<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291441</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/altin-fiyatlari-neden-dustu-14-eylul-altin-yorumu-291441</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Altın fiyatları neden düştü? 14 Eylül altın yorumu]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Merkez Bankası'nın faiz artıracağı beklentileri, Orta Doğu gerilimi, yüksek enerji fiyatları ve yapay zeka şirketlerinin teknoloji geliştirme hızını yavaşlatacağına dair endişeler emtia piyasalarında satış dalgası yarattı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Altın fiyatları neden düştü? 14 Eylül altın yorumu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Emtia piyasasında haftanın ilk işlem gününde kıymetli metaller ve baz metallerde ABD Merkez Bankasına (Fed) yönelik faiz artırım beklentileri ve yapay zeka şirketlerinin teknoloji geliştirme hızını yavaşlatacağına ilişkin endişelerle sert satış baskısı görülüyor.</b></p><p>Orta Doğu&#39;da gerilimin tırmanması, ABD&#39;de açıklanan enflasyon verilerinin enflasyonist baskıların gücünü koruduğuna işaret etmesi, Fed&#39;e ilişkin faiz artırım beklentilerini yükseltti.</p><p>Bölgede jeopolitik gelişmeler neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatları, dünya genelinde enflasyonist baskıların sürmesine yol açarken yükselen tahvil faizleri ve dolara talebin artması, emtia piyasaları üzerinde baskı oluşturuyor.</p><p>Öte yandan bu hafta Fed&#39;in faiz toplantısı piyasaların odağında bulunuyor. İstihdam piyasasına ilişkin güçlü veriler, yükselen enflasyon beklentileri ve Fed Başkanı Kevin Warsh&#39;ın enflasyonla mücadelede kararlılık vurgusu sonrasında para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed&#39;in bu hafta faiz artıracağına ilişkin olasılık yüzde 88&#39;e yükseldi.</p><p>Yapay zeka şirketlerinin teknoloji geliştirme hızını yavaşlatacağına dair endişeler de fiyatlamaları etkileyen unsurların başında geliyor.</p><p>Söz konusu gelişmelerle kıymetli metaller ve baz metallerde sert hareketler görüldü. Şu sıralarda ons bazında gümüş yüzde 3,3 düşüşle 62,3 dolardan, platin yüzde 2,3 kayıpla 1757 dolardan, paladyum yüzde 2,2 azalışla 1.274 dolardan ve altın yüzde 1,5 azalışla 4 bin 284 dolardan işlem görüyor.</p><p>Libre bazında ise bakır yüzde 2,3 düşüşle 6,3 dolardan, alüminyum yüzde 2 azalışla 1,48 dolardan alıcı buluyor.</p><p><b>ALTIN VE BAKIR YORUMU</b></p><p>Saxo Capital Emtia Strateji Başkanı Ole Hansen, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, &quot;Altın, geçen hafta cuma günü ABD&#39;de beklentilerin üzerinde açıklanan çekirdek enflasyon verisinin ardından, bugün de ham petrol fiyatlarındaki sert yükselişin enflasyon ve tahvil getirilerine ilişkin endişeleri artırmasıyla baskı altında kaldı.&quot; dedi.</p><p>Yükselen tahvil faizleri, Fed toplantısı ve artan petrol fiyatlarıyla altının zorlu bir hafta geçirebileceğini ifade eden Hansen, altında yükselişlerin görülebilmesi için 4 bin 400 doların üzerine çıkması gerektiğini söyledi.</p><p>Hansen, söz konusu gelişmelerin<b> bakır </b>fiyatlarını da etkilediğine dikkati çekerek, "Bakır geçen hafta yaklaştığı rekor seviyelerden geriledi ve destek seviyesi olan 6,5 doların altına indi." ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/altin-fiyatlari-neden-dus-328_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291440</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/iletisim-baskani-durandan-yeni-nesil-suc-orgutleriyle-mucadeleye-iliskin-aciklama-291440</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İletişim Başkanı Duran'dan "yeni nesil suç örgütleri"yle mücadeleye ilişkin açıklama]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Çocuklarımızı ve gençlerimizi suç ağlarının istismarından koruyacak çok boyutlu mücadele stratejisiyle geleceğimize kasteden bu yapılara geçit vermeyeceğiz." ifadesini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İletişim Başkanı Duran'dan "yeni nesil suç örgütleri"yle mücadeleye ilişkin açıklama]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, yeni nesil suç örgütlerinin hem asayişi tehdit eden hem de çocukları ve gençleri hedef alan yapılar olduğunu belirtti.</p><p>Sosyal medya ve dijital mecraları suçun propagandası ve eleman devşirme aracı olarak kullanan bu yapıların, uluslararası bağlantılar ve finansal ağlarla hareket eden çok boyutlu bir güvenlik sorunu olduğunu vurgulayan Duran, şunları kaydetti:</p><p>"Bu yapılara karşı mücadele, sahadaki suç unsurlarının etkisiz hale getirilmesinden örgüt yöneticileri ve azmettiricilerin adalet önüne çıkarılmasına, finans kaynaklarının kesilmesinden dijital mecralardaki suç propagandasının önlenmesine kadar devletimizin her kademesinin katılımıyla bütüncül bir anlayışla yürütülmektedir. Çocuklarımızı ve gençlerimizi suç ağlarının istismarından koruyacak sosyal politikaların güçlendirilmesi, risklerin erken tespit edilmesi ve ailelerin desteklenmesi gibi çok boyutlu bir mücadele stratejisiyle geleceğimize kasteden bu yapılara geçit vermeyeceğiz.</p><p>Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde milletimizin huzurunu, çocuklarımızın geleceğini ve kamu düzenini hedef alan hiçbir suç yapılanmasına müsamaha göstermeyecek, yeni nesil suç örgütleriyle mücadelemizi hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla sürdüreceğiz."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/iletisim-baskani-durandan-427_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291439</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/eyupsultanda-1250-ogrenciye-aramiza-hos-geldin-surprizi-imam-hatip-ogrencilerine-okulun-il-291439</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Eyüpsultan'da 1.250 öğrenciye "Aramıza Hoş Geldin" sürprizi: İmam Hatip öğrencilerine okulun ilk gününde anlamlı hediye]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Eyüpsultan'da yeni eğitim öğretim yılının ilk zilini çalan 1.250 minik öğrenci, sınıflarında kendilerini bekleyen kırtasiye setleri ve sürpriz mektuplarla karşılandı. Projeyi hayata geçiren Eyüpsultan Önder İmam Hatipliler Derneği (ESÖNDER), bu anlamlı adımla öğrencilere "büyük bir ailenin parçası" oldukları hissini aşılamayı amaçlıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Eyüpsultan'da 1.250 öğrenciye "Aramıza Hoş Geldin" sürprizi: İmam Hatip öğrencilerine okulun ilk gününde anlamlı hediye]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>"Aramıza Hoş Geldin" projesiyle 13 İmam Hatip okulunda eğitime yeni başlayan öğrencilere kırtasiye seti hediye edildi.</p><p>Eyüpsultan Önder İmam Hatipliler Derneği (ESÖNDER) tarafından yeni eğitim öğretim yılının başlangıcında hayata geçirilen proje öğrencilerin yüzünü güldürdü.</p><p>Minik öğrencilere ilk günlerinde aidiyet duygusu aşılamayı hedefleyen proje kapsamında hazırlanan kalemlik ve kırtasiye setleri, ilk ders zili öncesine 13 okuldaki yeni öğrencilerin sıralarına yerleştirildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/aramzahosgeldin12-14092026f8e6e329.jpg"/><p>Sınıflarına girdiklerinde hediyeleriyle karşılaşan öğrencilerin yaşadığı mutluluk renkli görüntülere sahne oldu.</p><p>Setlerin içerisinde kırtasiye malzemelerinin yanı sıra ESÖNDER tarafından kaleme alınan özel bir "Aramıza Hoş Geldin" mektubu da yer aldı.</p><p>Ayrıca kalemliklerde kullanılan Hanzala figürü aracılığıyla öğrencilere Filistin ve mazlum coğrafyalarda yaşananlara dair erken yaşta farkındalık kazandırılması amaçlandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/aramzahosgeldin14-140920264262cb5d.jpg"/><p><b>BAŞKAN SOYTÜRK: "BU YOLDA YALNIZ DEĞİLSİNİZ, ARKANIZDA ABİLERİNİZ VE ABLALARINIZ VAR"</b></p><p>Programda öğrencilere ve katılımcılara seslenen ESÖNDER Başkanı Ahmet Soytürk, projenin sadece bir kırtasiye desteği olmadığını, temel gayelerinin öğrencilerin hem akademik hem de manevi anlamda "çift kanatlı" yetişmeleri olduğunu vurguladı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/aramzahosgeldin16-14092026bbf793ff.jpg"/><p>Aynı okul sıralarında daha önce oturmuş mezunlar olarak gençlerin her daim destekçisi olacaklarını belirten Soytürk, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:</p><p>"Sizlerle aynı sıralardan geçmiş abileriniz ve ablalarınız olarak sizlere 'Aramıza Hoş Geldiniz' diyoruz. Şunu bilmenizi istiyoruz ki; ortaokul, lise ve üniversite hayatınız boyunca size sahip çıkan, her anınızda yanınızda olan bir Önder camiası var. Bu yolda yalnız değilsiniz. Bizler de bu sıralarda okuduk; aramızdan kaymakamlar, bürokratlar çıktığı gibi bugün ülkemizi de yine bu sıralardan yetişmiş bir Cumhurbaşkanı yönetiyor. Bu bilinç ve güven içerisinde olmanızı istiyoruz. Rabbim Kur'an-ı Kerim'de 'Rabbim ilmimi artır' diye buyuruyor. Bizler hep bu duayla yanınızdayız. Bahtınız açık, Allah yardımcınız olsun."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/aramzahosgeldin1-14092026c9c89e2f.jpg"/><p>Konuşmasının devamında projenin detaylarına ve etkinliğin Asımın Nesli İmam Hatip Ortaokulu'nda düzenlenme nedenine değinen Soytürk, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Eyüpsultan'da 13 İmam Hatip okulumuzda yaklaşık 1.250 öğrencimiz bugün eğitim hayatına başladı. Bizler mezun abileri ve ablaları olarak yanlarında olduğumuzu hissettirmek adına küçük de olsa bir hediye paketi hazırladık. Temel gayemiz, öğrencilerimizin hem derslerinde başarılı olmaları hem de manen Allah'ın rızasını gözeterek çift kanatlı hareket etmeleridir. Bu okulumuzu seçme nedenimiz ise Asımın Nesli bizi bu yıl üç kez gururlandırdı: Bir öğrencimiz LGS'de 500 tam puan aldı, 28 öğrencimiz %5'lik dilime girdi ve en önemlisi bu başarılı öğrencilerimizin tamamına yakını tercihlerini yine İmam Hatiplerden yana kullandı. Bu başarı bir günde oluşmadı, yılların emeğidir. Önemli olan bu sistematik başarıyı sürdürmektir."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/aramzahosgeldin4-14092026e1afcc3e.jpg"/><p><b>KAYMAKAM YURT: "YAZ BOYU ÇALIŞTILAR, İMAM HATİP KAYITLARI 1.250'YE ULAŞTI"</b></p><p>Eyüpsultan Kaymakamı Arslan Yurt ise yeni eğitim-öğretim yılının tüm ülkeye hayırlı olmasını dileyerek, ilçedeki okul binalarının güçlendirme ve bakım çalışmalarının tamamlandığını, öğrencilerin güvenli bir ortamda ders başı yaptıklarını ifade etti.</p><p>Sivil toplum kuruluşlarının kamuyla iş birliği içerisinde eğitim ortamını desteklemesinin önemine dikkat çeken Kaymakam Yurt, konuşmasında şu açıklamalarda bulundu:</p><p>"2026-2027 eğitim-öğretim döneminin ülkemize ve ilçemize hayırlı olmasını diliyorum. Okullarımızın bakımları tamamlandı, çocuklarımız güvenli ortamlarda eğitime başladı. Sivil toplum kuruluşlarımızın okullarımıza desteği son derece kıymetli. ESÖNDER, yaz boyunca İmam Hatiplerdeki öğrenci sayısını artırmak için büyük bir gayret gösterdi. Geçen yıl 1.100 olan yeni kayıt sayısı bu yıl 1.250'ye ulaştı. Derneğimizin sunduğu bu okula başlangıç hediye paketi, çocuklarımızın hafızasında güzel bir yer edinmek ve kurumsal aidiyeti güçlendirmek açısından çok değerli."</p><p>Okulun akademik başarısına da değinen Yurt, öğrencilere şu sözlerle tavsiyelerde bulundu:</p><p>"Asımın Nesli İmam Hatip Ortaokulu, 2026 Liselere Giriş Sınavı'nda 500 tam puan çıkaran ve çok sayıda öğrencisini %1'lik dilimle üst düzey liselere gönderen en başarılı okulumuz oldu. Sizler de bu yeni başarılara aday olarak buradasınız. Hepiniz bugünkü heyecanınızı muhafaza edin, disiplinle çalışın ve bir yandan da eğitim hayatınızı en güzel şekilde sürdürün. Eğitime sundukları katkılardan dolayı ESÖNDER Derneği Başkanı Ahmet Soytürk Bey'e ve ekibine teşekkür ediyor, tüm öğrencilerimize başarılar diliyorum."</p><p>Programda, Eyüpsultan İlçe Millî Eğitim Müdürü Zeliha Yıldız ile Asımın Nesli İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Nazım Yazıcı da birer konuşma yaparak öğrencilerin heyecanına ortak oldu.</p><p>Etkinlik, protokolün öğrencilerle bir araya gelmesi, hediyelerin takdimi ve günün anısına çekilen hatıra fotoğraflarının ardından sona erdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/aramzahosgeldin8-140920266abde059.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/eyupsultanda-1250-ogrenci-341_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291438</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-basarili-ve-teknolojiyi-iyi-kullanan-bir-genclik-filiz-veriyor-291438</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan: Başarılı ve teknolojiyi iyi kullanan bir gençlik filiz veriyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Birileri sürekli kötümser senaryolar yazsa da başarılı, dünyayı takip eden, teknolojiyi iyi kullanan pırıl pırıl, ışıl ışıl bir gençlik filiz veriyor." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan: Başarılı ve teknolojiyi iyi kullanan bir gençlik filiz veriyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı Açılışı ve Ankara'da Yapımı Tamamlanan Eğitim Yatırımlarının Toplu Açılış Töreni"nde konuştu.</p><p><b>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar...</b></p><p>Birileri sürekli kötümser senaryolar yazsa da gerçekten başarılı, pırıl pırıl bir gençlik filiz veriyor.</p><p>Hayata yalnızca siyasi ve ideolojik çıkarlar üzerinden bakan bu kompleksli zihniyeti kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz, biz onları umursamıyoruz siz de moralinizi bozmalarına izin vermeyin.</p><p>PISA 2025'te puanını en fazla artıran ülke olduk. Milletçe hepimizi sevindirmesi gereken bu başarıyı maalesef birilerinin karalamaya çalıştıklarını da görüyoruz ama biz onları umursamıyoruz.</p><p>Yaptığımız bütün bu yatırımlar, bütün bu çabalarımız yarının Türkiye'sini en iyi, en modern ve en dayanıklı şekilde inşa etmek içindir.</p><p>Göreve geldiğimiz günden itibaren hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını eğitime ayırdık. Türkiye'nin eğitim altyapısını güçlendirmeye devam edeceğiz.</p><p>Evlatlarımız, çağın nimetleri olan teknolojiyi, yapay zekayı, iyi kullanacak, bunların esiri olmayacak. Diğer türlü ya bu yarışta geriye düşeriz ya da bizi biz yapan değerlerimizi kaybederiz.</p><p class="MsoNormal">Türkiye'yi gençlerimiz yönetecek. Ömrümüzü adadığımız büyük ve güçlü Türkiye davasını gençlerimiz omuzlayacak. Asıl mesele bu neslin, bu mukaddes sancağı taşırken ihtiyaç duyduğu her türlü kabiliyete sahip olmasıdır.</p><p>Dünya sürekli değişiyor olsa da, başarının formülü asırlardır değişmedi; okuyun, öğrenin, uygulayın, neticelendirin. İman ve inanç olduğu sürece imkanın da olacağını aklınızdan çıkarmayın. Sizi gözü gibi koruyan büyük bir devletiniz var.</p><p>Biz hiçbir evladımızı sokakta bulmadık, sokakların insafına da terk etmedik. Sizler bizim gözbebeğimiz, hasbahçemizin güllerisiniz. Sosyal medyada köpürtülen sahte hikayelere bakıp da ümitsizliğe asla kapılmayın.</p><p>Ayrıntılar geliyor...</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/ankarada-2026-2027-egitim-401_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291437</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/ayni-yemegi-sabah-ve-aksam-yiyince-ne-degisiyor-291437</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Aynı yemeği sabah ve akşam yiyince ne değişiyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Mass General Brigham tarafından yürütülen yeni bir araştırma, akşam saatlerinde tüketilen yemeklerin sabah saatlerine göre yüzde 44 daha az kalori yaktırdığını ortaya koydu. Araştırma, vücut saatinin yemek zamanlaması üzerindeki etkisini gözler önüne serdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Aynı yemeği sabah ve akşam yiyince ne değişiyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mass General Brigham'ın Metabolism dergisinde yayımlanan son araştırması, akşam saatlerinde tüketilen yemeklerin, sabah saatlerinde aynı miktarda ve içerikte tüketilen öğünlerle karşılaştırıldığında, vücut tarafından yüzde 44 daha az kaloriyle yakıldığını ortaya koydu. ABD'de gerçekleştirilen ve sıkı kontrollere tabi tutulan bu çalışma, vücudun biyolojik saatinin, yani sirkadiyen ritminin, enerji harcamasında belirleyici olduğunu gösterdi. Araştırmada, uyku düzeni, fiziksel aktivite ve ortam ışığı gibi faktörler tamamen kontrol altına alındı. Böylece, günün hangi saatinde yemek yenildiğinin, kalori yakımı üzerindeki etkisi net biçimde ölçüldü. Bulgular, akşam 7'de tüketilen bir sandviçin, sabah 7'de yenilen aynı sandviçten çok daha az enerji harcattığını ve bunun yalnızca vücut saatinden kaynaklandığını kanıtladı.</p><h3>Mass General Brigham ekibi: Akşam yemeği metabolizmayı yavaşlatıyor</h3><p>Çalışmanın başında yer alan Han-Chow Koh ve Frank Scheer liderliğindeki bilim insanları, diyet kaynaklı termogenez (DIT) olarak bilinen ve yemek sonrası harcanan ekstra enerjiyi ölçtü. DIT, çoğu zaman günlük kalori harcamasının yaklaşık yüzde 10'unu oluşturuyor. Ancak araştırmacılar, 16 yetişkin üzerinde gerçekleştirdikleri deneyde, sabah saatlerinde vücudun bu oranı en üst seviyeye çıkardığını, akşam saatlerinde ise ciddi şekilde azalttığını tespit etti. Katılımcılar, 36 saat boyunca karanlık ve hareketsiz bir ortamda, her altı saatte bir aynı küçük öğünü tüketti. Her öğün sonrası oksijen tüketimi ve karbondioksit salınımı ölçülerek, dakikalar içinde kalori yakımı hesaplandı. Sonuçlar, sabah 8 civarında DIT'in zirveye ulaştığını, akşam 8'de ise en düşük seviyeye indiğini gösterdi. Bu dalgalanma yüzde 44 gibi çarpıcı bir orana ulaştı. Araştırmacılar, bu farkın uyku, aktivite veya ışık gibi dış etkenlerden değil, tamamen biyolojik saatten kaynaklandığını vurguladı.</p><h3>Sabah-akşam farkı: Kalori yakımı ve sağlık üzerindeki etkiler</h3><p>Mass General Brigham'ın araştırmasında, sabah ve akşam saatlerinde kalori yakımı arasındaki farkın, bir öğünde yaklaşık 7 ila 10 kaloriye denk geldiği belirtildi. Her ne kadar bu miktar bir elmanın üçte biri kadar olsa da, uzun vadede kilo kontrolü ve metabolik sağlık üzerinde önemli sonuçlar doğurabilir. Özellikle günün kalori alımının yarısından fazlasının akşam 5'ten sonra gerçekleşmesi, kan şekeri seviyelerinde yükselmeye yol açabiliyor. Ayrıca, geç saatlerde yemek yeme alışkanlığı, vücut ağırlığında artışa ve kilo vermede zorluklara neden olabiliyor. Columbia Üniversitesi ve Universitat Oberta de Catalunya'dan gelen ek bulgular ise, geceleyin insülin salgısının azalmasının, akşam yemeklerinin sindirimini daha da zorlaştırdığını gösterdi. Amerikan Kalp Derneği ise, düzensiz yemek saatlerinin kalp ritmini olumsuz etkileyebileceği konusunda uyardı. Tüm bu veriler, akşam yemeği alışkanlığının kilo yönetimi ve genel sağlık açısından risk oluşturduğunu ortaya koyuyor.</p><h3>Krononutrisyon araştırmaları: Gönüllülere çağrı ve gelecekteki çalışmalar</h3><p>Çalışmada yer alan katılımcıların çoğunun erkek ve vücut kitle indeksinin aşırı kilolu veya obez aralığında olması, sonuçların genellenmesinde dikkatli olunması gerektiğini gösteriyor. Araştırmacılar, zayıf yetişkinler, yaşlılar veya gece vardiyasında çalışanlarda benzer bir etki olup olmadığının henüz bilinmediğini belirtti. Gerçek yaşamda, insanlar 36 saat boyunca karanlık bir odada kalmadığı için, günlük yaşam koşullarında bu etkinin daha büyük veya daha küçük olabileceği ifade edildi. Yine de, araştırmanın en önemli bulgusu, sabah saatlerinde gerçekleşen kalori yakımındaki avantajın, tamamen vücut saatinden kaynaklandığının bilimsel olarak kanıtlanması oldu. Mass General Brigham, Johns Hopkins ve diğer merkezlerde yürütülen krononutrisyon çalışmaları için sağlıklı yetişkinler ve prediyabeti olan gönüllüler aramaya devam ediyor. Ayrıca, Biyolojik Ritimler Araştırma Derneği ve Ulusal Uyku Vakfı gibi kuruluşlar, toplumda yemek zamanlaması ve uyku sağlığı konusunda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor. Prediyabeti olan bireyler ise CDC'nin Ulusal Diyabet Önleme Programı'na başvurarak, yaşam tarzı koçluğu ve sağlıklı beslenme konusunda destek alabiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/ayni-yemegi-sabah-ve-aksa-663_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291436</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kilo-verme-ilaclarinin-sac-uzerindeki-etkisi-icin-yeni-bir-mekanizma-arastiriliyor-291436</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kilo verme ilaçlarının saç üzerindeki etkisi için yeni bir mekanizma araştırılıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[NYU Langone Health ve uluslararası araştırmacıların yürüttüğü geniş kapsamlı genetik çalışma, popüler GLP-1 ilaçlarının erkek tipi saç dökülmesiyle bağlantısını ilk kez bilimsel olarak ortaya koydu. Araştırmada, GLP-1 reseptörünü daha fazla üreten gen varyantlarına sahip erkeklerde saç dökülmesi riskinin belirgin şekilde arttığı tespit edildi. Bu bulgular, Ozempic ve Wegovy gibi kilo kaybı ilaçlarının yan etkileriyle ilgili yeni bir tartışma başlatıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kilo verme ilaçlarının saç üzerindeki etkisi için yeni bir mekanizma araştırılıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NYU Langone Health öncülüğünde yapılan ve Pennsylvania Üniversitesi ile King's College London'ın da katkı sunduğu yeni bir genetik araştırma, son yıllarda hızla yaygınlaşan GLP-1 ilaçlarının erkek tipi saç dökülmesiyle ilişkili olabileceğini gösterdi. Araştırmada, GLP-1 reseptörünü daha fazla üretme eğilimindeki genetik varyantlara sahip erkeklerde saç dökülmesi riskinin yüzde 7 oranında yükseldiği belirlendi. Bu bulgu, özellikle Ozempic ve Wegovy gibi kilo kaybı amacıyla reçete edilen ilaçların kullanıcıları için önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Bilim insanları, bu ilaçların yan etkilerinin genetik zeminle birleşerek, özellikle kalıtsal kellik eğilimi bulunan erkeklerde saç kaybını hızlandırabileceğine dikkat çekiyor.</p><h3>NYU Langone Health ekibi: GLP-1 reseptörü ve erkek tipi kellik arasında ilk genetik bağlantı</h3><p>Çalışmanın baş araştırmacısı Lynn Petukhova, elde edilen verilerin GLP-1 kullanımının androjenetik alopesi olarak bilinen erkek tipi saç dökülmesiyle ilişkili ilk genetik bağlantıyı ortaya koyduğunu vurguladı. Petukhova, uzun süredir şüpheyle yaklaşılan bu ilişkinin şimdiye kadar bilimsel olarak kanıtlanmadığını, ancak bu araştırmayla birlikte somut bir bağlantının ortaya çıktığını belirtti. Araştırmada, GLP-1 reseptörünü daha yüksek düzeyde üreten gen varyantlarını taşıyan erkeklerde, saç dökülmesi olasılığının standart artış başına yaklaşık yüzde 7 yükseldiği tespit edildi. Bu sonuç, GLP-1 reseptörünün saç foliküllerinde aktif olarak rol oynadığını gösteren ek verilerle de desteklendi. Bilim insanları, saç dökülmesinin, GLP-1 ilaçlarının doğrudan etkisinden ziyade, genetik yatkınlık ve ilaç etkileşiminin bir sonucu olarak ortaya çıktığına işaret ediyor.</p><h3>205 bin erkeğin verileriyle GLP-1 ve saç dökülmesi ilişkisi netleşiyor</h3><p>Analiz kapsamında, Avrupa kökenli 205.327 erkeğin genetik verileri incelendi. Araştırmacılar, GLP-1 reseptörünü etkileyen 22 farklı gen varyantı üzerinden değerlendirme yaptı. Elde edilen bulgular, GLP-1 reseptör seviyesindeki her standart artışın, erkek tipi saç dökülmesi riskini yüzde 7 ila yüzde 10 oranında artırdığını ortaya koydu. Altı farklı istatistiksel yöntemle yapılan analizlerin beşinde benzer sonuçlar elde edilirken, altıncı yöntemde ise düşük örneklem gücü nedeniyle sonuçlar belirsiz kaldı. Araştırmada ayrıca, karın yağı, kan basıncı, testosteron ve IGF-1 gibi faktörlerin de etkisi ayrı ayrı incelendi; ancak bu değişkenlerin saç dökülmesi riskini açıklamada yetersiz kaldığı görüldü. Sonuçlar, GLP-1 reseptörünün saç foliküllerinde aktif olduğunu ve özellikle saç dökülmesi yaşayan bireylerde bu aktivitenin daha belirgin olduğunu gösteriyor.</p><h3>Genetik risk ve ilaç etkisi birbirinden ayrıldı</h3><p>Araştırmada, ilaç kullanan bireylerin doğrudan takibi yerine, Mendelyan rastgeleleştirme adı verilen genetik temsilci yöntemi tercih edildi. Bu yöntemle, yaşam tarzı farklılıklarının sonuçlara etki etmesi engellendi ve genetik varyantlar üzerinden doğal bir deney ortamı oluşturuldu. Bilim insanları, doğuştan GLP-1 reseptörünü daha fazla üreten erkeklerin, ömür boyu bu küçük farkı taşıdığını, ancak ilaç kullanımının süresi, dozu ve etkisinin genetikten farklılık gösterdiğini belirtti. Araştırma, GLP-1 ilaçlarının doğrudan saç dökülmesine yol açtığını kesin olarak göstermese de, reseptör yolunun saç sağlığında önemli bir rol üstlendiğini ortaya koydu. Ayrıca, reseptör seviyelerinin kandaki ölçümüyle saç derisindeki ölçüm arasında farklar bulunabileceği, bu nedenle sonuçların dikkatli yorumlanması gerektiği ifade edildi.