<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296273</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/eski-israilli-istihbaratci-netanyahunun-secim-oncesi-iranla-savas-planini-cilginlik-olarak-niteledi-296273</link>
      <pubDate>2026-10-21T17:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Eski İsrailli istihbaratçı Netanyahu'nun seçim öncesi İran'la savaş planını çılgınlık olarak niteledi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Eski İsrail Askeri İstihbarat Dairesi yetkilisi Danny Citrinowicz, Başbakan Netanyahu hükümetinin 27 Ekim'deki genel seçimlere sayılı günler kala İran'la yeni bir savaş başlatma planını "tam bir çılgınlık" olarak niteledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Eski İsrailli istihbaratçı Netanyahu'nun seçim öncesi İran'la savaş planını çılgınlık olarak niteledi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eski İsrail Askeri İstihbarat Dairesi yetkilisi Danny Citrinowicz, Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinin 27 Ekim'deki genel seçimlere sayılı günler kala İran'ın enerji altyapısına saldırma ve yeni bir savaş başlatma planını "tam bir çılgınlık" olarak niteleyerek bunun bölgesel bir felakete yol açacağı uyarısında bulundu.</p><p>Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre, İsrail Askeri İstihbarat Dairesi Araştırma Bölümü'nün eski İran masası başkanı ve şu anda Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü'nde (INSS) görev yapan araştırmacı Danny Citrinowicz, mevcut şartlar altında Tahran'a yönelik yeni bir savaşı haklı çıkaracak hiçbir askeri ya da stratejik gerekçenin bulunmadığını söyledi.</p><p>Citrinowicz, seçimler öncesinde veya sonrasında böylesi bir adım atmanın operasyonel bir zorunluluktan değil, siyasi hesaplardan kaynaklandığını vurgulayarak kararın İsrail'in stratejik çıkarlarıyla bağdaşmadığını belirtti.</p><p>İran'ın İsrail'e karşı son derece geniş çaplı bir harekete geçmesine ve bunun bölgesel bir felakete yol açacağını        ifade eden Citrinowicz, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>"Şu anda bir savaşı meşru kılacak kesinlikle hiçbir şey yok. İran nükleer zenginleştirmeyi yeniden başlatmış değil. Kazma Dağı'na (Natanz yakınlarındaki şüpheli yer altı nükleer sahası) belirli malzemelerin taşındığına dair önceden bilinen göstergeler var ancak bunun ötesinde yeni bir gelişme yok.</p><p>Eğer İran yarın nükleer silaha doğru bir atılım yaparsa elbette saldırmalıyız, fakat şu an böyle bir durum bulunmuyor. İran'ın füze cephaneliği de saldırılar başlamadan önceki seviyesine henüz geri dönmüş değil. Seçimlere iki hafta kala saldırmak tam bir çılgınlık. Yeni bir saldırı elbette hasar verir ama uluslararası sistem açısından sonuçları akıl almaz olur; tüm Körfez'i ateşe verirler."</p><p><strong>İSRAİL, SINIRLARINDAKİ TAHRİBATI HENÜZ TAMİR EDEMEDİ</strong></p><p>Haberde, Financial Times'ın daha önce duyurduğu ve İsrail'in 10 Ekim'de enerji santralleri, nükleer tesisler ve hükümetle bağlantılı diğer hedefler dahil olmak üzere İran altyapısını vurmayı planladığı ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın devreye girmesiyle bu operasyonun durdurulduğu yönündeki iddialara işaret edildi.</p><p>Son üç yılın büyük bölümünü birden fazla cephede saldırılar başlatarak geçiren İsrail'in kuzey ve güney sınırları boyunca meydana gelen tahribatı henüz gideremediğini dile getiren Citrinowicz, önceki çatışmaların İran yönetimini devirmekte veya askeri gücünü kalıcı olarak yok etmekte başarısız olduğunu hatırlattı.</p><p>Citrinowicz, İran'ın Hürmüz Boğazı'nda gemilere saldırarak küresel ticareti aksatma gücünü hala koruduğunu ve Körfez ülkelerinin doğrudan askeri karşılık vermeyip bu durumu sineye çektiğini savunarak, "İki savaşın ardından İran'ın hala nasıl onlarca füze fırlatabildiğini anlamamız gerekiyor. Görünüşe göre cephanelikleri konusunda hiçbir korkuları yok." değerlendirmesinde bulundu.</p><p><strong>"YENİ BİR SAVAŞ TÜM CEPHELERİ TUTUŞTURUR"</strong></p><p>Citrinowicz, İran'ın öldürülen üst düzey yetkililerin yerini daha sertlik yanlısı isimlerle doldurduğunu, son olarak savunma bakanlığına atanan Mehrdad Ahlaki Kitapçi'nin de tehditlere karşılık vermeye hazır olduklarını açıkladığını hatırlattı.</p><p>İran'ın toparlanma çabasının Yemen'deki Husiler, Lübnan'daki Hizbullah ve Irak'taki Şii milislerin toparlanma çabasından farksız olduğunu belirten eski istihbaratçı, yeni bir savaşın tüm bu cepheleri yeniden tutuşturacağı uyarısında bulundu.</p><p><strong>ABD VE İSRAİL'İN ÖNLEME FÜZESİ STOKLARINDA KRİZ VAR</strong></p><p>Citrinowicz, Fox News'in geçtiği ve İsrail savaş uçaklarının tatbikat kapsamında Suriye ve Irak hava sahasını kullanarak İran'a doğru uçtuğu yönündeki habere de değinerek, şunları söyledi:</p><p>"Savaşın eşiğindeyken Irak'ta temsili bir taarruz tatbikatı yapmanın mantığı nedir? Bu hareketin, İranlıları üzerimize füze ateşlemeye zorlamak ve karşılık vermek için bahane bulmak adına ilk kurşunu onların sıkmasını sağlamaktan başka hiçbir izahı yoktur."</p><p>Bölgesel denklemde artık Irak'ta ABD askeri varlığının bulunmayışının İran yanlısı milislerin hareket alanını genişlettiğine dikkati çeken Citrinowicz, hem İsrail'in hem de ABD'nin elindeki önleme füzesi stoklarında açık bir kriz olduğunu vurguladı.</p><p>Citrinowicz, çok cepheli uzun bir savaşta hava savunma füzelerinin tükeneceğini ve her savaşın İsrail ekonomisini durma noktasına getirip felç ettiğini hatırlatarak, "İran'ı havadan vurarak deviremeyeceğimizi çok net biliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p><p><strong>"DİPLOMATİK ATILIM YAKIN" HABERLERİNİN GERÇEĞİ YANSITMADIĞI VURGUSU</strong></p><p>Washington hattındaki siyasi takvime de değinen Citrinowicz, kasım ayındaki ABD ara seçimleri öncesinde İranlıların "Bizimle uğraşırsanız seçimleri kaybedersiniz." mesajı vermek adına Trump'ın kaybetmesini arzuladığını belirtti.</p><p>Citrinowicz, Tahran'ın masaya dönmeye hazır olduğunu ancak Trump'ın kabul edemeyeceği şartlar öne sürdüğünü ifade ederek, Londra merkezli Katar haber sitesi Al Araby al-Jadeed'de çıkan "diplomatik atılım yakın" haberlerinin gerçeği yansıtmadığını kaydetti.</p><p>Eski İsrailli istihbaratçı, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rezai'nin Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir ile yaptığı görüşmede "zenginleştirilmiş tüm nükleer materyalin milli servet olarak ülke içinde kalacağını ve ABD güven artırıcı adımlar atmadıkça müzakere masasına oturulmayacağını" ilan ettiğini anımsattı.</p><p>ABD'de kasım ara seçimleri ile ocak ayında yeni Kongre'nin göreve başlayacağı dönem arasındaki iki aylık geçiş sürecinin çok riskli olduğunu savunan Citrinowicz, Trump'ın bu arada tek bir darbe vurup zafer ilan etmek isteyebileceğini ancak İran'da yönetimi devirme amacına dönmek istemeyebileceğini dile getirdi.</p><p>Citrinowicz, Netanyahu'nun kişisel ve siyasi hesaplarını İsrail'in stratejik çıkarlarından ayırmanın imkansız hale geldiğini ve meselenin en vahim boyutunun bu olduğunu belirterek, şunları kaydetti:</p><p>"Askeri çözüm tek seçenek midir ve İsrail'in çıkarlarına hizmet edecek midir? İsrail, önceki operasyonlarda ilan ettiği hedeflere neden ulaşamadığını analiz etmeden; bir öncekinden çok daha tehlikeli ve son derece şiddetli olma potansiyeli taşıyan yeni bir savaşa atılmamalıdır. ABD ile stratejik koordinasyon politikamızın temelidir ancak İsrail kendi adına neyin doğru olduğunu bağımsızca değerlendirmek zorundadır; zira İranlılar girdikleri her karşılaşmadan ders çıkarmaktadır."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/eski-israilli-istihbaratc-257_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296272</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/israil-ordusu-bati-seriadaki-turmusayya-beldesini-kapali-askeri-bolge-ilan-etti-296272</link>
      <pubDate>2026-10-21T17:13:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İsrail ordusu Batı Şeria'daki Turmusayya beldesini "kapalı askeri bölge" ilan etti]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İsrail ordusunun, Filistinlilerin zeytin hasadı yapmak için tarım arazilerine ulaşmasını engelleyerek işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyinde bulunan Turmusayya beldesini kapalı askeri bölge ilan ettiği belirtildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İsrail ordusu Batı Şeria'daki Turmusayya beldesini "kapalı askeri bölge" ilan etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Turmusayya Belediye Sözcüsü Yasir Alkam yaptığı açıklamada, Turmusayya beldesine İsrail ordusu ve sınır polisinin konuşlandığını belirtti.</p><p>Alkam, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin, Turmusayya'daki çiftçilerin zeytin toplamak üzere arazilerine gitmesini engellediğini ve İsrail güçlerinin de bu kişilerin eşliğinde beldeye geldiğini ifade etti.</p><p>İsrail güçlerinin beldeyi kapalı askeri bölge ilan ederek girişleri yasakladığını kaydeden Alkam, bu durumun bölge halkının arazilerine ulaşarak ürünlerini toplamasını engellediğini vurguladı.</p><p>Ramallah'ın doğusundaki Deyr Cerir köyü sakinlerinin de arazilerine ulaşmasını engelleyen İsrail ordusu, bu bölgeyi kapalı askeri bölge ilan etmişti.</p><p>İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırı başlattığı Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ile Doğu Kudüs'te Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda da artış yaşanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/israil-ordusu-bati-seriad-344_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296271</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/mugla-merkezli-13-ildeki-ihale-sorusturmasinda-35-supheli-yakalandi-296271</link>
      <pubDate>2026-10-21T17:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Muğla merkezli 13 ildeki ihale soruşturmasında 35 şüpheli yakalandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Soruşturma kapsamında, örgüt kurma veya üyelik, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, resmi belgede sahtecilik ve kamu kurumları kullanılarak nitelikli dolandırıcılık suçlarından 35 şüpheli yakalandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Muğla merkezli 13 ildeki ihale soruşturmasında 35 şüpheli yakalandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Muğla Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme veya örgüte üye olma, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, resmi belgede sahtecilik ve kamu kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçlarına ilişkin 35 şüpheli yakalandı.</p><p>Başsavcılıktan yapılan yazılı açıklamada, şüpheliler hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya üye olma, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından soruşturma yürütüldüğü belirtildi.</p><p>Soruşturma kapsamında, 34 şirkete 35 iş deneyim belgesi düzenlendiği, belgelerde gerçekte yapılmadığı halde yapılmış gibi gösterilen işlerin toplam bedelinin 2 milyar 579 milyon 555 bin 355 lira olduğu tespit edildi.</p><p>Söz konusu belgeleri alan şirketlerin kamuya ait 25 ihaleye katıldığı, bunlardan birinin bir ihaleyi kazandığı ve ihalelerin toplam bedelinin 3 milyar 714 milyon 262 bin 711 lira 18 kuruş olduğu bildirildi.</p><p>Açıklamada, bazı şirketlerin hesap numaraları, vergi kimlik numaraları, banka hesaplarına ait IBAN numaraları ve çalışanlarının aynı olduğunun belirlendiği belirtilerek hayali şirketlerin piyasa değerlerinin yüksek gösterilerek üçüncü kişilere devredildiği, bazı şirketlerin ise söz konusu belgeler aracılığıyla doğrudan veya dolaylı olarak toplam 342 milyon 880 bin lira sermaye artışı sağladığının tespit edildiği ifade edildi.</p><p>Öte yandan gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri devam ediyor.</p><p><strong>OLAY</strong></p><p>Dün Muğla Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Muğla'nın yanı sıra Adana, Ankara, Bursa, Elazığ, Hakkari, İstanbul, Gaziantep, Kilis, Kocaeli, Manisa, Van ve Ordu'da polis ekiplerince eş zamanlı düzenlenen operasyonda 29 şüpheli gözaltına alınmış, gözaltına alınanlar arasında Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz ve oğlu Doruk Topuz'un da bulunduğu öğrenilmişti.</p><p>Muğla Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince Milas Belediyesi'nde arama yapılmıştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/mugla-merkezli-13-ildeki--512_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296270</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/bilgi/bugun-hangi-kanalda-ne-var-bugun-tvde-neler-var-21-ekim-2026-carsamba-tv-yayin-akisi-trt-1-296270</link>
      <pubDate>2026-10-21T17:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bugün hangi kanalda ne var? Bugün TV'de neler var? 21 Ekim 2026 Çarşamba TV yayın akışı: TRT 1, Kanal D, ATV, Show TV, Star TV, NOW TV, TV8 kanal yayın akışı listesi]]></title>
      <category><![CDATA[Bilgi]]></category>
      <description><![CDATA[Bugün TV'de neler var? Bugün hangi diziler, filmler var? Bu akşam televizyonda ne var? soruları yanıt buldu. 21 Ekim 2026 Çarşamba günü TV yayın akışı listesi belli oldu. Bu akşam televizyon ekranlarında ATV'de Var Mısın Yok Musun?, Kanal D'de Uzak Şehir, NOW TV'de Yeraltı, Show TV'de Sevdan Bir Ateş, TRT 1'de Lille-Galatasaray maçı sonrasında da Taşacak Bu Deniz tekrar bölümü, TV8'de MasterChef Türkiye yer alacak. TRT 1, ATV, Kanal D, Show TV, Star TV, NOW TV, TV8 yayın akışı detayda burada...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bugün hangi kanalda ne var? Bugün TV'de neler var? 21 Ekim 2026 Çarşamba TV yayın akışı: TRT 1, Kanal D, ATV, Show TV, Star TV, NOW TV, TV8 kanal yayın akışı listesi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>21 Ekim 2026 Çarşamba günü televizyonda neler var? Pazar akşamı televizyonda hangi dizilerin, filmlerin ve yarışmaların var olduğu araştırılıyor. 21 Ekim 2026 Çarşamba günü TRT 1, ATV, Kanal D, Show TV, Star TV, NOW TV, TV8 kanal yayın akışı listesinde hangi dizi, program ve içerikler var? İşte, 21 Ekim 2026 Çarşamba TV kanal yayın akışı listesi, TV rehberi...</p><p>Gündüz kuşağı ve akşam kuşağında yer alan birbirinden farklı içerikler geniş bir kitleye hitap ediyor. Peki, bugün televizyonda ne var? Bugün kanallarda hangi diziler, filmler, yarışmalar ve programlar var? Hangi program, saat kaçta yayınlanacak? Haftanın üçüncü gününde de televizyon ekranlarında heyecan dolu bir akşam izleyicileri bekliyor. Peki, bugün bu akşam televizyonda neler var?</p><p><b>GÜNÜN FİLMLERİ, DİZİLERİ, YARIŞMA PROGRAMLARI NELER? BUGÜN HANGİ KANALDA NE VAR? </b></p><p>Bu akşam televizyon ekranlarında ATV'de Var Mısın Yok Musun?, Kanal D'de Uzak Şehir, NOW TV'de Yeraltı, Show TV'de Sevdan Bir Ateş, TRT 1'de Lille-Galatasaray maçı sonrasında da Taşacak Bu Deniz tekrar bölümü, TV8'de MasterChef Türkiye yer alacak.</p><p><b>İşte, Kanal D, Show TV, ATV, Star TV, TV8, TRT 1, NOW TV yayın akışı 21 Ekim 2026 Çarşamba TV rehberi...</b></p><p><b>21 EKİM 2026 ÇARŞAMBA ATV YAYIN AKIŞI</b></p><p>08.00 Kahvaltı Haberleri</p><p>10.00 Müge Anlı ile Tatlı Sert</p><p>13:00 atv Gün Ortası</p><p>14:00 Güneşin Doğduğu Yer</p><p>16.00 Esra Eron'da</p><p>19.00 atv Ana Haber</p><p>20.00 Var Mısın Yok Musun</p><p><b>21 EKİM KANAL D YAYIN AKIŞI</b></p><p>07.00 Küçük Ağa</p><p>09.00 Neler Oluyor Hayatta</p><p>11.00 Yaprak Dökümü</p><p>13.45 Gelinim Mutfakta  </p><p>16.45 Uzak Şehir  </p><p>18.30 Kanal D Ana Haber</p><p>20.00 Uzak Şehir</p><p><b>21 EKİM ÇARŞAMBA NOW TV YAYIN AKIŞI</b></p><p>07.15 İlk Bakış</p><p>08:30 Çalar Saat</p><p>10.45 Çağla İle Yeni Bir gün</p><p>12.30 Yeraltı</p><p>13.30 En Hamarat Benim</p><p>16.30 Yeraltı</p><p>17.30 Kumbara</p><p>19.00 Now Ana Haber</p><p>20.00 Yeraltı</p><p><b>21 EKİM ÇARŞAMBA SHOW TV YAYIN AKIŞI</b></p><p>06.00 Baba</p><p>09.00 Kuzey Yıldızı İlk Aşk</p><p>12.30 Buse Varol İle Gelin Evi</p><p>15.00 Bahar</p><p>18.25 Show Ana Haber</p><p>20.00 Sevdan Bir Ateş</p><p><b>21 EKİM ÇARŞAMBA STAR TV YAYIN AKIŞI</b></p><p>07.00 Aramızda Kalsın</p><p>08.30 Cansu Canan ile Bugün</p><p>10.00 Songül ve Uğur ile Sana Değer</p><p>13.45 Fazilet Hanım ve Kızları</p><p>15.00 Didem Arslan Yılmaz'la Vazgeçme</p><p>19.00 Star Haber</p><p>20.00 Yerli Dizi Tekrarı</p><p><b>21 EKİM ÇARŞAMBA TRT 1 YAYIN AKIŞI</b></p><p>07.30 Kalk Gidelim</p><p>10.30 Alişan ile Hayata Gülümse</p><p>13.15 Seksenler</p><p>14.20 Alparslan: Büyük Selçuklu</p><p>17.30 Lingo Türkiye</p><p>19.00 Ana Haber  </p><p>19.45 Lille - Galatasaray</p><p>21.55 Taşacak Bu Deniz</p><p><b>21 EKİM 2026 ÇARŞAMBA TV8 YAYIN AKIŞI</b></p><p>07.15 Ebru ile 8'de Sağlık</p><p>08.30 Oynat Bakalım</p><p>09.00 Gel Konuşalım</p><p>12.00 MasterChef Türkiye</p><p>16.00 Zuhal Topal'la Yemekteyiz</p><p>20.00 MasterChef Türkiye</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/bugun-hangi-kanalda-ne-va-774_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296269</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/mekke-ortak-savunma-anlasmasinin-onaylanmasinin-uygun-bulunduguna-dair-kanun-teklifi-tbmmde-296269</link>
      <pubDate>2026-10-21T16:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun teklifi TBMM'de]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması'nın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun teklifi, TBMM Başkanlığına sunuldu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun teklifi TBMM'de]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un imzasıyla Meclis Başkanlığına sunulan kanun teklifi 3 maddeden oluşuyor.</p><p>Teklifin genel gerekçesinde, Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması'nın 7 Ağustos 2026 tarihinde Mekke'de imzalandığını hatırlatıldı.</p><p>Anlaşma ile bölgesel sahiplenme anlayışı temelinde bölge ülkeleri arasında stratejik diyaloğun ve karşılıklı güvene dayalı birlikte çalışma kültürünün güçlendirilmesinin, Orta Doğu'da ve ötesinde işbirliğine ve kolektif caydırıcılığa dayalı güvenlik yaklaşımının tesis edilmesinin ve bölgenin sorunlarına bizzat bölge içinden çözümler üretilmesinin hedeflendiğini belirtilen gerekçede, şunlar ifade edildi:</p><p>"Bölgemizde bu şekilde saldırganlığın caydırılmasıyla kalıcı bir istikrar ve güvenlik ortamının tesis edilmesi halinde bunun orta ve uzun vadede tüm bölge ülkeleri üzerinde son derece olumlu sosyo-ekonomik etkilerinin olacağı değerlendirilmektedir. Mekke Anlaşması'nda taraflar birbirlerinin bağımsızlığının, toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin korunması amacıyla işbirliği yapmayı ve bu doğrultuda, BM Şartı'ndan kaynaklanan savunma haklarının kullanılmasında her bir tarafın kendi anayasal yükümlülükleri, milli mevzuatı ve yetkili makamlarının kararları çerçevesinde askeri imkan ve yeteneklerin konuşlandırılması da dahil olmak üzere uygun görecekleri tedbirlerle birbirlerine destek olmayı taahhüt etmektedirler."</p><p>Anlaşmanın, kolektif savunma hükmünün tatbik edilmesinin kendiliğinden işlemeyeceği ve bu hususun yapılacak istişareler neticesinde mutabakatla alınacak kararlara dayalı olacağı bildirilen gerekçede, "Mekke Anlaşması bu çerçevede terörizm dahil tarafların ortak değerlendirmesiyle savunma ve güvenliklerini etkilediği belirlenen tehdit ve saldırılara karşı taraf devletlerin savunma ve güvenliğini kolektif caydırıcılık temelinde güçlendirmeyi ve bu kapsamda tarafların silahlı kuvvetleri arasında birlikte çalışabilirlik, işbirliği ve koordinasyonun artırılmasını hedeflemektedir." ifadesine yer verildi.</p><p>Anlaşmanın, savunma sanayi alanındaki işbirliğinin de derinleştirilmesi amacını taşıdığını belirtildi.</p><p>Mekke Anlaşması'nın, bölgesel sahiplenme, işbirliğine dayalı güvenlik ve kapsayıcılık ilkeleri üzerine inşa edildiği ve tamamen savunma odaklı anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığı vurgulanan gerekçede, şunlar kaydedildi:</p><p>"Anlaşma, bölgesel barış, istikrar ve güvenliğe katkıda bulunma arayışında olan, uluslararası hukuka saygılı ve toprak bütünlüğü, egemen eşitlik ve içişlerine karışmama ilkelerini benimseyen tüm bölge ülkelerinin katılımına açıktır. Mekke Anlaşması, ülkemizin diğer ittifaklarından veya anlaşmalarından kaynaklanan ikili veya çok taraflı hiçbir yükümlülüğünü ortadan kaldırmamakta veya bunların yerine geçmemektedir. Aksine, anlaşmanın etkin şekilde uygulanmasıyla Orta Doğu bölgesinde sağlanması hedeflenen istikrar ve güvenlik ortamı, üyesi olduğumuz diğer bir ittifak olan NATO'nun Avrupa-Atlantik güvenliği bağlamındaki amaçlarıyla da uyumludur. Anlaşma kapsamında üstlenmekte olduğumuz yükümlülükler, ülkemizin NATO kapsamındaki hak ve yükümlülüklerine halel getirmemektedir. Mekke Anlaşması'nın aramızdaki güvenlik ve savunma işbirliğinin derinleştirilmesi suretiyle Suudi Arabistan ve Pakistan ile ikili ilişkilerimizi yeni bir düzeye taşıyacağı, aynı zamanda kapsayıcı bir bölgesel işbirliği mekanizması sunarak bölgemizde güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yönelik yapıcı ve önalıcı gayretlerimize destek olacağı değerlendirilmektedir."</p><p>Kanun teklifi, esas komisyon olarak havale edildiği Dışişleri Komisyonunda görüşülecek. Komisyonda kabul edilmesinin ardından TBMM Genel Kurulunun gündemine alınacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/mekke-ortak-savunma-anlas-312_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296268</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/suc-orani-dusunce-hapishaneyi-kiraya-verdiler-hollanda-ile-norvec-arasindaki-255-milyon-eu-296268</link>
