<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279705</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/magazin/tipki-babasi-tolga-saritasin-oglu-ali-ilk-kez-kamera-karsisina-cikti-279705</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Tıpkı babası... Tolga Sarıtaş'ın oğlu Ali ilk kez kamera karşısına çıktı!]]></title>
      <category><![CDATA[Magazin]]></category>
      <description><![CDATA[Teşkilat dizisinin yıldızı Tolga Sarıtaş oğlu Ali ile ilk kez kamera karşısına geçti. Engin Akyürek'in kitabı için düzenlenen imza gününde kamera karşısına çıkan Ali Sarıtaş, babasına olan benzerliğiyle dikkat çekti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Tıpkı babası... Tolga Sarıtaş'ın oğlu Ali ilk kez kamera karşısına çıktı!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="">Teşkilat dizisinde iki sezondur başrolde rol alan ve dizisi, geçtiğimiz hafta sezon finaline giden oyuncu Tolga Sarıtaş, tatil sezonuna giriş yaptı. Yeni sezonda da Teşkilat dizisiyle ekranda olmaya hazırlanan oyuncu, işi dışında gündemde neredeyse hiç yer almıyor. Ailesiyle birlikte gözlerden uzak bir hayat sürdüren ve bir oğlu olan Tolga Sarıtaş, Ali adını verdiği oğlunu da kameralardan uzakta büyütüyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/16/teskilat-16052026561c0cdb.jpg"/><p>Son olarak, oyuncu arkadaşı Engin Akyürek'in yeni kitabı için düzenlediği imza gününe katılan Tolga Sarıtaş, burada oğlu Ali'yle birlikte ilk kez kamera karşısına geçti. Ali, babası Tolga Sarıtaş'a olan benzerliğiyle dikkat çekti.</p><h2>İşte Tolga Sarıtaş'ın gözlerden uzak büyüttüğü oğlu Ali Sarıtaş!</h2><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/tolgasaritas-150620263975cb74.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/tipki-babasi-tolga-sarita-767_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279704</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-guler-ankara-havalimani-stratejik-ihtiyaclara-cevap-verecek-onemli-bir-kazanim-279704</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Güler: Ankara Havalimanı stratejik ihtiyaçlara cevap verecek önemli bir kazanım]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, geliştirilen altyapısı ve tesisleriyle, yenilenen pisti ve inşa edilen devlet konuk eviyle Ankara Havalimanı'nın, pek çok noktada stratejik ihtiyaçlara cevap verecek önemli bir kazanım olduğunu ifade etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Güler: Ankara Havalimanı stratejik ihtiyaçlara cevap verecek önemli bir kazanım]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Ankara Havalimanı ve Bağlantı Yolları Açılış Töreni"ninde yaptığı konuşmada, Etimesgut Askeri Havalimanı'nda hizmete alınacak yatırımların ülkeye ve silahlı kuvvetlere hayırlı olmasını diledi.</p><p>Ulaştırma ve altyapıların, ekonomik kalkınmanın bir göstergesi olduğunu belirten Güler, bunun aynı zamanda milli güvenliğin, stratejik hareket kabiliyetinin ve kriz dönemlerinde hızlı reaksiyon alabilmenin de temel unsurlarından birisi olduğunu söyledi.</p><p>Son yıllarda ulaştırma ve altyapı alanında gerçekleştirilen yatırımların, Türkiye'nin gelişim ve kalkınmasına önemli katkılar sağladığını vurgulayan Güler, şunları kaydetti:</p><p>"Etimesgut Askeri Havalimanı'ndaki yenileme çalışmalarıyla bağlantı yollarının yapılması da bu vizyonun kıymetli bir örneğini teşkil etmektedir. Geliştirilen altyapısı ve tesisleri, yenilenen pisti ve inşa edilen devlet konuk eviyle bu havalimanımız, kahraman Hava Kuvvetlerimizin hareket ve ulaşım kabiliyetlerini artırırken aynı zamanda pek çok noktada stratejik ihtiyaçlarımıza cevap verecek önemli bir kazanım olmuştur. Hava Lojistik Komutanlığımıza bağlı 11. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığımıza da ev sahipliği yapan havalimanının, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne ve yapımı devam eden Ay Yıldız Karargahımıza yakın konumu da stratejik önemini daha da artırmaktadır."</p><p><strong>"KARARLILIKLA ÇALIŞMALARIMIZA DEVAM EDİYORUZ"</strong></p><p>Bakan Güler, NATO zirvesi sürecinde de havalimanının hükümet başkanları ve diplomatik heyetlerin güvenli, hızlı ve etkin şekilde intikallerinde önemli bir rol üstleneceğine inandığını dile getirdi.</p><p>Türkiye'nin etkin diplomasisi, güçlü ekonomisi, her geçen gün gelişen yerli ve milli savunma sanayisi ve caydırıcı askeri kapasitesiyle bölgesinde istikrar ile güvenliğin merkezi olduğunu belirten Güler, "Ülkemizin bu güzide konumunu korumak ve daha da üst seviyelere taşımak için Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda büyük bir azim ve kararlılıkla çalışmalarımıza devam ediyoruz." diye konuştu.</p><p>Güler, projenin hayata geçirilmesinde emeği olan herkese teşekkür etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/bakan-guler-ankara-havali-575_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279703</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/bilgi/melisa-otu-ile-ciltte-genclesme-ve-sagliga-dogal-dokunus-279703</link>
      <pubDate>2026-06-14T15:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Melisa otu ile ciltte gençleşme ve sağlığa doğal dokunuş]]></title>
      <category><![CDATA[Bilgi]]></category>
      <description><![CDATA[Melisa otu, halk arasında oğulotu olarak da bilinir ve son dönemde cilt bakımı ile sağlık alanında büyük ilgi görüyor. Uzmanlar, melisa otunun hem cilt gençleştirmede hem de çeşitli sağlık sorunlarında etkili sonuçlar sunduğunu vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Melisa otu ile ciltte gençleşme ve sağlığa doğal dokunuş]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk havaların etkisiyle artan cilt kuruluğu ve çatlakları, doğal yöntemlerle çözmek isteyenler için melisa otu öne çıkıyor. Oğulotu adıyla da bilinen bu bitki, hem cilt bakımında hem de genel sağlıkta sunduğu faydalar sayesinde son günlerde yoğun ilgi görüyor. Melisa otundan hazırlanan kürler, cildi güzelleştirip kırışıklıkların azalmasına yardımcı olurken, düzenli kullanımda romatizma, spazm, mide ve migren ağrılarını hafifletiyor. Ayrıca melisa otu, uyku düzenini sağlamaya destek oluyor ve çeşitli sağlık sorunlarında doğal bir alternatif sunuyor.</p><h3>MELİSA OTU İLE CİLT GENÇLEŞİYOR VE KIRIŞIKLIKLAR AZALIYOR</h3><p>Melisa otundan elde edilen tonik, cildin genç ve gergin görünmesine katkı sağlıyor. Hazırlanışı oldukça pratik olan bu tonik için bir tas kaynamış suya bir avuç melisa otu ekleniyor ve yaklaşık 10 dakika boyunca yüz buhara tutuluyor. Ardından, melisa ile hazırlanan tonik ile yüz yıkanıyor. Tonik yapmak isteyenler ise bir su bardağı kaynar suya bir çorba kaşığı melisa ekleyip, üstü kapalı şekilde kısık ateşte 5 dakika bekletiyor. Demlendikten sonra süzülen bu karışım, her cilt tipine uygun olup kırışıklıkları azaltmasının yanı sıra yaşlanma etkilerini de geciktiriyor. Melisa otu, ciltteki elastikiyeti artırarak daha sağlıklı ve parlak bir görünüm kazandırıyor.</p><h3>MELİSA OTU İLE SAĞLIK SORUNLARINA DOĞAL ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</h3><p>Melisa otunun faydaları yalnızca ciltle sınırlı kalmıyor. Bu bitki, romatizma ve spazm şikayetlerinde etkili bir rahatlama sağlıyor. Hazım sorunları yaşayanlar için de melisa otu önemli bir destek sunuyor. Sinir sistemini yatıştırıcı etkisiyle bilinen melisa, içerdiği citrale ve citronellal maddeleri sayesinde stres ve gerginliği azaltıyor. Ayrıca melisa otundan hazırlanan çay, baş dönmesi, regl dönemi ağrıları, migren, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında da tercih ediliyor. Günde üç kez bir çay bardağı tüketilebilen melisa çayı, vücudun genel sağlığını destekliyor. Sıcak suda kaynatılan melisa otundan elde edilen kür ise ter kokusunu önlemeye yardımcı oluyor. Ezilmiş melisa lapası ise böcek ısırıklarında anında etki gösteriyor.</p><h3>MELİSA OTU İLE UYKU DÜZENİ VE RAHAT BİR YAŞAM</h3><p>Melisa otunun sakinleştirici özellikleri, özellikle uykusuzluk sorunu yaşayanlar için önemli bir avantaj sağlıyor. Düzenli olarak tüketildiğinde, vücudun doğal uyku ritmine kavuşmasına yardımcı oluyor. Ayrıca nefes darlığı ve hazımsızlık gibi sorunlarda da melisa otu etkili bir çözüm sunuyor. Doğal içeriği sayesinde uzun vadede hem cilt sağlığını hem de genel vücut dengesini koruyan melisa otu, bitkisel tedavi yöntemleri arasında öne çıkıyor. Gerek tonik, gerekse çay formunda kullanılan melisa otu, her yaştan kişinin günlük bakım ve sağlık rutinine kolayca dahil edilebiliyor.</p><p>Sonuç olarak, melisa otu hem güzellik hem de sağlık alanında sunduğu çok yönlü faydalarla dikkat çekiyor. Doğal ve pratik uygulamalar sayesinde melisa otu, cilt gençleştirme, ağrı giderme ve uyku düzenleme gibi pek çok alanda etkili bir alternatif oluşturuyor. Uzmanlar, melisa otunun düzenli ve bilinçli kullanımının, sağlıklı bir yaşam için önemli bir destek sağlayabileceğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/melisa-otu-ile-ciltte-gen-262_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279700</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/magazin/sadece-bir-gun-once-dogum-gununu-kutladi-oyuncu-ece-irtem-vefat-etti-279700</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sadece bir gün önce doğum gününü kutladı: Oyuncu Ece İrtem vefat etti!]]></title>
      <category><![CDATA[Magazin]]></category>
      <description><![CDATA[Oyuncu Ece İrtem, geçirdiği kalp krizi nedeniyle vefat etti. Sadece dün yeni yaşını kutlayan İrtem, 35 yaşındaydı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sadece bir gün önce doğum gününü kutladı: Oyuncu Ece İrtem vefat etti!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Oyuncu Ece İrtem, geçirdiği kalp krizi nedeniyle 35 yaşında hayatını kaybetti. 14 Haziran tarihinin, İrtem'in doğum günü olduğu ortaya çıktı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/eceirtem-15062026d838647c.jpg"/><h2>ECE İRTEM KİMDİR?</h2><p>14 Haziran 1991 tarihinde dünyaya gelen Ece İrtem, Yaşar Üniversitesi Opera/Şan Bölümü'nden, 2014 yılında üçüncülük derecesiyle mezun oldu. Mezuniyetinin ardından oyunculuğa yönelen Ece İrtem, Sadri Alışık Kültür Merkezi'nde oyunculuk eğitimi aldı.</p><p>'Kaçak Gelinler' adlı diziyle ekrana merhaba diyen oyuncu Ece İrtem daha sonraki projelerinde; Şeref Sözü, Yeni Hayat, Payitaht Abdülhamid ve Kızılcık Şerbeti gibi televizyon dizileriyle seyirci karşısına çıktı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/eceirtem-15062026067f3507.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/sadece-bir-gun-once-dogum-249_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279696</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/analiz/chpde-arinma-sureci-279696</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[CHP'de "arınma" süreci]]></title>
      <category><![CDATA[Analiz]]></category>
      <description><![CDATA[CHP'de "arınma" süreci meclis grubuna sıçradı. Grup başkan vekilliği değişiklikleri sonrası parti içinde yeni bir denge arayışı başladı. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[CHP'de "arınma" süreci]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP'de arınma süreci yeni bir aşamaya geçti. Partide art arda gelen kararlar, grup yapısını ve meclis dengesini değiştirdi. </p><p>Partide bir çeşit fiili de facto iki başta bir yapı oluşmuş oldu. </p><p>Buna hiçbir tüzel kişilik izin vermez. CHP'de tedbirli ihraç ve disiplin süreciyle başlayan kriz, meclis grup başkan vekilliklerine yansıdı. Ali Mahir Başarı ve Gülkan Günaydın'ın görevleri düştü. </p><p>Türkiye Büyük Millet Meclisi kayıtlarında ünvanları kaldırıldı. </p><p>Boşalan koltuklar parti içinde yeni bir güç dengesi tartışması yarattı. </p><p>Grup başkan vekilleri milletvekillerinin oyuyla belirlenecek. </p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/video-15062026934bbd5d.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><b>"KAPALI GRUP TOPLANTISI BEKLENİYOR"</b><p></p><p>Kapalı grup toplantısı bekleniyor. Partideki süreç ise sadece meclisle sınırlı kalmadı. </p><p>Disiplin dosyaları genişlerken yeni ihraç ve görevden almalarında gündeme gelebileceği konuşuluyor. </p><p>Kulislerde ise il başkanları düzeyinde de değişikliklerin gündemde olduğu belirtiliyor. </p><p>Sürecin merkezindeki yönetim, yeni MYK ve disiplin kurulu toplantılarıyla kararları derinleştirmeye hazırlanıyor. </p><p>İhraç dosyalarının da bu hafta gündeme alınması bekleniyor. Özetle CHP'de iki cephede salı gününe kadar hangi adımların atılacağı merak ediliyor. </p><p>Öte yandan CHP grup toplantısında kimin konuşacağı sorusu daha da kritik hale geldi. </p><p>Gözler yine salı gününe çevrildi. Geçen hafta yaşanan gerginliklerin ardından grup toplantısında Kılıçdaroğlu mu, Özgür Özel mi konuşacak tartışması bu haftaya da taşındı. Anlaşılan o ki parti yine gergin bir hafta bekliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/chpde-arinma-sureci-678_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279695</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ankarada-nato-ankara-zirvesi-istihbarat-ve-dayaniklilik-ve-natonun-gorunmeyen-bagi-istihba-279695</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ankara'da "NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık" ve "NATO'nun Görünmeyen Bağı: İstihbarat" paneli düzenlendi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Milli İstihbarat Akademisi, 36. NATO Zirvesi öncesinde "NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık" ile "NATO'nun Görünmeyen Bağı: İstihbarat" başlıklı uluslararası program düzenledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ankara'da "NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık" ve "NATO'nun Görünmeyen Bağı: İstihbarat" paneli düzenlendi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara'da bir otelde düzenlenen programa, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, NATO İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Scott W. Bray, akademisyenler, büyükelçiler ve güvenlik uzmanları katıldı.</p><p>MİT Başkanı İbrahim Kalın, "NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık" isimli panelinde yaptığı konuşmada, küresel denklemin, güvenlik önlemlerinin yeniden şekillendiği, güç rekabetinin sertleştiği, tehditlerin farklı boyutlar kazanarak çeşitlendiği bir dönemden geçtiğini söyledi.</p><p>Bu süreçte Orta Doğu'dan Doğu Akdeniz'e, Karadeniz'den Avrupa güvenliğine kadar geniş bir coğrafyada yaşanan gelişmelerin, NATO'nun önemini bir kez daha ortaya koyduğunu vurgulayan Kalın, NATO'nun, bugün olduğu gibi gelecekte de uluslararası güvenlik mimarisinin en temel sütunlarından biri olmaya devam edeceğinin altını çizdi.</p><p>Değişen tehdit ortamının, İttifak'ın rolünü ve müttefiklerin de yeni şartlara uygun şekilde değerlendirilmesini zorunlu kıldığına işaret eden Kalın, "Güvenlik paradigmasının köklü biçimde değiştiği günümüzde, dönüşümü doğru okumak, yeni tehditleri zamanında kavramak ve bu tehditlere stratejik cevaplar üretebilmek kritik önemi haizdir. Bunun için dayanıklı toplumlara, güçlü kurumlara, etkili istihbarat kapasitesine, teknolojik donanıma ve ortak stratejik akla her zamankinde daha fazla ihtiyaç duyuyoruz." diye konuştu.</p><p>Kalın, NATO'nun değişen güvenlik ortamına nasıl uyum sağlayacağı ve kendisini yeni ihtiyaçlara göre nasıl dönüştüreceği sorusunun, en kritik meselelerden biri olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:</p><p>"NATO'nun kuruluş felsefesinin temelinde yer alan, güvenlik, askeri, siyasi, ekonomik, teknolojik ve toplumsal unsurların iç içe geçtiği, çok katmanlı, çok boyutlu bir yapı arz etmektedir. Sınır güvenliği ve enerji güvenliği, ekonomik istikrar ve savunma kapasitesi, siber dayanıklılık ve toplumsal huzur, yapay zeka çağının gerektirdiği bilgi güvenliği anlayışıyla devlet egemenliği birbirinden ayrılmaz unsurlardır. Bu köklü değişim, savaş ve istihbaratın doğasında da dönüşüme neden olmaktadır. Yeni gerçeklik karşısında her aktör kendine yeterli olmanın, caydırıcı etki oluşturmanın ve krizlere çözüm üretmenin yollarını aramak zorundadır. Bu noktada NATO da yalnızca caydırıcılık kapasitesinin arttırılmasıyla değil, aynı zamanda müttefik ülkelerin dayanıklılık kapasitelerini güçlendirilmesiyle de güvenlik mimarisindeki önemini muhafaza etmektedir."</p><p>Rusya-Ukrayna Savaşı'nın, yalnızca iki ülke arasında cereyan eden askeri bir çatışma olmaktan çıktığına dikkati çeken Kalın, bu savaşın geniş bir alanda küresel sonuçlar doğurduğunu söyledi.</p><p>Kalın, Orta Doğu'da yaşanan krizlerin, güvenliğin artık birbirinden kopuk alanlarda değil, birbirini tetikleyen ve ortak sonuçlar doğuran sınama alanları üzerinde gerçekleştiğini ifade etti.</p><p><strong>"ÜLKEMİZ, KRİZLERİN YÖNETİMİNE SOMUT KATKILAR SUNMAKTADIR"</strong></p><p>ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşa değinen Kalın, şunları kaydetti:</p><p>"Dün akşam ilan edilen, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında anlaşmaya varıldığına dair haber hepimiz tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Ama temkinli bir iyimserlik içerisindeyiz, zira önümüzdeki günler ve haftalar, müzakerelerde asıl konuların ele alındığı, tartışıldığı, müzakere edildiği zorlu bir süreç olacak. Biz, bu sürece katkı veren başta Pakistan, ardından Katar olmak üzere ülkemizi de dahil ederek katkı sunan tüm aktörleri tebrik ediyoruz. Bu konuda kararlılık gösteren tüm ülkeleri ve liderlerini kutluyoruz. Umarız bu adım, Orta Doğu'da kalıcı bir barışın inşa edilmesi için önemli bir merhaleyi teşkil edecek."</p><p>Kalın, İsrail'in Gazze'de başlattığı ihlal, işgal ve ilhak politikaları başta olmak üzere bölgede izlediği saldırgan tutumun tüm Orta Doğu'nun güvenliğini tehdit eder hale geldiğini söyledi.</p><p>ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın bölgesel sınırları aşarak küresel dengeyi şekillendiren mahiyet aldığına işaret eden Kalın, "Bütün bu gelişmeler karşısında ülkemiz, NATO'ya katıldığı ilk günden itibaren üzerine düşen sorumlulukları hakkıyla yerine getirmekte, İttifak'ın caydırıcılığına, doğu ve güney kanatlarının güvenliğine, Karadeniz'deki dengeye, terörle mücadele gündemine ve bölgesel krizlerin yönetimine somut katkılar sunmaktadır." diye konuştu.</p><p>Kalın, Türkiye ile NATO ilişkilerinin, Türkiye'nin NATO'ya katıldığı 1952 yılından beri hem Türkiye'nin güvenlik perspektifi hem de İttifak'ın küresel perspektifi açısından hayati bir öneme sahip olduğunu vurguladı.</p><p>Türkiye'nin NATO üyeliğinde 3 önemli dönemden geçtiğini anlatan Kalın, ilk dönemin Soğuk Savaş, ikinci dönemin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile mücadele ve üçüncü dönemin de Suriye bağlamında yaşandığını hatırlattı.</p><p><strong>"TÜRKİYE DOĞRU YERDE DURDU"</strong></p><p>Atılan kararlı adımlar, stratejik vizyon ve uzun vadeli tespitler sayesinde Suriye'nin bugün hiç kimsenin hayal edemeyeceği bir noktaya ulaştığına işaret eden Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Bugün Suriye'de bir yeniden inşa, Baas rejimi sonrası yeniden imar, yeniden güvenlik, yeniden toplumsal kucaklaşma dönemi yaşanıyor. Bunun en önemli ayaklarından bir tanesi de Suriyeli Kürtlerin yeni Suriye'ye entegrasyon süreci oluşturdu. Bize, 'DEAŞ'la mücadelede en önemli müttefikimiz olan Kürt müttefiklerimize Türkiye saldırıyor' diye eleştiri getirenler, şimdi bu entegrasyon sürecinin zeminini hazırladığımız için, 'Size teşekkür ediyoruz' diyor. Çünkü Türkiye burada da doğru yerde durdu. Suriye Kürtleri için de en doğru, en faydalı, en makul ve rasyonel formülü üretmek suretiyle Suriye'de toplumsal bütünleşmenin, entegrasyonun, kaynaşmanın zeminini oluşturdu. Şu anda Suriye'den ne Türkiye'ye ve komşularına, ne de NATO İttifakı'na yönelik en ufak bir tehdit söz konusu değil. Ama DEAŞ unsurlarıyla mücadelede biz, Suriye istihbaratıyla yoğun bir çaba içerisindeyiz."</p><p>Kalın, "Terörsüz Türkiye" sürecine de değinerek, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde başlatılan 'Terörsüz Türkiye' hedefi, yalnızca bir güvenlik politikası değil, aynı zamanda güçlü, müreffeh ve istikrarlı bir gelecek için. Terörün her türlüsünden arındırılmış bir Türkiye, demokratik kapasitesini daha da güçlendirecek, ekonomik kalkınmasını hızlandıracak ve İttifak'ın güvenliğine katkı sağlayan stratejik aktör konumunu pekiştirecektir." dedi.</p><p>İbrahim Kalın, 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi'nin, NATO'nun değişen tehdit ortamı karşısında hangi kabiliyetlerle, nasıl bir iş bölümüyle ve ne tür bir uyum anlayışıyla yoluna devam edeceği sorularına cevap aranması açısından kritik bir platform olacağının altını çizdi.</p><p>MİT Başkanı Kalın, konuşmasının ardından, NATO'nun İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Scott Bray'e Ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun 1960'ta NATO'ya armağan edilen mozaik panosunun yağlı boya resmini hediye etti.</p><p><strong>NATO İSTİHBARAT VE GÜVENLİKTEN SORUMLU GENEL SEKRETER YARDIMCISI BRAY</strong></p><p>Programda konuşan Bray, burada bulunmaktan memnuniyet duyduğunu belirterek, NATO Zirvesi'nin düzenlenmesine haftalar kaldığını söyledi.</p><p>NATO'nun en önemli yanıtının tehdit bazlı olması olduğuna dikkati çeken Bray, "Bu kilit zirvenin aynı zamanda çok önemli sonuçları beraberinde getireceğini düşünüyoruz." dedi.</p><p>Dünyanın teknoloji ve istihbarat konusunda önemli bir değişiklikten geçtiğinin altını çizen Bray, NATO Zirvesi'nde oldukça yoğun bir gündemin olacağını aktardı.</p><p>Bray, "Daha güçlü bir NATO inşa etme hedefiyle ilerleyeceğiz." diye konuştu.</p><p><strong>"TÜM TEHDİTLERİ ÖNLEMEYE ÇALIŞIYORUZ"</strong></p><p>Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarına değinen Bray, Rusya'nın birçok farklı yöntem kullanarak istikrarsızlığı hedeflediğini vurguladı.</p><p>Bray, Ukrayna'ya verilen destek konusunda çalışmaların ve müttefik ülkelere yönelik tehditlerin devam ettiğinin altını çizdi.</p><p>Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ardından ortaya çıkan risklere değinen Bray, "İttifakımız içinde aldığımız farklı önlemler var, bununla birlikte tüm tehditleri önlemeye çalışıyoruz." ifadesini kullandı.</p><p><strong>"HER GÜN NATO ŞEMSİYESİ ALTINDA GÜÇLENMEYE DEVAM EDİYORUZ"</strong></p><p>Bray, Türkiye'nin terörle mücadele konusunda tecrübeli bir ülke olduğunun ve İttifakın geri kalanına önemli katkılar sağlayabildiğinin altını çizdi.</p><p>Bu kilit zirvenin aynı zamanda çok önemli sonuçları beraberinde getireceğini düşündüklerine dikkati çeken Bray, NATO'nun en önemli yanıtının tehdit bazlı olması olduğunu aktardı.</p><p>Savunma alanında yaşanan gelişmelere değinen Bray, zirvenin en önemli konusunun belki de bu olabileceğini, savunma sanayi alanında Ankara'da çok ciddi gelişmelerin olduğunu vurguladı.</p><p>Bray, "Daha güçlü bir NATO, daha güçlü ittifaklar elde etmeye çalışıyoruz. Geleceğimizi güvence altına alabilmek için devam ediyoruz. Her gün NATO şemsiyesi altında güçlenmeye devam ediyoruz." diye konuştu.</p><p><strong>MİLLİ İSTİHBARAT AKADEMİSİ BAŞKANI KÖSE</strong></p><p>Milli İstihbarat Akademisi (MİA) Başkanı Talha Köse, yaptığı konuşmada, dünya siyaseti ve güvenlik anlayışının alışılmış kalıpların, yerleşik kabullerin ve eski reflekslerin ötesine geçen köklü bir dönüşümden geçtiğini belirtti.</p><p>Bu dönüşümün devletleri ve karar alıcıları daha derin bir stratejik muhakemeye ve farklı perspektifler geliştirmeye zorladığına işaret eden Köse, bugün güvenlik anlayışında istihbarat, dayanıklılık, teknoloji, toplumsal direnç ve ittifak dayanışmasının birbirinden ayrı başlıklar olmaktan çıktığını, bu kavramların geleneksel güvenlik dinamiklerinin tamamlayıcı unsurları haline geldiğini söyledi.</p><p>Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi'nin, NATO'nun yeni dönemde nasıl bir yönelim kazanacağının tartışılacağı önemli bir eşik olacağını ifade eden Köse, bu çerçevede Milli İstihbarat Akademisi olarak düzenledikleri programın, istihbaratın değişen rolünü ve topyekun dayanıklılığın artan önemini ele alarak Ankara Zirvesi'ne fikri zeminde katkı sunacağına inandığını kaydetti.</p><p>İçinden geçilen dönemin, "güvenliğin anlamının, araçlarının, aktörlerinin ve sınırlarının yeniden tanımlandığı bir paradigma değişimi" olarak okunması gerektiğini belirten Köse, "Teknoloji, hibrit tehditler ve bilişsel mücadele bu paradigma değişiminin merkezinde yer almaktadır. Bu da hem savaşın doğasını hem de barış zamanındaki caydırıcılık anlayışını dönüştürmektedir." diye konuştu.</p><p>Köse, yeni güvenlik çağında daha fazla platforma sahip olmanın kritik öneme sahip olmaya devam ettiğini ancak üstünlük sağlamak için tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, "Veriyi doğru işlemek, bilgiyi öngörüye dönüştürmek ve karar alma süreçlerini hızlandırmak stratejik kabiliyetler olarak gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Bu da devletleri adaptasyon kabiliyetlerini, kurumsal eşgüdümlerini, stratejik esnekliklerini ve toplumsal direnç kapasitelerini güçlendirmeye mecbur bırakmaktadır." dedi.</p><p>Türkiye'nin 2004 yılında İstanbul'da ev sahipliği yaptığı zirvede NATO'nun kolektif savunma ittifakından küresel güvenlik aktörüne dönüşümüne şahitlik edildiğini hatırlatan Köse, bu yıl Ankara Zirvesi'nde ise NATO'nun güncel iç ve dış sınamalara yönelik kendini yeniden şekillendirmesinin beklendiğini ifade etti.</p><p><strong>"TEKNOLOJİ TEMELLİ SINAMALARA CEVAP ÜRETMEK DURUMUNDA"</strong></p><p>Artık İttifak'ın konvansiyonel tehditler kadar siber, enerji ve kritik altyapı güvenliği ile teknoloji temelli sınamalara da cevap üretmek durumunda olduğunu belirten Köse, "NATO 3.0, geçmiş birikimini reddetmekten ziyade, ittifakı yeni tehdit ortamına uygun şekilde güncellemek, esnekleştirmek ve derinleştirmek anlamına gelmektedir." şeklinde konuştu.</p><p>Köse, istihbaratın bilgi toplama kadar, bilgiyi kıymetlendirme ve anlamlandırma, kritik süreçleri öngörme ve karar alıcıya stratejik yön gösterme kapasitesi olduğunu dile getirerek, istihbaratın kapsamının veri analizi, yapay zeka, siber güvenlik, açık kaynak takibi, sosyal dinamiklerin okunması ve stratejik öngörü üretimiyle birlikte düşünülmesi gerektiğini söyledi.</p><p>Bu durumun NATO üyelerinin savunma, teknoloji, akademi ve kriz yönetimi mekanizmaları arasında daha güçlü bir eşgüdümü gerekli kıldığına işaret eden Köse, istihbarat alanının hem NATO'nun yeni güvenlik ortamına adaptasyon sürecinde hem de Türkiye'nin bütünleşik güvenlik mimarisinde merkezi bir rol üstlendiğini söyledi.</p><p><strong>"BİR DÜŞÜNCE ZEMİNİ OLUŞTURACAK"</strong></p><p>Yeni güvenlik paradigmasının en temel kavramlarından birinin "topyekün dayanıklılık" olduğunu vurgulayan Köse, dayanıklılığın devletin yukarıdan aşağıya inşa ettiği bir kapasite ile mümkün olmadığını ifade etti. Köse, "Aksine dayanıklılık ve direnç aileden okula, geleneksel ve dijital medyadan üniversiteye, özel sektörden sivil topluma kadar uzanan geniş bir güvenlik kültürünün ortak sonucu olarak tabandan inşa edilmeye başlanmalıdır." dedi.</p><p>NATO Ankara Zirvesi öncesinde istihbarat ve dayanıklılık başlıklarını birlikte ele almanın İttifak'ın geleceğini doğru okumak bakımından son derece önemli olduğunu vurgulayan Köse, programın NATO'nun değişen rolüne, istihbaratın yeni mahiyetine ve dayanıklılık kavramının stratejik önemine dair ortak bir düşünce zemini oluşturacağına inandığını kaydetti.</p><p>MİA olarak bu ihtiyacın farkında olduklarını belirten Köse, istihbarat çalışmalarını, güvenlik düşüncesini ve stratejik analiz kapasitesini daha ileri taşımaya gayret ettiklerini söyledi.</p><p><strong>"NATO'NUN GÖRÜNMEYEN BAĞI: İSTİHBARAT" PANELİ</strong></p><p>Milli İstihbarat Akademisi, 36. NATO Zirvesi öncesinde "NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık" başlıklı program kapsamında "NATO'nun Görünmeyen Bağı: İstihbarat" adlı panel düzenledi.</p><p>Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse'nin moderatörlüğünü yaptığı panelde, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç, Akron Üniversitesinden Emeritus Profesör James Clyde Sperling ve Eski NATO İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı David Matthew Cattler panelist olarak katıldı.</p><p>Sperling, istihbaratın öneminin giderek arttığına dikkati çekerek, istihbaratın ne kadar çok özgürce paylaşılırsa NATO içinde daha iyi sonuç alınacağını söyledi.</p><p>İstihbaratın bir bakıma kaynak olduğunu belirten Sperling, "Yalnızca avantajı olduğu zaman paylaşılan, aynı zamanda güven duyduğunuz kişilerle paylaşılan bir kaynak aslında." dedi.</p><p>Sperling, NATO özelinde bakıldığında istihbaratın hedefe ulaşabilmek, kabiliyeti artırabilmek ve tehditlere karşı yanıt verilebilirliği artırabilmek gibi maliyetleri olduğuna işaret etti.</p><p>İstihbaratı paylaşıp paylaşmama kararının karmaşık olduğunu, birincil oyunculara bakıldığında akut ihtiyaçların karşılanması gibi bir durum olabileceğini anlatan Sperling, "İstihbaratta çok hızlı olmak, çok net olmak önemli. NATO içerisinde katmanlara bakmak önemli. Özellikle buradaki çevresel istihbarat paylaşımının çeperlerine geldiğimiz zaman, paylaşılan bilgilerin son derece önemli olduğunu söylemek lazım. Buna göre ilerlemek çok kıymetli." diye konuştu.</p><p>Sperling, NATO'nun adaptasyon ve uyum kapasitesine ilişkin soru üzerine, Almanya'nın ve Fransa'nın otonomiye önem verdiğini dile getirdi.</p><p>Bazı ülkelerin, istihbaratı özel mülkiyet olarak gördüğünü vurgulayan Sperling, "Avrupa Birliği (AB) otonomi tartışmalarını hiç bırakmıyor, bu otonomiler bilgi paylaşımına engel teşkil edebiliyor." ifadesini kullandı.</p><p>"İstihbarat, doğru öncelikleri almamıza ve kolektif bir şekilde yol belirlememize yardımcı olur"</p><p>Panelde yayınlanmak üzere video mesaj gönderen Cattler da NATO'nun istikrarının, gönüllülüğe dayanan bir girişim olduğunu ve ülkelerin neyi, nasıl paylaşacağını kendilerinin tayin ettiğini söyledi.</p><p>NATO istihbaratının, egemen ülkelerin güvende olmasını amaçladığına işaret eden Cattler, son yıllarda çok uluslu şirketlerin egemen devletler yerine karar verme gibi bir role büründüğünü aktardı.