<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291455</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turkiyenin-ilk-ay-gorevi-kapsaminda-gelistirilen-uzay-aracinin-uretimi-tamamlandi-291455</link>
      <pubDate>2026-09-14T18:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin ilk Ay görevi kapsamında geliştirilen uzay aracının üretimi tamamlandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin Ay'a erişmeyi başaran 9 ülkeden biri olacağını belirterek, bu misyonu icra eden ilk Müslüman ülke olacaklarını söyledi. Kacır, "Bayrağında hilali taşıyan bir ülke olarak Ay'a erişmenin iftiharını inşallah Türk milleti güçlü şekilde yaşayacak" dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye'nin ilk Ay görevi kapsamında geliştirilen uzay aracının üretimi tamamlandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin Ay'a erişmeyi başaran 9 ülkeden biri olacağını belirterek, bu misyonu icra eden ilk Müslüman ülke olacaklarını söyledi. Kacır, "Bayrağında hilali taşıyan bir ülke olarak Ay'a erişmenin iftiharını inşallah Türk milleti güçlü şekilde yaşayacak" dedi.</p><p>Bakan Kacır, "Ay Uzay Aracı Projesi"ne ilişkin TÜBİTAK UZAY OPMER'de düzenlenen "Ay Araştırma Programı Basın Toplantısı" sonrası Ay Uzay Aracı'nın önünde basın mensuplarına değerlendirmede bulundu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42468433.jpg"/><p>Milli Uzay Programı'nın en önemli hedeflerinden birinin kendi imkanlarıyla geliştirdiği bir uzay aracıyla Ay'a erişmek olduğunun altını çizen Kacır, "Bugüne dek Ay'a erişmeyi başaran ülkelerin sayısı sadece 8. Türkiye inşallah bu görevi başarıyla tamamladığında, Ay'a erişmeyi başaran 9 ülkeden biri olacak. Aynı zamanda bu misyonu icra eden ilk Müslüman ülke olacak" diye konuştu.</p><p><b>YÜZDE 80'İN ÜZERİNDE YERLİLİĞE SAHİP</b></p><p>Kacır, projenin bugüne kadar gerçekleştirdikleri uydu projelerinden daha sofistike olduğunu belirterek, milli görüntüleme uydularının ve milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A'nın başarılarını birlikte kutladıklarını, her bir başarının kendilerini daha iddialı hedeflere taşıdığını söyledi.</p><p>Ay'ın Dünya'dan yaklaşık 385 bin kilometre mesafede olduğunu vurgulayan Kacır, aracın yaklaşık 3,5 ton büyüklüğünde olduğunu belirtti. Kacır, aracın önce Dünya yörüngesinde eliptik yörüngede hareket edeceğini, ardından yapılacak ateşlemelerle Ay transfer yörüngesine taşınacağını ve Ay yolculuğuna çıkılacağını anlattı.</p><p>Ay'a yaklaşıldığında yeniden ateşlemeler gerçekleştirileceğini ve aracın Ay yörüngesine girerek Ay uydusu olarak görev yapacağını belirten Kacır, görev tamamlandığında aracın Ay'a iniş gerçekleştireceğini söyledi.</p><p>Bu başarının yüzde 80'in üzerinde yerlilik oranıyla gerçekleştirilen bir derin uzay aracını Türk milletine kazandırmayı beraberinde getireceğini belirten Kacır, tümüyle yerli ve milli imkanlarla geliştirilen hibrit itki sisteminin, hibrit roket motorunun derin uzayda dünya tarihinde ilk kez ateşlenmesinin de bu görev kapsamında gerçekleşeceğini kaydetti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42468441.jpg"/><p>Kacır, "Türkiye bu misyonla yeniden yüzünü Ay'a dönen insanlığa çok önemli bilimsel araştırma katkıları sunmuş olacak ve böylelikle uzay yarışında Türkiye olarak çok daha güçlü şekilde var olacağız" dedi.</p><p><b>KENNEDY UZAY MERKEZİ'NDEN FIRLATILACAK</b></p><p>Kacır, 2027'nin ilk aylarında gerçekleşmesini hedefledikleri fırlatmayla birlikte bu heyecanın zirveye çıkacağını söyledi.</p><p>Halihazırda üretimin tamamını gerçekleştirdiklerini aktaran Kacır, yazılımların yüzde 100'ünün yerli ve milli olarak geliştirildiğini belirtti. Kacır, aracın şimdi TUSAŞ bünyesindeki Uydu Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi'ne gönderileceğini, orada birkaç ay sürecek çevresel testlerin tamamlanacağını söyledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42468446.jpg"/><p>Proje tümüyle tamamlandıktan sonra aracın ABD'deki Kennedy Uzay Üssü'ne fırlatma amacıyla gönderileceğini belirten Kacır, Milli Teknoloji Hamlesi'ni ve Milli Uzay Programı'nı en güçlü şekilde himaye eden Cumhurbaşkanına şükranlarını sundu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/turkiyenin-ilk-ay-gorevi--398_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291454</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turk-telekom-teknolojisi-gelecegin-teminati-cop31in-master-partneri-turk-telekom-turkiyeni-291454</link>
      <pubDate>2026-09-14T17:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türk Telekom teknolojisi geleceğin teminatı:  COP31'in Master Partner'ı Türk Telekom,  Türkiye'nin iklim eylemine güç katıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom, teknolojiyi sürdürülebilir bir geleceğin en güçlü araçlarından biri olarak konumlandırıyor. Türk Telekom, Türkiye'nin ilk kez ev sahipliği yapacağı ve küresel iklim gündeminin en önemli buluşmalarından biri olan COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nda en üst düzey sponsorluk kategorisi olan “Master Partner” olarak yer alacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türk Telekom teknolojisi geleceğin teminatı:  COP31'in Master Partner'ı Türk Telekom,  Türkiye'nin iklim eylemine güç katıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Telekom, "Yarına Sözümüz Var" yaklaşımı doğrultusunda üstlendiği bu sorumlulukla teknolojiyi çevresel ve toplumsal faydaya dönüştürme vizyonunu COP31'e taşıyacak. Dijitalleşme ve teknoloji alanındaki yetkinliklerini Türkiye'nin sürdürülebilir gelecek hedefleri doğrultusunda kullanarak küresel iklim mücadelesine katkı sunacak. Türk Telekom'un COP31 kapsamında üstleneceği bu önemli rol ve organizasyona sunacağı teknoloji desteği, COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin'in bir araya geldiği görüşmeyle kamuoyuna duyuruldu. Görüşmede, Türkiye'nin COP31 ev sahipliği vizyonu, Türk Telekom'un COP31 "Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji" destekçisi olarak organizasyona sağlayacağı uçtan uca teknoloji altyapısı ve şirketin sürdürülebilirlik alanındaki çalışmaları ele alındı.<b></b></p><p>COP31 alanındaki dijital dönüşüm çalışmaları kapsamında Ankara'dan Antalya'ya Türk Telekom'un 5G teknolojisiyle canlı bağlantı gerçekleştirildi. Bakan Kurum ve Şahin, görüşme sırasında Türk Telekom'un 5G teknolojisiyle Ankara'daki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'ndan Antalya'daki COP31'in gerçekleştirileceği alana canlı bağlantı yaparak organizasyon alanındaki, fiber internet, mobil iletişim ve dijital dönüşüm çalışmalarındaki son durum hakkında bilgi aldı.<b></b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/whatsappimage2026091-1409202655a5a696.jpg"/><p>Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefiyle sürdürülebilirlik ilkelerini iş stratejisinin merkezine yerleştiren Türk Telekom, Türkiye'nin ilk kez ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı'nın 31'inci Oturumu'nda (COP31) en üst düzey sponsorluk kategorisi olan "Master Partner" olarak yer alacak. Türk Telekom, aynı zamanda <b>COP31 "Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji"</b><b> </b><b>destekçisi</b><b> </b>olarak güçlü dijital altyapısı ve teknoloji birikimini COP31'in hizmetine sunarak organizasyonun teknoloji altyapısını uçtan uca üstlenecek. Konferansın dijital ve teknolojik omurgasını oluşturacak Türk Telekom, COP31'in kesintisiz ve güçlü bir teknoloji altyapısıyla gerçekleştirilmesine katkı sunarken, sürdürülebilirlik yaklaşımını ve teknoloji gücünü küresel iklim gündeminin en önemli buluşmalarından birine taşıyacak.</p><p><b>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, </b>"COP31 sürecinde kamu, özel sektör, finans ve sivil toplumu aynı masada buluşturarak iklim eylemindeki kararlılığımızı somut iş birlikleriyle taçlandırıyoruz. Bu kapsamda ülkemizin dijital dönüşümünün öncülerinden Türk Telekom, COP31'in "Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji Partneri" oldu. Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin ile görüşerek bu süreçte birlikte neler yapabileceğimizi ele aldık. COP31'de teknolojinin ve dijital dönüşümün iklim eylemine sunacağı katkıyı önemsediğimizi; Türk Telekom'un da bu sürece ortak olmasından duyduğumuz memnuniyeti aktardık. COP31'de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız" dedi.<b></b></p><p><b>"YARINA SÖZÜMÜZ VAR ANLAYIŞIYLA SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR GELECEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ"</b></p><p>Türk Telekom CEO'su <b>Ebubekir Şahin</b>, "Türkiye'nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom olarak, teknoloji gücümüzü ülkemizin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Taraflar Konferansı'nın 31'inci Oturumu'na (COP31) taşımaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Dünyanın en önemli iklim buluşmalarından biri olan COP31'de <b>Master Partner</b> olarak yer alırken, <b>COP31 "Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji"</b><b> destekçisi</b><b> </b>olarak organizasyonun teknoloji altyapısını da uçtan uca üstleneceğiz. Güçlü dijital altyapımızı ve teknoloji birikimimizi COP31'in hizmetine sunarak bu önemli organizasyonun dijital ve teknolojik omurgasını oluşturacağız. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla sürdürülebilirlik ilkelerini iş stratejimizin merkezine yerleştiriyoruz. Türkiye'nin dijitalleşme yolculuğuna öncülük ederken, teknolojiyi topluma ve çevreye değer katacak sürdürülebilir bir geleceğin anahtarı olarak konumlandırıyoruz. Son dört yıldır sektörümüzün yatırım lideri olarak dijital geleceğin inşasına yönelik çalışmalarımızı sürdürürken, her adımımızı daha yeşil, daha adil ve daha yaşanabilir bir dünya hedefiyle atıyoruz. 'Yarına Sözümüz Var' yaklaşımımız doğrultusunda bugün attığımız her adımın yarının dünyasında bir karşılığı olduğunun bilinciyle hareket ediyoruz. COP31 kapsamında üstlendiğimiz bu sorumluluğu, Türkiye'nin teknoloji gücünü ve sürdürülebilirlik vizyonunu küresel ölçekte ortaya koymak açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Güçlü altyapımız ve teknoloji birikimimizle Türkiye'nin sürdürülebilirlik hedeflerine ve küresel iklim mücadelesine katkı sunmaya, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluluğuyla çalışmaya devam edeceğiz" dedi.</p><p><b>SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK PERFORMANSINI GÜÇLENDİRİYOR</b></p><p>Türk Telekom, sürdürülebilirliği iş stratejisinin temel unsurlarından biri olarak konumlandırarak çevresel sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Veri yönetişimi ve finansal analizlerle güçlendirdiği stratejisi kapsamında iklim değişikliğinin iş süreçleri üzerindeki potansiyel etkilerini sayısallaştıran Türk Telekom, risk ve fırsat analizlerini finansal tablolarına yansıtarak kurumsal karar alma süreçlerini bu verilerle şekillendiriyor. Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, akıllı şehir uygulamaları, yeni nesil yeşil şebeke teknolojileri, dijital kapsayıcılık ve çalışan gönüllülüğü gibi alanlarda çalışmalar yürüten Türk Telekom, sürdürülebilirlik performansını uluslararası değerlendirmelerde de güçlendiriyor. CDP İklim Değişikliği Programı'nda "A" notunu koruyarak Global A Listesi'nde yer alan Türk Telekom, ilk kez raporlama yaptığı CDP Su Güvenliği Programı'nda ise "A-" notu aldı. BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi'nde de yer alan Türk Telekom, yenilenebilir enerji yatırımlarını hız kesmeden sürdürüyor. Sivas'ta devreye aldığı 128 MWp kapasiteli Güneş Enerjisi Santrali'nin ardından Malatya ve Ağrı'da gerçekleştireceği yatırımlarla toplam yenilenebilir enerji kapasitesini 530 MWp'e çıkarmayı ve yıllık yaklaşık 800 GWh enerjiyi yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedefliyor. İklim kriziyle mücadelede teknoloji ve altyapı gücünü sürdürülebilirlik yaklaşımıyla birleştiren Türk Telekom, 2030 yılına kadar emisyonlarını yüzde 45 azaltmayı, 2050 yılında ise "Net Sıfır"a ulaşmayı hedefliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/turk-telekom-teknolojisi--101_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291453</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bilal-erdogandan-diyarbakirda-kardeslik-mesaji-beraber-mureffeh-yarinlara-yuruyecegiz-291453</link>
      <pubDate>2026-09-14T17:11:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilal Erdoğan'dan Diyarbakır'da kardeşlik mesajı: Beraber müreffeh yarınlara yürüyeceğiz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla Diyarbakır'da öğrencilerle bir araya gelen Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, çocuklara başarı dileklerini iletti. Bilal Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” hedefine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilal Erdoğan'dan Diyarbakır'da kardeşlik mesajı: Beraber müreffeh yarınlara yürüyeceğiz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte Diyarbakır'da okullarda hareketlilik yaşanırken, Bilal Erdoğan da kentte bir dizi okul ziyareti gerçekleştirdi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/kapak-14092026fee0e04e.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Öğrencilerle bir araya gelen Erdoğan, yeni eğitim öğretim yılı dolayısıyla öğrencilere başarı dileklerini iletti.</p><p>Diyarbakır'da eğitim öğretim yılının başlaması nedeniyle okullarda ziyaretlerde bulunan Bilal Erdoğan, öğrencilerle yakından ilgilendi. Okul içerisinde öğrencilerle sohbet eden Erdoğan, onların yeni eğitim yılına ilişkin heyecanına ortak oldu.</p><p><b>"OKULUN İLK GÜNÜ BİZİM İÇİN FARKLI BİR HEYECAN"</b></p><p>Ziyaret sırasında TürkMedya Diyarbakır Temsilcisi Şeyhmus Çakan'ın sorularını cevaplayan Erdoğan, yaklaşık 15 yıldır eğitim faaliyetlerinin içerisinde bulunduğunu belirterek okulun ilk gününün kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını söyledi.</p><p>Erdoğan, "Ben de 15 yıldır eğitim faaliyetlerinin içinde olduğum için okulun ilk günü her zaman bizim için farklı bir heyecan. Öğretmenlerimizin, öğrencilerimizin yeniden sıralara, sınıflara dönmesinin heyecanını biz de paylaşıyoruz" dedi.</p><p><b>"KARDEŞLİK ATMOSFERİNİN GÜÇLENMESİNE VESİLE OLSUN"</b></p><p>Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı olarak yeni eğitim-öğretim yılının ilk gününde Diyarbakır'da bulunmayı özellikle tercih ettiklerini belirten Erdoğan, ziyaretin kardeşlik mesajı taşıdığına dikkat çekti.</p><p>Erdoğan, "Ülkemizin kardeşlik atmosferinin güçlenmesine vesile olması dileğiyle üyelerimiz ve üye kuruluşlarımızın yöneticileriyle birlikte okulların ilk gününde Diyarbakır'da olalım istedik. Burada devam eden süreçlerin kardeşliğimiz ve birliğimiz açısından, bu çocuklarımızın geleceği için önemli olduğuna vurgu yapmak istedik" ifadelerini kullandı.</p><p><b>"İHTİYARLARIN HUSUMETLERİ ÇOCUKLARIN GELECEĞİNİ LEKELEMESİN"</b></p><p>Çocukların geleceğine odaklanılması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "İhtiyarların aralarındaki husumetler çocukların geleceğini lekelemesin, onlara yük olmasın. Artık bu çocuklarımız potansiyellerini nasıl gerçekleştirebilir, daha güçlü ve müreffeh Türkiye'nin nasıl güçlü birer parçası olabilirler, buna odaklanmanın zamanı diye düşünüyoruz" diye konuştu.</p><p><b>"ÜLKEMİZİN HUZURUNUN BOZULMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ"</b></p><p>"Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erdoğan, Diyarbakır'ın tarihsel önemine işaret ederek şunları söyledi:</p><p>"Burası yaklaşık 1400 yıl önce İslam toprağı olmuş. Hazreti Ömer zamanından beri birliğin yaşandığı bir yer. 1400 yılın içerisinde baktığınız zaman kısa bir dönemde bazı sorunlar yaşanmış. Bölgede olan olayları düşündüğümüzde bunlar, bizi zayıflatmak isteyen belli odakların içimize yerleştirdiği nifak tohumlarıdır. Artık bunları herkes daha net gördüğü için dışarıdan etkilerle ülkemizin huzurunun kaçırılmasına, ülkemizin zayıflatılmasına izin vermeyeceğiz."</p><p><b>"BİR BİN YIL DAHA KARDEŞLİK HUKUKUNU GÜÇLENDİRECEĞİZ"</b></p><p>Türkiye'nin ortak tarihine vurgu yapan Erdoğan, birlik ve kardeşlik mesajını şu sözlerle sürdürdü:</p><p>"Bin yılı aşkın olduğu gibi yine kardeş olacağız. Alparslan'ın arkasında beraber durduğumuz gibi, Selahattin Eyyubi'nin arkasında beraber durduğumuz gibi, Çanakkale'de beraber durduğumuz gibi bir bin yıl daha kardeşlik hukukunu güçlendirerek beraber aydınlık ve müreffeh yarınlara yürüyeceğiz."</p><p>Erdoğan, "Bu kararlılığı inşallah bugün Diyarbakır'dan bütün dünyaya haykırmaya çalışacağız" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/bilal-erdogandan-diyarbak-180_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291450</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/cin-mutfaklarinda-robot-donemi-basladi-291450</link>
      <pubDate>2026-09-14T16:18:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çin mutfaklarında robot dönemi başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Çin'de restoran mutfaklarında robot aşçılar hızla yaygınlaşıyor. Oak Deer Robotics'in geliştirdiği mutfak robotları, 4000'e yakın noktada kullanılırken, Pekin'deki Dünya Robot Konferansı'nda sergilenen yeni teknolojiler otomasyonun geldiği son noktayı gözler önüne serdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çin mutfaklarında robot dönemi başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çin'in başkenti Pekin'de düzenlenen Dünya Robot Konferansı, restoran sektöründe otomasyonun ulaştığı seviyeyi gözler önüne serdi. Oak Deer Robotics, geliştirdiği yeni mutfak robotlarını ve yapay zeka tabanlı çözümlerini tanıtarak restoran mutfaklarında insan gücüne olan ihtiyacın hızla azaldığını ortaya koydu. Şirketin robot sistemleri, Çin mutfağına özgü hızlı pişirme tekniklerini başarıyla uyguluyor ve şu an ülke genelinde 4000'e yakın restoran ile 300'den fazla şehirde aktif olarak kullanılıyor.</p><h3>Oak Deer Robotics: Robot aşçılar yeni dönemi başlatıyor</h3><p>Oak Deer Robotics, konferansta üç önemli yeniliğini öne çıkardı. Bunlar arasında çok modlu yapay zeka modeli CookingMuse, gelişmiş robotik pişirme sistemi ve mobil mutfak platformu RobotCook yer aldı. Tanıtım sırasında robotlar, Çin mutfağının vazgeçilmez yemeklerinden tofu ve yeşil biberli domuz etini hazırlayarak otomasyonun geldiği noktayı gösterdi. Robotlar, wok tavalarını 300 dereceye kadar ısıtabiliyor ve pişirme sürecini tamamen otomatik şekilde yönetiyor. Şirketin kendi algoritmaları, malzemelerin eklenme sırası ve pişme süresi gibi detayları hassas biçimde kontrol ediyor. Bu gelişmeler, restoranlarda standart lezzet ve verimlilik sağlama hedefini güçlendiriyor.</p><h3>Pekin'de robot mutfaklar yaygınlaşıyor, insan müdahalesi azalıyor</h3><p>Otomasyonun restoranlara entegrasyonu yalnızca Oak Deer Robotics ile sınırlı kalmadı. Konferansta Hikrobots da insansı robotlarıyla dikkat çekti. Bu robotlar, hızlı servis restoranlarında malzeme yerleştirme ve tepsiye aktarım gibi görevleri üstleniyor. Ayrıca Pekin'in güneybatısında, Yujian Weilai adlı tamamen robotik noodle dükkanı test ediliyor. Burada robotlar, noodle'ları haşlıyor, et suyu ve diğer bileşenleri ekliyor, ardından mekanik kol yemeği servis robotuna teslim ediyor. Her ne kadar ham madde hazırlığı ve ekipmana yükleme için insan desteği gerekse de, pişirme ve servis süreçlerinin büyük bölümü artık otomatik şekilde gerçekleşiyor. Oak Deer Robotics Genel Müdürü Li Pengzhen, robotların ayarlarının kesin sayısal parametrelerle belirlenerek her porsiyonun aynı standartta hazırlandığını vurguladı. Henüz tamamen bağımsız, her tarife uyum sağlayabilen robotlar hayata geçmese de, mevcut uygulamalar Çin restoran mutfaklarında otomasyonun hızla yayıldığını gösteriyor.</p><p>Çin'deki restoranlarda otomasyonun bu denli yaygınlaşması, hem sektörün verimliliğini artırıyor hem de standart ürün kalitesini mümkün kılıyor. Önümüzdeki yıllarda robot mutfak teknolojilerinin daha da gelişerek, insan müdahalesinin minimuma ineceği öngörülüyor. Şimdilik robot mutfaklar, Çin restoranlarında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/cin-mutfaklarinda-robot-d-424_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291449</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/lif-tuketmek-icin-en-iyi-saat-hangisi-291449</link>
      <pubDate>2026-09-14T16:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Lif tüketmek için en iyi saat hangisi?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Lif tüketimiyle ilgili araştırmalar, günün hangi saatinde lif alınmasının daha faydalı olduğu tartışmasını gündeme taşıdı. Uzmanlar, özellikle British Journal of Nutrition'da yayımlanan çalışmaya atıfta bulunarak, lifin kahvaltıda mı yoksa gün boyu dengeli mi alınmasının bağırsak sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendiriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Lif tüketmek için en iyi saat hangisi?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme alanında yapılan son araştırmalar, lif tüketiminin zamanlamasının bağırsak sağlığı ve tokluk hissi üzerindeki etkilerini gündeme getirdi. British Journal of Nutrition'da yayımlanan bir çalışma, özellikle sabah saatlerinde yüksek lifli bir kahvaltının iştah kontrolünü artırdığını ve tokluk hissini güçlendirdiğini ortaya koydu. Araştırmada, katılımcıların günlük kalori alımlarının yaklaşık yarısını günün erken saatlerinde aldığı, yüksek lif grubunun ise günde en az 30 gram lif tüketerek daha sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomuna sahip olduğu tespit edildi. Ancak uzmanlar, lifin sadece kahvaltıda yoğun şekilde alınmasının sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğine dikkat çekiyor. Sindirim rahatsızlıklarını önlemek ve lifin faydalarından tam anlamıyla yararlanmak için lif alımının gün boyunca dengeli şekilde yayılması öneriliyor.</p><h3>Lauri Wright: 'Lifin toplam miktarı ve dağılımı önemli'</h3><p>USF Halk Sağlığı Fakültesi'nden beslenme programları direktörü ve doçent Lauri Wright, araştırma sonuçlarını değerlendirirken yüksek lifli beslenmenin bağırsak sağlığı göstergelerinde olumlu değişikliklere yol açtığını vurguladı. Wright, lifin yararlı bağırsak bakterileri için adeta bir yakıt işlevi gördüğünü ve bu nedenle mikrobiyom çeşitliliğini artırdığını belirtti. Ancak, günün belirli bir saatinde yüksek miktarda lif almanın, özellikle lif tüketimine yeni başlayanlar için sindirim sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekti. Wright, asıl hedefin gün boyunca toplam lif miktarını artırmak olduğunu, bunun da bağırsak sağlığının yanı sıra kalp sağlığı için de önemli olduğunu dile getirdi. Ayrıca, kahvaltının lif eklemek için uygun bir öğün olduğunu, ancak diğer öğünlerde de lifli gıdalara yer verilmesinin gerekliliğine işaret etti.</p><h3>Samantha Coogan: 'Lif tüketimini gün içine yaymak sindirim sorunlarını azaltır'</h3><p>Nevada Üniversitesi'nden diyetetik programı direktörü Samantha M. Coogan ise, lif alımının bir öğünde aşırıya kaçmasının kabızlık, gaz, şişkinlik ve karın ağrısı gibi sindirim rahatsızlıklarına neden olabileceği uyarısında bulundu. Coogan, önerilen 25-30 gram lifin bir oturuşta değil, gün içine bölünerek alınmasının sindirim sisteminin bu değişime daha kolay adapte olmasını sağladığını söyledi. Lif tüketimini sabah kahvaltısında yoğunlaştırmak yerine, her öğünde 7-10 gram arasında lif almak, hem bağırsak sağlığını destekliyor hem de sindirim sistemi üzerindeki yükü azaltıyor. Coogan, lifli gıdaların çeşitlendirilmesinin ve farklı öğünlerde meyve, sebze, tam tahıllar, baklagiller gibi kaynaklara yer verilmesinin sindirim sistemine katkı sunduğunu belirtti.</p><h3>Günlük lif alımını artırmanın pratik yolları</h3><p>Uzmanlar, gün boyunca yeterli lif almak için pratik önerilerde bulunuyor. Lauri Wright, kahvaltıda yulaf ezmesi, tam tahıllı ekmek veya tahıl gibi lifli gıdaların tercih edilebileceğini, öğle ve akşam yemeklerinde ise tabakta daha fazla sebze ve meyveye yer verilmesinin önemli olduğunu aktardı. Ayrıca, beyaz pirinç veya makarna yerine kahverengi pirinç, kinoa veya tam tahıllı makarna gibi alternatiflerin tercih edilmesiyle lif alımının artırılabileceğini söyledi. Wright, hayvansal protein kaynaklarının yerine zaman zaman fasulye ve tofu gibi bitkisel proteinlerin eklenmesinin de hızlı bir lif takviyesi sağlayabileceğini ifade etti. Çorba ve salatalara baklagil eklemek de lif miktarını artıran basit yöntemler arasında yer alıyor. Coogan ise her öğünde bir porsiyon meyve ve bir-iki porsiyon sebze bulundurmanın lif ihtiyacını karşılamada etkili olduğunu, bu yaklaşımın sindirim sistemi için de daha konforlu bir süreç yarattığını vurguladı.</p><p>Sonuç olarak, lif tüketiminde en iyi zaman konusunda kesin bir görüş birliği bulunmasa da, uzmanlar toplam lif alımının ve bu alımın gün içine dengeli şekilde yayılmasının bağırsak sağlığı ve genel vücut fonksiyonları için kritik öneme sahip olduğunun altını çiziyor. Lifli besinlerin çeşitlendirilmesi ve öğünlere yayılması, hem sindirim sistemi sağlığını koruyor hem de uzun vadede kilo kontrolü ve kalp sağlığı açısından fayda sağlıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/lif-tuketmek-icin-en-iyi--801_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291448</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/taze-misir-mi-konserve-misir-mi-hangisi-daha-saglikli-291448</link>
