<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283128</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/israili-titreten-30-milyar-dolarlik-analiz-turkiye-dunyayi-yonetmeye-geliyor-283128</link>
      <pubDate>2026-07-08T21:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İsrail'i titreten "30 milyar dolarlık" analiz: Türkiye dünyayı yönetmeye geliyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İsrail basını, Savunma sanayisinde dünyada 11. sıraya yükselen Türkiye'nin artık sadece tedarikçi değil, küresel siyasette kuralları koyan olduğu yazılan haberde Türkiye'nin artık sadece bir askeri tedarikçi olmayı arzulamadığını, aynı zamanda "bölgede ve hatta belki de dünyada birinci sınıf bir askeri güç olmayı hedeflediğini yazıldı. Öte yandan 30 milyar dolara ulaşarak yakın komşularının toplam savunma harcamalarını aştığı ve bölgesel güç dengesinde önemli bir kaymaya sebep olduğu belirtildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İsrail'i titreten "30 milyar dolarlık" analiz: Türkiye dünyayı yönetmeye geliyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Israel Hayom gazetesinin haberinde, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara&#39;da düzenlenen NATO Zirvesi&#39;nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın güvenlik ve diplomasi alanlarındaki başarısının yanı sıra Türkiye&#39;yi bölgesel ve uluslararası bir güç olarak konumlandırma hedefini gösteren bir platforma dönüştüğü belirtildi.</p><p>Haberde, Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın NATO Zirvesi ile Türkiye&#39;nin bölgesel bir güç olarak konumunu daha da sağlamlaştırdığı vurgulandı.</p><p>Türkiye'nin 355 bin aktif ve 378 bin yedek askeriyle NATO içinde ABD'den sonra en büyük ikinci orduya sahip olduğunu ve savunma sanayisinin son 10 yılda belirgin bir ivme kazandığı, Ankara'nın savunma sanayi alanındaki tedarikçi rolünün ötesine geçerek politika dikte edebilen stratejik bir ortak olmayı hedeflediği kaydedildi.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın bu bağlamda, Türkiye&#39;nin Avrupa savunma ve güvenlik mimarisine, özellikle de Avrupa Birliği&#39;nin 150 milyar avroluk (171 milyar dolar) SAFE programına &quot;dahil edilmesi&quot; için baskı yaptığı aktarıldı.</p><p><b>"TÜRKİYE, MEVCUT DÜZENİ DEĞİŞTİRMEK İSTEYEN BİR ÜLKE"</b></p><p>Israel Hayom gazetesine konuşan Ariel Üniversitesi Orta Doğu Çalışmaları ve Siyaset Bilimi Bölümü&#39;nden Türkiye uzmanı Dr. Assa Ophir, Türk politika yapıcılarının diplomatik hedeflerin askeri güçle desteklenmesi gerektiğini anladığını belirtti.</p><p>Dr. Ophir, Türkiye&#39;nin son yıllarda izlediği politikaya ilişkin şunları söyledi:</p><p>&quot;Türkiye&#39;nin askeri tahkimatı kendi başına bir amaç değildir. Bu, hırslı ve revizyonist bir dış politikayı desteklemenin bir aracı. Yani, Türkiye mevcut düzeni değiştirmek isteyen bir ülke. Ankara&#39;nın son yıllarda kendisini daha önce karakterize eden temkinli, statüko odaklı dış politikadan kademeli olarak uzaklaştığını görebiliyoruz. Türkiye bunun yerine sadece bölgesel statükoyu değil, küresel güç dengesini de reddeden; oyunun kurallarını yeniden yazmayı hedefleyen daha bağımsız ve kararlı bir tutum takındı.&quot;</p><p>Türkiye&#39;nin geniş jeopolitik hedefleri için savunma sanayisinin temel gövde işlevi icra ettiğini savunan Ophir, &quot;Türkiye&#39;nin politika yapıcıları, diplomatik hedeflerin askeri güçle desteklenmesi gerektiğini anlıyorlar. Eğer bir ülke Doğu Akdeniz, Karadeniz, Kafkaslar, Orta Doğu, Balkanlar ve giderek artan bir şekilde Afrika ve Orta Asya&#39;daki olayları etkilemek istiyorsa, sınırlarının çok ötesine güç yansıtabilecek askeri güce ihtiyacı vardır.&quot; dedi.</p><p>Türkiye&#39;nin NATO üyeliğinin ülkenin askeri gücünü önemli ölçüde ilerlettiğini de savunan Dr. Ophir, &quot;NATO&#39;ya katıldığından beri Türk ordusu, ortak tatbikatlara katılma yeteneğinden, standardizasyondan, istihbarat paylaşımından ve dünyanın en gelişmiş ordularıyla birlikte çalışabilirliğin geliştirilmesinden yararlandı. Türkler askeri tehditlere karşı bir savunma ağı alıyorlar." dedi.</p><p><b>TÜM KOMŞULARININ TOPLAMINDAN DAHA BÜYÜK BİR ASKERİ BÜTÇE</b></p><p>Stokholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü&#39;ne (SIPRI) göre, Türk savunma sanayisinin dünyada 11. sırada yer aldığı ve küresel silah pazarının yüzde 1,8'ine sahip olduğunu hatırlatan haberde, Türkiye&#39;nin savunma sanayisi ihracatının, 2024 yılında yüzde 29, 2025'te ise yüzde 48'lik artış gösterdiği aktarıldı.</p><p>Haberde, SIPRI verilerine göre, Türkiye&#39;nin 2025 yılındaki askeri harcamalarını 2024 yılına kıyasla reel bazda yüzde 7,2 artırdığı ve son 10 yılda savunma bütçesinin yüzde 94 büyüdüğünün altı çizildi.</p><p>Türkiye'nin artık sadece bir askeri tedarikçi olmayı arzulamadığını, aynı zamanda &quot;bölgede ve hatta belki de dünyada birinci sınıf bir askeri güç olmayı hedeflediğini&quot; belirten haberde, Türkiye&#39;nin askeri harcamalarının 2025 yılında 30 milyar dolara ulaşarak yakın komşularının toplam savunma harcamalarını aştığı ve bölgesel güç dengesinde önemli bir kaymaya sebep olduğu belirtildi.</p><p>Haberde, Türkiye&#39;nin savunma harcamalarının Yunanistan, Irak, Azerbaycan, Bulgaristan, Ermenistan, Gürcistan ve diğer komşu ülkelerin toplamda yaklaşık 25 milyar dolara ulaşan tahmini toplam askeri bütçelerini aştığı belirtildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/israili-titreten-30-milya-909_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283127</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/gazeteci-serkan-ficicinin-babasi-idris-ficici-son-yolculuguna-ugurlandi-283127</link>
      <pubDate>2026-07-08T21:18:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gazeteci Serkan Fıçıcı'nın babası İdris Fıçıcı son yolculuğuna uğurlandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dün akşam saatlerinde hayatını kaybeden Akşam Gazetesi Yazarı Serkan Fıçıcı'nın babası emekli öğretmen İdris Fıçıcı bugün kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gazeteci Serkan Fıçıcı'nın babası İdris Fıçıcı son yolculuğuna uğurlandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İdris Fıçıcı'nın cenazesi, bugün Sakarya'nın Hendek ilçesine bağlı Uzuncaorman Köyü Camii'nde kılınan ikindi namazının ardından dualarla ebediyete uğurlandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/untitled2-08072026a5e8a195.jpg"/><p>Cenazeye katılan TürkMedya Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Yeşildağ, TürkMedya Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Bayraktutar ve 24 TV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkök, TürkMedya yöneticileri ve çalışma arkadaşları Fıçıcı ailesine taziyelerini sundu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/untitled3-080720264a2a556c.jpg"/><p>Fıçıcı'yı TürkMedya'daki calışma arkadaşları, sevenleri, ailesi ve yakınları yalnız bırakmadı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/gazeteci-serkan-ficicinin-642_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283126</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/meloniden-zirve-sonrasi-cumhurbaskani-erdogan-aciklamasi-sonuclar-son-derece-basarili-283126</link>
      <pubDate>2026-07-08T20:45:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Meloni'den zirve sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklaması: Sonuçlar son derece başarılı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin, 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin başarılı sonuçlarından ötürü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı tebrik ettiği bildirildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Meloni'den zirve sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklaması: Sonuçlar son derece başarılı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İtalya Başbakanlığından, Ankara&#39;daki NATO Zirvesi çerçevesinde bir araya gelen Meloni ve Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın görüşmesine ilişkin yazılı açıklama yapıldı.</p><p>Açıklamada, &quot;Başbakan Meloni, Atlantik İttifakı&#39;nın birliğine, kolektif savunmaya ve İttifak&#39;ın güney kanadı da dahil olmak üzere transatlantik bölgenin güvenliğine yönelik ortak taahhüdü yeniden teyit eden zirvenin son derece başarılı sonuçlarından dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ı tebrik etti.&quot; ifadeleri kullanıldı.</p><p>Liderlerin iki ülke ilişkilerini de ele aldığı belirtilen açıklamada, &quot;Liderler, savunma sanayisi ile uzay sektörü gibi diğer stratejik alanlar da dahil olmak üzere ticaret hacminin ve karşılıklı yatırımların daha da güçlendirilmesi yönündeki ortak iradelerini yinelediler.&quot; ifadeleri yer aldı. Açıklamada, şunları kaydedildi:</p><p>&quot;Liderler ayrıca Ukrayna, Orta Doğu, İran ve Libya gibi ortak ilgi alanına giren başlıca uluslararası meseleleri görüştüler. Özellikle Libya konusunda, düzensiz göç hareketleri ve insan kaçakçılığıyla mücadelede işbirliğinin daha da güçlendirilmesinin önemi konusunda mutabakata vardılar.&quot;</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/meloniden-zirve-sonrasi-c-281_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283125</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogandan-nato-sonrasi-yeni-donem-sinyali-dunyanin-on-siralarindayiz-283125</link>
      <pubDate>2026-07-08T20:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan NATO sonrası yeni dönem sinyali: Dünyanın ön sıralarındayız]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Zirvesi sonrası düzenlenen basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. "NATO'nun ikinci büyük kara ordusunu sevk ve idare ediyoruz. On yıllardır NATO'nun güneydoğu kanadının güvenliği önemli ölçüde ülkemize emanet edilmiştir" diyen Erdoğan, "Savaş gemilerinde de dünyanın ön sıralarında yer alıyoruz" şeklinde konuştu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan NATO sonrası yeni dönem sinyali: Dünyanın ön sıralarındayız]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye&#39;nin ev sahipliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;nde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi&#39;nin ardından basın toplantısı düzenledi.</p><p>Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, &quot;Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, milletin evine hoş geldiniz. NATO Ankara Devlet ve Hükümet Başkanları 36. Zirvesi vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.&quot; ifadesini kullandı.</p><p>Türkiye&#39;de 22 yıl aradan sonra ikinci, başkent Ankara&#39;da ise ilk defa tertipledikleri 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi&#39;ni başarıyla tamamladıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:</p><p>&quot;Avrupa-Atlantik güvenliğinin sınandığı bir dönemde, ev sahipliği yaptığımız bu tarihi zirve, ortak geleceğimize yön verecek nitelikte icra edilmiştir. İttifak içinde Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstleneceği, adil bir külfet paylaşımı suretiyle askeri kapasitelerimizin tahkim edileceği daha güçlü bir NATO&#39;nun temellerini Ankara&#39;da atmış buluyoruz. Öncelikle bir hususu burada ifade etmek isterim. Türkiye olarak soğuk savaş sonrası dönemin barış hasılasından Avrupalı dostlarımız kadar istifade edemedik. Birçok kriz ve çatışma bizim çevremizde yaşandı. Terör başta olmak üzere etrafımızdaki tehditlere karşı mücadele ettik. Yalnız bırakıldığımız, haksızlığa uğradığımız dönemler oldu. Dolayısıyla çoğu zaman kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorunda kaldık. Ama bugün savunma harcamaları, askeri yetenekler ve buna zemin oluşturan savunma sanayimiz bakımından birçok müttefike kıyasla hayli ilerdeyiz. Zirvemizde geçtiğimiz yıl Lahey&#39;de verilen taahhütlerin hayata geçirilmesi üzerinde durduk. Genel Sekreter Sayın Rutte de müttefiklerin sağladığı ilerlemeyi rakamlarla ortaya koydu. İttifak&#39;a yönelik çok boyutlu ve tedricen artırılacak katkılarımızı da bu vesileyle somutlaştırdık. NATO Ankara Zirvesi&#39;nde müttefiklerin dayanışma ruhu çok açık biçimde tezahür etti.&quot;</p><p><b>"TARİHİ ŞANLI ZAFERLERLE İLMEK İLMEK DOKUNMUŞ BÜYÜK BİR MİLLETİZ"</b></p><p>&quot;Zirveye tüm müttefikler lider düzeyinde iştirak etti. Bunu Türkiye&#39;ye duyulan güvenin ve diplomasimizin saygınlığının yeni bir ispatı olarak görüyoruz.&quot; değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, &quot;Biliyorsunuz Başkan Trump da zirveye katılımında ülkemizin ev sahipliğinin belirleyici olduğunu vurgulamıştı. Şahsi dostluğumuzun altını çizmesi ayrıca anlamlıydı. Bizim için kıymetliydi. Hassasiyetinden ötürü, değerli dostuma bir kez daha teşekkür ediyorum.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p><b>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin 1952'den beri İttifak'ın üyesi olduğunu anımsatarak, şunları söyledi:</b></p><p>&quot;Ama biz sadece Kara Kuvvetlerinin tarihi 2 bin 235 yılı geçen, tarihi şanlı zaferlerle ilmek ilmek dokunmuş büyük bir milletiz. NATO&#39;ya üye olmakla, İttifak&#39;a yalnızca üç kıtanın kalbinde yer alan jeostratejik konumumuzu değil, aynı zamanda 2 bin yıldır cenk meydanlarında olgunlaşan işte bu savaş sanatımızı da kazandırdık. Göz bebeğimiz olan Türk Silahlı Kuvvetleri, milli güvenliğimize yönelik her türlü tehdidi kaynağında bertaraf edecek kuvvet ve kudrete sahiptir.&quot;</p><p>&quot;Halihazırda NATO&#39;nun ikinci büyük kara ordusunu sevk ve idare ediyoruz. On yıllardır NATO&#39;nun güneydoğu kanadının güvenliği önemli ölçüde ülkemize emanet edilmiştir.&quot; diyen Erdoğan, Türkiye&#39;nin bu emanete hakkıyla sahip çıktığını vurguladı.</p><p>Türkiye&#39;nin, İttifak bünyesindeki görevlerini her zaman layıkıyla yerine getiren, bu uğurda elini taşın altına koyan, gerektiğinde bedel ödeyen bir müttefik olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, &quot;NATO&#39;nun harekat ve misyonları ile ortak fonlarına en fazla katkı veren ülkeler arasındayız.&quot; dedi.</p><p>İttifak&#39;ın kolektif savunmayı tekrar merkeze alan bu yeni döneminde, adil külfet paylaşımı konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazır olduklarını bildiren Erdoğan, Türk Hava Kuvvetlerine ait F-16&#39;ların ağustos ayından itibaren NATO Hava Polisliği misyonu kapsamında, Estonya&#39;da konuşlanacağını söyledi.</p><p><b>"NATO BİRBİRİNE GÜÇ KATAN MÜTTEFİKLERİN İTTİFAKI OLMALIDIR"</b></p><p><b>Türkiye'nin, 2025 Ekim ayında üstlendiği NATO Kosova Gücü (KFOR) komutasını 2026 Eylül sonuna kadar sürdüreceğini hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:</b></p><p>&quot;2028-2029 yıllarında İttifak Mukabele Kuvvetine komuta edeceğiz. Daha burada sayamayacağımız, nice misyona ciddi katkılar sunuyoruz. Zirve vesilesiyle Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi, bu bakımdan mühimdir. Harcanan rakamlar, savunmaya ayrılan kaynaklar elbette önemlidir. Fakat gerçek caydırıcılığı, üç boyutlu derinlik yani, üstün teknoloji, yeterli ölçek ve sürdürülebilir üretim oluşturur. Yeni dönemde bu kabiliyetler hem caydırıcılığın hem de dayanıklılığın sacayakları olacaktır. Ülkemizin savunma sanayisi alanında son 23 yılda gerçekleştirdiği büyük atılım herkesin malumudur.</p><p>Türkiye olarak, kendi savaş uçağını, kendi tankını, kendi gemilerini üreten, kendi hava savunma sistemlerini geliştiren ender müttefiklerden biriyiz. İnsansız hava araçlarında, deniz araçlarında, savaş gemilerinde, dünyada üst sıralarda yer alıyoruz. Bir yandan ordumuzu yerli kabiliyetlerle teçhiz ederken diğer yandan da ihraç ettiğimiz savunma sanayisi ürünleriyle müttefiklerimize destek oluyoruz. Bu sabahki konuşmamda da ifade ettim. Avrupa Birliği&#39;nin savunma alanındaki girişimleri, NATO&#39;yu tamamlayıcı olmalı ve gereksiz tekrarlara yol açmamalıdır. Bu önemli hususu her fırsatta, her zeminde müttefiklerimizin ve Avrupa Birliği&#39;nin liderliğinin dikkatine getiriyorum.&quot;</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, &quot;Şurası bir hakikat ki, Türkiye gibi Avrupa Birliği üyesi olmayan müttefikler, Birliğin savunma alanındaki teşebbüslerine tam olarak dahil edilmediğinde, bu girişimlerin etkileri çok sınırlı olacaktır. Müttefikler arasında savunma sanayisi ürünlerinin ticaretine yönelik bazı engellemeler, her ne kadar azalmış olsa da halen devam ediyor. Bunların amasız ve fakatsız biçimde bir an önce kaldırılması gerekiyor. Bu hususa Zirve Bildirisi&#39;nde de özel olarak vurgu yapılmasını sağladık. Şunun altını bir kez daha çizmek durumundayım, NATO birbirine bağımlı ülkelerin değil birbirine güç katan müttefiklerin ittifakı olmalıdır.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Erdoğan, zirve kapsamında ev sahipliği yaptıkları Savunma Sanayii Forumu vesilesiyle NATO'nun savunma sektörü ile daha sıkı işbirlikleri geliştirmesine dair Ankara Stratejisi'nin müttefiklerce kabul edildiğini hatırlattı.</p><p><b>Terörizmin NATO'ya yönelik iki ana tehditten biri olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:</b></p><p>"Son dönemdeki tüm zirvelerimizde bu hususta atılabilecek adımları ele aldık. Ankara Zirve'mizde de terörle mücadelede müttefiklerin samimi bir dayanışma içinde olmalarının önemini bir kere daha vurguladık. Görüşmelerimizde Ukrayna'da 5'inci yılına giren savaşın etkilerini de ele aldık. Artık bir yıpratmaya yönelik bu muharebede savaş, her ay on binlerce zayiat verilen bir kıyım makinesine dönüşmüştür. Türkiye olarak savaşın başından beri çözüm için diyalog ve diplomasiyi işaret ettik. Bu ilkeli duruşumuzu hem Sayın Putin hem Sayın Zelenskiy hem de bu sabah belirttiğim üzere müttefiklerimiz çok iyi biliyor. Bugün bir kez daha şu çağrıyı yapmak istiyorum: Adil bir barışın kaybedeni olmaz. Tarafları, Türkiye'de yeniden bir araya getirmeye hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum."</p><p><b>"GAZZE'DE İŞGAL VE ZULÜM HIZ KESMEDEN SÜRÜYOR"</b></p><p>Erdoğan, bugün ayrıca Orta Doğu'da yaşanan güncel gelişmeleri de değerlendirdiklerini söyledi.</p><p><b>Her aşamasına destek verdikleri İslamabad Mutabakatı'nı büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</b></p><p>"Müzakere sürecinin zorluklarının elbette farkındayız. Burada önemli olan çözüm iradesinin mutlaka korunmasıdır. Gelgitler yaşansa dahi neticede aklıselimin galip geleceğine inanıyorum. Dünyanın beklentisi de barışa fırsat tanınmasıdır. Şu gerçeği burada dikkatinize getirmekte fayda görüyorum, bir tarafta barış umutları yeşermekteyken öte tarafta 2 Mart'tan bu yana 5 bine yakın insanın hayatını kaybettiği Lübnan'a yönelik saldırılar halen durmuyor. İnsanlar göçe zorlanıyor, şehirler yıkılıyor, Lübnan toprakları adım adım gasbediliyor. Aynı şekilde çoğu çocuk ve kadın 73 bin masumun katledildiği Gazze'de işgal ve zulüm hız kesmeden sürüyor. Kendi güvenliğini, bölgenin istikrarsızlık içinde olmasında görenler, en küçük bir barış ışıltısını bile söndürmeye çalışıyor. Bu savaş bağımlısı zihniyete prim verilmemesi gerektiğinin altını bir kez daha çiziyorum. Bölgemizin şu anda ne yeni bir gerilime ne yeni bir çatışmaya tahammülü var. Tam tersine, insanlık olarak hava gibi, su gibi hepimiz, barışa, huzura, istikrara ihtiyaç duyuyoruz."</p><p><b>"TÜM ANKARALI KARDEŞLERİME ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM"</b></p><p>ABD Başkanı Donald Trump başta olmak üzere liderlerle ikili ve bölgesel meselelere ilişkin görüş alışverişinde bulunduklarını belirten Erdoğan, zirve marjında Bulgaristan, Kanada, Finlandiya, Fransa, İtalya, Almanya, Birleşik Krallık liderleriyle de görüşmeler gerçekleştirdiklerini hatırlattı.</p><p><b>Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın da Ankara'da olduğunu anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:</b></p><p>"Bu akşam Avrupa Birliği liderliğiyle çalışma yemeğinde bir araya geleceğiz. Yarın da Karadağ, Slovakya ve Arnavutluk liderlerini ağırlayacağız. Malumunuz önümüzdeki yıl Türkiye'nin NATO üyeliğinin 75'inci yıl dönümü. Bu anlamlı yıl dönümünün arifesinde Ankara'da NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapmaktan duyduğum memnuniyeti bir kez daha vurgulamak istiyorum. Zirveye hazırlık bağlamında yakın işbirliği içinde olduğumuz NATO Genel Sekreteri Sayın Rutte ve ekibiyle zirvemizin başarıyla icra edilmesi için günlerdir büyük bir özveriyle çalışan görevlilerimizi tebrik ediyorum. Türkiye'nin büyüklüğünü, Türk milletinin misafirperverliğini dünyaya bir kez daha gösteren tüm Ankaralı kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum."</p><p>Türkiye'nin 2026 yılı bitmeden iki büyük zirveye daha ev sahipliği yapacağını dile getiren Erdoğan, "29-30 Ekim tarihlerinde Türk Devletleri Teşkilatımızın 13. Liderler Zirvesi'ni yine burada, başkentimiz Ankara'da gerçekleştireceğiz. Hemen ardından 9-20 Kasım tarihlerinde COP 31 İklim Zirvesi'ni Antalya'da tertipleyeceğiz." dedi.</p><p>Ankara Zirvesi'nin hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, dünyanın dört bir yanından Ankara'ya gelen basın mensuplarına teşekkür etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/cumhurbaskani-erdogandan--700_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283124</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kritik-bolgede-yillar-sonra-dugmeye-basildi-petrol-uretimini-26-katina-cikaracak-dev-imza-283124</link>
      <pubDate>2026-07-08T20:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kritik bölgede yıllar sonra düğmeye basıldı! Petrol üretimini 26 katına çıkaracak dev imza]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Libya, Katar merkezli UCC Holding ile Gadamis Havzası'ndaki 47 numaralı saha için dev bir üretime imza attı. Mevcut üretimi günlük 80 bin varile uçuracak tarihi petrol ve doğal gaz ortaklığının tüm detayları ortaya çıktı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kritik bölgede yıllar sonra düğmeye basıldı! Petrol üretimini 26 katına çıkaracak dev imza]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Libya Ulusal Petrol Kurumundan yapılan açıklamada, Libya Yatırım Kurumu ortaklığında imzalanan anlaşma kapsamında, söz konusu sahadaki günlük petrol üretiminin yaklaşık 80 bin varile çıkarılmasının hedeflendiği belirtildi.</p><p>Anlaşmanın petrol ve doğal gaz sektörlerinde arama ve geliştirme faaliyetlerini güçlendirmek, ülkeye yatırım çekmek ve hidrokarbon kaynaklarının en verimli şekilde değerlendirilmesini sağlamak amacıyla imzalandığı ifade edildi.</p><p>Anlaşma çerçevesinde uluslararası teknik standartlara uygun arama ve geliştirme programlarının uygulanacağı, bunun da Libya&#39;nın doğal kaynaklarından elde edeceği ekonomik getiriyi artırmasının amaçlandığı kaydedildi.</p><p>Anlaşma, uluslararası yatırımcılarla ortaklıkların güçlendirilmesi ve geliştirme projelerinin güvenlik ile operasyonel verimlilik standartları doğrultusunda yürütülmesi açısından &quot;önemli bir adım&quot; olarak nitelendirildi.</p><p>Projenin teknik çalışmaların tamamlanması ve geliştirme planlarının ilgili prosedürler kapsamında onaylanmasının ardından uygulanacağı, yatırım maliyetlerinin ise yatırımcı tarafından karşılanacağı aktarıldı.</p><p>Anlaşmanın, sahada üretilecek ilişkili doğal gazın elektrik üretiminde değerlendirilmesini de kapsadığı belirtildi.</p><p>47 numaralı saha içinde halen üretim yapılan Kuzey Hamada sahasında günlük petrol üretimi son dönemde 3 bin ila 10 bin varil arasında seyrediyor.</p><p>Libya Ulusal Birlik Hükümeti, Aralık 2022&#39;de petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerine ilişkin mücbir sebep halini kaldırarak uluslararası enerji şirketlerini ülkedeki faaliyetlerini yeniden başlatmaya çağırmıştı.</p><p>Ulusal Petrol Kurumu ise Mart 2025&#39;te petrol ve doğal gaz aramalarına yönelik yeni lisans ihale turunu başlattığını duyurmuş, uluslararası şirketleri Libya&#39;da yatırım yapmaya davet etmişti.</p><p>Kurum Başkanı Mesud Süleyman, söz konusu ihalede enerji sektöründe 11&#39;i deniz, 11&#39;i kara sahası olmak üzere toplam 22 yatırım fırsatının uluslararası şirketlere sunulduğunu açıklamıştı.</p><p>Libya&#39;nın 2007&#39;den bu yana düzenlediği ilk lisans ihale turu kapsamında Ulusal Petrol Kurumu, geçen haziran ayında İspanyol, Türk, İtalyan, Katarlı ve Macar şirketlerle üç üretim paylaşımı anlaşması imzalandığını duyurmuştu.</p><p>Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün (OPEC) üretim kısıntılarından muaf tutulan Libya, kamu bütçesinin yaklaşık yüzde 90&#39;ını petrol gelirlerinden karşılıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/kritik-bolgede-yillar-son-314_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283123</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/oyuncu-ece-irtemin-otopsi-raporu-cikti-iste-olum-nedeni-283123</link>
      <pubDate>2026-07-08T19:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Oyuncu Ece İrtem'in otopsi raporu çıktı: İşte ölüm nedeni]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA["Kızılcık Şerbeti" ve "Kuruluş Osman" gibi dizilerle hafızalara kazınan 35 yaşındaki Ece İrtem'in adli tıp raporu tamamlandı. Oyuncunun ölüm nedeni İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Oyuncu Ece İrtem'in otopsi raporu çıktı: İşte ölüm nedeni]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alınan bilgiye göre, İrtem&#39;in ölüm sebebini belirten otopsi raporu, Adli Tıp Kurumu tarafından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi.<br></p><p>Raporda, İrtem&#39;in kanında yüksek miktarda etil alkol tespit edildiği, bu miktarın 395 miligram/desilitre (mg/dl) olduğu ve ölümünün alkol (etil alkol) zehirlenmesi neticesinde meydana geldiğinin belirtildiği öğrenildi.<br></p><p>&quot;Kızılcık Şerbeti&quot;, &quot;Yeni Gelin&quot;, &quot;Kertenkele&quot;, &quot;Payitaht Abdülhamid&quot;, &quot;Zümrüdüanka&quot;, &quot;Kuruluş Osman&quot; ve &quot;Mahkum&quot; gibi birçok dizide rol alan İrtem, 15 Haziran&#39;da hayatını kaybetmişti.<br></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/oyuncu-ece-irtemin-otopsi-285_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283122</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/cumhurbaskani-erdogan-macron-arasinda-gulumseten-diyalog-sosyal-medya-hesabindan-paylasti--283122</link>
