Dairesi, Kimya ve Biyoloji İhtisas Daireleri gibi çeşitli ihtisas dairelerinin bulunduğunu aktaran Şimşek, "Dosya sayılarımız her geçen yıl artıyor. Bu yılın 8 ayında yaklaşık 600 bin dosya inceledik. Geçen yıl 900 bini aşan, 1 milyona yaklaşan dosya inceledik. Bu yıl bu gidişatla 1 milyondan daha fazla dosya incelemiş olacağız." dedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/yapay-zeka-adli-bilirkisi-573_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292554</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/kemal-kilicdaroglundan-mansur-yavasin-chpden-istifasina-iliskin-aciklama-292554</link>
      <pubDate>2026-09-23T16:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu'ndan Mansur Yavaş'ın CHP'den istifasına ilişkin açıklama]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa etti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Yavaş'ın CHP'den istifa kararına ilişkin değerlendirmede bulundu. Kılıçdaroğlu, "Sayın Mansur Yavaş, benim Cumhuriyet Halk Partisi'ne kazandırdığım değerli bir siyasetçidir." ifadesini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu'ndan Mansur Yavaş'ın CHP'den istifasına ilişkin açıklama]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın CHP'den istifa kararına ilişkin değerlendirmede bulundu.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/gundem/ankara-buyuksehir-belediye-baskani-mansur-yavas-chpden-istifa-etti-siyasi-yoluma-bagimsiz--292498" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/ankara-bb-baskani-mansur--106_2-41.jpg"/></div><h3>Mansur Yavaş CHP'den istifa etti</h3></a><p>Kılıçdaroğlu, yazılı açıklamasında, &quot;Sayın Mansur Yavaş, benim Cumhuriyet Halk Partisi&#39;ne kazandırdığım değerli bir siyasetçidir.&quot; ifadesini kullandı.</p><p>Kemal Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:</p><p>&quot;Sayın Yavaş, kamuoyuna yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştır: &#39;İnsanlar sandığa giderken yalnızca bir isme değil, bir siyasi iradeye de oy verir. Bu nedenle seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum. Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur.&#39; Sayın Mansur Yavaş&#39;ın bu değerlendirmelerine biz de aynen katılıyoruz.&quot;</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/gundem/mansur-yavastan-sonra-chpde-istifalar-art-arda-geldi-292522" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/mansur-yavastan-sonra-chp-360_2-41.jpg"/></div><h3>CHP'de istifalar art arda geldi</h3></a>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/kemal-kilicdaroglundan-ma-718_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292553</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/emine-erdogandan-new-yorktaki-ikinci-gun-faaliyetlerine-iliskin-video-paylasimi-292553</link>
      <pubDate>2026-09-23T16:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Emine Erdoğan'dan New York'taki ikinci gün faaliyetlerine ilişkin video paylaşımı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Emine Erdoğan, BM'nin 81. Genel Kurulu dolayısıyla bulunduğu New York'ta ikinci gün katıldığı etkinliklere ilişkin video paylaştı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Emine Erdoğan'dan New York'taki ikinci gün faaliyetlerine ilişkin video paylaşımı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler (BM) Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı Emine Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "New York'taki ikinci günümüzde, insanlığın bugününü ilgilendiren meselelerden dünyamızın yarınını şekillendirecek başlıklara uzanan yoğun bir gündemi geride bıraktık." ifadesini kullandı.</p><p>Paylaşımdaki videoda ise Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BM 81. Genel Kurulu'ndaki hitabından ve Emine Erdoğan'ın BM Genel Merkezi'nde katıldığı "Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) Yüksek Düzeyli Enerji Dönüşümü Diyaloğu Toplantısı"ndan görüntüler yer aldı.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/videos/video2-23092026a0639846.mp4" type="video/mp4"></video>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/emine-erdogandan-new-york-979_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292552</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/milli-boksor-hatice-akbas-avrupa-sampiyonasinda-finale-yukseldi-hicbir-sey-bizi-yildiramaz-292552</link>
      <pubDate>2026-09-23T16:20:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Milli boksör Hatice Akbaş, Avrupa Şampiyonası'nda finale yükseldi: Hiçbir şey bizi yıldıramaz]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Bulgaristan'da devam eden 2026 Avrupa Boks Şampiyonası'nda milli boksör Hatice Akbaş, finale yükseldi. Finale çıktığı için mutluluğunu dile getiren Hatice, "u an finaldeyiz. İnşallah altını alacağıma canıgönülden inanıyorum. Benim bütün başarılarım 54 kiloda oldu. Kariyerimin hepsi 54 kiloda. Şu an yeni bir sıkletteyim ama ona rağmen çok iyi performans sergilediğimi düşünüyorum. Gerçekten hiçbir şey bizi yıldıramaz." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Milli boksör Hatice Akbaş, Avrupa Şampiyonası'nda finale yükseldi: Hiçbir şey bizi yıldıramaz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Başkent Sofya'daki Asics Arena'da düzenlenen organizasyonun gündüz seansında Hatice Akbaş, 51 kiloda ringe çıktı.</p><p>Yarı finalde Polonya'dan Natalia Kuczewka ile karşılaşan 25 yaşındaki milli boksör, rakibini 5-0 mağlup ederek finale adını yazdırdı.</p><p>Kariyerinde ilk kez 51 kiloda mücadele veren, büyüklerde ise Avrupa şampiyonalarında ilk kez finale çıkan Hatice'nin olimpiyatlarda gümüş madalyası ve dünya şampiyonluğu bulunuyor.</p><p>Hatice Akbaş, finalde 25 Eylül Cuma günü, Akdeniz Oyunları şampiyonu İspanyol Laura Fuertes Fernandez ile karşılaşacak.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/1-23092026ebbe66f4.jpg"/><p><b>"HİÇBİR ŞEY BİZİ YILDIRAMAZ"</b></p><p>Finale çıktığı için mutluluğunu dile getiren Hatice, "Bu maç çeyrek final maçıma göre daha rahat geçti. Şu an finaldeyiz. İnşallah altını alacağıma canıgönülden inanıyorum. Benim bütün başarılarım 54 kiloda oldu. Kariyerimin hepsi 54 kiloda. Şu an yeni bir sıkletteyim ama ona rağmen çok iyi performans sergilediğimi düşünüyorum. Gerçekten hiçbir şey bizi yıldıramaz. Babam şu an köşemde değil, ayrıyız ama ben kalplerimizin bir olduğunu düşünüyorum. Ona çok teşekkür ediyorum. Buradan teşekkür etmek istediğim bir de Elif Şeker Hocam var. Bu süreci onunla birlikte geçirdim." ifadelerini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/2-230920262e8e8af0.jpg"/><p>Küçük yaşlardan beri babasıyla çalıştığını belirten milli sporcu, "Babamla 9 yaşımdan beri küçük bir ilçede kendi imkanlarımız dahilinde çalıştık ve buralara kadar geldik. Olimpiyat finali oynadım. Şu an kariyerimde eksik olan Avrupa finalini oynayacağım. Babamla çok büyük bir şey başardığımızı düşünüyorum." diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/milli-boksor-hatice-akbas-830_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292551</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/suriye-cumhurbaskani-saradan-bm-kursusunde-net-mesaj-golan-tepeleri-her-zaman-suriye-topra-292551</link>
      <pubDate>2026-09-23T17:48:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Suriye Cumhurbaşkanı Şara'dan BM kürsüsünde net mesaj: Golan Tepeleri her zaman Suriye toprağı olarak kalacak]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 hatlarına çekilmesi çağrısını yineleyerek, "Golan, Suriye toprağı olarak kalmaya devam edecek ve BM kararları uyarınca tüm ilhak kararları hükümsüzdür." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Suriye Cumhurbaşkanı Şara'dan BM kürsüsünde net mesaj: Golan Tepeleri her zaman Suriye toprağı olarak kalacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, ABD'nin New York kentinde, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulun ikinci oturumunda konuştu.</p><p>Şara, konuşmasında Suriye'nin, 1974 anlaşmasına bağlılığını ve işgal güçlerinin 8 Aralık 2024 hatlarına çekilmesi yönündeki çağrısını içeren tutumunun geçerliliğini koruduğunu ifade etti.</p><p>İsrail'in fiili durumu dayatma yönündeki sürekli çabalarını ve bölgedeki güvenlik ile istikrarı ihlal eden yayılmacı saldırılarını reddettiklerini belirten Şara, uluslararası hukuka vurgu yaptı.</p><p>Şara, "Golan her zaman Suriye toprağı olarak kalacak ve ilhakla ilgili tüm tedbirler, 497 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı gereğince hükümsüz ve geçersizdir." ifadelerini kullandı.</p><p>Cumhurbaşkanı Şara, "İsrail'in sürekli olarak oldu bittileri dayatma girişimlerini ve bölgede sürdürdüğü saldırganlığı reddediyoruz." şeklinde konuştu.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/videos/video3-230920269a47ccbf.mp4" type="video/mp4"></video><p><b>"TARİHİ BİR BARIŞ FIRSATI MEVCUT"</b></p><p>Suriye Cumhurbaşkanı Şara, barış içinde yaşamak isteyenler için tarihi bir fırsat bulunduğunu belirterek, herkesin haklarını koruyan adil bir barış çağrısı yaptı.</p><p>Şara, "Sonuç olarak, savaş bize hakkın, kaybolsa bile kendi başına güçlü olduğunu, batılın ise galip gelse bile zayıf olduğunu öğretti. Suriye, inşasına, izzetini ve onurunu geri kazanmaya devam etmektedir." dedi.</p><p>Cumhurbaşkanı Şara, dünyanın Suriye'nin yeniden toparlanması ve iyileşmesi karşısındaki sevincine rağmen İsrail'in saldırılarını sürdürdüğünü ifade etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/balksz1-23092026057109fc.jpg"/><p>İsrail'in Suriye'ye yaklaşık 500 hava ve topçu saldırısı düzenlediğini, 1200'den fazla içeri sızma gerçekleştirdiğini ve Suriyelilere yönelik yaklaşık 300 tutuklama ve alıkoyma eyleminde bulunduğunu aktaran Şara, bu durumun Suriye'nin istikrarını tehdit ettiğini ifade etti.</p><p>Şara, İsrail'in eylemlerinin dünyanın genel yönelimiyle çeliştiğini ve Suriyelilerin henüz geride bıraktığı acı dönemi yeniden hatırlattığını söyledi.</p><p>Şara, Suriye'nin çatışma dönemini geride bırakarak toparlanma ve yeniden doğuş sürecine girdiğini kurtuluştan bu yana yaklaşık 100 ülkeyle temas kurulduğunu, başkent Şam'ın 60'a yakın diplomatik misyona ev sahipliği yapmaya başladığını bildirdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/balksz1-2309202616a2e145.jpg"/><p>Yedi ülkeyle birlikte "Özgürlük Nefesleri" ekibinin kurulduğu kaydeden Şara, 42 kimyasal bombanın imha edildiği ve Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü'ndeki (KSYÖ) tüm hakların geri kazanıldığını aktardı.</p><p>Şara, "Sınır aşan suç örgütlerine yönelik 1500'den fazla operasyon düzenlendi. Yaklaşık 700 milyon Captagon ele geçirildi ve 90 uluslararası şebeke çökertildi." ifade edildi.</p><p>Üç binin üzerinde yeni üretim hattının faaliyete geçtiğini belirten Şara, "Enerji ve hizmet sektörlerindeki büyümeyle birlikte önümüzdeki 5 yıl içinde 2 milyon konut projesini hedefliyoruz." dedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/suriye-cumhurbaskani-sara-699_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292550</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/altin-dusus-ivmesinde-sert-dusus-suruyor-bugun-altin-ne-kadar-oldu-23-eylul-carsamba-gram--292550</link>
      <pubDate>2026-09-23T17:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Altın düşüş ivmesinde: Sert düşüş sürüyor! Bugün altın ne kadar oldu? 23 Eylül Çarşamba gram altın, çeyrek altın kaç lira? Son dakika altın fiyatları, canlı takip]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Bugün gram altın, yarım altın, çeyrek altın, cumhuriyet altını ne kadar oldu? sorusu merak ediliyor. Altın alış satış fiyat listesi araştırılıyor. Altın fiyatlarındaki son durum yatırımcının radarında. Bugün altın düştü mü yükseldi mi? İşte, 23 Eylül 2026 Çarşamba altın fiyatlarında son dakika gelişmeleri...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Altın düşüş ivmesinde: Sert düşüş sürüyor! Bugün altın ne kadar oldu? 23 Eylül Çarşamba gram altın, çeyrek altın kaç lira? Son dakika altın fiyatları, canlı takip]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>23 Eylül 2026 Çarşamba altın fiyatları... </b>Bugün altın fiyatları ne kadar oldu? Altın fiyatlarındaki son durum araştırılıyor. Bugün altın fiyatlarını merak edenler toplansın. Gram altın, çeyrek altın, yarım altın ve cumhuriyet altını fiyatları ne kadar? sorusunun yanıtı bu haberde karşınızda...</p><p class=""><b>ALTIN YENİ GÜNE NASIL BAŞLADI?</b></p><p>23 Eylül 2026 Çarşamba günü gram altın saat 09.30 itibarıyla 6 bin 796 lira seviyesinden işlem görüyordu. Aynı dakikalarda çeyrek altın 11 bin 134 liradan, cumhuriyet altını 44 bin 324 liradan satılıyordu.</p><p>Altının onsu ise 4 bin 330 dolardan işlem görüyordu.</p><p><b>Peki, şimdi altın fiyatları ne kadar oldu?</b></p><p>İşte, 23 Eylül 2026 Çarşamba (bugün) gram altın, çeyrek altın, yarım altın ve cumhuriyet altını fiyatları hakkında bilgi almak isteyenler için son durum anlık ve canlı tüm değerler, altın alış satış fiyatları burada...</p><p><b>23 EYLÜL 2026 ÇARŞAMBA (BUGÜN) GÜNCEL ALTIN FİYATLARI</b></p><p><b>GRAM ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 6.780,70</p><p>Satış: 6.781,56</p><p><b>ÇEYREK ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 10.810,07</p><p>Satış: 11.056,83</p><p><b>YARIM ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 21.552,58</p><p>Satış: 22.113,66</p><p><b>CUMHURİYET ALTINI</b></p><p>Alış: 44.756,00</p><p>Satış: 45.454,00</p><p><b>14 AYAR BİLEZİK GRAM/TL</b></p><p>Alış: 3.851,09</p><p>Satış: 3.854,67</p><p><b>18 AYAR BİLEZİK GRAM/TL</b></p><p>Alış: 4.932,10</p><p>Satış: 4.936,69</p><p><b>22 AYAR BİLEZİK GRAM/TL</b></p><p>Alış: 6.161,74</p><p>Satış: 6.167,48</p><p><b><font color="#ff0000"><a href="https://www.platinonline.com/altin-fiyatlari">CANLI TAKİP | GÜNCEL ALTIN FİYATLARI SAYFASI İÇİN TIKLAYINIZ</a></font></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/altinda-kritik-dusus-23-e-688_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292549</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/yillardir-camasir-yikarken-bu-hata-yapiliyor-siyah-giysilerin-solmasinin-asil-sebebi-ortaya-cikti-292549</link>
      <pubDate>2026-09-23T15:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yıllardır çamaşır yıkarken bu hata yapılıyor! Siyah giysilerin solmasının asıl sebebi ortaya çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Çamaşır uzmanları, siyah giysilerin solmasını önlemek için uygulanması gereken temel adımları açıkladı. Özellikle yıkama ve kurutma süreçlerinde yapılan hatalar, koyu renkli giysilerin ömrünü ciddi şekilde kısaltıyor. Uzmanlar, doğru yöntemlerle siyah giysilerin uzun süre canlı kalabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yıllardır çamaşır yıkarken bu hata yapılıyor! Siyah giysilerin solmasının asıl sebebi ortaya çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Siyah giysilerin rengini uzun süre korumak isteyenler için çamaşır uzmanlarından önemli uyarılar geldi. Koyu renkli giysiler, yanlış yıkama ve kurutma uygulamaları nedeniyle kısa sürede solabiliyor. Uzmanlar, siyah giysilerin solmasını yavaşlatmak ve canlılığını korumak amacıyla uygulanması gereken pratik teknikleri ve dikkat edilmesi gereken noktaları ayrıntılı şekilde paylaştı.</p><h3>Çamaşır uzmanı Feliciano: 'Siyah giysilerde sıcak sudan uzak durun'</h3><p>Siyah giysilerin neden daha hızlı solduğunu açıklayan çamaşır uzmanı Feliciano, kumaş boyalarının hassas yapısı nedeniyle koyu renkli ürünlerin özel bakım gerektirdiğini vurguladı. Feliciano, özellikle pamuk gibi doğal kumaşların, polyester gibi sentetiklere göre daha hızlı renk kaybettiğini belirtti. Sıcak suyla yıkamanın ve doğrudan güneş ışığına maruz bırakmanın solmayı hızlandırdığını söyleyen uzman, siyah giysilerin mutlaka soğuk suyla ve koyu renkler için özel üretilmiş deterjanlarla yıkanmasını önerdi. Ayrıca, siyah giysilerin mümkün olduğunca az yıkanmasının ve yalnızca gerçekten ihtiyaç duyulduğunda makineye atılmasının, anahtar kelime olan siyah giysi ömrünü belirgin biçimde uzattığını ifade etti. Yıkama öncesinde giysilerin ters çevrilmesi de renk kaybını önlemede etkili bir yöntem olarak öne çıkıyor.</p><h3>Siyah giysi yıkama ve kurutmada yapılan hatalar renk kaybını tetikliyor</h3><p>Uzmanlar, yumuşatıcı ve amonyak gibi kimyasal ürünlerin siyah giysi üzerinde kalıcı renk bozulmalarına yol açtığını belirtiyor. Bu nedenle, yumuşatıcı kullanımından kaçınılması ve leke temizliği için daha nazik, koyu renkler için özel formüle edilmiş deterjanların tercih edilmesi öneriliyor. Yıkama sıklığının azaltılması, siyah giysi renginin uzun süre korunmasında en önemli adımlardan biri olarak gösteriliyor. Ayrıca, siyah giysilerin kurutulmasında da dikkatli davranılması gerekiyor. Feliciano, siyah giysilerin havada kurutulmasının, kurutucu kullanımına göre çok daha az renk kaybına yol açtığını vurguladı. Kurutucu kullanılması zorunluysa, en düşük ısı ayarında ve giysiler ters çevrilmiş şekilde kurutulmalı, kuruma tamamlanır tamamlanmaz makineden çıkarılmalı. Tüm bu adımlar, siyah giysi renginin canlılığını korumada belirleyici rol oynuyor.</p><h3>Siyah giysilerde renk koruma için ek ipuçları ve saklama önerileri</h3><p>Siyah giysi renginin korunması yalnızca yıkama ve kurutma adımlarıyla sınırlı değil. Uzmanlar, yıkama sırasında çamaşır makinesinin durulama döngüsüne yarım fincan beyaz sirke eklemenin, renk boyalarının liflere tutunmasına yardımcı olabileceğini belirtiyor. Ayrıca, bazı kullanıcılar tuz ekleyerek de renklerin sabit kalmasını desteklediğini iddia ediyor; ancak bunun bilimsel olarak kanıtlanmış bir etkisi bulunmuyor. Giysilerin saklanması da renk kaybını önlemede önemli. Kurutulan siyah giysilerin doğrudan güneş ışığından uzak, serin ve kuru bir ortamda muhafaza edilmesi gerekiyor. Uzmanlar, siyah giysilerin yeniden boyanması gerektiğinde ise evde kullanılabilen kumaş boyama kitlerinin etkili bir çözüm sunabileceğini aktarıyor. Tüm bu öneriler, siyah giysi kullanıcılarının gardıroplarındaki koyu renkli ürünleri uzun süre canlı tutabilmelerine yardımcı oluyor.</p><p>Siyah giysi severler, uzmanların paylaştığı bu yöntemlerle hem favori kıyafetlerinin ömrünü uzatabilir hem de renk kaybı sorununu en aza indirebilir. Doğru yıkama, kurutma ve saklama teknikleriyle, koyu renkli giysiler yıllarca ilk günkü canlılığını koruyabilir. Uzmanlar, siyah giysi bakımında bilinçli hareket edilmesinin, dolaplarda renk solması kaynaklı israfın önüne geçtiğini vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/yillardir-camasir-yikarke-632_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292547</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/akdenizin-kilometrelerce-altindan-kotu-haber-geldi-292547</link>
      <pubDate>2026-09-23T15:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Akdeniz'in kilometrelerce altından kötü haber geldi!]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Akdeniz'de son 75 yılda yaşanan hızlı sıcaklık ve tuzluluk artışı, bilim insanlarının dikkatini çekti. Bölgedeki değişimler yalnızca yüzeyde değil, kilometrelerce derinlikte de etkili olurken, uzmanlar bu sürecin küresel okyanuslardaki olası değişimlerin habercisi olabileceğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Akdeniz'in kilometrelerce altından kötü haber geldi!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz'de 1950 yılından bu yana sıcaklık ve tuzluluk artışı, bölgenin iklim dinamiklerinde önemli değişikliklere yol açtı. Hırvatistan'daki Rudjer Bo&#353;kovi&#263; Enstitüsü'nden bilim insanları, 1950-2025 yılları arasındaki gözlemler sonucunda Akdeniz'in yalnızca yüzeyinde değil, derin sularında da belirgin bir ısınma ve tuzluluk artışı yaşandığını ortaya koydu. Özellikle 21. yüzyılın başından itibaren hızlanan bu süreçte, her on yılda bir Akdeniz yüzey suyu sıcaklığında yaklaşık 0,5 derece artış kaydedildi. Bu oran, Dünya Okyanusu'ndaki ortalama artış hızının iki ila üç kat üzerine çıktı. Son yıllarda, denizin üst 100 metrelik kısmında sıcaklık, 1950-1999 ortalamasına kıyasla yaklaşık iki derece yükseldi. Araştırmacılar, bu değişimlerin yalnızca yüzeyle sınırlı olmadığını, üç kilometreyi aşan derinliklerde bile sıcaklık artışının izlenebildiğini belirtti.</p><h3>Bilim insanları: Akdeniz'de ısınma ve tuzluluk rekor seviyede</h3><p>Akdeniz'de sıcaklık artışının yanı sıra tuzluluk oranında da dikkat çekici bir yükseliş gözlendi. Bazı bölgelerde ısınma hızı her on yılda 0,3 dereceye yaklaştı. Tuzluluk artışı, su kütlelerinin hareketini ve deniz ekosistemlerini doğrudan etkiliyor. Isınan suyun yoğunluğu azalırken, artan tuzluluk ise bu etkiyi dengelemeye çalışıyor. Ancak uzmanlar, Akdeniz'in büyük bölümünde sıcaklık artışının baskın geldiğini ve yüzey sularının derin sularla karışmasının azaldığını aktardı. Bu durum, deniz canlıları ve oksijen döngüsü açısından kritik sonuçlar doğurabilir. Bilim insanları, Akdeniz'deki bu hızlı değişimlerin, küresel okyanuslarda yaşanabilecek benzer süreçlerin öncüsü olabileceği uyarısında bulundu.</p><h3>Adriyatik Denizi'nde ısınma altı kat hızlandı</h3><p>Adriyatik Denizi, Akdeniz'deki genel eğilimden farklı bir tablo ortaya koydu. Burada artan tuzluluk, yoğun su kütlelerinin oluşumunu teşvik ediyor. Kış aylarında soğuyan ve tuzlu hale gelen su, Akdeniz'in derin bölgelerine oksijen taşımayı sürdürüyor. Ancak son yıllarda bu derin sular, geçmişe kıyasla belirgin şekilde daha sıcak ve tuzlu hale geldi. Özellikle 2000 yılından bu yana, Adriyatik'in güneyindeki derin suların sıcaklığı, Akdeniz havzası ortalamasına göre altı kat daha hızlı arttı. Uzmanlar, Akdeniz'in sirkülasyon özellikleri sayesinde iklimsel tepkilerin büyük okyanus havzalarına kıyasla çok daha kısa sürede gözlemlenebildiğini ifade ediyor. Bu nedenle Akdeniz'deki sıcaklık ve tuzluluk artışları, bilim dünyası için küresel iklim değişiminin erken uyarı sinyali olarak değerlendiriliyor.</p><p>Bilim insanları, Akdeniz'de gözlenen hızlı ısınma ve tuzluluk artışının, bölgenin ekosistemi ve dünya genelindeki okyanus sistemleri için ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor. Araştırmacılar, bu verilerin iklim değişikliğiyle mücadelede yol gösterici olabileceğini belirterek, uluslararası iş birliğinin ve kapsamlı önlemlerin önemini vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/akdenizin-kilometrelerce--108_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292545</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/mobland-2-sezon-yayinlandi-elestirmenler-ve-izleyiciler-ikiye-bolundu-292545</link>