</p><h3>Kadınlar dışlandı, klinik önemi tartışmalı</h3><p>Çalışmanın önemli bir kısıtlaması ise, saç dökülmesiyle ilgili verilerin yalnızca erkeklerle sınırlı olması. Kadın tipi saç dökülmesiyle ilgili karşılaştırılabilir bir genetik veri seti bulunmadığı için, araştırma kadınları kapsam dışı bıraktı. Ayrıca, genin cinsiyet tarafından farklı şekilde düzenlenip düzenlenmediği de kesin olarak belirlenemedi. Yazarlar, elde edilen bulguların klinik öneminin henüz netleşmediğini, ancak saç dökülmesi riskinin GLP-1 ilaçları reçete edilirken dikkate alınması gerektiğini savunuyor. Araştırmacılar, mevcut saç dökülmesi tedavilerinden biri olan minoksidil gibi ilaçların, GLP-1 kullanıcılarında koruyucu amaçla reçete edilmesinin ilerleyen dönemlerde gündeme gelebileceğini belirtti.</p><h3>GLP-1 ilaçları ve saç dökülmesi: Klinik çalışmalar yetersiz</h3><p>Uzmanlar, GLP-1 ilaçlarının saç üzerindeki etkisinin, bugüne kadar yapılan klinik denemelerde yeterince izlenmediğine dikkat çekiyor. Saç dökülmesi, ilaç çalışmalarında sıklıkla göz ardı edilen veya geçici dökülmelerle kalıtsal kellik vakalarının karıştırıldığı bir yan etki olarak kalıyor. Araştırmanın yazarları, gelecekte yapılacak GLP-1 klinik denemelerinde saç dökülmesi sonuçlarının ayrıntılı şekilde kaydedilmesinin önemine vurgu yaptı. Ayrıca, saç derisi ve folikül dokusunda reseptör seviyelerinin incelenmesi, genetik risk skorlarının reçete öncesi değerlendirilmesi ve düşük doz minoksidil gibi önleyici tedavi yaklaşımlarının test edilmesi gerektiğini ifade ettiler. Bu adımların, özellikle yüksek riskli erkeklerde saç dökülmesinin önlenip önlenemeyeceğini ortaya koyacağı belirtiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/kilo-verme-ilaclarinin-sa-876_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291435</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/beyni-koruyan-hucreler-nasil-olur-da-yaslanmayla-zararli-hale-geliyor-291435</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Beyni koruyan hücreler nasıl olur da yaşlanmayla zararlı hale geliyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[İskoçya'da 1936 doğumlu yetişkinler üzerinde yürütülen geniş çaplı araştırmada, oligodendrosit adı verilen beyin hücrelerinin yaşlanma sürecinde beklenmedik şekilde zararlı olabileceği ortaya çıktı. Toronto ve Edinburgh merkezli bilim insanları, NRF2 protein eksikliğinin bilişsel gerilemeyle doğrudan bağlantılı olduğunu gösterdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Beyni koruyan hücreler nasıl olur da yaşlanmayla zararlı hale geliyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İskoçya'da doğmuş ve çocukluktan itibaren takip edilen 1.017 yetişkinin beyin sağlığı üzerinde yapılan ayrıntılı bir araştırma, yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan bilişsel gerilemenin ardında beklenmedik bir etkenin bulunabileceğini gösterdi. Toronto'daki St. Michael Hastanesi ile Birleşik Krallık Demans Araştırma Enstitüsü'nden bilim insanları, oligodendrosit adı verilen beyin hücrelerinin, belirli bir koruyucu protein olan NRF2'nin eksikliğiyle birlikte, yaşlanma döneminde işlevsizleşerek bilişsel kayıplara yol açabileceğini tespit etti. Araştırma, Edinburgh Üniversitesi'nin liderliğinde, Lothian Doğum Kohortu'na kayıtlı, 1936 doğumlu İskoçların verileriyle yürütüldü ve 70 yaşından 82 yaşına kadar her üç yılda bir yapılan kapsamlı bilişsel testlerle desteklendi.</p><h3>Georgina Craig: 'Oligodendrositler yaşlanmada zararlı hale gelebilir'</h3><p>Çalışmanın ilk yazarı Georgina Craig, elde edilen bulguların nörobilim alanında köklü bir bakış açısı değişikliğine yol açtığını vurguladı. Craig, oligodendrositlerin bugüne dek yalnızca koruyucu ve faydalı hücreler olarak değerlendirildiğini, ancak yeni verilerin bu hücrelerin yaşlanma sürecinde işlevlerini kaybedip zararlı hale gelebileceğini gösterdiğini belirtti. Özellikle NRF2 adı verilen koruyucu proteini yeterli düzeyde taşımayan oligodendrositlerin, yaşlı bireylerde bilişsel bozulmaya katkıda bulunduğu ortaya çıktı. Bu sonuç, yaşlanmaya bağlı bilişsel gerilemenin yalnızca sinir liflerinin yalıtımındaki azalmadan değil, aynı zamanda bu yalıtımı sağlayan hücrelerin işlevindeki bozulmadan da kaynaklanabileceğine işaret ediyor. Craig, "Bu çalışma, yaşlanan beyin hakkında düşünme biçimimizi temelden değiştirdi" diyerek, bilim dünyasında yeni tartışmaların fitilini ateşledi.</p><h3>Edinburgh Üniversitesi'nden kapsamlı testler: Bilişsel kayıpta oligodendrosit fazlalığı öne çıktı</h3><p>Edinburgh Üniversitesi araştırmacıları, Lothian Doğum Kohortu'na dahil olan 1.017 kişinin 70 yaşından itibaren bilişsel yeteneklerini düzenli aralıklarla değerlendirdi. 866 katılımcının 70 yaşından sonraki bilişsel performansı tekrar ölçüldü ve yalnızca bir kişi bilişsel kayıp yaşamadı. Gerilemenin şiddeti ise bireyler arasında farklılık gösterdi. Çocukluk dönemi IQ'su, 70 yaşındaki performansın göstergesi olurken, sonraki yıllarda düşüş hızını belirlemedi. Araştırmacılar, beyin dokusunun bağışlandığı örneklerde, corpus callosum adı verilen ve iki beyin yarım küresini bağlayan lif demetinde elektron mikroskobu ile inceleme yaptı. Oligodendrositlerin sayısındaki artış, özellikle hızlı bilişsel gerileme yaşayanlarda belirgin hale geldi. Ayrıca, bu kişilerde myelin yalıtımının daha kalın olduğu ve liflerin daha küçük boyutlara sahip olduğu gözlendi. Boş myelin kılıflarının yaygınlığı, sinir liflerinin ölümünün bir göstergesi olarak öne çıktı. Tüm bu bulgular, ölüm yaşı, cinsiyet, çocukluk IQ'su veya küçük damar hastalığı gibi faktörlerden bağımsız olarak, bilişsel kayıp hızını doğrudan yansıtıyordu. Oligodendrosit fazlalığı, yaşlanma sürecinde beyin sağlığı açısından yeni bir risk faktörü olarak dikkat çekti.</p><h3>NRF2 proteini eksikliğinde bilişsel kayıp hızlanıyor</h3><p>Araştırma ekibi, 14 bağışlanmış beyin örneğinde toplam 45.437 hücre çekirdeği üzerinde gerçekleştirdikleri gen analizlerinde, hızlı bilişsel gerileme yaşayanlarda oligodendrositlerin sayısının arttığını, ancak bunların NRF2 proteini açısından yetersiz olduğunu tespit etti. NRF2, hücreleri hasardan koruyan ve yüzlerce genin aktivasyonunu sağlayan kritik bir protein olarak biliniyor. Doku boyama yöntemleriyle yapılan analizler, bilişsel gerilemenin en hızlı olduğu kişilerde oligodendrositlerin NRF2 taşımadığını doğruladı. Fareler üzerinde yapılan deneylerde ise, yalnızca oligodendrositlerden NRF2 proteini çıkarıldığında, hayvanların öğrenme ve hafıza testlerinde belirgin bir performans kaybı yaşadığı gözlendi. Kontrollü deneylerde, NRF2'si eksik olan fareler, su labirenti testinde öğrenme gelişimini yalnızca yüzde 28 oranında artırırken, sağlıklı farelerde bu oran yüzde 58'e ulaştı. 18 aylık farelerde ise insanlardakine benzer şekilde daha kalın myelin ve daha küçük sinir lifleri tespit edildi. Bu bulgular, NRF2 eksikliğinin hem insanlarda hem de deney hayvanlarında bilişsel kaybı hızlandırdığını gösterdi.</p><h3>Dimetil fumarat ve yeni tedavi umutları: Oligodendrosit hedefli ilaçlar gündemde</h3><p>NRF2 proteininin önemi, mevcut ilaçların potansiyel etkileriyle de gündeme geldi. Multipl skleroz (MS) tedavisinde kullanılan dimetil fumarat adlı ilaç, NRF2 yolunu aktive ediyor ve daha önceki araştırmalarda MS hastalarının bu ilacı kullanırken bilişsel testlerde daha iyi sonuçlar aldığı gözlemlenmişti. Bu durum, yaşlanmaya bağlı bilişsel gerilemenin önlenmesi için yeni tedavi stratejilerinin geliştirilebileceği umudunu doğurdu. Araştırmanın başındaki isimlerden Véronique Miron, mevcut tedavi seçeneklerinin sınırlı olduğunu ve yaşlanan nüfusun artan bilişsel kayıplarla karşı karşıya kaldığını belirterek, oligodendrosit ve NRF2 odaklı yeni terapötik yaklaşımların önemine dikkat çekti. Miron, "Bu çalışma, yaşlanmada bilişsel yeteneği korumak için yeni stratejilere kapı aralıyor" ifadelerini kullandı. Diğer araştırma gruplarının ise myelin onarımı için farklı yöntemler üzerinde çalıştığı biliniyor. Ancak, oligodendrositlerin işlevsizleşmesinin yaşlılıkta bilişsel kaybı tetikleyip tetiklemediği ve bunun hangi yaşta başladığı gibi sorular hâlâ yanıt bekliyor.</p><h3>Oligodendrosit araştırmalarında bilinmeyenler ve yeni sorular</h3><p>Çalışmanın insan beyni üzerinde yapılan kısmı, yalnızca corpus callosum adlı lif demetiyle sınırlı kaldı. Diğer beyin bölgelerinde oligodendrositlerin benzer şekilde davranıp davranmadığı ise henüz araştırılmadı. Ayrıca, yaşlılıkta ortaya çıkan oligodendrosit fazlalığının yaşamın ileri dönemlerinde mi yoksa çok daha erken bir dönemde mi oluştuğu da belirsizliğini koruyor. NRF2'nin yalıtım kalınlığı üzerindeki etkisi de henüz tam olarak haritalanmış değil. Araştırmacılar, bu soruların yanıtlanabilmesi için oligodendrositlerin zaman içinde birden fazla beyin bölgesinde izlenmesi gerektiğini vurguluyor. Tüm bu bilinmezliklere rağmen, oligodendrosit ve NRF2 eksikliği bulguları, yaşlanan beyin sağlığının korunması için yeni bir araştırma ve tedavi alanı açıyor. Bilim insanları, beyin yaşlanmasının biyolojik temellerini daha iyi anlamak ve yaşlılıkta bilişsel kaybı önlemek için çalışmalarını sürdürüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/beyni-koruyan-hucreler-na-776_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291434</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/muzik-neden-agriyi-hafifletiyor-yeni-inceleme-dikkat-dagitmanin-otesine-isaret-ediyor-291434</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Müzik neden ağrıyı hafifletiyor? Yeni inceleme dikkat dağıtmanın ötesine işaret ediyor]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Drexel Üniversitesi öncülüğünde yürütülen ve 57 farklı çalışmayı kapsayan geniş çaplı araştırma, müziğin ağrı yönetiminde etkili ve düşük riskli bir yöntem olduğunu ortaya koydu. Araştırmada, kişisel müzik tercihi ve aktif müzik katılımı, ağrı üzerinde belirleyici faktörler olarak öne çıktı. Özellikle kronik ağrı hastalarında, müzikle aktif etkileşimin dinlemekten daha güçlü sonuçlar verdiği vurgulandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Müzik neden ağrıyı hafifletiyor? Yeni inceleme dikkat dağıtmanın ötesine işaret ediyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Drexel Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen ve 20 farklı ülkeden 57 bilimsel çalışmanın incelendiği yeni bir araştırma, müziğin ağrı yönetimi üzerindeki etkisini kapsamlı biçimde gözler önüne serdi. Araştırma sonuçlarına göre, müziğin yalnızca dikkat dağıtıcı bir unsur olmadığı; kişisel müzik tercihi, müzikle aktif katılım ve dinleyicinin müzikle kurduğu ilişkinin, ağrı hissini azaltmada belirleyici rol oynadığı belirlendi. Özellikle kronik ağrı hastalarında, müziğin etkisinin dinleyicinin seçimine ve aktif katılımına bağlı olarak güçlendiği tespit edildi. Bu bulgular, müziğin ağrı yönetiminde etkili ve düşük riskli bir yöntem olarak öne çıkmasını sağladı.</p><h3>Joke Bradt: 'Müzik tercihi ağrı yönetiminde anahtar rol oynuyor'</h3><p>Araştırmanın başında yer alan Drexel Üniversitesi'nden profesör Joke Bradt, müzikle ağrı yönetimine ilişkin bulguların, kişisel tercih ve aktif katılımın önemini vurguladı. Bradt, müzik dinlemenin ötesinde, müzikle birlikte hareket etmenin ve şarkı söylemenin ağrıyı daha da hafiflettiğini belirtti. Araştırmada, katılımcıların kendi seçtikleri müziği dinlediklerinde ve müziğe eşlik ettiklerinde ağrıya karşı daha dayanıklı oldukları ortaya çıktı. Özellikle 51 yetişkinin buzlu suya elini soktuğu deneyde, müzik seçme hakkına sahip olanların daha uzun süre dayanabildiği ve ağrı seviyelerini daha düşük değerlendirdiği gözlemlendi. Bradt, "Çalışmamızın bulguları, müziğin ağrı yönetiminde etkili ve düşük riskli bir yaklaşım sunduğunu gösteriyor" diyerek, müzikle aktif katılımın önemine dikkat çekti.</p><h3>57 çalışmada müzikle aktif katılım ağrı eşiğini yükseltti</h3><p>İncelenen 57 çalışmanın büyük bölümü, sağlıklı gönüllüler üzerinde yapılan kısa süreli laboratuvar deneylerinden oluştu. Bu çalışmaların yaklaşık üçte ikisinde, katılımcılara kaydedilmiş müzik dinletildi. Ancak araştırmada, müzikle aktif katılımın yani şarkı söyleme, ritim tutma veya enstrüman çalmanın, yalnızca dinlemekten daha etkili olduğu vurgulandı. Örneğin, 40 kişilik bir grupta, seçilen bir şarkıyı söylemek hem dinlemekten hem de sessiz oturmaktan daha iyi ağrı yönetimi sağladı. Katılımcıların yüzde 83'ü şarkı söylemeyi en dikkat dağıtıcı ve etkili yöntem olarak tanımladı. Ayrıca, müzikle birlikte hareket etmek ve ritim tutmak da ağrı eşiğini yükselten unsurlar arasında yer aldı. Araştırmacılar, müzikle aktif katılımın kişiye kendi ağrısı üzerinde kontrol hissi kazandırdığını belirtti.</p><h3>Beyin görüntülemeleri müzikle ağrı ilişkisini destekliyor</h3><p>Beyin görüntüleme çalışmaları da müziğin ağrı yönetimindeki etkisini doğruladı. Araştırmalarda, müzik dinlemenin omurilik ve talamus gibi ağrı iletiminde kritik rol oynayan bölgelerde ağrıya bağlı aktiviteyi azalttığı gözlendi. Aynı zamanda, prefrontal korteks gibi bilişsel ve duygusal yanıtları şekillendiren beyin bölgelerinde de değişiklikler tespit edildi. Fibromiyalji gibi kronik ağrı rahatsızlığı bulunan kişiler üzerinde yapılan çalışmalarda, katılımcıların kendi seçtikleri müziği dinledikten sonra, beyinlerinde ağrıya karşı daha olumlu bir bağlantı deseni ortaya çıktı. Bu bulgular, müziğin hem erken ağrı işleme süreçlerinde hem de ağrıya verilen duygusal ve bilişsel tepkilerde etkili olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, müziğin fiziksel hisler üzerinde de olumlu etkiler yarattığını ve kişilerin beden haritasında değişiklikler sağladığını ifade etti.</p><h3>Kronik ağrı hastalarında müzik terapisi umut vadediyor</h3><p>Çalışmalarda elde edilen bulgular, müzik terapisinin kronik ağrı hastaları için umut verici bir seçenek olduğunu ortaya koydu. Özellikle ileri evre kanser hastaları üzerinde yapılan klinik denemede, bir müzik terapisti eşliğinde altı seans alan grubun, kontrol grubuna göre ağrı yönetiminde daha başarılı olduğu kaydedildi. Bu başarıda, kişinin kendi ağrısı üzerinde bir şey yapabileceği hissinin yani öz yeterlilik duygusunun önemli rol oynadığı tespit edildi. Bradt, kendi kliniğinde aktif müzik yapımının, yani şarkı söyleme, doğaçlama ve enstrüman çalmanın, yalnızca müzik dinlemekten çok daha etkili sonuçlar verdiğini aktardı. Ancak araştırmacılar, bu alanda daha fazla klinik çalışmaya ihtiyaç olduğunu ve özellikle kronik ağrı hastalarında aktif müzik terapisinin etkilerinin daha kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiğini vurguladı.</p><h3>Müzik ve ağrı ilişkisi: Araştırmaların sınırları ve gelecek adımlar</h3><p>57 çalışmanın detaylı incelenmesi, müzikle ağrı yönetimi konusunda önemli bilgiler sunarken, araştırmaların büyük kısmının sağlıklı gönüllüler üzerinde yapılmış olması dikkat çekti. Çocuklara yönelik çalışma bulunmazken, kronik ağrı hastaları üzerinde yapılan araştırmaların sayısı da sınırlı kaldı. Ayrıca, laboratuvar ortamında elde edilen sonuçların, gerçek hayattaki kronik ağrı deneyimleriyle tam olarak örtüşmeyebileceği belirtildi. Araştırmacılar, geçmiş yaralanmaların ve kronik ağrının, beynin yeni ağrıya verdiği tepkiyi değiştirdiğini ve bu nedenle laboratuvar verilerinin kronik hastalara doğrudan uygulanamayabileceğini ifade etti. Gelecekte, aktif müzik terapisi uygulamalarının ve kronik ağrı hastaları üzerindeki etkilerinin daha kapsamlı, uzun vadeli ve çeşitli gruplarda test edilmesi planlanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/muzik-neden-agriyi-hafifl-811_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291433</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakude-turk-dunyasi-diyaloglari-ortak-gelecek-ortak-vizyon-paneli-duzenlenecek-291433</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakü'de "Türk Dünyası Diyalogları: Ortak Gelecek, Ortak Vizyon" paneli düzenlenecek]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İletişim Başkanlığınca Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de, "Türk Dünyası Diyalogları: Ortak Gelecek, Ortak Vizyon" paneli düzenlenecek.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakü'de "Türk Dünyası Diyalogları: Ortak Gelecek, Ortak Vizyon" paneli düzenlenecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından, 29-30 Ekim tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 13. Devlet Başkanları Zirvesi öncesinde, üye ve gözlemci ülkelerde "Türk Dünyası Diyalogları: Ortak Gelecek, Ortak Vizyon" başlıklı panel serisi düzenlenecek.</p><p>Panel serisinin Astana'dan sonra ikincisi 15 Eylül 2026 tarihinde Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de gerçekleştirilecek.</p><p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran'ın video mesajla katılacağı Panel, Taşkent İletişim Müşaviri Prof. Dr. Mehmet Yüce moderatörlüğünde gerçekleştirilecektir. Panelde, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Güvenlik ve Dış Politikalar Kurul Üyesi Prof. Dr. Seyit Sertçelik, Azerbaycan Cumhuriyeti Ulusal Meclisi Üyesi Dr. Fariz İsmailzade, MHP Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Esma Özdaşlı, Uluslararası İlişkiler Analiz Merkezi Başkanı Dr. Farid Shafiyev ve Kafkasya Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Nazim Caferov konuşmacı olarak yer alacak.</p><p>Panel ile Türk Devletleri Teşkilatının bölgesel ve küresel ölçekteki görünürlüğünün artırılması, Türk dünyasının ortak vizyonunun daha geniş kitlelere aktarılması ve ülkeler arasındaki akademik, kültürel, ekonomik ve toplumsal etkileşimin güçlendirilmesi amaçlanıyor.</p><p>Eğitim, ekonomi, ulaştırma, enerji, bilim ve teknoloji, savunma sanayii, medya ve kültür başta olmak üzere birçok alanda mevcut iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik atılacak adımlar ile geleceğe yönelik iş birliği imkanları üzerine değerlendirmeler yapılması hedeflenen panelde, Ekim ayında Ankara'da gerçekleşecek Türk Devletleri Teşkilatı 13. Devlet Başkanları Zirvesi'ne ilişkin beklentiler ele alınacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/bakude-turk-dunyasi-diyal-763_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291432</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/terorsuz-turkiye-hayal-olmaktan-cikti-milli-egitim-bakani-tekin-milli-birlik-ve-kardeslik--291432</link>
      <pubDate>2026-09-14T15:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["Terörsüz Türkiye hayal olmaktan çıktı" Milli Eğitim Bakanı Tekin: Milli birlik ve kardeşlik temasıyla yıla başlıyoruz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı Açılış Töreni"nde "Terörsüz Türkiye hayal olmaktan çıktı. Milli birlik ve kardeşlik temasıyla yıla başlıyoruz." dedi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA["Terörsüz Türkiye hayal olmaktan çıktı" Milli Eğitim Bakanı Tekin: Milli birlik ve kardeşlik temasıyla yıla başlıyoruz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı Açılışı ve Ankara'da Yapımı Tamamlanan Eğitim Yatırımlarının Toplu Açılış Töreni"nde konuştu.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/video1-14092026b1f10a19.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>Milli Eğitim Bakanı Tekin'in açıklamalarından öne çıkanlar...</b></p><p>Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli... Erdemli nesiller yetiştirme gayretindeyiz.</p><p>Terörsüz Türkiye hayal olmaktan çıktı. Milli birlik ve kardeşlik temasıyla yıla başlıyoruz.</p><p><i>Ayrıntılar geliyor...</i></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/2026-2027-egitim-ogretim--405_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291431</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/2026-2027-egitim-ogretim-yili-acilis-toreni-cumhurbaskani-erdogan-cocuklarla-bulustu-291431</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı Açılış Töreni... Cumhurbaşkanı Erdoğan çocuklarla buluştu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazi Anadolu Lisesi'nde "2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı Açılışı ve Ankara'da Yapımı Tamamlanan Eğitim Yatırımlarının Toplu Açılış Töreni"ne katılarak çocuklarla buluştu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı Açılış Töreni... Cumhurbaşkanı Erdoğan çocuklarla buluştu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazi Anadolu Lisesi'nde "2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı Açılışı ve Ankara'da Yapımı Tamamlanan Eğitim Yatırımlarının Toplu Açılış Töreni"ne katılarak çocuklarla buluştu.</p><p>Ayrıntılar geliyor...</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/2026-2027-egitim-ogretim--570_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291430</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/endonezyadaki-semeru-yanardaginda-3-patlama-yasandi-291430</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Endonezya'daki Semeru Yanardağı'nda 3 patlama yaşandı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Endonezya'ya bağlı Java Adası'nın doğusunda bulunan Semeru Yanardağı 3 kez patlarken, 1000 metre yüksekliğe kadar kül püskürttü.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Endonezya'daki Semeru Yanardağı'nda 3 patlama yaşandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Jakarta Globe gazetesinin haberine göre, Java Adası'nın doğusunda Lumajang ve Malang bölgelerinin sınırında yer alan Semeru Yanardağı yeniden faaliyete geçti.</p><p>Endonezya Ulusal Afet Yönetim Ajansı (BNPB) açıklamasında, yanardağın 3 kez patladığı ve 800 ila 1000 metre yüksekliğe kül püskürttüğü kaydedildi.</p><p>Volkanik faaliyetlerin gözlemlenmeye devam edildiği aktarılan açıklamada, Endonezya'nın alarm sistemine göre yanardağın tehlike düzeyinin "3. seviye" olduğu ve yanardağın çevresindeki 5 kilometrelik alanda her türlü faaliyetin yasaklandığı bildirildi.</p><p>Bromo Tengger Semeru Milli Parkı'nın bir parçasını oluşturan Semeru, Java Adası'ndaki en aktif yanardağlardan biri olarak biliniyor.</p><p>"Pasifik Ateş Çemberi" deprem ve volkan kuşağındaki Endonezya'da yaklaşık 130 aktif yanardağ bulunuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/endonezyadaki-semeru-yana-310_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291429</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/mit-ve-emniyetten-fetonun-guncel-yapilanmasina-operasyon-4-gozalti-291429</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[MİT ve emniyetten FETÖ'nün güncel yapılanmasına operasyon: 4 gözaltı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[MİT ve Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin koordinasyonunda, FETÖ/PDY'nin hücre evlerinde saklandıkları ve burada saklananlara yardım ettikleri belirlenen 4 şüpheli yakalandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[MİT ve emniyetten FETÖ'nün güncel yapılanmasına operasyon: 4 gözaltı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün güncel yapılanmasına karşı soruşturma yürütüldü.</p><p>Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü koordinesinde; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hücre evlerinde saklandıkları ve saklananlara yardım ettikleri tespit edilen 4 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi.</p><p>Haklarında gözaltı kararı verilen 4 şüphelinin tamamı yakalanarak gözaltına alındı.</p><p>Soruşturmaya yönelik çalışmalar titizlikle devam ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/mit-ve-emniyetten-fetonun-199_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291428</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/roketin-en-zor-ani-icin-yarisiyorlar-teknofestte-dikey-inis-heyecani-291428</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Roketin en zor anı için yarışıyorlar: TEKNOFEST'te dikey iniş heyecanı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[331 takımın başvurduğu TEKNOFEST 2026 Dikey İnişli Roket Yarışması'nda finale kalan 15 takım, roketlerini 14-18 Eylül tarihleri arasında TÜBİTAK SAGE kampüsünde kontrollü ve otonom şekilde hedef alana indirmek için mücadele edecek. 