<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290206</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/belcikada-sicak-hava-dalgasi-binlerce-kisi-hayatini-kaybetti-290206</link>
      <pubDate>2026-09-03T18:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Belçika'da sıcak hava dalgası! Binlerce kişi hayatını kaybetti]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Belçika'da yaz aylarında etkili olan sıcak hava dalgaları sırasında beklenenden 2 bin 935 daha fazla ölüm kayıtlara geçti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Belçika'da sıcak hava dalgası! Binlerce kişi hayatını kaybetti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Belçika Halk Sağlığı Enstitüsü (Sciensano), ülkede yaz aylarındaki sıcak hava dönemlerinde görülen ölüm oranlarına ilişkin verileri yayımladı.</p><p>Verilere göre, 18 Haziran-3 Temmuz dönemindeki sıcak hava dalgasında ülkede beklenenden 2 bin 35 daha fazla ölüm gerçekleşti. Bu dönemde ölüm oranı beklenen seviyenin yüzde 48,8 üzerinde ölçüldü.</p><p>Ülkede 4-17 Temmuz dönemindeki ikinci sıcak hava dalgasında ise beklenenden 535 daha fazla ölüm kaydedilirken, ölüm oranı beklenen seviyeyi yüzde 14,8 aştı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/belcikasicakhavareut-03092026ac1bcaa2.jpg"/><p>Üçüncü sıcak hava dalgasının yaşandığı 28 Temmuz-16 Ağustos döneminde de beklenenden 365 daha fazla ölüm gerçekleşti. Bu dönemde ölüm oranı beklenen seviyenin yüzde 7 üzerinde ölçüldü.</p><p>Böylece Belçika'da yaz aylarındaki sıcak hava dönemlerinde kaydedilen fazla ölüm sayısı 2 bin 935'e ulaştı.</p><p>Belçika&#39;da 27 Haziran, 641 ölümle yaz döneminde en fazla can kaybının yaşandığı gün oldu. Bu tarihte ölüm sayısı beklenen seviyenin yüzde 146,5 üzerine çıktı.</p><p>Sciensano, fazla ölüm sayısını, gerçekleşen ölüm sayısıyla önceki 5 yılın verileri temel alınarak hesaplanan beklenen ölüm sayısını karşılaştırarak belirliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/belcikada-sicak-hava-dalg-956_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290205</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turkiyeden-avrupa-parlamentosunda-turk-silahli-kuvvetlerine-yonelik-iftiralara-tepki-290205</link>
      <pubDate>2026-09-03T18:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye'den Avrupa Parlamentosu'nda Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik "iftiralara" tepki]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Parlamentosu'nda Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik iftiralara açıklık getirdi. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada "Türk Silahlı Kuvvetleri, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'yla Kıbrıs Türk halkının yok edilmesini engellemiştir" ifadeleri yer aldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye'den Avrupa Parlamentosu'nda Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik "iftiralara" tepki]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "Türk Silahlı Kuvvetleri, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'yla Kıbrıs Türk halkının yok edilmesini engellemiş ve Ada'nın tamamına yarım asrı aşkın süredir devam eden barışı getirmiştir" denildi.  </p><p>Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonu'nun 2027 AB bütçesine ilişkin verdiği görüşte, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından Türk Silahlı Kuvvetlerine iftira atmak amacıyla inşa edilecek sözde bir anıta kaynak ayrılmasının da tavsiye edildiği öğrenilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'yla Kıbrıs Türk halkının yok edilmesini engellemiş ve Ada'nın tamamına yarım asrı aşkın süredir devam eden barışı getirmiştir. Rum tarafınca ortaya atılan iddialar, tarihi gerçekleri çarpıtmakta ve siyasallaştırmaktadır. AB kurumlarının, Kıbrıs meselesinin çözümüne katkı sunmak yerine, tarafsızlık ve adalet ilkelerinden uzaklaşarak Rum tarafının propagandasına alet olması, toplumlar arası güveni daha da zedelemektedir. AB yetkililerine, attıkları her adımla Türkiye'yi AB'den uzaklaştırmayı hedefleyen çevrelerin aracı haline gelmemeleri çağrısında bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/turkiyeden-avrupa-parlame-238_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290204</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bolu-belediyesinde-arac-kiralama-ihalelerinde-usulsuzluk-14-zanli-adliyede-290204</link>
      <pubDate>2026-09-03T18:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bolu Belediyesinde "araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük"... 14 zanlı adliyede]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Bolu Belediyesinde araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 21 zanlıdan 14'ü adliyeye getirildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bolu Belediyesinde "araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük"... 14 zanlı adliyede]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında haklarında gözaltı kararı verilen 22 şüpheliden 21&#39;i yakalandı. İl Jandarma Komutanlığına getirilen zanlılardan işlemleri tamamlanan 14&#39;ü adliyeye sevk edildi.</p><p>Güvenlik önlemleri eşliğinde adliye binasına getirilen zanlılardan 6&#39;sı, savcılık sorgularının ardından tutuklama talebiyle nöbetçi hakimliğe çıkarıldı.</p><p>Savcılıktaki 8 zanlı ile jandarmadaki diğer şüphelilerin işlemleri sürüyor.</p><p>Firari 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği öğrenildi.</p><p><b>SÜREÇ</b></p><p>Cumhuriyet Başsavcılığınca Bolu Belediyesinde araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Tanju Özcan&#39;ın başka bir suçtan tutuklu olması nedeniyle, Başkan Yardımcısı Gülden Özaydın, Temizlik İşleri Müdür Vekili Basri Baytekin, gerçekleştirme görevlisi S.E, Temizlik İşleri Müdürlüğü Muayene ve Kabul Komisyonu Başkanı B.T, komisyon üyeleri M.E.G, T.Y, M.Y, İhale ve Satın Alma Birim Sorumlusu E.Ö, Mali Hizmetler Müdürlüğü personeli H.C, Temizlik İşleri Müdürlüğü personeli E.Ö.Ö, temizlik şirketlerinin yetkilileri Ç.A, S.K, F.Ş.E, S.K, H.B, F.D, İ.T, A.G, yüklenici firma yetkilileri F.G, A.Y, F.L. ve Y.E. olmak üzere 22 zanlı hakkında gözaltı kararı verilmişti.</p><p>Teknik incelemede, bazı çöp toplama araçlarının fiilen çalışmadığı günlerde çalışmış gibi gösterildiği, bu kayıtlar esas alınarak yüklenici firmaya ödeme yapıldığının belirlendiği aktarılan bilirkişi raporunda, Bolu Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğünce düzenlenen 19 ayrı hakediş kapsamında, MCY-Yeşilçam İş Ortaklığına fiyat farkı ve KDV dahil toplam 34 milyon 288 bin 376 lira 61 kuruş fazla ve yersiz ödeme gerçekleştirildiği belirtilmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/bolu-belediyesinde-arac-k-911_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290202</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/suriye-kendisini-hurmuzun-alternatifi-olarak-tanitiyor-haberine-trumptan-ovgu-bu-harika-290202</link>
      <pubDate>2026-09-03T18:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["Suriye kendisini Hürmüz'ün alternatifi olarak tanıtıyor" haberine Trump'tan övgü: Bu harika]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Suriye'nin kendisini Hürmüz Boğazı'na alternatif güzergah olarak tanıtmasına ilişkin haberi paylaşarak "Bu harika" yorumunu yaptı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA["Suriye kendisini Hürmüz'ün alternatifi olarak tanıtıyor" haberine Trump'tan övgü: Bu harika]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, Suriye'nin kendisini Hürmüz Boğazı'na alternatif olarak tanıttığına dair bir haberi sosyal medya hesabından paylaştı. Washington Post gazetesinde yayımlanan analiz yazısını alıntılayan Trump, habere "bu harika" yorumunu ekledi.</p><h3>ŞAM YÖNETİMİ KENDİSİNİ ALTERNATİF GÜZERGAH OLARAK SUNUYOR</h3><p>Habere göre, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki Şam yönetimi, ülkesini nispeten istikrarlı, enerji ve mal taşımacılığı için kara koridoru sağlayan ve Hürmüz Boğazı'na alternatif bir güzergah olarak tanıtıyor. ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırıların Hürmüz Boğazı'ndaki trafiği aksatmasının Şam açısından bir avantaj olarak yorumlandığı haberde, Suriye'nin Orta Doğu'nun merkezi haline gelmeyi hedeflediği belirtildi.</p><h3>IRAK-SURİYE PETROL BORU HATTI PROJESİ GÜNDEMDE</h3><p>Haberde, Irak ile Suriye arasında 18 Temmuz'da yeniden inşasına başlanacağı duyurulan petrol boru hattı projesine de değinildi. İki ülke, ham petrol boru hattının yeniden inşasını öngören mutabakat metnini Washington'da imzalamıştı. Törende konuşan ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ile Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, bu anlaşmaların Hürmüz Boğazı'nı enerji arzı açısından ikincil konuma düşürecek bir sürecin önünü açacağını ifade etmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/suriye-kendisini-hurmuzun-503_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290201</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogandan-ak-parti-sanliurfa-milletvekili-onenin-kizi-icin-bassagligi-mesaji-290201</link>
      <pubDate>2026-09-03T18:11:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Önen'in kızı için başsağlığı mesajı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdülkadir Emin Önen'in kızı Fatma Zehra Önen hayatın kaybetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan sosyal medyadan acılı aile  için başsağlığı mesajı yayımladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Önen'in kızı için başsağlığı mesajı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erdoğan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "AK Parti Şanlıurfa Milletvekilimiz Abdulkadir Emin Önen'in değerli kızı Fatma Zehra evladımızın vefat haberini teessürle öğrendim. Fatma Zehra kızımıza Allah'tan rahmet, ailesine ve yakınlarına sabrıcemil niyaz ediyorum. Rabb'im mekânını cennet eylesin" dedi</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/cumhurbaskani-erdogandan--329_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290200</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/denizolgun-sorusturmasinda-gelisme-doktoru-gozaltina-alindi-290200</link>
      <pubDate>2026-09-03T18:07:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Denizolgun soruşturmasında gelişme! Doktoru gözaltına alındı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, Denizolgun‘un doktoru "yalan tanıklık" suçundan gözaltına alındı. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Denizolgun soruşturmasında gelişme! Doktoru gözaltına alındı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beykoz'da 2016'da hayatını kaybeden eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada, doktoru "yalan tanıklık" suçundan gözaltına alındı.</p><p>Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosunca, Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016'daki vefatına ilişkin iddialar üzerine başlatılan soruşturma devam ediyor.</p><p>Soruşturma kapsamında, Denizolgun'un doktoru N.D. "yalan tanıklık" suçundan gözaltına alındı.</p><p>Soruşturma kapsamında daha önce tanık sıfatıyla ifade veren N.D, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Bakırköy Adliyesine sevk edilecek.</p><p><b>- NE OLMUŞTU?</b></p><p>Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığından 18 Ağustos'ta yapılan açıklamada, Eylül 2016'da vefat eden Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünün ve yapılan otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayette bulunulduğu bildirilmişti.</p><p>Açıklamada, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ilgili hükümlerince maktulün gerçek ölüm sebebinin tespitine ilişkin yeniden inceleme yapılabilmesi amacıyla fethi kabir kararı alındığı kaydedilmişti.</p><p>Karar doğrultusunda başsavcıvekili, cumhuriyet savcısı, İstanbul Adli Tıp Kurumu uzmanları ve olay yeri inceleme ekipleri 19 Ağustos'ta Denizolgun'un kabrine gelmiş, görevlilerce açılan mezardan Denizolgun'un cesedine ait parçalar alınıp incelenmek üzere nakil aracıyla Adli Tıp Kurumuna götürülmüş, mezardan çıkarılan örnekler işlemlerin ardından 20 Ağustos'ta yeniden kabre konulmuştu.</p><p>Başsavcılıktan 26 Ağustos'ta yapılan açıklamada, Denizolgun'un otopsisinde "şüpheli ölüm" tespiti yapıldığı ve Alihan Kuriş'in de aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında "adam öldürme" suçundan soruşturmanın sürdürüldüğü bildirilmişti.</p><p>Denizolgun'un mezarının açılması sonrası yapılan ön inceleme neticesinde elde edilen bilgi ve belgeler, raporlama yapılması için Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kuruluna gönderilmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/denizolgun-sorusturmasind-254_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290199</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/gumuste-kritik-yukselis-3-eylul-persembe-guncel-gumus-fiyatlari-bugun-gumus-ne-kadar-son-d-290199</link>
      <pubDate>2026-09-03T17:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gümüşte kritik yükseliş! 3 Eylül Perşembe güncel gümüş fiyatları: Bugün gümüş ne kadar? Son dakika gümüş fiyatları, canlı takip]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Gümüşte sert yükseliş sürüyor. Gümüş piyasasındaki son durum sorgulanıyor. Güncel gümüş fiyatları yatırımcı tarafından merak ediliyor. Peki, 3 Eylül 2026 Perşembe gümüş ne kadar oldu? Bugün gümüş alış satış fiyatı kaç lira? İşte, 3 Eylül Perşembe gümüş alış satış fiyatı son dakika rakamlar ve canlı takip ile burada...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gümüşte kritik yükseliş! 3 Eylül Perşembe güncel gümüş fiyatları: Bugün gümüş ne kadar? Son dakika gümüş fiyatları, canlı takip]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Son dakika, güncel gümüş fiyatları... </b>Gümüş piyasasındaki dalgalanmalar yatırımcının yakın takibinde. Gümüşteki fiyat iniş çıkışları yatırımcısı tarafından sorgulanıyor. Gümüş alıp satacaklar dikkat, bu haberi okumadan hareket etmeyin. 3 Eylül 2026 Perşembe yani bugün gümüş fiyatları ne kadar oldu? sorusunun yanıtı burada...</p><p>2025 yılında kayda değer bir yükseliş ile dikkat çeken gümüşe yatırımcının ilgisi 2026 yılında da arttı.</p><p><b>GÜMÜŞTE 7 AYIN EN HIZLI YÜKSELİŞİ KAYDEDİLDİ</b></p><p>Öte yandan gümüşün onsu da Fed'in faiz artıracağına yönelik öngörülerin zayıflamasıyla ağustos ayında yüzde 15,4 artarak 66,5 dolara çıktı. Böylelikle gümüş fiyatlarında 7 ayın en hızlı yükselişini kaydedildi. </p><p><b>3 EYLÜL 2026 PERŞEMBE GÜNCEL GÜMÜŞ FİYATLARI ALIŞ SATIŞ TABLOSU</b></p><p> 3 Eylül 2026 Perşembe, bugün gümüş alış satış fiyatı kaç lira? İşte yanıtı...</p><p><b>Gram gümüş alış fiyatı: </b>103,36 TL</p><p><b>Gram gümüş satış fiyatı: </b>103,45 TL</p><p><b><font color="#ff0000" size="5"><a href="https://www.platinonline.com/altin-fiyatlari">CANLI TAKİP | GÜNCEL GÜMÜŞ FİYATLARI SAYFASINA İÇİN TIKLAYINIZ</a></font></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/gumuste-sert-yukselis-3-e-487_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290198</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/discover/these-natural-pools-are-in-turkiyes-silent-paradise-290198</link>
      <pubDate>2026-09-03T17:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[These natural pools are in Türkiye's 'silent paradise']]></title>
      <category><![CDATA[Discover]]></category>
      <description><![CDATA[Located 180 kilometers from Antalya's city center, the natural pools of Gazipaşa offer a peaceful escape for travelers looking to experience untouched nature.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[These natural pools are in Türkiye's 'silent paradise']]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Natural pools in the Gazipaşa district of Antalya, located 180 kilometers from the city center and referred to as a "silent paradise," are highlighted as one of the stopover points for those wishing to escape the city noise and have a vacation intertwined with nature.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/42373307.jpg"/> In the district, established on the steep slopes of the Taurus Mountains, these natural pools&#8212;formed naturally over thousands of years where rocks locally known as "yalı taşı" intersect with the sea&#8212;attract the attention of both local and foreign tourists.<img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/42373319.jpg"/><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/42373318.jpg"/><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/42373308.jpg"/><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/42373304.jpg"/><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/42373310.jpg"/><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/42373313.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/these-natural-pools-are-i-680_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290197</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/bilgi/zamani-geldi-ikinci-sezonuyla-7-eylulde-360-ekranlarinda-290197</link>
      <pubDate>2026-09-03T17:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[“Zamanı Geldi” ikinci sezonuyla 7 Eylül'de 360 ekranlarında!]]></title>
      <category><![CDATA[Bilgi]]></category>
      <description><![CDATA[“Zamanı Geldi” ikinci sezonuyla yeniden Ekin Olcayto ve Tayyar Işıksaçan'ın sunumuyla 360 ekranlarına geliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[“Zamanı Geldi” ikinci sezonuyla 7 Eylül'de 360 ekranlarında!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Hayatın içinden konular, merak edilen sorular ve gündemin  öne çıkan başlıkları, <b style="">"Zamanı Geldi"</b>nin ikinci sezonuyla yeniden 360 ekranlarına geliyor.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/zamanigeld-03092026e8ef4b0f.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p class="MsoNormal"><b>Ekin Olcayto</b> ve <b>Tayyar  Işıksaçan</b>'ın sunumuyla ekrana gelecek programda; Türkiye'de ve dünyada  yaşanan son gelişmeler, son dakika haberleri ve gündemin öne çıkan başlıkları  izleyiciyle buluşacak. Sağlıktan psikolojiye, sosyal yaşamdan hayatın içindeki  merak edilen konulara kadar pek çok başlık, alanında uzman konukların  değerlendirmeleriyle ele alınacak; merak edilen sorular yanıt bulacak.</p><p class="MsoNormal">Yeni sezonunda da gündeme dair gelişmeleri farklı  yönleriyle ele alacak <b>"Zamanı Geldi"</b>,  7 Eylül'den itibaren hafta içi her gün saat 08.45'te canlı yayınla 360  ekranlarında izleyiciyle buluşacak.</p><p class="MsoNormal"><b>"Zamanı Geldi"</b>, ikinci sezonuyla 7 Eylül'den itibaren hafta içi her gün  saat 08.45'te canlı yayınla 360'ta!</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/zamani-geldi-ikinci-sezon-490_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290196</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/discover/what-is-behind-this-eerie-wolf-appearance-290196</link>
      <pubDate>2026-09-03T17:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[What is behind this eerie wolf appearance?]]></title>
      <category><![CDATA[Discover]]></category>
      <description><![CDATA[At first glance, it resembles a terrifying wolf. Its red eyes flash, it moves its head from side to side, and it deters approaching animals with loud noises. However, the purpose of this unusual device is not to create a horror movie scene, as one might think. Named "Monster Wolf," the system was developed to keep wild animals away from humans and agricultural areas.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[What is behind this eerie wolf appearance?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>With bear encounters in Japan reaching record levels, this robotic wolf, developed years ago, has once again taken center stage in the news. The surge in orders received by manufacturing firm Ohta Seiki in 2026, surpassing the number of orders typically received in an entire year, highlights the scale of interest in the device. Due to the surging demand, the company is asking customers to wait 2 to 3 months.</b></p><p>The working principle of the Monster Wolf is quite simple, yet its appearance is striking.</p><p>The device was developed based on the natural behavior of wild animals staying away from their natural predators. Mimicking the appearance of a real wolf, the system aims to deter animals by creating the perception that a predator is present in the area.</p><p>An infrared sensor can trigger the system when it detects a nearby animal. Following this, the red LED eyes flash, lights on the feet and tail activate, and a moving neck mechanism gives the wolf a lifelike appearance.</p><p>However, the device's most important weapon is its sound.</p><p>The Monster Wolf features more than 50 different threatening sounds. Along with wolf howls, dog sounds, human voices, and other threat noises can also be utilized. Because the sounds are selected randomly, it aims to prevent animals from getting used to a single noise.</p><p>The manufacturer states that the sound can reach up to approximately 1 kilometer.</p><p><b>WHY HAS INTEREST SURGED IN JAPAN?</b></p><p>The reason for this is the rapidly growing bear problem in the country.</p><p>According to preliminary data from Japan's Ministry of the Environment, 50,776 Asian black bear sightings were recorded nationwide in 2025. This figure is about 150 percent higher than the 20,513 sightings in 2024.</p><p>Bear attacks in the country have also reached record levels, with 216 attacks reported in 2025.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/a34-030920260906a242.jpg"/><p>Experts note that the depletion of natural food sources for bears, such as acorns, is one of the factors pushing the animals to move closer to human settlements in search of food.</p><p>The Monster Wolf is actually not a newly developed device specifically for bears.</p><p>The system was initially developed to reduce agricultural damage caused by wild animals such as deer and wild boars. However, the rise in bear encounters in Japan has placed the device at the center of a new field of application.</p><p><b>DRONES ARE ALSO BEING USED</b></p><p>Japan's struggle with the bear problem is not limited to robot wolves alone.</p><p>AI-powered cameras and drones have also begun to be deployed across the country to detect and track bears. Drones, in particular, are rapidly launched when a bear is spotted to track the animal's location and monitor its movements until response teams arrive.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/what-is-behind-this-eerie-355_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290195</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/anadolu-universitesi-acikogretim-fakultesi-ogrenci-affi-basvuru-tarihleri-belli-oldu-aof-o-290195</link>
      <pubDate>2026-09-03T17:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi öğrenci affı başvuru tarihleri belli oldu (AÖF öğrenci affı başvurusu)]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi (AÖF), öğrenci affından yararlanarak eğitimlerine yeniden devam etmek isteyen adayların başvuru ve kayıt süreçlerine ilişkin tarihleri açıkladı. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi'nde öğrenci affından yararlanmak isteyen adaylar, başvurularını çevrim içi olarak yapabilecek. İşte detaylar...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi öğrenci affı başvuru tarihleri belli oldu (AÖF öğrenci affı başvurusu)]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Resmi Gazete'de yayımlanan ve Yükseköğretim Kanunu'na eklenen Geçici 85'inci madde kapsamında yürütülecek işlemlere ilişkin duyuru, AÖF'nin internet sitesinde yer aldı.</p><p>Buna göre öğrenci affından yararlanmak isteyen adaylar, af başvurularını 9 Aralık Çarşamba günü saat 17.00'ye kadar çevrim içi olarak yapabilecek.</p><p><b>GÜZ DÖNEMİ KAYITLARI 8 EKİM'DE BAŞLAYACAK</b></p><p>Af başvurusunu 2 Ekim 2026 Cuma günü saat 17.00'ye kadar tamamlayan adayların kayıt işlemleri, 8 Ekim Perşembe günü saat 10.00'da başlayacak ve 16 Ekim Cuma günü saat 17.00'de sona erecek.</p><p>3 Ekim-9 Aralık'ta af başvurusunu tamamlayan adayların kayıt işlemleri ise 2026-2027 Öğretim Yılı Bahar Dönemi için belirlenecek akademik takvimde ilan edilecek tarihlerde gerçekleştirilecek.</p><p>Af başvuru ve kayıt işlemleri, AÖF'nin internet sitesindeki kayıt bağlantısı üzerinden e-Devlet şifresiyle çevrim içi yapılacak. Posta veya kargo yoluyla başvuru ve kayıt kabul edilmeyecek.</p><p>Kayıt yaptıran öğrenciler, ders ekle-sil işlemlerini 8-19 Ekim'de Açıköğretim Fakültesi Öğrenci Bilgi Sistemi üzerinden öğrenci şifresi veya e-Devlet şifresiyle gerçekleştirebilecek.</p><p>Af kapsamında eğitimlerine yeniden devam edecek öğrencilerin daha önce başarıyla tamamladıkları dersler, intibak sürecinde belirlenen esaslar doğrultusunda değerlendirilebilecek.</p><p>Bu kapsamda öğrenciler, geçmişte başarıyla tamamladıkları derslerden her dönem için harf notu en yüksek iki dersi alan dışı seçmeli ders olarak intibak ettirebilecek.</p><p><b>AF KAPSAMINDAKİ ADAYLARA İKİNCİ ÜNİVERSİTE İMKANI</b></p><p>Öğrenim hayatına yeniden dönmek isteyen adaylar, Anadolu Üniversitesi AÖF'nin sunduğu ikinci üniversite imkanından da yararlanabilecek.</p><p>Af kapsamında kendi üniversitesine kayıt olan adaylar, sınavsız olarak Anadolu Üniversitesi AÖF'de ikinci üniversite kapsamında öğrenim görebilecek.</p><p>Halen bir yükseköğretim programında öğrenim gören veya herhangi bir yükseköğretim programından mezun olan adaylar da sınava girmeden ikinci üniversite kapsamında AÖF programlarına başvurabilecek.</p><p>"2026-2027 Öğretim Yılı İkinci Üniversite" kapsamında AÖF'de 29 ön lisans ve 20 lisans olmak üzere toplam 49 program bulunuyor.</p><p>Teknoloji, iletişim, yönetim, sosyal bilimler, sağlık, turizm ve lojistik gibi alanlarda sunulan programların yanı sıra Yapay Zeka Destekli Kodlama ile Veri Görselleştirme ve Bilgi Tasarımı ön lisans programları da öğrencilerin tercihine sunuluyor.</p><p>İkinci üniversite kapsamında başvuru ve kayıt işlemleri 19 Ekim'e kadar çevrim içi gerçekleştirilecek.</p><p>Adaylar, af başvuru ve kayıt işlemlerine ilişkin ayrıntılı bilgilere Anadolu Üniversitesi AÖF'nin internet sitesinden, İkinci Üniversite kapsamındaki program ve başvuru süreçlerine ilişkin bilgilere ise Anadolu Üniversitesi İkinci Üniversite internet sayfasından ulaşabilecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/anadolu-universitesi-acik-683_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290194</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/mit-baskani-kalin-yunanistan-ulusal-istihbarat-teskilati-baskani-demiris-ile-bir-araya-geldi-290194</link>