      <pubDate>2026-09-14T16:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Taze mısır mı konserve mısır mı? Hangisi daha sağlıklı?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Mısırın taze veya konserve hali, beslenme açısından önemli farklılıklar sunuyor. Özellikle Türkiye'de market raflarında sıkça karşılaşılan mısır çeşitlerinde, sodyum oranı ve eklenen içerikler sağlığınızı doğrudan etkileyebilir. Uzmanlar, mısır seçerken etiketleri dikkatle incelemenin ve sodyum oranına odaklanmanın önemini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Taze mısır mı konserve mısır mı? Hangisi daha sağlıklı?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Marketlerde sıkça karşılaşılan taze ve konserve mısır seçenekleri, sağlıklı beslenme konusunda önemli bir tercih nedeni oluşturuyor. Yapılan araştırmalar, taze mısırın genellikle daha az işlenmiş olması ve besin değerinin büyük oranda korunması nedeniyle, beslenme açısından öne çıktığını gösteriyor. Ancak konserve mısır da, özellikle düşük sodyumlu ve ilave şeker içermeyen çeşitler tercih edildiğinde, sağlıklı bir diyetin parçası olabiliyor. Uzmanlar, tüketicilerin mısır alırken ürün etiketlerini dikkatle incelemesi ve özellikle sodyum oranına odaklanması gerektiğini belirtiyor.</p><h3>Beslenme uzmanları: 'Mısırda sodyum oranı belirleyici'</h3><p>Taze mısır ve konserve mısır arasındaki en belirgin fark, sodyum içeriğinde ortaya çıkıyor. Taze mısır doğal olarak çok düşük sodyum içerirken, konserve mısıra işleme sürecinde sıklıkla tuz ekleniyor. Yapılan bilimsel incelemeler, sodyum tüketiminin kan basıncı üzerinde doğrudan etkili olduğunu ve yüksek sodyumun kardiyovasküler hastalık riskini artırdığını ortaya koyuyor. 133 rastgele kontrollü çalışmanın analizine göre, sodyum alımındaki azalma hem sistolik hem de diastolik kan basıncında belirgin düşüş sağlıyor. Konserve mısırda sodyum oranı taze mısıra kıyasla yaklaşık 27 kat daha yüksek olabiliyor. Bu nedenle, "tuz eklenmemiş" veya "düşük sodyum" ibareli konserve mısır ürünleri, sağlıklı beslenme açısından daha uygun seçenekler olarak öne çıkıyor. Ayrıca, tuzlu konserve mısır tercih edildiğinde, mısırı süzüp durulamak da sodyumun bir kısmını azaltabiliyor.</p><h3>Mısırın besin değerleri: Lif, protein ve antioksidanlar açısından karşılaştırma</h3><p>Her iki mısır türü de karbonhidrat, lif, protein ve potasyum gibi temel besin maddeleri bakımından zengin. Taze mısır, işlenmemiş yapısı sayesinde ısıya duyarlı besin maddelerinin büyük bölümünü koruyor. Konserve mısırda ise işleme sırasında bazı vitamin kayıpları yaşansa da, üreticiler bu kayıpları askorbik asit (C vitamini) ekleyerek telafi edebiliyor. İlginç bir şekilde, konserve mısırda ölçülen lutein ve zeaksantin miktarı taze mısıra göre daha yüksek çıkabiliyor. Bu iki antioksidan, göz sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Ayrıca, konserve mısırın lif oranı taze mısıra kıyasla daha yüksek ölçülse de, bu lifin vücut tarafından ne kadar emildiği henüz kesinlik kazanmadı. Uzmanlar, her iki mısır türünün de dengeli bir diyet içinde yer alabileceğini ancak eklenen içeriklerin dikkatle incelenmesi gerektiğini vurguluyor.</p><h3>Ürün etiketleri: Doğru mısır seçimi için kritik adım</h3><p>Mısırın besin değerleri; çeşidine, olgunluğuna, işleme ve depolama koşullarına göre değişiklik gösteriyor. Özellikle konserve mısırda, içindekiler listesinin dikkatle incelenmesi büyük önem taşıyor. Sodyum, şeker ve ilave soslar gibi eklenen maddeler, mısırın doğal besin değerlerini gölgede bırakabiliyor. Uzmanlar, tüketicilere market alışverişlerinde ürün etiketlerini mutlaka okumalarını ve özellikle sodyum oranına dikkat etmelerini öneriyor. Taze mısırın besin içeriği ise, bazı perakendecilerde ürünlerin yanında veya USDA gibi gıda veri tabanlarında detaylı şekilde bulunabiliyor. Taze mısır, FDA'nın zorunlu besin etiketi uygulamasından muaf olsa da, besin değerleri genellikle şeffaf bir şekilde paylaşılabiliyor. Konserve mısırda ise marka ve ürün tipine göre büyük farklılıklar olabileceği için, etiket okumak sağlıklı seçim için vazgeçilmez bir adım olarak öne çıkıyor.</p><h3>Sayısal verilerle taze ve konserve mısır karşılaştırması</h3><p>Bir fincan çiğ tatlı mısır (145 gram) ile bir fincan normal konserve tatlı mısır (210 gram) karşılaştırıldığında, aradaki farklar dikkat çekiyor. Taze mısır 125 kalori, 4,74 gram protein, 2,9 gram lif, 27,1 gram karbonhidrat, 392 miligram potasyum, 9,86 miligram C vitamini ve sadece 21,8 miligram sodyum içeriyor. Buna karşılık, konserve mısırda kalori 166'ya, protein 5,06 grama, lif 4,2 grama, karbonhidrat 40,7 grama, potasyum 391 miligrama, C vitamini 17 miligrama ve sodyum 571 miligrama kadar çıkabiliyor. Özellikle sodyum miktarındaki 27 katlık artış, konserve mısırın potansiyel risklerini açıkça ortaya koyuyor. Ayrıca, konserve mısırda lutein ve zeaksantin miktarı 2180 mikrograma ulaşırken, taze mısırda bu değer 934 mikrogramda kalıyor. Bu veriler, mısır seçimi yaparken sadece kaloriye değil, içerikteki diğer besin maddelerine ve özellikle sodyum oranına da dikkat edilmesi gerektiğini gösteriyor.</p><h3>Uzmanlardan sağlıklı mısır tüketimi için öneriler</h3><p>Beslenme uzmanları, mısır tüketiminde hem taze hem de konserve seçeneklerin sağlıklı bir diyetin parçası olabileceğini belirtiyor. Ancak, konserve mısır alırken sodyum ve şeker oranı düşük, ilave sos veya katkı maddesi içermeyen çeşitlerin tercih edilmesi öneriliyor. Taze mısır ise, doğal haliyle tüketildiğinde besin değeri açısından avantaj sağlıyor. Mısırın hangi formda olursa olsun; lif, protein, potasyum ve antioksidanlar bakımından zengin bir kaynak olduğu vurgulanıyor. Sonuç olarak, sağlıklı mısır seçimi için ürün etiketlerinin dikkatle incelenmesi, taze ürünlerde ise güvenilir kaynaklardan besin değerlerinin öğrenilmesi öneriliyor. Sodyum oranına dikkat etmek, özellikle kalp ve damar sağlığı açısından kritik önem taşıyor.</p><p>Taze ve konserve mısırın besin değerleri arasındaki farkları anlamak, sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmek isteyenler için önemli bir adım. Her iki mısır türü de dengeli bir diyetin parçası olabilirken, sodyum ve eklenmiş içeriklere dikkat edilmesi sağlığın korunmasında belirleyici rol oynuyor. Uzmanlar, tüketicilere mısır alırken etiketleri okumayı ve bilinçli tercih yapmayı tavsiye ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/taze-misir-mi-konserve-mi-697_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291447</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/her-gun-bir-bardak-portakal-suyu-icerseniz-ne-olur-291447</link>
      <pubDate>2026-09-14T16:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Her gün bir bardak portakal suyu içerseniz ne olur?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Portakal suyu, İngiltere'de yapılan yeni bir araştırmayla birlikte zihinsel sağlık üzerindeki etkisiyle gündeme geldi. British Journal of Nutrition'da yayımlanan bulgular, günlük bir bardak portakal suyunun depresyon skorlarını düşürerek ruh halini olumlu etkileyebileceğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, portakal suyunun içerdiği vitamin ve flavonoidlerin beyin sağlığına katkısına dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Her gün bir bardak portakal suyu içerseniz ne olur?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere'de gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma, portakal suyunun zihinsel sağlık üzerindeki beklenmedik etkilerini gün yüzüne çıkardı. British Journal of Nutrition'da yayımlanan çalışmada, 18 ila 65 yaşları arasında olan ve diyetlerinde genellikle az miktarda meyve-sebze tüketen 42 yetişkin dört hafta boyunca takip edildi. Katılımcılar üç gruba ayrıldı: Kontrol grubu herhangi bir diyet değişikliği yapmazken, ikinci grup günlük meyve ve sebze tüketimini beş porsiyona çıkardı. Üçüncü grup ise bu hedefe ulaşmak için her gün 5 ons (yaklaşık 150 ml) %100 portakal suyu ya da smoothie içebildi. Araştırma sonunda, portakal suyu tüketen katılımcıların depresyon skorlarında belirgin bir düşüş gözlendi. Uzmanlar, bu bulgunun portakal suyu tüketiminin sağlıklı bir diyetle birleştiğinde ruh hali üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini gösterdiğini belirtti.</p><h3>British Journal of Nutrition araştırmasında portakal suyu farkı</h3><p>Çalışmanın ayrıntılarına göre, meyve ve sebze alımını artıran gruplarda depresyon skorlarında hafif artışlar tespit edilirken, portakal suyu veya smoothie tüketen grupta ise zihinsel iyilik halinde kayda değer bir iyileşme kaydedildi. Araştırmacılar, portakal suyunun doğrudan depresyonu azalttığına dair kesin bir kanıt sunmadıklarını vurgulasa da, %100 portakal suyunun dengeli bir diyetin parçası olarak tüketilmesinin zihinsel sağlık açısından önemli avantajlar sağlayabileceğinin altını çizdi. Bu sonuçlar, özellikle günlük meyve ve sebze tüketiminde zorlanan bireyler için portakal suyu gibi içeceklerin sağlıklı alternatifler olabileceğini gösteriyor. Katılımcıların portakal suyu tüketimiyle birlikte daha enerjik ve motive hissettiği, odaklanma sorunlarında azalma yaşadığı belirtildi.</p><h3>Uzmanlardan portakal suyu ve beyin sağlığına dair açıklama</h3><p>UCI Health Chao Sindirim Sağlığı Enstitüsü'nde görevli diyetisyen Amber Isenhart, portakal suyunun içerdiği flavonoidlerin beyin fonksiyonunu destekleyebileceğini ifade etti. Flavonoidlerin bağırsakta metabolize olarak yararlı bağırsak bakterilerinin gelişimini teşvik ettiğini ve bu mekanizmanın nörotransmisyonu iyileştirerek zihinsel sağlığı olumlu etkileyebileceğini belirtti. Isenhart'a göre, portakal suyu tüketimi sadece flavonoidlerle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda güçlü bir C vitamini ve folat kaynağı olmasıyla da öne çıkıyor. C vitamini eksikliğinin yorgunluk, düşük motivasyon, konsantrasyon eksikliği ve depresif ruh haliyle bağlantılı olduğu biliniyor. Detroit merkezli Henry Ford Health'ten beslenme danışmanı Michelle R. Buggs ise, yeterli C vitamini alımının bu tür olumsuz ruh hali değişimlerinin önüne geçebileceğini vurguladı. Ayrıca, portakal suyunda bulunan folatın (B9 vitamini) serotonin ve dopamin üretimi için gerekli olduğu, bu nörotransmitterlerin ise ruh hali ve düşünce süreçlerini doğrudan etkilediği belirtildi. Araştırmalar, folat eksikliğinin depresyon riskini artırdığını ve daha ağır depresif semptomlarla ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, portakal suyu tüketimi, hem vitamin hem de flavonoid açısından zengin içeriğiyle beyin sağlığını destekleyen önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.</p><h3>Portakal suyu tüketiminde şeker endişesi ve dengeli diyet önerisi</h3><p>Portakal suyu zaman zaman içerdiği doğal şeker miktarı nedeniyle tartışma konusu oluyor. 5 ons (150 ml) %100 portakal suyu yaklaşık 14 gram doğal şeker barındırıyor. Ancak uzmanlar, kutu ve şişe portakal sularında ek şeker bulunmadığı sürece, bu miktarın endişe yaratmadığını belirtiyor. Amber Isenhart, günlük ek şeker tüketiminin 25-36 gramı aşmaması gerektiğini, portakal suyunun ise bu sınırın altında kaldığını ifade etti. Michelle R. Buggs da, meyve ve sebzelerle birlikte tüketildiği sürece %100 portakal suyunun dengeli bir diyetin parçası olabileceğini söyledi. Uzmanlar, gün boyunca tam meyve ve sebze tüketiminin, yeterli proteinle desteklenmesinin zihinsel iyilik halini güçlendireceğini vurguladı. British Journal of Nutrition'daki çalışma, özellikle önerilen günlük 5 porsiyon meyve ve sebzeyi tüketmekte zorlananlar için portakal suyunun pratik ve etkili bir alternatif sunduğunu ortaya koydu. Bu bulgular, portakal suyu tüketiminin hem fiziksel hem de zihinsel sağlık açısından dikkate değer faydalar sağladığını gösteriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/her-gun-bir-bardak-portak-283_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291446</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/dogum-oncesi-plastik-kimyasalina-maruz-kalmak-otizm-ve-adhd-belirtileriyle-iliskilendirildi-291446</link>
      <pubDate>2026-09-14T16:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Doğum öncesi plastik kimyasalına maruz kalmak otizm ve ADHD belirtileriyle ilişkilendirildi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Melbourne Üniversitesi tarafından yürütülen geniş çaplı araştırma, doğum öncesi DEHP adlı plastik katkı maddesine maruziyetin çocuklarda otizm ve ADHD belirtilerinin görülme olasılığını artırdığını ortaya koydu. Araştırma, özellikle erkek çocuklarda belirgin etkiler gözlemlerken, uzmanlar hamilelikte plastikten uzak durulması gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Doğum öncesi plastik kimyasalına maruz kalmak otizm ve ADHD belirtileriyle ilişkilendirildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Melbourne Üniversitesi'nin öncülüğünde gerçekleştirilen yeni bir araştırma, doğum öncesi dönemde DEHP (di-(2-etilheksil) ftalat) adlı plastik katkı maddesine maruz kalan bebeklerde, erken çocukluk döneminde otizm ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (ADHD) belirtilerinin görülme olasılığının arttığını gösterdi. Avustralya'da 847 anne ve bebekten elde edilen verilerle yürütülen çalışma, DEHP'nin özellikle erkek çocuklar üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Bilim insanları, plastiklerde yaygın olarak kullanılan bu kimyasalın, hamilelik sırasında annenin vücuduna girmesiyle, bebeklerin genlerinde epigenetik değişikliklere yol açabileceğini belirtti.</p><h3>Melbourne Üniversitesi: DEHP maruziyeti otizm ve ADHD belirtilerini tetikliyor</h3><p>Hakemli bilim dergisi Med'de yayımlanan araştırma, çocukların iki ve dört yaşlarındaki davranışsal özelliklerini inceleyerek, bu özelliklerin doğum öncesi DEHP maruziyetiyle nasıl ilişkilendiğini analiz etti. DEHP, plastikleri daha esnek hale getirmek için kullanılan sentetik bir kimyasal olarak, vinil döşemelerden tıbbi tüplere kadar pek çok üründe bulunuyor. Hamileliğin 36. haftasında annelerden alınan idrar örnekleriyle DEHP'ye maruz kalma düzeyleri ölçüldü. Araştırmacılar, bebeklerin göbek kordonu kanındaki DNA üzerinde metilasyon değişikliklerini inceleyerek, plastik katkı maddesinin nörogelişim üzerindeki potansiyel etkilerini değerlendirdi. Elde edilen bulgular, DEHP'ye maruz kalan bebeklerin DNA metilasyonunda anlamlı değişiklikler olduğunu ve bu çocuklarda otizm ile ADHD belirtilerinin daha sık görüldüğünü ortaya koydu. Özellikle erkek çocuklarda bu etkilerin daha belirgin olduğu vurgulandı.</p><h3>DEHP'nin epigenetik etkisi: Genlerde kalıcı değişiklikler ve davranışsal sonuçlar</h3><p>Çalışmanın baş yazarı Sam Tanner, doğum öncesi DEHP maruziyetinin çocukların genlerinde epigenetik izler bıraktığını ve bu izlerin otizm ile ADHD belirtilerine katkıda bulunabileceğini ifade etti. Araştırmada, 531 genin metilasyon desenlerinde değişiklikler saptandı ve bu gen grubunun, çocuklarda gözlenen nörogelişimsel belirtilerin yüzde 21'ini açıklayabileceği belirtildi. Ayrıca, genom genelinde yapılan daha kapsamlı analizler de DEHP'nin etkilerine işaret etti. Ancak uzmanlar, elde edilen verilerin gözlemsel nitelikte olduğunu ve neden-sonuç ilişkisini kesin olarak kanıtlamadığını vurguladı. Çalışmada kullanılan davranışsal ölçümler, çocukların ebeveynleri tarafından doldurulan anketlere dayanıyor ve klinik tanı yerine, potansiyel belirtileri tespit etmeye yarıyor. Bu nedenle, otizm ve ADHD tanısı için daha ileri değerlendirmelerin gerektiği belirtiliyor.</p><h3>Uzmanlardan plastik katkı maddesi DEHP için küresel önlem çağrısı</h3><p>Melbourne Üniversitesi'nden nöroepidemiolog Anne-Louise Ponsonby, DEHP gibi plastik kimyasallarının genellikle gıda yoluyla vücuda alındığını ve bu nedenle hükümetlerin gıda işleme ile ambalajlama konularında daha sıkı güvenlik düzenlemeleri getirmesi gerektiğini söyledi. Ponsonby, "Kimyasal maruziyet seviyeleri bireysel tercihten çok, toplumsal düzeyde belirleniyor. Özellikle hamile kadınlar ve bebekler gibi hassas grupların korunması için plastik kontrol çabalarının artırılması şart" dedi. Uzmanlar, mevcut bulguların, DEHP'nin tek başına çocuklarda otizm veya ADHD riskini kesin olarak artırdığını göstermediğini, ancak bu kimyasalın potansiyel etkilerine karşı daha dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda, plastik katkı maddelerine maruziyeti en aza indirmek için toplumsal farkındalık ve yasal önlemlerin önemine dikkat çekildi.</p><h3>Barwon Bebek Çalışması: 847 aileden elde edilen verilerle çarpıcı sonuçlar</h3><p>Barwon Bebek Çalışması kapsamında 847 Avustralyalı anne ve bebekten toplanan veriler, araştırmanın bilimsel güvenilirliğini artırıyor. Çalışmaya katılan annelerden hamileliğin son döneminde alınan idrar örnekleriyle, vücuda giren DEHP miktarı tahmin edildi. Bebeklerin doğumunda ise göbek kordonu kanından DNA örnekleri alınarak epigenetik analizler gerçekleştirildi. 589 ailede tam veri setine ulaşılırken, araştırmacılar DEHP maruziyeti ile otizm ve ADHD belirtileri arasındaki bağlantıyı istatistiksel olarak değerlendirdi. Bulgular, özellikle erkek çocuklarda, doğum öncesi DEHP'ye maruz kalmanın davranışsal belirtiler üzerinde anlamlı etkiler yaratabileceğini gösterdi. Ancak, bu sonuçların klinik tanı açısından kesinlik taşımadığı ve ileri araştırmalara ihtiyaç duyulduğu ifade edildi.</p><h3>Epigenetik bulgular ve gelecekteki araştırmalar için yeni yol haritası</h3><p>Çalışmada öne çıkan bir diğer önemli nokta ise, DEHP'nin epigenetik etkilerinin sadece belirli gen gruplarında değil, genom genelinde de izlenebilmesi oldu. DNA metilasyonunda tespit edilen değişiklikler, çevresel faktörlerin gen ifadesini değiştirme potansiyelini gözler önüne serdi. Bilim insanları, bu tür epigenetik imzaların, çocuklarda otizm ve ADHD gibi nörogelişimsel bozuklukların gelişiminde rol oynayabileceğini düşünüyor. Ancak, araştırmaya katılan uzmanlar, otizm ve ADHD'nin çok faktörlü, karmaşık durumlar olduğunu ve tek bir kimyasal maruziyetin bireysel risk üzerinde anlamlı bir değişiklik yaratmasının olası olmadığını belirtiyor. Yine de, elde edilen bulgular gelecekteki bilimsel çalışmalar için önemli bir temel oluşturuyor ve plastik katkı maddelerinin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin daha yakından izlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/dogum-oncesi-plastik-kimy-113_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291445</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kopekler-bazi-insanlardan-neden-korkuyor-291445</link>
      <pubDate>2026-09-14T16:06:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Köpekler bazı insanlardan neden korkuyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Britanya'da bir hayır kurumu, köpek sahiplerinin karşılaştığı ilginç bir sorunu gündeme taşıdı. Kurum çalışanları, bazı köpeklerin belirli insan özelliklerine karşı tedirginlik gösterdiğini belirledi. Özellikle bıyık, sakal, dövme ve yüz piercingi gibi detaylar, yavru köpeklerde kaygıya yol açabiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Köpekler bazı insanlardan neden korkuyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Britanya'da faaliyet gösteren bir hayır kurumu, köpek sahiplerinin yaşadığı sıra dışı bir duruma dikkat çekti. Kurumun çalışanları, yavru köpeklerin yeni sahiplerine teslimi sırasında, sahiplerin köpeklerle geçirecekleri ilk dört ay boyunca doldurmaları gereken ayrıntılı bir anket hazırladı. Bu anket sayesinde köpeklerin davranışları, yeni ortama uyum süreçleri ve sosyalleşme biçimleri yakından takip edildi. Uzmanlar, anketlerden elde edilen veriler ışığında, bazı köpeklerin sahiplerinde gözlenen belirli özelliklere karşı daha tedirgin davrandığını ortaya koydu.</p><h3>Kynologlar: 'Bıyık ve dövmeye sahip insanlara karşı köpekler çekingen'</h3><p>Kynologlar tarafından yapılan analizde, yavru köpeklerin yaklaşık yüzde 10'unun, bıyık, sakal, dövme veya yüz piercingi bulunan insanlara karşı korkak ya da şaşkın bir tavır sergilediği belirlendi. Uzmanlar, bu tür fiziksel özelliklerin köpeklerde kaygı oluşturduğunu, ancak yavru köpeklerin henüz gençken bu özelliklere alışmasının sosyalleşme açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Bu nedenle, yavru köpeklerin farklı insan tipleriyle erken dönemde tanıştırılması ve bu tür görünümlere alışması gerektiği belirtildi. Böylece, köpeklerde ilerleyen dönemde ortaya çıkabilecek davranışsal sorunların önüne geçilebileceği ifade edildi.</p><h3>Britanya'da köpek sahiplerine gönüllü çağrısı</h3><p>Köpek sahipleri, bıyık, dövme veya dikkat çekici fiziksel özelliklere sahip gönüllüleri, yavru köpeklerin eğitim süreçlerine dahil etmeye başladı. Bu uygulama, köpeklerin farklı insanlara karşı daha az kaygı duyması ve sosyal becerilerinin gelişmesi açısından önemli görülüyor. Uzmanlar ayrıca, köpeklerde endişeye yol açabilen nesnelerin de altını çizdi. Elektrikli süpürgeler, paspaslar, bebek arabaları, bisikletler, alışılmadık başlıklar, renkli ceketler ve iş kıyafetleri gibi objelerin de köpeklerin davranışlarını etkilediği aktarıldı. Böylelikle hem köpek sahipleri hem de gönüllüler, yavru köpeklerin çok yönlü bir şekilde sosyalleşmesine katkı sağlıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/kopekler-bazi-insanlardan-946_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291444</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/arilar-bitkileri-neden-isiriyor-291444</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Arılar bitkileri neden ısırıyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü'nden bilim insanları, arıların bitki yapraklarında oluşturduğu küçük kesiklerin, çiçeklenmeyi önemli ölçüde hızlandırdığını ortaya koydu. Bu şaşırtıcı keşif, hem tarım sektörü hem de iklim değişikliğiyle mücadele açısından yeni umutlar doğurdu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Arılar bitkileri neden ısırıyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü'nde yürütülen yeni bir araştırma, arıların bitkiler üzerinde uyguladığı beklenmedik bir davranışı gün yüzüne çıkardı. Bilim insanları, arıların yapraklarda açtığı küçük kesiklerin, bitkilerin çiçeklenme sürecini hızlandırdığını belirledi. Özellikle Bombus terrestris türü yer arılarının, polen kaynaklarının az olduğu dönemlerde bu yöntemi kullanarak bitkileri daha erken çiçek açmaya teşvik ettiği saptandı. Araştırma, arıların yalnızca polen toplamakla kalmadığını, aynı zamanda bitkilerin gelişimini doğrudan etkileyen önemli bir rol üstlendiğini gösteriyor.</p><h3>Consuelo de Moraes ve ekibinden çığır açan arı araştırması</h3><p>Ekoloji kimyageri Consuelo de Moraes ve öğrencisi Fotini Pashalidu, serada yaptıkları gözlemler sırasında arıların bitki yapraklarında küçük kesikler açtığını fark etti. Arıların bu kesikleri oluşturmasının ardından, bitkilerin bir ay kadar erken çiçek açtığı kaydedildi. Bilim insanları, arıların bu davranışının, polen kaynaklarının kıt olduğu erken bahar dönemlerinde özellikle belirgin olduğunu vurguladı. Ayrıca, arıların yapraklardaki parçaları ne yediği ne de yuvalarına taşıdığı anlaşıldı; bu davranış tamamen bitkilerin çiçeklenmesini hızlandırmaya yönelik gerçekleşiyor.</p><h3>Arıların ısırık sırrı tarımda verimliliği artırabilir</h3><p>Küresel sıcaklıkların artmasıyla birlikte, polinatör böcekler bahar aylarında bitkilerden daha erken uyanıyor. Arıların bitkilere adeta "Çiçek açma zamanı geldi" mesajı iletmesi, iklim değişikliği koşullarında arıların aç kalmasını önleyebiliyor. Uzmanlar, arıların bitkiler üzerinde bu şekilde etki göstermesinin, gelecekte tarımda verimliliği artıracak yeni teknolojilerin geliştirilmesine öncülük edebileceğine dikkat çekiyor. Araştırmacılar, arıların ısırık sırasında özel maddeler salgılayıp salgılamadığını da incelemeye devam ediyor.</p><p>Bu bulgular, arıların yalnızca polen taşıyıcısı değil, aynı zamanda ekosistemin dengesinde aktif birer aktör olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Bilim dünyası, arıların ısırık davranışının tarımsal üretime ve doğal döngülere olan etkilerini daha yakından izlemeye başladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/arilar-bitkileri-neden-is-830_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291443</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/orta-yasta-saglikli-olan-erkekler-neredeyse-11-yil-daha-uzun-yasadi-291443</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Orta yaşta sağlıklı olan erkekler neredeyse 11 yıl daha uzun yaşadı]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Helsinki Üniversitesi'nin yürüttüğü uzun soluklu araştırmada, orta yaşta sağlıklı kardiyovasküler değerlere sahip olan Fin erkeklerinin, ortalama 11 yıl daha uzun ve daha kaliteli bir yaşam sürdüğü ortaya çıktı. Araştırmada, beş temel sağlık faktörünün yaşlılıkta kırılganlık riskini ciddi oranda azalttığı vurgulandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Orta yaşta sağlıklı olan erkekler neredeyse 11 yıl daha uzun yaşadı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Finlandiya'da Helsinki Üniversitesi ve HUS Helsinki Üniversitesi Hastanesi iş birliğiyle gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma, orta yaşta sağlıklı kardiyovasküler ölçümlere sahip olmanın, erkeklerin yalnızca yaşam süresini değil, aynı zamanda yaşlılık dönemindeki yaşam kalitesini de belirgin biçimde artırdığını gösterdi. 1919 ile 1934 yılları arasında doğmuş, kronik hastalığı olmayan 3.490 beyaz Fin erkeğinin katıldığı Helsinki İşadamları Çalışması'nda, 40'larının başında detaylı sağlık verileri toplanan erkekler on yıllar boyunca takip edildi. Araştırmanın sonuçları, 40'lı yaşlarda sigara içmeyen, vücut kitle indeksi 25'in altında olan, kan basıncı ve kolesterol değerleri normal seyreden, kan glukozu düşük seviyede bulunan erkeklerin, ortalama 11 yıl daha uzun yaşadığını ve yaşlılıkta daha az kırılganlık gösterdiğini ortaya koydu.</p><h3>Prof. Timo Strandberg: 'Sağlıklı orta yaş, işlevsel kapasiteyi de artırıyor'</h3><p>Çalışmaya liderlik eden Emekli Profesör Timo Strandberg, elde edilen bulguların yalnızca daha uzun yaşamı değil, aynı zamanda yüksek işlevsellik ve bağımsızlığı da beraberinde getirdiğini vurguladı. Standart tıbbi muayenelerde kolayca ölçülebilen beş faktör &#8212; sigara içmeme, düşük vücut kitle indeksi, normal kan basıncı, düşük kolesterol ve dengeli kan glukozu &#8212; orta yaşta olumlu değerlere sahip olan erkeklerde, 42.7 yıl ile dikkat çekici bir yaşam süresi sağladı. Buna karşılık, bu faktörlerden hiçbirine sahip olmayanların ortalama yaşam süresi 31.8 yıl olarak ölçüldü. Profesör Strandberg, "Sağlıklı bir yaşam tarzı, yalnızca ömrü uzatmıyor; yaşlılıkta bağımsızlık ve fonksiyonel kapasiteyi de artırıyor" sözleriyle çalışmanın önemine dikkat çekti.</p><h3>Beş sağlık faktörüyle 90 yaş üstü oranı altı kat arttı</h3><p>Araştırma, orta yaşta beş olumlu kardiyovasküler faktöre sahip olan erkeklerin %41.9'unun 90 yaşını geçtiğini, buna karşın bu faktörlerin hiçbirine sahip olmayanlarda bu oranın sadece %6.8'de kaldığını gösterdi. Bu dramatik fark, sağlıklı orta yaş profilinin yalnızca yaşam süresini değil, ileri yaşlarda kırılganlık riskini de ciddi biçimde azalttığını ortaya koydu. 2007 yılında yapılan takip anketinde, hayatta kalan 907 erkekten tüm beş olumlu faktöre sahip olanların yalnızca %2.2'sinin yaşlılıkta kırılganlık gösterdiği, buna karşılık sıfır veya bir olumlu faktöre sahip olanlarda bu oranın %24.5'e çıktığı belirlendi. Ayrıca, beş olumlu faktöre sahip erkeklerin, 79 yaşında hem hayatta hem de kırılgan olmayan grupta olma ihtimali beş kat daha yüksek çıktı.</p><h3>Yaşam kalitesi ve fiziksel işlevde belirgin fark</h3><p>Çalışmada, yaşlılık döneminde yaşam kalitesi, fiziksel yetenek, enerji düzeyi, ağrı, sosyal yaşam, zihinsel sağlık ve genel sağlık gibi sekiz farklı başlıkta değerlendirildi. Beş olumlu sağlık faktörüne sahip olan erkekler, tüm alanlarda en yüksek puanları aldı. Özellikle fiziksel işlev, enerji ve genel sağlıkta belirgin avantajlar gözlendi. Araştırmacılar, ekstra yaşam yıllarının otomatik olarak sağlıklı yıllara dönüşmediğine dikkat çekerek, sağlıklı orta yaş profilinin yaşlılıkta hem daha uzun hem de daha kaliteli bir yaşam sunduğunu vurguladı. Ayrıca, psikolojik iyi olma hali de olumlu faktörlere sahip olanlarda daha yüksek çıktı; ancak fiziksel sağlık farkı daha belirgindi.