﻿<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296966</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/gaziantepte-atiklar-enerjiye-kaynaklar-ekonomik-degere-donusuyor-296966</link>
      <pubDate>2026-10-26T17:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gaziantep'te atıklar enerjiye, kaynaklar ekonomik değere dönüşüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir çevre yönetimi anlayışıyla atıkları yeniden ekonomiye kazandırıyor. Mekanik biyolojik ayrıştırma, biyogaz ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla doğal kaynakların korunmasını hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, atık yönetiminden su tasarrufuna kadar birçok alanda çevre odaklı çalışmalar yürütüyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gaziantep'te atıklar enerjiye, kaynaklar ekonomik değere dönüşüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing">Türkiye'nin  önemli sanayi, ticaret ve üretim merkezlerinden Gaziantep'te, artan nüfus ve  gelişen yerleşim alanlarının beraberinde getirdiği çevresel ihtiyaçlar,  sürdürülebilir şehircilik uygulamalarıyla karşılanıyor. Gaziantep Büyükşehir  Belediyesi, atıkların kaynağında azaltılması, geri kazanılması, enerjiye  dönüştürülmesi ve doğal kaynakların verimli kullanılması amacıyla yürüttüğü  çalışmalarla döngüsel ekonomi modelini kent yönetiminin önemli bir parçası  haline getiriyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/ptenrnretm4-26102026c9c0fbc5.jpg"/><p class="MsoNoSpacing">Geleneksel  atık yönetiminde toplama ve bertaraf işlemleri ön planda yer alırken,  Gaziantep'te uygulanan sistemde atıkların yeniden değerlendirilmesi ve ekonomik  değer oluşturması esas alınıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/ptenrnretm3-26102026c3e362e1.jpg"/><p class="MsoNoSpacing"><b>ATIKLAR GERİ KAZANIM  SÜREÇLERİYLE YENİDEN DEĞERLENDİRİLİYOR</b></p><p class="MsoNoSpacing">Gaziantep  Büyükşehir Belediyesi'nin entegre katı atık yönetimi kapsamında faaliyet  gösteren Mekanik Biyolojik Ayrıştırma Tesisi, evsel atıkların geri kazanımında  önemli rol üstleniyor.</p><p class="MsoNoSpacing">Yıllık  100 bin ton atık işleme kapasitesiyle planlanan tesiste, karışık belediye  atıkları mekanik işlemlerden geçirilerek farklı özelliklerine göre  ayrıştırılıyor. Geri kazanılabilir malzemelerin yeniden değerlendirilmesine  imkân sağlayan sistemle, düzenli depolama alanlarına gönderilen atık miktarının  azaltılması hedefleniyor.</p><p class="MsoNoSpacing">Bu  uygulamayla hem depolama sahalarının kullanım ömrünün uzatılması hem de  değerlendirilebilir malzemelerin yeniden ekonomiye kazandırılması amaçlanıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/ptenrnretm1-2610202651f7fb0c.jpg"/><p class="MsoNoSpacing"><b>HAYVANSAL ATIKLAR ENERJİ  KAYNAĞINA DÖNÜŞÜYOR</b></p><p class="MsoNoSpacing">Gaziantep'in  döngüsel ekonomi uygulamalarında öne çıkan yatırımlarından Oğuzeli Biyogaz  Tesisi, hayvansal atıkların enerji üretiminde değerlendirilmesine imkan  sağlıyor.</p><p class="MsoNoSpacing">Tesiste  organik atıkların kontrollü biyolojik süreçlerden geçirilmesiyle biyogaz elde  ediliyor. Üretilen biyogaz elektrik enerjisine dönüştürülürken, işlem  sonrasında ortaya çıkan materyallerin uygun şartlarda tarımsal üretimde değerlendirilmesi  de mümkün hale geliyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/ptenrnretm2-261020266bced842.jpg"/><p class="MsoNoSpacing">Böylece  hayvansal atıkların çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılması, enerji  üretimine katkı sağlanması ve tarımsal kaynakların daha verimli kullanılması  hedefleniyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/sifiratik-26102026e6396c18.jpg"/><p class="MsoNoSpacing"><b>ÇÖP GAZINDAN ELEKTRİK  ÜRETİLİYOR</b></p><p class="MsoNoSpacing">Gaziantep  Büyükşehir Belediyesi, düzenli depolama sahalarında oluşan metan gazını da  enerji üretiminde değerlendiriyor.</p><p class="MsoNoSpacing">Organik  atıkların parçalanması sonucu ortaya çıkan metan gazının toplanarak elektrik  enerjisine dönüştürülmesiyle hem sera gazı salımının azaltılmasına hem de  enerji ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlanıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/sifiratik-26102026a94552bc.jpg"/><p class="MsoNoSpacing">Atıkların  enerjiye dönüştürülmesine yönelik yatırımlar, kentin yenilenebilir enerji  kaynaklarını çeşitlendirirken atık yönetiminde çevresel ve ekonomik kazanımları  bir araya getiriyor.</p><p class="MsoNoSpacing"><b>YENİLENEBİLİR ENERJİYLE  KAYNAK VERİMLİLİĞİ ARTIRILIYOR</b></p><p class="MsoNoSpacing">Gaziantep  Büyükşehir Belediyesi, atıktan enerji üretiminin yanı sıra güneş enerjisi  yatırımları ve enerji verimliliği uygulamalarıyla da sürdürülebilir kent  yönetimini destekliyor.</p><p class="MsoNoSpacing">Yenilenebilir  enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılmasıyla kamu hizmetlerinde  enerji maliyetlerinin azaltılması, fosil yakıtlara bağımlılığın düşürülmesi ve  karbon emisyonlarının sınırlandırılması amaçlanıyor.</p><p class="MsoNoSpacing">Enerji  yatırımları, yalnızca elektrik üretimi açısından değil, uzun vadeli ekonomik  tasarruf ve çevresel sürdürülebilirlik bakımından da değerlendiriliyor.</p><p class="MsoNoSpacing"><b>SU KAYNAKLARININ  KORUNMASI İÇİN ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR</b></p><p class="MsoNoSpacing">Döngüsel  ekonomi yaklaşımının önemli başlıklarından birini de su kaynaklarının verimli  kullanılması oluşturuyor.</p><p class="MsoNoSpacing">Gaziantep  Su ve Kanalizasyon İdaresi (GASKİ) tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında  içme suyu altyapısının geliştirilmesi, su kayıplarının azaltılması, atık suyun  arıtılması ve mevcut kaynakların korunmasına yönelik uygulamalar sürdürülüyor.</p><p class="MsoNoSpacing">Özellikle  iklim değişikliği ve kuraklık riskinin giderek önem kazandığı süreçte, suyun  temininden arıtılmasına kadar bütün aşamaların sürdürülebilir bir anlayışla  yönetilmesi hedefleniyor.</p><p class="MsoNoSpacing"><b>SIFIR ATIK ANLAYIŞI KENT  GENELİNE YAYGINLAŞTIRILIYOR</b></p><p class="MsoNoSpacing">Gaziantep  Büyükşehir Belediyesi, teknik altyapı yatırımlarını çevre bilincinin  geliştirilmesine yönelik çalışmalarla destekliyor.</p><p class="MsoNoSpacing">Atıkların  kaynağında ayrıştırılması, geri dönüşüm alışkanlıklarının yaygınlaştırılması ve  doğal kaynakların bilinçli tüketilmesi, sürdürülebilir atık yönetiminin temel  unsurları arasında yer alıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/sifiratik-2610202669edda10.jpg"/><p class="MsoNoSpacing">Özellikle  çocuklar ve gençlerde çevre farkındalığının artırılması, sıfır atık  yaklaşımının günlük yaşamın bir parçası haline getirilmesi açısından önem  taşıyor.</p><p class="MsoNoSpacing"><b>HEDEF DAHA AZ ATIK, DAHA  FAZLA GERİ KAZANIM</b></p><p class="MsoNoSpacing">Gaziantep  Büyükşehir Belediyesi, çevre yönetimini yalnızca bugünün ihtiyaçlarını  karşılayan bir hizmet alanı olarak değil, kentin geleceğini şekillendiren  stratejik bir yatırım alanı olarak değerlendiriyor.</p><p class="MsoNoSpacing">Atık  yönetimi, yenilenebilir enerji, su kaynaklarının korunması, iklim  değişikliğiyle mücadele ve yeşil alan çalışmalarının birbirini tamamlayan bir  anlayışla yürütülmesiyle daha dirençli ve sağlıklı bir kent yapısı  oluşturulması amaçlanıyor.</p><p class="MsoNoSpacing">Gaziantep'te  uygulanan döngüsel ekonomi modeliyle atık miktarının azaltılması, geri kazanım  oranlarının artırılması, enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve doğal  kaynakların gelecek nesillere korunarak aktarılması hedefleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/gaziantepte-atiklar-enerj-401_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296965</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/gaziantepin-dunyaca-unlu-mutfagindan-iklim-dostu-gelecege-296965</link>
      <pubDate>2026-10-26T17:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gaziantep'in dünyaca ünlü mutfağından iklim dostu geleceğe!]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[UNESCO Gastronomi Şehri Gaziantep, binlerce yıllık mutfak kültürünü yerel üretimin desteklenmesi, gıda kayıplarının önlenmesi ve tarımsal sürdürülebilirlik çalışmalarıyla geleceğe taşıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gaziantep'in dünyaca ünlü mutfağından iklim dostu geleceğe!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin üreticiden tüketiciye doğrudan ulaşımı  sağlayan projeleri, çiftçilere yönelik destekleri ve soğuk zincir yatırımları,  9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim  Değişikliği Konferansı'nın (COP31) gıda güvenliği ve iklim değişikliğine uyum  hedefleriyle örtüşüyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/corafaret1-26102026d7eee96d.jpg"/><p class="MsoNormal">Dünyanın önemli gastronomi merkezlerinden biri olan Gaziantep, zengin  mutfak mirasını yalnızca lezzetleriyle değil, bu lezzetlerin temelini oluşturan  tarımsal üretimi korumaya yönelik çalışmalarıyla da yaşatıyor. Büyükşehir  Belediyesi'nin yürüttüğü projeler, üreticinin desteklenmesinden ürünlerin  sofraya ulaşmasına kadar gıda sisteminin farklı aşamalarını kapsıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/haydtarladansofraya4-261020264631b368.jpg"/><p class="MsoNormal"><b>TARLADAN SOFRAYA ARACISIZ GIDA MODELİ</b></p><p class="MsoNormal">Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin hayata geçirdiği "Haydi Tarladan  Sofraya" modeli, Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı üreticilerin  ürünlerini aracısız olarak tüketicilerle buluşturmasına imkan sağlıyor.</p><p class="MsoNormal">Üreticilere ihtiyaç duyduklarında soğuk zincirle taşıma ve depolama desteği  sunulan sistemle, hasat sonrasında oluşabilecek ürün kayıplarının önlenmesi  amaçlanıyor.</p><p class="MsoNormal">Gaziantep genelinde 7 noktada pazar yeri kurulması öngörülürken modelin  kent geneline yaygınlaştırılması da planlanıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/haydtarladansofraya6-261020266527f2a0.jpg"/><p class="MsoNormal"><b>GIDA İSRAFINA KARŞI SOĞUK ZİNCİR YATIRIMI</b></p><p class="MsoNormal">Gaziantep'te gıda kayıplarını azaltmaya yönelik bir diğer önemli çalışma  ise Soğuk Zincir Sebze Hali Projesi.</p><p class="MsoNormal">Projesi tamamlanan ve yapımına başlanması planlanan yeni hal ile tarımsal  ürünlerin üretim alanlarından tüketiciye daha güvenli koşullarda ulaştırılması,  depolama imkanlarının geliştirilmesi ve gıda atıklarının en aza indirilmesi  hedefleniyor.</p><p class="MsoNormal">Bu yatırımın tamamlanmasıyla özellikle yaş sebze ve meyvelerin taşınması ve  muhafazası sırasında yaşanabilecek kayıpların azaltılmasına katkı sağlanması  bekleniyor.</p><p class="MsoNormal"><b>252 BİNİ AŞKIN ÇİFTÇİYE TARIMSAL DESTEK</b></p><p class="MsoNormal">Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, tarımsal üretimin devamlılığına yönelik  destek programları kapsamında 48 bin 412 ÇKS kayıtlı çiftçiye kart dağıttı.</p><p class="MsoNormal">Belediyenin genel sunumunda gübre, yem, sertifikalı tohum, fidan ve fide  desteklerinden yararlanan çiftçi sayısı 252 bin 212 olarak belirtilirken  üreticilere sağlanan mazot desteği miktarı da 18 milyon 275 bin litreye ulaştı.</p><p class="MsoNormal">Bu destekler, Gaziantep mutfağının temelini oluşturan yerel tarımsal  üretimin sürdürülmesi açısından önem taşıyor.</p><p class="MsoNormal"><b>COĞRAFİ İŞARETLİ LEZZETLERLE YEREL ÜRETİMİN KORUNMASI</b></p><p class="MsoNormal">UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na gastronomi alanında Türkiye'den katılan ilk  şehir olan Gaziantep, coğrafi işaretli ürünleriyle de mutfak mirasını koruma  çalışmalarını sürdürüyor.</p><p class="MsoNormal">Antep baklavası, Araban sarımsağı, menengiç kahvesi, Antep fıstık ezmesi ve  Gaziantep lahmacunu gibi Avrupa Birliği coğrafi işaret tesciline sahip ürünler,  şehrin yerel üretim kültürünün uluslararası düzeyde tanınmasına katkı sağlıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/tarimsaldestek2-26102026c3a88d30.jpg"/><p class="MsoNormal">Yerel ürünlerin, geleneksel üretim yöntemlerinin ve gastronomi mirasının  korunması, sürdürülebilir gıda sistemlerinin kültürel boyutunu oluşturuyor.</p><p class="MsoNormal"><b>COP31'İN GIDA GÜVENLİĞİ HEDEFLERİYLE ÖRTÜŞÜYOR</b></p><p class="MsoNormal">Antalya'da düzenlenecek COP31'in gündeminde iklim değişikliğinin tarımsal  üretim üzerindeki etkileri, gıda güvenliği, su kaynaklarının verimli  kullanılması ve sürdürülebilir gıda sistemlerinin geliştirilmesi önemli yer  tutuyor.</p><p class="MsoNormal">Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin yerel üretimi destekleyen, üreticiyle  tüketiciyi buluşturan ve gıda kayıplarını azaltmayı hedefleyen çalışmaları, bu  küresel gündemin yerel yönetimler düzeyindeki uygulama örnekleri arasında  değerlendirilebilecek nitelik taşıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/tarimsaldestek5-26102026b428cff9.jpg"/><p class="MsoNormal">Gaziantep, böylece gastronomi alanındaki uluslararası birikimini tarımsal  üretim ve gıda yönetimiyle birleştirerek geleceğin sürdürülebilir mutfak  kültürüne yönelik çalışmalarını sürdürüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/gaziantepin-dunyaca-unlu--671_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296964</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/iste-uykusuzlugun-beyin-sagligi-uzerindeki-yikici-faturasi-296964</link>
      <pubDate>2026-10-26T17:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İşte uykusuzluğun beyin sağlığı üzerindeki yıkıcı faturası]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Avrupa'nın önde gelen nöroloji uzmanları tarafından yürütülen kapsamlı bir analiz, uykusuzluk yaşayan bireylerde inme riskinin yüzde 26 oranında arttığını ortaya koydu. Araştırma, uykusuzluğun yalnızca yorgunlukla sınırlı kalmadığını, beyin sağlığı ve psikolojik sorunlarla da yakından ilişkili olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İşte uykusuzluğun beyin sağlığı üzerindeki yıkıcı faturası]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa'nın farklı ülkelerinden bilim insanlarının bir araya gelerek yürüttüğü geniş kapsamlı bir araştırma, uykusuzluk sorunu yaşayan bireylerin inme geçirme riskinin yüzde 26 oranında arttığını gösterdi. Çalışmada, bir milyondan fazla kişiyle ilgili veriler analiz edildi ve uykusuzluğun yalnızca geçici bir rahatsızlık olmadığı, uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği vurgulandı. Araştırma, uykusuzluğun depresyon, demans ve hastaneye yatış oranlarında da artışa yol açtığını ortaya koyarken, neden-sonuç ilişkisi konusunda ise kesin bir yargıya varılamadığını belirtti.</p><h3>Vignatelli: 'Uykusuzluk, beyin sağlığı için dikkate alınmalı'</h3><p>İtalya'nın Bologna kentinde görev yapan nörolog ve epidemiyolog Luca Vignatelli'nin liderliğindeki ekip, Avrupa Nöroloji Akademisi adına yürüttükleri bu çalışmada uykusuzluğun beyin ve zihinsel sağlık açısından bir uyarı işareti olduğunu söyledi. Vignatelli, uykusuzluğun sadece gece uykusunun bölünmesiyle sınırlı olmadığını, depresyon, intihar düşünceleri ve demans gibi ciddi psikiyatrik ve nörolojik sonuçlarla da bağlantılı olduğunu vurguladı. Araştırmada, kadınların erkeklere göre yaklaşık yüzde 50 daha fazla uykusuzluk yaşadığı ve yaşlı yetişkinler arasında uykusuzluk oranının yüzde 30'a yaklaştığı belirtildi. Vignatelli, bu bulguların uykusuzluğun toplum sağlığı açısından ciddiyetle ele alınması gerektiğini gösterdiğini ifade etti.</p><h3>Uykusuzluk ve inme riski: Sayılar ne söylüyor?</h3><p>Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'dan toplanan dokuz farklı çalışmanın altısının birleştirilmesiyle elde edilen verilere göre, uykusuzluk çekenlerin inme geçirme riski yüzde 26 oranında artıyor. Araştırmaların takip süreleri 4 ila 19 yıl arasında değişirken, katılımcı sayıları 2 bin ile 500 bin arasında değişiklik gösterdi. Uykusuzluk tanımları ise kimi zaman doktor teşhisine, kimi zaman da anket sorularına dayandırıldı. Özellikle uyku ilacı kullanan bireylerde riskin farklılık gösterdiği, bazı çalışmalarda ise ilaç kullanımının inme riskini azaltıcı etkisinin olup olmadığının netleşmediği kaydedildi. Önceki araştırmalar kısa uyku süresiyle de inme arasında bağlantı kurarken, çevresel faktörler olarak hava kirliliği, trafik gürültüsü ve orman yangını dumanı da risk faktörleri arasında sıralandı.</p><h3>Beyin sağlığı ve psikolojik etkiler: Uykusuzluk zinciri</h3><p>Uykusuzluk yalnızca inme riskiyle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda demans ve özellikle Alzheimer hastalığı ile de güçlü bir ilişki gösteriyor. Araştırmada, uykusuzluğun özellikle depresyon, intihar düşünceleri ve girişimleriyle bağlantısı dikkat çekti. Her yaş grubunda uykusuzluk yaşayan bireylerde depresyon gelişme olasılığı yaklaşık üç kat daha fazla. Ayrıca, kronik uykusuzluğun beyin yaşlanmasını hızlandırabileceğine dair bulgular da ortaya koyuldu. Ancak, uykusuzluğun beyinde tam olarak nasıl bir zarara yol açtığı henüz netlik kazanmış değil. Bilim insanları, laboratuvar çalışmalarında yeterli uyku alınmamasının iltihap seviyelerini artırabileceğini ve Alzheimer ile ilişkili proteinlerin temizlenmesini yavaşlatabileceğini öne sürüyor, fakat bu hipotezlerin klinik olarak kanıtlanması gerekiyor.</p><h3>Hastaneye yatışlar ve erken ölüm: Uykusuzluğun sağlık sistemine etkisi</h3><p>Yaklaşık yarım milyon kişiyi kapsayan araştırmalarda, uykusuzluk yaşayanların hastaneye yatış oranı yüzde 28 daha yüksek bulundu. Ancak, bu kişilerin hastaneye hangi nedenlerle yatırıldıkları net olarak belirtilmedi. Bu durum, uykusuzluğun sağlık sistemlerine getirdiği yükün tahmin edilmesinde önemli bir gösterge olarak öne çıkıyor. Araştırmada, uykusuzluk ile daha erken ölüm arasında belirgin bir bağ saptanmadı. İş ve yolculuk kazalarıyla ilgili ise yalnızca olası bir ilişki gözlendi, fakat bu konuda kesin bir sonuca varmak için yeterli veri bulunmadığı ifade edildi. Çalışmanın finansmanının bir kısmı ilaç şirketlerinden sağlansa da, araştırmacılar bu durumun sonuçları etkilemediğini vurguladı.</p><h3>Uykusuzluk tedavisi inme riskini azaltır mı?</h3><p>Viyana Tıp Üniversitesi'nden nörolog Stefan Seidel, kronik uykusuzluk yaşayanların mutlaka bir uzmana başvurmasını önerdi. Seidel, kronik uykusuzluğun ara sıra yaşanan kötü gecelerden farklı olduğunu ve altında stres, başka uyku bozuklukları, çeşitli sağlık sorunları veya ilaçların yatabileceğini belirtti. Uykusuzluk için bilişsel davranış terapisi (CBT-I) birinci basamak tedavi olarak öne çıkıyor ve bu yöntemin ilaçsız bir şekilde alışkanlık ve düşünce değişikliği sağladığı ifade ediliyor. Ancak, uykusuzluğun tedavisinin inme, depresyon veya demans riskini azaltıp azaltmadığına dair henüz kesin bir bilimsel veri bulunmuyor. Seidel, bu konuda uzun vadeli ve kapsamlı çalışmalara ihtiyaç olduğunu, uykusuzluğun yalnızca bir risk göstergesi mi yoksa değiştirilebilir bir risk faktörü mü olduğunun ancak bu şekilde anlaşılabileceğini söyledi.</p><h3>Gelecek araştırmalar ve uykusuzluğun tanımı</h3><p>Bilim insanları, gelecekte yapılacak çalışmalarda uykusuzluğun tanımının daha tutarlı biçimde yapılmasını ve farklı kıtalardan, özellikle Afrika, Avustralya ve Güney Amerika'dan katılımcıların da dahil edilmesini önemli buluyor. Ayrıca, uykusuzluğun etkilerinin, tedavi amacıyla kullanılan ilaçların etkilerinden ayrıştırılması gerektiği vurgulanıyor. Araştırmacılar, toplumda uykusuzluğun ciddiyetinin anlaşılması ve bu konuda bilinçlenmenin artırılması için sağlık politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/iste-uykusuzlugun-beyin-s-893_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296963</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/bilim-insanlari-gunes-patlamalarini-simule-etti-dis-atmosferi-neden-daha-sicak-296963</link>
      <pubDate>2026-10-26T17:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim insanları güneş patlamalarını simüle etti! Dış atmosferi neden daha sıcak?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Çin'deki bilim insanları, Şanghay'daki laboratuvar ortamında gerçekleştirdikleri deneyle Güneş'in korona tabakasındaki aşırı sıcaklığın kaynağına dair önemli bulgular elde etti. Deneyde, manyetik alanların plazmayı nasıl ısıttığı ayrıntılı şekilde incelendi ve Güneş'in atmosferindeki gizemli sıcaklık farkına ışık tutuldu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim insanları güneş patlamalarını simüle etti! Dış atmosferi neden daha sıcak?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çinli bilim insanları, Şanghay'daki Shenguang-II lazer tesisinde yürüttükleri deneyle, Güneş'in yüzeyinden yüzlerce kat daha sıcak olan korona tabakasının gizemini çözmeye bir adım daha yaklaştı. Araştırmacılar, laboratuvar ortamında oluşturdukları plazma yapılarıyla, Güneş'in dış atmosferinde gözlemlenen yüksek sıcaklık farkının nedenlerini araştırdı. Deney sonuçları, korona tabakasının sıcaklığını korumasında manyetik alanların ve küçük enerji salınımlarının kritik rol oynadığını ortaya koydu. Elde edilen veriler, Güneş'in atmosferindeki ısı artışının arkasında yatan mekanizmaların anlaşılmasına önemli katkı sağladı.</p><h3>Wei Sun ve ekibinden korona sıcaklığına dair çarpıcı bulgular</h3><p>Çin Atom Enerjisi Enstitüsü'nden Wei Sun ve Pekin Normal Üniversitesi'nden Yongli Ping'in liderliğinde yürütülen çalışma, Güneş'in korona tabakasındaki aşırı sıcaklığın nasıl oluştuğunu anlamaya odaklandı. Bilim insanları, Güneş'in görünür yüzeyinin yaklaşık 5.500 °C olduğu halde, korona tabakasında sıcaklığın bir milyondan fazla dereceye ulaştığını belirledi. Bu devasa sıcaklık farkının kaynağı uzun yıllardır tartışma konusuydu. Ekip, laboratuvar ortamında lazerle üretilen plazmada büyüyen yapıların, manyetik alanları bir araya getirerek nasıl enerji açığa çıkardığını gözlemledi. Deneyde, plazmanın oluşturduğu manyetik alanların birleşmesiyle depolanan enerjinin serbest kaldığı ve plazmanın hızla ısındığı kaydedildi. Bu süreç, Güneş'teki küçük enerji patlamaları olan nanoflare'lerin korona sıcaklığını korumadaki rolüne ışık tuttu.</p><h3>Şanghay'daki laboratuvar deneyiyle manyetik alanların etkisi kanıtlandı</h3><p>Araştırmacılar, Şanghay'daki tesiste dalgalı bir plastik hedefi dört lazer ışınıyla vurarak, hedefin plazmaya dönüşmesini sağladı. Lazer darbeleri bir milyarda bir saniye sürdü ve plazma, çevresindeki havaya genişlerken parmak ve mantar şeklinde yapılar oluşturdu. Bu davranış, Rayleigh-Taylor istikrarsızlığı olarak biliniyor. Oluşan parmakların çevresinde kendi manyetik alanları meydana geldi ve komşu yapılar zıt yönlerde alanlar taşıdı. Bilgisayar simülasyonları, bu parmakların manyetik alanları bir araya getirdiğini ve yeniden bağlantı kurarak çevredeki plazmayı ısıttığını gösterdi. Deneyin düz plastik hedefle yapılan tekrarında ise parmak benzeri yapılar oluşmadı ve plazmanın sıcaklığı yarı yarıya düştü. Dalgalı hedefte zirve elektron sıcaklığı yaklaşık 820.000 °C'ye ulaştı; bu değer, düz hedefle yapılan deneyde ölçülen sıcaklığın neredeyse iki katıydı. Ayrıca, manyetik alanların oluşmasını engelleyen bir simülasyonda, ek ısınmanın büyük oranda kaybolduğu tespit edildi. Bu bulgular, manyetik alanların korona tabakasının ısınmasında ne kadar etkili olduğunu doğruladı.</p><h3>Koronal yağmur ve laboratuvar deneylerinin Güneş'teki rolü</h3><p>Deneyler, Güneş'in atmosferinde meydana gelen ve koronal yağmur olarak bilinen, soğuk ve yoğun plazmanın üst atmosferden düştüğü koşullara benzer bir ortam sağladı. Bu tür ortamlar, istikrarsızlıkların gelişebileceği sınırlar oluşturuyor ve manyetik alanların bir araya gelerek enerji salınımını tetiklemesine olanak tanıyor. Laboratuvar plazmasının Güneş'e kıyasla çok daha yoğun olması ve süreçlerin çok daha kısa sürede gerçekleşmesi, elde edilen bulguların doğrudan Güneş'e uygulanmasını sınırlasa da, temel fiziksel mekanizmaların anlaşılması açısından büyük önem taşıyor. Bilim insanları, laboratuvarda elde edilen sonuçlarla Güneş'in korona tabakasındaki ısınmanın hangi koşullarda gerçekleştiğini ve manyetik alanların bu süreçteki etkisini test etme fırsatı buldu. Araştırmacılar, Güneş'teki nanoflare olaylarının ne sıklıkla yaşandığını ve korona sıcaklığını ne kadar etkilediğini belirlemek için daha fazla gözlem ve deney yapılması gerektiğini vurguladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/bilim-insanlari-gunes-pat-584_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296962</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/discover/istanbuls-vanished-historic-mosque-to-rise-again-after-70-years-296962</link>
      <pubDate>2026-10-26T17:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Istanbul's vanished historic mosque to rise again after 70 years]]></title>
      <category><![CDATA[Discover]]></category>
