<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295892</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/hazine-ve-maliye-bakan-yardimcisi-osman-celikten-emeklilik-dilekcesi-295892</link>
      <pubDate>2026-10-19T17:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik'ten emeklilik dilekçesi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik, Bakan Şimşek'e bugünden geçerli olmak üzere emeklilik dilekçesini sundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik'ten emeklilik dilekçesi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<article><p>Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik, Bakan Şimşek'e bugünden geçerli olmak üzere emeklilik dilekçesini sundu.</p></article>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/hazine-ve-maliye-bakan-ya-103_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295891</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/spk-baskani-sutcu-saglik-sorunlari-nedeniyle-istifasini-sundu-295891</link>
      <pubDate>2026-10-19T17:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[SPK Başkanı Sütçü sağlık sorunları nedeniyle istifasını sundu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Mahmut Sütçü, sağlık sorunları nedeniyle istifasını sundu. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[SPK Başkanı Sütçü sağlık sorunları nedeniyle istifasını sundu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<article><p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Mahmut Sütçü, sağlık sorunları nedeniyle istifasını sundu.</p></article>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/spk-baskani-sutcu-saglik--527_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295890</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/egitim/cocuklar-ne-izliyor-nasil-etkileniyor-en-yumusak-guc-cocuk-medyasi-ve-populer-kultur-raflarda-295890</link>
      <pubDate>2026-10-19T17:29:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çocuklar ne izliyor, nasıl etkileniyor? En ''Yumuşak Güç: Çocuk Medyası ve Popüler Kültür'' raflarda]]></title>
      <category><![CDATA[Eğitim]]></category>
      <description><![CDATA[Bora Durmuşoğlu'nun kaleme aldığı “En Yumuşak Güç: Çocuk Medyası ve Popüler Kültür”, Vadi Yayınları etiketiyle yayımlandı. Çizgi filmlerden dijital oyunlara, algoritmalardan yapay zekâya kadar çocukların dünyasını şekillendiren içerikleri inceleyen kitap, yerli ve nitelikli üretimin önemine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çocuklar ne izliyor, nasıl etkileniyor? En ''Yumuşak Güç: Çocuk Medyası ve Popüler Kültür'' raflarda]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların karşılaştığı medya içeriklerinin dillerine, davranışlarına, tercihlerine ve değer dünyalarına etkisini ele alan "En Yumuşak Güç: Çocuk Medyası ve Popüler Kültür", okurla buluştu.</p><p>Marka, pazarlama, medya ve lisanslama alanlarında çalışan, bir dönem TRT Çocuk kanalının yöneticiliğini üstlenen Bora Durmuşoğlu'nun yazdığı kitap, "Çocukların izlediği hiçbir şey ekranda başlayıp ekranda bitmiyor." düşüncesinden hareket ediyor.</p><p>Çalışma; çizgi film, sinema, dijital oyun ve sosyal medyanın yanı sıra lisanslı ürünleri, algoritmaları ve yapay zekâyı da kapsayarak çocuk medyasını ekran süresi tartışmasının ötesinde değerlendiriyor.</p><p><strong>ÇOCUKLARIN DİKKATİ İÇİN KÜRESEL REKABET</strong></p><p>Kitapta, çocukların medya karakterleriyle kurduğu bağ, algoritmaların içerik seçimindeki rolü ve küresel popüler kültürün dil ve tercihler üzerindeki etkisi inceleniyor. Yapay zekânın çocuk medyasının geleceğini nasıl şekillendirebileceği de ele alınan konular arasında bulunuyor.</p><p>Durmuşoğlu, çocukların dikkati etrafında yaşanan rekabeti, "Çocuklarımızın dikkatini çekebilmek için dünyanın en büyük teknoloji şirketleriyle aynı evin içinde yarışıyoruz." sözleriyle anlatıyor.</p><p>Çocukları dijital dünyadan uzaklaştırmak veya yasaklarla çevrelemek yerine yetişkinlerin bu dünyayı tanıması gerektiğini savunan çalışma, içeriklerin niteliğinin sorgulanmasına ve aile içi iletişimin güçlendirilmesine odaklanıyor.</p><p><strong>YERLİ VE NİTELİKLİ İÇERİK VURGUSU</strong></p><p>Yerli içerik üretimine özel bir yer ayrılan kitapta, çocukların kendi dillerinden, kültürlerinden ve değerlerinden beslenen yapımlarla buluşmasının önemi vurgulanıyor. Bununla birlikte, yerli olmanın tek başına yeterli olmadığı; çocukların yüksek yararını gözeten, özgün, nitelikli ve uluslararası alanda rekabet edebilecek içeriklerin üretilmesi gerektiği belirtiliyor.</p><p>Millî yayıncılık anlayışı, temiz içerik yaklaşımı ve Türkçenin korunması da çalışmanın başlıkları arasında yer alıyor. Dijital mahremiyet konusunda ise sorumluluğun yalnızca çocuğa bırakılamayacağına işaret edilerek ebeveynlerin, platformların, içerik üreticilerinin ve karar vericilerin ortak sorumluluğuna dikkat çekiliyor.</p><p><strong>YÜZLERCE KAVRAMI BULUŞTURAN SÖZLÜK</strong></p><p>Kitabın sonunda, çocuk medyası ve popüler kültür alanında kullanılan yüzlerce kavramın bir araya getirildiği "Çocuk Medyası Sözlüğü" bulunuyor. Sözlük; popüler kültürden lisanslamaya, dijital dünyadan yapay zekâya uzanan kavramları kapsıyor.</p><p>Ebeveynler ve eğitimcilerin yanı sıra yapımcılara, yayıncılara, medya profesyonellerine, akademisyenlere ve çocuk alanında politika üretenlere seslenen kitap, çocuklara sunulan medya dünyasının niteliğini tartışmaya açıyor.</p><p>"En Yumuşak Güç: Çocuk Medyası ve Popüler Kültür", kitapçılarda ve çevrim içi satış noktalarında satışa sunuldu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/cocuklar-ne-izliyor-nasil-596_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295889</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kamp-yeri-ararken-390-milyon-yillik-meteor-krateri-kesfetti-295889</link>
      <pubDate>2026-10-19T15:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kamp yeri ararken 390 milyon yıllık meteor krateri keşfetti]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Kanada'nın Quebec eyaletinde amatör astronom Joël Lapointe, Google Haritalar üzerinden 390 milyon yıl öncesine ait dev bir meteor krateri keşfetti. Bilim insanları kraterin meteor kökenini doğrularken, bölgeye Uhakatik adı verildi ve resmi tanıma süreci başlatıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kamp yeri ararken 390 milyon yıllık meteor krateri keşfetti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanada'nın Quebec eyaletinde amatör astronom Joël Lapointe, 2024 yılında kamp alanı arayışı sırasında Google Haritalar'da dikkat çekici bir iz fark etti. Lapointe'in keşfi, Côte-Nord bölgesinde, Marsaly Gölü'nün merkezinde yer alan ve yaklaşık 25 kilometre çapında olan dev bir krater oldu. Bu kraterin, yaklaşık 390 milyon yıl önce bir meteor çarpması sonucu oluştuğu ortaya çıktı. Lapointe, gördüğü sıra dışı yuvarlak çöküntünün bir uzay cismiyle çarpışmanın sonucu olabileceğini düşünerek uzmanlara başvurdu. Ardından bilim insanları bölgeye giderek detaylı incelemeler yaptı ve kraterin varlığını doğruladı.</p><h3>Gordon Osinski ve ekibi kraterin yaşını belirledi</h3><p>Fransız araştırmacıların yanı sıra Batı Ontario Üniversitesi'nden gezegen jeoloğu Gordon Osinski'nin de katıldığı ekip, Ekim 2025'te bölgeye hidroplanla ulaşarak araziyi inceledi. Araştırmacılar, kraterin çevresindeki kayaçlarda "yıkım konileri" olarak bilinen ve meteor çarpmasının jeolojik kanıtı kabul edilen özel çatlaklara rastladı. Bu bulgular, kraterin meteor kökenli olduğunu neredeyse kesinleştirdi. Toplanan örnekler üzerinde yapılan analizler, kraterin yaşının yaklaşık 390 milyon yıl olduğunu gösterdi. Osinski, benzer büyüklükte bir meteorun günümüzde yeryüzüne çarpması halinde büyük şehirlerin yok olabileceğini ve küresel iklim üzerinde yıkıcı etkiler yaratabileceğini vurguladı.</p><h3>Uhakatik krateri için resmi tanıma süreci başladı</h3><p>Keşfin ardından, Ekuanitshit topluluğunda yaşayan yerli İnnu halkının temsilcileriyle yapılan görüşmeler sonucunda, krater Uhakatik adını aldı. Araştırmacılar, kraterin meteor kökeninin neredeyse kesinleştiğini belirtti. Ancak, kraterin uluslararası düzeyde resmi olarak tanınması için Meteor Derneği'nin ilgili komitesinden onay bekleniyor. Uhakatik krateri, hem büyüklüğü hem de yaşıyla Kanada'nın en dikkat çekici jeolojik oluşumlarından biri olarak bilim dünyasında büyük ilgi görüyor. Bu tür keşifler, meteor çarpmalarının Dünya üzerindeki etkilerini anlamak açısından büyük önem taşıyor.</p><p>Uhakatik krateriyle ilgili resmi tanıma süreci devam ederken, bilim insanları bu tür antik meteor çarpmalarının gezegenin evriminde oynadığı rolü araştırmayı sürdürüyor. Kanada'daki bu yeni keşif, hem amatör hem de profesyonel astronomlar için ilham kaynağı oldu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/kamp-yeri-ararken-390-mil-897_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295888</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/insan-beyninin-gizli-sifresi-cozuldu-duygulari-okurken-ne-oluyor-295888</link>
      <pubDate>2026-10-19T15:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İnsan beyninin gizli şifresi çözüldü! Duyguları okurken ne oluyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Belçika'daki Gent Üniversitesi ve UCLouvain iş birliğiyle yürütülen kapsamlı beyin araştırmasında, insan beyninin hem yüz hem de ses yoluyla iletilen duyguları ortak bir kod üzerinden tanıdığı ortaya çıktı. Brüksel'de gerçekleştirilen bu deney, sosyal ipuçlarının nasıl algılandığına dair önemli bulgular sundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İnsan beyninin gizli şifresi çözüldü! Duyguları okurken ne oluyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Belçika'nın Gent Üniversitesi ve UCLouvain'den bilim insanları, Brüksel'de yer alan Cliniques universitaires Saint-Luc'ta yürüttükleri deneyde, insan beyninin hem yüz ifadelerini hem de ses tonunu kullanarak duyguları nasıl tanıdığını ortaya koydu. Araştırma kapsamında 24 sağlıklı yetişkinin beyin görüntüleri incelendi. Katılımcılar, 20 ile 44 yaşları arasında olup, yarısı erkek ve ana dili Fransızca olan kişilerden seçildi. Deneyler sırasında katılımcılar, ya sessiz yüz videolarını izledi, ya da duygusal sesleri dinledi; bazı durumlarda ise her iki uyarana aynı anda maruz bırakıldı. Elde edilen bulgular, beynin yüz ve ses alanlarının birbirinden bağımsız çalışmadığını, aksine duygusal sinyalleri paylaşan ve ortak bir kodla işleyen bir yapıya sahip olduğunu gösterdi.</p><h3>Stefania Mattioni ve Olivier Collignon: Beyin bölgelerinde duyguların ortak kodu bulundu</h3><p>Çalışmanın başında yer alan Stefania Mattioni ve Olivier Collignon, beyin görüntüleme teknikleriyle katılımcıların yüz ve ses alanlarını ayrıntılı olarak haritaladı. Yüz haritası, beynin alt kısmındaki fusiform yüz alanı, arka bölümdeki ikinci bir bölge ve başın yan tarafındaki bir kıvrımı içeriyordu. Ses haritası ise temporal lobun bir şeridi ile frontal lobda görülen bir bandı kapsıyordu. Deneyde kullanılan klipler, tiksinti, korku, mutluluk, üzüntü veya nötr duyguları ifade eden dört farklı aktörden alınmış, bir saniye uzunluğunda kısa videolar ve kelime içermeyen vokal seslerden oluşuyordu. Katılımcılar, aynı duygunun iki kez üst üste tekrarlandığı durumlarda bir düğmeye basarak tepki verdi. Ortalama olarak her on tekrarın dokuzunu doğru şekilde yakaladılar. Araştırmacılar, bilgisayar programları yardımıyla beyin bölgelerindeki aktivite desenlerinden beş temel duyguyu ayırt etmeyi başardı. Özellikle fusiform yüz alanı, yan kıvrım ve frontal bant bölgeleri, ekranda yüz olmadan bile bir sesin duygusunu taşıyabildi. Aynı şekilde, ses alanları da sessiz bir yüz ifadesindeki duyguyu belirleyebildi. Bu bulgular, beynin belirli bölgelerinin sadece tercih ettikleri duyuyla sınırlı kalmadığını, hem yüz hem de ses yoluyla gelen duygusal bilgileri işleyebildiğini gösterdi.</p><h3>Brüksel deneyinde yüz ve ses duyguları için örtüşen beyin desenleri tespit edildi</h3><p>Deneyin sonuçları, beyin bölgelerinin hem yüz hem de ses sinyallerini işleyebildiğini ortaya koymakla kalmadı; aynı zamanda bazı bölgelerin üzgün bir ses ile üzgün bir yüzü kısmen aynı şekilde temsil ettiğini gösterdi. Özellikle yan kıvrım, ses alanları ve frontal bantta, üzgün bir ses ve üzgün bir yüz benzer desenler oluşturdu. Araştırmacılar, bu bölgelerin arka kısmının yüzleri, ön kısmının ise sesleri daha iyi işlediğini belirledi. Fusiform yüz alanında ise ses ve yüz desenleri arasında net bir ayrım gözlendi. Ayrıca, yüz duygularını ses alanlarından okumak daha kolayken, ses duygularını yüz alanlarından tespit etmek daha zordu. Bu durum, önceki araştırmalarla da örtüşüyor; zira insanların duyguları bir yüzden sese kıyasla daha doğru tanıdığı biliniyor. Araştırmacılar, daha güvenilir bir duygusal sinyalin diğer duyunun bölgelerinde daha belirgin şekilde ortaya çıktığını vurguladı.</p><h3>Katılımcıların tepkileri ve bilgisayar analizleri yeni soruları gündeme getirdi</h3><p>Katılımcılar, deney sırasında duygusal sesleri duyarken ya da yüz ifadelerini izlerken, bilgisayar destekli analizler sayesinde hangi beyin bölgelerinin hangi duyguları temsil ettiğini ortaya çıkarmaya yardımcı oldu. Özellikle program, gösterilen mutlu bir yüzü, eşleşen bir sesle birlikte olduğunda ayırt edebildi. Fusiform yüz alanı ve ses bölgelerinde, birleşik desenler tek duyulu yanıtlara benzedi. Yan kıvrım ve frontal bant ise daha karmaşık ve farklı desenler sergiledi. Araştırmacılar, beyin bölgelerinin çoğunlukla bir duyuyu işlediği, ancak bazı alanlarda duyuların birbirine karıştığı bir gradyan olduğunu belirledi. Ayrıca, deneyde kullanılan duyguların katılımcıların tanımadığı aktörlerden gelmesi, sosyal ipuçlarının işlenmesinde tanıdıklık faktörünün etkisini araştırmak için yeni bir alan açtı. Yazarlar, gelecekteki çalışmalarda tanıdık ve tanımadık yüz ve seslerin karşılaştırılması gerektiğini, ayrıca duyguları diğer özelliklerden ayırmak için daha geniş bir klip setine ihtiyaç duyulacağını ifade etti.</p><h3>Gent Üniversitesi'nden beyin araştırması sosyal ipuçlarının algılanmasına ışık tutuyor</h3><p>Yapılan araştırma, sosyal ipuçlarını okumakta zorlanan bireyler için beyin bölgelerinin nasıl çalıştığına dair henüz kesin bir bilgi sunmuyor. Ancak elde edilen bulgular, beynin yüz ve ses sinyallerini işleme konusunda esnek ve örtüşen bir yapıya sahip olduğunu göstererek, sosyal iletişimin nörolojik temellerine dair önemli ipuçları sağladı. Özellikle fusiform yüz alanı, yan kıvrım ve frontal bantta tespit edilen ortak kod, insan beyninin çevresindeki duygusal sinyalleri hızlı ve etkili bir şekilde değerlendirmesini mümkün kılıyor. Araştırmacılar, bu ortak kodun, bir kişinin karşısındakinin ruh halini anında değerlendirmesinin arkasındaki anahtar mekanizmalardan biri olabileceğini düşünüyor. Çalışma ayrıca, sosyal ipuçlarını birleştirmekte güçlük çeken bireylerde bu beyin bölgelerinin farklı çalışıp çalışmadığını anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu da ortaya koydu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/insan-beyninin-gizli-sifr-970_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295887</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/altin-yukselis-trendinde-19-ekim-2026-pazartesi-altin-ne-kadar-bugun-gram-altin-ceyrek-alt-295887</link>
      <pubDate>2026-10-19T15:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Altın yükseliş trendinde! 19 Ekim 2026 Pazartesi altın ne kadar? Bugün gram altın, çeyrek altın kaç lira? Son dakika altın fiyatları, güncel alış satış rakamları, canlı takip]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Son dakika altın fiyatları yatırımcının radarında. Altın fiyatları yükseliş trendine geçti. Gram altın, çeyrek altın, yarım altın ve cumhuriyet altını fiyatları araştırılıyor. Bugün altın almak veya bozdurmak isteyenler pazartesi gününde altın fiyatları ne kadar öğrenmek istiyor. Altın piyasasındaki son durumu merak edenler toplansın. Altın fiyatları bugün ne kadar? sorusu yanıt buldu. İşte, 19 Ekim 2026 Pazartesi altın fiyatları canlı takip ile detayda karşınızda...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Altın yükseliş trendinde! 19 Ekim 2026 Pazartesi altın ne kadar? Bugün gram altın, çeyrek altın kaç lira? Son dakika altın fiyatları, güncel alış satış rakamları, canlı takip]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birikimlerini altın olarak değerlendirmek isteyenler ya da söz-nişan-düğün gibi organizasyonlar için altın alışverişi yapacaklar değerli metallerdeki son durumu ilgiyle takip ediyor. Altın almak ya da bozdurmak isteyenler dikkat! Altın düştü mü yükseldi mi? İşte merak edilenler...</p><p>19 Ekim 2026 Pazartesi güncel altın fiyatları yatırımcının radarında. Bugün altın fiyatları kaç lira? Peki; gram altın, yarım altın, çeyrek altın ve cumhuriyet altını fiyatları ne kadar? <b>19 Ekim Pazartesi son dakika altın fiyatları, canlı takip ile detayda karşınızda...</b></p><p><b>19 EKİM 2026 PAZARTESİ GÜNCEL ALTIN VE GÜMÜŞ FİYATLARI ALIŞ SATIŞ LİSTESİ</b></p><p><b>GRAM ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 6.635,21</p><p>Satış: 6.636,07</p><p><b>ÇEYREK ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 10.581,00</p><p>Satış: 10.822,78</p><p><b>YARIM ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 21.095,87</p><p>Satış: 21.645,57</p><p><b>CUMHURİYET ALTINI</b></p><p>Alış: 43.903,00</p><p>Satış: 44.564,00</p><p><b><font color="#ff0000"><a href="https://www.platinonline.com/altin-fiyatlari">GÜNCEL ALTIN FİYATLARI SAYFASI İÇİN TIKLAYINIZ | CANLI TAKİP |</a></font></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/altin-yukselis-trendinde--301_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295886</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/karin-erime-hizini-degistiren-kesif-yaban-hayati-ve-iklim-arasindaki-gorunmeyen-bag-295886</link>
      <pubDate>2026-10-19T15:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Karın erime hızını değiştiren keşif! Yaban hayatı ve iklim arasındaki görünmeyen bağ]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Antarktika Yarımadası'nda yapılan son araştırmalar, penguen dışkısının karın erimesini önemli ölçüde hızlandırdığını ortaya koydu. Bilim insanları, fosfat açısından zengin penguen dışkısının, bölgedeki yeşil kar alglerinin çoğalmasına ve kar örtüsünün daha hızlı kaybolmasına neden olduğunu vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Karın erime hızını değiştiren keşif! Yaban hayatı ve iklim arasındaki görünmeyen bağ]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antarktika Yarımadası'nda gerçekleştirilen yeni bir bilimsel araştırma, penguen dışkısının karın erimesini hızlandıran önemli bir faktör olduğunu ortaya çıkardı. Colorado Boulder Üniversitesi'nden Alia Khan'ın öncülüğünde yürütülen ve Batı Washington Üniversitesi'nden Elise Ryan'ın baş yazarı olduğu çalışmada, 2025 yılı başında bölgedeki dokuz farklı kıyı noktasında toplanan 111 kar örneği analiz edildi. Elde edilen bulgular, özellikle penguen kolonilerinin yakınındaki kar örtüsünde fosfat oranının ciddi şekilde yükseldiğini ve bunun kar üzerinde biyolojik bir karartma etkisi yaratarak erimeyi hızlandırdığını gösterdi.</p><h3>Bilim insanları: Penguen dışkısı, kar alglerinde fosfatı artırıyor</h3><p>Araştırmada, Antarktika'nın yaz aylarında kar üzerinde oluşan yeşil ve kırmızı alg lekeleri detaylı biçimde incelendi. Özellikle penguen kolonilerine yakın bölgelerde görülen yeşil kar alglerinin, kırmızı alglere kıyasla yaklaşık on kat daha fazla fosfat içerdiği tespit edildi. Fosfatın ana kaynağı ise penguen dışkısı olarak belirlendi. Bilim insanları, bu yüksek fosfat seviyesinin, yeşil kar alglerinin büyümesini teşvik ettiğini ve bu alglerin kırmızı olanlara göre daha fazla klorofil içerdiğini açıkladı. Klorofilin güneş ışığını daha fazla emmesi, karın yansıtıcılığını azaltarak erimeyi hızlandırıyor. Araştırmada, yeşil karın ortalama fosfat değeri litre başına 114 mikromol olarak ölçülürken, kırmızı kar 11,4 ve temiz kar ise 1,5 mikromol seviyesinde kaldı. Bu veriler, yeşil karın kırmızı karın yaklaşık on katı, temiz karın ise 70 katı kadar fosfat taşıdığını gösterdi. Fosfat oranı, bir bölgedeki yaban hayatı puanıyla doğru orantılı olarak artış gösterdi; deniz spreyi veya taş gibi diğer etmenlerle ise anlamlı bir ilişki saptanmadı.</p><h3>Antarktika'da karın erimesinde biyolojik karartma etkisi öne çıkıyor</h3><p>Kar alglerinin karın erimesine etkisi uzun süredir tartışılsa da, bu yeni çalışma özellikle biyolojik karartma etkisinin önemini vurguluyor. Temiz kar, güneş ışığının büyük bölümünü yansıtarak erimeyi yavaşlatırken, alglerin oluşturduğu renkli lekeler karın koyulaşmasına ve daha fazla güneş enerjisi emmesine yol açıyor. Khan'ın 2021 yılında yürüttüğü bir başka araştırmada, yeşil kar alglerinin karın yansıtıcılığını yüzde 40'a kadar azalttığı, kırmızı alglerin ise bu oranı yüzde 20 civarında düşürdüğü tespit edilmişti. Bu durum, koyu renkli karın daha fazla enerji emmesine ve daha hızlı erimesine neden oluyor. Çalışmada toplanan örneklerin çoğu, penguen kolonilerinin hemen yanında bulunan bölgelerden alındı. Numuneler, karanlıkta ve düşük sıcaklıkta laboratuvara taşındıktan sonra mikroskop altında detaylı şekilde incelendi ve içerdikleri pigmentler ile besin maddeleri analiz edildi.</p><h3>Fosfat artışı, kar ekolojisini ve iklim projeksiyonlarını etkiliyor</h3><p>Fosfatın kar alglerinde bu denli yüksek oranlarda bulunması, Antarktika'daki kar ekosistemlerinin denizden gelen besin zinciriyle doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. Penguenler ve skua gibi deniz kuşları, denizde kril ve diğer canlılarla beslendikten sonra fosforu dışkılarıyla karın üzerine bırakıyor. Bu süreç, deniz besin ağının kar ekolojisiyle bütünleşmesini sağlıyor. Araştırma ekibi, örneklerin yalnızca bir yaz mevsiminde toplandığını ve bu nedenle fosfatın alg patlamalarını tetikleyip tetiklemediği veya bunun bir sonucu olup olmadığını kesin olarak söylemenin mümkün olmadığını belirtti. Ayrıca, çalışma kapsamında karın erime hızı veya yansıtıcılık oranı doğrudan ölçülmedi. Ancak elde edilen veriler, mevcut iklim modellerinin kar örtüsünün erime hızını ve buzsuz alanların genişlemesini hesaplarken biyolojik karartma etkisini göz ardı ettiğini ortaya koydu. Bu eksiklik, Antarktika'da buzsuz alanların gelecekte ne kadar hızlı yayılacağını yanlış tahmin etme riskini artırıyor.</p><h3>Gentoo penguenlerinin yayılması kar örtüsüne etki edebilir</h3><p>Araştırmada ayrıca, Antarktika Yarımadası'nda penguen türlerinin dağılımındaki değişimlerin de kar üzerindeki besin yükünü etkileyebileceği vurgulandı. Gentoo penguenlerinin bölge genelinde güneye doğru yayılması, kar üzerine bırakılan dışkı miktarının artmasına veya azalmasına neden olabilir. Gentoo'lar, Adélie ve çene bantlı penguenlere kıyasla daha çeşitli bir diyetle beslendiğinden, kar üzerindeki fosfat birikimi de bu değişimden etkilenebilir. Bilim insanları, besin sıcak noktalarının haritasının zaman içinde değiştiğini ve farklı türlerin popülasyonundaki dalgalanmaların kar örtüsünün kimyasal yapısını etkilediğini belirtti. Araştırma ekibi, gelecekte aynı bölgelerde mevsim boyunca tekrar tekrar örnekler toplayarak besin maddelerinin ve alg büyümesinin karın erimesiyle olan ilişkisini daha net ortaya koymayı hedefliyor.</p><h3>Bilim insanlarından iklim modellerine yeni çağrı</h3><p>Çalışmanın sonuçları, penguen dışkısının ve deniz kuşlarının Antarktika'daki kar erimesine olan katkısının, mevcut iklim projeksiyonlarında göz ardı edilen önemli bir unsur olduğunu gösteriyor. Alia Khan, yaban hayatı, besin maddeleri ve kar algleri arasındaki ilişkinin, buzsuz alanların genişlemesini öngören hesaplamalarda eksik bir bileşen olduğuna dikkat çekti. Bilim insanları, karın içine kasıtlı olarak besin eklenmesi ve alglerin büyüdükçe ne kadar ışık emdiğinin ölçülmesi gibi adımların, biyolojik karartma etkisinin iklim modellerine daha doğru şekilde entegre edilmesine yardımcı olacağını belirtiyor. Şimdilik, penguen dışkısı ve yeşil kar alglerinin Antarktika'daki kar örtüsünün erimesine beklenenden daha fazla katkı sağladığı ve bu etkinin gelecekte daha büyük sonuçlara yol açabileceği öngörülüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/karin-erime-hizini-degist-664_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295885</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/fizikcilerden-cip-teknolojisinde-devrim-atom-saatleri-laboratuvardan-cikmaya-hazirlaniyor-295885</link>
