<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287094</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/ticaret-satis-hacmi-haziranda-yillik-bazda-azaldi-perakende-satis-hacmi-artti-287094</link>
      <pubDate>2026-08-11T11:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ticaret satış hacmi haziranda yıllık bazda azaldı, perakende satış hacmi arttı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Ticaret satış hacmi haziranda yıllık bazda yüzde 4,5 azalırken, perakende satış hacmi yüzde 11,8 artış gösterdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ticaret satış hacmi haziranda yıllık bazda azaldı, perakende satış hacmi arttı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu, haziran ayına ilişkin ticaret satış hacim endeksi verilerini açıkladı.</p><p>Buna göre, ticaret satış hacmi haziranda bir önceki aya göre yüzde 1,9 yükseldi. Aynı ayda motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin toptan ve perakende ticareti ile onarımı için satış hacmi yüzde 5,7 azalırken, toptan ticaret satış hacmi yüzde 4, perakende ticaret satış hacmi de yüzde 0,7 arttı.</p><p>Ticaret satış hacmi, haziranda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,5, motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin toptan ve perakende ticareti ile onarımı için satış hacmi yüzde 13,8, toptan ticaret satış hacmi yüzde 9,4 gerilerken, perakende ticaret satış hacmi ise yüzde 11,8 yükseldi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/ticaret-satis-hacmi-hazir-219_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287093</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turkiyede-yaklasik-her-4-kisiden-biri-internet-uzerinden-egitim-aldi-287093</link>
      <pubDate>2026-08-11T11:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye'de yaklaşık her 4 kişiden biri internet üzerinden eğitim aldı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye'de internet üzerinden eğitim alan bireylerin oranı 2017'de yüzde 6,5 iken bu yıl yüzde 22,9'a yükseldi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye'de yaklaşık her 4 kişiden biri internet üzerinden eğitim aldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden derlenen bilgilere göre, Türkiye'de 16-74 yaş grubundaki bireylerin internet kullanım oranı bu yıl yüzde 92,3 olarak belirlendi. İnternetin genel kullanım oranı geçen yıla göre 1,4 puan arttı.</p><p>Bireylerin interneti kullanım amaçları incelendiğinde, internet üzerinden eğitim alanların oranında artış olduğu görüldü.</p><p>Telefon, tablet ve bilgisayar gibi teknolojik aletlerin kullanımının yaygınlaşması, çevrim içi eğitimlere her yerden kolayca ulaşılabilmesi, bu alandaki içeriklerin artması, öğrenme faaliyetini dijital mecralara taşıdı.</p><p>Kovid-19 salgı döneminde yüz yüze eğitimin sekteye uğraması da eğitimde dijitalleşmeyi hızlandıran unsurlardan biri oldu.</p><p>Bu kapsamda, "son 3 ay içinde internet üzerinden eğitim, mesleki ve özel amaçlar için yapılan öğrenme faaliyeti gerçekleştiren bireylerin oranı" 2017'de yüzde 6,5 iken bu yıl yüzde 22,9'a çıktı.</p><p>Böylece Türkiye'deki yaklaşık her 4 kişiden birinin internet üzerinden öğrenme faaliyetinde bulunduğu tespit edildi.</p><p>Dijital mecrada eğitim alanların oranı bu yıl erkeklerde yüzde 22,4, kadınlarda yüzde 23,5 olarak hesaplandı.</p><p><b>ERKEKLER DAHA FAZLA ÇEVRİM İÇİ KURS ALDI</b></p><p>Öğrenme faaliyetinin detayları incelendiğinde, Türkiye genelinde çevrim içi kurs alanların oranı 2017'de yüzde 2,5 iken bu yıl yüzde 7,9'a çıktı.</p><p>Söz konusu faaliyeti gerçekleştiren erkeklerin oranı bu yıl yüzde 8,1, kadınların oranı yüzde 7,8 oldu.</p><p>Türkiye'de kurs dışındaki diğer çevrim içi öğrenme materyallerini kullananların oranı da 10 yıllık dönemde yüzde 4,4'ten yüzde 16,6'ya yükseldi. Bu öğrenme yöntemini kullananların oranı erkeklerde yüzde 16,1, kadınlarda yüzde 17,3 olarak belirlendi.</p><p>"Sesli veya görüntülü çevrim içi araçları kullanarak eğitimciler veya öğrencilerle iletişim kurma" oranı da 2017-2026 döneminde yüzde 3,1'den yüzde 11,5'e çıktı. Erkeklerde söz konusu faaliyeti gerçekleştirenlerin oranı yüzde 10,6, kadınlarda yüzde 12,5 olarak hesaplandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/turkiyede-yaklasik-her-4--886_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287092</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/istanbulda-uyusturucu-operasyonu-16-supheli-yakalandi-287092</link>
      <pubDate>2026-08-11T11:29:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İstanbul'da uyuşturucu operasyonu: 16 şüpheli yakalandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul'un 5 ilçesinde düzenlenen uyuşturucu operasyonunda, hakkında gözaltı kararı verilen 20 şüpheliden 16'sı yakalandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İstanbul'da uyuşturucu operasyonu: 16 şüpheli yakalandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığınca "uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama", "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya uyuşturucu madde kullanmak" ve "silah ticareti" suçlarından başlatılan soruşturma kapsamında 20 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.</p><p>Beykoz, Üsküdar, Çekmeköy, Esenyurt ve Bahçelievler'de düzenlenen eş zamanlı operasyonda 16 zanlı yakalandı.</p><p>4 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar sürüyor.</p><p><b>28 İLDEKİ UYUŞTURUCU OPERASYONLARINDA YAKALANAN 69 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI</b></p><p>"Uyuşturucu satıcılarına ve yasa dışı kenevir ekimine" yönelik 28 ilde düzenlenen operasyonlarda yakalanan 96 şüpheliden 69'u tutuklandı.</p><p>İçişleri Bakanlığının açıklamasına göre, "uyuşturucu satıcıları ve yasa dışı kenevir ekimi" ile mücadele kapsamında yürütülen çalışmalarda bazı şüphelilerin sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden uyuşturucu madde sattıkları, yasa dışı kenevir ve skunk ekimi yaptıkları, uyuşturucu madde ticaretini organize şekilde yürüttükleri tespit edildi.</p><p>Şüphelilere yönelik narkotik analiz ve takip timlerinin katılımıyla 28 ilde operasyonlar düzenlendi.</p><p>Operasyonlarda 96 şüpheli yakalandı ve 104 kilogram uyuşturucu ile 294 bin uyuşturucu hap ele geçirildi. Ayrıca 2 milyon 200 bin kök kenevir ve skunk bitkisi imha edildi.</p><p>Yakalanan şüphelilerden 69'u tutuklandı. 27'si hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/istanbulda-uyusturucu-ope-105_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287091</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/terorsuz-turkiye-teklifi-rekor-oyla-yasalasti-287091</link>
      <pubDate>2026-08-11T11:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Terörsüz Türkiye teklifi "rekor" oyla yasalaştı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, TBMM Genel Kurulunda "rekor" sayıda oyla yasalaştı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Terörsüz Türkiye teklifi "rekor" oyla yasalaştı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="">"Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek "rekor" oyla yasalaştı.</p><p class="">Genel Kurul'daki görüşmeleri yaklaşık 12 saat süren düzenleme, açık oylama sonuçlarına göre düzenleme; 467 "kabul", 87 "ret", 7 "çekimser", 2 "mükerrer" oyla kabul edildi.</p><p>AK Parti'den 268, DEM Parti'den 55, MHP'den 44, Yeni Parti'den 35, CHP'den 29, Yeni Yol Partisi'nden 16, Bağımsızlardan 7, HÜDA PAR'dan 4, TİP'ten 3, EMEP ve DBP'den 2'şer milletvekili "kabul" oyu kullandı. DSP Genel Başkanı Önder Aksakal ile Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ile birlikte "kabul" oyu veren milletvekili sayısı 467'ye ulaştı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/1-11082026dc300523.jpg"/><p>Meclis İçtüzüğü gereği oy kullanamayan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve birleşimi yöneten Meclis Başkanvekili Celal Adan'ın dışında oylamaya katılmayan milletvekili sayısı, CHP'den 14, AK Parti'den 8, MHP'den 1, Yeni Parti'den 2, Yeni Yol Partisi'nden 1, DEM Parti'den 1 ve Bağımsızlardan 2 olarak kayıtlara geçti.</p><p>İYİ Parti'deki 29 milletvekilinin tümü, Yeni Parti'den 54, CHP'den 2, Demokrat Parti'den 1 ve Bağımsızlardan 1 milletvekili olmak üzere toplam 87 milletvekili "ret" oyu kullandı.</p><p>Oylamadaki 7 "çekimser" oyu ise Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan ve 3 Yeniden Refah'lı milletvekili ile Yeni Yol Partisi'nden 3 milletvekili kullandı.</p><p>Öte yandan oylamada 2 milletvekilinin mükerrer oy kullandığı belirlendi.</p><p>TBMM Genel Kurulu Anayasa'da başkaca bir hüküm yoksa toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verebiliyor ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/terorsuz-turkiye-teklifi--427_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287090</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/disisleri-bakani-fidandan-libyaya-resmi-ziyaret-trablus-ve-bingazide-gorusmelerde-bulunacak-287090</link>
      <pubDate>2026-08-11T11:16:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan'dan Libya'ya resmi ziyaret! Trablus ve Bingazi'de görüşmelerde bulunacak]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bugün Libya'ya resmi ziyaret düzenleyecek. Bakan Fidan, 2 gün sürecek Libya ziyareti kapsamında Trablus ve Bingazi'de görüşmelerde bulunacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan'dan Libya'ya resmi ziyaret! Trablus ve Bingazi'de görüşmelerde bulunacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bugün başlayacak ve 2 gün sürecek Libya ziyareti kapsamında Trablus ve Bingazi'de görüşmelerde bulunacak.</p><p>Fidan'ın ziyaret kapsamında yapacağı görüşmelerde, Türkiye-Libya ilişkilerinin, tarihi kardeşlik bağları temelinde, siyasi, ticari, enerji, askeri ve savunma boyutları başta olmak üzere her alanda karşılıklı yarar anlayışıyla güçlendirilmesine yönelik gündem maddelerini etraflıca ele alması bekleniyor.</p><p>Libya'daki siyasi süreç bağlamında yaşanan güncel gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunması planlanan Fidan'ın, Libya'nın istikrarına atfedilen önemin altını çizerek ABD'nin girişimlerinin ve Birleşmiş Milletler (BM) Siyasi Süreci'nin yakından takip edildiğini belirtmesi öngörülüyor.</p><p>Fidan'ın, Libya'da kalıcı barış sağlanması ve sükunetin korunması önceliği temelinde, Libyalıların sahipliğinde ve öncülüğünde atılacak adımlara Türkiye'nin sağlayabileceği katkılara dair istişarede bulunması bekleniyor.</p><p>Türkiye'nin "Tek Libya" politikası çerçevesinde Libya'da Batı, Doğu ve Güney arasında ayrım gözetmeyen yaklaşımının bir tezahürü olarak, Libyalı yetkililerle sürdürülen diyaloğun güçlendirilmesine yönelik iradeyi vurgulaması planlanan Fidan'ın, iki ülkenin Doğu Akdeniz'deki ortak hak ve çıkarlarının kazan-kazan anlayışı doğrultusunda korunmasının öneminin altını çizmesi öngörülüyor.</p><p>Fidan'ın, Türkiye'nin Libya ile enerji alanındaki mevcut işbirliğinin karşılıklı yarar temelinde daha da geliştirilmesinin ve yeni projelerin hayata geçirilmesinin arzu edildiğini belirtmesi bekleniyor.</p><p>Libya'da, müteahhitlik sektörü başta olmak üzere kayda değer varlık gösteren Türk firmalarının faaliyetlerinin güvenli ve sürdürülebilir biçimde devamının, ekonomik ve ticari işbirliğinin daha ileri seviyeye taşınması ve derinleştirilmesine katkı sağlayacağını ifade etmesi öngörülen Fidan'ın Filistin meselesi ile Körfez ve Hürmüz Boğazı'ndaki durum başta olmak üzere, bölgesel ve küresel gelişmelerle ilgili fikir alışverişinde bulunması planlanıyor.</p><p>Fidan'ın bölgesel meselelerin bölgesel sahiplenme ve ortak çabalar temelinde, diyalog ve diplomasi yoluyla ele alınmasının önemini vurgulayarak, bu kapsamda askeri ve savunma işbirliğinin stratejik rolüne işaret etmesi bekleniyor.</p><p>Bakan Fidan'ın Filistin'de sürdürülebilir barış için çabaların güçlendirilerek devam ettirilmesi ve uluslararası toplumun bu konuda ilkeli, kararlı ve ortak bir tutum sergilemesi gerektiğinin altını çizmesi öngörülüyor.</p><p><b>TÜRKİYE-LİBYA İLİŞKİLERİ</b></p><p>Türkiye ile Libya arasında köklü tarihi, kültürel ve beşeri bağlar bulunuyor. İki ülke ilişkileri, Libya'da kalıcı barış, istikrar ve güvenliğin teminine katkı sağlanması hedefi doğrultusunda, karşılıklı yarar temelinde, mümkün olan tüm alanlarda geliştiriliyor.</p><p>Bu kapsamda, iki ülke arasında karşılıklı üst düzey ziyaretler ivme kazanarak devam ediyor.</p><p>Son olarak, Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe 18 Nisan 2026'da Antalya Diplomasi Forumu kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edilmişti.</p><p>Türkiye, "Tek Libya" politikası çerçevesinde Libya'nın birliği, bütünlüğü ve beraberliğinin korunmasına öncelik vererek, Libya'da kalıcı istikrarın tesisi ve sükunetin korunması için aktif çabalarını sürdürüyor. Bu yaklaşım temelinde Türkiye, Libya'da Batı, Doğu ve Güney arasında ayrım gözetmeksizin, tüm taraflarla diyaloğu sürdürürken ilişkilerini her alanda daha ileri taşımak için Libyalılarla birlikte çalışıyor.</p><p>Libya'da muteber, adil ve şeffaf seçimlerin düzenlenmesi yönündeki BM çabalarına destek vererek tüm Libyalı paydaşlar ve uluslararası toplumla işbirliği sergileyen Türkiye, Libya halkının hak ettiği müreffeh ve birleşik bir Libya hedefi doğrultusundaki siyasi çabalar kapsamında atılacak adımların, Libyalıların sahipliğinde ve öncülüğünde yürütülmesinin önemini vurguluyor.</p><p>Türkiye ayrıca, "Tek Libya" politikası çerçevesinde, askeri kurumların birleştirilmesi hedefine yönelik çabalarını da sürdürüyor. Bu kapsamda, Libya'nın batısı ve doğusundan unsurların 11 Nisan-21 Mayıs 2026 tarihlerinde düzenlenen EFES 2026 tatbikatına aktif katılım sağlaması, "bu yönde atılmış kayda değer bir adım" olarak değerlendiriliyor.</p><p><b>EKONOMİK İLİŞKİLER</b></p><p>İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025'te 3,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmişti. Libya, mevcut kırılgan koşullara rağmen Türk özel sektörü için önemli bir pazar olmayı sürdürüyor.</p><p>İkili ekonomik ilişkiler, başta müteahhitlik sektörü olmak üzere, çeşitli alanlarda da gelişmeye devam ediyor. Bu kapsamda, 24 Ocak 2026'da Libya'nın başkenti Trablus'ta "Türkiye-Libya 22. Karma Ekonomik Komisyon Toplantısı" düzenlenmişti.</p><p>Türk müteahhitlik sektörü ilk yurt dışı projesini 1972'de Libya'da üstlenmişti. Türk şirketleri Libya'da bugüne kadar 31 milyar dolar değerinde 633 projeye imza attı.</p><p>Libya, Türkiye'nin bu bakımdan en çok proje üstlendiği dördüncü ülke konumunda bulunuyor. Türk şirketlerinin Libya'da devam eden proje sayısı 40'tan fazlayken, bunların toplam bedeli 2,3 milyar doları aşıyor.</p><p>Türkiye ile Libya arasında her geçen gün gelişen ilişkiler, enerji sektöründe de yeni fırsatlar yaratıyor. Nitekim, Şubat 2026'da Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Libya'da 17 yıl aradan sonra düzenlenen ilk ruhsatlandırma ihalesinde iki petrol sahasını ortak işletmeye hak kazanmıştı. Söz konusu sahalara dair anlaşma, 15 Haziran 2026'da Trablus'ta imzalanmıştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/disisleri-bakani-fidandan-324_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287089</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ogretmenler-kalemleriyle-hikayelerini-yazacak-igederden-turkiye-genelinde-hikaye-yarismasi-287089</link>
      <pubDate>2026-08-11T11:11:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Öğretmenler kalemleriyle hikâyelerini yazacak: İGEDER'den Türkiye genelinde hikâye yarışması]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Öğretmenlerin mesleki birikimlerini, eğitim yolculuklarında yaşadıkları unutulmaz deneyimleri ve öğrencilerinin hayatlarında bıraktıkları izleri hikâyeler aracılığıyla geleceğe taşımayı amaçlayan “Bir Dokunuş, Bin Hayat: Öğretmen Hikâyeleri” yarışması başlıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Öğretmenler kalemleriyle hikâyelerini yazacak: İGEDER'den Türkiye genelinde hikâye yarışması]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><b>İs</b><b>tanbul Gönüllü Eğitimciler Derneği (İGEDER);</b> <b>Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi</b> iş  birliğiyle, öğretmenlerin mesleki birikimlerini, eğitim yolculuklarında  yaşadıkları unutulmaz deneyimleri ve öğrencilerinin hayatlarında bıraktıkları  izleri hikâyeler aracılığıyla geleceğe taşımayı amaçlayan "Bir Dokunuş,  Bin Hayat: Öğretmen Hikâyeleri" yarışması düzenliyor.</p><p class="MsoNormal">Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmî  ve özel eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlere açık olan yarışma,  öğretmenlik mesleğinin toplumsal değerini görünür kılmayı; eğitim sürecinde yaşanan  ilham verici hikâyeleri kayıt altına alarak kalıcı bir kültürel mirasa  dönüştürmeyi hedefliyor. Öğretmenlerin öğrencileriyle kurdukları güçlü bağları,  eğitim sürecinde karşılaştıkları zorlukları, meslek hayatlarında edindikleri  tecrübeleri ve topluma sundukları katkıları hikâye diliyle anlatmalarına imkân  sunan yarışma, eğitimin insan ve toplum üzerindeki dönüştürücü gücünü hikâyeler  aracılığıyla gelecek nesillere taşımayı amaçlıyor.</p><p class="MsoNormal">Yarışmaya katılacak eserlerin daha  önce herhangi bir mecrada yayımlanmamış ve ödül almamış olması gerekiyor. Her  katılımcı en fazla bir hikâyeyle başvurabilecek; eserlerin 3.500 kelimeyi  aşmaması ve yarışma şartnamesinde belirtilen yazım kurallarına uygun olarak  hazırlanması isteniyor.</p><p class="MsoNormal">Toplam ödül miktarıyla da dikkat çeken  yarışmada;</p><p class="MsoNormal">* <b>Birincilik Ödülü:</b> 100.000 TL</p><p class="MsoNormal">* <b>İkincilik Ödülü:</b> 80.000 TL</p><p class="MsoNormal">* <b>Üçüncülük Ödülü:</b> 60.000 TL</p><p class="MsoNormal">* <b>Mansiyon Ödülleri:</b> 15.000 TL</p><p class="MsoNormal">Başvurular <b>30 Ekim 2026</b>  tarihine kadar <b>ogretmenhikayeleri@igeder.org.tr</b> adresi üzerinden kabul  edilecek. Yarışmanın sonuçları ise <b>18 Kasım 2026</b> tarihinde kamuoyuyla  paylaşılacak. Ödül töreninin tarihi daha sonra ilan edilecek.</p><p class="MsoNormal">Yarışmanın seçici kurulunda İstanbul  Medeniyet Üniversitesi öğretim üyeleri <b>Prof. Dr. Ahmet Koçak</b>, <b>Doç.  Dr. Yunus Emre Özsaray</b> ve <b>Dr. Öğr. Üyesi Aykut Nasip Kelebek</b> ile  Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı <b>Mahmut Bıyıklı</b>,  şair-yazar <b>Zafer Acar</b> ve yazar <b>Zeki Bulduk</b> yer alıyor.</p><p class="MsoNormal">İGEDER, yarışmayla öğretmenlerin  yalnızca sınıflarda değil, kalemleriyle de topluma ilham veren yönlerini  görünür kılmayı; eğitim hayatına yön veren tecrübelerin edebî bir hafızaya  dönüşmesine katkı sunmayı amaçlıyor. Yarışma sonunda dereceye giren eserlerin  yanı sıra seçkin hikâyelerin bir araya getirilerek yayımlanması da  hedefleniyor.</p><p class="MsoNormal">Yarışmaya ilişkin ayrıntılı bilgi ve  başvuru şartlarına </p><p class="MsoNormal"><b>https://ogretmenhikayeleri.igeder.org.tr/</b>adresinden ulaşılabiliyor.</p><p class="MsoNormal">Yarışma ile ilgili gelişmeleri  İGEDER sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz. (Instagram Kullanıcı  Adı: igeder.org.tr )</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/whatsappimage2026081-1108202607262311.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/ogretmenler-kalemleriyle--221_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287088</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakanlik-ihbarlar-uzerine-harekete-gecti-yesilkoyde-denize-atik-su-desarji-iskiye-16-milyo-287088</link>
      <pubDate>2026-08-11T11:06:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakanlık ihbarlar üzerine harekete geçti! Yeşilköy'de denize atık su deşarjı: İSKİ'ye 1,6 milyon lira ceza]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Yeşilköy Balıkçı Barınağı'ndaki yağmur suyu hattından denize kaçak atık su deşarj ettiği tespit edilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı İSKİ'ye, Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içindeki kirlilik nedeniyle iki katı yaptırımla 1 milyon 678 bin TL ceza uyguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakanlık ihbarlar üzerine harekete geçti! Yeşilköy'de denize atık su deşarjı: İSKİ'ye 1,6 milyon lira ceza]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İstanbul İl müdürlüğü ekipleri, Yeşilköy Balıkçı Barınağı içerisinden denize atık su deşarjı yapıldığı yönündeki ihbarlar üzerine harekete geçti.</p><p>Farklı tarihlerde bölgede inceleme yapıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı İSKİ'ye ait olduğu belirlenen ve denize ulaşan 2 beton borunun çevresinde deniz suyunun renginin koyu olduğu ve yer yer renkli su girişlerinin bulunduğu belirlendi.</p><p>Yetkililerle yapılan görüşmeler ve daha önce kaydedilen görüntülerde de söz konusu borular aracılığıyla Marmara Denizi'ne koyu renkli, yağlı su akışının gerçekleştiği tespit edildi.</p><p>Söz konusu atık su/kaçak deşarjıyla ilgili Çevre Kanunu kapsamında İSKİ hakkında idari işlem başlatıldı.</p><p>Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içindeki kirlilik nedeniyle iki katı yaptırım uygulanarak İSKİ'ye 1 milyon 678 bin TL ceza verildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/bakanlik-ihbarlar-uzerine-295_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287086</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/gunun-manseti-24-tvde-basladi-287086</link>
      <pubDate>2026-08-11T11:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Günün Manşeti 24 TV'de başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[24 TV GYY Ömer Özkök ve Akşam Gazetesi Yazarı Murat Özer 'Günün Manşeti'nde 11 Ağustos 2026 Salı gündemini değerlendiriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Günün Manşeti 24 TV'de başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<div class="rich-text-live-tv"><div class="video-wrapper"></div></div><p>24 TV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkök ve Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç, Türkiye'nin ve dünyanın gündemini, gazetelere yansıyan haberleri, köşe yazılarını ve günün önemli gelişmelerini farklı bakış açılarıyla, çarpıcı analizlerle hafta içi her sabah "Günün Manşeti"nde değerlendiriyor. "Günün Manşeti" hafta içi her sabah saat 11.00'de canlı yayınla 24 TV'de ekrana geliyor.</p><p>24 TV GYY Ömer Özkök ve Akşam Gazetesi Yazarı Murat Özer 'Günün Manşeti'nde 11 Ağustos 2026 Salı gündemini değerlendiriyor.</p><p><b>Programdan önemli satır başları:</b></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/video-11082026c47964c7.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>24 TV GYY Ömer Özkök</b><b>:</b> Bu ülkede askere, "Kimin cumhurbaşkanı olmasını uygun görürsünüz?" diye sordular. Sonra da utanmadan, sıkılmadan demokrasi havarisiymiş gibi çoğulculuğu ve özgürlüğü savundular. Bu zihniyetlerinde en ufak bir pişmanlık ya da mahcubiyet olmadığını gördük.</p><p><i>Ayrıntılar geliyor...</i></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/gunun-manseti-24-tvde-bas-882_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287085</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/son-1-yilda-40-bin-kanser-hastasi-geri-odeme-kapsamindaki-immunoterapi-ilaclarindan-faydalandi-287085</link>