      <pubDate>2026-10-21T16:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Suç oranı düşünce hapishaneyi kiraya verdiler! Hollanda ile Norveç arasındaki 25,5 milyon euroluk hücre diplomasisi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Hollanda, suç oranındaki beklenmedik düşüş nedeniyle 19 hapishaneyi kapattıktan sonra, Norveç'e Norgerhaven cezaevinde 242 hücreyi yıllık 25,5 milyon euroya kiraladı. Bu sıra dışı uluslararası anlaşma, 2015-2018 yılları arasında yürürlükte kaldı ve Avrupa ceza politikalarında çarpıcı bir örnek olarak kayıtlara geçti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Suç oranı düşünce hapishaneyi kiraya verdiler! Hollanda ile Norveç arasındaki 25,5 milyon euroluk hücre diplomasisi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hollanda, 2015 yılında suç oranlarında yaşanan önemli düşüşün ardından, ülkedeki 19 hapishanenin mahkum eksikliği nedeniyle kapatılmasıyla karşı karşıya kaldı. Bu gelişme, Hollanda'yı Avrupa'da eşi benzeri görülmemiş bir adım atmaya yöneltti. Drenthe eyaletindeki tarihi Veenhuizen ceza kolonisinin de dahil olduğu bazı hapishaneler, boş kalmaktansa farklı bir amaçla kullanılmaya başlandı. Hollanda, Norveç'in artan mahkum nüfusu nedeniyle yaşadığı cezaevi yeri sıkıntısına çözüm sunmak için Norgerhaven hapishanesindeki 242 hücreyi Norveç'e yıllık 25,5 milyon euro karşılığında kiraladı. Bu anlaşma, iki ülke arasında resmi bir diplomatik protokolle hayata geçirildi ve üç yıl boyunca Avrupa'nın ceza politikalarında dikkat çeken bir model oldu.</p><h3>Norgerhaven anlaşması: Hollanda ve Norveç'ten benzersiz iş birliği</h3><p>Norgerhaven cezaevi kiralama anlaşması, 2 Mart 2015 tarihinde Norveç Adalet Bakanı Anders Anundsen ve Hollandalı yetkililer arasında imzalandı. Anlaşma kapsamında, Norveç adalet sistemi tarafından mahkum edilen kişiler, Hollanda'nın Norgerhaven cezaevine transfer edildi. Tesis, idari açıdan Norveç'in Ullersmo hapishanesine bağlandı ancak günlük operasyonlarda Hollandalı personel görev aldı. İlk mahkumlar, 1 Eylül 2015'te Norveç'ten uçakla getirildi. O dönemde 112 kişilik ilk transferde, sadece 79 mahkumun cezaevine gitmeyi kabul etmesi dikkat çekti. Norgerhaven anlaşması, Avrupa'da bu ölçekte ilk kez uygulanan bir model olarak kayıtlara geçti ve daha önce Belçika ile Hollanda arasında uygulanan Nova Belgica örneğinden farklı olarak, Norveç'in cezaevi kapasite sorununa kısa vadeli bir çözüm sundu.</p><h3>Suç oranlarındaki düşüş Hollanda'da cezaevi fazlalığı yarattı</h3><p>2000'li yılların başında, Hollanda ceza politikalarını sertleştirerek suç oranlarında artış bekledi ve bu doğrultuda birçok yeni cezaevi inşa etti. Ancak, beklenenin aksine, suç oranları her yıl istikrarlı biçimde azaldı. Bu durum, binlerce yeni hücrenin boş kalmasına ve ülkenin cezaevi kapasitesinin fazlasıyla artmasına yol açtı. Mahkum sayısındaki azalma, yetkilileri 19 hapishaneyi kapatmaya zorladı. Özellikle Veenhuizen gibi tarihi ceza kolonilerinin atıl kalması riski, hükümeti yaratıcı çözümler aramaya itti. Norgerhaven cezaevinin Norveç'e kiralanması, hem bu altyapıların ekonomik olarak kullanılmasını sağladı hem de Avrupa'da benzeri olmayan bir uygulamanın önünü açtı. Hollanda'nın suç oranlarındaki bu beklenmedik düşüşü, ülkedeki cezaevi yönetiminde köklü değişikliklere neden oldu.</p><h3>Norveç'te kapasite krizi: Mahkumlar için bekleme listeleri sona erdi</h3><p>Norveç ise tam tersine, cezaevlerinde yer bulamayan mahkumlar nedeniyle ciddi bir kapasite sıkıntısı yaşadı. Mahkumlar, cezaevine girebilmek için uzun bekleme listelerine alındı. Norgerhaven anlaşması sayesinde, Norveç 242 kişilik ek kapasite elde etti ve bu sayede bekleyen mahkumların cezalarını çekmesi hızlandı. 2015-2018 yılları arasında toplam 650 mahkum Norgerhaven'de kaldı. Ancak dikkat çekici bir detay, bu mahkumların sadece yüzde 20'sinin Norveç vatandaşı olmasıydı. Kalanlar, Norveç'te hüküm giyen ve cezasını tamamladıktan sonra sınır dışı edilmesi planlanan yabancılardan oluştu. Norveç Parlamento Ombudsmanı Sivilombudet, 2016 yılında tesisi ziyaret ederek, mahkumların ailelerinden uzak kalmasının ve Norveç yasalarının yabancı topraklarda uygulanmasının yarattığı zorluklara dikkat çekti.</p><h3>25,5 milyon euroluk sabit kira: Norveç'e maliyet ve sonuçları</h3><p>Anlaşmaya göre Norveç, Norgerhaven'deki 242 hücre için yıllık 25,5 milyon euro sabit kira ödedi. Bu bedel, hücrelerin doluluk oranı ne olursa olsun geçerliydi; yani Norveç, hücrelerin tamamı dolmasa bile ödemeyi sürdürdü. Üç yıllık sürede Norveç'in kasasından yaklaşık 900 milyon Norveç kronu çıktı. Bu yüksek maliyet, projenin sürdürülebilirliğini tartışmalı hale getirdi. Ayrıca, mahkumların ailelerinden uzak kalması ve uzaktan ceza yönetiminin getirdiği lojistik zorluklar, anlaşmanın eleştirilen yönleri arasında yer aldı. Sonuçta, Norveç kendi cezaevi kapasitesini artırınca, bu geçici çözümün gerekliliği ortadan kalktı.</p><h3>Kira sözleşmesi sona erdi: Avrupa'da ceza politikalarında yeni bir sayfa</h3><p>Norgerhaven anlaşması, 23 Şubat 2018'de Norveç Adalet Bakanı Sylvi Listhaug tarafından sona erdirildi. Bakan, Norveç'teki mahkum bekleme listelerinin tamamen ortadan kalktığını ve ülkenin artık Hollanda'daki bu ek kapasiteye ihtiyaç duymadığını açıkladı. 31 Ağustos 2018'de sözleşme resmen sona erdi ve Norgerhaven tekrar Hollanda'nın kontrolüne geçti. Bu üç yıllık deneyim, Avrupa'da cezaevi yönetimi ve uluslararası iş birliği açısından önemli dersler ortaya koydu. İki komşu ülke, zıt sorunlarına karşılık yaratıcı bir çözüm geliştirirken, uygulamanın sınırları ve insani boyutları da net şekilde gözler önüne serildi. Cezaevi kiralama modeli, kısa vadede etkili bir çözüm sunsa da, uzun vadede ülkelerin kendi cezaevi altyapılarını güçlendirmesinin önemi bir kez daha vurgulandı.</p><p>Sonuç olarak, Hollanda ve Norveç arasında gerçekleştirilen Norgerhaven cezaevi kiralama anlaşması, Avrupa'da cezaevi yönetimi ve suç politikaları açısından benzersiz bir örnek olarak tarihe geçti. Bu süreç, suç oranlarındaki beklenmedik değişimler karşısında ülkelerin nasıl esnek ve yenilikçi çözümler üretebileceğini gösterirken, aynı zamanda uluslararası anlaşmaların insani ve mali boyutlarını da gözler önüne serdi. Hollanda'nın cezaevi fazlası ve Norveç'in kapasite sorunu, üç yıl süren bu iş birliğiyle geçici olarak çözüldü ancak deneyim, kalıcı çözümler için ülkelerin kendi altyapılarını güçlendirmesinin gerekliliğini ortaya koydu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/suc-orani-dusunce-hapisha-825_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296267</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/ticaret-bakani-bolat-hem-otomotivde-hem-de-konut-fiyatlarinda-artis-manset-enflasyon-orani-296267</link>
      <pubDate>2026-10-21T16:48:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ticaret Bakanı Bolat: Hem otomotivde hem de konut fiyatlarında (artış) manşet enflasyon oranının altında]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Ticaret Bakanı Ömer Bolat, hayata geçirdikleri düzenlemeler sayesinde hem otomotivde hem de konut fiyatlarında artışın manşet enflasyonun altında kaldığını belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ticaret Bakanı Bolat: Hem otomotivde hem de konut fiyatlarında (artış) manşet enflasyon oranının altında]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İstanbul Gelişim Üniversitesinin Avcılar Yerleşkesi'nde düzenlenen akademik yıl açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin eğitime verdiği önemden bahsederek, kamu bütçesinden en büyük payın bu alana ayrıldığını söyledi.</p><p>Ticaret Bakanlığının sorumluluk alanlarına ilişkin bilgiler veren Bolat, çok geniş bir alanda yetki ve sorumluluk çerçevesinde çalışmalar sürdürdüklerini belirtti.</p><p>Bolat, 2000'li yıllarla birlikte dünyanın farklı ülkelerinde yaşanan ekonomik ve finansal krizlere değinerek, Kovid-19 ile birlikte enflasyon krizinin yaşandığını, sonrasında ise yüksek faiz politikalarının ve enflasyon ile mücadele programlarının birlikte yürütüldüğünü anlattı.</p><p>Türkiye'nin bu süreçte dünyadan ve özellikle Batı'dan pozitif ayrışarak ekonomik büyümesini devam ettirmeyi başardığını vurgulayan Bolat, ihracata dayalı büyümeyi devam ettirdiklerini, istihdamı artırmayı başardıklarını anlattı.</p><p>Bolat, Türkiye'nin Kahramanmaraş merkezli depremler, bölgesindeki savaşların yol açtığı olumsuzluklar, enerji fiyatlarındaki artış ve yüksek enflasyon gibi olumsuzluklara rağmen büyüdüğünün altını çizerek, 2000'li yılların ardından dünyanın önde gelen bazı ekonomilerinin gerilediğini ve ülkeler arasında ticaret savaşlarının yaşandığını anımsattı.</p><p>Yeşil ekonomi, dijital ekonomi ve yapay zeka gibi alanlarda yaşanan gelişmelerden bahseden Bolat, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Dijital dünya o kadar hızlı gelişiyor ki birkaç yıl öncesine kadar hiç konuşmadığımız yapay zeka kavramı bugün hayatımızın içinde çok önemli bir yer edinmeye başladı. Bilim adamları ve uzmanların ifadesiyle daha hayatımıza yüzde 5 nüfuz eden yapay zekanın kalan yüzde 95'lik bölümünün bizlere nasıl bir hayat getireceğini, eğitim alanını nasıl etkileyeceğini, bugünün ve geleceğin mesleklerinde nasıl değişimler yapacağını hepimizin ölçmesi, biçmesi ve tartması hepimiz için çok büyük önem taşıyor."</p><p><strong>"SON 23 SENEDE 294 MİLYAR DOLAR DOĞRUDAN YATIRIM ALDIK"</strong></p><p>Bakan Bolat, Türkiye'nin 238 milyar dolar olan milli gelirinin haziran sonu itibarıyla 1,7 trilyon dolara yükseldiğini, "Kişi başına düşen milli gelir de 2025 sonu itibarıyla 18 bin 100 dolara ulaşarak dünyada orta üst gelirli ülkeler ligine yükseldik. Ülkemizdeki yaşam standartları ve refah düzeyi anlamında 20 yıl öncesine göre önemli bir yenilik sağladık." diye konuştu.</p><p>Ulaştırma alanında 300 milyar doların üzerinde, enerjide ise 200 milyar dolardan fazla yatırım yaptıklarını dile getiren Bolat, savunma sanayisi ile mal ve hizmetler ihracatı alanında sağlanan ilerlemeyi aktardı.</p><p>Bolat, Türkiye'nin üretim alanında sahip olduğu kabiliyete işaret ederek, sözlerine şöyle devam etti:</p><p>"Dünyanın neresine gidersek gidelim artık iş insanlarımızı rahatlıkla görebiliyoruz. Dünyanın her tarafında müteşebbis, girişimci, KOBİ, sanayici, müteahhit ve tüccarlarımızı görmemiz mümkün. Aynı zamanda öğrencilerimiz, hocalarımız, sivil toplumcularımız var. Aynı şekilde dünyanın her tarafından da Türkiye'ye yatırımlar geliyor. Son 23 senede 294 milyar dolar doğrudan yatırım aldık. Türkiye'de 90 bin yabancı şirket var."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/1-211020267a9fad67.jpg"/><p><strong>"DOĞAL GAZ VE PETROL TÜKETİMİNDE YERLİ ÜRETİMİN PAYINI DAHA ÇOK ARTIRACAĞIZ"</strong></p><p>Ticaret Bakanı Bolat, AR-GE, inovasyon, teknopark ve kuluçka merkezleri gibi alanlarda yapılan yatırımlardan bahsederek, buradaki fikirlerin keşiflere ve yeni teknolojilere dönüşmesinin başta makine sanayisi, bilişim, teknoloji, savunma sanayisi, enerji ve telekomünikasyon alanında ülkenin geldiği seviyeye önemli katkılar yaptığını anlattı.</p><p>Türkiye'nin yenilenebilir enerjide son yıllarda önemli yatırımlar yaptığını ve buradaki payın yüzde 50'yi aştığını ifade eden Bolat, "Enerji kaynaklarımızı hem miktar olarak artırmamız hem çeşitlendirmemiz hem de yerli kaynaklarımızın daha büyük pay almasını sağlamamız büyük önem taşımaktadır." diye konuştu.</p><p>Bolat, doğal gaz ve petrol tüketiminde yerli üretimin payını daha çok artıracaklarını kaydederek, teknoloji geliştirme noktasındaki girişimlere ilişkin bilgiler verdi.</p><p><strong>"(DÜZENLEMELER SAYESİNDE KONUT VE OTOMOBİLDE) FİYAT ARTIŞLARI ENGELLENDİ"</strong></p><p>Bakan Bolat, ticaret diplomasisi alanında yaptıkları faaliyetlerden ve gerçekleştirdikleri görüşme ve ziyaretlerden bahsederek, "Türkiye, Çin'den Fas'a kadar olan coğrafyada önemli bir sanayi üretim ülkesi haline geldi. 2019 sonunda Kovid başladığında gelişmiş sanayisi olan Avrupa ülkelerinin sanayi üretim endeksi 100 birimken aradan geçen 6 yıl sonunda 97-98'lerde. Bu lider ülkeler karşısında Türkiye'nin aynı tarihte 100 birimken geçen yıl itibarıyla 129 üretim değerine ulaşmıştır." şeklinde konuştu.</p><p>Yılda 11 milyon ihracat ve ithalatlı gümrük beyannamesi işlendiğini, 2,6 milyon civarında şirketin ve 2 milyon 267 bin civarında esnafın yöneticisi konumunda olduklarını dile getiren Bolat, iç ticaret, dış ticaret, gümrük rejimleri, serbest bölgeler gibi çok geniş alanlarda çalıştıklarını anlattı.</p><p>Bolat, tüketicilere yönelik çalışmalarına ilişkin, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>"Bazen bir top doldurmanın, bazen bir adet elmanın, bazen bir fincan kahvenin fiyatı sosyal medya üzerinden ana gündemimiz olabilirken bunlarla da ilgilenmek, uğraşmak ve bu süreçleri de yönetmek zorundayız. 3,5 yıllık görev süremiz içinde 100'e yakın önemli yönetmelikle iç ticarette düzenleyici tedbirler aldık. Sebze-meyve ticareti, perakende ticaretle, lisanslı depoculuk, kuyum ticareti, emlak sektörü, otomotiv sektörü ile düzenleme yapıldı. Elektronik İlan Doğrulama Sistemi (EİDS) ve Güvenli Ödeme Sistemi (GÖS) ile noterlerle yaptığımız işbirliği sayesinde bu sektörlerde (gayrimenkul ve otomotiv) çok ciddi bir güven ve istikrar getirildi, fiyat artışları engellenmiş oldu. Hem otomotivde hem de konut fiyatlarında (artış) manşet enflasyon oranının altında. Son bir yıl içinde otomotivde yüzde 22, konutta da yüzde 23 civarında yıllık fiyat artışı varken manşet enflasyon yüzde 29 civarında bulunmaktadır."</p><p><strong>ESNAFA 23 YILDA 883,5 MİLYAR LİRALIK FAİZ SÜBVANSİYONLU KREDİ</strong></p><p>Ticaret Bakanı Bolat, tüketicilerin korunması için hayata geçirdikleri düzenlemelerden bahsederek, yönetmeliklere uymayanlara idari ceza yaptırımında bulunduklarını söyledi.</p><p>Esnafa yönelik desteklere ilişkin bilgiler veren Bolat, "23 yılda toplam 883,5 milyar lira yüzde 50 faiz sübvansiyonlu verdiğimiz finansman destekleriyle esnafımızın yatırımlarını, işletme kredisi ihtiyaçlarını karşıladık. Bundan sonra da devam edeceğiz. Oldukça iyi şartlarda bu destekleri vermeye devam ediyoruz." dedi.</p><p>Bolat, kadın kooperatiflerine çok büyük destekler verdiklerini, 5 yılda 848 kooperatifin 907 projesini desteklediklerini, 2026'da da 115 kooperatifin 126 projesine destek verdiklerini anlattı.</p><p>Tüketici hakem heyetlerinin tüketicinin korunması adına önemli bir görev ifa ettiğini belirten Bolat, "Sadece bu yıl 9 ayda 14 milyar lira tutarında 690 bin uyuşmazlığı tüketici hakem heyetleri mahkemelere gitmeden çözmüştür." ifadelerini kullandı.</p><p>Bolat'a konuşmasının ardından günün anısına hediye takdim edildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/ticaret-bakani-bolat-hem--784_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296266</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/depresyonun-kanda-tespit-edilmesini-saglayan-test-bulundu-296266</link>
      <pubDate>2026-10-21T16:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Depresyonun kanda tespit edilmesini sağlayan test bulundu!]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'de yürütülen kapsamlı bir araştırma, depresyonun tespitinde basit bir kan testinin devrim yaratabileceğini gösterdi. Bilim insanları, bağışıklık sistemindeki belirli hücrelerin yaşlanma hızının, depresyonun duygusal ve bilişsel belirtileriyle doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koydu. Bu buluş, özellikle yüksek riskli gruplarda depresyon tanısında yeni bir dönemin kapılarını aralayabilir.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Depresyonun kanda tespit edilmesini sağlayan test bulundu!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de gerçekleştirilen yeni bir bilimsel çalışma, depresyonun teşhisinde kan testiyle biyolojik belirteçlerin kullanılabileceğine dair önemli bulgular sundu. Araştırmaya göre, belirli beyaz kan hücrelerinin biyolojik yaşlanma süreci, depresyonun duygusal ve zihinsel belirtilerini güvenilir şekilde öngörebiliyor. NYU Rory Meyers Hemşirelik Okulu'ndan Nicole Beaulieu Perez'in liderliğinde yürütülen bu araştırma, The Journals of Gerontology, Series A: Biological Sciences and Medical Sciences dergisinde yayımlandı. ABD'de her beş yetişkinden birini etkileyen depresyonun, şimdiye kadar yalnızca hastaların anlattığı semptomlar üzerinden tanımlanabildiği bilinirken, bilim insanları bu yeni yöntemle depresyonun nesnel bir biyolojik belirteçle teşhisinin mümkün olabileceğine inanıyor.</p><h3>NYU ekibinden çığır açan depresyon ve kan testi bağlantısı</h3><p>NYU Rory Meyers Hemşirelik Okulu'ndan Nicole Beaulieu Perez ve ekibi, depresyonun biyolojik temellerini ortaya koymak için 440 kadın üzerinde kapsamlı bir araştırma yürüttü. Katılımcıların 261'i HIV ile yaşayan, 179'u ise HIV enfeksiyonu taşımayan kadınlardan oluşuyordu. Araştırmacılar, depresyonun özellikle duygusal ve bilişsel semptomları ile bağışıklık hücrelerinin yaşlanma hızı arasında anlamlı bir ilişki buldu. Monosit adı verilen beyaz kan hücrelerinin biyolojik yaşlanmasının, umutsuzluk ve anhedoni gibi depresyonun fiziksel olmayan belirtilerini önceden haber verebildiği tespit edildi. Bu bulgu, depresyonun yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda biyolojik bir temeli olduğunu gösterdi. Araştırmacıların kullandığı epigenetik saatler sayesinde, kan örneklerinden elde edilen verilerle depresyonun fiziksel olmayan semptomları arasındaki bağlantı net bir şekilde ortaya kondu.</p><h3>Bağışıklık hücrelerinin yaşlanması depresyonun şifresini açıyor</h3><p>Çalışmada, biyolojik yaş kavramı ve bağışıklık sistemi arasındaki ilişki detaylı şekilde incelendi. Bilim insanları, DNA'daki kimyasal değişiklikleri analiz eden epigenetik saatler aracılığıyla bağışıklık hücrelerinin yaşlanma hızını ölçtü. Özellikle monositlerdeki biyolojik yaşlanma, depresyonun umutsuzluk, anhedoni ve başarısızlık duyguları gibi bilişsel ve duygusal semptomlarıyla güçlü bir şekilde bağlantılı bulundu. Buna karşılık, yorgunluk ve iştah değişiklikleri gibi fiziksel semptomlarda aynı biyolojik belirteçlerle anlamlı bir ilişki saptanmadı. Araştırmacılar, HIV ile yaşayan kadınlarda depresyonun daha sık görülmesinin nedenlerini de bu biyolojik süreçlerle ilişkilendirdi. Sürekli iltihaplanma, sosyal damgalama ve sosyoekonomik zorlukların, bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkiler yaratarak depresyon riskini artırdığı belirtildi. Monositlerin, HIV enfeksiyonu ve depresyonun ortak biyolojik paydası olabileceği vurgulandı.</p><h3>Depresyonun tanısında kan testi dönemi başlıyor mu?</h3><p>Bu araştırma, depresyonun tanı süreçlerinde köklü bir değişimin habercisi olarak görülüyor. Şu an için depresyon tanısı, hastaların kendi bildirdikleri semptomlara dayanıyor ve objektif bir biyolojik test bulunmuyor. Ancak elde edilen bulgular, ilerleyen dönemde kan testiyle depresyonun duygusal ve bilişsel semptomlarının erken safhada tespit edilebileceğini gösteriyor. Nicole Beaulieu Perez, bağışıklık hücrelerinin yaşlanma ölçümlerinin klinik uygulamalara entegre edilmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı. Bilim insanlarına göre, bu biyomarkerlar sayesinde depresyonun farklı topluluklarda ne kadar güvenilir şekilde tanımlanabileceği de ilerleyen çalışmalarda netleşecek. Uzmanlar, gelecekte bu testlerin, geleneksel psikiyatrik değerlendirmeleri tamamlayarak, tedavi sürecinin kişiye özel planlanmasına yardımcı olabileceğini düşünüyor.</p><h3>HIV ile yaşayan kadınlarda depresyon riski ve tanı güçlüğü</h3><p>Araştırmanın bir diğer önemli boyutu, HIV ile yaşayan kadınlarda depresyonun daha yaygın ve tanısı daha güç olması. HIV enfeksiyonunun bağışıklık sistemi üzerinde yarattığı baskı, psikolojik stres ve toplumsal damgalama, bu kadınlarda depresyon riskini artırıyor. Tedavi edilmeyen veya geç tanı alan depresyon, HIV ile yaşayan bireylerin ilaçlarını düzenli kullanmasını ve tıbbi bakıma erişimini olumsuz etkiliyor. Araştırmada, monositlerin yaşlanma hızının, bu gruptaki kadınlarda depresyonun erken teşhisinde kritik bir rol oynayabileceği belirtildi. Bu sayede, yüksek riskli gruplarda depresyonun erken dönemde tespit edilmesi ve tedaviye başlanması mümkün olabilecek. Bilim insanları, bu yöntemin toplumun geneline yayılmasıyla depresyonun yarattığı toplumsal ve ekonomik yükün de azalabileceğini öngörüyor.</p><h3>Biyolojik belirteçler depresyon tedavisinde yeni bir çağ başlatabilir</h3><p>Çalışmanın sonuçları, depresyonun biyolojik belirteçlerle tanımlanmasının, tedavi süreçlerinde de devrim yaratabileceğini gösteriyor. Uzmanlar, bir kişinin biyolojik profilini inceleyerek, hangi antidepresan ilacın daha etkili olabileceğini önceden tahmin etmenin mümkün olabileceğini belirtiyor. Bu yaklaşım, tedavi sürecinde deneme-yanılma yönteminin önüne geçerek, hastaların daha kısa sürede doğru tedaviye ulaşmasını sağlayabilir. Nicole Beaulieu Perez, zihinsel sağlık alanında ulaşılabilir bir hedefin, öznel deneyimleri nesnel biyolojik testlerle birleştirmek olduğunu söyledi. Bu bulgular, özellikle yüksek riskli gruplarda hassas ve etkili zihinsel sağlık hizmetlerinin önünü açabilir. Sonuç olarak, depresyonun biyolojik belirteçlerle erken tanısı, hem hastaların yaşam kalitesini yükseltebilir hem de sağlık sisteminin yükünü azaltabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/depresyonun-kanda-tespit--418_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296265</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/egzersiz-kilo-vermeseniz-bile-tum-vucudu-degistiriyor-296265</link>
      <pubDate>2026-10-21T16:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Egzersiz kilo vermeseniz bile tüm vücudu değiştiriyor]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Salk Enstitüsü'nde yürütülen kapsamlı araştırma, egzersizin yalnızca kilo kaybı ile sınırlı olmadığını, vücuttaki 22 farklı dokuda köklü değişikliklere yol açtığını ortaya koydu. Bilim insanları, kilo değişmese bile egzersizin organlar ve hücreler üzerinde önemli etkiler yarattığını vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Egzersiz kilo vermeseniz bile tüm vücudu değiştiriyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kaliforniya'daki Salk Enstitüsü'nde yürütülen yeni bir araştırma, egzersizin vücutta yarattığı etkilerin sadece kilo kaybı ile sınırlı olmadığını gösterdi. Sekiz hafta boyunca koşu tekerleğinde aktif olan fareler ile hareketsiz kalanlar arasında kilo ve yağ-kas dengesi bakımından büyük bir fark gözlenmedi. Ancak araştırmacılar, 22 farklı doku üzerinde yaptıkları incelemelerde, egzersizin vücudun her köşesinde derin moleküler değişikliklere yol açtığını tespit etti. Bilim insanı Geraldine Maier liderliğindeki ekip, bu değişikliklerin organ, hücre tipi, cinsiyet ve egzersiz süresine bağlı olarak farklılık gösterdiğini açıkladı. Bu bulgular, egzersizin vücut üzerindeki etkilerinin, tartıdaki rakamdan çok daha fazlası olduğunu ortaya koydu.</p><h3>Geraldine Maier: 'Egzersiz tüm organlarda köklü değişim başlatıyor'</h3><p>Çalışmada, genç erkek ve dişi fareler rastgele olarak koşu tekerleği bulunan ve bulunmayan gruplara ayrıldı. Koşu tekerleğine erişimi olan fareler, doğal aktivitelerine uygun olarak genellikle gece saatlerinde kısa süreli koşular gerçekleştirdi. Sekiz haftalık bu periyot sonunda, araştırmacılar kalp, karaciğer, akciğer, beyin ve bacak kasları dahil olmak üzere 22 farklı dokudan örnekler topladı. Bu örnekler, hayvanların hem aktif oldukları hem de dinlenme dönemlerinde incelendi. Analizler, egzersizin yalnızca kaslarda değil, neredeyse tüm organlarda gen aktivitesini değiştirdiğini gösterdi. Maier, "Egzersiz, kaslarımızın ötesinde, birçok organımızı ve hücremizi kısa ve uzun vadede yeniden şekillendiriyor" diyerek, vücudun her bölümünün egzersize kendine özgü bir yanıt verdiğini vurguladı. Araştırmada, hiçbir genin tüm dokularda aynı şekilde değişmediği, her organın ve hücre tipinin egzersize farklı tepkiler verdiği ortaya çıktı. Bu sonuç, vücudun egzersize verdiği yanıtın karmaşıklığını gözler önüne serdi.</p><h3>Kaslar dayanıklılığa, organlar sağlığa uyum sağladı</h3><p>Egzersizin vücut üzerindeki etkileri, kas dokusunda belirgin biçimde ortaya çıktı. Sekiz hafta boyunca koşan farelerde, kas liflerinde hızlı güç patlamalarına uygun tiplerden, uzun süreli dayanıklılığa uygun tiplere doğru bir değişim gözlendi. Bu değişim, her iki cinsiyette de görülürken, dişi farelerde daha belirgin hale geldi. Araştırmacılar, kaslardaki bu dönüşümün gen aktivitesini kontrol eden DNA'ya bağlı kimyasal etiketlerdeki değişikliklerle de ilişkili olduğunu belirledi. Salk Enstitüsü ekibi, kasların tekrar eden kullanıma nasıl uyum sağladığına dair ayrıntılı bir tablo çizdi. Ancak sadece kaslar değil, diğer organlarda da dikkat çekici değişiklikler tespit edildi. Özellikle akciğer, böbrek ve hipotalamus gibi dokularda, farelerin dinlenme saatlerinde gen aktivitesinde farklılıklar ortaya çıktı. Hipotalamustaki bazı genler, uyku ve uyanıklık döngüsünü düzenlemeye yardımcı olurken, akciğerlerde bağışıklık sistemine ait genlerde azalma kaydedildi. Araştırmacılar, bu durumun düzenli egzersizin anti-inflamatuar etkilerini açıklayabileceğini düşünüyor.</p><h3>Dişilerde gen aktivitesi daha geniş kapsamlı değişti</h3><p>Çalışmanın dikkat çekici bulgularından biri de, dişi farelerde gen aktivitesinin erkeklere kıyasla daha yaygın şekilde değişmesiydi. Özellikle enerji yakarak ısı üreten kahverengi yağ dokusunda, dişilerde yüzlerce genin aktivitesinde değişim gözlendi. Aynı dokuda erkek farelerde ise bu kadar belirgin bir değişiklik saptanmadı. Dişi farelerin yaklaşık yüzde 16 daha fazla koştuğu tespit edilse de, bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Araştırmacılar, cinsiyetler arasındaki farklılıkların, egzersize verilen yanıtın karmaşıklığını artırdığını belirtti. Ayrıca, dişi farelerin üreme döngüsünün takip edilmemesi, sonuçlar üzerinde potansiyel bir etki alanı olarak öne çıktı. Bu bulgular, egzersizin cinsiyete bağlı olarak vücutta farklı değişikliklere yol açabileceğini gösteriyor.