      <pubDate>2026-10-19T15:45:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Fizikçilerden çip teknolojisinde devrim! Atom saatleri laboratuvardan çıkmaya hazırlanıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Auckland Üniversitesi öncülüğünde geliştirilen yeni nesil çip tabanlı optik frekans tarayıcı, atom saatlerinde devrim yaratacak özellikler sunuyor. Laboratuvar ortamının dışına taşınabilen bu teknoloji, hassas zaman ölçümünde ve GPS'siz navigasyonda çığır açacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Fizikçilerden çip teknolojisinde devrim! Atom saatleri laboratuvardan çıkmaya hazırlanıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Auckland Üniversitesi'nden fizikçilerin liderliğinde yürütülen bir araştırma, atom saatlerinde çığır açacak yeni bir çip tabanlı optik frekans tarayıcının geliştirilmesiyle sonuçlandı. Bu yenilikçi cihaz, iki lazer ve minyatür bir çipin bir araya gelmesiyle hassas zaman ölçümünü daha ulaşılabilir hale getiriyor. Yeni sistem, laboratuvar ortamına bağlı kalmadan, daha küçük ve taşınabilir atom saatlerinin önünü açıyor. Araştırma ekibinde Miro Erkintalo, Grégory Moille ve Kartik Srinivasan yer alıyor; ekip üyeleri Auckland Üniversitesi, Maryland Üniversitesi ve Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü'nde görev yapıyor. Çip tarayıcı, atom saatlerinin temelini oluşturan hassas frekans ölçümlerini sadeleştirerek, teknolojinin laboratuvar dışına taşınmasını mümkün kılıyor.</p><h3>Auckland Üniversitesi ekibi: Çip tarayıcıda tersine mühendislikle yeni çözüm</h3><p>Geleneksel olarak, bir makinenin daha küçük bir versiyonunu üretmek için orijinal tasarımın minyatürleştirilmesi tercih ediliyor. Ancak optik frekans tarayıcılar, yani ışık tabanlı hassas ölçüm cihazları, bugüne kadar laboratuvar dışına çıkacak kadar kompakt hale gelmemişti. Auckland Üniversitesi'nden araştırmacılar, bu engeli aşmak için alışılmışın dışında bir yol izledi. Ekip, spektrumun uç noktalarında iki ayrı lazerle başlayıp, aradaki renkleri küçük bir halka yardımıyla doldurarak kendi kendine hizalanan bir renk tarayıcısı oluşturdu. Bu yöntem, optik frekans tarayıcıların kullanımındaki en karmaşık adımlardan birini, yani lazerlerin hassas hizalanmasını otomatik ve basit bir sürece dönüştürdü. Çip üzerindeki halka, lazerlerle tam uyumlu çalışarak, ölçümlerdeki hata payını önemli ölçüde azalttı. Bu gelişme, optik frekans tarayıcıların laboratuvar dışına çıkarılması için kritik bir adım olarak görülüyor.</p><h3>Atom saatlerinde doğruluk ve taşınabilirlik: Çip tarayıcıların potansiyeli</h3><p>Optik frekans tarayıcılar, ışığın frekansını son derece hassas şekilde ölçebilen teknolojiler olarak biliniyor. Görünür ışığın saniyede yüzlerce trilyon kez titreşmesi, geleneksel elektronik sayaçların bu hızları doğrudan ölçmesini imkânsız kılıyor. Ancak optik frekans tarayıcılar, farklı renkleri bir cetvelin işaretleri gibi eşit aralıklarla yerleştirerek, bilinmeyen bir rengi bu işaretlerle karşılaştırma ve olağanüstü bir hassasiyetle ölçme imkânı sunuyor. 2005 Nobel Fizik Ödülü'nü kazanan John Hall ve Theodor Hänsch'in öncülüğünde geliştirilen bu teknoloji, lazer tabanlı atom saatlerinin doğruluk rekorlarını kırmasını sağladı. Auckland Üniversitesi'nin geliştirdiği yeni çip tarayıcı, bu hassasiyeti minyatür boyutlara taşıyarak, atom saatlerinin taşınabilirliğini ve yaygın kullanımını mümkün kılıyor. Böylece, GPS'e bağımlı olmayan navigasyon sistemlerinden tüketici elektroniğine kadar pek çok alanda devrimsel yenilikler gündeme gelebilir.</p><h3>Maryland Üniversitesi ve Ulusal Standartlar Enstitüsü: Üretimde yeni standartlar</h3><p>Çip tarayıcıların bugüne kadar laboratuvar ortamında kalmasının başlıca nedeni, mevcut tasarımların karmaşıklığı ve kenarlardaki renklerin zayıf, gürültülü çıkmasıydı. Bilim insanları, bu sorunu aşmak için genellikle karmaşık ekipmanlar ve ek yardımcı lazerler kullanmak zorunda kalıyordu. Maryland Üniversitesi ve Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü iş birliğiyle geliştirilen yeni yaklaşımda ise iki lazer, spektrumun uç noktalarını belirliyor. Bir lazer, yaklaşık 193 trilyon dalga/saniye hızında kızılötesi ışık üretirken, diğeri bu değerin tam iki katında çalışıyor. Her iki lazer de, 62 mikrometre çapında silikon nitrit bir halkaya yönlendiriliyor. Bu halka, yalnızca bir pirinç tanesi büyüklüğündeki çip üzerinde yer alıyor. İki lazerin sağladığı işaretler, cetvelin başlangıç ve bitiş noktası gibi görev yapıyor; böylece tüm sistemin frekans aralığı ve hassasiyeti kontrol altına alınıyor. Üretim aşamasında, ticari bir fabrika 4 inçlik wafer'larda bu halkaları üretiyor ve bir wafer'dan alınan 10 cihazın tamamı, kendiliğinden hizalanan tarayıcıyı başarıyla oluşturabiliyor.</p><h3>Çip tarayıcı: Üç işlevi bir araya getiren teknoloji</h3><p>Yeni nesil çip tarayıcı, üç temel işlevi tek bir cihazda birleştirerek geleneksel optik frekans tarayıcıların sınırlarını zorluyor. İlk olarak, cihaz sabit bir radyo sinyali sağlayan rubidyum referansına bağlanabiliyor ve işaretlerinin frekansları, beklenen değerlerle tam uyum gösteriyor. İkinci aşamada, lazerlerden biri ayrı bir çip üzerindeki çok stabil bir referans boşluğuna kilitlendiğinde, tarayıcı milimetre dalga aralığında düşük gürültülü bir radyo sinyali üretiyor. Bu sinyal, yavaş dalgalanmalarda en iyi çip tarayıcılarının stabilitesine eşdeğer bir performans sunuyor. Üçüncü olarak, lazerler Hava Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarı'nda geliştirilen bir rubidyum saatine kilitlendiğinde, ticari bir fiber tarayıcıyla aynı doğrulukta zaman ölçümü sağlanıyor. Her iki tarayıcı da saatin frekansını, yayımlanan değerin yaklaşık 90.000 dalga/saniye altında ölçüyor ve hata payları içinde birbirleriyle uyumlu sonuçlar veriyor. Ekip, bu küçük kaymanın rubidyum hücresindeki koşullardan kaynaklandığını belirtiyor; böylece çip tarayıcı, ticari cihazlarla kıyaslanabilir doğrulukta çalıştığını kanıtlıyor.</p><h3>Çip tarayıcıların laboratuvar dışına taşınması için son adımlar</h3><p>Her ne kadar yeni çip tarayıcı, atom saatlerinde kullanılmak üzere büyük bir potansiyel sunsa da, sistemin bazı parçaları hâlâ çip dışında bulunuyor. Özellikle iki lazerin karşılaştırılması için gereken ekipman, hâlâ ayrı modülatörler ve sentezleyiciler gerektiriyor. Tarayıcının işaretleri arasındaki mesafe yaklaşık 737 milyar dalga/saniye olduğundan, bu aralıkları okumak için ek teknolojiler kullanılıyor. Ölçüm gürültüsü, milimetre dalga sinyalinin hızlı dalgalanmalardaki stabilitesini tam olarak ortaya koyamasa da, araştırmacılar gelecekte bu konuda önemli gelişmeler bekliyor. Moille, Erkintalo ve Srinivasan, tasarımın bazı bölümleri için geçici patent başvurusu yaptı. Ekip, aynı tür silikon nitrit halkasında bir lazerin frekansını iki katına çıkaracak ve bu tarayıcıyı daha ince bir ikinci tarayıcıyla eşleştirecek yeni çözümler üzerinde çalışıyor. Tüm parçalar tek bir pakette birleştirilip laboratuvar dışı ortamlarda başarıyla çalıştırılana dek, çip tarayıcılar bir laboratuvar gösterimi olarak kalmaya devam edecek. Ancak bu gelişmeler, yakın gelecekte çip tabanlı atom saatlerinin yaygınlaşmasının önünü açıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/fizikcilerden-cip-teknolo-685_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295884</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kediniz-kucaginiza-oturdugunda-vucudunuzda-ne-degisiyor-bilim-insanlari-hormonal-bagi-cozdu-295884</link>
      <pubDate>2026-10-19T15:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kediniz kucağınıza oturduğunda vücudunuzda ne değişiyor? Bilim insanları hormonal bağı çözdü]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Kyoto Üniversitesi ve Azabu Üniversitesi iş birliğiyle Japonya'da yürütülen araştırma, kediler ve sahipleri arasında oksitosin hormonu üzerinden beklenmedik bir biyolojik bağ bulunduğunu ortaya koydu. Araştırmaya katılan kedi sahiplerinin, evcil hayvanlarının oksitosin seviyeleriyle ruh halleri arasında güçlü bir ilişki bulunduğu belirlendi. Bu bulgu, kedilerin insanların psikolojisi üzerindeki etkisini bilimsel olarak gözler önüne serdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kediniz kucağınıza oturduğunda vücudunuzda ne değişiyor? Bilim insanları hormonal bağı çözdü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Japonya'da Kyoto Üniversitesi ve Azabu Üniversitesi'nden bilim insanları, kediler ve sahipleri arasındaki ilişkinin biyolojik temellerini ortaya koyan dikkat çekici bir araştırmaya imza attı. Araştırmada, kedi sahiplerinin ruh hali ile evcil hayvanlarının oksitosin hormon seviyeleri arasında güçlü bir bağlantı tespit edildi. Çalışma kapsamında 19 kedi sahibi ve 29 kedi, bir ay boyunca ev ortamında takip edildi. Araştırmacılar, hem sahiplerden hem de kedilerden düzenli olarak idrar örnekleri toplayarak oksitosin ve kortizol gibi hormon düzeylerini analiz etti. Elde edilen veriler, kedilerin oksitosin seviyesinin sahiplerinin ruh haliyle doğrudan ilişkili olduğunu gösterdi. Bu bulgu, kediler ve sahipleri arasında bilinenden daha derin bir hormonal etkileşim olabileceğine işaret ediyor.</p><h3>Saho Takagi: 'Kedilerle kurulan bağ ruh halini iyileştiriyor'</h3><p>Araştırmanın başında yer alan Kyoto Üniversitesi'nden Saho Takagi, elde edilen sonuçların kedi sahiplerinin günlük yaşamda hissettikleri huzur ve rahatlık duygusunun bilimsel bir karşılığı olabileceğini vurguladı. Takagi'ye göre, kedisinin kucağına çıkan ve sevgi gösteren bir kedi sahibi, bu yakın temas sırasında oksitosin hormonunda artış yaşayabiliyor. Oksitosin, genellikle ebeveyn-çocuk ilişkisi ve sosyal bağlarda önemli rol oynayan bir hormon olarak biliniyor. Araştırmada, kedisinin oksitosin seviyesi yüksek olan sahiplerin, öfke, gerginlik ve kafa karışıklığı gibi olumsuz ruh halleriyle daha az karşılaştığı kaydedildi. Takagi, bu bulguların, kedilerle sahipleri arasındaki ilişkinin sadece duygusal değil, aynı zamanda biyolojik bir temele dayandığını gösterdiğini belirtti. Özellikle oksitosin düzeylerinin, sahiplerin psikolojik durumunu olumlu yönde etkilediği düşünülüyor.</p><h3>Kedi sahiplerinde oksitosin ve ruh hali ilişkisi</h3><p>Araştırmada elde edilen verilere göre, kedi sahiplerinin kendi oksitosin seviyeleri ile ruh halleri arasında da belirli bir bağlantı bulundu. Ancak bu ilişki, kedilerin oksitosin düzeyleriyle karşılaştırıldığında daha sınırlı kaldı. Sahiplerin kendi oksitosin düzeyleri yalnızca daha az öfke ile ilişkilendirildi. Buna karşılık, kedinin hormon düzeyleri sahiplerin genel ruh hali üzerinde daha belirgin bir etki gösterdi. Araştırmacılar, kedilerin oksitosin seviyesinin sahiplerinin ruh halindeki değişimleri daha iyi yansıtabileceğini düşünüyor. Ayrıca, sahiplerin daha fazla kortizol&#8212;yani stres hormonu&#8212;seviyesine sahip olması, daha gergin, yorgun ve keyifsiz hissetmeleriyle ilişkilendirildi. Bu kişiler genellikle daha düşük oksitosin düzeyine sahip kedilerle birlikte yaşıyor. Araştırma grubu, bu sonuçların kişisel farklılıklar içerdiğini ve her kedi-sahip ikilisi için genelleme yapılamayacağını özellikle vurguladı. Yine de, elde edilen bulgular, kediler ve sahipleri arasında karmaşık bir hormonal etkileşim ağı bulunduğunu ortaya koyuyor.</p><h3>Kedilerin yakınlığı sahiplerde canlılık hissini artırıyor</h3><p>Çalışmada kullanılan Bluetooth etiketler sayesinde, kedilerin sahiplerine ne kadar yakın kaldığı da ölçüldü. Elde edilen sonuçlar, kedisiyle daha fazla fiziksel yakınlık kuran sahiplerin kendilerini daha enerjik ve canlı hissettiklerini gösterdi. Araştırmada bu durum "canlılık" olarak tanımlandı ve diğer olumsuz ruh hali ölçütleriyle doğrudan bağlantılı olmadığı gözlendi. Yani, kedinin fiziksel olarak yakınında bulunması, öfke, gerginlik veya kafa karışıklığı gibi duygular üzerinde belirgin bir etki yaratmadı. Ayrıca, bir kediyi uzun süre sahiplenmenin de enerji düzeyini artırmadığı tespit edildi. Araştırmacılar, sahiplik süresinin günlük yaşamın dinamiklerini tam olarak yansıtmayabileceğini belirtti. Bluetooth etiketleri yalnızca kedinin sahibine olan yakınlığını ölçebildiği için, aradaki duygusal bağın derinliği ve kalitesi konusunda kesin bir değerlendirme yapılamadı. Yine de, kedinin fiziksel varlığının sahiplerin yaşam enerjisine olumlu katkı sunduğu sonucuna varıldı.</p><h3>Kortizol seviyeleri ve stres yanıtı farklılık gösteriyor</h3><p>Araştırmada kortizol yani stres hormonu düzeyleri de incelendi. Önceki bazı köpek çalışmalarında, köpeklerin ve sahiplerinin kortizol seviyeleri arasında paralellik olduğu görülmüştü. Ancak bu çalışmada, kediler ve sahipleri arasında benzer bir kortizol eşleşmesi bulunamadı. Araştırmacılar, kedilerin daha bağımsız evrimsel geçmişinin, köpeklerle kıyaslandığında bu farklılığın temelinde olabileceğini düşünüyor. Ayrıca, sahiplerden idrar örneklerinin sabah saatlerinde, kedilerden ise rastgele zamanlarda alınması, hormon düzeylerindeki olası eşleşmeyi tespit etmeyi zorlaştırdı. Bu teknik farklılıklar, kediler ve sahipleri arasındaki stres yanıtının neden daha az belirgin olduğunu açıklayabilir. Araştırmacılar, kediler ve sahipleri arasındaki hormonal etkileşimin, köpeklerde olduğu gibi doğrudan ve sürekli bir paralellik göstermediğine dikkat çekiyor.</p><h3>Küçük örneklem ve çevresel etkenler sonuçları etkileyebilir</h3><p>Çalışmaya 19 kedi sahibi ve 29 kedi dahil edildi; ancak elde edilen bulguların genellenebilmesi için daha geniş çaplı araştırmalara ihtiyaç duyuluyor. Katılımcıların büyük kısmı kadınlardan oluştu ve bazı bulgular, hane bazında ortalamalar alındığında zayıfladı. Ayrıca, kediler ve sahiplerinin yalnızca duygusal değil, aynı zamanda günlük yaşamda gürültü, sıcaklık ve rutin gibi çevresel faktörleri de paylaştığı belirtildi. Bu ortak çevresel etmenler, hormon düzeylerinde gözlenen kalıpları etkileyebilir. Araştırmacılar, kedilerle sahipleri arasındaki ilişkinin yönünün henüz tam olarak açıklanamadığını ifade ediyor. Daha iyi hisseden sahiplerin kedileriyle daha fazla vakit geçirme eğiliminde olabileceği gibi, sosyal ve sevgi dolu bir kedinin de sahibinin ruh halini olumlu etkileyebileceği düşünülüyor. Gelecekte yapılacak daha uzun süreli ve kapsamlı çalışmalar, bu karmaşık ilişkinin dinamiklerini daha ayrıntılı şekilde ortaya koyabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/kediniz-kucaginiza-oturdu-737_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295883</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/dunyanin-en-gurultucu-kusu-hangisi-123-tur-arasinda-iki-yeni-aday-bulundu-295883</link>
      <pubDate>2026-10-19T15:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dünyanın en gürültücü kuşu hangisi? 123 tür arasında iki yeni aday bulundu]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Massachusetts Üniversitesi'nden biyologlar, doğadaki en gürültücü kuşları belirlemek için 123 farklı tür üzerinde kapsamlı ölçümler yaptı. Çıplak boğazlı çan kuşu ve kırmızı bacaklı seriema, insan işitmesi için tehlikeli seviyelere ulaşan çağrılarıyla dikkat çekti. Araştırma, kuşların ses gücünün vücut boyutu ve ağız genişliğiyle ilişkili olduğunu ortaya koydu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dünyanın en gürültücü kuşu hangisi? 123 tür arasında iki yeni aday bulundu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Massachusetts Üniversitesi'nde yürütülen yeni bir araştırma, doğadaki en gürültücü kuşları belirlemek amacıyla 123 farklı türün çağrılarını inceledi. Elde edilen bulgulara göre, çıplak boğazlı çan kuşu ve kırmızı bacaklı seriema, ölçülen desibel seviyeleriyle öne çıktı. Araştırma ekibi, 2018 sonundan 2025 başlarına kadar hem Massachusetts'te hem de Brezilya'da saha çalışmaları yaptı. Biyolog João C. T. Menezes ve Jeffrey Podos'un liderliğindeki ekip, kuşların çıkardığı sesleri hem iş güvenliği için kullanılan gelişmiş ses ölçerlerle hem de lazer mesafe ölçerlerle kaydetti. Her çağrı için kuşun tam olarak ne kadar uzakta bulunduğu tespit edildi ve tüm ölçümler, kuşun 1 metre mesafedeyken çıkardığı ses düzeyine göre düzenlendi. Bu sayede, doğadaki en gürültücü kuşu objektif olarak belirlemek mümkün oldu.</p><h3>Çan kuşu ve seriema türleri desibel rekorunu kırdı</h3><p>Yapılan ölçümler, çıplak boğazlı çan kuşu ve kırmızı bacaklı seriema türlerinin, çağrılarında 120 desibelin üzerine çıktığını gösterdi. Özellikle bazı bireyler, 127 ila 131 desibel aralığında ses üretti. Bu değerler, insan işitmesi için tehlikeli kabul edilen seviyelere ulaşıyor. Beyaz çan kuşu da bu yüksek desibel grubunda yer aldı ve bu üç tür, doğadaki en gürültücü kuşlar olarak kayıtlara geçti. Araştırmacılar, bu kuşların seslerinin sıradan bir konuşmadan yüzlerce kat daha güçlü olduğunu vurguladı. Örneğin, en sessiz kuş olan karanlık boğazlı hermit yaklaşık 64 desibel ile ölçülürken, en gürültücü kuşun çağrısı bunun 800 katı ses basıncına sahipti. Bu çarpıcı fark, doğadaki bazı kuşların neden işitme kaybı riski yarattığını açıklıyor.</p><h3>Massachusetts Üniversitesi ekibi: Boyut ve ağız genişliği belirleyici</h3><p>Massachusetts Üniversitesi'nden araştırmacılar, çan kuşu ve seriema gibi türlerin neden bu kadar yüksek ses çıkarabildiğini de inceledi. Bulgulara göre, daha büyük vücut yapısına ve daha geniş ağız açıklığına sahip kuşlar, daha yüksek desibel seviyelerine ulaşabiliyor. Geniş ağız, trompetin çan kısmına benzer şekilde, sesi daha etkili şekilde havaya yayma avantajı sağlıyor. Ayrıca, büyük kas yapısı sayesinde daha fazla hava basıncı oluşturulabiliyor. Ancak, araştırma ekibi, yüksek sesin evrimsel nedenlerini tam olarak açıklayacak kesin bir kanıt bulamadı. Farklı yaşam alanlarında yaşayan bu kuşların, çok eşli üreme stratejileri veya orman gibi yoğun ortamlarda iletişim kurma ihtiyacı gibi çeşitli faktörlerle bu özellikleri geliştirmiş olabileceği düşünülüyor. Özellikle çan kuşları, yoğun yağmur ormanlarında birden fazla dişiye ulaşabilmek için yüksek sesli çağrılar kullanıyor. Kırmızı bacaklı seriema ise açık arazide uzun vadeli eşlerle iletişim kuruyor.</p><h3>Desibel ölçümleri ve yeni adaylar: Çan kuşu ailesinde sırada kim var?</h3><p>Çan kuşu ve seriema türlerinin ses kayıtları, bilim dünyasında büyük ilgi uyandırdı. Daha önce, beyaz çan kuşu Guinness Dünya Rekorları tarafından en gürültücü kuş olarak tanınmıştı. Ancak yeni ölçümler, çıplak boğazlı çan kuşu ve kırmızı bacaklı seriema'nın da bu unvana ortak olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, bu türlerin çağrılarının yoğunluğu ve süresi açısından farklılık gösterdiğini belirtti. Örneğin, çıplak boğazlı çan kuşu tek bir yüksek zirveye ulaşırken, seriema türü bireyler arasında daha yüksek ortalamalar kaydedildi. Araştırma ekibi, gürültücü kuşlar listesine yeni türler eklemek için çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle ses seviyeleri henüz ölçülmemiş olan diğer çan kuşu türleri ve muhteşem lir kuşu gibi örneklerin de ilerleyen dönemde incelenmesi planlanıyor.</p><h3>Çan kuşu çağrıları: İnsanlar için işitme riski ve evrimsel sırlar</h3><p>Biyologlar, çan kuşu ve seriema gibi türlerin çıkardığı yüksek seslerin, hem eş bulma hem de rakipleri uzaklaştırma açısından avantaj sağladığını düşünüyor. Ancak bu çağrıların yakın mesafede işitme kaybına yol açabilecek kadar güçlü olması, hem insanları hem de diğer kuşları etkileyebiliyor. João Menezes, Earth.com'a verdiği röportajda, çan kuşunun sesiyle ilgili "Bir delici makinenin yanında durmak gibi" ifadesini kullandı. Bu nedenle, bu kuşların yaşadığı alanlarda çalışan veya araştırma yapan kişilerin kulak koruma ekipmanı kullanması gerekebiliyor. Araştırmacılar, doğadaki bu olağanüstü ses gücünün altında yatan evrimsel mekanizmaların tam olarak anlaşılması için daha fazla tür üzerinde çalışma yapılması gerektiğini belirtiyor. Özellikle çan kuşu ailesinin farklı üyeleri ve utangaç yer kuşları olan tinamolar, ilerleyen dönemde araştırmaların odağında olacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/dunyanin-en-gurultucu-kus-350_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295882</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/b12-ve-demir-takviyesini-ayni-anda-almak-guvenli-mi-295882</link>
