<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291476</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/evde-bulunan-silah-can-yakti-6-yasindaki-cocuk-hastanede-yasam-mucadelesi-veriyor-291476</link>
      <pubDate>2026-09-15T00:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Evde bulunan silah can yaktı: 6 yaşındaki çocuk hastanede yaşam mücadelesi veriyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Adana'nın merkez Yüreğir ilçesinde evde tabancayla vurulmuş halde bulunan 6 yaşındaki çocuk yaralandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Evde bulunan silah can yaktı: 6 yaşındaki çocuk hastanede yaşam mücadelesi veriyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İddiaya göre, dün akşam saatlerinde Eski Misis Mahallesi&#39;ndeki bir evde yakınları, 6 yaşındaki B.Y&#39;yi tabancayla vurulmuş halde buldu.</p><p>İhbar üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi.</p><p>Yaralı çocuk sağlık ekiplerince, Adana Şehir, Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;ne kaldırıldı.</p><p>Olayla ilgili gözaltına alınan ağabeyi F.Y&#39;nin çıkarıldığı mahkemece tutuklandığı bildirildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/evde-bulunan-silah-can-ya-486_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291475</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/4-ilde-yasa-disi-bahis-operasyonu-15-supheli-gozaltinda-291475</link>
      <pubDate>2026-09-15T00:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[4 ilde yasa dışı bahis operasyonu: 15 şüpheli gözaltında]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Muş merkezli 4 ilde düzenlenen operasyonda, yasa dışı bahis ve şans oyunlarından elde edilen gelirlerin nakline aracılık ettiği belirlenen 15 şüpheli gözaltına alındı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[4 ilde yasa dışı bahis operasyonu: 15 şüpheli gözaltında]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Valiliğin sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, İl Jandarma Komutanlığınca yürütülen &quot;Sokaklar Güvende&quot; operasyonları kapsamında Jandarma Genel Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı ve adli makamların koordinesinde çalışma yürütüldü.</p><p>Futbol ve diğer spor müsabakalarında bahis ve şans oyunlarından elde edilen gelirlerin nakline aracılık ettiği tespit edilen 17 şüphelinin yakalanması için operasyon düzenlendi.</p><p>Ekiplerce Muş, Batman, Bursa ve Yalova&#39;da belirlenen 21 adrese yapılan eş zamanlı operasyonda 15 şüpheli gözaltına alındı.</p><p>Adreslerde gerçekleştirilen aramada 31 cep telefonu, 5 bilgisayar, 17 SIM kart, 62 banka ve kredi kartı, başkalarına ait 5 kimlik kartı, 1 milyon 750 bin lira değerinde çek ile 2 ruhsatsız av tüfeği ele geçirildi.</p><p>Firari 2 şüphelinin yakalanması için çalışmalar sürüyor.</p><p>Şüphelilerin hesaplarında 2 milyar 25 milyon 740 bin 480 lira para hareketliliğinin olduğu belirlendi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/4-ilde-yasa-disi-bahis-op-818_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291474</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/gazzede-insanlik-drami-derinlesiyor-bmden-israile-sert-cagri-291474</link>
      <pubDate>2026-09-15T00:00:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gazze'de insanlık dramı derinleşiyor: BM'den İsrail'e sert çağrı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Birleşmiş Milletler (BM), Gazze Şeridi genelinde devam eden İsrail'in saldırılarında sivillerin öldürüldüğü ve yaralandığı yönündeki haberlerden "derin endişe" duyduğunu açıkladı. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gazze'de insanlık dramı derinleşiyor: BM'den İsrail'e sert çağrı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BM Genel Sekreter Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, günlük basın toplantısında konuştu.</p><p>BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) yetkililerinin, Gazze Şeridi genelinde İsrail'in saldırılarının devam ettiği konusunda uyardığını belirten Haq, "OCHA, yerleşim yerlerini hedef alan askeri saldırılarda sivillerin öldürüldüğü ve yaralandığı yönündeki haberlerden derin endişe duyduğunu belirtiyor." dedi.</p><p>Haq, BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) açıklamasına göre geçen hafta Gazze'de İsrail saldırıları sonucu 9 çocuğun öldüğüne, 13 çocuğun da yaralandığına işaret ederek, "Ölenler arasında hamile bir anne ve doğmamış bebeği de var." diye devam etti.</p><p>Gazze'nin tüm bölgelerinde bu hafta sonu da İsrail saldırılarının devam ettiğine dikkat çeken Haq, bunların hava saldırıları, topçu ateşi, silahlı saldırılar ve denizden ateş açmayı içerdiğini kaydetti.</p><p><b>GAZZE'DE MERKEZİ HİZMETLER "SON DERECE KIRILGAN"</b></p><p>Haq, öte yandan Gazze'ye insani yardımlar konusunda da İsrail'in kısıtlamalarının devam ettiğine dikkat çekerek, özellikle yakıt, motor yağı, yedek parçalar gibi maddelerin engellenmesinin Gazze'de merkezi hizmetleri "son derece kırılgan" hale getirdiğini söyledi.</p><p>Marttan bu yana Gazze'ye sadece yaklaşık 13 bin litre motor yağı girişine onay verildiğini belirten Haq, "92 bin litreden fazla yağ ise hala onay bekleniyor. Bu oldukça fazla bir miktar." dedi.</p><p>Haq, "Motor yağı ve yedek parçalar olmadan, insanların güvenli suya erişimi daha da kötüleşebilir. Pompalama sistemleri kapanırsa kanalizasyon sistemleri arızalanabilir ve toplanmayan atıklar tekrar birikebilir." şeklinde konuştu.</p><p>BM ve ortaklarının kritik tesisleri çalıştırmak için yakıt tedariki ile uğraştığını belirten Haq, ancak İsrail kısıtlamalarının yanı sıra insani yardım fonlarındaki sınırlılığın da çalışmaları zorlaştırdığını kaydetti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/gazzede-insanlik-drami-de-382_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291473</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/hurmuz-bogazinda-petrol-tankeri-faciasi-mayina-carpan-algaya-alev-alev-yandi-291473</link>
      <pubDate>2026-09-14T23:56:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Hürmüz Boğazı'nda petrol tankeri faciası: Mayına çarpan 'Algaya' alev alev yandı!]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Hürmüz Boğazı'nda mayına çarpan petrol tankerinde yangın çıktı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Hürmüz Boğazı'nda petrol tankeri faciası: Mayına çarpan 'Algaya' alev alev yandı!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hürmüz Boğazı'nda süper tanker olarak adlandırılan bir petrol tankerinin mayına çarptığını ve tankerde yangın çıktığını açıkladı.  </p><p>Hürmüz Boğazı'nda 2 ile 3 milyon varil ham petrol taşıma kapasitesine sahip Algaya adlı süper tanker mayına çarptı. İran Devrim Muhafızları Ordusu, tankerin Hürmüz Boğazı'nın güneyinde geçişe kısıtlanmış bir bölgede mayına çarptığını belirterek, tankerde yangın çıktığını aktardı. Devrim Muhafızları, yangını kontrol altına alma çalışmalarının başarısız olduğunu, geminin tamamının alevler içinde kaldığını belirtti.  </p><p>Söz konusu güzergahın kullanılmasının tehlikeli olduğuna ilişkin uyarılar yapıldığını hatırlatan Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünün kendi denetimlerinde olmaya devam ettiğini yineledi.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/hurmuz-bogazinda-petrol-t-656_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291472</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/beyrutta-yolcu-sakasi-ucak-tahliye-ettirdi-yolcular-feryat-figan-disari-cikarildi-291472</link>
      <pubDate>2026-09-14T23:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Beyrut'ta yolcu şakası uçak tahliye ettirdi: Yolcular feryat figan dışarı çıkarıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta, Paris seferini yapacak bir uçakta el bagajında patlayıcı olduğunu söyleyen yolcunun ardından şaka yaptığını belirtmesi büyük paniğe yol açtı. Uçak tamamen tahliye edildi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Beyrut'ta yolcu şakası uçak tahliye ettirdi: Yolcular feryat figan dışarı çıkarıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta, Middle East Airlines'a (MEA) ait Beyrut-Paris seferini yapacak uçakta güvenlik alarmı yaşandı. Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı'ndan kalkacak uçağa eşiyle binen bir yolcu, el bagajını koltuk üstü bölmeye yerleştirmesi istendiğinde içinde patlayıcı bulunduğunu söyleyerek bunu yapamayacağını belirtti.</p><p>Yolcu daha sonra şaka yaptığını söylese de açıklaması olası bir güvenlik tehdidi olarak değerlendirildi. Bunun üzerine yolcu ve eşi uçaktan indirildi. Kapsamlı arama yapılabilmesi için uçaktaki tüm yolcular tahliye edilirken, bagajlar yeniden güvenlik taramasından geçirildi.</p><p>Yapılan aramalarda yolcunun çantasında veya uçakta herhangi bir patlayıcı maddeye rastlanmadı. Olayın ardından yolcu, sorgulanması ve hakkında gerekli yasal işlemlerin başlatılması amacıyla ilgili güvenlik birimlerine teslim edildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/beyrutta-yolcu-sakasi-uca-737_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291471</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-ilk-zilde-ogretmen-ve-ogrencilerle-bulustu-fikrimin-ince-gulu-ve-gen-291471</link>
      <pubDate>2026-09-14T22:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk zilde öğretmen ve öğrencilerle buluştu: "Fikrimin İnce Gülü" ve "Gençliğe Hitabe" seslendirildi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazi Anadolu Lisesi'nde öğretmen ve öğrencilerle bir araya geldi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk zilde öğretmen ve öğrencilerle buluştu: "Fikrimin İnce Gülü" ve "Gençliğe Hitabe" seslendirildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erdoğan, lisede "2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı Açılışı ve Ankara'da Yapımı Tamamlanan Eğitim Yatırımlarının Toplu Açılış Töreni"ne katıldı.</p><p>Törenin ardından okulda incelemelerde bulunan Erdoğan, öğretmenler odasında öğretmen ve öğrencilerle sohbet etti.</p><p>Sincan Itri Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinden oluşan koro ile AK Parti İstanbul Milletvekili, besteci ve söz yazarı Yücel Arzen Hacıoğulları'nın seslendirdiği şarkılara eşlik eden Erdoğan, Ankara Güzel Sanatlar Müzik İlkokulu öğrencileri Bengü Yeşilbaş ve Kıvanç Özgür ile "Çayeli'nden öteye" türküsünü söyledi.</p><p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in de yer aldığı ziyarette Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğretmen ve öğrencilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/cumhurbaskani-erdogan-ilk-580_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291470</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-genclerle-bulustu-yarin-turkiyenin-kaptan-koskune-sizler-gececeksiniz-291470</link>
      <pubDate>2026-09-14T22:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan gençlerle buluştu: Yarın Türkiye'nin kaptan köşküne sizler geçeceksiniz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan Samsun'da düzenlenen “Gençlik Buluşmaları” programında gençlerle bir araya geldi]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan gençlerle buluştu: Yarın Türkiye'nin kaptan köşküne sizler geçeceksiniz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<div class="rich-text-live-tv"><div class="video-wrapper"></div></div><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Samsun'da gençlerle bir araya geldiği "Gençlik Buluşmaları" programında "Terörsüz Türkiye" sürecine ve "Mekke Ortak Savunma Antlaşması"na ilişkin önemli mesajlar verdi. Mekke Antlaşması'nda güzel gelişmelerin yaşandığına değinen Erdoğan, Terörsüz Türkiye'de hedefin bölgenin tamamında huzurlu bir ortam oluşturmak olduğunu açıkladı.</p><p>Samsun Büyükşehir Belediyesi PETEK Gençlik Merkezi'nde gençlerle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı konuşmada Samsun'un tarihinden bahsederek, "Karadeniz'in kapısı Samsun'da bağımsızlık meşalesini yaktığımız ilk şehirde sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bizim için Samsun'da gerçekten anlamlı bir gün yaşadık, yaşıyoruz. Şehir hastanemizin açılışını yapmak üzere geldiğimiz Samsun'da Gençlik Buluşmalarımızın bir yenisini daha sizlerle bir arada Samsun'da gerçekleştiriyoruz. Her gençlik buluşmamızda olduğu gibi bugün de Türkiye'yi dünyayı ve geleceğimizi sizlerle konuşacağız. Şunu sözlerimin hemen başında ifade etmek istiyorum. 107 sene önce Samsun'dan başlayan İstiklal Yürüyüşü bugün büyük ve güçlü Türkiye istikametinde hamdolsun devam ediyor. Bakınız hemen arkamızda istiklalden istikbale uzanan bu güzergahın iki güçlü sembolü bizlere iştirak ediyor. Bir tarafta Bandırma Vapuru, hemen yanı başında TCG Anadolu Gemisi" dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/a368fe6967ac4c26b0eb-140920266b8ff665.jpg"/><p><b>"MİLLETİMİZİ TEHLİKELERDEN UZAK TUTTUK"</b></p><p>"Bandırma Vapuru ile başlayıp TCG Anadolu ile devam eden bu rota Türkiye'nin nereden nereye geldiğinin de bir nişanesidir" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:</p><p>"Allah'a hamdolsun. Bugüne kadar bizler fırtınalı denizlerde Türkiye'yi sahili selamete ulaştırmayı başardık. Coğrafyamızın krizlerle, savaşlarla, çatışmalarla boğuştuğu zorlu bir dönemde milletimizi bu tehlikelerden uzak tuttuk. Ülkemize pek çok alanda tarihi başarılar, tarihi zaferler kazandırdık. Yarın Türkiye'nin kaptan köşküne sizler geçeceksiniz. 86 milyonun yanı sıra ümidini Türkiye'ye bağlamış yüz milyonlarca mazlumun emanetini de sizler yükleneceksiniz. İnanıyorum ki hepiniz taşıdığınız bu mesuliyetin bilinciyle ülkemize ve milletimize en güzel şekilde hizmet edecek, Türkiye'yi her kulvarda çok daha iyi yerlere getireceksiniz."</p><p><b>"TÜRKİYE'Yİ AYAĞA KALDIRACAK NESİLLERİ HEBA ETMEKTE HİÇBİR SINIR TANIMADILAR"</b></p><p>Konuşmasında gençlere seslenen Erdoğan, "Sevgili gençler, gençlik bir devam ve beka halkasıdır. Geçmişi geleceğe taşıyan en kritik insan kaynağıdır. Biz hep şuna inandık: Gençliğin her şeyden evvel inandığı ve takipçisi olduğu ulvi bir davası olmalıdır. Bu dava öyle günü birlik gelip geçici heveslere değil, asırları kuşatan güçlü bir mefkureye dayanmalıdır. Merhum Cemil Meriç'in sözleriyle bu dava irfanımızı yeniden fethetmek, dava ecdadın tefekkür özellikle hazinelerini bugünkü nesillerin tecessüsüne yani görme, anlama merakına açmak, bir kelimeyle bugünü düne bağlamaktır. Biz de şahsen hem yarım asrı aşan siyaset hayatımızda hem de AK Parti'nin çeyrek asırlık yolculuğunda hep gençlerle yol yürümeye, gençlerin davasına omuz vermeye gayret ettik. Gençleri siyasetin merkezine almak unutmayın bir irade meselesidir. Böyle dedik ve bunun da gereğini yaptık. Ne yaptık? Seçilme yaşını 30'dan 18'e indirerek siyasette gençlerin önünü açtık. Özel sektörden eğitim ve spora, kamu yönetiminden kültür, sanat ve sivil topluma gençlere her türlü desteği sağladık. Bir gencimizi daha nasıl kazanabiliriz? Bir gencimizi daha bu milletin istiklal yürüyüşüne nasıl dahil edebiliriz diyerek her fırsatta sizlerin yanında olduk. Şunu daima aklımızın bir köşesinde tuttuk. Bu milletin evlatlarını geçmişte sağcı-solcu, ilerici-gerici, Alevi-Sünni diyerek birbirinden ayırdılar. Türkiye'yi ayağa kaldıracak nesilleri heba etmekte hiçbir sınır tanımadılar. Bakınız sevgili gençler, dün 12 Eylül darbesinin 46. yıl dönümüydü. O karanlık günlerde gençler işkence gördüler. Samsunlu gençler de vardı bu işkence görenlerin içinde. İdam sehpalarında infaz edildiler. Yüzbinlerce gencin hayatı zindan edildi, geleceği ellerinden alındı. Anneler, babalar gözü gibi bakıp büyüttükleri, yıllar yılı üzerine titredikleri kınalı kuzularını vesayetçilere kurban verdi. Bizim tüm gayemiz işte bu kötü günlerin bir daha yaşanmamasıdır. O yüzden gençlerimizle sık sık bir araya geliyor, istişare ediyoruz. Sizlerin fikirleri, talepleri, ihtiyaçları doğrultusunda kendimizi güncelliyoruz. Gençleri sömürülecek bir oy deposu olarak görenler şahsi ikballeri için gençleri aparat olarak kullananlar bundan rahatsızlık duyuyor. Varsın olsunlar. Biz onlara hiçbir zaman aldırmadık, bundan sonra da aldırmayacağız. Gençlerle kucaklaşmaya, gençlerle yoldaşlık etmeye devam edeceğiz. Rabbim yolumuzu açık etsin diyorum" diye konuştu.</p><p><b>"TERÖRSÜZ TÜRKİYE İLE HEDEF, BÖLGENİN GENELİNE HUZURLU BİR HAVAYI GETİRMEK"</b></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından gençlerin sorularını cevapladı. "Terörsüz Türkiye" sürecinin etkisi hakkındaki soruya cevap veren Erdoğan, "Güneydoğu, Doğu Anadolu bölgelerinde terörden yana sıkıntılarımız çok büyüktü. Ama Allah'a hamdolsun şu anda Güneydoğu Anadolu'da, Doğu Anadolu'da artık terör diye bir şey kalmadı. Yaylalarda otlaklar bayağı hareketli, canlı. Bu otlaklarda artık benim Güneydoğu, Doğu Anadolu'daki kardeşlerim rahatlıkla buralara çıkabiliyorlar. Buralarda rahatlıkla bütün o otlaklarda ellerindeki küçükbaş, büyükbaş bunları otlatabiliyorlar. Ve bunları otlatırken de huzur içindeler. Bunlar bizi tabii ki çok çok rahatlatıyor. Oradan geçiyorum ben bölgeye. Bölgede de artık hamdolsun sıkıntılar adeta yok. Ve şimdi hedef daha büyük çapta Güneydoğu'da, Doğu'da bölgenin geneline huzurlu bir havayı getirmek" şeklinde konuştu.</p><p><b>"MEKKE ANTLAŞMASI'NDA GÜZEL GELİŞMELER VAR"</b></p><p>"Dünya 5'ten büyüktür" sözü ve dünyadaki gelişmeler hakkındaki bir soru üzerine Erdoğan, "'Dünya 5'ten büyüktür' dedik ve demeye de devam ediyoruz. Bununla da kalmadık. Bir şey daha söyledik. Neydi o? Daha adil bir dünya mümkün. Şimdi daha adil bir dünya mümkün. Nasıl mümkün? İşte şu anda Hürmüz Boğazı'nda olanları takip ediyoruz değil mi? Sadece Hürmüz Boğazı'nda olanlar değil, bakıyorsunuz Körfez'de birçok yerde ciddi manada sıkıntılar var. Ve bu sıkıntıların darboğaz ettiği yerler nereler? İslam dünyası. Ve bizler Türkiye olarak İslam dünyasının yaşadığı bu sıkıntıları inşallah bir an önce aşalım diyoruz ve bunu aşmak için de Türkiye artık bölgeye ağırlığını koydu, koyuyor ve koyacağız. İşi hafife alamayız. Çünkü Türkiye'den beklentiler çok. Unutmayın, biz Riyad'daki, Mekke'deki savunma paktı ile ilgili adımı niye attık? Suudi Arabistan, Pakistan, Türkiye bir araya geldik, bir adım attık. Attığımız adım işte bu üç ülke bir araya gelsin ve attığımız bu adımla inşallah İslam dünyasına buradan bir sinyal verelim. Güzel gelişmeler var. Bunu da başaracağız" ifadelerini kullandı.</p><p><b>"BİR SAĞDAN, BİR SOLDAN GENÇLER ÖLDÜRÜLMESİN"</b></p><p>Son dönemde akım haline gelen 80'lerin bir de 12 Eylül yüzü olduğunu hatırlatan bir öğrencinin sorusu üzerine Erdoğan, "'Bir sağdan, bir soldan' demek suretiyle maalesef bu darbeci zihniyetler o dönemin gençlerini bu şekilde yediler. Ve o gençlerden ne yazık ki niceleri öldürüldü. Bunları ne görmek ne de yaşamak isterdik ama ne yazık ki bunları gördük ve yaşadık. Temennimiz odur ki, bundan sonraki süreçte aynı durumlar olmasın. Bir sağdan, bir soldan gençler öldürülmesin. Hiç böyle bir şeye fırsat verilmesin. Herkes dimdik yoluna devam etsin ve eserleriyle inşallah gençler ortaya koydukları bütün varlıklarıyla geleceğin Türkiye'sini onlar hazırlasınlar ve onlarla da biz iftihar edelim" açıklamasında bulundu.</p><p><b>"NATO'DAKİ SİLAH HEDİYESİNE MUTLU OLDULAR"</b></p><p>NATO'daki silah hediyesinden sonra dünya liderlerinin tepkilerinin nasıl olduğuna yönelik soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Makine Kimya'nın ürünleriyle ortaya çıktık ve Makine Kimya'nın ürünleriyle bütün bu gelen liderlere bu silahlardan hediye ettik. Niye? Biz Türkiye'yiz. Eserlerimizi onlara takdim edelim istedik. Malum 'Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri.' Ve güzel oldu. Memnun oldular, mutlu oldular. Ve biz de tabii bu bu mutluluğu sağladığımız için ayrıca mutlu olduk ve liderler zirvesini hamdolsun tavan yaptırdık. Tavan oldu. Şimdi tabii COP 31 inşallah Antalya'da bunu gerçekleştireceğiz. Onun hazırlıkları vesaire tabii yapılıyor. Ve burada Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres ile eşimin görüşmeleri falan olmuştu. Onların da destekleriyle bu süreci yürüttük. Bu süreci işlettik. Ama iyi bir konuma da hamdolsun geldik. Bundan sonraki süreçte inşallah Birleşmiş Milletler camiası içerisinde de bizim sıfır atık konusundaki adım bayağı yer tutmuş oldu. İnşallah Antalya bu işte zirve yapılan yer olmuş olacak" dedi.</p><p>Asırlık Gece dizisinin oyuncularının da itinayla seçildiğine değinen Erdoğan, diziyle ilgili gelen soruya şu cevabı verdi:</p><p>"Bu dizide gerçekten 15'lik bir dizi. Ve bu dizinin tamamını eğer genç arkadaşlarım izlediyseler almaları gereken ne varsa bunu oradan zaten kaptılar. Gerçekten dizideki aktörlere varıncaya kadar iyi bir seçim yapıldı ve bu seçimle de gerçekten sonuna kadar iyi bir hazırlık olmuş ve bu hazırlıkta gerçekten son ana kadar başarılıydı. Ve bu başarıyı da yakalama, izleme fırsatını bizler de bulmaya gayret ettik."</p><p>Erdoğan, Resul Dündar'ın şarkısına eşlik etti</p><p>Erdoğan, programın soru aralarında Resul Dündar'ın söylediği Gündüz-Gece isimli türküye de eşlik etti. Erdoğan'ın performansı gençlerden büyük alkış aldı. AK Parti'nin 25. kuruluş yıldönümü ve vazgeçmediği kararları sorulan Erdoğan, "Kararlı bir şekilde yapıda geriye bıraktığımız Allah'a hamdolsun herhangi bir şey kalmadı. Ve çok çok önemli olan bir şey var, o da şu; çok güçlü bir gençlik inşa ettik. Bu gençliğimiz konuşmamda da ifade ettiğim gibi 30 yaş demedik. Onu 18 yaşa indirdik ve 18 yaşa indirmek suretiyle yeni bir gençliği inşa ve ihya ettik" dedi.</p><p><b>CUMHURBAŞKANI SAMSUN DONDURMASI İSTEDİ, TÜM SALON DONDURMA YEDİ</b></p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sorular arasında oynatılan bir video sonrası araya girerek, "Eskiden İstanbul'dan gemi ile biz tabii memleketimiz Rize'ye giderdik. O zaman tabii yolculuk öyle kısa değil. Yani Samsun önemli güzergahlardan duruş limanımızdı. Ama Samsun'un da bir meşhur güzergahın içinde tadı vardı. O da Samsun'un dondurmasıydı. Burada dururduk. Ondan sonra o dondurma gelirdi. Hala o dondurma devam ediyor mu? Şimdi konuştuk. Başkan hemen 'Ben yarım saat içinde hallediyorum' dedi" ifadelerini kullandı.</p><p><b>"5-1 KAZANAN ÇORUM FK, SAMSUNSPOR'A AYIP ETTİ"</b></p><p>Çorum'dan katılan bir öğrencinin memleketini söylemesi üzerine Çorum FK'nın Samsunspor'u deplasmanda 5-1 yenmesine ilişkin "Ayıp ettiniz" diyerek espri yapan Erdoğan, hem bu maç hem de torunlarıyla yaptığı oyuncak alışverişine değindi. Erdoğan, "Dün akşam ayıp ettiniz ya. Ne yaptınız siz Samsun'u? Samsun'u 5-1 mi yendiler? Çorum Samsun'u 5-1 yendi değil mi? Nerede? Hem de Samsun'da. Az önce başkan da durumu söyledi. Torunum dün akşam bile telefonda bana diyor ki 'Dede' diyor 'Hani bana canavar oyuncak alacaktın.' Torunlar ikna edilmekten öte sevilir. Hem de öyle sevilir ki onlar şimdi dondurma geliyor ya bal parmaktır. O gün götürdüm oradan Asım hangisini alıyorsun? Şunu. Beğendin mi? Beğendim. Ve kolay kolay da tabii beğenmez. Ve o gün oradan mutlu bir şekilde ayrılması tabii beni ayrıca bir dede olarak mutlu etti. Ama hiçbir şeyi de unutmuyor. Bak dün akşam bile bana telefonda 'Dede beni götürecek misin?' diyor. Tekrar götüreceğim. Rabbim inşallah sizleri de torun torba sahibi yapsın. Torunlar da elhamdülillah ziyadesiyle 10 oldu. 10 tane torun var ve ayrı bir mutluluk" dedi.</p><p><b>"OTOBÜSTEN GÖRÜP DE AŞAĞI İNMESEM ALLAH'A BUNUN HESABINI NASIL VERİRİM"</b></p><p>Engelli bir vatandaşı görünce otobüsten inerek halini hatırını sorması da sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Otobüsten görüp de aşağı inmesem Allah'a bunun hesabını nasıl veririm" dedi. Erdoğan ayrıca kısa bir süre önce hayatını kaybeden eski Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir'in ruhuna tüm hazirundan Fatiha istedi. Duanın ardından getirilen dondurmalar yendi. Program, hediye takdiminin ardından sona erdi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/cumhurbaskani-erdogan-gen-538_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291469</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bilal-erdogan-diyarbakirdan-seslendi-bizi-kardes-yapan-mayayi-egemen-kilalim-291469</link>
      <pubDate>2026-09-14T21:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilal Erdoğan Diyarbakır'dan seslendi: Bizi kardeş yapan mayayı egemen kılalım]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV) Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin, "Son 30-40 yılda ne badireler yaşanmış olursa olsun bir sonraki 30-40 yıl öyle olmasın. Bir sonraki 30-40 yılda kardeşliğimizi, birliğimizi güçlendirelim ve çocuklarımıza bu anlamda daha müreffeh, daha aydınlık yarınları vadeden bir Türkiye sunabilelim." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilal Erdoğan Diyarbakır'dan seslendi: Bizi kardeş yapan mayayı egemen kılalım]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır&#39;daki temaslarını sürdüren Bilal Erdoğan, Türkiye Gençlik STK'ları Platformu tarafından merkez Sur ilçesindeki İçkale Müze Kompleksi&#39;nde düzenlenen &quot;Gençlik Buluşması&quot;na katıldı.</p><p>Gençlerle bir araya gelen Bilal Erdoğan, Terörsüz Türkiye&#39;nin önemine işaret ederek, en çok da çocukları ilgilendirdiğini söyledi.</p><p>Bu sürecin çocukların ve gençlerin geleceğini çok etkileyeceğini ifade eden Bilal Erdoğan, &quot;Son 30-40 yılda ne badireler yaşanmış olursa olsun bir sonraki 30-40 yıl öyle olmasın. Bir sonraki 30-40 yılda kardeşliğimizi, birliğimizi güçlendirelim ve çocuklarımıza bu anlamda daha müreffeh, daha aydınlık yarınları vadeden bir Türkiye sunabilelim. 40 yıllık süreçte buna yaklaştığımız zamanlar oldu, kaçırılan fırsatlar oldu maalesef ama bu sefer toplumda bu sürece olan inancın daha yüksek olduğunu görüyoruz.&quot; diye konuştu.</p><p>Bilal Erdoğan, Diyarbakır&#39;a 8 ayda gelen yerli ve yabancı turist sayısının 1,3 milyona ulaştığını, bu süreç devam ettiğinde kente milyonlarca turistin gelebileceğini söyledi.</p><p>Sürecin ekonomiye de büyük katkı sunacağına işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>&quot;Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi&#39;nde son 3 yılda olumlu atmosferde yeni yatırımlar, yeni istihdamlar, fabrikalar ortaya çıkmış. Bugün onlardan 3&#39;ünü ziyaret ettik. Orada çalışanlarla bir araya geldik ve ümit var insanlarda. Bunun devamıyla ilgili ümit var çünkü gerçekten Diyarbakır&#39;ın insanının ticari zekasını, girişkenliğini, cevvalliğini düşündüğünüz zaman çok hızlı bir şekilde burada fevkalade bir aktivitenin oluşacağını, ekonomik hareketlenmenin olacağını düşünmek hiç de hayal değil. Çocuklarımızın geleceği için Terörsüz Türkiye mesajı vermeye çalıştık bugün.&quot;</p><p><b>"BİZİ KARDEŞ YAPAN MAYAMIZI YENİDEN BU TOPRAKLARDA EGEMEN KILALIM"</b></p><p>Bilal Erdoğan, herkesin bu süreç için elinden geleni yapması gerektiğini dile getirerek, &quot;Toplumun her kesiminin &#39;Nasıl katkı sağlayabilirim?&#39; diye düşünmesi lazım.&quot; dedi.</p><p>Bu sürece engel olmaya çalışanlara imkan verilmemesi gerektiğini vurgulayan Bilal Erdoğan, şunları kaydetti:</p><p>&quot;Hazreti Süleyman&#39;dan, Halit bin Velid&#39;den beri bu topraklarda bizi kardeş yapan mayamızı yeniden bu topraklarda egemen kılalım. Normali başarmamız lazım. O normal de bizim kardeşliğimiz, bizim birbirimizi farklı görmeyişimiz. İnşallah onu hep birlikte başaracağız, bunun olması için çalışacağız.&quot;</p><p>Hem sözle hem de gönülden dua edilebildiğini belirten Erdoğan, Allah&#39;ın bu topraklarda barışı egemen kılması için dua ettiklerini söyledi.</p><p>&quot;Bu barışı sağladığımızda bu güçlü Türkiye, Allah&#39;ın izniyle bütün bu coğrafyada çatışmaları, zulümleri sonlandırmaya daha muktedir olur.&quot; diyen Bilal Erdoğan, daha sonra gençlerin sorularını yanıtladı.</p><p>Moderatörlüğünü Türkiye Gençlik STK'ları Platformu Başkanı Ali Haydar Ustaosmanoğlu'nun yaptığı programda Vali Murat Zorluoğlu da gençlerin arasında yer aldı.</p><p>Programa Diyarbakır ve çevre illerden gençler katıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/bilal-erdogan-diyarbakird-402_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291468</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/naza-belgeseli-netanyahunun-uykularini-kacirdi-291468</link>