      <description><![CDATA[Built during reign of Ottoman Sultan Suleiman to serve sick palace gardeners, mosque was located outside sea walls of Topkapi Palace ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Istanbul's vanished historic mosque to rise again after 70 years]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>The Bostancilar Tabhanesi Mosque, also known as the Yedekciler Mosque, which disappeared from Istanbul's historic skyline around 70 years ago, is being restored in the city's Sarayburnu district.</b></p><p>Built during the reign of <b>Ottoman Sultan Suleiman the Magnificent </b>to serve sick palace gardeners, the mosque was located outside the sea walls of Topkapi Palace, between Sarayburnu and Ahirkapi. It was demolished during coastal road development works in the 1950s.</p><p><b>Restoration efforts led by Fatih Municipality aim to return the structure to Istanbul as part of the city's historical and cultural heritage.</b></p><p>For centuries, the mosque served as a place of worship and formed part of daily life around the Ottoman palace. Its story also sheds light on the fate of historical buildings lost during Istanbul's modernization.</p><p>Urban development projects carried out between 1956 and 1960, which altered Sarayburnu's coastline and urban fabric, permanently transformed not only the area's transport network but also its historic skyline.</p><p>Academic studies have also identified the mosque among the structures that disappeared from the coastline during this period and whose former locations have been traced through historical photographs.</p><p><strong>'Mosque had completely disappeared by 1950s, 1960s'</strong></p><p>Bostancilar Tabhanesi Mosque was the only mosque located immediately outside Istanbul's sea walls, Fatih Mayor Mehmet Ergun Turan told Anadolu.</p><p>"When crossing over to this side from Uskudar or by sea, this was the first mosque whose minaret came into view. However, the structure began falling into disrepair in the 1930s. Its minaret was demolished in the 1940s. By the 1950s and 1960s, when the coastal road was built, the mosque had completely disappeared," he said.</p><p>"Today, we are delighted to restore this mosque to Istanbul's skyline, perhaps nearly 100 years later. We have photographs of it in numerous documents, its location is marked on maps, and it appears in engravings."</p><p>Underlining that they aimed to restore all lost works of ancestral heritage, he said: "We do not use public funds to build any of the mosques we restore. They are funded by donors. So far, we have completed the reconstruction of eight mosques. We are currently working on the restoration of 10 similar mosques."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/istanbuls-vanished-histor-135_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296961</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/obezite-tedavisinde-devrim-kilo-verme-ilaclarinda-kas-kaybina-son-296961</link>
      <pubDate>2026-10-26T17:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Obezite tedavisinde devrim! Kilo verme ilaçlarında kas kaybına son]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Kuzeybatı Üniversitesi'nde geliştirilen deneysel RNA terapisi, kilo verme ilaçlarından kaynaklanan kas kaybını azaltma potansiyeliyle dikkat çekiyor. Fareler üzerinde yapılan araştırmada, semaglutid ile birlikte uygulanan bu yeni tedavi, kas kütlesini korurken yağ kaybını artırdı. Uzmanlar, obezite tedavisinde çığır açabilecek bu yöntemin insanlar üzerinde test edilmesi için çalışmalar yürütüyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Obezite tedavisinde devrim! Kilo verme ilaçlarında kas kaybına son]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kuzeybatı Üniversitesi Feinberg Tıp Fakültesi'nde yürütülen yeni bir araştırmada, deneysel bir RNA terapisi, kilo verme ilacı semaglutid ile birlikte uygulandığında, farelerde kas kaybını önemli ölçüde azaltırken yağ kaybını artırmayı başardı. Obezite tedavisinde sıkça karşılaşılan kas kaybı sorununa çözüm arayan bilim insanları, geliştirdikleri bu yeni yöntemin, kilo verme ilaçlarının yan etkilerini azaltabileceğine dikkat çekti. Araştırmanın başında Joseph Bass ve Anneke Thorne yer alıyor. Ekip, tedavinin hayvanlarda sağladığı olumlu sonuçların ardından, insanlarda da benzer bir etki yaratıp yaratmayacağını incelemek için çalışmalarını sürdürüyor.</p><h3>Joseph Bass ve ekibi: RNA terapisiyle kas kaybı yarı yarıya azaldı</h3><p>Obezite tedavisinde kullanılan GLP-1 grubu ilaçlar, kilo kaybı sağlarken vücutta yağ ile birlikte kas dokusunun da azalmasına yol açıyor. Bu durum, özellikle semaglutid gibi ilaçlar kullanan hastalarda, kilo verdikten sonra kas kütlesinin geri kazanılamaması gibi uzun vadeli sorunlara neden olabiliyor. Joseph Bass ve Anneke Thorne'un liderliğinde yürütülen araştırmada, RNA terapisi ile kas kaybının yaklaşık yüzde 50 oranında azaldığı gözlemlendi. Deneyler, semaglutid ile birlikte uygulanan RNA tedavisinin, yalnızca semaglutid verilen farelere kıyasla daha fazla yağ kaybı ve daha az kas kaybı sağladığını ortaya koydu. Araştırmacılar, bu iki kaybın eşit olmadığını, kas dokusunun geri kazanılmasının yağdan çok daha zor olduğunu vurguladı. Ayrıca, kilo verme ilaçları bırakıldığında kaybedilen kilonun büyük kısmının yağ olarak geri döndüğü, ancak kas kaybının tam olarak telafi edilemediği belirtildi. Elde edilen bulgular, obezite tedavisinde kas kaybını önlemenin önemini bir kez daha gündeme taşıdı.</p><h3>RNA terapisiyle yağ hücreleri hedef alındı, kas dokusu korundu</h3><p>Araştırma ekibi, geliştirdikleri RNA terapisinin temelinde, yağ hücrelerini ısı üretmeye teşvik eden ve böylece vücudun depoladığı kalorileri yakmasını sağlayan bir mekanizma kullandı. Bu amaçla, ZFP423 adı verilen bir genin yağ hücrelerinin enerji yakıcı bej yağ hücrelerine dönüşmesini engellediği tespit edildi. Bass ve Thorne, bu genin talimatlarını kısa bir RNA ipliğiyle susturdu ve yağ asidi etiketiyle hedef yağ dokusuna ulaşmasını sağladı. On iki farklı RNA ipliği test edildi ve en etkili olanı seçildi. İlk deneylerde, sağlıklı farelere haftada bir kez 10 hafta boyunca uygulanan RNA terapisi, vücut ağırlığında belirgin bir değişiklik yaratmasa da, yağ oranında azalma ve kas kütlesinde artış sağladı. Tedavi edilen farelerde metabolik sağlık göstergeleri iyileşti, kan şekeri düzenlendi, insüline yanıt arttı ve vücut sıcaklıklarında yükselme gözlendi. Ayrıca, bu fareler daha fazla yemek yemelerine rağmen, kalorileri ısıya dönüştürerek yağ depolamadı. Joseph Bass, RNA terapisinin glukoz toleransını olağanüstü şekilde artırdığını ve kas kaybı olmadan yağ kaybı sağladığını belirtti. Mikroskop altında incelenen kas dokularında herhangi bir anormallik saptanmadı, kas gücü ise korundu.</p><h3>Semaglutid ve RNA terapisi kombinasyonu: Yağ kaybı ve kas gücünde çarpıcı sonuçlar</h3><p>Araştırmanın ana aşamasında, fareler yüksek yağlı diyetle obez hale getirildikten sonra üç hafta boyunca dört gruba ayrıldı: yalnızca semaglutid verilenler, yalnızca RNA terapisi uygulananlar, her iki tedaviyi birlikte alanlar ve kontrol grubu. Sonuçlara göre, her iki ilaç tek başına yaklaşık 6.6 gramlık ağırlık kaybı sağladı. Ancak, semaglutid ve RNA terapisinin birlikte kullanıldığı grupta toplam kilo kaybı 9.2 grama yükseldi. Vücut yağındaki değişim daha da belirgindi: Semaglutid tek başına 7.9 gram, RNA terapisi ise 6.4 gram yağ kaybına yol açarken, kombinasyon grubunda bu rakam 4.2 grama kadar düştü. En dikkat çekici fark kas kütlesinde görüldü. Sadece semaglutid verilen fareler, başlangıçtaki kas kütlelerinin yaklaşık yüzde 10'unu kaybederken, iki tedaviyi birlikte alanlarda bu oran yüzde 5.5'te kaldı. Ayrıca, kombinasyon grubundaki fareler, vücut ağırlığına oranla daha güçlüydü. Semaglutid, ikinci haftada kontrol grubuna göre oksijen kullanımını yüzde 13 oranında azaltırken, RNA terapisiyle birlikte bu düşüş engellendi ve enerji harcamasının korunmasına katkı sağlandı. Bu bulgular, RNA terapisinin kilo verme ilaçlarının neden olduğu kas kaybını önlemede önemli bir rol oynayabileceğini gösteriyor.</p><h3>İnsanlarda RNA terapisi için yol haritası: Uzmanlar uyarıyor</h3><p>Şu ana kadar elde edilen tüm sonuçlar fareler üzerinde gerçekleştirilen deneylere dayanıyor. Geliştirilen RNA ipliği, insan hücrelerinde henüz test edilmedi ve insanlarda benzer bir etki yaratıp yaratmayacağı belirsizliğini koruyor. Ayrıca, tedavinin uzun vadeli etkileri ve kilo verme ilaçları bırakıldığında yaşanacak değişimler de araştırmanın ilerleyen aşamalarında ele alınacak. Obez farelerde karaciğer yağında azalma gözlemlense de, uzun süreli yağlı karaciğer hastalığı modellerinde RNA terapisinin etkisi henüz bilinmiyor. Kuzeybatı Üniversitesi, bu terapi için geçici patent başvurusu yaptı ve Bass ile Thorne mucit olarak kaydedildi. Araştırmada kullanılan RNA kimyası, Ionis Pharmaceuticals tarafından sağlandı. Uzmanlar, insan yağ hücrelerinde de benzer sonuçların elde edilip edilemeyeceğini görmek için yeni deneyler planlıyor. Anneke Thorne, yeni terapilerin klinik uygulamaya geçebilmesi için uzun yıllar süren araştırma, geliştirme ve finansal destek gerektiğini vurguladı. Bir sonraki hedef, RNA terapisinin kimyasını iyileştirerek, insanlarda kullanılabilmesi için gerekli tüm bilimsel ve yasal verileri toplamak olacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/obezite-tedavisinde-devri-849_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296960</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/marsta-gida-yetistirilecek-en-iyi-yerler-belirlendi-296960</link>
      <pubDate>2026-10-26T16:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Mars'ta gıda yetiştirilecek en iyi yerler belirlendi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Mars toprağı üzerinde yürütülen kapsamlı araştırma, Sydney Üniversitesi öncülüğünde 2.000 farklı toprak türünün haritalanmasını sağladı. Bilim insanları, gelecekte astronotların Mars'ta tarım yapabilmesi için en uygun bölgeleri belirledi ve suyun en büyük engel olduğunu ortaya koydu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Mars'ta gıda yetiştirilecek en iyi yerler belirlendi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sydney Üniversitesi'nden bir araştırma ekibi, Mars toprağı üzerinde yaptığı detaylı analizlerle 2.000 farklı toprak türünü sınıflandırdı ve haritaladı. Bilim insanları, bu çalışma sayesinde gelecekte Mars'a gidecek astronotların gıda yetiştirebileceği en elverişli bölgeleri tespit etti. Araştırma, Mars toprağı çeşitliliğinin sanılandan çok daha fazla olduğunu ve her bölgenin bitki yetiştiriciliği açısından farklı potansiyellere sahip bulunduğunu ortaya koydu. Elde edilen bulgular, astronotların Mars'ta tarım yapabilmesi için hangi bölgelerde denemelere başlanmasının daha etkili olacağını gösteriyor.</p><h3>Bilim insanları Mars toprağı için yeni sınıflandırma sistemi geliştirdi</h3><p>Mars toprağı, bugüne kadar çoğunlukla tek tip olarak değerlendiriliyordu. Ancak Sydney Üniversitesi Tarım Enstitüsü ve Fen Fakültesi'nden Daniel Irving ve ekibi, 2.000 farklı Mars toprağı türünü ayırt ederek her birinin özelliklerini detaylı biçimde haritaladı. Bu sınıflandırma, toprakların doku, mineral içeriği, pH değeri ve katman kalınlığı gibi temel özelliklerine dayanıyor. Her bir toprak türü, bitki yetiştiriciliği açısından beş ana kriter üzerinden puanlandı. En yüksek puanı alan toprak türü, Mars yüzeyinin yalnızca %0,14'ünü kaplıyor. Araştırmacılar, yeni haritalama sistemi ile Mars'taki farklı toprak türlerinin nerelerde yoğunlaştığını ve birbirleriyle nasıl ilişkili olduğunu daha iyi anlama imkânı buldu. Ayrıca, Mars toprağı sınıflandırmasında "areths" gibi yeni terimler önerildi ve bu sistemin Mars'ta ilk kez bu kadar geniş ölçekte uygulandığı vurgulandı.</p><h3>2.000 Mars toprağı türü, 800 milyon nokta ve en umut verici bölgeler</h3><p>Irving'in ekibi, Mars'ın yörüngesinde dönen uzay araçlarından alınan verileri bilgisayar modelleriyle birleştirerek gezegenin yaklaşık 800 milyon farklı noktasını analiz etti. Her bir toprak türü, doku, mineral yapısı, pH ve katman kalınlığı gibi birçok özelliğiyle değerlendirildi. Elde edilen harita, Mars yüzeyinin %92'sini kapsıyor ve özellikle Tharsis bölgesi, Arabia Terra ile Elysium Planitia gibi alanlarda umut verici toprak türlerinin bulunduğunu gösteriyor. En yüksek puanı alan "Nohibareth" isimli toprak türü, nötr pH değeri ve yüksek kil oranıyla dikkat çekiyor. Nohibareth, su tutma kapasitesiyle de öne çıkıyor ve bu özellikler, Mars'ta tarım yapılacak alanların seçiminde büyük önem taşıyor. Ancak bu toprak türü, gezegenin yüzeyinde oldukça sınırlı bir alanda yer alıyor. Bilim insanları, Mars toprağı haritasının gelecekteki tarım projeleri için yol gösterici olacağını belirtiyor.</p><h3>Mars toprağı için en büyük zorluk: Su eksikliği</h3><p>Araştırmada öne çıkan en önemli bulgu, Mars toprağı türlerinin büyük bölümünde su tutma kapasitesinin oldukça düşük olması. Analiz edilen formların %73'ünde, su tutma yeteneği, diğer tüm özellikler arasında en zayıf olarak öne çıkıyor. Özellikle Fareth'ten Mareth'e kadar uzanan alanlardaki topraklar, 0.3 puanın altında su tutma kapasitesine sahip. Bu durum, Mars'ta doğrudan mahsul yetiştirmenin önündeki en büyük engel olarak görülüyor. Bilim insanları, Mars toprağında başarılı bir tarım için kontrollü ortamlar, ek besin maddeleri ve zararlı maddelerden arındırma işlemlerinin şart olduğunu vurguluyor. Ayrıca, Mars toprağı organik madde içermediği için, Dünya'daki gibi doğal döngülerden yararlanmak mümkün olmayacak. Bu nedenle, Mars toprağı üzerinde yapılacak her türlü tarım denemesi, dikkatli planlama ve ileri teknolojiler gerektiriyor.</p><h3>Yeni harita Mars ve Dünya için çifte fayda sunuyor</h3><p>Mars toprağı haritası, yalnızca uzay tarımı için değil, Dünya'daki aşırı kurak ve zorlu bölgelerin anlaşılması açısından da önemli bilgiler sağlıyor. Sydney Üniversitesi'nden Profesör Alex McBratney, Mars'ta geliştirilen sınıflandırma sisteminin, Şili'nin Atacama Çölü, Batı Avustralya'nın Pilbara bölgesi ve kutup bölgeleri gibi Dünya'daki sert coğrafyalarda toprak bilimi açısından yeni yaklaşımlar sunabileceğini belirtiyor. McBratney, Mars toprağında organik madde olmamasının, Dünya'daki bazı toprak türlerinin işlevselliğiyle ilgili düşünceleri de değiştirdiğini ifade ediyor. Araştırmacılar, Mars toprağı haritasının, toprak bilimciler için hem Mars'ta hem de Dünya'da yeni araştırma alanları açacağını vurguluyor.</p><h3>Testler Dünya'da başlıyor: Mars tarımı için ilk adımlar</h3><p>Bilim insanları, Mars toprağı haritasında belirlenen türlere uygun toprak karışımlarını Dünya'da laboratuvar ortamında test etmeye hazırlanıyor. Bu deneylerde, haritada öne çıkan toprak türlerinin bitki yetiştiriciliğine uygunluğu, su kullanımı ve gerekli besin maddeleri detaylı şekilde incelenecek. Ayrıca, NASA'nın Mars'a gönderdiği keşif araçlarından elde edilen ölçümler ve Mars'tan getirilecek örneklerle, haritadaki bulguların doğruluğu sınanacak. Araştırmacılar, Mars toprağı üzerinde yapılacak bu testlerin, gelecekteki uzay görevlerinde gerçek tarım uygulamalarının temelini oluşturacağına inanıyor. Mars toprağı üzerinde yürütülen bu kapsamlı çalışma, gezegenler arası tarımın önündeki engelleri ve potansiyel çözümleri ortaya koyarken, insanlığın Mars'ta sürdürülebilir yaşam kurma hedeflerine bir adım daha yaklaştığını gösteriyor.</p><p>Mars toprağı haritası ve sınıflandırma sistemi, hem uzay tarımı hem de Dünya'daki aşırı koşullara sahip bölgelerin anlaşılması açısından bilim dünyasına önemli katkılar sunuyor. Gelecekte astronotların Mars'ta gıda üretimi yapabilmesi için atılan bu adımlar, aynı zamanda Dünya'daki toprak bilimi çalışmalarına da yeni bir perspektif kazandırıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/marsta-gida-yetistirilece-302_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296959</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/aselsan-duyurdu-ilk-atis-testi-basariyla-tamamlandi-ozelligi-ne-296959</link>
      <pubDate>2026-10-26T16:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ASELSAN duyurdu, ilk atış testi başarıyla tamamlandı: Özelliği ne?]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[ASELSAN'ın geliştirdiği ve savaş uçaklarının düşman hava savunma sistemlerinin menziline girmeden taarruz yapmasına olanak tanıyan KGK-84 Kanatlı Güdüm Kiti, Sinop Atış Alanı'nda F-16 platformundan yapılan ilk kalifikasyon menzil atışını başarıyla geçti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ASELSAN duyurdu, ilk atış testi başarıyla tamamlandı: Özelliği ne?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>ASELSAN'dan yapılan açıklamaya göre, ASELSAN KGK-84 Kanatlı Güdüm Kiti dünyadaki muadillerinden ayrışan ileri teknolojileri ve uzun menzilden önceden belirlenmiş yol noktalarını yüksek hassasiyetle takip edebilme kabiliyetiyle göreve hazırlanıyor.</b></p><p>Sistemin F-16&#39;dan gerçekleştirilen ilk kalifikasyon menzil atışı, Sinop Atış Alanı&#39;nda başarıyla icra edildi.</p><p>Mühimmatın en kritik bileşenlerinden biri olan açılır kanat sistemi, hedefe serbest düşüş yerine süzülerek uçuş gerçekleştirilmesini sağlıyor.</p><p><b>"At-unut"</b> yeteneğine sahip KGK-84, F-16 savaş uçaklarından atıldığında 100 kilometre menzile ulaşabiliyor. Sistem sayesinde savaş uçakları, <b>düşman hava savunma sistemlerinin menziline girmeden ve güvenli bölgeden saldırı yapma imkanına kavuşuyor.</b></p><p><b>Serbest düşüm bombalarını akıllı mühimmata dönüştürüyor</b></p><p>KGK-84, 2000 libre sınıfında yer alan MK-84, MK-84-T, NEB ve NEB-T serbest düşüm bombalarına entegre edilerek, bu silahları yüksek güvenilirliğe sahip uzun menzilli hava-yer akıllı mühimmatlarına dönüştürüyor.</p><p>Kendi tümleşik ataletsel seyrüsefer sistemi (ANS) ve küresel konumlandırma sistemi (KKS) ile donatılan kit, uzun menzilden bırakıldığında düşman sahasına girmeden yüksek vuruş hassasiyeti ve doğruluğuyla görev icra ediyor. Ayrıca GPS karıştırmasına dayanıklı anteni sayesinde elektronik harbe karşı da direnç gösteriyor.</p><p><b>Her türlü hava şartında görev yapabiliyor</b></p><p>Yüksek tahribat gücüne sahip KGK-84, her türlü hava şartında, gece ve gündüz koşullarında kullanılabilme yeteneğiyle öne çıkıyor.</p><p>Açılır kanatları sayesinde uzun menzile ulaşabilen sistem, aynı zamanda fırsat hedeflerine de taarruz edebiliyor.</p><p>Sistem, barındırdığı CRPA antijam anteni ile Küresel Navigasyon Uydu Sistemi (GNSS) karıştırmalarına karşı dayanıklılık gösteriyor. KGK-84, bütünleşik ANS/KKS tabanlı güdüm kiti altyapısıyla yol noktası takibi yapabiliyor. Seçilebilir vuruş açısı özelliğine sahip olan sistem, MIL-STD-1760 askeri standardı ile uyumlu olarak çalışıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/aselsan-duyurdu-ilk-atis--333_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296958</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/buyuk-kopekler-neden-daha-erken-oluyor-bilim-insanlari-dnadaki-o-gizli-ipucunu-desifre-etti-296958</link>
      <pubDate>2026-10-26T16:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Büyük köpekler neden daha erken ölüyor? Bilim insanları DNA'daki o gizli ipucunu deşifre etti!]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Arizona Eyalet Üniversitesi'nin liderliğinde yürütülen ve 894 köpeğin DNA'sını inceleyen dev araştırma, büyük ırk köpeklerin moleküler düzeyde daha hızlı yaşlandığını ortaya koydu. Araştırmacılar, bu bulgunun köpek sahipleri ve veterinerler için önemli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Büyük köpekler neden daha erken ölüyor? Bilim insanları DNA'daki o gizli ipucunu deşifre etti!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Arizona Eyalet Üniversitesi'nden bilim insanlarının öncülüğünde yürütülen geniş çaplı bir araştırma, büyük ırk köpeklerin küçük ırklara kıyasla moleküler düzeyde çok daha hızlı yaşlandığını ortaya çıkardı. Amerika Birleşik Devletleri'nde farklı hanelerde yaşayan toplam 894 evcil köpeğin DNA'sı üzerinden yapılan inceleme, yaşlanma, yaşam süresi ve sağlıkta görülen farklılıkların kökeninde genetik ve kimyasal değişikliklerin yattığını gösterdi. Çalışma, köpeklerin biyolojik yaşını belirlemeye yönelik epigenetik saat modeliyle, büyük köpeklerin sadece daha kısa yaşam sürmediğini, aynı zamanda vücutlarının da daha hızlı yaşlandığını bilimsel olarak kanıtladı.</p><h3>Arizona Eyalet Üniversitesi ekibi: Büyük ırk köpeklerde yaşlanma hızlandı</h3><p>Köpek Yaşlanma Projesi kapsamında, Arizona Eyalet Üniversitesi'nden Blaise Mariner, Brianah McCoy ve Noah Snyder-Mackler'ın liderliğinde yürütülen bu araştırma, 894 köpeğin dört yıl boyunca her yıl alınan kan örnekleriyle moleküler yaşlanma süreçlerini takip etti. Köpeklerin yaklaşık yarısı safkan, diğer yarısı ise melez ırklardan oluştu. Kan örnekleri sahipleri ve veteriner hekimler aracılığıyla toplandıktan sonra Texas A&amp;M Üniversitesi'ne gönderildi. Oradan Phoenix'teki Çevirisel Genom Araştırma Enstitüsü'nde 2021 ile 2024 yılları arasında toplamda 1.640 DNA örneği dizilendi. Bilim insanları, genetik kodun yanı sıra DNA'ya bağlı küçük kimyasal etiketleri de analiz etti. Bu etiketler, genlerin hangi koşullarda aktif ya da pasif olacağını belirleyen önemli biyolojik işaretler olarak öne çıkıyor. Araştırma ekibi, oluşturdukları epigenetik saat sayesinde, köpeklerin yaşını ortalama olarak bir yıl hassasiyetle tahmin edebildi. Özellikle büyük ırk köpeklerin, aynı takvim yaşında bile küçük ırklara göre biyolojik olarak daha yaşlı bir moleküler profile sahip olduğu tespit edildi. Ayrıca, erkek köpeklerin de dişilere oranla daha hızlı yaşlandığı ve bu yaşlanmanın X kromozomunda yoğunlaştığı belirlendi. Araştırmacılar, bu bulguların köpek sahipleri ve veterinerler için, özellikle yaş tahmini ve sağlık takibi açısından yeni bir dönemi başlatabileceğine dikkat çekiyor.</p><h3>DNA değişiklikleri ve zıplayan genler: Moleküler yaşlanmanın anahtarı</h3><p>Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, DNA'da yer alan ve "zıplayan genler" olarak adlandırılan transpozonların yaşlanma sürecindeki rolüyle ilgili oldu. Araştırma ekibi, incelenen DNA bölgelerinin yaklaşık %42'sinde yaşa bağlı kimyasal değişiklikler tespit etti. Bu değişikliklerin büyük bölümü, zamanla kimyasal etiketlerin kaybı şeklinde gerçekleşti ve özellikle kendini kopyalayabilen, genomda hareket edebilen DNA dizilerinde yoğunlaştı. Büyük ırk köpeklerde, bu zıplayan genlerin yaş aldıkça küçük ırklara göre yaklaşık %31 daha hızlı şekilde kimyasal işaretlerini kaybettiği ortaya kondu. Genleri açıp kapayan anahtarlarda ise büyük ve küçük ırklar arasındaki fark, bu oranın yarısından daha az seviyede kaldı. Özellikle genomda evrimsel olarak en son yayılan zıplayan gen ailelerinde, büyük köpeklerdeki yaş etkisi %43,5 oranında daha güçlü görüldü. Bilim insanları, bu kimyasal işaret kaybının, iltihaplanma, kanser ve ölüm riskinin artışıyla bağlantılı olabileceğini öne sürüyor. Ancak, zıplayan genlerin yaşlanmayı hızlandırıp hızlandırmadığı konusunda doğrudan bir kanıt henüz bulunmadı. Araştırmacılar, bu bulguların ileri araştırmalarla desteklenmesi gerektiğini ve köpeklerin sağlıklı yaşam yıllarının uzatılması için önemli ipuçları sunduğunu belirtiyor.</p><h3>Epigenetik saat: Moleküler yaşlanma, yaşam süresi ve ölüm riskiyle ilişkili</h3><p>Epigenetik saat modeliyle yapılan analizlerde, bir köpeğin moleküler yaşı takvim yaşını aştığında, sonraki iki yıl içinde ölüm riskinin yaklaşık %15 oranında arttığı belirlendi. Bu oran, insanlarda tespit edilen %1,5 ila %3'lük artışa kıyasla oldukça yüksek. Araştırmacılar, köpeklerin ortalama yaşam süresinin çok daha kısa olması nedeniyle bu ilişkinin daha güçlü şekilde gözlemlendiğini vurguladı. Çalışma süresince 894 köpekten 121'i, örnek verdikten sonraki iki yıl içinde hayatını kaybetti. Büyük ırk ve erkek köpeklerin, hem biyolojik hem de istatistiksel olarak daha hızlı yaşlandığı ve daha kısa ömürlü olduğu bir kez daha doğrulandı. Bu veriler, veterinerlerin özellikle doğum tarihi bilinmeyen köpeklerde yaş tahmini ve sağlık risklerinin belirlenmesinde epigenetik saatten yararlanabileceğini gösteriyor. Araştırma ekibi, moleküler yaşlanma hızını etkileyen genetik ve çevresel faktörlerin daha ayrıntılı incelenmesiyle, köpeklerin sağlıklı yaş alma süreçlerinin daha iyi yönetilebileceğini ifade etti.</p><h3>Genetik ve çevresel etkenler: Köpeklerde yaşlanma yolları farklılık gösteriyor</h3><p>Çalışmanın baş araştırmacılarından Noah Snyder-Mackler, köpeklerin yaşlanma biçimlerinin yalnızca boyut ve cinsiyete bağlı olmadığını, aynı ırk ve yaşa sahip köpekler arasında bile büyük farklılıklar görülebildiğini belirtti. Snyder-Mackler, "Bir ırk içinde dahi, aynı yaş ve boyutta bazı köpekler sağlıklı kalırken, diğerleri yaşa bağlı hastalıklara daha erken yakalanabiliyor" şeklinde konuştu. Araştırma ekibi, köpeklerin yaşam öykülerinin ve maruz kaldıkları çevresel faktörlerin, moleküler yaşlanma hızında belirleyici rol oynadığını düşünüyor. Proje kapsamında, her köpeğin yaşamına dair detaylı kayıtlar tutuldu ve bu veriler, gelecekte hangi deneyimlerin yaşlanma sürecini hızlandırdığını ya da yavaşlattığını ortaya koymak için analiz edilecek. Ayrıca, yaşla birlikte değişen gen anahtarları arasında, insanlarda da yaşlanmayla ilişkili olan bağışıklık genlerinde benzer değişiklikler tespit edildi. Bu paralellik, köpeklerin yaşlanma süreçlerinin insan biyolojisiyle benzerlik gösterdiğini ve evcil köpeklerin yaşlanma araştırmalarında model organizma olarak kullanılabileceğini gösteriyor.</p><h3>Uzun vadeli takip ve yeni araştırma alanları: Moleküler yaşlanmanın sırları çözülüyor</h3><p>Köpek Yaşlanma Projesi'nin dört yıllık süresi boyunca elde edilen bulgular, köpeklerin ortalama yaşam süresinin yaklaşık dörtte birine denk geliyor. Araştırmacılar, daha uzun süreli ve daha geniş kapsamlı takiplerle, moleküler yaşlanmanın nedenleri ve sonuçları hakkında çok daha fazla bilgi elde edilebileceğine inanıyor. Özellikle zıplayan genlerin yaşlanma üzerindeki etkisini doğrudan test edebilecek yeni nesil araştırmaların başlatılması planlanıyor. Ayrıca, Arizona Eyalet Üniversitesi'nden Noah Snyder-Mackler, köpeklerde epigenetik saat teknolojisine ilişkin bir ABD patent başvurusunda da mucit olarak yer alıyor. Elde edilen sonuçlar, veteriner hekimlerin ve köpek sahiplerinin, köpeklerin yaşlanma süreçlerini daha yakından izleyerek, sağlık risklerini önceden tespit etmesine olanak sağlayabilir. Araştırmacılar, moleküler yaşlanmayı yavaşlatacak stratejilerin geliştirilmesiyle, köpeklerin sağlıklı yaşam sürelerinin uzatılmasının mümkün olabileceğini vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/buyuk-kopekler-neden-daha-702_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296957</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/icsel-ses-beyin-uzerinde-nasil-bir-etki-yaratiyor-296957</link>
