<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288976</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-fidandan-ypgsdgnin-fesih-kararina-ilk-yorum-metin-itibariyla-olumlu-pratikte-gorecegiz-288976</link>
      <pubDate>2026-08-26T19:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Fidan'dan YPG/SDG'nin fesih kararına ilk yorum: Metin itibarıyla olumlu, pratikte göreceğiz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Malazgirt Zaferi kutlamalarının ardından Elazığ'a geçerek terör örgütü PKK'nın Suriye uzantısı YPG/SDG'nin kendini feshetme açıklamasını değerlendirdi. Fidan, Şam'daki açıklamayı "metni itibariyle olumlu" bulduğunu ancak sahada da aynı şekilde uygulanıp uygulanmadığının kontrol edileceğini vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Fidan'dan YPG/SDG'nin fesih kararına ilk yorum: Metin itibarıyla olumlu, pratikte göreceğiz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte Ahlat'ta katıldığı Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümü kutlamalarının ardından Elazığ'a geçti. Fidan, burada hem kentin deprem sonrası gelişimini değerlendirdi hem de Suriye'deki son gelişmelere ilişkin önemli mesajlar verdi. YPG/SDG'nin kendini feshetme kararını yorumlayan Fidan, açıklamanın sahada da karşılık bulmasını beklediğini ifade etti.</p><p><b>BAKAN FİDAN'DAN ELAZIĞ'A SÜRPRİZ ZİYARET</b></p><p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Malazgirt Zaferi'nin 955. yıldönümü kutlamalarının ardından Elazığ'a gelerek burada Vali ve il protokolüyle bir araya geldi. Kent hakkında protokolden bilgiler alan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, daha sonra kentin yerel kanalları Kanal 23 ve Kanal Fırat'a açıklamalarda bulundu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/aw77519703-26082026ef0c1114.jpg"/><p>Elazığ'ın en son gelmiş olduğu durum, deprem sonrası yaralarını sarılması, konutların bitmesi, teslim edilmesi ve vatandaşların konutlarına yerleşmiş olmasının gerçekten gurur verici bir durum olduğunun altını çizen Bakan Fidan, "Diğer taraftan ekonominin iyiye gidiyor olması, yerel yatırımların artıyor olması da güzel bir haber. Buraya gelmeden önce Malazgirt Zaferi'nin yıl dönümü kutlamalarıyla  Cumhurbaşkanımızla Ahlat'taydık. Orada hem kabine toplantısı yapıldı hem Cumhurbaşkanımızın milletimize hitabı oldu. Bu zafer vesilesiyle tabii ki Anadolu'nun aslında bin yıllık tarihinin nasıl Türk, Kürt, Arap bütün bu topraklara sahip olan kardeşlerimizin hep beraber nasıl inşa edildiğini de aslında bir kez daha anmış olduk. Buradaki Türk İslam tarihinin aslında Malazgirt Zaferi ile beraber bir belirginlik kazanması ve bir medeniyet inşasının bu topraklar üzerinde o günden itibaren yapılması gerçekten aslında hepimizin tekrar tekrar hatırlaması, üzerinde düşünmesi ve sahip çıkması gereken hem bir düşünsel hazine hem bir geçmiş miras. Tabii modern zamanlarda uluslararası rekabet ve mücadele bizim topraklarımızdaki varlığımızı daha önemli hale getiriyor. Hem maziyi hatırlamak, ondan ders çıkarmak hem de geleceğe en iyi şekilde hazırlanmamız gerekiyor. Tabii Malazgirt Zaferi kutlamalarında hep bunları düşündük açıkçası. Bugün de Elazığ'da valimizle, milletvekillerimizle konuşurken bu görüşler ışığında bir kez daha aslında Elazığ'ın hem tarihsel rolünü hem bugünkü modern zamanlardaki rolünü gördük. Elazığ'la gurur duyuyorum" ifadelerini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/aw77519701-260820260e6ef7c8.jpg"/><p><b>FİDAN'DAN YPG/SDG'NİN FESHİNE TEMKİNLİ İYİMSERLİK</b></p><p>Dün itibariyle açıklamanın geldiğini dile getiren Bakan Fidan, "Bizim işimiz tabii profesyonel davranmak, bunların alandaki karşılığını kontrol etmek. Yani ifade edildiği gibi ise tabii ki memnuniyet verici bir olay. Bizim şu anda atmak istediğimiz adımların tamamlayıcı niteliğinde bir olay. Suriye'deki özellikle Kürt-Arap kardeşliğini pekiştirecek olan bir adım ve bütün Suriyelilerin geleceğe güvenle bakacakları ortamın hazırlığına en büyük hizmet eden olaylardan biri olur. Biz burada Kürtlerin kimliğinin korunurken, kimlik inkarı olmazken, Suriye'nin de milli bütünlüğünün bozulmaması, egemenlik bütünlüğünün bozulmaması, toprak bütünlüğünün bozulmaması meselesinin de önemli olduğunu altını çiziyoruz. Ve fiiliyatta da bunu görmek istiyoruz. Bunun aleyhine olan konuları Suriye için iyi görmüyoruz. Kaldı ki bölgedeki biliyorsunuz varlık uzun süre aslında sadece Suriye için değil Türkiye aleyhine yönelikti ama inşallah bu yeni süreçte bütün bu sorunları karşılıklı anlayışla, diyalog yoluyla ve barış yoluyla çözeceğiz. Çünkü iki gündür bölgeyi dolaşıyoruz karayoluyla, ilçelere gidiyoruz, illere gidiyoruz. Orada da hep gördüm. Aslında bölgesel kalkınma, ilerleme gerçekten herkes kadar bu bölgenin de hakkı. Terörün olmadığı ortamlarda, silahların konuşmadığı ortamlarda kalkınmanın ne kadar hızlı gittiğini, gelişmenin ne kadar iyi olduğunu, bu eşsiz doğanın, buradaki, Doğu ve Güneydoğu'daki eşsiz doğanın ne kadar büyük bir nimet sunduğunu, fırsat bulduğunu da görüyoruz. Bizim Suriye'de, Irak'ta, kendi topraklarımızda, bölgemizin geri kalan kısmında açıkçası barışı, istikrarı, kalkınmayı, dolayısıyla da refahı önceleyen bir vizyonumuz var. Bu vizyonu da inşallah adım adım cumhurbaşkanımızın önderliğinde hayata geçiriyoruz. İnşallah dediğim gibi Şam'da yapılan açıklama metni itibariyle olumludur ama pratikte de söylendiği gibi ise ziyadesiyle olumludur" dedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/bakan-fidandan-ypgsdgnin--874_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288975</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/chpde-49-kisinin-ihraci-isteniyor-288975</link>
      <pubDate>2026-08-26T18:23:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[CHP'de 49 kişinin ihracı isteniyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[CHP yönetimi, Selin Sayek Böke ve Aylin Nazlıaka'nın da aralandığı bulunduğu 49 kişinin ihraç talebiyle Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk edildiğini duyurdu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[CHP'de 49 kişinin ihracı isteniyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP yönetimi, 49 kişinin ihraç talebiyle Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk edildiğini duyurdu. Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk edilen isimlerin ise; Ali Abbas Ertürk, Asiye Ergül, Aylin Nazlı Aka, Bahattin Bahadır Erdem, Barış Övgün, Bedirhan Berk Doğru, Berk Kılıç, Burcu Mazıcıoğlu, Canan Taşer, Cansel Çiftçi, Ecevit Keleş, Elif Leyla Gümü, Emine Uçak Erdoğan, Güldem Atabay, Hikmet Erbilgin, İlhan Cihaner, Kerim Rota, Kübra Gökdemir, Mahir Yüksel, Melisa Uğraş, Meryem Gül Çiftçi Binici, Nazan Güneysu, Ozan Işık, Önder Kurnaz, Polat Şaroğlu, Selin Sayek Böke, Sercan Çığgın, Serkan Özcan, Sevgi Kılıç, Sinem Kırçiçek, Tolga Sağ, Turgay Özcan, Uğurcan İrak, Uygar Parçal, Yalçın Karatepe, Zeliha Aksaz Şahbaz, Tuğçe Hilal Özkan, Yankı Bağcıoğlu, Baran Seyhan, Emre Kartaloğlu, Ozan Varal, Emre Yılmaz, Pınar Uzun Okakın, Oya Ünlü Kızıl, Deniz Çakır, Remzi Kazmaz, Oğuzhan Cenan, Aysemin Gülmez ve Mesut Kırşanlı olduğu belirtildi.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/chpde-51-kisinin-ihraci-i-719_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288974</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/istanbul-fitness-week-heyecani-yarin-basliyor-288974</link>
      <pubDate>2026-08-26T18:07:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İstanbul Fitness Week heyecanı yarın başlıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye Vücut Geliştirme ve Fitness Federasyonu'nun öncülüğünde düzenlenen İstanbul Fitness Week, 27-30 Ağustos tarihlerinde Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi'nde spor, fitness, wellness ve spor teknolojileri sektörünü aynı çatı altında buluşturacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İstanbul Fitness Week heyecanı yarın başlıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Fitness Week; Türkiye Vücut Geliştirme ve Fitness Şampiyonası ve Dünya Şampiyonası Millî Takım Seçmeleri, IFBB Semi Pro ve Türkiye'de ilk kez düzenlenecek IFBB World Fitness Sports Games'in yanı sıra farklı spor branşları, eğitimler, yarışmalar ve marka deneyimleriyle dört gün boyunca İstanbul'da spor ve fitness dünyasını bir araya getirecek.</p><p>27 Ağustos Perşembe günü saat 11.30'da gerçekleştirilecek protokol açılışıyla başlayacak organizasyon, dört gün boyunca 10.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Türkiye'nin farklı şehirlerinden gelecek sporcuların yanı sıra yurt dışından sporcular, antrenörler ve sektör profesyonellerinin de İstanbul'da buluşması bekleniyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/e719cc8a4cc04ca2a5a6-26082026e695ed18.jpg"/><p><b>TÜRKİYE'NİN ŞAMPİYONLARI VE MİLLÎ TAKIM SPORCULARI BELİRLENECEK</b></p><p>İstanbul Fitness Week'in ilk üç gününde Türkiye Vücut Geliştirme ve Fitness Şampiyonası ile Dünya Şampiyonası Millî Takım Seçmeleri gerçekleştirilecek. 27, 28 ve 29 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek müsabakalarda gençler, büyükler ve master kategorilerinin yanı sıra kadın ve erkek sporcular farklı yaş, boy ve kilo gruplarında mücadele edecek. Tekerlekli sandalye vücut geliştirme kategorisi de organizasyonda yer alacak. Sporcular, Türkiye şampiyonluğu için mücadele ederken aynı zamanda Dünya Şampiyonası'nda Türkiye'yi temsil edecek millî takım kadrosunda yer alabilmek için sahneye çıkacak. 30 Ağustos Pazar günü ise uluslararası organizasyonlar gerçekleştirilecek. IFBB Semi Pro kapsamında 10, IFBB World Fitness Sports Games kapsamında 16 olmak üzere toplam 26 Pro Card dağıtılacak. Böylece İstanbul, profesyonel kariyer hedefleyen sporcular için de önemli bir uluslararası mücadeleye ev sahipliği yapacak.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/92e235fb05354d6ab22b-26082026f62a3a3f.jpg"/><p><b>6,8 TRİLYON DOLARLIK WELLNESS EKONOMİSİNİN FARKLI BİLEŞENLERİ İSTANBUL'DA</b></p><p>İstanbul Fitness Week, yarışmaların yanı sıra küresel ölçekte hızla büyüyen fitness ve wellness ekonomisinin farklı alanlarını da aynı platformda buluşturacak.</p><p>Global Wellness Institute verilerine göre küresel wellness ekonomisi 2024 yılında 6,8 trilyon dolara ulaştı. 2029 yılında ise bu rakamın yaklaşık 9,8 trilyon dolara yükselmesi bekleniyor. Fiziksel aktivite pazarı 2024 yılında 1,14 trilyon dolara ulaşırken, sağlıklı beslenme ve kilo yönetimi pazarının büyüklüğü yaklaşık 1,15 trilyon dolar olarak hesaplanıyor. Bu büyük ekonominin farklı alanlarında faaliyet gösteren sektör temsilcileri İstanbul Fitness Week'te bir araya gelecek. Dünyanın önde gelen fitness ekipman üreticileri, besin destekleri alanındaki üreticiler, spor teknolojileri firmaları, sağlıklı gıda ve wellness çözümleri sunan şirketler ürün ve hizmetlerini ziyaretçilerle buluşturacak. Yaklaşık 150 firmanın ve 250 katılımcının yer alacağı organizasyonda stant alanlarında yüzde yüz doluluk oranına ulaşılırken, dört gün boyunca yaklaşık 1.000 sporcu ve antrenörün İstanbul'da ağırlanması bekleniyor.</p><p><b>YENİ NESİL SPOR TEKNOLOJİLERİ VE FİTNESS EKİPMANLARI</b></p><p>Fitness sektörünün dönüşen yapısı da İstanbul Fitness Week'in önemli başlıkları arasında yer alacak. Yeni nesil kardiyo ve kuvvet ekipmanları, akıllı antrenman sistemleri, performans ölçüm teknolojileri, fonksiyonel antrenman çözümleri ve sağlıklı yaşam teknolojileri sektör profesyonelleri ve sporseverlerin incelemesine sunulacak. Organizasyon; fitness merkezi işletmecileri, personal trainerler, antrenörler, sporcular, distribütörler, yatırımcılar, satın alma profesyonelleri ve sektör temsilcilerini bir araya getirirken, markalara ürünlerini tanıtma, ziyaretçilere deneyimletme ve yeni ticari bağlantılar kurma fırsatı da sağlayacak.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/9383f0ecdba345f0a1fc-26082026177df0b5.jpg"/><p><b>SPORUN FARKLI BRANŞLARI AYNI ÇATI ALTINDA</b></p><p>İstanbul Fitness Week boyunca vücut geliştirme ve fitness müsabakalarının yanı sıra Fight Stage karşılaşmaları, Kaykay Deneyim Alanı, Pickleball, Hybrid Training Challenge, Padel Cup ve Kalisteniks Türkiye Şampiyonası gibi farklı spor branşları da gerçekleştirilecek. Ana sahnede pilates, HIIT, step, yoga, cycling, dans, Zumba, Animal Flow, Jumping Fitness, trampolin kardiyo, Pound ve Les Mills gibi farklı egzersiz disiplinlerinde grup dersleri düzenlenecek. Organizasyon kapsamında ayrıca personal training ve antrenörlük eğitimleri gerçekleştirilecek. Antrenman bilimi, mekanik gerilim, hipertrofi, yük, homeostaz, adaptasyon ve rejenerasyon fizyolojisi gibi başlıkların ele alınacağı eğitimlerin yanı sıra sporcu beslenmesi ve performans konularında da uzmanların katılımıyla oturumlar düzenlenecek.</p><p><b>İSTANBUL FİTNESS WEEK'TE DÖRT GÜN DOLU DOLU GEÇECEK</b></p><p>İstanbul Fitness Week'in günlük programında şampiyonalar, uluslararası yarışmalar, grup egzersizleri, eğitimler ve sporcu beslenmesi oturumları yer alacak.</p><p>27 Ağustos Perşembe günü fuar saat 10.00'da ziyarete açılacak, saat 11.30'da protokol açılışı gerçekleştirilecek. Gün boyunca Türkiye Vücut Geliştirme ve Fitness Şampiyonası ve Dünya Şampiyonası Millî Takım Seçmeleri'nin ilk gün müsabakaları yapılacak. Ana sahnede 15.00-15.50 saatleri arasında Mat Pilates / Göksu Tumaç, 17.00-17.50 arasında MACFit Dance / Beyza Necip, 18.00-18.50 arasında ise Step / Kaan Koca gerçekleştirilecek.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/3822851bb5ee49bcac8d-260820268ef7c97c.jpg"/><p>İlk gün federasyon yarışma programında büyük erkekler fitness, tekerlekli sandalye vücut geliştirme, genç erkekler klasik fizik, büyük erkekler klasik vücut geliştirme, master erkekler fizik, master erkekler fit klasik fizik ve master erkekler vücut geliştirme kategorileri yer alacak.</p><p>28 Ağustos Cuma günü Türkiye Şampiyonası ve Dünya Şampiyonası Millî Takım Seçmeleri'nin ikinci gün müsabakaları gerçekleştirilecek. Ana sahnede MAC Pilates / Aslıhan Tunalı, HIIT / Uğur Okurlar, 80'ler-90'lar / Orçun Cinpir ve Göksu Tumaç, Barre Fit / Canan Cemali, Jumping Fitness / Sabora, MAC Trambolin Cardio / Jale Çolak ve Animal Flow / Volkan Uğurlu ziyaretçilerle buluşacak. Ayrıca 14.00-18.00 saatleri arasında Personal Training Eğitimi düzenlenecek. Eğitimde kişisel antrenörün rol ve sorumlulukları, iletişim ve motivasyon becerileri, ilk görüşme, ölçme ve değerlendirme, egzersiz programı oluşturma, süreç takibi, marka oluşturma, sosyal medya ve kariyer planlama başlıkları ele alınacak.</p><p>İkinci gün federasyon yarışma programında büyük erkekler fizik, genç erkekler klasik vücut geliştirme, büyük kadınlar ve büyük erkekler fit model, master fit model, akrobatik fitness, body fitness, wellness fitness ve bikini fitness kategorileri gerçekleştirilecek.</p><p>29 Ağustos Cumartesi günü Türkiye Şampiyonası ve Dünya Şampiyonası Millî Takım Seçmeleri'nin üçüncü gününde müsabakalar devam edecek. Ana sahnede Cycling / Töre Altınkayalıer, Step / Özgür Aktürk, MAC Trambolin Cardio / Jale Çolak, Tabata Strong / Mehmet Çetin, Animal Flow / Pınar Tansı, Zumba / Didem Zeybek ve Les Mills / Cengiz Cumhur etkinlikleri düzenlenecek. 14.00-18.00 saatleri arasında Vücut Geliştirme ve Fitness Antrenör Vize Eğitimi gerçekleştirilecek. Eğitim kapsamında Emrah Sirkecioğlu, Ersin Kuruel, Dr. Emrah Özdemir ve Emrah Demirtaş; antrenman bilimi, mekanik gerilim, hipertrofi, yük, homeostaz, adaptasyon ve rejenerasyon fizyolojisi başlıklarında sunum yapacak. Aynı gün saat 17.00-18.00 arasında "Daha Güçlü, Daha Hızlı, Daha Hasta: Sporlarda Yeni Nesil Doping Maddeleri ve Klinik Gerçekler" başlıklı oturum düzenlenecek. Federasyon yarışma programında ise genç erkekler fizik, genç erkekler vücut geliştirme, büyük erkekler fit klasik fizik ve farklı kilo gruplarında büyük erkekler vücut geliştirme kategorileri yer alacak.</p><p>30 Ağustos Pazar günü İstanbul Fitness Week'in son gününde sahne uluslararası organizasyonlara bırakılacak. Gün boyunca IFBB Semi Pro ve IFBB World Fitness Sports Games gerçekleştirilecek. Ana sahnede HIIT Step / Orçun Cinpir, MAC Yoga / Özlem Akkaş, Hiphop Fit / Mine Yılmazbilek, Cycling / Töre Altınkayalıer, MACFit Dance / Umut Gürsoy, Dance Mix / Göksu Tumaç ve Pound / Ferda Tok etkinlikleri düzenlenecek. Günün önemli bölümlerinden biri de sporcu beslenmesine odaklanan NutriFit Summit olacak. Saat 14.30'da başlayacak programda "Genetikten Performansa: Sporcu Beslenmesinin Yeni Şifreleri", "Performanstan Uzun Yaşama: Longevity, Spor Beslenmesi ve Takviyeler", "Sporcu Beslenmesinin Temelleri: Günlük Hayattan Performansa" ve "Sporcu Takviyeleri: Doğru Ürün, Doğru Kullanım" başlıklı oturumlar gerçekleştirilecek. Program, saat 17.00'de başlayacak "Performansın 360 Derecesi" kapanış paneli ve soru-cevap bölümüyle devam edecek. İstanbul Fitness Week 2026, saat 19.00'da sona erecek.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/stanbulfitnessweekvi-26082026efbbcd45.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/istanbul-fitness-week-hey-597_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288973</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/serdal-adalidan-mhk-baskanina-sert-tepki-288973</link>
      <pubDate>2026-08-26T17:07:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Serdal Adalı'dan MHK başkanına sert tepki]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdal Adalı, TFF'nin Riva'daki merkezini ziyareti sonrası açıklamalarda bulundu. MHK başkanına tepki gösteren Adalı, "MHK başkanı orada olduğu sürece, bu zihniyet değişmeyecek. Dünyaya rezil olduk. Bu işi beceremiyorlar" dedi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Serdal Adalı'dan MHK başkanına sert tepki]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<b>Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdal Adalı, Türkiye Futbol Federasyonu'daki görüşmenin ardından açıklamalarda bulundu.</b><p>Adalı, Riva'daki Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisileri'nde gerçekleştirilen görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, "Bugün kaçıncısı olduğunu saymadım ama böyle problem olduğunda gelmekten de açıkçası sıkılmaya başladım. Yine aynı şeyler, yine aynı 'haklısınız' ve 'gereken yapılacak' sözleri var. Bu MHK Başkanı burada durduğu müddetçe maalesef Türk futbolu bir adım daha ileri gitmez. Federasyonun yaptığı güzel işler de var ama onları da gölgeliyor. Bu işleri dile getirmemizi de engelliyor. Geçen hafta Fenerbahçe yaşadı, bu hafta biz yaşadık. Önümüzdeki hafta başka birileri yaşayacak. İki senedir 'Hakemleri yeniledik, yeni hakem kadrosu yaptık, yetiştirdik, eğitimci, Portekizli eğitimci, şimdi başka bir eğitimci...' diyorlar. Bu şahıs orada durduğu müddetçe değişen hiçbir şey olmayacak. Çünkü zihniyet değişmiyor." diye konuştu.</p><p>Alanyaspor-Beşiktaş mücadelesinin hakemi Adnan Deniz Kayatepe ve Video Yardımcı Hakemi (VAR) Bülent Birincioğlu&#39;nu eleştiren Adalı, &quot;Geçtiğimiz sezon kupa maçında hepiniz hatırlıyorsunuz. Bu haftaki hakemi özellikle de bizim maçımıza verdiğinden şu kadarcık bir şüphem yok. İyi niyetle yapılmış bir şey olduğuna da inanmıyorum. Artık dünyaya da rezil olduk. O tokat olayıyla ilgili söylenecek tek bir kelime bulamıyorum. Bu bir yerli futbolcu olsaydı onu anlaması biraz daha kolay olurdu. Ne diyeceğimi bilmiyorum ama bence iyi niyet falan yok. Bu hakemler keşke bizim içerideki bir maçımıza verilseydi de bu rezillikleri yapsaydı.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p><b>Alt lig takımlarının da hakem yönetimlerinden rahatsız olduğunu iddia eden Adalı, sözlerini şöyle sürdürdü:</b></p><p>&quot;Dünden beri Süper Lig&#39;den, 1. Lig&#39;den, 2. Lig&#39;den arayan arayana. En az 30-35 kulüp başkanı aradı. Sadece biz şikayetçi değiliz, alt liglerde de bu rezillik var. Bir ara dönüp oraya da bakmaları lazım. Bugüne kadar hep &#39;Federasyon başkanımız, yönetim kurulu bu MHK Başkanı&#39;yla ilgili gereğini yapacaktır.&#39; diyorduk. Bugün ise federasyon başkanımızın da TFF Yönetim Kurulunun da bu adamla ilgili bir şey yapamadığına inanıyorum. Bugün, geçen sene ne söylediysem aynı yerden devam ettik. İyi olacağını söylüyorlar ama bizim bu konuda artık sabrımız kalmadı. Bu saatten sonra da derdimizi, Türk futbolunun içinde bulunduğu durumu anlatabileceğimiz tek kişi kaldı. Randevu isteyeceğim ve hakemlerin bulunduğu durumu Sayın Cumhurbaşkanımıza da arz edeceğim. Bana göre eskiden MHK Başkanı&#39;nı almıyorlardı, artık alamıyorlar diye görüyorum. Bu MHK Başkanı iyi insan olabilir, iyi bir eğitimci olabilir ama bu işi beceremiyor. Altındakilere de hakim değil. Önüne listeyi getiriyorlar. &#39;Bunu buraya verelim, bunu buraya verelim.&#39; diyorlar, o da veriyor. Hakim olsa geçen sene kupa maçında yaşadıklarımızdan sonra bu hakemi bize verir mi? Ya da hakikaten çok kötü niyetli ve Beşiktaş&#39;la alıp veremediği bir iş var. Ancak bilsin ki Beşiktaş&#39;ın da onunla alıp veremeyeceği durum ortaya çıkar.&quot;<br></p><p><b>"Fenerbahçe de 'evet' derse yabancı VAR talebimiz var"</b></p><p>Başkan Serdal Adalı, Süper Lig&#39;in 4. haftasında yapılacak Fenerbahçe-Beşiktaş derbisi için yabancı VAR isteyeceklerini söyledi.</p><p>Adalı, Fenerbahçe tarafıyla da bu konuyu konuşacağını dile getirerek, &quot;Federasyon elinden gelen her şeyi yapmak için mücadele ediyor. Fenerbahçe tarafı da bizimle aynı düşünüyorsa yabancı VAR talebi olabilir. En azından geçtiğimiz haftadaki rezilliği yaşamamış oluruz. Her şeyi anlattım. Hadi, &#39;Hakem görmeyebilir&#39; diye düşünelim ama VAR&#39;da gözünün önündeki tokadı görüp hakemi çağırmayacaksan iyi niyet aramam. Bu oraya hedefli ve tembihli yollanmış bir arkadaş. Federasyona da biraz önce söyledim. Fenerbahçe de &#39;evet&#39; derse yabancı VAR talebimiz var.&quot; şeklinde görüş belirtti.<br></p><p><b>"Trossard'ın 3 gündür psikolojisini düzeltmeye çalışıyoruz"</b></p><p>Siyah-beyazlı kulübün başkanı, pozisyonun içindeki futbolcuları Leandro Trossard&#39;ın psikolojisinin bozulduğunu ileri sürdü.</p><p>Adalı, Belçikalı yıldızla ilgili, &quot;Trossard&#39;ın 3 gündür psikolojisini düzeltmeye çalışıyoruz. İşin bir de bu tarafı var. Bir Türk futbolcuya yapılmış olsaydı, &#39;Ya idare et oğlum, oluyor işte bu...&#39; diye anlatabilirdin. Ancak bunu ne hocaya ne yabancı futbolculara anlatabiliyorsun. Bu sadece bizim için geçerli değil. Bu yarın Galatasaray, Fenerbahçe&#39;nin Trabzonspor&#39;un da başına gelebilir. Ondan sonra kimi getireceğiz. Süper Lig&#39;in kaliteli olmasından, marka değerini yükseltmekten bahsediyoruz. Şimdi ben burada bu açıklamaları yapıp büyük bir ihtimalle yarın yine ceza yiyeceğim. Çok önemli değil. Bizim açıklamalarımız marka değerini düşürmüyor. Bizi açıklama yapmak mecburiyetinde bırakan olaylar marka değerini düşürüyor.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p><p>TFF yetkililerinin pozisyonda hatalı karar verildiğini kabul ettiğini söyleyen Adalı, &quot;Bugünkü ziyaretimin özü hakemin kötü yönetimi ve VAR&#39;daki arkadaşın bu tokat olayını görmemiş olması. Onlar da kabul ediyor, &#39;Gereğini yapacağız&#39; diyor. İnşallah gereğini yaparlar. Haftaya da başka bir takımın başkanı buraya gelecek. Öbür hafta da diğer takımın başkanı gelecek. Ancak o zat orada oturacak, Beylerbeyi&#39;nde keyfine bakacak. Biz 250-300 milyon avro harcadık. Başka bir kulüp 300-400 milyon avro harcamış. Diğeri kendi kesesine göre 25-30 milyon avro vermiş. Ondan sonra bilgisiz bir adamın iki dudağının arasında koskoca camiaların kaderi belirlenecek. Kusura bakmasınlar. Artık bu adamı TFF Başkanı ve Yönetim Kurulunun da alamadığına inandım. &#39;Almıyor&#39; demiyorum, &#39;alamıyorlar&#39; diyorum. Başka bir gücü var.&quot; diye konuştu.<br></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/serdal-adalidan-mhk-baska-653_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288972</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/beyninizin-yaslanmasinin-sirri-boynunuzda-olabilir-bilim-insanlari-sasirtici-baglantiyi-buldu-288972</link>
      <pubDate>2026-08-26T16:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Beyninizin yaşlanmasının sırrı boynunuzda olabilir! Bilim insanları şaşırtıcı bağlantıyı buldu]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Güney Carolina Tıp Üniversitesi'nden nörobilimci Onder Albayram'ın öncülüğünde yürütülen 96 çalışmanın analizi, boyundaki servikal lenf düğümlerinin yaşlanmayla birlikte küçüldüğünü ve bunun beyin sağlığı üzerinde kritik bir rol oynayabileceğini ortaya koydu. Araştırmalar, boyun lenf düğümlerinin beyin yaşlanması ve nörolojik hastalıklar üzerindeki etkisine ışık tutuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Beyninizin yaşlanmasının sırrı boynunuzda olabilir! Bilim insanları şaşırtıcı bağlantıyı buldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güney Carolina Tıp Üniversitesi'nden nörobilimci Onder Albayram ve ekibi tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir analiz, boyunda yer alan servikal lenf düğümlerinin yaş ilerledikçe küçüldüğünü ve bu değişimin beyin yaşlanmasında önemli bir rol oynayabileceğini gösterdi. 96 hakemli bilimsel yayının sistematik olarak incelendiği bu çalışma, yaşlanmanın yalnızca beyin içinde değil, aynı zamanda beyin ve boyun arasındaki lenfatik drenaj sisteminde de önemli değişiklikler yarattığını ortaya koyuyor. Araştırmacılar, boyundaki lenf düğümlerinde meydana gelen bu küçülmenin, atık ürünlerin, sıvıların ve zararlı maddelerin beyinde birikmesine zemin hazırlayabileceğini vurguluyor. Bu bulgular, beyin yaşlanmasının arkasındaki mekanizmalara dair yeni bir bakış açısı sunarken, servikal lenf düğümlerinin nörolojik hastalıklarda potansiyel bir biyobelirteç olabileceğine de işaret ediyor.</p><h3>Onder Albayram: 'Beyin yaşlanmasında boyun lenf düğümleri anahtar rol oynuyor'</h3><p>Onder Albayram, ScienceAlert'e verdiği demeçte, beyin yaşlanmasının yalnızca beynin kendi içindeki bir sorun olmadığını, aynı zamanda beyin ve çevresel drenaj altyapısı arasındaki iletişimin giderek kaybolmasından kaynaklandığını belirtti. Albayram, servikal lenf düğümlerinin sadece pasif toplama noktaları olmadığını, merkezi sinir sistemi kaynaklı molekülleri ve bağışıklık sinyallerini alan aktif immünolojik organlar olarak işlev gördüğünü vurguladı. 2015 yılında meninkslerde keşfedilen lenfatik sistemin ardından, insan beyninde de benzer bir ağın varlığı kanıtlandı. Takip eden araştırmalar, bu damarların boyundaki lenf düğümlerine bağlandığını ve beyin omurilik sıvısının da bu sistem aracılığıyla taşındığını gösterdi. Albayram, glimfatik taşıma, meningeal lenfatikler ve servikal lenf düğümlerinin, birbirine bağlı bir temizleme yolunun bileşenleri olduğunu ve bu sistemdeki bozulmaların, yaşlanmaya ve nörolojik hastalıklara zemin hazırlayabileceğini ifade etti.</p><h3>Servikal lenf düğümleri: Beynin 'çöp kutusu' mu?</h3><p>Vücutta yaklaşık 800 lenf düğümü bulunurken, bunların 300'ü yalnızca servikal bölgede yer alıyor. Bu yüksek sayı, servikal lenf düğümlerinin beyin sağlığı açısından ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. Oxford Üniversitesi'nden klinik bilimci Adam Al-Diwani'nin liderliğinde yürütülen bir çalışmada, otoimmün nörolojik hastalıklara sahip 25 katılımcının boyun lenf düğümlerinde, genç bireylerde Alzheimer ile ilişkili proteinlerin yüksek düzeyde bulunduğu tespit edildi. Yaşlı bireylerde ise bu proteinlerin miktarında belirgin bir azalma gözlendi. Bu bulgular, servikal lenf düğümlerinin beyin için bir tür 'çöp kutusu' işlevi gördüğü hipotezini güçlendiriyor. Ayrıca, yaşlanmayla birlikte bu temizleme işlevinin zayıflaması, beyin çevresinde zararlı maddelerin birikmesine yol açabiliyor.</p><h3>Lenfatik drenaj sistemi ve nörolojik hastalıklar arasındaki bağlantı güçleniyor</h3><p>Son yıllarda yapılan hayvan ve insan çalışmaları, meningeal lenfatik drenaj sisteminin Alzheimer ve Parkinson gibi nörolojik hastalıklarda belirleyici bir rol üstlenebileceğini ortaya koydu. MRI görüntüleme teknikleriyle yapılan araştırmalar, 50 yaş üzerindeki bireylerde servikal lenf düğümlerinin küçüldüğünü ve lenfatik kanallarda kalınlaşma görüldüğünü gösterdi. Ayrıca, yaş ilerledikçe glimfatik drenajın yavaşladığı tespit edildi. Preklinik hayvan deneylerinde, meningeal lenfatiklerin işlevinin yavaşlatılması durumunda, beyinde toksik yan ürünlerin biriktiği gözlemlendi. Bununla birlikte, lenfatik işlevin iyileştirilmesinin inme sonrası iyileşmeyi hızlandırabileceği ve hafıza üzerinde olumlu etkiler yaratabileceği belirlendi. Yale Üniversitesi ve Monash İlaç Bilimleri Enstitüsü'nden araştırmacılar, boyundaki lenfatik damarları daha etkin çalıştırmaya yönelik invaziv olmayan cihazlar üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Diğer ekipler ise, beyin drenaj sistemini harekete geçirmek için karbondioksit gibi yenilikçi yöntemler deniyor.</p><h3>Servikal lenf düğümleri klinik biyobelirteç olabilir mi?</h3><p>Onder Albayram, servikal lenf düğümlerinin bir gün beyin yaşlanmasının biyobelirteci olarak kullanılabileceğine dikkat çekiyor. Ancak, bu potansiyelin klinik uygulamaya geçebilmesi için uzun vadeli insan araştırmalarına ihtiyaç duyuluyor. Günümüze dek yapılan çalışmaların büyük bölümü hayvan modelleri ve yüksek çözünürlüklü görüntüleme teknolojileriyle sınırlı kaldı. MRI taramaları, bazı şüpheciler tarafından lenfatik dokunun yanlış yorumlanabileceği gerekçesiyle eleştiriliyor. Albayram, gelecekte bireysel lenfatik yapıları tanımlamanın ötesine geçerek, yaşayan insanlarda tüm beyin-boyun temizleme devresinin ölçülmesinin hedeflendiğini belirtiyor. Eğer servikal lenf düğümlerinin işlevi beyin yaşlanmasının hızını belirlemede etkiliyse, bu sistemin görüntülenmesi ve tedaviye yönelik müdahaleler geliştirilmesi mümkün hale gelebilir.</p><h3>Beyin yaşlanmasında yeni ufuk: Servikal lenf düğümleriyle müdahale imkânı</h3><p>Beynin lenfatik drenaj sistemiyle ilgili araştırmalar, nörobilim dünyasında adeta bir devrim başlatırken, elde edilen bulgular beyin yaşlanmasının yalnızca kaçınılmaz bir süreç olmadığını, aynı zamanda müdahale edilebilir bir süreç olabileceğini gösteriyor. Bilim insanları, gelecekte servikal lenf düğümlerinin işlevini artırmaya yönelik terapötik ve teknolojik yaklaşımların, nörolojik hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde çığır açabileceğini düşünüyor. Bu gelişmeler, beyin sağlığının korunmasında boyun lenf düğümlerinin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Sonuç olarak, servikal lenf düğümleri ve beyin arasındaki ilişki, yaşlanmanın biyolojisine dair yeni bir pencere açarken, ilerleyen yıllarda bu alanda yapılacak klinik araştırmaların, nörolojik hastalıkların teşhis ve tedavisinde devrim niteliğinde sonuçlar doğurabileceği öngörülüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/beyninizin-yaslanmasinin--209_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288971</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/telefon-bagimliligini-azaltmanin-yolu-sandiginizdan-asit-olabilir-288971</link>