      <pubDate>2026-09-14T21:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA['NAZA' belgeseli Netanyahu'nun uykularını kaçırdı!]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Katil Netanyahu, Gazze'deki sivil katliamını belgeleyen İsrailli iki yönetmenin hazırladığı naza belgeselini Yahudi karşıtı kışkırtma olarak nitelendirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA['NAZA' belgeseli Netanyahu'nun uykularını kaçırdı!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze'deki sivil katliamını belgeleyen İsrailli iki yönetmenin hazırladığı NAZA belgeselinin Yahudi karşıtı (antisemitik) kışkırtma olduğunu savundu.</p><p>Netanyahu, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, İngiliz The Guardian gazetesi tarafından hazırlanan ve yönetmenliğini Oscar ödüllü Yuval Abraham ve Rachel Szor'un yaptığı NAZA belgeseli hakkında sorulan bir soruyu yanıtladığı video paylaştı. Küresel antisemitik kışkırtmaya karşı savaştığı iddiasında bulunan Netanyahu, bu kez içlerinden gelen antisemitik kışkırtma ile karşı karşıya kaldıklarını savundu.</p><p>Netanyahu, Demokratlar Partisi lideri Yair Golan'ın İsrail ordusunun hobi olarak bebek öldürdüğü sözlerini hatırlatarak ortaya çıkan görüntülerin gerçek olduğu aktarılmasına rağmen Sde Teiman Askeri Hapishanesi'nde Filistinli bir esire tecavüz görüntülerinin İsrail askerlerini karalayan kurgulanmış ve yalan video olduğu iddiasını ortaya attı.</p><p>Yönetmenler Abraham ve Szor'un Yönetmenler Birliği üyesi olduğunu söyleyen Netanyahu, birliğin başkanını partisinden milletvekili adayı yaptığı için 27 Ekim'deki seçimlerde en büyük rakibi olarak görülen Yeşar Partisi lideri Gadi Eisenkot'a yüklendi.</p><p><b>VENEDİK'TE ÖDÜL ALDI</b></p><p>İtalya'da bu yıl 83'üncüsü düzenlenen Uluslararası Venedik Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü'ne, İsrail'in Gazze'deki sivil katliamını belgeleyen NAZA filmi layık görülmüştü. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, belgesele ordu içinden veri sızdırılıp sızdırılmadığına dair soruşturma açılmasına karar vererek Askeri Başsavcılığa yasal süreç başlatma talimatı vermişti. İsrail Kültür Bakanı Miki Zohar ise ordunun Gazze'deki sivil katliamını belgeleyen NAZA belgeselinin Oscar ödüllü yönetmenleri Yuval Abraham ve Rachel Szor'u vatandaşlıktan çıkarmakla tehdit etmişti.</p><p><b>NAZA İSMİ NEYİ İFADE EDİYOR</b></p><p>Filmin adı NAZA, erkekler, kadınlar ve çocuklar dahil olmak üzere bir saldırıda ölmeleri öngörülen siviller için İsrail ordusunca kullanılan kısaltmaya atıfta bulunuyor. Belgeselde katılımcıların güvenliği için farklı röportaj yöntemleri izlendi. Belgesel, 3 yıl boyunca Tel Aviv'deki çatılarda gizlice çekildi ve katılımcıların kimlikleri, sesleri ve görünüşleri dijital değişiklikler yapılarak gizlendi.</p><p>Katılımcılar, belgeselde İsrail ordusunun Gazze'de kullandığı gizli sistem ve gizli yöntemlere ilişkin detayları anlattı. Yapımda yer alan kişiler, İsrail ordusunun saldırılarında kullanılan gözetleme sistemlerini ve uzak mesafeden bombalamayı ayrıntılı olarak anlattı. Onlara göre bu operasyonda yapay zeka kullanılarak potansiyel Hamas hedefleri tespit ediliyor ve çoğu zaman içinde ailelerin bulunduğu bilindiği halde evler bombalanıyor.</p><p>Belgeselde, Gazzelilerin sığınak olarak kullandığı yerleşim yerlerinin kasten yakılmasına ve gıda dağıtımı sırasında öldürülmesine doğrudan şahitlik eden İsrail ordusu mensupları da yer aldı. NAZA'da konuşanlardan bir kısmının, gizli istihbarat biriminde çalışıp doğrudan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya bağlı oldukları belirtiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/naza-belgeseli-netanyahun-281_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291467</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/dugundeki-altinlar-basini-yakti-kara-haydarin-esi-cagla-oz-tutuklandi-291467</link>
      <pubDate>2026-09-14T21:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Düğündeki altınlar başını yaktı... 'Kara Haydar'ın eşi Çağla Öz tutuklandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA["Vanlı Kara Haydar" olarak bilinen ve sosyal medya paylaşımlarının ardından tutuklanan Mehmet Fatih Tançalan'ın eşi Çağla Öz Tançalan ve akrabası M.S.T. aynı soruşturma kapsamında tutuklandı, kayınvalidesi ve altınların bulunduğu evin sahibi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Düğündeki altınlar başını yaktı... 'Kara Haydar'ın eşi Çağla Öz tutuklandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Van Cumhuriyet Başsavcılığınca, Mehmet Fatih Tançalan hakkında sosyal medya platformlarında yapılan paylaşımlarla bağlantılı olarak &quot;suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama&quot; suçundan başlatılan soruşturma sürüyor.</p><p>Bu kapsamda gözaltına alınan Çağla Öz Tançalan, altınların bulunduğu evin sahibi S.A, Mehmet Fatih Tançalan&#39;ın kayınvalidesi N.O. ile akrabası M.S.T&#39;nin Van Emniyet Müdürlüğündeki işlemleri tamamlandı.</p><p>Ekiplerce adliyeye götürülen şüphelilerden Çağla Öz Tançalan ile M.S.T. &quot;suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama&quot; suçundan tutuklanmaları, N.O. ve S.A. ise adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmaları talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.</p><p>Hakimlikte ifadeleri alınan Tançalan ile M.S.T. tutuklandı, N.O. ile S.A. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.</p><p>Adliye çıkışında basın mensuplarına açıklama yapan şüphelilerin avukatları, karara itiraz edeceklerini belirtti.</p><p><b>- NE OLMUŞTU?</b></p><p>Soruşturma kapsamında Van İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekipleri, Mehmet Fatih Tançalan&#39;ı Van&#39;ın Muradiye ilçesindeki evinde 8 Eylül&#39;de gözaltına almıştı.</p><p>Emniyete götürülen Tançalan&#39;ın sosyal medyaya yansıyan görüntüleri ile düğününde takıldığı belirtilen yüksek miktardaki altınlara ilişkin mali araştırma süreci başlatılmış, Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK) inceleme talep edilmişti.</p><p>Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkarıldığı hakimlikçe &quot;suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama&quot; suçundan tutuklanmıştı.</p><p>Tançalan&#39;ın düğününde eşi Çağla Öz Tançalan&#39;a takılan ziynet eşyaları ve paralar, 12 Eylül&#39;de Muradiye&#39;de bir ev ve eklentisinde yapılan aramada ele geçirilmiş, evin sahibi gözaltına alınmıştı.</p><p>İki gün önce İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince gözaltına alınan Çağla Öz Tançalan da dün Van&#39;a getirilmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/dugundeki-altinlar-basini-942_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291466</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/silivri-aciklarindaki-gemi-faciasinda-aci-haber-1-murettebatin-cansiz-bedenine-ulasildi-291466</link>
      <pubDate>2026-09-14T21:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Silivri açıklarındaki gemi faciasında acı haber: 1 mürettebatın cansız bedenine ulaşıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, Silivri açıklarında "Alsu" isimli gemiyle çarpıştıktan sonra batan "Tuğberk İmamoğlu" gemisindeki 10 kişilik kayıp mürettebata ulaşmak için yürütülen arama ve kurtarma çalışmaları sırasında bir cansız erkek bedenine ulaşıldığını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Silivri açıklarındaki gemi faciasında acı haber: 1 mürettebatın cansız bedenine ulaşıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Başsavcılıktan yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:</p><p>&quot;2 Eylül&#39;de Marmara Denizi&#39;nde ticari faaliyette bulunan &#39;M/T Alsu&#39; ile &#39;Tugberk İmamoğlu&#39; isimli gemilerin çatışması ve 10 kişilik mürettebatı bulunan &#39;Tugberk İmamoğlu&#39; isimli geminin batmasıyla sonuçlanan olaya ilişkin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülmekte olan soruşturma kapsamında, yürütülen arama ve kurtarma faaliyetleri sırasında, çatma bölgesine yaklaşık 5 kilometre mesafede bir cansız erkek bedenine ulaşılmıştır. Cansız bedenin kazada kaybolan mürettebattan birine ait olup olmadığının belirlenmesi, kimlik tespitinin yapılması ve kesin ölüm sebebinin saptanması amacıyla Adli Tıp Kurumu&#39;na sevki sağlanmıştır.&quot;</p><p>Açıklamada, yürütülen soruşturma kapsamında maddi gerçeğin her yönüyle açığa çıkarılması amacıyla gerekli tüm işlemlerin titizlikle sürdürüldüğü belirtildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/silivri-aciklarindaki-gem-904_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291465</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/sokaklar-guvende-operasyonunda-dev-darbe-2-bin-594-supheliye-islem-291465</link>
      <pubDate>2026-09-14T20:19:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sokaklar güvende operasyonunda dev darbe: 2 bin 594 şüpheliye işlem]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, bu sabah ülke genelinde başlatılan 'Sokaklar Güvende' operasyonları kapsamında 2 bin 594 şüpheli hakkında adli işlem yapıldığını, şu ana kadar bin 613 şüphelinin gözaltına alındığını ve 618 şüpheli hakkında yakalama kararı verildiğini açıkladı. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sokaklar güvende operasyonunda dev darbe: 2 bin 594 şüpheliye işlem]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından "Sokaklar Güvende" operasyonlarına ilişkin açıklama yaptı. Gürlek, "Bu sabah ülke genelinde başlatılan 'Sokaklar Güvende' operasyonlarına ilişkin adli işlemler devam etmektedir. Yapılan çalışmalarda 78 Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinasyonunda 151 operasyon gerçekleştirilmiş, 2 bin 594 şüpheli hakkında adli işlem yapılmıştır. Şu ana kadar bin 613 şüpheli gözaltına alınmış, 618 şüpheli hakkında yakalama kararı verilmiştir. Operasyonlarda jandarma ve polis teşkilatlarımızdan 11 bin 466 kolluk personeli görev almıştır. Aramalarda 199 ateşli silah, 9 bin 39 fişek/kartuş, 2 el bombası, 10 bin 520 sentetik ecza/uyuşturucu hap-tablet ve yaklaşık 37,25 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir. Soruşturmalar suç örgütlerinin finansman kaynaklarını, mal varlıklarını ve suç üretme kapasitelerini hedef alacak şekilde yürütülmektedir. Bu kapsamda 26,9 milyar lira işlem hacmi tespit edilmiş, 408 banka hesabına, 35 taşınmaza, 31 araca ve 10 şirkete el koyma tedbiri uygulanmıştır. Firari şüphelilerin yakalanmasına ve soruşturmaların tüm yönleriyle aydınlatılmasına yönelik çalışmalar titizlikle yürütülmektedir" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/sokaklar-guvende-operasyo-996_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291464</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/trumptan-stoklar-tukendi-iddialarina-yanit-tarihin-en-ustun-silahlarini-uretiyoruz-291464</link>
      <pubDate>2026-09-14T20:16:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trump'tan 'stoklar tükendi' iddialarına yanıt: Tarihin en üstün silahlarını üretiyoruz]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin savunma sanayisi sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin şimdiye kadarki "en üstün ve seçkin silahları ürettiklerini" belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trump'tan 'stoklar tükendi' iddialarına yanıt: Tarihin en üstün silahlarını üretiyoruz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ABD&#39;nin silah stoklarının tükendiği yönündeki tartışmalara cevap verdi.</p><p>Bu konuda kısa süre önce aldığı bilgiyi paylaştığını belirten Trump, &quot;ABD&#39;nin tarihimizde hiç olmadığı kadar üstün ve seçkin silahlar ürettiğine dair bir rapor aldım. Bu silahlar, Orta Doğu&#39;daki ve ötesindeki kuvvetlerimize günlük teslim ediliyor.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Trump, savunma şirketlerinin fabrikalarının &quot;7/24 çalıştıklarını&quot;, aynı zamanda her bir fabrikanın ortalama &quot;4 ila 5 büyük ölçekli yepyeni tesis&quot; inşa ettiğini kaydetti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/2715ee82f37a45faa0fa-14092026a869b3b6.jpg"/><p>ABD Başkanı, bu üretimlerin odak noktasının, &quot;halihazırda stoklarda büyük miktarlarda bulunan&quot; Patriot, THAAD, Tomahawk ve diğer standart füze sistemleri olduğunu bildirdi.</p><p>İran&#39;la Hürmüz Boğazı&#39;ndaki karşılıklı saldırılara da değinen Trump, &quot;Hürmüz Boğazı&#39;ndan petrol akıyor. Bize hiçbir şekilde yardımcı olmayan dünya ülkeleri, bu sahtekarlık dolu çatışma sona erdiğinde ABD&#39;ye tazminat ödemeli ve ödeyecektir. Bunu kendimizden çok başkaları için yapıyoruz ve bunu nesillerdir yapıyoruz.&quot; görüşünü paylaştı.</p><p>Trump, bu paylaşımından kısa süre önce de Tahran yönetiminin &quot;acilen ve şiddetle&quot; anlaşma yapmak istediğini iddia etmişti.</p><p>İran ile ABD arasında belirsizliğini koruyan anlaşma süreciyle ilgili düşüncelerini paylaşan Trump, &quot;Başarısız bir devlet olan İran, acilen ve şiddetle bir anlaşma yapmak istiyor. ABD&#39;nin bu anlaşmaya katılıp katılmayacağına ben karar vereceğim ki biz bu fikre açığız.&quot; değerlendirmesinde bulunmuştu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/trumptan-stoklar-tukendi--219_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291463</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/afrikada-ebola-dehseti-7-eyalete-yayilan-salginda-vaka-sayisi-7-bini-asti-291463</link>
      <pubDate>2026-09-14T20:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Afrika'da ebola dehşeti: 7 eyalete yayılan salgında vaka sayısı 7 bini aştı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) devam eden Ebola salgınında vaka sayısı 7 bin 200'e, hayatını kaybedenlerin sayısı 3 bin 475'e yükseldi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Afrika'da ebola dehşeti: 7 eyalete yayılan salgında vaka sayısı 7 bini aştı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KDC Sağlık Bakanlığının verilerine göre salgın, ülkedeki 7 eyaletin 62 bölgesine yayıldı.</p><p>Salgının başlangıcından bu yana 7 bin 200 vaka doğrulanırken 3 bin 475 kişi yaşamını yitirdi ve 1712 kişi iyileşti.</p><p>Salgında ölüm oranı yüzde 48,3 olarak güncellendi.</p><p>Özellikle salgının merkezi olan Ituri ve Kuzey Kivu eyaletleri ile salgının yeni görüldüğü ve risk altındaki bölgelerde gözetim çalışmaları devam ediyor.</p><p><b>EBOLA, AFRİKA'DA BİNLERCE KİŞİNİN ÖLMESİNE NEDEN OLDU</b></p><p>Bir tür kanamalı ateşe yol açan Ebola virüsü, ilk kez 1976&#39;da Sudan&#39;ın Nzara ve KDC&#39;nin Yambuku kentlerinde eş zamanlı salgınlarla ortaya çıkmıştı.</p><p>KDC&#39;deki salgın, Ebola Nehri yakınındaki köyde başladığı için hastalığa bu nehrin adı verilmişti.</p><p>Ebola virüsü, Aralık 2013&#39;te Batı Afrika&#39;da yayılmıştı. Gine, Liberya ve Sierra Leone&#39;de 2014-2017 yıllarında görülen salgında 30 bin kişiye virüs bulaşmış ve hastaların 11 binden fazlası yaşamını yitirmişti.</p><p>KDC&#39;nin doğusundaki Ituri eyaletinde açıklanan 246 şüpheli vaka ve 65 ölümün ardından 15 Mayıs&#39;ta ülkede salgın ilan edilmişti.</p><p>Sağlık yetkililerine göre, mayıs ayında patlak veren &quot;Bundibugyo&quot; Ebola varyantının onaylanmış tedavisi veya aşısı bulunmuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/afrikada-ebola-dehseti-7--460_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291462</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/kuzey-marmaradaki-otobus-yangininda-aci-detay-6-kisiyi-kurtaran-baba-kendi-kizini-yasatamadi-291462</link>
      <pubDate>2026-09-14T20:07:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kuzey Marmara'daki otobüs yangınında acı detay: 6 kişiyi kurtaran baba kendi kızını yaşatamadı!]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul Eyüpsultan'da Kuzey Marmara Otoyolunda bariyerlere çarpan otobüste hayatını kaybeden 2 kişinin ailesi Adli Tıp Kuruma gelerek DNA örneği verdi. Hayatını kaybeden iki kişiden birinin 7. sınıf öğrencisi Yüsra Seraç olduğu öğrenildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kuzey Marmara'daki otobüs yangınında acı detay: 6 kişiyi kurtaran baba kendi kızını yaşatamadı!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dün Kuzey Marmara Otoyolunda Diyarbakır'dan yola çıkan yolcu otobüsü Işıklar gişelerine çarpması sonrası otobüste yangın çıkmış ve 2 kişi hayatını kaybetmişti. 1'i ağır 8 kişi yaralandı. Yaralıların hastanede tedavisi sürerken cenazeler Adli Tıp Kurumu götürüldü. Hayatını kaybeden iki kişiden birinin kimliği belli oldu. Ölen kişilerden birinin cesedinin 5 kişilik ailesiyle birlikte Diyarbakır'a giden 7. sınıf öğrencisi Yüsra Seraç'a ait olduğu öğrenildi. Yüsra'nın 10 yaşındaki kız kardeşi Nazlı Seraç'ın da ağır yaralandığı ve hayati tehlikesinin sürdüğü belirtildi. 7 yaşındaki diğer kardeşi Ali Osman Seraç'ın da kazada yaralandığı ve hastanedeki tedavisine devam edildiği öğrenildi. Öte yandan Adli Tıp Kurumuna gelen cenaze sahiplerinden ölenlerin kimlik tespiti için DNA örnekleri alındı. Kazada ölen ikinci kişinin ise aynı otobüse Elazığ'dan binen 54 yaşındaki bir kadına ait olduğu öğrenildi. Ölen kadının eşi de Adli Tıp Kurumuna gelerek DNA örneği verdi. DNA eşleşmelerinin tamamlanmasının ardından cenazelerin ailelere teslim edileceği kaydedildi. Öte yandan acılı ailenin yaklaşık 9 önce başka bir evladını kaybettikleri ortaya çıktı. Ailenin okulların açılması nedeniyle Metro turizm tarafından kullanılan ek seferde yolculuk yaptığı öğrenildi.  </p><p>Aile yakınlarından Kasım Seraç, ailenin okullar açıldığı için İstanbul'a döndüğünü belirterek, ''Dün saat 07.00'de Diyarbakır'dan yola çıkmışlar. Elazığ üzerinden geldiler. Saat 13.00'da telefon açtım, daha Bolu'daydılar. Ondan sonra saat 19.00 civarı böyle bir kaza duyduk. Oraya acil gittik. Otobüs o anda kül olmuştu. Babasıyla konuştum, babası şu anda konuşamaz halde. Kendisi böyle 4-5 tane yolcuyu ayağıyla çekip kendisi kurtarmış. Onlar ailece gitti, 5 kişi. Anne, baba, üç çocuk. Bunların evi burada. Memlekette annesi rahatsızdı, annesini ziyarete gittiler. Ondan sonra dönüşte beraber geldiler. Okullar açıldığı için geldiler. Bilmiyorum, geliyor bariyerlere çarpıyor. Görüntülerden gördüğüm kadarıyla bariyerlere çarpınca artık bir şeyler patlıyor orada, mazot mudur nedir bilmiyorum. Yerler ıslaktı hafif yağmur yağmış'' dedi.  </p><p>Baba Mesut Seraç'ın kaza esnasında başka çocukları kurtardığını söyleyen Seraç, ''O esnada Mesut Saraç, başka çocuklar da varmış, onları kurtarmaya çalışmış. O esnada kapı açılmıyormuş. Defalarca cama vuruyorlar, camı açamıyorlar. Artık dışarıdan biri camı açınca içeri zaten duman dolmuş. O şekilde göz gözü görmüyormuş. Herkesi kurtardı, kızı maalesef içeride yandı. Şu anda anne ve babanın durumları perişan. Konuşamaz haldeler. Hani ihmal olduğunu düşünüyorum. Cezaları neyse çeksinler'' ifadelerini kullandı.  </p><p><b>''BABASI ZATEN DAHA TOPARLANAMAZ, BABA 6-7 KİŞİYİ KURTARDI, HALA KENDİNİ SUÇLUYOR, 'KIZIMI KURTARAMADIM' DİYOR''</b></p><p>Aile yakınlarından Habip Dalgın ise şoförün kusurlu olduğunu iddia ederek, ''Yüzde 100, bizim Mesut'un da dediği gibi şoför aşırı hızlı. Kaç saattir de arabayı sürmüş. Mola vermeden sürmüş. Böyle olmuş ama şoförde sıkıntı var. Allah kimseye yaşatmasın. Onu diyeyim, Allah hiç kimseye yaşatmasın. Bir bir aile yok oldu. Babası zaten bir daha toparlanamaz. Baba 6-7 kişiyi kurtardı, hala kendini suçluyor, 'Kızımı kurtaramadım' diyor'' şeklinde konuştu.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/kuzey-marmaradaki-otobus--635_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291461</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-fidan-suriyede-cesitli-ziyaretlerde-bulundu-291461</link>
      <pubDate>2026-09-14T19:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Fidan, Suriye'de çeşitli ziyaretlerde bulundu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye'de çeşitli ziyaretlerde bulundu. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Fidan, Suriye'de çeşitli ziyaretlerde bulundu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diplomatik kaynaklardan alınan bilgiye göre Bakan Fidan, Muhyiddin İbnü'l-Arabi Camisi'ni ve Türbesi'ni, Mevlana Halid-i Bağdadi Türbesi'ni, Selahaddin Eyyubi Türbesi'ni ve Türk Hava Şehitliği'ni, Şam Emevi Camisi'ni ve Süleymaniye Külliyesi'ni ziyaret etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42468907.jpg"/><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42468914.jpg"/><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42468916.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/bakan-fidan-suriyede-cesi-157_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291460</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/istanbul-valiligi-duyurdu-adalar-belediye-meclisi-yeni-baskan-vekili-icin-toplaniyor-291460</link>
      <pubDate>2026-09-14T18:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İstanbul Valiliği duyurdu: Adalar Belediye Meclisi yeni başkan vekili için toplanıyor.]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul Valiliği, Adalar Belediye Başkan Vekili Medine Pamuk'un sağlık sorunları nedeniyle istifa etmesi nedeniyle Adalar İlçe Belediye Meclisinin, yeni belediye başkan vekilini belirlemek üzere 21 Eylül Pazartesi günü toplanacağını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İstanbul Valiliği duyurdu: Adalar Belediye Meclisi yeni başkan vekili için toplanıyor.]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Valilikten yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat&#39;ın, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca &quot;suç işlemek amacıyla örgüt kurma&quot; ve &quot;rüşvet almak&quot; suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 23 Haziran tarihli kararıyla tutuklandığı ve İçişleri Bakanlığınca görevden uzaklaştırıldığı belirtildi.</p><p>5393 sayılı Belediye Kanunu&#39;nun 45. maddesi hükümleri uyarınca 27 Haziran&#39;da yapılan seçimde Belediye Meclis Üyesi Medine Pamuk&#39;un belediye başkan vekili seçildiği anımsatılan açıklamada, şunlar kaydedildi:</p><p>&quot;Adalar Belediye Başkan Vekili Medine Pamuk&#39;un, sağlık sorunları nedeniyle belediye başkan vekilliğinden istifasına ilişkin 14 Eylül 2026 tarihli dilekçesinin Valiliğimize intikal etmesi üzerine, 5393 sayılı Belediye Kanunu&#39;nun 45. maddesi hükümleri gereğince Adalar İlçe Belediye Meclisinin, yeni belediye başkan vekilini seçmek üzere 21 Eylül 2026 Pazartesi günü saat 09.00&#39;da toplanması Valiliğimizce uygun görülmüştür.&quot;</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/istanbul-valiligi-duyurdu-904_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291459</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/11-aylik-busra-bebegin-sorusturmasinda-yeni-gelisme-kocam-doverek-oldurdu-iddiasi-291459</link>