      <pubDate>2026-10-26T16:53:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İçsel ses beyin üzerinde nasıl bir etki yaratıyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Japonya'da Tsukuba ve Ritsumeikan üniversitelerinden bilim insanları, içsel sesin beyin ve sinir sistemi üzerindeki etkilerini 80 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirdikleri deneylerle inceledi. Araştırmada, zihinsel konuşmanın gözbebeği tepkileri ve konsantrasyon üzerindeki rolü dikkat çekti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İçsel ses beyin üzerinde nasıl bir etki yaratıyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Japonya'nın önde gelen üniversitelerinden Tsukuba ve Ritsumeikan'da görev yapan bilim insanları, içsel sesin beyin üzerindeki etkilerini ortaya koyan dikkat çekici bir araştırmaya imza attı. 80 sağlıklı üniversite öğrencisiyle yürütülen bu deneylerde, katılımcılardan hem zihinsel olarak hem de yüksek sesle aritmetik görevleri yerine getirmeleri istendi. Araştırmacılar, bu süreçte gözbebeklerinin verdiği fizyolojik tepkileri özel ekipmanlar kullanarak ayrıntılı biçimde takip etti. Elde edilen bulgular, içsel sesin beyin ve sinir sistemi üzerinde beklenmedik sonuçlara yol açtığını gösterdi.</p><h3>Ryuta Kuwamizu: 'İçsel ses ve yüksek sesli konuşma farklı tepkiler yaratıyor'</h3><p>Çalışmanın başındaki isimlerden Ryuta Kuwamizu, içsel sesle gerçekleştirilen sayma işlemlerinin gözbebeği üzerinde normal konuşmadan çok daha farklı bir etki yarattığını vurguladı. Deneyler sırasında, katılımcılar belirli bir sayı aralığında yüksek sesle saydıklarında gözbebeklerinin çapı yaklaşık 0,4 milimetre büyüdü ve bu genişleme 10 saniyeden fazla sürdü. Ancak aynı aritmetik görev zihinden yapıldığında, gözbebeklerinde çok daha zayıf bir tepki gözlendi. Araştırmacılar, bu farkın sinir sisteminin uyanıklık düzeyindeki değişikliklere işaret ettiğini düşünüyor. Ayrıca, katılımcılar sessizce sayıları sıraladıklarında gözbebeklerinin dinlenme halindekinden daha küçük olduğu gözlemlendi. Zihinsel olarak nesneleri sayma sırasında ise belirgin bir değişiklik tespit edilmedi. Bu bulgular, içsel sesin beyin ve gözbebeği tepkileri üzerinde önemli bir rol oynadığını gösteriyor.</p><h3>Japon bilim insanları: 'İçsel konuşma konsantrasyonu artırabilir, kaygıyı tetikleyebilir'</h3><p>Araştırmada, Japonca sayılar kullanılarak yapılan görevlerde de ilginç bir sonuç ortaya çıktı. Katılımcılar zihinsel olarak ortalama 34'e kadar sayabilirken, yüksek sesle sayma görevinde bu sınır yaklaşık 30'da kaldı. Bilim insanları, içsel telaffuzun kelime dizisini daha hızlı işlemeye yardımcı olabileceğini belirtiyor. Çalışmanın yazarlarından Ryoichi Watanabe, normal konuşmanın yalnızca kelime formülasyonu değil, aynı zamanda artikülasyon, nefes kontrolü ve kendi sesini algılama gibi ek çabalar gerektirdiğine dikkat çekti. Sonuçlar, içsel diyalogun belirgin bir uyanıklık artışı olmadan konsantrasyonu destekleyebileceğini ortaya koyuyor. Ancak uzmanlar, bu özelliğin aynı zamanda kaygılı düşüncelere tekrar tekrar dönmeyi de teşvik edebileceği uyarısında bulunuyor. Araştırmanın sayma görevleriyle sınırlı olduğunu vurgulayan ekip, sinir sisteminin spontan düşünceler ve diğer içsel konuşma biçimlerine nasıl tepki verdiğinin henüz bilinmediğini de ekliyor.</p><p>Japon bilim insanlarının yürüttüğü bu içsel ses araştırması, zihinsel konuşmanın beyin ve sinir sistemi üzerindeki etkilerine dair yeni sorular doğurdu. Bulgular, içsel sesin konsantrasyonu güçlendirebileceğini ve fizyolojik tepkilerde önemli değişiklikler yaratabileceğini gösteriyor. Ancak, bu etkinin tüm içsel diyalog türlerine genellenmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/icsel-ses-beyin-uzerinde--749_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296955</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/basra-korfezinde-cevre-ve-altyapi-krizi-baede-petrol-sizintisi-nedeniyle-plajlar-kapatildi-296955</link>
      <pubDate>2026-10-26T16:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Basra Körfezi'nde çevre ve altyapı krizi! BAE'de petrol sızıntısı nedeniyle plajlar kapatıldı!]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Birleşik Arap Emirlikleri'nin Umm-el-Kuveyn bölgesi yakınlarında yaşanan büyük petrol sızıntısı nedeniyle çok sayıda plaj kapatıldı ve kıyı temizliği başlatıldı. Yetkililer, çevresel tehdidin büyüklüğüne dikkat çekerken, halkı ve deniz kullanıcılarını uyarıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Basra Körfezi'nde çevre ve altyapı krizi! BAE'de petrol sızıntısı nedeniyle plajlar kapatıldı!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşik Arap Emirlikleri'nin Umm-el-Kuveyn kıyılarında meydana gelen büyük çaplı petrol sızıntısı, ülke genelinde ciddi çevre endişelerine yol açtı. 160 kilometrekarelik bir alana yayılan sızıntı nedeniyle, başta Umm-el-Kuveyn ve Şarika olmak üzere birçok bölgede plajlar kapatıldı ve kıyı temizliği çalışmaları hız kazandı. Olay, 19 ve 21 Ekim tarihlerinde elde edilen uydu görüntüleriyle tespit edildi. Yetkililer, halkın ve deniz kullanıcılarının kirlenen alanlara yaklaşmaması için sık sık uyarılarda bulunuyor.</p><h3>BAE yetkilileri: Plajlar kapalı, kıyı temizliği sürüyor</h3><p>Petrol sızıntısının çevreye etkilerini azaltmak amacıyla, BAE'deki yerel yönetimler ve çevre kuruluşları derhal harekete geçti. Umm-el-Kuveyn ve Şarika'da plajlara erişim geçici olarak yasaklandı. Özellikle Al-Hamriya plajı tamamen kapatıldı. Uzman ekipler, kıyı hattında temizlik çalışmalarına başladı. Çevre Bakanlığı, olayın boyutlarını ve deniz ekosistemine olası zararları değerlendirmek için kapsamlı incelemeler yürütüyor. Bu süreçte, bölge sakinlerinden ve balıkçılardan yetkililerin uyarılarına uymaları istendi.</p><h3>Uzmanlar: Sızıntının kaynağı Gem No.2 olabilir</h3><p>Çatışma ve çevre alanında gözlem yapan Leon Moreland ile Orbital Risk Intelligence yöneticisi Martin Kelly, petrol sızıntısının kaynağı olarak Gem No.2 adlı tankeri işaret etti. 9 Ekim'de, Al-Jazira'nın batısında bulunan tanker, kimliği belirsiz bir mermiyle vurulduktan sonra yangın çıkmıştı. Yangın kısa sürede kontrol altına alınsa da, sızıntının başladığı tahmin ediliyor. Ancak, BAE yetkilileri henüz geminin adını ve olayın kesin koşullarını resmen doğrulamadı. Uzmanlar, petrolün deniz akıntılarıyla Şarika ve Acman'daki tuzdan arındırma tesislerine ulaşma riskine dikkat çekiyor. Windward şirketi, petrolün bu tesislere birkaç gün içinde ulaşabileceği konusunda uyarıda bulundu.</p><h3>Halk sağlığı ve çevre için uyarılar artıyor</h3><p>Sızıntının ardından, Şarika, Acman ve Umm-el-Kuveyn'de yaşayanlar yoğun bir kötü kokuya maruz kaldı. BAE İklim Değişikliği ve Çevre Bakanlığı, yayılan buharların halk sağlığı açısından tehlikeli olmadığını açıkladı. Buna rağmen, yerel yönetimler balıkçılara ve deniz kullanıcılarına kirlenmiş bölgelere yaklaşmamaları yönünde çağrıda bulunuyor. Kıyı temizliği ve çevre koruma çalışmaları, petrol sızıntısının etkilerini en aza indirmek için aralıksız devam ediyor. Yetkililer, gelişmelerle ilgili olarak kamuoyunu bilgilendirmeyi sürdüreceklerini belirtti.</p><p>Yaşanan petrol sızıntısı, BAE'nin kıyı bölgelerinde çevre güvenliği ve halk sağlığı açısından önemli bir sınav oluşturuyor. Uzmanlar, olayın etkilerinin izlenmesi ve benzer felaketlerin önlenmesi için etkin önlemlerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/basra-korfezinde-cevre-ve-676_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296954</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/antibiyotikler-dis-implanti-iltihabinda-neden-ise-yaramiyor-296954</link>
      <pubDate>2026-10-26T16:07:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Antibiyotikler diş implantı iltihabında neden işe yaramıyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Amerikalı bilim insanları, diş implantı etrafında oluşan iltihaplanmalarda antibiyotiklerin neden yetersiz kaldığını ortaya koydu. Rutgers Üniversitesi'nin yürüttüğü araştırma, titanyum parçacıklarının bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğini ve periimplantit riskini artırdığını gösteriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Antibiyotikler diş implantı iltihabında neden işe yaramıyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri'nde Rutgers Üniversitesi öncülüğünde yürütülen yeni bir araştırma, diş implantı çevresinde gelişen iltihaplanmalarda antibiyotiklerin neden çoğu zaman etkili sonuç vermediğini gözler önüne serdi. Araştırmayı yöneten Prof. Georgios Kotsakis ve ekibi, implantlarda kullanılan titanyumun zamanla çevre dokulara mikroskobik parçacıklar halinde sızdığını ve bu parçacıkların bağışıklık sisteminin bakterilerle savaşma kapasitesini önemli ölçüde azalttığını açıkladı. Diş implantı sahiplerinin yaklaşık yüzde 10 ila 20'sinde görülen ve periimplantit olarak bilinen bu durum, hem iltihaplanmaya hem de kemik kaybına yol açıyor. Dünya genelinde bu hastalıkla mücadele için her yıl bir milyar dolardan fazla harcama yapılıyor.</p><h3>Rutgers Üniversitesi'nden titanyum ve bağışıklık sistemi bulgusu</h3><p>Diş implantı uygulamalarında ortaya çıkan periimplantit vakalarının temelinde, titanyum parçacıklarının diş etine sızması yatıyor. Araştırma, bakterilerin titanyum üzerinde asidik bir tabaka oluşturarak metalin korozyonunu hızlandırdığını ve bunun sonucunda daha fazla parçacığın çevre dokulara yayıldığını ortaya koydu. Sert diş hekimliği aletlerinin implant yüzeyine zarar vermesi, bu süreci daha da hızlandırabiliyor. Titanyum parçacıkları, bakteriyel toksinlerle birleştiğinde bağışıklık hücreleri tarafından tanınıyor ve makrofajlar bu oluşumları yok etmeye çalışıyor. Ancak, makrofajlar metali parçalayamıyor ve bunun yerine sürekli interlökin-1 beta salgılayarak iltihap tepkisini sürdürüyor. Laboratuvar deneylerinde, titanyumla temas eden makrofajların bakterilere karşı etkinliğinin yüzde 50'den fazla azaldığı belirlendi.</p><h3>Kotsakis ekibi: TRPC1 kanalı ve yeni tedavi arayışları öne çıktı</h3><p>Rutgers Üniversitesi'nden Kotsakis liderliğindeki ekip, TRPC1 adı verilen kalsiyum kanalının bu süreçte kilit rol oynadığını tespit etti. Genetik olarak bu proteinden yoksun bırakılan farelerde, bağışıklık sistemi bakterilerle daha etkili mücadele edebildi ve iltihaplanmanın şiddeti ile apselerin boyutu önemli ölçüde azaldı. Şu an araştırmacılar, bu mekanizmayı hedef alan yeni maddeleri insan hücrelerinde test ediyor. Ancak, henüz bu tedavi yönteminin hastalarda işe yarayıp yaramayacağı kesinlik kazanmadı. Uzmanlar, diş implantı sonrası komplikasyonların önüne geçmek için implant yüzeyinin zarar görmesini engelleyen yöntemlerle düzenli ve profesyonel hijyen uygulamalarının hayati önem taşıdığını vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/antibiyotikler-dis-implan-163_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296953</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/9-uluslararasi-ozkan-mert-onur-odullerinde-ceviri-odulu-genjinin-hikayesi-ile-oguz-baykaranin-oldu-296953</link>
      <pubDate>2026-10-26T15:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[9. Uluslararası Özkan Mert Onur Ödülleri'nde Çeviri Ödülü, “Genji'nin Hikayesi” ile Oğuz Baykara'nın oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Uluslararası Özkan Mert Onur Ödülleri, bu yıl dokuzuncu kez sahiplerini buldu. UNESCO'nun “Yaşayan İnsan Hazineleri” yaklaşımı ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın değerlendirme ölçütleri esas alınarak belirlenen ödüller, 24 Ekim'de İstanbul Yüksek Ticaretliler Marmara Lokali'nde düzenlenen törenle sahiplerine takdim edildi. VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY) tarafından yayımlanan “Genji'nin Hikayesi” adlı eserin çevirmeni Oğuz Baykara, Çeviri Ödülü'ne layık görüldü.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[9. Uluslararası Özkan Mert Onur Ödülleri'nde Çeviri Ödülü, “Genji'nin Hikayesi” ile Oğuz Baykara'nın oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hoşgörü, barış,  kültürel miras, bilim, sanat ve insanlığa değer katan yaşamları görünür kılmak  amacıyla 2015 yılından bu yana düzenlenen Uluslararası Özkan Mert Onur Ödülleri  kapsamında şiir, edebiyat, bilim, Anadolu tarım mirası, kadın liderlik ve ilham,  görsel sanatlar ve gastronomi tarihi gibi farklı alanlarda ödüller verildi. Bu  kapsamda, VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY) tarafından yayımlanan <i>"Genji'nin  Hikayesi"</i> adlı eserin çevirmeni Oğuz Baykara, Çeviri Ödülü'ne layık  görüldü.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/88-26102026ee4bdda1.jpg"/><p> Japon edebiyatının başyapıtları arasında yer alan ve sıklıkla "dünyanın ilk romanı" olarak anılan eser, üç kuşağa yayılan anlatısı, 54 bölümü ve yaklaşık 450 karakteriyle edebiyat tarihinde önemli bir yere sahip. Oğuz Baykara'ya verilen Çeviri Ödülü, dünya edebiyatının önemli eserlerini Türkçeye kazandıran çeviri çalışmalarının kültürel mirasın aktarımındaki rolünü bir kez daha ortaya koydu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/11-261020268dd45111.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/9-uluslararasi-ozkan-mert-315_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296952</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ortak-yazili-sinav-sistemine-iliskin-merak-edilenler-sikca-sorulan-sorular-rehberi-erisime-acildi-296952</link>
      <pubDate>2026-10-26T15:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ortak Yazılı Sınav Sistemi'ne ilişkin merak edilenler! “Sıkça Sorulan Sorular” rehberi erişime açıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Millî Eğitim Bakanlığınca Ortak Yazılı Sınav Sistemi'ne (OYSS) ilişkin detaylara yer verilen “Sıkça Sorulan Sorular” rehberi hazırlanarak Bakanlığın web sitesinde erişime açıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ortak Yazılı Sınav Sistemi'ne ilişkin merak edilenler! “Sıkça Sorulan Sorular” rehberi erişime açıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından OYSS ile ilgili sıkça sorulan sorular yanıtlandı. Hazırlanan rehberde OYSS'nin amacı, öğrenci başarısı ve eğitim kalitesi bakımından önemi ve nasıl uygulanacağı ile ilgili detaylara yer verildi.</p><p>OYSS'nin okul geneli ortak yazılı sınavların hazırlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi süreçlerini dijital ortamda yürütmek amacıyla geliştirilen bir sistem olduğuna vurgu yapılan rehberde, sınavların öğretim programlarındaki öğrenme çıktılarıyla uyumlu, geçerli ve güvenilir şekilde hazırlanması ve sonuçların öğrenme çıktılarıyla uyumlu şekilde analiz edilmesinin hedeflendiği belirtildi.</p><p>Sistemle Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile uyumlu geliştirici (biçimlendirici) değerlendirme uygulamalarının, açık uçlu ve beceri temelli soruların okul düzeyindeki kullanımının yaygınlaştırılacağı kaydedilen rehberde, okullardaki ölçme ve değerlendirme uygulamalarının geçerli ve güvenilir bir yapıya kavuşturulması açısından sistemin önemine vurgu yapıldı. OYSS ile sınavlarda farklı güçlük düzeylerinde soruların dengeli şekilde kullanılmasının sağlanacağı ifade edildi.</p><p>Öğretmenler sistem üzerinde deneme uygulamaları gerçekleştirebiliyor</p><p>Sistemin kullanımına yönelik bilgilendirme ve eğitim çalışmalarının 19-23 Ekim 2026 tarihleri arasında tamamlandığı ifade edilen rehberde, öğretmenlerin sistem üzerinde deneme uygulamaları gerçekleştirebildikleri belirtildi.</p><p>Rehberde, OYSS'nin 2026-2027 eğitim öğretim yılında ortaokul 5, 6 ve 7. sınıflar Türkçe, matematik, fen bilimleri, sosyal bilgiler, din kültürü ve ahlak bilgisi, İngilizce; lise 9, 10 ve 11. sınıflar Türk dili ve edebiyatı, matematik, fizik, kimya, biyoloji, tarih, coğrafya, din kültürü ve ahlak bilgisi, felsefe ve İngilizce derslerinde uygulanacağı öğrenildi.</p><p>Ortak Yazılı Sınav Sistemi'ne ilişkin "Sıkça Sorulan Sorular" rehberine ulaşmak için <font color="#ff0000"><b><a href="https://odsgm.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2026_10/6adf225f3677d147752570_OYSS_S%C4%B1k%C3%A7a_Sorulan_Sorular_SON.pdf">tıklayınız.</a></b></font></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/ortak-yazili-sinav-sistem-463_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296951</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/14-bogazici-film-festivalinde-sinema-maratonu-basliyor-296951</link>
      <pubDate>2026-10-26T15:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[14. Boğaziçi Film Festivali'nde sinema maratonu başlıyor!]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[8-15 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek 14. Boğaziçi Film Festivali'nin biletleri Mobilet üzerinden satışa çıktı. Ulusal ve uluslararası sinemadan seçkin yapımları sinemaseverlerle buluşturacak festivalin gösterim takvimi de açıklandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[14. Boğaziçi Film Festivali'nde sinema maratonu başlıyor!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Boğaziçi  Kültür Sanat Vakfı tarafından bu yıl 14'üncüsü gerçekleştirilecek Boğaziçi Film  Festivali, 8-15 Kasım tarihleri arasında İstanbul'da sinemaseverlerle buluşmaya  hazırlanıyor. Türkiye ve dünya sinemasının dikkat çeken yapımlarını bir araya  getirecek festivalin biletleri Mobilet üzerinden satışa sunulurken,  sinemaseverlerin festival programını inceleyerek seanslarını  planlayabilecekleri gösterim çizelgesi de erişime açıldı.</p><p>Festival  filmleri; <strong>Atlas 1948, AKM Yeşilçam  Sineması ve World Cinezone Grandpera</strong>'da izlenebilecek. 14.  Boğaziçi Film Festivali'nde 13.00 ve 15.30 seanslarında gerçekleştirilecek film  gösterimlerinin bilet fiyatı 150 TL olarak belirlenirken, diğer seanslarda  biletler 200 TL'den satışa sunuluyor.</p><p>Uluslararası  Uzun Metraj Yarışması'na özel olarak hazırlanan "Uluslararası Yarışma Paketi"  ise çok yakında Mobilet üzerinden satışa sunulacak. Paket kapsamında, yarışmada  yer alan 10 filmi 900 TL karşılığında izleme fırsatı sunulacak.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/balksz1-261020263735b44e.jpg"/><p><strong>FESTİVALİN  GÖSTERİM TAKVİMİ AÇIKLANDI</strong></p><p>Ulusal ve  Uluslararası Uzun Metraj, Kısa Film ve Ulusal Belgesel Film yarışmalarının yanı  sıra özel gösterim seçkilerine de ev sahipliği yapacak 14. Boğaziçi Film  Festivali'nde, farklı coğrafyalardan ve sinema anlayışlarından yapımlar izleyiciyle  buluşacak. Festival kapsamında yarışma filmlerinin yanı sıra özel gösterimlerde  yer alan yapımlar da sinemaseverlerle buluşacak.</p><p>Festivalin  gösterim takviminde filmlerin seans ve salon bilgilerine ulaşmak, gösterim  programını inceleyerek festival günlerini planlamak için gösterim  çizelgesini ziyaret edebilirsiniz.</p><p><strong>T.C.  Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü'nün desteğiyle; Turkcell,  Türk Hava Yolları ve Fuzul'ün ana sponsorluğunda, TRT'nin kurumsal iş  ortaklığı, Anadolu Ajansı'nın Global İletişim Ortaklığı, TV+'ın Co-sponsorluğu  ve Türkmedya'nın ana medya sponsorluğunda</strong> gerçekleştirilecek <strong>14. Boğaziçi Film Festivali</strong> ile  ilgili tüm gelişmelere ve festivale dair güncel haberlere www.bogazicifilmfestivali.com adresinden ve festivalin resmi sosyal medya  hesaplarından ulaşılabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/14-bogazici-film-festival-518_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296950</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/hem-elektrik-uretiyor-hem-rekor-urun-veriyor-tarim-arazilerini-kapatan-gunes-paneli-onyargisi-coktu-296950</link>
      <pubDate>2026-10-26T15:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Hem elektrik üretiyor hem rekor ürün veriyor! Tarım arazilerini kapatan güneş paneli önyargısı çöktü]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İtalya'nın Apulia bölgesinde Bari Üniversitesi tarafından yürütülen araştırma, güneş panellerinin altında yetiştirilen üzümlerin salkım ağırlığında ve asma gelişiminde dikkat çekici artış sağladığını ortaya koydu. Sıcak iklim koşullarında güneş paneli uygulamasının üzüm verimi üzerindeki olumlu etkileri bilim dünyasında ilgi uyandırdı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Hem elektrik üretiyor hem rekor ürün veriyor! Tarım arazilerini kapatan güneş paneli önyargısı çöktü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bari Üniversitesi'nin İtalya'nın Apulia bölgesinde gerçekleştirdiği yeni araştırma, güneş panellerinin altında üzüm yetiştirmenin, asma gelişimi ve salkım ağırlığı üzerinde çarpıcı etkiler yarattığını gösterdi. Sekiz yaşındaki Primitivo çeşidi asmaların bulunduğu yaklaşık 0,9 hektarlık deneysel alanda yapılan incelemelerde, panellerin sağladığı gölgenin üzüm bitkilerini aşırı sıcaklardan koruduğu ve bu sayede hem sürgün uzunluğunda hem de salkım ağırlığında belirgin artışlar gözlendi. Özellikle sıcak ve kuru iklim koşullarında, güneş paneli uygulamasının üzüm yetiştiriciliğinde önemli avantajlar sunduğu vurgulandı.</p><h3>Profesör Ferrara: 'Gölgeleme üzümde verimi katladı'</h3><p>Araştırmanın başındaki Profesör Giuseppe Ferrara, güneş paneli gölgesinin asmalar üzerindeki olumlu etkilerini detaylandırdı. Ferrara'ya göre, gölgede yetişen üzüm sürgünleri 268 ile 274 santimetreye kadar uzarken, açık alandaki sürgünlerin ortalama uzunluğu yalnızca 115,8 santimetreyle sınırlı kaldı. Hasat döneminde de fark net olarak ortaya çıktı: Güneşte yetişen üzümlerde salkım ağırlığı ortalama 65,4 gram olurken, güneş paneli altında yetişenlerde bu rakam 164,9 grama ulaştı. Ferrara, bu sonuçların bitkilerin aşırı ısınmadan korunması ve daha verimli su kullanımı sayesinde gerçekleştiğini belirtti. Ayrıca, panellerin altındaki toprakta suyun daha iyi tutulduğuna dikkat çekti ve bu durumun özellikle kurak bölgelerde üzüm yetiştiriciliği için kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.</p><h3>Güneş paneli uygulamasının bağcılığa etkisi tartışılıyor</h3><p>Güneş paneli gölgesinin üzüm üzerindeki etkileri sadece verim artışıyla sınırlı kalmadı. Araştırmada, meyvelerin kimyasal bileşiminde de değişiklikler gözlemlendi. Güçlü gölgede yetişen üzümlerde şeker oranı açık alandakilere göre daha düşük çıktı; ancak asidite değerlerinde büyük bir farklılık görülmedi. Ayrıca, ılımlı gölgelemenin polifenol birikimini teşvik ettiği ve bunun şarabın kalitesine olumlu yansıyabileceği belirtildi. Güneş paneli uygulamasının bir başka potansiyel avantajı ise sulama ihtiyacını azaltma olasılığı olarak öne çıktı. Toprak neminin korunması sayesinde su tüketimi azalabilir; ancak araştırmacılar bu konuda henüz kesin bir veri sunmadı. Uzmanlar, bu yöntemin serin ve nemli bölgelerde verimliliği olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu. Bu nedenle, güneş paneli ve üzüm asmalarının birlikte kullanımı için yerel iklim koşulları ve üzüm çeşitlerinin özelliklerinin mutlaka dikkate alınması gerektiği ifade edildi.</p><p>Bari Üniversitesi'nin güneş paneliyle ilgili bu araştırması, sıcak ve kurak iklimlerde üzüm yetiştiriciliği yapan üreticiler için yeni bir yol haritası sunuyor. Ancak uzmanlar, her coğrafyada aynı sonuçların alınamayabileceğini ve uygulamanın yerel koşullara göre değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/hem-elektrik-uretiyor-hem-213_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296949</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/siber-suclara-yonelik-35-ilde-duzenlenen-operasyonlarda-yakalanan-75-supheli-tutuklandi-296949</link>
      <pubDate>2026-10-26T15:20:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Siber suçlara yönelik 35 ilde düzenlenen operasyonlarda yakalanan 75 şüpheli tutuklandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı, siber suçlarla mücadele kapsamında son 5 günde 35 ilde düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 275 şüpheliden 75'inin tutuklandığını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Siber suçlara yönelik 35 ilde düzenlenen operasyonlarda yakalanan 75 şüpheli tutuklandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve cumhuriyet başsavcılıklarının koordinesinde, il emniyet müdürlüklerinin siber suçlarla mücadele şube müdürlüklerince "nitelikli dolandırıcılık, yasa dışı bahis, çevrim içi çocuk müstehcenliği ve tacizi" suçlarına yönelik operasyonlar yapıldı.</p><p>Adana, Adıyaman, Antalya, Artvin, Aydın, Bolu, Bursa, Çanakkale, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Edirne, Elazığ, Erzurum, Gaziantep, Hakkari, Isparta, İstanbul, İzmir, Karabük, Kırklareli, Kilis, Kocaeli, Kütahya, Muş, Niğde, Ordu, Rize, Sakarya, Samsun, Sinop, Şırnak, Yalova ve Zonguldak'ta düzenlenen operasyonlarda 275 şüpheli yakalandı.</p><p>Şüphelilerden 75'i tutuklanırken, 46'sı hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğer şüphelilerle ilgili işlemler sürüyor.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/videos/video1-2610202637a546f4.mp4" type="video/mp4"></video><p>Zanlıların, sosyal medya platformları üzerinden "ev satış bedeli" temasıyla vatandaşları dolandırdığı, yasa dışı bahis sitelerinde para nakline aracılık ettiği, yasa dışı bahis ve kumar oynattığı, bu sitelerin reklamını yaptığı belirlendi. Şüphelilerin, ayrıca vatandaşların mobil bankacılık ve oyun hesaplarına yetkisiz erişim sağladığı ve çocuklara ait müstehcen görüntüler bulundurduğu tespit edildi.</p><p>Açıklamada, 1 Ocak-22 Ekim 2026 tarihleri arasında siber suçlarla mücadele kapsamında toplam 5 bin 62 operasyon gerçekleştirildiği, bu operasyonlarda 21 bin 378 şüphelinin yakalandığı, şüphelilerden 10 bin 769'unun tutuklandığı, 5 bin 260'ı hakkında ise adli kontrol hükümleri uygulandığı belirtildi. Aynı dönemde 45 bin 493 URL adresinin engellendiği, 89 bin 511 sosyal medya hesabına erişim kısıtlandığı ve 76 bin 887 yasa dışı bahis sitesinin erişime kapatıldığı kaydedildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/siber-suclara-yonelik-35--242_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296948</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/buzdolabinizi-sakin-bu-noktaya-koymayin-iste-elektrik-faturalarini-ucuran-o-hata-296948</link>
