<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290685</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/eskisehirde-aci-olay-yakinlari-haber-alamadi-evinde-olu-bulundu-290685</link>
      <pubDate>2026-09-07T18:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Eskişehir'de acı olay: Yakınları haber alamadı, evinde ölü bulundu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Eskişehir'de yakınlarının kendisinden haber alamadığı 58 yaşındaki kadın yaşadığı evde ölü bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Eskişehir'de acı olay: Yakınları haber alamadı, evinde ölü bulundu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir'de kendisinden haber alınamayan 58 yaşındaki kadın yaşadığı evinde ölü bulundu.  </p><p>Olay, Tepebaşı ilçesine bağlı Güllük Mahallesi Sakarya-2 Caddesi üzerinde bulunan bir apartman dairesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 58 yaşındaki N.Ş. isimli kadından bir süredir haber alamayan yakınları durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine adrese polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Eve giren ekipler, N.Ş.'yi hareketsiz yatarken buldu. Sağlık ekiplerince yapılan kontrollerde kadının hayatını kaybettiği belirlendi. Bahse konu yere gelen belediye tabibi şahsın ölümünü şüpheli olarak değerlendirdi. Olay yeri inceleme ekipleri ve savcının evdeki incelemelerinin ardından N.Ş.'nin cansız bedeni, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için hastane morguna kaldırıldı.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/=YhS7UBaDIBKjYZS_UpKXYJa3ExKnYdWXIFGPYdKbYFKXYRa3YJGfEFGzYdWXIVaPIBWjU9G_U1KbQ9az.jpg"/><p>Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/eskisehirde-aci-olay-yaki-414_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290684</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/marmarada-umutlu-bekleyis-silivri-aciklarindaki-batan-gemi-icin-calismalar-suruyor-290684</link>
      <pubDate>2026-09-07T18:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Marmara'da umutlu bekleyiş: Silivri açıklarındaki batan gemi için çalışmalar sürüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Marmara Denizi'nde MT Alsu tankeriyle çarpışarak batan Tuğberk İmamoğlu isimli geminin 720 metre derinlikte bulunduğu bölgede arama kurtarma çalışmaları aralıksız devam ediyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Marmara'da umutlu bekleyiş: Silivri açıklarındaki batan gemi için çalışmalar sürüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Silivri açıklarında Türk bayraklı "MT Alsu" tankeriyle çarpışması sonucu 10 kişilik mürettebatıyla batan ve 720 metre derinlikte konumu tespit edilen Türk bayraklı "Tuğberk İmamoğlu" gemisinin bulunduğu bölgede arama kurtarma çalışmaları devam ediyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/05/42393432.jpg"/><p>Marmara Denizi'nde 2 Eylül'de "MT Alsu" tankeriyle çatışan "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin batmasının ardından başlatılan arama kurtarma çalışmalarında Deniz Kuvvetleri, Sahil Güvenlik, Kıyı Emniyeti, AFAD ve Kızılay başta olmak üzere ilgili kurumlar yer alıyor.</p><p>Kaza sonrası Silivri'de İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünce oluşturulan kriz merkezinde mürettebatın aileleri ve yakınlarının bekleyişi de sürüyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/05/42390940.jpg"/><p>Öte yandan, yetkililer kriz merkezinin yakınında bulunan öğretmenevinde aile temsilcileriyle görüşme gerçekleştirdi.</p><p>Görüşmeye, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, Silivri Kaymakamı Murat Eren, Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Barış Kurt, AK Parti İstanbul İl Başkan Yardımcısı Mehmet Şahin, AK Parti Silivri İlçe Başkanı Sami Barlas katıldı. Görüşmede, ailelere süreçle ilgili bilgi verildiği öğrenildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/05/42392270.jpg"/><p>Cüneyt Yüksel, daha sonra kriz merkezinde bekleyen aile yakınlarıyla da görüşerek son durumla ilgili bilgi verdi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/marmarada-umutlu-bekleyis-916_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290683</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/pompeiopolis-antik-kentinde-binlerce-yillik-miras-gun-isigina-kavustu-290683</link>
      <pubDate>2026-09-07T18:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Pompeiopolis Antik Kenti'nde binlerce yıllık miras gün ışığına kavuştu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kastamonu'nun Taşköprü ilçesindeki Pompeiopolis Antik Kenti'nde yürütülen kazılarda Milattan Sonra (MS) 4. yüzyıla tarihlenen yaklaşık 105 metrekarelik zemin mozaiklerini açığa çıkardıklarını ve MS 2. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen bir Eros başı bulduklarını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Pompeiopolis Antik Kenti'nde binlerce yıllık miras gün ışığına kavuştu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakan Ersoy, Kastamonu&#39;nun Taşköprü ilçesindeki Pompeiopolis Antik Kenti&#39;nde devam eden kazı, belgeleme ve konservasyon çalışmalarına ilişkin sosyal medyadan açıklamalarda bulundu.</p><p>Pompeiopolis&#39;te Roma İmparatorluk Dönemi&#39;nden Geç Antik Çağ&#39;a uzanan yeni izlerin gün yüzüne çıkarıldığını belirten Bakan Ersoy, bazilikanın orta nefindeki çalışmalarda önemli buluntulara ulaşıldığını kaydetti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42404265.jpg"/><p>Ersoy, &quot;MS 4. yüzyıla tarihlenen, geometrik kompozisyonlardan oluşan ve oldukça iyi korunmuş yaklaşık 105 metrekarelik zemin mozaiklerini açığa çıkardık. Üstelik orta nefteki mozaik döşemesinin tamamı da henüz ortaya çıkarılmış değil. Kazılarımız sürüyor. 2026 yılı çalışmalarımızdan önemli bir buluntunun daha müjdesini verelim, MS 2. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen bir Eros başı.&quot; ifadelerini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42404271.jpg"/><p>Bazilikanın ilk inşa evresinin de MS 2. yüzyılın ikinci yarısına tarihlendiğini belirten Ersoy, kazı, belgeleme ve konservasyon çalışmalarıyla Pompeiopolis&#39;in kentsel ve dini tarihini daha bütüncül biçimde ortaya koymayı sürdürdüklerini aktardı.</p><p>Bakan Ersoy, Bakanlık Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ekipleri başta olmak üzere kazı heyetine ve çalışmalarda emeği geçenlere teşekkür etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42404276.jpg"/><p><b>- BAZİLİKA ROMA'DAN GEÇ ANTİK ÇAĞ'A UZANAN DÖNÜŞÜMÜ ORTAYA KOYUYOR</b></p><p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Paphlagonia Bölgesi&#39;nin Roma İmparatorluk Dönemi&#39;ndeki önemli merkezlerinden ve eyalet başkenti olan Pompeiopolis Antik Kenti&#39;nde Bazilika kazılarına ilk kez 2025 yılında başlandı ve çalışmalar bu yıl da devam ediyor.</p><p>Yapının mimari özellikleri, stratigrafik veriler ve kazılarda ele geçen buluntular birlikte değerlendirildiğinde Bazilika'nın ilk inşa evresinin MS 2. yüzyılın ikinci yarısına, yaklaşık MS 150-160 yıllarına tarihlendirilebileceği değerlendiriliyor.</p><p>Yapının sonraki dönemlerde önemli bir mimari ve işlevsel dönüşüm geçirdiği belirtiliyor.</p><p>2026 yılı kazılarında yapının Pastoforion bölümünde bulunan Eros başı da MS 2. yüzyılın ikinci yarısına tarihleniyor. Buluntu, Pompeiopolis&#39;in Roma İmparatorluk Dönemi'ndeki sanatsal ve kültürel ortamına ilişkin yeni veriler sunuyor.</p><p>Pompeiopolis&#39;in MS 5. yüzyılda piskoposluk merkezi niteliği kazanması, kentin Geç Antik Çağ&#39;daki dini ve idari önemini ortaya koyuyor.</p><p>Bazilikadaki mimari düzenlemeler, bezemeler ve zemin mozaikleri de yapının sonraki evresinin kentin Hristiyanlaşma süreci ve piskoposluk merkezi olarak önem kazandığı dönemle ilişkili olduğunu gösteriyor.</p><p><b>- 105 METREKARELİK MOZAİK ALANI ORTAYA ÇIKARILDI</b></p><p>Antik kentteki 2026 yılı çalışmalarında ortaya çıkarılan mozaiklerin konservasyon çalışmaları tamamlanarak mevcut durumlarının korunmasına yönelik uygulamalar gerçekleştirildi.</p><p>Ancak orta nefteki mozaik döşemesinin tamamı henüz açığa çıkarılmadı. Mozaiklerin devamını ortaya çıkarmaya yönelik kazılar sürüyor.</p><p>Pompeiopolis Bazilikası&#39;ndaki çalışmalar, yapının Roma İmparatorluk Dönemi&#39;nden Geç Antik Çağ&#39;a kadar geçirdiği mimari ve işlevsel dönüşümün daha ayrıntılı biçimde ortaya konulmasını sağlıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42404280.jpg"/><p>İlk inşa evresine ilişkin veriler, Eros başı, Geç Antik Çağ&#39;a ait mimari unsurlar ve zemin mozaikleri, Bazilika&#39;nın Pompeiopolis&#39;in kentsel ve dini tarihindeki yerinin anlaşılmasına katkı sunuyor.</p><p>Devam eden kazı ve konservasyon çalışmalarıyla yapının mimari planının ve farklı kullanım evrelerinin daha kapsamlı biçimde ortaya çıkarılması, mozaik döşemelerinin tamamının belgelenmesi ve korunması hedefleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/pompeiopolis-antik-kentin-632_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290682</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/borsa-gunu-yukselisle-tamamladi-290682</link>
      <pubDate>2026-09-07T18:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Borsa günü yükselişle tamamladı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,99 değer kazanarak 14.151,59 puandan tamamladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Borsa günü yükselişle tamamladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BIST 100 endeksi, önceki kapanışa göre 139,17 puan artarken, toplam işlem hacmi 175,5 milyar lira oldu.</p><p>Bankacılık endeksi yüzde 0,55, holding endeksi yüzde 1,02 değer kazandı.</p><p>Sektör endeksleri arasında en çok kazandıran yüzde 3,38 ile orman kağıt basım, en fazla kaybettiren ise yüzde 2,41 ile bilişim oldu.</p><p>Yapay zeka alanındaki olumlu gelişmelere karşın Orta Doğu&#39;da devam eden jeopolitik gerginliklerden dolayı petrol fiyatlarındaki yükselişin devam etmesi küresel piyasalarda risk iştahını törpüledi.</p><p>ABD piyasalarında ise bugün tatil olması nedeniyle işlem gerçekleşmiyor.</p><p>Analistler, yarın yurt içinde veri gündeminin sakin olacağını, yurt dışında ise Japonya&#39;da büyüme, Japonya, Almanya ve Çin&#39;de dış ticaret dengesinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.200 ve 14.300 puanın direnç, 14.000 ve 13.900 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/borsa-gunu-yukselisle-tam-862_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290681</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/tokyodaki-asiri-yagislar-gundelik-hayati-olumsuz-etkiledi-290681</link>
      <pubDate>2026-09-07T18:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Tokyo'daki aşırı yağışlar gündelik hayatı olumsuz etkiledi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Japonya'da yağışlar nedeniyle iptal edilen tren seferleri 140 binden fazla kişiyi etkiledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Tokyo'daki aşırı yağışlar gündelik hayatı olumsuz etkiledi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Japonya'nın başkenti Tokyo'yu etkisi altına alan şiddetli yağışlar nedeniyle iptal edilen tren seferlerinden 140 binden fazla kişi etkilendi.</p><p>Kyodo ajansının haberine göre Tokyo&#39;da şiddetli yağış gündelik yaşamı olumsuz etkiledi.</p><p>Demir yolu işletmecileri yaptıkları açıklamada, Tokyo&#39;da etkili olan şiddetli yağışlar dolayısıyla bazı tren seferlerinin iptal edildiğini belirtti.</p><p>Açıklamada, iptal edilen tren seferlerinin 140 binden fazla kişiyi etkilediği ifade edildi.</p><p>Japonya Meteoroloji Ajansı (JMA), şiddetli yağmurlar nedeniyle başkent Tokyo&#39;nun güneyindeki volkanik Niijima Adası için en yüksek seviye heyelan uyarısını yayımlamıştı.</p><p>Ada bölgesinde olası heyelanlara karşı &quot;en yüksek seviyedeki alarmda kalınması&quot; talep edilen açıklamada, başkent ile çevresindeki Saitama ve Çiba eyaletlerinde şiddetli yağmurların etkisinin hafta içinde sürebileceği aktarılmıştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/tokyodaki-asiri-yagislar--310_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290680</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ak-partiden-chpye-sert-tepki-uskudari-hizmetle-degil-siyasi-krizle-yonetiyorlar-290680</link>
      <pubDate>2026-09-07T18:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[AK Parti'den CHP'ye sert tepki: Üsküdar'ı hizmetle değil, siyasi krizle yönetiyorlar]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Taha Sarıcaoğlu, CHP ve Yeni Partili meclis üyelerinin başkan vekilliği seçimine katılmamasını protesto ederek, Cumhur İttifakı grubunun olağan meclis toplantısına katılmadığını açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[AK Parti'den CHP'ye sert tepki: Üsküdar'ı hizmetle değil, siyasi krizle yönetiyorlar]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Taha Sarıcaoğlu, CHP ve Yeni Partili meclis üyelerinin 5 Eylül'deki belediye başkan vekilliği seçimine katılmamasına tepki göstererek, Cumhur İttifakı grubunun bugünkü olağan meclis toplantısına katılmadığını açıkladı. Sarıcaoğlu, "Üsküdar Belediye Meclisi siyasi hesaplara göre kapısı açılıp kapanacak bir salon değildir. Yarın yapılacak başkan vekilliği seçiminde 21 meclis üyemizle yerimizi alacağız" dedi.</p><p>AK Parti Üsküdar İlçe Başkanlığı yönetimi, Üsküdar Belediye Meclisi'nde yaşanan son gelişmeler ve belediye başkan vekilliği seçim sürecine ilişkin Üsküdar Belediye binası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.</p><h3>"ÜSKÜDAR BELEDİYE MECLİSİ SİYASİ HESAPLARA GÖRE KAPATILAMAZ"</h3><p>Basın toplantısında konuşan AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Taha Sarıcaoğlu, "Bugün burada yalnızca Cumhur İttifakı'nı temsilen değil; burada bulunmasa bile evlerinde kentsel dönüşümün yapılmasını, mahallelerinde çöplerinin toplanmasını ve çukurlu yollarının yapılmasını beklerken, 10 milyara yakın borçla, siyasi krizlerle ve hizmetsizliklerle karşı karşıya bırakılan; velhasılı hizmet bekleyen Üsküdarlıların sesi olmak adına bulunuyoruz. Biz bugün burada; ilk seçimde Beylikdüzü merkezli kayyım heyeti tarafından iradeleri gasp edilen vicdanlı meclis üyelerinin yanında olduğumuzu ifade etmek ve iki buçuk yıllık süreç boyunca Üsküdar'da bir çivi bile çakmayan yönetimin, bugün tek bir gündem maddesiyle toplanmasını protesto etmek adına bulunuyoruz" dedi.</p><p>Sarıcaoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Bundan yalnızca iki gün önce, 5 Eylül Cumartesi günü, Üsküdar'ın geleceği açısından son derece önemli bir seçim için Üsküdar Belediye Meclisi toplantıya çağrıldı. Cumhur İttifakı olarak 21 meclis üyemizle eksiksiz şekilde yerimizi aldık. Beylikdüzü merkezli kayyım heyeti, vicdanlı meclis üyelerinin tavırlarından korktuğu için seçime katılmama kararı aldı. Gerekli çoğunluğun oluşmasını engelleyerek belediye başkan vekilliği seçiminin yapılmasına mâni oldular. Üsküdar Belediye Meclisi, siyasi hesaplara göre kapısı açılıp kapanacak bir salon değildir."</p><p>Sarıcaoğlu, 5 Ağustos'taki başkan vekilliği seçimini de hatırlatarak, "Bugün yaşananları değerlendirirken 5 Ağustos'taki Belediye Başkan Vekilliği seçimini de unutmuyoruz. İlk seçimde meclis üyelerinin iradesini gasp eden Beylikdüzü merkezli kayyım heyeti, ikinci seçimde de vicdanlı meclis üyelerinin meclise gelmesini engelleyerek seçimin yapılmasına mâni oldu. Üsküdar Belediye Meclisi 8 Eylül Salı günü, yani yarın, belediye başkan vekilini seçmek üzere yeniden toplanacak" ifadelerini kullandı.</p><h3>"BİZ ÜSKÜDAR'DA YENİ BİR SAYFANIN AÇILMASINI İSTİYORUZ"</h3><p>Cumhur İttifakı olarak yarın 21 meclis üyesinin belediye meclisinde olacağını söyleyen Sarıcaoğlu, "Biz kapalı kapılar ardında kurulacak hesaplara değil, meclisin hür iradesine güveniyoruz. Vicdanlı meclis üyelerinin hiçbir baskı altında kalmadan, vicdanlarıyla ve Üsküdar'ın geleceğini düşünerek oy kullanmasını istiyoruz. Son günlerde yaşanan gelişmeler de göstermiştir ki Üsküdar Belediye Meclisinde hiçbir siyasi parti, hiçbir meclis üyesinin iradesini kendi tapulu malı gibi göremez. Meclis üyeleri her şeyden önce Üsküdar halkına karşı sorumludur" dedi.</p><p>"Biz Üsküdar'da yeni bir sayfanın açılmasını istiyoruz. Belediyenin enerjisinin soruşturmalara, siyasi krizlere ve mecliste yaşanan tartışmalara harcanmasını istemiyoruz. Üsküdarlı komşularımız belediyesinden hizmet bekliyor. Gençlerimiz geleceklerini kurabilecekleri bir Üsküdar istiyor. Esnafımız yanında duran bir belediye istiyor. Ailelerimiz çocuklarının huzurla yaşayacağı bir Üsküdar istiyor. Mahallelerimiz yatırım bekliyor. Üsküdar'ın kaybedecek bir günü daha yok. Yarın yapılacak seçimde ortaya çıkacak iradenin Üsküdar'ımız için hayırlı olmasını diliyoruz" diyen Sarıcaoğlu, şöyle devam etti: "Cumhur İttifakı olarak irademiz de tavrımız da açıktır: Meclisin iradesine sahip çıkacağız. Üsküdar'ın itibarına sahip çıkacağız. Üsküdarlının emanetine sahip çıkacağız. Ve hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün meclis üyelerimizi, hiçbir baskıya boyun eğmeden yalnızca vicdanlarının ve Üsküdar halkına karşı taşıdıkları sorumluluğun gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz. Bizim çağrımız kavga değil. Bizim çağrımız gerilim değil. Bizim çağrımız demokrasinin, hukukun ve Üsküdar halkının iradesinin gereğinin yerine getirilmesidir."</p><h3>"BÖYLE BİR CİDDİYETSİZLİĞİN İÇİNDE BULUNMAK İSTEMİYORUZ"</h3><p>Üsküdar Belediye Meclisinin bugün gerçekleştirilecek toplantısına Cumhur İttifakı grubu olarak katılmama kararı aldıklarını aktaran Sarıcaoğlu, şunları söyledi: "Bugüne kadar olduğu gibi, bugün de meclisin gündeminde Üsküdarlı komşularımızın hayatını kolaylaştıracak, kentsel dönüşümü hızlandıracak, gençleri ve çocukları mutlu edecek hiçbir çalışma bulunmuyor. 29 aydır bununla mücadele ediyoruz. Üsküdar Belediye Meclisi'nde Üsküdar'a hizmet konuşulmuyor. Böyle bir ciddiyetsizliğin içinde bulunmak istemiyoruz. Ve bu durumu protesto ediyoruz. Bugün ortaya koyduğumuz tavır, Üsküdar'a daha iyi hizmet edilmesi gerektiğini vurgulama tavrıdır."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/ak-partiden-chpye-sert-te-754_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290679</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/discover/this-castle-reminiscent-of-a-fantasy-movie-has-a-railway-system-inside-290679</link>
      <pubDate>2026-09-07T18:00:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[This castle, reminiscent of a fantasy movie, has a railway system inside]]></title>
      <category><![CDATA[Discover]]></category>
      <description><![CDATA[Ünye Castle, one of the important historical landmarks in Türkiye's Black Sea region, is highly impressive with its historic atmosphere and stunning views.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[This castle, reminiscent of a fantasy movie, has a railway system inside]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Built on a steep rock formation, the approximately 2,500-year-old castle is thought to have been constructed around 250 BC during the reign of Pontic King Mithridates II.</b></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/nyekalesi-070920260515c559.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Various arrangements were made as part of the restoration works launched in 2018 to make the castle more accessible to visitors.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42403968.jpg"/><p>As part of these efforts, wooden stairs and viewing terraces were built to facilitate access to the castle. A rail system was also installed to provide access to the tunnel inside the castle.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42403966.jpg"/><p>Ünye Castle is said to be the only castle in the world where visitors can descend into its tunnel using a rail system. Visitors can reach the tunnel inside the castle by rail and explore previously difficult-to-access sections of the historic structure.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42403965.jpg"/><p><b>ABOUT CASTLE</b></p><p>Ünye Castle is an approximately 2,500-year-old historic castle built on a steep rock formation along the Ünye-Niksar road, about 5&#8211;7 kilometers from the city center of Ünye, Ordu.</p><p>The castle is notable for its elevated location, fortifications, tunnels, cisterns and rock-cut tombs.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42403963.jpg"/><p>The castle held strategic importance during the Roman and Pontic periods and continued to be used during the Ottoman period. Traces from different periods can still be seen at the site.</p><p><b>ROCK-CUT TOMB</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42403964.jpg"/><p>One of the castle's most striking features is the rock-cut tomb carved into the main rock, approximately 8&#8211;10 meters above ground level near the entrance. The tomb is associated with the Paphlagonian rock-cut tomb tradition.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42403970.jpg"/><p>The tomb, which features eagle reliefs on its triangular pediment, is attributed to Mithridates II in some sources.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42403958.jpg"/><p>Near the summit of the castle, there are two tunnels extending northwest.</p><p>One of them, with approximately 420 steps, appears to descend all the way to the foothills of the castle.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42403959.jpg"/><p>In addition to its fortifications, the castle contains bathhouse remains, pools, water channels, cisterns, caves and wells. Today, it is one of Ünye's important tourist attractions, both for its historic character and its striking appearance atop the rocky terrain.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42403971.jpg"/><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/discover/gladiator-battles-once-took-place-here-290623" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/gladiator-battles-once-to-512_2-41.jpg"/></div><h3>Gladiator battles once took place here</h3></a>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/this-castle-reminiscent-o-491_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290678</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/baskan-erdogan-mujdeyi-verdi-yarisi-bizden-kampanyasi-2027ye-kadar-uzatildi-290678</link>