2022 yılında ilk kez düzenlenen yarışma, Soğuk Gaz İtki Sistemi ile gerçekleştirilen dünyadaki ilk yarışma olma özelliğini taşıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Roketin en zor anı için yarışıyorlar: TEKNOFEST'te dikey iniş heyecanı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">TEKNOFEST 2026 kapsamında düzenlenen Dikey İnişli Roket  Yarışması'nda final heyecanı başlıyor. TÜBİTAK yürütücülüğünde gerçekleştirilen  yarışmada, genç mühendislerin tasarladığı roketler bu kez yalnızca havalanmak  için değil, <strong style="">kontrollü ve  yumuşak bir şekilde yere inebilmek için</strong> yarışacak. 14-18 Eylül  tarihleri arasında TÜBİTAK SAGE kampüsünde gerçekleştirilecek final sürecinde  takımlar, roketlerinin otonom iniş kabiliyetini gerçek atışlarla ortaya koyacak.</p><p>T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Türkiye Teknoloji  Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ana yürütücülüğünde düzenlenen TEKNOFEST, gençleri  yüksek teknoloji alanlarında özgün çözümler geliştirmeye teşvik ederken, farklı  disiplinlerden öğrencilerin gerçek mühendislik süreçlerini deneyimlemesine de  imkân sağlıyor. TEKNOFEST 2026 kapsamında gerçekleştirilen Dikey İnişli Roket  Yarışması da bu yaklaşımın en dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne  çıkıyor.</p><p><b>ROKETİN EN ZOR AŞAMASI: İNİŞ</b></p><p>2022 yılında ilk kez düzenlenen Dikey İnişli Roket  Yarışması, Soğuk Gaz İtki Sistemi kullanılarak gerçekleştirilen dünyadaki ilk  yarışma olma özelliğini taşıyor. Yarışmada takımlardan yalnızca bir roket  tasarlamaları değil, bu roketi Havada Askıda Tutma Sistemi ile entegre ederek  uçuşun ardından tamamen kontrollü biçimde yere indirmeleri bekleniyor.</p><p>Final atışında roket, Havada Askıda Tutma Sistemi  tarafından yaklaşık 8-10 metre irtifaya kadar kaldırılacak. Sistemin roketi  serbest bırakmasının ardından aviyonik sistem otomatik olarak devreye girecek.  Roketin iniş süreci ise Soğuk Gaz İtki Sistemi ve otonom kontrol sistemi  tarafından yönetilecek. Yarışmanın kritik noktası, roketin hedeflenen bölgeye <strong>0 ile 0,2 m/s arasındaki yaklaşma  hızıyla</strong>, yapısal bütünlüğünü koruyarak ve devrilmeden yumuşak  iniş gerçekleştirmesi olacak.</p><p>Bu yönüyle yarışma, gençlerin roket teknolojisinin  yalnızca tasarım ve kalkış aşamalarına değil, uçuş kontrolü, aviyonik  sistemler, mekanik tasarım, itki ve otonom sistemlerin birlikte çalıştığı  karmaşık bir mühendislik problemine odaklanmasını sağlıyor.</p><p><b>796 ÖĞRENCİ VE MEZUN ARASINDAN 15 FİNALİST</b></p><p>2026 yılında Dikey İnişli Roket Yarışması'na 331 takım  başvurdu. Başvuru sürecinin ardından yarışma etaplarını başarıyla tamamlayan 15  takım finale kalmaya hak kazandı. Finalist takımlarda toplam 149 üye yer  alırken, yarışmaya başvuran toplam üye sayısı 796 oldu. 18-29 yaş aralığındaki  katılımcılar Türkiye'nin 15 farklı ilinden yarışmaya katılıyor.</p><p>Yurt içinde ve yurt dışında öğrenim gören ön lisans,  lisans ve lisansüstü öğrencileri ile mezunların katılabildiği yarışmada  takımlar en az dört, en fazla 10 kişiden oluşuyor. Takımlarda en az bir Makina  Mühendisliği veya Uçak-Uzay Mühendisliği öğrencisi ile en az bir  Elektrik/Elektronik Mühendisliği öğrencisinin bulunması gerekiyor. Böylece  yarışmacıların farklı mühendislik disiplinlerini bir araya getirerek sistem  mühendisliği yaklaşımıyla çalışmaları hedefleniyor.</p><p>Yarışmacılar final öncesinde Ön Tasarım Raporu, Kritik  Tasarım Raporu ve Atışa Hazırlık Raporu olmak üzere üç aşamalı bir  değerlendirme sürecinden geçti.</p><p><b>BEŞ GÜN BOYUNCA TEST, KALKIŞ VE İNİŞ DENEMELERİ</b></p><p>TÜBİTAK SAGE kampüsünde gerçekleştirilecek final  haftasında takımlar için yoğun bir program uygulanacak. 14 Eylül'de yerleşkeye  giriş ve oryantasyonun ardından mekanik-elektronik kontroller, tartı ve  sızdırmazlık testleri yapılacak. 15 ve 16 Eylül tarihlerinde sızdırmazlık  testlerinin yanı sıra kalkış denemeleri gerçekleştirilecek.</p><p>16 Eylül'den itibaren yarışmanın en kritik aşamalarından  biri olan iniş denemelerine geçilecek. Esnek halat ile gerçekleştirilecek iniş  denemelerinin ardından 17 ve 18 Eylül tarihlerinde yarışma atışları yapılacak.  Beş günlük final sürecinin sonunda roketlerin hedeflenen bölgeye kontrollü,  otonom ve yumuşak biçimde iniş performansı değerlendirmeye alınacak. Yarışmada  dereceye giren takımları toplam <strong>750  bin TL</strong> ödül bekliyor. Birinci olan takım 300 bin TL, ikinci  takım 250 bin TL, üçüncü takım ise 200 bin TL ödül kazanacak.</p><p>Dikey İnişli Roket Yarışması, gençlerin geleceğin uzay ve  havacılık teknolojilerine yönelik araştırmalar yapmalarını, profesyonel tasarım  süreçlerini deneyimlemelerini ve farklı mühendislik disiplinleriyle birlikte  çalışarak gerçek bir sistem geliştirmelerini amaçlıyor. Finalde ise tüm bu  çalışmalar, roketlerin havada askıda tutulduğu, serbest bırakıldığı ve kendi  sistemlerini kullanarak hedef noktaya güvenli biçimde inmeye çalıştığı birkaç  dakikalık kritik bir uçuşla sınanacak.</p><p><b><a href="#0">www.teknofest.org</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/roketin-en-zor-ani-icin-y-360_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291427</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/disisleri-bakani-fidan-suriye-turkmen-meclisi-baskani-mustafa-ile-bir-araya-geldi-291427</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Mustafa ile bir araya geldi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ve beraberindeki heyet ile görüştü.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Mustafa ile bir araya geldi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye ziyareti kapsamında Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ve beraberindeki heyetle bir araya geldi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/aksam-14092026a27a1668.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/disisleri-bakani-fidan-su-904_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291426</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/sonbahar-depresyonuna-karsi-uzmanlarin-onerdigi-6-aktivite-291426</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sonbahar depresyonuna karşı uzmanların önerdiği 6 aktivite]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Sonbaharın getirdiği gün ışığı eksikliği ve soğuyan hava, Türkiye'de birçok kişinin ruh sağlığını olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, mevsimsel depresyon riskine karşı altı etkili hobiyle moralin yükseltilebileceğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sonbahar depresyonuna karşı uzmanların önerdiği 6 aktivite]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sonbaharın gelmesiyle birlikte günler kısalıyor, hava serinliyor ve birçok kişi ruhsal olarak zorlanmaya başlıyor. Türkiye'de ruh sağlığı uzmanları, mevsimsel depresyonun etkilerini azaltmak ve moral kaybını önlemek için altı farklı hobi öneriyor. Uzmanlar, gün ışığının azalmasının serotonin seviyelerini düşürdüğüne ve bunun da yorgunluk, isteksizlik ve uyku haliyle sonuçlanabileceğine dikkat çekiyor. Bu dönemde, özellikle "sonbahar" aylarında yeni hobiler edinmek, hem sosyal bağları güçlendiriyor hem de bireylerin kendilerini daha iyi hissetmesini sağlıyor.</p><h3>Psikologlardan egzersiz ve gönüllülük vurgusu</h3><p>Ruh sağlığı uzmanları, "sonbahar" aylarında düzenli egzersizin önemine işaret ediyor. Sabah veya akşam karanlık bastırmadan yapılan yürüyüşler, arkadaşlarla birlikte spor salonunda geçirilen zaman ya da evde uygulanan pilates gibi aktiviteler, vücudun endorfin üretimini artırıyor. Bu da moralin yükselmesine ve stresin azalmasına katkı sağlıyor. Psikolog Connie McReynolds, egzersizin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda sosyal ve duygusal açıdan da faydalı olduğunu belirtiyor. Özellikle arkadaşlarla yapılan kısa yürüyüşler veya koşular, ardından içilen bir kahve ve sohbet, "sonbahar" mevsiminde ruh halini olumlu yönde etkiliyor. Diğer yandan, gönüllü faaliyetlere katılmak da uzmanlar tarafından öneriliyor. Hayvan barınaklarında, yaşlı bakım evlerinde ya da çeşitli yardım kuruluşlarında gönüllü olmak, kişiye hem amaç duygusu kazandırıyor hem de sosyal izolasyonu önlüyor. Psikoterapist Ciara Bogdanovic, gönüllülüğün, "sonbahar" depresyonuna karşı bireyleri koruyan güçlü bir araç olduğunu vurguluyor.</p><h3>Yemek pişirme ve el becerileriyle stres yönetimi</h3><p>Sonbaharda evde geçirilen zaman arttıkça, yemek pişirme ve fırıncılık gibi hobiler ön plana çıkıyor. Yeni tarifler denemek, aileyle veya arkadaşlarla birlikte mutfakta vakit geçirmek, hem duyusal açıdan zengin bir deneyim sunuyor hem de sosyal bağları güçlendiriyor. LCPC Elisabeth Bodett Dresser, yemek pişirmenin dokunma, koklama ve tatma gibi duyuları harekete geçirdiğini ve insanları anda kalmaya teşvik ettiğini ifade ediyor. Ayrıca, yapılan yemeğin paylaşılması, topluluk bilincini artırıyor. Bunun yanında, "sonbahar" döneminde elleri meşgul eden aktiviteler de öneriliyor. Örgü örmek, nakış yapmak, bulmaca çözmek, seramikle uğraşmak veya Lego setleriyle ilgilenmek gibi el becerileri, zihnin başka bir konuya odaklanmasını sağlıyor. Travma ve anksiyete terapisti Rebecca Mackillop, bu tür hobilerin parasempatik sinir sistemini aktive ettiğini ve meditasyon benzeri bir rahatlama yarattığını belirtiyor. Özellikle tamamlanmış bir el işi, kişinin kendini daha güçlü ve üretken hissetmesine yardımcı oluyor. "Sonbahar" aylarında bu tür aktiviteler, belirsizlik ve stresle başa çıkmanın etkili yolları arasında gösteriliyor.</p><h3>Okuma alışkanlığı ve sonbahar aktiviteleriyle ruhu beslemek</h3><p>Mevsimsel depresyonun yoğun hissedildiği "sonbahar" günlerinde, kitap okumak hem zihinsel kaçış sağlıyor hem de sosyal izolasyonu azaltıyor. Özellikle telefon ve dijital ekranlardan uzaklaşıp bir kitaba odaklanmak, kişinin endişelerinden uzaklaşmasına yardımcı oluyor. Kitap kulüplerine katılmak, bireylerin yeni insanlarla tanışmasını ve sosyal çevrelerini genişletmesini sağlıyor. LCPC Elisabeth Bodett Dresser, okuma alışkanlığının "sonbahar" mevsiminde zihinsel sağlığı korumak için etkili bir yöntem olduğunu vurguluyor. Ayrıca, doğa yürüyüşleri, yaprak toplama, elma hasadı ya da sıcak içecekler eşliğinde film maratonları gibi geleneksel "sonbahar" etkinlikleri de öneriliyor. Uzmanlar, bu tür aktivitelerin mevsimin güzelliklerini kucaklamaya ve yazın sona ermesinin yarattığı boşluğu doldurmaya yardımcı olduğunu belirtiyor. Özellikle rahat battaniyelerle geçirilen film geceleri veya büyük bir bulmacanın başında geçirilen saatler, "sonbahar" aylarında moral kaybını önlemenin keyifli yolları arasında yer alıyor.</p><h3>Sonbaharda hobi seçimiyle ruh sağlığını korumak mümkün</h3><p>"Sonbahar" mevsimi, gün ışığının azalması ve hava koşullarının değişmesiyle birlikte birçok kişi için zorlu bir dönem olabilir. Ancak uzmanlar, bu dönemi verimli ve keyifli geçirmek için yeni hobiler edinmenin önemine dikkat çekiyor. Egzersiz, gönüllülük, yemek yapma, el becerileri, okuma ve sonbahara özgü etkinlikler, psikolojik dayanıklılığı artırıyor ve ruh sağlığını koruyor. Türkiye'de sonbahar aylarında bu altı hobiye yönelmek, hem bireysel hem de toplumsal anlamda daha güçlü ve mutlu bir sezon geçirilmesine katkı sağlıyor. Uzmanlar, "sonbahar" döneminde kendini kötü hissedenlerin mutlaka bir hobiyle ilgilenmesini ve sosyal bağlantılarını canlı tutmasını öneriyor. Böylece mevsimsel depresyonun etkileri en aza indirilebiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/sonbahar-depresyonuna-kar-374_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291425</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-gazzedeki-zulumlere-karsi-cikan-tum-universiteleri-selamliyorum-291425</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Gazze'deki zulümlere karşı çıkan tüm üniversiteleri selamlıyorum]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Dini, etnik yapısı, milliyeti ne olursa olsun dünyanın neresinde olursa olsun Gazze'deki zulümlere karşı çıkan, karşı koyan tüm üniversiteleri, üniversite mensuplarını ve öğrencilerini selamlıyorum." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Gazze'deki zulümlere karşı çıkan tüm üniversiteleri selamlıyorum]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir dizi programlara katılmak için geldiği Konya'da, ilk olarak Valiliği ziyaret etti.</p><p>Burada Vali İbrahim Akın'dan kentte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alan Yılmaz'a, AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, AK Parti Konya milletvekilleri Ünal Karaman, Hasan Ekici, Meryem Göka, Ziya Altunyaldız ile merkez ilçe belediye başkanları eşlik etti.</p><p>Cevdet Yılmaz, daha sonra Necmettin Erbakan Üniversitesi'nin 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni'ne katıldı.</p><p>Üniversitenin Ahmet Keleşoğlu Yerleşkesi Nezahat Keleşoğlu Konferans Salonu'nda düzenlenen açılış töreninde konuşan Yılmaz, bilgi çağında değişimin tarihte görülmemiş bir hız ve ölçüye ulaştığını söyledi.</p><p>Bilimsel keşiflerin kısa sürede teknolojiye, teknolojik gelişmelerin ise üretim süreçlerinde köklü dönüşümlere yol açabildiğini ifade eden Yılmaz, bu dönüşümlerin ülkeler arasındaki ekonomik dengeleri de etkilediğini dile getirdi.</p><p>Yılmaz, dünyada jeopolitik gerilimlerin, risklerin ve belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçildiğine işaret ederek, güç dengelerinin yeniden şekillendiği bu süreçte bilimsel ve beşeri kapasite ile bilgiyi ekonomik ve toplumsal değere dönüştürme becerisinin öne çıktığını vurguladı.</p><p><b>"ÜNİVERSİTELER AYNI ZAMANDA BİRER KALKINMA KURUMUDUR"</b></p><p>Üniversitelerin yalnızca eğitim ve araştırma kurumları olmadığına dikkati çeken Yılmaz, şöyle konuştu:</p><p>"Üniversiteler aynı zamanda birer kalkınma kurumudur. İçinde bulunduğu toplumu dönüştürmeyen bir üniversite, gerçek anlamda üniversite rolünü icra edemiyor demektir. Bir üniversite hangi alanla ilgili olursa olsun etrafındaki şehre, topluma açık bir sistem oluşturamıyorsa tam anlamıyla görevini icra edemiyor demektir. Bu noktada da hep şunun altını çizmek istiyorum. Üniversitelerin etrafında fiziki duvarlar olabilir. Hani şartlar gerektiriyorsa onunla ilgili bir problemim yok ama üniversitenin zihninde duvarlar olmamalı. Etrafını zihinsel duvarlarla kapatmış bir üniversitenin, içinde bulunduğu topluma çok büyük bir faydası olamaz. Üniversite açık bir sistem olmak durumunda. Sanayiciyle, çiftçiyle, yerel yönetimle, sivil toplumla etrafında kim varsa bu kesimlerle, paydaşlarla bir araya gelebilen, onlarla birlikte sorun tarif eden, sorunları çözmek için kapasitesini devreye sokan bir üniversite çok kıymetli."</p><p>"Bilimi, teknolojiyi erdemle, ahlakla, merhametle, hukukla buluşturmadığınız sürece bunun bir anlamı yok"</p><p>Cevdet Yılmaz, hikmet, marifet, ahlak ve insani değerlerle buluşturma boyutunun da önemli olduğunun altını çizdi.</p><p>Bilim ve teknolojide ilerlemenin tek başına yeterli olmadığını dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:</p><p>"Bilimi, teknolojiyi erdemle, ahlakla, merhametle, hukukla buluşturmadığınız sürece bunun bir anlamı yok. Üniversitenin de burada bir pozisyonunun olması lazım. Gazze'de yaşananları hep birlikte görüyoruz. O zulmü işleyenlerin bir eğitim, teknoloji, bilim problemi yok. Maalesef insanlık tarihinin en ağır suçlarını işleyebiliyorlar. Bir soykırımdan bahsediyoruz. Dolayısıyla üniversitelerin duruşu bu anlamda çok önemli. Bu çerçevede dini, etnik yapısı, milliyeti ne olursa olsun dünyanın neresinde olursa olsun Gazze'deki zulümlere karşı çıkan, karşı koyan tüm üniversiteleri, üniversite mensuplarını ve öğrencilerini Necmettin Erbakan Üniversitesi'nden selamlıyorum."</p><p><b>"KONYA'NIN SANAYİSİ DAHA KATMA DEĞERLİ HALE GELMELİ"</b></p><p>Yılmaz, Konya'nın geçmişte tarımıyla öne çıkan önemli bir merkez olduğunu, kentin son yıllarda sanayi alanında da önemli ilerlemeler kaydettiğini aktardı.</p><p>Konya'nın 4 milyar doları aşan ihracatı bulunduğunu ifade eden Yılmaz, kentin sanayi potansiyelinin daha da geliştirilmesi gerektiğini dile getirdi.</p><p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, savunma sanayisi, sağlık endüstrileri, enerji ve ulaştırma ekipmanları gibi alanlarda daha katma değerli üretime yönelmenin önemine dikkati çekerek, yeşil ve dijital dönüşümün yakalanması gerektiğini vurguladı.</p><p>Yılmaz, gerçek kalkınmanın, bilginin kitaplarda kalmayıp üretime, gençlerin hayallerine ve toplumun refahına katkı sunduğu zaman başladığını ifade etti.</p><p>Türkiye'de üniversitelerin yaygınlaştırılmasının ve bu kurumlara yapılan yatırımların, toplumun refahına ve ülkenin gelişimine katkı sağlaması amacı taşıdığının altını çizen Yılmaz, "Bu dönem, Sayın Cumhurbaşkanı, 81 vilayette üniversite kurduysa bu sistemi geliştirdiyse ve bütçemizden, vatandaştan topladığımız vergilerle buralara bu kadar ciddi yatırımlar yaptıysak bunun elbette topluma geri dönmesini istiyoruz. Vatandaşımıza refah olarak, daha güçlü bir Türkiye olarak geri dönmesini istiyoruz. Bütün bunların gerçek patronu vatandaşımız, milletimiz, insanımız. Onun kaynaklarıyla oluyor." ifadesini kullandı</p><p>Yılmaz, bu yatırımların meyvelerini verdiğini, Necmettin Erbakan Üniversitesi'nin kısa sayılabilecek kuruluş geçmişine rağmen dünyayla rekabet eden bir üniversite haline geldiğini bildirdi.</p><p><b>"YENİ NESİL ÜNİVERSİTELERİMİZLE DAHA AÇIK SİSTEM ÜNİVERSİTELERİMİZLE TÜRKİYE, DÜNYADA ÇOK DAHA FARKLI BİR YERE GELECEK"</b></p><p>Eğitim yatırımlarının sonuçlarının uzun vadede ortaya çıktığını anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:</p><p>"İnşallah yeni nesil üniversitelerimizle daha açık sistem üniversitelerimizle Türkiye, dünyada çok daha farklı bir yere gelecek. Eğitimde de son dönemlerde güzel haberler alıyoruz. OECD'nin yaptığı 'PISA' diye bir test var biliyorsunuz. Burada bütün ülkelere gidip ölçüyorlar. Fende, matematikte, dil ve okuma becerilerinde çocukların durumu nasıl' diye. Bu üç eksenli bir test yapıyorlar. Son yapılan testlerde Türkiye, OECD ülkeleri arasında her 3 alanda da puanını çok ciddi şekilde arttırabilen tek ülke oldu. Hepimiz iftihar ediyoruz bununla. Burada tabii mevcut Milli Eğitim Bakanımızı, ekibini tebrik ediyoruz ama bir taraftan da şunu vurgulamamız lazım. Bu işler bir anda olmuyor. Son 22-23 yılın bir birikimi var burada."</p><p><b>"İNSAN ODAKLI BİR KALKINMA ANLAYIŞINA SAHİBİZ"</b></p><p>Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidara geldiği günden bugüne Milli Eğitimi bütçede bir numaralı hale getirdiğini anımsatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p><p>"Bugün 1 milyonu aşkın öğretmenimiz, yüz binlerce yeni yaptığımız dersliğimiz, okullardaki teknoloji kullanımı, müfredatımız, birçok yeniliklerle Türkiye, bugün hakikaten çok önemli bir yere geldi. Bugün anasınıfında yaptığınız bir değişikliğin, iş gücü piyasalarına yansıması en az 20 yılı alır her halde. Eğitim öyle bir alan. Gerçek anlamda kalkınma da bu. İnsan odaklı bir kalkınma anlayışına sahibiz. Bir nesli iyi eğittiğiniz zaman, bir nesli nitelikli hale getirdiğiniz zaman o nesil kendini yeniden üretiyor. Nesiller boyu bir etki oluşturuyorsunuz. Kötüleştiğinde de tersine maalesef bir etki var. Dolayısıyla insan yetiştirme meselesi en kritik mesele. Bunu bir defa başarırsanız bu uzun bir süre kendini yeniden üreterek nesilden nesle aktarılarak devam ediyor ve Türkiye son çeyrek asırda bunu fazlasıyla başardı. Bunun etkilerini inşallah nesiller boyu göreceğiz. Bu kritik ilerlemeye liderlik yapan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a ve tüm emeği geçenlere huzurunuzda milletimiz adına şükranlar sunuyorum."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/cumhurbaskani-yardimcisi--889_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291424</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/turkmedya-e-ticaret-ve-perakende-zirvesi-yarin-duzenlenecek-291424</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi yarın düzenlenecek]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi, 15 Eylül 2026 Salı günü saat 13.00'te 24 TV ve 24 TV YouTube kanalında canlı yayınla izleyicileriyle buluşacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi yarın düzenlenecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Turkcell </strong><strong>ana sponsorluğunda;</strong><strong> ETİD, Halkbank, Turkish Airlines, VakıfBank ve  Ziraat Bankası </strong><strong>co-sponsorluğunda;  </strong><strong>LC  WAIKIKI </strong><strong>oturum  özel sponsorluğunda,</strong><strong> Avansas, sahibinden.com ve Trendyol'un </strong><strong>destek sponsorluğunda düzenlenen </strong><strong>TürkMedya E-Ticaret ve  Perakende Zirvesi</strong>, 15 Eylül 2026 Salı günü saat 13.00'te <strong>24  TV </strong><strong>ve</strong><strong> 24 TV YouTube </strong><strong>kanalında</strong><b> </b>canlı yayınla izleyicileriyle  buluşacak.</p><p><b>Ticaret Bakanı Prof.  Dr. Ömer Bolat'ın teşrifleriyle</b> gerçekleşecek  zirve, İstanbul Finans Merkezi Halkbank Kuleleri Konferans Salonu'nda e-ticaret  ve perakende sektörünün önde gelen isimlerini bir araya getirecek.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/tmepzpost14-14092026c3ac9b97.jpg"/><p>Ticaretin yeni  döneminin ve yapay zekâ çağında büyümenin yeni kodlarının ele alınacağı  zirvede; yeni nesil e-ticaret ve perakende ekosistemi, değişen tüketici  alışkanlıkları, dijitalleşmenin sektöre etkileri ve geleceğin ticaret modelleri  kapsamlı bir şekilde değerlendirilecek.</p><p>Zirvenin açılış  konuşmalarını <b>TürkMedya İcra Kurulu Başkanı Murat Çiçek</b> ve <b>Ticaret  Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat</b> gerçekleştirecek.</p><p>Saat 14.00'te, <b>LC WAIKIKI  oturum özel sponsorluğunda</b> düzenlenecek <b>"Ticaretin Yeni Dönemi &#8211; Yapay  Zekâ Çağında Büyümenin Yeni Kodları"</b> başlıklı oturumda, yapay zekânın  ticaret ve perakende sektörlerinde yarattığı dönüşüm, yeni büyüme modelleri ve  sektörün geleceğine yön verecek gelişmeler ele alınacak.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/tmepzpost14-140920267ab2efc5.jpg"/><p><b>24 TV Ekonomi Müdürü  Elif Akkaya Kuter'in moderatörlüğünü</b> üstleneceği  oturumda sektörün önde gelen isimleri değerlendirmelerini paylaşacak. Oturumun  konuşmacıları:</p><ul type="disc">   <li><b>Ahmet Güleç</b> &#8211; Avansas Genel Müdürü</li>   <li><b>Hakan Çevikoğlu</b> &#8211; ETİD Yönetim Kurulu Başkanı</li>   <li><b>Meltem Yanovalı Kalkan</b> &#8211; LC WAIKIKI E-Ticaret Genel Müdürü</li>   <li><b>Serhat Dolaz </b>&#8211; Paycell Genel Müdürü</li>  </ul><p>Kamu ve iş dünyasının  önemli temsilcilerini buluşturacak <b>TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi</b>,  yapay zekâdan dijital dönüşüme, yeni nesil e-ticaretten değişen tüketici  beklentilerine uzanan geniş bir perspektifle sektörün geleceğine ışık tutacak.</p><p><b>TürkMedya E-Ticaret ve  Perakende Zirvesi</b>, 15 Eylül 2026 Salı  günü saat 13.00'te <b>24 TV</b> ve <b>24 TV YouTube kanalında</b> canlı yayında  sizlerle!</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/turkmedya-e-ticaret-ve-pe-718_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291423</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/500-tonluk-bulut-nasil-gokyuzunde-asili-kaliyor-291423</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:00:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[500 tonluk bulut nasıl  gökyüzünde asılı kalıyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Bulutlar, gökyüzünde adeta süzülerek ilerliyor ancak bir kümülüs bulutunun ağırlığı 500 tona kadar çıkabiliyor. Bilim insanları, bu devasa su kütlesinin neden yere düşmediğini ve yağışın nasıl başladığını detaylı şekilde açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[500 tonluk bulut nasıl  gökyüzünde asılı kalıyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gökyüzünde hafifçe süzülen bulutların aslında devasa bir ağırlığa sahip olduğu ortaya çıktı. Bilim insanlarının yaptığı hesaplamalara göre, ortalama büyüklükte bir kümülüs bulutu yaklaşık 1 kilometreküp hacme ve 500 ton suya sahip. Bu şaşırtıcı veri, bulutların sadece görüntüden ibaret olmadığını, ciddi bir su kütlesi taşıdığını gösteriyor. Peki, bu kadar ağır olan bulutlar neden yere düşmüyor?</p><h3>Bilim insanları: 'Bulutlardaki su damlacıkları askıda kalıyor'</h3><p>Uzmanlar, bulutların tek bir su kütlesi olarak değil, milyonlarca küçük su damlacığı şeklinde gökyüzünde bulunduğunu vurguluyor. Her bir metreküp kümülüs bulutunda ortalama 0,5 gram sıvı su yer alıyor. Bu damlacıklar o kadar küçük ki, havanın hareketiyle birlikte askıda kalabiliyorlar. Bulutun toplam su kütlesi 500 ton olsa da, damlacıkların minik boyutları ve hava akımları, bulutun yere düşmesini engelliyor.</p><h3>Yağış süreci: Bulutlardaki damlacıklar birleşince yağmur başlıyor</h3><p>Bilim insanlarına göre, bulutlardaki su damlacıkları zamanla birleşerek büyüyor. Damlacıklar yeterince ağırlaştığında ise artık havada tutulamıyor ve yağmur olarak yere düşüyor. Düşük sıcaklıklarda ise bulutlarda su, buz kristalleri halinde de bulunabiliyor. Bu süreç, bulutların gökyüzünde neden uzun süre asılı kaldığını ve yağışın hangi koşullarda başladığını net şekilde ortaya koyuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/500-tonluk-bulut-nasil-go-560_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291422</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/disisleri-bakani-hakan-fidan-azerbaycani-ziyaret-edecek-291422</link>
