<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286361</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/kelkit-cayina-dustu-gozden-kayboldu-21-yasindaki-genc-icin-giyabi-cenaze-namazi-kilindi-286361</link>
      <pubDate>2026-08-04T20:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kelkit Çayı'na düştü gözden kayboldu: 21 yaşındaki genç için gıyabi cenaze namazı kılındı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Tokat'ın Erbaa ilçesinde 28 Mayıs'ta Kelkit Çayı'na düşerek kaybolan 21 yaşındaki İlker Parlak için gıyabi cenaze namazı kılındı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kelkit Çayı'na düştü gözden kayboldu: 21 yaşındaki genç için gıyabi cenaze namazı kılındı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gıyabi cenaze namazı Kelkit Mahallesi Alaaddin Keykubat Caddesi&#39;ndeki baba evinin önünde kılındı.</p><p>Törene, Parlak&#39;ın ailesi, yakınları ve vatandaşlar katıldı.</p><p>İlçede 28 Mayıs&#39;ta Kelkit Çayı kenarında skuter ile özçekim yapan ve akraba oldukları öğrenilen 4 arkadaş, dengelerini kaybederek suya düşmüştü.</p><p>Sudaki adacığa çıkan Atakan Kale ve Furkan Kale kurtarılmış, İlker Parlak ile Oğuz Kale (26) ise akıntıya kapılarak gözden kaybolmuştu.</p><p>Yürütülen arama çalışmaları sonucu Oğuz Kale&#39;nin cesedi, 3 Haziran&#39;da suya düştükleri noktadan 13 kilometre uzaklıkta bulunmuştu. İlker Parlak ise tüm aramalara rağmen bulunamadı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/kelkit-cayina-dustu-gozde-823_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286360</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/enflasyon-egiliminde-geri-cekilme-yillik-oran-yuzde-3175e-dustu-286360</link>
      <pubDate>2026-08-04T20:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Enflasyon eğiliminde geri çekilme! Yıllık oran yüzde 31,75'e düştü]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[TCMB verilerine göre tüketici fiyatları temmuzda yüzde 1,78 artış gösterse de yıllık enflasyon 0,36 puanlık düşüşle geriledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Enflasyon eğiliminde geri çekilme! Yıllık oran yüzde 31,75'e düştü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TCMB, Temmuz Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu&#39;nu yayımladı.</p><p>Rapora göre, tüketici fiyatları temmuz ayında yüzde 1,78 artarken, yıllık enflasyon 0,36 puan azalarak yüzde 31,75 seviyesinde gerçekleşti.</p><p>Aylık bazda temmuz ayında enerji ve hizmet gruplarında fiyat artışları öne çıkarken, temel mal grubunda ise fiyatlar ılımlı bir görünüm sergiledi.</p><p>Enerji fiyatlarında gözlenen artışta elektrik fiyatlarının yanı sıra otomatik maktu özel tüketim vergisi (ÖTV) artışı uygulanmamasına karşın, akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş belirleyici oldu.</p><p>Yeniden artış eğilimine giren ham petrol fiyatları ve eşel mobil sisteminden kademeli çıkış stratejisi akaryakıt fiyatlarının bu seyrinde rol oynadı.</p><p>Hizmet grubunda aylık enflasyondaki yükselişte ise sağlık ve ulaştırma alt grupları öne çıktı. Sağlık hizmetleri fiyatları büyük ölçüde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) muayene katılım payı düzenlemesinin etkisiyle artarken, ulaştırma hizmetleri üzerinde akaryakıt fiyatlarının yansımaları hissedildi.</p><p>Son iki aydır ılımlı seyreden gıda fiyat artışları temmuz ayında bazı sebze fiyatlarındaki artışa istinaden güçlenirken işlenmiş gıdada yavaşladı.</p><p>Temel mal grubunda, sezon indirimlerinin etkilerinin izlendiği giyim ve ayakkabı alt grubunda fiyatlar düşerken, dayanıklı ve diğer temel mallarda ise fiyat artışları zayıfladı.</p><p>Bu dönemde, üretici fiyat artışı önceki aylara kıyasla yavaşlamaya devam ederek yüzde 1,52 gerçekleşirken, yıllık enflasyon 0,26 puan düşüşle yüzde 27,83 oldu.</p><p>Bu görünüm altında, temmuz ayında aylık bazda tüketici enflasyonunun ana eğilimi bir önceki aya kıyasla geriledi.</p><p><b>YILLIK TÜKETİCİ ENFLASYONUNA TEMEL MAL GRUBUNUN KATKISI 0,60 PUAN AZALDI</b></p><p>Rapora göre, yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, enerji, temel mal ve alkol-tütün-altın gruplarının katkıları bir önceki aya kıyasla sırasıyla 0,60, 0,25 ve 0,16 azalırken, gıda ve alkolsüz içecekler ile hizmet gruplarının katkıları sırasıyla 0,33 ve 0,32 arttı.</p><p>Mevsimsellikten arındırılmış verilerle, tüketici fiyatlarının aylık artışı güçlendi. Aylık artışlar, B endeksinde düşerken, C endeksinde yükseliş kaydetti.</p><p>Fiyat artışları B endeksini oluşturan gruplardan hizmette yükselirken, temel mal ve işlenmiş gıdada ise zayıfladı.</p><p>Dağılım bazlı göstergeler, B ve C gibi dışlamaya dayalı göstergelere kıyasla daha belirgin gerileyerek, ana eğilim tahminlerine göre daha düşük gerçekleşti.</p><p>Bu görünümde, temel mal ve işlenmiş gıda gibi geniş kapsamlı kalemlerde öngörülenden olumlu fiyat gelişmeleri etkili oldu.</p><p>Sonuç olarak, göstergeler temmuz ayında enflasyonun ana eğiliminin bir önceki aya kıyasla gerilediğine işaret etti. Benzer şekilde, üç aylık ortalamalar bazında da düşüş kaydedildi.</p><p>Hizmet fiyatları temmuz ayında yüzde 3,18 artarken, grup yıllık enflasyonu yüzde 39,70 ile görece yatay seyretti. Yıllık enflasyon ulaştırma ve diğer hizmetlerde yükselirken, lokanta-otelde yatay seyretti, kira ve haberleşmede ise geriledi.</p><p>Temmuz ayında, hizmet grubundaki aylık enflasyonun güçlenmesinde, SGK Sağlık Uygulama Tebliği&#39;nde yapılan muayene katılım payı düzenlemesi neticesinde sağlık hizmetlerindeki fiyat artışı (yüzde 16,41) belirleyici oldu.</p><p>Bu düzenlemenin aylık tüketici enflasyonunu beklendiği gibi 0,22 puan artırdığı değerlendirildi. Ayrıca, sağlık hizmetleri fiyatları üzerinde Türk Tabipleri Birliği tarife artışlarının yansımaları da izlendi.</p><p>Aylık enflasyon lokanta-otelde önceki ayın bir miktar üzerinde gerçekleşirken, ulaştırma fiyatlarındaki hızlanmada son dönem akaryakıt fiyat gelişmelerinin etkisi görüldü.</p><p>Kira aylık enflasyonu ise kontrat yenileme oranındaki mevsimsel etkilerle yüzde 2,85 ile bir miktar yükselse de yıllık bazda yavaşlamaya devam etti. Haberleşme enflasyonu cep telefonu görüşme ücretleri öncülüğünde önceki aya kıyasla güçlendi.</p><p><b>TEMEL MAL GRUBU FİYATLARI GERİLEDİ</b></p><p>Temel mal grubu fiyatları temmuz ayında yüzde 0,38 azalırken, grup yıllık enflasyonu 0,55 puanlık düşüşle yüzde 16,82 olarak gerçekleşti.</p><p>Yıllık enflasyon giyim ve ayakkabıda artarken diğer alt gruplarda azaldı. Bu dönemde, dayanıklı tüketim mallarındaki fiyat artışı yüzde 0,95 ile bir önceki aya kıyasla yavaşladı.</p><p>Beyaz eşya aylık enflasyonu yüzde 3,56 ile güçlenirken, mobilya fiyatları yüzde 1,02 arttı, otomobil fiyat artışı ise yüzde 0,51 ile ılımlı seyretti.</p><p>Giyim ve ayakkabı fiyatları indirim sezonunun devamıyla yüzde 4,01 düşerken, diğer temel mallarda aylık enflasyon yüzde 1,19'a geriledi.</p><p>Enerji fiyatları temmuz ayında yüzde 2,30 arttı, yıllık enflasyon baz etkisiyle 6,55 puan düşerek yüzde 32,86 oldu. Akaryakıt fiyatları otomatik maktu ÖTV artışı yapılmamasına karşın yüzde 3,71 yükseldi.</p><p>Bu artışta, yükseliş eğilimine giren ham petrol fiyatları ve eşel mobil sisteminden kademeli çıkış stratejisi rol oynarken, etkinin bir kısmının ağustos ayına sarkacağı belirtildi.</p><p>Elektrik fiyatları piyasa takas fiyatı ve YEKDEM gelişmeleri neticesinde Son Kaynak Tedarik Tarifesi'ne bağlı olarak yükseldi (yüzde 5,75). Diğer alt gruplarda ise fiyat artışları ılımlı seyretti.</p><p>Diğer alt gruplarda ise fiyat artışları ılımlı seyretti.</p><p>Alkollü içecekler ve tütün grubunda fiyatlar, alkol ürünlerinde maktu verginin güncellenmesiyle yüzde 1,93 yükseldi. Tütün ürünlerinde nispi ÖTV oranı düşürülürken maktu verginin artırılmasının enflasyon üzerindeki yukarı yönlü etkisinin ağustos ayında gözlenebileceği kaydedildi.</p><p>Gıda ve alkolsüz içecekler aylık enflasyonu yüzde 1,61 ile son iki aya kıyasla güçlendi, grup yıllık enflasyonu 2,08 puan yükselişle yüzde 37,52 oldu. Yıllık enflasyon, işlenmemiş gıdada 6,50 puan artarak yüzde 39,69 olurken, işlenmiş gıdada 1,55 puan düşerek yüzde 35,95'e geriledi.</p><p><b>İŞLENMEMİŞ GIDA FİYATLARI ARTTI</b></p><p>İşlenmemiş gıda fiyatlarındaki yüzde 2,37 artışta, arz kaynaklı gelişmeler sonucu kuru soğan, biber gibi bazı sebze kalemleri etkili oldu.</p><p>İşlenmiş gıda aylık fiyat artışı yüzde 1,03 ile yavaşladı. Bu alt grupta, çay, şeker ve alkolsüz içecekler fiyat artışı ile öne çıkan kalemler oldu.</p><p>Ana sanayi gruplarına göre incelendiğinde, jeopolitik gelişmelerin etkisiyle enerji fiyatlarındaki artış (yüzde 4,83) bir önceki aya kıyasla güçlendi.</p><p>Aylık enflasyon dayanıksız tüketim ve sermaye mallarında sırasıyla yüzde 1,33 ve yüzde 1,09 olurken, diğer gruplarda ılımlı seyretti.</p><p>Sektörel bazda incelendiğinde ise elektrik, gaz üretimi ve dağıtımı ile içecekler belirgin oranda fiyat artışı gösteren alt gruplar oldu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/enflasyon-egiliminde-geri-634_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286359</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogandan-anlamli-kabul-kahramanmarastaki-faciasinda-hayatini-kaybedenlerin-286359</link>
      <pubDate>2026-08-04T19:56:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan Kahramanmaraş faciasında hayatını kaybedenlerin aileleriyle buluştu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kahramanmaraş'taki okul saldırısında hayatını kaybeden öğrencilerin ailelerini kabul etti. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan Kahramanmaraş faciasında hayatını kaybedenlerin aileleriyle buluştu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<div>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  Kahramanmaraş'taki okul saldırısında hayatını kaybeden öğrencilerin ailelerini  kabul etti. </div><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/42141387.jpg"/><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/42141389.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/cumhurbaskani-erdogandan--918_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286358</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/gaziantep-islahiyede-inanilmaz-donusum-bakanlik-umudu-yeniden-insa-ettigimiz-yerlerden-biri-286358</link>
      <pubDate>2026-08-04T19:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gaziantep İslahiye'de "inanılmaz" dönüşüm! Bakanlık: Umudu yeniden inşa ettiğimiz yerlerden biri]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[3 bin 481 şantiyede gece gündüz çalışıldı, Gaziantep'te 31 bini aşkın yeni yuva yükseldi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Asrın İnşa Seferberliği kapsamında Gaziantep'in İslahiye ilçesinde tamamlanan afet konutlarının görüntülerini paylaştı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gaziantep İslahiye'de "inanılmaz" dönüşüm! Bakanlık: Umudu yeniden inşa ettiğimiz yerlerden biri]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlığın sosyal medya hesabından Gaziantep İslahiye&#39;deki tamamlanan afet konutlarının görüntülerinin yer aldığı paylaşımda, &quot;Umudu yeniden inşa ettiğimiz yerlerden biri.&quot; ifadeleri kullanıldı.</p><p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremleri sonrası Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı&#39;na bağlı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, Emlak Konut GYO ve Yapı İşleri Genel Müdürlüğü 11 ilde 174 ayrı alandaki 3 bin 481 şantiyede inşa çalışmalarını yürüttü.</p><blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560"><p lang="tr" dir="ltr">Umudu yeniden inşa ettiğimiz yerlerden biri.<br><br>&#55357;&#56525;Islahiye, Gaziantep<a href="https://x.com/hashtag/Asr%C4%B1n%C4%B0n%C5%9Fas%C4%B1?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#Asrınİnşası</a> <a href="https://t.co/lXl8VVsiPM">pic.twitter.com/lXl8VVsiPM</a></p>&#8212; T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Dğş. Bakanlığı (@csbgovtr) <a href="https://x.com/csbgovtr/status/2084670979226161214?ref_src=twsrc%5Etfw">August 4, 2026</a></blockquote><p></p> <script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script><p>Bu kapsamda, nüfus bakımından Litvanya, yüzölçümü açısından da Bulgaristan ve İzlanda kadar alan inşa edildi.</p><p>Deprem bölgesinde 2 yılda 367 bin 995&#39;i konut, 65 bin 672&#39;si köy evi, 21 bin 690&#39;ı iş yeri olmak üzere 455 bin 357 bağımsız bölüm tamamlanıp teslim edildi.</p><p>Gaziantep&#39;te ise 25 bin 237 konut, 4 bin 463 köy evi, 1353 iş yeri olmak üzere 31 bin 53 bağımsız bölüm inşa edildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/gaziantep-islahiyede-inan-275_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286357</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/kucuk-sorusturmasi-tahir-sarikaya-tutuklandi-286357</link>
      <pubDate>2026-08-04T19:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Küçük soruşturması: Tahir Sarıkaya tutuklandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Tahir Sarıkaya tutuklandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Küçük soruşturması: Tahir Sarıkaya tutuklandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Başsavcılıkça yürütülen soruşturma kapsamında dün akşam gözaltına alınan Sarıkaya&#39;nın jandarmadaki işlemleri tamamlandı.</p><p>Sarıkaya, işlemlerinin ardından Çağlayan&#39;daki İstanbul Adalet Sarayı&#39;na götürüldü.</p><p>Savcılıkta ifadesi alınan Sarıkaya, &quot;şantaj&quot; suçundan tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.</p><p>Hakimlik, Sarıkaya&#39;nın tutuklanmasına karar verdi.</p><p><b>SORUŞTURMA</b></p><p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen gazeteci Tahir Sarıkaya, dün İl Jandarma Komutanlığı KOM Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınmıştı.</p><p>Aynı soruşturma kapsamında &quot;halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma&quot; ve &quot;şantaj&quot; suçlarından gözaltına alınan Cem Küçük, 1 Ağustos&#39;ta çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanmıştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/tahir-sarikaya-tutuklandi-331_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286356</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/erzurumda-dev-operasyon-73-supheli-yakalandi-286356</link>
      <pubDate>2026-08-04T19:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Erzurum'da dev operasyon: 73 şüpheli yakalandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Erzurum'da jandarma ekiplerince son bir ayda yapılan çalışmalarda çeşitli suçlardan aranan 73 şüpheli yakalandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Erzurum'da dev operasyon: 73 şüpheli yakalandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, kentte huzur ve güvenliğin sağlanması ile aranan şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor.</p><p>Bu kapsamda son bir ayda yürütülen çalışmalarda, asayiş suçlarından 46, siber suçlardan 13, narkotik ile kaçakçılık ve organize suçlardan 14 olmak üzere toplam 73 aranan şüpheli yakalandı.</p><p>Ekipler ayrıca kayıp olarak aranan 9 kişiyi bularak ailelerine teslim etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/erzurumda-dev-operasyon-7-409_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286355</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bes-asirlik-baglar-yeniden-gucleniyor-ankaradan-libya-ile-dev-guvenlik-hamlesi-286355</link>
      <pubDate>2026-08-04T18:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Beş asırlık bağlar yeniden güçleniyor! Ankara'dan Libya ile dev güvenlik hamlesi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye ile Libya arasında kolluk eğitimi ve göçle mücadele hattında tarihi bir adım atıldı. Jandarma ve Sahil Güvenlik ekiplerinin Libya'daki faaliyetleri için yeni karar alındı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Beş asırlık bağlar yeniden güçleniyor! Ankara'dan Libya ile dev güvenlik hamlesi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Libya Milli Birlik Hükümeti İçişleri Bakanı İmad et-Trabelsi ile İçişleri Bakanlığında bir araya geldi. Görüşmede, Türkiye ile Libya arasındaki ikili ilişkiler, güvenlik iş birliği, Kolluk İş Birliği Mutabakat Muhtırası ve Kolluk Destek Misyonu, düzensiz göçle mücadele başlıkları ele alındı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Libya Milli Birlik Hükümeti İçişleri Bakanı İmad et-Trabelsi'yi İçişleri Bakanlığında ağırladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çizdiği dış politika vizyonu çerçevesinde iki ülke arasındaki köklü dostluk ve kardeşlik bağları vurgulandı.  </p><p><b>GÜVENLİK VE KOLLUK ALANINDA İŞ BİRLİĞİ ELE ALINDI</b></p><p>Görüşmede, Türkiye ile Libya arasındaki beş asrı aşan tarihi bağlar ile iki ülke arasındaki dostluk ve kardeşlik ilişkileri bir kez daha teyit edilirken, güvenlik alanındaki mevcut iş birliğinin geliştirilmesi, kolluk teşkilatları arasındaki koordinasyonun artırılması ve eğitim faaliyetlerinin güçlendirilmesi konuları ele alındı. Bu kapsamda, iki ülke arasında imzalanan Kolluk İş Birliği Mutabakat Muhtırası ile Kolluk Destek Misyonuna ilişkin süreç de değerlendirildi. Halihazırda Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personelin Libya'da kolluk eğitim faaliyetlerini yürüttüğü belirtilirken, Türkiye'de ve Libya'da devam eden eğitim faaliyetlerinin daha sistematik hale getirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.  </p><p><b>DÜZENSİZ GÖÇLE MÜCADELE KONULARI ELE ALINDI</b></p><p>Görüşmede güvenlik alanındaki mevcut iş birliğinin daha da geliştirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Görüşmede ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti ve Libya Milli Birlik Hükümeti arasında düzensiz göçle ilgili alınan tedbirler görüşüldü. İki ülkenin göç ile ilgili iş birliği çalışmalarını karşılıklı geliştirilmesine yönelik mutabık kalındı.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/bes-asirlik-baglar-yenide-108_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286354</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/abdden-hurmuz-bogazi-aciklamasi-anlasmaya-cok-yakiniz-286354</link>
      <pubDate>2026-08-04T18:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ABD'den Hürmüz Boğazı açıklaması: Anlaşmaya çok yakınız]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Hürmüz Boğazı'nın güvenli şekilde yeniden trafiğe açılması amacıyla İran ile yapılan görüşmelerde sona yaklaşıldığını belirtti. Rubio, nihai hedefin bölgede tam güvenliği sağlamak olduğunu vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ABD'den Hürmüz Boğazı açıklaması: Anlaşmaya çok yakınız]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Paraguay Devlet Başkan Yardımcısı Pedro Alliana ile ABD ile Paraguay arasında varılan sivil nükleer anlaşmanın imza töreninde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Venezuela'da seçimlerin ne zaman yapılmasının beklendiğine ilişkin bir soru alan Rubio, "Bu bir süreç. Seçimler elbette yapılmak zorunda. Ancak seçimlerin temelini hazırlamak için yapılması gereken çok iş var. Gerçek bir basın özgürlüğü sağlanmalı. Birden fazla siyasi partinin katılımına izin verilmeli. Ulusal uzlaşı sağlanmalı ve oyları doğru şekilde sayacak bir seçim komisyonu oluşturulmalı" dedi.  </p><p>Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun görevden uzaklaştırılmasının üzerinden yalnızca altı ay geçtiğini söyleyen Rubio, aynı anda hem ekonomi hem diğer alanlarda çok sayıda gelişme yaşandığını ve bu durumun siyasi geçişi de kolaylaştıracağına inandığını söyledi.  Rubio, "Bütün bunları, bu tür gelişmelerin bir gecede yaşanmayacağını anlatmak için söylüyorum. Ancak yönümüz doğru" şeklinde konuştu.  </p><p><b>"NİHAİ ANLAŞMANIN HEDEFİ İRAN'IN NÜKLEER SİLAHLARDAN ARINDIRILMASIDIR"</b></p><p>İran'daki son durumun ne olduğu ve bir anlaşmaya ne kadar yakın olunduğu sorusuna Rubio, "Anlaşmadan söz ederken iki farklı konuyu ele almamız gerektiğini düşünüyorum. Birincisi, İran'ın nükleer hedefleriyle ilgili olan kapsamlı anlaşmadır. İran hiçbir zaman nükleer silaha sahip olamaz. Başkan bu konuda açık konuştu. Dolayısıyla nihai anlaşmanın hedefi İran'ın nükleer silahlardan arındırılmasıdır" dedi.  </p><p>Şu anda acil olan ve üzerinde yoğunlaşılan konunun ise boğazlar ile ilgili olduğunu söyleyen Rubio, "Gemiler boğazlardan geçiyor, petrol taşımacılığı sürüyor ve boğazlar açık durumda. Bununla birlikte kısa vadede daha fazla geminin güvenli biçimde geçebilmesini sağlamak amacıyla Umman ve İran arasında yürütülen görüşme ve müzakerelere biz de katılıyoruz. Aynı zamanda nükleer silahlardan arındırmaya ilişkin daha uzun vadeli görüşmelere doğru ilerliyoruz" dedi.  </p><p>Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması amacıyla İran ile yapılan görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini belirten Rubio, "Bu görüşmelerde ilerleme sağlandığını ancak henüz nihai sonuca ulaşılmadığını söylemekle yetinmek zorundayım. Bunun çok kısa süre içinde gerçekleşmesini umuyoruz" şeklinde konuştu.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/abdden-hurmuz-bogazi-acik-327_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286353</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/komsuda-yuksek-alarm-durumu-yangin-risk-haritasi-yayimlandi-adalara-giris-yasaklanabilir-286353</link>
      <pubDate>2026-08-04T18:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Komşuda yüksek alarm durumu! Yangın risk haritası yayımlandı, adalara giriş yasaklanabilir]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Yunanistan İklim Krizi ve Sivil Koruma Bakanlığı'nın yayımladığı son yangın risk haritası sonrası Attika, Eğriboz, Sakız ve Midilli'de kırmızı alarm verildi. Ulusal Sivil Koruma Mekanizması tam kapasiteye geçerken vatandaşlara ve tatilcilere acil tedbir uyarıları yapıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Komşuda yüksek alarm durumu! Yangın risk haritası yayımlandı, adalara giriş yasaklanabilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yunan basınında yer alan haberlerde, İklim Krizi ve Sivil Koruma Bakanlığına bağlı Sivil Koruma Genel Sekreterliğinin yayımladığı yangın risk haritasında, söz konusu bölgelerde 5 Ağustos için yangın riskinin &quot;çok yüksek&quot; (Kategori 4) seviyede değerlendirildiği belirtildi.</p><p>Bu kapsamda Attika, Eğriboz, Sakız ve Midilli&#39;de kırmızı alarm verildiği, karar doğrultusunda Ulusal Sivil Koruma Mekanizması&#39;nın tam kapasiteyle harekete geçirileceği kaydedildi.</p><p>Kırmızı alarm kapsamında itfaiye, polis ve silahlı kuvvetlere bağlı ekiplerin devriyelerinin artırılacağı, hava gözetleme faaliyetlerinin sürdürüleceği, gerekli personel ve araçların hazır bekletileceği aktarılan haberlerde, yerel yönetimlerin de yangın riskine karşı önleyici tedbirleri koordine etmek üzere acil toplantılar düzenleyeceği ifade edildi.</p><p>Haberlerde ayrıca, ormanlık alanlar ve yüksek riskli bölgelerde araç girişleri ile ziyaretçi dolaşımına yönelik önleyici kısıtlamaların uygulanabileceği bildirilerek, vatandaşlardan kırsal alanlarda yangına neden olabilecek faaliyetlerden kaçınmaları ve olası bir yangını 199 numaralı itfaiye hattına bildirmeleri istendi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/komsuda-yuksek-alarm-duru-301_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286352</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/son-dakika-tbmm-baskani-kurtulmus-terorsuz-turkiye-cerceve-yasa-teklifine-imza-atti-286352</link>
      <pubDate>2026-08-04T18:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[SON DAKİKA! TBMM Başkanı Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye çerçeve yasa teklifine imza attı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ve beraberindeki AK Parti heyetini kabul etti. AK Parti Grup Başkanı Güler, teklifi TBMM Başkanı Kurtulmuş'un imzaladığını aktardı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[SON DAKİKA! TBMM Başkanı Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye çerçeve yasa teklifine imza attı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ala ve Güler&#39;in katıldığı görüşme basına kapalı gerçekleşirken, daha sonra Terörsüz Türkiye kapsamında &quot;Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi&quot; üzerinde partilerle görüşen AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül ile Adalet Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel de toplantıya katıldı.</p><p>Görüşmenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan AK Parti Grup Başkanı Güler, teklifi TBMM Başkanı Kurtulmuş&#39;un da imzaladığını aktardı.</p><p>AK Parti Grup Başkanvekili Gül ile Adalet Komisyonu Başkanı Yüksel&#39;in Meclis&#39;te gerçekleştirdiği görüşmelere işaret eden Güler, Gül ve Cüneyt Yüksel&#39;e çalışmalarından dolayı teşekkür etti.</p><p>&quot;Henüz metin oluşmuş değil. Son şekli veriliyor.&quot; diyen Güler, Gül ve Yüksel&#39;in kanun teklifinin başlıklarındaki ana unsurların ne olduğuna ilişkin ilgili parti gruplarını bilgilendirdiklerini söyledi.</p><p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli&#39;nin de teklife imza attığını aktaran Güler, şöyle devam etti:</p><p>&quot;Diğer partilere de imza atabilecekleri destek verebilecekleri noktasında taleplerimizi ilettik. Son durumu bekliyoruz. Yarın parti grubumuzu kapalı oturumla toplayacağız. Kanun teklifimizi de ilerleyen saatlerde, oturumdan sonra vereceğiz. Bir basın toplantısıyla çerçevesini kamuoyuyla paylaşmış olacağız.&quot;</p><p>Teklifin ortak imzayla mı Meclis Başkanlığına sunulup sunulmayacağına ilişkin soru üzerine Güler, &quot;Biz imza atabileceklerini ilan ettik. Takdir kendilerinin ama MHP ve AK Parti ile beraber ortak imzalarımızı verdik. Diğer partilerimize de açık, takdir kendilerinin.&quot; dedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/son-dakika-tbmm-baskani-k-662_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286351</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/tam-1-yil-sonra-ayni-gun-dugmeye-basildi-tbmmde-terorsuz-turkiye-icin-yasal-surec-basliyor-286351</link>