</p><h3>Kısa süreli ve uzun süreli egzersiz farklı tepkiler doğuruyor</h3><p>Salk Enstitüsü araştırmacıları, egzersiz süresinin vücut üzerindeki etkilerini de karşılaştırdı. Yalnızca üç gün boyunca koşu tekerleği kullanan farelerde, kas genlerinde daha güçlü ve hızlı bir tepki gözlendi. Bu erken değişikliklerin çoğu iltihap ve stresle ilgili genlerde ortaya çıktı. Ancak bu tepkiler, sekiz hafta süren düzenli egzersizden sonra gözlenen kalıcı değişikliklerden farklıydı. Kısa süreli aktiviteden sonra akciğer ve karaciğerde belirgin bir değişiklik saptanmazken, uzun süreli egzersiz sonunda bu organlarda kayda değer farklılıklar ortaya çıktı. Araştırmacılar, bu ayrımın, egzersizin kısa ve uzun vadeli etkilerinin anlaşılması açısından kritik olduğunu belirtti. Düzenli ve sürekli egzersizin, vücutta daha kalıcı ve kapsamlı değişikliklere yol açtığı vurgulandı.</p><h3>Tartıdaki rakam yanıltıyor: Vücuttaki gerçek değişim gözle görünmüyor</h3><p>Çalışmanın en önemli mesajlarından biri, tartıdaki rakamın vücutta olup biteni tam olarak yansıtmadığı oldu. Sekiz hafta boyunca koşan fareler ile hareketsiz kalanlar arasında kilo ve yağ-kas dengesi bakımından büyük bir fark gözlenmedi. Ancak moleküler düzeyde, egzersiz yapan farelerin vücudunda gözle görülmeyen çok sayıda değişiklik tespit edildi. Kasların dayanıklılığa uyum sağlaması, organlardaki gen aktivitesinin değişmesi ve bağışıklık sisteminin yeniden şekillenmesi, egzersizin kilo kaybı olmasa dahi sağlıklı bir vücut için ne kadar önemli olduğunu ortaya koydu. Bilim insanları, egzersizin faydalarını değerlendirirken sadece kilo değişimine odaklanmanın yanıltıcı olabileceğini, vücudun iç dinamiklerinde yaşanan değişikliklerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti.</p><h3>İnsan sağlığı için yeni araştırma yolları açılıyor</h3><p>Bu kapsamlı çalışma, egzersizin kas ve diğer dokularda yarattığı değişikliklerin insan sağlığı açısından da önemli ipuçları sunduğunu gösterdi. Araştırmacılar, eğitilmiş kası tanımlayabilmek için bir gen aktivitesi modeli geliştirdi. Bu model, hem farelerde hem de insanlarda egzersiz sonrası kaslarda oluşan değişikliklerin izlenmesine olanak tanıdı. Dayanıklılık ve güç antrenmanları ile farklı egzersiz programlarının kas dokusundaki etkileri, bu model sayesinde daha net şekilde ortaya kondu. Ayrıca, kasların kullanılmadığı durumlarda ne gibi değişiklikler yaşandığını anlamak için de yeni bir araştırma aracı geliştirildi. Ancak araştırmacılar, insan vücudunun her organının farelerdeki gibi tepki verdiğini kesin olarak söylemenin mümkün olmadığını, bu nedenle insan örneklerinde daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurguladı. Yine de, elde edilen bulgular sağlık alanında yeni tedavi ve önleme stratejileri geliştirilmesi için önemli bir temel oluşturdu.</p><h3>Çalışmanın sınırları ve gelecekteki araştırmalar</h3><p>Araştırmada kullanılan tüm fareler genç, sağlıklı ve standart laboratuvar diyetiyle beslenen hayvanlardı. Yaşlı, hasta ya da farklı diyet uygulayan hayvanlarda egzersize verilen yanıtların değişebileceği belirtildi. Ayrıca, koşucu fareler yalnız yaşarken, hareketsiz fareler grup halinde tutuldu. Bu farklı yaşam koşullarının, gruplar arasındaki bazı farklılıkları etkileyebileceği ifade edildi. Araştırmacılar, egzersizin vücutta yarattığı değişikliklerin, aktivite sona erdikten sonra ne kadar süreyle devam ettiğinin ise henüz bilinmediğini söyledi. Deney süresince fareler sürekli olarak koşu tekerleğine erişim sağladı ve dokular bu süreç sonunda toplandı. Bu nedenle, egzersiz sonrası değişikliklerin kalıcılığı konusunda daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuluyor. Bilim insanları, şimdi egzersizin vücuda sağladığı faydaların arkasında yatan moleküler mekanizmaları daha ayrıntılı şekilde aydınlatmayı hedefliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/egzersiz-kilo-vermeseniz--528_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296264</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/dmmden-afad-dalgiclarinin-toplu-olarak-gorevi-biraktigi-iddialarina-yalanlama-geldi-296264</link>
      <pubDate>2026-10-21T16:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[DMM'den "AFAD dalgıçlarının toplu olarak görevi bıraktığı" iddialarına yalanlama geldi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), "AFAD'ın dalgıçlarının toplu olarak görevi bıraktığı ve su altı arama-kurtarma kapasitesinin yetersiz olduğu" yönündeki iddiaların asılsız olduğunu açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[DMM'den "AFAD dalgıçlarının toplu olarak görevi bıraktığı" iddialarına yalanlama geldi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezinden (DMM) yapılan açıklamada, bazı basın yayın organlarında ve sosyal medya mecralarında yer alan iddiaların gerçeği yansıtmadığı belirtildi.</p><p>Açıklamada, AFAD'ın su altı arama-kurtarma ekiplerinin, 81 ilde 7 gün 24 saat esasına göre aralıksız görev yaptığı belirtilerek, şunlar kaydedildi:</p><p>"Ekipler personel sayısı, teknik donanım ve yetkinlik bakımından olaylara müdahale edebilecek kapasitededir. Görevi veya dalış faaliyetini bırakan halihazırda hiçbir personel bulunmamaktadır. İhtiyaç halinde yapılan bölgeler arası görevlendirmeler de bir yetersizlik değil, bütüncül afet yönetiminin olağan bir gereğidir.</p><p>Türkiye genelindeki AFAD ekiplerine ek olarak, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün, Jandarma Genel Komutanlığı'nın ve Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın da dalış ekipleri bulunmakta ve tüm birimler tam koordinasyon içinde sahaya sevk edilmektedir. Afet ve acil durumlarda canı pahasına görev yapan kurumlarımızı ve kahraman personelimizi hedef alan bu tür asılsız paylaşımlara ve algı operasyonlarına itibar edilmemesi önemle rica olunur."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/dmmden-afad-dalgiclarinin-103_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296263</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/iletisim-baskani-durandan-bedir-mutabakat-zaptina-iliskin-aciklama-296263</link>
      <pubDate>2026-10-21T16:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İletişim Başkanı Duran'dan "Bedir Mutabakat Zaptı"na ilişkin açıklama]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İletişim Başkanı Duran, Türkiye, Katar, Endonezya ve Pakistan savunma bakanlıkları arasında imzalanan "Bedir Mutabakat Zaptı"nın dost ve kardeş ülkeler arasındaki stratejik ortaklığın güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olduğunu bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İletişim Başkanı Duran'dan "Bedir Mutabakat Zaptı"na ilişkin açıklama]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, NSosyal hesabından Türkiye, Katar, Endonezya ve Pakistan savunma bakanlıkları arasında imzalanan "Bedir Mutabakat Zaptı"na ilişkin açıklamada bulundu.</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin, savunma ve güvenlik alanındaki işbirliklerini güçlendirerek bölgenin barış, huzur ve istikrarına katkı sunmaya devam ettiğini belirtti.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/gundem/turkiye-katar-pakistan-ve-endonezyadan-dev-savunma-anlasmasi-bedir-mutabakat-zapti-imzalandi-296216" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/turkiye-katar-pakistan-ve-815_2-41.jpg"/></div><h3>Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya'dan dev savunma anlaşması</h3></a><p>Katar'ın başkenti Doha'da Türkiye, Katar, Endonezya ve Pakistan savunma bakanlıkları arasında imzalanan "Bedir Mutabakat Zaptı"nın dost ve kardeş ülkeler arasındaki stratejik ortaklığın güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olduğunu bildiren Duran, "Askeri üretimde işbirliğinin teşvik edilmesini, dört ülkenin askeri kabiliyetlerinin geliştirilmesini, teknik askeri eğitim ve araştırma-geliştirme (AR-GE) alanlarında ortak çalışmalar yürütülmesini amaçlayan bu mutabakatın, savunma alanındaki dayanışmamızı daha da güçlendireceğine inanıyorum. Bu önemli mutabakatın ülkelerimiz için hayırlı olmasını diliyorum." ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/iletisim-baskani-durandan-583_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296262</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/uykunun-buyume-hormonunu-nasil-artirdigi-ilk-kez-kanitlandi-296262</link>
      <pubDate>2026-10-21T16:16:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uykunun büyüme hormonunu nasıl artırdığı ilk kez kanıtlandı]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Berkeley Üniversitesi'nde yürütülen yeni araştırma, büyüme hormonunun uyku sırasında nasıl salındığını ve bunun hem kas gelişimi hem de uyanıklık üzerinde nasıl etkili olduğunu gözler önüne seriyor. Bilim insanları, elde edilen bulguların uyku bozuklukları ve hormonal tedaviler için yeni kapılar aralayabileceğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uykunun büyüme hormonunu nasıl artırdığı ilk kez kanıtlandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri'nde, Berkeley Üniversitesi'nden Yan Dan liderliğindeki bilim ekibi, büyüme hormonunun uyku sırasında vücutta nasıl arttığını ve bu sürecin hem kas gelişimi hem de uyanıklık üzerinde oynadığı rolü ortaya koydu. Araştırmacılar, fareler üzerinde gerçekleştirdikleri deneylerde, hipotalamusta yer alan ve büyüme hormonu salınımını yöneten nöronların uyku evrelerine göre farklı şekillerde çalıştığını tespit etti. Bu bulgular, büyüme hormonunun yalnızca büyüme ve metabolizma üzerinde değil, aynı zamanda uyanıklık ve dikkat gibi bilişsel işlevlerde de önemli bir etkisi olduğunu gösteriyor.</p><h3>Yan Dan ekibi büyüme hormonu salınımındaki uyku etkisini ortaya koydu</h3><p>Araştırmada, bilim insanları uyuyan farelerin beyinlerindeki sinir hücrelerini incelemek için gelişmiş elektrotlar ve optogenetik uyarım teknikleri kullandı. Elde edilen veriler, büyüme hormonu salınımını düzenleyen somatoliberin ve somatostatin adlı nöronların, uyku evrelerine göre farklı aktiviteler sergilediğini gösterdi. Hızlı göz hareketi evresinde, somatoliberin nöronlarının aktivitesi yükselirken, somatostatin nöronlarının da hareketlendiği gözlendi. Yavaş uyku sırasında ise, somatostatin nöronlarının aktivitesi azalırken, somatoliberin nöronlarında orta düzeyde bir artış kaydedildi. Bu karmaşık etkileşim, büyüme hormonunun hem hızlı hem de yavaş uyku evrelerinde salınımının arttığını ortaya koydu. Araştırmacılar, bu mekanizmanın kas gelişimi, kemik sağlığı ve metabolizmanın düzenlenmesi açısından büyük önem taşıdığını belirtti.</p><h3>Büyüme hormonu uyanıklık sistemini de etkiliyor</h3><p>Çalışmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise, büyüme hormonunun yalnızca uyku sırasında değil, aynı zamanda uyanıklık üzerinde de etkili olması oldu. Uzmanlar, büyüme hormonunun beyin sapındaki mavi nokta nöronları üzerinde etkili olduğunu ve bu hücrelerin uyarılabilirliğini artırarak uyanma sürecini başlattığını tespit etti. Dinlenme sırasında büyüme hormonunun kademeli olarak birikmesi, uyanıklık ve dikkat seviyesini yükseltebiliyor. Araştırmanın ortak yazarı Daniel Silverman, yeterli uyku alınmadığında büyüme hormonu salınımının azalabileceğini, bunun da hem fiziksel gelişim hem de bilişsel işlevler üzerinde olumsuz etki yaratabileceğini açıkladı. Bilim insanları, bu bulguların uyku bozuklukları ve hormonal dengeyi sağlamak için yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine olanak tanıyabileceğini vurguladı. Ancak, mekanizmanın şu anda sadece fareler üzerinde test edildiği ve insanlar üzerindeki etkilerinin henüz kesinleşmediği belirtildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/uykunun-buyume-hormonunu--279_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296261</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/nefes-alip-verme-asamalari-refleksi-nasil-etkiliyor-tip-dunyasini-ikiye-bolen-sasirtici-veriler-296261</link>
      <pubDate>2026-10-21T16:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Nefes alıp verme aşamaları refleksi nasıl etkiliyor? Tıp dünyasını ikiye bölen şaşırtıcı veriler]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'nin Northwestern Üniversitesi'nde yürütülen araştırmada, insanların nefes alırken dışsal uyarıcılara nefes verirken olduklarından daha yavaş tepki verdiği ortaya çıktı. Araştırmada elde edilen bulgular, nefes alma döngüsünün insan davranışları üzerindeki etkisine ışık tutuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Nefes alıp verme aşamaları refleksi nasıl etkiliyor? Tıp dünyasını ikiye bölen şaşırtıcı veriler]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'nin Northwestern Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma, insanların nefes alma döngüsünün dışsal uyarıcılara verdikleri tepki süresini etkilediğini ortaya koydu. Bilim insanları, 18 ila 33 yaşları arasındaki 35 gönüllüyle gerçekleştirdikleri deneyde, katılımcıların nefes alırken dışarıdan gelen sinyallere nefes verirken olduğundan daha yavaş tepki gösterdiğini belirledi. Deney sırasında katılımcılar, monitördeki bir görselin sarı renge dönmesiyle hemen boşluk tuşuna basmaları konusunda yönlendirildi. Aynı anda burun altına yerleştirilen özel sensörler, her nefes alış ve verişi hassas biçimde kaydetti. Araştırmacılar, sinyal ile tuşa basma arasındaki ortalama tepki süresinin yaklaşık 300 milisaniye olduğunu tespit etti. Veriler, nefes alma sırasında özellikle bu döngünün sonuna yaklaşıldığında tepki hızında belirgin bir yavaşlama yaşandığını gösterdi.</p><h3>Ken Paller: 'Nefes alma tepkiyi yavaşlatıyor'</h3><p>Araştırmanın başındaki isimlerden Ken Paller, elde edilen sonuçların oldukça tutarlı olduğunu vurguladı. Deneye katılan 35 gönüllüden 27'sinde, nefes alırken tepki süresinin yavaşladığı gözlemlendi. Diğer sekiz katılımcıda ise tam tersi bir eğilim ortaya çıktı. Bilim insanları, nefes verirken ve nefes alma hareketleri arasındaki kısa sürelerde katılımcıların görevlerini daha hızlı tamamladığını belirtti. Tepki hızındaki maksimum fark 41 milisaniye olarak ölçüldü. Paller, bu farkın küçük gibi görünse de, özellikle profesyonel atletler gibi hızlı tepkinin kritik olduğu durumlarda birkaç milisaniyenin bile sonuçları değiştirebileceğine dikkat çekti. Örneğin, kısa mesafe koşucularının başlangıç tepki süreleri arasında yalnızca 30 milisaniyelik bir fark bulunabiliyor.</p><h3>Nefes ve beyin aktivitesi arasındaki ilişki araştırılıyor</h3><p>Bilim insanları, nefes ile tepki hızı arasındaki bu bağlantının altında yatan mekanizmanın henüz tam olarak anlaşılamadığını belirtti. Uzmanlar, beynin elektriksel aktivitesinin nefes ritmiyle senkronize olmasının bu süreçte rol oynayabileceğini düşünüyor. Bu varsayım, daha önce yapılan nörofizyolojik araştırmaların bulgularıyla da örtüşüyor. Ancak, şimdiye kadar yapılan bazı deneylerde farklı sonuçlar elde edildi. Özellikle, bazı araştırmalarda katılımcıların nefes alırken daha hızlı tepki verdiği görüldü. Bilim insanları, bu tür farklılıkların deneylerde kullanılan görevlerin doğasından kaynaklanabileceğini ifade etti. Görsel bir uyarana verilen basit tepkiler ile bilgi tanıma veya hatırlama gerektiren daha karmaşık görevler, nefes alma döngüsünden farklı şekillerde etkilenebiliyor.</p><h3>Uzmanlardan pratik uygulama için temkinli yaklaşım</h3><p>Araştırma ekibi, elde edilen bulguların pratikte hemen kullanılabileceğini söylemek için henüz erken olduğunu belirtti. Bilinçli olarak nefes alıp vermenin, sporcuların ya da günlük yaşamda insanların tepki hızını mutlaka artıracağına dair kesin bir kanıt bulunmuyor. Bilim insanları, nefes alışkanlığının tepki hızı üzerindeki etkisini daha iyi anlamak ve bu bulgunun gerçek yaşamda nasıl kullanılabileceğini görmek için ek çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguladı. Araştırma, nefes alma döngüsünün insan davranışları üzerindeki etkisine dair önemli bir kapı aralasa da, uygulamaya geçmeden önce daha fazla test yapılması gerekecek.</p><p>Sonuç olarak, Northwestern Üniversitesi'nde yürütülen bu çalışma, nefes alma ve tepki hızı arasındaki ilişkiye dair yeni soruları gündeme getiriyor. Nefesin insan performansı ve karar verme süreçleri üzerindeki rolü, ilerleyen dönemde yapılacak araştırmalarla daha ayrıntılı biçimde ortaya konacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/nefes-alip-verme-asamalar-510_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296260</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-fon-sorusturmalarinda-titiz-bir-sekilde-adli-ve-idari-sure-296260</link>
      <pubDate>2026-10-21T16:11:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Fon soruşturmalarında titiz bir şekilde adli ve idari süreçleri hayata geçiriyoruz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Yatırımcı ile manipülatörü birbirine karıştırmadan titiz bir şekilde adli ve idari süreçleri hayata geçiriyoruz. Mevcut sorunların aşılmasıyla sermaye piyasalarımız yoluna daha güçlü şekilde devam edecek, yatırımcılarına da ülke ekonomisine de kazandıracak." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Fon soruşturmalarında titiz bir şekilde adli ve idari süreçleri hayata geçiriyoruz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Yatırımcı ile manipülatörü birbirine karıştırmadan titiz bir şekilde adli ve idari süreçleri hayata geçiriyoruz. Mevcut sorunların aşılmasıyla sermaye piyasalarımız yoluna daha güçlü şekilde devam edecek, yatırımcılarına da ülke ekonomisine de kazandıracak." dedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/cumhurbaskani-yardimcisi--831_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296259</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kahvaltidan-iki-saat-sonra-neden-acikiriz-296259</link>
      <pubDate>2026-10-21T16:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kahvaltıdan iki saat sonra neden acıkırız?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Kahvaltıdan kısa süre sonra tekrar açlık hissedenler için diyetisyen Ana Luson önemli açıklamalar yaptı. Uzman, protein ve lif içeriği yüksek bir kahvaltının, gün boyu tokluk sağlamak için kritik olduğunu vurguladı. Kahvaltı menüsünde doğru besinlere yer vermek, açlık hissini kontrol altına almanın anahtarı olabilir.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kahvaltıdan iki saat sonra neden acıkırız?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kahvaltıdan sadece iki saat sonra tekrar açlık hissedenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Diyetisyen Ana Luson, bu durumun yalnızca yanlış yiyecek tercihlerinden kaynaklanmadığını belirtti. Luson'a göre, sabahları yaşanan ani açlık hissinde uyku kalitesi, önceki günün beslenme düzeni ve fiziksel aktivite düzeyi de etkili oluyor. Ancak uzman, özellikle kahvaltının içeriğine dikkat çekerek, protein ve lif açısından zengin bir sabah menüsünün, gün boyu tokluk sağlamada önemli rol oynadığını ifade etti.</p><h3>Ana Luson: 'Kahvaltıda protein miktarı artırılmalı'</h3><p>Diyetisyen Ana Luson, sabah kahvaltısında yaklaşık 20-30 gram protein tüketilmesini öneriyor. Her bireyin ihtiyacı farklı olsa da, iki yumurta ile vücuda 12-14 gram protein alınabiliyor. Protein miktarını artırmak için yoğurt, tam tahıllı ürünler ve taze peynirden de yararlanmak mümkün. Örneğin, tam tahıllı bir tost üzerine yumurta ve taze peynir eklemek, hem protein hem de lif açısından zengin bir seçenek sunuyor. Luson, protein içeriği yüksek bir kahvaltının, kan şekeri dengesini koruyarak açlık hissini geciktirdiğini vurguladı. Uzman, özellikle günün ilk öğününde protein ve lifin birlikte tüketilmesinin, tokluk süresini uzattığını belirtti.</p><h3>Lifli gıdalar ve dengeli yağlar açlık hissini bastırıyor</h3><p>Ana Luson, lifli gıdaların bağırsak sağlığı ve tokluk hissi üzerindeki etkisini de öne çıkardı. Yulaf ezmesi, tam tahıllı ürünler, taze meyveler, kuruyemişler ve tohumlar, kahvaltıda lif ihtiyacını karşılamada önemli kaynaklar arasında yer alıyor. Lifler, yemek sonrası glikoz seviyesini düzenleyerek ani açlık hissini önlüyor. Ayrıca, kahvaltıdan karbonhidrat ve yağları tamamen çıkarmamak gerektiğini belirten Luson, zeytinyağı, kuruyemiş ve tohum gibi sağlıklı yağların, yağda çözünen vitaminlerin emilimini kolaylaştırdığını ifade etti. Uzman, kahvaltı menüsünün kişiye özel şekilde düzenlenmesi gerektiğinin de altını çizdi. Her bireyin ihtiyacına uygun protein ve lif dengesi sağlandığında, kahvaltıdan sonra yaşanan ani açlık hissi büyük ölçüde azalıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/kahvaltidan-iki-saat-sonr-611_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296258</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/iran-disisleri-bakani-erakci-abd-ile-muzakerelerde-mevcut-durumda-ilerleme-icin-cok-az-neden-var-296258</link>
      <pubDate>2026-10-21T16:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İran Dışişleri Bakanı Erakçi: ABD ile müzakerelerde mevcut durumda ilerleme için çok az neden var]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Erakçi, ABD'nin İran'a yönelik saldırı tehditlerini sürdürmesi ve anlaşmaya varma konusundaki isteksizliği nedeniyle iki ülke arasındaki müzakerelerde ilerleme beklemediklerini belirterek, "Mevcut durumda ilerleme için çok az neden var." dedi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İran Dışişleri Bakanı Erakçi: ABD ile müzakerelerde mevcut durumda ilerleme için çok az neden var]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Financial Times için kaleme aldığı makalede, ABD ile yaşanan gerilim, müzakere ihtimali ve İran'ın diplomatik yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p>ABD ile müzakerelerde ilerleme beklenmediğini belirten Erakçi, bunun gerekçesini de ABD'nin İran'a yönelik saldırı tehditlerini sürdürmesi ve bir anlaşmaya varma isteğinin bulunmaması olarak açıkladı.</p><p>Erakçi, ABD'ye sundukları 7 şartlık planın uygulanması halinde bölgedeki yaşamın yavaş yavaş normal seyrine döneceğini belirterek, "Mevcut durumda ilerleme için çok az neden var." ifadesini kullandı.</p><p>ABD'nin askeri çözümlerle krizlerin üstesinden gelemeyeceğini anlaması gerektiğini kaydeden Erakçi, ülkesinin diplomasi yolunu ilerletmeye hazır olduğunu ve aynı zamanda askeri tehditlere ve girişimlere karşı kendini savunma hakkını da koruyacağını kaydetti.</p><p>Erakçi, İran'ın mevcut koşullarda savaş, saldırı tehdidi ve geniş yaptırımlarla karşı karşıya kaldığına dikkati çekerek, savaşın hala devam ettiğini ve ülkesinin durumunun da bu gerçeği yansıttığını ifade etti.</p><p>Barışa ulaşamadıklarını ve barıştan da uzak olduklarını kaydeden Erakçi, tüm kararların savaş koşulları çerçevesinde alınması gerektiğini belirtti.</p><p>Erakçi, ABD ile yaşanan ihtilafı sona erdirmek için barışçıl ve onurlu bir çözüm bulma yolunda kararlı olduklarını ancak ABD'nin İran ile barış istediği yönündeki iddiasına güvenmediklerini ifade etti.</p><p>Erakçi, Hürmüz Boğazı'na alternatif rotaların oluşturulmasının Boğaz'ın küresel ekonomideki yerini zayıflatmayacağını ve İran'ın coğrafi konumu sebebiyle her zaman buradaki gemi trafiği üzerinde baskı yapma imkanına sahip olacağını savundu.</p><p>ABD'nin İran'a yeniden saldırması halinde bölge ülkeleri ile küresel ekonominin olumsuz etkileneceğine işaret eden Erakçi, ülkesinin kadim bir medeniyete sahip olarak hiçbir güç karşısında diz çökmeyeceğini ifade etti.</p><p>Erakçi son olarak, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a saldırarak yanlış bir hesap yaptığını ve bu yanlışın tekrarlanması halinde acı bir son ile karşı karşıya kalınacağını kaydetti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/iran-disisleri-bakani-era-805_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296257</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/sabahlari-agziniz-kuru-uyaniyorsaniz-sakin-gecistirmeyin-296257</link>