      <pubDate>2026-09-14T13:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Azerbaycan'ı ziyaret edecek]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 15-16 Eylül'de Azerbaycan'a ziyarette bulunacak. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Azerbaycan'ı ziyaret edecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından elde edilen bilgiye göre Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 15-16 Eylül'de Azerbaycan ziyareti kapsamında, Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile ikili ve heyetler arası görüşmelerde bulunacak, ayrıca Azerbaycan Savunma Bakanı Zakir Hasanov ile görüşecek.</p><p>Bakan Fidan'ın ayrıca, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından kabul edilmesi bekleniyor.</p><p>Görüşmelerde, Fidan'ın, stratejik düzeyde ilerleyen Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde kaydedilen aşamadan duyulan memnuniyeti dile getirmesi, iki ülke cumhurbaşkanlarının belirlediği 15 milyar dolarlık toplam ticaret hacmi hedefine ulaşılması için yürütülen çalışmaların yoğunlaştırılması gerektiğini vurgulaması, enerji ve ulaştırma alanlarındaki ortak gündem ve projeleri ele alması öngörülüyor.</p><p>Bakan Fidan'ın görüşmelerde, iki müttefik ülke arasında savunma sanayi, güvenlik ve askeri alanlarda devam eden işbirliğiyle ilgili konuları değerlendirmesi ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) başta olmak üzere iki ülke arasında çok taraflı platformlardaki mevcut işbirliğini gözden geçirmesi bekleniyor.</p><p>Görüşmelerde, Fidan'ın Türkiye'nin yakın zamanda ev sahipliği yapacağı TDT 13. Zirvesi ve COP31'e ilişkin istişarede bulunması öngörülüyor.</p><p>Fidan'ın görüşmelerde, Azerbaycan ile Ermenistan arasında barışın tesisi için tarihi bir fırsat yakalandığını ifade etmesi, Türkiye'nin taraflar arasında iyi komşuluk ilişkileri tesis edilmesini desteklediğini ve kaydedilen olumlu gelişmeleri memnuniyetle karşıladığını belirtmesi bekleniyor.</p><p>Türkiye'nin, Karabağ topraklarında altyapının iyileştirilmesi, enerji ve ticaret hatlarının işlevsel hale getirilmesi ve bağlantısallığın güçlendirilmesine yönelik çalışmaları desteklediğini ifade edecek Bakan Fidan'ın görüşmelerde, güncel bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında fikir alışverişinde bulunması öngörülüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/disisleri-bakani-hakan-fi-979_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291421</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/disari-cikacaklar-dikkat-sonbahar-kendini-gosterdi-sicakliklar-dustu-saganak-ve-firtina-alarmi-291421</link>
      <pubDate>2026-09-14T13:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dışarı çıkacaklar dikkat! Sonbahar kendini gösterdi: Sıcaklıklar düştü, sağanak ve fırtına alarmı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Bugün dışarı çıkacaklar dikkat! Bu hava durumu haberini okumadan hareket etmemeniz önerilir. Meteoroloji günlük raporunu paylaştı, il il hava durumu uyarısında bulundu. Sonbahar yüzünü gösterdi, sıcaklıklar hissedilir derecede düştü. Meteoroloji bugün için fırtına ve kuvvetli sağanak uyarısında bulundu. İşte, Meteorolojiden 14 Eylül 2026 Pazartesi günü için il il hava durumu tahminleri detayda karşınızda...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dışarı çıkacaklar dikkat! Sonbahar kendini gösterdi: Sıcaklıklar düştü, sağanak ve fırtına alarmı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bugün havanın nabzını merak edenler toplansın. Bugün hava nasıl olacak? Hava sıcaklıkları artacak mı azalacak mı? Bugün yağış var mı? soruları yanıt buldu. Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 14 Eylül 2026 Pazartesi gününün hava durumu tahminlerini paylaştı. Meteoroloji, yeni günün hava durumu haritasını yayımladı. Meteoroloji bugün için sağanak, fırtına uyarısında bulundu. Yurt genelinde sonbahar yüzünü gösterdi, sıcaklıklar 8 derece kadar düştü, hava hissedilir derecede soğudu. Peki, bugün hava nasıl mı olacak? İşte, Meteorolojiden il il detaylı hava durumu raporu karşınızda...</p><p><b>14 Eylül 2026 Pazartesi için Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: </b>Ülkemizin kuzey, iç ve batı kesimleri parçalı yer yer çok bulutlu, Marmara'nın doğusu, Doğu Akdeniz'in Toroslar Mevkii, Batı Karadeniz, Orta ve Doğu Karadeniz'in kıyıları ile Antalya'nın iç kesimleri, Adana'nın doğusu, Niğde ve Kayseri'nin doğusu, Çankırı ile Amasya çevrelerinin sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; Zonguldak, Bartın ve Düzce çevreleri ile Sakarya'nın doğu ilçelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgârın; Batı Karadeniz'de batılı yönlerden kuvvetli olması (40-60 km/sa) tahmin ediliyor.</p><p><b>HAVA SICAKLIĞI:</b> kuzey iç ve batı kesimlerde azalacağı, Trakya'da biraz artacağı tahmin ediliyor.</p><p><b>RÜZGAR:</b> Genellikle kuzeyli, doğu ve güney kesimlerde güneyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Batı Karadeniz'de kuvvetli (40-60 km/sa) esmesi bekleniyor.</p><p><strong>METEOROLOJİDEN KRİTİK UYARILAR</strong></p><p colspan="2"><b>KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI:</b> Sakarya'nın doğusu ile Zonguldak, Bartın ve Düzce'de yerel olarak kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış beklendiğinden sel, su baskını, yıldırım, heyelan, ulaşımda aksamalar, yağış anında kuvvetli rüzgar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.</p><p colspan="2"><b>KUVVETLİ RÜZGÂR UYARISI: </b>Rüzgârın, Batı Karadeniz'de batılı yönlerden kuvvetli olması (40-60 km/sa) esmesi beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.</p><p><strong>METEOROLOJİ İL İL PAYLAŞTI, BÖLGELERİMİZDE HAVA DURUMU TAHMİNLERİ</strong></p><p><strong>MARMARA</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, bölgenin doğusunun yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; Sakarya'nın doğu ilçelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor.</p><p><strong>BURSA °C, 25°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>ÇANAKKALE °C, 26°C</strong></p><p>Parçalı ve yer ye çok bulutlu</p><p><strong>İSTANBUL °C, 25°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, Anadolu yakasının yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>KIRKLARELİ °C, 27°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu</p><p><strong>EGE</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.</p><p><strong>DENİZLİ °C, 32°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><strong>İZMİR °C, 31°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><strong>MUĞLA °C, 31°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><strong>UŞAK °C, 26°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><strong>AKDENİZ</strong></p><p>Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı ve yer yer çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra Doğu Akdeniz'in Toroslar Mevkii ile Antalya'nın iç kesimleri ve Adana'nın doğusunun yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.</p><p><strong>ADANA °C, 33°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu, öğle saatlerinden sonra doğu kesimlerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>ANTALYA °C, 31°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu, öğle saatlerinden sonra iç kesimlerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>BURDUR °C, 31°C</strong></p><p>Az bulutlu ve açık</p><p><strong>HATAY °C, 31°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><strong>İÇ ANADOLU</strong></p><p>Az bulutlu, zamanla parçalı yer yer çok bulutlu, Niğde ve Kayseri'nin doğusu ile Çankırı çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.</p><p><strong>ANKARA °C, 27°C</strong></p><p>Az bulutlu, zamanla parçalı bulutlu</p><p><strong>ESKİŞEHİR °C, 24°C</strong></p><p>Az bulutlu, zamanla parçalı bulutlu</p><p><strong>KONYA °C, 28°C</strong></p><p>Az bulutlu, zamanla parçalı bulutlu</p><p><strong>NEVŞEHİR °C, 30°C</strong></p><p>Az bulutlu, zamanla parçalı bulutlu</p><p><strong>BATI KARADENİZ</strong></p><p>Parçalı, zamanla çok bulutlu, bölge genelinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; Zonguldak, Bartın ve Düzce çevrelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgârın; Batı Karadeniz'de batılı yönlerden kuvvetli olması (40-60 km/sa) tahmin ediliyor.</p><p><strong>BOLU °C, 21°C</strong></p><p>Parçalı, zamanla çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>DÜZCE °C, 24°C</strong></p><p>Parçalı, zamanla çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; yerel kuvvetli olması bekleniyor.</p><p><strong>SİNOP °C, 29°C</strong></p><p>Parçalı, zamanla çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>ZONGULDAK °C, 22°C</strong></p><p>Parçalı, zamanla çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; yerel kuvvetli olması bekleniyor.</p><p><strong>ORTA ve DOĞU KARADENİZ</strong></p><p>Parçalı, zamanla çok bulutlu, bölgenin kıyıları ve Amasya çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.</p><p><strong>AMASYA °C, 31°C</strong></p><p>Parçalı, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>RİZE °C, 27°C</strong></p><p>Parçalı, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>SAMSUN °C, 28°C</strong></p><p>Parçalı, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>TRABZON °C, 26°C</strong></p><p>Parçalı, zamanla çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>DOĞU ANADOLU</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.</p><p><strong>ERZURUM °C, 28°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><strong>KARS °C, 27°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><strong>MALATYA °C, 34°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><strong>VAN °C, 26°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><strong>GÜNEYDOĞU ANADOLU</strong></p><p>Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.</p><p><strong>DİYARBAKIR °C, 26°C</strong></p><p>Az bulutlu ve açık</p><p><strong>GAZİANTEP °C, 34°C</strong></p><p>Az bulutlu ve açık</p><p><strong>MARDİN °C, 33°C</strong></p><p>Az bulutlu ve açık</p><p><strong>ŞANLIURFA °C, 36°C</strong></p><p>Az bulutlu ve açık</p><p><strong>DENİZLERDE HAVA</strong></p><p>Karadeniz, Güney Ege ve Batı Akdeniz'de fırtınamsı rüzgar bekleniyor.</p><p><strong>KARADENİZ</strong></p><p>Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu, yer yer sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı. Rüzgar: Batı Karadeniz'de batı ve kuzeybatıdan 4 ila 6, öğle saatlerinden sonra doğusu 5 ila 7; Doğu Karadeniz'de kuzey ve kuzeybatıdan 3 ila 5, akşam saatlerinde batısı 5 ila 7 kuvvetinde. Dalga: 1,0 ila 2,0 m, batısı yer yer 3,0 m. Görüş: İyi, yağış anında orta.</p><p><strong>MARMARA</strong></p><p>Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu, doğusu sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı. Rüzgar: Kuzey ve kuzeydoğudan 3 ila 5 kuvvetinde. Dalga: 0,5 ila 1,5 m. Görüş: İyi, yağış anında orta.</p><p><strong>EGE</strong></p><p>Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu. Rüzgar: Kuzey Ege'de kuzey ve kuzeydoğudan, öğle saatlerinden sonra kuzeybatıdan 3 ila 5; Güney Ege'de kuzey ve kuzeybatıdan 4 ila 6 güneyi yer yer 7 kuvvetinde. Dalga: 1,0 ila 2,5 m, güneyi yer yer 3,0 m. Görüş: İyi.</p><p><strong>AKDENİZ</strong></p><p>Hava Durumu: Parçalı ve az bulutlu. Rüzgar: Batı Akdeniz'de kuzey ve kuzeybatıdan, 4 ila 6 yer yer 7, öğle saatlerinden sonra Antalya Körfezi güneybatıdan 3 ila 5; Doğu Akdeniz'de batı ve güneybatıdan 3 ila 5 kuvvetinde. Dalga: 1,0 ila 2,0 m, Batı Akdeniz'in batısı yer yer 2,0 ila 3,0 m. Görüş: İyi.</p><p><strong>VAN GÖLÜ</strong></p><p>Hava Durumu: Parçalı bulutlu, Rüzgar: Doğu ve kuzeydoğudan 3 ila 5 kuvvetinde, Dalga; 0,25 ila 0,50 m, Görüş: İyi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/disari-cikacaklar-dikkat--380_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291420</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/belleklerin-enerji-tuketimi-neden-bu-kadar-yuksek-yeni-yontem-siniri-degistirebilir-291420</link>
      <pubDate>2026-09-14T13:19:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Belleklerin enerji tüketimi neden bu kadar yüksek? Yeni yöntem sınırı değiştirebilir]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Edinburgh Üniversitesi'nden bilim insanları, manyetik veri kaydı sırasında enerji tüketimini dramatik biçimde azaltan yeni bir matematiksel şema geliştirdi. Bu yenilik, bellek teknolojilerinde devrim yaratma potansiyeli taşıyor ve enerji maliyetlerini en düşük seviyeye çekmeyi hedefliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Belleklerin enerji tüketimi neden bu kadar yüksek? Yeni yöntem sınırı değiştirebilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Edinburgh Üniversitesi'nde görev yapan bir ekip, manyetik veri kaydı sırasında harcanan enerjiyi ciddi oranda düşüren yeni bir yöntem geliştirdi. Araştırmacıların önerdiği matematiksel model, bilgi kaydında manyetik durumların en ekonomik şekilde nasıl değiştirilebileceğini ortaya koyuyor. Bilgisayar simülasyonları, bu yaklaşım sayesinde enerji tüketiminin mevcut bellek teknolojilerine kıyasla kat kat azalabileceğini gösterdi. Özellikle DRAM, STT-MRAM ve SOT-MRAM gibi günümüzün önde gelen bellek türleriyle karşılaştırıldığında, yeni şema enerji verimliliğinde çarpıcı bir avantaj sunuyor.</p><h3>Elton Santos: "Enerji verimliliği için optimal kontrol teorisi uygulandı"</h3><p>Araştırmanın başında yer alan Elton Santos, geliştirdikleri yöntemin temelinde optimal kontrol teorisinin bulunduğunu belirtti. Bu teori sayesinde, manyetizasyonun en düşük enerjiyle değiştirilmesi için süper hızlı manyetik alan darbelerinin şekli hesaplandı. Modelleme sırasında, gerçek deneylerde karşılaşılabilecek sınırlamalar da dikkate alındı. Elde edilen sonuçlar, enerji tüketiminin Landauer sınırına &#8211; yani bilgi işleme sırasında ulaşılabilecek en düşük teorik enerji seviyesine &#8211; yaklaştığını gösteriyor. Santos, bu gelişmenin yalnızca teorik kalmadığını, pratik uygulamalar için de önemli adımlar atıldığını vurguladı.</p><h3>Araştırmacılardan manyetik alan kontrolüne yeni cihaz önerileri</h3><p>Çalışmanın dikkat çeken bir diğer yönü ise, araştırmacıların gelecekteki deneylerde kullanılabilecek manyetik alanlar için cihaz ve yöntem önerileri sunması oldu. Ekip, geliştirdikleri matematiksel aracın yalnızca manyetik alan kontrolüyle sınırlı kalmadığını, elektrik akımı ya da süper hızlı lazer darbeleriyle çalışan sistemlere de uyarlanabileceğini belirtti. Bu durum, enerji verimliliği sağlayan yeni şemanın veri depolama teknolojilerinde geniş bir uygulama alanı bulabileceğine işaret ediyor. Araştırmacılar, önerdikleri mühendislik çözümlerinin yakın gelecekte konseptin deneysel olarak test edilmesinin önünü açacağına inanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/belleklerin-enerji-tuketi-239_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291419</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/sinir-hasari-sonrasi-agri-neden-kalicilasiyor-beyindeki-bir-mekanizma-yeni-ipuclari-verdi-291419</link>
      <pubDate>2026-09-14T13:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sinir hasarı sonrası ağrı neden kalıcılaşıyor? Beyindeki bir mekanizma yeni ipuçları verdi]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Beyin sapının küçük bir bölgesi olan mavi çekirdek, ağrıya verilen tepkilerde kilit rol oynuyor. Araştırmacılar, fareler üzerinde yürüttükleri deneylerle mavi çekirdeğin sinir hasarı sonrası ağrı hassasiyetini nasıl değiştirdiğini ortaya koydu. Bu bulgular, ağrı tedavilerinde yeni yaklaşımların önünü açabilir.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sinir hasarı sonrası ağrı neden kalıcılaşıyor? Beyindeki bir mekanizma yeni ipuçları verdi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin sapında yer alan ve noradrenalin üretimiyle bilinen mavi çekirdek, ağrıya verilen tepkilerde kritik bir rol üstleniyor. Son yapılan deneylerde, araştırmacılar fareler üzerinde mavi çekirdeğin ağrı mekanizmasını nasıl etkilediğini detaylı biçimde inceledi. Deneylerde, sinir hasarı öncesi ve sonrası mavi çekirdek hücrelerinin aktivitesi değiştirildiğinde, ağrıya verilen yanıtların da farklılaştığı gözlemlendi. Bulgular, özellikle sinir hasarı sonrası mavi çekirdeğin işlevinin zamanla değiştiğini ve bu bölgedeki mu-opioid reseptörlerinin ağrı hassasiyetinde belirleyici olduğunu gösterdi.</p><h3>Mavi çekirdek hücrelerine müdahale ağrı tepkilerini değiştirdi</h3><p>Çalışmanın ilk aşamasında sağlıklı farelerde mavi çekirdek nöronlarının aktivitesi ışık yardımıyla baskılandı. Bu müdahale sonrasında, farelerin 55 derece sıcaklıktaki yüzeye ve ayaklarına yönlendirilen ısıya daha geç tepki verdiği görüldü. Mekanik uyaranlara karşı ise daha güçlü bir basınca ihtiyaç duyuldu. Araştırmacılar, hayvanların motor hareketlerinde herhangi bir bozulma olmadığını da kaydetti. Sinir hasarı oluştuğunda ise tablo değişti. Bir hafta sonra mavi çekirdek devre dışı bırakıldığında, hasarlı ayakta ağrı tepkisi azalmadı; aksine, sağlıklı ayakta aşırı hassasiyet ortaya çıktı. Dört hafta geçtikten sonra ise bu nöronların baskılanması, yaralanmış taraftaki ağrı tepkisini azaltırken, sağlıklı ayaktaki anormal duyarlılık ortadan kalktı. Bu bulgular, mavi çekirdeğin ağrı yönetiminde zamana bağlı olarak farklı işlevler üstlendiğini ortaya koydu.</p><h3>Mu-opioid reseptörlerinin rolü ve gen müdahalesi umut verdi</h3><p>Araştırmada, noradrenalin üreten mavi çekirdek hücrelerindeki mu-opioid reseptörlerine özel bir dikkat gösterildi. Bu reseptörleri taşımayan fareler, sinir hasarı olmasa bile ısıya ve hafif dokunuşlara karşı daha fazla hassasiyet sergiledi. Diğer opioid reseptörlerinin kaldırılması ise benzer bir sonuç doğurmadı. Ayrıca, mavi çekirdeğin bağlantı noktaları da ağrı tepkilerinde belirleyici oldu. Prefrontal korteksle bağlantılı nöronlarda mu-reseptörlerin kaybı, hassasiyetin giderek artmasına yol açtı. Omuriliğe giden yolda ise bu reseptörlerin kaldırılması ağrı tepkisinin azalmasına sebep oldu. Hipokampüsle bağlantılı hücrelerde ise anlamlı bir değişiklik tespit edilmedi. Sekiz hafta sonra yapılan ek deneyde, mavi çekirdeğe insan mu-opioid reseptör geninin aktarılmasıyla, artan hassasiyet kayboldu. Üstelik bu etki için ek bir opioid ilacına gerek kalmadı. Araştırmacılar, mavi çekirdeğin ve mu-opioid reseptörlerinin ağrı tedavisinde potansiyel hedefler olabileceğini vurguladı. Ancak, elde edilen sonuçlar şu anda yalnızca fareler üzerinde geçerli. Bilim insanları, bu yaklaşımın insanlarda güvenle uygulanabilmesi için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu belirtti.</p><p>Sonuç olarak, mavi çekirdek ve mu-opioid reseptörleri üzerine yapılan bu kapsamlı araştırma, kronik ağrı ve sinir hasarı sonrası gelişen hassasiyetin yönetiminde yeni tedavi yolları açabilir. Önümüzdeki süreçte, mavi çekirdek odaklı çalışmaların insanlarda da benzer sonuçlar verip vermeyeceği merak konusu olmaya devam ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/sinir-hasari-sonrasi-agri-282_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291418</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/yemendeki-husiler-suudi-arabistanin-kral-halid-hava-ussunu-onlarca-fuze-ve-iha-ile-hedef-aldik-291418</link>
      <pubDate>2026-09-14T13:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yemen'deki Husiler: Suudi Arabistan'ın Kral Halid Hava Üssü'nü onlarca füze ve İHA ile hedef aldık]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Yemen'deki İran destekli Husiler, Suudi Arabistan'ın güneyindeki Kral Halid Hava Üssü'nü onlarca balistik füze ve insansız hava aracıyla (İHA) hedef aldıklarını açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yemen'deki Husiler: Suudi Arabistan'ın Kral Halid Hava Üssü'nü onlarca füze ve İHA ile hedef aldık]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya es-Seri, yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan'ın son 5 günde Yemen'in çeşitli vilayetlerine savaş uçaklarıyla düzenlediği 300'den fazla hava saldırısına "nitelikli ve geniş kapsamlı" saldırılarla karşılık verdiklerini öne sürdü.</p><p>Suudi Arabistan'ın güneyindeki Hamis Muşayt bölgesinde bulunan Kral Halid Hava Üssü'ndeki savaş uçağı hangarları, radarlar, pistler, mühimmat depoları ile diğer askeri tesis ve altyapı unsurlarının onlarca balistik füze ve İHA ile hedef alındığını ifade eden Seri, saldırıların "isabetli" olduğunu ve hava üssünde "büyük kayıplara" yol açtığını ileri sürdü.</p><p>Husilerden Suudi Arabistan'a saldırı tehdidi</p><p>Seri, Yemen'e yönelik saldırılar sürdüğü müddetçe Suudi Arabistan'ın iç kesimlerine yönelik saldırılarını sürdüreceklerini ifade etti.</p><p>"Kuşatmaya kuşatmayla, tırmandırmaya tırmandırmayla karşılık verme" politikasını sürdüreceklerini belirten Seri, "Yemen'e yönelik saldırılar sürdüğü müddetçe Suudi Arabistan'ın iç kesimlerine yönelik saldırıların devam edeceğini" kaydetti.</p><p>Suudi Arabistan Sivil Savunma Genel Müdürlüğü, gece saatlerinde ülkenin güneyindeki Hamis Muşayt, Abha, Cazan ve Necran kentlerindeki potansiyel tehlikelere karşı uyarı mesajı yayımlamıştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/yemendeki-husiler-suudi-a-612_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291417</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kasirga-isimleri-nasil-belirleniyor-dunya-meteoroloji-orgutunun-sistemi-ortaya-cikti-291417</link>