      <pubDate>2026-09-23T15:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[MobLand 2. Sezon Yayınlandı! Eleştirmenler ve izleyiciler ikiye bölündü]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[MobLand'ın ikinci sezonu, eleştirmenlerden tam not alırken izleyici kitlesinin görüşleri ikiye ayrıldı. Tom Hardy'nin başrolde yer aldığı dizi, yeni bölümleriyle Paramount+'ta yayınlanmaya başladı ve Harrigan ailesinin karşılaştığı yeni tehditlerle gündeme oturdu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[MobLand 2. Sezon Yayınlandı! Eleştirmenler ve izleyiciler ikiye bölündü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MobLand dizisinin ikinci sezonu, 18 Eylül'de Paramount+ platformunda izleyicilerle buluştu. Guy Ritchie'nin yönetmenliğini üstlendiği karanlık polisiye yapım, ilk sezonun ardından büyük bir merakla bekleniyordu. Tom Hardy'nin Harry Da Souza karakterine hayat verdiği MobLand, bu sezon Harrigan ailesinin karşı karşıya kaldığı yeni mücadelelerle gündeme geldi. Eleştirmenler dizinin yeni sezonuna yüksek puan verirken, izleyici yorumları ise daha temkinli oldu. Rotten Tomatoes'ta ikinci sezon eleştirmenlerden %92 gibi etkileyici bir oran alırken, izleyici puanı %68'de kaldı. Bu farklı değerlendirmeler, yeni sezonun tartışma yaratan atmosferini güçlendirdi.</p><h3>Guy Ritchie'nin MobLand'ı: İkinci sezonun arka planı ve ilk tepkiler</h3><p>Guy Ritchie'nin imzasını taşıyan MobLand, ilk sezonuyla Mart 2025'te on bölüm halinde ekranlara gelmiş ve kısa sürede polisiye türü sevenlerin favorisi haline gelmişti. Dizinin ikinci sezonu, ilk sezonun sona ermesinden yaklaşık bir yıl sonra başlıyor. Yeni bölümlerle birlikte, hem hikaye örgüsü hem de karakterlerin psikolojik derinliği daha da ön plana çıktı. Özellikle Tom Hardy'nin performansı ve Harrigan ailesinin içindeki çatışmalar, eleştirmenlerin övgüsünü topladı. Diziye verilen %92'lik eleştirmen puanı, MobLand'ın ikinci sezonunun beklentileri karşıladığını gösteriyor. Ancak izleyiciler, karakter gelişimi ve hikaye temposu konusunda daha temkinli yaklaştı ve bu da puanlamalara yansıdı.</p><h3>Harrigan ailesinde güç dengesi değişiyor: Yeni düşmanlar ve tehditler</h3><p>MobLand'ın ikinci sezonunda, ilk sezonun sonunda Harrigan ailesinin Stevensons ailesine karşı kazandığı zaferin ardından ortaya çıkan güç boşluğu dizinin merkezine yerleşti. Kevin Harrigan'ın, Richie Stevenson'ı öldürmesiyle sonuçlanan çatışma sona ermiş olsa da, bu durum yeni tehditlerin önünü açtı. Harrigan ailesinin içinde ilişkiler daha karmaşık bir hal aldı. Harry Da Souza, bir yandan ailesini korumaya çalışırken, diğer yandan eski müttefiki Kat McAllister'ın sürpriz hamlesiyle karşı karşıya kaldı. Kat, Harrigan ailesine karşı güç birliği teklif etti ancak Harry bu öneriyi geri çevirdi. Bu karar, Harry'nin karşısına yeni ve güçlü rakipler çıkardı. Ayrıca, Colin Tattersall'ın suç dünyasındaki etkisi ve yetkililerle olan bağlantıları, Harrigan ailesi için yeni bir tehdit olarak öne çıktı. Dizinin yeni sezonunda en büyük sorulardan biri ise Harry'nin geleceği oldu. İlk sezonun sonunda eşi Jan tarafından istemeden bıçaklanan Harry'nin hem kişisel hayatı hem de ailenin liderliği üzerindeki belirsizlik, izleyicilerin dikkatini çekti. Stevensons ailesinin devre dışı kalması, Maeve ve Conrad'ın hapiste olması ve yeni düşmanların ortaya çıkması, MobLand'ın ikinci sezonunu çok daha karmaşık ve tehlikeli bir hale getirdi.</p><p>MobLand'ın ikinci sezonu, hem eleştirmenlerin övgüsü hem de izleyici kitlesinin farklı görüşleriyle gündemde kalmaya devam ediyor. Tom Hardy'nin performansı, Guy Ritchie'nin yönetmenliği ve Harrigan ailesinin içindeki çatışmalar, dizinin uzun süre konuşulacağını gösteriyor. Yeni sezonun ilerleyen bölümlerinde, güç dengelerinin nasıl değişeceği ve Harry Da Souza'nın bu savaşta nasıl bir yol izleyeceği merakla bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/mobland-2-sezon-yayinland-774_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292544</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/eylul-2027-icin-dev-sizinti-appledan-20-yila-ozel-iphone-20-devrimi-geliyor-292544</link>
      <pubDate>2026-09-23T15:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Eylül 2027 için dev sızıntı! Apple'dan 20. yıla özel 'iPhone 20' devrimi geliyor]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Apple, iPhone'un 20. yılına özel olarak geliştirdiği iPhone 20 serisiyle teknoloji dünyasında büyük bir değişime hazırlanıyor. Şirketin 2027'de tanıtacağı yeni modellerde, ekran boyutları ve tasarımda radikal adımlar atılacağı belirtiliyor. iPhone 20 serisi, Apple'ın bugüne kadarki en iddialı yeniliklerini barındıracak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Eylül 2027 için dev sızıntı! Apple'dan 20. yıla özel 'iPhone 20' devrimi geliyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Apple, akıllı telefon dünyasında çığır açan iPhone'un 20. yılına özel olarak hazırladığı iPhone 20 serisiyle büyük bir değişime imza atmaya hazırlanıyor. Şirketin Eylül 2027'de piyasaya sürmeyi planladığı iPhone 20 modellerine dair detaylar, güvenilir kaynaklardan gelen sızıntılarla netleşmeye başladı. Özellikle iPhone 20 Pro ve iPhone 20 Pro Max modellerinin, önceki serilere kıyasla daha büyük ekranlara ve çerçevesiz tasarıma sahip olacağı ifade ediliyor. Bu gelişmeler, Apple'ın iPhone 20 ile kullanıcı deneyimini tamamen farklı bir seviyeye taşımayı hedeflediğini gösteriyor.</p><h3>Apple, iPhone 20 Pro'da ekran boyutunu büyütüyor</h3><p>Digital Chat Station tarafından paylaşılan yeni bilgilere göre, iPhone 20 Pro modeli 6,41 inç boyutunda ve 2686x1236 çözünürlüğünde bir ekranla kullanıcıların karşısına çıkacak. iPhone 20 Pro Max ise 6,96 inçlik dev bir ekrana ve 2912x1340 çözünürlüğe sahip olacak. Bu rakamlar, mevcut iPhone 18 Pro ve Pro Max modellerinin ekran boyutlarının sırasıyla 6,27 ve 6,86 inç olduğu düşünüldüğünde, Apple'ın ekran konusunda çıtayı daha da yukarı taşıdığını ortaya koyuyor. Ayrıca, daha önce 7 inçlik bir ekranın da gündemde olduğu belirtilmişti. Ekranlardaki bu artış, özellikle multimedya ve oyun deneyimi arayan kullanıcılar için dikkat çekici bir yenilik olarak öne çıkıyor.</p><h3>iPhone 20 serisiyle çerçevesiz tasarım ve yeni teknolojiler geliyor</h3><p>iPhone 20 serisinin en çok konuşulan özelliği ise neredeyse tamamen çerçevesiz, dört kenarı kavisli quad-curved ekran tasarımı. Apple'ın, bu modelde cihazı tek parça cam gibi gösterecek ince ve minimal çerçeveler üzerinde çalıştığı belirtiliyor. Ayrıca, ekranın altına taşınacak Face ID ve ön kamera sayesinde, ön yüzeyde neredeyse hiçbir kesinti olmayacak. Dynamic Island'ın ise ya çok küçüleceği ya da tamamen kaldırılacağı iddialar arasında yer alıyor. OLED ekran teknolojisinin de daha parlak ve canlı bir görüntü sunacağı öngörülüyor. Tüm bu yenilikler, iPhone 20'yi Apple'ın bugüne kadar geliştirdiği en radikal ve yenilikçi akıllı telefon haline getirecek.</p><p>Apple iPhone 20'nin geliştirme sürecini hızlandırdı. Şirket, iPhone'un 20. yılını kutlamak için sadece donanımda değil, tasarımda da köklü bir değişim hedefliyor. iPhone 20 serisinin, Apple'ın bugüne dek piyasaya sürdüğü tüm modellerden ayrışacak özelliklerle donatılması bekleniyor. Bu gelişmeler, 2027 yılında tanıtılacak iPhone 20 serisinin, teknoloji dünyasında büyük bir heyecan yaratacağına işaret ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/eylul-2027-icin-dev-sizin-522_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292543</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/atlantikin-derinliklerinde-nukleer-saat-isliyor-150-bin-ton-radyoaktif-varil-okyanus-taban-292543</link>
      <pubDate>2026-09-23T15:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Atlantik'in derinliklerinde nükleer saat işliyor! 150 bin ton radyoaktif varil okyanus tabanına sızıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Atlantik Okyanusu'nun derinliklerinde yıllar önce bırakılan 150 bin ton radyoaktif atık, bugün ciddi bir çevre tehdidi oluşturuyor. Bilim insanlarının yürüttüğü detaylı araştırmalar, varillerden sızan radyoaktif maddelerin deniz yaşamı ve ekosistem üzerinde beklenenden büyük etkiler yaratabileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Atlantik'in derinliklerinde nükleer saat işliyor! 150 bin ton radyoaktif varil okyanus tabanına sızıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Atlantik Okyanusu'nun derinliklerinde, 1949 ile 1982 yılları arasında bırakılan 150 bin ton radyoaktif atık, aradan geçen onlarca yılın ardından ciddi bir çevresel risk olarak yeniden gündeme geldi. Bilim insanları, modern ekipmanlarla gerçekleştirdikleri detaylı araştırmalarda, okyanus tabanında bulunan binlerce varilin zamanla aşındığını ve içlerindeki radyoaktif maddelerin deniz ortamına sızdığını tespit etti. Bu sızıntının, hem deniz canlıları hem de ekosistem üzerinde beklenenden daha geniş kapsamlı etkiler yaratabileceği belirtiliyor.</p><h3>NODSSUM ekibi: Binlerce radyoaktif varil haritalandı</h3><p>Son yıllarda, nükleer mühendis Patrick Chardon ve deniz jeoloğu Javier Escartín öncülüğünde başlatılan NODSSUM (Nükleer Okyanus Döküm Alanı Araştırma İzleme) projesi kapsamında, Atlantik Okyanusu'nda bulunan radyoaktif atık varillerinin durumu kapsamlı şekilde incelendi. Haziran 2025'te L'Atalante isimli araştırma gemisiyle başlayan ilk keşif gezisinde, UlyX adlı otonom su altı aracı kullanılarak deniz tabanı haritalandı ve 3.355 varil tespit edildi. Bu varillerin çoğu, 3.000 ila 5.000 metre derinlikte yer alıyor. Ekip, çevredeki sudan, tortudan ve deniz canlılarından örnekler alarak, radyoaktif atıkların okyanus ekosistemi üzerindeki etkilerini değerlendirmek için önemli veriler topladı.</p><h3>Radyoaktif sızıntı ekosistemi etkiliyor: Bilim insanları uyardı</h3><p>Mayıs 2026'da düzenlenen ikinci seferde, Pourquoi Pas? isimli araştırma gemisinde bulunan üç kişilik Nautile denizaltısı ile 20 dalış gerçekleştirildi. Bilim insanları, 4.700 metrenin altındaki derinliklere inerek varilleri doğrudan inceledi ve çevrelerinden yeni örnekler topladı. Elde edilen ilk bulgular, bazı varillerin aşırı derecede aşındığını ve radyoaktif maddelerin deniz tabanına görünür şekilde sızdığını gösterdi. Özellikle kobalt-60, niobyum-94, sezyum-137 ve amerisyum-241 gibi izotopların seviyeleri, beklenen arka plan değerlerinin çok üzerinde ölçüldü. Araştırmacılar, radyoaktif atıkların yalnızca çevreye yayılmakla kalmadığını, aynı zamanda deniz canlılarının yaşam alanı haline geldiğini de gözlemledi. Anemonlar, süngerler, deniz hıyarları ve yengeçler, varillerin etrafında yoğunlaşarak adeta yeni bir ekosistem oluşturdu. Bu durum, radyoaktif maddelerin besin zincirine girip girmediği sorusunu da beraberinde getirdi.</p><h3>Radyoaktif atıkların çevresel etkisi inceleniyor: Sonuçlar endişe verici</h3><p>NODSSUM ekibi tarafından toplanan örnekler şu anda analiz ediliyor. Bilim insanları, radyoaktif maddelerin deniz canlılarında birikip birikmediğini belirlemeye çalışıyor. İlk gözlemler, radyoaktivite seviyelerinin varillerin hemen yakınında yüksek olduğunu, ancak birkaç metre uzaklaştıkça hızla azaldığını ortaya koydu. Yine de, bu sınırlı yayılımın uzun vadede deniz yaşamı üzerinde ne tür etkiler yaratacağı henüz kesinleşmiş değil. Uzmanlar, özellikle sezyum-137 ve plütonyum izotoplarının binlerce yıl boyunca çevrede kalabileceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle, Atlantik Okyanusu'ndaki radyoaktif atıkların oluşturduğu risklerin tam olarak anlaşılması için daha fazla bilimsel çalışma yapılması gerektiği vurgulanıyor.</p><h3>Uluslararası standartlar ve geçmiş uygulamalar tartışılıyor</h3><p>Geçmişte, düşük seviyeli radyoaktif atıkların deniz tabanına bırakılması, dönemin uluslararası kılavuzlarına uygun olarak gerçekleştirildi. O yıllarda, varillerin kısa ömürlü radyoizotopları içermesi ve kapalı kaldıkları sürece tehlike oluşturmayacakları düşünülüyordu. Ancak günümüzde, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı gibi kuruluşlar, bu tür atıkların yüzlerce yıl boyunca izole edilmesini ve sağlam kaplarda saklanmasını öneriyor. 1980'lerde döküm işlemi sona erdiğinde, varillerin tam konumu ve durumu hakkında yeterli bilgi bulunmuyordu. Şimdi ise, gelişmiş teknolojiler sayesinde binlerce varilin yeri haritalandı ve çevreye etkileri daha yakından izleniyor.</p><h3>Radyoaktif atıkların ekosisteme etkisi: Yeni sorular gündemde</h3><p>Deniz tabanında oluşturulan yapay habitatlar, radyoaktif atık varillerinin beklenmedik bir şekilde deniz canlılarının yaşam alanı haline gelmesine yol açtı. Yengeçler, balıklar ve diğer organizmalar, bu varillerin etrafında yoğunlaşarak kendilerine yeni sığınaklar buldu. Ancak bu durum, radyoaktif maddelerin besin zinciri yoluyla daha geniş alanlara yayılma ihtimalini de artırıyor. Bilim insanları, topladıkları örnekler üzerinde yürüttükleri analizlerle, radyoaktif maddelerin canlılar üzerindeki birikimini ve potansiyel etkilerini ortaya çıkarmaya çalışıyor. İlk bulgular, varillerin çevresindeki radyoaktivitenin yüksek olduğunu, ancak bu etkinin birkaç metre içinde ciddi şekilde azaldığını gösteriyor. Yine de, uzun vadeli çevresel etkilerin tam olarak anlaşılması için daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç duyuluyor.</p><h3>Sonuç: Atlantik'teki radyoaktif atıklar için uyarı ve önlem çağrısı</h3><p>Atlantik Okyanusu'nda bulunan 150 bin ton radyoaktif atık, günümüzde çevre ve deniz yaşamı açısından önemli bir tehdit oluşturuyor. Bilim insanları, bu atıkların etkilerini daha iyi anlamak ve potansiyel riskleri azaltmak için uluslararası iş birliğiyle daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtiyor. Radyoaktif atıkların neden olduğu çevresel sorunlar, yalnızca geçmişteki uygulamaların değil, aynı zamanda gelecekte alınacak önlemlerin de önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/atlantikin-derinliklerind-235_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292542</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/alplerde-buzullar-eridikce-zaman-kapsulu-aciliyor-daglar-50-yillik-sirlari-ve-kayiplari-geri-veriyor-292542</link>
      <pubDate>2026-09-23T15:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Alpler'de buzullar eridikçe zaman kapsülü açılıyor! Dağlar 50 yıllık sırları ve kayıpları geri veriyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Alp dağlarında hızla eriyen buzullar, son on beş yılda onlarca yıl önce kaybolan nesneleri ve insan kalıntılarını ortaya çıkarıyor. Bilim insanları, bu sürecin önümüzdeki yıllarda hızlanacağını ve yeni keşiflerin artacağını belirtiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Alpler'de buzullar eridikçe zaman kapsülü açılıyor! Dağlar 50 yıllık sırları ve kayıpları geri veriyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alp dağlarında son yıllarda yaşanan hızlı buzul erimesi, 50 yıl önce kaybolan nesnelerin ve insan kalıntılarının tekrar gün yüzüne çıkmasına yol açıyor. Özellikle 2010'lu yıllardan itibaren hız kazanan bu süreçte, dağcılar ve yürüyüşçüler, eriyen buzulların altından çıkan sıradışı bulgularla karşılaşıyor. Rehberlerin ve dağcıların, bir anda durup buz tabakasının altında düzenli bir şekil fark etmesiyle başlayan bu keşifler, bazen sıradan bir ekipman, bazen de yıllar boyunca kaybolmuş bir insana ait kalıntılarla sonuçlanıyor. Alp dağlarında her yeni yaz, daha önce buzun derinliklerinde saklanan ve unutulan nesnelerin tekrar ortaya çıkmasına neden oluyor.</p><h3>Bilim insanlarından çarpıcı uyarı: Buzul erimesiyle kayıplar geri dönüyor</h3><p>Alp dağlarının zirvelerinden vadilere doğru ağır ağır ilerleyen buzullar, yıllar boyunca birçok nesneyi ve bazen de insan bedenlerini içine aldı. Bu doğal süreç, bir neslin kayıplarını adeta sonsuz bir şekilde sakladı. Ancak iklim değişikliğiyle birlikte buzullar hızla eriyor ve bu durum, on yıllar önce yutulan nesnelerin bir bir ortaya çıkmasına yol açıyor. Bilim insanları, buzul erimesinin temel bir fenomen haline geldiğini ve her yıl daha eski buz katmanlarının açığa çıktığını vurguluyor. Artık, sadece tekil ve nadir rastlanan keşifler değil, her yaz düzenli olarak yeni nesneler ve kalıntılar Alp dağlarının buzullarından çıkıyor. Uzmanlar, önümüzdeki yıllarda bu tür bulguların artacağını öngörüyor ve buzul erimesinin yakın gelecekte durmayacağı konusunda hemfikir olduklarını belirtiyor.</p><h3>Yetkililer: 'Buzulların koruduğu sırlar çözülüyor'</h3><p>Buzulların içinde geçen on yıllar, organik ve inorganik maddelerin olağanüstü bir şekilde korunmasını sağladı. Sürekli soğuk ortam, kumaş, deri, metal ve tekstil gibi malzemelerin bozulmasını büyük ölçüde yavaşlattı. Bu sayede, bilim insanları ve yetkililer, bulunan kalıntıların genetik profillerini inceleyebiliyor ve geçmişte kaybolan kişilere dair kesin kimlik tespitleri yapabiliyor. Özellikle insan kalıntılarının bulunmasıyla başlayan süreçte, resmi arşivlerdeki eski kayıp dosyaları yeniden açılıyor. Uzman ekipler, bulunan her nesne ya da kalıntı için titiz bir kimlik belirleme protokolü uyguluyor. Soruşturmacılar, fiziksel ipuçlarını arşivlerle karşılaştırıyor ve genetik analizlerle kimlik tespitini tamamlıyor. Ardından, kaybolan kişilerin ailelerine bilgi verilmesi süreci başlıyor. Bu an, çoğu zaman onlarca yıl boyunca cevapsız kalan soruların yanıt bulduğu, duygusal açıdan en hassas an olarak öne çıkıyor.</p><h3>Alp dağlarında keşiflerin artışı ve iklim değişikliğinin etkisi</h3><p>Alp dağlarında gözlenen buzul erimesi, sadece bilimsel değil, toplumsal açıdan da önemli sonuçlar doğuruyor. Her yaz, eriyen buzullar yeni nesneler ve insan kalıntıları ortaya çıkarıyor. Bu durum, kaybolan kişilerin yakınları için yıllar süren belirsizliğe son verilmesini sağlarken, aynı zamanda iklim değişikliğinin dramatik etkilerini de gözler önüne seriyor. Dağlık bölgelerdeki yetkililer, bu tür keşiflerin giderek daha olağan hale geleceğini ve rutinleşeceğini ifade ediyor. Artık, Alp dağlarında her yeni yaz, geçmişin sırlarının bir bir çözülmesine ve uzun yıllar kapalı kalan dosyaların kapanmasına tanıklık ediliyor. Bilim insanları ve yetkililer, buzul erimesinin etkisiyle önümüzdeki yıllarda daha fazla bulgunun ortaya çıkacağını ve bu sürecin iklim değişikliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/alplerde-buzullar-eridikc-678_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292541</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/yoga-mi-agirlik-mi-kosu-mu-kemikleri-en-cok-guclendiren-spor-belli-oldu-292541</link>
      <pubDate>2026-09-23T15:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yoga mı, ağırlık mı, koşu mu? Kemikleri en çok güçlendiren spor belli oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[British Medical Journal'da yayımlanan kapsamlı bir araştırma, kemik sağlığı için en etkili egzersizlerin hızlı yürüyüş ve koşu olduğunu ortaya koydu. Çinli bilim insanlarının 18 binden fazla katılımcı üzerinde yürüttüğü çalışma, kemik mineral yoğunluğunu artırmak için haftada en az 2-3 saat tempolu fiziksel aktivite yapılması gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yoga mı, ağırlık mı, koşu mu? Kemikleri en çok güçlendiren spor belli oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>British Medical Journal'da yayımlanan yeni bir araştırma, kemik sağlığını korumak ve güçlendirmek isteyenler için önemli ipuçları sundu. Çinli bilim insanları tarafından yürütülen bu geniş kapsamlı çalışma, 40 yaş ve üzerindeki 18.429 kişinin verilerini analiz ederek, farklı egzersiz türlerinin kemik mineral yoğunluğu üzerindeki etkilerini ortaya koydu. Araştırma, hangi egzersizlerin kemiklerin dayanıklılığını artırmada en etkili olduğunu ve bu etkinin hangi miktarda egzersizle sağlandığını net biçimde gösterdi. Sonuçlar, kemik sağlığı konusunda bugüne kadar bilinenleri sorgulatacak nitelikte.</p><h3>British Medical Journal araştırmasında hızlı yürüyüş ve koşu öne çıktı</h3><p>Kemik sağlığı odaklı yapılan bu araştırmada, egzersiz türleri detaylı biçimde incelendi. Araştırmacılar, katılımcıların uyguladığı aktiviteleri ağırlık antrenmanı, yoga, yürüyüş ve koşu gibi kategorilere ayırdı. Ayrıca, egzersizin etkisini ölçmek için haftalık harcanan enerjiyi metabolik eşdeğer (MET) birimiyle hesapladı. 124 klinik denemeden elde edilen veriler ışığında, hızlı yürüyüş ve koşunun kemik mineral yoğunluğunu artırmada en etkili egzersizler olduğu tespit edildi. Bu iki aktivite, özellikle iskelet sisteminin farklı bölgelerinde belirgin güçlenmeye yol açıyor. Aerobik egzersizlerin ağırlık antrenmanlarıyla birleşimi de olumlu sonuçlar verdi; ancak bu kombinasyonun etkisi, hızlı yürüyüş ve koşunun sağladığı kadar geniş iskelet alanlarını kapsamıyor. Yine de bu tür egzersizler, yaşa bağlı kemik yoğunluğu kaybını yavaşlatma açısından önemli katkı sağlıyor. Araştırmacılar, hızlı yürüyüş ve koşunun, özel ekipman veya spor salonu üyeliği gerektirmemesi sayesinde herkes için erişilebilir bir seçenek sunduğunu vurguladı. Sadece bir çift spor ayakkabı ve hareket etme isteği, kemik sağlığını desteklemek için yeterli görülüyor.</p><h3>Çinli bilim insanları: Haftada 600 MET dakikası kemik sağlığında belirleyici</h3><p>Çalışmada, kemik mineral yoğunluğunda olumlu değişikliklerin ortaya çıkması için haftada yaklaşık 600 MET dakikasının yeterli olduğu belirtildi. Bu miktar, tempoya bağlı olarak haftada yaklaşık 2 ila 3 saat hızlı yürüyüş veya koşuya denk geliyor. Günlük olarak bakıldığında ise, günde 20 ila 30 dakikalık tempolu bir yürüyüş ya da koşu, kemik sağlığını korumak için yeterli kabul ediliyor. Araştırmacılar, yapılandırılmış egzersizin bel omurları, femoral boyun ve kalça bölgesinde yaşa bağlı kemik mineral yoğunluğu kaybını yavaşlattığını belirtti. Ayrıca, karma aerobik egzersizler ya da yoga ve Pilates gibi zihin-beden aktiviteleri de kemik kırığı riskini azaltmada bir miktar fayda sağladı; ancak bu etkinin hızlı yürüyüş ve koşu kadar güçlü olmadığı vurgulandı. Araştırmada, farklı yaş grupları ve vücut kitle indeksine sahip bireyler arasında egzersiz yanıtlarında önemli farklılıklar gözlemlendi. Orta yaşlı ve normal kilolu bireylerde kemik sağlığında en belirgin iyileşmeler kaydedildi. Daha ileri yaştaki yetişkinler ve fazla kilolu bireylerde ise etkinin görece daha düşük olduğu bildirildi, ancak egzersizin her yaş ve grupta fayda sağladığına dikkat çekildi.</p><h3>Kemik sağlığı için egzersiz: Düşük yoğunluklu aktiviteler de katkı sağlıyor</h3><p>Kemik sağlığının korunmasında fiziksel aktivitenin rolü, araştırma bulgularıyla bir kez daha öne çıktı. Özellikle yaşlanma sürecinde kemik mineral yoğunluğundaki azalma, düşme ve kırık riskini artırıyor. Bu durum, yaşlı bireylerde ciddi sağlık sorunlarına, uzun hastane yatışlarına ve hareket kısıtlılığına yol açabiliyor. Araştırmacılar, düzenli fiziksel aktivitenin, ilaç tedavilerine ek olarak hem iskelet sistemi üzerinde doğrudan hem de genel sağlık üzerinde dolaylı faydalar sunduğunu vurguladı. Hızlı yürüyüş ve koşunun yanı sıra, hafif tempolu yürüyüş, yoga ve Pilates gibi aktiviteler de kemik sağlığına katkıda bulunuyor. Ancak, bu aktivitelerin etkisi daha sınırlı ve iskeletin belirli bölgeleriyle kısıtlı kalıyor. Araştırma, herkesin kendi fiziksel kapasitesine uygun egzersiz programları seçmesi gerektiğini, ancak hareketten vazgeçilmemesi gerektiğini belirtiyor. Egzersiz alışkanlığı, kemiklerin yanı sıra kas gücü, denge ve genel yaşam kalitesi üzerinde de olumlu etkilere sahip.</p><h3>British Medical Journal: Egzersiz, kemik sağlığında ilaçlara alternatif sunuyor</h3><p>Çinli araştırmacıların British Medical Journal'da yayımladığı bu çalışma, yapılandırılmış fiziksel egzersizin kemik sağlığı açısından kolay erişilebilir, maliyet etkin ve etkili bir yöntem olduğunu ortaya koydu. Özellikle haftada en az 600 MET dakikası tempolu yürüyüş veya koşu, kemik mineral yoğunluğunu korumak ve artırmak için yeterli kabul ediliyor. Bilim insanları, kemik sağlığının sadece ilaçlarla değil, düzenli ve uygun egzersizle de desteklenebileceğini belirtiyor. Sonuç olarak, kemik yoğunluğunu korumak ve yaşa bağlı kayıpları önlemek için hareket etmek, günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelmeli. Bir sonraki yürüyüşünüzü ertelememek için, kemiklerinizin size ihtiyaç duyduğunu unutmayın. Düzenli fiziksel aktivite, hem iskelet sisteminizi güçlendirir hem de genel sağlığınıza uzun vadeli katkı sağlar.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/yoga-mi-agirlik-mi-kosu-m-221_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292540</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/bakan-bayraktar-turkiye-ilk-kucuk-moduler-reaktoru-2030larin-basinda-devreye-almayi-planliyor-292540</link>