      <pubDate>2026-08-26T16:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Telefon bağımlılığını azaltmanın yolu sandığınızdan asit olabilir]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Edith Cowan Üniversitesi'nde yürütülen araştırma, akıllı telefonların günlük yaşamdaki etkilerini ve alışkanlıkların nasıl şekillendiğini gözler önüne seriyor. Uzmanlar, akıllı telefonları erişimden uzak tutmanın, kontrolü artırmada ve otomatik kullanımı azaltmada etkili olabileceğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Telefon bağımlılığını azaltmanın yolu sandığınızdan asit olabilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Edith Cowan Üniversitesi'nin (ECU) yürüttüğü kapsamlı araştırmada, akıllı telefonların Avustralyalı kullanıcıların gündelik yaşamındaki yeri ve alışkanlıkları detaylı biçimde incelendi. Uzmanlar, telefonları erişimden uzak tutan basit yöntemlerin, otomatik kullanımı azaltmada ve bireylerin cihaz üzerindeki kontrolünü artırmada etkili olabileceğine dikkat çekiyor. Araştırmanın odağında, akıllı telefonların hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle birlikte ortaya çıkan yeni alışkanlıklar ve bu alışkanlıkların kırılmasına yönelik pratik öneriler yer alıyor. Özellikle retro telefon aksesuarları, telefonsuz etkinlikler ve kilitli poşetler gibi çözümler, kullanıcıların cihazlarına olan bağımlılığını azaltmada önemli rol oynuyor.</p><h3>Dr. Jess Hardley: 'Telefonu erişimden uzak tutmak alışkanlıkları değiştirebilir'</h3><p>Edith Cowan Üniversitesi'nden Dr. Jess Hardley'nin liderliğindeki araştırma ekibi, akıllı telefonların sürekli yakın tutulmasının alışkanlıkları nasıl etkilediğini analiz etti. Çalışmada, 'sıkı ip' olarak adlandırılan ve telefonun her zaman erişim alanında tutulmasını ifade eden kavram öne çıkarıldı. Dokunmatik ekranların çıplak parmaklara doğrudan yanıt vermesi, bu cihazların günlük yaşamda sürekli elde tutulmasına ve kontrol edilmesine yol açıyor. Zaman içinde, bir telefonu tutma, kaydırma veya kontrol etme hareketleri otomatikleşiyor ve çoğu zaman kullanıcılar, herhangi bir uyarı ya da mesaj olmasa bile telefonlarına uzanıyor. Dr. Hardley, bu durumun, telefonların tasarımından kaynaklandığını ve insanların cihazlarına olan bağımlılığının giderek arttığını vurguluyor. Araştırmada, 100'den fazla Avustralyalı kullanıcının on yıl boyunca biriktirdiği deneyimler incelendi. Katılımcılar, telefonlarını ellerinde döndürdüklerinde, ekranına dokunduklarında veya cihazı göğüslerine yakın tuttuklarında, hem rahatlatıcı hem de yorucu duygular yaşadıklarını aktardı. Bazı kullanıcılar, telefonlarını bırakmanın zor olduğunu belirtirken, diğerleri ise cihazlarına mesafe koymanın rahatlatıcı bir etki yarattığını ifade etti. Özellikle, telefonun erişimden uzak tutulması, sürekli kontrol etme alışkanlığını kırmada etkili bir yöntem olarak ön plana çıkıyor. Bu bulgular, akıllı telefon alışkanlıklarının yalnızca bireysel niyetlerle değil, aynı zamanda fiziksel mesafe yaratılarak da değiştirilebileceğini gösteriyor.</p><h3>Retro aksesuarlar ve telefonsuz etkinlikler: Yeni alışkanlıklar için pratik çözümler</h3><p>Araştırmada öne çıkan bir diğer başlık ise, akıllı telefonlardan uzaklaşmak için kullanılan çeşitli yöntemler oldu. Retro telefon aksesuarları, kablolu el telefonları ve duvara monte edilen dock'lar, cihazların sürekli elde tutulmasını engelleyerek kullanıcıların telefonlarına olan bağımlılığını azaltıyor. Ayrıca, kilitli poşetler ve telefonsuz etkinlikler gibi uygulamalar, cihazların erişimini zorlaştırarak otomatik kullanımı kesintiye uğratıyor. Örneğin, Amsterdam'da düzenlenen okuma etkinliklerinde, katılımcılar telefonlarını kapatarak veya gözden uzak bir yere koyarak birlikte vakit geçiriyor. Bu tür etkinlikler, yalnızca bireysel öz disipline değil, aynı zamanda toplu kurallara da dayanıyor. Katılımcılar, telefonlarını sosyal kalkan olarak kullandıklarını, ekranı göz teması kurmaktan kaçınmak veya sıkılma hissini bastırmak için tercih ettiklerini belirtiyor. Ancak, araştırma kısa süreli telefonsuz kalmanın uzun vadeli alışkanlık değişikliklerine veya refah artışına doğrudan yol açtığına dair kesin bir sonuca ulaşmıyor. Retro aksesuarlar ve telefonsuz alanlar, telefon kullanımını azaltmada kısa vadeli çözümler sunarken, bu uygulamaların kalıcı etkileri henüz netlik kazanmış değil. Yine de, fiziksel mesafe yaratmak ve erişimi zorlaştırmak, akıllı telefon alışkanlıklarını kontrol etme konusunda kullanıcıların elini güçlendiriyor.</p><h3>Okullardan kişisel deneylere: Telefon sınırları farklı etkiler yaratıyor</h3><p>Akıllı telefon kullanımını sınırlamaya yönelik uygulamalar sadece bireysel tercihlerle sınırlı kalmıyor. Okullarda uygulanan telefon yasakları ve kurumsal erişim sınırlamaları, bu konuda toplum genelinde artan bir farkındalığın göstergesi. Araştırmada, kişisel deneyimlerle kurumsal politikaların farklı etkiler yarattığına dikkat çekiliyor. Bir yanda, bireyler kendi istekleriyle telefonlarından uzaklaşmanın yollarını ararken, diğer yanda okullar ve kurumlar belirli zaman dilimlerinde cihaz erişimini kısıtlayan kurallar koyuyor. Dr. Hardley, bu iki yaklaşımın da telefonun serbestçe kullanılmadığı dönemler yarattığını, ancak kontrolün birinde bireysel seçimle, diğerinde ise toplu kurallarla sağlandığını belirtiyor. Kilitli çekmeceler, konser poşetleri ve okul yasakları, erişimi zorlaştırarak kullanıcıların telefonlarını otomatik olarak kontrol etme alışkanlığını azaltıyor. Fakat bu yöntemlerin bireylerin zihin sağlığı, odaklanma düzeyi veya uzun vadeli alışkanlık değişiklikleri üzerindeki etkisi konusunda kesin bir kanıt bulunmuyor. Ayrıca, telefon kullanımının yaş, cinsiyet, sosyal durum ve güvenlik ihtiyaçları gibi faktörlere bağlı olarak farklı deneyimlere yol açabileceği vurgulanıyor. Bazı kullanıcılar için telefonu uzak tutmak özgürleştirici bir deneyim sunarken, bazıları için bu durum elverişsiz ya da güvensiz hissedilmesine neden olabiliyor. Araştırma, akıllı telefonları daha az erişilebilir hale getirmenin, bireylerin ne kazandığı ve ne kaybettiği konusunda yeni sorular doğurduğuna işaret ediyor.</p><h3>Akıllı telefon sınırları: Yeni bir bilinç ve toplumsal tartışma başlıyor</h3><p>Dr. Jess Hardley, telefonsuz etkinliklerin, telefon hapishanelerinin ve retro aksesuarların popülerliğinin, insanların akıllı telefonlarla kurduğu sürekli ilişkiyi sorgulama sürecini hızlandırdığını belirtiyor. Modern yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelen akıllı telefonlar, gün boyunca dikkat talep eden bir unsur olarak öne çıkıyor. Araştırmanın sonuçları, bireylerin cihazlarını tamamen bırakmaya çalışmadığını, bunun yerine telefonlarının dikkatlerini bölmesini engelleyen yöntemler aradığını ortaya koyuyor. Fiziksel mesafe yaratmak, otomatik kontrolü kesmek ve cihazlara ne zaman ulaşılacağına dair daha bilinçli tercihler yapmak, akıllı telefon alışkanlıklarını yönetmede etkili olabiliyor. Ancak, bu uygulamaların uzun vadede ekran süresini azaltıp azaltmadığı veya zihinsel sağlığı koruyup korumadığı konusunda kesin bir bilimsel sonuca ulaşılamıyor. Yine de, akıllı telefon sınırları konusunda artan farkındalık, toplumsal düzeyde yeni bir bilinç ve tartışma ortamı yaratıyor. Araştırma, akıllı telefonların hayatımızdaki yerini yeniden değerlendirme ve bu cihazlarla daha sağlıklı bir ilişki kurma yolunda atılan adımların önemine dikkat çekiyor.</p><p>Sonuç olarak, Edith Cowan Üniversitesi'nin yürüttüğü bu analiz, akıllı telefon alışkanlıklarının nasıl şekillendiğini ve bu alışkanlıkları kırmanın yollarını gözler önüne seriyor. Retro aksesuarlar, telefonsuz etkinlikler ve erişimi zorlaştıran uygulamalar, otomatik telefon kullanımını azaltmada pratik çözümler sunuyor. Ancak, bu yöntemlerin uzun vadeli etkileri ve bireylerin yaşam kalitesi üzerindeki sonuçları, ilerleyen dönemde yapılacak daha kapsamlı araştırmalarla netleşecek. Akıllı telefon sınırları oluşturmak, modern çağın en önemli tartışma başlıklarından biri olarak öne çıkıyor ve bu konuda toplumsal farkındalığın giderek artması bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/telefon-bagimliligini-aza-256_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288970</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/yetev-yeni-akademik-yila-kadim-degerlerle-insanlik-ideali-vizyonuyla-basladi-288970</link>
      <pubDate>2026-08-26T16:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[YETEV, yeni akademik yıla “Kadim Değerlerle İnsanlık İdeali” vizyonuyla başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Yeni Türkiye Eğitim Vakfı (YETEV), 2026-2027 Akademik Yıl Açılış Programı “Değişen Dünyada, Kadim Değerlerle İnsanlık İdeali” temasıyla gerçekleşti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[YETEV, yeni akademik yıla “Kadim Değerlerle İnsanlık İdeali” vizyonuyla başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zekâ çağında eğitimin dönüşümü, insan yetiştirme ideali ve YETEV Okulları'nın yeni dönem vizyonunun ele alındığı programa; Eski Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı, YETEV Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Milli Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürü Sadullah Uzun, MEB Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Mustafa Canlı, YETEV Okulları Genel Müdürü Yusuf Tüfekçi, T3 Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Elvan Kuzucu Hıdır, TeacherX Kurucusu Dr. Işıl Boy Ergül, YETEV Okulları yöneticileri, öğretmenler ve eğitimciler katıldı.</p><p><b>YETEV Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan: "Yapmaya çalıştığımız bir manevi güvenlik şemsiyesi oluşturmak"</b></p><p>YETEV Akademik Yıl Açılış Programı'nda selamlama konuşması yapan Erdoğan, YETEV'in eğitim yolculuğunun 2011 yılında Çengelköy'de Montessori metodunu uygulayan küçük bir anaokuluyla başladığını hatırlattı. Eğitimin yalnızca akademik başarıdan ibaret olmadığını vurgulayan Erdoğan, çocukların fiziksel ve maddi güvenliğinin yanı sıra manevi dünyalarını da gözeten bir eğitim anlayışı oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Bu yaklaşımın temelinde çocukların kendilerini güvende hissedecekleri bir eğitim ortamı oluşturma gayretinin bulunduğunu belirten Erdoğan, "Önce maddi emniyet, güvenlik. Ben tabii o maddi güvenliğin ötesinde manevi güvenliği de daha çok düşünmeye çalıştım. Asıl bizim belki de yapmaya çalıştığımızın bir manevi güvenlik şemsiyesi oluşturmak olduğunu düşündüm." dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/469df300d7ea4fb0bf39-260820265877a9f3.jpg"/><p><b>Erdoğan: "İnsanın fıtratı mükemmel bir yaratılışa dayanıyor"</b><b></b></p><p>Okullarda uygulanan Maria Montessori yaklaşımının insanın doğuştan sahip olduğu potansiyeli ve fıtratını anlamayı esas alan bir eğitim anlayışına dayandığını belirten Erdoğan, çocuğun sahip olduğu özelliklerin yetişkinlik dönemine kadar korunmasının önemine dikkat çekti: "Yaratılmışların en şereflisi insan, inancımıza göre de bir fıtrat üzere yaratılıyor, dünyaya gönderiliyor ve bu fıtrat gerçekten mükemmel bir fıtrat, mükemmel bir yaratılış... Madem insanın böyle bir mükemmel yaratılışı var, o zaman bu yaratılışı acaba yetişkinliğe kadar koruyarak çocuğu eğitebilir miyiz, yaşatabilir miyiz? Acaba o tahribatlarımız olmadan çocuğu yetişkinliğe yetiştirebilirsek çocuğun içindeki potansiyel nedenli daha muhteşem bir şekilde açığa çıkar?"</p><p><b>Erdoğan: "Her çocuk, dünyamıza gelmiş kutlu bir misafir"</b></p><p>Eğitim anlayışlarının temelinde çocuğun yetişkinden farklı bir varlık olarak görülmesi gerektiğinin altını çizen Erdoğan, bu hassasiyeti şu sözlerle vurguladı: "Hacer'ül-Esved örneğini zaman zaman veriyoruz. Dünyaya geldiğinde bu taşın bembeyaz olduğu; ama insanların günahlarıyla aslında o taşın siyahlığa döndüğü söylenir. Buradan da anlıyoruz ki o mükemmel yaratılış korunabilirse eğer; o saflık, o berraklık, o netlik korunabilir. Korunabildiği ölçüde de çocuğun kendisini daha iyi tanıması, ne yapmak istediğini daha iyi bilmesi, etrafında olup bitenleri daha iyi anlamasını sağlayarak yetişkinliğe erişmesi mümkün olabiliyor.<i> </i>Gerçekten bu pedagojik yaklaşımda çocuğun yetişkinden farklı bir varlık olarak değerlendirilmesi, görülmesi, dünyamıza gelmiş kutlu birer misafir çocuklar diye yaklaşılması, değerlendirilmesi, bu hassasiyetle yaklaşılması bizim eğitimimizin her kademesinde benimsememiz gereken bir yaklaşım olduğunu bugün tekrar hatırlatmak istiyorum."</p><p><b>"Çocuğun mükemmel fıtratının korunmasının her şeyden önemli olduğuna inanıyoruz</b><b>"</b></p><p>Okulun değer ve kişilik gelişimini önceleyen eğitim anlayışı ile velilerin akademik başarı beklentileri arasındaki dengeye değinen Erdoğan, şunları kaydetti: "Hiçbir zaman kurumlarımızı akademik hedeflerle tanıma gayretinde olmadık, öyle bir gaye gütmedik. Çünkü kimlik inşasının, o manevi terbiyenin, o kişilik oluşumunun ve o çocuğun mükemmel fıtratının korunmasının her şeyden önemli olduğuna inanıyoruz. Ama tabii ki velinin de beklentisi var. Bir özel okulun hayatta kalabilmesi için, gereklilikler var. Bunu da hiçbir zaman ihmal etmemeye çalıştık. Burada da zayıf olduğumuzu hiçbir zaman düşünmedik. Özellikle akademik sonuçlarımız, hamdolsun bize çok umut veriyor gelecek için. Dolayısıyla bir yandan veliye neyin daha önemli olduğunu hatırlatmaya devam edecek çalışmalarımızı yapmak zorundayız. Ama öbür taraftan velinin akademik beklentisini de karşılamak zorundayız. Onun için ölçme değerlendirme birimimizi güçlendirmeye devam ediyoruz.<b>"</b></p><p><b>Prof. Dr. Nabi Avcı: "Yapay zekâ çağında değişenleri değil, değişmeyenleri hatırlamalıyız"</b></p><p>Eski Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı "Eğitimin değişmezleri, sabitleri, kadim yapı taşları ve insana dair" başlıklı konuşmasında, yapay zekâ çağında eğitim anlayışının temel referanslarının değişmemesi gerektiğini vurguladı. Teknolojinin öğretmenin yerini alan bir unsur değil, öğretmenin yükünü hafifleten bir asistan olarak konumlandırılması gerektiğini belirten Avcı, "Eğitim bilgi transferi değil, insan inşası sanatıdır." dedi. Yapay zekânın bilgi sağlayabileceğini ancak şefkat veremeyeceğini, karakter inşa edemeyeceğini ifade eden Avcı, eğitimde değişmeyen dört temel unsura dikkat çekti: "Öğretmen, ahlak, merak ve dil-kök."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/cb0565b0ba8e46a7aa93-2608202688e60d16.jpg"/><p><b>Avcı: "Yapay zekanın en büyük yıkıcı etkisi bilişsel teslimiyettir"</b></p><p>Yapay zekânın sunduğu imkânların yanında insanın düşünme ve üretme iradesinin korunmasının önemine dikkat çeken Avcı, "Yapay zekânın en büyük yıkıcı etkisi bilişsel teslimiyettir: Düşünmeyi yapay zekâya devretmek. Bunun panzehiri nedir? Medeniyetimizin değerleri, sorumluluk bilinci, kul hakkı hassasiyeti. Teknolojiyi üretirken insanı üretemezsek bina çöker." ifadelerini kullandı.</p><p>Dilin teknoloji kadar önemli bir sabite olduğunu söyleyen Avcı, "TUBİTAK'ın Türkçe Büyük Dil Modeli'ni kurullarda test etmeye başlaması çok stratejik bir adımdır. Ama teknoloji kadar önemli bir sabite daha var: dil. Çocuk önce ana dilinde rüya görür. Önce kendi masallarıyla büyür. Önce vatan, millet, merhamet kelimelerinin ağırlığını kendi dilinde hisseder. Değişen ne? Küresel yapay zekâ modelleri. Değişmeyen ne? Kimliğimizin şifresi olan dilimiz ve kültürümüz" sözleriyle kendi dilini ve kültürel kökleri taşıyan teknolojilerin önemine dikkat çekti. Konuşmasını eğitimin merkezindeki insan unsuruna vurgu yaparak tamamlayan Avcı, "Son 10 yılda 3 devrim yaşadık: İnternet, mobil, yapay zekâ. Ama 1000 yıldır değişmeyen bir şey var: Bir öğretmenin, bir öğrencinin hayatına dokunmasıdır. Yarın karşımıza çıkacak en gelişmiş yapay zekâdan daha kıymetli olan şey; o yapay zekâyı yönetecek vicdanlı bir gençliktir" ifadelerini kullandı.</p><p><b>YETEV Okulları Genel Müdürü Yusuf Tüfekçi: "Teknoloji gelişecek, ancak öğretmenin insanî rolü değişmeyecek"</b></p><p>Yusuf Tüfekçi yaptığı açılış konuşmasında, yapay zekâ ve teknolojik dönüşümün eğitim alanında önemli değişimler getireceğine dikkat çekerek, öğretmenin çocukla kurduğu insani bağın hiçbir teknoloji tarafından ikame edilemeyeceğini vurguladı. Tüfekçi, "Yapay zekâ hiçbir zaman bir çocuğun yüzüne gülümseyemez, onun gözlerinin içine bakıp 'seni seviyorum' diyemez" ifadeleriyle öğretmenin eğitimdeki vazgeçilmez rolüne dikkat çekti. Tüfekçi, YETEV'in yeni dönemde akademik ve bilimsel çalışmaları teknolojiyle güçlendirirken, kadim değerleri merkeze alan ve "güzel insan" yetiştirme idealinden taviz vermeyen bir anlayışla çalışmalarını sürdüreceğini belirtti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/d595b52468504c729ae8-260820268f6383c8.jpg"/><p><b>Vakıf kültürünün köklü mirasına dikkat çekildi</b></p><p>Programda vakıf kültürü üzerine sunum gerçekleştiren YETEV Genel Sekreteri Mahir Kaya, özellikle YETEV'in bir vakıf çatısı altında faaliyet gösterdiğini ve bu kültürün anlamınının bilinmesinin önemine dikkat çekti. Vakfın; kişinin zamanını, emeğini, malını ve imkânlarını kalıcı bir hayra adaması anlamına geldiğini belirten Kaya, İslam ve Osmanlı medeniyetinde vakıfların eğitimden sosyal hayata kadar pek çok alanda önemli bir işlev üstlendiğini anlattı.</p><p>Açılış ve selamlama konuşmalarının ardından, <b>"Eğitimin Sabitleri, Çağın Değişenleri"</b> başlıklı panelde teknolojide yaşanan gelişmelerin eğitimde oluşturduğu dönüşüm ele alındı. <b>YETEV Akademik Danışma Kurulu Üyesi Ercan Demirci'nin </b>moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde; <b>Milli Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürü</b> <b>Sadullah Uzun</b>, <b>MEB Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü </b><b>Mustafa Canlı</b>, <b>T3 Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı</b> <b>Dr. Elvan Kuzucu Hıdır</b> ve <b>TeacherX Kurucusu</b> <b>Dr. Işıl Boy Ergül</b>, eğitim ve yapay zekâ ekseninde değerlendirmelerde bulundu.</p><p><b>Milli Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürü</b> <b>Sadullah Uzun: "Her vatandaşa yapay zekâ asistanı atayacağız"</b></p><p>Yapay zekânın yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda kültürel bir dönüşüm olduğuna dikkat çeken Sadullah Uzun, Türkiye'nin kendi kültürel değerleriyle uyumlu yapay zekâ altyapısına sahip olmasının önemini vurguladı. Uzun, "Bizim gibi düşünen, bizim kültürel değerlerimize sahip yapay zekâ altyapısına ihtiyacımız var. Bu sadece teknolojik mesele değil, bu milli bir mesele, bu kültürel bir mesele dedi. Türkiye'nin Yapay Zekâ Eylem Planı'na değinen Uzun, planın <b>"fark et, istifade et, üret, yönet" </b>olmak üzere dört temel eksen üzerine kurulduğunu belirtti. Yapay Zekâ Eylem Planı'na yoğun bir ilgi olduğunu da söyleyen Uzun, "Az önce güncel rakamları aldım, 20.000'e ulaşmış, bir hafta gibi kısa bir süre oldu ama ciddi yoğun ilgi var. İnşallah yakın zamanda faaliyetlerle başlayacak. Özellikle e-devlet tabanlı bir yapı kuracağız. Tüm vatandaşlarımız kendi yapay zekâ okuryazarlık seviyelerini ölçebilecekler, orada oyunlaştırılmış bir kurgu olacak ve seviyelerine uygun bir şekilde her bir vatandaşımıza yapay zekâ asistan atayacağız" ifadelerini kullandı.</p><p><b>MEB Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü</b> <b>Mustafa Canlı: "Yapay zekâ, kontrol mekanizmalarının üst düzey olması gereken bir alan"</b></p><p>Yapay zekânın eğitim alanında hem önemli fırsatlar hem de ciddi riskler barındırdığını belirten Canlı, bu alanda hızlı ancak kontrollü bir dönüşüm gerektiğini ifade etti. Eğitimin, yapay zekânın en hızlı etki edeceği alanlardan biri olduğunu belirten Canlı, "Eğitim, yapay zekânın daha çok dahil olacağı ama kontrol mekanizmalarının çok üst düzey olması gereken bir alan olarak ortaya çıkıyor." dedi. Yapay zekâ araçlarının yalnızca teknolojik yeterlilik açısından değil, kültürel değerler ve veri güvenliği açısından da değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Canlı, Türkiye'nin kendi değerleriyle uyumlu, kişisel verilerin korunmasını ve veri egemenliğini gözeten sistemler geliştirmesinin önemine dikkat çekti.</p><p><b>T3 Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı</b> <b>Dr. Elvan Kuzucu Hıdır: "Gençleri yapay zekânın kullanıcısı değil, üreticisi olarak yetiştirmeliyiz"</b></p><p>T3 Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Kuzucu Hıdır, yapay zekânın eğitimde kullanımına ilişkin değerlendirmesinde, gençlerin teknolojiyi yalnızca kullanan değil, üreten ve geliştiren bireyler olarak yetiştirilmesinin önemine dikkat çekti. Merak etme, soru sorma ve sorgulama becerilerinin bu süreçte belirleyici olduğunu vurgulayan Hıdır, "Ben bunu nasıl kullanırım?" anlayışının ötesine geçilerek "Bu teknolojiyle ne üretebilirim, hangi problemi çözebilirim?" sorularının gençlere kazandırılması gerektiğini ifade etti. Gençlerin proje ve teknoloji yarışmaları aracılığıyla üretim deneyimi kazandıkça özgüvenlerinin de güçlendiğini belirten Hıdır, bu süreçte öğretmenlerin yalnızca bilgi aktaran değil, öğrencilere rehberlik eden ve mentorluk yapan birer yol gösterici olarak sürece dahil olmasının büyük önem taşıdığını söyledi.</p><p><b>TeacherX Kurucusu</b> <b>Dr. Işıl Boy Ergül: "Yapay zekâ cevap verir, ama çocuğa ilhamı öğretmen verir"</b></p><p>TeacherX Kurucusu Işıl Boy Ergül, yaptığı konuşmada yapay zekâ çağında öğretmenlerin rolünün daha da kritik hale geldiğini vurguladı. Yapay zekânın bilgi ve cevap üretebildiğini ancak öğrenciye ilham, cesaret, güven ve merak duygusunu kazandıramayacağını belirten Ergül, öğretmenlerin artık yalnızca bilgi aktaran değil, öğrencilerin doğru soruları sormasına ve bilgiyi sorgulamasına rehberlik eden "epistemik rehberler" olması gerektiğini ifade etti. Öğrencilerin yapay zekâ tarafından üretilen bilgileri sorgulamadan kabul etmesinin ve kişisel meselelerinde dahi yapay zekâya giderek daha fazla güvenmesinin önemli bir risk oluşturduğuna dikkat çeken Ergül, eğitimde yapay zekâ kullanımının yasaklanmak yerine yapay zekâ okuryazarlığı, eleştirel düşünme ve doğru kullanım ilkeleri üzerinden yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.</p><p>YETEV Akademi Müdürü Durmuş Onay, program kapsamında YETEV Akademi Vizyon Sunumu'nu gerçekleştirdi. Sunumda, değişen eğitim ihtiyaçları ve geleceğin dünyasına yönelik dönüşüm ekseninde YETEV Akademi'nin yeni dönem vizyonu, eğitim yaklaşımı ve hedefleri ele alındı. YETEV'in eğitim anlayışında öğretmen gelişimi, akademik birikim ve sürekli öğrenme kültürünün önemine dikkat çekilirken, YETEV Akademi'nin bu alanlardaki çalışmaları ve gelecek döneme ilişkin yol haritası paylaşıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/yetev-yeni-akademik-yila--872_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288969</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/nepalde-facia-en-az-22-olu-var-yuzlerce-turist-kayip-288969</link>
      <pubDate>2026-08-26T17:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Nepal'de facia: En az 95 ölü var, yüzlerce turist kayıp]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Nepal'in Çin sınırına yakın Rasuwa ve çevresinde meydana gelen selde hayatını kaybedenlerin sayısının 95'e çıktığı, çok sayıda kişiden haber alınamadığı belirtildi. Felaket, köylerde ve altyapıda büyük hasara yol açtı]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Nepal'de facia: En az 95 ölü var, yüzlerce turist kayıp]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<b>Güncelleme: </b>Çin Küresel Televizyon Ağının (CGTN) haberine göre, polis, selde hayatını kaybedenlerin sayısının 95'e yükseldiğini açıkladı.Yetkililer, 93'ü Nepalli olmak üzere, Hindistan, ABD, İngiltere ve Malezya'dan turistler dahil toplam 384 kişiden haber alınamadığını belirtti.<br>Nepal basınında, haber alınamayan kişilerin, Rasuwa'nın sınır komşusu olan Çin'in Tibet Özerk Bölgesi'ndeki Kailash Mansarovar bölgesine dini ziyaret amacıyla bölgede oldukları ifadesi yer aldı.<br>Nepal Polisi ve Silahlı Polis Gücüne bağlı 32 güvenlik görevlisinin kayıp olduğunu belirten yetkililer, inşaatı yeni biten bir hidroelektrik projesinde çalışan 60 kişiye de ulaşılamadığını açıkladı.<br>Yetkililer ayrıca, Timure bölgesinde bulunan gümrük bürosunun 15 çalışanından da haber alınamadığını söyledi.<p><br></p><b>NE OLMUŞTU?</b><p></p><b>Yetkililerin aktardığına göre, Çarşamba günü yerel saatle sabah 09.00 sularında Bhotekoshi Nehri taştı; sel pek çok köyü, yolu ve hidroelektrik santralini yerle bir etti.</b><p><b>Kötü hava şartları arama kurtarma çalışmalarına engel oluyor</b></p><p>Yetkililere göre, arama kurtarma çalışmaları Nepal ordusu ve özel şirketlere ait helikopterlerle sürüyor.</p><p>Öte yandan olumsuz hava koşulları nedeniyle bazı helikopterler dönüş yapmak zorunda kalırken bölgeye, ilave helikopterlerin gönderilmesinin zorlaştığı belirtiliyor.</p><p><b>Çin Devlet Başkanı Şi'den tahliye çağrısı</b></p><p>Xinhua ajansının haberine göre Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Nepal'deki sellerin, Tibet Özerk Bölgesi'nde Gyirong sınır kapısı yakınlarına kadar gelmesi ve sivil kayıplara yol açması üzerine, arama kurtarma çalışmalarına başlanması talimatını verdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/nepal2-2608202683133397.jpg"/><p style="margin-top: -10px; font-size: 12px; font-style: italic;" class="image-description-detail">Fotoğraflar: AP</p><p>Şi ayrıca bölge sakinlerinin tahliye edilmesi ve yaralılara tıbbi müdahalede bulunulması konusunda bölge yetkililerini görevlendirdi.</p><p>Çin Başbakanı Li Çiang da sellerden etkilenen ve kaybolan kişilerin sayısının derhal tespit edilmesi, bölge yetkilileriyle işbirliği ve iletişimin artırılması talimatını verdi.</p><p>Nepal basınındaki haberlere göre selin sebebini araştıran yetkililer, yakınlardaki bir buzul gölünün taşması ihtimali üzerinde duruyor.</p><p><b>GEÇEN YIL DA SELLER YAŞANMIŞTI</b></p><p><b>AP'nin haberine göre</b> Çarşamba günkü felaketin vurduğu bölgeler, geçen yıl Ağustos ayında da benzer sellere sahne olmuştu. O dönemde dağlık bölgedeki yüksek sıcaklıklar nedeniyle komşu Tibet'teki bir buzul gölü taşmış, 9 kişi hayatını kaybetmiş ve Nepal ile Çin'i birbirine bağlayan köprü de dahil olmak üzere kritik altyapı zarar görmüştü.</p><p>İklim uzmanları, Çarşamba günkü ani sele muhtemelen bir buzuldaki çığın neden olduğunu belirtiyor.</p><p>Bhotekoshi Nehri'nin bir kolu olan Lhende Khola Nehri'nin Çarşamba günü en yüksek seviyede taştığı belirtiliyor. </p><p>İklim araştırma grubunda afet riski azaltma uzmanı olan Saswata Sanyal, "Lhende Khola son 14 ayda ikinci kez taştı. Bu kez Nepal tarafındaki bir buzuldan kopan buz ve kaya nehrin önünü tıkadı ve aşağı yönde ani bir su patlamasına neden oldu" dedi. Sanyal, "Isınan Himalaya'da erken uyarı sistemleri, uyum sağlamanın ilk ve en önemli adımıdır" diye ekledi.</p><p>Katmandu'daki araştırmacılar, bu yılın başlarında Hindu Kush Himalaya bölgesindeki buzulların giderek hızlanan bir oranda eridiğini; küresel sıcaklıkların artışı ve iklim krizi nedeniyle 2000 yılından bu yana buz kaybı oranlarının iki katına çıktığını tespit etmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/nepalde-facia-en-az-22-ol-548_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288968</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/otel-havuz-ve-plajlarda-yeni-donem-288968</link>