      <pubDate>2026-08-11T10:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Son 1 yılda 40 bin kanser hastası geri ödeme kapsamındaki immünoterapi ilaçlarından faydalandı]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, 2025 yılı temmuz ayında Sosyal Güvenlik Kurumu geri ödeme kapsamına alınan 5 immünoterapi ilacından 1 yılda 40 bin kanser hastasının faydalandığını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Son 1 yılda 40 bin kanser hastası geri ödeme kapsamındaki immünoterapi ilaçlarından faydalandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, geçen yıl temmuzda Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) geri ödeme kapsamına alınan 5 immünoterapi ilacından 1 yılda 40 bin kanser hastasının faydalandığını bildirdi.</p><p>Bakan Işıkhan, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, kanserle mücadele eden vatandaşların her zaman yanında olduklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:</p><p>"Geçtiğimiz yılın temmuz ayında, 25 farklı kanser türüne karşı kullanılan 5 immünoterapi ilacını Sosyal Güvenlik Kurumumuzun geri ödemesi kapsamına almıştık. Bu ilaçlardan son 1 yılda 40 bin kanser hastası vatandaşımız faydalandı. Vatandaşlarımızın tedavi imkanlarına ulaşmalarını kolaylaştırmak için gayretle çalışmaya devam edeceğiz."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/son-1-yilda-40-bin-kanser-215_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287079</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/emine-erdogana-dunya-ekonomik-forumundan-ozel-davet-new-yorktaki-liderler-toplantisinin-ac-287079</link>
      <pubDate>2026-08-11T10:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Emine Erdoğan'a Dünya Ekonomik Forumu'ndan özel davet: New York'taki liderler toplantısının açılışını yapacak]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dünya Ekonomik Forumu (WEF), Eylül ayında New York'ta gerçekleştirilecek Sustainable Development Impact Meetings 2026 kapsamında düzenlenecek üst düzey yuvarlak masa toplantısının açılış konuşmasını yapmak üzere Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'yi davet etti. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş da programda aktif rol üstlenecek.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Emine Erdoğan'a Dünya Ekonomik Forumu'ndan özel davet: New York'taki liderler toplantısının açılışını yapacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Dünyanın önde gelen ekonomik ve sürdürülebilirlik platformlarından Dünya Ekonomik Forumu (WEF), Eylül ayında New York'ta gerçekleştirilecek Sustainable Development Impact Meetings 2026 kapsamında düzenlenecek üst düzey yuvarlak masa toplantısının açılış konuşmasını yapmak üzere Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'yi davet etti. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş da programda aktif rol üstlenecek.</p><p>Dünya Ekonomik Forumu Başkanı tarafından iletilen özel davet kapsamında Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi, "Meeting of the Circular Economy Transformation Community" başlıklı toplantıda "Firestarter & Special Remarks" oturumunda açılış konuşmasını gerçekleştirecek.</p><p>Katılım 25 Üst Düzey Liderle Sınırlı Katılımın yaklaşık 25 üst düzey liderle sınırlandırıldığı toplantı, küresel ölçekte döngüsel ekonominin dönüşümünü şekillendiren aktörleri bir araya getirecek. Programda sanayi rekabetçiliği, tedarik zincirlerinin dayanıklılığı, kaynak güvenliği ve sürdürülebilir büyüme başlıkları, döngüsel ekonomi perspektifinden ele alınacak.</p><p>Sıfır Atık Vizyonu Küresel Liderler Masasında Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi, yaklaşık 20 dakika sürecek hitabında, Türkiye'nin dünyaya örnek teşkil eden Sıfır Atık Hareketi deneyiminden hareketle döngüsellik, kaynakların verimli kullanımı ve sıfır atık yaklaşımına ilişkin küresel ölçekte önem taşıyan mesajlar verecek.</p><p>Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin, sürdürülebilir bir gelecek için döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılmasına ve atık oluşumunun kaynağında önlenmesine yönelik Türkiye'nin tecrübesini paylaşması bekleniyor.</p><p>Toplantının moderatörlüğünü, Dünya Ekonomik Forumu Seçkin Üyesi ve IKEA Foundation Kıdemli Danışmanı Jesper Brodin üstlenecek. Programın kapanış konuşmasını ise Avrupa Komisyonu Çevre, Su Dayanıklılığı ve Rekabetçi Döngüsel Ekonomi Komiseri Jessika Roswall gerçekleştirecek.</p><p>COP31'in Küresel Dönüşüme Katkısı Ele Alınacak Dünya Ekonomik Forumu bünyesindeki Nature and Climate Centre (Doğa ve İklim Merkezi) ile Advanced Manufacturing and Supply Chains Centre ((Gelişmiş Üretim ve Tedarik Zincirleri Merkezi) tarafından organize edilen toplantıda, döngüsel ekonomi gündeminin yanı sıra CBD COP17, COP31 ve Küresel Plastik Anlaşması (INC 5.4) süreçlerinin küresel döngüsel ekonomi politikalarının geliştirilmesine sağlayabileceği katkılar da değerlendirilecek.</p><p>Murat Kurum Liderliğinde Türkiye'de Düzenlenecek COP31 Öne Çıkan Başlıklardan Olacak Toplantının Türkiye açısından öne çıkan başlıklarından birini ise COP31 oluşturacak. Türkiye'de 9-20 Kasım'da Antalya'da, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum'un liderliğinde gerçekleşecek COP31 sürecinin; sanayinin karbonsuzlaşması, rekabetçiliğin güçlendirilmesi, kaynak verimliliğinin artırılması ve döngüsel ekonomi çözümlerinin küresel ölçekte yaygınlaştırılması bakımından ortaya koyabileceği fırsatlar ele alınacak.</p><p>Samed Ağırbaş da Aktif Rol Üstlenecek Bu kapsamda Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş da programda aktif rol üstlenecek. Ağırbaş, "Building Competitive, Low-Carbon Industries" başlıklı çalışma masasının kamu sektörü lideri olarak COP31'in düşük karbonlu ve rekabetçi sanayi politikalarına, döngüsel ekonomi çözümlerinin ölçeklendirilmesine ve uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesine yönelik katkılarını katılımcılarla paylaşacak.</p><p>Sıfır Atık Vakfı ile WEF İş Birliğinde Yeni Adım Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'ye yöneltilen davet, aynı zamanda Sıfır Atık Vakfı ile Dünya Ekonomik Forumu arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi açısından önemli bir adım niteliği taşıyor.</p><p>Bakanlar Kurum, Kacır ve Bayraktar'ın da Toplantıya Katılması Bekleniyor New York'taki programa Türkiye'den üst düzey kamu temsilcilerinin de katılım göstermesi bekleniyor. Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın toplantıya katılması öngörülüyor.</p><p>Türkiye'nin Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Deneyimi Uluslararası Gündemde Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin Dünya Ekonomik Forumu tarafından böylesine sınırlı katılımlı ve üst düzey bir toplantının açılış konuşmasına davet edilmesi; Türkiye'nin sıfır atık ve döngüsel ekonomi alanında ortaya koyduğu yaklaşımın uluslararası platformlardaki görünürlüğü açısından önem taşıyor.</p><p>Davetin, Türkiye'nin COP31 Başkanlığı sürecinde sıfır atık, kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi alanlarında geliştirdiği politikaların küresel kamuoyuyla paylaşılmasına; kamu, özel sektör, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.</p><p>Sıfır Atık Vakfı, küresel ölçekte sürdürülebilir üretim ve tüketim modellerinin güçlendirilmesi, kaynakların korunması ve döngüsel ekonomiye geçişin hızlandırılması amacıyla uluslararası paydaşlarla iş birliklerini geliştirmeyi sürdürüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/emine-erdogana-dunya-ekon-168_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287078</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/fenerbahce-otobusune-saldiri-dosyasinda-yeni-gelisme-bakan-gurlek-duyurdu-5-supheliye-operasyon-287078</link>
      <pubDate>2026-08-11T10:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Fenerbahçe otobüsüne saldırı dosyasında yeni gelişme! Bakan Gürlek duyurdu: 5 şüpheliye operasyon]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, Fenerbahçe Futbol A Takımı'na 4 Nisan 2015'te Trabzon'da gerçekleştirilen silahlı saldırıya yönelik dosyada HTS ve baz istasyonu analizi doğrultusunda 5 şüpheliye operasyon düzenlendiğini bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Fenerbahçe otobüsüne saldırı dosyasında yeni gelişme! Bakan Gürlek duyurdu: 5 şüpheliye operasyon]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, ülke vicdanında yara bırakan olayların aydınlatılması ve adaletin eksiksiz şekilde tecelli etmesi için çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini belirtti.</p><p>Fenerbahçe Spor Kulübü futbol takımını taşıyan otobüse 4 Nisan 2015'de Trabzon'da gerçekleştirilen silahlı saldırının hafızalardaki yerini koruduğunu ifade eden Gürlek, otobüs şoförünün ağır yaralandığı, futbolcuların ve kulüp görevlilerinin büyük bir tehlike atlattığı bu saldırının milletin vicdanında bir yara olarak kaldığını belirtti.</p><p>Gürlek, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının çalışmaları kapsamında dosyanın yeniden ele alındığını hatırlatarak, yeni teknolojik imkanlar ve güncel inceleme yöntemleri kullanılarak bütün delillerin tekrar değerlendirildiğini ifade etti.</p><p>Gürlek, şunları kaydetti:</p><p>"Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturma kapsamında yapılan yeni HTS ve baz istasyonu analizlerinden elde edilen delil ve bulgular doğrultusunda, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğümüzce bu sabah 5 şüpheliye yönelik operasyon gerçekleştirilmiş, şüphelilerin adreslerinde arama ve el koyma işlemleri ile gerekli adli işlemler başlatılmıştır. Bu soruşturmanın tek amacı, 11 yıl önce gerçekleştirilen bu menfur saldırının arkasındaki kişi veya kişileri somut delillerle ortaya çıkarmaktır. Hangi takıma, hangi sporcuya veya hangi taraftar grubuna yönelirse yönelsin, spor alanındaki şiddete karşı tavrımız nettir.</p><p>Bu vesileyle Ceza İşleri Genel Müdürlüğümüze, özellikle Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımıza, soruşturmayı titizlikle yürüten Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığımıza, görev alan Cumhuriyet savcılarımıza, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğümüze ve emeği geçen tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum. Türk futbol camiasının ve milletimizin yıllardır cevabını beklediği soruların aydınlatılması için süreci sonuna kadar takip edeceğiz. Ne herhangi bir kişi veya topluluğun haksız yere töhmet altında bırakılmasına ne de herhangi bir saldırının faili meçhul kalmasına izin vermeyeceğiz."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/fenerbahce-otobusune-sald-805_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287077</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/6-ilde-vize-cetesine-operasyon-28-milyar-tllik-para-trafigi-saptandi-bakan-gurlek-duyurdu-287077</link>
      <pubDate>2026-08-11T10:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[6 ilde vize çetesine operasyon: 2,8 milyar TL'lik para trafiği saptandı! Bakan Gürlek duyurdu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Bakan Gürlek, vize danışmanlığı adı altında faaliyet göstererek çevrim içi randevu sistemlerine yazılımlarla eriştikleri ve vatandaşlardan yüksek tutarlarda ücret tahsil ettikleri belirlenen yapılara yönelik 6 ilde operasyon düzenlendiğini bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[6 ilde vize çetesine operasyon: 2,8 milyar TL'lik para trafiği saptandı! Bakan Gürlek duyurdu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabında yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının güçlü koordinasyonuyla suç ve suçlularla mücadeleyi sürdürdüklerini, Cumhuriyet başsavcılıkları, kolluk kuvvetleri ve ilgili kamu kurumlarının omuz omuza çalıştıklarını belirtti.</p><p>Vatandaşların mağduriyetine yol açan, haksız kazanç sağlamayı amaçlayan ve kişisel verileri hukuka aykırı şekilde kullandığı değerlendirilen yapılara karşı tavizsiz mücadele ettiklerini vurgulayan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca koordine edilen soruşturmada, İstanbul İl Jandarma Komutanlığınca vize danışmanlığı adı altında faaliyet gösteren bazı kişi ve şirketlerin, konsolosluklarla yetkili aracı kurumların çevrim içi randevu sistemlerine "bot" olarak tabir edilen yazılımlar aracılığıyla erişerek randevuları toplu şekilde aldıkları ve vatandaşların doğrudan randevu almasını fiilen imkansız hale getirdiklerinin araştırıldığını aktardı.</p><p>Bakan Gürlek, şunları kaydetti:</p><p>"Soruşturma kapsamında belirli sürelerde vize veya randevu temin etme garantisi verilerek vatandaşlardan 'yazılım', 'danışmanlık' ve 'hizmet bedeli' adı altında yüksek tutarlarda para tahsil edildiği, taahhüt edilen hizmetlerin yerine getirilmediği hallerde ücret iadelerinin yapılmadığı ve başvuru sahiplerine ait kişisel verilerin özel dijital sistemlere aktarıldığı yönünde önemli bulgular elde edilmiştir. Hazine ve Maliye Bakanlığımız Vergi Denetim Kurulu Başkanlığınca yapılan incelemelerde Ocak 2024-Temmuz 2026 döneminde soruşturmaya konu şirket yapılanmalarına ait hesaplarda 2 milyar 841 milyon lirayı aşan para hareketi bulunduğu ve 41 bini aşkın kişiden yaklaşık 918 milyon lira tahsil edildiği tespit edilmiştir. Tahsilatların önemli bir bölümünün şirket ortakları ve çalışanlarının hesaplarına yönlendirildiği yoğun nakit, kripto varlık ve kıymetli maden hareketleri bulunduğu belirlenmiştir. Bu kapsamda bugün İstanbul, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa ve İzmir'de 63 adrese eş zamanlı operasyon düzenlenmiş 49 şüphelinin yakalanmasına yönelik adli işlemler gerçekleştirilmiştir. Aramalarda ele geçirilen dijital materyaller ve belgeler üzerindeki incelemeler devam etmektedir.</p><p>Soruşturmayı titizlikle yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımıza, İstanbul İl Jandarma Komutanlığımıza operasyonlarda ve soruşturmada görev alan Cumhuriyet savcılarımıza, jandarma mensuplarımıza, Hazine ve Maliye Bakanlığımızın ilgili birimlerine ve emeği geçen tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızın yetkili kurumların sunduğu hizmetlere erişimini engelleyip bunu haksız kazanç kapısına dönüştürmeye çalışan yapılara karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. İnsanlarımızın emeğini, parasını ve kişisel verilerini istismar eden hiçbir girişimin adaletten kaçmasına müsaade etmeyeceğiz."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/6-ilde-vize-cetesine-oper-808_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287074</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/uzmanlardan-beyin-sagligi-icin-hareketsizlik-uyarisi-287074</link>
      <pubDate>2026-08-11T10:03:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan beyin sağlığı için hareketsizlik uyarısı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'de yapılan araştırmalar, uzun süreli hareketsizliğin beyin sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkiler yarattığını ortaya koydu. Uzmanlar, oturarak geçirilen saatlerin beyin kimyasını ve hafızayı olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor. Beyin sağlığı için günlük hareketin ve kısa molaların önemi vurgulanıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uzmanlardan beyin sağlığı için hareketsizlik uyarısı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri'nde yetişkinlerin büyük bir kısmının günde 9,5 saatten fazla oturarak zaman geçirdiği tespit edildi. Uzmanlar, bu hareketsiz yaşam tarzının beyin sağlığı üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu belirtiyor. Özellikle hafıza, ruh hali ve odaklanma gibi bilişsel fonksiyonların, uzun süreli oturma alışkanlığı nedeniyle olumsuz etkilendiği vurgulanıyor. Beyin sağlığını korumak için gün içinde kısa hareket molalarının ve düzenli egzersizin hayati önem taşıdığı ifade ediliyor.</p><h3>Dr. Parulekar: 'Uzun süre oturmak beyin kimyasını bozuyor'</h3><p>Hackensack Üniversitesi Tıp Merkezi Hafıza Kaybı ve Beyin Sağlığı Merkezi'nin yaşlılık uzmanı Dr. Manisha Parulekar, hareketsizliğin beyin kan akışını azalttığını belirtiyor. Dr. Parulekar, "Bir kişi, uyanık olduğu saatlerin çoğunu oturarak geçirirse, beyne giden oksijen ve besin miktarında düşüş yaşanır. Bu durum, serotonin ve dopamin gibi ruh halini düzenleyen kimyasalların üretiminde azalmaya yol açabilir" diyor. Hareketsizliğin kısa vadede kişide yorgunluk, düşük enerji ve motivasyon eksikliği oluşturduğunu, odaklanma sorunlarına neden olduğunu aktaran Parulekar, bu etkilerin hareketle birlikte genellikle düzeldiğini belirtiyor. Ancak uzun vadede, alışkanlık haline gelen oturma, hafıza kaybı, bilişsel gerileme ve hatta demans riskinde artışa yol açabiliyor. ABD'de yetişkinlerin yarısından fazlasının günde yaklaşık 10 saatini hareketsiz geçirdiği göz önüne alındığında, bu durumun toplumsal bir sorun haline geldiği vurgulanıyor. Dr. Parulekar, "Bir gün hareketsiz kalmak büyük bir tehdit oluşturmasa da, sürekli oturmak beyin sağlığını ciddi şekilde zedeleyebilir" ifadelerini kullanıyor.</p><h3>Dr. Perlmutter: 'Hareket, beynin savunma sistemi için kritik'</h3><p>New York Times'ın çok satan yazarlarından ve nörolog Dr. David Perlmutter ise, hareketin beynin bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Dr. Perlmutter, "Fiziksel aktivite, mikroglia adı verilen ve beynin savunma mekanizmasında görevli hücrelerin sağlıklı çalışmasını destekler" diyor. Mikroglia hücrelerinin metabolik durumunun, beyin iltihabının ve nörodejeneratif hastalıkların ortaya çıkmasında belirleyici rol oynadığını belirten Perlmutter, düzenli egzersizin bu süreci olumlu yönde etkilediğini vurguluyor. Özellikle Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklarda mikroglia kaynaklı iltihabın merkezi bir rol oynadığını, hareketli yaşamın ise bu riski azaltabileceğini aktarıyor. Perlmutter, "Egzersiz sadece kalori yakmak anlamına gelmiyor; aynı zamanda nöroplastisiteyi artırıyor, beyin kan akışını yükseltiyor ve mitokondri sağlığını destekliyor" diyerek, beyin sağlığı için hareketin vazgeçilmez olduğunu ifade ediyor. Ayrıca, düzenli fiziksel aktivitenin depresyon ve anksiyete riskini düşürdüğüne dair bilimsel kanıtların da her geçen gün arttığını belirtiyor.</p><h3>Hareketsiz yaşam tarzı zihinsel sağlığı tehdit ediyor</h3><p>Uzmanlar, uzun süre hareketsiz kalmanın zihinsel sağlık üzerinde de önemli etkiler yarattığını bildiriyor. Özellikle depresyon ve anksiyete gibi ruhsal sorunların, oturarak geçirilen zaman arttıkça daha sık görüldüğü belirtiliyor. Yapılan meta-analizler, günün büyük bölümünü hareketsiz geçiren bireylerde anksiyete semptomlarının daha fazla ortaya çıktığını gösteriyor. Ancak, hareketsizlik ile ruhsal sorunlar arasındaki ilişkinin yönü kesin olarak belirlenmiş değil; yani hareketsizlik anksiyeteye yol açabileceği gibi, anksiyete de bireyleri daha az hareket etmeye itebiliyor. Her iki durumda da, düzenli hareketin ruh halini iyileştirici etkileri olduğu ve duygusal dengeyi desteklediği bilimsel olarak ortaya konmuş durumda. Uzmanlar, hareketin profesyonel tedavinin yerini almadığını, ancak destekleyici bir unsur olarak önemli katkı sağladığını belirtiyor.</p><h3>Beyin sağlığını korumak için küçük hareketler büyük fark yaratıyor</h3><p>Günlük yaşamda küçük hareketlerle beyin sağlığını desteklemek mümkün. Uzmanlar, uzun süreli oturmaların arasına kısa yürüyüşler veya esneme hareketleri eklemenin, beyin fonksiyonlarını korumada etkili olduğunu söylüyor. Dr. Perlmutter, "Bir saat boyunca masa başında oturduktan sonra birkaç dakika ayağa kalkıp hareket etmek, günün sonunda büyük fark yaratır" diyor. Yürüyüş yapmak, merdiven kullanmak, önemli telefon görüşmelerini ayakta yapmak gibi basit alışkanlıklar, günlük hareket miktarını artırmada etkili yöntemler arasında yer alıyor. Dr. Parulekar ise, "Köpekle kısa bir yürüyüşe çıkmak, bahçede çalışmak veya evde kısa egzersizler yapmak bile beyin sağlığına katkı sağlar" ifadelerini kullanıyor. Ayrıca, gün boyunca 10 dakikalık yürüyüşlerin bile odaklanmayı ve ruh halini iyileştirdiği vurgulanıyor. Hareketi keyifli ve sürdürülebilir hale getirmek için, bireylerin kişisel ilgi alanlarına uygun aktiviteler seçmesi öneriliyor.</p><h3>Yapılandırılmış egzersiz programları beyin sağlığını destekliyor</h3><p>Uzmanlar, sadece günlük hareketlerin değil, düzenli ve yapılandırılmış egzersiz programlarının da beyin sağlığı üzerinde olumlu etkiler yarattığını belirtiyor. Egzersiz sırasında beyinde BDNF (Beyin Türevli Nörotrofik Faktör) seviyesinin yükseldiği, nöroplastisitenin arttığı ve kan akışının iyileştiği ifade ediliyor. Dr. Parulekar, yetişkinlerin haftada en az 150 dakika orta düzeyde fiziksel aktivite veya 75 dakika yüksek yoğunluklu egzersiz yapmasını öneriyor. Bu hedeflere ulaşmak için, hareketi gün içine yaymak ve haftada iki gün direnç antrenmanları eklemek tavsiye ediliyor. Uzmanlar, "Egzersiz, beynimizin şu anda ve ilerleyen yaşlarda nasıl çalışacağını belirleyen en önemli faktörlerden biri" değerlendirmesinde bulunuyor. Yapılandırılmış egzersiz programları, hafıza, dikkat ve genel bilişsel performansı güçlendirmede önemli rol oynuyor.</p><h3>Hareketli yaşam tarzı ile beyin sağlığını korumak mümkün</h3><p>Sonuç olarak, hareketsiz yaşam tarzı, hem beyin sağlığı hem de genel ruh hali üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor. ABD'de yapılan araştırmalar, yetişkinlerin büyük kısmının uzun süre oturarak geçirdiği saatlerin, hafıza kaybı ve bilişsel gerileme riskini artırdığını gösteriyor. Uzmanlar, gün içine kısa hareket molaları eklemenin, yürüyüş ve esneme gibi basit egzersizlerle beyin sağlığını desteklemenin önemine dikkat çekiyor. Düzenli egzersiz ve aktif yaşam tarzı, beyin kimyasını dengeliyor, ruh halini iyileştiriyor ve nörolojik hastalıkların önlenmesine katkı sağlıyor. Hareketli bir yaşam tarzı benimseyerek, hem zihinsel hem de fiziksel sağlığınızı uzun vadede koruyabilirsiniz.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/uzmanlardan-beyin-sagligi-753_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287073</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kiyamet-elmasi-yontemiyle-4-adimda-daginikliga-son-287073</link>
