<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270796</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/edirnede-roma-donemine-ait-kybele-heykeli-ele-gecirildi-270796</link>
      <pubDate>2026-04-06T21:16:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Edirne'de Roma dönemine ait Kybele heykeli ele geçirildi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Edirne'de yurt dışına götürülmeye çalışılan Roma dönemine ait Tanrıça Kybele heykeli ele geçirildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Edirne'de Roma dönemine ait Kybele heykeli ele geçirildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Edirne Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, uluslararası tarihi eser kaçakçılığına yönelik operasyon gerçekleştirdi.</p><p>Yurt dışına çıkış hazırlığında olan bir otomobilde ekiplerce yapılan aramada heykel ele geçirildi.</p><p>Edirne Müze Müdürlüğünce yapılan incelemede, eserin milattan sonra 1. ve 2. yüzyıllara ait, Anadolu&#39;da bereket, doğa ve doğurganlığı simgeleyen mermer Tanrıça Kybele heykeli olduğu tespit edildi.</p><p>Heykel müzeye teslim edildi, olayla ilgili 4 şüpheli hakkında yasal işlem başlatıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/edirnede-roma-donemine-ai-196_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270795</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogani-kulliyede-koruma-hizmetleri-genel-mudurlugu-personeli-karsiladi-270795</link>
      <pubDate>2026-04-06T21:11:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, Külliye'de Koruma Hizmetleri Genel Müdürlüğü personeli karşıladı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne gelişinde Türk Polis Teşkilatı'nın 181. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Koruma Hizmetleri Genel Müdürlüğü personeli polisler tarafından karşılandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, Külliye'de Koruma Hizmetleri Genel Müdürlüğü personeli karşıladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi avlusunda, silahlı özel harekat polislerinden oluşan tören kıtasını selamladı.</p><p>Türk Polis Teşkilatı&#39;nın 181. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yapılan karşılamada, Cumhurbaşkanlığında farklı birimlerde görev yapan polisler ile çeşitli spor branşlarında başarı elde eden polisler de yer aldı.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, polis memurlarıyla günün anısına hatıra fotoğrafı çektirdi.</p><p>Karşılamada, Cumhurbaşkanlığı Koruma Hizmetleri Genel Müdürü Ramazan Bal da yer aldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/cumhurbaskani-erdogani-ku-942_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270794</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-aanin-106-kurulus-yil-donumunu-kutladi-270794</link>
      <pubDate>2026-04-06T19:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, AA'nın 106. kuruluş yıl dönümünü kutladı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Cumhuriyetimizin en köklü kurumları arasında yer alan Anadolu Ajansı, sadece bir haber ajansı gibi çalışmanın ötesinde, milli iradenin, hakikatin ve tarafsız haberciliğin gür sesi olmuştur. Aktardığı doğru, hızlı ve güvenilir haberlerle de milletimizin ve insanlığın ortak hafızasında müstesna bir yer edinmiştir." ifadelerini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, AA'nın 106. kuruluş yıl dönümünü kutladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erdoğan, Anadolu Ajansının (AA) 106. kuruluş yıl dönümü nedeniyle AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz&#39;e kutlama mesajı gönderdi.</p><p>Kurtuluş mücadelesinin en çetin günlerinde milletin haklı davasını dünyaya duyurmak amacıyla kurulan AA&#39;nın, bugün de aynı ruh ve kararlılıkla yoluna devam ettiğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:</p><p>&quot;Cumhuriyetimizin en köklü kurumları arasında yer alan Anadolu Ajansı, sadece bir haber ajansı gibi çalışmanın ötesinde, milli iradenin, hakikatin ve tarafsız haberciliğin gür sesi olmuştur. Aktardığı doğru, hızlı ve güvenilir haberlerle de milletimizin ve insanlığın ortak hafızasında müstesna bir yer edinmiştir. Bugün iletişim çağının tüm imkanlarını etkin bir şekilde kullanarak dünyanın dört bir yanında hakikatin izini süren Anadolu Ajansı, ülkemizin küresel alandaki güçlü temsilcilerinden biri haline gelmiştir.</p><p>Bu vesileyle Anadolu Ajansının kuruluş yıl dönümünü en kalbi duygularımla kutluyor, başta bu müstesna kurumun banileri olmak üzere bugüne kadar emeği geçen tüm çalışanlarını rahmetle ve şükranla yad ediyorum. Üstlendikleri sorumluluğun bilinciyle halen görevlerini büyük bir fedakarlık ve özveriyle sürdüren tüm mensuplarına da başarılar diliyorum. Hakikatin sesi olmaya devam eden Anadolu Ajansının, aynı azim ve kararlılıkla yürüyüşünü sürdüreceğine yürekten inanıyorum.&quot;</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/cumhurbaskani-erdogan-aan-698_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270793</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/kabine-toplantisi-sona-erdi-cumhurbaskani-erdogandan-onemli-aciklamalar-270793</link>
      <pubDate>2026-04-06T18:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan net mesaj: Gündemimizde ara seçim yok]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sona erdi. Toplantının ardından kameraların karşısına çıkan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken ya da ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum." dedi ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan net mesaj: Gündemimizde ara seçim yok]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum." dedi.</p><p>Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;ndeki Kabine Toplantısı&#39;nın ardından millete seslendi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/41032819.jpg"/><p>Dış politika, ekonomi enerji ve diğer başlıklarda kapsamlı istişareler yaptıkları bir Kabine Toplantısı&#39;nı daha tamamladıklarını ifade eden Erdoğan, alınan kararların ülke ve millete hayırlar getirmesini diledi.</p><p>&quot;Birileri bu vatan için meydanlarda nutuk atarken kimileri de yolsuzluklarını perdelemek için Nutuk önünde poz verirken, Cumhurbaşkanı ve Kabinesi olarak Türkiye Yüzyılı&#39;nı inşa mücadelemizi azimle sürdürüyoruz.&quot; diyen Erdoğan, şöyle devam etti: </p><p>&quot;Türkiye, ana muhalefetin beyhude bir çabayla köpürtmeye çalıştığı yapay gündemlere takılmadan hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. Açık ve net ifade etmek isterim ki hükümetimiz gündemine hakimdir. Bize kimse gündem dayatamaz. Hangi bahaneyle olursa olsun kimse Türkiye&#39;nin gündemini suni tartışmalarla saptıramaz, enfekte edemez. Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/41032822.jpg"/><p>Bölgemizde, krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır o da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir. Bunun dışındaki her tartışmayı havanda su dövmek olarak görüyoruz. Biz havanda su dövme değil, iş yapma, hizmet üretme, milletimize hizmet etme peşindeyiz. Biz yatırıma, üretime, hizmete, kalkınmaya gitmesi gereken kaynakları hortumlayanlarla hukuk dairesi içinde mücadele etmenin çabasındayız. Biz, ülkemizin itibarını hem ulusal ölçekte hem uluslararası ölçekte daha da artırmanın mücadelesini veriyoruz. Başkaları ne yaparsa yapsın biz işimize bakıyoruz, önümüze bakıyoruz, Türkiye&#39;yi güçlü ekonomisiyle, büyük ekonomisiyle küresel oyuncu haline getirmeye bakıyoruz.&quot;</p><p><b>- KÜRESEL YATIRIMCILARIN TÜRKİYE'YE İLGİSİ</b></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, son toplantılarından bu yana teknolojiden ulaştırmaya, iletişimden tarıma geniş bir yelpazede eser ve hizmet maratonlarını sürdürdüklerini söyledi.</p><p>27 Mart Cuma günü İstanbul&#39;da önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptıklarını, Dünya Ekonomik Forumu Ülke Stratejisi Toplantısı vesilesiyle küresel iş dünyasının üst düzey yöneticilerini Türkiye&#39;de ağırladıklarını anımsatan Erdoğan, şunları söyledi:</p><p>&quot;Toplantıya 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans varlık yönetimi gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan yatırımcılar iştirak etti. İlgili bakanlarımız toplantıda iş dünyası temsilcilerine, Türkiye&#39;nin yatırım iklimi, küresel değer zincirlerindeki konumu, sunduğu yatırım fırsatları ve ekonomik görünümü hakkında bilgi verdi. Muhalefetin &#39;İsraf&#39; diyerek &#39;Ne gerek var&#39; diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye&#39;yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor. Türkiye&#39;nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası olarak, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz.&quot;</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/41032826.jpg"/><p><b>- HÜRMÜZ BOĞAZI'NIN EKONOMİYE ETKİSİ</b></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran&#39;a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonominin yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleştiğini vurguladı.</p><p>Hürmüz Boğazı&#39;nın fiilen kapandığına dikkati çeken Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>&quot;Hürmüz, sıradan bir geçiş olmanın ötesinde, dünyadaki petrolün yüzde 20&#39;sinin ve doğal gazın çok önemli bir kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele, sadece enerji de değildir. Petrokimya ürünleri, gübreler, ilaç ham maddeleri ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi birçok kritik mamul de bu boğazdan geçiyor. Yani Hürmüz&#39;ün kapanması yalnızca bir sektörü değil enerjiden tarıma, sanayiden teknolojiye, her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor. Mesela, Avrupa&#39;nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar kabardı. Doğal gaz fiyatı yüzde 100, petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetti.</p><p>Dünyaya şöyle bir göz attığımızda, tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun, Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Türkiye&#39;nin Basra&#39;dan veya Hürmüz geçişli herhangi bir LNG tedariki bulunmuyor. Yaklaşık yüzde 10&#39;luk petrol ve petrol ürünü ithalatımız buradan gelmesine karşın bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz oranlardır. Muhalefetin yıllardır bizi eleştirdiği enerjide kaynak ülke çeşitlendirme politikamızın değeri işte bugünlerde anlaşılıyor.&quot;</p><p><b>- GIDA ARZI</b></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, gübre ve ham madde tedariklerini çok önceden yaptıklarını aktardı.</p><p>Savaştan bu yana, alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergisini sıfıra indirdiklerini anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:</p><p>&quot;Keza bazı gübre cinslerinde gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transitini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız. Fahiş fiyat artışlarıyla milletin ekmeğine kan doğrayan savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. Yine sivil havacılık, denizcilik ve kara yolu tarafında da önlemlerimizi aldık.&quot;</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Talimatlarımız doğrultusunda ekonomi kurmay ekibimiz şu an Türkiye'yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü bir şekilde konumlandırmak, transit ticarette küresel cazibe merkezine dönüştürmek, İstanbul Finans Merkezini dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri haline getirmek için yoğun çaba sarf ediyorlar." dedi.</p><p>Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi.</p><p>Türkiye'de hini hacette kullanılmak amacıyla biriktirilen rezervlerin yeterli ve güçlü olduğunu, dış borcun ve toplam dış finansman ihtiyacının, milli gelire oranının tarihsel ortalamaların altında bulunduğunu belirten Erdoğan, dış dengeden bütçe disiplinine, Merkez Bankası rezervlerinden bankacılık sektörüne kadar temel göstergelerde geçmişte karşılaşılan dış şoklara kıyasla çok daha sağlam bir noktada olunduğunu söyledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/41032824.jpg"/><p>Bunlara ilaveten krizin ekonomiye ve piyasaya menfi etkilerini proaktif bir yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ettiklerini vurgulayan Erdoğan, "Savaşın başlamasından sadece 5 gün sonra eşel mobil sistemini devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk. Motorinde litre başına 17 lira, benzinde ise 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı. Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet eşel mobil sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu. Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz." diye konuştu.</p><p>Bölgedeki savaşın küresel ticarete yansımalarından, özellikle ihracat boyutunda Türkiye'nin de etkilendiğine işaret eden Erdoğan, üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmeleri güçlü desteklerle koruduklarını, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı olduklarını dile getirdi.</p><p>Hafta sonu yeni bir paketi daha kamuoyuyla paylaştıklarını anımsatan Erdoğan, Hazine ve Maliye Bakanlığının kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkanını devreye aldıklarını belirtti.</p><p>Bu kredinin toplam büyüklüğünün 120 milyar lira olduğunu aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:</p><p>"Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum. Dezenflasyon programımızda da herhangi bir taviz söz konusu değildir. Her zaman söylediğimiz gibi istihdamın, üretimin ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın, iş dünyamız müsterih olsun."</p><p><b>- "BU KÜRESEL KRİZİN YENİ KAPILAR AÇACAĞINA İNANIYORUZ"</b></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin stratejik coğrafyasıyla, güçlü ve modern altyapısıyla, genç ve nitelikli iş gücüyle, İstanbul Finans Merkeziyle ve daha birçok avantajıyla yeni dönemin doğal cazibe merkezlerinden biri olmaya namzet olduğunu ifade etti.</p><p>Dünyanın önde gelen şirketleriyle yapılan toplantıda bunun emarelerini bizzat gördüklerini dile getiren Erdoğan, yurt dışında da bunun sinyallerini şimdiden almaya başladıklarını söyledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/41032820.jpg"/><p>Düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye'nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazıldığına dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:</p><p>"Enerji nakil hatlarında daha güvenli alternatifler konuşulmaya başlandı. Talimatlarımız doğrultusunda ekonomi kurmay ekibimiz şu an Türkiye'yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü bir şekilde konumlandırmak, transit ticarette küresel cazibe merkezine dönüştürmek, İstanbul Finans Merkezini dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri haline getirmek için yoğun çaba sarf ediyorlar. Tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bu küresel krizin de ülkemizin önünde yeni kapılar açacağına biz yürekten inanıyoruz."</p><p><b>- "5G BİRÇOK ALANDA YENİ FIRSAT PENCERELERİ AÇACAK"</b></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin nisan ayına 5G teknolojisiyle buluşmanın gururuyla girdiğini dile getirdi.</p><p>5G'nin hazırlıklarının 10 yıl önce 2016'da başlatıldığını, 2018'de ilk testlerin yapıldığını anımsatan Erdoğan, 2019'dan sonra Meclis'te, stadyumlarda ve geniş katılımlı organizasyonlarda pilot uygulama olarak kullanıma açtıklarını söyledi.</p><p>Erdoğan, 10 yıllık dönemde yaygın kapsama hedefiyle kırsal bölgelerden şehir merkezlerine kadar Türkiye'nin dört bir yanını 5G altyapısıyla donattıklarını belirterek şunları kaydetti:</p><p>"1 Nisan itibarıyla 81 il merkezimizde hizmete aldığımız 5G'yi inşallah iki sene içinde ülkemizin her karışında hizmete sunacağız. Ülkemizin önünde iletişimin yanı sıra ulaştırmadan sağlığa, tarımdan üretime, ekonomiden eğitime birçok alanda yeni fırsat pencereleri açacak 5G teknolojisinin tekrar hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.</p><p>Geçen hafta hizmete açma kıvancını yaşadığımız bir diğer alan sulama yatırımlarıydı. 54'ü baraj ve gölet, 109'u sulama tesisi, 18'i içme suyu tesisi olmak üzere toplam 563 yeni tesisimizi ekonomimize kazandırdık. Güncel yatırım bedeli 137 milyar lira olan bu eserlerle 896 milyon metreküp su depolama kapasitesi geliştirmiş, 1 milyon 190 bin dekar araziyi sulamaya açmış olduk. Senelik 212 milyon metreküp içme suyu sağlamanın yanı sıra içme suyu arıtma kapasitemizi günlük 301 bin metreküp daha artırdık. Tamamladığımız tesisler güncel rakamlarla ekonomimize yıllık 22 milyar lira katkı yapacaktır. Hizmete sunduğumuz 563 eserin bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum. Bu eserlerin ülkemize kazandırılmasında emeği geçen tüm kurumlarımızı tebrik ediyor, ülkem ve milletim adına kendilerine teşekkür ediyorum."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/41032821.jpg"/><p>ABD ve İsrail'in İran'a müdahalesine dikkati çeken Erdoğan, "28 Şubat'ta başlayan savaş, diplomatik çabalara rağmen maalesef can almaya devam ediyor. İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya dönük her türlü girişimi baltalamayı sürdürüyor. İsrail, Mescid-i Aksa'yı kapalı tutarak, Filistinli mahkumlara yönelik idam cezası getirerek, Lübnan'daki işgalini genişleterek, komşusu Suriye'yi sürekli taciz ederek, gerilimden beslenen bir ülke olduğunu kendi eylemleriyle tescil ve teyit ediyor." ifadelerini kullandı.</p><p>Türkiye'nin tarih boyunca olduğu gibi bugün de çatışmanın, şiddetin ve zulmün değil; hakkın, hukukun, sulhun ve istikrarın tarafında olduğunun altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:</p><p>"Hemen yanı başımızdaki bir ülkede ateş varken, çatışma ve yıkım varken, siviller ve sivil altyapı hedef alınırken, biz buna asla kayıtsız kalamayız. 14 asırdır aynı kıbleye yöneldiğimiz kardeşlerimiz sıkıntı içindeyken, biz kendimizi rahat hissedemeyiz. Türkiye olarak İran'ı ve Körfez'i etkileyen bu savaşın ilk gününden beri kardeşlik hukukumuzun gereklerini en güzel şekilde yerine getirdik. Kim yaparsa yapsın doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten çekinmedik. Savaş uzadıkça yangının başka ülkelere de sirayet edebileceğine dikkat çektik. Çatışmaların 38. günü geride kalırken, bölgemiz adına aynı endişeleri taşımaya maalesef devam ediyoruz. Artan riskler karşısında Cumhurbaşkanı olarak şahsım bir taraftan, bakan arkadaşlarımız diğer taraftan diplomatik temaslarımızı hızlandırdık. Silahların susması ve müzakereye alan açılması için eğer iğne ucu kadar şans varsa, bunu değerlendirmenin samimi gayreti içindeyiz. Temennimiz bu hukuksuz, anlamsız, gayrimeşru ve tüm insanlık için son derece maliyetli savaşın bir an evvel sona ermesidir."</p><p>Dünyada barışın sesini yükseltmenin her zamankinden daha önemli hale geldiği kritik günlerden geçildiğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin barış için sesi yükseltmeyi sürdüreceğini söyledi.</p><p>"Gün olur, devran döner" sözünü hatırlatan Erdoğan, "Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna, bugün barışı dinamitleyenler, yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur." diye konuştu.</p><p><b>- "BARIŞ İÇİN ÇABALAMAYA DEVAM EDECEĞİZ"</b></p><p>En son Hitler'in bir türlü dizginleyemediği ihtiraslarının kurbanı olduğunu, hem kendine hem halkına hem de dünyaya büyük acılar yaşattığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Hitler'in izinden gidenlerin sadece insanlığa karşı değil, kendi vatandaşlarına karşı da Hitler rolünü oynadığına işaret etti.</p><p>"Uluslararası toplumun artık bu gidişe bir 'dur' demesinin vakti gelmiştir. Biz, kendi insanımızla ve kardeşlerimizle bölgedeki tüm halklar için barış istemeye, barış için çabalamaya inşallah devam edeceğiz." ifadelerini kullanan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Gerek dünyanın gidişatı gerekse bölgemizdeki gelişmeler, ülkemizde iç cephemizi tahkim etmek, huzur, güvenlik ve kardeşliği güçlendirmek amacıyla başlattığımız Terörsüz Türkiye sürecinin önemini göstermiştir. Başarısı için üzerine titrediğimiz süreç 17 aylık zaman diliminde hamdolsun birçok kritik eşiği aşmış, direnç testlerinden güçlenerek çıkmıştır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz uzlaşı ruhuyla kaleme aldığı ve onayladığı nihai raporuyla sürece ufuk çizmiştir. Siyaset kurumunda sürecin sağduyuyla ve uzlaşı temelinde yürütülmesi noktasında genel bir mutabakat oluşmuştur. Bu anlayış birliğini sürecin müteakip aşamalarının sağlıklı bir zeminde iletilmesi bakımından çok kıymetli buluyoruz. Her ne kadar bölgemizdeki çatışma atmosferi ülkenin, milletin ve siyasetin gündemini kaplıyor olsa da raporun çizdiği perspektif çerçevesinde süreçle ilgili çalışmaların ivme kazanmasında fayda olduğu kanaatindeyiz.</p><p>Özellikle bölgemizin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı, Türkler, Kürtler, Araplar ve Farsların arasına yeni duvarlar örülmek istendiği bu dönemde oynanan oyunları ancak Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonunun temsil ettiği değerlerle etkisiz hale getirebiliriz. Siyasi parti gruplarının da meseleye bu zaviyeden yaklaşmaları, küçük hesapların peşine takılmak yerine ülkeye ve millete karşı sorumluluk bilinciyle davranmaları en samimi temennimizdir. Bu hassas günlerde söz söyleyen herkesin dikkatli olması gerektiğinin, bu ülkede kardeşliği perçinleyen, birlik ve beraberliğimizi güçlendiren, sürecin yükünü azaltan yapıcı bir üslupla hareket etmesi gerektiğinin altını tekrar önemle çizmek istiyorum."</p><p><b>- "SON BİR YILDA 7 MİLYON 700 BİN VATANDAŞA KANSER TARAMASI"</b></p><p>İktidar ve ittifak olarak omuzlarındaki sorumluluğun idraki içinde, büyük devlet vizyonuna yakışır biçimde süreci titizlikle yönettiklerinin altını çizen Erdoğan, Türk'üyle, Kürt'üyle, Arap'ıyla, Laz'ıyla, Alevi ve Sünni'si ile 86 milyon olarak hep beraber büyük bir aile olunduğunu hiçbir vatandaşın unutmaması gerektiğini söyledi.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:</p><p>"Hepimiz tarihin en zor zamanlarında acıları birlikte göğüslemiş, birlikte beka mücadelesi vermiş, kanları birbirine karışmış bir milletin evlatlarıyız. Bilhassa içinde bulunduğumuz günlerde birlik ve beraberliğimizi ne kadar sağlam tutarsak, geleceğimize o derece güvenle bakabiliriz ama iç kalemizin duvarlarında bir gedik açılmasına müsaade edersek, başka ülkelerin yaşadığı sıkıntılarla Allah korusun biz de karşılaşırız. Rabb'im, milletçe dayanışmamızı muhafaza eylesin. Ülkemizi ve milletimizi her türlü fitneden korusun diyorum. Diliyor ve umuyoruz ki, sürecin sonunda kazanan tüm Türkiye olsun, barut kokusuna boğulmuş bölgemiz olsun, tüm kardeş halkları olsun."</p><p>Erdoğan, 7 Nisan Ulusal Kanser Haftası vesilesiyle erken teşhisin önemine dikkati çekmek istediğini belirterek "Biliyorsunuz dünyada pek az örneği olan bir uygulamayla ülkemizde kanser taramalarını tamamen ücretsiz gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda son bir yılda 7 milyon 700 bin vatandaşımıza ücretsiz kanser taraması yapıldı. Erken evrede kanser teşhisi konulan vatandaşlarımızın tedavilerine vakit kaybetmeksizin başlandı." ifadelerini kullandı.</p><p>Erken tanı sayesinde 28 bin vatandaşın cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulmadan sağlığına kavuştuğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle risk grubundaki vatandaşlardan kanser taraması yaptırmayı ihmal etmemelerini istedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/kabine-toplantisi-sona-er-843_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270792</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/trump-iran-icin-tarih-verdi-savas-cok-cabuk-bitebilir-270792</link>
      <pubDate>2026-04-06T18:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trump, İran için tarih verdi! "Savaş çok çabuk bitebilir"]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Trump, "Salı günü İran için son tarih." açıklamalarında bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trump, İran için tarih verdi! "Savaş çok çabuk bitebilir"]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın anlaşmaya yönelik son cevabının kayda değer bir gelişme olduğunu belirterek, "Bana kalsa İran'daki petrolü elimizde tutmak isterdim çünkü orada, alınmaya hazır. Ne yazık ki Amerikan halkı bizim eve dönmemizi istiyor." dedi.</p><p>ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray&#39;ın bahçesinde düzenlenen Paskalya töreninde basın mensuplarının İran gündemine ilişkin sorularını yanıtladı.</p><p>Trump, kendisine kalsa İran&#39;ın petrolünü ele geçirmeyi amaçlayacağını vurgulayarak, &quot;Bana kalsa İran'daki petrolü elimizde tutmak isterdim çünkü orada, alınmaya hazır. Ne yazık ki Amerikan halkı, bizim eve dönmemizi istiyor. Bana kalsa, petrolü alırdım, elimde tutardım ve bolca para kazanırdım.&quot; değerlendirmesini yaptı.</p><p><b>- İRAN'IN ÖNERİSİ KAYDA DEĞER</b></p><p>ABD ile İran arasındaki olası anlaşma sürecinin pozitif seyrettiğini, İran&#39;ın Amerikalılara verdiği son yanıtların kayda değer gelişmeler olduğunu belirten Trump, &quot;Neler olacağını göreceğiz.&quot; dedi.</p><p><b>- TRUMP'TAN BÖLGEDEKİ KÜRT GRUPLARA TEPKİ</b></p><p>Öte yandan Trump, İran&#39;daki göstericilere bölgedeki Kürt gruplar aracılığıyla aslında pek çok silah gönderdiklerini ancak bu silahların yerine ulaşmadığını anlattı.</p><p>Trump, &quot;(İranlılara) Biraz silah gönderdik, bunların İran halkına ulaşması gerekiyordu. Ancak silahları ilettirdiğimiz kişiler (bölgedeki Kürt gruplar) silahları kendilerine sakladı. Bazı insanlara çok kızgınım ve bunun bedelini ağır ödeyecekler.&quot; değerlendirmesini yaptı.</p><p>İran halkının elinde silah olsa sokağa çıkıp kendini savunacağını ileri süren ABD Başkanı, &quot;Eğer silahları olsaydı, İran iki saniye içinde teslim olurdu.&quot; yorumunu yaptı ve göstericilerin sokağa çıkmaları halinde öldürülme korkusuyla gösterileri sürdürmediklerini savundu.</p><p><b>- TRUMP, BİR DEĞİL İKİ PİLOTUN DA YARALI KURTARILDIĞINI BELİRTTİ</b></p><p>ABD Başkanı Trump ayrıca, İran&#39;ın ABD&#39;ye ait 2 F-15 savaş uçağını düşürmesini &quot;şansa&quot; bağlayarak, &quot;savaşta bazen şansın da önemli olduğunu&quot; söyledi.<br></p><p>Trump, söz konusu uçaklardan bir değil iki pilotun da yaralı olarak kurtarıldığını ve durumlarının iyi olduğunu anlatarak, &quot;(Kurtarılan iki pilottan) Birini açıklamadık çünkü eğer onu yakaladığımızı bilselerdi... Bu yüzden onu açıklamadık. İkisi de yaralandı ama durumları iyi.&quot; şeklinde konuştu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/trump-iran-icin-tarih-ver-923_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270791</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/israilin-gazzede-sivilleri-hedef-aldi-7-kisi-hayatini-kaybetti-270791</link>
      <pubDate>2026-04-06T18:16:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İsrail'in Gazze'de sivilleri hedef aldı: 7 kişi hayatını kaybetti]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İsrail'in ateşkes anlaşmasını ihlal ederek Gazze Şeridi'nin merkezinde, Megazi Mülteci Kampı'nın doğusunda toplanan sivilleri hedef alan hava saldırısında 7 Filistinli yaşamını yitirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İsrail'in Gazze'de sivilleri hedef aldı: 7 kişi hayatını kaybetti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AA muhabirinin tıbbi kaynaklardan aldığı bilgiye göre, Megazi Mülteci Kampı&#39;nın doğusundaki sivil topluluğa düzenlenen saldırının ardından hayatını kaybeden 7 Filistinlinin cenazesi, Deyr el-Belah&#39;taki Aksa Şehitleri Hastanesi&#39;ne getirildi.</p><p>Saldırıya ilişkin daha fazla ayrıntı paylaşılmadı.</p><p>İsrail ordusu neredeyse her gün ateşkes anlaşmasını ihlal ederek Gazze Şeridi&#39;nin farklı bölgelere saldırılar düzenliyor.</p><p>Gazze&#39;de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025&#39;ten bu yana İsrail&#39;in saldırılarında 723 kişinin öldürüldüğü, 1990 kişinin yaralandığı, enkaz altından ise 759 cenazenin çıkarıldığı kaydedilmişti.</p><p>İsrail&#39;in Ekim 2023&#39;ten bu yana Gazze Şeridi&#39;ne düzenlediği saldırılarda toplam can kaybının ise 72 bin 302&#39;ye, yaralı sayısının da 172 bin 90&#39;a yükseldiği bildirilmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/israilin-gazzede-siviller-128_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270790</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/giresunda-uyusturucu-operasyonu-5-kisi-tutuklandi-270790</link>