      <pubDate>2026-08-26T16:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Otel, havuz ve plajlarda yeni dönem]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Basit konaklama tesisleri ile plaj işletmelerine ilişkin yönetmelikte değişiklikler var. İşte detaylar: ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Otel, havuz ve plajlarda yeni dönem]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Kapasitesi 25 oda ve üzeri olan tesislerin girişinde resepsiyon bulunması zorunlu hale getirildi.</b></p><p>Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanan Basit Konaklama Tesisleri ile Plaj İşletmelerinin Belgelendirilmesine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Resmi Gazete&#39;de yayımlandı.</p><p>Düzenlemeyle, basit konaklama turizm işletme belgeleri, ölüme bağlı tasarruf veya miras yoluyla intikal haricindeki nedenlerle devredilemeyecek.</p><p>Belgenin bu hükme aykırı şekilde devredildiğinin tespiti halinde valilikçe işlem yapılacak.</p><p><b>Basit konaklama tesisleri için asgari nitelikler belirlendi</b></p><p>Yönetmeliğe eklenen yeni maddeyle basit konaklama tesislerinde aranacak asgari nitelikler de düzenlendi.</p><p>Buna göre, kapasitesi <b>25 oda ve üzeri olan tesislerin </b>girişinde resepsiyon bulunması zorunlu olacak. Tesiste yiyecek ve içecek servisi yapılması halinde malzemelerin, saklama ve servis sırasında bozulmalarını önleyecek şekilde uygun ısıda muhafaza edilmesi gerekecek.</p><p>Tesislerde ilk yardım malzemeleri bulundurulacak ve <b>ilk yardım sertifikası bulunan personel istihdam edilecek. </b>Ayrıca tesislerin temizlik ve bakımlarının düzenli olarak yapılması ve haşerelerle düzenli mücadele yürütülmesi zorunlu olacak.</p><p><b>Yüzme havuzlarına yönelik şartlar</b></p><p>Düzenlemeyle yüzme havuzu bulunan basit konaklama tesislerinde de çeşitli standartlar getirildi.</p><p>Buna göre, havuzların<b> zemin ve duvarlarının uygun ve nitelikli malzemeyle kaplı olması,</b> çevresinde taşma oluğu veya aynı işlevi gören benzer sistemin bulunması ve suyun sürekli temizliğini sağlayacak <b>filtrasyon ve dezenfeksiyon </b>sisteminin kurulması gerekecek.</p><p>Havuz ve güneşlenme alanlarında <b>kaymayı önleyici zemin kaplaması bulunacak.</b> Havuzlarda emniyet basamakları ile derinliğin değiştiği her kademede ölçülerin gösterilmesi şartı aranacak.</p><p><b>Çocuklar için</b> en fazla 50 santimetre derinliğinde ayrı bir havuz bulunması gerekecek. Havuz kullanım kurallarının Türkçe ve en az iki yabancı dilde belirtildiği levhanın bulunması, soyunma kabini ve duşun yer alması da zorunlu olacak.</p><p>Tesislerde havuz sayısı ve büyüklükleri dikkate alınarak <b>en az iki sertifikalı cankurtaran</b> bulundurulacak.</p><p>Sadece 12 yaş ve üzeri müşterileri kabul eden konaklama tesislerinde, bu pazarlama ve işletme politikasının müşterilere önceden bildirilmesi şartıyla çocuk havuzu aranmayacak. Ancak tesisin bu politikasını değiştirmesi halinde, yeni uygulamaya geçmeden önce çocuk havuzu yapılması gerekecek.</p><p><b>Eğlence havuzlarına da düzenleme yapıldı</b></p><p>Tesislerde kaydırak, şelale, dalga havuzu ve benzeri eğlence amaçlı su aktivitelerinin gerçekleştirildiği havuzların bulunması halinde de çeşitli güvenlik şartları uygulanacak.</p><p>Eğlence havuzlarının faal olduğu zamanlarda düzen ve emniyeti sağlamakla görevli personel bulundurulacak.</p><p>Havuz çevresinde kaymayı önleyici<b> zemin kaplaması </b>bulunacak, suyun sürekli temizliğini sağlayan sistem kurulacak ve havuz kullanım kuralları Türkçe ile en az iki yabancı dilde levhayla belirtilecek.</p><p><b>Odalarda bulunması gerekenler belirlendi</b></p><p>Yönetmelikle basit konaklama tesislerinin yatak odalarında bulunması gereken asgari donanımlar da belirlendi.</p><p>Buna göre, odalarda standartlara uygun yatak, kişi başı bir yastık, yastık kılıfı, el ve banyo havlusu, çarşaf, iklim koşullarına göre pike veya yorgan, yatak başucu sehpası veya benzeri düzenleme, genel aydınlatma, doğal havalandırma, priz, çöp kutusu, elbise dolabı veya benzeri düzenleme ile perde veya benzeri düzenleme bulunacak.</p><p>Oda kapılarında <b>elektronik kilit bulunmaması halinde</b> ilave kilit sistemi yapılacak.</p><p>Banyolarda ise suyun yayılımını engelleyici eşik veya benzeri düzenleme, duş kabini veya duş perdesi, vitrifiye, armatür, batarya, duş donanımı, ayna, çöp kutusu ve sabun bulundurulması gerekecek.</p><p>Yönetmelikle ayrıca <b>plaj işletmeleri ve basit konaklama tesislerinin belirlenen nitelikleri sağlamasının zorunlu olduğu hükme bağlandı. </b>Bu belgelere sahip tesislerin denetimlerinde Bakanlık kontrolörlerinin de görev alması düzenlendi.</p><p>Yeni asgari niteliklere ilişkin hükümler <b>1 Kasım'da </b>yürürlüğe girecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/otel-havuz-ve-plajlarda-y-893_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288967</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/horlama-neden-bu-kadar-yuksek-bilim-insanlari-cevabi-sanal-bogazda-aradi-288967</link>
      <pubDate>2026-08-26T15:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Horlama neden bu kadar yüksek? Bilim insanları cevabı sanal boğazda aradı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Stockholm'deki KTH Üniversitesi'nden bilim insanları, horlamanın temel mekanizmasını ortaya koyan sanal boğaz modeliyle dikkat çekici sonuçlara ulaştı. Araştırmada yumuşak damağın titreşimi, horlamanın başlıca nedeni olarak öne çıktı. Elde edilen bulgular, horlama tedavisinde yeni yaklaşımların önünü açabilir.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Horlama neden bu kadar yüksek? Bilim insanları cevabı sanal boğazda aradı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Stockholm'de bulunan KTH Kraliyet Teknoloji Enstitüsü'nden bir grup araştırmacı, insan boğazını temel alan bilgisayar modeliyle horlamanın arkasındaki fiziksel nedenleri ortaya çıkardı. Bilim insanları, geliştirdikleri sanal boğaz üzerinde yürüttükleri simülasyonlar sayesinde, horlama sesinin kaynağını ve oluşumunu detaylı biçimde inceledi. Elde edilen bulgular, horlamanın büyük ölçüde yumuşak damak bölgesinin kendiliğinden titreşmesiyle ortaya çıktığını gösterdi. Araştırma ekibinin başında yer alan Peng Li, yapılan deneylerin horlama sesinin, hava yolu tamamen açıkken bile yumuşak damak titreşiminden kaynaklandığını gözler önüne serdiğini vurguladı. Bu çalışma, horlama tedavisinde yumuşak damak üzerindeki aerodinamik kuvvetlerin ve titreşimlerin azaltılmasının yeni ve etkili bir yaklaşım olabileceğini gündeme getirdi.</p><h3>Peng Li ve KTH ekibi horlamanın temel mekanizmasını açıkladı</h3><p>KTH Mühendislik Mekaniği Bölümü'nden Peng Li'nin liderliğinde yürütülen araştırmada, insan boğazının sadeleştirilmiş bir bilgisayar modeli kullanıldı. Ekip, simülasyonlarda yumuşak damağın hareketini ve hava akışının etkilerini detaylı biçimde analiz etti. Elde edilen sonuçlar, horlama sesinin ana kaynağının, yumuşak damak ve hava yolu duvarları üzerinde oluşan dengesiz aerodinamik kuvvetler olduğunu ortaya koydu. Araştırmada ayrıca, horlamanın şiddetinin nefes alma sırasında 75 desibele kadar çıktığı, nefes verme sırasında ise bu değerin 69 desibele düştüğü belirlendi. Bu değerler, klinik gözlemlerle de uyum gösterdi. Simülasyonlar, horlama sırasında yumuşak damağın 2,8 ila 4,2 milimetre arasında ileri geri hareket ettiğini ve bu hareketin, boğazdaki hava akışıyla birleşerek karakteristik horlama sesini oluşturduğunu gösterdi. Peng Li, modelin apne dışı horlamanın temel özelliklerini başarıyla yansıttığını ve bu bulguların tedavi stratejilerine ışık tutabileceğini ifade etti.</p><h3>Yumuşak damak titreşimi horlamada kilit rol oynuyor</h3><p>Çalışmada öne çıkan anahtar kelime olan "yumuşak damak", horlama vakalarının büyük çoğunluğunda belirleyici unsur olarak ön plana çıktı. Klinik uzmanlar, sıradan horlama vakalarının yüzde 90'ından fazlasında yumuşak damak titreşiminin etkili olduğunu belirtiyor. Araştırma, erkeklerin yüzde 35 ila 45'inin, kadınların ise yüzde 15 ila 28'inin düzenli olarak horladığını ortaya koydu. Bu kişiler arasında, uyku apnesi tanısı konanların oranı yüzde 20 ila 40 arasında değişirken, geri kalan büyük grup apne olmaksızın horluyor. Yumuşak damak titreşimi, bu grupta horlamanın başlıca nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Simülasyonlarda, damak hareketinin 2 ila 8 milimetre arasında olduğu ve bu değerlerin uyuyan hastaların MRI verileriyle örtüştüğü tespit edildi. Ayrıca, horlama sesinin frekansının 68 ile 138 hertz arasında değiştiği, bu aralığın damak horlaması için tipik olduğu belirtildi.</p><h3>Hava basıncı ve aerodinamik kuvvetler horlama sesini şekillendiriyor</h3><p>Araştırmada, horlama sesinin oluşumunda hava basıncının ve aerodinamik kuvvetlerin önemi vurgulandı. Bilim insanları, üç farklı mekanizmanın ses üretiminde rol oynayabileceğini belirledi: hareket eden dokunun havayı kenara itmesi, hava akışındaki türbülans ve hava basıncının düzensiz yükselip alçalması. Simülasyon sonuçlarına göre, düzensiz basınç değişimleri ve yumuşak damak üzerindeki aerodinamik kuvvetler, horlama sesinin başlıca kaynağı olarak öne çıktı. Türbülansın katkısı ise oldukça düşük seviyede kaldı. Modelde, nefes alma sırasında horlama sesi nefes vermeye göre daha yüksek olarak ölçüldü; bu bulgu, klinik kayıtlarla da desteklendi. Elde edilen veriler, sanal boğaz modelinin gerçek hasta verileriyle büyük ölçüde örtüştüğünü gösterdi. Ancak araştırmacılar, modelin bazı sınırlamaları olduğunu, örneğin boğazın gerçek yapısındaki yumuşaklık ve genişlik değişimlerinin simülasyona tam olarak yansıtılamadığını belirtti.</p><h3>Cerrahi müdahalede damak sertliği horlamada yeni umut olabilir</h3><p>Peng Li ve ekibi, horlama tedavisinde damak sertliğinin artırılmasının potansiyel etkilerine de dikkat çekti. Günümüzde cerrahlar, ağır horlama vakalarında yumuşak damak sertliğini artıran operasyonlar uyguluyor. Araştırma, damak sertliğinin titreşimi ve dolayısıyla horlama sesini azaltabileceğini ortaya koydu. Li, bir sonraki adımda, damak sertliğinin horlamanın frekansı ve şiddeti üzerindeki etkilerini daha ayrıntılı incelemeyi planladıklarını açıkladı. Bu sayede, cerrahi müdahalelerin fiziksel temellerinin daha iyi anlaşılması ve gelecekte daha hedefe yönelik tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Araştırmacılar, elde edilen bulguların doğrudan klinik uygulamalara aktarılabilmesi için daha fazla deneysel ve hasta bazlı doğrulama gerektiğini de vurguladı.</p><h3>Modelin sınırlamaları ve horlama tedavisinde gelecek adımlar</h3><p>KTH ekibinin oluşturduğu sanal boğaz modeli, gerçek insan boğazının tüm karmaşıklığını tam olarak yansıtmasa da, horlama mekanizmasının temel unsurlarını ortaya koydu. Modelde burun ve göğüs boşluğunun yer almaması, damakta içsel sönümlemenin olmaması ve gerçek dokudaki çeşitliliğin simülasyona eklenmemesi, elde edilen sonuçların mutlak doğruluğunu sınırlıyor. Ancak buna rağmen, modelin elde ettiği veriler, klinik gözlemlerle büyük oranda örtüşüyor. Araştırmacılar, ilerleyen dönemlerde daha kapsamlı ve hasta odaklı modeller geliştirmeyi, böylece horlama tedavisinde daha etkili ve kişiye özel yaklaşımlar sunmayı amaçlıyor. Elde edilen bulgular, horlama tedavisinde damak sertliği ve aerodinamik kuvvetlerin azaltılmasının anahtar rol oynayabileceğine işaret ediyor. Bu çalışma, horlama ve uyku sağlığı alanında yeni araştırmaların önünü açarken, tedavi yöntemlerinin de bilimsel temellere dayalı olarak geliştirilmesine katkı sağlıyor.</p><p>Sonuç olarak, Stockholm'deki KTH Üniversitesi'nden çıkan bu araştırma, horlamanın temel nedenlerine ışık tutarak, tedaviye yönelik yeni yaklaşımların kapısını araladı. Yumuşak damak titreşiminin horlama üzerindeki belirleyici etkisi, hem mevcut tedavi yöntemlerini hem de gelecekte geliştirilecek stratejileri derinden etkileyebilir. Araştırma ekibi, modelin geliştirilmesi ve daha fazla klinik doğrulama ile horlama tedavisinde çığır açıcı gelişmeler yaşanabileceğine dikkat çekti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/horlama-neden-bu-kadar-yu-365_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288966</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/astronotlar-dunyaya-donunce-neden-yurumekte-zorlaniyor-288966</link>
      <pubDate>2026-08-26T15:48:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Astronotlar Dünya'ya dönünce neden yürümekte zorlanıyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Japon araştırmacılar, uzun süre uzayda kalan astronotlarda iç kulak denge sensörü olan saccule'nin işlevinin zayıfladığını tespit etti. NASA ve JAXA iş birliğiyle yürütülen çalışmada, elektriksel uyarımın astronotların dünyaya döndükten sonraki denge sorunlarını hızla azalttığı ortaya çıktı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Astronotlar Dünya'ya dönünce neden yürümekte zorlanıyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Japonya'dan bilim insanları, uzun süreli uzay görevlerinden dönen astronotların ciddi denge sorunları yaşadığını ve bu sorunun kaynağının iç kulaktaki saccule adlı yerçekimi sensöründe meydana gelen işlev kaybı olduğunu belirledi. NASA ve JAXA'nın ortak çalışmasında, uzayda aylarca kalan yedi astronotun, dünyaya döndükten sonra ayakta durmakta güçlük çektiği gözlemlendi. Araştırmacılar, elektriksel uyarım yöntemiyle bu denge kaybının hızla azaldığını ortaya koydu. Bulgular, Mars ve Ay gibi uzun süreli görevler için astronotların karşılaşabileceği risklere dikkat çekiyor.</p><h3>Fukui Üniversitesi araştırmacılarından saccule testiyle önemli bulgular</h3><p>Fukui Üniversitesi'nden Chikara Abe ve ekibi, 39 ile 59 yaşları arasındaki iki kadın ve beş erkek astronot üzerinde kapsamlı testler gerçekleştirdi. Her astronot, uzay yolculuğu öncesinde ve dönüşten sonraki kritik günlerde saccule fonksiyonunu ölçen standart bir klinik testten geçti. Ortalama 204 gün süren görevlerin ardından, astronotların boyun kaslarındaki refleks tepkisinin, uçuş öncesine kıyasla belirgin biçimde azaldığı tespit edildi. İnişten sonraki 48 saat içinde, her iki kulaktaki saccule tepkisi minimum seviyeye geriledi. Ancak, 10 ila 18 gün sonra yapılan ölçümlerde, bu refleksin eski haline döndüğü belirlendi. Bu süreçte, astronotların ayakta dururken yaşadığı denge kaybı da gözle görülür şekilde arttı ve 10 gün içinde normale döndü. Çalışmanın en dikkat çekici yanı, kulaktaki diğer denge sensörlerinin &#8211; utricle ve yarım daire kanalları &#8211; işlevini koruması oldu. Araştırmacılar, denge kaybının genel değil, saccule'ye özgü bir sorun olduğunu vurguladı.</p><h3>Elektriksel uyarım yöntemi dengeyi hızla düzeltti</h3><p>Bilim insanları, astronotların denge sorununa karşı elektriksel uyarım yöntemini de test etti. Her iki kulağın arkasına yerleştirilen elektrotlar, düşük seviyede ve hissedilmeyen bir elektrik akımı gönderdi. Bu uygulama, astronotların gözleri kapalıyken ayakta durma testlerinde, sallanma miktarını belirgin biçimde azalttı. Uygulanan elektriksel gürültü, duyusal sinirin gerçek sinyali daha kolay iletmesini sağladı. Fırlatmadan önce, bu yöntemin bir etkisi gözlenmedi; çünkü astronotların denge sistemi zaten sağlıklıydı. Ancak inişten hemen sonra, elektriksel uyarım sayesinde üç farklı denge ölçümünde de hızlı bir iyileşme kaydedildi. Araştırmacılar, bu yöntemin özellikle uzun süreli uzay yolculuklarından dönen astronotlarda, ilk günlerde denge kaybını önleyici bir araç olarak kullanılabileceğini belirtti. Mars ve Ay gibi uzak hedeflere gidecek ekiplerin, varıştan hemen sonra yürüyüp çalışmaları gerekeceği için, bu bulgunun önemi daha da artıyor.</p><h3>Farelerle yapılan deneyler genetik değişimi ortaya koydu</h3><p>İnsanlarda iç kulağın doğrudan incelenmesi mümkün olmadığından, araştırma ekibi JAXA'nın MHU-1 misyonunda uzaya gönderilen farelerle de deneyler yaptı. Kibo modülünde 35 gün boyunca tutulan fareler, farklı yerçekimi koşullarında incelendi. Ağırlıksız ortamda kalan farelerin iç kulaklarındaki saccule dokusunda, 669 genin aktivitesinde değişim tespit edildi. Bu değişikliklerin çoğu, sinir hücreleri arasındaki iletişimi etkileyen genlerde yoğunlaştı. Araştırmacılar, sinaptophysin adlı proteinin özellikle saccule'nin işlevini yitirmesinde önemli rol oynadığını belirtti. Utricle'de ise genetik bir değişiklik gözlenmedi. Uzayda mikrogravite ortamının, iç kulak saccule'nin genetik yapısını ve işlevini belirgin biçimde etkilediği ortaya çıktı. Bu bulgular, insan astronotlarda gözlenen denge kaybının biyolojik temelini anlamada önemli bir adım olarak değerlendirildi.</p><h3>Görsel ipuçları denge kaybını tam olarak telafi edemedi</h3><p>Çalışmada, astronotların denge kaybını telafi etmek için görsel ipuçlarına başvurduğu da tespit edildi. Gözleri açıkken yapılan denge testlerinde, sallanma miktarı kısmen azaldı. Ancak üçüncü ölçüm olan toplam yol uzunluğunda, görsel destek belirgin bir fark yaratmadı. Bu bulgu, denge sisteminin bir parçası zayıfladığında, diğer duyu organlarının geçici olarak devreye girdiğini gösterdi. Yine de, tek başına görsel veriler, iç kulak kaynaklı saccule işlev kaybının yol açtığı denge sorununu tamamen gidermedi. Araştırmacılar, denge sisteminin farklı bileşenlerinin, yerçekimi değişikliğinden sonra farklı hızlarda eski haline döndüğünü belirtti. Özellikle baş pozisyonunu kan basıncına bağlayan refleksin, saccule sinyali normale dönse bile, iki hafta boyunca zayıf kaldığı gözlemlendi.</p><h3>Küçük örneklem ve tür farkı sonuçların genellenmesini sınırlıyor</h3><p>Çalışmada yer alan yedi astronotun ve on iki farenin verileri, önemli bulgular sunsa da, araştırmacılar bazı sınırlamalara dikkat çekti. İnsan ve fare türleri arasındaki fizyolojik farklılıklar, genetik bulguların doğrudan karşılaştırılmasını güçleştiriyor. Ayrıca, farelerden elde edilen saccule dokusunun yalnızca iki örneği kalite kontrolünden geçtiği için, bazı sonuçlar benzetim yoluyla değerlendirildi. Araştırmacılar, elektriksel uyarım yönteminin iyileşme süresini kısaltıp kısaltmadığını belirlemek için daha geniş ve uzun vadeli çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Yine de, bu bulgular, uzayda uzun süre görev yapan astronotların karşılaştığı denge sorunlarının anlaşılmasında ve çözümünde yeni bir yol açtı.</p><p>Sonuç olarak, Japon bilim insanlarının yürüttüğü bu çalışma, astronotlarda iç kulak saccule'nin uzay yolculuğu sonrası işlev kaybına uğradığını ve elektriksel uyarımın dengeyi hızla düzeltebileceğini gösterdi. Mars ve Ay gibi derin uzay görevleri öncesinde, insan sağlığını korumak için bu tür çözümlerin önemi giderek artıyor. Araştırmanın sonuçları, hem uzay tıbbı hem de yerçekimi değişikliğine bağlı denge bozukluklarının tedavisi açısından yeni bir dönemin kapılarını araladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/astronotlar-dunyaya-donun-268_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288965</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/sehirleri-yesillendirmek-neden-her-zaman-daha-temiz-hava-saglamiyor-288965</link>
      <pubDate>2026-08-26T15:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Şehirleri yeşillendirmek neden her zaman daha temiz hava sağlamıyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Nanjing Üniversitesi'nden bilim insanları, kentsel yeşillik uygulamalarının şehirlerde serinletici etki sağladığını ancak ozon kirliliği konusunda beklenmedik sonuçlar doğurabileceğini açıkladı. Araştırma, beş büyük şehirde yapılan detaylı analizlerle, ağaçlandırmanın sıcaklık ve hava kirliliği üzerindeki karmaşık etkilerini gözler önüne seriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Şehirleri yeşillendirmek neden her zaman daha temiz hava sağlamıyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nanjing Üniversitesi'nden Profesör Xin Huang ve Mengmeng Li'nin liderliğinde yürütülen yeni bir araştırma, şehirlerdeki ağaçlandırmanın yaz aylarında sıcaklıkları düşürdüğünü, ancak aynı zamanda ozon kirliliğiyle ilgili beklenmedik sorunlara yol açabileceğini ortaya koydu. Bilim insanları, Kuzey Yarımküre'deki büyük metropollerde, özellikle aşırı sıcakların ve ozon kirliliğinin birlikte arttığı dönemlerde, kentsel bitki örtüsünün rolünü kapsamlı biçimde inceledi. 2022 yazında rekor kıran ısı dalgalarının etkilediği Kaliforniya, ABD Atlantik Kıyısı, Batı Avrupa, Çin'in Yangtze Nehri Deltası ve Tokyo-Pasifik Kıyısı'nda yapılan analizlerde, şehirlerin serinletilmesi için başvurulan yeşil altyapı çözümlerinin, hava kalitesi açısından karmaşık bir tabloya yol açtığı belirlendi.</p><h3>Nanjing Üniversitesi: Kentsel yeşillik sıcaklıkları düşürdü</h3><p>Araştırma ekibi, beş büyük metropoldeki sıcaklık ve hava kalitesi verilerini yer ölçümleri, yeniden analiz edilen iklim kayıtları ve hava kimyasının gerçek zamanlı simülasyonlarıyla birleştirdi. Elde edilen bulgular, kentsel yeşillik uygulamalarının yaz aylarında ortalama günlük en yüksek sıcaklıkları 0,26 ile 1,08 derece arasında düşürdüğünü gösterdi. Bu serinletici etkinin büyüklüğü, şehirlerin sahip olduğu bitki örtüsü miktarı ve yerel iklim koşullarıyla yakından ilişkili. Özellikle aşırı sıcakların yaşandığı dönemlerde, kentsel yeşillik sayesinde nüfusun en tehlikeli sıcaklık aralıklarına maruz kalma oranı belirgin şekilde azaldı. Bilim insanları, bu düşüşün, kentlerdeki ısı dalgalarının etkisini hafifletmede önemli bir rol oynadığını vurguluyor. Ancak, bu olumlu etkinin yanında, kentsel yeşilliğin hava kalitesi üzerinde karmaşık ve bazen olumsuz sonuçlara da yol açabileceği tespit edildi.</p><h3>Ozon kirliliği: Yeşil alanlar beklenmedik bir risk yaratıyor</h3><p>Şehirlerdeki ağaçlar ve diğer bitki örtüsü, sıcaklıkları düşürmenin yanı sıra ozon kirliliğiyle ilgili yeni bir denge sorununu da beraberinde getiriyor. Araştırmaya göre, kentsel yeşillik iki farklı mekanizmayla ozon seviyelerini etkiliyor. Birincisi, bitkiler tarafından sağlanan serinlik, yer yüzeyine yakın hava tabakasını sakinleştiriyor. Bu daha durgun hava, kirleticilerin karışmasını ve dağılmasını zorlaştırarak, özellikle şehir merkezlerinde ozon üretimini azaltabiliyor; ancak banliyölerde aynı etki görülmüyor, hatta bazı durumlarda ozon seviyeleri artabiliyor. İkinci olarak, serinletici etki, şehir etrafındaki hava sirkülasyonunu zayıflatıyor ve bu da ozonun şehir merkezi ile çevresi arasında farklı biçimlerde hareket etmesine yol açıyor. Araştırmacılar, bu iki mekanizmanın şehirlerin hava kalitesi üzerinde öngörülemeyen sonuçlar yaratabileceğini belirtiyor.</p><h3>Biyojenik uçucu organik bileşenler ve ozon artışı</h3><p>Bitki örtüsünün ozon kirliliği üzerindeki etkisi sadece hava sirkülasyonuyla sınırlı kalmıyor. Kentsel yeşillik, biyojenik uçucu organik bileşenler (BVOC) adı verilen ve ozonun öncüsü olan kimyasalları atmosfere yayıyor. Şehirlerdeki toplam BVOC salınımı, doğal ormanlara kıyasla genellikle daha düşük olsa da, trafik ve sanayi kaynaklı yüksek azot oksit kirliliğiyle birleştiğinde, yerel ozon oluşumu üzerinde orantısız bir etki yaratabiliyor. Bu durum, serinletici faydaların bir kısmının BVOC kaynaklı ozon artışı nedeniyle dengelenmesine yol açıyor. Nanjing Üniversitesi araştırmacıları, kentsel yeşilliğin sağladığı serinliğin, bitki kaynaklı BVOC'lerin tetiklediği ozon artışıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Dolayısıyla, şehirlerde ağaçlandırma projeleri planlanırken hem serinletici etkiler hem de hava kalitesi üzerindeki karmaşık sonuçlar dikkate alınmalı.</p><h3>Uzmanlardan şehir planlamacılarına: Bitki türü ve konumu kritik</h3><p>Çalışmanın yazarları, bulguların şehirlerde ağaçlandırmaya karşı bir argüman olmadığının altını çiziyor. Ancak, daha fazla yeşil alanın her zaman daha iyi hava anlamına gelmediğini, aksine bazı koşullarda istenmeyen etkiler doğurabileceğini belirtiyorlar. Araştırma, şehir planlamacılarını ve yerel yöneticileri, ağaçlandırma stratejilerini belirlerken bitki türü seçimine, yerel hava durumu desenlerine ve ozonun davranışına dikkat etmeye çağırıyor. Özellikle BVOC salınımı düşük bitki türlerinin tercih edilmesi, hava sirkülasyonunun dengelenmesi ve şehirlerin farklı bölgelerinde farklı stratejilerin uygulanması öneriliyor. Doğru planlama ile şehirler hem serinletici faydalarını koruyabilir hem de ozon kirliliği riskini en aza indirebilir. Bu denge, küresel ısınma ve ısı dalgalarının giderek daha sık ve yoğun hale geldiği günümüzde, şehirlerin sağlıklı ve yaşanabilir kalabilmesi için kritik önem taşıyor.</p><p>Nanjing Üniversitesi'nin öncülüğünde yapılan bu kapsamlı araştırma, kentsel yeşillik uygulamalarının şehirlerdeki sıcaklık ve hava kalitesi üzerindeki etkilerini yeniden değerlendirme gerekliliğini ortaya koyuyor. Bilim insanları, şehirlerin serinletilmesi ve hava kirliliğiyle mücadele için daha bilinçli ve dengeli bir yaklaşım geliştirilmesini öneriyor. Gelecekte, şehir planlamasında bitki türü seçimi ve yeşil alanların konumlandırılması gibi faktörlerin, hem serinlik hem de hava kalitesi açısından birlikte ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Araştırmanın sonuçları, şehirlerde yaşayan milyonlarca insan için daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir gelecek inşa edilebilmesi adına önemli bir rehber sunuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/sehirleri-yesillendirmek--308_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288963</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/bir-bardak-su-neden-berrakken-okyanus-mavi-farkin-nedeni-ortaya-cikti-288963</link>
      <pubDate>2026-08-26T15:45:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bir bardak su neden berrakken okyanus mavi? Farkın nedeni ortaya çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[NASA'nın PACE misyonu ve uluslararası bilim insanlarının yürüttüğü araştırmalar, okyanus renginin yalnızca gökyüzünün yansıması olmadığını, suyun kendi fiziksel özelliklerinden kaynaklandığını gösterdi. Son 20 yılda okyanus yüzeyinin yüzde 56'sında önemli renk değişimleri tespit edildi ve bu değişimlerin iklim değişikliğiyle bağlantılı olabileceği vurgulandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bir bardak su neden berrakken okyanus mavi? Farkın nedeni ortaya çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Okyanusların neden mavi göründüğüne dair uzun yıllardır süren tartışmalar, son bilimsel araştırmalarla yeni bir boyut kazandı. NASA'nın PACE misyonu ve önde gelen üniversitelerin yürüttüğü analizler, okyanus renginin büyük ölçüde su moleküllerinin güneş ışığını nasıl soğurduğu ve yansıttığıyla ilgili olduğunu ortaya koydu. Özellikle 2002-2022 yılları arasında yapılan uydu gözlemleri, dünya okyanus yüzeyinin yüzde 56'sında belirgin renk değişimleri yaşandığını gösterdi. Bu değişimlerin çoğu, 40 derece enlemin altında kalan bölgelerde kaydedildi ve bilim insanları, okyanus rengindeki bu dönüşümün iklim değişikliğiyle yakından ilişkili olabileceğine dikkat çekti.</p><h3>NASA PACE misyonu okyanus rengini hassas şekilde izliyor</h3><p>NASA'nın PACE (Plankton, Aerosol, Cloud, ocean Ecosystem) misyonu, okyanus rengi üzerindeki değişiklikleri izlemek amacıyla geliştirildi ve 2025'in başlarından itibaren yüksek hassasiyetli sensörlerle ölçümler yapmaya başladı. PACE, önceki uydulardan farklı olarak çok daha fazla dalga boyunu ayırt edebiliyor ve bu sayede okyanus yüzeyinin rengindeki küçük değişimleri bile tespit edebiliyor. Bilim insanları, PACE'in sağladığı verilerle okyanus rengi değişimlerini hem küresel ölçekte hem de bölgesel düzeyde takip edebiliyor. Bu gelişmiş gözlem teknolojisi, özellikle okyanuslardaki fitoplankton dağılımı, su sıcaklığı ve ekosistem sağlığı hakkında kritik bilgiler sunuyor. Araştırmacılar, PACE verilerinin önümüzdeki yıllarda iklim değişikliğiyle bağlantılı okyanus dinamiklerini daha da netleştirmesini bekliyor.</p><h3>Bilim insanları: Okyanus rengi gökyüzünün yansıması değil, suyun kendisinden kaynaklanıyor</h3><p>Uzun yıllar boyunca okyanusların mavi görünmesinin gökyüzünün yansıması olduğu düşünülüyordu. Ancak yapılan ölçümler, bu yansımanın okyanusun gözlemlenen renginin yalnızca yüzde 2'sini oluşturduğunu ortaya koydu. Asıl etki, su moleküllerinin güneş ışığının uzun dalga boylarını emmesi ve kısa dalga boylu mavi ışığı geri yansıtmasından kaynaklanıyor. Suya giren güneş ışığı, kırmızı, turuncu ve sarı gibi uzun dalga boylarını hızla kaybederken, mavi ışık daha fazla mesafe kat edebiliyor ve gözle görülebilir hale geliyor. Bu nedenle, okyanus gibi büyük su kütleleri mavi tonlarda görünürken, bir bardak su tamamen renksiz kalıyor. Suyun berraklığı ve içindeki askıda bulunan partiküller de renk üzerinde belirleyici rol oynuyor; sediment ve organik madde yoğun olan göller, bu yüzden kahverengi ya da yeşil renge bürünebiliyor.</p><h3>Okyanus rengindeki değişimler iklim değişikliğinin habercisi mi?</h3><p>2023 yılında İngiltere Ulusal Okyanografi Merkezi ve MIT'den bir bilim ekibi, NASA'nın Aqua uydusundan elde edilen 20 yıllık MODIS verilerini analiz etti. Sonuçlar, küresel okyanus yüzeyinin yüzde 56'sında anlamlı renk değişimleri olduğunu gösterdi. Özellikle düşük enlem bölgelerinde suların daha yeşil hale geldiği ve bu durumun insan kaynaklı iklim değişikliğiyle uyumlu olduğu belirtildi. Science dergisinde Haziran 2025'te yayımlanan yeni bir çalışma ise, 2003-2022 arasında yüzey klorofilini izleyerek kutuplara doğru yeşilleşme eğilimini ve Kuzey Yarımküre'nin subtropikal bölgelerinde klorofil miktarının azaldığını ortaya koydu. Bilim insanları, bu değişimlerin fitoplanktonun yeniden dağılımından kaynaklandığını ve artan su sıcaklıklarının başlıca etken olduğunu belirtti. Özellikle balıkçılık sektörü ve deniz ekosistemleri için bu değişimler kritik önem taşıyor.</p><h3>Uydu verileri: Ekvator yakınlarında mavi geri çekiliyor, kutuplara doğru yeşilleşme artıyor</h3><p>Uydu gözlemleri, ekvator çevresindeki mavi suların azalırken, kutuplara yakın bölgelerde yeşil tonların arttığını gösteriyor. Araştırmacılar, bu eğilimin iklim değişikliğinin okyanus üzerindeki etkilerini yansıtabileceğini düşünüyor. Ayrıca, Quebec gibi bölgelerde göllerin kahverengi veya siyah renge bürünmesinin, yüksek oranda sediment ve organik madde varlığına bağlandığı belirtildi. Kıyı denizlerinde ise askıda fazla miktarda partikül bulunması, optik ölçümlerin güvenilirliğini azaltıyor. Bu nedenle, analizler genellikle açık deniz bölgelerine odaklanıyor. Bilim insanları, okyanus rengindeki değişimleri anlamanın, deniz ekosistemlerinin sağlığı ve iklim değişikliğinin etkilerini izlemek açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor.</p><h3>Bilimsel tartışmalar: Değişimin nedeni ve ölçeği hâlâ araştırılıyor</h3><p>2026 yılında Geophysical Research Letters dergisinde yayımlanan bir makale, okyanus rengindeki değişimlerin ölçeği ve nedenleri konusunda bilimsel tartışmaların sürdüğünü gösterdi. Makalede, yeşil ve mavi sular arasındaki farkın yoğunlaştığına dair güçlü kanıtlar bulunamadığı, ancak kutuplara doğru gözlemlenen yeşilleşmenin tartışmasız olduğu belirtildi. Araştırmacılar, okyanusun rengini belirleyen temel fiziksel mekanizmaların değişmediğini, ancak gözlemlenen eğilimlerin iklim değişikliğiyle bağlantılı olabileceğini ifade ediyor. Bu nedenle, okyanus rengindeki değişimlerin izlenmesi, gelecekteki iklim ve ekosistem senaryolarının öngörülmesinde önemli bir gösterge olarak görülüyor.</p><h3>Sonuç: Okyanus rengi iklim değişikliğinin göstergesi haline geldi</h3><p>Günümüzde okyanus rengi, sadece estetik bir özellik olmaktan çıktı ve iklim değişikliğinin erken uyarı sinyallerinden biri olarak kabul edilmeye başlandı. NASA'nın PACE misyonu ve diğer uydu tabanlı gözlemler, okyanusların fiziksel ve biyolojik dinamiklerini daha yakından takip etmeyi mümkün kılıyor. Bilim insanları, okyanus rengindeki değişimlerin gelecekte deniz ekosistemleri, balıkçılık ve küresel iklim politikaları üzerinde doğrudan etkili olabileceğini belirtiyor. Okyanus rengi, artık sadece bilimsel merak konusu değil; gezegenimizin sağlığını ve geleceğini izlemek için kritik bir araç haline geldi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/bir-bardak-su-neden-berra-467_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288962</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/eriyen-buzullarin-arilar-uzerindeki-etkisi-beklenenden-daha-karmasik-cikti-288962</link>