      <pubDate>2026-08-11T10:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kıyamet elması yöntemiyle 4 adımda dağınıklığa son]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Kıyamet elması yöntemi, evlerde biriken dağınıklığın üstesinden gelmek isteyenler için yeni bir çözüm sunuyor. Caroline Solomon ve Gretchen Moen gibi profesyonel düzenleyiciler, bu yöntemin özellikle karmaşık yığınları yönetilebilir hale getirdiğini belirtiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kıyamet elması yöntemiyle 4 adımda dağınıklığa son]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kıyamet elması yöntemi, evdeki karmaşık ve göz korkutan yığınları kolayca yönetmek isteyenler için son dönemde önemli bir çözüm olarak öne çıkıyor. Profesyonel düzenleme uzmanları Caroline Solomon ve Gretchen Moen, bu yöntemin, dağınıklıkla mücadele eden bireylerin hayatını kolaylaştırdığını vurguluyor. Özellikle oturma odası, mutfak ya da girişte biriken dağınıklıklar, kıyamet elması yöntemiyle kısa sürede kontrol altına alınabiliyor. Uzmanlara göre, anahtar kelime olan 'kıyamet elması', sadece eşyaların rastgele taşınmasını değil, aynı zamanda onları kategorilere ayırarak gerçek bir düzen sağlanmasını ifade ediyor.</p><h3>Caroline Solomon: 'Kıyamet elması yöntemiyle dağınıklık tarihe karışıyor'</h3><p>Ev düzenleme uzmanı Caroline Solomon, kıyamet elması yönteminin dağınıklığı sadece bir kutuya doldurup unutmak anlamına gelmediğini belirtiyor. Solomon, 'kıyamet' kelimesinin, eşyaların bir kutu ya da kaseye gelişigüzel atıldığı ve sonrasında tamamen gözden çıkarıldığı durumları tanımladığını söylüyor. Ancak kıyamet elması yöntemiyle, bu yığınlar dört ana kategoriye ayrılıyor: çöp, bir evi olan eşyalar, bir evi olmayan eşyalar ve eylem gerektiren eşyalar. Solomon, bu yöntemin özellikle kolayca dikkati dağılan kişilerde etkili olduğunu, çünkü kişiyi tek bir noktada tutarak sürecin verimliliğini artırdığını vurguluyor. Ayrıca, kıyamet elması yöntemiyle yığınlar küçük ve yönetilebilir gruplara bölünüyor, bu da kişilerin üzerindeki baskıyı azaltıyor. Solomon, yöntemin ev sahiplerine net bir yol haritası sunduğunu ve düzenleme sürecini daha uygulanabilir kıldığını ifade ediyor. Anahtar kelime olan kıyamet elması, bu noktada hem teknik hem de psikolojik bir rahatlama aracı olarak öne çıkıyor.</p><h3>Gretchen Moen: 'Kıyamet elması yöntemiyle yığınlar anlam kazanıyor'</h3><p>Cut the Clutter RVA'dan Gretchen Moen ise kıyamet elması yönteminin, yalnızca yığınları ayırmakla kalmayıp, aynı zamanda evde hangi eşyaların gerçekten tutulması gerektiği konusunda da karar vermeyi teşvik ettiğini belirtiyor. Moen, özellikle eylem gerektiren eşyaların ekstra adımlar istediğini, örneğin yıkanması gereken kıyafetler veya okunacak postaların bu kategoriye girdiğini açıklıyor. Ona göre, kıyamet elması yöntemi, kişilerin birikmiş dağınıklığı hızlıca analiz etmesini ve hangi eşyaların evde kalması gerektiğine dair gerçekçi seçimler yapmasını sağlıyor. Moen, her şeyin çöp kategorisine atılamayacağını, bazı eşyaların bağışlanabileceğini veya geri dönüştürülebileceğini hatırlatıyor. Bu yaklaşım, kıyamet elması yönteminin sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda açısından da değerli olduğunu gösteriyor. Moen, kıyamet elması yönteminin, yalnızca eşyaların yerini değiştirmekten ibaret olmadığını, aynı zamanda evde kalıcı bir düzenin temelini attığını vurguluyor.</p><h3>Kıyamet elması yöntemini uygulamak için uzmanlardan altın öneriler</h3><p>Kıyamet elması yöntemini etkili şekilde hayata geçirmek isteyenler için Solomon ve Moen'in önerileri dikkat çekiyor. Solomon, büyük alanlarda başlamak yerine küçük bir yığınla işe başlamanın motivasyonu artırdığını belirtiyor. Örneğin, mutfaktaki dağınık çekmece ya da çantadaki rastgele eşyalar, kıyamet elması yöntemiyle kısa sürede düzene kavuşabiliyor. Moen ise, kategorilere ayırmadan önce her eşya için "Buna gerçekten ihtiyacım var mı?" sorusunun sorulmasını öneriyor. Bu sayede, gereksiz eşyalar evde yer kaplamıyor ve yaşam alanı daha işlevsel hale geliyor. Solomon, dikkat dağınıklığı yaşayanlar için 15 dakikalık zamanlayıcı kullanmanın odaklanmaya yardımcı olacağını vurguluyor. Ayrıca, Moen'in çıkış stratejisi önerisiyle, çöp dışında kalan eşyaların bağışlanması veya satılması, evdeki gereksiz yığının azalmasına katkı sağlıyor. Uzmanlara göre, kıyamet elması yöntemiyle sadece dağınıklık değil, aynı zamanda evin genel yaşam kalitesi de yükseliyor.</p><h3>Kıyamet elması ile evde kalıcı düzenin anahtarı</h3><p>Kıyamet elması yönteminin başarısı, yalnızca eşyaların kategorilere ayrılmasıyla sınırlı kalmıyor. Uzmanlar, bu yöntemin evde sürdürülebilir bir düzen oluşturmak için güçlü bir başlangıç noktası olduğunu belirtiyor. Özellikle, kıyamet elması yöntemiyle başlayan düzenleme alışkanlığı, zamanla evin tüm alanlarına yayılabiliyor ve bireylerin yaşam kalitesini artırıyor. Solomon ve Moen'in altını çizdiği gibi, her eşyanın evde bir anlamı ve işlevi olması, gereksiz yüklerden arınmayı sağlıyor. Kıyamet elması, yalnızca geçici bir çözüm değil, aynı zamanda evde kalıcı değişim yaratmayı hedefleyen bir yaklaşım olarak öne çıkıyor. Bu yöntemle, ev sahipleri hem fiziksel hem de zihinsel olarak ferahlık hissi yaşıyor ve yaşam alanlarında kontrolü yeniden ele alıyor.</p><p>Kıyamet elması yöntemi, evdeki dağınıklığı yönetmek isteyenler için pratik, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. Uzmanların önerileriyle desteklenen bu yöntem, hem küçük hem de büyük yığınlarda etkili sonuçlar veriyor. Ev sahipleri, kıyamet elması ile sadece düzenli bir yaşam alanı değil, aynı zamanda daha huzurlu ve verimli bir yaşam biçimi de elde edebiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/kiyamet-elmasi-yontemiyle-728_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287072</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/uzmanlar-tek-tek-acikladi-az-ilgiyle-renkli-bahce-saglayan-5-bitki-287072</link>
      <pubDate>2026-08-11T10:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uzmanlar tek tek açıkladı! Az ilgiyle renkli bahçe sağlayan 5 bitki]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Bahçecilik uzmanları, sezon boyunca budama gerektirmeyen ve düşük bakım isteyen 5 periyodik bitkiyi açıkladı. Kedi nanesi, gayret çiçeği, civanperçemi, rus adaçayı ve rozanne turnagagası', zahmetsiz renk isteyenler için öne çıkıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uzmanlar tek tek açıkladı! Az ilgiyle renkli bahçe sağlayan 5 bitki]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahçecilik uzmanları, sezon boyunca sürekli budama gerektirmeyen ve düşük bakım isteyen beş periyodik bitkiyi açıkladı. Kedi nanesi, gayret çiçeği, civanperçemi (kırlangıç otu), Rus adaçayı ve rozanne turnagagası' gibi bitkiler, yoğun bakıma zaman ayıramayan ancak bahçesinde canlı renkler görmek isteyenler için ideal seçenekler arasında yer alıyor. Bu bitkiler, hem uzun süreli çiçeklenme sunuyor hem de zararlılara ve kuraklığa karşı dayanıklı yapılarıyla öne çıkıyor. Uzmanlar, bu bitkileri tercih edenlerin, sezon boyunca zahmetsizce renkli ve sağlıklı bir bahçeye sahip olabileceğini belirtiyor.</p><h3>Kedi nanesi ve gayret çiçeği ile zahmetsiz bahçeler</h3><p>Kedi nanesi, mor tonlardaki çiçekleri ve dayanıklı yapısıyla bahçelerde sıkça tercih edilen bir periyodik bitki olarak öne çıkıyor. Bahçecilik uzmanı Angelika Zaber, bu bitkinin sezonun ilk çiçeklenmesinden sonra yalnızca hafif bir budama ile ikinci bir çiçek dalgası oluşturabileceğini söylüyor. Ayrıca kedi nanesi, gübreye ihtiyaç duymadan gelişiyor ve zararlılar ile geyiklere karşı direnç gösteriyor. Yalnızca uzun süreli kuraklık dönemlerinde sulama gerektiren bu bitki, kır evi estetiğini zahmetsizce yakalamak isteyenler için öneriliyor. Gayret çiçeği ise kırmızı, turuncu ve sarı renklerdeki canlı çiçekleriyle erken yazdan sonbahara kadar bahçelere enerji katıyor. Zaber, bu bitkinin de budama olmadan gelişmeye devam ettiğini, sıcaklık ve kuraklığa karşı dayanıklı yapısıyla özellikle sıcak iklimlerde avantaj sağladığını vurguluyor. Çiçeklenme dönemi sona erdiğinde sapların tamamen kesilmesi ve kuraklıkta sulanması, gayret çiçeğinin sağlıklı kalmasını destekliyor.</p><h3>Civanperçemi, Rus adaçayı ve rozanne turnagagası ile düşük bakım avantajı</h3><p>Civanperçemi, yani kırlangıç otu, bahçelerde bakım zahmetini en aza indiren periyodik bitkilerden biri olarak biliniyor. Solmuş çiçekleri yerinde kuruyarak görsel bir ilgi oluşturuyor ve budama gerektirmiyor. Zaber, civanperçeminin kuraklığa dayanıklı yapısı ve polinatör dostu özellikleriyle, fakir topraklarda dahi sağlıklı biçimde yetişebileceğini aktarıyor. Tam güneş alan bir noktaya dikildiğinde, yalnızca aşırı kuru dönemlerde sulama yeterli oluyor. Rus adaçayı ise mavi tonlardaki yüksek çiçekleriyle dikkat çekiyor ve yazdan sonbahara kadar çiçek açıyor. Peyzaj tasarımcısı Ward Dilmore, Rus adaçayı'nın budama gerektirmeden sezon boyunca görkemli bir görüntü sunduğunu belirtiyor. Bu bitki, karışık çiçek bahçelerinde ya da periyodik bahçelerin arka planında tercih edilebiliyor. Son olarak, rozanne turnagagası türü, yayılmacı yapısıyla bahçelere canlılık ve hareket katıyor. Chicago Botanik Bahçesi'nden Jacob Burns, bu bitkinin yeni çiçeklerinin sürekli eski çiçeklerin yerini aldığını ve budama olmadan da estetik bir görünüm sunduğunu ifade ediyor. Geç bahardan ilk dona kadar çiçeklenmesini sürdüren rozanne turnagagası, geniş alanlarda sınırları yumuşatmak veya duvarlardan zarifçe sarkmak için ideal bir seçenek sunuyor.</p><p>Bahçecilik uzmanları, bu beş periyodik bitkinin sezon boyunca zahmetsiz renk isteyenler için önemli bir avantaj sağladığını ve düşük bakım isteyen bahçelerde tercih edilmesinin verimlilik ve estetik açıdan büyük kolaylık sunduğunu vurguluyor. Doğru dikim ve az miktarda sulama ile bu bitkiler, yoğun bakım gerektirmeden yıl boyunca bahçelerde canlılık ve güzellik sağlıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/uzmanlar-tek-tek-acikladi-698_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287071</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kolombiyadaki-74luk-depremde-bilanco-agirlasiyor-ulusal-felaket-ilan-edildi-287071</link>
      <pubDate>2026-08-11T09:48:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kolombiya'daki 7,4'lük depremde bilanço ağırlaşıyor! Ulusal felaket ilan edildi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Kolombiya'nın batısında meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki deprem, Pereira ve Chocó başta olmak üzere birçok şehirde büyük yıkıma yol açtı. Resmî rakamlara göre en az 132 kişi yaşamını yitirdi, 480'den fazla kişi yaralandı ve 1.500'den fazla ev hasar gördü. Ülke genelinde acil durum ilan edilirken, ölü sayısının artmasından endişe ediliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kolombiya'daki 7,4'lük depremde bilanço ağırlaşıyor! Ulusal felaket ilan edildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kolombiya'nın batısında Chocó eyaletinde sabah saatlerinde meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki deprem, ülke genelinde derin bir şok ve endişe yarattı. Yerel saatle 07:34'te gerçekleşen sarsıntı, başta Pereira olmak üzere Valle del Cauca, Manizales ve Cali gibi birçok şehirde ciddi hasara yol açtı. Kolombiya Jeolojik Hizmeti'nin aktardığına göre, depremin merkez üssü San José del Palmar köyü yakınlarında ve 103 kilometre derinlikteydi. Şimdiye kadar en az 132 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi; yetkililer ölü sayısının artabileceği uyarısında bulunuyor. Binlerce evin ve onlarca binanın yıkıldığı depremde, yüzlerce kişi yaralandı, yüzlerce kişi ise hâlâ enkaz altında olabilir. Ülke genelinde acil durum ilan edilirken, Kolombiya Cumhurbaşkanı Abelardo de la Espriella, ulusal felaket durumu kapsamında özel yetkiler devreye aldı.</p><h3>Pereira ve Chocó'da yıkım: 65 bina çöktü, onlarca kişi enkaz altında</h3><p>Deprem, özellikle Kolombiya'nın kahve üretim merkezlerinden Pereira şehrinde büyük yıkıma neden oldu. Yerel yetkililer, Pereira'da en az 40 kişinin yaşamını yitirdiğini, 65 binanın tamamen çöktüğünü ve bu binalardan 15'inde hâlâ insanların mahsur kaldığını açıkladı. Şehirdeki ana meydanlardan Plaza Bolívar'da bir binanın tamamen yıkılması, olayın boyutunu gözler önüne serdi. BBC tarafından doğrulanan görüntülerde, meydanda toz bulutları ve moloz yığınları dikkat çekiyor. Şehir genelinde 05:00'e kadar sokağa çıkma yasağı uygulandı. Chocó eyaletinde ise merkez üssüne en yakın olan San José del Palmar köyünde mucizevi şekilde ölü veya yaralı olmadığı bildirildi. Ancak ulaşım yollarındaki ciddi hasar, arama kurtarma çalışmalarını zorlaştırıyor.</p><h3>Cali ve Manizales'de depremin etkisi: Yüzlerce yaralı, binalarda ağır hasar</h3><p>Pereira'nın yaklaşık 160 kilometre güneyinde bulunan Cali şehrinde de deprem şiddetli şekilde hissedildi. Cali'de 32 bina çökerken, kentteki otellerde kalan turistler ve yerel halk korku dolu anlar yaşadı. Londra'dan gelen Dan Cutler, deprem sırasında pijamalarıyla otelden dışarı kaçtıklarını ve duvarlarda çatlaklar oluştuğunu anlattı. Manizales'de ise en az iki kişi yaşamını yitirdi, birçok binada ciddi hasar meydana geldi. Şehirde yaşayan gazeteci Luis Felipe Molina, sarsıntı sırasında evinin camlarının kırıldığını ve kitaplarının raflardan düştüğünü ifade etti. Manizales, Quibdó, Medellín ve Valle del Cauca gibi bölgelerde de ölümler ve ağır hasar rapor edildi. Kolombiya'nın Başkent Şehirleri Derneği, depremde 480'den fazla kişinin yaralandığını duyurdu.</p><h3>Ulusal felaket ilanı: Cumhurbaşkanı Espriella'dan acil durum önlemleri</h3><p>Kolombiya Cumhurbaşkanı Abelardo de la Espriella, göreve geldikten sadece birkaç gün sonra ülkesini sarsan bu büyük felaketle karşı karşıya kaldı. Espriella, ulusal felaket durumu ilan ederek, afetle mücadelede özel yetkiler devreye aldı. Bu yetkiler arasında bütçelerin yeniden tahsisi ve kurtarma operasyonlarının hızlandırılması da yer alıyor. Cumhurbaşkanı, 1.500'den fazla evin hasar gördüğünü ve hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü açıkladı. Hükümet, afetin yaralarını sarmak için tüm imkânların seferber edildiğini belirtti. Kolombiya genelinde ilan edilen acil durum, arama-kurtarma ekiplerinin ve yardım kuruluşlarının çalışmalarını hızlandırdı.</p><h3>Uluslararası destek: ABD ve AB'den yardım, komşu ülkelerde de hissedildi</h3><p>Depremin ardından dünya liderlerinden Kolombiya'ya destek mesajları geldi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Kolombiya'daki depremin yakından takip edildiğini ve gerekli desteğin sağlanmaya hazır olduğunu açıkladı. Avrupa Birliği Başkanı Ursula von der Leyen, AB'nin Copernicus uydusunun kurtarma operasyonlarında kullanıldığını duyurdu. El Salvador Cumhurbaşkanı Nayib Bukele ise Kolombiya halkına dayanışma mesajı göndererek personel ve ekipman desteği teklif etti. Depremin etkileri yalnızca Kolombiya ile sınırlı kalmadı; sarsıntılar Venezuela, Ekvador ve Panama gibi komşu ülkelerde de hissedildi. ABD Jeolojik Araştırmaları'na göre, yaklaşık 1.5 milyon kişi şiddetli sarsıntıları doğrudan hissetti.</p><h3>Havalimanlarında ve başkentte durum: Ulaşımda aksamalar, altyapı zarar gördü</h3><p>Kolombiya'nın havacılık otoritesi, Pereira, Manizales, Quibdó, Armenia, Cartago ve Buenaventura'daki birçok bölgesel havalimanında hasar oluştuğunu bildirdi. Başkent Bogotá'da ise binalarda çatlaklar ve bazı altyapı sorunları yaşandı. Ağaçlar ve trafik ışıkları şiddetli şekilde sallandı, ancak şehrin genel altyapısında büyük çaplı bir yıkım meydana gelmedi. Depremin derinliği nedeniyle yüzeye yakın depremlere kıyasla daha az tehlikeli olduğu düşünülse de, binalarda ciddi hasara yol açtı ve artçı sarsıntı riski devam ediyor.</p><p>Kolombiya'da yaşanan bu büyük deprem, hem ülke içinde hem de uluslararası alanda büyük bir dayanışma ve yardım seferberliğine yol açtı. Yetkililer, ölü ve yaralı sayısının artmasından endişe ederken, arama-kurtarma çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Kolombiya, bu zorlu süreçte hem kendi imkânları hem de dost ülkelerin desteğiyle yaralarını sarmaya çalışıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/kolombiyadaki-74luk-depre-529_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287070</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/bakanliktan-kacamadi-tarihi-isletmeye-51-bin-tllik-muzlu-sut-cezasi-287070</link>
      <pubDate>2026-08-11T09:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakanlıktan kaçamadı! Tarihi işletmeye 51 bin TL'lik muzlu süt cezası]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Çocukların dışarıdan getirdikleri 4 muzlu sütü adisyona işleyip para isteyen kafeye ceza yağdı. Sosyal medyadaki görüntülerin ardından Çengelköy Tarihi Çınaraltı çay bahçesinde yapılan denetimde, sipariş edilmeyen ürünlerin ücretlendirildiği belirlendi. Denetim sırasında masa menüleri ile iş yeri girişindeki fiyat listelerinde de 9 uyumsuzluk tespit edilen işletmeye toplam 51 bin 649 TL idari para cezası uygulandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakanlıktan kaçamadı! Tarihi işletmeye 51 bin TL'lik muzlu süt cezası]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AKŞAM Gazetesi Haber Merkezi'nde yer alan habere göre, İstanbul Üsküdar'daki Çengelköy Tarihi Çınaraltı Çay Bahçesi'ne iddiaya göre iki küçük çocuk için dışarıdan getirdiği muzlu sütlerin ücreti adisyona eklendi. 2 ve 3.5 yaşındaki çocukların içtiği 4 muzlu süt, 'dışarıdan ürün getirme yasağı' gerekçesiyle ücretlendirildi. Ailenin şikayeti üzerine Ticaret Bakanlığı ekipleri inceleme başlattı; 15 bin 892 TL ceza uygulandı. Denetimde ayrıca menü ile girişteki fiyat listeleri arasında 9 üründe fark tespit edildi ve 35 bin 757 TL daha ceza kesildi. İşletme, olayın personel hatası olduğunu ve çalışan hakkında işlem yapıldığını açıkladı. </p><p>İşletme "Personelle müşteri arasında iletişim sorunu yaşandı. Adisyona yazılması yanlış oldu" açıklaması yaptı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/bakanliktan-kacamadi-tari-341_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287069</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/sana-mezar-yeri-aldim-diye-tehdit-etmisti-8-bicak-darbesi-talihsiz-kadin-yasam-savasi-veriyor-287069</link>
      <pubDate>2026-08-11T09:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["Sana mezar yeri aldım" diye tehdit etmişti! 8 bıçak darbesi... Talihsiz kadın yaşam savaşı veriyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Adana'da Arif Tanrıkulu, kefen gönderip ‘Sana mezar yeri aldım' diye tehdit ettiği eski eşi Ayşe Katırcı'nın evini bastı. 8 yerinden bıçaklanan kadın yaşam savaşı veriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA["Sana mezar yeri aldım" diye tehdit etmişti! 8 bıçak darbesi... Talihsiz kadın yaşam savaşı veriyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adana Yüreğir'de esi eşi tarafından sürekli tehdit edilen 3 çocuk annesi Ayşe Katırcı'nın (52) korktuğu başına geldi. Arif Tanrıkulu, yaklaşık 10 yıl önce boşandığı kadının Serinevler Mahallesi'nde yaşadığı giriş kattaki evi bastı; Katırcı'yı 8 yerinden bıçakladı. </p><p><b>İÇERİ GİRDİ, SALDIRDI</b></p><p class="">Olay yerinden kaçan Tanrıkulu, polisin takibi sonucu Pozantı'da yakalanarak gözaltına alındı. Ambulansla Balcalı Hastanesi'ne kaldırılan Ayşe Katırcı'nın ise komada olduğu ve hayati tehlikesinin sürdüğü öğrenildi. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/11-110820266dbb5fe5.jpg"/><p>Kanlı saldırıya tanık olan ev sahibi Menevşe Boybey (74), "Evde otururken birden içeri girdi. Elinde bıçakla Ayşe'ye vurmaya başladı. Ben yardım istemek için dışarı kaçtım. Balkondan 'Yardım edin' diye bağırdım. Komşular yardım istedi, şahıs kaçtı" dedi. Annesinin yıllardır şiddet gördüğünü belirten Katırcı'nın kızı Cennet Terkeşli (32) ise adalet çığlığında bulundu: "Annemi babam daha önce defalarca darp edip tehdit etti. Ben bu kadar ileri gideceğini tahmin etmiyordum ama babam bunu da yaptı. Annem babamdan sürekli şikayetçi oldu ama durum ortada."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/22-11082026caf46fed.jpg"/><p><b>13 GÜN ÖNCE YARDIM ÇIĞLĞI</b></p><p>Ayşe Katırcı,13 gün önce yardım çağrısında bulunmuş; daha önce kefen gönderen eski eşinin kendisini "Sana mezar yeri aldım" diyerek tehdit ettiğini anlatmıştı. Katırcı, eski eşi hakkında 8 kez uzaklaştırma kararı aldırmıştı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/33-110820262cc25542.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/sana-mezar-yeri-aldim-diy-360_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287068</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/11-agustos-sali-kuresel-piyasalarda-orta-dogu-endiseleri-ile-yapay-zeka-iyimserligi-karsi-karsiya-287068</link>
      <pubDate>2026-08-11T09:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[11 Ağustos Salı küresel piyasalarda Orta Doğu endişeleri ile yapay zeka iyimserliği karşı karşıya]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[11 Ağustos 2026 Salı küresel piyasalarda, Orta Doğu'da kalıcı barış arayışlarının henüz sonuç vermemesiyle güçlenen enflasyonist endişeler ve ABD Merkez Bankası (Fed) yetkililerinden gelen şahin tonlu mesajlar risk iştahını törpülüyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[11 Ağustos Salı küresel piyasalarda Orta Doğu endişeleri ile yapay zeka iyimserliği karşı karşıya]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>11 Ağustos 2026 Salı küresel piyasalara bakış... Orta Doğu'daki belirsizlik ortamı risk iştahı üzerinde etkili olmaya devam ediyor. Gerilimlerin gölgesindeki Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin günden güne azalması, enerji arzına ilişkin endişeleri canlı tutuyor.</p><p>ABD Başkanı Donald Trump, İran'la anlaşamamaları durumunda bu ülkeye yönelik büyük bir saldırı yapma ihtimallerinin halen olduğunu dile getirdi. İran'ın bir anlaşmaya imza atmak için savaş tazminatı talep ettiğini belirten Trump, asıl Tahran'ın tazminat ödemesi gerektiğini savundu. Trump'ın bu açıklaması, bölgede anlaşmanın sürüncemede kalabileceğine ilişkin değerlendirmeleri öne çıkardı.</p><p>İran'ın ise Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmaya devam edeceğine yönelik tutum sergilemesi, enerji arzı konusundaki endişeleri artırarak petrol fiyatlarının yönünü yukarı çevirmesine neden oldu. Dün Ekim vadeli Brent petrolün varil fiyatı yüzde 5 artışla 87,7 dolara çıktı.</p><p>Artan petrol fiyatları, küresel çapta enflasyon risklerini yeniden gündeme taşırken, küresel tahvil faizleri yükseldi. ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi dün yaklaşık 6 baz puan yükselişle yüzde 4,71'e çıkarken Fed'e yönelik şahin beklentiler de güçlendi.</p><p>Analistler, ancak bu kez ABD'de zayıflayan istihdamın, Fed'in olası adımlarına ilişkin beklentilerin önceki döneme kıyasla daha az şahin bir görünüm sergilemesine neden olduğuna dikkati çekti.</p><p>Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed'in gelecek ay atacağı adıma ilişkin öngörüler, bölünmüş bir görünüm sergilerken, bankanın yüzde 75 ihtimalle yılı bir faiz artışıyla tamamlaması bekleniyor.</p><p>Buna ek olarak Fed yetkililerinden gelen "şahin" tonlu mesajlar da piyasalarda risk algısını besledi. Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack, enflasyonu düşürmek için birden fazla faiz artırımı gerekeceğini söyledi.</p><p>Analistler, ABD'de yarın açıklanacak enflasyon verisinin Fed'e ilişkin beklentileri etkileyebileceğini söyleyerek, veri öncesinde ve sonrasında piyasalarda oynaklığın artabileceği konusunda uyarıda bulundu.</p><p><b>NVIDIA'DAN 500 MİLYAR DOLARLIK STRATEJİK ORTAKLIK</b></p><p>Öte yandan teknoloji ve yapay zeka alanındaki girişimler, piyasadaki olumsuzlukların dengelenmesine yardımcı oluyor. ABD merkezli teknoloji şirketi Nvidia, yapay zeka altyapısının geliştirilmesi için 500 milyar doların üzerinde üçüncü taraf sermayesini harekete geçirmek amacıyla 6 finans kuruluşuyla stratejik ortaklıklar kurduğunu duyurdu.</p><p>Nvidia'dan yapılan açıklamada, Apollo, Blackstone, BlackRock, Brookfield, Goldman Sachs ve KKR ile bağımsız bilişim finansman platformları oluşturmak üzere mutabakat zaptı imzalandığı ifade edildi.</p><p>Nvidia Kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Jensen Huang, konuya ilişkin değerlendirmesinde, şirketin önemli bir dönüm noktasına ulaştığını belirterek, "İşe çip üreterek başladık, bugün ise yeni bir üretken ve yatırım yapılabilir altyapı sınıfının oluşturulmasına yardımcı oluyoruz; Yapay zeka fabrikaları." ifadelerini kullandı.</p><p>BlackRock CEO'su Larry Fink de yapay zeka altyapısının geliştirilmesinin eşi benzeri görülmemiş bir yatırım ve nitelikli iş gücü gerektirdiğine işaret ederek, ortaklığın ABD ile küresel ekonomilerin büyümesini destekleyeceğini ve müşteriler için uzun vadeli cazip yatırım fırsatları yaratacağını kaydetti.</p><p>Goldman Sachs CEO'su David Solomon ise tarihi bir yapay zeka yatırım döngüsünün çok önemli bir aşamasında olunduğunu belirterek, Nvidia bilişimine dayalı yeni bir kredi piyasası yaratma fırsatından heyecan duyduklarını aktardı.</p><p>Analistler, söz konusu anlaşmanın yapay zeka altyapı yatırımlarının gelecek dönemde finansman bulma imkanlarını destekleyebileceğine ilişkin iyimserliği artırdığını belirterek, bir yandan da bu alanda döngüselliğin giderek artması nedeniyle yaşanabilecek herhangi bir olumsuzluğun sektöre güçlü şekilde yansıyabileceğine ilişkin endişelerin görmezden gelinmemesi gerektiğini söyledi.</p><p><b>ALTININ ONSU YAKLAŞIK 2,5 AYIN ZİRVESİNİ TEST ETTİ</b></p><p>Enerji fiyatlarındaki artışın enflasyonist baskıları güçlendirebileceği endişeleriyle dün artan ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yeniden yatay seyrediyor.</p><p>Dolar endeksi ise 99 bandındaki duruşunu korurken, Fed'in adımlarına yönelik belirsizliklerden destek bulan altının ons fiyatı dün yüzde 1,1 artışla 4 bin 390 dolara çıktı. Altının ons fiyatı, bugün 4 bin 435 dolarla yaklaşık 2,5 ayın zirvesini test etmesinin ardından bu seviyelerden geri çekildi. Ons altın şu sıralarda yüzde 0,3 düşüşle 4 bin 377 dolardan alıcı buluyor.</p><p>Ekim vadeli Brent petrolün varil fiyatı ise yatay seyirle 87,8 dolarda seyrediyor.</p><p>Kurumsal tarafta ise ABD'li çip şirketi Intel'in taahhütlü adi hisse senedi arzıyla 15 milyar dolar kaynak sağlamayı planladığını duyurmasının ardından hisseleri yüzde 4,1 değer kaybetti.</p><p>Söz konusu gelişmelerle S&P 500 endeksi yüzde 0,06, Nasdaq endeksi yüzde 0,32 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,11 düştü. ABD'de endeks vadeli kontratlar güne pozitif başladı.</p><p><b>AVRUPA BORSALARI KARIŞIK SEYRETTİ</b></p><p>Orta Doğu gündemi ve enerji maliyetlerindeki artışla Avrupa borsaları karışık seyretti. Bölgede yarı iletken sektöründeki toparlanma dikkati çekerken, enerji hisseleri de yükseldi.</p><p>Avrupa'da doğal gaz fiyatları, Hürmüz Boğazı'ndan sevkiyatlara ilişkin belirsizliklerin etkisiyle yüzde 8 yükseldi. Bugünkü veri takvimi sakin olan bölgede, dün açıklanan verilere göre Avro Bölgesi'nde yatırımcı güven endeksi, ağustosta 4 puanlık artışla 0,9 seviyesinde ölçüldü.</p><p>Öte yandan Hollanda merkezli Triodos Bank'ın çalışmasında, Avrupa'da bu yaz etkili olan aşırı sıcaklar ve uzun süreli kuraklığın Avrupa Birliği (AB) ekonomisine yaklaşık 180 milyar avro zarar vereceği ve bu yıl için öngörülen ekonomik büyümeyi ortadan kaldıracağı bildirildi.</p><p>Aşırı sıcaklardan en fazla Fransa'nın etkilenmesinin beklendiği ifade edilen çalışmada, tekrarlayan sıcak hava dalgalarının ülkede GSYH'yi yaklaşık yüzde 1,4 azaltarak ekonominin yıllık bazda yüzde 0,6 daralmasına yol açabileceği öngörüldü.</p><p>Bu gelişmelerle, İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,35 ve İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,1 düşerken, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 0,13 yükseldi. Almanya'da DAX 40 endeksi ise yatay seyretti. Avrupa'da endeks vadeli kontratlar güne karışık seyirle başladı.</p><p><b>ASYA BORSALARI KARIŞIK SEYREDİYOR</b></p><p>Mevcut Orta Doğu kaynaklı risklere karşın yapay zeka alanındaki güç birleşimi Asya tarafında risk iştahının canlı kalmasına yardımcı oluyor.</p><p>Bölgede teknoloji ağırlıklı Güney Kore borsası pozitif seyrederken, Çin ve Hong Kong'da negatif görünüm izleniyor. Japonya'da piyasalar bugün Dağ Günü nedeniyle kapalı olacak.</p><p>Bölgede teknoloji teması, güçlü yapay zeka talebine dair yeni sinyallerle desteklenmeye devam ederken, Mikroçip üretim sektörünün liderlerinden Taiwan Semiconductor Manufacturing Company (TSMC), temmuz ayı satışlarının yüzde 45 arttığını bildirmesinin ardından şirketin hisseleri yüzde 0,8 arttı.</p><p>Söz konusu gelişmelerle kapanışa yakın Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 1,4 yükselirken, Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 0,6 ve Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,1 düştü.</p><p><b>BIST 100 ENDEKSİ GÜNÜ POZİTİF KAPATTI</b></p><p>Dün alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,23 değer kazanarak 13.811,60 puandan tamamladı.</p><p>Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası'nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı ağustos vadeli kontrat ise dün akşam seansında normal seans kapanışına göre yüzde 0,10 düştü.</p><p>Dolar/TL dünü 47,7040'tan tamamlarken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışın yüzde 0,1 üzerinde 47,7380'den işlem görüyor.</p><p>Analistler, bugün yurt içinde perakende satışların, yurt dışında ise ABD'de ikinci el konut satışlarının takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 13.900 ve 14.000 puanın direnç, 13.700 ve 13.600 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/11-agustos-sali-kuresel-p-837_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287067</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/muttefikin-ulkesi-yunanistanda-katile-buyuk-tepki-106-noktada-filistin-eylemi-israil-kendi-287067</link>