</p><p>Cattler, bu noktada istihbaratın çok önemli bir hal aldığına dikkati çekerek, NATO ittifakı içerisinde işbirliklerin artırılmasının amaçlandığının altını çizdi.</p><p>NATO'da ülkelerin ihtiyaç duyduğu yardımın sunulmaya çalışıldığını söyleyen Cattler, amacın karar ve aksiyon almayı destekleyebilmek olduğunu vurguladı.</p><p>Cattler, Rusya-Ukrayna Savaşı başlamadan önce yaşanan gerilime değinerek, "Gerilimle birlikte bir şeylerin gelmek üzere olduğunu anladık. Rusya'nın daha büyük bir şeyi hedeflediğini anlamıştık." şeklinde konuştu.</p><p>David Matthew Cattler, "İstihbarat, doğru öncelikleri almamıza ve kolektif şekilde yol belirlememize yardımcı olur. Bunlar aksiyonlarımıza yön verir." dedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/ankarada-nato-ankara-zirv-460_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279694</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/hazine-ve-maliye-bakani-simsek-sanayi-uretim-verilerini-degerlendirdi-279694</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek sanayi üretim verilerini değerlendirdi]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Bakan Şimşek, küresel ekonomideki belirsizliklere rağmen sanayi üretiminin artmasına ilişkin "Yüksek katma değerli yatırım ve üretimi teşvik eden politikalarımızla Türkiye'yi küresel üretim merkezi haline getirme çalışmalarımıza devam ediyoruz. dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek sanayi üretim verilerini değerlendirdi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, NSosyal medya hesabından, nisan ayı sanayi üretim verilerine ilişkin paylaşım yaptı.</p><p>Küresel ekonomide artan belirsizliklere ve zorlu dış koşullara rağmen, takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretiminin nisanda yıllık yüzde 6 arttığına dikkati çeken Şimşek, böylece ocak-nisan dönemindeki yıllık artışın yüzde 1,3 olarak gerçekleştiğini vurguladı.</p><p>Şimşek, bu dönemde sermaye malı üretiminin yıllık yüzde 8,2 artarken, orta-yüksek teknolojili ve yüksek teknolojili üretimdeki artışın sırasıyla yüzde 7,1 ve yüzde 14,6 olduğunun altını çizerek, "Yüksek katma değerli yatırım ve üretimi teşvik eden politikalarımızla, Türkiye'yi küresel bir üretim merkezi haline getirmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/7-150620261483a615.jpg"/><p><strong>SANAYİ ÜRETİM ENDEKSİ SON 8 AYIN EN YÜKSEK ARTIŞINI GÖSTERDİ</strong></p><p>Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden sanayi, küresel ve jeopolitik risklere rağmen vites yükseltirken, sanayi üretim endeksi de nisanda son 8 ayın en yüksek artışını elde etti.</p><p> Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlediği bilgiye göre, sanayi üretim endeksi nisanda aylık bazda yüzde 3,7, yıllık bazda yüzde 6 artış gösterdi.</p><p>Bu rakam, Ağustos 2025'ten bu yana yıllık bazda en yüksek artış oranı olarak kayıtlara geçti.</p><p>Bu artışta imalat sanayisinin etkisi dikkati çekti. Söz konusu sektörün toplam sanayi üretim endeksindeki değişime etkisi 6,1 puanı buldu.</p><p><strong>"BÜYÜME RAKAMLARINA POZİTİF YANSIYACAK"</strong></p><p>İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefer Şener, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, küresel piyasalardaki savaş tamtamları ve ticaret tarifelerine rağmen gelen bu artışın, stratejik önemde olduğuna işaret etti.</p><p>Özellikle yüksek teknoloji kaynaklı sanayi üretim endeksinin yıllık bazda yüzde 36'nın üzerine çıktığına dikkati çeken Şener, şu ifadeleri kullandı:</p><p>"Nisanda toplam sanayi üretimindeki yıllık artışın yarısını aşan kısmı, orta-yüksek ve yüksek teknolojiden kaynaklandı. Sermaye malları artışının yüzde 20'lere dayanması, sanayide yatırımların devam ettiğini gösteriyor. Trump tarifeleri ve bölgesel savaşlar gibi dış pazarları daraltan unsurlara rağmen yüksek teknolojili üretimin aylık ve yıllık bazda sürekli artması, geleceğe umutla bakmamızı sağlıyor. Bu ivme, mayıs ve haziran aylarında da sürerek ikinci çeyrek büyüme rakamlarına doğrudan pozitif yansıyacaktır."</p><p><strong>"MOTORUN SESİ YÜKSELDİ, TÜM SİLİNDİRLER AYNI RİTİMDE ÇALIŞMALI"</strong></p><p>TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi İktisat Bölümü Başkanı Prof. Dr. Talha Yalta da nisan ayı verisinin, sanayideki toparlanmanın niteliğine ilişkin "önemli bir sinyal" olduğunu söyledi.</p><p>Sanayinin ikinci çeyreğe güçlü üretim hacmiyle başladığını belirten Yalta, şu değerlendirmede bulundu:</p><p>"Sanayinin motor sesi, nisan ayında belirgin biçimde yükselmiştir. Ancak büyümenin hızı kadar kompozisyonu da dezenflasyon süreci için kritik. Bizim için en değerli büyüme, fiyatları yeniden ateşlemeden üretim kapasitesini canlı tutabilen büyümedir. Mevcut tabloda üretim hacmi güçlü artarken, PMI gibi öncü göstergelerde sipariş ve maliyet kalemlerinin daha temkinli bir seyir izlediğini görüyoruz. Bu ivmenin kalıcı bir ritme dönüşmesi için üretim artışının önümüzdeki aylarda siparişlere, ihracata ve istihdama daha fazla yansıması gerekiyor."</p><p><strong>"KISA SÜREDE DÜŞÜK TEKNOLOJİLİ SEKTÖRLERE DE YANSIYACAK"</strong></p><p>Spectrum Denetim ve Yeminli Mali Müşavirlik AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay İnci de yüksek maliyetlerin düşük teknolojili sektörler üzerinde baskı kurmaya devam ettiğini belirtti.</p><p>Yüksek teknolojili ürünlerdeki üretim artışının, Türkiye'nin geleceği adına sevindirici olduğunu ancak düşük teknolojili ürünlerde maliyet baskısı nedeniyle istenilen düzeyde hareketlilik olmadığını aktaran İnci, şunları kaydetti:</p><p>"Sanayide hızlanan çarkların, finansman maliyetlerinin zamanla gerilemesi ve finansmana erişimin kolaylaşmasıyla birlikte kısa sürede düşük teknolojili sektörlere de yansıması beklenmektedir. Ayrıca bu sektörlerde teknolojinin daha yaygın ve etkin kullanılması, üretim süreçlerindeki verimliliği artırarak rekabet gücünün güçlenmesine katkı sağlayacaktır."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/hazine-ve-maliye-bakani-s-497_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279691</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/bakan-isikhan-dijital-bagimlilik-cok-yonlu-bir-sekilde-ele-alinmasi-gereken-ciddi-bir-tehdittir-279691</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Işıkhan: Dijital bağımlılık çok yönlü bir şekilde ele alınması gereken ciddi bir tehdittir]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan "Dijital bağımlılık, aşırı sosyal medya kullanımından, illegal siteler aracılığıyla bahis oyunlarına varıncaya kadar toplumsal geleceğimiz adına çok yönlü ele alınması gereken ciddi bir tehdittir" dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Işıkhan: Dijital bağımlılık çok yönlü bir şekilde ele alınması gereken ciddi bir tehdittir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Türk Metal Sendikasınca bir otelde düzenlenen "Genç İşçiler 3. Büyük Kurultayı"na katıldı.</p><p>Küresel ölçekteki büyüme mücadelesine, her geçen gün yeni bir cephe kazandıran Türkiye'nin en büyük sermayesinin beşeri güç olduğunu belirten Işıkhan, gençlerin, ülkenin yerli ve milli kalkınma yolculuğunu aklıyla, fikriyle ve enerjisiyle omuzladığını vurguladı.</p><p>Işıkhan, metal sektöründe faaliyet gösteren, çalışan, üreten, milli kalkınmaya ivme katan sendikalı gençlerin dinamizminin hem Türkiye'nin üretim ve iş gücü potansiyelinin hem de gittikçe gençleşen sendikacılık ve sivil toplum faaliyetlerinin önemli bir yansıması olduğunu ifade etti.</p><p>Bugün gençlerin, teknoloji ve enformasyon çağının da etkisiyle, geçmişe kıyasla daha pratik, inovatif, bilinçli ve bunun doğal bir sonucu olarak daha üretken konumda olduğunu dile getiren Işıkhan, teknolojinin hızla ilerlediği ve sosyal hayatı da aynı hızla dijitalleştirdiği bir dönemden geçildiğini kaydetti.</p><p>Yapay zekadan otomasyona ve bilişimden enerji verimliliğine kadar her alanda, gençlerin varlığını ve başarılarını görmenin kendilerini gururlandırdığını vurgulayan Işıkhan, şunları paylaştı:</p><p>"Bugün, Kurultay kapsamında, teknolojinin karanlık yanına, dijital bağımlılık konusuna özellikle gençlerimizin dikkatle eğilmesi gerektiğini düşünüyorum. Sosyalleşme kavramının ihtiva ettiği özelliklerin, artık birer birer sanal dünyaya, yapay ilişkilere ve anlık keyiflere dönüşmesi, sadece toplumsal hayatı değil, aynı zamanda bireysel yaşamı da olumsuz yönde etkilemektedir. Dijital araçlara ulaşımın gittikçe kolaylaşmasıyla birlikte sanal dünyaya yüklediğimiz anlam, maalesef bizi, dijital bağımlılık riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Dijital bağımlılık, aşırı sosyal medya kullanımından, illegal siteler aracılığıyla bahis oyunlarına varıncaya kadar pek çok alt kategorisi bulunan ve toplumsal geleceğimiz adına çok yönlü bir şekilde ele alınması gereken ciddi bir tehdittir.</p><p>Dijital dünyayla fazla temasın, iş sağlığı ve güvenliğini riske attığı, iş performansını düşürdüğü ve iş kazalarına neden olduğu uzmanlarca ortaya konulan bir gerçektir. Bu tehdit bugün, ailede, iş ve sosyal hayatta ilişkileri bozmakla kalmamakta, ruhsal ve bedensel sağlık sorunları başta olmak üzere, yaşam kalitemizi düşürecek birçok olumsuzluğu da beraberinde getirmektedir. Teknoloji ve dijital araçlar, sosyal hayatın kaçış noktası veya sorumluluklarımızın acil çıkış kapısı değildir. Dolayısıyla dijital bağımlılıktan korunmanın ve gençlerimizi de bu tehlikelerden korumanın öncelikli yolu, dijital mecralara dair gerçeklik algımızı doğru yönde belirlemek ve bu alanları birer sorun çözücü bir araç olarak görmekten vazgeçmektir."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/2-15062026cb7698a4.jpg"/><p><strong>"RİSKLERİ AZAMİ ÖLÇÜDE AZALTMAK HEPİMİZİN ELİNDE"</strong></p><p>Dijital dünyayla kurulacak ilişkilerde belli sınırlar koymak ve iradenin yönetimini sanal dünyaya teslim etmekten kaçınmak gerektiğinin altını çizen Işıkhan, dijital bağımlılığın bir salgın halinde yayılmasını engelleyerek, teknolojiyi sadece hayatı kolaylaştıracak bir araca dönüştürmenin herkesin kendi elinde olduğunu söyledi.</p><p>Metal sektörünün, Türkiye'nin üretim ve ihracatında büyük payı bulunan, aynı zamanda dijitalleşmenin de en çok etkilendiği sektörlerden bir tanesi olduğuna işaret eden Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Türk Metal Sendikası, işkolunun en büyük sendikası olmanın yanı sıra üyelerinin yüzde 40'ı genç üyelerden oluşmaktadır. Türk sendikal hareketinde ilklere imza atan bir sendika olmasının yanı sıra işkolundaki gelişmelere de öncülük etmektedir. Sizlerin de emek verdiği, ekmeğini kazandığı bu sektörde dijital dönüşümü doğru yönetmek, değişimi olumlu bir gelişime çevirmek, faydalarından maksimum yararlanmak ve riskleri azami ölçüde azaltmak hepimizin elindedir."</p><p>Vedat Işıkhan, Bakanlık olarak İŞKUR aracılığıyla, özellikle kadınlara ve gençlere yönelik yürüttükleri dijital okuryazarlık ve teknolojik okuryazarlık eğitimlerinin de tam da bu noktada önemli bir işlevi yerine getirdiğini aktardı.</p><p>Işıkhan, 2026 ocak-nisan ayı içerisinde, 3 bin 797 kişinin bu eğitimlerden faydalanmasını sağladıklarını, çalışma hayatında dönüşüme yön verecek bu tür eğitim ve projelerle, sendikalar, konfederasyonlar başta olmak üzere tüm paydaşlarla işbirliği yapmaya devam edeceklerini belirtti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/3-1506202608d1725d.jpg"/><p><strong>"SİLAHIN, PARAN, GÜVENLİĞİN YOKSA, AİLEN DE YOK, FABRİKAN DA YOK"</strong></p><p>TÜRK-İŞ Başkanı Ergün Atalay ise savaşların yaşandığı bir dünyada, güvenliğin olmadığı bir bölgede diğer konuların ikincil önemde olacağına dikkati çekerek, "Silahın, paran, güvenliğin yoksa, ailen de yok, fabrikan da yok, işin de yok, iş yerin de yok." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Türkiye'de "etik yasası"na ihtiyaç olduğu dile getiren Atalay, sendikalar, siyasi partiler ve belediyelerin de bu yasaya tabi olmasını istedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/4-15062026a4657071.jpg"/><p>Atalay, "Hırsızın, terör örgütünden farkı yok. Biz işçiler, vatan hainlerini, emek hırsızlarını dışlayacağız. Giresun'da, Beypazarı'nda, Soma'da bir işveren var ki, kim bu işveren? Yerin altında işçiyi çalıştırıyor, aylardır maaşını vermiyor. Türkiye duyuyor, devletin tamamı duyuyor. Bu işverenlerin lisansı iptal edilmeli, ülke sınırlarından aldığı ihaleleri bırakarak, gitsin buradan." ifadesini kullandı.</p><p>Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Uysal Altundağ ve Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) Genel Sekreteri Fatih Ay da sendikanın çalışmalarına ilişkin konuşma yaptı.</p><p>Konuşmaların ardından Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Uysal Altundağ, Bakan Işıkhan'a plaket takdim etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/bakan-isikhan-dijital-bag-291_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279690</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/bilgi/lokman-hekimden-kizilcik-mucizesi-dogal-sifa-recetesi-279690</link>
      <pubDate>2026-06-14T15:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Lokman Hekim'den kızılcık mucizesi: Doğal şifa reçetesi]]></title>
      <category><![CDATA[Bilgi]]></category>
      <description><![CDATA[Lokman Hekim'in önerdiği kızılcık suyu, Türkiye'de geleneksel tıbbın önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Kızılcık suyu, bağışıklık sistemini güçlendiren, idrar yolu enfeksiyonlarını önleyen ve birçok hastalığa karşı koruma sağlayan doğal bir içecek olarak dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Lokman Hekim'den kızılcık mucizesi: Doğal şifa reçetesi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Lokman Hekim'in yüzyıllardır tavsiye ettiği kızılcık suyu, doğal şifa arayanların ilgisini çekiyor. Türkiye'nin birçok bölgesinde geleneksel tıpta önemli bir yere sahip olan kızılcık suyu, özellikle bağışıklık sistemini güçlendirme ve hastalıklara karşı koruma sağlama özellikleriyle ön plana çıkıyor. Kızılcık suyu, antioksidan bakımından zengin yapısı sayesinde vücudu zararlı etkenlere karşı savunuyor. Lokman Hekim'in 'Kızılcığın tüketildiği yerde hekime gerek yoktur' sözü, bu doğal içeceğin sağlık üzerindeki etkilerini vurguluyor.</p><h3>LOKMAN HEKİM: KIZILCIK HEKİME İHTİYAÇ BIRAKMAZ</h3><p>Kızılcık suyu, Lokman Hekim tarafından sadece geleneksel bir içecek olarak değil, aynı zamanda hastalıklara karşı bir reçete olarak öneriliyor. Bağışıklık sistemini güçlendiren ve vücudu enfeksiyonlara karşı koruyan kızılcık suyu, özellikle idrar yolu enfeksiyonlarının önlenmesinde etkili rol oynuyor. Yüksek C vitamini ve polifenol içeriğiyle öne çıkan kızılcık suyu, soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklara karşı da koruma sağlıyor. Lokman Hekim'in önerileri, günümüzde de sağlık arayanlar tarafından ilgiyle takip ediliyor. Kızılcık suyu, ateş düşürücü ve serinletici etkisiyle de biliniyor.</p><h3>KIZILCIK SUYU NASIL HAZIRLANIR VE TÜKETİLİR?</h3><p>Kızılcık suyu hazırlamak oldukça pratik. 500 gram taze kızılcık, 1.5 ile 2 litre su ve damak tadına göre bir su bardağı toz şeker kullanılarak evde kolayca doğal kızılcık suyu yapılabiliyor. Kızılcıklar ayıklanıp yıkandıktan sonra tencereye alınarak su ve şekerle birlikte yaklaşık 20-30 dakika kaynatılıyor. Meyveler iyice yumuşadığında karışım süzülerek içime hazır hale geliyor. Kızılcık suyu, mayhoş tadı nedeniyle genellikle suyla seyreltilerek ya da hafifçe balla tatlandırılarak tüketiliyor. Taze olarak içilebildiği gibi, doğal şerbet olarak da sofralarda yer alıyor. Kızılcık suyu, antioksidan etkisiyle iltihaplanmayı azaltıyor, kan basıncını dengelemeye ve kötü kolesterolü düşürmeye katkı sağlıyor. Böylece hem lezzetli hem de sağlıklı bir alternatif sunuyor.</p><p>Kızılcık suyu, Lokman Hekim'in yüzyıllardır önerdiği doğal reçeteler arasında yer alıyor. Düzenli tüketildiğinde bağışıklık sistemini güçlendiriyor, vücudu hastalıklara karşı koruyor. Doğal içerikli bu içecek, sağlıklı yaşam arayışında olanlar için önemli bir seçenek oluşturuyor.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/bilgi/ibn-i-sinadan-1000-yillik-saglik-uyarisi-yemekten-sonra-bunu-sakin-yapmayin-279686" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/ibn-i-sinadan-1000-yillik-298_2-41.jpg"/></div><h3>İbn-i Sina'dan 1000 yıllık sağlık uyarısı: Yemekten sonra bunu sakın yapmayın</h3></a>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/lokman-hekimden-kizilcik--436_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279689</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/abd-iran-mutabakati-mit-baskani-kalin-onumuzdeki-gunler-asil-konularin-muzakere-edildigi-z-279689</link>
      <pubDate>2026-06-15T15:00:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ABD-İran mutabakatı! MİT Başkanı Kalın: Önümüzdeki günler asıl konuların müzakere edildiği zorlu bir süreç olacak]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, "(ABD-İran mutabakatı) Önümüzdeki günler ve haftalar, müzakerelerde asıl konuların ele alındığı, tartışıldığı, müzakere edildiği zorlu bir süreç olacak." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ABD-İran mutabakatı! MİT Başkanı Kalın: Önümüzdeki günler asıl konuların müzakere edildiği zorlu bir süreç olacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Milli İstihbarat Akademisi (MİA) tarafından Ankara'da bir otelde düzenlenen, "NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık" isimli panele katıldı.</p><p>Burada konuşan Kalın, küresel denklemin, güvenlik önlemlerinin yeniden şekillendiği, güç rekabetinin sertleştiği, tehditlerin farklı boyutlar kazanarak çeşitlendiği bir dönemden geçtiğini söyledi.</p><p>Bu süreçte Orta Doğu'dan Doğu Akdeniz'e, Karadeniz'den Avrupa güvenliğine kadar geniş bir coğrafyada yaşanan gelişmelerin, NATO'nun önemini bir kez daha ortaya koyduğunu vurgulayan Kalın, NATO'nun, bugün olduğu gibi gelecekte de uluslararası güvenlik mimarisinin en temel sütunlarından biri olmaya devam edeceğinin altını çizdi.</p><p>Değişen tehdit ortamının, İttifak'ın rolünü ve müttefiklerin de yeni şartlara uygun şekilde değerlendirilmesini zorunlu kıldığına işaret eden Kalın, "Güvenlik paradigmasının köklü biçimde değiştiği günümüzde, dönüşümü doğru okumak, yeni tehditleri zamanında kavramak ve bu tehditlere stratejik cevaplar üretebilmek kritik önemi haizdir. Bunun için dayanıklı toplumlara, güçlü kurumlara, etkili istihbarat kapasitesine, teknolojik donanıma ve ortak stratejik akla her zamankinde daha fazla ihtiyaç duyuyoruz." diye konuştu.</p><p>Kalın, NATO'nun değişen güvenlik ortamına nasıl uyum sağlayacağı ve kendisini yeni ihtiyaçlara göre nasıl dönüştüreceği sorusunun, en kritik meselelerden biri olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:</p><p>"NATO'nun kuruluş felsefesinin temelinde yer alan, güvenlik, askeri, siyasi, ekonomik, teknolojik ve toplumsal unsurların iç içe geçtiği, çok katmanlı, çok boyutlu bir yapı arz etmektedir. Sınır güvenliği ve enerji güvenliği, ekonomik istikrar ve savunma kapasitesi, siber dayanıklılık ve toplumsal huzur, yapay zeka çağının gerektirdiği bilgi güvenliği anlayışıyla devlet egemenliği birbirinden ayrılmaz unsurlardır. Bu köklü değişim, savaş ve istihbaratın doğasında da dönüşüme neden olmaktadır. Yeni gerçeklik karşısında her aktör kendine yeterli olmanın, caydırıcı etki oluşturmanın ve krizlere çözüm üretmenin yollarını aramak zorundadır. Bu noktada NATO da yalnızca caydırıcılık kapasitesinin arttırılmasıyla değil, aynı zamanda müttefik ülkelerin dayanıklılık kapasitelerini güçlendirilmesiyle de güvenlik mimarisindeki önemini muhafaza etmektedir."</p><p>Rusya-Ukrayna Savaşı'nın, yalnızca iki ülke arasında cereyan eden askeri bir çatışma olmaktan çıktığına dikkati çeken Kalın, bu savaşın geniş bir alanda küresel sonuçlar doğurduğunu söyledi.</p><p>Kalın, Orta Doğu'da yaşanan krizlerin, güvenliğin artık birbirinden kopuk alanlarda değil, birbirini tetikleyen ve ortak sonuçlar doğuran sınama alanları üzerinde gerçekleştiğini ifade etti.</p><p><strong>"ÜLKEMİZ, KRİZLERİN YÖNETİMİNE SOMUT KATKILAR SUNMAKTADIR"</strong></p><p>ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşa değinen Kalın, şunları kaydetti:</p><p>"Dün akşam ilan edilen, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında anlaşmaya varıldığına dair haber hepimiz tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Ama temkinli bir iyimserlik içerisindeyiz, zira önümüzdeki günler ve haftalar, müzakerelerde asıl konuların ele alındığı, tartışıldığı, müzakere edildiği zorlu bir süreç olacak. Biz, bu sürece katkı veren başta Pakistan, ardından Katar olmak üzere ülkemizi de dahil ederek katkı sunan tüm aktörleri tebrik ediyoruz. Bu konuda kararlılık gösteren tüm ülkeleri ve liderlerini kutluyoruz. Umarız bu adım, Orta Doğu'da kalıcı bir barışın inşa edilmesi için önemli bir merhaleyi teşkil edecek."</p><p>Kalın, İsrail'in Gazze'de başlattığı ihlal, işgal ve ilhak politikaları başta olmak üzere bölgede izlediği saldırgan tutumun tüm Orta Doğu'nun güvenliğini tehdit eder hale geldiğini söyledi.</p><p>ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın bölgesel sınırları aşarak küresel dengeyi şekillendiren mahiyet aldığına işaret eden Kalın, "Bütün bu gelişmeler karşısında ülkemiz, NATO'ya katıldığı ilk günden itibaren üzerine düşen sorumlulukları hakkıyla yerine getirmekte, İttifak'ın caydırıcılığına, doğu ve güney kanatlarının güvenliğine, Karadeniz'deki dengeye, terörle mücadele gündemine ve bölgesel krizlerin yönetimine somut katkılar sunmaktadır." diye konuştu.</p><p>Kalın, Türkiye ile NATO ilişkilerinin, Türkiye'nin NATO'ya katıldığı 1952 yılından beri hem Türkiye'nin güvenlik perspektifi hem de İttifak'ın küresel perspektifi açısından hayati bir öneme sahip olduğunu vurguladı.</p><p>Türkiye'nin NATO üyeliğinde 3 önemli dönemden geçtiğini anlatan Kalın, ilk dönemin Soğuk Savaş, ikinci dönemin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile mücadele ve üçüncü dönemin de Suriye bağlamında yaşandığını hatırlattı.</p><p><strong>"TÜRKİYE DOĞRU YERDE DURDU"</strong></p><p>Atılan kararlı adımlar, stratejik vizyon ve uzun vadeli tespitler sayesinde Suriye'nin bugün hiç kimsenin hayal edemeyeceği bir noktaya ulaştığına işaret eden Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Bugün Suriye'de bir yeniden inşa, Baas rejimi sonrası yeniden imar, yeniden güvenlik, yeniden toplumsal kucaklaşma dönemi yaşanıyor. Bunun en önemli ayaklarından bir tanesi de Suriyeli Kürtlerin yeni Suriye'ye entegrasyon süreci oluşturdu. Bize, 'DEAŞ'la mücadelede en önemli müttefikimiz olan Kürt müttefiklerimize Türkiye saldırıyor' diye eleştiri getirenler, şimdi bu entegrasyon sürecinin zeminini hazırladığımız için, 'Size teşekkür ediyoruz' diyor. Çünkü Türkiye burada da doğru yerde durdu. Suriye Kürtleri için de en doğru, en faydalı, en makul ve rasyonel formülü üretmek suretiyle Suriye'de toplumsal bütünleşmenin, entegrasyonun, kaynaşmanın zeminini oluşturdu. Şu anda Suriye'den ne Türkiye'ye ve komşularına, ne de NATO İttifakı'na yönelik en ufak bir tehdit söz konusu değil. Ama DEAŞ unsurlarıyla mücadelede biz, Suriye istihbaratıyla yoğun bir çaba içerisindeyiz."</p><p>Kalın, "Terörsüz Türkiye" sürecine de değinerek, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde başlatılan 'Terörsüz Türkiye' hedefi, yalnızca bir güvenlik politikası değil, aynı zamanda güçlü, müreffeh ve istikrarlı bir gelecek için. Terörün her türlüsünden arındırılmış bir Türkiye, demokratik kapasitesini daha da güçlendirecek, ekonomik kalkınmasını hızlandıracak ve İttifak'ın güvenliğine katkı sağlayan stratejik aktör konumunu pekiştirecektir." dedi.</p><p>İbrahim Kalın, 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi'nin, NATO'nun değişen tehdit ortamı karşısında hangi kabiliyetlerle, nasıl bir iş bölümüyle ve ne tür bir uyum anlayışıyla yoluna devam edeceği sorularına cevap aranması açısından kritik bir platform olacağının altını çizdi.</p><p>MİT Başkanı Kalın, konuşmasının ardından, NATO'nun İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Scott Bray'e Ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun 1960'ta NATO'ya armağan edilen mozaik panosunun yağlı boya resmini hediye etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/abd-iran-mutabakati-mit-b-721_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279688</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/marveldan-x-men-atagi-sinematik-evrende-yeni-donem-basliyor-279688</link>
      <pubDate>2026-06-15T14:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Marvel'dan X-Men atağı! Sinematik evrende yeni dönem başlıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Marvel Studios, X-Men markasını sinematik evrende tamamen yeni bir başlangıçla yeniden hayata geçiriyor. Disney'in Fox'u satın almasının ardından, hayranların yıllardır beklediği X-Men karakterleri artık Marvel'ın ana evreninde buluşacak. Bu tarihi adım, süper kahraman filmleri dünyasında yeni bir dönemin kapısını aralıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Marvel'dan X-Men atağı! Sinematik evrende yeni dönem başlıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Marvel Studios, sinema dünyasında büyük yankı uyandıracak bir karara imza attı. Uzun yıllardır süper kahraman tutkunlarının heyecanla beklediği X-Men ekibi, Marvel Sinematik Evreni'nde (MCU) tamamen yeni bir filmle yeniden hayat bulacak. Disney'in Fox'u satın almasının ardından Marvel, X-Men karakterlerini önceki filmlerden tamamen bağımsız, sıfırdan bir hikâyeyle izleyicilere sunmaya hazırlanıyor. Avengers: Secret Wars filminin ardından gelmesi planlanan bu yeni X-Men yapımının yönetmen koltuğunda Thunderbolts* filminin yönetmeni Jake Schreier oturacak. Marvel'ın bu hamlesi, X-Men'i markanın gerçek öncü takımı olarak yeniden zirveye taşımayı ve tüm büyük Marvel karakterlerini tek çatı altında toplamayı hedefliyor.</p><h3>Marvel Studios: X-Men'i MCU'ya kazandırıyor</h3><p>X-Men, 1960'lı yıllardan bu yana çizgi roman dünyasında önemli bir yer edindi. Özellikle 1970'lerdeki Bronz Çağı ile birlikte popülerliği artan X-Men karakterleri, Marvel Comics'in vazgeçilmez bir parçası haline geldi. 2000 yılında başlayan Fox imzalı sinema serisi ise X-Men'i dünya çapında bir fenomen yaptı. Ancak Marvel hayranları, X-Men'in Marvel Sinematik Evreni'nde yer almasını uzun süredir bekliyordu. Disney'in 20th Century Fox'u satın almasının ardından, telif hakları Marvel'a geçti ve bu sayede X-Men karakterleri artık MCU'nun bir parçası olabilecek. Marvel Studios'un yeni filmiyle, X-Men'in önceki sinema uyarlamalarından tamamen ayrı, çizgi romanlara daha yakın bir anlatımla izleyici karşısına çıkması planlanıyor. Bu gelişme, hem sadık X-Men hayranları hem de Marvel evreninin yeni takipçileri için büyük bir heyecan kaynağı.</p><h3>X-Men'in sinema tarihindeki öncü rolü yeniden vurgulanıyor</h3><p>2000 yılında vizyona giren ilk X-Men filmi, süper kahraman sinemasında yeni bir çağ başlatmıştı. O dönemde Batman serisi eleştirilerle boğuşurken ve Superman karakteri sinemada sessizliğe gömülmüşken, X-Men filmleri cesur temaları ve toplumsal meseleleriyle öne çıktı. Yönetmen Bryan Singer, X-Men'i klasik süper kahraman kalıplarının dışına taşıyarak, insanlık ile mutantlar arasındaki çatışmayı derinlemesine işledi. Bu yaklaşım, X-Men'i sıradan bir aksiyon serisinin ötesine taşıdı ve süper kahraman filmlerinde tematik derinliğin kapılarını araladı. Hayranlar zaman zaman karakterlerin kostümleri ve adaptasyonları hakkında eleştiriler getirse de, X-Men filmleri dünya genelinde büyük bir başarı yakaladı. Serinin kendini sürekli yenileyebilmesi, Deadpool ve Logan gibi farklı tarzlarda yapımlarla genişlemesi, X-Men markasının anlatı gücünü ve esnekliğini ortaya koydu. Marvel Studios'un yeni filminde de bu mirasın korunması ve hatta daha da ileriye taşınması bekleniyor.</p><h3>X-Men, Marvel'ın toplumsal mesajlarını öne çıkarıyor</h3><p>X-Men, yalnızca süper güçlere sahip kahramanlar topluluğu olmanın ötesinde, Marvel'ın toplumsal ve sosyopolitik mesajlarını en güçlü şekilde aktaran markalarından biri. Gümüş Çağ'da Marvel, karakterlerini DC Comics'e kıyasla daha karmaşık ve insani olarak kurguladı. X-Men'in hikâyesi, mutantların toplumda dışlanması ve ötekileştirilmesi üzerine kurulu. Chris Claremont'un yazarlığında X-Men, baskı altındaki azınlıkların sesi haline geldi ve bu temalar, hem çizgi romanlarda hem de sinema uyarlamalarında geniş yankı buldu. Zamanla X-Men, klasik uzaylı ya da canavar düşmanlardan uzaklaşıp, mutant olmanın getirdiği kimlik krizine ve toplumla çatışmaya odaklandı. Bu sayede X-Men, Spider-Man gibi müttefikleri dışında kalan diğer Marvel kahramanlarıyla da zaman zaman karşı karşıya geldi. 1980'lerle birlikte X-Men evreni genişledi; The New Mutants, X-Force ve X-Factor gibi yan hikâyeler ortaya çıktı. Wolverine, Cable ve Deadpool gibi karakterler ise kendi solo maceralarına kavuştu. Tüm bu gelişmeler, X-Men'in Marvel evrenindeki önemini daha da artırdı ve markanın anlatı potansiyelini güçlendirdi.</p><h3>Marvel Studios'un X-Men hamlesi: Sinematik evrende yeni dönem</h3><p>Marvel Sinematik Evreni'nin yükselişiyle birlikte, hayranlar X-Men'in bu paylaşılan dünyada ne zaman yer alacağını merak ediyordu. Ancak 1990'larda Marvel'ın yaşadığı finansal sıkıntılar nedeniyle X-Men'in film hakları Fox'a geçmişti ve bu durum uzun süre Marvel Studios'un elini kolunu bağladı. 2010'larda Disney'in Fox'u satın almasıyla birlikte, X-Men ve Fantastik Dörtlü gibi önemli karakterler Marvel'ın ana evrenine döndü. Şimdi ise Marvel Studios, Avengers: Secret Wars'un ardından X-Men'i tamamen yeni bir filmle MCU'ya dahil etmeye hazırlanıyor. Bu yeni başlangıç, hem eski X-Men filmlerinden hem de mevcut Marvel hikâyelerinden bağımsız, sıfırdan bir anlatım sunacak. Marvel'ın bu adımı, sadece X-Men hayranlarını değil, tüm süper kahraman severleri heyecanlandırıyor. Çünkü bu gelişme, Avengers, Fantastik Dörtlü, Spider-Man ve X-Men gibi dev karakterlerin aynı evrende buluşmasını sağlayacak ve süper kahraman filmlerinde yeni bir çağın kapılarını aralayacak.</p><h3>Hayranlar için yeni bir başlangıç: X-Men'in geleceği</h3><p>X-Men'in MCU'ya katılması, Marvel Studios için hem büyük bir fırsat hem de önemli bir sınav anlamına geliyor. Uzun yıllar boyunca Fox'un elinde şekillenen X-Men filmleri, zaman zaman çizgi romanlara sadık kalmaması nedeniyle eleştirilmişti. Marvel Studios'un yeni filmi ise, X-Men karakterlerini çizgi romanlardaki orijinal kimliklerine ve temalarına daha yakın bir şekilde işleyerek, hem eski hayranları hem de yeni izleyicileri memnun etmeyi hedefliyor. Ayrıca, Secret Wars sonrası yeniden başlatılan MCU'da, X-Men'in hikâyesinin diğer Marvel kahramanlarıyla paralel ilerlemesi planlanıyor. Bu sayede, izleyiciler yıllardır hayalini kurdukları birleşik Marvel evrenini beyaz perdede görebilecek. X-Men'in güçlü anlatı mirası, toplumsal temaları ve karakter çeşitliliği, Marvel Sinematik Evreni'ne yeni bir soluk getirecek. Marvel Studios'un bu hamlesi, süper kahraman filmlerinin geleceğini şekillendirecek önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.</p><p>Sonuç olarak, Marvel Studios'un X-Men'i MCU'ya dâhil etme kararı, hem sinema dünyasında hem de çizgi roman hayranları arasında büyük bir heyecan yarattı. X-Men'in toplumsal mesajları, karakter çeşitliliği ve güçlü anlatı geleneği, Marvel'ın sinematik evrenine yeni bir derinlik kazandıracak. Tüm bu gelişmeler ışığında, Marvel hayranları, X-Men'in MCU'daki yeni yolculuğunu merakla bekliyor. Marvel Studios'un bu iddialı adımı, süper kahraman filmlerinde yeni bir çağın başlangıcı olabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/marveldan-x-men-atagi-sin-998_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279687</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/basin-ilan-kurumu-ve-umed-isbirliginde-yerel-medyaya-guclu-destek-279687</link>