      <pubDate>2026-09-14T18:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[11 aylık Büşra bebeğin soruşturmasında yeni gelişme... "Kocam döverek öldürdü" iddiası]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Sivas'ın Divriği ilçesinde kaybolan 11 aylık Büşra'nın annesi Elif Balıkçı, savcılıktaki ifadesinde kızını babasının öldürüp araziye bıraktığını iddia etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[11 aylık Büşra bebeğin soruşturmasında yeni gelişme... "Kocam döverek öldürdü" iddiası]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Soruşturma kapsamında gözaltında bulunan ve savcılıktaki ilk ifadesinde bebeğinin babası tarafından 1 milyon lira borcu nedeniyle başkasına verildiğini iddia eden anne Elif Balıkçı (27), yeniden verdiği savcılık ifadesinde kızının, kocası tarafından öldürüldüğünü öne sürdü.</p><p>Anne Balıkçı, ifadesinde, yaylada çocuklarıyla ve hayvanlarla ilgilendiğini, vicdanen rahatsız olduğu için doğruları söylemek istediğini belirtti.</p><p>Bir veterinerin kızını alıp götürdüğü şeklindeki ilk ifadesinin tamamen yanlış olduğunu, kocası ve görümcesinin korkusundan bu yönde ifade verdiğini ileri süren Balıkçı, veterineri tanımadığını söyledi.</p><p>Olay günü yaşananları anlatan anne Balıkçı, şunları kaydetti:</p><p>&quot;Eşim yemekten sonra çadırın sağ kısmında bulunan döşekte kızım Büşra ile yataktaydı ve üzerlerinde battaniye vardı. Daha sonra eşimin sağ eli ile Büşra&#39;nın sırtına sert vurduğunu gördüm. &#39;Ne yapıyorsun?&#39; diye sordum o da &#39;Çocuk uyusun diye sırtına vuruyorum.&#39; dedi. Bu esnada kızımın üzerinde kırmızı kazak, altında ise pembe zıbın vardı, kızımın altı bağlıydı ancak pijaması üzerinde yoktu. Kocam bana &#39;Hayvanları yerden kaldır, hazırla, otlatmaya götüreceğim.&#39; dedi. Ben de hemen hayvanları hazırladım. Çadıra girdiğimde Büşra&#39;nın üzeri battaniye ile kapalıydı ve sadece gözleri görünüyordu, uyuyor zannettim.&quot;</p><p>Daha sonra görümcesinin çadırına gittiğini, döndüğünde kocasının Büşra&#39;yı kucağında çadırların üst kısmında bulunan söğüt ağaçlarının olduğu bölgeye doğru götürdüğünü gördüğünü iddia eden anne Balıkçı, &quot;Büşra&#39;nın kocamın kucağında hareket ettiğini görmedim. Kocam ile benim aramda yaklaşık 200 metre mesafe vardı. Bu yüzden çocuğu nereye götürdüğünü soramadım.&quot; dedi.</p><p>Bir süre sonra çadır komşusunun Büşra&#39;nın kaybolduğunu söylediğini ileri süren Balıkçı, görümcesi R.B&#39;nin kendisine &quot;Jandarma sana soru sorarsa ben uyudum ve uyandığımda çocuk yatakta yoktu.&quot; şeklinde söylemesini istediğini iddia etti.</p><p>Anne Balıkçı, kendisinin de jandarmaya bu şekilde söylediğini, o gece bölgede arama yapıldığını ancak çocuğu bulamadıklarını belirtti.</p><p><b>"DOĞRULARI EN BAŞTAN İTİBAREN ANLATMADIĞIM İÇİN ÇOK PİŞMANIM"</b></p><p>Ertesi gün sabah saatlerinde akrabaları, kocası ve kendisinin çadırın karşı tarafına doğru gittiklerini anlatan Balıkçı, şunları söyledi:</p><p>&quot;Gittiğimiz istikamet kocamın Büşra&#39;yı götürdüğü istikametten farklıydı. Gittiğimiz bölgede arama yaparken kızıma ait olan kırmızı tişört, pembe zıbın ve bezi kocamın ağabeyi M.R.B. gördü. Bizi yanına çağırdı ve hepimiz onun olduğu yere doğru yürüdük. Kıyafetlerin yanına doğru geldiğimizde M.R.B. bana &#39;Sen yaklaşma uzak dur, çocuğunu ayı kaçırıp yemiş.&#39; dedi. Daha sonra jandarmaya haber verdiler. Jandarmayı beklerken bir köşede kocam, ağabeyi ve görümceme Büşra&#39;yı nereye götürdüğünü, nereye bıraktığını anlatıyordu. Çadırımızın yukarısında bulunan yaklaşık 1-2 kilometre uzaklıkta taşlık bölgeye götürdüğünü ve orada taşları yan yana koyduğunu, kızım Büşra&#39;yı içerisine koyduğunu ve üzerine toprak veya taş koymadığını açık şekilde bıraktığını söyledi. Bunları konuştukları esnada benim kendilerini duyduğumu anlamadılar. Ben kocamın anlattığı bölgeyi biliyorum, gittiğim takdirde o bölgeyi gösterebilirim. Doğruları en baştan itibaren anlatmadığım için çok pişmanım ancak kocamın korkusundan anlatamadım. Kızım Büşra&#39;yı öldürerek araziye götürüp taşların arasına bırakan kocam Yusuf Balıkçı&#39;dan şikayetçi ve davacıyım.&quot;</p><p>Öte yandan anne Elif Balıkçı, yer gösterme işlemi için jandarma ekiplerince İncedere Yaylası&#39;na götürüldü.</p><p>Bölgeye giriş ve çıkışlar jandarma ekiplerinin kontrolünde sağlanıyor.</p><p>Soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüpheli sayısının 9&#39;a yükseldiği, zanlılardan veteriner hekimin serbest bırakıldığı öğrenildi.</p><p>Göndüren köyü İncedere Yaylası&#39;nda hayvancılıkla uğraşan 5 çocuk annesi Elif Balıkçı, 10 Eylül&#39;de bebeği Büşra Balıkçı&#39;yı yaşadıkları çadırda bulamayınca durumu 112 Acil Çağrı Merkezi&#39;ne bildirmiş, ihbar üzerine köye AFAD ve jandarma ekipleri sevk edilmişti.</p><p>AFAD, komando ve jandarma ekipleri, yapay zeka destekli insansız hava aracı ve iz takip köpeğinin desteğiyle kayıp bebeği arama çalışması başlatmıştı.</p><p>Soruşturma kapsamında bebeğin babası Yusuf ve annesi Elif Balıkçı&#39;nın da aralarında bulunduğu 6 şüpheli gözaltına alınmıştı.</p><p>Bebeğin kaybolmasıyla ilgili Divriği Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Sulh Ceza Hakimliğince yayın yasağı kararı alınmıştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/11-aylik-busra-bebegin-so-804_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291458</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/kozinoglu-sorusturmasi-derinlesiyor-kurtlar-vadisinin-senaristleri-2-saat-sorgulandi-291458</link>
      <pubDate>2026-09-14T18:45:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kozinoğlu soruşturması derinleşiyor: Kurtlar Vadisi'nin senaristleri 2 saat sorgulandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma kapsamında, Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri "bilgi sahibi" sıfatıyla ifade verdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kozinoğlu soruşturması derinleşiyor: Kurtlar Vadisi'nin senaristleri 2 saat sorgulandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma devam ediyor.</p><p>Soruşturma kapsamında, Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan, "bilgi sahibi" sıfatıyla ifade vermek için Silivri Adliyesi'ne geldi.</p><p>Şaşmaz, Özdener ve Aysan yaklaşık 2 saat süren ifade işlemlerinin ardından adliyeden ayrıldı.</p><p><b>KAŞİF KOZİNOĞLU'NUN ÖLÜMÜNE İLİŞKİN SORUŞTURMA</b></p><p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmaya yönelik açıklama yapmıştı.</p><p>Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu Silivri 1 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 12 Kasım 2011'de rahatsızlanarak Silivri Devlet Hastanesi'ne sevk edildiğini anımsatan Gürlek, "Hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybetmiş olduğu tespit edilmiştir. Olayın ardından yürütülen soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenmiş, ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve müteveffanın eşinin tanık ifadeleri alınmış, 10 Nisan 2012'de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir." ifadelerini kullanmıştı.</p><p>Bakan Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığınca dosyanın yeniden incelendiğini belirterek, şunları kaydetmişti:</p><p>"Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan değerlendirmeler ışığında Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kararı kaldırılmış ve soruşturma yeniden başlatılmıştır. Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınmış, özel bir soruşturma ekibi oluşturularak olayın tüm yönleriyle yeniden aydınlatılmasına yönelik kapsamlı çalışmalar başlatılmıştır. Bugün gelinen aşamada, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımızca olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmış, 10 şüpheli gözaltına alınmış, 1 şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edilmiştir."</p><p>Gözaltına alınan 10 şüpheliden biri tutuklanmış, 7'si adli kontrol şartıyla olmak üzere 9 şüpheli serbest bırakılmıştı.</p><p>Soruşturma kapsamında devam eden çalışmalarda, biri muhabir, biri kameraman ve 7'si sağlık çalışanı olmak üzere 9 şüpheli daha gözaltına alınmıştı.</p><p>Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, adliyeye sevk edilmişti. Savcılıkça ifadeleri alınan, muhabirin de arasında olduğu 3 şüpheli tutuklanmaları, kameramanın da arasında bulunduğu 3 şüpheli "yurt dışına çıkış yasağı" ve "imza atmak", diğer 3 şüpheli ise "yurt dışına çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol uygulanması talebiyle hakimliğe sevk edilmişti.</p><p>Hakimlik, muhabirin de arasında olduğu 3 şüphelinin tutuklanmasına, kameramanın da arasında bulunduğu 6 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermişti.</p><p>Soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 4, hakkında adli kontrol tedbiri uygulanan şüpheli sayısı da 13 olmuştu.</p><p>Bu arada, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine, Kozinoğlu'nun kesin ölüm nedeninin ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla alınan karar kapsamında fethi kabir işlemi gerçekleştirilmişti.</p><p>Soruşturma kapsamında, Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan "bilgi sahibi" sıfatıyla ifade vermek üzere çağrılmıştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/kozinoglu-sorusturmasi-de-812_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291457</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-bbp-genel-baskani-desticiyi-kabul-etti-291457</link>
      <pubDate>2026-09-14T18:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, BBP Genel Başkanı Destici'yi kabul etti]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici'yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul etti. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, BBP Genel Başkanı Destici'yi kabul etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici'yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42468659.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/cumhurbaskani-erdogan-bbp-370_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291456</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/81-ilde-aile-genelgesi-gencleri-hedef-alan-suc-unsurlari-radarda-291456</link>
      <pubDate>2026-09-14T18:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[81 ilde aile genelgesi: Gençleri hedef alan suç unsurları radarda]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, 81 ildeki 175 ağır ceza cumhuriyet başsavcılığına çocukları, gençleri ve aileyi korumaya yönelik kapsamlı bir yazı gönderdiklerini açıkladı. Gürlek, müstehcen ve suç içerikli ihbarların gecikmeksizin değerlendirilmesini istedi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[81 ilde aile genelgesi: Gençleri hedef alan suç unsurları radarda]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, 81 ildeki 175 ağır ceza Cumhuriyet Başsavcılığına çocukları, gençleri ve aileyi korumaya yönelik kapsamlı bir yazı gönderdiklerini açıkladı.</p><p>Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu 2026-2035 Aile ve Nüfus On Yılı vizyonu doğrultusunda aileyi, çocukları ve gençleri her türlü istismar, müstehcenlik, suç ve zararlı içerikten korumaya yönelik mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti.</p><p><b>İHBARLAR GECİKMEKSİZİN DEĞERLENDİRİLECEK</b></p><p>Başsavcılıklardan çocukları ve gençleri hedef alan müstehcen ve suç içerikli faaliyetlere ilişkin ihbarların gecikmeksizin değerlendirilmesini isteyen Gürlek, dijital delillerin derhal tespit edilerek muhafaza altına alınması talimatı verildiğini bildirdi.</p><p>Gürlek, gerekli hallerde içerik çıkarma ve erişim engelleme tedbirlerinin uygulanmasını, organize yapı şüphesi bulunması halinde örgütlü suç hükümlerinin devreye alınmasını ve suçtan gelir elde edildiğine dair emare bulunması durumunda eş zamanlı mali soruşturma yürütülmesini istedi.</p><p><b>MAĞDUR ÇOCUKLAR İÇİN KORUYUCU TEDBİR</b></p><p>Mağdur çocukların ikincil örselenmesini önleyecek koruyucu tedbirlerin eksiksiz uygulanmasının istendiğini kaydeden Gürlek, ilgili kurumlarla güçlü ve sürekli koordinasyon sağlanacağını belirtti.</p><p>Gürlek, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Çocuklarımızın üstün yararı bizim için tartışmaya açık değildir. Aile kurumunu, gençlerimizin geleceğini ve toplum düzenimizi hedef alan hiçbir suç yapılanmasına müsamaha göstermeyeceğiz."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/81-ilde-aile-genelgesi-ge-916_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291455</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turkiyenin-ilk-ay-gorevi-kapsaminda-gelistirilen-uzay-aracinin-uretimi-tamamlandi-291455</link>
      <pubDate>2026-09-14T18:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin ilk Ay görevi kapsamında geliştirilen uzay aracının üretimi tamamlandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin Ay'a erişmeyi başaran 9 ülkeden biri olacağını belirterek, bu misyonu icra eden ilk Müslüman ülke olacaklarını söyledi. Kacır, "Bayrağında hilali taşıyan bir ülke olarak Ay'a erişmenin iftiharını inşallah Türk milleti güçlü şekilde yaşayacak" dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye'nin ilk Ay görevi kapsamında geliştirilen uzay aracının üretimi tamamlandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin Ay'a erişmeyi başaran 9 ülkeden biri olacağını belirterek, bu misyonu icra eden ilk Müslüman ülke olacaklarını söyledi. Kacır, "Bayrağında hilali taşıyan bir ülke olarak Ay'a erişmenin iftiharını inşallah Türk milleti güçlü şekilde yaşayacak" dedi.</p><p>Bakan Kacır, "Ay Uzay Aracı Projesi"ne ilişkin TÜBİTAK UZAY OPMER'de düzenlenen "Ay Araştırma Programı Basın Toplantısı" sonrası Ay Uzay Aracı'nın önünde basın mensuplarına değerlendirmede bulundu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42468433.jpg"/><p>Milli Uzay Programı'nın en önemli hedeflerinden birinin kendi imkanlarıyla geliştirdiği bir uzay aracıyla Ay'a erişmek olduğunun altını çizen Kacır, "Bugüne dek Ay'a erişmeyi başaran ülkelerin sayısı sadece 8. Türkiye inşallah bu görevi başarıyla tamamladığında, Ay'a erişmeyi başaran 9 ülkeden biri olacak. Aynı zamanda bu misyonu icra eden ilk Müslüman ülke olacak" diye konuştu.</p><p><b>YÜZDE 80'İN ÜZERİNDE YERLİLİĞE SAHİP</b></p><p>Kacır, projenin bugüne kadar gerçekleştirdikleri uydu projelerinden daha sofistike olduğunu belirterek, milli görüntüleme uydularının ve milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A'nın başarılarını birlikte kutladıklarını, her bir başarının kendilerini daha iddialı hedeflere taşıdığını söyledi.</p><p>Ay'ın Dünya'dan yaklaşık 385 bin kilometre mesafede olduğunu vurgulayan Kacır, aracın yaklaşık 3,5 ton büyüklüğünde olduğunu belirtti. Kacır, aracın önce Dünya yörüngesinde eliptik yörüngede hareket edeceğini, ardından yapılacak ateşlemelerle Ay transfer yörüngesine taşınacağını ve Ay yolculuğuna çıkılacağını anlattı.</p><p>Ay'a yaklaşıldığında yeniden ateşlemeler gerçekleştirileceğini ve aracın Ay yörüngesine girerek Ay uydusu olarak görev yapacağını belirten Kacır, görev tamamlandığında aracın Ay'a iniş gerçekleştireceğini söyledi.</p><p>Bu başarının yüzde 80'in üzerinde yerlilik oranıyla gerçekleştirilen bir derin uzay aracını Türk milletine kazandırmayı beraberinde getireceğini belirten Kacır, tümüyle yerli ve milli imkanlarla geliştirilen hibrit itki sisteminin, hibrit roket motorunun derin uzayda dünya tarihinde ilk kez ateşlenmesinin de bu görev kapsamında gerçekleşeceğini kaydetti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42468441.jpg"/><p>Kacır, "Türkiye bu misyonla yeniden yüzünü Ay'a dönen insanlığa çok önemli bilimsel araştırma katkıları sunmuş olacak ve böylelikle uzay yarışında Türkiye olarak çok daha güçlü şekilde var olacağız" dedi.</p><p><b>KENNEDY UZAY MERKEZİ'NDEN FIRLATILACAK</b></p><p>Kacır, 2027'nin ilk aylarında gerçekleşmesini hedefledikleri fırlatmayla birlikte bu heyecanın zirveye çıkacağını söyledi.</p><p>Halihazırda üretimin tamamını gerçekleştirdiklerini aktaran Kacır, yazılımların yüzde 100'ünün yerli ve milli olarak geliştirildiğini belirtti. Kacır, aracın şimdi TUSAŞ bünyesindeki Uydu Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi'ne gönderileceğini, orada birkaç ay sürecek çevresel testlerin tamamlanacağını söyledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42468446.jpg"/><p>Proje tümüyle tamamlandıktan sonra aracın ABD'deki Kennedy Uzay Üssü'ne fırlatma amacıyla gönderileceğini belirten Kacır, Milli Teknoloji Hamlesi'ni ve Milli Uzay Programı'nı en güçlü şekilde himaye eden Cumhurbaşkanına şükranlarını sundu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/turkiyenin-ilk-ay-gorevi--398_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291454</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turk-telekom-teknolojisi-gelecegin-teminati-cop31in-master-partneri-turk-telekom-turkiyeni-291454</link>
      <pubDate>2026-09-14T17:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türk Telekom teknolojisi geleceğin teminatı:  COP31'in Master Partner'ı Türk Telekom,  Türkiye'nin iklim eylemine güç katıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom, teknolojiyi sürdürülebilir bir geleceğin en güçlü araçlarından biri olarak konumlandırıyor. Türk Telekom, Türkiye'nin ilk kez ev sahipliği yapacağı ve küresel iklim gündeminin en önemli buluşmalarından biri olan COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nda en üst düzey sponsorluk kategorisi olan “Master Partner” olarak yer alacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türk Telekom teknolojisi geleceğin teminatı:  COP31'in Master Partner'ı Türk Telekom,  Türkiye'nin iklim eylemine güç katıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Telekom, "Yarına Sözümüz Var" yaklaşımı doğrultusunda üstlendiği bu sorumlulukla teknolojiyi çevresel ve toplumsal faydaya dönüştürme vizyonunu COP31'e taşıyacak. Dijitalleşme ve teknoloji alanındaki yetkinliklerini Türkiye'nin sürdürülebilir gelecek hedefleri doğrultusunda kullanarak küresel iklim mücadelesine katkı sunacak. Türk Telekom'un COP31 kapsamında üstleneceği bu önemli rol ve organizasyona sunacağı teknoloji desteği, COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin'in bir araya geldiği görüşmeyle kamuoyuna duyuruldu. Görüşmede, Türkiye'nin COP31 ev sahipliği vizyonu, Türk Telekom'un COP31 "Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji" destekçisi olarak organizasyona sağlayacağı uçtan uca teknoloji altyapısı ve şirketin sürdürülebilirlik alanındaki çalışmaları ele alındı.<b></b></p><p>COP31 alanındaki dijital dönüşüm çalışmaları kapsamında Ankara'dan Antalya'ya Türk Telekom'un 5G teknolojisiyle canlı bağlantı gerçekleştirildi. Bakan Kurum ve Şahin, görüşme sırasında Türk Telekom'un 5G teknolojisiyle Ankara'daki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'ndan Antalya'daki COP31'in gerçekleştirileceği alana canlı bağlantı yaparak organizasyon alanındaki, fiber internet, mobil iletişim ve dijital dönüşüm çalışmalarındaki son durum hakkında bilgi aldı.<b></b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/whatsappimage2026091-1409202655a5a696.jpg"/><p>Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefiyle sürdürülebilirlik ilkelerini iş stratejisinin merkezine yerleştiren Türk Telekom, Türkiye'nin ilk kez ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı'nın 31'inci Oturumu'nda (COP31) en üst düzey sponsorluk kategorisi olan "Master Partner" olarak yer alacak. Türk Telekom, aynı zamanda <b>COP31 "Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji"</b><b> </b><b>destekçisi</b><b> </b>olarak güçlü dijital altyapısı ve teknoloji birikimini COP31'in hizmetine sunarak organizasyonun teknoloji altyapısını uçtan uca üstlenecek. Konferansın dijital ve teknolojik omurgasını oluşturacak Türk Telekom, COP31'in kesintisiz ve güçlü bir teknoloji altyapısıyla gerçekleştirilmesine katkı sunarken, sürdürülebilirlik yaklaşımını ve teknoloji gücünü küresel iklim gündeminin en önemli buluşmalarından birine taşıyacak.</p><p><b>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, </b>"COP31 sürecinde kamu, özel sektör, finans ve sivil toplumu aynı masada buluşturarak iklim eylemindeki kararlılığımızı somut iş birlikleriyle taçlandırıyoruz. Bu kapsamda ülkemizin dijital dönüşümünün öncülerinden Türk Telekom, COP31'in "Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji Partneri" oldu. Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin ile görüşerek bu süreçte birlikte neler yapabileceğimizi ele aldık. COP31'de teknolojinin ve dijital dönüşümün iklim eylemine sunacağı katkıyı önemsediğimizi; Türk Telekom'un da bu sürece ortak olmasından duyduğumuz memnuniyeti aktardık. COP31'de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız" dedi.<b></b></p><p><b>"YARINA SÖZÜMÜZ VAR ANLAYIŞIYLA SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR GELECEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ"</b></p><p>Türk Telekom CEO'su <b>Ebubekir Şahin</b>, "Türkiye'nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom olarak, teknoloji gücümüzü ülkemizin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Taraflar Konferansı'nın 31'inci Oturumu'na (COP31) taşımaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Dünyanın en önemli iklim buluşmalarından biri olan COP31'de <b>Master Partner</b> olarak yer alırken, <b>COP31 "Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji"</b><b> destekçisi</b><b> </b>olarak organizasyonun teknoloji altyapısını da uçtan uca üstleneceğiz. Güçlü dijital altyapımızı ve teknoloji birikimimizi COP31'in hizmetine sunarak bu önemli organizasyonun dijital ve teknolojik omurgasını oluşturacağız. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla sürdürülebilirlik ilkelerini iş stratejimizin merkezine yerleştiriyoruz. Türkiye'nin dijitalleşme yolculuğuna öncülük ederken, teknolojiyi topluma ve çevreye değer katacak sürdürülebilir bir geleceğin anahtarı olarak konumlandırıyoruz. Son dört yıldır sektörümüzün yatırım lideri olarak dijital geleceğin inşasına yönelik çalışmalarımızı sürdürürken, her adımımızı daha yeşil, daha adil ve daha yaşanabilir bir dünya hedefiyle atıyoruz. 'Yarına Sözümüz Var' yaklaşımımız doğrultusunda bugün attığımız her adımın yarının dünyasında bir karşılığı olduğunun bilinciyle hareket ediyoruz. COP31 kapsamında üstlendiğimiz bu sorumluluğu, Türkiye'nin teknoloji gücünü ve sürdürülebilirlik vizyonunu küresel ölçekte ortaya koymak açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Güçlü altyapımız ve teknoloji birikimimizle Türkiye'nin sürdürülebilirlik hedeflerine ve küresel iklim mücadelesine katkı sunmaya, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluluğuyla çalışmaya devam edeceğiz" dedi.</p><p><b>SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK PERFORMANSINI GÜÇLENDİRİYOR</b></p><p>Türk Telekom, sürdürülebilirliği iş stratejisinin temel unsurlarından biri olarak konumlandırarak çevresel sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Veri yönetişimi ve finansal analizlerle güçlendirdiği stratejisi kapsamında iklim değişikliğinin iş süreçleri üzerindeki potansiyel etkilerini sayısallaştıran Türk Telekom, risk ve fırsat analizlerini finansal tablolarına yansıtarak kurumsal karar alma süreçlerini bu verilerle şekillendiriyor. Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, akıllı şehir uygulamaları, yeni nesil yeşil şebeke teknolojileri, dijital kapsayıcılık ve çalışan gönüllülüğü gibi alanlarda çalışmalar yürüten Türk Telekom, sürdürülebilirlik performansını uluslararası değerlendirmelerde de güçlendiriyor. CDP İklim Değişikliği Programı'nda "A" notunu koruyarak Global A Listesi'nde yer alan Türk Telekom, ilk kez raporlama yaptığı CDP Su Güvenliği Programı'nda ise "A-" notu aldı. BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi'nde de yer alan Türk Telekom, yenilenebilir enerji yatırımlarını hız kesmeden sürdürüyor. Sivas'ta devreye aldığı 128 MWp kapasiteli Güneş Enerjisi Santrali'nin ardından Malatya ve Ağrı'da gerçekleştireceği yatırımlarla toplam yenilenebilir enerji kapasitesini 530 MWp'e çıkarmayı ve yıllık yaklaşık 800 GWh enerjiyi yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedefliyor. İklim kriziyle mücadelede teknoloji ve altyapı gücünü sürdürülebilirlik yaklaşımıyla birleştiren Türk Telekom, 2030 yılına kadar emisyonlarını yüzde 45 azaltmayı, 2050 yılında ise "Net Sıfır"a ulaşmayı hedefliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/turk-telekom-teknolojisi--101_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291453</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bilal-erdogandan-diyarbakirda-kardeslik-mesaji-beraber-mureffeh-yarinlara-yuruyecegiz-291453</link>
      <pubDate>2026-09-14T17:11:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilal Erdoğan'dan Diyarbakır'da kardeşlik mesajı: Beraber müreffeh yarınlara yürüyeceğiz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla Diyarbakır'da öğrencilerle bir araya gelen Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, çocuklara başarı dileklerini iletti. Bilal Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” hedefine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilal Erdoğan'dan Diyarbakır'da kardeşlik mesajı: Beraber müreffeh yarınlara yürüyeceğiz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte Diyarbakır'da okullarda hareketlilik yaşanırken, Bilal Erdoğan da kentte bir dizi okul ziyareti gerçekleştirdi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/kapak-14092026fee0e04e.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Öğrencilerle bir araya gelen Erdoğan, yeni eğitim öğretim yılı dolayısıyla öğrencilere başarı dileklerini iletti.</p><p>Diyarbakır'da eğitim öğretim yılının başlaması nedeniyle okullarda ziyaretlerde bulunan Bilal Erdoğan, öğrencilerle yakından ilgilendi. Okul içerisinde öğrencilerle sohbet eden Erdoğan, onların yeni eğitim yılına ilişkin heyecanına ortak oldu.</p><p><b>"OKULUN İLK GÜNÜ BİZİM İÇİN FARKLI BİR HEYECAN"</b></p><p>Ziyaret sırasında TürkMedya Diyarbakır Temsilcisi Şeyhmus Çakan'ın sorularını cevaplayan Erdoğan, yaklaşık 15 yıldır eğitim faaliyetlerinin içerisinde bulunduğunu belirterek okulun ilk gününün kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını söyledi.</p><p>Erdoğan, "Ben de 15 yıldır eğitim faaliyetlerinin içinde olduğum için okulun ilk günü her zaman bizim için farklı bir heyecan. Öğretmenlerimizin, öğrencilerimizin yeniden sıralara, sınıflara dönmesinin heyecanını biz de paylaşıyoruz" dedi.</p><p><b>"KARDEŞLİK ATMOSFERİNİN GÜÇLENMESİNE VESİLE OLSUN"</b></p><p>Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı olarak yeni eğitim-öğretim yılının ilk gününde Diyarbakır'da bulunmayı özellikle tercih ettiklerini belirten Erdoğan, ziyaretin kardeşlik mesajı taşıdığına dikkat çekti.</p><p>Erdoğan, "Ülkemizin kardeşlik atmosferinin güçlenmesine vesile olması dileğiyle üyelerimiz ve üye kuruluşlarımızın yöneticileriyle birlikte okulların ilk gününde Diyarbakır'da olalım istedik. Burada devam eden süreçlerin kardeşliğimiz ve birliğimiz açısından, bu çocuklarımızın geleceği için önemli olduğuna vurgu yapmak istedik" ifadelerini kullandı.</p><p><b>"İHTİYARLARIN HUSUMETLERİ ÇOCUKLARIN GELECEĞİNİ LEKELEMESİN"</b></p><p>Çocukların geleceğine odaklanılması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "İhtiyarların aralarındaki husumetler çocukların geleceğini lekelemesin, onlara yük olmasın. Artık bu çocuklarımız potansiyellerini nasıl gerçekleştirebilir, daha güçlü ve müreffeh Türkiye'nin nasıl güçlü birer parçası olabilirler, buna odaklanmanın zamanı diye düşünüyoruz" diye konuştu.</p><p><b>"ÜLKEMİZİN HUZURUNUN BOZULMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ"</b></p><p>"Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erdoğan, Diyarbakır'ın tarihsel önemine işaret ederek şunları söyledi:</p><p>"Burası yaklaşık 1400 yıl önce İslam toprağı olmuş. Hazreti Ömer zamanından beri birliğin yaşandığı bir yer. 1400 yılın içerisinde baktığınız zaman kısa bir dönemde bazı sorunlar yaşanmış. Bölgede olan olayları düşündüğümüzde bunlar, bizi zayıflatmak isteyen belli odakların içimize yerleştirdiği nifak tohumlarıdır. Artık bunları herkes daha net gördüğü için dışarıdan etkilerle ülkemizin huzurunun kaçırılmasına, ülkemizin zayıflatılmasına izin vermeyeceğiz."</p><p><b>"BİR BİN YIL DAHA KARDEŞLİK HUKUKUNU GÜÇLENDİRECEĞİZ"</b></p><p>Türkiye'nin ortak tarihine vurgu yapan Erdoğan, birlik ve kardeşlik mesajını şu sözlerle sürdürdü:</p><p>"Bin yılı aşkın olduğu gibi yine kardeş olacağız. Alparslan'ın arkasında beraber durduğumuz gibi, Selahattin Eyyubi'nin arkasında beraber durduğumuz gibi, Çanakkale'de beraber durduğumuz gibi bir bin yıl daha kardeşlik hukukunu güçlendirerek beraber aydınlık ve müreffeh yarınlara yürüyeceğiz."</p><p>Erdoğan, "Bu kararlılığı inşallah bugün Diyarbakır'dan bütün dünyaya haykırmaya çalışacağız" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/bilal-erdogandan-diyarbak-180_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291450</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/cin-mutfaklarinda-robot-donemi-basladi-291450</link>