      <pubDate>2026-08-11T09:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA['Müttefikin ülkesi' Yunanistan'da katile büyük tepki! 106 noktada Filistin eylemi... İsrail kendi vatandaşlarını uyardı: Kimliğinizi saklayın]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Yunanistan'da 106 noktada on binlerce kişi, İsrail'i destekleyen hükümeti protesto etti. Başkent Atina'da eylemciler “Filistin'e özgürlük” sloganları atarken, İsrail Dışişleri Bakanlığı Yunanistan'daki vatandaşlarını “Kimliklerinizi belli etmeyin, dikkat çekmeyin” diyerek uyardı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA['Müttefikin ülkesi' Yunanistan'da katile büyük tepki! 106 noktada Filistin eylemi... İsrail kendi vatandaşlarını uyardı: Kimliğinizi saklayın]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yunanistan'ın 106 farklı noktasında Filistin'e destek eylemleri düzenlendi. Başkent Atina'da binlerce kişi "Filistin'e Özgürlük" sloganları atarak İsrail'in Gazze'deki saldırılarını protesto etti. Monastiraki Meydanı'nda toplanan göstericiler, sloganlar eşliğinde Sintagma Meydanı'na yürüdü. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/gundem-11082026769df520.jpg"/><p><b>İSRAİL DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI, YUNANİSTAN'DAKİ İSRAİLLİLERİ UYARDI</b></p><p>Yunanistan'ın farklı şehir ve adalarında da benzer eylemler düzenlendi. Eylemlerde Yunan hükümetinin İsrail'e yönelik politikaları da protesto edildi. Öte yandan İsrail Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan'daki İsraillilere kimliklerini belli etmemeleri ve dikkat çekmemeleri uyarısında bulundu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/11-1108202688bab9fd.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/muttefikin-ulkesi-yunanis-630_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287066</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/soykirimci-israil-vahseti-filistinlinin-trajedisi-3-fotografla-belgelendi-canli-kalkan-yap-287066</link>
      <pubDate>2026-08-11T08:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Soykırımcı İsrail vahşeti... Filistinlinin trajedisi 3 fotoğrafla belgelendi: Canlı kalkan yapıp infaz ettiler!]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Gazze'de İsrail askerlerince günlerce canlı kalkan olarak kullanıldıktan sonra serbest bırakılma vaadiyle infaz edilen iki yaşlı Filistinlinin trajedisi üç fotoğrafla belgelendi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Soykırımcı İsrail vahşeti... Filistinlinin trajedisi 3 fotoğrafla belgelendi: Canlı kalkan yapıp infaz ettiler!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AKŞAM Gazetesi'nin AA'dan aktardığı habere göre, soykırımcı İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Beyt Lahiya beldesinde alıkoyduğu iki yaşlı Filistinlinin uğradığı insanlık dışı muamele ve infaz, ortaya çıkan üç ayrı fotoğrafla belgelendi. Filistinli gazeteci Yunus et-Tıravi, ilk fotoğrafın 9 Kasım 2024'teki infazdan saatler önce çekildiğini belirterek, "Kelimelerin tarif edemeyeceği bir zulüm. Canlı kalkan olarak kullanıldılar ve ardından infaz edildiler" dedi. Tıravi, infazı İsrail ordusunun Kfir Tugayı'na bağlı 92. Taburu'nun gerçekleştirdiğini aktardı. İsrail ordusundan iddialara ilişkin resmi açıklama yapılmadı.</p><p><b>KURŞUNA DİZDİLER</b></p><p>Filistin Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyeti, 10 Kasım 2024'te 3 Filistinlinin serbest bırakıldıktan hemen sonra İsrail askerleri tarafından kurşuna dizilerek öldürüldüğünü duyurmuş; bir kınama açıklaması yayımlamıştı. Son ortaya çıkan olay, Gazze'de sivillerin canlı kalkan olarak kullanıldığına ilişkin daha önceki iddiaları da yeniden gündeme getirdi. Associated Press (AP), Haaretz ve +972'nin araştırma haberlerinde, İsrail ordusunun Filistinli sivilleri ve tutukluları  patlayıcı kontrolü yaptırmak amacıyla binalara ya da tünellere gönderip canlı kalkan olarak kullandığı ortaya çıkmıştı.</p><p><b>ÜÇ KAREDE İSRAİL VAHŞETİ</b></p><p><b>1- </b>Nadi ve Ali Maruf adlı Gazzeliler gözleri bağlı ve elleri kelepçeli halde otururken, aralarında ağır silahlı bir İsrail askeri zafer işareti yaparak gülümsüyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/3-11082026f46ce193.jpg"/><p><b>2-</b> Tünel ve bina aramalarında canlı kalkan olarak kullanılan iki yaşlı Gazzeli, yıkıntıların üzerinde yarı çıplak yürütüldü.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/2-110820268d06f48b.jpg"/><p><b>3-</b> Serbest bırakıldıklarını sanan Filistinliler, kurşuna dizilerek infaz edildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/1-11082026d1fdce6b.jpg"/><b>"DOKTOR ADNAN'I 20 GARDİYAN DÖVEREK ÖLDÜRDÜ"</b><p>İsrail hapishanelerinde 19 ay kalan Filistinli gazeteci İslam Şukri Muhammed Hicazi, Gazze'nin tanınmış ortopedi cerrahı Adnan el-Burş'un gardiyanlar tarafından dövülerek öldürüldüğünü anlattı. 20 gardiyanın doktor Burş'u yarım saat boyunca sopalar, elleri ve ayaklarıyla dövdüğünü belirten Hicazi, "Bir süre sonra doktorun sesi kesildi. Artık sesi çıkmıyordu ama onu dövmeye devam ediyorlardı" dedi. Kendisinin de başında 3 santimetrelik kemik kaybı olmasına rağmen darbedildiğini anlatan Hicazi, askere "Beni böyle öldürmek mi istiyorsun?" diye sorduğunu, askerin ise "Sorun değil, ölürsün" yanıtını verdiğini söyledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/gundem-11082026fbe1375c.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/soykirimci-israil-vahseti-227_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287065</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/alimler-birliginden-mekke-anlasmasina-destek-islam-aleminin-bagimsizlik-yolu-287065</link>
      <pubDate>2026-08-11T08:29:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Alimler Birliği'nden Mekke Anlaşması'na destek! İslam aleminin bağımsızlık yolu]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Dünya Müslüman Alimler Birliği, ‘Mekke Anlaşması'nı İslam dünyasının birliği ve bağımsızlığı için tarihi adım olarak nitelendirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Alimler Birliği'nden Mekke Anlaşması'na destek! İslam aleminin bağımsızlık yolu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AKŞAM Gazetesi'nin AA'dan aktardığı habere göre, Dünya Müslüman Alimler Birliği, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan 'Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı memnuniyetle karşıladı. Birlik, anlaşmayı İslam dünyasının birlik ve bağımsızlığı açısından önemli bir adım olarak değerlendirdi. Yapılan açıklamada, anlaşmanın üç ülkenin 'ortak tehditler' karşısındaki gücünü artıracağı belirtilerek, işbirliğinin askeri ve güvenlik alanlarıyla sınırlı kalmaması istendi. Birlik, üç ülkenin farklı alanlardaki gücüne dikkat çekerek, "Bu üç ülkenin ortak hareketi, ümmetin birliği ve işbirliğinin güçlenmesi adına sağlam bir çekirdek oluşturacaktır" ifadelerini kullandı.</p><p><b>DİĞER ÜLKELERE ÇAĞRI</b></p><p>Anlaşmanın 7 Ağustos'ta Mekke'de imzalanmasının 'derin bir manevi ve sembolik anlam' taşıdığı belirtilen açıklamada, diğer Müslüman ülkelere de ittifaka katılma çağrısı yapıldı. Birlik, özellikle Filistin davası ve Mescid-i Aksa'nın korunması için işbirliğinin genişletilmesini istedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/gundem-11082026e59a3afb.jpg"/><p><b>BEKAYİ: ANLAŞMA BİZİ HEDEF ALMIYOR</b></p><p>İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması'nın İran'a karşı olmadığını söyledi. Bekayi, "Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan ile derin dini, tarihi ve kültürel bağlarımız var. Bu anlaşmanın İran'a karşı olduğunu düşünmek için hiçbir neden yok. Bilakis bölge ülkelerinin kendi imkanlarına dayanarak dış müdahalelerden bağımsız bir yol arayışında olmaları önemli bir işarettir" ifadelerini kullandı.Ortadoğu'daki güvenlik anlayışının değiştiğini belirten Bekayi, "Bölge ülkeleri, son iki üç yılda yaşanan olayların ardından güvenliğin sahte tüccarlardan satın alınamayacak bir unsur olduğunu anladılar" dedi. </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/alimler-birliginden-mekke-946_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287064</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/yeni-parti-aydin-milletvekili-bulent-tezcanin-ingiltere-tapulari-kizinin-ofisinde-287064</link>
      <pubDate>2026-08-11T08:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yeni Parti Aydın Milletvekili Bülent Tezcan'ın İngiltere tapuları kızının ofisinde]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[CHP'li Kuşadası Belediyesi ile bağlantılı rüşvet ve irtikap suçlarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Yeni Parti Aydın Milletvekili Bülent Tezcan'ın kızı ile damadının ofisinde yapılan aramada, Londra'da satın alındığı öne sürülen bir konuta ait satış sözleşmesi bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yeni Parti Aydın Milletvekili Bülent Tezcan'ın İngiltere tapuları kızının ofisinde]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aydın'da CHP'li Kuşadası Belediyesi ile bağlantılı rüşvet ve irtikap suçlarına ilişkin düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 15 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Soruşturmada 1 şüphelinin daha sonra gözaltına alındığı öğrenildi. Gözaltındaki 16 şüpheli sağlık kontrolünün ardından dün adliyeye sevk edildi. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/11-1108202630cb836d.jpg"/><p><i>Bülent Tezcan</i></p><p>Soruşturma kapsamında Yeni Parti Aydın Milletvekili Bülent Tezcan'ın kızı avukat Ezgi Tezcan Yaşar ile damadı avukat Umut Yaşar'ın ofisinde arama yapıldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/33-11082026cfbe4c4e.jpg"/><p><i>Ezgi Tezcan</i></p><p>İngiltere'de olduğu belirlenen Yaşar çiftinin ofisinde yapılan aramada, Londra'da satın alındığı öne sürülen bir konuta ait satış sözleşmesi bulundu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/22-11082026392a817f.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/yeni-parti-aydin-milletve-753_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287063</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/adalet-bakani-akin-gurlek-muhsin-yazicioglu-cinayetini-cozmek-boynumuzun-borcu-287063</link>
      <pubDate>2026-08-11T08:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek: Muhsin Yazıcıoğlu cinayetini çözmek boynumuzun borcu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, şüpheli helikopter kazasında ölen BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesini kabul etti. Bakan Gürlek, düşen helikopterin üstünden geçen uçağın pilotunun olaydan önce FETÖ'cü Adil Öksüz ve Kemal Batmaz ile görüştüğüne dikkat çekti ve “Bu durum olayın örgütsel bir eylem olduğunu gösteriyor. Bu cinayeti çözmek boynumuzun borcu. Sonuna kadar gideceğiz.” ifadelerini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek: Muhsin Yazıcıoğlu cinayetini çözmek boynumuzun borcu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, 5 Mart 2009'da Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesi yakınlarında şüpheli şekilde düşen helikopterde hayatını kaybeden BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesini Adalet Bakanlığı'nda kabul etti. Bakan Gürlek, Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu ve oğlu Fatih Furkan Yazıcıoğlu ile görüştü. Saat 12.00'de başlayan görüşme yaklaşık 50 dakika sürdü. Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı'nın dosyayı incelediğini kaydeden Bakan Gürlek, "Bu işin bir kaza olmadığı, Yazıcıoğlu'nun FETÖ'nün hedefine girdiği dikkatimizi çekti. İlk operasyonumuzu yaptık, 21 kişi tutuklandı. Bunlar genelde asker ağırlıklı olan şahıslar. Operasyonların devamı gelecek" dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/aksam-11082026b4a94f63.jpg"/><p><b>RADAR KAYITLARI SİLİNDİ</b></p><p>Olaya ilk müdahale eden kaza kırım ekibi, ilk gelen askeri ekibin de incelendiğine vurgu yapan Gürlek, HTS kayıtlarının ve o tarihteki uçuş radar kayıtlarının silindiğinin tespit edildiğini belirtti. Helikopter pilotunun olay günü örgütün mahrem imamlarıyla, daha öncesinden de Adil Öksüz'le telefonla görüştüğünü kaydeden Gürlek, "Bu cinayeti çözmek bizim boynumuzun borcu. Bizim  sizlere sözümüz olsun. Sonuna kadar gideceğiz" dedi.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/adalet-bakani-akin-gurlek-293_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287062</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/yuruyen-para-ilkay-cicek-ihractan-once-chpden-istifa-etti-287062</link>
      <pubDate>2026-08-11T08:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["Yürüyen para" İlkay Çiçek ihraçtan önce CHP'den istifa etti]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Sevgilisiyle ‘Ben yürüyen parayım bebeğim' yazışmaları deşifre olan ve rüşvet soruşturmasında tutuklanan CHP'li Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek, CHP'den istifa etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA["Yürüyen para" İlkay Çiçek ihraçtan önce CHP'den istifa etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir'de CHP'li Menderes Belediyesi'ne yönelik rüşvet, irtikap, resmi belgede sahtecilik, görevi kötüye kullanma ve imar kirliliğine neden olma suçlarına yönelik yürütülen soruşturmada, Başkan İlkay Çiçek'in de aralarında yer aldığı 10 kişi tutuklanmıştı. </p><p><b>'CHP BENİ LEKELEDİ'</b></p><p>Sevgilisiyle yaptığı mesajlaşmadaki "Ben yürüyen parayım, her işten para alırım, ben para almaya alışkınım" ifadeleriyle gündem olan Çiçek, CHP yönetimi tarafından kesin ihraç talebiyle disipline sevk edilmişti.</p><p>Çiçek, disiplin kararının ardından dün partisinden istifa ettiğini duyurdu. Çiçek, istifa dilekçesinde, "Kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadan, ihraç talebiyle disiplin kuruluna sevk edildim. Bana savunma hakkı tanınmadan, bu kez de emek verdiğim partim tarafından lekelendim. Partim bana savunma hakkını dahi tanımazken, kendi çocuklarını yiyerek aklanmaya çalışıyor. Beni ve benimle birlikte gözden çıkardığınız meclis üyelerimizi hesaba katarak kurduğunuz Menderes Belediye Meclisi aritmetiği, umarım Menderes halkının iradesini hiçe sayacak kadar sizi iktidara yakınlaşma hırsına sürüklememiştir" dedi. </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/yuruyen-para-ilkay-cicek--349_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287061</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/tutuklanarak-gorevden-uzaklastirilan-chpli-ozkan-yalimin-sevgilisinin-araci-tmsfden-satilik-287061</link>
      <pubDate>2026-08-11T08:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Tutuklanarak görevden uzaklaştırılan CHP'li Özkan Yalım'ın sevgilisinin aracı TMSF'den satılık]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[CHP Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın şirketlerinden Yalımlar Petrol ve Yalımlar Tekstil şirketlerine kayyum atandı. TMSF, şirket adına kayıtlı araçları topladı. Yalım'ın sevgilisine hediye ettiği ve şirket adına tescilli 1.5 milyon lira değerindeki Mini Cooper marka aracın da listede olduğu öğrenildi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Tutuklanarak görevden uzaklaştırılan CHP'li Özkan Yalım'ın sevgilisinin aracı TMSF'den satılık]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında tutuklanarak görevden uzaklaştırılan CHP Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın şirketlerinden Yalımlar Petrol ve Yalımlar Tekstil şirketlerine kayyum atandı. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/gundem-1108202624fd42c2.jpg"/><p><b>ÖZKAN YALIM'IN SEVGİLİSİNE HEDİYE ETTİĞİ ARAÇ DA LİSTEDE</b></p><p>TMSF, şirket adına kayıtlı araçları topladı. CHP Uşak Belediye Başkanı Yalım'ın sevgilisi A.A.'ya hediye ettiği ve şirket adına tescilli 1.5 milyon lira değerindeki Mini Cooper marka aracın da listede olduğu öğrenildi. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/1-11082026cbf53222.jpg"/><p><b>5 LÜKS ARAÇ İÇİN İSTENİLEN RAKAM 29 MİLYON TL</b></p><p>Tekstil üzerine kayıtlı 5 lüks araç için istenilen rakam ise 29 milyon TL olarak belirlendi. </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/tutuklanarak-gorevden-uza-972_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287060</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/selfitte-askeri-alan-kilifiyla-buyuk-isgal-israil-ordusu-filistin-arazilerini-gasp-etti-287060</link>
      <pubDate>2026-08-11T00:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Selfit'te "askeri alan" kılıfıyla büyük işgal: İsrail ordusu Filistin arazilerini gasp etti]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İsrail yönetiminin, işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyindeki Selfit kentinde 2 bin 224 dönüm Filistin arazisine "askeri amaçlar" gerekçesiyle el koyduğu bildirildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Selfit'te "askeri alan" kılıfıyla büyük işgal: İsrail ordusu Filistin arazilerini gasp etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail yönetiminin, işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyindeki Selfit kentinde 2 bin 224 dönüm Filistin arazisine "askeri amaçlar" gerekçesiyle el koyduğu bildirildi.</p><p>Filistin Duvar ve Yerleşim Direniş Komisyonundan yapılan açıklamada, İsrail makamlarının Selfit'e bağlı Marda beldesinde 2 bin 224 dönüm araziye el konulmasını öngören yeni bir askeri karar çıkardığı belirtildi.</p><p>Kararın, Marda'nın Vadi Kasım ve Kefif el-Abher bölgelerindeki arazileri kapsadığı, söz konusu alanların İsrail ordusunun kontrolüne devredileceği kaydedildi.</p><p>Karara ekli haritalara göre arazinin, 505 numaralı yolun hemen güneyinde ve yasa dışı Ariel yerleşiminin kuzeyine uzanan yerel bir yolun kavşağında bulunduğu aktarıldı.</p><p>Açıklamada, İsrail'in söz konusu alanda gözetleme ve haberleşme amacıyla bir kule ya da tesis kurmayı planladığı ifade edildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/selfitte-askeri-alan-kili-363_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287059</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/terorsuz-turkiye-yasasi-kabul-edildi-kabineden-pes-pese-aciklamalar-287059</link>