      <pubDate>2026-08-26T15:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Eriyen buzulların arılar üzerindeki etkisi beklenenden daha karmaşık çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İsviçre Alpleri'nde Mont Miné buzulu önünde yürütülen yeni araştırma, buzul erimesinin arı hastalıklarının yayılımını ve çiçek-polinatör ilişkilerini kökten değiştirdiğini ortaya koydu. Bilim insanları, buzulların geri çekilmesiyle birlikte arı popülasyonlarının ve patojenlerin dinamiklerinde kritik değişimler yaşandığını vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Eriyen buzulların arılar üzerindeki etkisi beklenenden daha karmaşık çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsviçre'nin Val d'Hérens bölgesindeki Mont Miné buzulu çevresinde yapılan araştırma, eriyen buzulların sadece manzarayı değil, aynı zamanda arı hastalıklarının yayılma biçimini de değiştirdiğini gösterdi. Milano Üniversitesi, Lozan Üniversitesi ve Tarımsal Araştırma ve Ekonomi Konseyi'nden bilim insanlarının ortaklaşa yürüttüğü bu kapsamlı çalışma, buzulların geri çekilmesiyle ortaya çıkan yeni bitki örtüsünün, bal arıları ve yaban arıları arasındaki patojen dolaşımını etkilediğini ortaya koydu. Araştırmacılar, iki yıl boyunca 36 farklı türden 335 arı örneği üzerinde beş önemli patojenin varlığını inceledi ve elde ettikleri bulgularla arı sağlığının iklim değişikliğiyle nasıl bağlantılı olduğunu gözler önüne serdi.</p><h3>Bilim insanları: 'Buzul erimesi arı-patojen döngüsünü değiştiriyor'</h3><p>Mont Miné buzulu çevresindeki dört farklı geri çekilme aşamasında yapılan incelemeler, arı popülasyonlarının ve patojenlerin dağılımında çarpıcı farklılıklar ortaya koydu. 1989, 1925, 1900 ve 1864 yıllarında oluşan morenler boyunca gerçekleştirilen örneklemeler, bitki örtüsündeki değişimin arıların hangi çiçekleri ziyaret ettiğini belirgin şekilde etkilediğini gösterdi. Araştırmada yakalanan 335 arının 230'u yaban arısı, 105'i ise bal arısıydı. Bilim insanları, bu arıları şekil bozukluğu virüsü, akut arı felci virüsü, kronik arı felci virüsü, mikrosporidiyal parazit Nosema ceranae ve trypanosomatid Lotmaria passim olmak üzere beş patojen açısından test etti. Sonuçlar, tüm patojenlerin bal arılarında tespit edildiğini, yaban arılarında ise yalnızca Nosema ceranae ve şekil bozukluğu virüsüne rastlandığını ortaya çıkardı. Bu bulgular, arı hastalıklarının yayılımında çiçek tercihlerinin ve ekosistem değişimlerinin belirleyici rol oynadığını gözler önüne serdi.</p><h3>Çiçek çeşitliliği ve arı davranışı patojen yayılımını şekillendiriyor</h3><p>Araştırmada öne çıkan bir diğer önemli bulgu ise arıların çiçek tercihlerindeki belirgin ayrışma oldu. Bal arılarının neredeyse yüzde 90'ı yalnızca üç bitki türüne yönelirken, bu arıların yaklaşık yarısı Epilobium fleischerii adlı bitki üzerinde toplandı. Yaban arıları ise çok daha geniş bir çiçek yelpazesinde gözlemlendi; örneklenen bitki türlerinin büyük kısmı sadece yaban arıları tarafından ziyaret edildi. Bu ayrım, iki arı grubunun patojenlerinin birbirine geçme olasılığını ciddi şekilde sınırlandırdı. Ayrıca genetik analizler, bal arıları ve yaban arılarının şekil bozukluğu virüsünün tamamen farklı suşlarını taşıdığını ortaya koydu. Bal arılarında DWV-B, yaban arılarında ise DWV-A varyantı bulundu. Bal arısı suşunun, yönetilen kovanlarda sık rastlanan Varroa mite enfestasyonlarıyla bağlantılı olduğu belirlendi. Araştırmacılar, çiçeklerin arı hastalıklarının yayılımında aracı rol oynadığını vurguladı ve ekosistemdeki bu hassas dengenin bozulmasının arı sağlığı üzerinde ciddi etkiler doğurabileceğini belirtti.</p><h3>Bitki örtüsündeki değişim arı-patojen ilişkisini yeniden şekillendiriyor</h3><p>Buzulun geri çekilmesiyle birlikte ortaya çıkan yeni bitki örtüsü, arıların hangi çiçekleri ziyaret ettiğini ve dolayısıyla hangi patojenlerle karşılaştıklarını doğrudan etkiliyor. Başlangıçta öncü bitki türleri çıplak taşlara yerleşerek polinatörler için ilk çiçek kaynaklarını sunarken, zamanla çiçekli bitki ve böcek çeşitliliği artıyor. Ancak ekosistem kapalı ormana dönüştüğünde bu çeşitlilik tekrar azalıyor. Araştırmacılar, bitki-arı ağının alışılmadık derecede uzmanlaşmış ve örtüşmeyen bir yapıda olduğunu ifade etti. Her arı türü, kaynakları paylaşmak yerine kendi belirgin çiçek setine bağlı kalıyor. Bu desen, arı hastalıklarının yayılmasında çiçek çeşitliliğinin ve bitki örtüsündeki değişimlerin belirleyici olduğunu gösteriyor. Özellikle çiçek çeşitliliğinin en yüksek olduğu eski ön alanlarda şekil bozukluğu virüsü seviyelerinin arttığı tespit edildi. Bu durum, arı sağlığının korunması için ekosistem dinamiklerinin yakından izlenmesi gerektiğini ortaya koydu.</p><h3>İklim değişikliği arı ekosistemlerinde sessiz bir tehdit oluşturuyor</h3><p>Çalışma, iklim değişikliğinin etkilerinin yalnızca buzulların erimesi ve su kaynaklarının azalmasıyla sınırlı olmadığını gösteriyor. Buzulların geri çekilmesi, arıların ve diğer polinatörlerin yaşam alanlarını ve hastalık döngülerini kökten değiştiriyor. Araştırmacılar, buzul etkisi altındaki diğer bölgelerde ve farklı arı popülasyonu yoğunluklarında da benzer çalışmalar yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Araştırmanın ortak yazarı Gianalberto Losapio, polinatörlerin ve sundukları ekosistem hizmetlerinin korunabilmesi için bu süreçlerin detaylı biçimde anlaşılmasının hayati önem taşıdığını belirtti. Losapio, bitki-polinatör ağlarının yapısı ile arı türleri arasındaki patojen iletimi arasındaki ilişkiyi daha iyi kavramaya yönelik çalışmaların artırılması gerektiğini vurguladı. Bu kapsamlı araştırma, iklim değişikliğinin dağ ekosistemlerinde yol açtığı karmaşık etkilerin ve arı sağlığının korunmasında ekosistem dinamiklerinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koydu.</p><p>İsviçre Alpleri'nde yapılan bu araştırma, arı sağlığı ve ekosistem dengesi açısından yeni soruları gündeme getiriyor. Buzulların erimesiyle değişen bitki ve çiçek çeşitliliği, arı popülasyonlarının davranışlarını ve hastalık yayılımını derinden etkiliyor. Bilim insanları, iklim değişikliğinin arı sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkilerini anlamak ve ekosistem hizmetlerini sürdürülebilir kılmak için daha fazla araştırma yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/eriyen-buzullarin-arilar--581_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288961</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/sislide-facianin-esiginden-donuldu-seyir-halindeki-taksinin-uzerine-devrildi-288961</link>
      <pubDate>2026-08-26T15:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Şişli'de facianın eşiğinden dönüldü! Seyir halindeki taksinin üzerine devrildi]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Şişli'de kökünden sökülen ağacın devrilmesi sonucu yolda seyreden taksi ile park halindeki otomobilde hasar meydana geldi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Şişli'de facianın eşiğinden dönüldü! Seyir halindeki taksinin üzerine devrildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Harbiye Mahallesi Teşvikiye Caddesi'nde kaldırımda bulunan ağaç kökünden sökülerek, seyir halinde olan taksi ile yol kenarında park halindeki otomobilin üzerine devrildi.</p><p>İhbar üzerine bölgeye polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi.</p><p>Taksi şoförü olaydan yara almadan kurtulurken, yolun Halaskargazi Caddesi istikameti trafiğe kapatıldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42311456.jpg"/><p>Ekiplerin devrilen ağacı kaldırma çalışmaları sürüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/sislide-facianin-esiginde-910_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288960</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/gizli-taniktan-carpici-ifade-alparslan-kuytul-orgut-uyesinin-sirtinda-sopa-kirmis-288960</link>
      <pubDate>2026-08-26T15:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gizli tanıktan çarpıcı ifade! Alparslan Kuytul örgüt üyesinin sırtında sopa kırmış]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Adana polisi tarafından yapılan operasyon kapsamında tutuklanan Alparslan Kuytul'un, iş adamı Koray Sarısaçlı'nın kaçırılması olayında 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamedeki gizli tanık beyanlarına göre, kendisinden habersiz ceza veren bir örgüt üyesinin sırtında sopa kırdığı ortaya çıktı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gizli tanıktan çarpıcı ifade! Alparslan Kuytul örgüt üyesinin sırtında sopa kırmış]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kamuoyunda "Kuytulcular" olarak bilinen yapılanmaya yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleştirilen operasyonda, aralarında Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul'un da bulunduğu 35 şüpheli tutuklanırken, 18 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi, 3 şüpheli ise savcılık tarafından serbest bırakılmıştı. Kuytul, 2021 yılında iş adamı Koray Sarısaçlı'nın kaçırılması olayında da kaçıran kişileri azmettirdiği öne sürülerek yargılanmaya başlanmıştı. 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede Kuytul ile ilgili gizli tanık ifadeleri olduğu ortaya çıktı. Gizli tanık ifadelerinde yapılanma içerisinde olduğu öne sürülen "cezalandırma" yöntemlerine ilişkin dikkat çekici iddialar yer aldı. Beyanlarda, yapılanma içerisinde bazı kişilerin cezalandırılmasının liderin bilgisi veya izni dahilinde gerçekleştirildiği ileri sürüldü. Tanık, herhangi bir kişinin liderden habersiz ödüllendirme ya da cezalandırma yapamadığını iddia etti.</p><p><b>"BENDEN HABERSİZ NEDEN BÖYLE BİR İŞ YAPTINIZ"</b></p><p>Gizli tanık ifadelerinden birinde, çarşıda kasetçilik yaptığı belirtilen kişinin bir kadına cep telefonundan mesaj göndermesinin ardından yapılanmanın önde gelen bazı isimlerinin kendi aralarında istişare ederek bu kişiyi dövdüğü öne sürüldü. Tanık, olayı öğrenen Kuytul'un, "Benden habersiz neden böyle bir iş yaptınız" diyerek kararı alan kişileri dövdüğünü söyledi.</p><p><b>"SIRTINDA SOPA KIRDI"</b></p><p>Tanık, olay sırasında bazı kişilerin yapılanmadan ayrıldığını, H.K. isimli kişinin ise ayrılmayarak itaat ettiğini ve dayak yediğini öne sürdü. Tanığın beyanında, Kuytul'un H.K.'nin üzerinde sopa kırdığı iddiası da yer aldı.</p><p><b>H.K.'NİN İFADESİ TANIK BEYANINI DOĞRULADI</b></p><p>Gizli tanığın ifadesinde adı geçen ve darp edildiği belirtilen H.K.'nin de müdafii huzurunda alınan ifadesinde benzer iddialarda bulunduğu belirtildi. H.K., kendisine yöneltilen sorular üzerine, yeğenine sarkıntılık ettiği belirtilen bir kişiyi uyarmak amacıyla arkadaşlarıyla birlikte gittiklerini, bu durumun Alparslan Kuytul tarafından öğrenildiğini anlattı. H.K., vakıf merkezinde Kuytul'un kendisine sopa verdiğini ve birlikte gittiği arkadaşını dövmesini istediğini, kendisinin ise "sormaya gerek olmadığını" söylemesi üzerine Kuytul tarafından elindeki sopayla darp edildiğini öne sürdü. H.K.'nin olay nedeniyle şikayetçi olmadığı belirtildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/gizli-taniktan-carpici-if-263_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288959</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/tbmm-baskani-kurtulmus-terorsuz-turkiye-hedefine-hizla-ilerliyoruz-288959</link>
      <pubDate>2026-08-26T15:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[TBMM Başkanı Kurtulmuş: Terörsüz Türkiye hedefine hızla ilerliyoruz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Afyonkarahisar Sivil Toplum Buluşması'nda açıklamalarda bulunan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye olarak ortaya koyduğumuz bu hedefi, çok süratli bir şekilde adım adım uygulamaya koyduk, devam ediyoruz." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[TBMM Başkanı Kurtulmuş: Terörsüz Türkiye hedefine hızla ilerliyoruz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurtulmuş, bir otelde düzenlenen Afyonkarahisar Sivil Toplum Buluşması&#39;nda, Meclis Başkanı olduğundan bu yana 3 yıldır Afyonkarahisar&#39;daki 25-26 Ağustos&#39;taki Zafer Bayramı etkinliklerine katılma imkanı bulduğunu söyledi.</p><p>Türk tarihinde 26 Ağustos&#39;un önemli bir yeri olduğunu aktaran Kurtulmuş, 26 Ağustos 1071&#39;in Türklerin Anadolu&#39;ya giriş kapısı ve bu vatanın Müslümanlaşmasının başlangıcı olduğunu vurguladı.</p><p>Kurtulmuş, 26 Ağustos&#39;ta Büyük Taarruz ile başlayan süreçte, neredeyse 850 yıl sonra burada da bir kapı açıldığına işaret ederek, &quot;Ama bu kapı, düşmana, gavura, kolundan tutup attığımız, Anadolu topraklarından def ettiğimiz, yolu gösterdiğimiz kapının başlangıcıdır, açıldığı yerdir. Dolayısıyla Afyonkarahisar bu anlamda Türkiye&#39;nin aziz tarihinde fevkalade önemli bir yere sahip. Büyük Taarruz ile büyük bir kurtuluş mücadelesinin taçlandırıldığı, büyük bir zaferin kazandırıldığı yolun açılışı, başlangıcıdır.&quot; diye konuştu.</p><p><b>"BU MİLLETİN TARİHİ BİR BÜTÜNDÜR"</b></p><p>Türk tarihindeki zaferlerin en temel özelliklerinden birisinin birlik ve beraberlik içinde hareket edilmesi olduğunu altını çizen Kurtulmuş, şöyle konuştu:</p><p>&quot;Bu milletin tarihini dönemlere ayırarak Selçuklu&#39;yu, Osmanlı&#39;yı ve Cumhuriyetimizi birbirinden ayırarak sanki bunlar her birisi başka milletin varlıklarıymış gibi değerlendiriyor ve hatta üzülerek ifade ediyorum ki zaman zamanda maksadını aşan yorumlarla tarihi birbirine karşı yarıştırıyor hatta çatıştırıyoruz. Selçuklu da bizimdir, Osmanlı da bizimdir, Cumhuriyet de bizimdir. Bunların birbirinden ayrılması mümkün değildir. İspatı da 26 Ağustos&#39;tur. Eğer 26 Ağustos 1071&#39;i 26 Ağustos 1922&#39;den ayırabiliyorsanız, geçmişi bugünden ayırabilirsiniz. Bu mümkün değildir. Bu milletin tarihi bir bütündür ve her sayfası bizim için iftihar edeceğimiz büyük bir tarihtir.&quot;</p><p><b>"CUMHURİYETİN YAKLAŞIK 50 YILI TERÖRLE VE MÜCADELEYLE GEÇTİ"</b></p><p>Kurtulmuş, Cumhuriyetin ilk asrında kolay günler geçirilmediğine, büyük yoksunlukların yaşandığına işaret ederek, &quot;Hep umutla baktık ve Allah&#39;a çok şükür başarıyla bu noktaya kadar geldik. Ancak ilk asrın muhasebesini yaptığımız zaman Cumhuriyetimizin ilk asrının en ağır bilançosu, Türkiye&#39;ye emperyalistler tarafından ödetilmiş olan terör ve terörün getirmiş olduğu yıkım ve maliyettir. Burada da bir kısım temsilcileri olan aziz şehitlerimizin kahramanca mücadelesiyle teröre karşı çok büyük bir başarı elde edilmiş ve Allah&#39;a çok şükür bugüne gelinmiştir. Ancak Cumhuriyetin yaklaşık 50 yılı terörle ve mücadeleyle geçti. 40 binin üzerinde insan öldü. Binlerce şehidimiz oldu.&quot; diye konuştu.</p><p>Çok sayıda şehit cenazesine katıldığını hatırlatan Kurtulmuş, şehit yakınlarından &quot;Sadece vatan sağ olsun.&quot; sözünü dinlediğini ve kimsenin isyan etmediğini aktardı.</p><p>Kurtulmuş, hiç kimsenin Allah&#39;ın takdirinin dışında olana rıza göstermediğini ve sabrettiğini belirterek, şöyle devam etti:</p><p>&quot;Bu 50 yıllık terörle geçen sürenin ağır maliyeti aynı zamanda Türkiye&#39;ye ekonomik olarak da çok büyük ağır bir maliyet yüklemiştir. Üniversite üyesi arkadaşlarımızla 2013 yılında hesaplamaları yapmıştık. O zamanki rakamlarla alternatif maliyetleri ile 1,3 trilyon dolardı. Bugün en mütevazi rakamlarla 2,3 trilyon dolarlık bir maliyete katlandık. Maalesef bu ülkenin insanları birbirinden ayırt edilmeye çalışıldı. Emperyalizmin bir asır evvel oynadığı oyunun ikinci perdesine müsaade etmeyeceğiz. Bu ülkenin ve hatta bu bölgenin etnik ya da mezhebi anlamda bölünmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Bir ve beraber olarak yolumuza devam edeceğiz.&quot;</p><p><b>TÜRKİYE, EMPERYALİSTLERİN OYUNLARINI BOZUYOR</b></p><p>Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyada sınırların cetvellerle çizildiğini vurgulayan Kurtulmuş, "İnsanları sınırlarla böldüler ama gönüllerini bölemediler. Emperyalizmin ikinci oyun planı devreye girdi. Vekil örgütler vasıtasıyla bölgedeki coğrafyayı daha fazla bölüp parçalamak için terör örgütlerine ciddi şekilde destek verdiler. Akıl, &#39;emperyalistler niye bu oyunu oynuyor&#39; demek değildir. Akıl, onlardan daha büyük bir aklı ortaya koymaktır. Şimdi Türkiye, Allah&#39;ın izniyle Cumhuriyet&#39;in ikinci asrında daha büyük bir aklı ortaya koyarak emperyalistlerin oyun planını bozuyor. İnşallah &#39;Terörsüz Türkiye&#39; olarak ortaya koyduğumuz bu hedefi, çok süratli bir şekilde adım adım ve lojistik olarak da gayet iyi kurgulanmış bir şekilde uygulamaya koyduk, devam ediyoruz.&quot; dedi.</p><p>Kurtulmuş, Türkiye&#39;de terör meselesini bitirmek için siyasilerin bazı adımlar attığını, geçmiş dönemde bu yöndeki çalışmaları anlattı.</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın iki yıl önce Ahlat&#39;ta yaptığı konuşmada iç kalenin tahkim edilmesi uyarısıyla yola çıkıldığını hatırlatan Kurtulmuş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli&#39;nin son derece stratejik destekleriyle sürecin belli bir şekilde ilerlediğini anımsattı.</p><p>Kurtulmuş, Meclis&#39;te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu&#39;nun 21 toplantı yaparak şehit yakınları, gaziler, sivil toplum ve iş dünyası gibi toplumun geniş kesimlerini dinlediğini belirtti.</p><p>Hazırlanan raporun 50 milletvekilinden 47&#39;sinin oyuyla kabul edilerek yeni bir dönem için tarihi bir yol haritası oluşturduğuna işaret eden Kurtulmuş, ardından gelinen süreçte de Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun&#39;un 10 Ağustos&#39;ta 467 milletvekilinin rekor desteğiyle yasalaştığını ifade etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/canli-tbmm-baskani-numan--900_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288958</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/yesil-deniz-kaplumbagalari-kumsallardan-akdenize-dogru-yol-aliyor-288958</link>
      <pubDate>2026-08-26T15:19:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yeşil deniz kaplumbağaları, kumsallardan Akdeniz'e doğru yol alıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[ Hatay'ın Samandağ ilçesindeki kumsallarda kuluçka dönemini tamamlayan yeşil deniz kaplumbağası yavruları, Akdeniz'e ulaşabilmek için mücadele veriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yeşil deniz kaplumbağaları, kumsallardan Akdeniz'e doğru yol alıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeşil deniz kaplumbağalarının önemli yuvalama alanlarından Samandağ, Çevlik, Meydan ve Tekebaşı sahillerinde yavru çıkışları sürüyor.</p><p>Kumun altındaki yuvalarında kuluçka dönemini tamamlayan yavrular, gün doğumuyla yumurtadan çıkıp ilk adımlarını atıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42308424.jpg"/><p>Yeşil deniz kaplumbağası yavruları, Akdeniz&#39;in mavi sularıyla buluşabilmek için kumsalda zorlu mücadeleler veriyor.</p><p>İlçenin 14 kilometrelik sahil şeridinde çalışma yapan Hatay Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ekipleri, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi akademisyenleri ile Samandağ Çevre Koruma ve Turizm Derneği gönüllüleri, yuvalama alanlarını dış etkenlerden koruyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42308425.jpg"/><p>Büyükşehir Belediyesi, sahil güvenlik, jandarma ve polis ekipleri de yavruların denize rahat ulaşması için kumsalların temiz tutulmasını sağlıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42308426.jpg"/><p><b>- YAPAY IŞIK, ÇEVRESEL ATIK VE SAHİPSİZ KÖPEKLERE KARŞI TEDBİR ALINDI</b></p><p>Hatay Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürü Nuri Akın, AA muhabirine, kaplumbağaların yuvalama ve yumurtadan çıkış süreçlerini titizlikle takip ettiklerini söyledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42308427.jpg"/><p>Kaplumbağaların denize kavuşmasını engelleyebilecek yapay ışık, çevresel atık ve sahipsiz köpeklere karşı ilgili kurumlarca tedbir alındığını dile getiren Akın, &quot;Yuvalar korunmakta, sahaya giriş ve çıkışlar kontrol edilmektedir. Bu bölgeye zarar verilmemesi, doğal yapısının bozulmaması birinci önceliğimizdir. Burada 1500 ila 2 bin civarında yuva yapılıyor. Ortalama 120-130 bin yumurta tespit ediliyor. Çalışmalar devam ediyor.&quot; dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42308428.jpg"/><p>Akın, Müdürlüğe bağlı Deniz ve Kıyı Biyoçeşitliliği Şefliği kurulması için çalışmaların sürdüğünü belirterek, &quot;Bu birim kurulduğunda burada bir ekibimizin sürekli bulunması sağlanacak. Burası sadece deniz kaplumbağaları yuvalama kumsalı değil, aynı zamanda Mileyha Sulak Alanı da bu bölgede bulunuyor.&quot; diye konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42308432.jpg"/><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42308433.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/yesil-deniz-kaplumbagalar-586_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288957</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/haftasonu-yagis-bekleniyor-istanbullular-cuma-ve-cumartesi-usuyebilir-288957</link>
      <pubDate>2026-08-26T15:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Haftasonu yağış bekleniyor! İstanbullular cuma ve cumartesi üşüyebilir]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul'da hafta ortasına kadar etkisini sürdürecek sıcaklıkların, cuma gününden itibaren kuzeyden gelecek serin havayla hissedilir derecede azalması ve yerini yağışlı havaya bırakması bekleniyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Haftasonu yağış bekleniyor! İstanbullular cuma ve cumartesi üşüyebilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hafta boyunca yaz sıcaklarının etkisini hissettireceği İstanbul&#39;da, cuma günüyle birlikte hava koşullarında kısa süreli ancak belirgin bir değişim yaşanması öngörülüyor.</p><p>Sıcaklık düşüşüne yağışın ve kuvvetli rüzgarın da eşlik etmesi beklenirken, bu değişimin mevsimsel açıdan olağan bir hava geçişi olduğu kaydediliyor.<br></p><p>Meteoroloji Genel Müdürlüğünün tahminlerine göre, İstanbul&#39;da bu hafta 32 dereceye kadar çıkan sıcaklıkların, perşembe günü de benzer değerlerde seyretmesi bekleniyor. Cuma günü ise sıcaklıkların kentin genelinde belirgin şekilde düşeceği ve sağanak ile gök gürültülü sağanağın etkili olacağı tahmin ediliyor.<br></p><p>Uzmanlar, İstanbul&#39;da cumadan itibaren etkisini göstereceği öngörülen serin hava ve yağışlı sisteme ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulundu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/balksz1-26082026331cd963.jpg"/><p><b>- "PERŞEMBEDEN İTİBAREN KUZEYDEN GELEN SERİN HAVA KUZEY BÖLGELERİ RAHATLATACAK"</b></p><p>Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Meteoroloji Laboratuvarı&#39;nda görevli meteoroloji mühendisi Adil Tek, hava sıcaklığındaki değişimin olağan olduğunu söyledi.</p><p>Kuzey Afrika kökenli bir akış ve yüksek basıncın var olduğunu, bunun da sıcaklıkları bu hafta artırdığını belirten Tek, &quot;Hafta sonundan itibaren devam eden Kuzey Afrikalı akışlar, bugünden itibaren tam Kuzey Afrika kökenli olmamakla birlikte Akdeniz üzerinden bir paralel akışa, normal enlemsel değerlerle bir akışa dönüştü. Özellikle perşembeden itibaren kuzeyden gelen nispeten serin hava, kuzey bölgeleri rahatlatacak.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Cumadan itibaren kuzeyden gelen akışın görülmeye başlanacağını anlatan Tek, şunları kaydetti:</p><blockquote>"Bu akışın beraberinde yağışlar var. İstanbul genelinde cuma günü bir yağış beklentisi var. Anadolu Yakası daha fazla yağış alabilir ama neredeyse tüm ilçeler yağış alıyor. Kuzeyli bir akış geldiği için kuzey ilçelerde risk biraz daha yüksek. Bununla birlikte Beylikdüzü, Bakırköy gibi ilçeler de yağış alan yerler arasında. Perşembe günü 31-32 derecelerde olan sıcaklıklar, cuma günü bir anda 21 derecelere kadar düşüyor. Beraberinde kuvvetli rüzgarlar var. 'Bu ne sıcaktı, bu ne soğuk?' diyeceğiz."</blockquote><p>Tek, yağışların, cuma sabahı zayıf şekilde başlayıp öğleden sonra biraz daha kuvvetleneceğini belirterek, &quot;Cumartesi öğlen saatlerinden akşama kadar aralıklarla devam eden yağış geçişleri göreceğiz. Pazar gününden itibaren o yağış etkisini kaybetmiş olacak. 23-24 derecelere düşen sıcaklıklar da tekrar 28-29 derecelere çıkmaya başlıyor. Önümüzdeki hafta da çok sıcak olmamakla birlikte yine o yaz günleri devam edecek. Özellikle cuma günü öğleden sonra, cumartesi sabahı, gece İstanbullular birazcık üşüdüklerini hissedecek. Geçişlerden dolayı sıcaklıklar 18 derecelere kadar İstanbul&#39;da inebilir.&quot; dedi.</p><p>İç Anadolu, Karadeniz ve Akdeniz&#39;in iç kesimlerinde de cumartesi günü kuvvetli yağışların görülebileceğini dile getiren Tek, &quot;Cumartesi günü özellikle İstanbul ile birlikte Marmara&#39;nın doğusu ve güney kesimleri yağışlı havanın etkisinde kalıyor. Cumartesi akşam saatlerinden itibaren doğuya kayarak biraz daha etkisini batı bölgelerinde kaybediyor.&quot; bilgisini verdi.<br></p><p>Eylül sıcaklıklarının biraz daha mevsim normallerinin üzerinde seyredeceğinin, yazın biraz daha uzun süreceğinin tahmin edildiğini belirten Tek, kış aylarında yağışların bol olacağını, sıcaklıkların yine ortalamaların üzerinde seyredeceğini söyledi.</p><p><b>- "CUMA GÜNÜ MARMARA BÖLGESİ'NİN TAMAMI KUVVETLİ POYRAZ ALACAK"</b></p><p>İstanbul Aydın Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi ve meteoroloji mühendisi Güven Özdemir de serin havanın etkisini özellikle cuma ve cumartesi günü göstereceğini, serinlemeyle yağışların da geleceğini ifade etti.<br></p><p>Özdemir, &quot;Sıcaklıkların düşmesiyle gece sıcaklığı 22 derecelerde, gündüz de 27-29 derece arasında görülecek. Rüzgarın olmadığı bölgelerde nemin de artmasıyla hissedilen sıcaklıklar, bunların 3-4 derece üzerine çıkacak. Çok güçlü bir soğuk hava dalgası değil, sadece kenti serinletecek.&quot; diye konuştu.<br></p><p>Yağışların yerel olacağını, tüm ülkeyi ilgilendirmediğini ve zor duruma sokmayacağını anlatan Özdemir, &quot;Cuma günü Marmara Bölgesi&#39;nin tamamı kuvvetli poyraz alacak. Trakya&#39;dan başlamak üzere tüm Karadeniz, İç Anadolu, Akdeniz&#39;in doğusu, Doğu Anadolu Bölgesi de yağış alacak.&quot; dedi.<br></p><p>Poyraza dikkat edilmesi gerektiğini belirten Özdemir, rüzgarın 40-60 kilometre hızla eseceğini kaydetti.</p><p>Meteoroloji mühendisi Sinan Şahinoğlu ise Kırım üzerinden Karadeniz&#39;e doğru yaklaşacak kopuk alçak basınç sisteminin Türkiye&#39;nin kuzey kesimlerinde etkili olmasının beklendiğini bildirdi.</p><p>Marmara Bölgesi&#39;nde, İstanbul&#39;da perşembe gününden itibaren kuzeyden yaklaşan sistemin etkilerinin hissedilmeye başlanacağını belirten Şahinoğlu, şu ifadeleri kullandı:<br></p><blockquote>"Cuma günü Marmara genelinde sıcaklıkların belirgin şekilde düşmesi, gündüz en yüksek değerlerin 27-29 derece, gece sıcaklıklarının ise 20-21 derece bandına gerilemesi bekleniyor. Kuzey ve kuzeydoğudan esecek kuvvetli, yer yer fırtınamsı poyraz ile birlikte Karadeniz üzerinden taşınan nemli havanın üst seviyelerdeki soğuk havayla etkileşime girmesi sonucu yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak geçişleri görülebilir."<br></blockquote>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/haftasonu-yagis-bekleniyo-508_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288956</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/trabzonspor-macaristanda-tur-pesinde-288956</link>
