<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275557</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-yargi-reformlarina-dikkat-cekti-her-turlu-ayrimciliga-son-verdik-275557</link>
      <pubDate>2026-05-11T15:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan yargı reformlarına dikkat çekti: Her türlü ayrımcılığa son verdik ]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'da "Danıştay'ın 158. Kuruluş Yıldönümü ve Danıştay ve İdari Yargı Günü Töreni"nde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan yargıda yapılan reform adımlarına dikkat çekerek, "Her türlü ayrıcalığa ve ayrımcılığa son verdik, cumhur ile cumhuriyet arasına çekilen dikenli tel örgüleri söküp attık" dedi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan yargı reformlarına dikkat çekti: Her türlü ayrımcılığa son verdik ]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da "Danıştay'ın 158. Kuruluş Yıldönümü ve Danıştay ve İdari Yargı Günü Töreni"nde konuştu.</p><p><b>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar...</b></p><p>Danıştayımızın kıymetli başkanı ve mensupları, değerli misafirler, hanımefendiler, beyefendiler, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Danıştay'ın 158. kuruluş yıl dönümünü ve İdari Yargı Günü'nüzü canı gönülden tebrik ediyorum. Bu önemli günün, Danıştay ve yüksek mahkemelerimiz başta olmak üzere yargı camiamızın tamamı için hayırlara vesile olmasını diliyorum.</p><p>Türk hukuk tarihine kök salan bir buçuk asırlık bu çınarı yaşatan, büyüten ve bugünlere getiren bütün hukukçularımızı şükranla yad ediyorum. Aramızdan ayrılanları rahmetle anıyor, emeklilerimize sağlıklı ve bereketli ömürler diliyorum. İlk derece vergi ve idare mahkemelerinde, bölge idare mahkemelerinde ve Danıştay'da hâlen görevde olan, milletimize ve adalet idealine hizmet eden bütün yargı mensuplarımıza başarı ve kolaylıklar temenni ediyorum.</p><p>Hak arayışına nezaret eden, yol gösteren ve adaletin tecellisine katkı sunan avukatlarımıza da buradan saygılarımı gönderiyorum. Bu tarz törenlerde isimleri genellikle unutulan ama idari yargının yükünü omuzlayan adalet personeline de emek ve mesaileri için teşekkür ediyor, hepsinin İdari Yargı Günü'nü içtenlikle kutluyorum.</p><p>Değerli misafirler, çok kıymetli arkadaşlar. Hukuk devletinin en genel tanımı, bütün kurum ve organlarıyla devletin hukuk içinde kalması ve hukukla hayat bulmasıdır.</p><p>Bu tarifi kuvveden fiile, idealden hakikate çıkaran kurumsal güvencelerin başında, adil ve etkin işleyen bağımsız ve tarafsız bir yargı organının varlığı gelmektedir.</p><p>Devletin üç temel sütunundan biri olan yargı organı içindeki idari yargı yolu, kamunun tasarrufları karşısında vatandaşın hakkını arayacağı güvenli bir limandır. Danıştay da bu yolun bidayet ve nihayet çizgisindeki son durağıdır. Bundan tam 158 yıl evvel Şûrâ-yı Devlet adıyla kurulduğunda, Sultan Abdülaziz adına okunan Nutk-ı Hümâyun'da hukuki güvenlik, adil ve eşit idare ilkelerinin altı çizilmiş, toplumda sınıf farkı gözetmeksizin hukukun herkes için korunacağı taahhüt edilmişti.</p><p>Ardından Cumhuriyet Türkiye'sinde Danıştay, bu taahhüdü takip ederek hukuk devleti ilkesinin yerleşmesi ve kökleşmesi için mühim hizmetler ifa etmiştir. Zamanla Danıştay'ın idari ve istişari rolü zayıflamış, buna mukabil yargısal denetim fonksiyonu öne çıkmıştır. Yürüttüğü hukuka uygunluk denetimi ile Danıştay'ın gerek idari makamlara gerek alt derece mahkemelerine sağladığı rehberlik hâlen önemini koruyor.</p><p>Tabii burada bir hususun altının çizilmesi gerekiyor. Bakınız, günümüzde hukuku insanın doğuştan gelen hak ve özgürlüklerini dikkate almadan kâmilen tanımlayamıyoruz. Zira hukuk, özü ve meşruiyetini evrensel nitelikteki bu değerlerden alıyor. Hak ve özgürlükler, bir bakıma insanın korunaklı alanını belirleyen, bireysel güvenliği temin eden kurallar kümesidir. Bunun için bireysel güvenlik ihtiyaçlarına cevap vermeden kolektif güvenlik ihtiyaçlarını karşılamaya imkân yoktur. Üstelik bu, bizim için yeni öğrenilmiş bir ders değildir. Devlet felsefemizin temelini oluşturan Şeyh Edebali'nin "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." öğüdüyle yüzyıllardır bu gerçeğin farkındayız.</p><p>Farkında olduğumuz bir diğer husus, devlet ve vatandaş arasındaki ilişkinin doğası itibarıyla eşitler arası bir ilişki olmadığıdır. İdare hukuku ve bu hukuk dalının kurallarını uygulayan idari yargı, devlet ile vatandaş arasındaki işte bu ilişkide bir denge unsurudur. Adliye mahkemelerinden farklı olarak idari yargıda uyuşmazlığın bir tarafı her zaman devlettir, kamu idaresidir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/canli-danistayin-158-kuru-293_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275554</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/15-mayis-milli-aile-haftasi-olarak-tum-turkiyede-kutlanacak-275554</link>
      <pubDate>2026-05-11T15:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[15 Mayıs Milli Aile Haftası olarak tüm Türkiye'de kutlanacak]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye genelinde 15 Mayıs Cuma günü "Milli Aile Haftası" olarak kutlanacak. "Aile ve Nüfus 10 Yılı" vizyonu doğrultusunda başlatılan yeni süreçte, aile yapısının güçlendirilmesi ve nüfus politikalarının desteklenmesi hedefleniyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[15 Mayıs Milli Aile Haftası olarak tüm Türkiye'de kutlanacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>"Aile ve Nüfus 10 Yılı" kapsamında 2026-2035 yıllarını kapsayan stratejik bir sürece girildi. Bu yeni dönemle birlikte, aile kurumunun devlet politikalarının ana eksenine yerleştirilmesi öngörülüyor.</p><p>Toplumsal dinamikleri ve nüfus yapısını korumaya yönelik tüm çalışmaların, aileyi güçlendirecek ve destekleyecek bir yaklaşımla yürütülmesi temel strateji olarak benimsendi.</p><p>Gelecek nesillere temel toplumsal değerlerin aktarılmasında kilit rol oynayan aile yapısı, yeni dönemde Türkiye'nin nüfus projeksiyonlarının da belirleyici unsuru olacak.</p><p>Uluslararası alanda "Aile Diplomasisi" trafiği</p><p>Türkiye'nin aile yapısını koruma ve güçlendirme vizyonu uluslararası platformlara da taşınıyor. Küresel ölçekte yürütülen "aile diplomasisi" faaliyetleri kapsamında, bugüne kadar 186 ülke ile ikili görüşmeler gerçekleştirildi. Bu temaslar neticesinde, aile politikaları üzerine iş birliğini içeren 23 ayrı mutabakat zaptı imzalanarak küresel bir farkındalık ağı oluşturuldu.</p><p>Her yıl mayıs ayının son haftasında kutlanacak Milli Aile Haftası ile hem toplumsal bilincin artırılması hem de 10 yıllık vizyon hedeflerinin sahaya yansıtılması planlanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/15-mayis-milli-aile-hafta-347_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275551</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/4-yeni-endemik-tur-kesfedildi-turk-bilim-insanlari-dunyaya-tanitti-275551</link>
      <pubDate>2026-05-11T15:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[4 yeni endemik tür keşfedildi! Türk bilim insanları dünyaya tanıttı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Türk bilim insanları, halk arasında yan yüzmeleri nedeniyle 'yangıç' (Gammarus) olarak bilinen amfipoda grubuna ait 4 yeni endemik türü bilim dünyasına tanıttı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[4 yeni endemik tür keşfedildi! Türk bilim insanları dünyaya tanıttı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Su Ürünleri Fakültesi İç Sular Biyolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Özbek öncülüğündeki ekip, Erzurum'da Aras Nehri, Kastamonu'da Sarpunalınca Mağarası, İzmir'de Homeros Vadisi ve Nif Çayı'nın kollarından topladıkları ve farklı olduklarını düşündükleri yangıç örneklerini inceledi.</p><p>Morfolojik ve moleküler incelemeler sonucunda söz konusu böceğin dünyadaki benzer türlerden farklı, bilim camiası tarafından bugüne kadar tanımlanmamış yeni türler olduğu ortaya çıktı.</p><p>Türler uluslararası hakemli bilimsel dergide yayımlanan makalelerle literatüre kazandırıldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/1-110520261e56f14b.jpg"/><p>Nif Çayı'nda bulunan türe Özbek'in eski yüksek lisans öğrencisi Tufan Göktürk'e ithafen "Niphargus gokturki", Aras Nehri'nde Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi'nden Dr. Hazel Baytaşoğlu ve Dr. İsmail Aksu'nun müşterek çalışması sonucunda keşfedilene "Gammarus arasensis", Homeros Vadisi'ndeki su kaynaklarında tespit edilene de Prof. Dr. Hasan Musa Sarı'ya ithafen "Niphargus hasansarii" isimleri verildi.</p><p>Murat Özbek, Kastamonu'daki Sarpunalınca Mağarası'nda keşfedilen türü ise kızları Elif ve Eda'nın isimlerinden esinlenerek "Gammarus elifedae" olarak adlandırdı.</p><p><b>24 YENİ TÜRÜ BİLİM DÜNYASINA KAZANDIRDI</b></p><p>Özbek, yaklaşık 30 yıldır sürdürdüğü çalışmalarda bugüne kadar 24 yeni türü bilim dünyasına kazandırdıklarını söyledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/2-11052026a4394bbd.jpg"/><p>Bu yılki yürütülen araştırmalarda ise 4 yeni türün daha tanımlandığını belirten Özbek, şunları söyledi:</p><p>"Bu canlılar karideslere benzerlikleriyle bilinir. Temiz sularda yaşamayı sevdikleri için suyun kalitesi açısından birer göstergedirler. Dağ göllerinden yerin 1630 metre derinliğindeki mağara sularına kadar hemen hemen her yerde bulunabilirler. Ancak dışarıdan gözle ayırt edilmeleri mümkün değildir, mikroskop altında detaylı morfolojik incelemeler ve moleküler analizler gerektirir. Yeni türler ülkemize endemik türler. Bazı türler sadece bir mağarada var. Dünyada sadece bir mağarada var. Bunların korunması lazım. Çevremize özen göstermemiz lazım. Habitatlarının yok edilmemesi lazım."</p><p>Temel bilimler alanında yapılan bu keşiflerin biyoçeşitlilik için temel oluşturduğunu vurgulayan Özbek, türlerin gelecekte enzim araştırmaları veya farklı endüstriyel çalışmalara konu olabileceğini sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/4-yeni-endemik-tur-kesfed-691_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275549</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/izmirde-belediye-sirketi-izdogaya-operasyon-5-gozalti-275549</link>
      <pubDate>2026-05-11T15:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İzmir'de belediye şirketi İzdoğa'ya operasyon: 5 gözaltı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İzmir'de Büyükşehir Belediyesi iştiraki İzdoğa'da nitelikli dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma iddiasıyla başlatılan soruşturmada 5 şüpheli gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında İzdoğa'nın eski yönetim kurulu başkanı ve genel müdürü de bulunuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İzmir'de belediye şirketi İzdoğa'ya operasyon: 5 gözaltı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nca İzdoğa A.Ş.'de nitelikli dolandırıcılık iddiasıyla başlatılan soruşturmada 5 şüpheli hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.</p><p>Bu kapsamda Tunç Soyer'in danışmanlarından İzdoğa Eski Yönetim Kurulu Başkanı Güven Eken ile eski genel müdür Özkan Baturu gözaltına alındı.</p><p>Kooperatif yolsuzluğu soruşturmasından halen tutuklu bulunan İzbeton Eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve 2 şüpheli hakkında daha gözaltı kararı uygulandı.</p><p>İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketlerinden İzdoğa'da geçmiş döneme ait bazı işlemlerde hata ve usulsüzlüğe dair tespitler Sayıştay raporlarına da yansımıştı. Şirketin bazı proje ve makine alımlarında zarara uğratıldığı belirtilmişti.</p><p>Soruşturmanın İzdoğa'da geçmiş dönemde gerçekleştirilen bu işlemlere yönelik olduğu öğrenildi.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/izmirde-belediye-sirketi--284_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275548</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/chp-burcu-koksali-disipline-sevk-etti-275548</link>
      <pubDate>2026-05-11T15:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[CHP, Burcu Köksal'ı disipline sevk etti]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[CHP, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ı kesin ihraç talebiyle disipline sevk etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[CHP, Burcu Köksal'ı disipline sevk etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ı kesin ihraç talebiyle disipline sevk etti.</p><p>CHP Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Köksal'ın kesin ihraç talebiyle disipline sevk kararı alındı.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/video3-11052026bf46605a.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/chp-burcu-koksali-disipli-147_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275547</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/trump-orta-dogudaki-savasin-golgesinde-cini-ziyaret-ediyor-275547</link>
      <pubDate>2026-05-11T15:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trump, Orta Doğu'daki savaşın gölgesinde Çin'i ziyaret ediyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Trump, ülkesinin İsrail ile birlikte, İran'a saldırılarıyla başlayan ve İran'ın misillemeleriyle Orta Doğu'da tırmanan savaşın, kırılgan ateşkes süreci içinde halen çözüme kavuşturulamadığı dönemde stratejik rakibi Çin'i ziyaret ediyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trump, Orta Doğu'daki savaşın gölgesinde Çin'i ziyaret ediyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pekin'i 13-15 Mayıs tarihlerinde ziyaret edecek olan ABD Başkanı Donald Trump, 3 günlük ziyaretinde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir araya gelecek.</p><p>Trump, 8,5 yıl aradan sonra Çin'e ziyaret gerçekleştiriyor. ABD'nin önceki Başkanı Joe Biden, Çin'i ziyaret etmemişti, bu ülkeye lider düzeyindeki son ziyaret, Trump'ın ilk iktidarı döneminde, 2017'de yapılmıştı.</p><p>Daha önce 31 Mart-2 Nisan tarihlerinde yapılacağı bildirilen fakat ABD Başkanı'nın İran'daki savaşla ilgilenmesi gerektiği gerekçesiyle ertelenen ziyarette Orta Doğu'daki savaşın önemli bir gündem maddesi olacağı öngörülüyor.</p><p>Trump, İsrail ile birlikte, İran'a karşı başlattığı savaştan umduğu sonuçları alabilmiş değil. Kırılgan ilerleyen ateşkes sürecinde anlaşma işaretleri olsa da savaşın yarattığı belirsizlik bulutları henüz dağılmadı. Üstelik, Basra Körfezi'ndeki çatışmanın küresel enerji ticareti açısından kritik geçiş güzergahı Hürmüz Boğazı'nda sebep olduğu kesintinin etkileri, petrol fiyatlarındaki artışla küresel düzeyde hissedilmeye devam ediyor.</p><p>ABD Başkanı, Çin'in başkentine Orta Doğu'daki savaş nedeniyle jeopolitik açıdan eli zayıflamış gidiyor. Siyasi gözlemciler, Orta Doğu'da ve Latin Amerika'da ateş hatlarının canlı olduğu dönemde ABD'nin Asya-Pasifik bölgesinde yeni bir gerilim yaratmaktan kaçınacağını, bu yüzden ziyaretin daha çok Çin ile ticaret ve ekonomi konularında varılan geçici uzlaşmanın sürdürülmesine odaklanacağı değerlendirmesini yapıyor.</p><p><strong>"İRAN KRİZİ, ABD'NİN ÇOK FAZLA ZAMANINI VE ENERJİSİNİ ALDI"</strong></p><p>Eski ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) analisti, Brookings Enstitüsü araştırmacısı Jonathan A. Czin, Trump'ın ziyaretten beklentilere ilişkin, aralarında AA muhabirinin de bulunduğu gazetecilerle gerçekleştirdiği çevrim içi söyleşide ABD'nin Orta Doğu'daki savaşla meşgul olmasının Çin tarafının elini rahatlattığı yorumunu yaptı.</p><p>Czin, "İran'daki kriz, ABD'nin çok fazla zamanını ve enerjisini aldı. Buradaki savaşın sonuçlanmamış olması, bunun ABD'nin Batı Pasifik'teki varlığını tüketmesi, Çin'in avantajına. Trump, dünyanın diğer yerlerinde yangınlarla uğraşırken Asya-Pasifik'te istikrarın korunmasını gözetecektir." ifadelerini kullandı.</p><p>Ziyaretten önemli sonuçların, çığır açacak kararların çıkmasını beklemediğini, daha çok iki büyük güç arasındaki kırılgan istikrarı sürdürmeye odaklanacağını tahmin ettiğini dile getiren Czin, her iki tarafın somut kazanımlar olmasa da buluşmayı olumlu sunmaya çalışacağını, Trump'ın daha Çin'e gitmeden "Harika bir ziyaret olacak." şeklindeki değerlendirmesinin buna işaret ettiğini vurguladı.</p><p>Czin, teknoloji konusunda ABD tarafının başta ileri teknoloji çipler olmak üzere ihracat kontrollerini sürdürmeye çalışacağı ancak bunu daha fazla tırmandırmaktan kaçınacağı, ziyaretten büyük yatırım kararlarının çıkmasını beklemediği, ticari anlaşmaların ise Çin'in ABD'den Boeing yolcu uçakları ile daha fazla soya fasulyesi almasından ibaret olacağı görüşünü paylaştı.</p><p>Trump yönetiminin geçen yılın sonunda Tayvan'a 11 milyar dolarlık silah satışına onay vermesinin ve yeni büyük satışın hazırlığını yapmasının Çin'i endişelendirdiğine dikkati çeken Czin, Pekin yönetiminin, bunun Çin ile Tayvan arasında diplomatik ilişkilerin temelini oluşturan Üç Ortak Bildiri'nin üçüncüsünde yer alan, Tayvan'a silah satışının zaman içinde azaltacağı taahhüdüne aykırı olduğunu düşündüklerini, bu yüzden bu konuda Washington'a baskı yapabileceklerini söyledi.</p><p><strong>HÜRMÜZ BOĞAZI'NDAKİ DURUM</strong></p><p>Orta Doğu'daki savaşın küresel mal ve enerji ticareti açısından kritik geçiş hattı Hürmüz Boğazı'nda yarattığı kesinti de liderlerin gündeminde olacak.</p><p>Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Katar, Irak ve İran'ın hidrokarbon kaynaklarını dünya pazarlarına ulaştıran Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25'inin, sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin ve gübre ticaretinin yaklaşık yüzde 30'unun ana güzergahı konumunda bulunuyor.</p><p>Çin'in ithal ettiği petrolün yaklaşık yüzde 45'i, sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde 30'u Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndan geçerek ülkeye ulaşıyor.</p><p>Boğazda tanker trafiğindeki kesintiler, küresel petrol tedarikinde aksamalara, petrol fiyatlarında ve buna bağlı ham madde, ulaştırma ve sigorta maliyetlerinde artışa yol açtı.</p><p><strong>ABD İLE ÇİN'İN KRİZE BAKIŞI FARKLI</strong></p><p>Hem ABD hem Çin, krizin çözülerek Boğaz'ın gemi trafiğine yeniden açılmasından yana fakat iki ülkenin savaşa ilişkin farklı bakış açılarına sahip olması, çözüm yöntemi üzerinde uzlaşmalarına engel oluşturuyor.</p><p>Çin, savaş nedeniyle ABD ile İsrail'i suçluyor ve krizin çözümü için bölgedeki çatışmanın bitirilmesi gerektiğini savunuyor. Pekin yönetimi, ABD'nin, bazı Çin rafinerilerine İran ile bağlantılı petrol nedeniyle getirdiği yaptırımlara uyulmasını ihtiyati tedbirle yasaklayarak bu alandaki bir yaptırımı kabul etmeyeceği mesajını vermişti.</p><p>ABD ise enerji tedarikinde bölgeye bağımlı olmamasının avantajıyla Çin'in krizin sürmesinden zararlı çıkacağı, bu yüzden İran üzerindeki nüfuzunu kullanarak çözüme katkı sağlamaya ikna edilebileceğini düşünüyor. Çin ise enerji tedariki konusunda alternatiflerinin bulunduğunu görerek Boğaz'daki kesintinin sürmesinin sonuçta ABD ve müttefiklerinin aleyhine olacağını hesaplıyor.</p><p><strong>ÇİN'İN ENERJİ KIRILGANLIĞI ABARTILIYOR MU?</strong></p><p>ABD-Çin ilişkileri, Çin işletmeleri ve Tayvan konusunda araştırmalarıyla tanınan Harvard Üniversitesi İşletme Fakültesi Araştırma Görevlisi Daniel Fu, Çin'in, ithal enerjiye bağımlılığı nedeniyle Hürmüz Boğazı gibi enerji darboğazlarındaki kesintilere aşırı duyarlı olduğu tezine karşı çıkıyor.</p><p>Fu, aralarında AA muhabirinin de olduğu gazetecilerle yaptığı çevrim içi söyleşide Çin kaynakları incelendiğinde, ülkenin dış kaynaklı enerji kesintilerine karşı kendini korumak için elinde geniş bir araç yelpazesinin bulunduğuna dikkati çekerek, Çin'in büyük ölçekli petrol rezervlerine sahip olmasının, enerji tüketiminin büyük bölümünün kendi ürettiği kömür kaynaklarına dayanmasının ve devletin kamuya ait büyük enerji şirketleri eliyle enerji dağıtımını doğrudan kontrol etmesinin, ülkeyi enerji güvenliği açısından dirençli kıldığını vurguladı.</p><p>Çin'de yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji terkibindeki payının hızla arttığının ve bunun deniz yoluyla ithal edilen fosil kaynaklara bağımlılığını giderek azalttığının altını çizen Fu, Çinli analistlerin artık enerji darboğazlarını tek başına yıkıcı sonuçlar üretebilecek kırılganlık olarak görmediklerini söyledi.</p><p>Fu, ayrıca Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrası uğradığı yaptırımlar nedeniyle Rus petrolü ve doğal gazının güzergahının da Avrupa'dan Çin ve Hindistan'ın başını çektiği Asya pazarlarına doğru kaydığına işaret ederek, hem boru hatları hem de deniz yoluyla yapılan bu ticaretin de alternatif tedarik imkanı sağlayarak Çin'i dış şoklara karşı daha dirençli kıldığını vurguladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/trump-orta-dogudaki-savas-659_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275546</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/abden-suriye-ile-ticari-iliskilerde-normallesme-adimi-275546</link>
      <pubDate>2026-05-11T15:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[AB'den Suriye ile ticari ilişkilerde normalleşme adımı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Avrupa Birliği (AB), uzun yıllardır askıda olan AB-Suriye İşbirliği Anlaşması'nı yeniden tamamen yürürlüğe koyarak Suriye ile ticari ilişkileri canlandırma adımı attı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[AB'den Suriye ile ticari ilişkilerde normalleşme adımı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Birliği (AB) Konseyi, 1977 yılında imzalanan ve 2011 yılında Esed rejiminin insan hakları ihlalleri nedeniyle askıya alınan AB-Suriye İşbirliği Anlaşması'nın yeniden başlatılmasına karar verildiğini açıkladı.</p><p>Açıklamada, askıya almanın sona ermesiyle birlikte işbirliği anlaşmasının yeniden tam olarak uygulanacağına işaret edildi.</p><p>Anlaşmayı askıya almanın ticaretle ilgili bazı hükümleri hedef aldığı ve petrol, petrol ürünleri, altın, değerli metaller ve elmaslar dahil bazı Suriye ürünlerinin ithalatındaki miktar kısıtlamalarının kaldırılmasına ilişkin hükümleri kapsadığı hatırlatılan açıklamada, son adımın, AB ile Suriye arasındaki ikili ilişkilerin güçlendirilmesi yönünde önemli bir aşama olduğu kaydedildi.</p><p>Açıklamada, askıya almayı haklı kılan koşulların artık ortadan kalktığı belirtilerek, bu nedenle askıya almanın sona erdirilmesinin, AB'nin Suriye'de barışçıl ve kapsayıcı bir geçiş sürecini destekleme ve ülkenin sosyoekonomik toparlanmasını kolaylaştırma yönündeki daha geniş politikasına uygun olduğu ifade edildi.</p><p>Kararın, AB'nin Suriye ile yeniden angaje olma ve ülkenin ekonomik toparlanmasını destekleme konusundaki kararlılığına dair açık bir siyasi mesaj olduğu bildirilen açıklamada, AB Komisyonu'nun, anlaşmayı askıya almanın sona erdiğini Suriye makamlarına bildireceğine dikkat çekildi.</p><p>AB ile Suriye arasında 1977'de imzalanan işbirliği anlaşması, taraflar arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin çerçevesini oluşturuyordu.</p><p>AB Konseyi, 2011'de, Esed rejiminin halka yönelik baskılarına yanıt olarak anlaşmanın bazı hükümlerini kısmen askıya almıştı.</p><p>Esed rejiminin devrilmesinin ardından Suriye ile ilişkilerini yeniden canlandırmaya başlayan AB, son adımla Suriye ile askıya aldığı ekonomik ve ticari ilişkileri yeniden normalleştirmiş olacak.</p><p>Ayrıca, kararın, bugün Brüksel'de yapılan ilk AB-Suriye Üst Düzey Siyasi Diyalog toplantısı sırasında açıklanması dikkati çekiyor.</p><p><strong>AB KOMİSYONU, SURİYE İLE İLİŞKİLERİNİ "ORTAKLIK ANLAŞMASI" YÖNÜNDE İLERLETMEK İSTİYOR</strong></p><p>Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun Akdeniz'den Sorumlu Üyesi Dubravka Suica, Suriye ile işbirliğini adım adım "Ortaklık Anlaşması" yönünde ilerletmeye çalışacaklarını söyledi.</p><p>Suica, Brüksel'de düzenlenen "Suriye Ortaklık Koordinasyon Forumu" kapsamında Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile basına açıklama yaptı.</p><p>AB-Suriye ilişkilerinin "Şam ile Ortaklık Anlaşması" üzerinde çalışmaya başlayacak kadar olgunlaşması umudunu dile getiren Suica, "Adım adım bu işbirliğini Ortaklık Anlaşması yönünde ilerletmeye çalışacağız." dedi.</p><p>Suica, Suriyeli mültecilerin dönüşüne ilişkin ülkenin bazı bölgelerinin güvenli, bazılarının ise güvensiz olabileceğini belirterek, "Bu konuda birlikte karar verebiliriz. Kimseyi zorlamıyoruz. Bu, bizim tutumumuz değil. Tutumumuz, bunun güvenli, onurlu ve gönüllü şekilde gerçekleşmesi gerektiği yönündedir." diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/abden-suriye-ile-ticari-i-725_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275545</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/bakan-bayraktar-yurt-icinde-ve-yurt-disinda-gunluk-22-milyon-metrekup-dogal-gaz-uretiyoruz-275545</link>