      <pubDate>2026-07-08T19:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan Macron arasında gülümseten diyalog! Sosyal medya hesabından paylaştı: Selamlar iletildi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[NATO Ankara Zirvesi sonrası ülkesine dönen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, sosyal medya hesabından Erdoğan ile olan görüntülerini "Selamlar iletildi!" notuyla paylaştı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan Macron arasında gülümseten diyalog! Sosyal medya hesabından paylaştı: Selamlar iletildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Macron, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Ankara&#39;nın ev sahipliğini yaptığı 36.&#8288; &#8288;NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi marjında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile gerçekleştirdiği ikili görüşmeye ilişkin anları paylaştı.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/bff32qh2myi8zmyi-08072026160dfde9.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Görüntülerde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Macron'dan Fransa'ya selam söylemesini istediği anlar yer alırken, Macron Erdoğan&#39;ın bu talebini karşılıksız bırakmadı.</p><p>Zirvenin ardından Ankara&#39;dan ayrılan Macron bu görüntülere yer verdiği paylaşımında &quot;Fransa'ya selamlar iletildi.&quot; dedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/cumhurbaskani-erdogan-mac-117_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283121</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/trumptan-nato-degerlendirmesi-erdogan-cok-iyi-bir-is-cikardi-283121</link>
      <pubDate>2026-07-08T19:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trump'tan NATO değerlendirmesi: Erdoğan çok iyi bir iş çıkardı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi sonrası açıklamalarda bulundu. Trump, "Erdoğan çok iyi iş çıkardı çok iyi bir lider" şeklindeki açıklamalarını yineledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trump'tan NATO değerlendirmesi: Erdoğan çok iyi bir iş çıkardı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Trump, 36.&#8288; &#8288;NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi sonrası basın toplantısı düzenledi.</p><p>Konuşmasında, zirvenin ev sahibi Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;a işaret eden Trump, &quot;Türkiye&#39;de çok başarılı bir NATO Zirvesi&#39;ni tamamladım. Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;a teşekkür etmek istiyorum, muhteşem bir insan, Cumhurbaşkanı Erdoğan, harika bir lider, uzun süredir dostum, çok güçlü bir lider. Çok güçlü bir kişiliği var, bundan dolayı da bu kadar başarılı ve iyi bir ülkeyi yönetiyor.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Türkiye&#39;nin güçlü bir orduya sahip olduğunu vurgulayan Trump, &quot;Uçaktan indiğiniz an havalimanına baktığınızda çok güzel bir terminal görüyorsunuz. Her şey çok güzel, Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;a teşekkür etmek istiyorum, müthiş bir iş çıkardı.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Trump, petrol fiyatlarının alt seviyede tutulması gerektiğine dikkati çekerek, İran&#39;a saldırmasının gerekli bir durum olduğunu savundu.</p><p>İran&#39;a saldırılarında ülkenin ordusunu ve donanmasını yok ettiklerini belirten Trump, &quot;Şu an mücadele kapasiteleri oldukça düşük. Çok az füzeleri kaldı.&quot; dedi.</p><p>Trump, ABD&#39;nin NATO&#39;ya en çok katkı yapan ülke olduğunu vurgulayarak, &quot;Silahlı kuvvetlerimize 1 trilyon dolar yatırım yaptık ve şu an 1,5 trilyon dolar için (Kongreden) istekte bulunuyoruz.&quot; diye konuştu.</p><p>NATO toplantısına ilişkin Trump, &quot;Odada çok büyük bir birlik ruhu vardı. Tüm ülkeleri savunma taahhütlerini oldukça hızlı artırmaya çağırıyorum.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Trump, salondaki birlik ruhunun &quot;inanılmaz&quot; olduğunun altını çizerek, &quot;Çok başarılı bir zirveydi.&quot; dedi.</p><p>Ankara&#39;da birçok liderle görüşme imkanı bulduğunu, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile de görüştüğünü anlatan Trump, &quot;Şara, Suriye&#39;yi bir araya getirmede çok iyi bir iş çıkardı, çok güzel işler yaptı. Önceki yönetim döneminde Suriye darmadağındı.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p><p><b>"İRAN'LA SAVAŞIN YENİDEN BAŞLAYACAĞINI SANMIYORUM"</b></p><p>Trump, bir gazetecinin &quot;İran&#39;la savaş yeniden başlayacak görünüyor.&quot; şeklindeki sözleri üzerine, &quot;Ben, yeniden başlayacağını sanmıyorum. Çok hızlı ilerleyeceğini düşünüyorum. Birkaç gemiyi vurdular, biz de daha sert vurduk. Onlar vurduğunda biz 10 kat daha fazla vururuz. Bizim daha iyi ekipmanlarımız var.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Yapay zeka alanında da Çin&#39;in önüne geçtiklerini söyleyen Trump, &quot;Şu anda TikTok&#39;ta bir numaradayım.&quot; dedi.</p><p>Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile F-35 savaş uçakları konusunu görüşüp görüşmediğine ilişkin soruyu yanıtladı.</p><p>Türkiye ile "harika ilişkileri" olduğunu vurgulayarak F-35 konusunda karar vermesi gerektiğini söyleyen Trump, "(Erdoğan) Çok iyi bir müttefik oldu. Türkiye, çok büyük bir ülke. Askeri olarak çok güçlü. NATO'daki en güçlü ikinci ülke." ifadelerini kullandı.</p><p><b>"(İRAN) BİR ANLAŞMA YAPMAK İSTİYOR ANCAK BUNU NASIL YAPACAKLARINI BİLMİYORLAR"</b></p><p>Trump, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşı Tahran yönetiminin "nükleer silahsızlandırılması" olarak niteleyerek bunun "büyük bir askeri başarı" olduğunu dile getirdi.</p><p>Petrol fiyatlarının düştüğünü ve İran'ın askeri gücünün kalmadığını savunan Trump, "(İran) Bir anlaşma yapmak istiyor ancak bunu nasıl yapacaklarını bilmiyorlar, sonra da gece gidip gemileri vuruyorlar." dedi.</p><p>Trump, İran'ın, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, kendisinin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff gibi "iyi" isimlerle görüştüğünü ancak İran'ın "biraz deli" olduğunu söyledi.</p><p>"İran'la anlaşma yapmak istediğimden emin değilim." diyen Trump, Tahran yönetiminin nükleer silaha sahip olmayacağı ifadelerini yineledi.</p><p>Trump, petrol fiyatlarının "hızla düştüğünü, biraz yükseleceğini ancak bu durumun çok çabuk bir şekilde sona ereceğini" savunarak, İran'ın nükleer tesislerine saldırılara ilişkin "Oraya giden olursa havaya uçar, o yüzden kimse oraya yaklaşmaz." dedi.</p><p>Hürmüz Boğazı'ndaki ablukanın "işe yaradığını" savunan Trump, ayrıca ABD'nin 3 Ocak'ta Venezuela'da Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu askeri müdahaleyle alıkoymasını "bir günlük savaş" şeklinde niteledi.</p><p><b>"İRAN'IN ÖLDÜRME LİSTESİNDE BİR NUMARAYIM"</b></p><p>İran'la ilgili güvenlik endişeleri nedeniyle Ankara'dan yeni Air Force One uçağıyla ayrılmayacağına ilişkin iddialar sorulan Trump, Başkan'ın hayatının çok "tehlikeli" olduğu yorumunu yaparak, "İran'ın öldürme listesinde bir numarayım." dedi.</p><p>Trump, "Normal yollarla eve döneceğiz ancak onu Avrupa'daki birkaç üsse, özellikle de birine göndereceğiz. Böylece askerler onu görebilecekler." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>İran'a ilişkin değerlendirmede bulunan Trump, "Onlar vurduğunda, biz de vururuz. Onların dilini kullanırız. Olacak herhangi bir şeyin (saldırılara ilişkin) çok kısa sürede sona ereceğini düşünüyorum." diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/trumptan-nato-degerlendir-829_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283120</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/iran-misillemesi-gecikmedi-2-ulkedeki-abd-usleri-yaylim-atesine-tutuldu-283120</link>
      <pubDate>2026-07-08T19:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İran misillemesi gecikmedi! 2 Ülkedeki ABD üsleri yaylım ateşine tutuldu]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD, İran Hava ve Deniz Kuvvetleri'ni havadan vurdu. İran ise saniyeler sonra Bahreyn ve Kuveyt'teki askeri tesisleri İHA'larla vurduğunu duyurdu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İran misillemesi gecikmedi! 2 Ülkedeki ABD üsleri yaylım ateşine tutuldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran resmi haber ajansı IRNA'ya göre, ABD'nin İran'ın güneyindeki Buşehr ve Benderabbas kentlerine yönelik son saldırılarında 8 asker hayatını kaybetti.</p><p>Ölen askerlerin İran Ordusu Hava ve Deniz kuvvetlerine mensup oldukları ifade edildi.</p><p>ABD, İran&#39;ın güneyinde Hürmüz Boğazı yakınlarındaki Sirik ve Bender Abbas kentleri ile Hürmüzgan eyaletine bağlı Mahşehr, Benderimam ve Hamidiye kentlerine gece saatlerinde saldırılar düzenlemişti.</p><p>ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran&#39;ın Hürmüz Boğazı&#39;ndan geçen ticari gemilere yönelik saldırılarına misilleme olarak 80&#39;den fazla askeri hedefin vurulduğunu duyurmuştu.<br></p><p>İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD&#39;nin gece saatlerinde ülkenin güneyine yönelik saldırılarına karşılık olarak Bahreyn ve Kuveyt&#39;teki 85 askeri tesisi, füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldığını açıklamıştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/iran-misillemesi-gecikmed-666_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283119</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-sara-ile-gorustu-suriye-halkinin-yaninda-olmaya-devam-edecegiz-283119</link>
      <pubDate>2026-07-08T18:56:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şara ile görüştü: Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile bir araya geldi. Görüşmede Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Suriye halkının yanında durmaya devam edeceğini belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şara ile görüştü: Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın NATO Ankara Zirvesi kapsamında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile görüşmesinde, Türkiye-Suriye ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel gelişmeler ele alındı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/41924822.jpg"/><p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin ardından Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile görüşmesine ilişkin açıklama yaptı.<br></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/41924823.jpg"/><b>"SURİYE HALKININ YANINDA DURMAYA DEVAM EDECEĞİZ"</b><p></p>Buna göre, görüşmede, Türkiye-Suriye ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel gelişmeler ele alındı.<br><p></p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Suriye arasındaki iş birliğini geliştirmek için gayretlerin artarak süreceğini, Türkiye'nin Suriye halkının yanında durmaya devam edeceğini belirtti.<br><p></p>Erdoğan, görüşmede, Suriye'nin bölgedeki çatışmaların dışında kalmasının, ülkenin yeniden ayağa kaldırılması için hayati önemde olduğunu ifade etti.<br><p></p><p>Görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;a, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve MİT Başkanı İbrahim Kalın ile Türkiye&#39;nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz da eşlik etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/cumhurbaskani-erdogan-sar-444_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283118</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/dunya-enerji-piyasasinda-deprem-rusyadan-yasak-geldi-akaryakit-istasyonlari-kilitlendi-283118</link>
      <pubDate>2026-07-08T18:53:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dünya enerji piyasasında deprem! Rusya'dan yasak geldi: Akaryakıt istasyonları kilitlendi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Rusya'da akaryakıt talebi bir anda yüzde 30 fırladı, istasyonlarda kuyruklar oluştu. Putin'in kurmaylarıyla yaptığı acil zirvenin ardından dizel yakıt ihracatına kelepçe vuruldu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dünya enerji piyasasında deprem! Rusya'dan yasak geldi: Akaryakıt istasyonları kilitlendi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Novak, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in hükümet üyeleriyle yaptığı toplantıda, akaryakıt piyasasına ilişkin açıklamalarda bulundu.</p><p>Rusya'da akaryakıt talebinin, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 30 arttığını belirten Novak, bunun akaryakıt istasyonları üzerindeki yükü artırdığını, araç sayısı ve yakıt ikmal sürelerinde artışa yol açtığını söyledi.</p><p>İç piyasadaki durumun halen zorlu seyrettiğini aktaran Novak, yakıt üretim hacimlerindeki zorunlu düşüş nedeniyle nihai tüketicilere sevkiyat güzergahlarının da değiştiğini ifade etti.</p><p>Novak, "Bugün, dizel yakıt ihracatına yasak getirdik ve bu iç piyasaya arzı artırmayı sağlayacak." dedi.</p><p>Piyasadaki durumu istikrara kavuşturmak amacıyla rafinerilerde kapasite kullanımının azami seviyeye çıkarıldığını belirten Novak, stoklardaki yakıtın piyasaya yönlendirildiğini, mevcut onarım sürelerinin kısaltıldığını ve bazı petrol rafinerilerindeki planlı onarımların daha ileri tarihlere ertelendiğini vurguladı.</p><p><b>HÜKÜMET, ZAMAN ZAMAN SATIŞ VE İHRACAT KISITLAMALARINA BAŞVURUYOR</b></p><p>Ukrayna&#39;nın insansız hava araçlarıyla Rusya'daki petrol rafinerilerine düzenlediği saldırılar nedeniyle ülkede çok sayıda tesis bakıma alınırken; Rus hükümeti, akaryakıt piyasasında istikrarı sağlamak amacıyla zaman zaman satış ve ihracat kısıtlamalarına başvuruyor.</p><p>Ülkede, Moskova ve St. Petersburg dahil yaklaşık 40 bölgede akaryakıt satışında kısıtlamalar uygulanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/dunya-enerji-piyasasinda--860_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283117</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/trump-ankarada-yeni-sayfa-acti-suriyeyi-o-listeden-cikartti-283117</link>
      <pubDate>2026-07-08T18:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trump, Ankara'da yeni sayfa açtı: Suriye'yi o listeden çıkarttı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Ankara'daki NATO Zirvesi sonrası Suriye lideri Ahmed Şara ile görüşen ABD Başkanı Donald Trump, Suriye'yi 1979'dan beri bulunduğu "teröre destek veren devletler listesinden" çıkaracağını açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trump, Ankara'da yeni sayfa açtı: Suriye'yi o listeden çıkarttı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trump, Ankara&#39;nın ev sahipliği yaptığı 36.&#8288; &#8288;NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi sonrası, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile ikili görüşmesi öncesi basına açıklamalarda bulundu.</p><p>Suriye&#39;nin &quot;teröre destek veren devletler listesinden&quot; çıkarılıp çıkarılmayacağına ilişkin soruya &quot;Sanırım bunu yapacağım. Neden yapmayayım? (Şara) Çok iyi bir iş çıkardı. Belki bu konuyu (Şara da) açabilirdi. Bu iyi bir soru. Bu konuda sorunu olan var mı? Bence bunu yapmalıyız. Evet, (Suriye&#39;yi listeden) çıkaracağım.&quot; dedi.</p><p>Trump, Suriye&#39;nin Lübnan ve Hizbullah konusunda yardım etmesini isteyip istemediğine ilişkin soruya &quot;Yardımcı olabilirler. Göreceğiz. Bu konuda büyük ilerleme kaydediyoruz.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p><p>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu&#39;nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;a karşı tutumuna ilişkin Trump, &quot;(Erdoğan) Netanyahu&#39;nun arkadaşı değil, iyi anlaşmıyorlar. Ancak biliyorsunuz benim için (Erdoğan) harika biri oldu. Türkiye, şahane bir müttefik oldu. Ayrıca bir NATO ülkesi.&quot; yorumunu yaptı.</p><p>Trump, İsrail için yaptıklarını daha önce &quot;hiçbir ABD Başkanı&#39;nın yapmadığını&quot; söyleyerek &quot;Ben ABD Başkanı olmasaydım İsrail bugün var olmazdı.&quot; diye konuştu.</p><p>ABD ve İsrail&#39;in İran&#39;a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşı İran&#39;ın &quot;nükleer silahtan arındırılması işi&quot; olarak niteleyen Trump, &quot;(İran&#39;ın) asla nükleer silahı olmayacak. Asla olmayacağını onlar kabul etti. Ancak her zaman kötü davranıyorlar. Onlarla ilgili bir sorun var.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Trump, İran&#39;daki nükleer materyali &quot;yer altından&quot; çıkaracak makinelere sadece ABD&#39;nin sahip olduğunu savunarak uranyumun &quot;tamamen ortadan kaldırılması ya da bir anlaşma yapılması halinde&quot; oraya gideceklerini belirtti.</p><p>Avrupa Birliği (AB) ile ilişkileri hakkındaki soruya Trump, &quot;AB ile ne olacağını göreceğiz. Yıllardır bizden faydalandılar. O ülkelerle, AB&#39;deki her ülkeyle çok yakınız. Sorun şu ki yıllardır ABD&#39;den faydalandılar. Aynı (Şara) gibi. Suriye&#39;den de faydalandılar. O (Suriye&#39;yi) geri getiriyor ben de ABD&#39;yi.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p><p><b>"İRAN'I VURDUĞUMUZ HER AN PETROL FİYATLARI BİRAZ YÜKSELİYOR"</b></p><p>Trump, petrol fiyatlarının geçen ay yüzde 50 düştüğünü belirterek, "İran&#39;ı vurduğumuz her an petrol fiyatları biraz yükseliyor." görüşünü paylaştı.</p><p>İsrail&#39;in Lübnan&#39;ın güneyinden askerlerini çekip çekmeyeceğine ilişkin bir soruya, &quot;Netanyahu ile bu konuda konuştum. Evet, bence yapacaklar. Bence istiyorlar. Bence Lübnan&#39;la iyi geçinmeleri, Lübnan&#39;la anlaşmalar yapmaları harika bir şey.&quot; diye konuştu.</p><p>Trump, İsrail ve Lübnan ile bir anlaşma yapıldığını belirterek &quot;Evet, (İsrail'in Lübnan&#39;ın güneyinden askerlerini çekmesine ilişkin) ayrılacaklar ve bence çok iyi sonuçlanacak.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Başkanlığı öncesindeki ABD yönetimini eleştiren Trump, Şara için &quot;Eğer bir buçuk yıl önce Washington&#39;a gelseydi, hayatından endişe ederdi çünkü (Washington) çok tehlikeliydi.&quot; yorumunda bulundu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/trump-ankarada-yeni-sayfa-132_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283116</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/nato-zirvesi-sonrasi-ilk-guvenlik-raporu-icisleri-bakani-mustafa-ciftci-yarin-24-tvde-283116</link>
      <pubDate>2026-07-08T18:29:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[NATO Zirvesi sonrası ilk güvenlik raporu: İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi yarın 24 TV'de]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, yarın 24 TV canlı yayınında TürkMedya Ankara Temsilcisi Melik Yiğitel'in sorularını cevaplayacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[NATO Zirvesi sonrası ilk güvenlik raporu: İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi yarın 24 TV'de]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin ev sahipliğinde Ankara'da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin ardından İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi 24 TV ekranlarına konuk olarak TürkMedya Ankara Temsilcisi Melik Yiğitel'in sorularını cevaplayacak.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/balksz1kurtarldkurta-08072026e5228eb6.jpg"/><p>Canlı yayında; terörle mücadelede son durum, organize suç örgütlerine yönelik operasyonlar, trafik güvenliğine ilişkin yeni uygulamalar ve faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına yönelik çalışmaların ele alınması bekleniyor. </p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/whatsappvideo2026070-080720269f449c85.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Özel röportaj, yarın saat 10:00'da 24 TV ekranlarında olacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/nato-zirvesi-sonrasi-ilk--243_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283115</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/emine-erdogandan-lider-eslerine-cagri-cocuklar-icin-guvenli-bir-dijital-duzen-ortak-soruml-283115</link>
      <pubDate>2026-07-08T18:18:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Emine Erdoğan'dan lider eşlerine çağrı: Çocuklar için güvenli bir dijital düzen ortak sorumluluğumuzdur]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[NATO Zirvesi kapsamında Çankaya Köşkü'nde dünya liderlerinin eşlerini ağırlayan Emine Erdoğan, dijital çağda çocukları bekleyen sessiz tehditlere dikkat çekerek, sömürüden uzak bir gelecek için küresel işbirliği mesajı verdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Emine Erdoğan'dan lider eşlerine çağrı: Çocuklar için güvenli bir dijital düzen ortak sorumluluğumuzdur]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Emine Erdoğan, NSosyal hesabından, 36.&#8288; NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında kente gelen devlet ve hükümet başkanlarının eşleriyle Çankaya Köşkü&#39;nde katıldıkları &quot;Çocuklar, Teknoloji ve Güvenlik: Gelecek Nesli Korumak&quot; temalı programa ilişkin paylaşım yaptı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/41924086.jpg"/><p><b>Programda, dijital çağın sunduğu imkanlar kadar çocukları sessizce kuşatan tehditleri de konuştuklarını belirten Emine Erdoğan, şunları kaydetti:</b></p><p>&quot;Çünkü bugün çocuklarımızın geleceği, yalnızca ne öğrendikleriyle değil, neye maruz kaldıklarıyla, neye yönlendirildikleriyle ve hangi değerlerle büyüdükleriyle şekilleniyor. Çocukların güvenliğini ve sağlıklı gelişimini önceleyen bir dijital düzen inşa etmek, insanlığa karşı ortak sorumluluğumuzdur. Bu sorumluluk, ülkeler arasında tecrübe paylaşımını ve işbirliğini gerekli kılıyor. Türkiye olarak, çocuklarımızın dijital dünyada güven içinde var olabilmesi için Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmemiz başta olmak üzere attığımız adımları güçlendirmeye devam ediyoruz. Çocuklar için her tür sömürgeden özgürleşmiş, daha güvenli ve insani bir dijital geleceği birlikte inşa edeceğimize yürekten inanıyorum.&quot;</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/41924087.jpg"/><p>Paylaşımında, programdan fotoğraflara da yer veren Emine Erdoğan, &quot;kıymetli&quot; görüşleri, &quot;samimi&quot; katkıları ve &quot;yapıcı&quot; değerlendirmeleriyle programa değer katan tüm lider eşlerine teşekkür etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/41924089.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/emine-erdogandan-lider-es-734_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283114</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ankarada-tarihi-imza-turkiye-ve-birlesik-kralliktan-dev-savunma-pakti-283114</link>
      <pubDate>2026-07-08T18:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ankara'da tarihi imza: Türkiye ve Birleşik Krallık'tan dev savunma paktı!]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İngiltere Başbakanı Starmer, NATO Ankara Zirvesi'nde bir araya geldi. İki ülke arasında kritik "Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi" imzalanırken, Erdoğan'ın AB'ye yönelik savunma çıkışı zirveye damga vurdu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ankara'da tarihi imza: Türkiye ve Birleşik Krallık'tan dev savunma paktı!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İletişim Başkanlığının NSosyal hesabından, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi marjında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İngiltere Başbakanı Keir Starmer arasında imzalanan Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi&#39;ne ilişkin açıklama yapıldı.</p><p>Açıklamada, söz konusu Ortaklık Belgesi&#39;nin, Avrupa-Atlantik güvenlik ortamının değişen dinamikleri karşısında, Avrupa&#39;nın önde gelen iki NATO müttefiki olarak işbirliklerini daha da güçlendirme ve kurumsallaştırma yönündeki müşterek kararlılıklarını yansıttığı ifade edildi.</p><p><b>Açıklamada, şunlar kaydedildi:</b></p><p>&quot;Ortaklık, Türkiye ile Birleşik Krallık&#39;ın; caydırıcılık ve savunma, askeri işbirliği, savunma sanayisi ve teknoloji, siber güvenlik ve hibrit tehditler, terörizmle mücadele, dayanıklılık ve sivil hazırlık ile uzay dahil olmak üzere güvenlik ve savunma politikalarının siyasi-askeri boyutlarında, yeni mekanizmalar aracılığıyla istişarelerini derinleştirmek suretiyle işbirliklerini güçlendirmelerine imkan tanıyacaktır.</p><p>Türkiye ve Birleşik Krallık, Avrupa-Atlantik güvenliğine eşsiz ve ikame edilemez katkılar sağlamaktadır. Türkiye ve Birleşik Krallık, müttefiklik dayanışması ile müşterek sorumluluk anlayışı temelinde ve daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa inşası için daha fazla sorumluluk üstlenmeye yönelik ortak taahhütlerini yeniden teyit ederek, savunma harcamalarını artırmakta ve ittifakın ihtiyaç duyduğu kabiliyetlerin teminine yönelik işbirliklerini güçlü transatlantik bağları muhafaza etmek suretiyle geliştirmektedirler.</p><p>Bu ortaklığın imzalanması, Türkiye ve Birleşik Krallık&#39;ın birbirlerinin savunmasına ve Kuzey Atlantik Antlaşması&#39;na yönelik güçlü taahhütlerini yeniden teyit etmektedir.&quot;</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/ankarada-tarihi-imza-turk-169_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283113</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/izmirde-korkunc-olay-denizde-erkek-cesedi-bulundu-283113</link>
      <pubDate>2026-07-08T17:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İzmir'de korkunç olay! Denizde erkek cesedi bulundu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İzmir'in Selçuk ilçesinde denizde erkek cesedi bulundu. Denizden çıkarılan ve üzerinde kimliği bulunmayan ceset, İzmir Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İzmir'de korkunç olay! Denizde erkek cesedi bulundu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pamucak Sahili yakınlarında bir kişinin denizde hareketsiz halde olduğunu fark edenler durumu 112 Acil Çağrı Merkezi&#39;ne bildirdi.</p><p>İhbar üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.</p><p>Denizden çıkarılan ve üzerinde kimliği bulunmayan ceset, İzmir Adli Tıp Kurumu&#39;na gönderildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/izmirde-korkunc-olay-deni-282_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283112</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/gorme-kaybina-karsi-umut-veren-arastirma-retina-hasari-nasil-yavaslatilabilir-283112</link>