      <pubDate>2026-08-26T15:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trabzonspor, Macaristan'da tur peşinde]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Trabzonspor, UEFA Avrupa Ligi play-off turunda 1-0 mağlup olduğu ilk maçın rövanşında yarın Macaristan'ın Ferencvaros takımı ile karşı karşıya gelecek.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trabzonspor, Macaristan'da tur peşinde]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Groupama Stadı'nda oynanacak karşılaşma, TSİ 21.30'da başlayacak.</p><p>Müsabakayı Slovenya Futbol Federasyonundan Rade Obrenovic yönetecek. Obrenovic'in yardımcılıklarını aynı ülkeden Jure Praprotnik ve Grega Kordez üstlenecek.</p><p>İlk karşılaşmada rakibine 1-0 mağlup olarak tur şansını zora sokan bordo-mavililer, müsabakayı 2 farkla kazanarak UEFA Avrupa Ligi'nde lig aşamasına katılmayı hedefliyor.</p><p><b>EKSİK OYUNCULAR</b></p><p>Trabzonspor'da tedavileri devam eden Folcarelli, Okay Yokuşlu ve Batagov ile cezalı Nwaiwu, Ferencvaros karşısında forma giyemeyecek.</p><p>UEFA listesinde yer almayan Fabinho, Draguş, Mendy, Lundstram, Cihan Çanak ve Göktan Gürpüz de kadroda bulunmayacak.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/trabzonsporgenel-2608202620b79bbe.jpg"/><p>UEFA'nın verdiği ceza nedeniyle Budapaşte'de bordo-mavili taraftarlar tribünde yer alamayacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/trabzonspor-macaristanda--423_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288955</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/avengers-endgame-geri-donuyor-yeni-goruntuler-doomsdaye-baglanacak-288955</link>
      <pubDate>2026-08-26T15:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Avengers: Endgame geri dönüyor! Yeni görüntüler Doomsday'e bağlanacak]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Marvel, Avengers: Endgame – Encore'un resmi fragmanını yayınladı ve filmin 25 Eylül'de ek sahnelerle yeniden vizyona gireceğini duyurdu. Marvel hayranları, yeni materyallerle zenginleştirilen bu özel gösterimi heyecanla bekliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Avengers: Endgame geri dönüyor! Yeni görüntüler Doomsday'e bağlanacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Marvel Stüdyoları, Avengers: Endgame &#8211; Encore'un resmi fragmanını kamuoyuyla paylaştı ve filmin 25 Eylül'de sinemalarda yeniden gösterileceğini açıkladı. 2019'da vizyona giren ve tüm dünyada yaklaşık 2,8 milyar dolar gişe hasılatı elde ederek rekor kıran Avengers: Endgame, bu kez ek sahnelerle izleyicilerin karşısına çıkacak. Encore versiyonu, özellikle "Avengers: Doomsday" ile bağlantılı yeni görüntülerle Marvel sinematik evrenine önemli bir köprü oluşturacak. Marvel'ın duyurusuna göre, filmin büyük bölümü orijinal haliyle korunacak olsa da, eklenen sahnelerle izleyicilere yeni bir deneyim sunulacak.</p><h3>Joe Russo: 'Encore, Marvel evreninde yeni bir dönem başlatacak'</h3><p>Filmin yönetmenlerinden Joe Russo, Encore'un Marvel evreninin geleceğine dair yeni ipuçları barındırdığını vurguladı. Russo, eklenen materyallerin iki film arasında önemli bir bağ kurduğunu ve Marvel'ın bir sonraki büyük bölümü için zemin hazırladığını belirtti. Özellikle "Avengers: Doomsday" ile bağlantılı sahneler, hayranların merakını artırıyor. Russo'nun açıklamaları, Marvel'ın sinematik evreninde heyecanın artmasına neden oldu.</p><h3>Avengers: Doomsday için geri sayım başladı</h3><p>Marvel'ın bu hamlesi, 18 Aralık'ta vizyona girecek olan "Avengers: Doomsday" öncesinde beklentileri daha da yükseltti. Encore'un getirdiği ek sahneler, yeni film öncesi izleyicilere önemli ipuçları verecek. Marvel hayranları, hem Endgame'in yeniden gösterimine hem de Doomsday'in çıkışına büyük ilgi gösteriyor. Sinema dünyasında Marvel rüzgarı yeniden esmeye hazırlanıyor.</p><p>Marvel'ın Avengers: Endgame &#8211; Encore kararı, hem sinema sektöründe hem de hayranlar arasında büyük heyecan yarattı. Yeni sahneler ve bağlantılarla güçlenen film, Marvel evreninin geleceği için kritik bir adım olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/avengers-endgame-geri-don-720_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288954</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/street-fighter-hayranlarini-heyecanlandiran-goruntu-ryu-ve-kenin-yeni-filmdeki-hali-ortaya-cikti-288954</link>
      <pubDate>2026-08-26T15:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Street Fighter hayranlarını heyecanlandıran görüntü! Ryu ve Ken'in yeni filmdeki hali ortaya çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Street Fighter serisinin efsanevi karakterleri Ryu ve Ken, Andrew Koji ve Noah Centineo'nun başrollerinde yer aldığı yeni filmle izleyici karşısına çıkıyor. Film, 16 Ekim'de sinemaseverlerle buluşacak ve 1993'te geçen hikayesiyle dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Street Fighter hayranlarını heyecanlandıran görüntü! Ryu ve Ken'in yeni filmdeki hali ortaya çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Street Fighter serisinin unutulmaz karakterleri Ryu ve Ken, yeni filmiyle yeniden gündeme geldi. Andrew Koji ve Noah Centineo'nun başrolleri paylaştığı yapımda, iki dövüşçüye ait ilk görseller izleyicilerle buluştu. Film, 1993 yılında geçen hikayesiyle nostalji rüzgarı estirirken, Ryu ve Ken'in Dünya Savaşçıları Turnuvası'na katılma süreçlerini ele alıyor. Street Fighter filmi, 16 Ekim'de gösterime girecek.</p><h3>Andrew Koji ve Noah Centineo'dan yoğun hazırlık</h3><p>Andrew Koji, çocukluğunda oyunlarda genellikle Ryu'yu seçtiğini ve karakterle bağ kurduğunu ifade etti. Koji, rolüne hazırlanırken Shotokan karate, judo, jujitsu ve kickboks gibi dövüş disiplinlerinde eğitim aldı. Noah Centineo da rolüne hazırlanmak için Koji ve Callina Liang ile birlikte haftanın altı günü, bir buçuk ay boyunca yoğun antrenmanlar yaptı. Oyuncular, karakterlerinin dövüş stillerini ve kişiliklerini en iyi şekilde yansıtmayı hedefledi.</p><h3>Street Fighter filmiyle nostalji ve heyecan bir arada</h3><p>Yeni Street Fighter filmi, sadece dövüş sahneleriyle değil, aynı zamanda 1993'te geçen atmosferiyle de dikkat çekiyor. Ryu ve Ken'in, Chun-Li'nin davetiyle Dünya Savaşçıları Turnuvası'na katılmaları, serinin hayranlarında büyük bir heyecan yarattı. 16 Ekim'de vizyona girecek film, Street Fighter tutkunlarını bir kez daha sinema salonlarına çekmeye hazırlanıyor. Efsanevi karakterlerin geri dönüşü, nostalji ve aksiyonu bir arada sunacak.</p><p>Street Fighter filmi, hem eski hayranlarını hem de yeni nesil izleyicileri etkileyici hikayesi ve güçlü oyuncu kadrosuyla buluşturacak. Ryu ve Ken'in beyaz perdedeki yeni macerası, dövüş filmleri tutkunlarının ilgisini çekmeye aday görünüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/street-fighter-hayranlari-371_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288953</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/genclerbirligi-teknik-direktoru-diyadin-rehavete-kapilmadan-yolumuza-devam-edecegiz-288953</link>
      <pubDate>2026-08-26T15:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gençlerbirliği Teknik Direktörü Diyadin: Rehavete kapılmadan yolumuza devam edeceğiz]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Trendyol Süper Lig'in 3. haftasına lider başlayacak Gençlerbirliği'nin teknik direktörü Metin Diyadin, 28 Ağustos Cuma günü Erzurumspor FK ile oynayacakları maç başta olmak üzere yollarına rehavete kapılmadan devam etmek istediklerini söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gençlerbirliği Teknik Direktörü Diyadin: Rehavete kapılmadan yolumuza devam edeceğiz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erzurumspor FK&#39;yi konuk edecekleri karşılaşmanın hazırlıklarını sürdüren başkent ekibinde teknik direktör Metin Diyadin ve takım kaptanı Dimitrios Goutas, Beştepe İlhan Cavcav Tesisleri&#39;nde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42310658.jpg"/><p>Süper Lig&#39;de 2012-2013 sezonunun ilk haftasından sonra ilk kez bir haftayı lider kapatan Gençlerbirliği&#39;nin rehavete kapılmaması gerektiğini vurgulayan Diyadin, &quot;Bu zorlu periyottan 6 puanla çıkmak tabii hepimizin beklediği bir şey değildi. Zaten bir anda Gençlerbirliği&#39;nin gündem olması da bu yüzden. Bunlar güzel şeyler olmakla birlikte bizim bu havaya takılmamamız gerekiyor. Neyin ne olduğunu, takımları, kendimizi, her şeyi biliyoruz. Bizim için hiçbir maç, kimle oynarsak oynayalım kolay değildir. Artı 6 puanla başladık gibi lige. Daha üç hafta önce başka şeyler konuşurken aldığımız 6 puan, bizi farklı bir beklentiye, atmosfere ya da havaya sokamaz, sokmamalı. Onun için iki gün sonraki Erzurumspor FK maçı bizim için en kıymetli, en önemli maç.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Sakatlığı bulunan oyuncuların son durumu ve Erzurumspor FK&#39;ye karşı oynayıp oynayamayacakları sorulan Diyadin, &quot;Rodrigues döndü, bugün işte kontrol yapacak. Talisson zaten takımla çıkıyor. Niasse&#39;ta bir sıkıntı oldu maçtan sonra. Başka da bir sakatımız yok. Niasse zaten olmaz. Kevin da işte biliyorsunuz iki hafta oldu, yeni döndü. Bir bakalım, iki gün belki geniş kadroda olabilir. Talisson da takımla çıkıyor, o da geçen hafta da kadrodaydı. Maç eksiği tabii doğal olarak var. 10 gündür takımla birlikte. İhtiyacımız olduğunda da kullanırız zaten.&quot; yanıtını verdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42310657.jpg"/><p>Diyadin, Göztepe galibiyetinin ardından &quot;Tam bir teknik adamın kovulma fikstürüydü.&quot; diyerek fikstürlerinin zorluğuna değinmesinin hatırlatılması üzerine, &quot;Fikstür çekildiğinde zorluğu siz de dediniz, başkaları da ben de dedim. Bu bir esprili cevap ama mesleğimizin de bir realitesi. Ha bu bende baskı oluşturur mu? Oluşturmaz.&quot; yorumunu yaptı.</p><p><b>- DİABATE'NİN NEWCASTLE UNİTED'A TRANSFERİ SONUÇLANDI</b></p><p>Transfer gündemine ilişkin &quot;Bir tane kontenjan, bir tane de bir forvet alma durumumuz var. Görüşmeler oluyor tabii de netleşmiş bir şey yok.&quot; diye konuşan Diyadin, 18 yaşındaki orta saha oyuncusu Ousmane Diabate&#39;nin Newcastle United&#39;a transfer süreciyle ilgili de &quot;Bitti zaten. Bizde kiralık olarak oynayacak bundan sonra. O transfer bitti.&quot; dedi.</p><p>58 yaşındaki teknik adam, ilk iki maçta yaptığı kurtarışlarla dikkatleri üzerine çeken kaleci İrfan Can Eğribayat&#39;ın performansının &quot;hem kendisi hem de kulüp adına sevindirici&quot; olduğunu belirterek, &quot;Bu çocuklar bazen dönemsel iniş çıkışlar yaşayabiliyor. Yetenek olarak bilinen bir kaleci zaten. Biz de transfer ettik. Kendi adına da önemli bir çıkış, bizim için de. İnşallah sürdürecek zaten.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Diyadin, seyircileri önünde çıkacakları Erzurumspor FK karşılaşmasında, ilk iki maçlarından farklı olarak daha hücuma dönük bir oyun sergilemeleri gerektiğini söyleyerek şunları kaydetti:</p><p>&quot;Tabii ki ilk iki maçta yüzde 70-80 tek yönlü oynadık. Şimdi diğer yönünü de oynamamız gereken maçlardan biri. Ama ligin ilk haftalarında muhakkak oynamaya çalışacağız. İki yönlü oynamak biraz daha zordur.&quot;</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42310652.jpg"/><p><b>- GOUTAS: "ÖNÜMÜZDE ZORLU BİR MAÇ VAR VE KAZANMAK İSTİYORUZ"</b></p><p>Yunan stoper Goutas ise geride kalan iki hafta ve Erzurumspor FK maçı hakkında, &quot;Lige böyle bir başlangıç yapmamız tabii çok sevindirici. Ama önümüzde daha birçok maç var. Kendimizi hiçbir şeyi başarmış olarak görmüyoruz. Bundan sonraki maçımız Erzurumspor FK maçı. Tabii son oynadığımız Göztepe maçından tamamen farklı bir maç oynayacağız. Biz de ona göre bir oyun taktiği belirleyeceğiz. Önümüzde zorlu bir maç var ve kazanmak istiyoruz.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Goutas, 14 yıl sonra ilk kez Süper Lig&#39;de haftaya lider olarak başlamalarının üzerlerinde baskı oluşturup oluşturmayacağı sorusuna, &quot;Bunu olumlu görüyorum. Çünkü takım olarak bu sezon başı kamplarında gerçekten çok iyi ve çok sıkı çalıştık. Bunun meyvesini aldığımızı söyleyebilirim. Fakat biraz önce de söyledim; daha ligin çok başındayız. Konuşmak için daha erken. Bu kendimize güven açısından gerçekten olumlu yansıyor ama daha önümüzde birçok maç var.&quot; cevabını verdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42310654.jpg"/><p><b>- ANTRENMAN</b></p><p>Gençlerbirliği, Erzurumspor FK ile oynayacağı karşılaşmanın hazırlıklarını tesislerinde yaptığı antrenmanla sürdürdü.</p><p>Teknik direktör Diyadin yönetimindeki idman, ısınmaya yönelik koordinasyon çalışmasıyla başladı. Devamında minyatür kalelerden kurulu dar alanda oyun oynayan kırmızı-siyahlı futbolcular, sprint çalışması ve taktiksel varyasyonlarla antrenmanı tamamladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/genclerbirligi-teknik-dir-976_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288952</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kediniz-yataginiza-neden-idrarini-yapiyor-asil-neden-sasirtabilir-288952</link>
      <pubDate>2026-08-26T15:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kediniz yatağınıza neden idrarını yapıyor? Asıl neden şaşırtabilir]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Kedilerde yatak idrarı problemi, birçok evcil hayvan sahibinin karşılaştığı ve çoğu zaman yanlış anlaşılan bir durum olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, bu davranışın intikam değil, ciddi bir yardım çağrısı olduğuna dikkat çekiyor ve nedenlerinin mutlaka araştırılması gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kediniz yatağınıza neden idrarını yapıyor? Asıl neden şaşırtabilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kedilerin yatağa idrarını yapması, birçok evcil hayvan sahibini endişelendiren ve çoğunlukla yanlış yorumlanan bir sorun olarak dikkat çekiyor. Pek çok kişi bu davranışı intikam ya da kızgınlık olarak değerlendirse de, veterinerler kedilerde yatak idrarı probleminin aslında ciddi bir sağlık ya da çevresel sıkıntının habercisi olabileceğine işaret ediyor. Özellikle son dönemde artan şikayetler, bu davranışın altında yatan nedenlerin doğru şekilde anlaşılması gerektiğini gösteriyor.</p><h3>Veterinerler: 'Kedilerde yatak idrarı problemi sağlık sinyali olabilir'</h3><p>Kedilerde yatak idrarı problemi çoğu zaman tıbbi bir sorunun ilk belirtisi olarak görülüyor. İdrar yolu enfeksiyonları, böbrek taşları veya böbrek hastalıkları, kedilerde idrara çıkmayı acı verici ve zorlayıcı hale getirebiliyor. Bu durumda kedi, tuvalet kutusunu kullanmaktan kaçınarak daha yumuşak ve güvenli hissettiği yatağı tercih edebiliyor. Uzmanlar, kedilerde yatak idrarı problemi ile karşılaşan sahiplerin vakit kaybetmeden veteriner kontrolüne başvurmalarını öneriyor. Erken teşhis edilen sağlık sorunları, hem kedinin yaşam kalitesini yükseltiyor hem de problemin ilerlemesini önlüyor. Ayrıca, kedilerde yatak idrarı problemi yalnızca fiziksel rahatsızlıklarla sınırlı kalmıyor; yaşanan çevresel değişiklikler de bu davranışı tetikleyebiliyor.</p><h3>Stres, tuvalet kutusu ve bölge çatışmaları: Kedilerde yatak idrarı probleminin diğer nedenleri</h3><p>Kedilerde yatak idrarı problemi yalnızca sağlık sorunlarından kaynaklanmıyor. Tuvalet kutusunun yeterince temiz olmaması, uygun kum kullanılmaması veya kutunun yanlış bir yerde bulunması da kedilerin bu alışkanlığı geliştirmesine neden olabiliyor. Kediler, tuvalet alışkanlıklarında son derece hassas hayvanlar olarak biliniyor ve küçük değişiklikler bile onları rahatsız edebiliyor. Bunun yanı sıra, evde yeni bir bireyin ya da başka bir hayvanın varlığı, mobilyaların yerinin değişmesi gibi faktörler de kedilerde stres yaratıyor. Stresle baş edemeyen kediler, yatak gibi alışılmadık yerlere idrar yaparak tepkilerini ortaya koyabiliyor. Özellikle birden fazla kedinin yaşadığı evlerde bölge çatışmaları ve koku mücadeleleri de bu davranışın ortaya çıkmasında etkili oluyor. Kedilerde yatak idrarı problemi ile karşılaşıldığında, sahiplerin öncelikle ortamı gözden geçirmesi ve stres faktörlerini azaltması öneriliyor.</p><p>Kedilerde yatak idrarı problemi ile mücadelede, hayvanı azarlamak yerine altta yatan nedenleri araştırmak büyük önem taşıyor. Veteriner kontrolü, tuvalet kutusunun düzenli temizliği ve uygun kum seçimi, enzim bazlı temizlik ürünlerinin kullanımı ile birlikte evdeki değişikliklerin minimumda tutulması, bu sorunun çözümünde etkili adımlar olarak öne çıkıyor. Kedilerde yatak idrarı problemi devam ederse, mutlaka bir uzmandan destek alınması tavsiye ediliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/kediniz-yataginiza-neden--306_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288951</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/1-kasimda-basliyor-resepsiyon-havuz-ve-odalarda-zorunlu-degisiklikler-288951</link>
      <pubDate>2026-08-26T15:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[1 Kasım'da başlıyor! Resepsiyon, havuz ve odalarda zorunlu değişiklikler!]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Resmi Gazete'de yayımlanan yeni yönetmelikle otel ve plaj işletmelerinin kuralları sil baştan değişti. 25 oda ve üzeri tesislerde resepsiyon, havuzlarda cankurtaran ve odalarda yeni asgari standartların zorunlu hale geldiği düzenlemeler 1 Kasım itibarıyla yürürlüğe giriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[1 Kasım'da başlıyor! Resepsiyon, havuz ve odalarda zorunlu değişiklikler!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kapasitesi 25 oda ve üzeri olan tesislerin girişinde resepsiyon bulunması zorunlu hale getirildi.</p><p>Düzenlemeyle, basit konaklama turizm işletme belgeleri, ölüme bağlı tasarruf veya miras yoluyla intikal haricindeki nedenlerle devredilemeyecek.</p><p>Belgenin bu hükme aykırı şekilde devredildiğinin tespiti halinde valilikçe işlem yapılacak.</p><p><b>BASİT KONAKLAMA TESİSLERİ İÇİN ASGARİ NİTELİKLER BELİRLENDİ</b></p><p>Yönetmeliğe eklenen yeni maddeyle basit konaklama tesislerinde aranacak asgari nitelikler de düzenlendi.</p><p>Buna göre, kapasitesi 25 oda ve üzeri olan tesislerin girişinde resepsiyon bulunması zorunlu olacak. Tesiste yiyecek ve içecek servisi yapılması halinde malzemelerin, saklama ve servis sırasında bozulmalarını önleyecek şekilde uygun ısıda muhafaza edilmesi gerekecek.</p><p>Tesislerde ilk yardım malzemeleri bulundurulacak ve ilk yardım sertifikası bulunan personel istihdam edilecek. Ayrıca tesislerin temizlik ve bakımlarının düzenli olarak yapılması ve haşerelerle düzenli mücadele yürütülmesi zorunlu olacak.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/istanbulgalatakulesi-2608202655bdc630.jpg"/><p><b>YÜZME HAVUZLARINA YÖNELİK ŞARTLAR</b></p><p>Düzenlemeyle yüzme havuzu bulunan basit konaklama tesislerinde de çeşitli standartlar getirildi.</p><p>Buna göre, havuzların zemin ve duvarlarının uygun ve nitelikli malzemeyle kaplı olması, çevresinde taşma oluğu veya aynı işlevi gören benzer sistemin bulunması ve suyun sürekli temizliğini sağlayacak filtrasyon ve dezenfeksiyon sisteminin kurulması gerekecek.</p><p>Havuz ve güneşlenme alanlarında kaymayı önleyici zemin kaplaması bulunacak. Havuzlarda emniyet basamakları ile derinliğin değiştiği her kademede ölçülerin gösterilmesi şartı aranacak.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/3-2608202673af3bed.jpg"/><p>Çocuklar için en fazla 50 santimetre derinliğinde ayrı bir havuz bulunması gerekecek. Havuz kullanım kurallarının Türkçe ve en az iki yabancı dilde belirtildiği levhanın bulunması, soyunma kabini ve duşun yer alması da zorunlu olacak.</p><p>Tesislerde havuz sayısı ve büyüklükleri dikkate alınarak en az iki sertifikalı cankurtaran bulundurulacak.</p><p>Sadece 12 yaş ve üzeri müşterileri kabul eden konaklama tesislerinde, bu pazarlama ve işletme politikasının müşterilere önceden bildirilmesi şartıyla çocuk havuzu aranmayacak. Ancak tesisin bu politikasını değiştirmesi halinde, yeni uygulamaya geçmeden önce çocuk havuzu yapılması gerekecek.</p><p><b>EĞLENCE HAVUZLARINA DA DÜZENLEME YAPILDI</b></p><p>Tesislerde kaydırak, şelale, dalga havuzu ve benzeri eğlence amaçlı su aktivitelerinin gerçekleştirildiği havuzların bulunması halinde de çeşitli güvenlik şartları uygulanacak.</p><p>Eğlence havuzlarının faal olduğu zamanlarda düzen ve emniyeti sağlamakla görevli personel bulundurulacak.</p><p>Havuz çevresinde kaymayı önleyici zemin kaplaması bulunacak, suyun sürekli temizliğini sağlayan sistem kurulacak ve havuz kullanım kuralları Türkçe ile en az iki yabancı dilde levhayla belirtilecek.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/otelodasiaa1915490-2608202685f13d38.jpg"/><p><b>ODALARDA BULUNMASI GEREKENLER BELİRLENDİ</b></p><p>Yönetmelikle basit konaklama tesislerinin yatak odalarında bulunması gereken asgari donanımlar da belirlendi.</p><p>Buna göre, odalarda standartlara uygun yatak, kişi başı bir yastık, yastık kılıfı, el ve banyo havlusu, çarşaf, iklim koşullarına göre pike veya yorgan, yatak başucu sehpası veya benzeri düzenleme, genel aydınlatma, doğal havalandırma, priz, çöp kutusu, elbise dolabı veya benzeri düzenleme ile perde veya benzeri düzenleme bulunacak.</p><p>Oda kapılarında elektronik kilit bulunmaması halinde ilave kilit sistemi yapılacak.</p><p>Banyolarda ise suyun yayılımını engelleyici eşik veya benzeri düzenleme, duş kabini veya duş perdesi, vitrifiye, armatür, batarya, duş donanımı, ayna, çöp kutusu ve sabun bulundurulması gerekecek.</p><p>Yönetmelikle ayrıca plaj işletmeleri ve basit konaklama tesislerinin belirlenen nitelikleri sağlamasının zorunlu olduğu hükme bağlandı. Bu belgelere sahip tesislerin denetimlerinde Bakanlık kontrolörlerinin de görev alması düzenlendi.</p><p>Yeni asgari niteliklere ilişkin hükümler 1 Kasım'da yürürlüğe girecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/1-kasimda-basliyor-reseps-488_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288950</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/sok-diyetlerle-verilen-kilolar-neden-hizla-geri-geliyor-288950</link>
      <pubDate>2026-08-26T15:03:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Şok diyetlerle verilen kilolar neden hızla geri geliyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Hızlı kilo verme yöntemleri, özellikle kısa sürede 10 kilo gibi büyük kayıplar vadeden diyetler, sağlık açısından ciddi riskler barındırıyor. Endokrinolog Anna Marçenko, bu tür diyetlerin uzun vadede vücuda zarar verdiğini ve birçok sağlık sorununu tetiklediğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Şok diyetlerle verilen kilolar neden hızla geri geliyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hızlı kilo verme amacıyla uygulanan sıkı diyetler, kısa sürede fazla kilo kaybı sağlasa da, sağlık üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratabiliyor. Endokrinolog Anna Marçenko, özellikle birkaç hafta içinde 10 kiloya kadar kilo vermeyi hedefleyen katı diyetlerin, vücudu hem fiziksel hem de psikolojik açıdan zorladığını belirtti. Marçenko, bu tür diyetlerin genellikle ani kalori kısıtlaması ve vücuttan sıvı kaybı yoluyla hızlı sonuç verdiğini, ancak eski beslenme düzenine dönüldüğünde verilen kiloların hızla geri alındığını ifade etti.</p><h3>Endokrinolog Marçenko: 'Kısa sürede kaybedilen kilo kalıcı sağlık sorunlarına yol açıyor'</h3><p>Uzman doktor, hızlı kilo verme peşinde olanların çoğunlukla yeme bozukluklarıyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Marçenko, katı kısıtlamaların sürdürülebilir olmadığını ve çoğu kişinin bu süreçte psikolojik olarak zorlandığını anlattı. Ayrıca, bazı diyetlerin belirli gıda gruplarını tamamen dışlamasının, özellikle ketojenik diyet gibi karbonhidratsız beslenme biçimlerinin, kilo kaybı sağlasa da uzun vadede kalp-damar hastalıkları riskini artırdığını vurguladı. Bu tür beslenme şekilleri, safra ve böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlayabiliyor ve kan kolesterol düzeyini yükseltebiliyor.</p><h3>Kilo verme sürecinde sağduyulu yaklaşım çağrısı</h3><p>Marçenko, kilo verme sürecinde sağlığın ön planda tutulması gerektiğini belirterek, dengeli ve sürdürülebilir beslenme programlarının tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Hızlı kilo kaybı vadeden popüler diyetlerin cazibesine kapılmadan, uzman kontrolünde ve vücudun ihtiyaçlarına uygun bir yol izlenmesinin önemine dikkat çekti. Ani kilo kaybı yerine, yavaş ve istikrarlı bir şekilde kilo vermenin, hem fiziksel hem de ruhsal sağlığı koruyacağını vurguladı. Uzmanlar, kilo verme sürecinde doktor ve beslenme uzmanlarından destek alınmasının, uzun vadeli başarı ve kalıcı sağlık için en doğru yöntem olduğunu ifade ediyor.</p><p>Sonuç olarak, hızlı kilo verme çabalarının kısa süreli fayda sağlasa da, ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği unutulmamalı. Bilinçli ve dengeli bir yaklaşım, hem sağlıklı kilo kaybı hem de genel yaşam kalitesi için kritik önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/sok-diyetlerle-verilen-ki-479_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288949</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/fenerbahce-almanyadan-jean-mateo-bahoyayi-transfer-etmeye-hazirlaniyor-288949</link>
      <pubDate>2026-08-26T15:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Fenerbahçe, Almanya'dan Jean-Matéo Bahoyayı transfer etmeye hazırlanıyor!]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Kadrosunu güçlendirmeye devam eden Fenerbahçe, Alman ekibi Eintracht Frankfurt forması giyen Jean-Matteo Bahoya'yı gündemine aldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Fenerbahçe, Almanya'dan Jean-Matéo Bahoyayı transfer etmeye hazırlanıyor!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fenerbahçe'nin transfer çalışmaları kapsamında Eintracht Frankfurt forması giyen Jean-Matteo Bahoya ile ilgilendiği öne sürüldü.</p><p>İngiliz gazeteci Ben Jacobs'un haberine göre, Alman ekibinde görev yapan 21 yaşındaki Fransız futbolcunun, sarı-lacivertlilerin yanı sıra İngiltere'den birçok kulübün de radarında olduğu belirtildi.</p><p>Asıl mevkisi sol kanat olan Bahoya, 10 numara ve santrfor pozisyonlarında da görev yapabiliyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/jeanmatteobahoya-26082026e058788f.jpg"/><p><b>SÖZLEŞMESİ</b></p><p>Fransa 21 Yaş Altı Milli Takımı'nda da forma giyen genç oyuncunun Eintracht Frankfurt ile sözleşmesi 30 Haziran 2029'a kadar devam ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/fenerbahce-almanyadan-jea-238_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288948</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/10-bin-adim-efsanesi-sona-mi-eriyor-288948</link>
      <pubDate>2026-08-26T14:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[10 bin adım efsanesi sona mı eriyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, günde 10.000 adım atmanın sanıldığı kadar zorunlu olmadığını vurguluyor. Araştırmalara göre, 7.000 adım sağlığınızı korumak için yeterli olabilir. Türkiye'de de hareketsiz yaşam alışkanlıkları artarken, uzmanlar adım sayısının önemine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[10 bin adım efsanesi sona mı eriyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı bir yaşam sürdürmek isteyenler için yıllardır önerilen 'günde 10.000 adım' hedefinin zorunlu olmadığı ortaya çıktı. Son araştırmalar, 7.000 adımın erken ölüm ve kronik hastalık riskini önemli ölçüde azalttığını gösterdi. Özellikle Türkiye'de hareketsiz yaşam tarzının yaygınlaşmasıyla, uzmanlar adım sayısı konusunda toplumu uyarıyor ve 7.000 adımın gerçekçi bir hedef olduğunu belirtiyor.</p><h3>Uzmanlar: '7.000 adım sağlığınızı korur'</h3><p>Yapılan bilimsel çalışmalarda, her gün en az 7.000 adım atan kişilerin kalp-damar hastalıkları, kanser, diyabet, demans ve depresyon gibi rahatsızlıklara yakalanma oranı belirgin şekilde düşüyor. 4.000 ile 6.000 adım arasında da sağlık açısından kayda değer faydalar sağlanıyor. 7.000 adımın üzerine çıkıldığında ise olumlu etkiler devam ediyor ancak artış hızı yavaşlıyor. Bu nedenle uzmanlar, adım sayısı konusunda gerçekçi hedefler belirlemenin önemine dikkat çekiyor ve herkesin kendi yaşam tarzına uygun bir hareket planı oluşturmasını öneriyor.</p><h3>Fiziksel aktiviteyi artırmak hastalık riskini azaltıyor</h3><p>Uzmanlar, sadece yürüyüş değil, ev temizliği, bahçe işleri ve kısa gezintiler gibi tüm fiziksel aktivitelerin sağlık üzerinde olumlu etkileri olduğunu vurguluyor. Adım sayısı düşük olanlar için 4.000-5.000 adımla başlamak ve zamanla bu miktarı artırmak öneriliyor. Hareketsiz bir yaşam tarzı, erken ölüm ve kronik hastalık riskini yükselttiği için, günlük hareket miktarını artırmak büyük önem taşıyor. Küçük günlük çabalar bile genel sağlık durumunu iyileştiriyor ve ruh halini olumlu etkiliyor. Uzmanlar, adım sayısını artırmanın uzun vadede hastalık riskini azaltacağını belirtiyor.</p><p>Sonuç olarak, 7.000 adım hedefi, sağlıklı bir yaşam için ulaşılabilir ve etkili bir seçenek sunuyor. Her gün biraz daha fazla hareket etmek, hem fiziksel hem de ruhsal açıdan iyilik halini destekliyor. Uzmanlar, toplumu hareketsizliğe karşı uyararak, adım sayısının artırılmasını tavsiye ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/10-bin-adim-efsanesi-sona-515_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288947</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/her-gun-tuketildiginde-akcigerleri-destekliyor-iste-o-iki-meyve-288947</link>