      <pubDate>2026-09-07T17:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Başkan Erdoğan müjdeyi verdi! Yarısı Bizden Kampanyası 2027'ye kadar uzatıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Kabine Toplantısı'nın ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan,  "Yarısı Bizden Kampanyası'nı 31 Aralık 2027'ye kadar uzatıyoruz" dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Başkan Erdoğan müjdeyi verdi! Yarısı Bizden Kampanyası 2027'ye kadar uzatıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:</b></p><p>Milletimizin köklü tarihini 100 sene öncesinden başlatanlardan değiliz. Mazisi olmayanın istikbali olmaz. İnkarcı yaklaşımı kabul etmiyoruz. Selçuklu ve Osmanlı'yı yok sayan tarih okumalarını iyi niyetli bulmuyoruz.</p><p>Bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Bölgemizde, ülkemizi çevremeleye dönük niyetleri tribünden de seyretmeyiz. Türkiye, her haksızlığın kimden gelirse gelsin karşısındadır, olmaya da devam edecektir. Kimseye düşmanlık beslemiyoruz. Tam tersine istikrarlı bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz.</p><p>Şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir. Türkiye'ye husumet besleyenler kaybedecektir. Gönül coğrafyamızın tamamında birlik ve dirliğin kök salması için çalışmaya devam edeceğiz.</p><p>Girne'de yaşanan elim kazada 14 kardeşimiz vefat etti. 14 kardeşimiz halen kayıp durumda. Arama çalışmalarına Türkiye olarak destek veriyoruz. KKTC makamları tarafından soruşturma açılmış, geminin kaptanı dahil 8 mürettebat gözaltına alınmıştır.</p><p>Aynı şekilde Silivri açıklarında insan kaynaklı hatalar nedeniyle batan gemilerdeki arama kurtarma çalışmalarımız da devam ediyor. Kazazedelerimize geçmiş olsun diliyorum, hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyorum.</p><p>Türkiye, tarihi ve kültürel birikimiyle dünyada yıldızı parlayan bir ülkedir. Büyük bir imparatorluğun mirasçılarıyız. Günümüzün dünyasında toplumlararası yakınlaşmanın ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Dış politikada Türkiye'yi ve çıkarlarını esas alan tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz.</p><p>Ekonomimize dair önemli veriler açıklandı. Ağustos ayı mal ihracatımız 23,5 milyar dolar yükseldi. Bu rakamla ihracatta rekor kırdık. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise 280,3 milyar dolara ulaştı. Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolarlık hedefimize yüzde 1,7 oranında fark kaldı. İhracatçılarımızı tebrik ederim.</p><p>Enflasyon tarafından İran merkezli krizin etkilerini tüm dünya gibi biz de hissediyoruz. Petrol fiyatları dünyada tarihi zirvelerini gördü. Hürmüz'deki düğüm çözülmedikçe petrol fiyatları herkesi zorlayacak gibi görünüyor. İsrail'in tahrikleriyle başlayan savaşın faturasını ilgili ilgisiz herkes ödemektedir. Türkiye ekonomisini kalkınma ve büyüme rotasında sürdürüyoruz.</p><p>Orta Vadeli Program ile gelecek 3 yıllık yol haritamızı paylaştık. Hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi, üretimin artırılması, ihracatımızın geliştirilmesi gibi politikalarımızı ortaya koyduk. Belirsizlikten kaynaklı sıkıntılara rağmen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir. Kalıcı çözümler atmaya devam edeceğiz. Türkiye ekonomisini daha güçlü bir yapıya kavuşturmak için gerekeni yapacağız.</p><p>9-20 Kasım tarihlerinde Antalya'da düzenlecek COP31 Zirvesi'ni ele aldık. Organizasyonu 1,1 milyon metrekare büyüklüğe sahip Antalya EXPO Merkezi'nde gerçekleştireceğiz. 38 kilometrelik yol çalışmasını tamamladık. EXPO alanını yeniledik. Antalya'nın yeni cazibe noktası burası olacak. COP31'e 190'dan fazla ülkeden 100 binden fazla ziyaretçi bekleniyor.</p><p>81 ilde 500 bin sosyal konut projesinde anahtar teslimi 2027 Mart ayında başlayacak. İstanbul'da yapılacak 15 bin kiralık konut vatandaşlarla buluşacak. 14 Eylül'de başvurular alınacak. Ekim ayında ilk bin kişinin kurasını çekeceğiz. Yarısı Bizden Kampanyası ile riskli yapıların dönüşümünü hızlandırıyoruz. 435 bin 683 bağımsız bölümün yapım süreci başladı. Bu sayıyı 500 binin üzerinde çıkarmayı hedefliyoruz yıl sonuna kadar.</p><p>Yıl sonu bitmesi bitmesi beklenen Yarısı Bizden Projesinin süresini 31 Aralık 2027'ye kadar uzatıyoruz.</p><p>Üst üste ikinci defa Avrupa Şampiyonu olan Filenin Sultanlarını gönülden tebrik ederim.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/baskan-erdogan-mujdeyi-ve-921_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290676</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/8-yildir-araniyordu-kadin-kiliginda-yakalandi-290676</link>
      <pubDate>2026-09-07T17:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[8 yıldır aranıyordu, kadın kılığında yakalandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Samsun'da işlediği bir suçtan dolayı 8 yıldır aranan, tanınmamak için kadın kılığına girip, kız kardeşinin kimliğini kullanan firari hükümlü, Kadıköy'de düzenlenen operasyonda yakalandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[8 yıldır aranıyordu, kadın kılığında yakalandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Samsun'da işlediği bir suçtan dolayı 8 yıldır aranan, tanınmamak için kadın kılığına girip, kız kardeşinin kimliğini kullanan firari hükümlü, Kadıköy'de düzenlenen operasyonda yakalandı.</b></p><p>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri, 2010&#39;da Samsun&#39;da meydana gelen &quot;yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak hırsızlık&quot; suçundan 3 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan ve 28 Şubat 2018&#39;den beri aranan T.B. hakkında çalışma başlattı.</p><p>Tanınmamak için kadın kılığına girip, kız kardeşinin kimliğini kullandığı tespit edilen T.B. Kadıköy&#39;de düzenlenen operasyonla yakalandı.</p><p>Kadıköy İskele Polis Merkezi Amirliğine götürülen hükümlü hakkında nöbetçi cumhuriyet savcısının talimatıyla &quot;başkasına ait kimlik bilgilerini kullandığı&quot; gerekçesiyle adli işlem de yapıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/8-yildir-araniyordu-kadin-401_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290675</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/tirnaklardaki-cizgi-ve-oluklar-ne-anlama-geliyor-uzman-doktordan-kritik-uyarilar-290675</link>
      <pubDate>2026-09-07T16:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Tırnaklardaki çizgi ve oluklar ne anlama geliyor? Uzman doktordan kritik uyarılar]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[İngiltere'de pratisyen hekim Dr. Giuseppe Aragona, tırnaklarda görülen çizgi ve olukların sağlık açısından önemli ipuçları taşıyabileceğini belirtti. Tırnaklardaki yatay ve dikey değişikliklerin altında yatan nedenleri açıklayan Aragona, bazı çizgilerin ciddi hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çekti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Tırnaklardaki çizgi ve oluklar ne anlama geliyor? Uzman doktordan kritik uyarılar]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere'de görev yapan pratisyen hekim Dr. Giuseppe Aragona, tırnak yüzeyinde oluşan çizgi ve olukların farklı sağlık sorunlarının belirtisi olabileceğini açıkladı. Dr. Aragona'ya göre, tırnaklarda ortaya çıkan yatay ve dikey değişiklikler, bazen yaşlanmanın doğal bir sonucu olurken, bazen de önemli hastalıkların erken işareti olabilir. Özellikle tırnaklarda gelişen yatay oluklar ve çizgiler, ciddi bir hastalık geçirildikten ya da fizyolojik stres yaşandıktan sonra tırnak büyümesinin yavaşlamasıyla ortaya çıkabiliyor.</p><h3>Dr. Aragona: 'Tırnaktaki Bo çizgileri hastalığın izini taşıyabilir'</h3><p>Dr. Aragona, tırnaklarda oluşan Bo çizgilerinin genellikle yatay oluklar şeklinde görüldüğünü ve bu çizgilerin tırnak büyümesinin bir süre durması sonucu oluştuğunu ifade etti. Bu tür değişiklikler, vücutta geçirilen ciddi bir hastalığın veya ağır stresin ardından tırnaklarda iz bırakabiliyor. Ayrıca, tırnak yüzeyinde ortaya çıkan Myrke çizgileri de dikkat çekiyor. Bu beyaz çizgiler, tırnağa dokunulduğunda yüzeyin düz kaldığı bölgelerde görülüyor ve sıklıkla kandaki protein seviyesinin düşüklüğüne işaret ediyor. Özellikle kronik hastalıkları olan kişilerde bu tür çizgilere rastlanabiliyor.</p><h3>Dikey oluklar yaşlanmanın doğal bir sonucu olabilir</h3><p>Tırnaklarda gözlenen dikey oluklar ise genellikle yaşa bağlı olarak ortaya çıkıyor ve çoğu zaman endişe yaratmıyor. Ancak Dr. Aragona, tırnaklarda başka değişikliklerle birlikte dikey olukların da görülmesi halinde, altta yatan başka bir sağlık sorununun olabileceğine dikkat çekiyor. Tırnak çizgileri ve yüzey değişiklikleri, vücudun genel sağlık durumunun bir yansıması olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, tırnaklarda ani ve belirgin değişiklikler fark eden kişilerin bir sağlık kuruluşuna başvurmalarını öneriyor.</p><p>Dr. Giuseppe Aragona'nın açıklamaları, tırnak sağlığının genel sağlıkla ne kadar bağlantılı olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Tırnaklarda oluşan çizgiler ve değişiklikler, çoğu zaman basit nedenlere bağlı olsa da, bazı durumlarda ciddi hastalıkların erken habercisi olabiliyor. Bu nedenle, tırnak sağlığına dikkat etmek ve anormal değişikliklerde uzman görüşü almak büyük önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/tirnaklardaki-cizgi-ve-ol-319_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290674</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/prime-videodan-soke-eden-marvel-karari-elestirmenlerin-ovdugu-spider-noir-2-sezonu-gormeyecek-290674</link>
      <pubDate>2026-09-07T16:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Prime Video'dan şoke eden Marvel kararı! Eleştirmenlerin övdüğü Spider-Noir 2. sezonu görmeyecek]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Nicolas Cage'in başrolünde yer aldığı ve Marvel evreninde geçen Spider-Noir dizisi, Prime Video ve MGM+ tarafından yalnızca bir sezonun ardından iptal edildi. Dizinin 11 Emmy adaylığı ve yüksek izleyici puanlarına rağmen ikinci sezonunun gelmeyeceği açıklandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Prime Video'dan şoke eden Marvel kararı! Eleştirmenlerin övdüğü Spider-Noir 2. sezonu görmeyecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prime Video ve MGM+, Marvel'ın sevilen karakterlerinden esinlenen Spider-Noir dizisinin ikinci sezonunu yayınlamama kararı aldı. Nicolas Cage'in başrolünde yer aldığı ve 1930'ların New York'unda geçen yapım, sekiz bölümün ardından ekranlara veda etti. Dizinin iptal edilmesi, hem Cage'in televizyon kariyerindeki ilk başrol deneyimi olması hem de aldığı olumlu eleştiriler ve 11 Emmy adaylığıyla dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıktı.</p><h3>Prime Video'nun Spider-Noir kararı izleyicileri şaşırttı</h3><p>Spider-Noir, 2026 yılının Mayıs ayı sonunda önce MGM+ platformunda, ardından dünya genelinde Prime Video'da izleyiciyle buluştu. Nicolas Cage'in Ben Reilly karakterini canlandırdığı dizi, klasik film noir atmosferini süper kahraman aksiyonu ile birleştirdi. İzleyicilere hem siyah-beyaz hem de renkli izleme seçeneği sunan dizide, Lamorne Morris, Li Jun Li, Karen Rodriguez, Jack Huston ve Brendan Gleeson gibi isimler de rol aldı. Rotten Tomatoes puanlarında eleştirmenlerden yüzde 92, izleyicilerden ise yüzde 90 gibi yüksek notlar alan Spider-Noir, Prime Video'nun bu yılki en fazla Emmy adaylığı alan dizisi oldu. Tüm bu olumlu göstergelere rağmen, Amazon ikinci sezon için onay vermedi.</p><h3>Emmy adaylığına rağmen Spider-Noir neden iptal edildi?</h3><p>Spider-Noir dizisinin iptal edilmesi, hem sektör uzmanlarını hem de Marvel hayranlarını şaşkına çevirdi. Dizinin yüksek izleyici puanları ve 11 Primetime Emmy adaylığı, devam etmesi yönünde güçlü bir beklenti oluşturmuştu. Ancak, Amazon ve MGM+ cephesinden alınan bu kararın gerekçesiyle ilgili resmi bir açıklama yapılmadı. İzlenme oranları veya prodüksiyon maliyetlerinin etkili olup olmadığı ise belirsizliğini koruyor. Diziye dair tüm bölümler Prime Video'da izlenmeye devam ediyor. Ancak Nicolas Cage'in Ben Reilly olarak canlandırdığı Spider-Noir karakterinin hikayesi, şimdilik burada noktalandı. İzleyiciler ve Marvel tutkunları, ilerleyen dönemde bu evrende yeni projelerin gündeme gelip gelmeyeceğini merakla bekliyor.</p><p>Spider-Noir'un beklenmedik iptali, Prime Video'nun içerik stratejisi ve Marvel dizilerinin geleceği açısından sektörde yeni tartışmalara yol açtı. Dizinin başarısına rağmen alınan bu karar, hem izleyici hem de eleştirmen cephesinde yankı buldu. Marvel evreninin farklı bir yüzünü sunan Spider-Noir, kısa süren yolculuğuna rağmen hafızalarda iz bırakmayı başardı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/prime-videodan-soke-eden--259_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290673</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/nvidiadan-devrim-niteliginde-gpt-6-astra-aciklamasi-insan-seviyesinde-yapay-zeka-donemi-basladi-290673</link>
      <pubDate>2026-09-07T16:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[NVIDIA'dan devrim niteliğinde GPT-6 Astra açıklaması! İnsan seviyesinde yapay zeka dönemi başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Nvidia CEO'su Jensen Huang, OpenAI'nin yeni GPT-6 Astra modeliyle ilgili yaptığı açıklamada 'AGI geldi' ifadelerini kullandı. Huang, modelin eğitimi için 100 binden fazla Nvidia Grace Blackwell NVLink72 sistemi kullanıldığını duyurdu. Bu açıklama, teknoloji dünyasında büyük yankı uyandırdı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[NVIDIA'dan devrim niteliğinde GPT-6 Astra açıklaması! İnsan seviyesinde yapay zeka dönemi başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nvidia CEO'su Jensen Huang, OpenAI tarafından geliştirilen GPT-6 Astra modeliyle ilgili yaptığı çarpıcı açıklamayla teknoloji dünyasının gündemine oturdu. Huang, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, insanlığın artık Yapay Genel Zeka (AGI) çağında olduğunu ileri sürdü. Paylaşımında 'AGI geldi' ifadesini kullanan Huang, GPT-6 Astra'nın eğitimi için 100 binden fazla Nvidia Grace Blackwell NVLink72 sistemi kullanıldığını açıkladı. Ayrıca, ilerleyen süreçte 400 bin Nvidia GPU'nun daha devreye alınacağını belirtti. Ancak bu ek GPU'ların hangi müşteriler için ve ne zaman kullanılacağı konusunda detay vermedi. Nvidia'nın bu açıklaması, AGI'nin gerçekten elde edilip edilmediği konusunda yeni tartışmalar başlatırken, teknoloji sektöründe büyük bir merak ve heyecan yarattı.</p><h3>Jensen Huang: 'AGI geldi' paylaşımı tartışma yarattı</h3><p>Jensen Huang'ın yaptığı açıklama, GPT-6 Astra'nın geliştirilme sürecinde kullanılan devasa hesaplama gücüne dikkat çekti. Huang'ın X'te yaptığı ilk paylaşımda, modelin eğitimi için 300 bin GPU kullanıldığını ifade ettiği, ancak daha sonra bu paylaşımı silip sayıyı 100 bin olarak güncellediği ortaya çıktı. Nvidia, bu değişikliğin nedenini kamuoyuna açıklamadı. Huang'ın 'AGI geldi' ifadesi, AGI'nin resmi olarak elde edildiğine dair bir kanıt sunmasa da, teknoloji dünyasında büyük yankı buldu. OpenAI'nin resmi olarak 'AGI'yi başardık' şeklinde bir açıklaması bulunmuyor. Ancak şirket, Astra'yı bugüne kadarki en akıllı ve uyumlu model olarak tanımlıyor. Modelin bilgisayar kullanımı, bilim, yazılım mühendisliği ve siber güvenlik gibi alanlarda yüksek performans gösterdiği belirtiliyor. OpenAI Başkanı Greg Brockman da benzer şekilde, 'Artık AGI çağındayız' diyerek, bu alandaki gelişmelerin önemini vurguladı.</p><h3>Nvidia'nın hesaplama gücü ve ticari etkisi dikkat çekiyor</h3><p>Nvidia, yapay zeka alanında yaşanan hızlı gelişmelerin arkasındaki en önemli donanım tedarikçisi olarak öne çıkıyor. Şirket, yalnızca son çeyrekte veri merkezi gelirlerinde 89 milyar dolarlık bir rakama ulaştı. Bu gelir, yıllık bazda yüzde 117'lik bir artış anlamına geliyor. Nvidia'nın sağladığı devasa hesaplama gücü, GPT-6 Astra gibi modellerin geliştirilmesinde kritik rol oynuyor. Huang'ın açıklamalarında ticari bir boyutun da bulunduğu gözlemleniyor. Zira, AGI'nin gerçekten elde edilip edilmediği konusundaki tartışmalar devam ederken, Nvidia'nın donanım satışlarındaki artış dikkat çekiyor. GPT-6 Astra'nın, AGI'nin başlangıcı olup olmadığı henüz kesinlik kazanmasa da, Nvidia'nın bu alandaki liderliği ve etkisi tartışmasız kabul ediliyor.</p><p>AGI, yani Yapay Genel Zeka, bir yapay zeka sisteminin insan seviyesinde veya üzerinde geniş bir yelpazede zihinsel görevleri yerine getirme yeteneğine sahip olması anlamına geliyor. Ancak, AGI'nin kesin olarak tanımlanmış ve evrensel olarak kabul edilen bir standardı henüz bulunmuyor. Bu nedenle, Jensen Huang'ın 'AGI geldi' açıklaması, daha çok güçlü bir öngörü olarak değerlendiriliyor. Sonuç olarak, GPT-6 Astra'nın gerçekten bir dönüm noktası olup olmadığı tartışılmaya devam ederken, Nvidia'nın bu süreçteki rolü ve sağladığı teknolojik altyapı, yapay zeka alanındaki gelişmelerin hızını belirlemeye devam ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/nvidiadan-devrim-niteligi-359_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290672</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/samanyolunun-merkezinde-tarihi-kesif-kara-deligin-donusu-ilk-kez-gozlemleniyor-290672</link>
      <pubDate>2026-09-07T16:23:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Samanyolu'nun merkezinde tarihi keşif! Kara deliğin dönüşü ilk kez gözlemleniyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Samanyolu'nun merkezindeki Sagittarius A* kara deliği, S301 adlı yıldızın sıra dışı yörüngesi sayesinde ilk kez dönüş hızını ortaya koymaya yaklaşıyor. Astronomlar, bu olağanüstü gözlemle Einstein'ın genel görelilik teorisinin sınırlarını test etmeye hazırlanıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Samanyolu'nun merkezinde tarihi keşif! Kara deliğin dönüşü ilk kez gözlemleniyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samanyolu'nun merkezinde yer alan devasa kara delik Sagittarius A*, S301 adlı yıldızın olağanüstü yörüngesi sayesinde bilim dünyasında merak uyandıran bir dönemece girdi. S301 yıldızı, 8.7 yıllık kısa yörüngesi ve ışık hızının yüzde 8'ine ulaşan hızıyla, Sagittarius A*'ya şimdiye dek hiçbir yıldızın yaklaşmadığı kadar yaklaştı. Bu yakın temas, kara deliğin dönüş hızını ve eksenini ilk kez doğrudan ölçebilme olanağı sunuyor. Astronomlar, Sagittarius A*'nın kütlesini büyük bir doğrulukla bilirken, dönüşü hâlâ gizemini koruyordu. S301'in gözlemleri bu bilinmezi çözmek için kritik bir fırsat olarak görülüyor.</p><h3>Felix Mang: 'S301 kara deliğin 140 katı yakınlığa ulaştı'</h3><p>S301, 2023 yılı başında, yaklaşık 25 bin kilometre/saatlik etkileyici bir hızla Sagittarius A*'nın yanından geçti. Astronomlar, bu gözlemi Şili'deki Avrupa Güney Gözlemevi'nin (ESO) Çok Büyük Teleskopu'nun dört dev aynasını GRAVITY adlı özel bir aletle birleştirerek gerçekleştirdi. Bu teknoloji, galaksimizin merkezindeki bireysel yıldızları ayırt etmeye imkân tanıyor. S301'in yörüngesi, daha önce rekoru elinde tutan S55 yıldızından üç yıl daha kısa. Yıldız, kara deliğe en yakın noktasında yaklaşık 1.1 milyar mil (1.78 milyar kilometre) mesafeden geçti. Bu uzaklık, Dünya ile Güneş arasındaki mesafenin 12 katına, S2 yıldızının en yakın geçişinden ise 10 kat daha yakın. Felix Mang, Max Planck Uzay Dışı Fizik Enstitüsü'nde doktora öğrencisi ve ekibin önemli üyelerinden biri olarak, S301'in bu kadar yakın geçişinin kendilerini şaşırttığını belirtti. Mang, "Bu yıldız, kara deliğin kendisinin yaklaşık 140 katı bir yarıçapa kadar yaklaştı. Bu, Güneş ile Satürn arasındaki mesafeye denk geliyor," diyerek gözlemin önemini vurguladı. S301'in sıradan bir yıldız olması, bu kadar yakın bir geçişte parçalanmadan kalabilmesini sağladı. Dev yıldızlar bu mesafede hayatta kalamazken, S301'in hidrojen yakan, Güneş'ten biraz daha ağır bir yıldız olması, bu gözlemi mümkün kıldı.</p><h3>Stefan Gillessen: 'Einstein'ın teorisi için kritik bir test'</h3><p>S301'in yörüngesi, kara deliğin çevresindeki uzay-zamanı nasıl büktüğünü gözlemlemek için eşsiz bir fırsat sunuyor. Newton fiziğiyle açıklanamayan bu bükülme, her yörünge tamamlandığında elipsin uzun ekseninin yaklaşık iki derece dönmesine neden oluyor. Sagittarius A*'nın dönüşü ise bu harekete ek bir burulma etkisi katıyor. Ekip, S301'in yörüngesindeki bu ekstra dönüşü her turda onda bir dereceye kadar ölçebildi. Bu, 2020'de S2 yıldızıyla gözlenen kaymaya oldukça yakın bir değer. Ancak S301'in daha kısa ve yakın yörüngesi, kara deliğin dönüşünü çok daha hassas biçimde tespit etmeye olanak tanıyor. Araştırmanın başındaki Stefan Gillessen, "İlk kez, gerçekten büyük bir kara deliğin dönüşünü çok doğrudan ölçebileceğiz. Bu, Einstein'ın genel görelilik teorisinin önemli bir testi olacak," sözleriyle bu keşfin önemine dikkat çekti. Felix Mang ise, bu ölçümün sadece Sagittarius A*'nın değil, evrendeki diğer süper kütleli kara deliklerin de nasıl oluştuğuna ve geliştiğine dair değerli ipuçları sunacağını belirtti. Sagittarius A*'nın tipik bir kara delik olması halinde, elde edilecek bulgular galaksilerin büyüme süreçlerinin anlaşılmasına da katkı sağlayacak.</p><h3>Dört teleskoplu gözlemle S301'in izleri bulundu</h3><p>S301, oldukça sönük bir yıldız olmasına rağmen, çevresindeki parlak yıldız kalabalığı içinde ayırt edilebildi. Astronomlar, Şili'deki ESO'nun dört büyük teleskopunu GRAVITY cihazıyla birleştirerek, galaksinin merkezinden gelen zayıf sinyalleri güçlendirdi. S301, 2023 baharında Sagittarius A*'nın hemen kuzeybatısında tespit edildi ve sonraki aylarda dışarı doğru ilerledi. 2024 yılında ise görüş alanından çıktı. Ekip, yıldızın geçmişteki konumlarını belirleyebilmek için eski gözlem verilerini inceledi. 2017 ve 2021 yıllarındaki gözlemlerde, S301'in beklenen noktalara yakın pozisyonlarda bulunduğu anlaşıldı. Toplamda on dokuz farklı pozisyon, yıldızın gökyüzünde uzun, ince bir elips çizdiğini ve sekiz yıldan fazla bir süre boyunca bu hareketin izlendiğini ortaya koydu. S301'in yörüngesinin bu kadar sıkı ve kısa olması, Sagittarius A* çevresinde şimdiye dek gözlenen en kısa yörünge olarak kayda geçti.</p><h3>Kara deliğin dönüşü yörüngeyi nasıl etkiliyor?</h3><p>Kara deliğin kütlesi, S301'in yörüngesinde Newton fiziğinin ötesinde bir sapma yaratıyor. Her döngüde yörüngenin uzun ekseninin yaklaşık iki derece dönmesi, genel görelilik teorisinin öngördüğü bir etki. Ancak Sagittarius A*'nın dönüşü, bu harekete ek olarak uzay-zamanı da buruyor. Dönmekte olan bir kara delik, çevresindeki uzayı sürükler ve bu etki, kara deliğin dönüş hızına ve ekseninin yönüne bağlı olarak değişiyor. S301'in yörüngesinde gözlenen ekstra kayma, bu sürüklenmenin doğrudan bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Ekip, GRAVITY ve gelecekte devreye girecek MICADO adlı yeni bir cihaz sayesinde, Sagittarius A*'nın dönüş hızını ve eksenini 1'in en hızlı dönebildiği bir ölçek üzerinde 0.2'nin altında bir hassasiyetle belirlemeyi hedefliyor. Bu ölçüm, kara deliklerin doğası ve evrimiyle ilgili temel sorulara yanıt arayan bilim insanları için büyük önem taşıyor.</p><h3>S301'in kökeni ve yörüngesinin gizemi</h3><p>S301'in bu kadar büyük bir kara deliğin yakınında oluşması olası görülmüyor. Yıldızların doğduğu gaz bulutları, Sagittarius A*'nın güçlü gelgit etkileri nedeniyle bu kadar yakın bir bölgede kararlı şekilde var olamıyor. Bu nedenle bilim insanları, S301'in başka bir yerde oluştuğunu ve daha sonra kara deliğin yakın çevresine çekildiğini düşünüyor. 1988 yılında Hills tarafından ortaya atılan teoriye göre, ikili yıldız sistemleri kara deliğe yaklaştığında, gelgit kuvvetleri bu çifti ayırabiliyor. Bir yıldız kara deliğe yakalanırken, diğeri muazzam bir hızla galaksiden dışarı fırlatılıyor. S301'in yörüngesi ve dinamik özellikleri de bu modele uyuyor. Hesaplamalara göre, S301'in eşlik eden yıldızı çoktan galaksiyi terk etti. Bu süreç, Sagittarius A* çevresinde neden bu kadar çok genç yıldız bulunduğu sorusuna da ışık tutuyor. S301 gibi yıldızlar, galaksinin merkezine taşınmadan önce uzun süre başka bir yerde var olmuş olabilir.</p><h3>S301'in yörüngesi ve gelecekteki gözlemler</h3><p>S301'in gökyüzündeki hareketi, sekiz yılı aşkın bir süredir dikkatle izleniyor. Ancak eksik olan önemli bir ölçüm bulunuyor: radial hız verisi. Bu ölçüm, yıldızın bize doğru ya da bizden ne kadar hızlı hareket ettiğini belirlemek için gerekiyor ve genellikle yıldız ışığının spektruma ayrılmasıyla elde ediliyor. S301'in sönük ışığı, bu verinin elde edilmesini şu an için zorlaştırıyor. Bu nedenle, yıldızın yörüngesiyle ilgili iki olası senaryo hâlâ geçerliliğini koruyor. Ayrıca, Sagittarius A* çevresinde dönen daha küçük kara delikler de yörüngede benzer bir kayma yaratabilir. S301, 2031 yılında tekrar kara deliğe en yakın konumdan geçecek. Ekip, o zamana kadar eksik radial hız ölçümünü elde etmeyi ve Sagittarius A*'nın dönüşünü daha da hassas biçimde belirlemeyi planlıyor. Bu gelişmeler, kara deliklerin ve galaksilerin evrimiyle ilgili önemli sorulara ışık tutacak.</p><p>Sonuç olarak, S301 yıldızının Sagittarius A* çevresindeki olağanüstü yörüngesi, kara deliklerin dönüşü ve evrimiyle ilgili şimdiye dek yanıtlanamayan soruları çözmek için eşi benzeri görülmemiş bir fırsat sunuyor. Bilim insanları, önümüzdeki yıllarda yapılacak yeni gözlemler ve teknolojik gelişmelerle, evrenin en gizemli nesnelerinden biri olan Sagittarius A*'nın sırlarını açığa çıkarmaya bir adım daha yaklaşacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/samanyolunun-merkezinde-t-533_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290670</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/turkcell-one-kullanicilara-yuzde-40a-varan-tasarruf-sagladi-290670</link>