      <pubDate>2026-09-23T15:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Bayraktar: Türkiye ilk küçük modüler reaktörü 2030'ların başında devreye almayı planlıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye'nin nükleer enerji vizyonu kapsamında ilk küçük modüler reaktörün (SMR) 2030'ların başında devreye alınmasının öngörüldüğünü bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Bayraktar: Türkiye ilk küçük modüler reaktörü 2030'ların başında devreye almayı planlıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) tarafından düzenlenen 19. Türkiye Yatırım Konferansı kapsamındaki Enerji Yuvarlak Masa Toplantısı'nın ardından basın mensuplarına değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Türkiye Nükleer Enerji AŞ'nin (TÜNAŞ) ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı (USTDA) ile SMR alanında işbirliği anlaşması yaptığını belirten Bayraktar, söz konusu anlaşmanın Orta Asya'yı ve Türk Cumhuriyetlerini de kapsayacağını anlattı.</p><p>Bayraktar, Türkiye'de nükleer enerji alanında sanayi kapasitesi olduğunu vurgulayarak, bu işin teknoloji tarafında da olmak istediklerini ifade etti.</p><p>Kanada ile nükleer enerji konusunda işbirliği fırsatlarını değerlendirdiklerini dile getiren Bayraktar, elektrifikasyon konusunda nükleer enerjinin olmazsa olmaz bir husus olduğunu, bu alandaki projeleri bir an önce devreye almak istediklerini söyledi.</p><p>Bayraktar, SMR konusunda yatırım yapacaklara belirli teşvik ve muafiyetleri içerebilecek bir düzenleme üzerinde çalıştıklarını anlattı.</p><p>SMR'ler için nasıl bir takvim öngörüldüğüne dair soru üzerine Bayraktar, "2030'ların ilk yarısında inşallah Türkiye'de ilk SMR'yi görürüz diye ümit ediyorum. Bu konuda küresel bir yarış var. Ama henüz şu anda bir reaktör görmüş değiliz. Dolayısıyla biz Türkiye de bu işin bir çıkış aşamasında olsun istiyoruz." diye konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/24tv-23092026ee9db5b9.jpg"/><p><b>"NÜKLEER İŞBİRLİĞİYLE SADECE YATIRIMLARI KASTETMİYORUZ"</b></p><p>Bayraktar, Fransız EDF'nin nükleer konusunda yetkin bir şirket olduğunu belirterek, o şirketle yakın zamanda bir işbirliği anlaşması yapmayı planladıklarını aktardı.</p><p>Nükleer konusunda işbirliği deyince sadece yatırımları kastetmediklerini vurgulayan Bayraktar, işletme ve güvenlik anlamında tecrübe paylaşımının da önemli olduğunu kaydetti.</p><p>Bayraktar, veri merkezlerinin enerji talebinin Türkiye'de 2035'lere doğru 5-10 teravatsaat arasında olmasını beklediklerini ifade etti.</p><p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) yönelik enerji projelerine de değinen Bayraktar, adaya gazın götürülmesi için denizdeki çalışmalara başladıklarını, yabancı şirketlerin de inşaat sürecine ilgi gösterdiğini aktardı.</p><p>Bayraktar, KKTC'nin elektrik problemini kalıcı olarak çözmek istediklerini ifade ederek, ayrıca altyapının ileride Doğu Akdeniz'de keşfedilebilecek gazın Türkiye'ye taşınmasına imkan tanıyacak şekilde tasarlandığını bildirdi.</p><p>"Ulaşımda elektrifikasyon kritik"</p><p>Kalkınma Yolu projesine ilişkin de konuşan Bayraktar, "Projeyi gerçekten kalkınma yolu yapacak şey enerji hatları." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Bayraktar, bu kapsamda doğal gaz ve petrol boru hattı ile elektrik ara bağlantısı yapmak istediklerini belirterek, bu enerji hatlarından elde edilecek milyarlarca dolarlık yıllık gelirle tüm Kalkınma Yolu altyapısının finanse edilebileceğini dile getirdi.</p><p>Türkiye'de akaryakıt talebinin otomobil sayısının yükselmesiyle arttığına işaret eden Bayraktar, enerjide dışa bağımlılığın bitmesi için ulaşımda elektrifikasyonun kritik olduğuna dikkati çekti.</p><p>Bayraktar, artan petrol talebini yönetmek için 2035 yılına kadar 13 milyon elektrikli araca ihtiyaç duyulduğunu belirterek, bu kapsamda da en az 1,3 milyon şarj istasyonuna ihtiyaç duyulacağını söyledi.</p><p>Bakan Bayraktar, bu hedef için 2035'e kadar dağıtım şebekesi için 50 milyar dolar, iletim şebekesi için 30 milyar dolar altyapı yatırımına ihtiyaç olduğunu kaydetti.</p><p><b>"MADEN TARAFINI GENEL ENERJİ RESMİNDEN AYRI DÜŞÜNMÜYORUZ"</b></p><p>Sadece nadir toprak elementlerinin değil, Türkiye için altının da kritik bir maden olduğunu ifade eden Bayraktar, bu alanda yüksek tutarlarda ithalat yapıldığını anlattı.</p><p>Bayraktar, kritik madenlerin enerji dönüşümü için de önemli olduğuna dikkati çekerek, "Bu alanda kendi yolumuzu çizmeye çalışıyoruz. Nadir toprak elementlerinde saflaştırma veya zenginleştirmeyle alakalı iyi çalışmalarımız var. Maden tarafını biz genel enerji resminden ayrı düşünmüyoruz. Çünkü o olmazsa sanayi olmaz, o olmazsa enerji dönüşümü olmaz." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Eti Maden'in yeni dönemde stratejik madenler alanında daha agresif bir büyüme stratejisi izleyeceğini ifade eden Bayraktar, maden işinde çok büyük potansiyel bulunduğunu ve şirketleri bu alana girmeye teşvik ettiklerini anlattı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/bakan-bayraktar-turkiye-i-900_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292539</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/norolojide-tarihi-adim-yeni-beyin-implanti-felcli-kisilerin-ayni-anda-konusup-jest-yapmasini-sagladi-292539</link>
      <pubDate>2026-09-23T15:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Nörolojide tarihi adım! Yeni beyin implantı felçli kişilerin aynı anda konuşup jest yapmasını sağladı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Kaliforniya Üniversitesi, San Francisco'dan bilim insanları, geliştirdikleri yeni nesil beyin implantı sayesinde felçli hastaların aynı anda hem konuşma hem de jest yapabilmesini sağladı. Araştırmada, iki farklı felçli birey üzerinde test edilen sistem, avatar aracılığıyla iletişimde önemli bir atılım sundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Nörolojide tarihi adım! Yeni beyin implantı felçli kişilerin aynı anda konuşup jest yapmasını sağladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kaliforniya Üniversitesi, San Francisco'da yürütülen bir araştırmada, felçli bireylerin iletişim yeteneklerinde çığır açan bir gelişme kaydedildi. Bilim insanları, geliştirdikleri yeni bir beyin implantı sayesinde, felçli hastaların hem konuşma hem de jest yapma becerisini aynı anda kazanmasını sağladı. Bu yenilikçi sistem, iki farklı felçli hasta üzerinde denendi ve iletişimde avatar teknolojisi kullanılarak önemli başarılar elde edildi.</p><h3>Samantha Brosler'dan beyin implantı ile iletişimde devrim</h3><p>Araştırma ekibinin başında yer alan Samantha Brosler, beyin implantının felçli bireylerin iletişimini kökten değiştirdiğini vurguladı. Geliştirilen implant, geleneksel yöntemlerin aksine, hastaların yalnızca konuşma ya da hareket etme seçeneklerinden birini tercih etmesini gerektirmiyor. Bunun yerine, hem jest hem de konuşma komutları aynı anda beyin aktivitelerinden çözümlenebiliyor. Brosler, günlük hayatta jestlerin iletişimde büyük rol oynadığını, baş sallama gibi küçük hareketlerin bile mesajın anlamını tamamen değiştirebildiğini belirtti. Bu yeni beyin implantı, özellikle baş sallama, el sallama veya alkış gibi jestlerle birlikte, konuşma ifadelerini de eşzamanlı olarak iletebiliyor. Araştırma kapsamında, iPhone büyüklüğünde bir beyin implantı iki felçli birey üzerinde test edildi. Katılımcılardan biri inme sonrası felç geçirmiş, diğeri ise amyotrofik lateral skleroz (ALS) hastasıydı. Her iki birey de uzuv hareketlerini neredeyse tamamen kaybetmiş ve konuşma yetisini yitirmişti.</p><h3>Bravo-1r ve Bravo-6 ile avatar destekli iletişimde yüksek doğruluk</h3><p>Deney sürecinde, araştırmacılar katılımcıların beyin aktivitelerini, belirli ifadeleri ve jestleri tekrar etmeye çalışırken kaydetti. "Merhaba", "tanıştığımıza memnun oldum" ve "nasılsın" gibi 10 farklı ifade ile el sallama, alkışlama ve baş sallama gibi 10 farklı jest, katılımcıların beyin sinyalleriyle eşleştirildi. Katılımcılar, bazı durumlarda bu ifadeleri ve jestleri ayrı ayrı, bazı durumlarda ise eşzamanlı olarak yapmaya çalıştı. Ekip, elde edilen beyin kayıtlarını kullanarak, her katılımcıya özel makine öğrenimi modelleri geliştirdi. Bu modeller, katılımcıların niyet ettiği ifadeleri ve jestleri tahmin ederek, avatarların ekranda hem konuşma hem de hareketleri gerçekleştirmesini sağladı. Sonuçlar dikkat çekiciydi: Bravo-1r'nin jestleri yüzde 88, konuşmaları ise yüzde 84 doğrulukla tahmin edildi. Bravo-6'da ise jest doğruluğu yüzde 66, konuşma doğruluğu yüzde 70 olarak kaydedildi. Brosler, tamamen rastgele bir tahminin yalnızca yüzde 9 doğruluk vereceğini, elde edilen oranların ise teknolojinin potansiyelini net biçimde gösterdiğini ifade etti. Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu, avatar aracılığıyla iletişimin, beyin implantı sayesinde felçli bireylerin kendilerini daha iyi ifade etmelerine olanak tanıması oldu.</p><h3>Uzmanlardan uyarı: Daha yüksek doğruluk ve genişletilmiş jest seti gerekli</h3><p>İsviçre'deki Lozan Üniversitesi'nden Henri Lorach, araştırmanın bilimsel açıdan güçlü olduğunu ve sağlam sonuçlar sunduğunu belirtti. Ancak Lorach, mevcut sistemin sınırlı sayıda ifade ve jestle test edildiğine dikkat çekti. Günlük hayatta daha karmaşık ve çeşitli iletişim ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için, hem jest hem de konuşma yelpazesinin genişletilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, doğruluk oranlarının artırılması ve sistemin gerçek hayatta kullanılabilirliğinin sağlanması gerektiğine işaret etti. Brosler ise ekibin, makine öğrenimi modellerini daha fazla veriyle eğitmek ve algoritmaları daha hassas hale getirmek için çalışmalarını sürdürdüğünü açıkladı. Gelecekteki hedefler arasında, felçli bireylerin kendi bedenlerini hareket ettirebilmesi veya sentetik bir sesle doğrudan iletişim kurabilmesi de yer alıyor. Bilim insanları, beyin implantı teknolojisinin ilerlemesiyle, felçli hastaların toplumsal yaşama daha aktif katılım göstermesini hedefliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/norolojide-tarihi-adim-ye-872_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292538</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/applein-yeni-isletim-sistemi-ve-akilli-ekrani-ne-zaman-geliyor-292538</link>
      <pubDate>2026-09-23T15:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Apple'ın yeni işletim sistemi ve akıllı ekranı ne zaman geliyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Apple, akıllı ev teknolojilerinde çığır açacak yeni işletim sistemi homeOS'u duyurmaya hazırlanıyor. Şirketin üzerinde çalıştığı bu yenilikçi sistem, yüz tanıma ve Siri entegrasyonu gibi gelişmiş özelliklerle öne çıkıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Apple'ın yeni işletim sistemi ve akıllı ekranı ne zaman geliyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Apple, teknoloji dünyasında büyük ses getirecek yeni bir adım atıyor. Şirket, akıllı ev cihazları için özel olarak tasarlanan homeOS adlı tamamen yeni bir işletim sistemini tanıtmaya hazırlanıyor. Bloomberg'in deneyimli muhabiri Mark Gurman'ın aktardığı bilgilere göre, homeOS; iOS, tvOS ve watchOS'un öne çıkan özelliklerini bir araya getirerek, ev içi teknolojilere farklı bir boyut kazandıracak. Apple'ın bu yeni işletim sistemi, şirketin geliştirdiği ve henüz piyasaya sürülmemiş olan akıllı ev merkezinde kullanılacak. Cihaz, entegre yüz tanıma sistemiyle kullanıcıları tanıyıp kişiye özel içerikler sunacak. Ayrıca Siri yapay zekâsı, homeOS'un merkezinde yer alacak ve ev yönetimini daha akıllı ve pratik bir hale getirecek.</p><h3>Apple homeOS: Akıllı evlerde kişiselleştirilmiş deneyim</h3><p>Apple'ın üzerinde çalıştığı akıllı ev merkezi, 6 veya 7 inç boyutunda kare bir ekran ve güçlü hoparlörle donatılacak. Bu cihaz, sadece ev güvenliğini artırmakla kalmayacak; aynı zamanda müzik dinleme, fotoğraf gösterme ve mesajlaşma gibi birçok işlevi de yerine getirecek. HomeOS, kullanıcıların kimliğini yüz tanıma ile belirleyecek ve anında kişiselleştirilmiş bilgiler sunacak. Uygulama desteğiyle Takvim, Kamera, Apple Music, Apple Podcasts, Apple News, Hatırlatıcılar ve Notlar gibi pek çok Apple uygulaması, homeOS ekosisteminde yer alacak. Ayrıca Siri'nin sohbet edilebilen yeni yapay zekâ uygulaması da bu sistemde öne çıkacak. Apple'ın HomeKit entegrasyonu sayesinde, evdeki diğer akıllı cihazlarla uyumlu bir kontrol imkânı sağlanacak.</p><h3>Apple'ın homeOS'u: Güvenlik ve entegrasyon ön planda</h3><p>HomeOS, Apple'ın mevcut işletim sistemleri olan iOS, iPadOS, macOS, watchOS, tvOS ve visionOS'un ardından ekosisteme katılacak yedinci platform olacak. Şirketin yeni ürünü, ev güvenliğini bir üst seviyeye taşırken, kullanıcıların günlük yaşamını kolaylaştırmayı hedefliyor. Apple'ın geliştirdiği bu cihaz, FaceTime ve mesajlaşma gibi iletişim özelliklerinin yanı sıra, evdeki aksesuarların yönetimini de tek bir merkezden gerçekleştirecek. Özellikle Siri'nin gelişmiş yapay zekâ yetenekleri, homeOS'un kullanıcı deneyimini daha akıllı ve sezgisel hale getirmesini sağlayacak. Apple'ın homeOS'u, akıllı ev teknolojilerinde standartları yeniden belirleyecek bir adım olarak dikkat çekiyor.</p><p>Apple homeOS'un piyasaya sürülmesiyle, şirketin akıllı ev pazarındaki etkisinin önemli ölçüde artması bekleniyor. Gelişmiş güvenlik, kişiselleştirme ve entegrasyon özellikleriyle homeOS, kullanıcıların ev yaşamını daha konforlu ve güvenli hale getirecek. Apple'ın bu hamlesi, teknoloji dünyasında büyük bir heyecan yaratırken, homeOS'un resmi tanıtım tarihi ise merakla bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/applein-yeni-isletim-sist-980_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292531</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/korku-neden-aninda-gecmiyor-292531</link>
      <pubDate>2026-09-23T15:06:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Korku neden anında geçmiyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, beynin amygdalostriatal geçiş bölgesi (ASt) olarak bilinen küçük bir alanının, korku yanıtlarının neden uzun süre devam ettiğine dair önemli ipuçları sunduğunu açıkladı. Araştırma, özellikle ASt'nin savunma davranışlarının sürdürülmesinde anahtar rol oynadığını gösteriyor ve bu bulguların panik bozukluklar ile anksiyete tedavilerinde yeni yollar açabileceği vurgulanıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Korku neden anında geçmiyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, beynin derinliklerinde yer alan ve amygdalostriatal geçiş bölgesi (ASt) olarak adlandırılan küçük bir alanın, korku yanıtlarının neden uzun süre devam ettiğine dair önemli bir rol oynadığını ortaya koydu. Salk Biyolojik Çalışmalar Enstitüsü ve Utah Üniversitesi'nden araştırmacıların yürüttüğü bu çalışma, fareler üzerinde yapılan deneylerle ASt bölgesinin tehlike sinyallerine uzun süreli savunma yanıtı geliştirilmesinde merkezi bir işlev üstlendiğini gösterdi. Araştırmada, farelerin belirli uyarıcıları öğrendikten sonra, ASt bölgesindeki nöronların tehlike sinyalinin sürdüğü sürece aktif kaldığı ve bu aktivitenin savunma davranışlarının devamlılığını sağladığı saptandı. Bu bulgular, beynin tehlikeye karşı verdiği yanıtların neden hızla kaybolmadığı sorusuna yeni bir açıklama getiriyor.</p><h3>Kay Tye: 'ASt, korkunun kaybolan parçası olabilir'</h3><p>Uzun yıllardır korku ve tehdit algısında amigdalanın merkezi rol oynadığı düşünülüyordu. Ancak Salk Biyolojik Çalışmalar Enstitüsü'nden profesör Kay Tye, elde edilen yeni bulguların bu görüşü sorgulattığını belirtti. Tye, "İnsanlar genellikle amigdalanın korkunun merkezi olduğunu düşündü, fakat amigdala ile diğer beyin bölgeleri arasındaki geçiş noktaları göz ardı edildi" diyerek, ASt'nin korkunun kalıcılığında kritik bir halka olabileceğine işaret etti. Araştırmada, ASt'nin yalnızca tehlikenin başlangıcında değil, uyarıcı devam ettiği sürece aktif kaldığı ve savunma davranışının sürdürülmesinde belirleyici olduğu görüldü. Bu durum, amigdalanın tek başına korku yanıtının tüm sürecini açıklayamayabileceğini ve ASt'nin sürecin devamında devreye girdiğini gösteriyor. Tye, "Amigdalada tehlikenin başında bir ateşleme var, ancak kalıcı korkunun nedeni ASt olabilir" diyerek bölgenin önemine dikkat çekti.</p><h3>ASt bölgesiyle savunma davranışında çarpıcı değişim</h3><p>Utah Üniversitesi'nden yardımcı profesör Fergil Mills ve ekibi, ASt'nin korku yanıtındaki işlevini anlamak için farelerin beyin dokusundaki yaklaşık 100.000 hücre çekirdeğini analiz etti. Bu inceleme sonucunda, ASt'nin kendine özgü genetik bir desene sahip olduğu ve özellikle dopamin D2 reseptörü taşıyan hücrelerin bu bölgede yoğunlaştığı tespit edildi. Deneylerde, fareler belirli bir sesi tehlike sinyali olarak öğrendiğinde, ASt'deki D2 taşıyan nöronlar tehlike sinyali başladığı anda hızla tepki verdi ve bu aktivite uyarıcı boyunca devam etti. Araştırmacılar, bu hücreleri geçici olarak aktive ettiklerinde, farelerin savunma davranışlarında belirgin bir artış gözlemlendi; fareler daha fazla dondu ve tehlikeli bölgelerden uzak durdu. Tersine, D2 hücreleri geçici olarak susturulduğunda, savunma davranışında neredeyse yüzde 50 oranında azalma meydana geldi. Bu bulgular, ASt'nin tehlike sinyaline karşı öğrenilmiş yanıtın idamesinde temel rol oynadığını ortaya koydu. Ayrıca, ASt'nin yalnızca belirli bir uyarıcıya karşı değil, aynı zamanda bu uyarıcının anlamını öğrenmiş olmasına bağlı olarak savunma davranışını tetiklediği anlaşıldı.</p><h3>ASt'nin korku sistemindeki yeri ve insan sağlığına etkisi</h3><p>Araştırmada, ASt'nin komşu beyin bölgeleriyle karşılaştırıldığında tehlike sinyaline daha uzun süreli ve güçlü bir yanıt verdiği saptandı. Komşu bölgelerdeki hücreler ise ya hızlıca yanıt verip hızla etkisini kaybetti ya da daha yavaş ve zayıf bir tepki geliştirdi. ASt'nin savunma davranışındaki rolü, yalnızca belirli uyarıcılara karşı değil, aynı zamanda bu uyarıcının anlamının öğrenilmesine de bağlı olarak ortaya çıkıyor. Hayvanlar tehlike sinyalini öğrendiğinde ASt'de güçlü bir aktivite gözlenirken, aynı sesin anlamı öğrenilmediğinde bu aktivite belirgin şekilde azalıyor. Bu durum, ASt'nin sadece fiziksel bir uyarana değil, öğrenilmiş bir tehdit anlamına yanıt verdiğini ortaya koyuyor. Bilim insanları, ASt'nin yalnızca vücuda hareket komutu vermekle kalmadığını, uyarıcının anlamını aktif biçimde koruduğunu ve böylece savunma davranışının devamlılığını sağladığını belirtiyor. Bu bulgular, beynin korku ve savunma yanıtlarını organize eden daha geniş bir sistemin parçası olarak ASt'nin kritik bir rol oynadığını gösteriyor.</p><h3>Beyin devreleri ve psikiyatrik bozukluklar: ASt'nin potansiyel etkileri</h3><p>Çalışmada, ASt'nin savunma davranışının yalnızca belirli uyarıcılara karşı sürdüğünü, ancak ortam korkusunun oluştuğu durumlarda aynı şekilde çalışmadığı gözlemlendi. Örneğin, fareler belirli bir ortamı tehlikeyle ilişkilendirdiğinde ASt'nin aktivitesi belirgin şekilde değişmiyor. Bu bulgu, farklı türde korkuların beyinde farklı devrelerle işlendiğini ve ASt'nin özellikle belirli bir ses, görüntü veya duyusal sinyalin tehlike anlamı taşıdığı durumlarda öne çıktığını gösteriyor. Araştırmacılar, ASt'nin öğrenilmiş bir uyarana karşı savunma davranışını sürdürmede önemli olduğunu, ancak bu bölgenin korku sisteminin yalnızca bir parçası olduğunu vurguluyor. Profesör Kay Tye, "ASt ve bu devreler, panik ataklar veya fobiler gibi psikiyatrik bozuklukların tedavisinde önemli olabilir" diyerek, beynin tehlike yanıtını nasıl aktif tuttuğunu anlamanın anksiyete bozukluklarıyla mücadelede kritik bir adım olabileceğini belirtti. Ancak, bu bulguların insanlarda doğrudan tedaviye dönüşüp dönüşmeyeceği henüz bilinmiyor. Araştırma, insanlarda anksiyete, panik ve travma sonrası stres bozukluğunun nörobiyolojik temellerini anlamak için yeni bir perspektif sunuyor.</p><h3>ASt bölgesiyle ilgili yeni keşifler ve gelecekteki araştırmalar</h3><p>Bilim dünyası için ASt'nin keşfi, beynin savunma sisteminin daha önce fark edilmeyen bir parçasını gün yüzüne çıkardı. Araştırmanın yürütücülerinden Fergil Mills, "Başladığımızda ASt hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyorduk; şimdi ise beynin savunma devrelerinin kaybolan parçasını bulduk" diyerek, bu bulgunun önemini vurguladı. Araştırma ekibi, ASt'nin insanlarda anksiyete ve panik bozukluklarının tedavisinde yeni hedefler oluşturabileceğini, ancak bunun için daha fazla çalışma yapılması gerektiğini belirtti. Şu ana kadar elde edilen veriler yalnızca erkek fareler üzerinde toplandı; insanlarda benzer bir mekanizmanın olup olmadığı ise ilerleyen araştırmalarla netlik kazanacak. Yine de, beynin tehlike yanıtını nasıl sürdürebildiğinin anlaşılması, psikiyatrik bozuklukların tedavisinde yeni kapılar aralayabilir. Bilim insanları, ASt'nin işlevinin ve beynin savunma sisteminin daha ayrıntılı şekilde incelenmesiyle, gelecekte anksiyete ve panik bozuklukları gibi rahatsızlıkların nörobiyolojik temellerinin daha iyi anlaşılacağını düşünüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/korku-neden-aninda-gecmiy-880_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292529</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/yeni-dogan-kiz-ve-erkek-bebekler-dunyaya-farkli-mi-bakiyor-292529</link>