      <pubDate>2026-06-15T14:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Basın İlan Kurumu ve UMED işbirliğinde yerel medyaya güçlü destek]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Basın İlan Kurumu Ankara Bölge Müdürü Atakan Çelik, akademilerin açılışında genç gazeteciler ile bir araya geldi. Çelik, “Gazeteci olarak halkla ilişkilerimiz iyi olmalı ve haberlerinizin hikâyesi bulunmalı” dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Basın İlan Kurumu ve UMED işbirliğinde yerel medyaya güçlü destek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Basın İlan Kurumu ve Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) iş birliğiyle düzenlenen ve yerel medyanın yapay zekâ çağındaki dönüşümünün ele alındığı iki akademide de genç gazetecilere alanında uzman isimler ders verdi. Ankara'da düzenlenen Yerel Medyada Dijital Atılım Akademisi ve Yapay Zekâ Çağında Yerel Medya Akademilerine yoğun katılım oldu.</p><p><b>YEREL MEDYA YENİ TEKNOLOJİLER İLE GÜÇLENECEK</b></p><p>Akademilerin açılış konuşmasını Basın İlan Kurumu Ankara Bölge Müdürü Atakan Çelik yaptı. Meslek tecrübelerini genç meslektaşları ile paylaşan Çelik, kurum olarak yerel medyaya her daim destek olduklarının altını çizerek, yerel medyanın yapay zekâ dönüşümü konusunda da çalışmalara imza attıklarını ifade etti. Çelik, gazetecilerin teknolojik gelişmeyi yakından takip etmeleri gerektiğine de işaret ederek, yenilikçi sistemler ve uygulamalar ile yerel medyanın daha güçlü bir hale geleceğinin altını çizdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/ad704725025b43e5a06d-15062026295b0e85.jpg"/><p><b>ÇELİK: HABERLERİN HİKÂYESİ OLMALI</b></p><p>Çelik, yerel medyanın toplum üzerindeki etkisine dikkat çekerek gazeteciliğin yalnızca haber üretmekten ibaret olmadığını vurguladı. Gazetecilerin insan ilişkilerinin güçlü olması gerektiğini belirten Çelik, "Gazeteci olarak halkla ilişkileriniz iyi olmalı ve haberlerinizin hikâyesi bulunmalı" ifadelerini kullandı.</p><p><b>ÜZEN, YAPAY ZEKÂ KULLANIM ALANLARINI AKTARDI</b></p><p>"Yerel Medyada Dijital Atılım Akademisi"nin ilk dersinde, Memurlar.net Genel Yayın Yönetmeni Edip Üzen, yerel gazetecilerle bir araya geldi. Üzen, sosyal medyanın doğru ve etkili kullanımı, dijital mecralarda içerik üretimi ve gazetecilikte sosyal medyanın gücüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Üzen, dijital dönüşüm süreci ve tık odaklı habercilik anlayışı üzerine uyarılarda bulunarak, yapay zekâ teknolojilerinin gazetecilikteki kullanım alanlarını aktardı. Sosyal medyada yanlış bilgilerin daha hızlı yayıldığını söyleyen Üzen, güvenilir içeriğin günümüzde daha da önemli hale geldiğini ifade etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/349034102a5d4b75b43e-150620261a2184dd.jpg"/><p>Anadolu Ajansı Dijital Haberler Müdürlüğü Başmuhabiri Oğuzhan Çal ise yeni nesil uygulamaların detayları ile mesleki tecrübelerini aktardı. Çal, yapay zekânın medya için bir tehdit değil, önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Oğuzhan Çal, yapay zekâ destekli araçların habercilik süreçlerini hızlandırdığını ve yerel medyanın dijital dönüşümüne katkı sağladığını vurguladı.</p><p>İletişim Başkanlığı Dijital Medya Koordinatörlüğü'nden Sertan Türkyılmaz da gazeteciliğin etik ilkeleri ve dijital içerik üretiminde öne çıkan yeni nesil uygulamaların kullanımına ilişkin eğitim verdi. Programda Türkyılmaz, dijitalleşen medya düzeninde gazetecilerin yeni araçlara uyumu ve içerik üretim süreçlerinde nelere dikkat etmeleri gerektiğine de değindi.</p><p><b>YAPAY ZEKÂNIN MEDYAYA ETKİSİ ELE ALINDI</b></p><p>İki günlük eğitimin son gününde düzenlenen "Yapay Zekâ Çağında Yerel Medya Akademisi"nde ise yerel medya dönüşümü üzerine uzman isimler dersler verdi. Yapay zekânın medyaya etkisi ve medyadaki dönüşümüne ilişkin örnekler veren uzmanlar, gazetecilerin yeni dönemde nelere dikkat etmeleri gerektiğini anlattı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/39cd27057bb44008a3da-150620260b82a7b4.jpg"/><p><b>YENİ NESİL UYGULAMALAR ANLATILDI</b></p><p>Yapay Zekâ Çağında Yerel Medya Akademisi kapsamında TRT Haber Kurgu Yönetmeni Oğuzhan Uyar, gerçekleştirdiği sunumda yeni nesil kurgu tekniklerini anlattı. Uyar, yapay zekânın haber kurgusuna entegrasyonu, içerik üretim süreçlerinde sağladığı hız ve verimlilik ile dijital habercilikteki dönüşüm başlıklarına ilişkin detaylar paylaştı.</p><p>Uyar, sunumun devamında dijitalleşmeyle birlikte değişen yeni medya üzerine değerlendirmelerde bulunurken, medya sektöründe yaşanan dönüşüme dikkat çekti. Sosyal medya platformlarına uyumlu içerik üretiminin aşamalarını aktaran Uyar, dijital mecralara uygun haber dili, video formatları ve etkileşim odaklı içerik stratejileri hakkında paylaşımlarda bulundu.</p><p><b>SOSYAL MEDYA EKOSİSTEMİNDE YAPAY ZEKÂDAN ÖRNEKLER</b></p><p>Sosyal Medya Uzmanı Buğra Tolga Gülcan, gerçekleştirdiği sunumda algoritma destekli içerik üretimi, sosyal medya platformlarının çalışma mantığı ve yazılım altyapılarına ilişkin tecrübelerini katılımcılarla paylaştı. Gülcan, dijital dünyanın değişen dinamikleri ve sosyal medya ekosisteminde nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda da örnekler verdi.</p><p>"Yapay Zekâ Çağında Yerel Medya Akademisi" kapsamında, Oditron Teknoloji CEO'su Serbülend Zeren ise yapay zekânın kullanımı üzerinden özel sektöre ilişkin deneyimlerini paylaştı. Zeren, kişisel güvenlikten dijital tehditlere, veri güvenliğini sağlamanın yollarından alınması gereken temel önlemlere kadar kritik başlıklarda dikkat çeken bilgiler paylaştı.</p><p><b>AI TEKNOLOJİLERİ KONUŞULDU</b></p><p>"Yapay Zekâ Çağında Yerel Medya Akademisi" kapsamında Siber Güvenlik Uzmanı Yılmaz Değirmenci ise akademilerin son gününde medya mensuplarıyla bir araya geldi. Değirmenci, yapay zekâ yazılımlarının doğru ve verimli kullanımı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Değirmenci, özellikle yapay zekâ araçlarının haber üretim süreçlerinde etkin kullanımına dikkat çekerken, kurumsal sistemlerde hassas verilerin korunması ve ajan tabanlı (agentic AI) teknolojilerin kullanım alanları hakkında bilgi verdi. Yapay zekâ destekli otomasyon sistemlerinin iş süreçlerine entegrasyonu konusunda örnekler paylaşan Değirmenci, doğru kullanım yöntemlerinin önemine vurgu yaptı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/basin-ilan-kurumu-ve-umed-700_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279686</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/bilgi/ibn-i-sinadan-1000-yillik-saglik-uyarisi-yemekten-sonra-bunu-sakin-yapmayin-279686</link>
      <pubDate>2026-06-14T14:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İbn-i Sina'dan 1000 yıllık sağlık uyarısı: Yemekten sonra bunu sakın yapmayın]]></title>
      <category><![CDATA[Bilgi]]></category>
      <description><![CDATA[İbn-i Sina'nın 1000 yıl önce kaleme aldığı tıbbi öğütler, günümüzde de sağlık alanında yol gösterici olmaya devam ediyor. Ünlü hekim, özellikle yemekten sonra yapılmaması gerekenler konusunda önemli uyarılarda bulunuyor. İbn-i Sina'nın tavsiyeleri, sağlıklı yaşam arayışında olanlar için dikkat çekici detaylar içeriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İbn-i Sina'dan 1000 yıllık sağlık uyarısı: Yemekten sonra bunu sakın yapmayın]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İbn-i Sina'nın bin yıl önce yazdığı tıbbi eserlerde yer alan sağlık önerileri, günümüzde de geçerliliğini koruyor. Ünlü bilginin özellikle yemekten sonra yapılmaması gerekenler konusunda verdiği uyarılar, modern tıp çevrelerinde de ilgiyle takip ediliyor. İbn-i Sina, El Kanun El-Sağir fi't Tıbb adlı eserinde, sağlıklı yaşam için bitkisel tedavilerden beslenme alışkanlıklarına kadar birçok konuda dikkat çekici tavsiyeler sunuyor. Hekimlerin Piri olarak anılan İbn-i Sina'nın önerileri, çağlar ötesinden günümüze ışık tutmaya devam ediyor.</p><h3>YEMEKTEN SONRA HAREKET ETMEYİN, ILIK SU İÇMEYİN</h3><p>İbn-i Sina, sağlıklı bir sindirim için yemekten hemen sonra hareket edilmemesi gerektiğini özellikle vurguluyor. Ona göre, yemek sonrası yapılan fiziksel aktiviteler, doğal vücut ısısını olumsuz etkileyerek sindirim sisteminde sorunlara yol açabiliyor. Ayrıca, yemeğin ardından ılık su içmenin de faydalı olmadığını belirten İbn-i Sina, bunun yerine bir yudum soğuk su tüketilmesini öneriyor. Ünlü hekim, sabahları aç karnına ılık su içmenin ise sindirim sistemi üzerinde olumlu etkileri olduğunu ifade ediyor. Bu öneriler, sindirim sağlığını korumak isteyenler için dikkatle takip edilmesi gereken detaylar arasında yer alıyor.</p><h3>İBN-İ SİNA'DAN BESLENME VE DOĞAL TEDAVİ ÖNERİLERİ</h3><p>İbn-i Sina'nın tavsiyeleri yalnızca yeme alışkanlıklarıyla sınırlı kalmıyor. Özellikle astım, böbrek taşı, uçuk ve mantar gibi rahatsızlıklar için doğal tedavi yöntemleri öneriyor. Astım hastalarına pişirilmiş kuru zufa otu, ada soğanı, geven, sarı incir, kabuksuz badem ve bal karışımını tavsiye eden İbn-i Sina, böbrek taşı sorunu yaşayanlara ise kabuksuz karpuz çekirdeği, çekilmiş üzüm çekirdeği, kereviz ve anason çekirdeği gibi bitkisel formüller öneriyor. Uçuk ve mantar tedavisinde ise sarı terminalia tohum özü, meyan kökü yaprağı ve sirke karışımının bölgeye uygulanmasını faydalı buluyor. İbn-i Sina'nın bu doğal tedavi yaklaşımları, günümüzde de alternatif tıp alanında ilgi görüyor.</p><h3>FARKLI YEMEKLERİ BİR ARADA TÜKETMEYE DİKKAT ÇEKİYOR</h3><p>İbn-i Sina, beslenme alışkanlıklarında çeşitliliğin önemine de değiniyor. Tek tip yemekle yetinilmemesi gerektiğini savunan hekim, farklı renk ve türde gıdaların tüketilmesinin sağlık açısından faydalı olduğunu belirtiyor. Ancak, bazı gıda kombinasyonlarının zararlı olabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle kızartma ile haşlama, kırmızı et ile balık, baklagiller ile balık gibi yiyeceklerin bir arada tüketilmesinin sindirim sistemini olumsuz etkileyebileceğini vurguluyor. Ayrıca, yağlı yemeklerin yanında tuzlu veya acı, ekşi yemeklerin yanında tatlı tüketilmesinin sindirim açısından yararlı olduğunu ifade ediyor. Bu öneriler, beslenme düzenini sağlıklı bir şekilde oluşturmak isteyenler için önemli ipuçları sunuyor.</p><h3>İBN-İ SİNA'DAN TATLI VE ET TÜKETİMİ UYARISI</h3><p>İbn-i Sina, tatlı tüketimi konusunda da dikkatli olunmasını öneriyor. Özellikle ilkbahar aylarında aşırı tatlı tüketiminin kan üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini belirtiyor. Tatlıları ikiye ayıran İbn-i Sina, ballı tatlıların sindirime yardımcı olduğunu, ancak hamurlu tatlıların damar ve eklem tıkanıklıklarına yol açabileceğini aktarıyor. Besili et tüketiminin ise safra artışına sebep olabileceğini ifade eden hekim, sonbahar ve yaz aylarında mevsime uygun meyvelerin tercih edilmesini öneriyor. Tuzlu ve kuru gıdalardan uzak durulması gerektiğini de ekliyor. Bu uyarılar, dengeli ve sağlıklı bir beslenme için yol gösterici nitelik taşıyor.</p><h3>UYKU DÜZENİ VE HAREKETİN ÖNEMİ VURGULANIYOR</h3><p>İbn-i Sina'nın sağlık önerileri, yalnızca beslenme ve bitkisel tedavilerle sınırlı kalmıyor. Uyku düzenine de büyük önem veren hekim, aşırı uykunun bedeni soğuttuğunu ve zihinsel fonksiyonları olumsuz etkilediğini belirtiyor. Uykusuzluğun ise bedeni kuruttuğunu ve irade gücünü zayıflattığını ifade ediyor. En dengeli fiziksel aktivitenin yavaş yürüyüş olduğunu savunan İbn-i Sina, yemekten önce hafif spor yapılmasını, öncesinde ve sonrasında ise dinlenilmesini tavsiye ediyor. Bu öneriler, hem fiziksel hem de zihinsel sağlığın korunmasına yardımcı olabilecek nitelikte.</p><p>Sonuç olarak, İbn-i Sina'nın bin yıl önce kaleme aldığı sağlık tavsiyeleri, günümüz modern yaşamında da geçerliliğini sürdürüyor. Doğal tedavi yöntemlerinden beslenme düzenine, uyku alışkanlıklarından fiziksel aktiviteye kadar geniş bir yelpazede öneriler sunan İbn-i Sina, sağlıklı yaşam arayışında olanlar için değerli bir rehber olmaya devam ediyor. Onun tavsiyeleri, geçmişten bugüne sağlık alanında yol gösterici olma özelliğini koruyor.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/bilgi/lokman-hekimden-kizilcik-mucizesi-dogal-sifa-recetesi-279690" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/lokman-hekimden-kizilcik--436_2.jpg"/></div><h3>Lokman Hekim'den kızılcık mucizesi: Doğal şifa reçetesi</h3></a>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/ibn-i-sinadan-1000-yillik-298_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279685</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/abd-iran-mutabakatindaki-bazi-konulara-iliskin-belirsizlik-suruyor-279685</link>
      <pubDate>2026-06-15T14:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ABD-İran mutabakatındaki bazı konulara ilişkin belirsizlik sürüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD ile İran arasında mutabakat sağlandığı duyurulsa da Lübnan'daki ateşkes ve Hürmüz Boğazı'ndan geçişler başta olmak üzere bazı konularda taraflardan gelen farklı açıklamalar nedeniyle belirsizlikler sürüyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ABD-İran mutabakatındaki bazı konulara ilişkin belirsizlik sürüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırısıyla başlayan savaş, müzakerelerin sonunda mutabakatla sonuçlandı.</p><p>Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, yaptığı açıklamada, ABD ve İran'ın mutabakata vardığını duyurarak, "Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini" ilan etti.</p><p>Bu açıklamadan sonra gözler, ABD ile İran arasında varılan mutabakatın maddelerine çevrildi.</p><p>Resmi olarak mutabakatta yer alan maddeler duyurulmasa da İran basını "14 maddelik mutabakat taslağı" olduğu söylenen bir metni paylaştı.</p><p>Bu metne göre, taraflar Lübnan dahil tüm cephelerde kalıcı bir ateşkesi kabul ediyor. Washington'ın Tahran yönetiminin içişlerine karışmama taahhüdü, ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasını kaldırması da mutabakattaki maddeler arasında yer alıyor.</p><p>Ayrıca, Hürmüz Boğazı'nın "İran'ın düzenlemeleri çerçevesinde" 30 gün içinde yeniden açılması, İran petrolü ve enerji ürünlerine yönelik yaptırımların kaldırılması da "mutabakat taslağında" bulunuyor.</p><p>Buna ek olarak, ABD'nin İran'ın dondurulmuş varlıklarının Tahran'ın erişimine açılması, İran'ın ise nükleer silah üretmeme taahhüdünün yenilenmesi de mutabakat taslağında öne çıkan maddeler olarak dikkati çekiyor. Ancak, Lübnan'daki ateşkes ve Hürmüz Boğazı'ndan geçişlere ilişkin taraflardan gelen farklı açıklamalar, mutabakata ilişkin bazı belirsizliklerin ortaya çıkmasına neden oldu.</p><p>19 Haziran'da İsviçre'de düzenlenecek resmi imza töreniyle taraflar arasındaki savaşın sona erdirilmesi hedeflenirken, ABD ile İran arasındaki anlaşmazlığa yol açan konular arasında netlik kazanmayan başlıklar yer alıyor.</p><p>Hürmüz Boğazı, İsrail ordusunun Lübnan'a saldırıları, İran'ın nükleer programı, yaptırımlar ve tazminat meselesinin yanı sıra İran'ın vekil güçleri ve füze programına ilişkin konular önem arz ediyor.</p><p>Tarafların mutabakat hakkındaki açıklamaları derlendi.</p><p><strong>HÜRMÜZ BOĞAZI</strong></p><p>ABD Başkanı Donald Trump, küresel ticaret bakımından büyük önem arz eden Hürmüz Boğazı'nın "ücretsiz olarak açılmasını" onayladığını ve bunun "kalıcı" olacağını iddia etti.</p><p>Anlaşmanın 19 Haziran'da imzalanacağını duyuran Trump, Hürmüz Boğazı'ndaki mayınların temizlenerek petrol taşımacılığının devam edeceğini söyledi.</p><p>İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise Hürmüz Boğazı'ndan geçiş düzenlemesi ile ilgili yaptığı açıklamada, "Hürmüz Boğazı'nda sunulan hizmetlerin bedelini almalıyız." dedi.</p><p>İran'ın yarı resmi Mehr Haber Ajansının 14 maddelik mutabakat zaptı taslağına ilişkin haberinde, Hürmüz Boğazı'nda geçişlerde ücret toplama hakkının sadece İran ve Umman'a ait olduğunu ve üçüncü tarafların bu konuda karar alma yetkisine sahip olmadığını söylendi.</p><p><strong>LÜBNAN'A SALDIRILAR</strong></p><p>Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, "Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini ilan ettiğini" aktarırken, İsrail tarafından mutabakata yönelik itirazlar geldi.</p><p>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun itirazlarına rağmen mutabakatın sağlandığını aktaran Trump, İran ile mutabakata yaklaşılan bir dönemde İsrail'in Beyrut'a saldırısını eleştirerek bunun "yaşanmaması gerektiğini" vurguladı.</p><p>Ancak Trump, mutabakata tüm Lübnan'ın dahil olduğuna dair henüz bir ifade kullanmadı.</p><p>İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Trump'ın yaptığı mutabakatın "kendilerini bağlamayacağını ve İsrail'in ABD'nin sömürgesi olmadığını" savundu.</p><p>İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz da Washington ile Tahran arasındaki mutabakata rağmen, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde, Suriye ve Gazze'de işgal ettiği bölgelerde ucu açık bir süreyle kalmaya devam edeceğini açıkladı.</p><p>Ancak Katz, Lübnan'a saldırıların sürüp sürmeyeceğine ilişkin de bir ifade kullanmadı.</p><p>İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ise mutabakatın Lübnan'ı da kapsadığını belirterek, "Lübnan da dahil olmak üzere çeşitli cephelerdeki savaş ve askeri operasyonlara derhal ve kalıcı olarak son verileceği bu gece açıklanacak." demişti.</p><p>İran basınındaki "mutabakat taslağında", İran ve Lübnan dahil olmak üzere tüm cephelerde mevcut savaşın durdurulmasının şart koşulduğu belirtilerek, ABD'nin bu kararlılığı İsrail adına da taahhüt edeceği kaydedildi.</p><p>İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, İsrail'in Lübnan'daki saldırılarının tamamen durması gerektiğini vurgulayarak, ABD'nin anlaşmayı uygulama sorumluluğu taşıdığına dikkati çekti.</p><p>İsrail ordusu, dün Lübnan'ın başkenti Beyrut ile güneydeki beldelere saldırılar düzenlemiş, bugün de ateşkese rağmen güneydeki Kefertebnit ve Yukarı Nebatiye beldelerine hava ve topçu saldırıları düzenlemişti.</p><p><strong>NÜKLEER PROGRAM VE YAPTIRIMLAR</strong></p><p>Trump, İran'ın ABD ile nihai bir nükleer anlaşmaya varamaması halinde Tahran'a yönelik askeri saldırıları yeniden başlatacağını kaydetti.</p><p>Yeni mutabakatın İran'ın "nükleer silah geliştirememesini veya satın alamamasını" güvence altına alacağını savunan Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini 20 yıl süreyle askıya alması meselesini hala müzakere ettiklerine ancak 15 yıllık süreci de kabul edebileceğine işaret etti.</p><p>Trump, İran'ın kapasitesinin "askeri amaçlara asla hizmet edemeyecek" düşük düzeyde uranyum zenginleştirmeyle sınırlı tutulacağını aktardı.</p><p>İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Garibabadi, anlaşmanın imzalanmasından sonraki 60 günlük süre içerisinde yaptırımlar, nükleer program ve ekonomik kalkınma mekanizması gibi konuların müzakere edileceğini kaydetti.</p><p>İran basınındaki "mutabakat taslağında" İran'ın nükleer programına ilişkin taleplerin zenginleştirilmiş uranyumla ilgili olduğunu ve İran'ın diğer nükleer faaliyetlerine ilişkin görüşme yapılmadığı belirtildi.</p><p>Taslakta, nihai bir anlaşmaya varılsa bile İran'ın yükümlülüklerinin, nükleer silah üretmeme taahhüdüyle ve yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum stoku meselesinim Tahran tarafından önerilen bir formülle çözülmesiyle sınırlı kalacağı kaydedildi.</p><p>Uranyumun seyreltilmesi durumunda ülke içerisinde kalacağı aktarılan taslakta, gerekirse malzemenin kısa süre içerisinde daha yüksek zenginleştirme seviyelerine getirilebileceği ifade edildi.</p><p>ABD'nin birincil ve ikincil yaptırımları kaldırmayı taahhüt ettiği iddia edilen taslakta, müzakerelerin ikinci aşamasına gelinene kadar kapsamlı bir yaptırım muafiyeti veya hafifletilmesi sağlanmayacağı kaydedildi.</p><p><strong>İRAN'IN DONDURULMUŞ VARLIKLARI</strong></p><p>Taslağın paylaşıldığı haberde, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması, petrol yaptırımlarının durdurulması ve Lübnan'daki savaşın bitirilmesinin görüşmelerin bir sonraki aşamasının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini belirleyebileceği dile getirildi.</p><p>Öte yandan ABD tarafı ve ara bulucu Pakistan, yaptırımlar konusunda güncel bir açıklama yapmadı.</p><p><strong>TAZMİNAT</strong></p><p>Taslağın paylaşıldığı haberde, 300 milyar dolarlık kalkınma ve yeniden imar fonu teklif edildiği belirtilerek, "yeniden imar" teriminin savaş kaynaklı hasarlara ilişkin olduğu öne sürüldü.</p><p>ABD tarafında bu iddiayı doğrulayan veya yalanlayan bir açıklamaya henüz rastlanmadı.</p><p><strong>İRAN'IN VEKİL GÜÇLERİ VE FÜZE PROGRAMI</strong></p><p>ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları ve müzakere sürecinde sık sık gündeme gelen İran'ın bölgedeki vekil güçleri ve füze programı da hala belirsizliğini koruyan konular arasında yer alıyor.</p><p>Özellikle İsrail'in peşinde olduğu iki konu dönem dönem ABD diplomasisinin de ısrar ettiği meseleler olarak öne çıkmıştı.</p><p>Ancak Tahran yönetimi, müzakerelerde bu konuların masaya yatırılmasına karşı olduğunu yinelemişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/abd-iran-mutabakatindaki--698_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279684</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/almanya-ekonomi-ve-enerji-bakani-reiche-turkiyeyi-ziyaret-edecek-279684</link>
      <pubDate>2026-06-15T14:29:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Reiche, Türkiye'yi ziyaret edecek]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Katherina Reiche'nin iki ülke arasındaki ticari ve enerji işbirliğini güçlendirmek amacıyla bu hafta Türkiye'ye resmi bir ziyaret gerçekleştireceği bildirildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Reiche, Türkiye'yi ziyaret edecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanlığı Sözcüsü Susanne Ungrad, başkent Berlin'de düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin Almanya için stratejik öneme sahip bir ortak olduğunu vurguladı.</p><p>Ungrad, "Bakan Reiche'nin perşembe ve cuma günleri gerçekleştireceği ziyaretin ana odağını, Alman-Türk ekonomik ve enerji ortaklığı oluşturacak." ifadesini kullandı.</p><p><strong>JETCO VE ENERJİ FORUMU TOPLANTILARINA KATILACAK</strong></p><p>Ziyaret kapsamında Bakan Reiche'nin, ikili ilişkilerin derinleştirilmesinde köklü bir geçmişe sahip olan Ortak Ekonomik ve Ticaret Komitesi (JETCO) ile Türk-Alman Enerji Forumu toplantılarına katılması planlanıyor.</p><p>Alman Bakan, Ankara'daki temaslarında Türk mevkidaşlar ile de bir araya gelecek.</p><p>Reiche'ye Türkiye ziyaretinde, başta enerji olmak üzere Almanya'nın önde gelen çeşitli sektörlerinden yaklaşık 30 iş insanının ve üst düzey şirket yöneticisinin yer aldığı geniş bir iş heyetinin eşlik etmesi bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/almanya-ekonomi-ve-enerji-407_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279683</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-uluslararasi-diplomasinin-kalbinin-attigi-yer-olmaya-baslamistir-279683</link>
      <pubDate>2026-06-15T14:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye uluslararası diplomasinin kalbinin attığı yer olmaya başlamıştır]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yalnızca 4 saatlik uçuşla 1,5 milyar insanın yaşadığı 67 ülkenin kalbinde yer alan Türkiye uluslararası diplomasinin kalbinin attığı yer olmaya başlamıştır." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye uluslararası diplomasinin kalbinin attığı yer olmaya başlamıştır]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara Havalimanı&#39;nda düzenlenen Ankara Havalimanı ve Bağlantı Yolları Açılış Töreni&#39;nde konuştu.</p><p>Başkent Ankara&#39;nın 25 ilçesindeki vatandaşların her birine selamlarını ve sevgilerini gönderen Erdoğan, &quot;Az sonra açılışını gerçekleştireceğimiz yatırımlarımızın Ankara&#39;mız başta olmak üzere ülkemiz, milletimiz ve havacılık sektörümüz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.&quot; diye konuştu.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, planlama aşamasından inşaat sürecine bu yatırımların hayata geçmesinde payı olan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığını, Milli Savunma Bakanlığını, Devlet Hava Meydanları İşletmesi ile Karayolları genel müdürlüklerini, yüklenici firmaları, projeye katkı veren herkesi tebrik ederek, &quot;İşçilerimize, mimarlarımıza, mühendislerimize, bu eserlerde emeği bulunan tüm kardeşlerime, şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p><b>- "ANKARA'NIN DİPLOMASİ TRAFİĞİNDEKİ KONUMU HER GEÇEN YIL GÜÇLENİYOR"</b></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>&quot;2026 senesi, her alanda zirveye oynayan Türkiye için zirveler yılı olarak devam ediyor. Bizler de tüm kurumlarımızla, tüm kadrolarımızla bu önemli senenin hakkını verebilmek için canla başla çalışıyoruz. Türkiye Yüzyılı&#39;na giden yolda kimsenin bizi hedeflerimizden alıkoymasına, motivasyonumuzu kırmasına, insicamımızı bozmasına müsaade etmiyoruz. Sadece 86 milyon vatandaşımızın değil, kaderini kaderimizle bir gören yüz milyonlarca kardeşimizin güçlü yarınları için uğraşıyoruz.</p><p>Biliyorsunuz 5-7 Haziran tarihleri arasında 183 farklı ülkeden 5 bini aşkın katılımcının iştirak ettiği Sıfır Atık Forumu&#39;nu İstanbul&#39;umuzda icra ettik. Ekim ayında 77. Uluslararası Uzay Kongresi ve devamında Türk Devletleri Teşkilatı 13. Liderler Zirvesi Türkiye&#39;de toplanacak. Kasımda 197 ülkeden 100 binin üzerinde katılım beklediğimiz Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansları&#39;nın 31&#39;incisini gerçekleştireceğiz. Bunların arifesinde 7-8 Temmuz tarihlerinde NATO Liderler Zirvesi&#39;ne Ankara&#39;mızda ev sahipliği yapacağız. Burada şunu dikkatinize getirmek isterim, sadece ev sahipliği yapacağı uluslararası etkinliklerde değil Türkiye&#39;nin çekim merkezi olma vasfı yabancı heyet ziyaretlerinde de görülüyor. Özellikle başkent Ankara&#39;nın diplomasi trafiğindeki konumu her geçen yıl güçleniyor.&quot;</p><p>Türkiye&#39;nin küresel siyasetteki ağırlığı arttıkça Ankara&#39;ya ziyarete gelen yabancı heyetlerin sirkülasyonunun da arttığına dikkati çeken Erdoğan, &quot;Yalnızca 4 saatlik uçuş mesafesiyle 1,5 milyar insanın yaşadığı 67 ülkenin kalbinde yer alan Türkiye, Ankara&#39;sı, İstanbul&#39;u ve Antalya&#39;sı ile artık uluslararası diplomasinin de kalbinin attığı yer olmaya başlamıştır. Tabii bir de buna Ankara&#39;nın giderek artan nüfusunu ve gelişen sanayisini eklediğimizde şehrimize yapılan her türlü yatırımın değeri anlaşılmaktadır.&quot; dedi.<br></p><p><b>- TÜRKİYE'NİN EN YOĞUN 4. HAVALİMANI OLDU</b></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 9 günlük bayram tatili boyunca havalimanlarının tamamında 51 bin 962 uçak trafiğinin gerçekleştiğini, 7 milyon 618 bin yolcuya hizmet sunulduğunu belirterek, Esenboğa Havalimanı&#39;nın 2 bin 557 uçak trafiği ve 382 bin yolcu sayısıyla Türkiye&#39;nin en yoğun 4. havalimanı olduğunu anlattı.</p><p>20 sene önce yıllık 3 milyon yolcuya hizmet veren Esenboğa Havalimanı&#39;nın bugün yıllık 15 milyon civarında yolcuya hizmet sunduğuna işaret eden Erdoğan, &quot;Nereden nereye? Artan yolcu sayısının özellikle çevre yolu ve havalimanı güzergahında oluşturduğu trafik sıkışıklığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Ankara Havalimanı&#39;nın hizmete girmesiyle Esenboğa&#39;nın hem hava yolu hem kara yolu trafiğinde inşallah bir rahatlama olacaktır.&quot; diye konuştu.<br></p><p>Erdoğan, &quot;Ankara Havalimanı ile başkentimize yeni bir proje kazandırmakla kalmadık. Havacılık tarihimizde derin izler bırakmış bir eseri de ihya ettik.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p><b>- "10 BİN TONLUK TABLİYE TÜRKİYE'DE İLK DEFA UYGULANAN BİR YÖNTEMLE KÖPRÜYE YERLEŞTİRİLDİ"</b></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1933 yılında Gazi Mustafa Kemal&#39;in emriyle inşa edilen ve uzun yıllar askeri havacılığın merkezi olan havalimanının yeni çehresi ve imkanlarıyla yeniden ayağa kalktığını belirtti.</p><p>Burayı uçuşlara uygun hale getirmek üzere iki etap halinde planlanan bu projeyi 8 ay gibi çok kısa sürede başarıyla tamamladıklarını vurgulayan Erdoğan, pist uzunluğunu 2 bin 450 metreden 3 bin metreye, pist genişliğini ise 42 metreden 60 metreye çıkardıklarını ve banketleri tamamen yenilediklerini söyledi.