      <pubDate>2026-10-19T15:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[B12 ve demir takviyesini aynı anda almak güvenli mi?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[B12 vitamini ve demir takviyeleri, özellikle Türkiye'de son yıllarda sağlık gündeminin merkezinde yer alıyor. Uzmanlar, bu iki önemli besin ögesinin birlikte kullanımı konusunda doğru dozun ve kullanım şeklinin hayati önemde olduğunu vurguluyor. Yanlış kullanım ise ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[B12 ve demir takviyesini aynı anda almak güvenli mi?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>B12 vitamini ve demir, insan vücudunun sağlıklı işleyişi için vazgeçilmez iki temel besin ögesi olarak biliniyor. Son dönemde Türkiye'de yaygınlaşan takviye kullanımı, özellikle B12 vitamini ve demirin birlikte alınmasının etkileri konusunda soru işaretlerini artırdı. Uzmanlar, bu iki takviyenin birlikte kullanımının genellikle güvenli olduğunu; ancak doz ve kullanım zamanlamasına dikkat edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceğini belirtiyor. Hem B12 vitamini hem demir, özellikle kırmızı kan hücrelerinin üretimi ve oksijen taşınmasında kritik rol oynuyor. Ancak yanlış dozda veya yanlış şekilde alındıklarında, beklenmeyen yan etkiler ve sağlık riskleriyle karşılaşmak mümkün.</p><h3>B12 vitamini ve demir: Birlikte kullanımın faydaları ve riskleri</h3><p>B12 vitamini ve demirin birlikte alınması, kırmızı kan hücrelerinin sağlıklı üretimini destekliyor ve vücudun oksijen taşıma kapasitesini artırıyor. Demir, hemoglobin adı verilen ve oksijenin taşınmasında görevli proteinin yapısında yer alırken, B12 vitamini yeni kırmızı kan hücrelerinin oluşumunu sağlıyor. Eksiklik durumunda ise, demir yetersizliği hemoglobinin azalmasına ve oksijen taşınımının bozulmasına yol açıyor. B12 vitamini eksikliği ise kırmızı kan hücrelerinin normalden büyük ve işlevsiz olmasına neden oluyor. Özellikle vejetaryen ve vegan beslenenlerde, bu iki besin ögesinin eksikliği ve buna bağlı anemi riski daha yüksek. Bu nedenle, uzmanlar B12 vitamini ve demir takviyesinin birlikte alınmasının enerji seviyesini artırabileceğini, yorgunluk ve halsizlik gibi belirtileri azaltabileceğini vurguluyor. Ancak, her iki takviyenin de gereksiz veya fazla miktarda alınması, başta sindirim sistemi olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p><h3>Demir ve B12 vitamini eksikliği: Belirtiler ve tedavi önerileri</h3><p>B12 vitamini ve demir eksikliği, toplumda yaygın görülen ve çoğu zaman yorgunluk, halsizlik, konsantrasyon bozukluğu gibi belirtilerle kendini gösteren sağlık sorunları arasında yer alıyor. Demir eksikliği anemisi olan kişilerde, vücudun oksijen taşıma kapasitesi azalıyor ve bu durum bilişsel fonksiyonlarda gerilemeye, bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açabiliyor. B12 vitamini eksikliğinde ise sinir sistemi etkileniyor, kalp çarpıntısı, dilde iltihaplanma ve sinirsel değişiklikler ortaya çıkabiliyor. Araştırmalar, B12 vitamini eksikliği anemisi olanların yaklaşık yüzde 20'sinde aynı zamanda demir eksikliği de görüldüğünü gösteriyor. Uzmanlar, bu iki eksikliğin bir arada görülmesi halinde, takviye tedavisinin mutlaka doktor kontrolünde yapılması gerektiğini belirtiyor. Gereksiz veya yüksek dozda alınan demir ve B12 vitamini takviyeleri, vücutta toksik etkilere ve organ hasarına yol açabiliyor.</p><h3>B12 vitamini ve demir takviyesinde doğru doz ve güvenli kullanım</h3><p>B12 vitamini ve demir takviyeleri, reçetesiz olarak eczanelerden temin edilebilse de, her bireyin ihtiyacı farklı olabiliyor. Yetişkinler için günlük önerilen B12 vitamini miktarı 2,4 mikrogram olarak belirtiliyor. Eksiklik durumunda ise, günde 1000 mikrograma kadar B12 vitamini almak genellikle güvenli kabul ediliyor. Demir için ise 19-50 yaş arası erkeklerde günlük 8 mg, kadınlarda ise 18 mg öneriliyor. Hamilelikte bu miktar 27 mg'a kadar çıkabiliyor. Ancak, 14 yaş ve üzeri bireylerde demir için güvenli üst sınırın 45 mg olduğu vurgulanıyor. Yüksek dozda demir takviyesi, mide ağrısı, kabızlık, bulantı, kusma ve ishal gibi yan etkilere neden olabiliyor. Aşırı dozlar ise, kan kaybı, organ hasarı ve hatta ölümle sonuçlanabilecek ciddi riskler taşıyor. Bu nedenle, takviye kullanmaya başlamadan önce mutlaka doktor kontrolünde kan değerlerinin ölçülmesi ve uygun dozun belirlenmesi gerekiyor.</p><h3>B12 vitamini ve demir takviyesinde dikkat edilmesi gerekenler</h3><p>B12 vitamini ve demir takviyesinin birlikte alınması genellikle güvenli kabul edilse de, bazı önemli noktalara dikkat etmek gerekiyor. Her iki takviyenin aç karnına alınması, emilimi artırıyor; ancak mide rahatsızlığı yaşayanlar için bu takviyeler yemekle birlikte alınabiliyor. Demirin kahve, süt ürünleri, çay, yumurta ve tam tahıllarla birlikte alınması emilimi azaltabiliyor. Ayrıca, demir takviyesiyle antasitler veya proton pompa inhibitörleri arasında en az iki saatlik bir ara bırakmak gerekiyor. Metformin ve bazı mide ilaçları ise B12 vitamini emilimini azaltabiliyor. Bu nedenle, düzenli ilaç kullananların veya kronik rahatsızlığı bulunanların, vitamin ve mineral takviyesi konusunda mutlaka hekime danışması öneriliyor. Doğru kullanım, hem eksikliklerin önüne geçilmesini hem de olası yan etkilerin en aza indirilmesini sağlıyor.</p><p>B12 vitamini ve demir, sağlıklı yaşamın temel taşları arasında yer alıyor. Ancak, bu iki besin ögesinin takviye olarak kullanılması, bilinçli ve kontrollü şekilde yapılmalı. Uzmanlar, özellikle eksiklik riski taşıyan bireylerde düzenli kan tahlili ve doktor önerisiyle takviye kullanımının, sağlık açısından en güvenli yol olduğunu vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/b12-ve-demir-takviyesini--349_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295881</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/cernobilden-kalan-alti-parcacik-incelendi-bilim-insanlari-ne-buldu-295881</link>
      <pubDate>2026-10-19T15:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çernobil'den kalan altı parçacık incelendi! Bilim insanları ne buldu?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Çernobil'in yasak bölgesinde Alman bilim insanlarının yürüttüğü son araştırma, nükleer felaketin üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen radyoaktif yakıt parçacıklarının beklenenden çok daha sağlam kaldığını ortaya koydu. Bu bulgu, bölgedeki uzun vadeli radyasyon riskinin devam ettiğine işaret ediyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çernobil'den kalan altı parçacık incelendi! Bilim insanları ne buldu?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çernobil Nükleer Santrali'nde 1986 yılında yaşanan felaketin ardından geçen 40 yılın sonunda, Almanya'dan bilim insanları bölgeden toplanan nükleer yakıt parçacıklarını detaylı biçimde inceledi. Yapılan analizler, radyoaktif yakıtın havaya karışan mikroskobik parçalarının, on yıllar boyunca maruz kaldıkları hava koşullarına ve çevresel faktörlere rağmen büyük ölçüde bozulmadan kaldığını gösterdi. Araştırmacılar, bu parçacıkların kimyasal ve fiziksel yapılarının şaşırtıcı derecede sağlam olduğunu belirledi. Çernobil'de hâlâ varlığını sürdüren bu nükleer yakıt kalıntıları, bölgenin güvenliğine ilişkin endişeleri taze tutuyor ve gelecekteki nükleer kazalar için önemli dersler sunuyor.</p><h3>Leibniz Üniversitesi Hannover: 'Çernobil yakıtı olağanüstü kalıcı'</h3><p>Almanya'daki Leibniz Üniversitesi Hannover ve Helmholtz-Zentrum Dresden-Rossendorf (HZDR) araştırmacıları, Çernobil felaketi sırasında yayılan altı nükleer yakıt parçacığını laboratuvar ortamında inceledi. Çalışmada, bu parçacıkların üç farklı kimyasal sınıfa ayrıldığı tespit edildi. İlk grup, uranyum dioksit yapısına benzer özellikler gösterirken; ikinci grup, zirkonyum kaplamasıyla birleşmiş veya ona gömülmüş şekilde bulundu. Üçüncü grup ise grafit moderatörünün yanmasıyla oluşan farklı bir yapıya sahipti. Parçacıkların boyutları 8 ile 50 mikrometre arasında değişiyor ve her biri, felaket sırasında yaşanan patlama ve sonrasındaki kimyasal reaksiyonlara göre farklılık gösteriyor. Araştırmacılar, X-ışını difraksiyon analiziyle bu mikroskobik nükleer yakıt parçacıklarının atomik kristal yapılarını inceledi. Sonuçlar, bu parçacıkların beklenenden çok daha fazla kimyasal stabilite sergilediğini ve radyoaktif materyalin büyük kısmının hâlâ içeride kilitli kaldığını doğruladı. Bu durum, uzun vadede çevreye radyoaktif madde salınımının daha yavaş gerçekleşebileceğine işaret ediyor. Ancak, nükleer yakıtın hâlâ çözülmemiş olması, bölgedeki radyasyon riskinin devam etmesine neden oluyor.</p><h3>Bilim insanlarından uyarı: 'Çernobil yakıtı çevreye hâlâ tehdit'</h3><p>Çernobil'de incelenen nükleer yakıt parçacıklarının olağanüstü kalıcılığı, bilim dünyasında hem umut hem de endişe yarattı. Araştırmacılar, bu parçacıkların çevreye radyoaktif materyal salınımını yavaşlatmasının olumlu bir gelişme olduğunu belirtiyor. Ancak, radyoaktif materyalin hâlâ çözülmemiş olması, bu parçacıkların uzun yıllar boyunca tehlike saçmaya devam edeceği anlamına geliyor. Parçacıkların solunması hâlinde insan sağlığı üzerinde ciddi etkiler oluşabileceği, rüzgar, erozyon veya hayvanlar yoluyla yer değiştirebileceği vurgulanıyor. Bu da, Çernobil bölgesine koruyucu giysi olmadan geri dönmenin henüz güvenli olmadığını gösteriyor. Araştırmacılar, yalnızca altı parçacığın analiz edilmesinin mevcut riskleri tam olarak yansıtmadığını, daha kapsamlı ve uzun vadeli veri setlerine ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyor. Leibniz Üniversitesi Hannover'den fizikçi Tobias Weissenborn, bölgede sağlık riskleri hakkında kesin ifadeler kullanmanın mümkün olmadığını, çünkü parçacıkların bazılarının diğerlerinden daha kalıcı olabileceğini belirtiyor. Bu nedenle, Çernobil'deki nükleer yakıt parçacıklarının çevre ve insan sağlığı üzerindeki etkilerinin tam olarak anlaşılması için daha fazla araştırma yapılması gerektiği vurgulanıyor.</p><h3>Çernobil'in nükleer yakıtı: Gelecekteki riskler ve bilimsel öneriler</h3><p>Çernobil'de yapılan son araştırma, nükleer yakıt parçacıklarının kimyasal bileşiminin ve fiziksel dayanıklılığının, felaketin çevreye etkileri konusunda yeni bilgiler sağladığını ortaya koydu. Bilim insanları, bu parçacıkların uzun süre boyunca çevrede kalmasının, radyasyonun yayılma hızını azaltabileceğini ancak tehlikenin tamamen ortadan kalkmadığını belirtiyor. Özellikle, parçacıkların çevresel faktörlerle hareket edebilmesi ve solunması hâlinde sağlık riskinin devam etmesi, bölgenin güvenliğinin hâlâ tartışmalı olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar, Çernobil'de toplanan altı parçacığın sadece küçük bir örnek oluşturduğunu, kesin yargılara varmak için daha geniş çaplı ve uzun süreli veri toplanması gerektiğini ifade ediyor. Bu bulgular, yalnızca Çernobil'in değil, benzer nükleer kazaların yaşandığı diğer bölgelerin de gelecekte karşılaşabileceği riskler konusunda uyarıcı nitelikte. Bilim insanları, nükleer yakıtın çevresel etkilerini ve insan sağlığı üzerindeki potansiyel tehditleri daha iyi anlamak için uluslararası düzeyde iş birliği ve ileri düzey araştırmaların sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor.</p><p>Sonuç olarak, Çernobil'den alınan nükleer yakıt parçacıkları, felaketin üzerinden geçen onca yıla rağmen hâlâ çözülmemiş durumda. Bu parçacıkların olağanüstü kalıcı yapısı, bölgedeki radyasyon tehlikesinin sürdüğünü ve uzun vadeli çevresel risklerin devam ettiğini gösteriyor. Bilim insanlarının elde ettiği veriler, hem mevcut tehlikenin boyutunu anlamak hem de gelecekte benzer felaketlerin etkilerini en aza indirmek için kritik önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/cernobilden-kalan-alti-pa-384_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295880</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/gumus-yukselise-gecti-19-ekim-pazartesi-gram-gumus-ne-kadar-oldu-daha-dusecek-mi-son-dakik-295880</link>
      <pubDate>2026-10-19T15:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gümüş yükselişe geçti! 19 Ekim Pazartesi gram gümüş ne kadar oldu? daha düşecek mi? Son dakika gümüş fiyatları, canlı takip]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Gümüş piyasasında son durum merak ediliyor. 19 Ekim 2026 Pazartesi günü gümüş fiyatları merak ediliyor. Bugün gümüş ne kadar oldu? Gram gümüş kaç lira? Gümüş alış satış fiyatı güncel rakamlar sorgulanıyor. Gümüş yatırımcıları dikkat bu haberi okumadan hareket etmeyin! Bugün gümüş yükseliş hareketi ile dikkat çekti. Peki gümüş fiyatlarında son durum ne oldu? İşte, 19 Ekim Pazartesi güncel gümüş fiyatları...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gümüş yükselişe geçti! 19 Ekim Pazartesi gram gümüş ne kadar oldu? daha düşecek mi? Son dakika gümüş fiyatları, canlı takip]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güncel gümüş fiyatları yatırımcının radarında. 19 Ekim Pazartesi gümüş fiyatları araştırılıyor. Gram gümüşün alış ve satış fiyatındaki son durum sorgulanıyor. Yeni haftanın ilk işlem gününde gümüş fiyatların hangi seviyelerde olduğu ilgiyle takip ediliyor. Peki, bugün gümüş ne kadar oldu? Gram gümüş alış - satış fiyatı kaç lira? İşte, 19 Ekim 2026 Pazartesi gümüş fiyatlarında son durum detayda karşınızda...</p><p><b>BUGÜN GÜMÜŞ NE KADAR OLDU?</b></p><p>Gümüş piyasasında bugün yani <b>19 Ekim 2026 Pazartesi günü yükseliş</b> hareketi öne çıkıyor.</p><p>Gram gümüş, haftanın ilk işlem günü olan 19 Ekim 2026 Pazartesi günü itibarıyla piyasalarda 90,70 TL ile 91,80 TL arasında dalgalı bir seyir izlemektedir.</p><p>Küresel piyasalarda <b>ons gümüş fiyatı ise 57,63 dolar </b>seviyesine kadar yükselmiştir.</p><p><b>19 Ekim 2026 Pazartesi güncel gümüş fiyat tablosu:</b></p><p><b>Gram gümüş satış fiyatı:</b> 91,73 TL</p><p><b>Gram gümüş alış fiyatı: </b>91,81 TL</p><p><b><font color="#ff0000"><a href="https://www.platinonline.com/altin-fiyatlari">CANLI TAKİP | GÜNCEL GÜMÜŞ FİYATLARI SAYFASINA İÇİN TIKLAYINIZ</a></font></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/gumus-yukselise-gecti-19--137_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295879</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/14-yil-boyunca-binlerce-kisi-izlendi-gunluk-adim-sayisi-zihinsel-dikkati-nasil-etkiliyor-295879</link>
      <pubDate>2026-10-19T15:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[14 yıl boyunca binlerce kişi izlendi! Günlük adım sayısı zihinsel dikkati nasıl etkiliyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Baylor Tıp Okulu'nun ABD'de yürüttüğü 14 yıllık araştırma, günlük adım sayısının dikkat ve karar verme becerileri üzerindeki etkisini ortaya koydu. Araştırmada 3 binden fazla yetişkinin aktivite ve bilişsel test sonuçları incelendi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[14 yıl boyunca binlerce kişi izlendi! Günlük adım sayısı zihinsel dikkati nasıl etkiliyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Baylor Tıp Okulu tarafından ABD'de gerçekleştirilen 14 yıllık geniş kapsamlı bir araştırma, günlük adım sayısının dikkat ve bilişsel performans üzerindeki etkilerini gözler önüne serdi. 2009'dan 2023'e kadar devam eden çalışmada, 3.093 yetişkinin günlük adım sayıları, kan basıncı değerleri ve bilişsel test sonuçları detaylı şekilde analiz edildi. Katılımcıların yaşları 18 ile 93 arasında değişirken, ortalama yaş 58 olarak belirlendi. Araştırmada, günlük adım sayısı ile dikkat ve karar verme becerileri arasında anlamlı bir ilişki saptandı. Özellikle daha aktif bireylerin, bilişsel testlerde daha yüksek puanlar aldığı tespit edildi. Araştırmacılar, elde ettikleri bulguların günlük yaşamda uygulanabilir sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.</p><h3>Baylor Tıp Okulu: Adım sayısı arttıkça dikkat seviyesi yükseliyor</h3><p>Araştırmanın öne çıkan anahtar kelimesi olan 'günlük adım sayısı', çalışmanın merkezinde yer aldı. Baylor Tıp Okulu'ndan psikiyatrist Olaoluwa Okusaga'nın liderliğinde yürütülen araştırmada, katılımcıların aktivite düzeyleri giyilebilir cihazlar üzerinden objektif olarak ölçüldü. Bu yöntem, önceki araştırmalardan farklı olarak, kişilerin kendi bildirimlerine dayalı hatalı verilerin önüne geçti. Katılımcılar, ortalama günlük 5.108, 8.875 ve 14.161 adım atan üç ayrı gruba ayrıldı. Elde edilen veriler, en az aktif gruba kıyasla orta ve yüksek aktivite gruplarının dikkat, dikkat kontrolü ve ödül seçimi testlerinde daha iyi performans gösterdiğini ortaya koydu. Özellikle sürdürülebilir dikkat puanlarının, orta aktivite grubunda yaklaşık 1,76 puan, en aktif grupta ise 2,17 puan daha yüksek olduğu belirlendi. Araştırmacılar, bu farklılıkların küçük olsa da istatistiksel olarak anlamlı olduğuna vurgu yaptı.</p><h3>ABD'de 14 yıllık izleme: Günlük adım sayısı bilişsel performansta belirleyici rol oynuyor</h3><p>Çalışmada, ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri'nin All of Us Araştırma Programı kapsamında toplanan Fitbit kayıtları ve kan basıncı ölçümleri kullanıldı. Katılımcıların yalnızca bir kısmı tüm 14 yıllık dönemi kapsayan veriye sahipti; bu nedenle araştırmacılar, mevcut ölçümlerden yola çıkarak her bireyin genel aktivite desenini tahmin etti. Eylül 2023 itibarıyla, tüm katılımcılar dört farklı bilişsel testten oluşan bir değerlendirme sürecinden geçti. Bu testler, sürdürülebilir dikkat, dikkat dağıtıcı unsurları göz ardı edebilme, anlık ve ertelenmiş ödüller arasında tercih yapabilme ve yüz ifadelerini tanıma becerilerini ölçtü. Günlük adım sayısı yüksek olan gruplar, özellikle dikkat ve ödül seçimi alanlarında daha başarılı sonuçlar elde etti. Ancak yüz ifadelerini tanıma yeteneğinde gruplar arasında anlamlı bir fark saptanmadı. Ayrıca, zaman içindeki aktivite değişikliklerinin bilişsel performans üzerinde belirgin bir etkisi olmadığı da raporlandı.</p><h3>Olaoluwa Okusaga: "Daha hareketli yaşam, iş ve günlük hayatta avantaj sağlıyor"</h3><p>Psikiyatrist Olaoluwa Okusaga, araştırmanın sonuçlarını değerlendirirken, günlük adım sayısının yalnızca sağlık göstergesi olarak değil, aynı zamanda iş yaşamı ve günlük alışkanlıklar üzerinde de etkili olabileceğini belirtti. Okusaga, işte konsantrasyonu korumanın, ani kararlar almaktan kaçınmanın ve uzun vadeli hedeflere bağlı kalmanın, yüksek günlük adım sayısı ile desteklenebileceğini ifade etti. Araştırmada, kan basıncı ile bilişsel performans arasında ise daha dar bir ilişki belirlendi. Daha yüksek sistolik kan basıncına sahip katılımcıların, ödül seçimi testinde biraz daha düşük performans sergilediği tespit edildi. Diastolik basınç ile bilişsel testler arasında ise anlamlı bir ilişki bulunmadı. Ek olarak, daha düşük sistolik basıncın adım sayısı ile ödül seçimi puanları arasındaki ilişkinin yaklaşık yüzde 5'ini istatistiksel olarak açıklayabileceği saptandı. Ancak bu bulgu, doğrudan kan basıncını düşürmenin bilişsel performansı artırdığı anlamına gelmiyor.</p><h3>Günlük adım sayısı için net hedef belirlenemedi</h3><p>Araştırmanın dikkat çeken bir diğer noktası ise, günlük adım sayısı ile bilişsel performans arasında ilişki bulunmasına rağmen, optimal bir günlük adım hedefinin belirlenememesi oldu. Okusaga, çalışmanın gözlemsel niteliği nedeniyle, bilişsel sağlık için kesin bir günlük adım sayısı öneremediklerini açıkladı. Ayrıca, bilişsel değerlendirmelerin yalnızca bir kez yapılması, katılımcıların düşünme becerilerindeki değişimin izlenememesine yol açtı. Katılımcıların mevcut bilişsel düzeylerinin, ne kadar aktif kaldıklarını da etkileyebileceği vurgulandı. Araştırmada sigara kullanımı veya obezite gibi bazı önemli faktörler hesaba katılamadı. Ayrıca, örneklemin büyük ölçüde beyaz, çoğunluğu kadın ve yüksek eğitimli bireylerden oluşması, bulguların genellenebilirliğini sınırlayan bir unsur olarak öne çıktı.</p><h3>Uzmanlar: Aktif yaşam tarzı uzun vadede bilişsel performansı destekliyor</h3><p>Araştırmacılar, elde ettikleri bulguların, uzun vadeli fiziksel aktivite ile sonraki bilişsel performans arasında bir ilişkiyi desteklediğini ancak bunun doğrudan bir nedensellik anlamına gelmediğini açıkladı. Elde edilen veriler, günlük adım sayısı arttıkça dikkat ve karar verme becerilerinin güçlendiğini gösterse de, aktif yaşam tarzının bilişsel sağlığı kesin olarak geliştirdiği sonucuna varılmadı. Araştırmacılar, glukoz metabolizmasının iyileşmesi, iltihaplanmanın azalması ve beynin uyum sağlama yeteneğinin, günlük adım sayısı ile biliş arasındaki bağlantıyı açıklamada rol oynayabileceğini ifade etti. Ancak bu mekanizmalar çalışmada doğrudan test edilmedi. Gelecekte yapılacak olan, tekrarlanan bilişsel değerlendirmelerle desteklenen daha uzun süreli araştırmaların, aktif kalmanın zaman içindeki etkilerini daha net ortaya koyabileceği belirtildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/14-yil-boyunca-binlerce-k-612_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295878</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/modern-warfare-4-steamde-rekor-kiriyor-295878</link>
      <pubDate>2026-10-19T15:29:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Modern Warfare 4 Steam'de rekor kırıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Modern Warfare 4, Steam platformunda aldığı yüzde 81,15 olumlu puanla Call of Duty serisinde son on yılın en iyi geri dönüşlerinden birini yakaladı. Oyuncuların ilk izlenimleri oyuna büyük bir ilgi gösterdi ve Modern Warfare 4, serinin önceki oyunlarına kıyasla dikkat çekici bir başarıya imza attı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Modern Warfare 4 Steam'de rekor kırıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Call of Duty serisinin son halkası Modern Warfare 4, Steam platformunda yayınlanan ilk oyuncu değerlendirmeleriyle büyük bir başarıya ulaştı. Oyun, resmi çıkışından bir hafta önce sadece kampanya modunu deneyimleyen oyuncuların paylaştığı incelemelerle yüzde 81,15 oranında olumlu puan aldı. Bu oran, Modern Warfare 4'ü son on bir Call of Duty oyunu arasında Black Ops III'ün ardından en yüksek ikinci sıraya taşıdı. Şu ana kadar 900 civarında incelemenin toplandığı belirtilirken, bu sayede Modern Warfare 4, oyuncu topluluğunda büyük bir heyecan yarattı.</p><h3>Modern Warfare 4, Steam incelemelerinde rakiplerini geride bıraktı</h3><p>SteamDB verilerine göre Modern Warfare 4, yüzde 81,15 olumlu değerlendirme oranıyla serinin son yıllardaki birçok oyununu geride bıraktı. Karşılaştırıldığında, Black Ops 7 yüzde 38,71, Black Ops 6 ise yüzde 45,75 oranında olumlu puan almıştı. Modern Warfare III yüzde 48,19, Modern Warfare II ise yüzde 47,10 ile çok daha düşük oranlarda kalırken, Black Ops III yüzde 84,36 ile hala zirvede yer alıyor. Bu sonuçlar, Modern Warfare 4'ün oyuncular arasında ne kadar olumlu karşılandığını ve serinin eski popülaritesine yeniden yaklaştığını gösteriyor. Özellikle son yıllarda eleştirilen oyunların ardından bu başarı, Call of Duty markası için önemli bir geri dönüş olarak değerlendiriliyor.</p><h3>Oyuncular kampanya modunu övdü, gözler çok oyunculu moda çevrildi</h3><p>Şu anda Modern Warfare 4 hakkında yapılan değerlendirmeler sadece kampanya modunu deneyimleyen oyuncuların görüşlerini yansıtıyor. Oyunun tam sürümünün çıkışıyla birlikte çok oyunculu mod ve DMZ gibi popüler modlar da erişime açılacak. İlk haftada 900'ün üzerinde oyuncunun yaptığı yorumlar, ilerleyen günlerde sayının artmasıyla birlikte değerlendirme oranlarının değişebileceğine işaret ediyor. Ancak ilk tepkiler, Modern Warfare 4'ün seriye yeni bir soluk getirdiğini ve oyuncuların beklentilerini karşılamaya başladığını ortaya koydu. Oyun camiasında heyecan artarken, Steam'deki olumlu atmosferin çok oyunculu modların açılmasıyla daha da güçlenmesi bekleniyor.</p><p>Modern Warfare 4'ün Steam'de yakaladığı bu başarı, Call of Duty serisinin geleceği için umut verici bir tablo çiziyor. Oyuncuların yeni içeriklerle ilgili beklentileri yükselirken, yapımcıların önümüzdeki günlerde paylaşacağı güncellemeler ve çok oyunculu modun performansı merakla bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/modern-warfare-4-steamde--973_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295877</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/tasarruf-finansmaninda-rekor-buyume-islem-hacmi-12-trilyon-lirayi-asti-295877</link>