      <pubDate>2026-09-23T15:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yeni doğan kız ve erkek bebekler dünyaya farklı mı bakıyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Cambridge Üniversitesi Otizm Araştırma Merkezi'nde yürütülen yeni bir çalışma, yeni doğan kız ve erkek bebeklerin yüzlere ve nesnelere odaklanma biçimlerinde belirgin bir farklılık olduğunu ortaya koydu. Araştırmada, kız bebeklerin yüzlere erkek bebeklerden daha uzun süre baktığı tespit edildi. Bu bulgu, insan gelişiminde biyolojik ve çevresel etkenlerin nasıl etkileştiğine dair önemli ipuçları sunuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yeni doğan kız ve erkek bebekler dünyaya farklı mı bakıyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cambridge Üniversitesi Otizm Araştırma Merkezi'nde gerçekleştirilen son araştırma, yeni doğan kız ve erkek bebeklerin dünyaya geldikten sonraki ilk saatlerde görsel uyaranlara verdikleri tepkilerde belirgin farklılıklar bulunduğunu gösterdi. Bilim insanları, doğumdan sonraki ortalama 33 saat içinde 130 sağlıklı yeni doğan bebeği inceleyerek, kızların yüzlere erkeklerden daha fazla dikkat gösterdiğini tespit etti. Çalışma, bebeklerin henüz sosyal ve kültürel etkilerle şekillenmeden önceki davranışlarını analiz ederek, insan gelişiminde biyolojik ve çevresel faktörlerin nasıl etkileşime girdiğine dair yeni veriler sundu.</p><h3>Otizm Araştırma Merkezi: 'Kız bebekler yüzlere daha fazla odaklanıyor'</h3><p>Cambridge Üniversitesi bünyesindeki Otizm Araştırma Merkezi'nde yürütülen bu çalışma, Yumnah Khan liderliğinde gerçekleştirildi. Araştırmada 67 erkek ve 63 kız yeni doğan bebek, hareket eden bir insan yüzü ile mekanik bir nesne olan Newton'un salıncağını izledi. Bebeklerin göz hareketleri, eğitimli gözlemciler tarafından kaydedildi. Sonuçlar, kız bebeklerin izleme sürelerinin yaklaşık yüzde 58,5'ini yüze bakarak geçirdiğini, erkeklerin ise bu oranın yüzde 51,2'de kaldığını ortaya koydu. Kızlar yüzlere daha fazla ilgi gösterirken, erkek bebeklerin belirgin bir tercihi olmadığı gözlendi. Araştırmacılar, bu farklılığın doğumdan hemen sonraki saatlerde bile gözlemlenmesinin, biyolojik ve çevresel faktörlerin insan gelişiminin en erken dönemlerinde nasıl birleştiğine dair önemli ipuçları verdiğini vurguladı.</p><h3>Baron-Cohen: 'Prenatal faktörler ve çevre birlikte etkili oluyor'</h3><p>Çalışmanın danışmanlığını yürüten Otizm Araştırma Merkezi Direktörü Profesör Sir Simon Baron-Cohen, elde edilen bulguların doğa ve yetiştirme tartışmasına yeni bir boyut kazandırdığını belirtti. Baron-Cohen, doğumdan sadece birkaç saat sonra gözlemlenen bu cinsiyet farklılıklarının, geniş kapsamlı doğum sonrası deneyimler yaşanmadan önce prenatal faktörlerin etkili olabileceğini düşündürdüğünü ifade etti. Ancak araştırmacılar, hormonlar veya genler gibi biyolojik faktörleri doğrudan ölçmedikleri için, bu farklılıkların kesin nedeni konusunda temkinli olunması gerektiğini de ekledi. Çalışmada, biyolojik ve sosyal faktörlerin insan gelişiminde sürekli etkileşim halinde olduğuna dikkat çekildi.</p><h3>Yüzlere odaklanma: Bireysel farklılıklar ve toplumsal etkiler</h3><p>Araştırmada, kız bebeklerin yüzlere daha fazla odaklanmasının erkeklerin mekanik nesnelere yöneldiği anlamına gelmediği de belirtildi. Erkek bebekler de yüzlere biraz daha fazla zaman ayırsa da, iki grup arasında önemli ölçüde bir örtüşme olduğu gözlendi. Otizm Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Profesör Carrie Allison, bu farklılıkların tüm erkek veya tüm kız bebeklere genellenemeyeceğini, sadece ortalama gruplar karşılaştırıldığında ortaya çıktığını söyledi. Her iki cinsiyet içinde ve cinsiyetler arasında geniş bir varyasyon bulunduğu, bu nedenle bireysel bir bebeğin ilerideki iletişim veya sosyal becerilerini bu erken tercihlerin belirlemeyeceği vurgulandı. Bu bulgu, insan gelişiminde grup ortalamalarının bireysel tahminler için yeterli olmadığını bir kez daha ortaya koydu.</p><h3>Deneyin sınırları ve gelecek araştırmalar</h3><p>Çalışmada kullanılan görsellerin, yalnızca bir kadın yüzü ve bir mekanik nesneden ibaret olması, bulguların genellenebilirliği açısından bazı kısıtlamalar doğurdu. Ayrıca, bebeklerin nereye baktığını manuel olarak değerlendiren araştırmacılar, tüm katılımcıların Cambridge'de test edildiğini belirtti. Bu nedenle, aynı desenin farklı toplumlarda ve ortamlarda da gözlemlenip gözlemlenmeyeceği henüz bilinmiyor. Bilim insanları, yeni doğanların dikkat paternlerinin ilerideki beyin gelişimi ve davranışlarla nasıl ilişkili olduğunu anlamak için uzun vadeli takip çalışmalarına devam ediyor. Özellikle otizm gibi nörogelişimsel durumlarla bağlantılı olabilecek potansiyel ilişkiler, bu tür araştırmaların odağında yer alıyor.</p><h3>İnsan gelişiminde yeni doğan dikkatinin önemi</h3><p>Cambridge Üniversitesi'nde yürütülen bu çalışma, insan davranışının temellerini anlamak açısından büyük önem taşıyor. Araştırmacılar, yaşamın ilk günlerinde ortaya çıkan bu dikkat farklılıklarının, biyoloji, gelişim ve deneyimin nasıl bir araya geldiğine dair önemli soruları gündeme getirdiğini belirtiyor. Ancak uzmanlar, bu erken gözlemlerin herhangi bir çocuğun gelecekteki sosyal veya bilişsel yeteneklerini kesin olarak öngörmediğinin altını çiziyor. Sonuç olarak, yeni doğanların dikkat paternlerindeki ortalama farklılıklar, insan gelişiminin karmaşıklığını ve çeşitliliğini yansıtıyor. Ebeveynler ve uzmanlar için en önemli mesaj, biyolojik ve çevresel faktörlerin birlikte şekillendirdiği insan gelişiminin, bireysel farklılıkları daima barındırdığı gerçeği oldu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/yeni-dogan-kiz-ve-erkek-b-443_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292528</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdoganin-abd-programi-devam-ediyor-292528</link>
      <pubDate>2026-09-23T15:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD programı devam ediyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu'na katılmak üzere New York'ta bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın diplomatik temasları ve yoğun programı sürüyor. Erdoğan, bugün iklim değişikliğiyle mücadele oturumuna katılacak, ardından Türk ve Müslüman kuruluşların temsilcileriyle bir araya gelecek.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD programı devam ediyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın New York'taki yoğun diplomasi trafiği hız kesmeden devam ediyor. BM Genel Kurulu'ndaki tarihi hitabının ardından dünya liderleriyle ikili görüşmelerine devam eden Erdoğan, programının ikinci gününde küresel sorunlara ve Türkiye'nin stratejik ortaklıklarına odaklanacak.</p><p>New York'taki temaslarını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu haftası kapsamında dünya genelinden birçok liderle bir araya gelerek fikir alışverişinde bulundu. Japonya, İngiltere ve Polonya gibi ülkelerin liderleri ile Katar Emiri başta olmak üzere çok sayıda mevkidaşıyla görüşen Erdoğan, uluslararası meselelerin çözümünde Türkiye'nin yapıcı rolünü vurguladı. </p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, Donald Trump'ın düzenlediği Körfez Ülkeleri Konseyi'ndeki temaslarıyla da bölge diplomasisindeki etkinliğini bir kez daha ortaya koydu.</p><p><b>YATIRIMCILARLA KRİTİK GÖRÜŞME</b></p><p>Bugünkü programının en önemli duraklarından birini ABD'nin önde gelen şirketlerinin CEO'ları ve üst düzey yöneticileriyle yapılacak görüşme oluşturuyor. Türk ekonomisinin dışa açılması ve doğrudan yatırım çekilmesi noktasında büyük önem taşıyan bu toplantıda, Türkiye'nin yatırım ortamı ve sunduğu fırsatların masaya yatırılması bekleniyor.</p><p>Dünkü Genel Kurul hitabında krizler ve küresel çatışmalara yönelik önemli uyarılarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ise iklim değişikliğiyle mücadele temalı oturuma iştirak edecek. Kasım ayında Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşecek olan iklim zirvesine hazırlık sürecinin bir parçası olarak değerlendirilen bu etkinlikte Erdoğan'ın, çevre politikaları, sürdürülebilirlik ve gençlerin geleceği konularında kritik mesajlar vermesi bekleniyor.</p><p><b>TÜRK TOPLUMUYLA "VEDALAŞMA" MESAJI</b></p><p>Erdoğan'ın New York programının finali ise vatandaşlarla yapılacak buluşma ile gerçekleşecek. Geçtiğimiz yıllardan farklı olarak, programının sonunda Türk toplumuyla bir araya gelmeyi tercih eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gotham Hall'da düzenlenecek özel bir etkinliğe katılacak. Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi (TASC), Uluslararası Demokratlar Birliği (UID), MÜSİAD ve ABD Müslüman Kuruluşlar Konseyi (USCMO) tarafından düzenlenen bu programda, Türk toplumu ve İslam dünyası temsilcileriyle bir araya gelecek olan Erdoğan, yoğun New York ziyaretini bu etkinliklerle tamamlayacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/cumhurbaskani-erdoganin-a-723_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292526</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/discover/who-is-serkan-cayoglu-9-things-to-know-about-the-actor-playing-mehmed-the-conqueror-292526</link>
      <pubDate>2026-09-23T15:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Who is Serkan Çayoğlu? 9 things to know about the actor playing Mehmed the Conqueror]]></title>
      <category><![CDATA[Discover]]></category>
      <description><![CDATA[Turkish actor Serkan Çayoğlu plays Mehmed the Conqueror in the TV series Mehmed: Fetihler Sultanı. Born in Germany and educated in economics, Çayoğlu turned to acting after a period as a model and began his career in Türkiye. His screen journey, which began with Kuzey Güney, reached a wider audience with Kiraz Mevsimi, while his comments about his career and personal life have also attracted attention.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Who is Serkan Çayoğlu? 9 things to know about the actor playing Mehmed the Conqueror]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Turkish actor Serkan Çayoğlu has continued his acting career in Türkiye after beginning his life in Germany. Today, Çayoğlu plays Mehmed the Conqueror in Mehmed: Fetihler Sultanı. His journey into acting includes studying economics, working as a model and taking acting lessons after coming to Türkiye.</b></p><p><b>Who is Serkan Çayoğlu?</b></p><p>Born in Karlsruhe, Germany, in 1987, Serkan Çayoğlu later lived in Nuremberg. His father is from Giresun, while his mother is from Gümüşhane. His family's story in Germany began when his grandfather went from Türkiye to Germany as a worker; his father later joined him at the age of nine. His father subsequently met his mother in Türkiye, and she also moved to Germany with him.</p><p>Çayoğlu graduated from the Department of Economics at the University of Erlangen. After working as a model in Germany, Çayoğlu gained experience in front of the camera. On the advice of his friends, he took acting lessons and attended workshops. He had his first acting experience in the final episode of Kuzey Güney, followed by a role in Zeytin Tepesi.</p><p>Çayoğlu is also a fraternal twin. He says that he and his twin brother Erkan, who is six minutes older, are very different from each other physically. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/fatih3-23092026f57e4da6.jpg"/><p><b>How did Serkan Çayoğlu become an actor?</b></p><p>After his modeling period in Germany, Çayoğlu gained experience in front of the camera, then took acting lessons and attended workshops on the advice of his friends. After a brief acting experience in the final episode of Kuzey Güney, Kiraz Mevsimi came along.</p><p>When asked, "What was the most valuable advice you received throughout your career?" he answers, "Don't make anything bigger than it is"</p><p>Çayoğlu says he enjoyed studying economics and was good with numbers, adding that if he had not become an actor, he could have continued working in the field. He says films such as Wall Street influenced his decision to study economics.</p><p><b>Which series made Serkan Çayoğlu famous?</b></p><p>Çayoğlu reached a wide audience with the character Ayaz Dinçer in Kiraz Mevsimi. The series, which aired in 2014-2015, was his first leading role and, although initially planned as a summer series, became a 50-episode production.</p><p>Çayoğlu later appeared in television series including Hayatımın Aşkı, Kurt, Halka, Yeni Hayat, Bir Zamanlar Kıbrıs and Kader Bağları.</p><p>His filmography also includes the Netflix films Oh Belinda and She Said Maybe. Netflix lists Çayoğlu among the starring cast of both films.</p><p><b>What does Serkan Çayoğlu say about his role as Mehmed the Conqueror?</b></p><p>Çayoğlu plays Mehmed the Conqueror in Mehmed: Fetihler Sultanı. In an interview, the actor described Mehmed the Conqueror as "a tremendous genius" and said that while filming the conquest scenes, he thought about what Mehmed was like at the age of 21.</p><p>Mehmed: Fetihler Sultanı sheds light on the life of Sultan Mehmed, the Ottoman ruler who stood out for his intellectual personality and ruled for 32 years.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/fatih54-23092026b8681919.jpg"/><p><b>"I was very overweight as a child"</b></p><p>Çayoğlu says that he was very overweight until the age of 14, began exercising at the encouragement of his brother-in-law and also paid attention to his diet. He says he noticed his transformation during a trip.</p><p><b>What makes Serkan Çayoğlu angry the most?</b></p><p>What makes him angry? In an interview, he answered this question with "<b>indifference."</b></p><p><b>Serkan Çayoğlu and Özge Gürel</b></p><p>Çayoğlu is married to actress Özge Gürel (@ozgecangurelofficial). The actor says that his wife Özge is his priority outside the set, adding that they see each other less because they both work intensively.</p><p>What is the secret to long-lasting happiness? Çayoğlu answers,<b> "Actually, the answer is very simple: I feel happy with Özge. People stay where they are happy."</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/fatih2-23092026ccce1e42.jpg"/><p><b>Serkan Çayoğlu's fans abroad</b></p><p>Çayoğlu says that when he and Özge Gürel met Latin American fans in Buenos Aires, the 800-seat historic theater was completely full. He adds that fans had also come from Venezuela and Brazil, and says seeing the interest in Turkish TV series on the other side of the world was <b>"an incredible feeling."</b></p><p><b>SERKAN ÇAYOĞLU ON SOCIAL MEDIA</b></p><p>Serkan Çayoğlu continues to attract a large following in the digital world and on social media. As of today, he has more than 4.6 million followers on his official Instagram account (@serkancayoglu).</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/discover/sila-turkoglu-and-serkan-cayoglu-follow-a-mysterious-trail-through-anatolia-291200" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/11/sila-turkoglu-and-serkan--172_2-41.jpg"/></div><h3>Sıla Türkoğlu and Serkan Çayoğlu follow a mysterious trail through Anatolia</h3></a>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/who-is-serkan-cayoglu-9-t-167_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292525</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/ergenlikteki-vucut-agirligi-hucresel-yaslanmayi-nasil-etkiliyor-292525</link>
      <pubDate>2026-09-23T15:03:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ergenlikteki vücut ağırlığı hücresel yaşlanmayı nasıl etkiliyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Finlandiya'da yürütülen ve 40 yılı aşkın süredir devam eden Genç Finlerde Kardiyovasküler Risk Çalışması, ergenlikte yüksek vücut kitle indeksinin (VKİ) biyolojik yaşlanma hızını artırabileceğini ortaya koydu. Araştırma, genetik yatkınlığın da bu süreçte etkili olduğunu gösteriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ergenlikteki vücut ağırlığı hücresel yaşlanmayı nasıl etkiliyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Finlandiya'da gerçekleştirilen uzun soluklu bir bilimsel çalışma, ergenlik dönemindeki vücut kitle indeksinin (VKİ) ilerleyen yıllarda biyolojik yaşlanma üzerinde belirleyici bir rol oynayabileceğini gözler önüne serdi. 1980 yılında başlayan ve 40 yılı aşkın bir süre boyunca binlerce katılımcıyı izleyen Genç Finlerde Kardiyovasküler Risk Çalışması'nda, ergenlik çağında daha yüksek VKİ değerlerine sahip olan bireylerin, yetişkinlik dönemlerinde biyolojik yaşlarının kronolojik yaşlarına kıyasla daha hızlı ilerlediği saptandı. Araştırma, biyolojik yaşlanmanın yalnızca dış görünüş ya da hastalık riskiyle sınırlı olmadığını, DNA düzeyinde gerçekleşen ve hücresel yaşlanmayı hızlandıran süreçlerle de bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, özellikle genetik olarak yüksek VKİ'ye yatkın bireylerde bu etkinin daha belirgin hale geldiğini vurguladı.</p><h3>Finlandiya ekibi: Yüksek VKİ biyolojik yaşlanmada kritik faktör</h3><p>Çalışmanın merkezinde yer alan Finlandiyalı araştırmacılar, çocukluktan yetişkinliğe kadar katılımcıların VKİ değerlerini düzenli aralıklarla takip etti. Özellikle 9 ile 18 yaş arasındaki ergenlik dönemine odaklanan ekip, bu yıllarda yüksek VKİ'ye sahip olmanın, biyolojik yaşlanma hızının artmasıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirledi. Araştırmada, VKİ'nin yıllar içinde ne kadar hızlı arttığından ziyade, ergenlik süresince ulaşılan VKİ seviyesinin daha etkili olduğu tespit edildi. Yani, hızlı kilo artışından çok, ergenlik boyunca yüksek VKİ'ye sahip olmak yaşlanma sürecini daha fazla etkiliyor. Araştırmacılar, biyolojik yaşlanmayı ölçerken DNA metilasyonu gibi epigenetik göstergeleri temel aldı ve iki farklı 'epigenetik saat' yöntemiyle sonuçlarını doğruladı.</p><h3>Anni Pitkänen: Genetik yatkınlık yaşlanma riskini yükseltiyor</h3><p>Jyväskylä Üniversitesi Spor ve Sağlık Bilimleri Fakültesi'nden doktora araştırmacısı Anni Pitkänen, elde edilen bulguların genetik faktörlerin de bu süreçte önemli rol oynadığını gösterdiğini açıkladı. Pitkänen, "Yüksek vücut kitle indeksine genetik olarak yatkın bireylerde, biyolojik yaşlanmanın daha hızlı gelişebileceğine dair güçlü kanıtlar elde ettik" ifadelerini kullandı. Araştırmada, tek bir obezite geninden ziyade, vücut boyutuyla ilişkili yüzlerce genetik varyantın etkisi incelendi. Genetik puanlar, ergenlikteki VKİ farklılıklarının yalnızca küçük bir bölümünü açıklasa da, bu bulgu genlerin yaşlanma sürecinde tek başına belirleyici olmadığını gösteriyor. Mendelyan rastgeleleştirme yöntemiyle yapılan analizlerde de yüksek VKİ'nin biyolojik yaşlanmayı hızlandırabileceği yönünde bulgular elde edildi.</p><h3>Epigenetik saatler ve biyolojik yaşlanmanın ölçümü</h3><p>Araştırmacılar, biyolojik yaşlanmayı anlamak için DNA üzerindeki metilasyon kalıplarını inceledi. Bu metilasyonlar, genlerin çalışmasını düzenleyen kimyasal işaretler olarak biliniyor ve zamanla farklılaşarak biyolojik yaşın tahmin edilmesini sağlıyor. Çalışmada kullanılan iki epigenetik saatten biri, bireyin biyolojik olarak beklenenden daha yaşlı mı yoksa genç mi olduğunu saptarken; diğeri ise yaşlanma hızını yıllık bazda ölçtü. Özellikle DunedinPACE adlı epigenetik saat, yüksek VKİ ile hızlanmış yaşlanma arasındaki bağlantıyı en net şekilde ortaya koydu. Bu bulgular, biyolojik yaşın kronolojik yaştan bağımsız olarak değişebileceğini ve ergenlikteki VKİ'nin ileriki yıllarda hücresel düzeyde yaşlanmayı etkileyebileceğini gösteriyor.</p><h3>Genetik ve çevresel etkenler birlikte etkili</h3><p>Çalışmada genetik yatkınlığın yanı sıra, çevresel ve yaşam tarzı faktörlerinin de biyolojik yaşlanma sürecinde rol oynadığına dikkat çekildi. Araştırmacılar, genetik riskin yalnızca bir kısmını oluşturduğunu, ergenlik ve yetişkinlik dönemindeki ağırlık kalıplarının da önemli olduğunu belirtti. Özellikle, ergenlikte yüksek VKİ'ye sahip bireylerin yetişkinlikte de bu eğilimi sürdürdüğü ve bunun yaşlanma hızına katkı sağladığı vurgulandı. Mendelyan rastgeleleştirme analizleri, genetik yatkınlık ile biyolojik yaşlanma arasındaki ilişkinin, yetişkinlikteki VKİ dikkate alındığında zayıfladığını gösterdi. Bu da, ergenlik dönemindeki yüksek VKİ'nin tamamen bağımsız bir risk faktörü olmayabileceğini, daha uzun süreli vücut ağırlığı kalıplarının biyolojik yaşlanma üzerinde etkili olduğunu ortaya koydu.</p><h3>Çalışmanın sınırları ve genel geçerliliği</h3><p>Finlandiya'da yürütülen bu araştırmanın bazı sınırlamaları da bulunuyor. VKİ, vücut yağ oranı ve dağılımı gibi detayları yansıtamayan bir ölçüt olduğu için, sonuçlar farklı popülasyonlarda aynı şekilde geçerli olmayabilir. Ayrıca, analizde yer alan katılımcıların tamamı Avrupa kökenliydi ve bazı dönemlerde katılımcı sayısında azalmalar yaşandı. Bu nedenle, elde edilen bulguların evrensel olarak genellenmesi için daha geniş ve farklı popülasyonlarda benzer çalışmaların yapılması gerektiği belirtildi. Araştırmacılar, projenin 40 yılı aşkın sürede yürütülmesi nedeniyle bazı katılımcıların çalışmadan ayrıldığını, bu durumun da sonuçlar üzerinde etkili olabileceğini ifade etti.</p><h3>Erken dönem kilo kontrolünün önemi vurgulandı</h3><p>Çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, ergenlikteki vücut ağırlığının gelecekteki sağlık riskleriyle olan bağlantısı oldu. Araştırmacılar, biyolojik yaşlanmanın belirgin bir hastalık ortaya çıkmadan önce gelecekteki sağlık risklerini öngörebileceğini belirtti. Bu nedenle, ergenlik döneminde sağlıklı ağırlık kalıplarının oluşturulması ve sürdürülmesi, ileriki yaşlarda biyolojik yaşlanmanın yavaşlatılmasında önemli bir rol oynayabilir. Anni Pitkänen, "Çalışmamız, yaşam boyu aşırı kilo ve obezitenin önlenmesinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor" diyerek, erken yaşta sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazanılmasının ileriki yıllarda biyolojik yaşlanma riskini azaltabileceğine işaret etti.</p><h3>Uzmanlar: Bireysel farklılıklar göz önünde bulundurulmalı</h3><p>Her ne kadar ergenlikte yüksek VKİ'nin biyolojik yaşlanma üzerinde etkili olduğu görülse de, araştırmacılar bu ilişkinin kişiden kişiye değişebileceğini vurguladı. Genetik yapı, yaşam tarzı, çevresel faktörler ve bireysel sağlık alışkanlıkları gibi unsurların tümü yaşlanma sürecini şekillendiriyor. Bu nedenle, ergenlikteki kilo kontrolü ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının teşvik edilmesi, toplum sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Araştırma, erken dönem ağırlık kalıplarının gelecekteki biyolojik yaşlanma riskini etkileyebileceğini gösterirken, neden-sonuç ilişkilerinin tam olarak anlaşılması için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu ortaya koydu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/ergenlikteki-vucut-agirli-636_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292522</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/mansur-yavasin-istifa-halkasi-genisliyor-listeye-bir-ilce-daha-eklendi-292522</link>