      <pubDate>2026-09-07T15:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Turkcell One kullanıcılara yüzde 40'a varan tasarruf sağladı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Turkcell, dijital platformlardaki abonelikleri tek paket ve tek faturada buluşturduğu Turkcell One'a Disney+'ı da ekledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Turkcell One kullanıcılara yüzde 40'a varan tasarruf sağladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, HBO Max'lı TV+, Netflix, Amazon Prime, YouTube Premium ile reklamsız YouTube, fizy Sesli Kitap, lifebox, Wonjo Kids gibi platformları bir araya getiren Turkcell One, Turkcell uygulamasından tarifeye eklenerek kullanılabiliyor.</p><p>Ayrı ayrı yapılan aboneliklere kıyasla kullanıcılara yüzde 40'a varan tasarruf ve 12 ay sabit fiyat garantisi sağlayan Turkcell One'a eklenen son dijital platform ise Disney+ oldu.</p><p>Bireysel faturalı mobil müşterilere sunulan Turkcell One paketleri, tarifeye ek 500 liradan başlayan fiyatlarla alınabiliyor. 12 aylık taahhüt süresince paket fiyatı sabit kalıyor.</p><p>Kullanıcılar ayrı ayrı yapılan aboneliklere kıyasla yüzde 40'a varan tasarruftan yararlanabiliyor. Turkcell One servisine Turkcell Uygulaması, çağrı merkezi ve Turkcell mağazaları üzerinden ulaşılabiliyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/whatsappimage2026090-070920262cab6bb9.jpg"/><p><b>"2024'TEN BU YANA BİRÇOK YENİLİKÇİ ÇÖZÜMÜ HAYATA GEÇİRDİK"</b></p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Turkcell Pazarlama ve Dijital Servislerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Murat Akgüç, Turkcell One'ın, müşteri deneyiminde ortaya koydukları "Turkcell Çözüm Gücü" yaklaşımının önemli bir parçası olduğunu belirtti.</p><p>Müşteri deneyimini mükemmelleştirme seferberliğinde 2024'ten bu yana birçok yenilikçi çözümü hayata geçirdiklerini aktaran Akgüç, Turkcell Çözüm Gücü yaklaşımımızın merkezinde müşterilerimizi dinlemek, değişen ihtiyaçlarını doğru zamanda görmek ve hayatlarını kolaylaştıran çözümler geliştirmek var. Türkiye'de bir ilke imza atarak hayata geçirdiğimiz Turkcell One da bu anlayışın en somut ve güçlü adımlarından biri. Bugün kullanıcılar filmden diziye, müzikten çocuk içeriklerine kadar çok geniş bir dijital içerik dünyasına erişim sağlıyor." ifadelerini kullandı.</p><p>Akgüç, dijital platformların sayısı arttıkça da abonelikleri yönetmenin daha karmaşık hale geldiğine işaret ederek, farklı hesaplar, farklı ödeme günleri ve fiyat değişikliklerinin kullanıcıların üzerine yeni yük getirdiğini ve takibinin zorlaştığını anlattı.</p><p>Turkcell One'ı söz konusu iç görüden hareketle, dijital hayatı sadeleştiren bütünleşik bir çözüm olarak sunduklarına dikkati çeken Akgüç, "Böylece Turkcell'liler sevdikleri içeriklere daha kolay ulaşırken, farklı abonelikleri ayrı ayrı yönetmek zorunda kalmıyor ve önemli bir tasarruf avantajı elde ediyor. Kısa sürede gördüğümüz ilgi, Turkcell'lilerin değişen ihtiyaçlarını doğru yakaladığımızın kanıtı." değerlendirmesini yaptı.</p><p>Akgüç, son olarak Disney+'ın eklenmesiyle Turkcell One dünyasının daha da genişlediğini belirterek, şunları kaydetti:</p><p>"Turkcell One ile dijital içerik deneyimini daha sade, daha avantajlı ve daha erişilebilir hale getiriyoruz. Turkcell One çatısı altında HBO Max'lı TV+, Netflix, Disney+, Amazon Prime, YouTube Premium ile reklamsız YouTube, fizy Sesli Kitap, lifebox, Wonjo Kids yer alıyor. Turkcell gücünde 5G ile dijital deneyimin daha da hızlandığı bu dönemde yenilikçi çözümler üretmeye devam edeceğiz."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/whatsappimage2026090-0709202685633d4e.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/turkcell-one-kullanicilar-408_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290669</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/beyin-kanseri-tedavisinde-cigir-acan-kesif-kafatasi-sadece-kemik-degil-bagisiklik-merkeziymis-290669</link>
      <pubDate>2026-09-07T15:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Beyin kanseri tedavisinde çığır açan keşif! Kafatası sadece kemik değil, bağışıklık merkeziymiş]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Washington Üniversitesi'nden bilim insanları, kafatası iliğinin beyin tümörlerine karşı bağışıklık yanıtında kilit rol oynadığını ortaya koydu. Fareler üzerinde yapılan deneyler, kafatası iliğindeki özel bağışıklık kümelerinin tümörlere vücuttaki diğer dokulardan önce tepki verdiğini gösterdi. Bu bulgu, beyin kanseri tedavisinde yeni yaklaşımların kapısını aralayabilir.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Beyin kanseri tedavisinde çığır açan keşif! Kafatası sadece kemik değil, bağışıklık merkeziymiş]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden araştırmacılar, kafatası iliğinin beyin tümörlerine karşı bağışıklık sisteminin ilk savunma hattını oluşturduğunu gösteren dikkat çekici bir çalışmaya imza attı. Fareler üzerinde yürütülen deneylerde, kafatası kemik iliğinde, lenf düğümlerindekine benzer şekilde organize olmuş bağışıklık hücreleri kümeleri tespit edildi. Bu kümeler, beyin kanseri gelişen farelerde, boyundaki lenf düğümlerinden önce tümöre yanıt verdi. Çalışma, beyni koruyan kafatası kemiklerinin, yalnızca fiziksel bir zırh olmanın ötesinde, bağışıklık sisteminin aktif bir parçası olduğunu gözler önüne serdi. Araştırmanın başında yer alan Prof. Jonathan Kipnis, kafatası iliğinin beyin değişikliklerine hızlı ve yerel yanıtlar sağlayan özel bir bağışıklık ortamı sunduğunu vurguladı.</p><h3>Kipnis: 'Kafatası iliği, beyin tümörlerine karşı ilk savunma hattı'</h3><p>Kafatası iliği, kan ve bağışıklık hücrelerinin üretildiği bir merkez olarak biliniyor. Ancak bu çalışmada, kafatasının arka kısmında yer alan iliğin, beyin tümörü gelişen farelerde olağan dışı bir şekilde bağışıklık hücrelerini organize ettiği ortaya çıktı. Araştırmacılar, farelerin beyin hücrelerine işaretleyici bir protein enjekte etti ve bir ay sonra bu proteinin kafatası iliğine ulaştığını gözlemledi. Göğüs kemiği iliği veya dalakta ise bu proteine rastlanmadı. Bu bulgu, beynin kendi atık drenaj sisteminin, ihtiyaç duyulan proteinleri kafatası iliğine taşıdığını gösterdi. Protein taşınamayan farelerde, kafatası iliğine ulaşan işaretleyici miktarı azaldı, bağışıklık yanıtı zayıfladı ve bu hayvanlar daha erken yaşamını yitirdi. Kipnis, bu sonuçların kafatası iliğinin beyin tümörlerine karşı doğrudan ve hızlı bir yanıt verdiğini kanıtladığını belirtti.</p><h3>Kafatası iliğinde organize bağışıklık hücreleri kümeleri tespit edildi</h3><p>Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, kafatası iliğinde, lenf düğümlerindeki gibi sıkı şekilde kümelenmiş yardımcı T hücreleri ve antikor üreten B hücrelerinin varlığı oldu. Bu kümeler, kafatasının özellikle arka kısmında yoğun olarak gözlendi. Göğüs kemiği iliğinde ise benzer yapılar nadiren bulundu. Araştırmacılar, bu kümelerin doğumdan hemen sonra farelerde oluştuğunu ve daha önce sağlıklı kemik iliğinde bu tür yapılar görülmediğini açıkladı. Çalışmanın ilk yazarı Jang Hyun Park, bu bulgunun kemik iliği bağışıklığı açısından yeni bir dönemi başlatabileceğini ifade etti. Kipnis ise, lenfoid yapıların sağlıklı farelerde de yer aldığını ve bu keşfin beyin-bağışıklık ilişkisine bakışı kökten değiştirebileceğini söyledi.</p><h3>Beyin tümörlerine karşı ilk yanıt kafatası iliğinden geliyor</h3><p>Araştırma ekibi, beyin tümörü oluşturulan farelerde bağışıklık sisteminin nerede ve ne zaman tepki verdiğini detaylı şekilde inceledi. Tümör gelişiminden sadece iki gün sonra, kafatası iliğinde bağışıklık yanıtı başladığı tespit edildi. Boyundaki lenf düğümleri, dalak ve diğer kemik iliği bölgeleri ise bu aşamada sessiz kaldı. Özellikle kafatası iliğindeki antikor üreten kümelerin, tümör varlığında büyüdüğü ve aktifleştiği görüldü. Göğüs kemiği iliği ise bu süreçten etkilenmedi. Ayrıca, normal bağışıklık organları çalışmayan farelerde bile kafatası iliği yanıtı devam etti. Bu hayvanlarda yanıt daha zayıf olsa da, yine de tümörlere karşı bir savunma oluştu. Bu sonuçlar, kafatası iliğinin beyin tümörlerine karşı benzersiz bir bağışıklık merkezi olduğunu gösteriyor.</p><h3>Saç derisi altına uygulanan jel, kafatası iliği bağışıklığını güçlendirdi</h3><p>Araştırmacılar, kafatası iliğindeki bağışıklık kümelerinin ne kadar önemli olduğunu anlamak için çeşitli müdahaleler gerçekleştirdi. Saç derisinin altına bağışıklık sistemini engelleyen bir antikor taşıyan jel yerleştirildiğinde, bu kümeler devre dışı kaldı ve fareler daha erken öldü. Tümörlerdeki bağışıklık hücresi sayısı da azaldı. Tersine, saç derisinin altına bağışıklık uyarıcı ajanlar içeren bir jel uygulandığında, kafatası iliğindeki antikor üretimi artış gösterdi ve farelerin yaşam süresi uzadı. Ancak, antikor üretmeyen farelerde bu tedavi etkisiz kaldı. Bu bulgu, kafatası iliğindeki antikorların beyin tümörlerine karşı mücadelede temel unsur olduğunu ortaya koydu. Ayrıca, tek başına kullanılan bazı ajanlar durumu kötüleştirdi ve hayvanların daha erken ölümüne yol açtı.</p><h3>İnsan kafatası iliğiyle ilgili kanıtlar henüz sınırlı</h3><p>Çalışmanın insanlara uzanan kısmı ise şu an için sınırlı. Araştırmacılar, insan kafatası iliğine ait mevcut veri setlerini yeniden analiz etti ve az sayıda yardımcı T hücresine rastladı. Önceki bazı çalışmalar, beyin kanseri olan hastaların kafatası iliğinde tümörle savaşan T hücrelerinin varlığını göstermişti. Ancak, farelerde olduğu gibi organize bağışıklık kümeleri insanlarda henüz doğrudan gözlemlenmedi. Prof. Jonathan Kipnis, kafatası iliği yolunun sadece kanser değil, Alzheimer ve multipl skleroz gibi beyin iltihabı ile ilişkili hastalıklarda da önemli olabileceğini belirtti. Ancak, insanlarda bu kümelerin oluşup oluşmadığı ve hastalık sırasında büyüyüp büyümediği henüz bilinmiyor. Kipnis, daha fazla insan örneği incelenmeden bu bulgunun insanlar için ne anlama geldiğinin netleşmeyeceğini vurguladı.</p><p>Sonuç olarak, Washington Üniversitesi'nin kafatası iliği üzerine yaptığı bu araştırma, beyin tümörleri ve bağışıklık sistemi arasındaki ilişkiye dair çığır açıcı bir bakış sunuyor. Kafatası iliğindeki bağışıklık kümelerinin, beyin tümörlerine karşı ilk ve hızlı yanıtı vermesi, gelecekte kanser tedavilerinde yeni yaklaşımların geliştirilmesine zemin hazırlayabilir. İnsanlarda da benzer yapıların varlığı ve işlevi ortaya konduğunda, beyin kanseriyle mücadelede önemli bir dönüm noktası yaşanması mümkün görünüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/beyin-kanseri-tedavisinde-124_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290668</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/magazin/ezel-seksenler-kurulus-osman-gibi-sevilen-dizilerde-yer-aldi-unlu-oyuncu-serhat-kilic-son--290668</link>
      <pubDate>2026-09-07T15:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ezel, Seksenler, Kuruluş Osman gibi sevilen dizilerde yer aldı! Ünlü oyuncu Serhat Kılıç son yolculuğuna uğurlanıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Magazin]]></category>
      <description><![CDATA["Ezel", "Seksenler" ve "Kuruluş Osman" gibi sevilen yapımlarda yer edinen başarılı oyuncu Serhat Kılıç için Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde anma töreni düzenlendi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ezel, Seksenler, Kuruluş Osman gibi sevilen dizilerde yer aldı! Ünlü oyuncu Serhat Kılıç son yolculuğuna uğurlanıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ezel", "Seksenler" ve "Kuruluş Osman" gibi sevilen yapımlarda canlandırdığı karakterlerle izleyicinin gönlünde yer edinen başarılı oyuncu Serhat Kılıç için Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde anma töreni düzenlendi.</p><p>Tören, Kağıthane'deki evinde yaşamını yitiren 51 yaşındaki oyuncunun fotoğraflarından ve rol aldığı oyunlardan oluşan videoların izlenmesiyle başladı.</p><p>Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven konuşmasında, törene Serhat Kılıç'ın bir dostu olarak katıldığını belirterek, "Bizim yolumuz Seksenler dizisinde kesişmişti. Ben kendisini daha önce biliyordum ama tanımıyordum. İtiraf etmek gerekirse ona gerçekten çok küçük bir rol teklif ettim. O da hiç dert etmedi ama o rolü öyle bir oynadı ki, öyle bir büyüttü ki, tabii diğer arkadaşlarımızla birlikte, bir anda bizim dizinin en önemli hikayesi haline geldi." dedi.</p><p>Kılıç'ın mutluluk, üzüntü gibi duyguları büyüterek yaşadığını dile getiren Güven, "Kamera önünde çok özel bir yetenekti. Sahnede çok farklı bir yetenekti ama orkestranın önünde de çok özeldi, çok iyi bir şarkıcıydı. Şarkıcılığıyla insanları, özellikle de profesyonel müzisyenleri şaşırtmayı gerçekten çok seviyordu." şeklinde konuştu.</p><p><b>"HER ZAMAN SEVGİ, SAYGI VE ÖZLEMLE ANILACAK"</b></p><p>İBB Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever, Kılıç'ın vefatından duyduğu derin üzüntüyü dile getirerek, "Duyduğum andan itibaren uzun bir süre hiç konuşamadım. Kendimi hiç bu kadar çaresiz hissettiğim bir zaman dilimi olmadı." ifadelerini kullandı.</p><p>Kendisiyle Haldun Taner Sahnesinde bir oyunun provalarında tanıştığını belirten İşsever, şunları kaydetti:</p><p>"Benim de provam vardı. İki prova arasında iki oyuncu sohbet ettik. İçimden 'Ne kadar saygılı, ne kadar enerjik, ne kadar iştahlı bir oyuncu' diye düşünmüştüm. Sonrasında takip ettiğimde de bu hiç değişmedi. Ödül aldığını öğrendiğim zaman hiç şaşırmadım çünkü gerçekten çok başarılıydı. Burada ne söylesem eksik kalacak. Ben tekrar herkese başsağlığı diliyorum. Yattığı yer incitmesin. Bu evde her zaman sevgi, saygı ve özlemle anılacak."</p><p><b>"BİLİNENİN AKSİNE FAZLA AĞLARDI"</b></p><p>Oyuncu Ertan Saban, Kılıç ile son projede birlikte çalıştıklarını dile getirdi.</p><p>Kılıç'ın niteliğe önem verdiğine dikkati çeken Saban, "Hepinize geldiğiniz için teşekkür ederiz. Bilinenin aksine fazla ağlardı. Türkiye'yi güldüren kardeşim, on parmağında on bir yeteneği olan kardeşimdi. Son bir, bir buçuk senemizi beraber geçirme fırsatımız oldu. Daha önce de çalışmıştık beraber. Yan yanaydı odalarımız son projemizde. Herhalde bana göz kulak olsun diye yanıma verdiler." diye konuştu.</p><p>Oyuncu Bennu Yıldırımlar ise Kılıç ile tanışma hikayesini anlattı. Yıldırımlar, duygularını şu sözlerle aktardı:</p><p>"Hayata ve mesleğine tutkuyla yaklaşan, ailesine, sevdiklerine, ona emeği geçen tüm öğretmenlerine karşı vefasını esirgemeyen, coşkusu yüksek bir arkadaşımızdı. Meslektaş olarak bulunmaz Hint kumaşıydı. Provada yorulmayan, ekip ruhuna inanan, namuslu, samimi... Sahnede sırtını güvenle yaslayabileceğin, oyunu oynamaktan sonsuz keyif alan, hücrelerine kadar komple oyuncuydu. Mizah duygusunu elden bırakmadan, çelişkileri gören gözleriyle anlattığı hikayeleri unutulmaz. Sahne dışında da seyirci olarak onu izlemeye devam ettik. İyi bir gözlemci ve hikayeciydi. Sesi ve müziği de öyle."</p><p>Törende oyuncular Mahir İpek, Burak Altay, Ahmet Mümtaz Taylan, Selim Bayraktar ve Emre Karayel, müzisyen Uğur Gülbaharlı ve dramaturg Dilek Tekintaş da konuşma yaparak Kılıç ile ilgili hatıralarını, duygu ve düşüncelerini paylaştı.</p><p>Sanatçının babası Mehmet Ali Kılıç ile tiyatrocu arkadaşları ve sevenlerinin katıldığı törenin ardından cenaze omuzlara alınarak uğurlandı.</p><p>Kılıç'ın cenaze namazı, yarın öğle vakti Ankara'daki Ahmet Hamdi Akseki Camisi'nde kılınacak. Oyuncunun naaşı, Karşıyaka Mezarlığı'nda toprağa verilecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/ezel-seksenler-kurulus-os-944_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290667</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/gec-saatte-aksam-yemegi-yemek-tansiyonu-nasil-etkiliyor-290667</link>
      <pubDate>2026-09-07T15:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Geç saatte akşam yemeği yemek tansiyonu nasıl etkiliyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Geç saatlerde akşam yemeği yemek, kan basıncı üzerinde beklenmedik olumsuz etkiler yaratabiliyor. Uzmanlar, özellikle büyük şehirlerde yaygınlaşan geç yemek alışkanlığının, sirkadiyen ritmi bozarak hipertansiyon riskini artırabileceğini belirtiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Geç saatte akşam yemeği yemek tansiyonu nasıl etkiliyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gece geç saatlerde akşam yemeği yemek, kan basıncı üzerinde önemli etkiler yaratıyor. Uzmanlar, özellikle akşam yemeğini uykuya yakın saatlerde tüketenlerde, vücudun doğal sirkadiyen ritminin bozulduğunu ve bunun da gece boyunca kan basıncında istenmeyen artışlara yol açabileceğini vurguluyor. Araştırmalar, geç saatlerde yemek yemenin kan basıncı riskini artırabileceğini gösterse de, ideal bir akşam yemeği saati konusunda bilimsel bir uzlaşı henüz yok. Ancak, yemeğin zamanlaması kadar, ne yendiği ve genel yaşam tarzı da kan basıncı üzerinde belirleyici rol oynuyor. Geç yemek alışkanlığı, özellikle büyük şehirlerde ve yoğun tempoda çalışan bireylerde sıkça görülürken, bu alışkanlığın uzun vadede hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalık riskini artırabileceği belirtiliyor.</p><h3>Geç akşam yemeği kan basıncında ani yükselişe yol açıyor</h3><p>Son yıllarda yapılan araştırmalar, geç saatlerde akşam yemeği yemenin, kan basıncı üzerinde doğrudan etkileri olabileceğini ortaya koydu. Özellikle günün sonuna doğru, vücut dinlenmeye hazırlanırken alınan ağır ve sodyum içeriği yüksek yiyecekler, gece boyunca fazla sodyumun tutulmasına ve sabah saatlerinde kan basıncında ortalama üç puanlık bir artışa neden olabiliyor. Küçük çaplı bir araştırmada, aynı yüksek sodyumlu yemeğin günün erken saatlerinde ve geç saatlerinde tüketilmesi karşılaştırıldığında, geç saatlerde yemek yiyenlerde gece boyunca vücutta daha fazla tuz tutulduğu ve ertesi sabah sistolik kan basınçlarının anlamlı şekilde yükseldiği tespit edildi. Ancak, bu artışın geçici mi yoksa kalıcı mı olduğu konusunda net bir bilgi bulunmuyor. Uzmanlar, geç yemek alışkanlığının uzun vadede yüksek tansiyon gelişimine zemin hazırlayabileceğini ve bu nedenle özellikle hipertansiyon riski taşıyan bireylerin akşam yemeği saatine dikkat etmesi gerektiğini söylüyor.</p><h3>Sirkadiyen ritim ve beslenme saati: Kan basıncı için kritik denge</h3><p>Vücudun biyolojik saati olarak bilinen sirkadiyen ritim, yalnızca uyku düzenini değil, aynı zamanda kan basıncı, metabolizma, böbrek fonksiyonları ve kalp sağlığını da doğrudan etkiliyor. Normalde, gün içinde aktif olunan saatlerde kan basıncı yüksek seyrederken, gece uyku sırasında yüzde 10-20 oranında düşüş yaşanıyor. Bu doğal düşüş, vücudun dinlenme ve onarım süreçleri için hayati önem taşıyor. Ancak, geç saatlerde yemek yemek, bu ritmin bozulmasına ve gece boyunca kan basıncının beklenenden daha az düşmesine yol açabiliyor. Özellikle ışık, yiyecek ve fiziksel aktivite gibi dış etkenler, sirkadiyen ritmi etkileyen en önemli faktörler arasında yer alıyor. Akşam yemeğini çok geç saatlere bırakmak, vücudun içsel saatinin dengesini bozarak, hem metabolizmanın hem de böbreklerin işleyişini olumsuz etkiliyor. Bu durum, kan basıncının gece boyunca yüksek kalmasına ve uzun vadede hipertansiyon riskinin artmasına neden olabiliyor.</p><h3>Geç yemek uykuyu ve sindirimi olumsuz etkiliyor</h3><p>Akşam yemeğinin geç saatlere kalması sadece kan basıncını değil, aynı zamanda uyku kalitesini de etkiliyor. Dolu mideyle yatmak, mide yanması, hazımsızlık ve reflü gibi sindirim sorunlarının ortaya çıkmasına yol açabiliyor. Bu tür rahatsızlıklar, gece boyunca sık sık uyanmaya ve uyku kalitesinin bozulmasına sebep olabiliyor. Kalitesiz uyku ise, vücutta stres hormonlarının artmasına ve bunun sonucunda da kan basıncının yükselmesine neden olabiliyor. Araştırmalar, uyku ile kan basıncı arasındaki ilişkinin oldukça güçlü olduğunu gösteriyor. Özellikle kronik uyku bozukluğu yaşayan bireylerde, hipertansiyon riski daha yüksek seyrediyor. Bu nedenle, akşam yemeği saatinin uyku düzeniyle uyumlu olması, hem sindirim hem de kalp sağlığı açısından büyük önem taşıyor.</p><h3>Uzmanlar: Yemek saatini öne çekmek kan basıncını düşürebilir</h3><p>Bilim insanları, akşam yemeğini uyumadan en az üç saat önce bitirmenin, gece boyunca kan basıncında daha belirgin bir düşüş sağladığını belirtiyor. Yapılan klinik çalışmalarda, son yemeği erken saatlerde yiyen bireylerin, gece kan basıncında daha sağlıklı bir düşüş yaşadığı gözlemlendi. Ayrıca, sekiz saatlik bir yemek penceresiyle beslenmenin, sadece kalori kısıtlamasına göre kan basıncını daha fazla düşürdüğü tespit edildi. Özellikle DASH diyeti gibi kalp dostu beslenme modellerinin, zaman kısıtlamalı yeme ile birleştirildiğinde, hipertansiyon üzerinde daha etkili olduğu görülüyor. Ancak, bu sonuçların çoğu küçük ve kısa süreli çalışmalara dayanıyor. Bu yüzden, uzmanlar herkes için tek bir ideal akşam yemeği saati önermekten kaçınıyor ve kişisel ihtiyaçlara göre esnek bir yaklaşımın daha uygun olabileceğini ifade ediyor.</p><h3>Geç yemek alışkanlığından tamamen vazgeçmek gerekir mi?</h3><p>Uzmanlar, arada bir geç saatte yemek yemenin, kronik hipertansiyon riskini ciddi şekilde artırmadığını ancak bu alışkanlığın düzenli hale gelmesi durumunda, kan basıncı ve kalp sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini belirtiyor. Özellikle geç yemek yeme alışkanlığı olanların, akşam yemeği ile uyku arasında en az üç saat bırakmaları öneriliyor. Eğer geç saatlerde yemek zorunlu hale geliyorsa, daha az sodyum ve şeker içeren, küçük ve kalp dostu öğünler tercih edilmeli. Ayrıca, genel yaşam tarzı değişiklikleri de kan basıncını kontrol altında tutmada büyük rol oynuyor. Sodyum alımının günde 2.300 miligramın, hatta mümkünse 1.500 miligramın altında tutulması, yağsız et, taze sebze ve meyve, tam tahıllar ve düşük yağlı süt ürünleriyle beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, stres yönetimi ve alkol tüketimini sınırlamak, kan basıncını sağlıklı seviyelerde tutmak için önemli adımlar arasında yer alıyor.</p><h3>Sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı: Kan basıncını korumanın anahtarı</h3><p>Yemek saatinin kan basıncı üzerindeki etkisi önemli olsa da, uzmanlar asıl odaklanılması gerekenin sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı olduğunu vurguluyor. Sodyumun azaltılması, düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı kilonun korunması ve stresi yönetmek, kan basıncını kontrol altına almak için bilimsel olarak kanıtlanmış yöntemler arasında. Özellikle DASH diyeti gibi kalp dostu diyetler, kan basıncı üzerinde olumlu etki yaratıyor. Haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersiz yapmak, nefes egzersizleri ve meditasyon gibi stres azaltıcı teknikler uygulamak, hem kalp sağlığını hem de genel yaşam kalitesini artırıyor. Uzmanlar, geç yemek alışkanlığından kaçınmanın yanında, genel beslenme düzenine ve yaşam tarzına da dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor.</p><p>Sonuç olarak, geç saatlerde akşam yemeği yemenin kan basıncı üzerinde olumsuz etkileri bulunuyor. Ancak, bu etkinin büyüklüğü kişisel alışkanlıklar, beslenme düzeni ve genel yaşam tarzı ile yakından ilişkili. Kan basıncını sağlıklı seviyelerde tutmak için, yalnızca yemek saatine değil, aynı zamanda sağlıklı ve dengeli beslenmeye, düzenli egzersize ve stres yönetimine de özen göstermek gerekiyor. Uzmanlar, özellikle hipertansiyon riski taşıyan bireylerin, akşam yemeği saatine ve yemeğin içeriğine dikkat etmeleri konusunda uyarıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/gec-saatte-aksam-yemegi-y-962_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290666</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskanligi-kabinesi-toplandi-290666</link>
      <pubDate>2026-09-07T15:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı.</p><p>Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantı, saat 14.50'de başladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/cumhurbaskanligi-kabinesi-530_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290665</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/iki-yilda-158-milyon-kronik-hastalik-taramasi-yapildi-290665</link>