      <pubDate>2026-09-14T16:18:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çin mutfaklarında robot dönemi başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Çin'de restoran mutfaklarında robot aşçılar hızla yaygınlaşıyor. Oak Deer Robotics'in geliştirdiği mutfak robotları, 4000'e yakın noktada kullanılırken, Pekin'deki Dünya Robot Konferansı'nda sergilenen yeni teknolojiler otomasyonun geldiği son noktayı gözler önüne serdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çin mutfaklarında robot dönemi başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çin'in başkenti Pekin'de düzenlenen Dünya Robot Konferansı, restoran sektöründe otomasyonun ulaştığı seviyeyi gözler önüne serdi. Oak Deer Robotics, geliştirdiği yeni mutfak robotlarını ve yapay zeka tabanlı çözümlerini tanıtarak restoran mutfaklarında insan gücüne olan ihtiyacın hızla azaldığını ortaya koydu. Şirketin robot sistemleri, Çin mutfağına özgü hızlı pişirme tekniklerini başarıyla uyguluyor ve şu an ülke genelinde 4000'e yakın restoran ile 300'den fazla şehirde aktif olarak kullanılıyor.</p><h3>Oak Deer Robotics: Robot aşçılar yeni dönemi başlatıyor</h3><p>Oak Deer Robotics, konferansta üç önemli yeniliğini öne çıkardı. Bunlar arasında çok modlu yapay zeka modeli CookingMuse, gelişmiş robotik pişirme sistemi ve mobil mutfak platformu RobotCook yer aldı. Tanıtım sırasında robotlar, Çin mutfağının vazgeçilmez yemeklerinden tofu ve yeşil biberli domuz etini hazırlayarak otomasyonun geldiği noktayı gösterdi. Robotlar, wok tavalarını 300 dereceye kadar ısıtabiliyor ve pişirme sürecini tamamen otomatik şekilde yönetiyor. Şirketin kendi algoritmaları, malzemelerin eklenme sırası ve pişme süresi gibi detayları hassas biçimde kontrol ediyor. Bu gelişmeler, restoranlarda standart lezzet ve verimlilik sağlama hedefini güçlendiriyor.</p><h3>Pekin'de robot mutfaklar yaygınlaşıyor, insan müdahalesi azalıyor</h3><p>Otomasyonun restoranlara entegrasyonu yalnızca Oak Deer Robotics ile sınırlı kalmadı. Konferansta Hikrobots da insansı robotlarıyla dikkat çekti. Bu robotlar, hızlı servis restoranlarında malzeme yerleştirme ve tepsiye aktarım gibi görevleri üstleniyor. Ayrıca Pekin'in güneybatısında, Yujian Weilai adlı tamamen robotik noodle dükkanı test ediliyor. Burada robotlar, noodle'ları haşlıyor, et suyu ve diğer bileşenleri ekliyor, ardından mekanik kol yemeği servis robotuna teslim ediyor. Her ne kadar ham madde hazırlığı ve ekipmana yükleme için insan desteği gerekse de, pişirme ve servis süreçlerinin büyük bölümü artık otomatik şekilde gerçekleşiyor. Oak Deer Robotics Genel Müdürü Li Pengzhen, robotların ayarlarının kesin sayısal parametrelerle belirlenerek her porsiyonun aynı standartta hazırlandığını vurguladı. Henüz tamamen bağımsız, her tarife uyum sağlayabilen robotlar hayata geçmese de, mevcut uygulamalar Çin restoran mutfaklarında otomasyonun hızla yayıldığını gösteriyor.</p><p>Çin'deki restoranlarda otomasyonun bu denli yaygınlaşması, hem sektörün verimliliğini artırıyor hem de standart ürün kalitesini mümkün kılıyor. Önümüzdeki yıllarda robot mutfak teknolojilerinin daha da gelişerek, insan müdahalesinin minimuma ineceği öngörülüyor. Şimdilik robot mutfaklar, Çin restoranlarında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/cin-mutfaklarinda-robot-d-424_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291449</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/lif-tuketmek-icin-en-iyi-saat-hangisi-291449</link>
      <pubDate>2026-09-14T16:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Lif tüketmek için en iyi saat hangisi?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Lif tüketimiyle ilgili araştırmalar, günün hangi saatinde lif alınmasının daha faydalı olduğu tartışmasını gündeme taşıdı. Uzmanlar, özellikle British Journal of Nutrition'da yayımlanan çalışmaya atıfta bulunarak, lifin kahvaltıda mı yoksa gün boyu dengeli mi alınmasının bağırsak sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendiriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Lif tüketmek için en iyi saat hangisi?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme alanında yapılan son araştırmalar, lif tüketiminin zamanlamasının bağırsak sağlığı ve tokluk hissi üzerindeki etkilerini gündeme getirdi. British Journal of Nutrition'da yayımlanan bir çalışma, özellikle sabah saatlerinde yüksek lifli bir kahvaltının iştah kontrolünü artırdığını ve tokluk hissini güçlendirdiğini ortaya koydu. Araştırmada, katılımcıların günlük kalori alımlarının yaklaşık yarısını günün erken saatlerinde aldığı, yüksek lif grubunun ise günde en az 30 gram lif tüketerek daha sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomuna sahip olduğu tespit edildi. Ancak uzmanlar, lifin sadece kahvaltıda yoğun şekilde alınmasının sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğine dikkat çekiyor. Sindirim rahatsızlıklarını önlemek ve lifin faydalarından tam anlamıyla yararlanmak için lif alımının gün boyunca dengeli şekilde yayılması öneriliyor.</p><h3>Lauri Wright: 'Lifin toplam miktarı ve dağılımı önemli'</h3><p>USF Halk Sağlığı Fakültesi'nden beslenme programları direktörü ve doçent Lauri Wright, araştırma sonuçlarını değerlendirirken yüksek lifli beslenmenin bağırsak sağlığı göstergelerinde olumlu değişikliklere yol açtığını vurguladı. Wright, lifin yararlı bağırsak bakterileri için adeta bir yakıt işlevi gördüğünü ve bu nedenle mikrobiyom çeşitliliğini artırdığını belirtti. Ancak, günün belirli bir saatinde yüksek miktarda lif almanın, özellikle lif tüketimine yeni başlayanlar için sindirim sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekti. Wright, asıl hedefin gün boyunca toplam lif miktarını artırmak olduğunu, bunun da bağırsak sağlığının yanı sıra kalp sağlığı için de önemli olduğunu dile getirdi. Ayrıca, kahvaltının lif eklemek için uygun bir öğün olduğunu, ancak diğer öğünlerde de lifli gıdalara yer verilmesinin gerekliliğine işaret etti.</p><h3>Samantha Coogan: 'Lif tüketimini gün içine yaymak sindirim sorunlarını azaltır'</h3><p>Nevada Üniversitesi'nden diyetetik programı direktörü Samantha M. Coogan ise, lif alımının bir öğünde aşırıya kaçmasının kabızlık, gaz, şişkinlik ve karın ağrısı gibi sindirim rahatsızlıklarına neden olabileceği uyarısında bulundu. Coogan, önerilen 25-30 gram lifin bir oturuşta değil, gün içine bölünerek alınmasının sindirim sisteminin bu değişime daha kolay adapte olmasını sağladığını söyledi. Lif tüketimini sabah kahvaltısında yoğunlaştırmak yerine, her öğünde 7-10 gram arasında lif almak, hem bağırsak sağlığını destekliyor hem de sindirim sistemi üzerindeki yükü azaltıyor. Coogan, lifli gıdaların çeşitlendirilmesinin ve farklı öğünlerde meyve, sebze, tam tahıllar, baklagiller gibi kaynaklara yer verilmesinin sindirim sistemine katkı sunduğunu belirtti.</p><h3>Günlük lif alımını artırmanın pratik yolları</h3><p>Uzmanlar, gün boyunca yeterli lif almak için pratik önerilerde bulunuyor. Lauri Wright, kahvaltıda yulaf ezmesi, tam tahıllı ekmek veya tahıl gibi lifli gıdaların tercih edilebileceğini, öğle ve akşam yemeklerinde ise tabakta daha fazla sebze ve meyveye yer verilmesinin önemli olduğunu aktardı. Ayrıca, beyaz pirinç veya makarna yerine kahverengi pirinç, kinoa veya tam tahıllı makarna gibi alternatiflerin tercih edilmesiyle lif alımının artırılabileceğini söyledi. Wright, hayvansal protein kaynaklarının yerine zaman zaman fasulye ve tofu gibi bitkisel proteinlerin eklenmesinin de hızlı bir lif takviyesi sağlayabileceğini ifade etti. Çorba ve salatalara baklagil eklemek de lif miktarını artıran basit yöntemler arasında yer alıyor. Coogan ise her öğünde bir porsiyon meyve ve bir-iki porsiyon sebze bulundurmanın lif ihtiyacını karşılamada etkili olduğunu, bu yaklaşımın sindirim sistemi için de daha konforlu bir süreç yarattığını vurguladı.</p><p>Sonuç olarak, lif tüketiminde en iyi zaman konusunda kesin bir görüş birliği bulunmasa da, uzmanlar toplam lif alımının ve bu alımın gün içine dengeli şekilde yayılmasının bağırsak sağlığı ve genel vücut fonksiyonları için kritik öneme sahip olduğunun altını çiziyor. Lifli besinlerin çeşitlendirilmesi ve öğünlere yayılması, hem sindirim sistemi sağlığını koruyor hem de uzun vadede kilo kontrolü ve kalp sağlığı açısından fayda sağlıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/lif-tuketmek-icin-en-iyi--801_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291448</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/taze-misir-mi-konserve-misir-mi-hangisi-daha-saglikli-291448</link>
      <pubDate>2026-09-14T16:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Taze mısır mı konserve mısır mı? Hangisi daha sağlıklı?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Mısırın taze veya konserve hali, beslenme açısından önemli farklılıklar sunuyor. Özellikle Türkiye'de market raflarında sıkça karşılaşılan mısır çeşitlerinde, sodyum oranı ve eklenen içerikler sağlığınızı doğrudan etkileyebilir. Uzmanlar, mısır seçerken etiketleri dikkatle incelemenin ve sodyum oranına odaklanmanın önemini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Taze mısır mı konserve mısır mı? Hangisi daha sağlıklı?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Marketlerde sıkça karşılaşılan taze ve konserve mısır seçenekleri, sağlıklı beslenme konusunda önemli bir tercih nedeni oluşturuyor. Yapılan araştırmalar, taze mısırın genellikle daha az işlenmiş olması ve besin değerinin büyük oranda korunması nedeniyle, beslenme açısından öne çıktığını gösteriyor. Ancak konserve mısır da, özellikle düşük sodyumlu ve ilave şeker içermeyen çeşitler tercih edildiğinde, sağlıklı bir diyetin parçası olabiliyor. Uzmanlar, tüketicilerin mısır alırken ürün etiketlerini dikkatle incelemesi ve özellikle sodyum oranına odaklanması gerektiğini belirtiyor.</p><h3>Beslenme uzmanları: 'Mısırda sodyum oranı belirleyici'</h3><p>Taze mısır ve konserve mısır arasındaki en belirgin fark, sodyum içeriğinde ortaya çıkıyor. Taze mısır doğal olarak çok düşük sodyum içerirken, konserve mısıra işleme sürecinde sıklıkla tuz ekleniyor. Yapılan bilimsel incelemeler, sodyum tüketiminin kan basıncı üzerinde doğrudan etkili olduğunu ve yüksek sodyumun kardiyovasküler hastalık riskini artırdığını ortaya koyuyor. 133 rastgele kontrollü çalışmanın analizine göre, sodyum alımındaki azalma hem sistolik hem de diastolik kan basıncında belirgin düşüş sağlıyor. Konserve mısırda sodyum oranı taze mısıra kıyasla yaklaşık 27 kat daha yüksek olabiliyor. Bu nedenle, "tuz eklenmemiş" veya "düşük sodyum" ibareli konserve mısır ürünleri, sağlıklı beslenme açısından daha uygun seçenekler olarak öne çıkıyor. Ayrıca, tuzlu konserve mısır tercih edildiğinde, mısırı süzüp durulamak da sodyumun bir kısmını azaltabiliyor.</p><h3>Mısırın besin değerleri: Lif, protein ve antioksidanlar açısından karşılaştırma</h3><p>Her iki mısır türü de karbonhidrat, lif, protein ve potasyum gibi temel besin maddeleri bakımından zengin. Taze mısır, işlenmemiş yapısı sayesinde ısıya duyarlı besin maddelerinin büyük bölümünü koruyor. Konserve mısırda ise işleme sırasında bazı vitamin kayıpları yaşansa da, üreticiler bu kayıpları askorbik asit (C vitamini) ekleyerek telafi edebiliyor. İlginç bir şekilde, konserve mısırda ölçülen lutein ve zeaksantin miktarı taze mısıra göre daha yüksek çıkabiliyor. Bu iki antioksidan, göz sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Ayrıca, konserve mısırın lif oranı taze mısıra kıyasla daha yüksek ölçülse de, bu lifin vücut tarafından ne kadar emildiği henüz kesinlik kazanmadı. Uzmanlar, her iki mısır türünün de dengeli bir diyet içinde yer alabileceğini ancak eklenen içeriklerin dikkatle incelenmesi gerektiğini vurguluyor.</p><h3>Ürün etiketleri: Doğru mısır seçimi için kritik adım</h3><p>Mısırın besin değerleri; çeşidine, olgunluğuna, işleme ve depolama koşullarına göre değişiklik gösteriyor. Özellikle konserve mısırda, içindekiler listesinin dikkatle incelenmesi büyük önem taşıyor. Sodyum, şeker ve ilave soslar gibi eklenen maddeler, mısırın doğal besin değerlerini gölgede bırakabiliyor. Uzmanlar, tüketicilere market alışverişlerinde ürün etiketlerini mutlaka okumalarını ve özellikle sodyum oranına dikkat etmelerini öneriyor. Taze mısırın besin içeriği ise, bazı perakendecilerde ürünlerin yanında veya USDA gibi gıda veri tabanlarında detaylı şekilde bulunabiliyor. Taze mısır, FDA'nın zorunlu besin etiketi uygulamasından muaf olsa da, besin değerleri genellikle şeffaf bir şekilde paylaşılabiliyor. Konserve mısırda ise marka ve ürün tipine göre büyük farklılıklar olabileceği için, etiket okumak sağlıklı seçim için vazgeçilmez bir adım olarak öne çıkıyor.</p><h3>Sayısal verilerle taze ve konserve mısır karşılaştırması</h3><p>Bir fincan çiğ tatlı mısır (145 gram) ile bir fincan normal konserve tatlı mısır (210 gram) karşılaştırıldığında, aradaki farklar dikkat çekiyor. Taze mısır 125 kalori, 4,74 gram protein, 2,9 gram lif, 27,1 gram karbonhidrat, 392 miligram potasyum, 9,86 miligram C vitamini ve sadece 21,8 miligram sodyum içeriyor. Buna karşılık, konserve mısırda kalori 166'ya, protein 5,06 grama, lif 4,2 grama, karbonhidrat 40,7 grama, potasyum 391 miligrama, C vitamini 17 miligrama ve sodyum 571 miligrama kadar çıkabiliyor. Özellikle sodyum miktarındaki 27 katlık artış, konserve mısırın potansiyel risklerini açıkça ortaya koyuyor. Ayrıca, konserve mısırda lutein ve zeaksantin miktarı 2180 mikrograma ulaşırken, taze mısırda bu değer 934 mikrogramda kalıyor. Bu veriler, mısır seçimi yaparken sadece kaloriye değil, içerikteki diğer besin maddelerine ve özellikle sodyum oranına da dikkat edilmesi gerektiğini gösteriyor.</p><h3>Uzmanlardan sağlıklı mısır tüketimi için öneriler</h3><p>Beslenme uzmanları, mısır tüketiminde hem taze hem de konserve seçeneklerin sağlıklı bir diyetin parçası olabileceğini belirtiyor. Ancak, konserve mısır alırken sodyum ve şeker oranı düşük, ilave sos veya katkı maddesi içermeyen çeşitlerin tercih edilmesi öneriliyor. Taze mısır ise, doğal haliyle tüketildiğinde besin değeri açısından avantaj sağlıyor. Mısırın hangi formda olursa olsun; lif, protein, potasyum ve antioksidanlar bakımından zengin bir kaynak olduğu vurgulanıyor. Sonuç olarak, sağlıklı mısır seçimi için ürün etiketlerinin dikkatle incelenmesi, taze ürünlerde ise güvenilir kaynaklardan besin değerlerinin öğrenilmesi öneriliyor. Sodyum oranına dikkat etmek, özellikle kalp ve damar sağlığı açısından kritik önem taşıyor.</p><p>Taze ve konserve mısırın besin değerleri arasındaki farkları anlamak, sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmek isteyenler için önemli bir adım. Her iki mısır türü de dengeli bir diyetin parçası olabilirken, sodyum ve eklenmiş içeriklere dikkat edilmesi sağlığın korunmasında belirleyici rol oynuyor. Uzmanlar, tüketicilere mısır alırken etiketleri okumayı ve bilinçli tercih yapmayı tavsiye ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/taze-misir-mi-konserve-mi-697_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291447</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/her-gun-bir-bardak-portakal-suyu-icerseniz-ne-olur-291447</link>
      <pubDate>2026-09-14T16:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Her gün bir bardak portakal suyu içerseniz ne olur?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Portakal suyu, İngiltere'de yapılan yeni bir araştırmayla birlikte zihinsel sağlık üzerindeki etkisiyle gündeme geldi. British Journal of Nutrition'da yayımlanan bulgular, günlük bir bardak portakal suyunun depresyon skorlarını düşürerek ruh halini olumlu etkileyebileceğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, portakal suyunun içerdiği vitamin ve flavonoidlerin beyin sağlığına katkısına dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Her gün bir bardak portakal suyu içerseniz ne olur?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere'de gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma, portakal suyunun zihinsel sağlık üzerindeki beklenmedik etkilerini gün yüzüne çıkardı. British Journal of Nutrition'da yayımlanan çalışmada, 18 ila 65 yaşları arasında olan ve diyetlerinde genellikle az miktarda meyve-sebze tüketen 42 yetişkin dört hafta boyunca takip edildi. Katılımcılar üç gruba ayrıldı: Kontrol grubu herhangi bir diyet değişikliği yapmazken, ikinci grup günlük meyve ve sebze tüketimini beş porsiyona çıkardı. Üçüncü grup ise bu hedefe ulaşmak için her gün 5 ons (yaklaşık 150 ml) %100 portakal suyu ya da smoothie içebildi. Araştırma sonunda, portakal suyu tüketen katılımcıların depresyon skorlarında belirgin bir düşüş gözlendi. Uzmanlar, bu bulgunun portakal suyu tüketiminin sağlıklı bir diyetle birleştiğinde ruh hali üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini gösterdiğini belirtti.</p><h3>British Journal of Nutrition araştırmasında portakal suyu farkı</h3><p>Çalışmanın ayrıntılarına göre, meyve ve sebze alımını artıran gruplarda depresyon skorlarında hafif artışlar tespit edilirken, portakal suyu veya smoothie tüketen grupta ise zihinsel iyilik halinde kayda değer bir iyileşme kaydedildi. Araştırmacılar, portakal suyunun doğrudan depresyonu azalttığına dair kesin bir kanıt sunmadıklarını vurgulasa da, %100 portakal suyunun dengeli bir diyetin parçası olarak tüketilmesinin zihinsel sağlık açısından önemli avantajlar sağlayabileceğinin altını çizdi. Bu sonuçlar, özellikle günlük meyve ve sebze tüketiminde zorlanan bireyler için portakal suyu gibi içeceklerin sağlıklı alternatifler olabileceğini gösteriyor. Katılımcıların portakal suyu tüketimiyle birlikte daha enerjik ve motive hissettiği, odaklanma sorunlarında azalma yaşadığı belirtildi.</p><h3>Uzmanlardan portakal suyu ve beyin sağlığına dair açıklama</h3><p>UCI Health Chao Sindirim Sağlığı Enstitüsü'nde görevli diyetisyen Amber Isenhart, portakal suyunun içerdiği flavonoidlerin beyin fonksiyonunu destekleyebileceğini ifade etti. Flavonoidlerin bağırsakta metabolize olarak yararlı bağırsak bakterilerinin gelişimini teşvik ettiğini ve bu mekanizmanın nörotransmisyonu iyileştirerek zihinsel sağlığı olumlu etkileyebileceğini belirtti. Isenhart'a göre, portakal suyu tüketimi sadece flavonoidlerle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda güçlü bir C vitamini ve folat kaynağı olmasıyla da öne çıkıyor. C vitamini eksikliğinin yorgunluk, düşük motivasyon, konsantrasyon eksikliği ve depresif ruh haliyle bağlantılı olduğu biliniyor. Detroit merkezli Henry Ford Health'ten beslenme danışmanı Michelle R. Buggs ise, yeterli C vitamini alımının bu tür olumsuz ruh hali değişimlerinin önüne geçebileceğini vurguladı. Ayrıca, portakal suyunda bulunan folatın (B9 vitamini) serotonin ve dopamin üretimi için gerekli olduğu, bu nörotransmitterlerin ise ruh hali ve düşünce süreçlerini doğrudan etkilediği belirtildi. Araştırmalar, folat eksikliğinin depresyon riskini artırdığını ve daha ağır depresif semptomlarla ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, portakal suyu tüketimi, hem vitamin hem de flavonoid açısından zengin içeriğiyle beyin sağlığını destekleyen önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.</p><h3>Portakal suyu tüketiminde şeker endişesi ve dengeli diyet önerisi</h3><p>Portakal suyu zaman zaman içerdiği doğal şeker miktarı nedeniyle tartışma konusu oluyor. 5 ons (150 ml) %100 portakal suyu yaklaşık 14 gram doğal şeker barındırıyor. Ancak uzmanlar, kutu ve şişe portakal sularında ek şeker bulunmadığı sürece, bu miktarın endişe yaratmadığını belirtiyor. Amber Isenhart, günlük ek şeker tüketiminin 25-36 gramı aşmaması gerektiğini, portakal suyunun ise bu sınırın altında kaldığını ifade etti. Michelle R. Buggs da, meyve ve sebzelerle birlikte tüketildiği sürece %100 portakal suyunun dengeli bir diyetin parçası olabileceğini söyledi. Uzmanlar, gün boyunca tam meyve ve sebze tüketiminin, yeterli proteinle desteklenmesinin zihinsel iyilik halini güçlendireceğini vurguladı. British Journal of Nutrition'daki çalışma, özellikle önerilen günlük 5 porsiyon meyve ve sebzeyi tüketmekte zorlananlar için portakal suyunun pratik ve etkili bir alternatif sunduğunu ortaya koydu. Bu bulgular, portakal suyu tüketiminin hem fiziksel hem de zihinsel sağlık açısından dikkate değer faydalar sağladığını gösteriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/her-gun-bir-bardak-portak-283_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291446</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/dogum-oncesi-plastik-kimyasalina-maruz-kalmak-otizm-ve-adhd-belirtileriyle-iliskilendirildi-291446</link>
      <pubDate>2026-09-14T16:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Doğum öncesi plastik kimyasalına maruz kalmak otizm ve ADHD belirtileriyle ilişkilendirildi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Melbourne Üniversitesi tarafından yürütülen geniş çaplı araştırma, doğum öncesi DEHP adlı plastik katkı maddesine maruziyetin çocuklarda otizm ve ADHD belirtilerinin görülme olasılığını artırdığını ortaya koydu. Araştırma, özellikle erkek çocuklarda belirgin etkiler gözlemlerken, uzmanlar hamilelikte plastikten uzak durulması gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Doğum öncesi plastik kimyasalına maruz kalmak otizm ve ADHD belirtileriyle ilişkilendirildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Melbourne Üniversitesi'nin öncülüğünde gerçekleştirilen yeni bir araştırma, doğum öncesi dönemde DEHP (di-(2-etilheksil) ftalat) adlı plastik katkı maddesine maruz kalan bebeklerde, erken çocukluk döneminde otizm ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (ADHD) belirtilerinin görülme olasılığının arttığını gösterdi. Avustralya'da 847 anne ve bebekten elde edilen verilerle yürütülen çalışma, DEHP'nin özellikle erkek çocuklar üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Bilim insanları, plastiklerde yaygın olarak kullanılan bu kimyasalın, hamilelik sırasında annenin vücuduna girmesiyle, bebeklerin genlerinde epigenetik değişikliklere yol açabileceğini belirtti.</p><h3>Melbourne Üniversitesi: DEHP maruziyeti otizm ve ADHD belirtilerini tetikliyor</h3><p>Hakemli bilim dergisi Med'de yayımlanan araştırma, çocukların iki ve dört yaşlarındaki davranışsal özelliklerini inceleyerek, bu özelliklerin doğum öncesi DEHP maruziyetiyle nasıl ilişkilendiğini analiz etti. DEHP, plastikleri daha esnek hale getirmek için kullanılan sentetik bir kimyasal olarak, vinil döşemelerden tıbbi tüplere kadar pek çok üründe bulunuyor. Hamileliğin 36. haftasında annelerden alınan idrar örnekleriyle DEHP'ye maruz kalma düzeyleri ölçüldü. Araştırmacılar, bebeklerin göbek kordonu kanındaki DNA üzerinde metilasyon değişikliklerini inceleyerek, plastik katkı maddesinin nörogelişim üzerindeki potansiyel etkilerini değerlendirdi. Elde edilen bulgular, DEHP'ye maruz kalan bebeklerin DNA metilasyonunda anlamlı değişiklikler olduğunu ve bu çocuklarda otizm ile ADHD belirtilerinin daha sık görüldüğünü ortaya koydu. Özellikle erkek çocuklarda bu etkilerin daha belirgin olduğu vurgulandı.</p><h3>DEHP'nin epigenetik etkisi: Genlerde kalıcı değişiklikler ve davranışsal sonuçlar</h3><p>Çalışmanın baş yazarı Sam Tanner, doğum öncesi DEHP maruziyetinin çocukların genlerinde epigenetik izler bıraktığını ve bu izlerin otizm ile ADHD belirtilerine katkıda bulunabileceğini ifade etti. Araştırmada, 531 genin metilasyon desenlerinde değişiklikler saptandı ve bu gen grubunun, çocuklarda gözlenen nörogelişimsel belirtilerin yüzde 21'ini açıklayabileceği belirtildi. Ayrıca, genom genelinde yapılan daha kapsamlı analizler de DEHP'nin etkilerine işaret etti. Ancak uzmanlar, elde edilen verilerin gözlemsel nitelikte olduğunu ve neden-sonuç ilişkisini kesin olarak kanıtlamadığını vurguladı. Çalışmada kullanılan davranışsal ölçümler, çocukların ebeveynleri tarafından doldurulan anketlere dayanıyor ve klinik tanı yerine, potansiyel belirtileri tespit etmeye yarıyor. Bu nedenle, otizm ve ADHD tanısı için daha ileri değerlendirmelerin gerektiği belirtiliyor.</p><h3>Uzmanlardan plastik katkı maddesi DEHP için küresel önlem çağrısı</h3><p>Melbourne Üniversitesi'nden nöroepidemiolog Anne-Louise Ponsonby, DEHP gibi plastik kimyasallarının genellikle gıda yoluyla vücuda alındığını ve bu nedenle hükümetlerin gıda işleme ile ambalajlama konularında daha sıkı güvenlik düzenlemeleri getirmesi gerektiğini söyledi. Ponsonby, "Kimyasal maruziyet seviyeleri bireysel tercihten çok, toplumsal düzeyde belirleniyor. Özellikle hamile kadınlar ve bebekler gibi hassas grupların korunması için plastik kontrol çabalarının artırılması şart" dedi. Uzmanlar, mevcut bulguların, DEHP'nin tek başına çocuklarda otizm veya ADHD riskini kesin olarak artırdığını göstermediğini, ancak bu kimyasalın potansiyel etkilerine karşı daha dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda, plastik katkı maddelerine maruziyeti en aza indirmek için toplumsal farkındalık ve yasal önlemlerin önemine dikkat çekildi.</p><h3>Barwon Bebek Çalışması: 847 aileden elde edilen verilerle çarpıcı sonuçlar</h3><p>Barwon Bebek Çalışması kapsamında 847 Avustralyalı anne ve bebekten toplanan veriler, araştırmanın bilimsel güvenilirliğini artırıyor. Çalışmaya katılan annelerden hamileliğin son döneminde alınan idrar örnekleriyle, vücuda giren DEHP miktarı tahmin edildi. Bebeklerin doğumunda ise göbek kordonu kanından DNA örnekleri alınarak epigenetik analizler gerçekleştirildi. 589 ailede tam veri setine ulaşılırken, araştırmacılar DEHP maruziyeti ile otizm ve ADHD belirtileri arasındaki bağlantıyı istatistiksel olarak değerlendirdi. Bulgular, özellikle erkek çocuklarda, doğum öncesi DEHP'ye maruz kalmanın davranışsal belirtiler üzerinde anlamlı etkiler yaratabileceğini gösterdi. Ancak, bu sonuçların klinik tanı açısından kesinlik taşımadığı ve ileri araştırmalara ihtiyaç duyulduğu ifade edildi.</p><h3>Epigenetik bulgular ve gelecekteki araştırmalar için yeni yol haritası</h3><p>Çalışmada öne çıkan bir diğer önemli nokta ise, DEHP'nin epigenetik etkilerinin sadece belirli gen gruplarında değil, genom genelinde de izlenebilmesi oldu. DNA metilasyonunda tespit edilen değişiklikler, çevresel faktörlerin gen ifadesini değiştirme potansiyelini gözler önüne serdi. Bilim insanları, bu tür epigenetik imzaların, çocuklarda otizm ve ADHD gibi nörogelişimsel bozuklukların gelişiminde rol oynayabileceğini düşünüyor. Ancak, araştırmaya katılan uzmanlar, otizm ve ADHD'nin çok faktörlü, karmaşık durumlar olduğunu ve tek bir kimyasal maruziyetin bireysel risk üzerinde anlamlı bir değişiklik yaratmasının olası olmadığını belirtiyor. Yine de, elde edilen bulgular gelecekteki bilimsel çalışmalar için önemli bir temel oluşturuyor ve plastik katkı maddelerinin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin daha yakından izlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/dogum-oncesi-plastik-kimy-113_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291445</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kopekler-bazi-insanlardan-neden-korkuyor-291445</link>