      <pubDate>2026-08-11T00:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Terörsüz Türkiye Yasası kabul edildi: Kabineden peş peşe açıklamalar]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[TBMM'de 468 oyla kabul edilerek yasalaşan "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" sonrasında devletin zirvesinden peş peşe açıklamalar geldi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş sürecin aksamadan işleyeceğini vurgularken, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz "Üçüncü göz gibi dış mekanizmalara yer vermeyen, tamamen milli akılla şekillenen 'Türkiye Modeli' hayata geçirilmiştir" değerlendirmesinde bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Terörsüz Türkiye Yasası kabul edildi: Kabineden peş peşe açıklamalar]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TBMM'de 468 oyla kabul edilerek yasalaşan "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" sonrasında devletin zirvesinden peş peşe açıklamalar geldi.</p><p><b>TBMM BAŞKANI KURTULMUŞ: SÜREÇ TIKIR TIKIR İŞLEYECEK</b></p><p>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş oylama sonrası yaptığı basın açıklamasında "Bu başarı sadece bir partinin değil, Trkiye'nin başarısıdır. Dikkatle, titizlikle süreci takip edeceğiz. Milletçe süreci sahiplendiğimizi ortaya koyacağız. Bundan sonraki süreç tıkır tıkır işleyecek inşallah. Bu akşam, Meclis'in bu büyük başarısını milletçe sahiplenelim." ifadelerini kullandı.</p><p><b>ADALET BAKANI GÜRLEK: "BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ DAHA DA GÜÇLENDİRECEK"</b></p><p>Adalet Bakanı Akın Gürlek'in sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşım;</p><p>Milletimizin huzurunu, devletimizin güvenliğini ve ortak geleceğimizi esas alan Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, Gazi Meclisimizde 468 kabul oyuyla güçlü bir irade ile yasalaştı. Terörsüz Türkiye hedefimiz, terörün ülkemize ödettiği ağır bedelleri geride bırakarak huzuru, güveni ve kardeşliği kalıcı hâle getirecek; Türkiye Yüzyılı'nı inşa ederken millî birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirecektir. Bu tarihî sürece liderliğiyle yön veren Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a ve Terörsüz Türkiye hedefimize ilk günden itibaren güçlü iradesiyle destek veren Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye şükranlarımı sunuyorum. Kanunun hazırlanması ve yasalaşması sürecinde büyük gayret gösteren TBMM Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş'a, ortak geleceğimiz adına düzenlemeye katkı ve destek sunan siyasi partilerimize ve kıymetli milletvekillerimize teşekkür ediyorum. Kanunun ülkemize, milletimize ve ebedî kardeşliğimize hayırlı olmasını diliyorum.</p><p><b>İLETİŞİM BAŞKANI DURAN: "TÜRKİYE'Yİ TERÖR BELASINDAN KURTARACAK"</b></p><p>Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda 468 oyla kabul edilmesi, Terörsüz Türkiye hedefimiz doğrultusunda ortaya konulan kararlı iradenin önemli bir göstergesidir. Milletimizin huzurunu, ülkemizin birlik ve bütünlüğünü daha da güçlendirecek bu tarihî adımın; Türkiye'nin terör belasından tamamen kurtulması ve geleceğe daha güçlü, daha güvenli bir şekilde yürümesi adına hayırlı sonuçlara vesile olacağına inanıyorum. Teklifin hazırlanmasından komisyon çalışmalarına, müzakerelerden Genel Kurul sürecine kadar her aşamada emeği ve katkısı bulunan tüm milletvekillerine, siyasi parti gruplarına ve sürece katkı sunan herkese teşekkür ediyorum. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde kararlılıkla sürdürülen Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda Gazi Meclisimizde atılan bu adımın, ülkemizin geleceği ve gelecek nesillerimiz için kalıcı bir kazanım olmasını diliyorum. Aziz milletimiz ve ülkemiz için hayırlı olsun.</p><p><b>CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI YILMAZ: "ÜLKEMİZE VE MİLLETİMİZE HAYIRLI OLSUN"</b></p><p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşım;</p><p>Milli iradenin tecelligahı Gazi Meclisimizde, Genel Kurulun geniş mutabakatıyla kabul edilen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" ülkemize ve milletimize hayırlı olsun. Verilen 468 evet oyu, siyasi mutabakat ve toplumsal sahiplenme adına son derece önemli ve değerlidir. Gazi meclisimizin çatısı altında yaklaşık bir yıldır katılımcı ve gündelik siyasetin üstünde bir yaklaşımla bu sürece yapıcı katkı sunan tüm parti gruplarına ve milletvekillerine, başta Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Meclisimizde ilgili kişi ve kurumlarla yapılan kapsamlı istişareler sonucunda oluşturulan ortak rapor, yapılan yasal çalışmanın zeminini oluşturmuş ve istikametini çizmiştir. Bundan sonraki süreç de Meclisimizin yakın takibi ve yönlendirmesi ile ilerleyecektir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı Vizyonu ve İç Cepheyi Güçlendirme yaklaşımı çerçevesinde Sayın Devlet Bahçeli'nin çağrıları ile yaklaşık iki yıl önce başlayan ve sürdürülen bu süreçte, Cumhur İttifakı kararlı bir tutum sergilemiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın sürecin çeşitli aşamalarında verdiği talimatlar ile bir devlet politikasına dönüşen Terörsüz Türkiye hedefi, kurumlarımızın fedakar çalışmaları ve ortak akıl ile olgunlaştırılmış, devletimizin niteliklerinden ve milletimizin değerlerinden asla ödün verilmemiştir. Süreç devlet aklı ve millet irfanı ile titizlikle yönetilmiştir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye devletimizin bekası ve milletimizin huzuru için ortaya koydukları liderlik için şükranlarımızı sunuyoruz. Yaptıkları eşsiz fedakarlıklar ile ülkemizi bugünkü güçlü konuma ulaştıran tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, şehit yakınlarımıza ve gazilerimize minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz Meclisimizde atılan bu tarihi adımın, toplumsal bütünleşmemizi ve kardeşliğimizi pekiştirmesini, demokrasimizi güçlendirmesini, kalkınmamıza ivme katmasını, bölgemiz üzerinde oynanmaya çalışılan emperyalist oyunları boşa çıkarmasını, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefimize kalıcı katkılar sunmasını temenni ediyorum. Üçüncü göz gibi dış mekanizmalara yer vermeyen bu süreç, tamamen milli kapasite ve akılla şekillendirilmiş, ülkemizin temel sorunlarını kendi imkanlarıyla çözme irade ve yeteneğini ortaya koymuştur. Türkiye Modeli hayata geçirilmiştir. Bu yaklaşım etnik ve mezhebi fay hatları üzerinden bölgemizi karıştırmaya, ülkeleri bölmeye çalışanlara verilen en güçlü cevaptır. Silahları bırakma ve tasfiye süreçlerinin olabilecek en hızlı şekilde hayata geçmesini, güvenlik birimlerimizce sahada teyid ve tespitin yapılmasını, ardından yasanın ilgili maddelerinin işlerlik kazanmasını bekliyoruz. Bu hassas süreçte provokasyon ve dezenformasyonla süreci sabote etmeye çalışacak odaklara karşı hepimizin çok uyanık olması gerekmektedir. Sürecin başarıyla tamamlanmasıyla, kaybeden olmayacak, kazanan Türkiye Cumhuriyeti ve 86 milyon vatandaşımız olacaktır. Türkiye Yüzyılı yolunda milli birliğimiz, kardeşliğimiz ve huzurumuz daim olsun...</p><p><b>AİLE BAKANI GÖKTAŞ: "TERÖRÜN İZLERİNİ BU TOPRAKLAR SİLECEĞİZ"</b></p><p>Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşım;</p><p>Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulumuzda kabul edilerek yasalaştı. Bu vesileyle Terörsüz Türkiye sadece bir hedef değil, çerçevesi yasayla çizilen somut bir adıma dönüştü. Bu tarihî adımın atılmasına güçlü iradesiyle öncülük eden Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan'a ve sürecin başından itibaren kıymetli desteklerini esirgemeyen MHP Genel Başkanı Sn. Devlet Bahçeli'ye şükranlarımı sunuyorum. TBMM Başkanımız Sn. Numan Kurtulmuş başta olmak üzere, TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuza ve millî meselemize siyaset üstü bir yaklaşımla destek veren tüm milletvekillerimize gönülden teşekkür ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; milletimizin huzurunu, güvenliğini, birlik ve beraberliğini her şeyin üstünde tutarak, terörün izlerini bu topraklardan silmeye devam edeceğiz. Düzenlemenin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/11/terorsuz-turkiye-yasasi-k-613_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287058</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/terorsuz-turkiyede-kritik-karar-milli-dayanisma-ve-toplumsal-butunlesme-kanunu-468-oyla-yasalasti-287058</link>
      <pubDate>2026-08-10T23:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Terörsüz Türkiye'de kritik karar: Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme Kanunu 468 oyla yasalaştı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA["Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda yaklaşık 12 saat süren görüşmelerin ardından 468 kabul oyuyla yasalaştı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Terörsüz Türkiye'de kritik karar: Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme Kanunu 468 oyla yasalaştı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye siyasetinin gündemine oturan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda gece saatlerine sarkan yoğun bir oturumun ardından kabul edildi. Yaklaşık 12 saat süren görüşmelerde tüm siyasi partilerin genel başkanları oylamaya katılarak tarihi bir tabloya imza attı. Terörsüz Türkiye sürecinin en kritik yasal adımlarından biri olarak değerlendirilen düzenleme, 468 kabul oyuyla yasalaştı.</p><p><b>468 KABUL 88 RET: YASA MECLİS'TEN GEÇTİ</b></p><p>"Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.</p><p>Genel Kuruldaki görüşmeleri yaklaşık 12 saat süren düzenleme, 468 "kabul", 88 "ret", 6 "çekimser" oyla kabul edilerek yasalaştı.</p><p><b>TÜM PARTİ LİDERLERİ OYLAMAYA KATILDI</b></p><p>AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Genel Başkanvekili Efkan Ala, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, TİP Genel Başkanı Erkan Baş da oylamaya katılarak oy kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/tbmmde-12-saatlik-maraton-156_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287057</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/batmanda-iki-minibus-carpisti-2si-agir-9-kisi-yaralandi-287057</link>
      <pubDate>2026-08-10T22:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Batman'da iki minibüs çarpıştı: 2'si ağır 9 kişi yaralandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Batman Organize Sanayi Bölgesi mevkisinde iki minibüsün çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında 2'si ağır olmak üzere 9 kişi yaralandı. Yaralılar ambulanslarla kentteki hastanelere sevk edildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Batman'da iki minibüs çarpıştı: 2'si ağır 9 kişi yaralandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Batman'da meydana gelen trafik kazası can kayıplarına yol açmasa da ağır bir bilanço bıraktı. Organize Sanayi Bölgesi mevkisinde iki minibüsün çarpışmasıyla 9 kişi yaralandı, yaralılardan 2'sinin durumu ağır olarak değerlendirildi. Olay yerine çok sayıda sağlık ve kurtarma ekibi sevk edildi.</p><p><b>İKİ MİNİBÜS BATMAN OSB MEVKİSİNDE ÇARPIŞTI</b></p><p>Batman Organize Sanayi Bölgesi mevkisinde sürücüleri henüz öğrenilemeyen 72 S 0589 plakalı minibüs ile 34 FF 9042 plakalı minibüs çarpıştı.</p><p>İhbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi.</p><p>Kazada araçlarda bulunan 2'si ağır 9 kişi yaralandı.</p><p>Yaralılar ambulanslarla kentteki hastanelere kaldırıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/batmanda-iki-minibus-carp-190_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287056</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/trumptan-irana-karsi-tazminat-hamlesi-oldurdukleri-ve-yaraladiklari-herkes-icin-hesap-verecekler-287056</link>
      <pubDate>2026-08-10T21:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trump'tan İran'a karşı tazminat hamlesi: Öldürdükleri ve yaraladıkları herkes için hesap verecekler]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın tazminat talebine karşılık General Kasım Süleymani dönemindeki çatışmalar, USS Cole saldırısı ve son 50 yılda öldürülen yüz binlerce protestocu için İran'dan tazminat talep ettiğini açıkladı. Trump, temsilcilerine bu konunun tüm müzakerelere dahil edilmesi talimatını verdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trump'tan İran'a karşı tazminat hamlesi: Öldürdükleri ve yaraladıkları herkes için hesap verecekler]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD ile İran arasındaki müzakerelerde tazminat konusu beklenmedik bir boyut kazandı. İran temsilcilerinin askeri çatışmalar sırasında uğradıkları zararlar için tazminat talep etmesi üzerine ABD Başkanı Donald Trump, karşı hamlesini sosyal medya üzerinden duyurdu. Trump, USS Cole saldırısından son 50 yılda öldürülen protestoculara kadar geniş bir yelpazede İran'dan tazminat istediğini ilan etti.</p><p><b>TRUMP'TAN İRAN'IN TAZMİNAT TALEBİNE SERT KARŞILIK</b></p><p>ABD Başkanı Donald Trump, "İran temsilcilerinin son 5 aylık askeri çatışma sırasında kendilerine verilen zararlar için tazminat talep ettiğini görüyorum. Bu ilginç bir fikir. Çünkü ben de şimdi İran'dan, öldürdükleri ve ağır yaraladıkları tüm kişiler için tazminat talep ediyorum" dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/3ad5e51883bd4ac49946-1008202604a0e4c9.jpg"/><p>ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yapılan görüşmelerdeki tazminat konusuna ilişkin yeni bir açıklama yaptı. Trump sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "İran temsilcilerinin son 5 aylık askeri çatışma sırasında kendilerine verilen zararlar için tazminat talep ettiğini görüyorum. Ancak bu konu, müzakerelerimizin veya toplantılarımızın hiçbirinde gündeme gelmedi. Ancak bu ilginç bir fikir. Çünkü ben de şimdi İran'dan, General Kasım Süleymani'nin öncülüğünde gerçekleştirilenler de dahil olmak üzere birçok çatışmada öldürdükleri ve ağır yaraladıkları tüm kişiler için tazminat talep ediyorum" dedi.</p><p><b>USS COLE SALDIRISI VE 17 ASKERİN AİLESİ İÇİN TAZMİNAT TALEBİ</b></p><p>Trump, 2000 yılında Yemen'in Aden Limanı'nda ABD ordusuna ait USS Cole savaş gemisine düzenlenen ve 17 ABD askerinin hayatını kaybettiği, 39 askerin  yaralandığı bombalı saldırıyı hatırlatarak, bu saldırıda hayatını kaybedenlerin aileleri için de tazminat istediğini söyledi. ABD Başkanı, İran'daki sokak protestolarında binlerce kişinin hayatını kaybettiğini yineleyerek, "Ayrıca İran'ın son 50 yılda öldürdüğü yüz binlerce masum protestocunun ailelerine de tazminat ödenmeli. Son 5 ayda öldürülen 52 bin kişiden ise hiç bahsetmiyorum bile. Temsilcilerime, bu konunun bundan sonraki tüm müzakerelere kesinlikle dahil edilmesi talimatını verdim" ifadelerini kullandı.</p><p>Trump açıklamasında, "Ayrıca İran, Lübnan, Suriye, Yemen ve Gazze'de halka verilen zarar ve ölümlerden sorumlu tutulmalıdır" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/trumptan-irana-karsi-tazm-580_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287055</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kolombiyada-74-buyuklugunde-deprem-22-kisi-hayatini-kaybetti-287055</link>
      <pubDate>2026-08-10T19:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kolombiya'da 7,4 büyüklüğünde deprem: 22 kişi hayatını kaybetti]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Kolombiya'nın batısındaki San Jose del Palmar kasabası yakınlarında meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremde ilk belirlemelere göre 22 kişi hayatını kaybetti. Pereira'da 18, Manizales'te 4 kişinin öldüğü depremde çok sayıda bina yıkıldı, Cumhurbaşkanı De La Espriella acil durum müdahalesini bizzat yönettiğini açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kolombiya'da 7,4 büyüklüğünde deprem: 22 kişi hayatını kaybetti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güney Amerika ülkesi Kolombiya'da sabah saatlerinde meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki deprem, ülke genelinde büyük yıkıma yol açtı. Pereira ve Manizales başta olmak üzere birçok kentte binalar çökerken, ilk belirlemelere göre 22 kişi hayatını kaybetti. Cumhurbaşkanı De La Espriella, deprem bölgesine gideceğini duyurarak Birleşik Komuta Merkezi kurulması talimatı verdi.</p><p><b>KOLOMBİYA'DA 7,4 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM: MERKEZİ SAN JOSE DEL PALMAR</b></p><p>ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS), merkez üssü Kolombiya'nın batısındaki San Jose del Palmar kasabasının yaklaşık 5 kilometre doğusu olan 7,4 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini açıkladı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/42182549.jpg"/><p>Açıklamada, depremin derinliğinin 107 kilometre olduğu bilgisi paylaşıldı.</p><p>Choco yönetim bölgesi başta olmak üzere Barranquilla, başkent Bogota, Medellin, Manizales, Pereira ve Bucaramanga gibi ülkenin çeşitli kentlerinde hissedilen deprem büyük paniğe neden oldu.</p><p>Hasar tespitine yönelik çalışmalar sürüyor.</p><p><b>CUMHURBAŞKANI DE LA ESPRİELLA'DAN ACİL DURUM TALİMATI</b></p><p>Kolombiya Cumhurbaşkanı Abelardo De La Espriella, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, depremin merkez üssü olan San Jose del Palmar kasabasında acil durum müdahalesini doğrudan yönettiğini ifade etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/42182561.jpg"/><p>De La Espriella, şunları kaydetti:</p><p>"Hasarın ve etkilenenlerin ihtiyaçlarının belirlenmesi ve müdahalenin koordine edilmesi amacıyla Birleşik Komuta Merkezi kurulması talimatını verdim. UNGRD (Ulusal Afet Risk Yönetimi Birimi) direktöründen mevcut durum ve en acil ihtiyaçlara ilişkin ayrıntılı bir rapor istedim. Ayrıca etkilenenlere destek olmak ve hükümetin müdahalesini yerinde koordine etmek için bizzat Pereira'da olacağım."</p><p><b>MANİZALES'TE 4, PEREİRA'DA 18 KİŞİ ÖLDÜ</b></p><p>Caldas eyaletine bağlı Manizales kentinin Belediye Başkanı Jorge Eduardo Rojas Giraldo, şiddetli depremin ardından kentin kritik bir durumla karşı karşıya olduğunu ve şu ana kadar 4 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.</p><p>Giraldo, kentte 10'dan fazla binanın tamamen yıkıldığını, çok sayıda yapının kısmi hasar gördüğünü belirtti.</p><p>20'den fazla evin yıkıldığını aktaran Giraldo, arama kurtarma çalışmalarının sürmesi nedeniyle bu sayının artabileceğine işaret etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/42182564.jpg"/><p>Depremin ardından başlatılan arama kurtarma çalışmaları için itfaiye, sivil savunma, Kızılhaç, gönüllü itfaiyeciler, ordu, polis, uzman kurtarma ekipleri ve belediye ekipleri seferber edildi.</p><p>Pereira Belediye Başkanı Mauricio Salazar Pelaez de basına yaptığı açıklamada, kentte 18 kişinin hayatını kaybettiğini ifade etti.</p><p>Çok sayıda kişinin halen enkaz altında olduğunu tahmin ettiklerini vurgulayan Salazar, hayatını kaybedenlerin sayısının artmasından endişe ettiklerini belirtti.</p><p>Bu arada kentteki, Matecana Uluslararası Havalimanı ile altyapı zarar gördü.</p><p>Havalimanında, insanların bulunduğu bir bölümde çatının bir kısmı çökerken, yetkililer şu ana kadar herhangi bir can kaybı veya yaralanma bildirmedi.</p><p><b>CALİ'DE 3 KATLI BİNA YIKILDI, TARİHİ KİLİSE HASAR GÖRDÜ</b></p><p>Kolombiya basınında yer alan haberlere göre, Cali'de üç katlı bir bina tamamen yıkıldı, Manizales'te ise tarihi bir kilise ciddi hasar gördü, Quibdo'da da çok sayıda binada hasar meydana geldi.</p><p>Yıkımın olduğu bölgelerde arama kurtarma çalışmaları başlatıldı.</p><p>Choco Valisi Nubia Carolina Cordoba, X sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada bölgede birkaç kişinin yaralandığını ve binalarda ciddi hasar meydana geldiğini belirtti.</p><p>Kolombiya Jeolojik Araştırmalar Kurumu, yerel saatle 08.18'de Choco yönetim bölgesine Novita kasabasında 4,6 büyüklüğünde bir artçı deprem meydana geldiğini duyurdu.</p><p>Deprem sonrası yayımlanan videolarda, San Jose de Pereira Kilisesi'nin orta bölümündeki üst kısmın koptuğu, sarsıntı sırasında sokaktaki insanların bir polis motosikletine ve çevredeki diğer nesnelere tutunduğu, bölge sakinleri ve yoldan geçenler arasında panik ve kargaşa yaşandığı görüldü.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/42182556.jpg"/><p><b>DEPREM EKVADOR VE PANAMA'DA DA HİSSEDİLDİ</b></p><p>Merkezi Venezuela'da bulunan Telesur internet sitesinin haberine göre, Kolombiya'nın Manizales, Cali ve Pereira kentlerinde hasara neden olan depremde bazı binaların dış cepheleri kısmen yıkıldı, bir katedral ve bir havalimanı hasar gördü.</p><p>Quibdo kentinde bazı binalar çöktü ve yaralananlar oldu.</p><p>Deprem, Kolombiya'nın yanı sıra Ekvador ve Panama'nın çeşitli bölgelerinde de hissedildi.</p><p>Panama'da yetkililer, deprem nedeniyle bazı binaları ve sağlık merkezlerini tahliye etti.</p><p>Sarsıntının ardından geçen ilk bir saatte Panama genelinde can veya mal kaybı bildirilmedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/kolombiyada-74-buyuklugun-118_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287054</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogandan-ab-mesaji-gumruk-birligi-guncellemesi-hepimizin-menfaatine-287054</link>
      <pubDate>2026-08-10T18:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kritik AB mesajı: Gümrük Birliği güncellemesi hepimizin menfaatine]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avusturya Başbakanı Christian Stocker ile yaptığı görüşmeye ilişkin, "Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi diyaloğu başta olmak üzere Avrupa Birliği'nin (AB) atacağı adımların hepimizin menfaatine olduğunu vurguladım." bilgisini paylaştı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kritik AB mesajı: Gümrük Birliği güncellemesi hepimizin menfaatine]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Avusturya Başbakanı Stocker'ı kabulünün ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'ye şansölye sıfatıyla ilk ziyaretini gerçekleştiren Stocker'i Ankara'da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.</p><p>Tarihi ve köklü ilişkilere sahip iki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını arzu ettiklerini dile getiren Erdoğan, "Hiç şüphesiz nüfusu 400 bini aşan Avusturya Türk toplumu, iki ülkenin ortak değeri ve zenginliği olmayı sürdürüyor. Bu minvalde, Avusturya Türk toplumunun huzur ve refahına verdiğimiz önemi bugünkü görüşmelerimizde de vurguladık." diye konuştu.</p><p>Erdoğan, Stocker ile ikili ilişkilerin tüm veçhelerini ele aldıklarını, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri ile bölgesel ve küresel gelişmeler hakkında fikir teatisinde bulunduklarını söyledi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/aa202608104218232942-10082026fdd33b46.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>İKİLİ TİCARET HACMİ</b></p><p>Avusturya ile ilişkilerde son dönemde yakaladıkları olumlu ivmeyi, ekonomik ve ticari ilişkilerde de görmekten memnun olduklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:</p><p>"2025 yılında yakaladığımız yaklaşık 4,5 milyar dolarlık ticaret hacmini bu yıl 5 milyar dolar hedefimize ulaştıracağımıza inanıyoruz. Ülkemizde 1000'in üzerinde Avusturya firması faaliyet gösteriyor. Avusturya menşeli doğrudan yatırımlar 11 milyar doları aşmış durumda. Türkiye'nin Avusturya'daki yatırımları ise 1 milyar dolara yaklaşıyor. Tüm bu rakamlar, aramızdaki potansiyelin en açık göstergesidir. Bu köklü ve istikrarlı ilişkileri daha da geliştirmek üzere mevcut Karma Ekonomik Komisyon mekanizması yerine Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi'nin tesis edilmesinin çok daha faydalı olacağını düşünüyoruz. İnşallah, bu yıl sona ermeden Komite'nin ilk toplantısını da gerçekleştiririz. Avusturya ile yeşil enerji, kritik mineraller, yüksek teknoloji, ulaştırma ve savunma sanayisi alanlarında önemli işbirliği potansiyeline sahibiz. Bilhassa Orta Koridoru güçlendirecek stratejik nitelikte işbirliğini birlikte hayata geçirebileceğimize inanıyoruz"</p><p><b>TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL GELİŞMELER</b></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ayrıca Türkiye-AB ilişkilerine dair görüş ve beklentilerini Stocker'e aktardığını dile getirdi.</p><p>Erdoğan, "Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi diyaloğu başta olmak üzere AB'nin atacağı adımların hepimizin menfaatine olduğunu vurguladım." dedi.</p><p>Bölgesel ve küresel meselelerde de fikir alışverişinde bulunduklarını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:</p><p>"Suriye'nin toprak bütünlüğü ve birliğini sağlamak öncelikli hedefimiz olmayı sürdürüyor. Avusturya'nın Suriye'nin yeniden inşa sürecine katkıda bulunmasını önemsiyoruz. Orta Doğu'da kalıcı barış için vazgeçilmez önemde olan iki devletli çözüme bağlıyız. Sayın Şansölye'nin de bilhassa hassasiyet gösterdiği Gazze'ye insani yardımların kesintisiz ulaştırılması konusu mevcut şartlarda önemini muhafaza ediyor. Türkiye ve Avusturya olarak Balkanlar'da istikrarın sürmesine de büyük önem atfediyoruz. Değerli dostum Şansölye Stocker'e ziyaretleri için tekrar teşekkür ediyor, ilişkilerimizde yakalanan bu olumlu ivmenin devamını diliyor, toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/cumhurbaskani-erdogandan--225_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287053</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/alzheimer-hastaliginda-uykuyu-bozan-etken-ortaya-cikti-287053</link>