      <pubDate>2026-10-21T16:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sabahları ağzınız kuru uyanıyorsanız sakın geçiştirmeyin]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Doktorlar, sabah ağız kuruluğu ve horlama şikâyetiyle uyananların gece solunum bozukluklarına karşı dikkatli olması gerektiğini vurguluyor. Özellikle menopoz sonrası kadınlarda uyku apnesi riski artarken, doğru tanı ve tedavi için uzman desteği öneriliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sabahları ağzınız kuru uyanıyorsanız sakın geçiştirmeyin]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sabahları ağız kuruluğu ve horlama şikâyetiyle uyananlarda, gece boyunca yaşanan solunum bozukluklarının önemli bir işareti olabileceği belirtiliyor. Uzman doktorlar, bu tür belirtilerin özellikle menopoz sonrası kadınlarda daha sık görüldüğüne dikkat çekiyor. Gece yeterli süre uyunmasına rağmen devam eden yorgunluk, baş ağrısı ve ağız kuruluğu gibi şikâyetler, horlama ve uyku apnesi gibi ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabiliyor. Bu durumlarda, kişinin gece boyunca farkında olmadan solunumunun kısa süreli durması ve tekrarlayan uyanmalar yaşaması, yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor.</p><h3>Doktorlar: 'Ağız kuruluğu ve horlama birlikteyse risk artıyor'</h3><p>Uzmanlar, ağız kuruluğu ve horlama şikâyetlerinin birlikte görülmesinin, gece solunum yollarında tıkanıklık yaşanabileceğinin önemli bir göstergesi olduğunu belirtiyor. Özellikle sürekli uyku hali, hafıza problemleri, dikkat eksikliği ve yüksek tansiyon gibi ek bulgular da tabloya eklendiğinde, uyku apnesi riski ciddi oranda artıyor. Doktorlar, sabah ağız kuruluğu yaşayan bireylerin, horlama ve yorgunluk gibi diğer belirtilerle birlikte gece solunum kalitesini mutlaka değerlendirmesi gerektiğini vurguluyor. Menopoz sonrası dönemde kadınlarda bu riskin daha fazla olduğunu hatırlatan uzmanlar, erken teşhisin öneminin altını çiziyor.</p><h3>Uzmanlardan doğru tanı ve tedavi için uyarı</h3><p>Uyku apnesi şüphesi bulunan kişilere, doktorlar tarafından polisomnografi veya evde uygulanabilen solunum testleri öneriliyor. Ancak, akıllı bileklikler ve telefon uygulamalarının tam anlamıyla tanı koymada yeterli olmadığına dikkat çekiliyor. Tedavi sürecinde ise CPAP ve APAP cihazları gibi hava basıncı sağlayan medikal cihazlar ile alt çeneyi öne iten özel dişlikler kullanılabiliyor. Doktorlar, internette satılan burun klipsleri, bileklikler ve spreylerin ise bilimsel olarak kanıtlanmamış ürünler olduğunu ve bu tür çözümlerin doktor kontrolü olmadan kullanılmaması gerektiğini belirtiyor. Ağız kuruluğu tek başına horlama ya da apne belirtisi olmayabilir; ancak birden fazla belirti bir arada bulunuyorsa, gece solunum kalitesinin uzmanlar tarafından değerlendirilmesi büyük önem taşıyor.</p><p>Sonuç olarak, ağız kuruluğu ve horlama gibi şikâyetler hafife alınmamalı. Özellikle gece solunum bozukluğu riski taşıyan kişilerin, erken dönemde uzman desteği alması, yaşam kalitesini korumak ve ciddi sağlık sorunlarının önüne geçmek açısından kritik rol oynuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/sabahlari-agziniz-kuru-uy-487_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296256</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/eyup-ihl-ailesi-ikinci-kez-vefa-bulusmasinda-bir-araya-geldi-296256</link>
      <pubDate>2026-10-21T16:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Eyüp İHL ailesi ikinci kez vefa buluşmasında bir araya geldi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Eyüp İmam Hatip Lisesinin öğretmenleri ve mezunları, ESÖNDER tarafından düzenlenen “Hocalarıyla Buluşuyor” programının ikincisinde buluştu. Öğretmenlerin okul yıllarına dair anılarını paylaştığı programda, farklı kuşaklar aynı çatı altında bir araya geldi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Eyüp İHL ailesi ikinci kez vefa buluşmasında bir araya geldi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eyüpsultan Önder İmam Hatipliler Derneği (ESÖNDER) tarafından düzenlenen "Eyüp İHL Hanım Mezunları Hocalarıyla Buluşuyor" programının ikincisi gerçekleştirildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/mvimg20261018150911-2110202615de58f2.jpg"/><p>Programa Eyüpsultan Kaymakamı Arslan Yurt, İstanbul İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı Şule Pişkin, Eyüpsultan İlçe Millî Eğitim Müdürü Zeliha Yıldız, Eyüp İmam Hatip Lisesinde farklı dönemlerde görev yapmış çok sayıda öğretmen ve okulun mezunları katıldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/mvimg20261018162335-2110202647646845.jpg"/><p>Programda, okulun farklı dönemlerinde görev yapan öğretmenler öğrencilik yıllarına ilişkin anılarını anlatarak geçmişte yaşanan hatıraları katılımcılarla paylaştı. Mezunlar, hocalarıyla bir araya gelmenin mutluluğunu yaşarken okul yıllarına dair anılar da tazelendi.</p><p>Okulun eski öğretmenlerinden Nazif Demiral'ın kendi elleriyle hazırladığı çiğ köfte katılımcılara ikram edildi. Samimi bir atmosferde gerçekleşen buluşma, öğretmenler ve mezunlar arasındaki gönül bağını pekiştirdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/img4938-21102026c51b9862.jpg"/><p><b>"DÖNEM BAZLI BULUŞMALARLA DEVAM EDECEĞİZ"</b></p><p>ESÖNDER Başkanı Ahmet Soytürk, Eyüp İHL'nin büyük bir aile olduğunu belirterek, "Hocalarımıza vefamızı göstermek ve mezunlarımız arasındaki gönül bağını güçlendirmek istiyoruz. Bundan sonraki süreçte dönem bazlı buluşmalarla bu birlikteliği sürdürmeyi hedefliyoruz." dedi.</p><p>İkinci kez düzenlenen program, öğretmenler ve mezunların sohbet edip anılarını paylaşmasıyla sona erdi. Buluşma, Eyüp İHL ailesinin geçmişten gelen bağlarını güçlendirerek geleceğe taşıma hedefinin önemli bir adımı oldu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/img20261018wa0050-211020264c65fe6b.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/eyup-ihl-ailesi-ikinci-ke-693_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296255</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/kacakcilara-sinirda-safak-baskini-7-bini-askin-tarihi-eser-yurt-disina-kacirilmaktan-kurtarildi-296255</link>
      <pubDate>2026-10-21T15:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kaçakçılara sınırda şafak baskını: 7 bini aşkın tarihi eser yurt dışına kaçırılmaktan kurtarıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kaçakçılara sınırda şafak baskını: 7 bini aşkın tarihi eser yurt dışına kaçırılmaktan kurtarıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Edirne'deki İpsala ve Kapıkule gümrük kapılarında gerçekleştirilen operasyonlarla kültür varlıklarının yurt dışına kaçırılmasının önlenmesinin ardından Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Gümrük Muhafaza ekiplerine teşekkür etti. Ersoy, "Bu toprakların hafızasını korumak, geleceğimize sahip çıkmaktır" ifadelerini kullandı.  </p><p>İpsala ve Kapıkule'deki operasyonlarla kültür varlıklarının yurt dışına çıkarılmasının engellendiğini belirten Ersoy, her bir eserin geçmişle kurulan bağı güçlendiren eşsiz bir emanet olduğunu vurguladı.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/=YJKHIJGHE5KvEVWPUpWjA5G3EVKnYdKLIRW_YdKnEFWjENa3YJanYBGTE.WDUFafUNKnYNKDU1KbQ9az.jpg"/><p><b>"MÜCADELENİN EN ÖNEMLİ HALKALARINDAN BİRİ"</b></p><p>Yurt dışına kaçırılan eserlerin iadesi için yürütülen çalışmaların yanı sıra kaçakçılığın ülke sınırları içinde önlenmesinin de önem taşıdığını belirten Ersoy, şunları kaydetti:  </p><p>"Her bir eser, ait olduğu topraklarda anlamını koruyan, geçmişimizle bağımızı güçlendiren eşsiz bir emanet. Yurt dışına kaçırılan eserlerimizi ülkemize kazandırmak için verdiğimiz mücadelenin en önemli halkalarından biri de bu emanetleri ülkemizden çıkarılmadan korumak."  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/=YpWXURafUBKrEVWTUpKXYJavEFKnYdKLURaHYdS7YJG_U5a3EdGzERG3Y.KLIFGDIBKrYdWjU1KbQ9az.jpg"/><p><b>BAKAN BOLAT VE GÜMRÜK MUHAFAZA EKİPLERİNE TEŞEKKÜR</b></p><p>Ersoy, operasyonlarda görev alan ekiplere teşekkürlerini şu sözlerle iletti:  </p><p>"Dikkat ve titizlikleriyle kültürel mirasımıza sahip çıkan Gümrük Muhafaza ekiplerimize, başta Ticaret Bakanımız Ömer Bolat olmak üzere operasyonlarda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum."  </p><p>Kültürel mirası koruma konusundaki kararlılıklarını vurgulayan Ersoy, "Kurumlarımızın güçlü iş birliğiyle tarihimizin kaçakçılık rotalarında kaybolmasına izin vermeyecek, bu mirası gelecek nesillere ulaştırmak için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/=YJKHIJGHE5KvEVWPUpWjA5G3EVKnYdKLIRW_YdKnEFWjENa3YJanYBGTE.WDUFafUNKnYNKDU1KbQ9az.jpg"/><p><b>İKİ SINIR KAPISINDA KAÇAKÇILIĞA GEÇİT VERİLMEDİ</b></p><p>Gümrük Muhafaza ekiplerinin risk analizi ve denetimleri kapsamında İpsala ve Kapıkule gümrük kapılarında gerçekleştirilen iki ayrı operasyonda, yurt dışına kaçırılmak istenen kültür varlıkları ele geçirildi.  </p><p>İpsala Gümrük Kapısı'nda Türkiye'den Yunanistan'a çıkış yapmak üzere gelen bir tır, risk kriterleri doğrultusunda X-ray taramasına sevk edildi. Şüpheli yoğunluk tespit edilmesi üzerine araçta yapılan detaylı aramada, dorsedeki yemek ve malzeme dolabına gizlenmiş sikkeler, ok uçları, yüzükler ve çeşitli aksesuarlar bulundu.  </p><p>Kapıkule Gümrük Kapısı'ndaki kontrollerde ise X-ray taramasına yönlendirilen başka bir tırda, gümrüğe beyan edilmeyen ve tarihi eser niteliği taşıdığı değerlendirilen sikkeler ele geçirildi.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/=YtWDE5afINS_YRKXUpWHERajYRKnYdG_UJaPYdKbEJWPENa3Eda3EBGXYtWrURW_UtWjU5KXU1KbQ9az.jpg"/><p>Her iki operasyonda ele geçirilen eserlere el konulurken, olaylarla ilgili cumhuriyet başsavcılıkları nezdinde adli soruşturma başlatıldı.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/kacakcilara-sinirda-safak-316_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296247</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/obeziteyle-mucadelede-dogal-kalkan-koyu-renkli-meyveler-yag-hucrelerinin-olusumunu-engelliyor-296247</link>
      <pubDate>2026-10-21T15:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Obeziteyle mücadelede doğal kalkan! Koyu renkli meyveler yağ hücrelerinin oluşumunu engelliyor]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Antosiyanin açısından zengin koyu meyvelerin, obeziteyle mücadelede önemli bir rol oynayabileceği bilimsel olarak gündeme taşındı. Uzmanlar, bu meyvelerin metabolizma üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekerek, kilo kontrolü için destekleyici olabileceğini belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Obeziteyle mücadelede doğal kalkan! Koyu renkli meyveler yağ hücrelerinin oluşumunu engelliyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, antosiyanin içeren koyu renkli meyvelerin obeziteyle mücadelede etkili olabileceğine dair yeni bulgulara ulaştı. Yapılan kapsamlı incelemelerde, bu meyvelerin metabolizma üzerinde olumlu değişiklikler yarattığı ve fazla kilo ile ilişkili bazı metabolik sorunları azalttığı ortaya kondu. Araştırmacılar, antosiyanin adlı bitkisel pigmentlerin, yağ dokusunun birikimini ve enerji harcamasını yönlendiren süreçlerde belirleyici rol oynadığını vurguladı.</p><h3>Uzmanlar: 'Antosiyanin yağ oluşumunu baskılıyor'</h3><p>Klinik çalışmalar, laboratuvar deneyleri ve hayvanlar üzerinde yapılan testler, antosiyaninlerin yeni yağ hücrelerinin gelişimini engellediğini gösterdi. Ayrıca bu bileşikler, vücuttaki yağ asitlerinin yakılmasını hızlandırırken, ısı üretimini de artırıyor. Hayvan deneylerinde, antosiyanin tüketiminin toplam vücut ağırlığında azalma, yağ depolarında küçülme ve karaciğerde yağ birikiminin azalması ile sonuçlandığı bildirildi. Bununla birlikte, antosiyanin sayesinde iltihaplanma süreçleri de yavaşladı ve dokuların insüline olan duyarlılığı arttı.</p><h3>İnsan araştırmalarında antosiyanin etkisi sınırlı kaldı</h3><p>İnsanlar üzerinde yürütülen araştırmalarda ise antosiyanin içeren ürünlerin bazı metabolik göstergeleri iyileştirdiği, ancak kilo kaybı konusunda etkisinin daha zayıf olduğu gözlemlendi. Her denemede belirgin bir kilo kaybı yaşanmadığı, ancak antosiyanin açısından zengin meyvelerin obeziteye karşı beslenmede destekleyici bir unsur olabileceği belirtildi. Ayrıca, bu pigmentlerin bağırsak mikrobiyotasında olumlu değişiklikler yaratarak enerji metabolizmasını düzenlemede rol oynadığı da tespit edildi. Uzmanlar, antosiyanin içeren meyvelerin tek başına kilo verme aracı olarak görülmemesi gerektiğini, ancak sağlıklı beslenme programlarının bir parçası olarak fayda sağlayabileceğini açıkladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/obeziteyle-mucadelede-dog-355_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296246</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/461-bin-kisilik-dev-arastirmadan-ezber-bozan-sonuc-kahvaltilik-gevrekler-bagirsak-kanseri--296246</link>
      <pubDate>2026-10-21T15:26:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[461 bin kişilik dev araştırmadan ezber bozan sonuç! Kahvaltılık gevrekler bağırsak kanseri riskini %16 düşürüyor!]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Amerikan araştırmacılar, 461 binden fazla kişinin beslenme alışkanlıklarını inceleyerek kuru kahvaltılık gevreklerin bağırsak kanseri riskini yüzde 16 azalttığını ortaya koydu. Araştırma, tam tahıl ve lif tüketiminin onkolojik riskler üzerindeki etkisini bir kez daha gündeme taşıdı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[461 bin kişilik dev araştırmadan ezber bozan sonuç! Kahvaltılık gevrekler bağırsak kanseri riskini %16 düşürüyor!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri'nde yürütülen geniş kapsamlı bir araştırmada, kuru kahvaltılık gevreklerin düzenli tüketiminin bağırsak kanseri riskini yüzde 16 oranında azalttığı tespit edildi. Çalışma, 50 ile 71 yaş arasındaki 461.682 kişinin beslenme alışkanlıklarını uzun yıllar boyunca izleyerek, kolorektal kanser gelişimi ile çeşitli gıda tüketim alışkanlıkları arasındaki ilişkiyi değerlendirdi. Araştırmacılar, yaklaşık 19 yıl süren takipte, kalın bağırsak ve rektumda toplam 10.075 malign tümör vakası kaydetti. Elde edilen veriler, özellikle kuru kahvaltılık gevrekler, ekmek ve sütlü tatlılar gibi bazı işlenmiş gıdaların, bağırsak kanseri riskini anlamlı şekilde düşürdüğünü gösterdi.</p><h3>Amerikan araştırmacılar: 'Kahvaltılık gevrek tüketimi riski azaltıyor'</h3><p>Çalışmada, katılımcıların gıda tüketim miktarları karşılaştırıldığında, ultra işlenmiş gıda kategorisinde yer alan ekmek tüketenlerin kolorektal kansere yakalanma olasılığının yüzde 9, kuru kahvaltılık gevrek tüketenlerin ise yüzde 16 daha düşük olduğu belirlendi. Sütlü içecekler ve dondurulmuş tatlılar da benzer şekilde, yüzde 18 oranında daha düşük risk ile ilişkilendirildi. Araştırmacılar, bu sonuçların özellikle kahvaltılık gevrekler gibi tam tahıl ve lif içeriği yüksek gıdaların, kanser riskinin önlenmesinde önemli rol oynayabileceğine işaret ettiğini vurguladı. Ayrıca, işlenmiş tam tahıl ürünlerinden her ek porsiyonun, 1000 kilokalorilik diyette riskin yüzde 13 azalmasını sağladığı kaydedildi. Lif tüketiminin 10 gram artırılması ise bu oranı yüzde 28'e kadar düşürdü.</p><h3>İşlenmiş et tüketimi risk artırıyor, lif ve tam tahıl önerisi öne çıkıyor</h3><p>Öte yandan, araştırma işlenmiş et ve balık ürünlerinin yüksek tüketiminin bağırsak kanseri riskini yüzde 10 oranında artırdığını ortaya koydu. Yoğurtlar ve sütlü tatlılar hakkında ise, katılımcıların doğal mı yoksa aromalı mı tercih ettikleri konusunda anketlerin sınırlı bilgi sunduğu belirtildi. Araştırmacılar, toplam ultra işlenmiş gıda tüketimi ile hastalık gelişimi arasında anlamlı bir bağ tespit etmedi. Ancak, tam tahıl, lif ve süt ürünlerinin artırılması ile işlenmiş et tüketiminin sınırlandırılması yönündeki mevcut beslenme önerilerinin, araştırmanın bulgularını desteklediği ifade edildi. Bilim insanları, elde edilen sonuçların belirli gıdaların kesin olarak kanseri önlediğini göstermediğini, ancak beslenme tercihlerinin onkolojik riskler üzerinde önemli etkiler yaratabileceğini vurguladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/461-bin-kisilik-dev-arast-883_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296244</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/sergen-yalcin-icin-imza-toreni-duzenlenecek-tff-duyurdu-296244</link>
      <pubDate>2026-10-21T15:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sergen Yalçın için imza töreni düzenlenecek! TFF duyurdu]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[A Milli Futbol Takımı'nda teknik direktörlük görevine getirilen Sergen Yalçın için yarın imza töreni düzenlenecek.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sergen Yalçın için imza töreni düzenlenecek! TFF duyurdu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>A Milli Futbol Takımı'nda Vincenzo Montella'nın yerine teknik direktörlük görevine getirilen Sergen Yalçın için yarın imza töreni düzenlenecek.</p><p>Türkiye Futbol Federasyonunun (TFF) açıklamasına göre TFF Riva Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri'ndeki Orhan Saka Konferans Salonu'nda düzenlenecek tören, saat 14.00'te başlayacak.</p><p>TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu da törende hazır bulunacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/sergen-yalcin-icin-imza-t-494_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296243</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/kalp-krizinde-oksurmek-hayat-kurtarir-mi-296243</link>
      <pubDate>2026-10-21T15:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kalp krizinde öksürmek hayat kurtarır mı?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Kalp krizi sırasında sosyal medyada önerilen öksürük tekniği, uzmanlara göre hayat kurtarmıyor. Dr. Ranj Singh, bu yöntemin tıbbi müdahalenin yerine geçemeyeceğini ve hastaların zaman kaybetmesine yol açabileceğini belirtti. Kalp krizi anında acil yardım çağrısı yapılması gerektiği vurgulandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kalp krizinde öksürmek hayat kurtarır mı?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medyada son dönemde yayılan ve kalp krizi sırasında şiddetli öksürüğün hayat kurtarabileceği iddiası, uzmanlar tarafından ciddi şekilde eleştiriliyor. İngiliz doktor Ranj Singh, bu yöntemin tıbbi müdahalenin yerini tutamayacağını ve hastaların zaman kaybetmesine yol açabileceğini açıkladı. İnternette 'öksürükle yeniden canlandırma' olarak bilinen bu uygulama, kalp krizi anında kişinin kendi başına hayatta kalmasını sağlayacağı iddiasıyla hızla yayılıyor. Ancak Dr. Singh, bu tür tavsiyelerin bilimsel bir dayanağı olmadığını ve uygulamanın hastanın durumunu daha da kötüleştirebileceğini vurguladı.</p><h3>Dr. Ranj Singh: 'Öksürük yöntemi tıbbi yardımı geciktiriyor'</h3><p>Kalp krizi sırasında öksürük tekniğini önerenlerin, şiddetli öksürük ataklarının kalp ve dolaşım sistemini desteklediğini savunduğu belirtiliyor. Ancak Dr. Ranj Singh, bu yöntemin acil tıbbi müdahalenin gecikmesine neden olabileceği uyarısında bulundu. Uzmanlar, kalp krizi ve kalp durmasının birbirinden farklı olduğunu, kalp krizinde kalp kasının kan akışının bozulduğunu, kalp durmasında ise kalbin tamamen pompalamayı bıraktığını ifade ediyor. Bu gibi acil durumlarda hastanın hızla bilincini kaybetmesi nedeniyle öksürük tekniğini uygulaması genellikle mümkün olmuyor. Ayrıca, tıbbi yardım almadan bu yönteme başvurmanın hastayı daha büyük risklerle karşı karşıya bırakabileceği vurgulanıyor.</p><h3>Uzmanlardan kalp krizi şüphesinde acil yardım çağrısı</h3><p>Sağlık otoriteleri, kalp krizi şüphesi yaşayan kişilerin zaman kaybetmeden acil yardım çağırması gerektiğini belirtiyor. Dr. Singh ve diğer uzmanlar, hastaneye kendi başına gitmeye çalışmanın veya öksürük tekniği gibi yöntemlere güvenmenin tehlikeli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor. Bilimsel araştırmalar, öksürükle yeniden canlandırma yönteminin yalnızca bazı özel kalp ritmi bozukluklarında, hastane ortamında ve doktor gözetiminde kısa süreli fayda sağlayabileceğini gösteriyor. Ancak bu durumlar dışında, özellikle bilinç kaybı yaşanıyorsa, çevredekilerin derhal acil servisleri araması ve kalp-akciğer canlandırma işlemlerine başlaması gerekiyor. Uzmanlar, sosyal medyada yayılan yanlış bilgilere karşı toplumun bilinçli olması gerektiğini ve kalp krizi belirtilerinde mutlaka profesyonel tıbbi yardım alınmasının hayati önem taşıdığını tekrar hatırlatıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/kalp-krizinde-oksurmek-ha-465_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296242</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/sel-ve-su-baskinlarinin-ardindan-yurutulen-calismalara-iliskin-son-durum-istanbul-valisi-g-296242</link>
      <pubDate>2026-10-21T15:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sel ve su baskınlarının ardından yürütülen çalışmalara ilişkin son durum! İstanbul Valisi Gül'den paylaşım]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul Valisi Davut Gül, kentte sağanak sonrası meydana gelen sel ve su baskınlarının ardından yürütülen çalışmalara ilişkin paylaşımda bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sel ve su baskınlarının ardından yürütülen çalışmalara ilişkin son durum! İstanbul Valisi Gül'den paylaşım]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Valisi Davut Gül, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, kentte 14 Ekim'de etkisini artıran sağanak yağışta bazı bölgelerde metrekareye yer yer 272 kilogram yağış düştüğünü, bu miktarın 1942'den bu yana İstanbul'da ölçülen en yüksek yağış olarak kayıtlara geçtiğini aktardı.</p><p>Afette hayatını kaybeden 7 vatandaşa Allah'tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı ve sabır dileyen Gül, afetin ilk anından itibaren AFAD koordinasyonunda, tüm kurumların katkısıyla sahada olduklarını, arama kurtarma ve ilk müdahale çalışmalarında 9 bin 217, destek çalışmalarında ise 38 bin personelin görev yaptığını, çalışmalarda ayrıca 5 bin 280 araç ve iş makinesi ile 14 botun kullanıldığını kaydetti.</p><p>Arama kurtarma çalışmalarının tamamlandığını belirten Gül, AFAD koordinasyonunda ve ilgili kurumların katılımıyla zarar tespit çalışmalarının sürdüğünü, tespit edilen zararlar doğrultusunda vatandaşlara yönelik destek ve ödemelerin devam ettiğini, hasarların giderilmesi, ihtiyaçların karşılanması ve yaraların sarılması için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.</p><p>Vali Gül, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Ayazağa'da Kentsel Dönüşüm Ofisi açıldığını, talep eden vatandaşların binalarının TOKİ aracılığıyla veya "Yarısı Bizden" kampanyası kapsamında yenileneceğini, İSKİ'nin de dere ıslah çalışmalarına başladığını bildirdi.</p><p>Bu süreçte desteklerini esirgemeyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bakanlara, afet sürecinin koordinasyonunu yürüten AFAD başta olmak üzere, arama kurtarma ve ilk müdahale çalışmalarında görev alan tüm kurum ve kuruluşlarına, ekiplere, destek personeline, sivil toplum kuruluşlarına ve gönüllülere özverili çalışmaları için teşekkür eden Gül, paylaşımında, "Devletimizin tüm imkanlarıyla vatandaşlarımızın yanında olmaya, yaralarımızı birlikte sarmaya devam edeceğiz. Allah ülkemize ve milletimize bir daha böyle afetler yaşatmasın." ifadelerine yer verdi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/sel-ve-su-baskinlarinin-a-144_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296241</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/mutfaktaki-gizli-katil-botulizm-karisik-sebze-konserveleri-olum-saciyor-296241</link>