      <pubDate>2026-09-14T16:06:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Köpekler bazı insanlardan neden korkuyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Britanya'da bir hayır kurumu, köpek sahiplerinin karşılaştığı ilginç bir sorunu gündeme taşıdı. Kurum çalışanları, bazı köpeklerin belirli insan özelliklerine karşı tedirginlik gösterdiğini belirledi. Özellikle bıyık, sakal, dövme ve yüz piercingi gibi detaylar, yavru köpeklerde kaygıya yol açabiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Köpekler bazı insanlardan neden korkuyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Britanya'da faaliyet gösteren bir hayır kurumu, köpek sahiplerinin yaşadığı sıra dışı bir duruma dikkat çekti. Kurumun çalışanları, yavru köpeklerin yeni sahiplerine teslimi sırasında, sahiplerin köpeklerle geçirecekleri ilk dört ay boyunca doldurmaları gereken ayrıntılı bir anket hazırladı. Bu anket sayesinde köpeklerin davranışları, yeni ortama uyum süreçleri ve sosyalleşme biçimleri yakından takip edildi. Uzmanlar, anketlerden elde edilen veriler ışığında, bazı köpeklerin sahiplerinde gözlenen belirli özelliklere karşı daha tedirgin davrandığını ortaya koydu.</p><h3>Kynologlar: 'Bıyık ve dövmeye sahip insanlara karşı köpekler çekingen'</h3><p>Kynologlar tarafından yapılan analizde, yavru köpeklerin yaklaşık yüzde 10'unun, bıyık, sakal, dövme veya yüz piercingi bulunan insanlara karşı korkak ya da şaşkın bir tavır sergilediği belirlendi. Uzmanlar, bu tür fiziksel özelliklerin köpeklerde kaygı oluşturduğunu, ancak yavru köpeklerin henüz gençken bu özelliklere alışmasının sosyalleşme açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Bu nedenle, yavru köpeklerin farklı insan tipleriyle erken dönemde tanıştırılması ve bu tür görünümlere alışması gerektiği belirtildi. Böylece, köpeklerde ilerleyen dönemde ortaya çıkabilecek davranışsal sorunların önüne geçilebileceği ifade edildi.</p><h3>Britanya'da köpek sahiplerine gönüllü çağrısı</h3><p>Köpek sahipleri, bıyık, dövme veya dikkat çekici fiziksel özelliklere sahip gönüllüleri, yavru köpeklerin eğitim süreçlerine dahil etmeye başladı. Bu uygulama, köpeklerin farklı insanlara karşı daha az kaygı duyması ve sosyal becerilerinin gelişmesi açısından önemli görülüyor. Uzmanlar ayrıca, köpeklerde endişeye yol açabilen nesnelerin de altını çizdi. Elektrikli süpürgeler, paspaslar, bebek arabaları, bisikletler, alışılmadık başlıklar, renkli ceketler ve iş kıyafetleri gibi objelerin de köpeklerin davranışlarını etkilediği aktarıldı. Böylelikle hem köpek sahipleri hem de gönüllüler, yavru köpeklerin çok yönlü bir şekilde sosyalleşmesine katkı sağlıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/kopekler-bazi-insanlardan-946_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291444</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/arilar-bitkileri-neden-isiriyor-291444</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Arılar bitkileri neden ısırıyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü'nden bilim insanları, arıların bitki yapraklarında oluşturduğu küçük kesiklerin, çiçeklenmeyi önemli ölçüde hızlandırdığını ortaya koydu. Bu şaşırtıcı keşif, hem tarım sektörü hem de iklim değişikliğiyle mücadele açısından yeni umutlar doğurdu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Arılar bitkileri neden ısırıyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü'nde yürütülen yeni bir araştırma, arıların bitkiler üzerinde uyguladığı beklenmedik bir davranışı gün yüzüne çıkardı. Bilim insanları, arıların yapraklarda açtığı küçük kesiklerin, bitkilerin çiçeklenme sürecini hızlandırdığını belirledi. Özellikle Bombus terrestris türü yer arılarının, polen kaynaklarının az olduğu dönemlerde bu yöntemi kullanarak bitkileri daha erken çiçek açmaya teşvik ettiği saptandı. Araştırma, arıların yalnızca polen toplamakla kalmadığını, aynı zamanda bitkilerin gelişimini doğrudan etkileyen önemli bir rol üstlendiğini gösteriyor.</p><h3>Consuelo de Moraes ve ekibinden çığır açan arı araştırması</h3><p>Ekoloji kimyageri Consuelo de Moraes ve öğrencisi Fotini Pashalidu, serada yaptıkları gözlemler sırasında arıların bitki yapraklarında küçük kesikler açtığını fark etti. Arıların bu kesikleri oluşturmasının ardından, bitkilerin bir ay kadar erken çiçek açtığı kaydedildi. Bilim insanları, arıların bu davranışının, polen kaynaklarının kıt olduğu erken bahar dönemlerinde özellikle belirgin olduğunu vurguladı. Ayrıca, arıların yapraklardaki parçaları ne yediği ne de yuvalarına taşıdığı anlaşıldı; bu davranış tamamen bitkilerin çiçeklenmesini hızlandırmaya yönelik gerçekleşiyor.</p><h3>Arıların ısırık sırrı tarımda verimliliği artırabilir</h3><p>Küresel sıcaklıkların artmasıyla birlikte, polinatör böcekler bahar aylarında bitkilerden daha erken uyanıyor. Arıların bitkilere adeta "Çiçek açma zamanı geldi" mesajı iletmesi, iklim değişikliği koşullarında arıların aç kalmasını önleyebiliyor. Uzmanlar, arıların bitkiler üzerinde bu şekilde etki göstermesinin, gelecekte tarımda verimliliği artıracak yeni teknolojilerin geliştirilmesine öncülük edebileceğine dikkat çekiyor. Araştırmacılar, arıların ısırık sırasında özel maddeler salgılayıp salgılamadığını da incelemeye devam ediyor.</p><p>Bu bulgular, arıların yalnızca polen taşıyıcısı değil, aynı zamanda ekosistemin dengesinde aktif birer aktör olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Bilim dünyası, arıların ısırık davranışının tarımsal üretime ve doğal döngülere olan etkilerini daha yakından izlemeye başladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/arilar-bitkileri-neden-is-830_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291443</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/orta-yasta-saglikli-olan-erkekler-neredeyse-11-yil-daha-uzun-yasadi-291443</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Orta yaşta sağlıklı olan erkekler neredeyse 11 yıl daha uzun yaşadı]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Helsinki Üniversitesi'nin yürüttüğü uzun soluklu araştırmada, orta yaşta sağlıklı kardiyovasküler değerlere sahip olan Fin erkeklerinin, ortalama 11 yıl daha uzun ve daha kaliteli bir yaşam sürdüğü ortaya çıktı. Araştırmada, beş temel sağlık faktörünün yaşlılıkta kırılganlık riskini ciddi oranda azalttığı vurgulandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Orta yaşta sağlıklı olan erkekler neredeyse 11 yıl daha uzun yaşadı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Finlandiya'da Helsinki Üniversitesi ve HUS Helsinki Üniversitesi Hastanesi iş birliğiyle gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma, orta yaşta sağlıklı kardiyovasküler ölçümlere sahip olmanın, erkeklerin yalnızca yaşam süresini değil, aynı zamanda yaşlılık dönemindeki yaşam kalitesini de belirgin biçimde artırdığını gösterdi. 1919 ile 1934 yılları arasında doğmuş, kronik hastalığı olmayan 3.490 beyaz Fin erkeğinin katıldığı Helsinki İşadamları Çalışması'nda, 40'larının başında detaylı sağlık verileri toplanan erkekler on yıllar boyunca takip edildi. Araştırmanın sonuçları, 40'lı yaşlarda sigara içmeyen, vücut kitle indeksi 25'in altında olan, kan basıncı ve kolesterol değerleri normal seyreden, kan glukozu düşük seviyede bulunan erkeklerin, ortalama 11 yıl daha uzun yaşadığını ve yaşlılıkta daha az kırılganlık gösterdiğini ortaya koydu.</p><h3>Prof. Timo Strandberg: 'Sağlıklı orta yaş, işlevsel kapasiteyi de artırıyor'</h3><p>Çalışmaya liderlik eden Emekli Profesör Timo Strandberg, elde edilen bulguların yalnızca daha uzun yaşamı değil, aynı zamanda yüksek işlevsellik ve bağımsızlığı da beraberinde getirdiğini vurguladı. Standart tıbbi muayenelerde kolayca ölçülebilen beş faktör &#8212; sigara içmeme, düşük vücut kitle indeksi, normal kan basıncı, düşük kolesterol ve dengeli kan glukozu &#8212; orta yaşta olumlu değerlere sahip olan erkeklerde, 42.7 yıl ile dikkat çekici bir yaşam süresi sağladı. Buna karşılık, bu faktörlerden hiçbirine sahip olmayanların ortalama yaşam süresi 31.8 yıl olarak ölçüldü. Profesör Strandberg, "Sağlıklı bir yaşam tarzı, yalnızca ömrü uzatmıyor; yaşlılıkta bağımsızlık ve fonksiyonel kapasiteyi de artırıyor" sözleriyle çalışmanın önemine dikkat çekti.</p><h3>Beş sağlık faktörüyle 90 yaş üstü oranı altı kat arttı</h3><p>Araştırma, orta yaşta beş olumlu kardiyovasküler faktöre sahip olan erkeklerin %41.9'unun 90 yaşını geçtiğini, buna karşın bu faktörlerin hiçbirine sahip olmayanlarda bu oranın sadece %6.8'de kaldığını gösterdi. Bu dramatik fark, sağlıklı orta yaş profilinin yalnızca yaşam süresini değil, ileri yaşlarda kırılganlık riskini de ciddi biçimde azalttığını ortaya koydu. 2007 yılında yapılan takip anketinde, hayatta kalan 907 erkekten tüm beş olumlu faktöre sahip olanların yalnızca %2.2'sinin yaşlılıkta kırılganlık gösterdiği, buna karşılık sıfır veya bir olumlu faktöre sahip olanlarda bu oranın %24.5'e çıktığı belirlendi. Ayrıca, beş olumlu faktöre sahip erkeklerin, 79 yaşında hem hayatta hem de kırılgan olmayan grupta olma ihtimali beş kat daha yüksek çıktı.</p><h3>Yaşam kalitesi ve fiziksel işlevde belirgin fark</h3><p>Çalışmada, yaşlılık döneminde yaşam kalitesi, fiziksel yetenek, enerji düzeyi, ağrı, sosyal yaşam, zihinsel sağlık ve genel sağlık gibi sekiz farklı başlıkta değerlendirildi. Beş olumlu sağlık faktörüne sahip olan erkekler, tüm alanlarda en yüksek puanları aldı. Özellikle fiziksel işlev, enerji ve genel sağlıkta belirgin avantajlar gözlendi. Araştırmacılar, ekstra yaşam yıllarının otomatik olarak sağlıklı yıllara dönüşmediğine dikkat çekerek, sağlıklı orta yaş profilinin yaşlılıkta hem daha uzun hem de daha kaliteli bir yaşam sunduğunu vurguladı. Ayrıca, psikolojik iyi olma hali de olumlu faktörlere sahip olanlarda daha yüksek çıktı; ancak fiziksel sağlık farkı daha belirgindi.</p><h3>Kardiyovasküler risk faktörleri: Kolayca ölçülebilir ve yönetilebilir</h3><p>Sigara kullanımı, vücut kitle indeksi, kolesterol, kan basıncı ve kan glukozu gibi kardiyovasküler risk faktörlerinin, rutin tıbbi kontroller sırasında kolayca ölçülebilir ve yönetilebilir olması, araştırmanın en dikkat çekici yönlerinden biri olarak öne çıktı. Profesör Strandberg, bu faktörlerin yaşam tarzı değişiklikleriyle veya güvenli, ucuz ilaçlarla kontrol altına alınabileceğini belirtti. Ancak, araştırmanın yalnızca gözlemsel nitelikte olduğu ve erkeklerin rastgele tedavilere atanmadığı, dolayısıyla nedensellik ilişkisi kurulamayacağı vurgulandı. Ayrıca, çalışmanın yalnızca beyaz, yüksek sosyal sınıfa mensup Fin erkekleri üzerinde yürütülmesi, sonuçların kadınlar veya farklı etnik gruplar için genellenmesini sınırlandırıyor.</p><h3>Uzun ve sağlıklı yaşamın garantisi değil, güçlü bir bağlantı</h3><p>Uzmanlar, beş olumlu kardiyovasküler risk faktörüne sahip olmanın, uzun ve sağlıklı bir yaşamı kesin olarak garanti etmediğinin altını çizdi. Ancak, orta yaşta sağlıklı bir profilin, yaşlılıkta hem yaşam süresini hem de fiziksel ve psikolojik yaşam kalitesini artırdığına dair güçlü kanıtlar elde edildi. Araştırmacılar, genetik, erken yaşam koşulları ve sonraki yıllardaki tıbbi tedavilerin de sonuçları etkileyebileceğini belirtti. Yine de, Helsinki Üniversitesi'nin bu uzun soluklu çalışması, orta yaş sağlığının ilerleyen yıllardaki yaşam deneyimiyle doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/orta-yasta-saglikli-olan--325_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291442</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kalp-hucrelerinde-erken-stresin-izleri-haftalar-sonra-bile-koruyucu-etki-gosterdi-291442</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kalp hücrelerinde erken stresin izleri haftalar sonra bile koruyucu etki gösterdi]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Salk Biyolojik Araştırmalar Enstitüsü'nde yürütülen son araştırma, farelerde mitokondrilerde doğum öncesi uygulanan kısa süreli stresin, kalp hücrelerinde kalıcı koruyucu değişiklikler yarattığını ve kemoterapiye karşı direnç sağladığını ortaya koydu. Bu bulgular, özellikle doxorubicin gibi kalbe zarar verebilen kemoterapi ilaçlarının yan etkilerini azaltmak için umut vadediyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kalp hücrelerinde erken stresin izleri haftalar sonra bile koruyucu etki gösterdi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'nin önde gelen araştırma merkezlerinden Salk Biyolojik Araştırmalar Enstitüsü'nde gerçekleştirilen yeni bir çalışma, kemoterapi sırasında kalp hücrelerinin korunmasında mitokondri kaynaklı kısa süreli stresin önemli bir rol oynayabileceğini gösterdi. Araştırmada, farelerde doğum öncesi dönemde mitokondrilere uygulanan geçici stresin, daha sonraki yaşamda kalp dokusunun kemoterapiye karşı direnç kazandığı saptandı. Bilim insanları, bu yöntemin kalp kası hücrelerinde kalıcı koruyucu etkiler yarattığını ve özellikle doxorubicin gibi kalp üzerinde toksik etkileri bilinen ilaçların yol açtığı hasarı belirgin şekilde azalttığını belirtti.</p><h3>Profesör Shadel: 'Mitokondri stresi kalp sağlığını güçlendirdi'</h3><p>Salk Enstitüsü'nden Profesör Gerald Shadel ve ekibi, mitokondrilerin stres altında gösterdiği tepkileri yıllardır inceliyor. Araştırma kapsamında, hamile farelere doğumdan önceki dönemde doxycycline verildi. Bu uygulama, mitokondride süperoksit temizliğinde görevli SOD2 enzimini geçici olarak azalttı ve mitokondrilerde kısa süreli oksidatif stres oluşmasına yol açtı. SOD2 seviyesi doğumdan sonra hızla normale döndü; ancak farelerin kalp hücrelerinde enerji üretimi, antioksidan savunma ve yağ kullanımıyla ilişkili 201 genin ifadesinde kalıcı değişiklikler gözlendi. Ayrıca, bu hücrelerde mitokondri proteinlerinde artış ve daha güçlü antioksidan sistemler tespit edildi. Araştırma ekibi, bu değişikliklerin kalp kasının normal koşullarda sağlıklı kalmasını sağladığını ve herhangi bir yapısal bozulma ya da pompalama işlevi kaybına yol açmadığını vurguladı.</p><h3>Doxorubicin ile yapılan testlerde kalp hasarı azaldı</h3><p>Kemoterapinin kalp üzerindeki etkilerini değerlendirmek için, araştırmacılar yetişkin farelere doxorubicin uyguladı. İlk deneyde dişi farelere kilogram başına 25 miligram gibi yüksek bir doz verildi ve 48 saat sonra kalp dokuları incelendi. Kontrol grubundaki farelerde kalp yaralanmasına dair belirgin bulgular ortaya çıkarken, doğum öncesi mitokondriyal stres yaşayan farelerde bu hasarın çok daha az olduğu saptandı. Bu grupta kalp kası hücreleri daha fazla mitokondriyal protein tuttu ve yağ hasarı daha düşük seviyede kaldı. Ayrıca, genetik analizlerde kalp yaralanmasıyla bağlantılı genlerin kontrol grubuna göre daha az aktive olduğu belirlendi. Araştırmacılar, bu bulguların kemoterapi sırasında kalp dokusunun korunmasında mitokondriyal stresin potansiyel bir savunma mekanizması olabileceğine işaret etti.</p><h3>Uzun süreli kemoterapide de koruyucu etki devam etti</h3><p>Deneyler, yalnızca tek seferlik yüksek dozla sınırlı kalmadı. Araştırmacılar, farelere dört hafta boyunca haftada bir kez kilogram başına 5 miligram doxorubicin vererek, tekrarlayan kemoterapi maruziyetini taklit etti. Bu uzun süreli tedavi sonucunda, kontrol farelerinde kalp kası hücrelerinde küçülme, pompalama gücünde azalma, skar dokusu oluşumu ve mitokondri kaybı gözlendi. Buna karşın, doğum öncesi mitokondriyal stres uygulanan farelerde bu olumsuz etkiler çok daha hafif şekilde ortaya çıktı. Kalp fonksiyonlarındaki düşüş minimal seviyede kaldı ve kalp dokusu büyük ölçüde korundu. Özellikle erkek farelerde de benzer koruyucu etkinin devam ettiği görüldü. Araştırmacılar, erkek farelerin ilk yüksek doz doxorubicin deneylerinde daha yüksek ölüm oranına sahip olması nedeniyle bu grupta uzun süreli kemoterapi etkilerini özellikle inceledi.</p><h3>Sitrik asit hücresel hafızada anahtar rol üstlendi</h3><p>Çalışmada, mitokondriyal stresin kalıcı koruyucu etkisinin ardındaki mekanizma da araştırıldı. Bilim insanları, fare embriyonik fibroblastlarında SOD2 enzimini geçici olarak azaltarak, hücrelerin mitokondriyal stres sonrası nasıl değiştiğini inceledi. Sekiz gün sonra bu hücrelerde mitokondri sayısında artış, antioksidan savunmada güçlenme ve maksimum enerji üretiminde yükselme kaydedildi. Ayrıca, doxorubicin'e maruz kalan bu hücrelerin ölüm oranı anlamlı şekilde düştü. Analizler, sitrik asit molekülünün bu süreçte merkezi bir rol oynadığını ortaya koydu. Mitokondrilerde süperoksit artışı, ACO2 enziminin aktivitesini azaltarak sitrik asidin mitokondriden hücre içine taşınmasını hızlandırdı. Sitrik asit, hücre çekirdeğinde histonlara kimyasal etiketler eklenmesini tetikledi ve bu da gen ifadesinde kalıcı değişikliklere yol açtı. SLC25A1 proteininin devre dışı bırakılmasıyla bu koruyucu etkinin kaybolduğu gözlemlendi. Ayrıca, dışarıdan eklenen sitrik asit de hücrelerin kemoterapiye karşı direncini artırdı.</p><h3>Mitokondriyal stres ve kalp koruma stratejilerinde yeni dönem</h3><p>Profesör Shadel, elde edilen bulguların, reaktif oksijen türlerinin (ROS) her zaman zararlı olduğu yönündeki genel kanıyı sorguladığını belirtti. Antioksidan tedavilerin, ROS'nin olumsuz etkilerini azaltmak için uzun süredir kullanıldığını; ancak klinik denemelerde istenen başarıya ulaşılamadığını hatırlattı. Shadel, "Mitohormesis olarak adlandırılan bu süreç, birden fazla antioksidan sistemi ve mitokondriyi aynı anda etkileyen daha karmaşık bir koruma programı sunuyor. Bu yaklaşım, gelecekte kalp sağlığını korumaya yönelik daha etkili tedavi seçenekleri geliştirilmesinin önünü açabilir" dedi. Araştırma ekibi, bulguların insanlarda doğrudan uygulanabilirliği için henüz yeterli veri olmadığını, özellikle güvenlik ve etkinlik konularında daha fazla çalışma yapılması gerektiğini vurguladı. Ancak, kısa süreli mitokondriyal stresin hücrelerin gelecekteki zararlara karşı hazırlıklı olmasını sağladığı ve bu sayede direnç kazandırdığı sonucuna ulaşıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/kalp-hucrelerinde-erken-s-501_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291441</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/altin-fiyatlari-neden-dustu-14-eylul-altin-yorumu-291441</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Altın fiyatları neden düştü? 14 Eylül altın yorumu]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Merkez Bankası'nın faiz artıracağı beklentileri, Orta Doğu gerilimi, yüksek enerji fiyatları ve yapay zeka şirketlerinin teknoloji geliştirme hızını yavaşlatacağına dair endişeler emtia piyasalarında satış dalgası yarattı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Altın fiyatları neden düştü? 14 Eylül altın yorumu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Emtia piyasasında haftanın ilk işlem gününde kıymetli metaller ve baz metallerde ABD Merkez Bankasına (Fed) yönelik faiz artırım beklentileri ve yapay zeka şirketlerinin teknoloji geliştirme hızını yavaşlatacağına ilişkin endişelerle sert satış baskısı görülüyor.</b></p><p>Orta Doğu&#39;da gerilimin tırmanması, ABD&#39;de açıklanan enflasyon verilerinin enflasyonist baskıların gücünü koruduğuna işaret etmesi, Fed&#39;e ilişkin faiz artırım beklentilerini yükseltti.</p><p>Bölgede jeopolitik gelişmeler neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatları, dünya genelinde enflasyonist baskıların sürmesine yol açarken yükselen tahvil faizleri ve dolara talebin artması, emtia piyasaları üzerinde baskı oluşturuyor.</p><p>Öte yandan bu hafta Fed&#39;in faiz toplantısı piyasaların odağında bulunuyor. İstihdam piyasasına ilişkin güçlü veriler, yükselen enflasyon beklentileri ve Fed Başkanı Kevin Warsh&#39;ın enflasyonla mücadelede kararlılık vurgusu sonrasında para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed&#39;in bu hafta faiz artıracağına ilişkin olasılık yüzde 88&#39;e yükseldi.</p><p>Yapay zeka şirketlerinin teknoloji geliştirme hızını yavaşlatacağına dair endişeler de fiyatlamaları etkileyen unsurların başında geliyor.</p><p>Söz konusu gelişmelerle kıymetli metaller ve baz metallerde sert hareketler görüldü. Şu sıralarda ons bazında gümüş yüzde 3,3 düşüşle 62,3 dolardan, platin yüzde 2,3 kayıpla 1757 dolardan, paladyum yüzde 2,2 azalışla 1.274 dolardan ve altın yüzde 1,5 azalışla 4 bin 284 dolardan işlem görüyor.</p><p>Libre bazında ise bakır yüzde 2,3 düşüşle 6,3 dolardan, alüminyum yüzde 2 azalışla 1,48 dolardan alıcı buluyor.</p><p><b>ALTIN VE BAKIR YORUMU</b></p><p>Saxo Capital Emtia Strateji Başkanı Ole Hansen, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, &quot;Altın, geçen hafta cuma günü ABD&#39;de beklentilerin üzerinde açıklanan çekirdek enflasyon verisinin ardından, bugün de ham petrol fiyatlarındaki sert yükselişin enflasyon ve tahvil getirilerine ilişkin endişeleri artırmasıyla baskı altında kaldı.&quot; dedi.</p><p>Yükselen tahvil faizleri, Fed toplantısı ve artan petrol fiyatlarıyla altının zorlu bir hafta geçirebileceğini ifade eden Hansen, altında yükselişlerin görülebilmesi için 4 bin 400 doların üzerine çıkması gerektiğini söyledi.</p><p>Hansen, söz konusu gelişmelerin<b> bakır </b>fiyatlarını da etkilediğine dikkati çekerek, "Bakır geçen hafta yaklaştığı rekor seviyelerden geriledi ve destek seviyesi olan 6,5 doların altına indi." ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/altin-fiyatlari-neden-dus-328_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291440</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/iletisim-baskani-durandan-yeni-nesil-suc-orgutleriyle-mucadeleye-iliskin-aciklama-291440</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İletişim Başkanı Duran'dan "yeni nesil suç örgütleri"yle mücadeleye ilişkin açıklama]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Çocuklarımızı ve gençlerimizi suç ağlarının istismarından koruyacak çok boyutlu mücadele stratejisiyle geleceğimize kasteden bu yapılara geçit vermeyeceğiz." ifadesini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İletişim Başkanı Duran'dan "yeni nesil suç örgütleri"yle mücadeleye ilişkin açıklama]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, yeni nesil suç örgütlerinin hem asayişi tehdit eden hem de çocukları ve gençleri hedef alan yapılar olduğunu belirtti.</p><p>Sosyal medya ve dijital mecraları suçun propagandası ve eleman devşirme aracı olarak kullanan bu yapıların, uluslararası bağlantılar ve finansal ağlarla hareket eden çok boyutlu bir güvenlik sorunu olduğunu vurgulayan Duran, şunları kaydetti:</p><p>"Bu yapılara karşı mücadele, sahadaki suç unsurlarının etkisiz hale getirilmesinden örgüt yöneticileri ve azmettiricilerin adalet önüne çıkarılmasına, finans kaynaklarının kesilmesinden dijital mecralardaki suç propagandasının önlenmesine kadar devletimizin her kademesinin katılımıyla bütüncül bir anlayışla yürütülmektedir. Çocuklarımızı ve gençlerimizi suç ağlarının istismarından koruyacak sosyal politikaların güçlendirilmesi, risklerin erken tespit edilmesi ve ailelerin desteklenmesi gibi çok boyutlu bir mücadele stratejisiyle geleceğimize kasteden bu yapılara geçit vermeyeceğiz.</p><p>Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde milletimizin huzurunu, çocuklarımızın geleceğini ve kamu düzenini hedef alan hiçbir suç yapılanmasına müsamaha göstermeyecek, yeni nesil suç örgütleriyle mücadelemizi hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla sürdüreceğiz."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/iletisim-baskani-durandan-427_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291439</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/eyupsultanda-1250-ogrenciye-aramiza-hos-geldin-surprizi-imam-hatip-ogrencilerine-okulun-il-291439</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Eyüpsultan'da 1.250 öğrenciye "Aramıza Hoş Geldin" sürprizi: İmam Hatip öğrencilerine okulun ilk gününde anlamlı hediye]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Eyüpsultan'da yeni eğitim öğretim yılının ilk zilini çalan 1.250 minik öğrenci, sınıflarında kendilerini bekleyen kırtasiye setleri ve sürpriz mektuplarla karşılandı. Projeyi hayata geçiren Eyüpsultan Önder İmam Hatipliler Derneği (ESÖNDER), bu anlamlı adımla öğrencilere "büyük bir ailenin parçası" oldukları hissini aşılamayı amaçlıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Eyüpsultan'da 1.250 öğrenciye "Aramıza Hoş Geldin" sürprizi: İmam Hatip öğrencilerine okulun ilk gününde anlamlı hediye]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>"Aramıza Hoş Geldin" projesiyle 13 İmam Hatip okulunda eğitime yeni başlayan öğrencilere kırtasiye seti hediye edildi.</p><p>Eyüpsultan Önder İmam Hatipliler Derneği (ESÖNDER) tarafından yeni eğitim öğretim yılının başlangıcında hayata geçirilen proje öğrencilerin yüzünü güldürdü.</p><p>Minik öğrencilere ilk günlerinde aidiyet duygusu aşılamayı hedefleyen proje kapsamında hazırlanan kalemlik ve kırtasiye setleri, ilk ders zili öncesine 13 okuldaki yeni öğrencilerin sıralarına yerleştirildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/aramzahosgeldin12-14092026f8e6e329.jpg"/><p>Sınıflarına girdiklerinde hediyeleriyle karşılaşan öğrencilerin yaşadığı mutluluk renkli görüntülere sahne oldu.</p><p>Setlerin içerisinde kırtasiye malzemelerinin yanı sıra ESÖNDER tarafından kaleme alınan özel bir "Aramıza Hoş Geldin" mektubu da yer aldı.