      <pubDate>2026-08-10T16:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Alzheimer hastalığında uykuyu bozan etken ortaya çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Kentucky Üniversitesi'nde yürütülen yeni bir araştırma, Alzheimer hastalığındaki uyku bozukluklarının asıl nedeninin beyin bağışıklık hücreleri olan mikroglia olduğunu ortaya koydu. Araştırma, hastalığın ilerlemesiyle birlikte mikroglianın beyin üzerinde oluşturduğu alarm durumunun, uyku kaybında ana rolü üstlendiğini gösteriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Alzheimer hastalığında uykuyu bozan etken ortaya çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alzheimer hastalığı ile uyku arasındaki karmaşık ilişkiyi çözmeye yönelik önemli bir adım, Kentucky Üniversitesi'nden bilim insanlarının yürüttüğü yeni bir çalışmayla atıldı. Yapılan araştırma, Alzheimer hastalarında görülen uyku bozukluklarının, daha önce sanıldığı gibi beyinde biriken amyloid-beta plaklarından değil, mikroglia adı verilen bağışıklık hücrelerinden kaynaklandığını gösterdi. Araştırmacılar, hastalığın ilerlemesiyle birlikte mikroglianın beyinde yüksek alarm durumu oluşturduğunu ve bu durumun doğal uyku döngüsünü bozduğunu belirledi. Çalışmanın sonuçları, Alzheimer &amp; Demans dergisinde yayımlandı ve hastalığın uyku üzerindeki etkilerine dair yeni bir bakış açısı sundu.</p><h3>Kentucky Üniversitesi ekibi: Mikroglia uyku kaybında başrolü üstleniyor</h3><p>Çalışmaya öncülük eden Kentucky Üniversitesi'nden fizyolog Shannon Macauley ve sinir bilimci Nicholas Constantino, Alzheimer hastalarında uykuyu etkileyen ana faktörün mikroglia olduğunu vurguladı. Araştırmada, genetik olarak Alzheimer hastalığını modelleyecek şekilde tasarlanan fareler ve sağlıklı kontrol grubu karşılaştırıldı. Bilim insanları, hayvanların beyin aktivitelerini ve uyku döngülerini hem hastalığın başlangıcı sayılan altı aylık dönemde hem de on sekiz ay sonra detaylı şekilde izledi. Elde edilen veriler, plak oluşumunun başladığı andan itibaren farelerin her gece 1,5 ila 2 saatlik uyku kaybı yaşadığını ortaya koydu. İlginç şekilde, plak miktarı zamanla artsa da uyku kaybı daha da kötüleşmedi. Bu bulgu, uyku bozukluğunun plakların miktarına değil, mikroglianın tetiklediği iltihaplanma zincirine bağlı olduğunu gösterdi.</p><h3>Mikroglia baskılandığında Alzheimer farelerinde uyku süresi uzadı</h3><p>Araştırmanın bir diğer dikkat çekici bölümü ise mikroglianın etkisinin doğrudan test edildiği deneyler oldu. Bilim insanları, farklı bir fare grubuna mikroglia engelleyici ilaç uyguladı. Sonuçlar, mikroglia tepkisinin baskılanmasının Alzheimer modelindeki farelerde her gece fazladan iki saatlik yenileyici uyku sağladığını gösterdi. Bu yenileyici uyku, beynin toksinlerden arınması, öğrenme ve hafıza süreçlerinin sağlıklı işlemesi için kritik öneme sahip. Araştırmacılar, mikroglianın aşırı aktif hale gelmesinin, beyin üzerinde sürekli bir alarm durumu yaratarak, uyku kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü belirtti. İlaç tedavisiyle birlikte plak miktarında herhangi bir değişiklik gözlenmezken, uyku kalitesindeki belirgin iyileşme dikkat çekti. Bu durum, Alzheimer hastalığında uyku sorunlarının doğrudan plaklara değil, bağışıklık hücrelerinin aşırı tepkisine bağlı olduğunu bir kez daha doğruladı.</p><h3>Erken teşhis ve yeni tedavi yolları için umut verici bulgular</h3><p>Çalışmanın sonuçları, Alzheimer hastalığının tedavisinde yeni yaklaşımlar geliştirilmesi açısından umut verici olarak değerlendirildi. Araştırmacılar, mikroglianın tamamen ortadan kaldırılmasının gerçekçi bir seçenek olmadığını, ancak bu hücrelerin aşırı tepkisinin yatıştırılmasıyla hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılabileceğini düşünüyor. Ayrıca, altı aylık dönemde farelerde tespit edilen erken beyin değişikliklerinin, insanlarda da hastalığın başlangıcını öngörmede kullanılabileceği belirtiliyor. Shannon Macauley, taşınabilir EEG sistemlerinin ev ortamında kullanılmasının, pahalı ve invaziv testlere gerek kalmadan Alzheimer'a ilişkin erken uyarı işaretlerini tespit etmeye yardımcı olabileceğini ifade etti. Bu bulgular, özellikle Alzheimer'ın erken teşhisi ve tedavisinde mikroglia odaklı yeni ilaçların geliştirilmesinin önünü açabilir.</p><p>Sonuç olarak, Kentucky Üniversitesi'nin bu araştırması, Alzheimer hastalığında uyku kaybının nedenlerine dair ezberleri bozdu. Mikroglia hücrelerinin rolüne ışık tutan çalışma, hastalığın seyrini değiştirebilecek yeni tedavi stratejileri için bilim dünyasına önemli ipuçları sunuyor. Gelecekte yapılacak insan çalışmaları, bu bulguların klinik uygulamalara nasıl yansıyacağını belirleyecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/alzheimer-hastaliginda-uy-412_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287052</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/dogumsal-kalp-hastaliklarinin-gizemi-cozuluyor-bilim-insanlari-yeni-bir-hucresel-sinyal-kesfetti-287052</link>
      <pubDate>2026-08-10T16:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Doğumsal kalp hastalıklarının gizemi çözülüyor! Bilim insanları yeni bir hücresel sinyal keşfetti]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Kopenhag Üniversitesi'nde yürütülen bir araştırma, doğumsal kalp hastalığının kökenine ışık tutan yeni bir hücre sinyali mekanizmasının varlığını ortaya çıkardı. Bilim insanları, bu bulgunun hem kalp hem de diğer organlardaki hastalıkların nedenini anlamada önemli bir adım olduğunu belirtiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Doğumsal kalp hastalıklarının gizemi çözülüyor! Bilim insanları yeni bir hücresel sinyal keşfetti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kopenhag Üniversitesi'nde görev yapan bir grup bilim insanı, doğumsal kalp hastalığının kökenine dair önemli bir ipucu buldu. Araştırma ekibi, hücrelerin yüzeyinde yer alan ve 'anten' olarak bilinen mikroskobik yapıların, kalp ve diğer organlarda hastalıkların gelişiminde temel rol oynayan yeni bir sinyal mekanizmasına sahip olduğunu tespit etti. Bu mekanizmanın, dünyada her 100 bebekten yaklaşık 2'sinde görülen doğumsal kalp hastalığının oluşum sürecine açıklık getirdiği belirtiliyor. Çalışmada, bu sinyal sisteminin embriyonun gelişim evresinde kalbin doğru şekilde oluşmasını sağladığı, bu süreçte yaşanan bir aksaklığın ise kalp dışında başka organlarda da anormalliklere yol açabildiği vurgulandı.</p><h3>Lars Allan Larsen: 'Birincil silyumda yeni bir iletişim sistemi bulduk'</h3><p>Hücresel ve Moleküler Tıp Bölümü'nden Prof. Lars Allan Larsen, embriyo gelişimi sırasında kalbin sağlıklı biçimde şekillenmesi için kritik bir iletişim sistemini keşfettiklerini açıkladı. Larsen, hücrelerin dış yüzeyinde bulunan ve birincil silyum adı verilen anten benzeri yapının, kalp kası hücrelerinin oluşumunda merkezi bir rol oynadığını belirtti. Bu yeni mekanizmanın, doğumsal kalp hastalığının nasıl ortaya çıktığına dair anlayışı tamamen değiştirdiğini söyleyen Larsen, "Son derece karmaşık bir makinede eksik olan önemli bir dişliyi tanımladık" ifadelerini kullandı. Birincil silyumun, hücrelerin bölünme, hareket ve ölüm kararlarını etkileyen sinyal moleküllerini yorumladığı, bu nedenle işlevindeki bir bozulmanın doğrudan kalp ve diğer organların gelişimine zarar verebileceği kaydedildi.</p><h3>Üç protein kalp gelişiminde belirleyici rol oynuyor</h3><p>Araştırma ekibi, TAK1, TAB2 ve PKA-C&#945; isimli üç proteinin birincil silyum içinde bir araya gelerek, kalp gelişimini yönlendiren bir sinyal merkezi oluşturduğunu tespit etti. Bu proteinler, kök hücrelere hangi zamanda ve nasıl kalp kası hücresine dönüşeceklerine dair talimatlar iletiyor. Ancak genetik düzeyde yaşanan değişiklikler, bu iletişimi bozarak 'anten defekti' adı verilen bir duruma yol açabiliyor. Bu bozulmanın sonucunda ise doğumsal kalp hastalığı meydana gelebiliyor. Biyoloji Bölümü'nden Prof. Søren Tvorup Christensen, bu proteinlerin rolünü vurgulayarak, "Genetik değişiklikler antenin işlevini bozarsa, doğumsal kalp defektleri ortaya çıkabiliyor" dedi. Araştırmacılar, hastalığın yalnızca kalp değil, aynı zamanda diğer organlarda da anormalliklere neden olabileceğini gözlemledi.</p><h3>Genetik analiz ve zebrafish deneyleri mekanizmayı doğruladı</h3><p>Bilim insanları, doğumsal kalp hastalığı tanısı konmuş binlerce kişinin genetik verilerini inceleyerek nadir mutasyonları belirledi. Bu mutasyonların hastalarda, sağlıklı bireylere kıyasla daha sık görüldüğü tespit edildi. Araştırmacılar, genetik mühendislik uygulayarak zebrafish balıklarında aynı genetik değişiklikleri oluşturdu ve bu balıkların kalp gelişimini yakından izledi. Sonuçlar, ilgili genlerdeki değişikliğin balıklarda kalp fonksiyonunu bozduğunu ve gelişimsel anormalliklere yol açtığını gösterdi. Ayrıca, laboratuvarda yetiştirilen insan ve fare kök hücrelerinde de aynı sinyal yolları incelendi. Elde edilen veriler, doğumsal kalp hastalığının temelinde birincil silyumda yaşanan aksaklıkların yattığını güçlü şekilde destekledi. Prof. Larsen, "Mekanizmayı farklı açılardan test ettik ve sonuçlar birbirini doğruladı" diye konuştu.</p><h3>Birincil silyumdaki bozulma birden fazla organı etkiliyor</h3><p>Çalışmada ortaya çıkan bir diğer önemli bulgu, birincil silyumda yaşanan bozulmanın yalnızca kalp değil, birçok organın gelişimini olumsuz etkileyebildiği oldu. Araştırmacılar, nadir mutasyonların yalnızca kalp defektlerine değil, aynı zamanda beyin, böbrek ve iskelet sistemi gibi farklı organlarda da anormalliklere yol açtığını belirledi. Bu durum, sendromik doğumsal kalp hastalığı olarak tanımlanan ve birden fazla organı etkileyen vakalarda genetik sendromların rolünü öne çıkardı. Zebrafish deneyleri ve farklı dokulardaki silyum analizleri, aynı sinyal mekanizmasının çeşitli organların gelişiminde etkili olduğunu gösterdi. Prof. Christensen, "Silyum mekanizmasındaki bir hata, birden fazla organın gelişimini bozabiliyor. Bu, daha önce açıklayamadığımız karmaşık hastalıklar için yeni bir açıklama sunuyor" dedi.</p><h3>Yeni bulgu erken tanı ve tedaviye kapı aralayabilir</h3><p>Bilim insanları, birincil silyumda tespit edilen bu yeni sinyal mekanizmasının, yalnızca doğumsal kalp hastalığı değil, aynı zamanda silyum fonksiyonu bozukluğuna bağlı olarak gelişen diğer nadir genetik hastalıkları da anlamada kritik bir rol oynayabileceğini belirtti. Prof. Larsen, "Birçok nadir hastalık, silyum fonksiyonunu etkileyen gen değişikliklerinden kaynaklanıyor. Bu mekanizmanın aydınlatılması, hastaların erken tanınmasını ve hedefe yönelik tedavilerin geliştirilmesini kolaylaştırabilir" dedi. Araştırmacılar, elde edilen bulguların tıp dünyasında yeni teşhis ve tedavi yöntemlerinin önünü açabileceğine dikkat çekiyor. Doğumsal kalp hastalığı başta olmak üzere, birincil silyumun rol oynadığı çok sayıda hastalık için umut verici bir dönemin başladığı ifade ediliyor.</p><p>Sonuç olarak, Kopenhag Üniversitesi'nde gerçekleştirilen bu araştırma, doğumsal kalp hastalığının oluşumunda birincil silyumda yer alan sinyal mekanizmasının merkezi bir rol oynadığını ortaya koydu. Bu bulgu, yalnızca kalp değil, birçok organın gelişiminde etkili olan genetik ve hücresel süreçlerin anlaşılmasına katkı sağlıyor. Bilim dünyası, bu keşfin erken tanı ve tedavi açısından önemli fırsatlar sunabileceğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/dogumsal-kalp-hastaliklar-792_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287051</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/ilke-ozyuksel-mihrioglu-hayallerimde-bile-bu-kadar-mukemmel-degild-287051</link>
      <pubDate>2026-08-10T16:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İlke Özyüksel Mihrioğlu: Hayallerimde bile bu kadar mükemmel değildi]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Türk spor tarihinde modern pentatlonda Avrupa şampiyonluğuna ulaşan ilk sporcu olan İlke Özyüksel Mihrioğlu, Lig Radyo'da İlk Dakika programına konuk oldu. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İlke Özyüksel Mihrioğlu: Hayallerimde bile bu kadar mükemmel değildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sarper Can Ayaz ve Ömer Necati Albayrak'ın hazırlayıp sunduğu İlk Dakika programına konuk olan Türk spor tarihinde modern pentatlonda Avrupa şampiyonluğuna ulaşan ilk sporcu olan İlke Özyüksel Mihrioğlu, tarihi zaferin perde arkasını Lig Radyo'ya anlattı. "21 yıldır bu sporu yapıyorum. Avrupa Şampiyonu unvanı için çok uzun süre bekledim. Kendi ülkemde bunu yaşamak paha biçilemez" dedi.</p><p>Modern pentatlonda Avrupa'nın zirvesine çıkarak Türk spor tarihine geçen İlke Özyüksel Mihrioğlu, Lig Radyo'da Sarper Can Ayaz ve Ömer Necati Albayrak'ın sunduğu İlk Dakika programında tarihi başarısını anlattı. Şampiyonluğun İstanbul'da gelmesinin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirten İlke, "Çok uzun yıllar hayalini kurduğum bir başarıydı. Ama hayallerimde bile bu kadar mükemmel canlandıramamışım. Kendi ülkemde olması, tribünlerin ilgisi ve insanların desteği inanılmazdı" ifadelerini kullandı.</p><p><b>ASLA PES ETMEYECEĞIM DEDİM</b></p><p>Şampiyonaya istediği gibi başlayamadığını söyleyen Milli sporcu, eskrimde yaşadığı sıkıntıya rağmen zihinsel olarak yarışın içinde kaldığını vurguladı: "Çok demoralize oldum. 'Herhalde bu yarış olmayacak' diye düşündüğüm an oldu. Sonra kendime, ne olursa olsun pes etmeyeceğimi söyledim. Hem tribündekilere hem ekran başındakilere hem de kendime ayıp etmeyecektim."</p><p>28 yaşında modern pentatlona eklenen yeni engel parkuru için sıfırdan çalışmaya başladığını anlatan İlke, "Rakiplerime göre dezavantajlıydım. Günde 4 saat sadece parkur çalıştım. Ellerim yara ola ola o acıları çektim. Son 50 metrede 'Sonunda bütün bu acıların karşılığı geliyor' diye düşündüm. Finişi geçtikten sonra zaten bayıldım" dedi.</p><p><b>EN BÜYÜK DEĞİŞİM ZİHNİMDE</b></p><p>Başarısının arkasındaki en önemli faktörün mental gelişimi olduğunu dile getiren Avrupa şampiyonu, "Geçmişte de bir şampiyon gibi yaşıyor ve çalışıyordum ama sonuç gelmiyordu. Sonunda farkın zihinsel olduğunu gördüm. Artık kendimle çok pozitif konuşuyorum ve hiçbir şartta kendimi aşağı çekmeme izin vermiyorum" diye konuştu.</p><p><b>SIRADAKİ HEDEF DÜNYA ŞAMPİYONASI</b></p><p>Üç Olimpiyat tecrübesi bulunan ve dördüncü Olimpiyat Oyunları için hazırlanan İlke Özyüksel Mihrioğlu, yeni hedefini de açıkladı: "24-30 Ağustos'ta Çin'de Büyükler Dünya Şampiyonası var. En büyük hedefim yine kürsünün zirvesi. Ardından 2027'de İstanbul'daki Avrupa Oyunları geliyor. Orada Los Angeles Olimpiyatları için kota mücadelesi vereceğiz. Kotayı ne kadar erken alırsak olimpiyat madalyasına o kadar yaklaşacağız."</p><p>Çocuklara da spor çağrısında bulunan tarihi şampiyon, modern pentatlonun farklı becerileri aynı anda geliştirdiğine dikkat çekerek, "Hangi branş olursa olsun bütün çocuklar sporla tanışmalı. Spor yapmama diye bir şey bir çocuk için söz konusu olmamalı" ifadelerini kullandı</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/ilke-ozyuksel-mihrioglu-h-521_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287050</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/apple-watch-ailesi-genisliyor-yeni-tasarimlar-ve-farkli-cihaz-turleri-yolda-287050</link>
      <pubDate>2026-08-10T16:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Apple Watch ailesi genişliyor! Yeni tasarımlar ve farklı cihaz türleri yolda]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Apple, Apple Watch serisinde büyük bir değişim hazırlığında. Şirket, yeni tasarımlar ve ekransız fitness takip cihazlarıyla pazardaki rekabeti artırmayı hedefliyor. 2026 yılına kadar hem uygun fiyatlı hem de premium modellerin piyasaya sürülmesi bekleniyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Apple Watch ailesi genişliyor! Yeni tasarımlar ve farklı cihaz türleri yolda]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Apple, akıllı saat pazarındaki liderliğini güçlendirmek amacıyla Apple Watch serisinde kapsamlı bir yenilik sürecine giriyor. Bloomberg'in haberine göre, şirket hem tasarımsal hem de işlevsel açıdan Apple Watch'u baştan aşağıya yenilemeyi planlıyor. Son dönemde Apple'ın tasarım ekibi, mevcut modelleri yeniden değerlendirerek daha geniş bir ürün yelpazesi oluşturma kararı aldı. Bu kapsamda, Apple Watch için yuvarlak ekranlı bir model ve farklı boyutlarda yeni seçenekler gündeme geldi. Ayrıca, ekransız bir fitness takip cihazı da şirketin geliştirdiği yenilikler arasında yer alıyor.</p><h3>Apple, Apple Watch ile pazarda rekabeti artırıyor</h3><p>Apple, Apple Watch serisini hem daha ekonomik hem de daha lüks modellerle genişletmeyi hedefliyor. Bu stratejiyle, Whoop ve Fitbit Air gibi rakiplerle daha etkin şekilde mücadele edilmesi amaçlanıyor. Şirketin sunduğu yeni tasarımlar ve cihaz türleri, kullanıcıların farklı ihtiyaçlarına yanıt vermeyi hedefliyor. Özellikle ekransız fitness takip cihazı, spor ve sağlık odaklı kullanıcılar için dikkat çekici bir yenilik olarak öne çıkıyor. Apple Watch'un pazar payını artırmak için atılan bu adımlar, markanın inovasyon konusundaki iddiasını bir kez daha gözler önüne seriyor.</p><h3>Apple Watch'ta yeni modeller ve seramik kasa beklentisi</h3><p>Apple Watch için planlanan yeniliklerin ne zaman kullanıcılarla buluşacağı henüz netleşmedi. Ancak sektördeki kaynaklar, yeni seramik kasalı Apple Watch modellerinin 2026 yılında veya önümüzdeki yıl tanıtılabileceğini belirtiyor. Apple'ın bu hamleleriyle, Apple Watch serisinin hem teknoloji tutkunlarına hem de genel kullanıcılara hitap eden daha zengin bir ürün yelpazesi sunması bekleniyor. Şirketin bu stratejik adımları, akıllı saat pazarındaki rekabeti daha da kızıştıracak gibi görünüyor.</p><p>Apple Watch'un geleceğine yönelik bu köklü değişiklikler, teknoloji dünyasında büyük bir heyecan yarattı. Kullanıcılar ve sektör temsilcileri, Apple'ın yeni modeller ve tasarımlarla pazardaki konumunu nasıl güçlendireceğini merakla bekliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/apple-watch-ailesi-genisl-614_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287049</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/sicak-hava-dalgasinda-cimlerinizi-kahverengiye-donmekten-koruyacak-4-etkili-yontem-287049</link>
      <pubDate>2026-08-10T16:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sıcak hava dalgasında çimlerinizi kahverengiye dönmekten koruyacak 4 etkili yöntem]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Sıcak hava dalgası, bahçelerdeki çimlerin hızla kahverengiye dönmesine yol açıyor. Uzmanlar, özellikle yaz aylarında çimlerin sağlıklı ve yeşil kalması için uygulanması gereken dört temel yöntemi açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sıcak hava dalgasında çimlerinizi kahverengiye dönmekten koruyacak 4 etkili yöntem]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında etkisini artıran sıcak hava dalgaları, ev ve bahçe sahiplerini endişelendiriyor. Uzmanlar, özellikle çim alanlarının bu aşırı sıcaklardan hızla etkilenerek kahverengiye dönme riskinin arttığını belirtiyor. Sıcak hava dalgası sırasında çimlerin neden renk değiştirdiğini ve bu süreçte alınması gereken en etkili önlemleri açıklayan çim bakım uzmanı Zaber, çimlerin sağlığını korumak için uygulanabilecek dört temel yöntemi paylaştı.</p><h3>Uzman Zaber: 'Su kaybı çimlerin rengini değiştiriyor'</h3><p>Çim bakım uzmanı Zaber, çimlerin sıcak hava dalgası sırasında kahverengiye dönmesinin başlıca sebebinin su kaybı olduğunu vurguluyor. Aşırı sıcaklar, güneş ışığının uzun süreli ve yoğun bir şekilde toprağa ulaşmasına yol açıyor. Bu durum, topraktaki nemin hızla buharlaşmasına ve çim köklerinin yeterli suya ulaşamamasına neden oluyor. Zaber, bu süreçte çimlerin önce sarardığını, ardından kahverengiye döndüğünü belirtiyor. Çim yapraklarının kendine doğru katlanmasının ise, güneş ışığına maruz kalan yüzey alanını azaltma çabası olduğuna dikkat çekiyor. Eğer çimler kısa sürede yeterli nemle buluşamazsa, erken uykuya geçerek büyümeyi durduruyor ve enerjisini köklerine yönlendiriyor. Bu nedenle, sıcak hava dalgası boyunca çimlerin su ihtiyacına özellikle dikkat edilmesi gerektiği belirtiliyor.</p><h3>Derin ve seyrek sulama ile çimlerinizi koruyun</h3><p>Sıcak hava dalgası süresince çimlerin sağlığını korumanın en önemli adımlarından biri doğru sulama yöntemi olarak öne çıkıyor. Zaber, çimlerin her gün az miktarda sulanmasından ziyade, belirli aralıklarla derinlemesine sulanmasını öneriyor. Bu yöntem, çim köklerinin daha derine inmesini teşvik ederek, suya ulaşma kapasitesini artırıyor. Sabah erken saatlerde yapılan sulama, güneşin etkisinin düşük olduğu dönemde suyun toprakta daha uzun süre kalmasını sağlıyor. Akşam saatlerinde sulama da bir alternatif olarak sunulsa da, bu durumda çim yapraklarının uzun süre ıslak kalması mantar hastalıkları riskini yükseltebiliyor. Sulama sıklığı ve zamanı, sıcak hava dalgası sırasında çimlerin sağlıklı kalmasında belirleyici rol oynuyor.</p><h3>Çim biçme yüksekliğini artırın ve kesim artıklarını bırakın</h3><p>Çimlerin sıcak hava dalgası boyunca kahverengiye dönmesini önlemenin bir diğer yolu, çim biçme makinesinin kesme yüksekliğini artırmak. Uzmanlar, yaz aylarında çimlerin daha uzun bırakılmasının bitkiye daha fazla yaprak alanı kazandırdığını ve fotosentezi kolaylaştırdığını ifade ediyor. Uzun çimler, toprağı gölgelendirerek serin tutuyor ve su buharlaşmasını azaltıyor. Ayrıca, çim biçiminden sonra ortaya çıkan kesim artıklarının bahçede bırakılması da öneriliyor. Bu artıklar, doğal bir malç görevi görerek topraktaki nemin korunmasına yardımcı oluyor ve zamanla toprağa faydalı besin maddeleri kazandırıyor. Böylece, sıcak hava dalgası sırasında çimlerin hem nem hem de besin ihtiyacı dengelenmiş oluyor.</p><h3>Gübreleme için serin günleri bekleyin</h3><p>Sıcak hava dalgası döneminde çimlere gübre uygulamak, beklenmedik olumsuz sonuçlara yol açabiliyor. Zaber, yüksek sıcaklıklar ve düşük toprak nemi nedeniyle gübrelemenin çimlere zarar verebileceğini, hatta gübre yanığına sebep olabileceğini söylüyor. Bu nedenle, gübreleme işlemini daha serin günlere ertelemek ve uygulamanın ardından bolca sulama yapmak büyük önem taşıyor. Gübre, doğru zamanda ve uygun koşullarda uygulandığında, çimlerin besin ihtiyacını karşılayarak sağlıklı büyümesini destekliyor. Ancak sıcak hava dalgası sırasında yapılan yanlış gübreleme, çimlerin iyice strese girmesine neden olabiliyor. Uzmanlar, çim bakımı konusunda sabırlı ve dikkatli olunmasını, özellikle sıcak dönemlerde aceleci davranılmamasını öneriyor.</p><h3>Çim bakımıyla yaz sıcaklarına karşı önlem alın</h3><p>Sıcak hava dalgası süresince çimlerin kahverengiye dönmesini engellemek için, uzmanların önerdiği dört temel yöntemi uygulamak büyük önem taşıyor. Derin ve seyrek sulama, biçme yüksekliğinin artırılması, kesim artıklarının bırakılması ve gübrelemenin serin günlere ertelenmesi, çimlerin sağlıklı ve yeşil kalmasına yardımcı oluyor. Bahçe sahipleri, bu önerileri dikkate alarak yaz aylarında çimlerinin kurumasını önleyebilir ve bahçelerinin estetik görünümünü koruyabilir. Çim bakımı konusunda alınan bu önlemler, hem bitkinin ömrünü uzatıyor hem de bahçelerin sıcak hava dalgası karşısında dirençli olmasını sağlıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/sicak-hava-dalgasinda-cim-668_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287048</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/cilt-sagligi-icin-en-cok-one-cikan-cay-belli-oldu-iste-faydalari-287048</link>