      <pubDate>2026-05-11T14:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Bayraktar: Yurt içinde ve yurt dışında günlük 22 milyon metreküp doğal gaz üretiyoruz]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Bakan Bayraktar, "BOTAŞ, 6 kıta, 39 ülke ve 50'den fazla kaynaktan boru hatlarıyla veya sıvılaştırılmış şekilde doğal gaz tedarik ediyor. Yurt içinde ve yurt dışında günlük 22 milyon metreküplük doğal gaz üretiyoruz." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Bayraktar: Yurt içinde ve yurt dışında günlük 22 milyon metreküp doğal gaz üretiyoruz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Gerçekleştirdiğimiz uluslararası projeler ve bu güçlü altyapı sayesindedir ki doğal gazda hamdolsun bir arz sorunu yaşamıyoruz, inşallah bundan sonra da yaşamayacağız." dedi.</p><p>Bayraktar, Babaeski ilçesinde ENKA 850 megavat Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali açılışında yaptığı konuşmada, enerjide kalkınmanın, milli güvenliğin ve bağımsızlığın en temel unsurlarından biri olduğunu söyledi.</p><p>Son 5-6 yılda pandemiyle birlikte dünyada başlayan krizler döneminin, son olarak İran merkezli yaşanan savaşla farklı bir boyuta ulaştığını ifade eden Bayraktar, enerjide arz kaynaklı büyüyen kriz ortamında tüm ülkelerin vatandaşlarına kesintisiz, güvenilir ve uygun maliyetli enerji temin etmek için büyük mücadele verdiğini kaydetti.</p><p>Türkiye'nin bu süreci yakından takip ettiğini, riskleri doğru okuyarak fırsata dönüştürmek için kararlı adımlar attığını vurgulayan Bayraktar, şöyle konuştu:</p><p>"Şunu açık bir şekilde ifade etmek isterim, son yıllarda uyguladığımız politikalar sayesinde Türkiye, enerji krizlerinden en az etkilenen, bu krizlere en dirençli ülkelerden biri haline gelmiştir. Altyapı yatırımlarımız, kaynak çeşitlendirme politikamız ve proaktif yaklaşımımız sayesinde vatandaşlarımızın enerjiye kesintisiz erişimini sağlayabiliyoruz. Doğal gazda depolama kapasitemizi artırdık, LNG altyapımızı güçlendirdik, yeni tedarik anlaşmalarıyla kaynaklarımızı çeşitlendirdik. Aynı zamanda vatandaşlarımızı küresel fiyat dalgalanmalarına karşı korumak için önemli destek mekanizmalarını da devreye aldık."</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/video5-11052026b32d7ff2.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><strong>"TÜRKİYE OLARAK SANAYİSİ BÜYÜYEN, NÜFUSU ARTAN VE KENTLEŞMESİ SÜREN BİR ÜLKEYİZ"</strong></p><p>Bayraktar, Türkiye'nin her geçen gün kalkındığını ve refah seviyesinin yükseldiğini belirtti.</p><p>Bununla bağlantılı olarak enerji talebinin de her geçen yıl arttığını dile getiren Bayraktar, "Türkiye olarak sanayisi büyüyen, nüfusu artan ve kentleşmesi süren bir ülkeyiz. Geçtiğimiz 23 yılda 3 kat artan elektrik talebimizin, önümüzdeki 30 yılda da en az 3 kat büyüyeceğini tahmin ediyoruz. Zira tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir elektrikleşme trendiyle karşı karşıyayız." diye konuştu.</p><p>Yapay zeka, veri merkezleri ve elektrikli otomobillerin kaliteli ve kesintisiz elektriğe ihtiyaç duyduğunu aktaran Bayraktar, sürekli artacak elektrik talebini yönetmek için mevcut durumla yetinemeyeceklerini belirtti.</p><p>Planlı, akılcı ve uzun vadeli adımlar atmanın zorunlu hale geldiğini belirten Bayraktar, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p><p>"Bu yıl Milli Enerji ve Maden Politikamızın 10. yılında, ülkemizin uzun dönemli enerji planlamasını güncelliyoruz. Daha dirençli, daha esnek ve daha sürdürülebilir bir enerji sistemi inşa etmek için kapsamlı bir dönüşüm sürecindeyiz. Türkiye'nin bu yeni enerji mimarisinde yenilenebilir enerji yatırımlarını daha da artıracağız, doğal gaz ve elektrik altyapımızı çok daha güçlendireceğiz, nükleer enerji projelerimizi hayata geçireceğiz, enerjimizi verimli kullanacak enerji yoğunluğumuzu her yıl iyileştireceğiz, dijitalleşme ile enerji sistemimizi daha akıllı hale getireceğiz. Aynı zamanda uluslararası iş birliklerimizi geliştirerek Türkiye'yi enerjide merkez ülke yapma hedefimiz doğrultusunda ilerlemeye devam edeceğiz."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/1-11052026fe693068.jpg"/><p><strong>"SON 20 YILDA ÇOK BÜYÜK BİR DÖNÜŞÜMÜ HAYATA GEÇİRDİK"</strong></p><p>Bayraktar, enerji politikalarını şekillendiren üç temel önceliklerinin arz güvenliği, enerjide dışa bağımlılığın azaltılması ve 2053 net sıfır hedefi olduğunu vurguladı.</p><p>Yatırımların hız kesmeden sürdüğünü aktaran Bayraktar, şunları kaydetti:</p><p>"Son 20 yılda enerjide çok büyük bir dönüşümü hayata geçirdik. Bugün geldiğimiz noktada elektrikte kurulu gücümüz 125 bin megavatı aşmış durumda ve bunun yüzde 63'ü yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşuyor. Güneş ve rüzgar enerjisinde adeta tarihi bir atılım gerçekleştirdik. Sadece 13 yılda bu alanlarda kurulu gücümüzü 41 bin megavatın üzerine taşıdık. Önümüzdeki dönemde de bu yatırımlarımız hız kesmeden devam edecek."</p><p>Bayraktar, yenilenebilir enerji kaynaklarının doğası gereği kesintili kaynaklar olduğunu belirtti.</p><p>Geçen yıl Avrupa'da yaşanan ve 60 milyon insanın hayatını etkileyen kesintilerin, yalnızca yenilenebilir enerjiye bel bağlamanın risklerini gösterdiğini ifade eden Bayraktar, bu noktada doğal gaz çevrim santrallerinin öneminin büyük olduğunu dile getirdi.</p><p>Türkiye'nin enerji dönüşümünde doğal gazı kritik bir "geçiş yakıtı" olarak konumlandırdıklarını belirten Bayraktar, "Hem 2053 net sıfır emisyon hedeflerimize ulaşmamıza katkı sağlıyor hem de arz güvenliğimizi teminat altına alıyor. 125 bin megavatı aşan toplam kurulu gücümüzün yaklaşık 25 bin megavatı, yani 5'te 1'i doğal gaz santrallerinden oluşuyor. 2025 yılının tamamında ürettiğimiz 363 milyar kilovatsaat elektriğin yüzde 23'ü, yani 83 milyar kilovatsaati doğal gaz santrallerimiz tarafından üretildi. Türkiye Ulusal Enerji Planı kapsamında hedefimiz, artan talebin karşılanmasında ve kesintili yenilenebilir enerjinin dengelenmesinde 2035 yılına kadar doğal gaz kapasitemize ilave 10 bin megavat yeni kurulu güç eklemektir." ifadelerini kullandı.</p><p>Açılışı yapılan tesis hakkında da bilgi veren Bayraktar, 852 megavat kurulu güce sahip santralin sadece Kırklareli için değil, tüm Marmara Bölgesi için stratejik yatırım niteliği taşıdığını söyledi.</p><p>Marmara Bölgesi'nin Türkiye'nin sanayi ve üretim üssü olduğunu aktaran Bayraktar, bölgenin elektrik tüketiminin en yoğun olduğu yer olduğunu ifade etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/2-11052026a2a60862.jpg"/><p><strong>"YURT İÇİNDE VE YURT DIŞINDA GÜNLÜK 22 MİLYON METREKÜP DOĞAL GAZ ÜRETİYORUZ"</strong></p><p>Bayraktar, Türkiye'nin yıllık 60 milyar metreküplük doğal gaz tüketimiyle Avrupa'da dördüncü sırada bulunduğunu belirtti.</p><p>Bu tüketimin yaklaşık yüzde 20-25'lik kısmının elektrik üretiminde kullanıldığını ifade eden Bayraktar, şunları kaydetti:</p><p>"Bugün BOTAŞ, 6 kıta, 39 ülke ve 50'den fazla kaynaktan boru hatlarıyla veya sıvılaştırılmış şekilde doğal gaz tedarik ediyor. Aynı zamanda Sakarya Gaz Sahası başta olmak üzere yurt içinde ve yurt dışında günlük 22 milyon metreküplük doğal gaz üretiyoruz. LNG gazlaştırma kapasitemiz 2016'dan bu yana yaklaşık 5 kat arttı ve günlük yaklaşık 161 milyon metreküpe ulaştı. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde iki yeni FSRU ile bu kapasiteyi günlük 200 milyon metreküpe çıkaracağız."</p><p>Bayraktar, Silivri ve Tuz Gölü'ndeki yer altı depolama tesislerinin toplam kapasitesini 6,3 milyar metreküpe çıkardıklarını belirtti.</p><p>2028 yılına kadar yapılacak yatırımlarla Türkiye'de tüketilen doğal gazın en az yüzde 20'sini depolayabilecek kapasiteye ulaşılacağını anlatan Bayraktar, şöyle devam etti:</p><p>"Gerçekleştirdiğimiz uluslararası projeler ve bu güçlü altyapı sayesindedir ki doğal gazda hamdolsun bir arz sorunu yaşamıyoruz, inşallah bundan sonra da yaşamayacağız. Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük bir kararlılıkla, büyük bir inançla enerjide merkez ülke olma yolunda emin adımlarla yürüyor. Bir yandan Karadeniz'de kendi gazımızı üretiyoruz, bir yandan nükleer güç reaktörlerimizi inşa ediyoruz, bir yandan da bugün burada olduğu gibi modern doğal gaz çevrim santrallerimizi devreye alıyoruz. Bu önemli yatırımın, ülkemizin enerji piyasalarına olan güvenin önemli bir göstergesi olduğunun altını tekrar çizmek istiyorum."</p><p>ENKA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Mehmet Tara da tesis hakkında bilgi verdi.</p><p>Konuşmaların ardından Tara, Bakan Bayraktar'a plaket takdim etti.</p><p>Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından Bakan Bayraktar ile beraberindekiler santral alanını gezdi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/bakan-bayraktar-yurt-icin-120_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275544</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/magazin/sihirli-annemin-perihan-teyzesi-hastalikla-mucadele-eden-gul-onat-son-halini-paylasti-275544</link>
      <pubDate>2026-05-11T14:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sihirli Annem'in Perihan Teyze'si... Hastalıkla mücadele eden Gül Onat son halini paylaştı!]]></title>
      <category><![CDATA[Magazin]]></category>
      <description><![CDATA[Pankreas kanseri hastalığıyla mücadele eden oyuncu Gül Onat Duman, son halini sosyal medyada paylaştı. Oyuncu, Sihirli Annem'deki Perihan Teyze rolüyle özdeşleşmişti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sihirli Annem'in Perihan Teyze'si... Hastalıkla mücadele eden Gül Onat son halini paylaştı!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İki kez sinema filmi olan bir dönemin popüler fantastik çocuk dizisi Sihirli Annem, birçok eski oyuncuyu kadrosunda bulunduruyordu. O isimlerden birisi, Gül Onat Duman'dı. Bir süredir pankreas kanseri hastalığıyla mücadele eden 72 yaşındaki oyuncu Gül Onat Duman, sağlık durumu hakkında bilgilendirmede bulundu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/perihan-11052026eb6fb528.jpg"/><p>Sosyal medyayı sık kullanan Onat, tedavi süreci hakkında bilgi verdi ve son halini paylaştı. Oyuncu yaptığı paylaşımda, "Canım sevenlerim, dostlarım, arkadaşlarım. Böyle hastanelerden bilgi vermek beni çok sıkıyor aslında ama oğlum çok ısrar etti, "sevenlerine haber ver" dedi." ifadesini kullandı.</p><p>Onat, "Kızıyor anlatıyorum diye" ama vallahi çocuklar ameliyatlar kraliçesi oldum. Bir haftada üç ameliyat geçirdim." derken, "Şimdiki vaziyette iyiyim..." açıklamasında bulundu.</p><p>Onat sözlerini, "Hayat böyle bir şey. Ne yapacaksınız?... Tüm dostlarıma sağlık diliyorum ve dualarınızı bekliyorum." diyerek sürdürdü.</p><h2>İşte Sihirli Annem'in Perihan Teyze'si Gül Onat Duman'ın son hali!</h2><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/gulonat-110520260ca7fa36.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/sihirli-annemin-perihan-t-484_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275543</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-uraloglu-belcika-ile-karsilikli-yatirim-ve-isbirliklerini-artirmamiz-gerekir-275543</link>
      <pubDate>2026-05-11T14:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Uraloğlu: Belçika ile karşılıklı yatırım ve işbirliklerini artırmamız gerekir]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye ile Belçika'nın geçmişi ve tarihi derin iki devlet olduğunu belirterek, "Belçika ile karşılıklı yatırım ve işbirliklerini artırmamız gerekir." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Uraloğlu: Belçika ile karşılıklı yatırım ve işbirliklerini artırmamız gerekir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Belçika Kraliçesi Mathilde'nin başkanlığındaki heyetle gerçekleştirilen Belçika Ekonomik Misyonu ziyareti kapsamında Bakan Uraloğlu ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın katılımıyla "Kritik Altyapı: Ekonominin Güçlendirilmesi" başlıklı panel düzenlendi.</p><p>Beşiktaş Deniz Müzesi'ndeki panelin kapanışında konuşan Bakan Uraloğlu, Türkiye ile Belçika arasındaki ikili ilişkilerin köklü geçmiş ve güçlü dostluk anlayışıyla karşılıklı devam ettiğini söyledi.</p><p>İki asra yaklaşan diplomatik ilişkilerin istikrarlı şekilde geliştiğini vurgulayan Uraloğlu, ticaret, yatırım, ulaştırma, teknoloji ve savunma başta olmak üzere birçok alanda önemli işbirliklerinin kurulduğunu anlattı.</p><p>Uraloğlu, ülkelerin ulaştırma alanındaki ilişkilerinin önemine işaret ederek, "Siz, bir şeyler üretebilirsiniz, bunları ya satmanız ya da almanız gerekecektir. Onun için mutlaka bir şekilde ulaştırmanız gerekmektedir. Dolayısıyla ulaştırma sistemlerinin bağlantısallığını artırmamız, alternatiflerini geliştirmemiz ve mutlaka da güçlendirmemiz gerekmektedir." diye konuştu.</p><p><strong>"TÜRKİYE, AVRUPA'NIN UZAK DOĞU'YA, ORTA DOĞU'YA VE AFRİKA'YA BAKAN ÖNEMLİ YÜZLERİNDEN"</strong></p><p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Türkiye'nin son 23 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ulaştırma alanında kara yollarından hızlı tren hatlarına, havacılıktan iletişim ve deniz sektörüne kadar birçok yatırımı hayata geçirdiğini söyledi.</p><p>"Ülkemizin konumuna baktığımız zaman Avrupa, Asya ve Afrika'nın tam da geçiş noktasında, küresel ticaretin merkezlerinden biri." diyen Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Türkiye, sadece 4 saatlik uçuşla 67 ülkeye ulaşılabilen bir merkez durumunda. Burada 1,5 trilyon dolarlık bir gayrisafi milli hasıladan bahsediyoruz. Bu konumumuzu güçlendirmek için Orta Koridor'un en önemli bölümü olan Bakü-Tiflis-Kars Hattı'nı hayata geçirdik. İstanbul'dan denizin altından Marmaray'la Avrupa'ya kadar demir yolu bağlantısını gerçekleştirdik. Şimdi yine İstanbul Boğazı'ndaki en büyük köprümüz olan Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nde yaklaşık 8 milyar dolarlık demir yolu hattını geçirerek kapasite problemini ortadan kaldırmış olacağız."</p><p><strong>"KRALİÇE'NİN ZİYARETİ, BİZLER İÇİN ÇOK KIYMETLİ"</strong></p><p>Irak'ın Basra Körfezi'ndeki Fav Limanı'ndan başlayıp Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanacak Kalkınma Yolu Projesi'ne değinen Bakan Uraloğlu, demir yolu ve kara yolunu içeren 1200 kilometrelik bu projeyi Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Türkiye ve Irak olarak planladıklarını anlattı.</p><p>Uraloğlu, "Bu projeyi bugün başlasak 5-6 yılda bitirebiliriz. Bugün bitmiş olsaydı Hürmüz Boğazı'nı bu kadar konuşuyor olmazdık. Çok alternatif bir hattı ortaya koymuş olurduk diye düşünüyorum." şeklinde konuştu.</p><p>Alternatifleri geliştirmek açısından Basra Körfezi'nin yanı sıra Akabe Körfezi-Avrupa, Umman-Avrupa arasında kesintisiz hatların kurulması gerektiğini dile getiren Uraloğlu, mevcut hatların da kapasitelerinin artırılması gerektiğini vurguladı.</p><p>Uraloğlu, "Türkiye, Avrupa'nın Uzak Doğu'ya, Orta Doğu'ya ve Afrika'ya bakan önemli yüzlerinden bir tanesidir. Dolayısıyla Kraliçe'nin ziyareti, buradaki yaptığınız temasla bizler için de çok kıymetlidir." şeklinde konuştu.</p><p><strong>"BELÇİKA İLE KARŞILIKLI YATIRIM VE İŞBİRLİKLERİNİ ARTIRMAMIZ GEREKİR"</strong></p><p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, dünya ticaretinin yüzde 80-85'inin denizlerden sağlandığına dikkati çekerek, bu alandaki emisyonu azaltmak için daha uzun zamana ihtiyaç duyulduğunu söyledi.</p><p>Demir yollarında emisyonun çok pratik şekilde azaltılabildiğini belirten Uraloğlu, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>"Dolayısıyla demir yollarına mutlaka daha fazla yatırım yapmamız lazım. Belçika ile karşılıklı yatırım ve işbirliklerini artırmamız gerekir. Geçmişi, tarihi derin olan iki devlet olarak coğrafyamızda bulunuyoruz. Biz, Avrupa'nın Orta Asya'ya, Afrika'ya kadar açılan yüzlerinden bir tanesiyiz. Sayın Başbakan (Belçika Flaman Bölge Hükümeti Başbakanı Matthias Diependaele) ile de bundan sonra ilişkilerimizi biraz daha geliştirme noktasında denizcilik olsun, demir yolu olsun, fikir birliğine vardık."</p><p>Bakan Uraloğlu, Başbakan Matthias Diependaele ile de ikili görüşme gerçekleştirdi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/bakan-uraloglu-belcika-il-421_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275542</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/jon-bernthal-ile-disneyda-punisher-donemi-resmen-sona-eriyor-275542</link>
      <pubDate>2026-05-11T14:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Jon Bernthal ile Disney+'da Punisher dönemi resmen sona eriyor]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Jon Bernthal'ın başrolünde yer aldığı The Punisher: One Last Kill, Disney+ platformunda Marvel evreninin televizyon serilerindeki bir dönemin kapanışını simgeliyor. Bu gelişme, hem Marvel hayranlarını hem de Disney+'ın gelecek stratejilerini yakından ilgilendiriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Jon Bernthal ile Disney+'da Punisher dönemi resmen sona eriyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Jon Bernthal'ın başrolünü üstlendiği The Punisher: One Last Kill, Disney+ ekranlarında Marvel Sinematik Evreni'nin televizyon projelerinde yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor. Marvel Studios'un Phase 6 kapsamındaki en dikkat çekici yapımlarından biri olan bu özel bölüm, Bernthal'ın Frank Castle karakteriyle ilk kez tamamen solo bir projede izleyici karşısına çıkmasını sağlıyor. Daha önce Daredevil: Born Again'ın ilk sezonunda destekleyici bir rolle yer alan Bernthal, The Punisher: One Last Kill ile Marvel hayranlarının uzun süredir beklediği solo performansını sergileyecek.</p><h3>Disney+'da Marvel projelerinde büyük değişim sinyali</h3><p>The Punisher: One Last Kill, yalnızca bir karakterin hikayesini anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda Disney+'ın Marvel içeriklerinde köklü bir dönüşümün de habercisi oluyor. Önümüzdeki yıllarda canlı aksiyon Marvel dizilerinin sayısında belirgin bir azalma gözleniyor. Şu ana kadar yalnızca Vision Quest, Wonder Man'in ikinci sezonu ve Daredevil: Born Again'ın üçüncü sezonu için resmi onay alınmış durumda. Bu tablo, 2021 yılından bu yana Disney+ platformunda onaylanan Marvel projelerinin en düşük seviyesine işaret ediyor. Uzmanlar, Disney'in Star Wars içeriklerinde olduğu gibi Marvel dizilerinde de dijital platformdan sinema salonlarına yönelmeye başladığını vurguluyor. Bu değişim, Marvel evrenindeki televizyon projelerinin geleceği açısından önemli sonuçlar doğurabilir.</p><h3>R dereceli içeriklerde son perde: Punisher ile veda mı?</h3><p>The Punisher: One Last Kill, Marvel Sinematik Evreni'nin R dereceli son büyük projelerinden biri olma özelliğiyle de öne çıkıyor. Son yıllarda Deadpool, Wolverine ve Daredevil: Born Again gibi olgun temalara sahip yapımlar izleyiciyle buluştu. Ancak Daredevil: Born Again'ın ikinci sezonunun izlenme oranları, ilk sezon ve Agatha All Along gibi daha geniş kitlelere hitap eden projelerle karşılaştırıldığında beklenenin altında kaldı. Bu gelişme, Disney+'ın R dereceli içeriklere olan ilgisini yeniden gözden geçirmesine yol açtı. The Punisher: One Last Kill, hem Disney+ üzerinde yayınlanan Marvel dizileri hem de genel olarak R dereceli MCU projeleri için bir dönemin kapanışını simgeliyor. Marvel hayranları, bu değişimin ardından televizyon ekranlarında hangi hikayelerin yer alacağını merakla bekliyor.</p><p>Marvel Sinematik Evreni ve Disney+ iş birliğinde yaşanan bu dönüşüm, hem izleyici tercihlerini hem de platformun gelecek stratejilerini doğrudan etkileyebilir. The Punisher: One Last Kill ile birlikte, Marvel'ın televizyon projelerinde yeni bir sayfa açılması bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/jon-bernthal-ile-disneyda-860_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275541</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/voyager-1in-yildizlararasi-yolculugu-icin-yeni-strateji-275541</link>
      <pubDate>2026-05-11T14:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Voyager 1'in yıldızlararası yolculuğu için yeni strateji]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[NASA, yıldızlararası uzaydaki tarihi Voyager 1 görevinde enerji tasarrufu sağlamak için önemli bir bilimsel aleti kapattı. Güney Kaliforniya'daki Jet Propulsion Laboratory mühendisleri tarafından alınan bu karar, uzay aracının insanlık adına veri toplamaya devam etmesini hedefliyor. Voyager 1'in yolculuğu, bu fedakârlıkla birlikte en az bir yıl daha sürecek.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Voyager 1'in yıldızlararası yolculuğu için yeni strateji]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NASA, yıldızlararası uzayda görev yapan efsanevi Voyager 1 uzay aracında önemli bir bilimsel aleti devre dışı bıraktı. Güney Kaliforniya'daki Jet Propulsion Laboratory (JPL) mühendisleri, 17 Nisan'da Voyager 1'in Düşük Enerjili Yüklü Parçacıklar Deneyi (LECP) cihazını kapatmak için komut gönderdi. Bu adım, uzay aracının kalan sınırlı enerjisini daha verimli kullanarak, insanlığın yıldızlararası uzaydaki ilk temsilcisinin görev süresini uzatmayı amaçlıyor. Nükleer enerjiyle çalışan ve 1977'de fırlatılan Voyager 1, her yıl giderek azalan güç kaynakları nedeniyle yeni önlemler almak zorunda kalıyor. LECP'nin kapatılması, uzay aracının hayatta kalma mücadelesinde önemli bir dönüm noktası oldu.</p><h3>JPL ekibi: 'Voyager 1 için en iyi seçenek bu'</h3><p>NASA'nın Jet Propulsion Laboratory'deki Voyager görev ekibi, Voyager 1'in enerji kaybı nedeniyle zor bir karar aldı. 27 Şubat'ta gerçekleşen planlı bir döngü manevrası sırasında beklenmedik bir güç düşüşü yaşandı. Mühendisler, bu düşüşün devam etmesi halinde uzay aracının düşük voltaj hata koruma sisteminin devreye gireceğini ve otomatik olarak bileşenlerin kapatılabileceğini tespit etti. Bu tür bir güvenlik mekanizmasının devreye girmesi, uzay aracının kurtarılmasını çok daha karmaşık ve riskli bir hale getirebilirdi. Bu nedenle ekip, LECP aletini kontrollü biçimde kapatarak, görevdeki diğer kritik sistemleri korumayı tercih etti. Voyager 1'in görev yöneticisi Kareem Badaruddin, 'Bir bilim aletini kapatmak kolay bir karar değil, ancak uzay aracının ömrünü uzatmak için en iyi yol bu' diyerek ekibin yaklaşımını özetledi. Voyager 1'de hâlen aktif olan iki bilimsel alet bulunuyor: biri plazma dalgalarını dinliyor, diğeri ise manyetik alanları ölçüyor. Bu cihazlar, başka hiçbir insan yapımı aracın ulaşamadığı bir bölgede veri toplamayı sürdürüyor. Ekip, Voyager 1 ve ikizi Voyager 2'yi mümkün olan en uzun süre çalışır durumda tutmak için çaba gösteriyor.</p><h3>Voyager 1'in güç yönetiminde yeni dönem</h3><p>Voyager 1'in enerji kaynakları, radyoizotop termoelektrik jeneratörü sayesinde çalışıyor. Bu jeneratör, bozulan plütonyumun ısısını elektriğe dönüştürüyor. Ancak yıllar içinde her iki Voyager aracı da yılda yaklaşık 4 watt güç kaybediyor. 49 yıldır aralıksız çalışan LECP, güneş sisteminden ve galaksiden gelen iyonlar, elektronlar ve kozmik ışınlar gibi düşük enerjili yüklü parçacıkları ölçüyordu. Bu veriler, heliosferin ötesindeki basınç dalgalarını ve parçacık yoğunluğundaki değişimleri anlamak için kritik öneme sahipti. Şimdi, uzay aracının sıcaklığını korumak ve yakıt hatlarının donmasını önlemek amacıyla, mühendisler güç tüketen aletleri ve ısıtıcıları sırasıyla kapatıyor. LECP'nin kapatılmasıyla birlikte, Voyager 1'in kalan enerjisi daha dikkatli yönetilecek. Bu adım, aracın yıldızlararası uzayda daha uzun süre bilimsel veri göndermesini sağlayacak.</p><h3>LECP'nin kapatılması uzun vadeli bir planın parçası</h3><p>Voyager 1'in LECP aletinin kapatılması, yıllar öncesinden hazırlanan bir stratejinin sonucu olarak hayata geçti. Bilim insanları ve mühendisler, hangi cihazların ne zaman devre dışı bırakılacağına dair detaylı bir sıralama oluşturdu. Voyager 1, fırlatıldığında toplam 10 bilimsel alet taşıyordu; bunların yedisi daha önce kapatıldı. LECP, görevde kalan son üç alet arasındaydı. Aynı cihaz, Voyager 2'de ise Mart 2025'te devre dışı bırakıldı. LECP'nin küçük bir parçası, sensörü döndüren ve yalnızca 0,5 watt enerji harcayan motoru sayesinde aktif kalacak. Bu parça, ileride ek güç sağlanırsa cihazın yeniden etkinleştirilmesine olanak tanıyacak. Voyager 1, Dünya'dan 25 milyar kilometre uzaklıkta olduğu için, komutların araca ulaşması yaklaşık 23 saat sürüyor. Kapatma komutunun uygulanması ise üç saatten fazla zaman alıyor. Bu zorlu iletişim koşulları, her adımın titizlikle planlanmasını gerektiriyor.</p><h3>Voyager 1 için yeni enerji tasarrufu stratejisi</h3><p>NASA mühendisleri, LECP'nin kapatılmasıyla Voyager 1'in görev süresine yaklaşık bir yıl daha eklenmesini bekliyor. Bu süreçte, "Büyük Patlama" olarak adlandırılan yeni bir enerji tasarrufu yaklaşımı üzerinde çalışılıyor. Bu strateji, birden fazla enerji harcayan bileşenin daha az enerji tüketen alternatiflerle değiştirilmesini ve uzay aracının hem yeterli ısıyı hem de işlevselliği korumasını hedefliyor. Büyük Patlama yöntemi, önce Voyager 2'de test edilecek. Voyager 2, Dünya'ya daha yakın olduğu ve daha fazla güç rezervine sahip bulunduğu için risk daha az. Testler, Mayıs ve Haziran 2026'da gerçekleştirilecek. Eğer başarılı olursa, aynı yöntem Voyager 1'de de Temmuz ayında uygulanacak. Bu yeni enerji yönetimi sayesinde, Voyager 1'in LECP aletinin ileride yeniden devreye alınması ihtimali de doğabilir. NASA, bu adımlarla yıldızlararası keşif görevini mümkün olan en uzun süre devam ettirmeyi planlıyor.</p><p>Sonuç olarak, Voyager 1'in LECP aletinin kapatılması, uzay araştırmaları tarihinde önemli bir dönemeç olarak kayıtlara geçti. NASA ve JPL ekibi, insanlığın yıldızlararası uzaydaki ilk temsilcisi olan Voyager 1'in bilimsel keşif yolculuğunu sürdürebilmesi için elindeki tüm imkânları kullanıyor. Enerji yönetiminde yapılan bu fedakârlıklar, uzay aracının görev süresini uzatırken, insanlığa evrenin en uzak noktalarından veri gönderilmesini sağlıyor. Voyager 1'in yolculuğu, yeni enerji stratejileriyle birlikte, önümüzdeki yıllarda da bilim dünyasına ışık tutmaya devam edecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/voyager-1in-yildizlararas-505_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275540</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/merkurun-derinliklerinde-sasirtan-elmas-tabakasi-iddiasi-275540</link>