      <pubDate>2026-04-06T18:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Giresun'da uyuşturucu operasyonu: 5 kişi tutuklandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Giresun'da uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 6 şüpheliden 5'i tutuklandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Giresun'da uyuşturucu operasyonu: 5 kişi tutuklandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, uyuşturucu ticaretine yönelik çalışmalarını sürdürdü.</p><p>Uyuşturucu ticareti yaptıkları öne sürülen kişilerin ev ve üst aramalarında 103 gram sentetik uyuşturucu, 943 uyuşturucu hap ve tüfek ele geçirildi.</p><p>Olayla ilgili gözaltına alınan 6 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.</p><p>Zanlılardan 5&#39;i çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı, 1 şüpheli ise adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/giresunda-uyusturucu-oper-678_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270789</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/ispanya-basbakani-pedro-sanchez-lubnana-destegini-yineledi-270789</link>
      <pubDate>2026-04-06T18:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Lübnan'a desteğini yineledi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, İsrail'in saldırılarını devam ettirdiği Lübnan'a olan desteğini yineledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Lübnan'a desteğini yineledi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sanchez, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam ile telefon görüşmesi yaptığını duyurdu.</p><p>&quot;Lübnan bu savaşı seçmedi. (Lübnan&#39;ın) Egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmelidir.&quot; diyen Sanchez, Selam ile görüşmesinde İspanya&#39;nın Lübnan&#39;a olan desteğini ve dayanışmasını ifade ettiğini kaydetti.</p><p>Sanchez ayrıca, Lübnan&#39;daki BM barış gücü UNIFIL&#39;deki İspanyol birliklerinin &quot;takdire şayan bir iş yaptığını&quot; belirterek, &quot;BM barış gücü misyonuna yönelik saldırılar kabul edilemez ve derhal durdurulmalıdır.&quot; çağrısında bulundu.</p><p><b>- İSRAİL'İN LÜBNAN'A SALDIRILARI</b></p><p>İsrail ordusundan 2 Mart&#39;ta yapılan açıklamada, Lübnan&#39;dan füze atıldığının tespit edilmesinin ardından ülkenin kuzeyinde sirenlerin devreye girdiği belirtilmişti.</p><p>Daha sonra Lübnan geneline hava saldırıları başlattığını duyuran ve başkent Beyrut&#39;u hedef alan İsrail ordusu, havadan ve denizden yoğun saldırılar düzenlediği Lübnan&#39;da kara işgalini genişletme kararı almıştı.</p><p>Lübnan hükümeti, ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyon 162 bini geçtiğini açıklamıştı.</p><p>İsrail&#39;in Lübnan&#39;a yönelik saldırılarından dolayı şimdiye kadar 1497 kişi hayatını kaybederken, 4 bin 630&#39;dan fazla kişi de yaralandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/ispanya-basbakani-pedro-s-841_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270788</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/iran-abdnin-ateskes-onerisini-reddetti-270788</link>
      <pubDate>2026-04-06T18:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İran, ABD'nin ateşkes önerisini reddetti]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İran, ABD'nin ateşkes önerisini reddetti. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İran, ABD'nin ateşkes önerisini reddetti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tahran yönetiminin ABD'nin aracı ülkelerle ilettiği geçici ateşkes teklifini reddettiği belirtildi.<br></p><p>İran resmi haber ajansı IRNA&#39;ya göre, İran, ABD&#39;nin aracı ülkelerle ilettiği geçici ateşkesi teklifini reddettiğini Pakistan aracılığı ile iletti.</p><p>İranlı üst düzey yöneticiler, ABD'nin geçici ateşkes konusunu da içeren teklifini iki hafta değerlendirip reddettiklerine dair cevabı, ABD nakliye uçaklarının İsfahan'da vurulması olayının ardından Pakistan aracılığı ile muhataplarına iletti.</p><p>İran geçici ateşkes teklifine verdiği on maddelik cevapta kendi şartlarını da sundu.<br></p><p>İran&#39;ın şartları arasında, savaşın kalıcı olarak sonlandırılması, yaptırımların kaldırılması ve Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçiş protokolü konuları yer aldı.</p><h2><strong><b><font color="#ff0000">İŞTE ABD/İSRAİL-İRAN SAVAŞINDA DAKİKA DAKİKA YAŞANANLAR:</font></b></strong></h2><b></b><p><b>17:59</b> İran basını, İran yönetiminin ABD'ye Hürmüz Boğazı'nda güvenli geçişin sağlanmasına yönelik protokoller dahil 10 şart sunduğunu bildirdi.</p><p><b>18:09</b> İsrail ordusu, Tahran'a gece düzenlediği saldırılarda 3 havalimanını hedef aldığını iddia etti</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/iran-abdnin-ateskes-oneri-519_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270787</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/ece-vahapoglu-ile-dopdolu-program-mutluluk-icin-ekrana-damga-vurdu-270787</link>
      <pubDate>2026-04-06T17:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ece Vahapoğlu ile dopdolu program! ''Mutluluk için'' ekrana damga vurdu]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[360 ekranlarında izleyiciyle buluşan “Ece Vahapoğlu ile Mutluluk İçin”, bu hafta sonu birbirinden değerli konuklarıyla sağlıktan sanata, kişisel gelişimden müziğe kadar hayatın içinden pek çok konuyu masaya yatırdı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ece Vahapoğlu ile dopdolu program! ''Mutluluk için'' ekrana damga vurdu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Programın konukları arasında kişisel gelişim uzmanı ve yazar Aret Vartanyan, müzisyen ve eğitimci Aylin Özer Tepe ile Türk pop müziğinin efsane ismi Ozan Orhon yer aldı.</p><p>Programın ilk bölümünde Ece Vahapoğlu'nun sorularını yanıtlayan Aret Vartanyan, günümüzde sosyal medyanın bir "kıyas alanı" haline geldiğini ve insanların sürekli bir onaylanma arayışı içinde olduğunu belirtti. Bu durumun temelinde çocuklukta alınamayan değer ve sevgi duygusunun yattığını vurgulayan Vartanyan, "Ne kadar çok gösteriyorsan o kadar az yaşıyorsun" diyerek gerçekliğin önemine dikkat çekti. </p><p>,Müzik yolculuğunu ve eğitimci kimliğini anlatan Aylin Özer Tepe, oğlu için yazdığı ve anneler arasında büyük ilgi gören "Kalp Şarkısı"nın hikayesini ilk kez paylaştı. Eşi Gökhan Tepe ile tanışma hikayesini de samimiyetle anlattı.</p><p>Türk pop müziğinin zamansız isimlerinden Ozan Orhon, programda 35. sanat yılını kutlamanın heyecanını yaşadı. 90'lı yılların samimiyetini, o dönemin müzik üretim süreçlerini ve starlık kavramını anlatan Orhon, yaşadığı sağlık sorunlarını ve kilo verme sürecindeki tecrübelerini de izleyicilerle paylaştı.</p><p>Ece Vahapoğlu'nun pozitif ve samimi sunumuyla hazırlanan program, her hafta sonu uzman konukları ve ilham veren hikayeleriyle 360'ta izleyicileriyle buluşmaya devam ediyor</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/ece-vahapoglu-ile-dopdolu-344_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270786</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/google-maps-elektrikli-araclar-icin-akilli-rota-planlamasini-baslatti-270786</link>
      <pubDate>2026-04-06T17:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Google Maps elektrikli araçlar için akıllı rota planlamasını başlattı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Google Maps, ABD'de başlattığı yeni güncellemeyle elektrikli araç sürücülerinin hayatını kolaylaştırıyor. Android Auto üzerinden sunulan bu yenilik, 350'den fazla araç modeli için otomatik rota ve şarj planlaması sağlıyor. Google, elektrikli araç kullanıcılarının yolculuklarını daha verimli ve güvenli hale getirmeyi hedefliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Google Maps elektrikli araçlar için akıllı rota planlamasını başlattı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Google Maps, ABD'de elektrikli araç sahiplerine yönelik önemli bir güncelleme başlattı. Android Auto platformunda sunulan bu yenilikle birlikte, elektrikli araç sürücüleri rotalarını planlarken artık pil tüketimini ve şarj duraklarını otomatik olarak hesaplayabiliyor. Google'ın geliştirdiği bu yeni sistem, 16 farklı üreticiden 350'den fazla araç modelini destekliyor ve rota planlaması sırasında enerji ihtiyacı, araç ağırlığı, pil kapasitesi gibi teknik detayları dikkate alıyor. Ayrıca, trafik yoğunluğu, hava koşulları ve yol eğimi gibi gerçek zamanlı veriler de rota önerilerine entegre ediliyor. Şu an için yalnızca ABD'deki kullanıcıların erişimine açılan bu özellik, elektrikli araç sahiplerinin yolculuklarını daha güvenli ve pratik şekilde organize etmelerine yardımcı olmayı amaçlıyor.</p><h3>Google Maps güncellemesiyle otomatik şarj durağı önerisi</h3><p>Google Maps'in yeni güncellemesi, elektrikli araç kullanıcılarının seyahatlerini planlarken karşılaştıkları en büyük sorunlardan biri olan şarj istasyonu bulma ve pil yönetimine yenilikçi bir çözüm getiriyor. Sürücüler, uygulamaya araçlarının marka ve modelini kaydettikten sonra, hedeflerini girdiklerinde yazılım güzergah için gerekli enerji miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Bu süreçte pil kapasitesi, araç ağırlığı gibi teknik özelliklerin yanı sıra, trafik durumu, hava şartları ve yol eğimi gibi değişkenler de hesaba katılıyor. Böylece kullanıcılar, yolculuk boyunca hangi noktalarda şarj istasyonu kullanmaları gerektiğini önceden görebiliyor. Google Maps, rota üzerinde otomatik olarak önerdiği şarj durakları sayesinde sürücülere büyük kolaylık sağlıyor. Desteklenen araç markaları arasında Audi, BMW, Porsche, Volkswagen, Toyota, Nissan, Hyundai ve Kia gibi sektörün önde gelen isimleri yer alıyor. Bu sayede, elektrikli araç sahipleri uzun mesafeli yolculuklarda pil bitme endişesi yaşamadan güvenle seyahat edebiliyor.</p><h3>Manuel şarj durumu girişi ve yeni medya oynatma ayarı</h3><p>Google'ın duyurduğu güncellemede, elektrikli araç sahiplerinin yolculuk öncesi bataryalarının mevcut şarj seviyesini manuel olarak uygulamaya girmesi gerekiyor. Çünkü sistem, araç bilgisayarından doğrudan canlı veri alamıyor. Kullanıcılar, varış noktasında ulaşmak istedikleri minimum pil seviyesini de belirleyebiliyor. Rota planlaması, bu bilgiler ışığında güzergah boyunca otomatik olarak ek şarj noktaları ekliyor ve yolculuk sırasında tahmini pil tüketimini güncelliyor. Ayrıca, güncelleme ile birlikte Android Auto'da medya oynatma deneyiminde de değişiklik yapıldı. Kullanıcılar, otomatik medya oynatmayı üç kez manuel olarak durdurduklarında, sistem artık kısa bir bildirim göstererek bu özelliğin kalıcı olarak devre dışı bırakılıp bırakılmayacağını soruyor. Bu sayede, kullanıcılar gereksiz menü aramalarından kurtuluyor ve ayarlarını kolayca yönetebiliyor.</p><p>Google Maps'in elektrikli araçlara yönelik bu akıllı rota planlama özelliğinin ABD dışındaki ülkelere ne zaman sunulacağı ise henüz netlik kazanmadı. Şirketten yapılan açıklamada, küresel yayılım için kesin bir takvim verilmedi. Ancak, elektrikli araç kullanımının hızla arttığı bir dönemde Google'ın bu adımı, sektörde önemli bir yenilik olarak öne çıkıyor. Elektrikli araç sahipleri, Google Maps'in sunduğu bu gelişmiş rota ve şarj planlaması sayesinde yolculuklarını daha güvenli, planlı ve konforlu şekilde sürdürebilecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/google-maps-elektrikli-ar-381_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270785</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/nicete-tsunami-alarmi-akdeniz-kiyilari-icin-kritik-tahliye-plani-270785</link>
      <pubDate>2026-04-06T17:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Nice'te tsunami alarmı! Akdeniz kıyıları için kritik tahliye planı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Nice ve Fransız Rivierası, Akdeniz'de tsunami tehdidiyle karşı karşıya. Uzmanlar, dakikalar içinde kıyıya ulaşabilecek tsunami dalgalarına karşı kapsamlı tahliye planlarının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor. UNESCO'nun istatistiklerine göre bölgede önümüzdeki 30 yıl içinde en az bir metre yüksekliğinde tsunami olasılığı yüzde 100 olarak değerlendiriliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Nice'te tsunami alarmı! Akdeniz kıyıları için kritik tahliye planı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nice ve Fransız Rivierası, Akdeniz'de tsunami riskinin ciddi sonuçlar doğurabileceği bölgeler arasında yer alıyor. Son dönemde yapılan bilimsel çalışmalar ve geçmişte yaşanan olaylar, bölgenin sanılanın aksine yüksek tsunami tehdidi altında bulunduğunu ortaya koydu. Özellikle Nice ve çevresinde, dakikalar içinde kıyıya ulaşabilen yıkıcı dalgalar nedeniyle kapsamlı tahliye planlarının uygulanması zorunlu hale geldi. UNESCO'nun son açıklamalarına göre, önümüzdeki 30 yıl içinde Akdeniz'de en az bir metre yüksekliğinde tsunami yaşanma olasılığı yüzde 100 olarak öngörülüyor. Bu durum, hem yerel yönetimleri hem de bölge halkını hızlı ve etkili önlemler almaya yöneltti.</p><h3>UNESCO: Akdeniz'de tsunami riski yüzde 100</h3><p>UNESCO tarafından Haziran 2022'de yayımlanan verilere göre, Akdeniz havzasında önümüzdeki 30 yıl içinde bir metreyi aşan tsunami dalgası görülme olasılığı yüzde 100'e ulaştı. Bu çarpıcı istatistik, bölgenin geçmişte düşük riskli olarak değerlendirilmesinin yanıltıcı olduğunu gözler önüne seriyor. Akdeniz, Pasifik'ten sonra kaydedilen en fazla tsunami olayına sahip ikinci bölge konumunda bulunuyor. Özellikle Fransız Rivierası, tarih boyunca birçok kez yıkıcı dalgaların hedefi oldu. 16. yüzyıldan 2000'li yıllara kadar bölgede yaklaşık yirmi tsunami olayı kayıtlara geçti ve bu olaylarda dalga boyu çoğunlukla iki metrenin üzerine çıktı. UNESCO ve bölgedeki bilim insanları, tsunami riskinin yalnızca uzak okyanuslara özgü olmadığını, Akdeniz kıyılarında da ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor. Bu nedenle, bölge halkının bilinçlendirilmesi ve erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi büyük önem taşıyor.</p><h3>Nice ve Côte d'Azur'da tahliye planları devrede</h3><p>Nice ve Côte d'Azur kıyı şeridi, yoğun kentleşme, turizm hareketliliği ve kalabalık plajlarıyla tsunami riskine karşı en hassas bölgelerden biri olarak öne çıkıyor. Montpellier Üniversitesi'nin öncülüğünde yürütülen projeler kapsamında, bölgeye özel tahliye stratejileri geliştirildi. Bu stratejiler, kıyıdan uzaklık, yükseklik ve geçmişteki tsunami verileri dikkate alınarak oluşturuldu. Özellikle yaz aylarında, sadece Nice ve çevresinde 835 bin plaj kullanıcısının tsunami tehdidiyle karşı karşıya kalabileceği öngörülüyor. Tahliye planlarında, yürüyüş yolları, engeller, insan yoğunluğu ve sığınak noktaları detaylı şekilde haritalandı. Yerel yönetimler, algoritmalar yardımıyla en hızlı kaçış rotalarını belirledi ve yaklaşık yüz sığınak yeri oluşturdu. Tüm bu önlemler, dakikalar içinde kıyıya ulaşabilecek tsunami dalgalarına karşı binlerce insanın güvenli bölgelere tahliye edilmesini hedefliyor. Yetkililer, hızlı ve iyi planlanmış tahliye uygulamalarının, can kayıplarını en aza indirebileceğini vurguluyor.</p><h3>Geçmişte yaşanan tsunamiler ve etkileri</h3><p>Fransız Rivierası ve Nice, geçmişte de yıkıcı tsunamilerle sarsıldı. 16 Ekim 1979'da, Nice'teki yeni ticaret limanının inşaatı sırasında yaşanan su altı çöküşü, sekiz kişinin hayatını kaybetmesine ve Antibes, Cannes ile Nice'te ciddi hasara yol açtı. Bu olay, tsunami riskinin ne kadar yakın ve ani olabileceğini gösterdi. 21 Mayıs 2003'te Cezayir'in Boumerdès kentinde meydana gelen deprem sonrası, Fransız Rivierası'ndaki sekiz marinada deniz seviyesinde düşüşler, güçlü akıntılar ve limanlarda hasarlar rapor edildi. Dalga etkilerinin, depremin ardından bir saatten kısa sürede kıyıya ulaştığı tespit edildi. Daha önce, 23 Şubat 1887'de Ligurya Denizi'nde gerçekleşen deprem sonrası Antibes ve Cannes'da deniz yaklaşık bir metre çekildi, ardından iki metreyi aşan dalgalar plajları kapladı. Tüm bu olaylar, kıyı topluluklarının hazırlıksız yakalandığını ve mevcut uyarı sistemlerinin yetersiz kaldığını gösteriyor. Bu nedenle, tsunami riski karşısında hızlı tahliye ve toplumsal farkındalık hayati önem taşıyor.</p><h3>Fransa'nın tsunami uyarı sistemi ve sınırları</h3><p>Fransa, 2012 yılından itibaren UNESCO'nun Akdeniz için koordine ettiği uluslararası tsunami uyarı sistemine dahil oldu. Bu sistem, potansiyel tsunami üretebilecek depremleri hızla tespit ederek, kriz yönetim merkezlerine ve yabancı uyarı merkezlerine on beş dakikadan kısa sürede alarm gönderebiliyor. Ayrıca, FR-Alert platformu sayesinde tehlike altındaki kişilere cep telefonları üzerinden bildirim iletiliyor. Ancak bu sistem, yalnızca uzak kaynaklı tsunamiler için etkili. Kıyıya yakın su altı heyelanları ya da yerel depremlerden kaynaklanan tsunamilerde, dalgaların ulaşma süresi uyarı sisteminin süresinden daha kısa olabiliyor. Bu nedenle, bölge halkının deprem hissedildiğinde veya deniz suyunda anormal hareketler gözlemlendiğinde hızla tahliye edilmesi gerekiyor. Uzmanlar, tsunami öncesi deniz çekilmesi gibi uyarı işaretlerinin halk tarafından tanınmasının, can kayıplarını önlemede kritik rol oynayacağını belirtiyor.</p><h3>Nice'te tsunamiye karşı eğitim ve farkındalık çalışmaları</h3><p>Nice ve çevresinde tsunami riskine karşı toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla çeşitli eğitim ve bilgilendirme projeleri yürütülüyor. Montpellier Üniversitesi'nin katkılarıyla, okullarda tahliye tatbikatları düzenlendi ve kamuya açık uyarı tabelaları yerleştirildi. Ayrıca, etkileşimli haritalar sunan dijital platformlar sayesinde, vatandaşlar tahliye bölgelerini ve güvenli kaçış rotalarını kolayca öğrenebiliyor. Bu uygulamalar, gerçek bir tsunami riski kültürünün oluşmasına katkı sağlıyor. UNESCO'nun Tsunami Ready programı kapsamında, Nice'in de yakın zamanda sertifikalandırılması hedefleniyor. Program, tsunami riskini öngörebilen, nüfusunu hazırlayabilen ve uygun yanıt verebilen bölgeleri tanımlıyor. Guadeloupe'daki Deshaies ve Cannes, bu programda öncü kasabalar olarak öne çıktı. Yetkililer, dakikalar içinde kıyıya ulaşabilecek tsunami dalgalarına karşı hazırlıklı olmanın, bölgedeki can kayıplarını ve maddi zararı en aza indireceğini vurguluyor.</p><h3>Akdeniz genelinde tsunami tehdidi ve alınan önlemler</h3><p>Akdeniz'in 1.700 kilometrelik Fransız kıyı şeridi, Korsika dahil olmak üzere toplamda 187 kasaba ve en az 164 bin sakiniyle tsunami tehdidi altında. Yaz aylarında ise bu sayı, turistlerle birlikte 835 bini bulabiliyor. Nehir ağızlarında tahliye bölgesi denizden 500 metreye kadar uzatıldı. Yetkililer, özellikle yoğun sezonlarda plajlarda 10 bin ile 87 bin arasında insanın bulunduğunu tespit etti. Bu nedenle, tahliye planları sürekli güncelleniyor ve sığınak yerleri artırılıyor. Akdeniz'deki diğer ülkeler de benzer risklerle karşı karşıya. UNESCO'nun küresel tsunami farkındalığı kampanyaları, bölge ülkelerinde erken uyarı ve tahliye uygulamalarının yaygınlaşmasını sağladı. Uzmanlar, tsunami tehdidinin yalnızca uzak okyanuslara özgü olmadığını, Akdeniz kıyılarında da ciddi sonuçlar doğurabileceğini tekrar hatırlatıyor.</p><h3>Sonuç: Tsunamiye karşı hazırlık hayat kurtarıyor</h3><p>Nice ve Fransız Rivierası'nda tsunami riski, bilimsel veriler ve geçmiş deneyimler ışığında artık göz ardı edilemeyecek bir tehdit olarak öne çıkıyor. UNESCO ve yerel otoriteler, erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi, tahliye planlarının uygulanması ve toplumsal farkındalığın artırılması için yoğun çaba harcıyor. Dakikalar içinde kıyıya ulaşabilen tsunami dalgalarına karşı hazırlıklı olmak, binlerce insanın hayatını korumak açısından kritik önem taşıyor. Akdeniz'in diğer kıyı bölgelerinde de benzer önlemlerin hızla yaygınlaştırılması gerektiği vurgulanıyor. Yetkililer, tsunami riskine karşı alınan önlemlerin her geçen gün daha da geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu sayede, olası bir felaketin etkileri en aza indirilebilir ve kıyı topluluklarının güvenliği sağlanabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/nicete-tsunami-alarmi-akd-363_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270784</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/sahra-tozu-avrupayi-tehdit-ediyor-turuncu-gokyuzu-alarmi-270784</link>
      <pubDate>2026-04-06T17:06:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sahra tozu Avrupa'yı tehdit ediyor! Turuncu gökyüzü alarmı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Sahra tozu, İspanya'dan Birleşik Krallık'a kadar Avrupa'nın birçok ülkesinde gökyüzünü turuncuya boyarken, sağlık ve ekonomi üzerindeki etkileri giderek artıyor. Uzmanlar, iklim değişikliğinin Sahra tozu hareketliliğini artırdığını ve Avrupa'nın ciddi bir çevresel riskle karşı karşıya olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sahra tozu Avrupa'yı tehdit ediyor! Turuncu gökyüzü alarmı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda Sahra tozu, İspanya, Fransa ve Birleşik Krallık başta olmak üzere Avrupa'nın birçok kentinde gökyüzünü turuncuya boyadı. Özellikle ilkbahar aylarında yaşanan bu olağanüstü doğa olayı, araçların ve binaların üzerinde ince bir toz tabakası bırakırken, halk arasında 'kan yağmuru' olarak bilinen pas rengi yağışlara da yol açtı. Binlerce kilometre yol kat eden Sahra tozu, Akdeniz'i aşarak Avrupa'nın havasını ve çevresini ciddi şekilde etkiliyor. İklim değişikliğinin Sahra Çölü üzerindeki etkisi büyürken, Avrupa ülkeleri giderek artan bir çevresel tehdidin rüzgar altı konumuna sürükleniyor.</p><h3>Sahra tozu: Avrupa'da sağlık ve çevre riski büyüyor</h3><p>Sahra tozu, dünyanın toz emisyonlarının yarısından fazlasını tek başına oluşturuyor. Sıcak, kuru ve rüzgarlı hava koşulları altında, çölden kopan toz parçacıkları birkaç kilometre yüksekliğe ulaşarak kıtalar arasında taşınıyor. Tozun büyük bölümü batıya, Amerika kıtasına doğru ilerlerken, özellikle Şubat ve Haziran ayları arasında toz bulutları kuzeye yönelerek Avrupa'ya ulaşıyor. Son yıllarda, İspanya'da 'Calima' adı verilen yoğun toz bulutları, Kuzey Denizi ve İskandinavya'ya kadar etkili oldu. Sahra tozu, yalnızca gökyüzünün rengini değiştirmekle kalmıyor; aynı zamanda Avrupa'nın hava kalitesini de tehdit ediyor. Sağlık uzmanları, PM10 olarak bilinen ince toz parçacıklarının akciğerlere derinlemesine nüfuz edebildiğini ve astım ile kalp-damar hastalıklarını tetikleyebildiğini belirtiyor. Yapılan araştırmalar, İspanya ve İtalya'da PM10 kirliliğine bağlı ölümlerin yüzde 44'üne kadarının Sahra tozuyla ilişkili olabileceğini gösteriyor. Bu veriler, Sahra tozunun Avrupa'daki halk sağlığı üzerindeki etkisinin ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını ortaya koyuyor.</p><h3>İklim değişikliği Sahra tozu hareketini tetikliyor</h3><p>İklim değişikliği, Sahra tozu hareketliliğinin ana belirleyicilerinden biri haline geldi. Artan sıcaklıklar, çölleşmeyi hızlandırarak toprağın daha kuru ve gevşek hale gelmesine neden oluyor. Bu da rüzgarların Sahra tozunu daha kolay havaya kaldırmasını sağlıyor. Bilim insanları, yüzyılın sonuna kadar atmosfere taşınan Sahra tozu miktarının yüzde 40 ile 60 arasında artabileceğini öngörüyor. Ancak bu artış, rüzgar desenlerindeki değişikliklere ve Sahra'nın güney sınırındaki Sahel bölgesinde bitki örtüsünün artmasına da bağlı. Son 20 yılda bazı büyük toz fırtınaları daha seyrek ve az yoğun görülse de, genel risk halen yüksek. Ayrıca, tozun Alpler'de kar üzerine yerleşmesi, karın güneş ışığını yansıtma kapasitesini azaltıyor ve erimeyi hızlandırıyor. Güneş panellerinin verimliliği düşerken, havacılık ve karayolu trafiği de olumsuz etkileniyor. Sahra tozu, ekonomik anlamda da Avrupa'ya ek maliyetler getiriyor.</p><h3>Avrupa'da erken uyarı sistemleri ve çözüm arayışları öne çıkıyor</h3><p>Avrupa ülkeleri, Sahra tozu tehdidine karşı yeni önlemler geliştirmeye başladı. Erken uyarı sistemleri sayesinde, toz bulutlarının gelişinden 15 gün önce tahminler yapılabiliyor. Bu sistemler, sağlık otoritelerinin savunmasız grupları evde kalmaya çağırmasına olanak tanıyor. Ayrıca, bina havalandırmalarının güçlendirilmesi ve kentsel alanlarda yeşil alanların artırılması gibi basit uygulamalarla toza maruziyet azaltılabiliyor. Ancak uzmanlar, Sahra tozu gibi sınır tanımayan çevresel sorunların yalnızca teknolojik çözümlerle giderilemeyeceğine dikkat çekiyor. Sahra ve çevresinde toprağın korunması, aşırı otlatmanın önlenmesi, nehir barajlarının yönetimi ve toprak biyokabuğunun korunması gibi önlemler de büyük önem taşıyor. Avrupa'da ise özellikle halk sağlığı politikalarının güçlendirilmesi ve uluslararası işbirliğinin artırılması gerektiği vurgulanıyor.</p><h3>Uzmanlardan uluslararası işbirliği çağrısı</h3><p>Sahra tozu, sınırları aşan etkileriyle Avrupa ve Afrika'daki hükümetlerin ortak hareket etmesini gerektiriyor. Uzmanlar, Sahra tozu yönetiminde daha güçlü uluslararası işbirliği ve bağlayıcı anlaşmalar yapılmasının şart olduğunu belirtiyor. Nehir havzalarının korunmasından göl yataklarının kurumasının önlenmesine kadar geniş bir yelpazede atılacak adımlar, hem çevre hem de insan sağlığı için kritik görülüyor. Sahra tozu, önümüzdeki yıllarda da gezegenimizin sağlığının en görünür göstergelerinden biri olmaya devam edecek. Avrupa ve Afrika arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi, hem ekonomik hem de sağlık alanında yaşanacak olası krizlerin önüne geçilmesinde belirleyici rol oynayacak.</p><p>Sonuç olarak, Sahra tozu Avrupa'nın havasını, ekonomisini ve insan sağlığını tehdit etmeye devam ediyor. İklim değişikliğinin etkisiyle bu riskin daha da büyümesi beklenirken, sürdürülebilir çözümler ve uluslararası işbirliği her zamankinden daha büyük bir önem taşıyor. Turuncu gökyüzü ve toz bulutları, Avrupa yaşamının kalıcı bir parçası olmadan önce, hükümetlerin bu ortak riski ciddiyetle ele alması gerekiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/sahra-tozu-avrupayi-tehdi-496_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270783</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/jeanslerinizi-farkinda-olmadan-mahvediyorsunuz-bu-hatayi-hemen-birakin-270783</link>
      <pubDate>2026-04-06T16:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Jean pantolonlarınızı farkında olmadan mahvediyorsunuz? Bu hatayı hemen bırakın!]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Jeans kullanıcıları için bakım alışkanlıkları hayati önem taşıyor. Uzman O. Ryzhkova, sık ve yanlış yıkamanın jeanslerin ömrünü ciddi şekilde kısalttığını belirtti. Jeanslerin renk ve form kaybını önlemek için doğru yıkama yöntemleri gündeme geldi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Jean pantolonlarınızı farkında olmadan mahvediyorsunuz? Bu hatayı hemen bırakın!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Jean pantolonların ömrünü uzatmak isteyenler için uzmanlardan önemli uyarılar geldi. Özellikle sık yıkama alışkanlığının, jean pantolonların renklerini ve orijinal formunu hızla kaybetmesine yol açtığı belirtildi. Uzman O. Ryzhkova, jean pantolonları yanlış yıkamanın, birkaç yıkama sonrasında kumaşın solmasına ve yapısının bozulmasına neden olduğunu açıkladı. Jean pantolonların uzun süre ilk günkü gibi kalabilmesi için bakım alışkanlıklarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiği vurgulandı.</p><p><b>Ryzhkova: 'Sık yıkama jean pantolonlara zarar veriyor'</b></p><p>O. Ryzhkova, jean pantolonların en büyük düşmanının gereğinden fazla yıkama olduğunu belirtti. Sık yıkama, kumaş üzerindeki boyanın hızla akmasına ve liflerin zayıflamasına yol açıyor. Yüksek sıcaklıkta yıkama ise jean pantolonların liflerinde deformasyona ve pantolonun kısa sürede eski formunu kaybetmesine sebep oluyor. Jean pantolonların bakımında en önemli adımlardan biri, uygun yıkama sıcaklığını seçmek. Uzmanlar, jean pantolonların 30-40 derece aralığında yıkanmasını ve sıcak sudan kaçınılmasını öneriyor. Ayrıca, jean pantolonların yıkama öncesinde fermuar ve düğmelerinin kapatılması, ürünün ters çevrilmesi gibi basit adımlar da kumaşın yapısını korumada etkili oluyor.</p><p><b>Doğru deterjan ve kurutma yöntemi jean pantolon ömrünü uzatıyor</b></p><p>Jean pantolonların bakımında kullanılan temizlik ürünleri de büyük önem taşıyor. Uzman Ryzhkova, sıradan çamaşır deterjanlarından ve oksijenli ağartıcılardan uzak durulmasını tavsiye etti. Bunun yerine, yumuşatıcı içeren özel jellerin tercih edilmesi jean pantolonların dokusunu koruyor. Yıkama sonrası jean pantolonların ters şekilde kurutulması, kumaşın dış yüzeyinin yıpranmasını engelliyor. Pantolonun tamamen kuruması için ise önce ters, sonra düz şekilde bekletilmesi öneriliyor. Ayrıca, havluların ilk yıkamasında yumuşatıcı kullanılmaması gerektiği, mikrobiyolog P. Freestone tarafından da hatırlatıldı. Tüm bu adımlar, jean pantolonların ömrünü uzatırken, ilk günkü canlılığını korumasına katkı sağlıyor.</p><p>Jean pantolon kullanıcıları, doğru yıkama ve bakım yöntemleriyle hem renk hem de form kaybını önleyebilir. Uzmanların önerilerine dikkat edenler, jean pantolonlarını uzun yıllar sorunsuz şekilde kullanma şansı yakalıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/jeanslerinizi-farkinda-ol-318_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270782</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/grip-olmamanin-sirri-terde-mi-sakli-iste-dermisidin-etkisi-270782</link>