      <pubDate>2026-09-23T16:29:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Mansur Yavaş'ın istifa halkası genişliyor: Listeye bir ilçe daha eklendi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa etti. Siyasi yoluna bağımsız olarak devam edeceğini belirten Mansur Yavaş'ın istifasının ardından ilçe belediye başkanlarından da istifalar art arda geldi. Ankara'nın Beypazarı, Kalecik, Şereflikoçhisar, Ayaş, Polatlı, Güdül, Elmadağ ve Nallıhan belediye başkanları, CHP'den istifa ettiklerini duyurdu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Mansur Yavaş'ın istifa halkası genişliyor: Listeye bir ilçe daha eklendi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın CHP üyeliğinden istifasının ardından ilçe belediye başkanlarından istifalar art arda geldi. </p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/gundem/ankara-buyuksehir-belediye-baskani-mansur-yavas-chpden-istifa-etti-siyasi-yoluma-bagimsiz--292498" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/ankara-bb-baskani-mansur--106_2-41.jpg"/></div><h3>Mansur Yavaş CHP'den istifa etti</h3></a><p><b>Beypazarı Belediye Başkanı Özer Kasap</b>, istifasına ilişkin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, "Sevgili hemşehrilerim, bugün geldiğimiz noktada CHP üyeliğimden ayrılıyor, siyasi yoluma bağımsız olarak devam etme kararı aldığımı kamuoyunun takdirine sunuyorum. Mansur Yavaş başkanımızla çıktığımız bu yolda, bana güvenen ve destek veren hemşehrilerime verdiğim sözlerin arkasındayım." ifadelerini kullandı.</p><p><b>Kalecik Belediye Başkanı Satılmış Karakoç</b> da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda istifasını "İçinden geçtiğimiz süreç ve yaşanan gelişmeler doğrultusunda, CHP üyeliğimden ayrılarak Belediye Başkanlığı görevime bağımsız olarak devam etme kararı aldım. Bugün de kendisiyle çıktığımız bu yolda, Mansur başkanımızın yanında yürümeye devam edeceğim." ifadeleriyle duyurdu.</p><p><b>Şereflikoçhisar Belediye Başkanı Mustafa Koçak</b> ise paylaşımında, CHP üyeliğinden istifa ettiğini belirterek, Yavaş ile birlikte Ankara'ya ve ülkeye umut olmaya devam edeceklerini aktardı.</p><p>Paylaşımında, "CHP üyeliğimden ayrılıyor, siyasi yoluma bağımsız olarak devam etme kararı aldığımı kamuoyunun takdirine sunuyorum." ifadelerini kullanan Ayaş Belediye Başkanı İzzet Demircioğlu, Ayaş'a hizmet etmeye devam edeceğini vurguladı.</p><p><b>Polatlı Belediye Başkanı Mürsel Yıldızkaya</b> da istifasına yönelik şu ifadeleri kullandı:</p><p>"Kıymetli hemşehrilerim, sizlerin desteği ve dualarıyla Ankara'mıza ve Polatlı'mıza birlikte hizmet etmekten ve yol yürümekten her zaman mutluluk duyduğum Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mansur Yavaş'ın da açıklamasında açıkça dile getirdiği hususlar ve işaret ettiği sebepler doğrultusunda CHP üyeliğimden ayrılıyor, siyaseten yolumuza ve hizmetlerimize Sayın Mansur Yavaş ile birlikte bağımsız olarak devam edeceğimizi kamuoyunun takdirine sunuyorum."</p><p><b>Güdül Belediye Başkanı Mehmet Doğanay</b> istifasına yönelik, "Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bizlere emanet ettiği, yıllardır büyük bir onur ve sorumlulukla taşıdığım CHP üyeliğimi bugün gelinen mevcut yönetim anlayışı ve yaşanan mutlak butlan süreci nedeniyle sonlandırma kararı almış bulunuyorum. Bundan sonraki süreçte de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mansur Yavaş ile birlikte yol yürümeye ve hemşehrilerimize hizmet etmeye devam edeceğim." açıklamasında bulundu.</p><p><b>Elmadağ Belediye Başkanı Adem Barış Akın</b> da "Bugün CHP üyeliğimden ayrılıyor, görevime bağımsız olarak devam etme kararı aldığımı kamuoyunun takdirine sunuyorum." ifadelerine yer verdi.</p><p><b>Nallıhan Belediye Başkanı Güngör</b> sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Siyasi hayatım boyunca aldığım kararlarda önceliğim, hemşehrilerimize karşı taşıdığım sorumluluk ve memleketimize hizmet etmek oldu. Bugün itibarıyla Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa ediyorum. Bu kararımı, ekibim ve yakın çalışma arkadaşlarımla yaptığımız istişareler sonucunda, Nallıhan'a daha iyi hizmet edebilmek amacıyla aldım. Benim için siyasi parti aidiyetinden önce, Nallıhan halkının bana verdiği emanete sahip çıkmak vardır. Bundan sonra da hiçbir ayrım gözetmeden Nallıhan'da yaşayan her bir vatandaşımıza hizmet etmeye devam edeceğim. Bundan sonraki siyasi yol haritamı, hemşehrilerimizin görüş, öneri ve tavsiyelerini alarak yol arkadaşlarımla birlikte belirleyeceğim. Hemşehrilerimizin desteği ve dualarıyla Nallıhan için çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/mansur-yavastan-sonra-chp-360_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292520</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/yillar-sonra-ortaya-cikan-gizli-baglanti-yetiskinlikteki-anksiyetenin-sebebi-bebeklikte-gizliymis-292520</link>
      <pubDate>2026-09-23T14:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yıllar sonra ortaya çıkan gizli bağlantı! Yetişkinlikteki anksiyetenin sebebi bebeklikte gizliymiş]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Yapılan kapsamlı analizler, yaşamın ilk 1.000 gününde şeker tüketiminin sınırlandırılmasının, ilerleyen yıllarda anksiyete riskini önemli ölçüde azaltabileceğini ortaya koyuyor. Araştırmalar, erken beslenme alışkanlıklarının zihinsel sağlık üzerindeki kalıcı etkilerine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yıllar sonra ortaya çıkan gizli bağlantı! Yetişkinlikteki anksiyetenin sebebi bebeklikte gizliymiş]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaşamın ilk 1.000 gününde şeker tüketiminin sınırlandırılması, on yıllar sonra bireylerin karşılaşabileceği anksiyete riskinde kayda değer bir düşüşle ilişkilendirildi. İngiltere'de savaş sonrası dönemde uygulanan şeker kotaları sayesinde, farklı doğum yıllarına sahip binlerce kişinin sağlık verileri karşılaştırıldı. Bulgular, erken yaşta şekerle daha az temas edenlerin, yetişkinlikte anksiyete tanısı alma olasılığının belirgin şekilde azaldığını gösterdi. Araştırmacılar, bu dönemdeki beslenme alışkanlıklarının, ilerleyen yaşlarda zihinsel sağlık üzerinde uzun vadeli etkiler yaratabileceğine işaret ediyor.</p><h3>Erken şeker kısıtlaması ile anksiyete riski arasında güçlü bağ</h3><p>1951 ile 1956 yılları arasında doğan 46.448 kişinin sağlık kayıtları, UK Biobank adlı geniş çaplı veri tabanında incelendi. Söz konusu dönemde İngiltere'de uygulanan şeker kotaları, araştırmacılara, bireylerin doğumlarından sonraki ilk iki yıl boyunca farklı düzeylerde şeker maruziyeti yaşamasını sağladı. Bu doğal deney ortamı, günümüzde etik nedenlerle tekrarlanması mümkün olmayan bir karşılaştırma fırsatı sundu. Araştırma ekibi, katılımcıların şeker kotalarına ne kadar süre maruz kaldıklarını ve bunun yetişkinlikte anksiyete tanısı alma olasılıkları üzerindeki etkisini değerlendirdi. Sonuçlar, yaklaşık 1.000 gün boyunca kotalar altında büyüyenlerin, şeker kısıtlamasının sona erdiği dönemde doğanlara kıyasla anksiyete tanısı alma riskinin yaklaşık %33 oranında daha düşük olduğunu ortaya koydu. Bu istatistik, erken dönem beslenme alışkanlıklarının zihinsel sağlık üzerindeki belirleyici rolünü vurguluyor.</p><h3>Depresyon ve şeker tüketimi arasındaki ilişki belirsiz kaldı</h3><p>Araştırmada, anksiyete dışında depresyon tanısı da ele alındı. İlk bulgular, erken dönemde daha uzun süre şeker kısıtlaması yaşayanlarda depresyon oranlarının da nispeten düşük olduğunu gösterdi. Ancak yetişkinlikteki şeker tüketimi hesaba katıldığında, bu ilişki zayıfladı ve kesinliğini kaybetti. Bu durum, depresyonun ortaya çıkışında erken dönem beslenmeden ziyade, ilerleyen yaşlardaki yeme alışkanlıklarının daha etkili olabileceğini düşündürüyor. Araştırmacılar, depresyonun karmaşık yapısı nedeniyle, şeker tüketimiyle olan bağının anksiyeteye göre daha az belirgin olduğunu aktarıyor.</p><h3>Beyin yapısında gözlemlenen farklılıklar dikkat çekti</h3><p>Araştırma kapsamında 5.990 kişinin beyin taramaları da analiz edildi. Bilim insanları, gri madde olarak bilinen ve sinir hücrelerini içeren 139 beyin bölgesini inceledi. İlk analizlerde 80 bölgede anlamlı farklılıklar tespit edildi; daha detaylı karşılaştırmalarda ise beyincik ve beyin sapı dahil 11 bölge öne çıktı. Ancak bu farklılıkların, anksiyete riskindeki azalmayla doğrudan ilişkili olup olmadığı netleşmedi. Araştırmacılar, beyin yapısındaki değişimlerin zihinsel sağlık üzerindeki etkisini açıklamak için daha fazla veriye ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Şeker kısıtlamasının doğrudan beyin yapısını değiştirip değiştirmediği ise hâlâ tartışmalı bir konu olarak öne çıkıyor.</p><h3>Şeker tüketim alışkanlıkları ve tatlıya eğilimde büyük fark yok</h3><p>Çalışmada, erken yaşta şeker kısıtlaması uygulanan bireylerin ilerleyen yıllarda tatlı gıdalara olan ilgisi de değerlendirildi. 15.058 kişinin gıda tercihleri analiz edildiğinde, yaklaşık 1.000 gün boyunca kotalar altında kalanların tatlıyı biraz daha az tercih ettiği görüldü. Ancak bu fark, dokuz puanlık bir ölçek üzerinde yalnızca 0,22 puanla oldukça sınırlı kaldı. Yetişkinlikteki şeker tüketim oranları ise gruplar arasında neredeyse aynıydı. Bu bulgu, erken dönemde uygulanan kotaların, uzun vadede şeker tüketim alışkanlıklarını belirgin şekilde değiştirmediğini gösteriyor. Yani, bebeklikte daha az şekerle büyüyenler, yetişkinlikte de aynı miktarda şeker tüketebiliyor.</p><h3>Erken dönemdeki beslenmenin zihinsel sağlık üzerindeki etkisi</h3><p>Çalışmanın baş araştırmacılarından Dr. Hana F. Navratilova, yaşamın ilk 1.000 gününde şeker tüketiminin, sadece diyabet gibi kronik hastalıklarla değil, aynı zamanda zihinsel sağlıkla da bağlantılı olabileceğini ifade ediyor. Navratilova, daha önceki araştırmalarda şekerli gıdalara olan düşkünlük ile zihinsel sağlık sorunları arasında ilişki gözlemlediklerini, bu nedenle erken yaşta şeker maruziyetinin ilerleyen yıllarda depresyon veya anksiyete gibi sorunlara yol açıp açmadığını mercek altına aldıklarını belirtiyor. Çalışmanın kıdemli yazarı Prof. Nophar Geifman ise, UK Biobank veri tabanının, savaş sonrası İngiltere'deki diyet kotalarını inceleme şansı sunduğunu ve bu sayede erken dönem beslenmenin zihinsel sağlık üzerindeki kalıcı etkilerini anlamada eşsiz bir fırsat oluştuğunu vurguluyor.</p><h3>Çalışmanın sınırları ve tarihsel bağlamın önemi</h3><p>İngiltere'deki savaş sonrası şeker kotaları, kontrollü bir deney ortamı sunmasa da, araştırmacılara farklı doğum yıllarındaki bireylerin maruz kaldığı şeker miktarını karşılaştırma imkânı verdi. Ancak, her annenin veya çocuğun tam olarak ne kadar şeker tükettiği bilinmiyor. Ayrıca, farklı yıllarda doğan kişiler sağlık hizmetlerindeki değişiklikler, aile yapısı, enfeksiyonlar, anne stresi gibi birçok değişkenle de karşılaşmış olabilir. Araştırma ekibi, bu faktörlerin çoğunu istatistiksel olarak kontrol etmeye çalıştı; ancak gruplar arasındaki tüm olası farkları ortadan kaldırmak mümkün olmadı. Bu nedenle, bulguların yorumlanmasında dikkatli olunması gerektiği vurgulanıyor.</p><h3>Günümüzde ebeveynler için ne anlam ifade ediyor?</h3><p>Çalışma sonuçları, hamilelik veya bebeklik döneminde şeker alımının azaltılmasının kesin olarak anksiyeteyi önleyeceği anlamına gelmiyor. Ayrıca, günümüz ebeveynleri için doğrudan bir beslenme kuralı da sunulmuyor. Ancak araştırma, yaşamın çok erken döneminde edinilen beslenme alışkanlıklarının, yıllar sonra zihinsel sağlık üzerinde kalıcı etkileri olabileceğine dair önemli ipuçları veriyor. Zihinsel sağlık, çok sayıda faktörden etkileniyor ve bu çalışma, erken dönemdeki beslenmenin de bu faktörler arasında yer aldığını gösteriyor. Araştırmacılar, bu bulguların, gelecekte kamu sağlığı politikaları ve beslenme rehberlerinin şekillendirilmesinde dikkate alınabileceğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/yillar-sonra-ortaya-cikan-105_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292517</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/muhendislerden-uzayda-devrim-kum-jelatin-ve-canli-mayadan-mars-tuglasi-uretildi-292517</link>
      <pubDate>2026-09-23T14:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Mühendislerden uzayda devrim! Kum, jelatin ve canlı mayadan Mars tuğlası üretildi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden araştırmacılar, Mars'ta yapılacak yapılar için kum, jelatin ve canlı maya kullanarak yeni nesil bir biyomalzeme geliştirdi. Bu yenilikçi tuğlalar, Mars'ın aşırı soğuğunda sertleşiyor ve dört kez geri dönüştürülebiliyor. Mars'ta sürdürülebilir yaşam hedefi için önemli bir adım olarak görülen bu çalışma, enerji verimliliği ve dayanıklılığıyla dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Mühendislerden uzayda devrim! Kum, jelatin ve canlı mayadan Mars tuğlası üretildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden bir mühendis ekibi, Mars'ta yapı inşası için kum, jelatin ve canlı maya kullanarak yeni bir biyomalzeme geliştirdi. Geliştirilen bu özel tuğlalar, Mars'ın aşırı soğuk ortamında sertleşiyor ve dört kez geri dönüştürülebiliyor. Malzemenin tasarımında, Dünya'daki klasik pişirme yöntemlerine göre çok daha az enerji gerektiren bir süreç tercih edildi. Araştırmanın başında yer alan inşaat mühendisi Jishen Qiu ve ekibi, Mars habitatlarının inşasında kullanılabilecek bu biyomalzemenin, hem enerji tasarrufu hem de dayanıklılık açısından önemli avantajlar sunduğunu belirtti. Mars'ta geleneksel yöntemlerle inşaat yapmak, yüksek sıcaklıkta ezilmiş kayaların pişirilmesini gerektiriyor ve bu da büyük miktarda enerjiye ihtiyaç duyuyor. Ancak Hong Konglu bilim insanlarının geliştirdiği biyomalzeme, düşük sıcaklıkta şekil alıyor ve Mars'ın doğal koşullarında sertleşiyor. Bu sayede, Mars'ta sürdürülebilir yaşam için önemli bir temel atılmış oluyor.</p><h3>Jishen Qiu: 'Maya tuğlası Mars'ın soğuğunda güçleniyor'</h3><p>Jishen Qiu, Earth.com'a verdiği röportajda, yeni biyomalzemenin dondurulmuş meyvelerden ilham alınarak geliştirildiğini açıkladı. Qiu ve ekibi, canlı mayanın ve jelatinin Mars ortamındaki düşük sıcaklık ve basınç koşullarında nasıl bir araya gelerek dayanıklı bir yapı oluşturabileceğini araştırdı. Ekip, karışımın ıslak olarak başlatıldığını, kumun hacim kazandırdığını, jelatin ve maya hücrelerinden oluşan yapıştırıcının ise taneleri kaplayıp boşlukları köprülediğini belirtti. Mars'ın tipik sıcaklık ve basınç koşullarında, su doğrudan buza ve buhardan geçerek malzemenin gözenekli ve hafif bir iskelet yapısına sahip olmasını sağlıyor. Bu gözenekli yapı, tuğlaların hem hafif hem de güçlü olmasına olanak tanıyor. Jelatin, yaklaşık 38°C'nin altında sertleşmeye başlıyor, bu nedenle karışım 37°C'de nozuldan çıkarılıyor. Sıcaklık daha düşük olursa jelatinleşme erken başlıyor, daha yüksek olursa ise şekil bozulabiliyor. Ekip, laboratuvarda -30°C ve 0,01 atmosfer basınçta 25 mm yüksekliğinde ve 15 mm genişliğinde bir kule üretmeyi başardı. Bu sonuçlar, Mars'ın yüzey koşullarına oldukça yakın bir ortamda elde edildi.</p><h3>Maya tuğlası ile düşük enerji, yüksek dayanıklılık sağlandı</h3><p>Maya tuğlası, sıradan ekmek mayası olan Saccharomyces cerevisiae kullanılarak geliştirildi. Ekip, maya hücrelerinin yüzeyine, midyelerin kayalara tutunmak için kullandığı yapışkan proteinlerden bir kaplama ekledi. Bu biyomühendislik yaklaşımı sayesinde, maya içeren karışım, hücre içermeyen versiyona göre %170 daha fazla yük taşıyabildi. Jelatin olmadan maya bir arada durabiliyor ancak zayıf kalıyor, en iyi sonuç ise biyolojik katıların karışımın dörtte birini oluşturduğu tarifte elde edildi. Sertleşmiş maya tuğlası, yaklaşık 12 megapaskal (1.740 psi) sıkıştırma dayanımı gösterdi ve bu değer düşük kaliteli betonla benzerlik taşıyor. Ayrıca, bükülme dayanımı 6 megapaskal (870 psi) seviyesine ulaştı ki bu da aynı yoğunluktaki hafif betonun iki katı kadar dayanıklılık anlamına geliyor. Jishen Qiu, bu dayanımın Mars'ın düşük yerçekiminde çok katlı binalar için yeterli olduğunu vurguladı. Enerji açısından ise, bir metreküp biyomalzeme üretimi için 0,02 ile 0,12 gigajoule enerji gerekiyor ki bu, klasik kaya sinterleme yöntemlerine göre çok daha az enerji tüketimi anlamına geliyor. Mars yüzeyinde mevcut olan güneş enerjisiyle bu üretim, birkaç gün sürecek klasik yöntemlere kıyasla bir saatten kısa sürede tamamlanabiliyor.</p><h3>Maya tuğlası dört kez geri dönüştürüldü, canlılık korundu</h3><p>Hong Konglu araştırmacılar, maya tuğlasının geri dönüştürülebilirliğini de test etti. Ekip, üretilen bir tuğlayı ezip, jelatini ısıtarak çözülene kadar karıştırdı ve karışımı tekrar dondurdu. Bu işlemi dört kez tekrarladılar ve her seferinde tuğlalar neredeyse ilk üretimdeki kadar dayanıklı çıktı. Dördüncü nesil tuğlalar, 11,8 megapaskal (1.710 psi) dayanım gösterdi ve içlerindeki maya hücreleri canlılığını korudu. Qiu, bir maya hücresi bile hayatta kaldığı sürece, yeni nesil tuğlalar üretilebileceğini belirtti. Bu özellik, Mars'ta sürdürülebilir inşaat ve malzeme yönetimi açısından büyük avantaj sağlıyor. Geleneksel sinterlenmiş kaya blokları başarısız olduğunda tekrar kullanılamazken, maya tuğlası hafif bir sıcaklıkta kolayca yeniden şekillendirilebiliyor. Araştırmacılar, benzer şekilde yosun gibi diğer biyolojik yapıştırıcılarla da benzer süreçlerin uygulanabileceğini ifade etti.</p><h3>Mars'ta biyomalzeme ile inşaatın önündeki engeller ve gelecek hedefler</h3><p>Her ne kadar maya tuğlası laboratuvar ortamında umut verici sonuçlar verse de, Mars'taki gerçek koşullarda bazı soru işaretleri bulunuyor. Özellikle Mars toprağındaki tuzlar, Dünya'dan getirilen mikropların hayatta kalmasını zorlaştırabilir. Şu ana kadar yapılan testlerde, Mars regolitine benzer inaktif kum kullanıldı. Ayrıca, en iyi malzeme versiyonunda domuz derisinden elde edilen jelatin ve laboratuvarda yetiştirilen hücreler kullanıldı. Mars'ta üretim için bu bileşenlerin temini ve sürdürülebilirliği ayrı bir araştırma konusu olacak. Ayrıca, malzemenin doğrudan çekmeye karşı dayanımı, hava geçirgenliği ve uzun vadede Mars atmosferine karşı dayanıklılığı henüz tam olarak ölçülmedi. Üretilen prototiplerin boyutu ise henüz bir şişe mantarından büyük değil. Ekip, daha büyük ölçekli testler ve Mars'ın düşük yerçekimi koşullarını simüle eden ortamlar için yeni araştırma alanları açmayı hedefliyor. Jishen Qiu, daha büyük bir test alanı ve azaltılmış yerçekimi ivmesiyle yapılacak deneylerin, biyomalzemenin gerçek Mars koşullarında nasıl performans göstereceğini ortaya koyacağını vurguladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/muhendislerden-uzayda-dev-438_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292516</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/zinedine-zidane-fransa-milli-takiminda-ilk-degisikligi-yapti-292516</link>
      <pubDate>2026-09-23T14:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Zinedine Zidane, Fransa Milli Takımında ilk değişikliği yaptı!]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Fransa Milli Takımı'nın başına geçen başarılı teknik direktör Zinedine Zidane, Uluslar Ligi'nde Türkiye ile oynayacak maç öncesi takımdaki ilk büyük değişikliğini yaptı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Zinedine Zidane, Fransa Milli Takımında ilk değişikliği yaptı!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fransa Milli Takımı'nda Zinedine Zidane'ın göreve başlamasıyla birlikte yeni dönemin ilk işaretleri ortaya çıktı.</p><p>UEFA Uluslar Ligi'nin açılışında Türkiye'ye konuk olmaya hazırlanan Fransa'da Zidane, ilk antrenmanlardan itibaren takımın oyun yapısında önemli değişikliklere gitti.</p><p>Fransız teknik adamın ilk tercihi, son dönemde kullanılan 4-2-3-1'i bırakıp 4-3-3 sistemine geçmek oldu.</p><p><b>"OYUNU BİZ YÖNETECEĞİZ"</b></p><p>Zidane, göreve geldiği günlerde oyun anlayışıyla ilgili yaptığı açıklamada hücum futboluna vurgu yapmıştı.</p><p>Fransız teknik adam, "Değişiklikler olacak. Oyunu oynayan ve kontrolü eline almak isteyen bir takım görmek istiyorum. Topsuz oyunda da dengeli olmalıyız. Ama benim için en önemli şey bu takımın iyi futbol oynaması." ifadelerini kullanmıştı.</p><p>Clairefontaine'de yapılan ilk çalışmalar da Zidane'ın bu sözlerini sahaya yansıtmaya başladığını gösterdi.</p><p><b>MBAPPE SOL KANADA DÖNÜYOR</b></p><p>Yeni sistemin en dikkat çekici değişikliklerinden biri hücum hattında yaşanacak.</p><p>Zidane'ın planına göre Kylian Mbappe yeniden sol kanada geçecek.</p><p>Ousmane Dembele ise hücumun merkezinde görev yapacak. Fransız yıldızın, PSG'de Luis Enrique tarafından zaman zaman kullanıldığı gibi sahte 9 rolünde değerlendirilmesi bekleniyor.</p><p>Sağ kanatta ise Michael Olise'nin öne çıktığı ifade edildi.</p><p><b>ZIDANE ANTRENMANLARDA ÇOK AKTİF</b></p><p>Zinedine Zidane'ın antrenmanlardaki görüntüsünün oyuncular üzerinde de dikkat çekici bir etki yarattığı belirtildi.</p><p>Basın karşısında daha sakin bir profil çizen Zidane'ın, saha içinde oldukça konuşkan ve detaycı olduğu aktarıldı.</p><p>Fransız teknik adamın özellikle kısa pas bağlantıları, pas tekrarları ve çapraz toplar üzerinde yoğun şekilde durduğu ifade edildi.</p><p><b>ORTA SAHA YENİDEN ŞEKİLLENİYOR</b></p><p>4-3-3 sisteminin en kritik bölümü ise orta saha olacak.</p><p>Zidane'ın üçlü orta saha kurgusunda teknik kapasitesi ve oyun görüşü yüksek isimlere öncelik verdiği belirtiliyor.</p><p>L'Equipe'in haberine göre ilk antrenmanlarda Rayan Cherki ve Lucas Da Cunha, Zidane'ın dikkatini çeken oyuncular arasında yer aldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/fransa-23092026a40383d9.jpg"/><p><b>LUCAS DA CUNHA, ZIDANE'I ETKİLEDİ</b></p><p>Özellikle Como formasıyla gösterdiği performansla öne çıkan Lucas Da Cunha'nın, Zidane üzerinde olumlu bir izlenim bıraktığı ifade edildi.</p><p>26 yaşındaki oyuncunun pas kalitesi ve oyun görüşünün Zidane'ın istediği yapıya uygun olduğu kaydedildi.</p><p>Antrenmanların ardından Zidane ile Da Cunha'nın uzun süre birebir konuştuğu ve teknik detaylar üzerinde durduğu belirtildi.</p><p>Bu görüntünün ardından Lucas Da Cunha'nın, Türkiye karşısında ilk 11'de forma giyme ihtimali de gündeme geldi.</p><p><b>İLK SINAV TÜRKİYE'YE KARŞI</b></p><p>Zinedine Zidane yönetimindeki Fransa, yeni dönemin ilk ciddi sınavını Türkiye deplasmanında verecek.</p><p>Fransa'nın sahaya 4-3-3 düzeniyle çıkması, Mbappe'nin sol kanatta, Dembele'nin merkezde ve Olise'nin sağ tarafta görev yapacağı belirtildi.</p><p>Zidane'ın ilk maçtan itibaren daha fazla topa sahip olan, oyunu kontrol eden ve hücumda daha özgür bir Fransa ortaya çıkarmayı hedeflediği ifade edildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/zinedine-zidane-fransa-mi-986_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292515</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/abdli-senator-sandersdan-kontrolsuz-super-yapay-zekaya-karsi-uyari-292515</link>