</p><p>Pist başlarına toplam 15 bin metrekare büyüklüğünde iki dönüş cebi inşa ettiklerini anlatan Erdoğan, 160 bin metrekarelik yeni apron alanıyla 44 uçağın eş zamanlı olarak güvenle park edebileceği yüksek bir kapasite oluşturduklarını kaydetti.</p><p>Erdoğan, pist, apron ve taksi yollarıyla birlikte toplam 60 bin metrekare kaplamalı imalat gerçekleştirdiklerini ifade etti.</p><p>Taksi yollarının tamamını kazı dolgu ve asfalt üretimleriyle yenilediklerini, bunları ilave paralel ve bağlantı yollarıyla desteklediklerini bildiren Erdoğan, pist ve taksi yollarının aydınlatma sistemleri, yaklaşma ışıkları, yönlendirme levhalarının uluslararası sivil havacılık örgütü standartlarına göre modernize edildiğini dile getirdi. Erdoğan, diğer taraftan 4 bin 800 metrekare kapalı alana ve 310 araç kapasiteli açık otoparka sahip devlet konukevinin de burada inşa edildiğini belirtti.</p><p>Tüm bu çalışmalarla Ankara Havalimanı&#39;nı genişletilmiş pisti, yeni apronları, modern taksi yolları ve güncellenmiş altyapısıyla geniş gövdeli uçaklara ve resmi uçuşlara hazır hale getirdiklerini vurgulayan Erdoğan, bugün hizmete açılacak diğer yatırımların Başkent Havacılık Köprüsü ve bağlantı yolları olduğunu söyledi.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 140 metre uzunluğundaki Başkent Havacılık Köprüsü&#39;nün yüksek hızlı tren hattı üzerine inşa edildiğini, 10 bin tonluk tabliyenin Türkiye&#39;de ilk defa uygulanan bir yöntemle köprüye yerleştirildiğini belirtti.<br></p><p><b>- "3 KİLOMETRELİK BAĞLANTI YOLUYLA NATO ZİRVESİ'NE KATILAN HEYETLERİN DOĞRUDAN ULAŞIMINI SAĞLAYACAĞIZ"</b></p><p>Bağlantı yolunun 6,5 kilometrelik kesiminin bölünmüş yol, 6 kilometrelik kısmının tek yol standardında olmak üzere 12,5 kilometre uzunluğunda bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:</p><p>&quot;Bölünmüş yol kesiminde yer alan 3 kilometrelik bağlantı yoluyla NATO Zirvesi&#39;ne katılan heyetlerin doğrudan ulaşımını sağlayacağız. Böylece Ankara Havalimanı&#39;mızdan Kızılay&#39;a 17 kilometre, Ümitköy&#39;e ise 7 kilometrelik güçlü bir ulaşım ağı kurmuş oluyoruz. 230 gün gibi rekor bir sürede tamamlanan bu yatırımlarda emeği geçenleri şahsım ve milletim adına bir kez daha tebrik ediyorum. Bakanlıklarımızı, kurumlarımızı, firmalarımızı bu eserlerde alın teri olan her bir kardeşimi kutluyor, Rabb&#39;im hepsinden razı olsun diyorum.</p><p>Önüne gelen esere çamur atmayı, ülkeye ve millete kazandırılan her eseri kötülemeyi maharet zannedenlere ise sadece şunu söylüyorum, 23 yıl hep Türkiye için çalıştık, bu millete hizmet ettik, sizin hayal dahi edemeyeceğiniz eserleri biz vatandaşlarımızın istifadesine sunduk. Eser ve hizmet üretirken kendimizi değil, her zaman şehirlerimizin geleceğini düşündük. İnşallah bundan sonra da Türkiye için çalışmaya, yatırımlarımıza yenilerini eklemeye devam edeceğiz.&quot;</p><p>Bu sene içinde Ankaralıların huzuruna yeni açılışlar, eserler ve müjdelerle çıkacaklarını dile getiren Erdoğan, &quot;Unutmayın, hizmet eden izzet bulur anlayışıyla kimseyi ayırmadan, kimseyi dışlamadan 86 milyon vatandaşımızın hizmetkarı olmayı, bu emaneti hakkıyla taşımayı sürdüreceğiz.&quot; dedi.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara Havalimanı, Başkent Havacılık Köprüsü ve bağlantı yollarının hayırlı uğurlu olmasını diledi.</p><p><b>- TÖRENDEN NOTLAR</b></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın uçağı, Ankara Havalimanı&#39;nda su takı töreniyle karşılandı.</p><p>Erdoğan&#39;ın konuşmasından önce, sırasıyla Ankara Havalimanı ve bağlantı yollarının yapım çalışmalarını anlatan bir belgesel ve Ankara Havalimanı animasyon gösterimi yapıldı.<br></p><p>Konuşmaların ardından, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;a hediye takdiminde bulundu.</p><p>Törene, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Serap Yazıcı, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı Adil Karaismailoğlu, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Derya Yanık, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, AK Parti Genel başkanvekilleri Efkan Ala ve Mustafa Elitaş ile AK Parti Genel Başkan yardımcıları Hayati Yazıcı, Hüseyin Yayman, Ömer İleri, Halit Yerebakan, Kürşad Zorlu, Hasan Basri Yalçın, Ahmet Büyükgümüş, AK Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı Yusuf İbiş, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu katıldı.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, okunan duanın ardından Ankara Havalimanı&#39;nın açılışını gerçekleştirdi, törene katılanlarla aile fotoğrafı çektirdi.<br></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/cumhurbaskani-erdogan-tur-597_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279682</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/bilgi/kilo-aldirmayan-kurabiye-5-malzemeyle-fit-lezzet-279682</link>
      <pubDate>2026-06-14T14:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kilo aldırmayan kurabiye: 5 malzemeyle fit lezzet]]></title>
      <category><![CDATA[Bilgi]]></category>
      <description><![CDATA[Kilo aldırmayan diyet kurabiye tarifi, özellikle çay saati keyfinden vazgeçmek istemeyen ve sağlıklı beslenmeye özen gösterenler için pratik bir çözüm sunuyor. Diyet kurabiye, hem lezzetiyle hem de düşük kalorili içeriğiyle kilo kontrolü sağlamak isteyenlerin yeni favorisi olmaya aday.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kilo aldırmayan kurabiye: 5 malzemeyle fit lezzet]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çay saatlerinde lezzetten ödün vermeden sağlıklı atıştırmalık arayanlar için diyet kurabiye tarifi öne çıkıyor. Son dönemde kilo kontrolüne dikkat edenlerin tercihi olan diyet kurabiye, hem pratik hazırlanışı hem de düşük kalorili içeriğiyle dikkat çekiyor. Özellikle kilosunu korumak isteyenler ve sağlıklı beslenmeyi yaşam tarzı haline getirenler, bu tarif sayesinde çay keyfini suçluluk duymadan sürdürebiliyor. Diyet kurabiye, basit malzemelerle evde kolayca hazırlanabiliyor ve çayın yanında hafif bir alternatif sunuyor.</p><h3>DİYET KURABİYE İÇİN 5 DOĞAL MALZEME KULLANILIYOR</h3><p>Diyet kurabiye tarifinin en önemli noktası, sağlıklı ve doğal malzemelerin tercih edilmesi. 4 su bardağı yulaf ezmesi, 1 küçük boy olgun muz, 1 adet yumurta, 1 tatlı kaşığı tarçın ve 1 yemek kaşığı bal ile hazırlanan bu kurabiye, rafine şeker veya beyaz un içermiyor. Ezilmiş muz ve bal, kurabiyeye hem tat hem de kıvam kazandırıyor. Yulaf ezmesi ise lif oranı yüksek olmasıyla uzun süre tok kalmaya yardımcı oluyor. Tüm malzemeler bir kapta karıştırılıp istenen büyüklükte şekil verildikten sonra, yağlı kağıt serili tepsiye dizilerek 180 derece fırında yaklaşık 15-20 dakika pişiriliyor.</p><h3>KİLO KONTROLÜ SAĞLAYAN DİYET KURABİYE ÇAY SAATLERİNİN YILDIZI OLDU</h3><p>Diyet kurabiye, özellikle kilo almak istemeyenler ve sağlıklı atıştırmalık arayanlar için ideal bir seçenek sunuyor. Son dönemde sosyal medyada ve sağlıklı yaşam platformlarında sıkça paylaşılan bu tarif, çay tutkunlarının yeni gözdesi haline geldi. Altın sarısı bir renk alan kurabiyeler, fırından çıkar çıkmaz tüketilebiliyor. Diyet kurabiye, hem pratik hazırlanışı hem de doyurucu yapısıyla ara öğünlerde de tercih ediliyor. Kilo kontrolü sağlamak isteyenlerin vazgeçilmezi olan bu kurabiye, sağlıklı beslenme alışkanlıklarına katkı sağlıyor ve çay saatlerine yeni bir soluk getiriyor.</p><p>Diyet kurabiye tarifi, hem lezzeti hem de sağlıklı içeriğiyle çay saatlerinde hafif bir alternatif arayanlara hitap ediyor. Doğal malzemelerle hazırlanan bu tarif, kilo kontrolünü ön planda tutanların yeni favorisi olmayı sürdürüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/kilo-aldirmayan-kurabiye--622_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279681</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/iletisim-baskani-durandan-ankara-havalimanina-iliskin-paylasim-279681</link>
      <pubDate>2026-06-15T14:13:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İletişim Başkanı Duran'dan Ankara Havalimanı'na ilişkin paylaşım]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, modern altyapısı ve stratejik konumuyla Ankara Havalimanı'nın, başkentin uluslararası rolünü ve havacılık kapasitesini daha da güçlendireceğini bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İletişim Başkanı Duran'dan Ankara Havalimanı'na ilişkin paylaşım]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, başkent Ankara'nın, Türkiye Yüzyılı vizyonuna yakışır önemli bir esere daha kavuşacağını, Türkiye'nin hızlanacağını belirtti.</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle bugün hizmete açılacak Ankara Havalimanı ve bağlantı yollarının son 23 yılda ulaştırma ve altyapı alanında gerçekleştirilen büyük atılımların yeni bir nişanesi olacağına işaret eden Duran, şunları kaydetti:</p><p>"Modern altyapısı ve stratejik konumuyla Ankara Havalimanı, başkentimizin uluslararası rolünü ve havacılık kapasitesini daha da güçlendirecek, 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek NATO Zirvesi kapsamında dünya liderlerini karşılayarak Türkiye'nin diplomatik gücüne ve ev sahipliği kabiliyetine katkı sunacaktır. Türkiye'yi her alanda daha ileriye taşıyan bu anlayışla yükselen Ankara Havalimanı'nın, başkentimiz, aziz milletimiz ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum."</p><p>Paylaşımda, Ankara Havalimanı ve yeni bağlantı yollarına ilişkin bilgilerin bulunduğu görsel de yer aldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/iletisim-baskani-durandan-363_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279680</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turkiyenin-onderleri-5-donem-mezunlarini-verdi-279680</link>
      <pubDate>2026-06-15T14:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin Önderleri 5. dönem mezunlarını verdi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin geleceğine yön verecek önder şahsiyetler yetiştirmek üzere hayata geçirilen Türkiye'nin Önderleri projesi, 5. dönem mezunlarını verdi. Eğitimi başarıyla tamamlayan 85 öğrenciye düzenlenen törenle sertifikaları takdim edildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye'nin Önderleri 5. dönem mezunlarını verdi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin ve Dünyanın geleceğine yön verecek gençlerin; kültürel, sanatsal, bilimsel, sosyal ve sportif alanlarda gelişimini desteklemek ve uluslararası platformlarda söz sahibi bireyler haline gelmelerine katkı sağlamak amacıyla 2019 yılında hayata geçirilen Türkiye'nin Önderleri eğitim programı 7. Yılını doldurdu. Üç yılın ardından programdan mezun olan 85 öğrenci, Kadıköy Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi konferans salonunda düzenlenen mezuniyet töreninde sertifikalarını aldı. Eğitimin Kapanış Dersi de Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Dr. Coşkun Yılmaz'ın verdiği "21. Yüzyılda Kültür ve Kimlik" oturumuyla yapıldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/1-150620265171da10.jpg"/><p><strong>İNSANLIK İÇİN UMUT OLACAKSINIZ</strong></p><p>Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda konuşan ÖNDER Genel Başkanı Abdullah Ceylan, Türkiye genelinde 50 ilde 4000'den fazla gençle birlikte 7 yıldır yürüttükleri projenin kapanışında bu uzun serüveni azimle tamamlayan gençleri görmekten mutluluk duyduğunu söyledi. Gençlere hitaben önümüzdeki YKS'de önemli başarılara imza atacaklarına inandığını belirten Ceylan, "Sizler yakında üniversiteli gençler olacaksınız, ümmetin gözbebekleri olarak üniversiteleri dolduracaksınız. Sadece Türkiye'nin 81 vilayetindeki insanlar için değil, bütün insanlık için bir umut olarak yetişeceksiniz" diye konuştu. Eğitimin bir süreç işi olduğunu, 3 yıllık süreçte gençlerin akranlarına ciddi fark attıklarını belirten Ceylan, "İnanıyorum ki üniversitede aynı ortamı paylaştığınız arkadaşlarınıza baktığınızda bu farkı çok daha net anlayacaksınız. Belli bir fikri olan, belli bir düşüncenin peşinden yürüyebilen, bir istikamet doğrultusunda hareket eden kişiler olarak yolunuza devam edeceksiniz" ifadelerini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/1-150620263ce1d752.jpg"/><p><b>GÜÇLÜ BİR EKOSİSTEME DAHİL OLDUNUZ</b></p><p>Gençlere eğitim sürecine ilişkin kazanımlarını aktaran Ceylan sözlerini özetle şöyle sürdürdü: Gençlerimiz bu proje kapsamında birlikte eğitim aldıkları kardeşleriyle, arkadaşlarıyla Allah'ın izniyle bir ömür yol yürüyecekler ve her biri aynı istikamete bakan, aynı şekilde alnı secdeye varan gençler olacaklar inşallah. O yüzden muazzam bir arkadaş çevresi, çok güzel bir ekosisteme ulaştınız gençler. Aynı zamanda sizler lise döneminde çok nitelikli, dert sahibi abi ve ablalarla muhatap oldunuz, onlarla birlikte yol yürüdünüz. Bugün program bitti diye onlara veda etmeyeceksiniz. İnşallah bu birlikteliğiniz de hayat boyu devam edecek. Hep onlar sizin yanınızda olacak, elinizden tutacak. Onlarla birlikte yol yürümeye başlayacaksınız.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/17-15062026d3cb13af.jpg"/><p><b>BURADAKİ BİLİNÇ ÇOK ÖNEMLİ</b></p><p>Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Cihad Demirli ise ailenin ve çevrenin bir çocuğun yetişmesinde en kritik faktör olduğuna dikkat çekerek, "Bir çocuğu okul öncesinden 12.</p><p>sınıfa kadar geçirdiği zamanı dikkate alarak değerlendirecek olursak, gençlerimiz zamanlarının büyük bir kısmını ya buradaki topluluk gibi okul sonrası programlara dahil olarak veya ailesi, sosyal çevresi ve dijital çevresiyle muhatap olarak geçirdi. Dolayısıyla buradaki bilinç son derece önemli" dedi. Eğitimlerde gençlerin becerisi kadar erdemlerinin de geliştiğini kaydeden Demirli, eylemi konuşacak, hakikati savunacak, mazlumların haklarını savunacak, sorumluluk sahibi, sorgulayıcı, muhakeme edici gençlerin yetiştiğini söyledi.</p><p><b>7 YILIN EMEĞİ İLE BURADAYIZ</b></p><p>ÖNDER Gençlik Başkanı Muhammed Ali Çiçek de ÖNDER Gençlik olarak yürüttükleri lise ve üniversite projelerinde bir dönemi tamamlamanın mutluluğu içinde olduklarını aktardı. Mezun olan gençlerle birlikte projeyi başlatan ve 7 yıldır emek veren isimlere teşekkür eden Çiçek, "Bugün buradan imam hatip ortaokuluna ve lisesine adım atmış, üniversite düzeyinde ise gençlerin eğitimi için sahada koşturan, emek veren, çaba gösteren tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Bizler azimle ve gayretle çalışmaya, tüm gençlerimizi kuşatan çalışmalar yapmaya devam edeceğiz" dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/20-15062026222cbfdf.jpg"/><p><b>50 İL, 4000 GENÇLE DEVAM EDİYOR</b></p><p>Türkiye'nin geleceğinde söz sahibi olacak nitelikli gençler yetiştirmek üzere 2019 yılında hayata geçirilen eğitim programı Türkiye'nin Önderleri bugün Türkiye'nin 50 şehrinde 4000 bini aşkın öğrencisi ile devam ediyor. İstanbul'daki öğrenciler için düzenlenen mezuniyet programında 50 kız, 35 erkek olmak üzere toplam 85 öğrenci sertifikalarını alarak mezun oldu. Programın İstanbul'daki mezun sayısı ise 372 kişiye ulaştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/turkiyenin-onderleri-5-do-348_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279679</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/disisleri-bakani-fidan-16-17-haziranda-rusyayi-ziyaret-edecek-279679</link>
      <pubDate>2026-06-15T14:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, 16-17 Haziran'da Rusya'yı ziyaret edecek]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 16-17 Haziran'da Rusya'nın başkenti Moskova'ya ziyarette bulunacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, 16-17 Haziran'da Rusya'yı ziyaret edecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un davetine icabetle 16-17 Haziran'da Moskova'yı ziyaret edecek.</p><p>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından kabul edilmesi planlanan Fidan'ın, Rus mevkidaşı Lavrov ve diğer üst düzey yetkililerle görüşmesi bekleniyor.</p><p>Bakan Fidan'ın ziyaret kapsamında Rusya'da faaliyet gösteren Türk iş insanlarıyla da bir araya gelmesi öngörülüyor.</p><p>Rusya'ya son ikili ziyaretini 26-27 Mayıs 2025'te yapan Fidan'ın, Lavrov ile arasındaki son görüşme 18 Nisan'da Beşinci Antalya Diplomasi Forumu (ADF) marjında gerçekleştirilmişti.</p><p><strong>İKİLİ, BÖLGESEL VE KÜRESEL KONULAR GÜNDEMDE OLACAK</strong></p><p>Fidan, ziyaret kapsamındaki görüşmelerinde, iki ülke arasındaki ilişkilerin bölgesel istikrar ve refah için kritik önemde olduğunu vurgulayarak, başta ticaret, enerji, güvenlik ve konsolosluk konuları olmak üzere ikili ilişkileri ilgilendiren hususları muhataplarıyla detaylıca ele alacak.</p><p>Türkiye'nin Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşta kalıcı barış sağlanmasına yönelik diplomatik çabalara olan bağlılığını belirtecek Fidan, Türkiye'nin, 2022 ve 2025'te olduğu gibi, Rusya ile Ukrayna arasındaki müzakerelerin müteakip turuna ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu yineleyecek.</p><p>Fidan, Karadeniz'de artan gerilimin bölgesel ve küresel huzura tehdit oluşturduğuna ve son dönemde meydana gelen hadiselerin çok boyutlu riskler doğurduğuna işaret ederek, Türkiye'nin Karadeniz'de seyrüsefer güvenliği mekanizması ile enerji altyapısı ve limanları kapsayacak bir ateşkese ilişkin önerisinin halen masada olduğuna dikkati çekecek.</p><p>Türkiye'nin, ABD ile İran arasında kalıcı barışı desteklediğini vurgulayacak Fidan, Hürmüz Boğazı'nda savaş öncesi duruma dönülmesi ve seyrüsefer serbestisinin muhafaza edilmesi gerektiğinin altını çizecek.</p><p>Fidan, Suriye'de istikrar, güvenlik, kalkınma ve refahın temini için uluslararası toplumun Suriye hükümetine desteğini sürdürmesinin önemine işaret edecek.</p><p>İsrail'in saldırgan ve yayılmacı politikalarının tüm bölgedeki güvenlik ve istikrarı tehlikeye attığını kaydedecek Fidan, İsrail'in Gazze'deki ateşkes ihlallerinin, Batı Şeria'da yasa dışı yerleşimleri genişleten adımlarının ve Lübnan'daki işgalinin engellenmesi gerektiğine dikkati çekecek.</p><p>Fidan, Türkiye'nin Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecini desteklediğini, Güney Kafkasya'da sağlanacak barış ve huzur ortamının Türkiye ile Rusya'nın da faydasına olacağını ifade edecek.</p><p><strong>TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİ</strong></p><p>Türkiye-Rusya ikili ilişkileri, 2010'da tesis edilen Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi temelinde kurumsal zeminde ilerliyor.</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile son olarak 12 Aralık 2025'te Türkmenistan'ın başkenti Aşkabat'ta düzenlenen Uluslararası Barış ve Güven Forumu marjında görüşmüştü.</p><p>2025'te Türkiye'nin Rusya ile ikili ticaret hacmi, 6,7 milyar doları ihracat, 42,3 milyar doları ithalat olmak üzere 49,08 milyar dolar olarak gerçekleşmişti.</p><p>Türkiye ve Rusya arasında turizm alanındaki mevcut işbirliği, ikili ekonomik ilişkilerin en önemli unsurlarından birini oluşturuyor. Türkiye'yi ziyaret eden Rus turist sayısı 2025'te de artmaya devam ederek 6,9 milyonu aşmıştı.</p><p>Türkiye'nin enerji alanındaki en büyük ortaklarından biri olan Rusya ile Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) Projesi kapsamında yürütülmekte olan çalışmalar, 12 Mayıs 2010'da imzalanan ve iki ülke tarafından da onaylanan Hükümetlerarası Anlaşma çerçevesinde devam ediyor. İlk reaktörün bu yıl içinde çalışmaya başlaması planlanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/disisleri-bakani-fidan-16-548_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279678</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/samsungdan-galaxy-watch-ultra-2ye-dev-batarya-hamlesi-279678</link>
      <pubDate>2026-06-15T13:56:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Samsung'dan Galaxy Watch Ultra 2'ye dev batarya hamlesi]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Samsung, Galaxy Watch Ultra 2 ile akıllı saat pazarında iddiasını güçlendiriyor. Markanın yeni modeli, yüzde 35 daha büyük batarya kapasitesi ve gelişmiş Snapdragon Wear Elite çipiyle dikkat çekiyor. Galaxy Watch Ultra 2'nin, pil ömrünü üç günün üzerine taşıması bekleniyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Samsung'dan Galaxy Watch Ultra 2'ye dev batarya hamlesi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsung, Galaxy Watch Ultra 2 modelini tanıtmaya hazırlanıyor. Markanın yeni nesil akıllı saati, önceki modele göre yüzde 35 oranında daha büyük batarya kapasitesiyle öne çıkıyor. Galaxy Watch Ultra 2, 784mAh nominal batarya ile donatılacak ve bu kapasite pazarlama materyallerinde 800mAh olarak duyurulabilir. Şirketin, Galaxy Watch 9 ve Galaxy Watch 9 Classic ile birlikte üç yeni modeli, önümüzdeki ayın sonunda Galaxy Z Flip 8 ve Galaxy Z Fold 8 serisiyle birlikte tanıtması bekleniyor. Galaxy Watch Ultra 2'nin Ağustos 2026'da satışa sunulması planlanıyor.</p><h3>Samsung'dan Galaxy Watch Ultra 2'ye pil ömründe büyük atılım</h3><p>Galaxy Watch Ultra 2'nin batarya kapasitesinde yapılan yüzde 35'lik artış, önceki nesil Galaxy Watch Ultra'nın 590mAh bataryasına kıyasla önemli bir yükseliş anlamına geliyor. Bu büyük batarya, yeni nesil Snapdragon Wear Elite çipiyle birleştiğinde, kullanıcılara üç günden fazla pil ömrü sunmayı hedefliyor. Samsung'un iddiasına göre, bu gelişme, akıllı saat kullanıcılarının sık şarj etme zorunluluğunu ortadan kaldıracak ve günlük kullanımda büyük kolaylık sağlayacak. Özellikle aktif yaşam süren ve saatlerini yoğun kullanan kullanıcılar için Galaxy Watch Ultra 2, uzun pil ömrüyle öne çıkıyor.</p><h3>Galaxy Watch 9 serisinde de batarya kapasitesi arttı</h3><p>Yeni nesil Galaxy Watch 9 serisi de batarya kapasitesinde dikkat çekici artışlar sunuyor. 40mm'lik Galaxy Watch 9, 382mAh batarya kapasitesine sahipken, Samsung bu modeli 400mAh tipik kapasiteyle pazarlayabilir. Bu, Galaxy Watch 8 40mm'nin 325mAh'lık bataryasına göre yüzde 23'lük bir artış anlamına geliyor. Ayrıca, Galaxy Watch 9'un 44mm versiyonu ise 435mAh batarya ile donatıldı. Tüm bu yenilikler, Samsung'un akıllı saat pazarında pil ömrü ve performans konusunda çıtayı yükseltme hedefini ortaya koyuyor. Galaxy Watch Ultra 2'nin getirdiği büyük batarya artışı, markanın teknoloji tutkunları arasında heyecan yaratıyor.</p><p>Samsung'un yeni Galaxy Watch Ultra 2 modeli, sunduğu yüksek batarya kapasitesi ve gelişmiş donanımıyla akıllı saat kullanıcılarının beklentilerini karşılamaya hazırlanıyor. Pil ömründe sağlanan bu önemli artış, günlük kullanımda büyük avantaj sunarken, Samsung'un pazardaki konumunu güçlendirecek gibi görünüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/samsungdan-galaxy-watch-u-459_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279677</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/altin-yukselis-ivmesinde-15-haziran-pazartesi-gram-altin-ceyrek-altin-ne-kadar-oldu-son-da-279677</link>
      <pubDate>2026-06-15T13:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Altın yükseliş ivmesinde! 15 Haziran Pazartesi gram altın, çeyrek altın ne kadar oldu? Son dakika altın fiyatları, alış satış listesi canlı takip]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Son dakika altın fiyatları... 15 Haziran 2026 Pazartesi güncel altın fiyatları merak ediliyor. Altın fiyatları yatırımcılar ve alım-satım yapmak isteyenlerin radarında. Altın alışverişi yapacaklar son durumu takip ediyor, son dakika fiyatları araştırıyor. Bugün altın fiyatları kaç lira? Peki; gram altın, çeyrek altın, yarım altın ve cumhuriyet altını fiyatları ne kadar? 15 Haziran 2026 Pazartesi son dakika altın fiyatları, en güncel fiyatlar canlı takip ile bu haberde karşınızda...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Altın yükseliş ivmesinde! 15 Haziran Pazartesi gram altın, çeyrek altın ne kadar oldu? Son dakika altın fiyatları, alış satış listesi canlı takip]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>15 Haziran 2026 Pazartesi altın ve gümüş fiyatları yatırımcısı tarafından ilgiyle takip ediliyor. "Altın bugün ne kadar? Bugün gram altın, çeyrek altın, yarım altın ve cumhuriyet altını fiyatları ne kadar oldu? Gram gümüş kaç lira? Altın düştü mü yükseldi mi? Gümüş düştü mü yükseldi mi?" soruları arama motorlarında sorgulanıyor.</p><p>ABD ve İran'ın anlaşmaya varması ile birlikte günden güne artan gerilimin yerini ılımlı bir havaya bıraktı bu durum küresel piyasaları da olumlu yansıdı. Orta Doğu'daki risk algısı azaldı ve bu durum piyasalarda altın ve gümüş fiyatlarında hareketliliğe neden oldu. </p><p>15 Haziran 2026 Pazartesi günü altın ve gümüş fiyatları yatırımcılar ve alım-satım yapmak isteyenler isteyenler tarafından ilgiyle takip ediliyor.</p><p><b>Orta Doğu'daki gelişmelerin etkisiyle altın ve gümüş fiyatları yükseliş ivmesine geçti. Peki, altın yeni güne nasıl başladı? İşte yanıtı...</b></p><p><b>ALTIN FİYATLARI BUGÜN YÜKSELİŞE GEÇTİ</b></p><p><b>Altın güne nasıl başladı? </b>sorusunun yanıtı işte karşınızda...</p><p>15 Haziran 2026 Pazartesi gününe yükselişle başlayan gram altın, saat 09.35 itibarıyla 6 bin 405 lira seviyesinde bulunuyordu. Aynı dakikalarda çeyrek altın 10 bin 620 liradan, Cumhuriyet altını 42 bin 350 liradan satılıyordu. Altının ons fiyatı ise, bugün 4 bin 304 dolarda seyrediyordu.</p><p><b>ALTIN BU YIL KAZANDIRACAK MI?</b></p><p>Ahlatcı Holding Strateji Direktörü Yücel Tonguç Erbaş, 24 TV canlı yayınında "Artık eskisi kadar spekülatif amaçlı bir altın yükselişi beklemememiz lazım." ifadelerini kullandı. İşte detaylar...</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/video-1506202679fbb5af.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>15 HAZİRAN 2026 PAZARTESİ GÜNCEL ALTIN VE GÜMÜŞ FİYATLARI ALIŞ SATIŞ LİSTESİ</b></p><p><b>GRAM ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 6.453,60</p><p>Satış: 6.454,42</p><p><b>ÇEYREK ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 10.441,81</p><p>Satış: 10.680,13</p><p><b>YARIM ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 20.818,36</p><p>Satış: 21.360,26</p><p><b>CUMHURİYET ALTINI</b></p><p>Alış: 43.306,00</p><p>Satış: 43.961,00</p><p><b>GRAM GÜMÜŞ FİYATI</b></p><p>Alış: 105,09</p><p>Satış: 105,19</p><p><b><font color="#ff0000"><a href="https://www.platinonline.com/altin-fiyatlari">CANLI TAKİP | GÜNCEL ALTIN VE GÜMÜŞ FİYATLARI SAYFASI İÇİN TIKLAYINIZ </a></font></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/altinda-sert-yukselis-15--471_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279676</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/analiz/abd-ile-iran-anlasti-kim-kazandi-kim-kaybetti-279676</link>
      <pubDate>2026-06-15T13:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ABD ile İran anlaştı! Kim kazandı, kim kaybetti]]></title>
      <category><![CDATA[Analiz]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Trump'ın Nobel Barış Ödülü hayaliyle başlayan süreci İran savaşına dönüşürken, Türkiye'nin yoğun diplomatik çabalarıyla bölgesel yangın kontrol altına alındı ve Cuma günü ateşkes anlaşmasının imzalanması bekleniyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ABD ile İran anlaştı! Kim kazandı, kim kaybetti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, göreve barış yapıcı bir lider imajıyla geldi ve Nobel Barış Ödülü'nü hedefliyordu. Ancak süreç onu İran ile doğrudan bir savaşın içine çekti. Trump, kendisini bu noktaya sürükleyen gelişmeler karşısında aldatılmış hissetti. Siyonist lobinin ABD'yi ittiği bu çatışma, kabine içinde bile derin çatlaklara yol açtı. İsrail'in planlarını tutarsız ve yetersiz bulan isimler kabinenin içinden sesini yükseltti.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/video70-150620262330e449.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>NETANYAHU'NUN İRAN PLANI DAHA İLK HAFTADA ÇÖKTÜ</b></p><p>İsrail Başbakanı Netanyahu'nun stratejisi, İran'ın üst düzey isimlerine suikast düzenleyerek halk ayaklanması çıkarmak ve rejimi devirmekti. Ne var ki ilk iki günün şokunu atlatan Tahran yönetimi, İsrail ve Körfez'deki Amerikan üslerine füze ve siha saldırıları düzenleyerek karşılık verdi. Bu hamle siyonist planları ciddi biçimde sekteye uğrattı. Müşteba Hamane'in dini lider seçilmesi ise tam anlamıyla bir meydan okuma oldu. Tahran, suikastlara rağmen direnişten vazgeçmeyeceğini dünyaya ilan etti.</p><p>İranlılar, ülkeyi bölme ve parçalama girişimlerine kesinlikle boyun eğmedi. İsrail'in PKK-PEJAK üzerinden İran'da kaos yaratma planı da Türkiye ve bölge ülkelerinin ortak çabalarıyla boşa çıkarıldı. Kürt grupların İran muhalefetine silah tedarik edeceği hesabı tutmadı ve bu durum İsrail cephesinde büyük hayal kırıklığı yarattı.</p><p><b>HÜRMÜZ BOĞAZI KİLİTLEDİ, TRUMP KIRK KEZ ATEŞKES ÇAĞRISI YAPTI</b></p><p>Tahran yönetimi bir yandan İsrail ve Amerikan hedeflerini vururken diğer yandan Hürmüz Boğazı'nı gemi trafiğine kapattı. ABD de boğaz çıkışını kontrol altına alınca küresel enerji akışı tamamen durma noktasına geldi. Bu kilitlenme ateşkes arayışlarını hızlandırdı. Trump, kamuoyu baskısını göğüsleyemeyerek tam kırk kez ateşkes çağrısında bulundu.</p><p><b>ERDOĞAN VE FİDAN'IN DİPLOMASİ MARATONU BÖLGESEL SAVAŞI ÖNLEDİ</b></p><p>Türkiye bu süreçte kritik bir rol üstlendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Körfez ülkeleriyle defalarca temas kurarak tarafları sakinleştirdi. Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan ile koordineli çalışan Ankara, savaşın bölgeye yayılmasının önüne geçti. Bu diplomatik hamle, daha fazla kan dökülmesini engelledi.</p><p><b>CUMA GÜNÜ İMZA BEKLENİYOR AMA NETANYAHU'DAN SABOTAJ RİSKİ VAR</b></p><p>Şu an ateşkes anlaşması masada duruyor ve yapılan açıklamalara göre Cuma günü imzaların atılması planlanıyor. Ancak Tel Aviv yönetiminin İran'daki neredeyse hiçbir hedefine ulaşamadığı göz önüne alındığında, Netanyahu'nun son dakika sabotajı ya da suikast girişimi ihtimali hâlâ gündemde. Mutabakat metnine bakıldığında İran'ın nükleer kapasite dışında ciddi bir taviz vermediği görülüyor. Anlaşmaya göre Tahran, nükleer silah geliştirmeyeceğini teyit edecek ve eldeki nükleer kapasite için 60 günlük resmi müzakere süreci başlayacak.</p><p>Trump açısından bakıldığında, barış anlaşması Amerikan kamuoyuna kriz çözen lider mesajı verecek ve kasım ayındaki ara seçimlere güçlü bir kartla girecek. Ekonomideki rahatlamanın da Trump'ın hanesine yazılacağı değerlendiriliyor.</p><p><b>NETANYAHU 27 EKİM'DE SANDIKTA AĞIR BİR SINAVLA KARŞI KARŞIYA</b></p><p>Netanyahu'nun karnesi son derece ağır. Gazze'de Hamas'ı yok etme ve Filistinlileri sürgün etme planı akamete uğradı. Lübnan'da Hizbullah'ı tasfiye stratejisi tutmadı. İran'da rejimi devirme çabası boşa çıktı. Katar'ı bombalayarak Körfez ülkelerini hedef haline getirmesi ise bölgede yeni güvenlik arayışlarının fitilini ateşledi. Tüm bu başarısızlıklarla 27 Ekim'de sandığa gidecek olan Netanyahu için seçim kaybı, cezaevi yolunu açabilir. Tarih onu soykırımcı ve kaybetmiş bir siyasetçi olarak kayıt altına alacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/abd-ile-iran-anlasti-kim--669_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279675</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/yapay-zeka-modellerinde-dikkat-testi-soku-insan-beyniyle-fark-ortaya-cikti-279675</link>