      <pubDate>2026-04-06T16:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Grip olmamanın sırrı terde mi saklı? İşte dermisidin etkisi]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, ter ve vücut sıvılarında bulunan dermisidin adlı molekülün grip virüsüne karşı etkili bir savunma oluşturduğunu açıkladı. Araştırmaya göre, dermisidin grip virüsünün hücreye girişini engelleyerek doğuştan bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olarak görev yapıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Grip olmamanın sırrı terde mi saklı? İşte dermisidin etkisi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim dünyası, grip virüsüne karşı vücudun doğal savunma mekanizmalarını inceleyen dikkat çekici bir araştırmanın sonuçlarını paylaştı. Araştırmada, ter, gözyaşı, tükürük ve burun mukozasında sürekli olarak bulunan dermisidin adlı molekülün, grip virüsünün hücreye girişini önlediği ortaya çıktı. Bilim insanları, dermisidin seviyesinin yüksek olduğu bireylerde grip virüsünün enfeksiyon oluşturamadığını belirtti. Bu bulgu, doğal bağışıklık sisteminin grip gibi solunum yolu hastalıklarına karşı ne kadar etkili olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.</p><h3>Dermisidin virüsün girişini nasıl engelliyor?</h3><p>Dermisidin molekülü, grip virüsünün yüzeyinde bulunan hemagglütinin adlı proteine bağlanarak virüsün hücre zarına tutunmasını engelliyor. Araştırmacılar, dermisidinin hemagglütininin mutasyona uğramayan, oldukça korunaklı bir bölgesine etki ettiğini vurguladı. Bu sayede, dermisidin farklı grip suşlarına karşı da etkili bir koruma sağlıyor. Bilinen antiviral ilaçların çoğu, virüsün başka bir bölgesini hedef alırken, dermisidin'in etki mekanizması sayesinde virüsün hücreye girişine baştan engel olduğu bildirildi. Uzmanlar, bu molekülün sadece gripte değil, kızamık ve bazı koronavirüs türleri gibi diğer solunum yolu virüslerine karşı da benzer bir savunma sağlayabileceğinin altını çizdi.</p><h3>Yüksek dermisidin seviyesi hastalığı önlüyor</h3><p>Çalışmada, grip virüsüyle temas eden ama hastalanmayan kişilerin vücudunda dermisidin seviyesinin, hastalığa yakalananlara göre altı kat daha fazla olduğu tespit edildi. Enfeksiyon başladığında ise bu molekülün konsantrasyonunun daha da arttığı gözlemlendi. Araştırmacılar, dermisidinin doğuştan bağışıklık sisteminin aktif bir unsuru olduğunu belirtti. Bu bulgu, gelecekte vücudun kendi ürettiği doğal savunma moleküllerine dayalı geniş spektrumlu antiviral ilaçların geliştirilmesi için önemli bir fırsat sunuyor. Bilim insanları, bir sonraki aşamada dermisidinin bağışıklık yanıtını nasıl yönlendirdiğini ve aşırı iltihabı önleyip önlemediğini incelemeyi planladıklarını açıkladı.</p><p>Sonuç olarak, dermisidin molekülü grip virüsüne karşı doğal bir kalkan görevi üstleniyor. Elde edilen bulgular, vücudun kendi savunma mekanizmalarının bulaşıcı hastalıklara karşı mücadelede ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/grip-olmamanin-sirri-terd-797_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270781</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/bilim-insanlarindan-antibakteriyel-sabun-uyarisi-direnc-riski-artiyor-270781</link>
      <pubDate>2026-04-06T16:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim insanlarından antibakteriyel sabun uyarısı! Direnç riski artıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Antibakteriyel sabunların yaygın kullanımı, uzmanlara göre antibiyotik direncini hızlandırıyor. Bilim insanları, sıradan sabunun günlük hijyen için yeterli olduğunu belirtiyor ve antibakteriyel katkıların gereksiz riskler taşıdığına dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim insanlarından antibakteriyel sabun uyarısı! Direnç riski artıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, son dönemde evlerde sıklıkla tercih edilen antibakteriyel sabunların antibiyotik direncini artırdığı konusunda uyarıda bulundu. Özellikle pandemi döneminde kullanımı artan antibakteriyel sabun ve temizlik ürünlerinin, bakterilerde direnç gelişimini hızlandırdığı belirtildi. Uzmanlar, antibakteriyel sabunların içerdiği biyositlerin düşük ve değişken dozlarda kullanılmasıyla, bakteriler üzerinde kısmi bir seçilim baskısı oluştuğunu açıkladı. Bu durumun, hayatta kalan bakterilerin çoğalmasına ve direnç genlerinin daha hızlı yayılmasına yol açtığı vurgulandı.</p><h3>Sağlık otoriteleri: Sıradan sabun yeterli</h3><p>Sağlık otoriteleri, antibakteriyel sabunların günlük hijyen açısından ek bir fayda sağlamadığını, sıradan sabun ve suyun aynı derecede etkili olduğunu belirtti. Uzmanlar, antibakteriyel katkı maddelerinin çoğu zaman sadece pazarlama amaçlı kullanıldığını ve gereksiz riskler oluşturduğunu dile getirdi. Ayrıca, biyositlerin kanalizasyona karışarak çevreye yayıldığı ve burada bakterilerin evrimleşmeye devam ettiği ifade edildi. Bu kimyasalların aşırı kullanımı, hem çevre sağlığını hem de toplumda antibiyotik direncinin yayılmasını tehdit ediyor.</p><h3>Uzmanlardan antibakteriyel sabunlara sınırlama çağrısı</h3><p>Bilim insanları, antibakteriyel sabun ve benzeri ürünlerin evde kullanımının sınırlandırılmasını öneriyor. Araştırmacılar, biyositlerin aşırı tüketiminin dirençli bakterilerin yayılmasını hızlandırdığını ve kimyasal kirliliğe yol açtığını belirtti. Hastaneler ve salgın dönemleri dışında, sıradan sabunun tercih edilmesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca, biyosit kullanımını azaltmaya yönelik küresel hedefler belirlenmesi ve bu konuda toplumsal farkındalığın artırılması gerektiği ifade edildi. Uzmanlar, antibiyotik direnciyle mücadelede biyositlerin rolünün göz ardı edilmemesi gerektiğini savunuyor.</p><p>Antibakteriyel sabunların kontrolsüz biçimde yaygınlaşması, hem sağlık hem de çevre açısından ciddi riskler oluşturuyor. Uzmanlar, bilinçli ürün seçimi ve doğru hijyen alışkanlıklarının toplum sağlığını korumada anahtar rol oynadığını hatırlatıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/bilim-insanlarindan-antib-260_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270780</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/insan-vucudunda-bile-var-mikroplastikler-nasil-olculuyor-270780</link>
      <pubDate>2026-04-06T16:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İnsan vücudunda bile var! Mikroplastikler nasıl ölçülüyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Zagreb Üniversitesi'nin geliştirdiği yeni yöntem sayesinde mikroplastik analizi artık sadece iki saat içinde tamamlanabiliyor. Bu hızlı test, gıda ürünlerinde mikroplastik tespiti konusunda önemli bir adım olarak öne çıkıyor ve laboratuvarlarda yanlış sonuçların önüne geçilmesine katkı sağlıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İnsan vücudunda bile var! Mikroplastikler nasıl ölçülüyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Zagreb Üniversitesi araştırmacıları, gıda ürünlerinde mikroplastik tespitini yalnızca iki saat içinde gerçekleştiren yeni bir yöntem geliştirdi. Geleneksel analiz süreçlerinin bir günden fazla sürdüğü bilinirken, bu hızlı test sayesinde ekmek, ton balığı, ketçap, çikolata ve dondurma gibi günlük tüketilen ürünlerde mikroplastik konsantrasyonu kısa sürede belirlenebiliyor. Bilim insanları, yöntemin özellikle polietilen ve polipropilen türü plastiklerde %80-110 arasında kütle koruması sağladığını ve analizlerin güvenilirliğini artırdığını açıkladı.</p><h3>Zagreb Üniversitesi: 'Yanlış mikroplastik sinyalleri önleniyor'</h3><p>Yeni yöntemde, gıdalardan yağ, nişasta ve proteinler iki saatlik asidik işlemle ayrıştırılıyor. Bu işlem sırasında plastik şişeler küçük parçalara bölünürken, akrilik maddeler topaklanıyor. Araştırmacılar, kontrol örneklerinde polietilenin arka plan kirliliğine yol açabileceğini; ancak kuvars eklemeleriyle bu sorunun ortadan kaldırıldığını belirtti. Laboratuvarlarda sıkı kontrol sağlanmadığında yanlış mikroplastik sinyallerinin ortaya çıkabileceğine dikkat çekildi. Bu nedenle, yöntemin doğruluk ve standartlaşma açısından önemli bir avantaj sunduğu vurgulandı.</p><h3>Bilim insanları: 'Mikroplastik etkileri için daha fazla araştırma şart'</h3><p>Mikroplastiklerin insan organları, anne sütü ve spermde tespit edildiği; ancak sağlık üzerindeki doğrudan etkilerinin henüz netleşmediği bildirildi. Zagreb Üniversitesi ekibi, geliştirdikleri yöntemin esas amacının kirlilik seviyesini gözden geçirmekten çok, analiz standartlarını hızlandırmak olduğunu ifade etti. Bilim dünyası ise mikroplastiklerin gerçek etkilerini ortaya koymak için daha geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Bu gelişme, mikroplastik konusunda yeni araştırmaların önünü açıyor.</p><p>Sonuç olarak, Zagreb Üniversitesi'nin hızlı mikroplastik analizi yöntemi, hem laboratuvarlarda doğruluk oranını artırıyor hem de gıda güvenliği açısından önemli bir yenilik sunuyor. Ancak mikroplastiklerin sağlık üzerindeki kesin etkilerinin anlaşılması için daha fazla bilimsel çalışma yapılması gerektiği belirtiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/insan-vucudunda-bile-var--960_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270779</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/arktikte-gizli-kriz-toprak-cokmesi-ve-karbon-salimi-ne-anlama-geliyor-270779</link>
      <pubDate>2026-04-06T16:07:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Arktik'te gizli kriz! Toprak çökmesi ve karbon salımı ne anlama geliyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Illinois Üniversitesi araştırmacıları, Arktik bölgesindeki permafrostun erimesiyle ortaya çıkan heyelanların bitki örtüsünde kalıcı değişikliklere yol açtığını açıkladı. Alaska, Kanada, Sibirya ve Çinhai-Tibet Platosu'nda yapılan analizler, ekosistemin dayanıklılığına dair önemli bulgular sundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Arktik'te gizli kriz! Toprak çökmesi ve karbon salımı ne anlama geliyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Illinois Üniversitesi'nde yürütülen yeni bir araştırma, Arktik bölgesinde eriyen permafrostun neden olduğu heyelanların, bölgedeki bitki örtüsünü ve karbon döngüsünü derinden etkilediğini ortaya koydu. Bilim insanları, Alaska, Kanada, Sibirya ve Çinhai-Tibet Platosu'nu kapsayan geniş bir alanda, uydu verilerini kullanarak permafrost erimesinin sonuçlarını inceledi. Araştırmaya göre, verimli ve alçak bölgelerde bitki örtüsü yaklaşık 10 yıl içinde yeniden oluşurken, yüksek rakımlı Arktik alanlarda bu sürecin 100 yıla kadar uzayabildiği tespit edildi.</p><h3>Illinois Üniversitesi ekibinden Arktik'te çarpıcı permafrost analizi</h3><p>Uzmanlar, 1950 ile 1980 yılları arasındaki heyelanları inceleyerek, bitki türlerinin değişimini ve fotosentetik aktiviteyi detaylı şekilde değerlendirdi. Permafrostun erimesiyle birlikte toprakta biriken buzun çözülmesi, zeminin on metreye kadar çökmesine ve büyük miktarda karbonun serbest kalmasına yol açıyor. Araştırmaya göre, bu heyelanlar Arktik bölgesindeki permafrost alanının yaklaşık yüzde 5'ini etkiliyor. Yeniden oluşan bitki örtüsünde ise hızlı büyüyen söğüt türleri, diğer türlere karşı baskın hale geliyor. Ağaçlı bitkiler, toprağı stabilize ederek ve daha fazla karbondioksit emerek, permafrostun bozulmasından kaynaklanan emisyonların bir kısmını dengelemeye yardımcı oluyor.</p><h3>Bilim insanları: Karbon salınımı tamamen engellenemiyor</h3><p>Araştırmacılar, bitki örtüsünün permafrost erimesiyle açığa çıkan karbonu tamamen ememediğini, ancak kayıpların bir bölümünü azaltabildiğini vurguladı. Brüt birincil verimlilik ölçümleri, Arktik ekosisteminin toparlanma süresini ve dayanıklılığını anlamada önemli bir gösterge olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, gelecekte hangi bitki türlerinin artan termokarst bozulmaları altında toprağı daha etkili şekilde tutup karbonu depolayabileceğini belirlemeye odaklanacaklarını açıkladı. Araştırmanın sonuçları, Arktik'teki permafrost erimesinin küresel karbon dengesine ve iklim değişikliğine etkilerinin daha iyi anlaşılması açısından kritik bir öneme sahip.</p><p>Sonuç olarak, Illinois Üniversitesi'nin bu çalışması, Arktik bölgesinde yaşanan permafrost erimesinin ekosistemler ve karbon döngüsü üzerindeki uzun vadeli etkilerine dikkat çekiyor. Bilim insanları, iklim değişikliğiyle mücadelede bu tür araştırmaların yol gösterici olacağını belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/arktikte-gizli-kriz-topra-103_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270778</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/torpido-gozunun-otomobildeki-gizli-islevi-yillar-sonra-gun-yuzune-cikti-270778</link>
      <pubDate>2026-04-06T15:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Torpido gözünün otomobildeki gizli işlevi yıllar sonra gün yüzüne çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Torpido gözü, otomobillerde bugün küçük eşyaların saklandığı bir bölme olarak biliniyor. Ancak, otomobil tarihine bakıldığında torpido gözü ilk üretildiği yıllarda bambaşka bir amaçla tasarlandı. Otomobil meraklıları için torpido gözünün asıl işlevi şaşırtıcı detaylar barındırıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Torpido gözünün otomobildeki gizli işlevi yıllar sonra gün yüzüne çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Otomobillerde sıkça kullanılan <strong>torpido gözü</strong>, günümüzde çoğunlukla anahtar, belge veya küçük eşyaların saklandığı bir bölme olarak biliniyor. Ancak otomobilin ilk yıllarında torpido gözü, bugünkü işlevinden çok farklı bir amaç için tasarlanmıştı. İngilizce'de "glove compartment" olarak adlandırılan torpido gözü, ilk olarak sürücülerin vazgeçilmezi olan deri eldivenleri muhafaza etmek için geliştirildi. Bu detay, otomobil tarihinde torpido gözü kullanımının kökenine dair önemli bir ipucu sunuyor.</p><h3>Torpido gözü: Sürücü eldivenlerinin koruyucusu</h3><p>Torpido gözü, otomobilin iç tasarımında ilk kez 1900 yılında Packard Automotive tarafından Packard Model B'de kullanıldı. O dönemde torpido gözü, sigara veya ceket gibi eşyaların yanı sıra, özellikle sürücülerin ellerini soğuktan koruyan deri eldivenlerin saklandığı bir bölmeydi. Otomobilci D. Levitt, "Kadın ve Otomobil" adlı kitabında, torpido gözünde temiz eldiven bulundurmanın hem aracı temiz tutmak hem de sürüş güvenliğini artırmak açısından önemli olduğunu vurguladı. Eldivenler, direksiyonun aşınmasını önlerken, bakım ve onarım sırasında da sürücünün ellerinin temiz kalmasını sağladı.</p><h3>Torpido gözü kullanımında zamanla yaşanan değişim</h3><p>Zaman içinde otomobillerin tasarımı ve sürüş alışkanlıkları değiştikçe, torpido gözü de farklı amaçlarla kullanılmaya başlandı. Başlangıçta sürücü eldivenlerinin saklandığı bu alan, günümüzde araç sahiplerinin çeşitli kişisel eşyalarını koyduğu pratik bir bölme haline geldi. Ancak torpido gözü, otomobilin ilk yıllarında sürücülerin ellerini korumak ve aracın hijyenini sağlamak gibi kritik bir görev üstlendi. Bu köklü geçmiş, torpido gözünün otomobil kültüründeki yerini daha da anlamlı kılıyor.</p><p>Torpido gözü, otomobil tarihinde yalnızca bir saklama bölmesi olmanın ötesinde, sürücülerin güvenliği ve konforu için önemli bir rol üstlendi. Bugün farklı amaçlarla kullanılsa da, torpido gözünün geçmişteki işlevi otomobil meraklıları için ilgi çekici bir detay olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/torpido-gozunun-otomobild-530_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270777</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/hangi-gidalar-sizi-zehirleyebilir-artik-yemeklerde-buyuk-tehlike-270777</link>
      <pubDate>2026-04-06T15:53:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Hangi gıdalar sizi zehirleyebilir? Artık yemeklerde büyük tehlike]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Gıda zehirlenmesi riski evde kalan yiyeceklerle artıyor. Mikrobiyologlar, özellikle soğuk pizza, pişmiş tavuk, pirinç ve konserve artıklarının yanlış saklanmasının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurguladı. Uzmanlar, bu tür gıdaların saklama ve tüketim sürelerine dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Hangi gıdalar sizi zehirleyebilir? Artık yemeklerde büyük tehlike]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Evlerde sıkça karşılaşılan gıda zehirlenmesi vakalarında, mikrobiyologlar özellikle soğuk pizza, pişmiş tavuk, pirinç ve konserve gibi artıkların önemli bir risk oluşturduğunu açıkladı. Uzmanlar, bu tür gıdaların yanlış saklanması ya da uzun süre oda sıcaklığında bırakılması halinde, tehlikeli bakterilerin hızla çoğalabileceğine dikkat çekti. Mikrobiyologlar, gıda zehirlenmesi riskinin yalnızca kötü pişirilmiş ya da hijyenik olmayan ortamlarda hazırlanan yiyeceklerle sınırlı olmadığını, evde kalan artıkların da ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti.</p><h3>Mikrobiyolog: 'Soğuk pizza ve baharatlarda bakteri riski var'</h3><p>Soğuk pizza, kahvaltıda tercih edilen popüler bir yiyecek olsa da, mikrobiyologlar bu alışkanlığın ciddi bir gıda zehirlenmesi riski taşıdığı konusunda uyarıda bulundu. Özellikle pizzanın üzerinde kullanılan bazı malzemelerin çiğ veya az pişmiş olması, ya da pizzanın hijyenik olmayan bir yüzeyle teması, zararlı mikropların bulaşmasına yol açabiliyor. Mikrobiyologlar, insanların sıklıkla kullandığı kuru otlar ve baharatların da (fesleğen, karabiber, kekik gibi) mikrobiyal kontaminasyon riski taşıdığını belirtiyor. Bu tür baharatlar, hasat ve üretim aşamalarında ya da evde yanlış saklama koşulları nedeniyle Salmonella, Bacillus cereus ve Clostridium perfringens gibi bakterilerle bulaşabiliyor. Kuru otlar, sıcak pizzanın üzerinde sterilize olsa da, oda sıcaklığında uzun süre bekleyen pizzada diğer malzemelerle birlikte zararlı bakterilerin çoğalması için uygun bir ortam oluşuyor. Uzmanlar, soğuk pizza tüketmek isteyenlerin, pizzayı teslim aldıktan veya pişirdikten sonra en geç iki saat içinde buzdolabına kaldırmasını öneriyor. Ayrıca, pizzanın üzerinin kapatılması ve en fazla iki gün içinde tüketilmesi gerektiği vurgulanıyor. Pizzanın oda sıcaklığında birkaç saatten fazla beklemesi halinde, zararlı mikroplar hızla çoğalıyor ve ertesi gün tüketilmesi risk yaratıyor. Mikrobiyologlar, bu tür gıdalarda gıda zehirlenmesi riskinin yalnızca kokuyla ya da görüntüyle anlaşılmadığını, bu nedenle saklama kurallarına kesinlikle uyulması gerektiğini ifade ediyor.</p><h3>Pişmiş tavukta saklama süresi ve kan izi uyarısı</h3><p>Pişmiş tavuk, yüksek su ve besin içeriği ile düşük asiditeye sahip olması nedeniyle bozulmaya ve bakteri üremesine son derece yatkın. Mikrobiyologlar, pişirildikten sonra tavuğun oda sıcaklığında iki saatten fazla bekletilmemesi ve hemen buzdolabına kaldırılması gerektiğini belirtiyor. Tavuğun sadece iyi pişmiş olması değil, aynı zamanda saklama koşullarının da büyük önem taşıdığını vurgulayan uzmanlar, pişmiş tavukta kan izleri görülmesi halinde kesinlikle tüketilmemesi gerektiğini ifade ediyor. Bu tür durumlarda tavuk, Campylobacter, Salmonella veya Clostridium perfringens gibi gıda zehirlenmesi mikropları ile kontamine olmuş olabilir. Ayrıca, tavuğun küçük bir kısmı bile az pişmişse, buzdolabında saklansa dahi mikroplar hızla çoğalabiliyor. Mikrobiyologlar, tavuğun buzdolabında en fazla üç gün saklanmasını öneriyor. Kan izleri bulunan veya az pişmiş olduğu şüphe edilen tavukların ise kesinlikle tüketilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor. Gıda zehirlenmesi riskinin, tavuğun görünümü veya kokusuyla anlaşılması her zaman mümkün olmadığından, uzmanlar saklama ve pişirme kurallarına hassasiyetle uyulması gerektiğini belirtiyor.</p><h3>Artık pirinçte Bacillus cereus tehlikesi</h3><p>Pişmiş pirinç ve pirinç bazlı yemekler, gıda zehirlenmesi açısından en riskli artıklar arasında yer alıyor. Mikrobiyologlar, çiğ pirincin Bacillus cereus sporları taşıyabileceğini ve bu sporların pişirme sırasında hayatta kalabildiğini açıkladı. Pişmiş pirincin iki saatten fazla oda sıcaklığında bekletilmesi durumunda, bu sporlar hızla çoğalabiliyor ve toksin üretebiliyor. Bu toksinler, 24 saate kadar sürebilen şiddetli kusma ve ishal gibi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, pişirilen pirincin kapatılarak hızlıca soğutulması ve en geç 24 saat içinde buzdolabına kaldırılması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, soğuk pirinç tüketilecekse, yalnızca hızlıca soğutulmuş ve buzdolabında saklanmış pirincin tercih edilmesi öneriliyor. Bacillus cereus sporlarının uzun süre saklanan pirinçte filizlenme ihtimalinin arttığına dikkat çeken mikrobiyologlar, soğuk pişmiş pirincin 24 saat içinde tüketilmesini en güvenli seçenek olarak gösteriyor.</p><h3>Konserve gıdalarda saklama koşulları ve asidite etkisi</h3><p>Konserve gıdalar da yanlış saklandığında gıda zehirlenmesi riski taşıyan bir diğer grup olarak öne çıkıyor. Mikrobiyologlar, açılmış konserve artıklarının üzerinin kapatılması ve buzdolabında saklanması gerektiğini belirtiyor. Konserve gıdaların orijinal kutusunda saklanması genellikle güvenli kabul edilse de, lezzet açısından kapaklı bir plastik ya da cam kaba aktarılması tavsiye ediliyor. Yüksek asidik gıdalar, örneğin konserve domatesler, buzdolabında beş ila yedi gün saklanabilirken; düşük asidik konserve gıdalar (et, balık, meyve, sebze, makarna gibi) yalnızca üç güne kadar dayanabiliyor. Asidik gıdaların daha uzun süre dayanmasının nedeni, asidin bakteri üremesini engellemesidir. Mikrobiyologlar, konserve artıkların soğuk olarak tüketilebileceğini ancak pişirildikten sonra en kısa sürede buzdolabına konulması ve bir-iki gün içinde tüketilmesi gerektiğini vurguluyor.</p><h3>Gıda zehirlenmesi riskine karşı uzmanlardan net çağrı</h3><p>Mikrobiyologlar, evde kalan yiyeceklerin saklama ve tüketim sürelerine dikkat edilmemesi halinde gıda zehirlenmesi vakalarının artabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle soğuk pizza, pişmiş tavuk, pirinç ve konserve gibi artıkların, uygun koşullarda saklanmadığı takdirde zararlı mikropların hızla çoğalmasına ortam hazırladığına dikkat çekiliyor. Uzmanlar, bu tür yiyeceklerin görünüm ya da kokusuna güvenilmemesi, mutlaka önerilen sürede ve koşullarda saklanması gerektiğini tekrarlıyor. Gıda zehirlenmesi riskinin azaltılması için, artıkların oda sıcaklığında bırakılmaması, hızlıca soğutulması ve belirtilen süreler içinde tüketilmesi öneriliyor. Mikrobiyologlar, sağlığı korumak için bu kurallara titizlikle uyulması gerektiğini, aksi halde ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşılabileceğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/hangi-gidalar-sizi-zehirl-343_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270776</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/dunya-ay-hattinda-kozmik-isin-boslugu-tespit-edildi-270776</link>
      <pubDate>2026-04-06T15:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dünya-Ay hattında kozmik ışın boşluğu tespit edildi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Çin'in Chang'e 4 uzay aracı, Ay'ın uzak tarafında yaptığı gözlemlerle Dünya ile Ay arasında gizemli bir kozmik ışın boşluğu tespit etti. Bilim insanları, bu keşfin astronotların maruz kaldığı radyasyon riskini azaltabilecek yeni stratejiler geliştirilmesinin önünü açabileceğini belirtti. Ay çevresinde saptanan bu boşluk, özellikle uzay görevlerinde güvenliği artıracak önemli bir bulgu olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dünya-Ay hattında kozmik ışın boşluğu tespit edildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çin'in Chang'e 4 uzay aracı, Ay'ın uzak yüzeyinde yürüttüğü gözlemler sırasında Dünya ile Ay arasındaki uzayda beklenmedik bir kozmik ışın boşluğu tespit etti. Bilim insanları, bu boşluğun iki gök cismi tam olarak hizalandığında ortaya çıktığını ve galaktik kozmik ışınların sanılandan daha düzensiz dağıldığını belirtti. Keşif, kozmik ışınların oluşturduğu radyasyonun uzay görevlerinde yaratabileceği riskleri azaltmaya yönelik yeni fırsatların kapısını araladı.</p><h3>Chang'e 4 verileriyle Ay çevresinde radyasyon düşüşü ortaya çıktı</h3><p>Ay'da yapılan ölçümlerde, Chang'e 4 uzay aracının topladığı veriler sayesinde, Ay'ın Dünya etrafındaki yolculuğu sırasında kozmik ışın proton akışında yüzde 20'ye varan bir azalma olduğu saptandı. Bilim insanları, bu çarpıcı düşüşün özellikle Ay'ın sabah kesiminde, yani yerel öğle saatine ulaşmadan hemen önce gerçekleştiğini açıkladı. Toplamda 31 Ay döngüsünden elde edilen veriler, proton akışındaki değişimin Dünya'nın manyetik alanı ve Güneş'in gezegenler arası manyetik alan çizgilerinin hizalanmasıyla ilişkili olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, bu boşluğun oluşmasının, Dünya'nın güçlü manyetik alanının, Parker spiral adı verilen bir manyetik alan yapısı ile Ay'a yönelmesiyle mümkün olduğunu düşünüyor. Bu hizalanma sırasında, Ay'ın yüzeyi kozmik ışınlardan gelen proton akışında belirgin bir düşüş yaşıyor.</p><h3>Dünya'nın manyetik alanı uzay görevlerinde yeni koruma fırsatları sunuyor</h3><p>Uzayda sürekli olarak hareket eden ve büyük oranda protonlardan oluşan galaktik kozmik ışınlar, normalde Dünya'nın atmosferi tarafından engelleniyor. Ancak, atmosferin koruyucu etkisinin olmadığı Ay ve uzay görevlerinde astronotlar için ciddi bir radyasyon tehlikesi söz konusu. Chang'e 4'ün bulguları, Dünya'nın manyetik alanının belirli koşullarda kozmik ışınları Ay çevresinde de engelleyebildiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, bu boşluk sayesinde özellikle insanlı Ay görevlerinde ve uzay yürüyüşlerinde radyasyona maruz kalma riskinin azaltılabileceğini vurguladı. Bilim insanları, operasyonların bu düşük radyasyon dönemlerine denk getirilmesiyle görev güvenliğinin artırılabileceğini belirtti. Bu bulgu, sadece Dünya-Ay sistemi için değil, Güneş Sistemi'ndeki diğer manyetize gök cisimleri yakınındaki uzay görevlerinde de yeni radyasyon koruma stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlayabilir.</p><h3>Uzay araştırmalarında kozmik ışın boşluğunun önemi artıyor</h3><p>Galaktik kozmik ışınların hareketi, süpernova patlamaları ve kalıntılarından kaynaklanan yüksek enerjili parçacıklar nedeniyle oldukça karmaşık bir yapıya sahip. Bu parçacıklar, iyonlaştırıcı radyasyon taşıdıkları için insan sağlığı açısından büyük risk oluşturuyor. Chang'e 4 tarafından kaydedilen kozmik ışın boşluğu, özellikle insanlı uzay görevlerinin planlanmasında kritik bir faktör haline geldi. Uzmanlar, bu boşluğun mekânsal kapsamı ve davranışının daha geniş veri setleriyle araştırılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, gelecekteki çalışmaların Dünya-Ay sistemi dışında da benzer koruyucu etkilerin olup olmadığını ortaya koyabileceği belirtildi. Bilim dünyası, Chang'e 4'ün sunduğu bu yeni verilerin, uzayda güvenli yolculuklar için önemli bilimsel ve teknolojik gelişmelere zemin hazırlayacağı görüşünde birleşiyor.</p><p>Sonuç olarak, Chang'e 4'ün Ay'ın uzak tarafında tespit ettiği kozmik ışın boşluğu, uzay araştırmalarında radyasyon tehlikesine karşı yeni önlemler geliştirilmesine olanak sağladı. Dünya'nın manyetik alanının bu etkisi, insanlı uzay görevlerinde güvenliği artıracak yeni stratejilere kapı araladı. Araştırmacılar, bu tür bulguların hem mevcut hem de gelecekteki uzay görevlerinde kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/dunya-ay-hattinda-kozmik--545_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270775</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/saglikli-beslenme-neden-ise-yaramiyor-cevap-dusundugunuzden-farkli-olabilir-270775</link>