      <pubDate>2026-08-26T14:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Her gün tüketildiğinde akciğerleri destekliyor! İşte o iki meyve]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Amerikalı doktorlar, Avrupa'da yürütülen 10 yıllık araştırmanın sonuçlarına göre, düzenli domates ve elma tüketiminin akciğer sağlığı üzerinde önemli etkiler yarattığını açıkladı. Özellikle eski sigara içicilerinde domates ve elma, akciğer fonksiyonlarının iyileşmesini hızlandırıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Her gün tüketildiğinde akciğerleri destekliyor! İşte o iki meyve]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerikalı bilim insanlarının öncülüğünde hazırlanan ve üç Avrupa ülkesinde 680 kişinin katılımıyla yürütülen 10 yıllık araştırmanın sonuçları, domates ve elma tüketiminin akciğer sağlığı üzerindeki etkisini ortaya koydu. European Respiratory Journal'da yayımlanan bulgulara göre, her gün en az iki domates ve üçten fazla meyve tüketen eski sigara içicilerinin akciğer fonksiyonlarında belirgin bir iyileşme gözlendi. Araştırma, domates ve elmanın sistematik ve uzun vadeli tüketiminin, yaşa bağlı akciğer fonksiyonu kaybını yavaşlattığını ve sigara kullanımının yol açtığı zararların azalmasına yardımcı olduğunu gösterdi.</p><h3>Bilim insanları: 'Domates ve elma akciğer fonksiyonunu koruyor'</h3><p>Çalışmada, gönüllülerin akciğer hacmi ve nefes alma hızları 2002 yılından başlayarak 10 yıl boyunca düzenli aralıklarla ölçüldü. Uzmanlar, domates ve elmanın yanı sıra farklı meyvelerin de etkilerini inceledi. Ancak konservelenmiş veya ısıl işlem görmüş ürünlerde aynı olumlu etkinin gözlenmediği belirtildi. Bilim insanları, domates ve elmada bulunan antioksidanların akciğer dokusunu koruduğunu ve yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan solunum sistemi rahatsızlıklarını yavaşlattığını vurguladı. Özellikle düzenli domates ve elma tüketimi, sigara içmeyen bireylerde dahi akciğer fonksiyonunun korunmasına katkı sağlıyor.</p><h3>Uzmanlardan eski sigara içicilerine domates ve elma uyarısı</h3><p>Araştırmanın yazarları, elde edilen verilerin eski sigara içicileri için büyük önem taşıdığını belirtti. Domates ve elma tüketiminin, sigara kullanımının ardından akciğerlerin kendini toparlama sürecini hızlandırdığı ifade edildi. Uzmanlar, bu bulguların doktorlar tarafından diyet önerileri hazırlanırken dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, domates ve elmanın düzenli tüketilmemesi halinde sağlık üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı, bu nedenle sistematik ve uzun vadeli tüketimin önem taşıdığı kaydedildi. Sonuçlar, domates ve elma gibi antioksidan zengini gıdaların akciğer sağlığını korumada ve yaşa bağlı fonksiyon kaybını yavaşlatmada etkili bir rol oynadığını bir kez daha gösteriyor.</p><p>Bu bulgular, akciğer sağlığını korumak ve sigaranın yol açtığı zararları azaltmak isteyenler için domates ve elma gibi besinlerin diyetlerde öncelikli olarak yer almasının önemini ortaya koyuyor. Araştırmacılar, özellikle eski sigara içicilerinin bu önerileri dikkate almasının akciğer fonksiyonlarını destekleyeceğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/her-gun-tuketildiginde-ak-707_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288946</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/netanyahu-iran-ile-diplomatik-anlasma-zor-288946</link>
      <pubDate>2026-08-26T14:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Netanyahu: İran ile diplomatik anlaşma zor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran yönetimine uyguladığı ekonomik yaptırımı överek, İran ile diplomatik bir anlaşmaya varmanın mümkün olmadığını ileri sürdü.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Netanyahu: İran ile diplomatik anlaşma zor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre, Netanyahu, dün akşam bir etkinlikte yaptığı konuşmada, İran ile mevcut duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Netanyahu, 28 Temmuz&#39;da Beyaz Saray&#39;da Trump ile yaptığı görüşmeye atıfta bulunarak, &quot;Üç olasılık hakkında konuştuk. Birinci olasılık, elbette (ABD-İran) bir anlaşma yapmanızdır. İyi bir anlaşma, buna bir itirazımız yok. Oradaki o grupla, o &#39;vahşilerle&#39; bir anlaşma yapılıp yapılamayacağı konusunda şüphelerim var, sana (Trump) onlarla bir anlaşma yapmanın imkansız olduğunu söylüyorum.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>İkinci olasılığın askeri hamle olduğunu savunan Netanyahu, &quot;Kendimizi koruyacağız, İran&#39;ın bize saldırmasına izin vermeyeceğiz. Bize saldırırlarsa hayal bile edemeyecekleri bir darbe alacaklar.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Netanyahu, üçüncü olasılığın ise İran&#39;a yönelik &quot;kuşatmanın sıkılaştırılması&quot; olduğunu savunarak, Trump&#39;ın Tahran yönetimine yönelik ekonomik yaptırımına övgüde bulundu.</p><p>Son olarak Netanyahu, işgal altındaki Batı Şeria&#39;da yasa dışı 104 yerleşim yeri ve 160 tarım merkezinin kurulmasından övgüyle söz ederken, &quot;Bunun bir kısmı önceki Amerikan hükümeti döneminde yapıldı, bir kısmı da şimdiki Amerikan hükümeti döneminde yapıldı.&quot; ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/netanyahu-iran-ile-diplom-813_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288945</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogandan-buyuk-taarruzun-104uncu-yili-paylasimi-288945</link>
      <pubDate>2026-08-26T14:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Büyük Taarruz'un 104'üncü yılı paylaşımı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Büyük Taarruz'un 104'üncü yılı dolasıyla sosyal medya hesabından mesaj yayımladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Büyük Taarruz'un 104'üncü yılı paylaşımı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Büyük Taarruz'un 104'üncü yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere ülkenin bağımsızlığı için bedel ödeyen şehit ve gazileri rahmetle ve şükranla yad etti.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, "Anadolu'nun harimiismetine uzanan kirli elleri topraklarımızdan söküp atmak üzere başlattığımız Büyük Taarruz'un 104'üncü seneidevriyesinde, Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere bağımsızlığımız için bedel ödeyen şehit ve gazilerimizi rahmetle ve şükranla yad ediyorum." ifadesini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/cumhurbaskani-erdogandan--744_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288944</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogandan-malazgirt-zaferi-mesaji-sultan-alparslani-ve-kutlu-ordusunu-kemal-288944</link>
      <pubDate>2026-08-26T14:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Malazgirt Zaferi mesajı: Sultan Alparslan'ı ve kutlu ordusunu kemaliedeple yâd ediyorum]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Malazgirt Zaferi'nin 955'inci yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajında 'Bize bu aziz vatanın kapılarını açan Sultan Alparslan'ı, onun kutlu ve yiğit ordusunu, şehit ve gazilerimizi bugün bir kez daha kemaliedeple yâd ediyorum' ifadelerini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Malazgirt Zaferi mesajı: Sultan Alparslan'ı ve kutlu ordusunu kemaliedeple yâd ediyorum]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Malazgirt Zaferi'nin 955'inci yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı.</p><p><b>Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajında şu ifadeleri kullandı:</b></p><p>Malazgirt'te hem dehasının hem de bileğinin kuvvetiyle bize bu aziz vatanın kapılarını açan Sultan Alparslan'ı, onun kutlu ve yiğit ordusunu, şehit ve gazilerimizi bugün bir kez daha kemaliedeple yâd ediyorum. Malazgirt Zaferimizin 955'inci yıl dönümü mübarek olsun.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/cumhurbaskani-erdogandan--856_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288943</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/bagcilarda-aile-sagligi-merkezinde-bekleme-kavgasi-288943</link>
      <pubDate>2026-08-26T14:52:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bağcılar'da Aile Sağlığı Merkezi'nde bekleme kavgası!]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul'un Bağcılar ilçesinde Aile Sağlığı Merkezi'ne gelen bir kişi, fazla beklediğini iddia ederek, danışma masasını dağıtıp görevliye saldırma girişiminde bulundu. O anlar güvenlik kamerasını yansıdı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bağcılar'da Aile Sağlığı Merkezi'nde bekleme kavgası!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Olay, dün saat 10.00 sıralarında Bağcılar Rumeli Aile Sağlığı Merkezi'nde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, muayene için gelen bir kişi fazla beklediğini ileri sürerek görevli ile tartıştı. Tartışmanın ardından adam, danışma masasını dağıtıp, görevliye saldırma girişiminde bulundu. Bunun üzerine orada bulunan hastalar, adamı uzaklaştırıp dışarıya çıkardı.  </p><p>Adamın görevliye saldırı girişiminde bulunup, etrafı dağıttığı anlar güvenlik kamerasına yansıdı.  </p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/7bb587b1ee6144fea0b8-260820266ec6b523.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Öte yandan İstanbul Aile Hekimliği Derneği, konuya ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamada, "25 Ağustos Salı sabahı saat 10.02'de başvuran hasta yalnızca 8 dakika beklediği için hasta kayıt masasını ve çevresindeki kamuya ait malzemeleri dağıtarak sağlık çalışanlarının görev yaptığı alanı kullanılamaz hale getirmiş ve sağlık hizmetini kesintiye uğratmıştır. Ortaya çıkan görüntü, yalnızca dağılan bir masa veya yere saçılan tıbbi malzemelerden ibaret değildir. Sağlık çalışanlarının güvenli, huzurlu ve insan onuruna yakışır bir ortamda çalışması bir ayrıcalık değil, en temel hakkıdır. Sağlık kuruluşlarının da hem çalışanlar için hem de hastalar için güvenli alanlar olması gerekir. Sağlıkta şiddetin bahanesi, gerekçesi ve mazereti olamaz. Yetkilileri, sağlık çalışanlarının güvenliğini sağlamak konusunda daha etkin ve caydırıcı tedbirler almaya, sağlık kuruluşlarında şiddeti önleyecek mekanizmaları güçlendirmeye çağırıyoruz. Çünkü sağlık çalışanına yönelen her şiddet eylemi, yalnızca bir çalışana değil, sağlık hizmetinin kendisine yönelik bir saldırıdır" ifadelerine yer verildi.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/balksz1-2608202623c85b5a.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/bagcilarda-aile-sagligi-m-693_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288942</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ozgur-ozel-ile-kemal-kilicdaroglu-arasinda-vahap-secer-anlasmazligi-288942</link>
      <pubDate>2026-08-26T14:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu arasında Vahap Seçer anlaşmazlığı!]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[CHP'de mutlak butlan krizinin ardından Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu arasında bu kez Mersin Büyükşehir Başkanı Vahap Seçer gerilimi yaşandı. Seçer'in, CHP'ye bağlılığını ifade etmesi sonrası Özel'in Seçer'i telefonla aramasına CHP yönetimi tepki gösterdi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu arasında Vahap Seçer anlaşmazlığı!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Müslüm Sarı, 'Vahap Bey açıkça burada siyaset yapacağım dedi. Özel, CHP'li bir belediye başkanına neden mesaj atıyor ki. CHP'li belediye başkanlarını taciz etmekten vazgeçsin. O artık başka bir partinin genel başkanı ve o şekilde davransın. Siyasi etik bunu gerektirir.' dedi.</p><p>Belediyelerde yaşanan rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla gündeme gelen Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) mutlak butlan süreciyle başlayan kriz yeni bir boyut kazandı. Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin mahkeme kararıyla yeniden göreve dönmesinin ardından CHP Genel Başkanlığı koltuğunu kaybeden Özgür Özel, siyasi yol haritasını Yeni Parti üzerinden sürdürmeye başladı.</p><p>Özgür Özel'in 90 milletvekiliyle birlikte CHP'den ayrılmasının ardından Kemal Kılıçdaroğlu ile yaşanan siyasi gerilim devam ederken, bu kez tartışmanın odağı belediye başkanları oldu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/balksz1-260820266d74462c.jpg"/><p><b>ÖZEL İLE KILIÇDAROĞLU ARASINDA VAHAP SEÇER GERİLİMİ</b></p><p>Özgür Özel'in CHP'li belediye başkanlarını Yeni Parti'ye davet etmesinin ardından bazı belediye başkanlarının bu çağrıya mesafeli durduğu görüldü. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Toroslar Belediyesi tarafından Tırtar Mahallesi'nde düzenlenen "Kardeş Göçerler 2'nci Yörük Etkinliği"ne katıldı.</p><p>Kemal Kılıçdaroğlu'nun da yer aldığı etkinlikte konuşan Seçer, Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik bağlılığını ortaya koyarak, "Cumhuriyet Halk Partisi'ni yüceltmek için mücadele ettik, bundan sonra da aynı mücadeleyi sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/d97708d4a22e4ca6a876-26082026836b1ceb.jpg"/><p><b>SEÇER'İN SÖZLERİ SONRASI ÖZEL TELEFONA SARILDI</b></p><p>Vahap Seçer'in Kılıçdaroğlu'nun da bulunduğu etkinlikte yaptığı açıklamaların ardından Özgür Özel'in Seçer ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiği belirtildi.</p><p>Görüşmeye ilişkin açıklama yapan Özel, belediye başkanlarının ve meclis üyelerinin kendi kararlarını kendilerinin vereceğini ifade ederek, "Biz zaten onlara güçlüklerini bildiklerimizi belediye başkanlarının ve meclis üyelerinin kararlarını ve sürecini kendilerine bıraktığımızı söylemiştik." dedi.</p><p>Ancak Özel ile Kılıçdaroğlu yönetimi arasındaki gerilim bu açıklamaların ardından da devam etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/2-2608202643afc304.jpg"/><p><b>CHP'den ÖZEL'E TELEFON TEPKİSİ</b></p><p>CHP Sözcüsü Müslim Sarı ise Özgür Özel'i CHP'li belediye başkanları üzerinde baskı kurmakla suçladı.</p><p>Sarı, Vahap Seçer'in CHP içerisinde siyaset yapmaya devam edeceğini belirterek Özel'e yönelik şu ifadeleri kullandı:</p><blockquote>"Vahap Bey açıkça burada siyaset yapacağım dedi. Özel, CHP'li bir belediye başkanına neden mesaj atıyor ki. CHP'li belediye başkanlarını taciz etmekten vazgeçsin. O artık başka bir partinin genel başkanı ve o şekilde davransın. Siyasi etik bunu gerektirir."</blockquote><p><b>MANSUR YAVAŞ İÇİN DİKKAT ÇEKEN MESAJ</b></p><p>Müslim Sarı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın CHP'den ayrılacağı yönündeki iddialara da değindi.</p><p>Yavaş'ın CHP'nin belediye başkanı olduğunu belirten Sarı, kendisiyle iletişimlerinin sürdüğünü ifade etti. Sarı, "Yavaş CHP'nin belediye başkanı. Mansur Bey ile sürekli konuşuyoruz, görüşüyoruz. İletişim açısından bir problem yok. Belki önümüzdeki günlerde parti etkinliklerinde daha çok göreceğiz." açıklamasında bulundu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/ozgur-ozel-ile-kemal-kili-495_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288941</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ak-parti-sozcusu-celik-sdgnin-suriyede-feshedilmesi-onemli-bir-adim-288941</link>
      <pubDate>2026-08-26T14:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[AK Parti Sözcüsü Çelik: SDG'nin Suriyede feshedilmesi önemli bir adım!]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[SDG'nin Suriye'de kendisini feshetmesinden sonra AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik sosyal medya hesabından açıklamada bulundu. Çelik, 'SDG'nin feshedilmesinden sonra Suriye'nin iç bütünlüğünü güçlendirme açısından önemli bir eşik geçilmiş oldu.' dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[AK Parti Sözcüsü Çelik: SDG'nin Suriyede feshedilmesi önemli bir adım!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SDG'nin Suriye'de kendisini feshetmesinden sonra AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik sosyal medya hesabından açıklamada bulundu.</p><p><b>Çelik açıklamasında şu ifadelere yer verdi;</b></p><p>Sayın Cumhurbaşkanımız kardeş Suriye'nin üzerine karanlığın çöktüğü en zor günlerde, Suriyeli kardeşlerimizin tamamını terörden ve emperyalist saldırılardan korumak için büyük bir mücadele verdi. Bu soylu mücadeleye yıllar ve tarih şahittir.</p><p>Suriye'nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasını her zaman destekliyoruz. Suriye geleceğe bir ve bütün olarak ilerlemelidir.</p><p>SDG'nin feshedilmesinden sonra Suriye'nin iç bütünlüğünü güçlendirme açısından önemli bir eşik geçilmiş oldu.</p><p>Şara yönetiminin kapsayıcı yönetim adımları, Suriye'nin geçmişin karanlıklarından kurtulması ve sağlam bir geleceğe ilerlemesi yönünde çok önemli mesafeler katetmesini sağlıyor.</p><p>"Terörsüz Türkiye" ve "terörsüz bölge" hedeflerimiz, kendi çıkarları için yakın coğrafyamızı parçalamak ve yağmalamak isteyenlerin planlarını akamete uğratacak bir iradeyi temsil ediyor. Bu irade, yakın coğrafyamızdaki Kürt kardeşlerimiz için de aydınlık bir geleceği işaret ediyor.</p><p lang="tr" id="id__ejnrkty1ku" data-testid="tweetText">Suriye'nin ve komşu ülkelerin istikrarı, güvenliği refahı için atılan her adımı, Cumhurbaşkanımızın inşa ettiği "kardeşlik siyaseti"mizin gereği olarak desteklemeye devam edeceğiz.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/ak-parti-sozcusu-celik-sd-955_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288940</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/egzersiz-yapanlarda-biyolojik-yaslanma-neden-daha-yavas-ilerliyor-288940</link>
      <pubDate>2026-08-26T14:06:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Egzersiz yapanlarda biyolojik yaşlanma neden daha yavaş ilerliyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Aging dergisinde yayımlanan inceleme, fiziksel aktivitenin biyolojik yaşlanmayı yavaşlatabileceğini ortaya koydu. Uzmanlar, düzenli egzersizin epigenetik saatler üzerindeki etkisine dikkat çekiyor ve gençliği uzatmanın erişilebilir yollarına vurgu yapıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Egzersiz yapanlarda biyolojik yaşlanma neden daha yavaş ilerliyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fiziksel aktivitenin biyolojik yaşlanma üzerindeki etkileri, Aging dergisinde yayımlanan kapsamlı bir inceleme ile gündeme geldi. Uzmanlar, farklı deney sonuçlarını bir araya getirerek, düzenli egzersizin biyolojik yaş üzerinde belirgin bir yavaşlama sağladığını ortaya koydu. Araştırmada, özellikle kan ve iskelet kaslarında epigenetik saatlerde önemli değişiklikler gözlendi. Bilim insanları, fiziksel aktivitenin yaşlanma sürecini doğrudan etkilemesinin, bireyin fiziksel uygunluk düzeyi ve kişisel özellikleriyle bağlantılı olduğunu belirtti.</p><h3>Uzmanlar: Egzersiz epigenetik saatleri yavaşlatıyor</h3><p>İncelemede, düzenli egzersiz yapan bireylerde biyolojik yaşlanmanın yavaşladığı vurgulandı. Kemirgenler üzerinde yapılan çalışmalarda, kas, kalp, yağ dokusu ve karaciğerde yaşlanma hızında belirgin azalma kaydedildi. Uzmanlar, fiziksel aktivitenin yaşlılık üzerinde doğrudan bir panzehir olmasa da, gençliği uzatmanın etkili ve ulaşılabilir bir yolu olarak öne çıktığını ifade etti. Bu bulgular, egzersizin biyolojik yaşlanmayı yavaşlatmadaki rolünü bir kez daha gündeme taşıdı.</p><h3>Bilim insanları kişiselleştirilmiş egzersiz programları hedefliyor</h3><p>Uzmanlar, fiziksel aktivitenin biyolojik yaş üzerindeki etkilerinin kesin moleküler mekanizmalarını belirlemeye yönelik yeni araştırmalar planlıyor. Ayrıca, kişiye özel egzersiz programlarının geliştirilmesiyle, bu etkinin daha verimli biçimde kullanılabileceği düşünülüyor. Bilim dünyası, fiziksel aktivitenin biyolojik yaşlanmayı yavaşlatma potansiyelini daha derinlemesine anlamak için çalışmalarını sürdürüyor. Sonuç olarak, düzenli egzersiz, genç kalmanın en erişilebilir ve etkili yollarından biri olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/egzersiz-yapanlarda-biyol-261_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288939</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/lyon-fenerbahce-maci-hangi-kanalda-saat-kacta-muhtemel-11-288939</link>
      <pubDate>2026-08-26T13:56:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Lyon-Fenerbahçe maçı hangi kanalda, saat kaçta? Muhtemel 11]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe, UEFA Şampiyonlar Ligi play-off turunda 1-1'in rövanşında bugün (26 Ağustos) Fransa'nın Olimpik Lyon takımıyla deplasmanda karşı karşıya gelecek. İşte maçın saati, yayın bilgileri ve maç öncesi son detaylar]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Lyon-Fenerbahçe maçı hangi kanalda, saat kaçta? Muhtemel 11]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Sarı-Lacivertli temsilcimiz Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi Play-Off Turu rövanşında Lyon deplasmanında tur biletini arıyor. Fenerbahçe, Kadıköy'deki 1-1'lik beraberliğin ardından Fransa'da galip gelerek adını doğrudan lig aşamasına yazdırmak sahaya çıkıyor. Maçın yayın bilgileri, muhtemel 11'ler, istatistikler ve dev maç öncesi son bilgiler şöyle:</b></p><p><b>MAÇ SAAT KAÇTA, HANGİ KANALDA?</b></p><p>Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'ne 1 maç uzakta bulunuyor. Bu kritik maç <b>TSİ 22.00'de</b> oynanacak ve <b>TRT1 </b>ekranlarından canlı yayınlanacak. Groupama Stadı'ndaki karşılaşmayı İtalya Futbol Federasyonundan Maurizio Mariani yönetecek. Mariani'nin yardımcılıklarını aynı ülkeden Daniele Bindoni ve Alberto Tegoni yapacak. Karşılaşmanın dördüncü hakemi, Luca Zufferli olacak.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/42305452.jpg"/><p style="margin-top: -10px; font-size: 12px; font-style: italic;" class="image-description-detail">Fenerbahçe, müsabakanın oynanacağı Groupama Stadı&#39;nda gerçekleştirdiği antrenmanla hazırlıklarını tamamladı.</p><p>Eşleşmenin ilk karşılaşmasında Kadıköy'de rakibiyle 1-1 berabere kalan Fenerbahçe, müsabakayı kazanarak UEFA Şampiyonlar Ligi'nde lig aşamasına katılmayı hedefliyor.</p><p><b>FENERBAHÇE NASIL TUR ATLAR?</b></p><p>İki ekip geçtiğimiz hafta Kadıköy'de oynanan müsabakadan 1-1 beraberlikle ayrıldı. Fenerbahçe, deplasmandaki maçta her türlü galibiyetinde 'lig aşaması' biletini alacak. Ev sahibi ekibin, galip gelmesi halinde turu geçeceği eşleşmede beraberlik durumunda maç uzatmalara gidecek. Uzatmalarda da eşitliğin bozulmaması halinde seri penaltı atışları, turu geçen tarafı belirleyecek. </p><p><b>AVRUPA'DA 306. MAÇ</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/42305456.jpg"/><p>Fenerbahçe, bugün Olympique Lyon'a konuk olurken Avrupa kupalarındaki 306. sınavına da çıkacak. Sarı-lacivertliler, geride kalan 305 müsabakada 121 galibiyet ve 67 beraberlik alırken, 117 kez sahadan mağlubiyetle ayrıldı. Bu karşılaşmalarda rakip fileleri 415 defa havalandıran temsilcimiz, kalesinde ise 425 gol gördü.</p><p>Fenerbahçe, <b>UEFA Şampiyonlar Ligi'ndeki en büyük başarısını</b> Arthur Zico yönetiminde çeyrek finale yükseldiği 2007-2008 sezonunda elde etti. Aynı zamanda kulüp tarihinin Avrupa'daki en parlak dönemine imza atan sarı-lacivertliler, o sezon İngiliz devi Chelsea'ye elenerek yarı finalin kapısından kıl payı dönmüştü.</p><p><b>KAMP KADROSUNDA KİMLER VAR?</b></p><p>Fenerbahçe'de dev maç öncesi sakatlıkları bulunan Mert Günok, Marco Asensio ve Çağlar Söyüncü'nün yanı sıra TÜMOSAN Konyaspor mücadelesinde kafa travması geçiren Kerem Aktürkoğlu, kamp kadrosunda yer almıyor.</p><p><b>Fenerbahçe'nin 21 kişilik kamp kadrosunda şu isimler bulunuyor:</b></p><p>Ederson, Tarık Çetin, Kuzey Sapaz, Milan Skriniar, Nathan Ake, Yiğit Efe Demir, Levent Mercan, Archie Brown, Nelson Semedo, Mert Müldür, Matteo Guendouzi, İsmail Yüksek, N'Golo Kante, Bartuğ Elmaz, İrfan Can Kahveci, Oğuz Aydın, Mason Greenwood, Dorgeles Nene, Anderson Talisca, Romelu Lukaku, Vedat Muric.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/42305460.jpg"/><p><b>FENERBAHÇE'NİN MUHTEMEL 11'İ</b></p><p>Ederson; Nélson Semedo, Milan Skriniar, Nathan Aké, Archie Brown; N'Golo Kanté, Mattéo Guendouzi, İsmail Yüksek, Mason Greenwood, Anderson Talisca, Dorgeles Nene.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/lyon-fenerbahce-maci-hang-753_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288937</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/gun-icinde-surekli-uyku-hali-nasil-gecer-iste-etkili-6-yontem-288937</link>
      <pubDate>2026-08-26T13:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gün içinde sürekli uyku hali nasıl geçer? İşte etkili 6 yöntem]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Kardiyolog M. Çaykovskaya, gündüz uykululuğu sorununu yaşayanlar için dikkat çekici öneriler sundu. Özellikle sabit uyku saatleri, parlak ışık kullanımı, kısa yürüyüşler ve nefes egzersizleri gibi pratik yöntemlerle bu sorunun önüne geçilebileceğini vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gün içinde sürekli uyku hali nasıl geçer? İşte etkili 6 yöntem]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyolog M. Çaykovskaya, gündüz uykululuğu problemiyle mücadele edenler için etkili öneriler açıkladı. Uzman isim, bu durumun genellikle stres nedeniyle ortaya çıktığını belirtti. Gündüz uykululuğunun önüne geçmek isteyenlere her gün aynı saatte uyanmalarını ve uyandıktan sonra en az yarım saat boyunca ortamı parlak ışıkla aydınlatmalarını önerdi. Ayrıca, 15 dakikalık tempolu yürüyüş ya da yoğun egzersizlerin, gündüz uykululuğuna karşı vücudu canlandırdığını ifade etti.</p><h3>Kardiyolog Çaykovskaya: 'Kısa şekerleme ve egzersiz önemli'</h3><p>Çaykovskaya, gündüz uykululuğu devam ediyorsa, 20 dakikayı aşmamak şartıyla ve saat 15:00'ten önce kısa bir gündüz uykusunun faydalı olabileceğini belirtti. Bunun yanı sıra gece uykusundan 6-8 saat önce alkol ve kafein içeren içeceklerden uzak durulması gerektiğine dikkat çekti. Ayrıca, kullanılan ilaçlar ile biyolojik takviyelerin de gündüz uykululuğuna sebep olabileceğini hatırlattı.</p><h3>Uzmandan nefes egzersizi ve sıcak duş önerisi</h3><p>Çaykovskaya, ertesi güne dinç başlamak isteyenlere akşam saatlerinde sıcak duş almayı ve elektronik cihazlar yerine nefes egzersizlerine yönelmeyi tavsiye etti. Bu yöntemlerin hem uyku kalitesini artırdığını hem de gündüz uykululuğu riskini azalttığını vurguladı. Kardiyolog, gündüz uykululuğunun yaşam kalitesini düşürebileceğini, bu nedenle önerdiği adımların düzenli uygulanmasının önemli olduğunu söyledi. Gündüz uykululuğuna karşı alınan önlemlerle, bireylerin günlük enerjilerini ve verimliliklerini koruyabileceği ifade edildi.</p><p>Sonuç olarak, gündüz uykululuğu ile başa çıkmak isteyenler için uzman önerileri, yaşam tarzında yapılacak basit değişikliklerle bu sorunun hafifletilebileceğini gösteriyor. Bu tavsiyelere uyanlar, hem uyku kalitesini hem de genel sağlıklarını olumlu yönde etkileyebilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/gun-icinde-surekli-uyku-h-593_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288936</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/yas-meyve-ihracati-7-ayda-1-milyar-dolari-asti-288936</link>
      <pubDate>2026-08-26T13:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yaş meyve ihracatı, 7 ayda 1 milyar doları aştı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin yaş meyve ihracatı, 7 aylık dönemde ilk kez 1 milyar dolar bandını aştı. Polonya da ihracatın hızla büyüdüğü pazarlardan biri oldu. Avrupa pazarlarında oransal olarak en güçlü yükselişlerden biri İspanya'da kaydedildi. Bu ülkeye yaş meyve ihracatı yüzde 318 artışla 1 milyon 725 bin dolardan 7 milyon 212 bin dolara yükseldi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yaş meyve ihracatı, 7 ayda 1 milyar doları aştı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Önemli tarım ülkelerinden Türkiye&#39;de elverişli hava koşulları ve yağışlar, birçok yaş meyve türünde verim ve kaliteyi artırdı.</p><p>Yüksek rekolte, ihracatçıların dış pazarlardan gelen talebi düzenli ve kaliteli ürünle karşılamasına imkan sağladı.</p><p>Üretimdeki artışa Türkiye&#39;nin Avrupa pazarlarına yakınlığından kaynaklanan lojistik avantaj da eklendi.</p><p>Ürünlerin tazeliğini koruyarak kısa sürede alıcılara ulaştırılması ve zamanında teslimat, Avrupalı müşterilerin Türk yaş meyvesine ilgisini artırdı.</p><p>AA muhabirinin Ege İhracatçı Birlikleri verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye&#39;nin yaş meyve ihracatı ocak-temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 59 artarak 631 milyon 662 bin dolardan 1 milyar 5 milyon 225 bin dolara çıktı.</p><p>Sektör, böylece ocak-temmuz döneminde ilk defa 1 milyar dolar ihracat bandını aştı.</p><p>Söz konusu dönemde 512 bin 11 ton yaş meyveyi dış pazarlara gönderen Türkiye&#39;nin özellikle Avrupa&#39;nın önemli pazarlarında yakaladığı artış dikkati çekti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42309000.jpg"/><p><b>- İSPANYA VE POLONYA'DA İHRACAT BÜYÜK ÖLÇÜDE ARTTI</b></p><p>Avrupa ülkeleri arasında en fazla yaş meyve ihracatı Almanya&#39;ya gerçekleştirildi. Bu ülkeye dış satım yüzde 80 artarak 63 milyon 410 bin dolardan 113 milyon 921 bin dolara yükseldi.</p><p>Avrupa pazarlarında oransal olarak en güçlü yükselişlerden biri İspanya&#39;da kaydedildi. Bu ülkeye yaş meyve ihracatı yüzde 318 artışla 1 milyon 725 bin dolardan 7 milyon 212 bin dolara yükseldi.</p><p>Polonya da ihracatın hızla büyüdüğü pazarlardan biri oldu. Bu ülkeye dış satım yüzde 295 artışla 9 milyon 388 bin dolardan 37 milyon 63 bin dolara ulaştı.</p><p>İtalya&#39;ya yaş meyve ihracatı ise yüzde 203 artışla 2 milyon 23 bin dolardan 6 milyon 133 bin dolara yükseldi.</p><p>Artış diğer Avrupa pazarlarında da devam etti. Hollanda&#39;ya yapılan ihracat yüzde 53 artarak 12 milyon 578 bin dolara, Letonya&#39;ya yüzde 44 yükselişle 4 milyon 335 bin dolara çıktı. İngiltere&#39;ye dış satım ise yüzde 19 artışla 20 milyon 593 bin dolara ulaştı.</p><p><b>- AVRUPA İHRACATINDA KİRAZ, ŞEFTALİ, NEKTARİN VE KAYISI ÖNE ÇIKTI</b></p><p>Türkiye Yaş Meyve ve Sebze İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, AA muhabirine, verimli geçen sezonun hem üreticileri hem de ihracatçıları memnun ettiğini söyledi.</p><p>Kiraz, nektarin, şeftali ve kayısı gibi ürünlerin gelirinde önemli artışların kaydedildiğini dile getiren Uçak, ihracattaki artışın ülkeye daha fazla döviz girdisi sağladığını belirtti.</p><p>İhracatın Türkiye ekonomisi açısından vazgeçilmez unsurlardan biri olduğunu anlatan Uçak, &quot;Tarımsal ürünlerimiz ihraç edildiği ülkede gerçekten ciddi anlamda bir rağbet görüyor. Ürünlerimizin kalitesi, lezzeti ve aromasıyla sürekli talep görmesi, ihracat artışlarımızı yükseltiyor. (İlk 7 ayda) İhracatımız 631 milyon dolardan 1 milyar dolara çıktı. Bu durum ihracatçımızı, üreticilerimizi memnun etmektedir. Bu rakam ilk 7 aylık bazda tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Geçen yıl aynı dönemde 631 milyon 662 bin dolar ihracat yapan sektörümüz, 2024&#39;te ise 816 milyon 817 bin dolarla en yüksek seviyeye ulaşmıştı.&quot; diye konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42308998.jpg"/><p><b>UÇAK, AVRUPA ÜLKELERİNDEKİ CİDDİ ARTIŞLARIN SEKTÖRÜ SEVİNDİRDİĞİNİ KAYDETTİ.</b></p><p>Geçen yıl çekirdekli meyvelerin zirai dondan ciddi şekilde etkilendiğini vurgulayan Uçak, şöyle devam etti:</p><p>&quot;Bu sene hem rekoltemiz hem kalitemiz gerçekten çok iyi. Üreticilerimiz çok ciddi bir emek vererek yetiştirdiler. Biz de ihracatçılar olarak onların sayesinde bu ihracatı gerçekleştirdik. Avrupa&#39;daki İspanya, İtalya ve Polonya pazarlarında önemli artışlar yaşandı, ihracatımız katlandı. Karşısındaki tüccara bir ürün sattığında verilen sözleri yerine getirilmesi özellikle Avrupalılar tarafından çok önemseniyor. Teslimat gününü bırakın saatine kadar program veriyor, &#39;şu tarihte şu saatte benim aracım gelecek&#39; diyor. O saatte o araç gitmediğinde bir daha o firmayla alışveriş yapmıyor. Biz de bunlara çok dikkat ederek vermiş olduğumuz sözleri ve yerine getirmeye gayret ettik. Burada da ihracatçılarımıza büyük bir iş düştü ve bu işi de bu başarıyı da yakaladılar.&quot;</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/yas-meyve-ihracati-7-ayda-581_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288935</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/egitim/meb-ags-sonuclari-guncelleniyor-osymden-yeniden-hesaplama-karari-288935</link>