      <pubDate>2026-10-26T15:19:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Buzdolabınızı sakın bu noktaya koymayın! İşte elektrik faturalarını uçuran o hata]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Buzdolabı yerleşimi, evde enerji tüketimini ve cihaz ömrünü doğrudan etkiliyor. Uzman Ivan Frolovskiy, yanlış konumlandırmanın elektrik masraflarını artırabileceği ve buzdolabının erken bozulmasına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Doğru yer seçimiyle hem tasarruf sağlanıyor hem de cihazın performansı korunuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Buzdolabınızı sakın bu noktaya koymayın! İşte elektrik faturalarını uçuran o hata]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Evlerde sıkça göz ardı edilen buzdolabı yerleşimi, enerji faturalarının yükselmesine ve cihazın ömrünün kısalmasına yol açabiliyor. Buzdolabı onarım ve bakım uzmanı Ivan Frolovskiy, özellikle yanlış konumlandırılan buzdolabının, gereksiz harcamalara ve erken arızalara sebep olabileceğini belirtti. Frolovskiy, buzdolabı etrafında yeterli alan bırakılmadığında cihazın normalden fazla enerji harcadığını ve bu durumun uzun vadede hem bütçeye hem de cihaza zarar verdiğini vurguladı.</p><h3>Uzman Ivan Frolovskiy: 'Buzdolabı etrafında boşluk şart'</h3><p>Ivan Frolovskiy'ye göre, buzdolabının çevresinde uygun boşluk bırakılmaması, cihazın ısıyı dışarı atmasını zorlaştırıyor. Özellikle duvar ya da mobilyalara çok yakın yerleştirilen buzdolaplarında, kompresör belirlenen sıcaklığı sağlamak için daha fazla çalışıyor. Bu da enerji tüketiminin artmasına ve cihazın aşırı yüklenmesine neden oluyor. Frolovskiy, buzdolabı modellerine göre arka ve yanlarda farklı mesafeler bırakılması gerektiğinin altını çizdi. Entegre buzdolabı modellerinde ise havalandırma için özel gereksinimlerin dikkate alınması gerektiğini söyledi. Üretici kılavuzunun okunması ve önerilen mesafelerin uygulanması, cihazın hem verimli hem de güvenli çalışmasını sağlıyor.</p><h3>Buzdolabı yerleşiminde ısı kaynaklarından uzak durun</h3><p>Yanlış buzdolabı yerleşimiyle ilgili en sık yapılan hatalardan biri de cihazı, fırın, ocak veya radyatör gibi ısı kaynaklarının yakınına koymak. Frolovskiy, bu tür durumlarda buzdolabının soğutma performansının düştüğünü ve enerji harcamasının daha da arttığını belirtti. Ayrıca, doğrudan güneş ışığına maruz kalan alanlardan da kaçınılması gerektiğini ifade etti. Uzman, kullanıcıların buzdolabı çalışırken alışılmadık sesler duymaları, soğutma gücünde azalma veya kompresörün uzun süre durmadan çalışması gibi belirtilere dikkat etmesini önerdi. Bu tür işaretler, cihazın yanlış konumlandırıldığını veya kurulum koşullarının ihlal edildiğini gösterebilir.</p><p>Buzdolabı yerleşimi konusunda dikkatli davranmak, hem gereksiz enerji harcamalarının önüne geçiyor hem de cihazın ömrünü uzatıyor. Uzmanlar, ev sahiplerinin buzdolabı satın alırken ve kurulum sırasında üretici tavsiyelerine uymasının, uzun vadede maddi kayıpları önleyeceğini ve cihazdan en iyi verimin alınmasını sağlayacağını vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/buzdolabinizi-sakin-bu-no-737_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296947</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/yuzunuzu-yastiga-bastirarak-uyuyorsaniz-dikkat-296947</link>
      <pubDate>2026-10-26T15:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yüzünüzü yastığa bastırarak uyuyorsanız dikkat!]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Uzman kardiyolog Elena Savchenkova-Belyatko, yüzü yastığa yaslayarak uyumanın ciltte kırışıklık oluşumunu hızlandırdığına dikkat çekti. Yastık seçimi ve uyku pozisyonunun cilt sağlığı üzerindeki etkileri, özellikle kadınlar arasında merak konusu oldu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yüzünüzü yastığa bastırarak uyuyorsanız dikkat!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyolog Elena Savchenkova-Belyatko, yüzü yastığa yaslayarak uyuyanları kırışıklık tehlikesine karşı uyardı. Uzman, bu uyku pozisyonunun ciltte mekanik baskı ve sürtünmeye yol açtığını, bunun sonucunda ise 'uyku kırışıklıkları' olarak tanımlanan izlerin ve katmanların ortaya çıktığını belirtti. Özellikle kaba pamuklu ve kalın yastık kılıfları ciltte sürtünmeyi artırarak, kırışıklıkların daha hızlı oluşmasına neden oluyor. Savchenkova-Belyatko, bu alışkanlığın yalnızca geçici izlere değil, aynı zamanda cilt dokusunda mikroyaralanmalara da yol açabileceğini vurguladı.</p><h3>Doktor Savchenkova-Belyatko: 'Yastık seçimi kırışıklık riskini artırıyor'</h3><p>Doktor Savchenkova-Belyatko, cilt sağlığını korumak isteyenlere yastık seçimine dikkat etmeleri gerektiğini hatırlattı. Kalın ve sert dokulu yastık kılıfları, cilde uygulanan baskı ve sürtünmeyi artırarak kırışıklık oluşumunu hızlandırıyor. Uzman, bu tür kılıfların cildin kaymasını zorlaştırdığını, böylece ciltte daha fazla katman ve kırışıklık oluşabileceğini belirtti. Uyku sırasında yüzün yastıkla uzun süreli teması, cilt üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor. Savchenkova-Belyatko, özellikle hassas cilt yapısına sahip kişilerin bu detaya ekstra özen göstermesi gerektiğini söyledi.</p><h3>Kozmetik uygulamalarda aşırıya kaçanlara botulizm uyarısı</h3><p>Öte yandan, epidemiyolog I. Povilichenko da kozmetik amaçlı botoks uygulamalarında aşırı dozun ciddi sağlık riskleri taşıdığına dikkat çekti. Botoksun fazla kullanımı, botulizm hastalığına yakalanma riskini artırıyor. Povilichenko, botulizmin ağır klinik belirtiler gösterebileceğini ve hastalığın nörotoksin üretimi nedeniyle ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Uzmanlar, cilt sağlığını korumak için hem uyku pozisyonuna hem de kozmetik işlemlerde doz aşımına karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.</p><p>Sonuç olarak, kırışıklık riskini azaltmak ve cilt sağlığını korumak isteyenlerin uyku pozisyonlarına ve yastık seçimine özen göstermesi büyük önem taşıyor. Uzmanların uyarıları, günlük alışkanlıkların cilt üzerindeki etkilerini bir kez daha gözler önüne seriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/yuzunuzu-yastiga-bastirar-947_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296946</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/saglikli-beslenmeye-ragmen-kolesterol-neden-yukselir-296946</link>
      <pubDate>2026-10-26T15:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sağlıklı beslenmeye rağmen kolesterol neden yükselir?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Sağlıklı beslenmeye rağmen kolesterol değerlerinde yükselme yaşayan bireyler için Kardiyolog Rafael Böshe Gimaraens önemli açıklamalarda bulundu. Gimaraens, kolesterol seviyelerinin yalnızca beslenme alışkanlıklarına bağlı olmadığını, genetik ve hormonal faktörlerin de belirleyici rol oynadığını vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sağlıklı beslenmeye rağmen kolesterol neden yükselir?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı bir diyet uygulayan birçok kişi, kolesterol seviyelerinin normal düzeyde kalmasını beklerken, bazı durumlarda test sonuçları beklentilerin aksine yükselebiliyor. Kardiyolog Rafael Böshe Gimaraens, kolesterol yüksekliğinin yalnızca beslenme ile açıklanamayacağını belirterek, genetik yatkınlık, hormonal değişiklikler ve metabolik bozuklukların da bu sorunda etkili olduğunu söyledi. Gimaraens'e göre, vücuttaki kolesterolün büyük bir kısmı karaciğer tarafından üretiliyor ve bu nedenle kolesterol seviyeleri sadece gıdalardan alınan yağlara bağlı kalmıyor.</p><h3>Kardiyolog Gimaraens: Genetik faktörler kolesterolü etkiliyor</h3><p>Kardiyolog Gimaraens, ailesel hiperkolesterolemi gibi genetik geçişli rahatsızlıklarda, kolesterolün kandan atılmasında sorun yaşandığını ve bu nedenle dengeli beslenen kişilerde dahi kolesterol değerlerinin yüksek seyredebildiğini vurguladı. Ayrıca, hipotiroidizm gibi tiroid hormonlarının yetersiz üretildiği durumlarda da kolesterol seviyelerinde artış görülebileceğine dikkat çekti. Kadınlarda ise menopoz döneminde östrojen seviyesindeki düşüşün, lipid metabolizmasında değişikliklere yol açarak kolesterol artışına neden olabileceği belirtildi.</p><h3>Metabolik bozukluklar ve ilaçlar kolesterol seviyelerini değiştirebiliyor</h3><p>Gimaraens, insülin direnci ve tip 2 diyabet gibi metabolik bozuklukların da kolesterol üzerinde önemli etkileri olduğunu ifade etti. Bu hastalıklarda trigliserid seviyeleri yükselirken, 'iyi' kolesterol olarak bilinen HDL miktarı azalabiliyor. Ayrıca, bazı ilaçların, özellikle retinoidler, immünosupresanlar ve kortikosteroidlerin, lipid profilini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu. Gimaraens, kolesterol değerlerini normal seviyeye çekmek için yalnızca beslenme değişikliğiyle yetinmenin her zaman yeterli olmayabileceğinin altını çizdi. Bu tür durumlarda, altta yatan nedenlerin mutlaka araştırılması ve gerekirse ilaç tedavisine başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.</p><p>Kolesterol yüksekliğiyle mücadelede, bireylerin düzenli doktor kontrollerini ihmal etmemesi ve risk faktörlerini göz önünde bulundurması büyük önem taşıyor. Uzmanlar, kolesterol değerlerini etkileyen tüm faktörlerin dikkate alınmasının, kalp ve damar sağlığının korunmasında kritik rol oynadığını hatırlatıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/saglikli-beslenmeye-ragme-242_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296945</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/nevresimler-ne-siklikla-yikanmali-296945</link>
      <pubDate>2026-10-26T15:13:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Nevresimler ne sıklıkla yıkanmalı?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Uzman Dr. Darya Bogomolova, yatak hijyeninin sağlık üzerindeki etkilerine dikkat çekerek nevresimlerin haftada bir kez yıkanmasını önerdi. Özellikle alerjik rahatsızlığı olanlar ve evcil hayvan sahipleri için düzenli nevresim temizliği büyük önem taşıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Nevresimler ne sıklıkla yıkanmalı?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzman Dr. Darya Bogomolova, yatak hijyeninin sağlıklı bir yaşam için kritik rol oynadığını vurguladı. Bogomolova, nevresimlerin ve yastık kılıflarının yüzeyde temiz görünmesine rağmen, bir hafta sonunda mutlaka yıkanması gerektiğini belirtti. Özellikle gece boyunca ter, yağ salgıları ve ölü deri hücrelerinin kumaşlarda biriktiğine dikkat çeken Bogomolova, bu ortamın toz akarlarının çoğalmasına zemin hazırladığını ifade etti. Doktor, nevresim temizliği konusunda düzenli alışkanlıkların sağlık sorunlarını önlemede etkili olduğunu söyledi.</p><h3>Dr. Bogomolova: 'Alerjisi ve astımı olanlar için nevresim temizliği hayati'</h3><p>Dr. Darya Bogomolova, bronşiyal astım, atopik dermatit ve alerji hastalarının nevresim temizliğine diğer bireylere göre daha fazla özen göstermesi gerektiğini belirtti. Toz akarlarının yaşam ürünlerinin alerjik reaksiyonları tetikleyebileceğini açıklayan uzman, bu tür rahatsızlıkları olan kişilerin haftalık yıkama aralığını daha da kısaltmasının gerekebileceğini söyledi. Özellikle aşırı terleme, hastalık dönemleri veya nemli hava koşullarında nevresimlerin daha sık yıkanmasının önemine değindi.</p><h3>Evcil hayvan sahiplerine nevresim temizliği uyarısı</h3><p>Evcil hayvanlarla aynı yatakta uyuyanların nevresim hijyenine ekstra özen göstermesi gerektiğini vurgulayan Dr. Bogomolova, bu durumda yatak tekstilinde hayvan tüyü, salyası ve deri kalıntılarının birikebileceğini hatırlattı. Uzman, evcil hayvan sahiplerinin nevresim temizliği konusunda daha hassas davranmalarının hem kendi sağlıkları hem de aile bireylerinin sağlığı için büyük önem taşıdığını belirtti. Sonuç olarak, düzenli ve doğru nevresim temizliği, hem alerjik sorunların hem de diğer sağlık risklerinin önüne geçilmesinde etkili bir yöntem olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/nevresimler-ne-siklikla-y-741_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296944</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/aselsan-ile-ssbden-523-milyon-euroluk-hava-ve-fuze-savunma-sistemi-sozlesmesi-296944</link>
      <pubDate>2026-10-26T15:11:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ASELSAN ile SSB'den 523 milyon euroluk hava ve füze savunma sistemi sözleşmesi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[ASELSAN ile Savunma Sanayii Başkanlığı arasında yeni nesil hava ve füze savunma sistemi geliştirilmesine yönelik 523 milyon euroluk sözleşme imzalandı. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ASELSAN ile SSB'den 523 milyon euroluk hava ve füze savunma sistemi sözleşmesi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ASELSAN ile Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) arasında yeni nesil hava ve füze savunma sistemi geliştirilmesine yönelik toplam tutarı 523 milyon euro olan sözleşme imzalandı.</p><p>ASELSAN tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformuna yapılan açıklamada, taraflar arasındaki yeni iş ilişkisi duyuruldu.</p><p>Açıklamada, "ASELSAN ile SSB arasında yeni nesil hava ve füze savunma sistemi geliştirilmesine yönelik toplam tutarı 523 milyon euro olan sözleşme imzalanmıştır" ifadesine yer verildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/aselsan-ile-ssbden-523-mi-991_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296943</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/tansiyon-olcerken-neden-konusmamak-gerekiyor-296943</link>
      <pubDate>2026-10-26T15:11:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Tansiyon ölçerken neden konuşmamak gerekiyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Uzman doktor, tansiyon ölçümü sırasında konuşmanın ve yanlış vücut pozisyonunun sonuçları önemli ölçüde etkileyebileceğini vurguladı. Özellikle hipertansiyon hastaları için doğru tansiyon ölçümü hayati önem taşıyor. Ölçüm öncesi ve sırasında yapılan hatalar, yanlış teşhislere yol açabiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Tansiyon ölçerken neden konuşmamak gerekiyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir uzman doktor, tansiyon ölçümünde yapılan yaygın hataların sağlık sonuçlarını ciddi şekilde etkileyebileceği uyarısında bulundu. Özellikle kişinin ölçüm sırasında konuşması ya da yanlış vücut pozisyonunda bulunması, tansiyon değerlerinde sapmalara yol açabiliyor. Uzman, doğru tansiyon ölçümü için ölçüm öncesinde sigara, kahve veya fiziksel aktiviteden uzak durulması gerektiğini belirtti. Ayrıca, ölçüm sırasında vücudun tamamen dinlenmiş olması ve uygun manşet boyutunun seçilmesi, doğru sonuçlar için büyük önem taşıyor.</p><h3>Doktor: "Tansiyon ölçümünde konuşmak ve yanlış pozisyon sonucu bozuyor"</h3><p>Doktor, tansiyon ölçümü sırasında konuşmanın ya da bacakların çaprazlanmasının, ölçüm sonuçlarını ciddi biçimde etkilediğine dikkat çekti. Kişinin kolunu gereğinden fazla germesi veya yanlış oturması da değerlerin yanıltıcı çıkmasına neden olabiliyor. Tansiyon ölçümünde kullanılan manşetin çok dar veya çok geniş olması da doğru sonuç alınmasını engelliyor. Bu nedenle, doğru tansiyon ölçümü için hem vücut pozisyonuna hem de kullanılan ekipmana özen gösterilmesi gerekiyor.</p><h3>Tek ölçümle karar vermek riskli: Uzmanlar tekrar ölçüm öneriyor</h3><p>Uzmanlar, tansiyon ölçümünde en sık yapılan hatalardan birinin tek bir ölçüme dayanarak sonuç çıkarmak olduğunu belirtiyor. Sağlıklı bir değerlendirme için ölçümün birkaç kez tekrarlanması ve elde edilen değerlerin ortalamasının alınması öneriliyor. Ayrıca, terapist A. Popova, özellikle soğuk havalarda tansiyonun daha dengesiz seyredebileceğini ve hipertansiyon hastalarının bu dönemde daha dikkatli olması gerektiğini ifade etti. Doğru tansiyon ölçümü, hastaların gereksiz tedaviye başlamasını veya mevcut tedavinin gereksiz yere değiştirilmesini önlüyor.</p><p>Hatalı tansiyon ölçümü, yanlış teşhislere ve tedaviye yol açabileceği için herkesin ölçüm sırasında bu önemli detaylara dikkat etmesi gerekiyor. Özellikle kronik hastalığı olan bireyler, doktorlarının önerilerine uyarak düzenli ve doğru tansiyon ölçümü yapmalı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/tansiyon-olcerken-neden-k-603_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296942</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/inme-riski-neden-yasla-birlikte-yukseliyor-norolog-baslica-nedenleri-siraladi-296942</link>
      <pubDate>2026-10-26T15:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İnme riski neden yaşla birlikte yükseliyor? Nörolog başlıca nedenleri sıraladı]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Uzman nörolog Elena Ovchinnikova, inme riskinin 60 yaşından sonra belirgin şekilde arttığına dikkat çekti. Ovchinnikova, kronik hastalıkların yaşlılarda daha sık görülmesinin, inme vakalarının artmasında önemli bir rol oynadığını vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İnme riski neden yaşla birlikte yükseliyor? Nörolog başlıca nedenleri sıraladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nörolog Elena Ovchinnikova, inme riskinin 60 yaşından sonra belirgin biçimde yükseldiğini açıkladı. Uzman, yaşlanmayla birlikte beyin kan akışını olumsuz etkileyebilecek hastalıkların daha sık görüldüğünü ve bu nedenle inme olasılığının arttığını belirtti. Ovchinnikova, özellikle ileri yaşlardaki bireylerde, kronik hastalıkların yaygınlığının inme riskini ciddi biçimde yükselttiğini ifade etti.</p><h3>Ovchinnikova: 'Kronik hastalıklar inme riskini artırıyor'</h3><p>Elena Ovchinnikova, şeker hastalığı, hipertansiyon ve yüksek kolesterol gibi kronik hastalıkların yaşlılar arasında sık rastlandığını, bu durumun da inme riskini artırdığını söyledi. Ayrıca, yıllar geçtikçe ateroskleroz ve kalp ritmi bozukluklarının da daha fazla görüldüğünü vurguladı. Uzman, bu hastalıkların beyin damarlarını olumsuz etkilediğini ve inme gelişme ihtimalini yükselttiğini belirtti. 60 yaş sonrası, bu tür sağlık sorunlarının daha yaygın olması nedeniyle, inme vakalarında da artış yaşandığına dikkat çekti.</p><h3>Gençlerde inme nedenleri farklılık gösteriyor</h3><p>Ovchinnikova, genç yaş gruplarında ise inme nedenlerinin farklılık gösterdiğine işaret etti. Gençlerde genetik faktörler, damar yapısındaki bozukluklar ve kan pıhtılaşma sorunları ön plana çıkıyor. Buna rağmen, hipertansiyon ve ateroskleroz gibi hastalıkların gençlerde daha nadir görüldüğünü belirten uzman, inmenin genellikle yaşlılarda teşhis edildiğini söyledi. Ovchinnikova, 60 yaşının kesin bir sınır olmadığını, tehlikeli damar bozukluklarının daha erken yaşlarda da ortaya çıkabileceğini hatırlattı. İnme riskinin, her yaşta dikkate alınması gerektiğini vurguladı.</p><p>İnme riskinin yaşla birlikte artış göstermesi, özellikle kronik hastalıkların kontrol altına alınmasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Uzmanlar, sağlıklı yaşam tarzı ve düzenli sağlık kontrollerinin, inme riskini azaltmada etkili olduğunu belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/inme-riski-neden-yasla-bi-533_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296941</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-aziz-sancar-ve-esini-kabul-etti-296941</link>
      <pubDate>2026-10-26T15:07:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aziz Sancar ve eşini kabul etti]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar ve eşini kabul etti. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aziz Sancar ve eşini kabul etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar'ı kabul etti. Kabulde, Aziz Sancar'ın eşi Gwen Boles Sancar da yer aldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/cumhurbakanerdoanazi-261020269743154f.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/cumhurbaskani-erdogan-azi-593_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296940</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/demans-riskini-azaltmak-icin-neler-yapilabilir-296940</link>
      <pubDate>2026-10-26T15:03:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Demans riskini azaltmak için neler yapılabilir?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Nörolog Aleksey Mamatov, demans riskini azaltmak isteyenler için beyin sağlığını koruyan beş temel alışkanlığı açıkladı. Uzman, yaşam tarzı değişikliklerinin ve düzenli sağlık kontrollerinin önemine dikkat çekerek, beyin sağlığı için alınabilecek önlemleri sıraladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Demans riskini azaltmak için neler yapılabilir?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nörolog Aleksey Mamatov, demans riskini azaltmak amacıyla uygulanabilecek beş temel alışkanlığı paylaştı. Beyin sağlığını korumak isteyenlere seslenen Mamatov, düzenli sağlık kontrollerinin ve sağlıklı yaşam tarzının demans gelişme olasılığını önemli ölçüde düşürebileceğini belirtti. Uzman, özellikle kan basıncı, kan şekeri ve kolesterol düzeylerinin düzenli şekilde takip edilmesinin beyin fonksiyonları üzerindeki olumlu etkisine vurgu yaptı. Kronik hastalıkların zamanında tedavi edilmesi ve doktor tavsiyelerine uyulması, beyin sağlığı açısından kritik bir rol üstleniyor.</p><h3>Mamatov: 'Fiziksel aktivite ve sosyal etkileşim şart'</h3><p>Mamatov, yalnızca tıbbi kontrollerin değil, aynı zamanda günlük yaşamda sürdürülen fiziksel aktivitenin de demans riskini azaltmada etkili olduğunu açıkladı. Yoğun egzersiz gerekliliği bulunmadığını, ancak her gün düzenli bir şekilde hareket etmenin beyin sağlığına katkı sağladığını ifade etti. Ayrıca, kaliteli uyku, eğitim düzeyi ve çevreyle aktif ilişkiler kurmanın da beyin fonksiyonlarını olumlu yönde etkilediğini belirtti. Nörolog, işitme veya görme bozukluklarının ise demans riskiyle yakından ilişkili olduğuna dikkat çekerek, bu tür belirtilerin ortaya çıkması durumunda mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini söyledi.</p><h3>Demans riskine karşı sigara ve alkol uyarısı</h3><p>Beyin sağlığını korumanın bir diğer yolu olarak sigaradan uzak durmayı ve alkol tüketimini sınırlandırmayı öneren Mamatov, yeni bilgilere açık olmanın, kitap okumanın, farklı beceriler edinmenin ve düzenli sosyal iletişim kurmanın da demans riskini azaltmada etkili olduğuna işaret etti. Ancak, tüm bu alışkanlıkların demansa karşı kesin bir koruma sağlamadığını vurgulayan uzman, önleyici tedbirlerin vücudun genel sağlığını güçlendirdiğini ve bilinen risk faktörlerine karşı önemli bir koruma sağladığını ifade etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/demans-riskini-azaltmak-i-554_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296939</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/valilik-uyardi-istanbulda-saganak-ve-firtina-etkili-olacak-296939</link>
      <pubDate>2026-10-26T14:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Valilik uyardı: İstanbul'da sağanak ve fırtına etkili olacak]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul'da bu gece ve yarın sabah saatlerinden itibaren kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor. İstanbul Valiliği de konuyla ilgili olarak vatandaşları yaşanabilecek olumsuzluklara karşı uyardı. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Valilik uyardı: İstanbul'da sağanak ve fırtına etkili olacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Valiliği, kentte bu gece başlayıp yarın sabah saatlerinden itibaren kuvvetli ve kuzey ilçelerinde çok kuvvetli olması beklenen sağanak ile fırtınaya karşı vatandaşları dikkatli ve tedbirli olmaları konusunda uyardı.</p><p>Valilikten yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:</p><p>"Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün değerlendirmelerine göre, ilimizde bu gece beklenen sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların, yarın sabah saatlerinden itibaren kuvvetli (21-50 kg/m2), kuzey kesimlerde, Arnavutköy, Sarıyer, Beykoz, Eyüp ve Şile'de çok kuvvetli (21-75 kg/m2) olması beklenmektedir." </p><p>Kuvvetli yağışların yarın akşam saatlerinde etkisini kaybedeceğinin tahmin edildiği belirtilen açıklamada, "Rüzgarın, kuzeyli yönlerden kuvvetli (40-60 km/saat), zaman zaman kısa süreli fırtına (70 km/saat) şeklinde eseceği tahmin edilmektedir. Sıcaklıkların yarın yağışla birlikte hissedilir derecede azalarak mevsim normallerinin 3 ile 5 derece altında seyretmesi beklenmektedir. Sel, su baskını, yağış anında kuvvetli rüzgâr ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı vatandaşlarımızın dikkatli ve tedbirli olmaları önemle rica olunur" denildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/valilik-uyardi-istanbulda-972_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296938</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/tbmm-baskani-kurtulmus-eninde-sonunda-mutlaka-baskenti-kudus-olan-ozgur-bir-filistin-devle-296938</link>