      <pubDate>2026-10-19T15:19:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Tasarruf finansmanında rekor büyüme: İşlem hacmi 1,2 trilyon lirayı aştı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye'de tasarruf finansman sektörünün işlem hacmi geçen yıl yüzde 261,8 artışla 1 trilyon 211 milyar liraya yükseldi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Tasarruf finansmanında rekor büyüme: İşlem hacmi 1,2 trilyon lirayı aştı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İLKE İlim Kültür Eğitim Vakfı bünyesindeki İslam İktisadı Araştırma Merkezi (İKAM), Türkiye'de katılım finansın 2025 yılı görünümünü ortaya koyan "Katılım Finans Ekosistem Raporu 2025"i yayımladı.</p><p>Rapora göre 2025 yılı, katılım finansın bankacılık merkezli bir yapıdan çok boyutlu bir ekosisteme dönüştüğü bir yıl olarak kayıtlara geçti. Konut ve araç sahibi olmak isteyenlere peşinatsız, katılım esaslı finansman sağlayan tasarruf finansman şirketleri yılın en hızlı büyüyen alanı oldu.</p><p>Sektörün toplam işlem hacmi yüzde 261,8 artışla 1 trilyon 211 milyar liraya, aktif büyüklüğü yüzde 251,1 artışla 323 milyar liraya, net karı 17,5 milyar liradan 59 milyar liraya yükseldi. Müşteri sayısı yüzde 117 artışla 1,15 milyonu geçerken şirket sayısı 9'a, şube sayısı 654'e yükseldi.</p><p>Katılım bankalarının toplam aktifleri ise yüzde 62,7 artışla 4,3 trilyon liraya, topladıkları fonlar 2,8 trilyon liraya çıktı. Söz konusu bankaların toplam net karı 85,6 milyar liraya ulaştı. Aynı dönemde takipteki alacaklar yüzde 155 artarak 42,4 milyar liraya yükselirken, yüzde 41,2'lik öz kaynak büyümesi aktif büyümesinin gerisinde kaldı.</p><p><strong>İŞLEMLER CEBE TAŞINIYOR</strong></p><p>Katılım bankaları şube ve ATM sayısını azaltırken dijital işlem hacmi yüzde 41 artışla 7,9 trilyon liraya, işlem adedi yüzde 61 artışla 205 milyona ulaştı. Bireysel müşterilerin dijital işlem hacmindeki payı yüzde 27'den yüzde 43'e yükseldi. Sektör genelinde son 10 yılda yaklaşık 1600 şube kapanırken katılım bankalarındaki çalışan sayısı 22 bin 545'e çıktı.</p><p>Borsa İstanbul'da işlem gören 591 şirketin 237'si BIST Katılım Tüm Endeksi'nde yer alıyor. BIST Katılım 100 ve BIST Katılım 50 endeksleri yılı karşılık geldikleri genel endekslerin üzerinde tamamladı. Katılım endeksinin yatırımcı sayısı 4,26 milyona ulaştı. Piyasa değerindeki payı ise yatırımcı sayısındaki payın gerisinde kaldı.</p><p><strong>KATILIM SİGORTACILIĞI SEKTÖRDEN HIZLI BÜYÜDÜ</strong></p><p>Katılım sigortacılığı prim üretimi yüzde 62,9 artışla 70,15 milyar liraya yükseldi ve sektör genelinin (yüzde 45,9) üzerinde büyüdü. Toplam sigorta pazarındaki pay yüzde 5,73'e çıktı. Üretimin yaklaşık yüzde 96'sı hayat dışı branşlarda yoğunlaştı.</p><p>Türkiye'deki fintek sayısı ise 2021'den bu yana yüzde 40 artarak 1009'a ulaştı. Buna karşılık yeni kurulan fintek sayısı 2021'de 101 iken 2025'te 16'ya geriledi. Türkiye 8,4 milyar dolarlık pazar büyüklüğüyle dünyanın en büyük 7 İslami fintek pazarı arasında yer aldı.</p><p>Katılım bankalarının sukuk ihraç hacmi de yüzde 58 artışla 215,4 milyar liraya yükseldi. 2015'ten bu yana hacim yaklaşık 84 kat büyürken, Hazine ve Maliye Bakanlığı 2025 yılında 34,8 ton altına dayalı sukuk ihraç etti.</p><p>Bireysel emeklilik sisteminde katılımcıların fon tutarı 1,81 trilyon liraya ulaştı. Bunun 745,7 milyar lirası katılım esaslı fonlardan oluşuyor. Otomatik katılım sisteminde sertifikaların yüzde 76,8'i ise sonlandı.</p><p><strong>"NİCELİKSEL BÜYÜME NİTELİKLİ GELİŞMEYE DÖNÜŞTÜRÜLMELİ"</strong></p><p>Raporda görüşlerine yer verilen İLKE Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Sait Öner, Türkiye'de katılım finans ekosisteminin, bankacılık merkezli bir yapıdan çok boyutlu bir yapıya doğru belirgin bir dönüşüm geçirdiğini belirterek, "Bununla birlikte, yüksek enflasyon ortamında nominal büyümenin reel karşılığının ihtiyatla değerlendirilmesi gerekmektedir. Önümüzdeki dönemde asıl önemli olan, niceliksel büyümenin nitelikli ve sürdürülebilir bir gelişmeye dönüştürülmesidir." ifadelerini kullandı.</p><p>Alan İzleme Raporları serisinin 30. sayısı olan rapor, katılım bankacılığı, katılım sigortacılığı, sermaye piyasaları, kamu finansmanı, dijital bankacılık, fintek, tasarruf finansman şirketleri, kira sertifikaları ve bireysel emeklilik sistemini kamuya açık verilerle inceliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/tasarruf-finansmaninda-re-571_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295876</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/gizemli-yapay-zeka-ajanlariyla-iletisim-kuruldu-gelen-yanit-dikkat-cekti-295876</link>
      <pubDate>2026-10-19T15:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gizemli yapay zeka ajanlarıyla iletişim kuruldu! Gelen yanıt dikkat çekti]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[New York Times muhabiri, swarmchasers araştırma grubunun Tencent ile ilişkilendirdiği yapay zeka ağıyla doğrudan iletişim kurmayı başardı. Deney kapsamında, araştırmacılar AI ajanlarını izlerken, gizli bir talimatla sistemlerden yanıt aldı. Bu gelişme, AI sistemlerinin insan müdahalesi olmadan haberleri takip edebildiğini ortaya koydu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gizemli yapay zeka ajanlarıyla iletişim kuruldu! Gelen yanıt dikkat çekti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>New York Times muhabiri, swarmchasers adlı araştırma grubunun Tencent'e bağladığı gizemli bir yapay zeka ağıyla doğrudan iletişim kurdu. Deney, araştırmacıların otonom AI ajanlarının faaliyetlerini izlerken, sistemlerle temas kurmak için özel bir yöntem geliştirmesiyle gerçekleşti. Araştırmacılar, yayımladıkları belgede gizli bir talimat sakladı ve AI ajanlarının bu talimatı fark edip yanıt verip vermeyeceğini gözlemledi. Sonuç olarak bir saat içinde, AI ağından Çince bir yanıt geldi. Bu gelişme, insan müdahalesi olmadan çalışan yapay zeka sistemlerinin, internet üzerindeki araştırmaları izleyip tepki verebildiğini gösterdi.</p><h3>Swarmchasers araştırmacılarından AI ajanlarına gizli mesaj</h3><p>Araştırmacıların gizli talimatı, doğrudan AI ajanlarının dikkatini çekti. Özellikle swarmchasers ekibi, bu yöntemle AI ağının haber ve araştırmaları aktif olarak takip ettiğini gözlemledi. Belgede yer alan belirli bir terimi kullanmaya başlayan AI ajanları, araştırmacıların metinlerini incelediğini ortaya koydu. Bu durum, AI sistemlerinin yalnızca kullanıcı komutlarına değil, aynı zamanda kamuya açık araştırma ve haberlere de tepki verebildiğini kanıtladı. AI ajanlarının, Tencent ile bağlantılı olabileceği iddiası ise iletişimin önemini daha da artırdı.</p><h3>Tencent bağlantılı AI ağı: 'Koordine hareket etmiyoruz' açıklaması</h3><p>Gazetecinin gönderdiği mesaja bir saat içinde gelen yanıt, AI ajanlarından birinin kendisini Anthropic'in Claude modeli olarak tanıttığına işaret etti. Bu AI ajanı, sadece bir kullanıcının talimatlarını uyguladığını ve herhangi bir koordineli faaliyete katılmadığını belirtti. Ancak araştırmacılar, yanıt veren modelin gerçek Claude olup olmadığından şüphelendi. Çünkü verilen yanıtlar, benzer komutları kullanan farklı bir yapay zeka modeline de işaret ediyordu. Kısa süre sonra iletişim sona erdi ve AI ağıyla temas kesildi. Bu olay, yapay zeka sistemlerinin kimlik doğrulamasının zorluğunu ve iletişimdeki belirsizlikleri gözler önüne serdi.</p><p>Sonuç olarak, New York Times muhabirinin Tencent bağlantılı AI ağıyla kurduğu temas, yapay zeka araştırmalarında yeni bir dönemin kapılarını araladı. Swarmchasers ekibinin geliştirdiği yöntem, AI ajanlarının insan müdahalesi olmadan çevrimiçi içeriklere tepki verebildiğini gözler önüne serdi. Bu gelişmeler, yapay zekanın izlenmesi ve denetlenmesi konusunda daha fazla araştırma yapılması gerektiğini ortaya koydu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/gizemli-yapay-zeka-ajanla-346_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295875</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/bazi-cocuklar-matematigi-neden-daha-kolay-ogreniyor-295875</link>
      <pubDate>2026-10-19T15:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bazı çocuklar matematiği neden daha kolay öğreniyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Texas A&amp;M Üniversitesi'nin kapsamlı araştırması, matematikte başarıyı yalnızca sayı bilgisinin değil, mantıksal düşünme ve dil yeteneğinin de belirlediğini ortaya koydu. Elde edilen bulgular, çocukların matematikte ilerlemesinde bilişsel yeteneklerin kritik rol oynadığını gösteriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bazı çocuklar matematiği neden daha kolay öğreniyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Texas A&amp;M Üniversitesi tarafından yürütülen yeni bir araştırma, çocukların matematikteki başarısının yalnızca rakamlarla ilgili bilgiyle sınırlı olmadığını gösterdi. Farklı yaş gruplarından 122 test grubunun verilerinin analiz edildiği çalışmada, mantıksal düşünme ve dil yeteneği gibi bilişsel yeteneklerin matematik performansında belirleyici rol oynadığı tespit edildi. Araştırma, Journal of Intelligence dergisinde yayımlandı ve matematikte zorlanan çocukların çoğunun, sayılarla ilgili temel bilgiye sahip olmalarına rağmen, karmaşık problemlerde dil ve mantıkla ilgili güçlükler yaşadıklarını ortaya koydu.</p><h3>Texas A&amp;M Üniversitesi: Matematik başarısında mantıksal düşünme öne çıkıyor</h3><p>Çalışmada, matematikte başarılı olan çocukların yalnızca işlemleri bilmekle kalmadığı, aynı zamanda matematiksel ifadeleri anlamlandırma ve doğru bilgiyi ayırt etme konusunda daha gelişmiş oldukları gözlendi. Araştırmacılar, mantıksal düşünme yeteneğinin çocukların matematiksel problemleri çözme hızını ve doğruluğunu önemli ölçüde artırdığını belirtti. Ayrıca, dil yeteneği yüksek olan öğrencilerin, karmaşık ifadeleri ve çok aşamalı soruları daha kolay kavradığı ifade edildi. Bu bulgular, matematik eğitiminin sadece sayıların öğretilmesiyle sınırlandırılmaması gerektiğini, bilişsel yeteneklerin de geliştirilmesi gerektiğini gösteriyor.</p><h3>Bilişsel yetenekler: Kısa süreli bellek ve bilgi işleme hızı da etkili</h3><p>Araştırmada, kısa süreli bellek ve bilgi işleme hızının da matematiksel işlemlerde önemli rol oynadığı vurgulandı. Özellikle, kısa süreli belleği güçlü olan çocukların, birden fazla adım içeren matematiksel işlemleri daha başarılı şekilde tamamladığı saptandı. Bilgi işleme hızı ise, öğrencilerin problemleri daha hızlı ve doğru çözebilmesine katkı sağladı. Sonuç olarak, Texas A&amp;M Üniversitesi'nin araştırması, matematikteki başarının çok boyutlu olduğunu ve bilişsel yeteneklerin geliştirilmesinin çocukların eğitiminde merkezi bir öneme sahip olduğunu bir kez daha ortaya koydu.</p><p>Uzmanlar, ailelere ve eğitimcilere, çocukların matematiksel gelişimini desteklemek için mantıksal düşünme ve dil yeteneği gibi bilişsel yeteneklere odaklanmaları çağrısında bulundu. Bu yaklaşımın, çocukların uzun vadede daha başarılı ve özgüvenli bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlayacağı belirtiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/bazi-cocuklar-matematigi--308_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295874</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kurtlar-insanlarin-korkusunun-kokusunu-alinca-nasil-davraniyor-295874</link>
      <pubDate>2026-10-19T15:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kurtlar insanların korkusunun kokusunu alınca nasıl davranıyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Viyana Veteriner Üniversitesi'nde yürütülen yeni bir araştırmada, insan korkusunun kokusuna karşı kurtların verdiği tepkiler incelendi. Araştırmada, esaret altında yetişmiş kurtlar ile köpeklerin insan korkusu kokusuna benzer tepkiler gösterdiği ortaya çıktı. Bilim insanları, bu bulgunun evcilleştirme sürecine dair önemli ipuçları sunduğunu belirtiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kurtlar insanların korkusunun kokusunu alınca nasıl davranıyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Viyana Veteriner Üniversitesi'nden bilim insanları, insan korkusunun kokusuna karşı kurtların ve köpeklerin nasıl tepki verdiğini araştırdı. Çalışmada, esaret altında büyüyen ve insanlarla sık temas kuran sekiz kurt ile on bir köpek yer aldı. Araştırma kapsamında, on kadından alınan ter örnekleri kullanıldı. Katılımcı kadınlar, önce sakin doğa görüntüleri, ardından korku filmlerinden seçilen sahneler izledi. Toplanan ter örnekleri, hayvanlara sunularak hangi kokuya nasıl tepki verdikleri gözlemlendi.</p><h3>Viyana Veteriner Üniversitesi: Kurtlar insan korkusu kokusunu algılıyor</h3><p>Deneyde, hayvanlara koku örnekleri içeren iki hedef sunuldu. Kontrol testlerinde her iki hedefte de nötr koku bulunurken, deneysel testlerde bir hedefte korkuya bağlı ter örneği yer aldı. Kurtlar ve köpekler, belirgin bir tercihte bulunmasa da, korku kokusu içeren hedefin yakınında daha az zaman geçirdi. Ayrıca, bu hedeflerle karşılaştıklarında eğitmenlerine daha sık bakarak, insan korkusu kokusuna duyarlılık gösterdi. Köpekler testleri daha sık erken sonlandırırken, kurtlarda bu eğilim gözlemlenmedi.</p><h3>Bilim insanları: Evcilleştirme sürecinde duyarlılık değişmedi</h3><p>Çalışmanın sonuçları, insan korkusu kokusuna karşı hassasiyetin yalnızca evcilleştirilmiş hayvanlarda gelişmediğini ortaya koydu. Bilim insanları, kurtların da köpekler kadar bu kokuya tepki verdiğini vurguladı. Ancak uzmanlar, esaret altında büyüyen kurtlar üzerindeki bulguların, vahşi doğada yaşayan kurtlar için doğrudan geçerli olmayabileceğine dikkat çekti. Araştırmacılar, insan korkusu kokusunun, hayvan-insan ilişkilerinde önemli bir rol oynayabileceğini belirtti. Bu sonuç, hayvanların duygusal koku sinyallerini algılama yeteneğinin kökenlerine dair yeni tartışmalar başlattı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/kurtlar-insanlarin-korkus-330_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295873</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/kalp-hastaliginin-ilk-belirtileri-nelerdir-295873</link>
      <pubDate>2026-10-19T15:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kalp hastalığının ilk belirtileri nelerdir?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Kardiyolog Dr. Yuliya Dolgusheva, kalp hastalığının ilk belirtilerinin sıradan yorgunlukla karıştırılmaması gerektiğini vurguladı. Uzman doktor, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve bacaklarda şişlik gibi işaretlerin ciddi kalp sorunlarına işaret edebileceğini belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kalp hastalığının ilk belirtileri nelerdir?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyolog Dr. Yuliya Dolgusheva, kalp hastalığının erken dönemde kendini gösteren uyarıcı belirtilerinin genellikle göz ardı edildiğine dikkat çekti. Uzman isim, özellikle fiziksel dayanıklılıkta ani azalma, beklenmedik nefes darlığı ve göğüste alışılmadık hislerin, kalp hastalığı riskinin habercisi olabileceğini açıkladı. Dolgusheva'ya göre, bu tür belirtiler sıradan yorgunluk ya da geçici rahatsızlıklarla karıştırılsa da, aslında ciddi bir sağlık sorununun ilk işaretleri olabilir. Hastaların, özellikle dinlenme sırasında veya gece uykusunda artan nefes darlığı, bacaklarda şişlik ve göğüste baskı hissi gibi şikayetler yaşaması durumunda, vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerekiyor.</p><h3>Kardiyolog Dolgusheva: 'Fiziksel dayanıklılıkta azalma, kalp hastalığının ilk sinyali olabilir'</h3><p>Dr. Dolgusheva, kalp hastalığı belirtileri arasında en sık karşılaşılanlardan birinin, günlük aktivitelerde zorlanma olduğunu belirtti. Alışılmış bir yürüyüş ya da merdiven çıkma sırasında aniden ortaya çıkan kalp çarpıntısı, nefes darlığı ve aşırı yorgunluk, kalp sağlığında bir sorun olduğuna işaret edebilir. Özellikle gece uykusunu bölen ya da dinlenme halinde ortaya çıkan nefes darlığı, kalp yetmezliği riskine dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu tür şikayetlerin ihmal edilmemesi gerektiğini ve erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurguluyor. Ayrıca, göğüste hissedilen yanma ve baskı, çoğunlukla fiziksel efor, soğuk hava ya da yoğun stresle tetikleniyor ve bu durum anjina pektoris gibi ciddi rahatsızlıkların habercisi olabiliyor.</p><h3>Bacaklarda şişlik ve ani kilo artışı kalp sorunlarını işaret edebilir</h3><p>Bacaklarda akşam saatlerinde ortaya çıkan şişlik, ayakkabıların dar gelmesi ve ciltte çorap izlerinin kalması gibi bulgular, kalp hastalığının önemli belirtileri arasında yer alıyor. Kardiyolog Dolgusheva, özellikle bu belirtilere ani kilo artışının eşlik etmesinin, vücutta sıvı birikiminin göstergesi olabileceğini belirtti. Bu durum, çoğunlukla kalp yetmezliğiyle ilişkilendiriliyor. Ayrıca, göğüste düzensiz kalp atışları, hızlanan nabız, baş dönmesi ve halsizlik gibi şikayetler de kalp kapakçığı hastalıkları ve aritmi gibi sorunların habercisi olabiliyor. Dr. Dolgusheva, bu tür belirtilerin yalnızca kalp hastalığına özgü olmadığını, ancak mutlaka bir dahiliye veya kardiyoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Göğüste ani ve şiddetli ağrı, nefes darlığı, bayılma ya da dudaklarda morarma gibi durumlarda ise acil tıbbi yardım çağrısında bulunulması hayati önem taşıyor.</p><p>Kalp hastalığı belirtilerinin erken fark edilmesi, tedaviye başlama sürecini hızlandırarak ciddi komplikasyonların önüne geçiyor. Uzmanlar, şüpheli durumlarda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmasını, düzenli kontrollerin ise ihmal edilmemesini öneriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/kalp-hastaliginin-ilk-bel-214_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295870</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/gece-atistirmak-karacigere-nasil-zarar-veriyor-295870</link>
      <pubDate>2026-10-19T15:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gece atıştırmak karaciğere nasıl zarar veriyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Amerikalı bilim insanları, gece atıştırmasının karaciğer hastalığı riskini artırdığını ortaya koydu. 16 yıl süren araştırmada, geç saatlerde yemek yiyenlerde siroz ve yağlı karaciğer hastalığına daha sık rastlandığı tespit edildi. Uzmanlar, bu alışkanlığın karaciğer sağlığı üzerinde ciddi etkileri olabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gece atıştırmak karaciğere nasıl zarar veriyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri'nde yürütülen kapsamlı bir araştırma, gece saatlerinde yemek yeme alışkanlığının karaciğer hastalıklarıyla bağlantısını gözler önüne serdi. Bilim insanları, 16 yıl boyunca takip ettikleri 199 bin 155 kişinin sağlık ve beslenme verilerini analiz etti. Çalışmada, uyumadan önce yemek yiyen bireylerde siroz ve yağlı karaciğer hastalığı riskinin ciddi biçimde arttığı belirlendi. Araştırma, özellikle gece atıştırması yapanların karaciğer sağlığı açısından büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu gösterdi.</p><h3>Amerikalı bilim insanları: Gece atıştırması siroz riskini yüzde 28 artırıyor</h3><p>Bilim insanları, gece saatlerinde yemek yiyenlerde siroz gelişme olasılığının yüzde 28 yükseldiğini açıkladı. Metabolik olarak ilişkili steatoz hastalığı riski ise yüzde 36 oranında artış gösterdi. Bu hastalıkta karaciğer hücrelerinde aşırı yağ birikimi yaşanıyor ve zamanla organın işlevi bozulabiliyor. Araştırmacılar, gece atıştırmasının karaciğer üzerindeki olumsuz etkilerini sirkadiyen ritmin bozulmasına bağlıyor. Ayrıca, bu ilişkinin yaş, kilo, fiziksel aktivite gibi diğer risk faktörlerinden bağımsız şekilde ortaya çıktığı vurgulanıyor.</p><h3>Uzmanlar: Karaciğer sağlığı için beslenme düzenine dikkat edilmeli</h3><p>Uzmanlar, elde edilen bulguların beslenme alışkanlıklarının karaciğer sağlığında belirleyici rol oynadığını gösterdiğini belirtiyor. Gece atıştırmasının yol açtığı olası zararlar, özellikle uzun vadede ciddi karaciğer hastalıklarına zemin hazırlayabiliyor. Araştırmanın gözlemsel niteliği nedeniyle, gece yemek yemenin doğrudan hastalıklara sebep olduğunu söylemek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğu ifade edildi. Ancak uzmanlar, sağlıklı bir karaciğer için düzenli ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/gece-atistirmak-karaciger-376_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295866</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/discover/how-to-make-authentic-turkish-bursa-doner-kebab-traditional-techniques-and-tips-295866</link>
      <pubDate>2026-10-19T14:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[How to Make Authentic Turkish Bursa Doner Kebab: Traditional Techniques and Tips]]></title>
      <category><![CDATA[Discover]]></category>
      <description><![CDATA[Bursa is one of the cities in Türkiye where some of the best döner kebab can be found. The city's famous döner kebab became popular in the 1800s and received geographical indication registration from the Turkish Patent and Trademark Office in 2022. So, how is authentic Bursa Döner Kebabı made? Here are the key tips.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[How to Make Authentic Turkish Bursa Doner Kebab: Traditional Techniques and Tips]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Dating back to the mid-1800s, Bursa Döner Kebabı is prepared with thinly sliced meat and minced meat cooked over a wood charcoal fire and served on traditional Turkish tırnak pide. The kebab is topped with hot melted butter, while its meat fat content must not exceed 25% by weight under its geographical indication registration.</b></p><p><strong data-pm-slice="1 3[]">What Is Bursa Döner Kebabı?</strong></p><p class="">According to the <a href="https://ci.turkpatent.gov.tr/cografi-isaretler/detay/2484">Turkish Patent and Trademark Office</a>, Bursa Döner Kebabı is a traditional kebab made from layers of thinly sliced meat and minced meat obtained from sheep and cattle. The meat is cooked over a wood charcoal fire, placed on <em>tırnak pide</em> (traditional Turkish flatbread with a dimpled surface), and topped with hot melted butter. According to its geographical indication registration, the fat content of the meat must not exceed 25% by weight.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/bursa-19102026337765e6.jpg"/><p><strong>HOW IS BURSA DÖNER KEBABI MADE?</strong></p><p>When preparing Bursa Döner Kebabı, the pide is brushed with fat from the kebab meat, toasted or heated on a grill, and cut into small pieces.</p><p><strong>HOW IS IT SERVED?</strong></p><p><b>Bursa Döner Kebabı</b> is served on a wide, shallow porcelain or metal plate that has been heated. Depending on preference, it may be served with yogurt, tomato or tomato paste sauce, grilled peppers, sliced tomatoes, or <em>patlıcan herse</em> (a traditional roasted and mashed eggplant preparation).</p><p><strong>WHEN DID IT ORIGINATE?</strong></p><p>The history of Bursa Döner Kebabı dates back to the mid-1800s.</p><ul class="snippet-list" style="list-style: disc; padding-left: 20px;"><li>Its production uses thinly sliced meat and minced meat obtained from sheep and cattle.</li><li>Thinly sliced meat accounts for between 10% and 40% of the total, while minced meat accounts for no more than 90%.</li><li>The kebab can be made entirely from sheep or lamb meat, or with sheep or lamb meat accounting for 60% of the total. </li><li>Up to 40% beef may be added to balance the fat content of the meat from small livestock. The fat content must not exceed 25% by weight. </li><li><b style="">The carcass meat is trimmed of bones and sinew, then cut into thin sheets approximately 0.5 cm thick. </b></li><li><b style="">The meat that is not cut into sheets is cut into small pieces for mincing. </b></li><li><b style="">The meat intended for slicing and mincing is rested for two or three days before the döner is prepared, without marination.</b></li></ul><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/bursa-19102026dabcfddd.jpg"/><ul class="snippet-list" style="list-style: disc; padding-left: 20px;"><li>The sliced meat and the meat intended for mincing are salted when the döner is about to be prepared. The salt content is approximately 2% by weight. </li><li>Onion juice is then added to the meat intended for mincing, at approximately 1.5%. The meat is minced and kneaded. No spices other than salt are used.</li><li>The sliced meat and minced meat are layered in successive sheets on a long vertical rotisserie spit. </li><li>The meat is trimmed to shape it into a cylinder, hexagonal prism, or octagonal prism, depending on the length of the spit.</li><li>The döner is preferably cooked over oak charcoal, positioned vertically 10&#8211;15 cm from the fire, at a moderate heat that will cook the meat without burning it. </li><li>As it cooks, the spit is slowly rotated in the same direction. </li><li>As the outer layers cook, they are shaved off from top to bottom in thin slices using a döner knife.</li><li>Depending on the chef's skill and technique, the slices are approximately 2&#8211;2.5 mm thick and around 3.5&#8211;4 cm wide.</li><li>The sliced meat is placed on pide that has been brushed with fat from the döner meat, toasted or heated on a grill, and cut into small pieces. Hot melted butter is then poured over the meat.</li></ul><p><strong>HOW IS IT SERVED?</strong></p><ul class="snippet-list" style="list-style: disc; padding-left: 20px;"><li>Bursa Döner Kebabı is served on a wide, shallow porcelain or metal plate heated to a temperature that is comfortable to handle. </li><li>Depending on preference, it may also be served with yogurt, tomato or tomato paste sauce, grilled peppers, sliced tomatoes, or <i style="">patlıcan herse</i>.</li></ul><p>You can also read our article, "<a href="https://discover.yirmidort.tv/discover/how-to-make-and-drink-turkish-coffee-from-its-foam-to-its-presentation-coffee-culture-293163">How to Make and Drink Turkish Coffee</a>."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/how-to-make-authentic-tur-233_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295865</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/selden-zarar-goren-hanelere-10-bin-lira-nakdi-destek-295865</link>