      <pubDate>2026-08-26T13:03:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[MEB-AGS sonuçları güncelleniyor! ÖSYM'den yeniden hesaplama kararı]]></title>
      <category><![CDATA[Eğitim]]></category>
      <description><![CDATA[Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi, 2026 Milli Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavı'nın (2026-MEB-AGS) puanlarının hesaplanmasına ilişkin güncelleme yapılacağını duyurdu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[MEB-AGS sonuçları güncelleniyor! ÖSYM'den yeniden hesaplama kararı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>ÖSYM, 2026-MEB-AGS</b> puanlarının hesaplanmasında 2026 yılına ait alt testlere göre soru ağırlıkları dikkate alınarak gerekli güncellemenin yapılacağını bildirdi. Sonuç açıklama belgelerinin ise gün içerisinde ÖSYM'nin Sonuç Açıklama Sistemi üzerinden adayların erişimine açılacağı belirtildi.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/yksuniversitesinavaa-26082026f4c23cf5.jpg"/><p>ÖSYM'nin açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "26 Temmuz 2026 tarihinde uygulanan 2026 Milli Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavı'nın (<b>2026-MEB-AGS)</b> sınav puanı hesaplanma aşamasında, 80 sorudan oluşan AGS Testinde yer alan 6 alt testin soru ağırlıklarında 2025 yılına ait ağırlıkların dikkate alındığı tespit edilmiştir. Adayların AGS Testinde toplam 80 soru üzerinden elde ettiği toplam doğru ve yanlış sayılarında herhangi bir hata bulunmamaktadır. Puan hesaplama işlemleri, 2026 yılına ait alt testlere göre soru ağırlıkları dikkate alınarak güncellenecek, sonuç açıklama belgeleri gün içerisinde Sonuç Açıklama Sistemi üzerinden adayların erişimine açılacaktır."  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/meb-ags-sonuclari-guncell-830_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288934</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/mahkemeden-uskudar-karari-belediye-baskan-vekili-secimi-tekrarlanacak-288934</link>
      <pubDate>2026-08-26T12:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Mahkemeden Üsküdar kararı: Belediye Başkan Vekili seçimi tekrarlanacak]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul 2. İdare Mahkemesi, tutuklanan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın yerine Belediye Başkan Vekili seçimine ilişkin 5 Ağustos 2026 tarihli ve 76 No.lu meclis kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Mahkemeden Üsküdar kararı: Belediye Başkan Vekili seçimi tekrarlanacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Valiliği tarafından yapılan açıklamada, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma, Rüşvet ve İrtikap" suçları nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın, İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliği'nin 31 Temmuz 2026 tarihli kararıyla tutuklandığı belirtildi.</p><p>Dedetaş'ın tutuklanmasının ardından yerine Belediye Başkan Vekili seçilmesine ilişkin 5 Ağustos 2026 tarihli 76 No.lu meclis kararı alınmıştı. İstanbul 2. İdare Mahkemesi, dava konusu işlemin uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceği gerekçesiyle 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca söz konusu kararın yürütmesini durdurdu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/balksz1-26082026aafb65bf.jpg"/><p><b>YENİ BAŞKAN VEKİLİ SEÇİLENE KADAR GÖREVİ MECLİS BAŞKAN VEKİLİ YÜRÜTECEK</b></p><p>Valiliğin açıklamasında, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 45. maddesi gereğince yeni Belediye Başkan Vekili seçilinceye kadar Üsküdar Belediye Meclisi'nin birinci başkan vekilinin belediye başkanlığı görevini vekaleten yürüteceği bildirildi. Birinci başkan vekilinin bulunmaması halinde ise görevi ikinci başkan vekilinin üstleneceği belirtildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/mahkemeden-uskudar-karari-406_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288933</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/sdgnin-fesih-karari-turkiye-icin-zafer-israil-icin-yenilgi-288933</link>
      <pubDate>2026-08-26T12:53:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[SDG'nin fesih kararı! Türkiye için zafer, İsrail için yenilgi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Suriye'nin ABD tarafından "terörü destekleyen ülkeler" listesinden çıkarılması tek başına bir yaptırımları kaldırma imzasından öte Suriye'nin Esed sonrası dönemde yeni bir bölgesel düzenin parçası olma açısından büyük bir ivme kazandığını gösteriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[SDG'nin fesih kararı! Türkiye için zafer, İsrail için yenilgi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Araştırmaları Vakfında Araştırmacı Ahmet Arda Şensoy, Suriye&#39;nin, ABD tarafından &quot;Terörü Destekleyen Ülkeler&quot; listesinden çıkarılmasının ve SDG&#39;nin feshedilmesinin ne anlama geldiğini AA Analiz için kaleme aldı.</p><p><center><b>***</center></b></p><p>ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın 36. NATO Zirvesi kapsamında Ankara&#39;da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile görüşmesinin ardından aldığı Suriye&#39;yi Teröre Destek Veren Ülkeler listesinden çıkarma kararı, 45 günlük kongre itiraz süresinin dolması sonrası ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio&#39;nun imzasıyla yürürlüğe girdi. Esed rejiminin devrildiği Aralık 2024 sonrasında diplomatik ve ekonomik alanda dünyaya entegre olmak için çok büyük adımlar atan ve başarılar kazanan Şam yönetimi için ABD&#39;nin aldığı bu son karar büyük bir zafer anlamına geliyor. Öte yandan İsrail&#39;in İdlib yakınlarındaki Ebu Zuhur Üssü&#39;ne saldırısı ise yeni dönemde ülkenin yeniden inşası ve iç savaşın yaralarını sarma konusunda en büyük tehdidin İsrail olduğunu bir kez daha teyit etti. Bir taraftan da örgüt elebaşlarından Mazlum Abdi kod adlı Ferhat Abdi Şahin, 25 Ağustos akşamı SDG&#39;nin feshedildiğini ilan ederek entegrasyon sürecinin tamamlandığını açıkladı.</p><p>Tüm bu gelişmeler ve özellikle Suriye&#39;nin ABD tarafından &quot;terörü destekleyen ülkeler&quot; listesinden çıkarılması, yalnızca bir yaptırımları kaldırma imzası olmaktan öte Suriye&#39;nin Esed sonrası dönemde yeni bir bölgesel düzenin parçası olma açısından büyük bir ivme kazandığını gösteriyor.</p><p><b>- ŞAM İÇİN POLİTİK BİR ZAFER</b></p><p>ABD&#39;nin Suriye&#39;yi &quot;Teröre Destek Veren Ülkeler&quot; listesinden çıkarması, 1979&#39;dan beri devam eden bir statünün sona ermesi anlamına geliyor. Bu karar, Şam&#39;ın ABD açısından artık devlet destekli terörizmin parçası olarak sınıflandırılmadığını ortaya koyarken, özellikle finansal işlemler, uluslararası bankacılık, yatırım ve ekonomik ilişkiler bakımından Suriye&#39;nin önündeki önemli bir hukuki ve siyasi engeli ortadan kaldırıyor. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/balksz1-26082026f194ebfd.jpg"/><p>Suriye&#39;nin &quot;Teröre Destek Veren Ülkeler&quot; listesinden çıkarılması, ekonomik sonuçlarından önce politik ve diplomatik bir zafer olarak okunmalıdır. Listenin diğer üyeleri olan Küba, İran ve Kuzey Kore düşünüldüğünde ve Suriye&#39;nin listede en uzun süre kalan ülke olduğu göz önüne alındığında kararın önemi daha net anlaşılabilir. Dolayısıyla bu listede olmak ekonomik yaptırımlardan da önce ABD&#39;nin o ülkeyi uluslararası sistemde nasıl konumlandırdığını görmek açısından değerli. Dolayısıyla Suriye&#39;nin listeden çıkarılması, Trump yönetiminin Şam&#39;la nasıl bir ilişki kurmak istediğinin ilanı niteliğinde.</p><p><b>- EKONOMİK SONUÇLARI</b></p><p>Suriye açısından kararın ikinci ve belki de en somut boyutu ekonomik. ABD&#39;nin &quot;Teröre Destek Veren Ülkeler&quot; listesinden çıkarma kararı, daha önce kaldırılan yaptırımların ekonomik anlam kazanabilmesi için gerekli son büyük adımlardan birini oluşturuyor. Çünkü özel sektörün ve uluslararası sermayenin Suriye&#39;ye girmesinin önündeki hukuki ve finansal belirsizliklerin önemli bir bölümü artık ortadan kalkmış durumda. Özellikle bankacılık işlemleri ve küresel finans sistemiyle yeniden bütünleşme açısından Suriye için yeni bir dönem başlıyor. Suriye&#39;nin yeniden inşası için yaklaşık 260 milyar dolara ihtiyaç duyulması, bu kararı, hem mevcut yatırım anlaşmalarının hayata geçirilip yenilerinin hız kazanması hem de ekonominin toparlanarak iç savaşın izlerinin silinmesi açısından kritik kılıyor. Ancak yaptırımların kaldırılmasının otomatik olarak yatırımın ülkeye girişi anlamına gelmeyeceği unutulmamalı. Özellikle bankacılık, finans ve dış yatırım gibi konularda yapılacak hukuki düzenlemelerle bu sürecin sağlıklı bir zemine oturtulması gerekiyor.</p><p>Karar ayrıca ABD&#39;nin Suriye&#39;ye yönelik sivil yardımlarını, askeri satışlarını ve çift kullanımlı teknolojilerin transferini sınırlayan önemli engellerin de ortadan kalkması anlamına geliyor. Daha da önemlisi, Washington&#39;ın Suriye'ye askeri yardım sağlamasının veya gelecekte bir askeri anlaşma imzalamasının önündeki temel hukuki engellerden biri ortadan kalkmış oluyor. Bu durum, kararın ekonomik olduğu kadar güvenlik ve savunma alanında da Şam&#39;ın uluslararası sisteme entegrasyonu açısından yeni bir kapı açtığını gösteriyor.</p><p><b>- YEREL VE BÖLGESEL BAĞLAM</b></p><p>Kararın yürürlüğe girdiği günlerde Suriye'nin içinde ve çevresinde yaşanan gelişmeler, bunun aynı zamanda ülkenin geleceğine ilişkin daha büyük bir mücadelenin parçası olduğunu gösteriyor. İsrail'in Ebu Zuhur Üssü&#39;ne saldırısı, Suriye&#39;nin diplomatik entegrasyonunu ve yeniden inşa sürecini baltalayabilecek güvenlik risklerinin hala devam ettiğini ortaya koyarken, ABD Kongresi&#39;nin 45 günlük itiraz süresinde karara yönelik hiçbir itirazda bulunmaması ise Washington'daki siyasi dengeler açısından dikkat çekici bir gelişme oldu. İsrail yanlısı çevrelerin etkisinin bulunduğu Kongre&#39;de dahi Trump yönetiminin Suriye politikasına açık bir siyasi direnç oluşmadığını gösteriyor. Özellikle bir ara seçim sürecinde olan kongre üyelerinin Trump&#39;ın aldığı kararla çelişmek ve açıktan karşı çıkmaktan çekindikleri söylenebilir.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/sdga-260820261854973f.jpg"/><p><b>- SDG'NİN FESİH KARARI</b></p><p>Bu gelişmelerin yerel ayağında ise SDG&#39;nin fesih kararı bulunuyor. Şam yönetiminin ülkenin toprak bütünlüğünü yeniden tesis etme çabaları karşısında, ABD&#39;nin Suriye politikasındaki değişim SDG açısından da yeni bir denklem yarattı. </p><p>Washington&#39;ın Suriye merkezi hükümetiyle çalışmayı tercih ettiği bir denklemde, Fırat&#39;ın doğusundaki işgal alanlarını da yitiren örgütün bağımsız bir siyasi-askeri yapı olarak varlığını sürdürebilmesi artık imkansızdı.</p><p>Bu da Abdi&#39;nin dün örgütün feshedildiğini ilan etmesiyle bir sona kavuşmuş oldu. Böylece Suriye&#39;nin üniter devlet yapısının önündeki en büyük tehditlerden biri olan SDG sorunu büyük oranda çözülmüş olurken İsrail'in istikrarsız bir Suriye hayali doğrultusunda terör örgütünü işlevsel hale getirebilme ihtimali de büyük ölçüde ortadan kaldırılmış oldu.</p><p>Yine de İsrail&#39;in Suriye'nin güneyine yönelik işgal ve saldırı hamlelerinin devam ettiği düşünüldüğünde riskler canlılığını koruyor. Aynı gün İsrail Savunma Bakanı Israel Katz'ın işgal altındaki Şeyh Dağı&#39;na gitmesi, Süveyda&#39;daki ayrılıkçı Dürzi çevrelerin protestoları ve Hikmet el-Hicri&#39;nin İsrail&#39;in &quot;ayrılmaz bir parçası&quot; olduklarına ilişkin açıklaması, Suriye&#39;nin önündeki meselenin yalnızca ekonomik bir yeniden yapılanmadan ibaret olmadığını gösteriyor.</p><p>- <b style="">TÜRKİYE İÇİN ZAFER, İSRAİL İÇİN YENİLGİ</b></p><p>Kararın Türkiye açısından da ayrı bir anlamı var. ABD&#39;nin Suriye politikasındaki dönüşüm Ankara&#39;nın Suriye ve bölge vizyonuyla önemli ölçüde örtüşüyor. Kararın NATO Zirvesi için Ankara&#39;da bulunan Trump ile Şara arasındaki görüşmenin ardından gelmesi de sembolik açıdan dikkat çekici. Washington&#39;ın Suriye&#39;yi yeniden uluslararası sisteme kazandırma politikası, Türkiye&#39;nin, Suriye&#39;nin toprak bütünlüğünü koruyan, merkezi devlet yapısını güçlendiren ve ekonomik olarak yeniden ayağa kaldırma hedefleriyle paralellik gösteriyor.</p><p>Ebu Zuhur saldırısına yönelik tepkiler ABD&#39;nin bölge vizyonunda Suriye&#39;ye yüklediği anlamla İsrail&#39;in yaklaşımının birbirinden giderek ayrıştığını gösteriyor. İsrail&#39;in geçtiğimiz bir buçuk yıl boyunca yaptırımların kaldırılmasının belirli şartlara bağlanması yönündeki taleplerine rağmen Washington&#39;ın Şam lehine adımlar atmaya devam etmesi, Sezar yasasının kaldırılması ve son olarak bu karar, Washington&#39;ın Şam&#39;la yeni bir ilişki kurma konusunda stratejik bir tercih yaptığını ve bu kararına yönelik İsrail etkisini sınırlandırdığını açık bir şekilde gösteriyor. Nitekim ABD&#39;nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack&#39;ın İsrail'in Ebu Zuhur saldırısına yönelik eleştirel tutumu ve özellikle saldırının Türkiye&#39;yle çatışma riskini artırdığı vurgusu İsrail ve Netanyahu yönetimine karşı açıktan bir pozisyon alma olarak okunabilir.</p><p>Sonuç olarak, ABD&#39;nin Suriye'ye yönelik son yaptırımları kaldırması Şam ve Ankara için yeni bir başarı anlamını taşırken Tel Aviv için ise bir kez daha Suriye sahasında istediğini elde edemediği şeklinde yorumlanabilir. Yakın gelecekte de Türkiye, ABD ve bölge ülkelerinden gelecek diplomatik, ekonomik ve muhtemel askeri destekle ülkenin yeniden inşası ve özellikle Süveyda&#39;daki ayrılıkçı Dürzi meselesinde önemli adımların atıldığını görebiliriz.</p>[Ahmet Arda Şensoy, Türkiye Araştırmaları Vakfında araştırmacıdır.]<p>* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.</p><p>Muhabir: Afra Betül Aydar</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/sdgnin-fesih-karari-turki-164_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288932</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/chatgptden-mesajlasmayi-degistirecek-ozellik-kendi-cikartmalarinizi-olusturabileceksiniz-288932</link>
      <pubDate>2026-08-26T12:48:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ChatGPT'den mesajlaşmayı değiştirecek özellik: Kendi çıkartmalarınızı oluşturabileceksiniz]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[OpenAI, ChatGPT'ye eklediği yeni özellikle iMessage ve WhatsApp kullanıcılarına kendi çıkartmalarını kolayca oluşturma fırsatı sunuyor. Bu yenilik sayesinde kullanıcılar, istedikleri fotoğrafları kişisel çıkartma paketine dönüştürüp sohbet uygulamalarında paylaşabiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ChatGPT'den mesajlaşmayı değiştirecek özellik: Kendi çıkartmalarınızı oluşturabileceksiniz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>OpenAI, ChatGPT platformunda sunduğu yeni özellikle iMessage ve WhatsApp kullanıcılarının kendi çıkartmalarını oluşturmasına imkan tanıyor. Kullanıcılar, fotoğraflarını veya seçtikleri görselleri ChatGPT aracılığıyla kısa sürede çıkartmaya dönüştürebiliyor. Özelliğin resmi olarak duyurulmasıyla birlikte, şeffaf arka plan desteği ve farklı stillerle kişiselleştirme seçenekleri de kullanıma açıldı. Artık sohbet uygulamalarında kişiye özel çıkartmalar hızla hazırlanıp paylaşılabiliyor.</p><h3>OpenAI, ChatGPT çıkartma özelliğiyle kişiselleştirmeyi artırdı</h3><p>OpenAI'nin ChatGPT'ye kazandırdığı çıkartma oluşturma özelliği, kullanıcıların sohbet deneyimini daha renkli ve kişisel hale getiriyor. Kullanıcılar, diledikleri fotoğrafı seçtikten sonra ChatGPT'ye yükleyerek, bu görseli iMessage veya WhatsApp çıkartmasına dönüştürebiliyor. Ayrıca, birden fazla görseli aynı anda yükleyip, farklı çıkartmalar oluşturmak da mümkün. İsteyenler, başka bir görselin stilini kendi çıkartmalarına aktarabiliyor veya diledikleri tarzı metinle tarif ederek sonuç alabiliyor. Oluşturulan çıkartmalar, sohbet uygulamalarına kolayca eklenebiliyor. Özellikle WhatsApp'ta üç ve üzeri çıkartmanın aktarılabilmesi, Meta'nın belirlediği bir gereklilik olarak öne çıkıyor.</p><h3>ChatGPT ile iMessage ve WhatsApp çıkartmaları artık daha erişilebilir</h3><p>Yeni özellik sayesinde, kullanıcılar "Sohbet uygulamalarına ekle" seçeneğiyle çıkartmalarını doğrudan iMessage ve WhatsApp'a aktarabiliyor. iMessage'da ise oluşturulan çıkartmalar, mesajlar uygulamasındaki özel ChatGPT bölümünde görüntüleniyor. ChatGPT, yüklenen görsellerde şeffaf arka plan oluşturabiliyor ve istenirse görselin eksik kalan bölümlerini tamamlayabiliyor. Kullanıcılar, fotoğraflarına ek olarak fikirlerini veya esprili içeriklerini de çıkartma paketine dönüştürme imkanı buluyor. Bu yenilik, sohbetlerde daha özgün ve kişisel bir iletişim deneyimi sunuyor. Kullanıcıların kendi stil ve tercihlerine göre çıkartma üretmesi, dijital sohbet alışkanlıklarında yeni bir dönemi başlatıyor.</p><p>Sonuç olarak, OpenAI'nin ChatGPT platformuna eklediği bu yenilikçi özellik, iMessage ve WhatsApp kullanıcılarının sohbet deneyimini kişiselleştirmesine olanak sağlıyor. Kullanıcılar artık kendi tarzlarını ve yaratıcılıklarını çıkartmalar aracılığıyla ifade edebiliyor. Özelliğin yaygınlaşmasıyla birlikte, dijital iletişimde kişiselleştirilmiş içeriklerin önemi daha da artacak gibi görünüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/chatgptden-mesajlasmayi-d-137_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288931</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/600-isik-yili-uzaktaki-dev-yildizin-calkantili-yuzu-ortaya-cikarildi-288931</link>
      <pubDate>2026-08-26T12:45:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[600 ışık yılı uzaktaki dev yıldızın çalkantılı yüzü ortaya çıkarıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Yaklaşık 600 ışık yılı uzaklıktaki Betelgeuse'un yüzeyinde, Atacama Büyük Milimetre/Alt Milimetre Dizisi (ALMA) sayesinde bugüne kadarki en detaylı gözlemler yapıldı. Bilim insanları, yıldızın sıcak noktalarını ve kabarcıklı yapısını inceleyerek, süpernova olmadan önceki evresini daha yakından anlamaya çalışıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[600 ışık yılı uzaktaki dev yıldızın çalkantılı yüzü ortaya çıkarıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Betelgeuse, Dünya'dan yaklaşık 600 ışık yılı uzaklıkta yer alan ve gökyüzünün en parlak yıldızlarından biri olarak biliniyor. Son dönemde, Atacama Büyük Milimetre/Alt Milimetre Dizisi (ALMA) ile yapılan gözlemler, bu kırmızı süperdev yıldızın yüzeyinde daha önce hiç görülmemiş detayları ortaya çıkardı. Araştırmacılar, Betelgeuse'un yüzeyinde sıcak noktalar ve kabarcıklı bir yapı tespit etti. Yıldızın nihai kaderi olan süpernova patlamasına doğru ilerlemesi, bilim dünyasının dikkatini buraya çekiyor. Özellikle yıldızın yüzeyinde yıllardır devam eden sıcak noktalar, mevcut yıldız modellerini sorgulatıyor ve Betelgeuse'un evrimiyle ilgili yeni soruları gündeme getiriyor.</p><h3>ALMA ekibi Betelgeuse'un yüzeyinde olağanüstü detaylar yakaladı</h3><p>Avrupa Güney Gözlemevi'nden (ESO) Bill Dent liderliğindeki uluslararası ekip, 2023 yılında ALMA ile elde edilen yeni görüntüler sayesinde Betelgeuse'un yüzeyini eşi benzeri görülmemiş bir netlikte inceleme fırsatı buldu. Elde edilen veriler, yıldızın atmosferinde parlak sıcak noktalar ve büyük miktarda plazmanın hareketiyle oluşan oluklu bir dokuya işaret ediyor. Betelgeuse'un kütlesi Güneş'in yaklaşık 20 katı, çapı ise 800 katı kadar büyük. Yüzey sıcaklığı ise 2.030 derece Celsius (3.680 derece Fahrenheit) olarak ölçüldü. Ancak yıldızın bazı bölgelerinde sıcaklığın çevresine göre 530 derece Celsius (980 derece Fahrenheit) daha yüksek olduğu tespit edildi. Bu sıcak noktalar, yıldızın içinde gerçekleşen büyük konvektif hareketlerin ve atmosferde oluşan şok dalgalarının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Araştırmacılar, Betelgeuse'un yüzeyindeki bu düzensiz yapının yıldızın evrim sürecine dair önemli ipuçları sunduğuna dikkat çekiyor.</p><h3>Betelgeuse'da 7 yıl boyunca devam eden sıcak nokta şaşkınlık yarattı</h3><p>ALMA ekibi, 2023 yılında elde edilen görüntüleri 2015'teki verilerle karşılaştırdığında, yıldız diskinin kuzeydoğusunda yer alan bir sıcak noktanın en az yedi yıl boyunca varlığını sürdürdüğünü gözlemledi. Bu süre, mevcut yıldız modellerinin öngördüğünden çok daha uzun. Bilim insanları, bu bulgunun Betelgeuse'un yüzeyinde beklenenden daha kalıcı ve stabil bölgeler bulunduğunu gösterdiğini belirtiyor. Ayrıca, sıcak noktaların yönelimi, kırmızı süperdevin gizemli bir eş yıldız tarafından etkilenebileceği ihtimalini gündeme getirdi. Betelgeuse'un astronomlar için ne kadar iyi bilinen bir hedef olsa da, yıldızın yüzeyinde ortaya çıkan bu yeni detaylar, kozmik evrim süreçlerinin sanılandan daha karmaşık olabileceğine işaret ediyor. Araştırmacılar, bu gözlemlerin yıldızın kütle kaybı, atmosfer yapısı ve süpernova öncesi evresi hakkında önemli bilgiler sunduğunun altını çiziyor.</p><h3>Bilim dünyası Betelgeuse'u izlemeye devam ediyor</h3><p>Betelgeuse'un yüzeyindeki sıcak noktalar ve kabarcıklı yapı, yıldızın süpernova patlamasıyla sona erecek hayatının son evrelerine dair yeni sorular doğuruyor. Bilim insanları, ALMA ile yapılan gözlemler sayesinde bu dev yıldızın yüzeyini ve atmosferini izlemeyi sürdürüyor. Araştırmalar, yıldızın sıcak noktalarının zaman içindeki değişimini, kütle kaybıyla ilişkisini ve atmosferik yapısını anlamaya odaklanıyor. Elde edilen veriler, yalnızca Betelgeuse'un değil, tüm kırmızı süperdev yıldızların evrimi konusunda önemli bir referans oluşturuyor. Ekip, bu çarpıcı bulguları Astronomy &amp; Astrophysics dergisinde yayımlanmak üzere hazırladı ve çalışmanın özetini arXiv veri tabanında paylaştı. Bilim dünyası, Betelgeuse'un süpernova patlamasına kadar olan sürecini yakın takibe almış durumda.</p><p>Betelgeuse'un yüzeyinde gözlenen sıcak noktalar ve kabarcıklı yapı, yıldız evriminin bilinmeyen yönlerini aydınlatıyor. ALMA'nın sağladığı yüksek çözünürlüklü veriler, hem Betelgeuse'un hem de benzer yıldızların gelecekteki davranışlarını öngörmek için yeni bir pencere açıyor. Bilim insanları, bu gözlemlerin yıldız modellerini geliştirmek ve evrensel kozmik süreçleri daha iyi anlamak için büyük bir fırsat sunduğunu vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/600-isik-yili-uzaktaki-de-706_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288930</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/uydular-icin-yeni-hamle-uzaya-daha-fazla-sefer-duzenlenecek-288930</link>
      <pubDate>2026-08-26T12:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uydular için yeni hamle! Uzaya daha fazla sefer düzenlenecek]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Impulse Space, jeostatik yörüngeye yönelik rideshare misyonlarının sıklığını artırma kararı aldı. Şirket, 2027'den 2029'a kadar planlanan yeni GEO rideshare görevleriyle uzay sektöründe tarihi bir talep artışına yanıt veriyor. Bu kapsamda, rezervasyonlar hızla dolarken, anahtar kelime olan 'GEO rideshare' programı sektörün odağına yerleşti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uydular için yeni hamle! Uzaya daha fazla sefer düzenlenecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Impulse Space, jeostatik yörüngeye yönelik rideshare misyonlarına gösterilen yoğun ticari ilgi nedeniyle programını genişletme kararı aldı. Şirket, 2027'nin ilk yarısında gerçekleştirilecek ilk Caravan GEO rideshare misyonu için tüm rezervasyonları doldurduğunu açıkladı. Bu görevde, yüklerin yörüngeye taşınmasında şirketin geliştirdiği Helios itici aşaması kritik rol oynayacak. Küçük Uydu Konferansı'nda yapılan açıklamada, Impulse Space'in önümüzdeki yıllarda rideshare görevlerinin sayısını iki katına çıkarmayı planladığı belirtildi. Şirketin yeni GEO rideshare hedefleri, uzay endüstrisinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.</p><h3>Impulse Space: GEO rideshare talepleri rekor seviyeye ulaştı</h3><p>Impulse Space, 2028 yılı için üç yeni GEO rideshare misyonunun bekleme listelerini resmi olarak açtı. Caravan-2'nin 2028'in ilk çeyreğinde, Caravan-3'ün ise aynı yılın dördüncü çeyreğinde fırlatılması planlanıyor. Ayrıca, 2028'de gerçekleştirilecek üçüncü bir misyon için de başvurular alınmaya başlandı. Şirket, bu üç misyonun tamamında yüzde 100 ticari taleple karşılaştı. Impulse Space'in rideshare programı kapsamında, 16U cubesat'lardan 1,5 tonluk büyük uydulara kadar farklı boyutlarda toplamda 25 ila 30 uydu için başvuru geldi. Bu uydular, uzayda farkındalık, bilimsel araştırmalar, iletişim ve denetim gibi çeşitli alanlarda görev üstlenecek. GEO rideshare programına olan bu yoğun talep, şirketin programını genişletmesinde belirleyici oldu.</p><h3>Helios ile yörüngeye güvenli ve esnek erişim</h3><p>Impulse Space'in geliştirdiği Helios itici aşaması, rideshare misyonlarının başarısında kilit rol üstleniyor. Helios, yükleri yaklaşık 160 kilometre yüksekliğe yerleştiriyor ve ardından Deneb motorunu ateşleyerek yörünge apojesini 36 bin kilometreye çıkarıyor. Beş saatlik bir seyirden sonra Deneb motoru yeniden çalıştırılarak yörünge daireselleştiriliyor ve yükler dağıtılıyor. Yüklerin dağıtımı, jeostatik yörüngenin yaklaşık 500 kilometre üzerinde gerçekleşiyor. Bu strateji, uzay güvenliğini artırmayı ve operatörlere uydularını kontrol etme imkânı sunmayı amaçlıyor. Ayrıca, yüklerin hedeflenen GEO slotlarına ulaşması için ek manevra şansı sağlanıyor. Helios'un bu operasyon konsepti, GEO rideshare misyonlarında esneklik ve güvenliği bir arada sunuyor.</p><h3>Impulse Space: Falcon 9 sonrası döneme hazır</h3><p>Impulse Space, rideshare misyonlarının fırlatılmasında öncelikli olarak SpaceX'in Falcon 9 roketini kullanmayı planlıyor. Ancak, SpaceX'in Starship programına odaklanması nedeniyle Falcon 9'un gelecekte aşamalı olarak devre dışı kalabileceği öngörülüyor. Şirketin ticari satışlar direktörü Joshua Rea, Helios itici aşamasının farklı fırlatma araçlarıyla da uyumlu olduğunu vurguladı. Impulse Space, yalnızca SpaceX ile sınırlı kalmayıp, çeşitli fırlatma sağlayıcılarıyla iş birliği yapmaya devam ediyor. Hangi misyon için hangi fırlatma aracının kullanılacağı, piyasadaki koşullara ve mevcut manifestoya göre belirleniyor. Şirketin bu esnek yaklaşımı, GEO rideshare programının sürdürülebilirliğini ve başarısını artırıyor.</p><h3>GEO rideshare programı uzay endüstrisinde yeni bir dönemi başlatıyor</h3><p>Impulse Space'in artan GEO rideshare misyonları, hem ticari hem de hükümet müşterileri için yeni fırsatlar sunuyor. 2029 yılına kadar Caravan-4 ve Caravan-5 adlı iki yeni rideshare görevi daha planlandı. Her bir görev, uzay teknolojilerinin gelişimine ve yörüngeye erişimin demokratikleşmesine katkı sağlıyor. Şirketin sorumlu operatör yaklaşımı, yük dağıtımında güvenlik ve sürdürülebilirlik ilkelerini ön planda tutuyor. GEO rideshare programının bu hızlı büyümesi, uzay endüstrisinde rekabeti artırırken, yeni teknolojik çözümlerin de önünü açıyor. Impulse Space, jeostatik yörüngeye erişimde liderliğini pekiştirirken, sektörün geleceğine yön veriyor.</p><p>Sonuç olarak, Impulse Space'in GEO rideshare programında attığı adımlar, uzay sektöründe önemli bir dönüşüm yaratıyor. Artan misyon sayısı, çeşitlenen yük profilleri ve yenilikçi operasyon konseptiyle şirket, hem ticari hem de bilimsel hedeflere ulaşmayı kolaylaştırıyor. GEO rideshare kavramı, önümüzdeki yıllarda daha fazla uydu ve operatör için standart bir çözüm haline gelebilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/uydular-icin-yeni-hamle-u-646_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288929</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/aziz-ihsan-aktas-suc-orgutu-davasinda-saniklara-hapis-cezasi-288929</link>