</p><h3>Kardiyovasküler risk faktörleri: Kolayca ölçülebilir ve yönetilebilir</h3><p>Sigara kullanımı, vücut kitle indeksi, kolesterol, kan basıncı ve kan glukozu gibi kardiyovasküler risk faktörlerinin, rutin tıbbi kontroller sırasında kolayca ölçülebilir ve yönetilebilir olması, araştırmanın en dikkat çekici yönlerinden biri olarak öne çıktı. Profesör Strandberg, bu faktörlerin yaşam tarzı değişiklikleriyle veya güvenli, ucuz ilaçlarla kontrol altına alınabileceğini belirtti. Ancak, araştırmanın yalnızca gözlemsel nitelikte olduğu ve erkeklerin rastgele tedavilere atanmadığı, dolayısıyla nedensellik ilişkisi kurulamayacağı vurgulandı. Ayrıca, çalışmanın yalnızca beyaz, yüksek sosyal sınıfa mensup Fin erkekleri üzerinde yürütülmesi, sonuçların kadınlar veya farklı etnik gruplar için genellenmesini sınırlandırıyor.</p><h3>Uzun ve sağlıklı yaşamın garantisi değil, güçlü bir bağlantı</h3><p>Uzmanlar, beş olumlu kardiyovasküler risk faktörüne sahip olmanın, uzun ve sağlıklı bir yaşamı kesin olarak garanti etmediğinin altını çizdi. Ancak, orta yaşta sağlıklı bir profilin, yaşlılıkta hem yaşam süresini hem de fiziksel ve psikolojik yaşam kalitesini artırdığına dair güçlü kanıtlar elde edildi. Araştırmacılar, genetik, erken yaşam koşulları ve sonraki yıllardaki tıbbi tedavilerin de sonuçları etkileyebileceğini belirtti. Yine de, Helsinki Üniversitesi'nin bu uzun soluklu çalışması, orta yaş sağlığının ilerleyen yıllardaki yaşam deneyimiyle doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/orta-yasta-saglikli-olan--325_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291442</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kalp-hucrelerinde-erken-stresin-izleri-haftalar-sonra-bile-koruyucu-etki-gosterdi-291442</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kalp hücrelerinde erken stresin izleri haftalar sonra bile koruyucu etki gösterdi]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Salk Biyolojik Araştırmalar Enstitüsü'nde yürütülen son araştırma, farelerde mitokondrilerde doğum öncesi uygulanan kısa süreli stresin, kalp hücrelerinde kalıcı koruyucu değişiklikler yarattığını ve kemoterapiye karşı direnç sağladığını ortaya koydu. Bu bulgular, özellikle doxorubicin gibi kalbe zarar verebilen kemoterapi ilaçlarının yan etkilerini azaltmak için umut vadediyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kalp hücrelerinde erken stresin izleri haftalar sonra bile koruyucu etki gösterdi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'nin önde gelen araştırma merkezlerinden Salk Biyolojik Araştırmalar Enstitüsü'nde gerçekleştirilen yeni bir çalışma, kemoterapi sırasında kalp hücrelerinin korunmasında mitokondri kaynaklı kısa süreli stresin önemli bir rol oynayabileceğini gösterdi. Araştırmada, farelerde doğum öncesi dönemde mitokondrilere uygulanan geçici stresin, daha sonraki yaşamda kalp dokusunun kemoterapiye karşı direnç kazandığı saptandı. Bilim insanları, bu yöntemin kalp kası hücrelerinde kalıcı koruyucu etkiler yarattığını ve özellikle doxorubicin gibi kalp üzerinde toksik etkileri bilinen ilaçların yol açtığı hasarı belirgin şekilde azalttığını belirtti.</p><h3>Profesör Shadel: 'Mitokondri stresi kalp sağlığını güçlendirdi'</h3><p>Salk Enstitüsü'nden Profesör Gerald Shadel ve ekibi, mitokondrilerin stres altında gösterdiği tepkileri yıllardır inceliyor. Araştırma kapsamında, hamile farelere doğumdan önceki dönemde doxycycline verildi. Bu uygulama, mitokondride süperoksit temizliğinde görevli SOD2 enzimini geçici olarak azalttı ve mitokondrilerde kısa süreli oksidatif stres oluşmasına yol açtı. SOD2 seviyesi doğumdan sonra hızla normale döndü; ancak farelerin kalp hücrelerinde enerji üretimi, antioksidan savunma ve yağ kullanımıyla ilişkili 201 genin ifadesinde kalıcı değişiklikler gözlendi. Ayrıca, bu hücrelerde mitokondri proteinlerinde artış ve daha güçlü antioksidan sistemler tespit edildi. Araştırma ekibi, bu değişikliklerin kalp kasının normal koşullarda sağlıklı kalmasını sağladığını ve herhangi bir yapısal bozulma ya da pompalama işlevi kaybına yol açmadığını vurguladı.</p><h3>Doxorubicin ile yapılan testlerde kalp hasarı azaldı</h3><p>Kemoterapinin kalp üzerindeki etkilerini değerlendirmek için, araştırmacılar yetişkin farelere doxorubicin uyguladı. İlk deneyde dişi farelere kilogram başına 25 miligram gibi yüksek bir doz verildi ve 48 saat sonra kalp dokuları incelendi. Kontrol grubundaki farelerde kalp yaralanmasına dair belirgin bulgular ortaya çıkarken, doğum öncesi mitokondriyal stres yaşayan farelerde bu hasarın çok daha az olduğu saptandı. Bu grupta kalp kası hücreleri daha fazla mitokondriyal protein tuttu ve yağ hasarı daha düşük seviyede kaldı. Ayrıca, genetik analizlerde kalp yaralanmasıyla bağlantılı genlerin kontrol grubuna göre daha az aktive olduğu belirlendi. Araştırmacılar, bu bulguların kemoterapi sırasında kalp dokusunun korunmasında mitokondriyal stresin potansiyel bir savunma mekanizması olabileceğine işaret etti.</p><h3>Uzun süreli kemoterapide de koruyucu etki devam etti</h3><p>Deneyler, yalnızca tek seferlik yüksek dozla sınırlı kalmadı. Araştırmacılar, farelere dört hafta boyunca haftada bir kez kilogram başına 5 miligram doxorubicin vererek, tekrarlayan kemoterapi maruziyetini taklit etti. Bu uzun süreli tedavi sonucunda, kontrol farelerinde kalp kası hücrelerinde küçülme, pompalama gücünde azalma, skar dokusu oluşumu ve mitokondri kaybı gözlendi. Buna karşın, doğum öncesi mitokondriyal stres uygulanan farelerde bu olumsuz etkiler çok daha hafif şekilde ortaya çıktı. Kalp fonksiyonlarındaki düşüş minimal seviyede kaldı ve kalp dokusu büyük ölçüde korundu. Özellikle erkek farelerde de benzer koruyucu etkinin devam ettiği görüldü. Araştırmacılar, erkek farelerin ilk yüksek doz doxorubicin deneylerinde daha yüksek ölüm oranına sahip olması nedeniyle bu grupta uzun süreli kemoterapi etkilerini özellikle inceledi.</p><h3>Sitrik asit hücresel hafızada anahtar rol üstlendi</h3><p>Çalışmada, mitokondriyal stresin kalıcı koruyucu etkisinin ardındaki mekanizma da araştırıldı. Bilim insanları, fare embriyonik fibroblastlarında SOD2 enzimini geçici olarak azaltarak, hücrelerin mitokondriyal stres sonrası nasıl değiştiğini inceledi. Sekiz gün sonra bu hücrelerde mitokondri sayısında artış, antioksidan savunmada güçlenme ve maksimum enerji üretiminde yükselme kaydedildi. Ayrıca, doxorubicin'e maruz kalan bu hücrelerin ölüm oranı anlamlı şekilde düştü. Analizler, sitrik asit molekülünün bu süreçte merkezi bir rol oynadığını ortaya koydu. Mitokondrilerde süperoksit artışı, ACO2 enziminin aktivitesini azaltarak sitrik asidin mitokondriden hücre içine taşınmasını hızlandırdı. Sitrik asit, hücre çekirdeğinde histonlara kimyasal etiketler eklenmesini tetikledi ve bu da gen ifadesinde kalıcı değişikliklere yol açtı. SLC25A1 proteininin devre dışı bırakılmasıyla bu koruyucu etkinin kaybolduğu gözlemlendi. Ayrıca, dışarıdan eklenen sitrik asit de hücrelerin kemoterapiye karşı direncini artırdı.</p><h3>Mitokondriyal stres ve kalp koruma stratejilerinde yeni dönem</h3><p>Profesör Shadel, elde edilen bulguların, reaktif oksijen türlerinin (ROS) her zaman zararlı olduğu yönündeki genel kanıyı sorguladığını belirtti. Antioksidan tedavilerin, ROS'nin olumsuz etkilerini azaltmak için uzun süredir kullanıldığını; ancak klinik denemelerde istenen başarıya ulaşılamadığını hatırlattı. Shadel, "Mitohormesis olarak adlandırılan bu süreç, birden fazla antioksidan sistemi ve mitokondriyi aynı anda etkileyen daha karmaşık bir koruma programı sunuyor. Bu yaklaşım, gelecekte kalp sağlığını korumaya yönelik daha etkili tedavi seçenekleri geliştirilmesinin önünü açabilir" dedi. Araştırma ekibi, bulguların insanlarda doğrudan uygulanabilirliği için henüz yeterli veri olmadığını, özellikle güvenlik ve etkinlik konularında daha fazla çalışma yapılması gerektiğini vurguladı. Ancak, kısa süreli mitokondriyal stresin hücrelerin gelecekteki zararlara karşı hazırlıklı olmasını sağladığı ve bu sayede direnç kazandırdığı sonucuna ulaşıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/kalp-hucrelerinde-erken-s-501_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291441</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/altin-fiyatlari-neden-dustu-14-eylul-altin-yorumu-291441</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Altın fiyatları neden düştü? 14 Eylül altın yorumu]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Merkez Bankası'nın faiz artıracağı beklentileri, Orta Doğu gerilimi, yüksek enerji fiyatları ve yapay zeka şirketlerinin teknoloji geliştirme hızını yavaşlatacağına dair endişeler emtia piyasalarında satış dalgası yarattı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Altın fiyatları neden düştü? 14 Eylül altın yorumu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Emtia piyasasında haftanın ilk işlem gününde kıymetli metaller ve baz metallerde ABD Merkez Bankasına (Fed) yönelik faiz artırım beklentileri ve yapay zeka şirketlerinin teknoloji geliştirme hızını yavaşlatacağına ilişkin endişelerle sert satış baskısı görülüyor.</b></p><p>Orta Doğu&#39;da gerilimin tırmanması, ABD&#39;de açıklanan enflasyon verilerinin enflasyonist baskıların gücünü koruduğuna işaret etmesi, Fed&#39;e ilişkin faiz artırım beklentilerini yükseltti.</p><p>Bölgede jeopolitik gelişmeler neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatları, dünya genelinde enflasyonist baskıların sürmesine yol açarken yükselen tahvil faizleri ve dolara talebin artması, emtia piyasaları üzerinde baskı oluşturuyor.</p><p>Öte yandan bu hafta Fed&#39;in faiz toplantısı piyasaların odağında bulunuyor. İstihdam piyasasına ilişkin güçlü veriler, yükselen enflasyon beklentileri ve Fed Başkanı Kevin Warsh&#39;ın enflasyonla mücadelede kararlılık vurgusu sonrasında para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed&#39;in bu hafta faiz artıracağına ilişkin olasılık yüzde 88&#39;e yükseldi.</p><p>Yapay zeka şirketlerinin teknoloji geliştirme hızını yavaşlatacağına dair endişeler de fiyatlamaları etkileyen unsurların başında geliyor.</p><p>Söz konusu gelişmelerle kıymetli metaller ve baz metallerde sert hareketler görüldü. Şu sıralarda ons bazında gümüş yüzde 3,3 düşüşle 62,3 dolardan, platin yüzde 2,3 kayıpla 1757 dolardan, paladyum yüzde 2,2 azalışla 1.274 dolardan ve altın yüzde 1,5 azalışla 4 bin 284 dolardan işlem görüyor.</p><p>Libre bazında ise bakır yüzde 2,3 düşüşle 6,3 dolardan, alüminyum yüzde 2 azalışla 1,48 dolardan alıcı buluyor.</p><p><b>ALTIN VE BAKIR YORUMU</b></p><p>Saxo Capital Emtia Strateji Başkanı Ole Hansen, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, &quot;Altın, geçen hafta cuma günü ABD&#39;de beklentilerin üzerinde açıklanan çekirdek enflasyon verisinin ardından, bugün de ham petrol fiyatlarındaki sert yükselişin enflasyon ve tahvil getirilerine ilişkin endişeleri artırmasıyla baskı altında kaldı.&quot; dedi.</p><p>Yükselen tahvil faizleri, Fed toplantısı ve artan petrol fiyatlarıyla altının zorlu bir hafta geçirebileceğini ifade eden Hansen, altında yükselişlerin görülebilmesi için 4 bin 400 doların üzerine çıkması gerektiğini söyledi.</p><p>Hansen, söz konusu gelişmelerin<b> bakır </b>fiyatlarını da etkilediğine dikkati çekerek, "Bakır geçen hafta yaklaştığı rekor seviyelerden geriledi ve destek seviyesi olan 6,5 doların altına indi." ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/altin-fiyatlari-neden-dus-328_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291440</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/iletisim-baskani-durandan-yeni-nesil-suc-orgutleriyle-mucadeleye-iliskin-aciklama-291440</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İletişim Başkanı Duran'dan "yeni nesil suç örgütleri"yle mücadeleye ilişkin açıklama]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Çocuklarımızı ve gençlerimizi suç ağlarının istismarından koruyacak çok boyutlu mücadele stratejisiyle geleceğimize kasteden bu yapılara geçit vermeyeceğiz." ifadesini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İletişim Başkanı Duran'dan "yeni nesil suç örgütleri"yle mücadeleye ilişkin açıklama]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, yeni nesil suç örgütlerinin hem asayişi tehdit eden hem de çocukları ve gençleri hedef alan yapılar olduğunu belirtti.</p><p>Sosyal medya ve dijital mecraları suçun propagandası ve eleman devşirme aracı olarak kullanan bu yapıların, uluslararası bağlantılar ve finansal ağlarla hareket eden çok boyutlu bir güvenlik sorunu olduğunu vurgulayan Duran, şunları kaydetti:</p><p>"Bu yapılara karşı mücadele, sahadaki suç unsurlarının etkisiz hale getirilmesinden örgüt yöneticileri ve azmettiricilerin adalet önüne çıkarılmasına, finans kaynaklarının kesilmesinden dijital mecralardaki suç propagandasının önlenmesine kadar devletimizin her kademesinin katılımıyla bütüncül bir anlayışla yürütülmektedir. Çocuklarımızı ve gençlerimizi suç ağlarının istismarından koruyacak sosyal politikaların güçlendirilmesi, risklerin erken tespit edilmesi ve ailelerin desteklenmesi gibi çok boyutlu bir mücadele stratejisiyle geleceğimize kasteden bu yapılara geçit vermeyeceğiz.</p><p>Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde milletimizin huzurunu, çocuklarımızın geleceğini ve kamu düzenini hedef alan hiçbir suç yapılanmasına müsamaha göstermeyecek, yeni nesil suç örgütleriyle mücadelemizi hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla sürdüreceğiz."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/iletisim-baskani-durandan-427_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291439</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/eyupsultanda-1250-ogrenciye-aramiza-hos-geldin-surprizi-imam-hatip-ogrencilerine-okulun-il-291439</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Eyüpsultan'da 1.250 öğrenciye "Aramıza Hoş Geldin" sürprizi: İmam Hatip öğrencilerine okulun ilk gününde anlamlı hediye]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Eyüpsultan'da yeni eğitim öğretim yılının ilk zilini çalan 1.250 minik öğrenci, sınıflarında kendilerini bekleyen kırtasiye setleri ve sürpriz mektuplarla karşılandı. Projeyi hayata geçiren Eyüpsultan Önder İmam Hatipliler Derneği (ESÖNDER), bu anlamlı adımla öğrencilere "büyük bir ailenin parçası" oldukları hissini aşılamayı amaçlıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Eyüpsultan'da 1.250 öğrenciye "Aramıza Hoş Geldin" sürprizi: İmam Hatip öğrencilerine okulun ilk gününde anlamlı hediye]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>"Aramıza Hoş Geldin" projesiyle 13 İmam Hatip okulunda eğitime yeni başlayan öğrencilere kırtasiye seti hediye edildi.</p><p>Eyüpsultan Önder İmam Hatipliler Derneği (ESÖNDER) tarafından yeni eğitim öğretim yılının başlangıcında hayata geçirilen proje öğrencilerin yüzünü güldürdü.</p><p>Minik öğrencilere ilk günlerinde aidiyet duygusu aşılamayı hedefleyen proje kapsamında hazırlanan kalemlik ve kırtasiye setleri, ilk ders zili öncesine 13 okuldaki yeni öğrencilerin sıralarına yerleştirildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/aramzahosgeldin12-14092026f8e6e329.jpg"/><p>Sınıflarına girdiklerinde hediyeleriyle karşılaşan öğrencilerin yaşadığı mutluluk renkli görüntülere sahne oldu.</p><p>Setlerin içerisinde kırtasiye malzemelerinin yanı sıra ESÖNDER tarafından kaleme alınan özel bir "Aramıza Hoş Geldin" mektubu da yer aldı.</p><p>Ayrıca kalemliklerde kullanılan Hanzala figürü aracılığıyla öğrencilere Filistin ve mazlum coğrafyalarda yaşananlara dair erken yaşta farkındalık kazandırılması amaçlandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/aramzahosgeldin14-140920264262cb5d.jpg"/><p><b>BAŞKAN SOYTÜRK: "BU YOLDA YALNIZ DEĞİLSİNİZ, ARKANIZDA ABİLERİNİZ VE ABLALARINIZ VAR"</b></p><p>Programda öğrencilere ve katılımcılara seslenen ESÖNDER Başkanı Ahmet Soytürk, projenin sadece bir kırtasiye desteği olmadığını, temel gayelerinin öğrencilerin hem akademik hem de manevi anlamda "çift kanatlı" yetişmeleri olduğunu vurguladı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/aramzahosgeldin16-14092026bbf793ff.jpg"/><p>Aynı okul sıralarında daha önce oturmuş mezunlar olarak gençlerin her daim destekçisi olacaklarını belirten Soytürk, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:</p><p>"Sizlerle aynı sıralardan geçmiş abileriniz ve ablalarınız olarak sizlere 'Aramıza Hoş Geldiniz' diyoruz. Şunu bilmenizi istiyoruz ki; ortaokul, lise ve üniversite hayatınız boyunca size sahip çıkan, her anınızda yanınızda olan bir Önder camiası var. Bu yolda yalnız değilsiniz. Bizler de bu sıralarda okuduk; aramızdan kaymakamlar, bürokratlar çıktığı gibi bugün ülkemizi de yine bu sıralardan yetişmiş bir Cumhurbaşkanı yönetiyor. Bu bilinç ve güven içerisinde olmanızı istiyoruz. Rabbim Kur'an-ı Kerim'de 'Rabbim ilmimi artır' diye buyuruyor. Bizler hep bu duayla yanınızdayız. Bahtınız açık, Allah yardımcınız olsun."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/aramzahosgeldin1-14092026c9c89e2f.jpg"/><p>Konuşmasının devamında projenin detaylarına ve etkinliğin Asımın Nesli İmam Hatip Ortaokulu'nda düzenlenme nedenine değinen Soytürk, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Eyüpsultan'da 13 İmam Hatip okulumuzda yaklaşık 1.250 öğrencimiz bugün eğitim hayatına başladı. Bizler mezun abileri ve ablaları olarak yanlarında olduğumuzu hissettirmek adına küçük de olsa bir hediye paketi hazırladık. Temel gayemiz, öğrencilerimizin hem derslerinde başarılı olmaları hem de manen Allah'ın rızasını gözeterek çift kanatlı hareket etmeleridir. Bu okulumuzu seçme nedenimiz ise Asımın Nesli bizi bu yıl üç kez gururlandırdı: Bir öğrencimiz LGS'de 500 tam puan aldı, 28 öğrencimiz %5'lik dilime girdi ve en önemlisi bu başarılı öğrencilerimizin tamamına yakını tercihlerini yine İmam Hatiplerden yana kullandı. Bu başarı bir günde oluşmadı, yılların emeğidir. Önemli olan bu sistematik başarıyı sürdürmektir."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/aramzahosgeldin4-14092026e1afcc3e.jpg"/><p><b>KAYMAKAM YURT: "YAZ BOYU ÇALIŞTILAR, İMAM HATİP KAYITLARI 1.250'YE ULAŞTI"</b></p><p>Eyüpsultan Kaymakamı Arslan Yurt ise yeni eğitim-öğretim yılının tüm ülkeye hayırlı olmasını dileyerek, ilçedeki okul binalarının güçlendirme ve bakım çalışmalarının tamamlandığını, öğrencilerin güvenli bir ortamda ders başı yaptıklarını ifade etti.</p><p>Sivil toplum kuruluşlarının kamuyla iş birliği içerisinde eğitim ortamını desteklemesinin önemine dikkat çeken Kaymakam Yurt, konuşmasında şu açıklamalarda bulundu:</p><p>"2026-2027 eğitim-öğretim döneminin ülkemize ve ilçemize hayırlı olmasını diliyorum. Okullarımızın bakımları tamamlandı, çocuklarımız güvenli ortamlarda eğitime başladı. Sivil toplum kuruluşlarımızın okullarımıza desteği son derece kıymetli. ESÖNDER, yaz boyunca İmam Hatiplerdeki öğrenci sayısını artırmak için büyük bir gayret gösterdi. Geçen yıl 1.100 olan yeni kayıt sayısı bu yıl 1.250'ye ulaştı. Derneğimizin sunduğu bu okula başlangıç hediye paketi, çocuklarımızın hafızasında güzel bir yer edinmek ve kurumsal aidiyeti güçlendirmek açısından çok değerli."</p><p>Okulun akademik başarısına da değinen Yurt, öğrencilere şu sözlerle tavsiyelerde bulundu:</p><p>"Asımın Nesli İmam Hatip Ortaokulu, 2026 Liselere Giriş Sınavı'nda 500 tam puan çıkaran ve çok sayıda öğrencisini %1'lik dilimle üst düzey liselere gönderen en başarılı okulumuz oldu. Sizler de bu yeni başarılara aday olarak buradasınız. Hepiniz bugünkü heyecanınızı muhafaza edin, disiplinle çalışın ve bir yandan da eğitim hayatınızı en güzel şekilde sürdürün. Eğitime sundukları katkılardan dolayı ESÖNDER Derneği Başkanı Ahmet Soytürk Bey'e ve ekibine teşekkür ediyor, tüm öğrencilerimize başarılar diliyorum."</p><p>Programda, Eyüpsultan İlçe Millî Eğitim Müdürü Zeliha Yıldız ile Asımın Nesli İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Nazım Yazıcı da birer konuşma yaparak öğrencilerin heyecanına ortak oldu.</p><p>Etkinlik, protokolün öğrencilerle bir araya gelmesi, hediyelerin takdimi ve günün anısına çekilen hatıra fotoğraflarının ardından sona erdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/aramzahosgeldin8-140920266abde059.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/eyupsultanda-1250-ogrenci-341_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291438</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-basarili-ve-teknolojiyi-iyi-kullanan-bir-genclik-filiz-veriyor-291438</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan: Başarılı ve teknolojiyi iyi kullanan bir gençlik filiz veriyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Birileri sürekli kötümser senaryolar yazsa da başarılı, dünyayı takip eden, teknolojiyi iyi kullanan pırıl pırıl, ışıl ışıl bir gençlik filiz veriyor." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan: Başarılı ve teknolojiyi iyi kullanan bir gençlik filiz veriyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazi Anadolu Lisesi'nde "2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı Açılışı ve Ankara'da Yapımı Tamamlanan Eğitim Yatırımlarının Toplu Açılış Töreni"ne katıldı.</p><p>Yeni bir eğitim-öğretim yılının heyecanını, umudunu ve sevincini hep birlikte yaşadıklarını belirten Erdoğan, şunları söyledi:</p><p>"Bu tatlı heyecanı, 42 yıllık geçmişiyle Başkent Ankara'nın en gözde eğitim kurumlarından biri olan Gazi Anadolu Lisesi'nde sizlerle beraber yaşamaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Geçen hafta ilkokul ve ortaokul ilk sınıfları ile anaokullarımızı neşeyle dolduran yavrularımız uyum haftası kapsamında okullarına başlamıştı. Bugün de 'Mayamız Birlik İlk Dersimiz Kardeşlik' temasıyla tüm öğrencilerimiz okullarıyla buluştular. Öncelikle 2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı'nın öğrenci ve öğretmenlerimiz başta olmak üzere eğitim camiamıza hayırlı olmasını diliyorum."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42467489.jpg"/><p><b>"ÇOCUKLARIMIZIN BAŞARI GRAFİĞİ HER YIL YÜKSELİYOR"</b></p><p>Türkiye'nin dört bir yanında görev yapan öğretmenlere selamlarını gönderen Erdoğan, hayat yolculuklarında çocukların ellerinden tutan, onların yolunu ve ufkunu aydınlatan tüm hocalara şükranlarını sundu.</p><p>Vazifeleri sırasında şehit düşen, afet ve kazalarda hayatını kaybeden, ebediyete uğurladıkları tüm eğitim neferlerini rahmet ve minnetle yad eden Erdoğan, "Rabbim ruhlarını şad, mekanlarını cennet eylesin." dedi.</p><p>Bugünkü programda olduğu gibi her eğitim-öğretim yılı başlangıcında zihni açık, ufku geniş, bilgili, kültürlü, donanımlı, özgüven sahibi nesillerin yetişmekte olduğunu görmenin bahtiyarlığı içerisinde olduklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:</p><p>"Gençlerimizle, evlatlarımızla her buluşmamızda şuna şahit oluyorum. Birileri sürekli kötümser senaryolar yazsa da gerçekten başarılı, dünyayı takip eden, teknolojiyi iyi kullanan, kendini geliştirmeye çalışan pırıl pırıl, ışıl ışıl bir gençlik filiz veriyor. Sadece eğitimde değil, sporda, sanatta, bilimde ve diğer alanlarda maşallah çocuklarımızın başarı grafiği her yıl yükseliyor. İşte en son az önce de ekranda ifade edildiği gibi PISA 2025 sonuçları bu tespitimizi bir kere daha teyit etti. 91 ülkenin katıldığı PISA 2025 Raporu'na göre, Türkiye fen bilimleri, matematik ve okuma becerileri alanında OECD ülkeleri arasında puanını en fazla artıran ülke oldu. Türkiye'nin her üç alandaki başarı sıralaması yüzde 50 oranında arttı. Her üç alanda da performansını anlamlı düzeyde artıran tek ülke olduk. Fırsat eşitliği açısından ise avantajlı ve dezavantajlı öğrenci grubunda performansını yükselten tek OECD ülkesi Türkiye'ydi. PISA sonuçlarının eğitim camiamıza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarılı sonucun alınmasında emeği geçen tüm öğretmen, öğrenci ve velilerimizi gönülden tebrik ediyorum."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42467522.jpg"/><p><b>"NE YAPIYORSAK ÖĞRENCİLERİN BAŞARISI İÇİN YAPIYORUZ"</b></p><p>"Burada şunu da üzülerek söylemek durumundayım. Milletçe hepimizi sevindirmesi gereken bu başarıyı maalesef birilerinin karalamaya, küçümsemeye, önemsizleştirmeye çalıştıklarını da görüyoruz. Hayata yalnızca siyasi ve ideolojik çıkarlar üzerinden bakan bu kompleksli zihniyeti kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:</p><p>"Biz onları umursamıyoruz. Siz de moralinizi bozmalarına izin vermeyin. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak kıvanç kaynağımız olan tüm öğrenci ve öğretmenlerimizle iftihar ediyoruz. İstikbalimizin güvencesi olarak gördüğümüz her bir evladımızın bugün bir kez daha alnından öpüyor, hepsini muhabbetle kucaklıyorum."</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğrenci ve öğretmenlere hitaben, "Şunu bilmenizi isterim ki ne yapıyorsak sizlerin başarısı için yapıyoruz. Çocuklarımızın daha müreffeh, daha güçlü, itibarlı ve kalkınmış bir ülkede yaşaması için yapıyoruz. Gençlerimizin hayallerine giden yolu ardına kadar açmak için yapıyoruz. Öğretmenlerimizin bilgi ve birikimlerini öğrencilerine tam ve eksiksiz bir şekilde aktarabilmeleri için yapıyoruz." diye konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42467521.jpg"/><p><b>"HAZIRLADIĞIMIZ TÜM BÜTÇELERDE ASLAN PAYINI EĞİTİME AYIRDIK"</b></p><p>Göreve geldikleri günden itibaren eğitime özel önem verdiklerini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Her şey eğitimle başlar dedik. Eğitim olmazsa diğer her şey eksik kalır, yarım kalır dedik. Hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını eğitime ayırdık. 2002 yılında merkezi bütçeden eğitime ayrılan pay yüzde 7,6 ile dördüncü sıradayken son 24 yıldır hep ilk sırada oldu. Hatta bu payı iki katına çıkararak, 2026 yılında yüzde 15,33'e ulaştırdık. 2002 yılında 343 bin olan derslik sayısı bugün 626 bine çıktı. Bakınız sadece Ankara'mızda son iki yılda yatırım tutarı 1 milyar 989 milyon lirayı bulan tam 30 yeni okul açtık. 544 yeni dersliği hizmete verdik. Bugün aynı zamanda bunların toplu açılışını sizlerle birlikte gerçekleştiriyoruz. Yeni okullarımızın şehrimize hayırlı olmasını temenni ediyorum."</p><p>Tüm yatırımlarının ve bütün çabalarının yarının Türkiye'sini en iyi, en modern, en dayanıklı şekilde inşa etmek için olduğunu belirten Erdoğan, "Bunlar, hangi gelir seviyesinden olursa olsun, evlatlarımızın tamamının eşit ve adil eğitim imkanlarına sahip olması içindir. Bunlar, eğitime hayat veren sınıfın kalbi ve ruhu olan öğretmenlerimizin görevlerini gönül huzuruyla yerine getirebilmeleri içindir. Bunlar, Çankaya'dan Sincan'a, Mamak'tan Keçiören'e Ankara'mızın her ilçesinde çocuklarımızın daha iyi şartlarda eğitim görmesi içindir." şeklinde konuştu.</p><p>Eğitimde fırsat eşitliğini yaygınlaştırmak, eğitimin kalitesini artırmak için her türlü imkanı seferber etmiş durumda olduklarını belirten Erdoğan, "2003'ten bu yana yürüttüğümüz Ücretsiz Ders Kitabı Projesi'yle okullar açıldığında kitapları evlatlarımızın sıralarında hazır ettik. Bugüne kadar 4 milyar 306 milyondan fazla ders kitabını öğrencilerimizle buluşturduk. İnşallah bundan sonra da Ankara'yla birlikte Türkiye'nin eğitim altyapısını güçlendirmeye devam edeceğiz." diye konuştu.