      <pubDate>2026-07-08T17:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Görme kaybına karşı umut veren araştırma! Retina hasarı nasıl yavaşlatılabilir?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Scripps Araştırma ve işbirlikçileri, erusamid adlı doğal bir molekülün retina hastalıklarında görme kaybını yavaşlatabileceğini açıkladı. ABD merkezli ekip, erusamid'in gözdeki hasara karşı doğal savunma mekanizmasını güçlendirdiğini ve milyonlarca insan için yeni bir tedavi yolu sunabileceğini belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Görme kaybına karşı umut veren araştırma! Retina hasarı nasıl yavaşlatılabilir?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Scripps Araştırma Enstitüsü, UC San Diego ve Lowy Tıbbi Araştırma Enstitüsü'nden bilim insanları, 19 Haziran 2026'da yayımlanan bir çalışmada, erusamid adlı doğal bir molekülün retina hastalıklarında görme kaybını yavaşlatma potansiyeline sahip olduğunu duyurdu. ABD'de gerçekleştirilen bu araştırma, yaşa bağlı maküler dejenerasyon, diyabetik retinopati ve retinitis pigmentosa gibi göz hastalıklarından etkilenen milyonlarca kişi için umut vadeden sonuçlar ortaya koydu. Araştırmacılar, erusamid'in gözdeki hasara karşı doğal savunma yanıtını koordine ettiğini ve retinal dokunun yapısını koruyabildiğini gösterdi.</p><h3>Scripps Araştırma ekibi: Erusamid retina savunmasını güçlendirdi</h3><p>Çalışmanın başında yer alan Scripps Araştırma'dan Prof. Martin Friedlander ve ekibi, retina dokusunun hasara karşı verdiği yanıtı detaylı biçimde inceledi. Bilim insanları, retina'nın yalnızca pasif şekilde bozulmadığını, aksine yaraya karşı aktif bir savunma mekanizması geliştirdiğini vurguladı. Ekip, erusamid molekülünün bu süreçte anahtar rol oynadığını, fotoreseptör hücrelerin ölüm sürecinde erusamid seviyesinin düştüğünü ve bu azalmanın hastalık ilerlemesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirledi. Özellikle erusamid'in geri kazandırılması, retina dokusunda koruyucu hücresel yanıtların harekete geçmesini sağladı. Bu bulgular, erusamid'in retina'nın doğal savunma sisteminin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve görme kaybının ilerlemesini yavaşlatan yeni bir strateji sunabileceğini ortaya koydu.</p><h3>Erusamid uygulaması: Gözde koruyucu hücreler aktive oldu</h3><p>Araştırmanın bir diğer önemli aşamasında, bilim insanları erusamid'in doğrudan göz dokusuna nasıl iletileceğini test etti. Molekülün su içinde çözünmemesi ve enjeksiyon sırasında kümelenme eğilimi göstermesi nedeniyle, ekip gözenekli silikon nanopartiküller kullanarak erusamid'i göz içine aktardı. Bu teknoloji sayesinde erusamid, göz dokusunda daha stabil ve eşit şekilde dağıldı. Deneylerde, erusamid'in doğrudan fotoreseptörler üzerinde değil, retina'daki CD11b&#8314; myeloid hücreleri üzerinde etkili olduğu keşfedildi. Bu hücreler, retina dokusunun sağlığını koruyan ve yaraya yanıt veren bağışıklık hücreleri olarak tanımlanıyor. Erusamid uygulaması sonucunda, bu hücreler aktive oldu ve nörovasküler stabilizasyonla bağlantılı sinyaller üreterek hem retinal sinir hücrelerini hem de göz damarlarını destekledi. Ayrıca, erusamid ile etkileşime giren TMEM19 adlı protein de bu süreçte önemli rol oynadı. TMEM19'un azalması, erusamid'in koruyucu etkilerini ortadan kaldırdı.</p><h3>Friedlander: 'Erusamid, çevresel etkileşimle çalışıyor'</h3><p>Çalışmanın ilk yazarlarından Guoqin Wei, erusamid'in doğrudan fotoreseptörleri hedeflemediğini, çevresindeki ortamla etkileşime girerek retina sağlığını koruduğunu belirtti. Bu yaklaşım, geleneksel tedavilerden farklı bir bakış açısı sunuyor. Araştırmacılar, önceki çalışmalarda nakledilen kök hücre kaynaklı retinal hücrelerin, kendileri kaybolduktan sonra bile koruyucu moleküller salarak retina dokusunu koruyabildiğini gözlemlemişti. Yeni bulgular, erusamid'in bu koruyucu mekanizmanın anahtarı olabileceğine işaret ediyor. Friedlander, "Amacımız, gözde zaten mevcut olan bir sinyali güçlendirmek ve bu yanıtı dikkatlice modüle ederek retinal hastalıkların ilerlemesini yavaşlatmak" dedi. Ekip, erusamid'in retina dokusunda dejenerasyonu tamamen tersine çevirmediğini, ancak kalan dokunun yapısını ve işlevini koruyarak hastalığın seyrini yavaşlattığını vurguladı.</p><h3>Erusamid'in terapötik potansiyeli: Yeni tedavi yolları gündemde</h3><p>Bilim insanları, erusamid'in retina hastalıklarındaki rolünü ve sinyal yolunu daha iyi anlamak için ileri düzey araştırmalar planlıyor. Molekülün çeşitli retinal dejenerasyon modellerinde koruyucu etkisinin sürüp sürmediği ve farklı hasta gruplarında benzer sonuçlar verip vermediği henüz netlik kazanmadı. Ayrıca, erusamid'in hidrofobik yapısı nedeniyle göz için uygun ve etkili bir tedavi formülasyonu geliştirmek önemli bir zorluk olarak öne çıkıyor. Ekip, erusamid'in değiştirilmiş versiyonlarını ve alternatif dağıtım yöntemlerini test ederek daha güçlü ve uzun süreli etkiler elde etmeyi hedefliyor. Bunun yanında, benzer şekilde koruyucu yanıtları tetikleyebilecek başka lipid moleküllerinin de araştırılması planlanıyor. Uzmanlar, vücutta doğal olarak bulunan moleküllerin, dokuların hastalığa karşı direncini artırmada yeni bir yol açabileceğini düşünüyor.</p><h3>Retinal dejenerasyonda erusamid dönemi: Bilim dünyasında heyecan</h3><p>Erusamid'in retina hastalıklarında gösterdiği bu koruyucu etki, hem bilim dünyasında hem de göz sağlığı alanında yeni bir dönemin habercisi olarak görülüyor. Araştırmacılar, doğal moleküllerin vücutta mevcut olan savunma mekanizmalarını güçlendirme potansiyelinin altını çiziyor. Bu yaklaşım, özellikle tedavi seçeneklerinin sınırlı olduğu ve milyonlarca insanı etkileyen retinal dejenerasyon hastalıklarında büyük bir umut olarak değerlendiriliyor. Scripps Araştırma ve işbirlikçilerinin bulguları, önümüzdeki yıllarda erusamid ve benzeri moleküllerin yeni tedavilerde kullanılmasının yolunu açabilir. Bilim insanları, bu gelişmelerin göz sağlığı alanında çığır açıcı sonuçlar doğuracağına inanıyor.</p><p>Sonuç olarak, erusamid'in keşfi ve gözdeki rolünün aydınlatılması, retinal dejenerasyonun ilerlemesini yavaşlatacak yenilikçi tedavi stratejilerinin geliştirilmesinin önünü açtı. Scripps Araştırma'nın liderliğindeki bu çalışma, hem hastalar hem de klinik araştırmacılar için yeni umutlar sunarken, erusamid'in önümüzdeki dönemde göz sağlığında önemli bir anahtar kelime olacağı şimdiden konuşuluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/gorme-kaybina-karsi-umut--921_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283111</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/vucudun-yaz-aylarinda-ihtiyac-duydugu-mineraller-nasil-alinir-283111</link>
      <pubDate>2026-07-08T17:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Vücudun yaz aylarında ihtiyaç duyduğu mineraller nasıl alınır?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan terleme, vücudun elektrolit dengesini olumsuz etkileyebiliyor. Uzmanlar, özellikle sıcak ve nemli günlerde elektrolit kaybının sağlık problemlerine yol açabileceği konusunda uyarıyor ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Vücudun yaz aylarında ihtiyaç duyduğu mineraller nasıl alınır?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminde yükselen sıcaklıklar, vücudun su ve elektrolit dengesini korumayı her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Terleme yoluyla kaybedilen elektrolitlerin yerine konulması, özellikle sıcak ve nemli ortamlarda sağlık açısından kritik bir rol oynuyor. Maryland Üniversitesi Tıp Merkezi ve çeşitli beslenme uzmanları, yaz aylarında elektrolit ihtiyacının artıp artmadığı, eksikliğin belirtileri ve en sağlıklı takviye yöntemleri hakkında önemli uyarılarda bulundu.</p><h3>Diyetisyen Shelton: 'Elektrolitler vücut fonksiyonlarının anahtarı'</h3><p>Elektrolit, vücudun temel işlevlerini sürdürebilmesi için gerekli olan elektrik yüklü minerallere verilen isim. Diyetisyen Emma Shelton, elektrolitlerin özellikle sinir sistemi, kas koordinasyonu, sıvı dengesi ve bağışıklık üzerinde doğrudan etkili olduğunu vurguluyor. Sodyum, potasyum, magnezyum ve kalsiyum gibi farklı elektrolit türlerinin, vücutta birbirinden farklı görevleri bulunuyor. Shelton, "Elektrolitler olmadan beyin işlevini yerine getiremez, kalp ise düzenli şekilde atamaz" diyerek bu minerallerin hayati önemine dikkat çekiyor. Yaz aylarında terleme ile birlikte bu minerallerin kaybı hızlanıyor ve vücudun dengesini bozabiliyor.</p><h3>Dr. Falat: 'Sıcak havada elektrolit kaybı hızlanıyor'</h3><p>Maryland Üniversitesi Tıp Merkezi'nden Dr. Cheyenne Falat, sıcak ve nemli havalarda artan terlemenin, suyun yanı sıra elektrolit kaybını da beraberinde getirdiğini belirtiyor. Normal koşullarda vücut, elektrolit dengesini doğal olarak koruyabiliyor. Ancak uzun süreli egzersiz, yoğun terleme, ishal veya kusma gibi durumlarda bu denge hızla bozulabiliyor. Dr. Falat, "Sadece su tüketilirse ve elektrolitler yeterince alınmazsa, vücudun sıvı-elektrolit dengesi ciddi şekilde sarsılabilir" uyarısında bulunuyor. Elektrolit dengesizliği yorgunluk, kas krampları, baş ağrısı, bulantı ve düzensiz kalp atışı gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Ayrıca bazı tıbbi durumlar ve ilaçlar da elektrolit kaybını artırabiliyor.</p><h3>Uzmanlar: 'Her elektrolit içeceği gerekli değil'</h3><p>Yaz aylarında terleme artsa da, uzmanlar herkesin elektrolit içeceklerine yönelmesinin gereksiz olduğunu söylüyor. Diyetisyen Shelton, "Eğer gününüzün büyük bölümünü kapalı ve serin ortamlarda geçiriyorsanız, ekstra elektrolit takviyesine ihtiyaç duymayabilirsiniz" diyor. Öte yandan, ağır egzersiz yapanlar, uzun süre dışarıda kalanlar veya sindirim sistemi rahatsızlıkları yaşayanlar için elektrolit desteği gerekebilir. Ancak bu noktada aşırılıktan kaçınmak önem taşıyor. Dr. Falat, fazla elektrolit alımının yüksek tansiyon veya kalp ritmi bozukluklarını tetikleyebileceğine işaret ediyor. Dolayısıyla, elektrolit dengesini korumak için bireysel ihtiyaçları göz önünde bulundurmak gerekiyor.</p><h3>Doğal yollarla elektrolit dengesini sağlamak mümkün</h3><p>Uzmanlar, elektrolit ihtiyacını karşılamak için öncelikle doğal beslenmeyi öneriyor. JM Nutrition'dan diyetisyen Natalie Walsh, dengeli ve çeşitli bir diyetin genellikle vücudun elektrolit ihtiyacını karşılamaya yeterli olduğunu belirtiyor. Walsh, "Fındık, tohum, süt ürünleri, taze meyve ve sebzeler gibi besinler elektrolit açısından zengindir. Hazır içecekler yerine bu gıdalara yönelmek daha sağlıklı bir tercih olur" diyor. Hazır elektrolit içeceklerinde ise çoğu zaman yüksek şeker ve sodyum bulunabiliyor. Uzmanlar, özellikle yaz aylarında yeterli su tüketiminin de ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlatıyor. Böylece hem sıvı hem de elektrolit dengesi doğal yollardan korunabiliyor.</p><p>Sonuç olarak, yaz sıcaklarında artan terleme ile birlikte elektrolit dengesini korumak, sağlıklı bir yaşam için büyük önem taşıyor. Uzmanlar, gereksiz takviyelerden kaçınılmasını, beslenme yoluyla doğal elektrolit alımının önceliklendirilmesini ve vücudun ihtiyaçlarına kulak verilmesini tavsiye ediyor. Özellikle uzun süreli egzersiz, aşırı terleme veya sindirim sistemi rahatsızlıklarında, elektrolit kaybı riskine karşı daha dikkatli olunması gerektiği belirtiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/vucudun-yaz-aylarinda-iht-309_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283110</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/camasir-uzmanlarindan-gunes-kremi-lekelerine-karsi-etkili-yontem-283110</link>
      <pubDate>2026-07-08T17:13:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çamaşır uzmanlarından güneş kremi lekelerine karşı etkili yöntem]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Güneş kremi lekeleri, özellikle yaz aylarında giysiler, mayo ve döşemelerde ciddi sorunlara yol açabiliyor. Çamaşır uzmanları, güneş kremi lekelerine karşı alınacak önlemler ve doğru temizleme yöntemleri konusunda önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çamaşır uzmanlarından güneş kremi lekelerine karşı etkili yöntem]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güneş kremi kullanımı özellikle yaz aylarında cilt sağlığını korumak için büyük önem taşıyor. Ancak güneş kremlerinin içerdiği bazı kimyasallar ve yağlar, giysilerde, mayolarda ve döşemelerde inatçı lekeler bırakabiliyor. Çamaşır uzmanları, güneş kremi lekelerinin doğru yöntemlerle çıkarılmadığı takdirde kalıcı hale gelebileceğini belirtiyor. Güneş kremi lekeleriyle mücadelede etkili teknikler ve dikkat edilmesi gereken noktalar, uzmanların önerileriyle birlikte açıklandı.</p><h3>Çamaşır uzmanları: Güneş kremi lekelerine anında müdahale şart</h3><p>Çamaşır uzmanları, güneş kremi lekeleriyle karşılaşıldığında hızlı hareket edilmesi gerektiğini vurguluyor. Güneş kremi, ciltte koruyucu bir tabaka oluştururken, giysilere ve döşemeye temas ettiğinde yağlı ve bazen de renkli izler bırakabiliyor. Özellikle avobenzon gibi bileşenler, suyun içindeki minerallerle birleştiğinde oksitlenerek sarı veya kahverengi lekeler oluşturuyor. Uzmanlar, lekenin kumaş liflerine daha fazla işlemesini önlemek için, ilk adımda lekenin yüzeyinden dikkatlice fazla kremi bir bıçak kenarı veya kredi kartı yardımıyla almak gerektiğini belirtiyor. Bu aşamada lekeyi ovalamamak, lekenin yayılmasını ve kumaşa işlemesini engelliyor. Lekenin fark edildiği anda müdahale edilmesi, kalıcı hasarın önüne geçiyor.</p><h3>Güneş kremi lekelerinde doğru temizlik adımları ve püf noktaları</h3><p>Yeni oluşan güneş kremi lekelerinde, çamaşır makinesine atmadan önce lekenin olduğu bölgeye enzim bazlı leke çıkarıcı veya ağır hizmet tipi deterjan uygulanması öneriliyor. Çamaşır uzmanları, bu işlemin parmak uçlarıyla ya da yumuşak kıllı bir fırça yardımıyla yapılmasının, deterjanın kumaşın derinliklerine ulaşmasını sağladığını ifade ediyor. Uygulamanın ardından, giysinin bakım etiketinde belirtilen şekilde yıkanması ve yıkamadan önce yaklaşık 15 dakika beklenmesi öneriliyor. Sadece kuru temizleme yapılabilen kumaşlarda ise, lekenin nedeninin kuru temizlemeciye açıkça bildirilmesi ve müdahalenin uzman ellere bırakılması gerektiği belirtiliyor.</p><h3>Eski ve yerleşmiş güneş kremi lekeleri için uzmanlardan alternatif çözümler</h3><p>Güneş kremi lekeleri zamanında müdahale edilmediğinde, sarı veya kahverengi tonlarda kalıcı izler bırakabiliyor. Uzmanlar, bu tür yerleşmiş lekeler için birkaç farklı yöntemi öneriyor. Sirke veya limon suyu ile suyu eşit oranlarda karıştırarak hazırlanan solüsyon, lekenin üzerine uygulanıp güneşli bir alanda bekletildiğinde etkili sonuçlar verebiliyor. Ayrıca hidrojen peroksit ve oksijen bazlı beyazlatıcılar da, özellikle beyaz ve açık renkli kumaşlarda başarılı sonuçlar sağlıyor. Oksijen beyazlatıcı ile hazırlanan sıcak su karışımında giysiyi uzun süre bekletmek, lekenin çözülmesine yardımcı oluyor. Renkli giysiler için ise solmaya karşı oksijen beyazlatıcı tercih edilmesi öneriliyor. Döşemelerde ise, bulaşık sabunu, beyaz sirke ve ılık su karışımıyla hazırlanan temizlik solüsyonu, mikrofiber bez veya sünger yardımıyla uygulanıyor. Temizleme sonrası, sabun kalıntılarının giderilmesi için nemli bir bezle durulama işlemi yapılıyor ve kumaşın doğal şekilde kuruması bekleniyor.</p><h3>Çamaşır uzmanlarından güneş kremi lekesi temizliğinde yapılan hatalara karşı uyarı</h3><p>Çamaşır uzmanları, güneş kremi lekelerini çıkarmaya çalışırken yapılan bazı hataların, lekelerin kalıcı hale gelmesine neden olabileceğini belirtiyor. Özellikle asitli çamaşır suyu kullanımı, lekenin kumaşta kalıcı iz bırakmasına yol açabiliyor. Sert su kullanılan bölgelerde, suyun içindeki mineraller güneş kremi bileşenleriyle birleşerek lekenin kumaşta daha fazla tutunmasına neden oluyor. Bu nedenle, damıtılmış su kullanılması ve çamaşır yüküne su yumuşatıcı eklenmesi tavsiye ediliyor. Ayrıca, leke tamamen çıkmadan kumaşları sıcak kurutucuya koymak, lekenin kumaş liflerine sabitlenmesine ve çıkarılamaz hale gelmesine yol açabiliyor. Uzmanlar, leke çıkarma işlemini gerektiğinde tekrar etmekten kaçınılmaması gerektiğini, farklı ürünler ve yöntemlerle denemenin önemini vurguluyor.</p><p>Güneş kremi lekeleriyle mücadelede bilinçli ve doğru temizlik adımları, hem giysilerin hem de döşemelerin ömrünü uzatıyor. Çamaşır uzmanlarının önerilerine dikkat edildiğinde, yaz aylarında güneş koruması sağlarken istenmeyen leke sorunlarıyla karşılaşma riski en aza iniyor. Böylece hem sağlıklı bir cilt koruması hem de lekesiz bir yaz geçirmek mümkün oluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/camasir-uzmanlarindan-gun-810_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283109</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/avrupa-yollarinda-devrim-suruculer-artik-surekli-izlenecek-283109</link>
      <pubDate>2026-07-08T17:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Avrupa yollarında devrim! Sürücüler artık sürekli izlenecek]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Avrupa Birliği, 7 Temmuz itibarıyla tüm yeni araçlarda sürücü izleme sistemlerini zorunlu hale getirdi. Bu adım, trafikte dikkat dağınıklığını ve yorgunluğu azaltmayı hedefliyor. Karar, otomotiv sektöründe önemli bir değişime yol açtı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Avrupa yollarında devrim! Sürücüler artık sürekli izlenecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Birliği, 7 Temmuz itibarıyla tüm üye ülkelerde trafiğe çıkacak yeni otomobillerde sürücü izleme sistemlerini zorunlu kıldı. Bu düzenleme, yalnızca binek otomobilleri değil, aynı zamanda kamyon, otobüs ve ticari araçları da kapsıyor. Artık Avrupa pazarında tescil edilen her yeni araç, sürücünün dikkatinin dağılmasını anında tespit eden gelişmiş bir izleme teknolojisiyle donatılmış olarak satışa sunulacak. Bu karar, özellikle trafik kazalarının en önemli nedenlerinden biri olan dikkat dağınıklığı ve yorgunluk riskini azaltmayı amaçlıyor.</p><h3>Avrupa Birliği'nden araç güvenliğinde köklü değişiklik</h3><p>Sürücü izleme sistemlerinin zorunlu hale gelmesi, AB'nin yol güvenliği politikasında önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Söz konusu teknoloji, araç içindeki kameralar ve sensörler aracılığıyla sürücünün yola odaklanıp odaklanmadığını sürekli kontrol ediyor. Eğer sürücü cep telefonuna bakarsa, ekrana fazla yoğunlaşırsa ya da yorgunluk belirtileri gösterirse, sistem uyarı veriyor. Bu uyarılar, görsel veya işitsel sinyallerin yanı sıra direksiyonda titreşim şeklinde de olabiliyor. AB yetkilileri, bu uygulamanın trafik kazalarını ve ölümcül sonuçları en aza indirmek için atılmış büyük bir adım olduğunu vurguluyor.</p><h3>Sürücü izleme zorunluluğu eski araçları kapsamıyor</h3><p>Yeni düzenleme, sadece pazara yeni giren araçları ilgilendiriyor. Eski model otomobillerin sonradan bu sistemlerle donatılması gerekmiyor. Temmuz 2024'ten bu yana sürücü izleme teknolojisi, AB'de onaylanan yeni araç tiplerinde zaten zorunluydu. Ancak 7 Temmuz'dan itibaren, modelin ilk onaylandığı yıl gözetilmeksizin, satışa veya tescile sunulan tüm yeni araçlarda bu sistem mecburi oldu. Ayrıca, veri güvenliği konusunda da sıkı önlemler alındı. Sürücü izleme sistemi, yalnızca güvenlik amaçlı çalışıyor ve kişisel verilerin sürekli kaydedilmesine izin verilmiyor. Böylece hem sürücü mahremiyeti hem de yol güvenliği birlikte korunuyor.</p><p>Otomotiv üreticileri için bu değişiklik, araçların temel donanımında önemli bir güncelleme anlamına geliyor. Sürücüler ise artık sadece yolun değil, kendi dikkatlerinin de sistem tarafından izleneceğinin bilincinde direksiyon başına geçiyor. Avrupa Birliği, bu hamleyle trafikte ortak bir güvenlik standardı oluşturmayı ve kazaların önüne geçmeyi hedefliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/avrupa-yollarinda-devrim--429_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283108</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/robotlara-insan-benzeri-dokunma-hissi-kazandiran-renk-degistiren-malzeme-gelistirildi-283108</link>
      <pubDate>2026-07-08T17:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Robotlara insan benzeri dokunma hissi kazandıran renk değiştiren malzeme geliştirildi]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Queen Mary Üniversitesi'nde geliştirilen renk değiştiren malzeme, robotlara insan benzeri dokunma hissini kazandırıyor. Bu inovatif yaklaşım, robotik teknolojide hassasiyet ve hız sorunlarını aşarak, cerrahi ve endüstriyel uygulamalarda devrim yaratacak potansiyele sahip.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Robotlara insan benzeri dokunma hissi kazandıran renk değiştiren malzeme geliştirildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Londra Queen Mary Üniversitesi'nde yürütülen son araştırmalar, robotik alanında çığır açan bir gelişmeyi gözler önüne serdi. Araştırmacı Giacomo Sasso'nun öncülüğünde geliştirilen yeni bir malzeme, robotlara insan benzeri dokunma hissini kazandırıyor. Bu özel malzeme, üzerine basıldığında rengini değiştirerek, dokunma basıncını anında ve ayrıntılı biçimde haritalıyor. Böylece robotlar, dokunsal bilgiyi doğrudan yüzeylerinden yansıyan renklerle algılayabiliyor. Geliştirilen sistem, karmaşık yazılım ve ağır hesaplama süreçlerine gerek duymadan, gerçek zamanlı hassasiyet ve hız sunuyor. Özellikle hassas cerrahi, protez teknolojisi ve mikro üretim gibi alanlarda, robotların dokunma hassasiyetini insan seviyesine yaklaştıran bu yenilik, robotik dokunma konusunda yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.</p><h3>Giacomo Sasso: 'Dokunmanın dinamiklerini görüyoruz'</h3><p>Queen Mary Üniversitesi'nden Giacomo Sasso ve ekibi, robotik dokunma hissini devrim niteliğinde bir buluşla yeniden tanımlıyor. Sasso'nun uzun yıllardır üzerinde çalıştığı bu renk değiştiren malzeme, mekanik basınca karşı gösterdiği anlık renk değişimiyle dikkat çekiyor. Malzemenin mikroskobik yapısı, parmak izi sırtları gibi ince ayrıntıları dahi yakalayabiliyor. Sasso, Earth.com'a yaptığı açıklamada, bu teknoloji sayesinde dokunmayı sadece hissetmekle kalmayıp, dinamiklerini de görebildiklerini vurguladı. Araştırma sırasında, insan parmak ucunun bıraktığı sırt deseninin dahi renk haritasında net biçimde görüntülenmesi, önceki sensörlerin ulaşamadığı bir ayrıntı düzeyine işaret ediyor. Bu özellik, robotların yalnızca nesneleri algılamasını değil, aynı zamanda dokunuşun şiddetini ve şeklini de gerçek zamanlı olarak izlemesini sağlıyor. Sasso'nun geliştirdiği sistem, düşük maliyetli bir USB kamera ile çalışıyor ve herhangi bir karmaşık optik donanıma ihtiyaç duymuyor. Bu sayede, robotik dokunma teknolojisinin erişilebilirliği ve uygulanabilirliği büyük oranda artıyor.</p><h3>Queen Mary Üniversitesi'nin renk değiştiren malzemesi robotikte çığır açıyor</h3><p>Queen Mary Üniversitesi'nin laboratuvarlarında geliştirilen mekanokromik malzeme, robotik dokunma alanında önemli bir boşluğu dolduruyor. Malzemenin en dikkat çekici özelliği, rengini boyadan değil, kendi mikroskobik yapısından alması. Katmanlı desenler, belirli dalga boylarındaki ışığı yansıtarak her noktada özgün bir renk oluşturuyor. Basınç uygulandığında bu katmanlar birbirine yaklaşıyor ve temasın olduğu bölgede renk değişimi meydana geliyor. Bu değişim, robotun dokunduğu yüzeydeki en küçük ayrıntıyı bile algılamasını mümkün kılıyor. Sistemin avantajı, dokunma bilgisinin doğrudan renk haritası olarak sunulması ve arada herhangi bir hesaplama adımına gerek kalmaması. Böylece, bir nesneye yapılan basma ya da sürükleme hareketleri anında renk değişimiyle görünür hale geliyor. Queen Mary Üniversitesi'nin bu yaklaşımı, geleneksel dokunsal sensörlerin ağır ve karmaşık hesaplama gereksinimlerini ortadan kaldırıyor. Ayrıca, düşük maliyetli donanımlar sayesinde, bu teknolojinin endüstriyel ve tıbbi uygulamalara entegrasyonu kolaylaşıyor.</p><h3>Robotik dokunmada hız ve hassasiyet bir arada</h3><p>Robotik dokunma teknolojisinde bugüne kadar karşılaşılan en büyük sorunlardan biri, hız ve hassasiyet arasında seçim yapma zorunluluğuydu. İnsan elinde 10.000'den fazla küçük kuvvet dedektörü bulunurken, robotlarda bu yoğunluğu sağlamak için karmaşık sensör dizileri ve kablolama gerekiyordu. Queen Mary Üniversitesi'nde geliştirilen renk değiştiren malzeme ise, algılamayı doğrudan malzemenin içine taşıyarak bu sorunu çözüyor. Tek bir kamera ile tüm dokunma haritası izlenebiliyor ve herhangi bir yazılıma gerek kalmadan, dokunmanın şiddeti ve şekli anında görüntülenebiliyor. Bu sistem, görsel tabanlı dokunmada uzun süredir yaşanan hız ve ayrıntı kaybını ortadan kaldırıyor. Özellikle hassas üretim süreçlerinde, mikro ölçekli parçaların montajı sırasında robotun uyguladığı kuvvetin anlık olarak izlenmesi büyük önem taşıyor. Malzemenin sunduğu hassasiyet, robotların küçük ve kırılgan nesneleri güvenli biçimde taşımasını ve monte etmesini sağlıyor. Bu gelişme, endüstriyel otomasyonun yanı sıra tıp alanında da yeni olanaklar sunuyor.</p><h3>Cerrahide ve protez teknolojisinde yeni dönem</h3><p>Renk değiştiren malzemenin sunduğu gerçek zamanlı dokunma haritası, tıbbi uygulamalarda da önemli avantajlar sağlıyor. Özellikle cerrahi aletlerin uçlarında veya protez uzuvlarda kullanıldığında, bu teknoloji dokunma hassasiyetini insan seviyesine yaklaştırıyor. Cerrahlar, ameliyat sırasında sağlıklı doku ile tümör arasındaki küçük sertlik farklarını renk değişimiyle kolayca ayırt edebiliyor. Bu, daha önce yalnızca eldivenli bir elin hissedemeyeceği kadar ince ayrıntıların bile görünür hale gelmesini sağlıyor. Protez kullanıcıları ise, günlük yaşamda karşılaştıkları nesneleri daha doğal ve güvenli biçimde kavrayabiliyor. Önceki renk tabanlı sensörler, temas çözünürlüğünde sınırlı kalırken, Queen Mary Üniversitesi'nin geliştirdiği malzeme, parmak izi sırtı gibi mikroskobik detayları dahi algılayabiliyor. Bu sayede, tıbbi cihazlarda ve protezlerde kullanım potansiyeli büyük oranda artıyor. Araştırmacılar, bu teknolojinin klinik ve ticari uygulamalara geçebilmesi için mühendislik çalışmalarının sürdüğünü belirtiyor.</p><h3>Queen Mary Üniversitesi'nin prototipi endüstriyel ve tıbbi uygulamalara hazırlanıyor</h3><p>Queen Mary Üniversitesi'nin geliştirdiği renk değiştiren malzeme henüz prototip aşamasında olsa da, endüstriyel ve tıbbi uygulamalar için büyük umut vadediyor. Araştırma ekibi, sensörün günlük kullanıma uygun hale gelmesi için mühendislik çalışmalarına devam ediyor. Şu anki prototip, düşük maliyetli bir USB kamera ile çalışıyor ve herhangi bir özel optik donanım gerektirmiyor. Bu, teknolojinin yaygınlaşmasını ve farklı sektörlerde kullanılmasını kolaylaştırıyor. Özellikle hassas montaj, cerrahi müdahaleler ve protez üretimi gibi alanlarda, robotların insan benzeri dokunma hassasiyetine ulaşması, iş güvenliği ve verimlilik açısından büyük avantajlar sağlayacak. Queen Mary Üniversitesi'nin bu yeniliği, robotik dokunma teknolojisinde hız ve detay kaybı sorununu ortadan kaldırırken, düşük maliyetli donanımlarla yüksek performans sunuyor. Araştırmacılar, bu malzeme sayesinde robotların bir parmak izini okuyacak kadar hassas ve gerçekleştiği anda tepki verecek kadar hızlı olacağını öngörüyor. Sonuç olarak, renk değiştiren malzeme ile donatılmış robotlar, hem endüstride hem de tıpta yeni bir dönemin kapısını aralıyor.</p><p>Queen Mary Üniversitesi'nin bu yenilikçi yaklaşımı, robotik dokunma alanında yıllardır süren hız ve detay ikilemini çözüyor. Renk değiştiren malzeme sayesinde, robotlar insan dokunuşuna çok daha yakın bir hassasiyet ve hız seviyesine ulaşıyor. Araştırmacılar, bu teknolojinin geliştirilmesiyle birlikte, robotların hassas üretimden cerrahiye kadar pek çok alanda daha güvenli ve verimli çalışacağını belirtiyor. Önümüzdeki yıllarda, renk değiştiren malzemenin ticarileşmesi ve klinik uygulamalarda yaygınlaşması bekleniyor. Robotik dokunmada yeni bir çağın başladığı bu dönemde, Queen Mary Üniversitesi'nin çalışması sektörde büyük yankı uyandırıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/robotlara-insan-benzeri-d-838_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283107</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/uyku-eksikligi-neden-kilo-aldiriyor-yeni-arastirma-onemli-ipuclari-verdi-283107</link>