      <pubDate>2026-09-07T15:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İki yılda 158 milyon kronik hastalık taraması yapıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, aile sağlığı merkezlerinde son iki yılda gerçekleştirdikleri 158 milyon kronik hastalık taraması sayesinde 14 milyondan fazla erken teşhis koyarak hastalıklara zamanında müdahale ettiklerini bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İki yılda 158 milyon kronik hastalık taraması yapıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından Halk Sağlığı Haftası dolayısıyla yaptığı paylaşımda, "Sağlıkla yaş alalım, sağlıklı kalalım." çağrısı yaptı.</p><p>Memişoğlu, 8 binden fazla aile sağlığı merkezinde görev yapan 31 bin aile hekimiyle kronik hastalıklara karşı erken tanı ve düzenli izlem süreçlerini titizlikle yürüttüklerini vurgulayarak, "Son iki yılda gerçekleştirdiğimiz 158 milyon kronik hastalık taraması sayesinde 14 milyondan fazla erken teşhis koyarak hastalıklara zamanında müdahale ettik. Unutmayalım, erken teşhis, sağlıklı bir geleceğin en önemli adımlarından biridir. Koruyucu sağlık hizmetlerimizi güçlendirerek vatandaşlarımızın sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmelerini desteklemeye devam edeceğiz." ifadesini kullandı.</p><p>Kronik hastalıklarla mücadelede erken tanı ve düzenli izlem önem taşıyor</p><p>Bakanlıktan yapılan açıklamada, Halk Sağlığı Haftası'nın 5. gün temasının bu yıl "Sağlıkla Yaş Al, Sağlıklı Kal" olarak belirlendiği aktarıldı.</p><p>Bu kapsamda, Türkiye genelinde düzenlenecek etkinliklerle, diyabet, hipertansiyon, obezite, böbrek hastalığı, KOAH, inme ve kalp-damar hastalıklarında risk farkındalığının artırılması, düzenli izlem ve erken müdahalenin önemine dikkati çekilmesinin hedeflendiği belirtildi.</p><p>Sağlıklı ve kaliteli yaşam yıllarının uzatılabilmesi için kronik hastalıklarla etkin şekilde mücadele edilmesi gerektiği dile getirilen açıklamada, bu kapsamda hastalıkların ortaya çıkmasını önlemeye yönelik risk faktörleriyle mücadele edilmesi, taramalarla erken tanı konulması, uygun tedavinin uygulanması ve düzenli izlemlerin yapılmasının önem taşıdığı kaydedildi.       </p><p>Açıklamada, kronik hastalıklarla mücadelede önlenebilir risk faktörleriyle mücadelenin önemli bir yer tuttuğu, bu kapsamda, 81 ilde hizmet veren Sağlıklı Hayat Merkezlerinde sigara bırakma, kronik hastalıklar ve yaşlı sağlığı, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve psikososyal destek alanlarında risk faktörlerine yönelik ücretsiz danışmanlık hizmetleri sunulduğu bilgisi verildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/iki-yilda-158-milyon-kron-799_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290664</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/gumuste-kritik-dusus-7-eylul-2026-pazartesi-gumus-ne-kadar-oldu-son-dakika-gumus-fiyatlari-290664</link>
      <pubDate>2026-09-07T15:53:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gümüşte kritik düşüş! 7 Eylül 2026 Pazartesi gümüş ne kadar oldu? Son dakika gümüş fiyatları, canlı takip]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Gümüş, yatırımcıların odağında yer alıyor. Gümüş piyasasında son durum merak ediliyor. Güncel gümüş fiyatları araştırılıyor. Gümüş alışverişi yapacaklar son dakika fiyatları ilgiyle takip ediyor. Bugün gümüş ne kadar oldu? Gram gümüş alış satış fiyatı kaç lira? İşte, 7 Eylül 2026 Pazartesi gram gümüş alış satış fiyatı son dakika canlı takip ile detayda karşınızda...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gümüşte kritik düşüş! 7 Eylül 2026 Pazartesi gümüş ne kadar oldu? Son dakika gümüş fiyatları, canlı takip]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>2025 yılında kayda değer bir yükseliş ile dikkat çeken gümüşe yatırımcının ilgisi 2026'da da arttı. Peki, <b>gümüş fiyatları</b>nda son durum ne oldu? Detaylar bu haberde...</p><p><b>Son dakika gümüş fiyatları... </b>Gümüş piyasasındaki dalgalanmalar yatırımcının radarında. Gümüşteki fiyat iniş çıkışları yatırımcısı tarafından ilgiyle takip ediliyor. Gümüş alıp satacaklar dikkat, bu haberi okumadan hareket etmeyin.</p><p><b>Gümüş piyasası</b> son günlerde hareketli bir seyir seyrediyor. </p><p><b>Peki, 7 Eylül 2026 Pazartesi (bugün) gümüş fiyatları şimdi ne kadar oldu? İşte, anlık verilere göre güncel gümüş fiyatları alış satış listesi...</b></p><p><b>7 Eylül 2026 Pazartesi GÜMÜŞ FİYATLARI ALIŞ SATIŞ FİYAT LİSTESİ</b></p><p><b>Gram gümüş alış fiyatı: </b>102,07 TL</p><p><b>Gram gümüş satış fiyatı: </b>102,16 TL</p><p><b>Ons Gümüş alış fiyatı (USD): </b>66,20 Dolar</p><p><b>Ons Gümüş satış fiyatı (USD): </b>66,25 Dolar</p><p><b><font size="5" color="#ff0000">CANLI TAKİP | GÜMÜŞ FİYATLARI SAYFASINA İÇİN TIKLAYINIZ</font></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/gumus-fiyatlari-dususte-7-160_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290663</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/bel-agrisinda-ilac-kullanimini-dusuren-yontem-290663</link>
      <pubDate>2026-09-07T15:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bel ağrısında ilaç kullanımını düşüren yöntem]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Fransa'da gerçekleştirilen geniş çaplı klinik deney, lumbar kemer kullanımının alt sırt ağrısı yaşayan yetişkinlerde ağrı ve günlük yaşam kısıtlamalarını azaltmada etkili olduğunu gösterdi. Uzmanlar, lumbar kemerin bazı hastalarda hareket kabiliyetini artırabileceğini vurgularken, yöntemin her hasta için uygun olmayabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bel ağrısında ilaç kullanımını düşüren yöntem]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fransa'da 17 farklı tıp merkezinde yürütülen kapsamlı bir klinik çalışma, alt sırt ağrısından şikâyetçi yetişkinlerde lumbar kemer kullanımının, ağrıyı ve günlük yaşam kısıtlamalarını azaltmada dikkate değer bir etki yarattığını ortaya koydu. JAMA Network Open dergisinde yayımlanan araştırmada, mevcut alt sırt ağrısı 1 ila 6 aydır devam eden 168 yetişkin iki gruba ayrıldı. Bir grup, standart tedavilerine ek olarak yumuşak ve ayarlanabilir bir lumbar kemer kullandı; diğer grup ise yalnızca standart bakım aldı. On iki haftalık takip sonunda, kemer takan hastaların ağrı seviyelerinde ve günlük aktiviteleri yerine getirme becerilerinde anlamlı iyileşmeler gözlendi. Ayrıca, bu grup ağrı kesici ilaçları daha az kullandı ve hareket sırasında yaşadıkları rahatsızlıkta da azalma bildirdi.</p><h3>Laurent Grange: 'Lumbar kemer, hareketi kolaylaştırıyor'</h3><p>Çalışmanın baş araştırmacılarından Grenoble Alpes Üniversitesi Hastanesi romatoloğu Laurent Grange, lumbar kemerin özellikle hareket sırasında destek ve güven hissi sağlayarak bazı hastaların aktif kalmasına yardımcı olabileceğini belirtti. Grange, araştırmada kullanılan lumbar kemerin gündüz saatlerinde 4 ila 8 saat arasında takılmasının istendiğini, kullanıcıların ise ortalama 4 saat kemeri kullandığını açıkladı. Bu süre zarfında, hareketin ağrılı hale geldiği hastalarda kemerin sağladığı desteğin, günlük aktiviteleri sürdürmede önemli bir kolaylık yarattığı vurgulandı. Grange, kemerin ağrıyı tamamen ortadan kaldırmadığını, ancak hastaların kendilerini daha az kısıtlanmış hissettiğini ve günlük yaşamlarına daha rahat devam edebildiklerini söyledi.</p><h3>Lombar kemer kullananlarda ilaç kullanımı ve günlük kısıtlamalar azaldı</h3><p>Çalışmada, lumbar kemer kullanan hastaların yaklaşık yarısı, deneme süresince ağrı kesici ilaçlara başvurdu. Buna karşılık, yalnızca standart bakım uygulanan grupta bu oran üçte ikiye yükseldi. Bu bulgu, lumbar kemerin doğrudan ağrı kesici etkisinin yanı sıra, ilaç ihtiyacını da azaltabildiğini gösteriyor. Ayrıca, Oswestry Engellilik İndeksi ile ölçülen günlük yaşam kısıtlamalarında kemer kullananlarda en az yüzde 30 iyileşme bildirenlerin oranı yaklaşık altıda bir oldu. Standart bakım grubunda ise bu oran dörtte birde kaldı. Araştırmacılar, bu düzeydeki iyileşmenin bireysel hasta açısından anlamlı olduğunu vurguladı. Ancak, kemer kullanımının ağrısız bir yaşam garantisi vermediği, her iki grupta da belirgin iyileşmeler olduğu ve ortalama ek etkinin mütevazı düzeyde kaldığı belirtildi.</p><h3>Uzmanlardan lumbar kemer için önemli uyarılar</h3><p>Denemenin bulguları lumbar kemerin potansiyel faydalarını ortaya koysa da, uzmanlar yöntemin sınırlarına da dikkat çekiyor. Çalışmada, kemer takan altı kişi hafif rahatsızlık veya cilt tahrişi gibi yan etkiler bildirdi. Ayrıca, kemerin etkisinin sadece kullanım süresiyle sınırlı olup olmadığı, çıkarıldıktan sonra faydanın devam edip etmediği ise bu çalışma kapsamında belirlenemedi. Katılımcılara kemer olmadan semptomlarını değerlendirmeleri istenmedi ve takip süresi 12 hafta ile sınırlı kaldı. Ayrıca, denemede sahte kemer kullanılmaması ve tüm katılımcıların hangi grupta olduğunu bilmesi, sonuçların beklenti ve güven duygusundan etkilenmiş olabileceğini gösteriyor. Laurent Grange, lumbar kemerin aktif tedavinin yerine geçmemesi gerektiğini, asıl hedefin hastaların hareketli kalmasını sağlamak olduğunu vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü'nün 2023 rehberinde de, kronik primer alt sırt ağrısı için lumbar kemerlerin rutin olarak önerilmediği hatırlatıldı.</p><h3>Lumbar kemer, her hasta için uygun mu?</h3><p>Çalışmayı destekleyen Thuasne firmasının araştırmaya finansal katkı sağladığı ve üç yazarın bilimsel komitede görev aldığı belirtilirken, makalede finansörün araştırma tasarımı, veri analizi veya yayımlama sürecine müdahil olmadığına dikkat çekildi. Araştırmacılar, lumbar kemerin etkisinin kişiden kişiye değişebileceğini ve her sırt ağrısı tipi için aynı sonucu vermeyebileceğini belirtti. Özellikle kronik sırt ağrısı, üç aydan uzun süren ve nedeni tam olarak anlaşılamayan karmaşık bir durum olarak tanımlanıyor. Bu nedenle, lumbar kemer kullanımının mutlaka uzman gözetiminde ve kişiye özel bir tedavi planı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Sonuç olarak, lumbar kemer bazı hastalarda önemli bir destek sağlayabilirken, yöntemin tek başına çözüm sunmadığı ve hareketli yaşamın alt sırt ağrısının yönetiminde hâlâ en önemli unsur olduğu bir kez daha vurgulandı.</p><p>Fransa'daki bu klinik deney, lumbar kemerin alt sırt ağrısı tedavisinde yeni bir seçenek olarak ön plana çıkabileceğini gösterdi. Ancak, uzmanlar her hastanın durumunun farklı olduğunu ve tedavi yaklaşımlarının kişiye özel belirlenmesi gerektiğini hatırlatıyor. Lumbar kemerin, aktif yaşamı destekleyici bir araç olarak kullanılabileceği, fakat tüm hastalar için tek başına yeterli olmayabileceği belirtiliyor. Sırt ağrısı ile mücadelede, hareketli kalmanın ve profesyonel sağlık danışmanlığı almanın önemi bir kez daha ortaya kondu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/bel-agrisinda-ilac-kullan-420_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290662</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/aselsan-uretti-sahaya-indi-290662</link>
      <pubDate>2026-09-07T15:20:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ASELSAN üretti, sahaya indi]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[ASELSAN'ın tek araçta çok katmanlı savunma sunan yeni sistemi GÜRZ, atışlı testlerini başarıyla tamamlayarak saha faaliyetlerine başladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ASELSAN üretti, sahaya indi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>ASELSAN tarafından geliştirilen GÜRZ Hava Savunma Sistemi, farklı hava tehditlerine karşı yakın mesafede katmanlı hava savunma imkanı sunan yapısıyla saha faaliyetlerine başladı.</b></p><p>Şirket tarafından yapılan açıklamaya göre, GÜRZ Hava Savunma Sistemi&#39;nin atışlı faaliyeti, başarıyla gerçekleştirildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42406724.jpg"/><p>Yakın mesafede farklı hava tehditlerine karşı katmanlı hava savunma çözümünü tek araç üzerinden sunan sistemle gerçekleştirilen faaliyette, radar ve elektro-optik tespit ile takip, takip devamlılığı ve menzil doğruluğunda yüksek başarı sağlandı.</p><p>GÜRZ, dört yüzlü AESA radarı, elektro-optik süitleri ve haberleşme sistemleriyle yetkinliğini doğrularken, faaliyette kullanılan GÖKSUR füzesi de zorlu manevralar gerçekleştirerek beklenen yörüngeyi takip etti.</p><p class=""><b>ASELSAN tarafından geliştirilip üretilen GÜRZ Hava Savunma Sistemi, top ve füze olmak üzere farklı önleyicilerin kullanımına imkan tanıyarak tek platform üzerinde çok katmanlı hava savunma çözümü sunuyor.</b></p><p>ASELSAN, sosyal medya hesabından GÜRZ&#39;e ilişkin yaptığı paylaşımda da &quot;Gökyüzünde tehdit varsa, karşısında GÜRZ. Yakın hava savunma çözümünü tek araçta sunan ASELSAN GÜRZ, farklı hava tehditlerine karşı oyun değiştirecek.&quot; ifadelerine yer verdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42406723.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/aselsan-uretti-sahaya-ind-820_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290661</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/kalp-krizi-ve-inmenin-erken-uyarisi-yuzunuzde-belirebilir-goz-cevresindeki-sari-lekelere-dikkat-290661</link>
      <pubDate>2026-09-07T15:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kalp krizi ve inmenin erken uyarısı yüzünüzde belirebilir! Göz çevresindeki sarı lekelere dikkat]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Stanford Üniversitesi'nde yürütülen geniş çaplı araştırmada, göz çevresinde oluşan xanthelasma adlı sarımsı lekelerin, kalp krizi ve inme riskinin ciddi biçimde arttığına işaret ettiği belirlendi. Uzmanlar, bu lekelere sahip kişilerin erken dönemde kardiyovasküler riskler açısından değerlendirilmesinin hayati önem taşıdığını vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kalp krizi ve inmenin erken uyarısı yüzünüzde belirebilir! Göz çevresindeki sarı lekelere dikkat]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Stanford Üniversitesi'nin yayımladığı yeni bir araştırma, göz kapaklarında ortaya çıkan xanthelasma adı verilen sarımsı lekelerin, kalp krizi ve inme gibi ciddi kardiyovasküler olayların habercisi olabileceğini ortaya koydu. Araştırmacılar, xanthelasma tanısı konmuş 17.925 kişiyle aynı sayıda kontrol grubunun sağlık verilerini uzun vadeli olarak inceleyerek, bu lekelerin kalp ve beyin damar hastalıklarıyla bağlantısını değerlendirdi. Elde edilen bulgular, xanthelasma bulunan bireylerde kalp krizi ve inme riskinin, xanthelasma taşımayanlara kıyasla belirgin şekilde yüksek olduğunu gösterdi.</p><h3>Stanford araştırmacıları: 'Xanthelasma, kalp krizi ve inme riskini artırıyor'</h3><p>Stanford Üniversitesi'nden oftalmoloji araştırmacısı Dr. Negin Yavari ve ekibi, xanthelasma'nın kardiyovasküler hastalıklar üzerindeki etkisini detaylı biçimde analiz etti. Çalışmanın ilk yılında, xanthelasma tanısı alan kişilerin yüzde 1'i (178 hasta) kalp krizi geçirirken, bu oran kontrol grubunda yüzde 0,35 (63 hasta) olarak kaydedildi. İnme vakalarında da benzer bir tablo ortaya çıktı: Xanthelasma grubunda yüzde 0,95 oranında inme görülürken, kontrol grubunda bu oran yüzde 0,3'te kaldı. Geçici iskemik atak (TIA) olarak bilinen mini-inme ise xanthelasma hastalarında yüzde 0,6, kontrol grubunda ise yüzde 0,19 oranında tespit edildi. Araştırmacılar, bu istatistiklerin xanthelasma'nın, sadece kozmetik bir sorun olmanın ötesinde, ciddi kardiyovasküler risklerin erken göstergesi olabileceğine dikkat çekti. Ayrıca, iki grup arasındaki risk farkı zaman içinde azalsa da, 5 ve 10 yıl sonunda xanthelasma hastalarında riskin anlamlı biçimde yüksek kalmaya devam ettiği vurgulandı.</p><h3>Uzmanlardan erken müdahale ve tarama çağrısı</h3><p>Çalışmada, xanthelasma'nın oluşumunda makrofaj adı verilen bağışıklık hücrelerinin kolesterol ve yağlarla dolarak şişmesi temel rol oynuyor. Bu lekeler genellikle, kan yağlarının yüksekliğiyle ilişkilendirilse de, araştırmaya göre xanthelasma bulunan kişilerde yüksek kalp krizi ve inme riski, kan yağ düzeylerinden bağımsız biçimde ortaya çıkabiliyor. Araştırmacılar, xanthelasma'nın, kalp ve beyin damar hastalıkları için bağımsız bir belirteç olabileceğine işaret ediyor. Dr. Yavari ve ekibi, 'Xanthelasma, 10 yıla kadar büyük kardiyo-beyin damar olaylarının kısa ve uzun dönem insidansını artırıyor ve klinik belirteç olarak önemli bir değere sahip' ifadesini kullandı. Bu nedenle, xanthelasma tespit edilen bireylerin sadece dermatologlar tarafından kozmetik amaçla değerlendirilmeyip, aynı zamanda kardiyovasküler risk faktörleri açısından da erken dönemde taranmasının gerekliliği vurgulandı. Erken tanı, yaşam tarzı değişiklikleri ve uygun tedavilerle, ileride ortaya çıkabilecek ciddi kalp ve beyin damar hastalıklarının önüne geçilebileceği bildirildi.</p><h3>Hekimlere ve topluma önemli uyarı: Xanthelasma, göz ardı edilmemeli</h3><p>Stanford Üniversitesi araştırmacıları, xanthelasma'nın kendisinin doğrudan kalp krizi veya inme nedeni olmadığının altını çiziyor, ancak bu lekelerin, vücutta henüz tanı konmamış veya kontrol altına alınmamış kardiyovasküler risk faktörlerinin bir işareti olabileceğini belirtiyor. Xanthelasma'nın kolayca tespit edilebilmesi, doktorlara ve hastalara önemli bir avantaj sağlıyor. Araştırmacılar, bu kişilerin düzenli olarak kalp sağlığı kontrollerinden geçmesini ve gerekirse lipid düşürücü tedaviler ile hipertansiyon kontrolüne yönelik önlemler alınmasını öneriyor. Ayrıca, xanthelasma'nın erken dönemde saptanmasının, önleyici sağlık uygulamalarının zamanında başlatılmasına olanak tanıyacağı, böylece kalp krizi ve inme riskinin azaltılabileceği ifade ediliyor. Sonuç olarak, göz çevresinde xanthelasma tespit edilen bireylerin, sadece estetik kaygılarla değil, sağlık açısından da kapsamlı şekilde değerlendirilmesi gerektiği konusunda hekimlere ve topluma çağrı yapıldı.</p><p>Xanthelasma'nın kardiyovasküler riskler açısından taşıdığı önem, araştırmanın bulgularıyla bir kez daha gündeme geldi. Uzmanlar, göz kapağında sarımsı lekeler fark eden bireylerin vakit kaybetmeden bir uzmana başvurarak gerekli taramaları yaptırmasının, gelecekte yaşanabilecek ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilmesinde hayati rol oynayabileceğini belirtiyor. Bu bulgular ışığında, xanthelasma'nın sadece kozmetik bir sorun olmadığı, kalp ve beyin sağlığı için kritik bir erken uyarı işareti olabileceği bir kez daha ortaya kondu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/kalp-krizi-ve-inmenin-erk-157_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290660</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/antarktikada-geri-donusu-olmayan-kirilma-buzul-erimesi-kendi-kendini-besleyen-felakete-donustu-290660</link>
      <pubDate>2026-09-07T15:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Antarktika'da geri dönüşü olmayan kırılma! Buzul erimesi kendi kendini besleyen felakete dönüştü]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Antarktika'da buzulların 2014'ten bu yana 120 kilometre geri çekilmesi, dünya genelinde büyük bir tehlike olarak öne çıkıyor. Bilim insanları, iklim değişikliğinin etkisiyle yaşanan bu hızlı erimenin, okyanus seviyelerinde ciddi artış ve küresel iklim düzeninde kalıcı değişiklikler yaratabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Antarktika'da geri dönüşü olmayan kırılma! Buzul erimesi kendi kendini besleyen felakete dönüştü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antarktika kıtasında buzulların son yıllarda hızla erimesi, bilim dünyasında endişe yarattı. Nature dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırma, 2014 yılından bu yana Antarktika'daki deniz buzu alanının kıyıdan yaklaşık 120 kilometre çekildiğini ortaya koydu. Uzmanlar, bu değişimin yalnızca geçici bir dalgalanma olmadığını, kalıcı ve geri dönüşü olmayan etkiler yarattığını vurguluyor. Buzulların erimesi, küresel ısınmanın Antarktika üzerindeki etkilerini gözler önüne sererken, dünya genelinde deniz seviyelerinin yükselmesi ve iklim dengesinin bozulması riskini artırıyor.</p><h3>Bilim insanları: Buz kaybı yüzyıllar sürebilir</h3><p>Çalışmaya göre, buzulların erimesiyle birlikte okyanuslar daha fazla güneş ışığı emiyor. Bu durum, su sıcaklığında artışa ve erimenin daha da hızlanmasına yol açıyor. Bilim insanları, iklimde bir denge sağlansa dahi, Antarktika'daki buz kaybının yüzyıllar boyunca devam edeceği uyarısında bulunuyor. Özellikle Teğvits Buzulu'nun önümüzdeki 200 yıl içinde tamamen erimesi bekleniyor. Bu gelişme, dünya okyanus seviyesinde 60 santimetreden fazla bir yükselmeye neden olabilir. Bu tür bir artış, kıyı şehirlerinde ve ada ülkelerinde ciddi tehditler oluşturuyor.</p><h3>Okyanus akıntıları ve ekosistemler tehdit altında</h3><p>Bilim insanları, Antarktika'daki deniz buzunun azalmasının yalnızca deniz seviyelerini değil, aynı zamanda okyanus akıntılarını da etkilediğine dikkat çekiyor. Deniz buzunun erimesi, gezegen genelinde ısı transferi ve besin maddelerinin dağılımını sağlayan okyanus akıntılarının yavaşlamasına neden olabilir. Bu durum, küresel ekosistemler üzerinde zincirleme etkilere yol açabilir. Uzmanlar, karbondioksit emisyonlarının acilen azaltılması gerektiğini belirtiyor ve artık bazı geri dönüşü olmayan eşiklerin aşıldığını ifade ediyor.</p><p>Antarktika'daki buzulların hızla erimesi, dünyanın iklim sisteminde ciddi ve kalıcı değişikliklere yol açıyor. Bilim insanları, küresel ısınmanın etkilerini azaltmak için acil önlemler alınması gerektiğinin altını çiziyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/antarktikada-geri-donusu--946_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290659</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/market-elmalarindaki-balmumu-tehlikeli-mi-290659</link>
      <pubDate>2026-09-07T15:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Market elmalarındaki balmumu tehlikeli mi?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Marketlerde satılan elmaların parlak yüzeyleri, tehlikeli bir işlemden geçtiğine işaret etmiyor. Tarım uzmanı İlya Bereznyuk, market elmalarında kullanılan balmumu türleri ve sağlık üzerindeki etkileri konusunda önemli açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Market elmalarındaki balmumu tehlikeli mi?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Market raflarında sıklıkla karşılaşılan parlak elmalar, tüketiciler arasında zaman zaman endişeye yol açıyor. Tarım uzmanı İlya Bereznyuk, market elmalarında kullanılan balmumu maddeleriyle ilgili merak edilen soruları yanıtladı. Bereznyuk, elmalarda parlaklık sağlayan balmumu uygulamasının, meyvelerin korunması için gıda mevzuatına uygun şekilde gerçekleştirildiğini belirtti. Uzman, bu işlemin sağlığa zararlı olmadığını vurgularken, kullanılan balmumu türlerinin arı balmumu, karnauba balmumu ve şelak gibi izinli gıda bileşenleri olduğunu aktardı.</p><h3>Bereznyuk: 'Balmumu sindirilmeden vücuttan atılıyor'</h3><p>Bereznyuk, market elmalarında kullanılan balmumu maddelerinin toksikolojik değerlendirmelerden geçtiğini ve Gümrük Birliği'nin teknik düzenlemeleriyle kullanımının onaylandığını ifade etti. Uzman, parafin ve otomotiv cilalarının elma yüzeyinde kullanılmadığını, yalnızca gıda sınıfı balmumunun tercih edildiğini söyledi. Balmumu maddesinin sindirim sisteminden geçerek vücutta emilmediğini, kana karışmadığını belirten Bereznyuk, bu uygulamanın meyvelerin tazeliğini korumaya yardımcı olduğunu dile getirdi. Ayrıca, endüstriyel yıkama sırasında elmaların doğal balmumu tabakasının bir kısmı kaybolduğu için ek koruyucu katman uygulamasının gerekli olduğunu açıkladı.</p><h3>Market elmalarında balmumu ve hijyen uyarısı</h3><p>Uzman Bereznyuk, elmalarda kullanılan balmumu sayesinde meyvelerin daha uzun süre taze kaldığını, solma ve bozulma oranının azaldığını belirtti. Ancak, balmumu tabakasının kabuk yüzeyinde pestisit kalıntılarını tutabileceğine dikkat çekti. Bu nedenle, market elmalarını yemeden önce mutlaka bol suyla yıkamanın önemli olduğunu vurguladı. Bereznyuk, elmanın yüzeyinde balmumu olup olmadığına bakılmaksızın, hijyen açısından meyvelerin dikkatlice yıkanmasını önerdi. Böylece, hem balmumu hem de olası kalıntıların giderilmesi sağlanıyor.</p><p>Sonuç olarak, market elmalarında kullanılan balmumu, gıda güvenliği standartlarına uygun şekilde seçiliyor ve insan sağlığına zarar vermiyor. Yine de, uzmanlar tüketicilere elmalarını yemeden önce iyice yıkamaları gerektiğini hatırlatıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/market-elmalarindaki-balm-215_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290658</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/yemek-yedikten-hemen-sonra-acikiyorsaniz-bu-ucluye-dikkat-290658</link>