      <pubDate>2026-05-11T14:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Merkür'ün derinliklerinde şaşırtan elmas tabakası iddiası]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[NASA'nın MESSENGER misyonundan elde edilen veriler ve laboratuvar deneyleri, Merkür'ün çekirdek-manto sınırında 18 kilometreye ulaşan elmas açısından zengin bir katman olabileceğini ortaya koydu. Bilim insanları, bu bulgunun gezegenin oluşumuna ve güneş sistemindeki karbon hareketine dair önemli ipuçları sunduğunu belirtiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Merkür'ün derinliklerinde şaşırtan elmas tabakası iddiası]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NASA'nın MESSENGER misyonundan elde edilen son veriler ile Belçika'daki KU Leuven Üniversitesi'nden doçent Olivier Namur ve ekibinin yürüttüğü laboratuvar deneyleri, Merkür'ün çekirdek-manto sınırında 18 kilometreye kadar ulaşabilen, elmas açısından zengin bir katman olabileceğini ortaya koydu. Güneş'e en yakın ve en küçük gezegen olan Merkür'ün gri ve yıpranmış yüzeyinin altında, Dünya'dan oldukça farklı koşullarda oluşmuş derin bir elmas tabakasının yer aldığına dair yeni analizler bilim dünyasında heyecan yarattı. Araştırmacılar, bu katmanın gezegenin derin karbon geçmişine ve güneş sisteminin erken dönem evrimine dair önemli ipuçları barındırdığını vurguluyor.</p><h3>Olivier Namur: 'Merkür'ün çekirdek-manto sınırında elmas oluştu'</h3><p>KU Leuven Üniversitesi'nden doçent Olivier Namur'un liderliğindeki ekip, Merkür'ün iç yapısını ve karbon döngüsünü anlamak için NASA'nın MESSENGER uzay aracı tarafından sağlanan verileri ve laboratuvar ortamında yapılan yüksek basınç-sıcaklık deneylerini bir arada değerlendirdi. Namur, gezegenin çekirdek-manto sınırında ölçülen yeni basınç değerlerinin, burada elmas oluşması için gerekli koşulları sağladığını belirtti. Araştırmacılar, Merkür'ün karbon açısından zengin doğasının ve çekirdeğin kristalleşme sürecinin, bu bölgede grafit yerine elmasın oluşmasını desteklediğini hesapladı. Elde edilen verilere göre, yaklaşık 14,9 ila 18,3 kilometre kalınlığında bir elmas tabakası, gezegenin derinliklerinde yer alıyor olabilir. Bu tahminler, Merkür'ün iç yapısına dair daha önceki modellere kıyasla önemli bir değişimi temsil ediyor ve karbonun gezegenin evrimi boyunca nasıl hareket ettiğine dair yeni soruları gündeme getiriyor.</p><h3>MESSENGER verileri ve laboratuvar deneyleriyle elmas tabakası analizi</h3><p>Bilim insanları, Merkür'ün yüzeyindeki düşük yansıtıcılığın ve karanlık kabuğun, grafit açısından zengin bir yapıya işaret ettiğini uzun süredir biliyordu. MESSENGER uzay aracının spektral analizleri ve nötron ile gama ışını ölçümleri, yüzeydeki karbon oranının %1 ila %4 arasında değiştiğini gösterdi. Ancak daha güncel analizler, bu oranın %1'in de altında olabileceğini öne sürüyor. Araştırmacılar, karbonun büyük ölçüde Merkür'ün kendi içsel süreçleriyle oluştuğunu, dışsal çarpışmalarla taşınmadığını belirledi. Bu bulgu, gezegenin erken döneminde karbon doygunluğuna sahip bir magma okyanusunun varlığını ve karbonun farklılaşma süreçlerinde önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Laboratuvar ortamında gerçekleştirilen deneylerde, Merkür'ün iç yapısına benzer malzemeler yüksek basınç ve sıcaklığa maruz bırakıldı ve bu koşullarda kükürtün de etkisiyle elmas oluşumunun mümkün olduğu ortaya kondu. Özellikle çekirdeğin kristalleşmesi sırasında karbonun dış çekirdekte yoğunlaştığı ve bu ortamda elmas kristallerinin oluştuğu hesaplandı. Bu süreçte oluşan elmaslar, demir açısından zengin sıvı alaşımdan daha az yoğun oldukları için yukarıya doğru hareket ederek çekirdek-manto sınırında birikiyor.</p><h3>Merkür'ün elmas tabakasının oluşum sürecinde kritik rol oynayan faktörler</h3><p>Merkür'ün çekirdeği, yaklaşık 4,5 milyar yıl önce gezegen oluştuğunda tamamen sıvıydı. Zamanla çekirdek soğudu ve iç katı bir çekirdek kristalleşmeye başladı. Katı fazda karbon miktarı düşük olduğundan, kristalleşme sırasında karbon dış çekirdekte yoğunlaştı ve bu bölgede elmas açısından zengin bir faz oluştu. Ekip, çekirdek-manto sınırındaki basıncın 5,38 ila 7 gigapascal arasında değiştiğini ve bu basınç seviyelerinde elmasın grafite göre daha stabil hale geldiğini belirledi. Deneylerde ayrıca, kükürt oranının yüksek olması durumunda magma okyanusunun kristalleşme sıcaklığının düştüğü ve bu sayede elmas stabilitesinin arttığı gözlemlendi. Ancak araştırmacılar, magma okyanusunun doğrudan elmas oluşumuna katkısının sınırlı olduğunu; asıl elmas tabakasının çekirdeğin soğuyarak kristalleşmesiyle ortaya çıktığını vurguladı. Elde edilen modeller, elmas tabakasının kalınlığının ortalama 14,9 ila 18,3 kilometreye ulaşabileceğini, ancak bu değerde yaklaşık 10,6 kilometrelik bir belirsizlik payı bulunduğunu gösteriyor. Ayrıca, gezegenin iç konveksiyon süreçlerinin çoğunun tamamlandığı bir dönemde elmas tabakasının oluşmuş olması, bu tabakanın büyük ölçüde bozulmadan günümüze kadar ulaşmasını sağlamış olabilir.</p><h3>Merkür'ün kimyası ve elmas tabakasının güneş sistemi açısından önemi</h3><p>Merkür, Venüs, Dünya ve Mars gibi diğer kayalık gezegenlerden kimyasal olarak önemli ölçüde ayrılıyor. Güneş'e yakın oluştuğu için karbon açısından zengin, oksijen bakımından ise görece fakir bir yapıya sahip. Bu özgün kimyasal bileşim, karbonun gezegenin içindeki hareketini ve elmas oluşumunu doğrudan etkiledi. Namur, Dünya'nın çekirdeğinde de karbon bulunduğunu ve bazı bilim insanlarının burada da elmas oluşabileceğini öne sürdüğünü belirtiyor. Ancak Merkür, kükürt ve karbon oranları, güçlü şekilde indirgenmiş bileşimi ve erken dönemde karbon doygunluğuna ulaşmış olması sayesinde, doğal elmas oluşumu için daha uygun koşullar sunuyor. Araştırma ayrıca, çekirdek-manto sınırında elmas açısından zengin bir tabakanın, gezegenin manyetik alanı üzerinde de etkili olabileceğini ortaya koyuyor. Elmas tabakasının, çekirdeğin üst kısmında ısı transferini kolaylaştırarak termal tabakalaşmayı destekleyebileceği ve böylece Merkür'ün manyetik alanının oluşumu üzerinde önemli bir rol oynayabileceği düşünülüyor.</p><h3>Güneş sistemi ve ötesinde elmas oluşumuna dair diğer örnekler</h3><p>Merkür'deki olası elmas tabakası, güneş sisteminin diğer bölgelerinde de elmas oluşumunun mümkün olabileceğine dair spekülasyonları güçlendiriyor. Bilim insanları, Neptün ve Uranüs gibi buz devlerinin iç yapılarında elmas oluşumuna elverişli yüksek basınç ve sıcaklık koşulları bulunduğunu düşünüyor. Jüpiter ve Satürn'de ise atmosferdeki metanın yıldırım fırtınalarıyla grafite, ardından elmasa dönüşebileceğine dair teoriler mevcut. Dünya'da bulunan bazı meteorların mikroskobik elmaslar içerdiği ve bunların uzaydaki yüksek basınçlı çarpışmalar sırasında oluştuğu biliniyor. Ayrıca, güneş sisteminin ötesinde, 55 Cancri e gibi bazı ötegezegenlerin de elmas açısından zengin iç yapıya sahip olabileceği öne sürülüyor. Tüm bu bulgular, elmasın yalnızca Dünya'ya özgü olmadığını, farklı gezegenlerde ve aşırı koşullarda da oluşabileceğini gösteriyor.</p><h3>Bilim dünyası Merkür'ün elmas tabakasını doğrulamak için yeni gözlemler bekliyor</h3><p>Merkür'ün çekirdek-manto sınırında var olduğu öne sürülen elmas tabakasının, mevcut iç yapı modelleriyle kesin olarak doğrulanması henüz mümkün değil. Araştırmacılar, eğer çekirdek-manto sınırında bir FeS (demir sülfür) tabakası da bulunuyorsa, elmasın bu tabakaya göre konumunun ve kükürt bileşiğinin fiziksel durumunun belirlenmesinin kritik olduğunu vurguluyor. Gelecekte Merkür'e gönderilecek yeni uzay misyonları ve gelişmiş gözlem teknikleriyle, bu hipotezin doğrulanması ve gezegenin iç yapısının daha iyi anlaşılması bekleniyor. Sonuç olarak, Merkür'deki olası elmas tabakası, yalnızca bu gezegenin değil, tüm güneş sisteminin evrimi ve karbonun gezegenler arası hareketi hakkında bilim dünyasına çarpıcı yeni perspektifler kazandırıyor.</p><p>Merkür'ün derinliklerinde yer aldığı öne sürülen elmas tabakası, gezegenin kimyasal ve jeolojik geçmişini anlamak için kritik bir bulgu olarak öne çıkıyor. Bu keşif, güneş sistemindeki diğer gezegenlerde de benzer süreçlerin yaşanabileceğini ve elmas oluşumunun sanılandan çok daha yaygın olabileceğini gösteriyor. Bilim insanları, Merkür'deki elmas tabakasının varlığını kesin olarak doğrulamak için yeni gözlemlere ve detaylı analizlere ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Bu süreç, sadece Merkür'ün değil, tüm güneş sisteminin sırlarını aydınlatma yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/merkurun-derinliklerinde--697_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275539</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/amd-hisselerinde-tarihi-yukselis-yapay-zeka-yarisi-kizisiyor-275539</link>
      <pubDate>2026-05-11T13:52:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[AMD hisselerinde tarihi yükseliş! Yapay zeka yarışı kızışıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[AMD, son 12 ayda yüzde 320'lik hisse artışıyla dikkat çekerken, MI450 çipleri ve veri merkezi gelirindeki rekor artışla Nvidia'ya rakip oluyor. Şirketin yeni anlaşmaları ve büyüme hedefleri, Wall Street ve yatırımcıların odağında.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[AMD hisselerinde tarihi yükseliş! Yapay zeka yarışı kızışıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde hisse fiyatında yüzde 320'lik olağanüstü bir artış yaşayan AMD, yapay zeka odaklı yeni MI450 çipleriyle veri merkezi pazarında dikkatleri üzerine çekiyor. Şirket, 2026'nın ilk çeyreğinde açıkladığı finansal sonuçlarla gelirlerinde hızlı bir yükseliş yakaladı. Özellikle yapay zeka ve veri merkezi segmentindeki büyüme, AMD'nin Nvidia ile olan rekabetinde yeni bir sayfa açtı. AMD CEO'su Lisa Su, MI450 serisiyle birlikte Meta Platforms ve OpenAI gibi devlerle yapılan anlaşmaların, şirketin önümüzdeki yıllarda sektördeki konumunu güçlendireceğini vurguladı.</p><h3>Lisa Su: "MI450 ile veri merkezi pazarında güçlü büyüme bekliyoruz"</h3><p>AMD, geçtiğimiz yıl yapay zeka iş yükleri için özel olarak tasarlanan ilk veri merkezi GPU'su MI300X'i piyasaya sürdü. Bu hamle, Meta Platforms, Microsoft ve Oracle gibi Nvidia'nın en büyük müşterilerinin ilgisini çekti. Şirket, MI355X ve MI440X gibi yeni nesil GPU'larla performans çıtasını daha da yukarı taşıdı. Ancak asıl büyük adım, bu yılın sonunda MI450 serisinin ve entegre Helios platformunun piyasaya çıkmasıyla atılacak. MI450 çipleri, önceki nesle göre 36 kat daha yüksek performans sunuyor. Bu yenilik, AMD'nin veri merkezi müşterilerine özel çözümler sunmasını sağlarken, şirketin Nvidia ile arasındaki farkı kapatma hedefini de güçlendiriyor. Özellikle Meta Platforms ve OpenAI ile yapılan anlaşmalar, önümüzdeki yıllarda 6 gigavatlık hesaplama kapasitesinin devreye alınmasını sağlayacak. Lisa Su, talebin giderek arttığını ve daha fazla müşterinin büyük ölçekli dağıtımlar için AMD'ye yöneldiğini belirtiyor.</p><h3>AMD'nin veri merkezi gelirinde rekor artış: Hisselerde yeni beklentiler</h3><p>2026'nın ilk çeyreğinde AMD, toplamda 10,3 milyar dolar gelir elde etti ve bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 38'lik bir artışa işaret ediyor. Özellikle veri merkezi segmenti, 5,8 milyar dolarlık gelirle yüzde 57'lik çarpıcı bir büyüme kaydetti. Bu artış, önceki çeyrekteki yüzde 39'luk büyümenin de ötesine geçti ve yapay zeka çiplerine olan talebin ne kadar güçlü olduğunu ortaya koydu. Şirket, MI450 sevkiyatlarının 2027'ye doğru hızlanmasıyla birlikte veri merkezi işinin yıllık en az yüzde 80 bileşik büyüme oranına ulaşmasını bekliyor. Bu da on milyarlarca dolarlık potansiyel yıllık gelir anlamına geliyor. Artan talep ve sınırlı arz, AMD'ye önemli bir fiyatlandırma gücü kazandırdı. Şirketin düzeltilmiş kazançları, ilk çeyrekte yüzde 43 artarak hisse başına 1,37 dolara ulaştı. Bu gelişmeler, yatırımcıların AMD hisselerine olan ilgisini daha da artırıyor.</p><h3>Wall Street ve yatırımcılar: AMD hisseleri için yeni fırsatlar mı doğuyor?</h3><p>Son 12 ayda AMD hisseleri yüzde 320 oranında yükseldi. Ancak bu hızlı yükseliş, hisse fiyatının pahalı olduğu tartışmalarını da beraberinde getirdi. Şirketin son 12 aylık kazançları hisse başına 4,58 dolar olarak gerçekleşti ve bu da 92'lik bir fiyat-kazanç (P/E) oranına işaret ediyor. Bu oran, Nvidia'nın 43,5'lik P/E oranına göre neredeyse iki kat daha yüksek. Wall Street, AMD'nin kazançlarını 2027'de hisse başına 11,22 dolara çıkarmasını bekliyor; bu da ileriye dönük P/E oranını 37,5'e düşürecek. Eğer bu tahminler gerçekleşirse, önümüzdeki 18 ayda AMD hisseleri için yeni bir yükseliş potansiyeli doğabilir. Ayrıca Lisa Su'nun, 2027 sonrasında veri merkezi işinde yıllık yüzde 80'in üzerinde büyüme öngörüsü, yatırımcıların uzun vadeli beklentilerini de olumlu etkiliyor. Yine de bazı analistler, AMD'nin mevcut değerlemesinin yüksek olduğunu ve yatırımcıların dikkatli olması gerektiğini vurguluyor.</p><h3>AMD ve yapay zeka pazarında gelecek beklentileri</h3><p>Yapay zeka ve veri merkezi teknolojileri, küresel ölçekte hızla büyürken, AMD'nin bu alandaki yatırımları ve yeni ürünleri şirketi ön plana çıkarıyor. MI450 çipleri ve Helios platformunun piyasaya çıkışı, AMD'nin sadece pazar payını değil, aynı zamanda teknolojik liderliğini de güçlendirebilir. Şirketin Meta Platforms ve OpenAI ile yaptığı büyük anlaşmalar, gelecek yıllarda yapay zeka altyapısında AMD'nin daha etkin rol üstlenmesini sağlayacak. Uzmanlar, yapay zeka ve veri merkezi pazarındaki hızlı büyümenin, AMD'nin gelirlerini ve hisse performansını olumlu yönde etkileyeceğini öngörüyor. Ancak yatırımcıların, hisse değerlemesindeki mevcut yüksek seviyeleri ve piyasa dinamiklerini yakından takip etmesi gerektiği de belirtiliyor.</p><p>Sonuç olarak AMD, MI450 çipleriyle yapay zeka ve veri merkezi rekabetinde iddiasını ortaya koyarken, güçlü gelir artışı ve yeni müşteri anlaşmalarıyla Wall Street ve yatırımcıların radarında kalmaya devam ediyor. Şirketin önümüzdeki üç ila beş yıl için belirlediği büyüme hedefleri, AMD hisselerine olan ilgiyi artırırken, rekabetin de daha da kızışacağı bir döneme işaret ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/amd-hisselerinde-tarihi-y-638_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275538</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/belcika-savunma-bakani-franckendan-baykara-ovgu-bu-savunma-sirketi-nato-icinde-benzersiz-b-275538</link>
      <pubDate>2026-05-11T13:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Belçika Savunma Bakanı Francken'dan Baykar'a övgü: Bu savunma şirketi NATO içinde benzersiz bir yere sahip]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Belçika Savunma Bakanı Theo Francken, Baykar'ın Özdemir Bayraktar Milli Teknoloji Merkezi'ni ziyaretinin ardından, "Bu savunma şirketi NATO içinde benzersiz bir yere sahip çünkü sürekli inovasyonu temel prensip haline getirmiş durumda." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Belçika Savunma Bakanı Francken'dan Baykar'a övgü: Bu savunma şirketi NATO içinde benzersiz bir yere sahip]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Belçika Ekonomik Misyonu çerçevesinde İstanbul'da bulunan Francken, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, İstanbul'un "girişimcilik ruhu ve dinamizmle" kaynadığını belirtti.</p><p>Francken, İstanbul'da aynı zamanda savunmanın geleceğinin şekillendiğine işaret ederek, "Dün Kraliçe ve girişimcilerimizle Baykar'ı ziyaret ettim. Bu savunma şirketi NATO içinde benzersiz bir yere sahip çünkü sürekli inovasyonu temel prensip haline getirmiş durumda." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>1980'lerde çok küçük başlayan şirketin bugün milyar avroluk ciroya sahip bir dev haline geldiğine işaret eden Francken, şu ifadelere yer verdi:</p><p>"İki kardeş onu sıfırdan kurdu. Nasıl mı? Her zaman bir adım önde kalarak. Adeta geleceği okuyarak. Şirket, yapay zeka entegre silahlı insansız hava araçlarının öncüsü oldu. Bu sistemler giderek daha iyi hale geliyor, daha yükseğe ve daha uzağa uçuyor. Şimdi Baykar kaçınılmaz bir sonraki adıma geçiyor: insansız savaş uçağı. 'Kızılelma' halihazırda seri üretimde ve ihracatı da yapılıyor."</p><p>Francken, temasları kapsamında Belçikalı ve Türk yatırımcılar için karşılıklı imkanlara dikkati çekeceğini, bu akşam 32 Belçika-Türkiye iş anlaşmasının imzalanacağını kaydetti.</p><p><strong>"GÜMRÜK BİRLİĞİ'NİN GÜNCELLENMESİ ÇAĞRISINI DESTEKLİYORUZ"</strong></p><p>Türkiye'nin Avrupa ile aynı Gümrük Birliği'nin parçası olduğunun altını çizen Belçika Savunma Bakanı, "Bu yapının kapsamlı biçimde güncellenmesi halinde aramızdaki ticaret çok daha hızlı büyüyebilir. Belçika da bu çağrıyı destekliyor. Şirketlerimiz bu fırsatı kaçırmamalı." ifadelerini kullandı.</p><p>Francken, herkese İstanbul'u ziyaret etmeleri tavsiyesinde de bulundu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/belcika-savunma-bakani-fr-912_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275537</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/esonderden-geleneksel-sanatlara-anlamli-dokunus-275537</link>
      <pubDate>2026-05-11T13:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ESÖNDER'den Geleneksel Sanatlara Anlamlı Dokunuş]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Eyüpsultan Önder İmam Hatipliler Derneği (ESÖNDER) tarafından, Rami Kütüphanesi ev sahipliğinde düzenlenen “Çini ve Ebru Atölyesi” yoğun ilgi ve güzel bir atmosfer eşliğinde gerçekleştirildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ESÖNDER'den Geleneksel Sanatlara Anlamlı Dokunuş]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Geleneksel sanatlarımızı yeni nesillerle  buluşturmayı amaçlayan programda katılımcılar; çini ve ebru sanatının  inceliklerini uygulamalı olarak deneyimleme fırsatı buldu. Hanım mezunlara  yönelik gerçekleştirilen atölye çalışmaları, sanatın birleştirici yönünü ve  kültürel mirasımızın estetik derinliğini katılımcılara yeniden hissettirdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/img20260510144444-1105202671385f65.jpg"/><p>Çini sanatçısı Meliha Nurman rehberliğinde  gerçekleştirilen çini atölyesinde geleneksel motifler ve desen çalışmaları  yapılırken, ebru sanatçısı Zeliha Karacif eşliğinde düzenlenen ebru atölyesinde  ise katılımcılar suyun üzerindeki renklerin ahengini sanat eserine dönüştürdü.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/annelergunu-110520266886ad67.jpg"/><p>Katılımcılar tarafından memnuniyetle  karşılanan etkinlikte; gelenekten ilham alan sanat anlayışının sosyal  birlikteliğe ve kültürel gelişime katkısı bir kez daha ortaya kondu.</p><p>Program sonunda konuşan dernek başkanı Ahmet  Soytürk, kültür ve sanat faaliyetlerinin artarak devam edeceğini ifade ederek  emeği geçen eğitmenlere ve katılımcılara teşekkür etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/1baafe92be8041beaafe-11052026f3cff06f.jpg"/><p>"Gelenekten ilham, sanatla buluşma zamanı."  mottosuyla gerçekleştirilen etkinlik, katılımcıların hatıra fotoğraflarıyla  sona erdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/7ec978ecb9ad4cac925b-11052026e2b3a889.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/esonderden-geleneksel-san-804_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275536</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/alzheimer-baslamadan-once-eliniz-bunu-ele-veriyor-olabilir-275536</link>
      <pubDate>2026-05-11T13:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Alzheimer başlamadan önce eliniz bunu ele veriyor olabilir!]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Pekin'deki araştırmacılar, yaşlı yetişkinlerde sol el hareketlerinin bilişsel gerilemeyi tespit etmede önemli ipuçları sunduğunu ortaya koydu. 607 gönüllüyle yürütülen bu çalışma, Alzheimer ve hafif bilişsel bozulmanın erken teşhisi için yeni bir yol açabilir.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Alzheimer başlamadan önce eliniz bunu ele veriyor olabilir!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pekin'de gerçekleştirilen yeni bir araştırma, yaşlı yetişkinlerde sol elin ince hareketlerinin, bilişsel gerilemenin erken belirtilerini ortaya çıkarabileceğini gösterdi. Pekin Dil ve Kültür Üniversitesi'nden Dr. Dong-ni Pan'ın liderliğindeki ekip, 60 ile 84 yaşları arasındaki 607 kişinin katılımıyla yürütülen çalışmada, hareket yakalama eldivenleri ve sanal gerçeklik tabanlı görevler kullanarak sol elin motor becerilerini detaylı biçimde analiz etti. Elde edilen bulgular, sol elin küçük hareketlerindeki değişikliklerin, standart bellek testleriyle saptanamayan bilişsel bozulmaların ön sinyallerini taşıyabileceğini ortaya koydu. Bu sonuçlar, özellikle Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların erken teşhisinde yeni bir yaklaşımın kapılarını aralıyor.</p><h3>Dr. Dong-ni Pan ve ekibinden yenilikçi motor beceri testi</h3><p>Araştırmanın merkezinde, yaşlı bireylerin sol ellerinin günlük hayatta genellikle göz ardı edilen ince hareketleri yer aldı. Katılımcılar, bir çift hareket yakalama eldiveni ve başlarına takılan kulaklıklarla sanal gerçeklik ortamında çeşitli görevleri tamamladı. Her eldivende bulunan altı sensör, parmak ve bilek hareketlerini saniyede 500 kez örnekleyerek olağanüstü bir hassasiyet sağladı. Gönüllüler, sanal ortamda blok çevirme, çivi kaydırma ve hedeflere parmakla vurma gibi dört farklı görevde performans sergiledi. Bu testler kas gücünden ziyade hassas kontrol ve koordinasyon gerektiriyordu. Katılımcıların yaklaşık yüzde 43'ünün, klasik kağıt-kalem bilişsel tarama testlerinden düşük puan aldığı belirlendi. Bu oran, hafif bilişsel bozulma tanısı için önemli bir eşik olarak kabul ediliyor ve Alzheimer hastalığının öncüsü olabilecek bir evreye işaret ediyor.</p><h3>Sol el hareketlerinde bilişsel gerilemenin ipuçları</h3><p>Çalışmada en dikkat çekici bulgu, bilişsel gerilemenin en belirgin işaretlerinin baskın olmayan sol elde ortaya çıkması oldu. Araştırmacılar, sol elin pegboard üzerindeki yerleştirme süresinin uzaması ve sol yüzük parmağıyla yapılan vuruşların düzensizliğinin, bilişsel işlevdeki düşüşün güçlü göstergeleri olduğunu tespit etti. Sağlıklı bireylerle karşılaştırıldığında, 36 motor ölçümünden 31'inde anlamlı farklar saptandı. Bilim insanları, baskın olmayan elin, koordinasyon için beyinden daha fazla kaynak talep ettiğini ve bu nedenle bilişsel zayıflıkların daha kolay ortaya çıktığını vurguladı. Ayrıca, ayrı bir çalışmada baskın olmayan parmak vuruşlarının, Alzheimer hastalığında en çok etkilenen beyin bölgelerindeki küçülmeyle bağlantılı olduğu görüldü. Mevcut araştırma ise bu ilişkinin, henüz teşhis konmamış kişilerde de geçerli olabileceğini ortaya koyuyor.</p><h3>Sanal gerçeklik ve makine öğrenimiyle erken tanı fırsatı</h3><p>Sol elin pegboard testi süresi, yüzük parmağının vuruş düzeni ve sağ elin bazı orta parmak ölçümleri birleştirilerek, bilişsel gerileme riskini gösteren birleşik bir puan hesaplandı. Bu skor 0.687 olarak belirlendi; karşılaştırma için rastgele bir tahmin 0.5, kusursuz bir test ise 1.0 puan alıyor. Aynı verilerle eğitilen bir makine öğrenimi modeli, doğruluk oranını 0.762'ye yükseltti. Testin tamamı yaklaşık 15 dakika sürüyor ve dil becerisi gerektirmiyor. Tüm hareketler bilgisayar tarafından kaydedildiği için, sonuçlar değerlendiren kişinin öznel yorumundan etkilenmiyor. Bu özellikler, bilişsel gerilemenin erken tespitinde sol el hareketlerinin değerini artırıyor ve klinik uygulamalarda yaygınlaştırılmasının önünü açıyor.</p><h3>Bilişsel gerileme ve motor kontrol arasındaki bağlantı</h3><p>Parmak hareketlerinin, izole bir eylemden çok daha fazlası olduğu ortaya çıktı. Beyinde, hassas el hareketlerini yöneten bölgeler, Alzheimer hastalığının ilk etkilediği alanlar arasında bulunuyor. Bu nedenle, motor kontrol devrelerindeki bozulmalar, bilişsel işlev kaybının erken habercisi olabilir. Önceki araştırmalar, yaşlanma sürecinde motor performanstaki düşüşün, beyindeki fiziksel değişikliklerle doğrudan ilişkili olduğunu göstermişti. Yeni bulgular ise, bu değişikliklerin standart bilişsel testlerden önce, ince motor hareketlerde kendini gösterebileceğini öne sürüyor. Araştırma, motor becerilerdeki küçük değişikliklerin, yaşlı bireylerde bilişsel gerilemenin ilk işaretleri olabileceğine dair güçlü kanıtlar sunuyor.</p><h3>Çalışmanın sınırlamaları ve gelecek adımlar</h3><p>Uzmanlar, araştırmanın bazı sınırlamalarına da dikkat çekiyor. Çalışma, verileri tek bir zaman diliminde topladı; bu nedenle, düşük parmak puanlarının ilerleyen yıllarda bilişsel gerilemeye yol açıp açmayacağı henüz kesinleşmiş değil. Ayrıca, tüm katılımcılar Pekin'de yaşayan yaşlı yetişkinlerden oluştuğu için, bulguların farklı topluluklar ve klinik ortamlar için geçerliliği daha fazla araştırma gerektiriyor. Araştırma ekibi, taşınabilir ve evde uygulanabilecek bir test sistemi üzerinde de çalışıyor. Bu sistemin yaygınlaşması halinde, kliniklerin 15 dakikalık bir oturumla, bilişsel gerileme riski taşıyan bireyleri daha erken ve etkili biçimde belirleyebileceği öngörülüyor. Böylece, Alzheimer ve benzeri hastalıkların önlenmesi veya geciktirilmesi için kritik bir fırsat doğabilir.</p><p>Sonuç olarak, Pekin'de yürütülen bu yenilikçi çalışma, sol el hareketlerinin bilişsel gerilemenin erken teşhisinde önemli bir araç olabileceğini ortaya koydu. Araştırmacılar, elde edilen hareket verilerinin, yaşlı yetişkinlerde bilişsel işlevin değerlendirilmesinde ve hafif bilişsel bozulmanın erken tespitinde değerli bilgiler sunduğunu belirtiyor. Eller, çoğu zaman sessizce, zihindeki değişimlerin ilk izlerini taşıyor ve bu bulgu, gelecekte yaşlı sağlığında devrim yaratacak uygulamaların önünü açabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/alzheimer-baslamadan-once-774_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275535</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/olu-annesinden-ayrilmayan-bebek-hipopotamin-goruntuleri-milyonlari-aglatti-275535</link>
      <pubDate>2026-05-11T13:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ölü annesinden ayrılmayan bebek hipopotamın görüntüleri milyonları ağlattı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Kenya'da Sheldrick Wildlife Trust sığınağı, annesini kaybeden ve 'Bumpy' adı verilen bebek hipopotama özel bakım sağlıyor. Nairobi'de başlayan kurtarma operasyonu, Bumpy'nin yaban hayata döneceği güne kadar sürecek önemli bir rehabilitasyon sürecini kapsıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ölü annesinden ayrılmayan bebek hipopotamın görüntüleri milyonları ağlattı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kenya'da bir gölde annesini kaybettikten sonra kurtarılan ve 'Bumpy' adı verilen bebek hipopotam, Sheldrick Wildlife Trust'ın Nairobi'deki merkezinde ve Kaluku sığınağında özel bir bakım programına alındı. Olay geçtiğimiz hafta sonu yaşandı. Kenya Yaban Hayatı Servisi (KWS) tarafından ölü annesinin yanında çaresizce beklerken bulunan Bumpy, birkaç günlükken yetim kaldı. Uzmanlar, anne hipopotamın ölüm nedeninin muhtemelen doğal sebepler veya başka bir yaban hayvanıyla yaşanan bir karşılaşma olabileceğini belirtti. KWS, yavru hipopotamı kurtarmanın ciddi bir lojistik zorluk olduğunu, çünkü Bumpy'nin annesinin bedenine sıkı sıkıya tutunduğunu açıkladı. Zorlu bir operasyonun ardından kurtarılan Bumpy, ilk gecesini Nairobi'deki bir bakım merkezinde geçirdi ve burada sütle beslendi, sıcak tutuldu. Şimdi ise Sheldrick Wildlife Trust'ın Tsavo Doğu Ulusal Parkı yakınlarındaki Kaluku sığınağında rehabilitasyon sürecine devam ediyor.</p><h3>Sheldrick Wildlife Trust: Bumpy'ye birebir ilgi ve profesyonel bakım</h3><p>Bumpy'nin kurtarılmasının ardından Sheldrick Wildlife Trust, yavru hipopotamı hayata döndürmek için özel bir program uygulamaya başladı. Sığınakta görevli bakıcılar, Bumpy'nin insanlara alışmasını engellemek ve doğal içgüdülerini koruması için sürekli yanında bulunuyor. Yetkililer, Bumpy'nin günün büyük bölümünü suyun içinde geçirdiğini ve bakıcılarının yanında kendini güvende hissettiğini ifade etti. Sığınakta yaşayan bir diğer genç hipopotamla henüz bir araya getirilmeyen Bumpy, farklı alanlarda tutuluyor. Hayır kurumu, Bumpy'nin annesinin ölümünden sonra yoğun bir şekilde ilgi ve yakınlık aradığını, bakıcılarına sıkı sıkıya bağlandığını vurguladı. Sheldrick Wildlife Trust'ın paylaştığı fotoğraflarda, Bumpy'nin bakıcısının kucağında başını dinlendirdiği ve suya doymuş haliyle mutlu olduğu görülüyor. Kurum, Bumpy'nin doğaya salınacağı güne kadar rehabilitasyonunun titizlikle sürdürüleceğini belirtti.</p><h3>KWS ve Sheldrick: Yaban hayatına yeniden kazandırma hedefi</h3><p>Kenya Yaban Hayatı Servisi ve Sheldrick Wildlife Trust, Bumpy'nin gelecekte tekrar yaban hayata dönebilmesi için kapsamlı bir rehabilitasyon programı uyguluyor. Uzmanlar, hipopotam yavrularının normalde anneleriyle bir yıl veya daha uzun süre emzirildiğini, birkaç yıl boyunca annelerine sıkı sıkıya bağlı kaldıklarını ve cinsel olgunluğa ulaşana kadar bu bağlılığın sürdüğünü belirtiyor. Bumpy'nin rehabilitasyon süreci, doğal içgüdülerini kaybetmeden büyümesini ve ileride diğer hipopotamlarla uyumlu bir şekilde yaşamaya başlamasını amaçlıyor. Sheldrick Wildlife Trust, 1977 yılından bu yana yetim fil ve gergedanların yanı sıra hipopotamların da bakımını üstleniyor. Daha önce de yetim kalan hipopotamları başarıyla yaban hayata kazandıran kurum, Bumpy'nin de bu süreci başarıyla tamamlamasını hedefliyor. KWS, deneyimli yaban hayatı uzmanlarının desteğiyle, rehabilitasyon programlarının hayvanların doğal davranışlarını koruyacak şekilde tasarlandığını vurguluyor. Bumpy'nin ilerleyen dönemde yaban hayatta yaşayan diğer hipopotamlarla bir araya getirilmesi planlanıyor.</p><p>Kenya'daki Sheldrick Wildlife Trust ve KWS'nin iş birliğiyle yürütülen bu özel bakım ve rehabilitasyon süreci, Bumpy'nin yaban hayata dönüşü için umut veriyor. Sığınakta sağlanan profesyonel ilgi ve doğal ortam, Bumpy'nin hem fiziksel hem de psikolojik olarak güçlenmesini sağlıyor. Uzmanlar, bu tür kurtarma ve rehabilitasyon çalışmalarının yaban hayatının sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığını belirtiyor. Bumpy'nin hikâyesi, hem Kenya'da hem de dünya genelinde yaban hayatı koruma çabalarına dikkat çekiyor ve benzer olaylar için ilham kaynağı oluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/olu-annesinden-ayrilmayan-280_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275534</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/11-mayis-pazartesi-son-dakika-altin-fiyatlari-gram-altin-ceyrek-altin-ne-kadar-oldu-en-gun-275534</link>