</p><p>Erdoğan, öğretmen ve öğrencilere seslenerek, şu ifadeleri kullandı:</p><p>"İnsanı diğer canlılardan ayıran, kendi hakikatinin farkına varabilmesidir. İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırma kabiliyeti fıtratımıza yerleştirilmiş bir pusuladır. Maarif, bu pusulayı ince ayarla geliştirip insanın içindeki o cevheri açığa çıkarma mücadelesidir. İnsanın içindeki öz hiçbir çağda değişmez.</p><p>Değişen, sadece onu hayata taşıma tarzımızdır. Değişen, çocuklarımıza neyi, hangi usulle öğrettiğimiz, hangi imkanlarla onları donattığımız, hangi becerilerle öğrencilerimizi teçhiz ettiğimizdir."</p><p>Küresel rekabetin kızıştığı, bilim ve teknolojinin mesafeleri ortadan kaldırdığı yeni bir dünyada yaşadıklarını vurgulayan Erdoğan, "Biliyoruz ki bugünün ve geleceğin dünyasında ilerlemenin, kalkınmanın, uluslararası rekabette öne geçmenin yolu eğitimde alınan mesafedir. Sadece bu yeni dünyada başarılı olmak için değil, ayakta kalmak için de nitelikli eğitime ihtiyacımız var." diye konuştu.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun için yapılması gerekenlerin aslında belli olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:</p><p>"Bir defa öğrencilerimizin vizyonu, ufku, zihni öncelikle olabildiğince geniş olacak, açık olacak. Evlatlarımız önce kendi ülkesini, kendi milletini iyi tanıyacak. Bununla yetinmeyip gönül coğrafyamızı iyi tanıyacak, dünyayı iyi tanıyacak. Çağın nimetleri olan teknolojiyi, interneti, yapay zekayı çok iyi kullanırken bunların taşıdığı risklere karşı uyanık olacak, teknolojinin esiri olmayacak."</p><p>Öğretmenlerin, kendilerine emanet edilen öğrencileri en güzel şekilde yetiştirirken onların iyi birer fert olması için gayret göstermesinin önemine işaret eden Erdoğan, "Ailelerimiz, sınav başarısını önemsedikleri kadar çocuklarımızın ahlaklı, saygılı, milli ve manevi değerlerine bağlı olmalarını da önemseyecek." diye konuştu.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlar sağlandığında hem içinde bulundukları çağın tehlikelerinden korunmuş olacaklarına hem de küresel rekabette öne çıkmış olacaklarına inandığını belirterek, şunları kaydetti:</p><p>"Diğer türlü ya bu yarışta geriye düşeriz ya da millet olarak bizi biz yapan değerlerimizi kaybederiz. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'miz, işte bu hassasiyetlerin neticesinde vücut bulmuş kuşatıcı bir modeldir. Modelimizin özünde, çağın bilgisiyle bu milletin köklü değerlerini birleştiren 'köklerden geleceğe' anlayışı yatıyor. Modelimizle bilgiyi sadece ezberleyen değil, o bilgiyi kullanabilen, eleştirel düşünebilen, problem çözebilen, sorumluluk sahibi, yetkin ve erdemli bir nesil yetiştirmeyi hedefliyoruz.</p><p>Bunda da muradımız şudur, yarının mühendisleri, yarının doktorları, yarının öğretmenleri, bilim insanları, sanatçıları, yazarları, şairleri, siyasetçileri, bürokratları işte bu sıralardan çıkacak; Gazi Anadolu Lisesi gibi okullarımızdan çıkacak. İnşallah, Türkiye'yi gençlerimiz yönetecek. Türk milletine, bugün okullarına başlayan yavrularımız hizmet edecek. Şahsen ömrümüzü adadığımız büyük ve güçlü Türkiye davasını onlar omuzlayacak, gençlerimiz omuzlayacak. Bu zorlu mücadelenin bayraktarlığını onlar yapacak, sizler yapacaksınız."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42467497.jpg"/><p><b>"SİZİ GÖZÜ GİBİ KORUYAN, SİZİN İÇİN TÜM GÜCÜNÜ KULLANAN BÜYÜK BİR DEVLETİNİZ VAR"</b></p><p>Asıl meselenin bu neslin, bu mukaddes sancağı taşırken, bu kutlu mücadeleyi verirken ihtiyaç duyacağı her türlü kabiliyete sahip olması olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aklı ilimle, kalbi değerlerimizle, yüreği vatan sevgisiyle yoğrulmuş böyle bir neslin Türkiye Yüzyılı'nın en sağlam teminatı olacağına inanıyorum." dedi.</p><p>Erdoğan, bu hedeflerin gerçeğe dönüşmesinin öğretmenlerin vereceği samimi desteğe bağlı olduğuna işaret ederek, öğretmenlerden öğrencileri okumaya, araştırmaya, düşünmeye daha fazla teşvik etmelerini istedi, emekleri ve fedakarlıkları için teşekkür etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42468038.jpg"/><p>Öğrencilere seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:</p><p>"Çok sevgili evlatlarım, sizlerden de bazı beklentilerim var. Dünya sürekli değişiyor olsa da başarının formülü asırlardır değişmedi. Hep söylediğim gibi, okuyun, düşünün, uygulayın, neticelendirin. Kendinize inanın. Milletinize ve devletinize güvenin. Hayatta başarılı olma umudunuzu hiçbir zaman yitirmeyin. İman ve inanç olduğu sürece imkanın da olacağını aklınızdan çıkarmayın. Hani merhum Necip Fazıl diyor ya, 'Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...Zaman bendedir ve mekan bana emanettir şuurunda bir gençlik...' İşte üstadın tarif ettiği o nesil sizlersiniz.</p><p>Sizlerden büyük düşünmenizi, önünüze büyük hedefler koymanızı, o hedeflere doğru yılmadan, yıkılmadan ilerlemenizi bekliyorum. Şunu da lütfen unutmayın. Sizler kapasite olarak, birikim ve yetenek olarak, imkanlar açısından başka ülkelerdeki akranlarınızdan asla geride değilsiniz. Biraz önce de söyledim. Hemen her alanda birinci sınıf imkanlara, sizleri candan seven öğretmenlere, size değer veren, sizin kendinizi en iyi şekilde yetiştirmeniz için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan ailelere sahipsiniz. Aynı zamanda sizi gözü gibi koruyan, sizin için tüm gücünü kullanan büyük bir devletiniz var."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42468040.jpg"/><p><b>"ÜMİTSİZLİĞE ASLA KAPILMAMANIZI İSTİYORUM"</b></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz hangi görüşe, kökene, gelir grubuna ait olursa olsun hiçbir evladımızı sokakta bulmadık, sokakların insafına da terk etmedik. Sizler bizim göz bebeğimizsiniz. Hasbahçemizin güllerisiniz. Sizlerden kendinize güvenmenizi, ülkenize güvenmenizi, özellikle sosyal medyada köpürtülen sahte ve sanal hikayelere bakıp da ümitsizliğe asla kapılmamanızı istiyorum." dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42468043.jpg"/><p>Öğrencilere, "İnanıyorsanız mutlaka başaracaksınız. Kendinize güveniyorsanız, hayallerinizi inşallah gerçekleştireceksiniz." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Düzenli ve disiplinli bir şekilde çalıştığınız sürece yolunuz da bahtınız da Allah'ın izniyle sonuna kadar açıktır. Bunun için bir gününüzü bile boşa geçirmeden geleceğe hazırlanmanız, bilginize yeni bilgiler, fikirlerinize yeni fikirler eklemeniz çok önemlidir. Siz evlatlarımdan, ufkunuzu geniş, zihninizi açık, merakınızı her zaman canlı tutmanızı bekliyorum. Ben sizlere inanıyor, sizlere sonsuz derecede güveniyorum. Gözlerinizdeki ışıltıda, Türkiye'nin yarınlarını görüyor, heyecanlanıyorum. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken yeni eğitim öğretim yılının bir kez daha hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize eğitim öğretim camiamızın tüm paydaşlarına başarılarla dolu bir yıl diliyorum. Açılışını yaptığımız eğitim kurumlarımız Ankara'mıza hayırlı, uğurlu olsun diyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyor, evlatlarımızın her birinin gözlerinden öpüyorum."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/42468023.jpg"/><p><b>Notlar</b></p><p>Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan programda, Sincan Itri Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinden oluşan koro, "Uzun ince bir yoldayım" ve "Sakarya Türküsü" eserlerini seslendirdi.</p><p>Ankara Güzel Sanatlar Müzik İlkokulu'ndan iki öğrenci koro eşliğinde "İlim ilim bilmektir" ve "Çayeli'nden öteye" eserlerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çayeli'nden öteye" türküsüne eşlik etti.</p><p>Erdoğan öğrencilere, "Üstün başarılar diliyorum, sizlerde bu kabiliyeti görüyorum." dedi.</p><p>Programda, "İlk Ders" ve "PISA" konulu videoları gösterildi.</p><p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Türk bayrağının olduğu bir tablo takdim edildi.</p><p>Kurdele kesim töreni sırasında dua, Ümitköy Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi Harun Yılmaz tarafından okundu.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğrencilerle yeni eğitim-öğretim yılı dolayısıyla ders zilini çaldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/ankarada-2026-2027-egitim-401_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291437</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/ayni-yemegi-sabah-ve-aksam-yiyince-ne-degisiyor-291437</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Aynı yemeği sabah ve akşam yiyince ne değişiyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Mass General Brigham tarafından yürütülen yeni bir araştırma, akşam saatlerinde tüketilen yemeklerin sabah saatlerine göre yüzde 44 daha az kalori yaktırdığını ortaya koydu. Araştırma, vücut saatinin yemek zamanlaması üzerindeki etkisini gözler önüne serdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Aynı yemeği sabah ve akşam yiyince ne değişiyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mass General Brigham'ın Metabolism dergisinde yayımlanan son araştırması, akşam saatlerinde tüketilen yemeklerin, sabah saatlerinde aynı miktarda ve içerikte tüketilen öğünlerle karşılaştırıldığında, vücut tarafından yüzde 44 daha az kaloriyle yakıldığını ortaya koydu. ABD'de gerçekleştirilen ve sıkı kontrollere tabi tutulan bu çalışma, vücudun biyolojik saatinin, yani sirkadiyen ritminin, enerji harcamasında belirleyici olduğunu gösterdi. Araştırmada, uyku düzeni, fiziksel aktivite ve ortam ışığı gibi faktörler tamamen kontrol altına alındı. Böylece, günün hangi saatinde yemek yenildiğinin, kalori yakımı üzerindeki etkisi net biçimde ölçüldü. Bulgular, akşam 7'de tüketilen bir sandviçin, sabah 7'de yenilen aynı sandviçten çok daha az enerji harcattığını ve bunun yalnızca vücut saatinden kaynaklandığını kanıtladı.</p><h3>Mass General Brigham ekibi: Akşam yemeği metabolizmayı yavaşlatıyor</h3><p>Çalışmanın başında yer alan Han-Chow Koh ve Frank Scheer liderliğindeki bilim insanları, diyet kaynaklı termogenez (DIT) olarak bilinen ve yemek sonrası harcanan ekstra enerjiyi ölçtü. DIT, çoğu zaman günlük kalori harcamasının yaklaşık yüzde 10'unu oluşturuyor. Ancak araştırmacılar, 16 yetişkin üzerinde gerçekleştirdikleri deneyde, sabah saatlerinde vücudun bu oranı en üst seviyeye çıkardığını, akşam saatlerinde ise ciddi şekilde azalttığını tespit etti. Katılımcılar, 36 saat boyunca karanlık ve hareketsiz bir ortamda, her altı saatte bir aynı küçük öğünü tüketti. Her öğün sonrası oksijen tüketimi ve karbondioksit salınımı ölçülerek, dakikalar içinde kalori yakımı hesaplandı. Sonuçlar, sabah 8 civarında DIT'in zirveye ulaştığını, akşam 8'de ise en düşük seviyeye indiğini gösterdi. Bu dalgalanma yüzde 44 gibi çarpıcı bir orana ulaştı. Araştırmacılar, bu farkın uyku, aktivite veya ışık gibi dış etkenlerden değil, tamamen biyolojik saatten kaynaklandığını vurguladı.</p><h3>Sabah-akşam farkı: Kalori yakımı ve sağlık üzerindeki etkiler</h3><p>Mass General Brigham'ın araştırmasında, sabah ve akşam saatlerinde kalori yakımı arasındaki farkın, bir öğünde yaklaşık 7 ila 10 kaloriye denk geldiği belirtildi. Her ne kadar bu miktar bir elmanın üçte biri kadar olsa da, uzun vadede kilo kontrolü ve metabolik sağlık üzerinde önemli sonuçlar doğurabilir. Özellikle günün kalori alımının yarısından fazlasının akşam 5'ten sonra gerçekleşmesi, kan şekeri seviyelerinde yükselmeye yol açabiliyor. Ayrıca, geç saatlerde yemek yeme alışkanlığı, vücut ağırlığında artışa ve kilo vermede zorluklara neden olabiliyor. Columbia Üniversitesi ve Universitat Oberta de Catalunya'dan gelen ek bulgular ise, geceleyin insülin salgısının azalmasının, akşam yemeklerinin sindirimini daha da zorlaştırdığını gösterdi. Amerikan Kalp Derneği ise, düzensiz yemek saatlerinin kalp ritmini olumsuz etkileyebileceği konusunda uyardı. Tüm bu veriler, akşam yemeği alışkanlığının kilo yönetimi ve genel sağlık açısından risk oluşturduğunu ortaya koyuyor.</p><h3>Krononutrisyon araştırmaları: Gönüllülere çağrı ve gelecekteki çalışmalar</h3><p>Çalışmada yer alan katılımcıların çoğunun erkek ve vücut kitle indeksinin aşırı kilolu veya obez aralığında olması, sonuçların genellenmesinde dikkatli olunması gerektiğini gösteriyor. Araştırmacılar, zayıf yetişkinler, yaşlılar veya gece vardiyasında çalışanlarda benzer bir etki olup olmadığının henüz bilinmediğini belirtti. Gerçek yaşamda, insanlar 36 saat boyunca karanlık bir odada kalmadığı için, günlük yaşam koşullarında bu etkinin daha büyük veya daha küçük olabileceği ifade edildi. Yine de, araştırmanın en önemli bulgusu, sabah saatlerinde gerçekleşen kalori yakımındaki avantajın, tamamen vücut saatinden kaynaklandığının bilimsel olarak kanıtlanması oldu. Mass General Brigham, Johns Hopkins ve diğer merkezlerde yürütülen krononutrisyon çalışmaları için sağlıklı yetişkinler ve prediyabeti olan gönüllüler aramaya devam ediyor. Ayrıca, Biyolojik Ritimler Araştırma Derneği ve Ulusal Uyku Vakfı gibi kuruluşlar, toplumda yemek zamanlaması ve uyku sağlığı konusunda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor. Prediyabeti olan bireyler ise CDC'nin Ulusal Diyabet Önleme Programı'na başvurarak, yaşam tarzı koçluğu ve sağlıklı beslenme konusunda destek alabiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/ayni-yemegi-sabah-ve-aksa-663_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291436</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kilo-verme-ilaclarinin-sac-uzerindeki-etkisi-icin-yeni-bir-mekanizma-arastiriliyor-291436</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kilo verme ilaçlarının saç üzerindeki etkisi için yeni bir mekanizma araştırılıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[NYU Langone Health ve uluslararası araştırmacıların yürüttüğü geniş kapsamlı genetik çalışma, popüler GLP-1 ilaçlarının erkek tipi saç dökülmesiyle bağlantısını ilk kez bilimsel olarak ortaya koydu. Araştırmada, GLP-1 reseptörünü daha fazla üreten gen varyantlarına sahip erkeklerde saç dökülmesi riskinin belirgin şekilde arttığı tespit edildi. Bu bulgular, Ozempic ve Wegovy gibi kilo kaybı ilaçlarının yan etkileriyle ilgili yeni bir tartışma başlatıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kilo verme ilaçlarının saç üzerindeki etkisi için yeni bir mekanizma araştırılıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NYU Langone Health öncülüğünde yapılan ve Pennsylvania Üniversitesi ile King's College London'ın da katkı sunduğu yeni bir genetik araştırma, son yıllarda hızla yaygınlaşan GLP-1 ilaçlarının erkek tipi saç dökülmesiyle ilişkili olabileceğini gösterdi. Araştırmada, GLP-1 reseptörünü daha fazla üretme eğilimindeki genetik varyantlara sahip erkeklerde saç dökülmesi riskinin yüzde 7 oranında yükseldiği belirlendi. Bu bulgu, özellikle Ozempic ve Wegovy gibi kilo kaybı amacıyla reçete edilen ilaçların kullanıcıları için önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Bilim insanları, bu ilaçların yan etkilerinin genetik zeminle birleşerek, özellikle kalıtsal kellik eğilimi bulunan erkeklerde saç kaybını hızlandırabileceğine dikkat çekiyor.</p><h3>NYU Langone Health ekibi: GLP-1 reseptörü ve erkek tipi kellik arasında ilk genetik bağlantı</h3><p>Çalışmanın baş araştırmacısı Lynn Petukhova, elde edilen verilerin GLP-1 kullanımının androjenetik alopesi olarak bilinen erkek tipi saç dökülmesiyle ilişkili ilk genetik bağlantıyı ortaya koyduğunu vurguladı. Petukhova, uzun süredir şüpheyle yaklaşılan bu ilişkinin şimdiye kadar bilimsel olarak kanıtlanmadığını, ancak bu araştırmayla birlikte somut bir bağlantının ortaya çıktığını belirtti. Araştırmada, GLP-1 reseptörünü daha yüksek düzeyde üreten gen varyantlarını taşıyan erkeklerde, saç dökülmesi olasılığının standart artış başına yaklaşık yüzde 7 yükseldiği tespit edildi. Bu sonuç, GLP-1 reseptörünün saç foliküllerinde aktif olarak rol oynadığını gösteren ek verilerle de desteklendi. Bilim insanları, saç dökülmesinin, GLP-1 ilaçlarının doğrudan etkisinden ziyade, genetik yatkınlık ve ilaç etkileşiminin bir sonucu olarak ortaya çıktığına işaret ediyor.</p><h3>205 bin erkeğin verileriyle GLP-1 ve saç dökülmesi ilişkisi netleşiyor</h3><p>Analiz kapsamında, Avrupa kökenli 205.327 erkeğin genetik verileri incelendi. Araştırmacılar, GLP-1 reseptörünü etkileyen 22 farklı gen varyantı üzerinden değerlendirme yaptı. Elde edilen bulgular, GLP-1 reseptör seviyesindeki her standart artışın, erkek tipi saç dökülmesi riskini yüzde 7 ila yüzde 10 oranında artırdığını ortaya koydu. Altı farklı istatistiksel yöntemle yapılan analizlerin beşinde benzer sonuçlar elde edilirken, altıncı yöntemde ise düşük örneklem gücü nedeniyle sonuçlar belirsiz kaldı. Araştırmada ayrıca, karın yağı, kan basıncı, testosteron ve IGF-1 gibi faktörlerin de etkisi ayrı ayrı incelendi; ancak bu değişkenlerin saç dökülmesi riskini açıklamada yetersiz kaldığı görüldü. Sonuçlar, GLP-1 reseptörünün saç foliküllerinde aktif olduğunu ve özellikle saç dökülmesi yaşayan bireylerde bu aktivitenin daha belirgin olduğunu gösteriyor.</p><h3>Genetik risk ve ilaç etkisi birbirinden ayrıldı</h3><p>Araştırmada, ilaç kullanan bireylerin doğrudan takibi yerine, Mendelyan rastgeleleştirme adı verilen genetik temsilci yöntemi tercih edildi. Bu yöntemle, yaşam tarzı farklılıklarının sonuçlara etki etmesi engellendi ve genetik varyantlar üzerinden doğal bir deney ortamı oluşturuldu. Bilim insanları, doğuştan GLP-1 reseptörünü daha fazla üreten erkeklerin, ömür boyu bu küçük farkı taşıdığını, ancak ilaç kullanımının süresi, dozu ve etkisinin genetikten farklılık gösterdiğini belirtti. Araştırma, GLP-1 ilaçlarının doğrudan saç dökülmesine yol açtığını kesin olarak göstermese de, reseptör yolunun saç sağlığında önemli bir rol üstlendiğini ortaya koydu. Ayrıca, reseptör seviyelerinin kandaki ölçümüyle saç derisindeki ölçüm arasında farklar bulunabileceği, bu nedenle sonuçların dikkatli yorumlanması gerektiği ifade edildi.</p><h3>Kadınlar dışlandı, klinik önemi tartışmalı</h3><p>Çalışmanın önemli bir kısıtlaması ise, saç dökülmesiyle ilgili verilerin yalnızca erkeklerle sınırlı olması. Kadın tipi saç dökülmesiyle ilgili karşılaştırılabilir bir genetik veri seti bulunmadığı için, araştırma kadınları kapsam dışı bıraktı. Ayrıca, genin cinsiyet tarafından farklı şekilde düzenlenip düzenlenmediği de kesin olarak belirlenemedi. Yazarlar, elde edilen bulguların klinik öneminin henüz netleşmediğini, ancak saç dökülmesi riskinin GLP-1 ilaçları reçete edilirken dikkate alınması gerektiğini savunuyor. Araştırmacılar, mevcut saç dökülmesi tedavilerinden biri olan minoksidil gibi ilaçların, GLP-1 kullanıcılarında koruyucu amaçla reçete edilmesinin ilerleyen dönemlerde gündeme gelebileceğini belirtti.</p><h3>GLP-1 ilaçları ve saç dökülmesi: Klinik çalışmalar yetersiz</h3><p>Uzmanlar, GLP-1 ilaçlarının saç üzerindeki etkisinin, bugüne kadar yapılan klinik denemelerde yeterince izlenmediğine dikkat çekiyor. Saç dökülmesi, ilaç çalışmalarında sıklıkla göz ardı edilen veya geçici dökülmelerle kalıtsal kellik vakalarının karıştırıldığı bir yan etki olarak kalıyor. Araştırmanın yazarları, gelecekte yapılacak GLP-1 klinik denemelerinde saç dökülmesi sonuçlarının ayrıntılı şekilde kaydedilmesinin önemine vurgu yaptı. Ayrıca, saç derisi ve folikül dokusunda reseptör seviyelerinin incelenmesi, genetik risk skorlarının reçete öncesi değerlendirilmesi ve düşük doz minoksidil gibi önleyici tedavi yaklaşımlarının test edilmesi gerektiğini ifade ettiler. Bu adımların, özellikle yüksek riskli erkeklerde saç dökülmesinin önlenip önlenemeyeceğini ortaya koyacağı belirtiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/kilo-verme-ilaclarinin-sa-876_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291435</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/beyni-koruyan-hucreler-nasil-olur-da-yaslanmayla-zararli-hale-geliyor-291435</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Beyni koruyan hücreler nasıl olur da yaşlanmayla zararlı hale geliyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[İskoçya'da 1936 doğumlu yetişkinler üzerinde yürütülen geniş çaplı araştırmada, oligodendrosit adı verilen beyin hücrelerinin yaşlanma sürecinde beklenmedik şekilde zararlı olabileceği ortaya çıktı. Toronto ve Edinburgh merkezli bilim insanları, NRF2 protein eksikliğinin bilişsel gerilemeyle doğrudan bağlantılı olduğunu gösterdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Beyni koruyan hücreler nasıl olur da yaşlanmayla zararlı hale geliyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İskoçya'da doğmuş ve çocukluktan itibaren takip edilen 1.017 yetişkinin beyin sağlığı üzerinde yapılan ayrıntılı bir araştırma, yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan bilişsel gerilemenin ardında beklenmedik bir etkenin bulunabileceğini gösterdi. Toronto'daki St. Michael Hastanesi ile Birleşik Krallık Demans Araştırma Enstitüsü'nden bilim insanları, oligodendrosit adı verilen beyin hücrelerinin, belirli bir koruyucu protein olan NRF2'nin eksikliğiyle birlikte, yaşlanma döneminde işlevsizleşerek bilişsel kayıplara yol açabileceğini tespit etti. Araştırma, Edinburgh Üniversitesi'nin liderliğinde, Lothian Doğum Kohortu'na kayıtlı, 1936 doğumlu İskoçların verileriyle yürütüldü ve 70 yaşından 82 yaşına kadar her üç yılda bir yapılan kapsamlı bilişsel testlerle desteklendi.</p><h3>Georgina Craig: 'Oligodendrositler yaşlanmada zararlı hale gelebilir'</h3><p>Çalışmanın ilk yazarı Georgina Craig, elde edilen bulguların nörobilim alanında köklü bir bakış açısı değişikliğine yol açtığını vurguladı. Craig, oligodendrositlerin bugüne dek yalnızca koruyucu ve faydalı hücreler olarak değerlendirildiğini, ancak yeni verilerin bu hücrelerin yaşlanma sürecinde işlevlerini kaybedip zararlı hale gelebileceğini gösterdiğini belirtti. Özellikle NRF2 adı verilen koruyucu proteini yeterli düzeyde taşımayan oligodendrositlerin, yaşlı bireylerde bilişsel bozulmaya katkıda bulunduğu ortaya çıktı. Bu sonuç, yaşlanmaya bağlı bilişsel gerilemenin yalnızca sinir liflerinin yalıtımındaki azalmadan değil, aynı zamanda bu yalıtımı sağlayan hücrelerin işlevindeki bozulmadan da kaynaklanabileceğine işaret ediyor. Craig, "Bu çalışma, yaşlanan beyin hakkında düşünme biçimimizi temelden değiştirdi" diyerek, bilim dünyasında yeni tartışmaların fitilini ateşledi.</p><h3>Edinburgh Üniversitesi'nden kapsamlı testler: Bilişsel kayıpta oligodendrosit fazlalığı öne çıktı</h3><p>Edinburgh Üniversitesi araştırmacıları, Lothian Doğum Kohortu'na dahil olan 1.017 kişinin 70 yaşından itibaren bilişsel yeteneklerini düzenli aralıklarla değerlendirdi. 866 katılımcının 70 yaşından sonraki bilişsel performansı tekrar ölçüldü ve yalnızca bir kişi bilişsel kayıp yaşamadı. Gerilemenin şiddeti ise bireyler arasında farklılık gösterdi. Çocukluk dönemi IQ'su, 70 yaşındaki performansın göstergesi olurken, sonraki yıllarda düşüş hızını belirlemedi. Araştırmacılar, beyin dokusunun bağışlandığı örneklerde, corpus callosum adı verilen ve iki beyin yarım küresini bağlayan lif demetinde elektron mikroskobu ile inceleme yaptı. Oligodendrositlerin sayısındaki artış, özellikle hızlı bilişsel gerileme yaşayanlarda belirgin hale geldi. Ayrıca, bu kişilerde myelin yalıtımının daha kalın olduğu ve liflerin daha küçük boyutlara sahip olduğu gözlendi. Boş myelin kılıflarının yaygınlığı, sinir liflerinin ölümünün bir göstergesi olarak öne çıktı. Tüm bu bulgular, ölüm yaşı, cinsiyet, çocukluk IQ'su veya küçük damar hastalığı gibi faktörlerden bağımsız olarak, bilişsel kayıp hızını doğrudan yansıtıyordu. Oligodendrosit fazlalığı, yaşlanma sürecinde beyin sağlığı açısından yeni bir risk faktörü olarak dikkat çekti.</p><h3>NRF2 proteini eksikliğinde bilişsel kayıp hızlanıyor</h3><p>Araştırma ekibi, 14 bağışlanmış beyin örneğinde toplam 45.437 hücre çekirdeği üzerinde gerçekleştirdikleri gen analizlerinde, hızlı bilişsel gerileme yaşayanlarda oligodendrositlerin sayısının arttığını, ancak bunların NRF2 proteini açısından yetersiz olduğunu tespit etti. NRF2, hücreleri hasardan koruyan ve yüzlerce genin aktivasyonunu sağlayan kritik bir protein olarak biliniyor. Doku boyama yöntemleriyle yapılan analizler, bilişsel gerilemenin en hızlı olduğu kişilerde oligodendrositlerin NRF2 taşımadığını doğruladı. Fareler üzerinde yapılan deneylerde ise, yalnızca oligodendrositlerden NRF2 proteini çıkarıldığında, hayvanların öğrenme ve hafıza testlerinde belirgin bir performans kaybı yaşadığı gözlendi. Kontrollü deneylerde, NRF2'si eksik olan fareler, su labirenti testinde öğrenme gelişimini yalnızca yüzde 28 oranında artırırken, sağlıklı farelerde bu oran yüzde 58'e ulaştı. 18 aylık farelerde ise insanlardakine benzer şekilde daha kalın myelin ve daha küçük sinir lifleri tespit edildi. Bu bulgular, NRF2 eksikliğinin hem insanlarda hem de deney hayvanlarında bilişsel kaybı hızlandırdığını gösterdi.</p><h3>Dimetil fumarat ve yeni tedavi umutları: Oligodendrosit hedefli ilaçlar gündemde</h3><p>NRF2 proteininin önemi, mevcut ilaçların potansiyel etkileriyle de gündeme geldi. Multipl skleroz (MS) tedavisinde kullanılan dimetil fumarat adlı ilaç, NRF2 yolunu aktive ediyor ve daha önceki araştırmalarda MS hastalarının bu ilacı kullanırken bilişsel testlerde daha iyi sonuçlar aldığı gözlemlenmişti. Bu durum, yaşlanmaya bağlı bilişsel gerilemenin önlenmesi için yeni tedavi stratejilerinin geliştirilebileceği umudunu doğurdu. Araştırmanın başındaki isimlerden Véronique Miron, mevcut tedavi seçeneklerinin sınırlı olduğunu ve yaşlanan nüfusun artan bilişsel kayıplarla karşı karşıya kaldığını belirterek, oligodendrosit ve NRF2 odaklı yeni terapötik yaklaşımların önemine dikkat çekti. Miron, "Bu çalışma, yaşlanmada bilişsel yeteneği korumak için yeni stratejilere kapı aralıyor" ifadelerini kullandı. Diğer araştırma gruplarının ise myelin onarımı için farklı yöntemler üzerinde çalıştığı biliniyor. Ancak, oligodendrositlerin işlevsizleşmesinin yaşlılıkta bilişsel kaybı tetikleyip tetiklemediği ve bunun hangi yaşta başladığı gibi sorular hâlâ yanıt bekliyor.