      <pubDate>2026-10-21T15:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Mutfaktaki gizli katil botulizm! Karışık sebze konserveleri ölüm saçıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Evde hazırlanan sebze konservelerinde botulizm tehlikesi artıyor. Gıda uzmanı Olga Aniçenkova, özellikle farklı sebzelerin aynı kavanozda birleştirilmesinin ciddi zehirlenme riskine yol açabileceğini vurguladı. Doğru yöntemlerle hazırlanmayan ev konserveleri sağlığı tehdit ediyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Mutfaktaki gizli katil botulizm! Karışık sebze konserveleri ölüm saçıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Evde yapılan sebze konservelerinde botulizm riski, uzmanların dikkat çektiği önemli bir gıda güvenliği sorunu olarak öne çıkıyor. Gıda uzmanı Olga Aniçenkova, farklı sebzelerin aynı kavanozda konservelenmesinin ciddi zehirlenme vakalarına yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu. Özellikle salatalık, domates ve diğer sebzelerin bir arada kullanıldığı ev yapımı konservelerde, uygun hazırlama ve işleme kurallarına uyulmaması durumunda botulizm bakterilerinin gelişmesi için uygun bir ortam oluşabiliyor. Aniçenkova, bu tür ev konservelerinin hazırlanmasında dikkat edilmesi gereken noktaları açıkladı ve yanlış uygulamaların ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtti.</p><h3>Olga Aniçenkova: 'Sebze karışımlarında asidite ve işlem süresi hayati önem taşıyor'</h3><p>Uzman Olga Aniçenkova, evde yapılan konserve karışımlarında en büyük riskin, sebzelerin farklı dokulara ve asidite seviyelerine sahip olması olduğunu söyledi. Örneğin, kabak, brokoli, mısır ve soğan gibi sebzeler düşük asidik yapıya sahipken, domatesler genellikle daha yüksek asidite oranına sahip. Ancak bazı domates türlerinde bu asidite seviyesi, güvenli konserveleme için yeterli olmayabiliyor. Aniçenkova, asidite yetersiz kaldığında ve uygun teknoloji uygulanmadığında botulizm bakterilerinin hızla çoğalabileceğinin altını çizdi. Ayrıca, turşu veya salamura sıvısının sebzeler arasında eşit şekilde dağılmaması, hem ürünün tadını hem de güvenliğini olumsuz etkileyebiliyor. Uzman, onaylanmış tariflerin dışına çıkılmaması ve asiditeyi artıran bileşenlerin miktarının değiştirilmemesi gerektiğini vurguladı.</p><h3>Ev konservelerinde botulizm riskini azaltmanın yolları</h3><p>Aniçenkova, evde konserve hazırlarken sebze karışımlarında malzeme seçiminin büyük önem taşıdığını belirtti. Hasar görmemiş, taze ve bozulma belirtisi göstermeyen sebzelerin kullanılması gerektiğini söyleyen uzman, olgunlaşmış veya çürük sebzelerin fermantasyon sürecini ve ürünün dayanıklılığını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti. Ayrıca, tarifte belirtilen işleme süresine kesinlikle uyulması ve sirke gibi asidite artırıcı maddelerin oranının rastgele değiştirilmemesi gerektiğini vurguladı. Aniçenkova, kavanoz kapağında şişme, içerikte kötü koku veya bozulma belirtileri varsa, bu konservelerin kesinlikle tüketilmemesi gerektiğini hatırlattı. Botulizm toksininin bazen gözle fark edilmeyen konservelerde de bulunabileceğini belirten uzman, ev yapımı konservelerde her adımda dikkatli olunması gerektiğini söyledi.</p><p>Evde konserve hazırlığı sırasında botulizm riskini en aza indirmek için, doğru tarif ve tekniklere sadık kalmak, malzeme kalitesine özen göstermek ve şüpheli ürünleri asla tüketmemek gerekiyor. Gıda uzmanları, ev yapımı konservelerde alınacak basit önlemlerle hem lezzetli hem de güvenli ürünler elde edilebileceğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/mutfaktaki-gizli-katil-bo-310_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296240</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/cop-kokusu-sorununa-devrim-niteliginde-cozum-296240</link>
      <pubDate>2026-10-21T15:19:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çöp kokusu sorununa devrim niteliğinde çözüm]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Çinli araştırmacılar, sokaklardaki çöp kutularından yayılan kötü kokuları ortadan kaldırmak için güneş enerjili yeni bir teknoloji geliştirdi. Bu yenilikçi modül, özellikle sıcak ve nemli bölgelerdeki gıda atıklarının neden olduğu sorunlara etkili bir çözüm sunuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çöp kokusu sorununa devrim niteliğinde çözüm]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çin'de geliştirilen güneş enerjili bir çöp kutusu modülü, sokaklardaki çöp konteynerlerinden yayılan kötü kokulara karşı etkili bir çözüm olarak öne çıktı. Ülkenin farklı kentlerinde görev yapan araştırmacılar, özellikle sıcak ve nemli iklimlerde hızla bozulan gıda atıklarının oluşturduğu rahatsız edici kokuları gidermek için çevre dostu bir teknoloji tasarladı. Güneş enerjisiyle çalışan bu modül, çöp kutularındaki asetik asit gibi kokunun ana kaynağı olan kimyasal bileşikleri doğrudan parçalıyor. Standart çöp kutularının kapağına kolayca takılabilen bu modül, elektrik bağlantısı gerektirmeden sadece güneş ışığıyla çalışıyor.</p><h3>Çinli bilim insanları: Güneş enerjisiyle koku kaynağına müdahale</h3><p>Çinli bilim insanları, çöp kutularındaki kötü kokuları maskelemek yerine kaynağında yok etmeyi hedefledi. Geliştirilen modülün merkezinde, kimyasal reaksiyonları hızlandırma özelliğine sahip manganez dioksit yer alıyor. Bu madde, çürüyen gıda atıklarından salınan asetik asit moleküllerini parçalama görevini üstleniyor. Araştırmacılar, katalizörün etkinliğini artırmak için manganez dioksiti lityum ile modifiye etti. Bu değişiklik, maddenin yapısındaki elektron dağılımını değiştirerek katalitik gücünü yükseltti. Böylece, güneş ışınları doğrudan katalizörün yüzeyini ısıtıyor ve asetik asidin kimyasal olarak çözünmesine imkân tanıyor. Bu süreçte, kötü kokunun kaynağı olan gazlar gaz geçirgen yapısı sayesinde katalizöre ulaşıyor ve hızla parçalanıyor.</p><h3>Deneyler: 40 gün boyunca etkili sonuç</h3><p>Çin'de yapılan denemelerde, güneş enerjili çöp kutusu modülünün performansı dikkat çekti. Cihaz, başta meyve ve ekmek olmak üzere çeşitli gıda atıklarının çürümesi sırasında ortaya çıkan asetik asidi başarıyla yok etti. Deneyler 40 gün boyunca sürdü ve modülün uzun süreli kullanımda da etkisini kaybetmediği gözlemlendi. Standart yöntemlerde kullanılan parfümler yalnızca kokuyu geçici olarak gizlerken, filtreler ise zamanla işlevini yitiriyor. Bu yeni teknoloji ise, kötü kokulara neden olan molekülleri doğrudan hedef alıyor ve kalıcı bir çözüm sunuyor. Ancak uzmanlar, modülün verimliliğinin doğrudan güneş ışığına bağlı olduğunu, bulutlu havalarda veya gölgede kalan kutularda etkinin azalabileceğini belirtiyor. Yine de, güneş enerjili çöp kutusu modülü, özellikle yaz aylarında ve yoğun güneş alan bölgelerde şehir temizliği için önemli bir yenilik olarak öne çıkıyor.</p><p>Çin'de geliştirilen bu güneş enerjili modül, şehir yaşamında çevre dostu ve sürdürülebilir çözümlere olan ihtiyacı bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte kötü koku sorunlarının büyük ölçüde ortadan kalkacağını ve şehirlerin daha yaşanabilir hale geleceğini vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/cop-kokusu-sorununa-devri-170_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296239</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/bilim-insanlari-resmen-duyurdu-ultra-islenmis-gidalar-beyin-damarlarinda-gizli-hasar-birakiyor-296239</link>
      <pubDate>2026-10-21T15:18:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim insanları resmen duyurdu! Ultra işlenmiş gıdalar beyin damarlarında gizli hasar bırakıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Kanada'da yürütülen geniş çaplı bir araştırma, ultra işlenmiş gıdaların beyin damarlarında fark edilmeyen bozukluklara yol açabileceğini ortaya koydu. Uzmanlar, bu tür gıdaların tüketiminin damar sağlığı üzerinde ciddi etkiler yaratabileceği konusunda uyarıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim insanları resmen duyurdu! Ultra işlenmiş gıdalar beyin damarlarında gizli hasar bırakıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanada'da gerçekleştirilen kapsamlı bir bilimsel araştırma, ultra işlenmiş gıdaların düzenli tüketiminin beyin damarlarında gizli hasarlara yol açabileceğini gösterdi. Çalışmaya, 35 ile 69 yaşları arasında kalp-damar hastalığı bulunmayan 8783 Kanadalı katıldı. Araştırmacılar, katılımcıların beslenme alışkanlıklarını detaylı şekilde inceledi, beyin MR görüntülerini analiz etti ve bilişsel fonksiyon testleri uyguladı. Özellikle cips, tatlı içecekler, hazır atıştırmalıklar, bazı sosis çeşitleri ve tatlılar gibi ultra işlenmiş gıdalar mercek altına alındı.</p><h3>Ultra işlenmiş gıdalar damar hasarını artırıyor</h3><p>Bilim insanları, ultra işlenmiş gıdaları en fazla tüketen katılımcıların, bu gıdaları neredeyse hiç tüketmeyenlere kıyasla beyin MR'larında gizli damar bozukluklarına %40 daha fazla rastlandığını tespit etti. Bu bozukluklar, özellikle belirti göstermeyen beyin enfarktları ve beyaz madde değişiklikleri olarak öne çıkıyor. Araştırmacılar, bu bulguların, ultra işlenmiş gıdaların damar sağlığı üzerinde önemli bir tehdit oluşturduğunu vurguluyor. Uzmanlar, damar değişikliklerinin çoğu zaman kişinin fark edemeyeceği şekilde ilerlediğine dikkat çekiyor.</p><h3>Yağ oranı ve visseral yağda artış gözlemlendi</h3><p>Araştırmada, ultra işlenmiş gıdaları daha fazla tüketenlerde vücut yağ oranının %1,7 daha yüksek olduğu ve visseral yağ hacminde belirgin bir artış yaşandığı da belirlendi. Bu bulgular, beslenme alışkanlıklarının sadece damar sağlığını değil, aynı zamanda vücut kompozisyonunu da etkilediğini gösteriyor. Ancak, beslenme biçimi ile bilişsel test sonuçları arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı. Araştırmacılar, damar değişikliklerinin hafıza ve düşünme sorunlarından çok önce ortaya çıkabileceğine işaret ediyor. Buna rağmen, ultra işlenmiş gıdaların doğrudan bu bozukluklara neden olduğunu kesin olarak söylemek için daha fazla kanıta ihtiyaç duyuluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/bilim-insanlari-resmen-du-710_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296238</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/sik-sik-soguk-alginligi-neden-olur-ise-hastaliga-yol-acan-3-aliskanlik-296238</link>
      <pubDate>2026-10-21T15:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sık sık soğuk algınlığı neden olur? İşe hastalığa yol açan 3 alışkanlık]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Cerrah Alexander Umnov, soğuk algınlığına yakalanma riskini artıran üç yaygın alışkanlığı açıkladı. Özellikle ayakkabı seçimi, soğuk gıdaların tüketimi ve gece açık pencerede uyuma gibi davranışlar, soğuk havalarda hastalığa davetiye çıkarıyor. Umnov, bu alışkanlıklardan kaçınmanın sağlık açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sık sık soğuk algınlığı neden olur? İşe hastalığa yol açan 3 alışkanlık]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cerrah Alexander Umnov, soğuk algınlığına neden olan en yaygın üç alışkanlık hakkında önemli uyarılarda bulundu. Umnov'a göre, özellikle soğuk havalarda yapılan bazı günlük hatalar, farkında olmadan vücut direncini düşürüyor ve hastalıklara zemin hazırlıyor. Uzman, ayakkabı seçimi, soğuk gıdaların tüketimi ve gece açık pencerede uyuma gibi davranışların, soğuk algınlığı riskini ciddi şekilde artırdığını belirtti. Bu alışkanlıkların, özellikle kış aylarında üst solunum yolu enfeksiyonlarının yaygınlaştığı dönemlerde daha da dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çekti.</p><h3>Umnov: 'Yanlış ayakkabı seçimi soğuk algınlığına davetiye çıkarıyor'</h3><p>Soğuk algınlığına karşı alınabilecek en önemli önlemlerden biri, dışarı çıkarken uygun ayakkabı seçmek. Umnov, birçok kişinin hava sıcaklığını dikkate almadan hafif yazlık spor ayakkabılarla dışarı çıktığını, bunun ise ayakların üşümesine ve ıslanmasına yol açtığını söyledi. Özellikle yağışlı ve rüzgarlı havalarda yanlış ayakkabı tercihi, vücudun soğuğa karşı savunmasız kalmasına sebep oluyor. Cerrah, ayakların üşümesinin, bağışıklık sistemini zayıflatarak soğuk algınlığına yakalanma riskini artırdığını vurguladı. Sağlıklı kalmak için mevsimine uygun, su geçirmeyen ve sıcak tutan ayakkabılar tercih edilmeli.</p><h3>Soğuk gıdalar ve açık pencere alışkanlığı hastalığı tetikliyor</h3><p>Bir diğer önemli nokta ise, soğuk gıdaların hızlı tüketilmesi. Umnov, domates, portakal, yoğurt, dondurma gibi buzdolabından çıkan ürünlerin ya da soğuk içeceklerin, özellikle rüzgarlı havalarda hızla yenip içilmesinin, vücudu olumsuz etkilediğini ifade etti. Ayrıca, gece boyunca tamamen açık pencereyle uyumanın da yaygın bir hata olduğunu belirten uzman, sıcak bir yorganın dahi açıkta kalan vücut bölgelerini yeterince koruyamayabileceğini söyledi. Uyku sırasında üşüme hissedilmediği için, bu durumun fark edilmeden soğuk algınlığına yol açabileceği uyarısında bulundu. Umnov, yatak odasının uyumadan önce havalandırılıp, ardından pencerenin kapatılmasını önerdi.</p><p>Soğuk algınlığının belirtileri arasında uzun süren rahatsızlık, ateş, öksürük ve burun tıkanıklığı yer alıyor. Ayrıca, komplikasyon olarak bademcik iltihabı da görülebiliyor. Ancak cerrah, soğuk algınlığına doğrudan virüslerin neden olduğunu, soğuk hava veya soğuk gıdaların tek başına hastalığı başlatmadığını hatırlattı. Yine de, bu alışkanlıklardan uzak durmak ve vücudu korumak, enfeksiyon riskini azaltmada önemli bir rol oynuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/sik-sik-soguk-alginligi-n-569_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296237</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/genclerdeki-unutkanligi-sakin-basit-dalginlik-sanmayin-296237</link>
      <pubDate>2026-10-21T15:11:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gençlerdeki unutkanlığı sakın basit dalgınlık sanmayın]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Nörolog Maksim Pankov, gençler arasında sıkça görülen unutkanlık şikayetlerinin depresyon veya anksiyete gibi ruh sağlığı sorunlarının habercisi olabileceğini belirtiyor. Özellikle genç yaşta ortaya çıkan bellek sorunlarının, ciddi psikolojik rahatsızlıkların ilk belirtisi olabileceği vurgulanıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gençlerdeki unutkanlığı sakın basit dalgınlık sanmayın]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gençler arasında son dönemde sıkça rastlanan unutkanlık, uzmanlara göre yalnızca geçici bir sorun olmayabilir. Nörolog Maksim Pankov, genç yaşta ortaya çıkan bellek problemlerinin depresyon ya da anksiyete gibi ruhsal hastalıkların erken bir işareti olabileceğini belirtti. Pankov, özellikle ruh halinde dalgalanmalar, genel sağlık durumunda değişiklikler ve dağınıklık gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Bu tür semptomların, gençlerin günlük yaşam kalitesini ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekildi.</p><h3>Maksim Pankov: 'Unutkanlık depresyonun ilk işareti olabilir'</h3><p>Nörolog Maksim Pankov, bazı anıların zaman zaman kaybolmasının beynin doğal işleyişinin bir parçası olduğunu ancak sürekli tekrarlayan unutkanlıkların ciddi ruhsal sorunlara işaret edebileceğini açıkladı. Özellikle depresyon yaşayan gençlerde, daha önce keyif alınan aktivitelere olan ilginin azalması, suçluluk duygusu ve iş verimliliğinde belirgin bir düşüş gözlemleniyor. Pankov, depresyonun diğer belirtileri arasında duygusal çöküntü, kolay yorulma, konsantrasyon güçlüğü, iştah değişiklikleri ve uyku bozukluklarının da bulunduğunu ifade etti. Bu tür unutkanlık şikayetlerinin, tedavi edilmediği takdirde günden güne artabileceği ve gençlerin akademik başarısını da olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor.</p><h3>Anksiyete bozukluğu ve unutkanlık arasındaki bağlantı</h3><p>Pankov'a göre, anksiyete bozukluğu da gençlerde unutkanlık sorununu tetikleyen önemli bir etken. Anksiyete yaşayan kişilerde, kontrol edilemeyen endişeler, sürekli kötü bir şey olacak hissi, sinirlilik, kas gerginliği, aşırı terleme ve ağız kuruluğu gibi belirtiler sıkça görülüyor. Ayrıca, uykusuzluk ve konsantrasyon bozuklukları da anksiyete ile birlikte ortaya çıkıyor. Uzmanlar, hem depresyon hem de anksiyete durumunda yeni bilgilerin öğrenilmesi ve hatırlanmasının zorlaştığını, bunun da gençlerde unutkanlık şikayetlerinin artmasına yol açtığını belirtiyor. Zamanında tıbbi destek alınmadığında, bu belirtiler günlük yaşamı daha da zorlaştırabiliyor ve sosyal hayatta ciddi sorunlara neden olabiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/genclerdeki-unutkanligi-s-110_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296236</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/turkcellin-sebekesi-artik-cevresini-de-hissediyor-296236</link>
      <pubDate>2026-10-21T15:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Turkcell'in şebekesi artık çevresini de “hissediyor”]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Turkcell, 6G çağının önemli kullanım alanlarından biri olarak öne çıkan Entegre Algılama ve İletişim (Integrated Sensing and Communication - ISAC) teknolojisini İstanbul Fuar Merkezi ve Turkcell Küçükyalı Plaza'da gerçek saha koşullarında test etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Turkcell'in şebekesi artık çevresini de “hissediyor”]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tiami Networks'ün PolyEdge&#8482; çözümü kullanılarak yapılan çalışmada, 5G sinyallerindeki değişimler analiz edilerek, insan yoğunluğu kamera kullanılmadan yüzde 90 doğrulukla saptandı. Ayrıca insan hareketi ve konumuna ilişkin bilgiler elde edildi. Bu teknolojinin gelecekte, akıllı şehirlerden otonom sistemlere ve güvenliğe kadar pek çok farklı alanda yeni kullanım senaryolarının önünü açması bekleniyor.</p><article data-mg-article-url="https://www.aksam.com.tr/ekonomi/turkcellin-sebekesi-artik-cevresini-de-hissediyor/haber-1708021"><p>Turkcell, 5G ve ötesi teknolojilere yönelik Ar-Ge çalışmalarında yeni bir yetkinliği daha gerçek saha koşullarında test etti. İstanbul Fuar Merkezi ile yürütülen 6G Ar-Ge çalışması kapsamında, Entegre Algılama ve İletişim (ISAC) teknolojisi sahada test edildi. Tiami Networks iş birliğiyle gerçekleştirilen çalışmada, 5G sinyalleri bu kez yalnızca veri taşımak için değil, çevredeki insan hareketini ve yoğunluğunu algılamak için de kullanıldı.</p><p>Turkcell Ar-Ge ekiplerinin yönlendirdiği çalışma, mobil şebekenin bağlantı sağlamanın yanı sıra bulunduğu ortam hakkında da bilgi üretebildiğini göstermesi açısından kritik öneme sahip.</p></article><b>İNSAN YOĞUNLUĞU YÜZDE 90 DOĞRULUKLA TAHMİN EDİLDİ</b><br>İstanbul Fuar Merkezi'ndeki ilk faz testlerinde Turkcell'in bu yıl hayata geçirdiği ve tamamen şebekeden izole çalışan MPN (Mobile Private Network) özel şebeke çözümü kullanıldı. Kuruma özel sunulan 5G şebekesi üzerinden gerçekleştirilen çalışmada, 5G sinyallerinden yararlanılarak farklı yoğunluk seviyelerindeki insan sayısı yüzde 90 doğrulukla saptandı. Ortamdaki bir kişinin konumu da 3 metreye kadar hassasiyetle tahmin edildi.<br>Söz konusu çalışmayla, Türkiye'de ticari 5G altyapısı kullanılarak ilk kez C-bantta, 5G'nin iletişimin yanı sıra çevresini de algılamasını sağlayan ISAC teknolojisi sayesinde 'insan ve yoğunluk tespiti' ile 'insan-kaynaklı ihlal tespiti / tesis-hane güvenliği' senaryoları da test edildi. Böylece Türkiye'de 5G teknolojisinin ana taşıyıcısı olan C-bandın, gelecekte endüstriyel ve son kullanıcı odaklı algılama çözümlerine de ev sahipliği yapabileceği gösterildi.<br>ISAC, haberleşme için kullanılan mevcut 5G sinyallerindeki değişimleri analiz ederek çevredeki insan hareketi ve yoğunluğu hakkında bilgi üretiyor. Böylece kamera veya video temelli izleme altyapısına ihtiyaç duyulmadan insan hareketi ve yoğunluğu takip edilebiliyor. Bu yetkinlik; kalabalık alanların yönetimi, iç mekânda konum belirleme ve tesis güvenliği gibi alanlarda kullanılabilecek. Görüntü kaydı gerektirmemesi ise mahremiyet açısından önemli bir avantaj sunuyor.<br><b>GERÇEK OPERASYON KOŞULLARINDA DA DOĞRULANDI</b><br>Çalışmanın ikinci fazı ise Turkcell Küçükyalı Plaza'da gerçekleştirildi. 5G sinyallerindeki değişimler analiz edilerek bina girişindeki insan yoğunluğu ölçüldü. Sistem, ortamda insan hareketi algılandığında alarm üretebilen bir güvenlik senaryosunda da başarıyla test edildi. Böylece teknolojinin yalnızca kontrollü test ortamlarında değil, gerçek operasyon koşullarında da kullanılabileceği ortaya kondu.<br><b>TURKCELL GELECEK SENARYOLARINI BUGÜNDEN TEST EDİYOR</b><br>ISAC'ın önemi, 6G yol haritasında üstlendiği rolden kaynaklanıyor. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği'nin (ITU) IMT-2030 çerçevesinde tanımladığı ISAC yetkinliğiyle, geleceğin mobil şebekelerinin çevrelerini de algılayabilen akıllı altyapılara dönüşmesi hedefleniyor. Bu yetkinliğin akıllı şehirlerden otonom sistemlere, güvenlik ve afet yönetiminden endüstriyel uygulamalara kadar pek çok alanda kullanılması bekleniyor.<br>Turkcell, mevcut 5G altyapısı üzerinde yürüttüğü Ar-Ge ve saha çalışmalarıyla, 6G ile yaygınlaşması beklenen yeni şebeke yetkinliklerini bugünden geliştirip, gerçek kullanım senaryolarında test ediyor.<img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/prof-21102026b61111b4.jpg"/><p>Turkcell Şebeke Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Vehbi Çağrı Güngör</p><p><b>"ŞEBEKELER ARTIK YALNIZCA İLETİŞİM KURMAYACAK, ÇEVRESİNİ DE ALGILAYACAK"</b></p><p>Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan <b>Turkcell Şebeke Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Vehbi Çağrı Güngör </b>şunları söyledi: "5G ve ötesi teknolojilerle birlikte mobil şebekelerin rolü de değişiyor. Geleceğin şebekeleri yalnızca yüksek hızlı ve kesintisiz iletişim sağlayan altyapılar olmakla kalmayacak, aynı zamanda bulundukları ortamı algılayabilen akıllı sistemlere dönüşecek. ISAC'ın, 6G vizyonunda tanımlanan temel kullanım senaryolarından biri olması da bu dönüşümün önemini gösteriyor. Tiami Networks ile birlikte yürüttüğümüz çalışmalarda, mevcut 5G altyapımızdan elde ettiğimiz sinyalleri yapay zekâ ile analiz ederek insan yoğunluğunu yüksek doğrulukla tahmin ettik. İnsan aktivitesine bağlı bina giriş-çıkışlarını da gerçek zamanlı olarak tespit edebildiğimizi gerçek saha koşullarında gösterdik. Üstelik bunu kişilerin görüntülerini kaydeden kamera sistemlerine ihtiyaç duymadan gerçekleştirebilmek, teknolojinin mahremiyet odaklı kullanım senaryoları açısından da önemli bir potansiyel taşıdığını gösteriyor. Bugünün 5G şebekesinde geliştirdiğimiz bu yeni yetkinliklerle, 6G ile hayatımıza girecek yeni kullanım senaryolarına bugünden hazırlanıyoruz."</p><p><b>"ISAC'IN YENİ NESİL ŞEBEKELERDEKİ ROLÜNÜ TURKCELL'LE BİRLİKTE ARAŞTIRIYORUZ"</b></p><p><b>Tiami Networks Kurucusu ve CEO'su Amitav Mukherjee</b> ise şöyle konuştu: "Turkcell ile yürüttüğümüz çalışmalar, mobil şebekeler 6G'ye doğru evrilirken mevcut hücresel altyapının gelişmiş algılama yeteneklerini nasıl destekleyebileceğini ortaya koyuyor. Turkcell'in 6GEN.LAB ekibiyle birlikte pratik ISAC uygulamalarını ve algılama teknolojilerinin yeni nesil mobil şebekelerde üstlenebileceği rolü araştırmaktan büyük heyecan duyuyoruz."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/turkcellin-sebekesi-artik-710_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296235</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/bakan-ersoy-turkiyenin-kultur-varliklari-yasayan-mekanlara-donusecek-296235</link>