      <pubDate>2026-08-04T18:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Tam 1 yıl sonra aynı gün düğmeye basıldı! TBMM'de "Terörsüz Türkiye" için yasal süreç başlıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[5 Ağustos 2025'teki ilk toplantının yıl dönümünde kritik bir dönüm noktasına girildi. AK Parti kurmayları Efkan Ala ve Abdullah Güler, milletvekillerini bilgilendirecek. Teklifin bu hafta içinde yasalaşması bekleniyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Tam 1 yıl sonra aynı gün düğmeye basıldı! TBMM'de "Terörsüz Türkiye" için yasal süreç başlıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda yasal düzenlemeler için yürütülen çalışmalarda sona gelindi.</p><p>Yasal düzenlemelere yönelik hazırlanan ve 12 maddeden oluştuğu belirtilen kanun teklifi tamamlandı. Teklif, &quot;Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi&quot; başlığını taşıyacak.</p><p>Teklifle ilgili yarın AK Parti TBMM Grubu&#39;nda, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ve AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala başkanlığında milletvekillerine bilgilendirme yapılacak. Bu toplantının ardından teklif, TBMM Başkanlığına sunulacak ve yasal düzenleme süreci böylece başlatılmış olacak.</p><p>TBMM İçtüzüğüne göre teklifin görüşmelerine, TBMM Başkanlığına sunulduktan 48 saat sonra TBMM Adalet Komisyonunda başlanabilecek. Bu süre, karar alınması halinde kaldırılabilecek. Adalet Komisyonu&#39;ndaki görüşmelerin ardından teklif, TBMM Genel Kuruluna sevk edilecek. Teklifin bu hafta yasalaşması bekleniyor.</p><p>Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda TBMM&#39;de Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş&#39;un başkanlığında Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kurulmuş, ilk toplantısını da 5 Ağustos 2025&#39;te yapmıştı.</p><p>Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifinin yarın sunulmasıyla, komisyonun ilk toplantısını yaptığı 5 Ağustos&#39;ta yasal adım atılmış olacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/tam-1-yil-sonra-ayni-gun--922_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286350</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kizildenizde-sicak-temas-bombali-saldiri-sonrasi-yuk-gemisi-sulara-gomuldu-286350</link>
      <pubDate>2026-08-04T18:29:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kızıldeniz'de sıcak temas! Bombalı saldırı sonrası yük gemisi sulara gömüldü]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Yemen sahil güvenlik birimlerini alarmsı durumuna geçiren saldırı! Patlayıcı yüklü tekneyle hedef alınan Hint gemisi battı. Sahil güvenlik ve deniz kuvvetlerinin ortak operasyonuyla 14 mürettebat kurtarıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kızıldeniz'de sıcak temas! Bombalı saldırı sonrası yük gemisi sulara gömüldü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hükümete yakın &quot;Ulusal Direniş Güçleri&quot; Sözcüsü Fayizi Nuri Evliya, yerel basına yaptığı açıklamada, İran destekli Husilerin kontrolündeki Hudeyde kentinin 13 mil açıklarında bir geminin saldırıya uğradığını ifade etti.</p><p>Bomba yüklü tekneyle saldırıya maruz kalan yük gemisinin Hindistan&#39;a ait olduğunu aktaran Evliya, söz konusu geminin battığını kaydetti.</p><p>Yemen sahil güvenlik birimleri ile Yemen Deniz Kuvvetlerinin ortak çalışmaları sonucu saldırıya uğrayan gemideki 14 mürettebatın kurtarıldığına işaret eden Evliya, mürettebatın da 13&#39;ünün Hindistan uyruklu, birinin Yemen vatandaşı olduğu bilgisini paylaştı.</p><p>Evliya, saldırının kimler tarafından gerçekleştirildiğine dair bilgi vermedi.<br></p><p>Eski Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih&#39;in yeğeni Tarık Salih&#39;e bağlı Ulusal Direniş Güçleri, ülkenin güneybatısındaki Kızıldeniz&#39;den Babulmendeb Boğazı&#39;na uzanan bölgede varlık gösteriyor.</p><p>İran destekli Husiler, 20 Temmuz&#39;da Suudi Arabistan&#39;a yönelik, Riyad&#39;ın Yemen&#39;de kontrolü altındaki bölgelere abluka uyguladığını belirterek, &quot;deniz seyrüsefer yasağı&quot; olarak nitelendirdikleri bir uygulama başlattıklarını duyurmuştu.</p><p>Husiler, 22 Temmuz akşamı, Kızıldeniz&#39;de Suudi Arabistan&#39;a ait iki petrol tankerini balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla hedef aldıklarını ve saldırılar sonucunda gemilerde yangın çıktığını ileri sürmüştü.</p><p>Husiler, Eylül 2014&#39;ten bu yana başkent Sana&#39;nın yanı sıra ülkenin bazı kent ve illerini kontrolünde tutuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/kizildenizde-sicak-temas--746_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286349</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/carsamba-gunu-kimse-ise-gitmeyecek-50-derece-sicaklik-hayati-felc-etti-286349</link>
      <pubDate>2026-08-04T18:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çarşamba günü kimse işe gitmeyecek! 50 derece sıcaklık hayatı felç etti]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Kavurucu sıcak hava dalgası komşuda hayatı durdurma noktasına getirdi. Termometrelerin 50 derecenin üzerine çıkmasıyla birlikte tam 7 vilayette resmi kurumlar için flaş tatil kararı alındı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çarşamba günü kimse işe gitmeyecek! 50 derece sıcaklık hayatı felç etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Irak basınında yer alan haberlere göre, hava sıcaklıklarının 50 dereceyi aşmasının beklendiği uyarılarının ardından Basra, Zi Kar, Meysan, Kerbela, Kadisiyye (Divaniye), Babil ve Vasıt valilikleri, 5 Ağustos Çarşamba günü resmi kurumlarda mesaiye bir gün ara verilmesi kararı aldı.</p><p>Valilik açıklamalarında, kararın kamu çalışanları ile vatandaşların aşırı sıcaklardan korunması amacıyla alındığı belirtilirken, sağlık, güvenlik, elektrik ve diğer temel hizmetleri sunan kurumların uygulamadan muaf tutulacağı ifade edildi.</p><p>Irak Meteoroloji Kurumu, ülkenin orta ve güney kesimlerinde sıcaklıkların bazı bölgelerde 50 derecenin üzerine çıkabileceği uyarısında bulunurken, yetkililer vatandaşlara günün en sıcak saatlerinde zorunlu olmadıkça dışarı çıkmamaları tavsiyesinde bulundu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/carsamba-gunu-kimse-ise-g-443_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286348</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/telefonla-arayip-rtukten-geliyoruz-dediler-medyayi-hedef-alan-akilalmaz-tuzak-ifsa-oldu-286348</link>
      <pubDate>2026-08-04T18:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Telefonla arayıp "RTÜK'ten geliyoruz" dediler: Medyayı hedef alan akılalmaz tuzak ifşa oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Radyo ve TV kanallarını telefonla arayarak maddi talepte bulunan dolandırıcılar RTÜK'ü harekete geçirdi. Kurum yetkililerinin adını kullanan şahıslara karşı adli işlem başlatılırken, yayıncılara "asla itibar etmeyin" çağrısı yapıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Telefonla arayıp "RTÜK'ten geliyoruz" dediler: Medyayı hedef alan akılalmaz tuzak ifşa oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>RTÜK, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, son günlerde bazı radyo ve televizyon yayın kuruluşlarının RTÜK&#39;ün adı kullanılarak telefonla arandığını ve &quot;yardım&quot;, &quot;bağış&quot; ya da çeşitli gerekçelerle maddi talepte bulunulduğunu bildirdi.</p><p><b>Açıklamada, şunlar kaydedildi:</b></p><p>&quot;Kendilerini Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanı, Üst Kurul Üyesi veya RTÜK personeli olarak tanıtan şahısların gerçekleştirdiği bu aramalara asla itibar edilmemelidir. Bu tür taleplerin tamamı dolandırıcılık girişimidir. Kurumumuz tarafından bu sahte aramaları yapan kişi veya kişiler hakkında gerekli suç duyurularında bulunulmuş, adli süreçler başlatılmış olup titizlikle takip edilmektedir.&quot;</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/telefonla-arayip-rtukten--565_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286347</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/72-bin-kisi-sebteye-giris-yapmisti-ispanya-son-durumu-acikladi-286347</link>
      <pubDate>2026-08-04T17:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[72 bin kişi Sebte'ye giriş yapmıştı: İspanya, son durumu açıkladı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[spanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska, İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı olan Sebte (Ceuta)'ya giriş yapan yaklaşık 72 bin düzensiz göçmenden 70 bine yakınının Sebte'yi terk ettiğini açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[72 bin kişi Sebte'ye giriş yapmıştı: İspanya, son durumu açıkladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska, İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı olan Sebte (Ceuta)'ya giriş yapan yaklaşık 72 bin düzensiz göçmenden 70 bine yakınının Sebte'yi terk ettiğini açıkladı.</b></p><p>Marlaska, Avrupa Birliği (AB) içişleri bakanları olağanüstü toplantısının ardından Sebte&#39;ye (Ceuta) yönelik düzensiz göç girişimlerine ilişkin açıklama yaptı.</p><p>Sebte&#39;ye giriş yapan yaklaşık 72 bin düzensiz göçmenden 70 bine yakınının Fas&#39;a döndüğünü belirten Marlaska, İspanya sınırları içinde kalanların durumuyla ilgilendiklerini, gerektiği takdirde göçmenlerin iade edileceğini ifade etti.</p><p>Marlaska, Sebte&#39;ye geçiş sürecinde 75 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Daha önce yerel basındaki haberlerde hayatını kaybedenlerin sayısının 88 olduğu belirtilmişti.</p><p>AB içişleri bakanlarının, İspanya&#39;nın Sebte&#39;deki düzensiz göçmen krizine yanıt vermesini takdir ettiğini ve çevrim içi dezenformasyonun ele alınması konusunda hemfikir olduğunu aktaran Marlaska, sosyal medyada dolaşıma giren yanlış bilgilerin toplu geçişleri artırdığını ve bunun insanların hayatını tehlikeye attığını ifade etti.</p><p>Öte yandan, <b>El Pais gazetesine açıklama yapan İspanya polisi, Sebte'ye giriş yapmaya çalışırken 44 göçmenin kaybolduğunu bildirdi.</b></p><p><b>Ne olmuştu?</b></p><p>Fas&#39;taki Fenidek kenti kıyılarından İspanya&#39;nın Sebte kentine yüzmeye çalışan 800&#39;ü aşkın düzensiz göçmene 30 Temmuz&#39;da müdahalede bulunulmuştu.</p><p>İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, olaya ilişkin hükümetin mevcut tüm kaynaklarını seferber ettiğini bildirmişti.</p><p>İspanya hükümeti, Sebte&#39;ye yönelik düzensiz göç girişimlerinin artması üzerine güvenliğin sağlanması amacıyla silahlı kuvvetlerin bölgeye konuşlandırılmasına karar vermişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/72-bin-kisi-sebteye-giris-300_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286346</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/uydu-fotograflari-ortaya-cikardi-israil-lubnanin-derinliklerine-yerlesiyor-286346</link>
      <pubDate>2026-08-04T17:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uydu fotoğrafları ortaya çıkardı! İsrail, Lübnan'ın derinliklerine yerleşiyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İsrail ordusu yeni üs ve lojistik yollarla Lübnan'ın derinliklerine yerleşiyor. Planet Labs Şirketine ait güncel uydu görüntülerinde Lübnan'ın güneyindeki köy ve kasabaların haritadan silindiği net şekilde tespit edilebiliyor. Uydu şirketi "Airbus" tarafından çekilen uydu fotoğrafları, sahadaki önemli değişiklikleri ortaya koyuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uydu fotoğrafları ortaya çıkardı! İsrail, Lübnan'ın derinliklerine yerleşiyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail ordusunun, Lübnan'ın güneyinde işgal ettiği 602 kilometrekarelik alanda kurduğu yeni üsler, açtığı lojistik yollar ve yıktığı köylerle bölgedeki kalıcı işgalini derinleştirdiği bildirildi.</p><p>İsrail merkezli Haaretz gazetesinin uydu görüntüleri ve saha verilerine dayandırdığı haberine göre İsrail ordusu, işgal ettiği Lübnan'ın derinliklerinde varlığını giderek pekiştiriyor.</p><p>İsrail ordusu şu ana kadar Lübnan'da yaklaşık 602 kilometrekarelik bir alanı işgal etti.</p><p>Bu alan bazı bölgelerde İsrail sınırından 12 kilometre derinliğe kadar ulaşıyor. Ordu bu bölgede en az 7 yeni üs kurdu ve kilometrelerce uzunlukta lojistik yollar inşa etti.</p><p>İsrail sınırından Lübnan'ın iç kesimlerine kadar uzanan yol boyunca, aralarında sivil müteahhit çalışanlarının da bulunduğu ekiplerin kullandığı ekskavatörler, silindirler ve D-9 dozerleri gibi çok sayıda iş makinesi çalışıyor.</p><p>Üst düzey bir askeri yetkili geçen ay gazeteye yaptığı açıklamada, orduya Lübnan'da bir yıla kadar kalmaya hazırlanması yönünde talimat verildiğini söyledi.</p><p>Yetkili, işgal altındaki Lübnan'ın güneyinde yer alan köylerdeki sivil binalarda kalan askerler için gerekli inşaat ve lojistik faaliyetlerin bu doğrultuda yürütüldüğünü ifade etti.</p><p><b>UYDU FOTOĞRAFLARI SAHADAKİ DEĞİŞİKLİKLERİ GÖSTERDİ</b></p><p>Uydu şirketi "Airbus" tarafından çekilen uydu fotoğrafları, sahadaki önemli değişiklikleri ortaya koyuyor.</p><p>İsrail ordusunun faaliyet gösterdiği ana merkezlerden biri, İsrail sınırının 5 kilometre kuzeyindeki Hiyam kasabası. Üssün inşa edildiği noktada eskiden Hiyam Hapishanesi bulunuyordu.</p><p>Çatışmaların mart ayında yeniden başlamasının ardından İsrail ordusu hapishane binasını yıktı.</p><p>Haziran ayına ait uydu görüntülerinde alanda iş makineleri görülürken, temmuzda ise yükseltilmiş toprak siperler, askerlerin nispeten korumalı hareket edebileceği mevziler ve patlayıcı taşıyan dronlara karşı koruma ağları bulunan düzenli bir üs kurulduğu gözleniyor.</p><p>Üssün inşasıyla eş zamanlı İsrail ordusu, Hiyam kasabasındaki binaların ezici çoğunluğunu yıktı. Ordu verilerine göre çatışmalar yeniden başlamadan önce burada yaklaşık 20 bin kişi yaşıyordu.</p><p>Marun er-Ras köyünde, İsrail sınırından yaklaşık iki kilometre uzaklıkta bir başka üs inşa edildi. İsrail ordusu orada da köydeki binaların büyük çoğunluğunu yıktı.</p><p>Bu yıkımlar, Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın Kanal 14 konferansında yaptığı açıklamalarla örtüşüyor.</p><p>Katz, İsrail'in Lübnan'ın güneyinde Şiilerin yoğunlukta olduğu 24 köyü yıktığını belirtmiş ve "Tüm binaları sırayla veya tek tek değil, toptan yıktık. Bu köylerin tamamının yıkımı tamamlandı. Yaklaşık 15-20 bin ev." demişti.</p><p>İsrailli Bakan geçen ay, 200 bin Lübnanlının evlerine dönmeyeceğini söylemişti. Nisan ayında ise üst düzey bir güvenlik yetkilisi "Yakılmış toprak bilinci oluşturulmalı." diye konuşmuştu.</p><p><b>UYDU GÖRÜNTÜLERİNDE KÖY VE KASABALARIN HARİTADAN SİLİNDİĞİ TESPİT EDİLDİ</b></p><p>Planet Labs Şirketine ait güncel uydu görüntülerinde Lübnan'ın güneyindeki köy ve kasabaların haritadan silindiği net şekilde tespit edilebiliyor.</p><p>İsrail ordusu, Ekim 2024'te Hizbullah ile sağlanan ateşkesin ardından sınır yakınlarında 5 üs kurmuştu.</p><p>Son haftalarda, birliklerin bulunduğu noktalardan birinde yer alan bir asker veya sivil, askeri mevzinin yakından nasıl göründüğünü ifşa eden fotoğraflar yayımladı. Ordu, bu tür bilgi sızıntılarına karşı yürütülen yoğun yayınlara rağmen yıllardır bu sızıntıların önüne geçmekte başarısız oluyor.</p><p>Diğer üsler ise bu yılın mart ayında çatışmaların yeniden başlamasından bu yana, Lübnan topraklarının daha derin kısımlarında kuruldu.</p><p>İnşa edilen üslerin yanı sıra İsrail ordusu, sınırdan yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Ali et-Tahir sırtının tepesinde yer alan Beaufort Kalesi dahil olmak üzere Lübnan'ın güneyinde stratejik kontrol noktalarını işgal etti.</p><p>Savunma Bakanı Katz, İsrail'in Beaufort'tan çekilmeyeceğini vurguladı. Ordu ayrıca Cristofani sırtını da ele geçirdiğini duyurdu.</p><p>Ayrıca üst düzey bir askeri yetkiliye göre ordu, Sarı Hat sınırları dahilinde lojistik nakliyat amacıyla kullanılmak üzere 32 kilometrelik yeni ulaşım güzergahı açtı ve düzenledi.</p><p><b>İSRAİL'İN LÜBNAN'DA İŞGAL ETTİĞİ ALAN EN AZ 602 KİLOMETREKARE</b></p><p>Nisan ayında İsrail ordusu Lübnan'daki Sarı Hat haritasını sunmuş, geçen aylar içinde ise işgali altındaki alanı genişletmişti.</p><p>Gazetenin hesaplamalarına göre İsrail ordusunun Lübnan'da işgal ettiği alanın büyüklüğü 602 kilometrekare. Savunma Bakanı Katz'a göre ise işgal edilen alanın büyüklüğü 700 kilometrekare.</p><p>Haziran ayında İsrail ve Lübnan, ABD aracılığıyla iki ülke arasında "anlaşmazlığı sona erdirmeyi ve uzun vadeli barışı sağlamayı" hedefleyen bir çerçeve anlaşmaya imza attı.</p><p>Anlaşmaya göre Lübnan ordusu, Hizbullah'ın silahlarının ve altyapısının doğrulanmış şekilde tasfiye edilmesine bağlı olarak tüm Lübnan topraklarında egemenlik yetkisini yeniden tesis edecek.</p><p>Bu adımın, İsrail ordusunun işgal ettiği Lübnan topraklarından kademeli olarak çekilmesine imkan tanıması öngörülüyor. Anlaşmayla, uygulamanın Sarı Hat bölgesindeki iki pilot merkezde başlaması kararlaştırılmıştı.</p><p>Başbakan Binyamin Netanyahu, anlaşma uyarınca İsrail'in Lübnan'da "Hizbullah silahsızlandırılana ve Lübnan'dan İsrail'e yönelik bir tehdit kalmayana kadar" bir güvenlik şeridi tutacağını söylemişti.</p><p>Savunma Bakanı Katz ise orduya "Lübnan'ın güneyinde sanki 50 yıl orada kalacakmışız gibi ihtiyaç duyulan tüm askeri mevzileri inşa etme" talimatı verdiğini açıklamıştı.</p><p>Anlaşmaya tepki gösteren Hizbullah ise Lübnan'daki yönetimin meşruiyeti olmadığını ve anlaşmanın uygulanmasının "İsrail'e verilen bir hediye" olduğunu, bunun ülkeyi bir iç savaşa sürükleyeceğini belirtmişti.</p><p>İtalya'nın başkenti Roma'da bugün ABD aracılığıyla İsrail ile Lübnan arasında yeni bir müzakere turu başladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/uydu-fotograflari-ortaya--849_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286345</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/aselsan-yeni-urunleri-tanitti-turkiye-sayili-ulkeler-arasina-girdi-286345</link>
      <pubDate>2026-08-04T17:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ASELSAN yeni ürünleri tanıttı: Türkiye sayılı ülkeler arasına girdi]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[ASELSAN, İHA'lardan hava savunma füzelerine kadar kritik stratejik platformlar için geliştirdiği yerli kızılötesi dedektör ailesini tanıttı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ASELSAN yeni ürünleri tanıttı: Türkiye sayılı ülkeler arasına girdi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>ASELSAN, savunma sanayisinde kullanılmak üzere geliştirdiği, insansız hava araçlarından (İHA) hava savunma füzelerine kadar birçok stratejik platforma entegre edilen kızılötesi dedektör ailesini tanıttı.</b></p><p>Şirketin Nsosyal hesabından yapılan paylaşımda, stratejik sistemler için geliştirilen elektro-optik dedektör teknolojilerine ilişkin detaylar aktarıldı.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/aa202608044213692342-040820264cf6472c.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Elektro-optik sistemlerin en kritik bileşenlerinin milli imkanlarla geliştirildiği bildirilen paylaşımda, &quot;Mikroelektronik sistemlerdeki yetkinliğimizle Türkiye'yi kızılötesi dedektör üreten sayılı ülkelerden biri konumuna taşıdık.&quot; ifadeleri kullanıldı. </p><p>Paylaşımda yer verilen videodaki bilgilere göre, şirket tarafından geliştirilen kızılötesi dedektörler, farklı harekat ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde soğutmalı ve soğutmasız olmak üzere çeşitli konfigürasyonlarda tasarlandı.</p><p><b>Milli platformların görüş yeteneği güçleniyor</b></p><p>Görüntülerde yerli ana muharebe tankı ALTAY&#39;a entegre edilen gözetleme sistemi YAMGÖZ 200, ÇELİKKUBBE&#39;nin orta katmanında yer alan HİSAR ve insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA&#39;da yer alan TOYGUN sistemlerinde kullanılan elektro-optik dedektör teknolojilerine yer verildi.</p><p>Geliştirilen sistemler arasında, soğutmalı ve soğutmasız seçenekleri bulunan kızılötesi dedektör ailesi yer alıyor.</p><p>Yerli dedektör ailesinin, milli platformların gece ve olumsuz hava koşullarındaki görüş ile hedef tespit yeteneklerine önemli katkı sağlaması hedefleniyor.</p><p><b>Dedektör teknolojisi güç dengelerini değiştiriyor</b></p><p>ASELSAN keşif gözetleme, füze arayıcı başlık, hedefleme sistemleri, İHA&#39;lar ve milli muharip uçak KAAN&#39;ın elektro-optik sistemleri gibi birçok platformda kullanılan ve dünyada çok az ülkenin üretebildiği kızılötesi dedektörleri yerli olarak üretiyor.</p><p>Sınırlı sayıda gelişmiş ülkenin elinde bulunan bu teknolojinin varlığı, bir gelişmişlik ve üstünlük göstergesi olarak değerlendiriliyor. Yüksek performanslı askeri sistemlerin ana bileşenlerinden biri olan kızılötesi dedektörler, sivil uygulamalarda da görev alabiliyor.</p><p>Kızılötesi dedektör teknolojisine sahip ülkeler gece veya gündüz, özellikle toz, duman ve sis gibi olumsuz hava koşullarında tehdit unsurlarına karşı diğer ülkelere göre stratejik bir avantaj elde ediyor. Bu kapsamda, kızılötesi dedektör teknolojisinin ülkeler arası güç dengelerini değiştirebilecek bir nitelik taşıdığı ifade ediliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/aselsan-yeni-urunleri-tan-693_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286344</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/meteorolojiden-turkiye-genelinde-sicaklik-ve-yagis-uyarisi-286344</link>
      <pubDate>2026-08-04T17:20:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Meteorolojiden Türkiye genelinde sıcaklık ve yağış uyarısı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Türkiye genelinde hava sıcaklıklarının hafta boyunca mevsim normallerinde seyredeceğini açıkladı. Özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir'de yüksek sıcaklıklar beklenirken, Doğu Karadeniz'in iç kesimleri ile Toroslar'da kısa süreli sağanak yağışlar görülecek. İşte detaylar...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Meteorolojiden Türkiye genelinde sıcaklık ve yağış uyarısı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü, hafta boyunca Türkiye genelinde hava sıcaklıklarının mevsim normallerinde seyredeceğini duyurdu. Hava Tahmin Uzmanı Cengiz Çelik'in yaptığı açıklamaya göre, önümüzdeki dört gün boyunca ülkenin büyük bölümünde yağış beklenmiyor. Ancak Doğu Karadeniz'in iç kesimleri ile Toroslar bölgesinde kısa süreli gök gürültülü sağanak yağışlar zaman zaman etkili olacak.</p><h3>METEOROLOJİDEN BÖLGESEL YAĞIŞ VE SICAKLIK DEĞERLENDİRMESİ</h3><p>Çelik, özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde sıcaklıkların yer yer mevsim normallerinin birkaç derece üzerine çıkacağını belirtti. Pazar günü ise Doğu Karadeniz'in iç kesimleri ve Toroslar'da yağış ihtimalinin artacağını ifade etti. Ayrıca Marmara'nın kuzeyi ve Batı Karadeniz kıyılarında pazar günü kısa süreli gök gürültülü sağanak geçişlerinin yaşanabileceğine dikkat çekti. Bu bölgelerde yaşayan vatandaşların ani hava değişimlerine karşı tedbirli olması önerildi.</p><h3>İSTANBUL, ANKARA VE İZMİR'DE YÜKSEK SICAKLIKLAR ETKİLİ OLACAK</h3><p>Çelik, üç büyükşehirde hafta boyunca az bulutlu ve açık havanın hakim olacağını söyledi. İstanbul'da perşembe günü kuzey kıyılarında kısa süreli yerel yağış geçişleri gözlenebilir. Ankara ve İstanbul'da en yüksek sıcaklıkların 33 ila 34 derece arasında değişeceği, İzmir'de ise termometrelerin 36 ila 38 dereceyi göstereceği bildirildi. Uzmanlar, özellikle sıcaklıkların yükseldiği saatlerde vatandaşların güneş çarpmasına karşı dikkatli olmalarını öneriyor.</p><p>Sonuç olarak, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre Türkiye genelinde sıcaklıklar mevsim normallerini korurken, bölgesel olarak kısa süreli yağışlar görülecek. Vatandaşların, hava durumu tahminlerini yakından takip ederek günlük planlarını buna göre yapmaları tavsiye ediliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/meteorolojiden-turkiye-ge-598_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286343</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/petrol-fiyatlari-geriledi-4-agustos-sali-guncel-petrol-fiyatlari-son-durum-286343</link>