</p><h3>Oligodendrosit araştırmalarında bilinmeyenler ve yeni sorular</h3><p>Çalışmanın insan beyni üzerinde yapılan kısmı, yalnızca corpus callosum adlı lif demetiyle sınırlı kaldı. Diğer beyin bölgelerinde oligodendrositlerin benzer şekilde davranıp davranmadığı ise henüz araştırılmadı. Ayrıca, yaşlılıkta ortaya çıkan oligodendrosit fazlalığının yaşamın ileri dönemlerinde mi yoksa çok daha erken bir dönemde mi oluştuğu da belirsizliğini koruyor. NRF2'nin yalıtım kalınlığı üzerindeki etkisi de henüz tam olarak haritalanmış değil. Araştırmacılar, bu soruların yanıtlanabilmesi için oligodendrositlerin zaman içinde birden fazla beyin bölgesinde izlenmesi gerektiğini vurguluyor. Tüm bu bilinmezliklere rağmen, oligodendrosit ve NRF2 eksikliği bulguları, yaşlanan beyin sağlığının korunması için yeni bir araştırma ve tedavi alanı açıyor. Bilim insanları, beyin yaşlanmasının biyolojik temellerini daha iyi anlamak ve yaşlılıkta bilişsel kaybı önlemek için çalışmalarını sürdürüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/beyni-koruyan-hucreler-na-776_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291434</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/muzik-neden-agriyi-hafifletiyor-yeni-inceleme-dikkat-dagitmanin-otesine-isaret-ediyor-291434</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Müzik neden ağrıyı hafifletiyor? Yeni inceleme dikkat dağıtmanın ötesine işaret ediyor]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Drexel Üniversitesi öncülüğünde yürütülen ve 57 farklı çalışmayı kapsayan geniş çaplı araştırma, müziğin ağrı yönetiminde etkili ve düşük riskli bir yöntem olduğunu ortaya koydu. Araştırmada, kişisel müzik tercihi ve aktif müzik katılımı, ağrı üzerinde belirleyici faktörler olarak öne çıktı. Özellikle kronik ağrı hastalarında, müzikle aktif etkileşimin dinlemekten daha güçlü sonuçlar verdiği vurgulandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Müzik neden ağrıyı hafifletiyor? Yeni inceleme dikkat dağıtmanın ötesine işaret ediyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Drexel Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen ve 20 farklı ülkeden 57 bilimsel çalışmanın incelendiği yeni bir araştırma, müziğin ağrı yönetimi üzerindeki etkisini kapsamlı biçimde gözler önüne serdi. Araştırma sonuçlarına göre, müziğin yalnızca dikkat dağıtıcı bir unsur olmadığı; kişisel müzik tercihi, müzikle aktif katılım ve dinleyicinin müzikle kurduğu ilişkinin, ağrı hissini azaltmada belirleyici rol oynadığı belirlendi. Özellikle kronik ağrı hastalarında, müziğin etkisinin dinleyicinin seçimine ve aktif katılımına bağlı olarak güçlendiği tespit edildi. Bu bulgular, müziğin ağrı yönetiminde etkili ve düşük riskli bir yöntem olarak öne çıkmasını sağladı.</p><h3>Joke Bradt: 'Müzik tercihi ağrı yönetiminde anahtar rol oynuyor'</h3><p>Araştırmanın başında yer alan Drexel Üniversitesi'nden profesör Joke Bradt, müzikle ağrı yönetimine ilişkin bulguların, kişisel tercih ve aktif katılımın önemini vurguladı. Bradt, müzik dinlemenin ötesinde, müzikle birlikte hareket etmenin ve şarkı söylemenin ağrıyı daha da hafiflettiğini belirtti. Araştırmada, katılımcıların kendi seçtikleri müziği dinlediklerinde ve müziğe eşlik ettiklerinde ağrıya karşı daha dayanıklı oldukları ortaya çıktı. Özellikle 51 yetişkinin buzlu suya elini soktuğu deneyde, müzik seçme hakkına sahip olanların daha uzun süre dayanabildiği ve ağrı seviyelerini daha düşük değerlendirdiği gözlemlendi. Bradt, "Çalışmamızın bulguları, müziğin ağrı yönetiminde etkili ve düşük riskli bir yaklaşım sunduğunu gösteriyor" diyerek, müzikle aktif katılımın önemine dikkat çekti.</p><h3>57 çalışmada müzikle aktif katılım ağrı eşiğini yükseltti</h3><p>İncelenen 57 çalışmanın büyük bölümü, sağlıklı gönüllüler üzerinde yapılan kısa süreli laboratuvar deneylerinden oluştu. Bu çalışmaların yaklaşık üçte ikisinde, katılımcılara kaydedilmiş müzik dinletildi. Ancak araştırmada, müzikle aktif katılımın yani şarkı söyleme, ritim tutma veya enstrüman çalmanın, yalnızca dinlemekten daha etkili olduğu vurgulandı. Örneğin, 40 kişilik bir grupta, seçilen bir şarkıyı söylemek hem dinlemekten hem de sessiz oturmaktan daha iyi ağrı yönetimi sağladı. Katılımcıların yüzde 83'ü şarkı söylemeyi en dikkat dağıtıcı ve etkili yöntem olarak tanımladı. Ayrıca, müzikle birlikte hareket etmek ve ritim tutmak da ağrı eşiğini yükselten unsurlar arasında yer aldı. Araştırmacılar, müzikle aktif katılımın kişiye kendi ağrısı üzerinde kontrol hissi kazandırdığını belirtti.</p><h3>Beyin görüntülemeleri müzikle ağrı ilişkisini destekliyor</h3><p>Beyin görüntüleme çalışmaları da müziğin ağrı yönetimindeki etkisini doğruladı. Araştırmalarda, müzik dinlemenin omurilik ve talamus gibi ağrı iletiminde kritik rol oynayan bölgelerde ağrıya bağlı aktiviteyi azalttığı gözlendi. Aynı zamanda, prefrontal korteks gibi bilişsel ve duygusal yanıtları şekillendiren beyin bölgelerinde de değişiklikler tespit edildi. Fibromiyalji gibi kronik ağrı rahatsızlığı bulunan kişiler üzerinde yapılan çalışmalarda, katılımcıların kendi seçtikleri müziği dinledikten sonra, beyinlerinde ağrıya karşı daha olumlu bir bağlantı deseni ortaya çıktı. Bu bulgular, müziğin hem erken ağrı işleme süreçlerinde hem de ağrıya verilen duygusal ve bilişsel tepkilerde etkili olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, müziğin fiziksel hisler üzerinde de olumlu etkiler yarattığını ve kişilerin beden haritasında değişiklikler sağladığını ifade etti.</p><h3>Kronik ağrı hastalarında müzik terapisi umut vadediyor</h3><p>Çalışmalarda elde edilen bulgular, müzik terapisinin kronik ağrı hastaları için umut verici bir seçenek olduğunu ortaya koydu. Özellikle ileri evre kanser hastaları üzerinde yapılan klinik denemede, bir müzik terapisti eşliğinde altı seans alan grubun, kontrol grubuna göre ağrı yönetiminde daha başarılı olduğu kaydedildi. Bu başarıda, kişinin kendi ağrısı üzerinde bir şey yapabileceği hissinin yani öz yeterlilik duygusunun önemli rol oynadığı tespit edildi. Bradt, kendi kliniğinde aktif müzik yapımının, yani şarkı söyleme, doğaçlama ve enstrüman çalmanın, yalnızca müzik dinlemekten çok daha etkili sonuçlar verdiğini aktardı. Ancak araştırmacılar, bu alanda daha fazla klinik çalışmaya ihtiyaç olduğunu ve özellikle kronik ağrı hastalarında aktif müzik terapisinin etkilerinin daha kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiğini vurguladı.</p><h3>Müzik ve ağrı ilişkisi: Araştırmaların sınırları ve gelecek adımlar</h3><p>57 çalışmanın detaylı incelenmesi, müzikle ağrı yönetimi konusunda önemli bilgiler sunarken, araştırmaların büyük kısmının sağlıklı gönüllüler üzerinde yapılmış olması dikkat çekti. Çocuklara yönelik çalışma bulunmazken, kronik ağrı hastaları üzerinde yapılan araştırmaların sayısı da sınırlı kaldı. Ayrıca, laboratuvar ortamında elde edilen sonuçların, gerçek hayattaki kronik ağrı deneyimleriyle tam olarak örtüşmeyebileceği belirtildi. Araştırmacılar, geçmiş yaralanmaların ve kronik ağrının, beynin yeni ağrıya verdiği tepkiyi değiştirdiğini ve bu nedenle laboratuvar verilerinin kronik hastalara doğrudan uygulanamayabileceğini ifade etti. Gelecekte, aktif müzik terapisi uygulamalarının ve kronik ağrı hastaları üzerindeki etkilerinin daha kapsamlı, uzun vadeli ve çeşitli gruplarda test edilmesi planlanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/muzik-neden-agriyi-hafifl-811_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291433</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakude-turk-dunyasi-diyaloglari-ortak-gelecek-ortak-vizyon-paneli-duzenlenecek-291433</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakü'de "Türk Dünyası Diyalogları: Ortak Gelecek, Ortak Vizyon" paneli düzenlenecek]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İletişim Başkanlığınca Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de, "Türk Dünyası Diyalogları: Ortak Gelecek, Ortak Vizyon" paneli düzenlenecek.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakü'de "Türk Dünyası Diyalogları: Ortak Gelecek, Ortak Vizyon" paneli düzenlenecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından, 29-30 Ekim tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 13. Devlet Başkanları Zirvesi öncesinde, üye ve gözlemci ülkelerde "Türk Dünyası Diyalogları: Ortak Gelecek, Ortak Vizyon" başlıklı panel serisi düzenlenecek.</p><p>Panel serisinin Astana'dan sonra ikincisi 15 Eylül 2026 tarihinde Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de gerçekleştirilecek.</p><p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran'ın video mesajla katılacağı Panel, Taşkent İletişim Müşaviri Prof. Dr. Mehmet Yüce moderatörlüğünde gerçekleştirilecektir. Panelde, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Güvenlik ve Dış Politikalar Kurul Üyesi Prof. Dr. Seyit Sertçelik, Azerbaycan Cumhuriyeti Ulusal Meclisi Üyesi Dr. Fariz İsmailzade, MHP Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Esma Özdaşlı, Uluslararası İlişkiler Analiz Merkezi Başkanı Dr. Farid Shafiyev ve Kafkasya Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Nazim Caferov konuşmacı olarak yer alacak.</p><p>Panel ile Türk Devletleri Teşkilatının bölgesel ve küresel ölçekteki görünürlüğünün artırılması, Türk dünyasının ortak vizyonunun daha geniş kitlelere aktarılması ve ülkeler arasındaki akademik, kültürel, ekonomik ve toplumsal etkileşimin güçlendirilmesi amaçlanıyor.</p><p>Eğitim, ekonomi, ulaştırma, enerji, bilim ve teknoloji, savunma sanayii, medya ve kültür başta olmak üzere birçok alanda mevcut iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik atılacak adımlar ile geleceğe yönelik iş birliği imkanları üzerine değerlendirmeler yapılması hedeflenen panelde, Ekim ayında Ankara'da gerçekleşecek Türk Devletleri Teşkilatı 13. Devlet Başkanları Zirvesi'ne ilişkin beklentiler ele alınacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/bakude-turk-dunyasi-diyal-763_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291432</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/terorsuz-turkiye-hayal-olmaktan-cikti-milli-egitim-bakani-tekin-milli-birlik-ve-kardeslik--291432</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["Terörsüz Türkiye hayal olmaktan çıktı" Milli Eğitim Bakanı Tekin: Milli birlik ve kardeşlik temasıyla yıla başlıyoruz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı Açılış Töreni"nde "Terörsüz Türkiye hayal olmaktan çıktı. Milli birlik ve kardeşlik temasıyla yıla başlıyoruz." dedi. Ayrıca Bakan Tekin, 3 yıldır uyguladıkları Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile öğrencileri, çağın ilmini, bilgisini ve becerisini kuşanan, sahip olduğu kudreti hakka, adalete ve iyiliğe vakfeden yetkin ve erdemli nesiller olarak yetiştirmenin gayreti içinde olduklarını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA["Terörsüz Türkiye hayal olmaktan çıktı" Milli Eğitim Bakanı Tekin: Milli birlik ve kardeşlik temasıyla yıla başlıyoruz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 3 yıldır uyguladıkları Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile öğrencileri, çağın ilmini, bilgisini ve becerisini kuşanan, sahip olduğu kudreti hakka, adalete ve iyiliğe vakfeden yetkin ve erdemli nesiller olarak yetiştirmenin gayreti içinde olduklarını bildirdi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/video1-14092026b1f10a19.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Gazi Anadolu Lisesi'nde düzenlenen "2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı Açılışı ve Ankara'da Yapımı Tamamlanan Eğitim Yatırımlarının Toplu Açılış Töreni"nde konuştu.</p><p>Konuşmasına, maarifi devletin öncelikli davası haline getirmesi dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkürlerini ileterek başlayan Tekin, yeni eğitim öğretim yılının tüm öğrenci ve öğretmenlere hayırlı olmasını diledi.</p><p>Tekin, devletin imkanlarını Türkiye'nin en ücra köşesine kadar ulaştırdıklarını, okulları milletin istikbalini kuran en sağlam kapılardan biri haline getirdikdilerini dile getirerek, öğretmenlerin emeğini ve iradesini eğitimin merkezinde hak ettiği mevkiye taşıdıklarını söyledi.</p><p>Her bir öğrencinin önüne emeğinin karşılığını alabileceği ve kendi istikbalini kendi gayretiyle kurabileceği bir yol açtıklarını vurgulayan Tekin, "Nitekim 3 yıldır tatbik ettiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizle de evlatlarımızı, çağının ilmini, bilgisini ve becerisini kuşanan, sahip olduğu kudreti hakka, adalete ve iyiliğe vakfeden yetkin ve erdemli nesiller olarak yetiştirmenin gayreti içindeyiz." dedi.</p><p>Tekin, sözlerine şöyle devam etti:</p><p>"Çeyrek asırdır milletimizin evlatları için nakşetmeye çalıştığımız bu büyük istikbal tasavvuru, bugün çocuklarımızın başarısında ve bütün dünyanın şahitliğinde vücut bulan, elle tutulur bir hakikate dönüşmüştür. Neredeyse dünyada tüm ülkeler eğitimde gerilerken, bizim evlatlarımız 8 Eylül'de açıklanan PISA 2025 döngüsünde puanlarını en fazla yükselten ülke olarak göğsümüzü kabarttılar. Ulaştığımız bu zirve, kendi evladına yürekten inanan, onun önündeki engelleri sabırla ve inatla kaldıran, istikbalini kimseye muhtaç olmadan kendi iradesiyle kuran bir milletin, çeyrek asırlık emeğiyle taçlandırdığı büyük bir zaferdir. Bu vesileyle, bu başarının her satırında alın teri bulunan aziz öğretmenlerimize, gayretleriyle bizleri asla mahcup etmeyen sevgili öğrencilerimize ve evladının yolunu sevgiyle, sabırla ve duayla aydınlatan bütün eğitim ailemize gönülden şükranlarımı sunuyorum, Allah kendilerinden razı olsun."</p><p>- "Kardeşlik hukukumuzu yeniden pekiştirmeyi maarifimizin başta gelen vazifesi olarak görüyoruz"</p><p>Yusuf Tekin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın öncülüğünde Cumhur İttifakı'nın kararlı iradesiyle ve milletin ferasetiyle sahip çıktığı tarihi bir anın şahitleri olduklarını, TBMM'de kabul edilen kanunla birlikte "Terörsüz Türkiye"nin artık bir hasret olmaktan çıkıp devletin iradesiyle mühürlenmiş sarih bir istikamete dönüştüğünü bildirdi.</p><p>Bu istikametin hakkını vermek, barışı hukuk metinlerinin sınırında bırakmayıp, onu maarifin, kalkınmanın ve müşterek bir medeniyet ülküsünün muhtevasıyla zenginleştirmek, başta eğitim camiası olmak üzere herkesin omzuna yüklenmiş şerefli bir mesuliyet olduğunu aktaran Tekin, "Biliyoruz ki bu aziz milleti asırlardır tek yürek halinde ve bir arada tutan asıl harç, farklılıkları aynı medeniyetin ahenkli bir nağmesi olarak gören engin ve hoşgörülü irfan anlayışımızdır. Bizler de bu anlayış doğrultusunda hareket ediyor, milletimizin arasına sonradan sokulmuş nifak tohumlarını temizlemeyi, kardeşlik hukukumuzu yeniden pekiştirmeyi maarifimizin başta gelen vazifesi olarak görüyoruz." diye konuştu.</p><p>Bakan Tekin, söz konusu vazifenin gereği olarak yeni eğitim öğretim yılına milletin birliğini ve kardeşliğini anlatan bir temayla başlayacaklarını, tüm okullarda bu hafta milli birlik, kardeşlik, demokrasi ve insan hakları temalı etkinliklere ve farkındalık çalışmalarına ayırdıklarını vurgulayarak, "Hazırladığımız özel kılavuzlarla da bu şuuru, tek bir haftaya sığdırmayıp yıl boyunca evlatlarımızın gönlünde diri tutmayı esas aldık." ifadesini kullandı.</p><p>Tekin, "'Anadolu irfanının eğitime katkıları' başlığıyla düzenlediğimiz çalıştaylarda dedelerimizden akademisyenlerimize birçok paydaşımızı bir araya getirdik. Bu istişarelerin bir meyvesi olarak Alevi-Bektaşi kardeşlerimizin evlatları kendi inanç ve kültür geleneğini sağlıklı biçimde öğrenebilsin diye, Hayat Boyu Öğrenme çatısı altında 12 yeni modülü hazırlayıp uygulamaya koyduk." açıklamasında bulundu.</p><p>- "Türkiye, 'dünya, beşten büyüktür' söylemiyle küresel sömürü düzenine meydan okumakta"</p><p>Milli Eğitim Bakanı Tekin, tesis edilen huzur ve kardeşlik ortamının sadece Türkiye için değil, bölgesel ve küresel düzeyde etkileri olan büyük bir uyanışın habercisi olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:</p><p>"Müntesibi olduğu zengin medeniyete ait ilke ve değerlerin aktif, bilinçli ve güçlü temsilcisi olma vasfını yeniden kazanan Türkiye, 'dünya, beşten büyüktür' söylemiyle küresel sömürü düzenine meydan okumakta, 'Türkiye, Türkiye'den ibaret değildir' vizyonuyla bölgesel ve tarihsel sorumluluklarına şahsınızda sahip çıkmaktadır. İnsan hak ve özgürlükleri ile demokratik değerlerin en yetkin örneğini oluşturduğu iddiasıyla dünyaya nizam vermeye çalışan küresel riyakarlıkların aksine, daha adil ve daha özgür bir dünyanın inşası için dünyanın tüm mağdurları ve mazlumları adına mücadele bayrağını yükseltmekteyiz.</p><p>İnşallah, bu topraklarda yeşeren huzur ve kardeşlik iklimi, çevremizdeki bütün mazlum coğrafyalara bir umut, bir şafak olup yayılacak, hakkın ve barışın sesi olma davamız, bu aziz milletin gayretiyle bütün insanlığa ulaşacaktır. Bugün milletimize bu ufku kazandıran, içeride kardeşliği, dünyada barışı büyüten bu tarihi yürüyüşün öncüsü olan zat-ı devletlerinize, 40 yılı aşkın bir acıyı sabırla, cesaretle ve engin bir basiretle dindirerek bu millete huzur içinde bir gelecek ümidini yeniden armağan ettiğiniz için eğitim ailem adına en kalbi şükranlarımı arz ediyorum."</p><p>Tekin, milletin birliği için tavizsiz bir irade ortaya koyan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye ve davaya gönül veren herkese de teşekkür etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/2026-2027-egitim-ogretim--405_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291431</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/2026-2027-egitim-ogretim-yili-acilis-toreni-cumhurbaskani-erdogan-cocuklarla-bulustu-291431</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı Açılış Töreni... Cumhurbaşkanı Erdoğan çocuklarla buluştu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazi Anadolu Lisesi'nde "2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı Açılışı ve Ankara'da Yapımı Tamamlanan Eğitim Yatırımlarının Toplu Açılış Töreni"ne katılarak çocuklarla buluştu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı Açılış Töreni... Cumhurbaşkanı Erdoğan çocuklarla buluştu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazi Anadolu Lisesi'nde "2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı Açılışı ve Ankara'da Yapımı Tamamlanan Eğitim Yatırımlarının Toplu Açılış Töreni"ne katılarak çocuklarla buluştu.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-basarili-ve-teknolojiyi-iyi-kullanan-bir-genclik-filiz-veriyor-291438" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/ankarada-2026-2027-egitim-401_2-41.jpg"/></div><h3>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Başarılı ve teknolojiyi iyi kullanan bir gençlik filiz veriyor</h3></a>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/2026-2027-egitim-ogretim--570_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291430</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/endonezyadaki-semeru-yanardaginda-3-patlama-yasandi-291430</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Endonezya'daki Semeru Yanardağı'nda 3 patlama yaşandı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Endonezya'ya bağlı Java Adası'nın doğusunda bulunan Semeru Yanardağı 3 kez patlarken, 1000 metre yüksekliğe kadar kül püskürttü.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Endonezya'daki Semeru Yanardağı'nda 3 patlama yaşandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Jakarta Globe gazetesinin haberine göre, Java Adası'nın doğusunda Lumajang ve Malang bölgelerinin sınırında yer alan Semeru Yanardağı yeniden faaliyete geçti.</p><p>Endonezya Ulusal Afet Yönetim Ajansı (BNPB) açıklamasında, yanardağın 3 kez patladığı ve 800 ila 1000 metre yüksekliğe kül püskürttüğü kaydedildi.</p><p>Volkanik faaliyetlerin gözlemlenmeye devam edildiği aktarılan açıklamada, Endonezya'nın alarm sistemine göre yanardağın tehlike düzeyinin "3. seviye" olduğu ve yanardağın çevresindeki 5 kilometrelik alanda her türlü faaliyetin yasaklandığı bildirildi.</p><p>Bromo Tengger Semeru Milli Parkı'nın bir parçasını oluşturan Semeru, Java Adası'ndaki en aktif yanardağlardan biri olarak biliniyor.</p><p>"Pasifik Ateş Çemberi" deprem ve volkan kuşağındaki Endonezya'da yaklaşık 130 aktif yanardağ bulunuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/endonezyadaki-semeru-yana-310_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291429</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/mit-ve-emniyetten-fetonun-guncel-yapilanmasina-operasyon-4-gozalti-291429</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[MİT ve emniyetten FETÖ'nün güncel yapılanmasına operasyon: 4 gözaltı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[MİT ve Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin koordinasyonunda, FETÖ/PDY'nin hücre evlerinde saklandıkları ve burada saklananlara yardım ettikleri belirlenen 4 şüpheli yakalandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[MİT ve emniyetten FETÖ'nün güncel yapılanmasına operasyon: 4 gözaltı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün güncel yapılanmasına karşı soruşturma yürütüldü.</p><p>Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü koordinesinde; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hücre evlerinde saklandıkları ve saklananlara yardım ettikleri tespit edilen 4 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi.</p><p>Haklarında gözaltı kararı verilen 4 şüphelinin tamamı yakalanarak gözaltına alındı.</p><p>Soruşturmaya yönelik çalışmalar titizlikle devam ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/mit-ve-emniyetten-fetonun-199_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291428</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/roketin-en-zor-ani-icin-yarisiyorlar-teknofestte-dikey-inis-heyecani-291428</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Roketin en zor anı için yarışıyorlar: TEKNOFEST'te dikey iniş heyecanı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[331 takımın başvurduğu TEKNOFEST 2026 Dikey İnişli Roket Yarışması'nda finale kalan 15 takım, roketlerini 14-18 Eylül tarihleri arasında TÜBİTAK SAGE kampüsünde kontrollü ve otonom şekilde hedef alana indirmek için mücadele edecek. 2022 yılında ilk kez düzenlenen yarışma, Soğuk Gaz İtki Sistemi ile gerçekleştirilen dünyadaki ilk yarışma olma özelliğini taşıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Roketin en zor anı için yarışıyorlar: TEKNOFEST'te dikey iniş heyecanı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">TEKNOFEST 2026 kapsamında düzenlenen Dikey İnişli Roket  Yarışması'nda final heyecanı başlıyor. TÜBİTAK yürütücülüğünde gerçekleştirilen  yarışmada, genç mühendislerin tasarladığı roketler bu kez yalnızca havalanmak  için değil, <strong style="">kontrollü ve  yumuşak bir şekilde yere inebilmek için</strong> yarışacak. 14-18 Eylül  tarihleri arasında TÜBİTAK SAGE kampüsünde gerçekleştirilecek final sürecinde  takımlar, roketlerinin otonom iniş kabiliyetini gerçek atışlarla ortaya koyacak.</p><p>T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Türkiye Teknoloji  Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ana yürütücülüğünde düzenlenen TEKNOFEST, gençleri  yüksek teknoloji alanlarında özgün çözümler geliştirmeye teşvik ederken, farklı  disiplinlerden öğrencilerin gerçek mühendislik süreçlerini deneyimlemesine de  imkân sağlıyor. TEKNOFEST 2026 kapsamında gerçekleştirilen Dikey İnişli Roket  Yarışması da bu yaklaşımın en dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne  çıkıyor.</p><p><b>ROKETİN EN ZOR AŞAMASI: İNİŞ</b></p><p>2022 yılında ilk kez düzenlenen Dikey İnişli Roket  Yarışması, Soğuk Gaz İtki Sistemi kullanılarak gerçekleştirilen dünyadaki ilk  yarışma olma özelliğini taşıyor. Yarışmada takımlardan yalnızca bir roket  tasarlamaları değil, bu roketi Havada Askıda Tutma Sistemi ile entegre ederek  uçuşun ardından tamamen kontrollü biçimde yere indirmeleri bekleniyor.</p><p>Final atışında roket, Havada Askıda Tutma Sistemi  tarafından yaklaşık 8-10 metre irtifaya kadar kaldırılacak. Sistemin roketi  serbest bırakmasının ardından aviyonik sistem otomatik olarak devreye girecek.  Roketin iniş süreci ise Soğuk Gaz İtki Sistemi ve otonom kontrol sistemi  tarafından yönetilecek. Yarışmanın kritik noktası, roketin hedeflenen bölgeye <strong>0 ile 0,2 m/s arasındaki yaklaşma  hızıyla</strong>, yapısal bütünlüğünü koruyarak ve devrilmeden yumuşak  iniş gerçekleştirmesi olacak.</p><p>Bu yönüyle yarışma, gençlerin roket teknolojisinin  yalnızca tasarım ve kalkış aşamalarına değil, uçuş kontrolü, aviyonik  sistemler, mekanik tasarım, itki ve otonom sistemlerin birlikte çalıştığı  karmaşık bir mühendislik problemine odaklanmasını sağlıyor.</p><p><b>796 ÖĞRENCİ VE MEZUN ARASINDAN 15 FİNALİST</b></p><p>2026 yılında Dikey İnişli Roket Yarışması'na 331 takım  başvurdu. Başvuru sürecinin ardından yarışma etaplarını başarıyla tamamlayan 15  takım finale kalmaya hak kazandı. Finalist takımlarda toplam 149 üye yer  alırken, yarışmaya başvuran toplam üye sayısı 796 oldu. 18-29 yaş aralığındaki  katılımcılar Türkiye'nin 15 farklı ilinden yarışmaya katılıyor.</p><p>Yurt içinde ve yurt dışında öğrenim gören ön lisans,  lisans ve lisansüstü öğrencileri ile mezunların katılabildiği yarışmada  takımlar en az dört, en fazla 10 kişiden oluşuyor. Takımlarda en az bir Makina  Mühendisliği veya Uçak-Uzay Mühendisliği öğrencisi ile en az bir  Elektrik/Elektronik Mühendisliği öğrencisinin bulunması gerekiyor. Böylece  yarışmacıların farklı mühendislik disiplinlerini bir araya getirerek sistem  mühendisliği yaklaşımıyla çalışmaları hedefleniyor.</p><p>Yarışmacılar final öncesinde Ön Tasarım Raporu, Kritik  Tasarım Raporu ve Atışa Hazırlık Raporu olmak üzere üç aşamalı bir  değerlendirme sürecinden geçti.</p><p><b>BEŞ GÜN BOYUNCA TEST, KALKIŞ VE İNİŞ DENEMELERİ</b></p><p>TÜBİTAK SAGE kampüsünde gerçekleştirilecek final  haftasında takımlar için yoğun bir program uygulanacak. 14 Eylül'de yerleşkeye  giriş ve oryantasyonun ardından mekanik-elektronik kontroller, tartı ve  sızdırmazlık testleri yapılacak. 15 ve 16 Eylül tarihlerinde sızdırmazlık  testlerinin yanı sıra kalkış denemeleri gerçekleştirilecek.</p><p>16 Eylül'den itibaren yarışmanın en kritik aşamalarından  biri olan iniş denemelerine geçilecek. Esnek halat ile gerçekleştirilecek iniş  denemelerinin ardından 17 ve 18 Eylül tarihlerinde yarışma atışları yapılacak.  Beş günlük final sürecinin sonunda roketlerin hedeflenen bölgeye kontrollü,  otonom ve yumuşak biçimde iniş performansı değerlendirmeye alınacak. Yarışmada  dereceye giren takımları toplam <strong>750  bin TL</strong> ödül bekliyor. Birinci olan takım 300 bin TL, ikinci  takım 250 bin TL, üçüncü takım ise 200 bin TL ödül kazanacak.</p><p>Dikey İnişli Roket Yarışması, gençlerin geleceğin uzay ve  havacılık teknolojilerine yönelik araştırmalar yapmalarını, profesyonel tasarım  süreçlerini deneyimlemelerini ve farklı mühendislik disiplinleriyle birlikte  çalışarak gerçek bir sistem geliştirmelerini amaçlıyor. Finalde ise tüm bu  çalışmalar, roketlerin havada askıda tutulduğu, serbest bırakıldığı ve kendi  sistemlerini kullanarak hedef noktaya güvenli biçimde inmeye çalıştığı birkaç  dakikalık kritik bir uçuşla sınanacak.</p><p><b><a href="#0">www.teknofest.org</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/roketin-en-zor-ani-icin-y-360_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291427</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/disisleri-bakani-fidan-suriye-turkmen-meclisi-baskani-mustafa-ile-bir-araya-geldi-291427</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Mustafa ile bir araya geldi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ve beraberindeki heyet ile görüştü.