</p><p>Ayrıca kalemliklerde kullanılan Hanzala figürü aracılığıyla öğrencilere Filistin ve mazlum coğrafyalarda yaşananlara dair erken yaşta farkındalık kazandırılması amaçlandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/aramzahosgeldin14-140920264262cb5d.jpg"/><p><b>BAŞKAN SOYTÜRK: "BU YOLDA YALNIZ DEĞİLSİNİZ, ARKANIZDA ABİLERİNİZ VE ABLALARINIZ VAR"</b></p><p>Programda öğrencilere ve katılımcılara seslenen ESÖNDER Başkanı Ahmet Soytürk, projenin sadece bir kırtasiye desteği olmadığını, temel gayelerinin öğrencilerin hem akademik hem de manevi anlamda "çift kanatlı" yetişmeleri olduğunu vurguladı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/aramzahosgeldin16-14092026bbf793ff.jpg"/><p>Aynı okul sıralarında daha önce oturmuş mezunlar olarak gençlerin her daim destekçisi olacaklarını belirten Soytürk, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:</p><p>"Sizlerle aynı sıralardan geçmiş abileriniz ve ablalarınız olarak sizlere 'Aramıza Hoş Geldiniz' diyoruz. Şunu bilmenizi istiyoruz ki; ortaokul, lise ve üniversite hayatınız boyunca size sahip çıkan, her anınızda yanınızda olan bir Önder camiası var. Bu yolda yalnız değilsiniz. Bizler de bu sıralarda okuduk; aramızdan kaymakamlar, bürokratlar çıktığı gibi bugün ülkemizi de yine bu sıralardan yetişmiş bir Cumhurbaşkanı yönetiyor. Bu bilinç ve güven içerisinde olmanızı istiyoruz. Rabbim Kur'an-ı Kerim'de 'Rabbim ilmimi artır' diye buyuruyor. Bizler hep bu duayla yanınızdayız. Bahtınız açık, Allah yardımcınız olsun."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/aramzahosgeldin1-14092026c9c89e2f.jpg"/><p>Konuşmasının devamında projenin detaylarına ve etkinliğin Asımın Nesli İmam Hatip Ortaokulu'nda düzenlenme nedenine değinen Soytürk, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Eyüpsultan'da 13 İmam Hatip okulumuzda yaklaşık 1.250 öğrencimiz bugün eğitim hayatına başladı. Bizler mezun abileri ve ablaları olarak yanlarında olduğumuzu hissettirmek adına küçük de olsa bir hediye paketi hazırladık. Temel gayemiz, öğrencilerimizin hem derslerinde başarılı olmaları hem de manen Allah'ın rızasını gözeterek çift kanatlı hareket etmeleridir. Bu okulumuzu seçme nedenimiz ise Asımın Nesli bizi bu yıl üç kez gururlandırdı: Bir öğrencimiz LGS'de 500 tam puan aldı, 28 öğrencimiz %5'lik dilime girdi ve en önemlisi bu başarılı öğrencilerimizin tamamına yakını tercihlerini yine İmam Hatiplerden yana kullandı. Bu başarı bir günde oluşmadı, yılların emeğidir. Önemli olan bu sistematik başarıyı sürdürmektir."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/aramzahosgeldin4-14092026e1afcc3e.jpg"/><p><b>KAYMAKAM YURT: "YAZ BOYU ÇALIŞTILAR, İMAM HATİP KAYITLARI 1.250'YE ULAŞTI"</b></p><p>Eyüpsultan Kaymakamı Arslan Yurt ise yeni eğitim-öğretim yılının tüm ülkeye hayırlı olmasını dileyerek, ilçedeki okul binalarının güçlendirme ve bakım çalışmalarının tamamlandığını, öğrencilerin güvenli bir ortamda ders başı yaptıklarını ifade etti.</p><p>Sivil toplum kuruluşlarının kamuyla iş birliği içerisinde eğitim ortamını desteklemesinin önemine dikkat çeken Kaymakam Yurt, konuşmasında şu açıklamalarda bulundu:</p><p>"2026-2027 eğitim-öğretim döneminin ülkemize ve ilçemize hayırlı olmasını diliyorum. Okullarımızın bakımları tamamlandı, çocuklarımız güvenli ortamlarda eğitime başladı. Sivil toplum kuruluşlarımızın okullarımıza desteği son derece kıymetli. ESÖNDER, yaz boyunca İmam Hatiplerdeki öğrenci sayısını artırmak için büyük bir gayret gösterdi. Geçen yıl 1.100 olan yeni kayıt sayısı bu yıl 1.250'ye ulaştı. Derneğimizin sunduğu bu okula başlangıç hediye paketi, çocuklarımızın hafızasında güzel bir yer edinmek ve kurumsal aidiyeti güçlendirmek açısından çok değerli."</p><p>Okulun akademik başarısına da değinen Yurt, öğrencilere şu sözlerle tavsiyelerde bulundu:</p><p>"Asımın Nesli İmam Hatip Ortaokulu, 2026 Liselere Giriş Sınavı'nda 500 tam puan çıkaran ve çok sayıda öğrencisini %1'lik dilimle üst düzey liselere gönderen en başarılı okulumuz oldu. Sizler de bu yeni başarılara aday olarak buradasınız. Hepiniz bugünkü heyecanınızı muhafaza edin, disiplinle çalışın ve bir yandan da eğitim hayatınızı en güzel şekilde sürdürün. Eğitime sundukları katkılardan dolayı ESÖNDER Derneği Başkanı Ahmet Soytürk Bey'e ve ekibine teşekkür ediyor, tüm öğrencilerimize başarılar diliyorum."</p><p>Programda, Eyüpsultan İlçe Millî Eğitim Müdürü Zeliha Yıldız ile Asımın Nesli İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Nazım Yazıcı da birer konuşma yaparak öğrencilerin heyecanına ortak oldu.</p><p>Etkinlik, protokolün öğrencilerle bir araya gelmesi, hediyelerin takdimi ve günün anısına çekilen hatıra fotoğraflarının ardından sona erdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/aramzahosgeldin8-140920266abde059.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/eyupsultanda-1250-ogrenci-341_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291438</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-basarili-ve-teknolojiyi-iyi-kullanan-bir-genclik-filiz-veriyor-291438</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan: Başarılı ve teknolojiyi iyi kullanan bir gençlik filiz veriyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Birileri sürekli kötümser senaryolar yazsa da başarılı, dünyayı takip eden, teknolojiyi iyi kullanan pırıl pırıl, ışıl ışıl bir gençlik filiz veriyor." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan: Başarılı ve teknolojiyi iyi kullanan bir gençlik filiz veriyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazi Anadolu Lisesi'nde "2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı Açılışı ve Ankara'da Yapımı Tamamlanan Eğitim Yatırımlarının Toplu Açılış Töreni"ne katıldı.</p><p>Yeni bir eğitim-öğretim yılının heyecanını, umudunu ve sevincini hep birlikte yaşadıklarını belirten Erdoğan, şunları söyledi:</p><p>"Bu tatlı heyecanı, 42 yıllık geçmişiyle Başkent Ankara'nın en gözde eğitim kurumlarından biri olan Gazi Anadolu Lisesi'nde sizlerle beraber yaşamaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Geçen hafta ilkokul ve ortaokul ilk sınıfları ile anaokullarımızı neşeyle dolduran yavrularımız uyum haftası kapsamında okullarına başlamıştı. Bugün de 'Mayamız Birlik İlk Dersimiz Kardeşlik' temasıyla tüm öğrencilerimiz okullarıyla buluştular. Öncelikle 2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı'nın öğrenci ve öğretmenlerimiz başta olmak üzere eğitim camiamıza hayırlı olmasını diliyorum."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42467489.jpg"/><p><b>"ÇOCUKLARIMIZIN BAŞARI GRAFİĞİ HER YIL YÜKSELİYOR"</b></p><p>Türkiye'nin dört bir yanında görev yapan öğretmenlere selamlarını gönderen Erdoğan, hayat yolculuklarında çocukların ellerinden tutan, onların yolunu ve ufkunu aydınlatan tüm hocalara şükranlarını sundu.</p><p>Vazifeleri sırasında şehit düşen, afet ve kazalarda hayatını kaybeden, ebediyete uğurladıkları tüm eğitim neferlerini rahmet ve minnetle yad eden Erdoğan, "Rabbim ruhlarını şad, mekanlarını cennet eylesin." dedi.</p><p>Bugünkü programda olduğu gibi her eğitim-öğretim yılı başlangıcında zihni açık, ufku geniş, bilgili, kültürlü, donanımlı, özgüven sahibi nesillerin yetişmekte olduğunu görmenin bahtiyarlığı içerisinde olduklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:</p><p>"Gençlerimizle, evlatlarımızla her buluşmamızda şuna şahit oluyorum. Birileri sürekli kötümser senaryolar yazsa da gerçekten başarılı, dünyayı takip eden, teknolojiyi iyi kullanan, kendini geliştirmeye çalışan pırıl pırıl, ışıl ışıl bir gençlik filiz veriyor. Sadece eğitimde değil, sporda, sanatta, bilimde ve diğer alanlarda maşallah çocuklarımızın başarı grafiği her yıl yükseliyor. İşte en son az önce de ekranda ifade edildiği gibi PISA 2025 sonuçları bu tespitimizi bir kere daha teyit etti. 91 ülkenin katıldığı PISA 2025 Raporu'na göre, Türkiye fen bilimleri, matematik ve okuma becerileri alanında OECD ülkeleri arasında puanını en fazla artıran ülke oldu. Türkiye'nin her üç alandaki başarı sıralaması yüzde 50 oranında arttı. Her üç alanda da performansını anlamlı düzeyde artıran tek ülke olduk. Fırsat eşitliği açısından ise avantajlı ve dezavantajlı öğrenci grubunda performansını yükselten tek OECD ülkesi Türkiye'ydi. PISA sonuçlarının eğitim camiamıza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarılı sonucun alınmasında emeği geçen tüm öğretmen, öğrenci ve velilerimizi gönülden tebrik ediyorum."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42467522.jpg"/><p><b>"NE YAPIYORSAK ÖĞRENCİLERİN BAŞARISI İÇİN YAPIYORUZ"</b></p><p>"Burada şunu da üzülerek söylemek durumundayım. Milletçe hepimizi sevindirmesi gereken bu başarıyı maalesef birilerinin karalamaya, küçümsemeye, önemsizleştirmeye çalıştıklarını da görüyoruz. Hayata yalnızca siyasi ve ideolojik çıkarlar üzerinden bakan bu kompleksli zihniyeti kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:</p><p>"Biz onları umursamıyoruz. Siz de moralinizi bozmalarına izin vermeyin. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak kıvanç kaynağımız olan tüm öğrenci ve öğretmenlerimizle iftihar ediyoruz. İstikbalimizin güvencesi olarak gördüğümüz her bir evladımızın bugün bir kez daha alnından öpüyor, hepsini muhabbetle kucaklıyorum."</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğrenci ve öğretmenlere hitaben, "Şunu bilmenizi isterim ki ne yapıyorsak sizlerin başarısı için yapıyoruz. Çocuklarımızın daha müreffeh, daha güçlü, itibarlı ve kalkınmış bir ülkede yaşaması için yapıyoruz. Gençlerimizin hayallerine giden yolu ardına kadar açmak için yapıyoruz. Öğretmenlerimizin bilgi ve birikimlerini öğrencilerine tam ve eksiksiz bir şekilde aktarabilmeleri için yapıyoruz." diye konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42467521.jpg"/><p><b>"HAZIRLADIĞIMIZ TÜM BÜTÇELERDE ASLAN PAYINI EĞİTİME AYIRDIK"</b></p><p>Göreve geldikleri günden itibaren eğitime özel önem verdiklerini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Her şey eğitimle başlar dedik. Eğitim olmazsa diğer her şey eksik kalır, yarım kalır dedik. Hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını eğitime ayırdık. 2002 yılında merkezi bütçeden eğitime ayrılan pay yüzde 7,6 ile dördüncü sıradayken son 24 yıldır hep ilk sırada oldu. Hatta bu payı iki katına çıkararak, 2026 yılında yüzde 15,33'e ulaştırdık. 2002 yılında 343 bin olan derslik sayısı bugün 626 bine çıktı. Bakınız sadece Ankara'mızda son iki yılda yatırım tutarı 1 milyar 989 milyon lirayı bulan tam 30 yeni okul açtık. 544 yeni dersliği hizmete verdik. Bugün aynı zamanda bunların toplu açılışını sizlerle birlikte gerçekleştiriyoruz. Yeni okullarımızın şehrimize hayırlı olmasını temenni ediyorum."</p><p>Tüm yatırımlarının ve bütün çabalarının yarının Türkiye'sini en iyi, en modern, en dayanıklı şekilde inşa etmek için olduğunu belirten Erdoğan, "Bunlar, hangi gelir seviyesinden olursa olsun, evlatlarımızın tamamının eşit ve adil eğitim imkanlarına sahip olması içindir. Bunlar, eğitime hayat veren sınıfın kalbi ve ruhu olan öğretmenlerimizin görevlerini gönül huzuruyla yerine getirebilmeleri içindir. Bunlar, Çankaya'dan Sincan'a, Mamak'tan Keçiören'e Ankara'mızın her ilçesinde çocuklarımızın daha iyi şartlarda eğitim görmesi içindir." şeklinde konuştu.</p><p>Eğitimde fırsat eşitliğini yaygınlaştırmak, eğitimin kalitesini artırmak için her türlü imkanı seferber etmiş durumda olduklarını belirten Erdoğan, "2003'ten bu yana yürüttüğümüz Ücretsiz Ders Kitabı Projesi'yle okullar açıldığında kitapları evlatlarımızın sıralarında hazır ettik. Bugüne kadar 4 milyar 306 milyondan fazla ders kitabını öğrencilerimizle buluşturduk. İnşallah bundan sonra da Ankara'yla birlikte Türkiye'nin eğitim altyapısını güçlendirmeye devam edeceğiz." diye konuştu.</p><p>Erdoğan, öğretmen ve öğrencilere seslenerek, şu ifadeleri kullandı:</p><p>"İnsanı diğer canlılardan ayıran, kendi hakikatinin farkına varabilmesidir. İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırma kabiliyeti fıtratımıza yerleştirilmiş bir pusuladır. Maarif, bu pusulayı ince ayarla geliştirip insanın içindeki o cevheri açığa çıkarma mücadelesidir. İnsanın içindeki öz hiçbir çağda değişmez.</p><p>Değişen, sadece onu hayata taşıma tarzımızdır. Değişen, çocuklarımıza neyi, hangi usulle öğrettiğimiz, hangi imkanlarla onları donattığımız, hangi becerilerle öğrencilerimizi teçhiz ettiğimizdir."</p><p>Küresel rekabetin kızıştığı, bilim ve teknolojinin mesafeleri ortadan kaldırdığı yeni bir dünyada yaşadıklarını vurgulayan Erdoğan, "Biliyoruz ki bugünün ve geleceğin dünyasında ilerlemenin, kalkınmanın, uluslararası rekabette öne geçmenin yolu eğitimde alınan mesafedir. Sadece bu yeni dünyada başarılı olmak için değil, ayakta kalmak için de nitelikli eğitime ihtiyacımız var." diye konuştu.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun için yapılması gerekenlerin aslında belli olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:</p><p>"Bir defa öğrencilerimizin vizyonu, ufku, zihni öncelikle olabildiğince geniş olacak, açık olacak. Evlatlarımız önce kendi ülkesini, kendi milletini iyi tanıyacak. Bununla yetinmeyip gönül coğrafyamızı iyi tanıyacak, dünyayı iyi tanıyacak. Çağın nimetleri olan teknolojiyi, interneti, yapay zekayı çok iyi kullanırken bunların taşıdığı risklere karşı uyanık olacak, teknolojinin esiri olmayacak."</p><p>Öğretmenlerin, kendilerine emanet edilen öğrencileri en güzel şekilde yetiştirirken onların iyi birer fert olması için gayret göstermesinin önemine işaret eden Erdoğan, "Ailelerimiz, sınav başarısını önemsedikleri kadar çocuklarımızın ahlaklı, saygılı, milli ve manevi değerlerine bağlı olmalarını da önemseyecek." diye konuştu.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlar sağlandığında hem içinde bulundukları çağın tehlikelerinden korunmuş olacaklarına hem de küresel rekabette öne çıkmış olacaklarına inandığını belirterek, şunları kaydetti:</p><p>"Diğer türlü ya bu yarışta geriye düşeriz ya da millet olarak bizi biz yapan değerlerimizi kaybederiz. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'miz, işte bu hassasiyetlerin neticesinde vücut bulmuş kuşatıcı bir modeldir. Modelimizin özünde, çağın bilgisiyle bu milletin köklü değerlerini birleştiren 'köklerden geleceğe' anlayışı yatıyor. Modelimizle bilgiyi sadece ezberleyen değil, o bilgiyi kullanabilen, eleştirel düşünebilen, problem çözebilen, sorumluluk sahibi, yetkin ve erdemli bir nesil yetiştirmeyi hedefliyoruz.</p><p>Bunda da muradımız şudur, yarının mühendisleri, yarının doktorları, yarının öğretmenleri, bilim insanları, sanatçıları, yazarları, şairleri, siyasetçileri, bürokratları işte bu sıralardan çıkacak; Gazi Anadolu Lisesi gibi okullarımızdan çıkacak. İnşallah, Türkiye'yi gençlerimiz yönetecek. Türk milletine, bugün okullarına başlayan yavrularımız hizmet edecek. Şahsen ömrümüzü adadığımız büyük ve güçlü Türkiye davasını onlar omuzlayacak, gençlerimiz omuzlayacak. Bu zorlu mücadelenin bayraktarlığını onlar yapacak, sizler yapacaksınız."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42467497.jpg"/><p><b>"SİZİ GÖZÜ GİBİ KORUYAN, SİZİN İÇİN TÜM GÜCÜNÜ KULLANAN BÜYÜK BİR DEVLETİNİZ VAR"</b></p><p>Asıl meselenin bu neslin, bu mukaddes sancağı taşırken, bu kutlu mücadeleyi verirken ihtiyaç duyacağı her türlü kabiliyete sahip olması olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aklı ilimle, kalbi değerlerimizle, yüreği vatan sevgisiyle yoğrulmuş böyle bir neslin Türkiye Yüzyılı'nın en sağlam teminatı olacağına inanıyorum." dedi.</p><p>Erdoğan, bu hedeflerin gerçeğe dönüşmesinin öğretmenlerin vereceği samimi desteğe bağlı olduğuna işaret ederek, öğretmenlerden öğrencileri okumaya, araştırmaya, düşünmeye daha fazla teşvik etmelerini istedi, emekleri ve fedakarlıkları için teşekkür etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42468038.jpg"/><p>Öğrencilere seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:</p><p>"Çok sevgili evlatlarım, sizlerden de bazı beklentilerim var. Dünya sürekli değişiyor olsa da başarının formülü asırlardır değişmedi. Hep söylediğim gibi, okuyun, düşünün, uygulayın, neticelendirin. Kendinize inanın. Milletinize ve devletinize güvenin. Hayatta başarılı olma umudunuzu hiçbir zaman yitirmeyin. İman ve inanç olduğu sürece imkanın da olacağını aklınızdan çıkarmayın. Hani merhum Necip Fazıl diyor ya, 'Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...Zaman bendedir ve mekan bana emanettir şuurunda bir gençlik...' İşte üstadın tarif ettiği o nesil sizlersiniz.</p><p>Sizlerden büyük düşünmenizi, önünüze büyük hedefler koymanızı, o hedeflere doğru yılmadan, yıkılmadan ilerlemenizi bekliyorum. Şunu da lütfen unutmayın. Sizler kapasite olarak, birikim ve yetenek olarak, imkanlar açısından başka ülkelerdeki akranlarınızdan asla geride değilsiniz. Biraz önce de söyledim. Hemen her alanda birinci sınıf imkanlara, sizleri candan seven öğretmenlere, size değer veren, sizin kendinizi en iyi şekilde yetiştirmeniz için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan ailelere sahipsiniz. Aynı zamanda sizi gözü gibi koruyan, sizin için tüm gücünü kullanan büyük bir devletiniz var."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42468040.jpg"/><p><b>"ÜMİTSİZLİĞE ASLA KAPILMAMANIZI İSTİYORUM"</b></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz hangi görüşe, kökene, gelir grubuna ait olursa olsun hiçbir evladımızı sokakta bulmadık, sokakların insafına da terk etmedik. Sizler bizim göz bebeğimizsiniz. Hasbahçemizin güllerisiniz. Sizlerden kendinize güvenmenizi, ülkenize güvenmenizi, özellikle sosyal medyada köpürtülen sahte ve sanal hikayelere bakıp da ümitsizliğe asla kapılmamanızı istiyorum." dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42468043.jpg"/><p>Öğrencilere, "İnanıyorsanız mutlaka başaracaksınız. Kendinize güveniyorsanız, hayallerinizi inşallah gerçekleştireceksiniz." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Düzenli ve disiplinli bir şekilde çalıştığınız sürece yolunuz da bahtınız da Allah'ın izniyle sonuna kadar açıktır. Bunun için bir gününüzü bile boşa geçirmeden geleceğe hazırlanmanız, bilginize yeni bilgiler, fikirlerinize yeni fikirler eklemeniz çok önemlidir. Siz evlatlarımdan, ufkunuzu geniş, zihninizi açık, merakınızı her zaman canlı tutmanızı bekliyorum. Ben sizlere inanıyor, sizlere sonsuz derecede güveniyorum. Gözlerinizdeki ışıltıda, Türkiye'nin yarınlarını görüyor, heyecanlanıyorum. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken yeni eğitim öğretim yılının bir kez daha hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize eğitim öğretim camiamızın tüm paydaşlarına başarılarla dolu bir yıl diliyorum. Açılışını yaptığımız eğitim kurumlarımız Ankara'mıza hayırlı, uğurlu olsun diyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyor, evlatlarımızın her birinin gözlerinden öpüyorum."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42468023.jpg"/><p><b>Notlar</b></p><p>Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan programda, Sincan Itri Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinden oluşan koro, "Uzun ince bir yoldayım" ve "Sakarya Türküsü" eserlerini seslendirdi.</p><p>Ankara Güzel Sanatlar Müzik İlkokulu'ndan iki öğrenci koro eşliğinde "İlim ilim bilmektir" ve "Çayeli'nden öteye" eserlerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çayeli'nden öteye" türküsüne eşlik etti.</p><p>Erdoğan öğrencilere, "Üstün başarılar diliyorum, sizlerde bu kabiliyeti görüyorum." dedi.</p><p>Programda, "İlk Ders" ve "PISA" konulu videoları gösterildi.</p><p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Türk bayrağının olduğu bir tablo takdim edildi.</p><p>Kurdele kesim töreni sırasında dua, Ümitköy Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi Harun Yılmaz tarafından okundu.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğrencilerle yeni eğitim-öğretim yılı dolayısıyla ders zilini çaldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/ankarada-2026-2027-egitim-401_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291437</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/ayni-yemegi-sabah-ve-aksam-yiyince-ne-degisiyor-291437</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Aynı yemeği sabah ve akşam yiyince ne değişiyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Mass General Brigham tarafından yürütülen yeni bir araştırma, akşam saatlerinde tüketilen yemeklerin sabah saatlerine göre yüzde 44 daha az kalori yaktırdığını ortaya koydu. Araştırma, vücut saatinin yemek zamanlaması üzerindeki etkisini gözler önüne serdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Aynı yemeği sabah ve akşam yiyince ne değişiyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mass General Brigham'ın Metabolism dergisinde yayımlanan son araştırması, akşam saatlerinde tüketilen yemeklerin, sabah saatlerinde aynı miktarda ve içerikte tüketilen öğünlerle karşılaştırıldığında, vücut tarafından yüzde 44 daha az kaloriyle yakıldığını ortaya koydu. ABD'de gerçekleştirilen ve sıkı kontrollere tabi tutulan bu çalışma, vücudun biyolojik saatinin, yani sirkadiyen ritminin, enerji harcamasında belirleyici olduğunu gösterdi. Araştırmada, uyku düzeni, fiziksel aktivite ve ortam ışığı gibi faktörler tamamen kontrol altına alındı. Böylece, günün hangi saatinde yemek yenildiğinin, kalori yakımı üzerindeki etkisi net biçimde ölçüldü. Bulgular, akşam 7'de tüketilen bir sandviçin, sabah 7'de yenilen aynı sandviçten çok daha az enerji harcattığını ve bunun yalnızca vücut saatinden kaynaklandığını kanıtladı.</p><h3>Mass General Brigham ekibi: Akşam yemeği metabolizmayı yavaşlatıyor</h3><p>Çalışmanın başında yer alan Han-Chow Koh ve Frank Scheer liderliğindeki bilim insanları, diyet kaynaklı termogenez (DIT) olarak bilinen ve yemek sonrası harcanan ekstra enerjiyi ölçtü. DIT, çoğu zaman günlük kalori harcamasının yaklaşık yüzde 10'unu oluşturuyor. Ancak araştırmacılar, 16 yetişkin üzerinde gerçekleştirdikleri deneyde, sabah saatlerinde vücudun bu oranı en üst seviyeye çıkardığını, akşam saatlerinde ise ciddi şekilde azalttığını tespit etti. Katılımcılar, 36 saat boyunca karanlık ve hareketsiz bir ortamda, her altı saatte bir aynı küçük öğünü tüketti. Her öğün sonrası oksijen tüketimi ve karbondioksit salınımı ölçülerek, dakikalar içinde kalori yakımı hesaplandı. Sonuçlar, sabah 8 civarında DIT'in zirveye ulaştığını, akşam 8'de ise en düşük seviyeye indiğini gösterdi. Bu dalgalanma yüzde 44 gibi çarpıcı bir orana ulaştı. Araştırmacılar, bu farkın uyku, aktivite veya ışık gibi dış etkenlerden değil, tamamen biyolojik saatten kaynaklandığını vurguladı.</p><h3>Sabah-akşam farkı: Kalori yakımı ve sağlık üzerindeki etkiler</h3><p>Mass General Brigham'ın araştırmasında, sabah ve akşam saatlerinde kalori yakımı arasındaki farkın, bir öğünde yaklaşık 7 ila 10 kaloriye denk geldiği belirtildi. Her ne kadar bu miktar bir elmanın üçte biri kadar olsa da, uzun vadede kilo kontrolü ve metabolik sağlık üzerinde önemli sonuçlar doğurabilir. Özellikle günün kalori alımının yarısından fazlasının akşam 5'ten sonra gerçekleşmesi, kan şekeri seviyelerinde yükselmeye yol açabiliyor. Ayrıca, geç saatlerde yemek yeme alışkanlığı, vücut ağırlığında artışa ve kilo vermede zorluklara neden olabiliyor. Columbia Üniversitesi ve Universitat Oberta de Catalunya'dan gelen ek bulgular ise, geceleyin insülin salgısının azalmasının, akşam yemeklerinin sindirimini daha da zorlaştırdığını gösterdi. Amerikan Kalp Derneği ise, düzensiz yemek saatlerinin kalp ritmini olumsuz etkileyebileceği konusunda uyardı. Tüm bu veriler, akşam yemeği alışkanlığının kilo yönetimi ve genel sağlık açısından risk oluşturduğunu ortaya koyuyor.</p><h3>Krononutrisyon araştırmaları: Gönüllülere çağrı ve gelecekteki çalışmalar</h3><p>Çalışmada yer alan katılımcıların çoğunun erkek ve vücut kitle indeksinin aşırı kilolu veya obez aralığında olması, sonuçların genellenmesinde dikkatli olunması gerektiğini gösteriyor. Araştırmacılar, zayıf yetişkinler, yaşlılar veya gece vardiyasında çalışanlarda benzer bir etki olup olmadığının henüz bilinmediğini belirtti. Gerçek yaşamda, insanlar 36 saat boyunca karanlık bir odada kalmadığı için, günlük yaşam koşullarında bu etkinin daha büyük veya daha küçük olabileceği ifade edildi. Yine de, araştırmanın en önemli bulgusu, sabah saatlerinde gerçekleşen kalori yakımındaki avantajın, tamamen vücut saatinden kaynaklandığının bilimsel olarak kanıtlanması oldu. Mass General Brigham, Johns Hopkins ve diğer merkezlerde yürütülen krononutrisyon çalışmaları için sağlıklı yetişkinler ve prediyabeti olan gönüllüler aramaya devam ediyor. Ayrıca, Biyolojik Ritimler Araştırma Derneği ve Ulusal Uyku Vakfı gibi kuruluşlar, toplumda yemek zamanlaması ve uyku sağlığı konusunda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor. Prediyabeti olan bireyler ise CDC'nin Ulusal Diyabet Önleme Programı'na başvurarak, yaşam tarzı koçluğu ve sağlıklı beslenme konusunda destek alabiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/ayni-yemegi-sabah-ve-aksa-663_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291436</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kilo-verme-ilaclarinin-sac-uzerindeki-etkisi-icin-yeni-bir-mekanizma-arastiriliyor-291436</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kilo verme ilaçlarının saç üzerindeki etkisi için yeni bir mekanizma araştırılıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[NYU Langone Health ve uluslararası araştırmacıların yürüttüğü geniş kapsamlı genetik çalışma, popüler GLP-1 ilaçlarının erkek tipi saç dökülmesiyle bağlantısını ilk kez bilimsel olarak ortaya koydu. Araştırmada, GLP-1 reseptörünü daha fazla üreten gen varyantlarına sahip erkeklerde saç dökülmesi riskinin belirgin şekilde arttığı tespit edildi. Bu bulgular, Ozempic ve Wegovy gibi kilo kaybı ilaçlarının yan etkileriyle ilgili yeni bir tartışma başlatıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kilo verme ilaçlarının saç üzerindeki etkisi için yeni bir mekanizma araştırılıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NYU Langone Health öncülüğünde yapılan ve Pennsylvania Üniversitesi ile King's College London'ın da katkı sunduğu yeni bir genetik araştırma, son yıllarda hızla yaygınlaşan GLP-1 ilaçlarının erkek tipi saç dökülmesiyle ilişkili olabileceğini gösterdi. Araştırmada, GLP-1 reseptörünü daha fazla üretme eğilimindeki genetik varyantlara sahip erkeklerde saç dökülmesi riskinin yüzde 7 oranında yükseldiği belirlendi. Bu bulgu, özellikle Ozempic ve Wegovy gibi kilo kaybı amacıyla reçete edilen ilaçların kullanıcıları için önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Bilim insanları, bu ilaçların yan etkilerinin genetik zeminle birleşerek, özellikle kalıtsal kellik eğilimi bulunan erkeklerde saç kaybını hızlandırabileceğine dikkat çekiyor.