      <pubDate>2026-07-08T17:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uyku eksikliği neden kilo aldırıyor? Yeni araştırma önemli ipuçları verdi]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Columbia Üniversitesi Vagelos Tıp ve Cerrahi Fakültesi'nde yürütülen yeni bir araştırma, altı haftalık hafif uyku kaybının sağlıklı yetişkinlerde kilo artışı ve hareketsiz yaşam süresinde yükselişe yol açtığını ortaya koydu. Uzmanlar, uyku düzenindeki küçük değişikliklerin bile uzun vadede ciddi sağlık riskleri doğurabileceği konusunda uyarıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uyku eksikliği neden kilo aldırıyor? Yeni araştırma önemli ipuçları verdi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Columbia Üniversitesi Vagelos Tıp ve Cerrahi Fakültesi'nin gerçekleştirdiği kapsamlı bir araştırma, altı hafta boyunca gecelik uyku süresini sadece 90 dakika azaltmanın, sağlıklı yetişkinlerde kilo artışına ve fiziksel aktivite süresinde azalmaya yol açtığını gösterdi. 95 gönüllü yetişkinin katıldığı çalışmada, katılımcılar iki ayrı altı haftalık dönemden geçti. Bir dönemde normal uyku düzenlerini sürdürdüler, diğerinde ise her gece uyku süreleri 90 dakika kısıtlandı. Araştırma sonunda, uyku kaybı yaşayanların ortalama bir pound (yaklaşık 450 gram) kilo aldığı ve gün içinde daha uzun süre hareketsiz kaldığı tespit edildi. Uzmanlar, bu küçük gibi görünen değişikliğin uzun vadede obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığı riskini artırabileceğine dikkat çekiyor.</p><h3>Columbia Üniversitesi araştırmacılarından uyku kaybı ve kilo artışı ilişkisi</h3><p>Çalışmanın yürütücülerinden Dr. Marie-Pierre St-Onge, araştırmanın özellikle hafif uyku kaybının etkilerini anlamak için tasarlandığını belirtti. Önceki bilimsel çalışmalar genellikle gecede dört saatlik uyku gibi aşırı kısıtlamalara odaklanırken, bu yeni araştırmada daha gerçekçi ve toplumda sıkça rastlanan bir uyku eksikliği modeli incelendi. Katılımcıların uyku süresi sadece 90 dakika azaltıldı. Bu küçük değişiklik, birçok yetişkinin günlük hayatında farkında olmadan yaşadığı uyku kaybını yansıtıyor. Uyku kaybı uygulanan dönemin sonunda, gönüllülerde ortalama bir poundluk kilo artışı görüldü. Dr. St-Onge, bu artışın kısa sürede fazla gibi görünmese de, bir yıl boyunca sürdüğünde klinik olarak anlamlı kilo kazanımına yol açabileceğini vurguladı. Ayrıca, kilo artışının yanı sıra, uyku kaybı yaşayan katılımcıların gün içinde daha az hareket ettikleri ve hareketsiz zamanlarının arttığı belirlendi.</p><h3>Hafif uyku kaybı hareketsizliği ve kronik hastalık riskini artırıyor</h3><p>Çalışma kapsamında katılımcıların uyku ve hareket düzeyleri, bileğe takılan bir monitörle objektif olarak ölçüldü. Sonuçlar, uyku kaybı döneminde tüm katılımcıların hareketsiz zamanının günde ortalama 17 dakika arttığını gösterdi. Özellikle erkekler ve menopoz sonrası kadınlarda bu süre günlük 30 dakikaya kadar yükseldi. Araştırmacılar, daha kısa uykunun daha fazla uyanık kalma süresi anlamına gelmesine rağmen, bunun ekstra fiziksel aktiviteye dönüşmediğini kaydetti. Dr. Faris Zuraikat, "Katılımcılar daha uzun süre uyanık kalmalarına rağmen, yeterli uyku aldıkları döneme göre gün içinde daha fazla hareketsiz zaman geçirdiler" dedi. Uzmanlar, hareketsizliğin kronik hastalık riskini artırdığına dikkat çekerek, uyku düzenindeki bozulmanın sadece kilo artışıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kalp ve damar hastalıkları ile tip 2 diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırladığını belirtti.</p><h3>Uyku kaybı hormonları ve metabolizmayı da etkiliyor</h3><p>Columbia Üniversitesi'nin yürüttüğü bu araştırmada, yalnızca kilo ve hareket düzeyi değil, aynı zamanda vücut kompozisyonu ve hormon seviyeleri de incelendi. Katılımcıların vücut ağırlığı, bel çevresi ve açlık-toklukla ilişkili hormon düzeyleri detaylı biçimde ölçüldü. Elde edilen veriler, uyku kaybı yaşayan bireylerde iştahı ve metabolizmayı düzenleyen hormonlarda değişiklikler oluştuğunu gösterdi. Özellikle daha önceki çalışmalarda, uyku süresi kısıtlanan kadınlarda insülin direncinin arttığı ve bunun tip 2 diyabet için erken bir uyarı işareti olabileceği ortaya kondu. Ayrıca, yüksek kardiyometabolik risk taşıyan bireylerde, uyku kaybı sonrası iltihaplı hücrelerde artış saptandı; bu da kalp hastalığı gelişimiyle bağlantılı bir durum olarak öne çıktı. Araştırmacılar, yaş ve hormonal değişikliklerin uyku kaybının etkilerini artırabileceğini, menopoz sonrası kadınlarda bu risklerin daha belirgin hale geldiğini aktardı.</p><h3>Uyku düzeni sağlığın temel taşlarından biri</h3><p>Uzmanlar, elde edilen bulguların uyku düzeninin genel sağlık üzerindeki kritik rolünü bir kez daha gözler önüne serdiğini söylüyor. Dr. St-Onge, "Çalışmamız, yeterli uyku almanın kilo alımı ve kalp hastalığı ile diyabet gibi obeziteyle ilişkili hastalıkların riskini azaltmada önemli bir faktör olduğunu ortaya koyuyor" dedi. Yetişkinlerin yaşamları boyunca genellikle kilo aldığını, obezitenin ise kalp hastalığı için en önemli risk faktörlerinden biri olduğunu belirten Dr. St-Onge, sadece diyet ve egzersize odaklanmanın yeterli olmayacağını, uyku kalitesinin de mutlaka dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin sürdürülebilirliğinin her zaman kolay olmadığını, bu nedenle uyku düzeninin korunmasının sağlık açısından hayati önemde olduğunu vurguladı.</p><h3>Uyku kaybı, tip 2 diyabet ve kalp hastalığı riskini artırıyor</h3><p>Araştırmanın sonuçları, yetersiz uykunun yalnızca kilo artışına değil, aynı zamanda obeziteyle ilişkili ciddi hastalıkların gelişimine zemin hazırladığını gösteriyor. Dr. St-Onge, "Uyku kısıtlamasının kilo alımına nasıl yol açtığını daha iyi anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var. Ancak bugüne kadar elde ettiğimiz bulgular, uyku kaybının tip 2 diyabet ve kalp hastalığı gibi sağlık sorunlarının riskini artırdığını gösteriyor" dedi. Araştırmacılar, düzenli olarak yeterli uyku alamayan bireylerin uyku kalitesini artırmasının sağlık üzerindeki olumlu etkilerini anlamanın önemli olduğuna dikkat çekiyor. Sonuç olarak, uyku düzeninin korunması, sağlıklı yaşamın temel taşlarından biri olarak öne çıkıyor.</p><p>Columbia Üniversitesi'nin bu dikkat çekici araştırması, uyku kaybının vücut üzerinde sandığımızdan çok daha geniş ve derin etkileri olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, küçük gibi görünen uyku eksikliklerinin bile uzun vadede kilo artışı, hareketsizlik ve kronik hastalık riskiyle sonuçlanabileceğini belirtiyor. Sağlıklı bir yaşam için sadece diyet ve egzersize değil, uyku düzenine de özen gösterilmesi gerektiği bir kez daha vurgulanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/uyku-eksikligi-neden-kilo-377_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283106</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ankarada-diplomasi-trafigi-cumhurbaskani-erdogan-liderlerle-bir-araya-geldi-283106</link>
      <pubDate>2026-07-08T16:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ankara'da diplomasi trafiği! Cumhurbaşkanı Erdoğan liderlerle bir araya geldi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İtalya Başbakanı Meloni, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Merz ile bir araya geldi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ankara'da diplomasi trafiği! Cumhurbaşkanı Erdoğan liderlerle bir araya geldi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin ev sahipliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında ikili temaslarına devam ediyor.</p><p>Erdoğan, bu kapsamda Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile basına kapalı bir görüşme gerçekleştirdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/41921594.jpg"/><p>Görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MİT Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan ile Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç da eşlik etti.</p><p><b>CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN MELONİ İLE BİR ARAYA GELDİ</b></p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'yi kabul etti.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin ev sahipliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında ikili temaslarına devam ediyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/41922309.jpg"/><p>Erdoğan, bu kapsamda İtalya Başbakanı Meloni ile basına kapalı bir görüşme gerçekleştirdi.</p><p>Kabulde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ile Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkanvekili Çağrı Erhan da eşlik etti.</p><p><b>CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, MERZ İLE GÖRÜŞTÜ</b></p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüştü.</p><p>Erdoğan, bu kapsamda Almanya Başbakanı Merz ile basına kapalı görüşme yaptı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/41922748.jpg"/><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İngiltere Başbakanı Starmer arasındaki görüşmede, Türkiye Cumhuriyeti ile Birleşik Krallık arasında Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi imzalandı.</p><p>Görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ile Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç da eşlik etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/ankarada-diplomasi-trafig-500_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283105</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/nato-genel-sekreteri-rutte-savunmaya-daha-fazla-harcama-ayiriyoruz-283105</link>
      <pubDate>2026-07-08T16:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[NATO Genel Sekreteri Rutte: Savunmaya daha fazla harcama ayırıyoruz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde açıklamalarda bulundu. Rutte, "Rusya bu savaşı devam ettirdikçe biz de Ukrayna'yı desteklemeye devam edeceğiz. Savunmaya daha fazla harcama ayırıyoru" dedi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[NATO Genel Sekreteri Rutte: Savunmaya daha fazla harcama ayırıyoruz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara'nın ev sahipliği yaptığı 36.&#8288; &#8288;NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi sonrasında basın toplantısı düzenleyen Rutte, "Ankara'da son derece başarılı bir zirveyi tamamladık." diye konuştu.</p><p>"Bu zirvenin mesajı basit: NATO sonuç üretiyor." diyen Rutte, geçen yıl Lahey Zirvesi'nde müttefiklerin İttifak'ı güçlendirmek için tarihi kararlar aldığını anımsatarak, "Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan'ın mükemmel ev sahipliği yaptığı Ankara'da bu taahhütler artık hayata geçiriliyor." şeklinde konuştu.</p><p>Savunma yatırımlarının artmaya devam ettiğini, yeni askeri kabiliyetlerin geliştirildiğini ve savunma sanayisinde üretimin artırıldığını belirten Rutte, Avrupa'daki müttefikler ile Kanada'nın ortak güvenlik konusunda daha fazla sorumluluk üstlendiğini söyledi.</p><p>Rutte, müttefiklerin 2035'e kadar gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 5'ini savunmaya ayırma hedefi doğrultusunda önemli ilerleme kaydettiğini, temel savunma harcamalarının ve güvenliği güçlendiren yatırımların artırılmaya devam ettiğini dile getirdi.</p><p>Bunun yalnızca daha fazla harcama yapmak anlamına gelmediğinin altını çizen Rutte, silahlı kuvvetlerin daha tehlikeli hale gelen dünyada ihtiyaç duyduğu imkanlara kavuşturulmasının amaçlandığını aktardı.</p><p>Rutte, üretimin hızlandırılması, savunma sanayisindeki engellerin kaldırılması, dayanıklılığın artırılması ve inovasyona yatırım yapılmasının öncelikler arasında yer aldığını vurgulayarak, NATO Zirvesi Savunma Sanayii Forumu kapsamında yalnızca bir günde 50 milyar doların üzerinde yeni tedarik anlaşması imzalandığını kaydetti.</p><p>Müttefiklerin ayrıca "NATO Drone Edge" girişimini başlattığını ifade eden Rutte, gelecek 5 yılda insansız sistemlere 40 milyar dolarlık yatırım yapılacağını, bunun yanında NATO'nun yakıt tedarik zincirinin güçlendirilmesi amacıyla 27 milyar avroluk altyapı yatırımının da hayata geçirileceğini bildirdi.</p><p>Rutte, yapay zeka ve birlikte çalışabilir transatlantik savaş bulutu altyapısı gibi teknolojik alanlarda da yeni adımlar atıldığını belirtti.</p><p>Ukrayna'ya desteğin süreceğini vurgulayan Rutte, müttefiklerin bu yıl ve gelecek yıl Ukrayna'ya en az 70 milyar avro tutarında askeri teçhizat, yardım ve eğitim desteği sağlama taahhüdünde bulunduğunu aktardı.</p><p>NATO'nun kolektif savunma ilkesinin yeniden teyit edildiğinin altını çizen Rutte, "Ankara'da müttefikler, kolektif savunmaya ve 5. Madde'ye olan sarsılmaz bağlılıklarını yeniden teyit etti." diye konuştu.</p><p>Rutte, liderlerin İttifak'ın modernizasyonu ve geleceğe hazırlanması konusunda da mutabakata vardığını belirterek, Avrupa'daki müttefikler ile Kanada'nın ABD ile birlikte İttifak'ın savunmasında daha fazla sorumluluk üstleneceğini kaydetti.</p><p>Genel Sekreter Rutte, "NATO 3.0'ın özü budur, uyum sağlamayı sürdüren ve 1 milyar insanın güvenliğini sağlamaya devam eden bir İttifak." değerlendirmesinde bulundu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/nato-genel-sekreteri-rutt-177_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283104</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/trump-bu-aksam-irani-cok-sert-vuracagiz-283104</link>
      <pubDate>2026-07-08T16:13:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trump: Bu akşam İran'ı çok sert vuracağız]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Trump, "İran çok kötü davranıyor, anlaşmayı ihlal ediyor. Büyük ihtimalle bu akşam İran'ı çok sert şekilde vuracağız. İran'ın askeri kuvvetleri yok oldu. İran'la anlaşma olur mu bilmiyorum" dedi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trump: Bu akşam İran'ı çok sert vuracağız]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile ABD Başkanı Donald Trump, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında ortak basın açıklaması gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen açıklamada konuşan Trump, "Erdoğan çok uzun zamandır dostum. Güçlü bir adam, iyi bir adam. Harika bir iş yapmış. Bütün yollar her şey mükemmeldi, havalimanından geldiğimiz yere kadar her şey kusursuzdu. Çok iyi bir görüşme gerçekleştirdik, çok iyi bir zirve gerçekleştirdik" diye konuştu.  </p><p>Zelenskiy ile görüşmek için doğru bir zaman olduğunu dile getiren Trump, Ukrayna ile çok iyi ikili ilişkiler gerçekleştirdiklerini ifade etti.  </p><p><b>"İRAN'I BU AKŞAM DA ÇOK AĞIR VURACAĞIZ"</b></p><p>Trump, bir gazetecinin 'İran ile ateşkes bitti mi?' sorusu üzerine, "Çok kötü davranışlarda bulunuyorlar şu anda, 47 yıldır yaptıkları gibi. Dün akşam onları çok ağır bir şekilde vurduk. Büyük ihtimalle bu akşam da çok ağır vuracağız, biraz uyarı vereyim onlara ama neler olacak göreceğiz" dedi.  </p><p><b>"BİZ İRAN'IN NÜKLEER SİLAHA SAHİP OLMALARINI İSTEMİYORUZ"</b></p><p>İran'ı nükleersizleştirme hedefinde olduklarını dile getiren Trump, "Evet İran'dan hiç hoşnut değilim. İran'ı nükleersizleştirmesinden bahsetmemiz gerekiyor. Zaten bütün savaş bununla ilgiliydi. İran'ın nükleersizleştirilmesi. Sadece bir toplantıyı bununla ilgili yapabiliriz. Çünkü benim amacım rejim değişikliği değil. Liderleri ortadan kaldırdıktan sonra olabilecek en büyük rejim değişikliğini yapmış oluyorsunuz. Ama olay rejim değişikliği ile ilgili değil. Biz onların nükleer silaha sahip olmalarını istemiyoruz. Nükleersizleştirmekten bahsediyoruz ve bu noktada çok ilerleme sağladık" şeklinde konuştu.  </p><p><b>"NÜKLEER SİLAHLARI OLSAYDI KULLANIRLARDI VE BİZ BUNA İZİN VERMEYECEĞİZ"</b></p><p>İran'ın verdiği sözleri tutmadığını aktaran Donald Trump, "Her şeye anlaşıyorlar, her şeye tamam diyorlar. Sonra gidip bir basın toplantısı düzenliyorlar ve 'Biz bunlardan bahsetmedik bile' diyorlar, hepsi çılgınlar. Bu insanların bir derdi var ve 47 yıldır Orta Doğu'nun zorbası olduklarını gördük. Ama artık değiller. Nükleer silaha da sahip olamazlar, işte ben bunun için buradayım. Nükleer silahları olsaydı kullanırlardı ve biz buna izin vermeyeceğiz" ifadelerine yer verdi.  </p><p><b>"BİZİM ORADA DA BİRAZ TOPRAĞIMIZ VAR VE BİZİM DE ÇIKARIMIZ VAR"</b></p><p>Putin ve Zelenskiy'nin anlaşma istediklerini belirten Trump, "İnsanlar anlaşmak istedikleri zaman bunu anlayabiliyorum ve anlaşmak istediğini düşünüyorum. Hissediyorum ki Zelenskiy de ülkesini yeniden inşa etmeye geri dönmek ister tüm bu ölüm ve yıkımdan sonra. Ukrayna muazzam bir potansiyele sahip ve bunun farkında kendisi de bunu da konuştuk. Harika bir ülke inşa edebileceğini düşünüyorum. Bizim orada da biraz toprağımız var ve bizim de çıkarımız var. Mineraller var ve bu konuda dünyanın en iyi mineral yataklarına sahip. Oradaki minerallerden faydalanmak için sabırsızlanıyorum doğru zaman geldiğinde" diye konuştu.  </p><p><b>"UKRAYNA'YA PATRİOT FÜZESİ ÜRETME HAKKI VERECEĞİZ"</b></p><p>Trump, Ukrayna'ya Patriot füzesi üretme hakkı vereceklerini aktararak, "Onlara Ukrayna'ya Patriot füzesi üretme hakkı vereceğiz. Nasıl yapılacağını göstereceğiz. Bu çok karmaşık bir süreç ama çabuk öğrenirsiniz diye düşünüyorum. Bunları üreten şirket de şu anda 4 tesis birden inşa ediyor. 4 fabrika birden inşa ediyor. Konuşacağımız şeylerden bir tanesi de onlara Patriot füzeleri üretmek için lisans vermek olacak. Böylece artık bize vermiyorlar diyemeyecek. Kendiniz üretin diyebiliriz. Daha firmaya haber vermedik ama sorun çıkacağını zannetmiyorum. Çok heyecanlanacaklarından eminim. Birçok ülke bunu yapamazdı" ifadelerini kullandı.  </p><p>Rusya'ya savaşı bitirmek adına çok fazla baskı uyguladıklarına değinen Trump, "Hoşuna gittiğini zannetmiyorum, çok heyecanlandığını zannetmiyorum. Çok fazla baskı var. Anlaşmak için çok büyük bir baskı var ve herkesin üzerinde çok baskı olduğunu düşünüyorum.  Bunu hayat kurtarmak için yapmak istiyoruz. Ukrayna bizden çok uzakta, aramızda bir okyanus var. Ben burada hayat kurtarmaya çalışıyorum. Çok fazla insan ölüyor. Çok büyük potansiyele sahip bir ülke olduğunu düşünüyorum. Böylesine bir beyin gücü, ülke yeniden inşa etmeye odaklansa, savaşmak yerine muazzam işler yapılabilir, harika başarılar elde edilebilir. Rusya da aynı şekilde muazzam bir miktarda enerjiyi bu yöne kanalize ediyorlar" açıklamasında bulundu.  </p><p>Putin ile bir görüşme gerçekleştireceğini söyleyen Trump, Putin'e savaşı ne zaman bitireceğini soracağını ifade etti.  </p><p><b>"MOSKOVA'DA KİMSE GÖRÜŞMEZ"</b></p><p>Yakında Ukrayna ve Rusya arasında bir barış görüşmesi olacağını düşündüğü belirten Trump, "Putin'e nerede görüşmek istersiniz diye sorduğunuzda ideal olarak Moskova'da der ama Moskova'da kimse görüşmez. 'Olmaz, bunu yapamazsınız' dedim. Ancak o da görüşecektir. Zelenskiy de görüşecektir ve bir şeyler olacaktır. Olumlu bir şeyler çıkacağını düşünüyorum, yakında olacağını düşünüyorum. Birinci olarak can kayıpları, ikinci olarak da ülkenizin inşa edilmesi. Çünkü Ukrayna muazzam bir geleceğe sahip" diye konuştu.  </p><p><b>"RUSYA BİZE ÇOK SAYGI DUYUYOR VE BİR ŞEKİLDE DOĞRU ANLAŞMAYI YAPABİLECEĞİMİZİ DÜŞÜNÜYORUZ"</b></p><p>Rusya'nın Ukrayna'ya tekrar saldıracağını düşünmediğini vurgulayan Trump, "Anlaşma yapılırsa bununla ilgili olarak bir güvenlik garantisi üzerinde çalışacağız. Rusya bize çok saygı duyuyor ve bir şekilde doğru anlaşmayı yapabileceğimizi düşünüyoruz. Avrupa'ya da yardımcı olabildik, Avrupa da bunu izliyor olacak. Biz de onlara yardımcı olacağız. Bir güvenlik paketi üzerinde çalışıp bunu garanti edeceğiz. Böyle bir şey olacağını düşünmüyorum. Eğer bir anlaşma yapabilirsek Rusya da çok mutlu olacaktır. Başka şeylere odaklanacaklardır. Onlar da bir ülke ve onların da muazzam bir potansiyeli var. Değerli toprakları var, ülkelerinde birçok şey yapabilirler. Ama tekrar saldıracaklarını düşünmüyorum. Yeniden saldıracaklar mı diye soruyorsunuz ama ben böyle bir şeyi öngörmüyorum" şeklinde konuştu.  </p><p><b>"UKRAYNA'YA GİDERİM AMA SAVAŞ BİTSİN İSTERİM"</b></p><p>Ukrayna'ya doğru zamanda gitmek istediğini aktaran Trump, "Ukrayna'ya giderim ama savaş bitsin isterim. Bu gizli servisin çok hoşuna gitmez. Mesela daha fazla hasar görmeden Kiev'e gitmek çok güzel olurdu. Ukrayna'ya doğru zamanda gitmek isterim" dedi.  </p><p><b>"PETROL BORU HATLARINI VURMAYIN, GERİ KALANINI VURUN DEDİM"</b></p><p><b>ABD'nin geçtiğimiz gün İran'a saldırması üzerine sorulan soruya ilişkin Trump, şu ifadelere yer verdi:  </b></p><p>"Radarlarını yeniden inşa etmeye çalışıyorlardı, yüzde 60'ını inşa etmişlerdi. Şimdi baştan başlamaları gerekecek. Biz en üst seviyede saldırmıyoruz. En üst seviyede köprüler olur ve istediğimiz anda bir gün içerisinde İran'daki tüm köprüleri ortadan kaldırabiliriz ve yapabilecekleri hiçbir şey olmaz. Elektrik santrallerini mecbur kalırsak onları ortadan kaldırabiliriz. Bunu yapmak istemiyoruz ama mecbur kalırsak yapabiliriz. Su tesislerini vurmak gerekirse bunu yapabiliriz. Petrole dokunmayın dedim, belki Hark Adası'nı ele geçiririz dedim. Yapabilecekleri hiçbir şey olmaz, Petrol boru hatlarını vurmayın, geri kalanını vurun dedim. Onlar da vurdular. Bu akşam yine vurabilirler. Normalde böyle yapmam ama bunu gerçekten hak ediyorlar. Çünkü anlaşma yapmak istediklerini söylüyorlar."  </p><p><b>"UYUŞTURUCU KAÇAKÇILARINI ORTADAN KALDIRMAK İÇİN KULLANDIĞIMIZ SİLAHLARLA ONLARI VURURUZ"</b></p><p>Trump, Hürmüz Boğazı'na mayın döşenmesinin engelleyeceklerini ifade ederek, "Ablukayı geri getirebiliriz, bu sadece İran için olacaktır. Başka herkes geçebilecektir. Eğer başarabilirlerse Hürmüz'e mayın döşemeyi çalışacaklardır ama yine onları engelleriz. Uyuşturucu kaçakçılarını ortadan kaldırmak için kullandığımız silahlarla onları vururuz" diye konuştu.  </p><p><b>"DRONE ANLAŞMALARI KONUSUNDA ÇALIŞIYOR OLMAMIZ DA ÇOK MEMNUNİYET VERİCİ"</b></p><p>Zelenskiy ise görüşme için Trump'a teşekkürlerini ileterek ABD'nin desteklerinden dolayı da duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Zelenskiy, "Savunma hala çok önemli bir önceliğimiz olmayı sürdürüyor. Tabii ki müzakereler konusunda şunu söyleyebilirim, ne yapılması gerektiğini anlıyoruz. Bunu nasıl bir barışla sonuçlandırmak için, sizin de elinizden gelen her şeyi yapacağınızı olan güvenim de tam. Drone anlaşmaları konusunda çalışıyor olmamız da çok memnuniyet verici. Bu çok önemli bir başlangıç ve sizinle bununla ilgili çok bazı önemli detayları da görüşmek isterim" dedi.  </p><p>Putin'in barış için hangi şartları öne sürdüğünü bilmediğini aktaran Zelenskiy, "Zaten bunlar değişiyor. Çünkü savaşın başında daha güçlüydü. Ancak şu anda cephedeki inisiyatifi kaybettiğini düşünüyorum. Bizim askerlerimiz, kahraman insanlarımız çok önemli. Ama önemli olan, burada kimin daha çok askeri olduğu değil. Teknolojiler çok önemli. Teknolojik üstünlüğe sahip olduğumuzu düşünüyoruz. Daha iyi teknolojik adımları attığımızı, belki de bu adımları daha hızlı attığımızı düşünüyoruz. Onlar da çok fazla şey üretiyorlar.  Bunlarla da mücadele etmek çok zor. Güçlü silahlar geliştiriyorlar. Ama biz bu noktada daha hızlıyız. Bu sebeple inisiyatifin tamamen olmasa bile bizim tarafımıza geçtiğini düşünüyoruz. Biz de tabii ki bu savaşı göklere taşımak istiyoruz. Hava sahasını ve cephenin kontrolünü ele geçirmek istiyoruz. Bu çok önemli. Onların lojistik damarlarını, petrol ve dizel damarlarını insan can kaybına yol açmadan kesmenin yolunu bulduk. Bizim farkımız da bu zaten" diye konuştu.  </p><p><b>"PATRİOT LİSANSLARININ EN İYİ ANTİBALİSTİK FÜZE SİSTEMİ OLDUĞUNU BİLİYORUZ"</b></p><p>Patriot yüksek irtifa hava ve füze savunma sisteminin alanında en iyisi olduğunu söyleyen Zelenskiy, "Patriot lisanslarının şu anda en iyi antibalistik füze sistemi olduğunu biliyoruz. Gerçekten en iyisi. Biz bunu daha önce de kullandık ve bu gerçek. Diğer ortaklarımızın da tüm desteklerine müteşekkiriz" dedi.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/trump-bu-aksam-irani-cok--395_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283103</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/bitkilerin-yer-altinda-gizli-enerji-paylasimi-yaptigina-dair-guclu-kanit-bulundu-283103</link>