      <pubDate>2026-05-11T15:00:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[11 Mayıs Pazartesi son dakika altın fiyatları! Gram altın, çeyrek altın ne kadar oldu? En güncel altın fiyatları canlı takip ile burada]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[11 Mayıs 2026 Pazartesi altın alışverişi yapacaklar dikkat! Altın resmen çakıldı. Düşüş ivmesine giren altında son durum ne oldu? Bugün altın fiyatları ne kadar? 11 Mayıs Pazartesi gram altın, çeyrek altın, yarım altın, cumhuriyet altını kaç lira oldu? Bugün altın alış satış fiyatı ne kadar? İşte, son dakika altın fiyatları, canlı takip ile bu haberde... ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[11 Mayıs Pazartesi son dakika altın fiyatları! Gram altın, çeyrek altın ne kadar oldu? En güncel altın fiyatları canlı takip ile burada]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>11 Mayıs 2026 Pazartesi güncel altın fiyatları: Altın resmen çakıldı! Bugün gram altın, çeyrek altın ne kadar oldu? Son dakika altın fiyatları, alış satış canlı takip ile bu haberde...</p><p>Altın fiyatlarında hareketli günler devam ediyor. Düşüş ve yükselişleriyle gündemden düşmeyen güvenli limanda son dakika gelişmeleri merak ediliyor. Yatırımcının gözü, güncel altın fiyatlarında. Parasını altına yatırmak isteyenler ya da var olan altınını nakde çevirmek isteyenler dikkat! Bu haberi okumadan altın alışverişi yapılmaması önerilir. Bugün altın ne kadar? Gram altın, çeyrek altın alış satış fiyatı ne oldu? İşte, 11 Mayıs 2026 Pazartesi altın fiyatları canlı takip ile burada...</p><p><b>11 MAYIS PAZARTESİ ALTIN GÜNE NASIL BAŞLADI? </b></p><p>Altın, 11 Mayıs 2026 Pazartesi gününe nasıl başladı? İşte yanıtı...</p><p>Dün ons fiyatındaki azalışa paralel değer kaybeden gram altın, günü 6 bin 568 liradan tamamlamıştı.</p><p>11 Mayıs 2026 Pazartesi gününe yükselişle başlayan gram altın, saat 09.35 itibarıyla 6 bin 592 lira seviyesinde bulunuyordu. Aynı dakikalar itibarıyla çeyrek altın 10 bin 850 liradan, cumhuriyet altını 43 bin 300 liradan satılıyordu.</p><p>Altının onsu ise, 4 bin 535 dolardan işlem görüyordu.</p><p><b>Peki, altın fiyatlarında son durum ne oldu? </b></p><p>Güne yükselişle başlayan altında son durum ne oldu? Gram altın, çeyrek altın, yarım altın, Cumhuriyet altını alış-satış rakamları nedir? Tüm bu soruların yanıtları canlı alış-satış tablosu ile burada...</p><p><b>İşte, 11 Mayıs 2026 Pazartesi altın fiyatları alış-satış rakamları...</b></p><p><b>GRAM ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 6.797,05</p><p>Satış: 6.797,81</p><p><b>ÇEYREK ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 10.875,56</p><p>Satış: 11.125,81</p><p><b>YARIM ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 21.683,14</p><p>Satış: 22.251,63</p><p><b>CUMHURİYET ALTINI</b></p><p>Alış: 45.080,00</p><p>Satış: 45.761,00</p><p><b><font color="#ff0000"><a href="https://www.platinonline.com/altin-fiyatlari">GÜNCEL ALTIN FİYATLARI SAYFASINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ (CANLI TAKİP)</a></font></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/altinda-sert-dusus-11-may-403_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275533</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/icisleri-bakani-ciftciden-feto-ile-mucadele-vurgusu-275533</link>
      <pubDate>2026-05-11T13:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İçişleri Bakanı Çiftçi'den FETÖ ile mücadele vurgusu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Moğolistan İçişleri ve Adalet Bakanı Sainbuyan Amarsaikhan ile bir araya geldi. Bakan Çiftçi görüşmede, FETÖ'nün Türkiye'de demokrasiyi, anayasal düzeni ve millet iradesini hedef almaktan ibaret bir örgüt olmadığını, faaliyet gösterdiği tüm ülkelerde 'sinsice' çıkarlarına hizmet edecek mensuplarını devşirmek üzere hareket ettiğini söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İçişleri Bakanı Çiftçi'den FETÖ ile mücadele vurgusu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Türkiye ile Moğolistan arasında gerçekleştirilen Karma Ekonomik ve Ticaret Komitesi 10. Dönem Toplantısı kapsamında Moğolistan'da bulunan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Moğolistan İçişleri ve Adalet Bakanı Amarsaikhan ile görüştü.</p><p>Görüşmede, iki kurum arasında geçmişe dayanan bir işbirliği olduğunu belirten Çiftçi, bu kapsamda önceki dönemlerde imzalanan Güvenlik İş Birliği Anlaşması ve Ek Protokolü, Göç İdaresi Başkanlığı ile Moğolistan Göç Servisi arasında Ortak Niyet Beyanı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile Moğolistan Ulusal Acil Durum Yönetimi Kurumu arasında Acil Durum Yönetimi Alanında İş Birliğine İlişkin Mutabakat Zaptı'nın, bu işbirliğinin birer yansıması olduğunu ifade etti.</p><p>Çiftçi, gerçekleştirilen ikili görüşmede, FETÖ konusuna dikkati çekerek, FETÖ'nün Türkiye'de demokrasiyi, anayasal düzeni ve millet iradesini hedef almaktan ibaret bir örgüt olmadığını, aynı zamanda faaliyet gösterdiği tüm ülkelerde "sinsice" kendi çıkarlarına hizmet edecek örgüt mensuplarını devşirmek üzere hareket ettiğini vurguladı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/1-110520263bfd99b2.jpg"/><p>Moğolistan'ın, FETÖ ile mücadele noktasında Türkiye'nin yanında yer almış olmasından ve bu hain terör örgütü için faaliyet gösterenleri ülke dışına çıkarmış olmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Çiftçi, ancak FETÖ'nün Almanya merkezli bir paravan şirket aracılığıyla okullar üzerinde devam eden bir kontrolünün olduğunu ve iki ülkenin ulusal güvenlik çıkarları adına bunun sona erdirilmesi beklentisi içerisinde olduklarını aktardı.</p><p>İçişleri Bakanı Çiftçi, yurt dışında nitelikli, şeffaf ve güvenilir eğitim faaliyetlerini desteklemeye büyük önem verdiklerini vurgulayarak, bu amaçla kurulan Türkiye Maarif Vakfının, Türkiye Cumhuriyeti adına yurt dışında eğitim kurumu açma yetkisine sahip temel kurum olduğunu hatırlattı.</p><p>Çiftçi, Türkiye Maarif Vakfının Moğolistan'da tüzel kişilik kazanmasına, eğitim faaliyetlerine başlayabilmesine ve uygun görülmesi halinde FETÖ iltisaklı okulların devri için gerekli yasal zemini oluşturacak Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasına işaret etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/icisleri-bakani-ciftciden-169_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275532</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/disisleri-bakani-fidandan-katara-kritik-ziyaret-275532</link>
      <pubDate>2026-05-11T13:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan'dan Katar'a kritik ziyaret!]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bölge diplomasisi kapsamında Katar'a resmi bir ziyaret gerçekleştirecek. Görüşmlerde Türkiye ile Katar arasındaki stratejik iş birliği başta olmak üzere bölgesel güvenlik ve Körfez'deki son gelişmeler ele alınacak. İşte detaylar...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan'dan Katar'a kritik ziyaret!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bölge diplomasisi kapsamında 12 Mayıs Salı günü Katar'a resmi bir ziyaret gerçekleştirecek. Başkent Doha'da yapılacak temaslarda, Türkiye ile Katar arasındaki stratejik iş birliği başta olmak üzere bölgesel güvenlik ve Körfez'deki son gelişmeler ele alınacak.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/video2-110520262ab113aa.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Ziyaret kapsamında, Türkiye'de düzenlenmesi planlanan "Yüksek Stratejik Komite" toplantısının hazırlıkları gözden geçirilecek.</p><p>Görüşmelerde ayrıca, küresel enerji ve ticaret yolları açısından kritik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisinin yeniden sağlanmasının stratejik değeri üzerinde durulacak. Bu durumun hem bölgesel güvenlik hem de küresel ekonomik istikrar açısından taşıdığı öneme dikkat çekilecek.</p><p><b>BÖLGESEL GÜVENLİK VE SAVUNMA İŞ BİRLİĞİ VURGUSU</b></p><p>Temaslarda, bölgedeki gelişmelerin savunma ve askeri iş birliğinin stratejik değerini bir kez daha ortaya koyduğu vurgulanacak. Körfez bölgesindeki ihtilafların sona erdirilmesinin öncelikli başlıklar arasında yer alması beklenirken, Türkiye ile Katar'ın bu alandaki ortak çalışmalarının bölgesel istikrar ve ekonomik entegrasyon açısından taşıdığı kritik önem ifade edilecek.</p><p><b>GAZZE, LÜBNAN VE "BÖLGESEL SAHİPLENME" GÜNDEMİ</b></p><p>Doha'daki görüşmelerin bir diğer önemli gündem maddesi ise İsrail'in bölgedeki faaliyetleri olacak. İsrail'in barış sürecini zorlaştıran politikalarına karşı "bölgesel sahiplenme" vurgusunun yapılacağı ziyaretlerde; Gazze ve Batı Şeria'daki insani durumun uluslararası kamuoyunun gündeminde tutulmasının önemi belirtilecek. Ayrıca, Lübnan'ın egemenliğinin korunmasının bölgesel istikrarın tesisi açısından vazgeçilmez olduğu vurgulanacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/disisleri-bakani-fidan-ka-391_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275531</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/abdisrail-iran-savasinda-son-durum-su-asamada-odak-noktamiz-sonlandirilmasi-275531</link>
      <pubDate>2026-05-11T13:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ABD/İsrail-İran Savaşı'nda son durum! "Şu aşamada odak noktamız sonlandırılması"]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD'nin İran'a sunduğu öneri taslağına ilişkin, "Şu aşamada odak noktamız savaşın sonlandırılmasıdır. ABD ise mantık dışı taleplerinde ısrar ediyor." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ABD/İsrail-İran Savaşı'nda son durum! "Şu aşamada odak noktamız sonlandırılması"]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, başkent Tahran'da düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.</p><p>ABD'nin İran'a sunduğu taslağa ilişkin Bekayi, şunları kaydetti:</p><p>"Şu aşamada odak noktamız savaşın sonlandırılmasıdır. Nükleer meseleler ve zenginleştirme konusu daha sonra alacağımız kararlar ve seçeneklerle birlikte tartışılacak hususlardır. ABD mantık dışı taleplerinde ısrar ediyor ve tek taraflı bakış açısını dayatmaya devam ediyor."</p><p><b>"İMTİYAZ TALEP ETMEDİK"</b></p><p>Bekayi, ABD'ye sundukları öneriye ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:</p><p>"Sadece İran'ın güvenliği ile değil tüm bölgenin güvenliği ile ilgili öneride bulunduk. İmtiyaz talep etmedik; isteğimiz şey İran'ın haklarıdır. Biz sadece ülkemizin savaşı sona erdirme hakkını talep ediyoruz. Lübnan başta olmak üzere savaşın tümüyle sonlandırılması, Hürmüz Boğazı ile Fars (Basra) Körfezi'nde deniz ulaşımı konusunda güvenliğin sağlanması, ABD'nin deniz haydutluğunun sona erdirilmesi ve ABD baskısı ile haksız yere bankalarda tutulan İran'ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması gündemdedir ve meşru taleplerimizdir."</p><p>Tahran'ın Washington'a sorumlu öneriler sunduğunu söyleyen Bekayi, "İran bölgede sorumluluk sahibi bir güçtür. ABD'ye sunduğu teklif sorumluluk bilinci ile hazırlanmıştır." dedi.</p><p><b>İRAN'IN, TRUMP'IN ÇİN ZİYARETİNDEN BEKLENTİSİ</b></p><p>ABD'nin tek taraflı ve aşırı tutumunda ısrarcı olduğunu dile getiren Bekayi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Pekin ziyaretine ilişkin ise "Çinli dostlarımızın, yasa dışı Amerikan eylemlerinin sonuçlarına karşı uyarıda bulunma fırsatını değerlendireceklerini umuyoruz." temennisinde bulundu.</p><p>Bekayi ayrıca, müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması veya İran'a yönelik yeni bir saldırı ihtimaline dair, "Savaşmak zorunda kaldığımız her an savaşacağız." ifadesini kullandı.</p><p><b>"HÜRMÜZ BOĞAZI'NA MÜDAHALE MESELEYİ DAHA KARMAŞIK HALE GETİRİR"</b></p><p>Hürmüz Boğazı'na ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Bekayi, şunları kaydetti:</p><p>"Hürmüz Boğazı'na dair konulara müdahale meseleyi daha karmaşık hale getirir. Sorun ABD ve Siyonist rejimin saldırganlığından kaynaklanmaktadır. ABD'nin gerçekleştirdiği düşmanca eylemler bölgedeki istikrarsızlığın temel nedenidir. Hürmüz Boğazı 28 Şubattan önce açıktı."</p><p><b>"UAEA BAŞKANI, ASIL GÖREVİNDEN UZAKLAŞTI"</b></p><p>Bekayi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Mariano Grossi'nin "İran'daki uranyumun savaşla yok edilemediği" yönündeki açıklamalarına da tepki gösterdi.</p><p>Bekayi, "Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı'nın açıklamaları uzun süredir asıl görevinden uzaklaştığını göstermektedir. Ajansın itibarını kazandıracak şey, ABD-İsrail'in İran'ın tesislerine yönelik saldırılarını kınaması ve bu saldırıların tekrarlanmaması için önlem almasıdır." diye konuştu.</p><p>Fransa ve İngiltere'nin bölgeye savaş gemisi gönderme isteğiyle ilgili haberler hakkında da konuşan Bekayi, "Avrupalı ülkelere çok açık bir şekilde, ABD ve Siyonist rejimin bölgesel konulardaki kışkırtmalarının fayda sağlamayacak bir krize dönüşmesine müsaade etmemeleri gerektiğini ilettik." diye konuştu.</p><p><b>İSRAİL'İN IRAK'TA GİZLİ ASKERİ ÜS KURDUĞU İDDİASI</b></p><p>Bekayi son olarak, İsrail'in Irak'ta gizli askeri üs kurduğu yönündeki iddialara değindi.</p><p>İranlı sözcü, "Bu konu oldukça önemli ve Iraklı yetkililerle görüşmelerde bu ele alınacak. Ayrıca bu mesele Siyonist rejimin bölge ülkelerinin topraklarını kötü niyetlerle kullandığına dair bize ulaşan raporlarla birlikte ele alınacaktır." ifadelerini kullandı</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/abdisrail-iran-savasinda--107_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275530</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/orman-yanginlariyla-mucadelede-yeni-araclar-gorev-yerlerine-ugurlandi-275530</link>
      <pubDate>2026-05-11T12:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Orman yangınlarıyla mücadelede yeni araçlar görev yerlerine uğurlandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, orman yangınlarıyla mücadelede toplam 5 bin 600 araçlık kara filosuna ulaştıklarını belirterek, "Ülkemizin dört bir yanında 'yeşil vatan' savunmamızı biraz daha güçlendirmiş oluyoruz." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Orman yangınlarıyla mücadelede yeni araçlar görev yerlerine uğurlandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Orman Genel Müdürlüğü'nde düzenlenen "Yangın Söndürme Araçlarının Görev Yerlerine Uğurlanması Töreni"nde yaptığı konuşmada, göreve uğurlayacakları her aracın, ormanları koruma iradelerinin, devletin gücünün ve orman teşkilatının birer nişanesi olacağını söyledi.</p><p>İklim krizinin artık bir senaryo olmaktan öteye geçtiğine işaret eden Yumaklı, değişen iklim koşullarının dünyanın her ülkesi gibi Türkiye'yi de yoğun bir şekilde etkilemeye devam ettiğini anlattı.</p><p>Meteorolojik verilerin, tablonun ciddiyetini açık bir şekilde ortaya koyduğuna dikkati çeken Yumaklı, 2025'te sıcaklık ortalamalarının neredeyse bütün aylarda mevsim normallerinin üzerinde seyrettiğini, geçen yılın son 176 yılın en sıcak ikinci yılı olarak kayıtlara geçtiğini hatırlattı. Geçen yıl çok ciddi bir kuraklık yaşandığını anımsatan Yumaklı, "Bu yıl mart ve nisan aylarında, ciddi yağışlar aldık. Bu, su varlıklarımız açısından son derece önemli ancak doğanın canlanmasının avantajları kadar dezavantajları da olmaya başladı. Seller ve diğer hususları bir kenara bırakacak olursak, sadece orman yangınları açısından baktığımızda ot ve çalı formundaki bitki örtüsünün yoğun bir şekilde büyümesi ve yaz aylarında kuruyacak olması sebebiyle ince yanıcı madde miktarında artış söz konusu olacak." diye konuştu.</p><p>Yumaklı, bu durumun yangınların daha kolay başlamasına ve daha hızlı bir şekilde yayılmasına neden olabileceğinin altını çizerek, sıcaklıkların artmaya başladığı anlardan itibaren açık alanda herhangi bir ateş yakılmaması gerektiğini vurguladı. Orman yangınlarına karşı hazırlıkları, iklim değişikliğinin getirdiği tüm tehditlere göre yaptıklarını aktaran Yumaklı, bu durumun yıl boyunca sürmesi gerektiğini bildirdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/2-11052026fc7e0a61.jpg"/><p><strong>"TOPLAM 5 BİN 600 ARAÇLIK KARA FİLOSUNA ULAŞTIK"</strong></p><p>Bu mücadelenin en büyük gücünün, Orman Genel Müdürlüğü ve orman teşkilatı olduğunu vurgulayan Yumaklı, şöyle devam etti:</p><p>"Aylar öncesinden, arkadaşlarımız sahaya indi. Köy köy, mahalle mahalle dolaşarak bilgilendirme, eğitim ve farkındalık çalışmalarını tamamladı. Başta İçişleri Bakanlığımız olmak üzere valilerimizle ve tüm kurumlarımızla toplantılar yaparak, hem geçmiş yılın değerlendirmesini gerçekleştirdik hem de bu yıl neler yapmamız gerekiyor konuştuk. Her geçen yıl da kabiliyetimizi artırıyoruz. Orman Genel Müdürlüğünün envanterindeki ve mücadelede kullandıkları hava ve kara gücü, Cumhuriyet tarihinin en güçlü yangınla mücadele kapasitesini ifade etmektedir. 28 uçak, 119 helikopter ve 14 İHA ile dünyanın sayılı filolarından birisini oluşturmuş durumdayız. Geçen yıla göre, hava aracı sayımızı artırarak 161'e ulaştık. Su atma kapasitemiz de 462 ton oldu. Hava araçlarımızın suya erişimini kolaylaştırmak için 4 bin 852 gölet ve havuz oluşturduk."</p><p>Yumaklı, görev yerlerine uğurlayacakları araçlarla birlikte 1953 arazöz, 878 iş makinesi ve 2 bin 766 ilk müdahale aracıyla toplam 5 bin 600 araçlık kara filosuna ulaştıklarını belirterek, ormanların içinde yollar ve farklı tesislerin oluşturulmasıyla müdahale süresinin aşağı çekileceğine işaret etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/1-110520269faa0e9d.jpg"/><p><strong>"ORMAN YANGINLARININ YÜZDE 91'İ İNSAN KAYNAKLI ÇIKTI"</strong></p><p>Geçen yıl verilerine göre, orman yangınlarının yüzde 91'inin insan kaynaklı çıktığını anımsatan Yumaklı, ormanlarda ve orman yakınlarında ateş yakılmaması gerektiğini bildirdi.</p><p>Yumaklı, en küçük ihmalkarlığın bile büyük felaketlere yol açabileceğinin altını çizerek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>"Bugün göreve uğurlayacağımız 20 dozer, 65 arazöz ve 16 ekskavatörle, ülkemizin dört bir yanında 'yeşil vatan' savunmamızı biraz daha güçlendirmiş oluyoruz. Araçların hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. İnşallah bu arazözleri yangın söndürmek için değil, ağaçları sulamak için kullanalım. Bu vesileyle, 'yeşil vatan' uğruna canlarını feda etmiş bütün kardeşlerime rahmet diliyorum. Orman teşkilatımıza, her zaman çok ciddi bir şekilde destek veren, bizleri cesaretlendiren Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'a da şükranlarımı arz etmek istiyorum. Bu büyük mücadelede yalnız değiliz, bunu biliyoruz."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/3-1105202639e3eed6.jpg"/><p><strong>"ARAÇLAR 'YEŞİL VATAN'IN KORUNMASI İÇİN GÜÇ SAĞLAYACAK"</strong></p><p>Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey de yangın anında zamanla yarıştıklarını belirterek, yangınları haber alma sürelerinin 2 dakika, yangına ilk müdahaleyi yapma sürelerinin ise 11 dakika olduğunu söyledi.</p><p>Görev yerlerine uğurlayacakları araçların, orman yangınlarıyla mücadelenin önemli bir parçası olacağına işaret eden Karacabey, "Bu araçlar, ekiplerimizin sahadaki hareket kabiliyetini artıracak, yangınlara daha etkin bir müdahale imkanı sağlayacak ve 'yeşil vatan'ın korunması yolunda büyük güç sağlayacak." ifadesini kullandı.</p><p>Programın ardından Yumaklı, görev yerlerine gönderilecek araçları inceleyerek bilgi aldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/orman-yanginlariyla-mucad-393_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275529</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/yuksek-tansiyona-karsi-gelistirilen-ilac-tipta-dengeleri-degistirebilir-275529</link>
      <pubDate>2026-05-11T12:56:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yüksek tansiyona karşı geliştirilen ilaç tıpta dengeleri değiştirebilir]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Amerika Birleşik Devletleri'nde 71 merkezde yürütülen geniş kapsamlı bir Faz 2 klinik araştırmada, baxdrostat isimli deneysel ilaç, kronik böbrek hastalığı ve kontrolsüz hipertansiyonu olan hastalarda kan basıncını önemli ölçüde düşürdü ve böbrek hasarı riskini azalttı. Uzmanlar, bu bulguların dirençli hipertansiyon ve böbrek koruması açısından yeni bir dönem başlatabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yüksek tansiyona karşı geliştirilen ilaç tıpta dengeleri değiştirebilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri'nde 71 farklı klinik merkezde yürütülen yeni bir Faz 2 klinik araştırma, baxdrostat adlı deneysel bir ilacın kronik böbrek hastalığı ve kontrolsüz hipertansiyonu olan hastalarda kan basıncını anlamlı derecede düşürdüğünü ve böbrek hasarıyla ilişkili belirteçleri kayda değer oranda azalttığını ortaya koydu. Kronik böbrek hastalığı ve yüksek tansiyonun bir arada bulunduğu, tedaviye dirençli hasta grubunda gerçekleştirilen bu çalışma, American Society of Nephrology Dergisi'nde yayımlandı. Araştırmacılar, baxdrostatın standart tedaviye eklenmesiyle birlikte sistolik kan basıncında plaseboya kıyasla belirgin bir düşüş ve böbrek ile kardiyovasküler risk göstergesi olan idrar albümin seviyelerinde ciddi bir azalma gözlemledi. Bulgular, ilacın yalnızca tansiyonu düşürmekle kalmayıp, aynı zamanda böbrekleri ilerleyen hasardan koruma potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor.</p><h3>Utah Üniversitesi'nden Dr. Dwyer: 'Baxdrostat ile yaşamı değiştiren etkiler mümkün'</h3><p>Baxdrostat, aldosteron hormonunun üretimini azaltmak üzere geliştirilen ve henüz ABD Gıda ve İlaç İdaresi tarafından onaylanmamış bir ilaç olarak dikkat çekiyor. Araştırmanın baş yazarı Utah Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nden Prof. Dr. Jamie P. Dwyer, kronik böbrek hastalığı ve yüksek kan basıncının birbirini tetikleyerek hastalarda ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını, bu döngünün kalp krizi, inme ve böbrek yetmezliği riskini artırdığını vurguladı. Dr. Dwyer, baxdrostatın bu zorlu hasta grubunda kan basıncını düşürmekle kalmayıp, böbrek fonksiyonlarını da koruduğunu belirterek, "Bu sonuçlar, kronik böbrek hastalığı ve hipertansiyonla yaşayanlar için yaşamı değiştiren etkiler yaratabilir" dedi. Araştırmada yer alan 195 katılımcının ortalama yaşı 66, yüzde 32'si kadın, yüzde 40'ı beyaz ve yüzde 80'i Tip 2 diyabet hastasıydı. Katılımcıların tamamı, maksimum tolere edilen dozda anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörü veya anjiyotensin reseptör blokeri kullanmasına rağmen, sistolik kan basınçları 140 mm Hg'nin üzerinde seyrediyordu. Özellikle Tip 2 diyabeti olan hastalarda bu eşik 130 mm Hg olarak belirlendi. Başlangıçta ortalama sistolik kan basıncı 151.2 mm Hg, idrar albümin seviyesi ise 713.8 mg/gm kreatinin olarak saptandı. Bu değerler, kronik böbrek hastalığının ciddi düzeyde olduğunu gösteriyor.</p><h3>Baxdrostat ile kan basıncı ve böbrek yükü belirteçlerinde çarpıcı iyileşme</h3><p>Çalışmanın 26 haftalık izlem süresi sonunda, baxdrostat alan hastalarda ortalama sistolik kan basıncı düşüşü plasebo grubuna göre 8.1 mm Hg daha fazla oldu. Bu oran, yaklaşık yüzde 5'lik bir azalmaya karşılık geliyor ve dirençli hipertansiyon tedavisinde önemli bir başarı olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, idrar albümin seviyelerinde plasebo grubuna kıyasla yüzde 55'lik bir düşüş saptandı. Yüksek idrar albümin seviyesi, böbrek ve kardiyovasküler hastalık riskinin arttığını gösteren önemli bir belirteç olarak biliniyor. Araştırmacılar, baxdrostatın böbrek hastalığı ilerlemesini yavaşlatma potansiyeline dikkat çekerek, bu etkinin şu anda devam eden iki büyük Faz 3 çalışmasında daha kapsamlı biçimde incelendiğini belirtti. Güvenlik açısından, baxdrostat kullanan hastaların yüzde 41'inde yüksek potasyum seviyeleri görüldü. Bu, özellikle renin-anjiyotensin-aldosteron sistemini etkileyen ilaçlarda bilinen bir risk olarak öne çıkıyor. Plasebo grubunda ise bu oran yüzde 5'te kaldı. Çoğu yüksek potasyum vakası hafif veya orta şiddette seyretti. Deneme boyunca ölüm ya da beklenmedik ciddi yan etki bildirilmedi. Ciddi olumsuz olaylar, baxdrostat grubunda yüzde 9, plasebo grubunda ise yüzde 3 oranında kaydedildi.</p><h3>Baxdrostat, dirençli hipertansiyon ve böbrek korumasında yeni bir dönem başlatabilir</h3><p>Baxdrostat, aldosteron sentaz inhibitörleri sınıfında yer alıyor ve vücudun aldosteron üretimini azaltmayı hedefliyor. Bu ilaç sınıfı, yüksek tansiyon, kronik böbrek hastalığı ve kalp yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarında umut vadediyor. Son yıllarda yapılan Faz 3 BaxHTN ve Bax24 denemelerinde de baxdrostat, kontrolsüz hipertansiyonu olan hastalarda sistolik kan basıncında anlamlı düşüşler sağladı. Özellikle 2 mg dozunda, 12 hafta sonunda baz seviyeden 15.7 mm Hg'lik bir azalma kaydedildi. Bu sonuçlar, plasebo ile karşılaştırıldığında 9.8 mm Hg'lik bir fark oluşturdu. Ayrıca, 24 saatlik ambulatuvar sistolik kan basıncında 14.0 mm Hg, gece ölçümlerinde ise 13.9 mm Hg'lik plasebo ayarlı azalma elde edildi. AstraZeneca, bu verileri düzenleyici kurumlarla paylaşarak ilacın onay sürecini hızlandırmayı hedefliyor. Kronik böbrek hastalığı için ise baxdrostat, dapagliflozin ile kombinasyon halinde Faz 3 çalışmalarda test ediliyor. Bu çalışmalar, ilacın böbrek yetmezliğini önleyip önleyemeyeceğini ve uzun vadeli böbrek ile kalp koruması sağlayıp sağlamadığını değerlendirmek üzere yürütülüyor. Araştırmacılar, elde edilen Faz 2 bulgularının, aldosteronun düşürülmesinin uzun vadede böbrek ve kalp sağlığında kalıcı iyileşmeler getirip getirmeyeceğini test eden daha büyük sorulara ışık tuttuğunu belirtiyor.</p><h3>Uzmanlar: 'Baxdrostat ile yeni antihipertansif ilaç sınıfı doğuyor'</h3><p>Pennsylvania Üniversitesi Perelman Tıp Okulu'ndan Dr. Jordana B. Cohen, kronik böbrek hastalığı olan kişilerin genellikle ilaç çalışmalarından dışlandığını, ancak baxdrostat araştırmasında bu hasta grubunun temsil edildiğini ve ilacı iyi tolere ettiklerini söyledi. Dr. Cohen, "Bu yeni bulgular, antihipertansif ilaçların hem böbrek hem de kardiyovasküler koruma sağlayabileceği ve geniş hasta gruplarında güvenli, etkili sonuçlar alınabileceği konusunda güven veriyor" açıklamasında bulundu. Ayrıca, kronik böbrek hastalığı ve yüksek hipertansiyon oranlarına sahip hastaların çalışmalarda yer almasının, gerçek yaşamda tedavi edilemeyen hasta popülasyonları için umut verici olduğunu vurguladı. Uzmanlar, baxdrostatın dirençli hipertansiyon yönetiminde devrim yaratabileceği ve böbrek hastalığı ilerlemesini yavaşlatma potansiyeline sahip olduğu görüşünde birleşiyor. Sonuçların, özellikle böbrek yetmezliği ve kardiyovasküler olayların önlenmesi açısından büyük önem taşıdığı belirtiliyor.</p><h3>Çalışma detaylarında baxdrostat ve hasta profili öne çıkıyor</h3><p>Çalışmanın 195 katılımcısı, ortalama 66 yaşındaydı ve büyük çoğunluğu Tip 2 diyabet hastasıydı. Katılımcıların yüzde 32'si kadın, yüzde 40'ı beyaz olarak kaydedildi. Kronik böbrek hastalığı ve kontrolsüz hipertansiyonu olan bu hastalar, standart tedaviye rağmen sistolik kan basıncı yüksek seyreden bir gruptan seçildi. Başlangıçta eGFR değerleri 25 ile 75 mL/dk/1.73 arasında yer aldı ve ortalama değer 44 mL/dk/1.73 olarak ölçüldü. İdrar albümin-kreatinin oranı ise 100 mg/g'nin üzerindeydi ve ortalama 713.8 olarak kaydedildi. Katılımcılar, düşük doz baxdrostat (günde 0.5 mg, iki hafta sonra 1 mg), yüksek doz baxdrostat (günde 2 mg, iki hafta sonra 4 mg) veya plasebo gruplarına rastgele atandı. 26 haftalık tedavi süresinin sonunda, araştırmacılar kan basıncı ve böbrek fonksiyonunu değerlendirdi. Ana analizde, üç grup arasında sistolik kan basıncındaki değişiklikler karşılaştırıldı ve olası yan etkiler yakından takip edildi. Bu titiz çalışma, baxdrostatın hem etkinliğini hem de güvenlik profilini ortaya koyarak, dirençli hipertansiyon ve böbrek korumasında yeni bir dönemin kapılarını araladı.</p><p>Baxdrostat ile ilgili devam eden Faz 3 çalışmalarının sonuçları, ilacın uzun vadeli böbrek ve kalp koruması sağlayıp sağlamayacağını belirleyecek. Uzmanlar, bu yeni ilaç sınıfının kronik böbrek hastalığı ve dirençli hipertansiyon tedavisinde önemli bir çığır açabileceğine işaret ediyor. Araştırmanın bulguları, hem hastalar hem de sağlık profesyonelleri için umut verici bir gelecek vadediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/yuksek-tansiyona-karsi-ge-149_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275528</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/bilim-insanlari-kanseri-alt-edebilecek-yeni-tedavi-stratejisini-acikladi-275528</link>