      <pubDate>2026-04-06T15:48:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sağlıklı beslenme neden işe yaramıyor? Cevap düşündüğünüzden farklı olabilir]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Sağlıklı beslenme konusu, Türkiye'de ve dünyada giderek daha fazla gündeme gelirken, uzmanlar yalnızca tüketilen yiyeceklerin değil, yeme davranışlarının ve tutumlarının da en az besin seçimi kadar önemli olduğunu vurguladı. Özellikle yeme bozuklukları ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyebiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sağlıklı beslenme neden işe yaramıyor? Cevap düşündüğünüzden farklı olabilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı beslenme, Türkiye'de ve dünyada giderek daha fazla tartışılan bir konu haline geldi. Uzmanlar, sağlıklı beslenmenin yalnızca yediklerimizle sınırlı olmadığını, aynı zamanda yeme davranışlarımızın ve tutumlarımızın da en az besin seçimi kadar önemli olduğunu belirtti. Son yıllarda yapılan araştırmalar, bireylerin yalnızca kalori veya yiyecek türüne odaklanmasının yeterli olmadığını, yeme alışkanlıklarının da sağlık üzerinde belirleyici bir rol oynadığını ortaya koydu. Özellikle yeme bozuklukları ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının, bireylerin hem fiziksel hem de psikolojik sağlığını olumsuz etkilediği vurgulandı.</p><h3>Uzmanlar: 'Sağlıklı beslenme sadece yiyecek seçimiyle sınırlı değil'</h3><p>Türkiye'de beslenme ve diyet uzmanları, sağlıklı beslenme kavramının genellikle yanlış anlaşıldığını ifade etti. Uzmanlar, toplumun büyük bir kısmının sağlıklı beslenmeyi yalnızca daha fazla meyve ve sebze tüketmek, fast fooddan uzak durmak veya kalori saymak olarak gördüğünü belirtti. Ancak, sağlıklı beslenmenin temelinde yeme davranışları ve tutumları da yer alıyor. Özellikle ortoreksiya nervoza gibi yeme bozukluklarının, bireyleri sağlıklı beslenme takıntısına sürüklediği ve bu durumun yaşam kalitesini düşürdüğü saptandı. Araştırmalar, sağlıklı beslenmenin yalnızca gıdaların seçimiyle değil, aynı zamanda yiyeceklere yaklaşım biçimiyle de bağlantılı olduğunu gösterdi. Uzmanlar, sağlıklı beslenmede denge, esneklik ve yargısız bir yaklaşımın önemine dikkat çekti.</p><h3>Yeme davranışları: Obezite ve yeme bozukluklarıyla mücadelede yeni yaklaşım</h3><p>Sağlıklı beslenme konusundaki toplumsal algının, özellikle 1980'lerden itibaren Batı ülkelerinde yaşanan obezite artışıyla birlikte değiştiği belirtildi. Obezite oranlarındaki yükseliş, bireylerin kiloya ve diyete aşırı odaklanmasına yol açtı. Ancak uzmanlar, obezitenin nedenlerinin yalnızca yanlış beslenmeye indirgenemeyeceğini, çevresel, psikolojik ve sosyoekonomik etkenlerin de bu süreçte etkili olduğunu açıkladı. Yeme davranışları üzerine yapılan son araştırmalar, insanların yalnızca ne yediklerine değil, ne zaman, nasıl ve hangi koşullarda yediklerine de dikkat etmeleri gerektiğini ortaya koydu. Özellikle içgüdüsel yeme yaklaşımı, kişinin açlık ve tokluk sinyallerini dinleyerek yeme alışkanlıklarını şekillendirmesini sağlıyor. Bu yöntem, hem fiziksel hem de zihinsel sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratıyor ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının sürdürülebilirliğini artırıyor.</p><h3>İçgüdüsel yeme ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları</h3><p>İçgüdüsel yeme, kişinin vücudundan gelen doğal sinyalleri dikkate alarak yemek yemesini ifade ediyor. Uzmanlar, açlık ve tokluk hissinin dinlenmesinin, sağlıklı beslenme sürecinin temel taşlarından biri olduğunu belirtti. Araştırmalar, içgüdüsel yeme alışkanlığına sahip bireylerin, diyet kalitesi ve genel sağlık açısından daha iyi sonuçlar elde ettiğini gösterdi. Ayrıca, düzenli aralıklarla yemek yemek ve yemekleri başkalarıyla paylaşmak da sağlıklı beslenme alışkanlıklarının oluşmasına katkı sağlıyor. Yeme davranışları, bireylerin sosyal çevreleriyle olan ilişkilerini de güçlendiriyor ve yiyeceklerin sadece fiziksel ihtiyaçları karşılamaktan öte sosyal ve kültürel bir anlam taşıdığını ortaya koyuyor.</p><h3>Sağlıksız gıda ortamları ve yeme davranışları üzerindeki etkileri</h3><p>Türkiye'de ve dünyada, sağlıksız gıda ortamlarının yaygınlaşması yeme davranışlarını olumsuz etkiliyor. Uygun fiyatlı ve kolay erişilebilen şekerli atıştırmalıklar, fast food ürünleri ve büyük porsiyonlar, bireylerin sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmesini zorlaştırıyor. Özellikle dezavantajlı bölgelerde yaşayanlar, sağlıklı beslenme konusunda daha fazla engelle karşılaşıyor. Uzmanlar, sağlıksız gıda ortamlarının açlık ve tokluk sinyallerini bastırdığını, bireylerin yeme davranışlarını olumsuz etkilediğini ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının gelişimini engellediğini ifade etti. Ayrıca, yoğun iş temposu ve sağlıklı yiyeceklerin yüksek maliyeti de sağlıklı beslenmeyi zorlaştıran faktörler arasında yer alıyor.</p><h3>Yeme davranışlarında denge ve esneklik: Uzmanlardan üç kritik öneri</h3><p>Uzmanlar, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının geliştirilmesi için bireylere üç temel öneride bulundu. İlk olarak, açlık ve tokluk belirtilerinin tanınması gerektiği vurgulandı. Her bireyin açlık ve tokluk sinyalleri farklılık gösterebilir; bu nedenle kişilerin kendi vücutlarını dinlemeleri önem taşıyor. İkinci öneri, yiyeceklerin 'iyi' veya 'kötü' olarak etiketlenmemesi gerektiği yönünde oldu. Uzmanlar, sevilen ancak 'yasak' olarak görülen yiyeceklerin küçük porsiyonlar halinde tüketilmesinin, yiyeceklerle olan ilişkinin daha sağlıklı hale gelmesine yardımcı olacağını belirtti. Son olarak, yemeklerin sosyal bir etkinlik olarak görülmesi ve başkalarıyla paylaşılması önerildi. Bu yaklaşım, yeme davranışlarının olumlu yönde gelişmesini ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kalıcı olmasını destekliyor.</p><h3>Yeme davranışlarında tıbbi kısıtlamalar ve özel durumlar</h3><p>Bazı bireyler, diyabet veya çölyak hastalığı gibi tıbbi nedenlerle belirli bir diyeti takip etmek zorunda kalabiliyor. Uzmanlar, bu tür durumlarda dahi sağlıklı yeme davranışlarının ve olumlu yiyecek tutumlarının geliştirilebileceğini vurguladı. 2020 yılında yapılan bir araştırmada, tip 2 diyabetli bireylerin içgüdüsel yeme alışkanlığı geliştirdiklerinde kan şekeri seviyelerini daha iyi kontrol edebildikleri saptandı. Bu bulgu, yeme davranışlarının tıbbi durumlarda dahi sağlık üzerinde önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Uzmanlar, tıbbi kısıtlamalara rağmen sağlıklı beslenme alışkanlıklarının sürdürülebileceğini ve yeme davranışlarının olumlu yönde değiştirilebileceğini ifade etti.</p><h3>Sağlıklı beslenme için uzmanlardan önemli çağrı</h3><p>Uzmanlar, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının geliştirilmesi için bireylerin yeme davranışlarına ve tutumlarına daha fazla dikkat etmeleri gerektiğini belirtti. Sağlıklı beslenme, yalnızca tüketilen yiyeceklerin seçimine indirgenmemeli; yeme davranışlarının ve sosyal paylaşımların da sürece dahil edilmesi gerekiyor. Yeme bozuklukları veya sağlıksız yeme alışkanlıkları nedeniyle yaşam kalitesi düşen bireylerin, bir sağlık profesyoneline başvurmaları önem taşıyor. Ayrıca, yeme davranışları üzerinde olumsuz etkileri olan çevresel ve psikolojik faktörlerin de göz önünde bulundurulması gerektiği vurgulandı. Sonuç olarak, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması için dengeli, esnek ve yargısız bir yaklaşımın benimsenmesi önerildi.</p><p>Sağlıklı beslenme, yalnızca diyet listelerine bağlı kalmakla değil, yeme davranışlarının ve tutumlarının değiştirilmesiyle sürdürülebilir hale geliyor. Uzmanlar, bireylerin vücutlarını dinleyerek, yiyeceklerle sağlıklı bir ilişki kurmalarının ve sosyal paylaşımlara önem vermelerinin, hem fiziksel hem de psikolojik sağlık üzerinde olumlu etkiler yarattığını belirtti. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının geliştirilmesi için bireylerin destek almaktan çekinmemesi ve gerekirse bir uzmana başvurması gerektiği hatırlatıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/saglikli-beslenme-neden-i-673_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270774</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/alzheimerin-gizemi-cozuluyor-mu-yeni-teori-dikkat-cekti-270774</link>
      <pubDate>2026-04-06T15:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Alzheimer'ın gizemi çözülüyor mu? Yeni teori dikkat çekti]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[California Üniversitesi, Riverside'dan bilim insanları, Alzheimer hastalığının temelinde iki ana proteinin beyin hücrelerinde birbirleriyle rekabet etmesinin yattığını ortaya koydu. Yeni araştırma, amiloid-beta ve tau proteinlerinin mikrotübüller üzerindeki etkileşimini mercek altına alarak hastalığın kökenine dair uzun süredir devam eden tartışmalara yeni bir bakış açısı kazandırıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Alzheimer'ın gizemi çözülüyor mu? Yeni teori dikkat çekti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>California Üniversitesi, Riverside'da yürütülen yeni bir araştırma, Alzheimer hastalığının beynin temel işleyişini bozan iki ana proteinin rekabetiyle ortaya çıktığını gösterdi. Bilim insanları, amiloid-beta ve tau proteinlerinin beyin hücrelerinde mikrotübüller üzerinde birbirleriyle yarıştığını ve bu sürecin hastalığın gelişiminde belirleyici rol oynadığını belirtti. Araştırmanın bulguları, Alzheimer'ın kökenine dair uzun süredir tartışılan sorulara yanıt arayan bilim dünyasına yeni bir perspektif sundu. Özellikle demansın en yaygın türü olan Alzheimer için geliştirilecek tedavi stratejilerinin bu yeni teoriyle birlikte farklı bir yöne evrilebileceği vurgulandı.</p><h3>Ryan Julian ve ekibi: Amiloid-beta, tau'nun işlevini engelliyor</h3><p>Çalışmanın başında yer alan kimya profesörü Ryan Julian, Alzheimer hastalığının tanısı için beyinde hem amiloid-beta hem de tau proteinlerinin birikiminin şart olduğunu hatırlattı. Julian, bugüne dek laboratuvarların çoğunun bu proteinlerin yalnızca birine odaklandığını, diğerini ise göz ardı ettiğini söyledi. Araştırma kapsamında amiloid-beta ve tau proteinlerinin mikrotübüller etrafında nasıl etkileşime girdiği incelendi. Ekip, amiloid-beta peptitlerinin, mikrotübüllere bağlanan tau proteinlerinin bir kısmıyla benzer bir dizilime sahip olduğunu tespit etti. Araştırmacılar, iki proteini çözeltide bir araya getirip mikrotübüllerin yapı taşı olan tübülini eklediklerinde, amiloid-beta ve tau'nun mikrotübüllerdeki aynı bağlanma noktaları için rekabet ettiğini gösterdi. Julian, "Amiloid-beta, tau'nun normalde kullandığı bağlanma yerlerini işgal ediyor ve tau'nun işlevini engelliyor" dedi. Bu bulgu, Alzheimer hastalığında hangi proteinin önce ortaya çıktığı ve hangisinin hastalığı tetiklediği konusundaki uzun süredir devam eden tartışmalara önemli bir açıklama getirdi.</p><h3>Alzheimer'da protein rekabetinin sonuçları: Nöronlar nasıl etkileniyor?</h3><p>Araştırmanın bir diğer önemli aşamasında, bilim insanları amiloid-beta'nın mikrotübüllere bağlanma eğilimini test etti. Amiloid-beta peptitleri, başka bir yaygın protein olan miyoglobin ile karşılaştırıldığında dahi mikrotübüllere bağlanmayı tercih etti. Bu durum, amiloid-beta'nın çözeltideki herhangi bir proteinle etkileşime girmediğini, özellikle mikrotübülleri hedeflediğini gösterdi. Araştırmacılar, bu rekabetin tau proteinini mikrotübüllerden uzaklaştırdığını ve bunun sonucunda tau'nun düğümlenerek mikrotübüllerin dengesini bozduğunu vurguladı. Mikrotübüllerin bozulması, nöronların temel işlevlerini yerine getirememesine ve sonunda hücre ölümüne yol açabiliyor. Julian ve ekibi, "Tau kendi başına patolojik bir etki yaratmıyor; ancak amiloid-beta tarafından mikrotübüllerden uzaklaştırıldığında zararlı hale geliyor" ifadesini kullandı. Bu açıklama, Alzheimer'ın temel nedenine dair literatürdeki çelişkili hipotezleri bir araya getiren 'birleştirici teori'yi destekliyor.</p><h3>Klinik araştırmalar ve tedavi yaklaşımlarında yeni dönem</h3><p>California Üniversitesi'nden gelen bu bulgular, Alzheimer tedavisi alanında sürdürülen klinik araştırmaların sonuçlarını yeniden değerlendirme gerekliliğini gündeme getirdi. Son yıllarda yapılan klinik denemelerde, amiloid-beta plaklarının temizlenmesinin beyin fonksiyonlarını eski haline getirmediği gözlemlenmişti. Yeni teoriye göre, tedavi çabalarının yalnızca protein birikimini hedeflemek yerine, mikrotübüllerin korunmasına ve tau'nun işlevinin desteklenmesine odaklanması gerekebilir. Hayvanlar üzerinde yapılan son çalışmalar, lityumun mikrotübülleri stabilize etmede koruyucu bir etkisi olabileceğini öne sürdü. Bu bulgu, gelecekte Alzheimer tedavilerinde yeni yaklaşımların gündeme gelebileceğine işaret ediyor. Uzmanlar, mikrotübül sağlığını hedefleyen tedavilerin, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmada veya durdurmada daha etkili olabileceğini belirtti.</p><h3>Alzheimer'ın temel nedeni: Birleştirici teori tartışmaları alevlendirdi</h3><p>Alzheimer, demans vakalarının yaklaşık yüzde 70'ini oluşturuyor ve dünya genelinde milyonlarca insanı etkiliyor. Hastalığın bugüne kadar bilinen kesin bir tedavisi bulunmuyor. California Üniversitesi'nden çıkan bu yeni 'birleştirici teori', amiloid-beta ve tau proteinlerinin mikrotübüller üzerindeki rekabetinin, beyindeki toksisiteyi ve nöron ölümünü tetiklediği fikrini öne sürüyor. Julian ve meslektaşları, "Bu hipotez, daha önce birbirinden bağımsız gibi görünen birçok gözlemi anlamlı bir bütün haline getiriyor" diyerek, bilim dünyasında yeni tartışmaların kapısını araladı. Araştırma, Alzheimer'ın kökenine dair daha net bir tablo sunarken, tedavi geliştirme süreçlerinde de yeni yolların keşfedilmesine öncülük edebilir. Uzmanlar, bu bulguların daha fazla araştırmayla desteklenmesi halinde, Alzheimer hastalığıyla mücadelede önemli bir dönüm noktası yaşanabileceğini ifade etti.</p><h3>Bilim dünyasında heyecan: Alzheimer tedavisinde umut veren gelişmeler</h3><p>California Üniversitesi'nden yayımlanan bu araştırma, Alzheimer hastalığının anlaşılmasında ve tedavisinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Özellikle amiloid-beta ve tau proteinlerinin mikrotübüller üzerindeki etkisinin ortaya konulması, hastalığın nedenlerine dair kafa karışıklığını azaltıyor. Araştırmacılar, nöronlar içinde neyin yanlış gidebileceğine dair daha net bir resim elde ettiklerini ve yeni tedavi stratejilerinin bu bilgiler ışığında şekillenebileceğini vurguladı. Bilim insanları, mikrotübüllerin korunmasına yönelik geliştirilecek tedavi yöntemlerinin, Alzheimer hastalarının yaşam kalitesini artırabileceğini ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatabileceğini düşünüyor. Araştırmanın sonuçları, dünya genelinde Alzheimer ile mücadele eden milyonlarca kişi için umut verici bir gelişme olarak öne çıkıyor.</p><p>Sonuç olarak, California Üniversitesi'nin yürüttüğü bu çalışma, Alzheimer hastalığının temel nedenine dair bilim dünyasında yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Amiloid-beta ve tau proteinlerinin mikrotübüller üzerindeki rekabeti, hastalığın gelişiminde kritik bir rol oynayabilir. Bu bulguların klinik araştırmalarla desteklenmesi halinde, Alzheimer tedavisinde çığır açıcı gelişmeler yaşanabilir. Bilim insanları, yeni teorinin Alzheimer'ın anlaşılmasında ve tedavisinde yönlendirici olacağı görüşünde birleşiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/alzheimerin-gizemi-cozulu-680_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270773</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/dovmelerdeki-gizli-tehlike-bagisiklik-sistemi-risk-altinda-270773</link>
      <pubDate>2026-04-06T15:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dövmelerdeki gizli tehlike! Bağışıklık sistemi risk altında]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Dövme yaptıranların sayısı dünya çapında hızla artarken, dövme mürekkebinin içerdiği kimyasal maddelerin bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri bilim dünyasında yeni tartışmalar başlattı. Uzmanlar, dövme pigmentlerinin vücutta kalıcı değişikliklere yol açabileceğini ve uzun vadeli sağlık risklerinin henüz tam olarak ortaya konmadığını vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dövmelerdeki gizli tehlike! Bağışıklık sistemi risk altında]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dövmeler, kişisel ifade biçimi olarak toplumda giderek daha fazla kabul görürken, dövme mürekkebinin insan sağlığı üzerindeki etkileriyle ilgili bilimsel araştırmalar da hız kazandı. Son bulgular, dövme pigmentlerinin yalnızca estetik bir tercih olmadığını, bağışıklık sistemiyle karmaşık etkileşimler kurduğunu ortaya koydu. Özellikle dövme mürekkebindeki kimyasal maddelerin cilt altına enjekte edilmesiyle başlayan süreçte, bu maddelerin vücutta kalıcı izler bırakabileceği ve bağışıklık sistemini etkileyebileceği belirlendi. Dövme yaptıran bireylerin sayısındaki artış, bu kimyasalların potansiyel risklerini daha da önemli hale getirdi.</p><h3>Bilim insanları: Dövme mürekkebindeki kimyasallar bağışıklık tepkisini tetikliyor</h3><p>Dövme mürekkebinde yer alan pigmentler ve taşıyıcı sıvılar, insan vücudu için tasarlanmamış kimyasal karışımlar içeriyor. Bilim insanları, dövme mürekkebindeki bu kimyasalların cildin altındaki dermis tabakasına enjekte edildiğinde bağışıklık sistemiyle doğrudan temas ettiğini ve vücudun bu maddeleri yabancı olarak algıladığını belirledi. Özellikle nikel, krom, kobalt ve kurşun gibi ağır metallerin iz miktarlarda bulunabildiği dövme mürekkepleri, alerjik reaksiyonları ve bağışıklık hassasiyetini tetikleyebiliyor. Bunun yanında, azo boyaları ve polikiklik aromatik hidrokarbonlar gibi organik bileşikler de dövme mürekkebinde sıkça rastlanıyor. Bu maddeler, güneş ışığı veya lazerle dövme silme işlemleri sırasında toksik ve potansiyel olarak kanserojen yan ürünlere dönüşebiliyor. Bilimsel çalışmalar, dövme pigmentlerinin yalnızca ciltte kalmadığını; lenfatik sistem aracılığıyla vücutta dolaşabildiğini ve özellikle lenf düğümlerinde birikebildiğini gösterdi. Lenf düğümlerinde biriken bu pigmentlerin uzun vadede bağışıklık sistemine zarar verip vermediği ise hâlâ araştırılıyor.</p><h3>Dövme pigmentleri aşı yanıtını ve iltihaplanmayı etkileyebilir</h3><p>Son dönemde yayımlanan araştırmalarda, dövme mürekkebinin bağışıklık hücreleri tarafından alındığı ve bu hücrelerin ölümüyle birlikte iltihaplanmayı tetikleyen sinyallerin yayıldığı ortaya kondu. Özellikle dövme pigmentlerinin, aşıların uygulandığı bölgede bulunması durumunda, bağışıklık yanıtında değişiklikler gözlemlendi. COVID-19 aşılarına karşı bağışıklık tepkisinin dövme pigmentlerinin varlığında azalabildiği belirtildi. Bu bulgular, dövme mürekkebinin bağışıklık sisteminin enfeksiyonlara veya aşılara verdiği yanıtı kimyasal iletişim yoluyla değiştirebileceğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, mevcut verilerin dövmelerin aşıları güvensiz hale getirdiğine işaret etmediğini, yalnızca belirli koşullarda bağışıklık yanıtının etkilenebileceğini vurguladı. Ayrıca, dövme pigmentlerinin vücutta uzun süre kalıcı olması, kronik iltihaplanma ve doku hasarı riskini de beraberinde getiriyor. Özellikle kırmızı, sarı ve turuncu gibi renkli mürekkeplerin, metal tuzları ve azo pigmentleri nedeniyle daha sık alerjik reaksiyonlara yol açtığı bildirildi. Granülom oluşumu, kaşıntı ve şişlik gibi sorunlar, dövme uygulamasından aylar hatta yıllar sonra bile ortaya çıkabiliyor.</p><h3>Sağlık riskleri ve enfeksiyon tehlikesi artıyor</h3><p>Dövme işlemi sırasında cildin delinmesi, enfeksiyon riskini de beraberinde getiriyor. Yetersiz hijyen koşulları, Staphylococcus aureus, hepatit B ve C gibi ciddi enfeksiyonlara yol açabiliyor. Nadir de olsa, atipik mikobakteriyel enfeksiyonlar da dövme sonrası görülebiliyor. Dövme mürekkebinin toksisitesini değerlendirmek ise mevcut düzenlemelerin yetersizliği nedeniyle güçleşiyor. Birçok ülkede dövme mürekkeplerinin içeriği ve güvenliği konusunda net standartlar bulunmuyor. Avrupa Birliği, bu konuda daha sıkı sınırlamalar getirse de, küresel ölçekte denetim eksikliği sürüyor. Bu da, kullanıcıların maruz kaldığı kimyasal yükün ve potansiyel sağlık risklerinin artmasına neden oluyor. Bilim insanları, dövme mürekkebindeki kimyasalların insan dokusunda uzun süreli kalmasının, özellikle güneş ışığı, yaşlanma ve lazerle silme gibi etkenlerle birleştiğinde, henüz tam olarak bilinmeyen sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulundu.</p><h3>Düzenleme ve şeffaflık çağrıları artıyor</h3><p>Dövmecilik dünyada hızla yaygınlaşırken, dövme mürekkebindeki kimyasalların sağlık üzerindeki etkileriyle ilgili endişeler de büyüyor. Mevcut kanıtlar, dövmelerin genel olarak yaygın bir tehlike oluşturmadığını gösterse de, toksisite ve bağışıklık sistemi üzerindeki uzun vadeli etkiler konusunda yanıtlanmamış birçok soru bulunuyor. Uzmanlar, dövme mürekkebinin içeriği hakkında daha fazla şeffaflık sağlanmasını, üreticilerin içerikleri açıkça belirtmesini ve küresel çapta daha sıkı düzenlemeler getirilmesini talep ediyor. Ayrıca, dövme pigmentlerinin sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirmek için uzun vadeli ve kapsamlı bilimsel araştırmalara ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor. Özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan bireyler ve otoimmün hastalığı bulunan kişiler için dövme yaptırmadan önce risklerin dikkatlice değerlendirilmesi öneriliyor. Sonuç olarak, dövmeler kişisel ifade ve sanatın bir parçası olmaya devam ederken, beraberinde getirdiği kimyasal maruziyetin ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerin göz ardı edilmemesi gerektiği bir kez daha ortaya kondu.</p><p>Sonuç olarak, dövme mürekkebindeki kimyasal maddeler ve pigmentler, bağışıklık sistemi üzerinde karmaşık ve henüz tam olarak anlaşılmayan etkiler yaratıyor. Dövme yaptırmayı düşünen bireylerin, potansiyel sağlık riskleri ve kimyasal maruziyet konusunda bilinçli kararlar alması büyük önem taşıyor. Bilimsel araştırmalar ilerledikçe, dövme mürekkebinin insan sağlığı üzerindeki etkileri daha net anlaşılacak ve düzenleyici kurumların bu doğrultuda adımlar atması bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/dovmelerdeki-gizli-tehlik-662_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270772</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/ece-vahapoglu-ile-mutluluk-icin-bu-hafta-da-izleyicileri-ekrana-kilitledi-270772</link>
      <pubDate>2026-04-06T15:45:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ece Vahapoğlu ile Mutluluk İçin bu hafta da izleyicileri ekrana kilitledi]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[360 ekranlarında yayınlanan “Ece Vahapoğlu ile Mutluluk İçin” bu hafta sonu yine dopdolu bir içerikle ekranlara geliyor. Sağlıktan iyi yaşama, sanattan spora kadar pek çok konunun ele alındığı programda; dönüşüm uzmanı Piraye Erdoğan, dünya rekortmeni sporcu Şahika Ercümen ve sevilen oyuncu Metin Yıldız ilham veren hikayelerini paylaşıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ece Vahapoğlu ile Mutluluk İçin bu hafta da izleyicileri ekrana kilitledi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>360 ekranlarında izleyiciyle buluşan, pozitif ve samimi sohbetlerin adresi "Ece Vahapoğlu ile Mutluluk İçin", bu hafta sonu yine dopdolu bir içerikle ekranlara geliyor. Sağlıktan iyi yaşama, sanattan spora kadar pek çok konunun ele alındığı programda; dönüşüm uzmanı Piraye Erdoğan, dünya rekortmeni sporcu Şahika Ercümen ve sevilen oyuncu Metin Yıldız ilham veren hikayelerini paylaşıyor.</p><p>Dönüşüm uzmanı ve yazar Piraye Erdoğan, programda zihnimizi ve hayatımızı dönüştürmenin yollarını anlatıyor. Özellikle 3-7 yaş arası dönemde zihnimizin nasıl hipnotize edildiğini ve bu dönemde yüklediğimiz anlamların nefesimizi nasıl sığlaştırdığını açıklayan Erdoğan, nöroplastisite sayesinde beyni yeniden programlamanın ve hayatı %100 değiştirmenin mümkün olduğunu vurguluyor. Erdoğan, "zihin mimarlığı" kavramıyla sahte gerçekliklerden özgürleşerek öz benliğimize dönmenin önemine dikkat çekiyor.</p><p>Dünya Serbest Dalış Rekortmeni Şahika Ercümen, çocukluğunda yaşadığı astım hastalığını su sporlarıyla nasıl yendiğini ve başarısının sırlarını izleyicilerle paylaşıyor. Cumhuriyet'in 100. yılına ithaf ettiği 107 metrelik son rekorunun zorlu hazırlık sürecini anlatan Ercümen, suyun kendisi için sadece bir spor alanı değil, bir "yaşam alanı" ve sinir sistemini düzenleyen bir element olduğunu ifade ediyor.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/ecevahapolulemutlulu-06042026fae87c71.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Ekranların enerjik ismi Metin Yıldız, Fatsa'dan İstanbul'a uzanan ve yedi bölgenin kültürünü harmanladığı oyunculuk serüvenini anlatıyor. Vizontele Tuğba filmiyle kariyerinde dönüm noktası yaşayan ve BKM Mutfak ile geniş kitlelerce tanınan Yıldız, babalık tecrübelerini ve eşi Ceylan Yıldız ile birlikte hazırladıkları yeni projelerini paylaşıyor. Yıldız, 14 Nisan'da prömiyer yapacak olan ve bir insan ile robotun ilişkisini mizahi bir dille ele alan "Robotik Bir Aşk Hikayesi" adlı yeni oyununun müjdesini de ilk kez veriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/ece-vahapoglu-ile-mutlulu-566_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270771</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/iran-disisleri-bakani-erakciden-abd-israilin-universiteye-saldirilarina-tepki-saldirganlar-270771</link>
      <pubDate>2026-04-06T15:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İran Dışişleri Bakanı Erakçi'den ABD-İsrail'in üniversiteye saldırılarına tepki: Saldırganlar gücümüzü görecek]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ve İsrail'in ülkenin en prestijli üniversitelerinden Şerif Teknoloji Üniversitesi'ne düzenlediği saldırılara tepki gösterdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İran Dışişleri Bakanı Erakçi'den ABD-İsrail'in üniversiteye saldırılarına tepki: Saldırganlar gücümüzü görecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, sosyal medya platformu X'te yaptığı paylaşımda, Şerif Teknoloji Üniversitesi'ne saldırının, dünyanın en iyi teknik ve araştırma üniversitelerinden biri kabul edilen ABD'deki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nün (MIT) bombalanmasına eşdeğer olduğunu vurguladı.</p><p>İranlı Bakan, mesajında şu ifadelere yer verdi:</p><p>"İsrail-ABD saldırganları İran'ın MIT'sini bombaladı. Bu, diğer üniversitelere yapılan saldırıların ardından geldi. 1400 yıl önce Hazreti Muhammed, bilginin uzak Ülker yıldız kümesinde bile bulunsa, İranlıların ona ulaşabileceklerini söylemiştir. Saldırganlar gücümüzü görecekler."</p><p>ABD ve İsrail'in dün akşam düzenlediği saldırılarda İran'ın en prestijli üniversitelerinden Tahran'daki Şerif Teknoloji Üniversitesi hedef alınmıştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/iran-disisleri-bakani-era-705_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270770</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/bakan-bolat-helal-sektorunun-35-trilyon-dolara-ulasmasi-bekleniyor-270770</link>