      <pubDate>2026-09-07T15:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yemek yedikten hemen sonra acıkıyorsanız bu üçlüye dikkat]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Beslenme uzmanı Federika Amati, tokluk hissini uzatmanın yollarını açıkladı. Uzman, lifli gıdaların ve sağlıklı yağların önemine dikkat çekerek, doğru beslenmeyle sürekli açlık hissinin önüne geçilebileceğini vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yemek yedikten hemen sonra acıkıyorsanız bu üçlüye dikkat]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme uzmanı Federika Amati, tokluk hissinin süresini uzatmak isteyenler için önemli tavsiyelerde bulundu. Amati, iştahı etkileyen faktörlerin yalnızca yiyecek eksikliğiyle sınırlı olmadığını, diyetin içeriği, hormonal dengeler, bağırsak mikrobiyomu, uyku düzeni ve stres seviyesinin de bu süreçte belirleyici rol oynadığını belirtti. Uzman, özellikle lifli gıdaların ve çeşitli bitkisel besinlerin, tokluk hissini korumada anahtar olduğunu ifade etti.</p><h3>Federika Amati: 'Lifli gıdalar ve sağlıklı yağlar tokluk süresini uzatıyor'</h3><p>Amati, menüde lif miktarını artırmanın yanı sıra, çeşitli bitkisel gıdalara da yer verilmesi gerektiğini söyledi. Lifli gıdalar sindirimi yavaşlatırken, bağırsak mikroorganizmaları için de besleyici bir ortam sunuyor. Uzman, özellikle baklagiller, kuruyemişler, tohumlar, sebzeler, meyveler ve tam tahılların, menüye dahil edilmesini önerdi. Ayrıca, kaliteli protein ve sağlıklı yağ kaynaklarının da bu gıdalarla birlikte tüketilmesi gerektiğini vurguladı. Yumurtadan süt ürünlerine, yağlı balıklardan tam tahıllara kadar birçok besin, uzun süreli tokluk hissine katkı sağlıyor.</p><h3>Uzman Amati'den açlık hissini önleyecek yaşam önerileri</h3><p>İştahı yalnızca yenen yiyeceklerin değil, aynı zamanda vücudun sıvı ihtiyacının da etkilediğini belirten Amati, susuzluğun bazen yanlışlıkla açlık hissiyle karıştırıldığını ifade etti. Bu nedenle, gün boyunca yeterli su tüketiminin önemine dikkat çekti. Ayrıca, düzenli fiziksel aktivitenin de tokluk hissini desteklediğini, hareketin stresi azalttığını ve uyku kalitesini artırdığını dile getirdi. Amati, glikoz metabolizmasının dengede tutulmasının ve vücudun yiyeceklere verdiği tepkinin iyileştirilmesinin de, sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez olduğunu sözlerine ekledi.</p><p>Beslenme uzmanı Federika Amati'nin önerileri, doğru beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleriyle uzun süreli tokluk hissine ulaşmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Lifli gıdalar, sağlıklı yağlar ve düzenli fiziksel aktiviteyle desteklenen bir yaşam, hem iştah kontrolüne hem de genel sağlığa katkı sunuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/yemek-yedikten-hemen-sonr-116_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290657</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/sabah-bas-agrisi-ve-sinirlilikle-uyaniyorsaniz-alarm-melodinizi-degistirin-290657</link>
      <pubDate>2026-09-07T15:06:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sabah baş ağrısı ve sinirlilikle uyanıyorsanız alarm melodinizi değiştirin]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Nörolog Artyom Baryşev, alarm sesi seçiminin uyku kalitesi ve güne başlama üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Ani ve yüksek sesli alarmların, vücutta stres tepkisini artırabileceğini belirten Baryşev, daha yumuşak ve kademeli artan alarm sesi kullanımını önerdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sabah baş ağrısı ve sinirlilikle uyanıyorsanız alarm melodinizi değiştirin]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uyku ve uyanma süreçlerinde alarm sesi seçiminin önemi giderek daha fazla gündeme geliyor. Nörolog Artyom Baryşev, yüksek ve ani çalan çalar saatlerin insan vücudunda ciddi stres tepkilerine yol açabileceğini vurguladı. Baryşev'e göre, özellikle sabah saatlerinde aniden yükselen alarm sesi, kişide kaygı, huzursuzluk ve kalp atışlarında hızlanma gibi olumsuz etkiler yaratabiliyor. Bu nedenle, alarm sesi seçimi konusunda dikkatli davranmak ve daha yumuşak, kademeli olarak artan sesleri tercih etmek gerekiyor.</p><h3>Nörolog Baryşev: 'Yavaş artan alarm sesi daha sağlıklı'</h3><p>Artyom Baryşev, alarm sesiyle ilgili olarak tek bir doğru seçeneğin olmadığını, ancak çoğu kişi için düşük seviyede başlayan ve zamanla şiddetlenen alarm seslerinin daha rahat bir uyanma süreci sağladığını belirtti. Beynin, uyku sırasında bile çevresel seslere tepki verdiğini hatırlatan uzman, ani ve yüksek alarm sesinin vücudu gereksiz yere alarma geçirdiğini söyledi. Özellikle alarm sesi sonrası sık sık kaygı, sinirlilik, baş ağrısı ya da çarpıntı yaşayanların alarm ayarlarını gözden geçirmesi gerektiğini ekledi. Sesin ani ve rahatsız edici olması, kişinin güne stresli başlamasına neden olabiliyor.</p><h3>Alarm sesi seçimi uyku kalitesini doğrudan etkiliyor</h3><p>Baryşev, alarm sesi seçiminin yanı sıra, alarmın ses seviyesinin gereksiz yere yükseltilmemesi gerektiğini de vurguladı. Özellikle telefon ya da çalar saat kulağa yakınsa, yüksek sesin işitme üzerinde ekstra yük oluşturabileceğine dikkat çekti. Uzman, düzenli bir uyku programının da büyük önem taşıdığını, her gün aynı saatlerde uyanmanın vücut ritmini olumlu etkilediğini söyledi. Ancak, doğru alarm sesi seçimi tam bir dinlenmenin yerini tutmuyor. Sürekli uykusuz kalan bir kişinin yalnızca alarm sesi değişikliğiyle bu sorunu aşmasının mümkün olmadığını belirten Baryşev, uyku kalitesinin bütünsel olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.</p><p>Sonuç olarak, alarm sesi tercihi ve ses düzeyi, güne zinde ve huzurlu başlamak için önemli unsurlar arasında yer alıyor. Uzmanlar, kişiye özel alarm sesi seçiminin ve düzenli uyku alışkanlığının, hem fiziksel hem de zihinsel sağlık üzerinde olumlu etkiler yarattığını hatırlatıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/sabah-bas-agrisi-ve-sinir-866_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290656</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/sarimsagi-tavaya-butun-olarak-atiyorsaniz-dikkat-doktor-yapilan-buyuk-hatayi-acikladi-290656</link>
      <pubDate>2026-09-07T15:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sarımsağı tavaya bütün olarak atıyorsanız dikkat! Doktor yapılan büyük hatayı açıkladı]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Beslenme ve sağlık alanında önemli bir uyarı Dr. Sara Marin'den geldi. Sarımsağı pişirmeden önce ezmek, biyolojik faydalarını artırıyor ve sağlığımız için büyük önem taşıyor. Marin, doğru hazırlama yönteminin antibakteriyel ve antioksidan etkiyi koruduğunu belirtiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sarımsağı tavaya bütün olarak atıyorsanız dikkat! Doktor yapılan büyük hatayı açıkladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dr. Sara Marin, sarımsağın pişirilmeden önce ezilmesinin sağlık açısından kritik olduğunu vurguladı. Marin'e göre, bütün halde doğrudan tavaya atılan sarımsak, sahip olduğu biyolojik aktif bileşenlerin potansiyelini tam olarak ortaya çıkaramıyor. Ezme veya doğrama işlemi, sarımsağın hücre yapısını bozarak önemli kimyasal reaksiyonların başlamasını sağlıyor. Bu sayede, sarımsağa özgü antibakteriyel, antifungal ve antioksidan özellikler daha etkin şekilde korunuyor. Marin, bu yöntemin özellikle sağlık bilincine sahip bireyler için büyük avantaj sunduğunu belirtti.</p><h3>Dr. Sara Marin: 'Sarımsakta alisinin oluşumu için ezmek şart'</h3><p>Uzman isim, sarımsağın içinde bulunan alinin ve alliinaz enzimlerinin ancak ezme veya doğrama sonrasında etkileşime geçtiğini açıkladı. Sarımsak dişi bütünken bu maddeler ayrı ayrı kalıyor. Ancak ezildiklerinde, aralarındaki kimyasal reaksiyon başlıyor ve alisinin adı verilen, kükürtlü ve kararsız bir bileşik ortaya çıkıyor. Bu madde, sarımsağın sağlık üzerindeki güçlü etkilerinin temelini oluşturuyor. Dr. Marin, alisinin antibakteriyel ve antioksidan özellikleriyle öne çıktığını, bu nedenle mutfakta sarımsağın doğru şekilde hazırlanmasının önem taşıdığını ifade etti.</p><h3>Brokoli ve diğer sebzelerde de benzer etki gözleniyor</h3><p>Dr. Sara Marin, benzer bir kimyasal sürecin brokoli gibi bazı sebzelerde de geçerli olduğunu söyledi. Brokolinin dokusu zarar gördüğünde, içindeki enzimler aktif hale geliyor ve sülforafan adlı, potansiyel kanser önleyici bir bileşik oluşuyor. Bu nedenle, sebzelerin hazırlanma şeklinin sağlık üzerindeki etkisi göz ardı edilmemeli. Marin, özellikle sarımsak ve brokoli gibi besinlerin doğru şekilde işlenmesinin, vücuda alınan faydalı maddelerin miktarını önemli ölçüde artırdığını belirtti. Uzmanlar, bu tür sebzeleri pişirmeden önce ezmenin veya doğramanın sağlık açısından en verimli yöntem olduğunu dile getiriyor.</p><p>Sonuç olarak, Dr. Sara Marin'in açıklamaları, sarımsağın ve benzeri sebzelerin mutfakta doğru hazırlanmasının, sağlığımızı korumak ve biyolojik faydalarını en üst düzeye çıkarmak için büyük önem taşıdığını bir kez daha ortaya koydu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/sarimsagi-tavaya-butun-ol-340_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290655</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/altinda-sert-dusus-7-eylul-pazartesi-gram-altin-ceyrek-altin-yarim-altin-ne-kadar-oldu-son-290655</link>
      <pubDate>2026-09-07T15:03:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Altında sert düşüş! 7 Eylül Pazartesi gram altın, çeyrek altın, yarım altın ne kadar oldu? Son dakika altın fiyatları canlı takip]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[7 Eylül 2026 Pazartesi gram altın, çeyrek altın, yarım altın, cumhuriyet altını, ata altın ne kadar oldu? sorusu merak ediliyor. Güncel altın fiyatları arama motorlarında sorgulanıyor. Altında son durum araştırılıyor. Bugün altın kaç lira? Gram altın, çeyrek altın, yarım altın, cumhuriyet altını ve ata altın fiyatları ne kadar? İşte, 7 Eylül 2026 Pazartesi altın fiyatlarında son dakika gelişmeleri...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Altında sert düşüş! 7 Eylül Pazartesi gram altın, çeyrek altın, yarım altın ne kadar oldu? Son dakika altın fiyatları canlı takip]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bugün altın ne kadar? Altın düştü mü yükseldi mi? 2026 yılında altın fiyatları ne oldu? Altın fiyatlarındaki son durum araştırılıyor. <b>7 Eylül 2026 Pazartesi altın fiyatları</b>nı merak ediliyor. Gram altın, çeyrek altın, yarım altın, cumhuriyet altını ve ata altın fiyatları ne kadar? sorusunun yanıtı bu haberde...</p><p><b>ALTIN GÜNE NASIL BAŞLADI?</b></p><p><b>Altın yeni günde düşüş yaşadı.</b></p><p>Cuma günü ons altındaki düşüşe paralel değer kaybeden gram altın, günü 6 bin 897 liradan tamamlamıştı.</p><p>Yeni haftaya düşüşle başlayan gram altın, saat 09.25 itibarıyla önceki kapanışın hemen altında 6 bin 840 lira seviyesinden işlem görüyordu. 7 Eylül 2026 Pazartesi günü aynı dakikalarda çeyrek altın 11 bin 195 liradan, cumhuriyet altını 44 bin 573 liradan satılıyordu.</p><p>Altının onsu, faiz artışı tahminleri ve güçlenen dolar endeksiyle yeni haftada değer kaybederek 4 bin 389 dolardan alıcı buluyordu.</p><p><b>Peki, şimdi altın fiyatları ne kadar oldu? </b></p><p><b>İşte, 7 Eylül 2026 Pazartesi (bugün) gram altın, yarım altın, çeyrek altın ve cumhuriyet altını fiyatları hakkında bilgi almak isteyenler için son dakika, canlı tüm değerler ile altın alış satış fiyatları burada...</b></p><p><b>7 EYLÜL 2026 PAZARTESİ GÜNCEL ALTIN FİYATLARI</b></p><p><b>GRAM ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 6.831,91</p><p>Satış: 6.832,55</p><p><b>ÇEYREK ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 10.851,90</p><p>Satış: 11.101,82</p><p><b>YARIM ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 21.635,98</p><p>Satış: 22.203,64</p><p><b>CUMHURİYET ALTINI</b></p><p>Alış: 45.031,00</p><p>Satış: 45.712,00</p><p><b>ATA ALTIN</b></p><p>Alış: 44.764,10</p><p>Satış: 45.901,10</p><p><b><font size="5" color="#ff0000"><a href="https://www.platinonline.com/altin-fiyatlari">GÜNCEL ALTIN FİYATLARI SAYFASINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ (CANLI TAKİP)</a></font></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/altinda-sert-hareketlilik-364_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290654</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/aliyev-nobel-odullu-turk-bilim-insani-aziz-sancari-sohret-nisaniyla-odullendirdi-290654</link>
      <pubDate>2026-09-07T14:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Aliyev, Nobel ödüllü Türk bilim insanı Aziz Sancar'ı "Şöhret" nişanıyla ödüllendirdi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Nobel ödüllü Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar'ın "Şöhret" nişanıyla ödüllendirilmesine ilişkin kararnameyi imzaladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Aliyev, Nobel ödüllü Türk bilim insanı Aziz Sancar'ı "Şöhret" nişanıyla ödüllendirdi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Azerbaycan Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Anayasa'nın ilgili maddelerini esas alarak Nobel ödüllü Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar'ın "Şöhret" nişanıyla ödüllendirilmesine ilişkin kararnameye imza attı.</p><p>Kararnamede, Sancar'ın Azerbaycan ile uluslararası bilimsel ve insani işbirliğinin güçlendirilmesine yönelik özel hizmetleri dolayısıyla ödüle layık görüldüğü belirtildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/aliyev-nobel-odullu-turk--449_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290653</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/yaslandikca-vucutta-azaliyor-bilim-insanlarinin-odaklandigi-bagirsak-bakterisi-ne-ise-yariyor-290653</link>
      <pubDate>2026-09-07T14:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yaşlandıkça vücutta azalıyor! Bilim insanlarının odaklandığı bağırsak bakterisi ne işe yarıyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Çin'de yapılan yeni bir araştırma, Bifidobacterium pseudocatenulatum adlı bağırsak bakterisinin miktarının yaşla birlikte azaldığını ve bu azalmanın sağlıklı yaşlanma üzerinde önemli etkiler yaratabileceğini ortaya koydu. Bilim insanları, bu bakterinin ve ürettiği 5-AVAB bileşiğinin yaşlanma sürecindeki rolünü vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yaşlandıkça vücutta azalıyor! Bilim insanlarının odaklandığı bağırsak bakterisi ne işe yarıyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çin'de gerçekleştirilen kapsamlı bir bilimsel çalışma, Bifidobacterium pseudocatenulatum adlı bağırsak bakterisinin insanlarda yaşla birlikte azaldığını ve bu azalmanın sağlıklı yaşlanmayla doğrudan ilişkili olabileceğini gösterdi. Farklı yaş gruplarındaki bireylerden alınan bağırsak mikrobiyomu örneklerini inceleyen araştırmacılar, hem erkeklerde hem de kadınlarda bu bakterinin miktarının yıllar içinde belirgin biçimde düştüğünü saptadı. Bilim insanları, özellikle Bifidobacterium pseudocatenulatum'un sağlıklı yaşlanma sürecinde potansiyel bir rol oynayabileceğine dikkat çekti.</p><h3>Bifidobacterium pseudocatenulatum ve 5-AVAB bağlantısı öne çıktı</h3><p>Araştırmada, yalnızca bakterinin miktarı değil, aynı zamanda Bifidobacterium pseudocatenulatum tarafından üretilen 5-AVAB adlı bileşiğin de yaşla birlikte azaldığı belirlendi. Analizler, bu metabolitin insan vücudundaki seviyesinin zamanla düştüğünü ortaya koydu. Bilim insanları, 5-AVAB'ın bağırsak sağlığı ve genel yaşlanma süreci üzerindeki etkilerinin de önemli olduğunu vurguladı. Bu bulgular, bağırsak mikrobiyomunun yaşlanma üzerindeki karmaşık etkilerini anlamada yeni bir pencere açtı.</p><h3>Hayvan deneyleri umut verdi: Yaşlanma belirtileri azaldı</h3><p>Çalışmanın bir diğer önemli aşamasında, bilim insanları Bifidobacterium pseudocatenulatum ve 5-AVAB'ın yaşlanma üzerindeki etkilerini yaşlı fareler üzerinde test etti. Bakteri takviyesi yapılan farelerde bağırsak sağlığında belirgin iyileşmeler gözlemlendi. Ayrıca, kronik iltihaplanma süreçlerinin hafiflediği, motor ve bilişsel fonksiyonların ise daha yüksek seviyelerde olduğu tespit edildi. 5-AVAB bileşiği tek başına verildiğinde de benzer olumlu sonuçlar elde edildi. Uzmanlar, bu bulguların Bifidobacterium pseudocatenulatum ve 5-AVAB'ın sağlıklı yaşlanma mekanizmalarında önemli bir rol oynayabileceğini düşündürüyor.</p><p>Bilim insanları, şu ana kadar elde edilen verilerin umut verici olduğunu belirtiyor ancak bu bulguların insanlar üzerindeki etkisinin netleşmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunun altını çiziyor. Gelecekte yapılacak çalışmaların, yaşlanma süreçlerinin yavaşlatılmasında Bifidobacterium pseudocatenulatum ve 5-AVAB'ın potansiyelini daha ayrıntılı şekilde ortaya koyması bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/yaslandikca-vucutta-azali-430_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290652</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/harvarddan-dijital-detoks-arastirmasi-sosyal-medyayi-azaltmak-ruh-haline-nasil-yansidi-290652</link>
      <pubDate>2026-09-07T14:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Harvard'dan dijital detoks araştırması! Sosyal medyayı azaltmak ruh haline nasıl yansıdı?]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Harvard Tıp Okulu ve Beth Israel Deaconess Tıp Merkezi'nin ortak çalışmasında dijital detoks uygulayan gençlerde kaygı ve depresyon belirtileri önemli ölçüde azaldı. Sosyal medya kullanımını bir hafta boyunca kısıtlayan katılımcıların ruh sağlığında gözle görülür iyileşme saptandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Harvard'dan dijital detoks araştırması! Sosyal medyayı azaltmak ruh haline nasıl yansıdı?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Harvard Tıp Okulu ile Beth Israel Deaconess Tıp Merkezi'nin yürüttüğü kapsamlı bir araştırmada, 18-24 yaş aralığındaki gençler bir hafta boyunca sosyal medya kullanımını ciddi oranda azalttı. Araştırma sonucunda, gençlerin depresyon ve kaygı düzeylerinde dikkat çekici bir düşüş kaydedildi. Katılımcıların sosyal medya platformlarında geçirdikleri süre ortalama 1,9 saatten yarım saate inerken, depresyon belirtilerinde yüzde 24,8, kaygıda ise yüzde 16,1 oranında azalma görüldü. Uykusuzluk şikayetlerinde de yüzde 14,5'lik bir düşüş tespit edildi. Araştırma, sosyal medya kullanımının ruh sağlığı üzerindeki etkilerini bilimsel verilerle ortaya koydu.</p><h3>Harvard uzmanları: Dijital detoks ruh sağlığında hızlı iyileşme sağladı</h3><p>Dijital detoks uygulamasının etkileri, özellikle sosyal medya kullanımını yoğun şekilde sürdüren gençlerde belirginleşti. Araştırmaya katılan 373 kişiden 295'i, beş popüler sosyal medya platformunda bir hafta boyunca kısıtlamayı gönüllü olarak kabul etti. Katılımcılardan sosyal medyayı tamamen bırakmaları istenmedi; bunun yerine, mümkün olduğunca az kullanmaları önerildi. Bu süreçte sosyal medya kullanım süresi günde yaklaşık 1,9 saatten 30 dakikaya düştü. PHQ-9 ölçeğiyle yapılan değerlendirmede, depresyon belirtileri yüzde 24,8, kaygı ise yüzde 16,1 oranında azaldı. Uykusuzluk şikayetlerinde de yüzde 14,5'lik bir iyileşme kaydedildi. Özellikle başlangıçta daha belirgin ruhsal sorunlar yaşayan gençlerde, dijital detoksun etkisi çok daha yüksek oldu.</p><h3>Sosyal medya kısıtlaması yalnızlık hissini değiştirmedi</h3><p>Araştırmada dijital detoksun diğer etkileri de incelendi. Sosyal medya kullanımındaki düşüş, akıllı telefon kullanım süresini neredeyse etkilemedi; katılımcılar boşalan zamanı telefonun diğer işlevlerine ayırdı. Yalnızlık hissi ise neredeyse sabit kaldı. Uzmanlar, sosyal medya platformlarının bazı gençler için iletişim ve bağlantı aracı olarak önemini koruduğunu belirtti. Ayrıca, sosyal medyada geçirilen zamanın miktarından çok, platformların problemli kullanımıyla olumsuz ruh hali arasında daha güçlü bir ilişki bulunduğu ortaya çıktı. Araştırmada, içerik türlerinin etkisi ise ayrı olarak analiz edilmedi. Bireysel farklılıkların da önemli rol oynadığı gözlendi; bazı gençler ruh hallerinde ciddi iyileşme bildirirken, bazıları ise değişiklik hissetmedi. Fiziksel aktivite açısından, grup genelinde anlamlı bir artış saptanmadı.</p><h3>Uzmanlar dijital detoksun kişiye özel uygulanmasını öneriyor</h3><p>Çalışmanın yazarları, bir haftalık dijital detoksun kendiliğinden iyileşme sağladığını kesin olarak söylemenin şu aşamada mümkün olmadığını vurguladı. Araştırmada kontrol grubu bulunmaması ve katılımcıların gönüllü olarak sürece dahil olması, bulguların genellenmesini sınırladı. Araştırmanın bir sonraki aşamasında, dijital detoksun kişiye özel planlanması hedefleniyor. Uzmanlar, herkes için tek tip bir yaklaşım yerine, bireyin sosyal medya alışkanlıklarına, uyku düzenine ve fiziksel aktivite düzeyine göre özel önlemler alınmasının daha etkili olacağını savunuyor. Bu yeni yaklaşımın, gençlerin ruh sağlığında daha kalıcı ve anlamlı iyileşmeler sağlayabileceği öngörülüyor.</p><p>Sonuç olarak, Harvard ve Beth Israel Deaconess Tıp Merkezi'nin ortak dijital detoks araştırması, sosyal medya kullanımının ruh sağlığı üzerindeki etkilerini net biçimde gösterdi. Dijital detoksun özellikle depresyon ve kaygı belirtileri üzerinde kısa sürede olumlu sonuçlar verdiği, ancak yalnızlık duygusu ve genel telefon kullanımı üzerinde sınırlı etkisi olduğu belirlendi. Uzmanlar, gelecekte daha kişiselleştirilmiş dijital detoks programlarının geliştirilmesi gerektiğini ifade ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/harvarddan-dijital-detoks-204_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290651</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/titanikin-batis-nedeni-lanetli-bir-misir-mumyasi-miydi-290651</link>
      <pubDate>2026-09-07T14:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Titanik'in batış nedeni lanetli bir Mısır mumyası mıydı?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[1912'de Atlantik Okyanusu'nda batan Titanik ile ilgili Mısır mumyası söylentileri yıllardır tartışılıyor. Tarihçiler, gemide antik bir Mısır mumyası taşındığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve bu efsanenin herhangi bir kanıta dayanmadığını vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Titanik'in batış nedeni lanetli bir Mısır mumyası mıydı?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1912 yılında Atlantik Okyanusu'nda batan Titanik, sadece denizcilik tarihinin en büyük felaketlerinden biri olarak değil, aynı zamanda Mısır mumyası söylentileriyle de hafızalara kazındı. Bazı araştırmacılar, facianın nedenini gemide taşındığı iddia edilen antik bir Mısır mumyasının lanetine bağladı. Özellikle, bu mumyanın trajediye yol açan bir rahibeye ait olduğu ve gemiye uğursuzluk getirdiği iddiaları uzun süre gündemde kaldı. Ancak tarihçiler, bu iddiaların gerçek bir temele dayanmadığını belirtiyor.</p><h3>Titanik ve Mısır mumyası iddiası Amerikan basınında geniş yer buldu</h3><p>O dönemde, mumya söylentileri başta Amerika olmak üzere birçok ülkede geniş yankı uyandırdı. Gazeteci William Stead gibi isimler, kötü ruhların huzurunu bozanlara karşı intikam alınabileceğine dikkat çekti. Amerikan basını, Titanik'in batışını gizemli bir lanetle ilişkilendirdi ve gemideki Mısır mumyasının felakete yol açtığı iddiasını manşetlere taşıdı. Bu söylentiler, özellikle Tutankhamun'un mezarının keşfiyle birlikte antik Mısır lanetlerine olan ilginin artmasına da neden oldu.</p><h3>Titanik tarih derneği: Mısır mumyası söylentisi asılsız</h3><p>1985 yılında Titanik'e adanmış bir tarih derneği, yürüttüğü araştırmalar sonucunda gemide hiçbir antik Mısır eserinin bulunmadığını açıkladı. Dernek, Mısır mumyası söylentisinin tamamen efsaneden ibaret olduğunu ve Titanik'in batışıyla herhangi bir bağlantısı olmadığını vurguladı. Uzmanlar, bu tür lanet hikayelerinin gerçek bir dayanağı olmadığını, sadece ilgi çekici bir öykü olarak kaldığını belirtiyor. Sonuç olarak, Titanik ve Mısır mumyası ilişkisi tarihte yalnızca bir efsane olarak yer alıyor.</p><p>Tüm bu açıklamalar, Titanik faciasının ardındaki gizemi çözmeye yetmese de, Mısır mumyası iddiasının bilimsel bir temeli olmadığını net şekilde ortaya koyuyor. Tarihçiler, bu tür söylentilerin gerçek olayların önüne geçmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/titanikin-batis-nedeni-la-510_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290648</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/ev-bitkileriniz-sonbaharda-soluyorsa-bu-ayrintiya-dikkat-290648</link>