      <pubDate>2026-05-11T12:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim insanları kanseri alt edebilecek yeni tedavi stratejisini açıkladı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Londra Üniversitesi St George's ekibi, kanser tedavisinde evrimsel yaklaşımı temel alan yeni bir strateji geliştirdi. Bu yöntem, özellikle dirençli tümörlerle mücadelede umut vadediyor ve halihazırda üç farklı kanser türünde klinik denemeler yürütülüyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim insanları kanseri alt edebilecek yeni tedavi stratejisini açıkladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim dünyası, Londra Üniversitesi St George's Matematik Bölümü'nden Dr. Robert Noble ve çalışma arkadaşlarının geliştirdiği yeni bir kanser tedavi stratejisiyle heyecanlandı. Evrimsel ilkelerden ilham alan bu yöntem, kanser tedavilerinde karşılaşılan direnç sorununa yenilikçi bir çözüm sunuyor. Araştırmacılar, özellikle tedaviye karşı direnç geliştiren kanser hücreleriyle mücadelede zamanlamanın hayati rol oynadığını vurguladı. Geliştirilen strateji, kanserli hücreler henüz ilk tedaviye yanıt verirken ikinci bir tedaviye geçilmesini öneriyor. Bu yaklaşım, klasik yöntemlerin ötesine geçerek, tümörlerin yeniden büyümesini önlemeyi ve tedavi başarısını artırmayı hedefliyor.</p><h3>Dr. Robert Noble: 'Evrimsel yaklaşım dirençli kanserlere karşı etkili olabilir'</h3><p>Dr. Robert Noble, yürüttükleri çalışmada evrim teorisinin sunduğu avantajları kanser tedavisine uyarladıklarını açıkladı. Standart tedavi yöntemlerinde doktorlar, genellikle tümörün yeniden büyümesini bekledikten sonra ikinci tedaviye başlıyor. Ancak bu süreçte bazı kanser hücreleri, ikinci tedaviye de direnç kazandıran mutasyonlar geliştirebiliyor. Noble, "Evrimsel yaklaşımlar, antibiyotik direnciyle mücadelede ve grip aşılarının belirlenmesinde başarı sağladı. Benzer bir stratejinin kanser tedavisinde de etkili olmasını bekliyoruz" dedi. Araştırma ekibi, matematiksel modeller kullanarak, tedavi zamanlamasının doğru ayarlanmasının dirençli hücrelerin ortaya çıkmasını engelleyebileceğini gösterdi. Bu bulgular, kanser tedavisinde yeni bir dönemin kapılarını aralayabilir.</p><h3>Klinik denemeler başladı: Üç kanser türünde umut veren adımlar</h3><p>Çalışmanın sonuçları, kanser tedavisinde mevcut uygulamaların ötesine geçilmesi gerektiğine işaret ediyor. Dr. Noble ve ekibi, evrimsel yaklaşımı test etmek amacıyla yumuşak doku, prostat ve meme kanseri üzerinde üç ayrı klinik deneme başlattı. Bu denemelerde, tedavi sıralamasının ve zamanlamasının hastaların tümör büyüklüğü ve tedaviye yanıtı üzerindeki etkileri inceleniyor. Araştırmacılar, iki tedavi sırasının küçük tümörlerde etkili olabileceğini, ancak üç veya daha fazla tedavi arasında geçiş yapmanın daha büyük tümörlerde başarı şansını artırabileceğini belirtti. Bu deneysel çalışmaların başarıyla sonuçlanması halinde, kanser hastalarına uygulanan tedavi protokollerinde köklü değişiklikler gündeme gelebilir. Ayrıca, ek klinik denemelerin de planlandığı bildirildi.</p><p>Sonuç olarak, Londra Üniversitesi'nin öncülüğündeki bu evrimsel yaklaşım, kanser tedavisinde karşılaşılan direnç sorununu aşmak için yeni bir umut sunuyor. Eğer klinik denemeler olumlu sonuçlanırsa, bu strateji sayesinde daha fazla hasta, daha etkili ve kalıcı tedavi şansı elde edebilir. Bilim insanları, tedavi zamanlamasının ve doğru stratejinin kanserle mücadelede belirleyici olabileceğini vurguluyor. Önümüzdeki dönemde, bu alandaki gelişmelerin yakından takip edilmesi bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/bilim-insanlari-kanseri-a-523_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275527</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/hantavirus-alarmi-viruslu-gemiden-tahliye-edilen-iki-kisinin-testleri-pozitif-cikti-275527</link>
      <pubDate>2026-05-11T12:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Hantavirüs alarmı! Virüslü gemiden tahliye edilen iki kişinin testleri pozitif çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Virüslü gemi olarak anılan hantavirüs vakalarının tespit edildiği "MV Hondius" yolcu gemisinde bulunan Fransa ve ABD vatandaşı iki kişinin testlerinin pozitif çıktığı bildirildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Hantavirüs alarmı! Virüslü gemiden tahliye edilen iki kişinin testleri pozitif çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hantavirüs vakalarının tespit edildiği "MV Hondius" yolcu gemisinde bulunan Fransa ve ABD vatandaşı iki kişinin testlerinin pozitif çıktığı bildirildi.</p><p>Fransa Sağlık Bakanı Stephanie Rist, yaptığı açıklamada, gemiden tahliye edilen 5 Fransa vatandaşından birisinin hantavirüs testinin pozitif çıktığını duyurdu.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/video1-110520260188cf26.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Kadın yolcunun tahliyesinden kısa süre sonra iyi hissetmediğini belirten Rist, diğer 4 yolcunun testinin ise negatif çıktığı bilgisini paylaştı.</p><p>Rist, 5 Fransa vatandaşının başkent Paris'te karantina altına alınacağını söyledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/virslgemi-11052026060280fd.jpg"/><p><b>BİR ABD VATANDAŞININ TESTİ POZİTİF ÇIKTI</b></p><p>ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığının (HHS) sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, gemiden tahliye edilen 17 ABD vatandaşının durumuna ilişkin, "Yolculardan ikisi aşırı dikkat gerektirdiği için koruma altına alınmıştır. Bir yolcuda hantavirüs testi hafif pozitif çıkarken diğer yolcuda hafif semptomlar gözlemlendi." ifadelerine yer verildi.</p><p>ABD'li yolcuların Nebraska Üniversitesi Tıp Merkezi'ne yerleştirilecekleri, detaylı klinik değerlendirmelerden geçirilecekleri bildirildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/hantavirs-110520264fd8c300.jpg"/><p><b>HANTAVİRÜS</b></p><p>Hantavirüsün çoğunlukla kemirgenlerden bulaştığı biliniyor.</p><p>Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlara yol açıyor.</p><p>Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/hantavirus-alarmi-viruslu-701_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275526</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/bakan-bolat-turkiye-ile-belcika-15-milyar-dolarlik-ikili-ticaret-hacmine-ulasmayi-hedefliyor-275526</link>
      <pubDate>2026-05-11T12:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Bolat: Türkiye ile Belçika 15 milyar dolarlık ikili ticaret hacmine ulaşmayı hedefliyor]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Ticaret Bakanı Bolat, Türkiye ile Belçika arasındaki ikili ticaret hacminin 2025 yılında 9,3 milyar dolara ulaştığı belirterek, "İki ülke, sürdürülebilir ve dengeli bir şekilde 15 milyar dolarlık ikili ticaret hacmine ulaşmayı hedefliyor." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Bolat: Türkiye ile Belçika 15 milyar dolarlık ikili ticaret hacmine ulaşmayı hedefliyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye ile Belçika arasındaki ikili ticaret hacminin 2025 yılı itibarıyla 9,3 milyar dolara ulaştığı belirterek, "İki ülke, sürdürülebilir ve dengeli bir şekilde 15 milyar dolarlık ikili ticaret hacmine ulaşmayı hedefliyor." dedi.</p><p>Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından düzenlenen Türkiye-Belçika İş Forumu, Belçika Kraliçesi Mathilde, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, DEİK Başkanı Nail Olpak, Mathilde'nin başkanlığındaki heyet ve çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleştirildi.</p><p>Forumda konuşan Bolat, küresel ekonominin derin dönüşümler geçirdiği bir dönemde bir araya kaydederek, jeopolitik gerilimlerin, küresel tedarik zincirlerindeki aksamaların ve artan korumacılık eğilimlerinin uluslararası ticaret ve yatırım modellerini yeniden şekillendirdiğini söyledi.</p><p>Bolat, böyle bir ortamda güvenilir ortakların ve dirençli ekonomilerin artık bir tercih değil zorunluluk olduğunun altını çizerek, bu bağlamda Türkiye'nin öne çıktığını vurguladı.</p><p>Türkiye'nin Avrupa, Asya ve Afrika'nın kesişim noktasındaki stratejik konumuna işaret eden Bolat, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Türkiye, 1,3 milyardan fazla tüketiciye doğrudan erişim imkanı sunuyor. Türkiye genç, yetenekli iş gücü ve güçlü sanayi ekosistemi sayesinde küresel bir üretim, teknoloji ve lojistik devi haline geldi. 1,6 trilyon dolarlık milli geliriyle Türkiye, dünyanın 16. büyük ekonomisi ve OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ekonomilerden. Bu sağlam ekonomik temele dayanarak, Türkiye giderek kendisini küresel yönetişim ve inovasyonun bir merkezi olarak konumlandırıyor. Bu yıl Türkiye, NATO Zirvesi, BM COP31 ve Uluslararası Uzay Kongresi'ne ev sahipliği yapacak."</p><p><strong>"İKİ ÜLKE 15 MİLYAR DOLARLIK İKİLİ TİCARET HACMİNE ULAŞMAYI HEDEFLİYOR"</strong></p><p>Ticaret Bakanı Bolat, iki ülke arasındaki ikili ticaret hacminin istikrarlı bir şekilde yükselerek 2025'te 9,3 milyar dolara ulaştığını belirterek, "İki ülke, sürdürülebilir ve dengeli bir şekilde 15 milyar dolarlık ikili ticaret hacmine ulaşmayı hedefliyor." dedi.</p><p>Belçika'nın Türkiye'deki yatırımlarının yaklaşık 5 milyar dolara ulaştığını, Türkiye'nin Belçika'daki yatırımlarının ise 750 milyon dolara yaklaştığını anlatan Bolat, "Türkiye'de faaliyet gösteren 719 Belçika şirketinin varlığı, ekonomimize duyulan güvenin açık bir göstergesidir. Aynı şekilde, Türk şirketleri de lojistik, savunma, imalat, perakende ve ileri teknolojiler gibi sektörlerde Belçika'daki varlıklarını genişletiyor." diye konuştu.</p><p>Bolat, iki ülkenin işbirliği yapabileceği yeni ve stratejik alanlardan bahsederek ve bu alanlardan ilkinin savunma sanayisi olduğunu kaydederek, şu ifadeleri kullandı:</p><p>"Savunma ve havacılık ihracatımız 2002'deki 248 milyon dolardan 2025'te 10 milyar doların üzerine çıktı. Bu, yaklaşık 40 katlık artış anlamına geliyor ve Türkiye'yi savunma ürünleri ihracatında 11. sıraya yerleştiriyor. Belçika'nın savunma ekosistemimizle daha derin bir etkileşim kurma konusunda artan bir ilgisi olduğunu görüyoruz. İkincisi Türkiye, 150 milyar dolarlık lojistik pazarı ve 50 milyar doların üzerinde lojistik hizmet ihracatıyla gelişmiş dijital gümrük sistemlerine sahip önemli bir lojistik merkezidir."</p><p>Bolat, Belçika'nın gelişmiş lojistik konumuyla depolama, hava kargo, çok modlu taşımacılık ve dijital lojistik alanlarında açık fırsatlar barındırdığını kaydederek, "Türkiye'nin hızla genişleyen ulaşım altyapısı, 58 havaalanı, 247 milyon yolcu ve 356 destinasyonla bu ekosistemi daha da güçlendirmektedir. Ülkelerimiz arasında haftalık 80 yolcu ve 14 kargo uçuşu gerçekleştirilmekte olup bu da turizmi canlandırmaktadır. Geçen yıl 600 binden fazla Belçikalı turist Türkiye'yi ziyaret etti." şeklinde konuştu.</p><p><strong>"TÜRK MÜTEAHHİTLER 138 ÜLKEDE 560 MİLYAR DOLARLIK PROJE ÜSTLENDİ"</strong></p><p>Bakan Bolat, iki ülkenin ticaret hacminin artırılabileceği alanlardan birisinin de "bilgi ve işlem teknolojileri" olduğunu belirterek, Türkiye'nin imalat katma değerini 41 milyar dolardan 240 milyar dolara çıkardığını söyledi.</p><p>Bolat, "40 milyar dolarlık pazar büyüklüğü ve 240 bin profesyoneliyle bilgi ve işlem teknolojileri sektörü, 'Endüstri 4.0' uygulamalarıyla dijital dönüşümü giderek daha fazla yönlendirmektedir. Çeşitlendirme, arz güvenliği ve temiz teknolojilere odaklanan Türkiye'nin enerji geçişi, özellikle açık deniz rüzgar enerjisi ve hidrojen teknolojilerinde Belçika ile önemli bir işbirliği alanı yaratmaktadır. Ayrıca, 9,2 milyar dolarlık ilaç pazarı ve 50 binden fazla profesyonel çalışanıyla Türkiye, ortak araştırma ve geliştirme için bir platform sunmakta." ifadelerini kullandı.</p><p>Türk müteahhitlerin bugüne kadar 138 ülkede 560 milyar dolarlık proje üstlendiğini anlatan Bolat, Belçika'da üstlenen inşaat projesi hacminin 335 milyon dolar olduğunu bildirdi.</p><p>Bolat, "Bu anlamda, ekonomik ortaklığımızı yalnızca ikili ülkelerimiz arasında değil, aynı zamanda üçüncü pazarlarda ve hükümetler nezdinde de geliştirmek için büyük bir alan bulunmaktadır." diye konuştu.</p><p><strong>"GÜMRÜK BİRLİĞİNİN MODERNİZE EDİLMESİ KONUSUNDA ÇOK YAKIN ÇALIŞIYORUZ"</strong></p><p>Ticaret Bakanı Bolat, Gümrük Birliğinin modernize edilmesi için çalışmaların devam ettiğini belirterek, bu konudaki desteği için Belçika'ya teşekkür etti.</p><p>Önceliklerinin "iş dostu bir ortam oluşturmak" olduğunu dile getiren Bolat, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>"Yatırımların korunması ve teşviki ile çifte vergilendirmenin önlenmesine ilişkin anlaşmalar da dahil olmak üzere sağlam hukuki çerçevemiz, yatırımcılar için şeffaflık, öngörülebilirlik ve güvenlik sağlamaktadır. Aynı zamanda AB ile Türkiye ve AB üyesi ülkeler arasındaki Gümrük Birliğinin günümüz koşullarına uygun şekilde modernize edilmesi konusunda çok yakın çalışıyoruz. Günümüzün ekonomik gerçekleri doğrultusunda Belçika'nın AB içinde bu yaklaşımı desteklediğine inanıyoruz. Bu nedenle AB ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliğinin modernizasyonuna verdikleri destek için Belçika hükümetine en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz."</p><p>Bolat, AB'nin ticaret ve sanayi politikalarının kapsayıcı olması, dışlayıcı olmaması ve Türk şirketleri ile Avrupa şirketleri arasındaki derin entegre değer zincirlerini zayıflatmaması gerektiğini vurguladı.</p><p>Türkiye ile AB arasındaki ikili ticaret hacminin yılda 233 milyar dolara ulaştığını kaydeden Bolat, "Ayrıca geçen yıl, toplamı 290 milyar dolara ulaşan Türkiye'ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların yaklaşık yüzde 70'i Avrupalı şirketlerden ve Avrupalı sanayilerinden gelmiştir. AB çerçevesi içindeki ortak çabalarımızla Türkiye, güvenilir bir ortak, güvenilir bir lojistik ve tedarik zinciri merkezi olarak hizmet vermeye devam edecektir." şeklinde konuştu.</p><p>Forum kapsamında Ticaret Bakanı Bolat ile Belçika Başbakan Yardımcısı, Dışişleri, Avrupa İşleri ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Maxime Prevot ve Belçika Savunma Bakanı Theo Francken tarafından Türkiye ile Belçika arasında "İkili Ticaret İlişkilerinin Geliştirilmesine İlişkin Ortak Bildirisi" imzalandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/bakan-bolat-turkiye-ile-b-126_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275525</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/milli-istihbarat-akademisi-mia-lisansustu-programlari-basvurulari-18-mayista-basliyor-275525</link>
      <pubDate>2026-05-11T12:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Milli İstihbarat Akademisi (MİA) lisansüstü programları başvuruları 18 Mayıs'ta başlıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Milli İstihbarat Akademisi (MİA), 2026-2027 eğitim-öğretim yılı güz dönemi lisansüstü programları için başvurular, 18 Mayıs'ta başlayacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Milli İstihbarat Akademisi (MİA) lisansüstü programları başvuruları 18 Mayıs'ta başlıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milli İstihbarat Akademisi (MİA) 2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı Güz Dönemi lisansüstü programları için başvuru takvimini duyurdu.</p><p>Buna göre, adaylar, 18 Mayıs-8 Haziran tarihleri arasında İstihbarat ve Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü bünyesindeki üç farklı tezli yüksek lisans programına başvurabilecek.</p><p>Milli İstihbarat Teşkilatı bünyesinde faaliyet gösteren ve istihbarat, güvenlik ile bölge çalışmaları alanlarında bilimsel bilgi üretimini desteklemeyi, analitik düşünceyi teşvik etmeyi ve stratejik vizyon geliştirecek nitelikli insan kaynağı yetiştirmeyi hedefleyen MİA, "İstihbarat Çalışmaları", "Güvenlik Çalışmaları", "Bölge Çalışmaları" tezli yüksek lisans programlarına öğrenci kabul edecek.</p><p>MİA bünyesindeki lisansüstü programlara yalnızca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları başvurabilecek. Adaylarda en az 4 yıllık eğitim veren herhangi bir lisans programından mezun ya da mezuniyet aşamasında olmaları, lisans mezuniyet not ortalamasının ise 4 üzerinden en az 2,50 veya 100 üzerinden en az 65 olması şartı aranacak.</p><p>Tezli yüksek lisans programlarına başvuru için adaylarda ALES'ten sözel, eşit ağırlık veya sayısal puan türlerinden en az 70 puan alınması şartı aranacak. GRE veya GMAT sınav sonuçları için de muadil puanlar kabul edilecek.</p><p>"İstihbarat Çalışmaları" ve "Güvenlik Çalışmaları" tezli yüksek lisans programlarına İngilizce YDS, e-YDS, YÖKDİL, e-YÖKDİL sınavlarının herhangi birinden en az 70 puan alanlar başvuru yapabilecek. "Bölge Çalışmaları" tezli yüksek lisans programı için ise İngilizce, Fransızca, Rusça, Arapça veya Farsça dillerinden ilgili sınavlardan en az 70 puan alanlar başvuru yapabilecek.</p><p>Asgari başvuru koşullarını sağlayan adaylar, ilgili yüksek lisans programı için ilan edilecek bilimsel yazılı sınav ve mülakat süreçlerine katılacak. Adayların başarı değerlendirmesi, ilan edilecek değerlendirme ölçütleri doğrultusunda yapılacak.</p><p>Adayların ilgili program için ilan edilecek tüm sınav ve mülakatlara katılması zorunlu olacak. Sınav ve mülakatlara katılmayan adaylar başarı değerlendirmesine alınmayacak ve bu süreçte mazeret kabul edilmeyecek.</p><p>Adaylar, programlara ilişkin başvuru koşulları, kontenjan bilgileri, değerlendirme süreçleri ve başvuru takvimine dair ayrıntılı bilgilere MİA'nın "başvuru.mia.edu.tr" adresi üzerinden ulaşabilecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/milli-istihbarat-akademis-989_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275524</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/aydin-kusadasinda-icradan-satilik-12-adet-tasinmaz-275524-275524</link>
      <pubDate>2026-05-11T12:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Aydın Kuşadası'nda 12 adet taşınmaz icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 2.850.000 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2018/15602 ESAS sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2105988/emlak-konut-aydin-kusadasinda-12-adet-tasinmaz-icradan-satiliktir">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/aydin-kusadasinda-icradan-878_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275523</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/uzun-yasamin-anahtari-bulundu-mu-bilim-insanlari-kritik-geni-transfer-etti-275523</link>
      <pubDate>2026-05-11T12:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uzun yaşamın anahtarı bulundu mu? Bilim insanları kritik geni transfer etti]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Rochester Üniversitesi'nde yürütülen çığır açıcı araştırmada, çıplak köstebeklerden alınan uzun ömürle ilişkili bir gen farelere transfer edildi. Bu genetik müdahale, farelerin yaşam süresini uzatırken sağlık durumlarını da iyileştirdi. Araştırma, insan yaşlanmasını yavaşlatmaya yönelik umut verici yeni yolların kapısını aralıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uzun yaşamın anahtarı bulundu mu? Bilim insanları kritik geni transfer etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rochester Üniversitesi'nde görev yapan bilim insanları, çıplak köstebeklerin uzun ömür sırlarını farelere aktarmayı başardı. 2023 yılında Nature dergisinde yayımlanan araştırmada, çıplak köstebeğe özgü bir uzun ömür geni farelere transfer edildi. Bu genetik değişiklik, farelerin hem genel sağlık düzeyini artırdı hem de yaşam sürelerinde yaklaşık %4,4'lük bir artış sağladı. Çalışmada, çıplak köstebeklerin yaşlanmaya ve kansere karşı gösterdiği dirençten sorumlu olan genin, farelerde de benzer koruyucu etkiler gösterdiği tespit edildi. Bilim insanları, bu bulgunun uzun ömür mekanizmalarının türler arasında aktarılabileceğine dair önemli bir kanıt sunduğunu vurguladı.</p><h3>Vera Gorbunova: 'Uzun ömür mekanizması başka türlere aktarılabilir'</h3><p>Çalışmanın baş araştırmacılarından Prof. Dr. Vera Gorbunova, elde edilen sonuçların uzun ömürlü memeli türlerinde evrimleşen benzersiz mekanizmaların diğer türlerin yaşam sürelerini uzatmak için kullanılabileceğini gösterdiğini belirtti. Gorbunova ve ekibi, çıplak köstebekte bol miktarda bulunan yüksek moleküler ağırlıklı hiyaluronik asit (HMW-HA) üretimini sağlayan geni farelere transfer etti. Bu gen, farelerin dokularında HMW-HA seviyelerinin artmasına neden oldu. Araştırmada, genetik olarak modifiye edilen farelerin kansere karşı daha dirençli olduğu, yaşa bağlı iltihabın azaldığı ve bağırsak sağlığının korunduğu gözlemlendi. Ayrıca, bu farelerin yaşam sürelerinde kayda değer bir artış meydana geldi. Gorbunova, "Çıplak köstebekte HMW-HA'nın keşfinden, farelerde sağlığı iyileştirdiğini göstermeye kadar geçen süreç on yıl sürdü. Şimdi sıradaki hedefimiz, bu faydaları insanlara aktarabilmek," dedi.</p><h3>Çıplak köstebeklerin biyolojik avantajı: Uzun ömür ve hastalıklara direnç</h3><p>Çıplak köstebekler, kemirgenler arasında olağanüstü uzun yaşam süreleriyle dikkat çekiyor. Boyut olarak farelere benzeyen bu hayvanlar, 41 yıla kadar yaşayabiliyor ve kanser ile yaşa bağlı hastalıklara karşı doğal bir koruma sağlıyor. Bilim insanları, çıplak köstebeklerin bu biyolojik avantajlarını anlamak için yıllardır araştırmalar yürütüyor. Özellikle HMW-HA seviyesi, çıplak köstebeklerin sağlıklı yaşlanmasında kilit bir rol oynuyor. Önceki çalışmalar, bu maddenin çıplak köstebek hücrelerinden çıkarılması durumunda tümör oluşma riskinin arttığını ortaya koymuştu. Rochester ekibi, çıplak köstebeklerdeki hiyaluronan sentaz 2 geninin farelere transferiyle birlikte, farelerin dokularında daha fazla HMW-HA üretildiğini ve bu sayede kansere, iltihaba ve yaşlanmaya karşı koruma sağlandığını rapor etti.</p><h3>Gen transferiyle elde edilen sağlık kazanımları</h3><p>Gen transferi yapılan farelerde gözlemlenen olumlu etkiler yalnızca yaşam süresiyle sınırlı kalmadı. Modifiye edilen fareler, spontan tümörlere ve kimyasal olarak tetiklenen cilt kanserine karşı daha güçlü bir direnç gösterdi. Ayrıca yaşlandıkça dokularında daha az iltihaplanma meydana geldi ve bağırsak sağlığı korundu. Bilim insanları, kronik iltihabın yaşlanmanın temel biyolojik özelliklerinden biri olduğunu vurgulayarak, iltihaplanmadaki azalmanın sağlıklı yaşlanma açısından büyük önem taşıdığını belirtti. HMW-HA'nın bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri hâlâ araştırılıyor, ancak bu molekülün yaşa bağlı hastalıklara karşı geniş çaplı koruma sağladığı düşünülüyor. Araştırmacılar, farelerde elde edilen sonuçların ardından insanlarda da benzer genetik müdahalelerin mümkün olup olmadığını incelemeye başladı.</p><h3>Uzun ömür geninin insanlara aktarılması hedefleniyor</h3><p>Prof. Dr. Gorbunova ve ekibi, çıplak köstebeklerden elde edilen uzun ömür geninin insan sağlığına uyarlanması için iki ana yol üzerinde çalışıyor. Bunlardan ilki, vücutta HMW-HA'nın parçalanmasını yavaşlatmak; ikincisi ise bu maddenin üretimini artırmak. Araştırmacılar, hiyaluronan parçalanmasını yavaşlatan molekülleri tanımladıklarını ve bunları ön klinik denemelerde test ettiklerini açıkladı. Elde edilen bulgular, uzun ömürlü türlerden gelen biyolojik mekanizmaların insan sağlığı ve yaşam süresine katkı sağlayabileceğini gösteriyor. Bilim dünyasında heyecan yaratan bu gelişmeler, yaşlanmaya bağlı hastalıkların önlenmesi ve sağlıklı yaşlanmanın desteklenmesi açısından umut vadediyor. Gorbunova, "Bulgularımızın, uzun ömürlü bir türden gelen adaptasyonların insan sağlığına fayda sağlayacak şekilde uyarlanabileceğine dair ilk, ama son örnek olmayacağını umuyoruz," ifadelerini kullandı.</p><h3>Çıplak köstebek araştırmalarında yeni bulgular dikkat çekiyor</h3><p>2023 yılında yayımlanan gen transferi çalışmasının ardından, çıplak köstebeklerin yaşlanmaya karşı gösterdiği dayanıklılıkla ilgili yeni ipuçları elde edildi. 2025'te Science dergisinde yayımlanan bir başka araştırmada, cGAS adlı proteinin çıplak köstebeklerde DNA onarımını daha etkili biçimde desteklediği ortaya kondu. İnsanlar ve farelerde cGAS, bazı DNA onarım süreçleriyle etkileşime girerken, çıplak köstebekteki versiyonunun hücrelerin DNA hasarını daha iyi onardığı tespit edildi. Bu bulgu, çıplak köstebeklerin genom stabilitesini artıran ve yaşlanmayı geciktiren bir başka biyolojik avantaja sahip olduğunu gösteriyor. Ancak uzmanlar, bu yeni mekanizmanın HMW-HA bulgusunun yerini almadığını, aksine çıplak köstebeklerin uzun ve sağlıklı yaşamının birden fazla savunma sistemine dayandığını belirtiyor. Kanser direnci, iltihap kontrolü, DNA onarımı ve doku koruma gibi çeşitli biyolojik avantajların bir araya gelmesi, bu hayvanların yaşlanma araştırmalarında eşsiz bir model haline gelmesini sağlıyor.</p><h3>Bilim insanları: Doğadan ilhamla insan sağlığı için yeni yollar aranıyor</h3><p>Uzmanlar, çıplak köstebeklerdeki uzun ömür mekanizmalarının yalnızca hayvanlar üzerinde değil, insan yaşlanmasının biyolojisi üzerinde de yeni kapılar açabileceğini düşünüyor. Tek bir molekülün tüm yaşlanma sürecini değiştirmesi beklenmese de, her yeni keşif, yaşa bağlı hastalıkların önlenmesi ve sağlıklı yaşlanmanın desteklenmesi için bilim insanlarına yeni hedefler sunuyor. 2023'teki gen transferi çalışması, doğada evrimleşen hayatta kalma stratejilerinin başka türlere başarıyla aktarılabileceğini gösterdi. Şimdi ise araştırmacılar, çıplak köstebeklerin genetik avantajlarının insanlara güvenli ve etkili şekilde uygulanıp uygulanamayacağını anlamak için yoğun bir şekilde çalışıyor. Önümüzdeki yıllarda, doğadan alınan bu ilhamın insan sağlığı ve uzun ömrü üzerindeki etkilerinin daha net biçimde ortaya çıkması bekleniyor.</p><p>Sonuç olarak, Rochester Üniversitesi'nin başını çektiği bu araştırma, çıplak köstebeklerin uzun ömür geninin farelere transferiyle birlikte, canlılar arasında biyolojik avantajların paylaşılabileceğini gösterdi. Elde edilen bulgular, yaşlanma biyolojisi ve insan sağlığı için yeni umutlar doğururken, bilim dünyasına da canlıların evrimsel sırlarını çözme yolunda önemli bir adım sundu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/uzun-yasamin-anahtari-bul-466_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275522</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/adana-cukurovada-icradan-satilik-arsa-275522-275522</link>
      <pubDate>2026-05-11T12:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Adana Çukurova'da 448 metrekare arsa icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 14.336.000 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2025/63 SATIŞ sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir. </p><p><b>Artırma Bilgileri</b></p><p>1.Artırma Başlangıç Tarih ve Saati : 28/05/2026 - 11:19</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 04/06/2026 - 11:19</p><p>2.Artırma Başlangıç Tarih ve Saati : 24/06/2026 - 11:19</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 01/07/2026 - 11:19</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2104259/emlak-arsa-adana-cukurovada-448-m2-arsa-mahkemeden-satiliktir">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/adana-cukurovada-icradan--471_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275521</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/tekirdagda-icradan-satilik-depo-275521-275521</link>