      <pubDate>2026-10-26T14:56:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[TBMM Başkanı Kurtulmuş: Eninde sonunda mutlaka başkenti Kudüs olan özgür bir Filistin Devleti kurulacak]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Filistinlilerin meselesi haktır, haklıdır ve şartlar ne olursa olsun eninde sonunda mutlaka başkenti Kudüs olan özgür bir Filistin Devleti kurulacak ve inşallah dünyanın tamamı tarafından da tanınacaktır." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[TBMM Başkanı Kurtulmuş: Eninde sonunda mutlaka başkenti Kudüs olan özgür bir Filistin Devleti kurulacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Batman Üniversitesinin Merkez Kampüs Konferans Salonu'nda düzenlenen 2026-2027 Akademik Yıl Açılış Töreni'ne katılarak "Türkiye Modeli, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi" başlıklı açılış dersini verdi.</p><p>Yeni akademik yılın hayırlı olmasını dileyen Kurtulmuş, Batman'ın ve Batman Üniversitesinin ciddi gelişme katettiğini görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.</p><p>Kurtulmuş, Türkiye'nin 208 üniversitesi ve yaklaşık 6,7 milyon öğrencisiyle birlikte devasa bir yükseköğretim kadrosuna sahip olduğunu artık övünçle her yerde söylediklerini ifade etti.</p><p>Her yıl üniversiteler arasındaki yarışın daha da hızlandığını belirten Kurtulmuş, sadece sayısal olarak değil, nitelik olarak da üniversitelerin daha yukarıya çıkmakta olduğunu gördüklerini, bundan büyük bir memnuniyet duyduklarını söyledi.</p><p>TBMM Başkanı Kurtulmuş, bu sene akademik yıl açılışı dolayısıyla gittiği üniversitelerde Terörsüz Türkiye ile ilgili gelinen noktayı ve yaşadıkları bu tecrübeyi anlatmaya çalıştığını kaydetti.</p><p>Dünyanın en çalkantılı dönemlerinden birinden geçtiğine dikkati çeken Kurtulmuş, bu dönemde dünyanın bütün büyük mücadele alanlarının kesiştiği coğrafyanın da Türkiye'nin bulunduğu coğrafya olduğunu belirtti.</p><p>Türkiye'nin bu coğrafyada ayaklarını sağlam basması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, Türkiye'nin bu coğrafyada hem kendisinin geleceği hem bölge halklarının geleceği hem de dünya sisteminin esenliği bakımından çatışmaları müzakereyle ve diplomasi masasını açık tutarak çözebilme yeteneğini ortaya koyduğunu vurguladı.</p><p><b>"İSRAİL'İN SALDIRGANLIKLARI ARTIK DUR DURAK BİLMİYOR"</b></p><p>Türkiye'nin Filistin'de devam eden sorunlar karşısında da duruşunu gösterdiğini belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti:</p><p>"İsrail'in saldırganlıkları artık dur durak bilmiyor. Hele hele seçimi de bahane olarak kabul eden Netanyahu ve çetesi, sadece Gazze'de değil, Batı Şeria'daki Müslümanlara, Filistinlilere karşı her türlü zulmü yapıyor. Bundan 20 sene, 10 sene evvel bir Yahudi'nin yaşamadığı, Arapların neredeyse yüzde 100 nüfusa sahip olduğu yerlerde, mesela El Halil gibi bir şehirde bile o şehrin yapısını değiştirerek, orayı Müslümansızlaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Adına yerleşimci dedikleri gasıplar, teröristler vasıtasıyla Filistinlileri sadece evlerinden barklarından etmiyor aynı zamanda dedelerinden kalmış zeytinlerini bile sökerek Filistin'i göç etmeye zorluyorlar."</p><p><b>"İSRAİL'İN DURDURULMASI İÇİN ÇABA SARF EDEN ÜLKELERİN BAŞINDA TÜRKİYE GELİYOR"</b></p><p>Kurtulmuş, böyle bir ortamda dünyadaki her platformda sözünü sonuna kadar söyleyen ve İsrail'in durdurulması için çaba sarf eden ülkelerin başında Türkiye'nin geldiğini belirterek, bu mücadeleyi her alanda vermeye devam ettiklerini söyledi.</p><p>Gittikleri her toplantıda ne olursa olsun Filistin meselesini gündeme getirdiklerini anlatan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Maalesef birçok ülkenin temsilcisi ağzını açıp konuşamazdı ama dışarıya çıktığımızda 'Sağ olun fikirlerinize katılıyoruz.' derlerdi. Geçtiğimiz hafta Roma'da Avrupa Meclis Başkanları toplantısına iştirak ettik. Oradaki konuşmamızda yine bu konuları gündeme aldık ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki birçok ülkenin meclis başkanı, şimdi isimlerini vermeyeyim, bazıları da ismen referans vererek bizim konuşmada söylediğimiz sözlere destek verdiler. Dışarıya çıkmadan daha toplantıda insanlar açıkça Filistin konusunda Batı ülkelerinin çifte standart uyguladıklarını, örneğin Ukrayna'ya verdikleri desteği Filistin'e vermediklerini açıkça konferans salonunda dile getirdiler. Şunu söylemek istiyorum, hak tek başına en güçlüdür, hak tek başına en üstündür. Haklı olana, hak olana asla kimse galip gelemez, onu yenemez. Filistinlilerin meselesi haktır, haklıdır ve şartlar ne olursa olsun eninde sonunda mutlaka başkenti Kudüs olan özgür bir Filistin Devleti kurulacak ve inşallah dünyanın tamamı tarafından da tanınacaktır."</p><p><b>"TÜRKİYE AKDENİZ'DE EGEMENLİĞİNİ AÇIKÇA İLAN EDEN BİR ÜLKE KONUMUNA GELMİŞTİR"</b></p><p>Bu bölgede birçok meselede Türkiye olarak hep müzakereyi esas aldıklarını ifade eden Kurtulmuş, bunlardan birinin de Doğu Akdeniz'deki gelişmeler olduğunu aktardı.</p><p>Türkiye ile Libya arasında 2019'da imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasının Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmasını da değerlendiren Kurtulmuş, "Bu, Türkiye için diplomatik olarak büyük bir başarıdır. Böylece Sevilla haritası çerçevesinde Türkiye'yi Akdeniz Körfezi'ne hapsetmek isteyen emperyalist proje çökmüş ve Türkiye bugün Akdeniz'de egemenliğini açıkça ifade ve ilan eden bir ülke konumuna gelmiştir. Bu anlaşmanın gerçekleşmesiyle birlikte hem Türkiye kazanacak hem Libya kazanacak hem de bölgemizdeki dost ve kardeş ülkelerin tamamı bu gelişmeden faydalanacaklardır." diye konuştu.</p><p>Bu coğrafyada esas amaçlarının ateşe benzinle gitmek olmadığını, ateşi söndürecek devlet aklını kullanan mekanizmalarla, demokrasiyi açık tutarak ve diplomasi kanallarını kullanarak sonuç almak olduğunu dile getiren Kurtulmuş, "Sevilla Anlaşması'nı yerle bir eden Libya ile sınır yetki alanları, deniz yetki alanları anlaşması bu çerçevede önemli ve başarılı bir adımdır. Bu coğrafyada Türkiye'nin hem güçlü olması hem çatışmalardan uzak barış ve esenlik içerisinde olması hem de kendi içerisinde kendisini tahkim etmiş güçlü bir iç yapıya sahip olması kaçınılmazdır." ifadelerini kullandı.</p><p><b>"DEVLET AKLIYLA MİLLET VİCDANI ÖRTÜŞTÜ VE TERÖRÜN SONA ERDİRİLMESİ İÇİN ÇOK BÜYÜK BİR KARARLILIK ORTAYA ÇIKTI"</b></p><p>Türkiye'de iç kalenin tahkim edilmesi adına başlatılan Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de değerlendirmede bulunan Kurtulmuş, "İç kaleyi tahkim etme fikri, siyasi bir vizyon gereği ortaya çıkmamış, Türkiye'nin istikbalinin bir gereği olarak ortaya çıkmıştır. Bu çerçevede terörün sona erdirilmesi için öncelikle siyaset olarak üzerimize düşen bütün sorumlulukları yerine getirmeye gayret ettik." diye konuştu.</p><p>Türkiye'de terörün bitirilmesi için geçmişte de çalışmaların yapıldığına dikkati çeken Kurtulmuş, "Şimdi ilk sefer bunu iddiayla söylüyorum, Türkiye'de devlet aklıyla millet vicdanı örtüştü ve terörün sona erdirilmesi için çok büyük bir kararlılık ortaya çıktı. Bu süreçte başta Sayın Cumhurbaşkanı'mız olmak üzere sürece destek veren bütün siyasi partilere, bütün siyasi liderlere canı yürekten teşekkür ediyorum." dedi.</p><p><b>"DÜNYA DEMOKRASİSİ İÇİN ÖRNEK BİR ÇALIŞMA OLDU"</b></p><p>TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çalışmaları hakkında da bilgi veren Kurtulmuş, bu süreçte, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un 467 milletvekilinin rekor oyuyla kabul edildiğini anlattı.</p><p>Kurtulmuş, "Bu, Türkiye demokrasisinde bir ilktir. Bu kadar büyük bir kabul hiçbir yasanın etrafında gerçekleşmemiştir. Hem devletin aklı hem milletin vicdanı bu konuda ortak bir noktaya gelmiş ve Allah'a çok şükür şimdiye kadar gelinen noktada sonuç almış olduk." ifadelerini kullandı.</p><p>TBMM Başkanı Kurtulmuş, bu kapsamda yürütülen çalışmalara "Türkiye modeli" dediklerini belirterek, şöyle devam etti:</p><p>"Çatışma çözümleri modellerinde hep bir üçüncü göz ya da başka bir ülke veya uluslararası bir kuruluş vardır ama 'Türkiye Modeli' dediğimiz bu modelde bir üçüncü göz yoktur. Üçüncü göz de birinci göz de milletin bizatihi kendisidir, Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir, millet adına milletin temsilcileridir. Yasanın gereği olarak Cumhurbaşkanı Yardımcısı'nın başkanlığında bir üst kurul çalışmalarına başladı ve başarıyla sürdürüyor. Önümüzdeki günlerde kısa sürede parlamentodaki siyasi partilerden oluşacak temsilcilerle bu sürecin Meclis tarafından gözetlenmesi ve takip edilmesi için bir izleme komisyonu kurulacaktır. İnşallah sonucu da en kısa zamanda alacağımızı biliyorum. Bundan sonra da inşallah bu süreç devam edecektir."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/tbmm-baskani-kurtulmus-en-229_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296937</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/bayraktartb2den-kontrol-edilen-pirana-kida-hedefi-boyle-imha-etti-selcuk-bayraktar-gokyuzu-296937</link>
      <pubDate>2026-10-26T14:53:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[BayraktarTB2'den kontrol edilen PİRANA KİDA hedefi böyle imha etti! Selçuk Bayraktar: Gökyüzünde kontrol, denizde zafer]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[MKE tarafından yerli ve milli olarak geliştirilen PİRANA KİDA, Bayraktar TB2 üzerinden kontrol edilerek 100 kilogramlık harp başlığıyla hedefini imha etti. Baykar Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar "Gökyüzünde kontrol, denizde zafer. BayraktarTB2'den kontrol edilen PİRANA KİDA, hedefi başarıyla imha etti!" ifadeleri kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[BayraktarTB2'den kontrol edilen PİRANA KİDA hedefi böyle imha etti! Selçuk Bayraktar: Gökyüzünde kontrol, denizde zafer]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Makine Kimya Endüstrisi (MKE) tarafından yerli ve milli olarak geliştirilen PİRANA Kamikaze İnsansız Deniz Aracı (KİDA), TURNAs-2026 kapsamında Bayraktar TB2 üzerinden kontrol edilerek 100 kilogramlık harp başlığıyla hedefini imha etti. 40 knotun üzerindeki hızı, 200 deniz milini aşan görev menzili ve 100 kilogramlık harp başlığına sahip PİRANA, RF ve SATCOM haberleşme sistemleri sayesinde uzaktan kumandalı veya otonom olarak görev yapabiliyor. Düşük radar kesit alanına sahip tasarımı ve yüksek manevra kabiliyetiyle tespit edilme riskini azaltan PİRANA, tekli kullanımın yanı sıra sürü konseptiyle de görev yapabiliyor. Uydu haberleşmesi sayesinde uzak mesafelerden sevk ve idare edilebilen sistem, farklı harekat senaryolarında kullanılabiliyor.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/videos/c1948156-26102026bf0ad0f2.mp4" type="video/mp4"></video><p>Görüntüyü sosyal medya hesabından paylaşan Baykar Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar, "Gökyüzünde kontrol, denizde zafer. BayraktarTB2'den kontrol edilen PİRANA KİDA, hedefi başarıyla imha etti!" ifadeleri kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/bayraktartb2den-kontrol-e-346_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296936</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/disisleri-bakani-fidan-kktc-basbakani-ustel-ile-ankarada-gorustu-296936</link>
      <pubDate>2026-10-26T14:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, KKTC Başbakanı Üstel ile Ankara'da görüştü]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı Üstel ile Ankara'da bir araya geldi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, KKTC Başbakanı Üstel ile Ankara'da görüştü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel ile Ankara'da bir araya geldi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/disisleri-bakani-fidan-kk-445_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296935</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/dunya-bu-ilaci-konusuyor-sac-dokulmesine-son-verecek-hap-klinik-denemeyi-gecti-296935</link>
      <pubDate>2026-10-26T14:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dünya bu ilacı konuşuyor! Saç dökülmesine son verecek hap klinik denemeyi geçti]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Amerikan ilaç şirketi Veradermics'in geliştirdiği VDPHL01 hapı, erkek tipi saç dökülmesinin tedavisinde yeni bir umut doğurdu. 536 erkek üzerinde yapılan klinik denemede, VDPHL01 saç sayısında belirgin artış ve ciddi yan etki görülmemesiyle dikkat çekti. FDA onay süreci öncesi alınan bu sonuçlar, erkek saç dökülmesinde çığır açabilecek bir gelişmeye işaret ediyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dünya bu ilacı konuşuyor! Saç dökülmesine son verecek hap klinik denemeyi geçti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika merkezli ilaç firması Veradermics, erkek tipi saç dökülmesinin tedavisinde geliştirdiği VDPHL01 adlı deneysel hapın, son klinik denemede çarpıcı sonuçlar elde ettiğini açıkladı. Şirketin paylaştığı verilere göre, VDPHL01 hapı, 536 erkek üzerinde yapılan üçüncü aşama klinik çalışmada saç büyümesini gözle görülür şekilde artırdı. Tedavi sırasında ciddi yan etki bildirilmemesi, yeni tedavi seçeneği arayanlar için umut oldu. Henüz piyasaya sunulmayan VDPHL01'in, FDA onayı sürecine girmeden önceki bu başarısı, erkek tipi saç dökülmesinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.</p><h3>Veradermics, VDPHL01 ile klinik başarıya ulaştı</h3><p>VDPHL01, bilinen minoksidil etken maddesinin özel bir kontrollü salım teknolojisiyle geliştirilmiş hali olarak öne çıkıyor. Bu yeni formül, ilacın vücutta kademeli olarak salınmasını sağlayarak hem saç dökülmesine karşı etkinlik sağlıyor hem de olası yan etkilerin kontrolünü kolaylaştırıyor. Klinik çalışmaya katılan 536 erkek, hafif ve orta düzeyde androjenetik alopesi tanısı aldı ve üç ayrı gruba ayrıldı. Birinci grup VDPHL01 hapını günde bir kez, ikinci grup günde iki kez kullanırken, üçüncü grup ise plasebo aldı. Altı aylık tedavi sonunda, günde bir kez VDPHL01 kullananlar santimetrekare başına ortalama 28,6 yeni saç teli kazanırken, günde iki kez kullananlarda bu sayı 36,4'e ulaştı. Plasebo grubunda ise artış yalnızca 6,6 saç teliyle sınırlı kaldı. Bu çarpıcı fark, VDPHL01'in erkek saç dökülmesi tedavisinde etkili bir seçenek olabileceğini gösterdi.</p><h3>VDPHL01'in güvenlik profili ve FDA onay süreci</h3><p>Veradermics, VDPHL01'in klinik denemelerinde ciddi yan etki saptanmadığını duyurdu. Özellikle kardiyovasküler olaylara rastlanmaması, ilacın güvenlik açısından güçlü bir profil sergilediğini ortaya koydu. Bununla birlikte, tedavi sürecinde bazı katılımcılarda hafif yan etkiler görüldü. Periferik ödem ve vücudun farklı bölgelerinde istenmeyen tüylenme gibi etkiler raporlandı. Bu durum, VDPHL01'in tamamen risksiz olmadığını, ancak ciddi sağlık sorunlarına yol açmadığını gösteriyor. Denemeye katılanların yüzde 78,8 ila 85'i, kullandıkları dozaj oranına göre, saçlarında belirgin iyileşme bildirdi. Ayrıca, plasebo ile kıyaslandığında anlamlı farklılıklar ikinci aydan itibaren ortaya çıkmaya başladı. Şirketin önceki çalışmalarıyla birleştirildiğinde, VDPHL01'in klinik verileri 1.000'den fazla erkeği kapsıyor. Ancak VDPHL01 henüz deneysel statüde ve Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi'nden (FDA) onay almadı. Şirket, altı aylık tedavi sonuçlarının umut verici olduğunu belirtirken, uzun vadeli güvenlik ve etkinlik için yeni veriler toplamayı sürdürüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/dunya-bu-ilaci-konusuyor--118_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296934</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/50-yil-sonra-yeniden-sylvester-stallone-yeni-bir-rocky-bolumu-yazdigini-itiraf-etti-296934</link>
      <pubDate>2026-10-26T14:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[50 yıl sonra yeniden! Sylvester Stallone yeni bir Rocky bölümü yazdığını itiraf etti]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Hollywood'un ünlü yıldızı Sylvester Stallone, Rocky'nin 50. yılı yaklaşırken serinin devamı için yeni bir senaryo kaleme aldığını duyurdu. Stallone, Rocky'nin hayatının ring dışında nasıl şekillendiğini anlatacak bu hikâyeye izleyicilerin ilgi gösterip göstermeyeceğinden emin olmadığını da vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[50 yıl sonra yeniden! Sylvester Stallone yeni bir Rocky bölümü yazdığını itiraf etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rocky serisinin efsanevi yıldızı Sylvester Stallone, serinin 50. yılına yaklaşırken hayranlarını heyecanlandıran bir açıklama yaptı. Hollywood'un usta oyuncusu, Rocky Balboa karakterinin ring dışındaki yaşamını konu alan yeni bir senaryo yazdığını duyurdu. Stallone, senaryonun hazır olduğunu belirtirken, izleyicilerin bu hikâyeye nasıl tepki vereceği konusunda ise kararsız olduğunu ifade etti. Rocky'nin 20 Kasım'daki 50. yıl dönümü öncesinde gelen bu gelişme, serinin geleceğine dair merakları artırdı.</p><h3>Sylvester Stallone: 'Rocky'nin yeni hikâyesi ring dışında geçecek'</h3><p>Sylvester Stallone, TV Insider'a verdiği röportajda Rocky karakterinin yeni bir yönünü keşfetmek istediğini söyledi. Ünlü oyuncu, yazdığı senaryoda Rocky'nin artık ringde değil, hayatının başka bir alanında mücadele ettiğini anlattı. Stallone, karakterin yaşadığı mahallenin değişimiyle yüzleşmesini ve yaşamını yardıma muhtaç insanlara adamaya başlamasını merkeze aldığını belirtti. Rocky'nin ring dışında karşılaştığı zorluklar, hem karakterin gelişimini hem de çevresindeki toplumsal dönüşümü gözler önüne serecek. Stallone, bu yeni hikâyenin izleyiciler için ne kadar ilgi çekici olacağından emin olmadığını, senaryoyu öncelikle kendi isteğiyle kaleme aldığını da ekledi.</p><h3>Rocky serisi için prequel ihtimali gündemde</h3><p>Stallone, yeni senaryonun yanı sıra, Rocky evreninde bir prequel yani ön hikâye filmi fikrine de sıcak baktığını açıkladı. Karakterlerin geçmişine ve yollarının nasıl kesiştiğine dair pek çok fikri olduğunu belirten oyuncu, özellikle 1960'lı yıllarda Amerika'da yaşanan toplumsal değişimlerin bu projeye zengin bir arka plan oluşturacağını vurguladı. Stallone, Rocky'nin ve diğer karakterlerin başlangıç noktalarına odaklanacak bir prequel filminin de büyük ilgi görebileceğini düşünüyor. Ayrıca, yakın zamanda vizyona girecek "I Play Rocky" adlı filmle birlikte, Rocky Balboa'nın sinema tarihindeki etkisinin devam ettiğini ifade etti.</p><p>Rocky serisinin ilk filminden bu yana geçen neredeyse yarım asır, hem karakterin hem de Stallone'un sinema dünyasındaki yerini sağlamlaştırdı. Yeni senaryo ve olası projeler, Rocky efsanesinin önümüzdeki yıllarda da gündemde kalmaya devam edeceğine işaret ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/50-yil-sonra-yeniden-sylv-257_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296933</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/apple-guvenlik-ekibinden-duyuruldu-internet-tarihinin-en-buyuk-sertifika-krizlerinden-biri-onlendi-296933</link>
      <pubDate>2026-10-26T14:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Apple güvenlik ekibinden duyuruldu! İnternet tarihinin en büyük sertifika krizlerinden biri önlendi]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Apple, Hindistan merkezli eMudhra'nın zayıf bulunan sekiz ara sertifika otoritesine ait anahtarlar nedeniyle web güvenliği konusunda önemli bir adım attı. Şirket, Safari ve Mail gibi uygulamalarda riskli sertifikaları otomatik olarak engellerken, macOS kullanıcıları için ek bir güncelleme hazırlıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Apple güvenlik ekibinden duyuruldu! İnternet tarihinin en büyük sertifika krizlerinden biri önlendi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Apple, Hindistan merkezli eMudhra'nın sekiz ara sertifika otoritesine ait kriptografik anahtarlarının güvenlik riski oluşturduğunun ortaya çıkmasının ardından, kullanıcılarını korumak için harekete geçti. Güvenlik araştırmacıları, bu anahtarların yeterince güçlü olmadığını ve kötü niyetli kişilerin meşru web sitelerini taklit etmesine olanak tanıyabileceğini duyurdu. Her ne kadar şu ana kadar bu anahtarların zararlı amaçlarla kullanıldığına dair bir bulgu olmasa da, Apple ve diğer büyük tarayıcı geliştiricileri, kullanıcıların hassas bilgilerinin tehlikeye girmemesi için hızlı önlemler aldı.</p><h3>Apple: 'eMudhra sertifikaları Safari ve Mail'de engellendi'</h3><p>Apple, 19 Ekim itibarıyla Safari, Mail ve şirketin ağ ile güvenlik çerçevelerini kullanan uygulamalarda, eMudhra'nın riskli TLS web sertifikalarını otomatik olarak engellemeye başladı. Bu engelleme işlemi, herhangi bir manuel güncelleme gerektirmiyor. Böylece, Apple cihaz sahipleri ek bir işlem yapmadan korunuyor. eMudhra'nın sertifikalarının, Chrome, Edge ve Firefox gibi diğer popüler tarayıcılar tarafından da güvenilir olarak kabul edilmesi, tehdidin kapsamını genişletiyor. Apple'ın aldığı bu önlem, milyonlarca kullanıcının kişisel verilerinin korunmasına katkı sağlıyor.</p><h3>macOS güncellemesi ve sistem yöneticilerine özel uyarı</h3><p>Apple, komut satırı araçlarını kullanan macOS kullanıcılarına ise özel bir uyarıda bulundu. Şirket, bazı komut satırı araçlarının hala tehdit altındaki eMudhra sertifikalarını kabul edebileceğine dikkat çekti. Bu nedenle, sistem yöneticileri ve ileri düzey kullanıcıların, /etc/ssl/cert.pem dosyasından ilgili kök CA sertifikalarını manuel olarak kaldırmaları önerildi. Apple, bu işlemi otomatikleştirecek bir macOS güncellemesi üzerinde çalıştığını açıkladı. Ancak güncellemenin ne zaman yayınlanacağına dair bir tarih verilmedi. Kullanıcıların, yeni güncelleme çıkana kadar dikkatli olmaları ve gerekli adımları atmaları tavsiye edildi.</p><p>Apple'ın eMudhra sertifikalarına yönelik aldığı bu önlemler, şirketin kullanıcı güvenliğine verdiği önemi bir kez daha gözler önüne seriyor. macOS için hazırlanan güncellemenin yayınlanmasıyla birlikte, web güvenliği alanında oluşan risklerin daha da azalması bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/apple-guvenlik-ekibinden--137_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296932</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/windows-11de-devrim-niteliginde-performans-donemi-intel-apx-destegi-resmen-test-ediliyor-296932</link>
      <pubDate>2026-10-26T14:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Windows 11'de devrim niteliğinde performans dönemi! Intel APX desteği resmen test ediliyor!]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Microsoft ve Intel, Windows 11 için geliştirdikleri APX desteğiyle 64-bit performansında önemli bir sıçrama hedefliyor. Yeni özellik, test aşamasında kullanıcıların dikkatini çekerken, işlemci verimliliğinde yüzde 10'a varan iyileşme vadediyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Windows 11'de devrim niteliğinde performans dönemi! Intel APX desteği resmen test ediliyor!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Microsoft ve Intel, Windows 11 kullanıcılarını yakından ilgilendiren önemli bir gelişmeye imza attı. İki teknoloji devinin iş birliğiyle, Windows 11'in 64-bit sürümünde APX (Gelişmiş Performans Uzantıları) desteği test edilmeye başlandı. Özellik, Rubidium kod adlı Insider derlemesinde ilk kez görüldü ve geliştiricilerin basit bir anahtar yardımıyla APX'yi etkinleştirmesine olanak tanıyor. Kullanıcılar, bu özelliği aktif hâle getirdiklerinde sistem yeniden başlatma talep ediyor. Microsoft'un yeni özelliği, önümüzdeki Windows 11 27H2 güncellemesiyle birlikte geniş çapta kullanıma sunması bekleniyor. Performans artışı sağlayan bu destek, özellikle uyumlu Intel işlemcilerde belirgin bir hız ve verimlilik artışı getirecek.</p><h3>Intel'den APX ile işlemci mimarisinde devrim</h3><p>Intel, 2023 Temmuz'unda tanıttığı APX talimat setiyle mevcut işlemci mimarisinde önemli bir yenilik sundu. Şirket, 2026 Ağustos'unda APX mimarisinin dokuzuncu versiyonunu yayımlayarak bu teknolojiyi daha da olgunlaştırdı. APX'nin en çarpıcı özelliği, genel amaçlı kayıtların sayısını 16'dan 32'ye çıkarması. Bu değişiklik, işlemcilerin daha fazla veriyi doğrudan kayıtlarında tutmasını sağlıyor ve belleğe erişim ihtiyacını azaltıyor. Intel'in simülasyonlarına göre, APX ile derlenen kodlarda yüzde 10 daha az yük, yüzde 20'nin üzerinde daha az depolama ve toplamda yüzde 10 daha az talimat kullanımı mümkün. Bu oranlar, işlemci performansını doğrudan etkileyerek, kullanıcı deneyimini gözle görülür şekilde iyileştiriyor. Ayrıca, APX'in sunduğu üç operandlı talimatlar ve yeni veri hedefi (NDD) kaydı, gereksiz veri hareketlerini azaltıyor. Bu sayede, işlemciler hem daha hızlı hem de daha verimli çalışabiliyor.</p><h3>Microsoft, Windows 11'e APX desteğini entegre ediyor</h3><p>Microsoft, Windows 11'in Rubidium kod tabanında APX desteğini aktif olarak test ediyor. Bu gelişme, özellikle Windows 11 27H2 ve 26H2 sürümlerinde performans odaklı yeniliklerin öne çıkacağına işaret ediyor. Insider derlemesi 29695'te yer alan yeni anahtar, geliştiricilere APX özelliğini hızlıca açıp kapatma imkânı sunuyor. Özelliğin açıklamasında, "Windows'un daha iyi performans için APX kullanmasına izin ver" ifadesi dikkat çekiyor. APX'nin sağladığı avantajlar, özellikle SPEC CPU 2017 Tam Sayı benchmark testlerinde ortaya çıkıyor. Intel'in tahminlerine göre, APX sayesinde işlemciler çok daha az yük ve depolama işlemiyle yüksek performans sunabiliyor. Microsoft'un bu desteği yaygınlaştırması, Windows 11 kullanıcılarının yeni nesil donanımdan maksimum verim almasını kolaylaştıracak. Şirket, 26H2 sürümüne geçişi de desteklenen sistemlerde daha erişilebilir hâle getiriyor.</p><h3>APX ile Windows 11'de performans ve verimlilik artışı</h3><p>APX, yalnızca donanım seviyesinde değil, yazılım ve derleyici tarafında da kapsamlı yenilikler getiriyor. GCC 15 derleyici sürümünde tam APX desteği sağlanmış durumda. Yeni üç operandlı talimatlar, koşullu yükleme ve depolama komutları, dallanmayı azaltma ve gereksiz durum bayrağı güncellemelerinden kaçınma gibi avantajlar sunuyor. Özellikle yeni No Flags (NF) özelliği, işlemcinin gereksiz bayrak güncellemelerini önleyerek hız kaybının önüne geçiyor. PUSH2 ve POP2 talimatları, kayıtları kaydetme ve geri yükleme süreçlerinde daha yüksek verim sağlıyor. Ayrıca, 64-bit mutlak doğrudan atlama talimatı, talimat setinin kapsamını genişletiyor. Tüm bu yenilikler, Windows 11 kullanıcılarının günlük iş akışlarında daha hızlı ve akıcı bir deneyim yaşamalarını mümkün kılıyor. Microsoft ve Intel'in bu ortak adımı, işletim sistemi ve donanım arasındaki uyumu güçlendirerek yeni nesil bilgisayarların potansiyelini en üst düzeye çıkarmayı hedefliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/windows-11de-devrim-nitel-693_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296931</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ticaret-bakani-bolat-turkiye-dunyanin-onde-gelen-celik-ureticileri-arasinda-yer-aliyor-296931</link>