      <pubDate>2026-06-15T13:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yapay zeka modellerinde dikkat testi şoku! İnsan beyniyle fark ortaya çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Yapay zeka sistemleri üzerinde yapılan dikkat testi, insan beyniyle aralarındaki temel farkları gözler önüne serdi. Araştırmacılar, klasik Stroop görevi ile önde gelen yapay zeka modellerinin karmaşık görevlerde ciddi performans kaybı yaşadığını tespit etti. Bu bulgular, yapay zekanın dikkat gerektiren alanlarda hâlâ insan seviyesine ulaşamadığını gösteriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yapay zeka modellerinde dikkat testi şoku! İnsan beyniyle fark ortaya çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zeka alanında önde gelen modeller, psikolojide uzun yıllardır kullanılan bir dikkat testine tabi tutuldu ve sonuçlar insan beyniyle aralarındaki önemli farkları ortaya çıkardı. Araştırmacılar, klasik Stroop göreviyle ChatGPT, Claude ve Gemini gibi büyük dil modellerinin dikkat süreçlerini analiz etti. Testin başında kısa renk listelerinde yüksek doğruluk oranları elde eden yapay zeka sistemleri, görev karmaşıklaştıkça ve liste uzadıkça ciddi bir performans düşüşü yaşadı. Bazı modeller, beş kelimelik listelerde yüzde 90'ın üzerinde doğruluk sergilerken, kırk kelimelik karmaşık listelerde neredeyse tamamen başarısız oldu. Bu durum, yapay zekanın insan beyniyle kıyaslandığında dikkat ve bilişsel kontrol alanında temel zayıflıklara sahip olduğunu gösterdi.</p><h3>Stroop göreviyle yapay zeka ve insan beyni karşı karşıya</h3><p>Stroop görevi, psikoloji dünyasında dikkat, konsantrasyon ve öz kontrolü ölçmek için sıkça kullanılan bir test olarak biliniyor. Testte, "kırmızı", "mavi" veya "yeşil" gibi renk isimleri farklı renkte mürekkeplerle yazılıyor ve katılımcılardan kelimenin anlamına bakmadan sadece mürekkep rengini adlandırmaları bekleniyor. Bu görev, insan beyni için otomatikleşmiş okuma alışkanlığını bastırmayı ve dikkatini farklı bir hedefe yönlendirmeyi gerektiriyor. Araştırmada, aynı test büyük dil modeli tabanlı yapay zeka sistemlerine uygulandı. Kısa ve basit listelerde yapay zeka doğru yanıtlar verirken, liste uzadıkça ve çelişkili renk-kelime kombinasyonları arttıkça sistemlerin performansı hızla düştü. Özellikle, eşleşmeyen kelime ve renklerin bir arada bulunduğu uzun listelerde, yapay zeka modelleri mürekkep rengini doğru tanımlamakta ciddi şekilde zorlandı.</p><h3>Yapay zeka modellerinde dikkat kaybı: Sayısal veriler çarpıcı</h3><p>Deneyde elde edilen sayısal veriler, yapay zeka sistemlerinin dikkat testinde karşılaştığı zorlukları somut biçimde ortaya koydu. GPT-4o modeli, beş kelimelik listelerde yüzde 91 doğruluk oranına ulaştı. Ancak on kelimelik listelerde bu oran yüzde 57'ye, kırk kelimelik listelerde ise sadece yüzde 15'e geriledi. Claude 3.5 Sonnet modeli, yirmi kelimelik listelerde istikrarlı bir performans gösterse de, kırk kelimelik listelerde yüzde 24 doğruluk oranına kadar düştü. Diğer önde gelen yapay zeka sistemlerinde de benzer bir tablo gözlemlendi. Araştırmacılar, özellikle eşleşmeyen renk-kelime kombinasyonlarının bir arada sunulduğu durumlarda, yapay zeka modellerinin kelimeyi okumaktan vazgeçip mürekkep rengini tanımlama talimatını sürdürmekte zorlandığını belirtti. Bu sonuçlar, yapay zekanın insan beyninin dikkat süreçlerini taklit edemediğini ve bilişsel kontrol gerektiren görevlerde ciddi sınırlamalara sahip olduğunu gösteriyor.</p><h3>İnsan beyniyle yapay zeka arasındaki dikkat farkı netleşiyor</h3><p>Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, insan beyninin dikkat ve bilişsel kontrol konusunda yapay zekadan çok daha üstün olması. İnsanlar, otomatikleşmiş okuma alışkanlığına rağmen, karmaşık ve uzun listelerde bile mürekkep rengini doğru adlandırmaya devam edebiliyor. Buna karşın, yapay zeka sistemleri görev karmaşıklaştıkça talimatı unutma ve yanlış yanıt verme eğilimine giriyor. Araştırmacılar, yapay zeka modellerinin özellikle dikkat dağıtıcı unsurlar arttığında ve görevler uzadığında, insan benzeri bir bilişsel kontrol sergilemekte zorlandığını vurguladı. Bu durum, mevcut yapay zeka teknolojisinin insan davranışını taklit etme kapasitesinin sınırlarını ortaya koyuyor. Ayrıca, günümüz büyük dil modellerinin dikkat gerektiren görevlerde neden beklenen başarıyı gösteremediğini de açıklıyor.</p><h3>Uzmanlardan yapay zeka için yeni uyarı: Dikkat testinde temel sınırlamalar</h3><p>Yapay zeka sistemlerinin dikkat testi sonuçları, hem akademik dünyada hem de teknoloji sektöründe önemli bir tartışma başlattı. Araştırmacılar, elde edilen bulguların büyük dil modellerinin temel sınırlamalarını gözler önüne serdiğini belirtiyor. Özellikle, yapay zekanın uzun ve karmaşık bilgi dizileriyle başa çıkmakta ve dikkat dağıtıcıları filtrelemekte insan beyni kadar başarılı olamaması, gelecekteki yapay zeka geliştirme çalışmalarında dikkate alınması gereken kritik bir faktör olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, yapay zeka sistemlerinin insan benzeri dikkat ve bilişsel kontrol mekanizmalarına yaklaşabilmesi için yeni algoritmalar ve eğitim yöntemleri geliştirilmesi gerektiğini savunuyor. Bu araştırma, yapay zekanın insan seviyesinde dikkat ve odaklanma gerektiren uygulamalarda hâlâ önemli eksiklikleri olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.</p><p>Sonuç olarak, yapay zeka sistemlerinin insan beyniyle kıyaslandığında dikkat ve bilişsel kontrol alanında ciddi sınırlamalara sahip olduğu net biçimde ortaya çıktı. Stroop göreviyle yapılan bu dikkat testi, mevcut yapay zeka teknolojisinin insan davranışını tam anlamıyla taklit edemediğini kanıtladı. Araştırmacılar, gelecekte yapay zekanın dikkat süreçlerini geliştirecek yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor. Bu bulgular, yapay zeka alanında çalışan bilim insanları ve geliştiriciler için önemli bir yol haritası sunuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/yapay-zeka-modellerinde-d-834_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279674</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/disisleri-bakani-fidan-iranli-mevkidasi-erakci-ile-gorustu-279674</link>
      <pubDate>2026-06-15T13:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, İranlı mevkidaşı Erakçi ile görüştü]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, İran Dışişleri Bakanı Erakçi ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Erakçi, ABD ve İran arasındaki müzakere sürecine katkılarından dolayı Türkiye'ye teşekkür etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, İranlı mevkidaşı Erakçi ile görüştü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile telefon görüşmesi yaptı.</p><p>Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, telefon görüşmesinde, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ile İran arasındaki müzakere sürecine katkılarından dolayı Türkiye'ye teşekkür etti.</p><p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, varılan mutabakata ilişkin duyduğu memnuniyeti dile getirerek, sürece ilişkin tamamlayıcı görüşmelerin de olumlu bir neticeye ulaşmasını umduğunu aktardı.</p><p>Mutabakatı akamete uğratmaya yönelik kışkırtmalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Fidan, Türkiye'nin bölgede barış, huzur ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik katkılarını kararlılıkla sürdüreceğini belirtti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/disisleri-bakani-fidan-ir-138_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279673</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kolon-kanseri-hastalarina-b12-uyarisi-37-bin-hastada-carpici-sonuc-279673</link>
      <pubDate>2026-06-15T13:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kolon kanseri hastalarına B12 uyarısı! 37 bin hastada çarpıcı sonuç]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Texas Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin öncülüğünde yürütülen kapsamlı bir araştırma, kolon kanseri tanısı konan hastalarda yüksek B12 vitamini seviyesinin ölüm riskini önemli ölçüde artırdığını gösterdi. Uzmanlar, kan testlerinde saptanan yüksek B12 düzeylerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kolon kanseri hastalarına B12 uyarısı! 37 bin hastada çarpıcı sonuç]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Texas Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin dünya genelinde 37 binden fazla kolon kanseri hastasını kapsayan yeni araştırması, kan testlerinde yüksek B12 vitamini seviyesine sahip olan kişilerin hastalık seyri ve yaşam süresi üzerinde önemli etkiler yarattığını ortaya koydu. Kolon kanseri tanısı alan hastalarda, tanı anında ölçülen yüksek B12 düzeylerinin, hastaların hayatta kalma süresini ciddi şekilde kısalttığı belirlendi. Araştırmacılar, B12 vitamini seviyesinin sıradan bir laboratuvar sonucu olarak görülmemesi gerektiğini, özellikle de kolon kanseri gibi ölümcül hastalıklarla mücadele eden bireylerde bu değerin kritik bir biyomarker olabileceğini ifade ediyor.</p><h3>Bruce Chang-Gu: 'Yüksek B12, ölüm riskini iki katına çıkarıyor'</h3><p>Çalışmanın başında yer alan Dr. Bruce Chang-Gu ve ekibi, 108 farklı sağlık sisteminden elde edilen anonimleştirilmiş hasta kayıtlarını inceledi. Elde edilen bulgular, tanıdan bir yıl içerisinde B12 vitamini kan testi yapılan 37.106 kolon kanseri hastasının verilerine dayanıyor. Hastalar, kanlarındaki B12 düzeylerine göre düşük (300 pikogram/mL altı), normal (300-1.000 pikogram/mL arası) ve yüksek (1.000 pikogram/mL üzeri) olmak üzere üç gruba ayrıldı. Araştırmada, yüksek B12 seviyesine sahip hastaların tanı sonrası ortalama yaşam süresi beş yılın biraz altında kalırken, normal seviyedekiler neredeyse 11 yıl hayatta kaldı. Düşük B12 grubunda ise bu süre biraz daha uzun olarak kaydedildi. Bulgular, yüksek B12 düzeyinin ölüm oranını neredeyse iki katına çıkardığını gösterdi. Araştırmacılar, bu kadar belirgin bir farkın, sadece daha ağır hastaların daha fazla test edilmesiyle açıklanamayacağını, B12 vitamini seviyesinin başlı başına bir risk göstergesi olabileceğini vurguladı. Özellikle yüksek B12'nin, ölümcül kolon kanseri için sessiz bir uyarı işareti taşıdığına dikkat çekildi.</p><h3>Yüksek B12 ve metastaz ilişkisi netleşti</h3><p>Çalışmada öne çıkan bir diğer önemli bulgu ise, yüksek B12 vitamini seviyesinin kanserin yayılma olasılığıyla doğrudan bağlantılı olmasıydı. Staging kayıtlarına göre, yüksek B12 düzeyine sahip hastaların yarısından fazlası tanı konduğu anda evre 4 hastalığa sahipti. Bu oran, normal seviyedeki hastalarda yaklaşık üçte bir olarak tespit edildi. Ayrıca, tanıdan sonraki bir yıl içinde yüksek B12 grubunda yeni metastaz gelişimi yüzde 42'ye ulaşırken, bu oran normal seviyedekilerde yüzde 32'de kaldı. Karaciğer tümörlerinde ise yüksek B12 grubunda yüzde 23'lük bir artış gözlendi; bu, normal seviyedeki hastalarda yüzde 15'te kaldı. Araştırmacılar, karaciğerin hem vücudun B12 deposu olması hem de kolon kanserinin en sık yayıldığı organlardan biri olması nedeniyle bu bulgunun kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Yüksek B12'nin, karaciğer fonksiyonlarındaki bozulmanın ya da tümörlerin karaciğerdeki vitamin depolarını kana sızdırmasının bir işareti olabileceği düşünülüyor.</p><h3>Genetik analizler, tümörlerin B12 ile ilişkisini gösterdi</h3><p>Araştırma ekibi, kanserli hücrelerin B12 vitamini ile ilişkisini daha iyi anlamak için 283 kolon tümörü ile 300'den fazla sağlıklı kolon dokusunun genetik analizini yaptı. Sonuçlar, tümör dokusunun sağlıklı dokudan çok daha fazla metiyonin sentaz enzimi ürettiğini gösterdi. Bu enzim, B12 vitamini olmadan çalışamıyor ve hücrelerin bölünmeden önce DNA'yı kopyalamasına yardımcı oluyor. En yüksek düzeyde bu enzimi üreten tümörlere sahip hastaların ortalama yaşam süresi beş buçuk yıl ile sınırlı kaldı. Diğer hastalarda ise daha düşük enzim seviyelerine rağmen, çoğu çalışmanın sonunda hala hayattaydı. Bu bulgular, kanser hücrelerinin B12'yi sadece kana sızdırmakla kalmayıp, aynı zamanda kendi büyüme süreçlerinde aktif olarak kullandıklarını da ortaya koydu. Bilim insanları, bazı kemoterapi ilaçlarının DNA kopyalama süreçlerini hedef aldığını, ancak B12 ile çalışan mekanizmalara yönelik bir ilacın henüz geliştirilmediğini belirtti. Bu durum, B12 vitamini ve kolon kanseri arasındaki ilişkinin tedavi stratejileri açısından yeni bir kapı aralayabileceğine işaret ediyor.</p><h3>B12 takviyeleri ve ölüm oranı arasındaki ilişki tartışılıyor</h3><p>Araştırmanın bir diğer önemli noktası ise, yüksek B12 seviyesinin kolon kanseri gelişiminde doğrudan bir rol oynayıp oynamadığı konusundaki belirsizlik oldu. Çalışma gözlemsel nitelikte olduğu için, B12'nin kanserin yayılmasına neden olup olmadığını kesin olarak ortaya koyamıyor. Ancak, tanıdan önceki yıl B12 ve folik asit takviyesi alan hastalarda, hafif de olsa daha kötü sonuçlar elde edildi. Bu bulgu, fazla B12'nin vücuttan kolayca atıldığına dair yaygın inancın sorgulanmasına yol açtı. Daha önceki popülasyon araştırmaları da, toplumda en yüksek B12 seviyelerine sahip bireylerde ölüm oranlarının daha yüksek olduğunu göstermişti. Uzmanlar, özellikle açıklanamayan yüksek B12 değerlerinin, basit bir laboratuvar sonucu olarak geçiştirilmemesi gerektiğini, bunun yerine altta yatan ciddi bir sağlık sorununun habercisi olabileceğini vurguluyor.</p><h3>Rutin kan testiyle erken uyarı ve yeni tedavi imkanları</h3><p>Çalışmanın en çarpıcı sonucu, B12 vitamini seviyesinin kolon kanseri hastalarında basit ve ucuz bir biyomarker olarak kullanılabileceğini göstermesi oldu. Tanı anında yapılan rutin bir kan testiyle, yaklaşık beş yıl hayatta kalan hastalar ile 11 yıl yaşayanlar arasındaki fark net biçimde ortaya kondu. Yüksek B12 düzeyinin, doktorlara hastalığın gidişatı hakkında erken uyarı sağlayabileceği ve hastaların daha yakından izlenmesine olanak tanıyabileceği belirtildi. Ayrıca, yüksek B12 sonucu elde edilen hastalarda karaciğer ve akciğerlerin erken dönemde taranması, metastazın henüz tedavi edilebilirken yakalanmasını mümkün kılabilir. Bilim insanları, bu bulguların tedavi planlamasında ve hasta takibinde önemli bir dönüm noktası olabileceğini düşünüyor. B12 vitamini, kanserin ilerleyişini izleme ve yeni tedavi hedefleri oluşturma bakımından sağlık profesyonellerine yeni bir araç sunabilir.</p><p>Sonuç olarak, Texas Üniversitesi'nin öncülüğünde yürütülen bu geniş kapsamlı araştırma, kolon kanseri hastalarında yüksek B12 vitamini seviyesinin göz ardı edilmemesi gereken ciddi bir risk faktörü olduğunu ortaya koyuyor. B12'nin, hem hastalığın seyri hem de olası tedavi yaklaşımları açısından önemli bir biyomarker olarak değerlendirilmesi, ilerleyen dönemde hastaların yaşam süresinin uzatılmasına katkı sağlayabilir. Uzmanlar, kan testlerinde saptanan yüksek B12 düzeylerinin, sadece bir laboratuvar sonucu olarak değil, aynı zamanda detaylı bir inceleme ve takip gerektiren bir uyarı sinyali olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/kolon-kanseri-hastalarina-144_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279672</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/dunyanin-derinliklerinden-gelen-sesler-sir-perdesi-aralaniyor-279672</link>
      <pubDate>2026-06-15T13:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dünya'nın derinliklerinden gelen sesler! Sır perdesi aralanıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Utah Üniversitesi'nden bilim insanları, kuzey Utah ve güneybatı Wyoming bölgesinde, yerin 88 kilometre altında gerçekleşen olağanüstü derinlikteki depremleri detaylı biçimde inceledi. Bu araştırma, Dünya'nın mantosunda meydana gelen ve klasik jeolojiyle açıklanamayan sismik hareketlere yeni bir ışık tutuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dünya'nın derinliklerinden gelen sesler! Sır perdesi aralanıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Utah Üniversitesi'nden bir ekip, kuzey Utah ve güneybatı Wyoming'in derinliklerinde, yerin tam 88 kilometre altında meydana gelen alışılmadık depremleri gün yüzüne çıkardı. 1979 yılında başlayan bu sıra dışı sismik hareketlilik, ilk olarak 3.8 büyüklüğündeki bir depremle dikkat çekti. Ancak asıl şaşkınlık, depremin deniz seviyesinden 55 mil aşağıda, yani Dünya'nın kabuğunun çok ötesinde, mantoda gerçekleşmesiyle ortaya çıktı. Uzmanlar, bu derinlikte sarsıntıların klasik jeolojiyle açıklanamayacağını belirtiyor. Son olarak, bu yılın başında yayımlanan bilimsel makalede, Utah Üniversitesi'nden jeoloji profesörü Keith Koper ve emekli araştırmacı George Zandt, bölgede tespit edilen sekiz derin depremin tamamını analiz ederek, bunların Dünya'nın üst mantosunda gerçekleştiğini kesinleştirdi.</p><h3>Keith Koper: 'Bu depremler temel fizik açısından gizemli'</h3><p>Keith Koper ve ekibi, derin deprem olgusunun klasik kabuk depremlerinden çok farklı olduğunu vurguluyor. Koper, bu olayların temel fizik açısından hâlâ bir gizem taşıdığını ve mevcut bilimsel bilgilerle tam olarak açıklanamadığını söyledi. Araştırmada, deprem verilerinin Dünya'nın litosferinin en kalın ve eski bölgesi olan Wyoming Craton'un batı ucunda toplandığı belirtildi. Bu bölge, kuzey Utah ve güneybatı Wyoming boyunca uzanıyor ve sıcaklıkların 1.300 Fahrenheit derecenin (yaklaşık 704 Celsius) üzerine çıkabildiği bir yer olarak biliniyor. Koper, bu tür derin depremlerin, yüzeydeki fay hatlarının aksine, öncü veya artçı sarsıntılarla kendini belli etmediğini ifade etti. Ayrıca, bu sarsıntıların ne kadar büyük olabileceği konusunda kesin bir tahmin yapılamadığını ve kabuk depremlerindeki gibi maksimum büyüklüğün ölçülemediğini de ekledi.</p><h3>Wyoming Craton'un sıkışması derin depremlere yol açıyor</h3><p>Bilim insanları, bu olağanüstü derinlikteki depremlerin, mantonun Wyoming Craton'u yavaşça sıkıştırmasından kaynaklandığını düşünüyor. Araştırma ekibi, milyonlarca yıl süren bu sıkıştırmanın, cratonun kökü ile çevresindeki manto arasında gerilim oluşturduğunu ve bunun sonucunda derin depremler meydana geldiğini belirtiyor. Keith Koper, mantonun craton etrafında akarken oluşturduğu ekstra stresin, deformasyonun artmasına ve sismik hareketlerin tetiklenmesine yol açtığını açıkladı. Elde edilen veriler, bu derin depremlerin klasik yüzey depremlerinden hem köken hem de etki açısından büyük farklılıklar gösterdiğini ortaya koydu. Bilim insanları, gezegenimizin derinliklerindeki bu güçlü tektonik dinamiklerin hâlâ tam olarak anlaşılamadığını ve gelecekte daha büyük sarsıntıların yaşanabileceği konusunda uyarıyor.</p><p>Utah Üniversitesi'nin yürüttüğü bu kapsamlı araştırma, derin depremlerin kökenine dair yeni soruları gündeme getiriyor. Elde edilen bulgular, Dünya'nın mantosundaki hareketlerin yüzeydeki sismik aktivitelerden çok daha karmaşık ve öngörülemez olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, bu tür araştırmalar sayesinde gezegenimizin yapısal dinamikleri hakkında daha fazla bilgi edinileceğini ve gelecekteki olası risklerin daha iyi anlaşılacağını vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/dunyanin-derinliklerinden-312_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279671</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/tarim-ve-orman-bakani-yumaklidan-orman-yanginlarina-karsi-uyari-279671</link>
      <pubDate>2026-06-15T13:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı'dan orman yangınlarına karşı uyarı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, orman yangınlarına karşı uyarıda bulunarak, "Ormanda veya açık alanda ateş yakmayalım. Alev çıkmasına sebep olabilecek tüm faaliyetlerden uzak duralım." ifadesini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı'dan orman yangınlarına karşı uyarı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, NSosyal hesabından orman yangınlarına ilişkin paylaşımda bulundu.</p><p>Ormanları korumak için 28 bin personel ve 138 bin gönüllü ile hava ve kara filosunun 7 gün 24 saat görevinin başında olduğunu bildiren Yumaklı, şunları kaydetti:</p><p>"Ancak en büyük gücümüz, sizin hassasiyetiniz. Ormanda veya açık alanda ateş yakmayalım. Alev çıkmasına sebep olabilecek tüm faaliyetlerden uzak duralım. Unutmayın, yangını söndürmenin en kolay yolu, onun hiç çıkmamasını sağlamaktır."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/tarim-ve-orman-bakani-yum-988_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279670</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/buyukelci-barracktan-turkiyenin-abd-iran-mutabakatindaki-rolune-iliskin-aciklama-279670</link>
      <pubDate>2026-06-15T13:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Büyükelçi Barrack'tan Türkiye'nin ABD-İran mutabakatındaki rolüne ilişkin açıklama]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'nin Ankara Büyükelçisi, Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, Türkiye'nin, ABD ile İran arasında varılan mutabakatın sağlanmasındaki rolüne ilişkin paylaşım yaptı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Büyükelçi Barrack'tan Türkiye'nin ABD-İran mutabakatındaki rolüne ilişkin açıklama]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BD'nin Ankara Büyükelçisi, Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın mutabakata ilişkin sosyal medya paylaşımını alıntılayarak değerlendirmede bulundu.</p><p>"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın diplomasiye ve bölgesel gerilimi düşürmeye yönelik desteğini takdir ediyoruz" ifadesini kullanan Büyükelçi Barrack, ilerlemenin ancak milletlerin, diyalog, ortaklık ve barış ile güvenliğe olan ortak bağlılığı seçmesiyle mümkün olduğunu kaydetti.</p><p>Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ABD ve İran'ın mutabakata vardığını duyurarak, buna göre, "Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini" dile getirmişti.</p><p>ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yapılan barış anlaşmasının tamamlandığını açıklamıştı.</p><p>İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ise ABD ile mutabakata varıldığını doğrulayarak, mutabakat zaptının 19 Haziran'da İsviçre'de imzalanacağını bildirmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/buyukelci-barracktan-turk-561_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279669</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/bilim-dunyasini-sarsan-goruntu-samanyolunun-canavari-ortaya-cikti-279669</link>
      <pubDate>2026-06-15T13:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim dünyasını sarsan görüntü! Samanyolu'nun canavarı ortaya çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[2022 yılında Event Horizon Teleskobu, Samanyolu'nun merkezinde yer alan ve Güneş'in kütlesinin 4 milyon katına sahip olan süper kütleli kara delik Yay A*'nın ilk görüntüsünü ortaya koydu. Bu tarihi başarı, kara deliklerin doğası ve genel görelilik teorisinin sınanması açısından bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim dünyasını sarsan görüntü! Samanyolu'nun canavarı ortaya çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Event Horizon Teleskobu (EHT), 12 Mayıs 2022 tarihinde, Samanyolu Galaksisi'nin merkezinde bulunan ve Güneş'in kütlesinin yaklaşık 4 milyon katı büyüklüğünde olan süper kütleli kara delik Yay A*'nın ilk görüntüsünü tüm dünyaya duyurdu. Dünya'dan yaklaşık 27.000 ışık yılı uzaklıkta yer alan Yay A*, bugüne kadar yalnızca teorik olarak biliniyordu. Elde edilen bu görüntü, kara deliğin etrafını saran parlak ve hafifçe asimetrik bir ışık halkasını gözler önüne serdi. Bu parlak halka, kara deliğin güçlü yerçekimi etkisiyle bükülen ışığın bir yansıması olarak tanımlandı. Merkezdeki karanlık bölge ise, Güneş'in kütlesinin milyonlarca katı olan bu devasa nesnenin gölgesi olarak kayıtlara geçti. Görüntü, kara deliklerin doğasını ve genel görelilik teorisinin öngörülerini doğrudan test etme fırsatı sundu.</p><h3>Event Horizon Teleskobu işbirliğinden tarihi başarı</h3><p>Yay A*'nın ilk görüntüsüne ulaşmak için Event Horizon Teleskobu işbirliği kapsamında 80'den fazla enstitüden 300'ü aşkın araştırmacı beş yıl boyunca yoğun bir çalışma yürüttü. EHT, sekiz farklı radyo teleskobunun küresel ölçekte eşgüdümlü olarak çalışmasıyla, adeta Dünya boyutunda bir sanal teleskop oluşturdu. Her bir gözlemevi, galaksinin merkezinden gelen sinyallerin farklı bir bölümünü kaydetti. Bu veriler, titiz bir analiz ve birleştirme sürecinin ardından tek bir yüksek çözünürlüklü görüntüye dönüştürüldü. Görüntüde yer alan ışık, galaktik merkezden on binlerce yıl önce yola çıkmıştı ve veriler Nisan 2017'de kaydedilmişti. Elde edilen sonuçlar, hem kara delik fiziği hem de astrofizik araştırmaları açısından bir dönüm noktası olarak değerlendirildi.</p><h3>Yay A*'nın görüntülenmesinde karşılaşılan zorluklar</h3><p>Yay A*'yı görüntülemek, sanıldığı kadar kolay olmadı. EHT ekibi, daha önce 2019 yılında M87* adı verilen ve Güneş'in kütlesinin yaklaşık 6,5 milyar katı olan başka bir süper kütleli kara deliğin görüntüsünü elde etmişti. Ancak M87*, daha uzakta bulunmasına rağmen büyük kütlesi sayesinde etrafındaki gazın yavaş hareket etmesi nedeniyle daha stabil bir görüntü sunuyordu. Buna karşılık, Yay A* çok daha küçük olduğu için çevresindeki gaz ve plazma çok daha hızlı hareket ediyor. EHT bilim insanı Chi-kwan Chan, M87* etrafında gazın yörüngesini tamamlamasının günler veya haftalar sürdüğünü, Yay A*'da ise bu sürenin sadece dakikalarla sınırlı olduğunu vurguladı. Bu hızlı değişim, görüntüleme sırasında nesnenin sabit kabul edilmesini imkânsız hale getirdi. MIT Haystack Gözlemevi'nden Vincent Fish, Yay A*'nın dakikalar içinde şekil değiştirdiğini ve verilerin sürekli değişkenlik gösterdiğini belirtti. Tüm bu zorluklara rağmen, ekip farklı görüntüleri ortalamak ve M87* için geliştirilen yöntemleri yeniden uyarlamak zorunda kaldı.</p><h3>Genel görelilik teorisi Yay A* ile yeniden sınandı</h3><p>Elde edilen Yay A* görüntüsü, kara deliklerin çevresindeki fiziksel süreçlerin anlaşılması ve Einstein'ın genel görelilik teorisinin test edilmesi açısından büyük önem taşıdı. EHT Proje Bilimcisi Geoffrey Bower, elde edilen halkanın boyutunun genel görelilik teorisinin tahminleriyle şaşırtıcı derecede uyumlu olduğunu açıkladı. Ölçülen parlak emisyon halkasının çapı, yaklaşık 51,8 mikroarcsaniye olarak kaydedildi. Bu değer, kara deliğin kütlesi ve uzaklığına dair daha önce yapılan yıldız gözlemlerinden elde edilen sonuçlarla da örtüştü. EHT Bilim Konseyi Eş Başkanı Sera Markoff, farklı boyutlardaki iki kara deliğin aynı teoriyi desteklemesinin, genel göreliliğin bu tür nesnelerdeki geçerliliğini güçlendirdiğini vurguladı. Ancak araştırmacılar, teorinin tüm alanlarda kesinleştiğini söylemenin mümkün olmadığını, fakat sapmaların hangi koşullarda ortaya çıkabileceğini daralttıklarını ifade etti.</p><h3>Yay A*'nın değişkenliği bilim insanlarına yeni fırsatlar sunuyor</h3><p>Yay A*'nın görüntülenmesinde yaşanan zorluklar, aynı zamanda bilim insanlarına genel görelilik teorisini daha hassas biçimde test etmek için eşsiz bir fırsat sağladı. Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi'nden Michael Johnson, Yay A* için neredeyse hiç hata payı bulunmadığını belirtti. Elde edilen görüntüyle birlikte, araştırmacılar artık dakikalar içinde değişen, çözülmüş ve yakın bir hedefe sahip olduklarını açıkladı. Bu durum, bir sonraki adımda yalnızca sabit görüntüler değil, aynı zamanda hareketli görüntüler elde etmeyi ve kara deliğin çevresindeki plazmanın hareketini izlemeyi mümkün kılacak. EHT bilim insanı Keiichi Asada, ekibin bu aşırı ortamlarda yerçekiminin davranışını test etmede hiç olmadığı kadar ileri gidebileceğini ifade etti. Tüm bu gelişmeler, kara deliklerin evrenin işleyişindeki rolünü daha iyi anlamak için yeni bir kapı araladı.</p><p>Sonuç olarak, Event Horizon Teleskobu'nun Yay A* kara deliğinin ilk görüntüsünü elde etmesi, hem astrofizik hem de temel fizik açısından tarihi bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti. Bilim insanları, bu başarı sayesinde kara deliklerin doğasına ve genel görelilik teorisinin sınırlarına dair daha derinlemesine araştırmalar yürütme imkânı buldu. Önümüzdeki süreçte, kara deliklerin dinamik yapısının daha ayrıntılı biçimde incelenmesi ve evrenin en gizemli nesnelerine dair yeni bilgiler elde edilmesi bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/bilim-dunyasini-sarsan-go-929_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279668</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/windows-11de-microsoft-hesabi-zorunlulugu-kullanicilarin-tepkisini-cekiyor-279668</link>