      <pubDate>2026-10-21T14:56:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Ersoy: Türkiye'nin kültür varlıkları yaşayan mekanlara dönüşecek]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Mardin'in Savur ilçesinde "Aziz Sancar Müze Evi"nin açılışında açıklamalarda bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Bizim arzumuz Türkiye'nin dört bir yanındaki kültür varlıklarımızı korurken, onları toplumu buluşturan, yaşayan ve yeni anlamlar kazanan mekanlara dönüştürmektir." dedi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Ersoy: Türkiye'nin kültür varlıkları yaşayan mekanlara dönüşecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Mardin'in Savur ilçesinde "Aziz Sancar Müze Evi"nin açılışında konuştu.</p><p class="MsoNormal"><strong>Kültür ve Turizm Bakanı </strong><strong>Mehmet Nuri Ersoy</strong><strong>'un açıklamalarından  satır başları şöyle;</strong></p><p>Bizim arzumuz Türkiye'nin dört bir yanındaki kültür varlıklarımızı korurken, onları toplumu buluşturan, yaşayan ve yeni anlamlar kazanan mekanlara dönüştürmektir.</p><blockquote class="twitter-tweet"><p lang="tr">#CANLI Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy (@MehmetNuriErsoy): Bizim arzumuz Türkiye'nin dört bir yanındaki kültür varlıklarımızı korurken, onları toplumu buluşturan, yaşayan ve yeni anlamlar kazanan mekanlara dönüştürmektir. https://t.co/eO4L8i8ghd</p>&#8212; 24 TV (@yirmidorttv) <a href="https://x.com/yirmidorttv/status/2112876543491854623?ref_src=twsrc%5Etfw">October 21, 2026</a></blockquote> <script async="" src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/canli-bakan-ersoy-onemli--654_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296234</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/altin-dusus-trendinde-21-ekim-carsamba-gram-altin-ceyrek-altin-yarim-altin-cumhuriyet-alti-296234</link>
      <pubDate>2026-10-21T15:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Altın düşüş trendinde! 21 Ekim Çarşamba gram altın, çeyrek altın, yarım altın, cumhuriyet altını ne kadar oldu? Güncel altın fiyatları]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[21 Ekim 2026 Çarşamba güncel altın fiyatları Altın piyasasında hareketlilik sürüyor. Altın fiyatlarında son durum merak ediliyor. Son dakika altın fiyatları araştırılıyor. Altın yatırımcılarının aklında tek soru: Bugün altın fiyatları ne kadar? Gram altın, çeyrek altın, yarım altın, cumhuriyet altını fiyatı kaç lira? Altın düşüş trendine girdi. Gram altın, çeyrek altın, yarım altın, cumhuriyet altını alacaklar dikkat! İşte, 21 Ekim 2026 Çarşamba altın fiyatları...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Altın düşüş trendinde! 21 Ekim Çarşamba gram altın, çeyrek altın, yarım altın, cumhuriyet altını ne kadar oldu? Güncel altın fiyatları]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>21 Ekim Çarşamba güncel altın fiyatları</b> merak ediliyor. Gram altın, çeyrek altın, yarım altın, cumhuriyet altını ne kadar oldu? sorusu araştırılıyor. Yatırımcılar, son dönemde keskin düşüş yaşayan altın fiyatlarındaki son gelişmeleri anlık olarak takip etmek istiyor.</p><p>Peki, <b>bugün altın fiyatları ne kadar oldu? </b></p><p>Dün gram altın günü 0,32 azalışla 6 bin 573 liradan tamamlamıştı.</p><p>21 Ekim Çarşamba gününe düşüşle başlayan gram altın, saat 09.20 itibarıyla 6 bin 565 liradan işlem görüyordu. Aynı dakikalarda çeyrek altın 10 bin 786 liradan, cumhuriyet altını 42 bin 941 liradan satılıyordu.</p><p>Bugün altının onsu ise 4 bin 116 dolardan işlem görüyordu.</p><p><b>21 EKİM ÇARŞAMBA GÜNCEL ALTIN FİYATLARI</b></p><p>Altına yatırım yapmak isteyenler son dakika altın fiyatlarını arama motorlarında sorguluyor.</p><p>Peki, çarşamba gününe düşüşle başlayan gram altın, çeyrek altın alış satış fiyatı şimdi kaç lira oldu? Gram altın, çeyrek altın, yarım altın, cumhuriyet altını alacaklar dikkat! İşte, 21 Ekim Çarşamba altın fiyatlarında son rakamlar alış-satış tablosu ve canlı takip linki ile detayda karşınızda...</p><p class=""><b>GRAM ALTIN FİYATI</b></p><p class="">Gram altın alış: 6.592,78</p><p class="">Gram altın satış: 6.593,68</p><p class=""><b>ÇEYREK ALTIN FİYATI</b></p><p class="">Çeyrek altın alış: : 10.522,26</p><p class="">Çeyrek altın satış: 10.765,23</p><p class=""><b>YARIM ALTIN FİYATI</b></p><p class="">Yarım altın alış: 20.979,35</p><p class="">Yarım altın satış: 21.530,46</p><p><b>CUMHURİYET ALTINI</b></p><p class="">Cumhuriyet altını alış: 43.603,00</p><p class="">Cumhuriyet altını satış: 44.264,00</p><p><b>İniş çıkışlarıyla dikkat çeken altın fiyatlarını canlı takip etmek isteyenler aşağıdaki linkten en güncel verilere ulaşabilir. </b></p><p><b><font color="#ff0000"><a href="https://www.platinonline.com/altin-fiyatlari">CANLI TAKİP | GÜNCEL ALTIN FİYATLARI SAYFASI İÇİN TIKLAYINIZ</a></font></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/altin-sert-dusus-ivmesind-853_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296233</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-bahceli-ile-gorusme-yakin-zamanda-olabilir-296233</link>
      <pubDate>2026-10-21T14:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bahçeli ile görüşme yakın zamanda olabilir]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile yakın zamanda bir görüşmenin olabileceğini açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bahçeli ile görüşme yakın zamanda olabilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="">Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlenen Grup Toplantısı'nın ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. </p><p class="">Bir basın mensubu tarafından MHP Genel Başkanı Bahçeli ile görüşme gerçekleştirilip gerçekleştirilmeyeceğinin sorulması üzerine Erdoğan, "Daha kesinleşmedi, yapacağız, yakın zamanda olabilir" cevabını verdi. </p><p>Suriye'nin Başkenti Şam'a yapması beklenen ziyaretin tarihinin kesinleşip kesinleşmediğine ilişkin soruyu ise "henüz değil" şeklinde cevapladı.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/videos/53dd13c55da6411e8010-211020264d351c1e.mp4" type="video/mp4"></video>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/cumhurbaskani-erdogan-par-304_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296232</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/rus-gucleri-ukraynayi-vurdu-5-olu-56-yarali-296232</link>
      <pubDate>2026-10-21T14:53:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Rus güçleri Ukrayna'yı vurdu: 5 ölü 56 yaralı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Rus ordusunun, Ukrayna'nın farklı bölgelerine düzenlediği hava saldırılarında 5 sivilin hayatını kaybettiği ve 56 kişinin yaralandığı bildirildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Rus güçleri Ukrayna'yı vurdu: 5 ölü 56 yaralı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ukrayna Devlet Acil Durum Servisinnin (DSNS) sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Rus ordusunun dün geceden beri ülkeye hava saldırıları düzenlediği belirtildi.</p><p>Açıklamada, saldırılarda başkent Kiev'in de dahil olduğu, Ukrayna'nın farklı bölgelerinin hedef alındığı ifade edildi.</p><p>Saldırılar nedeniyle 4 kişinin hayatını kaybettiği belirtilen açıklamada, 35 kişinin yaralandığını aktarıldı.</p><p>Başkent Kiev'in Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Rusya'nın bu gece başkente yaptığı saldırıda 1 kişinin öldüğünü ve 21 kişinin yaralandığını ifade etti.</p><p>Ukrayna Ordusu Hava Kuvvetleri Komutanlığından yapılan açıklamada da Rusya'nın ülkeye yönelik saldırılarda kullandığı farklı tipte, 186 adet insansız hava aracından (İHA) 150'nin imha edildiği belirtildi.</p><p>Rus ordusunun bu saldırılarda füzeleri de kullandığı kaydedilen açıklamada, Ukrayna'nın farklı bölgelerine yönelik hava saldırılarının devam ettiği aktarıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/rus-gucleri-ukraynayi-vur-525_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296230</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/mhp-genel-baskani-bahceli-turkiye-libya-deniz-yetki-anlasmasi-akdenize-huzur-getirecek-296230</link>
      <pubDate>2026-10-21T14:45:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[MHP Genel Başkanı Bahçeli: Türkiye-Libya deniz yetki anlaşması Akdeniz'e huzur getirecek]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye-Libya deniz yetki muhtırasının onaylanmasına ilişkin, "Dün Trablusgarp'a ulaşmanın yollarını arayan Türkiye'den, bugün Akdeniz'de kendi hak ve hukukunu savunan, kendi rotasını belirleyen ve kendi geleceğine yön veren Türkiye'ye… Tarih değişmiş, şartlar değişmiş, Türkiye güçlenmiştir." ifadesini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[MHP Genel Başkanı Bahçeli: Türkiye-Libya deniz yetki anlaşması Akdeniz'e huzur getirecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, &quot;mavi vatan&quot; doktrininin uluslararası hukuktan doğan meşru hak ve menfaatler doğrultusunda emin, kararlı adımlarla hukuki bir zeminde ilerlediğini belirtti.</p><p>Türkiye ile Libya arasında 2019&#39;da imzalanarak yürürlüğe giren Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakatı&#39;nın, dün Libya Temsilciler Meclisi tarafından da onaylanarak yeni bir aşamaya ulaştığını aktaran Bahçeli, söz konusu kararın, mevcut mutabakatın hukuki ve siyasi zeminini pekiştirirken, Türkiye&#39;nin Doğu Akdeniz&#39;deki hak ve menfaatlerinin dayanağını da güçlendiren önemli bir gelişme olduğunu vurguladı.</p><p>Deniz yetki alanlarının belirlenmesine ilişkin mutabakat muhtırasının Türkiye-Libya münasebetlerinin güçlenmesinin ötesinde, Akdeniz&#39;in huzur ve istikrarına, gönül ve kültür coğrafyasının güvenliğine ve Avrupa&#39;nın enerji arz hatlarının daha güvenli hale gelmesine katkı sağlayabilecek bir adım olduğunun altını çizen Bahçeli, şunları kaydetti:</p><p>&quot;Bugünkü Türkiye&#39;yi anlamanın yolu, dünün Türkiye&#39;sini hatırlamaktan geçmektedir. 1911&#39;de Trablusgarp&#39;ta vatan toprağını savunmak için denizaşırı bir mücadele vermek zorunda kalan, İtalyan donanmasının Akdeniz&#39;deki üstünlüğü karşısında Libya&#39;ya asker ve mühimmat ulaştırmakta büyük güçlükler yaşayan bir Türkiye&#39;den, bugün Akdeniz&#39;de harp gemileriyle varlık gösteren, deniz yetki alanlarını uluslararası hukuk temelinde savunan ve milli haklarını hem sahada hem de masada kararlılıkla koruyan bir Türkiye&#39;ye ulaşılmıştır.&quot;</p><p><b>- "TÜRKİYE'NİN NASIL GÜÇLENDİĞİNİN AÇIK BİR GÖSTERGESİ"</b></p><p>Bir asır önce denizlere ulaşamamanın ağır bedelini ödeyen Türkiye&#39;nin, bugün denizlerdeki varlığını milli güvenliğinin, egemenlik haklarının ve bölgesel menfaatlerinin ayrılmaz bir unsuru haline getirdiğine işaret eden Bahçeli, &quot;Trablusgarp&#39;tan Mavi Vatan&#39;a uzanan bu tarihi yürüyüş Türkiye&#39;nin ufkunun, diplomatik kudretinin ve milli iradesinin de nasıl güçlendiğinin açık bir göstergesidir. Dün Trablusgarp&#39;a ulaşmanın yollarını arayan Türkiye&#39;den, bugün Akdeniz&#39;de kendi hak ve hukukunu savunan, kendi rotasını belirleyen ve kendi geleceğine yön veren Türkiye&#39;ye... Tarih değişmiş, şartlar değişmiş, Türkiye güçlenmiştir.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Bahçeli, &quot;mavi vatan&quot;ın Türkiye&#39;nin tarihi mirasının, uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru haklarının ve güçlü Türkiye idealinin ifadesi olduğunu belirterek, denizlerde güçlü olmanın devletin ufkunu genişlettiğini, milli haklara sahip çıkmanın ise istikbali güvence altına aldığını vurguladı.</p><p>Türkiye&#39;nin Akdeniz&#39;deki varlığının huzur, istikrar ve karşılıklı menfaatlerin teminatı olması gerektiğini ifade eden Bahçeli, &quot;mavi vatan&quot; doktrininin bugünlere ulaşmasında emeği geçenlere ve mutabakata imza atan yasama ve yürütme makamlarındaki tüm yetkililere takdir ve teşekkürlerini iletti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/mhp-genel-baskani-bahceli-809_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296229</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/kayi-savunma-muhimmat-cozumlerini-cekyada-kuresel-vitrine-cikardi-296229</link>
      <pubDate>2026-10-21T14:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[KAYI SAVUNMA mühimmat çözümlerini Çekya'da küresel vitrine çıkardı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Türk savunma sanayisinin stratejik mühimmat üreticilerinden KAYI SAVUNMA, Prag'daki uluslararası savunma sanayisi fuarında yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği ürünleri sergiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[KAYI SAVUNMA mühimmat çözümlerini Çekya'da küresel vitrine çıkardı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Çekya'nın başkenti Prag'da düzenlenen uluslararası savunma sanayisi fuarı "Future Forces Fuarı ve Forumu 2026"ya katılan KAYI SAVUNMA, yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği ileri teknoloji mühimmat çözümlerini küresel vitrine çıkarıyor.</p><p>Çekya Cumhurbaşkanlığı ve Hükümeti'nin himayesinde, NATO ve Avrupa Birliği yapılarıyla işbirliği içinde bu yıl 16'ncı kez gerçekleştirilen fuar, "Savunma ve Güvenlikte İleri Teknolojiler" temasıyla düzenleniyor.</p><p>Etkinlik, 35'i aşkın ülkeden katılımcıları ve resmi heyetleri bir araya getiriyor. Şirket, yüksek tahrip gücüne sahip uçak bombalarından yeni nesil havan sistemlerine ve ağır mühimmat konseptlerine kadar geniş ürün yelpazesiyle fuarda boy gösteriyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/42821297.jpg"/><p><strong>AVRUPALI SAVUNMA PAYDAŞLARIYLA STRATEJİK İŞBİRLİĞİ HEDEFİ</strong></p><p>Fuar kapsamında uluslararası askeri heyetler ve müttefik ülke temsilcileriyle stratejik işbirliklerini geliştirmeyi hedefleyen şirket, Avrupalı paydaşlarla sürdürülebilir ilişkiler kurmayı amaçlıyor.</p><p>Şirket, bu doğrultuda kara, hava ve havan mühimmatları alanlarındaki ürün gruplarını etkinlikte öne çıkarıyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen KAYI SAVUNMA Genel Müdürü Bekir Narin, fuarın Avrupa'nın savunma gündemini belirleyen kurum ve heyetlerle bir araya gelmek için önemli bir fırsat olduğunu belirtti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/42821296.jpg"/><p>Narin, "Mühimmat ihtiyacının her zamankinden fazla konuşulduğu bu dönemde, yüksek üretim kapasitemiz ve mühendislik gücümüzü Prag'da dost ve müttefik ülkelerin temsilcileriyle paylaşıyoruz. Bölgenin ihtiyaçlarına yönelik çözümlerimizle uzun vadeli işbirliklerine hazırız." değerlendirmesinde bulundu.</p><p><b>ZENGİN ÜRÜN PORTFÖYÜ ZİYARETÇİLERLE BULUŞUYOR</b></p><p>PVA EXPO PRAGUE'da düzenlenen etkinlikte KAYI SAVUNMA, hava mühimmatları ürün grubundan MK serisi genel maksat uçak bombalarının 500 lb'lik MK&#8209;82 ve 1.000 lb'lik MK&#8209;83 versiyonları ile FAB&#8209;250 uçak bombasını kitli yapılandırmalarıyla standında sergiliyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/42821299.jpg"/><p>Havan mühimmatları grubunda 60 mm, 81 mm ve 120 mm havan mühimmatları yer alırken 120 mm havan mühimmatı düz ve yivli namlu versiyonlarıyla ziyaretçilerin incelemesine sunuluyor. Bunun yanında 107 mm ve 122 mm topçu roketleri, 155 mm topçu mühimmatı ve farklı tapa modelleri de ziyaretçilerle buluşuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/kayi-savunma-muhimmat-coz-993_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296228</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/icisleri-bakani-ciftci-625-suc-orgutune-1741-operasyon-yaptik-296228</link>
      <pubDate>2026-10-21T14:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İçişleri Bakanı Çiftçi: 625 suç örgütüne 1741 operasyon yaptık]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "625 suç örgütüne, 1741 operasyon yaptık. 22'si uluslararası bağlantılı olan örgütler" açıklamasında bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İçişleri Bakanı Çiftçi: 625 suç örgütüne 1741 operasyon yaptık]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, AK Parti TBMM Grup toplantısı öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtladı.</p><p>Bir gazetecinin sorusu üzerine Çiftçi suç örgütlerine ilişkin şu bilgileri paylaştı:</p><p>"Yeni nesil suç örgütleri ile mücadelemiz benden önce de başlamıştı. Bugüne kadar 625 suç örgütüne 1741 operasyon yaptık. 22'si uluslararası bağlantılı olan örgütler. Dün Belçika'ya aradığımız kişilerle ilgili bir liste verdik."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/icisleri-bakani-ciftci-62-536_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296227</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/yalnizlik-sadece-bir-his-degil-olculebilir-bir-olum-riski-uzmanlar-hayati-tehlikeyi-duyurdu-296227</link>
      <pubDate>2026-10-21T14:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yalnızlık sadece bir his değil, ölçülebilir bir ölüm riski! Uzmanlar hayati tehlikeyi duyurdu]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[UK Biobank tarafından 500 binden fazla katılımcıyla yürütülen geniş kapsamlı araştırma, sosyal izolasyonun ve yalnızlığın, kronik hastalık olmadan geçirilen sağlıklı yaşam süresini önemli ölçüde kısalttığını ortaya koydu. Uzmanlar, sosyal ilişkilerin diyet ve egzersiz kadar kritik olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yalnızlık sadece bir his değil, ölçülebilir bir ölüm riski! Uzmanlar hayati tehlikeyi duyurdu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere merkezli UK Biobank'ın 500 bini aşkın katılımcı üzerinde gerçekleştirdiği yeni araştırma, sosyal izolasyon ve yalnızlık gibi faktörlerin, kronik hastalıklar olmadan geçen sağlıklı yaşam süresini ciddi oranda kısalttığını gösterdi. Araştırmacılar, sosyal bağlantıların yalnızca duygusal ve zihinsel sağlıkla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda bireylerin yaşam süreleri üzerinde de doğrudan etkili olduğunu belirtiyor. Elde edilen bulgular, sosyal ilişkilerin diyet ve egzersiz kadar hayati bir rol oynadığını ortaya koyarak, sosyal izolasyonun ve yalnızlığın ölüm oranlarını artırdığına dikkat çekiyor.</p><h3>UK Biobank verileri: sosyal izolasyon sağlıklı yaşamı kısaltıyor</h3><p>UK Biobank'ın biyomedikal veri tabanından elde edilen bilgilerle yürütülen araştırmada, katılımcılar yalnızlık ve sosyal izolasyon düzeylerine göre dört gruba ayrıldı. Araştırmacılar, hem yalnızlık hem de sosyal izolasyon yaşayan bireylerin, bu sorunları yaşamayanlara kıyasla kronik hastalıksız geçirdikleri yılların daha kısa olduğunu tespit etti. Üstelik bu etki, yalnızca fiziksel sağlıkla sınırlı kalmadı; zihinsel sağlık açısından da benzer sonuçlar gözlendi. Yalnızlık ve sosyal izolasyonun birlikte görülmesi, hastalıksız yaşam beklentisini kayda değer biçimde azaltırken, bu durumun erken ölüm riskini de artırdığı vurgulandı. Araştırmaya göre, diyabet, kalp hastalığı, akciğer rahatsızlıkları, demans, kanser, depresyon ve anksiyete gibi kronik hastalıklardan bağımsız olarak sosyal izolasyonun olumsuz etkileri ölçülebilir düzeyde ortaya çıktı.</p><h3>Uzmanlar: sosyal ilişkiler sağlıklı yaşam için kritik</h3><p>Çalışmaya katkı sağlayan uzmanlar, sosyal izolasyon ve yalnızlık kavramlarının genellikle birbiriyle karıştırıldığını, ancak farklı boyutları bulunduğunu belirtiyor. Los Angeles'ta görev yapan somatik travma terapisti Chloë Bean, sosyal izolasyonun bireylerin başkalarıyla ne kadar sık vakit geçirdiğiyle ilgili olduğunu, yalnızlığın ise ilişkilerin kalitesi ve kişinin kendini ne kadar tanınmış hissettiğiyle bağlantılı olduğunu ifade ediyor. Kaiser Permanente Northern California'dan psikiyatrist Drew Maygren ise, sosyal izolasyonun bazen öz koruma amacıyla ortaya çıkabileceğini, yalnızlığın ise ilişkilerden beklenen duygusal desteğin karşılanmaması halinde ortaya çıktığını söylüyor. Her iki durumun da, özellikle depresyon ve anksiyete gibi ruhsal bozuklukların gelişiminde etkili olduğu vurgulanıyor.</p><h3>Sosyal izolasyonun sağlığa etkileri: stres ve alışkanlıklar bozuluyor</h3><p>Lisanslı evlilik ve aile terapisti Saba Harouni Lurie, sosyal bağlantı eksikliğinin bireylerin stresle başa çıkmasını zorlaştırdığını, bunun da uyku düzeni, günlük alışkanlıklar ve genel fiziksel sağlığı olumsuz etkilediğini belirtiyor. Lurie, destek alınabilecek sosyal çevrenin, kişisel bakım ve sağlık takibi açısından büyük önem taşıdığını, örneğin bir arkadaşın kişinin kötü hissettiğini fark ederek doktora gitmesi için teşvik edebileceğini söylüyor. Öte yandan, kötü sağlık durumu, ağrı veya hareket kısıtlılığı gibi nedenlerle sosyal bağlantıların sürdürülmesi zorlaşabiliyor. Yaş ilerledikçe eş, arkadaş veya iş çevresinin kaybı da sosyal izolasyonu derinleştiriyor. Zihinsel sağlık sorunları, kişinin ilişkiler kurmasını veya mevcut ilişkilerini sürdürmesini daha da güçleştirebiliyor. Bu döngü, zamanla kırılması daha zor bir hal alıyor ve bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor.</p><h3>Yalnızlıkla başa çıkmanın yolları: uzmanlardan tavsiyeler</h3><p>Uzmanlar, yalnızlık ve sosyal izolasyonla mücadelede ilk adım olarak güvendiğiniz birine ulaşmayı öneriyor. Basit bir mesaj, telefon görüşmesi ya da kısa bir sohbet bile bağlantı hissini artırabiliyor. Amaç, yalnızlığı bir anda ortadan kaldırmak değil; iletişim kurmayı ve paylaşımı daha kolay hale getirmek. Ayrıca, düzenli ve anlamlı temasların, ara sıra yapılan büyük sosyal etkinliklerden daha faydalı olduğu belirtiliyor. Gönüllü çalışmalar, egzersiz dersleri, inanç toplulukları ya da hobi grupları gibi ortak ilgi alanlarına sahip etkinliklere katılmak, sosyal bağlantıların güçlenmesine yardımcı olabiliyor. Düzenli olarak aynı insanlarla bir araya gelmek, zaman içinde doğal bir yakınlık ve tanıdıklık oluşturuyor. Uzmanlar, küçük sohbetlerin ötesine geçerek, gerçekten yaşanan duyguları ve düşünceleri paylaşmanın da yalnızlık hissini azaltmada etkili olduğunu vurguluyor. Ayrıca, yabancılarla yapılan kısa ve samimi etkileşimlerin, sosyal becerileri geliştirmeye yardımcı olduğu ve sinir sisteminin güven duygusunu pekiştirdiği ifade ediliyor. Bu tür küçük adımlar, sosyal izolasyonun olumsuz etkilerini azaltmada önemli rol oynuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/yalnizlik-sadece-bir-his--197_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296226</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/disisleri-bakani-fidan-brukselde-is-dunyasi-temsilcileriyle-gorustu-296226</link>
      <pubDate>2026-10-21T14:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, Brüksel'de iş dünyası temsilcileriyle görüştü]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Brüksel'de iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, Brüksel'de iş dünyası temsilcileriyle görüştü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Belçika ziyareti kapsamında, Brüksel'de iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi.</p><p>Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Bakan Fidan, Brüksel'de iş dünyası temsilcileriyle görüştü.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/gndem-211020261c9b8e6d.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/disisleri-bakani-fidan-br-697_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296225</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/geri-donusum-deposunda-cikan-yangin-panige-neden-oldu-dumanlar-kent-merkezinden-goruldu-296225</link>
      <pubDate>2026-10-21T14:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Geri dönüşüm deposunda çıkan yangın paniğe neden oldu: Dumanlar kent merkezinden görüldü]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Bursa'nın Yıldırım ilçesinde bulunan bir geri dönüşüm deposunda çıkan yangın paniğe neden oldu. Depodan yükselen yoğun dumanlar kent merkezinden de görülürken, olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Ekiplerin müdahalesiyle yangın kısa sürede kontrol altına alınarak söndürüldü.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Geri dönüşüm deposunda çıkan yangın paniğe neden oldu: Dumanlar kent merkezinden görüldü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yangın, Bursa'nın Yıldırım ilçesi Sakarya Mahallesi'nde bulunan geri dönüşüm deposunda meydana geldi. Henüz bilinmeyen bir nedenle çıkan yangında depodan yoğun dumanlar yükseldi. Gökyüzünü kaplayan dumanlar Bursa kent merkezinin farklı noktalarından da fark edildi.</p><p>İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Ekiplerin yoğun müdahalesi sonucu yangın kısa sürede kontrol altına alınarak söndürüldü. Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için çalışma başlatıldı.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/videos/c1946642-211020268588b4ab.mp4" type="video/mp4"></video><p>Öte yandan Bursa'da geri dönüşüm depolarında meydana gelen yangınlar ve bu yangınlar sırasında ortaya çıkan yoğun dumanlar, hava kirliliği konusunu da yeniden gündeme geldi. Vatandaşlar, benzer yangınların çevre ve hava kalitesi üzerindeki etkilerine dikkat çekti.</p><p>Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi ve olayla ilgili gerekli incelemelerin yapılması için belediye ve polis ekiplerinin çalışma başlattığı öğrenildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/geri-donusum-deposunda-ci-839_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296224</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/iran-cumhurbaskani-pezeskiyan-tum-yollari-kapatip-tehdit-edip-ayni-zamanda-muzakerelerden--296224</link>