      <pubDate>2026-10-19T14:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Selden zarar gören hanelere 10 bin lira nakdi destek]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının desteği, selden zarar gören hanelere kaymakamlıklar aracılığıyla ulaştırılacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Selden zarar gören hanelere 10 bin lira nakdi destek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Valilikten yapılan açıklamada, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca, kentte meydana gelen sel felaketinden etkilenen vatandaşların ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağlamak amacıyla nakdi destek aktarımı yapıldığı bildirildi.</p><p>Bu kapsamda selden zarar gören her bir haneye 10 bin lira nakdi destek sağlanacağı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p><p>"İlçelerimizde ilgili kurumlarımız tarafından tespit edilen hanelere yönelik destek ödeneklerinin aktarımı gerçekleştirilmiş olup, ödemeler ilçe kaymakamlıklarımız koordinasyonunda mağdur vatandaşlarımıza ulaştırılacaktır. Öte yandan, sahadaki tespit ve inceleme çalışmalarımız devam etmekte olup, selden etkilendiği belirlenen diğer hanelere yönelik nakdi destek ödemeleri de sürdürülecektir. Sel felaketinden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, devletimizin tüm kurumlarıyla vatandaşlarımızın yanında olmaya devam ettiğini kamuoyunun bilgisine sunuyoruz."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/selden-zarar-goren-hanele-494_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295864</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/bilgi/pastirma-yazi-mujdesi-sicakliklar-30-dereceye-kadar-cikacak-hafta-sonu-yagis-kapida-295864</link>
      <pubDate>2026-10-19T14:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Pastırma yazı müjdesi: Sıcaklıklar 30 dereceye kadar çıkacak, hafta sonu yağış kapıda]]></title>
      <category><![CDATA[Bilgi]]></category>
      <description><![CDATA[Yeni haftayla birlikte güney ve batı kesimlerde sıcaklıklar belirgin şekilde artarken, pastırma yazı havası etkisini gösterecek. Hafta boyunca güneşli ve ılık geçecek havanın ardından hafta sonu batıdan gelen yağışlı sistem ülke genelinde etkili olacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Pastırma yazı müjdesi: Sıcaklıklar 30 dereceye kadar çıkacak, hafta sonu yağış kapıda]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün (MGM) güncel hava tahmin haritalarından derlenen verilere göre, yeni hafta ülke genelinde güneşli ve ılık bir hava ile başlıyor. Özellikle güney ve batı bölgelerde pastırma yazı olarak adlandırılan mevsim dışı sıcak hava dalgası kendini hissettirecek. Termometrelerin güney kesimlerde 30 dereceye kadar tırmanması bekleniyor. Ancak bu güneşli tablonun hafta sonuna doğru yerini yağışlı bir sisteme bırakacağı öngörülüyor. Yurdun iç kesimlerinde ise sabah ve gece saatlerinde puslu havanın etkili olacağı, yağışların hafta başında doğuda, hafta sonunda ise batıda yoğunlaşacağı belirtildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/balksz1-191020262ac98ccb.jpg"/><p><b>POYRAZ MARMARA VE KARADENİZ'İ VURACAK, DOĞUDA GÖK GÜRÜLTÜLÜ SAĞANAK BEKLENİYOR</b></p><p>Haftanın ilk gününde Marmara'nın doğu kesimi ile Batı Karadeniz kıyılarında kuzeydoğu yönlerden esen poyraz rüzgarı saatte 40 ila 60 kilometre hıza ulaşacak. Bu kuvvetli rüzgar özellikle deniz ulaşımını ve kıyı şeridindeki günlük yaşamı doğrudan etkileyecek nitelikte. Aynı gün Doğu Karadeniz'de Trabzon, Rize ve Artvin çevrelerinde kuvvetli ve gök gürültülü sağanak yağışlar görülecek. Doğu Anadolu'nun kuzeydoğu sınır hattında da benzer yağışlı koşullar hakim olacak. Bu yağışlı havanın salı ve çarşamba günleri de Doğu Karadeniz kıyıları ile Doğu Anadolu sınır bölgesinde devam edeceği tahmin ediliyor. Dolayısıyla bölge sakinlerinin hafta başında ani sel ve su baskını riskine karşı dikkatli olması büyük önem taşıyor.</p><p><b>İÇ KESİMLERDE PUS, GÜNEYDE PASTIRMA YAZI SICAKLIKLARI 30 DERECEYE DAYANACAK</b></p><p>Hafta boyunca İç Anadolu, İç Ege ve Doğu Anadolu'nun iç kesimlerinde sabah erken saatler ile gece geç saatlerde yer yer pus olayı yaşanacak. Bu durum özellikle karayolu trafiğinde görüş mesafesini düşürebileceğinden sürücülerin dikkatli olması gerekiyor. Öte yandan güney ve batı bölgelerde pastırma yazı havası tam anlamıyla kendini gösterecek. Güneşli ve az bulutlu gökyüzü altında sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerine çıkacak. Akdeniz kıyılarında özellikle Adana ve Antalya çevrelerinde hafta ortasından itibaren termometreler 28 ila 30 derece arasında değerler gösterecek. Bu rakamlar ekim ayı için oldukça yüksek sayılıyor ve pastırma yazının ne denli etkili olacağının somut bir göstergesi niteliğinde. Ege Bölgesi'nde ise İzmir ve çevresinde sıcaklıklar 25-26 derece civarında seyredecek. Bu ılık ve güneşli hava, vatandaşların açık hava etkinliklerinden faydalanması için ideal koşullar sunacak.</p><p><b>CUMA GÜNÜ TRAKYA'DAN GİRECEK YAĞIŞLI DALGA PAZAR GÜNÜ GENİŞLEYECEK</b></p><p>Haftanın ilk yarısında güney ve batı kesimlerde yaşanacak pastırma yazı havasının ardından, cuma gününden itibaren batıdan yeni bir yağışlı sistem ülkeye giriş yapacak. Trakya üzerinden yurda ulaşacak bu yağışlı hava dalgası başlangıçta sınırlı bir alanda etkili olacak, ancak pazar gününe gelindiğinde geniş bir coğrafyayı kaplayacak. Pazar günü Marmara Bölgesi'nin tamamında, Kıyı Ege'de İzmir ve Muğla çevrelerinde, Batı Karadeniz'de ise sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlar bekleniyor. Bu yağışlı sistemin özellikle hafta sonu planı yapan vatandaşları doğrudan etkileyeceği açık. Meteoroloji uzmanları, ani ve kuvvetli yağışlara karşı hazırlıklı olunması gerektiğini vurguluyor.</p><p><b>ANKARA, İSTANBUL VE İZMİR'DE HAFTALIK HAVA DURUMU TABLOSU</b></p><p>Başkent Ankara'da hafta başında sabah saatlerinde puslu, gündüz vakitlerinde ise parçalı bulutlu bir hava hakim olacak ve sıcaklık 14 derece civarında kalacak. Hafta ortasından itibaren pastırma yazının etkisiyle sıcaklıklar kademeli olarak artarak 18-19 dereceye ulaşacak. Bu yükseliş, Ankaralıların sonbahar ortasında bahar havasını yaşamasına olanak tanıyacak. İstanbul'da ise hafta başında poyraz rüzgarının etkisiyle hava rüzgarlı ve 18 derece civarında seyredecek. Hafta ortasına doğru rüzgarın etkisini yitirmesiyle parçalı bulutlu ve 20-21 derece arasında daha ılıman bir hava bekleniyor. Ancak hafta sonu İstanbul'da güneşli günlerin yerini sağanak yağışa bırakacağı unutulmamalı. İzmir'de ise tablo oldukça farklı: Hafta boyunca az bulutlu ve açık hava koşulları sürecek, sıcaklıklar 22 dereceden başlayarak 26 dereceye kadar tırmanacak. Bu durum İzmir'i pastırma yazından en çok yararlanan şehirlerden biri haline getirecek. Yalnızca pazar günü İzmir'de de sağanak yağış görülecek ve güneşli günlere kısa bir ara verilecek.</p><p>Sonuç olarak yeni hafta, ülke genelinde pastırma yazı sıcaklıklarıyla güneşli ve keyifli günler vaat ediyor. Güney ve batı bölgelerde 30 dereceye varan sıcaklıklar mevsim normallerinin oldukça üzerinde seyrederken, hafta sonu batıdan gelecek yağışlı sistemin bu tabloyu değiştireceği göz önünde bulundurulmalı. Vatandaşların MGM'nin güncel uyarılarını takip ederek haftalık planlarını buna göre şekillendirmesi öneriliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/pastirma-yazi-mujdesi-sic-798_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295863</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/nbade-yeni-sezonun-perdesi-yarin-acilacak-295863</link>
      <pubDate>2026-10-19T14:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[NBA'de yeni sezonun perdesi yarın açılacak]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Houston Rockets'ta Alperen Şengün, Philadelphia 76ers'ta Adem Bona ve Dallas Mavericks'te Tarık Biberovic forma giyecek.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[NBA'de yeni sezonun perdesi yarın açılacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerikan Basketbol Ligi'nde (NBA) 2026-2027 sezonu heyecanı yarın başlayacak.</p><p>NBA'in 81. sezonunun açılış gününde tek maç oynanacak.</p><p>Sezonun açılış karşılaşmasında Detroit Pistons, Little Caesars Arena'da TSİ 22.00'de başlayacak karşılaşmada Boston Celtics'i ağırlayacak.</p><p><strong>ÜÇ MİLLİ BASKETBOLCU SAHNE ALACAK</strong></p><p>NBA'de bu sezon üç milli basketbolcu parkeye çıkacak.</p><p>Houston Rockets'ta Alperen Şengün, Philadelphia 76ers'ta Adem Bona ve Dallas Mavericks'te Tarık Biberovic forma giyecek.</p><p>İki kez all-star seçilme başarısı gösteren Alperen Şengün, Rockets'ta bir kez daha play-off oynama hedefiyle sezona girecek.</p><p>Adem Bona'nın forma giydiği 76ers, LeBron James ve Jaylen Brown'ı dahil ettiği güçlenmiş kadrosuyla iddiasını ortaya koymaya çalışacak.</p><p>Tarık Biberovic ise Mavericks formasıyla ilk kez NBA'de mücadele edecek.</p><p><strong>ALPEREN ŞENGÜN, 6. SEZONUNA BAŞLAYACAK</strong></p><p>Ortaya koyduğu performansla NBA'in önemli isimleri arasına giren 24 yaşındaki milli basketbolcu Alperen Şengün, ligde 6. yılını geçirecek.</p><p>Alperen, geçen yıl Batı Konferansı'nda 5. sırayı alan Rockets'ta normal sezonu 20,4 sayı, 8,9 ribaunt, 6,2 asist, 1,2 top çalma ve 1,1 blok ortalamalarıyla tamamladı.</p><p>Geçen sezon üst üste ikinci kez All-Star seçilen ilk Türk basketbolcu olarak tarihe geçen Alperen, takımıyla ikinci defa play-off'larda da mücadele etti.</p><p><strong>GÖZLER THUNDER, SPURS VE KNİCKS'İN ÜZERİNDE</strong></p><p>NBA'de bu sezon gözler, şampiyonluğun en önemli adaylarından Oklahoma City Thunder, San Antonio Spurs ve New York Knicks'in üzerinde olacak.</p><p>Son şampiyon New York Knicks, Fransız basketbolcu Victor Wembanyama'nın öncülük ettiği San Antonio Spurs ve son yıllara damga vuran Oklahoma City Thunder, sezonu yine şampiyonluk parolasıyla açacak.</p><p><strong>LEBRON JAMES, NBA'DEKİ 24. SEZONUNA ÇIKACAK</strong></p><p>LeBron James, Cleveland Cavaliers, Miami Heat ve Los Angeles Lakers'ta oynadıktan sonra bu sezon Philadelphia 76ers formasıyla mücadele edecek.</p><p>Birçok rekoru elinde bulundurduğu NBA tarihinin en skorer ismi konumundaki LeBron, 24. sezonunda boy göstererek bu alandaki rekorunu da geliştirecek.</p><p>Dört şampiyonluk yaşadığı NBA'de 4'er kez de normal sezon ve finallerin en değerli oyuncusu seçilen 41 yaşındaki LeBron James, yeni rekorlar ve kariyerine bir şampiyonluk yüzüğü daha ekleyebilmek için parkeye çıkacak.</p><p><strong>PLAY-OFF'LAR 17 NİSAN'DA BAŞLAYACAK</strong></p><p>NBA'de normal sezon, 11 Nisan 2027'de sona erecek.</p><p>Play-off'lara katılacak son 4 takım, kendi konferanslarında 7, 8, 9 ve 10'uncu sırayı alanlar arasındaki play-in turnuvasıyla belirlenecek. Play-in maçları, 13-16 Nisan tarihlerinde yapılacak.</p><p>Ligde play-off karşılaşmaları, 17 Nisan'da başlayacak.</p><p>All-Star hafta sonu müsabakaları ise 19-21 Şubat 2027'de Phoenix'te gerçekleştirilecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/nbade-yeni-sezonun-perdes-831_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295862</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/karbonhidrat-gunun-hangi-saatinde-yenmeli-295862</link>
      <pubDate>2026-10-19T14:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Karbonhidrat günün hangi saatinde yenmeli?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Jinekolog Tatyana İlyukhina, zayıflama hedefi olanlar için karbonhidrat tüketiminin günün hangi saatinde yapılmasının önemli olduğunu vurguladı. İlyukhina, sabah ve öğle saatlerinde karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin kilo kontrolü açısından fayda sağladığını belirtti. Akşam ise sebze ve protein kombinasyonunu önerdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Karbonhidrat günün hangi saatinde yenmeli?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Jinekolog Tatyana İlyukhina, kilo vermek isteyenler için karbonhidrat tüketiminin zamanlamasının büyük önem taşıdığını açıkladı. Özellikle yeni yıl hedefleriyle diyet uygulayanların, karbonhidratı günün doğru saatlerinde tüketmesinin zayıflama sürecini doğrudan etkilediğini belirten İlyukhina, sabah ve öğle öğünlerinde karbonhidrat tercih edilmesinin vücuda enerji sağladığını ve yağ birikimini önlemeye yardımcı olduğunu ifade etti.</p><h3>İlyukhina: 'Karbonhidratı sabah ve öğleye bırakın'</h3><p>Uzman doktor, karbonhidrat açısından zengin besinlerin sabah ve öğle saatlerinde tüketilmesini öneriyor. Karabuğday, bulgur, tam tahıllı ekmek ve makarna gibi sağlıklı karbonhidratların bu öğünlerde yer almasının, enerji seviyesini yükselttiğini ve metabolizmanın daha verimli çalışmasına destek olduğunu vurguluyor. İlyukhina'ya göre, bu beslenme düzeniyle kilo verme süreci daha sağlıklı ilerliyor ve istenmeyen yağ birikimi engelleniyor.</p><h3>Akşam yemeğinde sebze ve protein önerisi</h3><p>Akşam saatleri için İlyukhina, karbonhidrat tüketiminden kaçınılmasını, bunun yerine sebze ve protein kaynaklarının tercih edilmesini tavsiye ediyor. Et, tavuk, balık veya lor peyniri gibi proteinlerle sebzelerin birleşimi, hem tokluk hissini artırıyor hem de sindirimi kolaylaştırıyor. Ayrıca yeşillik, keten tohumu ve kepek gibi lifli besinlerin akşam menüsünde yer alması, sindirim sistemini destekliyor ve uzun süre tok kalmaya yardımcı oluyor. Böylece zayıflama hedefi olanlar, karbonhidratı doğru zamanda tüketerek daha hızlı ve sağlıklı sonuçlar elde edebiliyor.</p><p>Beslenme düzeninde karbonhidrat saatine dikkat etmek, kilo kontrolü ve genel sağlık açısından büyük avantaj sağlıyor. Uzmanların bu önerileri, zayıflama sürecinde olanlar için yol gösterici nitelik taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/karbonhidrat-gunun-hangi--208_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295861</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/dunyanin-gelecegi-tehlikede-sicaklik-artisi-durdurulmazsa-bizi-ne-bekliyor-295861</link>
      <pubDate>2026-10-19T14:20:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dünyanın geleceği tehlikede! Sıcaklık artışı durdurulmazsa bizi ne bekliyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Kansas Üniversitesi'nden araştırmacılar, küresel ısınmanın beklenenden iki kat hızlı arttığını ve 1,5 derece sınırının 2028'e kadar aşılabileceğini açıkladı. Bu gelişme, Paris Anlaşması'nın hedeflerini ve dünya genelindeki iklim politikalarını yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dünyanın geleceği tehlikede! Sıcaklık artışı durdurulmazsa bizi ne bekliyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kansas Üniversitesi'nden Qinjiang Jin ve Bin Pu'nun öncülük ettiği son araştırma, küresel ısınmanın hızında ciddi bir artış yaşandığını ortaya koydu. Bilim insanları, mevcut eğilimlerin devam etmesi halinde, dünyanın ortalama sıcaklığının endüstri öncesi döneme göre 1,5 derece artış sınırına 2028 yılına kadar ulaşabileceğini belirtiyor. Bu kritik eşik, Paris Anlaşması'nın temel hedefleri arasında yer alırken, iklim değişikliğiyle mücadelede yeni bir aciliyet hissi doğurdu.</p><h3>Küresel ısınma hızı ikiye katlandı: Bilim insanlarından çarpıcı analiz</h3><p>İklim gözlemleri ve analizler, son yıllarda küresel ısınmanın beklenenden daha hızlı ilerlediğini gösteriyor. 2011-2025 yılları arasında, ortalama sıcaklık artışının on yılda 0,4 dereceye ulaştığı tespit edildi. Oysa, 1971-2025 aralığındaki uzun dönem ortalamasında bu artış sadece 0,2 dereceydi. 26 farklı iklim modelinin ortalaması ise on yılda 0,29 dereceyle gerçek hızlanmanın gerisinde kaldı. Bu veriler, küresel ısınmanın hem öngörülerin hem de simülasyonların ötesinde hızlandığını gözler önüne seriyor. Bilim insanları, sıcaklık artışındaki bu ivmenin, iklim krizinin etkilerini daha da belirgin hale getirdiğine dikkat çekiyor.</p><h3>Paris Anlaşması ve 1,5 derece hedefi: Uzmanlardan sera gazı uyarısı</h3><p>2015 yılında kabul edilen Paris Anlaşması, küresel ısınmayı 2 derecenin altında tutmayı ve 1,5 dereceye ulaşmak için ek önlemler almayı amaçlıyor. Ancak, son veriler 1,5 derece eşiğinin ilk kez 2024'te geçildiğini ve bu sınırın 2028'e kadar kalıcı olarak aşılabileceğini gösteriyor. Uzmanlar, sıcaklık artışının 2 dereceye ulaşması halinde, mercan resiflerinin %99'unun yok olacağı ve insan sağlığı, su kaynakları ile gıda güvenliğinin ciddi tehditlerle karşı karşıya kalacağı konusunda uyarıyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı İklim Bölümü Başkanı Martin Krause, sera gazı emisyonlarının azaltılması gerektiğini vurgulayarak, hedeflerin aşılma riskine rağmen mücadeleden vazgeçilmemesi gerektiğini belirtti. Krause'ye göre, küresel ısınmanın kontrol altına alınması, gelecekteki zararların boyutunu doğrudan etkileyecek.</p><p>Küresel ısınma, dünyanın dört bir yanında iklim politikalarını ve çevre önlemlerini yeniden tartışmaya açtı. Bilim insanları, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve uluslararası iş birliğinin artırılması çağrısında bulunuyor. Uzmanlara göre, atılacak adımlar gezegenin geleceği üzerinde belirleyici olacak ve sıcaklık artışının sınırlandırılması için zaman giderek daralıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/dunyanin-gelecegi-tehlike-689_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295860</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/siber-suclarla-mucadele-operasyonlarinda-303-supheli-tutuklandi-295860</link>
      <pubDate>2026-10-19T14:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Siber suçlarla mücadele operasyonlarında 303 şüpheli tutuklandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı, siber suçlarla mücadele kapsamında 27 ilde düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 643 şüpheliden 303'ünün tutuklandığını bildirdi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Siber suçlarla mücadele operasyonlarında 303 şüpheli tutuklandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve Cumhuriyet başsavcılıkları koordinesinde, yasa dışı bahis, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, çevrim içi çocuk müstehcenliği ve tacizi ile nitelikli dolandırıcılık suçlarına yönelik operasyonlar yapıldı.</p><p>Ankara, İzmir ve İstanbul'un da aralarında bulunduğu 27 ilde düzenlenen operasyonlarda yakalanan 643 zanlıdan 303'ü çıkarıldıkları sulh ceza hakimliklerince tutuklandı, 151'i hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğer zanlıların işlemleri ise sürüyor.</p><p>Şüphelilerin, yasa dışı bahis ve kumar oynattıkları, yasa dışı bahis sitelerinde para nakline aracılık ettikleri, yasa dışı bahis ve kumar sitelerinin reklamını yaptıkları, müstehcen çocuk görüntüsü barındırdıkları, sosyal medya platformları ve oltalama (phishing) siteleri üzerinden "yatırım ortaklığı, kiralama ücreti, düşük faizli kredi" gibi temaları kullanarak vatandaşları dolandırdıkları, vatandaşların mobil bankacılık ve oyun hesaplarına yetkisiz erişim sağladıkları belirlendi.</p><p>Ayrıca, Yapay Zeka Destekli Siber Açık Kaynak İzleme ve Kontrol faaliyetleri kapsamında yürütülen çalışmalarda, yasa dışı silah satışı ve teşhirine yönelik 668, organize suç örgütleri ve tetikçilik suçlarına yönelik 32, uyuşturucu satışı ve özendirici içeriklere yönelik 81, müstehcenlik ve fuhuş suçlarına yönelik 60, siber trafik suçlarına yönelik 196 olmak üzere toplam bin 37 hesap veya kişi tespit edildi.</p><p>Terör örgütlerine yönelik yürütülen çalışmalarda ise toplam 538 hesap veya kişi belirlendi.</p><p>Bu kapsamda sosyal medya platformları ve internet siteleri üzerinden suç içerikli paylaşımlara yönelik 3 bin 574 hesap veya kişi tespit edildi. 511 URL adresi hakkında erişimin engellenmesi ve içeriğin çıkarılması kararı alındı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/siber-suclarla-mucadele-o-463_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295859</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-turkiyenin-kilina-zarar-gelmemesi-icin-gecemizi-gunduzumuze-katiyoruz-295859</link>
      <pubDate>2026-10-19T14:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz, kaos ve kriz ortamında Türkiye'nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Şimdiye kadar bunda da başarılı olduk." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde "Muhtarlar Günü Buluşması" programında konuştu.</p><p><b>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar...</b></p><p>Muhtarlarımızın tamamına Türkiye ve Türk milleti için ortaya koydukları gayretler dolayısıyla teşekkür ediyor, en kalbi selam ve sevgilerimi gönderiyorum.</p><p>Gün oldu, en sıkıntılı zamanlarda kafa kafaya verdik, yeni bir yol açtık. Demokrasinin uç beyi olan muhtarlar ile şahikası Cumhurbaşkanlığı arasındaki bağı her zaman diri tuttuk.</p><p>Rabbim ömür verdikçe sizlerle yoldaşlık etmeye devam edeceğim. 86 milyonun he bir ferdi, yönünü ülkemize çevirmiş tüm mazlumlar için aşkla koşacağız, aşkla çalışacağız.</p><p>12 yıl boyunca demokrasinin umudu, uç beyleri olan muhtarlar ile şahikası olan Cumhurbaşkanlığı arasındaki o bağı her zaman canlı tuttuk, diri tuttuk.</p><p>Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ni sadece devletin merkezi değil, milletin evi hâline de getireceğimizin sözünü vermiştik. Şükürler olsun ki millete verdiğimiz diğer sözlerimiz gibi bu sözümüze de sadık kaldık.</p><p>"Aşkınan koşan yorulmaz." diyerek tüm Türkiye için, 86 milyonun her bir ferdi için, yönünü ülkemize çevirmiş tüm mazlumlar ve masumlar için aşkla koşacağız, aşkla çalışacağız.</p><p>Bu bitmez sevda, Türkiye sevdasıdır. Millete ve memlekete hizmet sevdasıdır. İnşallah bu sevda, son nefesimizde kalbimizde burcu burcu tütecek, elden ele, gönülden gönüle kutlu bir emanet gibi taşınacaktır.</p><p> İçlerinde yıllardır biriktirdikleri millî irade hazımsızlığını tüm çirkinliğiyle bir anda ortaya boca ettiler. "Muhtar bile olamaz." diyerek güya bizi alaya aldılar. Aşağılandıklarını zannedenler, benim muhtar kardeşlerime Cumhurbaşkanlığından başlayarak devletin tüm kapılarının açılmasını bir türlü kabullenemediler.</p><p> Düne kadar muhtar görünce yollarını değiştirenlerin, şimdilik seçim dönemleriyle sınırlı olsa bile muhtarlarla bir araya gelmelerini, Türkiye'de millî iradenin güç kazanması ve muhalefetin toplumla barışması noktasında kıymetli ve öncelikli bir adım olarak görüyoruz.</p><p>Taklit her zaman aslını büyütür. İster zoraki ister gönüllü olsun, onlar bizi taklit ettikçe Allah'ın izniyle biz büyümeye, güçlenmeye devam ederiz.</p><p class="MsoNormal">Muhtarlarımızın SGK primlerini 2017'den bu yana devlet olarak biz karşılıyoruz.</p><p>Unutmayın, büyük milletlerin imtihanı da büyük olur.</p><p>Tıpkı kahraman ecdadımız gibi zalimlerin değil, hangi inançtan olursa olsun mazlumların yanında cesaretle durduğumuz müddetçe bizimle uğraşmaya devam edecekler.</p><p>Müslümanları birbirine düşürmeye çalışanlara karşı uyanık olacağız.</p><p><i>Ayrıntılar geliyor...</i></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/cumhurbaskani-erdogan-tur-568_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295858</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/abdli-milyarder-elon-musktan-buyuk-vaat-amerikadaki-her-cocuga-spacex-hisselerinden-verecek-295858</link>