      <pubDate>2026-09-03T17:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[MİT Başkanı Kalın, Yunanistan Ulusal İstihbarat Teşkilatı Başkanı Demiris ile bir araya geldi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Yunanistan'ın başkenti Atina'da Yunanistan Ulusal İstihbarat Teşkilatı (EYP) Başkanı Themistoklis Demiris ile görüşme gerçekleştirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[MİT Başkanı Kalın, Yunanistan Ulusal İstihbarat Teşkilatı Başkanı Demiris ile bir araya geldi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın,  Yunanistan Ulusal İstihbarat Teşkilatı (EYP) Başkanı Themistoklis Demiris ile geçen hafta Yunanistan'ın başkenti Atina'da bir araya geldi.</p><p>Görüşmede, ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmeler ele alındı; sorunların çözümü için atılabilecek adımlar değerlendirildi.</p><p>İki ülke ilişkilerinin Ege ve Batı Akdeniz, NATO güvenliği, istihbarat işbirliği, terör, organize suçlar, yasa dışı göç ve insan kaçakçılığıyla mücadele alanlarında kritik önemde olduğu vurgulanan görüşmede, ABD-İran savaşı, Suriye'de yeni dönem, Libya'nın siyasi birliği, Filistin meselesi, İsrail'in Gazze ve Batı Şeria'da devam eden ihlalleri ve işgal politikaları, Suriye ve Lübnan'a yönelik İsrail saldırıları ele alındı.</p><p>İki ülke arasında terör ve organize suç gruplarıyla mücadele konusunda son dönemde yakalanan ivmenin artarak devam etmesi ve stratejik boyuta taşınması gerektiği konusunda ortak karara varıldı.</p><p> MİT Başkanı Kalın ve EYP Başkanı Demiris, ikili ve bölgesel konularda servisler arasındaki yakın işbirliğinin daha da güçlendirilmesi konusunda mutabık kaldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/mit-baskani-kalin-yunanis-974_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290193</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/gronland-eriyen-suyu-avrupada-asiri-sicaklik-riskini-artiriyor-290193</link>
      <pubDate>2026-09-03T17:07:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Grönland eriyen suyu Avrupa'da aşırı sıcaklık riskini artırıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Grönland'ın eriyen suyu, Avrupa'da aşırı sıcaklıklar ve ölümcül fırtınalar için yeni bir tehdit oluşturuyor. İspanyol Devlet Meteoroloji Ajansı'nın liderliğinde yürütülen kapsamlı araştırma, Grönland'dan Kuzey Atlantik'e ulaşan tatlı suyun, Avrupa'nın hava düzenini ve deniz sıcaklıklarını kökten değiştirdiğini ortaya koyuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Grönland eriyen suyu Avrupa'da aşırı sıcaklık riskini artırıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Grönland'dan eriyerek Kuzey Atlantik'e akan tatlı su, Avrupa'nın hava koşullarında köklü değişikliklere yol açıyor. Son yıllarda artış gösteren Grönland buzul kaybı, yalnızca deniz seviyesini yükseltmekle kalmıyor; aynı zamanda okyanus sıcaklıklarında ve atmosferik basınç sistemlerinde de ciddi dalgalanmalara neden oluyor. İspanyol Devlet Meteoroloji Ajansı (AEMET) öncülüğünde yürütülen yeni bir analiz, Grönland'dan gelen eriyen suyun batı Avrupa ve Akdeniz'de aşırı yaz sıcaklıkları ile şiddetli fırtınaların oluşumunda etkili olabileceğini gösteriyor. Araştırma ekibi, 2022 yazında Avrupa'nın yaşadığı olağanüstü sıcaklık dalgası ve ölümcül fırtınaların, Grönland'dan okyanusa karışan tatlı suyun tetiklediği atmosferik ve denizel değişimlerle bağlantılı olabileceğini öne sürüyor.</p><h3>AEMET ekibi: Grönland erimesi Avrupa'da sıcaklık ve fırtına riskini artırıyor</h3><p>İspanyol Devlet Meteoroloji Ajansı'ndan Juan Jesús González-Alemán liderliğindeki ekip, Grönland eriyen suyunun Kuzey Atlantik üzerindeki etkilerini derinlemesine inceledi. Bilim insanları, özellikle 2022 yazında batı Avrupa'da uzun süreli yüksek basınç alanlarının oluştuğunu ve bunun sonucunda bölgede aşırı sıcaklık artışı yaşandığını belirledi. Bu yüksek basınç sistemleri, rüzgarları ve bulut örtüsünü azaltarak güneş ışığının kara ve deniz yüzeyine daha fazla ulaşmasına yol açıyor. Böylece, buharlaşma yoluyla soğuma azalıyor ve deniz sıcaklıkları tehlikeli seviyelere çıkıyor. 2022 yazında batı Akdeniz'de deniz yüzeyi sıcaklıkları 3 dereceye kadar yükseldi ve bu, 1940'tan bu yana kaydedilen en güçlü sıcak hava dalgası olarak tarihe geçti. Grönland'dan gelen tatlı suyun okyanus yüzeyinde oluşturduğu soğuk tabaka, kuzey ve güney Atlantik arasında belirgin bir sıcaklık farkı yarattı. Bu fark, atmosferde daha fazla enerji birikmesine ve şiddetli fırtınaların oluşmasına zemin hazırladı.</p><h3>2022'de ölümcül fırtına: Grönland eriyen suyu ve Akdeniz'de nadir görülen derecho</h3><p>18 Ağustos 2022'de, Akdeniz'de ender rastlanan şiddetli bir gök gürültülü fırtına hattı, Balear Adaları'ndan başlayarak güney Orta Avrupa'ya kadar ilerledi. Bu sistem, "derecho" adı verilen ve geniş alanlarda yıkıcı rüzgarlar üreten uzun ömürlü bir fırtınaya dönüştü. Fırtına sırasında Korsika'da saatte 139 mil (62,2 metre/saniye) hıza ulaşan rüzgarlar kaydedildi. Bu şiddetli fırtına, 12 kişinin hayatını kaybetmesine ve 106 kişinin yaralanmasına neden oldu. Araştırmacılar, bu olağanüstü olayın arka planında Grönland'dan gelen eriyen suyun Kuzey Atlantik'te yarattığı sıcaklık ve tuzluluk değişikliklerinin önemli bir rol oynadığını vurguladı. Tatlı suyun okyanusa karışması, yüzeye yakın daha hafif bir katman oluşturdu ve bu, okyanus ile atmosfer arasındaki ısı ve nem transferini etkileyerek fırtına enerjisinin artmasına yol açtı.</p><h3>Kuzey Atlantik'te sıcaklık farkı: Grönland eriyen suyu hava düzenini değiştiriyor</h3><p>Araştırma ekibi, 1950'den 2022'ye kadar olan hava durumu kayıtlarını analiz ederek Avrupa üzerinde yüksek basınç sırtlarının son yıllarda daha sık ve uzun süreli hale geldiğini belirledi. Özellikle batı Akdeniz'de aşırı sıcak deniz yüzeyi sıcaklıklarının, geçmişe kıyasla çok daha yaygın ve yoğun hale geldiği ortaya çıktı. Grönland'dan gelen eriyen su, Kuzey Atlantik'in kuzeyinde olağanüstü soğuk yüzey suyu oluştururken, güneyde ise sıcaklıklar normalin üzerine çıktı. Bu durum, kuzey ve güney arasında güçlü bir sıcaklık farkı yaratarak, fırtınaların ve atmosferik hareketlerin şiddetini artırdı. Özellikle güçlü yüksek basınç sırtlarının görüldüğü yıllarda Grönland akıntısının yaklaşık 90 milyar ABD ton (81,6 milyar metrik ton) daha fazla olduğu tespit edildi. Bu büyük miktardaki tatlı su, okyanus yüzeyinde karışımı azaltıp, daha hızlı soğuyan bir katman oluşturdu ve bu da atmosferdeki enerji dağılımını değiştirdi.</p><h3>Simülasyonlar: Grönland eriyen suyu Avrupa yazlarını etkiliyor</h3><p>Araştırmacılar, yalnızca geçmiş kayıtlarla yetinmeyip, Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi'nin (ECMWF) Entegre Tahmin Sistemi ile kapsamlı bilgisayar simülasyonları gerçekleştirdi. 2022'nin başında başlatılan 25 farklı simülasyon, Grönland eriyen suyunun okyanus sıcaklıklarını nasıl etkilediğini ve bunun Avrupa üzerindeki hava düzenine nasıl yansıdığını test etti. Simülasyonlar, 2022'de gözlemlenen okyanus sıcaklıklarının batı ve orta Avrupa üzerinde yüksek basınç sırtı oluşumunu artırdığını gösterdi. Ayrıca, Grönland eriyen suyu nedeniyle oluşan okyanus koşullarının, Avrupa'da aşırı sıcaklık ve fırtına riskini yükselttiği belirlendi. Ancak, araştırmacılar Grönland erimesinin tek başına sıcak hava dalgalarına veya ölümcül fırtınalara doğrudan neden olduğunu kanıtlamadıklarını, fakat önemli bir bağlantı zinciri ortaya koyduklarını ifade etti.</p><h3>İklim modelleri ve gelecekteki riskler: Grönland eriyen suyunun etkileri tam olarak öngörülemiyor</h3><p>Çalışmada, Coupled Model Intercomparison Project Phase 6'ya (CMIP6) ait 53 iklim modeli de değerlendirildi. Ancak bu modellerin, gözlemsel verilerdeki Avrupa üzerindeki yüksek basınç sırtı değişimlerini tam olarak yansıtamadığı görüldü. Bunun başlıca nedenleri arasında, mevcut iklim modellerinin Grönland eriyen suyunu yeterince doğru temsil edememesi, okyanus karışımındaki detayları yakalayamaması ve fırtınaların karmaşık davranışlarını çözümlemede yetersiz kalması yer alıyor. Model çözünürlüklerinin düşük olması, gelecekteki aşırı sıcaklık ve şiddetli fırtına risklerinin hafife alınmasına yol açabilir. Araştırmacılar, bu eksikliklerin iklim projeksiyonlarında önemli bir zayıflık oluşturduğunu, Grönland eriyen suyunun etkilerini daha iyi anlamak için daha hassas gözlemler ve gelişmiş modellemelere ihtiyaç duyulduğunu belirtti.</p><h3>Grönland eriyen suyu: Avrupa için yeni bir iklim zinciri mi?</h3><p>Son yıllarda Grönland'daki buzul kaybı hızla artıyor ve bu eğilimin devam etmesi halinde Kuzey Atlantik'e daha fazla tatlı suyun ulaşması bekleniyor. Araştırma bulguları, Grönland eriyen suyunun deniz seviyesi yükselmesinin ötesinde, Avrupa'nın hava düzeninde, aşırı sıcaklık ve fırtına koşullarında zincirleme etkiler yaratabileceğini ortaya koyuyor. Ancak, doğal iklim değişkenliğinin de önemli bir rol oynadığının altı çiziliyor; çünkü her Grönland erimesi, Avrupa'da mutlaka aşırı sıcaklık veya yıkıcı bir fırtına ile sonuçlanmıyor. Yine de, Grönland buzul kaybı, Kuzey Atlantik okyanus değişiklikleri, Avrupa hava düzeni ve aşırı hava olayları arasında güçlü bir bağlantı olduğu giderek daha fazla kabul görüyor. Bu bağlantının gücünü ve gelecekteki etkilerini net olarak ortaya koymak için, bilim insanları daha fazla gözleme ve gelişmiş iklim modeline ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.</p><p>Grönland eriyen suyunun Avrupa'nın ikliminde oynadığı rol, yalnızca bilim insanlarının değil, politika yapıcıların ve toplumun da dikkatini çekiyor. İklim değişikliğinin etkileri giderek daha karmaşık ve öngörülemez hale gelirken, Grönland'daki buzul kaybının Avrupa'da aşırı sıcaklık ve fırtına riskini artırabileceği gerçeği, gelecekte alınacak önlemler ve iklim politikaları açısından kritik öneme sahip. Araştırmacılar, Grönland eriyen suyu ile Avrupa'daki aşırı hava olayları arasındaki ilişkinin tam olarak anlaşılması için çalışmaların sürmesi gerektiğini belirtiyor. Bu süreçte, hem yerel hem de uluslararası düzeyde iş birliği ve veri paylaşımı büyük önem taşıyor. Sonuç olarak, Grönland eriyen suyunun Avrupa'nın gelecekteki iklim risklerini şekillendiren ana unsurlardan biri olabileceği düşünülüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/gronland-eriyen-suyu-avru-362_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290192</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/sosyal-medyaya-bir-hafta-ara-veren-genc-yetiskinlerin-depresyon-ve-kaygi-belirtileri-azaldi-290192</link>
      <pubDate>2026-09-03T17:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sosyal medyaya bir hafta ara veren genç yetişkinlerin depresyon ve kaygı belirtileri azaldı]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Boston'da Harvard Tıp Okulu ve Beth Israel Deaconess Tıp Merkezi'nin ortak yürüttüğü araştırma, 18-24 yaş arası gençlerde sosyal medya kullanımının bir hafta azaltılmasıyla depresyon, kaygı ve uykusuzlukta belirgin azalma sağlandığını ortaya koydu. Araştırmada, ekran süresi sabit kalmasına rağmen sosyal medya detoksunun ruh sağlığı üzerinde olumlu etkileri gözlendi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sosyal medyaya bir hafta ara veren genç yetişkinlerin depresyon ve kaygı belirtileri azaldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Boston'daki Harvard Tıp Okulu ile Beth Israel Deaconess Tıp Merkezi'nin ortaklaşa gerçekleştirdiği geniş çaplı araştırmada, sosyal medya kullanımını bir hafta azaltan genç yetişkinlerde depresyon, kaygı ve uyku sorunlarında dikkat çekici bir azalma kaydedildi. Mart 2024'te başlayan ve bir yıl süren çalışmada, 18 ila 24 yaşları arasında 417 Amerikalı genç yetişkin yer aldı. Katılımcıların bir kısmı Facebook, Instagram, Snapchat, TikTok ve X gibi platformlardan bir hafta süreyle uzak durmayı kabul etti. Araştırma sonucunda, sosyal medya detoksu uygulayanlarda ruh sağlığı göstergelerinde ciddi iyileşmeler gözlemlenirken, toplam ekran süresinde ise beklenen düşüş yaşanmadı.</p><h3>Dr. John Torous: 'Instagram ve Snapchat'e direnmek en zoruydu'</h3><p>Araştırmanın başındaki isim Dr. John Torous, dijital psikiyatri alanında uzun yıllardır çalışmalar yürütüyor. Torous ve ekibi, geleneksel öz bildirim yöntemlerinin aksine, katılımcıların telefonlarına yüklenen uygulamalarla ekran süresi, hareket ve evde geçirilen süre gibi verileri doğrudan topladı. Ayrıca, kısa günlük anketlerle ruh hali anlık olarak kaydedildi. Katılımcılara sosyal medya platformlarını tamamen bırakmaları değil, mümkün olduğunca azaltmaları önerildi. Bir haftalık detoks süresince sosyal medya kullanımı, günde ortalama 2 saatten 30 dakikaya kadar düştü. Özellikle Facebook ve X gibi platformlardan uzaklaşmak kolay olurken, Instagram ve Snapchat'ten uzak durmak gençler için daha zorlayıcı oldu. Buna rağmen, toplam ekran süresi sabit kaldı ve hatta hafif bir artış gösterdi. Katılımcıların sosyal medya yerine farklı uygulamalara yöneldiği gözlemlendi.</p><h3>Depresyon ve kaygıda yüzde 25'e varan azalma</h3><p>Sosyal medya detoksu uygulayan gençlerde, depresyon belirtilerinde yüzde 24,8, kaygı seviyesinde yüzde 16,1 ve uykusuzlukta yüzde 14,5 oranında azalma yaşandı. Özellikle çalışmaya başlarken ruhsal olarak zorluk yaşayan katılımcılar, bu iyileşmeden en çok fayda gören grup oldu. Araştırma, ekran süresinin değil, maruz kalınan içerik türünün ruh sağlığındaki olumsuz etkilerde daha belirleyici olduğunu gösterdi. Katılımcılar sosyal medya akışlarından uzak kaldıklarında, diğer uygulamalarda vakit geçirmelerine rağmen ruh sağlıklarında belirgin bir düzelme hissettiler. Araştırmacılar, özellikle olumsuz içeriklerin ruh halini olumsuz etkilediğini ve bu döngünün kendini beslediğini vurguladı. Daha önce yapılan benzer araştırmalar da, mobil internetin tamamen engellendiği durumlarda gençlerin ruh sağlığında ve dikkat seviyelerinde olumlu değişiklikler yaşandığını ortaya koymuştu.</p><h3>Yalnızlıkta değişiklik olmadı, ekran süresi tartışması sürüyor</h3><p>Çalışmanın dikkat çeken bir başka sonucu ise yalnızlık düzeylerinde herhangi bir değişiklik yaşanmaması oldu. UCLA yalnızlık ölçeğiyle yapılan değerlendirmelerde, sosyal medya detoksu süresince katılımcıların yalnızlık hissinde anlamlı bir farklılık tespit edilmedi. Araştırmacılar, sosyal medya platformlarının bazı gençler için yalnızlıkla başa çıkmada önemli bir rol oynadığını belirtti. Grup sohbetleri, yorumlar ve beğenilerden uzak kalmak, bazı katılımcıların sosyal bağlantılarını da kısıtladı. Bu nedenle, sosyal medya detoksunun herkes için aynı derecede faydalı olmayabileceği, kişiye özel yaklaşımların daha etkili olabileceği vurgulandı. Ortalama değerlerin bazı katılımcıların çok daha iyi hissettiğini, bazılarının ise hiçbir değişiklik yaşamadığını gizlediği ifade edildi.</p><h3>Politika tartışmaları ve dijital detoksun geleceği</h3><p>Massachusetts gibi bazı eyaletlerde okullarda telefon yasakları gündeme gelirken, Dr. Torous ve ekibi, elde edilen verilerin daha kişiselleştirilmiş stratejilere ihtiyaç olduğunu gösterdiğini savunuyor. Dr. Torous, "Dijital detoks çok kaba bir araçtır" diyerek, sosyal medya detoksunun herkese aynı şekilde uygulanmasının etkili olmayabileceğini belirtti. Araştırmanın gönüllülük esasına dayanması ve katılımcıların çoğunluğunun kadın olması, sonuçların genellenebilirliğini sınırlayan unsurlar arasında yer aldı. Çalışmaya katılan herkes 150 dolar ödül aldı. Araştırmanın ikinci aşamasında, sosyal medya detoksunun etkilerinin bir haftadan uzun sürüp sürmediği ve kişiye özel müdahalelerin faydaları incelenecek. Uzmanlar, gençlerin ruh sağlığını korumak için sosyal medya kullanımını gözden geçirmelerini ve gerekirse profesyonel destek almalarını öneriyor.</p><p>Boston'da yürütülen bu kapsamlı sosyal medya detoksu araştırması, gençlerin ruh sağlığında hızlı ve belirgin iyileşmelerin mümkün olabildiğini ortaya koydu. Ancak, yalnızlık gibi bazı psikolojik alanlarda değişiklik olmaması, sosyal medya kullanımının karmaşık etkilerini bir kez daha gündeme getirdi. Uzmanlar, sosyal medya detoksunun herkes için tek başına yeterli olmayabileceğini, kişisel ihtiyaçlara göre şekillendirilecek yaklaşımların daha etkili sonuçlar sağlayacağını vurguluyor. Araştırmanın sonuçları, sosyal medya ve ruh sağlığı ilişkisine dair politika yapıcılar ve aileler için önemli bir rehber niteliği taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/sosyal-medyaya-bir-hafta--460_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290191</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/her-nefes-ayni-degil-beyin-her-nefesin-ritmini-tek-tek-takip-ediyor-290191</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Her nefes aynı değil! Beyin, her nefesin ritmini tek tek takip ediyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[UC San Diego liderliğinde yürütülen bilimsel araştırma, nefes şeklinin insan beynindeki elektriksel aktiviteyle doğrudan bağlantılı olduğunu gösterdi. Epilepsi hastaları üzerinde yapılan çalışma, her nefes alışın beyin dalgalarında benzersiz bir iz bıraktığını ortaya koydu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Her nefes aynı değil! Beyin, her nefesin ritmini tek tek takip ediyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>UC San Diego'dan Eena Kosik-Rose ve Bradley Voytek'in öncülüğünde gerçekleştirilen yeni bir bilimsel çalışma, insan nefesinin şekliyle beyin dalgaları arasındaki karmaşık ilişkiyi gözler önüne serdi. Araştırmada, epilepsi tedavisi gören 16 kişinin beyin aktiviteleri ve nefes alışverişleri detaylı şekilde incelendi. Katılımcıların her bir nefesinin uzunluğu ve derinliği, beyinlerinde oluşan elektriksel dalgalarla birebir uyum gösterdi. Bu bulgular, nefesin yalnızca ortalama bir ritimden ibaret olmadığını, her nefesin kendine özgü bir yapıya ve beyin üzerinde belirgin bir etkiye sahip olduğunu ortaya koydu. Çalışma, insan vücudu ile beyin arasındaki senkronizasyonun, bugüne kadar düşünüldüğünden çok daha hassas olduğunu vurguladı.</p><h3>Kosik-Rose ekibi: 'Her nefesin beyin üzerinde parmak izi etkisi var'</h3><p>Araştırmada görev alan bilim insanları, nefes alma sürecinin dışarıdan bakıldığında düzenli ve tekrarlı bir ritim gibi göründüğünü, ancak detaylı analizler sonucunda her nefesin birbirinden farklı olduğunu belirledi. Katılımcıların beyinlerine yerleştirilen elektrotlar sayesinde, nefes alışverişlerinin şekli ile beyin dalgalarının yapısı arasındaki paralellikler net şekilde ortaya çıktı. Özellikle uzun süren nefeslerin, beyin dalgalarında da benzer şekilde uzun süreli elektriksel aktiviteye yol açtığı tespit edildi. Ekip, her nefesin beyin üzerinde adeta bir parmak izi bıraktığını ve bu ilişkinin yalnızca ortalama ritimlerle değil, her nefesin kendine özgü şekliyle belirginleştiğini kaydetti. Bulgular, vücut ve beyin arasındaki iletişimin, paylaşılan bir tempodan çok daha ince ayarlarla sağlandığını gösterdi.</p><h3>Burun yoluyla alınan nefes, beyin dalgalarını güçlü şekilde etkiliyor</h3><p>Çalışmada, nefesin hangi yolla alındığının da beyin dalgaları üzerindeki etkisine dikkat çekildi. Katılımcıların burunlarından aldıkları nefesler, beyin aktivitelerinde belirgin değişiklikler ortaya çıkarırken, karın etrafına yerleştirilen kemerle alınan ölçümlerde benzer bir etki gözlenmedi. Araştırmacılar, burun yoluyla alınan havanın, burun zarındaki sinir uçlarını tetiklediğini ve bu sinyallerin beyin bölgelerine ulaştığını belirtti. Özellikle koku soğancığı üzerinden ilerleyen bu sinyaller, duyguları ve anıları işleyen merkezlere kadar taşınıyor. Elde edilen veriler, burun yoluyla alınan nefesin, beyin dalgalarıyla olan senkronizasyonunu karınla alınan nefese oranla çok daha güçlü şekilde sağladığını ortaya koydu. Araştırmacılar, burun akışının beyinle olan bağlantısının, nefesin şekliyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p><h3>Beyin dalgaları en çok frontal korteks ve insulada kümelendi</h3><p>Elektrotlardan elde edilen verilerin analizi, beyin dalgalarının özellikle belirli bölgelerde yoğunlaştığını gösterdi. Frontal korteksin inferior frontal girus bölgesi, talamus ve insula gibi alanlarda, nefesin şekliyle yüksek oranda uyumlu elektriksel aktiviteler kaydedildi. İnsula, vücudun içsel durumunu izleyen sinyallerin toplandığı bir merkez olarak öne çıkarken, talamusta ise nefes alma sırasında zamanlamaya duyarlı hücrelerin aktif hale geldiği tespit edildi. Araştırmada, duygusal anıların depolandığı hipokampus ve amigdala bölgelerinde de nefes ritmine uyum gözlendi; ancak bu alanlarda şekil analizi açısından kesin sonuçlara ulaşılamadı. Beyaz madde olarak adlandırılan ve beyin hücrelerinin bağlantılarını içeren bölgelerde ise, elde edilen verilerin çevre dokudan sızan sinyaller olabileceği belirtildi. Bulgular, beynin belirli bölgelerinin nefesin şekline hassas bir uyum gösterdiğini ortaya koydu.</p><h3>Nefesin şekli düşünce ve duygu durumunu değiştirebilir mi?</h3><p>Araştırmanın en dikkat çekici sorularından biri, nefesin şeklinin insanın düşünce, hafıza ve duygu durumunu değiştirip değiştirmediği oldu. Katılımcıların tamamı epilepsi hastasıydı ve araştırma sırasında yalnızca dinlenme halinde bulundular. Bu nedenle, nefes şeklinin zihinsel süreçlere doğrudan etkisi henüz netlik kazanmadı. Ancak bilim insanları, yavaş ve dikkatli nefes almanın klinik uygulamalarda strese karşı dayanıklılığı artırdığını ve bağımlılıkla mücadelede olumlu sonuçlar verdiğini belirtti. Özellikle farkındalık eğitimlerinde ve terapötik uygulamalarda, nefesin şekliyle birlikte beyin dalgalarının da dikkate alınmasının yeni tedavi yöntemleri geliştirilmesine katkı sağlayabileceği ifade edildi. Araştırmacılar, insanların nefes alma biçimlerini bilinçli olarak değiştirme yeteneğine sahip olduklarını ve bu kontrolün bilişsel süreçler ile zihinsel sağlık üzerinde etkili olup olmadığını değerlendirmeyi sürdüreceklerini açıkladı.</p><h3>Epilepsi hastalarında nefes ve beyin dalgaları ilişkisi yeni tedavi yolları açabilir</h3><p>Çalışmada yer alan 16 epilepsi hastasının, beyin aktivitesiyle nefes şekli arasındaki ilişkiyi ortaya koyması, nörolojik hastalıkların tedavisinde yeni yöntemlerin önünü açabilir. Katılımcıların tamamı, ilaçlarla kontrol altına alınamayan şiddetli epilepsiye sahipti ve beyinlerine cerrahi olarak elektrotlar yerleştirilmişti. Bu durum, elde edilen bulguların genelleştirilmesinde bazı sınırlamalar getirse de, insan beyninin nefesle kurduğu bağlantının önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Araştırmacılar, ilerleyen dönemlerde daha geniş katılımcı gruplarıyla benzer çalışmalar yapmayı ve sağlıklı bireylerde de nefes şekliyle beyin dalgaları arasındaki ilişkiyi incelemeyi planlıyor. Bu sayede, nefesin şeklinin zihinsel sağlık ve nörolojik hastalıklar üzerindeki etkileri daha kapsamlı şekilde anlaşılabilecek.</p><p>Sonuç olarak, UC San Diego liderliğinde yürütülen bu araştırma, nefesin yalnızca hayati bir işlev olmakla kalmadığını, aynı zamanda beyinle kurduğu karmaşık ve hassas ilişki sayesinde zihinsel süreçlerde de önemli rol oynayabileceğini ortaya koydu. Bilim insanları, nefes şeklinin beyin dalgaları üzerindeki etkisini daha ayrıntılı şekilde çözmek için çalışmalarını sürdürüyor. Gelecekte, kontrollü nefes tekniklerinin zihinsel sağlık ve bilişsel performans üzerinde nasıl bir etki yaratabileceği konusunda yeni bulguların elde edilmesi bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/her-nefes-ayni-degil-beyi-562_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290190</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/evcil-hayvanlarla-konusmalarin-sirri-arastiriliyor-bilim-insanlari-yeni-bir-olcum-araci-gelistirdi-290190</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Evcil hayvanlarla konuşmaların sırrı araştırılıyor! Bilim insanları yeni bir ölçüm aracı geliştirdi]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Arizona Üniversitesi'nde geliştirilen AURAL-Pet sistemi, evcil hayvanlarla yapılan günlük konuşmaları bilimsel olarak ölçme imkanı sağladı. İnsan-hayvan bağına dair önemli veriler sunan bu yeni yöntem, evcil hayvan sahiplerinin iletişim tarzlarının ruh sağlığı üzerindeki etkilerini anlamada kritik bir adım olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Evcil hayvanlarla konuşmaların sırrı araştırılıyor! Bilim insanları yeni bir ölçüm aracı geliştirdi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Arizona Üniversitesi'nde yürütülen kapsamlı bir araştırma, insanların evcil hayvanlarıyla kurduğu iletişimin doğasını ve bu iletişimin insan refahına etkilerini ortaya koymak için önemli bir adım attı. Bilim insanları, evcil hayvanlarla günlük konuşmaların nasıl gerçekleştiğini ve bu etkileşimlerin çeşitliliğini nesnel olarak ölçebilecek AURAL-Pet adında yeni bir sistem geliştirdi. Araştırma ekibi, Amerika Birleşik Devletleri'nde 240 katılımcıdan toplanan 5.072 ses kaydını analiz ederek, insanların köpekler ve kedilerle iletişim kurarken kullandıkları farklı konuşma biçimlerini detaylı şekilde inceledi. Bu yenilikçi yöntem, evcil hayvanlarla olan ilişkilerin psikolojik ve sosyal etkilerini daha iyi anlamak için önemli bir fırsat sunuyor.