      <pubDate>2026-08-04T17:18:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Petrol fiyatları geriledi! 4 Ağustos Salı güncel petrol fiyatları, son durum...]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Petrol fiyatları merak ediliyor. 4 Ağustos 2026 Salı petrol fiyatları, ABD ile İran arasındaki gerilimin düşürülmesine yönelik diplomatik çabaların sürmesi ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik anlaşma ihtimalinin güçlenmesiyle yüzde 4,5 geriledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Petrol fiyatları geriledi! 4 Ağustos Salı güncel petrol fiyatları, son durum...]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>4 Ağustos 2026 Salı petrol fiyatlarına bakış... Dün 84,66 dolara kadar çıkan Brent petrolün ekim vadeli varil fiyatı günü 83,77 dolardan tamamladı.</p><p>Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 16.41 itibarıyla önceki kapanışa göre yaklaşık yüzde 4,5 düşüşle 79,96 dolara gerileyerek 13 Temmuz'dan bu yana ilk kez 80 doların altını test etti. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün eylül vadeli varil fiyatı da 76,33 dolardan işlem gördü.</p><p>ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran ile müzakerelerin sürdüğünü belirterek, "Bugün ya da yarın (Hürmüz) Boğaz'ı açmak için bir anlaşmaya varma ihtimalimiz var." ifadesini kullandı.</p><p>Bessent, İran'ın Boğaz'dan geçiş ücreti alıp almayacağı sorusuna ise "anlaşmanın boğazda serbest dolaşımı sağlayacağı" yanıtını verdi.</p><p>İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD ile doğrudan müzakere yürütmediklerini, Umman aracılığıyla yapılan görüşmelerin Hürmüz Boğazı'ndaki gemilerin güvenli geçişine odaklandığını söyledi.</p><p>ABD Başkanı Donald Trump ise dün yaptığı açıklamada, İran ile görüşmelerin sürdüğünü belirterek, bu sürecin iyi bir anlaşmaya ulaşılması için "İran'ın son şansı" olduğunu ifade etti.</p><p><b>DİPLOMATİK TEMASLAR ARZ ENDİŞELERİNİ HAFİFLETTİ</b></p><p>Bununla birlikte, Katar'ın yürüttüğü diplomatik girişimler de piyasalarda gerilimin azalacağı beklentilerini destekliyor.</p><p>Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, Doha'da düzenlediği basın toplantısında, ABD ile İran arasındaki gerilimin azaltılması amacıyla taraflarla temaslarını sürdürdüklerini, önceliklerinin diplomatik sürece yeniden dönülmesi ve Hürmüz Boğazı'nın uluslararası deniz trafiğine yeniden açılması olduğunu bildirdi.</p><p>Ensari, Katar'ın arabulucu olarak İran ile ABD'yi yeniden müzakere masasına döndürmeyi hedeflediğini dile getirerek, "Şu an için herhangi bir anlaşma yok. Öncelikli hedefimiz diplomatik sürece dönüşü sağlamak." dedi.</p><p>Hürmüz Boğazı'ndaki durumun savaş öncesine dönmesini hedeflediklerini belirten Ensari, boğazdaki deniz trafiğine ilişkin düzenlemelerin bölgedeki tüm ülkelerin katılımıyla yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.</p><p>Diplomatik temasların yoğunlaşması ve ABD ile İran arasında ateşkese varılabileceğine yönelik beklentilerin güçlenmesi, arz kesintisi endişelerini hafifleterek petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor.</p><p>Bunun yanı sıra, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC dışı bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ grubunun eylülde üretimlerini günlük 188 bin varil artırma kararı da petrol fiyatlarındaki düşüşte etkili oldu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/petrol-fiyatlari-geriledi-389_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286342</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/iletisim-baskani-burhanettin-durandan-yas-kararlarina-iliskin-paylasim-286342</link>
      <pubDate>2026-08-04T16:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İletişim Başkanı Burhanettin Duran'dan YAŞ kararlarına ilişkin paylaşım]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın riyasetinde gerçekleştirilen Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısında alınan kararların, devlet, millet ve Türk Silahlı Kuvvetleri için hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İletişim Başkanı Burhanettin Duran'dan YAŞ kararlarına ilişkin paylaşım]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı:</p><p>"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın riyasetinde gerçekleştirilen Yüksek Askeri Şura toplantısında alınan kararların, devletimiz, milletimiz ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Görevlerine devam eden ve yeni vazifelere atanan değerli komutanlarımızı tebrik ediyor, üstlendikleri şerefli görevlerde üstün başarılar diliyorum. Aziz vatanımıza ve necip milletimize yıllarca büyük bir fedakarlık, sadakat ve yüksek vazife şuuru ile hizmet ederek görevlerini başarıyla tamamlayan kıymetli komutanlarımıza şükranlarımı sunuyor, kendilerine ve ailelerine sağlık ve huzur dolu bir ömür temenni ediyorum."</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-yas-kararlarini-imzaladi-286310" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/gozler-iletisim-baskanlig-219_2.jpg"/></div><h3>Cumhurbaşkanı Erdoğan YAŞ kararlarını imzaladı</h3></a><p>Köklü devlet geleneğine ve kahraman ordunun gücüne olan inancının tam olduğunu belirten Duran, "Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ülkemizin huzuru, milletimizin bekası ve bölgemizde barış ile istikrarın tesisi için aynı azim ve kararlılıkla görevini sürdüreceğine yürekten inanıyorum." açıklamasında bulundu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/iletisim-baskani-burhanet-701_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286341</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/abdnin-dis-ticaret-acigi-haziranda-azaldi-286341</link>
      <pubDate>2026-08-04T16:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ABD'nin dış ticaret açığı haziranda azaldı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'nin dış ticaret açığı, haziranda aylık bazda yüzde 5,6 azalarak 73,3 milyar dolara indi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ABD'nin dış ticaret açığı haziranda azaldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Ticaret Bakanlığı, haziran ayına ilişkin dış ticaret verilerini açıkladı.</p><p>Buna göre, ülkenin dış ticaret açığı haziranda aylık bazda yüzde 5,6 azalışla 73,3 milyar dolara geriledi.</p><p>Piyasa beklentisi, dış ticaret açığının bu dönemde 73 milyar dolar olması yönündeydi.</p><p>Mayıs ayına ilişkin dış ticaret açığı verisi ise 77,6 milyar dolar olarak revize edildi.</p><p>Ülkenin ihracatı haziranda önceki aya göre yüzde 0,9 azalarak 314,7 milyar dolara, ithalatı ise yüzde 1,8 azalışla 388 milyar dolara düştü.</p><p>ABD'nin en yüksek açık verdiği ticaret ortakları Vietnam (21,6 milyar dolar), Meksika (20,3 milyar dolar), Çin (15,3 milyar dolar), Tayvan (14,9 milyar dolar), Avrupa Birliği (10,9 milyar dolar), Güney Kore (7,4 milyar dolar), Kanada (7,2 milyar dolar), Almanya (7,1 milyar dolar), Hindistan (4,5 milyar dolar), Malezya (4,4 milyar dolar), Japonya (3,3 milyar dolar), İrlanda (2,7 milyar dolar), İtalya (2,5 milyar dolar), Fransa (1,5 milyar dolar) ve İsrail (1,2 milyar dolar) oldu.</p><p>Ülkenin dış ticaret fazlası verdiği başlıca ticaret ortakları ise Hollanda (7,2 milyar dolar), Güney ve Orta Amerika (5,6 milyar dolar), Hong Kong (3,2 milyar dolar), İsviçre (2,9 milyar dolar), Birleşik Krallık (2,2 milyar dolar), Singapur (1,8 milyar dolar), Suudi Arabistan (1,8 milyar dolar), Brezilya (1,7 milyar dolar), Avustralya (1,3 milyar dolar) ve Belçika (900 milyon dolar) olarak sıralandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/abdnin-dis-ticaret-acigi--430_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286340</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/bilim-insanlari-dusuk-yagli-sut-tavsiyelerini-yeniden-degerlendiriyor-286340</link>
      <pubDate>2026-08-04T16:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim insanları düşük yağlı süt tavsiyelerini yeniden değerlendiriyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Toronto Üniversitesi'nde yürütülen yeni bir araştırma, tam yağlı süt ürünlerinin sağlık üzerindeki etkilerini mercek altına aldı. Kanada'da gerçekleştirilen çalışmada, günde üç porsiyon tam yağlı süt ürünü tüketen yetişkinlerin vücut ağırlığı, kolesterol ve metabolizma değerlerinde olumsuz bir değişim gözlenmedi. Araştırma, mevcut beslenme kılavuzlarının gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koydu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim insanları düşük yağlı süt tavsiyelerini yeniden değerlendiriyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toronto Üniversitesi'nde gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma, tam yağlı süt ürünlerinin sağlık üzerindeki etkilerine dair uzun süredir devam eden tartışmalara yeni bir boyut kazandırdı. Kanada'da yürütülen bu çalışma, yetişkinlerin günde üç porsiyon tam yağlı süt ürünü tükettiklerinde vücut ağırlığı, vücut kompozisyonu, enerji metabolizması ve kan lipid seviyelerinde herhangi bir olumsuz etkiyle karşılaşmadıklarını gösterdi. Araştırmanın sonuçları, Journal of Nutrition dergisinde yayımlandı ve mevcut beslenme kılavuzlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiği yönünde önemli bir mesaj verdi.</p><h3>Harvey Anderson ve ekibinden çarpıcı bulgular</h3><p>Toronto Üniversitesi'nde görev yapan beslenme bilimleri profesörü Harvey Anderson liderliğindeki ekip, araştırmaya 74 fazla kilolu veya obez yetişkini dahil etti. Katılımcılar rastgele üç farklı diyet grubuna ayrıldı. Birinci grup düşük süt ürünlü ve kalori kısıtlamalı bir diyet uyguladı. İkinci grup, günlük enerji ihtiyaçlarını dengeleyerek günde üç porsiyon tam yağlı süt ürünü tüketti. Üçüncü grup ise yine günde üç porsiyon tam yağlı süt ürünü aldı, ancak kalori kısıtlaması uygulanmadı. Tüm katılımcılar Kanada'nın güncel beslenme kılavuzlarına uygun şekilde yönlendirildi. Bu deneysel tasarım, tam yağlı süt ürünlerinin doğrudan etkisini kalori kısıtlamasından bağımsız olarak değerlendirme imkânı sundu.</p><p>On iki hafta süren çalışma sonunda, günde üç porsiyon süt ürünü tüketen gruplarda, düşük süt ürünlü diyet uygulayanlarla karşılaştırıldığında vücut ağırlığı, vücut kompozisyonu ve kolesterol düzeylerinde anlamlı bir fark tespit edilmedi. Araştırma, tam yağlı süt ürünlerinin kilo artışı ya da kan lipidlerinde zararlı bir değişim yaratmadığını ortaya koydu. Ayrıca, daha fazla süt ürünü tüketen gruplar, kalsiyum, protein ve D vitamini gibi önemli besin maddelerinden daha yüksek oranda faydalandı. Kan basıncında ise hafif bir düşüş kaydedildi. Anderson, "Günde üç porsiyon süt ürünü tüketenlerin kan kolesterolü veya lipid seviyelerinde olumsuz bir durum ya da insülin direnci bulgusu yoktu" ifadelerini kullandı.</p><h3>Beslenme kılavuzları ve süt matris hipotezi tartışılıyor</h3><p>Kanada başta olmak üzere birçok ülkenin beslenme kılavuzları, uzun yıllardır yağsız veya az yağlı süt ürünlerini ön plana çıkarıyor. Bu yaklaşım, doymuş yağın azaltılmasının kolesterolü düşürerek kalp-damar hastalıkları riskini azaltacağı varsayımına dayanıyor. Ancak Anderson ve ekibi, tam yağlı süt ürünleriyle ilgili insan araştırmalarının bu varsayımı her zaman desteklemediğini vurguluyor. Hatta bazı çalışmalar, tam yağlı süt ürünlerinin olası koruyucu etkilerine işaret ediyor. Toronto Üniversitesi Temerty Tıp Fakültesi'nde yardımcı doçent Kozeta Miliku'nun öncülüğünde yürütülen yeni araştırmalar da bu görüşü destekliyor.</p><p>Uzmanlar, beslenme rehberlerinde doymuş yağ oranına odaklanmak yerine, gıdaların bütünsel yapısının dikkate alınmasının daha doğru olacağını savunuyor. Anderson, süt ürünlerinin fiziksel yapısının ve içindeki protein, yağ, mineral ve diğer besin öğelerinin bir arada bulunmasının, besinlerin vücutta nasıl emildiğini ve kullanıldığını etkilediğini belirtiyor. Süt matris hipotezi olarak bilinen bu yaklaşım, tam yağlı süt ürünlerinin sağlık etkilerinin, tek tek bileşenlerin toplamından daha farklı ve geniş kapsamlı olabileceğini öne sürüyor. Özellikle kazein ve peynir altı suyu proteinlerinin, yağ ve diğer besinlerle birlikte vücuda yavaş ve sürekli bir şekilde ulaşmasını sağladığı ifade ediliyor.</p><h3>Yaşlı yetişkinler ve beslenme tavsiyeleri yeniden değerlendiriliyor</h3><p>Harvey Anderson, araştırmanın özellikle ileri yaştaki yetişkinler için önemli sonuçlar içerdiğini dile getiriyor. Yaş ilerledikçe, bireylerin enerji ihtiyacı azalırken, protein, kalsiyum ve D vitamini gibi temel besin maddelerine olan gereksinimi devam ediyor. Bu durumda, yaşlı yetişkinlerin daha az kaloriyle daha fazla besin almaları gerekiyor. Anderson, tam yağlı süt ürünlerinin bu besin maddeleri açısından zengin ve ulaşılması kolay bir kaynak sunduğunu, ayrıca diyabet veya diğer kronik hastalıklar açısından risk oluşturduğuna dair bir bulguya rastlanmadığını belirtiyor.</p><p>Araştırma sonuçları, beslenme alanında sürdürülen bilimsel tartışmalara da yeni bir perspektif kazandırıyor. Besinleri yalnızca doymuş yağ gibi tek bir bileşen üzerinden değerlendirmek yerine, bir bütün olarak ele almak gerektiği vurgulanıyor. Anderson ve diğer uzmanlar, beslenme politikalarının ve rehberlerinin, besin maddelerinin bir arada bulunduğu gıdaların vücutta nasıl etkileşim gösterdiğini dikkate alacak şekilde güncellenmesini öneriyor. Özellikle süt ürünleri gibi karmaşık yapılı gıdaların, sağlık üzerindeki etkilerinin daha bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiği öne sürülüyor.</p><h3>Toronto Üniversitesi'nden sade ve net tavsiye: Çeşitli ve dengeli beslenin</h3><p>Gıda ve beslenme alanında sürekli değişen trendler ve zaman zaman çelişkili mesajlar, tüketicilerin kafasını karıştırabiliyor. Anderson'ın bu konudaki önerisi ise oldukça basit: "Çeşitli gıdalar tüketin, hiçbir şeyden aşırıya kaçmayın ve beslenmenizi olabildiğince sade tutun." Araştırmanın sonuçları, tam yağlı süt ürünlerinin, mevcut beslenme kılavuzlarında öne sürüldüğü gibi zararlı etkiler yaratmadığını ve hatta bazı açılardan fayda sağlayabileceğini ortaya koydu. Toronto Üniversitesi'nin bulguları, özellikle tam yağlı süt ürünleri konusunda toplumun ve sağlık profesyonellerinin bakış açısını değiştirebilecek nitelikte görünüyor.</p><p>Sonuç olarak, Toronto Üniversitesi'nin öncülüğünde yürütülen bu araştırma, tam yağlı süt ürünlerinin sağlık üzerindeki etkileriyle ilgili uzun süredir devam eden tartışmalara bilimsel bir açıklık getirdi. Araştırmacılar, günde üç porsiyon tam yağlı süt ürünü tüketiminin, yetişkinlerde kilo artışı, kolesterol yükselmesi veya metabolik bozukluklara yol açmadığını net bir şekilde ortaya koydu. Bu bulgular, beslenme kılavuzlarının güncellenmesi ve bireylerin beslenme tercihlerini yeniden gözden geçirmesi için güçlü bir dayanak oluşturuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/bilim-insanlari-dusuk-yag-229_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286339</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/diyetisyen-uyardi-ac-karnina-uyumak-sanildigi-kadar-masum-degil-286339</link>
      <pubDate>2026-08-04T16:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Diyetisyen uyardı! Aç karnına uyumak sanıldığı kadar masum değil]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Diyetisyen, aç karnına uyumanın hem hormon dengesini hem de uyku kalitesini olumsuz etkilediğini vurguladı. Uzman, özellikle akşam yemeğinin zamanlaması ve içeriği konusunda önemli uyarılar yaptı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Diyetisyen uyardı! Aç karnına uyumak sanıldığı kadar masum değil]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir diyetisyen, akşam yemeği ve uyku arasındaki ilişkinin sağlığımız üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Uzman, aç karnına uyumanın vücutta hormon dengesini bozduğunu ve gece boyunca kan şekeri seviyelerinde istenmeyen dalgalanmalara yol açtığını belirtti. Özellikle gece dinlenmesinden iki-üç saat önce hafif bir akşam yemeği yenmesini öneren diyetisyen, uzun süreli açlığın ise vücut üzerinde olumsuz sonuçlar doğurduğuna işaret etti.</p><h3>Diyetisyen: 'Aç karnına uyuyanlarda kortizol artıyor'</h3><p>Uzman açıklamasında, sekiz saatten uzun süre aç kalan kişilerde vücudun stres hormonu olarak bilinen kortizolun yükseldiğini dile getirdi. Bu durumun, gece boyunca kişinin yiyecek arzusunu artırdığını ve uyku kalitesini düşürdüğünü aktardı. Ayrıca, uyku öncesinde glikoz seviyesindeki belirgin azalmaların da kortizol artışına yol açtığını, bunun da hem metabolizma hem de ruh hali üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu belirtti. Diyetisyen, bu nedenle akşam yemeğinin atlanmaması gerektiğinin altını çizdi.</p><h3>Sağlıklı akşam yemeği için protein ve lif önerisi</h3><p>Diyetisyen, akşam yemeğinde sindirimi kolay protein kaynaklarının tercih edilmesini tavsiye etti. Yağsız balık, hindi veya tavuk gibi proteinlerin, sebzeler ve sağlıklı yağlarla birlikte tüketilmesinin, glikozda ani dalgalanmaları önlediğini belirtti. Ayrıca, lif açısından zengin sebzeler ve ceviz gibi sağlıklı yağların uzun süre tokluk hissi sağladığını vurguladı. Uzman, gün boyunca yeterli sıvı alımının da akşamları aşırı su içme ihtiyacını azalttığını, dinlenmeden önce bir fincan bitki çayının ise kaygıyı azaltıp sindirimi desteklediğini ifade etti.</p><p>Sonuç olarak, diyetisyen aç karnına uyumanın risklerine karşı uyarırken, dengeli ve sağlıklı bir akşam yemeğinin hem uyku kalitesi hem de genel sağlık için büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/diyetisyen-uyardi-ac-karn-878_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286338</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/uzmanlardan-aku-uyarisi-degisim-karari-vermeden-once-bu-testi-yaptirin-286338</link>
      <pubDate>2026-08-04T16:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan akü uyarısı! Değişim kararı vermeden önce bu testi yaptırın]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Otomobil sahipleri için akü kontrolü büyük önem taşıyor. Uzmanlar,  akü değişimi ve voltaj ölçümü konusunda dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor. Akü ömrü ve değişim zamanı hakkında yapılan açıklamalar, sürücüler için yol gösterici nitelikte.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uzmanlardan akü uyarısı! Değişim kararı vermeden önce bu testi yaptırın]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Araç sahipleri için akü değişimi konusu yeniden gündeme geldi. Otomobil uzmanları, akü sağlığının kontrol edilmesinin kritik olduğunu belirtiyor. Akünün ortalama ömrünün kaliteye ve kullanım koşullarına göre değiştiği, ancak genellikle iki yıl veya 100 bin kilometreye kadar sorunsuz kullanılabildiği ifade ediliyor. Gerçek kullanımda ise bu sürenin daha kısa ya da uzun olabileceği, dikkatli gözlem ve testlerin önemli olduğu vurgulanıyor.</p><h3>Otomobil uzmanı: 'Akü voltajını ölçmeden karar vermeyin'</h3><p>Uzmanlar, akü değişimi gerekip gerekmediğini anlamak için bazı pratik adımlar öneriyor. Eğer akü çok eski değilse ve motor sorunsuz şekilde çalışıyorsa, değişim ertelenebilir. Ancak, akü terminallerinde voltaj ölçümü yapılması büyük önem taşıyor. Motor çalışırken voltajın 14,0&#8211;14,4 volt, motor kapalıyken ise 12,5&#8211;12,6 volt olması bekleniyor. Bu değerlerin altında bir sonuç alınırsa, akünün önce şarj edilmesi ve gövdesinin hasar açısından incelenmesi tavsiye ediliyor.</p><h3>Akü değişimi için fiyat avantajı</h3><p>Akü voltajı düşük çıkarsa ve şarj sonrası da değerler düzelmezse, değişim ihtiyacı kesinleşiyor. Özellikle bahar döneminde akü talebinin azalması nedeniyle fiyatlar daha uygun seviyelere iniyor. Sürücüler, bu dönemi değerlendirmeleri konusunda uyarılıyor. Ayrıca, akü değişimi öncesinde 1-2 hafta boyunca düzenli voltaj ölçümü yapılması, olası arızaların önceden tespit edilmesine yardımcı oluyor. Böylece hem güvenlik hem de maliyet açısından avantaj sağlanabiliyor.</p><p>Sonuç olarak, otomobil sahiplerinin akü kontrollerini ihmal etmemesi, hem aracın sorunsuz çalışması hem de beklenmedik masrafların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıyor. Uzmanlar, düzenli bakım ve ölçümlerle akü ömrünün uzatılabileceğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/uzmanlardan-aku-uyarisi-d-338_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286337</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/antarktikanin-kan-selalesinde-sasirtan-antik-yasam-kalintilari-286337</link>
      <pubDate>2026-08-04T16:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Antarktika'nın Kan Şelalesi'nde şaşırtan antik yaşam kalıntıları]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Antarktika'nın Taylor Buzulu'nda yer alan Kan Şelalesi'nde, bilim insanları milyonlarca yıl boyunca izole kalmış antik mikroorganizmalar keşfetti. Bu keşif, kıtanın donmuş geçmişine ışık tutarken, Kan Şelalesi'nin benzersiz ekosistemiyle ilgili yeni soruları da gündeme getirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Antarktika'nın Kan Şelalesi'nde şaşırtan antik yaşam kalıntıları]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antarktika'nın Taylor Buzulu'nda bulunan ve Kan Şelalesi olarak bilinen bölge, bilim dünyasını şaşırtan yeni bir keşfe ev sahipliği yaptı. Kaliforniya Üniversitesi, San Diego'dan mikrobiyolog Angela Zoumplis ve ekibi, buzulun altında milyonlarca yıl boyunca izole kalmış antik mikroorganizmaların varlığını ortaya çıkardı. Araştırmacılar, Kan Şelalesi'nin çevresinden ve McMurdo Kuru Vadisi'nden topladıkları örneklerde, bugüne kadar bilinmeyen bir eukaryotik mikroorganizma topluluğuna rastladı. Bu bulgu, Antarktika'nın donmuş topraklarında, modern çağdan çok önce oluşmuş bir deniz ekosisteminin günümüze kadar hayatta kalabildiğini gösteriyor.</p><h3>Angela Zoumplis: 'Kan Şelalesi'nde izole antik yaşam izleri bulundu'</h3><p>Angela Zoumplis liderliğindeki araştırma ekibi, Kan Şelalesi'nin sıradışı kırmızı renginin kaynağını ve buzulun altındaki yaşamı anlamak için kapsamlı örneklemeler yaptı. Taylor Buzulu'nun derinliklerinde, yüksek tuzluluk oranına sahip brin adı verilen sıvı ceplerin içinde, milyonlarca yıl önce deniz suyunun burada hapsolduğu ortaya çıktı. Bu brin, çözünmüş demir açısından zengin ve yüzeye çıktığında oksijenle temas ederek paslı kırmızı bir akıntı oluşturuyor. Bilim insanları, sadece bakterileri değil, aynı zamanda eukaryotik mikroorganizmaları da tespit etti. Özellikle diatomlar, dinoflagellatlar ve silialar gibi grupların, Kan Şelalesi'nin çevresinde yoğunlaştığı ve bu topluluğun, günümüz deniz ortamlarından genetik olarak farklılaştığı anlaşıldı. Bu farklılık, uzun süreli izolasyonun etkisiyle açıklanıyor.</p><h3>Kan Şelalesi'nde antik deniz topluluğunun izleri gün yüzüne çıktı</h3><p>Bilim insanları, Kan Şelalesi'nin yalnızca ilginç bir doğal oluşum olmadığını, aynı zamanda Antarktika'nın geçmişine dair canlı kanıtlar barındırdığını vurguluyor. Araştırmada, çevresel RNA analizleri sayesinde, buzulun altında aktif olarak yaşayan mikroorganizmalar ile sadece kalıntı genetik izler bırakanlar birbirinden ayrıldı. Elde edilen sonuçlar, Kan Şelalesi'nin çevresinde, deniz kökenli eukaryotlar başta olmak üzere, kendine özgü ve izole bir mikroorganizma topluluğunun varlığını gösterdi. Bu topluluğun, Antarktika'nın çok daha sıcak bir iklime sahip olduğu dönemden kalma bir deniz ekosisteminin torunları olduğu düşünülüyor. Taylor Buzulu'nun altında en az 1.5 milyon yıldır varlığını sürdüren brin, bu canlıların hayatta kalmasına olanak tanıdı. Tuzluluğun, suyun donma noktasını düşürmesi sayesinde, dış ortamda her şey donarken bile bu sıvı cepler canlılığını korudu.</p><h3>Bilim insanları: 'Kan Şelalesi, eski ekosistemlerin anahtarı olabilir'</h3><p>Uzmanlar, Kan Şelalesi'nin barındırdığı mikroorganizmaların, Antarktika'nın iklim geçmişi ve evrimi hakkında benzersiz bilgiler sunduğunu belirtiyor. Bu alanda yapılan çalışmalar, sadece kayalardan veya fosillerden geçmişi anlamanın ötesine geçiyor; burada, atalarının gerçekten yaşadığı canlı organizmalar incelenebiliyor. Ekip, deniz mikroorganizmalarının rüzgarla taşınabileceği ihtimalini de araştırdı, fakat elde edilen veriler, bu türlerin bölgeye dışarıdan gelmediğini, tam tersine uzun süreli izolasyonla evrimleştiğini ortaya koydu. Özellikle Kan Şelalesi çevresindeki eukaryotik mikropların, modern deniz akrabalarından genetik olarak ayrıştığı belirlendi. Bu bulgular, bölgenin, Antarktika'nın bugünkü donmuş manzarasına dönüşmeden önceki sıcak ve sulu dönemlerinden kalan nadir bir ekosistemi koruduğunu gösteriyor.</p><h3>Antarktika'nın Kan Şelalesi'nde yaşam nasıl sürdü?</h3><p>Antarktika'nın iklimi milyonlarca yıl içinde büyük değişimlere uğradı. Kıta, zamanla daha soğuk ve kuru bir hale gelirken, trilyonlarca ton buzun altında gömüldü. Ancak Kan Şelalesi'nin altındaki hipersalin brin, burada yaşayan mikroorganizmalar için bir sığınak oluşturdu. Tuz, suyun donma noktasını düşürerek, buzulların arasında sıvı su ceplerinin varlığını sürdürmesini sağladı. Bilim insanları, bazı mikroorganizmaların aşırı tuzluluk koşullarına adapte olduğunu ve bu sayede hayatta kalabildiğini düşünüyor. Ayrıca, bazı türlerin uzun süreler boyunca uyku halinde kalıp, uygun koşullar oluştuğunda yeniden aktif hale geldiği tahmin ediliyor. Bu adaptasyonlar, Antarktika'nın geçmişteki sıcak ve nemli dönemlerinden bugünkü donmuş haline geçişte, antik deniz topluluğunun hayatta kalmasını sağlamış olabilir.</p><h3>Kan Şelalesi'nin önemi: Eşsiz bir bilimsel laboratuvar</h3><p>Kan Şelalesi, bilim insanlarına modern Antarktika buz örtüsünden önce var olan bir ekosistemin yaşayan torunlarını inceleme fırsatı sunuyor. Bu sayede, geçmiş çevresel değişimlerin canlı örnekler üzerinden anlaşılması mümkün oluyor. Araştırmacılar, bu alanın antik soyların benzersiz bir sığınağı olduğuna dikkat çekiyor. Elde edilen bulgular, kalıntı ekosistemlerin hem geçmiş iklim değişimlerine hem de gelecekteki kutup bölgelerinin savunmasızlığına dair önemli ipuçları taşıdığını gösteriyor. Kan Şelalesi'nin korunması, yalnızca Antarktika'nın değil, tüm dünyanın iklim ve biyolojik çeşitlilik araştırmaları için büyük önem taşıyor.</p><p>Sonuç olarak, Kan Şelalesi'nde keşfedilen antik mikroorganizmalar, Antarktika'nın donmuş geçmişine ve evrimine dair önemli bilgiler sunuyor. Bu benzersiz ekosistem, milyonlarca yıl boyunca izole kalmış canlıların günümüze ulaşabildiğini kanıtlıyor. Bilim insanları, Kan Şelalesi'nin korunmasının, hem geçmişi anlamak hem de gelecekteki çevresel değişimlere hazırlıklı olmak açısından kritik bir rol oynayacağını vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/antarktikanin-kan-selales-511_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286336</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/bazi-insanlar-neden-sivrisinekleri-daha-cok-cekiyor-iste-dikkat-ceken-bulgular-286336</link>