      <pubDate>2026-04-06T15:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Bolat: Helal sektörünün 3,5 trilyon dolara ulaşması bekleniyor]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "2024 yılında 2,3 trilyon dolar, 2025'te 2,5 trilyon dolar hacme sahip olan helal sektörü ve alanının 2028'de 3,5 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu da ister ürün ister hizmet olsun üretenler açısından dikkate alınması gereken çok önemli bir alandır." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Bolat: Helal sektörünün 3,5 trilyon dolara ulaşması bekleniyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Helal Akreditasyon Kongresi'nin ilki Ankara'da, Orman Genel Müdürlüğü'nde gerçekleştirildi.</p><p>Çeşitli ülkelerden kamu temsilcilerini, akademisyenleri, sektör paydaşlarını, alanında uzman isimleri ve büyükelçileri bir araya getiren kongre, Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı.</p><p>Bakan Bolat, kongrenin açılışında yaptığı konuşmada, Kur'an-ı Kerim'de birçok farklı ayette "helal" kaidesine işaret edildiğini söyledi.</p><p>Hayatın önemli parçası olan ekonomik faaliyetlerde, helal kavramının dikkat edilmesi gereken önemli bir ölçüt olduğunu ifade eden Bolat, bu kapsamda kurulan Helal Akreditasyon Kurumunun (HAK) bugüne kadar önemli çalışmalar gerçekleştirdiğini bildirdi.</p><p>Bolat, Türkiye açısından İslam İşbirliği Teşkilatının (İİT) önem arz ettiğini, hükümetin Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda İslam ülkeleriyle ticareti geliştirme stratejine çok önem verdiğini dile getirdi.</p><p>İslam dünyasının Türkiye'nin dış ticaretindeki payının 2002 yılında yüzde 11 iken geçen yıl itibarıyla yüzde 26'yı aştığını vurgulayan Bolat, hedefin 2030'a kadar yüzde 30 barajını geçmek olduğunu kaydetti.</p><p><b>HELAL ÜRÜN VE HİZMETLERE YÖNELİK TALEBİN ARTMASI BEKLENİYOR</b></p><p>Bolat, İslam ülkeleriyle dış ticareti geliştirmek için canla başla çalıştıklarını belirterek, "İslam dünyasıyla 2025 itibarıyla toplamda 115 milyar dolar dış ticaretimiz söz konusu. Helal kavramı, İslami vecibe, güven, sağlık ve özellikle tüketici dostu olmak anlamında çok önemli. Dünyada İslam toplumlarının nüfusu 2 milyarı aştı. Küresel nüfusun yüzde 25'ini oluşturuyoruz. Bu büyüme trendiyle 2030 yılına kadar 540 milyondan fazla Müslüman genç nüfusa sahip olacağız. Nüfus artışı, ekonomik ve demografik dönüşüm, teknolojik gelişmeler, küresel ölçekte de helal ürün ve hizmetlere yönelik talebi artıracaktır." dedi.</p><p>Bu açıdan konunun düzenleme ve denetleme gerektirdiğine işaret eden Bolat, 2023 yılında İİT'ye bağlı olarak Helal Akreditasyon Kurumları İslami Forumunun kurulduğunu, buna 3'ü gözlemci olmak üzere 26 İslam ülkesinden akreditasyon kurumlarının üye olduğunu aktardı.</p><p><b>"2 BİN 500'DEN FAZLA HELAL BELGELİ ÜRETİM TESİSİ AKREDİTASYONLU"</b></p><p>Bolat, helal ekonomisinin boyutuna dikkati çekerek, bu ekonominin bugün birçok sektöre yansıdığını söyledi.</p><p>Giyimden turizme, medyadan kozmetiğe birçok alanda "helal" kavramının dikkate alındığını vurgulayan Bolat, şu ifadeleri kullandı:</p><p>"2024 yılında 2,3 trilyon dolar, 2025'te 2,5 trilyon dolar hacme sahip olan helal sektörü ve alanının 2028'de 3,5 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu da ister ürün ister hizmet olsun üretenler açısından dikkate alınması gereken çok önemli bir alandır. İİT nezdinde helal ihracat ve ithalat profiline baktığımızda, Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri, özellikle Uzak Doğu'da Endonezya, Malezya gibi ülkelerin, Müslüman olmayan ülkelerde yaşayan Müslüman toplulukların da bu alanda önemli çalışmalar yaptıklarını, bu konuları dikkate aldıklarını memnuniyetle görüyoruz. Hatta Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya gibi bazı ülkelerde de kendilerinde bulunan Müslüman topluluklar açısından bunu dikkate aldıklarını görüyoruz."</p><p>Bolat, İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsünün (SMIIC) yayımladığı helal standartlarının, Türkiye'nin de milli helal standartları konumunda olduğunu bildirdi.</p><p>HAK'ın kurulduktan sonra 35 ülkeden 227 başvuru aldığını, kurumun helal belgesi vermek isteyen kuruluşlardan 132'sine akreditasyon belgesi verdiğini aktaran Bolat, bunlardan 73'ünün asgari yeterlilik seviyesine henüz ulaşmadığı yönünde cevap verildiğini, bugün ise 2 bin 500'den fazla helal belgeli üretim tesisinin akreditasyon güvencesi altında olduğunu kaydetti.</p><p>Bolat, aynı zamanda 35 ülkeden 1600'den fazla misafir katılımcıya Türkiye'de helal akreditasyon konusunda eğitim verildiği bilgisini verdi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/bakan-bolat-helal-sektoru-144_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270769</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/magazin/sihirli-annemin-betusuydu-bakin-rol-aldigi-ilk-dizi-hangisiymis-270769</link>
      <pubDate>2026-04-06T15:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sihirli Annem'in Betüş'üydü... Bakın rol aldığı ilk dizi hangisiymiş!]]></title>
      <category><![CDATA[Magazin]]></category>
      <description><![CDATA[Sihirli Annem'in Betüş'ü İnci Türkay, seyircinin aklında hep bu dizideki rolüyle yer etti. Birçok kişi ilk dizisinin Sihirli Annem olduğunu bilse de aslında Türkay, çok başka bir projeyle kamera karşısına geçmişti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sihirli Annem'in Betüş'üydü... Bakın rol aldığı ilk dizi hangisiymiş!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnci Türkay yıllar sonra, Liste adını verdiği bir tiyatro oyunuyla dönmüştü. Kariyerini hem Türkiye hem de İngiltere'de sürdüren oyuncu, seyircinin aklında hep Sihirli Annem'deki Betüş rolüyle yer etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/03/15/sihirli1-1503202684490e04.jpg"/><p>Bir dönem günlük dizi de olan, iki kez sinema filmi olarak seyirciyle buluşan projede başrolü oynayan Türkay, her ne kadar bu dizisiyle hatırlansa da aslında seyirci karşısına ilk kez, Ferhunde Hanım ve Kızları dizisiyle çıkmıştı.</p><h2>İNCİ TÜRKAY'IN İLK DİZİSİ ŞAŞIRTIYOR</h2><p>İnci Türkay bu dizide de, tıpkı Sihirli Annem'de olduğu gibi Şahap Sayılgan'la çalışmıştı. Türkay, Sayılgan'ın dizideki oğlu Can'ın bakıcısı olmuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/ferhunde-0604202699cf90c0.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/sihirli-annemin-betusuydu-862_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270768</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-fidan-abdnin-ankara-buyukelcisi-barracki-kabul-etti-270768</link>
      <pubDate>2026-04-06T15:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Fidan, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Barrack'ı kabul etti]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ı kabul etti. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Fidan, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Barrack'ı kabul etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi  Tom Barrack ile Ankara'da bir araya geldi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/bakan-fidan-abdnin-ankara-631_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270767</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/25-ilde-silah-kacakcilarina-operasyon-404-gozalti-270767</link>
      <pubDate>2026-04-06T15:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[25 ilde silah kaçakçılarına operasyon: 404 gözaltı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı, 25 ilde silah kaçakçılarına ve ruhsatsız silah bulunduran şahıslara yönelik düzenlenen operasyonlarda 404 şüphelinin yakalandığını açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[25 ilde silah kaçakçılarına operasyon: 404 gözaltı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Jandarma Genel Komutanlığı KOM ile Asayiş Daire Başkanlıkları ve Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Jandarma Komutanlıklarınca 25 ilde operasyonlar düzenlendi.</p><p>Adana, Antalya, Aydın, Balıkesir, Batman, Bitlis, Bursa, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, İstanbul, Kahramanmaraş, Konya, Manisa, Mardin, Muğla, Muş, Nevşehir, Ordu, Sakarya, Şanlıurfa, Şırnak, Tokat, Yalova ve Yozgat'ta gerçekleştirilen operasyonlarda 204 adet ruhsatsız av tüfeği, 163 adet ruhsatsız tabanca ve 29 adet uzun namlulu tüfek olmak üzere toplam 396 adet ruhsatsız silah ele geçirildi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/video-060420262d1e6994.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Operasyonlar sonucu ayrıca tabanca yapımında kullanılan muhtelif miktarda parça, araç ve gereç ele geçirildi.</p><p>Operasyonlar kapsamında 404 şüpheli yakalandı. Şüpheliler hakkında 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet kapsamında işlem yapıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/25-ilde-silah-kacakcilari-562_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270762</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/turkiyeden-afrikaya-uzanan-saglik-eli-recep-tayyip-erdogan-egitim-ve-arastirma-hastanesi-270762</link>
      <pubDate>2026-04-06T15:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye'den Afrika'ya uzanan sağlık eli: Recep Tayyip Erdoğan Eğitim ve Araştırma Hastanesi]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin Afrika'daki sağlık yatırımları, insani yardım odaklı bir yaklaşım olarak ortaya çıkarken, bugün stratejik ortaklık boyutuna ulaşarak bölgesel sağlık hizmetlerinde etkisini artırıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye'den Afrika'ya uzanan sağlık eli: Recep Tayyip Erdoğan Eğitim ve Araştırma Hastanesi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu dönüşümün en somut örneklerinden biri olarak Somali'nin başkenti Mogadişu'da faaliyet gösteren Recep Tayyip Erdoğan Eğitim ve Araştırma Hastanesi, yalnızca Somali vatandaşlarına değil, çevre ülkelerden gelen hastalara da hizmet sunarak bölgesel bir sağlık merkezi olarak öne çıkıyor.</p><p>İleri tıbbi altyapısı, uzman kadrosu ve eğitim faaliyetleriyle dikkati çeken hastane, Somali'de sağlık sisteminin gelişimine katkı sağlarken aynı zamanda Türkiye ile Somali arasındaki işbirliğinin stratejik boyutunu güçlendiriyor.</p><p>Hastane Yönetici Yardımcısı Mohamed Hussein Ashraf, Dünya Sağlık Günü dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, hastanenin Somali sağlık sistemi açısından taşıdığı öneme değindi.</p><p>Ashraf, hastanenin aynı zamanda bir eğitim ve araştırma kurumu olduğunu vurgulayarak, "Somali'de daha önce bulunmayan sağlık hizmetleri, Recep Tayyip Erdoğan Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile ülkeye kazandırıldı." ifadesini kullandı.</p><p>Hastanenin sadece sağlık hizmeti veren bir merkez olmadığına aynı zamanda bir eğitim ve araştırma hastanesi olduğuna işaret eden Ashraf, "Binlerce Somalili doktor burada yetişti. Bugün bu doktorların bir kısmı yine bu hastanede görev yapıyor." dedi.</p><p>Günde yaklaşık 1600 hastaya hizmet verdiklerini aktaran Ashraf, "Hastanemizin yatak kapasitesi 377 ve bu, Somali şartlarında oldukça büyük bir kapasite. Bu hastane sadece Somali halkına değil, tüm bölge ülkelerine hitap ediyor. Bu yönüyle tüm bölge için paha biçilmez bir değer." diye konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/4-0604202681a081c9.jpg"/><p><strong>STRATEJİK ORTAKLIK VE MODEL ÇAĞRISI</strong></p><p>Ashraf, hastanenin yalnızca mevcut sağlık hizmetleriyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda ülke genelinde sağlık altyapısının geliştirilmesine de katkı sunduğunu belirterek, "Önümüzdeki 5 yıl içinde Somali devleti ile birlikte 6-7 büyük hastanenin belirlenmesi ve geliştirilmesi konusunda, Recep Tayyip Erdoğan Eğitim ve Araştırma Hastanesi modelini temel alarak çalışmalar yürütüyoruz." ifadesini kullandı.</p><p>"Diğer ülkelerin de sadece kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesi değil, Türkiye'nin Somali'de uyguladığı model gibi işbirlikleri geliştirmesi gerekiyor." diyen Ashraf, bu yaklaşımın bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacağının altını çizdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/3-060420269a6d1eaa.jpg"/><p><strong>SOMALİ'DE BİR İLK: PARSİYEL NEFREKTOMİ AMELİYATI</strong></p><p>Hastanede, Üroloji Bölümü Başkanı Dr. Khalid Ali Mohamed ile Üroloji Bölümü'nden Dr. Mohamed Mohamud Yusuf'un yer aldığı ekip tarafından Somali'de ilk kez parsiyel nefrektomi ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi.</p><p>Böbrek tümörlerinde organ koruyucu cerrahi yöntemlerden biri olan parsiyel nefrektomi ameliyatı, hastanın böbreğinin tamamının alınması yerine yalnızca tümörlü kısmın çıkarılmasını sağlıyor.</p><p>Operasyonun başarıyla tamamlanması, Somali'de ileri düzey cerrahi müdahalelerin yapılabildiğini ortaya koyması açısından önem taşıyor.</p><p>Parsiyel nefrektomi ameliyatı geçiren Ali Gele Abdi, böbrek rahatsızlığı nedeniyle Somali'de üç farklı hastaneye başvurduğunu ve daha önce kendisine böbreğinin tamamen alınması gerektiğinin söylendiğini aktardı.</p><p>Mogadişu'daki Recep Tayyip Erdoğan Eğitim ve Araştırma Hastanesine geldikten sonra üroloji bölümünde tedavi edildiğini anlatan Abdi, "Şu anda çok mutluyum. Her iki böbreğimi de aynı şekilde hissediyorum ve artık eskisi gibi bir problemim yok." diye konuştu.</p><p>Tedavi sürecinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Abdi, hastane yönetimine ve sağlık çalışanlarına teşekkür etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/2-06042026bda5cec0.jpg"/><p><strong>TÜRK DOKTORLAR DA GÖREV YAPIYOR</strong></p><p>Hastanede görev yapan Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yavuz Selim Dayıoğlu, göz sağlığı alanında sunulan hizmetlerin bölgesel önemine işaret etti.</p><p>Dayıoğlu, "Burası sadece Somali halkına değil, çevredeki bölge ülkelerine de hitap eden bir sağlık merkezidir. Aynı zamanda Somali'de komplike vakaların sevk edildiği ve tedavilerinin gerçekleştirildiği bir eğitim ve araştırma hastanesidir." ifadelerini kullandı.</p><p>Poliklinikte ileri cerrahi müdahalelerin başarıyla uygulandığını belirten Dayıoğlu, "En sık fako yöntemiyle katarakt cerrahisi, şaşılık ameliyatları, gözyaşı kanal sistemi operasyonları ve özellikle Somali'de yaygın olarak görülen, körlüğe neden olabilen glokom (göz tansiyonu) ameliyatları titizlikle gerçekleştirilmektedir." dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/1-06042026628c7529.jpg"/><p><strong>2015'TEN BERİ FAALİYET GÖSTERİYOR</strong></p><p>Somali'nin başkenti Mogadişu'da 2015'te açılan Recep Tayyip Erdoğan Eğitim ve Araştırma Hastanesi, ülkenin sağlık sisteminde kritik rol üstlenmeye devam ediyor.</p><p>Türkiye'nin en büyük yurt dışı sağlık yatırımlarından biri olan hastane, 200'ün üzerinde yatak kapasitesiyle yalnızca Somali halkına değil, çevre ülkelerden gelen hastalara da hizmet sunuyor.</p><p>Hastane, acil servisten yoğun bakıma, ameliyathanelerden doğum ünitelerine kadar geniş bir yelpazede modern imkanlarla donatılmış durumda.</p><p>Somali'de uzun yıllar boyunca yaşanan iç savaş ve yetersiz altyapı nedeniyle zayıflayan sağlık sistemine ciddi bir destek sağlayan kurum, aynı zamanda eğitim faaliyetleriyle de öne çıkıyor.</p><p>Her yıl yüzlerce Somalili doktor, hemşire ve sağlık çalışanı burada eğitim alıyor ve Türkiye'den gelen uzmanlarla pratik deneyim kazanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/recep-tayyip-erdogan-egit-192_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270761</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/bakan-uraloglu-zaman-ve-akaryakittan-saglanan-tasarruf-her-yil-405-milyar-liralik-fayda-ol-270761</link>
      <pubDate>2026-04-06T15:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Uraloğlu: Zaman ve akaryakıttan sağlanan tasarruf her yıl 405 milyar liralık fayda olarak ülkemize geri dönüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu "Bölünmüş yollarımıza yaptığımız yatırım her yılı kazanca dönüştüren altyapı yatırımı olmuştur. Zaman ve akaryakıttan sağlanan tasarruf her yıl 405 milyar liralık ekonomik fayda olarak ülkemize geri dönüyor" dedi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Uraloğlu: Zaman ve akaryakıttan sağlanan tasarruf her yıl 405 milyar liralık fayda olarak ülkemize geri dönüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karayolları Genel Müdürlüğünde (KGM) gerçekleştirilen Bölge Müdürleri Toplantısı'nın açılışında yaptığı konuşmada, "30 Bin Kilometre Bölünmüş Yol" belgeseline dikkati çekti.</p><p>2002'de 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol ağını bugün 30 bin 51 kilometreye taşımanın gururunu, heyecanını ve mutluluğunu yüreklerinde hissettiklerini belirten Uraloğlu, bu yılki toplantının, 30 bin kilometre sınırını aşmanın gururuyla daha anlamlı, özel bir yere sahip olduğunu söyledi.</p><p>Uraloğlu, yolun bir ülkenin geleceğini şekillendiren en temel medeniyet araçlarından biri olduğuna işaret ederek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Yol medeniyettir" vizyonuyla denizleri, dağları, ovaları aşarak, vatana ve millete kar-kış demeden hizmet sunmayı kendilerine görev edindiklerini dile getirdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/1-06042026636562c7.jpg"/><p>Kara yollarında yapılan çalışmalara ilişkin bilgi veren Uraloğlu, ülkenin dört bir yanını yollarla, köprülerle, viyadüklerle, tünellerle donatarak Türkiye'nin her bölgesini erişilebilir hale getirdiklerini bildirdi.</p><p>Uraloğlu, bölünmüş yol yatırımlarıyla trafik güvenliğini, seyahat hızını ve konforunu artırdıklarını ifade ederek, şöyle konuştu:</p><p>"Trafik kazalarındaki ölüm oranlarında büyük düşüş sağladık. 100 milyon taşıt-kilometre başına hayatını kaybeden insanımızın sayısını yüzde 81 azalttık. 6,55 milyon ton karbon emisyonunun da önüne geçtik. Yollarımızda seyreden araçların çevreye olan olumsuz etkilerini en az seviyeye indirdik."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/2-06042026af309229.jpg"/><p><strong>"BÖLÜNMÜŞ YOLLAR HER İKİ DAKİKADAN BİRİNİ TASARRUF ETTİRİYOR"</strong></p><p>Uraloğlu, 2002'de ülkedeki toplam araç sayısının yaklaşık 8,5 milyon, bölünmüş yol uzunluğunun 6 bin 101 kilometre iken şehirler arasındaki ortalama hızın saatte 40 kilometre olduğu bilgisini verdi.</p><p>Yeni yol yatırımlarıyla bugün ülkedeki araç sayısının 34 milyona yaklaşmasına rağmen ortalama seyahat hızının yaklaşık 90 kilometreye çıktığını vurgulayan Uraloğlu, şöyle devam etti:</p><p>"Bu, bölünmüş yollarımızın her iki dakikadan birini tasarruf ettirdiği anlamına geliyor. Bölünmüş yollarımıza yaptığımız yatırım yalnızca bugünü değil, her yılı kazanca dönüştüren güçlü bir değer ve altyapı yatırımı olmuştur. Zaman ve akaryakıttan sağlanan tasarruf her yıl toplamda 405 milyar liralık bir ekonomik fayda olarak ülkemize geri dönüyor. Bu her yıl kullandığımız ödeneğin çok üzerinde bir rakam. Yeni hedeflerimiz doğrultusunda bölünmüş yol ağımızı önce 31 bin 250 kilometreye, ardından 38 bin kilometrenin üzerine, otoyol ağımızı ise ilk etapta 4 bin 330 kilometreye yükseltmeyi hedefliyoruz."</p><p>Uraloğlu, turizmden tarıma, üretimden ticarete kadar ekonominin her alanında katma değer oluşturduklarını, ülkeyi uluslararası ulaşımda tercih edilen güçlü bir merkez haline getirdiklerini anlattı.</p><p>Vatanın dört bir yanını kapsayan modern, güvenli ve kesintisiz bir kara yolu ağı kurduklarını belirten Uraloğlu, "Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü ve Avrasya Tüneli ile Asya-Avrupa geçişlerini birkaç dakikaya indirdik. Üretim merkezleri ile limanlar arasında kesintisiz bağlantı sağlayan mega projeleri hizmete sunduk." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Uraloğlu, teknoloji ve mühendislik harikası köprülerle yolculukları çok daha güvenli ve konforlu hale getirdiklerini söyledi.</p><p>Türkiye Yüzyılı vizyonuna yakışan projelerle hedeflerine büyük oranda ulaştıklarını vurgulayan Uraloğlu, "Artık insanımız sevdiklerine daha kısa sürede ulaşırken üretimden ticarete, turizmden lojistiğe kadar tüm sektörler daha hızlı, daha düşük maliyetle ve daha rekabetçi bir şekilde faaliyet gösteriyor." dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/3-0604202627a75635.jpg"/><p><strong>"ÜLKEMİZİ KÜRESEL ÖLÇEKTE DAHA ETKİN VE REKABETÇİ KONUMA TAŞIYACAĞIZ"</strong></p><p>Uraloğlu, geleceğin ulaşım sistemlerinde entegrasyonu merkeze koyup Türkiye'yi daha ileriye taşıyacak politikaları akıllı ulaşım sistemleriyle donatan yeni bir ulaşım çağı başlattıklarına işaret ederek, "Geçtiğimiz haftalarda Hasdal Kavşağı ile İstanbul Havalimanı arasında 40 kilometrelik koridorda 'Kooperatif Akıllı Ulaşım Sistemleri (K-AUS) Test ve Uygulaması'nı hayata geçirdik. Bu uygulamadan sonraki hamleyi de Ankara Çevre Otoyolu'nda daha gelişmiş düzeyde atacağız." diye konuştu.</p><p>Yol güvenliğinin geleceği, iklim değişikliğini, sürdürülebilir ulaşım ve yeni hareketlilik trendlerini yakından takip ederek uygulanabilir ölçüde hayata geçirmek için çalıştıklarını dile getiren Uraloğlu, "Ancak bu vizyonu daha da güçlendirmek için Orta Koridor, Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru ve Üç Deniz Girişimi gibi uluslararası stratejik projeleri de kararlılıkla ilerletiyoruz. Kara yolları ile farklı ulaşım modlarını entegre ederek, üretim, pazar ve tüketim noktaları arasındaki erişimi hızlandıracak, lojistik imkanlarımızı çeşitlendirerek ülkemizi küresel ölçekte daha etkin ve rekabetçi bir konuma taşıyacağız." ifadelerini kullandı.</p><p>Uraloğlu, Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde hem uluslararası diplomasideki yapıcı duruşu ve kriz çözme kabiliyetiyle "jeostratejik bir güven adası" olarak hem de sahip olduğu modern altyapısı, coğrafi avantajı ve çok modlu lojistik kapasitesiyle doğu-batı ve kuzey-güney koridorlarının vazgeçilmez merkezi haline geldiğini anlattı.</p><p><strong>"TÜRKİYE'Yİ 21. YÜZYILIN LOJİSTİK SÜPER GÜCÜ HALİNE GETİRECEĞİZ"</strong></p><p>Bu stratejik vizyonu ve son gelişmeleri en iyi şekilde değerlendirerek, kara yolları teşkilatıyla Türkiye'yi 21. yüzyılın lojistik süper gücü haline getireceklerini vurgulayan Uraloğlu, doğudan batıya kuzeyden güneye halkın ihtiyaç hissettiği her yerde yol, tünel, köprü ve viyadükler inşa etmeye, bölünmüş yollarla standartları yükseltmeye, otoyollarla kara yolu ağını güçlendirmeye devam edeceklerini bildirdi.</p><p>Uraloğlu, yeni yatırımları planlarken mevcut altyapıyı güçlendirecek ve tamamlayıcı nitelikte olmasına da dikkat edeceklerini belirterek, çalışmalarda kaliteden hiçbir şartta taviz vermeyeceklerini söyledi.</p><p>Kalitesiz yapılan işin en pahalı iş olduğuna dikkati çeken Uraloğlu, şunları kaydetti:</p><p>"Aynı işi ikinci defa yapmak hem zamana hem de bütçeye büyük yük getirir. 2026 yılı çalışmalarımızın tamamının, belirlenen bütçe ve program doğrultusunda zamanında yapılmasını takip edeceğiz. Sizlerin motivasyonunu ve çalışma azmini yüksek tutmak için maddi ve manevi her türlü desteğimizle daima yanınızdayız. Bu toplantıda mevcut durumumuzu değerlendirecek, yeni fikirler ortaya koyacak ve önümüzdeki dönemin stratejik yol haritasını birlikte belirleyeceğiz. Her biriniz, bölgenize döndüğünüzde güncellenmiş hedeflerle görevinizi en iyi şekilde yerine getireceksiniz. Milletimize hizmet uğruna verdiğimiz her emek, hiçbir unvanla ölçülemeyecek kadar değerlidir."</p><p><strong>"AUS'A YÖNELİK YATIRIMLARI KARARLILIKLA HAYATA GEÇİRECEĞİZ"</strong></p><p>Karayolları Genel Müdürü Ahmet Gülşen de 68 bin 500 kilometreye çıkan kara yollarında asıl değişimin nitelikte olduğunu söyledi.</p><p>Yol ağına ilişkin bilgi veren Gülşen, gelecek dönemde AUS'a yönelik yatırımları kararlılıkla hayata geçireceklerini ve teknolojiyi etkin kullanan, veriye dayalı karar alma süreçlerini güçlendireceklerini ifade etti.</p><p>Gülşen, vatandaşlara daha güvenli, hızlı ve konforlu ulaşım deneyimi sunan yapıyı hep birlikte inşa etmeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/bakan-uraloglu-zaman-ve-a-779_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270760</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/t-rex-derisinden-uretilen-canta-600-bin-euroya-acik-artirmaya-cikiyor-270760</link>
      <pubDate>2026-04-06T15:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[T-Rex derisinden üretilen çanta 600 bin euroya açık artırmaya çıkıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Amsterdam'daki ArtZoo Müzesi'nde tanıtılan T-Rex derisinden yapılan el bagajı, 600 bin eurodan başlayan fiyatlarla açık artırmaya sunuluyor. Laboratuvarda üretilen bu eşsiz çanta, hem bilim dünyasında hem de lüks moda sektöründe tartışma yarattı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[T-Rex derisinden üretilen çanta 600 bin euroya açık artırmaya çıkıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amsterdam'da bulunan ArtZoo Müzesi, Perşembe günü dikkat çekici bir tanıtıma ev sahipliği yaptı. Bilim insanları, Tyrannosaurus Rex fosillerinden elde edilen kolajeni kullanarak ürettikleri el bagajını ilk kez kamuoyuna sundu. T-Rex derisi olarak tanımlanan bu özel malzeme, laboratuvar ortamında geliştirildi ve çantanın başlangıç fiyatı 600.000 euro olarak açıklandı. Çanta, en yüksek teklifi veren koleksiyoncuya açık artırma yoluyla satılacak.</p><h3>Lab-Grown Leather Ltd. CEO'su: 'Ekolojik ve teknolojik bir devrim'</h3><p>Projede The Organoid Company, VML ve Lab-Grown Leather Ltd. iş birliği yaptı. Lab-Grown Leather Ltd. CEO'su, bu çantanın sadece deriye çevreci bir alternatif sunmakla kalmadığını, aynı zamanda ileri teknoloji sayesinde moda dünyasında yeni bir dönemin kapılarını araladığını belirtti. Laboratuvarda geliştirilen T-Rex derisi, doğal kaynakların korunmasına katkı sağlamayı hedefliyor. Şirket yetkilileri, bu tür yenilikçi ürünlerin sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.</p><h3>Bilim camiası T-Rex derisi tanımına temkinli yaklaşıyor</h3><p>T-Rex derisi ifadesi, bazı bilim insanları tarafından tartışmalı bulundu. Uzmanlar, fosillerden elde edilen kolajenin gerçek anlamda bir deri olup olmadığı konusunda dikkatli olunması gerektiğini savundu. Ancak, çantanın yüksek fiyatı ve sınırlı sayıda üretilmesi, koleksiyonerler ve lüks moda meraklıları arasında büyük ilgi uyandırdı. Açık artırmanın sonucu ve T-Rex derisiyle ilgili tartışmaların moda dünyasında nasıl yankı bulacağı merak ediliyor.</p><p>Sonuç olarak, T-Rex derisinden yapılan bu çanta, hem teknolojik gelişmelerin hem de ekolojik endişelerin kesişim noktasında yer alıyor. Açık artırma süreci ve bilim dünyasının yaklaşımı, lüks moda sektöründe yeni bir dönemin habercisi olabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/t-rex-derisinden-uretilen-905_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270759</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/steamden-oyunculari-sevindirecek-devrim-fps-tahmin-araci-geliyor-270759</link>