</p><h3>Arizona Üniversitesi araştırmacılarından AURAL-Pet ile günlük konuşmalara bilimsel bakış</h3><p>Arizona Üniversitesi'nin Veterinerlik Fakültesi ve Psikoloji Bölümü'nden uzmanlar, evcil hayvan sahiplerinin köpekler ve kedilerle kurduğu iletişimi sistematik biçimde değerlendirmek için AURAL-Pet adlı bir kontrol listesi geliştirdi. Bu sistem, komutlar, sorular, övgüler, olumsuz yorumlar, lakaplar, hayal kırıklığı ve konuşma tarzındaki değişiklikler gibi 30 farklı kategoriye dayanıyor. Araştırmacılar, Elektronik Olarak Aktif Edilen Kaydedici (EAR) adlı bir akıllı telefon uygulaması ile katılımcıların günlük yaşamlarında doğal ortamda kaydedilen kısa ses kliplerini analiz etti. Katılımcılar, ses kayıtlarının ne zaman alınacağını bilmedikleri için, elde edilen veriler planlı konuşmalardan ziyade gerçek, anlık etkileşimleri yansıtıyor. Bu sayede, evcil hayvanlarla yapılan konuşmaların gerçek çeşitliliği ve doğallığı bilimsel olarak ölçülebiliyor. Araştırmanın başında Dr. Emily Bray ve doktora öğrencisi Dara Jonkoski yer alıyor. Ekip, bu yöntemin insan-hayvan bağına dair önceki çalışmaların neden çelişkili sonuçlar verdiğini anlamada büyük bir rol oynayacağını belirtiyor.</p><h3>Evcil hayvan konuşmaları: Kapsamlı analiz ve çarpıcı veriler</h3><p>AURAL-Pet sistemiyle analiz edilen toplam 5.072 ses kaydı, evcil hayvanlarla yapılan konuşmaların günlük yaşamda ne kadar yaygın olduğunu ortaya koydu. Katılımcılar, kaydedilen konuşmaların ortalama %9.2'sinde köpekleri veya kedileriyle iletişim kurdu. Ancak bu oran, kişiler arasında önemli farklılıklar gösterdi. Bazı insanlar evcil hayvanlarına sık sık lakap takarken, bazıları hiç kullanmadı. Konuşma biçimleri de büyük çeşitlilik gösterdi: Kimileri evcil hayvanlarına sanki insan bir sohbet ortağıymış gibi günlük olaylardan, gelecek planlarından ya da duygularından bahsetti. Sistem, verilen komutlardan övgülere, olumsuz ifadelerden hayal kırıklığına kadar pek çok konuşma türünü kaydetti. Ayrıca, insanların evcil hayvanlara özel bir ses tonu kullanıp kullanmadığı da analiz edildi. Araştırmacılar, bu konuşma tarzlarının ve çeşitliliğinin insan refahı üzerindeki etkilerini anlamak için AURAL-Pet'in gelecekteki çalışmalarda kritik bir araç olacağını vurguladı.</p><h3>Dr. Emily Bray: "Nesnel verilerle insan-hayvan bağına ışık tutuyoruz"</h3><p>Veterinerlik Fakültesi'nden Dr. Emily Bray, evcil hayvanlarla kurulan ilişkinin insan psikolojisi üzerindeki etkilerinin uzun süredir tartışıldığını, ancak bu konuda elde edilen sonuçların çoğu zaman çelişkili olduğunu belirtti. Bray, "Birçok evcil hayvan sahibi, hayvanlarının hayatlarında olumlu bir fark yarattığını düşünüyor. Ancak bilimsel çalışmalar, bu ilişkinin etkilerini net biçimde ortaya koymakta zorlanıyor. Çünkü insanların gerçekten nasıl bir iletişim kurduğunu nesnel olarak ölçmek bugüne kadar mümkün değildi," dedi. AURAL-Pet ile bu eksikliğin giderildiğini vurgulayan Bray, yeni yöntemin evcil hayvanlarla yapılan konuşmaların insan refahı üzerindeki etkilerini daha kesin şekilde değerlendirmeye olanak sağladığını ifade etti. Ayrıca, araştırmada kullanılan kodlayıcılar arasında yüksek oranda tutarlılık elde edilmesi, sistemin güvenilirliğini artırdı. Kategorilerin 22'sinde kodlayıcılar arasında belirgin bir fikir birliği sağlandı. Bu da, AURAL-Pet'in insan-hayvan etkileşimini ölçmede güvenilir bir araç olduğunu gösteriyor.</p><h3>Dara Jonkoski: "Evcil hayvanlarla konuşma tarzı ruh sağlığıyla ilişkili olabilir"</h3><p>Çalışmanın baş yazarlarından psikoloji doktora öğrencisi Dara Jonkoski, AURAL-Pet'in gelecekte insan-hayvan ilişkileriyle ilgili çok daha kapsamlı çalışmaların önünü açacağını söyledi. Jonkoski, "Evcil hayvanlarla kurulan iletişim tarzlarının insanların zihinsel sağlığı ve genel refahı ile nasıl bağlantılı olduğunu artık daha net analiz edebileceğiz" dedi. Ayrıca, bu yöntemin insanların kendi davranışlarını hatırlamalarına gerek kalmadan, gerçek yaşamdan alınan verilerle çalışmanın avantaj sağladığını belirtti. AURAL-Pet'in, sadece İngilizce konuşan insanlar ve köpekler veya kedilerle test edildiğini, bu nedenle farklı kültür ve türlerde de denenmesi gerektiğini ekledi. Ses kayıtlarının video olmadan bazı sınırlamaları bulunduğunu, örneğin kayıtlarda her zaman bir evcil hayvanın varlığının kesin olarak tespit edilemediğini ifade etti. Ancak, bu tür doğal ve önyargısız veri toplama yöntemlerinin insan-hayvan bağı araştırmalarında yeni bir dönemi başlattığını vurguladı.</p><h3>Evcil hayvan konuşmalarının çeşitliliği ve önemi bilimsel olarak kanıtlandı</h3><p>Araştırmada, insanların evcil hayvanlarla konuşurken kullandığı dilin ve tonun, günlük yaşamlarının sıradan bir parçası olduğu ortaya çıktı. Katılımcıların bazıları hayvanlarına duygu dolu cümleler kurdu, örneğin zor bir günün ardından "Sen her zaman beni görmekten mutlusun, kendimi daha iyi hissettiriyorsun" gibi ifadeler kullandı. Bu tarz konuşmalar, insan-hayvan bağının duygusal boyutunu gözler önüne seriyor. AURAL-Pet, komut, övgü, olumsuz yorum, lakap gibi çok sayıda kategoride bu etkileşimleri kayıt altına aldı. Ayrıca, katılımcıların hayvanlarla iletişim kurarken ses tonlarını değiştirip değiştirmedikleri de analiz edildi. Elde edilen veriler, evcil hayvanlarla yapılan konuşmaların yalnızca eğlenceli bir alışkanlık olmadığını, aynı zamanda insan psikolojisi ve sosyal yaşamı üzerinde etkili olabilecek bir unsur olduğunu gösterdi.</p><h3>AURAL-Pet sistemiyle evcil hayvanlarla iletişim ölçümünde yeni dönem</h3><p>Arizona Üniversitesi'nin geliştirdiği AURAL-Pet sistemi, insan-hayvan etkileşimini bilimsel olarak ölçmede önemli bir yenilik sundu. Araştırmacılar, bu yöntemin gelecekte evcil hayvan sahipliği, sosyal yaşam, zihinsel sağlık ve insan-hayvan bağı gücü gibi alanlarda daha derin analizler yapılmasına olanak tanıyacağını belirtiyor. AURAL-Pet'in sağladığı nesnel veriler, anketlere kıyasla daha güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bu sistem, insanların kendi davranışlarını hatırlamasına veya yorumlamasına gerek bırakmıyor; gerçek yaşamdan alınan ses kayıtları üzerinden analiz yapıyor. Araştırma ekibi, ilerleyen dönemlerde farklı dillerde ve farklı hayvan türlerinde de benzer çalışmalar yürütmeyi planlıyor. Bu sayede, insan-hayvan ilişkilerinin evrensel ve kültürel yönleri daha kapsamlı biçimde incelenebilecek.</p><p>Sonuç olarak, Arizona Üniversitesi tarafından geliştirilen AURAL-Pet sistemi, evcil hayvanlarla yapılan günlük konuşmaların bilimsel olarak analiz edilmesine imkan tanıdı. Araştırma, insanların evcil hayvanlarıyla kurduğu iletişimin ne kadar çeşitli ve karmaşık olduğunu ortaya koyarken, bu etkileşimin insan refahı üzerindeki etkilerini anlamak için yeni bir kapı araladı. Evcil hayvan sahiplerinin iletişim tarzlarının, ruh sağlığı ve sosyal yaşam üzerindeki potansiyel etkileri, bundan sonraki araştırmaların odak noktası olacak. AURAL-Pet ile insan-hayvan bağı artık daha nesnel ve kapsamlı biçimde değerlendirilebilecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/evcil-hayvanlarla-konusma-917_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290189</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/akilli-saatlerin-kalori-hesabinda-buyuk-hata-vucut-yagi-arttikca-sapma-buyuyor-290189</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Akıllı saatlerin kalori hesabında büyük hata! Vücut yağı arttıkça sapma büyüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Florida Uluslararası Üniversitesi'nde yürütülen yeni bir araştırma, akıllı saatlerin egzersiz sırasında yaktığı kalori miktarını ciddi oranda abartabildiğini ortaya koydu. Özellikle vücut yağ oranı yüksek olan bireylerde hata payının daha da arttığı vurgulandı. Araştırmacılar, akıllı saatlerin kalori verilerine temkinli yaklaşılması gerektiğine dikkat çekti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Akıllı saatlerin kalori hesabında büyük hata! Vücut yağı arttıkça sapma büyüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Florida Uluslararası Üniversitesi'nin (FIU) gerçekleştirdiği son araştırma, akıllı saatlerin egzersiz sırasında yaktığı kalori miktarını belirlemede önemli hatalar yapabildiğini gösterdi. 18-50 yaş aralığında, farklı vücut yağ oranlarına sahip 58 Hispanik yetişkinin katıldığı çalışmada, katılımcılar yatarak bisiklet sürme egzersizi sırasında dört farklı akıllı saat modeliyle test edildi. Apple Watch Series 8, Fitbit Sense 2, Samsung Galaxy Watch 5 ve Garmin Forerunner 955 cihazlarının tamamı, enerji harcamasını tahmin etmede laboratuvar ölçümleriyle kıyaslandığında ciddi sapmalar gösterdi. Özellikle vücut yağ oranı yükseldikçe, bu cihazların kalori hesaplamalarındaki hata payı daha da arttı. Araştırma, akıllı saatlerin sunduğu kalori verilerinin kesinlikten uzak olduğu ve kullanıcıların bu sayıları yalnızca yaklaşık bir tahmin olarak değerlendirmesi gerektiği sonucuna ulaştı.</p><h3>FIU araştırmasında akıllı saatlerin kalori hesabı şaşırttı</h3><p>Florida Uluslararası Üniversitesi'nden araştırmacılar, egzersiz sırasında akıllı saatlerin kalori tahminlerinde ne kadar isabetli olduğunu anlamak için titiz bir deney tasarladı. 58 katılımcı, egzersiz seansı boyunca dört farklı akıllı saat taktı ve yatarak bisiklet sürdü. Bilim insanları, saatlerin verdiği kalori tahminlerini, her nefeste gaz ölçümü yapan COSMED K5 adlı ileri düzey bir metabolik sistemin verileriyle karşılaştırdı. Sonuçlar, akıllı saatlerin kalori hesabında ciddi sapmalar yaşandığını gösterdi. Medyan hata oranları yüzde 15 ile 25 arasında değişirken, bazı cihazlar laboratuvar ölçümünden onlarca kalori fazla gösterdi. Örneğin, Garmin ortalama 69 kalori, Samsung ise 57 kalori fazla tahmin etti. Apple Watch, laboratuvar değerinin 22 kalori üzerinde bir ortalama sundu. Fitbit ise bazı uç sonuçlar üreterek, laboratuvar değerinin yüzde 450'sine varan abartılı tahminlerde bulundu. Araştırma ekibi, bu aşırı değerleri analizden çıkardığında bile, Fitbit'in kalori hesabında dengesizlikler gözlendi.</p><h3>Vücut yağ oranı arttıkça akıllı saatlerin hata payı büyüyor</h3><p>Çalışmada elde edilen bulgular, vücut yağ oranı yükseldikçe akıllı saatlerin kalori tahminlerindeki hata payının da arttığını ortaya koydu. Katılımcıların vücut yağ yüzdesi arttıkça, dört farklı saat modelinin de kalori hesaplamalarında daha büyük sapmalar yaşandı. Özellikle Fitbit ve Garmin cihazlarında, yüzde hata oranı Apple Watch'a kıyasla daha hızlı yükseldi. Samsung ve Garmin ise, yitirilen kalori sayısında Apple'a göre daha keskin artışlar gösterdi. Araştırmacılar, bu durumun nedenini tam olarak belirleyemedi. Çünkü her firmanın kullandığı algoritma ve hesaplama formülleri kamuya açıklanmıyor. Baş araştırmacı Jason Kostrna, vücut yağ oranı ile hata arasındaki ilişkinin dikkat çekici olduğunu vurgularken, bu ilişkinin kesin nedeninin ise henüz bilinmediğini belirtti. Yine de, yüksek vücut yağ oranına sahip bireylerin akıllı saatlerin kalori tahminlerine daha temkinli yaklaşması gerektiği sonucuna varıldı.</p><h3>Kalori tahminlerindeki sapmalar kullanıcıyı yanıltıyor</h3><p>Akıllı saatlerin egzersiz sırasında verdiği kalori tahminleri, birçok kişi için kilo yönetimi ve günlük enerji dengesi açısından kritik öneme sahip. Ancak FIU araştırması, bu cihazların sunduğu rakamların kesinlik taşımadığını ortaya koydu. Tekrarlanan kalori abartıları, kullanıcıların gerçekte harcadıklarından daha fazla enerji tükettiklerine inanmalarına yol açabiliyor. Bu durum, özellikle kilo vermek isteyen bireylerde yanıltıcı bir güven hissine neden olabiliyor. Doç. Dr. Jason Kostrna, "Akıllı saatinizin gösterdiği kalori miktarına kesin gözüyle bakmayın. Bu sayılar, gerçek değeri yansıtmayabilir ve haftalık toplamda yüzlerce kaloriye varan farklar oluşabilir," diyerek uyarıda bulundu. Yanlış kalori tahminleri, kişilerin kalori açığı oluşturduklarını düşünmesine rağmen, aslında fazladan kalori almalarına ve kilo kontrolünde başarısız olmalarına sebep olabiliyor.</p><h3>Farklı cihazlar, farklı algoritmalar: Kalori hesabındaki belirsizlik</h3><p>Akıllı saatlerin kullandığı kalori tahmin algoritmaları, şirketlere özel olarak geliştiriliyor ve detayları kamuoyuyla paylaşılmıyor. Bu durum, aynı egzersiz için farklı cihazların birbirinden oldukça farklı kalori değerleri sunmasına yol açıyor. Saatler, kalori hesabı yaparken kalp atış hızı, hareket sensörleri, kullanıcıya ait kişisel bilgiler ve şirketin özel formüllerini bir araya getiriyor. Ancak, bu formüllerin nasıl geliştirildiği ve hangi verilerle test edildiği belirsizliğini koruyor. Araştırmacılar, daha şeffaf bir algoritma geliştirme süreciyle, cihazların zamanla daha doğru sonuçlar verebileceğini düşünüyor. Ayrıca, sensörlerin vücut yağ oranı yüksek bireylerde daha az hassas çalışabileceği, bu yüzden kalori tahminlerinde hata payının arttığı belirtiliyor.</p><h3>Cilt tonu ve egzersiz türü de doğruluğu etkileyebiliyor</h3><p>Araştırmada, cilt tonunun akıllı saatlerin kalori tahminlerindeki doğruluğa etkisi de incelendi. Farklı cilt tiplerine sahip katılımcılar arasında belirgin bir fark tespit edilmedi. Ancak, koyu cilt tonuna sahip katılımcı sayısının düşük olması nedeniyle kesin bir sonuca varılamadı. Ayrıca, çalışma yalnızca yatarak bisiklet sürme egzersiziyle sınırlı tutuldu. Koşu, yürüyüş, güç antrenmanı veya günlük aktiviteler gibi farklı egzersiz türlerinde akıllı saatlerin kalori tahminlerinde benzer hata paylarının olup olmadığı henüz bilinmiyor. Her katılımcının yalnızca bir egzersiz seansı tamamlaması, saatin tekrar kullanımda tahminlerini ayarlayıp ayarlayamayacağı konusunda da soru işaretleri bırakıyor. Bu nedenle, farklı popülasyonlar ve hareket türleri üzerinde daha kapsamlı testlere ihtiyaç duyuluyor.</p><h3>Akıllı saatlerin kalori hesabı: Tahmin, kesin ölçüm değil</h3><p>Florida Uluslararası Üniversitesi tarafından yürütülen bu araştırma, akıllı saatlerin egzersiz sırasında sunduğu kalori verilerinin kesin bir ölçüm olmadığını, yalnızca yaklaşık bir tahmin sunduğunu bir kez daha gösterdi. Araştırmacılar, kullanıcıların bu cihazları uzun vadede kendi gelişimlerini takip etmek için kullanabileceğini, ancak günlük kalori yönetiminde kesin sonuçlar beklememeleri gerektiğini belirtti. Doç. Dr. Jason Kostrna, "Zamanla kendi eğilimlerinizi izleyin ve verileri daha iyi olmak için kullanın, ancak akıllı saatinizin verdiği sayılara fazlaca takılmayın," diyerek kullanıcıları uyardı. Akıllı saatlerin kalori tahminleri, kişisel gelişimi izlemek için değerli bir araç olabilir, ancak kilo yönetimi ve enerji harcaması konusunda kesin bilgi sunmadığı unutulmamalı. Araştırma sonuçları, daha doğru ve şeffaf algoritmalar geliştirilene kadar, akıllı saatlerin kalori hesabının yalnızca rehber amaçlı kullanılmasını öneriyor.</p><p>Sonuç olarak, FIU'nun bu kapsamlı çalışması, akıllı saatlerin kalori tahminlerinde ciddi hata payları barındırdığını ve özellikle vücut yağ oranı yüksek bireylerde bu hataların arttığını açıkça ortaya koydu. Kullanıcıların, bu cihazların sunduğu kalori verilerini kesin bilgi gibi görmemesi ve kilo yönetimi planlarında temkinli hareket etmesi gerektiği bir kez daha vurgulandı. Akıllı saatlerin sunduğu kalori hesabı, ancak bir tahmin olarak değerlendirilirse sağlıklı bir kullanım sağlanabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/akilli-saatlerin-kalori-h-651_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290188</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/ergenlerde-hafta-ici-ve-hafta-sonu-uyku-farki-kaygiyla-baglantili-cikti-290188</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:56:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ergenlerde hafta içi ve hafta sonu uyku farkı kaygıyla bağlantılı çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Southampton Üniversitesi'nin yürüttüğü geniş çaplı araştırmada, hafta içi ve hafta sonu uyku düzenleri arasında büyük farklar yaşayan gençlerin kaygı düzeylerinin daha yüksek olabileceği tespit edildi. Uzmanlar, sosyal jet lag'ın gençlerin ruh sağlığı üzerindeki etkisine dikkat çekerek aileleri ve okulları uyku düzeni konusunda destek olmaya çağırıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ergenlerde hafta içi ve hafta sonu uyku farkı kaygıyla bağlantılı çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Southampton Üniversitesi öncülüğünde gerçekleştirilen uluslararası bir meta-analiz, ergenlik dönemindeki gençlerin hafta içi ve hafta sonu arasında değişen uyku alışkanlıkları ile kaygı düzeyleri arasındaki ilişkiyi gözler önüne serdi. Araştırmada, 12 ila 18 yaş aralığındaki gençlerin hafta içi ve hafta sonu uyku saatlerinde yaşadıkları farklılıkların, sosyal jet lag olarak adlandırılan biyolojik ve sosyal saat uyumsuzluğuna yol açtığı belirtildi. Bu uyumsuzluğun, gençler arasında kaygı belirtilerinin hafif de olsa artmasına neden olabileceği ortaya çıktı. Uzmanlar, düzenli uyku programlarının gençlerin ruh sağlığını korumada önemli bir rol üstlendiğini vurguladı.</p><h3>Southampton Üniversitesi ekibi: 235 bin gençte sosyal jet lag ve kaygı bağlantısı inceledi</h3><p>Southampton Üniversitesi'nden Dr. Hannah Ravenhall ve Dr. Sarah Chellappa'nın liderliğindeki ekip, daha önce yayımlanmış çalışmaları sistematik biçimde tarayarak 18 araştırmayı analiz etti. Bu çalışmaların 12'si, toplamda 235 bin 526 genç katılımcının verileriyle meta-analize dahil edildi. Araştırmacılar, hafta içi ve hafta sonu uyku saatlerindeki farklılıkların, sosyal jet lag'ın ne kadar yaygın olduğunu ve bunun kaygı semptomlarıyla nasıl bir ilişki sergilediğini mercek altına aldı. Bulgular, sosyal jet lag yaşayan gençlerde kaygı düzeylerinin istatistiksel olarak anlamlı biçimde daha yüksek olduğunu gösterdi. Her ne kadar korelasyonun büyüklüğü düşük olsa da, bu bağlantının gençlerin günlük yaşam kalitesi ve ruh sağlığı açısından göz ardı edilemeyecek bir öneme sahip olduğu vurgulandı. Araştırmada, Hindistan dışında tüm verilerin yüksek gelirli ülkelerden elde edildiği, bu nedenle sonuçların her coğrafyada aynı şekilde geçerli olmayabileceği de belirtildi.</p><h3>Dr. Ravenhall: 'Düzenli uyku, gençlerin ruh sağlığını destekliyor'</h3><p>Çalışmanın baş yazarı Dr. Hannah Ravenhall, elde edilen bulguların sadece toplam uyku süresinin değil, uyku zamanlamasının da gençlerin kaygı düzeylerinde etkili olabileceğini gösterdiğini ifade etti. Dr. Ravenhall, "Hafta boyunca ve hafta sonlarında düzenli yatma ve kalkma saatlerini korumak, gençlerin ruh sağlığını olumlu yönde etkileyebilir" değerlendirmesinde bulundu. Bununla birlikte, tüm sorumluluğun sadece gençlerde ya da ailelerde olmadığını, okul saatleri ve sosyal taleplerin de uyku düzeni üzerinde belirleyici olduğunu vurguladı. Dr. Ravenhall, toplumsal sistemlerin gençlerin biyolojik uyku ihtiyaçlarını daha iyi karşılaması gerektiğini, özellikle ortaokul başlangıç saatlerinin gözden geçirilmesinin faydalı olabileceğini belirtti. Ayrıca, sosyal jet lag'ın kaygının nedeni olup olmadığının netleşmesi için uzun vadeli ve çok boyutlu araştırmalara ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi.</p><h3>Sosyal jet lag'ın etkileri: Kaygı, biyolojik saat ve okul programları</h3><p>Bilim insanları, sosyal jet lag'ın gençlerdeki kaygı düzeyini artırmasının arkasında, biyolojik saatin okul ve sosyal hayatın gerektirdiği programlarla uyumsuzluğunun yattığına işaret etti. Ergenlik döneminde vücut saatinin doğal olarak geç saatlere kayması, gençlerin hafta içi erken kalkmak zorunda olduklarında uyku kaybı yaşamalarına yol açıyor. Hafta sonları ise bu kaybı telafi etmek için daha geç yatıp kalkıyorlar. Ancak bu döngü, sosyal jet lag'ın şiddetini artırıyor ve kaygı semptomlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlayabiliyor. Araştırmada, sosyal jet lag'ın kaygıyı artırmasının yanı sıra, kaygı düzeyinin de uyku düzenini bozabileceği, yani ilişkinin çift yönlü olabileceği vurgulandı. Ayrıca, cinsiyet, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi faktörlerin de bu ilişki üzerinde etkili olabileceği belirtildi. COVID-19 pandemisi sırasında yapılan araştırmalarda ise, uzaktan eğitim ve artan stresin gençlerin hem uyku düzenini hem de kaygı seviyelerini etkilediği gözlemlendi.</p><h3>Farklı ülkelerden gelen veriler ve sosyal jet lag ölçümündeki çeşitlilik</h3><p>Meta-analize dahil edilen çalışmaların büyük bölümü yüksek gelirli ülkelerde yürütülürken, sadece bir çalışma Hindistan'da gerçekleştirildi. Bu durum, sosyal jet lag ve kaygı ilişkisinin farklı kültürlerde ve eğitim sistemlerinde değişiklik gösterebileceğine işaret ediyor. Ayrıca, araştırmalarda sosyal jet lag'ın ölçülme yöntemleri arasında da farklılıklar bulundu. Bazı çalışmalar uyku düzenini katılımcıların kendi beyanına dayalı olarak ölçerken, bazıları ise bileklik gibi teknolojik cihazlardan elde edilen verileri kullandı. Kaygı düzeyleri ise genellikle öz bildirim yoluyla tespit edildi, bu da sonuçların kesinliği üzerinde sınırlayıcı bir etki yaratabiliyor. Araştırmacılar, sosyal jet lag ve kaygı arasındaki ilişkinin daha iyi anlaşılması için hem öz bildirim hem de objektif ölçüm yöntemlerinin birlikte kullanılmasını öneriyor.</p><h3>Düzenli uyku için ailelere ve okullara önemli görevler düşüyor</h3><p>Uzmanlar, sosyal jet lag'ın gençlerin kaygı düzeylerinde küçük de olsa bir artışa yol açtığını gösteren bulguların, aileler, öğretmenler ve politika yapıcılar için uyarıcı nitelikte olduğunu belirtiyor. Düzenli uyku programlarının teşvik edilmesi, gençlerin biyolojik saatlerine uygun okul başlangıç saatlerinin planlanması ve uyku hijyeninin önemi konusunda farkındalık oluşturulması gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca, ailelerin çocuklarının hafta içi ve hafta sonu uyku düzenleri arasındaki farkı azaltmaya çalışmaları, gençlerin ruh sağlığını korumada etkili olabilir. Okulların ise, gençlerin biyolojik uyku ihtiyaçlarını dikkate alan esnek programlar geliştirmesi öneriliyor. Sağlık profesyonelleri de, sosyal jet lag ve kaygı arasındaki ilişkiyi göz önünde bulundurarak gençlere yönelik ruh sağlığı hizmetlerinde uyku düzenine özel önem verilmesi gerektiğini ifade ediyor.</p><h3>Sonuç: Sosyal jet lag ve kaygı arasındaki bağlantı daha fazla araştırma gerektiriyor</h3><p>Southampton Üniversitesi'nin öncülüğünde gerçekleştirilen bu kapsamlı meta-analiz, sosyal jet lag'ın gençlerde kaygı ile ilişkili olabileceğini ortaya koysa da, bu ilişkinin neden-sonuç bağlantısı henüz netleşmiş değil. Uzmanlar, sosyal jet lag'ın gençlerin ruh sağlığında oynadığı rolü daha iyi anlamak için uzun süreli ve farklı kültürleri kapsayan çalışmalar yapılması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, uyku düzeninin sadece bireysel değil, toplumsal düzeyde de ele alınması, okul programlarından aile rutinlerine kadar çok sayıda faktörün göz önünde bulundurulması gerektiği vurgulanıyor. Sonuçlar, düzenli uyku alışkanlıklarının gençlerin kaygı düzeyini azaltmada ve genel ruh sağlığını korumada önemli bir araç olabileceğine işaret ediyor. Bu nedenle, aileler, okullar ve sağlık profesyonellerinin gençlerin uyku düzenini destekleyecek adımlar atması büyük önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/ergenlerde-hafta-ici-ve-h-447_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290187</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/dronlari-ucus-sirasinda-sarj-edebilecek-yeni-teknoloji-gelistirildi-290187</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dronları uçuş sırasında şarj edebilecek yeni teknoloji geliştirildi]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Çin'deki araştırmacılar, dronların uçuş sırasında lazerle şarj edilmesini sağlayan yeni bir alıcı geliştirdi. Bu yenilik, batarya ömrünü aşarak dronların kesintisiz uçuşuna kapı aralıyor. Laboratuvar testlerinde elde edilen sonuçlar, dron teknolojisinde çığır açacak bir dönemin habercisi olarak görülüyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dronları uçuş sırasında şarj edebilecek yeni teknoloji geliştirildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çin Sivil Havacılık Üniversitesi ve Tsinghua Üniversitesi'nden bir grup araştırmacı, dronların uçuş sırasında lazerle şarj edilmesini mümkün kılan yeni bir enerji alıcısı geliştirdi. Laboratuvar ortamında gerçekleştirilen testlerde, bu alıcı sayesinde dron modelleri, yere inmeden enerji alarak pervanelerini sabit hızda döndürmeyi başardı. Geliştirilen sistem, lazer ışığını elektriğe çevirirken ortaya çıkan ısıyı da ek enerjiye dönüştürerek verimliliği artırıyor. Araştırma ekibi, bu teknolojinin gelecekte dronların kesintisiz ve uzun süreli uçuşlarını mümkün kılabileceğini vurguluyor.</p><h3>Jianhua Han: 'Dronların batarya engeli aşılacak'</h3><p>Çin Sivil Havacılık Üniversitesi'nden Jianhua Han, yeni enerji alıcısı ile ilgili yaptığı açıklamada, "Ormanları inceleyen, afet bölgelerini gözlemleyen veya paket teslimatı yapan dronların artık sık sık batarya değiştirmek için yere inmesine gerek kalmayacak bir dönemi hayal ediyoruz" dedi. Han, bu çalışmada Tsinghua Üniversitesi'nden Hong Lin ile birlikte görev aldı. Batarya ömrünün, dronlar için en büyük engellerden biri olduğuna dikkat çeken Han, lazerle güç aktarımı sayesinde havada kalış sürelerinin önemli ölçüde uzayabileceğini belirtti. Araştırma, enerji alıcısının laboratuvar ortamında sabit bir dron modelinin kanadına entegre edilerek test edildiğini ortaya koydu. Henüz gerçek uçuşlarda denenmeyen bu teknoloji, gelecekte pratik uygulamalar için umut vadediyor.