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Mustafa ile bir araya geldi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye ziyareti kapsamında Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ve beraberindeki heyetle bir araya geldi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/aksam-14092026a27a1668.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/disisleri-bakani-fidan-su-904_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291426</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/sonbahar-depresyonuna-karsi-uzmanlarin-onerdigi-6-aktivite-291426</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sonbahar depresyonuna karşı uzmanların önerdiği 6 aktivite]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Sonbaharın getirdiği gün ışığı eksikliği ve soğuyan hava, Türkiye'de birçok kişinin ruh sağlığını olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, mevsimsel depresyon riskine karşı altı etkili hobiyle moralin yükseltilebileceğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sonbahar depresyonuna karşı uzmanların önerdiği 6 aktivite]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sonbaharın gelmesiyle birlikte günler kısalıyor, hava serinliyor ve birçok kişi ruhsal olarak zorlanmaya başlıyor. Türkiye'de ruh sağlığı uzmanları, mevsimsel depresyonun etkilerini azaltmak ve moral kaybını önlemek için altı farklı hobi öneriyor. Uzmanlar, gün ışığının azalmasının serotonin seviyelerini düşürdüğüne ve bunun da yorgunluk, isteksizlik ve uyku haliyle sonuçlanabileceğine dikkat çekiyor. Bu dönemde, özellikle "sonbahar" aylarında yeni hobiler edinmek, hem sosyal bağları güçlendiriyor hem de bireylerin kendilerini daha iyi hissetmesini sağlıyor.</p><h3>Psikologlardan egzersiz ve gönüllülük vurgusu</h3><p>Ruh sağlığı uzmanları, "sonbahar" aylarında düzenli egzersizin önemine işaret ediyor. Sabah veya akşam karanlık bastırmadan yapılan yürüyüşler, arkadaşlarla birlikte spor salonunda geçirilen zaman ya da evde uygulanan pilates gibi aktiviteler, vücudun endorfin üretimini artırıyor. Bu da moralin yükselmesine ve stresin azalmasına katkı sağlıyor. Psikolog Connie McReynolds, egzersizin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda sosyal ve duygusal açıdan da faydalı olduğunu belirtiyor. Özellikle arkadaşlarla yapılan kısa yürüyüşler veya koşular, ardından içilen bir kahve ve sohbet, "sonbahar" mevsiminde ruh halini olumlu yönde etkiliyor. Diğer yandan, gönüllü faaliyetlere katılmak da uzmanlar tarafından öneriliyor. Hayvan barınaklarında, yaşlı bakım evlerinde ya da çeşitli yardım kuruluşlarında gönüllü olmak, kişiye hem amaç duygusu kazandırıyor hem de sosyal izolasyonu önlüyor. Psikoterapist Ciara Bogdanovic, gönüllülüğün, "sonbahar" depresyonuna karşı bireyleri koruyan güçlü bir araç olduğunu vurguluyor.</p><h3>Yemek pişirme ve el becerileriyle stres yönetimi</h3><p>Sonbaharda evde geçirilen zaman arttıkça, yemek pişirme ve fırıncılık gibi hobiler ön plana çıkıyor. Yeni tarifler denemek, aileyle veya arkadaşlarla birlikte mutfakta vakit geçirmek, hem duyusal açıdan zengin bir deneyim sunuyor hem de sosyal bağları güçlendiriyor. LCPC Elisabeth Bodett Dresser, yemek pişirmenin dokunma, koklama ve tatma gibi duyuları harekete geçirdiğini ve insanları anda kalmaya teşvik ettiğini ifade ediyor. Ayrıca, yapılan yemeğin paylaşılması, topluluk bilincini artırıyor. Bunun yanında, "sonbahar" döneminde elleri meşgul eden aktiviteler de öneriliyor. Örgü örmek, nakış yapmak, bulmaca çözmek, seramikle uğraşmak veya Lego setleriyle ilgilenmek gibi el becerileri, zihnin başka bir konuya odaklanmasını sağlıyor. Travma ve anksiyete terapisti Rebecca Mackillop, bu tür hobilerin parasempatik sinir sistemini aktive ettiğini ve meditasyon benzeri bir rahatlama yarattığını belirtiyor. Özellikle tamamlanmış bir el işi, kişinin kendini daha güçlü ve üretken hissetmesine yardımcı oluyor. "Sonbahar" aylarında bu tür aktiviteler, belirsizlik ve stresle başa çıkmanın etkili yolları arasında gösteriliyor.</p><h3>Okuma alışkanlığı ve sonbahar aktiviteleriyle ruhu beslemek</h3><p>Mevsimsel depresyonun yoğun hissedildiği "sonbahar" günlerinde, kitap okumak hem zihinsel kaçış sağlıyor hem de sosyal izolasyonu azaltıyor. Özellikle telefon ve dijital ekranlardan uzaklaşıp bir kitaba odaklanmak, kişinin endişelerinden uzaklaşmasına yardımcı oluyor. Kitap kulüplerine katılmak, bireylerin yeni insanlarla tanışmasını ve sosyal çevrelerini genişletmesini sağlıyor. LCPC Elisabeth Bodett Dresser, okuma alışkanlığının "sonbahar" mevsiminde zihinsel sağlığı korumak için etkili bir yöntem olduğunu vurguluyor. Ayrıca, doğa yürüyüşleri, yaprak toplama, elma hasadı ya da sıcak içecekler eşliğinde film maratonları gibi geleneksel "sonbahar" etkinlikleri de öneriliyor. Uzmanlar, bu tür aktivitelerin mevsimin güzelliklerini kucaklamaya ve yazın sona ermesinin yarattığı boşluğu doldurmaya yardımcı olduğunu belirtiyor. Özellikle rahat battaniyelerle geçirilen film geceleri veya büyük bir bulmacanın başında geçirilen saatler, "sonbahar" aylarında moral kaybını önlemenin keyifli yolları arasında yer alıyor.</p><h3>Sonbaharda hobi seçimiyle ruh sağlığını korumak mümkün</h3><p>"Sonbahar" mevsimi, gün ışığının azalması ve hava koşullarının değişmesiyle birlikte birçok kişi için zorlu bir dönem olabilir. Ancak uzmanlar, bu dönemi verimli ve keyifli geçirmek için yeni hobiler edinmenin önemine dikkat çekiyor. Egzersiz, gönüllülük, yemek yapma, el becerileri, okuma ve sonbahara özgü etkinlikler, psikolojik dayanıklılığı artırıyor ve ruh sağlığını koruyor. Türkiye'de sonbahar aylarında bu altı hobiye yönelmek, hem bireysel hem de toplumsal anlamda daha güçlü ve mutlu bir sezon geçirilmesine katkı sağlıyor. Uzmanlar, "sonbahar" döneminde kendini kötü hissedenlerin mutlaka bir hobiyle ilgilenmesini ve sosyal bağlantılarını canlı tutmasını öneriyor. Böylece mevsimsel depresyonun etkileri en aza indirilebiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/sonbahar-depresyonuna-kar-374_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291425</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-gazzedeki-zulumlere-karsi-cikan-tum-universiteleri-selamliyorum-291425</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Gazze'deki zulümlere karşı çıkan tüm üniversiteleri selamlıyorum]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Dini, etnik yapısı, milliyeti ne olursa olsun dünyanın neresinde olursa olsun Gazze'deki zulümlere karşı çıkan, karşı koyan tüm üniversiteleri, üniversite mensuplarını ve öğrencilerini selamlıyorum." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Gazze'deki zulümlere karşı çıkan tüm üniversiteleri selamlıyorum]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir dizi programlara katılmak için geldiği Konya'da, ilk olarak Valiliği ziyaret etti.</p><p>Burada Vali İbrahim Akın'dan kentte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alan Yılmaz'a, AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, AK Parti Konya milletvekilleri Ünal Karaman, Hasan Ekici, Meryem Göka, Ziya Altunyaldız ile merkez ilçe belediye başkanları eşlik etti.</p><p>Cevdet Yılmaz, daha sonra Necmettin Erbakan Üniversitesi'nin 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni'ne katıldı.</p><p>Üniversitenin Ahmet Keleşoğlu Yerleşkesi Nezahat Keleşoğlu Konferans Salonu'nda düzenlenen açılış töreninde konuşan Yılmaz, bilgi çağında değişimin tarihte görülmemiş bir hız ve ölçüye ulaştığını söyledi.</p><p>Bilimsel keşiflerin kısa sürede teknolojiye, teknolojik gelişmelerin ise üretim süreçlerinde köklü dönüşümlere yol açabildiğini ifade eden Yılmaz, bu dönüşümlerin ülkeler arasındaki ekonomik dengeleri de etkilediğini dile getirdi.</p><p>Yılmaz, dünyada jeopolitik gerilimlerin, risklerin ve belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçildiğine işaret ederek, güç dengelerinin yeniden şekillendiği bu süreçte bilimsel ve beşeri kapasite ile bilgiyi ekonomik ve toplumsal değere dönüştürme becerisinin öne çıktığını vurguladı.</p><p><b>"ÜNİVERSİTELER AYNI ZAMANDA BİRER KALKINMA KURUMUDUR"</b></p><p>Üniversitelerin yalnızca eğitim ve araştırma kurumları olmadığına dikkati çeken Yılmaz, şöyle konuştu:</p><p>"Üniversiteler aynı zamanda birer kalkınma kurumudur. İçinde bulunduğu toplumu dönüştürmeyen bir üniversite, gerçek anlamda üniversite rolünü icra edemiyor demektir. Bir üniversite hangi alanla ilgili olursa olsun etrafındaki şehre, topluma açık bir sistem oluşturamıyorsa tam anlamıyla görevini icra edemiyor demektir. Bu noktada da hep şunun altını çizmek istiyorum. Üniversitelerin etrafında fiziki duvarlar olabilir. Hani şartlar gerektiriyorsa onunla ilgili bir problemim yok ama üniversitenin zihninde duvarlar olmamalı. Etrafını zihinsel duvarlarla kapatmış bir üniversitenin, içinde bulunduğu topluma çok büyük bir faydası olamaz. Üniversite açık bir sistem olmak durumunda. Sanayiciyle, çiftçiyle, yerel yönetimle, sivil toplumla etrafında kim varsa bu kesimlerle, paydaşlarla bir araya gelebilen, onlarla birlikte sorun tarif eden, sorunları çözmek için kapasitesini devreye sokan bir üniversite çok kıymetli."</p><p>"Bilimi, teknolojiyi erdemle, ahlakla, merhametle, hukukla buluşturmadığınız sürece bunun bir anlamı yok"</p><p>Cevdet Yılmaz, hikmet, marifet, ahlak ve insani değerlerle buluşturma boyutunun da önemli olduğunun altını çizdi.</p><p>Bilim ve teknolojide ilerlemenin tek başına yeterli olmadığını dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:</p><p>"Bilimi, teknolojiyi erdemle, ahlakla, merhametle, hukukla buluşturmadığınız sürece bunun bir anlamı yok. Üniversitenin de burada bir pozisyonunun olması lazım. Gazze'de yaşananları hep birlikte görüyoruz. O zulmü işleyenlerin bir eğitim, teknoloji, bilim problemi yok. Maalesef insanlık tarihinin en ağır suçlarını işleyebiliyorlar. Bir soykırımdan bahsediyoruz. Dolayısıyla üniversitelerin duruşu bu anlamda çok önemli. Bu çerçevede dini, etnik yapısı, milliyeti ne olursa olsun dünyanın neresinde olursa olsun Gazze'deki zulümlere karşı çıkan, karşı koyan tüm üniversiteleri, üniversite mensuplarını ve öğrencilerini Necmettin Erbakan Üniversitesi'nden selamlıyorum."</p><p><b>"KONYA'NIN SANAYİSİ DAHA KATMA DEĞERLİ HALE GELMELİ"</b></p><p>Yılmaz, Konya'nın geçmişte tarımıyla öne çıkan önemli bir merkez olduğunu, kentin son yıllarda sanayi alanında da önemli ilerlemeler kaydettiğini aktardı.</p><p>Konya'nın 4 milyar doları aşan ihracatı bulunduğunu ifade eden Yılmaz, kentin sanayi potansiyelinin daha da geliştirilmesi gerektiğini dile getirdi.</p><p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, savunma sanayisi, sağlık endüstrileri, enerji ve ulaştırma ekipmanları gibi alanlarda daha katma değerli üretime yönelmenin önemine dikkati çekerek, yeşil ve dijital dönüşümün yakalanması gerektiğini vurguladı.</p><p>Yılmaz, gerçek kalkınmanın, bilginin kitaplarda kalmayıp üretime, gençlerin hayallerine ve toplumun refahına katkı sunduğu zaman başladığını ifade etti.</p><p>Türkiye'de üniversitelerin yaygınlaştırılmasının ve bu kurumlara yapılan yatırımların, toplumun refahına ve ülkenin gelişimine katkı sağlaması amacı taşıdığının altını çizen Yılmaz, "Bu dönem, Sayın Cumhurbaşkanı, 81 vilayette üniversite kurduysa bu sistemi geliştirdiyse ve bütçemizden, vatandaştan topladığımız vergilerle buralara bu kadar ciddi yatırımlar yaptıysak bunun elbette topluma geri dönmesini istiyoruz. Vatandaşımıza refah olarak, daha güçlü bir Türkiye olarak geri dönmesini istiyoruz. Bütün bunların gerçek patronu vatandaşımız, milletimiz, insanımız. Onun kaynaklarıyla oluyor." ifadesini kullandı</p><p>Yılmaz, bu yatırımların meyvelerini verdiğini, Necmettin Erbakan Üniversitesi'nin kısa sayılabilecek kuruluş geçmişine rağmen dünyayla rekabet eden bir üniversite haline geldiğini bildirdi.</p><p><b>"YENİ NESİL ÜNİVERSİTELERİMİZLE DAHA AÇIK SİSTEM ÜNİVERSİTELERİMİZLE TÜRKİYE, DÜNYADA ÇOK DAHA FARKLI BİR YERE GELECEK"</b></p><p>Eğitim yatırımlarının sonuçlarının uzun vadede ortaya çıktığını anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:</p><p>"İnşallah yeni nesil üniversitelerimizle daha açık sistem üniversitelerimizle Türkiye, dünyada çok daha farklı bir yere gelecek. Eğitimde de son dönemlerde güzel haberler alıyoruz. OECD'nin yaptığı 'PISA' diye bir test var biliyorsunuz. Burada bütün ülkelere gidip ölçüyorlar. Fende, matematikte, dil ve okuma becerilerinde çocukların durumu nasıl' diye. Bu üç eksenli bir test yapıyorlar. Son yapılan testlerde Türkiye, OECD ülkeleri arasında her 3 alanda da puanını çok ciddi şekilde arttırabilen tek ülke oldu. Hepimiz iftihar ediyoruz bununla. Burada tabii mevcut Milli Eğitim Bakanımızı, ekibini tebrik ediyoruz ama bir taraftan da şunu vurgulamamız lazım. Bu işler bir anda olmuyor. Son 22-23 yılın bir birikimi var burada."</p><p><b>"İNSAN ODAKLI BİR KALKINMA ANLAYIŞINA SAHİBİZ"</b></p><p>Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidara geldiği günden bugüne Milli Eğitimi bütçede bir numaralı hale getirdiğini anımsatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p><p>"Bugün 1 milyonu aşkın öğretmenimiz, yüz binlerce yeni yaptığımız dersliğimiz, okullardaki teknoloji kullanımı, müfredatımız, birçok yeniliklerle Türkiye, bugün hakikaten çok önemli bir yere geldi. Bugün anasınıfında yaptığınız bir değişikliğin, iş gücü piyasalarına yansıması en az 20 yılı alır her halde. Eğitim öyle bir alan. Gerçek anlamda kalkınma da bu. İnsan odaklı bir kalkınma anlayışına sahibiz. Bir nesli iyi eğittiğiniz zaman, bir nesli nitelikli hale getirdiğiniz zaman o nesil kendini yeniden üretiyor. Nesiller boyu bir etki oluşturuyorsunuz. Kötüleştiğinde de tersine maalesef bir etki var. Dolayısıyla insan yetiştirme meselesi en kritik mesele. Bunu bir defa başarırsanız bu uzun bir süre kendini yeniden üreterek nesilden nesle aktarılarak devam ediyor ve Türkiye son çeyrek asırda bunu fazlasıyla başardı. Bunun etkilerini inşallah nesiller boyu göreceğiz. Bu kritik ilerlemeye liderlik yapan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a ve tüm emeği geçenlere huzurunuzda milletimiz adına şükranlar sunuyorum."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/cumhurbaskani-yardimcisi--889_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291424</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/turkmedya-e-ticaret-ve-perakende-zirvesi-yarin-duzenlenecek-291424</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi yarın düzenlenecek]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi, 15 Eylül 2026 Salı günü saat 13.00'te 24 TV ve 24 TV YouTube kanalında canlı yayınla izleyicileriyle buluşacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi yarın düzenlenecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Turkcell </strong><strong>ana sponsorluğunda;</strong><strong> ETİD, Halkbank, Turkish Airlines, VakıfBank ve  Ziraat Bankası </strong><strong>co-sponsorluğunda;  </strong><strong>LC  WAIKIKI </strong><strong>oturum  özel sponsorluğunda,</strong><strong> Avansas, sahibinden.com ve Trendyol'un </strong><strong>destek sponsorluğunda düzenlenen </strong><strong>TürkMedya E-Ticaret ve  Perakende Zirvesi</strong>, 15 Eylül 2026 Salı günü saat 13.00'te <strong>24  TV </strong><strong>ve</strong><strong> 24 TV YouTube </strong><strong>kanalında</strong><b> </b>canlı yayınla izleyicileriyle  buluşacak.</p><p><b>Ticaret Bakanı Prof.  Dr. Ömer Bolat'ın teşrifleriyle</b> gerçekleşecek  zirve, İstanbul Finans Merkezi Halkbank Kuleleri Konferans Salonu'nda e-ticaret  ve perakende sektörünün önde gelen isimlerini bir araya getirecek.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/tmepzpost14-14092026c3ac9b97.jpg"/><p>Ticaretin yeni  döneminin ve yapay zekâ çağında büyümenin yeni kodlarının ele alınacağı  zirvede; yeni nesil e-ticaret ve perakende ekosistemi, değişen tüketici  alışkanlıkları, dijitalleşmenin sektöre etkileri ve geleceğin ticaret modelleri  kapsamlı bir şekilde değerlendirilecek.</p><p>Zirvenin açılış  konuşmalarını <b>TürkMedya İcra Kurulu Başkanı Murat Çiçek</b> ve <b>Ticaret  Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat</b> gerçekleştirecek.</p><p>Saat 14.00'te, <b>LC WAIKIKI  oturum özel sponsorluğunda</b> düzenlenecek <b>"Ticaretin Yeni Dönemi &#8211; Yapay  Zekâ Çağında Büyümenin Yeni Kodları"</b> başlıklı oturumda, yapay zekânın  ticaret ve perakende sektörlerinde yarattığı dönüşüm, yeni büyüme modelleri ve  sektörün geleceğine yön verecek gelişmeler ele alınacak.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/tmepzpost14-140920267ab2efc5.jpg"/><p><b>24 TV Ekonomi Müdürü  Elif Akkaya Kuter'in moderatörlüğünü</b> üstleneceği  oturumda sektörün önde gelen isimleri değerlendirmelerini paylaşacak. Oturumun  konuşmacıları:</p><ul type="disc">   <li><b>Ahmet Güleç</b> &#8211; Avansas Genel Müdürü</li>   <li><b>Hakan Çevikoğlu</b> &#8211; ETİD Yönetim Kurulu Başkanı</li>   <li><b>Meltem Yanovalı Kalkan</b> &#8211; LC WAIKIKI E-Ticaret Genel Müdürü</li>   <li><b>Serhat Dolaz </b>&#8211; Paycell Genel Müdürü</li>  </ul><p>Kamu ve iş dünyasının  önemli temsilcilerini buluşturacak <b>TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi</b>,  yapay zekâdan dijital dönüşüme, yeni nesil e-ticaretten değişen tüketici  beklentilerine uzanan geniş bir perspektifle sektörün geleceğine ışık tutacak.</p><p><b>TürkMedya E-Ticaret ve  Perakende Zirvesi</b>, 15 Eylül 2026 Salı  günü saat 13.00'te <b>24 TV</b> ve <b>24 TV YouTube kanalında</b> canlı yayında  sizlerle!</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/turkmedya-e-ticaret-ve-pe-718_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291423</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/500-tonluk-bulut-nasil-gokyuzunde-asili-kaliyor-291423</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:00:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[500 tonluk bulut nasıl  gökyüzünde asılı kalıyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Bulutlar, gökyüzünde adeta süzülerek ilerliyor ancak bir kümülüs bulutunun ağırlığı 500 tona kadar çıkabiliyor. Bilim insanları, bu devasa su kütlesinin neden yere düşmediğini ve yağışın nasıl başladığını detaylı şekilde açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[500 tonluk bulut nasıl  gökyüzünde asılı kalıyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gökyüzünde hafifçe süzülen bulutların aslında devasa bir ağırlığa sahip olduğu ortaya çıktı. Bilim insanlarının yaptığı hesaplamalara göre, ortalama büyüklükte bir kümülüs bulutu yaklaşık 1 kilometreküp hacme ve 500 ton suya sahip. Bu şaşırtıcı veri, bulutların sadece görüntüden ibaret olmadığını, ciddi bir su kütlesi taşıdığını gösteriyor. Peki, bu kadar ağır olan bulutlar neden yere düşmüyor?</p><h3>Bilim insanları: 'Bulutlardaki su damlacıkları askıda kalıyor'</h3><p>Uzmanlar, bulutların tek bir su kütlesi olarak değil, milyonlarca küçük su damlacığı şeklinde gökyüzünde bulunduğunu vurguluyor. Her bir metreküp kümülüs bulutunda ortalama 0,5 gram sıvı su yer alıyor. Bu damlacıklar o kadar küçük ki, havanın hareketiyle birlikte askıda kalabiliyorlar. Bulutun toplam su kütlesi 500 ton olsa da, damlacıkların minik boyutları ve hava akımları, bulutun yere düşmesini engelliyor.</p><h3>Yağış süreci: Bulutlardaki damlacıklar birleşince yağmur başlıyor</h3><p>Bilim insanlarına göre, bulutlardaki su damlacıkları zamanla birleşerek büyüyor. Damlacıklar yeterince ağırlaştığında ise artık havada tutulamıyor ve yağmur olarak yere düşüyor. Düşük sıcaklıklarda ise bulutlarda su, buz kristalleri halinde de bulunabiliyor. Bu süreç, bulutların gökyüzünde neden uzun süre asılı kaldığını ve yağışın hangi koşullarda başladığını net şekilde ortaya koyuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/500-tonluk-bulut-nasil-go-560_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291422</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/disisleri-bakani-hakan-fidan-azerbaycani-ziyaret-edecek-291422</link>
      <pubDate>2026-09-14T13:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Azerbaycan'ı ziyaret edecek]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 15-16 Eylül'de Azerbaycan'a ziyarette bulunacak. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Azerbaycan'ı ziyaret edecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından elde edilen bilgiye göre Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 15-16 Eylül'de Azerbaycan ziyareti kapsamında, Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile ikili ve heyetler arası görüşmelerde bulunacak, ayrıca Azerbaycan Savunma Bakanı Zakir Hasanov ile görüşecek.</p><p>Bakan Fidan'ın ayrıca, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından kabul edilmesi bekleniyor.</p><p>Görüşmelerde, Fidan'ın, stratejik düzeyde ilerleyen Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde kaydedilen aşamadan duyulan memnuniyeti dile getirmesi, iki ülke cumhurbaşkanlarının belirlediği 15 milyar dolarlık toplam ticaret hacmi hedefine ulaşılması için yürütülen çalışmaların yoğunlaştırılması gerektiğini vurgulaması, enerji ve ulaştırma alanlarındaki ortak gündem ve projeleri ele alması öngörülüyor.</p><p>Bakan Fidan'ın görüşmelerde, iki müttefik ülke arasında savunma sanayi, güvenlik ve askeri alanlarda devam eden işbirliğiyle ilgili konuları değerlendirmesi ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) başta olmak üzere iki ülke arasında çok taraflı platformlardaki mevcut işbirliğini gözden geçirmesi bekleniyor.</p><p>Görüşmelerde, Fidan'ın Türkiye'nin yakın zamanda ev sahipliği yapacağı TDT 13. Zirvesi ve COP31'e ilişkin istişarede bulunması öngörülüyor.</p><p>Fidan'ın görüşmelerde, Azerbaycan ile Ermenistan arasında barışın tesisi için tarihi bir fırsat yakalandığını ifade etmesi, Türkiye'nin taraflar arasında iyi komşuluk ilişkileri tesis edilmesini desteklediğini ve kaydedilen olumlu gelişmeleri memnuniyetle karşıladığını belirtmesi bekleniyor.</p><p>Türkiye'nin, Karabağ topraklarında altyapının iyileştirilmesi, enerji ve ticaret hatlarının işlevsel hale getirilmesi ve bağlantısallığın güçlendirilmesine yönelik çalışmaları desteklediğini ifade edecek Bakan Fidan'ın görüşmelerde, güncel bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında fikir alışverişinde bulunması öngörülüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/disisleri-bakani-hakan-fi-979_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291421</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/disari-cikacaklar-dikkat-sonbahar-kendini-gosterdi-sicakliklar-dustu-saganak-ve-firtina-alarmi-291421</link>
      <pubDate>2026-09-14T13:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dışarı çıkacaklar dikkat! Sonbahar kendini gösterdi: Sıcaklıklar düştü, sağanak ve fırtına alarmı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Bugün dışarı çıkacaklar dikkat! Bu hava durumu haberini okumadan hareket etmemeniz önerilir. Meteoroloji günlük raporunu paylaştı, il il hava durumu uyarısında bulundu. Sonbahar yüzünü gösterdi, sıcaklıklar hissedilir derecede düştü. Meteoroloji bugün için fırtına ve kuvvetli sağanak uyarısında bulundu. İşte, Meteorolojiden 14 Eylül 2026 Pazartesi günü için il il hava durumu tahminleri detayda karşınızda...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dışarı çıkacaklar dikkat! Sonbahar kendini gösterdi: Sıcaklıklar düştü, sağanak ve fırtına alarmı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bugün havanın nabzını merak edenler toplansın. Bugün hava nasıl olacak? Hava sıcaklıkları artacak mı azalacak mı? Bugün yağış var mı? soruları yanıt buldu. Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 14 Eylül 2026 Pazartesi gününün hava durumu tahminlerini paylaştı. Meteoroloji, yeni günün hava durumu haritasını yayımladı. Meteoroloji bugün için sağanak, fırtına uyarısında bulundu. Yurt genelinde sonbahar yüzünü gösterdi, sıcaklıklar 8 derece kadar düştü, hava hissedilir derecede soğudu. Peki, bugün hava nasıl mı olacak? İşte, Meteorolojiden il il detaylı hava durumu raporu karşınızda...</p><p><b>14 Eylül 2026 Pazartesi için Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: </b>Ülkemizin kuzey, iç ve batı kesimleri parçalı yer yer çok bulutlu, Marmara'nın doğusu, Doğu Akdeniz'in Toroslar Mevkii, Batı Karadeniz, Orta ve Doğu Karadeniz'in kıyıları ile Antalya'nın iç kesimleri, Adana'nın doğusu, Niğde ve Kayseri'nin doğusu, Çankırı ile Amasya çevrelerinin sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; Zonguldak, Bartın ve Düzce çevreleri ile Sakarya'nın doğu ilçelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgârın; Batı Karadeniz'de batılı yönlerden kuvvetli olması (40-60 km/sa) tahmin ediliyor.</p><p><b>HAVA SICAKLIĞI:</b> kuzey iç ve batı kesimlerde azalacağı, Trakya'da biraz artacağı tahmin ediliyor.</p><p><b>RÜZGAR:</b> Genellikle kuzeyli, doğu ve güney kesimlerde güneyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Batı Karadeniz'de kuvvetli (40-60 km/sa) esmesi bekleniyor.</p><p><strong>METEOROLOJİDEN KRİTİK UYARILAR</strong></p><p colspan="2"><b>KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI:</b> Sakarya'nın doğusu ile Zonguldak, Bartın ve Düzce'de yerel olarak kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış beklendiğinden sel, su baskını, yıldırım, heyelan, ulaşımda aksamalar, yağış anında kuvvetli rüzgar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.</p><p colspan="2"><b>KUVVETLİ RÜZGÂR UYARISI: </b>Rüzgârın, Batı Karadeniz'de batılı yönlerden kuvvetli olması (40-60 km/sa) esmesi beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.</p><p><strong>METEOROLOJİ İL İL PAYLAŞTI, BÖLGELERİMİZDE HAVA DURUMU TAHMİNLERİ</strong></p><p><strong>MARMARA</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, bölgenin doğusunun yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; Sakarya'nın doğu ilçelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor.</p><p><strong>BURSA °C, 25°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>ÇANAKKALE °C, 26°C</strong></p><p>Parçalı ve yer ye çok bulutlu</p><p><strong>İSTANBUL °C, 25°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, Anadolu yakasının yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>KIRKLARELİ °C, 27°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu</p><p><strong>EGE</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.</p><p><strong>DENİZLİ °C, 32°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><strong>İZMİR °C, 31°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><strong>MUĞLA °C, 31°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><strong>UŞAK °C, 26°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><strong>AKDENİZ</strong></p><p>Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı ve yer yer çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra Doğu Akdeniz'in Toroslar Mevkii ile Antalya'nın iç kesimleri ve Adana'nın doğusunun yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.