      <pubDate>2026-08-04T16:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bazı insanlar neden sivrisinekleri daha çok çekiyor? İşte dikkat çeken bulgular]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Florida Uluslararası Üniversitesi'nin Miami'de yürüttüğü araştırmada, bazı insanların sivrisineklere neden daha çekici geldiği bilimsel olarak incelendi. 119 gönüllüyle yapılan deney, sivrisineklerin insan kokusu ve cilt bakterilerine verdiği tepkilerde önemli farklılıklar olduğunu gösterdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bazı insanlar neden sivrisinekleri daha çok çekiyor? İşte dikkat çeken bulgular]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Florida Uluslararası Üniversitesi (FIU) araştırmacıları, Miami'de gerçekleştirdikleri geniş kapsamlı bir deneyle, sivrisineklerin bazı insanlara diğerlerinden daha fazla ilgi göstermesinin nedenlerini ortaya çıkardı. 119 gönüllü ile yapılan çalışma, sivrisineklerin insan kokusu ve cilt bakterileriyle olan karmaşık ilişkisini gözler önüne serdi. Dünya genelinde her yıl 1 milyondan fazla insanın ölümüne yol açan sivrisinek kaynaklı hastalıklar, bu araştırmanın önemini daha da artırıyor. Araştırmanın sonuçları, sivrisineklerin insanları seçerken çeşitli biyolojik ve kimyasal faktörleri dikkate aldığını gösterdi.</p><h3>DeGennaro ekibi: 'Her sivrisinek türü farklı insanları seçiyor'</h3><p>FIU'dan nörogenetikçi Matthew DeGennaro'nın liderliğindeki ekip, olfaktometre adı verilen özel bir tüp sistemiyle gönüllülerin kollarından yayılan kokuları üç farklı sivrisinek türüne sundu. Deneyde Aedes aegypti, Aedes albopictus ve Culex quinquefasciatus türleri kullanıldı. Araştırmacılar, Aedes aegypti türünün kadınlara göre erkeklere biraz daha fazla ilgi gösterdiğini tespit etti. Diğer iki türde ise cinsiyet tercihi görülmedi. Ayrıca, her bir sivrisinek türünün farklı bireylere çekildiği, yani bir kişinin tüm türler için aynı derecede çekici olmadığı ortaya çıktı. Bazı gönüllüler belirli bir türe daha fazla çekicilik gösterirken, diğer türler için aynı durum geçerli olmadı. Bu bulgular, sivrisinek çekiciliğinin bireysel farklılıklar ve türler arası tercihlerle şekillendiğini gösteriyor.</p><h3>Sivrisinek çekiciliğinde koku ve bakteri etkisi</h3><p>Araştırma, insan vücudunda bulunan uçucu organik bileşiklerin (VOC) ve ciltteki bakteri türlerinin sivrisinek çekiciliğinde belirleyici rol oynadığını ortaya koydu. Katılımcıların kollarından alınan VOC örnekleri incelendiğinde, Aedes aegypti ve Culex quinquefasciatus türlerinin, düşük seviyede VOC içeren bireylere daha fazla yöneldiği saptandı. Bu durum, bazı sivrisinek türlerinin belirli kokulardan kaçınarak konakçı seçtiğini düşündürüyor. Öte yandan, Aedes albopictus türünün ise belirli çekici koku bileşenlerine daha fazla odaklandığı belirlendi. Araştırmacılar, toplam 119 katılımcıdan 246 farklı bakteri türü tespit etti. Ancak, tüm katılımcıların mikrobiomlarında yalnızca bir bakteri türü ortak olarak bulundu. Özellikle Co. kefirresidentii, Cu. granulosum ve Staphylococcus epidermidis bakterileri, yüksek çekicilik gösteren bireylerde öne çıktı. Bu üç bakteri türü, düşük çekiciliğe sahip bireylerde ise bulunmadı. Sonuçlar, sivrisineklerin konakçı seçerken hem koku bileşenlerini hem de cilt bakterilerini dikkate aldığını ortaya koydu.</p><h3>Florida Uluslararası Üniversitesi'nden sivrisinek tehdidine karşı öneriler</h3><p>Çalışmanın yazarları, sivrisinek çekiciliğine etki eden koku ve bakteri faktörlerinin tam olarak anlaşılması halinde, insanları sivrisineklerden koruyacak yeni yöntemlerin geliştirilebileceğine dikkat çekiyor. Araştırmada elde edilen bilgiler, özellikle sivrisinek kaynaklı hastalıkların yayılmasını önlemede önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Bilim insanları, gelecekte sivrisinekleri uzaklaştıran özel böcek kovucuların geliştirilebileceğini veya cilt mikrobiomunun değiştirilerek insanların sivrisineklere karşı daha az çekici hale getirilebileceğini belirtiyor. Ayrıca, her sivrisinek türünün farklı koku ve bakteri tercihleri olması nedeniyle, bu alanda daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğu vurgulanıyor. Araştırmacılar, sivrisineklerin koku ve bakteri tercihlerini tam olarak anlamanın, milyonlarca insanın hayatını tehdit eden hastalıkların önlenmesinde kritik rol oynayacağını ifade ediyor.</p><p>Florida Uluslararası Üniversitesi'nin Miami'de yürüttüğü bu detaylı araştırma, sivrisinek çekiciliğinin yalnızca bireysel koku ve bakteri farklarından değil, aynı zamanda her sivrisinek türünün kendine özgü tercihlerinden etkilendiğini gösteriyor. Elde edilen bulgular, sivrisinek kaynaklı hastalıkların kontrol altına alınması için yeni stratejiler geliştirilmesine ışık tutuyor. Bilim dünyası, bu alandaki yeni keşiflerin, sivrisinek tehdidini azaltmada ve insan sağlığını korumada önemli katkılar sağlayacağına inanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/bazi-insanlar-neden-sivri-587_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286335</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/terorsuz-turkiye-duzenlemesi-ak-parti-heyeti-chp-grubu-ile-gorustu-286335</link>
      <pubDate>2026-08-04T16:20:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["Terörsüz Türkiye" düzenlemesi... AK Parti heyeti, CHP Grubu ile görüştü]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[AK Parti Grup Başkanvekili Gül ile TBMM Adalet Komisyon Başkanı ve İstanbul Milletvekili Yüksel, CHP TBMM Grubunu ziyaret etti. Görüşmede, Terörsüz Türkiye kapsamındaki "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin ele alındı. Gül, "Görüşmeler iyi gidiyor. Yarın inşallah veririz." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA["Terörsüz Türkiye" düzenlemesi... AK Parti heyeti, CHP Grubu ile görüştü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül ile TBMM Adalet Komisyon Başkanı ve İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, CHP TBMM Grubunu ziyaret etti.</p><p>Gül ve Yüksel, Meclis'te, CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç ve Kars Milletvekili İnan Akgün Alp ile bir araya geldi.</p><p>Basına kapalı gerçekleşen ve yaklaşık 30 dakika süren görüşmede, Terörsüz Türkiye kapsamındaki "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin ele alındığı öğrenildi.</p><p>Görüşmenin ardından bir gazetecinin teklifin ne zaman Meclis Başkanlığına sunulacağına ilişkin sorusu üzerine Gül, "Görüşmeler iyi gidiyor. Yarın inşallah veririz." dedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/terorsuz-turkiye-duzenlem-262_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286334</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/misofoni-sanildigindan-daha-yaygin-olabilir-beyin-taramalari-dikkat-cekti-286334</link>
      <pubDate>2026-08-04T16:20:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çiğneme sesine öfkenin nedeni beyindeki bu ağ olabilir]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Kanada'daki Montreal Nöroloji Enstitüsü ve ABD'deki Oklahoma Üniversitesi'nden bilim insanları, misofoniye dair beyin devrelerini ortaya çıkaran yeni bir araştırmaya imza attı. Çalışma, misofoninin beyindeki kökenlerini ve spektrum üzerindeki yerini gözler önüne seriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çiğneme sesine öfkenin nedeni beyindeki bu ağ olabilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanada'nın Montreal Nöroloji Enstitüsü ile ABD'deki Oklahoma Üniversitesi'nden bir grup bilim insanı, misofoniye yol açan beyin devrelerini tespit etti. Human Brain Mapping dergisinde yayımlanan araştırmada, çiğneme ya da burun silme gibi gündelik seslere karşı aşırı öfke ve tiksintiyle tepki gösteren misofoni hastalığının, beyindeki anterior insular korteks ve bu bölgeyle bağlantılı salience ağıyla ilişkili olduğu ortaya kondu. Bilim insanları, misofoninin beynin belirli bölgelerindeki aktivitelerle nasıl bağlantılı olduğunu ve bu durumun bir spektrum üzerinde değişkenlik gösterdiğini vurguladı. Araştırmada, farklı seviyelerde misofoni deneyimleyen kişilerin beyinlerinde gözlemlenen değişiklikler, bozukluğun toplum genelinde yaygın olduğunu ve net sınırlarla ayrılmadığını da gösterdi.</p><h3>Montreal Nöroloji Enstitüsü: Misofoni beyinde spektrum olarak var</h3><p>Araştırma ekibi, misofoninin beyindeki kökenlerini anlamak için 162 yetişkinin dinlenme halindeki beyinlerini fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) ile inceledi. Ancak bu grup, misofoniye ilişkin özel sorulara yanıt vermemişti. Bilim insanları, bunun yerine 777 kişilik ayrı bir veri setini analiz ederek, bireylerin misofoni şiddetini ve genel duyusal tepkilerini değerlendirdi. Bu yaklaşım, misofoninin toplumda ne kadar yaygın olduğunu ve belirtilerinin kişiden kişiye farklılık gösterebildiğini anlamak açısından önemli bir adım olarak öne çıktı. Araştırmacılar, misofoni şiddetinin anterior insula bölgesinin işitsel işleme, motor beceriler ve hareket planlamasıyla ilgili salience ağı bölgeleriyle ne ölçüde senkronize çalıştığına dikkat çekti. Bu bulgular, misofoninin yalnızca belirli kişilerde değil, toplumun geniş bir kesiminde farklı derecelerde görülebildiğini gösteriyor.</p><h3>Salience ağı ve anterior insula: Misofoninin nörolojik izi</h3><p>Çalışmada öne çıkan en önemli bulgulardan biri, misofoniye sahip bireylerin beyin aktivitelerinin kaygı, depresyon veya otizm gibi başka nörolojik durumlarla belirgin bir örtüşme göstermemesi oldu. Araştırmacılar, misofoninin kendine özgü bir biyolojik sürece sahip olduğunu ve diğer psikiyatrik bozukluklardan ayrıldığını belirtti. Ayrıca, katılımcıları misofoniye sahip olanlar ve olmayanlar şeklinde kesin gruplara ayırmaya çalıştıklarında, istatistiksel olarak elde edilen beyin desenlerinin kaybolduğunu gözlemlediler. Bu durum, misofoninin net bir çizgiyle ayrılan bir hastalık değil, bir kaydırma ölçeği üzerinde yer aldığını ortaya koyuyor. Bilim insanları, bu bulgunun misofoninin neden ve nasıl tetiklendiğini anlamada önemli bir dönüm noktası olduğuna işaret etti. Ayrıca, misofoninin gerçek dünyadaki değişkenliğini daha iyi yansıtabilmek için spektrum yaklaşımının gerekliliğine vurgu yapıldı.</p><h3>Misofoni araştırmasında 777 kişilik veriyle yeni bakış açısı</h3><p>Araştırmanın bir diğer dikkat çekici yönü, misofoniye özel olarak seçilmiş katılımcıların kullanılmaması oldu. fMRI taramalarına katılan 162 kişiye doğrudan misofoniyle ilgili sorular sorulmadı. Bunun yerine, 777 kişilik geniş bir veri setiyle, bireylerin duyusal hassasiyetleri ve misofoni eğilimleri istatistiksel olarak tahmin edildi. Bilim insanları, bu yöntemin toplumdaki daha yaygın ve hafif vakaları da kapsayarak, bozukluğun gerçek dağılımını daha iyi yansıttığını belirtti. Ayrıca, mevcut veri tabanlarının akıllıca kullanımı sayesinde, sıfırdan yeni bir araştırma başlatmanın her zaman gerekli olmadığını, mevcut bilgilerden de değerli sonuçlar elde edilebileceğini gösterdiler. Bu yaklaşım, gelecekteki misofoni araştırmalarında daha geniş ve temsili örneklemlerle çalışmanın yolunu açıyor.</p><h3>Bilim insanlarından misofoniye dair yeni nörolojik öneriler</h3><p>Araştırmacılar, elde edilen bulguların misofoninin sinirsel mekanizmalarını daha iyi anlamak için önemli bir temel oluşturduğunu vurguladı. Gelecekteki çalışmalarda, misofoniye sahip bireylerin beyin aktivitelerinin doğrudan gözlemlenmesi ve farklı nörogörüntüleme tekniklerinin kullanılması önerildi. Ayrıca, misofoniyle ilişkili nörolojik süreçlerin diğer psikiyatrik durumlarla olan farklarının daha ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiği belirtildi. Araştırma ekibi, misofoninin spektrum üzerindeki değişkenliğinin, tedavi ve tanı süreçlerinde de dikkate alınmasının önemine dikkat çekti. Bilim dünyası, bu yeni bakış açısıyla misofoninin hem biyolojik hem de toplumsal yönlerini daha derinlemesine incelemeyi hedefliyor.</p><p>Sonuç olarak, Montreal Nöroloji Enstitüsü ve Oklahoma Üniversitesi'nin ortak çalışması, misofoninin beyindeki özgün devrelerle yakından bağlantılı olduğunu ve bu durumun toplum genelinde bir spektrum olarak varlık gösterdiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, bu bulguların misofoniye yönelik yeni tanı ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesinde yol gösterici olabileceğini belirtiyor. Gelecekte yapılacak detaylı nörolojik çalışmalar, misofoninin nedenleri ve etkileri konusunda daha fazla bilgi sunacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/misofoni-sanildigindan-da-585_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286333</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/apophis-asteroidi-dunyaya-tehlikeli-bir-yakin-gecis-yapacak-286333</link>
      <pubDate>2026-08-04T16:18:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Apophis asteroidi Dünya'ya tehlikeli bir yakın geçiş yapacak]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Nisan 2029'da, 99942 Apophis adlı dev asteroit Dünya'nın yalnızca 32 bin kilometre yakınından geçecek. Bilim insanları, bu tarihi geçişin uzay enkazı nedeniyle beklenmedik riskler barındırdığını ve bilimsel gözlemler üzerinde ciddi etkiler yaratabileceğini açıkladı. ESA ve NASA'nın hazırlıklarını sürdürdüğü bu olay, uzay çalışmalarında yeni bir dönüm noktası olabilir.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Apophis asteroidi Dünya'ya tehlikeli bir yakın geçiş yapacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nisan 2029'da, 99942 Apophis adı verilen dev bir asteroit Dünya'nın yalnızca 32 bin kilometre yakınından geçecek. Yaklaşık 370 metre uzunluğundaki bu gök cismi, insanlık tarihinde nadiren yaşanacak bir kozmik karşılaşmaya sahne olacak. Bilim insanları, Apophis'in bu yakın geçişinin Dünya için doğrudan bir tehdit oluşturmadığını belirtse de, uzay enkazı riski nedeniyle olayın bilimsel sonuçlarının karmaşık hale gelebileceği konusunda uyarıda bulunuyor. ESA ve NASA'nın bu tarihi geçişi gözlemlemek amacıyla iki ayrı uzay aracı hazırladığı biliniyor. Ancak, jeosenkron yörüngede biriken insan yapımı enkazın, Apophis'in yörüngesine etki etme ihtimali, bilim çevrelerinde endişe yaratıyor.</p><h3>ESA ve NASA, Apophis'in yakın geçişine odaklandı</h3><p>Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Apophis'in 2029'daki yakın geçişini detaylı biçimde izlemek için RAMSES ve OSIRIS-APEX adlı iki ayrı uzay aracıyla hazırlıklarını sürdürüyor. Bilim insanları, bu karşılaşmanın asteroitlerin yapısı ve dinamikleri hakkında eşsiz bilgiler sunacağını düşünüyor. Dünya'nın çekim gücü, Apophis'in dönüşünü değiştirebilir, yüzeyinde toprak kaymalarına ve hatta asteroit depremlerine yol açabilir. Bu tür olaylar, asteroitin yüzeyinin altındaki gizli yapıları ortaya çıkarma potansiyeli taşıyor. Ancak, uzay enkazı ile beklenmedik bir çarpışma yaşanırsa, bu gözlemlerin yorumlanması çok daha güçleşebilir. Çünkü hangi değişikliklerin Dünya'nın çekimiyle, hangilerinin ise bir çarpışmayla meydana geldiğini ayırt etmek zorlaşacak. Bilim insanları, bu nedenle Apophis'in geçişini izlerken karşılaşılabilecek tüm olasılıkları dikkate alıyor.</p><h3>Uzay enkazı, Apophis'in bilimsel değerini tehlikeye atabilir</h3><p>İtalyan Ulusal Araştırma Kurumu'ndan fizikçi Giulia Schettino ve astrodinamikçi Alessandro Rossi'nin liderliğinde yürütülen araştırmalar, Apophis'in yakın geçişi sırasında jeosenkron yörüngedeki insan yapımı uzay enkazının potansiyel risklerini gözler önüne serdi. Rossi, Apophis'in yörüngesiyle ilgili yapılan hassas hesaplamalara rağmen, GEO bölgesinde biriken görünmeyen enkaz parçalarının çarpışma olasılığını tamamen dışlamanın mümkün olmadığını vurguladı. Simülasyonlar, olasılığın düşük olduğunu gösterse de, birkaç kilometre mesafeye kadar yaklaşabilecek nesnelerin varlığı bilim insanlarını şaşırttı. Olası bir çarpışmada, Apophis'in yörüngesi büyük ölçüde değişmeyecek. Fakat küçük bir krater oluşabilir ve bir enkaz bulutu ortaya çıkabilir. Bu bulut, uzay araçlarının gözlemlerini etkileyebilir ve geçişin bilimsel analizini karmaşık hale getirebilir. Ayrıca, RAMSES'in yüzeye yerleştireceği gravimetre ve sismometre gibi aletler, çarpışmanın etkilerini tespit edebilir. Rossi, bu tür bir olayın Kessler sendromu gibi zincirleme bir uzay enkazı felaketine yol açmayacağını, çünkü jeostatik bölgede enkaz yoğunluğunun düşük olduğunu belirtti. Yine de, uzaydaki küçük parçaların izlenmesinin zorluğu, Apophis'in geçişi sırasında öngörülemeyen riskler doğurabilir.</p><h3>Bilim insanlarından uzay enkazı için yeni önlem çağrısı</h3><p>Apophis'in 2029'daki tarihi geçişi, yalnızca asteroit biliminde değil, aynı zamanda uzay güvenliği alanında da yeni bir farkındalık yarattı. Rossi ve Schettino'nun çalışması, yüksek Dünya yörüngesinde bulunan küçük enkaz popülasyonunun yeterince bilinmediğini ortaya koydu. Büyük nesneler düzenli olarak takip edilse de, çok sayıda küçük parça etkili biçimde görünmez kalıyor. Bu durum, Apophis gibi dev bir asteroitin geçişi sırasında beklenmedik çarpışma risklerini beraberinde getiriyor. Araştırmacılar, Avrupa Birliği Uzay Gözetim Sistemi'nin önümüzdeki yıllarda yeni teleskoplar devreye sokacağını ve bu sayede yüksek irtifa uzay enkazı hakkında daha fazla bilgi edinileceğini belirtti. Bilim insanları, Apophis'in geçişinin, uzay enkazı izleme çalışmalarını hızlandırmak için önemli bir fırsat sunduğunu düşünüyor. Bu süreçte, hem ESA hem de NASA'nın gözlemleri, uzay güvenliğinin geleceği açısından kritik öneme sahip olacak.</p><p>Sonuç olarak, Apophis'in 2029'daki yakın geçişi, asteroit bilimi ve uzay güvenliği açısından benzersiz bir dönemeç olarak öne çıkıyor. Uzay enkazı tehdidi, bu tarihi olayın bilimsel değerini gölgeleyebilecek potansiyel riskler barındırıyor. Bilim insanları, hem Apophis'in hem de uzay enkazının dikkatle izlenmesi gerektiğinin altını çiziyor. Önümüzdeki yıllarda alınacak önlemler ve yapılacak gözlemler, insanlığın uzayda karşılaşabileceği benzer durumlara hazırlık seviyesini belirleyecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/apophis-asteroidi-dunyaya-764_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286332</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/beyaz-ekmek-mi-tam-bugday-ekmegi-mi-kan-sekeri-icin-fark-yaratan-secim-286332</link>
      <pubDate>2026-08-04T16:16:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Beyaz ekmek mi tam buğday ekmeği mi? Kan şekeri için fark yaratan seçim]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Amerikan Diyabet Derneği ve ABD Beslenme Kılavuzları, kan şekeri kontrolü için ekmek tercihini gündeme taşıdı. Uzmanlar, beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeğinin tercih edilmesinin diyabet riskini düşürdüğüne ve kan şekeri dalgalanmalarını önlediğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Beyaz ekmek mi tam buğday ekmeği mi? Kan şekeri için fark yaratan seçim]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerikan Diyabet Derneği ve ABD Beslenme Kılavuzları'nın önerileri, ekmek seçiminin kan şekeri üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, beyaz ekmek ile tam buğday ekmeği arasındaki farkların özellikle diyabet riski ve kan şekeri yönetimi açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor. Araştırmalar, tam buğday ekmeğinin lif ve karmaşık karbonhidrat içeriği sayesinde sindirimi yavaşlatarak kan şekerinin hızla yükselmesini önlediğini gösteriyor. Buna karşılık, beyaz ekmekte bulunan rafine karbonhidratlar, glukozun kana daha hızlı karışmasına yol açıyor ve bu durum, insülin ihtiyacını artırıp uzun vadede tip 2 diyabet riskini yükseltiyor.</p><h3>Amerikan Diyabet Derneği: Tam buğday ekmeği diyabet riskini azaltıyor</h3><p>Amerikan Diyabet Derneği, rafine karbonhidrat içeren beyaz ekmek yerine tam tahılların, özellikle de tam buğday ekmeğinin tercih edilmesini tavsiye ediyor. Dernek, lif oranı yüksek tam buğday ekmeğinin, öğünlerden sonra kan şekerinde ani yükselmeleri önlediğini ve diyabet riskini düşürdüğünü belirtiyor. ABD Beslenme Kılavuzları 2025-2030 döneminde de günde iki ila dört porsiyon tam tahıl tüketilmesini öneriyor. Bir dilim tam buğday ekmeği bir porsiyon olarak sayılıyor. Araştırmalar, günde 150 gramdan fazla tam tahıl tüketenlerde tip 2 diyabet gelişme riskinin anlamlı şekilde azaldığını ortaya koyuyor. Bu bulgular, tam buğday ekmeğinin, kan şekeri kontrolü ve genel sağlık açısından beyaz ekmeğe göre çok daha avantajlı olduğunu gösteriyor.</p><h3>Beyaz ekmek: Kan şekeri üzerinde olumsuz etkiler</h3><p>Beyaz ekmek, rafinasyon işlemi sırasında buğday tanesinin lif bakımından zengin dış katmanlarını kaybediyor. Bu nedenle, beyaz ekmek tüketildiğinde kan şekeri daha hızlı yükseliyor ve vücut daha fazla insülin salgılamak zorunda kalıyor. Uzmanlar, bu durumun uzun vadede insülin direncine ve tip 2 diyabet riskinde artışa yol açabileceğini belirtiyor. Beyaz ekmekte bulunan yüksek kalori, karbonhidrat ve sodyum oranları da obezite ve diyabet riskini artıran diğer faktörler olarak öne çıkıyor. Her ne kadar beyaz ekmek "zenginleştirilmiş" olarak satılsa da, rafinasyon sırasında kaybolan lif miktarı tekrar kazandırılamıyor. Bu da, beyaz ekmek tüketen bireylerin kan şekeri kontrolünde zorlanmasına neden oluyor.</p><h3>Tam buğday ekmeği: Kan şekeri yönetiminde etkili çözüm</h3><p>Tam buğday ekmeği, lif ve karmaşık karbonhidrat içeriği sayesinde sindirimi yavaşlatıyor ve şekerin kana daha yavaş karışmasını sağlıyor. Bu özellik, özellikle tip 2 diyabetli bireyler için büyük önem taşıyor. 12 haftalık bir çalışmada, tam buğday ekmeği tüketen diyabet hastalarında vücut ağırlığı ve kolesterol profillerinde iyileşme, hemoglobin A1c (HbA1c) seviyelerinde ise anlamlı düşüş gözlendi. Lifli gıdaların tokluk hissini artırması, kilo yönetimine de katkı sağlıyor. Uzmanlar, tam buğday ekmeği ile birlikte yağsız protein veya sağlıklı yağlar tüketmenin, şekerin emilimini daha da yavaşlatacağını ve kan şekeri dalgalanmalarını azaltacağını belirtiyor. Bu nedenle, dengeli bir beslenme programında tam buğday ekmeğinin yeri giderek daha fazla önem kazanıyor.</p><h3>Uzmanlardan sağlıklı ekmek seçimi için öneriler</h3><p>Amerikan Diyabet Derneği ve beslenme uzmanları, ekmek tercihi yaparken tam buğday ekmeğinin öncelikli olarak seçilmesini öneriyor. Beyaz ekmekten uzak durulması, kan şekeri kontrolü ve diyabet riskinin azaltılması açısından kritik bir adım olarak görülüyor. Ayrıca, tam buğday ekmeği tüketiminin tokluk hissini uzattığı ve kilo kontrolüne yardımcı olduğu da vurgulanıyor. Uzmanlar, tam buğday ekmeğiyle birlikte yağsız protein ve sağlıklı yağların tüketilmesinin, kan şekeri yönetiminde olumlu etkiler yarattığını belirtiyor. Sonuç olarak, sağlıklı bir yaşam ve diyabetten korunmak için tam buğday ekmeği tercihinin alışkanlık haline getirilmesi tavsiye ediliyor.</p><p>Sonuç olarak, bilimsel veriler ve uzman görüşleri, tam buğday ekmeğinin kan şekeri yönetiminde ve diyabet riskinin azaltılmasında beyaz ekmeğe göre çok daha etkili bir seçenek olduğunu gösteriyor. Ekmek tercihini tam buğdaydan yana kullanmak, hem kısa vadede hem de uzun vadede sağlıklı bir yaşam için önemli bir adım olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/beyaz-ekmek-mi-tam-bugday-672_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286331</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/veranda-ve-bahce-isiklari-sivrisineklerin-daha-uzun-sure-kan-emmesine-yol-acabilir-286331</link>