      <pubDate>2026-10-21T14:23:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Tüm yolları kapatıp, tehdit edip aynı zamanda müzakerelerden bahsedemezsiniz]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ile arabulucular aracılığıyla devam eden görüşmelere ilişkin, “Tüm yolları kapatıp, tehdit edip aynı zamanda müzakerelerden bahsedemezsiniz.” dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Tüm yolları kapatıp, tehdit edip aynı zamanda müzakerelerden bahsedemezsiniz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran devlet televizyonuna göre, Pezeşkiyan, başkent Tahran'da katıldığı bir programda İran ile ABD arasında yürütülen müzakerelere ilişkin açıklama yaptı.</p><p>ABD'nin İran halkının haklarını resmi olarak tanımasını, "zorbalık dilini bırakmasını" ve saldırganlığı durdurmasını isteyen Pezeşkiyan, ancak o zaman bir araya gelip konuşabileceklerini söyledi.</p><p>"Savaş peşinde olmadıklarını ve zorbalığa da boyun eğmeyeceklerini" dile getiren Pezeşkiyan, "Tüm yolları kapatıp, tehdit edip aynı zamanda müzakerelerden bahsedemezsiniz." ifadelerini kullandı.</p><p>Anlaşma yapıldıktan sonra bunu imzalayanların sonuna kadar anlaşmaya bağlı kalması gerektiğini ifade eden Pezeşkiyan, ancak ABD'nin önce anlaşma imzaladığını sonra bunu bozduğunu söyledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/iran-cumhurbaskani-pezesk-101_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296223</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/turkiyenin-uzay-ve-havacilik-faaliyetleri-icin-gelecek-3-yilda-100-milyar-liraya-yakin-odenek-296223</link>
      <pubDate>2026-10-21T14:16:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin uzay ve havacılık faaliyetleri için gelecek 3 yılda 100 milyar liraya yakın ödenek]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin uzay ve havacılık faaliyetlerinin geliştirilmesi amacıyla gelecek 3 yılda 100 milyar liraya yakın kaynak kullanılması öngörülüyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye'nin uzay ve havacılık faaliyetleri için gelecek 3 yılda 100 milyar liraya yakın ödenek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve Bütçe Gerekçesi'nden yapılan derlemeye göre, Türkiye'nin uzay ve havacılık alanında küresel rekabetteki konumunun güçlendirilmesi, hava yolu ulaşımında güvenli, konforlu ve çevreye duyarlı hizmetlerin geliştirilmesi hedefleniyor.</p><p>Bu yılın bütçesinde 8 milyar 729 milyon 2 bin lira olan program ödeneğinin, 2027'de yüzde 181,7 artışla 24 milyar 587 milyon 454 bin liraya çıkarılması planlanıyor. Böylece gelecek yılın ödeneği, bu yılın yaklaşık 3 katına ulaşacak.</p><p>Program için öngörülen kaynağın 2028'de 30 milyar 597 milyon 399 bin lirayı, 2029'da ise 36 milyar 953 milyon 579 bin lirayı bulması bekleniyor. Böylece gelecek 3 yıldaki ödenek planının toplam tutarı 92 milyar 138 milyon 432 bin lira olacak.</p><p><b>HAVACILIKTA ULAŞIM, UZAYDA TEKNOLOJİ ÜRETİMİ DESTEKLENECEK</b></p><p>Bütçe gerekçesinin fonksiyonel sınıflandırmasında, hava yolu taşımacılığı tesislerinin inşaat ve işletme işleri ile hizmetleri için gelecek yıl 18 milyar 713 milyon 651 bin lira öngörülüyor. 2028 yılında bu tutarın 23 milyar 860 milyon 234 bin liraya ve 2029'da 29 milyar 573 milyon 297 bin liraya ulaşması bekleniyor.</p><p>Programın performans hedefleri arasında direkt transit dahil havalimanı toplam yolcu sayısının 2027'de 272 milyona, 2028'de 282 milyona, 2029'da 291 milyona çıkması bulunuyor.</p><p>Uzay alanında ise Milli Uzay Programı kapsamında teknoloji üretme kabiliyetinin artırılması, kritik ve yüksek katma değerli uzay teknolojilerinin geliştirilmesi ve ticarileştirilmesi ile yerli üretim kapasitesini güçlendirecek AR-GE faaliyetlerinin desteklenmesi planlanıyor. Araştırma, test ve doğrulama altyapılarının da güçlendirilmesi hedefleniyor.</p><p><b>UYDULARDAN İNSANLI BİLİM MİSYONLARINA</b></p><p>Türkiye, son yıllarda yer gözlem ve haberleşme uydularından insanlı bilim misyonlarına uzanan çeşitli projeleri hayata geçirdi.</p><p>İMECE ile metre altı çözünürlüklü yer gözlem kabiliyeti kazanan Türkiye, ilk yerli ve milli haberleşme uydusu Türksat 6A'yı da hizmete aldı. Yeni nesil haberleşme uydusu Türksat 7A'ya yönelik çalışmalar sürüyor.</p><p>Türk Astronot ve Bilim Misyonu kapsamında Alper Gezeravcı, 2024'te Uluslararası Uzay İstasyonu'nda 13 bilimsel deney yaptı. Tuva Cihangir Atasever de aynı yıl yaptığı yörünge altı araştırma uçuşunda 7 deneyi tamamladı.</p><p>Türkiye, bu yıl 5-9 Ekim'de Antalya'da düzenlenen 77. Uluslararası Uzay Kongresi'ne (IAC 2026) de ev sahipliği yaparak uzay ajanslarını, bilim insanlarını ve sektör temsilcilerini bir araya getirdi.</p><p><strong>AY GÖREVİ İÇİN HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR</strong></p><p>Türkiye'nin uzay alanındaki gelecek hedefleri arasında yer alan Ay Araştırma Programı kapsamında da ilk derin uzay görevi için hazırlıklar devam ediyor.</p><p>TÜBİTAK UZAY tarafından geliştirilen Ay uzay aracının üretim, montaj ve entegrasyon faaliyetleri tamamlandı. Yüzde 80'in üzerinde yerlilik oranına sahip araç için sistem seviyesi çevresel testleri yürütülüyor.</p><p>2027'de fırlatılması hedeflenen araçla Ay yörüngesinden görüntü ve bilimsel veri toplanması planlanıyor. Görev kapsamında yerli hibrit itki sisteminin derin uzayda çalıştırılması ve geliştirilen teknolojilerin uzay koşullarında denenmesi hedefleniyor.</p><p>Türkiye Uzay Ajansı koordinasyonunda Somali'de bir uzay limanı yapılmasına yönelik proje için de çalışmalar devam ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/turkiyenin-uzay-ve-havaci-470_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296222</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turkiye-libya-mutabakatinda-yeni-donem-temsilciler-meclisinin-onayi-296222</link>
      <pubDate>2026-10-21T14:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye-Libya mutabakatında yeni dönem: Temsilciler Meclisinin onayı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Libya Temsilciler Meclisinin kararı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikasını destekleyen önemli bir diplomatik gelişme niteliği taşıyor ve Ankara'nın Libya'nın doğusuyla ilişkilerinde yeni bir aşamaya işaret ediyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye-Libya mutabakatında yeni dönem: Temsilciler Meclisinin onayı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Afrika jeopolitiği ve güvenliği alanında uzmanlaşmış kıdemli araştırmacı ve analist Ferhat Polat, Libya Temsilciler Meclisinin Türkiye ile imzalanan deniz yetki alanları mutabakatını onaylamasının stratejik önemini ve Doğu Akdeniz jeopolitiğine yansımalarını kaleme aldı.</p><b><center class="triple-star"><p class="triple-star"><center><b>***</center></b></p></center></b><p>20 Ekim 2026'da Libya'nın doğusundaki Temsilciler Meclisinin, Türkiye ile Libya arasında 2019'da imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması mutabakatını onaylaması, Doğu Akdeniz jeopolitiği açısından önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor.</p><p>Libya'nın siyasi yapısında önemli ve meşru bir kurumsal aktör olan Temsilciler Meclisinin bu kararı, anlaşmanın daha önce meclis onayından geçmemesi üzerinden Türkiye'ye yöneltilen eleştirilerin önemli bir dayanağını da ortadan kaldırıyor.</p><p>Önceki dönemde iç siyasi meşruiyet ve onay süreci üzerinden tartışılan mutabakat, bu kararla birlikte Libya'nın doğusundaki yasama organının da desteğini alarak daha geniş bir siyasi kabul kazanıyor.</p><p>Bu gelişme, yalnızca Türkiye-Libya ilişkileri açısından değil, anlaşmanın siyasi ağırlığı, uygulanma imkanları ve Doğu Akdeniz'deki enerji rekabeti bakımından da önem taşıyor.</p><p>Türkiye ile Libya'da dönemin Ulusal Mutabakat Hükümeti (GNA) arasında 27 Kasım 2019'da imzalanan mutabakat, iki ülkenin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasını öngörüyor. Türkiye açısından anlaşma, deniz yetki alanlarına ilişkin tezlerini destekleyen ve bölgedeki enerji kaynakları üzerine yürütülen diplomatik müzakerelerde elini güçlendiren bir araç niteliği taşıyor.</p><p>Anlaşmanın imzalandığı dönemde, Doğu Akdeniz'de doğal gaz kaynaklarının araştırılması ve Avrupa'ya taşınması etrafında şekillenen işbirlikleri bölgesel rekabetin önemli başlıklarından biriydi. Türkiye'nin dışında şekillenen bazı girişimler, Ankara'nın bölgesel enerji düzenlemelerinin dışında bırakılabileceği yönündeki kaygıları artırıyordu. EastMed boru hattı girişimi de Türkiye'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin dışında tasarlanan enerji güzergahlarına ilişkin tartışmaları görünür kıldı.</p><p>Bu çerçevede Türkiye-Libya mutabakatı, Türkiye'nin deniz yetki alanlarına ilişkin tezlerini somut bir ikili anlaşmayla desteklemesini sağladı. Ankara açısından mesele yalnızca olası hidrokarbon rezervlerine erişim değil, Doğu Akdeniz'deki deniz sınırları ve enerji iş birlikleri şekillenirken Türkiye'nin çıkarlarının da dikkate alınmasıdır.</p><p>Temsilciler Meclisinin onayı, anlaşmanın Libya içindeki siyasi desteğini genişletiyor ve iç onay sürecine ilişkin daha önce gündeme getirilen itirazların aşılmasını sağlıyor. Ancak bu karar, diğer bölgesel aktörlerin itirazlarını kendiliğinden ortadan kaldırmıyor, dolayısıyla Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanı anlaşmazlıklarının nihai olarak çözüldüğü anlamına gelmiyor.</p><p><b>TEMSİLCİLER MECLİSİNİN ONAYININ STRATEJİK ÖNEMİ</b></p><p>Anlaşmanın imzalandığı dönemde Libya'nın doğusundaki siyasi aktörler mutabakata karşı çıkmış, Temsilciler Meclisi 2020'de anlaşmayı reddetmişti. Bu nedenle son karar, önceki tutumun değişmesi ve anlaşmanın Libya'daki siyasi kabulünün genişlemesi bakımından önemli bir dönüm noktası niteliğinde.</p><p>Ankara, 2019'dan itibaren Trablus merkezli yönetimle yakın ilişkiler kurarken son yıllarda Bingazi ve ülkenin doğusundaki siyasi ve askeri aktörlerle de temaslarını artırdı. Türkiye'nin Libya'nın doğusundaki siyasi aktörlerle yürüttüğü diplomatik temaslar, geçmişte mutabakata karşı çıkan çevrelerle diyalog kurulması açısından önem taşıdı. Ankara'nın Libya'nın siyasi birliğini ve toprak bütünlüğünü destekleyen yaklaşımı, güvenlik alanındaki işbirliği ve ikili anlaşmaların somut sonuçlarıyla birlikte değerlendirildiğinde, 2019 tarihli deniz yetki alanları mutabakatının Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmasına zemin hazırlayan unsurlar arasında görülebilir. Bu süreç, Türkiye'nin yalnızca Trablus'taki yönetimle değil, Libya'nın doğusundaki siyasi aktörlerle de ilişkilerini sürdürerek anlaşmanın daha geniş bir siyasi kabul görmesi yönünde çaba gösterdiğini ortaya koyuyor.</p><p>Bu son gelişme, Ankara'nın Libya politikasında tek bir siyasi merkeze dayanmayan bir ilişki ağı geliştirme çabasının sonucu olarak okunabilir. Daha geniş siyasi destek, anlaşmanın uygulanmasına ilişkin adımları kolaylaştırabilir ve enerji, altyapı ve yeniden imar alanlarında işbirliği fırsatlarını artırabilir. Ancak Temsilciler Meclisinin onayı, Libya'daki kurumsal bölünmüşlüğün sona erdiği anlamına gelmiyor.</p><p><b>TÜRKİYE'SİZ BÖLGESEL MİMARİLERE KARŞI NE İFADE EDİYOR?</b></p><p>Anlaşmanın bir diğer önemli boyutu, Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin katılımı olmadan şekillendirilmeye çalışılan enerji ve deniz yetki alanı düzenlemeleriyle ilgilidir. Türkiye-Libya mutabakatı, Ankara'nın bölgesel denklemin dışında bırakılma çabalarına karşı geliştirdiği stratejinin temel unsurlarından biri oldu.</p><p>Libya'nın doğusundaki Temsilciler Meclisinin mutabakatı onaylaması, Türkiye'nin deniz yetki alanlarına ilişkin tezlerinin Libya içinde daha geniş siyasi destek kazanması anlamına geliyor. Bu durum, bölgesel aktörlerin Türkiye'yi dikkate almadan kalıcı düzenlemeler oluşturmasının siyasi ve diplomatik maliyetini artırabilir.</p><p><b>SİYASİ ONAYDAN SOMUT İŞBİRLİĞİNE</b></p><p>Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatı, sembolik diplomasinin ötesine geçerek somut stratejik ve ekonomik işbirliği imkanları sunuyor. Münhasır ekonomik bölgelerin sınırlandırılması, deniz tabanındaki henüz değerlendirilmemiş hidrokarbon kaynaklarının araştırılmasına, deniz ticaret güzergahlarının güvenliğine ve stratejik deniz ulaşım hatlarının korunmasına ilişkin işbirliğinin geliştirilmesine zemin oluşturabilir.</p><p>Türkiye açısından anlaşma, Doğu Akdeniz'de birbiriyle çatışan deniz yetki alanı iddialarının yarattığı kısıtlamaları aşma ve enerji arama faaliyetleri için daha öngörülebilir bir çerçeve oluşturma fırsatı sunuyor. Türkiye'nin araştırma altyapısı, denizcilik kapasitesi ve diplomatik ilişkileri, ortak çalışmaların ilerletilmesinde rol oynayabilir. Ancak sismik araştırmaların ve olası sondaj faaliyetlerinin başlaması; teknik hazırlıklara, ticari değerlendirmelere, hukuki koşullara ve bölgesel gelişmelere bağlı olacaktır.</p><p>Libya açısından ise anlaşma, ülkenin deniz kaynakları üzerindeki iddialarını destekleyebilecek ve kendi kaynaklarını araştırma ve değerlendirme kapasitesini geliştirmesine katkıda bulunabilecek bir işbirliği çerçevesi sunuyor. Libya'nın kurumsal kapasitesinin ve güvenlik yapısının parçalı olduğu düşünüldüğünde, Türkiye ile işbirliği teknik destek, lojistik ve kapasite geliştirme bakımından fırsatlar yaratabilir. Bununla birlikte, potansiyel kaynakların ekonomik değere dönüşmesi için yatırım, altyapı ve istikrarın sağlanması da büyük önem taşıyor.</p><p><b>GÜVENLİK İŞBİRLİĞİ VE LİBYA'DA İSTİKRAR ARAYIŞI</b></p><p>Türkiye'nin Libya ile ilişkileri deniz yetki alanları ve enerji başlıklarıyla sınırlı değil. 2019 tarihli Askeri Eğitim ve İş Birliği Anlaşması çerçevesinde Türkiye, Trablus merkezli yönetimle askeri eğitim ve savunma kapasitesinin geliştirilmesi alanlarında işbirliği yürüttü. Bu destek, Libya'nın güvenlik kurumlarının kapasitesini artırma ve ülkenin güvenlik ihtiyaçlarına yanıt verme çabalarının bir parçası oldu.</p><p>Türkiye'nin askeri ve güvenlik alanındaki katkıları, Libya'da daha istikrarlı bir devlet yapısının oluşmasına yönelik çabalar bağlamında ele alınabilir. Ne var ki kalıcı istikrar yalnızca dış destekle sağlanamaz. Silahlı grupların ulusal kurumlar altında bütünleştirilmesi, güvenlik sektöründe reform yapılması ve ülkenin doğusu ile batısındaki kurumlar arasında işbirliğinin geliştirilmesi, Libya'nın uzun vadeli istikrarı açısından belirleyici olmaya devam ediyor.</p><p>Ankara'nın hem Trablus'taki yönetimle hem de Libya'nın doğusundaki siyasi aktörlerle sürdürdüğü diplomatik temaslar, ülke genelinde siyasi diyalog ve işbirliği için daha geniş bir zeminin oluşmasına katkı sağlıyor. Öte yandan, Libya'da kalıcı istikrarın sağlanması açısından en kritik meselelerden biri, bölünmüş güvenlik yapısının ortak bir kurumsal çatı altında birleştirilmesi ve güvenlik kurumlarının ülke genelinde bütünlük içinde işlemesidir. Türkiye'nin Libya'nın siyasi birliğini ve toprak bütünlüğünü destekleyen yaklaşımıyla güvenlik alanındaki işbirliği, bu sürecin ilerletilmesine katkı sunabilecek unsurlar arasında yer alıyor. Güvenlik kurumlarının bütünleştirilmesi, ortak bir komuta ve koordinasyon yapısının oluşturulması ve siyasi kurumlar arasındaki ayrışmanın giderilmesi, yalnızca güvenliğin güçlendirilmesi açısından değil, ülke genelinde kalıcı istikrarın tesis edilmesi açısından da belirleyici olacaktır. Ayrıca, anayasal uzlaşının sağlanması ve güvenilir seçimlerin önünün açılması, Libyalı aktörlerin üzerinde uzlaşması gereken temel meseleler olmayı sürdürüyor.</p><p>Libya Temsilciler Meclisinin kararı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikasını destekleyen önemli bir diplomatik gelişme niteliği taşıyor ve Ankara'nın Libya'nın doğusuyla ilişkilerinde yeni bir aşamaya işaret ediyor.</p><p>Türkiye açısından temel mesele, deniz yetki alanlarına ilişkin tezlerini korurken Libya'nın farklı siyasi aktörleriyle ilişkilerini geliştirmek ve bölgesel işbirliği için sürdürülebilir kanallar oluşturmaktır. Libya açısından ise bu gelişme, deniz kaynaklarını değerlendirme imkanlarını artırıyor ve Türkiye ile ekonomik ilişkileri derinleştirme zeminini güçlendiriyor. Ancak kalıcı istikrar, deniz mutabakatının ötesinde, Libya'nın siyasi uzlaşma, kurumsal bütünleşme ve güvenlik reformu alanlarında ilerleme kaydetmesine bağlı olacaktır.</p>[Ferhat Polat, Kuzey Afrika jeopolitiği ve güvenliği alanında uzmanlaşmış kıdemli araştırmacı ve analisttir.]<p>* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Yirmidort.tv'nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/turkiye-libya-mutabakatin-400_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296221</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/arazi-anlasmazligi-cinayetle-sonuclandi-3-gunluk-evli-yegenine-7-el-ates-etti-296221</link>
      <pubDate>2026-10-21T14:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Arazi anlaşmazlığı cinayetle sonuçlandı! 3 günlük evli yeğenine 7 el ateş etti]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Antalya'da 3 günlük evli yeğeni Amine Bozkurt'u (40) noter önünde 7 el ateş ederek öldürdüğü gerekçesiyle 'kadına karşı kasten öldürme' suçundan yargılanan Ömer A. (63), ilk duruşmada, "Benim amacım öldürmek değildi, kendimi kaybettim. Çok pişmanım" dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Arazi anlaşmazlığı cinayetle sonuçlandı! 3 günlük evli yeğenine 7 el ateş etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Olay, 14 Haziran'da Kepez ilçesi Kanal Mahallesi Sakarya Bulvarı üzerindeki bir noterin önünde meydana geldi. Aralarında arazi anlaşmazlığı bulunan Ömer A. ile yeğeni Amine Bozkurt, noter önünde buluştu. İkili arasında çıkan tartışmada Ömer A., üzerindeki tabancayı çıkararak yeğenine 7 el ateş etti. Karın, göğüs ve baş bölgesinden yaralanan Bozkurt, ihbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından yakındaki özel bir hastaneye kaldırıldı. Bozkurt, doktorların müdahalelerine rağmen kurtarılamadı.</p><p>Ömer A., eşi Fadime A. (64) ile birlikte olay yerinden yaya olarak ayrıldı. Cinayet Büro Amirliği ve diğer polis ekiplerinin çalışmasıyla olay yerine yaklaşık 1 kilometre mesafede yakalanan Ömer A., emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği nöbetçi sulh ceza mahkemesince tutuklandı.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/videos/c1946551-21102026677532f5.mp4" type="video/mp4"></video><p><b>OLAY ANI GÜVENLİK KAMERASINA YANSIDI</b></p><p>Olay anı ve Ömer A.'nın olay yerinden uzaklaştığı anlar, bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde, Ömer A. ile Bozkurt'un noter önünde buluştuğu, bir süre sonra Ömer A.'nın yeğenine ateş ederek yaya olarak uzaklaştığı görüldü.</p><p>Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianameyle Ömer A. hakkında 'kadına karşı kasten öldürme' ve 'ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma', Fadime A. hakkında ise 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçlarından dava açıldı.</p><p>Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk duruşmaya tutuklu sanık Ömer A., tutuksuz sanık Fadime A., Bozkurt'un kızı Elisa Yorulmaz ve taraf avukatları katıldı. Bozkurt'un olaydan 3 gün önce evlendiği Süleyman Satılmış ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.</p><p><b>"ZİYNET EŞYALARIM ÇALINIR KORKUSUYLA TABANCAMI YANIMA ALDIM"</b></p><p>Mahkemede savunma yapan Ömer A., 1991 yılında arsa için ödeme yaptığını, bazı taşınmazları babasının üzerine kaydettirdiğini ve babasının ölümünün ardından tapu devri konusunda kardeşleriyle anlaşmazlık yaşadığını öne sürdü. Ömer A., "1990'da Antalya'ya geldim, 1991'de o arsa için maaşımı, karımın süt parasını verdim. Arsayı Ali Tıraş tanıdık aracılığıyla taksitli olarak verdi. Kendi üzerime taşınmazlar olduğu için taşınmazların bir kısmını babamın üstüne yaptırmak zorunda kaldım. Babam üstüme devredecekti, babam ölünce kardeşlerimle bana miras kaldı. Kardeşlerimle 23 sene bu arsayı alabilmek için uğraştım, arsanın ecrimisilini ben ödedim, sıcakta soğukta çalıştım, kardeşlerime gücüm yetmedi. Babamın ölümünden sonra kardeşlerim ve onların çocukları tapuyu devretmekte çekingen davrandılar. Biz 6 kardeşiz, biri hissesini devretti, 4'ü devretmedi" dedi.</p><p>Olaydan 1 ay önce Burdur'da yeğeninin evine gittiğinde Bozkurt ve eşinin kendisini darp ettiğini iddia eden Ömer A., olay günü müteahhidin çağrısı üzerine notere gittiğini söyledi. Devir işlemleri için yanına ziynet eşyalarını aldığını belirten sanık, "Olay günü müteahhit notere çağırdı, kardeşlerimi de çağırmış. Kardeşlerim gelir diye ziynet eşyalarını devir işlemleri için yanımda getirdim. Ziynet eşyalarım çalınır korkusuyla tabancamı yanıma aldım. Tabanca ruhsatsız babamdan kalma" ifadelerini kullandı.</p><p><b>"KENDİMİ KAYBETTİM, KORKUTMAK AMAÇLI AYAĞINA ATEŞ ETTİM"</b></p><p>Ömer A., yeğeniyle noter önündeki görüşmesini ve olay anını şöyle anlattı:</p><p>"Öğle arası Amine noterin oraya geldi, 200 bin teklif ettim 500 bin TL istedi. Ben de kabul ettim. Nüfus cüzdanımı yenilemek için nüfus müdürlüğüne gidip geleceğim dedi, anlaştık. Dönüşte kararından vazgeçtiğini söyleyerek 1 buçuk milyon istedi, küfür ve hakaret etti. Kendimi kaybettim, korkutmak amaçlı ayağına ateş ettim. Benim amacım öldürmek değildi, kendimi kaybettim. Çok pişmanım."</p><p>Sanık, olayın ardından yaşananlara ilişkin ise "Ateş ettikten sonra arkama bakmadan ilerledim, kendimi taşıyamaz oldum. Karım olay anında kafedeydi, olayla alakası yok. Karımın yanına gidip tabancayı verdim. Eşimin yanından ayrılıp un fabrikasının oraya gittim, 112'yi aradım. Olayı anlattım, polislerin gelip beni almasını bekledim, teslim oldum" dedi.</p><p><b>"TABANCAYI ALMAYA KORKTUM AMA ALDIM"</b></p><p>Tutuksuz yargılanan Fadime A. da savunmasında, "Tabancayı almaya korktum ama aldım. Kafedeydim, küfür hakaret duydum. Çok geçmeden silah sesi geldi. Kafeden çıktım, eşimin arkasından yürüdüm, tabancayı çantama aldım. Korktum, ne yapacağımı bilemedim. 200 bin lira verip anlaşacağız diye yanımıza ziynet eşyalarımızı almıştık, tabancayı o yüzden aldı. Amine sözünde durmadı, 1 buçuk milyon TL istedi" ifadelerini kullandı.</p><p><b>"ANNEMİN ÖLDÜĞÜNÜ SAATLER SONRA ÖĞRENDİM"</b></p><p>Bozkurt'un kızı Elisa Yorulmaz, annesinin olaydan 3 gün önce evlendiğini belirterek, "Ben annemin dayısını hiç görmedim. Olay günü ben babamın yanındaydım. Annemin öldüğünü saatler sonra öğrendim. Annemin Antalya'ya geleceğinden haberim vardı ama dayısı ile görüşeceğini bilmiyordum. Mağdurum. Annem ölmeden 3 gün önce evlenmişti" dedi.</p><p>Bozkurt'un eşi Süleyman Satılmış ise "Dayısı olduğunu bilmiyorduk, eve geldiği doğrudur. Şikayetçiyim. Olay anında orada değildim. Eşim müteahhitle anlaşmak için, kat karşılığı yer yapılacak diye gitmişti. Müteahhit aramıştı" diye konuştu.</p><p>Tutukluluk halinin devamına karar verildi</p><p>Mahkeme heyeti, Ömer A.'nın adli tıbba sevki öncesinde Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden sağlık raporu alınmasına ve tutukluluk halinin devamına karar verdi. Fadime A.'nın imza yükümlülüğünü kaldıran heyet, yurt dışına çıkış yasağının ise devamına hükmetti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/arazi-anlasmazligi-cinaye-579_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296220</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-gurlek-israilli-yasa-disi-yerlesimcilerin-vandalliklarina-dur-diyen-kuresel-adalet-s-296220</link>