      <pubDate>2026-05-11T12:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Tekirdağ Süleymanpaşa Aydoğdu Mahallesi'nde 229 metrekare depo icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 9.000.000 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2025/19010 ESAS sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b>Artırma Bilgileri</b></p><p>1.Artırma Başlangıç Tarih ve Saati : 06/07/2026 - 13:59</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 13/07/2026 - 13:59</p><p>2.Artırma Başlangıç Tarih ve Saati : 03/08/2026 - 13:59</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 10/08/2026 - 13:59</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2103816/emlak-is-yeri-ve-ticari-isletme-tekirdag-suleymanpasa-aydogdu-mahallesinde-229-m2-depo-icradan-satilacaktir">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/tekirdagda-icradan-satili-479_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275520</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-belcika-kralicesi-mathildeyi-kabul-etti-275520</link>
      <pubDate>2026-05-11T12:19:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Belçika Kraliçesi Mathilde'yi kabul etti]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Belçika Kraliçesi Mathilde'yi kabul etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Belçika Kraliçesi Mathilde'yi kabul etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ekonomik Misyon" kapsamında Türkiye'yi ziyaret eden Belçika Kraliçesi Mathilde ile Vahdettin Köşkü'nde görüştü.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/video4-11052026e959320f.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Basına kapalı gerçekleşen kabulde, Erdoğan'a eşi Emine Erdoğan da eşlik etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/aksam-110520264cd60c76.jpg"/><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/ekonomi/kralice-mathildenin-ziyaretiyle-turkiye-belcika-ticaretinde-yeni-donem-beklentisi-275454" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/10/turkiye-belcika-ticaretin-925_2-41.jpg"/></div><h3>Türkiye-Belçika ticaretinde yeni dönem beklentisi</h3></a>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/cumhurbaskani-erdogan-bel-928_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275519</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/soykirimci-israil-ateskes-ihlalini-surduruyor-gazzede-7-ayda-854-filistinli-olduruldu-275519</link>
      <pubDate>2026-05-11T12:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Soykırımcı İsrail ateşkes ihlalini sürdürüyor! Gazze'de 7 ayda 854 Filistinli öldürüldü]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Soykırımcı İsrail ordusunun ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana Gazze Şeridi'ne 7 ayda düzenlediği saldırılarda 854 Filistinli hayatını kaybetti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Soykırımcı İsrail ateşkes ihlalini sürdürüyor! Gazze'de 7 ayda 854 Filistinli öldürüldü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Soykırımcı İsrail ordusu, ateşkese rağmen Gazze Şeridi'ne saldırılarını sürdürüyor.</p><p>Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana devam eden saldırılarında yaşanan can kayıplarına ilişkin son veriler paylaşıldı.</p><p>Son 24 saatte Gazze'deki hastanelere 3 ölü ile 16 yaralının getirildiği kaydedildi.</p><p>Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana İsrail'in saldırılarında 854 kişinin öldürüldüğü, 2 bin 453 kişinin yaralandığı, enkaz altından ise 770 kişinin cansız bedenine ulaşıldığı ifade edildi.</p><p>İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda toplam can kaybının 72 bin 740'a, yaralı sayısının da 172 bin 555'e yükseldiği bildirildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/soykirimci-israil-ateskes-845_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275518</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/cumhurbaskanligi-yatirim-ve-finans-ofisi-baskani-daglioglu-turkiyede-uluslararasi-yatirim--275518</link>
      <pubDate>2026-05-11T12:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Dağlıoğlu: Türkiye'de uluslararası yatırım projelerini kolaylaştırdık]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, Türkiye'de uluslararası yatırım projelerini kolaylaştırdıklarını belirterek, “2003 yılından bu yana reformlara kararlılıkla devam ediyoruz." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Dağlıoğlu: Türkiye'de uluslararası yatırım projelerini kolaylaştırdık]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, Türkiye'de uluslararası yatırım projelerini kolaylaştırdıklarını belirterek, "2003 yılından bu yana reformlara kararlılıkla devam ediyoruz. Her 18 ila 24 aylık dönemde yeni bir reform gündemi hazırlıyor, bunu uyguluyor, özel sektörden geri bildirim alıyor ve ardından yeni reform programımızı oluşturuyoruz." dedi.</p><p>DEİK tarafından düzenlenen Türkiye-Belçika İş Forumu, Belçika Kraliçesi Mathilde, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, DEİK Başkanı Nail Olpak, Mathilde'nin başkanlığındaki heyet ve çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleştirildi.</p><p>Forumda konuşan Dağlıoğlu, bugün itibarıyla Türkiye'de faaliyet gösteren 700'ün üzerinde Belçikalı şirketin bulunduğunu ifade ederek, bu şirketlerin 2003 yılından bu yana gerçekleştirdikleri toplam yatırım miktarının 8 milyar doların üzerinde olduğunu ve bu rakamı daha da artırmak istediklerini dile getirdi.</p><p>Türkiye'nin dayanıklı ve hızlı büyüyen bir ekonomi olduğuna işaret eden Dağlıoğlu, "2003 yılından bu yana bileşik yıllık büyüme oranımız yüzde 5,3 seviyesindedir. Türkiye, dayanıklıdır çünkü küresel ekonomik şoklar sırasında en az etkilenen ülkelerden biri olmuştur." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Türkiye'de uluslararası yatırım projelerini kolaylaştırdıklarını belirten Dağlıoğlu, ülkenin son derece iş dostu yatırım ortamı sunduğunu söyledi.</p><p>Dağlıoğlu, "2003 yılından bu yana reformlara kararlılıkla devam ediyoruz. Her 18 ila 24 aylık dönemde yeni bir reform gündemi hazırlıyor, bunu uyguluyor, özel sektörden geri bildirim alıyor ve ardından yeni reform programımızı oluşturuyoruz." diye konuştu.</p><p><strong>"TÜRKİYE, BÖLGESEL BİR MERKEZ HALİNE GELDİ"</strong></p><p>Burak Dağlıoğlu, Türkiye'de nitelikli insan kaynağının mevcut olduğuna işaret ederek, güçlü demografik yapısı ve genç nüfusunun büyük avantaj sağladığını ve bu genç nüfusun oldukça iyi eğitimli olduğunu dile getirdi.</p><p>Türkiye'de mavi yaka çalışanlardan teknik personele, teknisyenlerden mühendislere, yazılım geliştiricilerden orta ve üst düzey yöneticilere kadar ihtiyaç duyulan her seviyede insan kaynağının bulunduğuna dikkati çeken Dağlıoğlu, "Türkiye, dünyanın kesişim noktasında yer almaktadır. Üç kıtanın bağlantı noktasındayız. Aynı zamanda son derece bağlantılı bir ekonomiye sahibiz. Cumhurbaşkanı Erdoğan döneminde altyapı ve üstyapı yatırımlarına büyük kaynak ayırdık." ifadelerini kullandı.</p><p>Dağlıoğlu, Türkiye'nin bölgesel merkez haline geldiğini belirterek, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın politikaları sayesinde bugün bölgesel bir merkez konumundayız ve küresel bir ekonomik güç olmayı hedefliyoruz. Bu hedeflere ulaşmak amacıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan, yalnızca iki hafta önce finansal ve finansal olmayan teşvikleri içeren yeni bir destek paketi açıkladı." şeklinde konuştu.</p><p><strong>"TÜRKİYE VE BELÇİKA, FARKLI ALANLARDA BİRBİRİNİ TAMAMLAYAN İKİ EKONOMİ"</strong></p><p>Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak da Türkiye ile Belçika'nın farklı alanlarda birbirini tamamlayan iki ekonomi olduğunu belirtti.</p><p>Olpak, bir tarafta Belçika'nın çeşitli sektörlerde dünya çapındaki gücüne, diğer tarafta da Türkiye'nin Batı Avrupa ile Çin arasında konumlanan en büyük ekonomi, üretim ve AR-GE merkezlerinden biri olduğuna dikkati çekti.</p><p>Nail Olpak, "Daha önce farklı başlıklardan söz edilmişti. Ben özellikle 4 alanı vurgulamak istiyorum. İlki olarak yatırım konusu, Belçikalı şirketleri, Türkiye'yi daha fazla bir üretim üssü ve ortak girişimler için bir platform olarak görmeye davet ediyoruz." dedi.</p><p>İkinci olarak yeşil dönüşümün büyük önem taşıdığını dile getiren Olpak, Belçika'nın sürdürülebilirlik alanındaki yetkinliği ile Türkiye'nin hızla büyüyen yenilenebilir enerji sektörünün güçlü bir uyum yakalayabileceğini vurguladı.</p><p>Üçüncü alanın teknoloji ve inovasyon, savunma ve uzay sanayisi, son alanın da lojistik olduğunu belirten Olpak, şunları kaydetti:</p><p>"Hepimiz görüyoruz ki günümüzde tek kesinlik belirsizliktir ve bu, iş dünyasının hiç hoşlanmadığı bir durumdur. Serbest ticaret anlayışı, artık yalnızca ekonomik bloklara değil aynı zamanda siyasi bloklara da dönüşmüş durumda. Bu yeni atmosferde 60 yılı aşkın süredir devam eden Türkiye-AB ortaklık sürecinin tamamen yeni bir yaklaşımla ele alınması gerektiğine inanıyoruz.</p><p>Öncelikli olarak Türkiye'nin AB ile daha derin entegrasyonunu vurgulamak isterim. Ocak ayının sonunda biz, DEİK olarak, Financial Times'ta AB Parlamentosu, AB Konseyi ve AB Komisyonu liderlerine hitaben açık bir mektup yayımladık."</p><p>Olpak, aynı amaç doğrultusunda geçen cuma günü Avrupa Günü vesilesiyle kendisinin ve AB üyesi ülkelerdeki 26 iş konseyi başkanının imzasını taşıyan açık mektubu De Tijd gazetesinde yayımladıklarını belirtti.</p><p>Aynısını Almanya ve Polonya'da da yaptıklarını, İspanya, İtalya, Hollanda ve Fransa'da da buna devam edeceklerini dile getiren Olpak, "Mesajımız, son derece nettir. Türk iş dünyası, Türkiye'nin Avrupa yolculuğunun arkasında güçlü bir şekilde durmaktadır." diye konuştu.</p><p>AB'nin kurucu üyelerinden ve Brüksel'e yakınlığı bulunan Belçika'nın bu gündeme öncülük etmesi gerektiğini vurgulayan Olpak, "Sizin desteğinize ve sesinize güveniyoruz. Ayrıca tüm katılımcıları, European Business Summit işbirliğiyle Egmont Sarayı'nda 13 Ekim'de düzenleyeceğimiz bir sonraki AB-Türkiye İş Zirvesi'ne davet etmek isterim." ifadelerini kullandı.</p><p>Belçika Şirketler Federasyonu (FEB) Onursal Başkanı Rene Branders da "Bugün burada 200 şirketi temsil eden en az 400 Belçikalı katılımcıyla Türkiye'de bulunuyoruz." dedi.</p><p>Bu şirketlerin birçoğunun yüksek teknoloji sektörlerinde faaliyet gösterdiğini belirten Branders, kimya, yaşam bilimleri, otomotiv, savunma, uzay, gıda sanayisi, tekstil ve hatta mobilya sektörlerinden temsilcilerin burada yer aldığını dile getirdi.</p><p>Türkiye'nin Belçika için önemli bir ekonomik ortak olduğunu vurgulayan Branders, "İkili ekonomik ilişkilerimiz, uzun yıllara dayanan güçlü bir geçmişe sahiptir. Belçikalı şirketler, bugüne kadar ülkenize önemli yatırımlar yapmıştır." diye konuştu.</p><p>Branders, Türk şirketlerinin de Belçika'yı Avrupa'nın merkezindeki ana yatırım platformu olarak tercih ettiklerini söyledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/cumhurbaskanligi-yatirim--162_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275517</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/24-ilde-dolandiricilara-yonelik-operasyon-133-supheli-tutuklandi-275517</link>
      <pubDate>2026-05-11T12:00:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[24 ilde dolandırıcılara yönelik operasyon: 133 şüpheli tutuklandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı, 24 ilde vatandaşları 936 milyon 581 bin lira dolandırdıkları tespit edilen ve düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 224 şüpheliden 133'ünün tutuklandığını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[24 ilde dolandırıcılara yönelik operasyon: 133 şüpheli tutuklandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet başsavcılıkları koordinesinde, il emniyet müdürlüklerince 24 ilde dolandırıcılara yönelik operasyonlar yapıldı.</p><p>Şüphelilerin Adana, Ankara, Antalya, Bilecik, Bingöl, Çanakkale, Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Gaziantep, Hatay, Isparta, Mersin, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kırşehir, Konya, Malatya, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Aksaray ve Kilis'te umreye götürme vaadiyle, kuyumculara sahte ve değeri düşük altın satışı yaparak, "sazan sarmalı" yöntemiyle gayrimenkul ve araç satışı yaparak, yurt dışında oturum izni ve vize aldırma vaadiyle kendilerini kamu görevlisi olarak tanıtarak, sahte vekaletler düzenleyip gayrimenkul satışı yaparak, sahte senet düzenleyerek, sosyal medya üzerinden sahte ilanlar vererek ve iş bulma vaadiyle vatandaşları 936 milyon 581 bin lira dolandırdıkları tespit edildi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/video1-110520268f16a40c.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Bu kapsamda gerçekleştirilen operasyonlarda 224 zanlı yakalandı. Şüphelilerden 133'ü çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı, 91'i hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı.</p><p>Operasyonlar sonucunda çok sayıda iletişim ve bilişim ekipmanı, çeşitli ziynet eşyaları, silah ve mühimmat ele geçirildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/24-ilde-dolandiricilara-y-997_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275516</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/magazin/gupse-ozay-kizini-paylasti-her-goren-ayni-annesi-dedi-275516</link>
      <pubDate>2026-05-11T11:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gupse Özay kızını paylaştı, her gören 'aynı annesi' dedi!]]></title>
      <category><![CDATA[Magazin]]></category>
      <description><![CDATA[Gupse Özay'la Barış Arduç'un kızları Jan Asya, 2022 yılında dünyaya gelmişti. Özay, 4 yaşındaki kızlarını ilk kez paylaştı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gupse Özay kızını paylaştı, her gören 'aynı annesi' dedi!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kariyerini hem oyuncu hem de senarist olarak sürdüren Gupse Özay; senaryosunu yazıp başrolü olduğu Deliha serileri, Görümce, Eltilerin Savaşı ve Lohusa filmleriyle tanınırlığını arttırmıştı. Son olarak bir animasyon film yazan Özay, 2020 yılında oyuncu Barış Arduç ile nikah masasına oturmuştu. Çiftin, 2022 yılında kızları Jan Asya dünyaya gelmişti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/gupse-110520262281996a.jpg"/><h2>GUPSE ÖZAY KIZINI SOSYAL MEDYADA PAYLAŞTI</h2><p>Ne Özay ne de Arduç, bu zamana kadar kızları Jan Asya'yı sosyal medyada hiç paylaşmamıştı. Anneler Günü'nde paylaşım yapan Gupse Özay, artık 4 yaşına gelen kızı Jan Asya Arduç'un yüzünü, ilk kez takipçileriyle paylaştı.</p><p>Beraber çekildikleri bir fotoğrafı paylaşan oyuncuya, <b>"Kızınız, kopyanız" </b>yorumları gelmeye başladı.</p><h2>İşte Gupse Özay'ın kızı Jan Asya!</h2><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/gupse-11052026cd90e050.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/gupse-ozay-kizini-paylast-847_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275515</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/chpde-yolsuzluk-ve-rusvet-itirafcilari-muhittin-bocek-ve-oglu-etkin-pismanlik-kapsaminda-ifade-verdi-275515</link>
      <pubDate>2026-05-11T11:52:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[CHP'de "yolsuzluk ve rüşvet" itirafçıları... Muhittin Böcek ve oğlu etkin pişmanlık kapsamında ifade verdi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik soruşturma kapsamında hakkında dava açılan ve belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek ile oğlu Mustafa Gökhan Böcek'in etkin pişmanlık kapsamında ifadeleri alındı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[CHP'de "yolsuzluk ve rüşvet" itirafçıları... Muhittin Böcek ve oğlu etkin pişmanlık kapsamında ifade verdi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik soruşturma kapsamında hakkında dava açılan ve belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek ile oğlu Mustafa Gökhan Böcek'in etkin pişmanlık kapsamında ifadeleri alındı.</p><p>Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak için başvuran Muhittin Böcek ve Mustafa Gökhan Böcek, dün Döşemealtı ilçesindeki Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi'nden alınarak Antalya Adliyesi'ne getirildi.</p><p>Soruşturma çerçevesinde ilk olarak Mustafa Gökhan Böcek'in ifadesi alınırken, ardından Muhittin Böcek savcılık makamına ifade verdi.</p><p>İfade sürecinde dosyada yer alan iddialar, deliller ve soruşturma kapsamındaki çeşitli hususlara ilişkin sorular yöneltildiği öğrenildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/chpde-yolsuzluk-ve-rusvet-650_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275514</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/dua-lipadan-samsunga-15-milyon-dolarlik-telif-davasi-275514</link>
      <pubDate>2026-05-11T11:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dua Lipa'dan Samsung'a 15 milyon dolarlık telif davası]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Dua Lipa, yüzünün izinsiz biçimde Samsung televizyon kutularında kullanıldığı gerekçesiyle ABD'de 15 milyon dolarlık dava açtı. Şarkıcının hukuk ekibi, şirketin telif hakkı ve ticari marka ihlaliyle ilgili uyarılarını dikkate almadığını belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dua Lipa'dan Samsung'a 15 milyon dolarlık telif davası]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de pop müziğin yıldız isimlerinden Dua Lipa, Samsung'a karşı 15 milyon dolarlık telif hakkı davası açtı. Şarkıcı, Samsung'un izni olmadan yüzünün fotoğrafını ABD genelinde satılan televizyon kutularında kullandığını öne sürüyor. Dava, Kaliforniya Orta Bölgesi ABD Bölge Mahkemesi'ne sunuldu. Dua Lipa'nın hukuk ekibi, şirketin telif hakkı ve ticari marka haklarını ihlal ettiğini, ayrıca şarkıcının görüntüsünü izinsiz biçimde kullandığını iddia ediyor. Dava dosyasına göre, kutularda yer alan fotoğraf, Lipa'nın 2024 Austin City Limits Festivali'ndeki performansı sırasında çekildi ve telif hakkı şarkıcıya ait.</p><h3>Dua Lipa'nın avukatları: 'Taleplerimiz cevapsız kaldı'</h3><p>Dua Lipa'nın avukatları, Samsung'un, şarkıcının haklarının ihlalini durdurmaya yönelik defalarca yapılan taleplere rağmen herhangi bir adım atmadığını vurguladı. Lipa, televizyon kutularında kendi fotoğrafını ilk kez Haziran 2025'te fark etti. O tarihten itibaren, şarkıcının hayranları sosyal medyada bu durumu paylaşarak "Dua Lipa TV Kutusu" şeklinde tanımlamalar yaptı. Dava dosyasında, Instagram'da bir kullanıcının "Dua olduğu için o televizyonu alacağım" ifadesi ve bir diğerinin "Bir şey satmak istiyorsanız, üzerine Dua Lipa'nın fotoğrafını koyun" yorumu da örnek olarak gösterildi. Bu paylaşımlar, şarkıcının imajının ürün satışlarını etkilediğine dikkat çekiyor.</p><h3>Samsung'a yönelik suçlamalar: Telif hakkı ve ticari marka ihlali</h3><p>Dava, Samsung'un sadece telif hakkı değil, aynı zamanda ticari marka hakları ve şarkıcının benzerliğinin kötüye kullanılması iddialarını da içeriyor. Dua Lipa'nın daha önce Puma, Versace ve Yves Saint Laurent gibi dünyaca ünlü markalarla ticari ortaklıkları bulunuyor. Şarkıcı ayrıca Apple, Porsche ve Chanel ile de işbirliği yaptı ve Nespresso'nun küresel elçisi olarak görev aldı. 30 yaşındaki sanatçının son albümü Radical Optimism ise 2024 yılında yayımlandı. Dua Lipa'nın avukatları, Samsung'un bu süreçte telif haklarına dair hiçbir adım atmadığını ve şarkıcının başarısından haksız kazanç elde ettiğini öne sürüyor.</p><p>Dava sürecinin nasıl sonuçlanacağı merak konusu olurken, Dua Lipa'nın telif hakkı ve imaj hakları konusundaki mücadelesi, müzik ve teknoloji dünyasında önemli bir tartışmayı da gündeme taşıdı. Samsung'dan ise şu ana kadar resmi bir açıklama gelmedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/dua-lipadan-samsunga-15-m-262_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275513</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/abdnin-onerdigi-plan-iranin-teslim-olmasi-anlamina-geliyor-275513</link>
      <pubDate>2026-05-11T11:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["ABD'nin önerdiği plan İran'ın teslim olması anlamına geliyor"]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İran'ın ABD'nin önerdiği planı "teslimiyet anlamı taşıyan bir teklif" olarak değerlendirdiği belirtildi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA["ABD'nin önerdiği plan İran'ın teslim olması anlamına geliyor"]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran devlet televizyonu, ABD'nin önerdiği ve Tahran'ın dün cevapladığı taslak tasarıya ilişkin bir bildiri yayımladı.</p><p>Bildiride, "Tahran, Trump'ın aşırı talepleri karşısında İran'ın teslim olması anlamına gelen ABD planını reddetmiştir." ifadelerine yer verildi.</p><p>İran'ın ABD'ye sunduğu öneride, Washington'un savaş tazminatı ödemesi ve Tahran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki egemenliğinin tanınmasının istediği aktarıldı.</p><p>Ayrıca İran'ın, yaptırımların kaldırılması ve dondurulmuş mal varlıklarının serbest bırakılması gerektiğini de ABD tarafına ilettiği kaydedildi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/video3-11052026a01b9968.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>ABD Başkanı Donald Trump, ABD/İsrail-İran Savaşı'nda saldırıların sonlandırılması için ABD'nin önerdiği taslağa İran'ın verdiği yanıtın "kabul edilemez" olduğunu belirtmişti.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/dunya/trump-iranin-verdigi-cevaba-kabul-edilemez-dedi-275476" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/trump-iranin-verdigi-ceva-182_2-41.jpg"/></div><h3>Trump, İran'ın verdiği cevaba "Kabul edilemez" dedi</h3></a>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/abdnin-onerdigi-plan-iran-236_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275512</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/psikopatlarin-beyin-yapisi-farkli-mi-mri-sonuclari-gundem-oldu-275512</link>
      <pubDate>2026-05-11T11:29:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Psikopatların beyin yapısı farklı mı? MRI sonuçları gündem oldu!]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[NTU Singapur, Pennsylvania Üniversitesi ve Kaliforniya Eyalet Üniversitesi'nin ortaklaşa yürüttüğü çalışma, psikopatiye sahip bireylerde striatum adı verilen beyin bölgesinin normalden yüzde 10 daha büyük olduğunu ortaya koydu. Araştırma, psikopatik özelliklerle bağlantılı bu biyolojik farklılığın hem erkeklerde hem de kadınlarda görüldüğünü gösteriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Psikopatların beyin yapısı farklı mı? MRI sonuçları gündem oldu!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NTU Singapur, Pennsylvania Üniversitesi ve Kaliforniya Eyalet Üniversitesi'nden bilim insanları, psikopatik özelliklere sahip bireylerin beyinlerinde çarpıcı bir farklılık tespit etti. ABD'de 120 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmada, psikopatiye sahip olanlarda striatum adı verilen beyin bölgesinin, bu özellikleri taşımayanlara göre ortalama yüzde 10 daha büyük olduğu belirlendi. Striatum, beynin ödül, motivasyon ve karar verme süreçlerinde kilit rol üstleniyor. Elde edilen bulgular, psikopati ile bağlantılı davranışların yalnızca çevresel faktörlerle şekillenmediğini, biyolojik temellerinin de önemli olduğunu gözler önüne serdi.</p><h3>NTU Singapur ekibi: Striatum büyüklüğü psikopatiyle doğrudan ilişkili</h3><p>Çalışmada görev alan nörobilimciler, psikopatik bireylerde striatumun normalden büyük olmasının heyecan arayışı, dürtüsel davranışlar ve uyarılma ihtiyacı ile ilişkili olduğunu vurguladı. MRI taramaları ve psikolojik testler sonucunda, striatum hacminin psikopati derecesiyle paralellik gösterdiği saptandı. Striatum, hareket planlaması ve ödül mekanizmalarının yanı sıra, kişinin sosyal davranışlarını ve karar alma süreçlerini de etkiliyor. Araştırmacılar, daha önce striatumun psikopatlarda alışılmadık derecede aktif olabileceğini öne süren çalışmaların, bu yeni bulgularla birlikte biyolojik farklılıkların altını daha da çizdiğini belirtti. NTU Sosyal Bilimler Okulu'ndan Yardımcı Doçent Olivia Choy, psikopatik davranışların altında yalnızca sosyal çevrenin değil, beyin yapısındaki farklılıkların da etkili olabileceğine dikkat çekti. Çalışma, psikopatiyi anlamada biyolojinin rolünü vurgulayan önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</p><h3>Pennsylvania Üniversitesi uzmanları: Striatum farkı suç eğilimini açıklayabilir</h3><p>Psikopati, genellikle empati eksikliği, antisosyal davranışlar ve zararlı eylemler için duyulan pişmanlığın azlığı ile tanımlanıyor. Araştırmada, psikopatik özelliklere sahip bireylerin yalnızca suç eğilimli olmadıkları, aynı zamanda toplumsal normlara uymakta zorlandıkları da gözlemlendi. Pennsylvania Üniversitesi Kriminoloji, Psikiyatri ve Psikoloji bölümlerinden Profesör Adrian Raine, striatumun boyutundaki bu büyümenin, suç davranışına yatkınlıkta biyolojik bir temel olabileceğini ifade etti. Raine, striatumun ebeveynlerden çocuklara aktarılabilen biyolojik bir özellik olabileceğine işaret ederek, psikopatinin nörogelişimsel bir perspektifle de değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Araştırma, psikopatik bireylerin beyin gelişiminin çocukluk ve ergenlik dönemlerinde farklı bir seyir izleyebileceğine dair önemli ipuçları sunuyor. Bu bulgular, suç davranışlarının yalnızca çevresel etkenlerle değil, aynı zamanda kalıtsal ve biyolojik faktörlerle de bağlantılı olabileceğini ortaya koyuyor.</p><h3>Striatumun büyüklüğü heyecan arayışı ve dürtüsellik ile bağlantılı</h3><p>Striatum, beynin derinliklerinde yer alan ve bazal gangliyonların bir parçası olan bir bölge olarak biliniyor. Bu bölge, hareketin yanı sıra ödül beklentisi, motivasyon ve sosyal davranışların kontrolünde kritik rol oynuyor. Araştırmada, MRI taramaları ile elde edilen veriler, daha büyük bir striatumun heyecan ve uyarılma arayışı, dürtüsellik ve risk alma eğilimiyle doğrudan bağlantılı olduğunu gösterdi. Yayınlanan makalede, striatum hacminin psikopatiye katkısının yüzde 49,4 oranında açıklanabildiği belirtildi. Bu oran, psikopatinin biyolojik temellerinin sosyal ve çevresel faktörlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Bilim insanları, striatumun büyüklüğünün yalnızca hareket ve ödül süreçlerinde değil, aynı zamanda sosyal işlevsellikteki zorluklarda da etkili olduğunu vurguladı. Bu bulgu, psikopatiyle ilgili teorilerin yeniden ele alınmasına zemin hazırlıyor.</p><h3>Toplum örnekleminde striatum büyüklüğü hem erkeklerde hem kadınlarda gözlendi</h3><p>Çalışmanın dikkat çeken bir diğer yönü ise, araştırmanın yalnızca hapishane popülasyonlarıyla sınırlı kalmaması oldu. Katılımcılar arasında toplumdan seçilen bireyler de yer aldı ve bu durum, psikopatik özelliklerin yalnızca suçlulara özgü olmadığını gösterdi. Kaliforniya Eyalet Üniversitesi'nden Profesör Robert Schug, psikopatik özelliklerin toplum genelinde de yaygın olarak gözlemlenebileceğini belirtti. Araştırmada, 12 kadın katılımcı da incelendi ve ilk kez psikopati ile büyümüş striatum arasındaki bağlantının hem erkeklerde hem de kadınlarda görüldüğü raporlandı. Ancak kadın örnekleminin küçük olması nedeniyle, bu bulgunun daha geniş çalışmalarla desteklenmesi gerektiği vurgulandı. Yine de, striatum büyüklüğünün cinsiyetten bağımsız olarak psikopatik eğilimlerle ilişkili olması, psikopati araştırmalarında yeni bir dönemin kapısını aralıyor.</p><h3>Uzmanlar: Striatum bulgusu psikopati teorilerinde yeni bir sayfa açıyor</h3><p>Bu çalışma, 2022 yılında yayımlanan striatum araştırmasına önemli bir katkı sağladı. Alabama Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden Doçent Andrea Glenn, önceki bulguların tekrarlanmasının ve genişletilmesinin, psikopatinin striatumda yapısal farklılıklarla ilişkili olduğu yönündeki güveni artırdığını belirtti. Glenn, striatumun bilişsel ve sosyal işlevsellik için kritik öneme sahip olduğunu ve bu yapısal farklılıkların nedenlerinin gelecekteki araştırmalarla daha iyi anlaşılabileceğini ifade etti. Bilim insanları, psikopatik bireylerde striatumun neden büyüdüğünü anlamak için genetik, gelişimsel ve çevresel faktörlerin birlikte ele alınması gerektiğini savunuyor. Bu bulgu, psikopatinin yalnızca davranışsal değil, aynı zamanda biyolojik ve nörogelişimsel bir temeli olabileceğini gösteriyor. Gelecekte yapılacak çalışmalar, psikopatiyle ilişkili beyin sistemlerinin nasıl şekillendiğini ve bu süreçte striatumun rolünü daha ayrıntılı biçimde ortaya koyabilir.</p><p>Sonuç olarak, NTU Singapur öncülüğünde yürütülen bu araştırma, psikopatiyle bağlantılı beyin farklılıklarının anlaşılmasında önemli bir dönüm noktası oluşturdu. Striatumun büyüklüğünün heyecan arayışı, dürtüsellik ve ödül beklentisiyle olan ilişkisi, psikopatik davranışların biyolojik temellerini daha yakından inceleme gerekliliğini gündeme getirdi. Araştırmacılar, elde edilen bulguların hem suç psikolojisi hem de nörobilim alanında yeni politika ve tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini belirtiyor. Striatumun psikopatiyle bağlantısı, gelecekteki bilimsel çalışmalar için yol gösterici bir unsur olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/psikopatlarin-beyin-yapis-225_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275511</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/24-tv-arafta-sorularda-konustu-sumud-aktivisti-oyuncu-muhammed-ozdemir-ilk-defa-namazdan-s-275511</link>