      <pubDate>2026-07-08T16:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bitkilerin yer altında gizli enerji paylaşımı yaptığına dair güçlü kanıt bulundu]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Japonya'da Chiba Üniversitesi ve Kobe Üniversitesi araştırmacıları, Gentiana squarrosa üzerinde yürüttükleri deneylerle, mikorhizal ağların bitkiler arasında karbon paylaşımında oynadığı rolü ilk kez bu kadar net biçimde ortaya koydu. Araştırma, orman ekosistemlerinin yer altındaki gizli enerji transferi mekanizmasına ışık tutuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bitkilerin yer altında gizli enerji paylaşımı yaptığına dair güçlü kanıt bulundu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Japonya'nın önde gelen bilim kurumlarından Chiba Üniversitesi ve Kobe Üniversitesi'nden bir grup araştırmacı, bitkilerin yer altındaki mantar ağları aracılığıyla enerji paylaşımında bulunduğuna dair çarpıcı bulgulara ulaştı. Gentiana squarrosa isimli küçük çiçekli bir bitki üzerinde yapılan deneyler, bu türün yalnızca fotosentezle değil, aynı zamanda mikorhizal mantar ağları üzerinden komşu bitkilerden de karbon alabildiğini gösterdi. Söz konusu keşif, bitkiler arası enerji transferinin düşündüğümüzden çok daha karmaşık ve yaygın olabileceğine işaret ediyor. Araştırma, bitkilerin yer altı mantar ağı sayesinde hayatta kalma stratejilerini nasıl çeşitlendirdiğini ve ekosistem içindeki enerji akışının bilinenden daha dinamik olduğunu ortaya koydu.</p><h3>Gentiana squarrosa'da karbon paylaşımı: Bilim insanlarından güçlü kanıt</h3><p>Çalışmanın merkezinde, gentiyan ailesinin bir üyesi olan Gentiana squarrosa yer aldı. Araştırmacılar, bu bitkinin hem güneş ışığından yararlandığını hem de toprak altında bulunan mikorhizal mantar ağı üzerinden karbon transferi gerçekleştirdiğini belirledi. Söz konusu mantar ağı, 'ağaçlar arası ağ' olarak bilinen ve orman, mera ile sulak alanların altında yaygın biçimde bulunan mikorhizal ağlardan oluşuyor. Bu ağlar, farklı bitki türlerinin köklerini birbirine bağlayarak, karbon ve besin maddelerinin paylaşımını mümkün kılıyor. Özellikle mykoheterotrofizm adı verilen bir stratejiyle, bazı bitkiler karbon ihtiyaçlarını tamamen ya da kısmen bu mantar ortaklarına dayandırabiliyor. Gentiana squarrosa'nın ise kısmen mykoheterotrofik olduğu, yani hem fotosentezle hem de mantar simbiyozuyla karbon sağladığı tespit edildi. Bu durum, orman zemininde gölgede kalan ve güneş ışığına sınırlı erişimi olan bitkiler için hayatta kalma şansını artırıyor.</p><h3>Chiba Üniversitesi ekibinden deneysel yöntem: Karbon transferi nasıl izlendi?</h3><p>Araştırmacılar, karbon transferini tespit etmek için yenilikçi bir yöntem geliştirdi. Gentiana squarrosa fideleri, C3 ve C4 olarak bilinen farklı türde arkadaş bitkilerle birlikte, özel olarak tasarlanmış U şeklinde saksı sistemlerinde yetiştirildi. Bitkilerin kökleri arasında ince bir naylon ağ kullanılarak doğrudan fiziksel temas engellendi, ancak mantar miselyumlarının serbestçe hareket etmesi sağlandı. Böylece, karbon değişimi için tek yolun mikorhizal ağ olduğu garanti altına alındı. C4 bitkilerinin doğal olarak daha fazla karbon-13 izotopu taşıması, araştırmacıların karbonun hareketini izlemelerine olanak tanıdı. Sonuçlar, Gentiana squarrosa'nın C4 arkadaş bitkisiyle birlikte yetiştirildiğinde, karbon-13 seviyesinin belirgin biçimde yükseldiğini gösterdi. Bu bulgu, karbonun mantar ağı üzerinden transfer edildiğini net biçimde ortaya koydu. Ayrıca, elde edilen karbonun bitki büyümesine katkı sağladığı da tespit edildi.</p><h3>Kobe Üniversitesi'nden yer altı enerji ekonomisine dair yeni bakış</h3><p>Çalışmanın bir diğer önemli sonucu, mikorhizal ağların yalnızca besin taşıyan bir sistem olmanın ötesinde, bitkiler arasında adeta bir 'enerji dağıtım ağı' gibi işlev gördüğünü göstermesi oldu. Araştırmanın başyazarı Masashide Yamato, geliştirilen U şeklindeki saksı sisteminin benzer karbon transferlerinin diğer bitki türlerinde de test edilmesine olanak sağlayacağını vurguladı. Eğer bu tür transferler farklı bitkilerde de doğrulanırsa, hifal ağların yalnızca besin emilimiyle sınırlı kalmadığı, aynı zamanda karbon bileşenlerinin hareketine de aracılık ettiği anlaşılmış olacak. Bu bakış açısı, mikorhizal ağların ekosistemlerdeki rolünü yeniden tanımlayabilir. Araştırmacılar, yer altı bitki yaşamının, bugüne dek düşünüldüğünden çok daha bağlantılı ve karmaşık bir yapıya sahip olduğunu belirtiyor. Özellikle enerji paylaşımı, ekosistemin dayanıklılığı ve bitki çeşitliliği açısından kritik bir unsur olarak öne çıkıyor.</p><h3>Mykoheterotrofizm ve mikorhizal ağlar: Ekosistem biliminde yeni bir dönem</h3><p>Bu araştırma, mykoheterotrofizm kavramının ve mikorhizal ağların ekosistemdeki önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Özellikle arbusküler mikorhizal mantarların, karbon transferinde oynadığı rolün bugüne dek gözden kaçtığına dikkat çekildi. Standart testlerde izotop imzalarının benzerliği nedeniyle tespit edilmesi zor olan bu transferler, yeni deneysel yöntemlerle artık daha kolay izlenebiliyor. Araştırmacılar, elde ettikleri bulguların yalnızca Gentiana squarrosa ile sınırlı kalmayacağını, farklı bitki türlerinde de benzer enerji paylaşımı mekanizmalarının ortaya çıkabileceğini düşünüyor. Bu durum, ormanların ve diğer doğal alanların yer altı ekolojisinin, yüzeyde görünenin ötesinde bir karmaşıklık içerdiğini gösteriyor. Gelecekte yapılacak çalışmalar, mikorhizal ağların ekosistem sağlığı, bitki çeşitliliği ve iklim değişikliğiyle mücadelede nasıl bir rol üstlenebileceğini daha ayrıntılı biçimde ortaya koyabilir.</p><p>Sonuç olarak, Chiba Üniversitesi ve Kobe Üniversitesi'nin ortaklaşa yürüttüğü bu araştırma, bitkiler arası enerji paylaşımının yer altındaki mantar ağları sayesinde gerçekleştiğine dair en güçlü kanıtlardan birini sundu. Gentiana squarrosa üzerinde yapılan deneyler, mikorhizal ağların yalnızca besin taşıyan bir kanal olmadığını, aynı zamanda ekosistemin enerji dengesini sağlayan kritik bir unsur olduğunu ortaya çıkardı. Bu bulgular, ekosistem biliminde yeni bir dönemin kapılarını aralayabilir. Bilim insanları, gelecekte daha fazla bitki türünde benzer mekanizmaların araştırılması gerektiğini belirterek, yer altı enerji ekonomisinin sırlarının çözülmesinin ekolojik denge ve sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/bitkilerin-yer-altinda-gi-913_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283102</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/uzmanlar-acikladi-su-icme-aliskanliklariniz-susuz-kalmaniza-neden-olabilir-283102</link>
      <pubDate>2026-07-08T16:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uzmanlar açıkladı! Su içme alışkanlıklarınız susuz kalmanıza neden olabilir]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye genelinde yapılan araştırmalar, yanlış su tüketimi alışkanlıklarının toplum sağlığını olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, su tüketimi konusunda yapılan 7 temel hataya dikkat çekerek, bu alışkanlıkların enerji kaybından konsantrasyon bozukluğuna kadar birçok soruna yol açabileceğini vurguluyor. Su tüketimi ve doğru hidrasyonun önemi her geçen gün artıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uzmanlar açıkladı! Su içme alışkanlıklarınız susuz kalmanıza neden olabilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de sağlık uzmanları, su tüketimi konusunda yapılan yaygın hataların ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu. Özellikle yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte, susuzluğun önlenmesi ve vücudun ihtiyaç duyduğu sıvı dengesinin korunması için doğru alışkanlıkların önem kazandığı belirtiliyor. Araştırmalar, birçok kişinin günlük yaşamında farkında olmadan yaptığı yedi temel su tüketimi hatasının, enerji düşüklüğünden odaklanma problemlerine kadar pek çok olumsuz etkiyi beraberinde getirdiğini gösteriyor. Uzmanlar, bu hatalardan kaçınmanın ve su tüketimini bilinçli şekilde artırmanın, genel sağlığın korunmasında kritik bir rol oynadığını vurguluyor.</p><h3>Uzmanlar: 'Susuzluk hissi geç bir belirti, düzenli su önemli'</h3><p>Sağlık otoriteleri, su tüketimi konusunda yapılan en sık hatalardan birinin, yalnızca susama hissine güvenmek olduğunu belirtiyor. Susuzluk, vücudun sıvı ihtiyacının geç bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Özellikle yaşlı bireylerde susuzluk hissi zamanla azalabiliyor ve bu durum, hafif dehidrasyonun fark edilmeden ilerlemesine yol açabiliyor. Uzmanlar, susuzluk hissi oluşmadan önce su içilmesini öneriyor ve gün boyunca yanınızda su şişesi bulundurmanın bu alışkanlığın kazanılmasında etkili olduğunu ifade ediyor. Ayrıca, sabahları ilk iş olarak su içmemek de sık rastlanan bir hata olarak öne çıkıyor. Uyku sırasında kaybedilen sıvı nedeniyle vücut doğal olarak susuz uyanıyor ve güne bir bardak su ile başlamak, hem enerji seviyesini artırıyor hem de zihinsel berraklığı destekliyor.</p><h3>Elektrolit dengesi ve aşırı su alımına dikkat çekildi</h3><p>Su tüketimi ile ilgili bir diğer önemli hata ise, kısa sürede çok fazla su içmek ve elektrolit dengesini göz ardı etmek. Vücut, bir anda alınan fazla suyun tamamını ememiyor ve bu durum, sıvının hızla dışarı atılmasına neden oluyor. Nadiren de olsa, aşırı su tüketimi kandaki sodyum seviyesini tehlikeli şekilde düşürebiliyor ve hiponatremi olarak bilinen ciddi bir tabloya yol açabiliyor. Uzmanlar, sıvı alımının gün içine dengeli şekilde yayılmasını ve özellikle uzun süreli egzersizlerde ya da aşırı terlemede elektrolitlerin mutlaka takviye edilmesini öneriyor. Sodyum, potasyum ve magnezyum gibi minerallerin eksikliği, kas kramplarından kalp ritmi bozukluklarına kadar çeşitli sorunlara sebep olabiliyor. Bu nedenle, özellikle sıcak havalarda veya yoğun fiziksel aktivite sırasında, su tüketimi kadar elektrolit desteğinin de ihmal edilmemesi gerektiği vurgulanıyor.</p><h3>Kafeinli içecekler ve su içeriği yüksek gıdalar konusunda uyarı</h3><p>Kafeinli içeceklerin su tüketiminin yerini tutmadığına dikkat çeken uzmanlar, kahve, çay ve enerji içeceklerinin günlük sıvı ihtiyacına katkı sağlasa da ana su kaynağı olarak kullanılmasının yanlış olduğunu belirtiyor. Orta düzeyde kafein alımının idrar çıkışını önemli ölçüde artırmadığı ifade edilse de, yüksek dozlarda kafein sıvı kaybını tetikleyebiliyor. Ayrıca, bu tür içeceklerin çoğu, fazla şeker ve katkı maddesi içerdiğinden dolayı sağlık üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor. Sağlık profesyonelleri, kafeinli içeceklerin yanında mutlaka su içilmesini ve suyun ana sıvı kaynağı olarak tercih edilmesini tavsiye ediyor. Bunun yanı sıra, su içeriği yüksek meyve ve sebzelerin günlük beslenmede yer almasının da susuzlukla mücadelede etkili olduğu belirtiliyor. Salatalık, karpuz, çilek, marul ve portakal gibi gıdalar, hem sıvı ihtiyacını karşılıyor hem de vücudun mineral dengesine katkı sağlıyor.</p><h3>Herkesin su ihtiyacı farklı: Kişisel faktörler belirleyici</h3><p>Uzmanlar, su tüketimi konusunda tek tip bir yaklaşımın yanlış olduğunu ve herkesin sıvı ihtiyacının farklılık gösterdiğini vurguluyor. Vücut ağırlığı, yaş, genel sağlık durumu, iklim ve fiziksel aktivite düzeyi gibi faktörler, günlük su ihtiyacını doğrudan etkiliyor. Kadınlar için günde yaklaşık 2.7 litre, erkekler için ise 3.7 litre su tüketimi öneriliyor. Ancak bu miktarların, kişinin yaşam tarzına ve çevresel koşullara göre değişebileceği belirtiliyor. Susuz kalıp kalmadığınızı anlamanın en pratik yolunun idrar rengini kontrol etmek olduğu ifade ediliyor. Açık sarı idrar genellikle yeterli sıvı alımını gösterirken, koyu renkli idrar daha fazla suya ihtiyaç duyulduğuna işaret ediyor. Bu nedenle, bireylerin kendi vücutlarını dinlemeleri ve sıvı alımlarını buna göre ayarlamaları gerektiği belirtiliyor.</p><h3>Su tüketimi alışkanlıkları küçük değişikliklerle gelişiyor</h3><p>Sağlık uzmanları, su tüketimini artırmak ve susuzluk riskini azaltmak için günlük yaşantıda küçük ama etkili değişiklikler yapılabileceğini söylüyor. Yeniden kullanılabilir bir su şişesi taşımak, su içmeyi hatırlatıcılar kurmak ve su tüketimini öğünlerle ilişkilendirmek, bu alışkanlığın kazanılmasına yardımcı oluyor. Düz suyu sevmeyenler için, suyun içine limon veya taze meyve dilimleri eklemek öneriliyor. Ayrıca, egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında ekstra su tüketmek, hastalık dönemlerinde ise sıvı alımını artırmak önemli adımlar arasında yer alıyor. Uzmanlar, su tüketiminde tutarlılığın ve düzenli aralıklarla su içmenin, gün sonunda birden fazla bardak su içmekten daha etkili olduğunu belirtiyor. Sonuç olarak, doğru su tüketimi alışkanlıkları ile hem fiziksel hem de zihinsel performansın artacağı, sağlığın korunacağı vurgulanıyor.</p><p>Su tüketimi, toplum sağlığı açısından temel bir unsur olarak öne çıkıyor. Bilinçli ve dengeli su tüketimi, yalnızca susuzluk hissini gidermekle kalmıyor; aynı zamanda vücudun tüm sistemlerinin düzenli çalışmasını ve yaşam kalitesinin yükselmesini sağlıyor. Uzmanlar, herkesin kendi ihtiyaçlarına uygun su tüketimi alışkanlıkları geliştirmesini ve bu konuda farkındalığın artırılmasını öneriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/uzmanlar-acikladi-su-icme-826_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283101</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/fazla-d-vitamini-zararli-olabilir-iste-dikkat-edilmesi-gereken-belirtiler-283101</link>
      <pubDate>2026-07-08T16:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Fazla D vitamini zararlı olabilir! İşte dikkat edilmesi gereken belirtiler]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[D vitamini takviyelerinin kontrolsüz kullanımı, özellikle yüksek dozlarda alındığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, D vitamini fazlalığının böbrek yetmezliğinden zihinsel bozukluklara kadar geniş bir yelpazede risk oluşturduğunu vurguluyor. Takviye kullanmadan önce mutlaka sağlık profesyonellerine danışılması gerektiği bildiriliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Fazla D vitamini zararlı olabilir! İşte dikkat edilmesi gereken belirtiler]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>D vitamini takviyelerinin kontrolsüz ve yüksek dozda kullanılması, vücutta bir dizi ciddi sağlık sorununu tetikleyebiliyor. Son yıllarda özellikle pandemi sonrası dönemde D vitamini kullanım oranı artarken, uzmanlar aşırı alımın böbrek yetmezliği, hiperkalsemi ve zihinsel durum bozuklukları gibi ağır sonuçlara yol açabileceği konusunda uyarıyor. D vitamini fazlalığı, genellikle bilinçsizce ve uzun süreli takviye kullanımıyla ortaya çıkıyor ve çoğu zaman ilk belirtiler göz ardı edilebiliyor.</p><h3>Uzmanlar: 'D vitamini kan seviyesi 150 ng/mL'yi aşınca risk artıyor'</h3><p>Sağlık profesyonelleri, D vitamini fazlalığının en güvenilir göstergesinin kan testleriyle saptanabildiğini belirtiyor. Kan D vitamini seviyesinin 100 ng/mL'nin üzerine çıkması yüksek olarak kabul edilirken, 150 ng/mL'nin üzerindeki değerlerin ise ciddi toksisite riski taşıdığı vurgulanıyor. Optimal kan D vitamini seviyesi ise genellikle 30-60 ng/mL aralığında tutulmalı. D vitamini toksisitesi nadir görülse de, çoğunlukla yanlış dozda takviye kullanımı ve reçete hatalarından kaynaklanıyor. Özellikle D vitamini eksikliği nedeniyle yüksek doz reçete edilen hastalarda, kan seviyeleri 150 ile 1.220 ng/mL'ye kadar yükselebiliyor. Araştırmalar, düşük D vitamini seviyesini hızla yükseltme çabalarının aşırıya kaçtığında toksisiteye neden olabileceğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, yüksek doz takviye gereksiniminin ancak doktor gözetiminde ve düzenli kan testiyle belirlenmesi gerektiğini, aksi halde ciddi sağlık sorunlarının kaçınılmaz olduğunu ifade ediyor.</p><h3>D vitamini fazlalığı böbrek sağlığını tehdit ediyor</h3><p>D vitamini fazlalığı, vücudun kalsiyum emilimini artırarak hiperkalsemiye yani kan kalsiyum seviyesinin tehlikeli düzeye çıkmasına yol açabiliyor. Normalde 8.4-10.2 mg/dL arasında olması gereken kan kalsiyumunun 10.5 mg/dL'yi aşması, hiperkalsemi olarak tanımlanıyor. D vitamini toksisitesine bağlı hiperkalseminin en sık görülen belirtileri arasında bulantı, kusma, kas zayıflığı, iştah kaybı, dehidrasyon, sık idrara çıkma ve böbrek taşları yer alıyor. Özellikle günlük 10.000 IU'nun üzerinde D vitamini alanlarda bu riskler daha da belirginleşiyor. Böbrekler, aşırı kalsiyumu atmaya çalışırken zarar görebiliyor; bu da böbrek fonksiyonlarının azalmasına, hatta böbrek yetmezliği ve taş oluşumuna yol açabiliyor. Böbrek hastalığı öyküsü olan bireylerin D vitamini takviyesi konusunda son derece dikkatli olması ve doz belirlemesini mutlaka bir uzmana bırakması gerekiyor. Ayrıca, D vitamini fazlalığına bağlı böbrek hasarı gelişen vakalarda, erken müdahale ile böbreklerin daha fazla zarar görmesi engellenebiliyor.</p><h3>Gastrointestinal ve nöropsikiyatrik belirtiler göz ardı edilmemeli</h3><p>Aşırı D vitamini alımının ilk işaretleri arasında sindirim sistemiyle ilgili rahatsızlıklar öne çıkıyor. Hiperkalsemiye bağlı olarak bulantı, kusma, kabızlık ve iştah kaybı gibi gastrointestinal semptomlar sıkça görülüyor. Bunun yanı sıra, D vitamini fazlalığı zihinsel durumu da olumsuz etkileyebiliyor. Kafa karışıklığı, ilgisizlik, depresyon, sinirlilik, halüsinasyonlar ve ağır vakalarda psikoz ile stupor gibi nöropsikiyatrik bulgular ortaya çıkabiliyor. Bu tür semptomlar, çoğu zaman başka sağlık sorunlarıyla karıştırılabiliyor ve D vitamini toksisitesi gözden kaçabiliyor. Uzmanlar, özellikle ani gelişen zihinsel değişiklikler ve sindirim sistemi sorunları yaşayan kişilerin, kullandıkları takviyeleri gözden geçirmesi ve bir sağlık profesyoneline başvurması gerektiğini belirtiyor. D vitamini fazlalığı, erken dönemde fark edilmezse kalıcı hasarlara yol açabiliyor.</p><h3>D vitamini takviyesi almadan önce doz ve kaynaklara dikkat</h3><p>Sağlıklı bireyler için önerilen günlük D vitamini alımı, 1-70 yaş arası için 600 IU (15 mcg), 70 yaş üzeri için ise 800 IU (20 mcg) olarak belirleniyor. Bu miktar, hem besinlerle hem de takviyelerle alınan toplam D vitamini miktarını kapsıyor. Doğal olarak D vitamini içeren gıdalar arasında yağlı balıklar, sığır karaciğeri, yumurta sarısı ve ultraviyole ışıkla işlenmiş mantarlar yer alıyor. Ayrıca süt ve kahvaltılık tahıllar gibi birçok gıda, D vitamini ile zenginleştiriliyor. Uzmanlar, takviye kullanmadan önce bireylerin mutlaka kan seviyelerini ölçtürmesi ve hangi dozda D vitamini alacaklarını bir sağlık profesyoneliyle birlikte belirlemesi gerektiğini vurguluyor. D vitamini seviyesinin ölçümü için genellikle 25-hidroksivitamin D testi kullanılıyor. Bu test, vücudun hem kendi ürettiği hem de dışarıdan alınan D vitamini miktarını en doğru şekilde yansıtıyor. Test işlemi basit ve kısa sürede tamamlanıyor.</p><h3>D vitamini takviyelerinde yan etkilere karşı uyarı</h3><p>D vitamini açısından zengin gıdaların tüketimi genellikle güvenli kabul edilse de, yüksek doz takviyeler bazı yan etkilere yol açabiliyor. İştah kaybı, kilo kaybı, bulantı, kusma ve kabızlık, D vitamini fazlalığının en sık rastlanan belirtileri arasında bulunuyor. Özellikle alışılmadık semptomlar ortaya çıktığında, bireylerin vakit kaybetmeden bir sağlık profesyoneline başvurması öneriliyor. D vitamini toksisitesinin nadir görülmesi, bu riskin göz ardı edilmesini gerektirmiyor. D vitamini, vücut için hayati öneme sahip olsa da, her takviyede olduğu gibi doz aşımı ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Sağlık otoriteleri, toplumda farkındalığın artması ve takviye kullanımı konusunda bilinçli hareket edilmesi gerektiğini vurguluyor.</p><p>Sonuç olarak, D vitamini takviyelerinin bilinçsiz ve yüksek dozda kullanımı, böbrek yetmezliği, hiperkalsemi, sindirim sistemi ve zihinsel sağlık sorunları gibi ciddi riskler barındırıyor. D vitamini eksikliği yaşayan bireylerin, takviye dozunu belirlemeden önce mutlaka bir sağlık profesyoneline danışması ve düzenli aralıklarla kan değerlerini kontrol ettirmesi gerekiyor. Doğal beslenme ve güneş ışığından yararlanmak, gereksiz takviye kullanımının önüne geçmek için en sağlıklı yol olarak öne çıkıyor. Toplum sağlığını korumak adına, D vitamini takviyelerinin ancak tıbbi gereklilik halinde ve uzman gözetiminde kullanılması tavsiye ediliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/fazla-d-vitamini-zararli--661_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283100</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/yuksek-tansiyonu-olanlar-icin-cay-ve-bitter-cikolata-umut-vadediyor-283100</link>
      <pubDate>2026-07-08T16:07:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yüksek tansiyonu olanlar için çay ve bitter çikolata umut vadediyor]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Surrey Üniversitesi'nin öncülüğünde gerçekleştirilen geniş kapsamlı araştırmada, çay ve çikolata tüketiminin kan basıncını düşürmeye yardımcı olabileceği ortaya kondu. 5.205 katılımcı üzerinde yapılan analizde flavan-3-ol içeren gıdaların, özellikle yüksek tansiyon sorunu yaşayanlarda dikkat çekici bir etki yarattığı belirtildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yüksek tansiyonu olanlar için çay ve bitter çikolata umut vadediyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Surrey Üniversitesi'nden Prof. Christian Heiss liderliğinde yürütülen ve European Journal of Preventive Cardiology dergisinde yayımlanan kapsamlı bir meta-analiz, çay ve çikolata gibi flavan-3-ol açısından zengin gıdaların kan basıncını düşürmedeki rolünü gözler önüne serdi. Araştırmada, 145 farklı rastgele kontrollü denemeden elde edilen veriler incelendi ve toplamda 5.205 kişinin sağlık sonuçları değerlendirildi. Sonuçlar, flavan-3-ol içeren çay ve çikolata tüketiminin, özellikle yüksek tansiyonu olan kişilerde, kan basıncı üzerinde ilaçlara yakın düzeyde olumlu bir etki sağladığını gösterdi.</p><h3>Prof. Heiss: "Flavan-3-ol içeren gıdalar tansiyon üzerinde etkili"</h3><p>Çalışmanın başyazarı Prof. Christian Heiss, flavan-3-ol maddesinin sadece çay ve çikolatada değil, üzüm ve elma gibi çeşitli meyvelerde de bulunduğuna dikkat çekti. Heiss, yüksek tansiyonu olan bireylerde gözlemlenen kan basıncı düşüşünün, bazı ilaçlarla elde edilen sonuçlara benzer olduğunu vurguladı. Buna karşılık, düşük tansiyona sahip kişilerde ise bu etkinin çok daha sınırlı kaldığı belirtildi. Katılımcıların günde yaklaşık 500 ila 600 miligram flavan-3-ol tükettiği, bunun da 2-3 fincan çay, bir-iki porsiyon bitter çikolata veya 2-3 yemek kaşığı kakao tozu ile sağlanabileceği açıklandı. Heiss, bu gıdaların daha küçük porsiyonlarının üzüm, armut ve böğürtlen gibi meyvelerle birlikte de tüketilebileceğini ifade etti.</p><h3>Uzmanlardan uyarı: Çay ve çikolata tek başına yeterli değil</h3><p>Keck Medicine of USC'den diyetisyen Kevin Park ise, kan basıncını yönetmek için yalnızca çay ve çikolataya güvenmenin yeterli olmayacağını dile getirdi. Park, dengeli bir beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerinin esas olduğunu, ancak flavan-3-ol bakımından zengin gıdaların ek fayda sağlayabileceğini söyledi. Ayrıca, araştırmada test edilen gıdaların tek dozlarda incelendiğini ve bu nedenle net bir doz-tepki ilişkisi kurmanın zor olduğunu belirtti. Park, bazı deneylerin çay şirketlerinden finansman almasının sonuçlar üzerinde önyargı yaratabileceğine de dikkat çekti. Uzmanlar, çay ve çikolatanın kan basıncına olumlu etkilerinin dört ila sekiz haftalık düzenli tüketimle görülebileceğini, ancak kişisel sağlık durumuna göre mutlaka doktora danışılması gerektiğini hatırlatıyor.</p><p>Flavan-3-ol içeren gıdaların kan basıncı üzerindeki olumlu etkileri bilimsel olarak desteklenirken, uzmanlar bu tür besinlerin tek başına mucizevi bir çözüm sunmadığını vurguluyor. Sağlıklı bir yaşam tarzı ile birlikte, çay ve çikolata gibi flavan-3-ol kaynaklarının dengeli tüketimi, yüksek tansiyonun kontrolünde destekleyici bir rol oynayabilir. Ancak, her bireyin sağlık geçmişi ve ihtiyaçları farklı olduğundan, herhangi bir diyete başlamadan önce mutlaka bir uzmana danışılması öneriliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/yuksek-tansiyonu-olanlar--504_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283099</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/enerji-icin-muz-mu-mango-mu-beslenme-uzmanlarindan-onemli-uyari-283099</link>
      <pubDate>2026-07-08T16:06:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Enerji için muz mu, mango mu? Beslenme uzmanlarından önemli uyarı]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Muz ve mango, enerji ihtiyacını karşılamak isteyenler için sıkça tercih edilen meyveler arasında yer alıyor. Uzmanlar, özellikle potasyum ve vitamin değerleriyle öne çıkan bu iki meyvenin doğru tüketimi konusunda önemli tavsiyelerde bulunuyor. Muz ve mango seçimi yaparken dikkat edilmesi gereken noktalar ve sağlıklı tüketim yolları haberimizde.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Enerji için muz mu, mango mu? Beslenme uzmanlarından önemli uyarı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Muz ve mango, enerji ihtiyacını karşılamak isteyenler için en popüler meyveler arasında öne çıkıyor. Her iki meyve de içerdikleri hızlı etkili karbonhidratlar sayesinde vücuda kısa sürede enerji sağlıyor. Ancak uzmanlar, muzun potasyum bakımından daha zengin olması nedeniyle bu alanda bir adım öne geçtiğine dikkat çekiyor. Muz, kolay sindirilebilme özelliğiyle özellikle egzersiz öncesi veya sonrası tercih edilen bir atıştırmalık olarak biliniyor. Mango ise yüksek C vitamini içeriğiyle bağışıklık sistemine destek sağlıyor. İstanbul'daki beslenme uzmanları, muz ve mango tüketiminin enerji artışı için etkili olduğunu belirtirken, bu meyvelerin proteinle birlikte tüketilmesinin daha sürdürülebilir bir enerji sağladığını vurguluyor.</p><h3>Beslenme uzmanları: 'Muzun potasyum avantajı enerjiye yansıyor'</h3><p>Beslenme uzmanları, muzun potasyum oranı açısından diğer meyvelere kıyasla öne çıktığını ve bu özelliğin kas fonksiyonu ile sıvı dengesine katkı sağladığını belirtiyor. Mango da önemli bir potasyum kaynağı olmasına rağmen, muzun bu alandaki üstünlüğü dikkat çekiyor. Her iki meyve de doğal şeker, lif, A ve C vitaminleri ile antioksidanlar barındırıyor. Uzmanlar, enerji artışı için meyve tüketiminin yanı sıra protein içeren besinlerle birlikte tüketimin, kan şekerinin daha dengeli seyretmesine yardımcı olduğunu ifade ediyor. Yunan yoğurdu, düşük yağlı peynir, fındık ezmesi veya kuruyemiş gibi protein kaynakları, muz veya mango ile birlikte tüketildiğinde daha uzun süreli tokluk ve enerji sağlıyor.</p><h3>Muz ve mango tüketiminde porsiyon ve şeker uyarısı</h3><p>Uzmanlar, muz ve mango gibi enerji veren meyvelerin tüketiminde porsiyon kontrolünün önemine işaret ediyor. Her iki meyve de doğal şeker içerdiği için özellikle diyabeti olan kişilerin olgunluk düzeyine dikkat ederek tüketmesi öneriliyor. Olgunlaşmamış veya tam olgun bir muz, daha düşük şeker içeriğiyle tercih edilebilirken, aşırı olgun muzların şeker oranı daha yüksek olabiliyor. Mango konusunda ise taze meyve tercih edilmesi, konserve ürünlerdeki ilave şekerden uzak durulması gerektiği belirtiliyor. Uzmanlar, gün boyunca düzenli aralıklarla beslenmenin ve su tüketiminin de enerji seviyesini korumada etkili olduğunu dile getiriyor. Enerji içecekleri veya şekerli içecekler yerine su, şekersiz çay veya doğal aromalı sular öneriliyor. Ayrıca, kahvaltının atlanmaması ve öğünlerin üç-dört saat aralıklarla düzenlenmesi, gün boyu enerjik kalmanın anahtarı olarak öne çıkıyor.</p><p>Sonuç olarak, muz ve mango enerji ihtiyacını karşılamada önemli bir rol oynuyor. Ancak her iki meyvenin de porsiyonuna ve tüketim şekline dikkat edilmesi, olası şeker dengesizliklerinin önüne geçiyor. Proteinle birlikte tüketilen muz veya mango, daha sürdürülebilir ve dengeli bir enerji kaynağı sunuyor. Uzmanlar, enerji eksikliği yaşayan kişilerin beslenme düzenlerini gözden geçirmelerini ve gerekirse bir sağlık profesyoneline danışmalarını öneriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/enerji-icin-muz-mu-mango--449_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283098</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/bilim-insanlarindan-cagri-duzenli-uyku-biyolojik-yaslanmayi-yavaslatiyor-283098</link>