      <pubDate>2026-09-07T14:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ev bitkileriniz sonbaharda soluyorsa bu ayrıntıya dikkat]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Biyolog T. Alexeeva, oda bitkilerinin sonbahar aylarında solmaması için fitolamba kullanımının önemine dikkat çekti. Uzman, evde bitki yetiştirenlerin özellikle gün ışığı süresi azaldığında doğru aydınlatma ve nem desteği sağlaması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ev bitkileriniz sonbaharda soluyorsa bu ayrıntıya dikkat]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Biyolog T. Alexeeva, oda bitkilerinin sonbaharda karşılaştığı solgunluk sorununa karşı önemli uyarılarda bulundu. Alexeeva, günlerin kısalmasıyla birlikte oda bitkilerinin stres altında kaldığını ve bu dönemde fitolamba kullanımının bitkiler için büyük fayda sağladığını belirtti. Uzman, sıradan lambaların yerine özellikle fitolamba tercih edilmesinin, bitkilerin sağlıklı gelişimi açısından kritik rol oynadığını ifade etti. Sonbahar aylarında oda bitkileri için doğru aydınlatma ve bakım yöntemlerinin uygulanmasının, bitkilerin canlılığını koruması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.</p><h3>Alexeeva: 'Fitolamba ve nem desteği şart'</h3><p>Biyolog Alexeeva, sonbaharda birçok bitkinin büyüme hızının düştüğünü ve sıcak ortam seven türlerin cereyan ile açık pencerelerden olumsuz etkilendiğini açıkladı. Bu nedenle, sıcak iklimi seven oda bitkilerinin geçici olarak daha korunaklı bir alana taşınmasının faydalı olacağını söyledi. Ayrıca, ısıtma sezonunda oda bitkilerinin nem ihtiyacının arttığını belirten Alexeeva, fitolamba ile birlikte düzenli nem desteği verilmesinin bitkilerin sağlığını koruduğuna dikkat çekti. Bitkilerin yanında su kabı bulundurmanın ya da belirli aralıklarla sprey kullanmanın, özellikle hassas türler için etkili bir çözüm sunduğunu dile getirdi.</p><h3>Eğrelti otları için günlük sprey önerisi</h3><p>Uzman, oda bitkilerinin türüne göre bakım ihtiyaçlarının değiştiğini ve bazı bitkilerde spreylemenin daha sık yapılması gerektiğini belirtti. Özellikle eğrelti otları gibi nem seven bitkilerin her gün spreylenmesi gerektiğini vurgulayan Alexeeva, fitolamba ve nem desteğinin bir arada uygulanmasının bitkilerin sonbahar boyunca sağlıklı kalmasına katkı sağladığını ifade etti. Sonbaharda oda bitkilerinin bakımında fitolamba, düzenli nem ve doğru ortam seçimi ile canlı ve sağlıklı bitkiler elde etmek mümkün oluyor. Bu yöntemler sayesinde, evdeki bitkiler mevsim geçişlerinden olumsuz etkilenmeden gelişimini sürdürebiliyor.</p><p>Sonuç olarak, Alexeeva'nın önerileri, oda bitkilerinin sonbaharda solmaması için fitolamba ve nem desteğinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Evde bitki yetiştirenlerin bu dönemde dikkatli hareket etmesi, bitkilerin sağlıklı kalmasına yardımcı oluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/ev-bitkileriniz-sonbahard-920_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290647</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/bir-aracin-patlamasina-yol-acabilecek-hata-ne-290647</link>
      <pubDate>2026-09-07T14:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bir aracın patlamasına yol açabilecek hata ne?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, araçlarda akü takviyesi sırasında yapılan basit hataların ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle yanlış kablo bağlantısının yangın ve patlama riskini artırdığı uyarısı yapıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bir aracın patlamasına yol açabilecek hata ne?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Otomobil kullanıcıları için akü takviyesi sırasında yapılan küçük hatalar, büyük tehlikeleri beraberinde getiriyor. Uzmanlar, özellikle yanlış kablo bağlantısı nedeniyle araçlarda patlama ve yangın riskinin ciddi şekilde arttığını belirtiyor. Boş aküyle motoru çalıştırmaya çalışırken yapılan bir hata, aracın elektronik sisteminin devre dışı kalmasına, yangın çıkmasına veya patlamaya neden olabiliyor. Bu tür risklerin önüne geçmek için doğru adımların izlenmesi gerekiyor.</p><h3>Yanlış takviye bağlantısı patlama riskini artırıyor</h3><p>Aküyle ilgili sorunlar yalnızca boş aküyle sınırlı kalmıyor. Arızalı marş motoru, çalışmayan akü şarj sensörü veya yeterli akım üretmeyen alternatör de ciddi sorunlara yol açabiliyor. Araç sahiplerinin en sık yaptığı hata ise takviye sırasında kabloları yanlış bağlamak oluyor. Pek çok sürücü, önce negatif kabloyu aküye bağlayarak riskli bir işlem gerçekleştiriyor. Uzmanlar, bu bağlantının motor kaputundaki metal parçalarla temas etmesi halinde kıvılcım oluşabileceğini ve bu kıvılcımın aküden çıkan gazlarla birleşerek yangın veya patlamaya yol açabileceğini vurguluyor. Bu nedenle, her adımda dikkatli davranmak şart.</p><h3>Doğru bağlantı sırası hayati önem taşıyor</h3><p>Böylesi tehlikeli sonuçların önüne geçmek için akü takviyesinde kabloların doğru şekilde bağlanması gerekiyor. Uzmanlar, "artı" kablonun doğrudan "artıya", "eksi" kablonun ise takviye yapılan aracın gövdesine bağlanmasını öneriyor. Ayrıca, bu işlemin karmaşık olabileceğini belirten uzmanlar, mümkünse profesyonel destek alınmasını tavsiye ediyor. Yanlış bağlantı sonucu oluşabilecek patlama ve yangın riski, hem araç hem de sürücü güvenliğini tehdit ediyor. Araç sahiplerinin, bu konuda bilinçli hareket etmesi ve güvenlik kurallarını ihmal etmemesi büyük önem taşıyor.</p><p>Sonuç olarak, akü takviyesi sırasında yapılan hatalar ciddi can ve mal kaybına yol açabiliyor. Uzmanlar, her sürücünün doğru bağlantı yöntemlerini öğrenmesini ve gerektiğinde profesyonel yardım almasını öneriyor. Araç güvenliği için bu adımların atlanmaması hayati önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/bir-aracin-patlamasina-yo-993_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290644</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-ciftci-sehirlerini-direncli-hale-getiren-ve-toplumunu-afetlere-hazirlayan-bir-turkiy-290644</link>
      <pubDate>2026-09-07T14:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Çiftçi: Şehirlerini dirençli hale getiren ve toplumunu afetlere hazırlayan bir Türkiye için çalışıyoruz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde risklerini azaltan, şehirlerini dirençli hale getiren, bilimi kamu politikalarının merkezine yerleştiren ve toplumunu afetlere hazırlayan bir Türkiye için çalışıyoruz" dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Çiftçi: Şehirlerini dirençli hale getiren ve toplumunu afetlere hazırlayan bir Türkiye için çalışıyoruz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, İstanbul'da bir otelde düzenlenen Avrupa Sismoloji Komisyonu 40. Genel Kurulu (ESC2026) Avrupa Sismoloji Kongresi Açılış Töreni'ne katıldı.</p><p>Bakan  Mustafa Çiftçi, yaptığı konuşmada, 60'tan fazla ülkeden bilim insanlarını, araştırmacıları, mühendisleri ve karar vericileri bir araya getiren bu buluşmanın insanlığın ortak geleceği için hayırlara vesile olmasını diledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42405402.jpg"/><p>Çiftçi, 6 Şubat 2023'teki depremlerden 11 il ile yaklaşık 14 milyon insanın doğrudan etkilendiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p><p>"53 binden fazla insanımızı kaybettik. Kaybettiğimiz bütün vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum. Allah hepsine gani gani rahmet eylesin. 6 Şubat, bize bir kez daha gösterdi ki depremi engelleyemeyiz ancak depremin afete dönüşmesini önlemek için yapacağımız, yapabileceğimiz çok şey vardır. Tam da bu noktada devletin sorumluluğu ile bilimin sorumluluğu kesişmektedir. Güvenli bir şehir inşa etmek, mühendislik meselesi olmanın ötesinde aynı zamanda bir kamu ahlakı meselesidir. Bir binanın sağlamlığı, o binada yaşayacak insanlara karşı sorumluluğumuzun, bir okulun güvenliği, gelecek nesillerimize karşı vazifemizin ifadesidir. Afetlere hazırlığı, nesiller boyu karşılığı olan bir medeniyet yatırımı olarak görüyoruz. Hedefimiz, afetten sonra güçlü biçimde müdahale eden devlet kapasitesini, afetten önce riski gören ve tedbir alan devlet anlayışıyla tamamlamaktır.</p><p>Türkiye, Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanlığının kurulmasıyla afet yönetiminde önemli bir dönüşüm gerçekleştirdi. Risk azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirmeyi birbirini tamamlayan tek bir sistem olarak ele alıyoruz. Bilimi de karar alma mekanizmamızın asli unsuru olarak görüyoruz. Bugün AFAD teşkilatımızın 1200'ün üzerindeki deprem gözlem istasyonuyla Avrupa'nın en geniş deprem gözlem ağını işletmesi, Türkiye'nin bilimsel ve teknolojik kapasitesinin kamu güvenliğine dönüşmesinin somut bir göstergesidir."</p><p>Bakan Çiftçi, Türkiye'nin 2014 yılında Avrupa Sismoloji Komisyonunun 34. Genel Kuruluna ev sahipliği yapmasının ardından 12 yıl sonra yeniden İstanbul'da buluşmanın bilimsel işbirliğinin sürekliliği açısından ayrı önem taşıdığını vurguladı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42405403.jpg"/><p><b>"DEPREM SINIR TANIMIYORSA BİLİM DE SINIR TANIMAMALIDIR"</b></p><p>Bu süre içinde bilimin yeni ufuklar açtığını ifade eden Çiftçi, sismolojide gözlem ve analiz kabiliyetlerinin oldukça geliştiğini söyledi.</p><p>"Şimdi İstanbul'dan ayrılırken 'Bu kongrede ne öğrendik?' sorusunun yanına daha önemli bir soruyu da eklemeliyiz. 'İstanbul'dan sonra neyi değiştireceğiz?' sorusu" diyen Çiftçi, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>"Temennimiz, burada sunulan her bir bildirinin yeni bir araştırmaya, her araştırmanın yeni bir teknolojiye, her teknolojinin daha yüksek bir standarda, bütün bu birikimin de daha dirençli şehirlere dönüşmesidir. Muhterem Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde risklerini azaltan, şehirlerini dirençli hale getiren, bilimi kamu politikalarının merkezine yerleştiren ve toplumunu afetlere hazırlayan bir Türkiye için çalışıyoruz. Türkiye Yüzyılı'nın şehirlerini de bu anlayışla inşa ediyoruz çünkü bir şehrin gerçek direnci, binalarının sağlamlığının yanında hayatın bütün unsurlarıyla devam edebilme kabiliyetiyle ölçülmektedir.</p><p>Deprem, bize insanlığın ortak kırılganlığını, bilim ise bu kırılganlık karşısında ortak bir akıl kurabileceğimizi gösteriyor. Deprem sınır tanımıyorsa bilim de sınır tanımamalıdır. Risk ortaksa bilgi de ortaklaşmalıdır. Tehdit küreselse dayanışmamız da küresel olmalıdır."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42405401.jpg"/><p><b>"1 MİLYON 350 BİN BAĞIMSIZ BİRİM ELDEN GEÇTİ"</b></p><p>İstanbul Valisi Davut Gül de 2006'da sadece İstanbul'a özgü İstanbul Proje Koordinasyon Birimi'nin oluşturulduğunu belirterek, şimdiye kadar bu birimin 2000 yılından önce inşa edilen bütün kamu binalarına deprem dayanıklılık testi yaptığını söyledi.</p><p>Gül, 1700 civarındaki kamu binasının 1535'inin depreme dayanıksız olduğunun tespit edildiğini, 1535 binadan güçlendirilmesi gerekenlerin güçlendirildiğini, güçlendirilemeyenlerin ise tamamen yıkılarak yeniden yapıldığını anlattı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42405404.jpg"/><p>Vali Gül, şöyle konuştu:</p><p>"Bunların içerisinde 1430 tanesi eğitim tesisi ve şu an İstanbul'umuzda eğitim tesislerimizin tamamı İstanbul'un en güçlü, en sağlam binaları. Olası bir depremde mahalle ölçeğinde lojistik merkezi olarak kullanabileceğimiz alanlar olarak ortaya çıktı. Bu, kamu binalarıyla ilgili çalışma. Aynı çalışma eş zamanlı olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız tarafından yapıldı ve şu an itibarıyla İstanbul'umuzda 1 milyon 350 bin bağımsız birim elden geçti ve bunlar yıkılıp tekrardan yapıldı, yapım süreci devam ediyor. Bunların 385 bin tanesi 'Yarısı Sizden Yarısı Bizden' kampanyasıyla yapılan. İstanbul'umuz bu hızla devam ettiğinde yaklaşık 5-6 yıl içerisinde belki depremin olmasını engelleyemeyiz ama depremin risklerini azaltan, ortadan kaldıran bir duruma gelmiş olacağız."</p><p><b>"AFAD'IMIZIN DEPREM İZLEME İSTASYONU SAYISI 1204'E YÜKSELMİŞTİR"</b></p><p>AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı Vizyonu kapsamında "Afetlere Dirençli Toplum", "Dirençli Şehirler" ve "Afetlere Dirençli Türkiye" hedefinin "Yara sarmak önemli ancak daha önemli olan o yarayı önleyecek direnci inşa etmektir." şiarıyla şekillendiğini söyledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42405406.jpg"/><p>"Yapılan bilimsel çalışmalar bu bağlamda göstermektedir ki risk azaltma yatırımlarına harcanan her 1 birim, afet sonrası 7 ila 15 birim yükten kurtulmak anlamına gelmektedir." ifadesini kullanan Pehlivan, şunları dile getirdi:</p><p>"İşte bu anlayışla devletimiz, ilgili kurumlarımız, AFAD'ımız, birtakım plan ve programlar ortaya koymaktadır. Bu kapsamda Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı, Türkiye Afet Müdahale Planı, Türkiye Afet Risk Azaltma Planı, Türkiye Afet Sonrası İyileştirme Planı hazırlanıp uygulamaya konulmuş belli başlı sacayakları niteliğindeki planlarımızdır. Bu planların ayrıca yerelde de etkin bir şekilde uygulanması adına 81 vilayetimizde İl Risk Azaltma Planları ve İl Afet Müdahale Planları vesilesiyle doğrudan doğruya sahaya yansıtılmaktadır. Marmara Bölgemizde de bu bağlamda münhasır çalışmalar devam etmekte.</p><p>AFAD'ımızın deprem izleme istasyonu sayısı 1204'e yükselmiştir. Yine geliştirdiğimiz milli yazılımlardan biri olan Deprem Ön Hasar Tahmin Sistemi sayesinde olası bir depremin hasar senaryolarını kapsamlı ve detaylı biçimde ortaya koyabilen bir teknolojik imkan da kullanılmakta."</p><p>Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim ve Afet Politikaları Kurulu Üyesi Nurcan Meral Özel de misyonlarının son derece net olduğunu ifade ederek, "Yerel yönetimlerin kurumsal kapasitesini güçlendirmek, kapsamlı afet risk yönetimini teşvik etmek ve bilimsel bilginin sahaya ulaşmasını, aynı zamanda sahadaki bilgi ve deneyimin politika oluşturma süreçlerini beslemesini sağlamaktır." dedi.</p><p>Kurul olarak ilk önceliklerinin çalışma alanlarının bilimsel metodoloji temelinde belirlenmesi olduğunu anlatan Özel, "Bu kapsamda yürüttüğümüz çalışma sonucu ortak bir uzlaşıyla 69 stratejik politik alan belirlenmiş ve bu alanlar 4 çalışma grubumuz için bir yol haritası oluşturmuştur. Bu süreç boyunca bilimsel kurumlarla doğrudan ve sürekli etkileşim içinde olmaya özellikle önem verdik." dedi.</p><p>Programa ESC Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ayşegül Askan, Türkiye Deprem Mühendisliği Derneği Başkanı Mustafa Kerem Koçkar, Kandilli Rasathanesi Direktörü Özer Çinicioğlu ile yerli ve yabancı davetliler katıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/bakan-ciftci-sehirlerini--296_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290643</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/aliyev-ve-putin-azerbaycan-rusya-iliskilerinin-yogunlastirilmasi-konusunda-mutabakat-sagladi-290643</link>
      <pubDate>2026-09-07T13:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Aliyev ve Putin, Azerbaycan-Rusya ilişkilerinin yoğunlaştırılması konusunda mutabakat sağladı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, iki ülke ilişkilerinin farklı düzeylerde yoğunlaştırılması konusunda mutabakata vardı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Aliyev ve Putin, Azerbaycan-Rusya ilişkilerinin yoğunlaştırılması konusunda mutabakat sağladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Azerbaycan Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'i telefonla aradı.</p><p>Telefon görüşmesinde iki ülke arasındaki ekonomik, ticari ve insani işbirliğinin bazı güncel meseleleri ele alındı.</p><p>Görüşmede, ikili ilişkilerin farklı düzeylerde yoğunlaştırılması konusunda mutabakata varıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/aliyev-ve-putin-azerbayca-255_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290642</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/trenlerde-bilet-bulamayan-yolcular-icin-bos-yer-takip-butonu-devreye-alindi-290642</link>
      <pubDate>2026-09-07T13:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trenlerde bilet bulamayan yolcular için "Boş Yer Takip Butonu" devreye alındı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bilet bulamayan yolcuların iade, iptal veya başka nedenlerle yer açılması halinde otomatik olarak bilgilendirilmesini sağlayan "Boş Yer Takip Butonu" özelliğinin hayata geçirildiğini bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trenlerde bilet bulamayan yolcular için "Boş Yer Takip Butonu" devreye alındı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yazılı açıklamasında, TCDD Taşımacılık AŞ tarafından hayata geçirilen "Boş Yer Takip Butonu" özelliğine ilişkin bilgi verdi.</p><p>TCDD Taşımacılık AŞ'nin dijital dönüşüm çalışmalarına bir yenisinin daha eklendiğini belirten Uraloğlu, "Trenlerde bilet bulamayan yolcuların iade, iptal veya başka nedenlerle yer açılması halinde otomatik olarak bilgilendirilmesini sağlayan 'Boş Yer Takip Butonu' özelliği hayata geçirildi." ifadesini kullandı.</p><p>Uraloğlu, yeni uygulamayla bilet bulamayan yolcuların seyahat etmek istedikleri tren için uyarı talebi oluşturabileceğine dikkati çekti. Söz konusu uygulamayla sağlanan avantajlara işaret eden Uraloğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>"Uygulamayla bilet bulamayan yolcularımız, trenler için sistem üzerinden e-posta adreslerini tanımlayarak, bilet satış ekranını sürekli kontrol etmesine gerek kalmayacak. Yolcularımızın iade, iptal veya başka nedenlerle yer açılması halinde anında haberdar olmalarını ve biletlerini kolayca satın almalarını sağlıyoruz. Dijital imkanları kullanarak vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırmaya ve seyahat planlamalarını daha erişilebilir hale getirmeye devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p><p><b>BİLET VE FATURALARA DİJİTAL ERİŞİMDE</b></p><p>Uraloğlu, TCDD Taşımacılık AŞ'nin e-belge dönüşüm çalışmaları kapsamında, 1 Eylül 2026 itibarıyla e-bilet ve e-fatura uygulamalarının da hayata geçirildiğini anımsatarak, e-Bilet uygulamasıyla yolcuların bilet satın alma işleminin ardından kendilerine gönderilen "Yolculuk Bilgilendirme" e-postasındaki PDF dokümanda yer alan bağlantı üzerinden e-biletlerine ulaşabildiklerini aktardı.</p><p>e-Fatura uygulamasıyla da taşımacılık hizmetlerinden yararlanan müşterilerin, faturalarına dijital ortamda erişebileceğini değinen Uraloğlu, şunları kaydetti:</p><p>"Uygulama fatura oluşturma, iletme ve arşivleme süreçlerinde zaman ve maliyet avantajı sağlıyor. Kağıt, baskı ve fiziksel arşivleme ihtiyacını azaltarak, hem maliyetlerimizi düşürüyor, hem de doğal kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sunuyoruz. Hedefimiz, dijital imkanlardan daha fazla yararlanarak, demir yolu hizmetlerimizi vatandaşlarımız her yerden, her zaman ulaşılabilir ve işlemleri daha hızlı, kolay, verimli ve çevreci hale getirmek. Bu kapsamda, ilk 4 günde yaklaşık 286 bin e-bilet ve 1554 e-fatura düzenlendi."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/trenlerde-bilet-bulamayan-153_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290641</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/12-bin-ton-portakal-atigi-birakildi-15-yil-sonra-bilim-insanlari-gozlerine-inanamadi-290641</link>
      <pubDate>2026-09-07T13:53:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[12 bin ton portakal atığı bırakıldı, 15 yıl sonra bilim insanları gözlerine inanamadı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Kosta Rika'nın Guanacaste bölgesinde, Del Oro şirketinin bıraktığı portakal atıklarıyla yürütülen deney, orman restorasyonu çalışmalarına yeni bir bakış açısı kazandırdı. Princeton Üniversitesi araştırmacılarının 15 yıl sonra yaptığı inceleme, portakal atığı uygulanan arazide biyokütle ve bitki çeşitliliğinde büyük artış yaşandığını ortaya koydu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[12 bin ton portakal atığı bırakıldı, 15 yıl sonra bilim insanları gözlerine inanamadı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kosta Rika'nın kuzeybatısındaki Guanacaste Koruma Alanı yakınlarında 1990'lı yıllarda başlayan sıra dışı bir deney, yıllar sonra bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. Del Oro adlı portakal suyu şirketi, üretim sonrası ortaya çıkan binlerce ton portakal kabuğu ve posasını, ekolojistlerin önerisiyle ciddi şekilde tahrip olmuş bir arazide değerlendirdi. 1998'de yaklaşık 12.000 metrik ton portakal atığı, bu bozulmuş araziye bırakıldı. Amaç, fakir ve sıkışmış toprak yapısını iyileştirerek orman restorasyonuna katkı sağlamaktı. Proje, mahkeme kararıyla kısa sürede durdurulsa da, yıllar sonra ortaya çıkan sonuçlar hem araştırmacıları hem de doğa koruma uzmanlarını şaşkına çevirdi.</p><h3>Princeton ekibinden 15 yıl sonra çarpıcı inceleme</h3><p>2013 yılında Princeton Üniversitesi'nden araştırmacı Timothy Treuer, ekolojist Daniel Janzen ile bu unutulmuş alanı tekrar gündeme getirdi. Treuer ve araştırma partneri Jonathan Choi, portakal atığı uygulanmış araziyi detaylı biçimde inceledi. Zaman içinde terk edilen bu alan, beklenmedik bir şekilde yoğun bitki örtüsüyle kaplanmış, ağaçlar ve sarmaşıklar neredeyse yürünemez hale gelmişti. Araştırmacılar, deney alanını gösteren eski tabelayı bulmakta bile güçlük yaşadı. Toprak yapısında belirgin iyileşme gözlendi; toprak daha zengin ve verimli hale geldi. Portakal atığı uygulanan bölgede, komşu ve atık bırakılmamış arazilere kıyasla çok daha fazla ağaç türü ve odunsu bitki çeşitliliği tespit edildi.</p><h3>Portakal atığı uygulamasının ekolojik etkileri bilimsel olarak kanıtlandı</h3><p>Restoration Ecology dergisinde yayımlanan hakemli araştırmaya göre, portakal atığı bırakılan arazide yer üstü odunsu biyokütle miktarı, atık uygulanmayan alana göre yüzde 176 daha yüksek çıktı. Ayrıca, odunsu bitki türü çeşitliliği yaklaşık üç katına ulaştı. Bilim insanları, portakal atıklarının ayrışmasıyla toprağa geri dönen organik maddelerin, fakir ve kayalık zemini besleyerek orman restorasyonunu hızlandırdığını vurguladı. Deney, sadece atıkların doğaya bırakılmasıyla değil, planlı bir şekilde seçilen bozulmuş arazide ve kontrollü koşullarda gerçekleşmesiyle dikkat çekti. Araştırmacılar, bu yöntemin geniş ölçekli uygulamalar için tekrar edilmediğini, ancak elde edilen bulguların tarımsal atıkların doğa üzerindeki olumlu etkilerine dair önemli bir örnek sunduğunu belirtti. Princeton ekibi, bu süreci "maliyet negatif karbon yakalama"nın nadir örneklerinden biri olarak tanımladı. Çünkü portakal atığı hem bertaraf edildi hem de ormanın iyileşmesine katkı sağladı.</p><h3>Hukuki engellere rağmen portakal atığı projesi doğaya umut oldu</h3><p>Portakal atığı projesi, başlangıçta hukuki sorunlarla karşılaştı. Rakip meyve suyu şirketi TicoFruit, Del Oro ile yapılan anlaşmaya mahkemede itiraz etti ve konu Kosta Rika Yüksek Mahkemesi'ne taşındı. Mahkemenin projeyi durdurma kararı almasına rağmen, portakal atıkları çoktan arazide doğal ayrışma sürecine girmişti. Yıllarca kimsenin ilgilenmediği bu alan, zamanla kendiliğinden bir ormanlaşma sürecine sahne oldu. Araştırmacılar, bu örneğin fabrikaların gıda atıklarını doğrudan ormanlara dökmesi anlamına gelmediğine dikkat çekti. Deney, planlı ve kontrollü bir uygulamanın, bozulmuş alanlarda nasıl olumlu sonuçlar doğurabileceğini gösterdi. Portakal atığı sayesinde, binlerce ağaç dikmeden de orman restorasyonunun mümkün olabileceği ortaya çıktı.</p><h3>Portakal atığı deneyinin ekolojiye katkısı tartışılıyor</h3><p>Princeton Üniversitesi ve diğer bilim insanları, portakal atığı deneyinin geniş çapta tekrarlanmadığını ve sonuçların her yerde aynı olmayabileceğini vurguladı. Yine de bu deney, tarımsal atıkların doğaya kazandırılmasında yeni yaklaşımların önünü açtı. Portakal atığı, sadece bir gıda sanayi atığı olarak değil, doğru koşullarda ekosistemi iyileştiren bir araç olarak da değerlendirildi. Bilim dünyası, bu sıra dışı örneğin toplumun atık kavramına bakışını değiştirebileceğini belirtiyor. Sonuç olarak, portakal atığı projesi, doğanın kendini yenileme kapasitesine dair umut verici bir örnek sunuyor ve gelecekte benzer uygulamalar için ilham kaynağı olarak gösteriliyor.</p><p>Kosta Rika'daki portakal atığı deneyi, orman restorasyonu ve tarımsal atık yönetimi alanında çığır açan sonuçlar doğurdu. Araştırmacılar, bu sıra dışı uygulamanın doğaya ve bilime katkılarını vurgularken, kontrollü ve planlı projelerin önemine dikkat çekiyor. Portakal atığı, ekolojik dengeye katkı sağlayan yenilikçi bir çözüm olarak gündemdeki yerini koruyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/12-bin-ton-portakal-atigi-415_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290640</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/tren-bileti-bulamayanlar-dikkat-bos-yer-acilinca-haberiniz-olacak-290640</link>