      <pubDate>2026-04-06T14:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Steam'den oyuncuları sevindirecek devrim! FPS tahmin aracı geliyor]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Valve'ın dijital oyun platformu Steam, kullanıcıların bir oyunu satın almadan önce kendi donanımlarıyla kaç FPS alabileceklerini gösteren yepyeni bir FPS tahmin aracı üzerinde çalışıyor. Dataminer'lar tarafından keşfedilen bu özellik, milyonlarca oyuncunun satın alma kararlarını doğrudan etkileyecek nitelikte.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Steam'den oyuncuları sevindirecek devrim! FPS tahmin aracı geliyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın en büyük dijital oyun platformu Steam, oyuncuların uzun süredir beklediği kritik bir özelliği kullanıma sunmaya hazırlanıyor. Valve tarafından geliştirilen yeni FPS tahmin aracı sayesinde kullanıcılar, herhangi bir oyunu satın almadan önce kendi bilgisayar donanımlarıyla o oyunda yaklaşık kaç kare hızı elde edebileceklerini öğrenebilecek. Bu gelişme, özellikle donanım kapasitesinden emin olmayan ve yanlış satın alma yapma endişesi taşıyan milyonlarca PC oyuncusu için büyük bir kolaylık sağlayacak. Steam platformundaki bu yenilik, oyun satın alma deneyimini kökten değiştirecek bir adım olarak değerlendiriliyor.</p><h3>SteamDB üzerinden ortaya çıkan FPS tahmin aracının detayları</h3><p>Dataminer'lar, SteamDB verileri üzerinden yaptıkları incelemede Valve'ın Steam platformuna entegre edeceği yeni bir FPS tahmin aracı tespit etti. Bu araca göre Steam, kullanıcının bilgisayarındaki işlemci, ekran kartı ve RAM gibi donanım bileşenlerini analiz ederek belirli bir oyunda elde edilebilecek ortalama kare hızını hesaplayacak. Örneğin, bir oyuncu Resident Evil Requiem gibi sistem gereksinimleri yüksek bir oyunu satın almak istediğinde, bu FPS tahmin aracı devreye girecek ve oyuncuya mevcut donanımıyla yaklaşık kaç FPS ile oynayabileceğini gösterecek. Bu sayede oyuncular, henüz ödeme yapmadan oyunun kendi sistemlerinde akıcı çalışıp çalışmayacağını önceden değerlendirebilecek. Steam'in sunacağı bu FPS tahmin aracı, özellikle orta ve düşük segment bilgisayar kullanan oyuncular için hayati bir bilgi kaynağı olacak.</p><h3>Valve henüz resmi açıklama yapmadı, belirsizlik sürüyor</h3><p>FPS tahmin aracının keşfedilmesi büyük heyecan yaratsa da Valve bu konuda henüz resmi bir açıklama yapmadı. Özelliğin tam olarak ne zaman tüm kullanıcılara sunulacağı şimdilik belirsizliğini koruyor. Valve'ın sessizliği, aracın hâlâ geliştirme veya test aşamasında olabileceğine işaret ediyor. Öte yandan Mp1st'in aktardığı bilgilere göre, FPS tahmin aracının pratikte nasıl işleyeceği konusunda da bazı soru işaretleri bulunuyor. Bunun temel nedeni, aynı donanıma sahip farklı sistemlerde bile kare hızlarının oyun içi ayarlara, sürücü versiyonlarına ve arka plan işlemlerine bağlı olarak farklılık gösterebilmesi. Steam'in bu sorunu aşmak için benzer donanım profiline sahip diğer kullanıcılardan toplanan performans verilerini kullanarak bir FPS tahmini sunması bekleniyor. Bu yaklaşım, bireysel ölçüm yerine geniş bir kullanıcı havuzundan elde edilen ortalama değerlere dayanacağı için daha gerçekçi sonuçlar verebilir.</p><h3>FPS tahmin aracı oyun satın alma alışkanlıklarını değiştirebilir</h3><p>Steam'in bu yeni FPS tahmin aracı hayata geçtiğinde, platformdaki satın alma dinamiklerini önemli ölçüde etkileyecek gibi görünüyor. Şu ana kadar oyuncular, bir oyunun kendi sistemlerinde nasıl performans göstereceğini anlamak için internet forumlarında araştırma yapmak veya minimum ve önerilen sistem gereksinimlerini incelemek zorunda kalıyordu. Ancak bu yöntemler çoğu zaman kesin sonuç vermiyordu. Steam'in doğrudan platform içinde sunacağı FPS tahmin aracı, bu belirsizliği büyük ölçüde ortadan kaldıracak. Oyuncular artık satın alma sayfasında doğrudan kendi donanımlarına özel bir performans tahmini görebilecek ve buna göre karar verebilecek. Bu durum hem gereksiz iade taleplerini azaltacak hem de kullanıcı memnuniyetini artıracak. Valve'ın bu adımı, Steam platformunu rakiplerinden bir adım öne taşıyacak stratejik bir hamle olarak öne çıkıyor ve oyun dünyasında büyük yankı uyandırması bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/steamden-oyunculari-sevin-766_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270758</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/uzmanlardan-supermarket-kasalarinda-gizli-alisveris-tuzagi-uyarisi-270758</link>
      <pubDate>2026-04-06T14:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan süpermarket kasalarında gizli alışveriş tuzağı uyarısı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Süpermarket kasaları, alışverişçilerin kontrolünü zorlayan psikolojik tekniklerle donatılıyor. Psikologlar ve davranış bilimcileri, market kasalarının özellikle karar yorgunluğu yaşayan tüketiciler için ciddi bir alışveriş tuzağı oluşturduğunu vurguluyor. Kasa alanında yapılan plan dışı alışverişlerin arka planında yatan nedenler ve korunma yolları haberimizde.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uzmanlardan süpermarket kasalarında gizli alışveriş tuzağı uyarısı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Market alışverişlerinde kasaya yaklaşıldığında, alışveriş listesinde olmayan çikolata, sakız veya cips gibi ürünlere yönelmek oldukça yaygın bir davranış. Psikologlar ve davranış bilimcileri, süpermarket kasalarının özellikle bu tür dürtüsel alışverişleri tetiklemek için özel olarak tasarlandığını belirtiyor. Uzmanlar, market kasalarındaki ürün yerleşiminin ve ambalajların, tüketicilerin zihinsel yorgunluk yaşadığı anlarda bilinçsizce alışveriş yapmasına yol açtığını ifade ediyor. Süpermarket kasası, alışverişçilerin iradesini zorlayan ve plan dışı harcamaları artıran bir psikolojik tuzak olarak öne çıkıyor. Kasa önünde yapılan alışverişlerin arkasındaki psikolojik mekanizmalar ve bu tuzaktan korunmanın yolları, uzman görüşleriyle birlikte detaylı şekilde ele alınıyor.</p><h3>Davranış bilimciler: Kasa alanı bilinçli bir tuzak</h3><p>Davranış bilimcileri, süpermarket kasası alanlarının bilinçli şekilde alışverişçileri dürtüsel satın almaya yönlendirdiğini belirtiyor. Buyer Behavior Inc.'in kurucusu ve davranış bilimci Dr. Kieva Hranchuk, alışverişçilerin kasaya geldiklerinde onlarca karar verdiklerini ve bu süreçte 'karar yorgunluğu' yaşadıklarını vurguluyor. Karar yorgunluğu, bireylerin bilişsel kaynaklarını tüketiyor ve otomatik, hızlı tepkilere yönelmelerine neden oluyor. Klinik psikolog Dr. Clinton Pickett ise, bu durumda öz düzenlemede ciddi bir düşüş yaşandığını ve irade kaybının geçici olarak arttığını belirtiyor. Özellikle marketin kalabalık olduğu saatlerde veya iş çıkışında yapılan alışverişlerde, bu yorgunluğun etkisi daha da güçleniyor. Pazarlama profesörü Dr. Vassilis Dalakas da, bu gibi koşullarda dürtüsel alışveriş ihtimalinin yükseldiğini dile getiriyor. Tüm uzmanlar, süpermarket kasası alanlarının alışverişçilerin zihinsel olarak en savunmasız olduğu anlarda devreye giren bir tuzak olduğunu ortak görüşle aktarıyor.</p><h3>Süpermarket kasası: Renkli ambalaj ve düşük fiyatla dikkat çekiyor</h3><p>Süpermarket kasası, alışverişçilerin görsel dikkatini en üst düzeye çıkaracak şekilde tasarlanıyor. Dr. Hranchuk, kasa alanında yer alan şekerleme, sakız, küçük atıştırmalıklar ve kozmetik ürünlerin doğrudan görüş alanına yerleştirildiğini belirtiyor. Canlı ve renkli ambalajlar, tüketicilerin dikkatini çekerken, bu ürünlerin düşük fiyatlı olması da satın alma kararını kolaylaştırıyor. Davranışsal ekonomi alanında yapılan araştırmalar, küçük maliyetli ürünlerin 'zararsız bir ek' olarak algılandığını gösteriyor. İnsanlar, toplam alışveriş tutarı yanında birkaç liralık harcamayı önemsiz buluyor ve bu nedenle süpermarket kasası önündeki ürünlere daha kolay yöneliyor. Dr. Hranchuk, bu davranışın 'zihinsel muhasebe' kavramıyla açıklanabileceğini ve tüketicilerin küçük harcamaları büyük alışveriş kararlarından ayrı değerlendirdiğini ifade ediyor. Pratikte, tüketiciler sıklıkla "Sadece 10 lira, neden olmasın?" şeklinde düşünerek süpermarket kasası alanındaki ürünleri sepete ekliyor.</p><h3>Bekleme sırasında sıkılmak, alışverişi tetikliyor</h3><p>Uzmanlara göre, süpermarket kasası önünde beklerken yaşanan sıkılma ve rahatsızlık hissi de dürtüsel alışverişi artırıyor. Akıllı telefonların bu etkiyi kısmen azalttığı düşünülse de, çoğu kişi sırada beklerken etrafı inceliyor ve kasadaki ürünlere bakıyor. Bu süreçte, kasa alanındaki küçük ve kolay ulaşılabilir ürünler dikkat çekiyor. Dr. Pickett, bu ürünlerin satın alma kararının zahmetsiz olmasını sağlamak için seçildiğini belirtiyor. Araştırmalar, beyin yorgunluğunda en kolay ve hızlı eylemin tercih edildiğini, bu nedenle süpermarket kasası önünde dürtüsel alışverişin arttığını ortaya koyuyor. Ayrıca, bir ürünü eline almak veya incelemek, satın alma ihtimalini daha da yükseltiyor. Uzmanlar, elleri çekmenin ve ürünlere dokunmamanın bu tuzağı aşmada önemli olduğunu vurguluyor.</p><h3>Alışverişçilerin süpermarket kasası tuzağından korunma yolları</h3><p>Süpermarket kasası alanında yapılan plan dışı alışverişlerden korunmak için uzmanlar çeşitli stratejiler öneriyor. Öncelikle, mağazaya girmeden önce "Listede yoksa sepete girmeyecek" gibi net kurallar koymak, anlık kararların önüne geçiyor. Dr. Hranchuk, bu tür ön taahhütlerin iradeyi güçlendirdiğini ve alışkanlık haline getikçe daha etkili olduğunu belirtiyor. Ayrıca, self-servis kasa gibi daha az ürün sergisi olan alanları tercih etmek, kasada beklerken rafları incelemekten kaçınmak ve mümkünse çevrimiçi sipariş veya yol kenarı teslimat gibi alternatifleri kullanmak alışverişçilerin süpermarket kasası tuzağından uzak kalmasını sağlıyor. Bir diğer etkili yöntem ise, ürünü almadan önce kısa bir süre beklemek ve "Bunun için mağazaya tekrar döner miyim?" sorusunu kendine sormak. Dr. Pickett, aç karnına alışveriş yapmanın dürtüsel kararları artırdığını, bu nedenle alışverişten önce yemek yemenin ve alışveriş listesini önceden oluşturmanın önemini vurguluyor. Tüm bu yöntemler, süpermarket kasası alanının psikolojik etkilerine karşı daha dirençli olmayı sağlıyor.</p><h3>Uzmanlar: Süpermarket kasası alışkanlıkları değiştirebilir</h3><p>Süpermarket kasası, alışverişçilerin alışkanlıklarını ve harcama davranışlarını önemli ölçüde etkiliyor. Uzmanlar, market kasalarının yalnızca zayıf irade ile açıklanamayacak kadar karmaşık psikolojik ve davranışsal mekanizmalara dayandığını belirtiyor. Karar yorgunluğu, görsel ve davranışsal tetikleyiciler, düşük maliyetli ürünlerin cazibesi ve bekleme sırasında oluşan sıkılma hissi, süpermarket kasası alanında yapılan alışverişlerin temel nedenleri arasında yer alıyor. Tüketicilerin bu tuzağa düşmemesi için alışveriş öncesinde net kurallar koyması, ürünlere dokunmaktan kaçınması ve aç karnına alışveriş yapmaması öneriliyor. Süpermarket kasası, alışveriş alışkanlıklarını değiştiren güçlü bir etkiye sahip olmaya devam ediyor. Uzmanlar, tüketicilerin bu psikolojik tuzaklara karşı bilinçli ve hazırlıklı olması gerektiğini hatırlatıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/uzmanlardan-supermarket-k-762_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270757</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/irandan-ateskes-teklifine-yanit-270757</link>
      <pubDate>2026-04-06T14:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İran'dan ateşkes teklifine yanıt]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İran Dışişleri Sözcüsü Esmaeil Baqaei, "ABD ile ateşkesi reddeden İran, savaşın yeniden başlamaması garantisi istiyor." ifadelerini kullandı.  ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İran'dan ateşkes teklifine yanıt]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran, ABD ile ateşkes teklifini reddederek olası bir anlaşma için "güvence" şartını öne çıkardı.</p><p>İran Dışişleri Sözcüsü Esmaeil Baqaei, düzenlediği basın toplantısında, çatışmalara ara verilmesinin karşı tarafın yeniden toparlanmasına ve saldırıları sürdürmesine zemin hazırlayacağını söyledi.</p><p>"Bir ateşkes, güçlerin yeniden inşa edilmesi için bir fırsat anlamına gelir. Hiçbir rasyonel aktör bunu kabul etmez" diyen Bekayi, Tahran'ın ancak yeni bir savaş döngüsünü engelleyecek "somut garantiler" içeren düzenlemeleri değerlendireceğini vurguladı.</p><p>İranlı yetkili, ulusal güvenlikle ilgili kararların "yeni saldırı ihtimalini tamamen ortadan kaldıracak şekilde" tasarlanması gerektiğini belirtti.</p><p>Bölgede tansiyon, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı ortak saldırıların ardından hızla yükseldi. Söz konusu operasyonlarda aralarında İran'ın dini lideri Ali Khamenei'nin de bulunduğu 1.340'tan fazla kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.</p><p>Tahran ise buna karşılık olarak İsrail'in yanı sıra Ürdün, Irak ve ABD askeri varlığına ev sahipliği yapan Körfez ülkelerine yönelik insansız hava aracı ve füze saldırıları düzenledi. Bu saldırılar can kayıplarına ve altyapı hasarına yol açarken, küresel piyasalar ve havacılık trafiğinde de aksamalara neden oldu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/irandan-ateskes-teklifine-177_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270756</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/ispanya-disisleri-bakani-albares-her-sey-savasin-tum-cephelerde-devam-edecegini-gosteriyor-270756</link>
      <pubDate>2026-04-06T14:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İspanya Dışişleri Bakanı Albares: Her şey savaşın tüm cephelerde devam edeceğini gösteriyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, ABD-İsrail ile İran arasında mevcut şartlarda arabuluculuğun gerçek bir olasılık olmadığını, Orta Doğu'daki çatışmaların tüm cephelerde devam etmesinin beklendiğini söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İspanya Dışişleri Bakanı Albares: Her şey savaşın tüm cephelerde devam edeceğini gösteriyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, İspanya devlet televizyonu RTVE'ye yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını ve Orta Doğu'daki çatışmaların yol açtığı krizi değerlendirdi.</p><p>"Şu anda İspanyol halkına gerçeği söylemeliyiz. Her şey savaşın tüm cephelerde devam edeceğini gösteriyor." diyen Albares, mevcut şartlarda müzakere masasına geri dönmenin, çatışmaları durdurmak için arabuluculuk yapılmasının "gerçek bir olasılık olarak göremediğini" belirtti.</p><p>İspanya Dışişleri Bakanı, "bir arabuluculuk için hem İran'ı hem de ABD'yi dahil etmek gerektiğini, ikisi de dahil olmadan Hürmüz Boğazı'nı açmanın ve gerginliği azaltmanın çok zor olduğunu" söyledi.</p><p>Albares, "Orta Doğu'nun onlarca yıldır içinde bulunduğu, bitmek bilmeyen savaşın yayılması riskini görüyoruz." diyerek, şöyle devam etti:</p><p>"Orta Doğu halklarının birbirleriyle savaş dışında başka bir şekilde ilişki kurmasının mümkün olmadığı görülüyor. Ancak bu durum en azından ekonomik sonuçlarıyla tüm dünyayı etkileyen bir boyuta ulaştı. Bu nedenle İspanya savaşa karşı çıkıyor, müzakerelerin başlatılması ve gerilimin azaltılması çağrısında bulunuyor. Bu yolu izlemeye devam edeceğiz."</p><p>Türkiye, Katar, Ürdün, Mısır, Suudi Arabistan'daki mevkidaşlarıyla sürekli temas halinde olduklarını belirten İspanya Dışişleri Bakanı, "Savaş ve bu savaşın nasıl sona ereceği konusunda endişeler var. Bu savaş, iki savaş arasında sadece bir ara olarak ya da tüm dünyada bir silahlanma yarışı olarak sona eremez. Maalesef güvenliksiz olma duygusu arttı." dedi.</p><p><strong>İSPANYA'NIN SAĞLAM ENERJİ ARZI VAR</strong></p><p>Tüm dünyayı etkileyen enerji krizinden diğer ülkelere nazaran İspanya'nın daha az etkilendiğini savunan Albares, "Ülkemizin sağlam ve çeşitlendirilmiş bir enerji arzı var. Birkaç gün önce Cezayir'deydim ve bu ülkenin cumhurbaşkanı bizzat, istenirse İspanya'ya gaz hacminin artırılacağını garanti etti. Ayrıca bunu mümkün kılmak için enerji altyapısını genişletme arzusunu da dile getirdi. Başka ortaklarımız ve çok miktarda yenilenebilir enerjimiz var. Bu da İspanya'nın enerji egemenliğinin çok önemli bir yüzdesini garanti ediyor. Yenilenebilir enerjinin bize ulaşması Hürmüz Boğazı'na veya başka bir boğaza ihtiyaç duymuyor." açıklamasında bulundu.</p><p>Albares, her şeye rağmen küresel enerji sonuçlarının ciddiyetinin farkında olduklarına dikkati çekerek, "Dünyanın gaz ve petrolünün beşte birinin Hürmüz Boğazı'ndan geçtiğinden bahsediyoruz. Gübre gibi diğer ürünler de tarım ve gıda üretimi için kesinlikle hayati önem taşıyor. Bunun şu anda Afrika'da yarattığı etkiyi bir düşünün. Kıta genelinde gıda egemenliği birçok ülkede zaten çok kırılgan ve bu durum daha da tehlikeli hale geliyor." şeklinde konuştu.</p><p><strong>İSPANYA, BU ÇATIŞMAYI TIRMANDIRABİLECEK HERHANGİ BİR MÜDAHALENİN TARTIŞILDIĞI HİÇBİR TOPLANTIYA KATILMAYACAK</strong></p><p>Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin garanti edilmesi için geçen hafta İngiltere'nin öncülüğünde 40 ülkenin katılımıyla yapılan toplantıya İspanya'nın kendi isteğiyle katılmadığını da ifade eden Albares, "Davet edildim ancak İspanya katılmamaya karar verdi çünkü İspanya, bu çatışmayı tırmandırabilecek herhangi bir müdahalenin, ister güç ister güvenlik yoluyla olsun, tartışıldığı hiçbir toplantıya katılmayacak." dedi.</p><p>Diğer yandan İran'a yönelik saldırılarda ABD'ye destek vermeyip, "Savaşa hayır" sloganına öncülük etmesinden dolayı İspanya ile ABD arasında mevcut durumda herhangi bir sorun olup olmadığıyla ilgili soruya ise Albares, "Bu, şu anda iki tarafın da ele aldığı bir konu değil. (Askeri üslerin kullanılmasına izin verilmemesi) İspanya, egemenlik gücünü kullandı. Hedefsiz gördüğümüz, küresel ekonomi ve İspanyolların maliyesi için çok ciddi sonuçlar doğuran bir savaşın devamını teşvik eden, tırmandıran veya izin veren hiçbir şeye katılmayacağımızı açıkça belirttik." cevabını verdi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/ispanya-disisleri-bakani--486_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270755</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/cim-bakimi-uzmanlarindan-yabani-otlarla-mucadelede-5-etkili-yontem-270755</link>
      <pubDate>2026-04-06T14:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çim bakımı uzmanlarından yabani otlarla mücadelede 5 etkili yöntem]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Çim bakımı uzmanları, bahçelerde sıklıkla karşılaşılan yabani ot sorununa karşı 5 etkili çözüm önerisini paylaştı. Yabani ot istilasına karşı çimlerin zarar görmeden korunması için dikkat edilmesi gereken yöntemler ve uzman görüşleri haberimizde.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çim bakımı uzmanlarından yabani otlarla mücadelede 5 etkili yöntem]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çimlerin sağlıklı kalması ve bahçelerin estetik görünümünü koruması için yabani otlarla mücadele büyük önem taşıyor. Uzmanlar, çimlerin zarar görmemesi için uygulanabilecek 5 kolay ve etkili yöntemi açıkladı. Bahar aylarında başlayan yabani ot istilası, yanlış uygulamalarla çimlerin zayıflamasına ve alanın bozulmasına yol açabiliyor. Çim bakımı uzmanları, doğru stratejilerle hem yabani otlardan kurtulmanın hem de çimlerin güçlendirilmesinin mümkün olduğunu belirtiyor.</p><h3>Matthew Koch: 'Önleyici uygulama çimlerinizi korur'</h3><p>Çim bakımı ve araştırma geliştirme uzmanı Matthew Koch, yabani otlarla mücadelede önleyici uygulamanın kritik rol oynadığını vurguladı. Koch, özellikle baharın başında, toprak sıcaklığı yükselmeden önce çim alanlarına hem besleyici hem de önleyici ürünlerin uygulanmasının önemine dikkat çekti. Bu uygulama, yabani ot tohumlarının filizlenmesini engellerken, çimlerin güçlenmesini sağlıyor. Baharın ilk dönemini kaçıranlar için ise yabani otların hızla yayıldığını ve bu durumda çimlerin onarılması ile yeniden ekim gerekebileceğini belirtti. Koch, "Önleyici ürünlerin etkili olması için doğru zamanda kullanılması şart. Yeni çim tohumu ekilen alanlarda ise bu ürünlerden uzak durulmalı, aksi halde istenen çimlerin büyümesi sekteye uğrayabilir" dedi. Çoğu bölgede, gündüz sıcaklıklarının 10-15 dereceye ulaştığı erken bahar dönemi, önleyici uygulama için en uygun zaman olarak öne çıkıyor. Bu yöntem, yabani ot istilasının önüne geçmek isteyen bahçe sahipleri için temel bir çözüm sunuyor.</p><h3>Ryan Walts: 'Elle çekme yöntemi çimlere zarar vermiyor'</h3><p>Çim bakımında eğitmen ve koç olan Ryan Walts, önleyici uygulama fırsatı kaçırıldığında elle yabani ot çekmenin en güvenli seçenek olduğunu ifade etti. Walts, özellikle kuş otu gibi sığ köklü yabani otların, genç ve narinken elle kolayca çıkarılabileceğini söyledi. Yabani otları çiçeklenip tohum vermeden önce, büyüme döngüsünün erken aşamasında çekmek, yayılmalarını önlüyor. Walts, "Yabani otları çekmeden önce toprağı hafifçe sulamak, köklerin kolayca çıkmasını sağlar. Kuru ve sert toprakta ise kökler yüzeyde kırılır, bu da etkin bir temizlik sağlamaz" dedi. Doğal çim bakımı uzmanı Craig Elworthy ise, bahar yağmurlarının ardından toprak nemliyken yapılan elle çekmenin, yabani otların ana kökleriyle birlikte çıkarılmasına yardımcı olduğunu vurguladı. Elworthy, çekilen alanların hemen yeniden tohumlanmasını veya üst toprak eklenmesini önererek, çimlerin hızla toparlanmasını sağladı. Uzmanlar, kuru toprakta yapılan müdahalelerin çimlere zarar verebileceği konusunda da uyarıda bulundu.</p><h3>Çimlerin sağlığı yabani otlara karşı en güçlü savunma</h3><p>Uzmanlar, yabani otlarla mücadelede çimlerin genel sağlığının artırılmasının uzun vadede en etkili çözüm olduğunu belirtiyor. Ryan Walts, düzenli gübreleme, doğru biçme ve sürekli yabani ot kontrolü ile çimlerin kalın ve sağlıklı kalmasının, yabani otların yerleşmesini engellediğini söyledi. Craig Elworthy ise, çimlerin daha sık ve daha yüksek bir yükseklikte biçilmesinin, yabani otların güneş ışığı ve suya erişimini azaltarak doğal olarak ortadan kalkmalarına yol açtığını ifade etti. Elworthy, "Çimleri çok kısa biçmek, mevcut çimi strese sokar ve yabani otların yayılmasını kolaylaştırır" diyerek, çim biçme makinesinin genellikle 6-10 cm arasında ayarlanmasını önerdi. Uzmanlar, çimlerin önerilen yükseklikte ve düzenli aralıklarla biçilmesinin, yabani ot istilasına karşı güçlü bir koruma sağladığını belirtti.</p><h3>Kimyasal yöntemler ve dikkat edilmesi gerekenler</h3><p>Yabani otların elle veya doğal yollarla tamamen temizlenemediği durumlarda, kimyasal kontrol yöntemleri devreye giriyor. Ryan Walts, inatçı ve derin köklü yabani otlar için çimlere zarar vermeyen yabani ot giderici ürünlerin dikkatli kullanılmasını tavsiye etti. Matthew Koch, "Herbisit seçerken, çim türüne uygun ve güvenli bir ürün tercih edilmeli. Ürün etiketindeki talimatlar eksiksiz uygulanmalı" dedi. Uzmanlar, yanlış zamanda ve yanlış miktarda kullanılan kimyasal ürünlerin çimlere ciddi zarar verebileceği uyarısında bulundu. Craig Elworthy ise, herbisitlerin çoğunun sıcaklık rehberlerine sahip olduğunu ve bu kurallara uymadan yapılan uygulamaların çimin sağlığını tehdit ettiğini belirtti. Kimyasal kontrol, ancak diğer yöntemler sonuç vermediğinde ve yabani ot istilası ciddi boyutlara ulaştığında tercih edilmeli.</p><h3>Doğal yöntemlerin riskleri: Uzmanlar uyardı</h3><p>Çim bakımı konusunda deneyimli uzmanlar, sirke, bulaşık sabunu ve amonyak gibi doğal yabani ot giderici yöntemlerin çimlere zarar verebileceği konusunda bahçe sahiplerini uyardı. Matthew Koch, sirke gibi maddelerin küçük ve yerleşmemiş yabani otlar üzerinde kısmen etkili olabileceğini, ancak kökleri tamamen yok etmediğini söyledi. Bu nedenle, çok yıllık yabani otlar köklerinden tekrar filizlenerek sorun olmaya devam ediyor. Walts ise, bu tür doğal çözümlerin yanlış kullanıldığında toprak pH'ını bozabileceğini, çimlerin yanı sıra yararlı böcekleri de öldürebileceğini belirtti. Özellikle sirkenin çim yapraklarını ve çevredeki bitkileri yakabileceğini, bulaşık sabununun ise bitki yapraklarındaki koruyucu yağları ortadan kaldırdığını aktardı. Uzmanlar, bu yöntemlerin yalnızca çimin olmadığı, örneğin kaldırım kenarı veya araç yolu çatlakları gibi alanlarda kullanılmasını önerdi.</p><p>Sonuç olarak, çimlerin sağlıklı ve güçlü kalması için yabani otlarla mücadelede doğru yöntemlerin seçilmesi büyük önem taşıyor. Uzmanların önerdiği önleyici uygulamalar, elle çekme, çim sağlığını artırma, dikkatli kimyasal kullanımı ve doğal yöntemlerden kaçınma adımları, bahçelerin hem estetik hem de ekolojik dengesini koruyor. Yabani ot istilasına karşı erken harekete geçmek ve çim bakımında uzman görüşlerine kulak vermek, uzun vadeli ve kalıcı çözümler sunuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/cim-bakimi-uzmanlarindan--709_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270754</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/magazin/deniz-gokcer-yillar-sonra-ortaya-cikti-son-hali-sosyal-medyada-gundem-oldu-270754</link>
      <pubDate>2026-04-06T14:20:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Deniz Gökçer yıllar sonra ortaya çıktı! Son hali sosyal medyada gündem oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Magazin]]></category>
      <description><![CDATA[Tiyatronun önemli isimlerinden Deniz Gökçer, yıllar sonra ortaya çıktı. Pek çok önemli film ve dizide de kamera karşısına geçen Gökçer, değişimiyle sosyal medyada gündem oldu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Deniz Gökçer yıllar sonra ortaya çıktı! Son hali sosyal medyada gündem oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Deniz Gökçer uzun yıllar Devlet Tiyatroları sahnesinde  seyirciyle buluşmuş, babası Cüneyt Gökçer ve annesi Mediha Gökçer gibi kariyer  olarak tiyatroyu seçmişti. Yeşilçam sinemasında ve televizyonda da pek çok  projede yer alıp kamera karşısına geçen Deniz Gökçer, yıllar sonra ortaya  çıktı.</p><p><b>DENİZ GÖKÇER'İN SON HALİ SOSYAL MEDYADA GÜNDEM OLDU</b></p><p>Aktif bir sosyal medya kullanıcısı olan Deniz Gökçer'in  değişimi, sosyal medyada gündem oldu. Oyuncunun son hali için, 'Hiç  değişmemişsiniz, halen aynısınız" yorumları yapıldı.</p><h2>İşte Deniz Gökçer'in son hali!</h2><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/deniz1-06042026261640f7.jpg"/><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/deniz2-06042026541b5f2d.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/deniz-gokcer-yillar-sonra-500_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270753</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/istanbul-emniyeti-uyusturucu-tacirlerine-goz-actirmiyor-avciyla-siber-inlerine-giriyor-270753</link>
      <pubDate>2026-04-06T14:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İstanbul Emniyeti, uyuşturucu tacirlerine göz açtırmıyor! AVCI'yla "siber" inlerine giriyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan yapay zeka destekli Açık Kaynak İstihbaratı Analiz Sistemi (AVCI), uçtan uca şifreli iletişim uygulamalarının kapalı grup ve kanallarına sızarak, uyuşturucu tacirlerine göz açtırmıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İstanbul Emniyeti, uyuşturucu tacirlerine göz açtırmıyor! AVCI'yla "siber" inlerine giriyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uyuşturucu ticaretinin şekil değiştirdiği, sokak köşelerindeki karanlık pazarlıkların yerini akıllı telefonlardaki şifreli mesajlaşma uygulamalarına ve kapalı gruplara bıraktığı bu dönemde polis ekipleri bu yönde de çalışma yapıyor.</p><p>İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız'ın dijital çağın suçlularının yakalanması için verdiği talimat sonrası harekete geçen Narkotik Suçlarla Mücadele ve Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlükleri ekipleri, özel bir yazılım ekibi kurarak çalışmalara başladı.</p><p>Geleneksel polislik anlayışını yapay zeka ve büyük veriyle harmanlayarak yerli ve milli yazılım programı AVCI'yı ortaya çıkaran İstanbul polisi, siber uzayın sunduğu anonimlik zırhına güvenerek görünmez olduklarını zanneden organize suç örgütlerini takibe aldı.</p><p>İstanbul narkotik polisi AVCI ile dijital ayak izi bırakmadıklarını düşünerek faaliyetlerini anlık mesajlaşma uygulamalarının özel davetle girilebilen gizli gruplarına taşıyan uyuşturucu örgütlerinin güvendikleri sanal duvarları yıktı.</p><p>Programla suç gerçekleşmeden önce istihbarat odaklı yapılan çalışmayla insan gücüyle aylar sürecek bir analiz saniyeler içine sığdırılarak, uyuşturucu baronlarının dijital maskeleri düşürülüyor.</p><p><strong>KAPALI HÜCRELERE VE KANALLARA SIZIYOR</strong></p><p>Sadece özel referanslarla girilebilen adeta kapalı birer hücre gibi işleyen gruplara ve kanallara sızarak analiz yapan AVCI, suç örgütlerinin kullandığı şifreli iletişim ağlarında milyonlarca mesajı, sesli notu, fotoğrafı ve lokasyon bilgisini tek tek tarıyor. AVCI, zehir tacirlerinin kullandığı sokak jargonunu, emojileri ve şifreli kelimeleri doğal dil işleme modülleri tarafından çözümleyerek, anlamlı istihbarat raporlarına dönüştürüyor.</p><p>Sistem, gruplardaki veri akışını anlık olarak kopyalayıp sunucularında depoladığı için silinen, yok edildiği sanılan binlerce mesaj, video ve fotoğraf saniyeler içinde geri getirilerek dijital delil dosyasına ekleniyor. Bu şekilde şüphelilerin en büyük güven kaynağı olan "mesajı herkesten sil" özelliği de AVCI karşısında çaresiz kalıyor.</p><p>AVCI'daki gelişmiş ID tespiti modülü sayesinde ayrıca sahte profil fotoğrafları arkasına saklanan ve sürekli kullanıcı adı değiştiren şüphelilerin dijital ayak izleri de takip ediliyor. Programla aynı cihazdan yapılan girişler, IP örtüşmeleri ve ağ içi etkileşimler analiz edilerek, sanal alemdeki sahte rumuzların arkasındaki gerçek kimlikler, adres ve fiziki özellikler de deşifre edilebiliyor.</p><p><strong>AVCI, KARAKTER VE GÜVENLİK ANALİZİ DE YAPIYOR</strong></p><p>Bir takip programından çok istihbaratçı gibi çalışan AVCI, uyguladığı karakter ve güvenlik analizi modülüyle grup üyelerinin birbirleri hakkındaki yazışmalarını, şikayetlerini ve referanslarını analiz edebiliyor.</p><p>Para sızdırmaya çalışan dolandırıcıları, kurban konumundaki uyuşturucu kullanıcılarını ve arka planda sevkiyatı yöneten, yüksek hacimli işlem yapan asıl satıcılar ile tedarikçileri birbirinden otomatik olarak ayıran AVCI, kullanıcıların ağ içindeki etkileşim sıklığı ve yönlendirme gücünü hesaplayarak suç şebekesinin hiyerarşik piramidini polis ekranlarına yansıtabiliyor.</p><p>İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından vatandaşların huzur ve güveni için hayata geçirilen AVCI, Türkiye'de kolluk kuvvetlerinin teknolojik vizyonunun ulaştığı noktanın kanıtı olarak dikkati çekiyor.</p><p>AVCI'nın sunduğu raporlar, analizler de İstanbul narkotik polisi tarafından ince elenip sık dokunarak saha çalışmalarında kullanılıyor. Toplanan deliller ve tespitler sayesinde suçlulara daha erken ulaşabilen ekipler, dijital çağın olumlu noktalarını kullanarak toplum huzuru için mücadelesini sürdürüyor.</p><p><strong>AVCI'NIN KULLANILDIĞI İLK OPERASYONDA YAKALANAN 325 ŞÜPHELİ TUTUKLANMIŞTI</strong></p><p>AVCI ilk kez, İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele ve Siber Suçlarla Mücadele Şube müdürlükleri ekiplerince 10 Şubat'ta kent merkezli 14 ilde düzenlenen uyuşturucu operasyonunda kullanıldı.</p><p>Sızdığı gruplarda mesajların yanı sıra satıcı, kullanıcı ve yöneticileri ayırarak uyuşturucu türlerine göre sınıflandırmalar yapan AVCI, silinen mesajlara ulaşılarak bot hesapları tespit edip, gizlenen kimlikleri ID üzerinden çözerek şehir bazlı faaliyet haritaları çıkarmıştı.</p><p>Yapay zeka destekli projenin ilk kez kullanıldığı operasyonda 325 şüpheli gözaltına alınmış, mesajlaşma programları ile sosyal medya üzerinden pazar ağı kurmaya çalıştığı tespit edilen şüphelilerin iletişim kurduğu mesajlaşma uygulamasındaki 69 grup da kapatılmıştı.</p><p>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesindeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen 325 zanlının tamamı sevk edildikleri adli makamlarca tutuklanmıştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/istanbul-emniyeti-uyustur-482_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270752</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/iran-isfahan-semalarinda-abdye-ait-mq-9-reaper-tipi-siha-dusuruldu-270752</link>