      <pubDate>2026-10-21T13:52:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: İsrailli yasa dışı yerleşimcilerin vandallıklarına 'Dur' diyen küresel adalet sistemine ihtiyacımız var]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, "OECD ülkelerinin, Gazze'de yerinden edilen 1,5 milyon insanın haklarını savunmak için en gür sesle haykırması gerekmekte. İsrailli yasa dışı yerleşimcilerin vandallıklarına 'Dur' diyen küresel adalet sistemine ihtiyacımız var." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Gürlek: İsrailli yasa dışı yerleşimcilerin vandallıklarına 'Dur' diyen küresel adalet sistemine ihtiyacımız var]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, Beşiktaş'taki bir otelde gerçekleştirilen 2026 OECD Adalete Eşit Erişim Küresel Yuvarlak Masa Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, OECD'nin, ekonomik kalkınmanın temelinde adaletin bulunduğu gerçeğinden hareketle katılımcıları bir araya getirmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.</p><p>İstanbul'da 8-9 Ekim'de düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi'ni anımsatan Gürlek, farklı ülkelerden gelen katılımcılarla, merkezine insanlık onurunu yerleştirdikleri adalet hizmetlerinin gecikmeksizin ve adil biçimde sunulmasına yönelik ortak sorumluluğu ele aldıklarını ve son derece faydalı sonuçlar elde ettiklerini belirtti.</p><p>Gürlek, söz konusu toplantıya davet edildiği halde İsrail hükümetince ülkeden çıkışına izin verilmeyen Filistin Adalet Bakanı Şerhabil El-Zaim'in katılamadığını hatırlatarak, bu durumun, İsrail hükümetinin evrensel adalet sistemine saygısızlığını dünya kamuoyu önünde bir kez daha ilan ettiğini aktardı.</p><p>Bugünkü buluşmanın temel başlıklarından biri olan Herkes için adalete erişim hedefine ulaşmaya en çok ihtiyaç duyanların Filistin ve Gazze halkı olduğunu ifade eden Gürlek, bu ihtiyacın OECD'nin kuruluşuna yön veren barış ve kalkınma anlayışından ayrı düşünülemeyeceğinin altını çizdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/42819060.jpg"/><p>Bakan Gürlek, OECD'nin kuruluşuna uzanan sürece değinerek, "OECD, dünyanın kalkınması ve toplumların refaha ulaşması için ciddi gayretler sergileyen önemli bir birlikteliktir. Özellikle Avrupa'nın dünya ekonomisindeki yerinin güçlenmesine ve kalkınma modelleriyle örnek oluşturmasına çok ciddi destekler sağlamıştır." dedi.</p><p>Bugün gelinen noktada, özellikle Avrupa'nın OECD'nin etkin varlığına her zamankinden daha çok ihtiyacı olduğuna işaret eden Gürlek, "Bugünlerde Fransa'da ortaya çıkan gençlik hareketleri, hayat pahalılığının yol açtığı huzursuzluklar ve bu yaşananların tüm Avrupa'daki sosyal etkileri, Doğu Avrupa'da yıllardır devam eden savaş ve gerginlikler, özellikle Avrupa'da aşırı sağın yükselişi, enerji maliyetlerine ilişkin artan riskler ve ekonomik durgunluklar, küresel ekonomiyi baskılayan önemli gelişmelerdir." değerlendirmesini yaptı.</p><p>Bu gelişmelerin, toplumlarda huzursuzluğu ve gelecek endişesini artırdığını, kalkınmış toplumların benimsediği evrensel değerleri de risk altına aldığını vurgulayan Gürlek, birçok insani değerin hayatta karşılık bulmakta zorlandığı bugünlerde bu tablonun, daha ciddi sorunlarla karşılaşma riskini artırdığını ve insanların adalete erişimine ilişkin beklentilerini olumsuz etkilediğini söyledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/42819056.jpg"/><p><b>"KÜRESEL VİCDANIN TEK DİLİ VARDIR, O DA HERKES İÇİN EŞİT ADALETTİR"</b></p><p>Gürlek, Türkiye'nin OECD'ye kurucu üye olarak katıldığını, ekonomik ve siyasal alanlar dahil her başlıkta uluslararası barışa samimiyetle destek olduğunu ve olmaya devam edeceğini belirterek, "Uluslararası oluşumların temel kuruluş amaçlarını çok önemsiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak bu kolektif işbirliklerine samimiyetle katkı sunmanın küresel barış ve küresel adalet düzeni açısından taşıdığı önemi çok iyi biliyoruz." dedi.</p><p>Küresel barışın en önemli dayanaklarından birinin, insanlık onurunu koruyan evrensel hukuk sisteminin en etkin biçimde işletilmesi olduğuna dikkati çeken Gürlek, adalet sistemlerinin iyi işleyişinin toplumsal hayatın düzenlenmesinde, ekonomik faaliyetlerin sürdürülmesinde ve güvenliğin sağlanmasında kilit öneme sahip olduğunu vurguladı.</p><p>Bakan Gürlek, küreselleşen dünyada ülkelerin her alanda birbirleriyle daha güçlü işbirlikleri kurmaya ihtiyaç duyduğunu dile getirerek, "Bu nedenle küresel huzur için ortak kalkınma modellerine, ticari ilişkilere, güvenli lojistik yollara, kültürel paylaşımlara, doğal zenginliklerin eşit dağılımına, bilgi ve teknolojinin ortak bir zeminde buluşmasına ve en önemlisi küresel adalet sisteminin yerinde ve zamanında uygulanmasına ihtiyaç vardır. Dünyada adalet sistemi gerekli tüm altyapıya kavuştuğunda ve hakların korunması sınır tanımayan evrensel bir anlayışla sağlandığında, küresel barışı besleyen önemli bir can damarı olacaktır." diye konuştu.</p><p>OECD gibi kuruluşların, küresel kalkınma modellerini etkin biçimde destekleyen, merkeze insanı alan ve toplumların dengeli gelişmesine öncelik veren yapılar olduğunu ifade eden Gürlek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Bu anlayışı adalet hizmetlerine yansıtarak bireyin kendisini güvende hissettiğini, başvuru yollarını bilmesini ve ihtiyaç duyduğu desteğe ulaşmasını sağlamak bizim asli sorumluluğumuzdur. Her insan, adalet sistemi içinde kendisini ifade edebilmeli ve haklarının korunacağına güvenebilmelidir. Geliştirdiğimiz işbirlikleri ve aldığımız ortak kararlarla adalete erişimi güçlendirmek ve insanların karşılaştığı güçlükleri ortak akılla azaltmayı gerektirir. Çünkü adaletin insana mesafesi, hakkına ulaşırken aşmak zorunda kaldığı engellerle ölçülür. Küresel vicdanın tek dili vardır, o da herkes için eşit adalettir. Hukuki yardım alamayan veya sürecin maliyetini karşılayamayan insan için adalet hala uzaktır. Tanınan hakların kullanılabilmesi, bu engellerin kaldırılmasını gerektirir. Adalete eşit erişim, hukuk devletinin insan hayatındaki somut karşılığıdır. Bu nedenle erişimi başvuru anıyla sınırlı görmüyor, erken aşamada sunulan bilgi ve destekle mağduriyetleri önlemeyi, adalet kurumlarının verimliliğini artırmayı hedefliyoruz."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/42819059.jpg"/><p><strong>"İSRAİLLİ YASA DIŞI YERLEŞİMCİLERİN VANDALLIKLARINA 'DUR' DİYEN BİR KÜRESEL ADALET SİSTEMİNE İHTİYACIMIZ VAR"</strong></p><p>Adalet Bakanı Gürlek, Türkiye olarak adalete erişimi güçlendirmeyi, demokratik hukuk devletinin öncelikli hedeflerinden biri olarak gördüklerini, adalet sistemini ulaşılabilir, etkin ve en güçsüzün bile haklarını arayabildiği bir yapı olarak geliştirmeye devam ettiklerini söyledi.</p><p>Küresel etkileşimin ve çeşitlenen suçların artırdığı iş yükünün, karmaşık uyuşmazlıkların ve süre baskısının, sınırları aşan işbirliklerini güçlendirmeyi gerektirdiğini belirten Gürlek, gelişen teknolojileri, yapay zekayı ve dijital altyapıları da bu işbirlikleriyle insanlığın ve adaletin hizmetine sunmaları gerektiğini anlattı.</p><p>Bugün en çok karşılaştıkları yargısal sorunlardan birinin, insanların adalete ulaşmak için uzun süre beklemek zorunda kalması olduğunu kaydeden Gürlek, burada temsil edilen birçok ülkenin adalet sisteminde de aynı sorunla karşılaşıldığını düşündüklerini, yargılamaların aceleye getirilmeyecek kadar hassas, uzatılmayacak kadar da önemli olduğu konusunda hemfikir olduklarını dile getirdi.</p><p>Gürlek, 2025-2029 Yargı Reformu Stratejisi doğrultusunda, adalete erişimi kolaylaştıran ve makul sürede yargılanma hakkının güvencelerini artıran projeleri insan onurunu merkeze alarak hayata geçirdiklerini, uygulamadaki ihtiyaçları ve sonuçları izlediklerini aktardı.</p><p>Türkiye'nin ve Avrupa ülkelerinin karşılaştığı en önemli meselelerden birinin, adaletten ve demokratik güvencelerden mahrum bırakılan, yaşam hakları tehdit edilen insanların savaş, işgal ve zulüm nedeniyle mülteci ve sığınmacı durumuna düşmesi olduğuna dikkati çeken Gürlek, şunları söyledi:</p><p>"Türkiye, insanlık onurunu esas alarak, sığınmacılar arasında ayrım gözetmeksizin kapılarını ardına kadar açmıştır. Avrupa Birliği ülkeleri sığınmacı kotası koyarken, ülkemiz kısıtlı imkanlarıyla 4 milyonu aşan sığınmacıya kucak açmıştır. Bu tutum, ülkemizin küresel adalet anlayışının ve sorumluluk bilincinin somut bir yansımasıdır. OECD ülkelerinin, Gazze'de yerinden edilen 1,5 milyon insanın haklarını savunmak için en gür sesle haykırması gerekmektedir. Filistinlilere ait, barışın evrensel sembolü olan zeytin ağaçlarına bile tahammülü olmayan devlet destekli İsrailli yasa dışı yerleşimcilerin vandallıklarına 'Dur' diyen bir küresel adalet sistemine ihtiyacımız var. İnsanlık onurunun yerle bir edildiği bu manzara karşısında tarih, gelişmiş dünyanın bu vurdumduymazlığına şahitlik edecektir. Batı'nın hiçbir tarihçisi, felsefecisi, sosyal bilimcisi ve aydını, gelecek nesillere bu acı tablonun neden yaşandığını izah edemeyecektir."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/42819049.jpg"/><p><strong>"ADALET ÖNÜNDE EŞİTLİK, HERKESİN BU İMKANLARDAN ETKİN BİÇİMDE YARARLANABİLMESİNİ GEREKTİRİR"</strong></p><p>Bakan Gürlek, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nin Vatandaş Portalı sayesinde vatandaşların adliyeye gitmeden dosyalarını takip edebildiğini aktararak, dijital hizmetleri kolay ve anlaşılır kılmayı, ihtiyaç duyanlara rehberlik sağlamayı önemsediklerini, dijitalleşmenin başarısını, hak aramayı ne ölçüde kolaylaştırdıklarıyla değerlendirdiklerini belirtti.</p><p>Teknolojinin ve yapay zekanın yargılamada amaç değil araç olduğunu unutmamaları gerektiğini belirten Gürlek, "Adalet önünde eşitlik, aynı hukuki imkanları sunmanın yanında herkesin bu imkanlardan etkin biçimde yararlanabilmesini gerektirir. Bu amaçla barolarımıza hazine kaynaklarından aktarılan payı ve adli yardım bütçesini artırıyor, ekonomik imkanları yetersiz kişilerin arabuluculuk hizmetlerinden de adli yardım kapsamında yararlanmasını sağlıyoruz. Çocukların ve kırılgan durumdaki mağdurların özel ihtiyaçlarını gözetiyor, adli görüşme odalarında güvenli ve uygun koşullarda dinlenmelerine imkan tanıyoruz." ifadelerini kullandı.</p><p>Gürlek, bir suçun faili veya mağdurunun bir ülkede, dijital delilinin başka bir ülkede, suçtan elde edilen gelirin ise üçüncü bir ülkede bulunabildiğine işaret ederek, "Hakka ulaşmak, delillerin korunmasını, suç gelirlerinin izlenmesini ve adli yardımlaşma taleplerinin zamanında karşılanmasını gerektiriyor. Bu işbirliğini temel haklara, hukuki güvencelere ve uluslararası yükümlülüklerimize bağlılıkla yürütmeliyiz. Adalet arayışı, her sınırda yeniden başlamamalıdır." dedi.</p><p>Makamlar arasında doğrudan iletişimi ve uygulamadaki güçlüklerin birlikte çözülmesini önemsediklerini vurgulayan Gürlek, OECD'nin Adalete Erişim ve İnsan Odaklı Adalet Sistemlerine İlişkin Tavsiye Kararı'nın ortak çalışmalara değerli bir çerçeve sunduğunu, insanların hukuki ihtiyaçlarını anlamak, hizmetleri buna göre geliştirmek ve sonuçlarını değerlendirmek için bu toplantıyı önemli bir karşılıklı öğrenme imkanı olarak gördüklerini dile getirdi.</p><p>Bakan Gürlek, toplantıda birçok ortak çalışma grubunun istişarelerde bulunacağını kaydederek, çalışmaların ortak akıl ve evrensel değerler temelinde somut sonuçlar ortaya koyacağına inandığını ifade etti.</p><p>OECD'ye, katılımcılara ve organizasyonda emeği geçenlere teşekkür eden Gürlek, görüşmelerin, adalete erişimin önündeki engelleri azaltacak güçlü işbirliklerine vesile olmasını diledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/42819050.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/bakan-gurlek-israilli-yas-986_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296219</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/tbmm-baskani-kurtulmus-turkiye-ile-libya-kendi-geleceklerine-iliskin-kararlari-alma-irades-296219</link>
      <pubDate>2026-10-21T13:48:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[TBMM Başkanı Kurtulmuş: Türkiye ile Libya, kendi geleceklerine ilişkin kararları alma iradesine ve kudretine sahiptir]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türkiye-Libya deniz yetki muhtırasının onaylanmasına ilişkin, "Türkiye ile Libya, kendi geleceklerine ilişkin kararları alma iradesine ve kudretine sahiptir." ifadelerini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[TBMM Başkanı Kurtulmuş: Türkiye ile Libya, kendi geleceklerine ilişkin kararları alma iradesine ve kudretine sahiptir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Libya Temsilciler Meclisinin, 2019'dan beri yürürlükte olan Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nı oy birliğiyle kabulünü memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.</p><p>TBMM Başkanı Kurtulmuş, açıklamasında şunları kaydetti:</p><p>"Bu gelişmenin, dost ve kardeş Libya ile ilişkilerimizi daha da güçlendireceğine, her iki ülkenin meşru hak ve menfaatlerinin korunmasına ve Akdeniz'de barış, güvenlik ve istikrarın kalıcı hale gelmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz. İki egemen devletin karşılıklı iradesiyle attığı bu adıma yönelik dışarıdan yapılan itiraz ve karşı iddiaların bizim açımızdan hiçbir hükmü yoktur. Türkiye ile Libya, kendi geleceklerine ilişkin kararları alma iradesine ve kudretine sahiptir. Türkiye, güçlü ve ilkeli dış politikası ile hak ve menfaatlerini kararlılıkla savunurken Akdeniz havzasında barış ve istikrarın güçlendirilmesi için uluslararası hukuk çerçevesinde tüm bölge ülkeleriyle diyalog ve işbirliğini geliştirmeye devam edecektir."</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/gundem/libya-ve-turkiye-arasinda-imzalanan-deniz-yetki-anlasmasina-onay-296053" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/20/libya-ve-turkiye-arasinda-574_2-41.jpg"/></div><h3>Libya ve Türkiye arasında imzalanan deniz yetki anlaşmasına onay</h3></a>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/tbmm-baskani-kurtulmus-tu-812_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296218</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/devrim-muhafizlari-ordusu-bombalarin-babasini-tanitma-asamasindayiz-296218</link>
      <pubDate>2026-10-21T13:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Devrim Muhafızları Ordusu: "Bombaların babası"nı tanıtma aşamasındayız]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, “Bombaların babasını tanıtma aşamasındayız.” dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Devrim Muhafızları Ordusu: "Bombaların babası"nı tanıtma aşamasındayız]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran Genç Gazeteciler Cemiyeti Haber Ajansına (YJC) göre, İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, ülkesinin askeri kapasitesine ilişkin açıklamada bulundu.</p><p>ABD'nin daha önce "Bombaların anasını" kullandığını dile getiren Muhibbi, "Bombaların babasını tanıtma aşamasındayız. Bu, düşman için yeni bir şey." ifadelerini kullandı.</p><p>Ülkesinin füze sayısının, İsrail-İran arasında 2025 yılının haziran ayında başlayan 12 günlük çatışmanın ardından bir buçuk kat arttığını iddia eden Muhibbi, "Füzelerin kalitesi çok arttı. Menzil, tahrip gücü ve isabet oranları arttı." dedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/devrim-muhafizlari-ordusu-491_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296216</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turkiye-katar-pakistan-ve-endonezyadan-dev-savunma-anlasmasi-bedir-mutabakat-zapti-imzalandi-296216</link>
      <pubDate>2026-10-21T13:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya'dan dev savunma anlaşması: Bedir Mutabakat Zaptı imzalandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Katar'ın başkenti Doha'da Katar, Endonezya, Pakistan ve Türkiye arasında çok taraflı 'Bedir' Mutabakat Zaptı imzalandı. Mutabakat, askerî üretim alanında iş birliğini teşvik etmeyi, dört ülkenin askerî kabiliyetlerini güçlendirmeyi, teknik askerî eğitim, araştırma ve geliştirme konularında iş birliğini desteklemeyi amaçlıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya'dan dev savunma anlaşması: Bedir Mutabakat Zaptı imzalandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milli Savunma Bakanlığından (MSB), yapılan açıklamaya göre, ortak işbirliğini güçlendirme ve stratejik ortaklıklar geliştirme kararlılığını yansıtan bir adım olarak, Katar'ın başkenti Doha'da bugün, Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı, Katar Savunma Bakanlığı, Endonezya Savunma Bakanlığı, Pakistan Savunma Bakanlığı arasında çok taraflı "Bedir Mutabakat Zaptı" imzalandı.</p><p>Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Katar Başbakan Yardımcısı ve Savunma İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Şeyh Saud bin Abdulrahman bin Hasan Al Sani, Endonezya Savunma Bakanı Yardımcısı Yusuf Jauharı ve Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammed Asıf tarafından imzalanan mutabakata dolunay anlamına gelen "Bedir" ismi verildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/1-2110202603210f3f.jpg"/><p>Bakanlıktan yapılan açıklamada, mutabakata ilişkin şu ifadeler yer aldı:</p><p>"Söz konusu mutabakat, askeri üretim alanında işbirliğini teşvik etmeyi, dört ülkenin askeri kabiliyetlerini güçlendirmeyi, ayrıca teknik askeri eğitim, araştırma ve geliştirme konularında işbirliğini desteklemeyi amaçlıyor. Bu girişim, modern savunma sistemlerinin gelişimiyle uyumlu çözüm ve sanayi kollarının oluşturulmasına katkı sağlayacaktır. Mutabakata, dolunay anlamına gelen 'Bedir' ismi verilmiştir; zira bu mutabakat sayesinde dört ülke birbirini tamamlamakta olup, anlaşma büyük bir askeri ve ekonomik önem taşımaktadır.</p><p>Mutabakat, imzacısı olan ülkeler için kayda değer bir ekonomik öneme sahiptir. Her bir ülkenin askeri üretim alanındaki kabiliyetlerinden yararlanılarak işbirliği ve entegrasyon sağlanacak, savunma sanayisi kapasiteleri geliştirilecek ve böylece müttefik ve dost ülkelerin ihtiyaçları karşılanabilecektir. Ayrıca bu mutabakat; katılımcı ülkeler arasındaki askeri işbirliği ufkunu genişletmeye, savunma sanayisi sektöründeki ilişkilerini geliştirmeye ve güvenlik ile istikrarı destekleyip ortak hedeflere ulaşılmasını sağlayacak şekilde çok taraflı işbirliğini güçlendirmeye katkıda bulunacaktır."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/2-211020265b222f0b.jpg"/><p>İmza töreninde, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün de yer aldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/turkiye-katar-pakistan-ve-815_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296215</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/israil-ordusu-ateskese-ragmen-lubnanin-guneyine-saldirilar-duzenledi-296215</link>
      <pubDate>2026-10-21T13:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İsrail ordusu ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyine saldırılar düzenledi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İsrail ordusu, ateşkese ve çerçeve anlaşmasına rağmen Lübnan'ın güneyindeki bölgelere hava ve topçu saldırıları düzenledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İsrail ordusu ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyine saldırılar düzenledi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'nin Tampa kentinde Lübnan, İsrail ve ABD heyetlerinin katılımıyla üçlü askeri toplantı yapılırken, İsrail ordusu Lübnan'ın güneyine yönelik saldırılarını sürdürdü.</p><p>Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail'e ait bir insansız hava aracı (İHA), güneydeki Kefertebnit ile Yukarı Nebatiye beldeleri arasındaki bir noktayı hedef aldı.</p><p>İsrail savaş uçakları, Nebatiye'ye bağlı Zavtar beldesinin dış kesimlerindeki Hamra mezrasına hava saldırısı düzenledi. Kefer Şuba beldesinin çevresi de İsrail topçularınca hedef alındı.</p><p>Öte yandan İsrail'e ait bir İHA, sabah saatlerinden bu yana başkent Beyrut semalarında alçak irtifada uçuş yapıyor.</p><p><b>&#8288;İSRAİL'İN LÜBNAN'DAKİ SALDIRILARI VE ATEŞKES SÜRECİ</b></p><p>İsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde onlarca beldeyi işgal etmişti.</p><p>Lübnan hükümeti, saldırılarla birlikte ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.</p><p>Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkes daha sonra birkaç kez uzatılmıştı.</p><p>Lübnan Sağlık Bakanlığı, 12 Ekim'deki son açıklamasında, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda en az 4 bin 389 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmişti.</p><p>Öte yandan İsrail ve Lübnan, 26 Haziran'da ABD'nin arabuluculuğunda iki ülke arasındaki anlaşmazlığı sona erdirmeyi ve uzun vadeli barışı sağlamayı amaçlayan bir "çerçeve anlaşma" imzalamıştı.</p><p>Anlaşma, İsrail'in işgal ettiği Lübnan topraklarından kademeli olarak çekilmesini ve taraflar arasındaki müzakere sürecinin sürdürülmesini öngörüyor. Ancak İsrail varılan anlaşmaya rağmen Lübnan'daki işgalini ve saldırılarını sürdürüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/israil-ordusu-ateskese-ra-175_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296214</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/iran-altyapimizi-hedef-alirlarsa-hurmuz-bogazinin-altindan-gecen-internet-kablolarini-yok-edebiliriz-296214</link>
      <pubDate>2026-10-21T13:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İran: Altyapımızı hedef alırlarsa Hürmüz Boğazı'nın altından geçen internet kablolarını yok edebiliriz]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı'nın Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Tuğgeneral Cevani, ABD ve müttefiklerinin İran'ın altyapısını hedef alması halinde Hürmüz Boğazı'nın altından geçen internet kablolarını yok edebilecekleri tehdidinde bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İran: Altyapımızı hedef alırlarsa Hürmüz Boğazı'nın altından geçen internet kablolarını yok edebiliriz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı'nın Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Tuğgeneral Yedullah Cevani, İran'ın Arapça yayın organı El-Alem'e verdiği röportajda, ülkesinin yeni hedeflerini açıkladı.</p><p>ABD'nin bölgeden tamamen çekilmesi gerektiğini söyleyen Cevani, bölgedeki koşulların hiçbir zaman savaş öncesi döneme dönmeyeceğini ifade etti.</p><p>Cevani, "ABD ve müttefiklerinin büyük sermayesi var ve eğer altyapımızı hedef alırlarsa İran tüm kapasitesini kullanacak. İran, Hürmüz Boğazı'nın altından geçen internet kablolarını kolayca yok edebilir." dedi.</p><p>Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi de önceki gün yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın altından geçen ve küresel internet ile ticari veri akışını sağlayan 7 büyük kabloya yönelik saldırı imasında bulunmuştu.</p><p>TeleGeography ve Submarine Networks veri tabanlarına göre, küresel veri akışının yüzde 97'sinden fazlasını taşıyan denizaltı kabloları ağında Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi ekseninde en az 7 ana sistem bulunuyor.</p><p>Hürmüz'ün tabanına döşenen kritik fiber optik hatlar, yalnızca Körfez ülkelerinin internet erişimini değil, trilyonlarca dolarlık petrol ve gaz ticaretinin finansal işlemlerini ve askeri üslerin bazı lojistik veri ağlarını da etkiliyor</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/21/iran-altyapimizi-hedef-al-860_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>