</p><h3>NYU Langone Health ekibi: GLP-1 reseptörü ve erkek tipi kellik arasında ilk genetik bağlantı</h3><p>Çalışmanın baş araştırmacısı Lynn Petukhova, elde edilen verilerin GLP-1 kullanımının androjenetik alopesi olarak bilinen erkek tipi saç dökülmesiyle ilişkili ilk genetik bağlantıyı ortaya koyduğunu vurguladı. Petukhova, uzun süredir şüpheyle yaklaşılan bu ilişkinin şimdiye kadar bilimsel olarak kanıtlanmadığını, ancak bu araştırmayla birlikte somut bir bağlantının ortaya çıktığını belirtti. Araştırmada, GLP-1 reseptörünü daha yüksek düzeyde üreten gen varyantlarını taşıyan erkeklerde, saç dökülmesi olasılığının standart artış başına yaklaşık yüzde 7 yükseldiği tespit edildi. Bu sonuç, GLP-1 reseptörünün saç foliküllerinde aktif olarak rol oynadığını gösteren ek verilerle de desteklendi. Bilim insanları, saç dökülmesinin, GLP-1 ilaçlarının doğrudan etkisinden ziyade, genetik yatkınlık ve ilaç etkileşiminin bir sonucu olarak ortaya çıktığına işaret ediyor.</p><h3>205 bin erkeğin verileriyle GLP-1 ve saç dökülmesi ilişkisi netleşiyor</h3><p>Analiz kapsamında, Avrupa kökenli 205.327 erkeğin genetik verileri incelendi. Araştırmacılar, GLP-1 reseptörünü etkileyen 22 farklı gen varyantı üzerinden değerlendirme yaptı. Elde edilen bulgular, GLP-1 reseptör seviyesindeki her standart artışın, erkek tipi saç dökülmesi riskini yüzde 7 ila yüzde 10 oranında artırdığını ortaya koydu. Altı farklı istatistiksel yöntemle yapılan analizlerin beşinde benzer sonuçlar elde edilirken, altıncı yöntemde ise düşük örneklem gücü nedeniyle sonuçlar belirsiz kaldı. Araştırmada ayrıca, karın yağı, kan basıncı, testosteron ve IGF-1 gibi faktörlerin de etkisi ayrı ayrı incelendi; ancak bu değişkenlerin saç dökülmesi riskini açıklamada yetersiz kaldığı görüldü. Sonuçlar, GLP-1 reseptörünün saç foliküllerinde aktif olduğunu ve özellikle saç dökülmesi yaşayan bireylerde bu aktivitenin daha belirgin olduğunu gösteriyor.</p><h3>Genetik risk ve ilaç etkisi birbirinden ayrıldı</h3><p>Araştırmada, ilaç kullanan bireylerin doğrudan takibi yerine, Mendelyan rastgeleleştirme adı verilen genetik temsilci yöntemi tercih edildi. Bu yöntemle, yaşam tarzı farklılıklarının sonuçlara etki etmesi engellendi ve genetik varyantlar üzerinden doğal bir deney ortamı oluşturuldu. Bilim insanları, doğuştan GLP-1 reseptörünü daha fazla üreten erkeklerin, ömür boyu bu küçük farkı taşıdığını, ancak ilaç kullanımının süresi, dozu ve etkisinin genetikten farklılık gösterdiğini belirtti. Araştırma, GLP-1 ilaçlarının doğrudan saç dökülmesine yol açtığını kesin olarak göstermese de, reseptör yolunun saç sağlığında önemli bir rol üstlendiğini ortaya koydu. Ayrıca, reseptör seviyelerinin kandaki ölçümüyle saç derisindeki ölçüm arasında farklar bulunabileceği, bu nedenle sonuçların dikkatli yorumlanması gerektiği ifade edildi.</p><h3>Kadınlar dışlandı, klinik önemi tartışmalı</h3><p>Çalışmanın önemli bir kısıtlaması ise, saç dökülmesiyle ilgili verilerin yalnızca erkeklerle sınırlı olması. Kadın tipi saç dökülmesiyle ilgili karşılaştırılabilir bir genetik veri seti bulunmadığı için, araştırma kadınları kapsam dışı bıraktı. Ayrıca, genin cinsiyet tarafından farklı şekilde düzenlenip düzenlenmediği de kesin olarak belirlenemedi. Yazarlar, elde edilen bulguların klinik öneminin henüz netleşmediğini, ancak saç dökülmesi riskinin GLP-1 ilaçları reçete edilirken dikkate alınması gerektiğini savunuyor. Araştırmacılar, mevcut saç dökülmesi tedavilerinden biri olan minoksidil gibi ilaçların, GLP-1 kullanıcılarında koruyucu amaçla reçete edilmesinin ilerleyen dönemlerde gündeme gelebileceğini belirtti.</p><h3>GLP-1 ilaçları ve saç dökülmesi: Klinik çalışmalar yetersiz</h3><p>Uzmanlar, GLP-1 ilaçlarının saç üzerindeki etkisinin, bugüne kadar yapılan klinik denemelerde yeterince izlenmediğine dikkat çekiyor. Saç dökülmesi, ilaç çalışmalarında sıklıkla göz ardı edilen veya geçici dökülmelerle kalıtsal kellik vakalarının karıştırıldığı bir yan etki olarak kalıyor. Araştırmanın yazarları, gelecekte yapılacak GLP-1 klinik denemelerinde saç dökülmesi sonuçlarının ayrıntılı şekilde kaydedilmesinin önemine vurgu yaptı. Ayrıca, saç derisi ve folikül dokusunda reseptör seviyelerinin incelenmesi, genetik risk skorlarının reçete öncesi değerlendirilmesi ve düşük doz minoksidil gibi önleyici tedavi yaklaşımlarının test edilmesi gerektiğini ifade ettiler. Bu adımların, özellikle yüksek riskli erkeklerde saç dökülmesinin önlenip önlenemeyeceğini ortaya koyacağı belirtiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/kilo-verme-ilaclarinin-sa-876_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291435</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/beyni-koruyan-hucreler-nasil-olur-da-yaslanmayla-zararli-hale-geliyor-291435</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Beyni koruyan hücreler nasıl olur da yaşlanmayla zararlı hale geliyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[İskoçya'da 1936 doğumlu yetişkinler üzerinde yürütülen geniş çaplı araştırmada, oligodendrosit adı verilen beyin hücrelerinin yaşlanma sürecinde beklenmedik şekilde zararlı olabileceği ortaya çıktı. Toronto ve Edinburgh merkezli bilim insanları, NRF2 protein eksikliğinin bilişsel gerilemeyle doğrudan bağlantılı olduğunu gösterdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Beyni koruyan hücreler nasıl olur da yaşlanmayla zararlı hale geliyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İskoçya'da doğmuş ve çocukluktan itibaren takip edilen 1.017 yetişkinin beyin sağlığı üzerinde yapılan ayrıntılı bir araştırma, yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan bilişsel gerilemenin ardında beklenmedik bir etkenin bulunabileceğini gösterdi. Toronto'daki St. Michael Hastanesi ile Birleşik Krallık Demans Araştırma Enstitüsü'nden bilim insanları, oligodendrosit adı verilen beyin hücrelerinin, belirli bir koruyucu protein olan NRF2'nin eksikliğiyle birlikte, yaşlanma döneminde işlevsizleşerek bilişsel kayıplara yol açabileceğini tespit etti. Araştırma, Edinburgh Üniversitesi'nin liderliğinde, Lothian Doğum Kohortu'na kayıtlı, 1936 doğumlu İskoçların verileriyle yürütüldü ve 70 yaşından 82 yaşına kadar her üç yılda bir yapılan kapsamlı bilişsel testlerle desteklendi.</p><h3>Georgina Craig: 'Oligodendrositler yaşlanmada zararlı hale gelebilir'</h3><p>Çalışmanın ilk yazarı Georgina Craig, elde edilen bulguların nörobilim alanında köklü bir bakış açısı değişikliğine yol açtığını vurguladı. Craig, oligodendrositlerin bugüne dek yalnızca koruyucu ve faydalı hücreler olarak değerlendirildiğini, ancak yeni verilerin bu hücrelerin yaşlanma sürecinde işlevlerini kaybedip zararlı hale gelebileceğini gösterdiğini belirtti. Özellikle NRF2 adı verilen koruyucu proteini yeterli düzeyde taşımayan oligodendrositlerin, yaşlı bireylerde bilişsel bozulmaya katkıda bulunduğu ortaya çıktı. Bu sonuç, yaşlanmaya bağlı bilişsel gerilemenin yalnızca sinir liflerinin yalıtımındaki azalmadan değil, aynı zamanda bu yalıtımı sağlayan hücrelerin işlevindeki bozulmadan da kaynaklanabileceğine işaret ediyor. Craig, "Bu çalışma, yaşlanan beyin hakkında düşünme biçimimizi temelden değiştirdi" diyerek, bilim dünyasında yeni tartışmaların fitilini ateşledi.</p><h3>Edinburgh Üniversitesi'nden kapsamlı testler: Bilişsel kayıpta oligodendrosit fazlalığı öne çıktı</h3><p>Edinburgh Üniversitesi araştırmacıları, Lothian Doğum Kohortu'na dahil olan 1.017 kişinin 70 yaşından itibaren bilişsel yeteneklerini düzenli aralıklarla değerlendirdi. 866 katılımcının 70 yaşından sonraki bilişsel performansı tekrar ölçüldü ve yalnızca bir kişi bilişsel kayıp yaşamadı. Gerilemenin şiddeti ise bireyler arasında farklılık gösterdi. Çocukluk dönemi IQ'su, 70 yaşındaki performansın göstergesi olurken, sonraki yıllarda düşüş hızını belirlemedi. Araştırmacılar, beyin dokusunun bağışlandığı örneklerde, corpus callosum adı verilen ve iki beyin yarım küresini bağlayan lif demetinde elektron mikroskobu ile inceleme yaptı. Oligodendrositlerin sayısındaki artış, özellikle hızlı bilişsel gerileme yaşayanlarda belirgin hale geldi. Ayrıca, bu kişilerde myelin yalıtımının daha kalın olduğu ve liflerin daha küçük boyutlara sahip olduğu gözlendi. Boş myelin kılıflarının yaygınlığı, sinir liflerinin ölümünün bir göstergesi olarak öne çıktı. Tüm bu bulgular, ölüm yaşı, cinsiyet, çocukluk IQ'su veya küçük damar hastalığı gibi faktörlerden bağımsız olarak, bilişsel kayıp hızını doğrudan yansıtıyordu. Oligodendrosit fazlalığı, yaşlanma sürecinde beyin sağlığı açısından yeni bir risk faktörü olarak dikkat çekti.</p><h3>NRF2 proteini eksikliğinde bilişsel kayıp hızlanıyor</h3><p>Araştırma ekibi, 14 bağışlanmış beyin örneğinde toplam 45.437 hücre çekirdeği üzerinde gerçekleştirdikleri gen analizlerinde, hızlı bilişsel gerileme yaşayanlarda oligodendrositlerin sayısının arttığını, ancak bunların NRF2 proteini açısından yetersiz olduğunu tespit etti. NRF2, hücreleri hasardan koruyan ve yüzlerce genin aktivasyonunu sağlayan kritik bir protein olarak biliniyor. Doku boyama yöntemleriyle yapılan analizler, bilişsel gerilemenin en hızlı olduğu kişilerde oligodendrositlerin NRF2 taşımadığını doğruladı. Fareler üzerinde yapılan deneylerde ise, yalnızca oligodendrositlerden NRF2 proteini çıkarıldığında, hayvanların öğrenme ve hafıza testlerinde belirgin bir performans kaybı yaşadığı gözlendi. Kontrollü deneylerde, NRF2'si eksik olan fareler, su labirenti testinde öğrenme gelişimini yalnızca yüzde 28 oranında artırırken, sağlıklı farelerde bu oran yüzde 58'e ulaştı. 18 aylık farelerde ise insanlardakine benzer şekilde daha kalın myelin ve daha küçük sinir lifleri tespit edildi. Bu bulgular, NRF2 eksikliğinin hem insanlarda hem de deney hayvanlarında bilişsel kaybı hızlandırdığını gösterdi.</p><h3>Dimetil fumarat ve yeni tedavi umutları: Oligodendrosit hedefli ilaçlar gündemde</h3><p>NRF2 proteininin önemi, mevcut ilaçların potansiyel etkileriyle de gündeme geldi. Multipl skleroz (MS) tedavisinde kullanılan dimetil fumarat adlı ilaç, NRF2 yolunu aktive ediyor ve daha önceki araştırmalarda MS hastalarının bu ilacı kullanırken bilişsel testlerde daha iyi sonuçlar aldığı gözlemlenmişti. Bu durum, yaşlanmaya bağlı bilişsel gerilemenin önlenmesi için yeni tedavi stratejilerinin geliştirilebileceği umudunu doğurdu. Araştırmanın başındaki isimlerden Véronique Miron, mevcut tedavi seçeneklerinin sınırlı olduğunu ve yaşlanan nüfusun artan bilişsel kayıplarla karşı karşıya kaldığını belirterek, oligodendrosit ve NRF2 odaklı yeni terapötik yaklaşımların önemine dikkat çekti. Miron, "Bu çalışma, yaşlanmada bilişsel yeteneği korumak için yeni stratejilere kapı aralıyor" ifadelerini kullandı. Diğer araştırma gruplarının ise myelin onarımı için farklı yöntemler üzerinde çalıştığı biliniyor. Ancak, oligodendrositlerin işlevsizleşmesinin yaşlılıkta bilişsel kaybı tetikleyip tetiklemediği ve bunun hangi yaşta başladığı gibi sorular hâlâ yanıt bekliyor.</p><h3>Oligodendrosit araştırmalarında bilinmeyenler ve yeni sorular</h3><p>Çalışmanın insan beyni üzerinde yapılan kısmı, yalnızca corpus callosum adlı lif demetiyle sınırlı kaldı. Diğer beyin bölgelerinde oligodendrositlerin benzer şekilde davranıp davranmadığı ise henüz araştırılmadı. Ayrıca, yaşlılıkta ortaya çıkan oligodendrosit fazlalığının yaşamın ileri dönemlerinde mi yoksa çok daha erken bir dönemde mi oluştuğu da belirsizliğini koruyor. NRF2'nin yalıtım kalınlığı üzerindeki etkisi de henüz tam olarak haritalanmış değil. Araştırmacılar, bu soruların yanıtlanabilmesi için oligodendrositlerin zaman içinde birden fazla beyin bölgesinde izlenmesi gerektiğini vurguluyor. Tüm bu bilinmezliklere rağmen, oligodendrosit ve NRF2 eksikliği bulguları, yaşlanan beyin sağlığının korunması için yeni bir araştırma ve tedavi alanı açıyor. Bilim insanları, beyin yaşlanmasının biyolojik temellerini daha iyi anlamak ve yaşlılıkta bilişsel kaybı önlemek için çalışmalarını sürdürüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/beyni-koruyan-hucreler-na-776_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291434</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/muzik-neden-agriyi-hafifletiyor-yeni-inceleme-dikkat-dagitmanin-otesine-isaret-ediyor-291434</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Müzik neden ağrıyı hafifletiyor? Yeni inceleme dikkat dağıtmanın ötesine işaret ediyor]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Drexel Üniversitesi öncülüğünde yürütülen ve 57 farklı çalışmayı kapsayan geniş çaplı araştırma, müziğin ağrı yönetiminde etkili ve düşük riskli bir yöntem olduğunu ortaya koydu. Araştırmada, kişisel müzik tercihi ve aktif müzik katılımı, ağrı üzerinde belirleyici faktörler olarak öne çıktı. Özellikle kronik ağrı hastalarında, müzikle aktif etkileşimin dinlemekten daha güçlü sonuçlar verdiği vurgulandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Müzik neden ağrıyı hafifletiyor? Yeni inceleme dikkat dağıtmanın ötesine işaret ediyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Drexel Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen ve 20 farklı ülkeden 57 bilimsel çalışmanın incelendiği yeni bir araştırma, müziğin ağrı yönetimi üzerindeki etkisini kapsamlı biçimde gözler önüne serdi. Araştırma sonuçlarına göre, müziğin yalnızca dikkat dağıtıcı bir unsur olmadığı; kişisel müzik tercihi, müzikle aktif katılım ve dinleyicinin müzikle kurduğu ilişkinin, ağrı hissini azaltmada belirleyici rol oynadığı belirlendi. Özellikle kronik ağrı hastalarında, müziğin etkisinin dinleyicinin seçimine ve aktif katılımına bağlı olarak güçlendiği tespit edildi. Bu bulgular, müziğin ağrı yönetiminde etkili ve düşük riskli bir yöntem olarak öne çıkmasını sağladı.</p><h3>Joke Bradt: 'Müzik tercihi ağrı yönetiminde anahtar rol oynuyor'</h3><p>Araştırmanın başında yer alan Drexel Üniversitesi'nden profesör Joke Bradt, müzikle ağrı yönetimine ilişkin bulguların, kişisel tercih ve aktif katılımın önemini vurguladı. Bradt, müzik dinlemenin ötesinde, müzikle birlikte hareket etmenin ve şarkı söylemenin ağrıyı daha da hafiflettiğini belirtti. Araştırmada, katılımcıların kendi seçtikleri müziği dinlediklerinde ve müziğe eşlik ettiklerinde ağrıya karşı daha dayanıklı oldukları ortaya çıktı. Özellikle 51 yetişkinin buzlu suya elini soktuğu deneyde, müzik seçme hakkına sahip olanların daha uzun süre dayanabildiği ve ağrı seviyelerini daha düşük değerlendirdiği gözlemlendi. Bradt, "Çalışmamızın bulguları, müziğin ağrı yönetiminde etkili ve düşük riskli bir yaklaşım sunduğunu gösteriyor" diyerek, müzikle aktif katılımın önemine dikkat çekti.</p><h3>57 çalışmada müzikle aktif katılım ağrı eşiğini yükseltti</h3><p>İncelenen 57 çalışmanın büyük bölümü, sağlıklı gönüllüler üzerinde yapılan kısa süreli laboratuvar deneylerinden oluştu. Bu çalışmaların yaklaşık üçte ikisinde, katılımcılara kaydedilmiş müzik dinletildi. Ancak araştırmada, müzikle aktif katılımın yani şarkı söyleme, ritim tutma veya enstrüman çalmanın, yalnızca dinlemekten daha etkili olduğu vurgulandı. Örneğin, 40 kişilik bir grupta, seçilen bir şarkıyı söylemek hem dinlemekten hem de sessiz oturmaktan daha iyi ağrı yönetimi sağladı. Katılımcıların yüzde 83'ü şarkı söylemeyi en dikkat dağıtıcı ve etkili yöntem olarak tanımladı. Ayrıca, müzikle birlikte hareket etmek ve ritim tutmak da ağrı eşiğini yükselten unsurlar arasında yer aldı. Araştırmacılar, müzikle aktif katılımın kişiye kendi ağrısı üzerinde kontrol hissi kazandırdığını belirtti.</p><h3>Beyin görüntülemeleri müzikle ağrı ilişkisini destekliyor</h3><p>Beyin görüntüleme çalışmaları da müziğin ağrı yönetimindeki etkisini doğruladı. Araştırmalarda, müzik dinlemenin omurilik ve talamus gibi ağrı iletiminde kritik rol oynayan bölgelerde ağrıya bağlı aktiviteyi azalttığı gözlendi. Aynı zamanda, prefrontal korteks gibi bilişsel ve duygusal yanıtları şekillendiren beyin bölgelerinde de değişiklikler tespit edildi. Fibromiyalji gibi kronik ağrı rahatsızlığı bulunan kişiler üzerinde yapılan çalışmalarda, katılımcıların kendi seçtikleri müziği dinledikten sonra, beyinlerinde ağrıya karşı daha olumlu bir bağlantı deseni ortaya çıktı. Bu bulgular, müziğin hem erken ağrı işleme süreçlerinde hem de ağrıya verilen duygusal ve bilişsel tepkilerde etkili olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, müziğin fiziksel hisler üzerinde de olumlu etkiler yarattığını ve kişilerin beden haritasında değişiklikler sağladığını ifade etti.</p><h3>Kronik ağrı hastalarında müzik terapisi umut vadediyor</h3><p>Çalışmalarda elde edilen bulgular, müzik terapisinin kronik ağrı hastaları için umut verici bir seçenek olduğunu ortaya koydu. Özellikle ileri evre kanser hastaları üzerinde yapılan klinik denemede, bir müzik terapisti eşliğinde altı seans alan grubun, kontrol grubuna göre ağrı yönetiminde daha başarılı olduğu kaydedildi. Bu başarıda, kişinin kendi ağrısı üzerinde bir şey yapabileceği hissinin yani öz yeterlilik duygusunun önemli rol oynadığı tespit edildi. Bradt, kendi kliniğinde aktif müzik yapımının, yani şarkı söyleme, doğaçlama ve enstrüman çalmanın, yalnızca müzik dinlemekten çok daha etkili sonuçlar verdiğini aktardı. Ancak araştırmacılar, bu alanda daha fazla klinik çalışmaya ihtiyaç olduğunu ve özellikle kronik ağrı hastalarında aktif müzik terapisinin etkilerinin daha kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiğini vurguladı.</p><h3>Müzik ve ağrı ilişkisi: Araştırmaların sınırları ve gelecek adımlar</h3><p>57 çalışmanın detaylı incelenmesi, müzikle ağrı yönetimi konusunda önemli bilgiler sunarken, araştırmaların büyük kısmının sağlıklı gönüllüler üzerinde yapılmış olması dikkat çekti. Çocuklara yönelik çalışma bulunmazken, kronik ağrı hastaları üzerinde yapılan araştırmaların sayısı da sınırlı kaldı. Ayrıca, laboratuvar ortamında elde edilen sonuçların, gerçek hayattaki kronik ağrı deneyimleriyle tam olarak örtüşmeyebileceği belirtildi. Araştırmacılar, geçmiş yaralanmaların ve kronik ağrının, beynin yeni ağrıya verdiği tepkiyi değiştirdiğini ve bu nedenle laboratuvar verilerinin kronik hastalara doğrudan uygulanamayabileceğini ifade etti. Gelecekte, aktif müzik terapisi uygulamalarının ve kronik ağrı hastaları üzerindeki etkilerinin daha kapsamlı, uzun vadeli ve çeşitli gruplarda test edilmesi planlanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/muzik-neden-agriyi-hafifl-811_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291433</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakude-turk-dunyasi-diyaloglari-ortak-gelecek-ortak-vizyon-paneli-duzenlenecek-291433</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakü'de "Türk Dünyası Diyalogları: Ortak Gelecek, Ortak Vizyon" paneli düzenlenecek]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İletişim Başkanlığınca Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de, "Türk Dünyası Diyalogları: Ortak Gelecek, Ortak Vizyon" paneli düzenlenecek.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakü'de "Türk Dünyası Diyalogları: Ortak Gelecek, Ortak Vizyon" paneli düzenlenecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından, 29-30 Ekim tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 13. Devlet Başkanları Zirvesi öncesinde, üye ve gözlemci ülkelerde "Türk Dünyası Diyalogları: Ortak Gelecek, Ortak Vizyon" başlıklı panel serisi düzenlenecek.</p><p>Panel serisinin Astana'dan sonra ikincisi 15 Eylül 2026 tarihinde Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de gerçekleştirilecek.</p><p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran'ın video mesajla katılacağı Panel, Taşkent İletişim Müşaviri Prof. Dr. Mehmet Yüce moderatörlüğünde gerçekleştirilecektir. Panelde, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Güvenlik ve Dış Politikalar Kurul Üyesi Prof. Dr. Seyit Sertçelik, Azerbaycan Cumhuriyeti Ulusal Meclisi Üyesi Dr. Fariz İsmailzade, MHP Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Esma Özdaşlı, Uluslararası İlişkiler Analiz Merkezi Başkanı Dr. Farid Shafiyev ve Kafkasya Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Nazim Caferov konuşmacı olarak yer alacak.</p><p>Panel ile Türk Devletleri Teşkilatının bölgesel ve küresel ölçekteki görünürlüğünün artırılması, Türk dünyasının ortak vizyonunun daha geniş kitlelere aktarılması ve ülkeler arasındaki akademik, kültürel, ekonomik ve toplumsal etkileşimin güçlendirilmesi amaçlanıyor.</p><p>Eğitim, ekonomi, ulaştırma, enerji, bilim ve teknoloji, savunma sanayii, medya ve kültür başta olmak üzere birçok alanda mevcut iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik atılacak adımlar ile geleceğe yönelik iş birliği imkanları üzerine değerlendirmeler yapılması hedeflenen panelde, Ekim ayında Ankara'da gerçekleşecek Türk Devletleri Teşkilatı 13. Devlet Başkanları Zirvesi'ne ilişkin beklentiler ele alınacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/bakude-turk-dunyasi-diyal-763_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291432</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/terorsuz-turkiye-hayal-olmaktan-cikti-milli-egitim-bakani-tekin-milli-birlik-ve-kardeslik--291432</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["Terörsüz Türkiye hayal olmaktan çıktı" Milli Eğitim Bakanı Tekin: Milli birlik ve kardeşlik temasıyla yıla başlıyoruz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı Açılış Töreni"nde "Terörsüz Türkiye hayal olmaktan çıktı. Milli birlik ve kardeşlik temasıyla yıla başlıyoruz." dedi. Ayrıca Bakan Tekin, 3 yıldır uyguladıkları Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile öğrencileri, çağın ilmini, bilgisini ve becerisini kuşanan, sahip olduğu kudreti hakka, adalete ve iyiliğe vakfeden yetkin ve erdemli nesiller olarak yetiştirmenin gayreti içinde olduklarını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA["Terörsüz Türkiye hayal olmaktan çıktı" Milli Eğitim Bakanı Tekin: Milli birlik ve kardeşlik temasıyla yıla başlıyoruz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 3 yıldır uyguladıkları Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile öğrencileri, çağın ilmini, bilgisini ve becerisini kuşanan, sahip olduğu kudreti hakka, adalete ve iyiliğe vakfeden yetkin ve erdemli nesiller olarak yetiştirmenin gayreti içinde olduklarını bildirdi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/video1-14092026b1f10a19.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Gazi Anadolu Lisesi'nde düzenlenen "2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı Açılışı ve Ankara'da Yapımı Tamamlanan Eğitim Yatırımlarının Toplu Açılış Töreni"nde konuştu.</p><p>Konuşmasına, maarifi devletin öncelikli davası haline getirmesi dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkürlerini ileterek başlayan Tekin, yeni eğitim öğretim yılının tüm öğrenci ve öğretmenlere hayırlı olmasını diledi.</p><p>Tekin, devletin imkanlarını Türkiye'nin en ücra köşesine kadar ulaştırdıklarını, okulları milletin istikbalini kuran en sağlam kapılardan biri haline getirdikdilerini dile getirerek, öğretmenlerin emeğini ve iradesini eğitimin merkezinde hak ettiği mevkiye taşıdıklarını söyledi.</p><p>Her bir öğrencinin önüne emeğinin karşılığını alabileceği ve kendi istikbalini kendi gayretiyle kurabileceği bir yol açtıklarını vurgulayan Tekin, "Nitekim 3 yıldır tatbik ettiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizle de evlatlarımızı, çağının ilmini, bilgisini ve becerisini kuşanan, sahip olduğu kudreti hakka, adalete ve iyiliğe vakfeden yetkin ve erdemli nesiller olarak yetiştirmenin gayreti içindeyiz." dedi.</p><p>Tekin, sözlerine şöyle devam etti:</p><p>"Çeyrek asırdır milletimizin evlatları için nakşetmeye çalıştığımız bu büyük istikbal tasavvuru, bugün çocuklarımızın başarısında ve bütün dünyanın şahitliğinde vücut bulan, elle tutulur bir hakikate dönüşmüştür. Neredeyse dünyada tüm ülkeler eğitimde gerilerken, bizim evlatlarımız 8 Eylül'de açıklanan PISA 2025 döngüsünde puanlarını en fazla yükselten ülke olarak göğsümüzü kabarttılar. Ulaştığımız bu zirve, kendi evladına yürekten inanan, onun önündeki engelleri sabırla ve inatla kaldıran, istikbalini kimseye muhtaç olmadan kendi iradesiyle kuran bir milletin, çeyrek asırlık emeğiyle taçlandırdığı büyük bir zaferdir. Bu vesileyle, bu başarının her satırında alın teri bulunan aziz öğretmenlerimize, gayretleriyle bizleri asla mahcup etmeyen sevgili öğrencilerimize ve evladının yolunu sevgiyle, sabırla ve duayla aydınlatan bütün eğitim ailemize gönülden şükranlarımı sunuyorum, Allah kendilerinden razı olsun."</p><p>- "Kardeşlik hukukumuzu yeniden pekiştirmeyi maarifimizin başta gelen vazifesi olarak görüyoruz"</p><p>Yusuf Tekin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın öncülüğünde Cumhur İttifakı'nın kararlı iradesiyle ve milletin ferasetiyle sahip çıktığı tarihi bir anın şahitleri olduklarını, TBMM'de kabul edilen kanunla birlikte "Terörsüz Türkiye"nin artık bir hasret olmaktan çıkıp devletin iradesiyle mühürlenmiş sarih bir istikamete dönüştüğünü bildirdi.</p><p>Bu istikametin hakkını vermek, barışı hukuk metinlerinin sınırında bırakmayıp, onu maarifin, kalkınmanın ve müşterek bir medeniyet ülküsünün muhtevasıyla zenginleştirmek, başta eğitim camiası olmak üzere herkesin omzuna yüklenmiş şerefli bir mesuliyet olduğunu aktaran Tekin, "Biliyoruz ki bu aziz milleti asırlardır tek yürek halinde ve bir arada tutan asıl harç, farklılıkları aynı medeniyetin ahenkli bir nağmesi olarak gören engin ve hoşgörülü irfan anlayışımızdır. Bizler de bu anlayış doğrultusunda hareket ediyor, milletimizin arasına sonradan sokulmuş nifak tohumlarını temizlemeyi, kardeşlik hukukumuzu yeniden pekiştirmeyi maarifimizin başta gelen vazifesi olarak görüyoruz." diye konuştu.</p><p>Bakan Tekin, söz konusu vazifenin gereği olarak yeni eğitim öğretim yılına milletin birliğini ve kardeşliğini anlatan bir temayla başlayacaklarını, tüm okullarda bu hafta milli birlik, kardeşlik, demokrasi ve insan hakları temalı etkinliklere ve farkındalık çalışmalarına ayırdıklarını vurgulayarak, "Hazırladığımız özel kılavuzlarla da bu şuuru, tek bir haftaya sığdırmayıp yıl boyunca evlatlarımızın gönlünde diri tutmayı esas aldık." ifadesini kullandı.</p><p>Tekin, "'Anadolu irfanının eğitime katkıları' başlığıyla düzenlediğimiz çalıştaylarda dedelerimizden akademisyenlerimize birçok paydaşımızı bir araya getirdik. Bu istişarelerin bir meyvesi olarak Alevi-Bektaşi kardeşlerimizin evlatları kendi inanç ve kültür geleneğini sağlıklı biçimde öğrenebilsin diye, Hayat Boyu Öğrenme çatısı altında 12 yeni modülü hazırlayıp uygulamaya koyduk." açıklamasında bulundu.