      <pubDate>2026-04-06T13:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İran: İsfahan semalarında ABD'ye ait MQ-9 Reaper tipi SİHA düşürüldü]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İran, İsfahan eyaleti semalarında ABD'ye ait MQ-9 Reaper tipi silahlı insansız hava aracının (SİHA) hava savunma sistemleri tarafından vurularak düşürüldüğünü duyurdu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İran: İsfahan semalarında ABD'ye ait MQ-9 Reaper tipi SİHA düşürüldü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran devlet televizyonunun Devrim Muhafızları Ordusunun açıklamasına dayandırdığı haberinde, ABD'ye ait MQ-9 Reaper tipi SİHA'nın İsfahan semalarında entegre hava savunma ağı tarafından düşürüldüğü belirtildi.</p><p>Diğer yandan Hark Adası yakınlarında da ABD'nin, İran'ın "Şahid-136" adlı kamikaze İHA'sını kopyalayarak ürettiği "Lucas" adlı İHA'nın savunma sistemlerince imha edildiği kaydedildi.</p><p>Açıklamada, bu son müdahale ile şu ana kadar İran'ın entegre hava savunma sistemleri tarafından ülke genelinde düşürülen ABD-İsrail'e ait insansız hava araçlarının sayısının 168'e ulaştığı ifade edildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/iran-isfahan-semalarinda--960_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270751</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/sosyal-medyada-15-yas-siniri-yasalasiyor-270751</link>
      <pubDate>2026-04-06T13:52:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sosyal medyada "15 yaş" sınırı yasalaşıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Sosyal medyaya 15 yaş sınırı getiren düzenleme komisyondan geçti. Bu hafta yasalaşması beklenen teklif; yaş doğrulaması, ebeveyn kontrolü ve bant daraltma gibi kritik yaptırımları kapsıyor. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sosyal medyada "15 yaş" sınırı yasalaşıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medya dünyasında çocukların korunmasına yönelik devrim niteliğindeki düzenlemeleri içeren "Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi", TBMM ihtisas komisyonundan geçti. Teklifin bu hafta içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda görüşülerek yasalaşması öngörülüyor.</p><p><b>15 YAŞ ALTI İÇİN SOSYAL MEDYA YASAKLANIYOR</b></p><p>Yeni düzenlemeyle birlikte, sosyal ağ sağlayıcılar 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacak. Şirketler, bu yasağın uygulanması için "yaş doğrulama" dahil gerekli tüm teknik tedbirleri almakla yükümlü kılınacak. 15 yaşını doldurmuş ancak reşit olmamış çocuklar için ise "ayrıştırılmış hizmet" sunulacak. Bu hizmetlerin detayları ve alınan güvenlik önlemleri, ağ sağlayıcıların internet sitelerinde şeffaf bir şekilde yayınlanacak.</p><p><b>EBEVEYNLERE TAM KONTROL YETKİSİ</b></p><p>Düzenleme, dijital dünyada ebeveyn denetimini yasal zorunluluk haline getiriyor. Sosyal ağ sağlayıcılar; Hesap ayarlarının yönetilmesi, satın alma, kiralama ve ücretli üyelik işlemlerinin ebeveyn onayına sunulması, kullanım süresinin izlenmesi ve sınırlandırılması gibi özelliklere sahip açık ve anlaşılır ebeveyn kontrol araçlarını sunmak zorunda kalacak.</p><p><b>KURALLARA UYMAYANA AĞIR YAPTIRIM</b></p><p>Türkiye'den günlük erişimi 10 milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcıları, hukuka aykırı içerikleri 1 saat içinde kaldırmakla yükümlü olacak. Yükümlülüklerini yerine getirmeyen platformlara yönelik kademeli yaptırımlar uygulanacak; İdari para cezasına rağmen yükümlülüğünü yerine getirmeyen platforma yeni reklam verilmesi yasaklanacak. Reklam yasağına rağmen 3 ay içinde uyum sağlamayan platformların internet trafiği bant genişliği önce yüzde 50, ardından yüzde 90 oranına kadar daraltılabilecek.</p><p><b>OYUN PLATFORMLARI MERCEK ALTINDA</b></p><p>Kanun teklifiyle ilk kez "oyun sağlayıcı" ve "oyun platformu" tanımları mevzuata giriyor. Günlük erişimi 100 binden fazla olan yurt dışı kaynaklı oyun platformları, Türkiye'de temsilci belirlemek zorunda olacak. Usulüne uygun derecelendirilmeyen (yaş sınırı belirlenmeyen) oyunlar platformlarda sunulamayacak.</p><p>Bu kuralı ihlal eden platformlara 1 milyon liradan 30 milyon liraya kadar idari para cezası ve bant daraltma yaptırımı uygulanabilecek.</p><p><b>ALDATICI REKLAMLARA ÖNLEM</b></p><p>Düzenleme sadece çocukları değil, tüm kullanıcıları korumayı hedefliyor. Sosyal ağlar, aldatıcı reklamları engelleyici tedbirleri almakla sorumlu olacak. Ayrıca teklifin bir diğer maddesiyle, Darülaceze'ye yapılacak bağış ve yardımların kurumlar vergisi matrahından indirilmesine imkan tanınacak.</p><p>Sosyal medya ve oyun platformlarına yönelik bu köklü değişikliklerin, kanunun Resmi Gazete'de yayımlanmasından 6 ay sonra yürürlüğe girmesi planlanıyor. Bu süreçte Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), yaş kriterleri ve uygulama usullerine ilişkin yönetmelikleri hazırlayacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/sosyal-medyada-15-yas-sin-661_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270750</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/nufusu-2-binin-altina-dusen-belediyeler-koye-donusecek-270750</link>
      <pubDate>2026-04-06T13:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Nüfusu 2 binin altına düşen belediyeler köye dönüşecek]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi (AYM), nüfusu 2 binin altına düşen belediyelerin köye dönüştürülmesini öngören düzenlemenin iptal istemini reddetti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Nüfusu 2 binin altına düşen belediyeler köye dönüşecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi (AYM), nüfusu 2 binin altına düşen belediyelerin köye dönüştürülmesini öngören düzenlemenin iptal istemini reddetti.</p><p>Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan karara göre, CHP, 2025 tarihli 7551 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 14. maddesiyle yeniden değiştirilen 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 11. maddesindeki "Nüfusu 2 binin altına düşen belediyeler köye dönüştürülür." düzenlemesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu belirterek, iptali için AYM'ye başvurdu.</p><p>Başvuruda, düzenlemenin, kamu yararına yönelik olmadığı, yapılacak dönüşümün belde ya da köylerdeki nüfus kaybını artıracağı ve nüfusun büyükşehirler gibi daha kalabalık idari birimlerde yoğunlaşmasına neden olacağı, dinamik bir yapıya sahip olan nüfus sayım sistemi verilerine dayalı idari yapıların ani değişimlere uğramasının hukuki belirlilik ve güvenlik ilkeleriyle bağdaşmadığı ileri sürüldü.</p><p>Başvuruyu görüşen Yüksek Mahkeme, düzenlemeyi Anayasa'ya uygun bularak iptal isteminin reddine karar verdi.</p><p><b>KARARIN GEREKÇESİNDEN</b></p><p>AYM'nin kararında, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nda ya da kanun düzeyinde farklı bir mevzuatta belediyelerin veya köylerin kurulması ile tüzel kişiliklerinin kaldırılmasına ilişkin hangi makam tarafından hangi usulde karar verileceğine ilişkin bir düzenlemenin yer almadığı ifade edildi. Belediyelerin kurulması ve tüzel kişiliklerinin kaldırılmasının kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yapılmasının anayasal bir zorunluluk olduğu aktarılan kararda, "Bu itibarla kuralda Anayasa'nın 123. maddesine aykırı bir yön bulunmamaktadır." değerlendirmesine yer verildi.</p><p>Düzenleme kapsamında, belediyelerin tüzel kişilikleri kaldırılırken, yöre halkının beş yıllık seçim dönemi için ortaya çıkan iradesinin dönem sonuna kadar geçerliliğine dokunulmadığı belirtilen kararda, tüzel kişiliğin kaldırılmasının ardından da köy tüzel kişiliğinin organlarını oluşturmak üzere seçme hakkını kullanmalarına imkan tanındığı ifade edildi.</p><p>5393 sayılı Kanun'un 11. maddesinde belediyelerin köye dönüştürülmesine ilişkin usul ve esasa ayrıntılı olarak yer verildiği vurgulanan kararda, "Kuralın bu yönüyle kapsamının açık, net ve anlaşılır bir şekilde düzenlendiği sonucuna ulaşılmıştır." denildi.</p><p>İptali istenen düzenlemenin "daha etkin ve verimli bir kamusal hizmet sağlamak" amacını taşıdığına işaret edilen kararda, şunlara yer verildi:</p><p>"Nüfusu 2 binin altına düşen belediyelerin köye dönüştürülmesinin usul ve esaslarının kanunda düzenlendiği ve belediyelerin tüzel kişiliğinin kaldırılmasının ilk mahalli idareler seçimlerinde uygulanmasının öngörüldüğü gözetildiğinde, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında ihdas edildiği anlaşılan kuralın hukuk devleti ilkesi ile kamu tüzel kişiliğinin kanunla kaldırılması ve mahalli idarelerin özerkliği ilkeleriyle çelişen bir yönü bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Anayasa Mahkemesi, açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine karar vermiştir."</p><p>nüfusu 2 binin altına düşen belediyeler</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/nufusu-2-binin-altina-dus-537_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270749</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/magazin/tasacak-bu-denizin-savci-feridesi-annesi-yildiz-isim-cikti-bakin-annesi-meger-kimmis-270749</link>
      <pubDate>2026-04-06T13:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Taşacak Bu Deniz'in Savcısı Feride'nin annesi yıldız isim çıktı! Bakın annesi meğer kimmiş]]></title>
      <category><![CDATA[Magazin]]></category>
      <description><![CDATA[Taşacak Bu Deniz dizisinde Savcı Feride karakteriyle yer alan Naz Çağla Irmak, çocuk yaşlarından bu yana oyunculuk yapıyor. Irmak'ın, kendisi gibi oyuncu olan Hülya Gülşen'in kızı olduğunu çok az kişi biliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Taşacak Bu Deniz'in Savcısı Feride'nin annesi yıldız isim çıktı! Bakın annesi meğer kimmiş]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TRT1'in reyting rekortmeni dizileri arasında yer alan  Taşacak Bu Deniz, kadrosunda birçok genç ismi bulunduruyor. O isimlerden  birisi, Savcı Feride rolüyle Naz Çağla Irmak. Çok küçük yaşlardan beri oyunculuk  sektöründe olan Irmak, kendisi gibi oyuncu olan tanınmış bir ismin kızı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/naz1-06042026d7c655ff.jpg"/><p>Kırgın Çiçekler dizisiyle tanınırlık elde eden Naz Çağla  Irmak, seyirci karşısına ilk olarak Bizim Evin Halleri adlı günlük diziyle  çıkmıştı. Irmak bu dizide, annesi Hülya Gülşen'le kamera karşısına geçmişti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/hulya-06042026d588cd9e.jpg"/><p>1965 Ankara doğumlu olan Gülşen; Ah Ana, Ferhunde Hanımlar,  Bizim Evin Halleri gibi Ankara dizileriyle tanınırlık elde etmişti. Uzun yıllar Ankara Devlet Tiyatrosu'nda çalışan oyuncu, pek çok televizyon dizisinde de rol aldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/tasacak-bu-denizin-savci--468_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270748</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/yuz-milyonlarca-iphone-kullanicisi-tehlikede-guncelleme-hatasi-buyuyor-270748</link>
      <pubDate>2026-04-06T13:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yüz milyonlarca iPhone kullanıcısı tehlikede! Güncelleme hatası büyüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Apple'ın son iOS güncellemelerinde ortaya çıkan güvenlik açığı, iPhone 15, 16 ve 17 modellerini kullanan yüz milyonlarca kişiyi doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, USB-C bağlantı ayarlarının varsayılan biçimde bırakılmasının ciddi riskler doğurduğunu belirterek, kullanıcıların acilen iPhone ayarlarını gözden geçirmesini tavsiye ediyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yüz milyonlarca iPhone kullanıcısı tehlikede! Güncelleme hatası büyüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Apple'ın iOS güncellemelerinde ortaya çıkan yeni bir güvenlik açığı, dünya genelinde yüz milyonlarca iPhone 15, 16 ve 17 kullanıcısını endişelendiriyor. Son dönemde iOS için peş peşe yayınlanan güncellemeler, USB-C bağlantı noktası üzerinden cihazlara yönelik olası saldırıların önünü açan bir hata barındırıyor. Özellikle USB-C portuna sahip yeni nesil iPhone'larda, 'Kablolu Aksesuarlar' ayarının varsayılan olarak güvenli olmayan bir şekilde bırakıldığı tespit edildi. Uzmanlar, bu durumun kullanıcıların kişisel verilerini ve cihaz güvenliğini tehdit ettiğini vurguluyor.</p><h3>Apple'ın güncelleme tercihi güvenliği zayıflattı</h3><p>Güvenlik araştırmacıları, Apple'ın iOS 26 ile birlikte sunduğu güncellenmiş 'Kablolu Aksesuarlar' ayarının, cihaz kilidi açıkken USB aksesuarlarının otomatik olarak bağlanmasına izin verdiğini açıkladı. Bu varsayılan ayarın, kullanıcı farkında olmadan cihazın zararlı donanımlara veya casus yazılımlara açık hale gelmesine yol açtığı bildirildi. Reddit ve çeşitli teknoloji forumlarında paylaşılan kullanıcı deneyimleri, özellikle otel gibi ortak alanlarda USB şarj portlarının kullanılması sırasında veri güvenliği açısından ciddi riskler doğduğunu gösteriyor. Apple'ın bu ayarı 'Her Zaman Sor' veya 'Yeni Aksesuarlar İçin Sor' olarak değiştirmemesi, güvenlik uzmanları tarafından önemli bir eksiklik olarak değerlendiriliyor.</p><h3>Uzmanlardan iPhone kullanıcılarına acil ayar değişikliği çağrısı</h3><p>Güvenlik uzmanları, iPhone 15, 16 ve 17 sahiplerine cihazlarının ayarlar menüsüne girerek 'Gizlilik ve Güvenlik' bölümünden 'Kablolu Aksesuarlar' seçeneğine ulaşmalarını ve burada 'Her Zaman Sor' veya 'Yeni Aksesuarlar İçin Sor' seçeneklerinden birini aktif hale getirmelerini öneriyor. Bu adım, USB-C bağlantı noktası üzerinden yapılabilecek olası saldırıların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıyor. Ayrıca, Apple'ın daha önce 'Çalınan Cihaz Koruması' özelliğini varsayılan olarak aktif hale getirmesi örneğinde olduğu gibi, benzer bir yaklaşımı 'Kablolu Aksesuarlar' için de benimsemesi gerektiği vurgulanıyor. Şirketin bu konuda atacağı adımlar, kullanıcı güvenliğini doğrudan etkileyecek.</p><h3>Reddit kullanıcılarından Apple'a eleştiri: 'Güvenlik öncelik olmalı'</h3><p>Reddit başta olmak üzere sosyal medyada Apple'a yönelik eleştiriler artıyor. Birçok kullanıcı, USB-C bağlantı ayarlarının varsayılan olarak daha güvenli bir seviyede sunulması gerektiğini savunuyor. Bazı kullanıcılar, otel gibi halka açık alanlarda telefonlarını şarj ettikten sonra güvenlik ayarlarını kontrol ettiklerinde cihazlarının otomatik olarak USB aksesuarlarına izin verdiğini fark ettiklerini aktarıyor. Bu durum, kişisel verilerin izinsiz erişime açık hale gelmesine neden olabiliyor. Uzmanlar, Apple'ın kullanıcıları daha etkin bir şekilde bilgilendirmesi ve güvenlik ayarlarını kutudan çıkar çıkmaz daha korumalı şekilde sunması gerektiğini belirtiyor.</p><h3>Apple'dan beklenen adım: Varsayılan güvenlik ayarı değişmeli</h3><p>Apple, bugüne kadar güvenlik ve gizlilik konularında kullanıcıların beklentilerini karşılayan adımlar atmasıyla biliniyor. Ancak son iOS güncellemeleriyle ortaya çıkan bu açık, şirketin güvenlik politikalarının sorgulanmasına yol açtı. Uzmanlar, Apple'ın önümüzdeki güncellemelerde 'Kablolu Aksesuarlar' ayarını daha güvenli bir şekilde varsayılan olarak sunmasının, kullanıcıların verilerini koruma altına almak açısından zorunlu hale geldiğini dile getiriyor. Şirketin bu alanda atacağı adımlar, hem kullanıcı güvenliğini artıracak hem de Apple'ın itibarını koruyacak. Kullanıcılar ise, Apple'ın bu sorunu hızla çözmesini ve tüm iPhone sahiplerini bilgilendirmesini bekliyor.</p><p>Sonuç olarak, Apple'ın iOS 26 ile birlikte ortaya çıkan USB-C bağlantı güvenlik açığı, iPhone 15, 16 ve 17 kullanıcıları için büyük bir tehdit oluşturuyor. Kullanıcıların acilen ayarlarını kontrol etmesi ve güvenli seçenekleri tercih etmesi, kişisel verilerin korunması için kritik önem taşıyor. Apple'ın ise, bu konuda daha proaktif adımlar atarak, güvenlik standartlarını yükseltmesi bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/yuz-milyonlarca-iphone-ku-246_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270747</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/googledan-kuantum-bilgisayar-uyarisi-bitcoin-icin-kritik-tehdit-270747</link>
      <pubDate>2026-04-06T13:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Google'dan kuantum bilgisayar uyarısı! Bitcoin için kritik tehdit]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Google'ın son bilimsel makalesi, kuantum bilgisayarların Bitcoin şifrelemesini sadece dakikalar içinde çözebileceğini ortaya koydu. Uzmanlar, bu gelişmenin blok zinciri ve küresel finans sisteminde köklü değişikliklere yol açabileceği uyarısında bulundu. Bitcoin ve diğer kripto para sahipleri için yeni bir güvenlik çağının başladığına dikkat çekiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Google'dan kuantum bilgisayar uyarısı! Bitcoin için kritik tehdit]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Google'ın yayımladığı yeni bilimsel makale, kuantum bilgisayarların Bitcoin başta olmak üzere blok zinciri teknolojileri ve şifreleme sistemleri üzerinde oluşturduğu tehditleri bir kez daha gözler önüne serdi. Araştırmaya göre, modern kuantum bilgisayarlar, Bitcoin'in özel anahtarını yalnızca 9 dakika gibi kısa bir sürede çözebilecek kapasiteye erişti. Bu gelişme, Ethereum ve diğer kripto para birimleriyle birlikte, özel bankacılık sistemlerinden küresel dijital güvenliğe kadar geniş bir yelpazede endişeleri artırdı. Uzmanlar, klasik bilgisayarların ötesinde çalışan kuantum bilgisayarların, mevcut şifreleme yöntemlerini geçersiz kılabilecek yeni bir dönemi başlatabileceğine dikkat çekiyor.</p><h3>Google: Kuantum bilgisayarlar Bitcoin şifrelemesini dakikalar içinde aşabiliyor</h3><p>Google'ın duyurduğu araştırma, kuantum bilgisayarların Bitcoin'in temel güvenlik mekanizmasını tehdit ettiğini açıkça ortaya koydu. Şirketin yayınladığı makalede, bir kuantum bilgisayarın Bitcoin'in özel anahtarını 9 dakika gibi rekor bir sürede çözebileceği belirtildi. Bu iddia, sadece Bitcoin için değil, Ethereum ve diğer blok zinciri tabanlı varlıklar için de ciddi bir risk anlamına geliyor. Kuantum bilgisayarlar, sıradan bilgisayarlardan tamamen farklı bir prensiple çalışıyor; klasik bitlerin aksine, aynı anda hem 0 hem de 1 değerini alabilen qubit'ler sayesinde üstel bir işlem kapasitesine ulaşıyor. Google'ın kullandığı süper iletken metal halkalar, neredeyse mutlak sıfırın hemen üzerinde, evrendeki en düşük sıcaklıklarda çalışıyor ve elektromanyetik gürültüden titizlikle izole ediliyor. Bu koşullar altında, kuantum bilgisayarlar klasik bilgisayarların yıllar sürecek işlemlerini dakikalar içinde tamamlayabiliyor. Araştırmacılar, kuantum bilgisayarların gelişmesiyle birlikte, Bitcoin başta olmak üzere mevcut tüm şifreleme algoritmalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.</p><h3>Kuantum bilgisayarların işleyişi: Şifreleme sistemleri için neden tehlikeli?</h3><p>Kuantum bilgisayarların en büyük farkı, bilgiyi depolama ve işleme biçiminde yatıyor. Klasik bilgisayarlarda veriler bitler aracılığıyla depolanırken, kuantum bilgisayarlarda qubit adı verilen yeni birimler kullanılıyor. Qubit'ler, süperpozisyon ve dolaşıklık gibi kuantum fenomenleri sayesinde aynı anda çok sayıda durumu temsil edebiliyor. Örneğin, iki klasik bit yalnızca dört farklı durumda bulunabilirken, iki qubit hepsini eşzamanlı olarak temsil edebiliyor. Bu özellik, kuantum bilgisayarların paralel hesaplama gücünü katlanarak artırıyor. Ayrıca, dolaşıklık (entanglement) sayesinde, bir qubit'in durumu diğer qubit'lerle anında bağlantılı hale geliyor ve bu, hesaplamaların daha hızlı ve etkili yapılmasını sağlıyor. Kuantum bilgisayarlar, yanlış cevapları birbirini iptal edecek şekilde ayarlayarak doğru cevabın öne çıkmasını sağlıyor. Sonuç olarak, klasik bilgisayarların evrenin ömrü boyunca çözemeyeceği şifreleri, kuantum bilgisayarlar saniyeler içinde çözebiliyor. Bu nedenle, Bitcoin'in ve diğer dijital varlıkların kullandığı mevcut şifreleme yöntemleri, kuantum bilgisayarlar karşısında savunmasız hale geliyor.</p><h3>Bitcoin ve blok zinciri için kuantum tehdidi: 6,9 milyon Bitcoin risk altında</h3><p>Bitcoin'in güvenliği, özel anahtarların klasik bilgisayarlarla kırılamayacak kadar karmaşık olmasına dayanıyor. Matematiksel olarak, mevcut şifreleme teknolojileriyle bir Bitcoin özel anahtarını çözmek, evrenin ömründen bile uzun sürebilir. Ancak, kuantum bilgisayarlar bu denklemi tamamen değiştiriyor. Google'ın makalesi, Shor algoritması adı verilen özel bir kuantum algoritmasının, Bitcoin'in şifrelemesini çok daha az kaynakla ve çok daha kısa sürede kırabileceğini gösterdi. Bu gelişme, blok zinciri üzerindeki 6,9 milyon Bitcoin'in doğrudan risk altında olduğu anlamına geliyor. Uzmanlar, kuantum bilgisayarların yaygınlaşmasıyla birlikte, blok zinciri tabanlı tüm sistemlerin şifreleme yöntemlerini hızla güncellemesi gerektiğini belirtti. Aksi halde, kripto para sahiplerinin varlıkları büyük bir tehdit altında kalacak. Ayrıca, kuantum bilgisayarların şifreleme alanındaki bu devrimci etkisinin, sadece finans sektörünü değil, küresel veri güvenliğini ve dijital altyapıyı da kökten değiştirebileceği ifade ediliyor.</p><h3>Kuantum bilgisayar teknolojisinde sınırları zorlayan soğutma ve izolasyon teknikleri</h3><p>Kuantum bilgisayarların geliştirilmesi, yalnızca teorik bilgiyle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda son derece zorlu mühendislik süreçlerini de içeriyor. Google'ın laboratuvarlarında kurulan devasa soğutma sistemleri, kuantum bilgisayarların çalışması için neredeyse mutlak sıfır sıcaklığına ulaşmayı gerektiriyor. Bu ultra düşük sıcaklıklar, süper iletken metal halkalarda elektrik akımının dirençsiz ve kararlı bir şekilde dolaşmasına olanak tanıyor. Ayrıca, elektromanyetik gürültü, titreşim ve termal radyasyondan korumak için çok katmanlı yalıtım sistemleri kullanılıyor. Tüm bu önlemlere rağmen, qubit'ler çevresel etkilere karşı oldukça hassas kalıyor ve sıklıkla kuantum durumlarını kaybediyor. Bu nedenle, hata düzeltme ve sistemin kararlılığını sağlama, kuantum bilgisayarların ölçeklendirilmesinde en büyük zorluklardan biri olarak öne çıkıyor. Google ve diğer teknoloji devleri, bu alandaki mühendislik sorunlarını aşmak için milyarlarca dolarlık yatırımlar yapıyor ve kuantum bilgisayarların günlük yaşama entegrasyonu için yarışıyor.</p><h3>Küresel finans ve dijital güvenlik için yeni bir çağ başlıyor</h3><p>Kuantum bilgisayarların hızla gelişmesi, küresel finans sistemlerini ve dijital güvenlik standartlarını kökten etkileyebilir. Bitcoin ve diğer kripto para birimlerinin yanı sıra, bankacılık, devlet kurumları, sağlık sektörü ve özel şirketler de mevcut şifreleme teknolojilerini gözden geçirmek zorunda kalacak. Uzmanlar, kuantum bilgisayarların yaygınlaşmasıyla birlikte, blok zinciri ve şifreleme alanında yeni standartların belirlenmesi gerektiğini belirtiyor. Aksi halde, dijital varlıkların ve hassas bilgilerin güvenliği büyük bir risk altına girebilir. Google'ın son makalesiyle gündeme gelen bu tehdit, hem teknoloji şirketlerini hem de kullanıcıları acil önlemler almaya itiyor. Sonuç olarak, kuantum bilgisayarlar yalnızca hesaplama hızında devrim yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda küresel güvenlik paradigmalarını da kökten değiştiriyor. Bitcoin ve blok zinciri teknolojileri için yeni bir güvenlik çağı başlarken, uzmanlar tüm paydaşların bu dönüşüme hızla uyum sağlaması gerektiğini vurguluyor.</p><p>Gelişen kuantum bilgisayar teknolojisi, yalnızca Bitcoin ve blok zinciri için değil, tüm dijital altyapı ve şifreleme sistemleri için yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Google'ın önderliğinde yaşanan bu gelişmeler, dijital varlık sahiplerinin ve kurumların güvenlik anlayışını tamamen değiştirecek gibi görünüyor. Uzmanlar, kuantum bilgisayarların şifreleme alanında yarattığı bu devrimci tehdide karşı, yeni güvenlik standartlarının hızla benimsenmesi gerektiğini belirtiyor. Önümüzdeki süreçte, blok zinciri ve dijital finansın geleceği, kuantum teknolojisinin gelişme hızına bağlı olarak şekillenecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/googledan-kuantum-bilgisa-145_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270746</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/micro1den-evlerde-robot-devrimi-yapay-zeka-icin-milyonlarca-saatlik-veri-toplandi-270746</link>