</p><p><strong>ADANA °C, 33°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu, öğle saatlerinden sonra doğu kesimlerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>ANTALYA °C, 31°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu, öğle saatlerinden sonra iç kesimlerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>BURDUR °C, 31°C</strong></p><p>Az bulutlu ve açık</p><p><strong>HATAY °C, 31°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><strong>İÇ ANADOLU</strong></p><p>Az bulutlu, zamanla parçalı yer yer çok bulutlu, Niğde ve Kayseri'nin doğusu ile Çankırı çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.</p><p><strong>ANKARA °C, 27°C</strong></p><p>Az bulutlu, zamanla parçalı bulutlu</p><p><strong>ESKİŞEHİR °C, 24°C</strong></p><p>Az bulutlu, zamanla parçalı bulutlu</p><p><strong>KONYA °C, 28°C</strong></p><p>Az bulutlu, zamanla parçalı bulutlu</p><p><strong>NEVŞEHİR °C, 30°C</strong></p><p>Az bulutlu, zamanla parçalı bulutlu</p><p><strong>BATI KARADENİZ</strong></p><p>Parçalı, zamanla çok bulutlu, bölge genelinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; Zonguldak, Bartın ve Düzce çevrelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgârın; Batı Karadeniz'de batılı yönlerden kuvvetli olması (40-60 km/sa) tahmin ediliyor.</p><p><strong>BOLU °C, 21°C</strong></p><p>Parçalı, zamanla çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>DÜZCE °C, 24°C</strong></p><p>Parçalı, zamanla çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; yerel kuvvetli olması bekleniyor.</p><p><strong>SİNOP °C, 29°C</strong></p><p>Parçalı, zamanla çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>ZONGULDAK °C, 22°C</strong></p><p>Parçalı, zamanla çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; yerel kuvvetli olması bekleniyor.</p><p><strong>ORTA ve DOĞU KARADENİZ</strong></p><p>Parçalı, zamanla çok bulutlu, bölgenin kıyıları ve Amasya çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.</p><p><strong>AMASYA °C, 31°C</strong></p><p>Parçalı, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>RİZE °C, 27°C</strong></p><p>Parçalı, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>SAMSUN °C, 28°C</strong></p><p>Parçalı, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>TRABZON °C, 26°C</strong></p><p>Parçalı, zamanla çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>DOĞU ANADOLU</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.</p><p><strong>ERZURUM °C, 28°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><strong>KARS °C, 27°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><strong>MALATYA °C, 34°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><strong>VAN °C, 26°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><strong>GÜNEYDOĞU ANADOLU</strong></p><p>Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.</p><p><strong>DİYARBAKIR °C, 26°C</strong></p><p>Az bulutlu ve açık</p><p><strong>GAZİANTEP °C, 34°C</strong></p><p>Az bulutlu ve açık</p><p><strong>MARDİN °C, 33°C</strong></p><p>Az bulutlu ve açık</p><p><strong>ŞANLIURFA °C, 36°C</strong></p><p>Az bulutlu ve açık</p><p><strong>DENİZLERDE HAVA</strong></p><p>Karadeniz, Güney Ege ve Batı Akdeniz'de fırtınamsı rüzgar bekleniyor.</p><p><strong>KARADENİZ</strong></p><p>Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu, yer yer sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı. Rüzgar: Batı Karadeniz'de batı ve kuzeybatıdan 4 ila 6, öğle saatlerinden sonra doğusu 5 ila 7; Doğu Karadeniz'de kuzey ve kuzeybatıdan 3 ila 5, akşam saatlerinde batısı 5 ila 7 kuvvetinde. Dalga: 1,0 ila 2,0 m, batısı yer yer 3,0 m. Görüş: İyi, yağış anında orta.</p><p><strong>MARMARA</strong></p><p>Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu, doğusu sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı. Rüzgar: Kuzey ve kuzeydoğudan 3 ila 5 kuvvetinde. Dalga: 0,5 ila 1,5 m. Görüş: İyi, yağış anında orta.</p><p><strong>EGE</strong></p><p>Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu. Rüzgar: Kuzey Ege'de kuzey ve kuzeydoğudan, öğle saatlerinden sonra kuzeybatıdan 3 ila 5; Güney Ege'de kuzey ve kuzeybatıdan 4 ila 6 güneyi yer yer 7 kuvvetinde. Dalga: 1,0 ila 2,5 m, güneyi yer yer 3,0 m. Görüş: İyi.</p><p><strong>AKDENİZ</strong></p><p>Hava Durumu: Parçalı ve az bulutlu. Rüzgar: Batı Akdeniz'de kuzey ve kuzeybatıdan, 4 ila 6 yer yer 7, öğle saatlerinden sonra Antalya Körfezi güneybatıdan 3 ila 5; Doğu Akdeniz'de batı ve güneybatıdan 3 ila 5 kuvvetinde. Dalga: 1,0 ila 2,0 m, Batı Akdeniz'in batısı yer yer 2,0 ila 3,0 m. Görüş: İyi.</p><p><strong>VAN GÖLÜ</strong></p><p>Hava Durumu: Parçalı bulutlu, Rüzgar: Doğu ve kuzeydoğudan 3 ila 5 kuvvetinde, Dalga; 0,25 ila 0,50 m, Görüş: İyi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/disari-cikacaklar-dikkat--380_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291420</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/belleklerin-enerji-tuketimi-neden-bu-kadar-yuksek-yeni-yontem-siniri-degistirebilir-291420</link>
      <pubDate>2026-09-14T13:19:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Belleklerin enerji tüketimi neden bu kadar yüksek? Yeni yöntem sınırı değiştirebilir]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Edinburgh Üniversitesi'nden bilim insanları, manyetik veri kaydı sırasında enerji tüketimini dramatik biçimde azaltan yeni bir matematiksel şema geliştirdi. Bu yenilik, bellek teknolojilerinde devrim yaratma potansiyeli taşıyor ve enerji maliyetlerini en düşük seviyeye çekmeyi hedefliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Belleklerin enerji tüketimi neden bu kadar yüksek? Yeni yöntem sınırı değiştirebilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Edinburgh Üniversitesi'nde görev yapan bir ekip, manyetik veri kaydı sırasında harcanan enerjiyi ciddi oranda düşüren yeni bir yöntem geliştirdi. Araştırmacıların önerdiği matematiksel model, bilgi kaydında manyetik durumların en ekonomik şekilde nasıl değiştirilebileceğini ortaya koyuyor. Bilgisayar simülasyonları, bu yaklaşım sayesinde enerji tüketiminin mevcut bellek teknolojilerine kıyasla kat kat azalabileceğini gösterdi. Özellikle DRAM, STT-MRAM ve SOT-MRAM gibi günümüzün önde gelen bellek türleriyle karşılaştırıldığında, yeni şema enerji verimliliğinde çarpıcı bir avantaj sunuyor.</p><h3>Elton Santos: "Enerji verimliliği için optimal kontrol teorisi uygulandı"</h3><p>Araştırmanın başında yer alan Elton Santos, geliştirdikleri yöntemin temelinde optimal kontrol teorisinin bulunduğunu belirtti. Bu teori sayesinde, manyetizasyonun en düşük enerjiyle değiştirilmesi için süper hızlı manyetik alan darbelerinin şekli hesaplandı. Modelleme sırasında, gerçek deneylerde karşılaşılabilecek sınırlamalar da dikkate alındı. Elde edilen sonuçlar, enerji tüketiminin Landauer sınırına &#8211; yani bilgi işleme sırasında ulaşılabilecek en düşük teorik enerji seviyesine &#8211; yaklaştığını gösteriyor. Santos, bu gelişmenin yalnızca teorik kalmadığını, pratik uygulamalar için de önemli adımlar atıldığını vurguladı.</p><h3>Araştırmacılardan manyetik alan kontrolüne yeni cihaz önerileri</h3><p>Çalışmanın dikkat çeken bir diğer yönü ise, araştırmacıların gelecekteki deneylerde kullanılabilecek manyetik alanlar için cihaz ve yöntem önerileri sunması oldu. Ekip, geliştirdikleri matematiksel aracın yalnızca manyetik alan kontrolüyle sınırlı kalmadığını, elektrik akımı ya da süper hızlı lazer darbeleriyle çalışan sistemlere de uyarlanabileceğini belirtti. Bu durum, enerji verimliliği sağlayan yeni şemanın veri depolama teknolojilerinde geniş bir uygulama alanı bulabileceğine işaret ediyor. Araştırmacılar, önerdikleri mühendislik çözümlerinin yakın gelecekte konseptin deneysel olarak test edilmesinin önünü açacağına inanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/belleklerin-enerji-tuketi-239_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291419</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/sinir-hasari-sonrasi-agri-neden-kalicilasiyor-beyindeki-bir-mekanizma-yeni-ipuclari-verdi-291419</link>
      <pubDate>2026-09-14T13:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sinir hasarı sonrası ağrı neden kalıcılaşıyor? Beyindeki bir mekanizma yeni ipuçları verdi]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Beyin sapının küçük bir bölgesi olan mavi çekirdek, ağrıya verilen tepkilerde kilit rol oynuyor. Araştırmacılar, fareler üzerinde yürüttükleri deneylerle mavi çekirdeğin sinir hasarı sonrası ağrı hassasiyetini nasıl değiştirdiğini ortaya koydu. Bu bulgular, ağrı tedavilerinde yeni yaklaşımların önünü açabilir.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sinir hasarı sonrası ağrı neden kalıcılaşıyor? Beyindeki bir mekanizma yeni ipuçları verdi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin sapında yer alan ve noradrenalin üretimiyle bilinen mavi çekirdek, ağrıya verilen tepkilerde kritik bir rol üstleniyor. Son yapılan deneylerde, araştırmacılar fareler üzerinde mavi çekirdeğin ağrı mekanizmasını nasıl etkilediğini detaylı biçimde inceledi. Deneylerde, sinir hasarı öncesi ve sonrası mavi çekirdek hücrelerinin aktivitesi değiştirildiğinde, ağrıya verilen yanıtların da farklılaştığı gözlemlendi. Bulgular, özellikle sinir hasarı sonrası mavi çekirdeğin işlevinin zamanla değiştiğini ve bu bölgedeki mu-opioid reseptörlerinin ağrı hassasiyetinde belirleyici olduğunu gösterdi.</p><h3>Mavi çekirdek hücrelerine müdahale ağrı tepkilerini değiştirdi</h3><p>Çalışmanın ilk aşamasında sağlıklı farelerde mavi çekirdek nöronlarının aktivitesi ışık yardımıyla baskılandı. Bu müdahale sonrasında, farelerin 55 derece sıcaklıktaki yüzeye ve ayaklarına yönlendirilen ısıya daha geç tepki verdiği görüldü. Mekanik uyaranlara karşı ise daha güçlü bir basınca ihtiyaç duyuldu. Araştırmacılar, hayvanların motor hareketlerinde herhangi bir bozulma olmadığını da kaydetti. Sinir hasarı oluştuğunda ise tablo değişti. Bir hafta sonra mavi çekirdek devre dışı bırakıldığında, hasarlı ayakta ağrı tepkisi azalmadı; aksine, sağlıklı ayakta aşırı hassasiyet ortaya çıktı. Dört hafta geçtikten sonra ise bu nöronların baskılanması, yaralanmış taraftaki ağrı tepkisini azaltırken, sağlıklı ayaktaki anormal duyarlılık ortadan kalktı. Bu bulgular, mavi çekirdeğin ağrı yönetiminde zamana bağlı olarak farklı işlevler üstlendiğini ortaya koydu.</p><h3>Mu-opioid reseptörlerinin rolü ve gen müdahalesi umut verdi</h3><p>Araştırmada, noradrenalin üreten mavi çekirdek hücrelerindeki mu-opioid reseptörlerine özel bir dikkat gösterildi. Bu reseptörleri taşımayan fareler, sinir hasarı olmasa bile ısıya ve hafif dokunuşlara karşı daha fazla hassasiyet sergiledi. Diğer opioid reseptörlerinin kaldırılması ise benzer bir sonuç doğurmadı. Ayrıca, mavi çekirdeğin bağlantı noktaları da ağrı tepkilerinde belirleyici oldu. Prefrontal korteksle bağlantılı nöronlarda mu-reseptörlerin kaybı, hassasiyetin giderek artmasına yol açtı. Omuriliğe giden yolda ise bu reseptörlerin kaldırılması ağrı tepkisinin azalmasına sebep oldu. Hipokampüsle bağlantılı hücrelerde ise anlamlı bir değişiklik tespit edilmedi. Sekiz hafta sonra yapılan ek deneyde, mavi çekirdeğe insan mu-opioid reseptör geninin aktarılmasıyla, artan hassasiyet kayboldu. Üstelik bu etki için ek bir opioid ilacına gerek kalmadı. Araştırmacılar, mavi çekirdeğin ve mu-opioid reseptörlerinin ağrı tedavisinde potansiyel hedefler olabileceğini vurguladı. Ancak, elde edilen sonuçlar şu anda yalnızca fareler üzerinde geçerli. Bilim insanları, bu yaklaşımın insanlarda güvenle uygulanabilmesi için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu belirtti.</p><p>Sonuç olarak, mavi çekirdek ve mu-opioid reseptörleri üzerine yapılan bu kapsamlı araştırma, kronik ağrı ve sinir hasarı sonrası gelişen hassasiyetin yönetiminde yeni tedavi yolları açabilir. Önümüzdeki süreçte, mavi çekirdek odaklı çalışmaların insanlarda da benzer sonuçlar verip vermeyeceği merak konusu olmaya devam ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/sinir-hasari-sonrasi-agri-282_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291418</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/yemendeki-husiler-suudi-arabistanin-kral-halid-hava-ussunu-onlarca-fuze-ve-iha-ile-hedef-aldik-291418</link>
      <pubDate>2026-09-14T13:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yemen'deki Husiler: Suudi Arabistan'ın Kral Halid Hava Üssü'nü onlarca füze ve İHA ile hedef aldık]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Yemen'deki İran destekli Husiler, Suudi Arabistan'ın güneyindeki Kral Halid Hava Üssü'nü onlarca balistik füze ve insansız hava aracıyla (İHA) hedef aldıklarını açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yemen'deki Husiler: Suudi Arabistan'ın Kral Halid Hava Üssü'nü onlarca füze ve İHA ile hedef aldık]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya es-Seri, yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan'ın son 5 günde Yemen'in çeşitli vilayetlerine savaş uçaklarıyla düzenlediği 300'den fazla hava saldırısına "nitelikli ve geniş kapsamlı" saldırılarla karşılık verdiklerini öne sürdü.</p><p>Suudi Arabistan'ın güneyindeki Hamis Muşayt bölgesinde bulunan Kral Halid Hava Üssü'ndeki savaş uçağı hangarları, radarlar, pistler, mühimmat depoları ile diğer askeri tesis ve altyapı unsurlarının onlarca balistik füze ve İHA ile hedef alındığını ifade eden Seri, saldırıların "isabetli" olduğunu ve hava üssünde "büyük kayıplara" yol açtığını ileri sürdü.</p><p>Husilerden Suudi Arabistan'a saldırı tehdidi</p><p>Seri, Yemen'e yönelik saldırılar sürdüğü müddetçe Suudi Arabistan'ın iç kesimlerine yönelik saldırılarını sürdüreceklerini ifade etti.</p><p>"Kuşatmaya kuşatmayla, tırmandırmaya tırmandırmayla karşılık verme" politikasını sürdüreceklerini belirten Seri, "Yemen'e yönelik saldırılar sürdüğü müddetçe Suudi Arabistan'ın iç kesimlerine yönelik saldırıların devam edeceğini" kaydetti.</p><p>Suudi Arabistan Sivil Savunma Genel Müdürlüğü, gece saatlerinde ülkenin güneyindeki Hamis Muşayt, Abha, Cazan ve Necran kentlerindeki potansiyel tehlikelere karşı uyarı mesajı yayımlamıştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/yemendeki-husiler-suudi-a-612_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291417</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kasirga-isimleri-nasil-belirleniyor-dunya-meteoroloji-orgutunun-sistemi-ortaya-cikti-291417</link>
      <pubDate>2026-09-14T12:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kasırga isimleri nasıl belirleniyor? Dünya Meteoroloji Örgütü'nün sistemi ortaya çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Kasırga isimlendirmesi, Dünya Meteoroloji Örgütü tarafından belirlenen kurallara göre yürütülüyor. ABD ve Atlantik bölgesinde kasırgalar için hazırlanan listelerde hem kadın hem de erkek isimleri dönüşümlü olarak kullanılıyor. Özellikle yıkıcı etkiye sahip fırtınaların isimleri ise kalıcı olarak listelerden çıkarılıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kasırga isimleri nasıl belirleniyor? Dünya Meteoroloji Örgütü'nün sistemi ortaya çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Küresel ölçekte kasırga ve tropikal fırtınalara verilen isimler, Dünya Meteoroloji Örgütü'nün (WMO) belirlediği uluslararası standartlara göre seçiliyor. Bu uygulama, geçmişte yaşanan karışıklıkları önlemek ve iletişimde netlik sağlamak amacıyla hayata geçirildi. Özellikle ABD ve Atlantik bölgesinde, kasırga isimleri belirli listeler üzerinden sıralanıyor ve her yıl güncelleniyor. 20. yüzyılın başlarında kasırgalar yalnızca çıkış sırasına göre adlandırılırken, bu yöntem zamanla yetersiz kaldı ve isimlendirme sistemine geçildi.</p><h3>Dünya Meteoroloji Örgütü kasırga isimlerinde standart getirdi</h3><p>Dünya Meteoroloji Örgütü, kasırga isimlendirmesi konusunda her yıl bölgesel toplantılar düzenliyor. Bu toplantılarda, kasırga isimlerinin kısa, kolay telaffuz edilebilir ve farklı bölgelerdeki listelerle çakışmayan isimler olmasına dikkat ediliyor. Atlantik bölgesinde ise altı farklı isim listesi dönüşümlü olarak kullanılıyor. Bu listelerde kadın ve erkek isimleri sırayla yer alıyor. Eğer bir kasırga büyük yıkıma veya can kaybına yol açtıysa, o isim listeden tamamen çıkarılıyor. 2005 yılındaki rekor kasırga sezonunda beş ismin kalıcı olarak kullanımdan kaldırılması, bu uygulamanın en çarpıcı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.</p><h3>ABD'de kasırga isimlendirmesinde cinsiyet eşitliği sağlandı</h3><p>ABD'de 1953'ten itibaren kasırgalar alfabetik olarak sıralanan listelerden isim alıyor. Başlangıçta sadece kadın isimlerinin kullanıldığı bu sistem, toplumsal tepkiler ve özellikle Ulusal Kadınlar Örgütü'nün girişimleriyle 1979'da değişti. O tarihten itibaren, kasırga isim listelerine erkek isimleri de dahil edildi. Bu değişiklik, kasırga isimlendirmesinde cinsiyet eşitliğinin sağlanması açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Günümüzde, kasırga isimleri hem toplumsal hassasiyetleri gözetiyor hem de iletişimde kolaylık sağlıyor. Kasırga isimlendirme sistemi, olası karışıklıkları en aza indirirken, yıkıcı fırtınaların olumsuz etkilerinin hafızalarda yer etmesini engellemeye de yardımcı oluyor.</p><p>Küresel ölçekte uygulanan bu standartlar, kasırga isimlendirme sürecinin şeffaf ve sistemli şekilde yürütülmesini sağlıyor. Dünya Meteoroloji Örgütü'nün belirlediği prensipler, hem bilimsel hem de toplumsal açıdan önemli bir işlev görüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/kasirga-isimleri-nasil-be-342_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291416</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/iklim-degisikligi-kopruleri-nasil-daha-hizli-yipratiyor-291416</link>
      <pubDate>2026-09-14T12:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İklim değişikliği köprüleri nasıl daha hızlı yıpratıyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'de iklim krizi, 2050 yılına kadar ülke genelindeki çelik köprülerin dörtte birinin çökmesine yol açabilir. Uzmanlar, küresel ısınmanın yol açtığı aşırı sıcaklık ve sel olaylarının altyapı için ciddi tehlike oluşturduğunu vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İklim değişikliği köprüleri nasıl daha hızlı yıpratıyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri'nde iklim krizi, çelik köprülerin geleceğini ciddi biçimde tehdit ediyor. Uzman P. Chinovski, 2050 yılına kadar ülke genelindeki köprülerin yaklaşık yüzde 25'inin çökebileceğini açıkladı. Bu riskin temel nedeni olarak ise küresel ısınma ve buna bağlı olarak artan aşırı sıcaklıklar ile sıklaşan sel felaketleri gösteriliyor. Özellikle eski köprülerin bakım ihtiyacı artarken, iklim krizi nedeniyle bu yapılar daha hızlı yıpranıyor.</p><h3>Uzman Chinovski: 'Köprüler karton evler gibi çökebilir'</h3><p>Uzman Chinovski, iklim krizi yüzünden beton ve çelikten oluşan köprülerin dayanıklılığının hızla azaldığını belirtti. Aşırı sıcaklık dalgaları ve şiddetli yağışlar, köprülerin taşıyıcı unsurlarını zayıflatıyor. Bu durum, ABD'deki köprülerin karton evler gibi yıkılmasına yol açabilir. Özellikle 1960 öncesi inşa edilen köprüler, yaşları ve yıpranmış yapıları nedeniyle büyük risk altında bulunuyor.</p><h3>ABD köprülerinin yüzde 25'i için çökme riski</h3><p>ABD'deki köprülerin yaklaşık dörtte biri 1960'tan önce inşa edildi. Uzmanlara göre, bu köprüler zaten bakım gerektirirken, iklim krizi nedeniyle yıkım süreci hızlandı. Küresel ısınmanın etkisiyle köprü altyapısında yaşanan bozulmalar, ülke genelinde büyük çaplı bir güvenlik sorunu yaratıyor. Yetkililer, acil önlem alınmazsa 2050'ye kadar binlerce köprünün kullanılmaz hale gelebileceği konusunda uyarıyor.</p><p>Küresel ısınmanın ABD'nin köprü altyapısı üzerindeki etkisi, önümüzdeki yıllarda daha fazla gündeme gelecek gibi görünüyor. Uzmanlar, iklim krizinin yol açtığı tehlikelere karşı hızlı ve etkili adımlar atılması gerektiğini vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/iklim-degisikligi-koprule-786_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291415</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/uykusuz-bir-geceden-sonra-daha-iyi-hissetmek-icin-ne-yemeli-291415</link>
      <pubDate>2026-09-14T12:48:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uykusuz bir geceden sonra daha iyi hissetmek için ne yemeli?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Endokrinolog Z. Pavlova, uykusuz bir gecenin ardından vücudun kaybettiği enerjiyi geri kazanmak için meyve ve sebze tüketimini önerdi. Pavlova'ya göre, bu doğal besinler vitamin, mineral ve antioksidan bakımından zengin yapısıyla hem fiziksel hem de ruhsal toparlanmaya katkı sunuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uykusuz bir geceden sonra daha iyi hissetmek için ne yemeli?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Endokrinolog Z. Pavlova, uykusuzluk sonrası vücutta oluşan yorgunluğun üstesinden gelmek için meyve ve sebze tüketiminin büyük önem taşıdığını açıkladı. Pavlova, kendi Telegram kanalında yaptığı bilgilendirmede, özellikle uykusuz bir gecenin ardından meyve ve sebzelerin vücudu yeniden canlandırdığını vurguladı. Vitamin, mineral ve antioksidan açısından zengin olan bu besinlerin, uyku eksikliği nedeniyle zayıflayan bedende enerjinin hızla geri kazanılmasını kolaylaştırdığı belirtildi. Pavlova, bu önerisini bilimsel gözlemlerle de destekledi. Genç Yeni Zelandalılar, Amerikalılar ve Avrupalılar üzerinde yapılan bir deneyde, düzenli olarak meyve ve sebze tüketen kişilerin ruh hallerinin daha hızlı düzeldiği ve uykusuzluğun olumsuz etkilerini daha kolay atlattığı gözlemlendi.</p><h3>Pavlova: 'Meyve ve sebze ruh halini iyileştiriyor'</h3><p>Uzman açıklamasında, uykusuzluk sonrası ruh halini en çok etkileyen faktörün uyku olduğunu, ancak meyve ve sebze tüketiminin de bu süreçte önemli bir rol oynadığını belirtti. Deney sonuçlarına göre, bitkisel ürünler tüketen kişilerin hem ruhsal hem de fiziksel olarak daha hızlı toparlandığı ortaya çıktı. Pavlova, özellikle taze meyve ve sebzelerin içerdiği antioksidan ve vitaminlerin, enerji kaybını telafi etmede etkili olduğunu ifade etti. Ayrıca, bu besinlerin düzenli tüketimiyle uykusuzluğun yol açtığı halsizlik ve düşük motivasyonun da önüne geçilebileceğini aktardı.</p><h3>Kafeinli içecekler ve tatlılar yerine sebze ve meyve uyarısı</h3><p>Pavlova, uykusuzluk sonrası kafeinli içecekler veya tatlılar yerine, taze meyve ve sebze tüketilmesinin daha sağlıklı bir tercih olduğunu vurguladı. Kafein ve şekerin geçici bir enerji sağladığını, ancak sorunun kökenini çözmediğini belirten uzman, taze sebze ve meyvelerin ise vücuda kalıcı bir canlılık kazandırdığını söyledi. Bu nedenle, uykusuzluk yaşayanların beslenme alışkanlıklarında meyve ve sebzeye öncelik vermeleri tavsiye edildi. Uzmanlar, bu doğal yöntemle hem enerji seviyesinin hem de ruh halinin korunabileceğini belirtti.</p><p>Meyve ve sebze tüketiminin, uykusuzluk sonrası vücudu ve zihni toparlamada etkili bir yol olduğu bir kez daha ortaya kondu. Uzmanlar, sağlıklı ve dengeli beslenmenin, uykusuzlukla mücadelede önemli bir destek sağladığına dikkat çekiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/uykusuz-bir-geceden-sonra-602_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291414</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/katil-balinalarin-kuslari-havaya-firlatmasinin-ardindaki-neden-ortaya-cikti-291414</link>
      <pubDate>2026-09-14T12:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Katil balinaların kuşları havaya fırlatmasının ardındaki neden ortaya çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Kaliforniya'nın Monterey Körfezi'nde genç Bigg'in katil balinaları, deniz kuşlarını havaya fırlatarak avlanma becerilerini geliştiriyor. Uzmanlara göre, bu davranış türün karmaşık sosyal yapısı ve avcı yeteneklerinin nesilden nesile aktarılmasında önemli rol oynuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Katil balinaların kuşları havaya fırlatmasının ardındaki neden ortaya çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kaliforniya'nın Monterey Körfezi'nde, Bigg'in katil balinalarına ait genç bireylerin dikkat çeken bir davranışı gözlemlendi. Balina gözlemcileri, bu balinaların yavrularını avcılığa hazırlamak için deniz kuşlarını, özellikle ince gagalı kittiwakes türünü, suyun dışına fırlatarak avlanma yeteneklerini geliştirdiğini kaydetti. Monterey Bay Whale Watch ekibinden Evan Brodsky'nin çektiği görüntüler, genç katil balinaların suyun yüzeyine sıçrayıp kuşları havaya savurduğunu açıkça ortaya koydu. Bu alışılmadık avlanma eğitimi, Bigg'in katil balinalarının sosyal yapısının ve avcı becerilerinin ne kadar gelişmiş olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.</p><h3>Biyolog Taylor: 'Bigg'in katil balinaları avcılığı nesiller boyu öğretiyor'</h3><p>Deniz biyoloğu Barbara Taylor, Bigg'in katil balinalarının avlanmayı öğrenmesinin gençler için hayati öneme sahip olduğunu vurguladı. Taylor, bu balinaların 90 yıla kadar yaşayabildiğini ve uzun ömürleri boyunca yiyecek bulma becerilerinin sürekli geliştiğini belirtti. Özellikle deniz memelilerini tercih eden Bigg'in katil balinaları, küçük gruplar halinde hareket ederek ve daha az ses çıkararak avlanma sırasında gizlilik sağlıyor. Taylor'a göre, bu karmaşık davranışlar ve avcılık teknikleri, topluluk içinde nesilden nesile aktarılıyor.</p><h3>Bigg'in katil balinalarında avlanma eğitimi ve sosyal yapı</h3><p>Bigg'in katil balinaları, yerleşik akrabalarından farklı olarak somon yerine deniz memelilerini avlamayı seçiyor ve topluluk içinde kendilerine özgü bir yaşam tarzı sürdürüyor. Genç balinaların kuşları havaya fırlatması, sadece avlanma becerilerini geliştirmekle kalmıyor; aynı zamanda sosyal ilişkilerin ve topluluk içi öğrenmenin de bir parçası olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, bu gözlemlerin Bigg'in katil balinalarının avcılıkta gösterdiği ustalığın ve sosyal yapılarının, türün hayatta kalmasında kritik rol oynadığını ifade ediyor. Monterey Körfezi'ndeki bu sıra dışı görüntüler, deniz biyolojisi açısından yeni soruları da gündeme getiriyor.</p><p>Bigg'in katil balinalarının avlanma eğitimi ve sosyal davranışları, bilim insanlarının dikkatini çekmeye devam ediyor. Bu türün nesiller boyunca aktarılan avcı becerileri, deniz ekosisteminde önemli bir yer tutuyor. Gözlemler, katil balinaların karmaşık sosyal yapıları ve öğrenme süreçleri hakkında daha fazla bilgi edinilmesine katkı sağlıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/katil-balinalarin-kuslari-481_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291413</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kediler-icin-tehlikeli-besin-ortaya-cikti-sogan-kan-hucrelerini-yok-ediyor-291413</link>