      <pubDate>2026-07-08T16:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim insanlarından çağrı! Düzenli uyku, biyolojik yaşlanmayı yavaşlatıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Columbia Üniversitesi öncülüğünde yürütülen ve yarım milyon kişinin verilerinin incelendiği yeni araştırma, uyku süresinin organların biyolojik yaşlanma hızını doğrudan etkilediğini ortaya koydu. Nature dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, 6 saatin altında ya da 8 saatin üzerinde uyuyan kişilerde 17 farklı organ sisteminde yaşlanma süreci hızlanıyor. Araştırma, uyku alışkanlıklarının sağlık üzerindeki etkisini gözler önüne serdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim insanlarından çağrı! Düzenli uyku, biyolojik yaşlanmayı yavaşlatıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Columbia Üniversitesi'nden bilim insanları, yarım milyon kişinin uyku alışkanlıklarını inceleyerek organların biyolojik yaşlanma hızını etkileyen kritik bir eşiği tespit etti. Nature dergisinde yayımlanan araştırmada, 6 saatin altında ya da 8 saatin üzerinde uyuyan bireylerin organlarının, ideal aralıkta uyuyanlara göre çok daha hızlı yaşlandığı ortaya çıktı. Uzmanlar, karaciğerden beyne, kalpten cilde kadar 17 farklı organ sisteminin bu durumdan etkilendiğini belirledi. Çalışma, uyku süresinin sadece yorgunlukla değil, doğrudan organ yaşlanması ve kronik hastalık riskiyle bağlantılı olduğunu gösterdi.</p><h3>Columbia Üniversitesi: Organ yaşlanmasında uyku süresi belirleyici</h3><p>Columbia Üniversitesi araştırma ekibi, UK Biobank veri tabanından elde edilen 500.000 kişinin uyku alışkanlıklarını detaylı biçimde analiz etti. Araştırmacılar, katılımcıların uyku sürelerini ve bu sürenin organ yaşlanmasına etkisini, tıbbi görüntüleme, kan molekülleri ve protein analizleriyle değerlendirdi. Elde edilen sonuçlara göre, 6 saatten az ya da 8 saatten fazla uyuyanların biyolojik yaşları, gerçek yaşlarından daha yüksek çıkıyor. Özellikle 6,4 ile 7,8 saat arası uyuyan kişilerin organlarında en yavaş yaşlanma gözlendi. Bu aralığın dışına çıkanlarda ise, beyin, kalp, karaciğer, akciğer, bağışıklık sistemi ve cilt gibi temel organlarda hızlı yaşlanma sinyalleri tespit edildi. Araştırma, organ yaşlanmasının yalnızca genetik ya da çevresel faktörlerle değil, günlük uyku alışkanlıklarıyla da yakından ilişkili olduğunu vurguladı.</p><h3>Nature araştırması: Uyku süresinin iki ucu risk taşıyor</h3><p>Nature dergisinde yayımlanan çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, uyku süresi ile organ yaşlanması arasındaki ilişkinin bir U eğrisiyle gösterilmesi oldu. Yani, hem çok kısa hem de çok uzun uyku süreleri, organlarda hızlandırılmış yaşlanmaya yol açıyor. Bilim insanları, 6 saat 30 dakika ile 8 saat arasının optimal uyku süresi olduğunu, bu aralığın dışına çıkanlarda ise biyolojik yaşlanmanın hızlandığını belirledi. Özellikle beyin, yağ dokusu ve pankreas üzerinde yapılan detaylı analizler, uyku süresinin bu organlar üzerindeki etkisini net biçimde ortaya koydu. Araştırmacılar, biyolojik saatlerin yalnızca laboratuvar ortamında kalmadığını, gerçek yaşamda diyabet, kalp hastalıkları ve depresyon gibi kronik rahatsızlıkların riskini artırdığını ifade etti. Bu bulgular, uyku alışkanlığının sağlık üzerindeki etkisinin sanılandan çok daha geniş bir yelpazeye yayıldığını gösteriyor.</p><h3>Karen Lincoln: 'Az ya da çok uyku, organ yaşlanmasını tetikliyor'</h3><p>UC Irvine Üniversitesi'nden çevresel sağlık profesörü Karen Lincoln, araştırmanın önemini vurgularken, uyku süresinin organ yaşlanması üzerindeki rolüne dikkat çekti. Lincoln, az uyumanın vücudu hücresel onarım ve beyin temizliği gibi kritik süreçlerden mahrum bıraktığını, fazla uykunun ise genellikle altta yatan başka sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini belirtti. Araştırma, uyku süresinin yalnızca bir alışkanlık olmadığını, doğrudan organların biyolojik yaşını etkilediğini ortaya koydu. Ayrıca, optimal uyku süresinin dışında kalan bireylerde diyabet, kardiyovasküler hastalıklar ve depresyon gibi kronik rahatsızlıkların görülme riskinin arttığına dikkat çekildi. Lincoln, bu verilerin uzun ve sağlıklı bir yaşam için düzenli uyku alışkanlığının önemini bir kez daha gözler önüne serdi.</p><h3>Biyolojik saatler: Organ yaşlanmasında yeni dönem</h3><p>Çalışmada, "biyolojik yaşlanma saatleri" adı verilen istatistiksel araçlar kullanıldı. Araştırmacılar, katılımcıların beyan ettiği uyku süreleriyle birlikte, kan, protein ve tıbbi görüntüleme verilerini bir araya getirerek, 17 farklı organ sisteminin yaşlanma hızını ölçtü. Bu yöntem, önceki çalışmalardan farklı olarak, organ bazında detaylı sonuçlar sunuyor. Araştırmacılar, uyku süresinin yalnızca hissedilen yorgunlukla değil, organların biyolojik yaşlanmasıyla da doğrudan ilişkili olduğunu gösterdi. Elde edilen bulgular, optimal uyku süresinin dışına çıkıldığında, laboratuvar verilerinin ötesinde, klinik olarak da belirgin hastalık risklerinin arttığını ortaya koydu. Bu kapsamlı analiz, uyku alışkanlığının sağlık üzerindeki etkisini bilimsel olarak belgeleyen en geniş çalışmalardan biri olarak öne çıkıyor.</p><h3>Uyku verilerinde öz bildirimin sınırlamaları ve pratik öneriler</h3><p>Araştırma, büyük ölçekli olmasına rağmen, uyku verilerinin katılımcıların kendi beyanlarına dayandığını not ediyor. Yani, bir kişinin yedi saat uyuduğunu belirtmesi, gerçek uyku süresinin farklı olabileceği anlamına geliyor. Gece boyunca yaşanan kısa uyanmalar ya da uyku kalitesindeki değişimler, toplam uyku süresini etkileyebiliyor. Ancak araştırmacılar, bu sınırlamaya rağmen, her gece yedi saat civarında düzenli uyumanın, geçici uzun uykulardan çok daha koruyucu olduğunu vurguluyor. Çalışmanın bir sonraki aşamasında, optimal uyku aralığının yaş, cinsiyet veya genetik faktörlere göre değişip değişmediği de incelenecek. Bilim insanları, uyku alışkanlığının sağlık üzerindeki etkisinin kişisel farklılıklar gösterebileceğini, ancak genel olarak düzenli ve yeterli uykunun biyolojik yaşlanmayı yavaşlattığını belirtiyor.</p><p>Sonuç olarak, Columbia Üniversitesi'nin öncülüğünde yürütülen bu kapsamlı araştırma, uyku süresinin sağlık üzerindeki etkisini bilimsel verilerle ortaya koydu. 6 saatten az ya da 8 saatten fazla uyuyanların, organ yaşlanmasında hızlanma riskiyle karşı karşıya olduğu tespit edildi. Uzmanlar, düzenli ve optimal sürede uyumanın, hem biyolojik yaşlanmayı yavaşlattığını hem de kronik hastalık riskini azalttığını vurguluyor. Bu bulgular, sağlıklı bir yaşam için uyku alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/bilim-insanlarindan-cagri-560_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283097</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/dus-yuruyus-ve-bulasik-yikamak-neden-yeni-fikirleri-tetikliyor-283097</link>
      <pubDate>2026-07-08T16:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Duş, yürüyüş ve bulaşık yıkamak neden yeni fikirleri tetikliyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[New York merkezli nöropsikolog Sanam Hafeez, duşta veya yürüyüşte akla gelen ani fikirlerin tesadüf olmadığını belirtti. Hafeez'e göre, beynin varsayılan mod ağı bu anlarda aktifleşiyor ve yaratıcı düşünceyi tetikliyor. Uzman, yaratıcı atılımları artırmak için rutin aktivitelerin önemine dikkat çekti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Duş, yürüyüş ve bulaşık yıkamak neden yeni fikirleri tetikliyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>New York'ta faaliyet gösteren nöropsikolog Sanam Hafeez, günlük yaşamda duş almak, yürüyüş yapmak veya saç kurutmak gibi sıradan aktiviteler sırasında birdenbire ortaya çıkan yaratıcı fikirlerin aslında rastlantı olmadığını açıkladı. Hafeez, beynin bu tip rutin anlarda farklı bir çalışma moduna geçtiğini ve bu sayede beklenmedik ilham anlarının yaşandığını vurguladı. Özellikle yoğun tempoda çalışan veya sürekli çoklu görevler üstlenen bireylerin, çözemedikleri sorunlara ya da akıllarına getiremedikleri isimlere duşta birdenbire ulaşmasının arkasında, beynin arka planda sürdürdüğü işlem gücünün yattığı belirtildi.</p><h3>Sanam Hafeez: 'Beynin yaratıcı gücü rutin anlarda açığa çıkıyor'</h3><p>Sanam Hafeez, duş almak, saç kurutmak veya yürüyüş yapmak gibi alışıldık aktivitelerin, beynin fazla zihinsel çaba harcamadan çalışmasına imkan tanıdığını ifade etti. Bu gibi anlarda, bireyler bir problemi aktif şekilde düşünmeyi bıraktıklarını sansalar da, beyin arka planda işlemeye devam ediyor. Hafeez, "Duş almak gibi rutin ve az odak gerektiren işlerde, zihin gevşiyor ve daha yaratıcı bir moda geçiyor. Bir soruna yoğun biçimde odaklanmadığımızda, beynimiz serbest kalarak bilgileri arka planda işliyor," diyerek bu sürecin bilimsel temelini ortaya koydu. Bilim dünyasında bu duruma 'inkübasyon süreci' adı veriliyor. Kişi bir sorunla ilgili dikkatini başka bir noktaya kaydırsa da, beyin sahne arkasında çözüm arayışını sürdürüyor. Bu süreç, aniden gelen içgörüler ve 'aha' anlarıyla sonuçlanabiliyor.</p><h3>Varsayılan mod ağı: Yaratıcılığın gizli anahtarı</h3><p>Hafeez, beynin 'varsayılan mod ağı' adı verilen bölümünün, yaratıcı düşüncenin temelini oluşturduğunu belirtti. Özellikle düşük stresli ve tekrarlayan aktiviteler sırasında bu ağ daha etkin hale geliyor. Hafeez, "Bir probleme uzun süre odaklanmak, zihinsel tıkanıklığa yol açabilir. Ancak duş almak, yürüyüş yapmak gibi alışkanlıklar, beynin rahatlamasını ve düşüncelerin serbestçe dolaşmasını sağlıyor. Bu sırada, beyin yeni bağlantılar kuruyor ve beklenmedik yaratıcı atılımlar ortaya çıkabiliyor," açıklamasında bulundu. Varsayılan mod ağı, bilgileri işleyip alakasız gibi görünen fikirleri birleştirerek, çözüm yolları üretiyor. Bu nedenle, yaratıcı fikirlerin çoğu, onları bilinçli olarak düşünmediğimiz anlarda ortaya çıkıyor.</p><h3>Yaratıcı fikirleri artırmak için uzman tavsiyeleri</h3><p>Sanam Hafeez, "Aha" anlarının zorlamayla değil, uygun koşullar sağlanarak tetiklenebileceğini vurguladı. Bir sorun üzerinde saatlerce düşünmek yerine, kısa bir mola vermenin daha etkili olabileceğini belirtti. Yürüyüş yapmak, bulaşık yıkamak, çamaşır katlamak ya da sessizce duş almak gibi basit ve tanıdık aktiviteler, beynin vites değiştirmesine olanak tanıyor. Hafeez, anahtarın tamamen düşünmeyi bırakmak değil, aşırı çabadan uzaklaşmak olduğunu söyledi. Bir problem üzerinde bir süre odaklandıktan sonra, zihnin serbest dolaşımına izin vermek, çözümün kendiliğinden ortaya çıkmasına yardımcı olabiliyor. Özellikle duşta, şampuanı durularken veya saç kuruturken gelen ilhamın, beynin dinlenme sırasında noktaları birleştirme yeteneğinin bir sonucu olduğu vurgulandı.</p><h3>Günlük hayatın içinde yaratıcı düşünceyi tetikleyen aktiviteler</h3><p>Hafeez'in önerilerine göre, yaratıcı atılımları destekleyen başlıca aktiviteler arasında yürüyüş yapmak, bulaşık yıkamak, çamaşır katlamak, bahçecilikle uğraşmak, tanıdık bir güzergah boyunca araba kullanmak, örgü örmek veya tığ işi yapmak ile boyama veya karalama yapmak yer alıyor. Bu tür faaliyetler sırasında, bireyler genellikle bilinçli olarak bir problem üzerinde düşünmüyor. Ancak, beyin arka planda çalışmaya devam ederek, yeni bağlantılar kuruyor ve yaratıcı içgörüler ortaya çıkıyor. Özellikle sessiz ve alışıldık ortamlar, bu sürecin daha verimli işlemesine katkı sağlıyor. Hafeez, telefon kullanımı veya dış uyaranlardan uzak kalınan anların, zihnin serbest dolaşımını desteklediğini ve yaratıcı düşünceyi kolaylaştırdığını belirtti.</p><p>Sonuç olarak, Sanam Hafeez'in açıklamaları, duşta veya benzer rutinlerde birdenbire gelen yaratıcı fikirlerin arkasında, beynin varsayılan mod ağının ve arka planda süren işleyişin olduğunu gösteriyor. Günlük yaşamda kısa molalar vermek, rutin ve düşük stresli aktivitelerle meşgul olmak, yaratıcı düşünceyi ve beklenmedik içgörüleri artırmanın etkili yolları arasında yer alıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/dus-yuruyus-ve-bulasik-yi-514_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283096</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-fransa-cumhurbaskani-macron-ile-bir-araya-geldi-283096</link>
      <pubDate>2026-07-08T15:45:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile bir araya geldi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüştü.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile bir araya geldi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye&#39;nin ev sahipliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;nde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında ikili temaslarına devam ediyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/41921580.jpg"/><p>Erdoğan, bu kapsamda Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile basına kapalı bir görüşme gerçekleştirdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/41921582.jpg"/><p>Görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;a, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MİT Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan ile Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç da eşlik etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/41921583.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/cumhurbaskani-erdogan-fra-547_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283095</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/akilli-camlarda-yeni-donem-isiyi-engelleyip-isigi-gecirebiliyor-283095</link>
      <pubDate>2026-07-08T15:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Akıllı camlarda yeni dönem! Isıyı engelleyip ışığı geçirebiliyor]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Kuzey Carolina'daki bir Amerikan üniversitesinde geliştirilen yeni dinamik pencere teknolojisi, ışık ve ısı geçişini üç farklı modda kontrol edebiliyor. Tungsten oksit bazlı bu yenilikçi malzeme, enerji tasarrufu ve konfor açısından büyük avantajlar sunuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Akıllı camlarda yeni dönem! Isıyı engelleyip ışığı geçirebiliyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Carolina'da bir Amerikan üniversitesinde görevli mühendisler, pencerelerin ışık ve ısı geçişini isteğe göre ayarlayabilen yeni bir dinamik pencere teknolojisi geliştirdiklerini duyurdu. ACS Photonics dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, bu yenilikçi pencere sistemi üç farklı mod arasında geçiş yapabiliyor. Geliştirilen malzeme, kullanıcıların ortamda hem ışık hem de ısı kontrolünü kolayca sağlamasına olanak tanıyor. Uzmanlar, bu teknolojinin özellikle enerji tasarrufu ve iç mekân konforu açısından önemli bir adım olduğunu vurguluyor.</p><h3>Kuzey Carolina mühendislerinden üç modlu pencere çözümü</h3><p>Yeni dinamik pencere teknolojisinin temelinde, 'tungsten oksit' adı verilen özel bir malzeme yer alıyor. Normalde şeffaf olan bu madde, elektrik sinyali verildiğinde kararıyor ve ışığı geçirmiyor. Araştırma ekibi, tungsten okside su ekleyerek 'tungsten oksit hidrat' elde etti ve bu sayede pencereler üç farklı modda çalışabiliyor. İlk modda cam tamamen şeffaf kalıyor, ışık ve ısı geçişine izin veriyor. İkinci modda ise cam, görünür ışığı geçirirken ısıyı engelliyor. Üçüncü ve son modda ise cam neredeyse tamamen kararıyor ve hem ışığı hem de ısıyı bloke ediyor. Bu esnek yapı, yılın her döneminde farklı ihtiyaçlara yanıt veriyor.</p><h3>Tungsten oksit ile enerji verimliliğinde yeni dönem</h3><p>Uzmanlar, dinamik pencere teknolojisinin enerji verimliliği konusunda büyük potansiyel taşıdığına dikkat çekiyor. Tungsten oksit sayesinde, binalarda gereksiz ısı kaybı ve aşırı güneş ışığına maruz kalma önlenebiliyor. Elektrik sinyalleri ve lityum iyonlarının kullanılmasıyla, pencerenin geçirgenliği anında değiştirilebiliyor. Bu sayede hem yaz hem de kış aylarında iç ortam sıcaklığı daha kolay kontrol edilebiliyor. Dinamik pencere sisteminin, özellikle ofisler ve modern konutlarda enerji maliyetlerini düşürme ve konforu artırma açısından yeni bir standart oluşturacağı belirtiliyor.</p><p>Sonuç olarak, Kuzey Carolina'daki bu yenilikçi dinamik pencere çalışması, hem enerji tasarrufu hem de yaşam alanlarında konforun artırılması yolunda önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Tungsten oksit tabanlı bu teknoloji, yakın gelecekte bina mimarisinde ve sürdürülebilir yaşam çözümlerinde yaygın şekilde kullanılabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/akilli-camlarda-yeni-done-459_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283094</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/nato-zirvesi-sonuc-bildirgesi-yayimlandi-50-milyar-dolari-asan-yeni-tedarik-anlasmasi-saglandi-283094</link>
      <pubDate>2026-07-08T15:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[NATO Zirvesi sonuç bildirgesi yayımlandı! 50 milyar doları aşan yeni tedarik anlaşması sağlandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Son dakika haberi... NATO Ankara Zirvesi sonuç bildirisinde, müttefiklerin 50 milyar doları aşan yeni tedarik anlaşması sağladığı duyuruldu. Ayrıca müttefikler kolektif üretim kapasitelerini artırma ve inovasyonu hızlandırmak için sanayi sektörüyle birlikte çalışma taahhüdünde bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[NATO Zirvesi sonuç bildirgesi yayımlandı! 50 milyar doları aşan yeni tedarik anlaşması sağlandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bildiride, üye ülkelerin NATO'nun kolektif savunma maddesi olan 5. maddeye ve transatlantik bağa yönelik "sarsılmaz bağlılıklarını" teyit etmek üzere Ankara'da bir araya geldiğine dikkati çekilirken, "Bir müttefike yönelik saldırı, tüm müttefiklere yönelik saldırıdır. Birliğimiz, dayanışmamız ve kolektif gücümüz, özgür ve demokratik uluslardan oluşan İttifak'ımızdaki 1 milyar vatandaş için barış, güvenlik ve refahın temeli olmaya devam etmektedir. Caydırıcılık ve savunmaya yönelik 360 derece yaklaşımımıza bağlılığımızı sürdürüyoruz." ifadeleri kullanıldı.</p><p>"Rusya'nın Avrupa-Atlantik güvenliği ile istikrarına yönelik uzun vadeli tehdidine ve terörizmin devam eden tehdidine karşı koymak amacıyla müttefiklerin Lahey Savunma Taahhüdü'nü hayata geçirdiği" belirtilen bildiride, Avrupalı müttefikler ve Kanada'nın 2025'te temel savunma ihtiyaçlarına yönelik yatırımlarını 139 milyar dolardan fazla artırdığı vurgulandı.</p><p><b>- 50 MİLYAR DOLARI AŞAN YENİ TEDARİK ANLAŞMASI</b></p><p>Bildiride, yatırımların ihtiyaç duyulan kabiliyetleri sağlarken savunma sanayi ve dayanıklılığı da güçlendirdiğine işaret edilirken, şunlar kaydedildi:</p><p>"Bugün Ankara'da, 50 milyar doları aşan yeni tedarik anlaşmasını duyuruyor, kolektif üretim kapasitemizi artırma ve inovasyonu hızlandırmak için sanayiyle birlikte çalışma taahhüdünde bulunuyoruz. Müttefikler arasındaki savunma ticareti engellerini ortadan kaldırma çalışmalarımızı sürdürecek, savunma sanayisindeki derinliği ve işbirliğini en üst düzeye çıkarmak için NATO ortaklıklarından yararlanacağız."</p><p>Geleceği inşa etmek için daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa ve modernize edilmiş bir İttifak hedeflendiği aktarılan bildiride, Avrupalı müttefikler ve Kanada'nın, ABD'yle birlikte İttifak'ın savunması konusunda daha fazla sorumluluk üstlendiğine dikkati çekildi.</p><p>Bildiride, NATO'nun caydırıcılığı ve savunmasının uzay ve siber unsurlarla desteklenen uygun nükleer, konvansiyonel ve füze savunma kabiliyetleri bileşimine dayandığı belirtildi.</p><p>Muharebe üstünlüğünün korunması konusunda kararlı olunduğu vurgulanan bildiride, "Silahlı kuvvetlerimizi konuşlandırma, destekleme ve sürdürülebilirliğini sağlama kapasitemize yatırım yapıyor; derinlikte hassas vuruş, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler, ileri teknolojiler ve istihbarat kabiliyetleri dahil olmak üzere tüm alanlarda belirlenen kabiliyet hedeflerimizi hayata geçiriyoruz. Birbiriyle uyumlu çalışabilen transatlantik muharebe bulutu geliştiriyor ve güçlü yapay zeka modellerini benimsiyoruz." ifadeleri kullanıldı.</p><p><b>- UKRAYNA'YA DESTEK</b></p><p>Bildiride, Ukrayna'nın transatlantik güvenliğe katkı sağladığı belirtilerek, müttefiklerin, Ukrayna'nın özgürlüğünü, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmasına yönelik sarsılmaz desteğinde birlik içinde olduğunun altı çizildi.</p><p>Avrupalı müttefikler ve Kanada'nın artık Ukrayna'ya yönelik güvenlik yardımının büyük bölümünü ikili ve çok taraflı yollarla finanse ettiği anımsatılan bildiride, "Müttefikler, bu desteğin uzun vadede adil, öngörülebilir ve sürdürülebilir olması gerektiğinin altını çiziyor. Müttefikler, 2026 yılı için Ukrayna'ya askeri teçhizat, yardım ve eğitim desteği kapsamında 70 milyar avro taahhüdünde bulunuyor ve 2027'de de en az aynı seviyede desteği sürdürme yönündeki egemen taahhütlerini teyit ediyor." ifadeleri kullanıldı.</p><p>Bildiride, bu kapsamda, Avrupa Birliği'nin Ukrayna Destek Kredisi aracılığıyla Ukrayna'ya çok yıllı finansman sağlama kararının memnuniyetle karşılandığı kaydedildi.</p><p><b>- HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA SEYRÜSEFER ÖZGÜRLÜĞÜ</b></p><p>İttifak'ın daha geniş güvenlik ortamını şekillendiren stratejik rekabet, yaygın istikrarsızlık, hibrit tehditler ve tekrarlayan krizlere yanıt vermeye ve uyum sağlamaya devam ettiğine dikkati çekilen bildiride, "Müttefikler, İran'ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini yineliyor ve İran'a Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğüne tam anlamıyla saygı gösterme çağrısında bulunuyor." değerlendirmesinde bulunuldu.</p><p>Bildiride, "Türkiye'nin bizlere gösterdiği cömert ev sahipliği için teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bir sonraki toplantımızda bir araya gelmeyi bekliyoruz." ifadesi kullanıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/nato-zirvesi-sonuc-bildir-131_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283090</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/bilim-insani-beyin-sagligi-icin-bes-onemli-aliskanligi-siraladi-283090</link>
      <pubDate>2026-07-08T15:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim insanı beyin sağlığı için beş önemli alışkanlığı sıraladı]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Biyolog Aleksey Yashin, beyin sağlığını korumak isteyenlere düzenli spor, Akdeniz diyeti ve stres yönetimi önerdi. Yashin, özellikle Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklara karşı yaşam tarzı değişikliklerinin büyük önem taşıdığını vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim insanı beyin sağlığı için beş önemli alışkanlığı sıraladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Biyolog Aleksey Yashin, beyin hastalıklarının önlenmesinde yaşam tarzı seçimlerinin belirleyici olduğunu açıkladı. Lenta.ru'ya konuşan Yashin, düzenli spor ve sağlıklı beslenmenin beyin sağlığı üzerinde önemli etkiler yarattığını belirtti. Uzman, özellikle Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklara karşı sporun ve Akdeniz diyetinin koruyucu rolüne dikkat çekti. Yashin, fiziksel aktivitenin beyin kan dolaşımını artırdığını ve nöroplastisiteyi desteklediğini, bunun da hem hastalık riskini azalttığını hem de mevcut semptomların hafiflemesine yardımcı olduğunu söyledi.</p><h3>Aleksey Yashin: 'Spor ve Akdeniz diyeti beyin için kalkan oluşturuyor'</h3><p>Yashin, beyin sağlığını korumak için düzenli egzersizin yanı sıra doğru beslenmenin de şart olduğunu ifade etti. Özellikle antioksidanlar, C ve E vitaminleri ile omega-3 yağ asitlerinin diyetin vazgeçilmezleri arasında yer alması gerektiğini vurgulayan uzman, bu besinlerin hücreleri serbest radikallerden koruduğunu aktardı. Akdeniz diyetinin, taze sebze ve balık ağırlıklı yapısıyla Alzheimer riskini yüzde 35-40 oranında düşürdüğünü belirten Yashin, bu etkinin bilimsel araştırmalarla da desteklendiğini söyledi. Ayrıca, düzenli sporun ve sağlıklı beslenmenin birlikte uygulanmasının beyin hastalıklarına karşı en etkili savunma hattını oluşturduğunu dile getirdi.</p><h3>Stres yönetimi ve sosyal etkileşim beyin sağlığında kritik rol oynuyor</h3><p>Beyin sağlığını korumanın sadece fiziksel aktiviteler ve beslenme ile sınırlı olmadığını belirten Yashin, stresin de önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çekti. Kronik stresin nörodejeneratif süreçleri hızlandırdığını vurgulayan uzman, stresle başa çıkmak için meditasyon ve gevşeme egzersizlerinin faydalı olabileceğini söyledi. Ayrıca, sosyal etkileşimin ve bilişsel aktivitelerin beyin sağlığını olumlu etkilediğini belirten Yashin, insanlarla iletişim kurmanın, bulmaca çözmenin, yeni diller öğrenmenin ve gönüllü çalışmalara katılmanın zihni canlı tuttuğunu ifade etti. Yashin, tüm bu alışkanlıkların bir araya gelmesinin beyin hastalıklarına karşı güçlü bir koruma sağladığını sözlerine ekledi.</p><p>Sonuç olarak, biyolog Aleksey Yashin'in önerileri beyin sağlığına bütüncül yaklaşımın önemini ortaya koyuyor. Spor, doğru beslenme, stres yönetimi ve sosyal etkileşim alışkanlıklarının bir arada sürdürülmesi, Alzheimer ve benzeri hastalıkların önlenmesinde etkili bir yol sunuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/bilim-insani-beyin-saglig-178_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283088</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/portakal-kediler-icin-neden-tehlikeli-283088</link>