      <pubDate>2026-10-26T14:29:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ticaret Bakanı Bolat: Türkiye, dünyanın önde gelen çelik üreticileri arasında yer alıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye'nin geniş üretim kapasitesi ve güçlü dış ticaret ağı ile hem ihracat hem de ithalat yaparak dünyanın önde gelen çelik üreticileri ve çelik ticaret merkezleri arasında yer aldığını söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ticaret Bakanı Bolat: Türkiye, dünyanın önde gelen çelik üreticileri arasında yer alıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Çelik İhracatçıları Birliği'nin (ÇİB) desteğiyle düzenlenen Steel Networking Summits 2026'da yaptığı konuşmada, çelik imalatının, sanayinin, ekonominin ve savunmanın ana girdisi sektörlerden olduğunu belirtti.</p><p>Bir ülkenin kendisini savunabilmesi ve ayakta kalabilmesi açısından güçlü çelik sanayisinin olmazsa olmaz şart olduğunu vurgulayan Bolat, altyapının, ulaştırmanın, enerjinin, makine imalatının ve savunma sanayisinin temelinde çelik sektörünün yattığını dile getirdi.</p><p>Bolat, dünyanın büyük ekonomilerinin metal, çelik ve mühendislik sektörlerini geliştirerek dünya ekonomisinde öncü olarak yer aldıklarına dikkati çekerek, metal, mühendislik ve otomotiv sektörlerinin birbirlerine bağlı, geçen yüzyılda ve yakın zamana kadar en stratejik sektörler olarak ülke sanayilerinin ve ekonomilerinin omurgasını oluşturduklarını anlattı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/42866877.jpg"/><p>Bu toplantıda 80'den fazla ülkeden 400'ün üzerinde katılımcının ağırlandığını belirten Bolat, "200'ü aşkın uluslararası sektör temsilcileri aramızdalar. 30'dan fazla da üst düzey konuşmacılar burada çelik zirvesinde söz alacaklar ve tartışmalara katkıda bulunacaklardır. Buradaki amaç, 'Küresel çelik sektörü nereye gidiyor?', bunları ortaya koymak, geleceği planlamak ve dünyadaki çelik sektörünü ilgilendiren trendleri tartışmaktır." ifadelerini kullandı.</p><p>Bakan Bolat, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p><p>"Türk çelik sektörü, 2025 yılında 38,1 milyon ton ham çelik üretimi gerçekleştirerek dünyada yedinci, Avrupa'da ise birinci sırada yer almıştır. Çelik sektöründeki güçlü konumumuz, inşaat, otomotiv, makine, enerji, ulaştırma, gemi inşa ve savunma sanayileri açısından da adeta bir lokomotif görevi görmektedir. Türkiye, geniş üretim kapasitesi ve güçlü dış ticaret ağı ile hem ihracat yaparak hem ithalat yaparak dünyanın önde gelen çelik üreticileri ve çelik ticaret merkezleri arasında yer almaktadır. Bugün ülkemiz, 2025 yılı itibarıyla 615 milyar dolara ulaşan küresel çelik ticaretinde 17,1 milyar dolarlık ihracatı ve 200'den fazla ülkeye ulaşan ağıyla dünyanın 10'uncu çelik ihracatçısı konumundadır. Çelik ihracatımızın yüzde 42,3'lük bölümünü Avrupa Birliği'ne gerçekleştirmemiz, sektörümüzün uluslararası rekabet gücünün en somut kanıtı konumundadır."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/42866878.jpg"/><p>Yüksek standartların istendiği Avrupa pazarında Türk çeliğinin aranılan bir ürün olmasının iftihar vesilesi olduğuna işaret eden Bolat, "Türk çelik sektörünün en önemli özelliklerinden birisi, üretim kapasitesinin yüzde 78'inin hurda bazlı elektrik ark ocağı teknolojisine dayanmasıdır. Üretimde ağırlıklı olarak hurda çelik kullanan Türk çelik sektörü, 27,5 milyon ton ham çelik üretirken 18,8 milyon ton çelik hurdası ithal etmiştir. Türkiye, bu anlamda dünyada hurda çelik ithal eden de önemli bir ülke konumundadır." şeklinde konuştu.</p><p><strong>"ÖNCELİĞİMİZ, YEŞİL DÖNÜŞÜMÜ DESTEKLERKEN İHRACATÇILARIN ORANTISIZ MALİYET ENGELLERİYLE KARŞILAŞMAMASINI SAĞLAMAKTIR"</strong></p><p>Ticaret Bakanı Bolat, ABD ve Avrupa Birliği'nin çelik sektörüne yönelik kararlarının ticareti önemli ölçüde etkilediğine işaret ederek, bu tedbirlerin yalnızca ihracatçı ülkeleri değil girdiye ihtiyaç duyan sanayi kolu yatırımcılarını ve nihai tüketicileri de olumsuz etkilediğini dile getirdi.</p><p>Bolat, "Uluslararası ticaret kurallarıyla bağdaşmayan ve ticaret ortaklarıyla yeterli istişareler, müzakereler yürütülmeden hayata geçirilen tek taraflı bu kısıtlamalar, kalıcı bir çözüm sunamamaktadır ve bu tür engeller hurda bazlı ve düşük karbonlu çeliğin verimli biçimde dolaşımını da sınırlandırdığı için çelikte ve sanayideki yeşil dönüşüm hedeflerine de zarar vermektedir." diye konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/42866879.jpg"/><p>Türkiye Cumhuriyeti ve Hükümeti olarak küresel refahın artırılabilmesi için şeffaf, kurallara dayalı, adil ve serbest ticaretin gerekliliğini her fırsatta vurguladıklarını ve savunduklarını belirten Bakan Bolat, Avrupa Birliği'nin Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olduğunu ve Türkiye'nin de Avrupa Birliği'nin beşinci büyük ticaret ortağı olduğunu söyledi.</p><p>Bolat, Avrupa Birliği'nin çelik kotalarını 1 Temmuz 2026'dan itibaren yüzde 50 daraltmasının ve 2026'nın başında uygulanmaya başlanan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SKDM), çelik sektörünü doğrudan etkilediğini vurgulayarak, "2026 yılı ocak ile eylül arası 9 aylık dönemde SKDM kapsamındaki çelik ürünlerinde Türkiye'nin AB'ye ihracatında yüzde 1,7 azalma olmuştur. Türkiye'nin AB dışındaki ülkelere ihracatında ise yüzde 10 artış olmuştur. Demir-çelik sektöründe AB'ye ihracatımızda yüzde 6,7'lik bir düşüş genel anlamda yaşanmıştır. Emisyonların ölçülmesi, doğrulanması, düşük karbonlu üretime geçişi zorunlu kılan bu süreçte önceliğimiz, yeşil dönüşümü desteklemek ama ihracatçıların da orantısız maliyetler ve ilave ticaret engelleriyle karşılaşmamasını sağlamaktır." şeklinde konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/42866880.jpg"/><p>Türkiye'nin Yeşil Mutabakat Eylem Planı, iklim politikaları ve ilgili kurumsal düzenlemeler çerçevesinde ihracatçıları yakından ilgilendiren bütün gelişmelerde onlarla birlikte çalıştıklarını ve öncülük ettiklerini dile getiren Bolat, Ticaret Bakanlığı olarak bundan 2,5 sene önce yürürlüğe aldıkları Yeşil Mutabakata Uyum Projesi desteği ile ilgili firmaların yeşil dönüşüme uyum sürecinde danışmanlık hizmetleri aldıklarını ve bunları desteklediklerini anlattı.</p><p><strong>"SON 5 YILDA TÜRKİYE-AB TİCARETİ 1 TRİLYON DOLARIN ÜZERİNDE"</strong></p><p>Bolat, Türkiye'nin AB ile 30 yılı aşan Gümrük Birliği'nde sanayi entegrasyonunun başarısının Türk ve Avrupa Birliği sanayilerini bütünleşmiş ve birleşmiş hale getirdiğini belirterek, "İki taraf arasındaki arz-tedarik zincirleri yukarıdan alınacak kararlarla dahi kırılamayacak kadar keskindir ve sağlamdır. Türk ve AB sanayileri gerek girdilerde gerek ham maddelerde gerekse bitmiş ürünlerde birbirleriyle yoğun dış ticaret yapmaktadırlar. Türkiye-AB ticaret hacmi 233 milyar dolardır yıllık. Bu, 204 milyar avro yapmaktadır. Son 5 yılda Türkiye-AB ticareti 900 milyar avro yani 1 trilyon doların üzerinde bir rakamdır ve bu dengeli, karşılıklı menfaatlerin gözetildiği, çok başarılı, ikili bir ticaret hacmidir." ifadelerini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/42866881.jpg"/><p>Bakan Bolat, şunları kaydetti:</p><p>"Türkiye ekonomisi, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın yönetiminde son 24 yılda yıllık yüzde 5,35 oranında reel büyüme kaydetmiştir ve 2009 yılı haricinde, son 16 yılda pozitif, olumlu büyüme kaydetmiştir ve Kovid-19'un ikinci çeyreğinden sonra da son 24 çeyrek yani son 6 yıldır da hep olumlu, yükselen bir büyüme oranı göstermiştir. Son 6 yılın ortalama büyüme oranı da yüzde 5'in üzerindedir.</p><p>Bu yıl, ilk yarı yılda yüzde 2,5'lik büyümemiz vardır. İlk çeyrek yüzde 2,6, ikinci çeyrek yüzde 2,3 ve bu büyümede net mal ve hizmet ihracatının güçlü bir katkısı bulunmaktadır. Türkiye ekonomisi, son 24 yılda 238 milyar dolarlık milli gelirden 1,7 trilyon dolarlık milli gelire ulaşmıştır ve yılı da 1,8 trilyon dolar civarında bir ekonomik büyüklükle kapatacağımız tahmin edilmektedir. Kişi başına milli gelir de geçen yıl 18 bin dolar, bu yıl sonunda da 20 bin doları aşacaktır."</p><p>Türkiye'nin dış ticarette 2002 yılında 36 milyar dolar olan mal ihracatını, 2025 yılında 273,2 milyar dolara yükseltmeyi başardıklarını ve bu yılın eylül ayı itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatının ise 283,7 milyar dolar olduğunu ifade eden Bolat, "Türkiye, aynı zamanda ithalatçı bir ülkedir yani 'Sadece Türkiye kazansın, diğerleri kaybetsin' anlayışını da asla gütmüyoruz ve savunmuyoruz. Biz, 283,7 milyar dolarlık ihracat yaparken eylül itibarıyla son 1 yılda 380 milyar dolarlık da ithalat yapan bir ülkeyiz. Bunun içinde sizin sektörünüz çelik de var, petrol, doğal gaz var, kömür var, ham altın var, sanayi ürünleri var yani hem ihracat hem ithalatla dünya ticaretine katkıda bulunuyoruz." diye konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/42866882.jpg"/><p>Bakan Bolat, toplam ihracatın hizmetler de katıldığında 409 milyar dolar olduğuna işaret ederek, "Çünkü 125 milyar dolar da bizim hizmet ihracatımız var. 63-64 milyar dolar hizmet ithalatımız var. Toplam ihracat olarak baktığımızda milli gelirimizin yüzde 25'i ihracattır, mal ve hizmet ihracatı olarak. İthalatı da ilave ettiğimizde toplam dış ticaretimiz 860 milyar dolardır. Dolayısıyla milli gelirin yüzde 50'sinden fazlasını oluşturmaktadır." ifadelerini kullandı.</p><p>Türkiye'nin uluslararası ticarette ihracat ve ithalat yoluyla önemli bir oyuncu olduğunu vurgulayan Bolat, bunda uluslararası ticaret ve yatırımların büyük rolünün olduğunu sözlerine ekledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/42866883.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/ticaret-bakani-bolat-turk-695_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296930</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/sessizce-ilerleyen-yok-olus-marsin-uydusu-phobos-bir-halka-haline-gelecek-296930</link>
      <pubDate>2026-10-26T14:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sessizce ilerleyen yok oluş! Mars'ın uydusu Phobos bir halka haline gelecek]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Mars'ın en büyük uydusu Phobos, bilim insanlarının öngörülerine göre önümüzdeki milyonlarca yıl içinde parçalanarak Kızıl Gezegen'in etrafında dev bir halka oluşturacak. Bu süreç, Mars'ın görünümünü ve yüzeyini kalıcı şekilde değiştirecek önemli sonuçlar doğuracak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sessizce ilerleyen yok oluş! Mars'ın uydusu Phobos bir halka haline gelecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim dünyası, Mars'ın en büyük uydusu Phobos'un geleceğiyle ilgili çarpıcı bir senaryoya odaklandı. Araştırmalar, Phobos'un yavaş yavaş Mars'a yaklaştığını ve önümüzdeki 25 ila 75 milyon yıl içinde parçalanarak Kızıl Gezegen'in etrafında bir halka sistemi oluşturacağını gösteriyor. Bu gelişme, Mars'ın hem yüzeyini hem de gökyüzü manzarasını kökten değiştirecek önemli bir olay olarak kayıtlara geçmeye hazırlanıyor.</p><h3>Bilim insanları: Phobos'un kaderi Mars için dönüm noktası</h3><p>Phobos, Mars'ın iki uydusundan biri ve gezegene en yakın olanı olarak biliniyor. Bilim insanları, uydunun yörüngesinin giderek daraldığını ve Mars'ın güçlü gelgit kuvvetleri nedeniyle parçalanmaya doğru sürüklendiğini uzun süredir takip ediyor. New York Şehir Üniversitesi'nden Prof. Benjamin A. Black ve Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley'den Tushar Mittal, Phobos'un nihai kaderini detaylı şekilde analiz etti. Araştırmalara göre, Phobos'un Mars'a yaklaşmasıyla birlikte gelgit etkileri uydunun yapısını bozacak ve sonunda Phobos, gezegenin Roche sınırına ulaştığında tamamen parçalanacak. Bu süreç sonucunda uydunun kalıntıları, Mars'ın etrafında devasa bir halka oluşturacak. Bilim insanları, bu olayın Mars'ın tarihinde önemli bir dönüm noktası olacağını ve gezegenin kozmik görünümünü kökten değiştireceğini belirtiyor.</p><h3>Phobos'un yüzeyindeki çatlaklar parçalanmanın habercisi</h3><p>Phobos'un yüzeyinde gözlemlenen derin oluklar ve çatlaklar, uydunun parçalanma sürecinin başladığını gösteriyor. Viking ve diğer uzay araçlarının çektiği görüntülerde, bu çatlakların bir kısmının eski çarpma kraterlerinden kaynaklandığı düşünülse de, NASA'nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi'nden Terry Hurford ve ekibi, çoğu çatlağın Mars'ın gelgit kuvvetlerinden kaynaklandığını tespit etti. Hurford, bu olukların Phobos'un sürekli Mars'a bakan yüzünden yayıldığını ve gelgit etkilerinin uyduda gerilmelere yol açtığını vurguluyor. Bilimsel analizler, Phobos'un iç yapısının gevşek ve yıkıntı yığını şeklinde olduğunu, bu nedenle gelgit kuvvetlerine karşı oldukça savunmasız kaldığını ortaya koyuyor. Son bulgular, Phobos'un ölüm dalışının beklenenden daha erken gerçekleşebileceğini de gündeme getiriyor.</p><h3>Mars'ın gelecekteki halkası ve gezegenler arası karşılaştırmalar</h3><p>Phobos'un parçalanmasıyla oluşacak Mars halkası, Güneş Sistemi'ndeki diğer halkalı gezegenlerle kıyaslandığında dikkat çekici bir örnek olacak. Şu anda Satürn, Jüpiter, Uranüs ve Neptün gibi dev gezegenlerin halkaları bulunuyor. En bilinen halka sistemi, Satürn'ün buzdan oluşan geniş halkaları olarak öne çıkıyor. Satürn'ün halkalarının kökeniyle ilgili araştırmalar, bunların muhtemelen büyük bir uydunun parçalanmasıyla ortaya çıktığını gösteriyor. Colorado Üniversitesi'nden gezegen bilimci Robin M. Canup, Satürn'ün halkalarının, Titan boyutundaki eski bir uydunun buzlu dış katmanlarının kopmasıyla oluştuğunu öne sürüyor. Benzer şekilde, Mars'ın gelecekteki halkası da bir uydunun yok oluşunun ardından meydana gelecek ve gezegenin etrafında yeni bir görsel şölen sunacak.</p><h3>Phobos'un çarpışması Mars yüzeyinde yeni kraterler açacak</h3><p>Phobos'un parçalanmasıyla ortaya çıkacak tüm kalıntılar Mars yörüngesinde halka oluşturmayacak. Bilim insanları, uydudan kopan bazı büyük parçaların Mars yüzeyine düşerek yeni kraterler açabileceğini belirtiyor. Bu çarpışmalar, Mars'ın jeolojik yapısında kalıcı izler bırakacak ve gezegenin tarihine yeni bir sayfa ekleyecek. Uzmanlar, bu çarpışmaların Mars yüzeyinde gözle görülür değişikliklere yol açacağını ve gezegenin gelecekteki araştırmalarında önemli bir rol oynayacağını ifade ediyor. Ayrıca, bu tip olayların Mars'taki potansiyel yaşam izleri ve yüzey şekilleri üzerinde de etkili olabileceği değerlendiriliyor.</p><h3>Satürn'ün halkaları ve Phobos'un Mars'a etkisi arasında ilginç benzerlikler</h3><p>Satürn'ün halkalarının oluşum süreci ile Phobos'un Mars etrafında halka oluşturacak şekilde parçalanması arasında dikkat çekici benzerlikler bulunuyor. Tarihsel olarak, Satürn'ün halkalarının kökeni uzun süre tartışma konusu oldu. Galileo Galilei 1610 yılında Satürn'ün halkalarını ilk kez gözlemlediğinde bunların kulak veya sap gibi göründüğünü not etmişti. Ancak, 17. yüzyıldan itibaren bilim insanları bu halkaların aslında buzdan ve çok sayıda küçük parçacıktan oluştuğunu ortaya koydu. Satürn'ün halkalarının büyük ölçüde saf su buzundan meydana gelmesi, dev uyduların parçalanmasının ardından oluştuğu teorisini güçlendiriyor. Mars'ın gelecekte sahip olacağı halka sistemi de benzer bir süreç sonunda ortaya çıkacak ve Güneş Sistemi'nde yeni bir örnek oluşturacak.</p><h3>Phobos'un parçalanması Mars'a dair yeni araştırma alanları açacak</h3><p>Phobos'un parçalanarak Mars çevresinde halka oluşturması, gelecekte gezegen bilimi ve uzay araştırmaları açısından yeni fırsatlar doğuracak. Bilim insanları, bu olayın Mars'ın atmosferi, yüzey yapısı ve potansiyel yaşam koşulları üzerindeki etkilerini incelemeyi planlıyor. Ayrıca, Mars'ın yeni halkasının gezegenin iklimine ve yörüngesindeki diğer cisimlere nasıl etki edeceği de merak konusu. Uzmanlar, Phobos'un kaderinin insanlığın Mars'a yönelik keşiflerinde ve gelecekteki uzay görevlerinde önemli bir referans noktası olacağını vurguluyor. Mars'ın gelecekteki görünümü, Phobos'un yok oluşuyla birlikte bambaşka bir boyut kazanacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/sessizce-ilerleyen-yok-ol-527_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296929</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/israilli-muhalif-lider-eisenkot-netanyahu-iktidarda-kalmak-icin-hicbir-seyden-geri-durmayacak-296929</link>
      <pubDate>2026-10-26T14:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İsrailli muhalif lider Eisenkot: Netanyahu iktidarda kalmak için hiçbir şeyden geri durmayacak]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İsrail'de yarın düzenlenecek genel seçim öncesi muhalif lider Gadi Eisenkot, Başbakan Binyamin Netanyahu hakkında uyarılarda bulunarak, "İktidarda kalmak için hiçbir şeyden geri durmayacak; ne yalandan ne de aşırı tedbirlerden." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İsrailli muhalif lider Eisenkot: Netanyahu iktidarda kalmak için hiçbir şeyden geri durmayacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>The Times of Israel gazetesinin haberine göre, Yashar Partisi lideri Eisenkot, başkent Tel Aviv'deki seçim mitinginde yaptığı konuşmada, yarın yapılacak genel seçim öncesi Netanyahu taraftarlarına "başbakana verdikleri desteği geri çekmeleri" çağrısında bulunarak, İsrail'in onun liderliğinde bir dört yıl daha ayakta kalamayacağı uyarısını yaptı.</p><p>Eisenkot, Netanyahu'nun partisi Likud'un yoldan saptığını ve İsrail'in bu şekilde devam edemeyeceğini söyleyerek, "Anketleri görüyorum, verileri biliyorum ve Netanyahu'yu tanıyorum. İktidarda kalmak için hiçbir şeyden geri durmayacak; ne yalandan ne de aşırı tedbirlerden." şeklinde konuştu.</p><p>İsrail'deki Kanal 13 ve Kanal 12 televizyonlarının, 24 Ekim'de Merkez Seçim Komitesinin belirlediği seçim yasakları çerçevesinde açıkladığı son anketlere göre, Eisenkot liderliğindeki Yashar Parisi birinci sırada yer alırken, onu Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi izliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/israilli-muhalif-lider-ei-500_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296928</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/k9-projesi-1000-kisiye-yeni-istihdam-sunacak-296928</link>
      <pubDate>2026-10-26T14:20:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[K9 Projesi, 1000 kişiye yeni istihdam sunacak]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Gerek ana sanayide gerekse tedarik zincirinde oluşturduğu katma değer, sağladığı nitelikli istihdam ve ulaştığı ihracat hacmiyle otomotiv sektörümüz, Türk sanayisinin yüz akı olmaya devam ediyor." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[K9 Projesi, 1000 kişiye yeni istihdam sunacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Gerek ana sanayide gerekse tedarik zincirinde oluşturduğu katma değer, sağladığı nitelikli istihdam ve ulaştığı ihracat hacmiyle otomotiv sektörümüz, Türk sanayisinin yüz akı olmaya devam ediyor." dedi.</b></p><p>Bursa'daki TOFAŞ Fabrikası'nda düzenlenen "TOFAŞ K9 Projesi Üretim Başlangıç Töreni"nde konuşan Kacır, <b>Koç Topluluğu ve Stellantis işbirliğiyle, toplam 300 milyon dolarlık yatırımla ülke sanayisinin kalbi Bursa'da hayata geçirilen projenin otomotiv sektörüne, ülkeye ve millete hayırlı olmasını temenni etti.</b></p><p>Kacır, rekabetçi üretim kabiliyetine, özgün teknolojiler geliştirme yetkinliğine ve yetişmiş insan kaynağına dayanan sanayileşmenin, bir ülkenin kalkınmasının en güçlü teminatı olduğunu vurguladı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/42868688.jpg"/><p><b>Pek çok ülkenin sanayi altyapılarını geliştirmek, kritik teknolojilerde yetkinlik kazanmak ve üretimdeki rekabet avantajlarını korumak için yeni adımlar atmaya başladığını aktaran Kacır, şöyle konuştu:</b></p><p>&quot;Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın liderliğinde tesis ettiğimiz siyasi ve ekonomik istikrarla, planlı sanayileşme modelimizle, AR-GE ve yüksek katma değerli üretimi önceleyen politikalarımızla ve nitelikli insan kaynağına yaptığımız yatırımlarla ülkemizi küresel ekonomideki fırtınalara kuvvetli şekilde hazırladık. İmalat sanayii katma değerimizi 41 milyar dolardan 250 milyar doların üzerine çıkardık, dünyadaki payımızı ikiye katladık.&quot;</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/ekonomi/doblo-ve-combo-yeniden-bursaya-dondu-5-farkli-model-uretilecek-296926" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/doblo-ve-combo-yeniden-bu-668_2-41.jpg"/></div><h3>Doblo ve Combo yeniden Bursa'ya döndü: 5 farklı model üretilecek</h3></a><p>Kacır, Türkiye&#39;yi pek çok sektörde Avrupa&#39;nın ve dünyanın üretim üssü haline getirdiklerini vurgulayarak, &quot;Avrupa&#39;dan Afrika&#39;ya, Orta Doğu&#39;dan Asya&#39;ya, Amerika&#39;ya dünyanın dört bir yanında kurduğumuz yeni ticaret köprüleri ve çeşitlendirdiğimiz ihracat pazarlarıyla, 2002&#39;de 36 milyar dolar seviyesinde olan yıllık ürün ihracatımızı şimdi 283 milyar dolara yükselttik. Türkiye bugün Çin&#39;den sonra Orta Avrupa&#39;ya kadar uzanan geniş kuşakta ürün ve pazar çeşitliliği bakımından en önde gelen ihracatçıdır.&quot; ifadelerini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/42868733.jpg"/><p><b>- "Sektörümüz her yıl yeni başarılara imza atıyor"</b></p><p>Yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı odaklarına aldıkları daha müreffeh ve daha güçlü Türkiye yolculuğunda, otomotiv sanayisinin müstesna bir yerinin olduğunu dile getiren Kacır, &quot;Gerek ana sanayide gerekse tedarik zincirinde oluşturduğu katma değer, sağladığı nitelikli istihdam ve ulaştığı ihracat hacmiyle otomotiv sektörümüz, Türk sanayisinin yüz akı olmaya devam ediyor. Emekçilerimizin ve Türkiye&#39;ye inanan, güvenen girişimcilerimizin ortak azmi ve gayretiyle sektörümüz her yıl yeni başarılara imza atıyor.&quot; diye konuştu.</p><p><b>Kacır, Türk otomotiv sanayisinin geçen yıl 41,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek bir önceki yılın rekorunu tazelemesinin ve ortak çabanın yeni başarı örneklerinin her yıl ortaya konmasının kendileri için iftihar vesilesi olduğunu aktardı.</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/42868735.jpg"/><p>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sektörün üretim kapasitesini artıracak, teknoloji geliştirme kabiliyetini destekleyecek uygulamaları hayata geçirdiklerini anlatan Kacır, &quot;Nitekim son 23 yılda otomotiv ana ve yan sanayi firmalarının toplam 1 trilyon 600 milyar lira yatırım büyüklüğüne sahip 3 bin 857 projesini yatırım teşviklerimizle destekledik.&quot; dedi.</p><p><b>Kacır, Milli Teknoloji Hamlesi için kıymetli gördükleri çalışmalara, uygun koşullarda finansman sağlayan Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programlarına, otomotiv sektörü oyuncuları tarafından gerçekleştirilen toplam 61,6 milyar liralık yatırım büyüklüğüne sahip 7 projeyi dahil ettiklerini anımsatarak, şöyle devam etti:</b></p><p>&quot;TÜBİTAK eliyle, otomotiv teknolojilerinde yürütülen 3 bin 278 projeye ve bu alanda araştırma yürüten 3 bin 439 bilim insanı ve gencimize son 23 yılda 34 milyar lira kaynak sağladık. Arzumuz, Türk otomotiv sanayisini, geliştirdiği teknolojiler, mühendislik yetkinlikleri ve oluşturduğu yüksek katma değerle küresel arenada en üst lige taşıyabilmek. Bu hedefe yürürken sahip olduğumuz en önemli rekabet üstünlüklerimizden biri Avrupa&#39;da lider konumda olduğumuz ticari araç üretimidir.&quot;</p><p><b>K9 Projesi, 1000 kişiye yeni istihdam sunacak</b></p><p>TOFAŞ&#39;ın tesislerinin, ilklerin, Türk otomotiv sanayisinin önemli kilometre taşlarının adresi olduğunu vurgulayan Kacır, şunları kaydetti:</p><p>"1971'de üretimine başlanan efsanevi<b> Murat 124 modeli,</b> Türkiye'de sac karoserli modern otomobil üretiminin miladı olmuştu. Geniş kitlelerin otomobile erişiminin önünü açmıştı. 2 milyonu aşan üretim, 1,5 milyona yakın ihracatla 2000'li yılların başarı hikayesinde büyük payı olan Fiat Doblo'nun 2010 yılında üretimine başlanan ve 12 yıl boyunca üretimde kalan ikinci neslinde, Tofaş mühendislerinin emekleri ve TÜBİTAK'ın da destekleriyle mühendislik geliştirme süreçleri tamamen burada TOFAŞ AR-GE Merkezi'nde sağlandı, bu da otomotiv sanayimiz için büyük bir kazanım oldu."</p><p><b>Kacır, bugün, 5 bine yakın çalışanı ve yıllık 500 bin araç üretim kapasitesiyle sanayinin öncü kuruluşları arasında yer alan TOFAŞ'ın zamanla adları adeta birer simgeye dönüşen modelleriyle milletin hafızasında ve gönlünde ayrı bir yer edindiğini belirterek, "300 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen K9 Projesi, TOFAŞ'ın üretim yolculuğunda yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. TOFAŞ'ın AR-GE birikiminden üst düzeyde yararlanılan bu projeyle, Stellantis çatısı altındaki markaların hafif ticari araçları ve yolcu taşımacılığına yönelik Combi versiyonları Bursa'daki üretim hatlarında hayat buluyor." diye konuştu.</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/42868741.jpg"/><p>Kacır, 2000 yılında Bursa&#39;da üretim yolculuğuna başlayan Doblo&#39;nun, şimdi Stellantis ailesinin diğer modelleriyle birlikte, daha modern, daha güçlü ve daha rekabetçi bir kimlikle doğduğu topraklara yeniden döndüğünü belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p><b>"K9 Projesi, TOFAŞ'a yıllık 100 bin araçlık ilave üretim kapasitesi kazandırırken inşallah 1000 çalışma arkadaşımıza da yeni istihdam sunacak. Üretim sürecine katılan 100'e yakın yerli tedarikçi firmamız için de yeni iş fırsatları oluşturarak otomotiv sanayimizin gelişimine katkı sağlayacak. Proje kapsamında çoklu enerji platformuna uygun olarak kurulan üretim hattı, TOFAŞ'a üretim esnekliği kazandıracak. Gelecekte elektrikli hafif ticari araçların Bursa'da üretilmesinin inşallah önünü açacak."</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/42868739.jpg"/><p>Burada hayata geçirilen yatırım kazanımlarının, daha büyük hedefler için başlangıç noktası olacağının altını çizen Kacır, şunları ifade etti:</p><p>&quot;Adeta kabuk değiştiren küresel otomotiv endüstrisindeki gelişmeleri, Türk otomotiv sanayisi için bir fırsata dönüştürmeye kararlıyız. Ülkemiz, son 23 yılda adeta sıfırdan inşa ettiği AR-GE ve inovasyon altyapısı ile köklü sanayi birikimi ve güçlü üretim kapasitesi sayesinde küresel otomotiv sanayisinin geleceğine yön verecek iddiaya, iradeye ve kabiliyete sahiptir. Bakınız yeni nesil sanayi politikamızın somut örneği, elektrikli ve akıllı otomobilimiz Togg&#39;la milletimizin 60 yıllık milli otomobil hayalini gerçek kıldık. Halihazırda ülkemizde üretim yapan küresel otomotiv firmaları mevcut üretim altyapılarını elektrikli ve hibrit araç teknolojileriyle geliştiriyor, yeni nesil modellerin üretimine yönelik yatırımlarını ülkemizde hayata geçiriyor.&quot;</p><p><b>"300 bin aracın satıldığı Türkiye'de şimdi yılda 1,5 milyon araç satılabiliyor"</b></p><p>Kacır, 2002 yılından bu yana ülkeye yönelen uluslararası doğrudan yatırımların yaklaşık yüzde 60&#39;ının Avrupa Birliği&#39;nden geldiğini vurgulayarak, &quot;Geçtiğimiz yıl ülkemizde 1,5 milyon motorlu araç üretildi. Bu araçların yüzde 80&#39;e yakını, Avrupa Birliği&#39;nin önde gelen otomotiv üreticilerinin doğrudan yatırımlarıyla veya yerli ortaklıklarıyla faaliyet gösteren tesislerin üretim bantlarından indi. Otomotiv yan sanayimizin ihracatının yüzde 64&#39;ünü Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleştiriyoruz. Otomotiv parça ve aksam ithalatımızın yüzde 56&#39;sını Avrupa Birliği&#39;nden karşılıyoruz.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Bakan Kacır, Türkiye&#39;nin, köklü sanayi birikimi, nitelikli insan kaynağı ve Avrupa ekonomisiyle bütünleşmiş üretim altyapısıyla, Avrupa Birliği&#39;nin ihtiyaç duyduğu rekabet gücünü ve ekonomik dinamizmi bir arada sunacak yegane ülke olduğunu vurguladı.</p><p><b>"Küresel rakipleriyle yarışta Avrupa'nın ihtiyacı ölçek ekonomisi oluşturabilmektir." diyen Bakan Kacır, "Bunun yolu 86 milyonluk, hızlı büyüyen Türkiye ile iş birliğini artırmaktan geçer. Hatırlamakta fayda var, 2002'den bu yana Avrupa ekonomisi yılda sadece yüzde 1,4 büyürken, Türkiye'miz yüzde 5,3 büyüdü. 2000'lerin başında yılda ancak 300 bin aracın satıldığı Türkiye'de şimdi yılda 1,5 milyon araç satılabiliyor." ifadesini kullandı.</b></p><p><b>"AR-GE harcamalarımızı daha da artıracağız"</b></p><p>Kacır, her durumda Türkiye&#39;de yatırım yapan, istihdam sağlayan, üreten, ihracat gerçekleştiren müteşebbislerin yanında olmaya devam edeceklerini vurgulayarak, konuşmasını şöyle tamamladı:</p><p>&quot;23 yılda 17 misline çıkardığımız AR-GE harcamalarımızı daha da artıracağız. Elektrikli araçlar, sürücüsüz araçlar ve paylaşım ekonomisi devrimlerine Türk otomotiv sanayisini hazırlamaya devam edeceğiz. Geleneksel bileşenlerin katma değerdeki payı azalırken, otonom ve elektrikli araç bileşenleri, yapay zeka, veri bağlantı hizmetleri ile yazılım gibi unsurların paylarının artmakta olduğunun bilinciyle sektörümüzün katma değerini yükseltecek yatırımlara güçlü teşvikler sunacağız. Yeşil dönüşümü hızlandıracak, araç filomuzun yaşını gençleştirirken emisyonları azaltacağız. Alacağımız tedbirlerle üretimi ve filomuzu daha da büyütecek, pazarımızın yılda 2 milyonu aşmasını sağlayacağız.&quot;</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/42868740.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/k9-projesi-1000-kisiye-ye-872_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296927</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/hava-ve-deniz-ambulanslariyla-121-bin-832-vatandasa-saglik-hizmeti-sunuldu-296927</link>