      <pubDate>2026-05-11T11:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[24 TV Arafta Sorular'da konuştu! Sumud aktivisti oyuncu Muhammed Özdemir: İlk defa namazdan sonra alkış alıyorum]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[24 TV Arafta Sorular programında Star Gazetesi Yazarı Esra Elönü'ye konuk olan Sumud Aktivisti Oyuncu Muhammed Özdemir, "Ezan okumaya başlayınca teröristler böyle bir hareketlenmeye başladılar. Namaz bittikten sonra bizi alkışladılar. Dedim ki, 'İlk defa namazdan sonra alkış alıyorum. Sahnelere çıktığımda alkış almaya alışkınım ama namazdan sonra alkış almaya hiç alışkın değilim. İlk defa böyle bir şey yaşadım.'” ifadelerini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[24 TV Arafta Sorular'da konuştu! Sumud aktivisti oyuncu Muhammed Özdemir: İlk defa namazdan sonra alkış alıyorum]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>24 TV Arafta Sorular programında Star  Gazetesi Yazarı Esra Elönü'nün sorularını yanıtlayan  Sumud Aktivisti Oyuncu Muhammed Özdemir  Ezan okumaya başlayınca teröristler böyle bir  hareketlenmeye başladılar. Namaz bittikten sonra bizi alkışladılar. Dedim ki,  "İlk defa namazdan sonra alkış alıyorum. Sahnelere çıktığımda alkış almaya  alışkınım ama namazdan sonra alkış almaya hiç alışkın değilim. İlk defa böyle  bir şey yaşadım."</b></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/araftasorularsumudak-1105202658c633e4.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Namaz  bittikten sonra bizi alkışladılar. Dedim ki, "İlk defa namazdan sonra alkış  alıyorum. Sahnelere çıktığımda alkış almaya alışkınım ama namazdan sonra alkış  almaya hiç alışkın değilim. İlk defa böyle bir şey yaşadım." Akşam namazına  veda etmek üzere oradaki bir abimiz ezan okudu. Ezan okumaya başlayınca  teröristler böyle bir hareketlenmeye başladılar. Nedense tedirgin oldular.  Tuhaf tuhaf sesler çıkarmaya başladılar; konteynerlere vuruyorlar, hayvan  taklitleri yapıyorlardı. Sabote etmek için uğraşıyorlardı. Ezan bitti, biz  cemaat olarak namaza durduk. Ondan sonra bu ses çıkarma ve sabote etme olayı  iyice şiddetlendi. Bayağı enteresan hayvan taklitleri, maymun taklitleri  yapıyorlar; bağırıp çağırıyorlar, deli gibi sağa sola koşuyorlardı. Bizi  tedirgin etmek için yapmaya çalıştıkları birtakım hareketlerdi.Orada beni çok  etkileyen anlardan biridir yine. Birçok gayrimüslim aktivist arkadaşımız,  kardeşimiz, yoldaşımız oradaydı. Bunun üzerine bizim etrafımızda çember  oluşturdular. Olası herhangi bir müdahaleye karşı koymak için set oluşturdular  ve biz namazı bitirene kadar başımızda beklediler. Onlar ses çıkarmaya, sabote  etmeye devam ettiler; diğerleri ise başımızda bekledi.Ve çok ilginçtir, hatta  ben o zaman Enes'e söyledim: Namaz bittikten sonra bizi alkışladılar. Dedim ki,  "İlk defa namazdan sonra alkış alıyorum. Sahnelere çıktığımda alkış almaya  alışkınım ama namazdan sonra alkış almaya hiç alışkın değilim. İlk defa böyle  bir şey yaşadım." Aramızda böyle bir diyalog geçmişti. Böyle bir ruh vardı ,  sözün kısası. Böyle bir bütünlük vardı. Gazze'nin ne kadar inanılmaz  birleştirici bir gaye oluşturduğunu düşünebiliyor musunuz? Aynı dinden  değilsiniz, aynı dili konuşmuyorsunuz. Irk olarak çok farklısınız, yaşamsal  olarak çok farklısınız, kültürel olarak çok farklısınız, ideolojik olarak çok  farklısınız. Ama Gazze hepimizi bir araya getirdi.Gazze'lilere ne kadar  şükretsek, ne kadar teşekkür etsek azdır. Bizim onlar için yapmamız gereken çok  daha fazlası var. Allah bize güç verdiği sürece inşallah onların yanında olmaya  devam edeceğiz.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/araftasorularsumudak-11052026e3f8d9fc.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>''Sanatçı dediğiniz insan, bir kere  kendi toplumuna ve dünya toplumuna duyarlı olmak zorunda. Sanat duyar  gerektirir.''</b></p><p>Öncelikle  şöyle bir durum var : Sanatçı dediğiniz insan zaten kendi toplumunda, yaşadığı  toplumda ve dünya toplumunda duyarlı olmak zorunda. Yaşanılan hemen hemen her  şeye karşı duyarlı olmalı. Çünkü sanatçının yaptığı sanat, eğer  duyarsızlaşırsa, bu sanata aykırı bir şey olur. Zaten sanat, duyarlılık  gerektiren bir şey.Aslında şaşırtmadı. Sadece şaşırtan nokta şuydu: Bu seslerin  çok daha yüksek çıkması gerekiyordu. Daha fazla insanın korkmadan; mesleki  kaygı, ekonomik kaygı ya da yok olma kaygısı gütmeden sesini yükseltmesi  gerekiyordu. Dünyada aktrisler, aktörler, oyuncular ve sanatçılar bu konuda  daha cesurlar. Ülkemizde de yavaş yavaş bu durum gelişiyor.İlk zamanlarda  tırnak içinde bir şey vardı ya... "Bananeciler" vardı işte; "Topraklarını  sattılar" diyenler vardı. Velev ki öyle oldu; sonuçta ortada bir katliam var,  bir felaket ve bir nekbe var. Bu, neyin önüne geçebilir ki? İnsanları  "bananeci" olmaya sevk edecek bir durum değil. Tam tersine, olabildiğince işin  içinde olmanız lazım.Bu anlamda yavaş yavaş olumlu yönde, yani ses yükseltme  anlamında bir artış var. Bu da güzel bir şey tabii. Ama seslerin daha da  yükselmesi gerekiyor, çok daha fazla yükselmesi gerekiyor. Çünkü söz konusu  olan devletçik  devlet bile değil aslında   insanların sesinden çok korkuyor.  İnsanların sesinden gerçekten çok korkuyorlar<b>.</b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/24-tv-arafta-sorularda-ko-778_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275510</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/yeni-super-celik-titanyumun-yerini-alabilir-bilim-insanlari-inanamadi-275510</link>
      <pubDate>2026-05-11T11:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yeni süper çelik titanyumun yerini alabilir! Bilim insanları inanamadı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Hong Kong Üniversitesi'nin geliştirdiği SS-H2 adlı ultra paslanmaz çelik, deniz suyundan hidrojen üretiminde maliyeti ve dayanıklılığıyla dikkat çekiyor. Bu buluş, enerji sektöründe temiz ve ekonomik hidrojen üretimi için yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yeni süper çelik titanyumun yerini alabilir! Bilim insanları inanamadı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hong Kong Üniversitesi'nde görevli bilim insanları, deniz suyundan hidrojen üretiminde kullanılmak üzere geliştirdikleri yeni nesil paslanmaz çelik SS-H2 ile malzeme bilimi dünyasında büyük bir şaşkınlık yarattı. Profesör Mingxin Huang liderliğindeki ekip, bu ultra dayanıklı paslanmaz çeliğin, mevcut titanyum bazlı sistemlere göre çok daha düşük maliyetle ve yüksek dayanıklılıkla çalıştığını duyurdu. SS-H2, deniz suyunun aşındırıcı etkilerine karşı geliştirilmiş özel bir çift koruma mekanizması içeriyor. Bu sayede, yeşil hidrojen üretimi için kullanılan elektrolizörlerde, hem ekonomik hem de çevreci bir alternatif sunuyor. Araştırma, deniz suyunun kimyasal zorluklarına karşı koyabilen ve enerji sektöründe devrim yaratabilecek bir malzeme geliştirilmesiyle, temiz enerji üretiminin önündeki en büyük engellerden birine çözüm olma potansiyeli taşıyor.</p><h3>Profesör Huang: 'SS-H2 ile paslanmaz çelikte yeni bir çağ başladı'</h3><p>Hong Kong Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü'nden Profesör Mingxin Huang, SS-H2'nin geliştirilme sürecine ilişkin önemli detaylar paylaştı. Huang, klasik paslanmaz çeliğin deniz suyu gibi aşırı zorlu ortamlarda yetersiz kaldığını, özellikle yüksek elektrik potansiyellerinde koruyucu krom tabakasının zarar gördüğünü vurguladı. Bu nedenle, ekibiyle birlikte geleneksel koruma sistemlerinin ötesine geçerek "ardışık ikili pasivasyon" adını verdikleri yenilikçi bir stratejiye yöneldi. SS-H2, önce klasik krom oksit tabakasıyla, ardından yaklaşık 720 mV değerinde oluşan manganez bazlı ikinci bir tabakayla kendini koruyor. Bu ikinci kalkan, malzemenin 1700 mV gibi yüksek voltajlara kadar dayanmasını sağlıyor. Manganezin genellikle paslanmaz çelikte korozyon direncini artırmadığı düşünüldüğü için, bu buluş bilim dünyasında büyük bir sürpriz olarak karşılandı. Dr. Kaiping Yu, bu yeni koruma mekanizmasının mevcut bilimsel bilgilerle açıklanamadığını, ancak laboratuvar sonuçlarının ikna edici olduğunu belirtti. SS-H2'nin geliştirilmesi, altı yılı aşkın süren titiz bir Ar-Ge çalışmasının ürünü olarak öne çıkıyor.</p><h3>SS-H2 ile hidrojen üretiminde maliyet devrimi: 40 kat tasarruf mümkün</h3><p>SS-H2'nin en dikkat çekici yönlerinden biri, hidrojen üretiminde kullanılan pahalı titanyum ve değerli metal kaplamalı bileşenlerin yerini alabilecek olması. Hong Kong Üniversitesi ekibi, 10 megavatlık bir PEM elektroliz tank sistemi için toplam maliyetin yaklaşık 17,8 milyon Hong Kong Doları olduğunu, bunun da %53'ünün yapısal malzeme giderlerinden kaynaklandığını belirtiyor. SS-H2'nin kullanılması halinde, bu yapısal maliyetin yaklaşık 40 kat azalabileceği öngörülüyor. Bu dramatik düşüş, hidrojenin temiz enerji kaynağı olarak yaygınlaşmasının önündeki en büyük ekonomik engellerden birini ortadan kaldırabilir. Ayrıca, SS-H2'nin endüstriyel ölçekte uygulanabilirliği de test edildi. Ekip, Çin ana karasında faaliyet gösteren bir fabrika ile işbirliği yaparak tonlarca SS-H2 bazlı tel üretimi gerçekleştirdi. Böylece, laboratuvar ortamında elde edilen başarıların endüstriyel üretime taşınmasında önemli bir adım atılmış oldu. SS-H2'nin, deniz suyundan hidrojen üretiminde hem maliyet hem de dayanıklılık açısından yeni bir standart oluşturabileceği belirtiliyor.</p><h3>Deniz suyunda korozyonun önüne geçen çelik: SS-H2'nin bilimsel sırrı</h3><p>Paslanmaz çelik, yüzyılı aşkın süredir korozyonlu ortamlarda dayanıklılığıyla biliniyor. Temel koruma, çeliğin yüzeyinde oluşan ince krom oksit tabakasından kaynaklanıyor. Ancak, deniz suyunun içerdiği tuz ve klorür iyonları, bu tabakayı yüksek elektrik potansiyellerinde zayıflatıyor. Su oksidasyonu için gereken yaklaşık 1600 mV'luk potansiyele ulaşan ortamlarda, geleneksel paslanmaz çelikte koruyucu tabaka bozuluyor ve malzeme hızla aşınıyor. Hong Kong Üniversitesi'nin geliştirdiği SS-H2, bu sorunu çift katmanlı koruma stratejisiyle aşıyor. İlk olarak, klasik Cr2O3 tabakası oluşuyor. Ardından, yaklaşık 720 mV'de manganez bazlı ikinci bir tabaka devreye giriyor. Bu ikinci tabaka, SS-H2'yi klorür içeren deniz suyunda 1700 mV'ye kadar koruyabiliyor. Bilimsel olarak şaşırtıcı olan bu mekanizma, paslanmaz çeliklerde manganezin genellikle korozyon direncini düşürdüğü yönündeki yaygın görüşü tersine çeviriyor. Araştırmacılar, atomik düzeyde yapılan analizlerle bu ikili koruma sisteminin etkinliğini kanıtladı. Sonuç olarak, SS-H2'nin geliştirilmesiyle paslanmaz çelikler, deniz suyuna karşı çok daha dayanıklı ve uzun ömürlü hale geliyor.</p><h3>Yeşil hidrojen için yeni umut: SS-H2'nin enerji sektörüne etkisi</h3><p>Yeşil hidrojen, yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen elektrikle suyun hidrojen ve oksijene ayrılmasıyla üretiliyor. Deniz suyu, bol bulunması nedeniyle bu süreçte cazip bir hammadde olarak öne çıkıyor. Ancak, deniz suyunun içerdiği tuz ve klorür iyonları, elektrolizörlerde ciddi korozyon sorunlarına yol açıyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, doğrudan deniz suyu elektrolizinin önündeki en büyük engelin malzeme dayanıklılığı olduğunu gösterdi. SS-H2, bu sorunu kökten çözebilecek yeni bir yaklaşım sunuyor. Araştırmacılar, SS-H2'nin mevcut titanyum bazlı malzemelerle karşılaştırılabilir performans sergilediğini, üstelik çok daha düşük bir maliyetle bunu başardığını belirtiyor. Yüksek voltajlı deniz suyu koşullarına dayanabilen SS-H2, hidrojen üretimini daha ekonomik ve sürdürülebilir hale getirme potansiyeline sahip. Enerji sektöründe, özellikle temiz hidrojen üretimi hedefleyen projelerde SS-H2'nin kullanılması, maliyetleri düşürürken çevresel sürdürülebilirliği de artıracak. Bu gelişme, hidrojenin gelecekteki enerji sistemlerinde daha yaygın ve erişilebilir bir kaynak olmasına katkı sağlayabilir.</p><h3>SS-H2'nin endüstriyel yolculuğu: Patentler ve üretim başarıları</h3><p>Hong Kong Üniversitesi'nin SS-H2 ile ilgili araştırmaları, laboratuvarın ötesine taşındı. Ekip, buluşları için çeşitli ülkelerde patent başvurularında bulundu ve iki patentin onaylandığını açıkladı. Ayrıca, Çin ana karasında bir fabrika ile yapılan işbirliği sayesinde tonlarca SS-H2 tel üretimi gerçekleştirildi. Bu üretim, SS-H2'nin sadece deneysel bir malzeme olmaktan çıkıp, endüstriyel ölçekte kullanılabilir bir ürün haline geldiğini gösteriyor. Araştırmacılar, SS-H2'nin su elektrolizörlerinde ağlar ve köpükler gibi farklı ürünlere dönüştürülmesi için çalışmalarını sürdürüyor. Profesör Huang, bu gelişmenin endüstriyelleşme yolunda büyük bir adım olduğunu vurguladı. SS-H2'nin enerji sektöründe yaygınlaşması halinde, temiz hidrojen üretimi için daha ekonomik ve sürdürülebilir bir altyapı kurulabileceği ifade ediliyor. Patentlerin alınması ve seri üretime geçilmesi, SS-H2'nin küresel enerji dönüşümünde kritik bir rol üstlenmesini sağlayabilir.</p><h3>Geleceğin temiz enerjisi için SS-H2'nin önemi ve zorlukları</h3><p>SS-H2'nin geliştirilmesi, hidrojen ekonomisi için önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Ancak, araştırmacılar bu malzemenin henüz tak-çalıştır bir çözüm olmadığını, gerçek elektrolizör ürünlerine dönüştürülmesi için mühendislik açısından hâlâ bazı zorluklar bulunduğunu belirtiyor. Yine de, SS-H2'nin yüksek voltajlı deniz suyu koşullarına dayanabilmesi ve maliyet avantajı, hidrojen üretiminde devrim yaratacak potansiyele sahip. Son yıllarda yapılan bilimsel incelemeler, deniz suyundan hidrojen üretiminde korozyon, yan reaksiyonlar ve malzeme ömrü gibi sorunların ön planda olduğunu ortaya koydu. SS-H2, bu sorunlara karşı geliştirilmiş bir alaşım olarak, enerji sektöründe yeni bir standart belirleyebilir. Araştırmacılar, SS-H2'nin yaygınlaşmasıyla birlikte hidrojen üretiminin laboratuvar ortamından çıkıp, endüstriyel ölçekte daha temiz ve ekonomik şekilde gerçekleştirilebileceğini öngörüyor. Bu gelişme, gelecekte yenilenebilir enerjiyle entegre temiz hidrojen üretimi için umut verici bir adım olarak değerlendiriliyor.</p><p>Sonuç olarak, Hong Kong Üniversitesi'nin geliştirdiği SS-H2 ultra paslanmaz çelik, deniz suyundan hidrojen üretiminde maliyet ve dayanıklılık açısından çığır açan bir yenilik sunuyor. Bilimsel olarak şaşırtıcı ikili koruma mekanizması ve endüstriyel uygulanabilirliğiyle, SS-H2'nin enerji sektöründe yeni bir dönemi başlatabileceği öngörülüyor. Temiz ve ekonomik hidrojen üretimi için geliştirilen bu malzeme, hem araştırmacıların hem de endüstrinin ilgisini çekmeye devam ediyor. Önümüzdeki süreçte, SS-H2'nin yaygın kullanımıyla birlikte, hidrojenin küresel enerji dönüşümünde daha etkin bir rol üstlenmesi bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/yeni-super-celik-titanyum-326_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275509</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/chia-tohumu-ile-4-yeni-tarif-lif-ve-protein-oranini-ikiye-katlayin-275509</link>
      <pubDate>2026-05-11T11:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Chia tohumu ile 4 yeni tarif! Lif ve protein oranını ikiye katlayın]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'li beslenme uzmanları, chia tohumu ile günlük protein ve lif alımının artırılabileceğine dikkat çekiyor. Diyetisyenler, chia tohumunu klasik tariflerin ötesinde dondurmadan çorbaya, krakerden fırın ürünlerine kadar birçok farklı şekilde kullanmanın yollarını paylaşıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Chia tohumu ile 4 yeni tarif! Lif ve protein oranını ikiye katlayın]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri'nde görev yapan iki deneyimli diyetisyen, chia tohumunun sağlıklı beslenmede sunduğu fırsatları ve bu besleyici tohumun günlük diyete dahil edilmesinin beklenmedik yollarını açıkladı. Son dönemde sosyal medyada popülerleşen chia tohumu, özellikle protein ve lif içeriğiyle öne çıkıyor. Uzmanlar, chia tohumunun yalnızca puding, smoothie veya yoğurt kaselerinde değil, dondurma, kraker, çorba ve fırın ürünleri gibi farklı tariflerde de kullanılabileceğini belirtiyor. Nevada Üniversitesi'nden Samantha M. Coogan ve Ohio Eyalet Üniversitesi'nden Anna Maria Merz, chia tohumunun besin değerleri ve kullanım alanları hakkında önemli bilgiler verdi.</p><h3>Uzman diyetisyenler: 'Chia tohumu ile dondurma ve krakerlerde fark yaratın'</h3><p>Chia tohumunu dondurmaya eklemek, bu geleneksel tatlının lif ve protein oranını yükseltiyor. Diyetisyen Samantha M. Coogan, dondurma karışımına chia tohumu ilave ederek besin yoğunluğunun artırılabileceğini vurguluyor. Kendi ev yapımı dondurmanızı hazırlarken, 1 su bardağı ağır krema, yarım su bardağı tam yağlı süt, 1 çay kaşığı vanilya özütü ve 2-3 yemek kaşığı tatlandırıcıya 2 yemek kaşığı chia tohumu eklemek yeterli oluyor. Karışım kalınlaşana dek bekledikten sonra, dondurma makinesinde işleme devam ediliyor. Chia tohumu, kraker tariflerinde de öne çıkıyor. Anna Maria Merz, öğütülmüş chia tohumunun hem lif hem protein açısından zengin olduğunu, su ve tuz eklenerek kısa sürede hamur haline getirilebileceğini belirtiyor. Hazırlanan karışım fırında 30 dakika pişirildiğinde, çıtır ve besleyici krakerler elde ediliyor. Merz, bu tarifin kişisel tercihlere göre kabak çekirdeği, susam veya keten tohumu gibi ek malzemelerle zenginleştirilebileceğini de aktarıyor.</p><h3>Diyetisyenlerden chia tohumu ile çorba ve fırın ürünlerinde yenilikçi tarifler</h3><p>Chia tohumu, yalnızca atıştırmalık veya tatlılarda değil, çorba ve soslarda da kıvam artırıcı olarak kullanılabiliyor. Coogan, özellikle kremalı veya mevsimsel çorbalara eklenen chia tohumunun, çorbaya yoğun ve jel benzeri bir doku kazandırdığını ifade ediyor. Tohumlar bütün halde ya da öğütülmüş şekilde çorbalara eklenebiliyor. Ayrıca, evde hazırlanan soslara veya salsalara chia tohumu eklemek, hem besin değerini artırıyor hem de yemeğe farklı bir doku katıyor. Fırın ürünlerinde ise chia tohumu, yumurta yerine kullanılabilen bitkisel bir alternatif olarak öne çıkıyor. Merz, bir yemek kaşığı chia tohumunu üç yemek kaşığı su ile karıştırıp beş dakika bekleterek elde edilen karışımın, kek, ekmek veya mücver gibi tariflerde yumurta yerine kullanılabileceğini belirtiyor. Bu yöntem, özellikle hayvansal ürün tüketmeyenler veya süt ürünlerine alerjisi olanlar için pratik bir çözüm sunuyor. Coogan ise chia tohumunun kalsiyum içeriği sayesinde, süt ürünlerine alternatif arayanlara da hitap ettiğini söylüyor.</p><h3>Chia tohumu: Besin değerleri ve sağlık üzerindeki etkileri</h3><p>Chia tohumu, Salvia hispanica bitkisinden elde edilen ve antioksidanlar bakımından zengin bir tohum olarak öne çıkıyor. Anna Maria Merz'in verdiği bilgilere göre, yaklaşık 2-3 yemek kaşığı chia tohumu, 4,7 gram protein, 9,8 gram lif, 180 miligram kalsiyum, 115 miligram potasyum ve 5 gram alfa linoleik asit içeriyor. Bu değerler, chia tohumunun hem bağırsak sağlığına hem de kalp sağlığına katkı sunduğunu gösteriyor. Uzmanlar, chia tohumunun LDL kolesterolü düşürmeye ve HDL kolesterolü artırmaya yardımcı olabileceğini, böylece kalp hastalıkları riskini azaltmada rol oynadığını vurguluyor. Lif ve protein içeriğinin yüksek olması, chia tohumunu özellikle dengeli beslenmek isteyenler için cazip bir seçenek haline getiriyor. Ayrıca, chia tohumu düzenli olarak tüketildiğinde, günlük vitamin ve mineral ihtiyacının karşılanmasına da destek oluyor.</p><h3>Chia tohumu ile sağlıklı beslenme alışkanlığına adım atın</h3><p>Beslenme uzmanları, chia tohumunun farklı tariflerde kullanılmasının, günlük lif ve protein alımını artırmanın kolay ve pratik bir yolu olduğunu belirtiyor. Dondurmadan krakere, çorbadan fırın ürünlerine kadar geniş bir yelpazede kullanılabilen chia tohumu, özellikle vegan ve vejetaryen beslenme tarzını benimseyenler için önemli bir kaynak sunuyor. Uzmanlar, chia tohumunun sunduğu besin değerlerinden tam anlamıyla faydalanmak için, tohumları çeşitli tariflerde düzenli olarak kullanmayı öneriyor. Chia tohumu ile hazırlanan tarifler, hem sağlıklı yaşamı destekliyor hem de sofralara farklı bir lezzet ve doku katıyor. Sonuç olarak, chia tohumu, sağlıklı beslenmeye önem veren herkes için günlük rutinin vazgeçilmez bir parçası olma potansiyeline sahip.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/chia-tohumu-ile-4-yeni-ta-459_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275508</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/metan-kirliligine-karsi-yeni-umut-bilim-dunyasi-dogal-cozum-arayisinda-275508</link>
      <pubDate>2026-05-11T11:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Metan kirliliğine karşı yeni umut! Bilim dünyası doğal çözüm arayışında]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Güney Pasifik'teki Hunga Tonga–Hunga Ha'apai denizaltı volkanının 2022'deki dev patlaması, atmosferde metan gazının beklenmedik şekilde yok edilmesine yol açtı. Bilim insanları, bu olayın iklim değişikliğiyle mücadelede yeni stratejilere kapı aralayabileceğini belirtiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Metan kirliliğine karşı yeni umut! Bilim dünyası doğal çözüm arayışında]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güney Pasifik'te bulunan Hunga Tonga&#8211;Hunga Ha'apai denizaltı volkanının Ocak 2022'de meydana gelen büyük patlaması, yalnızca modern çağın en güçlü volkanik olaylarından biri olarak değil, aynı zamanda atmosferdeki metan gazını beklenmedik biçimde azaltan bir kimyasal reaksiyonun tetikleyicisi olarak tarihe geçti. Bilim dünyasını şaşkına çeviren bu gelişme, volkanik bulutun atmosferde oluşturduğu reaktif klor parçacıkları sayesinde metan gazının kısmen yok edildiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, uydu gözlemleriyle saptadıkları olağanüstü yüksek formaldehit seviyelerinin, metan parçalanmasının doğrudan bir göstergesi olduğuna dikkat çekti. Bu bulgu, iklim değişikliğiyle mücadelede yeni ve doğal bir yolun kapısını aralayabilir.</p><h3>Bilim insanları: 'Tonga volkanik bulutu metan için doğal temizleyici oldu'</h3><p>2022 yılının başında patlayan Hunga Tonga&#8211;Hunga Ha'apai, yalnızca devasa kül ve su buharı değil, aynı zamanda atmosferde metan gazını etkili biçimde azaltan kimyasal bir süreç başlattı. Araştırmacılar, patlama sonrası oluşan volkanik bulutun yapısını ve hareketini detaylı biçimde inceledi. Uydu verilerine göre, bulutun içinde normalden çok daha yüksek formaldehit seviyeleri tespit edildi. Formaldehit, atmosferde metan parçalanırken ortaya çıkan bir bileşik olarak biliniyor. Bilim insanları, bu verilerin, patlama sırasında salınan metanın bulut içinde sürekli olarak yok edildiğini gösterdiğini vurguladı. Bu bulutun on gün boyunca Güney Amerika'ya kadar takip edilebilmesi, metan temizliği sürecinin ne kadar etkili ve uzun süreli olduğunu kanıtladı. Çalışmanın baş yazarı Dr. Maarten van Herpen, yaşananların bilim camiası için tamamen beklenmedik bir gelişme olduğunu ve metan temizliğinde volkanik bulutların rolünün şimdiye dek göz ardı edildiğini dile getirdi.</p><h3>Volkanik kül, deniz tuzu ve güneş ışığı: Metan parçalanmasında üçlü etki</h3><p>Patlamanın ardından ortaya çıkan devasa volkanik bulut, yalnızca kül ve su buharı taşımadı; aynı zamanda tuzlu deniz suyu da stratosfere ulaştı. Araştırma ekibi, bu bileşenlerin güneş ışığıyla etkileşime girerek son derece reaktif klor parçacıkları oluşturduğunu belirledi. Bu klor atomları, atmosferdeki metan ile reaksiyona girerek metan moleküllerini parçaladı ve formaldehit oluşumunu tetikledi. Kopenhag Üniversitesi Kimya Bölümü'nden Profesör Matthew Johnson, daha önce yalnızca troposferde gözlenen bu kimyasal sürecin, stratosferde de gerçekleştiğini tespit etmenin şaşırtıcı olduğunu ifade etti. Tonga patlaması sırasında volkanik kül ve deniz suyu karışımının, güneş ışığının yardımıyla atmosferdeki metan gazını etkili şekilde parçaladığı ortaya çıktı. Uydu gözlemleriyle tespit edilen yüksek formaldehit konsantrasyonları, bu kimyasal sürecin gerçekliğini doğruladı ve bilim insanlarını yeni araştırmalara yönlendirdi.</p><h3>Metan gazının iklim değişikliğindeki kilit rolü</h3><p>Metan, küresel ısınmanın yaklaşık üçte birinden sorumlu olan ve karbondioksite göre atmosferde daha kısa süre kalan güçlü bir sera gazı olarak öne çıkıyor. 20 yıllık bir periyotta metan, karbondioksite kıyasla yaklaşık 80 kat daha fazla ısı tutma kapasitesine sahip. Ancak metanın atmosferdeki ömrü genellikle 10 yıl civarında. Bu nedenle, metan seviyelerindeki kısa vadeli düşüşler, iklim değişikliğine karşı hızlı ve etkili sonuçlar doğurabiliyor. Bilim insanları, metan azaltımını 'iklim için acil fren' olarak nitelendiriyor. Çünkü metan miktarının azaltılması, önümüzdeki on yıl içinde küresel ısınmanın yavaşlatılmasına ve kritik iklim eşiklerinin aşılmasının önlenmesine katkı sağlayabilir. Yine de uzmanlar, uzun vadeli iklim istikrarı için karbondioksit emisyonlarının azaltılmasının vazgeçilmez olduğunun altını çiziyor.</p><h3>Uydu teknolojisiyle metan temizliği kanıtlandı</h3><p>Bu çarpıcı keşif, Avrupa Uzay Ajansı'na ait Sentinel-5P uydusunun TROPOMI aracı sayesinde mümkün oldu. TROPOMI, her gün dünya genelinde sera gazlarını ve hava kirliliğini izliyor. Araştırma ekibi, volkanik bulutta tespit edilen formaldehit seviyelerinin, uydu cihazının standart çalışma koşullarının ötesinde bir hassasiyetle ölçülmesi gerektiğini belirtti. Kraliyet Hollanda Meteoroloji Enstitüsü'nden Dr. Jos de Laat, atmosferden metanın gerçekten çıkarıldığını göstermek için uydu verilerinin kritik rol oynadığını vurguladı. Dr. Isabelle De Smedt ise, uydu ölçümlerinde yüksek kükürt dioksit konsantrasyonlarından kaynaklanan parazitleri dikkatle ayıklamanın ve sinyalin alışılmadık yüksekliğine göre düzeltme yapmanın, sonuçların doğruluğu için hayati öneme sahip olduğunu belirtti. Bu teknolojik ilerleme, atmosferdeki metan temizliğinin uydu üzerinden izlenebileceğini ortaya koydu.</p><h3>Yeni iklim teknolojilerine ilham: Doğal süreçler sanayiye örnek olabilir</h3><p>Araştırmacılar, Tonga volkanik bulutunda gözlenen bu doğal metan temizliği sürecinin, gelecekte iklim değişikliğiyle mücadelede kullanılabilecek yeni mühendislik çözümlerine ilham verebileceğini düşünüyor. Şu anda dünyanın farklı bölgelerinde bilim insanları, atmosferden metan temizlemeye yönelik çeşitli yöntemler üzerinde çalışıyor. Ancak bu süreçlerin etkinliğini doğrulamak ve doğru şekilde ölçmek büyük bir zorluk olarak öne çıkıyor. Tonga örneği, uydu gözlemleriyle metan parçalanmasının doğrudan izlenebileceğini göstererek, bu alandaki ölçüm sorununa güçlü bir çözüm sundu. Profesör Matthew Johnson, bu doğal olayı taklit etmenin sanayi için cazip bir fikir olabileceğini, ancak bunun ancak güvenli ve etkin olduğu kanıtlanırsa uygulanabileceğini ifade etti. Uydu tabanlı izleme yöntemleri, insanlığın küresel ısınmayı yavaşlatmasına yönelik yeni stratejiler geliştirmesine yardımcı olabilir.</p><p>Sonuç olarak, Hunga Tonga&#8211;Hunga Ha'apai volkanının patlaması, atmosferde metan gazının beklenmedik biçimde azaltılmasını sağlayan doğal bir laboratuvar işlevi gördü. Bilim insanları, bu keşfin iklim değişikliğiyle mücadeleye yeni bir bakış açısı kazandırdığını ve gelecekte doğal süreçlerin mühendislik uygulamalarına ilham verebileceğini belirtiyor. Ancak uzmanlar, uzun vadeli iklim istikrarı için metanla birlikte karbondioksit emisyonlarının da azaltılmasının şart olduğunu vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/metan-kirliligine-karsi-y-528_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275507</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/myanmarda-cikan-11000-karatlik-dev-yakut-dunyayi-sasirtti-275507</link>