</p><h3>Lazerle enerji aktarımında yüzde 38.49 verimlilik</h3><p>Geliştirilen enerji alıcısı, yeşil lazer ışığı altında üzerine düşen enerjinin yüzde 38.49'unu elektriğe dönüştürerek dikkat çekici bir başarıya imza attı. Laboratuvar testlerinde, bu alıcı sayesinde bir dron modelinin pervanesi sabit hızda tutuldu. Yenilikçi cihaz, lazer ışınından kaynaklanan ısıyı da ek elektriğe çevirerek sistemin genel verimliliğini artırdı. Araştırmacılar, lazer ışınıyla enerji aktarımında karşılaşılan en büyük sorunlardan birinin, yoğun ışığın alıcıyı aşırı ısıtması olduğunu belirtiyor. Isı arttıkça, alıcının ışığı elektriğe dönüştürme kapasitesi azalıyor. Ancak yeni sistemde, ısının bir kısmı termoelektrik modül aracılığıyla elektriğe dönüştürülerek bu dezavantaj avantaja çevrildi.</p><h3>Perovskit kristalleri ve karbon elektrotlarla güçlenen sistem</h3><p>Enerji alıcısında, lazer ışığını en verimli şekilde elektriğe dönüştüren özel perovskit kristalleri kullanıldı. Bu kristaller, mavi ve yeşil dalga boyundaki lazer ışığını yüksek verimle emiyor. Alıcının arka kısmında ise, yüksek güçlü ışığa dayanıklı karbon elektrotlar yer alıyor. Karbon, metallerden daha iyi performans sergilerken, aynı zamanda ışığı ısıya dönüştürmede de oldukça etkili. Ancak bu özellik, cihazın aşırı ısınmasına yol açıyor. Laboratuvar testlerinde, santimetrekare başına yarım wattlık enerjiyle yüzey sıcaklığı 67.2°C'ye, 1.2 wattlık enerjiyle ise 85.3°C'ye ulaştı. Termal kameralar, cihazın 80 ile 90 derece arasında ısındığını tespit etti. Bu yüksek sıcaklıklar, enerji dönüşümünde ciddi kayıplara neden oluyordu.</p><h3>Termoelektrik modül ve nanorodlarla ısı yönetimi</h3><p>Araştırmacılar, ısıyı tamamen ortadan kaldırmak yerine, onu enerjiye dönüştürecek bir çözüm üretti. Alıcının altına yerleştirilen bismut tellüritten yapılmış termoelektrik modül, sıcaklık farkından voltaj üreterek hücreye ek enerji sağladı. Ayrıca, antimon selenidinden üretilen nanorodlar, perovskit kristallere entegre edildi. Bu nanorodlar, ısının karbon katmanına geçişini yavaşlatırken, elektrik yükünün hızlı taşınmasını sağladı. Böylece cihaz, hem ısıyı daha iyi yönetti hem de elektrik üretiminde verimlilik kazandı. 1.2 wattlık lazer ışını altında, nanorodlu versiyon yüzde 38.49 verimlilikle çalıştı ve voltajı 2.52 volta yükseldi. Nanorod olmadan verimlilik yüzde 34.65'te kalırken, voltaj 2.41 volt olarak ölçüldü. Bu iyileştirmeler, dronun motorunun daha sabit ve yüksek hızda çalışmasını sağladı.</p><h3>Kanat entegrasyonu ve hava kanalları ile soğutma</h3><p>Isının etkili şekilde uzaklaştırılması için, enerji alıcısı doğrudan dron kanadına entegre edildi. Kanadın ön kısmında açılan bir hava girişi ve alt kısım boyunca uzanan bir kanal sayesinde, hareketli hava soğuk yüzeyleri etkili biçimde soğuttu. Simülasyonlar, soğuk yüzeyin sıcaklığının 31.6°C'den 24°C'ye düştüğünü gösterdi. Bu soğutma yöntemiyle, modülün çalıştığı sıcaklık farkı yüzde 40'tan fazla genişledi. Ayrıca, hava kanalları kanadın kaldırma kuvvetini de artırdı. Araştırmacılar, önceki çalışmaların genellikle malzeme odaklı olduğunu, ancak bu yeni yaklaşımın mühendislik ve entegrasyon sorunlarını da ele aldığını vurguladı.</p><h3>Pervane performansında dikkat çeken artış</h3><p>Laboratuvarda test edilen sistemde, 3D yazıcı ile üretilen kanat bölümü ve hava kanalları kullanıldı. Enerji alıcısı, 6.7 santimetrelik bir pervaneye bağlandı. Lazer ışını altında, sadece çıplak hücreyle pervane 5.260 devir/dakikada çalışırken, termoelektrik katman eklendiğinde hız 7.660 devir/dakikaya yükseldi. Nanorodların da entegre edilmesiyle pervane hızı 7.820 devir/dakikada sabit kaldı ve test süresince herhangi bir dalgalanma gözlenmedi. Araştırmacılar, bir uçak için sabit ve yüksek pervane hızının, anlık maksimum hızdan daha önemli olduğunu belirtti. Bu gelişme, lazerle enerji aktarımının dronlarda kesintisiz ve kararlı uçuşlar için ciddi bir potansiyel taşıdığını gösteriyor.</p><h3>Uçuş testleri ve dayanıklılık önümüzdeki aşamada</h3><p>Şu ana kadar yapılan tüm testler, laboratuvar ortamında sabit bir dron modeli ve kontrollü hava akışıyla gerçekleştirildi. Gerçek uçuşlarda ise, dronun hareketi, türbülans, değişen ışık koşulları ve lazer ışınının doğru hedeflenmesi gibi ek zorluklar bulunuyor. Ayrıca, perovskit hücrelerin uzun süreli lazer ışığı altında dayanıklılığı ve verim kaybı da araştırılması gereken konular arasında yer alıyor. Şimdiye kadar yapılan testlerde, dron modelleri lazer ışını altında dakikalarca çalıştırıldı. Ancak gerçek uygulamalarda, bir dronun saatlerce havada kalması gerekecek. Araştırma ekibi, bir sonraki aşamada geliştirdikleri enerji alıcısını hafif bir dron üzerinde açık havada test etmeye hazırlanıyor. Bu testler, teknolojinin pratikte ne kadar etkili olacağını ve dron teknolojisinde yeni bir çağ başlatıp başlatamayacağını gösterecek.</p><p>Sonuç olarak, Çinli bilim insanlarının geliştirdiği lazerle enerji aktarımı sistemi, dronların batarya bağımlılığını azaltarak kesintisiz ve uzun süreli uçuşların önünü açıyor. Laboratuvar ortamında elde edilen verimlilik ve performans artışı, bu teknolojinin yakın gelecekte insansız hava araçlarında devrim yaratabileceğine işaret ediyor. Gerçek uçuş testleriyle birlikte, lazerle şarj edilen dronlar günlük yaşamda daha etkin ve verimli şekilde kullanılabilecek. Bu gelişme, arama-kurtarma, kargo taşımacılığı ve çevre gözlemi gibi birçok alanda dronların rolünü kökten değiştirebilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/dronlari-ucus-sirasinda-s-122_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290186</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/discover/how-many-lions-are-left-in-the-world-heres-the-best-estimate-290186</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[How many lions are left in the world? Here's the best estimate]]></title>
      <category><![CDATA[Discover]]></category>
      <description><![CDATA[Once found across vast parts of Africa, Europe, the Middle East and Asia, wild lions have suffered a dramatic decline in both numbers and range. Today, most of the world's remaining lions are concentrated in fragmented populations across sub-Saharan Africa, while a separate population of Asiatic lions survives in India.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[How many lions are left in the world? Here's the best estimate]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>So, how many lions are left in the wild? There is no single worldwide census, making an exact figure difficult to determine. However, conservation data and population assessments suggest that around 23,000 wild lions remain in Africa, while India's closely monitored Asiatic lion population reached 891 in 2025.</p><p>Together, these figures offer a snapshot of a species that once dominated a far larger territory but now occupies only a fraction of its historical range.</p><p><b>Once ranging across much of Africa, Europe, the Middle East and southwestern Asia, wild lions are now largely confined to fragmented populations in sub-Saharan Africa and a single population in western India.</b></p><p>World Lion Day, observed annually on Aug. 10, draws attention to the decline of one of the planet's most recognizable predators and the conservation efforts that have produced sharply different results across its remaining range.</p><p>Determining exactly how many lions remain is difficult. Unlike India, which conducts a coordinated count of its Asiatic lions, Africa has no single continentwide census.</p><p>Estimates combine camera-trap surveys, sightings, tracking data, population models and expert assessments from different countries and years. Some figures include cubs, while others count only adults and older juvenile lions, meaning national totals cannot always be compared directly.</p><p>Here is the state of the world's remaining wild lions in numbers:</p><p><b>23,000: The best available estimate</b></p><p>The Lion Recovery Fund estimates that about 23,000 wild lions remain in Africa, based on information compiled by the IUCN Cat Specialist Group's African Lion Database.</p><p>The IUCN Cat Specialist Group estimated the African population at between 22,000 and 25,000 adult and subadult lions in 2025.</p><p>The group stresses that lion numbers remain uncertain because only a small proportion of their range has been systematically surveyed.</p><p>Earlier assessments estimated that Africa had about 35,000 lions in 2013. Differences in survey coverage and methodology mean the figure cannot be directly compared with the latest estimate, but long-term evidence points to a significant overall decline.</p><p><b>6.13%: A kingdom reduced</b></p><p>Lions occupied an estimated 566,675 square kilometers (218,795 square miles) in 2025, equivalent to just 6.13% of their historical range, according to the IUCN Cat Specialist Group.</p><p>They have disappeared from at least 16 African countries, including Egypt, Morocco, Algeria, Eritrea, Gambia, Lesotho and Sierra Leone, and may be extinct in several others.</p><p>Outside Africa, wild lions survive only in the Indian state of Gujarat.</p><p>Lions disappeared from Europe in ancient times and were gradually lost from North Africa, the Middle East and most of Asia between the 19th and mid-20th centuries. Türkiye's last lions are believed to have disappeared in the late 1800s.</p><p><b>8,000: Tanzania remains the biggest stronghold</b></p><p>Tanzania is widely regarded as home to the world's largest national population of wild lions, with conservation organizations estimating that around 8,000 remain in the East African country.</p><p>Other major populations are found in southern and eastern Africa.</p><p><b>South Africa</b> has an estimated 3,490 free-roaming lions, including animals in transfrontier conservation areas, according to the South African National Biodiversity Institute. The country's populations are considered stable or increasing in major reserves, although many live in fenced and intensively managed areas.</p><p><b>Botswana's lion population is estimated at around 2,800, while Kenya's 2021 national wildlife census counted 2,589.</b></p><p>Significant populations also survive in Zambia, Zimbabwe, Mozambique and Namibia, including in ecosystems extending across national borders.</p><p>West and Central Africa remain the regions of greatest concern. The largest West African population is estimated at only about 187 lions in the W-Arly-Pendjari complex spanning Benin, Burkina Faso and Niger.</p><p><b>891: India's Asiatic lion comeback</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/aslan-030920268188db2c.jpg"/><p>India's Asiatic lion population increased to 891 in 2025, up from 674 in 2020, according to the Gujarat government.</p><p>The rise to 217 animals represents an increase of about 32% in five years.</p><p>The recovery is even more striking over the longer term. Only about a dozen lions were believed to remain in Gujarat's Gir forests in the late 19th century following widespread hunting and habitat loss.</p><p>Conservation measures helped the population recover steadily, but all remaining Asiatic lions are still confined to Gujarat's Greater Gir landscape. Their concentration in one region leaves them vulnerable to disease outbreaks, extreme weather and other large-scale disasters.</p><p>As the population expands beyond protected areas, encounters with people, livestock, roads and settlements are also increasing.</p><p><b>34%: Decline over three generations</b></p><p>The IUCN Cat Specialist Group estimates that the lion's occupied range contracted by 34% between 2004 and 2025, a period spanning approximately three lion generations.</p><p>It suspects the species' population declined by a similar proportion during the same period, with the heaviest losses occurring in West and Central Africa.</p><p><b>The picture, however, is not uniformly negative.</b></p><p>In Senegal's Niokolo-Koba National Park, the lion population has recovered from fewer than 10 animals to nearly 40 following increased protection and conservation work.</p><p>Lions have also been successfully reintroduced in protected areas in Rwanda, Malawi and Zambia.</p><p>Botswana provides an example of movement in the opposite direction, with its estimated population declining by about 20% from approximately 3,500 in 2015 to 2,800.</p><p><b>1 species, 2 subspecies</b></p><p>All living lions belong to the species Panthera leo, which is classified as "Vulnerable" on the International Union for Conservation of Nature's Red List.</p><p>Scientists recognize two subspecies.</p><p>Panthera leo leo, which includes the Asiatic lion and populations in West and Central Africa, is classified as "Endangered."</p><p><b>Panthera leo melanochaita, covering populations in eastern and southern Africa, is classified as "Vulnerable."</b></p><p>The lion has also been assessed as "Largely Depleted" under the IUCN Green Status of Species, which measures how far a species is from fully recovering across its historical range.</p><p><b>What is driving the decline?</b></p><p><b>Habitat loss and fragmentation remain among the greatest threats as farmland, settlements, roads and other infrastructure expand into lion territory.</b></p><p>The decline of wild prey through poaching and the bushmeat trade can force lions to attack livestock, increasing conflict with farmers and leading to retaliatory killings through shooting, spearing or poisoning.</p><p>Lions are also caught and killed in wire snares set for other animals.</p><p>Other threats include targeted poaching for body parts, poorly monitored or unsustainable trophy hunting in some areas, disease, civil unrest and armed conflict that make protected areas harder to manage.</p><p>Conservation groups say the survival of lions will depend not only on protected areas but also on securing wildlife corridors, restoring prey populations and helping communities protect their livestock while benefiting economically from living alongside the predators.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/how-many-lions-are-left-i-190_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290185</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/bosanmis-ebeveynlerin-cocuklarinda-depresyon-riski-neden-daha-yuksek-290185</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Boşanmış ebeveynlerin çocuklarında depresyon riski neden daha yüksek?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'de yapılan geniş çaplı bir araştırma, boşanmış ebeveynlere sahip çocukların yetişkinlik döneminde depresyon riskinin, evli kalan ailelere göre belirgin şekilde arttığını gösterdi. Araştırmada, ailedeki diğer zorlukların da bu bağlantıda önemli rol oynadığı vurgulandı. Mary Kate Schilke ve ekibinin yürüttüğü çalışma, çocukluk dönemindeki ailevi zorlukların depresyon üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Boşanmış ebeveynlerin çocuklarında depresyon riski neden daha yüksek?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma, boşanmış ebeveynlere sahip çocukların yetişkinlik döneminde depresyon tanısı alma oranının, ebeveynleri birlikte kalanlara kıyasla daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Toronto'daki Tyndale Üniversitesi'nden Mary Kate Schilke liderliğinde yürütülen çalışma, çocuklukta yaşanan boşanmanın yanı sıra, ailedeki diğer zorlukların da yetişkinlikteki depresyon riskini önemli ölçüde etkilediğini gösterdi. Araştırma, 128 binden fazla yetişkinin katıldığı ulusal çapta bir sağlık anketinden elde edilen verileri inceledi. Sonuçlar, boşanmanın tek başına depresyonun ana nedeni olmadığını, ailedeki akıl hastalığı ve madde kullanımı gibi diğer etkenlerin de göz ardı edilemeyecek kadar önemli olduğunu ortaya koydu.</p><h3>Mary Kate Schilke: 'Ailedeki diğer sorunlar depresyon riskini artırıyor'</h3><p>Çalışmanın baş araştırmacısı Mary Kate Schilke, boşanmış ebeveynlere sahip yetişkinlerin, çocukluk dönemlerinde aile içinde karşılaştıkları diğer zorluklar nedeniyle depresyona daha yatkın olduklarını belirtti. Araştırmada, boşanmış ebeveynlerle büyüyen yetişkinlerin %35'inin aşırı alkol veya uyuşturucu kullanan bir ebeveynle yaşadığını, %20.8'inin ise akıl hastalığı olan bir ebeveynle büyüdüğünü bildirdiği vurgulandı. Bu oranlar, ebeveynleri evli kalan bireylerde sırasıyla %15 ve %9.4 olarak tespit edildi. Ayrıca, boşanma grubundakilerin %17.1'i evde şiddet gören yetişkinlere tanık olduklarını ifade etti. Schilke, "Boşanmayla birlikte sıklıkla ortaya çıkan ailevi zorluklar, özellikle ebeveynlerin akıl hastalığı ve madde kullanımı, uzun vadeli depresyon riskini açıklamada çok daha belirleyici" dedi. Araştırma, boşanmanın çoğu zaman yalnız başına bir sorun olmadığını, aile içindeki diğer olumsuzluklarla birlikte ortaya çıktığını gösteriyor.</p><h3>ABD'de boşanmış çocuklarda depresyon oranı dikkat çekiyor</h3><p>Amerika'da yapılan bu geniş çaplı çalışma, boşanmış ebeveynlere sahip yetişkinlerin %19.2'sinin yaşamlarının bir döneminde depresyon tanısı aldığını ortaya koydu. Evli kalan ailelerden gelen yetişkinlerde ise bu oran %14.1 olarak tespit edildi. Araştırmacılar, çocukluk döneminde bir ebeveynin akıl hastalığı yaşamasının, depresyon oranlarındaki farkın %68'ini, madde kullanımı ise %49'unu açıkladığını belirtti. Her iki faktör birlikte değerlendirildiğinde, boşanmanın depresyon üzerindeki etkisinin büyük oranda azaldığı, hatta istatistiksel olarak önemsiz hale geldiği saptandı. Bu bulgular, boşanmanın tek başına depresyonun ana nedeni olmadığını, çoğunlukla ailedeki diğer sorunlarla birlikte geliştiğini gösteriyor. Araştırmada ayrıca, ebeveynleri hiç evlenmemiş olan yetişkinlerin depresyon oranlarının da boşanmış ailelerdeki oranlara yakın olduğu, hatta sık sık ruhsal sıkıntı bildirme oranlarının daha yüksek olduğu belirtildi.</p><h3>Philip Baiden: 'Ebeveynlere destek, çocukların refahını artırabilir'</h3><p>Çalışmanın ortak yazarı Texas Üniversitesi Arlington'dan Philip Baiden, ailede akıl hastalığı ve madde kullanımı gibi sorunlarla mücadele eden ebeveynlere destek verilmesinin, çocukların uzun vadeli ruh sağlığını korumada kritik bir rol oynayabileceğini vurguladı. Baiden, "Akıl hastalığı ve madde kullanımı bozuklukları ile mücadele eden ebeveynlere destek olmak, çocuklarının uzun vadeli refahını artırmanın en etkili yollarından biri olabilir" ifadelerini kullandı. Araştırmada, depresyonun ailelerde genetik olarak da aktarılabileceği, ancak çevresel ve sosyal faktörlerin de en az genetik kadar belirleyici olduğu belirtildi. Ciddi akıl hastalığı olan ebeveynlerin iş kaybı ve ayrılık riski daha yüksek olduğu için, bu çocukların daha az istikrarlı bir ev ortamında büyüme olasılığı da artıyor. Ayrıca, anketin ruh sağlığını hem tanı hem de son dönemde yaşanan sıkıntı üzerinden iki farklı şekilde ölçtüğü, bu nedenle depresyonun her bireyde farklı şekillerde ortaya çıkabileceği ifade edildi.</p><h3>Çocukluk dönemi ailevi zorluklar depresyon riskini artırıyor</h3><p>Araştırmanın dikkat çeken bir diğer bulgusu, boşanmış ebeveynlere sahip çocukların genellikle birden fazla ailevi zorlukla karşı karşıya kalması. Evde şiddet, ebeveynin akıl hastalığı veya madde bağımlılığı gibi faktörler, çocukların psikolojik dayanıklılığını olumsuz etkiliyor. Özellikle, ankete katılanların %17.1'inin evde şiddet gören yetişkinlere tanık olması, bu çocukların ilerleyen yaşlarda ruhsal sıkıntı yaşama riskini artırıyor. Ayrıca, ebeveynleri hiç evlenmemiş olan yetişkinlerin de depresyon ve ruhsal sıkıntı oranları yüksek çıkıyor. Bu grup, yaşamları boyunca depresyon tanısı alma oranında boşanma grubuna yakın, ancak sık sık ruhsal sıkıntı bildirme oranında her iki gruptan da daha kötü durumda. Araştırmacılar, tüm bu verilerin aile içi dinamiklerin çocukların ruh sağlığı üzerindeki etkisini net bir şekilde ortaya koyduğunu belirtiyor.</p><h3>Depresyonun ölçülmesinde farklı kriterler kullanıldı</h3><p>Çalışmada depresyonun ölçülmesi için iki farklı yöntem tercih edildi. Birincisi, katılımcılara bir sağlık profesyonelinden depresyon tanısı alıp almadıkları soruldu. İkincisi ise, son 30 günün kaç gününde kötü hissettiklerini belirtmeleri istendi. On dört veya daha fazla kötü gün, sık sık ruhsal sıkıntı olarak kabul edildi. Elde edilen veriler, geçmişte depresyon tanısı alanların sadece üçte birinin son ayda da sıkıntı yaşadığını gösterdi. Bu durum, depresyonun zamanla azalabileceğini veya tedaviyle kontrol altına alınabileceğini ortaya koyuyor. Ayrıca, bazı bireyler doktora başvurmadığı için depresyon tanısı almamış olsa da, ciddi ruhsal sıkıntı yaşayabiliyor. Araştırma, ruh sağlığı hizmetlerine erişimin herkes için eşit olmadığını, bu nedenle gerçek depresyon oranlarının daha yüksek olabileceğini de ima ediyor.</p><h3>Çalışmanın sınırlamaları ve eksik veriler</h3><p>Araştırmacılar, çalışmanın bazı sınırlamalarına da dikkat çekti. Anket, ebeveynlerin ne zaman ayrıldığı veya boşandığı gibi kritik detayları sormadı. Ayrıca, bir ebeveynin akıl hastalığı ya da madde bağımlılığının evliliğin sona ermesinden önce mi, sonra mı başladığı net olarak bilinmiyor. Üvey ebeveynin aileye katılıp katılmadığı gibi önemli değişkenler de araştırma kapsamında yer almadı. Bu eksikliklere rağmen, elde edilen bulgular boşanmanın çocuklar üzerinde kalıcı etkiler bırakabileceğini ve ailedeki diğer zorlukların da bu süreçte belirleyici olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, çocukların ruh sağlığını korumak için aile içi destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği konusunda hemfikir.</p><p>Sonuç olarak, ABD'de boşanmış ebeveynlere sahip çocukların yetişkinlikte depresyon riski taşıdığı ancak bu riskin çoğunlukla ailedeki diğer sorunlarla ilişkili olduğu tespit edildi. Araştırmacılar, boşanmanın tek başına bir neden olmaktan çok, ailedeki genel zorlukların bir göstergesi olabileceğini vurguluyor. Çocukların psikolojik sağlığını korumak için, özellikle akıl hastalığı ve madde kullanımı gibi risk faktörleriyle mücadelede ailelere kapsamlı destek sağlanmasının önemi bir kez daha gündeme gelmiş oldu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/bosanmis-ebeveynlerin-coc-171_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290184</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/savunma-ve-havacilik-sanayisi-ihracattaki-gucunu-artiriyor-savunma-sanayii-baskani-gorgun-paylasti-290184</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Savunma ve havacılık sanayisi ihracattaki gücünü artırıyor! Savunma Sanayii Başkanı Görgün paylaştı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Savunma Sanayii Başkanı Görgün, savunma ve havacılık ihracatının yılın 8 ayında geçen yıla göre yüzde 16,2 artarak 6,3 milyar dolara ulaştığını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Savunma ve havacılık sanayisi ihracattaki gücünü artırıyor! Savunma Sanayii Başkanı Görgün paylaştı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, savunma ve havacılık ihracatının yılın 8 ayında geçen yıla göre yüzde 16,2 artarak 6,3 milyar dolara ulaştığını bildirdi.</p><p>Görgün, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, savunma ve havacılık sanayisinin ihracatta gücünü büyüttüğünü belirterek, "Savunma ve havacılık ihracatımız Ağustos 2026'da 511,4 milyon dolar olarak gerçekleşti. Yılın 8 ayında ihracatımız, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 16,2 artış göstererek 6,3 milyar dolar oldu." ifadesini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/24tv-03092026d7b1a0fd.jpg"/><p>Geçen 12 aylık dönemde toplam ihracatın da bir önceki döneme göre yüzde 29,3 büyümeyle 10,9 milyar dolara yükseldiği bilgisini veren Görgün, şunları kaydetti:</p><p>"Bugün ulaştığımız ihracat performansı, mühendislik yetkinliğimizin, üretim kabiliyetimizin ve uluslararası pazarlardaki artan etkinliğimizin güçlü bir göstergesidir. Cumhurbaşkanı'mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, daha fazla ülkeye ulaşan, rekabet gücü yüksek ve sürdürülebilir bir savunma sanayi ihracatı için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu başarıda emeği bulunan tüm firmalarımıza, mühendislerimize, teknisyenlerimize ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/savunma-ve-havacilik-sana-424_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290183</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/discovery/was-homer-from-turkiye-ancient-evidence-revives-debate-290183</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Was Homer from Türkiye? Ancient evidence revives debate]]></title>
      <category><![CDATA[Discover]]></category>