      <pubDate>2026-06-15T12:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Windows 11'de Microsoft hesabı zorunluluğu kullanıcıların tepkisini çekiyor]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Windows 11 kullanıcıları, Microsoft'un kurulumda hesap zorunluluğunu sürdürmesine tepki gösteriyor. Reddit'te büyüyen tartışma, yerel hesap seçeneğinin geri getirilmesi talebini öne çıkarırken, kullanıcılar gizlilik ve kontrol konusunda daha fazla şeffaflık istiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Windows 11'de Microsoft hesabı zorunluluğu kullanıcıların tepkisini çekiyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Windows 11 kullanıcıları, Microsoft'un kurulum sırasında zorunlu tuttuğu hesap gereksinimine karşı tepkilerini arttırdı. Son dönemde Reddit'te başlayan bir tartışma, Microsoft'un yerel hesap seçeneğini geri getirmemekte ısrar etmesiyle alevlendi. Kullanıcılar, yazılım devinin bu tutumunu gizlilik ve kullanıcı kontrolü açısından eleştirirken, şirketin Windows 11'e yönelik geliştirme çabalarının bu temel sorunu göz ardı ettiğini savunuyor.</p><h3>Microsoft'un hesap zorunluluğu kullanıcıları ikiye böldü</h3><p>Reddit'te 2025Fishy takma adlı bir kullanıcının başlattığı tartışma, Windows 11'in kurulumunda doğrudan yerel hesap oluşturma seçeneğinin kaldırılmasına tepkiyle başladı. Bu kullanıcı, Microsoft'un OOBE (ilk kurulum ekranı) sırasında yerel hesap seçeneğini yeniden sunması gerektiğini vurguladı. Tartışma kısa sürede büyüdü ve çok sayıda kullanıcı, Microsoft'un bu dayatmasının arkasındaki gerekçeleri ve sonuçlarını sorgulamaya başladı. Bazı katılımcılar, Rufus gibi araçlar ya da komut satırı hileleriyle kısıtlamaları aşmanın mümkün olduğunu belirtse de, asıl talebin geçici çözümler değil, doğrudan bir seçim hakkı olduğu öne çıktı. Birçok kullanıcı, Windows 11'de Microsoft hesabı zorunluluğunun kişisel veri güvenliği ve gizlilik açısından ciddi endişeler yarattığını ifade etti.</p><h3>Gizlilik ve güvenlik tartışmaları: BitLocker örneği öne çıktı</h3><p>Microsoft'un hesap zorunluluğunun yalnızca ayar senkronizasyonu ve bulut hizmetlerine erişimle sınırlı kalmadığı, aynı zamanda BitLocker gibi güvenlik özellikleriyle de bağlantılı olduğu belirtildi. Tartışmaya katılan Timusius adlı kullanıcı, BitLocker anahtarlarının Microsoft hesabında saklanmasının, olası veri kayıplarının önüne geçmek için gerekli olduğunu savundu. Ancak, bu güvenlik önleminin birçok kullanıcıya yeterince açıklanmadığı ve farkındalığın düşük olduğu da vurgulandı. Pek çok kişi, bilgisayarlarında bir gün beklenmedik bir sorunla karşılaştıklarında, BitLocker kurtarma anahtarının yalnızca Microsoft hesabında bulunduğunu geç fark ettiklerini dile getirdi. Teknik bilgiye sahip olmayan kullanıcıların bu tür durumlarda büyük zorluk yaşadığına dikkat çekildi.</p><h3>Kullanıcılar seçim hakkı ve şeffaflık talep ediyor</h3><p>Tartışmada öne çıkan bir diğer başlık ise, Microsoft'un kullanıcılarına yeterli şeffaflık ve kontrol sunmaması oldu. Drakkaar takma adlı bir katılımcı, teknik servis elemanlarının bu tür sorunlarla başa çıkabildiğini ancak sıradan kullanıcıların aynı imkana sahip olmadığını belirtti. Kullanıcılar, Microsoft'un Windows 11'de Microsoft hesabı zorunluluğu getirmesinin, kendi cihazları üzerindeki kontrolü ellerinden aldığını düşünüyor. Ayrıca, şifreleme, hesap kurtarma ve bulut entegrasyonu gibi önemli özelliklerin bilgisayarlara etkisi konusunda daha açık ve anlaşılır bilgilendirme yapılmasının gerekliliği sıkça dile getirildi. Birçok kullanıcı, geçici çözümlerle uğraşmak istemediğini, bunun yerine kurulum sırasında tıpkı Windows 10'da olduğu gibi doğrudan yerel hesap seçeneği sunulmasını istediğini ifade etti.</p><h3>Microsoft içinde de tartışmalar sürüyor</h3><p>Windows 11'de hesap zorunluluğu tartışması sadece kullanıcılarla sınırlı kalmadı. Microsoft'un üst düzey yöneticilerinden Başkan Yardımcısı Scott Hanselman, şirket içinde de bu konuda farklı görüşlerin bulunduğunu ve bazı çalışanların zorunlu hesap gereksiniminin gözden geçirilmesi için çaba gösterdiğini açıkladı. Buna rağmen, Microsoft'un Windows K2 girişimi kapsamında kullanıcı deneyimini geliştirmeye odaklandığı, fakat yerel hesap seçeneğini geri getirme konusunda net bir adım atmadığı görüldü. Kullanıcılar, Microsoft'un bu konuda daha fazla sorumluluk almasını ve kullanıcıların tercihlerini dikkate almasını bekliyor. Şirketin, çevrimiçi hesabı varsayılan olarak sunup, yerel hesap seçeneğini de görünür kılması halinde, kullanıcıların büyük bölümünün tepkisinin azalacağına dikkat çekildi.</p><p>Sonuç olarak, Windows 11 kullanıcıları arasında Microsoft hesabı zorunluluğu konusundaki rahatsızlık giderek büyüyor. Kullanıcılar, yalnızca teknik çözümlerle değil, temel olarak seçim hakkı ve şeffaflık talepleriyle gündeme geliyor. Microsoft'un bu eleştirileri dikkate alıp almayacağı ise önümüzdeki dönemde netleşecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/windows-11de-microsoft-he-663_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279667</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-bir-milletin-iki-devleti-tek-yurek-tasiyan-evlatlariyiz-279667</link>
      <pubDate>2026-06-15T12:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir milletin iki devleti, tek yürek taşıyan evlatlarıyız]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Azerbaycanlı kardeşlerine olan selam ve muhabbetlerini ileterek "tek yürek" vurgusu yaptı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir milletin iki devleti, tek yürek taşıyan evlatlarıyız]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan'ın 15 Haziran Milli Kurtuluş Günü dolayısıyla kutlama mesajı yayımladı.</p><p>Sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, dost ve kardeş ülke Azerbaycan'ın Milli Kurtuluş Günü'nü tebrik eden Erdoğan, şunları kaydetti;</p><p>Can Azerbaycan'ın 15 Haziran Milli Kurtuluş Günü'nü en içten dileklerimle tebrik ediyor; bir milletin iki devleti, tek yürek taşıyan evlatları olduğumuz Azerbaycanlı tüm kardeşlerimize Türkiye'nin selam ve muhabbetlerini iletiyorum.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/cumhurbaskani-erdogan-bir-375_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279666</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/israilde-muhalefet-abd-iran-mutabakati-nedeniyle-netanyahuya-hasta-ve-gucsuz-diyerek-yuklendi-279666</link>
      <pubDate>2026-06-15T12:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İsrail'de muhalefet, ABD-İran mutabakatı nedeniyle Netanyahu'ya "hasta ve güçsüz" diyerek yüklendi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İsrail'de muhalif siyasetçiler, ABD ile İran arasında varılan mutabakat nedeniyle Başbakan Binyamin Netanyahu'ya "hasta, etkisiz, izole edilmiş ve güçsüz" ifadeleriyle yüklendi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İsrail'de muhalefet, ABD-İran mutabakatı nedeniyle Netanyahu'ya "hasta ve güçsüz" diyerek yüklendi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, Amerikan X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, "İsrail için zor bir sabah. Bu sabah İsrail vatandaşları, ABD ile İran arasında, İsrail'i devre dışı bırakarak yapılan bir anlaşmaya uyanıyor." ifadelerini kullandı.</p><p>Golan, "tek bir imza hamlesiyle, Netanyahu'nun bir kenarda güçsüz, hasta, izole edilmiş ve etkisiz bir şekilde durduğunu" vurgulayarak, ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'a can simidi uzatan bir anlaşmaya imza attığını belirtti.</p><p>Mevcut durumu, uzun yıllar süren bir başarısızlığın özeti olarak nitelendiren Golan, "Netanyahu, İsrail tarihinin en büyük stratejik başarısızlığının babasına dönüşen adamdır." ifadesine yer verdi.</p><p>Netenyahu'yu İsrail'in ittifaklarını paramparça eden ve karar anında onu yapayalnız bırakan biri olarak tarif eden Golan, şunları kaydetti:</p><p>"Netanyahu; Hamas, İran ve Hizbullah için iyidir. Netanyahu İsrail için iyi değildir. (Netanyahu'nun) Onun değiştirilmesi sadece siyasi bir ihtiyaç değil, varoluşsal bir güvenlik ihtiyacıdır."</p><p><strong>"NETANYAHU, HALKIN VE MÜTTEFİKLERİNİN GÜVENİNİ KAYBETTİ"</strong></p><p>Muhalefetteki Yashar Partisi lideri ve eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot ise, Amerikan X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, ABD-İran mutabakatını "İsrail'in çıkarlarına aykırı" olarak nitelendirdi.</p><p>Netanyahu'nun halkın ve müttefiklerinin güvenini kaybettiğine işaret eden Eisenkot, Başbakan'ın halka doğrudan konuşamadığını ve anlaşmayı yabancı liderlerin açıklamaları üzerinden öğrendiklerini kaydetti.</p><p><strong>"STRATEJİK BAŞARISIZLIK"</strong></p><p>Muhalefetteki Mavi-Beyaz Partisi lideri Benny Gantz de ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, hiçbir koşulda İsrail'in Lübnan'daki işgalinin kısıtlanmasının veya geri çekilmesinin kabul edilemeyeceğini bildirdi.</p><p>Gantz, ABD-İran mutabakatının, İsrail'in gelecek yıllarda siyasi, askeri ve hukuki bir mücadeleye girişmesini gerektirecek stratejik bir başarısızlık olarak göründüğünü vurguladı.</p><p>Kabine üyelerinden İsrail'in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Savunma Bakanı Yisrael Katz ve aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir de ABD-İran mutabakatından duydukları rahatsızlığı vurgulamıştı.</p><p>Smotrich, Washington ile Tahran arasındaki mutabakatı "İsrail için kötü" olarak nitelendirmişti.</p><p>Katz, Washington ile Tahran arasındaki mutabakata rağmen, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde, Suriye ve Gazze'de işgal ettiği bölgelerde ucu açık bir süreyle kalmaya devam edeceğini açıklamıştı.</p><p>Ben-Gvir de Washington ile Tahran arasında varılan mutabakata sert tepki göstererek, "Trump'ın anlaşması bizi bağlamaz. İsrail, ABD'nin bir sömürgesi (tebaası) değil." ifadesini kullanmıştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/israilde-muhalefet-abd-ir-786_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279665</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/sule-senin-hikayen-dizisi-oyuncularina-linc-ak-parti-grup-baskanvekili-dr-leyla-sahin-usta-279665</link>
      <pubDate>2026-06-15T12:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Şule Senin Hikayen dizisi oyuncularına linç! AK Parti Grup Başkanvekili Dr. Leyla Şahin Usta: Hala 50'lerin zihniyeti kenarda duruyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[24 TV Arafta Sorular'da Esra Elönü'ye konuk olan AK Parti Grup Başkanvekili Dr. Leyla Şahin Usta, "Dizi yayınlandığı andan itibaren, aslında ilk çekilmeye başlandığına dair duyurular yapıldığında da oyuncularla ilgili birtakım linç kampanyaları başladı. Gala gecesi, galanın ardından, tabii de yayınlanmaya başlamasıyla bu linç kampanyası büyüdü. Hâlâ 50'lerin 60'ların Türkiye'sindeki zihniyetin bir kenarda durduğunu gördük. Fırsat bulunca hemen saldırmaya başlıyorlar" dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Şule Senin Hikayen dizisi oyuncularına linç! AK Parti Grup Başkanvekili Dr. Leyla Şahin Usta: Hala 50'lerin zihniyeti kenarda duruyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>24  TV Arafta Sorular programında Star Gazetesi Yazarı Esra Elönü'nün sorularını  yanıtlayan AK Parti Grup Başkanvekili Dr. Leyla Şahin Usta,</b><b> ''Dizi yayınlandığı andan itibaren, aslında ilk çekilmeye  başlandığına dair duyurular yapıldığında da oyuncularla ilgili birtakım linç  kampanyaları başladı. Sonrasında gala gecesi, galadaki o n ardından, tabii de  yayınlanmaya başlamasıyla bu linç kampanyası daha da büyüdü. Şunu gördük; hâlâ  50'lerin, 60'ların Türkiye'sindeki zihniyetin bir kenarda durduğunu gördük.  Fırsat bulunca hemen saldırmaya başlıyorlar.'' dedi.</b></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/24tvaraftasorularakp-15062026628f570a.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>''Dizi yayınlandığı andan itibaren, aslında ilk çekilmeye  başlandığına dair duyurular yapıldığında da oyuncularla ilgili birtakım linç kampanyaları  başladı. Sonrasında gala gecesi, gala'nın ardından, tabii de yayınlanmaya  başlamasıyla bu linç kampanyası daha da büyüdü. Şunu gördük; hâlâ 50'lerin,  60'ların Türkiye'sindeki zihniyetin bir kenarda durduğunu gördük. Fırsat  bulunca hemen saldırmaya başlıyorlar..''</b></p><p>''Şule, senin  hikâyen aslında uzun zamandır üzerinde tartıştığımız bir mesele. Özellikle bir  dizi ya da film yapılması konusu yıllardır gündemimizdeydi. Biz, Şule Yüksel  Şenler Vakfı olarak Şule ablanın mirasını yaşatmak ve yeni nesillere aktarmak  için büyük bir gayret içerisindeyiz. Bu doğrultuda sadece dizi değil, Şule  ablayla ilgili pek çok faaliyet yürütüyoruz. Ancak dizi fikri, hem Şule ablayı  hem de onun mücadelesini, aynı zamanda 1950'lerin ve 1960'ların Türkiye'sini  anlatabilmek açısından bize çok kıymetli geldi. Çağın şartlarına uygun bir  anlatım diliyle yeni nesillere ulaşmak için önemli bir fırsat olarak gördük. Böyle  bir dizinin hayata geçirilmesi yönünde çalışmalar başladığında biz de doğal  olarak sürecin bir tarafı ve ortağı olduk. Çünkü Şule ablanın mirasının en  doğru şekilde anlatılmasını bir sorumluluk olarak gördük. Daha çekim aşamasında,  dizinin yapılacağı ve oyuncuların belli olduğu duyurulduğunda bazı linç  kampanyaları başladı. "Böyle bir dizide nasıl oynarlar?" şeklinde tepkiler  ortaya çıktı. Ardından gala gecesi yapıldı, oldukça güzel ve ihtişamlı bir  organizasyon gerçekleşti. Ancak fragmanların yayınlanması ve dizinin ekrana  gelmesiyle birlikte bu linç kampanyaları daha da büyüdü. Bu süreçte şunu gördük:  1950'lerin ve 1960'ların Türkiye'sindeki o zihniyet tamamen ortadan kalkmış  değil. Belki bir köşede bekliyor, fakat fırsat bulduğunda yeniden ortaya  çıkıyor ve saldırmaya başlıyor. Adeta dişlerini göstermeye hazır şekilde  bekleyen bir anlayışla karşı karşıyayız. Dizideki Özge karakteri de aslında  günümüzü temsil ediyor. Dizi içinde bir dizi çekildiği için, Özge karakteri bu  projede yer alma teklifi aldığında benzer baskılarla karşılaşıyor. Kendisine,  "Bu projede oynarsan bir daha sektörde iş yapamazsın, bizimle bütün ilişkilerin  kesilir" gibi sözler söyleniyor. İlginç olan şu ki, dizide anlatılan bu durum  sadece kurgu değil. Biz bunu gerçek hayatta da yaşadık. Oyuncularımız benzer  baskılarla karşı karşıya kaldılar ve sonrasında aynı linç kampanyalarının  hedefi oldular. Ben bunun sebebini hâlâ fosilleşmiş bir zihniyetin varlığına  bağlıyorum. Birilerine saldırarak kendi varlığını ortaya koymaya çalışan bir  anlayıştan söz ediyoruz. Kendileri ortaya somut bir şey koymuyorlar.  Söyledikleri şeylerin çoğunun doğru olmadığını da biliyoruz. Ancak bu linç  kültürü üzerinden kendilerini görünür kılmaya çalışan bir kitlenin varlığı  maalesef hâlâ devam ediyor..''</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/24tvaraftasorularakp-1506202681a29597.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>''Toplum  için bir şey yapıyorsanız, toplumun önündeyseniz eleştirilere açık olmanız  lazım. Ama iş eleştiriden çıkıp hakarete, iftiraya varıyorsa eğer o noktada  elbette ki doğruyu söylemekle yükümlüyüz.''</b></p><p>Tam tersine, insanın kendi haliyle  olması ve bunu yansıtması aslında en doğru ve en doğal olanı. Ama siyasette  farklı bir durum da var. Çünkü toplumun önündesiniz. Aslında bu sadece siyasetle  ilgili bir şey de değil. Siz de tanınan bir isimsiniz; program yapıyorsunuz,  yazıyorsunuz ve özellikle sosyal medyada yorumlarınızla, yazılarınızla  biliniyorsunuz. Dolayısıyla insan, kendi evindeki ya da en yakın çevresindeki  haliyle kamusal alanda birebir aynı şekilde davranamaz. Bu herkes için geçerli.  Bir edep ölçüsü, bir nizam vardır. Siyasetin özünde de biraz bu bulunuyor. Elbette  toplum için bir şey yapıyorsanız, toplumun önündeyseniz eleştirilere açık  olmanız gerekir. Bu son derece normal ve doğru bir durumdur. Ancak iş  eleştirinin ötesine geçip hakarete ve iftiraya dönüşüyorsa, o noktada doğruyu  söylemekle yükümlüyüz. Eğer ortada bir yanlış, bir iftira ya da bir hakaret  varsa, sonuna kadar doğrunun söylenmesinden yanayım. Belki bu yüzden insanlar  beni biraz daha cesur görüyorlar. Ama açıkçası bu benim karakterimde de olan  bir şey. Üniversiteden atıldığım dönemde de aynı tavrı gösteriyordum.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/24tvaraftasorularakp-150620268ad82daf.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>''CHP'yi  görüyorsunuz, kendi içinde de büyük bir kavga var. Kendi içlerindeki bu  kavganın da üstünü örtmek, kendi hatalarını ve ayıplarını gizlemek için  insanlar bağırıp çağırıp birilerine saldırma ihtiyacı duyabiliyor''</b></p><p>Maalesef toplumun beklentilerinin  farklı olduğunun da farkındayız. Bir taraftan insanlar, bu kadar bağrışmanın,  çağrışmanın ve tartışmanın hoş olmadığını söylüyorlar. Haklılar da; gerçekten  hoş değil. Çünkü siyaset aslında bu değil.</p><p>Ama mesele sadece karşı tarafla  kavga etmek de değil. Şu an CHP'yi görüyorsunuz, kendi içinde de büyük bir  kavga var. İşte bazen kendi içlerindeki bu kavganın, hataların ya da ayıpların  üstünü örtmek için insanlar bağırıp çağırmaya, birilerine saldırmaya ihtiyaç  duyabiliyorlar.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/sule-senin-hikayen-dizisi-336_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279664</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/34-ilde-dolandiricilik-ve-yasa-disi-bahis-operasyonu-159-tutuklama-279664</link>
      <pubDate>2026-06-15T12:03:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[34 ilde dolandırıcılık ve yasa dışı bahis operasyonu: 159 tutuklama]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı, jandarma ekiplerince, yasa dışı bahis ve nitelikli dolandırıcılık suçlarına yönelik 34 ilde düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 293 şüpheliden 159'unun tutuklandığını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[34 ilde dolandırıcılık ve yasa dışı bahis operasyonu: 159 tutuklama]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Jandarma Genel Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK) ve Cumhuriyet başsavcılıkları koordinesinde, nitelikli dolandırıcılık ve yasa dışı bahis suçlarına yönelik aralarında Adana, Ankara, Antalya, Balıkesir, Batman, Bolu, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Konya, Mersin'in de olduğu 34 ilde operasyon düzenlendi.</p><p>Şüphelilerin yasa dışı bahis oynattıkları, suçtan elde edilen paranın nakline aracılık ettikleri ve sosyal medya hesapları üzerinden verdikleri sahte ilanlarla vatandaşları dolandırdıkları tespit edildi.</p><p>Operasyonlar sonucu gözaltına alınan 293 şüpheliden 159'u çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı, 94'ü hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğer zanlıların işlemleri sürüyor.</p><p>MASAK tarafından yapılan incelemeler sonucunda şüphelilerin hesaplarında 4 milyar 800 milyon lira hesap hareketliliği belirlendi. Operasyonlarda çok sayıda dijital materyal ile çeşitli miktarda doküman ele geçirildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/34-ilde-dolandiricilik-ve-891_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279663</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/musiki-egitim-vakfindan-erzurumda-unutulmaz-kultur-ve-sanat-gecesi-279663</link>
      <pubDate>2026-06-15T11:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Musıki Eğitim Vakfı'ndan Erzurum'da unutulmaz kültür ve sanat gecesi]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Musıki Eğitim Vakfı, Anadolu'nun kadim kültür mirasının en önemli şehirlerinden Erzurum'da, sanatın birleştirici gücünü yansıtan özel bir konsere imza attı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Musıki Eğitim Vakfı'ndan Erzurum'da unutulmaz kültür ve sanat gecesi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Musıki Eğitim Vakfının kültürel hizmet anlayışı doğrultusunda tamamen gönüllülük esasıyla hayata geçirilen konsere, Erzurum'un farklı ilçeleri ve çevre bölgelerden yaklaşık 3.000 sanatsever katıldı.</p><p>Gecenin en dikkat çeken isimlerinden biri, Musıki Eğitim Vakfı Kurucusu ve sanatçı Fikret Erkaya oldu. Erzurumlu sanatseverlerle buluşan Erkaya'ya, yine Erzurumlu sanatçı Merve Özbey eşlik etti. Memleketlerinde sahne almanın heyecanını yaşayan sanatçılar, dinleyicilere duygu dolu anlar yaşattı. Konserde ayrıca solist olarak Ahmet Yağmur Kucur ve Derya Özer Bildir sahne aldı. Güçlü yorumlarıyla izleyicilerden tam not alan sanatçılar, Türk musıkisinin seçkin eserlerini seslendirdi.</p><p>Zengin enstrümantal kadrosuyla da dikkat çeken konserde; kanunda Tuncay Tuncay, udda İ. Hakkı Fencioğlu, neyde Muhammed Ceylan, çelloda Emre Elifoğlu, kemençede A. Ebru Şahinbaş, kemanlarda Mehmet Sevim ve Eren Aydın, defte Emirhan Uygun, bendirde ise F. İlayda Uçar sahne aldı. Usta sanatçıların eşlik ettiği performanslar, Tortum Şelalesi'nin eşsiz doğal atmosferiyle birleşerek izleyenlere unutulmaz bir sanat deneyimi sundu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/musiki-egitim-vakfindan-e-299_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279662</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/apple-watch-sahipleri-dikkat-bu-10-gizli-ozellik-gunluk-yasami-degistiriyor-279662</link>
      <pubDate>2026-06-15T11:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Apple Watch sahipleri dikkat! Bu 10 gizli özellik günlük yaşamı değiştiriyor]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Apple Watch, yalnızca bir akıllı saat olmanın ötesine geçerek, iPhone ve Mac kullanıcılarına çok sayıda pratik özellik sunuyor. Türkiye'de de yaygınlaşan Apple Watch, bildirim yönetiminden iPhone bulmaya, Mac açmaktan el feneri kullanımına kadar birçok yenilikçi işlevle öne çıkıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Apple Watch sahipleri dikkat! Bu 10 gizli özellik günlük yaşamı değiştiriyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Apple Watch, yalnızca saat ve bildirim takibiyle sınırlı kalmayan, günlük yaşamı dönüştüren 10 önemli özelliğiyle dikkat çekiyor. Türkiye'de ve dünyada milyonlarca kullanıcının tercih ettiği Apple Watch, iPhone ve Mac cihazlarla kurduğu benzersiz entegrasyon sayesinde, teknoloji tutkunlarının vazgeçilmez yardımcısı haline geldi. Bildirimleri yönetmek, saat bakmak ya da Aktivite Halkalarını tamamlamak dışında, Apple Watch ile iPhone'unuzu karanlıkta bulabilir, Apple TV'nizi kontrol edebilir, Mac'inizi bileğinizden açabilir ve çok daha fazlasını gerçekleştirebilirsiniz. Kullanıcılar, Apple'ın özel yazılımı ve donanım avantajlarını bir araya getiren bu akıllı saatte, çoğu zaman farkına varmadıkları gelişmiş fonksiyonları keşfederek, dijital yaşamlarını kolaylaştırıyor.</p><h3>Apple Watch ile iPhone'unuzu karanlıkta bulmanın pratik yolu</h3><p>Apple Watch kullanıcıları, iPhone'larını kaybettiklerinde veya karanlıkta bulmakta zorlandıklarında, saatin yerleşik iPhone takipçisi sayesinde büyük kolaylık yaşıyor. Saatin Kontrol Merkezi'nden iPhone simgesine dokunmak, Bluetooth menzili içindeyse iPhone'unuzun yüksek sesli bir ping sinyali göndermesini sağlıyor. Özellikle Apple Watch Series 9, Ultra 2 ve üstü modeller ile iPhone 15 ve sonrası cihazlarda, Hassas Bulma özelliği sayesinde iPhone'unuzun tam konumunu adım adım takip edebiliyorsunuz. Ayrıca, iPhone düğmesine birkaç saniye basılı tutulduğunda, iPhone'un LED ışığı da yanıp sönerek karanlık ortamlarda cihazı bulmayı daha da kolaylaştırıyor. Eğer iPhone Bluetooth menzilinin dışında kalırsa, Bul uygulaması devreye giriyor ve cihazın son bilinen konumunu harita üzerinde gösteriyor. Bu özellik, özellikle evde veya kalabalık ortamlarda iPhone'unuzu kaybettiğinizde zamandan tasarruf sağlayarak, kullanıcıya büyük bir avantaj sunuyor. Apple Watch'ın iPhone bulma özelliği, akıllı saat teknolojisinin pratik faydalarını gözler önüne seriyor.</p><h3>Apple Watch ile Apple TV ve iPhone kameranızı uzaktan yönetin</h3><p>Apple Watch, yalnızca bir saat değil, aynı zamanda ev eğlence sisteminizin ve akıllı cihazlarınızın merkezine dönüşüyor. Apple TV 4K kullanıcıları, kaybolan uzaktan kumanda derdine son veriyor; çünkü Apple Watch, Uzaktan Kumanda uygulamasıyla Apple TV'yi eksiksiz yönetme imkânı sağlıyor. Kullanıcılar, saat üzerinden Apple TV'ye bağlanarak menülerde gezinebiliyor, oynat/duraklat, ses aç/kapat, altyazı ve güç gibi fonksiyonlara anında erişebiliyor. Eşleştirme işlemi yalnızca birkaç adımda tamamlanıyor ve Apple ekosistemi içinde sorunsuz bir deneyim sunuluyor. Ayrıca, Apple Watch'ın Kamera Uzaktan Kumanda uygulaması, iPhone kamerasını uzaktan kontrol etme olanağı veriyor. Özellikle grup fotoğrafları, vlog çekimleri veya tripodla yapılan çekimlerde, Apple Watch ekranından canlı önizleme yapılabiliyor, çekim ayarları değiştirilebiliyor ve fotoğraf ya da video kaydı başlatılabiliyor. Dijital Taç ile yakınlaştırma, pozlama ayarı ve zamanlayıcı gibi detaylar da bilekten kontrol edilebiliyor. Bu özellikler, Apple Watch kullanıcılarının günlük yaşamında hem pratiklik hem de yaratıcılık sağlıyor.</p><h3>Mac'inizi Apple Watch ile otomatik açın ve güvenliği artırın</h3><p>Apple'ın ekosistem entegrasyonundaki bir diğer dikkat çekici yenilik, Apple Watch ile Mac bilgisayarların otomatik olarak açılması. Aynı Apple hesabı ve ağ üzerinde bulunan cihazlar, İki Aşamalı Kimlik Doğrulama ile güvenliği üst düzeye çıkarıyor. Mac'inizde ilgili ayarları yaptıktan sonra, bileğinizde Apple Watch varken bilgisayarınız şifre girmeden açılıyor. Özellikle Touch ID'siz klavye kullananlar için büyük kolaylık sunan bu işlev, iş akışını hızlandırıyor ve güvenlikten ödün vermeden erişim sağlıyor. Ayrıca, sistem taleplerini onaylamak, parola gerektiren uygulamaları açmak veya güvenlik işlemlerini gerçekleştirmek için Apple Watch üzerindeki yan düğmeye iki kez basmak yeterli oluyor. Bu sayede, Apple Watch yalnızca bir aksesuar değil, aynı zamanda Mac'inizin güvenliğini ve erişimini yöneten bir anahtar haline geliyor.</p><h3>Apple Watch'ta el feneri ve ses seviyesi izleme özellikleriyle gece ve gündüz konforu</h3><p>Apple Watch, gece kullanımına özel geliştirdiği el feneri fonksiyonu ile öne çıkıyor. Kontrol Merkezi'nden El Feneri simgesine dokunulduğunda, saat ekranı güçlü bir beyaz ışığa dönüşüyor. Kullanıcılar, ekranı kaydırarak yanıp sönen beyaz ışık veya gece yürüyüşlerinde gözleri yormayan kırmızı ışık modunu seçebiliyor. Dijital Taç ile parlaklık ayarı yapılabiliyor ve el feneri kolayca kapatılabiliyor. Bu işlev, gece nesne bulmak veya dışarıda fark edilmek için pratik bir çözüm sunuyor. Ayrıca, Apple Watch'ın Gürültü uygulaması, çevredeki ses seviyesini sürekli izliyor ve belirlenen desibel eşiği aşıldığında kullanıcıyı bilgilendiriyor. Özellikle işitme hassasiyeti olanlar için tasarlanan bu özellik, gürültülü ortamlarda sağlığı korumaya yardımcı oluyor. Gürültü uygulamasından veya ayarlardan, yüksek ses uyarı eşiği belirlenebiliyor ve ses düzeyi gerçek zamanlı olarak takip edilebiliyor. Apple Watch'ın bu işlevleri, kullanıcıların hem gece hem de gündüz konforunu artırıyor.</p><h3>Odak modları, hareket kontrolleri ve Aktivite Halkası ile kişisel deneyim</h3><p>Apple Watch, kişiselleştirilmiş dijital yaşam deneyimi için çeşitli odak modları ve hareket kontrolleri sunuyor. iPhone'daki Odak modları ile entegre çalışan saat yüzleri, iş, dinlenme, egzersiz veya uyku gibi farklı anlarda otomatik olarak değişiyor. Kullanıcılar, her odak modu için özel saat yüzleri oluşturabiliyor ve geçiş yaptıklarında bileklerindeki ekran da buna uyum sağlıyor. Bu sayede, iş saatlerinde toplantı ve yapılacaklar listesi öne çıkarken, egzersiz sırasında sağlık verileri ve adım sayacı odakta oluyor. Apple Watch ayrıca, dokunmadan kontrol imkânı veren çift dokunma ve bilek çevirme gibi hareketlerle, eller doluyken bile çağrıları yanıtlamayı veya zamanlayıcıyı durdurmayı mümkün kılıyor. Bu hareketler, özellikle Apple Watch Series 9, Ultra 2 ve SE 3 gibi yeni modellerde daha hassas çalışıyor. Kullanıcılar isterlerse bu hareketleri kapatabiliyor. Aktivite Halkaları ise, günlük hareket, egzersiz ve durma hedeflerini oyunlaştırarak motivasyonu artırıyor. Kullanıcılar, hedefleri istedikleri gibi ayarlayabiliyor, dinlenme günlerinde halkaları geçici olarak duraklatabiliyor ve haftalık takvim üzerinde değişiklik yapabiliyor. Bu esneklik, Apple Watch'ı yalnızca bir fitness takipçisi değil, aynı zamanda kişisel sağlık ve motivasyon asistanı haline getiriyor.</p><h3>Apple Watch ile müzik keyfi: iPod deneyimi ve çevrimdışı dinleme</h3><p>Apple Watch, müzikseverler için de vazgeçilmez bir cihaz haline geliyor. Müzik uygulaması üzerinden, kullanıcılar kendi çalma listelerini veya albümlerini kolayca saate aktarabiliyor. Apple Music aboneleri ise, en son çalınan parçaları otomatik olarak indirebiliyor ve çevrimdışı dinleme keyfi yaşayabiliyor. Bluetooth kulaklık ve AirPods entegrasyonu sayesinde, iPhone'a ihtiyaç duymadan müzik dinlemek mümkün oluyor. Senkronizasyon işlemi, iPhone'daki Watch uygulamasından başlatılıyor ve Apple Watch şarjdayken müzik aktarımı daha hızlı gerçekleşiyor. Kullanıcılar, istedikleri çalma listelerini veya albümleri seçerek, Apple Watch'ı adeta modern bir iPod'a dönüştürebiliyor. Bu özellik, spor yapanlar, yürüyüşe çıkanlar veya telefondan bağımsız müzik dinlemek isteyenler için büyük özgürlük sunuyor. Apple Watch'ın müzik yetenekleri, akıllı saat teknolojisinin geldiği noktayı gözler önüne seriyor.</p><h3>Apple Watch ile günlük yaşamda teknoloji ve konfor bir arada</h3><p>Apple Watch'ın sunduğu bu 10 yenilikçi özellik, kullanıcıların günlük yaşamında hem teknolojiyi hem de konforu bir araya getiriyor. iPhone ve Mac ile kurduğu derin entegrasyon, Apple TV ve müzik deneyimiyle birleşerek, Apple Watch'ı sadece bir aksesuar değil, dijital yaşamın merkezinde yer alan bir yardımcıya dönüştürüyor. Bildirim yönetiminden güvenliğe, kişiselleştirilmiş saat yüzlerinden sağlık takibine kadar uzanan bu işlevler, Apple Watch kullanıcılarının hayatını kolaylaştırıyor ve teknolojinin sunduğu olanakları en üst düzeye çıkarıyor. Her geçen gün geliştirilen yeni özelliklerle, Apple Watch'ın akıllı saat pazarındaki liderliği daha da pekişiyor. Kullanıcılar, Apple Watch'ın bilinmeyen fonksiyonlarını keşfettikçe, dijital dünyada daha özgür ve etkili bir deneyim yaşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/apple-watch-sahipleri-dik-211_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279661</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/tansiyon-hastalarina-uyari-gune-bu-icecekle-baslayin-279661</link>