      <pubDate>2026-04-06T13:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Micro1'den evlerde robot devrimi! Yapay zeka için milyonlarca saatlik veri toplandı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Micro1, 71 ülkede 4 bin kişilik ekibiyle ev işlerini kaydederek insansı robotların eğitimi için devasa bir veri havuzu oluşturuyor. Şirketin robotik veri başkan yardımcısı Arian Sadeghi, milyarlarca saatlik insan verisine ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Ev işlerinden toplanan egosentrik görüntüler, yapay zeka destekli robotların gerçek hayata uyumunu hızlandırıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Micro1'den evlerde robot devrimi! Yapay zeka için milyonlarca saatlik veri toplandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Micro1, Palo Alto merkezli teknoloji şirketi olarak, insansı robotların ev ortamlarında güvenli ve etkin biçimde çalışabilmesi için dünya çapında yeni bir veri toplama seferberliği başlattı. Şirketin robotik veri başkan yardımcısı Arian Sadeghi'nin açıklamasına göre, 71 ülkede görev yapan yaklaşık 4 bin 'robotik genel uzman', başlarına taktıkları kameralarla yemek pişirme, temizlik, bahçecilik ve evcil hayvan bakımı gibi günlük ev işlerini kaydediyor. Her hafta en az 10 saatlik video gönderen bu sözleşmeli çalışanlar, Micro1'in yapay zeka destekli robotlarının eğitimi için devasa bir egosentrik veri havuzu oluşturuyor. Sadeghi, yalnızca ev işlerinin değil, üretimden perakendeye, hastanelerden huzurevlerine kadar farklı ortamlarda toplanan verilerin, robotların çevikliğini ve uyum kabiliyetini artırdığını belirtti. Şirket, aylık 160 bin saatten fazla video toplamasına rağmen, insansı robotların gerçek hayatta işlevsel olabilmesi için milyarlarca saatlik insan verisine ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyor.</p><h3>Micro1: 'Ev işlerinden elde edilen veriler robotların geleceğini belirleyecek'</h3><p>Micro1'in yürüttüğü bu geniş çaplı veri toplama operasyonu, ev işlerinden elde edilen görüntülerin robot eğitimi üzerindeki kritik rolünü gözler önüne seriyor. Şirket, çalışanlara kafa bandı ve kamera ekipmanları sağlıyor, ayrıca her birine ayrıntılı bir görev listesi sunuyor. Bu görevler arasında yemek hazırlama, temizlik, bahçede çalışma ve evcil hayvanlarla ilgilenme gibi farklı ev aktiviteleri yer alıyor. Çalışanlar, görevler arasında geçiş yaparak her hafta en az 10 saatlik video kaydını Micro1'e gönderiyor. Sadeghi, yüklenicilerin çekim sırasında farklı senaryoları denemeye teşvik edildiğini, bu sayede robotların yeni ortamlara ve beklenmedik durumlara daha hızlı adapte olabildiğini vurguladı. Şirketin topladığı egosentrik veriler, robotların nesne tanıma, mesafe algılama ve karmaşık hareketleri öğrenmesinde temel kaynak olarak kullanılıyor. Micro1, bu verileri etiketleyerek robotların görev başarısını artırmayı hedefliyor.</p><h3>Veri toplama yarışında küresel rekabet: ABD, Çin ve Asya öne çıkıyor</h3><p>Yapay zeka destekli robotların eğitimi için insan verisi toplama konusunda küresel bir rekabet yaşanıyor. ABD merkezli Objectways'ın kurucusu Ravi Rajalingam, robotik veri ihtiyacının özellikle Amerikan hanelerinde yoğunlaştığını belirtti. Rajalingam'a göre, ABD'den sağlanan veriler için ödenen ücretler, Vietnam veya Hindistan'daki çalışanların üç katına ulaşabiliyor. Küresel çeşitlilik ise robotların farklı kültürlerde ve ev ortamlarında daha iyi uyum sağlamasını kolaylaştırıyor. Çin hükümeti, ülke genelinde en az 60 robot eğitim merkezi açmayı planladığını açıklayarak bu alana büyük yatırım yapıyor. Japonya ve Güney Kore, veri toplama üslerini Güneydoğu Asya'ya kaydırarak maliyet avantajı elde etmeye çalışıyor. ABD ve Avrupa ise Nvidia'nın desteklediği simülasyon eğitimine ağırlık veriyor. Buna rağmen, fiziksel nesnelerle etkileşim gerektiren görevler için gerçek insan verisinin önemi tartışılmaz biçimde artıyor. Pazar araştırmalarına göre, veri toplama ve etiketleme endüstrisinin 2030'a kadar en az 10 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşacağı öngörülüyor.</p><h3>Nvidia raporu: Birinci şahıs videolar başarı oranını artırdı</h3><p>Nvidia'nın Şubat ayında yayımladığı raporda, robot eğitiminde kullanılan 20 bin saatten fazla birinci şahıs videonun, tişört katlama, oyun kartlarını ayırma, şişe kapaklarını açma ve enjektör kullanma gibi görevlerde başarı oranını yüzde 50'nin üzerinde artırdığı açıklandı. Bu bulgu, fiziksel etkileşimi yüksek görevlerde gerçek insan verisinin vazgeçilmezliğini ortaya koydu. Texas Üniversitesi'nden robotik araştırmacısı Rutav Shah, ev ortamlarının öngörülemezliği nedeniyle robotların insan benzeri sezgiye ve kuvvet algısına sahip olması gerektiğini dile getirdi. Shah, robotların yemek pişirme ve temizlik gibi günlük işlerde yaygın biçimde kullanılabilmesi için insan verisinin kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Uluslararası Robotlar Federasyonu'ndan Alexander Verl ise, fabrikalarda başarı oranı yüzde 99,9'a ulaşan insansı robotların, ev ortamlarında ise henüz ticari olarak uygulanabilir seviyeye çıkamadığını belirtti. Basit görevlerde dahi yüzde 70&#8211;80 başarı oranına ulaşan robotlar, gerçek dünyada tam anlamıyla güvenilir hale gelmek için daha fazla ve çeşitli insan verisine ihtiyaç duyuyor.</p><h3>Güvenlik ve etik: Robotların karar mekanizmasında insan verisinin rolü</h3><p>Veri toplama sürecinde güvenlik ve etik konuları da gündeme geliyor. Objectways'tan Ravi Rajalingam, robotların çocuklarla veya evcil hayvanlarla etkileşimi sırasında yaşanabilecek risklere dikkat çekti. Rajalingam, robotun bir oyun odasını temizlerken oyuncak ile gerçek bir bebek arasındaki farkı ayırt edememesi durumunda ortaya çıkabilecek tehlikelere vurgu yaptı. Bu nedenle, toplanan insan verisinin doğru biçimde etiketlenmesi ve robotların eğitiminde titizlikle kullanılması büyük önem taşıyor. Rajalingam, test süreçlerinde önce köpeklerle başladıklarını, bebeklerle yapılan testlerin ise henüz yolun başında olduğunu ifade etti. Uzmanlar, gelecekte bu tür güvenlik risklerini en aza indirmek için insan verisinin kalitesinin ve çeşitliliğinin artırılması gerektiğini savunuyor.</p><h3>Simülasyon ve insan verisinin birleşimi: Robot eğitiminde yeni dönem</h3><p>Robot eğitimi alanında, yalnızca tek bir veri toplama yöntemine bağlı kalmak yerine, farklı stratejileri bir arada kullanma eğilimi hızla yayılıyor. Sharpa'nın pazar genişleme başkan yardımcısı Alicia Veneziani, veri toplamada kalite ve miktar arasında denge kurmanın önemine işaret etti. Simülasyon ortamları, yazılım tabanlı eğitimler ve gerçek insan verisinin birleşimiyle robotların hem fiziksel hem de sanal dünyada daha başarılı sonuçlar elde etmesi hedefleniyor. Labellerr AI'nin kurucu ortağı Puneet Jindal, Hindistan'da üretim tesislerinde başlattıkları birinci şahıs video toplama sürecinin, önümüzdeki üç yıl boyunca robotik eğitimde ana kaynak olacağını belirtti. Ancak Jindal, ilerleyen dönemde yapay zekanın çevrimiçi videoları birinci şahıs formata dönüştürebilme kapasitesinin artmasıyla, insan verisinin rolünün değişebileceğini öngörüyor. Uzmanlar, robotların gerçek dünyada daha güvenli ve etkili çalışabilmesi için farklı veri kaynaklarını bir arada kullanmanın gerekliliğini vurguluyor.</p><h3>Ev işlerinden toplanan verilerle otomasyonun son aşamasına doğru</h3><p>Ev işlerinden elde edilen insan verisi, insansı robotların otomasyon sürecinde son aşamaya ulaşmasında kilit rol oynuyor. Şu ana kadar robotlar, kontrollü fabrika ortamlarında yüksek başarı oranlarına ulaşsa da, ev gibi dinamik ve öngörülemez alanlarda aynı performansı göstermek için daha fazla veriye ihtiyaç duyuyor. Micro1 ve benzeri şirketlerin yürüttüğü veri toplama projeleri, gelecekte robotların günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası olmasını sağlayacak altyapıyı oluşturuyor. Uzmanlar, insan verisinin niteliği ve çeşitliliğinin artırılmasıyla robotların gerçek hayattaki karmaşık görevleri daha güvenli ve etkili biçimde üstlenebileceğini belirtiyor. Bu gelişmeler, yapay zeka ve robot teknolojilerinin önümüzdeki yıllarda evlerde, iş yerlerinde ve kamusal alanlarda yaygınlaşmasını hızlandıracak.</p><p>Sonuç olarak, Micro1'in ev işlerinden topladığı egosentrik veriler, insansı robotların eğitiminde çığır açıyor. Milyarlarca saatlik insan verisi ihtiyacı, hem küresel veri toplama yarışını hem de yapay zeka destekli robotların evrimini şekillendiriyor. Uzmanlar, farklı veri kaynaklarının bir arada kullanılmasıyla robotların günlük yaşamda daha güvenilir ve işlevsel hale geleceğini öngörüyor. Bu süreç, yakın gelecekte evlerde insansı robotların yaygınlaşmasının önünü açacak önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/micro1den-evlerde-robot-d-889_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270745</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/siri-yuzunden-apple-tv-rafta-kaldi-peki-ne-zaman-cikacak-270745</link>
      <pubDate>2026-04-06T13:20:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Siri yüzünden Apple TV rafta kaldı, peki ne zaman çıkacak?]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Apple'ın uzun süredir beklenen yeni Apple TV modeli, yapay zeka destekli Siri'nin hazır olmaması nedeniyle ertelendi. Bloomberg muhabiri Mark Gurman'ın aktardığı bilgilere göre yeni Apple TV, Eylül 2026'ya kadar raflarda yerini almayabilir; ancak A17 Pro çip, Wi-Fi 7 desteği ve olası fiyat indirimi gibi önemli yeniliklerle gelecek.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Siri yüzünden Apple TV rafta kaldı, peki ne zaman çıkacak?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Teknoloji dünyasının gözü uzun süredir yeni nesil Apple TV üzerindeydi. Geçen yılın sonlarından bu yana yoğun biçimde konuşulan güncelleme, Siri'nin yapay zeka destekli yeni sürümündeki gecikmeler yüzünden birkaç ay daha ertelenmiş görünüyor. Apple'ın yeni Apple TV modelini, üzerinde çalışılan gelişmiş Siri ile birlikte tanıtma konusundaki ısrarı, cihazın piyasaya çıkış tarihini doğrudan etkiliyor. Yeni bir model için sabırsızlanan kullanıcılar açısından, cihaz nihayetinde raflara ulaştığında hangi özelliklerin sunulacağını bilmek büyük önem taşıyor. Bu sayede beklemeye devam edip etmeme ya da mevcut modeli satın alma kararı çok daha bilinçli verilebilir.</p><h3>Apple TV'nin tasarımı değişmiyor: Aynı kasa, aynı malzeme</h3><p>Apple TV serisinde tasarım değişiklikleri her zaman oldukça seyrek gerçekleşti ve 2026 modeli de bu geleneği sürdürecek gibi görünüyor. Yeni nesil Apple TV, mevcut modeldeki tanıdık kare-daire formunu koruyacak ve siyah plastik malzemeden üretilmeye devam edecek. Dış görünüş açısından yeni Apple TV'yi şu anki Apple TV'den ayırt etmek neredeyse imkansız olacak. Apple'ın bu tercihi, şirketin tasarım yerine iç donanım ve yazılım tarafına odaklandığını açıkça ortaya koyuyor. Kullanıcılar estetik anlamda büyük bir farklılık beklememeli; ancak cihazın içindeki teknolojik sıçrama, dış görünüşteki durağanlığı fazlasıyla telafi edecek nitelikte.</p><h3>A17 Pro çip ile büyük performans sıçraması kapıda</h3><p>Yeni Apple TV'nin en dikkat çekici yeniliği, kuşkusuz işlemci tarafında yaşanacak. Söylentilere göre cihaz, Apple'ın ilk kez iPhone 15 Pro modellerinde kullandığı A17 Pro çipini barındıracak. Mevcut Apple TV'deki A15 Bionic ile kıyaslandığında A17 Pro ciddi bir performans artışı vaat ediyor. Bu çip, 3 nanometre üretim süreciyle tasarlandı; bu da daha yüksek hız ve çok daha iyi enerji verimliliği anlamına geliyor. Oyun severler için ise donanım hızlandırmalı ışın izleme desteği büyük bir avantaj sunuyor, çünkü bu teknoloji sayesinde oyunlarda çok daha kaliteli ve gerçekçi grafikler elde edilecek. Dolayısıyla mevcut Apple TV'yi satın almayı düşünenler için bu çip güncellemesi, beklemeyi haklı kılan güçlü bir gerekçe oluşturuyor.</p><h3>A18 veya A19 çip ihtimali de masada</h3><p>Apple'ın Apple TV güncellemesini bu denli uzun süre ertelemesi, daha da yeni bir çip kullanma olasılığını gündeme getiriyor. A18 hatta A19 gibi daha güncel bir işlemcinin tercih edilmesi tamamen mümkün görünüyor. Özellikle Apple TV'nin herhangi bir Apple Intelligence desteği alacak olması durumunda, yapay zeka işlemlerinin sorunsuz çalışabilmesi için RAM kapasitesinde de bir artış bekleniyor. Daha fazla RAM, hem Siri'nin gelişmiş yapay zeka özelliklerini hem de genel sistem performansını doğrudan destekleyecek bir unsur olarak öne çıkıyor. Apple'ın bu konuda hangi yolu seçeceği henüz netleşmedi; ancak her iki senaryoda da kullanıcılar mevcut modele kıyasla belirgin bir performans farkı hissedecek.</p><h3>Siri gecikmesi Apple TV'nin çıkış tarihini belirledi</h3><p>Yeni Apple TV'nin aslında piyasaya sürülmeye hazır olduğu ifade ediliyor; ancak cihazın önündeki en büyük engel, Siri'nin yapay zeka destekli yeni versiyonunun henüz tamamlanamaması. Apple, yeni Apple TV'yi mutlaka geliştirilmiş ve daha akıllı Siri ile birlikte tanıtmak istiyor, fakat bu teknoloji hâlâ hazır değil. Bloomberg'den ünlü teknoloji muhabiri Mark Gurman, Apple TV'nin Apple'ın Eylül 2026'ya ertelediği yeni yapay zeka özellikleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu aktardı. Apple başlangıçta Apple Intelligence Siri özelliklerini 2026 baharında kullanıma sunmayı hedefliyordu; ancak şirket Siri ile ilgili teknik sorunları aşamadı. Bu gelişme sonucunda yeni Siri yetenekleri iOS 27'ye kadar ertelendi ve bu durum yalnızca Apple TV'yi değil, Apple'ın beklettiği diğer tüm cihazları da doğrudan etkiledi.</p><h3>HomePod ve ev merkezi de Siri'yi bekliyor</h3><p>Apple TV'nin yanı sıra başka ürünler de Siri'nin yeni versiyonunu bekliyor. Söylentilere göre Apple'ın planlanan ev merkezi cihazı ve HomePod'un yeni nesil versiyonu da aynı nedenle ertelendi. Güncellenmiş Siri özellikleri, daha fazla RAM kapasitesi ve daha hızlı bir işlemci gerektiriyor; bu da donanım ve yazılımın eş zamanlı olarak hazır olması gerektiği anlamına geliyor. Dolayısıyla Apple TV'de daha akıllı bir Siri deneyimi yaşamak isteyen kullanıcılar için mevcut modeli satın almak yerine yeni nesli beklemek çok daha mantıklı bir tercih olarak öne çıkıyor. Apple'ın tüm ekosistemini kapsayan bu gecikme, şirketin yapay zeka stratejisinde ne denli iddialı olduğunu da gözler önüne seriyor.</p><h3>Wi-Fi 7 ve Bluetooth 6 desteği geliyor</h3><p>Yeni Apple TV'nin bağlantı teknolojileri açısından da önemli yenilikler sunması bekleniyor. Cihaz, Apple'ın N1 ağ çipini alarak Wi-Fi 7 desteğine kavuşabilir. Wi-Fi 7 teknolojisi, daha yeni yönlendiriciler tarafından sunulan 6GHz frekans bandıyla çalışıyor. Bu bant, hem daha hızlı veri aktarımı hem de daha az tıkanıklık sağlıyor; bu da içerik akışı için tasarlanmış bir cihaz olan Apple TV açısından son derece kritik bir avantaj. Özellikle 4K ve hatta 8K içeriklerin yaygınlaştığı günümüzde, kesintisiz ve yüksek kaliteli yayın deneyimi için Wi-Fi 7 büyük fark yaratacak. Bunun yanı sıra Apple TV 4K, kumandalar ve kulaklıklar gibi aksesuarları bağlamak için Bluetooth 6 desteği de alabilir. Bluetooth 6, daha düşük gecikme süresi ve daha kararlı bağlantı sunarak özellikle kablosuz kulaklık kullanıcıları için deneyimi iyileştirecek.</p><h3>Fiyat indirimi ve çift model stratejisi gündemde</h3><p>Fiyatlandırma konusunda da heyecan verici söylentiler dolaşıyor. Apple TV'nin daha uygun fiyatlı bir versiyonunun piyasaya sürülmesi ihtimali güçleniyor. Apple, iki farklı model çıkarabilir: biri üst düzey özelliklere sahip premium versiyon, diğeri ise daha düşük donanım özellikleri ve daha erişilebilir bir fiyat etiketiyle sunulacak ekonomik versiyon. Bir diğer olasılık ise Apple'ın mevcut Apple TV modelini düşük maliyetli bir alternatif olarak satışta tutması. Bu strateji, farklı bütçelere sahip kullanıcılara hitap etmeyi ve Apple TV'nin pazar payını genişletmeyi amaçlıyor. Fiyat düşüşü söylentileri, özellikle rakip platformların agresif fiyat politikaları göz önüne alındığında oldukça anlamlı bir hamle olarak değerlendiriliyor.</p><h3>Eylül 2026 öncesi yeni Apple TV zor görünüyor</h3><p>Tüm bu bilgiler bir araya getirildiğinde, yeni Apple TV'nin piyasaya çıkış tarihi büyük ölçüde Siri'nin yapay zeka güncellemesine bağlı kalıyor. Eğer Siri'nin yeni versiyonu iOS 27'ye ertelendiyse ve Apple TV bu güncellemeyle doğrudan ilişkiliyse, cihazın Eylül 2026 veya daha sonrasına kadar yenilenmesi pek mümkün görünmüyor. Apple'ın bu kararı, yarım kalmış bir ürün yerine eksiksiz bir deneyim sunma konusundaki kararlılığını yansıtıyor. Kullanıcılar açısından bakıldığında, A17 Pro çip, Wi-Fi 7, Bluetooth 6, olası fiyat indirimi ve yapay zeka destekli Siri gibi yenilikler, beklemeyi fazlasıyla değerli kılıyor. Ancak acil bir Apple TV ihtiyacı olanlar için mevcut modelin hâlâ güçlü bir seçenek olduğunu da belirtmek gerekiyor. Sonuç olarak Apple, yeni Apple TV ile medya oynatıcı pazarında ciddi bir çıkış yapmayı hedefliyor ve bu hedefe ulaşmak için Siri'nin tam anlamıyla hazır olmasını beklemeyi göze aldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/siri-yuzunden-apple-tv-ra-951_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270744</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/samanyolunun-bilinmeyen-yildiz-akislari-gozler-onune-serildi-270744</link>
      <pubDate>2026-04-06T12:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Samanyolu'nun bilinmeyen yıldız akışları gözler önüne serildi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Samanyolu'nun kenar bölgelerinde, Gaia misyonundan alınan verilerle 87 yeni yıldız akışı adayı tespit edildi. Michigan Üniversitesi öncülüğündeki ekip, bu keşfin galaksimizin evrimini ve karanlık madde dağılımını anlamada önemli bir adım olduğunu vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Samanyolu'nun bilinmeyen yıldız akışları gözler önüne serildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samanyolu galaksisinin kenar bölgelerinde, Avrupa Uzay Ajansı'nın Gaia misyonundan elde edilen geniş veri tabanı sayesinde, daha önce hiç tespit edilmemiş 87 yeni yıldız akışı adayı ortaya çıkarıldı. Michigan Üniversitesi'nden Yingtian "Bill" Chen liderliğindeki araştırmacılar, bu keşif için fizik temelli yeni bir algoritma geliştirdi. Araştırma, galaksimizin evrimini ve karanlık madde dağılımını anlamak için kritik bilgiler sunuyor. Yıldız akışı adı verilen bu soluk yıldız şeritleri, galaksimizin kütle dağılımı ve geçmişiyle ilgili önemli ipuçları taşıyor.</p><h3>Michigan Üniversitesi'nden yıldız akışı algoritmasıyla rekor keşif</h3><p>Michigan Üniversitesi'nden Chen ve ekibi, "StarStream" adını verdikleri fizik tabanlı bir bilgisayar algoritmasıyla yıldız akışlarını tespit etti. Bu yöntem, yalnızca görsel desenlere dayalı eski yaklaşımların aksine, yıldız akışı oluşumunu ve hareketini fiziksel modellerle analiz ediyor. Araştırmacılar, algoritmayı 2014-2025 yılları arasında Gaia tarafından toplanan milyarlarca yıldızın konum ve hareket bilgisine uyguladı. Sonuçlar, bilinen yıldız akışı adaylarının sayısını dört katından fazla artırdı. Daha önce yalnızca 20'den az yıldız akışı tanımlanmışken, yeni yöntemle bu sayı 87'ye yükseldi. Bu artış, astronomların galaksinin yapısı ve evrimi hakkında daha kesin sonuçlara ulaşmasını sağladı. Chen, algoritmanın ileride başka uzay görevlerinde de kolayca kullanılabileceğini belirtti.</p><h3>Yıldız akışlarının galaksi evrimi ve karanlık madde için önemi arttı</h3><p>Yıldız akışları, kompakt yıldız kümelerinin Samanyolu'nun güçlü yerçekimi etkisi altında hareket ederken, uzun ve kavisli şeritler halinde yıldızlarını kaybetmesiyle oluşuyor. Bu fenomenin incelenmesi, galaksimizin kütle dağılımını ve karanlık madde halosu gibi doğrudan gözlemlenemeyen yapıları anlamada önemli bir rol oynuyor. Araştırmanın ortak yazarlarından Oleg Gnedin, yıldız akışlarının şekil ve hareketlerinin, üzerlerinde etkili olan yerçekimsel kuvvetlerin izlerini taşıdığını vurguladı. Bu sayede, galaksinin görünmeyen "yapıştırıcısı" olan karanlık maddenin dağılımı hakkında yeni bilgiler elde ediliyor. Ayrıca, yeni keşfedilen yıldız akışlarının bazıları, ana kümeleriyle doğrudan bağlantılı olması nedeniyle, astronomlara bu süreçleri daha yakından inceleme fırsatı sunuyor.</p><h3>Gaia verileriyle yıldız akışı örnekleminde büyük genişleme</h3><p>Çalışma, Samanyolu'nu döngüsel olarak saran yoğun ve yaşlı yıldız gruplarına ait 87 yıldız akışı adayının varlığını ortaya koydu. Önceden yalnızca tesadüfen tespit edilen ve sayısı 20'yi geçmeyen yıldız akışları, şimdi geniş bir örnekleme dönüştü. Bu gelişme, galaksimizin evrimsel geçmişi ve dinamikleriyle ilgili daha kapsamlı analizler yapılmasını mümkün kıldı. Araştırmacılar, yeni bulunan yıldız akışlarının bazılarının beklenenden daha kısa, daha geniş veya ana kümelerinin yörüngeleriyle tam olarak uyumlu olmadığını belirtti. Bu durum, önceki aramaların yalnızca belirgin yapılara odaklanması nedeniyle bazı akışların gözden kaçırılmış olabileceğini gösteriyor. Ayrıca, bazı küresel kümelerin olağanüstü yüksek oranda yıldız kaybettiği ve gelgit bozulmasına yaklaşabileceği tespit edildi.</p><h3>Gelecek gözlemlerle yıldız akışı adaylarının doğruluğu test edilecek</h3><p>Araştırmada tespit edilen 87 yıldız akışı adayının tamamının gerçek olup olmadığı ise henüz kesinlik kazanmadı. Bilim insanları, bazı adayların arka plan kontaminasyonu nedeniyle daha düşük güvenilirliğe sahip olabileceğini ifade etti. Yine de, bu geniş örneklem, galaksi yapısının ve karanlık madde dağılımının haritalanmasında büyük bir potansiyel taşıyor. Çalışmanın sonuçları, Vera C. Rubin Gözlemevi, NASA'nın Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu ve Karanlık Enerji Spektroskopik Aleti gibi yeni nesil gözlemevlerinin sağlayacağı verilerle test edilecek. Chen, algoritmanın bu tür büyük veri setlerine kolayca uyarlanabileceğini ve yeni yıldız akışlarının doğrulanmasında önemli rol oynayacağını belirtti. Araştırmanın bulguları, 23 Mart tarihinde The Astrophysical Journal'da yayımlandı.</p><p>Samanyolu'nda yıldız akışı araştırmalarında ulaşılan bu yeni aşama, galaksimizin dinamik yapısının ve görünmeyen karanlık maddenin anlaşılması için bilim dünyasında heyecan yarattı. Geliştirilen algoritma ve genişleyen yıldız akışı örneklemi, önümüzdeki yıllarda yapılacak gözlemlerle galaksi evrimi çalışmalarında yeni bir dönemin kapılarını aralayacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/samanyolunun-bilinmeyen-y-353_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.270743</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/uyandiginizda-telefonunuza-uzanmayin-beyninizi-kandiriyor-270743</link>
      <pubDate>2026-04-06T12:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uyandığınızda telefonunuza uzanmayın! Beyninizi kandırıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, sabah uyanır uyanmaz telefona bakmanın enerji seviyelerini ve uyku kalitesini olumsuz etkilediğini belirtiyor. Araştırmalar, Amerikalı yetişkinlerin %44'ünün bu alışkanlığa sahip olduğunu ortaya koyarken, psikologlar ve sinirbilimciler sabah telefon kullanımının beyin işlevi, ruh hali ve sirkadiyen ritim üzerinde ciddi sonuçlar yarattığına dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uyandığınızda telefonunuza uzanmayın! Beyninizi kandırıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sabah uyanır uyanmaz telefona sarılan milyonlarca kişi, bu alışkanlığın sağlığı üzerindeki etkilerinin farkında değil. Uzmanlar, özellikle sabahın ilk dakikalarında telefon ekranına bakmanın, enerji seviyelerini düşürdüğünü, odaklanmayı zorlaştırdığını ve gün boyu sürebilecek bir sersemlik hissine yol açtığını belirtiyor. Son araştırmalar, Amerikalı yetişkinlerin %44'ünün sabah uyanır uyanmaz ilk 10 dakikada telefonunu kontrol ettiğini gösteriyor. Psikologlar ve sinirbilimciler, bu yaygın alışkanlığın sadece kısa süreli bir 'ben zamanı' olmadığını, aksine günün geri kalanında zihinsel yorgunluk, motivasyon kaybı ve uyku kalitesinde bozulma gibi ciddi sonuçlara yol açtığını vurguluyor.</p><h3>Psikolog Vigliotti: 'Sabah kaydırma dopamin ve kortizol dengesini bozuyor'</h3><p>New York merkezli grup terapisi uygulaması SelfWorks'ün kurucusu olan lisanslı psikolog Dr. Amy Vigliotti, sabah uyanır uyanmaz telefon ekranında geçirilen zamanın, beyinde dopamin ve kortizol seviyelerinde ani dalgalanmalara neden olduğunu açıkladı. Vigliotti, "Sabah saatlerinde telefonunu kaydırmak, dopaminin hızlı bir şekilde artmasına yol açıyor. Ancak bu yükselişi, kısa sürede temel seviyenin altına inen bir düşüş takip ediyor. Sonuç olarak kişi, günün geri kalanında daha fazla uyarıcı arayışına giriyor, dikkat dağınıklığı ve odaklanma kaybı yaşıyor," dedi. Uzmanlar, sabah saatlerinde maruz kalınan bilgi bombardımanının, beynin doğal uyanma sürecini sekteye uğrattığını ve vücudun güne yavaşça geçiş yapma ihtiyacını engellediğini belirtiyor. Ayrıca, sabah saatlerinde alınan bildirimler ve haber başlıkları, kortizol seviyesinde ani bir artışa yol açarak, stres hormonunun gereğinden fazla salgılanmasına neden oluyor. Vigliotti, bu durumun kişide kaygı ve huzursuzluk hissini tetiklediğini, günün geri kalanında ise motivasyonun ve duygusal dengenin bozulduğunu ifade etti.</p><h3>Nevada Üniversitesi'nden Hines: 'Sirkadiyen ritim ve uyku sağlığı tehdit altında'</h3><p>Nevada Üniversitesi'nde görev yapan sinirbilimci ve psikolog Dustin Hines, sabahları telefon ekranından yayılan mavi ışığın, vücudun doğal biyolojik saatini düzenleyen sirkadiyen ritim üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirtti. Hines, "Doğal ışık yerine ekranlara erken maruz kalmak, sirkadiyen sabitleme sinyallerini zayıflatır ve uyku zamanlamasını bozar," dedi. Sabah güneş ışığının, kortizol salınımını doğal bir şekilde artırarak enerji seviyesini yükselttiğini vurgulayan Hines, telefon ekranından gelen yapay ışığın ise melatonini baskılamaya yetmediğini ve kişide sabah sersemliği yarattığını söyledi. Uzmanlar, sabahları telefon kullanımıyla başlayan günlerde, gece uykuya dalma süresinin uzadığını, uyku kalitesinin düştüğünü ve gün boyunca bilişsel işlevlerin olumsuz etkilendiğini kaydetti. Hines'e göre, telefonun yatak odasının dışında tutulması, hem uykuya geçiş sürecini hem de sabah uyanma anını daha sağlıklı ve verimli hale getiriyor.</p><h3>Sosyal medya ve bildirimler ruh halini olumsuz etkiliyor</h3><p>Sabah saatlerinde sosyal medya içerikleriyle karşılaşmak, kişinin ruh halini günün başında belirleyebiliyor. Özellikle Instagram gibi platformlarda gösterilen reklamlar, başkalarının idealize edilmiş yaşamları ve gündeme dair olumsuz haberler, sabahın erken saatlerinde stres seviyesini artırıyor. Dr. Vigliotti ve Prof. Hines, bu tür içeriklerin gün boyu sürecek bir olumsuzluk ve motivasyon kaybı yarattığını belirtiyor. Araştırmalar, sabah telefon kullanımıyla başlayan günlerde, bireylerin daha az motive olduğunu, dikkatlerinin dağıldığını ve duygusal olarak dengesiz hissettiklerini ortaya koyuyor. Uzmanlar, sabah saatlerinde alınan yüksek yoğunluklu bilgi ve uyarıcıların, günün geri kalanında sürdürülebilir odaklanmayı ve duygusal dengeyi zorlaştırdığını ifade ediyor.</p><h3>Telefonu yatak odasının dışında bırakmak uyku kalitesini artırıyor</h3><p>Uyku sağlığı uzmanları, telefonun gece yatak odasında bulundurulmamasının, sabah kaydırma alışkanlığını azaltmak için etkili bir yöntem olduğunu söylüyor. Gece boyunca telefonun başka bir odada şarj edilmesi, yatma zamanı ertelemesini önlerken, sabah saatlerinde de dikkatin dağılmasını engelliyor. Prof. Hines, "Telefonunuzu yatak odasının dışında tutmak, hem uykuya dalma sürecinde hem de sabah uyanma sırasında beyne gereksiz bilişsel ve duyusal uyarım gelmesini önler," dedi. Bu çevresel değişikliğin, sirkadiyen ritmin korunmasına ve dikkat istikrarının sağlanmasına yardımcı olduğu belirtildi. Uzmanlar, özellikle sabah saatlerinde doğal ışığa maruz kalmanın ve hareket etmenin, hem enerji seviyesini yükselttiğini hem de uyku kalitesini artırdığını vurguluyor.</p><h3>Güne doğal ışık ve hareketle başlamak öneriliyor</h3><p>2024 yılında yapılan bir araştırmada, sabah saatlerinde güneş ışığına çıkan bireylerin, uyku verimliliğinde artış ve gece uyanmalarında azalma yaşadığı tespit edildi. Düzenli sabah güneş ışığı, D vitamini seviyesini yükselterek, hem uyku kalitesini hem de kardiyovasküler sağlığı olumlu etkiliyor. Uzmanlar, sabah saatlerinde egzersiz yapmanın, beyin sapı ve kortikal uyanıklık sistemlerini kontrollü bir şekilde aktive ettiğini ve dijital içeriklerin yarattığı anlık tatminin aksine, sürdürülebilir odaklanma ve iyi bir ruh hali sağladığını belirtiyor. Sabahları dışarıda yürüyüş yapmak veya hafif egzersizlerle güne başlamak, telefon ekranından alınan hızlı dopamin artışı yerine, daha dengeli ve kalıcı enerji seviyeleri sunuyor. Eğer dışarı çıkmak mümkün değilse, sabahın ilk dakikalarında haberlere veya mesajlara bakmadan kendine zaman ayırmak, zihinsel olarak güne daha hazırlıklı başlamayı sağlıyor.</p><h3>Uzmanlardan sabah alışkanlıklarını değiştirme çağrısı</h3><p>Psikiyatrist ve uyku tıbbı uzmanı Dr. Alex Dimitriu, sabah saatlerinde telefona uzanmanın, beynin doğal uyanma sürecini bozduğunu ve gece uykusunu olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Dimitriu, "Sabah, zihnin ve bedenin temiz bir sayfa ile güne başladığı kısa ve değerli bir penceredir. Bu zamanı, dışsal uyarıcılardan uzak, kendi ihtiyaçlarınıza odaklanarak değerlendirin," dedi. Dr. Vigliotti ise, sabah ilk 20 dakikada telefona bakmamanın, güne daha odaklanmış ve niyetli bir başlangıç yapılmasına yardımcı olduğunu söyledi. Uzmanlar, sabah alışkanlıklarında yapılacak basit değişikliklerin, enerji seviyeleri, ruh hali ve genel sağlık üzerinde büyük farklar yaratabileceğini vurguluyor. Sabah saatlerinde telefon kullanımını azaltmak, doğal ışık almak ve hareket etmek, hem zihinsel hem de bedensel sağlığı güçlendiriyor.</p><p>Sonuç olarak, sabah uyanır uyanmaz telefona bakmak, kısa vadeli bir rahatlama sunsa da, uzun vadede enerji seviyeleri, odaklanma, ruh hali ve uyku kalitesi üzerinde olumsuz etkilere yol açıyor. Uzmanlar, bu alışkanlığı terk ederek, güne doğal ışık ve hareketle başlamanın, hem gün içindeki verimliliği hem de genel sağlık durumunu önemli ölçüde iyileştireceğine dikkat çekiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/04/06/uyandiginizda-telefonunuz-509_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>