      <pubDate>2026-09-14T12:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kediler için tehlikeli besin ortaya çıktı! Soğan kan hücrelerini yok ediyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[İtalya'da bir veteriner kliniğinde yaşanan soğan kaynaklı kedi vakası, evcil hayvan sahipleri için önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Bilim insanları, soğanın kedilerde ciddi anemiye yol açabileceğini bildirerek, beslenme seçimlerinde dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kediler için tehlikeli besin ortaya çıktı! Soğan kan hücrelerini yok ediyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İtalya'nın önde gelen veteriner kliniklerinden Clinica Veterinaria Colombo'da kayda geçen bir vaka, soğan tüketiminin kedilerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini gözler önüne serdi. Araştırmacıların Discover Animal dergisinde yayımladığı rapora göre, evcil bir kedinin soğan yemesi sonrası ağır hemolitik anemi gelişti. Uzmanlar, olayın ardından kedide belirgin iştah kaybı ve halsizlik gözlemledi. Kan testlerinde kırmızı kan hücrelerinde kritik bir azalma saptandı ve bu durum acil tıbbi müdahale gerektirdi.</p><h3>Veterinerler: 'Soğan kedilerde eritrosit yıkımına yol açıyor'</h3><p>Bilim insanları, vakada kedinin kanında Heinz cisimcikleri ve "hayalet hücreler" olarak adlandırılan yıkılmış eritrosit kalıntıları tespit etti. Bu bulgular, soğanda bulunan tiyosülfat gibi toksik bileşenlerin kedilerde eritrosit yıkımına ve oksidatif strese neden olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, soğan tüketiminin hayvanlarda daha önce düşünüldüğünden çok daha ciddi kan hastalıklarına yol açabileceğini belirtiyor. Özellikle hemolitik anemi, kedilerde yaşamı tehdit edebilen bir tabloya sebep olabiliyor.</p><h3>Evcil hayvan sahiplerine beslenme uyarısı: Soğan riski büyüyor</h3><p>Veterinerler, bu vakayla birlikte soğan tüketiminin evcil hayvanlar için oluşturduğu risklere bir kez daha dikkat çekti. Özellikle kedilerin beslenmesinde soğanın kesinlikle yer almaması gerektiği vurgulandı. Araştırmacılar, hayvan sahiplerine, evcil dostlarının sağlığını korumak için beslenme seçimlerinde çok daha titiz davranmaları çağrısında bulundu. Soğanın yol açabileceği anemi ve diğer sağlık sorunlarının önüne geçmek için, kedi sahiplerinin mutfakta kullanılan malzemeler konusunda bilinçli olması gerekiyor. Bu tür vakaların önlenebilmesi için toplumsal farkındalığın arttırılması gerektiği ifade edildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/kediler-icin-tehlikeli-be-883_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291412</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/orta-yas-krizi-geride-mi-kaldi-kaygi-en-cok-genclerde-goruluyor-291412</link>
      <pubDate>2026-09-14T12:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Orta yaş krizi geride mi kaldı? Kaygı en çok gençlerde görülüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[ABD ve Birleşik Krallık'ta yapılan araştırmalar, gençler arasında kaygı oranının yetişkin ve yaşlılara kıyasla belirgin şekilde arttığını gösteriyor. Uzmanlar, sosyal medya etkisi ve ekonomik istikrarsızlık gibi faktörlerin gençlerin psikolojik sağlığını olumsuz etkilediğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Orta yaş krizi geride mi kaldı? Kaygı en çok gençlerde görülüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD ve Birleşik Krallık'ta yürütülen kapsamlı araştırmalar, gençler arasında kaygı düzeyinin son yıllarda ciddi oranda arttığını ortaya koydu. Yeni analizler, geçmişte orta yaş döneminde zirveye ulaştığı düşünülen kaygının, artık en çok gençlerde görüldüğünü gösteriyor. Özellikle 25 yaş altı bireylerde kaygı ve depresyon oranları, yetişkin ve yaşlı gruplara kıyasla belirgin biçimde yükseldi. Araştırmacılar, bu değişimde sosyal medya etkisi, pandemi sonrası toplumsal koşullar, psikolojik desteğe ulaşımda yaşanan zorluklar ve ekonomik belirsizliklerin önemli rol oynadığını belirtiyor.</p><h3>ABD ve Birleşik Krallık'ta gençlerde kaygı oranı yükseldi</h3><p>Geniş çaplı anket ve veri analizlerine göre, ABD ve Birleşik Krallık dahil birçok ülkede gençlerde kaygı oranı son on yılda gözle görülür şekilde arttı. Özellikle 2020 yılında 10-34 yaş arası Amerikalılar arasında intihar, en sık ikinci ölüm nedeni olarak kayıtlara geçti. Aynı dönemde, okullarda kaygı kaynaklı devamsızlıklar da dikkat çekici biçimde yükseldi. Araştırmalar, gençlerin önceki kuşaklara göre daha fazla psikolojik sorunla karşılaştığını ve bu eğilimin farklı ülkelerde de benzer şekilde gözlendiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, sosyal medya kullanımının yaygınlaşması ve ekonomik istikrarsızlığın gençlerde kaygı bozukluğunu tetikleyen başlıca etkenler arasında yer aldığını ifade ediyor.</p><h3>Uzmanlar: Gençler psikolojik açıdan en kırılgan grup</h3><p>Psikolojik sağlık alanında çalışan uzmanlar, elde edilen bulguların mutluluk ve stresle ilgili mevcut literatürün gözden geçirilmesi gerektiğine işaret ettiğini belirtiyor. Araştırma sonuçları, gençlerin psikolojik açıdan en savunmasız ve kırılgan grup haline geldiğini ortaya koyuyor. Sosyal medya baskısı, pandemi sonrası oluşan belirsizlikler ve psikolojik desteğe erişimde yaşanan sıkıntılar, gençlerin kaygı düzeyini artırıyor. Ayrıca, ekonomik sorunlar ve geleceğe dair endişeler de bu yaş grubunda kaygının yükselmesine yol açıyor. Uzmanlar, gençlerin psikolojik sağlığını korumak için toplumsal düzeyde daha fazla destek ve önlem alınması gerektiğini vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/orta-yas-krizi-geride-mi--975_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291411</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/gida-ihracati-su-kitligini-derinlestirebilir-en-buyuk-risk-yoksul-ulkelerde-291411</link>
      <pubDate>2026-09-14T12:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gıda ihracatı su kıtlığını derinleştirebilir! En büyük risk yoksul ülkelerde]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Birleşmiş Milletler Su Kaynakları Enstitüsü'nün son raporuna göre, küresel gıda ticareti yoksul ülkelerin su kaynaklarını hızla tüketiyor. Özellikle kurak ve düşük gelirli bölgelerde yaşayan milyonlarca insan, sanal su kaybı nedeniyle artan su kıtlığıyla karşı karşıya kalıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gıda ihracatı su kıtlığını derinleştirebilir! En büyük risk yoksul ülkelerde]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Küresel gıda ticareti, dünya genelinde suyun görünmeyen bir şekilde el değiştirmesine yol açıyor. Birleşmiş Milletler Su Kaynakları Enstitüsü tarafından hazırlanan raporda, özellikle yoksul ülkelerden ihraç edilen tarım ürünleriyle birlikte, bu bölgelerin zaten kısıtlı olan su kaynaklarının hızla azaldığı vurgulanıyor. Her ton tahılın üretimi için harcanan büyük miktarda sanal su, gıda ticareti yoluyla başka ülkelere taşınıyor. Bu süreç, suyun adaletsiz dağılımına ve bazı bölgelerdeki su kıtlığının daha da derinleşmesine neden oluyor.</p><h3>Birleşmiş Milletler: 'Sanal su' yoksul ülkelerde krizi büyütüyor</h3><p>Rapor, ithalatçı ülkelerin gıda üretimini başka coğrafyalara kaydırarak su tasarrufu sağladığını, ancak ihracatçı yoksul ülkelerin ciddi su kaybı yaşadığını ortaya koyuyor. Özellikle kurak bölgelerde yaşayan topluluklar, sanal su kaybı nedeniyle suya erişimde büyük zorluklarla karşılaşıyor. Birleşmiş Milletler'e göre, gıda ticareti sayesinde bazı ülkelerde su stresi azalırken, yoksul topluluklar için riskler artıyor. Hindistan, Pakistan ve doğu Avustralya gibi bölgeler, sanal su ihracı nedeniyle su kıtlığı tehdidiyle karşı karşıya. Buna karşın, Kuzey Çin, Avrupa ve Kuzey Afrika gibi bölgeler bu akıştan fayda sağlıyor.</p><h3>Uzmanlardan adil su politikaları için çağrı</h3><p>Raporda, küresel gıda ticaretinin yalnızca coğrafi değil, aynı zamanda sosyo-ekonomik eşitsizlikleri de derinleştirdiği belirtiliyor. Ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde bile, düşük gelirli gruplar su kıtlığından en çok etkilenen kesimler arasında yer alıyor. Yoksul ülkeler ve topluluklar, yaşanan kayıplara uyum sağlamakta ve bunları telafi etmekte güçlük çekiyor. Raporda, su kaynakları ve uluslararası ticaret alanında daha adil, savunmasız grupları koruyan politikaların hızla geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlar, sanal su kavramının hem politika yapıcılar hem de kamuoyu tarafından daha iyi anlaşılması gerektiğine dikkat çekiyor.</p><p>Küresel gıda ticaretinin görünmeyen yüzü olan sanal su kaybı, özellikle yoksul ve kurak bölgelerde yaşayan topluluklar için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Uzmanlar, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi ve adil ticaret politikaları geliştirilmediği sürece, milyonlarca insanın suya erişim sorunu büyümeye devam edeceği uyarısında bulunuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/gida-ihracati-su-kitligin-893_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291410</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/altinda-sert-dusus-bugun-altin-ne-kadar-oldu-14-eylul-pazartesi-gram-altin-ceyrek-altin-ka-291410</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Altında sert düşüş! Bugün altın ne kadar oldu? 14 Eylül Pazartesi gram altın, çeyrek altın kaç lira? Son dakika altın fiyatları, canlı takip]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[14 Eylül 2026 Pazartesi altın fiyatları... Güvenli liman altın yatırımcının yakın markajında. Bugün altın fiyatları kaç lira? Peki; gram altın, çeyrek altın, yarım altın ve cumhuriyet altını ne kadar? 14 Eylül 2026 Pazartesi son dakika altın fiyatları, canlı takip ile detayda karşınızda...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Altında sert düşüş! Bugün altın ne kadar oldu? 14 Eylül Pazartesi gram altın, çeyrek altın kaç lira? Son dakika altın fiyatları, canlı takip]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Her geçen gün kritik düşüş hareketleriyle dikkat çeken altında fiyat değişimleri dikkat çekiyor. Güvenli liman olarak bilinen altında son durum, altın alış-satış fiyatları merak ediliyor, araştırılıyor.</p><p>Birikimini altın olarak değerlendirecekler ya da söz-nişan-düğün gibi organizasyonlar için altın alışverişi yapmak isteyenler, kıymetli metaldeki son durumu anbean takip ediyor.</p><p>Altın almak ya da bozdurmak isteyenler dikkat! Altın fiyatlarında son durum ne oldu? Gram altın, çeyrek altın, yarım altın ve cumhuriyet altını ne kadar? </p><p>Son dakika altın fiyatları merak konusu. Son günlerdeki düşüş ivmesinde seyreden altında son durum bu haberde...</p><p><b>ALTIN YENİ GÜNE NASIL BAŞLADI? (14 EYLÜL 2026 PAZARTESİ)</b></p><p>Altın yeni günde de düşüşünü sürdürüyor.</p><p>Haftanın ilk işlem günü gram altın, saat 09.25 itibarıyla 6 bin 765 lira seviyesinden işlem görüyordu. Aynı dakikalarda çeyrek altın 11 bin 99 liradan, Cumhuriyet altını 44 bin 177 liradan satılıyordu.</p><p>Altının ons fiyatı ise yüzde 4 bin 333 dolardan işlem görüyordu.</p><p><b>14 EYLÜL 2026 PAZARTESİ GÜNCEL ALTIN FİYATLARI ALIŞ-SATIŞ LİSTESİ</b></p><p>Peki, şimdi altın fiyatları kaç lira? İşte, 14 Eylül 2026 Pazartesi son dakika altın fiyatları, canlı takip ile sizlerle...</p><p><b>GRAM ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 6.728,80</p><p>Satış: 6.729,60</p><p><b>ÇEYREK ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 10.832,80</p><p>Satış: 11.080,03</p><p><b>YARIM ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 21.597,90</p><p>Satış: 22.160,05</p><p><b>CUMHURİYET ALTINI</b></p><p>Alış: 44.900,00</p><p>Satış: 45.600,00</p><p><b>ATA ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 44.685,32</p><p>Satış: 45.810,99</p><p><b><font color="#ff0000" size="5"><a href="https://www.platinonline.com/altin-fiyatlari">CANLI TAKİP | GÜNCEL ALTIN FİYATLARI SAYFASI İÇİN TIKLAYINIZ</a></font></b></p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/ekonomi/altin-fiyatlari-neden-dustu-14-eylul-altin-yorumu-291441" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/altin-fiyatlari-neden-dus-328_2.jpg"/></div><h3>Altın fiyatları neden düştü? 14 Eylül altın yorumu</h3></a>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/altinda-kritik-dusus-14-e-870_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291409</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/yilin-8-ayinda-yaklasik-35-ton-uyusturucu-ve-871-milyon-uyusturucu-hap-ele-gecirildi-291409</link>
      <pubDate>2026-09-14T11:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yılın 8 ayında yaklaşık 35 ton uyuşturucu ve 87,1 milyon uyuşturucu hap ele geçirildi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanlığınca uyuşturucuyla mücadele kapsamında yılın 8 ayında yürütülen çalışmalarda yaklaşık 35 ton uyuşturucu madde ile 87,1 milyon uyuşturucu hap ele geçirildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yılın 8 ayında yaklaşık 35 ton uyuşturucu ve 87,1 milyon uyuşturucu hap ele geçirildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, 1 Ocak-31 Ağustos 2026 döneminde Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 188'inci maddesi kapsamındaki uyuşturucu imal ve ticareti suçlarına yönelik 37 bin 506 operasyon düzenlendi.</p><p>TCK'nin 190 ve 191'inci maddeleri kapsamındaki kullanıcılık ve diğer suçlarla ilgili ise 170 bin 98 olay kayıtlara geçti.</p><p>Narkotik suçlarla ilgili çalışmalar sonucu 250 bin 931 kişi gözaltına alındı, bunlardan 31 bin 754'ü tutuklandı, 14 bin 331 şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı verildi.</p><p>Uyuşturucu imal ve ticareti suçlarına yönelik operasyonlarda 59 bin 166 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden 30 bin 727'si tutuklandı, 11 bin 343'ü hakkında adli kontrol kararı uygulandı.</p><p>Uyuşturucu kullanıcılığı ve diğer suçlarla ilgili olaylarda ise 191 bin 765 şüpheli gözaltına alındı. Bu şüphelilerden 1027'si tutuklandı, 2 bin 988'i hakkında adli kontrol kararı verildi.</p><p>Geçen yılın aynı döneminde uyuşturucu imal ve ticareti suçlarına yönelik 35 bin 864 operasyon düzenlenmiş, kullanıcılık ve diğer suçlar kapsamında 164 bin 860 olay kayıtlara geçmişti. Söz konusu dönemde 28 bin 734 şüpheli tutuklanmış, 15 bin 932 şüpheli hakkında adli kontrol kararı uygulanmıştı.</p><p>Çalışmalarda 12,6 ton skunk, 9,9 ton esrar, 9,1 ton metamfetamin, 1,3 ton kokain, 1,1 ton eroin, 939 kilogram bonzai ve 48 kilogram afyon sakızı olmak üzere yaklaşık 35 ton uyuşturucu ele geçirildi.</p><p>Ekipler ayrıca 77,6 milyon sentetik ecza, 8 milyon captagon ve 1,5 milyon ecstasy olmak üzere toplam 87,1 milyon uyuşturucu hap ile 19 milyon kök kenevir ve skunk ele geçirdi.</p><p>Geçen yılın aynı dönemindeki çalışmalarda 27,4 ton uyuşturucu, 94,6 milyon uyuşturucu hap ile 57,2 milyon kök kenevir ve skunk ele geçirilmişti.</p><p><b>NARVAS kapsamında 117 bin 36 ihbar kayda geçti</b></p><p>Narkotik Vaka Analiz Sistemi (NARVAS) kapsamında 1 Ocak-31 Ağustos 2026 döneminde 117 bin 36 ihbar kayda geçti. İhbarlar doğrultusunda 157 bin 636 uygulama ve 12 bin 606 operasyon gerçekleştirildi.</p><p>NARVAS kapsamındaki çalışmalarda 13 bin 331'i narkotik, 978'i diğer suçlardan olmak üzere 14 bin 309 şüpheli hakkında işlem yapıldı.</p><p>Çalışmalarda 125 kilogram uyuşturucu, 569 bin 348 uyuşturucu hap, 350 tabanca ve 446 tüfek ele geçirildi.</p><p>Geçen yılın aynı döneminde NARVAS kapsamında 107 bin 134 ihbar kayda geçmiş, 231 bin 868 uygulama ve 12 bin 751 operasyon gerçekleştirilmişti.</p><p><b>EĞİTİM VE ÖNLEME FAALİYETLERİYLE YAKLAŞIK 37 MİLYON KİŞİYE ULAŞILDI</b></p><p>Uyuşturucuyla mücadele kapsamında Narko Rehber, En İyi Narkotik Polisi Anne, Narko Göçmen, Narko Kaan, Narko Tır, Narko Gençlik, Narko Yarışma ve Narko Nokta gibi eğitim ve önleme projeleri yürütüldü.</p><p>Bu projelerle 2022'de 5 milyon 387 bin 47, 2023'te 7 milyon 544 bin 211, 2024'te 9 milyon 494 bin 442 ve 2025'te 10 milyon 183 bin 558 kişiye ulaşıldı.</p><p>Bu yılın 31 Ağustos'a kadarki döneminde de 4 milyon 344 bin 841 kişiye ulaşılırken, 2022'den bu yana eğitim ve önleme faaliyetleri kapsamında erişilen kişi sayısı 36 milyon 954 bin 99 oldu.</p><p><b>İÇİŞLERİ BAKANI ÇİFTÇİ'NİN DEĞERLENDİRMESİ</b></p><p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, operasyonlara ilişkin yaptığı değerlendirmede, şunları kaydetti:</p><p>"Bizim bu mücadeledeki en büyük gayemiz, tek bir evladımızın dahi karanlık odakların tuzağına düşmesine izin vermemektir. Sokaklarımızı zehir tacirlerine dar ederken, geleceğimizi ve aile kurumumuzu korumayı milli bir vazife olarak görüyoruz.</p><p>Yılın 8 ayında yaklaşık 35 ton uyuşturucuyu ele geçirdik. Yürütülen çalışmalar sonucunda 31 binden fazla şüpheli tutuklandı. Ancak biliyoruz ki uyuşturucuyla mücadelede en güçlü kalkanlarımızdan biri sağlam aile yapımızdır. Başta kıymetli annelerimiz olmak üzere ailelerimizin desteği, bu mücadelede bizlere büyük güç veriyor. Evlatlarımızı zehirlemek isteyenlere karşı mücadelemizi, uyuşturucunun sokak satıcısından organizatörüne kadar tüm suç zincirini hedef alarak kararlılıkla sürdüreceğiz. Gençlerimizi ve ailelerimizi korumak için güvenlik güçlerimiz gece gündüz demeden sahada olmaya devam edecek."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/yilin-8-ayinda-yaklasik-3-263_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291408</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/ajetten-yurt-ici-ucuslarda-indirim-kampanyasi-291408</link>
      <pubDate>2026-09-14T11:52:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[AJet'ten yurt içi uçuşlarda indirim kampanyası]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[AJet, yurt içi uçuşlarda geçerli yüzde 30 indirimli biletleri satışa ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[AJet'ten yurt içi uçuşlarda indirim kampanyası]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, yarın saat 23.59'a kadar satın alınabilecek indirimli biletler, 5 Ekim 2026-15 Ocak 2027 tarihleri arasındaki yurt içi uçuşlarda geçerli olacak. Bu dönemdeki 28 Ekim-1 Kasım, 13 Kasım-22 Kasım, 31 Aralık-4 Ocak tarihleri ise kampanya kapsamı dışında tutulacak.</p><p>Kampanya kapsamında koltuk seçiminde indirim yapılarak standart koltuklar 99 lira, ön sıralar 199-299 lira ve acil çıkış koltukları 349 liradan satışa sunuldu.</p><p>İndirimli biletler sadece "AJet.com sitesi ve AJet Mobil" uygulaması üzerinden satın alınabilecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/ajetten-yurt-ici-ucuslard-672_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291407</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/katmanli-hava-savunmamiza-yeni-bir-atis-kabiliyeti-daha-sungur-burc-uzerinden-ilk-atista-h-291407</link>
      <pubDate>2026-09-14T11:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Katmanlı hava savunmamıza yeni bir atış kabiliyeti daha: SUNGUR, BURÇ üzerinden ilk atışta hedefi başarıyla vurdu]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[ROKETSAN'ın geliştirdiği SUNGUR Hava Savunma Füzesi, BURÇ Mobil Hava Savunma Sistemi üzerinden gerçekleştirilen ilk atışta hareketli hava hedefini başarıyla imha etti. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Katmanlı hava savunmamıza yeni bir atış kabiliyeti daha: SUNGUR, BURÇ üzerinden ilk atışta hedefi başarıyla vurdu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ROKETSAN, katmanlı hava savunma sistemine yeni bir atış kabiliyeti kazandırdı.</p><p>Bu kapsamda, yüksek hareket kabiliyetine sahip mobil hava savunma çözümü BURÇ üzerinden SUNGUR füzesiyle ilk kez atış gerçekleştirildi.</p><p>Testte SUNGUR, hareketli hava hedefini başarıyla vurarak sistemin yeni kabiliyetini doğruladı.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/video-140920262fe53df2.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>BURÇ Mobil Hava Savunma (MHSS) Sistemi, üstün ateş gücünü (SUNGUR füzesi ve 20/30 mm top), aktif ve pasif sensörleri ile mevcut ve gelecekteki tüm muharebe sahası hava tehditlerine karşı angaje olmak için gereken dinamikleri bir araya getirerek, maliyet etkin optimize çözüm üretebilen yeni nesil hava savunma sistemi olarak öne çıkıyor.</p><p>Muharebe sahasında ve geri bölgede bulunan hareketli/sabit birlik ve tesislerin kısa menzilli hava savunmasında kullanılacak omuzdan atılan hava savunma füze sistemi olan SUNGUR'un 8 kilometre üstü menzili bulunuyor. SUNGUR Hava Savunma Füze Sistemi, ayrıca, farklı platform entegrasyonlarına uyumlu şekilde tasarlandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/katmanli-hava-savunmamiza-855_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291406</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/sosyal-medyadaki-fotograf-akimlari-icin-bir-uyari-var-291406</link>
      <pubDate>2026-09-14T11:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sosyal medyadaki fotoğraf akımları için bir uyarı var]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[ Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Murat Kırık, sosyal medyada yaygınlaşan nostalji ve yaşlandırma temalı fotoğraf paylaşım akımlarının kullanıcıların biyometrik verilerini toplayarak yapay zeka sistemlerini eğitmek amacıyla kullanılabildiğini belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sosyal medyadaki fotoğraf akımları için bir uyarı var]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Prof. Dr. Kırık, AA muhabirine sosyal ağlarda popüler olan "80'ler", "bebek", "aksiyon figürü" veya "sen de ekle" gibi fotoğraf paylaşma akımlarının masum birer eğlence gibi görünmesine karşın arka planda kapsamlı bir veri madenciliği ve davranış analizi barındırdığını söyledi.</b></p><p>Bu tür akımların kişiye özel, nostaljik ve duygusal sonuçlar ürettiği için hızla yayıldığına dikkati çeken Kırık, yapay zekanın bu sonuçları elde edebilmek adına kullanıcıların yakın plan çekilmiş yüz fotoğraflarını ayrıntılı biçimde analiz ettiğini belirtti.</p><p>Kırık, uygulamaların gözlerin konumu, burun ve ağız mesafesi ile yüzün ayırt edici hatları gibi hassas biyometrik verileri işlediğini vurgulayarak, &quot;Bunlar ilerleyen yıllarda çok ciddi biyometrik veri riskini beraberinde getirecek. Artık ülkeler dijital istihbaratı elinde bulundurmak için veriye ihtiyaç duyuyor. Bizler akım adı altında eğlenceye ve masum görünen bu sistemlere dahil oluyoruz ve ne yazık ki gelecekte nasıl bir süreçle karşı karşıya kalacağımızı bilmiyoruz.&quot; dedi.</p><p><b>Telefon numarası, e-posta, adres bilgileri gibi kişisel verilerin değiştirilebilir, yüzün ise değişmez bir veri olduğunu anlatan Prof. Dr. Kırık, yüzün çok daha spesifik ve daha hassas bir biyometrik veri kapsamında yer aldığını vurguladı.</b></p><p>Kırık, savunmadan istihbarata, siber güvenlikten askeri karar destek süreçlerine kadar çok stratejik bir araç haline gelen yapay zekayı beslemek ve model geliştirmek için de veriye ihtiyaç duyulduğunu dile getirerek, &quot;Sahte ses ve görüntüler çok hızlı bir şekilde üretilebiliyor. En büyük yaptığımız hata da &#39;Nasıl olsa verilerimiz, fotoğraflarımız her yerde&#39; deyip bu tarz uygulamalara da çok rahat bir şekilde biyometrik verilerimizin açık ve aleni bir şekilde fotoğraflar vasıtasıyla yüklenmesi ancak her sistem kendine özgüdür. Yani bir sosyal medya mecrasında fotoğrafınızın olması demek başka bir yapay zeka şirketinin onu hemen otomatik olarak alıp kullanması anlamına gelmiyor.&quot; diye konuştu.</p><p><b> Sadece ünlü isimleri tehdit etmiyor</b></p><p>Prof. Dr. Kırık, akıllı kilitler, mobil cihazlar ve ev güvenlik mekanizmalarının biyometrik doğrulama esasına göre çalıştığına değinerek, yüz ve ses verilerinin ele geçirilmesiyle güvenlik sistemlerinin aşılabileceğini belirtti.</p><p>Ünlü isimlerin, sanatçıların, siyasetçilerin ses ve görüntüleri işlenebildiği gibi tüm vatandaşların da verilerinin işlenebildiğini dile getiren Kırık, &quot;Akımlar dönem dönem sosyal medyada viral oluyor ve bu sayede veri toplanmış oluyor. Özellikle biyometrik veriler bu tarz şirketlerin eline gittiğinde, askeri sanayilerinde bile artık kullanılan bir teknolojiden bahsediyoruz, bu ilerleyen yıllarda çok daha ciddi sorun ve problemleri doğurabilir. Unutmayın kendi rızanızla bunu gerçekleştirmiş oluyorsunuz.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Kullanıcıların dijital hijyen kurallarını uygulaması ve dijital okuryazarlık seviyelerini artırması gerektiğinin altını çizen Kırık, hukuki ve pratik adımlara ilişkin şu bilgileri verdi:</p><p>&quot;Uygulamalar cihaza yüklenirken kullanıcı sözleşmeleri ve gizlilik politikaları mutlaka okunmalıdır. Sosyal ağların ve yapay zeka araçlarının ayarlar sekmesinde bulunan veri kontrolü bölümlerinden, ses ve görüntülerin model eğitiminde kullanılmasını engelleyen seçenekler pasifize edilmelidir. Fotoğraf yüklerken galeriye ve mikrofona toptan erişim izni verilmemelidir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile 7253 sayılı yasa kapsamında kullanıcıların yasal hakları bulunmaktadır. İhlal veya mağduriyet durumunda içeriğin kaldırılması için platforma başvurulmalı, ekran görüntüleri alınarak cumhuriyet savcılıklarına ve kolluk kuvvetlerine suç duyurusunda bulunulmalıdır.&quot;</p><p>Teknolojik bağımsızlığın korunması için yerli ve milli yazılımların yaygınlaşmasının önemine değinen Kırık, veriyi elinde bulunduran yapıların geleceğin dijital dünyasında söz sahibi olacağını kaydetti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/sosyal-medyadaki-fotograf-571_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291405</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/izmir-dikilide-icradan-satilik-tarla-291405-291405</link>
      <pubDate>2026-09-14T11:20:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[İzmir Dikili'de 5.526 metrekare tarla icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 3.039.806  TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2026/107 TLMT. sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2217000/emlak-tarla-tarim-arazisi-bag-bahce-zeytinlik-izmir-dikilide-5-526-m2-tarla-icradan-satiliktir-coklu-satis-">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/izmir-dikilide-icradan-sa-894_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291404</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/istanbul-gaziosmanpasada-icradan-satilik-daire-291404-291404</link>
      <pubDate>2026-09-14T11:19:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul Gaziosmanpaşa'da daire icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 10.750.000 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2025/7029 TLMT. sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b>Artırma Bilgileri</b></p><p>1.Artırma Başlangıç Tarih ve Saati : 02/11/2026 - 14:58</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 09/11/2026 - 14:58</p><p>2.Artırma Başlangıç Tarih ve Saati : 02/12/2026 - 14:58</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 09/12/2026 - 14:58</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2217315/emlak-konut-istanbul-gaziosmanpasada-daire-icradan-satiliktir">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/istanbul-gaziosmanpasada--312_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>