      <pubDate>2026-06-15T11:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Tansiyon hastalarına uyarı! Güne bu içecekle başlayın]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Yüksek tansiyonla mücadele edenler için diyetisyenler, sabah saatlerinde pancar suyu tüketiminin kalp sağlığına önemli katkılar sunduğunu belirtiyor. Uzmanlar, pancar suyunun kan damarlarını gevşetici etkisiyle tansiyonu düşürdüğünü ve düzenli tüketimin sürdürülebilir faydalar sağladığını vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Tansiyon hastalarına uyarı! Güne bu içecekle başlayın]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek tansiyon hastaları için sabah saatlerinde hangi içeceğin tercih edilmesi gerektiği sorusuna diyetisyenler net bir yanıt verdi. Uzmanlar, özellikle pancar suyunun güne başlarken kalp sağlığını destekleyen ve tansiyonu dengelemeye yardımcı olan en etkili içeceklerden biri olduğunu açıkladı. Diyetisyenlere göre, sabahları enerji içeceği veya şekerli içecekler yerine pancar suyu tercih edilmesi, kan basıncının sağlıklı seviyede tutulmasına katkı sağlıyor. Diyetisyen Kiran Campbell ve Veronica Rouse, pancar suyunun içerdiği doğal nitratlar sayesinde kan damarlarını gevşeterek tansiyonu kontrol altına almada önemli rol oynadığını belirtti.</p><h3>Diyetisyen Campbell: 'Pancar suyu kan damarlarını gevşetiyor'</h3><p>Pancar suyunun yüksek tansiyona karşı en büyük avantajı, içerdiği nitratların vücutta nitrik okside dönüşmesiyle ortaya çıkıyor. Diyetisyen Kiran Campbell, pancar suyunun vücudun doğal tansiyon düzenleyicisi olan nitrik oksit üretimini artırdığını ve bu sayede kan damarlarının gevşeyip genişlediğini ifade etti. Bu süreç, arterlerdeki direnci azaltarak kanın daha rahat dolaşmasını sağlıyor ve kalbin iş yükünü hafifletiyor. Campbell, pancar suyunun düzenli tüketilmesiyle tansiyon üzerinde kalıcı ve sürdürülebilir bir etki oluştuğunu vurguladı. Araştırmalara göre, günlük 200 ila 800 miligram nitrat içeren pancar suyu, tansiyon ilaçlarını destekleyici bir takviye olarak öne çıkıyor. Ayrıca, vücudun bu etkiye karşı tolerans geliştirmemesi, pancar suyunun uzun vadede de etkili kalmasını sağlıyor. Ancak, bu bulguların kesinleşmesi için daha fazla bilimsel araştırmaya ihtiyaç duyuluyor.</p><h3>Pancar suyu ile tansiyonda hızlı düşüş: 5 mm Hg'lik fark</h3><p>Sabah bir bardak pancar suyu içmek, tansiyonun beklenenden daha kısa sürede düşmesine yardımcı olabiliyor. Campbell, pancar suyunun tüketiminden sadece birkaç saat sonra tansiyonu düşürebildiğini belirtti. Yapılan çalışmalar, pancar suyunun tansiyonu düşürücü etkisinin alımından yaklaşık üç saat sonra en üst seviyeye ulaştığını gösteriyor. Özellikle bir meta-analiz, pancar suyunun plasebo ile karşılaştırıldığında sistolik tansiyonda ortalama 5,31 mm Hg'lik bir düşüş sağladığını ortaya koydu. Campbell, sistolik tansiyondaki bu 5 mm Hg'lik azalmanın, kalp krizi veya felç gibi kardiyovasküler olayların riskini yüzde 10 oranında azaltabileceğini söyledi. Bu nedenle, pancar suyu sabah rutininin bir parçası haline getirildiğinde, yüksek tansiyonla mücadelede hızlı ve etkili bir çözüm sunuyor.</p><h3>Rouse: 'Pancar suyu iltihap ve oksidatif stresi azaltıyor'</h3><p>Diyetisyen Veronica Rouse, pancar suyunun yalnızca nitrat içeriğiyle değil, aynı zamanda zengin antioksidanlar ve faydalı bitki bileşenleriyle de dikkat çektiğini ifade etti. Rouse, pancar suyunun içerdiği antioksidanların, kan damarlarında iltihap ve oksidatif stresin neden olduğu hasarı önlemeye yardımcı olduğunu belirtti. Bu koruyucu etki sayesinde, kan damarları daha sağlıklı kalıyor ve işlev bozukluğu riski azalıyor. Ayrıca, oksidatif stresin nitrik oksit seviyelerini düşürebileceğini, bunun da damarların gevşemesini zorlaştırdığını aktaran Rouse, pancar suyunun bu zinciri kırarak dolaşımı desteklediğini ve tansiyonun iyileşmesine katkı sağladığını söyledi.</p><h3>Pancar suyu ile potasyum desteği: Sodyumun olumsuz etkileri azalıyor</h3><p>Pancar suyu, potasyum açısından da zengin bir kaynak olarak öne çıkıyor. Bir fincan çiğ pancarın yaklaşık 442 miligram potasyum içerdiğini belirten diyetisyenler, bu miktarın günlük potasyum ihtiyacının neredeyse yüzde 10'una denk geldiğini vurguladı. Rouse, potasyumun vücuttaki fazla sodyumu dışarı atmaya yardımcı olduğunu ve böbrekler aracılığıyla sodyumun idrarla uzaklaştırılmasını sağladığını açıkladı. Bu süreç, sıvı tutulumunu azaltırken kan damarlarındaki gerginliği hafifletiyor ve tansiyonun düşmesine katkıda bulunuyor. Özellikle yüksek tansiyon hastaları için potasyum alımının artırılması, sodyumun olumsuz etkilerini dengeleyerek daha sağlıklı bir tansiyon seviyesine ulaşılmasına yardımcı oluyor.</p><h3>Kalp sağlığı için sabah alışkanlıkları: Çay, kahvaltı ve yürüyüş önerisi</h3><p>Diyetisyenler, pancar suyunun yanı sıra kalp sağlığını korumak için sabah saatlerinde uygulanabilecek başka öneriler de paylaştı. Campbell, çayın içerdiği bitki bileşenlerinin tansiyonu iyileştirmede etkili olduğunu belirterek, gallik asit, ksantin ve flavan-3-ol gibi maddelerin çayda bulunduğuna dikkat çekti. Ayrıca, magnezyum açısından zengin gıdalar, az yağlı yoğurt, potasyum kaynağı olarak muz ve omega-3 yağ asitleri içeren tam tahıllı ekmek üzerinde füme somon gibi yiyeceklerin tercih edilmesi önerildi. Sabahları doğada yapılacak 20 dakikalık kısa bir yürüyüşün de zamanla tansiyonu anlamlı ölçüde azaltabileceği ifade edildi. Rouse, egzersizin kalp kasını güçlendirdiğini ve küçük miktarlarda bile önemli faydalar sağladığını vurguladı. Ayrıca, sabah saatlerinde stresin azaltılması için şükran pratiği gibi yöntemlerin uygulanmasının, kalp sağlığı üzerinde olumlu etkiler yaratabileceği belirtildi.</p><h3>Uzmanlar: 'Pancar suyu sabah rutininin vazgeçilmezi olmalı'</h3><p>Sağlıklı tansiyonu korumak, genellikle günlük yaşamda yapılan küçük ve tutarlı seçimlere dayanıyor. Diyetisyenler, sabah içeceği olarak pancar suyunun tercih edilmesini, dengeli bir diyet, düzenli egzersiz ve stres yönetimi ile birleştirmenin yüksek tansiyonla mücadelede etkili sonuçlar verdiğini belirtiyor. Araştırmalar, pancar suyunun kan damarlarını gevşetip genişleterek, iltihaplanmayı ve oksidatif stresi azaltarak, potasyum gibi önemli besinleri sağlayarak tansiyonu düşürmeye yardımcı olduğunu gösteriyor. Her ne kadar tek bir içecek tansiyonu tamamen kontrol edemese de, pancar suyunun sabah rutininin bir parçası haline getirilmesi, kalp sağlığını desteklemek için önemli bir adım olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/tansiyon-hastalarina-uyar-835_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279660</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/antarktikadaki-hizli-erime-kuresel-deniz-seviyesini-tehdit-ediyor-279660</link>
      <pubDate>2026-06-15T11:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Antarktika'daki hızlı erime küresel deniz seviyesini tehdit ediyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Haziran ayında Antarktika'nın Trinity yarımadasında kaydedilen 15.4 derece sıcaklık, bilim insanlarını şaşkınlığa uğrattı. Uzmanlar, bu olağanüstü sıcak hava dalgasının Antarktika buzullarında hızlanan erimeye ve küresel deniz seviyelerinde ciddi artış riskine yol açabileceği konusunda uyarıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Antarktika'daki hızlı erime küresel deniz seviyesini tehdit ediyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Haziran ayında Antarktika'nın kuzeyindeki Trinity yarımadasında kaydedilen rekor sıcaklık, bilim dünyasında endişe yarattı. Araştırmacılar, 6 Haziran'da bölgede 15.4 derece Celsius ölçerek donma noktasının çok üzerinde bir değere ulaştı. Bu olağanüstü sıcak hava dalgası, Antarktika'daki buzulların hızla erimesine neden olurken, uzmanlar küresel iklim değişikliğinin etkilerinin her geçen gün daha belirgin hale geldiğini vurguladı.</p><h3>Bilim insanları rekor sıcaklıkların etkisini gözlemledi</h3><p>Trinity yarımadasında görev yapan araştırmacılar, Haziran ayı başında sıcaklıkların ortalamanın yaklaşık 20 derece üzerinde seyrettiğini açıkladı. Groningen Üniversitesi'nden iklim profesörü Raúl Cordero, yaşananları "kesinlikle çılgınca" olarak nitelendirirken, bu seviyede bir anomaliyle karşılaşmanın endişe verici olduğunu belirtti. Şilili buzullar uzmanı Luis Muñoz ise, Collins buzulunun zirvesinde yaptığı incelemelerde, normalde bu dönemde kalın kar tabakası ve buz bulunması gerekirken, sıcaklıkların etkisiyle her şeyin eridiğini ifade etti. Muñoz, yürüyüş sırasında yağmur yağdığını ve bu yağışın yüzeydeki buzu eritmeye yettiğini gözlemledi. Bilim insanları, buzulların bu dönemde karla kaplanması gerekirken erozyona uğramasının, Antarktika ekosistemi için ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.</p><h3>Thwaites buzulunda izleme çalışmaları ve yeni riskler</h3><p>Antarktika'da yaşanan sıcak hava dalgası, dünyanın kayıtlara geçen en sıcak ikinci Mayıs ayının hemen ardından geldi. Kıtadaki buz örtüsünün hızla azalması, özellikle "kıyamet buzul" olarak bilinen Thwaites buzulunda endişe verici gelişmelere yol açtı. Bilim insanları, Thwaites'in altında uzun vadeli izleme ekipmanları yerleştirmeye çalıştı ancak büyük ölçüde başarılı olamadı. Yine de alınan bazı ölçümler, buzul altındaki suyun beklenenden daha sıcak olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, bu durumun buzulların erime hızını artırdığını ve küresel deniz seviyelerinde yükselme riskini beraberinde getirdiğini aktardı. Raúl Cordero, tek bir sıcak hava dalgasının Antarktika'nın buzunu tamamen yok etmeyeceğini ancak son yıllarda artan sıcaklık eğiliminin insan faaliyetlerinin gezegen üzerindeki olumsuz etkilerinin açık bir göstergesi olduğunu dile getirdi.</p><h3>Uzmanlardan iklim değişikliği ve karbon emisyonu uyarısı</h3><p>Bilim insanları, Antarktika'daki sıcak hava dalgalarının ve buzulların hızla erimesinin temel nedenlerinden birinin iklim değişikliği olduğuna dikkat çekti. Cordero, yaşanan sıcaklık anomalisinin güçlü batı rüzgarlarıyla ilişkili olduğunu ve bu tür olayların 1980'lerden bu yana giderek daha sık görüldüğünü söyledi. Wellington Üniversitesi'nden Te Herenga Waka Antarktika Araştırma Merkezi'nin son araştırmasına göre, mevcut erime hızı devam ederse, 2100 yılına kadar buzulların erime seviyesi on kat artabilir. Çalışmanın ortak yazarı Nicholas Golledge, küresel sıcaklıklar sanayi öncesi döneme göre 3.5 ila 4 derece yükselirse, Antarktika çevresindeki yüzey erimesinin artacağını ve buz raflarının hızlı çöküşle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Golledge, sıcaklık 4 derecenin üzerine çıktığında ise hızlı çöküş riskinin çok daha belirgin hale geleceğini ifade etti. Bilim insanları, karbon emisyonlarının acilen azaltılması gerektiği konusunda uyarıda bulundu.</p><p>Antarktika'da gözlemlenen rekor sıcak hava dalgası, buzulların geleceği ve küresel deniz seviyeleri açısından ciddi bir uyarı niteliği taşıyor. Uzmanlar, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak ve buzulların korunmasını sağlamak için karbon emisyonlarının hızla düşürülmesi gerektiğini vurguluyor. Bilim dünyası, yaşanan bu gelişmelerin, gezegenin geleceği için acil önlemler alınmasının önemini bir kez daha ortaya koydu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/antarktikadaki-hizli-erim-137_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279659</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-abd-iran-mutabakati-kuresel-istikrarin-guclenmesi-bakimind-279659</link>
      <pubDate>2026-06-15T11:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: ABD-İran mutabakatı küresel istikrarın güçlenmesi bakımından memnuniyet verici]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "ABD ile İran arasında sağlanan mutabakat, sorunların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülebileceğini göstermesi, bölgesel ve küresel istikrarın güçlenmesine katkı sunması, insani ve ekonomik maliyetlerin sona ermesi bakımından memnuniyet vericidir." açıklamasını yaptı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: ABD-İran mutabakatı küresel istikrarın güçlenmesi bakımından memnuniyet verici]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatı değerlendirdi.</p><p>Yılmaz açıklamasında, ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatın, sorunların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülebileceğini göstermesi, bölgesel ve küresel istikrarın güçlenmesine katkı sunması, insani ve ekonomik maliyetlerin sona ermesi bakımından memnuniyet verici olduğunu belirtti.</p><p>Diplomatik süreçlere katkı sunan tüm ülkeleri ve liderleri tebrik eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Barış anlaşmasının sabotaja uğramadan, provokasyonlar ile zayıflatılmadan tamamlanmasını ve etkili şekilde uygulanmasını diliyorum. Türkiye Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde çok yönlü ve etkin diplomasisi ile barışa, istikrara ve karşılıklı iş birliklerinin güçlendirilmesine katkı sunmaya devam edecektir." ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/cumhurbaskani-yardimcisi--734_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279658</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/ingiltere-ve-japonyadan-18-milyar-sterlinlik-kritik-yatirim-hamlesi-279658</link>
      <pubDate>2026-06-15T11:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İngiltere ve Japonya'dan 18 milyar sterlinlik kritik yatırım hamlesi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İngiltere ve Japonya, Londra'da imzalanan 18 milyar sterlinlik yatırım anlaşmasıyla iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğini güçlendirdi. Başbakan Starmer, bu adımın yeni bir işbirliği dönemi başlatacağını vurgularken, Japon firmalarının İngiltere'de altyapı, finans ve enerji sektörlerine büyük yatırımlar yapacağı açıklandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İngiltere ve Japonya'dan 18 milyar sterlinlik kritik yatırım hamlesi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere Başbakanı Sir Keir Starmer ve Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, Londra'da düzenlenen görüşmede iki ülke arasında toplam 18 milyar sterlin değerinde yatırım anlaşmasına imza attı. Anlaşma, Japon firmalarının İngiltere'de altyapı, finansal hizmetler ve açık deniz rüzgar enerjisi sektörlerine önemli kaynak ayırmasını içeriyor. Bu yatırımların önümüzdeki beş yıl boyunca on binlerce kişiye istihdam sağlaması bekleniyor. İngiltere'nin ekonomik büyümesinin yavaşladığı bir dönemde gerçekleşen anlaşma, iki ülke ilişkileri açısından stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor.</p><h3>Başbakan Starmer: 'Japonya ile işbirliğinde yeni sayfa'</h3><p>Başbakan Starmer, Japonya Başbakanı Takaichi ile Downing Street'te yaptığı görüşmenin ardından, bu anlaşmanın İngiltere ve Japonya arasında yeni bir işbirliği döneminin başlangıcı olduğunu açıkladı. Görüşmelere Japon iş dünyasının önde gelen isimleri de katıldı. Starmer, toplantının oldukça verimli geçtiğini belirtirken, Japonya'nın İngiltere için son derece önemli bir ortak olduğunu vurguladı. Ayrıca iki ülkenin, İtalya ile birlikte geliştirdiği Gcap savaş uçağı programına olan bağlılıklarını da yeniden teyit etti. Bu program, savunma sanayinde teknolojik işbirliğinin derinleşmesini öngörüyor.</p><h3>Japon firmalarından İngiltere altyapısına dev yatırım</h3><p>Downing Street'in açıklamasına göre, Japon şirketleri İngiltere'de altyapı ve finansal hizmetler alanında 9 milyar sterlinden fazla yatırım yapacak. Ayrıca açık deniz rüzgar enerjisi projelerine de 9 milyar sterline kadar kaynak ayrılacak. Mitsubishi Estate, Mitsui Fudosan ve Nomura Gayrimenkul gibi Japon devleri, önümüzdeki beş yıl içinde altyapı ve gayrimenkul projelerine milyarlarca sterlin harcamayı taahhüt etti. Yatırımların İngiltere ekonomisine uzun vadede önemli katkı sağlaması, yeni iş alanlarının açılması ve ülkenin enerji dönüşümünde rol oynaması bekleniyor. Ancak, yatırım paketinin ne kadarının tamamen yeni olduğu veya daha önce duyurulan planları içerdiği konusunda netlik bulunmuyor.</p><h3>Uzmanlardan İngiltere ekonomisi için uyarı</h3><p>İngiltere ekonomisi yılın ilk üç ayında yüzde 0,6 oranında büyüyerek G7 ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ülke oldu. Buna rağmen, analistler önümüzdeki aylarda büyümenin yavaşlayacağını öngörüyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), ABD-İsrail savaşının ve İran ile yaşanan gerginliğin İngiltere'yi gelişmiş ülkeler arasında en fazla etkileyeceğini açıkladı. IMF, gelecek yıl İngiltere'nin toparlanmasını ve Avrupa'da en hızlı büyüyen G7 ülkesi olmasını bekliyor, ancak büyüme oranının yüzde 1,3'e gerileyeceğini tahmin ediyor. Downing Street ise, Japonya ile yapılan yatırım anlaşmasının uzun vadeli büyümeyi ve istihdamı artıracağını savunuyor. Muhalefet ise hükümetin vergi ve bürokrasi politikalarının yatırımlar üzerinde olumsuz etki yarattığını iddia ediyor.</p><h3>Teknoloji ve enerji alanında yeni işbirlikleri</h3><p>Yatırım anlaşmasının yanında, İngiliz Rolls-Royce firması ile Japonya Atom Enerjisi Ajansı arasında yeni nesil nükleer teknolojiler geliştirilmesi için işbirliği başlatıldı. Ayrıca İngiltere ve Japonya arasında imzalanan teknoloji anlaşması, İngiliz araştırma ve geliştirme ile yazılım uzmanlığını Japon üretim kapasitesiyle birleştirmeyi hedefliyor. Bu adımlar, iki ülkenin sadece ekonomik değil, teknolojik ve enerji alanlarında da stratejik ortaklığını güçlendirdiğini gösteriyor. İngiltere ve Japonya, işbirliğini farklı sektörlerde derinleştirerek küresel rekabette avantaj elde etmeyi amaçlıyor.</p><p>İngiltere ve Japonya arasında imzalanan 18 milyar sterlinlik yatırım anlaşması, iki ülke ilişkilerinde yeni bir dönemin kapılarını açtı. Ekonomik büyüme, istihdam ve enerji dönüşümü açısından büyük önem taşıyan bu işbirliği, önümüzdeki yıllarda İngiltere'nin küresel ekonomideki konumunu güçlendirmeyi hedefliyor. Uzmanlar, kısa vadede bazı zorluklar yaşanabileceğini belirtse de, uzun vadede yatırımların ülke ekonomisine olumlu yansımaları olacağı öngörülüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/ingiltere-ve-japonyadan-1-578_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279657</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/bilgi/gobek-yaglari-icin-acil-cozum-1-haftada-etkili-sonuc-279657</link>
      <pubDate>2026-06-14T11:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Göbek yağları için acil çözüm: 1 haftada etkili sonuç]]></title>
      <category><![CDATA[Bilgi]]></category>
      <description><![CDATA[Göbek bölgesindeki yağlanmadan şikayetçi olanlar için uzmanların önerdiği doğal karışım, 1 haftada etkili sonuç vadediyor. Tarifin içeriğinde zencefil, yeşil çay, nane ve fesleğen bulunuyor. Karışımın hazırlanışı ve kullanım detayları haberimizde.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Göbek yağları için acil çözüm: 1 haftada etkili sonuç]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göbek bölgesinde biriken yağlardan şikayetçi olanlar için uzmanlardan dikkat çekici bir öneri geldi. Doğal malzemelerle hazırlanan bu özel karışım, 1 hafta gibi kısa bir sürede göbek yağlarını hedef alıyor. Zencefil, yeşil çay, taze nane ve fesleğenle hazırlanan tarif, bölgesel yağlanma konusunda sonuç almak isteyenler arasında hızla yayılıyor. Özellikle diyet ve egzersiz uygulamalarına rağmen göbek yağlarından kurtulamayanlar için bu yöntem yeni bir umut oldu.</p><h3>UZMANLARDAN GÖBEK YAĞINA KARŞI DOĞAL KARIŞIM ÖNERİSİ</h3><p>Göbek yağlarının vücutta en inatçı bölgelerden biri olduğunu belirten uzmanlar, doğal içeriklerle hazırlanan bu karışımın etkisini vurguluyor. Karışımın ana malzemeleri arasında bir parça taze zencefil, bir tutam kurutulmuş yapraklı yeşil çay, beş adet taze nane yaprağı ve beş adet taze fesleğen yer alıyor. Hazırlanışı ise oldukça pratik: Öncelikle bir kabın içinde içme suyu kaynatılıyor ve ardından tüm malzemeler ekleniyor. Ocağın altı kapatıldıktan sonra karışım beş dakika dinlendiriliyor ve son olarak içine bir miktar tarçın ilave ediliyor. Bu karışım, göbek yağı eritme konusunda doğal çözüm arayanlar için yeni bir alternatif sunuyor.</p><h3>GÖBEK YAĞLARINI HEDEF ALAN TARİFİN KULLANIM ŞEKLİ</h3><p>Uzmanlar, göbek yağı yakıcı karışımın gün içinde üç farklı zamanda tüketilmesini öneriyor. Sabah aç karnına, öğlen ve akşam yemeklerinden yarım saat önce birer porsiyon şeklinde içilmesi tavsiye ediliyor. Böylece karışımın yağ yakıcı etkisinin maksimum düzeye çıktığı belirtiliyor. Göbek yağı problemi yaşayan birçok kişi, bu yöntemi düzenli olarak uyguladığında bir haftada gözle görülür bir değişim yaşandığını aktarıyor. Ancak karışımın etkili olabilmesi için dengeli beslenmeye ve hareketli bir yaşam tarzına da dikkat edilmesi gerektiği vurgulanıyor. Göbek yağlarını azaltmak isteyenler, bu doğal tarifi uygulayarak kısa sürede olumlu sonuçlar almayı hedefliyor.</p><p>Sonuç olarak, göbek yağları ile mücadele edenlerin ilgisini çeken bu doğal karışım, kısa sürede etkili sonuç arayanlar için yeni bir alternatif oluşturuyor. Uzmanlar, göbek yağlarını azaltmak için bu tür doğal tariflerin yanında sağlıklı yaşam alışkanlıklarının da önemli olduğunu hatırlatıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/gobek-yaglari-icin-acil-c-958_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279656</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/italyada-meloni-ile-vannacci-arasinda-sagda-kritik-guc-savasi-279656</link>
      <pubDate>2026-06-15T11:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İtalya'da Meloni ile Vannacci arasında sağda kritik güç savaşı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İtalya'da Başbakan Giorgia Meloni ve yeni parti lideri Roberto Vannacci arasındaki güç mücadelesi, ülkenin sağ siyasetinde tarihi bir dönüm noktasına işaret ediyor. Roma'da düzenlenen toplantıda Vannacci'nin yükselişi, 2027 seçimleri öncesinde muhafazakâr blokta büyük bir belirsizlik yarattı. Meloni'nin liderliği ve koalisyonun geleceği, Vannacci'nin etkisiyle yeniden şekilleniyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İtalya'da Meloni ile Vannacci arasında sağda kritik güç savaşı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İtalya'da Başbakan Giorgia Meloni, Roma'da düzenlenen kalabalık bir toplantıda eski ordu generali Roberto Vannacci'nin liderliğinde kurulan Futuro Nazionale partisinin hızla güç kazanmasıyla kritik bir sınavla karşı karşıya kaldı. Vannacci'nin kendisini 'Il Generale' olarak tanıttığı bu buluşma, İtalya'nın sağ siyasetinde yeni bir dönemin başlangıcına işaret etti. 2027 genel seçimleri yaklaşırken, Vannacci'nin yükselişi Meloni'nin liderliğini ve muhafazakâr koalisyonun istikrarını tehdit ediyor. Meloni'nin partisi, tarihsel olarak faşist köklerden gelen bir çizgiye sahipken, son yıllarda daha ılımlı ve Avrupa yanlısı bir tutum benimsedi. Ancak Vannacci'nin çıkışı, sağ blokta yeni bir denge arayışını ve derin bir belirsizliği beraberinde getirdi.</p><h3>Vannacci'nin Futuro Nazionale partisi sağ blokta sarsıntı yarattı</h3><p>Roberto Vannacci'nin öncülüğünde kurulan Futuro Nazionale, kısa sürede 100.000'den fazla üyeye ulaştı ve sekiz milletvekilinin desteğini aldı. Bu milletvekilleri arasında, daha önce Ligi ve Forza Italia gibi merkez sağ partilerde görev yapan isimler de yer alıyor. Vannacci, partisinin 'gerçek sağ' olduğunu vurgulayarak, Meloni'nin liderliğindeki hükümeti ortak öncelikleri hayata geçirememekle eleştiriyor. Özellikle göç, güvenlik ve Avrupa Birliği politikalarına karşı sert söylemleriyle dikkat çeken Vannacci, mevcut sağ koalisyonda ciddi bir huzursuzluk yarattı. Partisinin kurucu toplantısında yaptığı konuşmada, "İtalya bir kez daha İtalyanların evi olacak" diyerek, geleneksel muhafazakâr tabana seslendi. Vannacci'nin, 'aşırı sağ' etiketini reddetmesi ve kendisini dışarıdan biri olarak konumlandırması, sağ blokta yeni bir çekim merkezi oluşturdu.</p><h3>Meloni'nin liderliği Vannacci'nin yükselişiyle sınanıyor</h3><p>Giorgia Meloni, Eylül ayında hâlâ görevde kalırsa, İtalya'nın 80 yıllık tarihinde en uzun süre başbakanlık yapan isim olacak. Ancak Vannacci'nin hızlı yükselişi, bu istikrarı tehdit ediyor. Analistler, Vannacci'nin sağda yeni bir alan açarak Meloni'nin pozisyonunu zayıflattığını belirtiyor. Modena ve Reggio Emilia Üniversitesi'nden siyaset profesörü Massimiliano Panarari, Meloni'nin stratejisinin sağında kimseyi bırakmamak üzerine kurulu olduğunu, fakat Vannacci'nin bu dengeyi bozduğunu ifade ediyor. Vannacci'nin, göçmenler ve azınlıklar hakkındaki sert ifadeleri ve Avrupa Birliği'nin Yeşil Anlaşması gibi politikalara karşı çıkışı, sağ seçmen üzerinde önemli bir etki yaratıyor. Özellikle, Batı'nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımlara yönelik eleştirileri ve yabancıların "geri gönderilmesi" çağrıları, İtalya'daki kutuplaştırıcı tartışmaları yeniden alevlendirdi. Siyasi analist Lorenzo Pregliasco ise, Vannacci'nin sağdan muhalefet oluşturarak Meloni'yi köşeye sıkıştırdığını ve bu durumun seçimlerde belirleyici olabileceğini vurguluyor.</p><h3>Sağ blokta koalisyon hesapları ve Vannacci'nin potansiyel etkisi</h3><p>Vannacci'nin Futuro Nazionale partisinin tek haneli oy oranlarına ulaşması, İtalya'nın merkez sağ ve merkez sol bloklarının birbirine çok yakın olduğu siyasi ortamda kritik bir öneme sahip. Anketler, Vannacci'nin partisiyle birlikte sağ blokta oyların bölünebileceğini ve koalisyon kurma sürecinde belirleyici bir rol üstlenebileceğini gösteriyor. Siyasi gözlemciler, Vannacci'nin "joker" olarak tanımlanmasının, seçim sonuçlarını doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Meloni ise, şu an için Vannacci ile doğrudan bir çatışmadan kaçınıyor ve onun yükselişinin geçici olabileceğine dair bir beklentiyle hareket ediyor. Ancak, Vannacci'ye yakın milletvekillerinin hükümeti zayıflatma riski ve sağda istikrarsızlık yaratma ihtimali, Meloni'nin önünde çözülmesi gereken ciddi bir sorun olarak duruyor. Koalisyonun geleceği ve sağın liderliği, Vannacci'nin etkisiyle yeniden tartışmaya açıldı.</p><h3>Vannacci'nin söylemleri ve İtalya'daki siyasi kutuplaşma</h3><p>Roberto Vannacci, kamuoyunda özellikle 2023 yılında yayımladığı "Il mondo al contrario" adlı kitabıyla tanındı. Kitabında LGBTQ+ bireyler, göçmenler ve azınlıklar hakkında tartışmalı görüşler dile getiren Vannacci, kısa sürede sağ seçmen nezdinde dikkat çekti. Ardından Matteo Salvini'nin Ligi partisine katılarak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde 530.000'den fazla oy topladı. Ancak Şubat ayında Ligi'den ayrılıp Futuro Nazionale'yi kurması, sağda yeni bir ayrışma başlattı. Vannacci, geleneksel sağ politikaların ötesine geçerek, göç, güvenlik ve ulusal kimlik gibi konularda daha sert ve radikal bir tutum benimsiyor. Bu yaklaşımı, İtalya'nın siyasi atmosferinde yeni bir kutuplaşma dalgası yaratıyor. Vannacci'nin, Batı'nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımlara karşı çıkması ve AB politikalarını eleştirmesi, özellikle milliyetçi ve muhafazakâr seçmenler arasında karşılık buluyor. Bu gelişmeler, İtalya'da sağın geleceği ve siyasi dengeler açısından belirleyici bir etki yaratıyor.</p><h3>Meloni için stratejik ikilem ve sağın geleceği</h3><p>Giorgia Meloni, Vannacci'nin yükselişiyle birlikte sağ blokta yaşanan istikrarsızlık karşısında önemli bir stratejik karar vermek zorunda. Siyasi analistler, Meloni'nin Vannacci'yi koalisyona dahil edip etmeme konusunda ciddi bir ikilemle karşı karşıya olduğunu vurguluyor. Bu hafta başında parlamentoda yaptığı konuşmada, Vannacci'ye yakın milletvekillerini hükümeti zayıflatmak ve solu desteklemekle suçlayan Meloni, partisinin ve müttefiklerinin Vannacci ile seçim ittifakını dışladığını açıkladı. Ancak, sağda oyların bölünmesi ve koalisyonun geleceği üzerindeki belirsizlik, Meloni'nin doğrudan bir çatışmadan kaçınmasına yol açıyor. Uzmanlar, Vannacci'nin sağ blokta yarattığı sarsıntının, Meloni'nin daha sağa kaymasına neden olabileceğini, ancak bunun da yeni riskler barındırdığını belirtiyor. İtalya'da sağın liderliği ve ülkenin siyasi geleceği, önümüzdeki dönemde bu güç mücadelesinin sonucuna göre şekillenecek.</p><p>Sonuç olarak, İtalya'da Roberto Vannacci'nin Futuro Nazionale partisiyle başlattığı hareket, sağ siyasetin dinamiklerini kökten değiştiriyor. Meloni'nin liderliğindeki hükümet, hem koalisyonun bütünlüğünü koruma hem de sağ seçmenin desteğini sürdürme konusunda zorlu bir süreçten geçiyor. Vannacci'nin etkisiyle ortaya çıkan yeni siyasi denge, İtalya'nın 2027 seçimleri ve sonrasında ülkenin yönünü belirleyecek ana unsur olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/italyada-meloni-ile-vanna-890_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279655</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/g7-zirvesi-oncesi-cenevrede-20-bin-kisi-protestoya-katildi-279655</link>