      <pubDate>2026-10-26T14:19:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Hava ve deniz ambulanslarıyla 121 bin 832 vatandaşa sağlık hizmeti sunuldu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, bugüne kadar hava ambulanslarıyla 76 bin 414, deniz ambulanslarıyla ise 45 bin 418 vatandaşa sağlık hizmeti sunduklarını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Hava ve deniz ambulanslarıyla 121 bin 832 vatandaşa sağlık hizmeti sunuldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, "Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık Modeli"yle sağlığın her alanında olduğu gibi acil sağlık hizmetleri alanında da güçlü bir ivmeyle hareket ettiklerini belirtti.</p><p>3 bin 633 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, yaklaşık 6 bin 300 kara ambulansı, 17 hava ve 6 deniz ambulansıyla her yıl 7 milyonun üzerinde vatandaşa "şifa kapısı" olduklarını ifade eden Memişoğlu, şunları kaydetti:</p><p>"Bugüne kadar hava ambulanslarımızla 76 bin 414, deniz ambulanslarımızla 45 bin 418 vatandaşımıza sağlık hizmeti sunduk, hastalarımızın naklini gerçekleştirdik. Kesintisiz hizmet anlayışımızı ileri teknolojiyle güçlendiriyoruz. Hayata geçirdiğimiz Elektronik Vaka Sistemi ile müdahale sürelerimizi hızlandırıyoruz. Akıllı Bileklik uygulamamızla çoklu yaralanmalarda takip süreçlerini anlık ve etkin şekilde yürütüyoruz. Yerli ve milli gururumuz GÖKBEY'i ambulans filomuza dahil ederek gücümüze güç katıyoruz. Gece gündüz demeden, zorlu şartlarda vatandaşlarımıza hizmet eden tüm acil sağlık çalışanlarımıza yürekten teşekkür ediyorum."</p><p>Bakan Memişoğlu, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" hedefleri doğrultusunda durmadan ve duraksamadan gece gündüz çalışmaya devam edeceklerini vurguladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/hava-ve-deniz-ambulanslar-450_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296926</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/doblo-ve-combo-yeniden-bursaya-dondu-5-farkli-model-uretilecek-296926</link>
      <pubDate>2026-10-26T14:16:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Doblo ve Combo yeniden Bursa'ya döndü: 5 farklı model üretilecek]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Bursa'daki TOFAŞ Fabrikası'nda, 300 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen K9 projesinin üretimi başladı. Fiat, Citroen, Opel ve Peugeot markaları için üretilecek hafif ticari araçlarda yıllık 150 bin adetlik üretim hedefleniyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Doblo ve Combo yeniden Bursa'ya döndü: 5 farklı model üretilecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Bursa'da "TOFAŞ K9 Projesi Üretim Başlangıç Töreni" düzenlendi.</b></p><p>Bursa&#39;daki TOFAŞ Fabrikası&#39;nda, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır&#39;ın katılımıyla düzenlenen törende konuşan TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, TOFAŞ&#39;ın yeni üretim hattının otomotiv endüstrisine hayırlı olmasını diledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/42868733.jpg"/><p><b>TOFAŞ'ın Bursa'nın tarihinde çok özel bir yerinin olduğunu dile getiren Varank, kentin AR-GE ve üretim kabiliyetlerinin tüm dünyaya buradan taşındığını söyledi.</b></p><p>Varank, Avrupa&#39;nın giderek daha da korumacı hale gelen politikalarını, &quot;Sanayi Hızlandırma Yasası&quot; ve &quot;Made in EU&quot; yaklaşımıyla net bir şekilde görebildiklerini ifade ederek, şöyle konuştu:</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/42868735.jpg"/><p>"Böyle bir dönemde <b>5 farklı yeni modelin burada üretilmesi </b>kararının alınması, aslında bu ülkeye, bu ülkenin insanına, üretim kabiliyetine duyulan güvenin bir göstergesi ve aynı zamanda karşılıklı kazan-kazan anlayışının somut bir göstergesi. Bu sebeple de Stellantis'in markalarının Bursa'da üretilecek olmasını çok kıymetli bulduğumu ifade etmek istiyorum. Bu karar otomotivin geleceğinde Türkiye'nin daha da sorumluluk üstlenecek güce ve yetkinliğe sahip olduğunu bir kez daha gösteriyor."</p><p>Türkiye&#39;nin global bir yatırımcının bütün ihtiyaçlarına aynı anda cevap verebilen güçlü bir yatırım ekosistemine sahip olduğunun altını çizen Varank, Türkiye&#39;nin yatırımcı açısından uzun vadeli güvenilir bir ortak haline geldiğini dile getirdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/42868738.jpg"/><p><b>Mustafa Varank, yatırımın değerini yalnızca üretilecek araç sayısıyla ölçmediklerini belirterek, şöyle devam etti:</b></p><p>&quot;Bu üretim hattının arkasında yıllar içinde kazanılmış ve her yeni projeyle gelişen bir mühendislik gücü var. Mühendislerimizin tasarımdan ürün yerlileştirme, performans testlerinden güvenlik doğrulamalarına kadar bu işin kaptan köşkünde olması, yerli tedarikçilerimizin ürün geliştirme süreçlerine dahil olmaları bizim için gerçekten çok kıymetli. Sıfırdan komple araç geliştirme yetkinliğine sahip bu birikim, inşallah TOFAŞ&#39;ın gelecekte çok daha büyük projeleri hayata geçirmesine vesile olacaktır.&quot;</p><p><b>"K9 projesi kapsamında yıllık 150 bin üretim hedefleniyor"</b></p><p><b>Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç </b>ise geçen yıl üretimine başlanan K0 modelinden sonra K9 modelinin de banttan indirileceğini aktardı.</p><p>Koç, otomotiv sektöründeki kuralların tüm dünyada yeniden yazıldığını anlatarak, &quot;Ülkemize çekebildiğimiz her yatırımın son derece kıymetli olduğu kanaatindeyim. Geçmişte pek çok zorluğun sınavından yüz akıyla geçmiş, karşılıklı güvene dayalı 56 yıllık örnek bir uluslararası ortaklık olan TOFAŞ, otomotiv sanayimizin önemli projelerini yürütmeye devam ediyor.&quot; dedi.</p><p>Ömer Koç, Stellantis&#39;in Türkiye&#39;deki tüm faaliyetlerinin 2025 itibarıyla TOFAŞ&#39;ın yönetimine devredilmesinin ve alınan ortak yatırım kararlarının, Koç Holding ve Stellantis&#39;in TOFAŞ&#39;a olan inancının en güçlü göstergesi olduğunu ifade etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/42868740.jpg"/><p>Bu yıl Koç Topluluğu&#39;nun 100&#39;üncü yaşını kutladığını belirten Koç, &quot;Bir asır boyunca ülkemizin iktisadi ve toplumsal kalkınma hamlelerine katkı sunmayı milli bir vazife telakki ettik. Sanayileşmede gerçek başarıyı memleketimizin üretim ve mühendislik kapasitesine nitelik ve nicelik olarak güçlendirmekte gördük. Ülkemizin ve şirketlerimizin uluslararası alanda söz sahibi olabilmesi için en zor zamanlarda dahi yatırımlarımıza devam ettik. Bundan sonra da devam edeceğiz.&quot; dedi.</p><p><b>Koç, TOFAŞ'ın yarım asır boyunca 7,5 milyon araç üreterek hem otomotiv sanayisine hem de topluluğun tarihine damgasını vurduğunu, gelecekte de çok önemli roller üstleneceğine inandıklarını vurguladı.</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/42868741.jpg"/><p>Son 5 yılda yaptıkları yatırım miktarının 1 milyar dolara ulaştığını ifade eden Koç, &quot;Bu yatırımın yarısı AR-GE ve inovasyon çalışmalarımıza yöneliktir. Şirketimiz Stellantis&#39;in önde gelen üretim ve AR-GE merkezleri arasındadır. Yeni model yatırımlarımıza da devam ediyoruz. Biliyorsunuz K0 başarıyla devreye alındı. K9 modelimiz de sizlerin huzuruna çıkacak. 300 milyon dolar yatırım yaptığımız K9 projesi kapsamında yıllık 150 bin üretim hedefleniyor.&quot; ifadesini kullandı.</p><p>Koç, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>&quot;Otomotivde uluslararası yatırım ve ticaret rekabetinin hiç olmadığı kadar kızıştığı bu dönemde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızla ilerlettiğimiz ve nihayetinde devletimizin cömert destekleriyle hayata geçirilen K9 modeli, Türk otomotiv sanayisinin Avrupa&#39;daki ticari araç üretim liderliğini daha da güçlendirecektir. TOFAŞ&#39;ın yetkinliklerini ve kapasitesini azami şekilde kullanıp müşterilerimize daha fazla yerli model sunabilmeyi, böylece memleketimizin cari dengesine de katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda başka yeni modeller konusunda ortağımızla görüşmeleri sürdürüyoruz.&quot;</p><p><b>Türkiye'ye duyulan güvenin göstergesi</b></p><p><b>Bursa Valisi Erol Ayyıldız </b>ise Bursa'nın köklü üretim ve ticaret kültürü, güçlü sanayi altyapısı ve ihracat kapasitesiyle Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olduğunu hatırlattı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/42868739.jpg"/><p>TOFAŞ&#39;ın yatırımları, istihdamı ve güçlü tedarikçi ekosistemiyle bu sanayi birikiminin Bursa&#39;da en önemli temsilcilerinden biri olduğunu dile getiren Ayyıldız, 1971&#39;den bu yana 7,5 milyon araç üreten TOFAŞ&#39;ın, istihdam, teknoloji ve tedarik sanayisinin gelişimine de önemli katkılar sunduğunu kaydetti.</p><p>Ayyıldız, K9 model grubunun üretimine başlanmasının Türkiye&#39;ye duyulan güvenin ve sanayinin üretim gücünün önemli bir göstergesi olduğunu belirtti.</p><p><b>"Fiat Doblo ve Opel Combo modelleri, K9 projesi kapsamında yeniden Bursa'ya dönmüş oluyorlar"</b></p><p><b>TOFAŞ CEO'su Cengiz Eroldu</b> da banttan inen her aracın yeni bir başlangıç ve ayrı bir heyecan olduğunu dile getirdi.</p><p>Eroldu, 55 yıldır otomotiv sanayisine öncülük eden birçok projenin burada gerçekleştirildiğinin altını çizdi.</p><p>Türk otomotiv sanayisinin Avrupa pazarlarına yaptığı ilk seri otomobil ihracatının Tempra modeliyle bu bantlardan başladığını anımsatan Eroldu, şunları paylaştı:<br></p><p>&quot;Hafif ticari araç segmentine damga vuran Doblo modelimiz, üretim ömrü boyunca üst üste 10 yıl Türkiye&#39;de en çok tercih edilen otomobil olma başarısını gösteren gururumuz Egea hatlarımızda üretildi. Stellantis ve TOFAŞ&#39;ın Eylül 2025&#39;te imzaladığı stratejik anlaşma kapsamında, Citroen, Fiat, Opel ve Peugeot markalarımız için üreteceğimiz K9 hafif ticari araç modellerimizi bugün törenle bantlarımızdan indirmenin gururunu yaşıyoruz. 2000-2023 yılları arasında TOFAŞ&#39;ta üretilen ve uzun yıllar en çok tercih edilen hafif ticari araç olma unvanını taşıyan Fiat Doblo ve Opel Combo modelleri, K9 projesi kapsamında yeniden Bursa&#39;ya dönmüş oluyorlar.&quot;</p><p>Eroldu, K9 modelinin yaklaşık yüzde 20&#39;sinin ihraç edileceğini belirterek, &quot;Yakın zaman önce fabrikamızın kapasitesini 500 bin adede yükselttik. En önemli hedefimiz yeni projelerle bu kapasiteyi en yüksek seviyede kullanmak ve ülkemiz için daha fazla değer yaratmaktır. K9 projesinin ülkemizi Avrupa&#39;da ticari araç üretim liderliğine yeniden taşıyacak olmasından da ayrıca gurur duyuyoruz.&quot; diye konuştu.</p><p><b> "Güveniniz ve ortaklığınız için teşekkür ederim"</b></p><p><b>Stellantis Orta Doğu ve Afrika Operasyon Direktörü Samir Cherfan </b>ise 2000'den 2023'e kadar Doblo'nun Bursa'da üretildiğini, 600 binden fazla müşteri tarafından tercih edildiğini anımsattı</p><p>Cherfan, K9&#39;un Türkiye için anlamına değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p><b>"5 model, 4 marka. Fiat Doblo, Citroen Berlingo, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner. Elektrikli hafif ticari araçlar için de hazır, çoklu enerji platformu.</b> Hiçbiri Koç'la olan partnerliğimiz olmadan mümkün olmazdı. 50 yıllık bir sürede kurulan bir ortaklık bu. Eylül 2025'te imzalanan stratejik anlaşmayla bu birlikteliği yenilemiş olduk. Stellantis'in markalarını, platformlarını ve küresel erişimini Koç liderliği ve TOFAŞ'ın üretim ve mühendislik mükemmelliğiyle bir araya getiriyoruz. Bugün TOFAŞ, Stellantis'in en önemli üretim ve AR-GE merkezlerinden biri haline gelmiştir. Güveniniz ve ortaklığınız için teşekkür ederim."</p><p><b>Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba</b> da Bursa'nın sanayi hayatında yeni bir üretim döneminin başlangıcına tanıklık ettiklerini söyledi.</p><p>Konuşmaların ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve beraberindeki protokol üyeleri, banttan indirilen yeni araca binerek fabrika sahasını gezdi.</p><p>Programa, Koç Holding Yönetim Kurulu Onursal Başkanı Rahmi Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç, AK Parti Bursa milletvekilleri Ahmet Kılıç, Emel Gözükara Durmaz, Mustafa Yavuz ve Refik Özen, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Özer Matlı ile sektör temsilcileri katıldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/42868736.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/doblo-ve-combo-yeniden-bu-668_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296925</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/yunan-basini-yazdi-turkiyenin-yukselisi-biz-yalnizlastiriyor-296925</link>
      <pubDate>2026-10-26T14:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yunan basını yazdı: Türkiye'nin yükselişi biz yalnızlaştırıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Türk Savunma Sanayiinin yükselişi ve birçok ülkeyle yapılan anlaşmalar, Yunan basınında tedirginlik yaratmaya devam ediyor. Yayınlanan bir analizde, Türkiye'nin yükselen gücünün Yunanistan'da yalnız kalma endişesi yarattığı belirtildi. “Türkiye'nin kurduğu savunma ortaklıkları, manevra alanımızı gitgide kısıtlıyor” ifadesi kullanıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yunan basını yazdı: Türkiye'nin yükselişi biz yalnızlaştırıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin savunma alanındaki hamleleri ve kurduğu savunma ortaklıkları, Yunan basını tarafından yakından izleniyor.</p><p>Yunan Militaire haber sitesi, Türk savunma sanayiinin yükselişini analiz etti. Bu yükselişin Yunanistan'da yalnız kalma endişesi yarattığı belirtildi.</p><p>Haberde Türk savunma sanayiinin yükselişine dair birçok rakam verildi. 2025 yılında Türk savunma ve havacılık sanayiinin ihracatının, bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 48 artış gösterdiği belirtildi. Baykar, ASELSAN, ROKETSAN, TUSAŞ gibi şirketlerin başarısı kaleme alındı.</p><p>Yunanistan için daha da büyük sorunun, Ankara'nın uluslararası iş birliklerinin coğrafi kapsamı olduğu ifade edildi.</p><p>"Kanada ve İtalya'dan, Almanya, İngiltere ve ABD'ye kadar Ankara, savunma sanayisini diplomatik nüfuz aracı haline getirerek Atina'nın manevra alanını boğucu bir şekilde kısıtlıyor" dendi.</p><p>Yunan basınındaki haberde, Ankara'nın, çevresinde giderek daha yoğun bir stratejik, ekonomik ve teknolojik çıkar ağı oluşturduğu ifade edildi.</p><p>Avrupa Birliği'nin Türkiye ile işlevsel ilişkilerini sürdürmek istediği, bu durumun da Yunanistan'da Türkiye'ye karşı destek arayışında yalnız kalma endişesi yaşattığı kaleme alındı.</p><p>AB'nin Türk savunma sanayiine artan ilgisinin Yunanistan'ı rahatsız ettiği vurgulanan haberde, Yunanistan'ın dış politika seçeneklerinin giderek daraldığı belirtildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/yunan-basini-yazdi-turkiy-915_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296924</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/bilim-insanlari-kontrollu-sekilde-simsek-topu-benzeri-yapi-olusturdu-296924</link>
      <pubDate>2026-10-26T13:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim insanları kontrollü şekilde şimşek topu benzeri yapı oluşturdu]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Çin Bilimler Akademisi'nden fizikçi Chuliang Zhou ve ekibi, laboratuvar ortamında minyatür bir şimşek küresi üretmeyi başardı. Bu deney, yüzyıllardır çözülemeyen şimşek topları gizeminin aydınlatılması ve enerji depolama teknolojilerinin geliştirilmesi açısından kritik bir adım olarak görülüyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim insanları kontrollü şekilde şimşek topu benzeri yapı oluşturdu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çin Bilimler Akademisi'nden fizikçi Chuliang Zhou ve araştırma ekibi, laboratuvar ortamında minyatür bir şimşek küresi üretmeyi başardı. Bu gelişme, atmosfer biliminin en büyük gizemlerinden biri olan ve yüzyıllardır tanık ifadeleriyle kayıtlara geçen şimşek toplarının doğasını anlamak için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ekip, elde ettikleri bulguları Nature Photonics dergisinde yayımladı. Deney, şimşek küresi fenomeninin laboratuvar koşullarında kontrollü olarak incelenmesini mümkün kılarak, elektromanyetik enerjinin plazma içinde nasıl hapsolduğunu ve bu enerjinin kararlı bir yapı oluşturup oluşturamayacağını araştırıyor. Şimşek küresi, atmosferde nadiren gözlemlenen ve sabun balonunu andıran bir patlamayla kaybolan, parlak ve geçici bir ışık topu olarak biliniyor. Bu olayın gözlemlenmesi ve incelenmesi bugüne kadar neredeyse imkânsızdı. Ancak Zhou ve ekibi, minyatür bir şimşek küresi üreterek fenomenin ardındaki fiziksel süreçlere ışık tutmayı hedefliyor.</p><h3>Chuliang Zhou: 'Elektromanyetik soliton laboratuvarda üretildi'</h3><p>Şimşek küresi fenomeninin bilimsel olarak açıklanması için yola çıkan Chuliang Zhou ve meslektaşları, deneylerinde ucu 100 nanometre genişliğinde olan sivri bir tungsten iğne kullandı. İnsan saçının 80.000-100.000 nanometre arasında değişen kalınlığı göz önünde bulundurulduğunda, bu iğnenin ne kadar ince olduğu daha iyi anlaşılıyor. Araştırmacılar, bu iğneye ultrakısa bir lazer darbesi göndererek, iğnenin uzunluğu boyunca güçlü bir elektromanyetik dalga oluşturdu. Dalga, iğne ucuna ulaştığında enerjisi bekleyen argon gazı bulutundaki atomları iyonize etti. Bu sayede, süper ısınmış bir plazma kabarcığı oluştu ve bu kabarcık, minyatür bir şimşek küresi şeklinde ışık saçmaya başladı. Başlangıçta yaklaşık 80 mikrometre çapında olan bu parlak küre, 100 nanosaniye içinde birkaç yüz mikrometreye kadar genişledi. Bu süre, elektromanyetik darbe süresinden oldukça uzun. Deneyde elde edilen şimşek küresi, sıradan bir plazma bulutunun aksine, genişlerken yapısını korudu ve elektromanyetik soliton teorisinin öngördüğü şekilde davrandı. Araştırmacılar, bu gözlemleri teorik modeller ve bilgisayar simülasyonlarıyla karşılaştırarak, elde edilen sonuçların elektromanyetik enerjinin plazma içinde hapsolduğu ve kürenin genişlerken bile kararlılığını koruduğu fikrini desteklediğini belirtti.</p><h3>Laboratuvar ortamında şimşek küresi: Yüzyıllık gizeme bilimsel yaklaşım</h3><p>Şimşek küresi fenomeni, atmosferde gözlemlenen en sıra dışı doğa olaylarından biri olarak biliniyor. Binlerce tanık ifadesinde, yerden yükselen ve sabun baloncukları gibi patlayan parlak şimşek toplarından bahsediliyor. Ancak bu olayın rengi, boyutu ve davranışı hakkındaki raporlar büyük farklılıklar gösteriyor. Bu nedenle, şimşek küresinin doğası uzun yıllar boyunca bilim insanları için bir muamma olarak kaldı. Zhou ve ekibi, şimşek küresini laboratuvar ortamında üretmeyi başararak, bu gizemi çözmeye bir adım daha yaklaştı. Deney sırasında elde edilen minyatür şimşek küresi, laboratuvarda kontrollü koşullarda incelenebildiği için, elektromanyetik soliton teorisinin pratikte nasıl işlediği ve bu tür yapının kararlılığını nasıl koruduğu araştırıldı. Elde edilen bulgular, şimşek küresinin sıradan plazma bulutlarından farklı olarak, elektromanyetik enerjiyi plazma içinde hapseden ve kararlı bir şekilde genişleyen bir yapı olduğunu gösterdi. Ayrıca, bu tür solitonların mikrodalga radyasyonla yönlendirildiğinde teorik olarak metrelerce büyüyebileceği ve saniyeler boyunca varlığını sürdürebileceği hesaplandı. Bu da, atmosferde gözlemlenen şimşek toplarının bazı tanık raporlarıyla örtüşen bir açıklama sunuyor.</p><h3>Enerji depolama ve ileri teknolojiye yeni kapı: Şimşek küresi uygulamaları</h3><p>Laboratuvarda üretilen şimşek küresi, yalnızca meteorolojik gizemleri çözmekle kalmıyor; aynı zamanda enerji depolama teknolojileri ve ışığın maddeyle etkileşimi konusunda yeni olanaklar sunuyor. Elektromanyetik enerjinin kararlı ve yerel bir yapıda hapsedilmesi, gelecekte gelişmiş enerji depolama sistemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Ayrıca, aşırı koşullarda ışığın maddeyle nasıl etkileşime girdiğinin anlaşılması, plazma fiziği ve optik soliton araştırmalarında da önemli bir dönüm noktası yaratıyor. Araştırmacılar, kontrollü laboratuvar ortamında şimşek küresi üretmenin, bu fenomenin mekansal ve zamansal karakterizasyonuna sistematik bir yaklaşım getirdiğini vurguluyor. Bulgular, terahertz yönlendirmeli platformların hem uygulamalı teknolojiler hem de çözülmemiş doğal olaylar için keşif motoru olabileceğini gösteriyor. Sonuç olarak, laboratuvarda üretilen minyatür şimşek küresi, yalnızca yüzyıllık bir bilmecenin çözülmesine katkı sunmakla kalmıyor; aynı zamanda enerji, optik ve plazma teknolojilerinde yeni ufuklar açıyor.</p><p>Çin Bilimler Akademisi'nin öncülüğünde yürütülen bu araştırma, şimşek küresi fenomeninin bilimsel temellerini anlamak için önemli bir kilometre taşı olarak öne çıkıyor. Elde edilen bulgular, hem atmosfer bilimi hem de ileri teknoloji uygulamaları açısından büyük bir potansiyel taşıyor. Gelecekte yapılacak çalışmalarla, şimşek küresinin doğasına dair daha fazla ayrıntının ortaya çıkması ve bu bulgunun enerji depolama gibi alanlarda pratik uygulamalara dönüşmesi bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/bilim-insanlari-kontrollu-787_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296923</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/rusya-abd-ukrayna-arasinda-uclu-muzakere-karar-askeri-faaliyetlerin-kisitlandirilmasini-ongormuyor-296923</link>
      <pubDate>2026-10-26T13:56:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Rusya-ABD-Ukrayna arasında üçlü müzakere! "Karar askeri faaliyetlerin kısıtlandırılmasını öngörmüyor"]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov; Rusya, ABD ve Ukrayna arasında üçlü müzakerelerin yeniden başlatılması kararının askeri faaliyetlerinin kısıtlandırılmasını öngörmediğini söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Rusya-ABD-Ukrayna arasında üçlü müzakere! "Karar askeri faaliyetlerin kısıtlandırılmasını öngörmüyor"]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, başkent Moskova'da gazetecilere gündemdeki konuları değerlendirdi.</p><p>Ukrayna'nın Herson bölgesindeki Oleşki şehrinde düzenlenecek insani operasyon nedeniyle yarından itibaren Herson yönünde geçici ateşkes kararı alındığını hatırlatan Peskov, ABD'nin bu konudaki desteğini takdir ettiklerini belirterek "Ukrayna tarafının varılan anlaşmalara uyacağını umuyoruz." ifadesini kullandı.</p><p>Dmitriy Peskov, benzer durumlarda diğer bölgelerde de ateşkes uygulanabileceğini kaydetti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/gndem-26102026cdd1a00c.jpg"/><p>Ukrayna konusunda Rusya, ABD ve Ukrayna arasında üçlü müzakerelerin yeniden başlatılması kararına değinen Peskov, "Üçlü müzakerelerin yeniden başlatılması kararı askeri faaliyetlerin kısıtlandırılmasını öngörmüyor." dedi.</p><p>Sözcü Peskov, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin "savaşın bitirilmesi için toprak meselesinin sadece liderler düzeyinde görüşülmesi gerektiği" yönündeki açıklamasına ilişkin ise şunları söyledi:</p><p>"Tüm bu konular, çözüm sürecinde ele alınabilir. Çok sayıda detay içeren, son derece ciddi bir görüşme yakında gerçekleşecek. Bu detayları kamuoyuna açık şekilde tartışmak istemiyoruz. Çünkü bunun gelecekteki olası barış sürecine zarar vereceğini düşünüyoruz."</p><p>Peskov, Sırbistan'da dün yapılan erken genel seçimde Öğrenci Listesi'nin galip gelmesine ilişkin, yeni iktidarın Rusya ile yapıcı ilişkileri sürdüreceği umudunu paylaştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/rusya-abd-ukrayna-arasind-297_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296922</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/pentagonun-uzay-ve-usler-icin-nukleer-hamlesi-hizlandi-antaresin-mikroreaktoru-kritik-engeli-asti-296922</link>