      <pubDate>2026-09-23T14:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ABD'li Senatör Sanders'dan kontrolsüz süper yapay zekaya karşı uyarı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'li siyasetçi Senatör Bernie Sanders, insanlardan daha zeki hale gelebilecek ve "insan kontrolünden bağımsız hareket edebilecek bir süper yapay zeka" geliştirmeyi istemediklerini söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ABD'li Senatör Sanders'dan kontrolsüz süper yapay zekaya karşı uyarı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zekanın kontrolüne dair yasa teklifi hazırlığı yapan Sander, konuya dair Associated Press (AP) ajansına konuştu.</p><p>ABD&#39;li Senatör Sanders, insanlardan daha zeki hale gelebilecek ve insan kontrolünden bağımsız hareket edebilecek bir süper yapay zeka geliştirmeyi istemediklerini vurgulayarak, &quot;Bunu yavaşlatalım&#39; demek için dahi olmaya gerek yok. İnsanlardan daha zeki hale geldiğinde, insan kontrolünden bağımsız hareket edebilecek bir süper yapay zeka geliştirmeyi gerçekten istiyor muyuz? Bence istemiyoruz.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın bu konuyu &quot;çok az anladığını düşündüğünü&quot; belirterek, &quot;Trump&#39;ın bu meselenin ne olduğuna dair çok az anlayışa sahip olduğunu düşünüyorum. Esas olarak yavaşlamanın ekonomik sonuçlarıyla ilgilendiğini düşünüyorum.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Sanders, yapay zekanın tehlikelerinden kaçınmanın nihayetinde ABD ile Çin arasında işbirliği gerektireceğini savunup bunu Soğuk Savaş döneminde nükleer silahların kontrol altına alınmasına benzeterek, &quot;Muhafazakar Ronald Reagan, komünist Gorbaçov ile oturup insanlığı koruyan bir nükleer antlaşma üzerinde çalışması gerektiğini anlayacak kadar akıllıydı. Bence bunu şimdi yeniden yapabiliriz.&quot; dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/abdlisenatrberniesan-23092026f09a3cc2.jpg"/><p><b>- "YAPAY ZEKANIN İNSANLIĞI YOK EDEBİLECEĞİ" İDDİASI</b></p><p>OpenAI ve Anthropic&#39;te son 3 yıldır araştırmacı olarak çalışan Jacob Coxon, iki şirketin de yapay zeka konusunda yeterince sorumlu davranmadığını savunarak, Anthropic&#39;ten istifa etmişti.</p><p>Şirketlerin kendi kendini geliştirebilen yapay zekasistemleri için kontrolsüz yarış içinde olduklarını ileri süren Coxon, bu sistemlerin yakın gelecekte &quot;her şeyi hackleyebilecek&quot; insanüstü sistemlere dönüşebileceğini savunmuştu.</p><p>Coxon, ayrıca yapay zeka modellerini geliştiren bazı sektör çalışanlarının bu sistemlerin 10 yıl içinde &quot;insanlığı öldürebileceğine&quot; ciddi şekilde inandıklarını öne sürmüştü.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/abdli-senator-sandersdan--713_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292514</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/istanbulda-sahte-senet-operasyonu-10-supheli-gozaltinda-292514</link>
      <pubDate>2026-09-23T14:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İstanbul'da sahte senet operasyonu: 10 şüpheli gözaltında]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul merkezli 4 ilde düzenlenen operasyonda, müşterilerin bilgisi ve rızası dışında sahte senet düzenledikleri iddia edilen 10 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin güzellik merkezine davet ettikleri kişilere imzalattıkları evraklar arasına gizlice senet koydukları öğrenildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İstanbul'da sahte senet operasyonu: 10 şüpheli gözaltında]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş ve İstihbarat Şube Müdürlükleri tarafından yürütülen çalışmada, şüphelilerin çeşitli güzellik hizmetleri sunma vaadiyle vatandaşları iş yerlerine davet ettiği, ardından adlarına sahte senet düzenlediği belirlendi. Şüphelilerin bu senetler üzerinden icra takibi başlatarak haksız kazanç elde ettiği tespit edildi.</p><p>İstanbul, Konya, Antalya ve Erzurum'da 23 Eylül'de eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda 10 şüpheli yakalandı. Adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda sahte belge ve dijital materyal ele geçirildi. Gözaltında bulunan şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin devam ettiği öğrenildi.</p><p><b>YENİ DETAYLAR ORTAYA ÇIKTI</b></p><p>Öte yandan yeni detaylar ortaya çıktı. Sokaklarda insanlarla konuşarak onları güzellik merkezine davet ettikleri, imzalattıkları evraklar arasına gizlice senet koydukları, bazı kişilerin imzalarını kopyaladıklarını öğrenildi. Onlarca kişinin mağdur olduğu öğrenilirken yaklaşık 10 milyon lira üzerinde zarar olduğu tespit edildi. Şüphelilerin sokak ortasında ellerinde broşürle bekledikleri ve sokaktan geçen vatandaşlarla iletişim kurmaya çalıştıkları anlar kameralara yansıdı.</p><p>Güzellik merkezine götürülerek imza attırılan sonrasında ise hakkında icra takibi başlatılan mağdur Amine Sertkaya isimli vatandaş, "Kampanya tarzı güzellik merkezine bizi arkadaşımla birlikte götürdüler. Ondan sonra bize ısrarla paket satmaya çalıştılar. İndirimli olduğunu söylediler. Herhangi bir yere imza attığımı hatırlamıyorum. Öyle bile olsa senet değildi. Yani boş bir kağıt da olabilir. İndirimden faydalandırmak için bana bir sadece kağıda imza attırdılar. Ben oradan çıktıktan sonra işlem yaptırmayacağımı söyledim. Onlara buna rağmen ısrarla beni randevu için aradıklarında ben istemediğimi söyledim. Ondan bir 6-7 ay sonra beni aradılar. 'Senede imza atmışsınız, bu yüzden size icra takibi başlatacağız' dediler. Ben şaşırdım. İstemedim böyle bir şey. Çünkü ben imza atmadığımı söyledim. Hani böyle bir senet yoktu. Ben bir hizmet almadım. Ben bunu kabul etmediğimi söyledim. Bunu kabul etmedim. Sonrasında Kadıköy'deki Emniyet Müdürlüğü'ne şikayette bulundum. Böyle bir durum yaşadığımı anlattım. Yine aynı şekilde beni avukatları aradı. İcra takibi başlatmışlardı zaten. İptal edeceklerini söylediler. Senetleri bana vereceklerini söylediler. Bununla ilgili 'İşte durum kapansın, işte anlaşmaya varalım' tarzı cümleler kurdular. Ben kabul etmedim. Sonuna kadar gittim. Bununla ilgili zaten hani gittiğimde de ifade verdiğim zaman da polis ekipleri zaten beni uyardı. Hani 'Uzlaşmak isteyecekler, işte siz kabul etmeyin.' tarzı konuşmalar. Ben de bunu zaten aynı bu şekilde kabul etmedim. 'Öğrenciyim, işte bununla ilgili ben prim alıyorum. İşte ben sizi götürürsem burada işte sizi görmeleri lazım. Benim götürdüğümü görmeleri lazım' tarzı 'İşte prim kazanıyorum' tarzı konuşmalar oldu. Gerçekten bu şekilde insanları dolandırabildiklerini o anda yani şok içinde kaldım. Tüm güzellik merkezlerinde yapıldığını da öğrendim, tek orada da değil. Farklı bir arkadaşım da o durumu yaşamıştı çünkü" ifadelerini kullandı.</p><p>Öte yandan şüpheliler sağlık kontrolleri için hastaneye sevk edildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/istanbulda-sahte-senet-op-834_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292513</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/beslenme-uzmanlari-acikladi-her-gun-ananas-yemek-bobrek-sagliginizi-nasil-etkiler-292513</link>
      <pubDate>2026-09-23T14:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Beslenme uzmanları açıkladı! Her gün ananas yemek böbrek sağlığınızı nasıl etkiler?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Böbrek hastalarının günlük ananas tüketimiyle ilgili merak edilenler uzman görüşleriyle yanıt buldu. Diyetisyenler, ananasın düşük sodyum ve potasyum içeriğiyle dikkat çektiğini, ancak bireysel sağlık koşullarına göre tüketim miktarının değişebileceğini vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Beslenme uzmanları açıkladı! Her gün ananas yemek böbrek sağlığınızı nasıl etkiler?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Böbrek hastaları ve sağlıklı beslenmeye önem verenler için ananasın günlük tüketimiyle ilgili önemli uyarılar geldi. Uzman diyetisyenler, ananasın böbrek dostu bir meyve olarak öne çıktığını, ancak herkes için aynı oranda güvenli olmayabileceğini belirtti. Özellikle böbrek fonksiyonu bozulmuş bireylerin, ananas gibi düşük potasyumlu meyveleri tüketirken dikkatli olması gerektiği vurgulandı. Günlük ananas tüketiminin sağlık üzerindeki etkileri, uzmanların açıklamalarıyla yeniden gündeme taşındı.</p><h3>Diyetisyenlerden böbrek hastalarına ananas açıklaması</h3><p>Beslenme ve Diyetetik Akademisi sözcüsü Dr. Amy Nichols, ananasın C vitamini, manganez, lif ve su açısından zengin olduğunu, aynı zamanda düşük sodyum ve potasyum içeriğiyle böbrek dostu bir seçenek sunduğunu ifade etti. Ananas, böbrek hastaları için genellikle önerilen meyveler arasında yer alıyor. Ancak kronik böbrek hastalığı olanların, kanlarındaki tuz, fosfor ve potasyum seviyelerini düzenli olarak kontrol ettirmesi gerekiyor. Diyetisyenler, ananasın içeriğindeki düşük potasyumun, böbrek fonksiyonu azalmış bireylerde dahi makul miktarlarda tüketildiğinde güvenli olabileceğini belirtiyor. Yine de, hastaların diyetlerini kişisel sağlık verilerine göre planlaması gerektiği, ananasın da bu planlamaya dahil edilmeden önce bir uzmana danışılması gerektiği hatırlatılıyor.</p><h3>Potasyum dengesi için kişisel diyet önerileri öne çıkıyor</h3><p>UTHealth Houston'dan beslenme uzmanı Diana Guevara, böbrek hastalarının diyetlerinde potasyum, sodyum ve fosfor gibi minerallerin miktarına özellikle dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Ananas, patates ve avokado gibi yüksek potasyumlu gıdalara kıyasla daha düşük potasyum içeriyor. Ancak, hiperkalemi riski taşıyan hastalarda, yani kan potasyum seviyesi yüksek olanlarda, ananas dahil tüm potasyum kaynaklarının miktarı sınırlandırılmalı. Günlük diyetin kalan kısmında potasyum tüketimi yüksekse, ananas alımı azaltılabilir veya tamamen bırakılabilir. Uzmanlar, böbrek hastalarının diyet planlarını mutlaka laboratuvar sonuçlarına ve bireysel sağlık durumlarına göre oluşturması gerektiğini vurguluyor. Diyetisyenler, 1/2 fincan taze ananasın genellikle böbrek dostu bir porsiyon olabileceğini, ancak miktarın kişiye özel ayarlanmasının şart olduğunu belirtiyor.</p><h3>Böbrek hastalarında ananas tüketiminde hangi belirtilere dikkat edilmeli?</h3><p>Ananas, potasyum içeriği düşük olsa da, hiperkalemiye yatkın bireylerde aşırı tüketildiğinde bazı sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, düzensiz kalp atışı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, kas zayıflığı, bayılma ve ani bulantı ya da kusma gibi belirtilerin yüksek potasyum seviyelerine işaret edebileceğini söylüyor. Özellikle diyaliz tedavisi gören kronik böbrek hastalarında, potasyum içeren gıdaların fazlası ciddi sağlık riskleri oluşturabiliyor. Ancak, yüksek potasyum her zaman belirgin semptomlarla kendini göstermeyebiliyor. Bu nedenle, böbrek hastalarının potasyum alımını yalnızca hislerine göre değil, düzenli tıbbi takip ve laboratuvar sonuçlarına göre ayarlamaları öneriliyor. Diyetisyenler, böbrek sağlığını korumak için ananas gibi meyvelerin tüketiminde mutlaka uzman görüşü alınmasını tavsiye ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/beslenme-uzmanlari-acikla-446_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292512</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/kasif-kozinoglu-sorusturmasinda-yeni-gelisme-sedat-savtak-ifade-vermeye-geldi-292512</link>
      <pubDate>2026-09-23T14:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında yeni gelişme! Sedat Savtak ifade vermeye geldi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin soruşturmada, Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin oyuncusu Sedat Savtak bilgi sahibi sıfatıyla ifade vermek için adliyeye geldi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında yeni gelişme! Sedat Savtak ifade vermeye geldi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde Kaşif Kozinoğlu'nu canlandıran Sedat Savtak ifade vermek üzere Silivri Adliyesi'ne geldi.</p><p>Ergenekon davasında tutuklu bulunduğu sırada, 2011 yılında Silivri'deki cezaevinde hayatını kaybeden Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili soruşturma devam ediyor.</p><p>Soruşturma kapsamında, Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde, "Kazım Kaşifoğlu" karakterini canlandıran oyuncu Sedat Savtak, "bilgi sahibi" sıfatıyla ifade vermek üzere Silivri Adliyesi'ne geldi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/kasif-kozinoglu-sorusturm-383_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292511</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/egitim/ogrenci-affi-icin-yeni-firsat-9-aralika-kadar-ilisigini-kesenler-de-affedilecek-292511</link>
      <pubDate>2026-09-23T14:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Öğrenci affı için yeni fırsat! 9 Aralık'a kadar ilişiğini kesenler de affedilecek]]></title>
      <category><![CDATA[Eğitim]]></category>
      <description><![CDATA[2026-YKS ile üniversiteye yerleştiği halde kayıt yaptırmayan ya da 9 Aralık 2026'dan önce kendi isteğiyle ilişiğini kesen öğrenciler, öğrenci affından yararlanabilecek.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Öğrenci affı için yeni fırsat! 9 Aralık'a kadar ilişiğini kesenler de affedilecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurulu'ndan (YÖK) yapılan açıklamaya göre, 9 Ağustos'ta Resmi Gazete'de yayımlanan "Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile öğrenci affına yönelik düzenlemeler yürürlüğe girdi ve aftan yararlanmak isteyenler için son başvuru tarihi 9 Aralık 2026 olarak belirlendi.</p><p>Bu kapsamda, 2026 YKS ile kayıt hakkı elde ettikleri halde kayıt yaptırmayan veya 2026 YKS ile kayıt yaptırıp 9 Aralık 2026 tarihinden önce kendi isteğiyle ilişiğini kesen öğrencilerin söz konusu Kanun hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı hususu Yükseköğretim Kurulu Hukuk Müşavirliği tarafından değerlendirildi.</p><p>Hukuk Müşavirliğinin görüşünde, söz konusu öğrencilerin Kanun hükümlerinden yararlanmaları gerektiği belirtildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/09/universiteogrencidep-09082026a83f2ddb.jpg"/><p>Yükseköğretim Yürütme Kurulu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, 2026 YKS ile kayıt hakkı elde ettikleri halde kayıt yaptırmayanların veya 2026 YKS ile kayıt yaptırıp 9 Aralık 2026 tarihine kadar ilişiğini kesen öğrencilerin de af hükümlerinden yararlanmaları uygun görüldü.</p><p>Karar, tüm üniversitelere bildirildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/ogrenci-affi-icin-yeni-fi-954_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292510</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/besiktas-transferde-almanyaya-yoneldi-mert-komuru-hedefinde-292510</link>
      <pubDate>2026-09-23T14:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Beşiktaş, transferde Almanya'ya yöneldi: Mert Kömürü hedefinde!]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Ara transfer dönemi için çalışmalara şimdiden başlayan Beşiktaş dümeni Almanya'ya kırdı. Siyah beyazlı ekip, Augsburg forması giyen 21 yaşındaki genç orta saha oyuncusu Mert Kömür'ü gündemine aldı. İşte detaylar...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Beşiktaş, transferde Almanya'ya yöneldi: Mert Kömürü hedefinde!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beşiktaş, ara transfer dönemi öncesinde kadro planlamasına hız verirken genç oyuncular üzerindeki çalışmalarını da sürdürüyor.</p><p>Siyah beyazlıların son olarak Bundesliga ekiplerinden Augsburg'da forma giyen Mert Kömür'ü gündemine aldığı iddia edildi.</p><p>Alman basınında yer alan habere göre; Beşiktaş, 21 yaşındaki orta saha oyuncusunun transferi için devreye giren kulüpler arasında yer aldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/man-23092026f9e879d2.jpg"/><p><b>20 MİLYON EURO İSTİYORLAR!</b></p><p>Genç futbolcuya siyah beyazlıların yanı sıra Avrupa'dan farklı takımların da ilgi gösterdiği belirtildi.</p><p>Augsburg'un, Mert Kömür için yaklaşık 20 milyon Euro bonservis talep ettiği ancak pazarlık sürecinde bu rakamın aşağı çekilebileceği ifade edildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/m-230920264d384c74.jpg"/><p><b>YAKIN TAKİP SÜRÜYOR</b></p><p>Alman kulübünün, belirli performans bonusları ve sonraki satıştan pay içeren bir teklif sunulması halinde daha esnek davranabileceği kaydedildi.</p><p>Augsburg altyapısından yetişerek A takıma yükselen 21 yaşındaki oyuncu, orta sahadaki teknik kapasitesi ve hücuma yaptığı katkıyla dikkat çekiyor.</p><p>Genç futbolcu, bu sezon 4 resmi karşılaşmada görev aldı ve toplam 108 dakika sahada kaldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/besiktas-transferde-alman-677_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292509</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/istenmeyen-adami-netanyahu-israil-basinindan-carpici-itiraf-292509</link>
      <pubDate>2026-09-23T14:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[''istenmeyen adamı'' Netanyahu! İsrail basınından çarpıcı itiraf]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kürsüsünde yapacağı konuşmanın, Tel Aviv yönetiminin son yıllarda sürüklendiği derin diplomatik ve stratejik çöküşü örtbas etmeye yetmeyeceği bildirildi. Haaretz gazetesinin analizinde, Netanyahu'nun artık dünya liderlerinin görüşmek için sıraya girdiği bir figür değil, 'istenmeyen adam' (persona non grata) muamelesi gören ve devri geçmiş bir aktör konumunda olduğu vurgulandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[''istenmeyen adamı'' Netanyahu! İsrail basınından çarpıcı itiraf]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Haaretz gazetesinde yayımlanan analize göre, yarın BM 81. Genel Kurulu'na hitap edecek olan Netanyahu, ülkesinin parya bir devlet, kendisinin ise bir savaş suçlusu olarak görüldüğü ve iç siyasette hedef aldığı medyadan bile daha düşmanca karşılandığı bir platforma çıkacak.</p><p>Analizde, Filistin Devleti'ni tanıma yönündeki adımları, işgalin yasa dışı olduğuna hükmetmesi, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin çıkardığı tutuklama kararı ve Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA) bünyesindeki tartışmalar nedeniyle Netanyahu'nun BM'yi suçlamaktan geri durmadığı, ancak geçmişte kürsüde haritalar ve çizimlerle şov yaptığı günlerin geride kaldığı ifade edildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/11/netanyahudepophotos1-11092026c7c262ae.jpg"/><p><b>NETANYAHU "İSTENMEYEN ADAM" KONUMUNDA</b></p><p>Gazetenin analizinde, Netanyahu'nun artık dünya liderlerinin görüşmek için sıraya girdiği bir figür değil, "istenmeyen adam" (persona non grata) muamelesi gören ve devri geçmiş bir aktör konumunda olduğu vurgulandı.</p><p>Analizde, Netanyahu'nun son üç yılda İsrail'i sürüklediği diplomatik ve stratejik çöküşün, ülkeyi dünyadan her alanda kopma noktasına getirdiği vurgulandı. İsrail'in küresel ölçekte sivil, akademik, kültürel ve ekonomik bir tecritle karşı karşıya kaldığı belirtildi.</p><p>Bu tablonun sahaya yansımalarına dikkat çekilen analizde; İsrailli akademisyenlerin prestijli uluslararası üniversitelerde sunum yapamadığı, turistlerin yurt dışında İbranice konuşmaktan çekindiği, yüz binlerce vatandaşın ülkeyi terk ettiği ve ardı ardına gelen ekonomik yaptırımların biriktiği aktarıldı. Analizde, bu bedellerin Netanyahu için önemsiz ayrıntılardan ibaret görülebileceği ifade edildi.</p><p>Asıl krizin Washington hattında patlak verdiğine işaret edilen analizde, bizzat ABD Başkanı Donald Trump'ın Netanyahu ile görüşmekten kaçındığı hatırlatıldı. Amerikan yönetimindeki üst düzey yetkililerin, iki ülkenin çıkarlarının artık uyuşmadığını kamuoyu önünde açıkça dile getirmesinin, İsrail hükümetine yönelik açık bir dışlanma ve küçümseme göstergesi olduğu kaydedildi.</p><p><b>NETANYAHU'NUN "İRAN NÜKLEER TEHDİDİ" KOZU FİİLEN RAFA KALKTI</b></p><p>Analizde, Netanyahu'nun siyasi kariyerini üzerine inşa ettiği "İran nükleer tehdidi" kozunun fiilen rafa kalktığına işaret edilerek, "uluslararası toplumu İran'a karşı harekete geçirme girişiminin" tam bir fiyaskoya dönüştüğü vurgulandı.</p><p>Tahran yönetiminin çökeceği yönündeki vaatlerin ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) tarafından dahi "zırvalık" olarak nitelendirildiği, İran lider kadrosuna yönelik suikastların ise planlananın tam aksine sonuçlar doğurduğu ifade edildi.</p><p>Analizde, "Orta Doğu'nun çehresini değiştirme" vaadinde bulunan Netanyahu'nun yeni bir Orta Doğu kurduğu, bu denklemde İsrail'in önceliğini, nüfuzunu ve güç kollarını kaybettiği dile getirildi.</p><p>İsrail'in halen binlerce bir tonluk bomba, modern savaş uçakları ve ileri askeri teknoloji satın alabildiği ancak bu mühimmatı nasıl kullanacağına dair kararın artık kendi elinde olmadığı vurgulanan analizde, Netanyahu'nun BM kürsüsünden yapacağı hitap ne kadar cilalı ve etkileyici olursa olsun, İsrail'i varoluşsal bir tehlikeye sürükleyen diplomatik erozyonun üzerini örtemeyeceği kaydedildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/31/netanyahureu1592970-310820269107a588.jpg"/><p><b>İSRAİL ARTIK MÜTTEFİK DEĞİL BÖLGESEL TEHDİT HALİNE GELDİ</b></p><p>Analizde, BM'nin artık küresel düzeni belirleyen ya da oyunun kurallarını koyan merci konumunda olmadığı, uluslararası örgütün yetersiz kaldığı noktalarda alternatif geliştirmek zorunda kalan bölgesel, askeri ve siyasi ittifakların giderek BM'nin yerini aldığı ifade edildi.</p><p>Bu yeni denklemde Tel Aviv'in, Suriye ve Lübnan'da "sarı çizgiler"le işgalini genişletmeye çalıştığı, işgal altındaki Batı Şeria'da saldırganlık yaparak Filistinlilere ateş açan Filistin topraklarını gasbeden İsrailli çetelere destek verdiği vurgulandı.</p><p>İsrail'in, Trump'ın Gazze planına ayak diremesi ve Mısır ile Ürdün gibi barış anlaşması bulunan komşularıyla yaşadığı diplomatik krizler nedeniyle müttefik değil, bölgesel bir tehdit haline geldiği bildirildi.</p><p>Küresel liderliğin kürsüde şov yapmakla değil, konuşma bittiğinde arkada duracak müttefiklerin mevcudiyetiyle ölçüldüğünü vurgulayan analiz, İsrail'in asıl sorununun dünya kamuoyunun tavrı değil, ülkeyi savaşa sürükleyen lideri olduğunu anlayacağı tespitiyle son buldu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/istenmeyen-adami-netanyah-408_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292508</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/filistin-halkimizin-sesinin-dunyaya-ulasmasini-engelleme-girisimleri-basarisiz-olacak-292508</link>