      <pubDate>2026-05-11T11:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Myanmar'da çıkan 11.000 karatlık dev yakut dünyayı şaşırttı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Myanmar'ın Mogok bölgesinde, 11.000 karat ağırlığında dev bir yakut gün yüzüne çıktı. Bu tarihi keşif, ülkenin değerli taş piyasasını hareketlendirirken, uluslararası mücevherciler ve insan hakları savunucuları arasında da yeni tartışmalar başlattı. Yakutun özellikleri ve çıkarıldığı bölgenin çatışmalı geçmişi, taşın değerini ve geleceğini daha da dikkat çekici kılıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Myanmar'da çıkan 11.000 karatlık dev yakut dünyayı şaşırttı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Myanmar'ın üst Mandalay Bölgesi'nde yer alan Mogok şehrinde, Nisan ayı ortalarında, şimdiye kadar kaydedilen en büyük yakutlardan biri olarak kabul edilen 11.000 karatlık dev bir yakut çıkarıldı. Ham haldeki taşın ağırlığı 2.200 gramı buluyor. Devlet yetkilileri, bu yakutun Myanmar'ın bugüne kadar elde ettiği en değerli taşlardan biri olduğunu vurguladı. 8 Mayıs'ta devlet destekli Global New Light of Myanmar gazetesi, keşfin doğruluğunu kamuoyuna açıkladı. Aynı gün, CBS News ise taşın ağırlık bakımından ülke tarihinde ikinci sırada yer aldığını bildirdi. Ancak taşın sadece büyüklüğü değil, sahip olduğu mor-kırmızı renk tonu, sarı alt tonları, orta seviyede şeffaflığı ve camsı parlaklığı da dikkat çekiyor. Gemologlar, bu özelliklerin taşın değerini, geçmişte bulunan ve neredeyse iki kat daha ağır olan 21.450 karatlık yakutun üzerine çıkardığını belirtiyor. Yakutun tamamen işlenmemiş olması, yani herhangi bir ısı veya kimyasal işlemden geçmemiş olması, onu uluslararası pazarda daha da değerli kılıyor. Bu durum, alıcıların taş için yüksek prim ödemesine yol açıyor.</p><h3>Başkan Min Aung Hlaing ve hükümet yetkilileri dev yakutu inceledi</h3><p>Yakutun keşfinden kısa bir süre sonra, taş Myanmar'ın başkenti Naypyitaw'a gönderildi. Ülke lideri Min Aung Hlaing, ofisinde taşın detaylı bir incelemesini gerçekleştirdi. İncelemeye başkanın yanı sıra iki başkan yardımcısı, üst ve alt meclis başkanları ve savunma hizmetleri komutanı da katıldı. Doğal kaynaklardan sorumlu Birlik Bakanı U Hsan Oo, taşın özelliklerini ve Mogok bölgesindeki kökenini heyetle paylaştı. Bu inceleme, Myanmar'da son dönemde yaşanan siyasi gelişmelerin gölgesinde kamuoyunun da dikkatini çekti. 2021 darbesinin ardından yönetimi devralan ordu lideri Min Aung Hlaing, uluslararası toplum tarafından büyük ölçüde tanınmayan bir sivil yönetimin başında bulunuyor. Ülkede bu yıl yapılan ve muhalefet ile insan hakları grupları tarafından gayrimeşru olarak nitelendirilen seçimler sonrasında, hükümetin attığı her adım siyasi açıdan da tartışma konusu oluyor.</p><h3>Mogok'taki çatışmalar ve yakutun kökeni taşın değerini etkiliyor</h3><p>11.000 karatlık dev yakutun çıkarıldığı Mogok bölgesi, Myanmar'ın değerli taş üretiminde merkezi konumda bulunuyor. Ancak bu bölge, son yıllarda çatışmaların ve kontrol mücadelelerinin odağında yer aldı. Yakutun bulunduğu dönemde Mogok, Myanmar hükümetinin kontrolü dışında, etnik silahlı bir grup olan Ta'ang Ulusal Kurtuluş Ordusu'nun yönetimindeydi. Bu grup, Temmuz 2024'te şehri ele geçirdi ve bir yıldan uzun süre boyunca değerli taş madenlerinin idaresini üstlendi. 2025'in sonlarında Çin'in arabuluculuğuyla sağlanan ateşkes sonrasında bölgenin kontrolü tekrar Myanmar ordusuna geçti. Madenciler işlerine döndü ve çok geçmeden bu devasa yakut gün yüzüne çıktı. Bu süreç, Myanmar'da değerli taşların ülkenin iç savaşını nasıl doğrudan beslediğini ve hem askeri hükümetin hem de etnik silahlı grupların finansmanında rol oynadığını bir kez daha gözler önüne serdi. İngiltere merkezli Global Witness adlı denetçi kuruluş, yıllardır Myanmar'daki yakut gelirlerinin çatışmayı körüklediğine dikkat çekiyor ve uluslararası mücevhercilere Myanmar taşlarından uzak durmaları için çağrıda bulunuyor.</p><h3>Yakutun benzersiz özellikleri ve Mogok'un jeolojik önemi</h3><p>Bir yakutun değerini belirleyen en önemli unsurlar arasında karat ağırlığı kadar renk, berraklık ve taşın işlenmemiş olup olmaması da bulunuyor. Myanmar'ın Mogok bölgesinden çıkan yeni yakut, mor-kırmızı tonu ve doğal haliyle öne çıkıyor. En değerli yakutlar arasında kabul edilen "güvercin kanı kırmızısı" rengine sahip taşlar, hafif mavi alt tonlarıyla biliniyor. Yeni keşfedilen yakutun ise sarı alt tonları ve camsı parlaklığı bulunuyor. Uzmanlar, bu taşın berraklığı ve doğal kalması nedeniyle, geçmişteki 21.450 karatlık dev yakuttan bile daha değerli olabileceğini belirtiyor. Mogok'un jeolojik yapısı, burada oluşan yakutların neden dünyada bu kadar özel ve farklı görüldüğünü açıklıyor. Bölgedeki yataklar, aşırı sıcaklık ve basınç altında metamorfize olmuş mermerlerin içinde yer alıyor. İz miktarda bulunan krom minerali, taşlara özgün kırmızı floresans kazandırıyor. Ultraviyole ışık altında Mogok yakutları, içten gelen bir parlaklıkla ışıldayarak, hem müzayede kataloglarında hem de laboratuvar raporlarında ayırt edici bir özellik sergiliyor.</p><h3>Yakutun geleceği ve uluslararası ticaretteki belirsizlikler</h3><p>11.000 karatlık bu dev yakutun ilerleyen süreçte ne şekilde değerlendirileceği henüz netlik kazanmadı. Devlet kaynakları, taşın kesilip kesilmeyeceği, bir örnek olarak mı saklanacağı yoksa uluslararası bir müzayedede mi satışa sunulacağı konusunda kesin bir bilgi paylaşmadı. Myanmar Değerli Taşlar Emporium, bugüne kadar büyük taşların satışında hükümetin ana kanalı olarak öne çıktı. Ancak 2021'deki askeri darbenin ardından uygulanan uluslararası yaptırımlar, bu tür satışları oldukça zorlaştırdı. Birçok Batılı lüks mücevher markası, Myanmar kökenli taşlardan tamamen uzak duruyor. Bu durum, dev yakutun uluslararası bir alıcıya ulaşmasını da güçleştiriyor. Ayrıca, ülkede değerli taş kaçakçılığı ciddi bir sorun olarak öne çıkıyor. Yüksek değerli yakutlar, genellikle gayri resmi yollarla Tayland ve Çin'e götürülüyor, ardından yasal pazarlara geri dönüyor. 2022'de bulunan ve NaSaKa adı verilen yakut, belgelenip sergilendikten sonra devlet mülklerine dahil edilmişti. Yeni keşfedilen yakutun da benzer bir süreci izleyip izlemeyeceği merak konusu.</p><p>Bu devasa yakutun uluslararası bir koleksiyonere veya mücevher markasına ulaşıp ulaşmayacağı, Myanmar'ın değerli taş ticaretine yönelik denetimin piyasa üzerindeki etkisini ve olağanüstü bir taşın hâlâ küresel ilgiyi çekip çekemeyeceğini test edecek. Tüm bu gelişmeler, Myanmar'ın değerli taş sektörünün hem ekonomik hem de siyasi açıdan ne kadar karmaşık ve hassas bir denge üzerinde ilerlediğini bir kez daha gözler önüne seriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/myanmarda-cikan-11000-kar-892_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275506</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/magazin/ekrani-birakti-esnaf-oldu-iste-sibel-turnagolun-son-hali-275506</link>
      <pubDate>2026-05-11T11:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ekranı bıraktı, esnaf oldu! İşte Sibel Turnagöl'ün son hali]]></title>
      <category><![CDATA[Magazin]]></category>
      <description><![CDATA[Bir dönemin popüler isimlerinden Sibel Turnagöl, artık ekrandan uzak bir hayat sürdürüyor. Geçtiğimiz yıllarda kendisine bir esnaf lokantası açıp işletmeye başlayan Sibel Tunragöl, son haliyle görenleri şaşırtıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ekranı bıraktı, esnaf oldu! İşte Sibel Turnagöl'ün son hali]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sibel Turnagöl, 1986 yılında elde ettiği mankenler kraliçesi unvanının ardından  kariyerine başlamış ve çok kısa bir süre sonra sinemaya adım atmıştı. 1988 yılında Sadri Alışık ile Çolpan İlhan'ın  tek oğulları Kerem Alışık ile nikah masasına oturan Turnagöl'ün, sadece 5 yıl süren bu  evliliğinden de Sadri Alışık adında bir oğlu olmuştu. 2012 yılında ikinci kez nikah masasına oturan oyuncu, artık kameralardan uzak bir hayat sürdürüyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/sibel-11052026a1d373a3.jpg"/><p>Bir dönem şarkıcılık da yapan ve Müzik Yorumcuları  Birliği'nin yönetim kurulunda da görev yapan Turnagöl, şimdilerde ise İstanbul Maslak'da bir restoran işletiyor.</p><p>Sibel  Turnagöl, son haliyle de dikkat çekiyor.</p><p><b>İşte Sibel Turnagöl'ün şimdiki hali!</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/sibel1-11052026f398b521.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/ekrani-birakti-esnaf-oldu-684_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275505</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-goktas-guclu-sosyal-devlet-anlayisiyla-bakim-alaninda-uluslararasi-isbirligine-buyuk-275505</link>
      <pubDate>2026-05-11T11:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Göktaş: Güçlü sosyal devlet anlayışıyla bakım alanında uluslararası işbirliğine büyük önem veriyoruz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Güçlü sosyal devlet, riskleri gören, aileyi destekleyen, kadını güçlendiren, çocuğu koruyan, engelli bireyin önünü açan ve yaşlıya saygın hayat sunan devlettir. Bu anlayışla bakım alanında uluslararası işbirliğine büyük önem veriyoruz" dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Göktaş: Güçlü sosyal devlet anlayışıyla bakım alanında uluslararası işbirliğine büyük önem veriyoruz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Birleşmiş Milletler (BM) Kadın Birimi tarafından İstanbul'da düzenlenen Avrupa ve Asya Bakım Forumu'nun "Kapsayıcı, Dayanıklı ve Kadın-Erkek Fırsat Eşitliğine Dayalı Ekonomiler İçin Bakım Sistemlerinin Dönüştürülmesi" başlıklı açılış oturumundaki konuşmasında, ortak aklı güçlendireceğine inandığı forumun, Avrupa ve Orta Asya bölgesi için uygulanabilir bir yol haritasına katkı sunması temennisinde bulundu.</p><p>Bakımın insan hayatının belli dönemlerine sınırlı olan geçici bir ihtiyaç olmadığını dile getiren Göktaş, "Bakım, çocuklukta güvenli büyümenin, engellilikte hayata tam katılımın, yaşlılıkta onurlu yaşamın, hastalıkta iyileşmenin ve aile içinde dayanışmanın temel unsurudur." diye konuştu.</p><p>Göktaş, bakımın ekonomik planlamanın, istihdamın, şehirleşmenin, eğitim ve sosyal politikalar ile toplumsal dayanıklılığın merkezinde yer alması gerektiğini vurgulayarak, yaklaşımlarının temelinde ise insanı yaşatan her hizmetin, toplumun geleceğine yapılan bir yatırım olduğu anlayışı bulunduğunu ifade etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/1-11052026685dba74.jpg"/><p>Türkiye olarak sosyal hizmet politikalarını, toplumun en güçlü yapı taşı olarak gördükleri aileyi merkeze alarak inşa ettiklerini belirten Göktaş, güçlü ailenin ise kamunun koruyucu, önleyici ve destekleyici hizmetleriyle ayakta duracağına işaret etti.</p><p>Bakım alanının, kadınların emeği, tecrübesi ve toplumsal hayata kattığı değerle yakından ilişkili olduğunu dile getiren Göktaş, şöyle devam etti:</p><p>"Dünyanın pek çok yerinde kadınlar, aile içinde, çalışma hayatında ve sosyal yaşamda önemli sorumluluklar üstlenmektedir. Bu emeğin görünür kılınması, kadınların hayatın her alanında daha güçlü biçimde yer alması açısından büyük önem taşımaktadır. Kadının güçlenmesi, aileyi de toplumu da güçlendiren bir süreçtir. Eğitimden istihdama, girişimcilikten karar alma mekanizmalarına kadar kadınların imkanlarının artması, aile refahına, çocukların geleceğine ve toplumun üretkenliğine doğrudan katkı sağlar. Bu anlayışla Türkiye olarak, kadınların sosyal ve ekonomik hayata daha etkin katılımını destekleyen politikaları kararlılıkla sürdürüyoruz."</p><p><strong>"BAKIM HİZMETİ MODELLERİNİ AİLELERİN İHTİYAÇLARINA CEVAP VERECEK ŞEKİLDE ÇEŞİTLENDİRİYORUZ"</strong></p><p>Bakan Göktaş, 2024-2028 dönemini kapsayan Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüklerini aktararak, aile ve kadınlar için atılan bazı adımları anlattı.</p><p>Göktaş, kadın kooperatiflerinden mesleki beceri programlarına, sosyal desteklerden aile danışmanlığına kadar pek çok alanda kadınların potansiyelini hayata geçirecek mekanizmaları güçlendirdiklerini vurgulayarak, "Bu çerçevede bakım hizmeti modellerini ailelerin farklı ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde çeşitlendiriyoruz. Yakın zamanda çalışan ebeveynleri destekleyen önemli düzenlemeleri hayata geçirdik. Doğum izin süresini anneler için 16 haftadan 24 haftaya yükselttik. Özel sektörde çalışan babalar için babalık izni süresini de 2 haftaya çıkardık. Bu düzenlemelerle annelerin, babaların ve çocukların birlikte geçirdiği nitelikli zamanı artırmayı hedefliyoruz. Bunun yanı sıra hem kadın hem erkek memurların, çocukları ilkokul çağına gelene kadar yarım zamanlı çalışma hakkından faydalanmalarını sağladık." ifadelerini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/2-110520264ea56c67.jpg"/><p>Bakım ihtiyacının yaşam döngüsüne, aile yapısına, çalışma koşullarına ve sosyal çevreye göre zaman içinde değişebildiğini dile getiren Göktaş, alternatif bakım modelleri üzerinde de çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti.</p><p>Türkiye olarak sosyal hizmet anlayışını, insanın hayatına zamanında temas eden, ihtiyacı yerinde tespit eden ve aileyi bütün yönleriyle destekleyen bir sistem üzerine kurduklarını belirten Göktaş, şöyle konuştu:</p><p>"Bizim için güçlü sosyal devlet, riskleri önceden gören, aileyi destekleyen, kadını güçlendiren, çocuğu koruyan, engelli bireyin önünü açan ve yaşlıya saygın bir hayat sunan devlettir. Bu anlayışla bakım alanında uluslararası işbirliğine büyük önem veriyoruz. Çünkü bakım meselesi, yalnızca ulusal sınırlar içinde ele alınacak bir konu değildir. Bölgesel hareketlilik, göç, yaşlanma, iş gücü açığı ve sosyal koruma ihtiyacı ülkelerimizi ortak çözümler üretmeye davet ediyor. Bugün burada oluşacak görüşlerin, Avrupa ve Or</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/bakan-goktas-guclu-sosyal-285_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275504</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/gunun-manseti-11-mayis-2026-pazartesi-275504</link>
      <pubDate>2026-05-11T11:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Günün Manşeti | 11 Mayıs 2026 Pazartesi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[24 TV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkök ve Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç, 'Günün Manşeti'nde 11 Mayıs 2026 Pazartesi gündemini değerlendirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Günün Manşeti | 11 Mayıs 2026 Pazartesi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>24 TV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkök ve Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç, Türkiye'nin ve dünyanın gündemini, gazetelere yansıyan haberleri, köşe yazılarını ve günün önemli gelişmelerini farklı bakış açılarıyla, çarpıcı analizlerle hafta içi her sabah "Günün Manşeti"nde değerlendiriyor. "Günün Manşeti" hafta içi her sabah saat 11.00'de canlı yayınla 24 TV'de ekrana geliyor.</p><p>24 TV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkök ve Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç, 'Günün Manşeti'nde 11 Mayıs 2026 Pazartesi gündemini değerlendirdi.</p><p><b>Programdan önemli satır başları:</b></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/video-1105202632274207.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç</b><b>: </b>ABD, Avrupa'yı her zaman kendi çizgisine çekti ve Orta Doğu'daki gücünü tahkim etti. İsrail için "ölümüne var olduğunu" her fırsatta gösterdi. İran'ı 46 yıldır ambargolarla yok etmeye çalışırken, Orta Doğu'da 75 binden fazla Müslüman hayatını kaybetti. Ancak ne zaman ki bu durum emperyalist güçlerin çıkarlarına dokunmaya başladı, işte o zaman Avrupa konuşmaya başladı.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/video-11052026802df887.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>TÜRKİYE'NİN DİPLOMASI TRAFİĞİ</b></p><p><b>Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç</b> değerlendirdi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/video-11052026387d272a.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>TÜRK SAVUNMA SANAYİİNDEKİ DEVRİM</b></p><p><b>24 TV GYY Ömer Özkök</b><b>: </b>Mesele, günümüz şarkıcılarının kredi kartı limitlerini düşürmekle övündüğü bir noktaya geldi. Bu durum maalesef çok üzücü; ancak tüm bunlara rağmen Türkiye, SAHA EXPO 2026'da da gördüğümüz üzere savunma sanayiinde nereden nereye geldi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/video2-110520269be9b7e0.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>CHP YANDAŞI MEDYANIN HALİ</b></p><p><b>Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç</b><b>:</b> CHP, bazı sözde sanatçıların etkisiyle bu hale geldi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/video-110520261b838631.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>ÖZEL'DEN KAMU ZARARI YORUMU</b></p><p><b>24 TV GYY Ömer Özkök</b><b>:</b> CHP'li olunca dilediğini yapıyorsun; usulsüzlüklerin ortaya çıkınca da bunları sadece "kamu zararı" olarak yorumlayıp suç teşkil etmeyeceğini düşünüyorsun.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/gunun-manseti-24-tvde-bas-576_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.275503</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/florida-kiyilarinda-vibrio-alarmi-bilim-insanlarindan-kritik-uyari-275503</link>
      <pubDate>2026-05-11T10:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Florida kıyılarında Vibrio alarmı! Bilim insanlarından kritik uyarı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Florida'nın Pensacola Plajı'nda ve ABD'nin doğu kıyısında, ölümcül Vibrio bakterisinin hızla yayılması endişe yaratıyor. Bilim insanları, iklim kriziyle birlikte artan su sıcaklıklarının bu bakterinin yayılımını hızlandırdığını vurgularken, hem plaj ziyaretçileri hem de kabuklu deniz ürünü tüketicileri için risklerin arttığına dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Florida kıyılarında Vibrio alarmı! Bilim insanlarından kritik uyarı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Florida'nın popüler Pensacola Plajı'nda yapılan son araştırmalar, ölümcül olabilen Vibrio bakterisinin ABD'nin doğu kıyısında hızla yayıldığını ortaya koydu. Bilim insanları, özellikle yaz aylarında artan su sıcaklıklarının ve iklim krizinin etkisiyle, plajlarda ve çiğ kabuklu deniz ürünlerinde bu bakterinin daha sık görülmeye başladığını belirtti. Özellikle karaciğer hastalığı, diyabet veya bağışıklık sistemi zayıf olan bireyler için enfeksiyon riski çok daha yüksek. Pensacola'da yürütülen saha çalışmalarında, araştırmacılar deniz suyu örnekleri alarak Vibrio'nun yoğunluğunu ve yayılımını yakından izliyor. Uzmanlar, ABD'nin doğu kıyısında Vibrio enfeksiyonlarının Maine kadar kuzeye ulaştığını ve ılıman denizlerde de yaygınlık kazandığını bildiriyor.</p><h3>Bilim insanlarından Vibrio için erken uyarı sistemi</h3><p>Pensacola ve Florida genelinde yapılan araştırmalar, Vibrio bakterisinin yayılımını önceden tahmin edebilmek amacıyla bir erken uyarı sistemi geliştirilmesine öncülük ediyor. Florida Üniversitesi laboratuvarları, doğu ABD kıyısındaki riskli bölgeleri bir ay önceden belirleyebilecek bir program üzerinde çalışıyor. Bu sistem sayesinde, özellikle doktorlar ve acil servis çalışanları, artan enfeksiyon vakalarına karşı daha hazırlıklı olabilecek. Bilim insanları, Vibrio'nun kuzeye yayılmasını iklim krizinin ilk uyarı sinyallerinden biri olarak değerlendiriyor. 2014 yılında Baltık Denizi'nde sıcak hava dalgası sonrası artan Vibrio enfeksiyonları, benzer şekilde ABD sahillerinde de olağan dışı deniz sıcaklıklarının ve bakteriyel risklerin habercisi oldu.</p><h3>Vibrio enfeksiyonlarında dramatik artış: Sayılar, nedenler ve sonuçlar</h3><p>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) verilerine göre, ülkede her yıl yaklaşık 80 bin vibriosis vakası görülüyor ve bu vakaların yaklaşık 100'ü ölümle sonuçlanıyor. Özellikle vulnificus türü, ciltteki küçük bir kesikten bile vücuda girerek 24 saat içinde ölüme yol açabiliyor. Son beş yılda 429 vulnificus vakası ve 136 gıda kaynaklı vaka kaydedildi. Gıda yoluyla enfekte olanlarda ölüm oranı yüzde 32'ye kadar çıkıyor. Enfeksiyonlar, özellikle Florida, Kuzey Carolina, New York ve Connecticut gibi kıyı eyaletlerinde, kasırgalar ve sıcak hava dalgaları sonrası artış gösterdi. Bilim insanları, 1998'den bu yana enfeksiyonların kuzeye yılda ortalama 30 mil hızla yayıldığını ve New York çevresindeki büyük nüfus merkezlerinin de risk altına girdiğini belirtiyor. Artık Vibrio bakterileri yıl boyunca denizlerde tespit edilebiliyor.</p><h3>Kabuklu deniz ürünleri sektörü ve medya: Endişe ve algı yönetimi</h3><p>Vibrio enfeksiyonlarıyla ilgili artan medya ilgisi, kabuklu deniz ürünleri endüstrisinde kaygı yaratıyor. Sektör temsilcileri, ürünlerinin güvenliğinin sorgulanmasından rahatsız. Long Island'da yılda 750 bin istiridye satan bir üretici, medyanın konuyu abarttığını savunuyor. Oysa 2010'dan bu yana uygulanan sıkı soğutma ve işleme protokolleri, kabuklu deniz ürünlerinde Vibrio büyümesini büyük ölçüde engelledi. Ancak, plajlarda suya girenlerin veya açık yarası olan kişilerin riskleri göz ardı etmesi, enfeksiyon vakalarının önlenmesini zorlaştırıyor. Florida Üniversitesi'nden Leslie Sturmer, riskin büyük ölçüde kişisel sorumlulukla ilgili olduğunu belirtiyor. Buna rağmen, iklim krizi ve değişen deniz koşulları, Vibrio farkındalığının artırılmasını zorunlu kılıyor.</p><h3>İklim değişikliği, Vibrio ve deniz ekosisteminde dönüşüm</h3><p>Deniz yumuşakçaları ve kabuklu deniz ürünleri, iklim değişikliği nedeniyle artan okyanus sıcaklıkları, asitlenme ve deniz seviyesi yükselmesi gibi tehditlerle karşı karşıya. Bu durum, düşük ürün verimi, kitlesel ölümler ve sektörün ekonomik olarak zarar görmesine yol açıyor. Araştırmacılar, farklı midye ve istiridye türlerini sıcaklık stresine tabi tutarak geleceğe dayanıklı türleri belirlemeye çalışıyor. Plajlarda Vibrio tespit edildiğinde, genellikle kamu uyarıları yayınlanıyor, ancak plajların kapatılması nadiren uygulanıyor. Buna karşılık, az sayıda gıda kaynaklı vibriosis vakası dahi hasat alanlarının kapatılmasına ve ürün geri çağırmalarına neden olabiliyor. Ulusal Kıyı Okyanus Bilim Merkezleri, bu önlemlerin tüketici güvenini azalttığını ve satışları düşürdüğünü ifade ediyor.</p><h3>Vibrio riskinin toplumsal etkisi ve tüketici davranışları</h3><p>Vibrio bakterisiyle ilgili medya haberleri, tüketicilerin kabuklu deniz ürünlerine olan talebini doğrudan etkiliyor. 2024 yılında Rhode Island'da yapılan bir araştırmada, katılımcılara Vibrio salgınıyla ilgili bir haber gösterildikten sonra istiridye ve midye yeme istekliliğinde belirgin bir azalma gözlendi. Florida Üniversitesi'nden Sturmer, vaka sayılarının Salmonella veya E. coli gibi bakterilere kıyasla çok düşük olduğunu, ancak kamuoyunda Vibrio'ya yönelik korkunun daha fazla olduğunu belirtiyor. Ayrıca, "et yiyen bakteri" ifadesinin bilimsel olarak yanlış olduğunu, bakterinin dokuyu yok ettiğini vurguluyor. Yine de, vulnificus enfeksiyonlarının şiddetli seyri ve ölümcül sonuçları, halk sağlığında dikkatli olunmasını gerektiriyor.</p><h3>Vibrio tahmin modelleri: Bilimsel ilerleme ve uygulama zorlukları</h3><p>ABD'li araştırmacılar, Vibrio enfeksiyonlarını önceden tahmin edebilen bilgisayar modelleri geliştiriyor. 1997-2019 yılları arasında toplanan CDC verileriyle, uydu ölçümleri birleştirilerek, kıyı ilçelerinde vibriosis riskinin bir ay önceden tahmin edilmesi sağlanıyor. Model, yüksek riskli bölgeleri belirlemede yüzde 23 doğruluk oranına sahip olsa da, düşük riskli alanlarda daha başarılı sonuçlar veriyor. Özellikle 2024'teki Helene ve Milton Kasırgaları öncesinde modelin tahminleri etkili oldu. Sektör temsilcileri, bu modellerin mevcut sıkı protokollerin yerini almasa da, ani hava değişimlerinde ek önlem olarak kullanılabileceğini belirtiyor. Ancak kabuklu deniz ürünleri üreticileri, risk kategorilerinin ilçelere atanmasına temkinli yaklaşıyor ve bilim insanlarının sektöre daha fazla danışması gerektiğini savunuyor.</p><h3>Geleceğe bakış: Vibrio ile mücadelede yeni stratejiler</h3><p>İklim değişikliği devam ettiği sürece, ABD'nin doğu kıyısındaki topluluklar yaz aylarında vibriosis salgınlarına daha hazırlıklı olmak zorunda kalacak. Bilim insanları, önümüzdeki yıllarda vaka sayılarının artmasının kaçınılmaz olduğunu, asıl meselenin bu vakaların nasıl yönetileceği olduğunu vurguluyor. Tahmin modellerinin baş yazarı Bailey Magers, 30-40 yıl sonra riskin çok daha yüksek olacağını ve o dönemde farklı modelleme stratejilerinin gerekeceğini belirtiyor. Sonuç olarak, Vibrio bakterisinin yayılımı, hem halk sağlığı hem de deniz ürünleri endüstrisi için kritik bir tehdit olarak gündemdeki yerini koruyor. Bilim insanları, erken uyarı sistemleri ve kamu bilincinin artırılmasıyla risklerin azaltılabileceğine inanıyor.</p><p>Florida'dan Maine'e kadar uzanan ABD doğu kıyısında, Vibrio bakterisinin yayılımı ve etkileri, iklim değişikliğiyle birlikte daha da önemli hale geliyor. Hem sağlık otoriteleri hem de sektör temsilcileri, erken uyarı sistemleri ve sıkı protokollerle bu tehdide karşı mücadele etmeye devam ediyor. Ancak, önümüzdeki yıllarda artacak olan riskler karşısında toplumsal farkındalık ve bilimsel iş birliği her zamankinden daha büyük önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/05/11/florida-kiyilarinda-vibri-133_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>