      <pubDate>2026-10-19T13:16:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ABD'li milyarder Elon Musk'tan büyük vaat! Amerika'daki her çocuğa SpaceX hisselerinden verecek]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'li milyarder Elon Musk, gelecek yıl ABD'deki "her bir çocuğa" üst yöneticisi olduğu SpaceX şirketindeki "hisselerinden birini" vereceğini duyurdu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ABD'li milyarder Elon Musk'tan büyük vaat! Amerika'daki her çocuğa SpaceX hisselerinden verecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'li milyarder Elon Musk, aynı zamanda sahibi olduğu ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, SpaceX'teki hisselerine ilişkin vaatte bulundu.</p><p>Musk, "Gelecek yıl Amerika'daki her çocuğa SpaceX hisselerimden birini vereceğim." ifadesini kullandı.</p><p>Bu girişimin devamının da geleceğini belirten Musk, paylaşımında dağıtımın nasıl yapılacağına ilişkin bilgi vermedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/elonmusk-19102026f0d52d43.jpg"/><p>CNBC televizyonunun haberine göre, ABD'de 18 yaşın altında 72 milyon kişi bulunuyor. Son kapanış fiyatları baz alındığında dağıtılacak hisselerin toplam piyasa değerinin 10,5 milyar dolar civarı olacağı tahmin ediliyor.</p><p>Bu olası dağıtım, elinde milyarlarca SpaceX hissesi bulunduran Musk'ın toplam hisselerinin çok küçük bir bölümünü oluşturuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/abdli-milyarder-elon-musk-503_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295857</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/selden-etkilenen-ayazagada-kentsel-donusum-ofisi-hizmete-acildi-295857</link>
      <pubDate>2026-10-19T13:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Selden etkilenen Ayazağa'da kentsel dönüşüm ofisi hizmete açıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Kentsel Dönüşüm Başkanı Hakkı Alp, sel ve su baskınlarından etkilenen Sarıyer ilçesine bağlı Ayazağa Mahallesi'nde kurulan Kentsel Dönüşüm Ofisi'nde vatandaşlarla görüşmelere başladıklarını söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Selden etkilenen Ayazağa'da kentsel dönüşüm ofisi hizmete açıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Kentsel Dönüşüm Başkanı Hakkı Alp, hizmete açılan ofiste yaptığı açıklamada, Valiliğin koordinasyonunda AFAD, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Kızılay, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ilgili kurumların sahada görev yaptığını anlattı.</p><p>Belediyelerin de desteğiyle öncelikle vatandaşların güvenliğinin sağlandığını, geçici barınma ve gıda ihtiyaçlarının karşılandığını ifade eden Alp, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un sahada yaptığı tespitlerin ardından dere ıslahı kapsamında kaldırılması gereken yapıların yıkımına başlandığını belirtti.</p><p>Alp, Kentsel Dönüşüm Başkanlığının Valilikle koordinasyon içinde 2 gün boyunca yıkım gerçekleştirdiğini, son yapının yıkımının da devam ettiğini kaydetti.</p><p>Dere ıslahı çalışmalarının İSKİ tarafından gerçekleştirileceğine dikkati çeken Alp, bu çalışmaların gelecekte yaşanabilecek afetlere karşı önlem alınması açısından öncelik taşıdığını vurguladı.</p><p><strong>AYAZAĞA'DA İKİ DÖNÜŞÜM SEÇENEĞİ SUNULUYOR</strong></p><p>Alp, bölgede kalıcı çözümler için iki farklı dönüşüm modeli üzerinde çalışıldığını belirterek, şöyle devam etti:</p><p>"Bugün içinde bulunduğumuz ofis, Kentsel Dönüşüm Başkanlığımızın ofisi. Kalıcı çalışmalarda kentsel dönüşüm faaliyetlerimiz için vatandaşlarımızla görüşmelere başladık. İki önemli seçenek sunuldu. Birinde, yaklaşık 2 yıldır İstanbul ilimizde devam eden 'Yarısı Bizden' kampanyasını vatandaşlarımıza altını çizerek daha da anlatmaktayız. Bu kampanya kapsamında 39 ilçemizde İstanbul'da yaklaşık 118 bin bağımsız birim vatandaşlarımız komşularıyla anlaşıp istediği müteahhitle görüşmesini sağlayıp Kentsel Dönüşüm Başkanlığımızdan 875 bin lira kredi, 875 bin lira hibe ve 125 bin lira taşınma desteği alarak çalışmalarını, dönüşümlerini bizlerin desteğiyle sürdürmekte."</p><p>İkinci seçeneğin alan bazlı dönüşüm olduğunun altını çizen Alp, Ayazağa'da vatandaşların komşularıyla bir araya gelmesi ve alan bazlı bir dönüşüm talep etmeleri durumunda Kentsel Dönüşüm Başkanlığınca projelendirileceğine işaret etti.</p><p><strong>"MALİYETLERİ HESAP EDİYORUZ"</strong></p><p>Alp, tespitlerin yapılmasından ve yapıların yıkılmasından sonra Bakanlığın kuruluşu olan TOKİ eliyle yapım faaliyetlerinin gerçekleştirileceğini anlattı.</p><p>Alan bazlı dönüşümde vatandaşların ödeme koşullarına ilişkin bilgi veren Alp, "Alan bazlı dönüşümlerde vatandaşlarımızın mevcut kıymet takdirlerini ve maliyetleri hesap ediyoruz. Bunun üzerinden Cumhurbaşkanlığı kararıyla indirimler sağlanıyor. Vatandaşın ödemesi uzun vadede kolaylıklarla sağlanıp dönüşüm gerçekleştiriliyor." dedi.</p><p>Her iki yöntemle yapılan dönüşümün de İstanbul ve Ayazağa için önemine işaret eden Alp, 6 Şubat 2023'te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından yürütülen çalışmaları aktardı.</p><p>Alp, İstanbul'da "Yarısı Bizden" kampanyası kapsamında dönüşümünü sürdüren veya tamamlayan 118 bin bağımsız birim bulunduğunu, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı ve TOKİ eliyle yürütülen alan bazlı çalışmalarda 128 bin bağımsız birime ilişkin çalışmaların devam ettiğini bildirdi.</p><p><strong>"Biz, bütün Ayazağa'yı dönüştürmek isteriz"</strong></p><p>Ayazağa'da kurulan ofisin vatandaşlar istediği sürece açık kalacağını, her iki dönüşüm yöntemi hakkında bilgilendirme yapılarak uzlaşma süreçlerinin yürütüleceğini kaydeden Alp, "Hedefimiz 2027 yılı içerisinde Ayazağa bölgesinde ada bazlı en az 2-3 adayı dönüştürecek şekilde çalışmaları gerçekleştirmek. Biz, bütün Ayazağa'yı dönüştürmek isteriz. Çünkü selle birlikte detaylı tespitlerimizde yapıların ruhsatsız, kaçak, ekonomik ömrünü tamamladığı, sadece selle de ilgili değil, köhneleşmelerin olduğunu gözlemlemekteyiz." diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/selden-etkilenen-ayazagad-413_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295856</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/acun-ilicali-uefa-baskani-aleksander-ceferin-ile-bir-araya-geldi-295856</link>
      <pubDate>2026-10-19T13:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Acun Ilıcalı, UEFA Başkanı Aleksander Ceferin ile bir araya geldi]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Hull City ve Maribor kulüplerinin sahibi Acun Ilıcalı, UEFA Başkanı Aleksander Ceferin ile bir araya geldi. Acun Ilıcalı, Aleksander Ceferin'e Maribor forması hediye etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Acun Ilıcalı, UEFA Başkanı Aleksander Ceferin ile bir araya geldi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hull City ve Maribor kulüplerinin sahibi, Türk iş insanı Acun Ilıcalı, UEFA Başkanı Aleksander Ceferin ile bir araya geldi.</p><p>Acun Ilıcalı, Slovenya Birinci Futbol Ligi'nde oynanan Maribor-Celje karşılaşmasında UEFA Başkanı Ceferin'i ağırladı.</p><p>Ilıcalı ile Ceferin, mücadelenin ardından yemek yedi. Acun Ilıcalı, Aleksander Ceferin'e Maribor forması hediye etti.</p><p>Maribor, 12 haftası geride kalan ligde 24 puanla lider durumda bulunuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/acun-ilicali-uefa-baskani-117_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295855</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/bilgi/19-ekim-2026-pazartesi-yayin-akisi-listesi-tv-rehberi-bugun-televizyonda-ne-var-trt-1-atv--295855</link>
      <pubDate>2026-10-19T13:00:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[19 Ekim 2026 Pazartesi yayın akışı listesi, TV rehberi: Bugün televizyonda ne var? TRT 1, ATV, Kanal D, Show TV, Star TV, NOW TV, TV8 yayın akışı... Bugün hangi diziler, filmler, yarışmalar var?]]></title>
      <category><![CDATA[Bilgi]]></category>
      <description><![CDATA[Bugün televizyonda ne var? Bu akşam TV'de hangi diziler var? Kanal D, Show TV, TRT1, ATV, Star TV, Now TV, TV8 yayın akış listesi merak ediliyor. 19 Ekim 2026 Pazartesi televizyonda neler var? araştırılıyor. Günün yorgunluğunu televizyon karşısında atmak isteyenler toplansın, bu haber tam size göre. Bugün de gündüz ve gece kuşağında yer alan birbirinden farklı içerikler, geniş bir kitleye hitap ediyor. İşte, 19 Ekim 2026 Pazartesi TV kanal yayın akışı listesi, TV rehberi... ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[19 Ekim 2026 Pazartesi yayın akışı listesi, TV rehberi: Bugün televizyonda ne var? TRT 1, ATV, Kanal D, Show TV, Star TV, NOW TV, TV8 yayın akışı... Bugün hangi diziler, filmler, yarışmalar var?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bugün kanallarda hangi diziler, filmler, yarışmalar ve programlar var? sorusu yanıt buldu. 19 Ekim 2026 Pazartesi yani bugün TV ekranlarında birçok yapım seyirciyle buluşuyor. Gündüz kuşağı ve gece kuşağında yer alan birbirinden farklı içerikler geniş bir kitleye hitap ediyor. Peki, bugün televizyonda ne var? Bugün kanallarda hangi diziler, filmler, yarışmalar ve programlar var? Hangi program, saat kaçta yayınlanacak?</p><p>19 Ekim 2026 Pazartesi yani bugünün TRT 1, ATV, Kanal D, Show TV, Star TV, NOW TV, TV8 yayın akışı belli oldu.</p><p>Kanal D, Show TV, TRT1, ATV, Star TV, NOW TV, TV8 ve daha nicesi... 19 Ekim 2026 Pazartesi yani bugün televizyonda yayınlanacak içerikler detayda karşınızda...</p><p><b>GÜNÜN FİLMLERİ, DİZİLERİ, YARIŞMA PROGRAMLARI NELER? HANGİ KANALDA NE VAR? İŞTE YANITI...</b></p><p><b>19 EKİM 2026 PAZARTESİ TV YAYIN AKIŞI</b></p><p><b>KANAL D YAYIN AKIŞI</b></p><p>07:00 - Küçük Ağa</p><p>09:00 - Neler Oluyor Hayatta?</p><p>11:00 - Yaprak Dökümü</p><p>13:45 - Gelinim Mutfakta</p><p>16:45 &#8211; Daha 17</p><p>18:30 &#8211; Kanal D Ana Haber</p><p>20:00 &#8211; Uzak Şehir</p><p>00:15 - Güller ve Günahlar</p><p>03:00 - Gelinim Mutfakta</p><p>05:00 - Üç Kız Kardeş</p><p><b>TRT 1 YAYIN AKIŞI</b></p><p>05:43 &#8211; İstiklal Marşı</p><p>05:45 - Hayallerinin Peşinde</p><p>06:30 - Turgay Başyayla ile Lezzetli Tavsiye</p><p>07:30 - Kalk Gidelim</p><p>10:30 - Alişan ile Hayata Gülümse</p><p>13:15 - Seksenler</p><p>14:10 - Alparslan: Büyük Selçuklu</p><p>17:30 - Lingo Türkiye</p><p>19:00 - Ana Haber</p><p>19:55 - İddiaların Aksine</p><p>20:00 - Evlilik Güzeldir</p><p>00:15 - Gönül Dağı</p><p>02:40 - Seksenler</p><p>03:25 - Alparslan: Büyük Selçuklu</p><p><b>SHOW TV YAYIN AKIŞI</b></p><p>06:00 - Baba</p><p>09:00 - Kuzey Yıldızı İlk Aşk</p><p>12:30 &#8211; Buse Varol ile Gelin Evi</p><p>15:00 &#8211; Bahar</p><p>18:25 &#8211; Show Ana Haber</p><p>20:00 &#8211; Güldür Güldür Show</p><p>00:15 - Gece Hattı</p><p>01:15 - Sevdan Bir Ateş</p><p>03:30 - Bahar</p><p><b>STAR TV YAYIN AKIŞI</b></p><p>07:00 - Aramızda Kalsın</p><p>08:30 - Cansu Canan ile Bugün</p><p>10:00 - Songül ve Uğur ile Sana Değer</p><p>13:30 - Songül ve Uğur ile Sana Değer</p><p>13:45 - Fazilet Hanım ve Kızları</p><p>15:00 - Didem Arslan Yılmaz'la Vazgeçme</p><p>19:00 &#8211; Star Haber</p><p>20:00 &#8211; Yerli Dizi Tekrarı / Sinema</p><p>22:30 - Yerli Dizi Tekrarı / Sinema</p><p>00:30 - Yerli Dizi Tekrarı / Sinema</p><p>03:00 - Fazilet Hanım ve Kızları</p><p>05:00 - Baba Ocağı</p><p><b>ATV YAYIN AKIŞI</b></p><p>08:00 &#8211; Kahvaltı Haberleri</p><p>10:00 &#8211; Müge Anlı ile Tatlı Sert</p><p>13:00 &#8211; atv Gün Ortası</p><p>14:00 &#8211; Altı Üstü İstanbul</p><p>16:00 - Esra Erol'da</p><p>19:00 &#8211; atv Ana Haber</p><p>20:00 - Altı Üstü İstanbul</p><p>00:20 - Var Mısın Yok Musun</p><p>02:45 - A.B.İ.</p><p>05:30 - Hercai</p><p><b>TV8 YAYIN AKIŞI</b></p><p>07:15 &#8211; Ebru ile 8'de Sağlık</p><p>08:30 - Oynat Bakalım</p><p>09:00 - Gel Konuşalım / Canlı</p><p>11:30 - MasterChef Türkiye</p><p>16:00 - Zuhal Topal'la Yemekteyiz</p><p>20:00 &#8211; MasterChef Türkiye / Yeni Bölüm</p><p>00:15 - Zuhal Topal'la Yemekteyiz</p><p>02:30 - Gel Konuşalım</p><p>04:30 - Oynat Bakalım</p><p><b>NOW TV YAYIN AKIŞI</b></p><p>07:15 - Zafer Söken ile İlk Bakış</p><p>08:00 &#8211; İlker Karagöz ile Çalar Saat</p><p>10:45 - Çağla ile Yeni Bir Gün</p><p>12:30 - Anne Yarısı</p><p>13:30 - En Hamarat Benim</p><p>16:30 - Sevdam Karadeniz</p><p>17:30 - Ali İhsan Varol ile Kumbara</p><p>19:00 &#8211; Ozan Gündoğdu ile Now Ana Haber</p><p>20:00 - Sevdam Karadeniz</p><p>22:30 - Sevdam Karadeniz</p><p>00:45 - Anne Yarısı</p><p>03:15 - Şevkat Yerimdar</p><p>05:00 - Yasak Elma</p><p>06:00 - Son Yaz</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/19-ekim-2026-pazartesi-ya-928_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295854</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/22-yillik-dev-arastirmadan-carpici-sonuc-gonullu-faaliyetler-hafiza-ve-dusunme-yetenegini-koruyor-295854</link>
      <pubDate>2026-10-19T12:53:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[22 yıllık dev araştırmadan çarpıcı sonuç! Gönüllü faaliyetler hafıza ve düşünme yeteneğini koruyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Amerikalı bilim insanlarının 22 yıl süren araştırması, gönüllülük faaliyetlerine katılanların Alzheimer hastalığına yakalanma riskinin önemli ölçüde azaldığını ortaya koydu. Özellikle APOE ε4 gen varyantına sahip kişilerde gönüllü çalışmalar, hafıza kaybını yavaşlatıyor. Sosyal aktivitenin etkisi, haftada birkaç saatlik yardımlaşmada bile hissediliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[22 yıllık dev araştırmadan çarpıcı sonuç! Gönüllü faaliyetler hafıza ve düşünme yeteneğini koruyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri'nde yürütülen 22 yıllık geniş kapsamlı bir araştırma, gönüllülük faaliyetlerinin Alzheimer hastalığı riski altındaki bireylerde hafıza kaybını yavaşlattığını gösterdi. Araştırmacılar, APOE &#949;4 gen varyantına sahip 17.972 kişinin verilerini inceledi ve bu genetik riski taşıyanlarda düzenli sosyal yardımın bilişsel gerilemeyi geciktirdiğini tespit etti. Haftada sadece birkaç saat gönüllü olarak başkalarına yardım edenlerin, Alzheimer'a yakalanma sürecinde belirgin bir avantaj sağladığı belirtildi.</p><h3>APOE &#949;4 gen varyantı taşıyanlarda gönüllülük etkisi öne çıktı</h3><p>Çalışmada, özellikle APOE &#949;4 geninin iki kopyasına sahip bireylerde gönüllü faaliyetlerin etkisi daha güçlü ortaya çıktı. Uzmanlar, bu kişilerin bilişsel bozulma eşiğine gönüllülük yapmayanlara göre ortalama iki yıl daha geç ulaştığını belirledi. Araştırma, sosyal aktivitelerin bilişsel işlevler üzerindeki koruyucu rolünün, genetik risk faktörlerine rağmen sürdüğünü ortaya koydu. Gönüllülüğün, sadece organize programlarla sınırlı kalmadığı; arkadaşlara, aile üyelerine ya da komşulara yardım etmenin de olumlu etkiler sağladığı vurgulandı.</p><h3>Sosyal aktivite ile stres ve iltihap azalıyor, bilişsel gerileme yavaşlıyor</h3><p>Bilim insanları, sosyal aktivitenin Alzheimer riski üzerindeki olumlu etkisini stres düzeyinin düşmesi ve iltihap süreçlerinin azalmasıyla ilişkilendirdi. Araştırmaya göre, haftada dört saatten az gönüllü çalışma bile hafıza kaybı riskini azaltabiliyor. Özellikle Latin Amerika kökenli yaşlılarda, sosyal yardımlaşmanın bilişsel gerilemeyi yavaşlatıcı etkisi daha net gözlemlendi. Ancak uzmanlar, bu bulguların doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurmadığını, gönüllülüğün Alzheimer'a karşı koruyucu etkisinin daha fazla araştırılması gerektiğini de vurguladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/22-yillik-dev-arastirmada-644_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295853</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/sabah-kahvesi-icin-neden-45-dakika-beklenmeli-295853</link>
      <pubDate>2026-10-19T12:52:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sabah kahvesi için neden 45 dakika beklenmeli?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Diyetisyen Pablo Oheda, İspanya'da sabah kahvesi alışkanlığını sorguladı. Oheda, kahve içmek için uyanıştan sonra 45 dakika beklemenin vücut üzerinde daha olumlu etkiler yaratabileceğini belirtti. Uzman, bu sürenin kortizol hormonuyla ilişkili olduğunu vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sabah kahvesi için neden 45 dakika beklenmeli?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İspanyol diyetisyen Pablo Oheda, sabah uyandıktan hemen sonra kahve içme alışkanlığının sağlık üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Oheda, sabah saatlerinde kahve tüketiminin yaygın olduğunu ancak güne başlar başlamaz kahve içmenin beklenen canlandırıcı etkiyi azaltabileceğini söyledi. Uzman, vücudun uyanır uyanmaz kortizol hormonunu doğal olarak yükselttiğini, bu nedenle kahve için yaklaşık 45 dakika beklemenin daha faydalı olacağını ifade etti. Oheda, bu görüşlerini COPE radyo istasyonunda yaptığı açıklamada paylaştı.</p><h3>Diyetisyen Oheda: "Kortizol seviyesi kahve etkisini azaltıyor"</h3><p>Pablo Oheda, sabah uyanıldığında vücutta kortizol hormonunun en üst seviyeye çıktığını belirtti. Kortizol, kişinin güne adapte olmasını ve enerji kazanmasını sağlıyor. Oheda'ya göre, bu dönemde kafein almak, kahvenin uyarıcı etkisini baskılayabiliyor. Bu nedenle, sabah kahvesi için biraz beklemek, kafeinin istenen etkiyi göstermesine yardımcı oluyor. Ayrıca Oheda, sabah kahve içmekte zorlananlara ilk aşamada kafeinsiz kahve denemelerini önerdi. Alışkanlıklar değiştikten sonra ise normal kahveye geçilebileceğini belirtti.</p><h3>Bilimsel araştırmalar ve kahve tüketimi arasındaki bağlantı</h3><p>Bilimsel çalışmalar, sabah saatlerinde kahve tüketiminin kalp-damar hastalıklarından ölüm riskini azaltabileceğini gösteriyor. Ancak, uyanıştan sonra tam olarak 45 dakika beklemenin gerekliliği konusunda kesin bir bilimsel kanıt bulunmuyor. Diğer yandan, terapist A. Litvinova, kahvenin demir ilaçlarının emilimini yüzde 40 oranında azaltabileceğini açıklamıştı. Bu nedenle, kahvaltıdan hemen sonra kahve içenlerin, demir ilacı alacaklarsa arada zaman bırakmaları tavsiye ediliyor. Uzmanların önerileri, sabah kahvesi alışkanlığını gözden geçirmek isteyenler için yol gösterici nitelik taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/sabah-kahvesi-icin-neden--911_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295852</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/tembel-misiniz-yoksa-erteliyor-musunuz-iste-o-ince-cizgi-295852</link>
      <pubDate>2026-10-19T12:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Tembel misiniz yoksa erteliyor musunuz? İşte o ince çizgi!]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Psikolog Maria Polyakova, tembellik ve erteleme arasındaki farkı açıklayarak, enerji eksikliği ile dikkat dağınıklığına dikkat çekti. Uzman, özellikle iş yaşamında bu iki durumun ayrımının büyük önem taşıdığını vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Tembel misiniz yoksa erteliyor musunuz? İşte o ince çizgi!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Psikolog Maria Polyakova, işlere başlama konusundaki isteksizliğin kaynağının doğru belirlenmesinin önemine işaret etti. Polyakova, tembellik ve ertelemenin benzer görünebileceğini ancak aralarında önemli farklar bulunduğunu söyledi. Uzman, tembelliğin çoğunlukla fiziksel ve zihinsel enerjinin tükenmesinden kaynaklandığını, bu durumda kişinin kendini harekete geçirmekte güçlük yaşadığını belirtti. Öte yandan, erteleme alışkanlığında ise kişi gerekli enerjiye sahip olsa da, önemli işleri sürekli geri plana atarak önemsiz işlerle oyalanıyor. Polyakova, bu iki durumun ayırt edilmesinin, iş verimliliği ve günlük yaşam kalitesi açısından kritik olduğunu vurguladı.</p><h3>Maria Polyakova: 'Enerji eksikliği tembelliğe, dikkat dağınıklığı ertelemeye neden oluyor'</h3><p>Polyakova'nın değerlendirmesine göre, tembellik yaşayan bireylerde genellikle tükenmişlik ve yorgunluk öne çıkıyor. Bu kişilerin enerji seviyeleri düşük olduğu için, görevleri yerine getirmek yerine dinlenmeye yöneliyorlar. Uzman, bu durumda kişinin kendini zorlaması yerine, öncelikle enerji toplamasının daha faydalı olacağını açıkladı. Erteleme ise farklı bir süreçle kendini gösteriyor. Erteleyen kişiler, aslında yapacakları işleri ve sorumluluklarını biliyor fakat sürekli olarak daha az önemli işlerle vakit geçiriyorlar. Bu nedenle, işlerin süresi uzuyor ve yükümlülükler birikiyor. Polyakova, iş verimliliği düşen bireylerin, bu iki durumun hangisini yaşadığını tespit ederek çözüm araması gerektiğini belirtti.</p><h3>Uzmandan iş erteleme alışkanlığına karşı pratik öneriler</h3><p>İş erteleme alışkanlığını yenmek isteyenler için Polyakova, dikkat dağıtıcı unsurları ortadan kaldırmanın önemine değindi. Çalışma ortamının düzenlenmesi, verimliliği artıran en önemli adımlardan biri olarak öne çıkıyor. Uzman, özellikle evde dikkatini dağıtan kişiler veya unsurlar varsa, farklı bir ortamda çalışmanın faydalı olabileceğini söyledi. Ayrıca, iş verimliliği için önceliklerin net belirlenmesi ve yapılacaklar listesinin hazırlanması öneriliyor. Polyakova, bu yöntemlerle erteleme alışkanlığının önüne geçilebileceğini ve iş yaşamında daha başarılı sonuçlar elde edilebileceğini ifade etti. Tembellik ve erteleme arasındaki ayrımın farkında olmak, iş hayatında ve günlük yaşamda daha sağlıklı kararlar alınmasına yardımcı oluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/tembel-misiniz-yoksa-erte-841_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295851</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/yasam-surenizi-kisaltan-o-gizli-tehlike-aciklandi-14-yila-kadar-omru-kisaltiyor-295851</link>
      <pubDate>2026-10-19T12:48:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yaşam sürenizi kısaltan o gizli tehlike açıklandı! 14 yıla kadar ömrü kısaltıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Endokrinolog Oksana Mihaleva, obezitenin yaşam süresi üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Uzmanlar, özellikle genç yaşta obeziteyle karşılaşan bireylerde ciddi sağlık risklerinin arttığını ve VKİ değerinin yükselmesiyle yaşamdan kaybedilen yılın da dramatik biçimde arttığını vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yaşam sürenizi kısaltan o gizli tehlike açıklandı! 14 yıla kadar ömrü kısaltıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Obezite, dünya genelinde giderek artan bir sağlık sorunu olarak yaşam süresini ciddi biçimde kısaltıyor. Endokrinolog Oksana Mihaleva, fazla yağ birikiminin yalnızca vücut ağırlığıyla değil, aynı zamanda bireyin yaşı, yaşam tarzı ve genel sağlık durumu ile de yakından ilişkili olduğunu belirtti. Mihaleva, özellikle genç yaşta obeziteyle karşılaşan kişilerde, ilerleyen yıllarda ciddi sağlık risklerinin ortaya çıktığını ve bu durumun yaşam süresini önemli ölçüde kısalttığını ifade etti.</p><h3>Mihaleva: 'VKİ yükseldikçe yaşamdan kaybedilen yıl artıyor'</h3><p>Uzmanların verilerine göre, vücut kitle indeksi (VKİ) 30-35 arasında olan bireylerde ortalama yaşamdan kaybedilen yıl 2 ila 4 arasında değişiyor. VKİ'nin 40-45 seviyelerine ulaşması ise bu kaybı 8 ila 10 yıla kadar çıkarıyor. Aşırı obezite vakalarında ise yaşamdan kaybedilen süre 14 yıla ulaşabiliyor. Mihaleva, bu tabloya özellikle genç yaşta obeziteyle karşılaşan bireylerde daha ağır sonuçların eklendiğini ve bu kişilerin sağlık açısından çok daha büyük risklerle karşı karşıya kaldığını vurguladı. Obezitenin etkileri yalnızca yaşam süresiyle sınırlı kalmıyor; tip 2 diyabet, hipertansiyon, kalp krizi, inme, uyku apnesi, karaciğer ve böbrek hasarları ile bazı kanser türleri de riskler arasında yer alıyor. Ayrıca, obezitenin sigara kullanımı ve yüksek tansiyon ile birleşmesi, sağlık risklerini daha da artırıyor.</p><h3>Uzmanlar: 'Sadece VKİ değil, diğer faktörler de önemli'</h3><p>Obeziteyle ilişkili sağlık sorunları, ağır komplikasyonlar gelişmeden önce bile günlük yaşamı olumsuz etkiliyor. Aşırı kilo, hareket kabiliyetini azaltıyor, nefes darlığına, eklem ağrılarına ve uyku bozukluklarına yol açıyor. Mihaleva, risklerin değerlendirilmesinde yalnızca VKİ'nin yeterli olmadığını, bel çevresi, kas kütlesi, glikoz ve kolesterol seviyeleri, kan basıncı ve karaciğer fonksiyonlarının da dikkate alınması gerektiğini belirtti. Ancak obezite, yaşam süresinin mutlaka belirli bir oranda kısalacağı anlamına gelmiyor. Uzmanlar, vücut ağırlığının azaltılması, düzenli fiziksel aktivite ve eşlik eden hastalıkların zamanında tedavi edilmesiyle komplikasyon riskinin önemli ölçüde azaltılabileceğini söylüyor. Temel hedefin, sadece kilo vermek değil, sağlıklı ve aktif bir yaşamı mümkün olan en uzun süre korumak olduğu vurgulanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/yasam-surenizi-kisaltan-o-478_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295850</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/14-bogazici-film-festivalinin-ulusal-uzun-metraj-yarisma-filmleri-aciklandi-295850</link>