</p><p>- "Türkiye, 'dünya, beşten büyüktür' söylemiyle küresel sömürü düzenine meydan okumakta"</p><p>Milli Eğitim Bakanı Tekin, tesis edilen huzur ve kardeşlik ortamının sadece Türkiye için değil, bölgesel ve küresel düzeyde etkileri olan büyük bir uyanışın habercisi olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:</p><p>"Müntesibi olduğu zengin medeniyete ait ilke ve değerlerin aktif, bilinçli ve güçlü temsilcisi olma vasfını yeniden kazanan Türkiye, 'dünya, beşten büyüktür' söylemiyle küresel sömürü düzenine meydan okumakta, 'Türkiye, Türkiye'den ibaret değildir' vizyonuyla bölgesel ve tarihsel sorumluluklarına şahsınızda sahip çıkmaktadır. İnsan hak ve özgürlükleri ile demokratik değerlerin en yetkin örneğini oluşturduğu iddiasıyla dünyaya nizam vermeye çalışan küresel riyakarlıkların aksine, daha adil ve daha özgür bir dünyanın inşası için dünyanın tüm mağdurları ve mazlumları adına mücadele bayrağını yükseltmekteyiz.</p><p>İnşallah, bu topraklarda yeşeren huzur ve kardeşlik iklimi, çevremizdeki bütün mazlum coğrafyalara bir umut, bir şafak olup yayılacak, hakkın ve barışın sesi olma davamız, bu aziz milletin gayretiyle bütün insanlığa ulaşacaktır. Bugün milletimize bu ufku kazandıran, içeride kardeşliği, dünyada barışı büyüten bu tarihi yürüyüşün öncüsü olan zat-ı devletlerinize, 40 yılı aşkın bir acıyı sabırla, cesaretle ve engin bir basiretle dindirerek bu millete huzur içinde bir gelecek ümidini yeniden armağan ettiğiniz için eğitim ailem adına en kalbi şükranlarımı arz ediyorum."</p><p>Tekin, milletin birliği için tavizsiz bir irade ortaya koyan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye ve davaya gönül veren herkese de teşekkür etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/2026-2027-egitim-ogretim--405_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291431</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/2026-2027-egitim-ogretim-yili-acilis-toreni-cumhurbaskani-erdogan-cocuklarla-bulustu-291431</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı Açılış Töreni... Cumhurbaşkanı Erdoğan çocuklarla buluştu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazi Anadolu Lisesi'nde "2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı Açılışı ve Ankara'da Yapımı Tamamlanan Eğitim Yatırımlarının Toplu Açılış Töreni"ne katılarak çocuklarla buluştu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı Açılış Töreni... Cumhurbaşkanı Erdoğan çocuklarla buluştu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazi Anadolu Lisesi'nde "2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı Açılışı ve Ankara'da Yapımı Tamamlanan Eğitim Yatırımlarının Toplu Açılış Töreni"ne katılarak çocuklarla buluştu.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-basarili-ve-teknolojiyi-iyi-kullanan-bir-genclik-filiz-veriyor-291438" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/ankarada-2026-2027-egitim-401_2-41.jpg"/></div><h3>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Başarılı ve teknolojiyi iyi kullanan bir gençlik filiz veriyor</h3></a>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/2026-2027-egitim-ogretim--570_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291430</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/endonezyadaki-semeru-yanardaginda-3-patlama-yasandi-291430</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Endonezya'daki Semeru Yanardağı'nda 3 patlama yaşandı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Endonezya'ya bağlı Java Adası'nın doğusunda bulunan Semeru Yanardağı 3 kez patlarken, 1000 metre yüksekliğe kadar kül püskürttü.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Endonezya'daki Semeru Yanardağı'nda 3 patlama yaşandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Jakarta Globe gazetesinin haberine göre, Java Adası'nın doğusunda Lumajang ve Malang bölgelerinin sınırında yer alan Semeru Yanardağı yeniden faaliyete geçti.</p><p>Endonezya Ulusal Afet Yönetim Ajansı (BNPB) açıklamasında, yanardağın 3 kez patladığı ve 800 ila 1000 metre yüksekliğe kül püskürttüğü kaydedildi.</p><p>Volkanik faaliyetlerin gözlemlenmeye devam edildiği aktarılan açıklamada, Endonezya'nın alarm sistemine göre yanardağın tehlike düzeyinin "3. seviye" olduğu ve yanardağın çevresindeki 5 kilometrelik alanda her türlü faaliyetin yasaklandığı bildirildi.</p><p>Bromo Tengger Semeru Milli Parkı'nın bir parçasını oluşturan Semeru, Java Adası'ndaki en aktif yanardağlardan biri olarak biliniyor.</p><p>"Pasifik Ateş Çemberi" deprem ve volkan kuşağındaki Endonezya'da yaklaşık 130 aktif yanardağ bulunuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/endonezyadaki-semeru-yana-310_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291429</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/mit-ve-emniyetten-fetonun-guncel-yapilanmasina-operasyon-4-gozalti-291429</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[MİT ve emniyetten FETÖ'nün güncel yapılanmasına operasyon: 4 gözaltı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[MİT ve Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin koordinasyonunda, FETÖ/PDY'nin hücre evlerinde saklandıkları ve burada saklananlara yardım ettikleri belirlenen 4 şüpheli yakalandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[MİT ve emniyetten FETÖ'nün güncel yapılanmasına operasyon: 4 gözaltı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün güncel yapılanmasına karşı soruşturma yürütüldü.</p><p>Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü koordinesinde; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hücre evlerinde saklandıkları ve saklananlara yardım ettikleri tespit edilen 4 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi.</p><p>Haklarında gözaltı kararı verilen 4 şüphelinin tamamı yakalanarak gözaltına alındı.</p><p>Soruşturmaya yönelik çalışmalar titizlikle devam ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/mit-ve-emniyetten-fetonun-199_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291428</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/roketin-en-zor-ani-icin-yarisiyorlar-teknofestte-dikey-inis-heyecani-291428</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Roketin en zor anı için yarışıyorlar: TEKNOFEST'te dikey iniş heyecanı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[331 takımın başvurduğu TEKNOFEST 2026 Dikey İnişli Roket Yarışması'nda finale kalan 15 takım, roketlerini 14-18 Eylül tarihleri arasında TÜBİTAK SAGE kampüsünde kontrollü ve otonom şekilde hedef alana indirmek için mücadele edecek. 2022 yılında ilk kez düzenlenen yarışma, Soğuk Gaz İtki Sistemi ile gerçekleştirilen dünyadaki ilk yarışma olma özelliğini taşıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Roketin en zor anı için yarışıyorlar: TEKNOFEST'te dikey iniş heyecanı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">TEKNOFEST 2026 kapsamında düzenlenen Dikey İnişli Roket  Yarışması'nda final heyecanı başlıyor. TÜBİTAK yürütücülüğünde gerçekleştirilen  yarışmada, genç mühendislerin tasarladığı roketler bu kez yalnızca havalanmak  için değil, <strong style="">kontrollü ve  yumuşak bir şekilde yere inebilmek için</strong> yarışacak. 14-18 Eylül  tarihleri arasında TÜBİTAK SAGE kampüsünde gerçekleştirilecek final sürecinde  takımlar, roketlerinin otonom iniş kabiliyetini gerçek atışlarla ortaya koyacak.</p><p>T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Türkiye Teknoloji  Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ana yürütücülüğünde düzenlenen TEKNOFEST, gençleri  yüksek teknoloji alanlarında özgün çözümler geliştirmeye teşvik ederken, farklı  disiplinlerden öğrencilerin gerçek mühendislik süreçlerini deneyimlemesine de  imkân sağlıyor. TEKNOFEST 2026 kapsamında gerçekleştirilen Dikey İnişli Roket  Yarışması da bu yaklaşımın en dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne  çıkıyor.</p><p><b>ROKETİN EN ZOR AŞAMASI: İNİŞ</b></p><p>2022 yılında ilk kez düzenlenen Dikey İnişli Roket  Yarışması, Soğuk Gaz İtki Sistemi kullanılarak gerçekleştirilen dünyadaki ilk  yarışma olma özelliğini taşıyor. Yarışmada takımlardan yalnızca bir roket  tasarlamaları değil, bu roketi Havada Askıda Tutma Sistemi ile entegre ederek  uçuşun ardından tamamen kontrollü biçimde yere indirmeleri bekleniyor.</p><p>Final atışında roket, Havada Askıda Tutma Sistemi  tarafından yaklaşık 8-10 metre irtifaya kadar kaldırılacak. Sistemin roketi  serbest bırakmasının ardından aviyonik sistem otomatik olarak devreye girecek.  Roketin iniş süreci ise Soğuk Gaz İtki Sistemi ve otonom kontrol sistemi  tarafından yönetilecek. Yarışmanın kritik noktası, roketin hedeflenen bölgeye <strong>0 ile 0,2 m/s arasındaki yaklaşma  hızıyla</strong>, yapısal bütünlüğünü koruyarak ve devrilmeden yumuşak  iniş gerçekleştirmesi olacak.</p><p>Bu yönüyle yarışma, gençlerin roket teknolojisinin  yalnızca tasarım ve kalkış aşamalarına değil, uçuş kontrolü, aviyonik  sistemler, mekanik tasarım, itki ve otonom sistemlerin birlikte çalıştığı  karmaşık bir mühendislik problemine odaklanmasını sağlıyor.</p><p><b>796 ÖĞRENCİ VE MEZUN ARASINDAN 15 FİNALİST</b></p><p>2026 yılında Dikey İnişli Roket Yarışması'na 331 takım  başvurdu. Başvuru sürecinin ardından yarışma etaplarını başarıyla tamamlayan 15  takım finale kalmaya hak kazandı. Finalist takımlarda toplam 149 üye yer  alırken, yarışmaya başvuran toplam üye sayısı 796 oldu. 18-29 yaş aralığındaki  katılımcılar Türkiye'nin 15 farklı ilinden yarışmaya katılıyor.</p><p>Yurt içinde ve yurt dışında öğrenim gören ön lisans,  lisans ve lisansüstü öğrencileri ile mezunların katılabildiği yarışmada  takımlar en az dört, en fazla 10 kişiden oluşuyor. Takımlarda en az bir Makina  Mühendisliği veya Uçak-Uzay Mühendisliği öğrencisi ile en az bir  Elektrik/Elektronik Mühendisliği öğrencisinin bulunması gerekiyor. Böylece  yarışmacıların farklı mühendislik disiplinlerini bir araya getirerek sistem  mühendisliği yaklaşımıyla çalışmaları hedefleniyor.</p><p>Yarışmacılar final öncesinde Ön Tasarım Raporu, Kritik  Tasarım Raporu ve Atışa Hazırlık Raporu olmak üzere üç aşamalı bir  değerlendirme sürecinden geçti.</p><p><b>BEŞ GÜN BOYUNCA TEST, KALKIŞ VE İNİŞ DENEMELERİ</b></p><p>TÜBİTAK SAGE kampüsünde gerçekleştirilecek final  haftasında takımlar için yoğun bir program uygulanacak. 14 Eylül'de yerleşkeye  giriş ve oryantasyonun ardından mekanik-elektronik kontroller, tartı ve  sızdırmazlık testleri yapılacak. 15 ve 16 Eylül tarihlerinde sızdırmazlık  testlerinin yanı sıra kalkış denemeleri gerçekleştirilecek.</p><p>16 Eylül'den itibaren yarışmanın en kritik aşamalarından  biri olan iniş denemelerine geçilecek. Esnek halat ile gerçekleştirilecek iniş  denemelerinin ardından 17 ve 18 Eylül tarihlerinde yarışma atışları yapılacak.  Beş günlük final sürecinin sonunda roketlerin hedeflenen bölgeye kontrollü,  otonom ve yumuşak biçimde iniş performansı değerlendirmeye alınacak. Yarışmada  dereceye giren takımları toplam <strong>750  bin TL</strong> ödül bekliyor. Birinci olan takım 300 bin TL, ikinci  takım 250 bin TL, üçüncü takım ise 200 bin TL ödül kazanacak.</p><p>Dikey İnişli Roket Yarışması, gençlerin geleceğin uzay ve  havacılık teknolojilerine yönelik araştırmalar yapmalarını, profesyonel tasarım  süreçlerini deneyimlemelerini ve farklı mühendislik disiplinleriyle birlikte  çalışarak gerçek bir sistem geliştirmelerini amaçlıyor. Finalde ise tüm bu  çalışmalar, roketlerin havada askıda tutulduğu, serbest bırakıldığı ve kendi  sistemlerini kullanarak hedef noktaya güvenli biçimde inmeye çalıştığı birkaç  dakikalık kritik bir uçuşla sınanacak.</p><p><b><a href="#0">www.teknofest.org</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/roketin-en-zor-ani-icin-y-360_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291427</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/disisleri-bakani-fidan-suriye-turkmen-meclisi-baskani-mustafa-ile-bir-araya-geldi-291427</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Mustafa ile bir araya geldi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ve beraberindeki heyet ile görüştü.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Mustafa ile bir araya geldi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye ziyareti kapsamında Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ve beraberindeki heyetle bir araya geldi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/aksam-14092026a27a1668.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/disisleri-bakani-fidan-su-904_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291426</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/sonbahar-depresyonuna-karsi-uzmanlarin-onerdigi-6-aktivite-291426</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sonbahar depresyonuna karşı uzmanların önerdiği 6 aktivite]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Sonbaharın getirdiği gün ışığı eksikliği ve soğuyan hava, Türkiye'de birçok kişinin ruh sağlığını olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, mevsimsel depresyon riskine karşı altı etkili hobiyle moralin yükseltilebileceğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sonbahar depresyonuna karşı uzmanların önerdiği 6 aktivite]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sonbaharın gelmesiyle birlikte günler kısalıyor, hava serinliyor ve birçok kişi ruhsal olarak zorlanmaya başlıyor. Türkiye'de ruh sağlığı uzmanları, mevsimsel depresyonun etkilerini azaltmak ve moral kaybını önlemek için altı farklı hobi öneriyor. Uzmanlar, gün ışığının azalmasının serotonin seviyelerini düşürdüğüne ve bunun da yorgunluk, isteksizlik ve uyku haliyle sonuçlanabileceğine dikkat çekiyor. Bu dönemde, özellikle "sonbahar" aylarında yeni hobiler edinmek, hem sosyal bağları güçlendiriyor hem de bireylerin kendilerini daha iyi hissetmesini sağlıyor.</p><h3>Psikologlardan egzersiz ve gönüllülük vurgusu</h3><p>Ruh sağlığı uzmanları, "sonbahar" aylarında düzenli egzersizin önemine işaret ediyor. Sabah veya akşam karanlık bastırmadan yapılan yürüyüşler, arkadaşlarla birlikte spor salonunda geçirilen zaman ya da evde uygulanan pilates gibi aktiviteler, vücudun endorfin üretimini artırıyor. Bu da moralin yükselmesine ve stresin azalmasına katkı sağlıyor. Psikolog Connie McReynolds, egzersizin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda sosyal ve duygusal açıdan da faydalı olduğunu belirtiyor. Özellikle arkadaşlarla yapılan kısa yürüyüşler veya koşular, ardından içilen bir kahve ve sohbet, "sonbahar" mevsiminde ruh halini olumlu yönde etkiliyor. Diğer yandan, gönüllü faaliyetlere katılmak da uzmanlar tarafından öneriliyor. Hayvan barınaklarında, yaşlı bakım evlerinde ya da çeşitli yardım kuruluşlarında gönüllü olmak, kişiye hem amaç duygusu kazandırıyor hem de sosyal izolasyonu önlüyor. Psikoterapist Ciara Bogdanovic, gönüllülüğün, "sonbahar" depresyonuna karşı bireyleri koruyan güçlü bir araç olduğunu vurguluyor.</p><h3>Yemek pişirme ve el becerileriyle stres yönetimi</h3><p>Sonbaharda evde geçirilen zaman arttıkça, yemek pişirme ve fırıncılık gibi hobiler ön plana çıkıyor. Yeni tarifler denemek, aileyle veya arkadaşlarla birlikte mutfakta vakit geçirmek, hem duyusal açıdan zengin bir deneyim sunuyor hem de sosyal bağları güçlendiriyor. LCPC Elisabeth Bodett Dresser, yemek pişirmenin dokunma, koklama ve tatma gibi duyuları harekete geçirdiğini ve insanları anda kalmaya teşvik ettiğini ifade ediyor. Ayrıca, yapılan yemeğin paylaşılması, topluluk bilincini artırıyor. Bunun yanında, "sonbahar" döneminde elleri meşgul eden aktiviteler de öneriliyor. Örgü örmek, nakış yapmak, bulmaca çözmek, seramikle uğraşmak veya Lego setleriyle ilgilenmek gibi el becerileri, zihnin başka bir konuya odaklanmasını sağlıyor. Travma ve anksiyete terapisti Rebecca Mackillop, bu tür hobilerin parasempatik sinir sistemini aktive ettiğini ve meditasyon benzeri bir rahatlama yarattığını belirtiyor. Özellikle tamamlanmış bir el işi, kişinin kendini daha güçlü ve üretken hissetmesine yardımcı oluyor. "Sonbahar" aylarında bu tür aktiviteler, belirsizlik ve stresle başa çıkmanın etkili yolları arasında gösteriliyor.</p><h3>Okuma alışkanlığı ve sonbahar aktiviteleriyle ruhu beslemek</h3><p>Mevsimsel depresyonun yoğun hissedildiği "sonbahar" günlerinde, kitap okumak hem zihinsel kaçış sağlıyor hem de sosyal izolasyonu azaltıyor. Özellikle telefon ve dijital ekranlardan uzaklaşıp bir kitaba odaklanmak, kişinin endişelerinden uzaklaşmasına yardımcı oluyor. Kitap kulüplerine katılmak, bireylerin yeni insanlarla tanışmasını ve sosyal çevrelerini genişletmesini sağlıyor. LCPC Elisabeth Bodett Dresser, okuma alışkanlığının "sonbahar" mevsiminde zihinsel sağlığı korumak için etkili bir yöntem olduğunu vurguluyor. Ayrıca, doğa yürüyüşleri, yaprak toplama, elma hasadı ya da sıcak içecekler eşliğinde film maratonları gibi geleneksel "sonbahar" etkinlikleri de öneriliyor. Uzmanlar, bu tür aktivitelerin mevsimin güzelliklerini kucaklamaya ve yazın sona ermesinin yarattığı boşluğu doldurmaya yardımcı olduğunu belirtiyor. Özellikle rahat battaniyelerle geçirilen film geceleri veya büyük bir bulmacanın başında geçirilen saatler, "sonbahar" aylarında moral kaybını önlemenin keyifli yolları arasında yer alıyor.</p><h3>Sonbaharda hobi seçimiyle ruh sağlığını korumak mümkün</h3><p>"Sonbahar" mevsimi, gün ışığının azalması ve hava koşullarının değişmesiyle birlikte birçok kişi için zorlu bir dönem olabilir. Ancak uzmanlar, bu dönemi verimli ve keyifli geçirmek için yeni hobiler edinmenin önemine dikkat çekiyor. Egzersiz, gönüllülük, yemek yapma, el becerileri, okuma ve sonbahara özgü etkinlikler, psikolojik dayanıklılığı artırıyor ve ruh sağlığını koruyor. Türkiye'de sonbahar aylarında bu altı hobiye yönelmek, hem bireysel hem de toplumsal anlamda daha güçlü ve mutlu bir sezon geçirilmesine katkı sağlıyor. Uzmanlar, "sonbahar" döneminde kendini kötü hissedenlerin mutlaka bir hobiyle ilgilenmesini ve sosyal bağlantılarını canlı tutmasını öneriyor. Böylece mevsimsel depresyonun etkileri en aza indirilebiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/sonbahar-depresyonuna-kar-374_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291425</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-gazzedeki-zulumlere-karsi-cikan-tum-universiteleri-selamliyorum-291425</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Gazze'deki zulümlere karşı çıkan tüm üniversiteleri selamlıyorum]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Dini, etnik yapısı, milliyeti ne olursa olsun dünyanın neresinde olursa olsun Gazze'deki zulümlere karşı çıkan, karşı koyan tüm üniversiteleri, üniversite mensuplarını ve öğrencilerini selamlıyorum." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Gazze'deki zulümlere karşı çıkan tüm üniversiteleri selamlıyorum]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir dizi programlara katılmak için geldiği Konya'da, ilk olarak Valiliği ziyaret etti.</p><p>Burada Vali İbrahim Akın'dan kentte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alan Yılmaz'a, AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, AK Parti Konya milletvekilleri Ünal Karaman, Hasan Ekici, Meryem Göka, Ziya Altunyaldız ile merkez ilçe belediye başkanları eşlik etti.</p><p>Cevdet Yılmaz, daha sonra Necmettin Erbakan Üniversitesi'nin 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni'ne katıldı.</p><p>Üniversitenin Ahmet Keleşoğlu Yerleşkesi Nezahat Keleşoğlu Konferans Salonu'nda düzenlenen açılış töreninde konuşan Yılmaz, bilgi çağında değişimin tarihte görülmemiş bir hız ve ölçüye ulaştığını söyledi.</p><p>Bilimsel keşiflerin kısa sürede teknolojiye, teknolojik gelişmelerin ise üretim süreçlerinde köklü dönüşümlere yol açabildiğini ifade eden Yılmaz, bu dönüşümlerin ülkeler arasındaki ekonomik dengeleri de etkilediğini dile getirdi.</p><p>Yılmaz, dünyada jeopolitik gerilimlerin, risklerin ve belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçildiğine işaret ederek, güç dengelerinin yeniden şekillendiği bu süreçte bilimsel ve beşeri kapasite ile bilgiyi ekonomik ve toplumsal değere dönüştürme becerisinin öne çıktığını vurguladı.</p><p><b>"ÜNİVERSİTELER AYNI ZAMANDA BİRER KALKINMA KURUMUDUR"</b></p><p>Üniversitelerin yalnızca eğitim ve araştırma kurumları olmadığına dikkati çeken Yılmaz, şöyle konuştu:</p><p>"Üniversiteler aynı zamanda birer kalkınma kurumudur. İçinde bulunduğu toplumu dönüştürmeyen bir üniversite, gerçek anlamda üniversite rolünü icra edemiyor demektir. Bir üniversite hangi alanla ilgili olursa olsun etrafındaki şehre, topluma açık bir sistem oluşturamıyorsa tam anlamıyla görevini icra edemiyor demektir. Bu noktada da hep şunun altını çizmek istiyorum. Üniversitelerin etrafında fiziki duvarlar olabilir. Hani şartlar gerektiriyorsa onunla ilgili bir problemim yok ama üniversitenin zihninde duvarlar olmamalı. Etrafını zihinsel duvarlarla kapatmış bir üniversitenin, içinde bulunduğu topluma çok büyük bir faydası olamaz. Üniversite açık bir sistem olmak durumunda. Sanayiciyle, çiftçiyle, yerel yönetimle, sivil toplumla etrafında kim varsa bu kesimlerle, paydaşlarla bir araya gelebilen, onlarla birlikte sorun tarif eden, sorunları çözmek için kapasitesini devreye sokan bir üniversite çok kıymetli."</p><p>"Bilimi, teknolojiyi erdemle, ahlakla, merhametle, hukukla buluşturmadığınız sürece bunun bir anlamı yok"</p><p>Cevdet Yılmaz, hikmet, marifet, ahlak ve insani değerlerle buluşturma boyutunun da önemli olduğunun altını çizdi.</p><p>Bilim ve teknolojide ilerlemenin tek başına yeterli olmadığını dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:</p><p>"Bilimi, teknolojiyi erdemle, ahlakla, merhametle, hukukla buluşturmadığınız sürece bunun bir anlamı yok. Üniversitenin de burada bir pozisyonunun olması lazım. Gazze'de yaşananları hep birlikte görüyoruz. O zulmü işleyenlerin bir eğitim, teknoloji, bilim problemi yok. Maalesef insanlık tarihinin en ağır suçlarını işleyebiliyorlar. Bir soykırımdan bahsediyoruz. Dolayısıyla üniversitelerin duruşu bu anlamda çok önemli. Bu çerçevede dini, etnik yapısı, milliyeti ne olursa olsun dünyanın neresinde olursa olsun Gazze'deki zulümlere karşı çıkan, karşı koyan tüm üniversiteleri, üniversite mensuplarını ve öğrencilerini Necmettin Erbakan Üniversitesi'nden selamlıyorum."</p><p><b>"KONYA'NIN SANAYİSİ DAHA KATMA DEĞERLİ HALE GELMELİ"</b></p><p>Yılmaz, Konya'nın geçmişte tarımıyla öne çıkan önemli bir merkez olduğunu, kentin son yıllarda sanayi alanında da önemli ilerlemeler kaydettiğini aktardı.</p><p>Konya'nın 4 milyar doları aşan ihracatı bulunduğunu ifade eden Yılmaz, kentin sanayi potansiyelinin daha da geliştirilmesi gerektiğini dile getirdi.</p><p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, savunma sanayisi, sağlık endüstrileri, enerji ve ulaştırma ekipmanları gibi alanlarda daha katma değerli üretime yönelmenin önemine dikkati çekerek, yeşil ve dijital dönüşümün yakalanması gerektiğini vurguladı.</p><p>Yılmaz, gerçek kalkınmanın, bilginin kitaplarda kalmayıp üretime, gençlerin hayallerine ve toplumun refahına katkı sunduğu zaman başladığını ifade etti.</p><p>Türkiye'de üniversitelerin yaygınlaştırılmasının ve bu kurumlara yapılan yatırımların, toplumun refahına ve ülkenin gelişimine katkı sağlaması amacı taşıdığının altını çizen Yılmaz, "Bu dönem, Sayın Cumhurbaşkanı, 81 vilayette üniversite kurduysa bu sistemi geliştirdiyse ve bütçemizden, vatandaştan topladığımız vergilerle buralara bu kadar ciddi yatırımlar yaptıysak bunun elbette topluma geri dönmesini istiyoruz. Vatandaşımıza refah olarak, daha güçlü bir Türkiye olarak geri dönmesini istiyoruz. Bütün bunların gerçek patronu vatandaşımız, milletimiz, insanımız. Onun kaynaklarıyla oluyor." ifadesini kullandı</p><p>Yılmaz, bu yatırımların meyvelerini verdiğini, Necmettin Erbakan Üniversitesi'nin kısa sayılabilecek kuruluş geçmişine rağmen dünyayla rekabet eden bir üniversite haline geldiğini bildirdi.</p><p><b>"YENİ NESİL ÜNİVERSİTELERİMİZLE DAHA AÇIK SİSTEM ÜNİVERSİTELERİMİZLE TÜRKİYE, DÜNYADA ÇOK DAHA FARKLI BİR YERE GELECEK"</b></p><p>Eğitim yatırımlarının sonuçlarının uzun vadede ortaya çıktığını anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:</p><p>"İnşallah yeni nesil üniversitelerimizle daha açık sistem üniversitelerimizle Türkiye, dünyada çok daha farklı bir yere gelecek. Eğitimde de son dönemlerde güzel haberler alıyoruz. OECD'nin yaptığı 'PISA' diye bir test var biliyorsunuz. Burada bütün ülkelere gidip ölçüyorlar. Fende, matematikte, dil ve okuma becerilerinde çocukların durumu nasıl' diye. Bu üç eksenli bir test yapıyorlar. Son yapılan testlerde Türkiye, OECD ülkeleri arasında her 3 alanda da puanını çok ciddi şekilde arttırabilen tek ülke oldu. Hepimiz iftihar ediyoruz bununla. Burada tabii mevcut Milli Eğitim Bakanımızı, ekibini tebrik ediyoruz ama bir taraftan da şunu vurgulamamız lazım. Bu işler bir anda olmuyor. Son 22-23 yılın bir birikimi var burada."</p><p><b>"İNSAN ODAKLI BİR KALKINMA ANLAYIŞINA SAHİBİZ"</b></p><p>Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidara geldiği günden bugüne Milli Eğitimi bütçede bir numaralı hale getirdiğini anımsatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p><p>"Bugün 1 milyonu aşkın öğretmenimiz, yüz binlerce yeni yaptığımız dersliğimiz, okullardaki teknoloji kullanımı, müfredatımız, birçok yeniliklerle Türkiye, bugün hakikaten çok önemli bir yere geldi. Bugün anasınıfında yaptığınız bir değişikliğin, iş gücü piyasalarına yansıması en az 20 yılı alır her halde. Eğitim öyle bir alan. Gerçek anlamda kalkınma da bu. İnsan odaklı bir kalkınma anlayışına sahibiz. Bir nesli iyi eğittiğiniz zaman, bir nesli nitelikli hale getirdiğiniz zaman o nesil kendini yeniden üretiyor. Nesiller boyu bir etki oluşturuyorsunuz. Kötüleştiğinde de tersine maalesef bir etki var. Dolayısıyla insan yetiştirme meselesi en kritik mesele. Bunu bir defa başarırsanız bu uzun bir süre kendini yeniden üreterek nesilden nesle aktarılarak devam ediyor ve Türkiye son çeyrek asırda bunu fazlasıyla başardı. Bunun etkilerini inşallah nesiller boyu göreceğiz. Bu kritik ilerlemeye liderlik yapan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a ve tüm emeği geçenlere huzurunuzda milletimiz adına şükranlar sunuyorum."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/cumhurbaskani-yardimcisi--889_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>