      <pubDate>2026-08-04T16:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Veranda ve bahçe ışıkları sivrisineklerin daha uzun süre kan emmesine yol açabilir]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Ohio'nun Columbus kentinde yürütülen bilimsel araştırma, açık hava ışıklarının Batı Nil virüsünü taşıyan sivrisineklerin davranışlarını kökten değiştirdiğini ortaya koydu. Uzmanlar, şehirlerdeki ışık kirliliğinin hastalık riskini artırdığına dikkat çekti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Veranda ve bahçe ışıkları sivrisineklerin daha uzun süre kan emmesine yol açabilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ohio'nun Columbus kentinde iki yıl boyunca sürdürülen bir araştırma, açık hava ışıklarının Batı Nil virüsünün başlıca taşıyıcısı olan sivrisineklerin kış uykusuna geçişini önemli ölçüde geciktirdiğini gösterdi. Bilim insanları, şehirlerdeki ışık kirliliğinin, Batı Nil virüsü riskini artıran yeni bir faktör olarak sivrisineklerin biyolojisini etkilediğini vurguladı. Deney kapsamında, Columbus ve çevresindeki bahçelerde yetiştirilen sivrisinekler, ışık altında ve karanlıkta farklı koşullara maruz bırakıldı. Sonuçlar, ışığın, sıcaklıktan daha büyük bir etki yaratarak sivrisineklerin kış uykusunu geciktirdiğini ve bu sayede virüsün yayılma süresinin uzadığını ortaya koydu.</p><h3>Ohio Eyalet Üniversitesi'nden çarpıcı Batı Nil araştırması</h3><p>Ohio Eyalet Üniversitesi'nden araştırmacılar, şehirdeki farklı bahçelerde genç sivrisinekler üzerinde deneyler yürüttü. Araştırmanın liderliğini üstlenen Lydia Fyie, Maine Üniversitesi'nde görev yapıyor. Deneyde, sivrisinekler iki gruba ayrıldı: Bir grup mevcut dış aydınlatmanın altında, diğer grup ise tamamen karanlık bir alanda büyütüldü. Kullanılan ışık kaynakları, gerçek yaşam koşullarında evlerin veranda, garaj ve yol lambalarından oluştu. Larvalar yetişkin hale geldikten sonra laboratuvara taşındı ve burada yumurta folikül uzunluğu, kan beslenmesi ve üreme yetenekleri incelendi. Bu yöntemle, kış uykusuna giren sivrisineklerle hâlâ aktif olanlar ayırt edildi. Araştırmanın iki yıl boyunca tekrarlanması, verilerin tutarlılığını artırdı ve Batı Nil virüsü taşıyan Culex pipiens türünün kent ortamında nasıl davrandığına dair önemli ipuçları sağladı. Elde edilen bulgular, ışık kirliliğinin, Batı Nil riskini artıran temel unsurlardan biri olduğunu ortaya çıkardı.</p><h3>Batı Nil virüsü için risk penceresi uzadı</h3><p>Deney sonuçları, özellikle Eylül ve Ekim aylarında, ışık altında büyüyen sivrisineklerin karanlıkta yetişenlere kıyasla kış uykusuna çok daha geç geçtiğini gösterdi. Eylül ayında, ışık altında tutulan sivrisineklerin yalnızca dörtte biri kış uykusuna girerken, karanlıkta büyütülenlerin oranı çok daha yüksekti. Ekim ayında ise aradaki fark daha da belirginleşti; karanlık ortamda yetişen tüm sivrisinekler kış uykusuna çekilmişken, ışık altında kalanların yüzde 59'u hâlâ aktifti. Bu durum, Batı Nil virüsünün bulaşma süresinin sonbaharda uzamasına neden oldu. Araştırmacılar, aktif kalan sivrisineklerin hastalık taşıma ve yayma riskinin arttığını, özellikle Eylül ayında ışığa maruz kalan dişilerin yüzde 70'inin kan besini aldığını, karanlıkta kalanlarda ise bu oranın yüzde 37'de kaldığını belirledi. Bu oranlar, kentlerde Batı Nil virüsü vakalarının neden Ekim ve Kasım aylarına kadar devam ettiğini açıklıyor. Uzmanlar, ışık kirliliğinin, sıcaklıktan çok daha güçlü bir şekilde sivrisineklerin biyolojik döngüsünü etkilediğini ve Batı Nil riskinin şehirlerde daha uzun süre gündemde kalmasına yol açtığını ifade etti.</p><h3>Uzmanlar: 'Düşük ışık seviyesi bile Batı Nil riskini artırıyor'</h3><p>Çalışmada, düşük seviyeli sıcak beyaz ışığın bile sivrisineklerin kış uykusunu geciktirmeye devam ettiği tespit edildi. Kullanılan ışıkların çoğu, insan gözüne göre zayıf görünse de, sivrisinekler için yeterli uyarıcı oluşturdu. Özellikle sıcak beyaz LED ampuller, mavi ışık spektrumunda sivrisinekler üzerinde beklenenden daha fazla etki yarattı. Araştırmacılar, dış mekan aydınlatmasının yalnızca parlaklığı değil, ışığın rengi ve süresinin de Batı Nil sivrisinekleri üzerinde doğrudan etkili olduğunu vurguladı. Fyie'nin ekibi, ışık kaynaklarının korunmasını, hareket sensörleri veya zamanlayıcılar kullanılmasını ve bahçelerde sivrisinek üreme alanlarının azaltılmasını önerdi. Ayrıca, ışıkların gece boyunca gereksiz yere açık bırakılmasının, Batı Nil virüsü riskini artırdığına dikkat çekildi. Uzmanlar, bu bulgular ışığında, şehir planlamasında ve ev aydınlatmasında Batı Nil virüsü tehdidinin göz önünde bulundurulması gerektiğini savundu.</p><h3>Batı Nil virüsüyle mücadelede yeni stratejiler gündemde</h3><p>Uzmanlar, Batı Nil virüsüyle mücadelede açık hava aydınlatmasının kontrol altına alınmasının önemine işaret etti. Düşük parlaklıkta ve sıcak tonlarda ampuller kullanmanın tek başına yeterli olmayabileceği, çünkü çok düşük ışık seviyelerinin dahi sivrisinekler üzerinde etkili olduğu belirtildi. Araştırmacılar, özellikle mavi ışık içeren LED ampullerin, sivrisineklerin biyolojik saatini yanıltabileceğini ve kış uykusuna geçişi geciktirebileceğini açıkladı. Bu nedenle, ışık kaynaklarının zamanlayıcılarla kontrol edilmesi, hareket sensörleriyle gereksiz yanmaların önlenmesi ve bahçelerde su birikintilerinin azaltılması önerildi. Ayrıca, Batı Nil virüsünün yayılmasını önlemek için şehirlerdeki aydınlatma politikalarının gözden geçirilmesi gerektiği vurgulandı. Araştırmaya katılmayan vektör biyologları da, vahşi ortamda yapılacak uzun süreli gözlemlerin, laboratuvar sonuçlarını destekleyip desteklemediğini ortaya koyacağını belirtti. Özellikle Batı Nil virüsü için risk penceresinin uzaması, halk sağlığı açısından yeni önlemler alınmasını gerektiriyor.</p><h3>Batı Nil virüsü tehdidi şehirlerde büyüyor</h3><p>Batı Nil virüsü, Amerika Birleşik Devletleri'nde her yıl binlerce insanı etkiliyor. Çoğu enfeksiyon belirti göstermese de, özellikle yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf olanlar için ciddi nörolojik hastalıklara yol açabiliyor. Ohio'da yapılan bu araştırma, şehirlerdeki ışık kirliliğinin Batı Nil sivrisineklerinin kış uykusuna geçişini geciktirdiğini ve böylece virüsün bulaşma süresini uzattığını ortaya koydu. Uzmanlar, şehirlerde yaşayanların bahçe aydınlatmalarını gereksiz yere açık bırakmaktan kaçınmalarını, hareket sensörleri ve zamanlayıcılar kullanmalarını tavsiye ediyor. Ayrıca, bahçelerde sivrisineklerin üreyebileceği su birikintilerinin ortadan kaldırılması, Batı Nil virüsüyle mücadelede etkili bir yöntem olarak öne çıkıyor. Gelecek yıllarda yapılacak saha araştırmalarının, laboratuvar bulgularını desteklemesi ve Batı Nil virüsü riskinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlaması bekleniyor.</p><p>Sonuç olarak, Ohio'da açık hava ışıklarının Batı Nil sivrisineklerinin davranışlarını değiştirdiği ve virüs riskini artırdığı bilimsel olarak kanıtlandı. Şehirlerde yaşayanlar, hem kendi sağlıkları hem de toplum sağlığı için bahçe ve dış mekan aydınlatmalarında daha dikkatli davranmalı. Batı Nil virüsü tehdidinin kontrol altına alınabilmesi için, ışık kirliliğiyle mücadele ve sivrisinek üreme alanlarının azaltılması kritik önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/veranda-ve-bahce-isiklari-331_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286330</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/altin-yukseldi-petrol-sert-dustu-uzmani-uyardi-yatirimcilar-dikkat-286330</link>
      <pubDate>2026-08-04T17:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Altın yükseldi, petrol sert düştü! Uzmanı uyardı: Yatırımcılar dikkat!]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[ABD ile İran arasındaki tansiyonun düşmesiyle birlikte altın ve petrol piyasalarında hareketlilik arttı. Analist Dinçer Kurt, altın fiyatlarının kısa vadede 4.000 dolar seviyesini test edebileceğini, petrol fiyatlarında ise anlaşma ihtimaline bağlı olarak geri çekilme yaşanabileceğini belirtti. Kurt, yatırımcıların panik yapmaması gerektiğini, her geri çekilmenin yeni fırsatlar doğurabileceğini vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Altın yükseldi, petrol sert düştü! Uzmanı uyardı: Yatırımcılar dikkat!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Petrol fiyatları </b>haftaya düşüşle başlarken, <b>altının ons fiyatı</b> ise yükselişle başladı. Peki piyasalarda orta ve uzun vadede beklenti ne?   <b>Analist Dinçer Kurt, 24 TV'ye değerlendirdi. İşte detaylar...</b></p><p>ABD ile İran arasında son haftalarda yaşanan gerginliğin hafiflemesi, uluslararası piyasalarda altın ve petrol fiyatlarını doğrudan etkiledi. Analist Dinçer Kurt, piyasadaki son gelişmeleri değerlendirirken, altın fiyatlarının haftaya yükselişle başladığını, buna karşın yatırımcıların beklentilerinin daha yüksek olduğunu ifade etti. Petrol fiyatlarında ise ABD'nin savaşı tırmandırmayacağına yönelik açıklamalar sonrası sert bir düşüş yaşanırken, altın tarafında yukarı yönlü hareketler öne çıktı.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/video1-04082026bb80ccaa.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><h3>"ALTIN 4.000 DOLAR SEVİYESİNİ TEST EDEBİLİR"</h3><p>Analist Dinçer Kurt, Hürmüz Boğazı'nın kapandığı dönemlerde dahi petrol fiyatlarının 100-110 dolar bandını aşmadığını, bu nedenle piyasada büyük bir şok yaşanmadıkça petrolün zirve seviyelerinin bu aralıkta kalacağını belirtti. Altın fiyatlarında ise kısa vadede 3.900-4.000 dolar bandının dip seviyeler olarak öne çıkabileceğini vurgulayan Kurt, yatırımcılara panik yapmamaları çağrısında bulundu. Kurt, yılbaşından bu yana altın fiyatlarında yüzde 25'lik bir düşüş yaşandığını, ancak aynı oranda bir geri çekilmenin tekrar yaşanmasının düşük ihtimal olduğunu söyledi.</p><h3>PETROLDE ANLAŞMA BEKLENTİSİ FİYATLARI ETKİLİYOR</h3><p>Petrol fiyatlarının önümüzdeki günlerde ABD ile İran arasında olası bir anlaşmaya bağlı olarak gerileyebileceğine dikkat çeken Kurt, bu durumun altın fiyatlarında yukarı yönlü hareketlere zemin hazırlayabileceğini ifade etti. Analist, ons bazında 4.000-4.400 dolar bandında dalgalanmanın sürebileceğini, 4.400 dolar seviyesinin aşılması durumunda dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Gram altın tarafında ise 5.900-6.000 TL aralığının kritik olduğunu, şu anda gram altının 6.200 TL civarında işlem gördüğünü aktaran Kurt, 200 liralık geri çekilmelerin kısa vadeli alım fırsatları yaratabileceğine işaret etti.</p><p>Yıl sonu beklentilerini de paylaşan Dinçer Kurt, altın fiyatlarının yüzde 10 civarında artışla 7.000 TL seviyelerine yaklaşabileceğini öngördü. Ancak, yıl başında görülen zirvelerden uzak kalınabileceğini de ekledi. Sonuç olarak, ABD-İran geriliminin azalmasının piyasalarda bir miktar rahatlama sağladığı, ancak yatırımcıların temkinli hareket etmeleri gerektiği vurgulandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/petrol-ve-altinda-hareket-606_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286329</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/bilgi/bitki-cayi-ve-siyah-cay-nasil-demlenmeli-iste-farklar-286329</link>
      <pubDate>2026-08-04T15:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bitki çayı ve siyah çay nasıl demlenmeli? İşte farklar...]]></title>
      <category><![CDATA[Bilgi]]></category>
      <description><![CDATA[Bitki çayı ve siyah çay, Türkiye'nin dört bir yanında en çok tüketilen içecekler arasında yer alıyor. Uzmanlar, bitki çayının doğru demlenmesinin hem aromasını hem de sağlığa olan faydalarını artırdığını vurguluyor. Siyah çayın ise düzenli tüketildiğinde vücuda birçok yarar sağladığı biliniyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bitki çayı ve siyah çay nasıl demlenmeli? İşte farklar...]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bitki çayı ve siyah çay, ülkemizde hem lezzeti hem de sağlık açısından sunduğu avantajlarla öne çıkıyor. Bitki çayı demlemek için öncelikle suyun kaynatılması ve ardından 80-90 dereceye kadar soğutulması öneriliyor. Bitki yaprakları kaynar suya eklendikten sonra yaklaşık 5-10 dakika demlenmeye bırakılıyor. Bu süre bitkinin türüne ve aromanın yoğunluğuna göre değişebiliyor. Demleme işlemi tamamlandığında çayın süzülmesi ve taze olarak tüketilmesi tavsiye ediliyor. Uzmanlar, bitki çayının çok uzun süre demlenmesinin tadını acılaştırabileceği ve faydalarını azaltabileceği konusunda uyarıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/aykolk2-040820269f7e0426.jpg"/><p>Siyah çay ise, en çok tercih edilen içeceklerden biri olarak dikkat çekiyor. Siyah çayın faydaları arasında bağışıklık sistemini desteklemesi, sindirimi kolaylaştırması ve içerdiği antioksidanlar sayesinde vücudu zararlı maddelerden koruması sayılıyor. Demleme sırasında, çayın aromasını tam olarak alabilmek için porselen veya cam demlik kullanılması öneriliyor. Ayrıca, siyah çayın çok koyu demlenmemesi ve taze içilmesi gerektiği belirtiliyor. Uzmanlar, aşırı tüketiminin ise uykusuzluk ve çarpıntı gibi yan etkilere yol açabileceğini hatırlatıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/aykolk1-04082026916a6cbf.jpg"/><p><b>BİTKİ ÇAYI VE SİYAH ÇAY TÜKETİMİNDE DOĞRU YÖNTEMLER ÖNE ÇIKIYOR</b></p><p>Bitki çayı ve siyah çay tüketirken, suyun kalitesi ve sıcaklığına dikkat edilmesi gerektiği vurgulanıyor. Bitki çaylarında her bitkinin kendine özgü demleme süresi bulunurken, siyah çayda ise ideal demleme süresi genellikle 10-15 dakika arasında değişiyor. Her iki çay türü de, doğal ve katkısız ürünler kullanılarak hazırlandığında sağlık açısından daha fazla fayda sağlıyor. Uzmanlar, çayın yanında fazla şeker tüketilmemesi ve günde 3-4 fincandan fazla içilmemesi konusunda da tüketicileri uyarıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/58822072026fded6f69-04082026a59ac184.jpg"/><p>Bitki çayı ve siyah çay, doğru yöntemlerle demlendiğinde hem lezzetli hem de sağlıklı bir içecek alternatifi sunuyor. Uzmanlar, bu içeceklerin bilinçli tüketilmesinin sağlık üzerindeki olumlu etkilerini artırdığını belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/bitki-cayi-ve-siyah-cay-n-816_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286328</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/abdden-hurmuz-bogazi-aciklamasi-bugun-ya-da-yarin-acmak-icin-anlasmaya-varma-ihtimalimiz-var-286328</link>
      <pubDate>2026-08-04T15:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ABD'den "Hürmüz Boğazı" açıklaması: Bugün ya da yarın açmak için anlaşmaya varma ihtimalimiz var]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran'la müzakerelerin sürdüğünü aktararak, bugün ya da yarın Hürmüz Boğazı'nın açılmasına ilişkin bir anlaşmaya varılması ihtimali olduğunu belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ABD'den "Hürmüz Boğazı" açıklaması: Bugün ya da yarın açmak için anlaşmaya varma ihtimalimiz var]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Hazine Bakanı Bessent, CNBC televizyonunda katıldığı yayında, Hürmüz Boğazı'na ilişkin açıklamalarda bulundu.</p><p>İran'la müzakerelerin sürdüğünü vurgulayan ABD Hazine Bakanı Scott Bessent,, "Bugün ya da yarın (Hürmüz) Boğaz'ı açmak için bir anlaşmaya varma ihtimalimiz var." ifadesini kullandı.</p><p>Bessent, İran'ın Boğaz'dan geçiş ücreti alıp almayacağı sorusuna ise "anlaşmanın boğazda serbest dolaşımı sağlayacağı" yanıtını verdi.</p><p>İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, yaptığı açıklamada, "ABD ile müzakere halinde değiliz. Umman ile görüşmeler Hürmüz Boğazı'ndaki gemilerin güvenli geçişine odaklanıyor." demişti.</p><p>ABD Başkanı Donald Trump ise dün, İran ile müzakerelerin devam ettiğini ve bu görüşmelerin iyi bir anlaşma imzalamak için "İran'ın son şansı" olduğunu belirtmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/abdden-hurmuz-bogazi-acik-250_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286327</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/bilim-insanlari-yetiskin-beyninin-kendini-yeniden-sekillendirebildigini-ortaya-koydu-286327</link>
      <pubDate>2026-08-04T15:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim insanları yetişkin beyninin kendini yeniden şekillendirebildiğini ortaya koydu]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Kansas Üniversitesi Tıp Merkezi ve Texas Üniversitesi Dallas iş birliğiyle yürütülen yeni bir araştırmada, beyin sağlığını iyileştiren yetişkinlerin korteksinde fiziksel değişiklikler tespit edildi. MRI taramaları, dört yıl boyunca 190 yetişkinde beyin yüzeyinin karmaşıklaşarak kıvrımlarının derinleştiğini gösterdi. Araştırma, beyin sağlığının yetişkinlikte de dinamik ve şekillendirilebilir olduğunu ortaya koydu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim insanları yetişkin beyninin kendini yeniden şekillendirebildiğini ortaya koydu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kansas Üniversitesi Tıp Merkezi'nden Dr. Robyn A. Honea liderliğinde gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma, beyin sağlığını iyileştiren yetişkinlerde korteksin fiziksel görünümünün değiştiğini ortaya koydu. Texas Üniversitesi Dallas Beyin Sağlığı Merkezi'nde yürütülen ve dört yıl süren çalışmada, yaşları 20 ile 70 arasında değişen 190 sağlıklı yetişkin takip edildi. Katılımcıların beyinleri MRI taramalarıyla düzenli olarak incelendi ve elde edilen veriler, bireylerin bilişsel testler ve anketlerden elde edilen 'Beyin Sağlığı İndeksi' puanlarıyla karşılaştırıldı. Araştırma sonunda, beyin sağlığı puanları yükselen bireylerin korteksinde, hacim ve kalınlık değişmese de, yüzeydeki kıvrım ve girintilerin belirgin şekilde derinleştiği ve karmaşıklaştığı gözlemlendi. Bu bulgular, beyin sağlığının yalnızca işlevsel değil, aynı zamanda fiziksel düzeyde de ölçülebilir değişikliklere yol açabileceğini gösteriyor.</p><h3>Dr. Robyn Honea: 'Beyin sağlığı kazanımları korteks yapısını dönüştürüyor'</h3><p>Çalışmanın baş araştırmacısı Dr. Robyn A. Honea, elde edilen sonuçların beyin sağlığı kavramına yeni bir boyut kattığını vurguladı. Honea, beyin sağlığındaki olumlu gelişmelerin, korteksin yüzeyinde gözle görülür değişimlere neden olduğunu belirtti. Araştırmada kullanılan 'Beyin Sağlığı İndeksi', bireylerin düşünme, ruh hali ve sosyal yaşam performanslarını tek bir puanda topladı. Ortalama olarak, katılımcıların beyin sağlığı puanları dört yıl içinde yaklaşık 33 puan arttı. Bu artış, kişiden kişiye farklılık gösterse de, MRI taramalarında özellikle sol korteksin iki bölgesinde &#8212; insula ve posterior cingulate &#8212; kıvrımların daha sıkı ve derin hale geldiği kaydedildi. Honea, bu değişikliklerin, yetişkin beyninin sanılandan daha esnek ve şekillenebilir olduğunu gösterdiğini ifade etti. Araştırma ayrıca, beyin sağlığındaki iyileşmenin yalnızca işlevsel değil, fiziksel olarak da izlenebileceğini ortaya koydu.</p><h3>Korteks kıvrımlarında cinsiyete göre farklılıklar dikkat çekti</h3><p>Araştırma ekibi, beyin sağlığındaki gelişmelerin kadınlar ve erkekler arasında farklı şekillerde yansıdığını tespit etti. Kadın katılımcılarda, beyin sağlığındaki artış özellikle üç bölgede daha derin girintilerle kendini gösterdi: hafıza ve öz-yansıtma merkezi precuneus, dil ile ilişkili temporal bölge ve duygusal düşünceyi yöneten cingulate. Erkeklerde ise, kortikal karmaşıklık ön plana çıktı; yüksek puanlarla başlayan erkekler, zamanla parietal kortekste daha karmaşık kıvrımlar geliştirdi. Araştırmada, insula bölgesindeki sıkı kıvrımların ise esasen erkeklerde belirginleştiği görüldü. Bu farklılıklar, beyin sağlığı iyileştikçe korteksin cinsiyete göre farklı yapısal tepkiler verdiğini gösteriyor. Ayrıca, yaşlanmanın genellikle beyin kıvrımlarını düzleştirdiği bilinirken, bu çalışmada sağlığı iyileşen yetişkinlerde tam tersi bir eğilim gözlendi.</p><h3>Beyin sağlığı programları kişiselleştirilebilir hale geliyor</h3><p>Çalışmada elde edilen bulgular, beyin sağlığının koruması ve geliştirilmesinde yeni yaklaşımların önünü açıyor. Araştırmacılar, MRI taramalarında hacim ve kalınlıkta anlamlı bir değişiklik saptamazken, korteks yüzeyindeki kıvrım ve girinti derinliğinin hassas bir gösterge olduğunu belirledi. Bu ölçümler, beyin sağlığındaki iyileşmenin anatomik izlerini ortaya koydu. Dr. Honea, bu sonuçların, bireylerin beyin sağlığı programlarına verdiği yanıtı kişiselleştirilmiş olarak takip etme olanağı sunduğunu söyledi. Beyin sağlığı programları, tıpkı diğer tıbbi müdahaleler gibi, artık bireysel düzeyde izlenip optimize edilebilecek. Araştırma, fiziksel aktivite, onarıcı uyku, bilişsel zorluklar, stres yönetimi ve sosyal etkileşimin beyin sağlığını desteklediğini ve bu kazanımların korteks yapısında somut değişikliklerle ölçülebildiğini gösterdi.</p><h3>Kıvrımların derinleşmesi nöroplastisiteye işaret ediyor</h3><p>Uzmanlar, korteks yüzeyindeki bu değişikliklerin altında yatan mekanizmanın henüz netleşmediğini belirtiyor. MRI taramaları yüzeydeki değişimi gösterse de, sinir hücreleri arasındaki bağlantıların büyümesi, destek hücrelerindeki değişiklikler veya küçük kan damarlarındaki farklılıklar gibi faktörlerin etkili olabileceği düşünülüyor. Hayvan deneyleri, eğitimle ilişkili beyin değişikliklerinin yeni nöron oluşumundan çok, mevcut sinir bağlantılarının yeniden şekillenmesiyle ilişkili olduğunu gösteriyor. Elde edilen bulgular, yetişkin beyninin nöroplastisite kapasitesinin önceki tahminlerden daha yüksek olabileceğine işaret ediyor. Araştırmacılar, bu gelişmeleri 'yetişkinlik boyunca geçerli kalan gizli nöroplastisite yetenekleri' olarak tanımlıyor. Ayrıca, önceki kısa süreli egzersiz ve hafıza eğitimi çalışmalarında da benzer şekilde beyin kıvrımlarında derinleşme gözlenmişti. Bu, beyin yüzeyindeki değişimlerin yaşam tarzı müdahaleleriyle doğrudan ilişkili olabileceğini gösteriyor.</p><h3>Yaşam tarzı alışkanlıkları beyin sağlığını destekliyor</h3><p>Dr. Honea, Earth.com'a yaptığı açıklamada, bu çalışmanın hastalık veya gerileme odaklı değil, sağlıklı yetişkinlerde olumlu beyin sağlığı eğilimlerini izlemeye yönelik olduğunu vurguladı. Araştırma, tek bir aktivitenin değil, genel yaşam tarzı alışkanlıklarının beyin sağlığına katkı sağladığını gösterdi. Honea, pratik mesajın fiziksel aktiviteye, kaliteli uykuya, bilişsel zorluklara, stres yönetimine ve anlamlı sosyal ilişkilere sürekli yatırım yapmak olduğunu belirtti. Çalışmanın sınırlamaları arasında, katılımcıların rastgele bir tedaviye atanmadığı ve nedensellik ilişkisi kurulamadığı vurgulansa da, beyin sağlığı puanındaki artışların korteksin yüzeyinde gerçek ve ölçülebilir değişikliklere yol açtığı ilk kez bu kadar net biçimde gösterildi.</p><h3>Korteksin değişimi kişisel beyin sağlığı yönetiminde yeni bir dönem başlatıyor</h3><p>Bu araştırma, beyin sağlığı programlarının kişiye özel olarak planlanabileceği yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Standart hacim ve kalınlık ölçümlerinin ötesinde, korteks yüzeyindeki kıvrım ve girinti derinliği gibi hassas göstergeler, bireysel beyin sağlığının izlenmesinde daha etkili araçlar sunuyor. MRI taramaları, kimin iyileşmeye açık olduğunu belirlemenin yanı sıra, sağlıklı alışkanlıkların beyin yapısına etkisini de kaydedebiliyor. Araştırmacılar, bu yaklaşımın ortalama bir beyin yerine, kişiye özel hassas beyin sağlığı yönetimine olanak tanıdığını ifade ediyor. Bu gelişmeler, beyin sağlığını korumak ve geliştirmek isteyen bireyler ile sağlık profesyonelleri için önemli bir yol haritası sunuyor.</p><p>Sonuç olarak, Kansas Üniversitesi Tıp Merkezi ve Texas Üniversitesi Dallas iş birliğiyle yürütülen bu uzun soluklu araştırma, yetişkinlerde beyin sağlığının iyileştirilmesinin korteksin fiziksel yapısında ölçülebilir değişikliklere yol açtığını bilimsel olarak kanıtladı. Beyin sağlığını destekleyen yaşam tarzı alışkanlıklarının, korteksin yüzeyinde derinleşen ve karmaşıklaşan kıvrımlar aracılığıyla izlenebileceği gösterildi. Bu bulgular, bireysel beyin sağlığı yönetiminde yeni ve kişiselleştirilmiş yaklaşımların temelini oluşturuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/bilim-insanlari-yetiskin--922_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286326</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/uzmanlardan-acil-cagri-doymus-yag-alimini-hemen-azaltin-286326</link>