      <pubDate>2026-09-14T12:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kasırga isimleri nasıl belirleniyor? Dünya Meteoroloji Örgütü'nün sistemi ortaya çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Kasırga isimlendirmesi, Dünya Meteoroloji Örgütü tarafından belirlenen kurallara göre yürütülüyor. ABD ve Atlantik bölgesinde kasırgalar için hazırlanan listelerde hem kadın hem de erkek isimleri dönüşümlü olarak kullanılıyor. Özellikle yıkıcı etkiye sahip fırtınaların isimleri ise kalıcı olarak listelerden çıkarılıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kasırga isimleri nasıl belirleniyor? Dünya Meteoroloji Örgütü'nün sistemi ortaya çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Küresel ölçekte kasırga ve tropikal fırtınalara verilen isimler, Dünya Meteoroloji Örgütü'nün (WMO) belirlediği uluslararası standartlara göre seçiliyor. Bu uygulama, geçmişte yaşanan karışıklıkları önlemek ve iletişimde netlik sağlamak amacıyla hayata geçirildi. Özellikle ABD ve Atlantik bölgesinde, kasırga isimleri belirli listeler üzerinden sıralanıyor ve her yıl güncelleniyor. 20. yüzyılın başlarında kasırgalar yalnızca çıkış sırasına göre adlandırılırken, bu yöntem zamanla yetersiz kaldı ve isimlendirme sistemine geçildi.</p><h3>Dünya Meteoroloji Örgütü kasırga isimlerinde standart getirdi</h3><p>Dünya Meteoroloji Örgütü, kasırga isimlendirmesi konusunda her yıl bölgesel toplantılar düzenliyor. Bu toplantılarda, kasırga isimlerinin kısa, kolay telaffuz edilebilir ve farklı bölgelerdeki listelerle çakışmayan isimler olmasına dikkat ediliyor. Atlantik bölgesinde ise altı farklı isim listesi dönüşümlü olarak kullanılıyor. Bu listelerde kadın ve erkek isimleri sırayla yer alıyor. Eğer bir kasırga büyük yıkıma veya can kaybına yol açtıysa, o isim listeden tamamen çıkarılıyor. 2005 yılındaki rekor kasırga sezonunda beş ismin kalıcı olarak kullanımdan kaldırılması, bu uygulamanın en çarpıcı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.</p><h3>ABD'de kasırga isimlendirmesinde cinsiyet eşitliği sağlandı</h3><p>ABD'de 1953'ten itibaren kasırgalar alfabetik olarak sıralanan listelerden isim alıyor. Başlangıçta sadece kadın isimlerinin kullanıldığı bu sistem, toplumsal tepkiler ve özellikle Ulusal Kadınlar Örgütü'nün girişimleriyle 1979'da değişti. O tarihten itibaren, kasırga isim listelerine erkek isimleri de dahil edildi. Bu değişiklik, kasırga isimlendirmesinde cinsiyet eşitliğinin sağlanması açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Günümüzde, kasırga isimleri hem toplumsal hassasiyetleri gözetiyor hem de iletişimde kolaylık sağlıyor. Kasırga isimlendirme sistemi, olası karışıklıkları en aza indirirken, yıkıcı fırtınaların olumsuz etkilerinin hafızalarda yer etmesini engellemeye de yardımcı oluyor.</p><p>Küresel ölçekte uygulanan bu standartlar, kasırga isimlendirme sürecinin şeffaf ve sistemli şekilde yürütülmesini sağlıyor. Dünya Meteoroloji Örgütü'nün belirlediği prensipler, hem bilimsel hem de toplumsal açıdan önemli bir işlev görüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/kasirga-isimleri-nasil-be-342_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291416</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/iklim-degisikligi-kopruleri-nasil-daha-hizli-yipratiyor-291416</link>
      <pubDate>2026-09-14T12:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İklim değişikliği köprüleri nasıl daha hızlı yıpratıyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'de iklim krizi, 2050 yılına kadar ülke genelindeki çelik köprülerin dörtte birinin çökmesine yol açabilir. Uzmanlar, küresel ısınmanın yol açtığı aşırı sıcaklık ve sel olaylarının altyapı için ciddi tehlike oluşturduğunu vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İklim değişikliği köprüleri nasıl daha hızlı yıpratıyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri'nde iklim krizi, çelik köprülerin geleceğini ciddi biçimde tehdit ediyor. Uzman P. Chinovski, 2050 yılına kadar ülke genelindeki köprülerin yaklaşık yüzde 25'inin çökebileceğini açıkladı. Bu riskin temel nedeni olarak ise küresel ısınma ve buna bağlı olarak artan aşırı sıcaklıklar ile sıklaşan sel felaketleri gösteriliyor. Özellikle eski köprülerin bakım ihtiyacı artarken, iklim krizi nedeniyle bu yapılar daha hızlı yıpranıyor.</p><h3>Uzman Chinovski: 'Köprüler karton evler gibi çökebilir'</h3><p>Uzman Chinovski, iklim krizi yüzünden beton ve çelikten oluşan köprülerin dayanıklılığının hızla azaldığını belirtti. Aşırı sıcaklık dalgaları ve şiddetli yağışlar, köprülerin taşıyıcı unsurlarını zayıflatıyor. Bu durum, ABD'deki köprülerin karton evler gibi yıkılmasına yol açabilir. Özellikle 1960 öncesi inşa edilen köprüler, yaşları ve yıpranmış yapıları nedeniyle büyük risk altında bulunuyor.</p><h3>ABD köprülerinin yüzde 25'i için çökme riski</h3><p>ABD'deki köprülerin yaklaşık dörtte biri 1960'tan önce inşa edildi. Uzmanlara göre, bu köprüler zaten bakım gerektirirken, iklim krizi nedeniyle yıkım süreci hızlandı. Küresel ısınmanın etkisiyle köprü altyapısında yaşanan bozulmalar, ülke genelinde büyük çaplı bir güvenlik sorunu yaratıyor. Yetkililer, acil önlem alınmazsa 2050'ye kadar binlerce köprünün kullanılmaz hale gelebileceği konusunda uyarıyor.</p><p>Küresel ısınmanın ABD'nin köprü altyapısı üzerindeki etkisi, önümüzdeki yıllarda daha fazla gündeme gelecek gibi görünüyor. Uzmanlar, iklim krizinin yol açtığı tehlikelere karşı hızlı ve etkili adımlar atılması gerektiğini vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/iklim-degisikligi-koprule-786_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291415</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/uykusuz-bir-geceden-sonra-daha-iyi-hissetmek-icin-ne-yemeli-291415</link>
      <pubDate>2026-09-14T12:48:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uykusuz bir geceden sonra daha iyi hissetmek için ne yemeli?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Endokrinolog Z. Pavlova, uykusuz bir gecenin ardından vücudun kaybettiği enerjiyi geri kazanmak için meyve ve sebze tüketimini önerdi. Pavlova'ya göre, bu doğal besinler vitamin, mineral ve antioksidan bakımından zengin yapısıyla hem fiziksel hem de ruhsal toparlanmaya katkı sunuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uykusuz bir geceden sonra daha iyi hissetmek için ne yemeli?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Endokrinolog Z. Pavlova, uykusuzluk sonrası vücutta oluşan yorgunluğun üstesinden gelmek için meyve ve sebze tüketiminin büyük önem taşıdığını açıkladı. Pavlova, kendi Telegram kanalında yaptığı bilgilendirmede, özellikle uykusuz bir gecenin ardından meyve ve sebzelerin vücudu yeniden canlandırdığını vurguladı. Vitamin, mineral ve antioksidan açısından zengin olan bu besinlerin, uyku eksikliği nedeniyle zayıflayan bedende enerjinin hızla geri kazanılmasını kolaylaştırdığı belirtildi. Pavlova, bu önerisini bilimsel gözlemlerle de destekledi. Genç Yeni Zelandalılar, Amerikalılar ve Avrupalılar üzerinde yapılan bir deneyde, düzenli olarak meyve ve sebze tüketen kişilerin ruh hallerinin daha hızlı düzeldiği ve uykusuzluğun olumsuz etkilerini daha kolay atlattığı gözlemlendi.</p><h3>Pavlova: 'Meyve ve sebze ruh halini iyileştiriyor'</h3><p>Uzman açıklamasında, uykusuzluk sonrası ruh halini en çok etkileyen faktörün uyku olduğunu, ancak meyve ve sebze tüketiminin de bu süreçte önemli bir rol oynadığını belirtti. Deney sonuçlarına göre, bitkisel ürünler tüketen kişilerin hem ruhsal hem de fiziksel olarak daha hızlı toparlandığı ortaya çıktı. Pavlova, özellikle taze meyve ve sebzelerin içerdiği antioksidan ve vitaminlerin, enerji kaybını telafi etmede etkili olduğunu ifade etti. Ayrıca, bu besinlerin düzenli tüketimiyle uykusuzluğun yol açtığı halsizlik ve düşük motivasyonun da önüne geçilebileceğini aktardı.</p><h3>Kafeinli içecekler ve tatlılar yerine sebze ve meyve uyarısı</h3><p>Pavlova, uykusuzluk sonrası kafeinli içecekler veya tatlılar yerine, taze meyve ve sebze tüketilmesinin daha sağlıklı bir tercih olduğunu vurguladı. Kafein ve şekerin geçici bir enerji sağladığını, ancak sorunun kökenini çözmediğini belirten uzman, taze sebze ve meyvelerin ise vücuda kalıcı bir canlılık kazandırdığını söyledi. Bu nedenle, uykusuzluk yaşayanların beslenme alışkanlıklarında meyve ve sebzeye öncelik vermeleri tavsiye edildi. Uzmanlar, bu doğal yöntemle hem enerji seviyesinin hem de ruh halinin korunabileceğini belirtti.</p><p>Meyve ve sebze tüketiminin, uykusuzluk sonrası vücudu ve zihni toparlamada etkili bir yol olduğu bir kez daha ortaya kondu. Uzmanlar, sağlıklı ve dengeli beslenmenin, uykusuzlukla mücadelede önemli bir destek sağladığına dikkat çekiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/uykusuz-bir-geceden-sonra-602_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291414</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/katil-balinalarin-kuslari-havaya-firlatmasinin-ardindaki-neden-ortaya-cikti-291414</link>
      <pubDate>2026-09-14T12:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Katil balinaların kuşları havaya fırlatmasının ardındaki neden ortaya çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Kaliforniya'nın Monterey Körfezi'nde genç Bigg'in katil balinaları, deniz kuşlarını havaya fırlatarak avlanma becerilerini geliştiriyor. Uzmanlara göre, bu davranış türün karmaşık sosyal yapısı ve avcı yeteneklerinin nesilden nesile aktarılmasında önemli rol oynuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Katil balinaların kuşları havaya fırlatmasının ardındaki neden ortaya çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kaliforniya'nın Monterey Körfezi'nde, Bigg'in katil balinalarına ait genç bireylerin dikkat çeken bir davranışı gözlemlendi. Balina gözlemcileri, bu balinaların yavrularını avcılığa hazırlamak için deniz kuşlarını, özellikle ince gagalı kittiwakes türünü, suyun dışına fırlatarak avlanma yeteneklerini geliştirdiğini kaydetti. Monterey Bay Whale Watch ekibinden Evan Brodsky'nin çektiği görüntüler, genç katil balinaların suyun yüzeyine sıçrayıp kuşları havaya savurduğunu açıkça ortaya koydu. Bu alışılmadık avlanma eğitimi, Bigg'in katil balinalarının sosyal yapısının ve avcı becerilerinin ne kadar gelişmiş olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.</p><h3>Biyolog Taylor: 'Bigg'in katil balinaları avcılığı nesiller boyu öğretiyor'</h3><p>Deniz biyoloğu Barbara Taylor, Bigg'in katil balinalarının avlanmayı öğrenmesinin gençler için hayati öneme sahip olduğunu vurguladı. Taylor, bu balinaların 90 yıla kadar yaşayabildiğini ve uzun ömürleri boyunca yiyecek bulma becerilerinin sürekli geliştiğini belirtti. Özellikle deniz memelilerini tercih eden Bigg'in katil balinaları, küçük gruplar halinde hareket ederek ve daha az ses çıkararak avlanma sırasında gizlilik sağlıyor. Taylor'a göre, bu karmaşık davranışlar ve avcılık teknikleri, topluluk içinde nesilden nesile aktarılıyor.</p><h3>Bigg'in katil balinalarında avlanma eğitimi ve sosyal yapı</h3><p>Bigg'in katil balinaları, yerleşik akrabalarından farklı olarak somon yerine deniz memelilerini avlamayı seçiyor ve topluluk içinde kendilerine özgü bir yaşam tarzı sürdürüyor. Genç balinaların kuşları havaya fırlatması, sadece avlanma becerilerini geliştirmekle kalmıyor; aynı zamanda sosyal ilişkilerin ve topluluk içi öğrenmenin de bir parçası olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, bu gözlemlerin Bigg'in katil balinalarının avcılıkta gösterdiği ustalığın ve sosyal yapılarının, türün hayatta kalmasında kritik rol oynadığını ifade ediyor. Monterey Körfezi'ndeki bu sıra dışı görüntüler, deniz biyolojisi açısından yeni soruları da gündeme getiriyor.</p><p>Bigg'in katil balinalarının avlanma eğitimi ve sosyal davranışları, bilim insanlarının dikkatini çekmeye devam ediyor. Bu türün nesiller boyunca aktarılan avcı becerileri, deniz ekosisteminde önemli bir yer tutuyor. Gözlemler, katil balinaların karmaşık sosyal yapıları ve öğrenme süreçleri hakkında daha fazla bilgi edinilmesine katkı sağlıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/katil-balinalarin-kuslari-481_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291413</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kediler-icin-tehlikeli-besin-ortaya-cikti-sogan-kan-hucrelerini-yok-ediyor-291413</link>
      <pubDate>2026-09-14T12:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kediler için tehlikeli besin ortaya çıktı! Soğan kan hücrelerini yok ediyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[İtalya'da bir veteriner kliniğinde yaşanan soğan kaynaklı kedi vakası, evcil hayvan sahipleri için önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Bilim insanları, soğanın kedilerde ciddi anemiye yol açabileceğini bildirerek, beslenme seçimlerinde dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kediler için tehlikeli besin ortaya çıktı! Soğan kan hücrelerini yok ediyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İtalya'nın önde gelen veteriner kliniklerinden Clinica Veterinaria Colombo'da kayda geçen bir vaka, soğan tüketiminin kedilerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini gözler önüne serdi. Araştırmacıların Discover Animal dergisinde yayımladığı rapora göre, evcil bir kedinin soğan yemesi sonrası ağır hemolitik anemi gelişti. Uzmanlar, olayın ardından kedide belirgin iştah kaybı ve halsizlik gözlemledi. Kan testlerinde kırmızı kan hücrelerinde kritik bir azalma saptandı ve bu durum acil tıbbi müdahale gerektirdi.</p><h3>Veterinerler: 'Soğan kedilerde eritrosit yıkımına yol açıyor'</h3><p>Bilim insanları, vakada kedinin kanında Heinz cisimcikleri ve "hayalet hücreler" olarak adlandırılan yıkılmış eritrosit kalıntıları tespit etti. Bu bulgular, soğanda bulunan tiyosülfat gibi toksik bileşenlerin kedilerde eritrosit yıkımına ve oksidatif strese neden olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, soğan tüketiminin hayvanlarda daha önce düşünüldüğünden çok daha ciddi kan hastalıklarına yol açabileceğini belirtiyor. Özellikle hemolitik anemi, kedilerde yaşamı tehdit edebilen bir tabloya sebep olabiliyor.</p><h3>Evcil hayvan sahiplerine beslenme uyarısı: Soğan riski büyüyor</h3><p>Veterinerler, bu vakayla birlikte soğan tüketiminin evcil hayvanlar için oluşturduğu risklere bir kez daha dikkat çekti. Özellikle kedilerin beslenmesinde soğanın kesinlikle yer almaması gerektiği vurgulandı. Araştırmacılar, hayvan sahiplerine, evcil dostlarının sağlığını korumak için beslenme seçimlerinde çok daha titiz davranmaları çağrısında bulundu. Soğanın yol açabileceği anemi ve diğer sağlık sorunlarının önüne geçmek için, kedi sahiplerinin mutfakta kullanılan malzemeler konusunda bilinçli olması gerekiyor. Bu tür vakaların önlenebilmesi için toplumsal farkındalığın arttırılması gerektiği ifade edildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/kediler-icin-tehlikeli-be-883_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291412</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/orta-yas-krizi-geride-mi-kaldi-kaygi-en-cok-genclerde-goruluyor-291412</link>
      <pubDate>2026-09-14T12:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Orta yaş krizi geride mi kaldı? Kaygı en çok gençlerde görülüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[ABD ve Birleşik Krallık'ta yapılan araştırmalar, gençler arasında kaygı oranının yetişkin ve yaşlılara kıyasla belirgin şekilde arttığını gösteriyor. Uzmanlar, sosyal medya etkisi ve ekonomik istikrarsızlık gibi faktörlerin gençlerin psikolojik sağlığını olumsuz etkilediğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Orta yaş krizi geride mi kaldı? Kaygı en çok gençlerde görülüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD ve Birleşik Krallık'ta yürütülen kapsamlı araştırmalar, gençler arasında kaygı düzeyinin son yıllarda ciddi oranda arttığını ortaya koydu. Yeni analizler, geçmişte orta yaş döneminde zirveye ulaştığı düşünülen kaygının, artık en çok gençlerde görüldüğünü gösteriyor. Özellikle 25 yaş altı bireylerde kaygı ve depresyon oranları, yetişkin ve yaşlı gruplara kıyasla belirgin biçimde yükseldi. Araştırmacılar, bu değişimde sosyal medya etkisi, pandemi sonrası toplumsal koşullar, psikolojik desteğe ulaşımda yaşanan zorluklar ve ekonomik belirsizliklerin önemli rol oynadığını belirtiyor.</p><h3>ABD ve Birleşik Krallık'ta gençlerde kaygı oranı yükseldi</h3><p>Geniş çaplı anket ve veri analizlerine göre, ABD ve Birleşik Krallık dahil birçok ülkede gençlerde kaygı oranı son on yılda gözle görülür şekilde arttı. Özellikle 2020 yılında 10-34 yaş arası Amerikalılar arasında intihar, en sık ikinci ölüm nedeni olarak kayıtlara geçti. Aynı dönemde, okullarda kaygı kaynaklı devamsızlıklar da dikkat çekici biçimde yükseldi. Araştırmalar, gençlerin önceki kuşaklara göre daha fazla psikolojik sorunla karşılaştığını ve bu eğilimin farklı ülkelerde de benzer şekilde gözlendiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, sosyal medya kullanımının yaygınlaşması ve ekonomik istikrarsızlığın gençlerde kaygı bozukluğunu tetikleyen başlıca etkenler arasında yer aldığını ifade ediyor.</p><h3>Uzmanlar: Gençler psikolojik açıdan en kırılgan grup</h3><p>Psikolojik sağlık alanında çalışan uzmanlar, elde edilen bulguların mutluluk ve stresle ilgili mevcut literatürün gözden geçirilmesi gerektiğine işaret ettiğini belirtiyor. Araştırma sonuçları, gençlerin psikolojik açıdan en savunmasız ve kırılgan grup haline geldiğini ortaya koyuyor. Sosyal medya baskısı, pandemi sonrası oluşan belirsizlikler ve psikolojik desteğe erişimde yaşanan sıkıntılar, gençlerin kaygı düzeyini artırıyor. Ayrıca, ekonomik sorunlar ve geleceğe dair endişeler de bu yaş grubunda kaygının yükselmesine yol açıyor. Uzmanlar, gençlerin psikolojik sağlığını korumak için toplumsal düzeyde daha fazla destek ve önlem alınması gerektiğini vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/orta-yas-krizi-geride-mi--975_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291411</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/gida-ihracati-su-kitligini-derinlestirebilir-en-buyuk-risk-yoksul-ulkelerde-291411</link>
      <pubDate>2026-09-14T12:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gıda ihracatı su kıtlığını derinleştirebilir! En büyük risk yoksul ülkelerde]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Birleşmiş Milletler Su Kaynakları Enstitüsü'nün son raporuna göre, küresel gıda ticareti yoksul ülkelerin su kaynaklarını hızla tüketiyor. Özellikle kurak ve düşük gelirli bölgelerde yaşayan milyonlarca insan, sanal su kaybı nedeniyle artan su kıtlığıyla karşı karşıya kalıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gıda ihracatı su kıtlığını derinleştirebilir! En büyük risk yoksul ülkelerde]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Küresel gıda ticareti, dünya genelinde suyun görünmeyen bir şekilde el değiştirmesine yol açıyor. Birleşmiş Milletler Su Kaynakları Enstitüsü tarafından hazırlanan raporda, özellikle yoksul ülkelerden ihraç edilen tarım ürünleriyle birlikte, bu bölgelerin zaten kısıtlı olan su kaynaklarının hızla azaldığı vurgulanıyor. Her ton tahılın üretimi için harcanan büyük miktarda sanal su, gıda ticareti yoluyla başka ülkelere taşınıyor. Bu süreç, suyun adaletsiz dağılımına ve bazı bölgelerdeki su kıtlığının daha da derinleşmesine neden oluyor.</p><h3>Birleşmiş Milletler: 'Sanal su' yoksul ülkelerde krizi büyütüyor</h3><p>Rapor, ithalatçı ülkelerin gıda üretimini başka coğrafyalara kaydırarak su tasarrufu sağladığını, ancak ihracatçı yoksul ülkelerin ciddi su kaybı yaşadığını ortaya koyuyor. Özellikle kurak bölgelerde yaşayan topluluklar, sanal su kaybı nedeniyle suya erişimde büyük zorluklarla karşılaşıyor. Birleşmiş Milletler'e göre, gıda ticareti sayesinde bazı ülkelerde su stresi azalırken, yoksul topluluklar için riskler artıyor. Hindistan, Pakistan ve doğu Avustralya gibi bölgeler, sanal su ihracı nedeniyle su kıtlığı tehdidiyle karşı karşıya. Buna karşın, Kuzey Çin, Avrupa ve Kuzey Afrika gibi bölgeler bu akıştan fayda sağlıyor.</p><h3>Uzmanlardan adil su politikaları için çağrı</h3><p>Raporda, küresel gıda ticaretinin yalnızca coğrafi değil, aynı zamanda sosyo-ekonomik eşitsizlikleri de derinleştirdiği belirtiliyor. Ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde bile, düşük gelirli gruplar su kıtlığından en çok etkilenen kesimler arasında yer alıyor. Yoksul ülkeler ve topluluklar, yaşanan kayıplara uyum sağlamakta ve bunları telafi etmekte güçlük çekiyor. Raporda, su kaynakları ve uluslararası ticaret alanında daha adil, savunmasız grupları koruyan politikaların hızla geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlar, sanal su kavramının hem politika yapıcılar hem de kamuoyu tarafından daha iyi anlaşılması gerektiğine dikkat çekiyor.</p><p>Küresel gıda ticaretinin görünmeyen yüzü olan sanal su kaybı, özellikle yoksul ve kurak bölgelerde yaşayan topluluklar için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Uzmanlar, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi ve adil ticaret politikaları geliştirilmediği sürece, milyonlarca insanın suya erişim sorunu büyümeye devam edeceği uyarısında bulunuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/gida-ihracati-su-kitligin-893_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291410</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/altinda-sert-dusus-bugun-altin-ne-kadar-oldu-14-eylul-pazartesi-gram-altin-ceyrek-altin-ka-291410</link>
      <pubDate>2026-09-14T14:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Altında sert düşüş! Bugün altın ne kadar oldu? 14 Eylül Pazartesi gram altın, çeyrek altın kaç lira? Son dakika altın fiyatları, canlı takip]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[14 Eylül 2026 Pazartesi altın fiyatları... Güvenli liman altın yatırımcının yakın markajında. Bugün altın fiyatları kaç lira? Peki; gram altın, çeyrek altın, yarım altın ve cumhuriyet altını ne kadar? 14 Eylül 2026 Pazartesi son dakika altın fiyatları, canlı takip ile detayda karşınızda...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Altında sert düşüş! Bugün altın ne kadar oldu? 14 Eylül Pazartesi gram altın, çeyrek altın kaç lira? Son dakika altın fiyatları, canlı takip]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Her geçen gün kritik düşüş hareketleriyle dikkat çeken altında fiyat değişimleri dikkat çekiyor. Güvenli liman olarak bilinen altında son durum, altın alış-satış fiyatları merak ediliyor, araştırılıyor.</p><p>Birikimini altın olarak değerlendirecekler ya da söz-nişan-düğün gibi organizasyonlar için altın alışverişi yapmak isteyenler, kıymetli metaldeki son durumu anbean takip ediyor.</p><p>Altın almak ya da bozdurmak isteyenler dikkat! Altın fiyatlarında son durum ne oldu? Gram altın, çeyrek altın, yarım altın ve cumhuriyet altını ne kadar? </p><p>Son dakika altın fiyatları merak konusu. Son günlerdeki düşüş ivmesinde seyreden altında son durum bu haberde...</p><p><b>ALTIN YENİ GÜNE NASIL BAŞLADI? (14 EYLÜL 2026 PAZARTESİ)</b></p><p>Altın yeni günde de düşüşünü sürdürüyor.</p><p>Haftanın ilk işlem günü gram altın, saat 09.25 itibarıyla 6 bin 765 lira seviyesinden işlem görüyordu. Aynı dakikalarda çeyrek altın 11 bin 99 liradan, Cumhuriyet altını 44 bin 177 liradan satılıyordu.</p><p>Altının ons fiyatı ise yüzde 4 bin 333 dolardan işlem görüyordu.</p><p><b>14 EYLÜL 2026 PAZARTESİ GÜNCEL ALTIN FİYATLARI ALIŞ-SATIŞ LİSTESİ</b></p><p>Peki, şimdi altın fiyatları kaç lira? İşte, 14 Eylül 2026 Pazartesi son dakika altın fiyatları, canlı takip ile sizlerle...</p><p><b>GRAM ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 6.728,80</p><p>Satış: 6.729,60</p><p><b>ÇEYREK ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 10.832,80</p><p>Satış: 11.080,03</p><p><b>YARIM ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 21.597,90</p><p>Satış: 22.160,05</p><p><b>CUMHURİYET ALTINI</b></p><p>Alış: 44.900,00</p><p>Satış: 45.600,00</p><p><b>ATA ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 44.685,32</p><p>Satış: 45.810,99</p><p><b><font color="#ff0000" size="5"><a href="https://www.platinonline.com/altin-fiyatlari">CANLI TAKİP | GÜNCEL ALTIN FİYATLARI SAYFASI İÇİN TIKLAYINIZ</a></font></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/altinda-kritik-dusus-14-e-870_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291409</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/yilin-8-ayinda-yaklasik-35-ton-uyusturucu-ve-871-milyon-uyusturucu-hap-ele-gecirildi-291409</link>