      <description><![CDATA[Christopher Nolan's cinematic adaptation of The Odyssey has reignited centuries-old discussions over Homer's origins, with new archaeological discoveries and historical accounts from ancient writers such as Herodotus and Strabo reviving the compelling theory that the poet Homer originated from ancient Smyrna—modern-day Izmir, Türkiye.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Was Homer from Türkiye? Ancient evidence revives debate]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>The view that Homer was from Türkiye is being reassessed in light of written sources and archaeological finds.</b></p><p>Experts say there is no definitive archaeological proof, but accounts by ancient authors, depictions on Smyrna coins and a statue of Homer found at Klaros, an archaeological site in Türkiye's Agean province of Izmir, suggest the ancient city may have been associated with Homer.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42310627.jpg"/><p>The release of Christopher Nolan's film The Odyssey, adapted from Homer's epic poem, has once again drawn attention to the celebrated poet.</p><p>Homer, believed to have lived in the 8th century BC and known for the Iliad and the Odyssey, is described as being from Smyrna, the ancient name of Izmir, in the works of authors including Herodotus, Strabo and Pausanias.</p><p>His alternative name, Melesigenes, meaning "born of Meles" or "son of Meles," has also been associated with the Meles River in Izmir.</p><p>Scholars also point to the mixture of Ionic and Aeolic dialects in Homer's works, noting that ancient Smyrna, located at present-day Bayrakli, stood at the boundary of the two cultures.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42310637.jpg"/><p><b>Centuries-old debate</b></p><p>Professor Aylin Umit Erdem of Ege University said the debate over Homer's birthplace has been going on for centuries.</p><p>"From the 5th century BC onward, many ancient writers, particularly Herodotus and Strabo, tell us that Homer was from Smyrna," she said.</p><p>Erdem noted that there is still no direct archaeological evidence proving Homer was born or lived in Smyrna.</p><p>However, she said the available historical evidence makes it plausible that Homer may have walked the streets of ancient Smyrna and looked out over the Gulf of Izmir while composing his epics.</p><p><b>Professor Akin Ersoy of Izmir Katip Celebi University also said evidence points to a lasting association between Homer and Izmir.</b></p><p>One of the most striking examples is the depiction of Homer on Smyrna coins from the 2nd century BC onward.</p><p>Ancient writer Strabo also referred to a structure in Smyrna known as the "Homerium," which may have served as a gathering place, library or association for poets.</p><p>Ersoy added that Roman-era coins also depicted Homer holding scrolls representing the Iliad and the Odyssey, while writers such as Cicero likewise linked the poet to Smyrna.</p><p>Further evidence comes from Klaros, where parts of a seated statue of Homer were discovered in excavations beginning in 1952.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42310644.jpg"/><p>The statue, reconstructed in 2004, is now displayed at the Archaeology and Ethnography Museum in the Izmir Culture and Arts Factory.</p><p>Onur Zunal, head of the Klaros excavations, said the statue was produced in the same period and workshop as cult statues of Apollo, Artemis and Leto.</p><p>"This shows how important Homer was and even suggests that he had acquired an almost divine status," Zunal said.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42310645.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/was-homer-from-turkiye-an-866_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290182</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/israil-propagandasi-yaptigi-belirlenen-4-hesaba-erisim-engeli-getirildi-290182</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İsrail propagandası yaptığı belirlenen 4 hesaba erişim engeli getirildi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İletişim Başkanlığı koordinesinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve EGM Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda İsrail propagandası yaptığı belirlenen 4 hesaba erişim engeli getirildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İsrail propagandası yaptığı belirlenen 4 hesaba erişim engeli getirildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İletişim Başkanlığı koordinesinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, sosyal medya platformu X üzerindeki bazı hesaplar mercek altına alındı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/24tv-03092026f385859a.jpg"/><p><b>İSRAİL PROPAGANDASI YAPAN 4 X HESABINA ERİŞİM ENGELİ</b></p><p>Yapılan incelemelerde 4 X hesabının İsrail propagandası yaptığı ve Türkiye aleyhine kara propaganda faaliyetlerinde bulunduğu tespit edildi. Söz konusu hesaplara yönelik gerekli adımlar atılarak erişim engeli uygulanması sağlandı.</p><p>Yetkililerin, sosyal medya platformlarında dezenformasyon, kara propaganda ve Türkiye karşıtı faaliyetlere yönelik çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/israil-propagandasi-yapti-827_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290181</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/takvim-hazir-ama-once-tasfiye-olmali-terorsuz-turkiye-mesaji-290181</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Takvim hazır ama önce tasfiye olmalı... Terörsüz Türkiye mesajı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Terörsüz Türkiye sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak gördüklerini belirterek, “Devlet olarak bir yol haritamız, takvimlendirmemiz var yasanın uygulanmaya başlaması için örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerek” dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Takvim hazır ama önce tasfiye olmalı... Terörsüz Türkiye mesajı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aralarında TürkMedya Ankara Temsilcisi Melik Yiğitel ve AKŞAM yazarı Turgay Güler'in de olduğu gazetecilerin sorularını yanıtladı.</p><p>Başkan Erdoğan, Terörsüz Türkiye süreci için "Bu tür olaylarda zaman vermek, bir takvim ortaya koymak, zamanlamak mümkün değil. Süreci bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz. Ancak elbette devlet olarak bir yol haritamız, planımız, takvimlendirmemiz var" dedi.</p><p>Bişkek dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan'ın açıklamaları özetle şöyle:</p><p>"(Terörsüz Türkiye sürecinde) Geldiğimiz noktada Meclisimizin ortaya koyduğu güçlü mutabakat önemlidir, çok kıymetlidir. Yasanın uygulanmaya başlaması için örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerekir. Bu konuda tespit ve teyitlerin nasıl yapılacağı belli. Süreç dar kalıplara hapsedilmemiştir. Bu yönde de bir rahatlık söz konusu. Meseleye devlet ciddiyetiyle yaklaşıyor ve adımlarımızı buna göre atıyoruz. Milletimiz de Terörsüz Türkiye'ye desteğini ortaya koymuştur. Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerek. Biz meseleye dar çerçeveden bakamayız. Samimi, sorumlu, sağduyulu olacağız. Kardeşliğimizi koruyacağız. Milletin kardeşliğini zedeleyen, toplumsal bütünleşmeyi yaralayan, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz."</p><p><b>SÜRECİ MİLLET MAYALADI</b></p><p>"Siyasi kimlik taşıyan bazı kimselerin ölçüsüz söylemleri olabilir. Bunu, süreci enfekte etmek için yapanlar da çıkabilir. Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem kaosa katkı sağlar. Milletimizin bu tür tahriklere karşı bir direnç geliştirdiğini düşünüyorum. Bu süreci millet mayalamıştır, maya tutmuştur. İç cepheyi güçlendirmek, farklılıkları yok etmek değil. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Biz buna "Büyük Türkiye Mutabakatı" diyoruz."</p><p><b>FESİH KARARINI İZLİYORUZ</b></p><p>"(YPG/PYD'nin tasfiyesi) Karardan kardeş Suriye halkı adına memnuniyet duydum. Kararın sahada uygulamasını hem Suriye tarafı hem de çok uzun bir sınır hattı bulunan bir komşu ülke olarak biz elbette takip ediyoruz. Suriye'de sürdürülebilir kalkınma ve kapasite artışı için bu önemli. Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, zor süreçleri başarıyla yönetmiştir ve yönetiyor. Hem entegrasyon sürecinden hem de Suriye halkının kısa sürede elde ettiği kazanımlardan ümitvarız. Ben bu sürecin sadece Türkiye ve Suriye için değil, bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı. Silahın, şiddetin devri artık kapanmalı. Türkiye olarak Suriye konusunda dün ne söylediysek bugün de aynısını söylüyoruz. Suriye'nin terör örgütlerinin cirit attığı bir alan olamayacağını, buradaki istikrarsızlığın bütün bölgeye yayılabileceğini söyledik."</p><p><b>AMERİKA DA FARKINA VARDI</b></p><p>"Neticede haklı çıktık. Amerika da artık Suriye'nin gerçeklerinin farkına vardı. Suriye halkı çok ağır bedeller ödedi ama vatanlarına sahip çıktılar. Şimdi de bütün Suriye'yi inşa etmek için çalışıyorlar. Bu konuda bütün komşu ve Suriye'ye dost ülkeleri Suriye'nin yeniden inşa ve imarına yardımcı olmaya davet ediyorum. Suriye'nin iç barışına darbe vurmak isteyenlere alan açılmaması şart."</p><p><b>İTTİFAKTAKİ DENGELER ELEŞTİRİYİ ZORLAŞTIRIYOR</b></p><p>"(Mekke İttifakı'nda) İstanbul'daki toplantı çok önemliydi. Burada, bir an önce somut adımlar atılması yönündeki yaklaşımımıza binaen, teknik olarak yapılması gereken konuları da ortaya koyduk. Bunların başında sekreteryanın kurulması var. Askeri ve siyasi konuların ele alınması lazım. Savunma sanayii önemli bir işbirliği alanı. Askeri operasyonel işbirliği alanı kapsamında askeri eğitimler, askeri standardizasyon, askeri tehdit, imkan ve kabiliyetlerin paylaşılması gibi teknik konular ele alındı. Bu ittifaka açıktan tepki koyan çok az ülke var, ama gizliden tepki koyan ülkeler de mevcut. Özellikle Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi, birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor. Bu ittifak, bölgemizde istikrar ve güvenlik için kurulmuştur. Biz yolumuza kardeşlerimizle, güçlenerek devam edeceğiz."</p><p><b>ŞİT BATI'DAN KOPMAK DEĞİL</b></p><p>"Şanghay İşbirliği Teşkilatı, toplam 35 trilyon doları bulan bir ekonomik yapıyı ve 4 milyarın üzerinde nüfusu temsil ediyor. Türkiye olarak gelişen ekonomimiz ve Doğu ile Batı arasındaki stratejik konumumuz gereği bu büyük ekonomik ve beşerî coğrafyayla ilişkilerimizi artırmanın gayretindeyiz. Şanghay İşbirliği Teşkilatı'yla bizi birbirimize yaklaştıran bir diğer önemli husus da, paylaştığımız bölgesel sahiplenme kültürüdür. Hep söylediğimiz üzere, en batıdaki Asyalı ve en doğudaki Avrupalı ülke olarak bizimle aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceğiz. ŞİT ile ilişkilerin daha ileri seviyelere taşınması da mümkün. Türkiye'nin teşkilata üyelik perspektifi, bir bloktan bir kopuş, Batı'ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz, 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır."</p><p><b>PUTİN DE BARIŞ İSTİYOR</b></p><p>"Sayın Putin ile ikili bir görüşme yaptık. Özellikle Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeleri ele alma imkanımız oldu. Görüşme çok verimliydi, çok samimi bir havada geçti. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de, Sayın Putin'in de beklentisidir. Bir an önce istiyoruz ki; Rusya-Ukrayna arasında bir barış süreci gerçekleşsin, bölgeye barış egemen olsun. Bu savaşın hem bölgemiz hem dünyamız, hem de taraflar için hayırlı bir sonuç doğurmadığı ortada. Peki bundan Putin memnun mu? Değil. Bir an önce bu işin hayırlısıyla sonuçlanmasını o da bekliyor. Barış için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu Sayın Putin'e de ifade ettik. Savaşın değil barışın kazanacağı bir gerçek."</p><p><b>GÖZÜMÜZ YOK GÖZÜ OLANI DA AFFETMEYİZ</b></p><p>"Yunanistan'la iyi komşuluk temelinde yürüyelim diyoruz. Kara parçamızdan, şöyle Kaş'tan Yunanistan'a bir ses versek duyarlar değil mi? Ama biz her konuda samimi, yapıcı davranan taraf olduk. Fakat çoğu zaman iyi niyetimizin karşılığını göremedik. Yunanistan'ın şunu artık anlaması lazım; Türkiye'nin kimsenin toprağında gözü yoktur, ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. Uluslararası anlaşmaların hiçe sayılması ve bunların çiğnenmesi kimseye fayda sağlamayacaktır. Türkiye'nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını kim acziyet olarak okuyorsa, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/takvim-hazir-ama-once-tas-478_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290180</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/gulistan-doku-sorusturmasinda-yeni-gelisme-tutuklu-sayisi-32ye-yukseldi-290180</link>
      <pubDate>2026-09-03T16:23:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: Tutuklu sayısı 32'ye yükseldi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski Tunceli İl Jandarma Komutan Yardımcısı Ali Kahraman ile eşi Burçin Hızlı Kahraman tutuklandı, toplam tutuklu sayısı 32'ye çıktı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: Tutuklu sayısı 32'ye yükseldi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı doğrultusunda, emniyet ve jandarma koordinasyonunda yürütülen soruşturma kapsamında 5. dalga operasyonunda gözaltına alınan 10 şüpheliden 5'inin daha işlemleri tamamlandı.</p><p>Şüpheliler sağlık kontrolünün ardından Erzurum Adliyesi'ne getirildi.</p><p>Savcılıktaki ifadelerinin ardından 2 şüpheli serbest bırakıldı. Tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilen 3 zanlıdan eski Tunceli İl Jandarma Komutan Yardımcısı Ali Kahraman ve eşi Burçin Hızlı Kahraman tutuklandı, 1'i adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ayrıca Başsavcılık, verilen adli kontrol kararına itiraz etti.</p><p>Böylelikle Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yürütülen soruşturmada tutuklu sayısı 32'ye yükseldi.</p><p>Operasyonda, Temmuz 2017 ile Temmuz 2019 arasında Tunceli İl Jandarma Komutan Vekilliği ve İl Jandarma Alay Komutan Yardımcılığı görevlerinde bulunan Ali Kahraman ile eşi Burçin Hızlı Kahraman, polis dalgıçları Gürkan Gürdal, A.K. ve V.İ, soruşturma kapsamında önceden tutuklanan güvenlik korucusu Fatih Ö'nün çocukları D.Ö, S.Ö. ve N.M.Ö. ile eşi S.Ö. ve o dönem üniversite öğrencisi olan P.B. gözaltına alınmıştı.</p><p>Gözaltına alınanlardan dalgıç polis Gürkan Gürdal ile 1 zanlı tutuklanmış, dalgıç polisler A.K. ve V.İ'nin aralarında bulunduğu 3 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/gulistan-doku-sorusturmas-208_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290179</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/fenerbahce-besiktas-derbisinde-halil-umut-meler-duduk-calacak-290179</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Fenerbahçe Beşiktaş derbisinde Halil Umut Meler düdük çalacak]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinin hakemi belli oldu. Süper Lig'de 5 Eylül Cumartesi günü oynanacak Fenerbahçe Beşiktaş derbisinde Halil Umut Meler düdük çalacak. Öte yandan ligde 4. hafta maçları ve hakemleri detayda karşınızda...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Fenerbahçe Beşiktaş derbisinde Halil Umut Meler düdük çalacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trendyol Süper Lig'de 5 Eylül Cumartesi günü oynanacak Fenerbahçe-Beşiktaş derbisini, Halil Umut Meler yönetecek.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/spor/super-ligde-derbi-heyecani-fenerbahce-besiktas-macinda-ilk-golun-onemi-buyuk-290112" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/super-ligde-derbi-heyecan-406_2-41.jpg"/></div><h3>Süper Lig'de derbi heyecanı: Fenerbahçe Beşiktaş maçında ilk golün önemi büyük</h3></a><p>Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Merkez Hakem Kurulunun (MHK) açıklamasına göre, ligde 4. hafta maçlarını yönetecek hakemler şunlar:</p><p><b>4 Eylül Cuma:</b></p><p>20.00 İstanbul Başakşehir-Galatasaray: Kadir Sağlam</p><p><b>5 Eylül Cumartesi:</b></p><p>17.00 Erzurumspor FK-TÜMOSAN Konyaspor: Yasin Kol</p><p>20.00 Fenerbahçe-Beşiktaş: Halil Umut Meler</p><p><b>6 Eylül Pazar:</b></p><p>17.00 Kasımpaşa-Amed Sportif Faaliyetler: Oğuzhan Çakır</p><p>17.00 Arca Çorum FK-Eyüpspor: Davut Dakul Çelik</p><p>20.00 Kocaelispor-Samsunspor: Reşat Onur Coşkunses</p><p>20.00 Trabzonspor-Gençlerbirliği: Çağdaş Altay</p><p><b>7 Eylül Pazartesi:</b></p><p>20.00 Göztepe-Gaziantep FK: Ümit Öztürk</p><p>20.00 Çaykur Rizespor-Corendon Alanyaspor: Abdullah Buğra Taşkınsoy</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/fenerbahce-besiktas-derbi-533_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290178</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/suriye-ordusu-teror-orgutu-ypgnin-agir-silahlarini-teslim-almaya-basladi-290178</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Suriye ordusu, terör örgütü YPG'nin ağır silahlarını teslim almaya başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Suriye ordusunun, terör örgütü YPG'nin kendini "feshettiğini" açıklamasından sonra, Haseke'de örgütün elindeki ağır silahları teslim almaya başladığı belirtildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Suriye ordusu, terör örgütü YPG'nin ağır silahlarını teslim almaya başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AA muhabirinin Haseke'deki yerel kaynaklardan aldığı bilgiye göre, Suriye ordusunun, söz konusu kentte YPG'den aldığı ağır silahlar arasında, çeşitli zırhlı araçlar, tank, havan, ağır makineli tüfekler ile uçaksavarlar yer alıyor.</p><p>Ayrıca Suriye ordusu, YPG'nin Esed rejiminin devrilmesinin ardından bazı askeri hava üslerinden yağmaladığı hava savunma sistemlerine de el koydu.</p><p>Suriye yönetimi ile terör örgütü YPG arasında 29 Ocak'ta ateşkesi ve kademeli entegrasyonu öngören bir mutabakata varılmıştı.</p><p>Suriye hükümeti, geçen aylarda, örgütün işgalindeki Haseke iline girerek, valilik, adliye, emniyet merkezi gibi devlet kurumlarını teslim almıştı.       </p><p>Suriye İçişleri Bakanlığına bağlı iç güvenlik birimleri de 1 Eylül'de Haseke kentine onlarca araçtan oluşan takviye güç göndermişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/suriye-ordusu-teror-orgut-709_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290177</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/karincalarin-kokusunu-taklit-eden-bitki-sinekleri-kandirip-kendine-cekiyor-290177</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Karıncaların kokusunu taklit eden bitki sinekleri kandırıp kendine çekiyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Japonya kökenli Vincetoxicum nakaianum bitkisi, karıncaların tehlike kokusunu taklit ederek sinekleri kandırıyor. Bilim insanları, bu kimyasal taklitçilik örneğinin polinatör çekme stratejilerinde yeni bir dönemi başlattığını belirtiyor. Araştırmacılar, Vincetoxicum nakaianum'un evrimsel geçmişini ve benzer bitkilerdeki taklitçilik davranışlarını incelemeye hazırlanıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Karıncaların kokusunu taklit eden bitki sinekleri kandırıp kendine çekiyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Japonya'ya özgü Vincetoxicum nakaianum bitkisi, bilim dünyasında büyük yankı uyandıran bir keşfin odağına yerleşti. Araştırmacılar, bu bitkinin karıncaların salgıladığı tehlike kokusunu taklit ederek sinekleri kendine çektiğini ortaya koydu. Özellikle kloropid sinekleri, bitkinin yaydığı kimyasal sinyallere aldanarak çiçeklere yöneliyor ve burada ölü bir böcek bulmayı umuyor. Ancak bu süreçte, sinekler farkında olmadan Vincetoxicum nakaianum'un polinatörü haline geliyor.</p><h3>Bilim insanları: 'Vincetoxicum nakaianum evrimsel stratejileri genişletiyor'</h3><p>Uzmanlar, Vincetoxicum nakaianum'un kimyasal taklitçilik kabiliyetinin yalnızca savunma mekanizması olmadığını, aynı zamanda polinatör çekme amacıyla da kullanıldığını vurguluyor. Bu bulgu, bitkilerin evrimsel stratejilerini anlamada önemli bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Araştırmacılar, Vincetoxicum nakaianum'un bu özelliğinin diğer bitki türlerinde de görülüp görülmediğini araştırmayı planlıyor.</p><h3>Vincetoxicum nakaianum'un taklitçiliği bilimsel inceleme altında</h3><p>Bilim insanları, Vincetoxicum nakaianum'un kimyasal taktiklerinin evrimsel geçmişini derinlemesine incelemeye başladı. Ayrıca, bu bitkinin yakın akrabalarında ve diğer türlerde benzer taklitçilik örneklerini tespit etmek için çalışmalar yürütülüyor. Vincetoxicum nakaianum'un ortaya koyduğu bu davranış, doğada polinatör-bitki ilişkilerine dair yeni soruları gündeme getiriyor ve ekosistemlerdeki karmaşık etkileşimlerin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlıyor.</p><p>Vincetoxicum nakaianum'un benzersiz kimyasal taklit yeteneği, bitki dünyasında evrimsel stratejilerin çeşitliliğini gözler önüne serdi. Araştırmaların ilerleyen dönemde, bu tür taktiklerin doğadaki rolünü daha net ortaya koyması bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/karincalarin-kokusunu-tak-350_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290176</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/evinizi-demode-gosteren-5-tasarim-hatasi-uzmanlar-ozellikle-bu-detaylara-dikkat-cekti-290176</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Evinizi demode gösteren 5 tasarım hatası! Uzmanlar özellikle bu detaylara dikkat çekti]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Tasarımcılar ve iç mimarlar, ev sahiplerini yakından ilgilendiren önemli bir uyarıda bulundu. Evinizi hızla eski ve modası geçmiş gösteren 5 inşaatçı kalitesi özelliği açıklandı. Doğru seçimlerle evinizin değerini korumak ve modern görünümünü uzun yıllar sürdürebilmek mümkün.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Evinizi demode gösteren 5 tasarım hatası! Uzmanlar özellikle bu detaylara dikkat çekti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ev sahiplerini ve evini yenilemeyi planlayanları yakından ilgilendiren bir uyarı geldi. Alanında uzman tasarımcılar ve iç mimarlar, evleri hızla eski ve bakımsız gösteren 5 temel inşaatçı kalitesi özelliği belirledi. Bu detaylar, yalnızca malzeme ve işçilik açısından değil, evin genel değerini ve estetik görünümünü de önemli ölçüde etkiliyor. Uzmanlar, evini satmayı düşünenlerin veya yeni bir ev inşa edenlerin bu hatalardan uzak durmasının, hem maddi hem de görsel açıdan büyük avantaj sağlayacağını vurguluyor.</p><h3>Rubin Esmeralda: 'Küçük ve karmaşık fayanslar evinizi hızla eski gösteriyor'</h3><p>Alanında tanınan mimari tasarımcı ve genel müteahhit Rubin Esmeralda, özellikle mutfak ve banyolarda kullanılan küçük, karmaşık desenli fayansların evin yaşını olduğundan daha fazla gösterdiğini belirtiyor. Esmeralda'ya göre, inşaatçıların sıklıkla tercih ettiği küçük cam mozaikler, karmaşık arka paneller ve eski moda bej ya da krem tonlarındaki 30x30 cm fayanslar, bir evin ne zaman yenilendiğini kolayca ele veriyor. Bu tür fayanslar, kısa sürede modası geçerek evinize demode bir hava katıyor. Esmeralda, zamansız ve klasik bir görünüm için doğal taş, nötr renkli porselen, sade metro fayansları veya büyük formatlı, az desenli fayansların tercih edilmesini öneriyor. Bu seçimler, hem zamana karşı dayanıklı hem de evin değerini uzun vadede koruyan anahtar kelime olan 'inşaatçı kalitesi' hatalarından kaçınmanın en etkili yolu olarak öne çıkıyor.</p><h3>Warner: 'Her odada aynı aydınlatma evinizi sıradanlaştırıyor'</h3><p>İç mimarlık alanında uzman isimlerden Warner, evin farklı bölümlerinde aynı aydınlatma armatürlerinin kullanılmasının, iç mekanlara monoton bir hava kattığını ve evin hızla eski görünmesine yol açtığını ifade ediyor. Warner, birçok inşaatçının tüm odalarda tek bir aydınlatma ailesini tercih ettiğini, bunun da evin karakterini zayıflattığını söylüyor. Örneğin, yemek odasında sekiz ışıklı bir avize, mutfakta üç ışıklı bir model ve banyoda makyaj versiyonu kullanıldığında, evin tümünde bir 'kopyala-yapıştır' algısı oluşuyor. Uzmanlar, her alanın kendi fonksiyonuna ve tarzına uygun farklı aydınlatma seçeneklerinin seçilmesini öneriyor. Bu sayede, evin her köşesinde özgünlük ve modernlik sağlanırken, 'inşaatçı kalitesi' algısı da ortadan kalkıyor.</p><h3>Tek renk boya seçimi evin değerini düşürüyor</h3><p>Warner'ın dikkat çektiği bir diğer nokta ise evin tamamında tek bir boya renginin kullanılması. İnşaatçıların genellikle zamansız olacağını düşündükleri tek renk boyalar, aslında çoğu zaman modası geçmiş bir görüntüye neden oluyor. Warner, farklı odalarda iki veya üç tamamlayıcı renk kullanımının, evin hem daha modern hem de kişiselleştirilmiş görünmesini sağladığını belirtiyor. Tek tip boya, evin içindeki detayları ve mimari özellikleri gölgede bırakırken, renk çeşitliliği mekana derinlik ve hareket katıyor. Uzmanlara göre, bu yaklaşım sayesinde 'inşaatçı kalitesi' tuzağına düşmeden, evinize özgünlük kazandırmak mümkün.</p><h3>Robyn Thomas: 'Fırçalanmış nikel donanımlar evinizi onlarca yıl geriye götürebilir'</h3><p>Robyn Studios Mimarlık &amp; İç Mekanlar'ın kurucusu, lisanslı mimar Robyn Thomas, fırçalanmış nikel donanımların ve aksesuarların evin genelinde yoğun şekilde kullanılmasının, hemen herkesin gözünde 'inşaatçı kalitesi' izlenimi yarattığını vurguluyor. Thomas, bu tür donanımların ve özellikle kıvrımlı çekmece/dolap kollarının, evin atmosferini 1990'lara ya da en iyi ihtimalle 2000'lerin başına taşıdığını ifade ediyor. Thomas, donanım seçimlerinde krom veya mat siyah gibi zamansız kaplamaların tercih edilmesini öneriyor. Bu tür kaplamalar, evde özenli bir tasarım anlayışının hakim olduğunu gösterirken, klasik ve modern çizgileri bir araya getirerek evin değerini artırıyor. 'İnşaatçı kalitesi' detaylarının yerine, özenle seçilmiş donanımlar evin genel havasını bir anda değiştirebiliyor.</p><h3>Kapı panellerinde klasik seçimler evin ömrünü uzatıyor</h3><p>Evde en çok göz önünde olan detaylardan biri de kapı panelleri. Robyn Thomas, tipik beş panelli kapıların onlarca yıldır inşaatçıların standart tercihi olduğunu ve bu kapıların evin yaşını olduğundan daha eski gösterdiğini belirtiyor. Özellikle dört dikey ve bir yatay dikdörtgenden oluşan klasik beş panelli kapılar, yeni yapılan bir evde bile eski bir görüntü yaratabiliyor. Thomas, bunun yerine iki veya beş yatay panelli kapıların tercih edilmesini öneriyor. Bu alternatifler, hem zamansız bir şıklık sunuyor hem de 'inşaatçı kalitesi' izlenimini ortadan kaldırıyor. Kapı seçiminde yapılan küçük bir değişiklik bile, evin genel atmosferine ve değerine büyük katkı sağlayabiliyor.