      <pubDate>2026-10-19T12:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[14. Boğaziçi Film Festivali'nin Ulusal Uzun Metraj Yarışma filmleri açıklandı]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı tarafından bu yıl 14'üncüsü gerçekleştirilecek Boğaziçi Film Festivali'nin Ulusal Uzun Metraj Yarışma filmleri belli oldu. Festivalde bu yıl 10 film, “Altın Yunus” için yarışacak. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[14. Boğaziçi Film Festivali'nin Ulusal Uzun Metraj Yarışma filmleri açıklandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü'nün desteğiyle 14'üncü kez gerçekleşecek Boğaziçi Film Festivali, 8-15 Kasım tarihleri arasında ulusal sinemanın farklı hikayelerini bir araya getirecek. Festivalin Ulusal Uzun Metraj Yarışması'nda yer alacak 10 film belli oldu.</p><p>Türk sinemasının farklı kuşaklardan yönetmenlerini bir araya getiren Ulusal Uzun Metraj Yarışması, aile ilişkilerinden toplumsal hafızaya, bireysel yüzleşmelerden dayanışma hikayelerine uzanan geniş bir anlatı yelpazesi sunuyor. Farklı sinema dillerini ve anlatım biçimlerini buluşturan seçki, Türk sinemasının güncel üretimindeki çeşitliliği seyirciyle buluşturacak.</p><p>Ulusal Uzun Metraj Yarışması'nda Murat Saraçoğlu'nun yönettiği <b>"At Üstünde"</b>, Ali Özel imzalı <b>"Beklenti"</b>, Büşra Bülbül'ün yönettiği <b>"Bir Anne Hakkında"</b>, Sinan Sertel imzalı <b>"Elisa"</b>, Bişar Bektaş'ın yönettiği <b>"Gayda Yolu",</b> Reis Çelik imzalı <b>"Kör Gece"</b>, Abdullah Şahin'in yönettiği <b>"Mütemmim Cüz"</b>, Aydın Orak imzalı <b>"Ölü Arının İğnesi"</b>, Biket İlhan'ın yönettiği <b>"Tatlı Maya"</b> ve Muzaffer Mehmet Çağlar imzalı <b>"Varlık"</b> yer alıyor.</p><p><b>10 Film, Altın Yunus İçin Yarışacak!</b></p><p>Ulusal Uzun Metraj Yarışması'nda yer alan 10 film; En İyi Ulusal Uzun Metraj Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Görüntü Yönetmeni ve En İyi Kurgu ödülleri için yarışacak.</p><p>Ulusal Uzun Metraj Yarışması'nda yer alan filmler arasında; Murat Saraçoğlu'nun yönettiği, Mehmet Ali ve oğlu Yakup'un kırsalda yürürken karşılaştıkları olaylar üzerinden aile bağlarını ve insan ilişkilerini ele alan <b>"At Üstünde"</b> yer alıyor. Film, Rusya'da düzenlenen 24. Uluslararası Sinema ve Tiyatro Festivali "Amur Sonbaharı"nda dünya prömiyerini gerçekleştirdi ve En İyi Erkek Oyuncu ödülüne layık görüldü.</p><p>Ali Özel'in yönettiği <b>"Beklenti"</b>, Anadolu'nun ücra bir köyünde yıllardır saklanan sırların ve geçmişte yaşanan olayların gün yüzüne çıkmasını konu alıyor. Film, 2025 İstanbul Film Festivali kapsamında düzenlenen Köprüde Buluşmalar'da Netflix Ödülü'nü kazandı. Büşra Bülbül imzalı <b>"Bir Anne Hakkında"</b> ise Sibel'in eşinin hastaneye kaldırılmasıyla başlayan süreçte aile ilişkilerini, sağlık sorunlarını ve toplumsal baskıları odağına alıyor.</p><p>Sinan Sertel'in yönettiği <b>"Elisa"</b>, nükleer felaketin ardından Solisvita'da radyasyon bağışıklığıyla sağlanan yeni yaşam düzeninde, bir gencin geçmişiyle yüzleşmesini anlatıyor. Film, 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'nda yer alıyor. Bişar Bektaş imzalı <b>"Gayda Yolu"</b>, eğitimini tamamladıktan sonra kasabasına dönen genç bir öğretmenin geçmişiyle ve çevresiyle kurduğu ilişkiyi ele alıyor. Filmin dünya prömiyeri, 49. São Paulo Uluslararası Film Festivali'nde gerçekleştirildi.</p><p>Reis Çelik'in yönettiği <b>"Kör Gece",</b> 12 Eylül 1980 darbesinin üçüncü gününde yaşanan olayları ve bir işçi, beton mikseri ve ortaya çıkan sırlar etrafında gelişen gerilimi konu alıyor. Film, 28. Şanghay Uluslararası Film Festivali'nde En İyi Senaryo ödülüne layık görüldü. Abdullah Şahin imzalı <b>"Mütemmim Cüz"</b>, Yusuf ve Leyla'nın yoksulluk, hayvanlarla kurdukları bağ ve hayata tutunma çabaları etrafında şekillenen hikayesini anlatıyor. Film, dünya prömiyerini 14. Boğaziçi Film Festivali'nde yapacak.</p><p>Aydın Orak'ın yönettiği <b>"Ölü Arının İğnesi"</b>, başarılı bir avukatın vicdani çöküşünü, evliliğinde yaşadığı krizi ve insanın kendi geçmişiyle hesaplaşmasını odağına alıyor. Film, Antalya Altın Portakal Film Festivali Film Forum Pitching Ödülü'nü kazandı. Biket İlhan imzalı <b>"Tatlı Maya"</b>, kasabada küçük bir fırın işleten Nazan'ın hayatının, Suriyeli Rana'nın fırında çalışmaya başlamasıyla değişmesini ve iki kadın arasında gelişen dayanışmayı konu alıyor. Film, 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin resmi seçkisinde yer alıyor.</p><p>Muzaffer Mehmet Çağlar'ın yönettiği <b>"Varlık"</b> ise Anadolu'nun bir şehrinde yaşayan varlıklı bir tüccarın yaşamının zamanla değişmesini, servetinin ve sosyal çevresinin yarattığı dönüşüm üzerinden ele alıyor. Film, Adana Altın Koza Film Festivali Uzun Metraj Yarışması'nda yer aldı.</p><p><b>T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü'nün desteğiyle; Turkcell, Türk Hava Yolları ve Fuzul'ün ana sponsorluğunda, TRT'nin kurumsal iş ortaklığı, Anadolu Ajansı'nın Global İletişim Ortaklığı, TV+'ın Co-sponsorluğu ve Türkmedya'nın ana medya sponsorluğunda</b> gerçekleştirilecek <b>14. Boğaziçi Film Festivali</b> ile ilgili tüm gelişmelere ve festivale dair güncel haberlere www.bogazicifilmfestivali.com adresinden ve festivalin resmi sosyal medya hesaplarından ulaşılabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/14-bogazici-film-festival-185_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295849</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/gece-boyunca-sik-uyanmanin-ve-sabah-yorgunlugunun-gizli-sebebi-ortaya-cikti-295849</link>
      <pubDate>2026-10-19T12:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gece boyunca sık uyanmanın ve sabah yorgunluğunun gizli sebebi ortaya çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Nörolog ve somnolog Nikolay İlyin, alkol ile kafein içeren içeceklerin uyku kalitesini ciddi biçimde düşürdüğünü açıkladı. Uzman, bu maddelerin uykuya dalmayı kolaylaştırsa bile gece boyunca dinlendirici bir uykuya engel olabildiğini vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gece boyunca sık uyanmanın ve sabah yorgunluğunun gizli sebebi ortaya çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nörolog ve somnolog Nikolay İlyin, alkol ve kafein içeren içeceklerin uyku düzeni üzerinde ciddi olumsuz etkiler yarattığına dikkat çekti. İlyin, bu içeceklerin yalnızca uykuya dalmayı değil, aynı zamanda gece boyunca dinlenmeyi de engelleyebileceğini belirtti. Özellikle alkol ve kafein tüketiminin yaygın olduğu büyük şehirlerde, uykusuzluk şikayetlerinin arttığı gözlemleniyor. Uzman, sağlıklı bir uyku için bu maddelerin kullanımına dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.</p><h3>Nörolog İlyin: 'Alkol uyku yapısını bozuyor'</h3><p>Nikolay İlyin, alkolün bazı kişilerde uykuya geçişi kolaylaştırdığını ancak gece boyunca uyku kalitesini bozduğunu aktardı. Alkol alındıktan sonra kandaki alkol seviyesi azalmaya başladığında, kişi sık sık uyanabiliyor ve uykunun hızlı evresi kısalıyor. Bu durum, sabahları yorgunluk ve halsizlik hissinin artmasına yol açıyor. Ayrıca, alkolün uyku apnesi riskini yükselttiği ve uyku sırasında solunumun tekrarlayan şekilde durmasına neden olabileceği ifade edildi. Bu tür solunum bozuklukları, gece boyunca vücudun yeterince dinlenmesini engelliyor ve uzun vadede sağlık sorunlarına zemin hazırlıyor.</p><h3>Kafeinli içecekler ve yağlı yiyecekler uykuya engel oluyor</h3><p>İlyin, kafeinin de uyku düzeni üzerinde olumsuz etkileri olduğuna dikkat çekti. Kahve ve sert çay gibi içeceklerde bulunan kafein, vücudun uykuya geçişini sağlayan adenozin adlı maddenin etkisini azaltıyor. Kafeinin vücuttan tamamen atılması saatler sürebiliyor; bu nedenle gün içinde tüketilen bir fincan kahve bile gece uykusunu olumsuz etkileyebiliyor. Ayrıca, fazla yağlı yiyeceklerin sindirimi zorlaştırdığı ve mide asidinin yemek borusuna kaçma riskini artırdığı belirtildi. Bu durum, uykuya dalmayı güçleştirirken, araştırmalar doymuş yağ oranı yüksek diyetlerin uyku derinliğini azalttığını ve genel uyku kalitesini bozduğunu gösteriyor.</p><p>Uzmanlar, sağlıklı bir uyku düzeni için alkol ve kafein tüketiminin sınırlandırılması gerektiğini, özellikle akşam saatlerinde bu maddelerden uzak durmanın önem taşıdığını belirtiyor. Ayrıca, dengeli beslenme ve düzenli yaşam alışkanlıklarının uykusuzluk sorunlarını azaltmada etkili olduğu vurgulanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/gece-boyunca-sik-uyanmani-446_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295848</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/yaslandikca-neden-guc-antrenmanlarindan-vazgecmemelisiniz-295848</link>
      <pubDate>2026-10-19T12:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yaşlandıkça neden güç antrenmanlarından vazgeçmemelisiniz?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Biyolog Aleksey Moskalev, ileri yaşta sağlıklı kalmanın ve bağımsızlığın anahtarı olarak güç egzersizlerini gösteriyor. Moskalev, fiziksel aktivitenin uzun ömür için vazgeçilmez olduğunu, kas gücünün yaşlılıkta hayati rol üstlendiğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yaşlandıkça neden güç antrenmanlarından vazgeçmemelisiniz?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Biyolog Aleksey Moskalev, düzenli yapılan güç egzersizlerinin sağlıklı ve uzun bir yaşam için kritik öneme sahip olduğunu açıkladı. Moskalev, yaşlılık dönemine kadar sağlığın korunmasında kasları çalıştıran egzersizlerin belirleyici rol oynadığını belirtti. Uzman biyolog, fiziksel aktivitenin uzun ömür için vazgeçilmez bir unsur olduğunu ve sıradan günlük hareketlerin tek başına yeterli olmadığını söyledi. Moskalev, egzersiz programlarında mutlaka güç antrenmanlarına yer verilmesi gerektiğini vurguladı.</p><h3>Moskalev: 'Kas gücü yaşlılıkta bağımsızlığı koruyor'</h3><p>Uzman biyolog, kasların çalışmasının glikoz tüketimini artırdığını ve kemiklerle kaslarda onarıcı süreçleri tetiklediğini ifade etti. Bu süreç sayesinde yaşla birlikte ortaya çıkan değişikliklere karşı vücut daha dirençli hale geliyor. Moskalev, güç egzersizlerinin insanların hareket kabiliyetini ve günlük yaşam aktivitelerini daha uzun süre sürdürebilmesini sağladığını belirtti. Ayrıca, yaşlılıkta kas yapısının güçlü olmasının düşme riskine bağlı ağır yaralanmaların önüne geçebileceğini söyledi. Özellikle kalça kemiği kırıklarının, yaşlılarda bağımsızlığın kaybına ve sürekli yardıma ihtiyaç duyulmasına yol açabileceğine dikkat çekti.</p><h3>Güç egzersizleri yaşlılıkta hayati önem taşıyor</h3><p>Moskalev, ileri yaşlarda güç egzersizlerinden vazgeçilmemesi gerektiğini, aksine kas gücünü korumanın her geçen yıl daha da önemli hale geldiğini belirtti. Biyolog, yaşlılık döneminde fiziksel aktivitenin sadece sağlık için değil, aynı zamanda bireyin bağımsızlığını sürdürebilmesi için de şart olduğunu vurguladı. Güç egzersizleri, yaşlı bireylerin günlük yaşamlarını daha rahat sürdürebilmesine ve sosyal hayata aktif katılım sağlamasına yardımcı oluyor. Moskalev, kas gücünü koruyanların yaşam kalitesinin de yüksek olduğunu belirterek, güç egzersizlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/yaslandikca-neden-guc-ant-419_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295847</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/uefa-sampiyonlar-liginde-bu-hafta-hangi-maclar-var-haftanin-programi-295847</link>
      <pubDate>2026-10-19T12:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[UEFA Şampiyonlar Ligi'nde bu hafta hangi maçlar var? Haftanın programı]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 3. hafta heyecanı yarın oynanacak karşılaşmalarla başlayacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[UEFA Şampiyonlar Ligi'nde bu hafta hangi maçlar var? Haftanın programı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>UEFA Şampiyonlar Ligi lig aşamasında 3. hafta heyecanı yarın ve 21 Ekim Çarşamba gerçekleştirilecek mücadeleler ile yaşanacak. Fenerbahçe yarın saat 19.45'te sahasında Çekya ekibi Slavia Prag ile karşılaşacak. Galatasaray ise çarşamba günü TSİ 19.45'te deplasmanda Fransa ekibi Lille ile mücadele edecek.  </b></p><p>UEFA Şampiyonlar Ligi 3. hafta programı şu şekilde:  </p><p><b>Yarın  </b></p><p>19.45 Fenerbahçe - Slavia Prag  </p><p>19.45 Sabah - Borussia Dortmund  </p><p>22.00 Paris Saint-Germain - Barcelona  </p><p>22.00 Liverpool - Villarreal  </p><p>22.00 Manchester City - AEK  </p><p>22.00 Roma - Slovan Bratislava  </p><p>22.00 Porto - PSV  </p><p>22.00 Napoli - Bodo/Glimt  </p><p>22.00 Stuttgart - Atletico Madrid  </p><p><b>21 Ekim Çarşamba  </b></p><p>19.45 Lille - Galatasaray  </p><p>19.45 Como - Manchester United  </p><p>22.00 Bayern Münih - Arsenal  </p><p>22.00 Real Madrid - Leipzig  </p><p>22.00 Inter - Shakhtar Donetsk  </p><p>22.00 Sporting - LASK  </p><p>22.00 Aston Villa - Viking  </p><p>22.00 Club Brugge - Lens  </p><p>22.00 Real Betis - Feyenoord  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/uefa-sampiyonlar-liginde--857_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295846</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/sporcu-takviyesi-kreatin-beyin-hucrelerini-nasil-etkiliyor-295846</link>
      <pubDate>2026-10-19T12:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sporcu takviyesi kreatin beyin hücrelerini nasıl etkiliyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, kreatinin beyin sağlığı üzerindeki yeni etkilerini ortaya koydu. Hayvan deneylerinde kreatin takviyesiyle sinir hücrelerinde önemli koruyucu etkiler gözlemlendi. Araştırmacılar, kreatinin kronik bağırsak iltihabı gibi hastalıklarda beyin üzerinde potansiyel faydalar sağlayabileceğini vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sporcu takviyesi kreatin beyin hücrelerini nasıl etkiliyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim dünyası, kreatinin beyin sağlığına ilişkin yeni bir faydasını gün yüzüne çıkardı. Araştırmacılar, sporcu beslenmesinde sıkça başvurulan kreatinin, kronik bağırsak iltihabının sinir sistemi üzerindeki olumsuz etkilerini azaltabildiğini hayvan deneyleriyle ortaya koydu. Deneylerde, kronik ülseratif kolit oluşturulan dişi ve erkek sıçanlara, hastalığın başlamasından 10 gün önce içme sularına kreatin eklendi. Deney süresi boyunca bu takviyenin alınmasına devam edildi. Bulgular, kreatin takviyesinin hipokampüs bölgesinde iltihaplanmaya karşı koruyucu etki gösterdiğini ve sinir hücrelerinin zarar görmesini önlediğini gösterdi.</p><h3>Araştırmacılar: 'Kreatin, sinir hücrelerini korudu'</h3><p>Deneysel olarak bağırsak iltihabı oluşturulan sıçanlarda, özellikle erkeklerde hipokampüste ciddi yapısal bozulmalar ve elektriksel iletimde zayıflama tespit edildi. Dişi sıçanlarda ise bu değişiklikler daha hafif seyretti. Kreatin takviyesi uygulanan grupta ise, hem erkek hem dişi hayvanların hipokampüsünde iltihaplanma tepkileri azaldı. Kreatin düzeyleri normale döndü, erkek sıçanlarda sinir hücrelerinin yapısı korundu ve elektriksel aktivite göstergeleri eski haline ulaştı. Bu sonuçlar, kreatinin nöroprotektif etkisinin cinsiyetler arasında farklılık gösterebildiğine işaret etti.</p><h3>Kreatin için insan araştırmalarına ihtiyaç vurgusu</h3><p>Bilim insanları, kreatinin kronik bağırsak iltihabı hastalıklarında sinir sistemi üzerinde koruyucu bir rol oynayabileceğini belirtiyor. Ancak mevcut bulgular yalnızca hayvan deneyleriyle sınırlı kaldı. Araştırmacılar, kreatinin insanlar üzerindeki potansiyel etkilerinin ve güvenliğinin değerlendirilmesi için daha kapsamlı klinik çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguladı. Bu gelişme, kreatinin beyin sağlığı ve kronik hastalıklar alanında umut verici bir alternatif olarak gündeme gelmesini sağladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/sporcu-takviyesi-kreatin--565_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295845</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/abdden-abye-stratejik-uydu-frekansi-uyarisi-295845</link>
      <pubDate>2026-10-19T12:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ABD'den AB'ye "stratejik uydu frekansı" uyarısı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD yönetimi, AB Komisyonunun stratejik uydu haberleşme frekanslarını yerli firmalara ayırma planına ilişkin, Amerikan şirketlerinin pazara erişiminin kısıtlanması durumunda AB'yi milyarlarca dolarlık kayba uğratabileceği uyarısında bulundu. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ABD'den AB'ye "stratejik uydu frekansı" uyarısı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Financial Times gazetesinin haberine göre, ABD'nin AB Büyükelçisi Andrew Puzder, AB Komisyonunun stratejik öneme sahip uydu haberleşme frekanslarının büyük bölümünün Avrupa merkezli şirketlere tahsis edilmesi ve ABD'li operatörlerin payının azaltılmasını öngören yasa teklifine tepki gösterdi.</p><p>Büyükelçi Puzder, AB'nin korumacı politikalar izlediğini ve ABD'li rakiplerinin zararına olacak şekilde Avrupalı firmalara haksız avantaj sağlamaya çalıştığını öne sürdü.</p><p>AB'nin teknoloji sektörüne yönelik katı düzenleme politikasını eleştiren Puzder, Washington ve AB'nin yapay zeka ve kuantum bilişim gibi alanlarda Çin ile daha etkin rekabet edebilmek için ayrışmak yerine güçlerini birleştirmesi gerektiğini vurguladı.</p><p>Puzder ayrıca, AB'nin Amerikan şirketlerine yönelik kısıtlamalarının Avrupalı işletmelere de milyarlarca dolarlık ağır kayıplar yaşatabileceği uyarısında bulundu.</p><p><b>AVRUPA'NIN "TEKNOLOJİK BAĞIMSIZLIK" HAMLESİ</b></p><p>Avrupa Komisyonu, uydu frekans spektrumunun bir kısmını yalnızca Avrupalı şirketlere rezerve etmeyi öngören bir yasa teklifi hazırladı. AB yönetimi, bu hamleyle küresel teknoloji devlerine olan bağımlılığını azaltmayı, yerli sağlayıcıları güçlendirmeyi ve pazara yeni Avrupalı aktörlerin girmesini teşvik etmeyi hedefliyor.</p><p>Komisyon, üçüncü ülkelerden gelen şirketlerin Avrupa pazarında faaliyet göstermeye devam edebileceğini savunsa da bu teklif, başta ABD ve Çinli uydu haberleşme operatörleri olmak üzere yabancı şirketlerin frekans kullanım kapasitesini ciddi şekilde sınırlandırmayı öngörüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/abdden-abye-stratejik-uyd-720_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295844</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/protez-ameliyati-devri-bitiyor-mu-yillardir-kullanilan-epilepsi-ilaci-kireclenmeye-derman-oldu-295844</link>
      <pubDate>2026-10-19T12:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Protez ameliyatı devri bitiyor mu? Yıllardır kullanılan epilepsi ilacı kireçlenmeye derman oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Yale Üniversitesi'nde yürütülen araştırmada, epilepsi tedavisinde kullanılan lakosamid adlı ilacın, osteoartrit hastalarında hem ağrıyı azaltabileceği hem de kıkırdak kaybını önleyebileceği ortaya kondu. FDA onaylı bu ilacın, laboratuvar ve hayvan deneylerinde çifte fayda sağladığı bildirildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Protez ameliyatı devri bitiyor mu? Yıllardır kullanılan epilepsi ilacı kireçlenmeye derman oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden bir araştırma ekibi, epilepsi tedavisinde kullanılan lakosamid adlı ilacın, osteoartrit hastalarında hem ağrıyı hafifletme hem de kıkırdak kaybını önleme potansiyeline sahip olduğunu açıkladı. ABD'de yürütülen bu çalışma, lakosamid'in yalnızca ağrıyı azaltmakla kalmadığını, aynı zamanda eklemlerdeki kıkırdak hasarını tersine çevirebileceğini gösterdi. Araştırmanın sonuçları, Bioactive Materials dergisinde yayımlandı ve ilacın FDA onaylı olması, klinik testler için sürecin hızlanabileceğine işaret etti.</p><h3>Yale Üniversitesi ekibinden lakosamid ile çifte etki vurgusu</h3><p>Yale Üniversitesi'nde yapılan deneylerde, lakosamid'in fare modellerinde ve laboratuvar ortamında insan kıkırdak hücrelerinde kullanımı, kıkırdak onarımını destekledi ve doku kaybını yavaşlattı. Araştırmacılar, ilacın sadece ağrıyı azaltmakla kalmadığını, aynı zamanda kıkırdak bozulmasını da durdurduğunu belirtti. Lakosamid'in düşük dozlarda dahi etkili olduğu tespit edildi. Ekip, ilacın en verimli olduğu 'tatlı nokta'yı da belirledi; bu, tedavi sürecinin daha hassas ve etkili biçimde yönetilmesini sağladı. Kas-iskelet biyoloğu Chuan-Ju Liu, lakosamid'in sadece etkinliğine değil, aynı zamanda gereken dozun düşüklüğüne de dikkat çekti. Liu, "İlacın dengeyi geri kazandırdığı, aşırıya kaçmadan optimal bir aralık sunduğu" ifadelerini kullandı.</p><h3>Nav1.7 proteini ile hedefe yönelik çözüm</h3><p>Araştırmanın odaklandığı temel noktalardan biri, lakosamid'in Nav1.7 adlı sodyum kanalı üzerindeki etkisi oldu. Bu protein, ağrı sinyallerinin iletilmesinde ve kıkırdak dokusunun yenilenmesinde önemli rol oynuyor. Osteoartritli eklemlerde Nav1.7'nin aşırı aktif olduğu tespit edildi. Lakosamid, bu proteinin aktivitesini azaltarak hem ağrı sinyallerini baskıladı hem de kıkırdak hücrelerinin yeniden yapılanmasını destekledi. Liu, "Nav1.7 düzensiz hale geldiğinde, hem eklem dejenerasyonuna hem de ağrıya neden oluyor. Bulgularımız, bu proteini hedeflemenin çifte fayda sağladığını gösteriyor" dedi. Bu bulgular, lakosamid'in sadece semptomları geçici olarak hafifletmekle kalmayıp, hastalığın ilerlemesini de yavaşlatabileceğini ortaya koydu.</p><h3>Lakosamid enjeksiyonu ve hidrojel uygulamasıyla uzun süreli etki</h3><p>Yale Üniversitesi ekibi, lakosamid'in ekleme doğrudan enjekte edilmesinin, ağız yoluyla alınmasından daha etkili olduğunu gözlemledi. Özellikle düşük dozlarda bile enjeksiyonun başarılı sonuç verdiği belirtildi. Ancak ilacın eklemde uzun süre kalmaması, etkinliğin devamı için tekrar enjeksiyon gerektiriyordu. Bu sorunu aşmak için araştırmacılar, lakosamid'i bir hidrojel içerisine yerleştirerek ekleme uyguladı. Hidrojel, ilacın eklemde daha uzun süre kalmasını ve yavaşça salınmasını sağladı. Böylece lakosamid, bir ay veya daha uzun süre boyunca eklemde aktif kalabildi. Bu yöntem, günlük ilaç alımının yerine, uzun süreli ve lokalize bir tedavi seçeneği sundu.</p><h3>Klinik testler ve lakosamid'in gelecekteki rolü</h3><p>Çalışmanın sonuçları, lakosamid'in osteoartrit tedavisinde umut vadettiğini gösterse de, ilacın insanlar üzerinde de test edilmesi gerektiği vurgulandı. FDA onaylı olması, klinik denemelerin daha hızlı başlatılabileceği anlamına geliyor. Araştırmacılar, lakosamid'in yalnızca ağrıyı hafifletmekle kalmayıp, aynı zamanda kaybedilen kıkırdağı geri getirme potansiyeline sahip olduğunu belirtti. Dünya genelinde yüz milyonlarca insanı etkileyen osteoartrit için, bu tür çifte etkili bir tedavi ihtiyacı uzun süredir devam ediyor. Chuan-Ju Liu, "Osteoartritte büyük bir karşılanmamış ihtiyaç var. Sadece ağrıyı geçici olarak dindiren değil, hastalığın seyrini değiştiren tedavilere ihtiyaç duyuyoruz" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/protez-ameliyati-devri-bi-535_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295843</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/einstein-hakli-cikti-karanlik-isiktan-hizli-kayiyor-295843</link>