      <pubDate>2026-07-08T15:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Portakal kediler için neden tehlikeli?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Veterinerler, evcil hayvan sahiplerini kedilerde portakal tüketiminin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Portakalın içerdiği maddeler ve kokusu kedilerde zehirlenmeye kadar varan olumsuz etkilere neden olabiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Portakal kediler için neden tehlikeli?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kedilerin portakal yemesi, veterinerler tarafından önemli bir sağlık riski olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, portakalda bulunan uçucu yağlar ve limon asidinin kedilerde sindirim sorunlarına yol açabileceğini belirtiyor. Bu maddeler, kusma ve ishal gibi hafif belirtilerden, merkezi sinir sistemi üzerinde baskı oluşturarak koordinasyon bozukluklarına kadar ciddi problemlere neden olabiliyor. Ayrıca portakalın keskin kokusu bile kedilerde huzursuzluk yaratırken, özellikle kabuk ve çekirdeklerdeki toksik madde yoğunluğu, tehlikeyi daha da artırıyor.</p><h3>Veterinerler: 'Portakal kedilerde zehirlenmeye yol açabilir'</h3><p>Evcil hayvan sahipleri, kedilerinin yanlışlıkla portakal yemesi durumunda çeşitli sağlık sorunlarıyla karşılaşabiliyor. Hafif vakalarda mide bulantısı, salya akıntısı veya iştah kaybı gözlemlenebiliyor. Ancak daha fazla miktarda portakal tüketimi, titreme, halsizlik ve dengesiz hareketler gibi zehirlenme belirtilerine yol açabiliyor. Bu tür semptomlar görüldüğünde, vakit kaybetmeden bir veterinerle iletişime geçmek büyük önem taşıyor. Portakalın kediler üzerinde yarattığı risk, birçok hayvan sağlığı uzmanı tarafından vurgulanıyor.</p><h3>Kedilerde portakal tüketimi obezite ve diyabet riskini artırıyor</h3><p>Kediler, vücutlarında doğal olarak C vitamini üretebildikleri için portakal gibi meyvelerden bu vitamini almaya ihtiyaç duymuyor. Ayrıca portakalın içerdiği yüksek şeker oranı, kedilerde obezite ve diyabet riskini yükseltiyor. Uzmanlar, kedilere insan gıdası verilmeden önce mutlaka veterinerden görüş alınmasını öneriyor. Kediler için güvenli atıştırmalıklar tercih etmek, olası sağlık sorunlarının önüne geçilmesinde önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Evcil hayvan sahiplerinin bilinçli hareket etmesi, kedilerin sağlığını korumada kritik rol oynuyor.</p><p>Kedilerde portakal tüketimiyle ilgili riskler göz önünde bulundurulduğunda, veterinerlerin önerilerine kulak vermek ve evde portakal gibi zararlı besinleri kedilerden uzak tutmak büyük önem taşıyor. Kedilerin sağlığı için en güvenli yol, onların doğal beslenme düzenine sadık kalmak ve herhangi bir şüpheli durumda vakit kaybetmeden uzman desteği almak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/portakal-kediler-icin-ned-174_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283087</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/dunyanin-en-uzun-sarkisi-138-saatten-fazla-surerek-rekor-kirdi-283087</link>
      <pubDate>2026-07-08T15:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dünyanın en uzun şarkısı 138 saatten fazla sürerek rekor kırdı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Dünyanın en uzun şarkısı unvanı, Hindistan'da Banaras Hindu Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Jagdish Pillai'nin yayımladığı 138 saat 41 dakika 20 saniyelik 'Shri Ramcharitmanas' adlı esere geçti. Rekorun ayrıntıları ve müzik dünyasındaki yankıları dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dünyanın en uzun şarkısı 138 saatten fazla sürerek rekor kırdı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hindistan'da Banaras Hindu Üniversitesi'nde görev yapan Dr. Jagdish Pillai, dünyanın en uzun şarkısı rekorunu 2023 yılında yayımladığı 'Shri Ramcharitmanas' adlı eseriyle kırdı. Tam 138 saat, 41 dakika ve 20 saniye süren bu müzik eseri, altı güne yaklaşan uzunluğuyla tarihe geçti. Şarkı, 16. yüzyılda Goswami Tulsidas tarafından Avadhi dilinde yazılan aynı adlı şiirsel metne dayanıyor. Dr. Pillai, müzik ve dini metinleri birleştirerek ortaya koyduğu bu eserle, müzik tarihinde yeni bir sayfa açtı.</p><h3>Dr. Jagdish Pillai: "Müzikte sınırları aştık"</h3><p>Dr. Jagdish Pillai, Banaras Hindu Üniversitesi'nde vedik bilimler alanında öğretim görevlisi olarak görev yapıyor ve antik Hint dini metinleri üzerine çalışmalar yürütüyor. Pillai, bu devasa uzunluktaki şarkıyı hazırlayarak sadece bir rekor kırmakla kalmadı, aynı zamanda müzikte sınırların ne kadar ileri taşınabileceğini de gösterdi. 'Shri Ramcharitmanas', Hint kültüründe önemli bir yere sahip ve bu yeni yorumuyla küresel müzik gündeminde geniş yankı buldu. Eserin yayımlanması, müzikseverler ve rekor meraklıları arasında büyük ilgiyle karşılandı.</p><h3>Önceki rekor 13 saatti: Yeni rekorun etkileri</h3><p>Daha önce dünyanın en uzun şarkısı rekoru, Kelly ve Michael Bostwick'in 13 saatten uzun süren 'The Rise and Fall of Bossanova' adlı eserine aitti. O şarkı, Los Angeles'tan Tokyo'ya yapılan bir uçuş sırasında yayınlanmış ve büyük dikkat çekmişti. Ancak Dr. Pillai'nin 138 saatlik 'Shri Ramcharitmanas'ı, önceki rekoru neredeyse on kat aşarak müzik dünyasında yeni bir çıta oluşturdu. Bu gelişme, uzun soluklu müzik projelerine ilgi duyan sanatçılar için de ilham kaynağı oldu.</p><p>Dünyanın en uzun şarkısı unvanının el değiştirmesi, müzik tarihinde unutulmaz bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti. Dr. Jagdish Pillai'nin bu rekoru, müzikte sınırların zorlanabileceğini bir kez daha ortaya koydu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/dunyanin-en-uzun-sarkisi--460_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283085</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/imamoglu-savunma-yapmadi-tehdit-etti-durusma-salonundan-cikarildi-283085</link>
      <pubDate>2026-07-08T15:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İmamoğlu savunma yapmadı; tehdit etti, duruşma salonundan çıkarıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Çıkar amaçlı suç örgütüne ilişkin davada bugün görülen duruşmada, savunma sırası sanık Ekrem İmamoğlu'na geldi. Mahkeme Başkanı'nın savunmasını yapması için söz verdiği İmamoğlu, savunma yapmayacağını söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İmamoğlu savunma yapmadı; tehdit etti, duruşma salonundan çıkarıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>"Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasının ilk duruşmasının 64. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun savunmasına geçildi.</p><p>Ekrem İmamoğlu, "Yarın siz ara karar için mütalaa isteyeceksiniz iddia makamından. Sayın Başkan 6-7 saatlik bir süre kalıyor. Siz eğer 9'unda biz netiz diyorsanız bazı itirazlarımı hukuken beyan etmek istiyorum. Başka bir düşünceniz varsa duymak hakkım diye düşünüyorum" dedi.</p><p><strong><b>"PAZARLIK YAPILACAK YER DEĞİL BURASI"</b></strong></p><p>Mahkeme başkanı "2 haftadır programı söylüyoruz. Gereksiz yere çok fazla uzatıldı bu yargılama. Birçok gün duruşma yapamadık. Burada sizin de buna riayet etmeniz gerekiyordu. Programda bir değişiklik yapmayacağız. Savunma yapıp yapmamak sizin takdiriniz. Savunma yapmak istemiyorsanız susma hakkınızı kullandığınızı kayda geçeriz. Pazarlık yapılacak yer değil burası" ifadelerini kullandı.</p><p><strong><b>"SÖZ HAKKI VERMEDEN RAHATÇA BAĞIRIP ÇAĞIRACAĞINIZ BİR YER DEĞİL"</b></strong></p><p>Mahkeme başkanı "İtirazlarınızı sabırla dinliyoruz. Bu programın bu kadar gecikmesine biz sebebiyet vermedik. İyi niyetli olmayan davranışlar sonucu buraya gelindi. Huzura almışız hakkınızda isnatlar belli, yargılama belli. Ya savunmanızı alacağız ya susma hakkınızı kullandığınızı yazacağız zapta celseyi kapatacağız. Belirlediğimiz bu takvime uyun. Savunma yapmak için gelmediyseniz salondan çıkaracağım. Burası söz hakkı vermeden rahatça bağırıp çağıracağınız bir yer değil" dedi.</p><p><strong><b>EKREM İMAMOĞLU SALONDAN ÇIKARILDI</b></strong></p><p>Ekrem İmamoğlu konuşmasında "Ben iddianameyi yapanları da yargılayacağım" ifadesini kullanınca mahkeme başkanı sert tepki gösterdi. "Sen buraya yargılanmaya geldin burası senin yargılayacağın yer değil" diyen Mahkeme Başkanı, Ekrem İmamoğlu'nun salondan çıkarttı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/imamoglu-savunma-yapmadi--100_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283084</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/mikroplastikler-mutfaga-kadar-ulasti-kesme-tahtalari-mercek-altinda-283084</link>
      <pubDate>2026-07-08T15:16:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Mikroplastikler mutfağa kadar ulaştı! Kesme tahtaları mercek altında]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Kanadalı uzmanların son araştırması, mutfaklarda sıkça kullanılan kesme tahtalarının mikroplastik kaynağı olduğunu ortaya koydu. 12 ayda 79 milyon parçacık açığa çıkan bu durum, hem sağlık hem de çevre açısından ciddi risk oluşturuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Mikroplastikler mutfağa kadar ulaştı! Kesme tahtaları mercek altında]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanada'da gerçekleştirilen yeni bir araştırma, mutfaklarda yaygın olarak kullanılan kesme tahtalarının önemli bir mikroplastik kaynağı olduğunu gözler önüne serdi. Araştırmaya göre, bir kesme tahtası 12 ay boyunca kullanıldığında yaklaşık 79 milyon mikroplastik parçacığı ortaya saçıyor. Bu parçacıklar, kesme tahtasının zamanla aşınması ve yüzeyinden kopan minik plastiklerin yemek hazırlığı sırasında gıdaya karışmasıyla oluşuyor. Uzmanlar, ortaya çıkan mikroplastiklerin hem insan sağlığı hem de çevre üzerinde ciddi tehditler yarattığını vurguluyor.</p><h3>Kanadalı uzmanlar: 'Mikroplastik mutfakta gizli tehlike'</h3><p>Çalışmada görev alan bilim insanları, mikroplastiklerin dünya genelinde en yaygın kirleticilerden biri haline geldiğine dikkat çekiyor. Özellikle mutfaklarda kullanılan kesme tahtası gibi günlük eşyaların, beklenenden çok daha fazla mikroplastik salınımına yol açtığı belirtiliyor. Bu durumun sadece bireysel hijyen için değil, küresel çevre sağlığı için de büyük bir sorun olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar, mikroplastiklerin gıda yoluyla insan ve hayvan vücuduna girmesinin çeşitli hastalıklara neden olabileceği konusunda uyarıyor.</p><h3>Kesme tahtası seçimi ve kullanımı kritik önemde</h3><p>Mikroplastik riskinin azaltılması için kesme tahtası seçiminde ve kullanımında dikkatli olunması gerektiği belirtiliyor. Plastik kesme tahtalarının kullanımı sırasında ortaya çıkan mikroplastiklerin miktarı, ürünün kalitesine ve kullanım sıklığına bağlı olarak değişebiliyor. Uzmanlar, mutfakta hijyenin sağlanması ve mikroplastik oluşumunun en aza indirilmesi için alternatif malzemelerin tercih edilmesini, mevcut tahtaların ise düzenli olarak yenilenmesini öneriyor. Araştırma, mikroplastik sorununun hem bireysel hem de toplumsal düzeyde önlem alınmasını gerektiren bir mesele olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.</p><p>Sonuç olarak, kesme tahtası gibi gündelik mutfak gereçlerinin mikroplastik kaynağı olması, hem sağlığımız hem de çevremiz için dikkatli olmamız gerektiğini gösteriyor. Uzmanlar, bu konuda farkındalığın artmasının ve gerekli önlemlerin alınmasının önemine işaret ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/mikroplastikler-mutfaga-k-689_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283083</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/sifir-atik-vakfi-ve-unicef-turkiyeden-cocuklara-yonelik-cevre-farkindaligi-icin-isbirligi-283083</link>
      <pubDate>2026-07-08T15:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sıfır Atık Vakfı ve UNICEF Türkiye'den çocuklara yönelik çevre farkındalığı için işbirliği!]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Sıfır Atık Vakfı ile Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Türkiye arasında, çocukların ve gençlerin çevresel sürdürülebilirlik ile iklim eylemi alanındaki bilgi, farkındalık ve katılımını güçlendirmeyi amaçlayan mutabakat zaptı imzalandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sıfır Atık Vakfı ve UNICEF Türkiye'den çocuklara yönelik çevre farkındalığı için işbirliği!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Galataport&#39;ta gerçekleşen imza töreninde konuşan Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, çevresel sürdürülebilirliği, toplumsal kalkınmanın ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini söyledi.</p><p>Ağırbaş, bu anlayışla çocukların, gençlerin ve gelecek nesillerin daha sağlıklı, güvenli ve sürdürülebilir bir dünyada yaşamasını sağlayacak farkındalık ve davranış dönüşümünü önceliklendirdiklerini belirterek, &quot;Bugün UNICEF&#39;le imzalayacağımız bu mutabakat zaptı, ortak hedeflerin güçlü göstergelerinden bir tanesi. Çocuğa yapılan her bir yatırım aynı zamanda sürdürülebilir geleceğe yapılan en değerli yatırımdır. Hz. Mevlana bu topraklarda yetişmiş büyük bir arif. Kendisinin çok sevdiğim bir sözü var, &#39;Bir sonraki neslin geleceğini şimdiki nesil hazırlar&#39; diyor. Bizden sonra gelecek neslin geleceğini hazırlamak zorundayız. Gelecek kuşaklara iyi bir dünya bırakmak zorundayız.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Sıfır Atık Vakfı&#39;nın İstanbul ve Türkiye&#39;deki vatandaşların geleceği için çalıştığını vurgulayan Ağırbaş, dünyada 8 milyar insanın daha mutlu, daha müreffeh, daha adil bir dünyada yaşaması için mücadele verdiklerini dile getirdi.</p><p>Çocukların çevre bilinci, sıfır atık ve iklim konularını erken yaşta öğrenebileceği modeller kurarak, eğitimler organize edeceklerini aktaran Ağırbaş, şöyle devam etti:</p><p>&quot;Bugün itibarıyla güçlü bir seferberliğe başlıyoruz. Çocuklarımızın bilgisini, birikimini, becerisini aileleriyle beraber güçlendireceğiz. Yine UNICEF&#39;le beraber başta Türkiye olmak üzere dünyanın farklı coğrafyalarındaki çocuklar için de bir şeyler yapacağız. Daha sağlıklı, daha güvenli, sürdürülebilir bir geleceğe hep birlikte katkı sağlayacağız.&quot;</p><p>İstanbul&#39;u sıfır atığın başkenti yapma konusunda kararlı olduklarını vurgulayan Ağırbaş, UNICEF&#39;le olan çalışmaları artıracaklarını kaydetti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/sfratkvakfbakansamed-08072026a82c1448.jpg"/><p><b>- "BİZ SIFIR ATIK VAKFI OLARAK ÖZEL SEKTÖRÜN BU SÜREÇLERE KATILIMINI ÖNEMSİYORUZ"</b></p><p>Ağırbaş, bu yıl Türkiye&#39;nin COP31&#39;e ev sahipliği yapacağını anımsatarak, &quot;Sıfır Atık Vakfı olarak özel sektörün bu süreçlere katılımını önemsiyoruz. Özel sektör masada olmadan ve etkin katılımı olmadan mutlak başarıya ulaşmamız ne yazık ki mümkün değil. Sıfır Atık Vakfı olarak yaptığımız bütün toplantılarda özel sektörü, kamuyu, sivil toplumu ve akademiyi aynı masa etrafında topluyoruz. Bilimin başarısına ve bilimin ışığında yapılan çalışmaların başarısına inanıyoruz.&quot; diye konuştu.</p><p>Törende gazetecilerin imzalanan protokole ilişkin sorularını da yanıtlayan Ağırbaş, iki yıldan uzun süredir beraber çalıştıkları UNICEF&#39;in geçen ay İstanbul&#39;da düzenlenen Sıfır Atık Forumunun ana paydaşlarından biri olduğunu söyledi.</p><p>Ağırbaş, çocuklar için sıfır atık, çevre ve iklimle alakalı eğitimler ve tiyatro gösterileri organize ettiklerini anlatarak, bunları Türkiye ve dünyanın farklı bölgelerinde uyguladıklarını söyledi.</p><p>UNICEF&#39;le beraber Türkiye&#39;nin tecrübelerini dünyaya aktaracaklarına dikkati çeken Ağırbaş, &quot;UNICEF de bizim &#39;Sıfır Atığın Başkenti İstanbul&#39; vizyonumuzu destekliyor. Kendileri de buralarda çeşitli çalışmalar yapacak. Önümüzdeki süreçte 86 milyon vatandaşımızla beraber dünyanın geleceğini yakından ilgilendirecek çalışmalara imza atacağımıza inanıyoruz. Sıfır Atık Vakfı dünyada 8 milyar insanın vakfı. Emine Erdoğan&#39;ın liderliğinde çalışmalarımız aralıksız bir şekilde devam edecek.&quot; diye konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/a-0807202636385325.jpg"/><p>Türkiye&#39;de gerçekleştirilecek COP31&#39;de de çocuklarla alakalı güçlü çalışmalar yapacaklarını anlatan Ağırbaş, çocukları da aileleriyle beraber sürece dahil ederek güçlü bir vizyon ve eylem planı hazırlayacaklarını sözlerine ekledi.</p><p><b>- İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KONUSUNDA GENÇLERİN VE ÇOCUKLARIN ROLÜ</b></p><p>UNICEF Türkiye Temsilcisi Paolo Marchi ise protokol kapsamında, gençlerin ve çocukların güçlü bir role sahip olmalarını sağlamak amacıyla birlikte çok önemli faaliyetler yürüttüklerini ve ilerlemeler kaydettiklerini söyledi.</p><p>Marchi, iklim değişikliğine uyum konusunda politikaların ve stratejilerin hayata geçirilmesinde, koşullar ne olursa olsun gençlerin ve çocukların güçlü bir rol üstlenmesini amaçladıklarını aktararak, ilerleyen yıllarda Sıfır Atık Vakfı ile ortak faaliyet ve çabaları sürdüreceklerini dile getirdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/sfratk-0807202689c397c2.jpg"/><p>Törende, Samed Ağırbaş ile Paolo Marchi, çocukların ve gençlerin çevresel sürdürülebilirlikle iklim eylemi alanındaki bilgi, farkındalık ve katılımını güçlendirmeyi amaçlayan mutabakat zaptını imzaladı.</p><p>Buna göre iki kurum, çocuk hakları perspektifiyle çevresel sürdürülebilirlik, iklim değişikliğiyle mücadele, çevresel okuryazarlığın geliştirilmesi ve çocukların iklim politikalarına etkin katılımını destekleyecek ortak çalışmalar yürütecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/sifir-atik-vakfi-ve-unice-410_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283082</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/pinarhisarda-toki-sevinci-anahtarlar-hak-sahiplerine-teslim-edildi-283082</link>
      <pubDate>2026-07-08T15:11:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Pınarhisar'da TOKİ sevinci: Anahtarlar hak sahiplerine teslim edildi]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Kırklareli'nin Pınarhisar ilçesinde yapımı tamamlanan Pınarhisar 2. Etap TOKİ Konutları için düzenlenen törenle hak sahiplerine anahtarları teslim edildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Pınarhisar'da TOKİ sevinci: Anahtarlar hak sahiplerine teslim edildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Yüzyılı vizyonu kapsamında hayata geçirilen sosyal konut projesinin anahtar teslim töreninde konuşan Vali Uğur Turan, evlerin yalnızca dört duvardan ibaret olmadığını, huzurun, güvenin, aile olmanın ve geleceğe duyulan umudun simgesi olduğunu söyledi. Turan, yeşil alanları, sosyal donatıları ve modern yaşam alanlarıyla ilçeye değer katacak konutların hak sahibi ailelere hayırlı olmasını diledi.  </p><p>Vali Turan, projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile projeye katkı sunan tüm kurum ve çalışanlara teşekkür etti.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/aw74247802-0807202620352a49.jpg"/><p>Konuşmaların ardından dualar eşliğinde hak sahiplerine konutlarının anahtarları teslim edilirken, aileler yeni evlerine kavuşmanın mutluluğunu yaşadı.  </p><p>Törene, Kırklareli Valisi Uğur Turan, il ve ilçe protokolü ile çok sayıda vatandaş katıldı.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/pinarhisarda-toki-sevinci-632_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283081</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ak-parti-genel-merkez-kadin-kollari-baskani-ercan-kadin-baris-ve-guvenlik-gundemi-tutarlil-283081</link>
      <pubDate>2026-07-08T15:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Ercan: Kadın barış ve güvenlik gündemi tutarlılıkla uygulanmalı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan, "Kadın, barış ve güvenlik gündemi ancak çifte standart olmaksızın ve tutarlılıkla uygulandığında vaadini yerine getirecektir. Her bölgedeki kadın, aynı düzeyde ilgiyi, korumayı ve fırsatı hak etmektedir." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Ercan: Kadın barış ve güvenlik gündemi tutarlılıkla uygulanmalı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığından alınan bilgiye göre, Türkiye&#39;nin ev sahipliğinde Ankara&#39;da gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığınca &quot;Barışın Eksik Parçası: Dayanıklılığa Liderlik Eden Kadınlar&quot; paneli düzenlendi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/41921524.jpg"/><p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Münih Güvenlik Konferansı (MSC) ve SETA işbirliğinde düzenlenen NATO Public Forum 2026 kapsamındaki resmi &quot;Allies in Ankara&quot; yan etkinliklerinden biri olan panelde, kadın liderliği ve uluslararası güvenlik alanındaki güncel tartışmalar ele alındı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/41921527.jpg"/><p>AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı ve İstanbul Milletvekili Tuğba Işık Ercan&#39;ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Dış İlişkiler Başkanı ve Konya Milletvekili Meryem Göka yaptı.</p><p>Panelde, NATO Genel Sekreteri&#39;nin Kadın, Barış ve Güvenlik Özel Temsilcisi Irene Fellin, Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney, Oxford Üniversitesinden Sarah Chapman ile Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şuay Nilhan Açıkalın konuşmacı olarak yer aldı.</p><p>Konuşmacılar panelde, kadın liderliği, uluslararası güvenlik, kadınların küresel güvenlik politikalarındaki artan rolü, barış ve dayanıklı toplumların inşası, kriz yönetimi, insani diplomasi, yapay zeka ve yeni güvenlik ortamları ile hibrit tehditlere karşı toplumsal dayanıklılık konularını masaya yatırdı.</p><p><b>- "DAYANIKLILIK, KRİZ BAŞLADIKTAN SONRA İNŞA EDİLEMEZ"</b></p><p>AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Ercan, burada yaptığı konuşmada, dayanıklı toplumların insanlar tarafından inşa edildiğini ve tarih boyunca kadınların, bu inşanın en güçlü mimarları arasında yer aldığını söyledi. </p><p>&quot;Dayanıklılık, kriz başladıktan sonra inşa edilemez.&quot; diyen Ercan, bu yüzden siyaset akademileri, liderlik okulları, girişimcilik hamleleri, &quot;Oyunu Biz Yazıyoruz&quot; ve &quot;Ideathon&quot; programları gibi dijital okuryazarlık ve inovasyon projeleriyle kadının liderliğine yatırım yaptıklarını belirtti. </p><p>Güçlü toplumların, güçlendirilmiş vatandaşlar tarafından inşa edildiğini ve güçlendirilmiş kadınların da dayanıklı topluluklar için katalizör haline geldiğini kaydeden Ercan, &quot;Ulusal dayanıklılık, dayanıklı kadınlarla başlar, dayanıklı ailelerle büyür, dayanıklı topluluklarla pekişir, bir ulusun dayanıklılığına dönüşür ve dayanıklı uluslar, daha güçlü bir ittifak inşa eder.&quot; dedi. </p><p>Bu nedenle, kadının siyasete katılımını kendi başına bir amaç olarak değil, toplumsal dayanıklılığın en güçlü itici güçlerinden biri olarak gördüklerini ifade eden Ercan, &quot;Biz kadına yatırım yaptığımızda, sadece eşitliği ilerletmiş olmayız, demokratik katılımı güçlendiririz, toplumsal güveni artırırız, daha güçlü kurumlar inşa ederiz, daha dayanıklı topluluklar oluştururuz ve nihayetinde, daha dayanıklı uluslar inşa ederiz.&quot; görüşünü paylaştı. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/41921526.jpg"/><p><b>- "UÇURUMU KAPATMAK İÇİN ÜÇ TEMEL DEĞİŞİME İHTİYAÇ VAR"</b></p><p>NATO&#39;nun &quot;Tüm Toplum Yaklaşımı&quot;nı güçlendirmeye devam ederken, kadın liderliğinin artık güvenlik politikasının sadece tamamlayıcı bir unsuru olarak görülmemesi gerektiğini belirten Ercan, &quot;Bu, stratejik bir zorunluluktur. Çünkü hiçbir toplum, beşeri potansiyelinin yarısını görmezden gelerek tam anlamıyla dayanıklı olamaz. Dolayısıyla barışın eksik parçası, belki de henüz keşfetmeyi beklediğimiz bir şey değil, çok sık küçümsediğimiz bir şeydir, kadın liderliği.&quot; değerlendirmesinde bulundu. </p><p>Ercan, üst düzey taahhütler ile sahadaki gerçekler arasındaki uçurumu kapatmak için üç temel değişime ihtiyaç olduğunun altını çizdi. </p><p>Bu kapsamda &quot;seçici dayanışmadan tutarlı uygulamaya&quot; geçilmesi gerektiğini kaydeden Ercan, &quot;WPS gündeminin güvenilirliği, siyasi bağlamdan veya coğrafyadan bağımsız olarak, her yerde aynı şekilde uygulanmasına bağlıdır. Ukrayna&#39;daki, Sudan&#39;daki ve Gazze&#39;deki kadınların tamamı koruma, katılım ve güvenlik konusunda aynı haklara sahiptir. Uluslararası toplum çifte standart uyguladığında, bu sadece gündemin kendisine değil, aynı zamanda bu krizleri bizzat yaşayan kadınların ve çocukların güvenine de zarar vermektedir.&quot; yorumunu yaptı. </p><p>&quot;Uluslararası taahhütleri yerel gerçeklerle birleştiren daha güçlü mekanizmalara ihtiyaç&quot; olduğunun altını çizen Ercan, &quot;Üst düzey kararlar ve eylem planları önemlidir ancak sahada kadınlar için somut bir desteğe dönüşmedikçe yetersiz kalırlar. Bu da yerel kadın örgütlerinin güçlendirilmesini, parlamenter denetimin artırılmasını ve kaynakların en çok ihtiyaç duyan topluluklara ulaşmasını gerektirir.&quot; diye konuştu. </p><p>&quot;Kadınların sadece çatışmanın kurbanları olarak değil, dayanıklılığın ve kalıcı barışın inşasındaki liderler&quot; olarak tanınması gerektiğini vurgulayan Tuğba Işık Ercan, &quot;Genelde kadınların &#39;katılımından&#39; bahsediyoruz. Ben artık daha çok kadınların &#39;liderliğinden&#39; bahsetmemiz gerektiğine inanıyorum.&quot; dedi. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/41921525.jpg"/><p><b>- "BİR KADINI GÜÇLENDİRDİĞİNİZDE SADECE BİR KİŞİYİ DEĞİŞTİRMEZSİNİZ, BİR ULUSU TAHKİM EDERSİNİZ"</b></p><p>Ercan, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p><p>&quot;Kadın, barış ve güvenlik gündemi ancak çifte standart olmaksızın ve tutarlılıkla uygulandığında vaadini yerine getirecektir. Her bölgedeki kadın, aynı düzeyde ilgiyi, korumayı ve fırsatı hak etmektedir. Parlamenterler ve politika yapıcılar olarak bizler, uluslararası taahhütlerin kağıt üzerinde kalmamasını; dünyanın neresinde olursa olsun kadınlar için gerçek bir korumaya ve liderlik fırsatına dönüşmesini sağlama sorumluluğu taşıyoruz.&quot;</p><p>Kalıcı dayanıklılığın insana yapılan uzun vadeli yatırımlarla kurulacağını dile getiren Ercan, &quot;Bir kadını güçlendirdiğinizde sadece bir kişiyi değiştirmezsiniz, bir ulusu tahkim edersiniz.&quot; diye konuştu. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/41921528.jpg"/><p>Ercan, NATO gelecekteki sınamalara doğru ilerlerken, kadın liderliğinin artık &quot;eksik parça&quot; olmaması gerektiğini vurguladı. </p><p>Ercan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın liderliğinde Türkiye&#39;nin, bugün NATO platformlarına ev sahipliği yapmanın ötesinde, uluslararası diplomasinin şekillenmesine katkı sunan bir merkez konumunda olduğunun altını çizdi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/ak-parti-genel-merkez-kad-450_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283079</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/yeni-halini-gorenler-hayran-kaliyor-makedon-kulesi-ziyaretcilerini-bekliyor-283079</link>