</p><p>Sonuç olarak, tasarımcılar ve iç mimarlar, ev sahiplerinin 'inşaatçı kalitesi' olarak bilinen ve evleri hızla eski gösteren bu 5 temel hatadan kaçınmasını öneriyor. Doğru malzeme ve tasarım tercihleriyle, evinizi hem zamana karşı dayanıklı hem de estetik açıdan güncel tutmak mümkün. Seçimlerinizi yaparken, uzun vadeli değer ve görsel bütünlüğü ön planda tutmanız, evinizin hem bugünkü hem de gelecekteki değerini korumanın anahtarı olacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/evinizi-demode-gosteren-5-851_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290175</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/gullunun-olumunde-yeni-goruntu-sultan-savcilikta-o-ani-boyle-canlandirdi-290175</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Güllü'nün ölümünde yeni görüntü: Sultan, savcılıkta o anı böyle canlandırdı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA["Güllü" olarak tanınan sanatçı Gül Tut'un geçen yıl Yalova'nın Çınarcık ilçesindeki evinin penceresinden düşerek yaşamını yitirmesine ilişkin soruşturmada yeni bir görüntü ortaya çıktı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Güllü'nün ölümünde yeni görüntü: Sultan, savcılıkta o anı böyle canlandırdı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Olay sırasında evde bulunan Sultan Nur Ulu'nun, Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifade sırasında Gül Tut'un pencereden nasıl atıldığını hareketleriyle canlandırdığı görüntüler dava dosyasına girdi. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/aw78072101-03092026cd3b31e3.jpg"/><p>Ulu'nun canlandırmada, Tuğyan Ülkem Gülter'in annesine arkadan nasıl yaklaştığını, kalça alt kısmından nasıl kavradığını ve pencereden aşağıya attığını öne sürdüğü hareketleri gösterdiği görüldü.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/c6191a7fcdd74e289af1-030920269ac84ebf.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>26 Eylül 2025 tarihinde Çınarcık ilçesi Harmanlar Mahallesi Vali Akı Caddesi'ndeki apartmanın 5. katındaki kapalı terasta Güllü, kızı ve arkadaşıyla eğlendiği sırada pencereden düşerek hayatını kaybetti. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/aw78072102-030920268d7c0c77.jpg"/><p><b>"Güllü" adıyla tanınan ünlü sanatçı Gül Tut'un ölümüyle ilgili Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma kapsamında kızı Tuğyan Ülkem Gülter tutuklanmıştı. </b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/aw78072103-030920260d78ffa6.jpg"/><p>Soruşturmayla ilgili yeni bir görüntü ortaya çıktı. Olay sırasında evde bulunan Nur Sultan Ulu, Güllü'nün nasıl atıldığını hareketleriyle gösterdi. İddianamede Sultan Nur Ulu'nun soruşturmanın ilerleyen aşamasında verdiği ifadeye geniş yer verildi. Ulu, olay sırasında Gül Tut'un pencerenin önünde yüzü dışarıya dönük şekilde bulunduğunu, Tuğyan Ülkem Gülter'in ise annesine yaklaştığını söyledi. Sultan Nur Ulu, Tuğyan'ın Gül Tut'un arkasına geçtiğini, "kalçasının altından bacaklarına doğru sarılarak hafif kendisine, hafif yukarıya doğru çektiğini" gördüğünü ve ardından Gül Tut'un pencereden aşağıya atıldığını öne sürdü.</p><p>Ulu'nun savcılıkta verdiği ifade sırasında söz konusu hareketleri yeniden gösterdiği ve canlandırmanın kayıt altına alındığı belirtildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/gullunun-olumunde-yeni-go-359_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290174</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/tatilde-dis-agrisi-basladiysa-bunlari-yapmayin-290174</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Tatilde diş ağrısı başladıysa bunları yapmayın!]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Tatil sırasında diş ağrısı yaşayanlar için diş hekimi terapisti İrina Borskaya, yanlış uygulamalardan kaçınılması gerektiğini vurguladı. Borskaya, ağrının şiddetine göre izlenmesi gereken adımları ve ağrıyı hafifletmek için yapılabilecek güvenli yöntemleri tek tek açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Tatilde diş ağrısı başladıysa bunları yapmayın!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tatil döneminde diş ağrısı yaşayanlar için diş hekimi terapisti İrina Borskaya, doğru müdahalenin hayati önem taşıdığını belirtti. Özellikle tatilde diş hekimine ulaşmak zorlaştığında, ağrıyı hafifletmek için bilinçsizce yapılan uygulamaların diş sağlığını ciddi şekilde tehdit edebileceğine dikkat çekti. Borskaya, ağrılı bölgeye aspirin veya benzeri ağrı kesici tabletlerin doğrudan uygulanmasının kimyasal yanık riskini artırdığını ve kesinlikle önerilmediğini ifade etti. Ayrıca, dişin içini keskin nesnelerle temizlemeye çalışmak, ağrılı bölgeyi yoğun şekilde fırçalamak ya da diş ipiyle zorlamak gibi müdahalelerin de diş ve diş eti dokusuna zarar verebileceğini vurguladı.</p><h3>Diş hekimi Borskaya: 'Ağrılı bölgeye yanlış müdahale etmeyin'</h3><p>Borskaya, uzman önerisi olmadan antibiyotik kullanımından da kesinlikle kaçınılması gerektiğinin altını çizdi. Tatilde diş ağrısı başladığında ilk olarak ağız antiseptiği olan klorheksidin veya miramistin ile nazikçe çalkalanmasını tavsiye etti. Dişler arasında yiyecek sıkıştıysa, dikkatlice diş ipiyle çıkarılabileceğini, ancak bu işlemin de hassasiyetle yapılması gerektiğini söyledi. Şiddetli ağrı durumunda, prospektüsüne uygun şekilde reçetesiz bir ağrı kesici alınabileceğini belirtti. Eğer yanakta şişlik oluşursa, dışarıdan soğuk kompres uygulamanın faydalı olabileceğini ekledi. Dolgu düşmesi halinde ise eczaneden temin edilen özel malzemelerle geçici bir çözüm sağlanabileceğine işaret etti.</p><h3>Tatilde diş ağrısı kontrol altına alınabilir mi?</h3><p>Borskaya, ağrının orta seviyede kaldığı ve normal ağrı kesicilerle kısmen hafiflediği durumlarda, diş hekimine başvurunun tatil dönüşüne ertelenebileceğini belirtti. Ancak, şişlikte artış, ateş, halsizlik, ağız açmada, yutkunmada veya nefes almada güçlük gibi ciddi belirtiler ortaya çıkarsa, vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini vurguladı. Tatilde diş ağrısı yaşayanların, yanlış uygulamalardan uzak durarak, önerilen adımları takip etmeleri halinde diş sağlığını koruyabileceklerini belirten Borskaya, bilinçsiz müdahalelerin uzun vadede ciddi sorunlara yol açabileceği konusunda uyardı.</p><p>Tatil sırasında diş ağrısı ile karşılaşanların, diş hekimi tavsiyelerine uyarak hem ağrıyı hafifletebilecekleri hem de olası komplikasyonların önüne geçebilecekleri belirtildi. Uzmanlar, ağız ve diş sağlığını korumak için bilinçli hareket etmenin önemine dikkat çekiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/tatilde-dis-agrisi-baslad-426_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290173</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bolu-belediyesinde-34-milyon-liralik-cop-araci-sorusturmasi-7-supheli-adliyede-290173</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bolu Belediyesi'nde 34 milyon liralık çöp aracı soruşturması! 7 şüpheli adliyede]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Bolu Belediyesine yönelik soruşturmada, çalışmayan çöp toplama araçlarının çalışmış gibi gösterilerek yüklenici firmaya 34 milyon liranın üzerinde haksız ödeme yapıldığı iddiasıyla gözaltına alınan 22 şüpheliden 7'si adliyeye gönderildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bolu Belediyesi'nde 34 milyon liralık çöp aracı soruşturması! 7 şüpheli adliyede]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Bolu Belediyesine yönelik yürütülen soruşturmada, çöp toplama işini yürüten yüklenici firmaya yönelik incelemelerde usulsüzlük tespit edildi. Bazı çöp toplama araçlarının çalışmadıkları günlerde dahi çalışmış gibi evrak düzenlenerek yüklenici firmaya toplam 34 milyon 288 bin 376 TL fazla ve yersiz ödeme yapıldığı belirlendi. Yürütülen soruşturma çerçevesinde, aralarında halihazırda tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile Belediye Başkan Yardımcısı Gülden Özaydın'ın da yer aldığı belediye yöneticileri, personeli ve şirket yetkililerinden oluşan toplam 23 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/aw77875903-03092026d599329b.jpg"/><p><b>7 İLDE EŞ ZAMANLI OPERASYON</b></p><p>Kararın ardından harekete geçen jandarma ekipleri, 7 farklı ilde 1 Eylül Salı günü eş zamanlı operasyon düzenledi. Gerçekleştirilen operasyonlarda, tutuklu bulunan Özcan dışındaki 22 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Şüpheliler, ifadeleri alınmak üzere il ve ilçe jandarma komutanlıklarına götürüldü. Jandarma komutanlığında işlemleri tamamlanan belediye muayene ve kabul komisyonu üyeleri Ö.Y., T.Y. ve E.G., Temizlik İşleri Müdürlüğü personeli E.Ö.Ö., Mali Hizmetler Müdürlüğü personeli H.C., İhale ve Satın Alma Birim Sorumlusu E.Ö. ile Çevre Mühendisi S.E. geniş güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi.</p><p>Şüphelilerin adliyedeki sorgularının sürdüğü öğrenildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/bolu-belediyesinde-34-mil-160_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290172</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/putinden-savasi-bitirecek-mesaj-ukrayna-ile-anlasmak-icin-hala-sans-var-290172</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Putin'den savaşı bitirecek mesaj: Ukrayna ile anlaşmak için hala şans var]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesi ile Ukrayna'nın aralarında anlaşmaya varması gerektiğini ve bunun için şans bulunduğunu belirterek, "Nihayetinde sorun, çatışma tarafları arasında çözülmeli." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Putin'den savaşı bitirecek mesaj: Ukrayna ile anlaşmak için hala şans var]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Putin, Vladivostok kentinde düzenlenen 11. Doğu Ekonomi Forumu&#39;nun genel oturumuna katıldı.</p><p>Oturumda, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto&#39;nun yanı sıra Moğolistan Başbakanı Nyam-Osoryn Uchral, Myanmar Devlet Başkanı Yardımcısı Nyo Saw, Çin Başbakan Yardımcısı Ding Şüeşiang da yer aldı.</p><p>Forumda konuşan Putin, ABD&#39;nin, Ukrayna krizinin çözülmesinin ardından Rusya ile ilişkilere odaklanacağına dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p><p>&quot;Rusya ve Ukrayna'nın kendi aralarında anlaşmaya varması gerekiyor. ABD ve Çin dahil diğer ülkeler ise bu süreci desteklemeye hazır. Nihayetinde sorun, çatışmanın tarafları arasında çözülmeli. Bunlar da Rusya ve Ukrayna'dır. Bunun doğru bir yaklaşım olduğuna inanıyoruz. Meselenin çözümüne katkı sağlamaya çalışan herkese teşekkür ediyoruz. Peki, çözüm için bir şans var mı? Bence var.&quot;</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/putinreu2067262-04082026f5d418da.jpg"/><p>Putin, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy&#39;nin Rus sivil havacılığına yönelik tehditte bulunduğuna işaret ederek, &quot;Bu, devlet terörünün tezahürü. Bu, barış görüşmelerinin yürütülmesi imkanlarını zorlaştırıyor. Buna sessiz kalan Ukrayna'nın Batılı müttefikleri, uluslararası terörizmin suç ortakları oluyor.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p><p>ABD tarafıyla temasların sürdüğünü dile getiren Putin, &quot;Bu temasların süreceğini umuyorum. ABD ile tam formatlı ilişkilerin yeniden tesis edilmesinden yanayız ancak bu, sadece bize değil, Amerikan tarafına da bağlı. Trump, bu konuda ilgili. Bunun olumlu sonuçlara yol açacağını umuyorum.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Vladimir Putin, Ukrayna tarafıyla da istihbarat servisleri üzerinden temasların sürdürüldüğünü kaydetti.</p><p><b>- "SEFERBERLİK GEREKTİRECEK HERHANGİ BİR SENARYO SÖZ KONUSU DEĞİL"</b></p><p>Ukrayna ordusunun, Rusya&#39;daki sivil altyapıya yönelik saldırılar düzenlediğini dile getiren Putin, buna karşılık verdiklerini belirterek, &quot;Bu, Pandora&#39;nın kutusunu açanlar açısından oldukça önemli bir sonuç ortaya çıkardı.&quot; dedi.</p><p>Ülkesinde vurulan petrol rafinerilerinin onarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bilgisini paylaşan Putin, onarım çalışmalarının yüzde 10'luk kısmının kaldığını kaydetti.</p><p>Putin, Rusya&#39;daki yakıt sorunuyla ilgili ise &quot;Her şeye hazır olmalıyız.&quot; ifadesini kullandı.</p><p>Rusya&#39;da yeni bir seferberlik dalgası başlatılacağı yönündeki iddiaları yalanlayan Putin, bunun Rus parlamentosunun alt kanadı Devlet Duması milletvekili seçimleri öncesi &quot;bilgi saldırısı&quot; olduğunu vurguladı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/31/putinreutere2230621-3108202677d540c4.jpg"/><p>Putin, &quot;Seferberlik gerektirecek herhangi bir senaryo söz konusu değil. Askeri personel sayımız açısından herhangi bir sıkıntımız yok.&quot; şeklinde konuştu.</p><p>Almanya'nın Leipzig-Halle Havalimanı&#39;nda patlayıcı yüklü İHA bulunduğu gerekçesiyle Rusya'nın Bonn Başkonsolosluğunu kapatma kararı aldığını anımsatan Putin, &quot;Almanya, fobileri nedeniyle Rus ve Alman vatandaşlarını, konsolosluk ve kültür hizmetlerine erişimden mahrum bıraktı. Berlin Büyükelçiliğimiz, vize, pasaport ve noter işlemleri konusunda görev üstlenecek.&quot; dedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/putinden-savasi-bitirecek-442_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290171</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/bakan-uraloglu-gokyuzunde-kurdugumuz-koprulerle-turkiyeyi-kuresel-bir-havacilik-merkezi-ha-290171</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Uraloğlu: Gökyüzünde kurduğumuz köprülerle Türkiye'yi küresel bir havacılık merkezi haline getirdik]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Gökyüzünde kurduğumuz köprülerle Türkiye'yi küresel bir havacılık merkezi haline getirdik." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Uraloğlu: Gökyüzünde kurduğumuz köprülerle Türkiye'yi küresel bir havacılık merkezi haline getirdik]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Samsun Çarşamba Uluslararası Havalimanı Yeni İç ve Dış Hat Binaları Temel Atma Töreni'nde yaptığı konuşmada, Samsun'un, Anadolu'nun kuzeye açılan Karadeniz'deki önemli kapılarından biri olduğunu söyledi.</p><p>Samsun'a 3 müjdeyle geldiklerini belirten Uraloğlu, "İlk olarak burada Çarşamba Havalimanı'mızın kapasitesini 3 milyon yolcuya çıkaracak Yeni İç ve Dış Hatlar Terminal Binası'nın temelini atıyoruz. Buradan ayrıldıktan sonra yeni tramvay setlerimizi hizmete alacağız. Üçüncü müjdemiz ise kent içi ulaşıma yeni bir soluk katacak Samsun Şehir Hastanesi Tramvay Hattı'nın yapım çalışmalarını başlatmamız olacak. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde 'Durmak yok, yola devam' anlayışıyla Samsun'umuza hizmet fırtınamıza hız kesmeden devam ediyoruz. Biz laf üretenlerden değil, eser üretenlerdeniz. Biz vaatte kalanlardan değil, sözünü icraata dönüştürenlerdeniz. Onlar konuşur, AK Parti yapar." diye konuştu.</p><p>Bakan Uraloğlu, Türkiye'nin Avrupa, Asya ve Afrika olmak üzere üç kıtanın ortasında kilit bir konumu bulunduğunu vurgulayarak, "Türkiye, gelişmiş pazarlarla gelişmekte olan pazarlar arasındaki uçuş rotaları üzerinde yer alıyor. 4 saatlik uçuş süresiyle 1,5 milyar insanın yaşadığı 67 ülkenin merkezinde avantajlı ve muhteşem bir lokasyona sahibiz. Bu gerçekten hareketle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Dünyada ulaşamadığımız hiçbir nokta kalmayacak' vizyonuyla ülkemizi, dünyanın en geniş uçuş ağına sahip ülkelerinden birine dönüştürdük." ifadesini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/42375929.jpg"/><p>Türkiye'de havalimanı sayısının 58'e çıkarıldığını hatırlatan Bakan Uraloğlu, şöyle devam etti:</p><p>"2002 yılında 26 olan aktif havalimanı sayımızı, pasif durumdaki 16 havalimanımızı yenileyerek ve 16 yeni havalimanı inşa ederek 58'e çıkardık. Her sene ortalama 1,4 havalimanını hizmete açtık. Gökyüzünde kurduğumuz köprülerle Türkiye'yi küresel bir havacılık merkezi haline getirdik. 2002'de iç ve dış hatlarda seyahat eden yaklaşık 34,5 milyon olan yolcu sayımızı 2025'te Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırarak 247 milyon yolcuya yükselttik. Avrupa'da 3'üncü, dünyada 7'nci sıraya yükseldik."</p><p>Çarşamba Havalimanı'nın hava yolu ulaşım talebi ve yolcu trafiğinin önemli ölçüde arttığına işaret eden Bakan Uraloğlu, şunları kaydetti:</p><p>"2002 yılında Samsun'da hava yolunu kullanan yolcu sayısı yaklaşık 175 bindi. Geçtiğimiz yıl ise havalimanımızda yolcu sayısında 9 kattan fazla bir artışla 1 milyon 640 bin yolcuya ve 17 bin 169 uçak trafiğine hizmet sunduk. Yaptığımız projeksiyonlarda 2050 yılında Samsun'daki yolcu ve uçak trafiğinin mevcut seviyenin iki katına kadar ulaşacağını hesapladık. Bu kapsamda Samsun Çarşamba Havalimanı'mızı bağımsızlığımızın simge şehrine yakışır bir vizyonla büyütme, sunacağı hizmetlerde daha kaliteli, konforlu ve modern bir dönem başlatma kararı aldık. Samsun'un gökyüzüne açılan kapısını daha geniş, daha modern, daha konforlu hale getiriyoruz."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/42375923.jpg"/><p><b>YENİ TERMİNALLE YILLIK YOLCU KAPASİTESİ 2 MİLYONDAN 3 MİLYONA ÇIKARILACAK</b></p><p>Samsun'a sıfırdan 29 bin 120 metrekarelik yeni iç ve dış hatlar terminal binası kazandıracaklarını söyleyen Uraloğlu, "Yeni terminalimizle birlikte havalimanımızın yıllık yolcu kapasitesini 2 milyondan 3 milyona çıkaracağız. Hem iç hat hem dış hat yolcularımız daha ferah, daha hızlı ve daha konforlu bir seyahat deneyimi yaşayacak. Samsun'umuzun hava ulaşımı, turizmi, ticareti ve lojistik potansiyeli yepyeni bir ivme kazanacaktır. Bu eserimiz, tarımın, sanayinin ve turizmin Samsun'dan dünyaya daha hızlı ulaşmasını sağlayacak, gençlerimizin hayallerine giden yolu kısaltacak, Samsun'un eşsiz</p><p>güzelliklerini daha fazla misafirle buluşturacaktır. Yeni terminal binamız, Samsun'un gökyüzüne açılan kapısını büyütüp dünyaya daha güçlü bağlarken, Türkiye Yüzyılı'na yakışır daha güçlü bir Samsun'u da ortaya çıkaracaktır." ifadelerini kullandı.</p><p>Konuşmasının ardından Bakan Uraloğlu, yeni terminal binasının temelini attı.</p><p>Temel atma törenine, Samsun Valisi Orhan Tavlı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş, AK Parti Samsun Milletvekilleri Çiğdem Karaaslan, Yusuf Ziya Yılmaz, Ersan Aksu, Orhan Kırcalı, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili İlyas Topsakal, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, DHMİ Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Fatih Çakmak, kamu kurum ve kuruluşlarının üst düzey temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/bakan-uraloglu-gokyuzunde-533_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290170</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/bilim-insanlarindan-uyku-uyarisi-ideal-sure-8-saatten-daha-kisa-olabilir-290170</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim insanlarından uyku uyarısı! İdeal süre 8 saatten daha kısa olabilir]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, ideal uyku süresi konusunda uzun süredir kabul gören 8 saat kuralının herkes için geçerli olmadığını açıkladı. Brain Medicine ve Nature dergilerinde yayımlanan araştırmalar, sanayi öncesi toplumlar ve modern bireyler arasında önemli farklılıklar bulunduğunu ortaya koydu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim insanlarından uyku uyarısı! İdeal süre 8 saatten daha kısa olabilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, uyku süresiyle ilgili yaygın olarak bilinen 8 saat kuralının aslında tüm bireyler için geçerli olmadığını belirtti. Brain Medicine dergisinde yayımlanan yeni bir inceleme, uyku ihtiyacının kişiden kişiye değiştiğini gösterdi. Araştırmacılar, sanayi öncesi toplumların uyku alışkanlıklarını ve modern bireylerdeki sağlık göstergeleriyle uyku süresi arasındaki bağlantıyı inceledi. Çalışmalar, ideal uyku süresinin 8 saatten daha kısa olabileceğine işaret etti.</p><h3>Brain Medicine araştırması: Sanayi öncesi toplumlarda uyku süresi daha kısa</h3><p>2015 yılında Tanzanya, Namibya ve Bolivya'daki topluluklarda yürütülen araştırmalarda, katılımcıların gece ortalama 5,7 ila 7,1 saat uyuduğu tespit edildi. Bu topluluklarda, kaybedilen uyku gündüz uykularıyla sistematik olarak telafi edilmedi. Daha yakın tarihli analizler ise sanayi öncesi toplumlarda ortalama uyku süresinin 6,4 saat civarında olduğunu ortaya koydu. Bilim insanları, uyku süresiyle ilgili genel kabullerin sanayi sonrası yaşam tarzı ile şekillendiğini ve doğal uyku alışkanlıklarının bundan farklı olduğunu vurguladı.</p><h3>UK Biobank verileri: 6,4-7,8 saat arası uyku biyolojik yaşlanmayı etkiliyor</h3><p>2026 yılında Nature dergisinde yayımlanan bir araştırma, UK Biobank'tan 37 ila 84 yaş arasındaki bireylerin verilerini analiz etti. Sonuçlar, 6,4 ila 7,8 saat arasında uyuyan kişilerin biyolojik yaşlanma göstergelerinin daha iyi olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, uyku süresinin cinsiyet ve organ bazında farklı etkiler gösterebileceğini belirtti. Hem çok kısa hem de çok uzun süreli uykunun olumsuz sağlık sonuçlarıyla bağlantılı olduğu tespit edildi. Bu bulgular, ideal uyku süresiyle ilgili genel yargıların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor.</p><p>Bilim insanları, uyku süresi konusunda bireysel farklılıkların göz önünde bulundurulması gerektiğini ve sağlıklı bir yaşam için kişiye uygun uyku alışkanlıklarının geliştirilmesinin önemli olduğunu vurguladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/bilim-insanlarindan-uyku--878_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290169</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/ferritin-yuzu-olarak-adlandiriliyor-solgunluk-ve-agiz-kenarindaki-catlaklar-ne-anlama-geliyor-290169</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[“Ferritin yüzü” olarak adlandırılıyor! Solgunluk ve ağız kenarındaki çatlaklar ne anlama geliyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Ferritin yüzü terimi sosyal medyada hızla yayılırken, Dr. Katherine Basford demir eksikliğinin yalnızca dış görünüşle anlaşılamayacağını vurguladı. Uzmanlar, belirtilerin başka hastalıklarla da ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[“Ferritin yüzü” olarak adlandırılıyor! Solgunluk ve ağız kenarındaki çatlaklar ne anlama geliyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ferritin yüzü olarak adlandırılan dış görünüş değişiklikleri, son dönemde sosyal medyada geniş yankı buldu. Dr. Katherine Basford, demir eksikliğiyle bağlantılı olabilecek bu belirtilerin toplumda merak konusu olduğunu belirtti. Özellikle demir depolarının azalmasıyla birlikte ortaya çıkan solgunluk, saç dökülmesi ve ağız kenarlarında oluşan çatlaklar, ferritin yüzü terimiyle anılmaya başladı. Ancak Dr. Basford, bu değişikliklerin tek başına tanı koymak için yeterli olmadığını ve mutlaka tıbbi değerlendirme gerektiğini söyledi.</p><h3>Dr. Basford: Ferritin yüzü tek başına tanı koydurmaz</h3><p>Dr. Basford, demir eksikliğinin vücutta çeşitli şikayetlere yol açabileceğini ifade etti. Yorgunluk, nefes darlığı, çarpıntı, baş ağrısı, tırnaklarda şekil bozuklukları, kaşıntı ve kulak çınlaması gibi belirtilerin ferritin yüzüyle birlikte görülebileceğini aktardı. Fakat bu şikayetler sadece demir eksikliğine özgü değil. Aynı zamanda diğer anemi türleri, hipotiroidizm, kronik böbrek hastalıkları veya uyku apnesi gibi sağlık sorunlarında da benzer bulgular ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle, yalnızca dış görünüşe bakarak demir eksikliği teşhisi koymak yanıltıcı olabilir.</p><h3>Uzmanlardan kan testi ve doktora başvuru çağrısı</h3><p>Dr. Basford, demir eksikliği şüphesi olan kişilerin mutlaka bir doktora başvurmasını önerdi. Ferritin yüzü gibi dış belirtiler fark edildiğinde, kesin teşhis için kan testi yapılmasının şart olduğunun altını çizdi. Sosyal medyada yayılan ferritin yüzü terimine rağmen, uzmanlar kişilerin kendi kendine tanı koymasından kaçınmasını ve profesyonel sağlık desteği almasını tavsiye ediyor. Sonuç olarak, demir eksikliği ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğinden, doğru teşhis ve tedavi için uzman görüşü büyük önem taşıyor.</p><p>Ferritin yüzü ve demir eksikliği ile ilgili artan farkındalık, toplumda erken teşhisin önemini bir kez daha ortaya koydu. Uzmanlar, sağlık sorunlarının sosyal medya üzerinden değil, tıbbi yollarla değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/ferritin-yuzu-olarak-adla-560_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290168</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/merkez-bankasi-rezervleri-1882-milyar-dolar-oldu-290168</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:29:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Merkez Bankası rezervleri 188,2 milyar dolar oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) toplam rezervleri, 28 Ağustos haftasında bir önceki haftaya göre 252 milyon dolar azalışla 188 milyar 198 milyon dolar oldu. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Merkez Bankası rezervleri 188,2 milyar dolar oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası TCMB, haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p><p>Buna göre, 28 Ağustos itibarıyla Merkez Bankasının brüt döviz rezervleri 3 milyar 119 milyon dolar azalarak 71 milyar 109 milyon dolara indi. Brüt döviz rezervleri, 21 Ağustos'ta 74 milyar 228 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.</p><p>Bu dönemde altın rezervleri ise 2 milyar 868 milyon dolar artışla 114 milyar 221 milyon dolardan 117 milyar 89 milyon dolara çıktı.</p><p>Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri, 28 Ağustos haftasında bir önceki haftaya göre 252 milyon dolar azalarak 188 milyar 450 milyon dolardan 188 milyar 198 milyon dolara geriledi.