      <pubDate>2026-09-07T13:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Tren bileti bulamayanlar dikkat: Boş yer açılınca haberiniz olacak]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[TCDD Taşımacılık AŞ'nin hayata geçirdiği “Boş Yer Takip Butonu” ile yolcular, tercih ettikleri trende iade veya iptal nedeniyle yer açılması halinde otomatik olarak bilgilendirilecek ve bileti daha kolay satın alabilecek.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Tren bileti bulamayanlar dikkat: Boş yer açılınca haberiniz olacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bilet bulamayan yolcuların iade, iptal veya başka nedenlerle yer açılması halinde otomatik olarak bilgilendirilmesini sağlayan "Boş Yer Takip Butonu" özelliğinin hayata geçirildiğini bildirdi.</b></p><p>Uraloğlu, yazılı açıklamasında, TCDD Taşımacılık AŞ tarafından hayata geçirilen &quot;Boş Yer Takip Butonu&quot; özelliğine ilişkin bilgi verdi.</p><p>TCDD Taşımacılık AŞ&#39;nin dijital dönüşüm çalışmalarına bir yenisinin daha eklendiğini belirten Uraloğlu, &quot;Trenlerde bilet bulamayan yolcuların iade, iptal veya başka nedenlerle yer açılması halinde otomatik olarak bilgilendirilmesini sağlayan &#39;Boş Yer Takip Butonu&#39; özelliği hayata geçirildi.&quot; ifadesini kullandı.</p><p><b>Uraloğlu, yeni uygulamayla bilet bulamayan yolcuların seyahat etmek istedikleri tren için uyarı talebi oluşturabileceğine dikkati çekti. Söz konusu uygulamayla sağlanan avantajlara işaret eden Uraloğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:</b></p><p>&quot;Uygulamayla bilet bulamayan yolcularımız, trenler için sistem üzerinden e-posta adreslerini tanımlayarak, bilet satış ekranını sürekli kontrol etmesine gerek kalmayacak. Yolcularımızın iade, iptal veya başka nedenlerle yer açılması halinde anında haberdar olmalarını ve biletlerini kolayca satın almalarını sağlıyoruz. Dijital imkanları kullanarak vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırmaya ve seyahat planlamalarını daha erişilebilir hale getirmeye devam ediyoruz.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p><p><b>Bilet ve faturalara dijital erişimde</b></p><p>Uraloğlu, TCDD Taşımacılık AŞ&#39;nin e-belge dönüşüm çalışmaları kapsamında, 1 Eylül 2026 itibarıyla e-bilet ve e-fatura uygulamalarının da hayata geçirildiğini anımsatarak, e-Bilet uygulamasıyla yolcuların bilet satın alma işleminin ardından kendilerine gönderilen &quot;Yolculuk Bilgilendirme&quot; e-postasındaki PDF dokümanda yer alan bağlantı üzerinden e-biletlerine ulaşabildiklerini aktardı.</p><p>e-Fatura uygulamasıyla da taşımacılık hizmetlerinden yararlanan müşterilerin, faturalarına dijital ortamda erişebileceğini değinen Uraloğlu, şunları kaydetti:</p><p>&quot;Uygulama fatura oluşturma, iletme ve arşivleme süreçlerinde zaman ve maliyet avantajı sağlıyor. Kağıt, baskı ve fiziksel arşivleme ihtiyacını azaltarak, hem maliyetlerimizi düşürüyor, hem de doğal kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sunuyoruz. Hedefimiz, dijital imkanlardan daha fazla yararlanarak, demir yolu hizmetlerimizi vatandaşlarımız her yerden, her zaman ulaşılabilir ve işlemleri daha hızlı, kolay, verimli ve çevreci hale getirmek. Bu kapsamda, ilk 4 günde yaklaşık 286 bin e-bilet ve 1554 e-fatura düzenlendi.&quot;</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/tren-bileti-bulamayanlar--307_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290639</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/oecd-genel-sekreteri-cormann-turkiyenin-uzun-vadeli-istikameti-umut-vaat-edici-290639</link>
      <pubDate>2026-09-07T13:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[OECD Genel Sekreteri Cormann: Türkiye'nin uzun vadeli istikameti umut vaat edici]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann, Türkiye'nin eğitim alanındaki uzun vadeli istikametinin umut vaat ettiğini, ilerlemeyi sürdürüp sürdürmediğinin Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2025 sonuçlarıyla belli olacağını belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[OECD Genel Sekreteri Cormann: Türkiye'nin uzun vadeli istikameti umut vaat edici]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cormann, yarın açıklanacak PISA 2025 kapsamında, Türkiye'nin performansına yönelik beklentiler ve eğitim sistemlerinde küresel ölçekteki niteliksel dönüşüme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Pandemi sürecinin 2022 PISA sonuçları üzerindeki etkisini, "mevcut sorunun daha da kötüleşmesi" olarak niteleyen Cormann, "Amaç sadece eski seviyemize geri dönmek değil. OECD ülkelerinde okuma ve fen bilimlerindeki ortalama sonuçlar, Kovid-19'dan yaklaşık 10 yıl öncesinden itibaren düşüş gösteriyordu. Ardından matematik, 2018 ile 2022 arasında yaklaşık 15 puanlık, yani yaklaşık 3 çeyrek okul yılı öğrenme kaybıyla keskin bir düşüş yaşadı." açıklamasını yaptı.</p><p>Pandeminin öğrenme rutinlerini bozup öğrencileri öğretmenlerinden ve sınıf arkadaşlarından ayırdığını, buna rağmen bazı eğitim sistemlerinin iyi performans sergilediğini belirten Cormann, "PISA 2022, bu daha dirençli sistemlerin daha güçlü ebeveyn desteğine ve daha güvenli, daha düzenli sınıflara sahip olma eğiliminde olduğunu ortaya koydu. Bu dersler bugün de geçerli. Şimdi asıl sınav, sadece pandemi öncesi seviyelere geri dönmek değil. Daha iyi öğrenmeyi destekleyen koşulları, güçlü temel becerileri, okulda aidiyet duygusunu, ilgili velileri, güvenli ve iyi yönetilen sınıfları ve bağımsız öğrenme yeteneğini güçlendirmek amaçlanıyor." ifadelerini kullandı.</p><p>Türkiye'nin üzerine inşa edebileceği gerçek bir başarı geçmişi bulunduğunu dile getiren Cormann, 2003'te ilk kez katıldığından beri PISA sonuçlarının, yol boyunca bazı iniş çıkışlarla birlikte yükseldiğini söyledi.</p><p>Cormann, "PISA 2022'de Türkiye'nin matematik ve fen bilimlerindeki puanları şimdiye kadarki en iyileri arasındaydı ve okuma uzun vadeli ortalamasına yakındı. Türkiye ayrıca az sayıda ülkenin başardığı bir şeyi de yapıyor, dezavantajlı öğrencilerden güçlü sonuçlar alıyor. Türkiye'deki öğrencilerin üçte biri, sınava giren tüm öğrenciler arasında en dezavantajlı gruptan geliyordu. Buna rağmen, ortalama matematik puanları, benzer geçmişe sahip öğrenciler arasında dünyanın her yerindeki en yüksek puanlar arasındaydı." değerlendirmesini yaptı.</p><p><b>"EN GÜÇLÜ EĞİTİM SİSTEMLERİ, DEZAVANTAJLI ÖĞRENCİNİN POTANSİYELİNE ULAŞMASINI SAĞLAYANLAR OLACAK"</b></p><p>Cormann, 2022'de Türkiye'deki öğrencilerin yüzde 61'inin matematikte temel yeterliliğe ve yüzde 5'inin en yüksek seviyelere ulaştığı, OECD genelinde bu oranların yüzde 69 ve yüzde 9 olduğu bilgisini verdi.</p><p>İlerlemenin sürdürülmesi için her iki tarafta da sonuçları yükseltmek gerektiğine işaret eden Cormann, şu ifadeleri kullandı:</p><p>"Daha fazla öğrencinin temelleri öğrenmesine ve daha fazla öğrencinin en üst seviyeye ulaşmasına yardımcı olmak gerekiyor. Reformların 15 yaşındaki öğrencilerin sonuçlarında kendini göstermesi zaman alır. Bu nedenle ilerleme, tek bir PISA döngüsünde değil, birkaç PISA döngüsünde değerlendirilmeli. Türkiye'nin uzun vadeli istikameti umut vaat edici. Şimdi asıl zorluk, bunu tüm öğrenciler tarafından paylaşılan tutarlı ve güçlü sonuçlara dönüştürmekte. PISA 2025, Türkiye'nin bu ilerlemeyi sürdürüp sürdürmediğine dair bir sonraki göstergeyi verecek."</p><p>Cormann, OECD'nin dezavantajlı geçmişe sahip olup kendi ülkesinin en iyi çeyreğinde performans gösteren öğrencileri "akademik olarak dirençli" şeklinde tanımladığını belirterek, şöyle devam etti:</p><p>"PISA 2022'de Türkiye'deki dezavantajlı öğrencilerin yüzde 12'si matematikte akademik olarak dirençliydi, bu oran OECD ortalaması olan yüzde 10'a kıyasla oldukça yüksekti. Dezavantaj, bir öğrencinin geleceğini belirlemek zorunda değil. Ebeveynler ve öğretmenlerden güçlü destek ile güvenli, düzenli sınıflar fark yaratıyor. Ayrıca öğrencilerin öğrenme yeteneklerine inanmaları, motive kalmaları, hedefler belirlemeleri ve bunları takip etmeleri de yardımcı oluyor. Amaç, bir çocuğun okul başarısını etkileyen en önemli faktörün aile geçmişi olmasını azaltmak, bu da dezavantajlı öğrencilere yüksek kaliteli eğitime erişim ve yeterli öğrenme fırsatı sağlamak anlamına geliyor. İlerleyen süreçte, en güçlü eğitim sistemleri yüksek performansı adil fırsatlarla birleştiren ve daha fazla dezavantajlı öğrencinin potansiyeline ulaşmasını sağlayan sistemler olacaktır."</p><p><b>"PISA 2029, MEDYA VE YAPAY ZEKA OKURYAZARLIĞINI DEĞERLENDİRECEK"</b></p><p>OECD Genel Sekreteri Cormann, beklenen PISA 2025 sonuçları ışığında eğitimdeki küresel eğilimlere ilişkin de şu bilgileri paylaştı:</p><p>"Üç şey öne çıkıyor. Birincisi, temel bilgiler hala en önemli alan. PISA 2022'de OECD ülkelerindeki öğrencilerin yüzde 31'i matematikte, yüzde 26'sı okumada ve yüzde 24'ü fen bilimlerinde temel yeterlilik seviyesinin altında performans gösterdi. Yeni beceriler, güçlü okuma, matematik ve bilimsel anlayışın yerini almamalı, üzerine inşa edilmeli. Öğrenciler yaşamları boyunca öğrenmeyi sürdürmeye hazır olmalı. İkincisi, yapay zeka öğrencilerin nasıl öğrendiği konusunda riski yükseltiyor. Üretken yapay zeka, öğrencilerin bir görevi tamamlamasına yardımcı olabilir, ancak yapay zeka bilgi ve becerilerin geliştiği düşünme ve çaba süreçlerinin yerini aldığında, öğrenme süreci olumsuz etkilenebiliyor. Bu durum, öğrencilerin kendi öğrenmelerinin sorumluluğunu üstlenmelerini ve öğretmenlerin onlara rehberlik etmelerini daha da önemli hale getiriyor.</p><p>Üçüncüsü ise PISA'nın bu değişiklikleri yansıtacak şekilde geliştiği. 8 Eylül'de açıklanacak PISA 2025 sonuçları, öğrencilerin okul çalışmalarında yapay zeka kullanımına, meraklarına, azimlerine ve öğrenme sorumluluğunu üstlenme yeteneklerine dair yeni kanıtlar sunacak. Daha ilerisi için konuşursak, PISA 2029 Medya ve Yapay Zeka Okuryazarlığını değerlendirecek. Bu, öğrencilerin dijital içeriği değerlendirebilme ve yapay zekayı etkili, etik ve sorumlu bir şekilde kullanabilme yeteneklerini de içeriyor. "</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/oecd-genel-sekreteri-corm-935_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290638</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kobi/kobilere-75-milyon-liralik-finansman-destegi-30-eylule-kadar-basvurabilecek-290638</link>
      <pubDate>2026-09-07T12:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[KOBİ'lere 75 milyon liralık finansman desteği! 30 Eylül'e kadar başvurabilecek]]></title>
      <category><![CDATA[Kobi]]></category>
      <description><![CDATA[Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, KOSGEB eliyle yürütülen Küresel Rekabetçilik Destek Programı kapsamında işletmelere 75 milyon liraya kadar kredi imkanı, 20 puanlık geri ödemesiz finansman desteği ve KGF kefaleti sağlanacağını bildirdi. İşletmeler, Küresel Rekabetçilik Destek Programı'na 30 Eylül'e kadar KOSGEB'in internet sitesi üzerinden başvurabilecek. İşte detaylar...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[KOBİ'lere 75 milyon liralık finansman desteği! 30 Eylül'e kadar başvurabilecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, KOBİ'lerin yüksek katma değerli üretim yapmalarını, uluslararası pazarlarda daha güçlü konuma ulaşmalarını ve sürdürülebilir büyümelerini destekleyecek destek paketine ilişkin bilgi verdi.</p><p>Üreten, ihracat yapan ve dünyayla rekabet eden güçlü KOBİ'lerin, güçlü Türkiye'nin temeli olduğunu ifade eden Kacır, şu değerlendirmede bulundu:</p><p>"KOSGEB eliyle yürütülen Küresel Rekabetçilik Destek Programı ile işletmelerimizin yüksek katma değerli üretim yapmalarını, uluslararası pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşmalarını ve sürdürülebilir büyümelerini destekliyoruz. 75 milyon liraya kadar kredi imkanı, 20 puanlık geri ödemesiz finansman desteği ve KGF kefaleti desteği sağlayacağız."</p><p>Bakan Kacır, programa, hızlı büyüyen ve ihracatını artıran işletmelerin yanı sıra AR-GE yatırımlarını artıran KOBİ'lerin, yüksek teknoloji alanında faaliyet gösteren orta ölçekli işletmelerin, HAMLE Programı kapsamında öncelikli ürünler listesinde yer alan ürünlere ilişkin faaliyet gösteren işletmelerin ve Turcorn 100 Programı kapsamındaki işletmelerin başvurabileceğini kaydetti.</p><p>Programın 2025 yılında yürürlüğe alındığını ve KOBİ'lere toplam 3 milyar lira finansmana erişim imkanı sağlandığını belirten Kacır, "Şimdi daha fazla işletmemizi küresel başarı hikayelerine ortak olmaya davet ediyoruz." ifadesini kullandı.</p><p>İşletmeler, destek programına 30 Eylül'e kadar KOSGEB'in internet sitesi üzerinden başvurabilecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/kobilere-75-milyon-lirali-732_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290637</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/irandan-abdye-acik-tehdit-varliklarimiza-saldirirsaniz-siz-de-saldiriya-ugrarsiniz-290637</link>
      <pubDate>2026-09-07T12:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İran'dan ABD'ye açık tehdit: Varlıklarımıza saldırırsanız siz de saldırıya uğrarsınız]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD'nin İran'a ait petrol tankerlerini hedef alması halinde bölgedeki Amerikan petrol ve doğal gaz şirketlerini hedef alacakları uyarısında bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İran'dan ABD'ye açık tehdit: Varlıklarımıza saldırırsanız siz de saldırıya uğrarsınız]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in İran tankerlerini "imha edip batıracakları" yönündeki ifadelerine tepki gösterdi.</p><p>Bölgedeki petrol ve doğal gaz üretim zincirinin geniş bir alana yayıldığını ve erişilebilir durumda bulunduğunu belirten Kalibaf, şu ifadeleri kullandı:</p><p>"Bu sulardaki ve tesislerdeki Amerikan petrol ve doğal gaz şirketleri de aynı ölçüde savunmasız durumda. Varlıklarımıza saldırırsanız siz de saldırıya uğrarsınız. Bunu daha önce kanıtladık. Artık kullanılabilir durumda olmayan üslere sorun."</p><p>ABD Savunma Bakanı Hegseth, 5 Eylül'de X hesabından yaptığı açıklamada, İran'ın ABD gemilerine ateş açması halinde İran petrol tankerlerini "imha edip batıracaklarını" ifade etmişti.</p><p>Hegseth ayrıca İran'ın petrol tankerlerinden oluşan filosunun savunmasız olduğunu, ABD uçakları, gemileri ve denizaltılarının bu filoya saldırabilecek kapasitede bulunduğunu savunmuştu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/irandan-abdye-acik-tehdit-954_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290636</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/bahcenizde-yilan-oldugunu-gosteren-6-isaret-bu-izlere-dikkat-edin-290636</link>
      <pubDate>2026-09-07T12:53:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bahçenizde yılan olduğunu gösteren 6 işaret! Bu izlere dikkat edin]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan yılan vakaları bahçe sahiplerini endişelendiriyor. Uzmanlar, özellikle bahçede yaşayanların yılan varlığını tespit etmek için dikkat etmesi gereken 6 önemli işareti ve alınabilecek önlemleri tek tek sıraladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bahçenizde yılan olduğunu gösteren 6 işaret! Bu izlere dikkat edin]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahçenizde yılan olup olmadığını anlamak, hem kendi güvenliğiniz hem de evcil hayvanlarınızın sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Özellikle yaz aylarında yılanların daha aktif hale gelmesiyle birlikte, uzmanlar bahçe sahiplerini bazı belirgin işaretlere karşı uyarıyor. Yılanların varlığını gösteren 6 önemli belirtiyi ve bu durumda nasıl hareket edilmesi gerektiğini açıklayan uzmanlar, ihmal edilen küçük detayların ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguluyor.</p><h3>Uzmanlar: 'Küçük delikler ve dağınık alanlar yılanların habercisi'</h3><p>Yılanların bahçelerde gizlenmesi genellikle gözden kaçan bazı işaretlerle kendini belli ediyor. Özellikle toprakta aniden ortaya çıkan, madeni para büyüklüğünde veya birkaç santimetre çapında küçük delikler, yılanların varlığına dair önemli bir ipucu. Sertifikalı entomolog Jacob Cohn, bu deliklerin diğer hayvanların açtığı deliklerden daha yuvarlak görünebildiğini belirtiyor. Yılanlar genellikle kendi deliklerini kazmak yerine, başka hayvanların açtığı boşlukları kullanıyor ve uygun gördükleri alanlarda kendilerine yaşam alanı oluşturuyor. Bitki uzmanı Trae Crocker ise, bahçede dağınık ve düzensiz bölgelerin yılanlar için cazip bir ortam yarattığını ifade ediyor. Özellikle moloz yığınları, çalı kümeleri ve uzun çimler, hem yılanların hem de onların avı olan kemirgenlerin barınabileceği alanlar sunuyor. Uzmanlar bu nedenle, bahçe sahiplerinin düzenli temizlik yaparak ve çimleri kısa tutarak yılanların barınabileceği alanları ortadan kaldırmasını öneriyor.</p><h3>Evcil hayvanların davranışındaki değişikliklere dikkat</h3><p>Evcil hayvanlarınızın alışılmadık davranışlar sergilemesi de yılan varlığının habercisi olabilir. Jacob Cohn, özellikle köpeklerin ve kedilerin bahçede bazı noktalara aşırı ilgi göstermesi, sürekli koklama veya havlama gibi tepkiler vermesinin, o bölgede bir tehlike olduğuna işaret edebileceğini söylüyor. Yalnızca evcil hayvanlar değil, bahçede yaşayan diğer vahşi hayvanların davranışlarında da değişiklikler gözlenebilir. Eğer bahçenizde aniden kemirgen veya kuş gibi canlıların sayısında azalma fark ederseniz, bu da yılanların aktif şekilde avlandığının bir göstergesi olabilir. Uzmanlar, bu tür durumlarda özellikle evcil hayvanların temkinli davrandığı alanlara dikkat edilmesi gerektiğini ve buraların öncelikli olarak kontrol edilmesini öneriyor. Bahçede yılanların barınmasını önlemek için çalı yığınlarını uzaklaştırmak, çimleri kısa tutmak ve dağınıklığı ortadan kaldırmak en etkili yöntemler arasında gösteriliyor.</p><h3>Dökülmüş yılan derileri ve dışkıları önemli uyarı sinyali</h3><p>Yılanların varlığını gösteren en net işaretlerden biri de dökülmüş yılan derileridir. Cohn, bu derilerin genellikle yarı saydam ve üzerinde bazı renk izleri bulunan yapılar olduğunu belirtiyor. Bahçede çit köşelerinde, odun yığınlarının arkasında veya gölgeli kenarlarda yılan derisi bulmak, yılanların o bölgede yaşadığını ve büyüdüğünü gösterir. Bitki uzmanı ve fidanlık sahibi Tammy Sons da benzer şekilde, bu derilerin genellikle gizli ve ulaşılması zor köşelerde bulunduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca, yılan dışkıları da varlıklarının bir başka göstergesi. Cohn, yılan dışkısının genellikle siyah ve beyaz renklerin karışımından oluştuğunu ve kertenkele dışkısına benzediğini ifade ediyor. Özellikle içinde tüy veya hayvan kürkü bulunan dışkılar, yılanların avcı doğasına dair önemli bir ipucu sunuyor. Sons, bahçesinde bu tür dışkılara rastlayanların, bölgede fare, kurbağa veya böcek gibi avların yoğun olduğunu da göz önünde bulundurması gerektiğini belirtiyor.</p><h3>Yılan izleri ve yumurtaları: Kalıcı tehlikenin habercisi</h3><p>Toprak üzerinde görülen pürüzsüz, dalgalı çizgiler yılanların geçtiği alanları işaret ediyor. Yılan izleri, bazen dolambaçlı ve belirgin şekilde toprakta görülebiliyor. Tammy Sons, bu izlerin takip edilmesi durumunda yılanın saklandığı noktaların tespit edilebileceğini belirtiyor. Ancak, uzmanlar yılanları kendi başınıza yakalamaya çalışmanın tehlikeli olabileceği konusunda uyarıyor ve mutlaka yerel bir vahşi yaşam uzmanından yardım alınmasını öneriyor. Bir diğer önemli işaret ise bahçede yılan yumurtalarına rastlanması. Cohn, yılan yumurtalarının bulunmasının o bölgede yılanların kalıcı olarak yaşamayı planladığına işaret ettiğini vurguluyor. Özellikle zehirli türlerin yumurtalarına rastlandığında, profesyonel destek alınması gerektiğinin altını çiziyor. Bu tür bulgular, bahçede yılanların yalnızca geçici olarak bulunmadığını, aynı zamanda çoğalma ve kalıcı hale gelme eğiliminde olduklarını gösteriyor.</p><h3>Bahçe sahiplerine yılan tehlikesine karşı öneriler</h3><p>Uzmanlar, yılanların bahçelerde kalıcı hale gelmesini önlemek için alınabilecek pratik önlemleri de paylaşıyor. Öncelikle, bahçenin düzenli olarak temizlenmesi ve dağınık alanların ortadan kaldırılması büyük önem taşıyor. Çimlerin kısa tutulması, moloz yığınlarının kaldırılması ve evin ya da terasın altındaki boşlukların kapatılması, yılanların barınabileceği alanları azaltıyor. Ayrıca, bahçede evcil hayvanların davranışları düzenli olarak gözlemlenmeli ve olağan dışı hareketler fark edildiğinde hızlıca önlem alınmalı. Yılanların varlığına dair işaretler gözlemlendiğinde, müdahale etmek yerine profesyonel yardım almak en güvenli yol olarak öne çıkıyor.</p><p>Sonuç olarak, bahçede yılan varlığına dair belirtileri erken fark etmek ve uzmanların önerdiği yöntemlerle önlem almak, hem kişisel güvenliğinizi hem de çevrenizdeki canlıların sağlığını korumanın en etkili yolu olarak öne çıkıyor. Özellikle yaz aylarında artan yılan hareketliliği göz önünde bulundurulduğunda, bahçe sahiplerinin bu 6 önemli işarete karşı dikkatli olması büyük önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/bahcenizde-yilan-oldugunu-917_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290635</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/meyve-sineklerine-karsi-basit-onlem-muzlari-30-saniye-akan-suda-durulayin-290635</link>
      <pubDate>2026-09-07T12:53:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Meyve sineklerine karşı basit önlem! Muzları 30 saniye akan suda durulayın]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, özellikle sıcak havalarda evlerde sıkça karşılaşılan meyve sineği sorununa karşı muz durulama yöntemini öneriyor. Evinizdeki meyve sineği popülasyonunu azaltmak için sadece 30 saniyelik bir uygulama yeterli olabiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Meyve sineklerine karşı basit önlem! Muzları 30 saniye akan suda durulayın]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Evlerinde meyve sineği istilasıyla mücadele edenler için uzmanlar pratik bir çözüm öneriyor. Özellikle sıcaklıkların arttığı dönemlerde, yeni alınan muzların kabuğunda bulunan görünmeyen meyve sineği yumurtaları, evdeki sinek popülasyonunun hızla çoğalmasına yol açabiliyor. Tayvanlı bir çiftin yaşadığı tecrübe ve bir haşere kontrol uzmanının tavsiyesiyle, akan su altında muzları 30 saniye boyunca durulamanın meyve sineği sorununu büyük ölçüde azalttığı ortaya çıktı.</p><h3>Uzmandan evde meyve sineğiyle mücadele için 30 saniyelik muz durulama önerisi</h3><p>Haşere kontrol uzmanları, muz kabuklarının üzerinde çıplak gözle görülmeyen çok sayıda meyve sineği yumurtasının bulunabildiğini belirtiyor. Bu yumurtalar, meyve eve getirildikten sonra uygun ortamı bulup çatlayarak sineklerin hızla üremesine neden oluyor. Uzmanlar, özellikle yeni satın alınan muzların depolanmadan önce yaklaşık 30 saniye boyunca akan su altında iyice durulanmasını tavsiye ediyor. Bu basit uygulama sayesinde, kabuk üzerindeki yumurtaların önemli bir kısmı temizleniyor ve meyve sineği popülasyonunun evde artmasının önüne geçiliyor. Tayvanlı çift, bu yöntemi uygulamaya başladıktan sonra evlerinde meyve sineği sorunundan tamamen kurtulduklarını aktardı.</p><h3>Muz durulamanın yanı sıra iki pratik yöntem daha etkili olabilir</h3><p>Meyve sineği ile mücadelede yalnızca muz durulama yöntemiyle sınırlı kalmak gerekmiyor. Uzmanlar, evde kolayca hazırlanabilen iki farklı yöntemi de öneriyor. Birinci yöntem olarak, beyaz sirke, bulaşık deterjanı ve su karışımıyla hazırlanan ev yapımı bir tuzak kullanılabiliyor. Sirkenin kokusu sinekleri çekerken, deterjan sıvının yüzey gerilimini azaltıyor ve sineklerin tuzağa düşmesini sağlıyor. İkinci yöntem ise, muz saplarının yanına bir diş sarımsak yerleştirmek. Sarımsak, içinde bulunan alisin adlı bileşik sayesinde, sinekleri uzaklaştırıcı bir etki oluşturuyor. Sarımsağın etkisi azaldıkça, her 12 ila 24 saatte bir yenilenmesi öneriliyor. Bu yöntemler, muz durulama ile birlikte uygulandığında, evdeki meyve sineği sorununun kısa sürede kontrol altına alınmasına yardımcı oluyor.</p><p>Evde meyve sineği istilasına karşı alınacak bu basit önlemler, özellikle yaz aylarında hijyen ve yaşam kalitesinin korunmasına önemli katkı sağlıyor. Uzmanların önerdiği muz durulama yöntemi, hem ekonomik hem de pratik bir çözüm sunarken, ek yöntemlerle birlikte sinek sorunu tamamen ortadan kaldırılabiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/meyve-sineklerine-karsi-b-771_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290634</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/camasir-makinesi-ve-kurutucuyu-ayni-anda-calistirmak-guvenli-mi-290634</link>