      <pubDate>2026-06-15T11:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[G7 zirvesi öncesi Cenevre'de 20 bin kişi protestoya katıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Cenevre'de, Fransa'daki G7 zirvesini protesto eden binlerce kişi sokaklara döküldü. Göstericilerle polis arasında çıkan şiddetli çatışmalarda bir araç ateşe verildi, bankaların camları kırıldı ve güvenlik güçleri gözyaşı gazı ile müdahale etti. Cenevre şehir hükümeti, Fransa'da protestoya izin verilmemesi nedeniyle gösterinin şehirlerinde gerçekleştiğini açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[G7 zirvesi öncesi Cenevre'de 20 bin kişi protestoya katıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cenevre'de binlerce G7 karşıtı gösterici, Fransa'nın Evian kentinde düzenlenen G7 zirvesini protesto etmek için pazar günü sokaklara çıktı. Geniş katılımlı yürüyüş, Birleşmiş Milletler binası önünde şiddetli çatışmalara sahne oldu. Göstericiler, bir aracı ateşe verdi, bir bankanın camlarını kırdı ve polise şişe, taş ile havai fişek fırlattı. Polis ise kalabalığı dağıtmak için gözyaşı gazı ve su topu kullandı. Cenevre şehir hükümeti, Fransa'nın G7 zirvesi çevresinde protestolara izin vermemesi nedeniyle gösterinin kendi şehirlerinde gerçekleştiğini duyurdu.</p><h3>Cenevre'de 20 bin kişi G7 zirvesini protesto etti</h3><p>Yaklaşık 20 bin kişinin katıldığı yürüyüş, öğleden sonra barışçıl bir şekilde başladı. Ancak ilerleyen saatlerde bazı gruplar, çevredeki dükkanların vitrinlerini korumak için yerleştirilen kontrplakları sökerek camları kırdı. Olaylar sırasında bir Tesla marka araç ateşe verildi. Göstericiler, Birleşmiş Milletler'in telekomünikasyon binasının ofislerini hedef aldı ve polisin müdahalesiyle karşı karşıya kaldı. Şiddetin tırmanması üzerine güvenlik güçleri, göstericileri dağıtmak için yoğun şekilde gözyaşı gazı ve su topu kullandı. Protestolar sırasında, Cenevre şehir merkezinde ciddi maddi hasar meydana geldi.</p><h3>Fransa'da izin verilmedi, protestolar Cenevre'ye taşındı</h3><p>G7 zirvesinin düzenlendiği Evian'da, Fransız yetkililer protestolara izin vermedi. Bu nedenle G7 karşıtı koalisyon, protestoyu Cenevre'de organize etti. Şehirdeki gösteriler, kapitalizm, küreselleşme ve eşitsizlik gibi konulara yönelik öfkeyi dile getirdi. Protestolar öncesinde, Evian ve çevresinde binlerce güvenlik görevlisi görevlendirildi. Cenevre'deki olaylar, G7 zirvesinin hemen öncesinde uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti. ABD Başkanı Donald Trump'ın da aralarında bulunduğu yedi ülkenin liderleri, zirvede Orta Doğu ve Ukrayna'daki savaşları gündeme alacak. G7 protestoları, zirveye yönelik toplumsal tepkilerin boyutunu gözler önüne serdi.</p><p>G7 zirvesi boyunca, Cenevre ve çevresinde güvenlik önlemleri üst seviyeye çıkarıldı. Şehirde yaşanan şiddet olayları, protestoların barışçıl başlamasına rağmen kısa sürede kontrolden çıkabileceğini bir kez daha gösterdi. Göstericilerin talepleri ve polisin müdahalesi, G7 toplantılarının her yıl yarattığı toplumsal gerilimi bir kez daha gündeme taşıdı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/g7-zirvesi-oncesi-cenevre-690_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279654</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/golge-filo-krizi-buyuyor-ingiltere-ilk-kez-mudahale-etti-279654</link>
      <pubDate>2026-06-15T11:20:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gölge filo krizi büyüyor! İngiltere ilk kez müdahale etti]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İngiltere, Kanal'da Rusya'nın yaptırımlardan kaçmak için kullandığı gölge filosuna ait SMYRTOS adlı tankere el koydu. Operasyon, Kraliyet Deniz Piyade Komandoları'nın helikopterle gemiye inişiyle gerçekleşti ve uluslararası arenada geniş yankı buldu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gölge filo krizi büyüyor! İngiltere ilk kez müdahale etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere, Pazar günü İngiliz Kanalı'nda Rusya'nın gölge filosuna ait olduğu belirtilen SMYRTOS adlı tankere el koyarak dikkat çeken bir operasyona imza attı. Kraliyet Deniz Piyade Komandoları, Fransız yetkililerle koordineli şekilde helikopterlerle gemiye çıkarma yaptı. İngiltere Savunma Bakanlığı, bu müdahalenin Rusya'nın Ukrayna'daki saldırgan savaşını finanse eden gölge filoya karşı ilk İngiltere liderliğinde gerçekleşen operasyon olduğunu açıkladı. İngiltere ve Ukrayna yönetimleri, SMYRTOS'un yakalanmasının Rusya'nın savaş ekonomisine ağır bir darbe vurduğunu vurguladı.</p><h3>İngiltere Savunma Bakanı Jarvis: 'Putin'in savaşına büyük darbe vuruldu'</h3><p>İngiltere Savunma Bakanı Dan Jarvis, operasyonun ardından yaptığı açıklamada, "Bu müdahale, Putin'in Ukrayna'daki yasadışı savaşına bir darbe" ifadelerini kullandı. Jarvis, gölge filonun Rusya'nın savaş makinesine finansman sağladığını ve İngiltere'nin bu müdahalesinin Avrupa'da ve ötesinde güvenliği artırdığını belirtti. Savunma Bakanlığı, operasyonun altı saat sürdüğünü ve çok sayıda hava aracı ile geminin görevlendirildiğini duyurdu. Ayrıca, İngiliz komandoların SMYRTOS'a helikopterlerden iniş yaptığı anlara ait görüntüler kamuoyu ile paylaşıldı. Bakan Jarvis, İngiltere'nin bu tür operasyonlarda liderlik üstlenmesinin, Rusya'nın yaptırımları delme girişimlerine karşı kararlılığının göstergesi olduğunu vurguladı.</p><h3>SMYRTOS'un yakalanması uluslararası iş birliğini güçlendirdi</h3><p>SMYRTOS adlı tanker, Kamerun bayrağı altında sefer yapıyor ve uluslararası yaptırımları delerek Rusya'dan petrol taşıdığı gerekçesiyle uzun süredir izleniyordu. İngiltere'nin bu operasyonu, Fransa'nın da destek verdiği altı saatlik bir süreçte başarıyla tamamlandı. İngiltere, Şubat 2022'deki Ukrayna işgalinden bu yana gölge filoya ait yüzlerce gemiye yaptırım uyguladı; ancak bu tür bir el koyma operasyonu ilk kez İngiltere liderliğinde gerçekleşti. Başbakan Keir Starmer, operasyonun Rusya'ya yeni bir darbe olduğunu ve İngiltere'nin bundan sonra gölge filoya karşı daha aktif bir rol üstleneceğini söyledi. İngiltere'nin bu hamlesi, Belçika, Finlandiya ve Fransa'nın daha önce yaptığı benzer müdahalelerle birlikte Avrupa'nın Rusya'nın enerji gelirlerini kısıtlama çabalarını güçlendirdi.</p><h3>Zelenskyy ve Ukrayna yönetimi AB'ye çağrıda bulundu</h3><p>Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelenskyy, İngiltere'nin operasyonunu memnuniyetle karşıladı ve AB ülkelerine benzer adımlar atma çağrısı yaptı. Zelenskyy, Avrupa'nın yalnızca tankerlerin gözaltına alınmasıyla yetinmemesi gerektiğini, taşıdıkları petrolün de el konulmasının barış sürecini hızlandıracağını belirtti. Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiga ise "Her durdurulan gemi, Rusya'nın savaş makinesi için daha az para demektir" ifadesini kullanarak gölge filonun Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarında kritik bir rol oynadığını vurguladı. Ukrayna yönetimi, İngiltere'nin bu operasyonunu örnek göstererek, AB ülkelerinin de gölge filoya karşı yasama adımları atmasını istedi. Bu çağrılar, Avrupa'da Rusya'nın enerji gelirlerini kesme yönündeki baskıyı artırdı.</p><h3>SMYRTOS, İngiltere'nin güney kıyısında izleniyor</h3><p>İngiltere Savunma Bakanlığı, SMYRTOS'un İngiltere'nin güney kıyısı açıklarında geçici olarak demirletildiğini ve çevresel ya da güvenlik risklerine karşı sürekli gözetim altında tutulduğunu açıkladı. Operasyonun ulusal ve uluslararası hukuka uygun şekilde yürütüldüğü belirtildi. İngiliz makamları, gölge filoya yönelik bu tür müdahalelerin hem İngiltere'nin hem de Avrupa'nın güvenliği açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekti. Ayrıca, İngiltere'nin Mart ayında kabul ettiği yeni yasalar sayesinde, yaptırım uygulanan gemilere el koyma yetkisi elde edildi. Bu gelişme, İngiltere'nin gölge filoyla mücadelede daha etkin bir rol üstlenmesinin önünü açtı.</p><p>İngiltere'nin SMYRTOS operasyonu, Rusya'nın gölge filosuna karşı yürütülen uluslararası mücadelede yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor. Hem İngiltere hem de Ukrayna yönetimleri, bu tür müdahalelerin devam edeceğini ve Rusya'nın savaş ekonomisine yönelik baskıların artacağını belirtiyor. Avrupa genelinde gölge filoya karşı iş birliği ve yasal düzenlemelerin hızlanması beklenirken, İngiltere'nin bu operasyonu, bölgedeki güvenlik dengelerini ve enerji piyasalarını yakından ilgilendiriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/golge-filo-krizi-buyuyor--880_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279653</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/bilgi/7-gunluk-diyet-listesiyle-saglikli-ve-hizli-kilo-kaybi-279653</link>
      <pubDate>2026-06-14T11:11:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[7 günlük diyet listesiyle sağlıklı ve hızlı kilo kaybı]]></title>
      <category><![CDATA[Bilgi]]></category>
      <description><![CDATA[Yaz ayları yaklaşırken kilo vermek isteyenler için özel bir 7 günlük diyet listesi hazırlandı. Bu diyet sayesinde, kan değerlerinde düşüş yaşamadan ve sağlıklı beslenme ilkelerinden ödün vermeden 1 haftada 5 kiloya kadar kilo kaybı mümkün olabiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[7 günlük diyet listesiyle sağlıklı ve hızlı kilo kaybı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte kilo vermek isteyenler için özel bir 7 günlük diyet programı açıklandı. Özellikle kış aylarında alınan fazla kiloları sağlıklı biçimde vermek isteyenler için hazırlanan bu diyet, hem hızlı sonuç vadediyor hem de kan değerlerinde olumsuzluk yaşanmasının önüne geçiyor. Bu örnek diyet listesi, metabolizma hızına ve kişisel özelliklere göre değişiklik gösterse de, 1 haftada 5 kiloya kadar kilo kaybı sağlayabiliyor. Sağlıklı kilo verme arayışında olanlar için hazırlanan bu program, dengeli ve besleyici öğünlerle dikkat çekiyor.</p><h3>SAĞLIKLI KİLO KAYBI İÇİN DENGELİ BESLENME ŞART</h3><p>Bu diyet listesi, her gün için farklı ve dengeli menüler içeriyor. Sabah kahvaltılarında genellikle şekersiz çay, tam tahıllı ekmek, peynir ve taze sebzeler yer alıyor. Ara öğünlerde ise mevsim meyveleri, yoğurt, ceviz ve fındık gibi sağlıklı atıştırmalıklar tercih ediliyor. Öğle ve akşam yemeklerinde ise etsiz sebze yemekleri, ızgara et veya balık, yoğurt ve bol salata öneriliyor. Bu çeşitlilik, hem besin değerlerinin korunmasını hem de kan değerlerinde ani düşüşlerin önlenmesini sağlıyor. Diyet uygulayanların her gün yeterli miktarda su içmesi ve öğün atlamaması da vurgulanıyor.</p><h3>DİYET LİSTESİNDE NELER VAR?</h3><p>7 günlük diyet programı, her gün farklı seçeneklerle beslenmeyi mümkün kılıyor. İlk gün, şekersiz çay, bir dilim ekmek, beyaz peynir, domates, salatalık ile başlıyor. Ara öğünlerde meyve, ceviz ya da fındık yer alıyor. Öğle yemeklerinde çorba, yağsız et ve salata; akşam ise etsiz sebze yemeği, yoğurt ve ekmek öneriliyor. İkinci gün ise kepekli ekmekle yapılan kaşarlı tost, zeytin ve bol sebze ile kahvaltı yapılırken, öğle ve akşam yemeklerinde türlü, yeşil fasulye, yoğurt ve salata bulunuyor. Üçüncü ve dördüncü günlerde de benzer şekilde besleyici ve düşük kalorili menüler dikkat çekiyor. Diyetin beşinci gününde omlet ve sebzelerle güne başlanıyor, öğlen ızgara köfte ve salata, akşam ise pırasa yemeği ve yoğurt tüketiliyor. Altıncı ve yedinci günlerde ise menemen, ızgara balık veya et, zeytinyağlı yemekler ve yoğurt tercih ediliyor. Bu diyet, hem protein hem de lif açısından zengin içerikleriyle öne çıkıyor.</p><h3>KİLO VERİRKEN SAĞLIĞINIZI RİSKE ATMAYIN</h3><p>Hızlı kilo kaybı sağlamak isteyenlerin mutlaka sağlıklı beslenme ilkelerine dikkat etmesi gerektiğini belirtiliyor. Diyet sırasında kan değerlerinin düşmemesi için, yeterli protein, vitamin ve mineral alımının önemine vurgu yapıyor. Ayrıca, kişisel sağlık durumu ve metabolizma hızı göz önünde bulundurularak diyetin uygulanması gerektiği öneriliyor. Bu diyet listesinde yer alan besinlerin, hem doyurucu hem de dengeli olmasına özen gösterdiği belirtiliyor. Kilo vermek isteyenler için, uzman kontrolünde ve bilinçli bir şekilde hareket etmenin önemini bir kez daha hatırlatılıyor.</p><p>Yaz aylarına sağlıklı ve fit bir şekilde girmek isteyenler için bu 7 günlük diyet listesi, hem hızlı hem de güvenli kilo kaybı vadediyor. Bu programı uygularken, sağlığınızı ön planda tutmak ve beslenme düzeninizi kişisel ihtiyaçlarınıza göre şekillendirmek, kalıcı ve sağlıklı sonuçlar elde etmenizi sağlayacaktır.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/7-gunluk-diyet-listesiyle-928_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279652</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kyivde-dehset-goruntuleri-tarihi-manastir-alevlere-teslim-oldu-279652</link>
      <pubDate>2026-06-15T11:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kyiv'de dehşet görüntüleri! Tarihi manastır alevlere teslim oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Ukrayna'nın başkenti Kyiv'de bulunan ve UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Kyiv Pechersk Lavra manastırı, Rusya'nın düzenlediği ölümcül saldırı sonucu büyük hasar aldı. Saldırıda en az dört kişi hayatını kaybetti, 20'den fazla kişi yaralandı ve başkentte 140 bin hane elektriksiz kaldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kyiv'de dehşet görüntüleri! Tarihi manastır alevlere teslim oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ukrayna'nın başkenti Kyiv'de yer alan ve UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunan tarihi Kyiv Pechersk Lavra manastırı, Rusya'nın başkente düzenlediği büyük saldırı sonrası alevlere teslim oldu. Yerel yetkililer, saldırıda en az dört kişinin hayatını kaybettiğini, 20'den fazla kişinin ise yaralandığını açıkladı. Saldırının ardından, 11. yüzyıldan bu yana ayakta kalan ve Ukrayna'nın en önemli dini ve kültürel merkezlerinden biri olarak kabul edilen Kyiv Pechersk Lavra'nın kubbelerinden yükselen alevler, bölgedeki yıkımın boyutunu gözler önüne serdi. UNESCO tarafından tehlike altındaki miraslar arasında gösterilen manastırın uğradığı zarar, uluslararası toplumda endişe yarattı.</p><h3>Ukrayna Kültür Bakanı Berezhna: 'Uyum Katedrali ağır hasar gördü'</h3><p>Ukrayna Kültür Bakanı Tetyana Berezhna, saldırının ardından yaptığı açıklamada, Rus güçlerinin manastır kompleksinin en önemli yapılarından biri olan Uyum Katedrali'ne ciddi zarar verdiğini belirtti. Olay yerinden paylaşılan görüntülerde, itfaiye ekiplerinin katedralin kuleleri ve kubbeleri altında alevlerle mücadele ettiği görüldü. Kyiv ve Tüm Ukrayna Metropoliti Epifaniy ise, kutsal alanın tamamen yok olmaması için dua ettiklerini ifade etti. UNESCO'nun 'Ukrayna sanatının başyapıtı' olarak tanımladığı manastır, 2023 yılında Rus saldırılarının yarattığı tehdit nedeniyle Tehlike Altındaki Dünya Mirası listesine dâhil edilmişti. Tarihi boyunca Ukrayna'nın manevi ve kültürel kimliğinde önemli bir yer tutan Kyiv Pechersk Lavra, sadece mimarisiyle değil, aynı zamanda azizlerin kalıntılarının bulunduğu mağaralarıyla da büyük öneme sahip.</p><h3>Kyiv'de saldırı bilançosu ağır: Elektrik kesintileri ve can kayıpları</h3><p>Kyiv şehir askeri idaresi başkanı Tymur Tkachenko, saldırı sonucu başkentte en az dört kişinin yaşamını yitirdiğini ve 20'den fazla kişinin yaralandığını açıkladı. Belediye başkanı Vitaliy Klitschko ise, saldırının ardından kentin kuzeyinde yaklaşık 140 bin hanenin elektriksiz kaldığını duyurdu. Bölgedeki elektrik kesintileri, hem günlük yaşamı hem de acil durum müdahalelerini olumsuz etkiledi. Saldırı sırasında birden fazla patlama sesi duyulduğu bildirildi ve olay, şehirde büyük tedirginliğe yol açtı. Ukrayna'nın başka bölgelerinde de saldırılar devam etti; Kharkiv'in kuzeydoğusunda gerçekleşen Rus bombardımanında ise en az beş kişi hayatını kaybetti, beş kişi de yaralandı. Tüm bu gelişmeler, savaşın sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne serdi.</p><h3>Zelensky barış çağrısını yineledi: ABD ve ortaklara mesaj</h3><p>Rusya'nın saldırısı, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelensky'nin ABD eski Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmenin hemen ardından gerçekleşti. Zelensky, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, tüm Ukraynalıların en büyük arzusunun barışa ulaşmak olduğunu vurguladı ve bu hedefin ABD ile diğer uluslararası ortakların desteğiyle mümkün olabileceğini belirtti. Kremlin kaynaklarına göre, Trump'ın ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile de görüştüğü ifade edildi. Savaşın dördüncü yılına girildiği bu dönemde, hem ulusal hem de uluslararası arenada barış umutları ve diplomatik girişimler tekrar gündeme geldi.</p><p>Kyiv Pechersk Lavra'ya yönelik saldırı, Ukrayna'nın kültürel mirasına verilen zararın yanı sıra, savaşın insani boyutunu ve uluslararası toplumun acil müdahale ihtiyacını bir kez daha ortaya koydu. Saldırı sonrası oluşan yıkım ve kayıplar, hem Ukrayna'nın tarihi değerlerini hem de sivil halkın güvenliğini tehdit etmeye devam ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/kyivde-dehset-goruntuleri-641_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279651</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/nasa-ve-blue-origin-is-birligiyle-artemis-gorevi-icin-umutlar-suruyor-279651</link>
      <pubDate>2026-06-15T11:06:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[NASA ve Blue Origin iş birliğiyle Artemis görevi için umutlar sürüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Blue Origin'in Cape Canaveral'daki fırlatma rampasında yaşanan büyük patlamanın ardından şirket, yıl sonuna kadar yeniden uçuşa geçileceğini açıkladı. NASA'nın Artemis III görevi için kritik öneme sahip olan bu gelişme, hem uzay endüstrisinde hem de kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[NASA ve Blue Origin iş birliğiyle Artemis görevi için umutlar sürüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Blue Origin'in Cape Canaveral Uzay Kuvvetleri İstasyonu'ndaki fırlatma rampasında geçtiğimiz ay meydana gelen büyük patlamanın ardından, şirket yıl sonuna kadar yeniden uçuşa geçeceğini duyurdu. Patlama, öncü New Glenn roketini tamamen yok etti ve rampadaki neredeyse tüm ekipmana ciddi hasar verdi. Şirketin CEO'su Dave Limp, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Blue Origin'in bu zorlu sürecin üstesinden adım adım geleceğini vurguladı. NASA'nın Artemis III görevi için büyük önem taşıyan bu gelişme, uzay araştırmalarında kritik bir döneme işaret ediyor.</p><h3>Blue Origin CEO'sundan 'yıl sonuna kadar uçuş' sözü</h3><p>Blue Origin CEO'su Dave Limp, patlamadan kısa bir süre sonra sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, şirketin yıl bitmeden yeniden uçuş gerçekleştireceğini belirtti. "Gradatim Ferociter" mottosuyla hareket ettiklerini vurgulayan Limp, adım adım ve kararlılıkla ilerleyeceklerini söyledi. Şirketin ay kalıcılığı kıdemli başkan yardımcısı John Couluris de, Houston'da düzenlenen NASA etkinliğinde bu iddialı hedefi destekledi. Couluris, yaşanan patlamanın ardından NASA, ortaklar ve müşterilerden gelen desteğin olağanüstü olduğunu belirtti. Soruşturma ve rampa temizliği konusunda önemli bir ilerleme kaydedildiğini ifade eden yönetici, Blue Origin'in toparlanma sürecinde kararlılıkla yol aldığını dile getirdi. Bu açıklamalar, özellikle NASA'nın Artemis III misyonu açısından Blue Origin'in rolünün ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koydu.</p><h3>NASA'dan Blue Origin'e tam destek: Artemis III takvimi için yoğun çaba</h3><p>NASA yetkilileri ve ajansın yöneticisi Jared Isaacman, patlamanın ardından Blue Origin'e tam destek verdiklerini açıkladı. Isaacman, felaketin hemen sonrasında rampayı inceleyen ilk isimlerden biri oldu ve "tam hükümet yanıtı" sözü verdi. NASA, hem soruşturmada hem de rampanın yeniden inşasında Blue Origin'in yanında yer aldı. Ayrıca, şirketin sahibi Jeff Bezos'un maddi kaynaklarının da toparlanma sürecine önemli katkı sağladığı belirtiliyor. Uzay Kuvvetleri'nin operasyon şefi General Chance Saltzman, Blue Origin'in yeniden inşası için tüm askeri kaynakların devreye alındığını açıkladı. Bu destek, NASA'nın 20 milyar dolarlık ay üssü projesi ve özellikle Artemis III misyonu için büyük önem taşıyor. Zira Artemis III, 2027'nin sonlarına doğru planlanıyor ve bu görevde Blue Origin'in geliştirdiği Blue Moon iniş aracı ile SpaceX'in Starship İnsan İniş Sistemi karşılaştırmalı olarak test edilecek. İki şirket, Artemis IV için seçilecek ana iniş aracı olmak üzere yarışıyor ve bu görevle birlikte insanların 1972'den sonra ilk kez Ay yüzeyine dönmesi hedefleniyor.</p><h3>Cape Canaveral rampasında onarım süreci ve teknik değerlendirmeler</h3><p>Cape Canaveral'daki fırlatma rampasında meydana gelen patlamanın etkileri, ilk başta tahmin edilenden daha büyük oldu. Patlama, 100 mil uzaklıktan bile görülebilecek bir ateş topu oluşturdu ve rampadaki pek çok ekipmanda ciddi hasar meydana geldi. Ancak Blue Origin yönetimi, yapılan teknik incelemeler sonucunda hasarın başlangıçta düşünüldüğünden daha hızlı onarılabileceğini belirtti. Şirketin CEO'su Dave Limp, oksijen, sıvı hidrojen ve LNG tanklarının iyi durumda olduğunu, su kulesinin ise zarar görmediğini açıkladı. Büyük destek kulesi ise ağır hasar aldı fakat yerinde onarılabileceği ifade edildi. Uzmanlar, Blue Origin'in toparlanma hızının, arızanın nedenini ne kadar çabuk belirleyebileceğine bağlı olduğunu vurguluyor. Şirketin hızlı ve etkili bir soruşturma yürütmesi, New Glenn roketinin yeniden uçuşa hazırlanmasında belirleyici olacak.</p><h3>Blue Origin'in Artemis III'e katkısı ve alternatif senaryolar</h3><p>Blue Origin'in Artemis III misyonundaki rolü, yalnızca New Glenn roketinin yeniden uçuşa hazırlanmasına bağlı değil. NASA, Artemis III'ün hem Blue Moon hem de SpaceX'in Starship iniş araçlarını düşük Dünya yörüngesinde test etmesini planlıyor. Ancak, rampadaki hasarın onarımı ve roketin güvenli bir şekilde yeniden uçurulabilmesi için alternatif senaryolar da gündeme geldi. Bunlar arasında, Blue Moon iniş aracının SpaceX'in Falcon Heavy gibi farklı bir roketle fırlatılması da bulunuyor. Bu seçenek, NASA'nın Blue Origin'e önerdiği bir yol olarak biliniyor ancak Artemis programında ek gecikmelere yol açabilir. NASA, Blue Origin'in iniş aracı geliştirme çalışmalarına odaklanmaya devam ediyor ve 2027'de planlanan test misyonu için hazırlıkların sürdüğünü açıkladı. Şirketin hızlı toparlanması, Artemis IV ve sonraki görevler için de kritik önem taşıyor.</p><h3>Uzmanlardan Blue Origin'e sabır çağrısı: Uzay yolculuğunda geri adımlar doğal</h3><p>Uzay politikası uzmanları ve sektör analistleri, Blue Origin'in yaşadığı patlamanın ardından şirketin toparlanma sürecinde sabırlı olunması gerektiğini vurguluyor. George Washington Üniversitesi Uzay Politika Enstitüsü'nün kurucusu John Logsdon, uzay uçuşunun tarihinin benzer kazalar ve gecikmelerle dolu olduğuna dikkat çekti. Logsdon, geçmişte yaşanan Apollo I yangını ve uzay mekiği trajedilerinin ardından da programların devam ettiğini hatırlatarak, Blue Origin'in elindeki kaynaklar ve uzman kadrosuyla bu süreci atlatabileceğini belirtti. Ars Technica'nın kıdemli uzay editörü Eric Berger ise, şirketin yeniden uçuş zaman çizelgesinin, rampadaki hasarın boyutuna ve uygun bir fırlatma alanı bulma imkanına bağlı olarak değişebileceğini ifade etti. Berger, Blue Origin'in arızanın nedenini belirleyip roketi güvenli şekilde yeniden uçurabileceğini, ancak asıl zorluğun güvenli bir fırlatma noktası bulmak olduğunu söyledi. Tüm bu değerlendirmeler, Blue Origin'in Cape Canaveral'daki toparlanma sürecinin uzay endüstrisi için taşıdığı önemi gözler önüne seriyor.</p><p>Sonuç olarak, Blue Origin'in Cape Canaveral'daki büyük patlamanın ardından gösterdiği hızlı toparlanma iradesi ve NASA'nın verdiği güçlü destek, Artemis III ve sonraki uzay görevlerinin geleceği açısından kritik bir rol oynuyor. Şirketin yıl sonuna kadar yeniden uçuş hedefi, hem uzay endüstrisi hem de kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor. Blue Origin'in başarılı bir şekilde toparlanması, Ay'a dönüş yolculuğunda önemli bir adım olarak tarihe geçebilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/nasa-ve-blue-origin-is-bi-357_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279650</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/bilim-insanlari-uyardi-sekersiz-beslenme-sorun-yaratabilir-279650</link>
      <pubDate>2026-06-15T11:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim insanları uyardı! Şekersiz beslenme sorun yaratabilir]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Dasman Diyabet Enstitüsü'nün Chicago'daki ENDO 2026 toplantısında sunduğu yeni araştırma, şekersiz diyetlerin bağırsak mikrobiyomu ve metabolik sağlık üzerinde beklenmedik olumsuz etkiler yaratabileceğini ortaya koydu. Araştırma, şekerin tamamen kesilmesinin sanıldığı kadar faydalı olmadığını gösteriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim insanları uyardı! Şekersiz beslenme sorun yaratabilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Chicago'da düzenlenen Endokrin Derneği'nin yıllık toplantısı ENDO 2026'da sunulan Dasman Diyabet Enstitüsü imzalı yeni bir araştırma, şekersiz diyetlerin bağırsak ve metabolik sağlık üzerinde beklenmedik sonuçlara yol açabileceğini gösterdi. Kuveyt'teki Dasman Diyabet Enstitüsü'nden bilim insanları, fareler üzerinde yürüttükleri deneyde, sakaroz içermeyen düşük yağlı diyetin, bazı sakaroz tüketen farelere göre daha kötü kan şekeri kontrolü, artan iltihaplanma, bağırsak mikrobiyomunda bozulma ve yağlı karaciğer belirtilerine neden olduğunu tespit etti. Bu bulgular, şekerin tamamen ortadan kaldırılmasının sanıldığı kadar faydalı olmayabileceğine işaret ediyor.</p><h3>Dasman Diyabet Enstitüsü: 'Şekersiz diyet beklenmedik sağlık sorunlarına yol açıyor'</h3><p>Dasman Diyabet Enstitüsü'nün İmmünoloji ve Mikrobiyoloji Departmanı Başkanı Dr. Rasheed Ahmad, araştırma sonuçlarının dengeli bir diyetin, sadece şekeri tamamen kesmekten çok daha önemli olduğunu vurguladı. Dr. Ahmad, "Bir düşük yağlı diyetten sakarozun tamamen çıkarılması, bağırsak sağlığını bozabilir ve iltihaplanma ile metabolik disfonksiyonu teşvik edebilir" ifadelerini kullandı. Araştırmada, 16 hafta boyunca sakaroz içermeyen düşük yağlı diyetle beslenen fareler, kontrol grubundaki sakaroz tüketen farelere kıyasla daha kötü glukoz kontrolü, insülin direnci ve bağırsak mikroplarında dengesizlik gösterdi. Ayrıca, bu grupta bağırsak iltihabı ve yağlı karaciğer hastalığına ilişkin bulgular da ortaya çıktı. Dr. Ahmad, bu sonuçların, bağırsak ve bağışıklık sisteminin sağlığını korumak için dengeli karbonhidrat tüketiminin önemini gösterdiğini belirtti.</p><h3>Chicago ENDO 2026'da sunulan bulgular: Şekerin tamamen kesilmesi metabolik sağlığı olumsuz etkileyebilir</h3><p>Araştırmacılar, şekerin tamamen ortadan kaldırıldığı son derece kısıtlayıcı düşük yağlı diyetlerin potansiyel etkilerinin bugüne kadar yeterince anlaşılmadığını belirtti. Deney kapsamında, hem kolonda hem de karaciğerde glukoz toleransı, insülin hassasiyeti, metabolik hormonlar, bağırsak mikrobiyomu ve iltihaplanma düzeyleri detaylı şekilde ölçüldü. Araştırma ekibi, sakaroz içermeyen diyetle beslenen farelerde, vücut ağırlıkları benzer olmasına rağmen, metabolik sağlıkta olumsuz değişiklikler, bağırsak mikroplarında bozulma ve iltihaplanma artışı gözlemledi. Dr. Ahmad, "Bu çalışma, sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomunu korumanın, gelecekteki diyet önerilerinde merkezi öneme sahip olabileceğini gösteriyor" dedi. Ayrıca, uzun vadede bu bulguların, metabolik bozuklukların ve kronik iltihabi hastalıkların önlenmesi için yeni stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlayabileceği vurgulandı.</p><p>Dasman Diyabet Enstitüsü'nün Genel Müdür Vekili Dr. Faisal Hamed Al-Refaei, kurumun halk sağlığına yönelik bilimsel keşifleri ilerletme hedefinin altını çizdi. Al-Refaei, "Bu tür çalışmalar, metabolik hastalıkları daha iyi anlamamıza ve halk sağlığını geliştiren kanıta dayalı çözümler üretmemize yardımcı oluyor" açıklamasını yaptı. Araştırma ekibi, şeker alımını azaltmanın elbette önemli olduğunu, ancak tek başına şekeri tamamen kesmenin beklenmedik sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Sonuç olarak, genel diyet dengesine ve bağırsak mikrobiyomu sağlığını destekleyen beslenme alışkanlıklarına odaklanmanın gerekliliği bir kez daha ortaya kondu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/bilim-insanlari-uyardi-se-876_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.279649</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/gunun-manseti-15-haziran-2026-pazartesi-279649</link>
      <pubDate>2026-06-15T11:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Günün Manşeti | 15 Haziran 2026 Pazartesi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[24 TV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkök ve Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç, 'Günün Manşeti'nde 15 Haziran 2026 Pazartesi gündemini değerlendirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Günün Manşeti | 15 Haziran 2026 Pazartesi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>24 TV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkök ve Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç, Türkiye'nin ve dünyanın gündemini, gazetelere yansıyan haberleri, köşe yazılarını ve günün önemli gelişmelerini farklı bakış açılarıyla, çarpıcı analizlerle hafta içi her sabah "Günün Manşeti"nde değerlendiriyor. "Günün Manşeti" hafta içi her sabah saat 11.00'de canlı yayınla 24 TV'de ekrana geliyor.</p><p><b>24 TV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkök ve Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç, 'Günün Manşeti'nde 15 Haziran 2026 Pazartesi gündemini değerlendirdi.</b></p><p><b>Programdan önemli satır başları:</b></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/video1-150620261ec9c906.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç:</b> İran, ABD ile olan ilişkilerinde tansiyonu düşürmek açısından çeyrek asır kadar daha kendini garantiledi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/video2-15062026bda57fae.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>24 TV GYY Ömer Özkök</b><b>:</b> Türkiye'nin yıkılmamış olması otomatik olarak Suriye'nin de kodlarına geri dönmesine, Irak'taki o parçalanmanın da konsolide olmasına ve bölgedeki Siyonist planın çöp olmasına neden oldu.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/video1-15062026cf1bf9a1.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>"TÜRKİYE'DEN BAŞKA KİMSEMİZ YOK'"</b></p><p>Somali liderinden Türkiye övgüsü... <b>Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç</b> değerlendirdi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/video1-15062026da3b0a7e.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç</b><b style="">: </b>Bir parti düşün, grup toplantısını kimin yapacağı belli değil. Bakın, 'iki başlı' demiyorum, grup toplantısını kimin yapacağı belli değil. Ve sen buna diyorsun ki 'Bunlar başa gelse demokrasi uçar.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/video1-15062026f8728b05.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>CHP'Lİ BAŞARIR'DAN ŞOK İTHAMLAR</b></p><p>Başarır deyince akla ne gelir? <b>24 TV GYY Ömer Özkök ve Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç </b>değerlendirdi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/15/gunun-manseti-24-tvde-bas-940_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>