</p><p><b>TCMB rezervleri Ocak 2024'ten bu yana şöyle (milyon dolar):</b></p><table><tbody><tr><td><b>Tarih</b></td><td><b>Altın Rezervleri</b></td><td><b>Brüt Döviz Rezervleri</b></td><td><b>Toplam Rezervler</b></td></tr><tr><td>26.01.2024</td><td>48.007</td><td>89.154</td><td>137.161</td></tr><tr><td>23.02.2024</td><td>49.271</td><td>82.479</td><td>131.750</td></tr><tr><td>29.03.2024</td><td>54.378</td><td>68.748</td><td>123.126</td></tr><tr><td>26.04.2024</td><td>59.113</td><td>64.967</td><td>124.080</td></tr><tr><td>31.05.2024</td><td>59.740</td><td>83.909</td><td>143.648</td></tr><tr><td>28.06.2024</td><td>58.077</td><td>84.833</td><td>142.910</td></tr><tr><td>19.07.2024</td><td>59.214</td><td>94.695</td><td>153.910</td></tr><tr><td>29.08.2024</td><td>60.043</td><td>89.329</td><td>149.373</td></tr><tr><td>27.09.2024</td><td>63.566</td><td>93.824</td><td>157.390</td></tr><tr><td>25.10.2024</td><td>65.894</td><td>93.504</td><td>159.398</td></tr><tr><td>1.11.2024</td><td>66.614</td><td>93.005</td><td>159.619</td></tr><tr><td>13.12.2024</td><td>65.307</td><td>98.175</td><td>163.482</td></tr><tr><td>24.01.2025</td><td>68.232</td><td>99.328</td><td>167.560</td></tr><tr><td>14.02.2025</td><td>72.475</td><td>100.677</td><td>173.152</td></tr><tr><td>21.03.2025</td><td>74.785</td><td>88.328</td><td>163.114</td></tr><tr><td>04.04.2025</td><td>76.422</td><td>77.838</td><td>154.261</td></tr><tr><td>30.05.2025</td><td>83.164</td><td>70.026</td><td>153.190</td></tr><tr><td>13.06.2025</td><td>86.543</td><td>72.744</td><td>159.289</td></tr><tr><td>25.07.2025</td><td>85.223</td><td>86.625</td><td>171.848</td></tr><tr><td>29.08.2025</td><td>87.326</td><td>91.031</td><td>178.357</td></tr><tr><td>05.09.2025</td><td>90.931</td><td>89.176</td><td>180.107</td></tr><tr><td>17.10.2025</td><td>111.169</td><td>87.273</td><td>198.442</td></tr><tr><td>14.11.2025</td><td>107.389</td><td>80.043</td><td>187.432</td></tr><tr><td>26.12.2025</td><td>116.894</td><td>76.978</td><td>193.872</td></tr><tr><td>30.01.2026</td><td>133.753</td><td>84.405</td><td>218.158</td></tr><tr><td>13.02.2026</td><td>132.199</td><td>79.586</td><td>211.784</td></tr><tr><td>27.03.2026</td><td>100.049</td><td>55.290</td><td>155.339</td></tr><tr><td>17.04.2026</td><td>112.647</td><td>61.821</td><td>174.467</td></tr><tr><td>26.05.2026</td><td>105.992</td><td>53.234</td><td>159.226</td></tr><tr><td>26.06.2026</td><td>94.954</td><td>54.251</td><td>149.205</td></tr><tr><td>24.07.2026</td><td>100.210</td><td>62.396</td><td>162.606</td></tr><tr><td>31.07.2026</td><td>100.637</td><td>63.811</td><td>164.448</td></tr><tr><td>07.08.2026</td><td>107.345</td><td>71.022</td><td>178.366</td></tr><tr><td>14.08.2026</td><td>108.335</td><td>75.166</td><td>183.500</td></tr><tr><td>21.08.2026</td><td>114.221</td><td>74.228</td><td>188.450</td></tr><tr><td>28.08.2026</td><td>117.089</td><td>71.109</td><td>188.198</td></tr></tbody></table>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/merkez-bankasi-rezervleri-613_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290167</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/omuzlarinizin-arasindaki-agrinin-nedeni-sanilandan-farkli-olabilir-290167</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Omuzlarınızın arasındaki ağrının nedeni sanılandan farklı olabilir]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Omuzlar arasında hissedilen ağrının çoğu zaman kas gerilmesinden kaynaklandığını belirten nörolog Rustam Bagautdinov, yanlış yastık seçimi ve hareketsiz yaşam tarzının da bu sorunu tetiklediğine dikkat çekti. Omuz ağrısı yaşayanların mutlaka detaylı muayene olması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Omuzlarınızın arasındaki ağrının nedeni sanılandan farklı olabilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Omuzlar arasında ortaya çıkan ağrıların büyük kısmının omurgadan değil, kasların aşırı gerilmesinden kaynaklandığı bildirildi. Nörolog ve rehabilitasyon uzmanı Rustam Bagautdinov, özellikle uzun süre bilgisayar ya da direksiyon başında kalanlarda omuz ağrısının yaygınlaştığına dikkat çekti. Omuz ağrısı yaşayanlar için yapılan açıklamada, kasların sürekli yük altında kalmasının tetik noktaları oluşturduğunu ve bu durumun zamanla omuzlar arasında batıcı hissi, sertlik ve boyun ile omuza yayılan ağrılar şeklinde kendini gösterebildiği belirtildi.</p><h3>Bagautdinov: 'Yanlış yastık omuz ağrısı riskini artırıyor'</h3><p>Bagautdinov, omuz ağrısı şikâyetlerinde yanlış yastık kullanımının da önemli rol oynadığını ifade etti. Yastığın yüksek ya da alçak olması, boyun bölgesinin uzun süre yanlış pozisyonda kalmasına yol açarak kaslarda dengesiz yüklenmeye ve omuz kuşağında ağrıya sebep olabiliyor. Uzmanlar, özellikle hareketsiz yaşam tarzı sürdüren kişilerde bu tür sorunların daha sık görüldüğünü vurguluyor. Omuz ağrısı şikâyeti olanların yastık seçimine dikkat etmeleri ve uzun süreli sabit pozisyonlardan kaçınmaları öneriliyor.</p><h3>Omuz ağrısının altında farklı nedenler de olabilir</h3><p>Omuz ağrısı yalnızca kasların aşırı gerilmesiyle sınırlı kalmıyor. Bagautdinov, kaburga sinirlerinin tahrişi, torasik omurgada yaşanan dejeneratif değişiklikler ve omuz eklemi hastalıklarının da benzer şikâyetlere yol açabileceğine dikkat çekti. Ayrıca bazı iç organlara bağlı problemler de omuzlar arasında ağrıya neden olabiliyor. Bu nedenle, omuz ağrısı yaşayanların mutlaka uzman bir hekime danışarak ayrıntılı muayene olması ve ağrının hangi koşullarda ortaya çıktığını, şiddetini ve eşlik eden diğer semptomları detaylı şekilde aktarması büyük önem taşıyor.</p><p>Omuz ağrısı şikâyetlerinin altında yatan nedenlerin doğru belirlenmesi, tedavi sürecinin başarısı açısından kritik görülüyor. Uzmanlar, omuz ağrısını hafife almadan, yaşam tarzı değişiklikleri ve uygun tedavi yöntemleriyle bu sorunun önüne geçilebileceğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/omuzlarinizin-arasindaki--918_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290166</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/yeni-otomobilin-kokusu-neden-tehlikeli-olabilir-bilim-insanlari-havadaki-maddeleri-inceledi-290166</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:23:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yeni otomobilin kokusu neden tehlikeli olabilir? Bilim insanları havadaki maddeleri inceledi]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Kaliforniya Üniversitesi, Riverside'daki bilim insanları yeni araç kokusunun sürücü ve yolcular için ciddi sağlık riskleri taşıdığını açıkladı. Araç içinde kısa süreli yolculuklarda dahi zararlı kimyasallara maruz kalınabileceği vurgulandı. Özellikle camların açık tutulması ve havalandırmanın ihmal edilmemesi gerektiği belirtildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yeni otomobilin kokusu neden tehlikeli olabilir? Bilim insanları havadaki maddeleri inceledi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kaliforniya Üniversitesi, Riverside'da gerçekleştirilen bir araştırma, yeni araç kokusunun sanıldığı kadar masum olmadığını gözler önüne serdi. Bilim insanları, yeni bir otomobilin içinde sadece kısa bir süre geçirmenin bile sürücüler ve yolcular açısından ciddi sağlık riskleri doğurabileceğini açıkladı. Araştırmada, otomobilin iç mekanında kullanılan plastik, lastik ve boyaların üretiminde yer alan kimyasalların havaya karıştığı, bu maddeler arasında özellikle benzen ve formaldehitin öne çıktığı belirtildi. Environmental International dergisinde yayımlanan bulgulara göre, bu zararlı maddelere maruz kalmak için yalnızca 20 dakikalık bir yolculuk yeterli olabiliyor.</p><h3>Bilim insanları: 'Yeni araç kokusu' ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir</h3><p>Uzmanlar, yeni araç kokusu olarak bilinen bu karışımın, otomobilin içindeki plastik ve kumaşlardan yayılan benzen ve formaldehit gibi kimyasallar nedeniyle tehlikeli olduğunu aktardı. Benzenin insan vücudu üzerinde uzun vadede ciddi sonuçlara yol açabileceği, formaldehitin ise solunum yolu hastalıklarına ve bronşiyal astıma sebep olabileceği vurgulandı. Ayrıca, araç içinde bulunan ve zamanla vücutta biriken organofosfatlar ile ftalatların da sağlığa zarar verdiği belirtildi. Bilim insanları, bu maddelerin günlük dozunun aşılması halinde kanser riskinin arttığına dikkat çekiyor.</p><h3>Uzmanlardan otomobil sahiplerine: Camları açık tutun, havalandırmayı ihmal etmeyin</h3><p>Sağlık risklerini en aza indirmek için, yeni otomobil sahiplerine özellikle araç içini sık sık havalandırmaları önerildi. Araştırmada, camların açık tutulması ve aracın havalandırma sisteminin yolculuk öncesinde çalıştırılması gerektiği ifade edildi. Sıcak havalarda araç içindeki zararlı kimyasal seviyelerinin daha da arttığına işaret eden uzmanlar, bu dönemlerde havalandırmanın daha da önemli olduğunu belirtti. Ayrıca, havayı toz ve zararlı maddelerden arındıran karbon filtrelerin kullanılması da tavsiye edildi. Tüm bu önlemler, yeni araç kokusuna maruz kalmanın yaratabileceği sağlık sorunlarını azaltmaya yardımcı olabilir.</p><p>Sonuç olarak, yeni bir otomobilin kokusu çoğu kişi için cazip olsa da, uzmanlar bu kokunun ardında gizlenen kimyasal tehlikelere karşı uyarıyor. Araç sahiplerinin, hem kendi sağlıklarını hem de yolcuların sağlığını korumak için havalandırma alışkanlıklarını ihmal etmemeleri öneriliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/yeni-otomobilin-kokusu-ne-163_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290165</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogandan-yunanistana-sert-cikis-adalari-silahlandirmaktan-vazgecin-290165</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Yunanistan'a sert çıkış: Adaları silahlandırmaktan vazgeçin]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ege adalarının silahlandırılması konusunda Yunanistan'a net bir mesaj verdi. Erdoğan, Türkiye'nin kimsenin toprağında gözü olmadığını vurgularken, uluslararası anlaşmaların ihlal edilmesine karşı sessiz kalmayacaklarını açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Yunanistan'a sert çıkış: Adaları silahlandırmaktan vazgeçin]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ege Denizi'ndeki adaların silahlandırılması nedeniyle Yunanistan'a sert uyarıda bulundu. Erdoğan, Türkiye'nin kimsenin toprağında gözü olmadığını ifade ederek, ancak haklarının çiğnenmesine de izin vermeyeceklerini belirtti. </p><p>Yunanistan'ın uluslararası anlaşmalara aykırı şekilde gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırmaya devam etmesi halinde, Ankara'nın gereğini yapacağını vurguladı. </p><p>Cumhurbaşkanı  Erdoğan, Türkiye'nin her zaman barış ve iyi komşuluk ilişkilerinden yana tavır sergilediğini, fakat bu iyi niyetin çoğu zaman karşılık bulmadığını söyledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/yunanadalar-03092026e067d50b.jpg"/><p><b>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan'ın gayriaskeri statüdeki Ege adalarını silahlandırmaya devam etmesi halinde Türkiye'nin izleyeceği tutuma ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:</b></p><p>"Ne yapalım? Bize düşen nedir? Gereğini yapmak. Yunanistan'la biz iyi komşuluk temelinde yürüyelim diyoruz. Kara parçamızdan, şöyle Kaş'tan Yunanistan'a bir ses versek duyarlar değil mi? Ama biz her konuda samimi olduk. Yapıcı davranan taraf olduk. Fakat çoğu zaman iyi niyetimizin karşılığını göremedik. Bir defa Yunanistan'ın şunu artık anlaması lazım, Türkiye'nin, kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. Uluslararası anlaşmaların hiçe sayılması ve bunların çiğnenmesi kimseye fayda sağlamayacaktır. Türkiye'nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir. Biz bölgemizde barış, güvenlik ve istikrar için çalışmaya devam edeceğiz."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/balksz2-030920268ec68374.jpg"/><p>Bölgede yaşanan bu gelişmeler, <b>Ege adaları </b>üzerindeki gerilimi yeniden gündeme taşıdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajı, Türkiye'nin Ege'deki çıkarlarını ve uluslararası hukuka bağlılığını net bir şekilde ortaya koydu. Ankara, Yunanistan'ın adımlarını yakından izlemeyi sürdürüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/cumhurbaskani-erdogandan--969_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290164</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/bilim-insanlari-biyolojik-hucre-tartiminda-cigir-acti-290164</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim insanları biyolojik hücre tartımında çığır açtı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Biyolojik hücrelerin kütlesini ölçmek, bilim dünyasında uzun süredir merak edilen bir konuydu. Bilim insanları, farklı yöntemlerle bireysel hücrelerin kütlesini tespit ederek hem temel biyoloji hem de tıp alanında önemli ilerlemeler sağladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim insanları biyolojik hücre tartımında çığır açtı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, biyolojik hücrelerin kütlesini doğrudan ölçmek için geliştirdikleri yeni yöntemlerle önemli bir başarıya imza attı. Araştırmalar, bireysel hücrelerin kütlesini belirlemenin hem temel bilimler hem de tıbbi uygulamalar açısından kritik bir adım olduğunu gösteriyor. Özellikle laboratuvar ortamında kullanılan teknikler sayesinde, maya hücrelerinden bakterilere kadar farklı hücre tiplerinin kütlesi yüksek hassasiyetle ölçülebiliyor. Son yıllarda geliştirilen teknolojiler, hücre tartımı konusunda bilim dünyasına yeni bakış açıları kazandırdı.</p><h3>Stokes yasası ve mikrorezonatörlerle hassas hücre tartımı</h3><p>Biyolojik hücre tartımı için kullanılan ilk yöntemlerden biri, Stokes yasasına dayanıyor. Araştırmacılar, bir sıvı içerisinde düşen hücrelerin hızını ve boyutunu kaydederek, ortamın viskozitesiyle birlikte kütle hesabı yapabiliyor. Özellikle maya hücrelerinde uygulanan bu yöntemle, hücrelerin yaklaşık 79 pikogramlık kütlesi tespit edildi. Daha karmaşık yapılı hücreler için ise mikrorezonatör adı verilen cihazlar devreye giriyor. Bu cihazlar, hücre geçerken titreşim frekansındaki değişimi ölçerek, femtogram düzeyinde hassasiyet sunuyor. Böylece, çubuk şeklindeki bakteriler gibi farklı hücre tiplerinin de kütlesi doğru şekilde hesaplanabiliyor.</p><h3>Tomografik parlaklık mikroskobu ile tıp araştırmalarında yeni dönem</h3><p>Biyolojik hücre tartımı alanında en modern yöntemlerden biri de tomografik parlaklık mikroskobu. Bu teknik, sıradan laboratuvar mikroskoplarıyla hücrelerin içinden geçen ışık dalgalarını analiz ederek, kütle, hacim ve yoğunluk gibi verileri detaylı biçimde ortaya koyuyor. 2012 yılından bu yana kullanılan bu yöntem, özellikle kan dolaşımındaki tümör hücrelerinin incelenmesinde büyük önem taşıyor. Araştırmacılar, metastaz süreçlerini ve tedaviye verilen yanıtı daha iyi anlamak için bu teknolojiden yararlanıyor. Biyolojik hücre tartımı, temel bilimsel araştırmalarda ve tıp alanında çığır açan sonuçlar doğuruyor.</p><p>Biyolojik hücre tartımı konusunda geliştirilen hassas yöntemler, bilim insanlarına canlıların yapısını daha derinlemesine inceleme fırsatı sunuyor. Bu ilerlemeler, hem hastalıkların teşhisinde hem de biyolojik süreçlerin anlaşılmasında yeni kapılar açıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/bilim-insanlari-biyolojik-738_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290163</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/akilli-telefona-dalanlar-dikkat-uzun-sureli-kullanim-dis-sagligini-da-etkileyebilir-290163</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Akıllı telefona dalanlar dikkat! Uzun süreli kullanım diş sağlığını da etkileyebilir]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Diş hekimi Z. Kudaev, uzun süre akıllı telefon kullananların ağız sağlığının ciddi biçimde risk altına girdiğini vurguladı. Telefon başında geçirilen zamanın tükürük bezlerinin çalışmasını azalttığını, bunun da çürük oluşumunu hızlandırdığını belirten Kudaev, özellikle atıştırmalık tüketirken dikkatli olunması gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Akıllı telefona dalanlar dikkat! Uzun süreli kullanım diş sağlığını da etkileyebilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diş hekimi Z. Kudaev, akıllı telefon kullanımının ağız sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Kudaev, uzun süre telefona odaklanmanın, ağızda tükürük üretimini azalttığını ve bunun da diş çürükleri için uygun bir ortam oluşturduğunu açıkladı. Özellikle akıllı telefon başında geçirilen zamanın, ağız sağlığı açısından ciddi riskler barındırdığını belirten Kudaev, bu alışkanlığın sadece dişler üzerinde değil, ağız içindeki kemik yapılarında da olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söyledi.</p><h3>Diş hekimi Kudaev: 'Uzun telefon kullanımı çürük riskini artırıyor'</h3><p>Kudaev, dikkat dağınıklığı nedeniyle tükürük bezlerinin daha az çalıştığını ve tükürüğün ağızda doğal bir antiseptik görevi üstlendiğini hatırlattı. Tükürük üretiminin azalması, dişlerin çürüğe karşı savunmasız hale gelmesine yol açıyor. Ayrıca, akıllı telefon kullanırken insanlar çoğu zaman yedikleri gıdalara özen göstermiyor. Yiyeceklerin yeterince çiğnenmeden hızlıca tüketilmesi, sindirimin ilk aşamasını bozuyor ve dişlerin zarar görmesine neden olabiliyor.</p><h3>Kudaev: 'Atıştırmalıklar diş kırıklarına yol açabiliyor'</h3><p>Diş hekimi Kudaev, özellikle atıştırmalık tüketimi sırasında ağız sağlığına dikkat edilmediğinde diş kırıklarının sık yaşandığını vurguladı. Akıllı telefonla ilgilenirken, kişinin ağzına ne koyduğunu fark etmemesi sonucu dişlerde beklenmedik hasarlar oluşabiliyor. Ayrıca, telefona dalarak sırt üstü yatmak ve bu sırada cihazın yüz bölgesine düşmesi, dişler ve kemik yapıları için ciddi travmalara yol açabiliyor. Uzman, bu tür alışkanlıkların ağız sağlığı açısından tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini belirtti.</p><p>Uzmanlar, akıllı telefon kullanım alışkanlıklarının ağız sağlığı üzerindeki etkilerini göz ardı etmemek gerektiğini belirtiyor. Diş ve ağız sağlığını korumak için cihaz kullanım süresine dikkat edilmesi, yemek yerken odaklanılması ve ağız hijyenine özen gösterilmesi öneriliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/akilli-telefona-dalanlar--402_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290162</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/arastirmadan-dikkat-ceken-sonuc-kreatin-alanlarda-egzersizden-bagimsiz-guc-artisi-goruldu-290162</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Araştırmadan dikkat çeken sonuç! Kreatin alanlarda egzersizden bağımsız güç artışı görüldü]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[ABD merkezli Houston Methodist Clear Lake Hastanesi'nden uzmanların da değerlendirdiği yeni bir araştırma, 45 yaş ve üzeri yetişkinlerde kreatin takviyesinin kas gücünü ve yağsız vücut kütlesini artırabileceğini ortaya koydu. Araştırmada kreatin kullananların, egzersiz yapmasalar bile güç ve bilişsel işlevde iyileşme gösterdiği bildirildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Araştırmadan dikkat çeken sonuç! Kreatin alanlarda egzersizden bağımsız güç artışı görüldü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de yürütülen yeni bir bilimsel çalışma, 45 yaş ve üzeri yetişkinlerin kreatin takviyesiyle kas gücünü artırabileceğini gösterdi. Houston Methodist Clear Lake Hastanesi'nden spor hekimliği uzmanları ve Texas A&amp;M Üniversitesi araştırmacılarının katkısıyla yürütülen çalışmada, kreatin kullanan orta yaşlı bireylerin, egzersiz yapmasalar dahi güçlerinde ve yağsız vücut kütlelerinde artış görüldü. Araştırma, kreatinin kas sağlığı üzerindeki etkilerini inceleyen az sayıdaki çalışma arasında yer aldı ve sonuçları Uluslararası Spor Beslenme Derneği Dergisi'nde yayımlandı. 12 hafta süren bu araştırmada, 45 ila 65 yaş aralığındaki 64 gönüllü katılımcı yer aldı. Katılımcıların bir kısmı günlük 10 gram kreatin monohidrat kullanırken, diğer gruba plasebo verildi. Bulgular, kreatin takviyesi alanların kas gücü, yağsız kütle ve bilişsel işlevlerinde dikkat çekici iyileşmeler yaşadığını ortaya koydu.</p><h3>Houston Methodist uzmanları: Kreatin, egzersiz yapmayanlarda da etkili</h3><p>Çalışmada elde edilen veriler, kreatin kullananların yalnızca egzersiz yapanlar arasında değil, aynı zamanda egzersiz yapmayanlarda da olumlu sonuçlar aldığını gösterdi. Houston Methodist Clear Lake Hastanesi'nden Dr. Haris Vakil, araştırmanın küçük çaplı olmasına rağmen bulguların umut verici olduğunu belirtti. Dr. Vakil, "Yaşla birlikte kas sağlığını korumak giderek zorlaşıyor. Kreatin, bu konuda önemli bir destek sunabilir" dedi. Egzersiz yapmayan katılımcılar arasında bile kas gücünde ve yağsız vücut kütlesinde artış gözlemlendi. Ayrıca, kreatin takviyesinin bilişsel işlevler üzerinde de olumlu etkiler yarattığı tespit edildi. Araştırmacılar, kreatinin vücutta doğal olarak üretilen bir madde olduğunu ve kasların enerji üretiminde önemli rol oynadığını vurguladı. Kreatinin özellikle kısa süreli ve yüksek yoğunluklu aktivitelerde kasların kasılması için gerekli olan ATP üretimini desteklediği kaydedildi.</p><h3>Texas A&amp;M'den Dr. Kreider: "Kreatin herkes için faydalı olabilir"</h3><p>Texas A&amp;M Üniversitesi Egzersiz ve Spor Beslenme Laboratuvarı direktörü ve çalışmanın başyazarı Dr. Richard Kreider, kreatin takviyesinin egzersiz yapanlarda daha belirgin faydalar sağladığını ancak egzersiz yapmayanların da güç ve yağsız kütle kazandığını belirtti. Dr. Kreider, "Elbette, egzersizle birlikte kreatin kullanımı daha iyi sonuçlar veriyor, ancak araştırma, herkesin kreatin alabileceğini ve belirli faydalar görebileceğini ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı. Katılımcıların bir bölümü haftada üç gün direnç egzersizi ve kardiyo programı uygularken, diğerleri yalnızca takviye aldı. Her iki grupta da kreatin kullananlarda kas gücünde ve yağsız kütlede artış, vücut yağ oranında ise azalma görüldü. Çalışmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise, kreatinin su tutma ve hücresel şişme etkisiyle kas hücrelerini uyardığı ve kas yapım yollarını aktive eden sinyaller gönderdiği oldu. Uzmanlar, bu etkinin gerçek kas büyümesiyle karıştırılmaması gerektiğini de hatırlattı.</p><h3>Uzmanlardan kreatin kullanımı için önemli uyarılar</h3><p>Araştırmaya katkı sunan diyetisyenler ve fizyoterapistler, kreatin kullanımında dikkatli olunması gerektiğinin altını çizdi. Özellikle böbrek veya karaciğer hastalığı olanlar, hamileler, emzirenler ve reçeteli ilaç kullananların kreatin takviyesine başlamadan önce mutlaka bir sağlık uzmanına danışmaları önerildi. Kreatin, çoğu insan için güvenli kabul edilse de, bazı kişilerde su tutma ve sindirim sistemi rahatsızlıkları gibi yan etkiler görülebiliyor. Dozaj konusunda ise, araştırmada günlük 10 gram kreatin kullanıldı ancak uzmanlar, çoğu yetişkin için günde 3 ila 5 gramın yeterli olabileceğini belirtti. Daha yüksek dozların daha hızlı sonuç verdiğine dair yaygın bir kanı olsa da, uzmanlar fazla miktarda kreatin almanın fayda sağlamadığını, istikrarlı ve düzenli kullanımın daha etkili olduğunu vurguladı. Kreatin alımında zamanlamanın, düzenli kullanıma göre daha az önemli olduğu ve kişinin kendi rutinine uygun bir zaman diliminde almasının yeterli olduğu ifade edildi.</p><h3>Kreatin, yaşa bağlı kas kaybına karşı umut olabilir</h3><p>Kasların yaşla birlikte egzersize daha az yanıt vermesi, hormonal değişiklikler, yetersiz protein alımı, kronik hastalıklar ve hareketsiz yaşam tarzı gibi etkenler, orta yaş ve üzerindeki bireylerde kas kaybını hızlandırıyor. Kreatin takviyesi, bu olumsuz süreci yavaşlatmada ve kas sağlığını korumada önemli bir rol oynayabilir. Houston Methodist Clear Lake Hastanesi'nden Dr. Haris Vakil, "Kreatin, yaşa bağlı kas kaybıyla mücadelede elimizdeki bilimsel kanıtları güçlendiriyor" diyerek, kreatinin egzersizle birlikte kullanıldığında daha yüksek fayda sağladığını belirtti. Fizyoterapist Gabriela Van Sickle ise, kreatin alımının yanı sıra yeterli protein tüketimi, dengeli beslenme ve kaliteli uykunun da kas sağlığı açısından kritik olduğunu vurguladı. Uzmanlar, kreatin takviyesinin tek başına mucizevi bir çözüm olmadığını, egzersizle birlikte uygulandığında daha etkili sonuçlar verdiğini belirtiyor.</p><p>Sonuç olarak, 45 yaş ve üzeri bireylerde kreatin takviyesinin kas gücü, yağsız vücut kütlesi ve bilişsel işlevler üzerinde olumlu etkileri olduğu bilimsel olarak ortaya kondu. Ancak, kreatin kullanımı öncesinde kişisel sağlık durumunun göz önünde bulundurulması ve bir uzmana danışılması büyük önem taşıyor. Araştırmacılar, kreatinin egzersiz yerine geçemeyeceğini, ancak düzenli egzersiz ve sağlıklı yaşam tarzı ile birlikte kullanıldığında yaşa bağlı kas kaybının önüne geçmede etkili bir destek olabileceğini vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/arastirmadan-dikkat-ceken-159_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290161</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/otomotiv/2027-volkswagen-passat-pro-resmen-tanitildi-290161</link>
      <pubDate>2026-09-03T15:03:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[2027 Volkswagen Passat Pro resmen tanıtıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Otomotiv]]></category>