      <pubDate>2026-08-04T15:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan acil çağrı! Doymuş yağ alımını hemen azaltın]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Amerikan Kalp Derneği ve uzmanlar, doymuş yağ tüketiminin kalp hastalığı riskini artırdığı konusunda uyarıyor. Özellikle kırmızı et ve tereyağı gibi gıdalarda bulunan doymuş yağın, LDL kolesterol seviyelerini yükselterek kardiyovasküler sorunlara yol açabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, kalp sağlığını korumak için doymuş yağın yerine doymamış yağların tercih edilmesini öneriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uzmanlardan acil çağrı! Doymuş yağ alımını hemen azaltın]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerikan Kalp Derneği'nin son açıklamaları ve bilimsel araştırmalar, doymuş yağ tüketiminin kalp sağlığı üzerindeki etkilerini yeniden gündeme taşıdı. Kırmızı et, tereyağı ve tam yağlı süt ürünleri gibi besinlerde bulunan doymuş yağ, LDL kolesterol seviyesini yükselterek kalp hastalığı riskini artırıyor. Özellikle kalp hastalığı riski yüksek olan kişiler için doymuş yağın azaltılması, kalp krizi ve benzeri kardiyovasküler olayların önlenmesinde önemli rol oynuyor. Uzmanlar, doymuş yağ yerine bitkisel yağlar ve balıkta bulunan çoklu doymamış yağların tercih edilmesinin, kalp sağlığını korumada etkili olduğunu vurguluyor.</p><h3>Amerikan Kalp Derneği: Doymuş yağ sınırı yüzde 6 olmalı</h3><p>Amerikan Kalp Derneği (AHA), doymuş yağ alımının toplam günlük kalorinin yüzde 6'sını geçmemesi gerektiğini belirtiyor. Bu oran, mevcut diyet kılavuzlarında belirtilen yüzde 10'luk üst sınırdan daha düşük. AHA, yağ, tereyağı,  tam yağlı süt ürünleri ve yüksek yağlı etlerin tüketiminin en aza indirilmesini öneriyor. Uzmanlar, doymuş yağın arterlerde plak birikimine yol açtığını ve bunun da kalp krizi riskini artırdığını ifade ediyor. Son bilimsel incelemeler, doymuş yağ alımının kalp krizi ve diğer kardiyovasküler hastalıkların görülme sıklığını artırdığını gösteriyor. Özellikle kolesterol, yüksek tansiyon, diyabet veya kalp hastalığı geçmişi olan bireylerde bu risk daha belirgin şekilde ortaya çıkıyor.</p><h3>Dr. Heffron: Doymuş yağ uzun vadede ciddi risk oluşturuyor</h3><p>NYU Langone Heart Kardiyovasküler Hastalıkların Önlenmesi Merkezi'nden Dr. Sean Heffron, doymuş yağ açısından zengin bir diyetin kısa vadede düşük riskli bireylerde ciddi bir etki göstermeyebileceğini, ancak uzun vadede tehlikenin büyüdüğünü belirtiyor. Dr. Heffron, "Bir kişi, doymuş yağ oranı yüksek bir beslenme düzenini yıllarca sürdürürse, 10 ila 15 yıl sonra kalp hastalığı riski ciddi şekilde artabilir" diyor. Uzmanlar, kısa süreli araştırmaların düşük riskli bireylerde doymuş yağın etkisini yeterince göstermediğini, ancak zaman içinde bu etkinin artarak kalıcı sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekiyor. Dr. Heffron'a göre, doymuş yağ tüketimini azaltmak için radikal değişiklikler yapmak yerine, günlük alışkanlıklarda küçük ama sürekli iyileştirmeler yapmak daha ulaşılabilir ve sürdürülebilir sonuçlar sağlıyor.</p><h3>Beslenme uzmanlarından kişiselleştirilmiş öneriler</h3><p>Beslenme ve Diyetetik Akademisi sözcüsü Debbie Petitpain, doymuş yağın ne 'iyi' ne de 'kötü' olarak sınıflandırılamayacağını, asıl önemli olanın miktarı ve kişinin genel sağlık durumu olduğunu belirtiyor. Petitpain, "Doymuş yağlar, genel diyetin sadece bir parçası. Kişisel sağlık riski, beslenme düzeni ve doymuş yağ yerine neyin tüketildiği, sağlık üzerindeki etkiyi belirler" diyor. Uzmanlar, doymuş yağ tüketiminin azaltılmasıyla birlikte, meyve, sebze, tam tahıl ve sağlıklı yağların tüketiminin artırılmasının, kalp sağlığı üzerinde tek bir besin maddesinin etkisinden çok daha güçlü bir koruma sağladığını vurguluyor. Ayrıca, doymuş yağ alımını yüzdeyle sınırlamak yerine, günlük tüketimi mümkün olduğunca düşürmenin daha pratik bir yaklaşım olduğu belirtiliyor. Her bireyin beslenme alışkanlıkları farklı olduğu için, doymuş yağ tüketimini azaltmak için kişiye özel yöntemler geliştirmek önem taşıyor.</p><h3>Doymuş yağ tüketiminde toplumsal bilinçlenme artıyor</h3><p>Son yıllarda, doymuş yağın kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri konusunda toplumsal bilinçlenme hızla artıyor. Hem sağlık kuruluşları hem de beslenme uzmanları, doymuş yağ tüketiminin azaltılması yönünde kamuoyunu bilgilendirici kampanyalar düzenliyor. Özellikle işlenmiş gıdaların ve yüksek yağlı hayvansal ürünlerin tüketiminin yaygın olduğu toplumlarda, kalp hastalıklarının önlenmesi için doymuş yağ yerine doymamış yağların tercih edilmesi teşvik ediliyor. Uzmanlar, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının çocukluk çağından itibaren kazandırılmasının, ilerleyen yaşlarda kalp hastalığı riskini önemli ölçüde düşürdüğünü belirtiyor. Toplum genelinde doymuş yağ tüketiminin azaltılması, sadece bireysel sağlık üzerinde değil, aynı zamanda kamu sağlığı harcamalarında da önemli bir azalma sağlayabilir.</p><p>Doymuş yağın kalp sağlığı üzerindeki etkileriyle ilgili araştırmalar sürerken, uzmanların ortak görüşü, bu tür yağların tüketiminin sınırlandırılması gerektiği yönünde birleşiyor. Sağlıklı bir kalp için, doymuş yağ yerine doymamış yağların tercih edilmesi ve genel beslenme alışkanlıklarının iyileştirilmesi öneriliyor. Her bireyin kendi sağlık riskini göz önünde bulundurarak, bilinçli ve dengeli bir beslenme düzeni oluşturması, kalp hastalıklarının önüne geçmede en etkili adım olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/uzmanlardan-acil-cagri-do-107_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286325</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/besiktasta-hradec-kralove-maci-hazirliklari-devam-etti-286325</link>
      <pubDate>2026-08-04T15:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Beşiktaş'ta Hradec Kralove maçı hazırlıkları devam etti]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi 3. eleme turunda 6 Ağustos Perşembe günü deplasmanda Hradec Kralove ile oynayacağı maçın hazırlıklarına, bu sabah yaptığı antrenmanla devam etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Beşiktaş'ta Hradec Kralove maçı hazırlıkları devam etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BJK Nevzat Demir Tesisleri'nde, Teknik Direktör Vincenzo Italiano'nun yönetiminde yapılan antrenman, kondisyon ve taktik çalışmasıydı. Isınma koşularıyla başlayan idman, yarı sahada taktik çalışmasının ardından yapılan duran top çalışmasıyla tamamlandı.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/aw76067603-04082026f0b0a63e.jpg"/><p>Siyah-beyazlılar, çalışmalarını yarın saat 10.30'da ilk 15 dakikası basına açık yapacağı antrenmanla tamamlayacak. Teknik Direktör Vincenzo Italiano, saat 14.00'te bir basın toplantısı düzenleyecek.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/aw76067602-04082026b3fae74b.jpg"/><p>Beşiktaş, saat 16.00'da da Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan özel uçakla Prag'a gidecek.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/besiktasta-hradec-kralove-713_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286324</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/bitter-cikolata-icindeki-teobromin-saglikli-yaslanma-icin-umut-vadediyor-286324</link>
      <pubDate>2026-08-04T15:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bitter çikolata içindeki teobromin sağlıklı yaşlanma için umut vadediyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Bitter çikolata, içerdiği teobromin sayesinde sağlıklı yaşlanma alanında bilim dünyasının ilgisini çekiyor. Uzmanlar, bu doğal bileşenin biyolojik yaşlanmayı yavaşlatabileceğine dikkat çekiyor ve bitter çikolatanın ölçülü tüketilmesi gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bitter çikolata içindeki teobromin sağlıklı yaşlanma için umut vadediyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, bitter çikolatada bulunan teobromin adlı bileşenin biyolojik yaşlanma sürecini yavaşlatabileceğini ortaya koyan yeni araştırmalarla dikkat çekiyor. Özellikle son dönemde Aging dergisinde yayımlanan bir çalışma, kakao oranı yüksek bitter çikolata tüketen bireylerin biyolojik yaşlarının, gerçek yaşlarına kıyasla daha genç olduğunu gösterdi. Uzmanlar, bitter çikolatanın antioksidan ve anti-inflamatuar özellikleriyle sağlıklı yaşlanmaya katkı sağlayabileceğini belirtiyor ancak tüketimin mutlaka ölçülü olması gerektiğinin altını çiziyor.</p><h3>Uzmanlar: 'Teobromin biyolojik yaşlanmayı yavaşlatabilir'</h3><p>Providence St. Jude Tıp Merkezi'nden kayıtlı diyetisyen Megan Wroe, bitter çikolatadaki teobrominin kan basıncını düzenlemeye ve iltihabı azaltmaya yardımcı olduğunu vurguluyor. Teobromin, hücrelerin yaşlanma sürecini yavaşlatan olumlu biyolojik göstergelerle ilişkilendiriliyor. Ancak Wroe, bu etkinin kesinleşmesi için daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Araştırmalar, bitter çikolata tüketimiyle biyolojik yaşlanma arasında bir bağlantı bulsa da, bu ilişkinin kesin olarak nedensellik anlamına gelmediğine dikkat çekiliyor. Yani, bitter çikolatanın yaşlanmayı doğrudan yavaşlattığını söylemek için henüz yeterli veri yok. Buna rağmen, teobromin gibi doğal bileşenlerin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri bilim dünyasında heyecan yaratıyor.</p><h3>Bitter çikolata antioksidan ve mineral zenginliğiyle öne çıkıyor</h3><p>Bitter çikolata yalnızca teobromin açısından değil, aynı zamanda demir, çinko ve magnezyum gibi çeşitli mineraller ile antioksidanlar bakımından da zengin bir kaynak olarak öne çıkıyor. Özellikle polifenoller ve flavanoller gibi güçlü antioksidanlar, kanser ve kalp hastalıkları riskini azaltmada rol oynuyor. Bitter çikolatanın, sütlü veya beyaz çikolataya göre yaklaşık beş kat daha fazla antioksidan içerdiği belirtiliyor. Uzmanlar, bu faydalı bileşenlerden maksimum düzeyde yararlanmak için en az yüzde 70 kakao içeren bitter çikolata tercih edilmesini öneriyor. Diğer yandan, çay ve çeşitli renkli meyve-sebzeler de benzer flavanolleri sağlayarak sağlıklı yaşlanmayı destekleyebiliyor. Bu nedenle, bitter  çikolata tüketimi zorunlu bir tercih olarak görülmemeli; farklı bitkisel gıdalarla da benzer faydalar elde edilebiliyor.</p><h3>Bitter çikolata beyin sağlığına ve ruh haline katkı sunuyor</h3><p>Yapılan araştırmalar, bitter çikolatadaki antioksidanların yalnızca vücut sağlığı üzerinde değil, aynı zamanda beyin fonksiyonları üzerinde de olumlu etkiler gösterdiğini ortaya koyuyor. 2022 yılında açıklanan bir çalışma, yüzde 85 kakao içeren bitter çikolatanın prebiyotik etkiler sunduğunu ve bağırsak-beyin ekseni üzerinden ruh halini iyileştirebileceğini gösterdi. Ayrıca, yüzde 72 kakao oranına sahip bitter çikolatanın, yorgunluğu azaltma ve bilişsel fonksiyonları destekleme konusunda da etkili olduğu belirtildi. Chicago merkezli diyetisyen Jen Bruning, küçük porsiyonlardaki bitter çikolatanın dolaşımı desteklediğini ve antioksidan ihtiyacını karşılamada etkili bir seçenek sunduğunu dile getiriyor. Bu nedenle, bitter çikolata sağlıklı yaşlanma sürecinde dengeli bir tatlı alternatifi olarak öne çıkıyor.</p><h3>Uzmanlardan porsiyon kontrolü uyarısı: 'Aşırıya kaçmayın'</h3><p>Sağlık uzmanları, bitter çikolatanın faydalarından yararlanmak için porsiyon kontrolünün büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Jen Bruning, yarım ons ile bir ons arasında değişen küçük porsiyonların tatlı ihtiyacını karşılamak için yeterli olduğunu, aynı zamanda yağ ve kalori alımını da sınırlandırdığını ifade ediyor. Yüzde 85 kakao içeren bir ons bitter çikolatanın yaklaşık 170 kalori ve 14 gram yağ içerdiği belirtiliyor. Bruning, 'Daha fazla her zaman daha iyi değildir' diyerek, aşırı bitter çikolata tüketiminin mide rahatsızlığına, istenmeyen kilo artışına ve dengesiz beslenmeye yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Bu nedenle, bitter çikolatayı sağlıklı yaşlanma amacıyla tüketenlerin miktarı abartmaması, dengeli bir beslenme programı oluşturması öneriliyor.</p><p>Sonuç olarak, bitter çikolatadaki teobromin ve zengin antioksidan içeriği, sağlıklı yaşlanma sürecine katkı sağlama potansiyeliyle dikkat çekiyor. Ancak uzmanlar, bu faydalardan yararlanmak için ölçülü ve bilinçli tüketimi şart koşuyor. Farklı bitkisel gıdalarla desteklenen dengeli bir beslenme, uzun vadeli sağlık için en doğru yaklaşım olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/bitter-cikolata-icindeki--114_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286322</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/yag-yakarken-kas-kaybetmemek-mumkun-mu-286322</link>
      <pubDate>2026-08-04T15:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yağ yakarken kas kaybetmemek mümkün mü?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'de yapılan güncel bir araştırma, HIIT yani yüksek yoğunluklu aralıklı antrenmanın yaşlı yetişkinlerde kas kaybını önlemede etkili olabileceğini gösterdi. Uzmanlar, HIIT'in vücut kompozisyonunu iyileştirdiğini ancak kas koruması için diğer egzersiz türleriyle birlikte uygulanmasını öneriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yağ yakarken kas kaybetmemek mümkün mü?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma, yüksek yoğunluklu aralıklı antrenman (HIIT) uygulamalarının yaşlı yetişkinlerde kas kaybını önlemeye yardımcı olabileceğini ortaya koydu. Çalışmada, 72 yaş ortalamasına sahip 123 sağlıklı birey altı ay boyunca haftada üç gün farklı kardiyo egzersiz programlarına katıldı. Araştırma, HIIT yönteminin, kilo kaybı sırasında kas kütlesinin korunmasında diğer egzersiz türlerine kıyasla daha avantajlı sonuçlar sağladığını gösterdi. Ancak uzmanlar, HIIT'in tek başına mucizevi bir çözüm olmadığını vurgularken, kas kaybını önlemek için direnç antrenmanları ve dengeli beslenmenin de büyük önem taşıdığını belirtti.</p><h3>HIIT ile kas kaybı riski düşüyor: ABD'de 123 kişiyle yapılan deney</h3><p>Çalışmada, katılımcılar rastgele üç gruba ayrıldı: HIIT, orta yoğunluklu sürekli egzersiz ve düşük yoğunluklu egzersiz. Altı ay boyunca haftada üç gün denetimli seanslara katılan bireylerde, hem HIIT hem de orta yoğunluklu gruplarda vücut yağında ve özellikle karın bölgesindeki yağlarda azalma gözlendi. Ancak yalnızca HIIT grubunda, vücut yağ oranı azalırken kas kütlesi kaybı yaşanmadı. Orta yoğunluklu egzersiz yapanlarda ise yağ kaybının yanında az miktarda kas kaybı da tespit edildi. Araştırmacılar, gruplar arasındaki farkların küçük olduğunu ve gerçek hayattaki sağlık sonuçları için belirleyici olmayabileceğini ifade etti. Buna rağmen HIIT'in, yaşlı yetişkinlerde vücut kompozisyonunu iyileştirmede küçük ama anlamlı bir avantaj sunduğu belirtildi.</p><h3>Uzman Kumar: 'HIIT kas korumasında fark yaratıyor'</h3><p>İnsan Gücü Sağlık performans laboratuvarlarından egzersiz fizyoloğu Lekshmi Kumar, HIIT'in kısa süreli ve yoğun egzersiz aralıklarıyla kaslar üzerinde daha fazla talep oluşturduğunu aktardı. Kumar, HIIT sırasında vücudun daha fazla hızlı kas lifini devreye soktuğunu, bunun da kuvvet ve güç üretimini artırdığını vurguladı. Ayrıca HIIT'in egzersiz sırasında ve sonrasında kalori yakımını artırarak, kas kütlesinin korunmasına katkı sağladığını belirtti. Kumar, bu yöntemin kas hücrelerinin enerji üretimini geliştirdiğini ve kalbin kaslara oksijen taşıma kapasitesini yükselttiğini ifade etti. Ancak egzersiz uzmanı, HIIT'in toplam enerji harcamasına katkısının sınırlı olduğunu da sözlerine ekledi.</p><h3>HIIT tek başına yeterli değil: Direnç antrenmanı ve beslenme şart</h3><p>Uzmanlar, yaşlanmayla birlikte doğal olarak görülen sarkopeni yani kas kaybının, hareket kabiliyeti ve genel sağlık üzerinde olumsuz etkiler yarattığına dikkat çekiyor. HIIT'in kas korumasına katkı sağladığı tespit edilse de, tek başına yeterli olmadığı vurgulanıyor. Kumar, kilo kaybı sürecinde kas kütlesini korumanın en etkili yolunun direnç antrenmanları olduğunu dile getirdi. Ayrıca yeterli protein alımının kas protein sentezini desteklediğini ve uyku ile iyileşme dönemlerinin de adaptasyon için kritik rol taşıdığını belirtti. Kumar, HIIT ve düşük yoğunluklu egzersizlerin birbirine rakip değil, birbirini tamamlayan yaklaşımlar olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Bölge 2 olarak adlandırılan orta yoğunluklu egzersizlerin aerobik kapasiteyi artırdığı, HIIT'in ise yüksek performansa katkı sağladığı ifade edildi.</p><h3>HIIT herkes için uygun mu? Uzmanlardan önemli uyarılar</h3><p>HIIT egzersizlerine başlamadan önce bazı kişiler için dikkatli olunması gerektiği belirtiliyor. Özellikle egzersize yeni başlayanlar, uzun süre ara vermiş olanlar, yaralanma sonrası iyileşme sürecinde olanlar ve tedavi edilmemiş kalp hastalığı bulunan bireyler için HIIT riskli olabilir. Kumar, HIIT'e geçmeden önce yürüyüş, bisiklet veya koşu gibi aktivitelerle temel dayanıklılığın artırılmasını öneriyor. Ayrıca, kontrolsüz kalp veya metabolik sorunları olanların HIIT programına başlamadan önce mutlaka bir sağlık uzmanına danışması tavsiye ediliyor. Uzmanlar, en iyi egzersiz programının sürdürülebilir ve kişiye uygun olan program olduğunu hatırlatıyor. Düzenli hareket, direnç antrenmanı, düşük yoğunluklu aerobik egzersiz ve ara sıra uygulanan HIIT seanslarının bir arada kullanılması, uzun vadeli sağlık ve kas koruması açısından en iyi sonucu veriyor.</p><p>Sonuç olarak, ABD'de yürütülen bu çalışma HIIT'in yaşlı yetişkinlerde kas kaybını azaltmada etkili bir rol oynayabileceğini gösterdi. Ancak uzmanlar, HIIT'in tek başına yeterli olmadığını, direnç egzersizleri ve dengeli beslenme ile birlikte uygulandığında en iyi faydanın sağlanacağını vurguluyor. Her bireyin sağlık geçmişi ve fiziksel durumu göz önünde bulundurularak, kişiye özel egzersiz programlarının oluşturulması gerektiği belirtiliyor. HIIT, kas kaybı riskiyle mücadelede önemli bir araç olarak öne çıkarken, sürdürülebilir ve dengeli bir yaşam tarzının da vazgeçilmez olduğu hatırlatılıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/yag-yakarken-kas-kaybetme-421_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286321</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/her-sabah-cay-icmek-faydali-mi-zararli-mi-286321</link>
      <pubDate>2026-08-04T15:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Her sabah çay içmek faydalı mı, zararlı mı?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Böbrek sağlığını korumak isteyenler için çay tüketimi önemli bir konu haline geliyor. Uzmanlar, özellikle siyah çay tüketiminin böbrek taşı riski üzerindeki etkilerine ve günlük sıvı alımının böbrek fonksiyonlarına katkısına dikkat çekiyor. Türkiye'de yaygın olan sabah çay alışkanlığının böbrekler üzerindeki etkileri, yeni araştırmalarla yeniden gündeme geldi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Her sabah çay içmek faydalı mı, zararlı mı?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Her sabah çay içmek, Türkiye'de milyonlarca kişinin vazgeçilmez alışkanlıkları arasında yer alıyor. Ancak böbrek sağlığı açısından bu alışkanlığın etkileri, uzmanlar ve araştırmacılar tarafından dikkatle inceleniyor. Özellikle siyah çay başta olmak üzere, farklı çay çeşitlerinin böbrek fonksiyonlarına ve böbrek taşı riskine nasıl etki ettiği, son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalarla daha net ortaya kondu. Sağlıklı bireyler için çay, günlük sıvı alımına katkı sağlayarak böbreklerin atık maddeleri filtrelemesine yardımcı olurken, bazı gruplar için ise dikkatli tüketim öneriliyor.</p><h3>Uzmanlar: 'Çay böbrek dostu olabilir, fakat aşırı tüketim risk doğurabilir'</h3><p>Böbrek sağlığı açısından çay tüketiminin önemi, son dönemde yapılan araştırmalarla yeniden gündeme geldi. Uzmanlar, sabahları içilen bir veya iki fincan çayın, özellikle şekersiz tercih edildiğinde, böbrekler için genellikle güvenli olduğunu belirtiyor. Çayın büyük oranda sudan oluşması, günlük sıvı ihtiyacının karşılanmasına destek oluyor. Bu durum, böbreklerin kanı filtreleyerek atık maddeleri uzaklaştırmasında temel bir rol oynuyor. Yeterli sıvı alımı, idrarın seyreltilmesini ve böbrek taşı oluşumuna yol açabilecek minerallerin birikmesini önlüyor. Ancak, özellikle kronik böbrek hastalığı veya tekrarlayan böbrek taşı öyküsü olan kişilerin, çayın miktarı ve türü konusunda daha dikkatli olması gerekiyor. Siyah çayda doğal olarak bulunan oksalat, bazı bireylerde böbrek taşı riskini artırabiliyor. Sonuç olarak, böbrek sağlığı için çay tüketiminde denge ve bireysel risk faktörlerinin göz önünde bulundurulması büyük önem taşıyor.</p><h3>Çay ve böbrek taşı ilişkisi: Araştırmalar ne gösteriyor?</h3><p>Çay tüketiminin böbrek taşı oluşumu üzerindeki etkisi, bilimsel camiada uzun süredir tartışma konusu. Siyah çayda yoğun olarak bulunan oksalat maddesi, bazı insanlarda idrardaki kalsiyum ile birleşerek kalsiyum oksalat taşlarının oluşmasına neden olabiliyor. 2021 yılında yapılan bir araştırmada, günde dört ya da daha fazla bardak siyah çay tüketen bireylerde böbrek taşı riskinin, daha az çay içenlere göre yaklaşık üç kat arttığı tespit edildi. Buna karşılık, 2024 yılında bir milyondan fazla katılımcıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı bir inceleme, düzenli çay tüketiminin böbrek taşı riskini yüzde 20 oranında azalttığını ortaya koydu. Bu çelişkili sonuçlar, çayın hem faydalı hem de riskli olabileceğini; tüketim miktarı, bireysel yatkınlık ve çayın türünün belirleyici olduğunu gösteriyor. Özellikle tekrarlayan böbrek taşı sorunu yaşayanların, siyah çay tüketimini sınırlandırmaları ve sıvı alımını artırmaları öneriliyor. Ayrıca, yeterli kalsiyum almak, sodyumdan kaçınmak ve uzmanların önerdiği diyete uymak da böbrek taşı riskini azaltmada önemli rol oynuyor.</p><h3>Kafein ve böbrek fonksiyonu: Ne kadar çay zararlı?</h3><p>Çayda bulunan kafein, böbrekler üzerinde farklı etkiler yaratabiliyor. Kafein, hafif bir diüretik olarak idrar üretimini artırsa da, çaydaki sıvı miktarı bu etkiyi dengeleyerek vücudun susuz kalmasını önlüyor. Örneğin, siyah çayın 355 mililitrelik bir porsiyonunda yaklaşık 71 miligram, yeşil çayda ise 37 miligram kafein bulunuyor. Demleme kahveyle kıyaslandığında çaydaki kafein oranı oldukça düşük. Araştırmalar, sabah içilen bir veya iki fincan çayın, tek başına dehidrasyona yol açmadığını gösteriyor. Ayrıca, düzenli idrar akışının idrar yolunda kristal ve mineral birikimini önlemesi, böbrek taşı oluşumunu engelleyici bir etki yaratıyor. Bu nedenle, sağlıklı bireyler için çay tüketiminin böbrek fonksiyonları üzerinde olumsuz bir etkisi bulunmuyor. Fakat kafeine duyarlı kişilerde daha sık idrara çıkma gibi geçici etkiler görülebiliyor. Uzmanlar, çay tüketiminde ölçülü davranmanın ve gün boyunca yeterli su içmenin böbrek sağlığı için en doğru yaklaşım olduğunu vurguluyor.</p><h3>Böbrek hastalığı olanlar için çay güvenli mi?</h3><p>Normal böbrek fonksiyonuna sahip kişilerde çay tüketiminin zararlı olduğuna dair bilimsel bir kanıt bulunmuyor. Hatta bazı araştırmalar, çay içmenin böbrek fonksiyonunu destekleyebileceğini ve kronik böbrek hastalığı riskini yüzde 20 oranında azaltabileceğini öne sürüyor. 2025 yılında yapılan ve 17.575 yetişkinin katıldığı bir çalışmada, orta düzeyde çay tüketiminin (günde dört fincana kadar) tüm nedenlere bağlı ölüm oranının daha düşük olmasıyla ilişkili olduğu tespit edildi. Özellikle siyah çay gibi okside olmuş çayların bu faydayı daha belirgin biçimde sağladığı görülüyor. Ancak uzmanlar, çayın bir tedavi yöntemi olmadığını, böbrek hastalığı olan kişilerin öncelikle kan basıncı ve diyabet kontrolüne, düşük sodyum alımına ve sağlıklı kiloya öncelik vermesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, gereksiz ağrı kesici kullanımından kaçınmak ve çaya şeker eklememek de böbrek sağlığını korumada önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.</p><h3>Doğru çay seçimi ve böbrek sağlığı için öneriler</h3><p>Böbrek sağlığını korumak için çay tüketiminde bazı önemli noktalara dikkat edilmesi gerekiyor. Öncelikle, az veya hiç şeker içermeyen demlenmiş çaylar tercih edilmeli. Şekerli çaylar, diyabet, yüksek tansiyon ve kilo artışı riskini yükselterek böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebiliyor. Günlük sıvı ihtiyacının büyük kısmı su ile karşılanmalı, çay ise destekleyici bir içecek olarak düşünülmeli. Tekrarlayan böbrek taşı öyküsü olanlar, özellikle siyah çay tüketimini sınırlandırmalı ve oksalat açısından zengin gıdalardan uzak durmalı. Ayrıca, yeterli kalsiyum alımı ve düşük sodyum tüketimi de böbrek taşı riskini azaltmada etkili. Son olarak, herhangi bir sağlık sorunu olanların, çay tüketimi konusunda mutlaka böbrek hastalıkları uzmanına danışmaları öneriliyor. Böylece, hem çayın keyfinden vazgeçmeden hem de böbrek sağlığını koruyarak dengeli bir yaşam sürmek mümkün oluyor.</p><p>Sonuç olarak, sabah çayının böbrek sağlığı üzerindeki etkisi kişisel sağlık durumuna, tüketim miktarına ve çayın türüne göre değişkenlik gösteriyor. Araştırmalar, sağlıklı bireyler için ölçülü çay tüketiminin böbreklere zarar vermediğini, hatta bazı durumlarda fayda sağlayabileceğini ortaya koyuyor. Ancak, böbrek taşı riski yüksek olanlar ve kronik böbrek hastalığı bulunanlar için çay tüketiminde dikkatli olmak ve uzman önerilerine uymak büyük önem taşıyor. Böbrek sağlığını korumak için en doğru yaklaşım, çay tüketimini ölçülü tutmak, şekerden kaçınmak ve bol su içmekten geçiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/her-sabah-cay-icmek-fayda-308_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286312</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/hindistanda-ucak-turbulansa-girdi-14-kisi-yaralandi-286312</link>
      <pubDate>2026-08-04T14:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Hindistan'da uçak türbülansa girdi: 14 kişi yaralandı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Hindistan merkezli hava yolu şirketi Air India uçağının türbülansa girmesi sonucu 14 kişi yaralandı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Hindistan'da uçak türbülansa girdi: 14 kişi yaralandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hindistan merkezli hava yolu şirketi Air India'nın Tayland'ın Phuket Adası ile Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi arasında sefer yapan uçağının türbülansa girmesi sonucu 14 kişinin yaralandığı bildirildi.</p><p>Hindustan Times gazetesinin haberine göre, Air India'ya ait AI2379 sefer sayılı uçak, Phuket'ten Yeni Delhi'ye uçuşu sırasında türbülans nedeniyle yaklaşık 300 fitlik (yaklaşık 92 metre) ani irtifa kaybı yaşadı.</p><p>Yetkililer, olayda 10 yolcu ile 4 kabin memurunun yaralandığını duyurdu.</p><p>Air India'dan yapılan açıklamada, uçağın Yeni Delhi'deki Indira Gandhi Uluslararası Havalimanı'na güvenli şekilde indiği ve tüm yolcuların ve mürettebatın güvenli şekilde uçaktan ayrıldığı kaydedildi.</p><p>Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/hindistanda-ucak-turbulan-251_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286311</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/yeni-arastirma-hava-temizleyicilerin-beyin-sagligini-destekleyebilecegini-gosterdi-286311</link>