      <pubDate>2026-09-23T14:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Filistin: Halkımızın sesinin dünyaya ulaşmasını engelleme girişimleri başarısız olacak]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne, Filistin Devleti'ni yok saymaya ve halkının sesinin dünyaya ulaşmasını engellemeye yönelik tüm girişimlerin başarısız olacağını söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Filistin: Halkımızın sesinin dünyaya ulaşmasını engelleme girişimleri başarısız olacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberine göre Ebu Rudeyne, yaptığı açıklamada, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Filistin heyetinin Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kuruluna katılmasının ve Filistin Devleti adına konuşma yapmasının engellenmesinin, Filistin halkının sesinin dünyaya ulaşmasına engel olmadığını belirtti.</p><p>Arap ve uluslararası delegasyonların konuşmalarında Filistin meselesinin öne çıktığına dikkati çeken Ebu Rudeyne, Filistin halkının özgürlük ve bağımsızlık hakkının vurgulandığının altını çizdi.</p><p>Ebu Rudeyne, "Halkımızın sesi dünyanın tüm kıtalarında güçlü şekilde duyuluyor, BM kararlarında ve üye ülkelerin çoğunun tutumlarında yer buluyor." ifadelerini kullandı.</p><p>BM 81. Genel Kurul görüşmeleri için ABD'nin vize vermediği Abbas'ın Genel Kurula        video yoluyla hitap etmesini öngören kararın 3'e karşı 152 oyla kabul edildiğine işaret eden Ebu Rudeyne, bunun Filistin halkının haklarının görmezden gelinmesine yönelik girişimlere karşı "büyük bir tokat" olduğunu ifade etti.</p><p>Ebu Rudeyne, söz konusu oylamanın Filistin halkının meşru mücadelesine yönelik küresel desteğin boyutunu gösteren uluslararası bir referandum niteliğinde olduğunu belirterek, "orman kanunu" politikası ve çifte standartların reddedildiğini ifade etti.</p><p>Filistin'in BM Genel Kurulu çalışmalarında ve tüm uluslararası platformlarda güçlü şekilde varlığını sürdüreceğini belirten Ebu Rudeyne, Filistin halkının varlığını ve topraklarına bağlılığını savunmaya devam edeceklerini kaydetti.</p><p>Ebu Rudeyne, Filistin yönetiminin, başta Mahmud Abbas olmak üzere, İsrail işgalinin tüm biçimleriyle sona erdirilmesi ve 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan, tam egemenliğe sahip bağımsız Filistin Devleti'nin kurulması hedefi doğrultusunda siyasi, diplomatik ve hukuki mücadelesini sürdüreceğini belirtti.</p><p>Sözcü Ebu Rudeyne, Kudüs işgal altında olduğu sürece barış ve güvenliğin tehdit altında kalacağını ifade etti.</p><p>ABD, BM Genel Kuruluna hitap etmesi beklenen Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın yanı sıra BM Genel Kurulu için ABD'ye seyahat etmesi beklenen Filistinli yetkililerin vize başvurularını reddetmişti.</p><p>Bunun üzerine BM Genel Kurulunda yapılan oylamada Abbas'ın Genel Kurul'a video yoluyla hitap etmesini öngören karar 3'e karşı 152 oyla kabul edilmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/filistin-halkimizin-sesin-495_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292507</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/israilde-savunma-bakanligina-talip-olan-ben-gvir-gazzelileri-surme-planini-secim-vaadi-ola-292507</link>
      <pubDate>2026-09-23T14:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İsrail'de Savunma Bakanlığına talip olan Ben-Gvir, Gazzelileri sürme planını seçim vaadi olarak ilan etti]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İsrail'de aşırı sağcı Yahudi Gücü partisinin lideri ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Gazze Şeridi ve işgal altındaki Batı Şeria'daki Filistinlileri yurtlarından sürme planını partisinin seçim vaadi olarak ilan etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İsrail'de Savunma Bakanlığına talip olan Ben-Gvir, Gazzelileri sürme planını seçim vaadi olarak ilan etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>The Times of Israel'in haberine göre, 27 Ekim seçimleri öncesinde Kudüs'te düzenlediği basın toplantısıyla partisinin hükümet programını kamuoyuna duyuran Ben Gvir, kendisi için Savunma Bakanlığını, partinin iki numaralı ismi Tally Gotliv için ise Adalet Bakanlığını şart koştu.</p><p>Ben Gvir'in seçim vaatleri arasında Filistinlileri Gazze Şeridi ve Batı Şeria'yı terk etmeye "teşvik etme" adı altında etnik temizliğe tabi tutma, başsavcıyı derhal görevden alma, ordu üzerindeki hukuki kısıtlamaları gevşetme ve yargı bağımsızlığını kökten zayıflatma planları yer aldı.</p><p>Habere göre, Ben Gvir askeri güç kullanımındaki kısıtlamaların kaldırılması ve Filistinlilerin sürgün edilmesi yönündeki hedeflerini hayata geçirmeyi amaçlarken, bu ayın başlarında Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Likud partisinden istifa ederek Yahudi Gücü'ne katılan Gotliv ise yürütmenin üzerindeki en önemli denetim mekanizmaları sayılan yüksek yargıyı ve başsavcılığı zayıflatmayı hedefliyor.</p><p>Ben Gvir'in güvenlik doktrini, Filistinlilerin sözde "gönüllü göçünün" teşvik edilmesini, Filistin yönetiminin tamamen silahsızlandırılmasını ve İsrail ordusunun, akademisyen Asa Kasher tarafından hazırlanan ve Yahudi Gücü partisi tarafından "askerin elini kolunu bağlayan aşırı liberal kurallar" olarak nitelendirilen mevcut çatışma ve "ahlak" ilkelerinin değiştirilmesini kapsıyor.</p><p>Gençlik yıllarında aşırı sağcı ve ırkçı hareketlere katıldığı gerekçesiyle askerlik yapmaya elverişsiz bulunan ve orduda hiç görev almayan Ben Gvir, ay başında yaptığı açıklamada, "gönüllü göç" kılıfıyla "etnik temizlik" planını duyurmuştu.</p><p>İsrail basını, Ben-Gvir'in "Bağı koparma 710" adını taşıyan planı kapsamında 2 milyon 200 bin kişinin yaşadığı Gazze'den ilk yıl 250 bin Filistinlinin, 3 yıl içinde 1,11 milyon kişinin ve 7 yılın sonunda 1 milyon 860 bin civarında kişinin zorla göç ettirilmesinin hedeflendiğini bildirmişti.</p><p>İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz da Filistinlilerin Gazze'den sürgün planının iptal edilmediğini, hala görüşüldüğünü ancak şu anda dondurulduğunu kaydetmişti.</p><p>Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) dışişleri bakanları, Ben-Gvir ve Katz'ın Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilerin yerinden edilmesine yönelik açıklamalarını şiddetle kınamıştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/israilde-savunma-bakanlig-573_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292506</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/cocugunuzun-gozlerini-sik-kirpmasi-ne-anlama-geliyor-292506</link>
      <pubDate>2026-09-23T14:19:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çocuğunuzun gözlerini sık kırpması ne anlama geliyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Japonya'da gerçekleştirilen bir araştırma, okul öncesi çocuklarda göz kırpma sıklığının beyin gelişimi ve bilişsel esneklikle ilişkili olabileceğini ortaya koydu. Araştırmada 113 çocuk incelendi ve göz kırpma sıklığı ile görevler arası geçiş başarısı arasında dikkat çekici bir bağ bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çocuğunuzun gözlerini sık kırpması ne anlama geliyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Japonya'da yürütülen yeni bir bilimsel araştırma, çocukların göz kırpma sıklığının beyin gelişimiyle bağlantılı olabileceğini gösterdi. Araştırmada, 35 ile 80 ay arasındaki toplam 113 okul öncesi çocuğun göz kırpma alışkanlıkları ve bilişsel esneklik düzeyleri detaylı biçimde incelendi. Araştırmacılar, çocuklara önce renge, ardından şekle göre kartları ayırmaları ve daha sonra bu kuralları değiştirmeleri gereken bir dizi oyun sundu. Deney sırasında, çocuklar göz kırpma sıklıklarının izlendiğinden habersizdi. Bulgular, göz kırpma sıklığının çocukların değişen kurallara uyum sağlama ve görevler arasında geçiş yapma becerisiyle ilişkili olabileceğine işaret etti.</p><h3>Japon bilim insanları: Göz kırpma sıklığı bilişsel esnekliği gösterebilir</h3><p>Araştırmanın sonuçları, en küçük yaş grubundaki çocukların göz kırpma sıklığının oldukça düşük olduğunu, ancak yaş ilerledikçe bireysel farklılıkların arttığını ortaya koydu. Özellikle bazı çocukların dakikada 20'den fazla göz kırptığı gözlemlendi. Daha sık göz kırpan çocukların, kurallar değiştiğinde daha hızlı ve başarılı şekilde uyum sağladığı, görevler arasında geçişte daha az hata yaptığı tespit edildi. Bu ilişki, yaş faktörü hesaba katıldığında bile geçerliliğini korudu. Bilim insanları, göz kırpma sıklığının çocukların bilişsel esneklik düzeyini yansıtabilen bir gösterge olabileceğini belirtti.</p><h3>Beyin aktivitesi ve göz kırpma arasındaki ilişki araştırıldı</h3><p>Çalışmada, fonksiyonel yakın kızılötesi spektroskopi yöntemiyle çocukların beyin aktiviteleri de ölçüldü. Özellikle sağ dorsolateral prefrontal korteksteki yüksek aktivitenin, hem sık göz kırpma hem de görevler arası geçiş başarısıyla bağlantılı olduğu belirlendi. Ancak yaş farklılıkları dikkate alındığında bu ilişkinin gücünün azaldığı gözlemlendi. Araştırmacılar, göz kırpma sıklığı ile ilgili bulguların dopaminle ilişkili nöral sistemlerin gelişimiyle bağlantılı olabileceğini öne sürdü. Fakat dopamin düzeyleri doğrudan ölçülmediği için, göz kırpma sıklığı şu anda yalnızca bazı bilişsel işlevlerin potansiyel bir dış göstergesi olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu verinin zeka değerlendirmesi ya da herhangi bir bozukluğun teşhisi için tek başına yeterli olmadığını vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/cocugunuzun-gozlerini-sik-478_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292505</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/sermaye-piyasasi-islemleri-sorusturmalarinda-20-supheli-adliyede-292505</link>
      <pubDate>2026-09-23T14:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 20 şüpheli adliyede]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında gözaltına alınan 20 şüpheli adliyeye sevk edildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 20 şüpheli adliyede]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.</p><p>Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun, Abdulkadir Özkan ile Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı ve Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ'deki (KTLEV) piyasa dolandırıcılığı kapsamında yakalanan 17 şüphelinin İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde emniyetteki işlemleri tamamlandı.</p><p>Sağlık kontrolünden geçirilen 20 şüpheli Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi.</p><p><b>SORUŞTURMA</b></p><p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temin edilmesi talep edilmişti.</p><p>Şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024 yılından bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.</p><p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yapılan soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk ile Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan gözaltına alınmıştı.</p><p>Şüpheliler Emre Tezmen ve Alper Öztürk'e ait makam odalarında polis ekiplerince arama yapılmıştı.</p><p>Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun, Abdulkadir Özkan ve Selim Dağbaşı ile Hamza Kablan da gözaltına alınmıştı.</p><p>Soruşturma kapsamında 14 kişi daha yakalanmıştı.</p><p>Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Emre Tezmen, Emre Alkin, Kerem Alkin, Alper Öztürk ve Serdar Turhan tutuklanmıştı. Soruşturma kapsamında daha önce de şüpheliler Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.</p><p>Soruşturmalar kapsamında gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/sermaye-piyasasi-islemler-796_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292504</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/sporun-ekrani-tv-dunyanin-dev-spor-karsilasmalarini-evinize-getiriyor-292504</link>
      <pubDate>2026-09-23T14:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sporun ekranı TV+ dünyanın dev spor karşılaşmalarını evinize getiriyor]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[TV+, yeni sezonda futboldan basketbola, tenisten motor sporlarına dünyanın önde gelen spor organizasyonlarını izleyiciyle buluşturuyor. Şampiyonlar Ligi, NBA, EuroLeague, LaLiga ve Serie A'yı kapsayan yayın takvimi, Türkiye'den yıldız sporcuların performanslarını da ekranlara taşıyacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sporun ekranı TV+ dünyanın dev spor karşılaşmalarını evinize getiriyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TV+, yeni sezonda S Sport,  S Sport 2, tabii spor, Eurosport 1 ve Eurosport 2 kanalları üzerinden pek çok  spor organizasyonuna ev sahipliği yapıyor. Futbolda Şampiyonlar Ligi'nden,  basketbolda NBA ve EuroLeague'e, Grand Slam tenis turnuvalarından MotoGP'ye  kadar birçok önemli organizasyon yıl boyunca TV+ ekranlarına geliyor. </p><p><b>4 ekrandan erişim, 7 güne  kadar geri al izle ve kaydet özellikleriyle sporun her anı TV+'ta</b></p><p>  TV+'ın "dört ekrandan erişim", "yedi güne kadar geri al izle" ve "kaydet izle"  gibi özellikleriyle, farklı branşlardaki heyecan her an ve her yerden takip  edilebiliyor. Bu sayede izleyiciler, Avrupa kupalarında mücadele eden  takımlarımızın karşılaşmaları veya Avrupa'nın önde gelen liglerinde forma giyen  Türk yıldızlarının maçlarının aynı saatlere denk gelmesi durumunda,  kaçırdıkları maçları daha sonra seyredebiliyor.</p><p><b>NBA ve Euroleague'de yeni  sezon başlıyor</b></p><p>Basketbolda, Fenerbahçe, Anadolu  Efes ve Beşiktaş'ın da mücadele ettiği EuroLeague'de yeni sezon 24 Eylül'de, NBA'de ise 20 Ekim'de  başlayacak. Her iki organizasyon da S Sport ve S Sport 2 üzerinden TV+'ta izlenebilecek. Türk basketbol severlerin gözü, NBA  yıldızı Alperen Şengün'ün performansında olacak.</p><p><b>Avrupa futbolunun tüm  heyecanı TV+ ekranlarına geliyor</b></p><p>Futboldaki kıyasıya rekabet  de TV+'ta yaşanacak. Avrupa kupalarında UEFA Şampiyonlar Ligi, UEFA Avrupa Ligi  ve UEFA Konferans Ligi'nin seçili karşılaşmaları  tabii spor üzerinden yayınlanıyor. Emirates FA Cup'ın seçili maçları da TV+'ın  futbol ekranında yer alıyor.</p><p>İspanya La Liga ve İtalya Serie  A karşılaşmaları ise S Sport kanallarında izleyiciyle buluşuyor. Arda Güler'in forma giydiği Real Madrid'in  yanı sıra İtalya'da, Hakan Çalhanoğlu'nun Inter, Kenan Yıldız ve Zeki Çelik'in Juventus  formasıyla vereceği mücadeleler de sezon boyu sporun ekranı TV+'ta takip edilebilecek. </p><p><b>Kortlardan yarış pistlerine  kadar sporun coşkusu tek platformda</b></p><p>TV+'ın içerik seçkisinde  basketbol ve futbolun yanı sıra UFC, MotoGP ve Voleybol Milletler Ligi de yer  alıyor. Teniste Wimbledon S Sport kanallarından; Roland Garros ile Amerika ve Avustralya  Açık Tenis Turnuvaları ise Eurosport 1 ve Eurosport 2 üzerinden sporseverlerle  buluşuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/sporun-ekrani-tv-dunyanin-754_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292503</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/meteorolojiden-art-arda-uyarilar-bu-illerde-disari-cikmayin-292503</link>
      <pubDate>2026-09-23T14:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Meteorolojiden art arda uyarılar: Bu illerde dışarı çıkmayın]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Orta ve Doğu Karadeniz bölgelerinde bu akşam saatlerinden itibaren etkili olacak gök gürültülü kuvvetli sağanak yağış konusunda vatandaşları uyardı. Sel, su baskını, heyelan ve dolu gibi olumsuzlukların yaşanabileceği belirtilen uyarıda, 10 farklı ilin etki alanında olduğu açıklandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Meteorolojiden art arda uyarılar: Bu illerde dışarı çıkmayın]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Orta ve Doğu Karadeniz'i kapsayan geniş bir coğrafyada gök gürültülü kuvvetli sağanak yağış beklentisi nedeniyle kritik bir uyarı yayımladı. Bugün akşam saatlerinden başlayarak yarın öğle saatlerine kadar aşamalı biçimde genişleyecek yağış sistemi, toplamda 10 ili doğrudan etkileyecek. Meteoroloji uzmanları, özellikle sel, su baskını ve heyelan riskine karşı vatandaşları dikkatli olmaya çağırdı.</p><p><b>SAĞANAK YAĞIŞ BU AKŞAM ÇORUM VE SAMSUN'DAN BAŞLIYOR</b></p><p>Meteoroloji Genel Müdürlüğünün paylaştığı verilere göre, gök gürültülü sağanak yağışlar ilk olarak bu akşam saatlerinde Çorum, Amasya, Tokat ve Samsun çevrelerinde kendini gösterecek. Bu dört ilde yerel düzeyde kuvvetli sağanak bekleniyor. Yağışların akşam saatlerinde ani bir şekilde başlayacak olması, özellikle şehir merkezlerinde su baskını riskini artırıyor. Dere yataklarına yakın bölgelerde yaşayan vatandaşların bu saatlerden itibaren tedbirli olması büyük önem taşıyor. Sağanak yağışa eşlik edecek gök gürültüsü ve şimşek çakmaları da bölgede etkili olacak. Meteoroloji yetkilileri, sürücülerin görüş mesafesinin düşebileceğini ve trafikte aksamalar yaşanabileceğini vurguladı.</p><p><b>YARIN GECE ORDU'DAN ARTVİN'E KADAR YAĞIŞ HATTI GENİŞLİYOR</b></p><p>Sağanak yağış sistemi bu akşamki etkisinin ardından durmayacak; yarın gecenin ilk saatlerinden itibaren doğuya doğru ilerlemeye devam edecek. Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize çevreleri ile Artvin'in kıyı kesimlerinde kuvvetli gök gürültülü sağanak bekleniyor. Bu bölgelerin coğrafi yapısı göz önüne alındığında, dik yamaçlar ve dar vadilerde heyelan tehlikesinin ciddi boyutlara ulaşabileceği değerlendiriliyor. Öğle saatlerine gelindiğinde ise yağış alanı Gümüşhane çevrelerine ve Sivas'ın kuzey kesimlerine kadar uzanacak. Böylece sağanak yağıştan etkilenecek il sayısı 10'a yükselecek. Meteoroloji uzmanları, bu denli geniş bir alanda eş zamanlı sağanak yağışın bölgesel afet riskini önemli ölçüde artırdığına dikkat çekti.</p><p><b>SEL, HEYELAN VE DOLU TEHLİKESİNE KARŞI UYARI YAPILDI</b></p><p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü, sağanak yağışların beraberinde pek çok olumsuz hava olayını getireceğini açıkça ifade etti. Ulaşımda ciddi aksamalar, ani sel ve su baskınları, heyelan, yıldırım düşmesi, yağış anında esen kuvvetli rüzgar ve yerel dolu yağışı beklenen olumsuzluklar arasında sıralandı. Özellikle Karadeniz Bölgesi'nin engebeli arazisi ve yoğun bitki örtüsü, toprak kayması riskini daha da artırıyor. Yıldırım tehlikesi nedeniyle açık alanda bulunan vatandaşların ağaç altı ve yüksek noktalardan uzak durması gerekiyor. Yerel dolu yağışının tarım alanlarına zarar verebileceği de göz ardı edilmemeli. Yetkililer, tüm bu risklere karşı vatandaşların meteorolojik uyarıları yakından takip etmesini ve gerekli önlemleri almasını istedi.</p><p>Sonuç olarak Meteoroloji Genel Müdürlüğünün bu kapsamlı sağanak uyarısı, Orta ve Doğu Karadeniz'de yaşayan milyonlarca vatandaşı doğrudan ilgilendiriyor. Çorum'dan Artvin'e uzanan geniş bir hatta etkili olacak gök gürültülü kuvvetli sağanak yağışlar, özellikle sel ve heyelan açısından ciddi tehditler barındırıyor. Vatandaşların zorunlu olmadıkça dışarı çıkmaması, dere yataklarından ve risk bölgelerinden uzak durması, AFAD ve Meteoroloji'nin anlık uyarılarını takip etmesi hayati önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/meteorolojiden-art-arda-u-849_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292502</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/bakan-kacir-turkiye-abd-onumuzdeki-donemde-kritik-teknolojilerde-isbirligimizi-daha-ileri--292502</link>