      <pubDate>2026-08-10T16:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cilt sağlığı için en çok öne çıkan çay belli oldu! İşte faydaları]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Cilt sağlığını korumak ve yaşlanma belirtilerini geciktirmek isteyenler için uzmanlar yeşil çayı öne çıkarıyor. Antioksidan deposu yeşil çay, içerdiği kateşinler sayesinde serbest radikallerle savaşıyor, UV hasarını azaltıyor ve iltihabı yatıştırarak cildin genç kalmasına destek sağlıyor. Güneş kreminin yerini almasa da cilt bakım rutinine yapılacak en akıllı ekleme olarak değerlendiriliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cilt sağlığı için en çok öne çıkan çay belli oldu! İşte faydaları]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cilt, vücuttaki en büyük organ olarak kirlilik, güneş ışınları ve çevresel stres faktörlerine karşı koruyucu bir bariyer işlevi görüyor. Ancak bu dışsal etkenler zamanla oksidatif strese yol açarak cildin erken yaşlanmasına zemin hazırlıyor. Genetik yapı ve hormonal dalgalanmalar gibi içsel faktörler ise doğal yaşlanma sürecinin kaçınılmaz bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. İçsel faktörleri kontrol etmek mümkün olmasa da cildin sağlığını desteklemek ve güçlendirmek için atılabilecek somut adımlar bulunuyor. Bu adımların başında ise daha fazla çay, özellikle de yeşil çay tüketimi geliyor. Uzmanlar, yeşil çayın cilt sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini bilimsel verilerle destekleyerek bu içeceği günlük rutinin vazgeçilmez bir parçası haline getirmeyi öneriyor.</p><h3>Yeşil çaydaki EGCG cildi nasıl koruyor?</h3><p>Diyetisyen Vandana Sheth, yeşil çayın özellikle epigallokatein gallat yani EGCG başta olmak üzere kateşinler açısından son derece zengin olduğunu vurguluyor. Bu bileşenler güçlü antioksidan ve anti-inflamatuar özellikler taşıyor. Sheth, düzenli yeşil çay tüketiminin sağlıklı bir yaşam tarzının parçası olarak oksidatif stresi ve iltihabı azaltarak cilt sağlığını desteklediğini belirtiyor. Dermatolog Dr. Tanya Kormeili ise farklı çay türlerinin de faydalı olabileceğini ancak yeşil çayın bilimsel araştırmalarla en çok incelenen çay olduğunu söylüyor. Yeşil çay aynı zamanda yüksek konsantrasyonda polifenol içeriyor ve bu polifenoller cildin savunma mekanizmasını güçlendiren kritik bileşenler arasında yer alıyor. Diyetisyenler ve dermatologlar, tüm bu nedenlerle yeşil çayı daha sağlıklı bir cilt için içilebilecek en etkili içecek olarak değerlendiriyor.</p><h3>Serbest radikallere karşı yeşil çayın savunma mekanizması</h3><p>Yıllar içinde cilt hem doğal yaşlanma sürecinden hem de sigara dumanı, hava kirliliği ve güneş ışınları gibi dış etkenlerden ciddi hasar alıyor. Bu süreç oksidatif strese ve serbest radikallerin aşırı üretimine neden oluyor. Serbest radikaller hücrelere zarar vererek kalp hastalığı ve kanser gibi yaşa bağlı rahatsızlıkların riskini artırabiliyor. Dermatolog Dr. Marisa Garshick, yeşil çaydaki kateşinlerin, özellikle EGCG'nin, UV ışınları ve kirlilik tarafından üretilen serbest radikalleri etkisiz hale getirdiğini açıklıyor. Serbest radikallerin kararsız yapıda olmasının sebebi, eşleşmemiş bir elektrona sahip olmaları. Bu nedenle diğer moleküllerden elektron çalarak onlara zarar vermeye çalışıyorlar. EGCG devreye girdiğinde serbest radikale bir elektron bağışlıyor, onu kararlı hale getiriyor ve sağlıklı hücrelerin hasar görmesini engelliyor.</p><p>Dr. Garshick, oksidatif stresin azaltılmasının cildin yaşlanma belirtilerini yavaşlatmaya doğrudan katkı sağladığını belirtiyor. Bunun temel nedeni, serbest radikallerin cildi sıkı ve esnek tutan kolajen ile elastin proteinlerine zarar verebilmesi. Dr. Kormeili bu konuda şunları söylüyor: "Kolajen ve elastini koruyarak daha genç görünümlü bir cilde sahip olabilir ve yaşlanma sürecini belirgin biçimde yavaşlatabilirsiniz." Yeşil çay bu proteinleri koruma altına alarak cildin doğal yapısını muhafaza etmeye yardımcı oluyor.</p><h3>UV hasarına karşı yeşil çayın koruyucu etkisi</h3><p>Fotoaging, cildin ultraviyole radyasyonuna, yani en yaygın biçimiyle güneş ışınlarına maruz kalmasından kaynaklanan erken yaşlanma ve hasar sürecini tanımlıyor. Diyetisyen Sheth, yeşil çayın güneş kreminin yerini tutamayacağını net bir şekilde ifade ederken, araştırmaların yeşil çaydaki polifenollerin UV maruziyetinin tetiklediği iltihap ve oksidatif hasarın bir kısmını hafiflettiğini ortaya koyduğunu aktarıyor. Dr. Indy Chabra ise düzenli yeşil çay kateşini tüketiminin cildin UV kaynaklı kızarıklık eşiğini yükselttiğini vurguluyor. 2021 yılında yayımlanan sistematik bir inceleme ve meta-analiz, kateşin alımının güneş yanığını tetiklemek için gereken minimum UV dozunu artırdığını ortaya koydu. Bu bulgu, yeşil çayın cildin güneşe karşı doğal direncini güçlendirdiğini gösteriyor. Bazı araştırmalar ayrıca EGCG'nin elastin dahil cildin yapısal bileşenlerini UV kaynaklı hasardan korumaya yardımcı olduğunu işaret ediyor. Yeşil çay kesinlikle güneş kreminin alternatifi değil, ancak şapka takma, gölgede kalma ve koruyucu kıyafet giyme gibi güneşten korunma alışkanlıklarını tamamlayan değerli bir destek unsuru olarak öne çıkıyor.</p><h3>İltihap yatıştırıcı etkisiyle cilde nefes aldırıyor</h3><p>Yeşil çaydaki kateşinler antioksidan özelliklerinin yanı sıra güçlü anti-inflamatuar etkilere de sahip. Cilt iltihabı kuruluk, pullanma, kızarıklık, yanma hissi veya kaşıntı şeklinde kendini gösterebiliyor. Bu belirtiler alerjiler, döküntüler ya da sedef hastalığı gibi otoimmün rahatsızlıklarla bağlantılı olabiliyor. Dr. Garshick, yeşil çay tüketiminin inflamatuar cilt rahatsızlıkları için tek başına bir tedavi olarak düşünülmemesi gerektiğini belirtirken, sağlıklı bir beslenme düzeninin parçası olarak düzenli tüketimin vücuttaki genel inflamatuar yükü azaltarak cilde olumlu yansıdığını ifade ediyor.</p><p>İltihabı kontrol altında tutmak aynı zamanda erken yaşlanmanın görünür belirtilerini geciktirmeye de katkı sağlıyor. Yaşla birlikte vücut doğal olarak kolajen ve elastin kaybediyor, bu durum kırışıklıklara ve sarkan cilde yol açıyor. Güneş maruziyeti bu proteinleri parçalayan iltihabı tetikleyerek süreci hızlandırıyor. Yeşil çay bu iltihabın bir kısmını dengelemeye yardımcı olabiliyor. Bilimsel çalışmalar, yeşil çaydaki birincil kateşin olan EGCG'nin UV kaynaklı iltihabın bir bölümünü azalttığını ve uzun vadede kolajeni korumaya destek verdiğini gösteriyor. Dr. Chabra bu mekanizmayı şöyle açıklıyor: "EGCG, fotoaging ile bağlantılı UVB kaynaklı inflamatuar sinyalleşmeyi, yani NF-&#954;B ve MAPK yollarını baskılıyor. Daha az kronik iltihap, daha iyi korunmuş kolajen anlamına geliyor." Bu bilimsel veri, yeşil çayın cildin yapısal bütünlüğünü korumadaki rolünü net biçimde ortaya koyuyor.</p><h3>Yeşil çayı günlük hayata dahil etmenin pratik yolları</h3><p>Sıcak çay içmek herkesin tercihi olmayabiliyor. Ancak yeşil çayın tadını çıkarmanın ve cilt sağlığına katkısından faydalanmanın pek çok farklı yolu bulunuyor. Günde bir ila iki fincan yeşil çay sıcak ya da buzlu olarak tüketilebiliyor. Bir standart fincan yani yaklaşık 240 mililitre yeşil çay 25 ila 50 miligram arasında kafein içeriyor. Kafeinden kaçınmak isteyenler için faydalı polifenol bileşiklerini koruyan kafeinsiz yeşil çay seçenekleri de piyasada mevcut. Sheth bu konuda tüketicilere kafeinsiz versiyonları da güvenle tercih edebileceklerini söylüyor. Buzlu yeşil çay hazırlamak için çayı demledikten sonra buzdolabında soğutmak ya da doğrudan buz üzerine dökmek yeterli oluyor.</p><p>Yeşil çayı tüketmenin yaratıcı bir yolu da soğutulmuş demlenmiş yeşil çayı smoothie için sıvı taban olarak kullanmak. Sheth, meyvelerle harmanlandığında daha da güçlü bir antioksidan desteği elde edildiğini belirtiyor. Bir diğer alternatif ise matcha. Matcha, geleneksel yeşil çaya kıyasla daha fazla kateşin içeren toz haline getirilmiş bir Japon yeşil çayı. Bunun sebebi, suda demlenen yaprak yerine çay yaprağının tamamının tüketilmesi. Matcha sıcak veya buzlu olarak içilebiliyor, sütle karıştırılarak matcha latte de hazırlanabiliyor. Ancak matcha doğal olarak acımsı bir tada sahip olduğundan hazır satılan birçok versiyonda eklenen tatlandırıcılar bulunuyor, bu nedenle etiket okumak önem taşıyor.</p><h3>Yeşil çayın topikal kullanımı: İçmek mi sürmek mi daha etkili?</h3><p>Yeşil çayı sadece içmek değil, cilde doğrudan uygulamak da bir seçenek olarak değerlendiriliyor. Soğutulmuş yeşil çay poşetleri şişmiş veya tahriş olmuş cildi yatıştırmak için pratik bir çözüm sunuyor. Bunun ötesinde, yeşil çay özü ile formüle edilmiş topikal kremler de piyasada yer alıyor. Bu kremlerin UV koruması sağlayabileceği, akneyi iyileştirebileceği ve kırışıklıkları azaltabileceği öne sürülüyor. Ancak bu alandaki kanıtlar henüz yeterli düzeyde değil ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuluyor. Kendi cilt bakım ürününü formüle etmiş bir uzman olan Dr. Chabra, yeşil çayın içildiğinde en iyi sonucu verdiğini söylüyor. Chabra şu önemli uyarıyı yapıyor: "Reçete edilen dozlarda kullanıldığında bile yeşil çay bileşenleri kararsız olabiliyor ve oksitlenebiliyor. Bu kararsızlık, birçok topikal yeşil çay ürününün beklentilerin altında kalmasının tam nedeni." Bu nedenle uzmanlar, yeşil çayın cilt sağlığı üzerindeki faydalarından en verimli şekilde yararlanmak için onu düzenli olarak içmeyi öneriyor.</p><p>Sonuç olarak yeşil çay, bilimsel araştırmalarla desteklenen güçlü antioksidan ve anti-inflamatuar özellikleri sayesinde cilt sağlığını korumak ve yaşlanma belirtilerini yavaşlatmak isteyenler için en etkili doğal içecek olarak öne çıkıyor. Güneş kreminin ya da tıbbi tedavilerin yerini almasa da sağlıklı bir yaşam tarzı ve dengeli beslenme ile birleştirildiğinde cildin savunma mekanizmasını güçlendiren değerli bir destek unsuru oluyor. Günde bir ila iki fincan yeşil çay ya da bir matcha latte, cildinize yapabileceğiniz en basit ama en etkili yatırımlardan biri olabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/cilt-sagligi-icin-en-cok--374_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287047</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/orta-yasta-hareket-etmek-ilerleyen-yaslarda-beyin-sagligini-korumayla-iliskili-bulundu-287047</link>
      <pubDate>2026-08-10T15:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Orta yaşta hareket etmek ilerleyen yaşlarda beyin sağlığını korumayla ilişkili bulundu]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Texas Üniversitesi San Antonio Sağlık Merkezi'nin yürüttüğü geniş çaplı araştırmada, orta yaşta düzenli fiziksel aktivite ve sağlıklı kardiyovasküler değerlerin, ilerleyen yaşlarda bilişsel gerilemeyi anlamlı biçimde yavaşlattığı ortaya kondu. Özellikle San Antonio'da yaşayan Hispanik topluluklar üzerinde yapılan analizler, kalp sağlığının beyin fonksiyonları üzerindeki etkisini gözler önüne serdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Orta yaşta hareket etmek ilerleyen yaşlarda beyin sağlığını korumayla ilişkili bulundu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Texas Üniversitesi San Antonio Sağlık Merkezi'nin yeni çalışması, orta yaşta sürdürülen fiziksel aktivite ve kardiyovasküler sağlık düzeyinin, ilerleyen yıllarda zihinsel fonksiyonların korunmasında önemli rol oynadığını gösterdi. Araştırmacılar, San Antonio'da yaşayan 402 yetişkini uzun yıllar boyunca takip etti. Katılımcıların ortalama yaşı 57,9 olurken, yüzde 52'si Hispanik kökenliydi ve yüzde 58,5'ini kadınlar oluşturdu. 23 Temmuz'da Alzheimer &amp; Dementia: Behavior &amp; Socioeconomics of Aging dergisinde yayımlanan bulgulara göre, orta yaşta yapılan herhangi bir fiziksel aktivite, özellikle Hispanik topluluklarda bilişsel gerilemenin hızını yavaşlatıyor. Buna karşılık, Hispanik olmayan beyaz katılımcılarda ise açlık kan şekeri düzeyinin düşük tutulması, zihinsel performansta uzun vadeli avantaj sağlıyor.</p><h3>Claudia Satizabal'dan kalp sağlığı ve beyin ilişkisine vurgu</h3><p>Çalışmanın baş araştırmacılarından Claudia Satizabal, kardiyovasküler sağlığı iyileştirmenin, Alzheimer hastalığı ve diğer demans türlerinin toplum üzerindeki yükünü azaltabileceğine dikkat çekti. Satizabal, özellikle yüksek risk grubunda yer alan topluluklarda, yaşam tarzı değişikliklerinin beyin sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Texas Üniversitesi Glenn Biggs Enstitüsü'nden bilim insanları, sağlıklı beslenme, sigara kullanımından uzak durma ve fiziksel aktivite gibi davranışsal faktörlerin, kalp sağlığı üzerinden bilişsel yaşlanma sürecini doğrudan etkilediğini belirtti. Bu çerçevede, Amerikan Kalp Derneği'nin Hayatın Basit 7 (LS7) kriterleriyle değerlendirilen kardiyovasküler sağlık puanı, araştırmada temel gösterge olarak kullanıldı. Daha önceki araştırmaların da gösterdiği gibi, yüksek LS7 puanına sahip bireylerde demans riski belirgin şekilde azalıyor. Ancak mevcut çalışma, bu ilişkinin etnik gruplara göre farklılık gösterebileceğini ortaya koydu.</p><h3>San Antonio'da Hispanik topluluklar daha fazla risk altında</h3><p>Amerika Birleşik Devletleri'nde 6,7 milyon kişinin Alzheimer hastalığıyla mücadele ettiği biliniyor. Özellikle Hispanik topluluklar, bu hastalığın orantısız yükünü taşıyor. San Antonio'da yapılan araştırmada, 65 yaş ve üzerindeki Hispanik yetişkinlerin yüzde 14'ünde Alzheimer hastalığı saptanırken, aynı yaş grubundaki Hispanik olmayan beyazlarda bu oran yüzde 10'da kaldı. Meksika kökenli Amerikalılar arasında diyabet, obezite ve dislipidemi gibi kardiyovasküler risk faktörlerinin de yaygın olduğu görüldü. Her biri, bilişsel gerileme ve demans riskini artırıyor. Buna rağmen, Hispanik topluluklar Alzheimer araştırmalarında genellikle yeterince temsil edilmiyor. Bu eksiklik, bilim insanlarının riskin gelişimini tam olarak anlamasını ve etkili önleyici stratejiler geliştirmesini engelliyor.</p><h3>Uzun vadeli veriler, risk faktörlerini netleştiriyor</h3><p>Texas Üniversitesi araştırmacıları, San Antonio Kalp Çalışması (SAHS) ve San Antonio Yaşlanma Uzunlamasına Çalışması (SALSA) verilerini birleştirerek, orta yaştaki kardiyovasküler sağlığın ilerleyen yaşlarda bilişsel performans üzerindeki etkisini inceledi. SAHS, 1979'dan 2000'li yıllara kadar 5 binden fazla kişiyi takip ederek, tip 2 diyabet ve kalp hastalığının nedenlerini araştırdı. SALSA ise, bu katılımcıların yaşlanma sürecindeki sağlık değişimlerini izledi. Araştırmacılar, 11 soruluk Mini-Mental Durum Değerlendirmesi ile katılımcıların bellek, dikkat ve düşünme becerilerini dört kez ölçtü. Elde edilen veriler, yaş, cinsiyet, eğitim ve gelir gibi demografik değişkenlerle birlikte analiz edildi. Ayrıca, çalışmadan erken ayrılan katılımcıların sonuçları etkileme olasılığı da istatistiksel olarak kontrol edildi.</p><h3>Fiziksel aktivite ve glukoz kontrolü bilişsel gerilemeyi yavaşlatıyor</h3><p>Analizler, herhangi bir düzeyde fiziksel aktivitenin, özellikle Meksika kökenli Amerikalılar arasında daha yavaş bilişsel gerileme ile ilişkili olduğunu ortaya koydu. Araştırmada, yalnızca hareketsiz bir yaşam tarzından kaçınmanın dahi ilerleyen yaşlarda zihinsel fonksiyonları koruyabildiği vurgulandı. Hispanik olmayan beyaz katılımcılar arasında ise açlık glukoz düzeyinin 126 mg/dL veya altında tutulması, bilişsel gerileme riskini azaltıyor. Açlık glukozu, sekiz ila on iki saatlik açlık sonrası kan şekerinin ölçülmesiyle belirleniyor ve bu değer, beyin sağlığı açısından kritik kabul ediliyor. Çalışmanın ilk yazarı Janette Vazquez, elde ettikleri bulguların, orta yaşta fiziksel aktiviteye başlamanın ve kan şekeri kontrolünün, yaşlılıkta bilişsel performans üzerinde anlamlı etki yarattığını söyledi. Vazquez, etnik kökenler arasında belirlenen bu farklılıkların, daha büyük örneklemlerle desteklenmesi gerektiğini de ekledi.</p><h3>Alınacak önlemlerle Alzheimer riski azaltılabilir</h3><p>Uzmanlar, kardiyovasküler sağlığın yaşam boyu izlenmesinin, bilişsel gerileme riskini azaltmada etkili bir strateji olabileceğini ifade ediyor. LS7 puanının yükseltilmesi, yani sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, sigaradan uzak durma, kan basıncı ve glukoz seviyesinin kontrolü, hem kalp hem de beyin sağlığını destekliyor. Özellikle Hispanik topluluklarda, bu tür önlemlerle Alzheimer ve benzeri demans türlerinin yaygınlığının önemli ölçüde azaltılabileceği belirtiliyor. Araştırmacılar, toplumun farklı kesimlerinde risk faktörlerinin izlenmesi ve önleyici sağlık politikalarının geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Texas Üniversitesi San Antonio Sağlık Merkezi ve Glenn Biggs Enstitüsü, bu alanda yürüttükleri uzun vadeli çalışmalarla, hem bireylerin hem de toplumun genel sağlığını korumayı hedefliyor. Sonuç olarak, orta yaşta atılan adımların, ilerleyen yıllarda zihinsel fonksiyonlar üzerinde belirleyici olduğu bir kez daha kanıtlanmış oldu.</p><p>Sonuç olarak, Texas Üniversitesi'nin San Antonio'da yürüttüğü bu kapsamlı araştırma, orta yaşta sürdürülen fiziksel aktivite ve sağlıklı kardiyovasküler değerlerin, yaşlılıkta bilişsel gerilemeyi yavaşlatmada kilit rol oynadığını ortaya koydu. Özellikle Hispanik topluluklarda riskin yüksek olması, önleyici sağlık politikalarının ve farkındalık çalışmalarının önemini bir kez daha gündeme taşıyor. Uzmanlar, toplumun her kesimini erken yaşlarda sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanmaya davet ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/orta-yasta-hareket-etmek--342_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287046</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/youtubeun-androiddeki-autoplay-ayari-kullanicilari-ikiye-boldu-287046</link>
      <pubDate>2026-08-10T15:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[YouTube'un Android'deki autoplay ayarı kullanıcıları ikiye böldü]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[YouTube, Android uygulamasında autoplay yani otomatik oynatma özelliğinde yaptığı değişiklikle binlerce kullanıcının tepkisini topladı. Kullanıcılar, videoların en son kaldıkları yerden değil baştan başlamasından şikâyet ediyor ve çözüm bekliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[YouTube'un Android'deki autoplay ayarı kullanıcıları ikiye böldü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>YouTube, Android uygulamasında autoplay yani otomatik oynatma ayarını değiştirdi. Son güncellemeyle birlikte, kullanıcılar uygulamayı tekrar açtıklarında en son izledikleri video otomatik olarak oynuyor fakat video, kaldığı yerden değil baştan başlıyor. Bu değişiklik, özellikle Android kullanıcıları arasında büyük bir tartışmaya yol açtı. Binlerce kişi, YouTube'un destek forumlarında ve Reddit'te bu yeni autoplay davranışına tepki gösteriyor. Kullanıcılar, autoplay özelliğinin kendilerini zor durumda bıraktığını ve eski sistemin daha verimli olduğunu savunuyor.</p><h3>YouTube'dan autoplay değişikliği kullanıcıları rahatsız etti</h3><p>Mart 2026'dan bu yana artan şikayetler, autoplay ayarının kasıtlı bir güncelleme mi yoksa bir hata mı olduğu konusunda netlik olmaması nedeniyle daha da büyüdü. Özellikle Android kullanıcıları, YouTube uygulamasını yeniden açtıklarında videoların en son kaldığı noktadan devam etmesini bekliyor. Ancak autoplay özelliği, videoyu baştan başlatınca izleme deneyimi olumsuz etkileniyor. Bu durum, YouTube'un destek sayfalarında ve sosyal medyada yoğun olarak tartışılıyor. Birçok kullanıcı, autoplay fonksiyonunun eski haline dönmesini talep ediyor.</p><h3>Kullanıcılar autoplay için çözüm bekliyor</h3><p>Autoplay değişikliğiyle ilgili tartışmalar hız kesmeden devam ediyor. Kullanıcılar, YouTube'un bu ayarı geri alması ya da en azından kişiselleştirilebilir bir seçenek sunmasını istiyor. Şikayetlerin artmasıyla birlikte, autoplay özelliğinin geleceği merak konusu oldu. Şu ana kadar YouTube veya Google cephesinden resmi bir açıklama gelmedi. Ancak kullanıcıların baskısı sürüyor ve autoplay davranışıyla ilgili bir güncelleme beklentisi giderek yükseliyor. Android'de autoplay sorunu yaşayanlar, platformun izle-izleye çözüm üretmesini talep ediyor.</p><p>Sonuç olarak, YouTube'un Android autoplay ayarında yaptığı bu değişiklik, kullanıcı deneyimini olumsuz etkilediği için tartışmalara yol açtı. Kullanıcılar, autoplay fonksiyonunun eski haline dönmesini ya da daha iyi bir çözüm sunulmasını bekliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/youtubeun-androiddeki-aut-843_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287045</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/cinin-uzay-yarisinda-kritik-hamle-landspace-roketi-firlatilip-geri-indirecek-287045</link>
      <pubDate>2026-08-10T15:48:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çin'in uzay yarışında kritik hamle! Landspace roketi fırlatılıp geri indirecek]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Çin'in özel uzay şirketi Landspace, yeniden kullanılabilir roket teknolojisinde çığır açabilecek büyük bir fırlatma ve iniş denemesi için 10 Ağustos tarihini belirledi. Başarılı bir sonuç, şirketi dünya genelinde operasyonel yeniden kullanılabilir roket geliştiren az sayıdaki kuruluş arasına taşıyacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çin'in uzay yarışında kritik hamle! Landspace roketi fırlatılıp geri indirecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çin merkezli özel uzay şirketi Landspace, yeniden kullanılabilir roket teknolojisinde dönüm noktası olabilecek kapsamlı bir fırlatma ve iniş denemesi için geri sayıma geçti. Şirket, 10 Ağustos'u hedefleyen bu kritik misyonla birlikte Çin'in ticari uzay sektöründe yepyeni bir sayfa açmayı planlıyor. Söz konusu deneme, roketin uzaya fırlatıldıktan sonra Dünya'ya güvenli biçimde geri dönmesini sağlayacak teknolojilerin gerçek koşullarda sınanması anlamına geliyor. Misyon başarıyla tamamlanırsa Landspace, dünya genelinde yeniden kullanılabilir fırlatma araçları üzerinde çalışan sınırlı sayıdaki kuruluş arasına girmiş olacak. Bu gelişme, Çin'in uzay alanındaki ticari hırslarının ne denli ciddi bir ivme kazandığını gözler önüne seriyor.</p><h3>Landspace'in yeniden kullanılabilir roket programı neden bu kadar önemli?</h3><p>Landspace'in planlanan uçuş denemesi, uzun süredir devam eden yoğun bir hazırlık sürecinin ardından gerçekleşecek. Şirket mühendisleri, yeniden kullanılabilir roketin itme gücü, uçuş kontrol mekanizmaları ve kurtarma sistemlerinin performansını titizlikle değerlendirdi. Geliştirilen teknolojiler, roket aşamasının fırlatma görevini tamamlamasının ardından kontrollü şekilde yeryüzüne inmesini hedefliyor. Yeniden kullanılabilir roket tasarımı, motor kontrolünden navigasyona, aerodinamik dengeden iniş prosedürlerine kadar birçok sistemin birbiriyle kusursuz uyum içinde çalışmasını zorunlu kılıyor. Başarılı bir kurtarma operasyonu için uçuş dizisinin her aşaması son derece dar tolerans sınırları içinde yürütülmek zorunda. Bu nedenle yeniden kullanılabilir roket geliştirmek, uzay mühendisliğinin en zorlu alanlarından biri olarak kabul ediliyor. Landspace'in bu alandaki kararlı adımları, şirketin küresel ölçekte rekabet edebilecek bir teknolojik altyapı oluşturma konusundaki ciddiyetini ortaya koyuyor.</p><h3>Yer testlerinden gelen veriler güveni artırdı</h3><p>Planlanan fırlatma öncesinde Landspace, roket sistemlerinin doğru ve güvenilir biçimde çalıştığını teyit etmek amacıyla kapsamlı yer testi kampanyaları tamamladı. Bu testler, mühendislere performans düzeyi, sistem güvenilirliği ve farklı bileşenler arasındaki koordinasyon hakkında kritik veriler sağladı. Şirket, son değerlendirmelerin öngörülerle örtüşen sonuçlar ürettiğini kamuoyuyla paylaştı. Landspace, X sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada dikkat çekici ifadeler kullandı: "Tüm sistemler normal şekilde çalıştı ve test verileri beklentileri karşıladı. Sistem operasyonlarının doğruluğu ve koordinasyonu doğrulandı, yaklaşan uçuş görevleri için sağlam bir temel oluşturuldu." Bu açıklama, şirketin yeniden kullanılabilir roket programına duyduğu özgüveni açıkça yansıtıyor. Yer testlerinden elde edilen sonuçlar, mühendislerin gerçek uçuş ortamının getireceği zorlu koşullara hazırlanmasında belirleyici rol oynayacak. Zira yeniden kullanılabilir bir roket; fırlatma anı, atmosfere yeniden giriş ve iniş sürecinde aşırı sıcaklık, basınç ve titreşim gibi zorlu koşullarla başa çıkmak durumunda. Bu gerçeklik, laboratuvar ortamının ötesinde fiili uçuş testlerini kaçınılmaz bir adım haline getiriyor.</p><h3>Space.com 10 Ağustos tarihini doğruladı</h3><p>Uluslararası uzay haberleri platformu Space.com, Landspace'in 10 Ağustos'u hedefleyen bir fırlatma ve iniş denemesi planladığını doğruladı. Haber kaynağı, misyonun yeniden kullanılabilir roket teknolojisindeki ilerlemenin somut bir gösterimi olarak taşıdığı önemi vurguladı. Şirketin bu girişimi, özel uzay firmalarının gelişmiş fırlatma teknolojisi geliştirme sürecine ne denli aktif biçimde dahil olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Yaklaşan deneme, her hedefin tam anlamıyla gerçekleşmediği senaryolarda bile son derece değerli bilgiler sunacak nitelikte. Uçuş testleri, mühendislerin teknik zorlukları yerinde tespit etmesine ve doğrudan operasyonel deneyim aracılığıyla gelecekteki tasarımları iyileştirmesine imkân tanıyor. Bu yönüyle misyon, başarı ya da kısmi başarısızlık fark etmeksizin Landspace'in yeniden kullanılabilir roket yol haritasında kritik bir kilometre taşı olacak.</p><h3>Çin'in ticari uzay yarışı kızışıyor</h3><p>Yeniden kullanılabilir roket geliştirme çalışmaları, günümüz uzay endüstrisinin en öncelikli gündem maddelerinden birine dönüştü. Fırlatma maliyetlerinin düşürülmesi ve roketlerin daha kısa sürede yeniden kullanıma hazır hale getirilmesi; büyük uydu ağlarının kurulmasını, bilimsel görevlerin çeşitlenmesini ve gelecekteki derin uzay keşif projelerinin hayata geçirilmesini destekleyebilir. Çin açısından bakıldığında, Landspace gibi özel şirketlerin kaydettiği ilerleme, ülkenin uzay faaliyetlerinde ticari katılımı genişletme stratejisinin somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Pekin yönetimi, fırlatma sistemlerinden uzay aracı geliştirmeye, yörünge altyapısından uydu teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede büyük yatırımlar gerçekleştirdi. Başarılı bir yeniden kullanılabilir roket gösterimi, Landspace'in Çin'in hızla büyüyen ticari fırlatma pazarındaki konumunu önemli ölçüde güçlendirecek. Aynı zamanda bu başarı, özel sektör oyuncularının küresel uzay teknolojisinin geleceğini nasıl şekillendirdiğine dair çarpıcı bir örnek teşkil edecek.</p><p>Landspace'in yaklaşan yeniden kullanılabilir roket denemesi, uluslararası uzay camiası tarafından büyük ilgiyle takip ediliyor. Araştırmacılar ve sektör uzmanları, aracın performansını ve teknolojinin gelecekteki potansiyelini yakından inceleyecek. Şirketlerin fırlatma maliyetlerini aşağı çekmek ve yörüngeye erişimi kolaylaştırmak için kıyasıya rekabet ettiği küresel uzay endüstrisinde, Landspace'in 10 Ağustos'taki denemesi yeni dengelerin habercisi olabilir. Sonuç ne olursa olsun, bu misyon Çin'in ticari uzay alanındaki kararlılığını ve yeniden kullanılabilir roket teknolojisine verdiği stratejik önemi bir kez daha teyit ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/cinin-uzay-yarisinda-krit-719_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287043</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/cay-tiryakilerine-iyi-haber-demleme-suresi-sagliginizi-etkiliyor-287043</link>