      <pubDate>2026-08-26T12:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında sanıklara hapis cezası]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Aziz İhsan Aktaş suç örgütüne ilişkin 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu 200 sanığın yargılandığı davada bazı sanıklar değişen oranlarda hapis cezasına çarptırıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında sanıklara hapis cezası]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda pazartesi günü yapılan 60. duruşmada, davaya ilişkin kararını açıkladı.</p><p>Aziz İhsan Aktaş ile Baki Nugay&#39;ın &quot;örgüt kurma&quot; suçundan beraatine karar veren mahkeme, 26 sanığın &quot;örgüte üye olma&quot;, 4 sanığın ise &quot;örgüte yardım etme&quot; suçlarından beraatini kararlaştırdı.</p><p>Heyet, Rıza Akpolat&#39;ın eşi tutuksuz sanık Yeşim Akpolat&#39;ı &quot;suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama&quot; suçundan 4 yıl 2 ay hapis ve 781 bin 200 lira adli para cezasına çarptırdı. Akpolat&#39;ın kayınbiraderi tutuksuz sanık Kazım Gökhan Yankılıç&#39;ı &quot;suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama&quot; suçundan 5 yıl hapis ile 1 milyon 111 bin lira adli para cezasına çarptıran mahkeme, sanığa &quot;resmi belgede sahtecilik&quot; suçundan da 1 yıl 8 ay hapis cezası vererek, hükmün açıklanmasını geri bıraktı. Ayrıca heyet, Bebek, Ortaköy ile Beykoz&#39;daki 3 taşınmaz ile bir otomobilin müsaderesine karar verdi.</p><p>Rıza Akpolat&#39;ın akrabası olan tutuksuz sanık Burak Kangal&#39;ı &quot;suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama&quot; suçundan 3 yıl 4 ay hapis ile 625 bin lira adli para cezasına çarptıran mahkeme, Akpolat&#39;ın baldızı tutuksuz sanık Çiğdem Yankılıç Kangal&#39;ı da aynı suçtan 1 yıl 8 ay hapis ile 312 bin 500 lira adli para cezasına çarptırarak, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. Heyet ayrıca, Beykoz&#39;daki bir taşınmazın da müsadere edilmesini kararlaştırdı.</p><p>Görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat&#39;ı &quot;ihaleye fesat karıştırma&quot;, &quot;2 kez rüşvet&quot; ve &quot;aklama&quot; suçlarından toplam 23 yıl 7 gün hapis cezasına çarptıran heyet, ayrıca 4 milyon 882 bin 500 lira adli para cezasına mahkum etti.</p><p><b>- AKTAŞ AİLESİNE VERİLEN CEZALAR</b></p><p>Kararda, tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş&#39;a ait şirketler üzerindeki tedbirlerin kaldırılmasına ve iadesine hükmedilirken, &quot;ihaleye fesat karıştırma&quot; suçundan 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezası alan sanığın 2 yıl süreyle bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmasının yasaklanmasına karar verildi.</p><p>Aziz İhsan Aktaş&#39;ın kardeşi tutuksuz sanık Doğan Aktaş &quot;ihaleye fesat karıştırma&quot; suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı ve sanığın 2 yıl süreyle bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmasının yasaklanması kararlaştırıldı.</p><p>Heyet, Aktaş&#39;ın oğlu tutuksuz sanık Metin Aktaş ile akrabaları olan tutuksuz sanıklar Ayşegül Ünal ile Hamit Ünal&#39;ı &quot;ihaleye fesat karıştırma&quot; suçundan 1&#39;er yıl 8&#39;er ay hapis cezasına mahkum ederek, haklarında hükmün açıklanmasını geri bıraktı.</p><p>Mahkeme, Aktaş&#39;ın kardeşleri olan tutuksuz sanıklar Tekin ve Ramazan Murat Aktaş&#39;ı aynı suçtan 2&#39;şer yıl 1&#39;er ay hapis cezasına çarptırarak, bu sanıkların 2 yıl süreyle bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmasının yasaklanmasına hükmetti.</p><p>Heyet, Aktaş&#39;ın kardeşi tutuksuz sanık Özkan Aktaş, yeğeni tutuksuz sanık Ferhat Aktaş ve akrabası tutuksuz sanık Üveys Ünal&#39;ın üzerlerine atılı suçlardan beraatlerine karar verdi.</p><p>Mahkeme, tahliye edilen Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhan Kayhan&#39;ı &quot;rüşvet almak&quot; suçundan 5 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırdı. Heyet, Kayhan ile tahliye edilen Avcılar Belediye Başkan Yardımcısı Erhan Daka hakkında &quot;yurt dışına çıkış yasağı&quot; şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasını kararlaştırdı.</p><p>Başka suçtan tutuklu Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz&#39;ı &quot;ihaleye fesat karıştırma&quot; suçundan 2 yıl 8 ay 15 gün hapisle cezalandıran heyet, tutuksuz sanık iş insanı Baki Nugay&#39;ın üzerine atılı bazı suçlardan beraatine, bazı suçlar içinse pişmanlık gösterdiğinin ve yetkili makamları bilgilendirdiğinin anlaşılması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığına karar verdi.</p><p>Davada, görevlerinden uzaklaştırılan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ve Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar&#39;ın da aralarında bulunduğu 71 sanığın farklı suçlardan değişen oranlarda hapisle cezalandırılmasına karar veren heyet, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere&#39;nin de arasında olduğu 127 sanığın üzerlerine atılı suçlardan beraatine karar verdi.</p><p>Bazı sanıklara verilen cezalarda hükmün açıklanması geri bırakılırken, bir kısım sanıklar için de bazı suçlardan ceza verilmesine yer olmadığına karar verildi.</p><p>Heyet, 2 sanığın ise dosyasının ayrılmasını kararlaştırdı.</p><p>Gerekçeli kararın bir suretinin Hazine ve Maliye Bakanlığına, ilgili belediyeler ile Valilik makamlarına gönderilmesine karar veren mahkeme, kararla ilgili istinaf yolunun açık olduğunu bildirdi.</p><p>Bu arada görevinden uzaklaştırılan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar &quot;rüşvet&quot; suçundan 6 yıl 3 ay, aynı suçtan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin 8 yıl 4 ay, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara 6 yıl 8 ay, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ise 5 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.</p><p>Ayrıca, görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer de &quot;ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma&quot; suçundan 8 ay 10 gün hapis cezasına mahkum edilip, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/aziz-ihsan-aktas-suc-orgu-965_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288928</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/spacex-louisianada-100-milyar-dolarlik-dev-uzay-ussu-kuracak-288928</link>
      <pubDate>2026-08-26T12:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[SpaceX, Louisiana'da 100 milyar dolarlık dev uzay üssü kuracak]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[SpaceX, Elon Musk liderliğinde Louisiana'nın Vermilion Parish bölgesinde 100 milyar dolarlık dev bir Starbase uzay limanı kurmaya hazırlanıyor. Şirket, bu yatırımla eyalette on binlerce kişiye yeni iş olanağı sunmayı ve bölgenin ekonomik çehresini değiştirmeyi hedefliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[SpaceX, Louisiana'da 100 milyar dolarlık dev uzay üssü kuracak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SpaceX, Elon Musk'ın liderliğinde Louisiana'nın Vermilion Parish bölgesinde 100 milyar dolarlık yeni bir Starbase uzay limanı inşa etmeye hazırlanıyor. Şirket, eski bir Exxon arazisinde kurulacak bu dev fırlatma tesisiyle hem ABD'nin uzay endüstrisinde yeni bir dönemi başlatmayı hem de Louisiana'nın ekonomik yapısını kökten değiştirmeyi amaçlıyor. Louisiana Ekonomik Gelişim Ofisi'nin Salı günü yaptığı açıklamaya göre, Starbase projesi bölgeye yıllık binlerce fırlatma kapasitesi kazandıracak ve SpaceX'in en büyük roketi Starship'in ana fırlatma merkezi olacak. Tamamen yeniden kullanılabilir olarak tasarlanan Starship, SpaceX'in Mars'ı kolonileştirme ve Starlink uydu ağını genişletme gibi iddialı hedeflerinin anahtarı olarak görülüyor.</p><h3>Elon Musk: 'Louisiana'da 10 bin yeni iş fırsatı doğacak'</h3><p>SpaceX CEO'su Elon Musk, şirketin Louisiana'daki Starbase projesiyle bölgeye yaklaşık 10 bin yeni iş kazandıracağını vurguladı. Musk, SpaceX'in yedi yıl süren yer arayışının ardından bu stratejik noktada karar kıldığını ve fırlatma rampaları ile operasyonlar için gerekli yakıt erişiminin sağlanacağını belirtti. Louisiana eyaletinin yayımladığı bilgi notuna göre, önümüzdeki 10 yıl içinde SpaceX'in doğrudan 3 bin, dolaylı olarak ise 8 bin 100 yeni iş yaratması bekleniyor. Bu istihdam artışı, Louisiana'nın iş gücü piyasasında önemli bir canlanma yaratacak ve bölgenin teknoloji yatırımlarında öne çıkmasını sağlayacak. Ayrıca, SpaceX hisseleri açıklamanın ardından yüzde 2 yükselerek 137,95 dolara ulaştı ve yatırımcıların projeye olan güvenini gösterdi.</p><h3>SpaceX Starbase ile çevre ve ekonomi için çift yönlü dönüşüm hedefliyor</h3><p>SpaceX, Starbase projesiyle yalnızca uzay araştırmalarında değil, çevre koruma alanında da iddialı adımlar atmayı planlıyor. Şirket, Louisiana'da tarihi bir kıyı restorasyonu başlatacak ve yeni tesisin etrafındaki sulak alanları yeniden canlandırarak bölgeye fırtına koruması sağlayacak. Bu çevresel projeler, hem ekosistemin korunmasına katkı sunacak hem de yerel halk için sürdürülebilir bir yaşam alanı oluşturacak. Louisiana Valisi Jeff Landry, havacılık projelerini kamu incelemesinden muaf tutan ve uzay limanına izinsiz girişleri suç sayan yeni yasaları imzalayarak SpaceX'e yasal ve mali teşvikler sundu. Şirketin geçmişte Texas'taki Starbase'te çevresel ihlaller nedeniyle karşılaştığı tepkiler ve cezalar, Louisiana projesinde daha titiz bir yaklaşım benimsemesine yol açtı. SpaceX, Louisiana'nın dördüncü fırlatma noktası olarak seçilmesiyle ABD'nin uzay altyapısında stratejik bir ağ kuruyor.</p><h3>Starship ve Starlink projeleriyle SpaceX'in küresel hedefleri büyüyor</h3><p>SpaceX, Louisiana'daki Starbase ile Starship roketlerinin ana üssünü kurarken, şirketin küresel hedefleri de giderek büyüyor. Starship'in tamamen yeniden kullanılabilir yapısı, fırlatma maliyetlerini düşürerek uzay erişimini daha yaygın ve ekonomik hale getirecek. Bu sayede SpaceX, Starlink uydu ağını genişletme, yörüngesel veri merkezleri fırlatma ve Mars'a insanlı yolculuk gibi vizyoner projelerini hızlandırmayı hedefliyor. Şirketin piyasa değeri neredeyse 2 trilyon dolara ulaşırken, Starship'in başarısı bu değerin temel dayanağı olarak öne çıkıyor. Louisiana'daki yeni Starbase, SpaceX'in Boca Chica, Texas; Tennessee ve Mississippi'deki yatırımlarının ardından ABD'nin güneyinde kritik bir uzay üssü olarak konumlanacak. Musk'ın diğer girişimleri olan Tesla ve SpaceXAI'nin de bölgedeki teknoloji ekosistemine katkı sağlaması bekleniyor.</p><p>SpaceX'in Louisiana'daki Starbase projesi, eyaletin ekonomik ve teknolojik dönüşümünde belirleyici bir rol üstleniyor. Şirketin çevre, istihdam ve inovasyon odaklı yaklaşımı, hem bölge halkına hem de ABD'nin uzay endüstrisine yeni fırsatlar sunuyor. Starbase'in hayata geçmesiyle birlikte Louisiana, uzay teknolojilerinde dünyanın önde gelen merkezlerinden biri olma yolunda önemli bir adım atacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/spacex-louisianada-100-mi-979_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288927</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/3-ay-sahalardan-uzak-kalacak-kenan-yildizdan-kotu-haber-288927</link>
      <pubDate>2026-08-26T12:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[3 ay sahalardan uzak kalacak! Kenan Yıldız'dan kötü haber]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[İtalyan ekibi Juventus forması giyen milli futbolcu Kenan Yıldız'ın geçirdiği sakatlık nedeniyle ameliyat olması bekleniyor. İtalyan basınında yer alan habere göre genç yıldız 3 ay yeşil sahalardan uzak kalacak. İşte detaylar...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[3 ay sahalardan uzak kalacak! Kenan Yıldız'dan kötü haber]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Juventus, Serie A'nın ilk haftasında Frosinone ile karşı karşıya geldi. Torino ekibinde forma giyen milli oyuncu Kenan Yıldız, ayağına aldığı darbe sonucu sakatlandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/23/42289661.jpg"/><p>Yapılan son kontrollerin ardından Kenan'ın en az 2 ay sahalardan uzak kalacağı açıklandı. Bunun yanı sıra milli yıldızın ameliyat olması durumunda ise sürenin uzayacağı belirtilmişti.</p><p>İtalyan basınından La Gazzetta dello Sport, beklenen haberi resmen açıkladı. Haberde, Kenan Yıldız'ın ameliyat olacağı ve en az 3 ay sahalardan uzak kalacağı bildirildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/23/42289656.jpg"/><p>Aralık ayında sahalara geri dönmesi beklenen Kenan Yıldız, A Milli Takım'ın Uluslar Ligi'nde oynayacağı maçlarda da forma giyemeyecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/3-ay-sahalardan-uzak-kala-760_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288926</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kritik-tarih-30-eylul-irakta-yeni-donemin-kapilari-aralaniyor-288926</link>
      <pubDate>2026-08-26T12:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kritik tarih: 30 Eylül! Irak'ta yeni dönemin kapıları aralanıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ Irak hükümetinin silahları devlet kontrolüne alma yönündeki çalışmaları siyasi çevreler ve silahlı gruplar arasında tartışılmaya devam ederken, ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon Güçleri'nin ülkedeki görevinin 30 Eylül'de sona erecek olması bu tarihi sürecin kritik dönüm noktalarından biri haline getiriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kritik tarih: 30 Eylül! Irak'ta yeni dönemin kapıları aralanıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bağdat yönetimi, ülkede silah taşıma ve kullanma yetkisinin yalnızca devlet kurumlarında bulunması gerektiğini savunurken, bazı Şii silahlı milis gruplar silahlarını bırakma konusunda temkinli yaklaşım sergiliyor.</p><p>Özellikle Nuceba Hareketi, Ensarullah el-Evfiya, Irak Hizbullahı ve Ketaib Seyyidu&#39;ş Şuheda gibi yapılar silahlarını vermek istemediğini sıklıkla açıklıyor.</p><p>Irak Başbakanı Ali Zeydi, 21 Ağustos&#39;ta Bağdat&#39;ta katıldığı bir oturumda yaptığı açıklamada, hükümetinin, silahların devletin kontrolünde toplanması konusunda silahlı gruplarla diyaloğu sürdürdüğünü ve bu konuda geri adım atmayacağını kaydetti.</p><p>Zeydi, hükümetin silahlı gruplarla askeri bir çatışmaya girme niyetinin bulunmadığını da ifade etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/3-26082026ea3892de.jpg"/><p>Irak Başbakanı Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci de ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon Güçleri&#39;nin Irak&#39;taki görevinin 30 Eylül&#39;de sona ermesiyle silahların kademeli olarak devletin kontrolünde toplanması sürecinin başlatılacağını söyledi.</p><p>Araci, 30 Eylül&#39;ün silahların teslim edilmesi için kesin ve son tarih olmadığını ancak bu tarihten sonra sürecin aşamalı şekilde başlatılacağını belirtti.</p><p>Bazı Iraklı milis grupların silahlarını neden hala teslim etmediğine ilişkin soruya da yanıt veren Araci, bunun nedeninin &quot;bölgedeki koşullara&quot; bağlı olduğunu savundu.</p><p>Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amidi ise birkaç gün önce yaptığı açıklamada, silahlarını teslim etmeyen yalnızca 2 veya 3 grubun kaldığını belirtmişti.</p><p>Bağdat yönetimi, silahların devletin kontrolünde toplanması konusunda siyasi uzlaşı sağlanmasını ve silahlı grupların devlet kurumlarıyla bütünleşmesini hedefliyor. Sürecin, herhangi bir askeri çatışmaya yol açmadan diyalog ve anayasal mekanizmalar üzerinden yürütülmesi planlanıyor.</p><p><b>- KRİTİK TARİH: 30 EYLÜL</b></p><p>Silahların devlet kontrolüne alınması sürecinde 30 Eylül 2026 önemli bir dönüm noktası olarak öne çıkarken bazı gruplar, Irak&#39;taki yabancı güçlerin tamamen çekilmesinin ardından silahların durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.</p><p>Buna gerekçe olarak da ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin ülkedeki varlığı devam ederken silahların bırakılmasının doğru olmadığı gösteriliyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/iraq2-260820261bd1dae3.jpg"/><p><b>- BAĞDAT YÖNETİMİNİN EN BÜYÜK SORUNU "SİLAHLARIN TESLİMİ" SÜRECİ</b></p><p>Bağdat yönetiminin karşı karşıya olduğu temel mesele, silahların devlet kontrolüne alınması kararının sahada nasıl uygulanacağı.</p><p>Siyasi çevrelerde, silahlı grupların tamamının hükümetin kararına uymaması halinde Bağdat'ın nasıl bir yol izleyeceği tartışılıyor.</p><p>Hükümetin silahların toplanmasında askeri yöntemler yerine siyasi uzlaşıyı tercih etmesi beklenirken, bazı siyasi aktörler grupların zorla silahsızlandırılmasının ülkede yeni bir güvenlik krizini tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.</p><p>Bu nedenle hükümet ile silahlı gruplar arasında siyasi bir uzlaşma sağlanması, sürecin en kritik aşamalarından biri olarak görülüyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/2-26082026ea474334.jpg"/><p><b>- IRAK'TA İRAN'IN ETKİSİ</b></p><p>Silahların devlet kontrolüne alınmasına ilişkin tartışmaların bir diğer boyutunu da İran&#39;ın Irak&#39;taki siyasi ve güvenlik alanındaki etkisi oluşturuyor.</p><p>İran&#39;ın, Irak&#39;ta yakın ilişkileri bulunan siyasi gruplar ve silahlı yapılarla temaslarını sürdürdüğü ve silahların bırakılması konusunda farklı aktörlerle görüşmeler yaptığı ifade ediliyor.</p><p>Bu durum, Irak&#39;taki silah tartışmasının yalnızca iç politika meselesi olmadığını aynı zamanda Bağdat&#39;ın Tahran ve Washington ile ilişkileri açısından da önemli bir konu olduğunu ortaya koyuyor.</p><p><b>- HÜKÜMET, KARARI UYGULAMA KAPASİTESİNE SAHİP Mİ?</b></p><p>Iraklı siyasi analist Barakat Ali Hammudi, hükümetin ülkedeki silahların devlet kontrolü altına alınmasına yönelik kararının uygulanması konusunda güvenlikten ziyade siyasi ve bölgesel dinamiklerin belirleyici olduğunu savundu.</p><p>Irak hükümetinin söz konusu kararı uygulayabilecek yeterli güvenlik kapasitesine sahip olduğunu ifade eden Hammudi, ancak kararın uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek güvenlik maliyetlerinin hükümet ve Başbakan Zeydi tarafından istenmediğini belirtti.</p><p>Hammudi, meselenin siyasi boyutunun güçlü olduğuna dikkati çekerek, Şii liderlerden Ammar el-Hekim'in konuya müdahil olmasının yanı sıra Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri ve Koordinasyon Çerçevesi içerisindeki bazı aktörlerin &quot;silahların tamamen devlet kontrolüne alınması&quot; yerine &quot;düzenlenmesi&quot; fikrini gündeme getirdiğini hatırlattı.</p><p>Bazı çevrelerde silahlı grupların faaliyetlerinin iki yıl süreyle dondurulması ve silahların geçici olarak muhafaza altına alınması yönündeki önerilerin bulunduğunu dile getiren Hammudi, bunun ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın görevden ayrılacağı döneme kadar zaman kazanmayı amaçlayan siyasi bir manevra olarak değerlendirildiğini söyledi.</p><p><b>- "IRAK'TAKİ SÜREÇ ABD-İRAN DİYALOĞUNDAN BAĞIMSIZ DEĞİL"</b></p><p>Irak'taki tartışmaların önceki dönemlerden farklılaşmasında dış faktörlerin önemli rol oynadığını belirten Hammudi, 7 Ekim 2023 sonrasında yaşanan gelişmeler ile ABD ve uluslararası toplumun bölgede İran&#39;a bağlı silahların ortadan kaldırılmasına yönelik yaklaşımının Irak&#39;taki siyasi atmosferi doğrudan etkilediğini kaydetti.</p><p>Hammudi, &quot;Değişen şey, mevcut siyasi gerçekliğe kendi gündemini dayatan dış faktördür.&quot; dedi.</p><p>&quot;Silahlı gruplarla yürütülen görüşmeler ABD ile İran arasındaki müzakerelerden bağımsız değerlendirilemeyecek.&quot; diyen Hammudi, Tahran&#39;ın kendi çıkarları doğrultusunda silahlı grupların silahlarını teslim etmesini uygun görmesi halinde bu yönde açık bir mesaj verebileceğini dile getirdi.</p><p>Hammudi, İran&#39;ın kendisini bir &quot;varlık mücadelesi&quot; içerisinde gördüğü durumda ise söz konusu grupların silahlarını korumakta ısrar edeceğini anlattı.</p><p>Bu çerçevede, silahların geçici olarak İran&#39;da muhafaza edilmesi ve silahlı grupların faaliyetlerinin iki yıl süreyle dondurulması gibi formüllerin de gündeme gelebileceğini aktaran Hammudi, Tahran&#39;ın hala zaman faktörüne ve ABD&#39;de Demokratların yeniden iktidara gelmesi ihtimaline güvendiğini söyledi.</p><p>Hammudi, böyle bir değişimin Washington ile ilişkilerin eski ABD Başkanı Barack Obama dönemindeki anlayış doğrultusunda yeniden şekillendirilmesine imkan sağlayabileceğini savundu.</p><p>Irak&#39;taki bazı silahlı grupların siyasi sürecin parçası haline gelmeleri nedeniyle silahların teslim edilmesi fikrine daha yakın olduğunu belirten Hammudi, bu grupların iktidarın bir parçası haline gelmesi nedeniyle silah bırakmaya daha fazla sıcak bakabileceğini kaydetti.</p><p>Hammudi, bazı silahlı grupların nihai karar konusunda doğrudan Tahran&#39;ın tutumunu dikkate aldığını belirterek, bunda söz konusu grupların dini ve ideolojik bağlılıklarının etkili olduğunu söyledi.</p><p>Özellikle &quot;Velayet-i Fakih&quot; anlayışını benimseyen grupların bu anlayış doğrultusunda Tahran&#39;dan bağımsız karar alma konusunda sınırlı hareket alanına sahip olduğunu kaydetti.</p><p>Iraklı analiste göre, hükümetin silahları devlet kontrolüne alma girişimi artık yalnızca Bağdat ile silahlı gruplar arasındaki bir müzakere olmaktan çıkmış durumda. Süreç, ABD-İran ilişkileri, bölgesel dengeler ve Tahran&#39;ın Irak&#39;taki silahlı yapılar üzerindeki etkisiyle iç içe geçmiş çok katmanlı bir siyasi meseleye dönüşüyor.</p><p><b>- "30 EYLÜL, BÖLGENİN YENİDEN YAPILANMA SÜRECİNİN PARÇASI"</b></p><p>Başbakan Zeydi hükümetinin silahsızlandırma sürecini yürütmek için ekonomik, siyasi ve askeri bazı araçlara sahip olduğunu belirten analist Hilal Ubeydi de ancak mevcut Irak siyasetindeki karmaşık dengeler nedeniyle bunların tek başına yeterli olmadığını kaydetti.</p><p>Ubeydi, Irak&#39;ta farklı uluslararası aktörlerin çıkarlarının çatıştığını belirterek, İran&#39;daki Velayet-i Fakih sisteminin silahlı grupların konumunu güçlendirmeye çalıştığını, bu amaçla Zeydi hükümeti ve hükümeti destekleyen Koordinasyon Çerçevesi üzerinde baskı kurduğunu savundu.</p><p>Buna karşılık ABD&#39;nin de silahlı grupların silahsızlandırılması yönündeki planın uygulanmaması halinde ekonomik yaptırımlar ve ABD dolarının kullanımına ilişkin kısıtlamalar uygulama tehdidinde bulunduğunu söyleyen Ubeydi, sürecin 30 Eylül sonrasında doğrudan bir çatışma aşamasına dahi taşınabileceğini kaydetti.</p><p>Ubeydi, &quot;30 Eylül tarihi yalnızca Irak içindeki gelişmelerle bağlantılı değil bölgenin ve özellikle Orta Doğu&#39;nun geleceğine ilişkin daha geniş kapsamlı yeniden yapılanma sürecinin bir parçasıdır.&quot; dedi.</p><p><b>- BÖLGEDE YENİ BİR GÜVENLİK DENKLEMİNİN KURULMASI SENARYOSU</b></p><p>Ubeydi, bölgedeki en önemli değişimin İran&#39;ın bölgesel güvenlik denklemindeki rolünün sona ermesi ve yeni bir güvenlik mimarisinin kurulması olduğunu savundu.</p><p>İran&#39;ın Arap ülkelerine yönelik tehdit politikasının da bölgedeki dengeleri önemli ölçüde değiştirdiğini söyleyen Ubeydi, İran ve ona bağlı silahlı grupların oluşturduğu tehdidin, Arap-İsrail çatışmasının bölgesel önemini gölgede bıraktığını öne sürdü.</p><p>- &quot;Grupları 3 temel unsur yönlendiriyor&quot;</p><p>Silahlı grupların davranışlarını belirleyen 3 temel unsur bulunduğunu belirten Ubeydi, bunları &quot;ideolojik bağlılık, siyasi nüfuz ve ekonomik çıkarlar&quot; olarak sıraladı.</p><p>Ubeydi, söz konusu grupların liderleri açısından siyasi güç ve nüfuz ile ekonomik çıkarların çoğu durumda ideolojik bağlılıktan daha belirleyici olduğunu savundu.</p><p>İdeolojik bağlılığın ise kritik çatışma anlarında yeniden ön plana çıkabileceğini aktaran Ubeydi, bazı grup liderlerinin ve ailelerinin olası bir çatışma ihtimaline karşı Irak dışına önemli miktarda para aktardığını iddia etti.</p><p><b>- "HÜKÜMETTEN MÜMKÜN OLAN EN YÜKSEK TAVİZİ KOPARMAYA ÇALIŞIYORLAR"</b></p><p>Ubeydi, silahlı grupların Irak&#39;taki iç ve dış koşullardan maksimum ölçüde yararlanmaya alıştığını ve mevcut süreçte ekonomik, siyasi veya güvenlik alanında bir karşılık beklediğini söyledi.</p><p>&quot;Bu gruplar hükümetle bir anlaşmaya varabilmek için mümkün olduğunca fazla taviz koparmaya çalışıyor.&quot; diyen Ubeydi, &quot;Asıl amaçları hükümeti mümkün olan en yüksek düzeyde sıkıştırmak.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Silahlı grupların ciddi bir askeri operasyonla karşı karşıya kalmaları halinde büyük bölümünün doğrudan çatışmaya girmek yerine geri çekilmeyi tercih edeceğini de savunan Ubeydi, bazı grupların ve liderlerinin olası bir çatışma için alternatif kaçış planlarını önceden hazırlamış olabileceğini söyledi.</p><p><b>- "SİLAHLARIN DEVLET DIŞINDAKİ YAPILARDA BULUNMASI İSTİKRARIN ÖNÜNDE ENGEL"</b></p><p>Iraklı siyasi analist ve Eco Iraq Gözlemevi Direktörü Ali Naci, ülkede silahların yalnızca devlet kurumlarının kontrolünde bulunmasının siyasi ve güvenlik istikrarının yanı sıra ekonomik kalkınma açısından da kritik önem taşıdığını belirtti.</p><p>Naci, Irak hükümetinin silahların devlet kontrolüne alınması konusunda gerekli siyasi ve güvenlik araçlarına sahip olduğunu ancak sürecin başarılı olmasının ortak bir siyasi iradenin ortaya konulmasına bağlı olduğunu ifade etti.</p><p>Meselenin yalnızca güvenlik boyutuyla ele alınamayacağını vurgulayan Naci, sorunun öncelikle siyasi olduğu görüşünü dile getirdi.</p><p>Irak ekonomisinin istikrarlı şekilde büyütülmesi, yabancı yatırımların çekilmesi ve kamu kaynaklarının korunabilmesi için ülkedeki güç ve silah merkezlerinin tek elde toplanması gerektiğini belirten Naci, silahların devlet kontrolüne alınmasının ekonomik istikrar projesinin de temel unsurlarından biri haline geldiğini aktardı.</p><p><b>- DİYALOG TEK BAŞINA YETERLİ Mİ?</b></p><p>Silahlı gruplarla yürütülen diyaloğun çözüm için bir başlangıç noktası olabileceğini ifade eden Naci ancak, görüşmelerin tek başına yeterli olmayacağını savundu.</p><p>Naci, sürecin belirli bir takvime bağlanması gerektiğini vurgulayarak, kişilerin devlet kurumları bünyesinde nasıl konumlandırılacağına ilişkin açık bir mekanizma oluşturulması, ağır ve orta sınıf silahların teslim edilmesi ve devlet dışında herhangi bir silahlı faaliyetin engellenmesi gerektiğini belirtti.</p><p><b>- BAZI GRUPLAR SİLAHI SİYASİ VE EKONOMİK NÜFUZ ARACI OLARAK GÖRÜYOR</b></p><p>Bazı silahlı grupların silahlarını teslim etmekte neden tereddüt ettiğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Naci, şunları kaydetti:</p><p>&quot;Silah, bazı gruplar açısından yalnızca güvenlik aracı değil bu, onlara aynı zamanda siyasi, güvenlik ve ekonomik nüfuz sağlıyor.</p><p>Silahların bırakılması bu grupların sahip olduğu nüfuzun bir bölümünü kaybetmeleri anlamına gelecek. Grupların silahlarını teslim ettikten sonraki siyasi ve güvenlik durumlarına ilişkin karşılıklı endişeleri de mevcut.&quot;</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/kritik-tarih-30-eylul-ira-123_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288925</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/kocaelispor-tumosan-konyaspor-maci-icin-hazirliklarini-surduruyor-288925</link>
      <pubDate>2026-08-26T12:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kocaelispor, TÜMOSAN Konyaspor maçı için hazırlıklarını sürdürüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Kocaelispor, Trendyol Süper Lig'in 3. haftasında 29 Ağustos Cumartesi günü deplasmanda TÜMOSAN Konyaspor ile yapacağı maçın hazırlıklarına devam etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kocaelispor, TÜMOSAN Konyaspor maçı için hazırlıklarını sürdürüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Teknik direktör Selçuk İnan, antrenmandan önce basın mensuplarına, kendileri açısından güzel bir haftayı geride bıraktıklarını, galibiyetin coşkusunu yaşadıklarını ancak artık bunun geride kaldığını söyledi.</p><p>Konyaspor&#39;un güçlü bir takım olduğunu belirten İnan, &quot;Ligin istikrarlı takımlarından. Bu deplasmanlarda oynamak, maça çıkmak zor. Biz her gün daha da gelişen, üzerine koyan takım olarak orada da en iyi mücadelemizi gösterip kazanmak istiyoruz. Konyaspor&#39;a çalışmaya başladık. Bugünden itibaren çok da fazla zamanımız olmayacak, Konyaspor maçına hazırlanmak için bir günümüz daha var. Cuma günü gidiyoruz. Oyuncular artık birbirini daha iyi tanımaya başladı. Ne istediklerimizi biliyorlar. İnşallah Konyaspor maçından da doğru hazırlanmayla istediğimiz 3 puanı alıp döneriz.&quot; dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42309216.jpg"/><p>İnan, her iki takımın da 3 puana ihtiyaç duyduğunu, rakipleri gibi kendilerinin de kazanmak için sahaya çıkacağını dile getirerek, tartışmalara rağmen hakemlere güvendiklerini, iyi mücadelenin yaşanacağı bir müsabaka olmasını dilediklerini kaydetti.</p><p>Transfer çalışmalarına değinen İnan, &quot;Görüşme halinde olduğumuz bir oyuncu var, çok yakın olduğumuz. Belki bugün, belki yarın bitebilir. Onu bekliyoruz. Oyuncu biterse muhtemelen Konyaspor maçında aramızda olabilir.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Kocaelispor&#39;un genç savunma oyuncusu Emir Ortakaya ise takımdaki rekabet ortamının başarıyı getirebileceğini belirterek, Konyaspor maçından mutlaka 3 puanla dönmek istediklerini söyledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42309217.jpg"/><p>Kaleci Serhat Öztaşdelen de Konyaspor deplasmanına kazanmak için gideceklerini dile getirerek, &quot;Kolay maç olmayacak, Konya zorlu bir deplasman. Üç puan için elimizden ne geliyorsa yapacağız. Onların ne kadar 3 puana ihtiyacı varsa bizim de o kadar var. O 3 puan için ne gerekiyorsa son maçta yaptığımız gibi yapacağız.&quot; diye konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/42309218.jpg"/><p>Teknik direktör İnan yönetiminde gerçekleştirilen antrenmanda futbolcular, ısınma hareketlerinin ardından pas çalışması yaptı. Antrenmana sakatlıkları bulunan Petkovic ve kaleci Jovanovic katılmadı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/26/kocaelispor-tumosan-konya-902_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>