      <pubDate>2026-08-04T14:52:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yeni araştırma hava temizleyicilerin beyin sağlığını destekleyebileceğini gösterdi]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'de yapılan yeni bir araştırma, HEPA filtresi kullanan kişilerin beyin sağlığında kayda değer faydalar gözlemlendiğini ortaya koydu. Özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerde bilişsel performansta artış tespit edildi. Bilim insanları, hava kirliliğinin beyin üzerindeki olumsuz etkilerine karşı HEPA filtresi kullanımının önemli bir koruyucu rol üstlenebileceğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yeni araştırma hava temizleyicilerin beyin sağlığını destekleyebileceğini gösterdi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri'nde yürütülen son bilimsel araştırmalar, HEPA filtresi kullanan bireylerde beyin sağlığının olumlu yönde etkilendiğini ortaya koydu. 2026 Nisan ayında Scientific Reports dergisinde yayımlanan çalışma, iç hava kalitesinin iyileştirilmesinin yalnızca solunum yolları için değil, aynı zamanda bilişsel fonksiyonlar açısından da büyük önem taşıdığını gösterdi. Araştırmada, 30 ile 74 yaşları arasındaki 119 katılımcı iki gruba ayrıldı ve bir ay boyunca gerçek HEPA filtresi ile sahte temizleyici kullanımı karşılaştırıldı. Sonuçlar, özellikle 40 yaş üstü kişilerde, HEPA filtresiyle geçirilen dönemin ardından yapılan bilişsel testlerde daha hızlı ve başarılı sonuçlar elde edildiğini gösterdi.</p><h3>Uzmanlardan HEPA filtresiyle ilgili kritik uyarı</h3><p>Rochester Tıp Merkezi'nde çevresel tıp ve nörobilim alanında görev yapan Doç. Dr. Marissa Sobolewski, hava kirliliğinin Dünya Sağlık Örgütü tarafından en büyük çevresel sağlık tehdidi olarak tanımlandığını hatırlattı. Sobolewski, özellikle şehir yaşamında ve trafiğin yoğun olduğu bölgelerde hava kirliliğinden kaçınmanın neredeyse imkânsız hale geldiğini belirtti. 2024 yılında Amerika Birleşik Devletleri genelinde yaklaşık 64 milyon ton kirleticinin atmosfere yayıldığına dikkat çekti. Araştırmaya göre, bu kirleticilere uzun süre maruz kalmak, Parkinson ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıkların riskini artırıyor. Sobolewski, HEPA filtresi kullanımının, özellikle ince partikül maddelerin havadan uzaklaştırılmasında etkili olduğunu ve bu sayede beyin sağlığı üzerinde koruyucu bir rol üstlenebileceğini vurguladı.</p><h3>HEPA filtresiyle bilişsel performansta gözle görülür artış</h3><p>Çalışmanın yürütücülerinden UConn Kamu Sağlığı Bilimleri Bölümü doktora öğrencisi Nicholas Pellegrino, HEPA filtresiyle yapılan müdahalenin ardından katılımcıların görsel bellek ve motor hız gerektiren testlerde daha iyi performans gösterdiğini açıkladı. Araştırmada, sahte temizleyicinin dahi ortamda bulunan partikül miktarını bir miktar azalttığı, bu nedenle gerçek HEPA filtresiyle sahte temizleyici arasındaki farkın beklenenden düşük çıktığı belirtildi. Ancak, özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerde HEPA filtresi kullanımının bilişsel işlevler üzerinde anlamlı bir iyileşme sağladığı gözlemlendi. Pellegrino, "Hava temizleyicileri, iç mekan hava kirliliği konsantrasyonlarını azaltmanın etkili bir yolu" diyerek, yoğun kirliliğin olduğu bölgelerde yaşayanların HEPA filtresi kullanımını değerlendirmesi gerektiğini söyledi.</p><h3>Hava kirliliği ve beyin sağlığı arasındaki tehlikeli bağlantı</h3><p>Bilim insanları, hava kirliliğine maruz kalmanın hem kısa hem de uzun vadede beyin sağlığında olumsuz etkiler yarattığını net şekilde ifade ediyor. Özellikle sistemik iltihaplanma ve oksidatif stres gibi biyolojik süreçler, beyin hücrelerinde kalıcı hasara neden olabiliyor. Uzun süreli maruziyetin, Parkinson ve Alzheimer gibi hastalıkların görülme sıklığında artışa yol açtığı vurgulanıyor. Araştırmacılar, partikül boyutunun ve kişinin biyolojik hassasiyetinin, hava kirliliğinin etkilerini belirlemede önemli rol oynadığını belirtiyor. Ayrıca, HEPA filtresinin, ultrafine partiküllere kıyasla ince partikülleri daha etkili şekilde filtrelediği için özellikle orta yaş ve üzerindeki bireylerde daha belirgin fayda sağladığı ifade ediliyor.</p><h3>HEPA filtresiyle evde hava kalitesi ve beyin sağlığı korunabilir</h3><p>Uzmanlar, HEPA filtresi kullanımının beyin sağlığını kesin olarak iyileştirdiğini söylemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Ancak mevcut veriler, özellikle yoğun hava kirliliğine maruz kalan bölgelerde yaşayanlar için HEPA filtresi kullanımının iç hava kalitesini artırdığını ve potansiyel olarak beyin fonksiyonlarını koruyabileceğini gösteriyor. Bilim insanları, trafik, ısınma kaynakları ve orman yangınlarından kaynaklanan hava kirliliğinin giderek arttığına dikkat çekiyor. Bu nedenle, özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerin, evlerinde HEPA filtresi kullanarak hem solunum yollarını hem de beyin sağlıklarını koruma yolunda önemli bir adım atabileceği ifade ediliyor.</p><p>Sonuç olarak, HEPA filtresiyle ilgili yapılan bu yeni araştırma, hava kirliliğinin beyin üzerindeki zararlı etkilerine karşı alınabilecek önlemler arasında yer alıyor. Özellikle büyük şehirlerde ve kirliliğin yoğun olduğu bölgelerde yaşayanlar için, HEPA filtresi kullanımı hem iç hava kalitesini artırıyor hem de bilişsel fonksiyonların korunmasına katkı sağlıyor. Bilim insanları, bu konuda daha geniş kapsamlı araştırmalara ihtiyaç olduğunu vurgularken, mevcut bulgular HEPA filtresinin evlerde yaygınlaşmasının beyin sağlığı açısından önemli bir fırsat sunduğunu gösteriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/yeni-arastirma-hava-temiz-371_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286310</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-yas-kararlarini-imzaladi-286310</link>
      <pubDate>2026-08-04T14:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan YAŞ kararlarını imzaladı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarını imzaladı. İmzalanan YAŞ kararları ile birlikte, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edildiğinden, Hava Kuvvetleri Komutanlığına Muharip Hava Kuvveti Komutanı Orgeneral Rafet Dalkıran atandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan YAŞ kararlarını imzaladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek Askeri Şura (YAŞ), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde toplandı. 2026 yılı Yüksek Askeri Şura Toplantısı, 4 Ağustos 2026 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli general, amiral ve albaylardan bir üst rütbeye terfi edecekler, görev süresi uzatılacaklar ile kadrosuzluktan emekliye sevk edilecek personelin durumları görüşülerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın onayıyla karara bağlandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/42136984.jpg"/><p>Alınan kararlar doğrultusunda, 30 Ağustos 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 25 general ve amiral bir üst rütbeye, 69 albay ise general ve amiralliğe yükseltildi. Ayrıca 24 generalin görev süresi bir yıl, 530 albayın görev süresi ise iki yıl süreyle uzatıldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/42138338.jpg"/><p>Kararda, 2 generalin yaş haddi nedeniyle 1 Eylül 2026'dan, 61 general ve amiralin ise kadrosuzluk nedeniyle 30 Ağustos 2026'dan geçerli olmak üzere emekliye sevk edildiği belirtildi.</p><p>Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu'nun görev süresinin bir yıl uzatılmasına karar verildi. Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edildiğinden, Hava Kuvvetleri Komutanlığına Muharip Hava Kuvveti Komutanı Orgeneral Rafet Dalkıran atandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/42136989.jpg"/><p>Hâlihazırda 328 olan general ve amiral sayısının, 30 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla 334 olacağı kaydedildi.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın onayıyla alınan kararlar doğrultusunda, Hava Kuvvetleri Komutanlığından Korgeneral Erdoğan Gür Orgeneralliğe terfi ettirildi. Kara Kuvvetleri Komutanlığında Tümgeneraller Burhan Aktaş, Ertan İnaltekin ve Alparslan Kılınç Korgeneralliğe; Deniz Kuvvetleri Komutanlığından Tümamiraller Ramazan Özoğul ve Erhan Aydın Koramiralliğe; Hava Kuvvetleri Komutanlığından Tümgeneral Kemal Turan Korgeneralliğe terfi ettirildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/42138339.jpg"/><p>Kara Kuvvetleri Komutanlığından Tuğgeneraller Şükrü Bilir, Mustafa Büyükköroğlu, İsmail Özcan, Şener Kopal, Ahmet Aşık, Bülent Tanrıverdi, Mehmet Açık, Mustafa Yeter, Coşkun Çelik, Ömer Şahin Selvi, Yüksel Kolcu, İsmail Analı ve Hakan Durmazpınar Tümgeneralliğe, Deniz Kuvvetleri Komutanlığından Tuğamiraller Erhan Akbayrak, Yücel Darcan, Eren Günay ve Kenan Kaan Türkkan Tümamiralliğe, Hava Kuvvetleri Komutanlığından Tuğgeneral Cihangir Kemal Yüzçelik Tümgeneralliğe terfi ettirildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/42136987.jpg"/><p>Toplantı sonrası yapılan açıklamada, "Bir üst rütbeye yükselen, görev süreleri uzatılan general, amiral ve albayların yeni rütbe ve görevlerinin Milletimize, Devletimize, Silahlı Kuvvetlerimize ve ailelerine hayırlı olmasını dileriz. Büyük bir özveri ve onurla görev sürelerini tamamlayarak emekliye ayrılacak olan general, amiral ve albaylara hizmetlerinden dolayı teşekkür eder, hayatlarının yeni dönemlerinde, kendilerine ve ailelerine mutluluk ve esenlikler temenni ederiz" ifadeleri kullanıldı.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/bb5c7e885e4a4cec9166-040820262ec2cd70.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>TÜRKİYE'NİN İLK ASTRONOTU ALPER GEZERAVCI'NIN TUĞGENERAL OLDUĞU ÖĞRENİLDİ</b></p><p>Türkiye'nin ilk Astronotu Alper Gezeravcı Yüksek Askeri Şura kararları sonrasında Tuğgeneral olduğu öğrenildi.</p><p>Yüksek Askerî Şûra toplantısının ardından alınan kararlar açıklandı. Hava Kuvvetleri'nde görev yapan ve Türkiye'nin ilk astronotu unvanını taşıyan Hava Pilot Albay Alper Gezeravcı'nun Tuğgeneralliğe yükselenler arasında olduğu öğrenildi. Gezeravcı, 2024'te Axiom Mission 3 ile Uluslararası Uzay İstasyonu'na giderek 21 günden fazla uzayda kalmıştı.</p><p><b>VEDA ZİYARETİ</b></p><p>YAŞ toplantısı sonrası emekliye sevk edilen Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a veda ziyaretinde bulundu.</p><p><b>CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN YAŞ KARARLARI İÇİN "HAYIRLI OLSUN" MESAJI</b></p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yüksek Askerî Şûrada aldığımız kararlar ülkemiz, milletimiz ve kahraman ordumuz için hayırlara vesile olsun" dedi.</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yüksek Askeri Şura kararlarını imzalamasının ardından "Bugün gerçekleştirdiğimiz Yüksek Askerî Şûrada aldığımız kararlar ülkemiz, milletimiz ve kahraman ordumuz için hayırlara vesile olsun" ifadelerini kullanarak kararları imzaladığı anların fotoğraflarını paylaştı.</p><p><b>İLETİŞİM BAŞKANI DURAN'DAN YAŞ KARARLARINA İLİŞKİN PAYLAŞIM</b></p><p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın riyasetinde gerçekleştirilen Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısında alınan kararların, devlet, millet ve Türk Silahlı Kuvvetleri için hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.</p><p><b>Duran, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı:</b></p><p>"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın riyasetinde gerçekleştirilen Yüksek Askeri Şura toplantısında alınan kararların, devletimiz, milletimiz ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Görevlerine devam eden ve yeni vazifelere atanan değerli komutanlarımızı tebrik ediyor, üstlendikleri şerefli görevlerde üstün başarılar diliyorum. Aziz vatanımıza ve necip milletimize yıllarca büyük bir fedakarlık, sadakat ve yüksek vazife şuuru ile hizmet ederek görevlerini başarıyla tamamlayan kıymetli komutanlarımıza şükranlarımı sunuyor, kendilerine ve ailelerine sağlık ve huzur dolu bir ömür temenni ediyorum."</p><p>Köklü devlet geleneğine ve kahraman ordunun gücüne olan inancının tam olduğunu belirten Duran, "Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ülkemizin huzuru, milletimizin bekası ve bölgemizde barış ile istikrarın tesisi için aynı azim ve kararlılıkla görevini sürdüreceğine yürekten inanıyorum." açıklamasında bulundu.</p><p><b>BAKAN GÜRLEK: BİR ÜST RÜTBEYE YÜKSELTİLEN, GÖREV SÜRELERİ UZATILAN VE YENİ GÖREVLER TEVDİ EDİLEN GENERAL, AMİRAL VE ALBAYLARIMIZI TEBRİK EDİYORUM</b></p><p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısında alınan kararlara ilişkin, "Bir üst rütbeye yükseltilen, görev süreleri uzatılan ve yeni görevler tevdi edilen general, amiral ve albaylarımızı tebrik ediyorum" dedi.</p><p>Adalet Bakanı Akın Gürlek sosyal medya hesabından Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısında alınan kararların ardından yeni görevler tevdi edilen general, amiral ve albayları tebrik etti. <b>Bakan Gürlek, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:</b></p><p>"Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında gerçekleştirilen 2026 yılı Yüksek Askeri Şura toplantısında alınan kararların devletimiz, aziz milletimiz ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Bir üst rütbeye yükseltilen, görev süreleri uzatılan ve yeni görevler tevdi edilen general, amiral ve albaylarımızı tebrik ediyorum; taşıdıkları büyük sorumluluğu vatan sevgisi, disiplin ve liyakatle yerine getireceklerine inanıyor, üstlendikleri görevlerde başarılar diliyorum. Görev sürelerini tamamlayarak emekliye ayrılacak komutanlarımıza, milletimize ve devletimize sundukları değerli hizmetler için teşekkür ediyor; kendilerine ve ailelerine sağlık, huzur ve esenlik temenni ediyorum. Cumhurbaşkanımız ve Başkomutanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; vatanımızın güvenliğini korumaya, milli menfaatlerimizi savunmaya ve ülkemizin caydırıcı gücünü daha da ileriye taşımaya kararlılıkla devam edecektir."</p><p><b>TSK KOMUTA KADEMESİ YENİDEN ŞEKİLLENDİ</b></p><p>Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki YAŞ toplantısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın onayıyla alınan kararlar doğrultusunda, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edildiğinden, Hava Kuvvetleri Komutanlığına, Muharip Hava Kuvveti Komutanı Orgeneral Rafet Dalkıran atandı.</p><p>Öte yandan, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu'nun görev süresinin bir yıl uzatılmasına karar verildi.</p><p><b>GENELKURMAY BAŞKANI ORGENERAL BAYRAKTAROĞLU</b></p><p>Görev süresi devam eden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, 1961'de doğdu, 1981'de Kara Harp Okulundan Muhabere Teğmen olarak mezun oldu ve 1982'de sınıf okulu eğitimini tamamladı.</p><p>1982-1991 yılları arasında, sırasıyla 15'inci Piyade Tugayı, 6'ncı Zırhlı Tugay ile Muhabere Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlıklarında 10 yıl takım ve bölük komutanlığı görevlerinde bulunan Orgeneral Bayraktaroğlu, 1993'te Kara Harp Akademisinden, 1997'de ise Silahlı Kuvvetler Akademisinden mezun oldu.</p><p>Kurmay subay olarak sırasıyla, 41'inci Piyade Tugay Komutanlığı ve 121'inci Komando Alay Komutanlığı İstihbarat ve Harekat Şube Müdürü, Kara Kuvvetleri Personel Başkanlığı Proje Subayı, Azerbaycan Cumhuriyeti Nahçıvan Ordusu Karargah Subayı, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri (KTBK) Alayı ve 39'uncu Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı Piyade Tabur Komutanı, MSB ASAL Daire Başkanlığı Şube Müdürü, 4'üncü Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Tugay Komutanı Yardımcısı, Genelkurmay 2'nci İstihbarat Analiz ve Değerlendirme Daire Başkanlığı Şube Müdürü olarak görev yapan Bayraktaroğlu, 2009'da Tuğgeneralliğe terfi etti.</p><p>Tuğgeneral rütbesiyle, 2009-2011 arasında 9'uncu Komando Tugay Komutanlığı, 2011-2013 arasında Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığında Mühimmat Komutanlığı görevlerini yürüten Bayraktaroğlu, 2013'te Tümgeneralliğe yükseldi.</p><p>Bayraktaroğlu, Tümgeneral rütbesiyle, 2013-2014 arasında Genelkurmay MEBS ve Siber Savunma Komutanlığı, 2014-2016 arasında ise 3'üncü Ordu Kurmay Başkanlığı görevlerinde bulundu ve 2016'da Korgeneralliğe terfi etti.</p><p>Korgeneral rütbesiyle, 15 Temmuz sürecinden sonra, 2016-2020 yılları arasında Genelkurmay Personel Başkanlığı görevini üstlenen Bayraktaroğlu, 9 Ocak 2020 itibarıyla Genelkurmay 2'nci Başkanlığı görevine getirildi ve 2021 yılı Yüksek Askeri Şura kararlarıyla Orgeneral rütbesine getirildi.</p><p>Bayraktaroğlu, Orgeneral rütbesiyle, 16 Ağustos 2023'e kadar Genelkurmay 2'nci Başkanlığı görevine devam etti ve 2023-2025 yılları arasında Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini üstlendi.</p><p>Orgeneral Bayraktaroğlu, 6 Ağustos 2025'te onaylanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Genelkurmay Başkanlığı görevine atandı.</p><p><b>KARA KUVVETLERİ KOMUTANI ORGENERAL TOKEL</b></p><p>Görev süresi devam eden Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel ise 1961'de Gümüşhane'de doğdu.</p><p>1979'da Kuleli Askeri Lisesinden, 1983'te ise topçu subayı olarak Kara Harp Okulundan mezun olan Tokel, 1984'te Topçu ve Füze Okulundan mezuniyetini müteakip, 1984-1987 yılları arasında, Sarıkamış/Kars'ta konuşlu 9'uncu Piyade Tümeni Topçu Alay Komutanlığında İleri Gözetleyici Subaylığı, 1987-1989 arasında İstanbul'da konuşlu 66'ncı Mekanize Piyade Tümeni Topçu Alay Komutanlığında Motor Subaylığı ve Bölük Komutanlığı, 1989-1993 yılları arasında Hasdal/İstanbul'da Konuşlu 26'ncı Zırhlı Tugay Topçu Alay Komutanlığında Karargah Takım Komutanlığı ve Batarya Komutanlığı görevlerinde bulundu.</p><p>Tokel, iki yıllık eğitimini müteakip 1995'te Kara Harp Akademisi'nden mezun oldu ve ardından kurmay subay olarak, 1995-1998 arasında, Diyarbakır, Şırnak, Hakkari, Van ve Tunceli illerinde teröristle mücadele harekatı görevlerini icra eden 1'inci Komando Tugay Komutanlığında, Harekat ve Eğitim Şube Müdürlüğü, 1998-2002 yılları arasında, Kara Kuvvetleri İç Güvenlik Daire Başkanlığında Harekat Analiz Subaylığı Görevlerini yürüttü.</p><p>Silahlı Kuvvetler Akademisinden 2000'de mezun olan 2001'de KFOR Kosova'da 7 ay süreyle Plan Subaylığı görevinde bulunan Tokel, 2002-2003 arasında Adapazarı/Sakarya'da 1'inci Piyade Tugay Komutanlığında Tabur Komutanlığı görevini ifa etti.</p><p>Tokel, 2003-2006 arasında, Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği Nezdinde New York/ABD'de Askeri Danışman olarak görev yaptı.</p><p>Tokel, 2006-2011 arasında Ankara'da sırasıyla Kara Kuvvetleri Plan Daire Başkanlığında Muharebe Sahası Yönetim Sistemi Şube Müdürlüğü, Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanlığı Eğitim ve Öğretim Başkanlığında Muharebe Simülasyon Ve Lider Eğitim Merkezi Komutanlığı, Kara Kuvvetleri Kuvvet Geliştirme ve Teşkilatlanma Daire Başkanlığında Muharebe Sahası Yönetim Sistemi Şube Müdürlüğü görevlerini yürüttü.</p><p>2011'de Konya'da konuşlu Hava Savunma Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı görevine atanan Tokel, 2012'de Tuğgeneralliğe terfi etti.</p><p>Tuğgeneral rütbesiyle 2012-2014 yılları arasında Şemdinli/Hakkari'de konuşlu 34'üncü Hudut Tugay Komutanlığı, 2014-2015 yıllarında Balıkesir'de Bakım Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı, 2015-2016 arasında ise Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığında Lojistik Yönetim Başkanlığı görevlerini yürüttü.</p><p>2016 Yılı Yüksek Askeri Şura kararları ile Yüksekova/Hakkari'de konuşlu 3'üncü Piyade Tümen Komutanlığı görevine atanan Tokel, 2017'de Tümgeneralliğe terfi ederek 2019'a kadar 3'üncü Piyade Tümen Komutanlığı görevine devam etti.</p><p>Alan Hakimiyeti Doktrini kapsamında Hakkari'de ve Irak'ın kuzeyinde teröristle mücadele harekatına katkı sağlayan Tokel, Irak Kuzeyi Harekat Alanı'nda 25 Aralık 2017-Ağustos 2019 arasında, Kararlılık, Pençe-1 ve Pençe-2 Harekatlarının icrasının ilgili bölümünü, emrindeki birlikleri ile sevk ve idare etti.</p><p>Tokel, 2019-2021 arasında İzmir'de konuşlu NATO Müttefik Kara Komutanlığında, Kurmay Başkanlığı göreviyle birlikte aynı zamanda Türk Kıdemli Subaylığı görevini de yürüttü.</p><p>2021'de Korgeneralliğe terfi eden Tokel, 2021-2023 yılları arasında 6'ncı Kolordu Komutanı ve Müşterek Özel Görev Kuvvet Komutanı olarak Suriye'de Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Bahar Kalkanı Harekatı bölgelerinde devam eden teröristle mücadele harekatlarına emir komuta etti.</p><p>2023 Yılı Yüksek Askeri Şura kararları ile 2'nci Ordu Komutanlığı görevine atanan Tokel, bu süreçte Irak ve Suriye'nin kuzeyinde icrası devam eden Pençe-Kilit Harekatı'nda 2'nci Ordu Komutanı olarak kilidin kapanmasına liderlik etti.</p><p>2024 Yılı Yüksek Askeri Şura kararları ile Orgeneralliğe terfi eden ve 1'inci Ordu Komutanlığı görevine atanan Orgeneral Tokel, bir yıl süreyle bu görevi sürdürdü.</p><p>Orgeneral Tokel, 6 Ağustos 2025 tarihli Cumhurbaşkanlığı Atama Kararı ile Kara Kuvvetleri Komutanı olarak atandı.</p><p><b>DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANI ORAMİRAL TATLIOĞLU</b></p><p>Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, 1960'da İzmir'de doğdu.</p><p>1977'de Deniz Lisesi'nden, 1981'de Deniz Harp Okulu'ndan mezun olan Tatlıoğlu, 1981-1990 arasında TCG GAYRET ve TCG SAVAŞTEPE muhriplerinde branş subaylığı ve bölüm amirliği, 1990-1992 yıllarında Harp Akademisi öğrenimi, 1992-1994 arasında Ege Deniz Bölge Komutanlığı Harekat Şube Müdürlüğü görevini müteakip 1994-1996 yıllarında Silahlı Kuvvetler Akademisi ve Amerika Birleşik Devletleri'nde (Newport-RI) Kurmay Koleji eğitimini tamamladı.</p><p>Tatlıoğlu, 1996-1998 yıllarında TCG KILIÇALİPAŞA II. Komutanlığı ve Komutanlığı, 1998-2000 arasında TCG ZAFER Komutanlığı görevinin hitamında TCG GEDİZ'in ABD'den transferi esnasında geminin ilk komutanı olarak 2000-2001 arasında görev yaptı.</p><p>2001-2002 arasında Deniz Kuvvetleri Harekat Başkanlığı Harekat Şube Müdürlüğü görevi hitamında Roma'da NATO Savunma Koleji eğitimini tamamlayan Tatlıoğlu, 2003-2004 yıllarında Belçika-Mons NATO Karargahında Lojistik Başkan Yardımcılığı ve 2004-2006 yıllarında SHAPE Komuta Grubu Stratejik Plan Şube Müdürlüğü görevi icra etti.</p><p>Tatlıoğlu, 2006-2007 yıllarında yürüttüğü 3'üncü Muhrip Filotillası Komodorluğu görevi hitamında, 30 Ağustos 2007'de Tuğamiralliğe terfi etti.</p><p>2007-2008 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Plan Prensipler Başkanlığı görevini üstlenen Tatlıoğlu, 2008-2010 arasında Moskova Silahlı Kuvvetler ve Deniz Ataşeliği, 2010-2011 arasında Çanakkale Boğaz Komutanlığı, 2011-2012 arasında Mayın Filosu Komutanlığı görevlerini deruhte etti ve 30 Ağustos 2012'de Tümamiralliğe yükseldi.</p><p>Tatlıoğlu, 2012-2013 arasında Amfibi Görev Grup Komutanlığı, 2013-2016 yıllarında İstanbul Boğaz Komutanlığı görevlerini üstlendi ve 2016'da Koramiralliğe terfi etti.</p><p>2016-2017 yıllarında yürüttüğü Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığı'nın ardından 21 Ağustos 2017'den itibaren Donanma Komutanlığı görevini üstlenen Tatlıoğlu, bu görevi esnasında 30 Ağustos 2020 itibarıyla Oramiralliğe terfi etti.</p><p>2017-2022 arasında Donanma Komutanlığı görevini yapan Oramiral Tatlıoğlu, 19 Ağustos 2022'de Deniz Kuvvetleri Komutanı olarak göreve başladı.</p><p>Tatlıoğlu, Belçika Leuven Üniversitesi'nde "Avrupa Birliği Siyaseti ve Avrupa Birliği Politikaları" dalında yüksek lisans eğitimini ve İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler doktorasını tamamladı.</p><p>Öte yandan bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısında, Oramiral Tatlıoğlu'nun görev süresinin bir yıl uzatılmasına karar verildi.</p><p><b>HAVA KUVVETLERİ KOMUTANI ORGENERAL DALKIRAN</b></p><p>Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Rafet Dalkıran, 16 Nisan 1966'da Balıkesir'de doğdu</p><p>İlk, orta ve lise eğitimini Balıkesir'de tamamladıktan sonra 1984'te Hava Harp Okuluna giren Dalkıran, 1988'de Hava Harp Okulunu başarı ile tamamlayarak Teğmen rütbesi ile Hava Kuvvetlerine katıldı.</p><p>2'nci Ana Jet Üs Uçuş Eğitim Merkez Komutanlığı'nda pilotaj eğitimini 3'üncü Ana Jet Üs ve 9'uncu Ana Jet Üs Komutanlıklarında Uçuş ve Harbe Hazırlık Eğitimini tamamlayan Dalkıran, 1991'de 8'inci Ana Jet Üs 182'inci Filo Komutanlığına Kol Uçucusu olarak atandı ve 1995'e kadar bu görevi icra etti.</p><p>Dalkıran, 1995-1999 arasında 6'ncı Ana Jet Üs Komutanlığı 162'nci Filo Komutanlığında F-16 Uçuş Öğretmeni ve Program Subayı olarak görev yaptı.</p><p>1999'da katıldığı Hava Harp Akademisinden 2001'de mezun olan ve Hava Kuvvetleri Karargahı Eğitim Daire Başkanlığına Muharip Jet Birlikleri Eğitim Subayı olarak atanan Dalkıran, 2005'e kadar bu görevde kaldı.</p><p>2002'de Mississippi/ABD'de İnsan Gücü Yönetimi Kursu'nu (Manpower Management Course) tamamlayan Dalkıran, müteakiben Bosna-Hersek'te bulunan NATO'ya bağlı SFOR (Stabilization Force-İstikrar Gücü) Karargahında görev yaptı.</p><p>Dalkıran, 2003-2004 arasında Güney Kore Cumhuriyeti Hannam Üniversitesinde Korece eğitimini tamamladıktan sonra Güney Kore Hava Harp Akademisinde eğitim gördü.</p><p>2005-2007 yılları arasında 6'ncı Ana Jet Üs Komutanlığı 161'inci Filo Komutanlığında Harekat Subayı ve Filo Komutanlığı görevlerinde bulunan Dalkıran, 2007 yılında atandığı Tel-Aviv Askeri Ataşeliği Hava Ataşesi görevini 3 yıl süre ile icra etti.</p><p>Dalkıran, 2010-2012 arasında 8'inci Ana Jet Üs Komutanlığında sırasıyla Değerlendirme ve Denetleme Başkanı ve Harekat Komutanlığı görevlerini yaptı.</p><p>2012 atamaları ile CAOC-6 Harekat Direktörlüğü görevine, 2013 atamaları ile 1'inci Hava Kuvveti Komutanlığı Değerlendirme ve Denetleme Başkanı görevine getirilen Dalkıran, Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Savunma Komutanlığının kurulmasıyla 5 Ağustos 2014'ten itibaren aynı görevi üstlendi.</p><p>Dalkıran, 2015 yılı Yüksek Askeri Şura kararları ile tuğgeneral rütbesine terfi etmesini müteakip 2015-2016 arasında Genelkurmay İstihbarat Plan ve Koordinasyon Daire Başkanı, 2016-2017 arasında 5'inci Ana Jet Üs Komutanı ve 2017-2018 arasında MSÜ Hava Harp Okulu Komutanı olarak görev yaptı.</p><p>30 Ağustos 2018 tarihinde tümgeneralliğe terfi ederek 2018-2021 yılları arasında 2'nci Ana Jet Üs Komutanlığı görevini icra eden Dalkıran, 2021'de ise korgeneral rütbesine terfi etti ve bir yıl süre ile Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı görevini yürüttü.</p><p>Dalkıran, 2022-2025 yılları arasında Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanı görevlerini, 2025 yılı Yüksek Askeri Şura kararları ile orgeneral rütbesine terfi ederek 13 Ağustos 2025 tarihli General Atamaları ile Muharip Hava Kuvveti Komutanı olarak atandı.</p><p>Orgeneral Dalkıran, 2026 Yılı Yüksek Askeri Şura Kararları ile Hava Kuvvetleri Komutanı olarak atandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/gozler-iletisim-baskanlig-219_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286309</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/kuzey-amerikada-linuxtan-tarihi-rekor-windowsun-pazar-payi-eriyor-286309</link>