      <pubDate>2026-07-08T14:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yeni halini görenler hayran kalıyor! Makedon Kulesi ziyaretçilerini bekliyor]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığınca restore edilen Makedon Kulesi (Makedonya Eski Saat Kulesi) ziyaretçilerini ağırlıyor. Roma İmparatoru Hadrianus tarafından milattan sonra 117-138 yılları arasında yaptırılan ve eski Edirne surlarından bugüne ulaşan tek kule olan Makedon Kulesi, kentin önemli tarihi simgeleri arasında yer alıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yeni halini görenler hayran kalıyor! Makedon Kulesi ziyaretçilerini bekliyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Restorasyon, arkeolojik alan düzenlemeleri ile teşhir ve tanzim çalışmalarının ardından yeniden ayağa kaldırılan kentin tarihi simgelerinden biri olan yapı, yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oldu.</p><p>Asansörle kuleye çıkan ziyaretçiler, merdivenle aşağı inerken Traklar döneminden Cumhuriyet&#39;e kadar Edirne&#39;nin tarihsel gelişimini anlatan unsurları görme imkanı buluyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/41920882.jpg"/><p>Kulenin üst bölümünde oluşturulan seyir terasında ise kentin panoramik manzarası izlenebiliyor.</p><p>Yapının arka bölümündeki arkeolojik kazılarda 10. yüzyıla tarihlenen şapele ait müştemilat, Bizans dönemine ait seramik fırını, 1908 tarihli Osmanlı buzhanesi, Osmanlı dönemi altyapı sistemi ve geç Osmanlı dönemine ait konut temelleri gün yüzüne çıkarıldı.<br></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/41921062.jpg"/><p><b>- TURİZME YENİ ROTA</b></p><p>Müzeyi gezen Volkan Kızılırmak, AA muhabirine, yapının ve çevresinin kapsamlı bir restorasyon sürecinden geçtiğini belirterek, Makedon Kulesi'nin Edirne'nin turizm rotasına önemli katkı sağlayacağını söyledi.</p><p>Osmanlı'ya başkentlik yapan Edirne'nin sahip olduğu tarihi değerlerin gün yüzüne çıkarılmasının önemli olduğunu ifade eden Kızılırmak, Makedon Kulesi&#39;nin de yaklaşık 2 bin yıllık geçmişiyle kente gelen ziyaretçiler için yeni bir gezi noktası oluşturduğunu kaydetti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/41921061.jpg"/><p>Hasan Durmaz da Edirne'de tarihi yapıların birer birer restore edilerek yeniden ayağa kaldırıldığını belirterek, Makedon Kulesi'nin de başarılı bir çalışmayla turizme kazandırıldığını ifade etti.</p><p>Durmaz, daha önce harap durumda olan yapının bugün ziyaret edilmesi gereken önemli tarihi mekanlardan biri haline geldiğini dile getirdi.</p><p><b>- MAKEDON KULESİ</b></p><p>Roma İmparatoru Hadrianus tarafından milattan sonra 117-138 yılları arasında yaptırılan ve eski Edirne surlarından bugüne ulaşan tek kule olan Makedon Kulesi, kentin önemli tarihi simgeleri arasında yer alıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/41920885.jpg"/><p>1867 yılında Edirne Valisi Hacı İzzet Paşa tarafından üzerine ahşap katlar eklenerek saat yerleştirilen yapı, uzun yıllar &quot;Saat Kulesi&quot; olarak kullanıldı.</p><p>Bir dönem yangın gözetleme kulesi olarak da hizmet veren yapı, 1953 depreminde ağır hasar gördü.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/41920886.jpg"/><p>Deprem sonrası üst bölümü yıkılan kule, 1990'lı yıllarda restore edildi.</p><p>Çevresinde 2002-2003 yıllarında arkeolojik kazılar gerçekleştirilen yapı, son restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından yeniden ziyaretçilerin hizmetine açıldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/41920899.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/yeni-halini-gorenler-hayr-188_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283078</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/seri-uretim-kapasitesi-rakiplerinden-farkli-akyol-avrupanin-en-hizli-sirketlerindeniz-283078</link>
      <pubDate>2026-07-08T14:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Seri üretim kapasitesi rakiplerinden farklı! Akyol: Avrupa'nın en hızlı şirketlerindeniz]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, seri üretim kapasitesiyle Avrupa'daki şirketlerden farklı olduklarını belirterek, "Ankara'dan açıkça ilan ediyoruz ki hava savunma sistemleri dahil en karmaşık radar ve hava savunma sistemlerimizden pek çoğunu bugün sipariş vermeniz durumunda tüm müttefiklere 2 yılın altında bir sürede teslim edebiliriz." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Seri üretim kapasitesi rakiplerinden farklı! Akyol: Avrupa'nın en hızlı şirketlerindeniz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında Cumhurbaşkanı İletişim Başkanlığı Münih Güvenlik Konferansı ve SETA Vakfı işbirliğinde düzenlenen &quot;Müttefikler Ankara&#39;da Programı&quot;nın savunma paneli gerçekleştirildi.</p><p>Akyol, burada AA muhabirine, Türkiye&#39;nin savunma sanayisi ekosisteminin oldukça kapsamlı olduğunu söyledi.</p><p>NATO 1.0&#39;da Türkiye&#39;nin kritik öneminin coğrafi konumundan kaynaklandığını, NATO 2.0&#39;da Türkiye&#39;nin teşkilatın en büyük ikinci askeri gücü olarak tanımlandığını vurgulayan Akyol, NATO 3.0&#39;da ise yeni unsurun savunma sanayisi olduğunu bildirdi.</p><p>Akyol, Türkiye&#39;nin bu ekosistemde hem coğrafi hem de askeri güce sahip olarak NATO ülkelerinin ana savunma sanayisi tedarikçilerinden biri haline geldiğini anlattı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/07/41907664.jpg"/><p>Sektörde alınan siparişlerin işin doğası gereği 2, 3, hatta 4 yılda teslim edilebileceği bilgisini veren Akyol, &quot;Bizim geçen yıl elde ettiğimiz başarı, siparişlerin yüzde 28&#39;ini aynı yıl içinde teslim etmek oldu. Bu, endüstriyel kapasitemizin bir sonucudur. Sadece son 2 yılda seri üretim kabiliyetlerimizi yüzde 40 artırdık. Şu anda Ankara&#39;da dünyanın en büyük hava savunma altyapılarından biri inşa ediliyor. Bu 2 milyar dolardan fazla bir yatırım. Oldukça dinamik bir inovasyon döngüsüne sahibiz. Bu birçok şirketten daha iyi durumda.&quot; diye konuştu.</p><p><b>- "TÜRKİYE'NİN KAPASİTESİ ORTADA"</b></p><p>Seri üretim kapasitesine ve sahadan gelen gerçek zamanlı operasyonel geri bildirimlere sahip kanıtlanmış ürünler sunduklarını vurgulayan Akyol, sahadan her gün geri bildirim aldıklarını dile getirdi.</p><p>Akyol, bu eşsiz kabiliyetle Avrupa bölgesindeki diğer şirketlerden farklılaştıklarına işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu:</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/07/41907663.jpg"/><p>&quot;Bu sadece ASELSAN ve ROKETSAN&#39;ın değil, bizi destekleyen 3 binden fazla yerel firmadan oluşan ekosistemimizin başarısıdır, Türk savunma sanayisinin bir kabiliyetidir. Avrupa bölgesindeki takvimleri ve teslimat sürelerini biliyorum. Bu tür bir kapasitenin orada hazır olduğunu düşünmüyorum. Bu yüzden Ankara&#39;dan açıkça ilan ediyoruz ki hava savunma sistemleri dahil en karmaşık radar ve hava savunma sistemlerimizden pek çoğunu bugün sipariş vermeniz durumunda tüm müttefiklere 2 yılın altında bir sürede teslim edebiliriz. Avrupa ulusları ve hükümetleri, kapalı rekabet yerine açık rekabeti tercih etmeyi uzun vadeli stratejileri için değerlendirmelidir. Açık rekabet kullanıcılar için daha kaliteli ürünlerin, daha az maliyetle elde edilmesini sağlayacaktır. Biz Türk savunma sanayisi olarak daha iyi çözümler sunabiliriz ve bunu bazı ülkelerde uyguladık. Türkiye&#39;nin kapasitesi ortadadır. Türkiye ve Türk savunma sanayisinin NATO güvenlik şemsiyesine eskisinden daha fazla katkı sağlayacağına inanıyorum.&quot;</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/seri-uretim-kapasitesi-ra-109_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283077</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/sefo-festivalde-muzikseverlere-unutulmaz-anlar-yasatti-283077</link>
      <pubDate>2026-07-08T14:48:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sefo, festivalde müzikseverlere unutulmaz anlar yaşattı]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Sakarya Kültür Yolu Festivali kapsamında sahne alan rap sanatçısı Sefo, sevilen şarkılarını seslendirdi. Millet Bahçesi Etkinlik Alanı'nda gerçekleşen konsere özellikle gençler yoğun ilgi gösterdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sefo, festivalde müzikseverlere unutulmaz anlar yaşattı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="">Türkiye Kültür Yolu Festivali'nin Sakarya durağında etkinlikler sürüyor. Festival programı çerçevesinde Millet Bahçesi Etkinlik Alanı'nda müzikseverlerle buluşan Sefo, "Kördüğüm", "Söyle Neydi Bu?" ve "Aşiyan" gibi sevilen parçalarını seslendirdi. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/aw74248702-0807202629115580.jpg"/><p>Konser alanını dolduran gençler, şarkılara eşlik etti. Sahne performansıyla dikkat çeken Sefo, konser boyunca şarkılarını alanı dolduran gençlerle birlikte söyledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/aw74248703-080720260ea7bc08.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/sefo-festivalde-muzikseve-466_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283076</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kaya-yariginda-mucize-55-metre-dustu-hayata-tutundu-283076</link>
      <pubDate>2026-07-08T14:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kaya yarığında mucize! 55 metre düştü hayata tutundu]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Çin'in Jiaozi Uçurumu'nda gün doğumunu izlemek isterken düşen Ren Mou, 55 metre aşağıda dar bir kaya yarığına sıkışarak hayatta kaldı. Ağaçlara bağlanan halatlarla 5 saatlik zorlu operasyonla kurtarılan kadın, vücudundaki kırıklarla ölümden döndü.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kaya yarığında mucize! 55 metre düştü hayata tutundu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ülkenin kuzeyindeki Şanşi eyaleti, film sahnelerini aratmayan bir kurtarma operasyonuna sahne oldu. Ren Mou isimli bir turist, 100 metre yüksekliğindeki Jiaozi Uçurumu'nda gün doğumunu izleyebilmek için geceyi burada kamp yaparak geçirdi. Sabahın uçurum kenarında yürüyen Mou, yoğun sis nedeniyle ve kayganlaşan ıslak zemin yüzünden dengesini kaybederek boşluğa yuvarlandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/r479xdu-08072026d6833625.jpg"/><p><b>ÇIĞLIKLARI DUYULDU</b></p><p>Uçurumdan aşağı düşe kadın, 55 metre yuvarlandıktan sonra dik kayalıkların arasındaki dar bir kaya yarığına sıkışarak durabildi. Bu tesadüf, kadının hayatını kaybetmesini önledi. Bir vatandaş, kayalıkların arasından gelen çığlıkları fark etti. Bölgeye Şanşi Mavi Gökyüzü Arama Kurtarma Ekibi sevk edildi. Dik ve sarp kayalık yapı nedeniyle ekipler, kadının yerini tespit etmekte zorlandı.</p><p><b> HİPOTERMİ GEÇİRDİ</b></p><p>İnsansız hava araçları (İHA) havalandırılarak kaya yarığının koordinatları belirlendi. Halatları uçurumun üst sınırındaki köklü ve sağlam ağaç gövdelerine bağlayan ekipler, 5 saatte Mou'yu kurtardı. Olay anında kadının hipotermi nedeniyle bitkin olduğu gözlendi. Vücudunda çok sayıda kırık olduğu ancak durumunun iyi olduğu anlaşıldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/rhtp0z6-08072026093da654.jpg"/><p>Ambulansla en yakın hastaneye sevk edilen Ren Mou, tedavi altına alındı.</p><p><b>'16 YILDIR İLK DEFA ŞAHİT OLUYORUM'</b></p><p>Şanşi Mavi Gökyüzü Arama Kurtarma Ekibi'nin kaptanı, "16 yıllık meslek hayatımda ilk kez bir insanın yüksekten düşüp, böyle bir yarık sayesinde hayatta kaldığına şahit oluyorum. Bu kelimenin tam anlamıyla bir mucize "dedi. Emniyet güçleri, turistik dağlık bölgeleri ziyaret eden vatandaşlara yönelik ciddi uyarılarda bulundu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/kaya-yariginda-mucize-55--537_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283075</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/ailesi-abdye-kacirmisti-timur-cihantimurun-yargilanmasina-bugun-basladi-283075</link>
      <pubDate>2026-07-08T14:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ailesi ABD'ye kaçırmıştı! Timur Cihantimur'un yargılanmasına bugün başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Eyüpsultan'da 1 Mart 2024'te 17 yaşında olan ehliyetsiz sürücü Timur Cihantimur'un karıştığı kazada Oğuz Murat Aci'nin hayatını kaybetmesine ilişkin davanın görülmesine bugün başlanıyor. Duruşmaya, iade süreci henüz tamamlanmayan Cihantimur'un katılamayacağı öğrenildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ailesi ABD'ye kaçırmıştı! Timur Cihantimur'un yargılanmasına bugün başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eyüpsultan'da 1 Mart 2024'te 17 yaşında olan ehliyetsiz sürücü Timur Cihantimur seyir halindeyken yol kenarında arıza nedeniyle park halinde bulunan 3 adet ATV tipi araca çarpmış, kaza sonucu 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci hayatını kaybederken orada bulunan diğer kişiler yaralanmıştı. Kazanın ardından Cihantimur'un annesi Eylem Tok, iddiaya göre aralarında baba Bülent Cihantimur'un da bulunduğu kişilerle oğlunu iş birliği halinde kaza yerinden kaçırarak yurt dışına çıkarmıştı. Olaya ilişkin Timur Cihantimur'a yönelik yürütülen soruşturma tamamlanmış ve hakkında 'bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma' suçundan olay tarihinde 17 yaşında olduğu da dikkate alınarak 1 yıl 9 aydan 12 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti. Öte yandan, Cihantimur hakkında kırmızı bülten talepnamesi düzenlenmiş, ABD'den iadesinin beklendiği de ifade edilmişti.  </p><p><b>İLK DURUŞMA BUGÜN</b></p><p>Olaya ilişkin davanın ilk duruşması bugün görülecek. Gaziosmanpaşa 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde saat 13.30'da yapılacak duruşmaya, iade süreci henüz tamamlanmayan sanık Cihantimur'un katılamayacağı ve bir kısım şahısların 'tanık' sıfatıyla dinleneceği bilgisine ulaşıldı.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/01/174e6f659be9411a90c0-010620268160dd47.jpg"/><p><b>İDDİANAMEDEN:</b></p><p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanarak, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilen iddianamede, Oğuz Murat Aci 'maktul', İbrahim Gümüş ile Tahsin Arslan 'mağdur', Özer Aci 'müşteki', Şükriye Aci 'suçtan zarar gören' ve Timur Cihantimur 'suça sürüklenen çocuk' sıfatıyla yer aldı.  </p><p><b>ASLİ KUSURLU OLARAK BELİRTİLDİ</b></p><p>Hazırlanan iddianamede, kaza sonrası ATV araçlarında meydana gelen hasar dikkate alındığında suça sürüklenen çocuk Timur Cihantimur'un sevk ve idaresindeki araçla yasal hız limitinin çok üzerinde bir süratle seyir halindeyken trafik kazasını gerçekleştirdiği, Cihantimur'un asli kusurlu olduğu, araç arıza sebebiyle duraklayan arazi taşıtlarının ise tali kusurlu oldukları belirtildi.  </p><p><b>OLAY SONRASI FİRAR ETTİĞİ İÇİN ALKOL TESTİ YAPILAMADIĞI AKTARILDI</b></p><p>Timur Cihantimur'un olay sonrası firar etmiş olduğunun belirtildiği iddianamede, bu sebepten dolayı Cihantimur'a alkol ölçüm testi yapılamadığı, Cihantimur adına çıkarılmış herhangi bir sürücü belgesi bulunmadığı aktarıldı. Ayrıca, kaza sonrası Cihantimur'un otomobilindeki 'S.O.S.' sisteminin devreye girdiği, 112 ihbar hattını aradığı, 112 görevlisinin araç içerisindeki şahıslar ile iletişim kurmaya çalıştığı ancak sağlanamadığı kaydedildi.  </p><p><b>OTOMOBİLDE BULUNAN ARKADAŞLARININ YAVAŞLAMASI YÖNÜNDEKİ UYARILARINA RAĞMEN HIZINI AZALTMADIĞI BELİRTİLDİ</b></p><p>İddianamede, 17 yaşında ve sürücü belgesi bulunmayan sürücü Timur Cihantimur'un mevcut ve azami hız limitinin 30 kilometre/saat olarak belirlenen, aydınlatma olmayan ve kasis bulunan viraja yüksek süratle girdiği, tanıkların anlatımlarına göre seyir halindeki araçlar yavaşlamasına rağmen hızını azaltmayarak bu araçları solladığı, otomobilde bulunan arkadaşlarının yavaşlaması yönündeki uyarılarına rağmen hızını azaltmayarak aracıyla seyre devam ettiği, bu hal ve şartlarda hız limiti 30 km/sa olan yolda bu hızla ilerlerken her an bir kazaya neden olabileceğini öngörmesine ancak sonucu istememesine rağmen seyrine devam ettiği ve yol kenarında bulunan ATV araçlarına çarpması ile kazaya asli ve kusurlu şekilde neden olduğu aktarıldı.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/06/01/769b6736a2c44182bae8-01062026d15667fc.jpg"/><p><b>12 YILA KADAR HAPİS TALEBİ</b></p><p>Hazırlanan iddianamede suça sürüklenen çocuk Timur Cihantimur'un 'bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma' suçundan olay tarihinde 17 yaşında olduğu da dikkate alınarak 1 yıl 9 aydan 12 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Cihantimur hakkında kırmızı bülten talepnamesi düzenlenmiş olup, ABD'den iadesinin beklendiği de ifade edildi.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/ailesi-abdye-kacirmisti-t-796_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283074</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/japonya-disisleri-bakani-motegi-tosimitsu-turk-kahvesine-hayran-kaldi-283074</link>
      <pubDate>2026-07-08T14:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Japonya Dışişleri Bakanı Motegi Toşimitsu Türk kahvesine hayran kaldı!]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Japonya Dışişleri Bakanı Motegi Toşimitsu, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında davetli olarak geldiği Ankara'da Türk kahvesi içtiği anlara ilişkin videolu paylaşımda bulundu. Toşimitsu "Türk kahvesi, yalnızca hazırlanışı ve içilmesiyle değil, içildikten sonra keyif vermeye devam etmesiyle de benzersiz." ifadelerini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Japonya Dışişleri Bakanı Motegi Toşimitsu Türk kahvesine hayran kaldı!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakan Motegi, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Ankara&#39;dan videolu paylaşımda bulundu.</p><p>Motegi paylaşımında, &quot;Türkiye&#39;de, çeşitli toplantılar ve görüşmeler arasındaki molalarda otantik Türk kahvesi içtim. Türk kahvesi, yalnızca hazırlanışı ve içilmesiyle değil, içildikten sonra keyif vermeye devam etmesiyle de benzersiz.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Paylaşımda yer alan videoda, Motegi&#39;nin 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında davetli olarak geldiği Ankara&#39;da Türk kahvesi deneyimlediği anlar yer aldı.</p><p>Türkiye denilince akla Türk kahvesinin geldiğini belirten Motegi, Türk kahvesinin filtre kullanılmadan, doğrudan suyla kaynatılarak yapıldığını ve telvenin dibe çökmesinin ardından üstündeki berrak kısmın içildiğini anlattı.</p><p><b>Daha sonra kahveyi tadan Motegi, şu değerlendirmede bulundu:</b></p><blockquote>"Düşündüğüm kadar acı değilmiş ama sanki doğal bir kokusu var gibi. Türk kahvesinin bir özelliği de içtikten sonra keyfinin devam etmesidir. Ne yapılır? Bu fincanı ters çevirip beklersiniz. Sonra fincanın içinde kalan kahve telvesiyle fal bakılıyormuş. Uluslararası durumlar bundan sonra nasıl gelişecek, onu da fal bakarak tahmin etmeye çalışacağım."</blockquote><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/ssstwitter-08072026fe6357d0.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/japonya-disisleri-bakani--312_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.283073</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kurbanlari-koyacak-yer-bulamadik-boludaki-rusvet-ve-irtikap-davasi-283073</link>
      <pubDate>2026-07-08T14:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kurbanları koyacak yer bulamadık! Bolu'daki "rüşvet ve irtikap" davası]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Bolu'da görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da yargılandığı davada 'kurban bağışı' iddiaları duruşmaya damga vurdu. BolSev Vakfı yöneticisi Ali Sarıyıldız, bağışların akıbeti sorulunca, 'Kurbanları nerede tutacağımızı düşünerek kesmekten vazgeçtik' sözleriyle dikkat çeken bir savunma yaptı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kurbanları koyacak yer bulamadık! Bolu'daki "rüşvet ve irtikap" davası]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sanık ve taraf sayısının fazlalığı nedeniyle Bolu Sosyal Bilimler Lisesi Kapalı Spor Salonu'nda yapılan duruşmada; sanıklara yöneltilen "icbar suretiyle irtikap", "irtikaba teşebbüs", "rüşvet", "nitelikli dolandırıcılık" ve "5072 Sayılı Vakıf ve Dernekler Yasası'na muhalefet" suçlamaları ele alındı.</p><p>Duruşmada özellikle 2025 yılında kurban kesimi gerekçesiyle BolSev Vakfı üzerinden toplanan bağış iddiaları üzerinde duruldu. Vakıf kayıtlarında kurbanlık hayvan alımı veya kesimine ilişkin herhangi bir işlemin bulunmadığı belirtildi.</p><p>Olayla ilgili tutuklu sanıklar BOLSEV Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız, Bolu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Tanju Özcan ile tutuksuz sanıklar Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Beykoz ve CHP'li Belediye Meclis Üyesi Aydan Özdemir savunma yaptı.</p><p><b>ALİ SARIYILDIZ: "BELEDİYE KURBAN KESMEK AMACIYLA BAĞIŞ TOPLADI"</b></p><p>BOLSEV Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız, savunmasında, "Belediye kurban kesmek amacıyla bağış topladı. Kurbanları nerede tutacağımız konusunda düşünerek kurban kesmekten vazgeçtik. Kurban kesemeyeceğimizi, izin alamayacağımızı anladık. Reklamları sosyal medyadan yayınladık ama sonradan kaldırdık. Belediye Başkanı Tanju Özcan, vakıf olarak bizim de kurban kesmemizi söyledi. Kurban keselim diye yola çıktık. Süreç böyle ilerledi. Belediye sitesinde ve billboardlarda kurban ilanları yayınlandı. Kurban bağışı tedariki açısından sıkıntı yaşayacağımızı düşündük ve ilanları kaldırdık. O arada bağışçılar paralarını yatırmıştı. 'Paraya dokunmayalım, hesapta kalsın. Bu parayla çocuklara yardım yapalım' dedik. Bununla ilgili sıkıntı olacağını düşünerek bunu da yapmadık. Kurban bağışı toplanması için valilikten ve bakanlıktan izin alınması gerekiyormuş, biz bunu da bilmiyorduk" diye konuştu.</p><p><b>TANJU ÖZCAN: "BU PARADAN BİR KURUŞ HARCANMADI"</b></p><p>Bolu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Tanju Özcan ise savunmasında, "Yetkili arkadaşlar, 'Başkanım vatandaşlar sizin isminizi ilanda görmeleri lazım' dediler. O nedenle ilanlarda ismim vardı. Vakıfla ilgili sorumluluğu da Ali Sarıyıldız'a vermiştim. Bu konuda zaman zaman istişare ettik. Buradaki karışıklık, belediyenin yaptığı bağış kampanyasıydı. Eski belediye başkanı zamanında başlayan kurban bağışı toplanması işi var. Daha önceki yıllarda valilik ilanları da toplamış. Valilikten izin alınması gerekiyormuş. Biz valilikten izin alarak yapmaya başladık. Belediye açısından kurban bağışı güzel bir iş. Belediye her gün ihtiyaç sahibi vatandaşlara yemek dağıtıyor. Göreve geldiğimden bu yana kırmızı et alımı ile ilgili ihale yapmadık. Bağışlar sayesinde bir yıllık kırmızı et ihtiyacı karşılanıyordu. Ali Sarıyıldız, belediyeye kurban bağışı konusunun vakıfla ilgili olduğunu düşünmüş olabilir. Vakfın amaçları arasında kurban bağışı toplamak yok ve valilikten izin alınması gerekiyor. İzin konusunun kısa sürede alınamayacağını biliyorum. Vakıf kurbanı alacak, vatandaştan 13 bin TL toplayacak ve bu paraya kurban bulamayacaksınız. Kurbanı alsanız bunun kesimi var, bu da bir maliyet. Sonra soğuk zinciri bozmadan bunları vatandaşlara ulaştıracaksınız. Vakfın para kazanamayacağı işe kesinlikle izin vermem. 'Siz parayı toplayıp dolandırıcılık yaptınız' diyorlar. Buradaki para harcanmamış, savcılık 'para toplanmış' demiş. 'İyi niyetle kurban bağışı için çalışma yapalım' denilmiş. Vakıf üzerine vazife edinip belediyenin ilanını kopyalayıp kurban bağışı ilanına çıkmış. Sonradan ne olduysa ilanını geri çekmişler. Bütün bu davanın objesi, ana yemeği benim. Arkadaşlar benim yüzümden mağdur oldular. Ben kimsenin dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğini düşünmüyorum. Ali Sarıyıldız'ın kardeşi, mali hizmetler müdürümüzün eşi, oğlumun en yakın arkadaşı ve belediye meclis üyemiz bağış yapmış. Biz şimdi bunları mı dolandıracağız? Bu paradan bir kuruş harcanmadı" diye konuştu.</p><p><b>AYDAN ÖZDEMİR: "ÇOK SİNİRLİ VE ÖFKELİYİM"</b></p><p>CHP'li Belediye Meclis Üyesi Aydan Özdemir de, tüm savunmalarının arkasında olduğunu belirtti. Yöneticilerin soyut ve çelişkili yönlendirmeleri sebebiyle yargılandığını savunan Özdemir, "Çok sinirli ve öfkeliyim. Gerçekten çok eksik soruşturmayla iddianame hazırlanmış. Ben birisinin sözlü ifadesiyle tutuklanmamı anlamıyorum. 10 yılı aşkın süredir Bolu Barosu'na kayıtlı avukatım. Nitelikli dolandırıcılık suçundan karşınızdayım. Her şeyde yetkili, etkili olan kişinin sözleriyle tutuklanıyorum. Samimiyetle söylüyorum, maddi gerçeğin ortaya çıkması için en çok çalışanlardan biriyim. Bağış toplama ve mağdur beyanlarını bile kendilerine sordum. 'Belediye işleyişi' dediler. Üzerime atılı suçları kabul etmiyorum. Başından bu yana Ali Sarıyıldız yetkili. Sonuçta işlemler ortada. Bir öyle bir böyle diyerek insanları zan altında bırakmaya hakkı yok. Ben yetkili, etkili insan değilim; maddi gerçeği ortaya çıkarmaya çalışıyorum. Hileli bir davranışım ve kastıma dair tek bir delil yok. Bağışla ilgili icrai bir görevim bile yok. Hesapların kontrol yetkilisi Ali Sarıyıldız'dır. Beraatime karar verilmesini talep ediyorum" ifadelerini kullandı.</p><p><b>LEYLA BEYKOZ: "BEN SADECE SEKRETERİM, NEDEN BURADA OLDUĞUMU BİLMİYORUM"</b></p><p>Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Beykoz ise kurban bağışı ile ilgili herhangi bir toplantıya katılmadığını ifade ederek, "Karar defterinde karar olmamasına ve imzam olmamasına rağmen tutuklandım. Ben sadece sekreterim, ben niye buradayım bilmiyorum. Gecenin ikisinde tek başına yaşayan kadının evine jandarmaların gelip beni Bolu'dan götürmelerini içime sindiremiyorum. Söyleseler ben gelirdim. Benim bu işlerden soruşturmalardan sonra haberim oldu. Ev hapsimin kaldırılmasını ve beraatimi talep ediyorum" dedi.</p><p>Sanık savunmalarının ardından duruşmaya, kurban bağışı mağdurlarının beyanlarının dinlenmesiyle devam edildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/07/08/kurbanlari-koyacak-yer-bu-766_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>