      <pubDate>2026-09-14T11:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yılın 8 ayında yaklaşık 35 ton uyuşturucu ve 87,1 milyon uyuşturucu hap ele geçirildi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanlığınca uyuşturucuyla mücadele kapsamında yılın 8 ayında yürütülen çalışmalarda yaklaşık 35 ton uyuşturucu madde ile 87,1 milyon uyuşturucu hap ele geçirildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yılın 8 ayında yaklaşık 35 ton uyuşturucu ve 87,1 milyon uyuşturucu hap ele geçirildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, 1 Ocak-31 Ağustos 2026 döneminde Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 188'inci maddesi kapsamındaki uyuşturucu imal ve ticareti suçlarına yönelik 37 bin 506 operasyon düzenlendi.</p><p>TCK'nin 190 ve 191'inci maddeleri kapsamındaki kullanıcılık ve diğer suçlarla ilgili ise 170 bin 98 olay kayıtlara geçti.</p><p>Narkotik suçlarla ilgili çalışmalar sonucu 250 bin 931 kişi gözaltına alındı, bunlardan 31 bin 754'ü tutuklandı, 14 bin 331 şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı verildi.</p><p>Uyuşturucu imal ve ticareti suçlarına yönelik operasyonlarda 59 bin 166 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden 30 bin 727'si tutuklandı, 11 bin 343'ü hakkında adli kontrol kararı uygulandı.</p><p>Uyuşturucu kullanıcılığı ve diğer suçlarla ilgili olaylarda ise 191 bin 765 şüpheli gözaltına alındı. Bu şüphelilerden 1027'si tutuklandı, 2 bin 988'i hakkında adli kontrol kararı verildi.</p><p>Geçen yılın aynı döneminde uyuşturucu imal ve ticareti suçlarına yönelik 35 bin 864 operasyon düzenlenmiş, kullanıcılık ve diğer suçlar kapsamında 164 bin 860 olay kayıtlara geçmişti. Söz konusu dönemde 28 bin 734 şüpheli tutuklanmış, 15 bin 932 şüpheli hakkında adli kontrol kararı uygulanmıştı.</p><p>Çalışmalarda 12,6 ton skunk, 9,9 ton esrar, 9,1 ton metamfetamin, 1,3 ton kokain, 1,1 ton eroin, 939 kilogram bonzai ve 48 kilogram afyon sakızı olmak üzere yaklaşık 35 ton uyuşturucu ele geçirildi.</p><p>Ekipler ayrıca 77,6 milyon sentetik ecza, 8 milyon captagon ve 1,5 milyon ecstasy olmak üzere toplam 87,1 milyon uyuşturucu hap ile 19 milyon kök kenevir ve skunk ele geçirdi.</p><p>Geçen yılın aynı dönemindeki çalışmalarda 27,4 ton uyuşturucu, 94,6 milyon uyuşturucu hap ile 57,2 milyon kök kenevir ve skunk ele geçirilmişti.</p><p><b>NARVAS kapsamında 117 bin 36 ihbar kayda geçti</b></p><p>Narkotik Vaka Analiz Sistemi (NARVAS) kapsamında 1 Ocak-31 Ağustos 2026 döneminde 117 bin 36 ihbar kayda geçti. İhbarlar doğrultusunda 157 bin 636 uygulama ve 12 bin 606 operasyon gerçekleştirildi.</p><p>NARVAS kapsamındaki çalışmalarda 13 bin 331'i narkotik, 978'i diğer suçlardan olmak üzere 14 bin 309 şüpheli hakkında işlem yapıldı.</p><p>Çalışmalarda 125 kilogram uyuşturucu, 569 bin 348 uyuşturucu hap, 350 tabanca ve 446 tüfek ele geçirildi.</p><p>Geçen yılın aynı döneminde NARVAS kapsamında 107 bin 134 ihbar kayda geçmiş, 231 bin 868 uygulama ve 12 bin 751 operasyon gerçekleştirilmişti.</p><p><b>EĞİTİM VE ÖNLEME FAALİYETLERİYLE YAKLAŞIK 37 MİLYON KİŞİYE ULAŞILDI</b></p><p>Uyuşturucuyla mücadele kapsamında Narko Rehber, En İyi Narkotik Polisi Anne, Narko Göçmen, Narko Kaan, Narko Tır, Narko Gençlik, Narko Yarışma ve Narko Nokta gibi eğitim ve önleme projeleri yürütüldü.</p><p>Bu projelerle 2022'de 5 milyon 387 bin 47, 2023'te 7 milyon 544 bin 211, 2024'te 9 milyon 494 bin 442 ve 2025'te 10 milyon 183 bin 558 kişiye ulaşıldı.</p><p>Bu yılın 31 Ağustos'a kadarki döneminde de 4 milyon 344 bin 841 kişiye ulaşılırken, 2022'den bu yana eğitim ve önleme faaliyetleri kapsamında erişilen kişi sayısı 36 milyon 954 bin 99 oldu.</p><p><b>İÇİŞLERİ BAKANI ÇİFTÇİ'NİN DEĞERLENDİRMESİ</b></p><p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, operasyonlara ilişkin yaptığı değerlendirmede, şunları kaydetti:</p><p>"Bizim bu mücadeledeki en büyük gayemiz, tek bir evladımızın dahi karanlık odakların tuzağına düşmesine izin vermemektir. Sokaklarımızı zehir tacirlerine dar ederken, geleceğimizi ve aile kurumumuzu korumayı milli bir vazife olarak görüyoruz.</p><p>Yılın 8 ayında yaklaşık 35 ton uyuşturucuyu ele geçirdik. Yürütülen çalışmalar sonucunda 31 binden fazla şüpheli tutuklandı. Ancak biliyoruz ki uyuşturucuyla mücadelede en güçlü kalkanlarımızdan biri sağlam aile yapımızdır. Başta kıymetli annelerimiz olmak üzere ailelerimizin desteği, bu mücadelede bizlere büyük güç veriyor. Evlatlarımızı zehirlemek isteyenlere karşı mücadelemizi, uyuşturucunun sokak satıcısından organizatörüne kadar tüm suç zincirini hedef alarak kararlılıkla sürdüreceğiz. Gençlerimizi ve ailelerimizi korumak için güvenlik güçlerimiz gece gündüz demeden sahada olmaya devam edecek."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/yilin-8-ayinda-yaklasik-3-263_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291408</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/ajetten-yurt-ici-ucuslarda-indirim-kampanyasi-291408</link>
      <pubDate>2026-09-14T11:52:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[AJet'ten yurt içi uçuşlarda indirim kampanyası]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[AJet, yurt içi uçuşlarda geçerli yüzde 30 indirimli biletleri satışa ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[AJet'ten yurt içi uçuşlarda indirim kampanyası]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, yarın saat 23.59'a kadar satın alınabilecek indirimli biletler, 5 Ekim 2026-15 Ocak 2027 tarihleri arasındaki yurt içi uçuşlarda geçerli olacak. Bu dönemdeki 28 Ekim-1 Kasım, 13 Kasım-22 Kasım, 31 Aralık-4 Ocak tarihleri ise kampanya kapsamı dışında tutulacak.</p><p>Kampanya kapsamında koltuk seçiminde indirim yapılarak standart koltuklar 99 lira, ön sıralar 199-299 lira ve acil çıkış koltukları 349 liradan satışa sunuldu.</p><p>İndirimli biletler sadece "AJet.com sitesi ve AJet Mobil" uygulaması üzerinden satın alınabilecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/ajetten-yurt-ici-ucuslard-672_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291407</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/katmanli-hava-savunmamiza-yeni-bir-atis-kabiliyeti-daha-sungur-burc-uzerinden-ilk-atista-h-291407</link>
      <pubDate>2026-09-14T11:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Katmanlı hava savunmamıza yeni bir atış kabiliyeti daha: SUNGUR, BURÇ üzerinden ilk atışta hedefi başarıyla vurdu]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[ROKETSAN'ın geliştirdiği SUNGUR Hava Savunma Füzesi, BURÇ Mobil Hava Savunma Sistemi üzerinden gerçekleştirilen ilk atışta hareketli hava hedefini başarıyla imha etti. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Katmanlı hava savunmamıza yeni bir atış kabiliyeti daha: SUNGUR, BURÇ üzerinden ilk atışta hedefi başarıyla vurdu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ROKETSAN, katmanlı hava savunma sistemine yeni bir atış kabiliyeti kazandırdı.</p><p>Bu kapsamda, yüksek hareket kabiliyetine sahip mobil hava savunma çözümü BURÇ üzerinden SUNGUR füzesiyle ilk kez atış gerçekleştirildi.</p><p>Testte SUNGUR, hareketli hava hedefini başarıyla vurarak sistemin yeni kabiliyetini doğruladı.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/video-140920262fe53df2.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>BURÇ Mobil Hava Savunma (MHSS) Sistemi, üstün ateş gücünü (SUNGUR füzesi ve 20/30 mm top), aktif ve pasif sensörleri ile mevcut ve gelecekteki tüm muharebe sahası hava tehditlerine karşı angaje olmak için gereken dinamikleri bir araya getirerek, maliyet etkin optimize çözüm üretebilen yeni nesil hava savunma sistemi olarak öne çıkıyor.</p><p>Muharebe sahasında ve geri bölgede bulunan hareketli/sabit birlik ve tesislerin kısa menzilli hava savunmasında kullanılacak omuzdan atılan hava savunma füze sistemi olan SUNGUR'un 8 kilometre üstü menzili bulunuyor. SUNGUR Hava Savunma Füze Sistemi, ayrıca, farklı platform entegrasyonlarına uyumlu şekilde tasarlandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/katmanli-hava-savunmamiza-855_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291406</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/sosyal-medyadaki-fotograf-akimlari-icin-bir-uyari-var-291406</link>
      <pubDate>2026-09-14T11:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sosyal medyadaki fotoğraf akımları için bir uyarı var]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[ Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Murat Kırık, sosyal medyada yaygınlaşan nostalji ve yaşlandırma temalı fotoğraf paylaşım akımlarının kullanıcıların biyometrik verilerini toplayarak yapay zeka sistemlerini eğitmek amacıyla kullanılabildiğini belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sosyal medyadaki fotoğraf akımları için bir uyarı var]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Prof. Dr. Kırık, AA muhabirine sosyal ağlarda popüler olan "80'ler", "bebek", "aksiyon figürü" veya "sen de ekle" gibi fotoğraf paylaşma akımlarının masum birer eğlence gibi görünmesine karşın arka planda kapsamlı bir veri madenciliği ve davranış analizi barındırdığını söyledi.</b></p><p>Bu tür akımların kişiye özel, nostaljik ve duygusal sonuçlar ürettiği için hızla yayıldığına dikkati çeken Kırık, yapay zekanın bu sonuçları elde edebilmek adına kullanıcıların yakın plan çekilmiş yüz fotoğraflarını ayrıntılı biçimde analiz ettiğini belirtti.</p><p>Kırık, uygulamaların gözlerin konumu, burun ve ağız mesafesi ile yüzün ayırt edici hatları gibi hassas biyometrik verileri işlediğini vurgulayarak, &quot;Bunlar ilerleyen yıllarda çok ciddi biyometrik veri riskini beraberinde getirecek. Artık ülkeler dijital istihbaratı elinde bulundurmak için veriye ihtiyaç duyuyor. Bizler akım adı altında eğlenceye ve masum görünen bu sistemlere dahil oluyoruz ve ne yazık ki gelecekte nasıl bir süreçle karşı karşıya kalacağımızı bilmiyoruz.&quot; dedi.</p><p><b>Telefon numarası, e-posta, adres bilgileri gibi kişisel verilerin değiştirilebilir, yüzün ise değişmez bir veri olduğunu anlatan Prof. Dr. Kırık, yüzün çok daha spesifik ve daha hassas bir biyometrik veri kapsamında yer aldığını vurguladı.</b></p><p>Kırık, savunmadan istihbarata, siber güvenlikten askeri karar destek süreçlerine kadar çok stratejik bir araç haline gelen yapay zekayı beslemek ve model geliştirmek için de veriye ihtiyaç duyulduğunu dile getirerek, &quot;Sahte ses ve görüntüler çok hızlı bir şekilde üretilebiliyor. En büyük yaptığımız hata da &#39;Nasıl olsa verilerimiz, fotoğraflarımız her yerde&#39; deyip bu tarz uygulamalara da çok rahat bir şekilde biyometrik verilerimizin açık ve aleni bir şekilde fotoğraflar vasıtasıyla yüklenmesi ancak her sistem kendine özgüdür. Yani bir sosyal medya mecrasında fotoğrafınızın olması demek başka bir yapay zeka şirketinin onu hemen otomatik olarak alıp kullanması anlamına gelmiyor.&quot; diye konuştu.</p><p><b> Sadece ünlü isimleri tehdit etmiyor</b></p><p>Prof. Dr. Kırık, akıllı kilitler, mobil cihazlar ve ev güvenlik mekanizmalarının biyometrik doğrulama esasına göre çalıştığına değinerek, yüz ve ses verilerinin ele geçirilmesiyle güvenlik sistemlerinin aşılabileceğini belirtti.</p><p>Ünlü isimlerin, sanatçıların, siyasetçilerin ses ve görüntüleri işlenebildiği gibi tüm vatandaşların da verilerinin işlenebildiğini dile getiren Kırık, &quot;Akımlar dönem dönem sosyal medyada viral oluyor ve bu sayede veri toplanmış oluyor. Özellikle biyometrik veriler bu tarz şirketlerin eline gittiğinde, askeri sanayilerinde bile artık kullanılan bir teknolojiden bahsediyoruz, bu ilerleyen yıllarda çok daha ciddi sorun ve problemleri doğurabilir. Unutmayın kendi rızanızla bunu gerçekleştirmiş oluyorsunuz.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Kullanıcıların dijital hijyen kurallarını uygulaması ve dijital okuryazarlık seviyelerini artırması gerektiğinin altını çizen Kırık, hukuki ve pratik adımlara ilişkin şu bilgileri verdi:</p><p>&quot;Uygulamalar cihaza yüklenirken kullanıcı sözleşmeleri ve gizlilik politikaları mutlaka okunmalıdır. Sosyal ağların ve yapay zeka araçlarının ayarlar sekmesinde bulunan veri kontrolü bölümlerinden, ses ve görüntülerin model eğitiminde kullanılmasını engelleyen seçenekler pasifize edilmelidir. Fotoğraf yüklerken galeriye ve mikrofona toptan erişim izni verilmemelidir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile 7253 sayılı yasa kapsamında kullanıcıların yasal hakları bulunmaktadır. İhlal veya mağduriyet durumunda içeriğin kaldırılması için platforma başvurulmalı, ekran görüntüleri alınarak cumhuriyet savcılıklarına ve kolluk kuvvetlerine suç duyurusunda bulunulmalıdır.&quot;</p><p>Teknolojik bağımsızlığın korunması için yerli ve milli yazılımların yaygınlaşmasının önemine değinen Kırık, veriyi elinde bulunduran yapıların geleceğin dijital dünyasında söz sahibi olacağını kaydetti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/sosyal-medyadaki-fotograf-571_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291405</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/izmir-dikilide-icradan-satilik-tarla-291405-291405</link>
      <pubDate>2026-09-14T11:20:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[İzmir Dikili'de 5.526 metrekare tarla icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 3.039.806  TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2026/107 TLMT. sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2217000/emlak-tarla-tarim-arazisi-bag-bahce-zeytinlik-izmir-dikilide-5-526-m2-tarla-icradan-satiliktir-coklu-satis-">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/izmir-dikilide-icradan-sa-894_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291404</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/istanbul-gaziosmanpasada-icradan-satilik-daire-291404-291404</link>
      <pubDate>2026-09-14T11:19:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul Gaziosmanpaşa'da daire icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 10.750.000 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2025/7029 TLMT. sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b>Artırma Bilgileri</b></p><p>1.Artırma Başlangıç Tarih ve Saati : 02/11/2026 - 14:58</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 09/11/2026 - 14:58</p><p>2.Artırma Başlangıç Tarih ve Saati : 02/12/2026 - 14:58</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 09/12/2026 - 14:58</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2217315/emlak-konut-istanbul-gaziosmanpasada-daire-icradan-satiliktir">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/istanbul-gaziosmanpasada--312_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291403</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/nevsehir-merkezde-icradan-satilik-tarla-291403-291403</link>
      <pubDate>2026-09-14T11:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Nevşehir Merkez'de 7547 metrekare tarla icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 9.056.688 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2024/125 SATIŞ sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2216088/emlak-tarla-tarim-arazisi-bag-bahce-zeytinlik-nevsehir-merkezde-7547-m2-tarla-mahkemeden-satiliktir-coklu-satis-">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/nevsehir-merkezde-icradan-369_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291402</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/48-ilde-yeni-nesil-suc-orgutlerine-operasyon-1008-supheli-icin-gozalti-karari-291402</link>
      <pubDate>2026-09-14T11:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[48 ilde "yeni nesil suç örgütlerine" operasyon: 1008 şüpheli için gözaltı kararı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[48 ilde "yeni nesil suç örgütlerine" yönelik operasyonlarda 1008 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi operasyonlara ilişkin yaptığı paylaşımda, sosyal medyayı "suçun vitrini" sananların hesabını bozduklarını vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[48 ilde "yeni nesil suç örgütlerine" operasyon: 1008 şüpheli için gözaltı kararı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p> İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin talimatıyla, Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Başkanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, EGM İstihbarat Başkanlığı ve Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından yeni nesil organize suç örgütleri ile bu örgütlerin sosyal medya ve iletişim platformlarındaki yapılanmalarına yönelik ortak çalışma yürütüldüğü belirtildi.</p><p>Bu kapsamda, 48 ilde yeni nesil suç örgütlerine yönelik düzenlenen operasyonlarda 1008 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiği aktarılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:</p><p>"Yürütülen çalışmalarda şüphelilerin, iletişim platformlarında oluşturulan gruplar üzerinden tetikçi temin etmeye veya tetikçilik yapmaya yönelik paylaşımlarda bulundukları, sosyal medya hesapları üzerinden suç ve suçluyu övücü, tehdit, hakaret ve örgüt propagandası içerikli paylaşımlar yaptıkları, örgütsel faaliyetlerini sosyal medya üzerinden duyurmaya çalıştıkları, suç örgütleri arasındaki husumet ve rekabeti sosyal medya mecralarına taşıdıkları, suç faaliyetlerinin normal olduğu algısını oluşturmaya ve sosyal medyayı kullanarak örgütlere yeni eleman kazandırmaya çalıştıkları tespit edildi."</p><p><b>İÇİŞLERİ BAKANI ÇİFTÇİ'NİN AÇIKLAMASI</b></p><p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de operasyonlara ilişkin NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, sosyal medyayı "suçun vitrini" sananların hesabını bozduklarını vurguladı.</p><p>Bakan Çiftçi, paylaşımında şunları kaydetti:</p><p>"Ekranların arkasına saklanıp gençlerimizi zehirlemeye, suçu özendirmeye, tehdidi ve şiddeti güç gösterisine çevirmeye çalışanlara meydanı bırakmayacağız. Sokakta suç çetelerine nasıl nefes aldırmıyorsak, 'yeni nesil suç şebekelerine' de sanal alemde adım attıkları her yeri dar edeceğiz. Hangi hesabın, hangi platformun, hangi karanlık yapının arkasına saklanırlarsa saklansınlar, devletimizin eli de nefesi de üzerlerinde olacak. Kahraman polislerimizi ve operasyonda emeği geçen tüm birimlerimizi tebrik ediyorum."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/48-ilde-yeni-nesil-suc-or-511_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291401</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/gunun-manseti-14-eylul-2026-pazartesi-291401</link>
      <pubDate>2026-09-14T11:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Günün Manşeti | 14 Eylül 2026 Pazartesi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[24 TV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkök ve Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç, 'Günün Manşeti'nde 14 Eylül 2026 Pazartesi gündemini değerlendirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Günün Manşeti | 14 Eylül 2026 Pazartesi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>24 TV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkök ve Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç, Türkiye'nin ve dünyanın gündemini, gazetelere yansıyan haberleri, köşe yazılarını ve günün önemli gelişmelerini farklı bakış açılarıyla, çarpıcı analizlerle hafta içi her sabah "Günün Manşeti"nde değerlendiriyor. "Günün Manşeti" hafta içi her sabah saat 11.00'de canlı yayınla 24 TV'de ekrana geliyor.</p><p>24 TV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkök ve Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç, 'Günün Manşeti'nde 14 Eylül 2026 Pazartesi gündemini değerlendirdi.</p><p><b>Programdan önemli satır başları:</b></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/video-1409202604acb217.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>ERDOĞAN'IN ''SAMİMİ'' TOKALAŞMALARI</b></p><p><b>24 TV GYY Ömer Özkök </b><b>ve Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç</b> değerlendirdi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/video-14092026b4aae4fd.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>YUNANİSTAN'DA İSRAİL ALARMI</b></p><p><b>24 TV GYY Ömer Özkök</b>  Yunanistan diyor ki: "Füzeler bizde, düğmeleri neden Tel Aviv'de?"</p><p><b>Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç</b><b>:</b> Geçmiş olsun, siz yenisiniz galiba.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/video-140920266e65876e.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>İSRAİL'İN BÖLGESEL KAOS PLANI</b></p><p><b>Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç</b><b>: </b>Erdoğan olmasaydı bugün bu topraklar ve sınırlar olmazdı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/gunun-manseti-14-eylul-20-927_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291399</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/trumptan-abd-rafinerilerine-kritik-cagri-benzin-fiyatlari-dusecek-mi-291399</link>
      <pubDate>2026-09-14T10:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trump'tan ABD rafinerilerine kritik çağrı! Benzin fiyatları düşecek mi?]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, ülkedeki rafineri sayısını artırarak benzin fiyatlarını düşürmeyi hedefliyor. Ancak uzmanlar, yeni rafineri yatırımlarının kısa vadede fiyatlara etki etmeyeceğini ve enerji piyasasındaki temel sorunların devam ettiğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trump'tan ABD rafinerilerine kritik çağrı! Benzin fiyatları düşecek mi?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, ülkede onlarca yıldır azalan rafineri sayısını artırarak benzin fiyatlarını düşürmek için yeni bir hamle başlattı. Trump, bu amaçla önde gelen petrol şirketlerinin yöneticilerini Beyaz Saray'a davet etti ve rafineri kapasitesinin artırılmasının hem fiyatları düşüreceğini hem de ulusal güvenliği güçlendireceğini savundu. Ancak sektör uzmanları, yeni rafineri yatırımlarının kısa vadede akaryakıt fiyatlarında kayda değer bir düşüş sağlamayacağını ve mevcut piyasa dinamiklerinin bu yönde ilerlemediğini belirtiyor.</p><h3>Trump yönetimi rafineri kapasitesine odaklandı</h3><p>Beyaz Saray sözcüsü Taylor Rogers, Başkan Trump'ın enerji ekibiyle birlikte kapalı rafinerilerin yeniden devreye alınmasını, mevcut tesislerin kapasite artışını ve yeni rafineri inşaatlarını desteklediğini açıkladı. Yönetim, bu adımların benzin ve dizel fiyatlarını dengeleyerek Amerikan tüketicisinin yükünü hafifleteceğine inanıyor. Ancak, 1977'den bu yana Amerika'da önemli ölçüde yeni bir rafineri inşa edilmedi. 1982'deki rafineri sayısı, bugünkü sayının yaklaşık iki katıydı. Uzmanlar, yeni rafinerilerin devreye alınmasının yıllar süreceğini, bu nedenle kısa vadede fiyatlara bir etkisi olmayacağını belirtiyor. Hatta, inşaat sürecinin başlaması durumunda bile, piyasaya yeterli miktarda benzin ve dizel arzı sağlanmasının en az dört-beş yıl alacağı vurgulanıyor.</p><h3>Petrol şirketleri yeni rafineri için istekli değil</h3><p>Amerikan petrol şirketleri ise yeni rafineri yatırımlarına temkinli yaklaşıyor. Sektör, mevcut enerji piyasası koşullarındaki dalgalanmaların geçici olduğunun farkında. İran ve Ukrayna'daki savaşlar nedeniyle yükselen benzin fiyatları, milyarlarca dolarlık yeni rafineri yatırımlarını haklı çıkarmak için yeterli süre boyunca devam etmeyebilir. Novi Labs'ın rafine yakıtlar pazarlama direktörü John Auers, "Hürmüz Boğazı dört veya beş yıl içinde nasıl görünecek?" sorusunu gündeme getiriyor ve gelecekteki jeopolitik gelişmelerin piyasa üzerindeki etkisini öngörmenin zorluğuna dikkat çekiyor. Auers'e göre, büyük çaplı bir rafineri genişlemesi planlarken kısa vadeli gelişmelerden ziyade uzun vadeli riskler ve belirsizlikler göz önünde bulundurulmalı.</p><h3>Küresel krizler rafineri kapasitesine darbe vurdu</h3><p>Dünya genelinde sınırlı rafinaj kapasitesi, 2024 yılı boyunca akaryakıt fiyatlarındaki artışın ana nedenlerinden biri oldu. Orta Doğu ve Rusya'daki askeri çatışmalar, rafineri tesislerinin zarar görmesine ve küresel petrol arzında ciddi kayıplara yol açtı. Özellikle Rusya, uzun yıllardır rafine yakıt ihracatçısı konumundayken, iç piyasadaki sıkıntılar nedeniyle artık net bir ithalatçıya dönüştü. Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyatların sekteye uğraması da global piyasadaki dengesizliği artırdı. ExxonMobil CEO'su Darren Wood, "Pompa fiyatları artık ham petrol değil, rafinaj ürünlerinin arz ve talebiyle belirleniyor" diyerek rafineri kapasitesinin önemine vurgu yaptı. Sektör analistleri, Orta Doğu ve Rusya'dan küresel piyasaya kaybolan günlük 2 milyon varil arzın, zaten sıkışık olan piyasada büyük bir boşluk yarattığını belirtiyor.</p><h3>ABD rafinerileri rekor kâr elde ediyor</h3><p>Akaryakıt fiyatlarının yükselmesine rağmen, ABD rafinerileri son dönemde rekor kârlılığa ulaştı. Bağımsız petrol analisti Tom Kloza'ya göre, rafinajcılar dizel üretiminde varil başına yaklaşık 100 dolar, benzin üretiminde ise 40 ila 50 dolar kâr sağlıyor. Bu yüksek kâr marjları, ABD rafinerilerinin neredeyse tam kapasiteyle çalışmasına yol açtı. ABD Enerji Bilgi İdaresi verilerine göre, rafineriler bakım işlemlerini bile erteleyerek üretimi sürdürüyor. Ancak uzmanlar, bu yoğun çalışma temposunun sürdürülemez olduğunu ve yılın ilerleyen dönemlerinde bakım nedeniyle geçici kapatmaların kaçınılmaz olduğunu belirtiyor. Bu durumun, arzda azalmaya ve fiyatlarda yeni artışlara yol açabileceği öngörülüyor.</p><h3>Teknoloji ve verimlilik artışı kapasiteyi dengeledi</h3><p>Son 45 yılda ABD'deki rafineri sayısı yarıya inse de, gelişmiş teknoloji ve artan verimlilik sayesinde toplam kapasite büyük ölçüde korundu. 1999'dan 2019'a kadar ABD rafineri üretimi yüzde 16 artışla 18,6 milyon varil/gün seviyesine ulaştı. O zamandan bu yana üretimde sadece yüzde 3'lük bir düşüş yaşandı. Bu süreçte, daha küçük ve rekabetçi olmayan rafineriler kapanırken, ayakta kalan büyük tesisler kapasite artırdı ve verimliliklerini yükseltti. Ayrıca, Amerikalıların daha verimli araçlar kullanmaya başlaması, elektrikli araçların yaygınlaşması ve pandemi sonrası uzaktan çalışmanın artması gibi etkenler, ülke genelinde benzin talebini azalttı. Tüm bu gelişmeler, rafineri kapasitesinin mevcut talebi karşılamasında önemli rol oynadı.</p><h3>Yeni rafineri yatırımlarının önündeki engeller</h3><p>Uzmanlar, mevcut rafinerilerin kapasitesini artırmanın bile en az üç yıl, yeni bir rafineri inşa etmenin ise dört-beş yıl süreceğini belirtiyor. Ayrıca, bu tür dev yatırımların geri dönüşü için on yıllar boyunca faal kalması gerekiyor. ABD'deki enerji düzenlemeleri ve gelecekteki talep konusunda yaşanan belirsizlikler, petrol şirketlerini uzun vadeli rafineri projelerinden uzaklaştırıyor. Son yıllarda, sektör oyuncuları elde ettikleri yüksek kârı daha çok hisse geri alımı ve temettü ödemelerinde değerlendiriyor. Marathon ve Phillips 66 gibi şirketlerin sermaye harcamalarının büyük kısmı, rafinaj yerine boru hatları ve diğer hızlı geri dönüş sağlayan projelere yönelmiş durumda. Uzmanlar, Wall Street'in de bu eğilimi desteklediğini ve petrol şirketlerinin mevcut kârlarını daha risksiz alanlarda değerlendirdiğini ifade ediyor.</p><h3>ABD'de benzin fiyatları rekor seviyede</h3><p>İran savaşının etkisiyle Şubat ayı sonlarında hızla yükselen ABD benzin fiyatları, Eylül ayında galon başına 4,31 dolar ile rekor seviyeye ulaştı. Dizel fiyatları ise ilk kez 6 dolar sınırını aştı. Jet yakıtı da Nisan ayından bu yana en yüksek seviyesinde bulunuyor. Buna karşın, yeni rafineri yatırımlarının kısa vadede bu tabloyu değiştirmesi beklenmiyor. Bağımsız analist Kloza, "Bu yaz benzin talebi 2001'den bu yana en düşük seviyede olabilir" diyerek, mevcut talep daralmasının da fiyatlar üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çekti. Kuzey Amerika'nın önümüzdeki beş ila on yıl boyunca rafinajcılar için cazip bir kıta olarak kalması öngörülse de, sektörün geleceğini belirsizlikler şekillendiriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/trumptan-abd-rafinerileri-804_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291398</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/yumurta-beyazi-mi-tam-yumurta-mi-uzmanlar-sasirtan-gercegi-acikladi-291398</link>