      <pubDate>2026-08-04T14:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kuzey Amerika'da Linux'tan tarihi rekor! Windows'un pazar payı eriyor]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Kuzey Amerika'da Linux, masaüstü işletim sistemi pazarında ilk kez yüzde 10'un üzerine çıkarak tarihi bir başarıya imza attı. Microsoft Windows ise aynı dönemde ciddi bir düşüş yaşadı. StatCounter verileri, pazar dinamiklerinde önemli değişiklikler olduğunu gösteriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kuzey Amerika'da Linux'tan tarihi rekor! Windows'un pazar payı eriyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Amerika'da masaüstü işletim sistemi pazarında dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Linux, StatCounter'ın Haziran 2026 verilerine göre ilk kez yüzde 10 barajını aşarak yüzde 10,61'e ulaştı. Bu oran, Linux için bugüne kadarki en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti. Aynı dönemde, Microsoft Windows'un pazar payı yüzde 64,66'dan yüzde 57,63'e geriledi. Bu hızlı değişim, masaüstü bilgisayar kullanıcılarının alışkanlıklarında önemli bir dönüşüm yaşandığına işaret ediyor.</p><h3>Linux'un yükselişi pazar dinamiklerini değiştirdi</h3><p>Linux'un pazar payında kaydettiği bu ani artış, teknoloji dünyasında büyük yankı uyandırdı. Özellikle sadece bir ay önce yüzde 3,56 seviyesinde bulunan Linux, kısa sürede neredeyse üç katına ulaşarak rekor kırdı. Uzmanlar, bu yükselişin büyük ölçüde Windows kullanıcılarının alternatif arayışına girmesinden kaynaklandığını belirtiyor. Microsoft Windows'un pazar payındaki hızlı düşüş, Linux'un masaüstü bilgisayarlarda daha fazla tercih edilmeye başlandığını gösteriyor. Ancak, macOS tarafında ise daha sınırlı bir değişim gözlendi ve Apple'ın işletim sistemi, Windows kadar büyük bir kayıp yaşamadı.</p><h3>StatCounter verileri ve Linux'un gerçek kullanıcı tabanı tartışılıyor</h3><p>StatCounter'ın sunduğu veriler, pazarın genel eğilimi hakkında fikir verse de, uzmanlar bu rakamların kesin kullanıcı sayılarını yansıtmayabileceğine dikkat çekiyor. StatCounter, internet trafiği ve tespit edilen cihazlar üzerinden hesaplama yapıyor. Bu nedenle, Linux'un pazar payındaki artışın bir bölümünün otomatik sistemler veya botlar tarafından üretilen trafiğe bağlı olabileceği belirtiliyor. Yani yüzde 10,61'lik oran, tamamen yeni ev kullanıcılarının Linux'a geçiş yaptığı anlamına gelmeyebilir. Buna rağmen, Linux'un uzun yıllar boyunca düşük tek haneli oranlarda seyreden masaüstü pazar payını aşması, açık kaynak işletim sisteminin görünürlüğünde önemli bir artışa işaret ediyor. Uzmanlar, bu eğilimin kalıcı olup olmayacağını önümüzdeki aylarda açıklanacak verilerin göstereceğini ifade ediyor.</p><p>Sonuç olarak, Kuzey Amerika'da Linux'un masaüstü işletim sistemi pazarında elde ettiği bu tarihi başarı, sektörün geleceği açısından dikkatle izleniyor. Windows'un pazar payındaki hızlı düşüş ve Linux'un sembolik eşiği aşması, önümüzdeki dönemde işletim sistemi tercihlerini ve rekabeti yeniden şekillendirebilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/kuzey-amerikada-linuxtan--684_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286308</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ak-parti-cerceve-yasa-icin-toplanacak-286308</link>
      <pubDate>2026-08-04T14:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[AK Parti "Çerçeve Yasa" için toplanacak]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[AK Parti Grubu, "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda hazırlanan yasal düzenlemeyi görüşmek üzere yarın basına kapalı toplanacak. Milletvekillerinin, sürecin hukuki altyapısını oluşturacak kanun teklifine ilişkin detaylı olarak bilgilendirilmesi bekleniyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[AK Parti "Çerçeve Yasa" için toplanacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti, kamuoyunda "Terörsüz Türkiye" süreci olarak bilinen ve toplumsal bütünleşmeyi hedefleyen yasal düzenleme çalışmalarında kritik bir aşamaya geldi.</p><p>AK Parti TBMM Grup Başkanlığı tarafından milletvekillerine gönderilen duyuruya göre, grubun yarın basına kapalı bir toplantı gerçekleştireceği bildirildi.</p><p><b>MİLLETVEKİLLERİ KAPALI OTURUMDA BİLGİLENDİRİLECEK</b></p><p>TBMM'de düzenlenecek kapalı grup toplantısında, "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin içeriği ve izlenecek yol haritası ele alınacak. Toplantıda, teklifin hukuki çerçevesi, terörle mücadeledeki stratejik önemi ve toplumsal entegrasyona dair getirdiği yenilikler hakkında milletvekillerine kapsamlı bir sunum yapılması planlanıyor.</p><p><b>İMZA SÜRECİ TAMAMLANIYOR</b></p><p>Dün itibarıyla AK Parti Grubunda imzaya açılan ve tüm milletvekillerinin eksiksiz imzalaması kararı alınan çerçeve kanun teklifi için verilen süre bugün saat 17.00'de doluyor. İmza sürecinin tamamlanmasının ardından yarınki bilgilendirme toplantısıyla birlikte teklife son şeklinin verilmesi ve kısa süre içinde TBMM Başkanlığına sunulması öngörülüyor.</p><p>Terörsüz Türkiye vizyonunun hukuki güvencesi</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "iç cepheyi tahkim etme" ve "terörü ülke gündeminden çıkarma" vizyonu kapsamında hazırlanan teklif; terörün tamamen sona erdirilmesi, silahların bırakılması ve sürecin yasal bir zemine oturtulması için gereken idari ve hukuki düzenlemeleri kapsıyor.</p><p>Yarınki toplantıda ayrıca, düzenlemenin Meclis komisyonlarındaki görüşme takvimi ve muhalefet partileriyle yürütülecek muhtemel diyalog zeminine dair görüş alışverişinde bulunulacağı belirtiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/ak-parti-yarin-cerceve-ya-415_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286307</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/petrol-ve-altin-piyasasinda-dalgalanma-orta-ve-uzun-vadede-ne-bekleniyor-286307</link>
      <pubDate>2026-08-04T14:45:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Petrol ve altın piyasasında dalgalanma: Orta ve uzun vadede ne bekleniyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[ABD ile İran arasında süren gerilim, petrol fiyatlarında düşüşe neden olurken, altının ons fiyatında yükseliş yaşandı. Analist Dinçer Kurt, piyasalardaki son gelişmeleri ve beklentileri değerlendirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Petrol ve altın piyasasında dalgalanma: Orta ve uzun vadede ne bekleniyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD ile İran arasında yaşanan gerginlik, haftanın ilk gününde küresel piyasalarda önemli değişikliklere yol açtı. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/bretntpetrol-040820260e94864e.jpg"/><p>Petrol fiyatları haftaya düşüşle başlarken, altının ons fiyatı ise yükselişle dikkat çekti. Analist Dinçer Kurt, 24 TV'ye yaptığı açıklamada, piyasalarda orta ve uzun vadede beklentileri değerlendirdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/1600altnel-040820266eb45d31.jpg"/><b>PETROL VE ALTINDA HAREKETLİLİK </b><p></p><p>Petrol fiyatları haftaya düşüşle başlarken, altının ONS fiyatı ise yükselişle başladı. Peki piyasalarda orta ve uzun vadede beklenti ne? </p><blockquote data-media-max-width="560" class="twitter-tweet"><p lang="tr">PETROL VE ALTINDA HAREKETLİLİK<br><br>Petrol fiyatları haftaya düşüşle başlarken, altının ONS fiyatı ise yükselişle başladı. Peki piyasalarda orta ve uzun vadede beklenti ne? <br><br>Analist Dinçer Kurt, 24 TV'ye değerlendirdi. <a href="https://t.co/kmZZMBi4Lf">pic.twitter.com/kmZZMBi4Lf</a></p>&#8212; 24 TV (@yirmidorttv) <a href="https://x.com/yirmidorttv/status/2084589257113604520?ref_src=twsrc%5Etfw">August 4, 2026</a></blockquote> <script async="" src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script><p> ABD-İran hattındaki tansiyonun bu hafta bir miktar azaldığını belirten Kurt, iki ülke arasındaki görüşmelerden henüz net bir sonuç çıkmadığını ve bunun varlık fiyatları üzerinde baskı oluşturduğunu vurguladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/petrol-ve-altin-piyasasin-793_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286306</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/uzun-ucuslar-sadece-uykuyu-degil-bagirsak-sagligini-da-etkileyebilir-286306</link>
      <pubDate>2026-08-04T14:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uzun uçuşlar sadece uykuyu değil bağırsak sağlığını da etkileyebilir]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Wrocław Tıp Üniversitesi'nden bilim insanları, uzun mesafeli uçuşlarda ortaya çıkan bağırsak jetlag'i sorununu mercek altına aldı. Araştırmacılar, sirkadiyen ritmin bozulmasının yalnızca uyku düzenini değil, aynı zamanda sindirim sistemini de olumsuz etkilediğini vurguluyor. Özellikle yolcular, uçuş sonrası şişkinlik ve iştah değişiklikleriyle karşılaşabiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uzun uçuşlar sadece uykuyu değil bağırsak sağlığını da etkileyebilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Wroc&#322;aw Tıp Üniversitesi'nde yapılan yeni bir araştırma, uzun mesafeli uçuşların yalnızca uyku düzenini değil, aynı zamanda bağırsak sağlığını da ciddi şekilde etkilediğini ortaya koydu. Bilim insanları, saat dilimleri arasında hızlı geçiş yapan yolcuların bağırsak jetlag'i olarak adlandırılan bir sorunla karşı karşıya kaldığını açıkladı. Bu durumun, özellikle uçuş sonrası sindirim şikayetleri ve uyku bozukluklarına yol açtığı belirtildi. Araştırmada, bağırsak mikrobiyotasının günlük ritminin yemek saatleri, ışık ve dinlenme düzeniyle yakından ilişkili olduğu, bu düzenin ani değişikliklerle bozulabildiği kaydedildi.</p><h3>Wroc&#322;aw Tıp Üniversitesi: Bağırsak mikrobiyotasında dengesizlik riski</h3><p>Bilim insanları, bağırsak jetlag'i olarak adlandırılan bu durumun mikrobiyota bileşimini, bağırsak koruyucu bariyerinin işleyişini ve kısa zincirli yağ asitlerinin üretimini etkileyebileceğini belirtiyor. Bu asitler, bağırsak duvarı hücrelerinin beslenmesinde ve enerji metabolizmasında önemli bir rol oynuyor. Ancak, şu ana kadar elde edilen bilgilerin çoğu hayvan deneylerinden geliyor. İnsanlarda bağırsak jetlag'inin kaslar üzerindeki etkisiyle ilgili kesin bulgular henüz yeterli değil. Araştırmacılar, bu dengesizliğin geçici de olsa sindirim sisteminde önemli rahatsızlıklara yol açabileceğini ifade ediyor.</p><h3>Uzmanlar: Yolcular, mürettebat ve sporcular risk altında</h3><p>Uzun uçuşlar sonrası yolcuların en sık karşılaştığı sorunlar arasında şişkinlik, karın ağrısı, iştah değişimi ve kabızlık yer alıyor. Aynı zamanda yorgunluk ve uyku problemleri de sıkça görülüyor. Bilim insanları, bu durumun nedenlerinden birinin bağırsak, bağışıklık sistemi ve beyin arasındaki sinyallerin geçici olarak uyumsuz hale gelmesi olduğunu düşünüyor. Özellikle profesyonel sporcular için, hafif bir sindirim rahatsızlığı bile performansı etkileyebiliyor. Bununla birlikte, bağırsak mikrobiyotasındaki değişikliklerin spor performansı üzerindeki etkisi henüz bilimsel olarak tam anlamıyla kanıtlanmış değil. Bağırsak jetlag'i yalnızca turistleri değil, uçak mürettebatı ve vardiyalı çalışanları da etkileyebiliyor. Uzmanlar, düzenli uyku ve yemek saatlerinin yanı sıra yeterli gün ışığı almanın, vücudun iç ritmini korumada önemli olduğunu belirtiyor.</p><p>Uzmanların önerileri arasında, uzun bir yolculuğa çıkmadan birkaç gün önce uyku düzenini ve ışık maruziyetini varış noktasının saatine göre ayarlamak yer alıyor. Uçuş sırasında ve sonrasında, yerel saate uygun şekilde yemek yemek ve bol su tüketmek tavsiye ediliyor. Melatonin kullanımı, sirkadiyen ritmin yeniden düzenlenmesine yardımcı olabiliyor; fakat etkisi, alınma zamanına bağlı olarak değişebiliyor. Ayrıca, bireysel olarak seçilen probiyotik ve prebiyotiklerin bağırsak jetlag'i üzerindeki etkisi konusunda kesin ve ikna edici bilimsel kanıtlar henüz mevcut değil.</p><p>Bağırsak jetlag'i, modern yaşamın getirdiği hızlı seyahat ve düzensiz çalışma saatlerinin bir sonucu olarak giderek daha fazla insanı etkiliyor. Bilim insanları, düzenli yaşam alışkanlıklarının korunmasının, hem sindirim sistemi hem de genel sağlık açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Bu nedenle, özellikle sık seyahat edenlerin ve vardiyalı çalışanların bağırsak jetlag'i riskine karşı önlem almaları öneriliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/uzun-ucuslar-sadece-uykuy-396_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286305</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/uedas-ekiplerinden-ilginc-yontem-araci-u-seklinde-kazarak-calisma-tamamlandi-286305</link>
      <pubDate>2026-08-04T14:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[UEDAŞ ekiplerinden ilginç yöntem: Aracı U şeklinde kazarak çalışma tamamlandı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Bursa'nın Osmangazi ilçesinde yer altı elektrik hattı çalışması yapan UEDAŞ ekipleri, park halindeki aracın sahibine ulaşamayınca ilginç bir yönteme başvurdu. Ekipler, otomobili çekemeyince aracın etrafını U şeklinde kazarak çalışmayı tamamladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[UEDAŞ ekiplerinden ilginç yöntem: Aracı U şeklinde kazarak çalışma tamamlandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa'nın Osmangazi ilçesi Yeni Karaman Mahallesi'nde yürütülen yer altı elektrik hattı çalışmaları sırasında ilginç anlar yaşandı. Elektrik direklerindeki havai hat kablolarını yer altına almak için çalışma başlatan UEDAŞ ekipleri, kazı güzergâhı üzerinde park halinde bulunan otomobil nedeniyle çalışmalarını durdurmak zorunda kaldı. Araç sahibine ulaşmak için uzun süre çaba gösteren ekipler, yaptıkları araştırmada otomobil sahibinin Bursa dışında olduğunu öğrendi.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/aw76050704-040820269f4943ac.jpg"/><p>Bunun üzerine çalışmaların aksamaması için farklı bir çözüm üreten ekipler, aracı bulunduğu yerden kaldırmak yerine otomobilin etrafını U şeklinde kazarak elektrik kablolarını yer altına aldı. Aracın bulunduğu bölüm kazılmadan bırakılırken, kazı çalışması aracın çevresinden dolaşılarak tamamlandı.  </p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/099d709e7b924bfb81e3-04082026bb7b6b56.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>İlginç çalışma çevrede bulunan vatandaşların da dikkatini çekerken, ortaya çıkan görüntü görenleri şaşırttı.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/aw76050703-040820260a9e52df.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/uedas-ekiplerinden-ilginc-986_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286304</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/yeni-arastirma-depremlerin-karbon-dongusunu-onlarca-yil-etkileyebilecegini-gosterdi-286304</link>
      <pubDate>2026-08-04T14:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yeni araştırma depremlerin karbon döngüsünü onlarca yıl etkileyebileceğini gösterdi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Çin'in Minjiang Nehri havzasında 2008'de yaşanan Wenchuan depremi, bölgedeki karbon döngüsünde kalıcı değişikliklere yol açtı. Araştırmacılar, depremin ardından nehirdeki karbon kaynaklarının ve taşınan organik materyalin yıllar boyunca nasıl değiştiğini ayrıntılı şekilde analiz etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yeni araştırma depremlerin karbon döngüsünü onlarca yıl etkileyebileceğini gösterdi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çin'in batısında 2008 yılında meydana gelen Wenchuan depremi, yalnızca anlık yıkımla sınırlı kalmadı; Minjiang Nehri havzasındaki karbon döngüsünü de köklü biçimde değiştirdi. Araştırmacılar, depremin ardından geçen yıllarda nehirdeki organik karbonun ve tortuların kaynağındaki değişimi detaylı olarak inceledi. Elde edilen bulgular, dağlık bölgelerde yaşanan büyük depremlerin, ekosistemin karbon dengesini onlarca yıl boyunca etkileyebileceğini ortaya koydu.</p><h3>Araştırmacılardan Minjiang Nehri'nde karbon döngüsü analizi</h3><p>Bilim insanları, Wenchuan depremi sonrası Minjiang Nehri'nin yukarı kısımlarında karbonun hareketini izlemek için nehir tortularını aşamalı ısıtma yöntemiyle analiz etti. Bu yöntem sayesinde, yaprak, kök ve yüzey toprağı gibi biyosfer kaynaklı karbon ile kayalarda hapsolmuş petrogene karbonun ayrımı sağlandı. Analizler, 530 °C'nin altında oksitlenen organik materyalin büyük oranda yüzeydeki bitki örtüsünden ve topraktan geldiğini, daha yüksek sıcaklıklara dirençli karbonun ise kayalardan kaynaklandığını gösterdi. Sonuçlar, radyo karbon tarihlemesiyle de doğrulandı. Araştırmada özellikle şiddetli yağışların karbon taşınımında kritik bir rol oynadığı vurgulandı. Sadece iki yağışlı günde, Minjiang Nehri yıllık askıda katı madde ve organik karbon yükünün yaklaşık yüzde 30'unu taşıdı. Bu dönemde nehre karışan materyalin neredeyse tamamı, bitki örtüsü ve yüzey toprağıyla ilişkiliydi.</p><h3>Deprem sonrası karbon kaynaklarında uzun vadeli değişim</h3><p>2020 ve 2021 yıllarında elde edilen veriler, deprem sonrası geçen on yıl içinde Minjiang Nehri'ndeki karbon kaynaklarının oranında belirgin bir değişim yaşandığını gösterdi. Tortu yoğunluğu benzer kalsa da, nehirdeki biyosfer karbonu konsantrasyonu önemli ölçüde azaldı. Buna karşılık, kayalardan gelen petrogene karbonun oranı arttı. Bu durum, yamaçlarda kalan kaya parçalarının zamanla nehir yatağına taşınmaya devam ettiğini ortaya koydu. Depremden sonraki ilk yıllarda, komşu bir dere üzerindeki bitkilerden nehre taşınan karbon miktarı yaklaşık iki katına çıkmıştı. Ancak zamanla gevşek organik materyalin büyük kısmı süzüldü ve heyelan bölgelerinde bitki örtüsü yeniden oluşmaya başladı. Buna rağmen, araştırmacılar ekosistemin eski karbon dengesine dönmesinin uzun yıllar alacağına dikkat çekiyor. Bitki örtüsündeki karbon stoğunun başlangıç seviyesinin yarısına ulaşması için yaklaşık 74 yıl gerektiği, toprakların ise çok daha fazla zamana ihtiyaç duyduğu hesaplandı.</p><h3>Dağlık bölgelerde karbon döngüsü ve iklim etkileri</h3><p>Yıkılmış kayalardan gelen organik karbonun, nehir sistemine onlarca yıl boyunca girmeye devam edeceği öngörülüyor. Bu karbonun kaderi ise, nehirdeki oksitlenme ve tortu katmanlarında gömülme süreçlerine bağlı olarak değişiyor. Oksitlenme sonucunda atmosferde CO&#8322; artışı yaşanabilirken, tortular altında gömülen karbon uzun süre atmosferden uzak kalabiliyor. Araştırmacılar, termal analiz yönteminin radyo karbon tarihlemesine göre daha hızlı ve ekonomik olduğunu, bu sayede çok sayıda örneğin incelenebildiğini belirtiyor. Ayrıca, biyosfer ve petrogene karbonun ayrılması, depremlerin iklim üzerindeki etkilerinin daha doğru şekilde değerlendirilmesine olanak veriyor. Modellerde bu ayrım dikkate alınmadığında, felaket sonrası karbon bağlanması abartılabiliyor ve sonraki kayıplar küçümsenebiliyor. Özellikle sismik olarak aktif ve yoğun yağış alan dağlık bölgelerde, karbon döngüsündeki bu karmaşık süreçlerin iklim değişikliği açısından büyük öneme sahip olduğu vurgulanıyor.</p><p>Sonuç olarak, Wenchuan depremi örneğinde görüldüğü gibi, büyük sarsıntıların ardından Minjiang Nehri ve benzeri dağlık ekosistemlerde karbon döngüsünde uzun vadeli ve karmaşık değişiklikler yaşanıyor. Bilim insanları, bu tür bölgelerde karbon akışının yakından izlenmesinin, iklim değişikliğini anlamak ve gelecekteki riskleri değerlendirmek açısından kritik olduğunu ifade ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/yeni-arastirma-depremleri-674_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.286303</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/hindistan-okyanusunda-bilim-insanlarindan-yeni-okyanus-tabani-kesfi-286303</link>
      <pubDate>2026-08-04T14:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Hint Okyanusu'nda bilim insanlarından yeni okyanus tabanı keşfi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, Hint Okyanusu'nun güneyinde ilk kez yeni bir okyanus tabanının doğrudan oluşumunu izledi. Fransız araştırmacıların yürüttüğü gözlem sırasında tektonik plakalar ayrıldı, yükselen magma yeni bir kabuğun temelini attı. Bu bulgular, okyanus kabuğu yenilenmesinin anlaşılmasında önemli bir adım olarak görülüyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Hint Okyanusu'nda bilim insanlarından yeni okyanus tabanı keşfi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hint Okyanusu'nun güneyinde, bilim insanları okyanus tabanında gerçekleşen olağanüstü bir olayı ilk kez doğrudan izleme fırsatı buldu. Fransız araştırmacı Jean-Yves Royer liderliğindeki ekip, Şubat 2024'ün sonunda OHA-GEODAMS denizaltı kompleksini Güneydoğu Hindistan Sırtı'na yerleştirdi. Amsterdam ve Saint Paul adalarının yakınında kurulan bu sistem, 26 Nisan'da hızla gelişen yer altı sarsıntılarını ve ardından yaşanan lav patlamasını kayda aldı. Olay sırasında tektonik plakalar ayrıldı, yükselen magma ise yeni bir okyanus kabuğunun oluşumunu başlattı. Araştırmacılar, bu sürecin detaylarını daha önce hiç olmadığı kadar net bir şekilde gözlemleyerek, okyanus tabanı oluşumunun dinamiklerini anlamada önemli bir adım attı.</p><h3>Fransız araştırmacılar süreçteki değişimleri anbean izledi</h3><p>Olayın ardından, eksenel vadi tabanında yaklaşık 4 metrelik bir alçalma meydana geldi. Aynı süreçte, akustik istasyonlar arasındaki mesafe bir metreden fazla arttı. Bu deformasyonun büyüklüğü, yalnızca yaklaşık 5 büyüklüğünde depremlerden beklenenin çok ötesinde gerçekleşti. Bilim insanları, bu tür bir kaymanın güçlü sismik sarsıntılar olmadan da oluşabileceğini modellemelerle ortaya koydu. Orta okyanus sırtlarında kaydedilen deprem sayısının, plakaların hareket hızına göre düşük kalması da bu yavaş kayma süreçleriyle açıklanıyor. Toplanan veriler sayesinde, magma rezervuarından plastik haldeki magmanın çatlaklara ve dikey kanallara doğru akışı, basınç düşüşüyle birlikte deniz tabanının alçalması ve lavın yüzeye çıkıp katılaşarak yeni bir okyanus tabanı oluşturması adım adım yeniden inşa edildi.</p><h3>Okyanus tabanı yenilenmesinin sırları çözülüyor</h3><p>Bu sürecin ayrıntılı biçimde izlenmesi, akustik işaretçiler, hidrofonlar, dip basıncı sensörleri ve yüzey haritalama tekniklerinin bir arada kullanılmasıyla mümkün oldu. Önceki yıllarda benzer olaylar yalnızca dolaylı jeolojik ve sismik verilerle anlaşılabiliyordu. Şimdi ise elde edilen doğrudan gözlemler, okyanus kabuğunun nasıl yenilendiğine ve hidrotermal ekosistemlerin hangi koşullarda oluştuğuna dair yeni ipuçları sunuyor. Gözlemevinin 2027'ye kadar bölgede kalması planlanıyor. Bilim insanları, bu tür denizaltı komplekslerinin, plakaların daha hızlı ayrıldığı diğer bölgelerde de kullanılmasını hedefliyor. Uzmanlara göre, bu gözlemler sayesinde okyanus tabanı yenilenmesi ve denizaltı yaşamının gelişimiyle ilgili kritik sorulara yanıt bulunabilecek.</p><p>Okyanus tabanı yenilenmesiyle ilgili bu çığır açıcı çalışma, bilim dünyasında büyük heyecan yarattı. Araştırmacılar, elde edilen bulguların, gezegenimizin dinamiklerinin ve okyanus tabanındaki yaşamın anlaşılması için yeni bir kapı aralayacağı görüşünde birleşiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/04/hindistan-okyanusunda-bil-298_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>