      <description><![CDATA[Çin pazarına özel olarak yenilenen 2027 Volkswagen Passat Pro, üç ekranlı kokpiti, 220 beygir gücündeki 2.0 litrelik motoru ve lansmana özel fiyatıyla satışa sunuldu. Sedan modelin fiyatı yaklaşık 20 bin 800 dolardan başlıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[2027 Volkswagen Passat Pro resmen tanıtıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Volkswagen'in Çin pazarındaki sedan modeli Passat Pro, 2027 model yılı için yenilendi. Tasarımında büyük değişikliklere gitmeyen model; üç ekranlı kokpit, yeni jant tasarımı ve gelişmiş sürüş destek sistemleriyle güncellendi. SAIC Volkswagen tarafından satışa sunulan 2027 Passat Pro'nun lansmana özel fiyatı yaklaşık 20 bin 800 dolardan başlarken, modelin en güçlü versiyonunda 220 beygir gücünde 2.0 litrelik turbo benzinli motor bulunuyor.</b></p><p>2027 Passat Pro'da önceki modelin tasarım çizgisi büyük ölçüde korunuyor. Ön bölümde Volkswagen'in IQ.Light Matrix LED farları ve geniş, siyah renkli ızgara dikkat çekiyor. Otomobil dört farklı gövde rengiyle sunuluyor.</p><p><br></p><p>Modelin dış tasarımındaki yeniliklerden biri yeni çift renkli jantlar. Bununla birlikte geleneksel mekanik kapı kolları korunuyor.</p><p>Arka bölümde boydan boya uzanan stop lambaları bulunurken Volkswagen logosu da aydınlatılabiliyor. Tamponun alt bölümünde petek desenli tasarım ve gizli egzoz çıkışları kullanılmaya devam ediyor.</p><p><b>ÜÇ EKRANLI KOKPİT</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/pqassat6-030920264bdd669e.jpg"/><p>Yeni Passat Pro'nun kabininde de mevcut modelin genel tasarımı korunuyor. Sürücünün önünde 10,3 inçlik dijital gösterge paneli bulunurken, merkezi 15 inçlik bilgi-eğlence ekranına 11,6 inçlik ön yolcu ekranı eşlik ediyor.</p><p>Donanım listesinde ön koltuklarda ısıtma ve havalandırma, 360 derece çevre görüş kamerası, şeffaf şasi görüntüleme sistemi, 10 hava yastığı, elektrikli bagaj kapağı ve arka koltuklar için güneş perdeleri bulunuyor. Üst versiyonlarda Harman Kardon ses sistemi de sunuluyor.</p><p>Yeni model ayrıca Volkswagen'in Xingyun akıllı sürüş destek sistemiyle geliyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/passat2-030920267570b50c.jpg"/><p><b>MOTOR SEÇENEKLERİ</b></p><p>2027 Volkswagen Passat Pro, Çin'de tamamen benzinli motor seçenekleriyle satışa sunuluyor. Modelde 1.5T ve 2.0T olmak üzere iki motor seçeneği bulunuyor ve her iki motor da 7 ileri çift kavramalı şanzımanla eşleştiriliyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/pasast1-03092026c79e769d.jpg"/><p>1.5T motor 160 beygir güç ve 250 Nm tork üretiyor. 2.0T motor ise 220 beygir güç ve 350 Nm tork değerlerine sahip.</p><p>2.0T motorlu versiyon 0'dan 100 km/s hıza 7,6 saniyede ulaşabiliyor. Bu versiyonun WLTC standardındaki ortalama yakıt tüketimi ise 100 kilometrede 6,87 litre olarak açıklanıyor.</p><p>SAIC Volkswagen, lansman kapsamında güç aktarma sistemi için ömür boyu garanti imkanı sunuyor. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/whatsappimage2026090-03092026e7128a20.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/2027-volkswagen-passat-pr-500_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290160</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/umraniyede-2-kilogram-altin-ve-para-hirsizligi-2-supheli-gozaltinda-290160</link>
      <pubDate>2026-09-03T14:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ümraniye'de 2 kilogram altın ve para hırsızlığı: 2 şüpheli gözaltında]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Ümraniye'de bir evden 2 kilogram altın ile para ve ziynet eşyası çalınmasına ilişkin 2 şüpheli gözaltına alındı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ümraniye'de 2 kilogram altın ve para hırsızlığı: 2 şüpheli gözaltında]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstiklal Mahallesi&#39;nde 27 Ağustos'ta bir evden 2 kilogram altın, 850 avro ve 130 bin lira değerindeki para ve ziynet eşyalarının çalınmasına ilişkin polis ekiplerince çalışma yapıldı.</p><p>Ekipler, şüphelilerin olay öncesi ve sonrasındaki güzergahlarını belirlemek amacıyla 170 güvenlik kamerasına ait toplam 120 saatlik görüntüyü inceledi.</p><p>İncelemeler sonucu kimlikleri belirlenen şüphelilerin yakalanması için Tuzla&#39;nın Aydınlı Mahallesi&#39;ndeki bir adrese operasyon düzenlendi. Operasyonda hırsızlığı gerçekleştiren şüphelilerden Y.U. (20) ile olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen E.K. (19) gözaltına alındı.</p><p>Adreste yapılan aramada çalınan ziynet eşyalarının bir bölümü ele geçirildi.</p><p>Hırsızlık olayına karışan 2 şüphelinin yakalanması için çalışmalar sürüyor.</p><p>Şüphelilerin hırsızlık için geldikleri binaya giriş ve çıkış anları güvenlik kamerasınca kaydedildi. Görüntülerde, binaya giren şüpheli 3 kadının yüzlerinin görünmemesi için şapka taktığı, 2&#39;sinin içeri girdikten sonra merdivenlere yöneldiği, birinin de binanın kapısının kapanmaması için araya engel koyduğu görülüyor. <br></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/umraniyede-2-kilogram-alt-222_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290159</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/pasinyan-rusya-askeri-ussunu-ermenistandan-cekmeye-karar-verirse-buna-itiraz-etmeyiz-290159</link>
      <pubDate>2026-09-03T14:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Paşinyan: Rusya, askeri üssünü Ermenistan'dan çekmeye karar verirse buna itiraz etmeyiz]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesinde Rus askeri üssünün bulunmasının hayati önem taşımadığını belirterek, "Rusya askeri üssünü Ermenistan'dan çekmeye karar verirse buna itiraz etmeyiz." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Paşinyan: Rusya, askeri üssünü Ermenistan'dan çekmeye karar verirse buna itiraz etmeyiz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Paşinyan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le 1 Eylül'de Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi kapsamında yaptığı görüşmeyi değerlendirdi.</p><p>Putin'le görüşmesinin olumlu geçtiğini aktaran Paşinyan, yakın zamanda Moskova'yı ziyaret edeceği konusunda anlaştıklarını belirtti.</p><p>Görüşmede özellikle "Ermenistan-Rusya ilişkileri" kavramını gözden geçirme, yani bu ilişkilerin pratikte ne anlama geldiğini ortaya koyma fikrinin ortaya çıktığını dile getiren Paşinyan, "Bu başlık altında hangi konuların bulunduğunu, hangi konularda iki tarafın aynı görüşe sahip olduğunu, hangi konularda farklı görüşlere sahip olduğumuzu ve hangi konularda görüşlerimizin kesin olarak olumlu ya da kesin olarak aynı olmadığını belirlememiz gerekiyor." ifadelerini kullandı.</p><p><b>"NÜKLEER SANTRAL MESELESİ BİZİM İÇİN JEOPOLİTİK TERCİH DEĞİL"</b></p><p>Paşinyan, Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom'un Genel Müdürü Aleksey Likhachev'in bu ay Ermenistan'a gelerek ülkede yeni bir nükleer santral inşa edilmesi konusunda Rusya'nın önerilerini ileteceğini hatırlatarak, "Nükleer santral meselesi bizim için jeopolitik bir tercih değil. Bizim için gerekli olan, fiyat ve kalite açısından en iyi oranı sağlayan teklif. Bize kim en iyi teklifi sunarsa, o teklifin peşinden gideceğiz." dedi.</p><p>Putin'le Rusya tarafından işletilen Ermenistan demir yollarını da konuştuklarını belirten Paşinyan, "Bu konuyu çözmemiz gerektiği konusunda bir anlayış oluştu. Bu meseleyi bir şekilde çözmemiz gerekiyor. Mevcut durumun uzun süre devam etmesi mümkün değil." şeklinde konuştu.</p><p>Paşinyan, Ermenistan'daki Rus askeri üssüne ilişkin, "Bu konu gündeme gelmedi. Ermenistan'da Rus askeri üssünün bulunması hayati önem taşımıyor. Rusya, askeri üssünü Ermenistan'dan çekmeye karar verirse buna itiraz etmeyiz. Ancak kalmak istediklerini ifade ederlerse bunu da görüşmeye hazırız." ifadelerini kullandı.</p><p>Rusya Devlet Başkanı Putin, Ermenistan'ın Gümrü şehrindeki Rus askeri üssüne ilişkin, "Ermenistan bu altyapıya ihtiyacı olmadığına karar verirse yarın bile ayrılırız." açıklamasında bulunmuştu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/pasinyan-rusya-askeri-uss-400_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290158</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/muhalefetten-uskudardaki-secimi-manipule-etme-girisimi-valilikten-siyasi-avantaj-iddialarina-cevap-290158</link>
      <pubDate>2026-09-03T14:56:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Muhalefetten Üsküdar'daki seçimi manipüle etme girişimi! Valilikten ''siyasi avantaj'' iddialarına cevap]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul Valiliği, Üsküdar Belediye Başkan Vekilliği seçiminin tarihine ilişkin sosyal medyada yer alan ve bir siyasi partiye avantaj sağlandığı öne sürülen paylaşımlar üzerine açıklama yaptı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Muhalefetten Üsküdar'daki seçimi manipüle etme girişimi! Valilikten ''siyasi avantaj'' iddialarına cevap]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Valiliği, Üsküdar Belediyesi'nde Başkan Vekilliği seçiminin 5 Eylül Cumartesi günü yapılacağını duyurmasının ardından, sanal medyada yer alan 'seçim tarihinin bir siyasi partiye avantaj sağlayacak şekilde belirlendiği' yönündeki iddialara ilişkin açıklama yaptı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/skdar-0309202612a4ff5e.jpg"/><p><b>Valilik tarafından yapılan açıklama şöyle;</b></p><p>"İstanbul Valiliği olarak, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 45'inci maddesinden doğan yükümlülüğümüz gereği, Üsküdar Belediye Meclisini 5 Eylül 2026 Cumartesi günü belediye başkan vekili seçimi için toplantıya çağırdık.</p><p>Bazı medya kuruluşları ile sosyal medya hesaplarında, Valiliğimizin toplantı tarihini bir siyasi partiye seçimde avantaj sağlayacak şekilde belirlediği yönünde iddialara yer verildiği görülmektedir.</p><p>Söz konusu iddialar, yürütülen seçim sürecini manipüle etme amacından öte bir anlam taşımamaktadır.</p><p>İstanbul Valiliği olarak, 26 Ağustos 2026 tarihinde yaptığımız basın açıklamasıyla, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 45'inci maddesi uyarınca, yeni başkan vekili seçilinceye kadar Üsküdar Belediye Başkanlığı görevinin kim tarafından yürütüleceğini kamuoyuna açıkladık.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/r-03092026d5d29884.jpg"/><p>5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Belediye başkanlığının boşalması hâlinde yapılacak işlemler" başlıklı 45'inci maddesinde, "Belediye başkanlığının herhangi bir nedenle boşalması durumunda, vali tarafından belediye meclisinin on gün içinde toplanması sağlanır." hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, başkanın görevden uzaklaştırılması veya tutuklanması hâlinde belediye meclisi, üyeleri arasından bir başkan vekili seçer.</p><p>Valiliğimizce esas alınan 26 Ağustos 2026 tarihini izleyen on günlük sürenin son günü 5 Eylül 2026 Cumartesi günüdür. Valiliğimiz, Üsküdar Belediye Meclisinin kanunda öngörülen sürenin son günü olan 5 Eylül 2026'da toplanması için gerekli çağrıyı yapmıştır.</p><p>Devam eden adli süreçlere paralel olarak yürütülmesi gereken idari işlemler, kanunların çizdiği çerçevede sürdürülmektedir. Konunun hassasiyeti göz önünde bulundurularak yürütülen bu idari sürecin siyasi tartışmaların konusu hâline getirilerek zedelenmemesi, hukukun üstünlüğünün ve kamu kurumlarına duyulan güvenin korunması bakımından önem taşımaktadır."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/muhalefetten-uskudardaki--465_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290157</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/gemi-kazasinda-soru-isaretleri-artiyor-ikinci-kaptan-uyardim-ama-sefer-iptal-edilmedi-290157</link>
      <pubDate>2026-09-03T14:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gemi kazasında soru işaretleri artıyor! İkinci kaptan: Uyardım ama sefer iptal edilmedi]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Girne açıklarında alabora olan geminin kaptanı, mürettebatı ve şirket çalışanlarının da aralarında bulunduğu 9 şüpheli yeniden hakim karşısına çıktı. İkinci kaptan M.N.S., kaza günü kaptanı sefere çıkmaması konusunda uyardığını ancak buna rağmen sefer kararı alındığını öne sürdü. M.N.S., kaptanın geminin su aldığından haberdar olduğunu ve buna rağmen sefere çıkılmasına karar verdiğini söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gemi kazasında soru işaretleri artıyor! İkinci kaptan: Uyardım ama sefer iptal edilmedi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplam 16 kişi hakkındaki soruşturmada 9 şüphelinin Girne Kaza Mahkemesine getirilişi sırasında polisin geniş güvenlik önlemleri aldığı görüldü.</p><p>Hakimlik gözaltında bulunan kaptan M.Ö'nün yanı sıra kadın ikinci kaptan M.N.S. ve mürettebattan M.G, S.E, V.H, R.İ, Z.Ö. ve K.K. ile şirket çalışanı A.Ö'ye kazayla ilgili sorular sordu.</p><p>İfade veren polis memuru, kaza ile ilgili çok sayıda delil, belge ve ifadenin mevcut olduğunu aktarırken, mahkeme 9 şüphelinin alkol ve uyuşturucu test sonuçlarının henüz kendilerine ulaşmadığını açıkladı.</p><p>M.Ö'nün önceki ehliyetinin geçerlilik süresinin sonunda yeni kaptanlık ehliyetini Honduras'tan 3 bin 500 dolara aldığı, bunun KKTC tarafından denk kabul edildiği, bu anlamda bir yasal sorun bulunmadığı kayıtlara girdi.</p><p><b>- İKİNCİ KAPTAN UYARDI</b></p><p>Geminin kadın ikinci kaptanı M.N.S. ifadesinde, kaza günü kaptanı sefere çıkmaması konusunda uyardığını, kaptanın buna rağmen sefer kararı verdiğini iddia etti.</p><p>M.N.S, sefer kararını kaptanın vermesine karşı çıkmasına rağmen yolcu gemisinin limandan çıktığını öne sürdü.</p><p>İkinci kaptan, gemi kaptanının geminin su aldığından haberdar olduğunu, buna rağmen sefere engel teşkil etmediği yönündeki değerlendirmesi sonucu hareket ettiği bilgisini de ifadesinde dile getirdi.</p><p>Mahkeme heyeti, geminin kara kutusunun henüz bulunamamasından dolayı kayıtların kendilerine ulaşmadığını kaydederek, kaptanın gemiden ayrılırken seyir defterini de yanına almadığının belirlendiğini açıkladı.</p><p>Gemiden acil yardım çağrısını yapanın ikinci kaptan M.N.S. olduğunu tespit eden mahkeme, geminin geçmişte yaptığı kazalar ve gördüğü onarımlar ile birlikte tüm izinlerinin dosyaya girdiğini belirtti.</p><p>Sunulan ilk bilirkişi raporlarında da geminin su almaya başladığı andan itibaren hız kesmesi durumunda batmadan limana dönme ihtimalinin yüksek olduğu değerlendirmesine yer verildi.</p><p><b>- 8'ER GÜN EK GÖZALTI SÜRESİ</b></p><p>Soruşturmada 9 kişinin gözaltı sürelerinin 8'er gün daha uzatılmasına, gerekli ifadelerin alınmasına ve ilgili delillerin toplanmasına hükmedildi.</p><p>Ayrıca 2'si liman görevlisi ve 3'ü şirket çalışanı olmak üzere 5 şüphelinin mahkemeye gelmelerine gerek görülmezken polisin sunduğu raporda, aranan 2 şüphelinin KKTC dışında oldukları bilgisine yer verildi.</p><p><b>- GİRNE AÇIKLARINDA ALABORA OLAN GEMİ</b></p><p>KKTC'deki Girne Limanı ile Mersin'deki Taşucu Limanı arasında sefer yapan "Filo Jet" isimli yüksek hızlı yolcu gemisi, pazar günü öğle saatlerinde Girne'den hareket ettikten kısa süre sonra ön kısmından su almaya başlamıştı.</p><p>Girne Limanı'na dönmeye çalıştığı sırada alabora olan gemiden 239 kişi kurtarılmış, 9 kişinin cenazesine ulaşılmış, kayıp 19 kişi için arama çalışması başlatılmıştı.</p><p>Batan geminin enkazının, Girne açıklarında denizin 550 metre derinliğinde bulunduğu bildirilmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/gemi-kazasinda-soru-isare-234_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290156</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/marstaki-60-millik-ruzgarin-sasirtici-gercegi-bir-astronotu-hafifce-itebiliyor-290156</link>
      <pubDate>2026-09-03T14:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Mars'taki 60 millik rüzgarın şaşırtıcı gerçeği! Bir astronotu hafifçe itebiliyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[NASA ve bilim insanları, Mars'taki fırtınaların Hollywood filmlerinde gösterildiği kadar yıkıcı olmadığını vurguluyor. Mars atmosferinin inceliği nedeniyle, saatte 60 mil hızındaki bir rüzgarın Dünya'da hissedilen hafif bir esintiyle benzer etkiye sahip olduğu belirtiliyor. Ancak, toz fırtınalarının enerji ve ekipmanlar için ciddi bir tehdit oluşturduğu ifade ediliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Mars'taki 60 millik rüzgarın şaşırtıcı gerçeği! Bir astronotu hafifçe itebiliyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NASA ve önde gelen bilim insanları, Mars'taki fırtınaların Hollywood yapımlarında resmedildiği gibi yıkıcı bir güç taşımadığını açıklıyor. Özellikle Mars atmosferinin, Dünya'nınkinden yaklaşık 100 kat daha ince olması nedeniyle, saatte 60 mil hızında esen bir Mars rüzgarının, Dünya'da yalnızca 6 ila 8 mil hızındaki hafif bir esintiyle aynı aerodinamik etkiyi yarattığı vurgulanıyor. Bununla birlikte, Mars'taki toz fırtınalarının uzay araçları ve enerji sistemleri için önemli riskler barındırdığına dikkat çekiliyor. Mars görevlerine hazırlanan ekiplerin, atmosferin fiziksel gerçeklerini göz önünde bulundurması gerektiği belirtiliyor.</p><h3>NASA: 'Mars'ta rüzgarın şiddeti sanılandan düşük'</h3><p>Hollywood filmlerinde, özellikle The Martian gibi yapımlarda, Mars'taki fırtınalar çoğunlukla gerçek dışı bir güçle betimleniyor. Filmlerde devasa fırtınalar astronotları savuruyor, antenleri büküyor ve ekipmanları paramparça ediyor. Oysa bilimsel veriler, Mars'ın atmosfer yoğunluğunun Dünya'nın deniz seviyesindeki havasına kıyasla yüzde bir oranında olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, Mars'ta saatte 60 mil hızında esen bir rüzgar, Dünya'da yalnızca 6 ila 8 mil hızında esen nazik bir esintiyle benzer itme kuvveti yaratıyor. Purdue Üniversitesi'nin yaptığı hesaplamalar da bu gerçeği destekliyor. Mars'ta saatte 60 mil hızında esen rüzgar, insan boyutunda bir cisim üzerinde yaklaşık 4.8 newtonluk bir sürüklenme kuvveti oluşturuyor. Bu değer, bir pounddan biraz fazla ve Dünya'daki hafif bir rüzgarın etkisine denk geliyor. Dolayısıyla, Mars'ta bir astronotun fırtına nedeniyle devrilmesi veya ağır ekipmanların savrulması olasılığı son derece düşük. NASA'nın açıklamalarına göre, Mars atmosferinin düşük yoğunluğu, rüzgarın mekanik etkisini ciddi şekilde azaltıyor. Fakat, Mars'ın değişken topoğrafyası ve mevsimleri nedeniyle yerel yoğunluklar farklılık gösterebiliyor. Bu nedenle, Mars'ta rüzgarın etkisi sabit bir oranla tanımlanamıyor, ancak genel kabul gören görüş, Dünya'daki benzer hızlardaki rüzgarlarla kıyaslandığında Mars'taki rüzgarların çok daha zayıf olduğu yönünde.</p><h3>Mars'ta toz fırtınaları: Enerji ve makine güvenliği tehlikede</h3><p>Mars'taki rüzgarlar astronotları tehdit edecek kadar güçlü olmasa da, toz fırtınalarının yarattığı tehlikeler bilim insanlarının dikkatini çekiyor. Mars yüzeyinde ince, hafif ve elektrostatik özellikte olan toz, uzay araçlarının optik sistemlerini ve güneş panellerini kaplayabiliyor, hareketli parçalara sızabiliyor ve makinelerin ısı yayma kapasitesini düşürebiliyor. NASA'nın Mars görevlerinde karşılaşılan en büyük sorunlardan biri, güneş enerjisiyle çalışan ekipmanların, küresel toz fırtınaları sırasında enerji kaynağını kaybetmesi. Tarihte en çarpıcı örneklerden biri, Opportunity rover'ın 2018 yılında yaşadığı olayda görüldü. 45 kilometreden fazla yol kat eden rover, gezegen genelini kaplayan bir toz fırtınası nedeniyle güneş ışığı alamadı ve bu nedenle çalışamaz hale geldi. Mars'ta küresel toz fırtınaları haftalarca, hatta aylarca sürebiliyor. Bu süreçte, gelen güneş ışığının önemli bir kısmı engelleniyor ve güneş enerjili ekipmanlar hayatta kalma moduna geçmek zorunda kalıyor. Nükleer enerjili sistemler bu sorunu kısmen aşsa da, tozun hareketli parçalara ve hassas mekanizmalara zarar verme riski devam ediyor. Bilim insanları, Mars görevlerinde en büyük yapısal yükün, atmosferin düşük basıncından ziyade, habitatların içi ile dışı arasındaki basınç farkından kaynaklandığını belirtiyor. Bu nedenle, mühendisler sadece rüzgar şiddetine değil, aynı zamanda radyasyon, aşırı soğuk ve tozun aşındırıcı etkilerine karşı da önlem almak zorunda kalıyor.</p><h3>Dinamik basınç ve rüzgar yükü: Mars'ta gerçek tehlike ne?</h3><p>Mars atmosferinin düşük yoğunluğu, dinamik basınç ve rüzgar yükü hesaplamalarında belirleyici bir rol oynuyor. Dinamik basınç, gazın yoğunluğu ve rüzgar hızının karesiyle doğru orantılı olarak artıyor. Ancak, Mars atmosferinin birim hacimdeki gaz miktarı Dünya'nın yüzde biri kadar olduğu için, aynı hızdaki bir rüzgar Mars'ta çok daha düşük bir basınç yaratıyor. NASA'nın verilerine göre, Mars'ın yüzey basıncı 6 ila 10 milibar arasında değişiyor. Dünya'nın deniz seviyesindeki basıncı ise yaklaşık 1,013 milibar. Bu fark, Mars'taki rüzgarların neden Dünya'dakiler kadar güçlü olmadığını açıklıyor. Mars'ın atmosferi ağırlıklı olarak karbondioksitten oluşuyor ve bu moleküller, Dünya'daki azot ve oksijen moleküllerinden daha ağır. Ayrıca, Mars'ın düşük sıcaklıkları da atmosferin yoğunluğunu etkiliyor. Tüm bu etkenler, Mars'ta rüzgarın mekanik etkisinin düşük olmasına yol açıyor. Bununla birlikte, rüzgarın taşıdığı toz, Mars'ın iklimini ve yüzey koşullarını önemli ölçüde değiştirebiliyor. Geniş alanlara yayılan toz bulutları, güneş ışığını emerek atmosferin ısınmasına ve sirkülasyonun artmasına neden oluyor. Bu durum, Mars'ta fırtınaların kendi kendini besleyebilen bir yapıya sahip olmasını sağlıyor. Ancak, bu fırtınalar bile insanları veya ağır ekipmanları savuracak kadar güçlü değil. Gerçek tehlike, tozun güneş enerjili sistemleri devre dışı bırakması ve hassas makinelerde arızalara yol açması olarak öne çıkıyor.</p><h3>Astronotlar için Mars'ta rüzgar ve tozun etkileri</h3><p>Mars'ta görev yapacak astronotlar için rüzgarın doğrudan hissedilmesi mümkün değil. Mars yüzeyinde, korumasız bir şekilde bulunmak ölümcül sonuçlar doğurabilir. Astronotlar, basınç giysileri içinde ve genellikle ekipmanlarla çevrili olacakları için, rüzgarın mekanik etkisini doğrudan hissetmeyecekler. Ancak, giysinin şekli, vücut pozisyonu ve taşınan ekipmanlar, rüzgarın uyguladığı sürüklenme kuvvetini değiştirebilir. Geniş yüzeyli güneş panelleri veya büyük ekipmanlar, rüzgardan daha fazla etkilenebilir. Fakat, Mars'taki rüzgar yükünün düşük olması nedeniyle, bu tür ekipmanların devrilmesi veya zarar görmesi olasılığı oldukça az. Asıl sorun, ince ve yapışkan Mars tozunun ekipmanlara zarar vermesi. Toz, optik sistemlerin performansını düşürebilir, hareketli parçalarda aşınmaya neden olabilir ve yaşam destek sistemlerinin güvenilirliğini tehlikeye atabilir. Mars'ın düşük yerçekimi ve yağmur eksikliği, tozun uzun süre havada kalmasına ve yüzeyde birikmesine yol açıyor. Bu nedenle, astronotlar ve ekipmanlar için en büyük risk, rüzgarın taşıdığı tozun yarattığı olumsuz koşullar olarak öne çıkıyor. Gelecekteki Mars görevlerinde, mühendislerin ve bilim insanlarının, tozun etkilerini en aza indirecek çözümler geliştirmesi büyük önem taşıyor.</p><h3>Ingenuity helikopteri Mars atmosferinin sınırlarını gösterdi</h3><p>Mars'taki atmosferin düşük yoğunluğu, sadece rüzgar yükü ve fırtınalar açısından değil, aynı zamanda uçuş operasyonları için de büyük bir zorluk oluşturuyor. NASA'nın Ingenuity helikopteri, Mars'ta uçmayı başaran ilk insan yapımı araç olarak tarihe geçti. Ancak bu başarı, Mars atmosferinin zayıf kaldırma gücünü aşmak için son derece hafif bir yapı ve yüksek hızlı, geniş pervaneler gerektirdi. Ingenuity'nin başarısı, Mars atmosferinin ne kadar ince olduğunu ve uçuş için ne kadar dikkatli mühendislik gerektiğini ortaya koydu. Helikopter, yaklaşık 1.2 metre genişliğinde iki karşı dönen pervane ile donatıldı ve bu pervaneler, Dünya'daki helikopterlere kıyasla çok daha hızlı döndü. Mars atmosferinde uçuşun mümkün olabilmesi için, pervanelerin havayı büyük bir hacimde ve hızda aşağıya doğru hareket ettirmesi gerekti. Bu örnek, Mars'taki rüzgarların bir insanı veya ağır bir ekipmanı savuramayacağını, çünkü atmosferin kaldırma ve itme kapasitesinin son derece sınırlı olduğunu gösteriyor. Ancak, rüzgarın ve tozun uçuş operasyonları sırasında navigasyon sistemlerini olumsuz etkileyebileceği, görüşü azaltabileceği ve hava koşullarını kötüleştirebileceği unutulmamalı. Mars'ta hava koşulları, insanlı ve insansız görevler için her zaman dikkate alınması gereken bir faktör olmaya devam ediyor.</p><h3>Hollywood'un Mars fırtınası abartısı bilimsel gerçeklerle çürütüldü</h3><p>Hollywood yapımlarında Mars fırtınaları, genellikle Dünya'daki kasırgalar kadar yıkıcı şekilde gösteriliyor. Ancak bilimsel hesaplamalar, bu tür sahnelerin gerçekçi olmadığını ortaya koyuyor. Filmlerde, Mars rüzgarlarının insanları veya ekipmanları kolaylıkla savurabileceği izlenimi yaratılıyor. Oysa, Mars atmosferinin düşük yoğunluğu nedeniyle, saatte 60 mil hızında esen bir rüzgar, Dünya'da ancak hafif bir esintiyle kıyaslanabilecek bir kuvvet üretiyor. Temsili hesaplamalar, bu hızdaki bir Mars rüzgarının bir insan boyutunda cisim üzerinde yalnızca 4.8 newtonluk bir kuvvet oluşturduğunu gösteriyor. Bu değer, ağır ekipmanları veya astronotları devirecek bir güç olmaktan çok uzak. Mars'ın gerçek tehlikesi, rüzgarın taşıdığı toz ve bunun enerji sistemleri üzerindeki olumsuz etkileri. Toz, güneş panellerini kaplayarak enerji üretimini durdurabilir, makinelerin performansını düşürebilir ve uzun vadede ekipmanların arızalanmasına yol açabilir. Bilim insanları, Mars görevlerinde bu risklerin göz önünde bulundurulmasının hayati önem taşıdığını vurguluyor. Sonuç olarak, Mars'ın atmosferik koşulları, filmlerdeki dramatik anlatımlardan çok daha farklı ve mühendislik açısından özgün çözümler gerektiriyor.</p><p>Sonuç olarak, Mars'ta rüzgarların şiddeti, Dünya'daki benzer hızlardaki fırtınalarla kıyaslandığında oldukça düşük kalıyor. Ancak, ince ve yapışkan Mars tozu, enerji sistemleri ve ekipmanlar için ciddi bir tehdit oluşturuyor. NASA ve bilim insanları, Mars görevlerinde en büyük riskin rüzgarın mekanik etkisinden çok, tozun yarattığı olumsuz koşullar olduğunu belirtiyor. Gelecekteki Mars keşiflerinde, bu gerçeklerin göz önünde bulundurulması ve Hollywood'un abartılı sahnelerine aldanılmaması gerektiği vurgulanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/03/marstaki-60-millik-ruzgar-673_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>