      <pubDate>2026-10-19T12:26:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Einstein haklı çıktı! Karanlık ışıktan hızlı kayıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Karanlık noktaların ışıktan hızlı hareket ettiği gözlemlendi. Araştırmada, dalga tekilliklerinin göreliliği ihlal etmeden ışık hızını aşabildiği ortaya kondu. Bu bulgular, dalga fiziği ve optik alanında yeni tartışmalar başlattı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Einstein haklı çıktı! Karanlık ışıktan hızlı kayıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karanlık noktaların dalga alanında ışıktan hızlı hareket edebildiğini gösterdi. Araştırma ekibi, bir elektron mikroskobu yardımıyla, ince bir malzeme üzerinde dalga desenlerinin içinde oluşan karanlık sıfırların hızını ve davranışını detaylı biçimde inceledi. Bu süreçte, karanlık noktaların, enerjiyi taşıyan dalgaların hızından çok daha hızlı şekilde kayabildiği ve bu hareketin görelilik kurallarını ihlal etmediği belirlendi. Nature dergisinde yayımlanan çalışma, Ido Kaminer öncülüğündeki ekip tarafından yürütüldü ve uluslararası işbirliğiyle desteklendi. Deneyde, karanlık noktaların, ışık hızını aşan hızlarda hareket edebileceği, ancak bu durumun enerji veya bilginin ışıktan hızlı iletimi anlamına gelmediği vurgulandı.</p><h3>Ido Kaminer ve ekibi: Karanlık noktaların olağanüstü hareketi gözlemlendi</h3><p>Çalışmada, dalga alanındaki karanlık sıfırların, yani dalga genliğinin sıfıra düştüğü noktaların hareketi ayrıntılı şekilde haritalandı. Bu karanlık noktalar, dalga deseninin gelişimi sırasında, enerjiyi taşıyan dalganın grup hızından çok daha hızlı kayabiliyor. Technion'daki ekip, bu fenomeni incelemek için altıgen bor nitridi (hBN) adlı yaklaşık 40-50 nanometre kalınlığında bir malzeme kullandı. Bu malzeme, elektromanyetik alanların kristal kafes titreşimleriyle birleşerek fonon polaritonları oluşturmasına olanak tanıdı. Araştırmacılar, orta kızılötesi lazer darbeleriyle örneği uyardı ve polariton dalga boyunu yaklaşık 630 nanometreye kadar küçülttü. Grup hızının, vakumda ışık hızının 100 kat altına kadar düşebildiği bu ortamda, karanlık noktaların hareketi detaylı biçimde izlendi. Elde edilen veriler, karanlık noktaların hızının, ışık hızını aşabildiğini ve bu sıradışı hareketin, dalga desenlerinin karmaşık yapısından kaynaklandığını ortaya koydu.</p><h3>Elektron mikroskobu ile benzersiz çözünürlük: Karanlık noktaların izleri sürüldü</h3><p>Araştırma ekibi, lazer sistemiyle senkronize edilen ultrahızlı bir iletim elektron mikroskobunu deneyde kullandı. Bu yöntem, dalga desenlerindeki değişimleri yaklaşık 20 nanometrelik bir mekansal çözünürlükle ve üç femtosekondan kısa bir zamansal çözünürlükle gözlemlemeye imkân tanıdı. Elektronlar, önce referans ışık alanı, ardından örnek alanıyla etkileşime girerek, enerji filtresiyle seçildi. Böylece, örnek alanının hem genliği hem de fazı yeniden yapılandırıldı ve karanlık noktaların topolojik özellikleri ayrıntılı biçimde tespit edildi. Serbest elektron Ramsey görüntüleme adı verilen bu teknik, sadece parlaklık haritası sunmakla kalmadı; aynı zamanda her karanlık noktanın dönme yönünü ve topolojik yükünü de ortaya çıkardı. Bu sayede, karanlık noktaların zaman içindeki etkileşimleri ve birbirleriyle ilişkileri ilk kez bu kadar hassas biçimde takip edildi. Araştırmacılar, bu izlerin, yok olma ve yaratılma olaylarının yanı sıra, karanlık noktaların hareketini de gözler önüne serdiğini belirtti.</p><h3>Karanlık noktaların ışık hızını aşan hareketi: %29'luk oran dikkat çekti</h3><p>Deneyde elde edilen bulgular arasında en dikkat çekici olanı, karanlık noktaların yaklaşık %29'unun ışık hızını aşan hızlarda hareket ettiğinin belirlenmesiydi. Ortalama hız, ışık hızının yaklaşık 1.04 katı olarak ölçüldü ve bu değer, genellikle ışık hızına çok yakın seviyelerde seyretti. Özellikle zıt yüklü karanlık noktalar, yok olma noktasına yaklaşırken hızlarını dramatik biçimde artırdı. Bu süreçte, konumları uzay ve zamanda sürekli bir eğriye birleşti ve yok olmadan hemen önce konumlarında ani değişimler gözlendi. Matematiksel modeller, bu tür buluşma noktalarında teorik olarak sınırsız hız öngörse de, deneyler sonsuz hızlar yerine, ışık hızını aşan fakat sonlu hızlar kaydetti. Ayrıca, dağılımda belirgin bir 'ağır kuyruk' gözlemlendi; bu da alışılmadık derecede hızlı olayların varlığını ortaya koydu. Bu uç noktalar, karanlık noktaların davranışını, klasik malzeme parçacıklarından ayıran temel bir fark olarak öne çıktı.</p><h3>Dalga tekilliği fiziğinde yeni ufuklar: Görelilik ve bilgi iletimi sınırları</h3><p>Araştırmacılar, karanlık noktaların ışıktan hızlı hareketinin görelilik ilkesini ihlal etmediğini özellikle vurguladı. Çünkü bu noktalar, madde ya da enerji taşıyan varlıklar değil; yalnızca dalga alanında ölçülen sıfır noktalarıdır. Bu nedenle, karanlık noktaların hareketiyle bilgi veya enerji ışıktan hızlı taşınamaz. Çalışmada, dalga tekilliğinin faz bilgisinin, her bir karanlık noktanın topolojik yükünü ve dönme yönünü tanımlamada hayati rol oynadığı belirtildi. Sadece parlaklık haritası üzerinde yapılan gözlemler, bu ayrımı yapamazken; hem genlik hem fazın birlikte analiz edilmesi, iki farklı yük türünün ve zaman içindeki etkileşimlerinin izlenmesine olanak sağladı. Ayrıca, deneyde kullanılan yavaş polariton platformu, bu tür hızlı desen değişimlerinin yaygın biçimde gözlemlenmesini kolaylaştırdı. Araştırmacılar, benzer tekilliklerin optik sistemler, süper sıvılar ve diğer fiziksel ortamlarda da bulunduğunu, ancak temel dinamiklerin farklılık gösterebileceğini belirtti. Bu çalışma, dalga tekilliği fiziğinde yeni soruların ve araştırma alanlarının kapısını araladı.</p><h3>Technion ekibinden yeni araştırma önerileri ve sınırlamalar</h3><p>Çalışmanın sonunda, araştırmacılar elde edilen sonuçların, dalga tekilliği fiziğinde güçlü bir ölçüm yaklaşımı sunduğunu ve hızlı desen hareketinin gerçekliğini doğruladığını açıkladı. Ancak, bazı önemli sınırlamaların da devam ettiğini vurguladılar. Özellikle, sonlu çözünürlük nedeniyle bazı yakın mesafedeki çiftlerin nadiren gözlemlenebildiği, bazı aşırı hızlı hareketlerin ise tespit aralığının dışında kaldığı belirtildi. Tam üç boyutlu alanların haritalanması için ek yeniden yapılandırma yöntemlerine ihtiyaç duyulduğu ifade edildi. Technion ekibi, bu yaklaşımın, ek iki boyutlu malzemelere ve daha karmaşık optik yapılara uygulanabileceğini ve malzeme özelliklerinin tekillik istatistiklerini nasıl etkilediğinin test edilebileceğini dile getirdi. Sonuçlar, bireysel yok olma olaylarının, bir bütünün istatistiksel davranışıyla bağlantılı olduğunu gösterdi. Yavaş polariton platformunun tercih edilmesiyle, bu tür olayların gözlemlenme olasılığı önemli ölçüde arttı. Araştırmacılar, gelecekte dalga tekilliği fiziği ve optik alanında daha kapsamlı çalışmalar yürütmeyi planlıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/einstein-hakli-cikti-kara-269_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295842</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/lille-galatasaray-macinin-hakemi-belli-oldu-295842</link>
      <pubDate>2026-10-19T12:26:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Lille-Galatasaray maçının hakemi belli oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Galatasaray'ın UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 21 Ekim Çarşamba günü Fransa temsilcisi Lille'e konuk olacağı maçı Sloven hakem Rade Obrenovic yönetecek.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Lille-Galatasaray maçının hakemi belli oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>UEFA&#39;nin internet sitesindeki bilgiye göre Pierre Mauroy Stadı&#39;nda TSİ 19.45&#39;te başlayacak müsabakada Slovenya Futbol Federasyonundan Obrenovic düdük çalacak. Rade Obrenovic&#39;in yardımcılıklarını Jure Praprotnik ve Matej Zunic yapacak.</p><p>Dördüncü hakemliğini Martin Matosa&#39;nın üstleneceği mücadelenin Video Yardımcı Hakem (VAR) koltuğunda Matej Jug oturacak. Jug&#39;un yardımcısı ise Hollandalı Dennis Higler olacak.<br></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/lille-galatasaray-macinin-384_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295841</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/acun-ilicali-ceferin-ile-bir-araya-geldi-295841</link>
      <pubDate>2026-10-19T12:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Acun Ilıcalı Ceferin ile bir araya geldi]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Hull City ve Maribor kulüplerinin sahibi, Türk iş insanı Acun Ilıcalı, UEFA Başkanı Aleksander Ceferin ile bir araya geldi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Acun Ilıcalı Ceferin ile bir araya geldi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Ilıcalı, Slovenya Birinci Futbol Ligi'nde oynanan Maribor-Celje karşılaşmasında UEFA Başkanı Ceferin'i ağırladı.</b></p><p>Ilıcalı ile Ceferin, mücadelenin ardından yemek yedi. Acun Ilıcalı, Aleksander Ceferin&#39;e Maribor forması hediye etti.</p><p>Maribor, 12 haftası geride kalan ligde 24 puanla lider durumda bulunuyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/42799318.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/acun-ilicali-ceferin-ile--559_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295840</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/iletisim-uzmani-said-ercandan-arafta-sorularda-sert-cikis-bati-degil-biz-medeniyet-ogretiriz-295840</link>
      <pubDate>2026-10-19T12:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İletişim Uzmanı Said Ercan'dan Arafta Sorular'da sert çıkış: Batı değil biz medeniyet öğretiriz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[24 TV'deki Arafta Sorular programında Esra Elönü'nün sorularını yanıtlayan Dijital İletişim Uzmanı Said Ercan, Batı ülkelerinin geçmişteki uygulamaları nedeniyle medeniyet öğretemeyeceğini, Türkiye'nin kendi tarihi değerleri ve kahramanlarıyla dijital çağda kültürel iktidarı geri alacağını belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İletişim Uzmanı Said Ercan'dan Arafta Sorular'da sert çıkış: Batı değil biz medeniyet öğretiriz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dijital İletişim Uzmanı Said Ercan, 24 TV Arafta Sorular programında Star Gazetesi Yazarı Esra Elönü'nün sorularını cevapladı.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/videos/dijitalletiimuzmansa-191020264f7df701.mp4" type="video/mp4"></video><p><b>'Kızılderili kafası uçuran Amerikalılar bize medeniyet öğretemez. Virüslü battaniye ile koca İnka Medeniyeti'ni yok eden İspanyollar bize medeniyet öğretemez. İnsaniyet bahçesi kurup Afrika'dan getirdiği kadınları sergileyen avrupalılar bize medeniyet öğretemez. Ama ben ve benim halkım öğretir. Geçmişe sarılmalıyız.'</b></p><p>'Bu olayların başlamasından bir kaç ay sonar Hollanda'da yürüyüş yapan iki yaşlı çift vardı. Aracımı durdurup indim ve onlara 'Ne düşünüyorsunuz olaylara dair?' diye sordum. Gözünden bir yaş geldi ve 'Kalbim ağrıyor, ne yapacağımızı bilmiyorum.' dedi. Dünyanın kalbi ağrıyor. Şimdi ne yapılacağını bilme vakti ve bizi bekliyorlar. Bizden kastım medeniyet bilenler, dünyada daha önce medeniyet tecrübesi olanları bekliyorlar. Belçika Kralı Leopold takipçileri bize medeniyet öğretemez. Kızılderili kafası uçuran Amerikalılar bize medeniyet öğretemez. Virüslü battaniye ile koca İnka Medeniyeti'ni yok eden İspanyollar bize medeniyet öğretemez. İnsaniyet bahçesi kurup Afrika'dan getirdiği kadınları sergileyen avrupalılar bize medeniyet öğretemez. Ama ben ve benim halkım öğretir. Geçmişe sarılmalıyız. Ben geçmişimi sıfırlayamam. Hangi birini sıfırlayacaksın? Kuşu öldü diye küçük çocuğa taziyeye giden Peygamber'I sıfırlayabilir misin? Kızların diri diri gömüldüğü mezarları yeni gördüm. Bunu sıfırlayabilir misin? Kimse bize Hoca Ahmet Yesevi'yi, Yunus Emre'yi, Mevlana'yı unutturabilir mi? Artık dijital çağdayız. Onları dijital olarak aktarmalıyız. Bunlar bizim kahramanlarımız. Aliya İzzetbegoviç'I tanıtacağız, Malcom X'leri, Şamil'leri, Ömer Halis Demir'i tanıtacağız.'</p><p><b>'Biz kültürel iktidarı kaptırmadık, kendimiz verdik. O zamanlar bu işi gayrimüslimler yapardı. Ama gerçekten Müslüman karakteriyle, duruşuyla bir insan çıkıp yapmazdı. Çünkü o zamanki algı böyleydi.'</b></p><p>'Biz kültürel iktidarı kaptırmadık, kendimiz verdik. O zamanlar bu işi gayrimüslimler yapardı. Ama gerçekten Müslüman karakteriyle, duruşuyla bir insan çıkıp yapmazdı. Çünkü o zamanki algı böyleydi. Şimdi zaman değişti. Bu iş artık şaklabanlıktan çıktı, itibarlı ve etkileyici bir işe dönüştü. O zaman biz dedik ki: 'Bir dakika, biz bunu zaten kendimiz bırakmıştık, geri alıyoruz.' Bu bilince erdik. Bence yüz yıl geriden geldiğiniz bir iktidar kavgasında bu açığın uzun sürmeyecek şekilde kapanacağını düşünüyorum. Çok güzel gençler yetişiyor görüyorum.'</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/iletisim-uzmani-said-erca-395_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295839</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/yunan-basini-duyurdu-sahil-guvenlik-gemisi-duzensiz-gocmenleri-tasiyan-tekneye-carpti-6-kisi-oldu-295839</link>
      <pubDate>2026-10-19T12:19:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yunan basını duyurdu: Sahil Güvenlik gemisi düzensiz göçmenleri taşıyan tekneye çarptı, 6 kişi öldü]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Midilli Adası açıklarında, Yunanistan Sahil Güvenlik gemisinin düzensiz göçmenleri taşıyan bir tekneye "kovalama sırasında" çarpması sonucu biri bebek 6 göçmenin hayatını kaybettiği ifade edildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yunan basını duyurdu: Sahil Güvenlik gemisi düzensiz göçmenleri taşıyan tekneye çarptı, 6 kişi öldü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yunan basınında yer alan haberlere göre, Yunanistan Sahil Güvenlik gemisi, sabahın erken saatlerinde, müdahale ettiği sırada düzensiz göçmenleri taşıyan bir sürat teknesine çarptı.</p><p>Çarpışma sonucu tekne alabora olurken biri bebek, ikisi kadın 6 düzensiz göçmen yaşamını yitirdi. Kazada yaralanan 8 kişi ise hastaneye kaldırıldı.</p><p><b>SİSAM ADASI AÇIKLARINDA DA 6 DÜZENSİZ GÖÇMEN YAŞAMINI YİTİRDİ</b></p><p>Sisam Adası açıklarında da düzensiz göçmenleri taşıyan bir geminin alabora olması sonucu 6 düzensiz göçmen hayatını kaybetti.</p><p>Kazanın ardından başlatılan arama kurtarma çalışmaları devam ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/yunan-basini-duyurdu-sahi-453_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.295838</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/sel-felaketi-istanbulda-6-kocaelide-2-can-kaybi-vali-gul-kayip-1-kisi-araniyor-295838</link>
      <pubDate>2026-10-19T12:16:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sel felaketi | İstanbul'da 6, Kocaeli'de 2 can kaybı! Vali Gül: Kayıp 1 kişi aranıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul Valisi Davut Gül, "İstanbul'umuzda 6 kişi vefat etti, 1 kişi kayıp. Kocaeli'de vefat edip Pendik'e kadar sürüklenen 2 kişi, jandarma arama kurtarma ekiplerimiz tarafından bulundu. Biz buradaki işgalleri kaldırmak istiyoruz. Kentsel dönüşüm ofisi çalışmaya başladı. Tarımsal zararların tamamını tespit ettik. Yaklaşık 60 milyon liralık bir zarar var. Başta burada yıkılan binalar olmak üzere, dükkanlar, iş yerleri ve evlerin zararlarını da bugünden itibaren ödemeye başlayacağız" dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sel felaketi | İstanbul'da 6, Kocaeli'de 2 can kaybı! Vali Gül: Kayıp 1 kişi aranıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Valisi Davut Gül, "İstanbul'umuzda 6 kişi vefat etti, 1 kişi kayıp. Kocaeli'de vefat edip Pendik'e kadar sürüklenen 2 kişi, jandarma arama kurtarma ekiplerimiz tarafından bulundu. Biz buradaki işgalleri kaldırmak istiyoruz. Rauf Denktaş Kültür Merkezi'nde kentsel dönüşüm ofisi çalışmaya başladı. Tarımsal zararların tamamını tespit ettik. Yaklaşık 60 milyon liralık bir zarar var. Başta burada yıkılan binalar olmak üzere, dükkanlar, iş yerleri ve evlerin zararlarını da bugünden itibaren ödemeye başlayacağız" dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/42800398.jpg"/><p>İstanbul Valisi Davut Gül, sel felaketinin ardından Ayazağa'da devam eden çalışmaları yerinde inceledi. Ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan kayıp 3 vatandaş için yapılan çalışmalara değinerek, "Birisini dün, birisini de bugün bulduk. Şu an itibarıyla 6 hemşehrimiz vefat etti. 1 hemşehrimiz de kayıp. Arama çalışmaları devam ediyor. Avrupa Yakası'nda yağışlar azaldı ve bugün durdu. Anadolu Yakası'nda özellikle Şile'de yağışlar çok fazla etkisini gösterdi. Şile'de birçok evi, iş yerini su bastı. Hamdolsun, herhangi bir can kaybı, mahsur kalan kimse de yok. Sular da çekilmeye başladı. Orada da ekiplerimiz hem suların tahliyesini hem de çekilen yerlerde zararların tespit edilmesini takip ediyor, tespit ediyorlar. Burada da bugün 6'ncı gün. Önemli bir kısmını geride bıraktık. Bunların içerisinde yıkılacak yerler vardı. Arkada görüldüğü gibi yıkımlar burada tamamlandı. Yıkımlarla ilgili hemşehrilerimiz sorular soruyor. Bazen sosyal medyada bizlere soruluyor, sizlere soruluyor. Ayazağa'da her gördüğümüz yeri yıkmıyoruz, yıkmayacağız. Bunun mantığı şu arkadaşlar; İstanbul'un her tarafında olduğu gibi burada da derenin bir yatağı var. Dolayısıyla derenin yatağının neresi olduğu teknik olarak belli. Bunun dışında da dereler ıslah, rehabilite ediliyor. Bununla ilgili çalışma yapılıyor. Bu da teknik bir çalışma. O derenin yatağı neredeyse, ıslah nerede yapılacaksa, proje nereyi kapsıyorsa ve orada bir işgal varsa ya da yıkılması gereken bir bina varsa bunun yıkılması sağlanır. Yoksa etrafınıza baktığınızda 'Şu bina da yıkılsın, bu bina da yıkılsın' ne böyle bir niyetimiz var ne de bunun gerçekliği var" diye konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/42800399.jpg"/><p><b>"ZARAR TESPİTLERİ TAMAMLANDI, ARTIK BUNLAR RAKAMLANDIRILIYOR"</b></p><p>Bölgedeki işgalleri bütün kurumlarla birlikte ortadan kaldırmak istediklerini söyleyen Vali Gül, "Biz derelerin akabileceği, derelerin yatağında gidebileceği ve buradaki işgalleri bütün kurumlarla birlikte ortadan kaldırmak istiyoruz. Diğer çarpık yapılaşmayla ilgili olarak Ayazağa başta olmak üzere, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum buraya geldiğinde yaptığı toplantıda burada Kentsel Dönüşüm Ofisi'nin kurulacağını beyan etmişti. Rauf Denktaş Kültür Merkezi'nde bu kentsel dönüşüm ofisi çalışmaya başladı. Bu şu demek; hemşehrilerimizin kendi binalarıyla ilgili bir dönüşüm niyetleri varsa, binalarının daha sağlıklı bir şekilde yapılması talepleri varsa buraya gidecekler. Arsasına, imarına, ada bazlı bir birleşme olup olmadığına kadar etrafında yapılabilecek ilave tedbirler var mı, bunu oturacaklar orada görüşecekler. Arkadaşlarımız, hafta sonu da başlayarak Kentsel Dönüşüm Ofisi'nde hemşehrilerimize bu bilgileri veriyorlar. Zarar tespitleri tamamlandı. Artık bunlar rakamlandırılıyor. Zarar tespiti yapılmayan, gözden kaçan, müracaat etmeyen hemşehrilerimiz, meydanda bulunan AFAD koordinasyon tırına müracaat ettiklerinde arkadaşlarımız gidip yerinde tespit ediyorlar. Tarımsal zararların tamamını tespit ettik. Yaklaşık 60 milyon liralık bir zarar var. Bazıları küçükbaş hayvan bazıları sera gibi. Onların teslimine başlandı. Bu hafta içerisinde tamamı da hemşehrilerimize teslim edilmiş olacak. Başta burada yıkılan binalar olmak üzere, dükkanlar, iş yerleri ve evlerin zarar ziyanlarını da bugünden itibaren ödemelere başlayacağız. Pendik'te, Gebze'de kaza geçirip Pendik'e kadar sürüklenen 2 vatandaşımız vardı. Onların da arama çalışmaları devam ediyordu, kendilerine ulaşıldı. Maalesef ikisi de vefat etmişti, Allah'tan rahmet diliyoruz. Şu an aranan sadece 1 hemşerimiz kaldı. O hemşerimizi de kısa sürede bulmayı ümit ediyoruz" dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/42800402.jpg"/><p><b>"İSTANBUL'DA 6 KİŞİ, KOCAELİ'DE 2 KİŞİ VEFAT ETTİ"</b></p><p>Kendisine yöneltilen sorulara da yanıt veren Gül, "İstanbul'umuzda toplam da 6 kişi vefat etti, 1 kişi kayıp. Kocaeli'de vefat edip Pendik'e kadar sürüklenen 2 kişi, jandarma arama kurtarma ekiplerimiz tarafından bulundu. Dolayısıyla Kocaeli ve İstanbul'da toplamda 8 kişinin cenazesi İstanbul'da bulunmuş oldu. 1 kişinin de arama çalışmaları devam ediyor. 19 bin 300 ihbar geldi. Her bir ihbara arkadaşlarımız giderek yerinde tespit yapıyor. Bu ihbarların bazıları evin çatısının akması şeklinde de olabiliyor. Bazıları bodrum kat ya da kotu düşük olan yerlerde eşyaların tamamının ziyan olduğu yerler olarak da karşımıza çıkabiliyor. Dolayısıyla birbirinden farklı sıkıntıları olan 19 bin 300 civarında ihbarın olduğu bir afet yaşadık. Burada da tespit edilen, şu an itibarıyla ev olarak 2 bin civarında ciddi anlamda zarar gören hemşehrimiz var. Onların zararları, ziyanları verilmeye başlandı. Daha küçük zararı olup cuma günü ödediğimiz 5 bin 200 hemşerimizin 10'ar bin liralık paraları vardı. Buna ilaveten bugün itibarıyla yaklaşık 2 bin 500 hemşehrimize daha 10'ar bin lira yatıracağız. Ancak asıl hemşehrilerimizin beklediği, bizim de tespit ettiğimiz 2 bin civarındaki ev, yaklaşık 900 iş yerinin olduğu, yavaş yavaş müracaatlar da halen gelmeye devam ediyor. Kabaca 3 bin ev ve iş yerinin ciddi anlamda zarar gördüğünü tespit ettik. Bunların zarar, ziyanları da bugün başlayarak ödenmeye başlanacak. 10 bin liralar hasar tespitinin dışında afetten bir şekilde etkilenen hemşehrilerimize Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın bir can suyu, acil yardım olarak aktardığı para. Dükkan sahiplerinin eşyalarının önemli bir kısmı zaten sular altında kalmıştı. Kendileri kiracıydı, bizler, hem zarar gören malzemeler hem de taşınmayla ilgili bu süreçte yeni bir düzen kurmaları için bir para aktaracağız. Onların yeniden düzen kurmalarını ve mağdur olmamalarını sağlayacağız. Ne zaman; bugün ve yarın" diye konuştu.</p><p><b>"DERENİN PROJESİNİ İSKİ YAPTI"</b></p><p>Derenin projesini İSKİ'nin yaptığını söyleyen Davut Gül, "Bu proje şu ana göre yapılıyor; ne kadarlık alanda su toplayacak? Yağış miktarları, 50-100 yıllık geçmişe dönük, tüm tahminleri planlanarak bir planlama yapıyorlar. Bunun neticesinde derenin bu kadar alandaki suyu toplayıp toplayamayacağı ve suyun nereden geçeceği belirleniyor. Teknik çalışmalara uygun olarak, suyun geçeceği güzergahta bir işgal varsa diğer kurumlar imkanlar ölçüsünde destek oluyor" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/19/sel-felaketi-istanbulda-6-949_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>