      <pubDate>2026-10-26T13:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Pentagon'un uzay ve üsler için nükleer hamlesi hızlandı! Antares'in mikroreaktörü kritik engeli aştı!]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD merkezli Antares, Idaho Ulusal Laboratuvarı'nda inşa edeceği Mark-1 mikroreaktörü için Enerji Bakanlığı'ndan Nükleer Güvenlik Tasarım Anlaşması onayını aldı. Bu gelişme, Pentagon'un taşınabilir nükleer enerji hedeflerine ve ABD'nin savunma odaklı enerji stratejisine ivme kazandırıyor. Antares'in 2027'de tam elektrik gücünde altı ay çalıştırmayı planladığı Mark-1, askeri ve ticari uygulamalar için önemli bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Pentagon'un uzay ve üsler için nükleer hamlesi hızlandı! Antares'in mikroreaktörü kritik engeli aştı!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'nin Idaho eyaletinde, savunma sanayisinin desteklediği çığır açıcı bir nükleer mikroreaktör projesi kritik bir düzenleyici onay aldı. Antares adlı teknoloji şirketi, geliştirdiği Mark-1 mikroreaktörü için ABD Enerji Bakanlığı'ndan Nükleer Güvenlik Tasarım Anlaşması onayını elde etti. Bu karar, Idaho Ulusal Laboratuvarı'nda reaktörün inşası ve testlerinin önünü açarken, Pentagon'un taşınabilir ve güvenilir nükleer enerji sağlama hedeflerine de önemli bir destek sağladı. 2027 yılında Mark-1'in tam elektrik gücünde altı ay boyunca çalıştırılması planlanıyor ve bu süreçte elde edilecek veriler, hem askeri hem de ticari kullanım için yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor.</p><h3>ABD Enerji Bakanlığı'ndan Mark-1'e hızlandırılmış onay</h3><p>Antares'in Mark-1 mikroreaktörü, ABD Enerji Bakanlığı'nın verdiği Nükleer Güvenlik Tasarım Anlaşması onayını alışılmışın dışında bir hızla aldı. Bu onay, Idaho Ulusal Laboratuvarı'nda yürütülecek inşaat ve test faaliyetlerinin önünü açarken, tesisin faaliyete geçişine kadar geçerli olacak güvenlik standartlarını da belirledi. Antares, geçtiğimiz yıl ABD Enerji Bakanlığı'nın onay sürecinden ikinci kez geçerek, federal güvenlik incelemelerinde dikkat çeken bir hız yakaladı. Şirketin CEO'su ve kurucu ortağı Jordan Bramble, DOE'nin bu kararıyla sadece nötronlardan elektrona değil, aynı zamanda müşteri tesislerine zamanında geçişin de mümkün olacağını vurguladı. Bu gelişme, ABD'nin nükleer enerji alanında son 40 yıldaki en hızlı ilerlemelerinden biri olarak kayıtlara geçti.</p><h3>Pentagon'un mikroreaktör projesine 161 milyon dolarlık destek</h3><p>Mark-1 mikroreaktörü, ABD Savunma Bakanlığı'nın ve özellikle Pentagon'un taşınabilir nükleer enerji arayışında kilit bir rol üstleniyor. Geçtiğimiz Eylül ayında ABD Uzay Kuvvetleri, Antares'e uzayda kullanılabilecek reaktörlerin geliştirilmesi amacıyla 161 milyon dolarlık Stratejik Atılım ödülünü verdi. Bu destek, uydulara sürekli elektrik sağlama hedefiyle, yüksek talep gören hesaplama ve yönlendirilmiş enerji ekipmanlarının rekabetçi yörünge bölgelerinde kesintisiz çalışmasını amaçlıyor. Mark-1 bu hedefe ulaşmak için karasal bir köprü olarak konumlanırken, 2027'de başlayacak altı aylık tam güç test kampanyası ile reaktörün ticari ve askeri uygulamalar için hazır olup olmadığı netleşecek. Antares, ABD Ordusu'nun Janus programı kapsamında 2028'de Kuzey Carolina'da ilk operasyonel mikroreaktörü kurmayı planlıyor.</p><h3>Mark-1 mikroreaktör: Sürdürülebilir enerji ve yeni teknolojiler</h3><p>Mark-1, özel bir azot kapalı Brayton döngüsü sistemiyle elektrik üretirken, test süresi boyunca toplanacak işletme verileri doğrudan Antares'in ilk askeri teslimatlarını şekillendirecek. Şirketin daha önce geliştirdiği Mark-0 test reaktörü, 4 Haziran 2026'da ilk kritik duruma geçerek, Amerika Birleşik Devletleri'nde 40 yılın ardından hafif su reaktörü olmayan ve kendi kendine sürdürülebilir fisyon reaksiyonu gerçekleştiren ilk özel sistem oldu. Mark-1, aynı ölçekli reaktör çekirdeğini ve yüksek dayanıklılığa sahip TRISO yakıtını kullanarak, Mark-0'dan edindiği deneyimlerle daha gelişmiş bir yapıya kavuştu. Ancak Mark-1'in en önemli farkı, sadece fiziğe değil, tüm elektrik üretim sisteminin sürdürülebilir operasyonel yükler altında güvenilirliğini kanıtlaması gerekliliği oldu.</p><h3>Antares'in uzay hedefleri ve R1-S reaktörü ile yeni bir dönem</h3><p>Antares, Mark-1 ile birlikte yörünge uçuşu için R1-S adlı bir başka reaktör tasarımını da geliştiriyor. R1-S, nükleer çekirdekten ısı çekmek için mekanik pompalara değil, pasif ısı borularına dayanıyor. Bu sayede, uzun uzay yolculuklarında mekanik arıza riski minimuma iniyor. Mühendisler, R1-S'yi önce yerde test edecek, ardından uçuş sertifikası almak için bir uzay aracına entegre edecek. Karasal Mark-1 testleri ve yörüngeye yönelik R1-S tasarımları, Antares'in stratejisinin iki temel ayağını oluşturuyor: Öncelikle reaktör çekirdek fiziğini Dünya'da hızlıca kanıtlamak, ardından teknolojiyi savunma üsleri ve derin uzay görevleri için ölçeklendirmek. Bu süreç, ABD'nin savunma ve uzay teknolojilerinde yeni bir çağın kapılarını aralıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/pentagonun-uzay-ve-usler--113_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296921</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/ajetten-kktc-ucuslarinda-indirimli-bilet-kampanyasi-296921</link>
      <pubDate>2026-10-26T13:52:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[AJet'ten KKTC uçuşlarında indirimli bilet kampanyası]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[AJet, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) uçuşlarında vergiler hariç yüzde 30 indirimli biletleri satışa sundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[AJet'ten KKTC uçuşlarında indirimli bilet kampanyası]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AJet'ten yapılan açıklamaya göre, yarın saat 23.59'a kadar satın alınabilecek indirimli biletler, 23 Kasım 2026-21 Ocak 2027 arasındaki (25 Aralık 2026-3 Ocak 2027 arası hariç) KKTC seyahatlerinde kullanılabilecek.</p><p>Sadece "ajet.com" ve AJet Mobil uygulaması üzerinden satışta olan indirimli biletler, "30KIBRIS" kodunu kullanarak alınabilecek.</p><p>Kampanya boyunca kabin ve uçak altı bagajı satın almak isteyen yolcular, bagaj seçimlerinde de yüzde 30 indirimden yararlanabilecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/ajetten-kktc-ucuslarinda--869_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296920</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-gurlek-2017den-gunumuze-kadar-2-milyondan-fazla-dosyada-magdur-ile-supheli-uzlasti-296920</link>
      <pubDate>2026-10-26T13:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: 2017'den günümüze kadar 2 milyondan fazla dosyada mağdur ile şüpheli uzlaştı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, "2017 yılından günümüze kadar 2 milyondan fazla dosyada mağdur ile şüpheli uzlaşmıştır." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Gürlek: 2017'den günümüze kadar 2 milyondan fazla dosyada mağdur ile şüpheli uzlaştı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara'daki bir otelde düzenlenen Uzlaştırma Ödül Töreni ve Alternatif Çözümlerde 10. Yıl Sempozyumu'na Bakan Gürlek'in yanı sıra Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanvekili Fuzuli Aydoğdu, HSK 1. Daire Başkanı Turan Kuloğlu, hukukçular ve uzlaştırmacılar katıldı.</p><p>Programın açılış konuşmasını yapan Gürlek, uyuşmazlıkların, tarafları ve toplumu tatmin edecek şekilde adil bir biçimde sonuçlandırılması ve sonuca hızlı, basit yöntemlerle, en az maliyetle ulaşılmasının hem maddi hukukun hem de yargılama hukukunun en büyük hedefleri arasında olduğunu bildirdi.</p><p>Adalet Bakanlığının, yargının görevini hakkıyla yerine getirmesi ve adaletin hızlı bir şekilde tecelli etmesi hedefi doğrultusunda kesintisiz bir çalışma yürüttüğünü belirten Gürlek, bu kapsamda alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine büyük önem verdiklerini söyledi.</p><p>Gürlek, 2005'ten bu yana yürütülen reform çalışmalarıyla Türkiye'nin ceza mevzuatının insan odaklı yaklaşımlar dikkate alınarak yenilendiğini belirterek, ceza adalet sisteminin, hukuk devletinin temel güvencelerinden biri olduğunu vurguladı.</p><p>Sistemin başarısının yalnızca suçların soruşturulması, kovuşturulması ve yaptırıma bağlanmasıyla ölçülemeyeceğine işaret eden Gürlek, "Mağdurun korunması, adalete erişimin kolaylaştırılması, uyuşmazlıkların makul sürede sonuçlandırılması ve toplumun adalet sistemine duyduğu güvenin güçlendirilmesi de bu başarının ayrılmaz bir unsurudur. Geleneksel ceza yargılaması, suç iddiasının araştırılması, delillerin değerlendirilmesi ve hukuka uygun bir karar verilmesi bakımından vazgeçilmezdir." diye konuştu.</p><p>Gürlek, her uyuşmazlığın aynı yargılama sürecinden geçmesi her zaman en etkili ve en verimli çözüm olmayabileceğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Ceza adalet sistemimizde uzlaştırma, seri muhakeme, ön ödeme ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi gibi kurumlar ile basit yargılama usulü, kanuni şartları dahilinde farklı çözüm imkanları sunmaktadır. Farklı hukuki amaçlara ve uygulama alanlarına sahip bu mekanizmaların ortak noktası, ceza adaletinin daha etkin işlemesine ve yargısal kaynakların daha verimli kullanılmasına katkıda bulunmalarıdır. Burada altını özellikle çizmek isterim; alternatif çözüm yolları, adaletten vazgeçmek değil, adaleti uyuşmazlığın niteliğine uygun yöntemlerle, en hızlı ve en etkili şekilde gerçekleştirmektir."</p><p><strong>"ONARICI ADALET, MAĞDURUN UZLAŞMAYA ZORLANMASI ANLAMINA GELMEZ"</strong></p><p>Adalet Bakanı Gürlek, alternatif çözüm yollarının en önemli boyutlarından birinin, onarıcı adalet anlayışı olduğunu bildirdi.</p><p>Ceza adaletini, yalnızca suçun işlenip işlenmediği veya hangi yaptırımın uygulanacağı üzerinden değerlendirmenin, uyuşmazlığın insani ve toplumsal boyutunu eksik bırakabileceğini aktaran Gürlek, şöyle devam etti:</p><p>"Mağdurun uğradığı zararın giderilmesi, yaşadığı mağduriyetin dikkate alınması ve kendisini doğrudan ilgilendiren süreçte söz sahibi olabilmesi de adaletin önemli unsurlarıdır. Onarıcı adalet yaklaşımı, bu ihtiyaçlara cevap vermeyi, failin davranışının sonuçlarını anlamasını, sorumluluk üstlenmesini ve mümkün olduğu ölçüde zararın giderilmesine katkıda bulunmasını amaçlar. Elbette onarıcı adalet, mağdurun uzlaşmaya zorlanması veya kamu yararının göz ardı edilmesi anlamına gelmez. Sürecin gönüllülük esasına, hukuki güvencelere ve tarafların haklarının korunmasına dayanması büyük önem taşımaktadır."</p><p><strong>"CAYDIRICILIĞI BELİRLEYEN UNSUR, YALNIZCA CEZANIN AĞIRLIĞI DEĞİL, KESİNLİĞİDİR"</strong></p><p>Adalet Bakanı Gürlek, alternatif çözüm yollarında üzerinde önemle durulması gereken hususlardan birinin, cezasızlık algısına yol açıp açmadığı olduğunu bildirdi.</p><p>Alternatif çözümle cezasızlığın birbirinden farklı kavramlar olduğunu bildiren Gürlek, "Alternatif çözüm yolları, kanunun suç olarak belirlediği fiilleri önemsizleştirmez. Bu yolların hangi suçlarda, hangi koşullarla ve hangi hukuki sonuçlarla uygulanabileceği kanunla belirlenmiştir." diye konuştu.</p><p>Gürlek, uzlaştırmada üzerinde anlaşılan edimin yerine getirilmesi, diğer alternatif çözüm kurumlarında ise kanunun öngördüğü koşul ve sonuçların gerçekleşmesinin önem taşıdığına işaret ederek, "Dolayısıyla bu yolları, sorumluluktan kaçış olarak değil, kanunun izin verdiği çerçevede sorumluluğun farklı bir hukuki mekanizmayla ele alınması olarak değerlendirmeliyiz." ifadelerini kullandı.</p><p>Temel yaklaşımlarının bir taraftan cezasızlık algısını önlemek, diğer taraftan da alternatif mekanizmaların sunduğu imkanlardan etkin biçimde yararlanmak olduğunu kaydeden Gürlek, "Zira ceza hukukunda caydırıcılığı belirleyen unsur, yalnızca cezanın ağırlığı değil, kesinliği ve çabukluğudur. Adalete duyulan güven de hukukun doğru, ölçülü ve öngörülebilir biçimde uygulanmasıyla güçlenir." görüşünü paylaştı.</p><p>Gürlek, alternatif çözüm mekanizmalarının, uygun uyuşmazlıkların daha kısa sürede sonuçlandırılmasını ve ceza yargılamasındaki iş yükünün dengelenmesini sağlamayı amaçladığını belirterek, şöyle devam etti:</p><p>"Kanuni koşulları taşıyan dosyaların bu mekanizmalarla sonuçlandırılması, mahkemelerin daha kapsamlı delil değerlendirmesi gerektiren, daha ağır veya karmaşık suçlara ilişkin yargılamalara yeterli zaman ayırabilmesine imkan vermektedir. Uyuşmazlıkların daha kısa sürede çözülmesi, vatandaşımızın duruşmaya katılmak için işinden izin alma, yol masrafına katlanma ve yaşadığı olayı yeniden anlatma yükünü de azaltmaktadır. Bu yaklaşım, yalnızca dosya sayısının azaltılması değildir. Aynı zamanda yargısal kaynakların doğru yerde kullanılmasını, iş süreçlerinin iyileştirilmesini ve adalet hizmetlerinin niteliğinin artırılmasını hedefler. Ceza hukukunda alternatif çözüm yollarından biri olan uzlaştırma, esasında toplumumuzun kültür ve geleneğinde öteden beri var olan, onarıcı adalet anlayışını yansıtan bir sistemdir."</p><p><strong>30 BİNDEN FAZLA UZLAŞTIRMACI GÖREV YAPIYOR</strong></p><p>Adalet Bakanı Gürlek, ilk kez 2005'te ceza adalet sistemine dahil edilen uzlaştırmanın, aralık 2016'daki köklü değişikliklerle büyük bir ivme kazandığını bildirdi.</p><p>Yapılan düzenlemelerle uzlaştırmanın ceza yargılamasının yükünü hafifleten, çözümün taraflarca bulunmasını sağlayan etkin bir kurum haline geldiğini aktaran Gürlek, uzlaştırma sürecinde tarafların, mağdurun zararının giderilmesinin yanı sıra sosyal dayanışma örneği olan edimler üzerinde de anlaştıklarını ifade etti.</p><p>Gürlek, uzlaştırmacı siciline kayıtlı 30 bini aşkın uzlaştırmacının görev yaptığını belirterek, "2017 yılından günümüze kadar 2 milyondan fazla dosyada mağdur ile şüpheli uzlaşmıştır. Diğer alternatif çözüm yöntemlerinde de büyük bir başarıya ulaşılmış, seri muhakeme, ön ödeme, kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve basit yargılama usulleriyle çok sayıda dosya sonuçlandırılmıştır. 2025 yılında alternatif çözüm yöntemleri sayesinde asliye ceza ve çocuk mahkemelerine ilk kez açılan kamu davalarında yüzde 33 oranında azalma göstermiştir." bilgisini verdi.</p><p>Asıl hedeflerinin yargının iş yükünü yönetilebilir kılmak ve adalet hizmetinin kalitesini de yükseltmek olduğunu kaydeden Gürlek, "Alternatif çözüm yollarından beklenen faydanın artırılması için uygulamanın geliştirilmesi, kurumlar arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi ve karşılaşılan sorunların düzenli olarak değerlendirilmesi gerekmektedir." diye konuştu.</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde, Türkiye Yüzyılı'na giden yolda "Adaletin Yüzyılı"nı inşa ederken tüm ekip arkadaşlarıyla gayretle çalışmaya devam edeceklerini vurgulayan Gürlek, "Adalet hizmetleri sistemimizin asli görevinin aziz vatandaşlarımıza en iyi hizmeti vermek olduğu bilinciyle kararlılıkla hareket edeceğiz." ifadelerini kullandı.</p><p>Konuşmanın ardından uzlaştırmada 2025'te en başarılı performans gösteren 33 Cumhuriyet başsavcılığının temsilcisiyle en başarılı 10 uzlaştırmacıya plaket ve ödülleri takdim edildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/bakan-gurlek-2017den-gunu-447_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296919</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/milli-savunma-bakani-guler-kktc-basbakani-ustel-ile-gorustu-296919</link>
      <pubDate>2026-10-26T13:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Milli Savunma Bakanı Güler, KKTC Başbakanı Üstel ile görüştü]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel ile görüştü.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Milli Savunma Bakanı Güler, KKTC Başbakanı Üstel ile görüştü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Milli Savunma Bakanlığının (MSB), NSosyal hesabından yapılan paylaşımda, "Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı Ünal Üstel ile Milli Savunma Bakanlığında bir araya geldi." ifadesi kullanıldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/1-261020263f09ac52.jpg"/><p>Paylaşımda, görüşmeye ilişkin fotoğraflara da yer verildi.</p><section></section>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/milli-savunma-bakani-gule-480_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296918</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/ulusal-staj-programina-basvurular-basladi-296918</link>
      <pubDate>2026-10-26T13:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ulusal Staj Programı'na başvurular başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Ulusal Staj Programı'na başvuruların bugün itibarıyla başladığını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ulusal Staj Programı'na başvurular başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, NSosyal hesabından, "Sevgili gençler, sizin için güzel bir haberimiz var" başlığıyla yaptığı paylaşımda, "Cumhurbaşkanlığı himayelerinde uyguladığımız Ulusal Staj Programı'na başvurular bugün itibarıyla başladı. Kamu kurumlarında ve özel sektörde staj fırsatlarını yakalayabilir, deneyim elde ederek kariyer hayatınızı şekillendirebilirsiniz." ifadelerini kullandı.</p><p>Programa ilişkin hazırlanan internet sitesinde, Ulusal Staj Programı'nın, genç insan kaynağının kamu kurumları ve özel sektör kuruluşlarınca sağlanan kariyer olanaklarından faydalanmasını sağlamak amacıyla Cumhurbaşkanlığının himayesinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının destekleriyle ve Türkiye İş Kurumunun (İŞKUR) koordinasyonunda yürütülen erken dönem kariyer programı olma özelliğini taşıdığı bildirildi.</p><p>Program aracılığıyla gençlerin istihdam edilebilirliklerinin artırılması, kariyer olanaklarına erişimde fırsat eşitliğinin desteklenmesi ve bu imkanların tüm üniversite bölümlerine yaygınlaştırılmasının hedeflendiği aktarılan sitede, şu bilgilere yer verildi:</p><p>"Ulusal Staj Programı'na başvuru yapan öğrenciler akademik performansları, becerilerini geliştirmeye yönelik faaliyetleri ve genel başarıları göz önünde bulundurularak akademik/mesleki, sanatsal/sosyal ve sportif yeterlilik puanlarını baz alan şeffaf ve yenilikçi bir yöntem ile değerlendirilmektedir. İşverenler staj tekliflerini, başvuru yapan öğrencilerin kimlik ve üniversite bilgilerini görmeksizin söz konusu yeterlilik alanlarında (akademik/mesleki, sanatsal/sosyal ve sportif) aldıkları puanları esas alarak objektif bir şekilde iletmektedir. Yurt içindeki başarısının yanı sıra yurt dışında da beğeni ile takip edilen ve OECD tarafından örnek uygulama olarak gösterilen Program, pek çok gence iş hayatını henüz öğrenciyken deneyimleme ve erken dönem kariyer farkındalığı kazanma imkanı tanımaktadır."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/ulusal-staj-programina-ba-587_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296917</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/trabzon-yeni-havalimani-projesinde-santiye-calismalari-basladi-296917</link>
      <pubDate>2026-10-26T13:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trabzon Yeni Havalimanı Projesi'nde şantiye çalışmaları başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Trabzon Yeni Havalimanı Projesi'nde şantiye çalışmalarının başladığını belirterek, "Yeni havalimanımızın altyapısı için denize 100 milyon ton dolgu yapacağız." ifadesini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trabzon Yeni Havalimanı Projesi'nde şantiye çalışmaları başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yazılı açıklamasında, Trabzon Yeni Havalimanı Projesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi verdi.</p><p>Trabzon Yeni Havalimanı'nın, Türkiye'nin deniz üzerine inşa edilecek üçüncü havalimanı olacağını vurgulayan Uraloğlu, projede altyapı için şantiye kurulum çalışmalarına başlandığını bildirdi.</p><p>Bakan Uraloğlu, Trabzon'un artan yolcu ve yük trafiğini karşılamak amacıyla bu çalışmalara başladıklarına dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:</p><p>"Mevcut havalimanımızın 2 bin 640 metre uzunluğundaki tek pisti ve tesisleri, artan yolcu ve yük trafiğinin ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalıyor. Bu nedenle Trabzon'a daha yüksek kapasiteli, modern ve uluslararası standartlara uygun yeni bir havalimanı kazandıracağız. Yeni havalimanımızın altyapısı için denize 100 milyon ton dolgu yapacağız. Dolgu alanını deniz etkilerinden korumak amacıyla 6 bin metre uzunluğunda koruyucu mendirek inşa edeceğiz. Böylece yeni havalimanımızın pist, taksi yolu ve apron alanları için gerekli altyapıyı oluşturacağız."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/1-2610202665e4da86.jpg"/><p><strong>"TRABZON'UN HAVA ULAŞIMI İHTİYACINA UZUN VADELİ ÇÖZÜM"</strong></p><p>Uraloğlu, Ordu-Giresun ve Rize-Artvin havalimanlarının ardından Türkiye'nin deniz üzerine inşa edilen üçüncü havalimanını Trabzon'da hayata geçireceklerini belirterek, yeni havalimanında 3 bin metre uzunluğunda, 45 metre genişliğinde pist inşa edeceklerini, piste paralel olarak yine 3 bin metre uzunluğunda ve 45 metre genişliğinde taksi yolu oluşturacaklarını, ayrıca 1370 metre uzunluğunda, 155 metre genişliğinde apronla 400 metre uzunluğunda, 120 metre genişliğinde emniyet apronu yapacaklarını aktardı.</p><p>Yeni pist ve apron alanlarıyla Trabzon'un hava ulaşım altyapısını güçlendireceklerini, yolcu ve yük taşımacılığı operasyonlarının daha emniyetli ve kesintisiz şekilde gerçekleştirilmesini sağlayacaklarını vurgulayan Uraloğlu, şunları kaydetti:</p><p>"Yeni havalimanında yıllık 10 milyon yolcu kapasiteli, 110 bin metrekare büyüklüğünde yeni terminal binası yapacağız. Bunun yanı sıra toplam 65 bin metrekarelik teknik blok, hava trafik kontrol kulesi ve destek binalarını da hayata geçireceğiz. Yeni havalimanımızla Trabzon'un artan hava ulaşımı ihtiyacına uzun vadeli çözüm sunacağız."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/trabzon-yeni-havalimani-p-503_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.296916</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/25-ulkeye-250-gonullu-iyilik-sinir-tanimiyor-turkiyenin-gencleri-istanbul-medeniyet-universitesinde-296916</link>
      <pubDate>2026-10-26T13:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[25 ülkeye 250 gönüllü: iyilik sınır tanımıyor... Türkiye'nin Gençleri İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nde]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Uluslararası Genç Derneği; TİKA, YTB ve Türkiye Ulusal Ajansı iş birliğiyle yürütülen küresel projelerin lansmanı niteliğindeki “Türkiye'nin Gençleri Kürenin Öncüleri” faaliyetini 27 Ekim Salı günü İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nde gerçekleştiriyor. Yaklaşık 5.000 gencin buluşacağı Gençlik Şöleni'nde 250 gönüllü dünyayı değiştiren deneyimlerini paylaşıyor; çekilişle 5 katılımcı genç gidiş-dönüş yurt dışı uçak bileti kazanıyor!]]></description>
      <subtitle><![CDATA[25 ülkeye 250 gönüllü: iyilik sınır tanımıyor... Türkiye'nin Gençleri İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nde]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurulduğu günden bu yana gençliğin enerjisini, dinamizmini ve medeniyet vizyonunu küresel bir iyilik hareketine dönüştüren Uluslararası Genç Derneği, Türkiye'deki gençlerin umudunu, neşesini ve hedeflerini sınırların ötesine taşımaya devam ediyor. Gençlerin potansiyelini harekete geçirerek onları sadece yarının değil, bugünün de mimarı kılmayı hedefleyen GENÇ Derneği; eğitimden kültüre, uluslararası gönüllülük projelerinden akademilere kadar geniş bir yelpazede ilham veren çalışmalara öncülük ediyor.</p><p><b>KÜRENİN ÖNCÜLERİ İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ'NDE!</b></p><p>"Dünya Bizi Bekliyor" sloganıyla yola çıkan Uluslararası Genç Derneği, Türkiye'nin merhamet, adalet ve umut taşıyan gençlik neşesini, küresel ölçekte sürdürülebilir bir değişim ve kardeşlik dalgasıyla taçlandırmaya devam ediyor.</p><p>Gençlerin hayallerini uluslararası deneyimlerle buluşturan Genç Derneği, gönüllülük çalışmalarını daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla "Türkiye'nin Gençleri Kürenin Öncüleri" programını hayata geçiriyor. 27 Ekim Salı günü saat 11.00&#8211;18.00 arasında İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nde gerçekleştirilecek program, Türkiye'deki gençlerin dünyaya açılan kapısı olmayı hedefliyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/whatsappimage2026102-2610202687d6c09b.jpg"/><p><b>25 ÜLKEYE 250 GENÇ GÖNÜLLÜ</b></p><p>Uluslararası Genç Derneği'nin yıl boyunca yürüttüğü programlar kapsamında 250 Genç Gönüllü, Balkanlar'dan Afrika'ya, Asya'dan Ortadoğu'ya kadar 25 farklı ülkeye giderek insani yardım, eğitim, kültür ve gönüllülük çalışmalarında aktif rol aldı. Türkiye'deki gençlerin bilgi birikimini, neşesini ve enerjisini dünya halklarıyla buluşturan genç liderler, küresel barış ve dayanışmaya somut katkılar sundu.</p><p><b>5 GENCE YURT DIŞI UÇAK BİLETİ HEDİYE!</b></p><p>Gençlik Şöleni kapsamında yaklaşık 5 bin gencin bir araya gelmesi bekleniyor. İlham veren "Sınır Tanımayan Konuşmalar", kültür stantları, fotoğraf sergileri ve atölyelerle dolu program büyük coşkuya sahne olacak. Etkinlikte gençleri heyecan verici bir sürpriz de bekliyor: Yapılacak özel çekilişle 5 genç, gidiş-dönüş yurt dışı uçak bileti ile ödüllendirilerek hayallerindeki deneyime adım atacak.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/whatsappimage2026102-2610202632342a3a.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/26/25-ulkeye-250-gonullu-iyi-836_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>