      <pubDate>2026-09-23T14:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Kacır: (Türkiye-ABD) Önümüzdeki dönemde kritik teknolojilerde işbirliğimizi daha ileri seviyelere taşıyacağız]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, gelecek dönemde kritik teknolojilerde işbirliğini daha ileri seviyelere taşıyacaklarını, veri merkezleri, yapay zeka gibi alanlarda Türkiye-Amerika ortaklığını çok daha güçlü hale getireceklerini ifade etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Kacır: (Türkiye-ABD) Önümüzdeki dönemde kritik teknolojilerde işbirliğimizi daha ileri seviyelere taşıyacağız]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu'na katılmak üzere New York'ta bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a eşlik eden Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Anadolu Aslanları İş Adamları Derneğinin (ASKON) düzenlediği 4. Türk-Amerikan İş Dünyası Buluşması'nda konuştu.</p><p>Türkiye'nin, Erdoğan'ın liderliğinde, AK Parti hükümetleri döneminde eşine az rastlanır bir başarı hikayesine imza attığını vurgulayan Kacır, bunun en önemli boyutlarından birinin ekonomik ve ticari alanda elde edilen kazanımlar olduğunu söyledi.</p><p>Kacır, Türkiye'nin, yıllık 36 milyar dolar seviyesinde olan ihracatının bugün 280 milyar doların üzerine çıktığını belirterek, teknoloji seviyesi orta yüksek ve yüksek olan ürünlerdeki ihracatın da 10 milyar dolardan 116 milyar dolara yükseldiğini kaydetti.</p><p><b>"İLK 10 SAVUNMA SANAYİ İHRACATÇISI ÜLKEDEN BİRİ OLACAĞIZ"</b></p><p>Türkiye'nin teknoloji ve AR-GE kapasitesine ilişkin bilgi veren Kacır, ülke genelinde 115 teknoparkta 13 binden fazla teknoloji girişiminin faaliyet gösterdiğini, 1700'den fazla AR-GE ve tasarım merkezi bulunduğunu ve 310 binden fazla AR-GE çalışanının görev yaptığını anlattı.</p><p>Kacır, Türkiye'nin kritik teknolojileri kendi imkanlarıyla geliştiren, üreten ve dünya pazarlarına rekabetçi şekilde sunabilen bir ülke haline geldiğini de dile getirdi.</p><p>Savunma sanayisindeki gelişmelere de değinen Kacır, Türkiye'nin dünyanın en büyük 11. savunma sanayisi ihracatçısı olduğunu belirterek, "İnşallah, az kaldı. Önümüzdeki yıl ilk 10 savunma sanayi ihracatçısı ülkeden biri olacağız." dedi.</p><p>Kacır, Türkiye'nin savunma sanayisi ihtiyacının yüzde 80'inden fazlasını yerli olarak geliştirdiği ve ürettiği sistemlerle karşıladığını, ülkenin insansız hava araçlarında (İHA) dünya lideri olduğunu, aynı anda 50'den fazla savaş gemisi üretebildiğini söyledi. Bakan Kacır, Türkiye'nin kara araçları, deniz platformları, su altı araçları, uzay ve uydu sistemleri, siber ve kuantum sistemlerde kendi teknolojilerini geliştiren, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen bir ülke olduğunu ifade etti.</p><p><b>"100 MİLYAR DOLAR HEDEFİ İÇİN ÇOK DAHA FAZLA ÇALIŞMAMIZ LAZIM"</b></p><p>Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkilere de değinen Kacır, "Son 10 yılda Türkiye-Amerika arasındaki ticaret hacmi iki misline erişti. Fakat birlikte belirlediğimiz 100 milyar dolar hedefi için çok daha fazla çalışmamız lazım." diye konuştu.</p><p>Kacır, Türkiye-ABD ilişkilerinde ticaretin yanı sıra stratejik alanların da önem taşıdığını belirterek, son dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki diyaloğun özellikle stratejik alanlarda yeni işbirliklerinin kapısının aralanmasına imkan tanıdığının altını çizdi.</p><p>İş insanlarının bu imkanı en iyi şekilde değerlendireceklerini belirten Kacır, "Önümüzdeki dönemde kritik teknolojilerde işbirliğimizi daha ileri seviyelere taşıyacak, veri merkezleri, yapay zeka gibi alanlarda Türkiye-Amerika ortaklığını çok daha güçlü hale getireceğiz." dedi.</p><p>Kacır, ABD ziyaretleri kapsamında çok sayıda iş insanıyla bir araya geldiklerine işaret ederek, Türkiye'nin yatırım, teknoloji ve AR-GE alanlarında sunduğu imkanları Amerikan iş dünyasına anlattıklarını, onları Türkiye'de yatırım ile işbirliklerine davet ettiklerini ve Türkiye'ye olan ilginin her yıl arttığını dile getirdi.</p><p><b>"TÜRKİYE, BARIŞ VE İSTİKRAR ADASI OLARAK YOLUNA GÜÇLÜ ŞEKİLDE DEVAM EDİYOR"</b></p><p>Dünyanın farklı bölgelerindeki krizler ve çatışmalara dikkati çeken Kacır, Türkiye'nin "barış ve istikrar" adası olarak yoluna güçlü şekilde devam ettiğini belirtti.</p><p>Kacır, bunda Türkiye'nin birlik ve beraberliğinin çok büyük payı olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:</p><p>"Bunda Sayın Cumhurbaşkanımızın yanında, ardında Türk milletinin sıkı bir şekilde durması ve istiklaline en güçlü şekilde sahip çıkarak istikbale hep birlikte yürüme iradesini sürdürmesinin çok büyük payı var. İnşallah bu iradeden taviz vermeksizin Türkiye'yi 'Türkiye Yüzyılı' hedeflerine hep birlikte eriştirecek, Milli Teknoloji Hamlesi'ni bugünkünden çok daha ileri düzeylere yükseltecek roketlerimizin, füzelerimizin hızını, menzilini artıracak hava savunma sistemi projelerini, Çelik Kubbe'yi mutlaka tamamlayacak, hiç kimsenin aklının ucundan dahi Türk milletine zarar vermeyi geçiremeyeceği bir caydırıcılık seviyesine Allah'ın izniyle ulaşacağız."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/bakan-kacir-turkiye-abd-o-733_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292501</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/siber-suclara-yonelik-36-ilde-duzenlenen-operasyonlarda-444-supheli-tutuklandi-292501</link>
      <pubDate>2026-09-23T13:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Siber suçlara yönelik 36 ilde düzenlenen operasyonlarda 444 şüpheli tutuklandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı, siber suçlarla mücadele kapsamında son 5 günde polis ekiplerince 36 ilde düzenlenen operasyonlarda yakalanan 826 şüpheliden 444'ünün tutuklandığını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Siber suçlara yönelik 36 ilde düzenlenen operasyonlarda 444 şüpheli tutuklandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve cumhuriyet başsavcılıkları koordinesinde, il emniyet müdürlükleri siber suçlarla mücadele şubelerince son 5 günde 36 ilde operasyonlar düzenlendi.</p><p>Yasa dışı bahis, çevrim içi çocuk müstehcenliği ve tacizi, nitelikli dolandırıcılık ile suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarına yönelik operasyonlarda 826 şüpheli yakalandı.</p><p>Şüphelilerin yasa dışı bahis ve kumar oynattıkları, yasa dışı bahis sitelerinde para nakline aracılık ettikleri, bu sitelerin reklamını yaptıkları, vatandaşların mobil bankacılık ve oyun hesaplarına yetkisiz erişim sağladıkları, çocuklara ait müstehcen görüntüler bulundurdukları ve sosyal medya platformları üzerinden dolandırıcılık yaptıkları tespit edildi.</p><p>Şüphelilerden 444'ü tutuklandı, 254'ü hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğer şüphelilerin işlemleri ise sürüyor.</p><p>Siber suçlarla mücadelenin ülke genelinde kararlılıkla sürdürüldüğü belirtilen </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/siber-suclara-yonelik-36--305_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292500</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/ecb-yeni-avro-banknotlari-2030da-tedavule-girecek-292500</link>
      <pubDate>2026-09-23T13:53:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ECB: Yeni avro banknotları 2030'da tedavüle girecek]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Avrupa Merkez Bankası (ECB), yeni avro banknotlarının tasarım çalışmalarının sürdüğünü ve yeni serinin 2030'lu yılların başından itibaren kademeli olarak tedavüle sokulacağını duyurdu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ECB: Yeni avro banknotları 2030'da tedavüle girecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Merkez Bankası (ECB) tarafından yapılan açıklamada, bankanın nihai tasarım konseptine ilişkin kararını bu yılın sonuna kadar vermesinin beklendiği belirtildi.</p><p>Nihai tasarım belirlenirken, 23 Temmuz - 21 Eylül 2026 tarihleri arasında düzenlenen ve yaklaşık 10 milyon kişinin katıldığı halk anketinin sonuçları dikkate alınacak.</p><p>Ankete katılanların üçte ikisini 35 yaş altı nüfus oluşturdu.</p><p>ECB Başkanı Christine Lagarde, konuya ilişkin değerlendirmesinde, "Bu olağanüstü katılım, Avrupalıların gelecekte kullanacakları banknotlara duyduğu ilgiyi gösteriyor." ifadesini kullandı.</p><p>Tasarım için "Avrupa Kültürü" ile "Nehirler ve Kuşlar" olmak üzere iki ana tema altında 10 farklı öneri oylandı.</p><p>"Avrupa Kültürü" temasında Ludwig van Beethoven ve Marie Curie gibi isimler öne çıkarken, "Nehirler ve Kuşlar" temasında ise doğa ekosistemi ile AB kurumları işleniyor.</p><p>Yeni nesil avro banknotları, sahteciliği zorlaştıracak gelişmiş güvenlik özellikleriyle donatılacak.</p><p>Üretimde çevreye verilen zararın azaltılması, banknot ömrünün uzatılması ve görme engelliler için erişilebilirliğin artırılması hedefleniyor.</p><p>Mevcut avro banknotları, yeni serilerle birlikte geçerliliğini koruyacak. Avro, günümüzde 21 AB ülkesinde yaklaşık 358 milyon kişi tarafından ortak para birimi olarak kullanılıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/ecb-yeni-avro-banknotlari-120_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292499</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/kuresel-ticaretin-kalbi-istanbulda-atiyor-21-uluslararasi-musiad-expo-kapilarini-acti-292499</link>
      <pubDate>2026-09-23T13:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Küresel ticaretin kalbi İstanbul'da atıyor: 21. Uluslararası MÜSİAD EXPO kapılarını açtı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[114 ülkeden 50 bini aşkın profesyonel ziyaretçiyi ve 70'ten fazla ülkeden 400'ün üzerinde uluslararası alım heyetini Türk sanayisiyle buluşturan 21. MÜSİAD EXPO; MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir'in ev sahipliğinde, Ticaret Bakan Yardımcısı Ö. Volkan Ağar ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın teşrifleriyle İstanbul Fuar Merkezi'nde başladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Küresel ticaretin kalbi İstanbul'da atıyor: 21. Uluslararası MÜSİAD EXPO kapılarını açtı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Müstakil Sanayici ve İşadamları  Derneği (MÜSİAD) tarafından organize edilen, Türkiye'nin en kapsamlı karma  ticaret buluşması MÜSİAD EXPO 2026 Uluslararası Ticaret Fuarı, İstanbul  Fuar Merkezi'nde (İFM) düzenlenen resmi törenle kapılarını açtı.</p><p class="MsoNormal">25 bin metrekareyi aşkın  alanda, yerli ve yabancı 370 firmanın katılımıyla gerçekleşen  organizasyon; inşaat ve yapı malzemelerinden makineye, enerjiden  otomotive, gıdadan sağlığa kadar stratejik sektörlerin öncü üreticilerini  uluslararası alıcılarla aynı çatı altında bir araya getiriyor. 23&#8211;26 Eylül  2026 tarihleri arasında devam edecek fuar; ikili iş görüşmeleri  (B2B), "Yapay Zekâ" temalı 29. Uluslararası İş Forumu (IBF)  ve ticari diplomasi panelleriyle Türkiye'nin ihracat vizyonuna somut katkı  sağlamayı hedefliyor.</p><p class="MsoNormal"><b>MÜSİAD  GENEL BAŞKANI BURHAN ÖZDEMİR: TÜRKİYE İÇİN YENİ BİR ÜRETİM SEFERBERLİĞİNİ  KONUŞMAMIZ GEREKİYOR</b></p><p class="MsoNormal">Törenin açılış konuşmasını  gerçekleştiren MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, dünya ekonomisindeki  dönüşüm sürecine dikkat çekerek sanayi ve üretim odaklı yeni yol haritasını  paylaştı. Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda 70'ten fazla ülkeden gelen 400'ün  üzerinde nitelikli alım heyetini doğrudan üreticilerle buluşturduklarını  vurgulayan Özdemir, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p class="MsoNormal"><i>"Temennimiz, fuar süresince  gerçekleşecek görüşmelerin yalnızca kartvizit değişimiyle sınırlı kalmaması;  yeni ortaklıklara, kalıcı ihracat kanallarına ve uzun vadeli iş birliklerine  dönüşmesidir. Bugün Türkiye için yeni fabrikalar kuracak cesaretimiz kadar,  mevcut tesislerimizi tam kapasite çalıştıracak akla, koordinasyona ve  kararlılığa da ihtiyacımız var.</i></p><p class="MsoNormal"><i>Bu doğrultuda Türkiye için yeni bir  üretim seferberliğini başlatmamız gerektiğine inanıyoruz. Bu seferberliğin üç  temel ayağı; 'üretim kapasitesini korumak, teknolojik dönüşümle verimliliği  artırmak ve üreticilerimizi yeni pazarlarla buluşturmak' olmalıdır. Kamu, özel  sektör, finans kuruluşları, üniversiteler ve sivil toplum bu hedef etrafında  güçlü bir koordinasyon zemini oluşturmalıdır. MÜSİAD olarak 36 yıllık kurum  müktesebatımızı, yaygın teşkilat ağımızı, sektör kurullarımızı ve ticari  diplomasi kapasitemizi ülkemizin kalkınma hedeflerinin hizmetine sunmaya  hazırız."</i></p><p class="MsoNormal">Özdemir ayrıca fuarla eş zamanlı  düzenlenen 29. Uluslararası İş Forumu'nda (IBF) bu yıl yapay zekânın üretim ve  ticaret ekosistemine entegrasyonunu ele alacaklarını; önümüzdeki dönemde ise  Afrika, Orta Doğu ve Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere dost coğrafyalarda  düzenleyecekleri butik fuarlarla Türk ürünlerinin sahadaki pazar gücünü  artırmaya odaklanacaklarını belirtti.</p><p class="MsoNormal"><b>TİCARET  BAKAN YARDIMCISI Ö. VOLKAN AĞAR: CUMHURİYET TARİHİMİZİN EN YÜKSEK İHRACAT  SEVİYESİNDEYİZ</b></p><p class="MsoNormal">MÜSİAD EXPO'nun Türk sanayisinin  küresel ölçekteki vitrini olduğunu belirten Ticaret Bakan Yardımcısı Ö. Volkan  Ağar, Türkiye ekonomisinin 2026 yılı ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 ile kesintisiz  büyüme performansını sürdürdüğünü ve bu büyümenin 0,6 puanının net mal ve  hizmet ihracatından kaynaklandığını dile getirdi.</p><p class="MsoNormal">İhracatta ulaşılan tarihi rekorlara  dikkat çeken Ağar, şunları kaydetti:</p><p class="MsoNormal"><i>"2026 yılı Ocak-Ağustos  döneminde ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 artışla 185 milyar  dolara yükseldi. Ağustos ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatımız ise 280  milyar 300 milyon dolarla Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştı.  Böylelikle son 40 ayın 29'unda aylık ihracat artışı yaşanırken, 22 ayda rekor  tazeledik.</i></p><p class="MsoNormal"><i>21. MÜSİAD EXPO; yerli ve yabancı  370 katılımcısı, 114 ülkeden 8 bini yabancı olmak üzere toplamda 50 bin kişilik  ziyaretçi potansiyeliyle bu kazanımları pekiştirecektir. Ticaret Bakanlığı  olarak ihracatçılarımızın sahada daha rekabetçi olmasını sağlayacak destek  mekanizmalarıyla üreticimizin yanında durmayı sürdüreceğiz."</i></p><p class="MsoNormal"><b>CUMHURBAŞKANI  YARDIMCISI CEVDET YILMAZ: 2029 İHRACAT HEDEFİMİZ 450 MİLYAR DOLAR</b></p><p class="MsoNormal">Açılış töreninde konuşan  Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel gerilimlere, tedarik  zincirlerindeki kırılmalara ve artan korumacılık eğilimlerine rağmen Türkiye  ekonomisinin üretim gücü ve ihracat dinamiğiyle pozitif ayrıştığını kaydetti.</p><p class="MsoNormal">Ekonominin genel görünümünü ve  sanayiciye sunulacak finansman adımlarını aktaran Yılmaz, konuşmasında şu  ifadeleri kullandı:</p><p class="MsoNormal"><i>"2002 yılında 239 milyar dolar  olan milli gelirimiz 2025'te 1,6 trilyon doları aşmış, 2026 yılı ilk yarısı  itibarıyla da yıllıklandırılmış olarak 1,7 trilyon dolar sınırını geride  bırakmıştır. Benzer şekilde 2002'de 3 bin 616 dolar olan kişi başına düşen  GSYH, 2025 yılı itibarıyla 18 bin 103 dolara yükselmiştir. 2002'de 36,1 milyar  dolar olan mal ihracatımız 2025'te 273,2 milyar dolara, 2026 yılı Ağustos ayı  itibarıyla ise yıllıklandırılmış olarak 280 milyar doların üzerine çıkmıştır.  Hizmetler ihracatımız ise 14 milyar dolardan 125 milyar dolara yükselmiştir.</i></p><p class="MsoNormal"><i>Politikalarımız doğrultusunda OVP  döneminin sonunda (2029), şu an 400 milyar doları aşan mal ve hizmet  ihracatımızı 450 milyar dolara taşımayı hedefliyoruz. İmalat Sanayii Finansman  Desteği Programı kapsamında 250 milyar liralık ilave kredi sağlarken;  orta-yüksek ve yüksek teknoloji odaklı yatırımlar için 3 yıllık süreçte 750  milyar liralık YTAK kredi imkânını üreticilerimizin istifadesine  sunuyoruz."</i></p><p class="MsoNormal">Kalkınma Yolu, Orta Koridor,  Zengezur Koridoru ve Hicaz hattına dönük entegre lojistik projeleriyle  Türkiye'nin bölgesel bir ticaret üssüne dönüştüğünü belirten Yılmaz;  uluslararası yatırımcılara öngörülebilir, şeffaf ve güvenli bir iş ortamı  sunmaya kararlılıkla devam edeceklerini ifade etti.</p><p class="MsoNormal"><b>4  GÜN BOYUNCA KESİNTİSİZ B2B, TİCARİ DİPLOMASİ VE KÜRESEL AĞ</b></p><p class="MsoNormal">23&#8211;26 Eylül 2026 tarihleri arasında  İstanbul Fuar Merkezi'nde 25 bin metrekareyi aşkın alanda yerli ve yabancı  ziyaretçilerini ağırlayacak 21. MÜSİAD EXPO kapsamında hayata geçirilen başlıca  dinamikler şunlardır:</p><ul type="disc">   <li class="MsoNormal"><b>Sektörler       Arası Entegrasyon ve Çok Katmanlı Ekosistem:</b> Karma       fuar konseptinin sunduğu avantajla makine, inşaat, yapı malzemeleri,       otomotiv, enerji, gıda, tarım, sağlık ve tekstil gibi stratejik sektörler       tek çatı altında buluşuyor. Ana sanayi üreticileri ile tedarikçileri       doğrudan bir araya getiren bu çok sektörlü yapı, firmaların yalnızca kendi       alanlarında değil, çapraz sektör iş birlikleriyle yeni katma değerli       üretim modelleri ve ortaklıklar geliştirmesine imkân tanıyor.</li>   <li class="MsoNormal"><b>Nitelikli       Alım Heyetleri ve Sonuç Odaklı B2B Görüşmeleri:</b> Ticaret       Bakanlığı destekleriyle 70'ten fazla ülkeden Türkiye'ye getirilen 400'ün       üzerindeki nitelikli satın alma heyeti, fuar boyunca önceden planlanmış       B2B (ikili iş görüşmeleri) masalarında Türk üreticileriyle bir araya       geliyor. Yalnızca kartvizit alışverişinin ötesine geçen bu hedef odaklı       görüşmelerin, fuar sonrasında devreye alınacak koordinasyon ve takip       mekanizmalarıyla somut ihracat sözleşmelerine ve kalıcı tedarik       anlaşmalarına dönüştürülmesi hedefleniyor.</li>   <li class="MsoNormal"><b>29.       Uluslararası İş Forumu (IBF) ve Küresel Vizyon:</b> Fuarla       eş zamanlı olarak icra edilen 29. Uluslararası İş Forumu (IBF)       oturumlarında, bu yılın ana odak noktası olan yapay zekânın üretim       ekosistemlerine entegrasyonu, dijitalleşme, sanayide yeşil dönüşüm ve       küresel tedarik zincirlerinin geleceği masaya yatırılıyor. Farklı       coğrafyalardan bakanlar, diplomatlar, akademisyenler ve iş dünyası       liderleri; küresel ticaretteki yeni trendleri ve bölgesel iş birliği       stratejilerini paylaşıyor.</li>   <li class="MsoNormal"><b>Ticari       Diplomasi ve Yeni Pazar Koridorları:</b> Fuar       süresince MÜSİAD'ın yurt içi ve yurt dışı yaygın teşkilat ağı,       büyükelçiler, ticaret müşavirleri ve yabancı misyon temsilcileri aktif bir       ticari diplomasi yürütüyor. Afrika, Orta Doğu, Balkanlar ve Türk Cumhuriyetleri       başta olmak üzere dost coğrafyalardan gelen heyetlerle Kalkınma Yolu ve       Orta Koridor gibi stratejik ticaret hatları üzerindeki yeni iş ve yatırım       fırsatları doğrudan değerlendiriliyor.</li>  </ul>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/musiad-expo-2026-uluslara-592_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292498</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ankara-buyuksehir-belediye-baskani-mansur-yavas-chpden-istifa-etti-siyasi-yoluma-bagimsiz--292498</link>
      <pubDate>2026-09-23T13:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş CHP'den istifa etti: Siyasi yoluma bağımsız devam edeceğim]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Son dakika haberi... Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa etti. Mansur Yavaş, "Siyasi yoluma bağımsız olarak devam ettiğimi kamuoyunun takdirine sunuyorum." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş CHP'den istifa etti: Siyasi yoluma bağımsız devam edeceğim]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son dakika haberi... Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa etti.</p><p>CHP'li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş partisinden istifa ettiğini sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile duyurdu. </p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/videos/video5-23092026927a79ef.mp4" type="video/mp4"></video><p>Mansur Yavaş, "Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılıyor, siyasi yoluma bağımsız olarak devam ettiğimi kamuoyunun takdirine sunuyorum." dedi.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/gundem/mansur-yavastan-sonra-chpde-istifalar-art-arda-geldi-292522" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/mansur-yavastan-sonra-chp-360_2-41.jpg"/></div><h3>CHP'de istifalar art arda geldi</h3></a><p class=""><b>Mansur Yavaş, sosyal medya açıklamasında şu ifadelere yer verdi: </b></p><p>Sevgili Hemşehrilerim,</p><p>Siyasette bazı kararlar vardır; öfkeyle alınmaz, kırgınlıkla açıklanmaz. Uzun uzun düşünülür, vicdanla tartılır, sorumluluğu üstlenilir ve sonunda Türk milletinin huzurunda açıkça ifade edilir.</p><p>Bugün aldığım karar da böyle bir karardır.</p><p>19 Mart'la başlayan ve sonrasında mutlak butlan tartışmaları da dahil olmak üzere pek çok hukuki ve siyasi tartışmayla devam eden süreç, Türkiye'de siyaseti hepimizin üzülerek takip ettiği bir noktaya getirmiştir.</p><p>Bu süreç boyunca ne düşündüğümü, neye itiraz ettiğimi ve nasıl bir yol önerdiğimi açıkça ifade ettim. Bugün bunları uzun uzun tekrar etmeyeceğim. Dün ne söylediysem bugün de aynı noktadayım. Düşüncelerimde değişen bir şey yok.</p><p>Ancak bazı hususların altını çizmek zorundayım.</p><p>Benim partililikten anladığım; taşıdığınız kimliğin hakkını vermek, size güvenen insanların başını öne eğdirmemek, temsil ettiğiniz siyasi yapıya millet nezdinde itibar kazandırmak ve aldığınız sorumluluğu layıkıyla yerine getirmektir.</p><p>Ben bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi'ni küçük düşürecek, ona oy veren insanların mahcup olmasına neden olacak hiçbir davranışın içinde olmadım.</p><p>Tam tersine; Ankara'da belediyeciliğin ayrım yapmadan, şeffaf, hesap verebilir ve halkın parasını yine halk için kullanarak nasıl yapılabileceğini göstermeye çalıştık.</p><p>Bunu yalnızca ben söylemiyorum.</p><p>Ankara'da bize verilen büyük destek, Türkiye genelinde yapılan kamuoyu araştırmaları ve farklı siyasi görüşlerden vatandaşlarımızın ortaya koyduğu teveccüh bunun en açık göstergesidir.</p><p>Eğer Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı olarak seçilmişsem; görev yaptığım süre boyunca partimin adına leke getirmemiş, Türkiye çapında örnek gösterilen işlere imza atmış ve bana oy veren insanların göğsünü kabartmışsam, temsil sorumluluğumu yerine getirdiğime inanıyorum.</p><p>Üzerime düşen sorumluluğu dün de taşıdım, bugün de taşıyorum.</p><p>Kendimi hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmedim. Böyle bir iddiayı hadsizlik sayarım.</p><p>Ancak belediye başkanlığı görevimin bana öğrettiği çok önemli bir gerçek vardır:</p><p>Siyasetin tavanında birlik sağlanamadığında, millet isterse tabanda o birliği sağlayabilir.</p><p>Biz bunu Ankara'da başardık.</p><p>Farklı siyasi görüşlerden milyonlarca insan aynı iradenin etrafında buluştu. Kimseye nereden geldiğini, hangi partiye oy verdiğini sormadık. Hiç kimseyi siyasi kimliği nedeniyle diğerinden ayırmadık.</p><p>Çünkü bizim için herkes eşittir.</p><p>Her zaman şunu söyledim:</p><p>Türkiye'de demokratik yollarla bir iktidar değişikliği olacaksa, bunun yolu muhalefetin birbirini tüketmesinden değil; ortak ilkelerde yan yana gelebilmesinden geçmektedir.</p><p>Bu nedenle aylardır yaşanan tartışmaların, özellikle de mutlak butlan üzerinden yürütülen sürecin Cumhuriyet Halk Partisi'nde derin bir ayrışmaya yol açabileceğini ve bunun yalnızca CHP'ye değil, Türkiye'de demokratik siyaset umuduna zarar vereceğini defalarca ifade ettim.</p><p>Daha önce, parti içinde şahsımla veya izlediğim tutumla ilgili bir rahatsızlık varsa bunun gereğini yapacağımı söylemiştim. </p><p>Ve bugün yapılan bazı açıklamalar nedeniyle;  Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılıyor, siyasi yoluma bağımsız olarak devam ettiğimi kamuoyunun takdirine sunuyorum.</p><p>Ben dün beraber yürüdüğüm hiçbir arkadaşımı bugün siyasi tercihi nedeniyle yok saymayacağım.</p><p>Üç dönem CHP çatısı altında birlikte seçime girdiğim, mücadele ettiğim, seçim çalışmalarında yanımda duran, bana inanan, emeğini ve gönlünü ortaya koyan herkese ömrüm boyunca teşekkür borçlu olacağım.</p><p>Bir başka konuda da tavrım son derece açıktır.</p><p>Vatandaşlarımızın siyasete ve siyasetçiye güveni çok yara aldı. Bunun sorumluluğunu seçmende değil, kendimizde aramak zorundayız.</p><p>İnsanlar sandığa giderken yalnızca bir isme değil, bir siyasi iradeye de oy verir.</p><p>Bu nedenle seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum.</p><p>Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/23/ankara-bb-baskani-mansur--106_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>