      <pubDate>2026-09-14T10:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yumurta beyazı mı tam yumurta mı? Uzmanlar şaşırtan gerçeği açıkladı]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Beslenme uzmanları, yumurta beyazı ve tam yumurta karşılaştırmasında önemli uyarılarda bulundu. Yumurta beyazı düşük kalorili ve yağsız protein kaynağı olarak öne çıkarken, tam yumurtanın içerdiği vitamin ve minerallerin sağlık için vazgeçilmez olduğu vurgulandı. Uzmanlar, yumurta tercihi yaparken bireysel sağlık ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yumurta beyazı mı tam yumurta mı? Uzmanlar şaşırtan gerçeği açıkladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yumurta beyazı ve tam yumurta arasındaki sağlık farkları, beslenme dünyasında uzun süredir tartışma konusu olmaya devam ediyor. Son dönemde beslenme uzmanlarının yaptığı açıklamalar, Türkiye genelinde yumurta tüketim alışkanlıklarını yeniden gündeme taşıdı. Yumurta beyazı, düşük kalorili ve yağsız bir protein kaynağı olarak öne çıkarken, tam yumurtanın sunduğu zengin vitamin ve mineral içeriği dikkat çekiyor. Uzmanlar, yumurta tercihi yaparken bireysel sağlık ihtiyaçlarının ve genel beslenme düzeninin mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguluyor.</p><h3>Beslenme uzmanları: "Yumurta beyazı tek başına yeterli değil"</h3><p>Yumurta beyazı, özellikle protein ihtiyacını karşılamak isteyenler için cazip bir seçenek olarak öne çıkıyor. Büyük bir yumurta beyazı yaklaşık 3,5 ila 4 gram protein barındırırken, neredeyse hiç yağ ve kolesterol içermiyor. Ancak beslenme uzmanları, yumurta beyazının içerdiği protein dışında çok az miktarda diğer besin maddesi sunduğuna dikkat çekiyor. Tam yumurta ise yaklaşık 6 ila 7 gram proteinle birlikte, vücudun ihtiyacı olan birçok vitamin ve minerali de sağlıyor. Özellikle yumurta sarısında bulunan kolin, B12 vitamini, D vitamini, selenyum, iyot, demir, lutein ve zeaksantin gibi besinler, sağlıklı bir diyetin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Uzmanlar, yumurta beyazı ve tam yumurta arasındaki bu besin farkının göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtiyor ve sadece yumurta beyazı tüketmenin, kişinin beslenmesinde önemli eksikliklere yol açabileceği konusunda uyarıyor.</p><h3>Yumurta beyazı mı, tam yumurta mı? Bireysel sağlık durumu belirleyici</h3><p>Uzmanlar, yumurta beyazı ve tam yumurta tercihi konusunda kesin bir kural olmadığını, kararın kişinin sağlık durumuna ve yaşam tarzına göre verilmesi gerektiğini söylüyor. Yumurta beyazı, düşük kalorili ve yağsız yapısıyla diyet yapanlar veya protein alımını artırmak isteyenler için avantaj sağlıyor. Ancak, yumurta sarısındaki zengin mikro besinler ve vitaminler, tam yumurtayı daha dengeli bir besin haline getiriyor. Özellikle diyet kolesterolü konusunda hassasiyeti olan bireyler için yumurta beyazı tüketimi daha uygun olabilir. Ailesel hiperkolesterolemi, yüksek LDL veya ApoB düzeyleri, kardiyovasküler hastalıklar veya diyabet gibi özel sağlık sorunları bulunanların, yumurta alımını mutlaka doktor veya diyetisyen önerileri doğrultusunda şekillendirmesi gerekiyor. Uzmanlar, sağlıklı bireylerin ise yumurta sarısını düzenli olarak çıkarmasının bilimsel bir gerekliliği olmadığını, tam yumurtanın sağlıklı bir beslenme düzeninin parçası olabileceğini ifade ediyor.</p><h3>Yumurta tüketiminde pişirme yöntemi ve eşlik eden besinler önemli</h3><p>Beslenme uzmanları, yumurta beyazı ve tam yumurta seçiminin yanı sıra, yumurtanın nasıl pişirildiğinin ve hangi besinlerle birlikte tüketildiğinin de büyük önem taşıdığını vurguluyor. Tam yumurta, sebzelerle zenginleştirilmiş bir omletin içinde veya tam tahıllı ekmekle birlikte tüketildiğinde, sağlıklı ve dengeli bir öğün oluşturuyor. Buna karşılık, yumurtanın işlenmiş etlerle (örneğin bacon, sosis, jambon) veya doymuş yağda pişirilerek tüketilmesi, kalp ve damar sağlığı açısından riskleri artırabiliyor. Uzmanlar, yumurta beyazı veya tam yumurta tercihi kadar, yumurtanın eşlik ettiği gıdaların da sağlık üzerindeki etkisinin göz ardı edilmemesi gerektiğini hatırlatıyor. Ayrıca, yumurta beyazı kullanımı, özellikle birden fazla yumurta tüketilmek istendiğinde veya protein oranı yüksek bir öğün hedeflendiğinde pratik ve düşük kalorili bir seçenek sunuyor.</p><h3>Uzmanlardan yumurta beyazı ve tam yumurta için ölçülü tüketim tavsiyesi</h3><p>Beslenme uzmanları, yumurta beyazı ve tam yumurta arasında tercih yaparken aşırıya kaçılmaması gerektiğinin altını çiziyor. Günde bir yumurta tüketimi, sağlıklı bireyler için genellikle güvenli kabul ediliyor. Ancak diyabet, yüksek kolesterol veya mevcut kalp-damar hastalığı gibi durumları olanların, yumurta alımını doktorlarıyla değerlendirmesi öneriliyor. Yumurta beyazı, kalori ve yağ alımını sınırlamak isteyenler için iyi bir alternatif olsa da, tam yumurtanın sunduğu besin çeşitliliği göz ardı edilmemeli. Uzmanlar, yumurta tüketiminde çeşitlilik ve dengeye dikkat edilmesi, kişinin genel sağlık profili ve beslenme hedefleri doğrultusunda seçim yapılması gerektiğini belirtiyor. Sonuç olarak, yumurta beyazı ve tam yumurta arasında yapılacak tercih, kişisel sağlık gereksinimleri ve yaşam tarzına göre şekillenmeli; bu konuda en doğru kararı ise bir beslenme uzmanı veya doktor ile görüşerek almak mümkün.</p><p>Yumurta beyazı ve tam yumurta arasındaki besin farkları, sağlıklı bir beslenme planı oluştururken dikkatle değerlendirilmesi gereken önemli bir konu olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, yumurta tüketiminde tek bir doğru olmadığını, bireysel gereksinimlerin ve sağlık durumunun belirleyici olduğunu vurguluyor. Yumurta beyazı, düşük kalorili ve yağsız protein kaynağı olarak avantaj sunarken, tam yumurta ise zengin vitamin ve mineral içeriğiyle öne çıkıyor. Sağlıklı bir yaşam için yumurta tercihini kişisel ihtiyaçlara göre şekillendirmek ve uzman önerilerine başvurmak büyük önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/yumurta-beyazi-mi-tam-yum-732_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291397</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/zack-snyderin-yeni-filmi-neden-alisilmisin-disinda-291397</link>
      <pubDate>2026-09-14T10:56:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Zack Snyder'ın yeni filmi neden alışılmışın dışında?]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Zack Snyder, Toronto Film Festivali'nde gösterime giren yeni filmi 'Son Fotoğraf' ile DC evreninden uzak, insani yönü ağır basan bir aksiyon dramaya imza attı. Film, Latin Amerika'nın ormanlarında geçen şiddet ve kayıp öyküsüyle izleyicileri derin bir yolculuğa çıkarıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Zack Snyder'ın yeni filmi neden alışılmışın dışında?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toronto Film Festivali'nde izleyiciyle buluşan Zack Snyder'ın son filmi 'Son Fotoğraf', yönetmenin DC evrenindeki çalışmalarından farklı olarak, insani yönüyle öne çıkan bir aksiyon draması olarak dikkat çekiyor. Latin Amerika'da ismi belirtilmeyen bir ülkede geçen film, şiddet dolu atmosferi ve karakterlerin içsel çatışmalarıyla izleyicilere sıra dışı bir hikaye sunuyor. Hikayenin merkezinde, foto muhabiri Joe Wallace ile İskoçya'da bir çiftlikte yaşayan Ethan Black'in yollarının kesişmesi yer alıyor. İki çocuğun kaçırılması ve bir annenin öldürülmesiyle başlayan olaylar zinciri, izleyenleri savaşın ve kaybın gölgesinde, insan doğasının karmaşıklığıyla yüzleşmeye davet ediyor.</p><h3>Zack Snyder: DC evreninden uzak, insani drama vurgusu</h3><p>Son yıllarda DC evreninde çektiği filmlerle tanınan Zack Snyder, 'Son Fotoğraf' ile alışılmışın dışında bir anlatım tarzına yöneliyor. Yönetmen, filmde aksiyonun ötesine geçerek, karakterlerin duygusal derinliğine ve insani zaaflarına odaklanıyor. Filmin açılış sahnesinde, Joe Wallace'ın bir restoranın bodrum katında yaşadığı gerilim dolu anlar, izleyiciyi hemen hikayenin içine çekiyor. Joe'nun uyuşturucu etkisiyle yaşadığı dalgınlık, garsonun flört girişimleriyle birleşince, ortamda yükselen tansiyon silah sesleriyle zirveye ulaşıyor. Restoranda yaşanan saldırı, çocukların kaçırılması ve bir annenin hayatını kaybetmesi, hikayeye trajik bir başlangıç kazandırıyor. Snyder, 'Son Fotoğraf'ta aksiyonun yanı sıra, insan ilişkilerinin karmaşık yapısını ve kayıpların yarattığı psikolojik etkiyi ön plana çıkarıyor.</p><h3>Toronto Film Festivali'nde 'Son Fotoğraf' tartışma yarattı</h3><p>Toronto Film Festivali'nde gösterilen 'Son Fotoğraf', izleyicilerden ve eleştirmenlerden yoğun ilgi gördü. Filmin politik alt metinleri ve şiddet sahneleri, Snyder'ın önceki projeleriyle kıyaslandığında daha tartışmalı bir zeminde değerlendiriliyor. Bazı izleyiciler, filmin atmosferini Peter Weir'in 'Tehlikeli Yaşamak Yılı'na benzetirken, aksiyonun arka planında yer alan insani duyguların işlenişi övgü topladı. Ethan Black karakterinin geçmişi, eski bir DEA ajanı olarak yaşadığı travmalar ve aile bağlarıyla örülü hikayesi, filme derinlik kazandırıyor. Joe Wallace'ın ise, yaşadığı olaylar karşısında gösterdiği tepkisellik ve bağımlılıkla mücadele eden ruh hali, izleyicilere gerçekçi bir portre sunuyor. Snyder'ın filmde tercih ettiği görsel dil ve hızlı tempolu aksiyon sahneleri, karakterlerin zaman zaman geri planda kalmasına neden olsa da, 'Son Fotoğraf' festivalin en çok konuşulan yapımlarından biri olmayı başardı.</p><h3>Ethan ve Joe'nun tehlikeli yolculuğu: İntikam, kurtuluş ve yüzleşme</h3><p>Filmin ana eksenini, Ethan Black'in kardeşinin ölümünden sonra başlayan intikam arayışı ve Joe Wallace ile kurduğu zorlu iş birliği oluşturuyor. Ethan, kardeşinin ölümüne ve iki çocuğun kaçırılmasına kayıtsız kalmayarak, Joe'yu bulmak için yola çıkıyor. Fotoğraf ajansına rüşvet vererek Joe'nun izini süren Ethan, onu bir fuhuş kulübünde bulduğunda, iki adam arasında karmaşık bir anlaşma doğuyor. Joe, hem maddi ihtiyaçları hem de adrenalini yüksek bir macera arayışıyla Ethan'ın teklifini kabul ediyor. Yolculuk boyunca, ikili arasında gelişen erkek dostluğu ve geçmişle yüzleşme temaları filmin merkezine yerleşiyor. Ethan'ın eski bir DEA ajanı olarak yaşadığı deneyimler ve Joe'nun bağımlılıkla mücadelesi, karakterlerin içsel çatışmalarını derinleştiriyor. Gittikleri her durakta, savaşın ve kaybın insan üzerindeki etkisi bir kez daha gözler önüne seriliyor.</p><h3>Şiddet ve insani dram: Snyder'ın görsel anlatımı öne çıkıyor</h3><p>'Son Fotoğraf', şiddetin ve aksiyonun ötesinde, karakterlerin yaşadığı insani dramları ve psikolojik kırılmaları ön plana çıkarıyor. Snyder'ın kendisinin çektiği sahneler, görsel açıdan dikkat çekici bir atmosfer yaratıyor. Filmin temposu zaman zaman karakterlerin arka planda kalmasına neden olsa da, aksiyonun ve gerilimin dozajı izleyiciyi ekran başında tutuyor. Özellikle Joe ve Ethan'ın yolculuğu sırasında yaşanan beklenmedik olaylar ve karşılaştıkları tehlikeler, filmin izleyici üzerindeki etkisini artırıyor. Snyder'ın süper kahraman filmlerinden uzaklaşıp, daha gerçekçi ve insani bir hikayeye yönelmesi, 'Son Fotoğraf'ı festivalin öne çıkan yapımlarından biri haline getiriyor. Eleştirmenler, yönetmenin hikaye anlatımında zaman zaman aksiyonun ön plana çıkmasını eleştirseler de, filmin genel olarak başarılı bir denge kurduğuna dikkat çekiyor.</p><h3>Toronto Film Festivali'nde yeni bir Snyder portresi</h3><p>Toronto Film Festivali'nde gösterime giren 'Son Fotoğraf', Zack Snyder'ın kariyerinde yeni bir dönemin habercisi olarak görülüyor. Yönetmenin DC evrenindeki alışılmış aksiyon kalıplarının dışına çıkması, izleyicilere farklı bir sinema deneyimi sunuyor. Film, şiddet ve aksiyonun yanı sıra, kayıp, intikam ve insan ilişkileri gibi evrensel temaları işleyerek, izleyiciyi derin düşüncelere sevk ediyor. Snyder'ın görsel anlatım gücü ve karakterlerin psikolojik derinliği, 'Son Fotoğraf'ı 2024 Toronto Film Festivali'nin en çok konuşulan filmlerinden biri yapıyor. Yönetmenin bu yeni yaklaşımı, sinema dünyasında büyük yankı uyandırırken, izleyicilerden de olumlu geri dönüşler alıyor. 'Son Fotoğraf', Snyder'ın sinema kariyerinde önemli bir dönüm noktası olarak hafızalarda yerini alıyor.</p><p>'Son Fotoğraf', Zack Snyder'ın yönetmenlik kariyerinde farklı bir sayfa açarken, Toronto Film Festivali'nde izleyiciler ve eleştirmenler tarafından uzun süre konuşulacak bir yapım olarak öne çıkıyor. Film, Latin Amerika'nın bilinmeyen bir köşesinde geçen şiddet dolu hikayesi, insani dramı ve unutulmaz karakterleriyle sinema dünyasında yeni tartışmalara kapı aralıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/zack-snyderin-yeni-filmi--283_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291396</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/antarktikanin-buzlarini-koruyan-dev-dogal-cit-ilk-kez-haritalandi-291396</link>
      <pubDate>2026-09-14T10:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Antarktika'nın buzlarını koruyan dev doğal çit ilk kez haritalandı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Antarktika kıyılarında ilk kez 39 bin 619 yerleşik buzdağı detaylı şekilde haritalandı. Avustralyalı bilim insanlarının geliştirdiği yapay zeka destekli yöntem, küçük buzdağlarının deniz buzunu korumadaki kritik rolünü gözler önüne serdi. Bu gelişme, kıtanın iklim değişikliğine karşı hassasiyetini yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Antarktika'nın buzlarını koruyan dev doğal çit ilk kez haritalandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antarktika kıyı şeridinde bugüne dek yapılan en kapsamlı buzdağı haritası, 2025 yılında Avustralyalı bilim insanları tarafından yayımlandı. Araştırmacılar, uydu radar görüntülerinden ve yapay zeka destekli analizlerden yararlanarak tam 39 bin 619 yerleşik buzdağını tespit etti. Bu buzdağları, toplamda 13 bin 430 kilometrekarelik bir alanı kaplıyor ve Antarktika kıyısının yüzde 57'sine yayılmış durumda. Özellikle küçük buzdağlarının, deniz buzunu yerinde tutma ve kara buzunun okyanusa kaymasını engelleme görevlerinde beklenenden çok daha önemli bir rol oynadığı ortaya çıktı.</p><h3>Kaihong Jiao ve ekibi: Küçük buzdağları kritik rol üstleniyor</h3><p>Tasmania Üniversitesi'nden Kaihong Jiao liderliğindeki ekip, Avustralya Antarktika Programı Ortaklığı bünyesinde yürüttüğü yüksek lisans projesiyle, yerleşik buzdağlarının ilk detaylı ve kıtasal ölçekte haritasını oluşturdu. Jiao, daha önce buzdağı izleme işlemlerinin genellikle uydu görüntülerinin manuel olarak analiz edilmesiyle sınırlı kaldığını belirtti. Ancak bu çalışmada, derin öğrenme tabanlı yapay zeka aracı sayesinde, Sentinel-1 sentetik açıklık radarından alınan yüksek çözünürlüklü görüntüler otomatik olarak değerlendirildi. Böylece, daha önce gözden kaçan küçük buzdağları dahil olmak üzere, tüm yerleşik buzdağlarının dağılımı ve büyüklüğü doğru şekilde haritalandı.</p><h3>'Çit etkisi' Antarktika kıyılarını koruyor</h3><p>Çalışmada, 1 kilometrekareden küçük buzdağlarının toplamda yüzde 93'lük bir oranla baskın olduğu ve yerleşik buzdağı alanının yüzde 54'ünü oluşturduğu belirlendi. Bu küçük buzdağları, Antarktika'nın sığ kıyı sularında yoğun kümeler halinde görülüyor ve araştırmacıların 'çit etkisi' adını verdiği bir mekanizma ile deniz buzunu yerinde tutuyor. Tıpkı bir çitin direkleri gibi, bu buzdağı kümeleri deniz buzunun açık okyanusa sürüklenmesini engelliyor ve kara buzunun istikrarını sağlıyor. Bilim insanları, küçük buzdağlarının varlığının Antarktika buz raflarını güçlü Güney Okyanusu akıntılarına karşı koruduğunu vurguladı.</p><h3>İklim değişikliği tehdidi: Antarktika sisteminin hassasiyeti artıyor</h3><p>Araştırma sonuçları, Antarktika kıyı sisteminin iklim değişikliği karşısında ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Özellikle küçük buzdağlarının, okyanus sıcaklıklarının artışıyla birlikte daha hızlı erimeye ve ardından deniz tabanına oturmaya eğilimli olduğu belirtildi. Bu süreç, kara buzunun dengesi üzerinde ani ve ciddi değişikliklere yol açabilir. Elde edilen yeni veri seti, kıyı buzunun stabilitesini modellemek ve çevresel değişikliklerin etkilerini daha iyi anlamak isteyen bilim insanları için önemli bir temel oluşturuyor. Araştırmacılar, bu bulguların iklim değişikliğine karşı alınacak önlemler açısından da yol gösterici olacağını ifade etti.</p><p>Sonuç olarak, Antarktika'daki 40 bin yerleşik buzdağının detaylı haritalanması, küçük buzdağlarının iklim ve deniz ekosistemleri üzerindeki etkisine dair yeni bir bakış açısı sundu. Bilim insanları, bu tür kapsamlı çalışmaların, küresel iklim değişikliğinin etkilerini anlamada ve önlem geliştirmede kritik rol oynayacağı görüşünde.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/antarktikanin-buzlarini-k-928_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291395</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kas-hucrelerindeki-yaglari-parcalayan-besin-ortaya-cikti-291395</link>
      <pubDate>2026-09-14T10:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kas hücrelerindeki yağları parçalayan besin ortaya çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Japonya'da yapılan son laboratuvar araştırması, mavi yaban mersini ve üzümde doğal olarak bulunan pterostilbene adlı antioksidanın fare kas hücrelerinde yağ birikimini azalttığını gösterdi. Uzmanlar, bu bulgunun kas sağlığı ve metabolik hastalıklarla mücadelede yeni bir yol açabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kas hücrelerindeki yağları parçalayan besin ortaya çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Japonya'da Shinshu Üniversitesi'nden bilim insanları, mavi yaban mersini ve üzüm gibi meyvelerde doğal olarak bulunan pterostilbene adlı antioksidanın kas hücrelerinde yağ birikimini önemli ölçüde azalttığını ortaya koydu. 1 Eylül'de Food Bioscience dergisinde yayımlanan laboratuvar çalışmasında, kültür ortamında yetiştirilen fare kas hücreleri üzerinde gerçekleştirilen deneyler sonucunda, pterostilbene'nin depolanan yağı parçaladığı ve kas büyümesini olumsuz etkilemediği belirlendi. Araştırmanın başında yer alan Takakazu Mitani, bu bulguların kas sağlığını korumak ve metabolik hastalıkların önlenmesine katkı sağlamak amacıyla yeni besin takviyelerinin geliştirilmesine ışık tutabileceğini vurguladı.</p><h3>Takakazu Mitani: 'Pterostilbene kas yağ metabolizmasında anahtar rol oynuyor'</h3><p>Çalışmada, pterostilbene'nin kas hücrelerinde anormal yağ birikimini azaltırken hücresel yağ işleme süreçlerinde kritik öneme sahip PPAR-delta adlı proteini koruduğu tespit edildi. Bilim ekibi, pterostilbene'yi seçmeden önce çeşitli gıda kaynaklı bileşikleri inceledi ve en etkili ajanın bu doğal antioksidan olduğunu belirledi. Takakazu Mitani, elde ettikleri sonuçların fonksiyonel gıdalar ve besin takviyeleri geliştirmek için bilimsel bir temel oluşturduğunu dile getirdi. Ayrıca, bu araştırmanın pterostilbene dışında PPAR-delta'yı koruyan diğer doğal bileşenlerin de belirlenmesine olanak sağlayacak bir deneysel çerçeve sunduğunu ifade etti.</p><h3>Uzmanlardan insan denemeleri için uyarı: 'Fare hücresi ile insan kası aynı tepkiyi vermeyebilir'</h3><p>Ön bulgular, obezite, tip 2 diyabet ve yaşlanmaya bağlı metabolik bozukluklara karşı potansiyel diyet müdahaleleri için önemli bir başlangıç noktası sunuyor. Ancak sağlık uzmanları, laboratuvar ortamında elde edilen sonuçların doğrudan insan vücuduna uygulanamayacağına dikkat çekiyor. Florida'dan diyetisyen Johannah Katz, pterostilbene'nin insanlarda sindirilmesi, emilmesi ve kas dokusuna ulaşması süreçlerinin fare hücrelerinden farklı işleyebileceğini belirtti. Katz, laboratuvar sonuçlarının insan biyolojisinin karmaşıklığını yansıtmayabileceğini ve fare kas hücrelerinin insan kası gibi yanıt vermesinin beklenemeyeceğini vurguladı. Araştırmacılar ise, pterostilbene'nin etkilerinin canlı hayvan modelleri ve insan klinik denemeleriyle daha kapsamlı şekilde incelenmesi gerektiğinin altını çizdi.</p><p>Sonuç olarak, mavi yaban mersini ve üzümde bulunan pterostilbene'nin kas sağlığına faydası laboratuvar ortamında kanıtlandı. Ancak uzmanlar, bu bulgunun doğrudan insan sağlığına etkisini göstermek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu ve mevcut verilerin klinik uygulamalara aktarılması için yeni çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/kas-hucrelerindeki-yaglar-556_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291394</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/alzheimer-arastirmalarinda-yeni-kesif-hastaligin-genetik-yapida-gizli-bir-katmani-bulundu-291394</link>