      <pubDate>2026-09-07T12:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çamaşır makinesi ve kurutucuyu aynı anda çalıştırmak güvenli mi?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Çamaşır makinesi ve kurutucuyu aynı anda çalıştırmak, özellikle eski evlerde ciddi elektrik güvenliği sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, ev sahiplerinin bu konuda dikkatli olması ve çamaşır odasındaki elektrik tesisatını mutlaka kontrol ettirmesi gerektiğini belirtiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çamaşır makinesi ve kurutucuyu aynı anda çalıştırmak güvenli mi?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çamaşır makinesi ve kurutucunun aynı anda çalıştırılması, özellikle eski binalarda yaşayanlar için ciddi bir güvenlik sorunu oluşturabiliyor. Uzmanlar, bu iki cihazın birlikte kullanıldığı durumlarda elektrik devrelerinin aşırı yüklenebileceği ve bunun sonucunda yangın riski dahil önemli tehlikelerin ortaya çıkabileceği konusunda uyarıyor. Modern evlerde genellikle her iki cihaz için ayrı devreler bulunsa da, eski yapılarda bu özellik her zaman mevcut olmayabiliyor. Bu nedenle, çamaşır odasında çamaşır makinesi ve kurutucu aynı devreye bağlıysa, ev sahiplerinin elektrik sistemlerini kontrol ettirmeleri büyük önem taşıyor.</p><h3>Elektrik uzmanlarından çamaşır makinesi ve kurutucu için kritik uyarı</h3><p>Elektrik güvenliği alanında faaliyet gösteren Ben's ProServ'in başkanı TJ Laury, çamaşır makinesi ve kurutucunun yüksek enerji tüketimi nedeniyle aynı devreye bağlı olmalarının ciddi riskler doğurabileceğini vurguluyor. Laury'ye göre, iki cihaz aynı anda çalıştırıldığında sigortaların atması, devre kesicilerin devreye girmesi ve hatta kabloların aşırı ısınması gibi sorunlar yaşanabiliyor. Bu tür arızalar, elektrik sisteminde meydana gelen aşırı yüklenmenin en açık göstergeleri arasında yer alıyor. Özellikle kablolarda ve prizlerde ısınma tespit edildiğinde, bu durumun göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Laury, uzun süreli ihmalin yangın tehlikesini beraberinde getirebileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca, yeni inşa edilen evlerde çamaşır makinesi ve kurutucu için ayrı devreler bulunması yaygın olsa da, eski evlerde bu durumun mutlaka kontrol edilmesi gerekiyor. Elektrik sisteminin güncellenmesi, hem cihazların verimli çalışmasını sağlıyor hem de evde yaşayanların güvenliğini artırıyor.</p><h3>Çamaşır odasında aynı devre kullanımı yangın riskini artırıyor</h3><p>Product Air Heating &amp; Cooling'in başkanı Sergey Nikolin ise, çamaşır makinesi ve kurutucunun aynı priz üzerinden çalıştırıldığı durumlarda dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor. Nikolin'e göre, iki cihazın aynı devreye bağlı olması halinde, devre aşırı yüklendiğinde güç kesintisi yaşanabiliyor. Bu, sistemin aşırı yüklenmeye karşı kendini koruma yöntemi olarak devre kesicilerin devreye girmesiyle gerçekleşiyor. Ancak, prizlerin ve kabloların ısınması veya fişlerde yanık izlerinin görülmesi, elektrik tesisatında ciddi bir sorun olduğunun habercisi. Nikolin, bu tür belirtilerin göz ardı edilmesi halinde zaman içinde yangın çıkma riskinin arttığını ifade ediyor. Ayrıca, çamaşır makinesi ve kurutucu aynı anda çalıştırıldığında evdeki su basıncının da etkilenebileceğini, özellikle düşük su basıncı yaşanan evlerde cihazların performansının düşebileceğini ekliyor.</p><p>Uzmanlar, çamaşır makinesi ve kurutucunun aynı anda çalıştırılması sırasında ışıkların yanıp sönmesi, devre kesicilerin sık sık atması veya su akışında azalma gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini vurguluyor. Bu tür durumlarda bir elektrikçiye başvurulması, hem evin elektrik sisteminin güvenliğini sağlamak hem de olası bir yangın tehlikesinin önüne geçmek açısından büyük önem taşıyor.</p><p>Sonuç olarak, çamaşır makinesi ve kurutucu gibi yüksek enerji tüketen cihazların aynı anda çalıştırılması, özellikle eski evlerde ve aynı devrede kullanıldıklarında ciddi riskler doğurabiliyor. Ev sahiplerinin, çamaşır odasındaki elektrik tesisatını düzenli olarak kontrol ettirmesi ve gerekirse modernize ettirmesi, güvenli bir yaşam alanı için vazgeçilmez bir önlem olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/camasir-makinesi-ve-kurut-449_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290633</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kenya-yabanci-tuccarlara-neden-sinir-koyuyor-290633</link>
      <pubDate>2026-09-07T12:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kenya yabancı tüccarlara neden sınır koyuyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Kenya Cumhurbaşkanı William Ruto, küçük perakende dükkanları ve sokak satıcılığı gibi işletmelerin yalnızca Kenyalılara ayrılması gerektiğini vurguladı. Ruto'nun 7 Eylül'den itibaren yürürlüğe giren talimatı, ülkedeki yabancı tüccarları ve küçük perakendecileri doğrudan etkiliyor. Kenya'da yabancı yatırımın önemi ve yeni düzenlemelerin olası sonuçları tartışılıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kenya yabancı tüccarlara neden sınır koyuyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kenya Cumhurbaşkanı William Ruto, ülkede küçük perakende dükkanları ve sokak satıcılığı gibi işletmelerin yabancı uyruklular tarafından işletilmesini yasaklayan yeni bir talimat verdi. Ruto, 7 Eylül'den itibaren geçerli olacak uygulama kapsamında, yetkililere yabancıların işlettiği küçük işletmelerin kapatılması için doğrudan talimat verdiğini açıkladı. Bu karar, Nairobi'de düzenlenen bir toplantıda mikro, küçük ve orta ölçekli işletme temsilcilerine hitaben duyuruldu. Cumhurbaşkanı Ruto, Kenyalıların ekonomik olarak güçlenmesi ve yerel işletmelerin korunması amacıyla, bu tür işlerin yalnızca Kenyalılara bırakılması gerektiğinin altını çizdi. Yabancı yatırımın ise daha büyük sermaye gerektiren sektörlerde teşvik edileceğini belirten Ruto, özellikle küçük perakende ve sokak satıcılığı gibi alanlarda yabancıların faaliyet göstermesine karşı çıktı.</p><h3>Ruto: "Küçük işletmeler Kenyalılara kalmalı"</h3><p>Cumhurbaşkanı Ruto, Nairobi'deki State House'ta yaptığı konuşmada, küçük işletmelerin Kenyalılar için hayati önemde olduğunu vurguladı. Ruto, yabancıların sokak satıcılığı ve küçük perakende gibi alanlarda Kenyalılarla rekabet etmemesi gerektiğine dikkat çekti. Hükümetin bu alandaki kararlılığını göstermek için, 7 Eylül'den itibaren yabancı uyrukluların işlettiği küçük işletmelerin kapatılmasına yönelik yetkililere açık talimat verdiğini belirtti. Ayrıca, Kenya Parlamentosu'nda görüşülen Yerel İçerik Yasası, 2025'in kabulünü hızlandırmak için Ulusal Meclis Çoğunluk Lideri Kimani Ichung'wah ve Ticaret Bakanı Lee Kinyanjui'ye çağrıda bulundu. Ruto, bu yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte, yabancı şirketlerin yerel kaynak ve iş gücünü daha fazla kullanmasının zorunlu hale geleceğini ifade etti. Hükümetin aldığı bu kararlar, Kenyalı küçük işletmecilerin korunması ve yerel ekonominin güçlendirilmesi hedefiyle şekillendi.</p><h3>Yabancı yatırımcılara yeni kurallar ve sektör ayrımı</h3><p>Kenya'da hayata geçirilen yeni düzenlemeler, küçük ölçekli işletmelerde yabancıların faaliyet göstermesini doğrudan hedef alıyor. Özellikle küçük perakende dükkanları ve sokak satıcıları, alınan karardan en çok etkilenen alanlar arasında yer alıyor. Kenya hükümeti, 7 Eylül'de yürürlüğe giren talimatla birlikte, yabancı uyrukluların işlettiği küçük işletmelerin kapsamlı bir listesini henüz açıklamadı. Ancak, uygulamanın hangi yabancı uyrukluları ve işletmeleri kapsayacağı konusunda net bir sayı ya da tahmin de paylaşılmadı. Ruto, Ulusal Meclis Çoğunluk Lideri Ichung'wah'a, Göçmenlik Bakanlığı'nın baş sekreteri ile iletişime geçerek, yabancı yatırımcılar ve tüccarlar için verilen izinlerin yeniden düzenlenmesi talimatını verdi. Bu nedenle, Kenya'da iş yapma izni bulunan yabancı uyrukluların yeni uygulamadan nasıl etkileneceği henüz kesinleşmedi. Dışişleri Bakanlığı Baş Sekreteri Korir Sing'Oei ise, yasal gereklilikleri karşılayan ve gerekli izinlere sahip yabancıların ülkede iş yapma hakkının korunduğunu açıkladı. Ruto'nun açıklamalarının, Yerel İçerik Yasası, 2025 bağlamında değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekildi.</p><h3>Kenya'da yabancı yatırımın ekonomideki yeri ve yeni tartışmalar</h3><p>Kenya Ulusal İstatistik Ofisi'nin yayımladığı 2024 Yabancı Yatırım Anketi, ülkenin 2023 sonu itibarıyla 1.458 trilyon Kenya şilini, yani yaklaşık 11.27 milyar dolarlık yabancı doğrudan yatırım stokuna sahip olduğunu gösteriyor. Bu rakam, bir önceki yılın sonuna göre yüzde 8.5 oranında artış anlamına geliyor. Söz konusu yatırımlar, Kenya ekonomisinin geneline yayılırken, Ruto'nun son talimatıyla hedef alınan küçük ölçekli ticaret faaliyetleriyle sınırlı değil. Anket verilerine göre, Haziran 2024'te yabancı yatırımlı işletmelerde toplam 224 bin 769 kişi çalışıyor ve bunların 221 bin 267'si Kenyalı. Yabancı çalışanlar ise toplam iş gücünün yalnızca yüzde 1.6'sını oluşturuyor. Bu istatistikler, yabancı yatırımın Kenya'da istihdam yaratmada önemli bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Ancak, yeni düzenlemelerle birlikte küçük işletmelerde yabancıların faaliyet alanı daraltılırken, büyük ölçekli yatırımların ve sermaye gerektiren sektörlerin önü açık bırakılıyor. Uzmanlar, yabancı yatırımın Kenya için kritik önem taşıdığını vurgularken, hükümetin belirlediği sektör ayrımının hem yerel girişimcileri korumayı hem de ekonomiye dış kaynak çekmeyi hedeflediğini belirtiyor.</p><h3>Tata Kimyasalları anlaşmazlığı: Ayrı bir gündem</h3><p>Kenya'da küçük işletmeler ve yabancı tüccarlara yönelik alınan önlemler tartışılırken, Tata Kimyasalları şirketiyle yaşanan anlaşmazlık da gündemdeki yerini koruyor. Tata Kimyasalları Magadi, Kajiado İlçesi'nde Magadi Gölü'nde soda külü üretimi yapıyor. 28 Temmuz'da Kenya hükümeti, şirketin madencilik yasalarına uymadığı gerekçesiyle faaliyetlerini askıya aldı. Ardından, 3 Eylül'de Cumhurbaşkanı Ruto, Tata Kimyasalları'nın Kenya'dan ayrılması gerektiğini açıkladı ve şirketin bölgedeki yerel topluma yeterli katkı sağlamadığını söyledi. Hükümet, bölgede cam ve kimya üretim tesisleri kurmak için iki yeni şirket getirme planını duyurdu. Tata Kimyasalları ise, yasal gerekliliklere uyduğunu savunarak, Kenya yetkilileriyle iletişim halinde olduğunu ve konuyu yasal yollarla çözmeye kararlı olduğunu belirtti. Bu anlaşmazlık, küçük işletmelerde yabancı tüccarlara yönelik uygulamalardan bağımsız olarak, Kenya'nın yabancı şirketlerle ilişkilerinde yeni bir döneme işaret ediyor.</p><h3>Uzmanlar: Politikanın etkileri ve yabancı yatırımcıların rolü</h3><p>Nairobi'deki Aga Khan Üniversitesi'nden Prof. Hesbon Hansen Owilla, hükümetin küçük işletmeleri Kenyalılara ayırma politikasının, yerel tüccarları korumak için en etkili yol olduğunu savundu. Owilla, Kenya'nın ekonomik kalkınma hedefleri doğrultusunda, sermaye ve teknoloji getiren yabancı yatırımcıların sanayi ve büyük ölçekli sektörlerde desteklenmesi gerektiğini belirtti. Uluslararası iş danışmanı Solomon Kinyanjui ise, yabancı yatırımla ilgili asıl ayrımın, Kenyalı girişimcileri tamamlayan yatırımlar ile onların yerini alan faaliyetler arasında olduğunu vurguladı. Kinyanjui, yabancı sermayenin Kenya ekonomisinde ancak yerel girişimleri güçlendirdiği ölçüde faydalı olacağını söyledi. Gazeteci Hafsa Abdiwahab Sheikh ise, yeni politikanın hem avantajları hem de riskleri olduğuna dikkat çekti. Sheikh, uygulamanın Kenyalılar için istihdam yaratabileceğini ve beceri transferini teşvik edebileceğini söylerken, öngörülemez uygulamaların ise yabancı yatırımı caydırabileceği ve iş maliyetlerini artırarak fiyatların yükselmesine yol açabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca, yabancıların işsizlikten sorumlu tutulması halinde, toplumsal ilişkilerde de olumsuzluklar yaşanabileceği ifade edildi.</p><p>Kenya'da küçük işletmelerde yabancı tüccarlara yönelik başlatılan yeni uygulama, ülkenin ekonomik ve toplumsal dengelerinde önemli değişikliklere yol açabilir. Hükümetin yerel girişimcileri koruma çabaları, yabancı yatırımın ekonomideki rolüyle birlikte dikkatle izleniyor. Önümüzdeki dönemde, Yerel İçerik Yasası'nın yürürlüğe girmesi ve yeni uygulamaların hayata geçirilmesiyle birlikte, Kenya'da yabancı yatırımcıların ve küçük işletmelerin geleceği yeniden şekillenecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/kenya-yabanci-tuccarlara--667_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290632</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/sporting-lizbon-galatasaray-sampiyonlar-ligi-maci-ne-zaman-saat-kacta-hakem-belli-oldu-290632</link>
      <pubDate>2026-09-07T12:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sporting Lizbon - Galatasaray Şampiyonlar Ligi maçı ne zaman, saat kaçta? Hakem belli oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi'nde yeni sezonun ilk maçında Portekiz deplasmanında sahne alacak. İşte Sarı-kırmızılıların Sporting karşısındaki kritik mücadelesinin tarihi, maçın hakemi ve haftanın maç programı... ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sporting Lizbon - Galatasaray Şampiyonlar Ligi maçı ne zaman, saat kaçta? Hakem belli oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sarı Kırmızılı temsilcimiz Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi'nin ilk haftasında Portekiz temsilcisi Sporting ile karşı karşıya gelecek. Sarı-kırmızılıların ilk maçının tarihi, saati ve hakem kadrosu belli oldu.</p><p>Galatasaray ile Sporting arasındaki mücadele, 9 Eylül Çarşamba günü Portekiz'in başkenti Lizbon'daki Jose Alvalade Stadı'nda oynanacak. <b>TSİ 22.00'de başlayacak karşılaşmayı Norveçli hakem Espen Eskas yönetecek.</b></p><p>Eskas'ın yardımcılıklarını Jan Erik Engan ile Alf Olav Rossland üstlenecek. Karşılaşmada Sigurd Kringstad ise dördüncü hakem olarak görev yapacak.</p><p>Mücadelenin Video Yardımcı Hakem (VAR) koltuğunda Almanya'dan Christian Dingert bulunacak. Belçikalı Bram Van Driessche de VAR hakem yardımcısı olarak görev yapacak.</p><p>Galatasaray, Sporting deplasmanından galibiyetle ayrılarak Şampiyonlar Ligi'nde lig aşamasına iyi bir başlangıç yapmayı hedefliyor.</p><p><b>HAFTANIN PROGRAMI</b></p><p><b>UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 2026-27 sezonu yarın lig aşamasının ilk hafta maçlarıyla başlayacak.</b></p><p>Turnuvadaki Türk temsilcilerinden Galatasaray, 9 Ağustos Çarşamba günü deplasmanda Portekiz'in Sporting takımına konuk olacak. Sarı Lacivertli temsilcimiz Fenerbahçe ise 10 Ağustos Perşembe günü sahasında İtalyan ekibi Roma'yı ağırlayacak.</p><p>Lig usulü 36 takımın mücadele edeceği sezonda 8 maç sonunda ilk 8'e giren ekipler, son 16 turuna yükselecek. 9 ile 24'üncü sırada yer alan 16 takım, çift maçlı elemelerde son 16 turuna çıkmaya çalışacak. Sıralamada ilk 24'ün dışında kalan takımlar ise organizasyona veda edecek.</p><p><b>UEFA Şampiyonlar Ligi'nde ilk haftanın TSİ programı şöyle:</b></p><p><b>8 Eylül Salı</b></p><p>19.45 AEK (Yunanistan) - LASK (Avusturya)</p><p>19.45 Club Brugge (Belçika) - Aston Villa (İngiltere)</p><p>22.00 Borussia Dortmund (Almanya) - Villarreal (İspanya)</p><p>22.00 Real Madrid (İspanya) - Inter (İtalya)</p><p>22.00 Porto (Portekiz) - Manchester City (İngiltere)</p><p>22.00 Lille (Fransa) - Real Betis (İspanya)</p><p><b>9 Eylül Çarşamba</b></p><p>19.45 Barcelona (İspanya) - Feyenoord (Hollanda)</p><p>19.45 Stuttgart (Almanya) - Viking (Norveç)</p><p>22.00 Napoli (İtalya) - Arsenal (İngiltere)</p><p>22.00 Paris Saint-Germain (Fransa) - Slovan Bratislava (Slovakya)</p><p><b>22.00 Sporting (Portekiz) - Galatasaray</b></p><p>22.00 Liverpool (İngiltere) - Atletico Madrid (İspanya)</p><p><b>10 Eylül Perşembe</b></p><p><b>19.45 Fenerbahçe - Roma (İtalya)</b></p><p>19.45 PSV (Hollanda) - Shakhtar Donetsk (Ukrayna)</p><p>22.00 Slavia Prag (Çekya) - Lens (Fransa)</p><p>22.00 Manchester United (İngiltere) - Sabah (Azerbaycan)</p><p>22.00 Bayern Münih (Almanya) - Bodo/Glimt (Norveç)</p><p>22.00 Como (İtalya) - Leipzig (Almanya)</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/sporting-lizbon-galatasar-856_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290631</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/kastamonu-pompeiopolis-antik-kentinde-kesfedildi-binlerce-yillik-tarih-gun-isigina-cikti-290631</link>
      <pubDate>2026-09-07T12:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kastamonu Pompeiopolis Antik Kenti'nde keşfedildi! Binlerce yıllık tarih gün ışığına çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Pompeiopolis Antik Kenti'ndeki kazılarda yaklaşık 105 metrekarelik zemin mozaiklerini açığa çıkardıklarını ve Milattan Sonra (MS) 2. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen bir Eros başı bulduklarını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kastamonu Pompeiopolis Antik Kenti'nde keşfedildi! Binlerce yıllık tarih gün ışığına çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kastamonu'nun Taşköprü ilçesindeki Pompeiopolis Antik Kenti'nde devam eden kazı, belgeleme ve konservasyon çalışmalarına ilişkin sosyal medyadan açıklamalarda bulundu.</p><p>Pompeiopolis'te Roma İmparatorluk Dönemi'nden Geç Antik Çağ'a uzanan yeni izlerin gün yüzüne çıkarıldığını belirten Bakan Ersoy, bazilikanın orta nefindeki çalışmalarda önemli buluntulara ulaşıldığını kaydetti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42404280.jpg"/><p>Ersoy, "MS 4. yüzyıla tarihlenen, geometrik kompozisyonlardan oluşan ve oldukça iyi korunmuş yaklaşık 105 metrekarelik zemin mozaiklerini açığa çıkardık. Üstelik orta nefteki mozaik döşemesinin tamamı da henüz ortaya çıkarılmış değil. Kazılarımız sürüyor. 2026 yılı çalışmalarımızdan önemli bir buluntunun daha müjdesini verelim, MS 2. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen bir Eros başı." ifadelerini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42404276.jpg"/><p>Bazilikanın ilk inşa evresinin de MS 2. yüzyılın ikinci yarısına tarihlendiğini belirten Ersoy, kazı, belgeleme ve konservasyon çalışmalarıyla Pompeiopolis'in kentsel ve dini tarihini daha bütüncül biçimde ortaya koymayı sürdürdüklerini aktardı.</p><p>Bakan Ersoy, Bakanlık Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ekipleri başta olmak üzere kazı heyetine ve çalışmalarda emeği geçenlere teşekkür etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42404265.jpg"/><p><b>BAZİLİKA ROMA'DAN GEÇ ANTİK ÇAĞ'A UZANAN DÖNÜŞÜMÜ ORTAYA KOYUYOR</b></p><p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Paphlagonia Bölgesi'nin Roma İmparatorluk Dönemi'ndeki önemli merkezlerinden ve eyalet başkenti olan Pompeiopolis Antik Kenti'nde Bazilika kazılarına ilk kez 2025 yılında başlandı ve çalışmalar bu yıl da devam ediyor.</p><p>Yapının mimari özellikleri, stratigrafik veriler ve kazılarda ele geçen buluntular birlikte değerlendirildiğinde Bazilika'nın ilk inşa evresinin MS 2. yüzyılın ikinci yarısına, yaklaşık MS 150-160 yıllarına tarihlendirilebileceği değerlendiriliyor.</p><p>Yapının sonraki dönemlerde önemli bir mimari ve işlevsel dönüşüm geçirdiği belirtiliyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42404266.jpg"/><p>2026 yılı kazılarında yapının Pastoforion bölümünde bulunan Eros başı da MS 2. yüzyılın ikinci yarısına tarihleniyor. Buluntu, Pompeiopolis'in Roma İmparatorluk Dönemi'ndeki sanatsal ve kültürel ortamına ilişkin yeni veriler sunuyor.</p><p>Pompeiopolis'in MS 5. yüzyılda piskoposluk merkezi niteliği kazanması, kentin Geç Antik Çağ'daki dini ve idari önemini ortaya koyuyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42404268.jpg"/><p>Bazilikadaki mimari düzenlemeler, bezemeler ve zemin mozaikleri de yapının sonraki evresinin kentin Hristiyanlaşma süreci ve piskoposluk merkezi olarak önem kazandığı dönemle ilişkili olduğunu gösteriyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42404269.jpg"/><p><b>105 METREKARELİK MOZAİK ALANI ORTAYA ÇIKARILDI</b></p><p>Antik kentteki 2026 yılı çalışmalarında ortaya çıkarılan mozaiklerin konservasyon çalışmaları tamamlanarak mevcut durumlarının korunmasına yönelik uygulamalar gerçekleştirildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42404273.jpg"/><p>Ancak orta nefteki mozaik döşemesinin tamamı henüz açığa çıkarılmadı. Mozaiklerin devamını ortaya çıkarmaya yönelik kazılar sürüyor.</p><p>Pompeiopolis Bazilikası'ndaki çalışmalar, yapının Roma İmparatorluk Dönemi'nden Geç Antik Çağ'a kadar geçirdiği mimari ve işlevsel dönüşümün daha ayrıntılı biçimde ortaya konulmasını sağlıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42404275.jpg"/><p>İlk inşa evresine ilişkin veriler, Eros başı, Geç Antik Çağ'a ait mimari unsurlar ve zemin mozaikleri, Bazilika'nın Pompeiopolis'in kentsel ve dini tarihindeki yerinin anlaşılmasına katkı sunuyor.</p><p>Devam eden kazı ve konservasyon çalışmalarıyla yapının mimari planının ve farklı kullanım evrelerinin daha kapsamlı biçimde ortaya çıkarılması, mozaik döşemelerinin tamamının belgelenmesi ve korunması hedefleniyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/42404271.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/kastamonu-pompeiopolis-an-489_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290630</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bosanma-ve-suresiz-nafaka-duzenlemesi-ekim-ayinda-hayata-gecirilecek-290630</link>
      <pubDate>2026-09-07T12:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Boşanma ve süresiz nafaka düzenlemesi ekim ayında hayata geçirilecek]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ankara 2 No'lu Barosu'nun Adli Yıl Açılış Programı'na katıldı ve gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Gürlek, uzun yıllardır tartışma konusu olan boşanma ve süresiz nafaka düzenlemesinin ekim ayında hayata geçirileceğini duyurdu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Boşanma ve süresiz nafaka düzenlemesi ekim ayında hayata geçirilecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ankara 2 No'lu Barosu'nun Adli Yıl Açılış Programı'na katıldı ve gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.</p><p>Bakan Gürlek, Terörsüz Türkiye, iç cephe ve yargı sistemine dair önemli meselelere dikkat çekti.</p><p>Bakan Gürlek konuşmasında, "Süresiz nafaka konusunda ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri de ekim ayındaki paket kapsamında hayata geçirmeyi planlıyoruz." ifadelerini kullandı. </p><p>Düzenlemenin, 12'nci Yargı Paketi'nin ikinci kısmında yer alacağını ifade eden Gürlek, boşanma davalarının uzamasını önleyecek tedbirler alacağını kaydetti.</p><p>Gürlek, kira tespit ve tahliye davalarına da değindi. Kira tespit davalarının dokuz ayda, tahliye davalarının ise 1,5 yılda tamamlanmasını hedeflediklerini söyleyen Gürlek, "Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sonrasında nafaka konusunda ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri de ekim ayındaki paket kapsamında hayata geçirmeyi hedefliyoruz." diye konuştu.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/video-070920260838d95e.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>YARGILAMA SÜRELERİ</b></p><p>Konuşmasında avukatlık mesleğinin önemine de dikkat çeken Bakan Gürlek, "Avukatlarımız, açtıkları davaların ne kadar sürede sonuçlanacağını bilmek zorundadır. Bu nedenle hakim ve savcı arkadaşlarımızın yargıda belirlenen hedef sürelere riayet etmeleri gerektiğini her fırsatta ifade ediyoruz." ifadelerini kullandı.</p><p>12'nci Yargı Paketi'ndeki düzenlemelerin bir kısmının yürürlüğe girdiğini, ikinci kısımdaki düzenlemelerin de ekim ayında gündeme geleceğini belirten Gürlek, düzenlemenin 24-25 maddeden oluşacağı bilgisini verdi.</p><p>Gürlek, bu pakette avukatların yaşadığı bazı sorunların çözümüne yönelik düzenlemeler de eklemeyi temenni ettiklerini ifade etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/nafaka-duzenlemesi-ekim-a-406_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>