      <pubDate>2026-09-14T10:45:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Alzheimer araştırmalarında yeni keşif! Hastalığın genetik yapıda gizli bir katmanı bulundu]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Carnegie Mellon Üniversitesi ve Pittsburgh Üniversitesi'nin öncülüğünde gerçekleştirilen araştırmada, Alzheimer hastalığına yol açan genetik süreçlerin yeni bir katmanı ortaya çıkarıldı. Bilim insanları, DNA'nın üç boyutlu organizasyonunda tespit edilen değişikliklerin, hastalığın ilerleyişi ve tedavisi açısından kritik olabileceğini vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Alzheimer araştırmalarında yeni keşif! Hastalığın genetik yapıda gizli bir katmanı bulundu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de Carnegie Mellon Üniversitesi, Pittsburgh Üniversitesi ve Washington Üniversitesi'nden bilim insanları, Alzheimer hastalığıyla bağlantılı olarak beyin hücrelerinde DNA'nın üç boyutlu organizasyonunda önemli değişiklikler tespit etti. Science dergisinde yayımlanan bu araştırma, Alzheimer'ın genetik boyutunu anlamada yeni bir dönemin kapılarını araladı. Ekip, genomun fiziksel yapısındaki farklılıkların, hastalığın oluşumunda ve ilerlemesinde kritik rol oynadığını belirledi. Araştırmada, ölüm sonrası Alzheimer hastası ve sağlıklı bireylerden alınan beyin dokusu örnekleri incelendi. Sonuçlar, DNA organizasyonu ile gen aktivitesi arasındaki ilişkinin, hastalığın biyolojisinde şimdiye kadar göz ardı edilen bir katmana işaret ettiğini gösterdi.</p><h3>Carnegie Mellon Üniversitesi: DNA organizasyonu Alzheimer'ı şekillendiriyor</h3><p>Carnegie Mellon Üniversitesi'nin Ray ve Stephanie Lane Hesaplamalı Biyoloji Departmanı ile Pittsburgh Üniversitesi'nin Nörobiyoloji Departmanı'nın yürüttüğü bu geniş kapsamlı araştırmada, Alzheimer hastalığına sahip bireylerin beyin hücrelerinde DNA'nın üç boyutlu yapısının belirgin şekilde değiştiği ortaya çıktı. Araştırmacılar, genomun katlanma biçimindeki bu değişikliklerin, genlerin açılıp kapanma düzenini etkilediğini ve bunun da beyin dokusunun genel organizasyonunu bozduğunu vurguladı. Özellikle prefrontal korteks bölgesinden alınan örneklerde, genlerin düzenlenmesiyle ilgili daha önce bilinmeyen bağlantılar tespit edildi. Bilim insanları, bu bulguların Alzheimer biyolojisinin yalnızca klasik amiloid-beta plakları ve tau düğümlerinden ibaret olmadığını, DNA organizasyonunda yaşanan karmaşık değişimlerin de hastalığın seyrinde önemli bir faktör olduğunu belirtti. Elde edilen veriler, Alzheimer'ın genetik yapısındaki bu yeni katmanın, hastalığın mekanizmasını anlamada ve tedavi yolları geliştirmede kritik bir rol oynayabileceğine işaret ediyor.</p><h3>Yapay zeka ile DNA organizasyonunun Alzheimer üzerindeki etkisi çözüldü</h3><p>Araştırmada, Hicformer adlı gelişmiş bir yapay zeka modeli kullanıldı. Bu model, DNA dizilimleriyle genomun üç boyutlu katlanma desenlerini birleştirerek, farklı hücre türlerinde gen aktivitesini tahmin edebiliyor. Hesaplamalı Biyoloji doktora öğrencisi Xinyue Lu'nun öncülüğünde geliştirilen Hicformer, DNA organizasyonundaki değişimlerin genetik programlar üzerindeki etkisini çözümlemeye olanak tanıdı. Araştırmacılar, gen aktivitesi ile DNA'nın fiziksel yapısı arasındaki bağlantıyı aynı hücrede ölçerek, Alzheimer hastalığına özgü 3D genom yeniden organizasyonunun izlerini belirledi. Özellikle nöronlar arasında ve sinapslarla ilgili gen programlarında azalmış aktivite gözlemlendi. Ayrıca, mikroglia hücrelerinde yaşlanmaya bağlı programlarla ilişkili değişiklikler tespit edildi. Yapay zeka destekli analizler, Alzheimer'da DNA organizasyonunun yalnızca gen aktivitesini değil, aynı zamanda beyin hücrelerinin dokudaki düzenlenme biçimini de etkilediğini gösterdi.</p><h3>Genetik yapıdaki değişiklikler Alzheimer tedavisine yeni kapılar açıyor</h3><p>Bilim insanları, Alzheimer hastalığı olan bireylerde genom mimarisinin sağlıklı kişilere kıyasla daha belirsiz ve düzensiz hale geldiğini ortaya koydu. Normalde aktif ve inaktif bölgeler arasında net sınırlar bulunurken, Alzheimer hücrelerinde bu sınırların silikleştiği ve "artmış compartment karışması" adı verilen bir durumun yaşandığı tespit edildi. Yakın DNA bölgeleri arasındaki etkileşimler azalırken, uzak bölgeler arasında daha fazla temas oluştuğu gözlemlendi. Bu durum, genlerin açılıp kapanmasını kontrol eden düzenleyici unsurlar ile genler arasındaki etkileşimlerin zayıflamasına yol açtı. Sonuç olarak, nöronlar ve sinapslarla ilgili gen programlarında belirgin bir aktivite kaybı yaşandığı, metabolizma ve hücresel stres yanıtlarında ise değişiklikler meydana geldiği belirlendi. Araştırmacılar, bu moleküler değişikliklerin beyin dokusunun genel organizasyonunu ve sağlığını doğrudan etkilediğini vurguladı. Elde edilen bulgular, DNA organizasyonunun Alzheimer biyolojisinde şimdiye kadar göz ardı edilen bir katman olduğunu ve gelecekteki tedavi stratejilerinde bu yapısal değişikliklerin hedef alınabileceğini gösterdi.</p><h3>Alzheimer biyolojisinde 3D genom organizasyonunun önemi artıyor</h3><p>Çalışmanın lideri Prof. Jian Ma, "Alzheimer hastalığı bir katman bir seferde anlaşılamaz" diyerek, genomun 3D yapısının hastalığın moleküler mekanizmalarını çözmede anahtar rol oynadığını ifade etti. Ekip, tek hücre teknolojisi, mekansal haritalama ve derin öğrenme yöntemlerini bir araya getirerek, gen aktivitesi ile DNA organizasyonu arasındaki ilişkiyi ayrıntılı şekilde ortaya koydu. Pittsburgh Üniversitesi'nden yardımcı doçent Hansruedi Mathys ise, "Alzheimer'ın klasik belirtileri dışında, kromatin düzeyinde yaşanan değişiklikler de hastalığın patolojisinde önemli bir bileşen" değerlendirmesinde bulundu. Araştırmada, ABD'de 7 milyon kişinin etkilendiği Alzheimer'ın, DNA organizasyonundaki değişikliklerle daha kapsamlı şekilde anlaşılabileceği belirtildi. Bu yeni bulgular, hastalığın tedavisinde genetik ve yapısal hedeflerin ön plana çıkmasına yol açabilir. Bilim insanları, gelecekte yapılacak çalışmalarla, DNA organizasyonundaki belirli değişikliklerin Alzheimer'ın ilerlemesini tetikleyip tetiklemediğini ve bu bölgelerin yeni tedavi stratejileri için kullanılıp kullanılamayacağını araştırmayı planlıyor.</p><h3>Uluslararası iş birliğiyle Alzheimer'da DNA organizasyonuna odaklanıldı</h3><p>Araştırmada Carnegie Mellon Üniversitesi, Pittsburgh Üniversitesi, Washington Üniversitesi, MIT, Harvard Broad Enstitüsü, Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles ve Rush Alzheimer Hastalığı Merkezi'nden uzmanlar bir araya geldi. Ulusal Sağlık Enstitüleri'nin hibe destekleriyle yürütülen projede, çok sayıda doktora öğrencisi, araştırmacı ve akademisyen görev aldı. Ekip, GAGE-seq ve mekansal transkriptomik gibi ileri teknolojilerle, Alzheimer hastalığına sahip ve sağlıklı bireylerin beyin dokularında DNA organizasyonunu detaylı şekilde haritaladı. Araştırmanın sonuçları, Alzheimer biyolojisinde DNA organizasyonunun rolüyle ilgili uluslararası bilim camiasında büyük yankı uyandırdı. Bilim insanları, bu bulguların Alzheimer tedavisi ve önlenmesi için yeni çerçeveler oluşturabileceğini belirtti.</p><p>Alzheimer hastalığıyla mücadelede DNA organizasyonunun önemi giderek artıyor. Elde edilen veriler, hastalığın genetik ve yapısal yönlerinin daha iyi anlaşılması için yeni araştırma alanları açıyor. Uzmanlar, bu gelişmelerin gelecekte daha etkili tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine ve hastalığın erken teşhisine katkı sağlayacağını düşünüyor. DNA organizasyonunun Alzheimer biyolojisinin ayrılmaz bir parçası olduğu artık bilimsel olarak kabul görüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/alzheimer-arastirmalarind-658_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291393</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/galaksileri-tek-tek-aramaya-gerek-kalmadan-evreni-haritalamanin-yeni-yolu-bulundu-291393</link>
      <pubDate>2026-09-14T10:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Galaksileri tek tek aramaya gerek kalmadan Evren'i haritalamanın yeni yolu bulundu]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Güney Afrika'daki MeerKAT teleskobu, Manchester Üniversitesi ve Batı Cape Üniversitesi liderliğindeki ekip tarafından milyarlarca ışık yılı uzaklıktan son derece zayıf bir hidrojen sinyali tespit etti. Bu gelişme, Evren'in üç boyutlu haritasının çıkarılması için kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Galaksileri tek tek aramaya gerek kalmadan Evren'i haritalamanın yeni yolu bulundu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güney Afrika'da bulunan MeerKAT radyo teleskobu, Manchester Üniversitesi ve Batı Cape Üniversitesi'nin öncülüğünde yürütülen uluslararası bir çalışma kapsamında, milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki antik hidrojen gazından gelen son derece zayıf bir radyo sinyalini başarıyla tespit etti. Bu önemli bulgu, Evren'in geniş ölçekli yapısının haritalanmasında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Araştırmacılar, Evren'in bugünkünden birkaç milyar yıl daha genç olduğu bir döneme ait nötr hidrojen emisyonlarını doğrudan ölçerek, hidrojen yoğunluk haritalama tekniğinin pratikte uygulanabilirliğini gösterdi. Söz konusu sinyalin tespiti, galaksi evrimi ve madde dağılımının anlaşılması açısından büyük önem taşıyor.</p><h3>Manchester Üniversitesi ekibinden hidrojen keşfinde tarihi başarı</h3><p>Manchester Üniversitesi ve Batı Cape Üniversitesi'nden bilim insanlarının liderlik ettiği araştırma ekibi, MeerKAT teleskobunun yüksek hassasiyetini kullanarak, Evren'in erken dönemlerindeki nötr hidrojenin 21 santimetre çizgisi olarak bilinen zayıf radyo emisyonunu kaydetti. Bu emisyon, uzayda yol alırken dalga boyunu uzatıyor ve astronomlara kozmik tarihin farklı dönemlerinden bilgi sağlıyor. Elde edilen veriler, yaklaşık 96 saatlik gözlemler sonucunda, Dünya'ya ulaşmadan önce dört ila beş milyar yıl boyunca yol alan iki ayrı döneme ait hidrojen sinyalini ortaya çıkardı. Bu sayede, araştırmacılar hidrojenin birkaç milyon ışık yılı mesafedeki izini sürebildi ve bu mesafe, Samanyolu ile Andromeda galaksisi arasındaki uzaklığa denk geliyor. Hidrojen yoğunluk haritalama tekniği, galaksileri tek tek tespit etmek yerine, büyük kozmik hacimlerdeki birleşik hidrojen parıltısını ölçerek, Evren'in madde dağılımını daha verimli bir şekilde haritalamaya olanak tanıyor.</p><h3>MeerKAT verileriyle galaksi evrimine yeni bakış açısı</h3><p>Çalışmanın baş yazarı Dr. Sourabh Paul, hidrojen yoğunluk haritalama yönteminin, Evren'in haritasını çıkarmak için uzun süredir umut verici bir yol olarak görüldüğünü ancak şimdiye kadar sinyalin zayıflığı ve parazit kaynaklarının çokluğu nedeniyle doğrudan tespit edilemediğini belirtti. MeerKAT teleskobu ile elde edilen bu doğrudan sinyal, yöntemin kozmoloji araştırmalarında pratik bir araç haline geldiğini gösteriyor. Dr. Paul, "Bu çok heyecan verici bir dönüm noktası" ifadesiyle, elde edilen başarının önemini vurguladı. Araştırmacılar, sinyalin çıkarılması için ölçümleri etkileyebilecek insan kaynaklı radyo frekansı paraziti ve enstrümantasyon etkileri gibi birçok farklı faktörü dikkatlice analiz etti. Profesör Mario Santos ise, 2018 yılında toplanan MeerKAT verilerinin, gözlemevinin bilimsel operasyonlara yeni başladığı dönemde elde edildiğine dikkat çekerek, bu yöntemin gelecekteki araştırmalarda kullanılması için büyük bir potansiyel taşıdığını belirtti.</p><h3>Hidrojen yoğunluk haritalama ile Evren'in üç boyutlu haritası mümkün</h3><p>Hidrojen yoğunluk haritalama tekniği, galaksilerin oluşumu ve evrimiyle ilgili yeni sorulara yanıt arayan bilim insanları için önemli bir araç sunuyor. Çalışmanın ortak yazarı Dr. Zhaoting Chen, nötr hidrojenin galaksilerin nasıl oluştuğunu ve değiştiğini anlamada temel bir rol üstlendiğini ifade etti. Dr. Chen, "Yoğunluk haritalama ile her galaksiyi tek tek tespit etmek yerine, geniş kozmik hacimlerde hidrojenin toplu sinyalini ölçebiliyoruz" diyerek, yöntemin sağladığı avantajlara dikkat çekti. Bu yaklaşım, Evren'in temel madde dağılımının ve galaksi evriminin daha kapsamlı biçimde incelenmesini mümkün kılıyor. Başarılı tespit, ayrıca yaklaşan kozmolojik anketler için de büyük fırsatlar sunuyor. Özellikle Kare Kilometre Dizisi Gözlemevi (SKAO) gibi dev projelerde hidrojen yoğunluk haritalamanın kilit bir bilimsel odak haline gelmesi bekleniyor. MeerKAT'ın, SKAO'nun öncü teleskobu olarak bu alandaki rolü giderek önem kazanıyor.</p><h3>SKAO ve gelecek: MeerKAT verileriyle yeni keşiflere hazırlık</h3><p>Manchester Üniversitesi'nden Profesör Laura Wolz, MeerKAT teleskobunun kozmoloji alanında yeni pencereler açtığını ve elde edilen hidrojen sinyalinin, yoğunluk haritalama için başlangıçta tasarlanmamış gözlemlerden çıkarılabilmesinin büyük bir bilimsel değer taşıdığını vurguladı. Wolz, "MeerKAT verilerinin muazzam bilimsel potansiyeli, SKAO ile yapılacak gelecekteki gözlemler için umut verici bir temel oluşturuyor" dedi. Bilim insanları, gökyüzünün daha geniş alanlarını ve daha uzun süreleri kapsayan yeni gözlemlerle, nötr hidrojenin Evren'deki dağılımını daha yüksek hassasiyetle haritalamayı hedefliyor. Bu tür çalışmalar, galaksilerin nasıl geliştiğini, karanlık maddenin kozmik yapı üzerindeki etkilerini ve Evren'in milyarlarca yıl boyunca nasıl değiştiğini anlamada önemli bilgiler sunacak. Hidrojen yoğunluk haritalama, önümüzdeki yıllarda Evren'in üç boyutlu haritasının çıkarılmasında temel bir rol üstlenmeye aday görünüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/galaksileri-tek-tek-arama-943_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291392</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/antarktik-buzunda-80000-yillik-yildiz-tozu-bulundu-gunes-sisteminin-kozmik-gecmisi-ortaya-cikiyor-291392</link>
      <pubDate>2026-09-14T10:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Antarktik buzunda 80.000 yıllık yıldız tozu bulundu! Güneş Sistemi'nin kozmik geçmişi ortaya çıkıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Antarktika'da yapılan yeni bir araştırma, buz katmanlarında hapsolmuş yıldız tozunun Güneş Sistemi'nin yıldızlararası bulutlar içindeki hareketine dair 80 bin yıllık önemli ipuçları sunduğunu ortaya koydu. Bilim insanları, demir-60 izotopunun izini sürerek, Dünya'nın kozmik geçmişine dair ezber bozan bulgulara ulaştı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Antarktik buzunda 80.000 yıllık yıldız tozu bulundu! Güneş Sistemi'nin kozmik geçmişi ortaya çıkıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antarktika'nın derin buz tabakalarında yapılan kapsamlı bir araştırma, Güneş Sistemi'nin yıldızlararası bulutlar içindeki hareketine ışık tutacak çarpıcı sonuçlar ortaya çıkardı. Bilim insanları, 80 bin yıl öncesine uzanan buz örneklerinde yıldız patlamalarından gelen demir-60 izotopunu tespit etti. Bu bulgu, Dünya'nın galaksimizdeki yolculuğunu ve yıldızlararası çevreyle etkileşimini anlamak için kritik bir veri olarak değerlendiriliyor. Antarktika'nın eşsiz coğrafyası sayesinde, on binlerce yıl boyunca bozulmadan kalan buz katmanları, adeta kozmik bir arşiv görevi görüyor. Araştırma, Physical Review Letters dergisinde yayımlanarak bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı.</p><h3>Bilim insanları Antarktika'da yıldız tozu izlerini ortaya çıkardı</h3><p>Uzayın büyük bölümünü oluşturan yıldızlararası bulutlar, galaksimizin karmaşık yapısında önemli bir rol oynuyor. Güneş Sistemi'nin şu anda Yerel Yıldızlararası Bulut adı verilen bir bulutun içinden geçtiği biliniyor. Bu bulutların kökeni ve evrimi, yıldızların doğumu ve ölümüyle yakından bağlantılı. Bilim insanları, Antarktika'nın 500 kilogramlık yeni kar örneklerinde, yıldız patlamalarına işaret eden nadir bir radyoaktif element olan demir-60 izotopunu buldu. Demir-60'ın varlığı, yakın dönemde Dünya'ya yakın bir süpernova gerçekleşmemiş olmasına rağmen, yıldızlararası bulutlardan gelen yıldız tozunun gezegenimize ulaştığını gösteriyor. Araştırma ekibi, bu izotopun miktarıyla bulutların yoğunluğu arasında doğrudan bir ilişki olabileceğini düşünüyor. Özellikle 2019 yılında yapılan tahminler de, Dünya'nın topladığı yıldız tozunun miktarının, geçtiği bulutların yapısına bağlı olarak değişebileceğine işaret etmişti.</p><h3>Demir-60 sinyalleri Güneş Sistemi'nin hareketini gözler önüne serdi</h3><p>Araştırmacılar, 40 bin ile 80 bin yıl öncesine tarihlenen 300 kilogramlık Antarktik buz kesitini titizlikle analiz etti. Bu süreçte, buzun eritilmesi ve içindeki yıldız tozundan demir-60 izotopunun ayrıştırılması için gelişmiş kimyasal yöntemler kullanıldı. Ardından Avustralya Ulusal Üniversitesi'nde hızlandırıcı kütle spektrometrisiyle atom sayımı yapıldı. Bilim insanları, yüzey karı ve binlerce yıl öncesine ait okyanus tortularından elde edilen önceki verilere dayanarak, belirli bir demir-60 birikim seviyesi bekliyordu. Ancak sonuçlar, beklenenden çok daha düşük miktarda demir-60 tespit edildiğini gösterdi. Bu durum, o dönemde Dünya'ya ulaşan yıldızlararası toz miktarının azaldığını ve Güneş Sistemi'nin galaksimizdeki hareketinin, kozmik çevreyle etkileşimini önemli ölçüde değiştirdiğini ortaya koydu. Ayrıca, bu bulgular milyonlarca yıl süren demir-60 birikimiyle uyumlu değil; aksine, daha kısa ve yerel bir kaynağa işaret ediyor. Son yıllarda yapılan çalışmalar, Güneş Sistemi'nin 40 bin ile 124 bin yıl önce Yerel Yıldızlararası Bulut'tan geçtiğini gösteriyor. Bu zaman aralığında Dünya'ya ulaşan demir-60 miktarındaki değişim, Antarktika'daki buz katmanlarında net biçimde gözlemlendi.</p><h3>Antarktika buzunda yıldızlararası bulutların izleri bulundu</h3><p>Antarktika'nın benzersiz buz tabakaları, yıldızlararası bulutların Dünya üzerindeki etkisini belgeleyen eşsiz bir arşiv niteliği taşıyor. Her bir buz katmanı, o dönemde gezegenimizin yakın kozmik çevresinde bulunan maddelerin anlık bir kaydını sunuyor. Araştırmacılar, demir-60 izotopunun miktarındaki değişimleri inceleyerek, Güneş Sistemi'nin galaktik yolculuğunun izlerini sürüyor. Sonuçlar, yıldızlararası bulutların Dünya'nın jeolojik kayıtlarında kalıcı izler bıraktığını ortaya koydu. Ancak elde edilen veriler, bu bulutların doğrudan bir süpernova patlamasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusunda kesin bir sonuca ulaşmayı engelliyor. Eğer bulutlar doğrudan bir yıldız patlamasından oluşsaydı, Antarktika buzunda çok daha yüksek miktarda demir-60 bulunması beklenirdi. Yine de, yıldızlararası bulutların Dünya üzerindeki etkilerini anlamak için daha eski buz tabakalarının incelenmesi gerektiği vurgulanıyor. Bilim insanları, bu tür analizlerle hem yıldızlararası bulutların tam tarihini hem de kökenlerini çözmeyi hedefliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/antarktik-buzunda-80000-y-737_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291391</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-goktas-suriyede-turkiyenin-koruyucu-aile-modeli-uygulanmaya-baslandi-291391</link>
      <pubDate>2026-09-14T10:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Göktaş: Suriye'de Türkiye'nin koruyucu aile modeli uygulanmaya başlandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Suriyeli yetkililerin Türkiye'nin koruyucu aile sistemini örnek alarak ülkede terk edilmiş bebekleri koruyucu ailelere vermeye başladığını söyledi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Göktaş: Suriye'de Türkiye'nin koruyucu aile modeli uygulanmaya başlandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Suriye'nin başkenti Şam'ı ziyaret etti. Ziyarete eşlik eden gazetecilere açıklamalar yaptı.</p><p>"Önceliğimiz aile odaklı hizmetler"</p><p>Bakan Göktaş, devlet koruması altındaki çocuklar ve koruyucu aile hizmetleri konusuna ilişkin şu açıklamaları yaptı:</p><p>"Hiçbir şey şefkatin ve sağlıklı bir aile sıcaklığının yerini tutamaz; bu yüzden korumamız altındaki her bir çocuğun eğitimini, gelişimini ve sosyal faaliyetlerdeki başarısını önemsiyor, mümkün olan durumlarda aile şartlarını iyileştirerek onları yeniden aileleriyle buluşturuyoruz. Önceliğimiz aile odaklı hizmetler. Devlet korumasına aldığımız çocuklar ilk kabul birimine alındıktan sonra yaptığımız mesleki çalışmalarda kendi ailelerine dönmelerini sağlıyor veya bu mümkün değilse koruyucu aile ile evlat edinme hizmetlerine yönlendiriyoruz.</p><p>Türkiye'de 2002 yılında AK Parti göreve gelene kadar devlet koruması denince akla toplu yurda verilen çocuklar gelirdi; bugün ise 10-12 kişilik ev tipi modelimizle çocuklarımızı bu anlayıştan uzaklaştırıp daha sıcak bir ortamda yetiştiriyoruz. Çocuk evlerimiz ve çocuk evleri sitelerimizde çocuklarımız aile sıcaklığına yakın ortamlarda büyüyorlar."</p><p><b>"SURİYE'DE TÜRKİYE'YE MİNNETTAR OLAN BİR ÜLKE GÖRDÜM"</b></p><p>Bakan Göktaş, Suriyeli yetkililerle gerçekleştirilen görüşmelerde, özellikle kadın, çocuk, aile ve engellilik alanlarında Türkiye'nin kazandığı büyük tecrübeleri paylaşma konusundaki kararlılıklarını iletti.</p><p>Göktaş konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:</p><p>"Suriyeli yetkililer geçmişte Esad döneminde yaşanan kayıp vakaları ve koruyucu aile sistemi altındaki travmalar nedeniyle başlangıçta bu konuda çekimser kalsalar da, kendi sistemimizi anlattıktan sonra Suriye'de terk edilmiş bebekleri koruyucu ailelere vermeye başladılar. Dolayısıyla Emine Erdoğan'ın himayeleriyle yürüttüğümüz koruyucu aile modelimizi örnek olarak uygulamaya başladılar.</p><p>Suriye'de Türkiye'ye minnettar olan bir ülke gördüm ve her zaman ifade ettiğim gibi, en zor zamanlarında onların yanında olduk, olmaya da devam edeceğiz."</p><p><b>"ŞU ANA KADAR 43 ADET GÜNDÜZ AKTİF YAŞAM MERKEZİ AÇTIK"</b></p><p>Göktaş, yaşlı bakımı, huzurevleri ve gündüz aktif yaşam merkezleriyle ilgili de konuştu:</p><p>"Toplumdaki alışkanlıkların değişmesi ve yalnızlaşma nedeniyle huzurevi talepleri artmış olup, eskiden birini huzurevine yerleştirmek yadırganırken artık bu durum normalleşmektedir. Biz huzurevlerinde önceliği kimi kimsesi olmayanlara ve bakıma ihtiyaç duyan yaşlılara vermekteyiz; bununla birlikte, Sağlık Bakanlığı'nın çalışmaları kapsamında aktif ve sağlıklı yaşlanmayı destekleyerek yaşlılarımızı evlerinde, kendi sosyal çevrelerinde bakabileceğimiz kadar desteklemeyi amaçlıyoruz. Kuruluş eksiğinden ziyade yalnızlıktan kaynaklanan bu ihtiyaçlar doğrultusunda, özellikle yaşlanan nüfusumuzun olduğu illerde yerel yönetimlerle iş birliği yaparak şu ana kadar 43 adet gündüz aktif yaşam merkezi açtık ve yenilerini açmaya devam ediyoruz. Türkiye'de tek başına yaşayan 65 yaş üstü 1,8 milyon vatandaşımız bulunmakta olup, tek başına yaşayan vatandaşlarımızın oranı gençleri de içerisinde barındıracak şekilde yüzde 20,5 seviyesine ulaşmıştır."</p><p><b>"ÇOCUKLARIMIZ SOSYAL MEDYADA GÜNLÜK ORTALAMA 3,5 SAATTEN FAZLA VAKİT GEÇİRİYOR"</b></p><p>Dijital bağımlılık ve sosyal medya düzenlemeleri konusuna da değinen Bakan Göktaş şu açıklamalarda bulundu:</p><p>"Sosyal medya platformlarının kaydırma özellikleri ve yapay zeka algoritmaları çocuklarda ekran ekonomisi yaratarak uykuyu bozmakta, depresyon, kaygı ve konsantrasyon oranlarını yüzde 48 oranında düşürmektedir. Yaptığımız çalışmalar, çocuklarımızın sosyal medyada günlük ortalama 3,5 saatten fazla vakit geçirdiğini, ancak çocukların ekran başında kaldıkları sürenin farkında bile olmayıp bunu inkar ettiklerini göstermektedir.</p><p>Dünyada Avustralya ve Malezya bu konuda fiilen adımlar atarken, biz de şirketlere geniş yetkiler veren sistemler yerine e-Devlet üzerinden giriş öngören, veri paylaşımı yapmayan daha kontrollü ve güvenli bir yönetmelik hazırlığı yürütüyoruz.</p><p><b>"OYUNLARLA İLGİLİ YENİ BİR YÖNETMELİK ÇIKARILMASI PLANLANIYOR"</b></p><p>Dijital ayak izi konusunda yeterli farkındalığın olmaması büyük bir risk oluşturmaktadır. Ailelerin çocukların dijital kullanımıyla baş edemeyip devlet koruması talep ettiği durumlarla karşılaşabiliyoruz; bu doğrultuda UNICEF'le ortak çalıştaylar düzenleyerek hem dijital okuryazarlığı öğretiyor hem de toplumsal farkındalık oluşturuyoruz.</p><p>Roblox ve Discord gibi platformlara yönelik mahkeme kararlarıyla erişim engelleri getirilmiş olup, oyunlarla ilgili yeni bir yönetmelik çıkarılması ve 15-18 yaş grubuna yönelik içeriklerin ayrıştırılması planlanmaktadır.</p><p>KADEM ile ortaklaşa 21-22 Kasım tarihlerinde düzenleyeceğimiz Kadın ve Adalet Zirvesi "Kurgulanmış Güzellikler" teması ile gerçekleşecek. Bu zirve ile sosyal medyada sunulan yapay ve idealize edilmiş güzellik algılarına karşı farkındalık oluşturmayı hedefliyoruz."</p><p><b>GENÇLERE EVLİLİK KREDİSİ DESTEĞİ</b></p><p>Bakan Göktaş, nüfus politikaları, aile ve gençlere yönelik destekler konusuyla ilgili de şöyle konuştu:</p><p>"Genç nesillerde aile yapısının ve kardeş sayısının azalmasıyla birlikte kardeşsiz bir topluma doğru gittiğimizi ve bunun ilerleyen yaşlarda yalnızlık ve bakım ekonomisi açısından büyük bir tehlike oluşturduğunu vurgulamak istiyorum.</p><p>Bakanlık olarak 18-29 yaş arasındaki 120 bin çiftimizi evlendirdik, bu çiftlerimizden 19 bine yakın bebek dünyaya geldi ve toplamda 25 milyar lira doğum yardımı yaptık. Gençlerimizi desteklemek amacıyla evlilik kredisinden yararlananlara İŞKUR'da öncelik tanıyacağımızı, ayrıca Bakan Murat Kurum'un açıkladığı yeni sosyal konutlarda ve kiralık konutlarda 18-29 yaş arası gençlerimiz ile çocuklu ailelerin öncelikli olacağını belirttik."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/14/bakan-goktas-suriyede-tur-804_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>