      <pubDate>2026-08-10T15:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çay tiryakilerine iyi haber! Demleme süresi sağlığınızı etkiliyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'nin Chicago kentinde yer alan Kuzeybatı Üniversitesi'nde gerçekleştirilen araştırmada, çayın suyu toksik ağır metalleri önemli ölçüde azalttı. Bilim insanları, özellikle siyah çayın kurşun ve kadmiyum gibi zararlı maddeleri tutma konusunda etkili olduğunu açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çay tiryakilerine iyi haber! Demleme süresi sağlığınızı etkiliyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'nin Chicago kentindeki Kuzeybatı Üniversitesi'nde yürütülen yeni bir araştırma, çayın suyu ağır metallerden arındırma özelliğini ortaya koydu. Araştırmada, demlenme sırasında kurşun ve kadmiyum gibi tehlikeli toksik metallerin büyük oranda çay yapraklarında kaldığı, bu sayede içilecek çayda zararlı maddelerin seviyesinin düştüğü saptandı. Bilim insanları, bu bulgunun özellikle su kirliliği endişesinin arttığı günümüzde halk sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.</p><h3>Kuzeybatı Üniversitesi: Siyah çay ağır metalleri daha iyi tutuyor</h3><p>Kuzeybatı Üniversitesi'nden araştırmacılar, siyah, yeşil ve papatya çayı dahil olmak üzere farklı çay türlerini test etti. İnce doğranmış siyah çayın, toksik ağır metalleri diğer çeşitlere göre daha etkili şekilde tuttuğu tespit edildi. Ayrıca, çayın demlenme süresi uzadıkça, suyun içindeki kurşun ve kadmiyum gibi zararlı maddelerin daha fazla azaldığı görüldü. Örneğin, beş dakika boyunca demlenen çayın kurşun seviyesinde %15 oranında düşüş yaşandı. Bu sonuçlar, çayın demleme şeklinin ve süresinin sağlık üzerinde doğrudan etkili olduğunu gösterdi.</p><h3>Çay poşeti seçimi de ağır metal temizliğinde etkili</h3><p>Araştırmada ayrıca, selülozdan üretilen çay poşetlerinin, pamuklu ve naylon poşetlere göre suyun içindeki ağır metallerin uzaklaştırılmasında daha başarılı olduğu ortaya çıktı. Bilim insanları, çayın bu özelliğinin özellikle su kirliliği riski taşıyan bölgelerde yaşayanlar için ekstra bir koruma sağlayabileceğini belirtti. Araştırmacılar, çayın sadece bir içecek olmanın ötesinde, potansiyel bir sağlık koruyucusu olarak da değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.</p><p>Sonuç olarak, Kuzeybatı Üniversitesi'nin bu araştırması, çayın toksik ağır metallerin insan vücuduna geçişini azaltma potansiyelini bilimsel olarak ortaya koydu. Uzmanlar, çay tüketicilerinin doğru demleme yöntemleri ve poşet seçimleriyle sağlık risklerini azaltabileceğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/cay-tiryakilerine-iyi-hab-780_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287042</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/japonyada-guvercinlerle-sanat-testi-bilimi-sasirtti-287042</link>
      <pubDate>2026-08-10T15:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Japonya'da güvercinlerle sanat testi bilimi şaşırttı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Japonya'nın Keio Üniversitesi'nde yürütülen deneyde, güvercinlerin çocuk resimlerini ayırt edebilme yeteneği bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. Watanabe Shigeru liderliğindeki ekip, bu sıra dışı araştırmayla Şnobel Ödülü'ne layık görüldü ve sanatsal algının sadece insanlara özgü olmadığını ortaya koydu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Japonya'da güvercinlerle sanat testi bilimi şaşırttı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Japonya'nın Keio Üniversitesi'nde gerçekleştirilen çarpıcı bir bilimsel araştırmada, güvercinlerin çocuklara ait resimleri ayırt edebildiği belirlendi. Watanabe Shigeru öncülüğündeki ekip, güvercinlere 30 farklı çocuk resmi göstererek, bu kuşların 'iyi' ve 'kötü' olarak sınıflandırılan görseller arasında ayrım yapıp yapamayacağını test etti. Deney, güvercinlerin doğru seçim yaptıklarında yemle ödüllendirilmesiyle ilerledi ve ortalama 22 seansta kuşlar resimleri başarıyla ayırt etti.</p><h3>Watanabe Shigeru: 'Sanatsal algı yalnızca insana özgü değil'</h3><p>Deneyin ikinci aşamasında bilim insanları, güvercinlerin daha önce karşılaşmadıkları resimler üzerindeki tercihlerini gözlemledi. Sonuçlar, kuşların tanımadıkları görsellerde de 'iyi' resimleri seçmeye devam ettiğini gösterdi. Ekip lideri Watanabe Shigeru, bu bulguların sanatsal yeteneklerin yalnızca insanlara ait olduğu yönündeki yaygın inancı sorguladığını vurguladı. Araştırmanın, güvercinlerin beklenmedik bilişsel ve algısal yeteneklere sahip olduğunu ortaya koyduğu belirtildi.</p><h3>Şnobel Ödülü güvercin araştırmasına geldi</h3><p>Keio Üniversitesi'nin bu yenilikçi çalışması, bilim dünyasında büyük ilgi gördü ve ekibe Nobel'in mizahi versiyonu olarak bilinen Şnobel Ödülü'nü kazandırdı. Araştırma, hayvanların sanatsal algı ve değerlendirme kapasitesine dair yeni tartışmalar başlatırken, güvercinlerin karmaşık görsel ayrımları başarabilmesiyle ilgili merakı artırdı. Bu deney, insan dışındaki canlıların sanatsal algısı konusunda bilim insanlarına yeni bir bakış açısı sundu.</p><p>Güvercinlerle yürütülen bu deney, sanatsal algının evrenselliği ve hayvanların bilişsel sınırları hakkında önemli soruları gündeme getiriyor. Araştırmanın sonuçları, gelecekte benzer çalışmalar için ilham kaynağı olmayı sürdürecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/japonyada-guvercinlerle-s-437_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287041</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/milyonlarca-kisi-risk-altinda-covid-eski-virusleri-uyandiriyor-287041</link>
      <pubDate>2026-08-10T15:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Milyonlarca kişi risk altında! COVID eski virüsleri uyandırıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Boston Çocuk Hastanesi'nde yürütülen kapsamlı bir araştırma, COVID-19 sonrası hastalarda yıllardır vücutta gizlenen 11 farklı virüsün yeniden aktif hale geldiğini ortaya koydu. Araştırmada özellikle anellovirüslerin, uzun COVID ile güçlü bir ilişki gösterdiği vurgulandı. Uzmanlar, bu bulguların milyonlarca kişiyi ilgilendiren uzun COVID'in anlaşılması ve tedavisi için kritik öneme sahip olduğuna dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Milyonlarca kişi risk altında! COVID eski virüsleri uyandırıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Boston Çocuk Hastanesi'nde gerçekleştirilen geniş kapsamlı bir araştırma, COVID-19 nedeniyle hastaneye yatırılan bireylerde, yıllardır vücutta sessiz kalan 11 farklı virüsün yeniden aktif hale geldiğini ortaya koydu. Çalışmada, özellikle anellovirüs adı verilen ve toplumun yaklaşık yüzde 90'ında bulunan bir virüs ailesinin, uzun COVID ile en güçlü şekilde bağlantılı olduğu belirlendi. Uzmanlar, bu bulgunun milyonlarca uzun COVID hastasının tedavisinde yeni bir dönemin kapılarını aralayabileceğini belirtiyor.</p><h3>Dr. Ofer Levy: 'Anellovirüsler uzun COVID'in arkasındaki gizli etken olabilir'</h3><p>Boston Çocuk Hastanesi Hassas Aşılar Programı'nın başında yer alan Dr. Ofer Levy, araştırmanın baş araştırmacısı olarak dikkat çekiyor. Dr. Levy, yıllardır vücutta sessiz kalan ve çoğu insanın farkında dahi olmadığı anellovirüslerin, COVID-19'un ardından yeniden aktif hale gelmesinin, uzun COVID olarak bilinen ve milyonlarca insanı etkileyen kronik durumla doğrudan ilişkili olabileceğini vurguladı. Araştırmada, Epstein-Barr, sitomegalovirüs ve herpes simpleks gibi bilinen virüslerin yanı sıra, anellovirüslerin özellikle uzun süreli fiziksel engellilik ve kalıcı semptomlarla daha yakından ilişkili olduğu tespit edildi. Dr. Levy, "Uzun COVID ile anellovirüsler arasında kurulan bu bağlantı, dünya genelinde milyonlarca insanın yaşadığı kronik sağlık sorunlarının anlaşılması açısından büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı.</p><h3>Boston Çocuk Hastanesi'nin dev çalışmasında 1.154 hasta ve 200.000 örnek analiz edildi</h3><p>Amerika Birleşik Devletleri genelinde 20 farklı hastanede yürütülen ve Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından finanse edilen araştırma kapsamında, 1.154 COVID-19 hastası detaylı şekilde takip edildi. Bu süreçte, hastalığın seyrini ve uzun vadeli etkilerini anlamak için 200.000'den fazla biyolojik örnek toplandı ve yaklaşık 1 milyar veri noktası analiz edildi. Boston Çocuk Hastanesi'nden Joann Diray Arce, bu çalışmanın bugüne kadar COVID-19 ile ilgili yapılan en kapsamlı biyomarker araştırması olduğunun altını çizdi. Araştırmacılar, hastaların kan örneklerinde, normalde uyku halinde olması gereken virüslerin genetik materyalini inceledi ve 40 gün içinde 11 farklı virüsün yeniden aktif hale geldiğini tespit etti. En sık rastlananlar arasında Epstein-Barr, herpes simpleks 1, sitomegalovirüs ve anellovirüsler öne çıktı.</p><h3>Viral reaktivasyonun ardında bağışıklık zayıflığı değil iltihap çıktı</h3><p>Çalışmanın dikkat çekici bulgularından biri de, virüslerin yeniden aktif hale gelmesinin her zaman bağışıklık sisteminin zayıflığıyla ilgili olmadığını göstermesi oldu. Dr. Levy ve ekibi, Epstein-Barr ve sitomegalovirüs gibi virüslerin, bağışıklık sistemi normal çalışan hastalarda da yeniden aktifleşebildiğini gözlemledi. Bu hastalarda, özellikle vücutta yüksek seviyede iltihap tespit edildi. Uzmanlar, bu durumun, yaygın kabul görenin aksine, güçlü bir iltihabi yanıtın, virüslerin uyanmasında etkili olabileceğini gösterdiğini vurguladı. Bu bulgu, uzun COVID'in nedenleri ve tedavi yaklaşımları konusunda yeni bir bakış açısı sunuyor.</p><h3>Uzun COVID ve anellovirüs ilişkisi: Yeni tedavi yollarının kapısı aralanıyor</h3><p>Uzmanlar, araştırmanın uzun COVID'in kökenine dair önemli ipuçları sunduğunu belirtiyor. Dr. Levy, "Geleneksel olarak, viral reaktivasyonun zayıflamış bağışıklıkla ilişkili olduğu düşünülür. Ancak burada, güçlü iltihaplı yanıtlar bağlamında virüslerin yeniden aktif hale geldiğini gözlemledik. Bu durum, uzun COVID'in patofizyolojisine dair yeni soruları gündeme getiriyor" dedi. Anellovirüslerin uzun COVID'deki rolüne henüz tam anlamıyla açıklık getirilememiş olsa da, bu virüslerin zararsız kabul edilmesinin yanlış olabileceği ve hastalığa katkıda bulunabileceği ihtimali gündeme geldi. Uzmanlar, anellovirüslere karşı antiviral ilaçların geliştirilmesinin gelecekte mümkün olabileceğini ve bu alanda takip çalışmalarının şart olduğunu ifade ediyor.</p><h3>ABD'de 10 milyon uzun COVID hastası: Tehlike geçmedi, yeni pandemilere hazırlık çağrısı</h3><p>Dr. Levy, COVID-19'un toplumda oluşturduğu tehdidin kamuoyunun algısında azalmasına rağmen, gerçek rakamların hâlâ endişe verici boyutlarda olduğunu belirtti. Amerika Birleşik Devletleri'nde 2025-2026 solunum sezonunda 50.000 kişinin COVID nedeniyle hayatını kaybettiğine ve 10 milyondan fazla yetişkinin uzun COVID ile mücadele ettiğine dikkat çekti. Dr. Levy, "Bu hastaların en iyi sonuçlarla iyileşmelerine yardımcı olmalıyız" diyerek, hem mevcut hastalara destek verilmesi hem de olası yeni koronavirüs pandemilerine karşı hazırlıklı olunması gerektiğini vurguladı. Uzmanlar, COVID-19'dan elde edilen tüm bilimsel derslerin, gelecekte karşılaşılabilecek benzer salgınlara karşı daha etkin bir mücadele için değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.</p><h3>Çalışmanın sınırları ve anellovirüslerin gelecekteki rolü</h3><p>Araştırmacılar, elde edilen bulguların umut verici olmasına rağmen, henüz hiçbir virüsün doğrudan uzun COVID'e neden olduğunun kanıtlanmadığını belirtiyor. Çalışmada yer alan tüm hastaların, hastaneye yatacak kadar ağır COVID geçirenlerden oluştuğu, evde hafif semptomlarla atlatanların ise kapsam dışında bırakıldığı vurgulandı. Ayrıca, anellovirüslerin insan vücudunda tam olarak nasıl bir etki yarattığı halen belirsizliğini koruyor. Dr. Levy, "Anellovirüsler hakkında daha fazla bilgi edinmemiz gerekiyor. Zararsız gibi görünen bu virüslerin hastalığa katkısı olabilir ve bu olasılığı değerlendirmek için yeni takip çalışmaları şart" şeklinde konuştu. Eğer anellovirüslerin uzun COVID'de rolü doğrulanırsa, bu virüslere karşı özel ilaçların geliştirilmesi gündeme gelebilir.</p><h3>Uzmanlar: Anellovirüslerin kontrolü için yeni tedavi stratejileri geliştirilmeli</h3><p>Çalışmayı yürüten ekip, COVID-19 enfeksiyonu sırasında bağışıklık sisteminin anellovirüsler gibi yeniden aktifleşen virüslere verdiği yanıtı anlamak için araştırmalarını sürdürüyor. Araştırmacılar, bu virüslerin kontrol altına alınmasını sağlayacak yeni tedavi yöntemleri geliştirmek ve bu tedavilerin ne zaman uygulanmasının en etkili sonuç vereceğini belirlemek istiyor. Zamanlamanın, müdahalenin başarısı açısından kritik olduğu ifade ediliyor. Dr. Levy, "Uzun COVID ile moleküler ve viral ilişkilerin daha iyi anlaşılması, daha etkili tanı ve tedavi yöntemlerine ulaşmamızı sağlayabilir" diyerek, bilim dünyasının önünde çözülmesi gereken önemli sorular bulunduğuna işaret etti.</p><p>Sonuç olarak, Boston Çocuk Hastanesi'nde yürütülen bu kapsamlı araştırma, anellovirüslerin uzun COVID ile ilişkisine dair bilim dünyasında yeni bir tartışma başlattı. Uzmanlar, elde edilen bulguların hem mevcut uzun COVID hastalarının tedavisinde hem de gelecekteki olası salgınlara hazırlıkta kritik rol oynayabileceğini belirtiyor. Araştırmanın, anellovirüslerin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin daha iyi anlaşılması ve yeni tedavi stratejilerinin geliştirilmesi için yol gösterici olması bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/milyonlarca-kisi-risk-alt-140_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287039</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/24-tv-arafta-sorulara-konuk-oldu-oyuncu-saruhan-hunel-adama-su-vermiyorlar-e-hani-medeniyet-ne-oldu-287039</link>
      <pubDate>2026-08-10T15:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[24 TV Arafta Sorular'a konuk oldu! Oyuncu Saruhan Hünel: Adama su vermiyorlar... E hani medeniyet, ne oldu?]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[24 TV Arafta Sorular programında Star Gazetesi Yazarı Esra Elönü'ye konuk olan oyuncu Saruhan Hünel, “Adama su vermiyorlar... E hani medeniyet, ne oldu?” dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[24 TV Arafta Sorular'a konuk oldu! Oyuncu Saruhan Hünel: Adama su vermiyorlar... E hani medeniyet, ne oldu?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>24 TV Arafta Sorular programında Star Gazetesi Yazarı Esra  Elönü'nün sorularını yanıtlayan Oyuncu Saruhan Hünel, "Adama su vermiyorlar... E hani medeniyet, ne oldu?" dedi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/araftasorularsaruhan-10082026c805f683.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>"Adama Su Vermiyorlar... E Hani Medeniyet, Ne Oldu?"</b></p><p>Tüp kuyruğuna  girmiş bir çocuktum. Yağ kuyruğuna girmiş bir çocuktum. Ama az ama çok, ben  bunları yaşadım. Ben bunları yaşadıktan sonra, bir şeylere zor ulaşan bir çocuk  olduğumuz için, daha doğrusu öyle bir nesil olduğumuz için, şimdiki bazı  rahatlıkları gördüğümüzde kıyas yapıyorsunuz tabii yani.Ben hep de şükrederim  yani. Ne yaparsanız yapın, finalde şu an her şeye ulaşabiliyoruz. Ha,  diyecekler ki, "Bizim paramız yok, ulaşamıyoruz." Ya Allah aşkına, atıyorum bu  bir liralık kupa, on kuruşluk da kupa var. Ama kupa. Anlatabiliyor muyum? O  zamanlar herkesin en fazla iki çift ayakkabısı vardı veya üç çift ayakkabısı  vardı çocukların. Hani orta direkt bir aileden bahsediyoruz. E şimdi... Bir  milyon tane marka var. Bir milyon tane fiyat skalası var. Herkes kendine göre  bir şey bulabiliyor. Bakın, bulabiliyor diyorum. Sıra beklemeden. Ve bütçesine  göre bulabiliyor. Anlatmak istediğim bu şu an. Şartlar böyle yani.Ve insanlara  her zaman şunu söylüyorum: "Ya arkadaş, her zaman daha fazlasını istiyorsunuz  da daha azı olanı niye görmüyorsunuz?" Ben hep onu söylerim. Kendim için de  söylerim.Daha azı olan derken, daha az imkânlara sahip ülkelerden bahsediyorum  yani. Burada belki yine şey diyecekler: "Siyasallaştı, o yaptı." Yok. Hani  mesela ben Afrika'ya gittim. Uganda'ya kadar gittim. Uganda'da kaldığım  turistik şeyi merak ediyordum, oraya gittim.Gece çok sıcaktı. Çıktım, böyle  dışarıda bir karaltı yürüyor. Sonra bir gördüm, oranın vatandaşı, zenci bir  vatandaş, elinde Kalaşnikof'la geziyor kaldığımız otelin bahçesinde.  Resepsiyondaki arkadaşlara dedim, "Ya böyle bir adam..." Dedi ki, "O kadar  açlık var ki otele saldırıyorlar yemek için. Oteli korumak için." E şimdi ben  bunu gördüm. Yıllar önce gördüm bir de. Afrika hâlâ aynı Afrika bu arada.  Düzelen hiçbir şey yok.E dönüp bakıyoruz. E şimdi... Yiyecek için bir yere  saldırı duydun mu Türkiye'de? "Biz çok açtık, gittik lokantayı parçaladık." veya  "Fırını talan ettik." diye.Ben onu görünce buraya diyorum ki, "Aa, iyi." Tabii  ki insanlar, "Avrupa iyi, Amerika iyi." diyor. Ben Amerika'ya da gittim,  gördüm. Hiç de öyle... "Uuu, Amerika..." İşte bazı şeyler uzaktan çok güzel  görünür ya. Çok doğru. Vallahi öyle değil. Turistik değil, ben altı ay orada  dizi çektim.Orada uzun dönem kalınca... O sokakta yatanlar... Çok affedersiniz,  kesif bir idrar kokusu... Bir sürü, bir sürü, bir sürü yani. Ben bunları da  yaşadım. Hani en modern ülkeydi, ne oldu? Medeniyetti, ne oldu? Hani şeyi de  söylemeyeyim ki şöyle şöyle fareler gördüm ben New York'un ortasında. Neye ve  kime göre medeniyet?</p><p>Bir şey  yaşadım ben. Bak, medeniyeti anlatayım.Times Square'a doğru çıkan böyle bir yol  var. Bir tane adamcağız düştü böyle. Ağzından köpükler çıkıyor. Muhtemelen sara  krizi geçiriyordu. Ben de biliyorum nasıl müdahale edeceğimi. Elimi adamın  başının altına koydum böyle, vurmasın diye. İşte sakinleştirmeye çalışıyorum. O  arada birileri bağırıyor: "911'i arayın, ambulans gelsin." falan derken...Neyse,  adamcağız biraz sakinleşti. Ben böyle yerdeyim. Şöyle döndüm. Böyle küçük  büfeler vardır yolun kenarında. Dedim, "Bir tane su verir misin?" Şu kadarcık  bir su verecek bana. Dedi ki, "Parayı öde."Suyu verip de hani orada işimi görüp  parayı ödeyeceğim. Kalkamıyorum ama. Dedi ki, "Parayı öde." Yani adama su  vermiyorlar. E hani medeniyet, ne oldu? Şimdi biz buradan çıkalım. X bir yerde,  şurada arkada lokanta, o bu, açık neresi varsa gitsek. Desek ki, "Ya abimiz,  çok açız. Paramız yok. Yolda kaldık. Bize bir çorbayla bir dilim ekmek ver."  Verirler mi? Verilir.İşte biz böyle bir ülkeyiz. İşte burası medeniyet. Çünkü  geçmişimiz var. Kesinlikle. Toprağın kökü var. Eski bir medeniyetin  çocuklarıyız. Devamı böyle yani. O yüzden medeniyet, baktığınızda, kime göre,  neye göre?</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/araftasorularsaruhan-100820262d098831.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>''Ülkeye kim hizmet ediyorsa alkışlarım, tebrik ederim, dua da  ederim.''</b></p><p>O kendi  başına kurduğun hayatta az insanla muhatap oluyorsun. İşte bu insanlarla  muhatap olmayıp bu baskıları görmemek için aslında... Bu baskıları da tecrübe  etmişimdir ama şu an bana desen ki, "Ya Saruhan, ne zaman, nerede gördün?"  Vallahi hatırlamam.Ama baskı bana çok da şey yapmaz. Takmam yani o baskıyı. Ben  doğru bildiğim yoldayım. Çünkü ben, doğru bildiğim yolda bedavadan yürümem;  araştırırım.Mesela senin programına geleceğim mi? Ben bu programa geleceğim de,  bir araştırayım ya. Bu programda neler oluyor, neler bitiyor, kimler çıkıyor,  neler oluyor diye. Ben o şekilde gelirim.Savunduğum şeylerin üzerine de...  Tekrar demin geriye dönüyorum: Bedavadan muhalefet değil. Okuyarak, öğrenerek,  anlayarak muhalefet yapacaksın. Veyahut da onu taltif edeceksin. "Çok güzel iş  yapılmış, tebrik ederim." diyeceksin.Ya şöyle... Ben deminki mevzuya geleceğim  tekrardan. Bunu bile kişiselleştirmek durumuna soktukları için muhalif  oluyorlar aslında. Mesela burada ülke için değil de, işte, "Ya Esra yapıyor ya bunu.  Esra'yı hiç sevmem ya." veya "Saruhan yapıyor ya bunu. Ben Saruhan'ı hiç  sevmiyorum. Keşke o yapmasa da işte Mehmet yapsa, Ahmet yapsa."Buna gerek yok.  Ya birisi yapsın da bu ülkeye faydası olsun. Kim yaparsa yapsın. Ben  beceremiyorum, Esra da beceremiyor, Ahmet çok iyi beceriyor; Ahmet yapsın.Bence  olmalılar. Onu anlatmaya çalışıyorum. Şahıslara hizmetten bahsetmiyorum ben.  Ülkeye hizmetten bahsediyorum. Ülkeye kim hizmet ediyorsa ben onu alkışlarım,  tebrik ederim. Dua da ederim. "Allah razı olsun." da derim.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/araftasorularsaruhan-10082026d0eb4590.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>"Düşünsenize, bu gece yatıyorsunuz, sabah bir kalkıyorsunuz,  hiçbir şeyiniz yok. Üzerinize giyecek çamaşırınız yok."</b></p><p>Olaya sadece  bir tarafından bakılıyor gibi geliyor bana aslında. İşte, dernek bunları aldı,  derneğin başındakiler bunları çarçur etti veya yedi, yuttu falan filan. Ya  tamam da o paraları oraya gönderen insanlar, başkaları için, oradaki ihtiyaç  sahipleri için göndermiş. O paralar oraya, ihtiyaç sahiplerine ulaşmadı. Peki,  ulaşmayan paralar ve oradaki ihtiyaç sahiplerinin vebaliyle alakalı olarak  insanlar ne yapacak? Onlara da gidip sormak lazım.Burada bir suç işlenmiş mi?  Evet, işlenmiş. Fakat onun devamında, o suçtan doğan zarar ne durumda? O  insanlar ne durumda?Ben bölgeye gitmiş bir insan olarak, hasbelkader bir  şekilde oraya gittim. 15-20 gün civarı, tam hatırlamıyorum ama kaldım. Orada  sadece insanlar değil, hayvanlar da çok zor durumdaydı. Sahipsiz kalan  hayvanlar vardı, aç kalan hayvanlar vardı. Yani orada tüm canlılar zor  durumdaydı. Ben bunları bizzat kendim gördüm, yaşadım.O insanları dolandıran  diyeyim veya suistimal eden, cezaevinde olan insanlar da buralara gitti. Ya  bunları görüp de bunu nasıl yapabilirsin? Ben oraya gidip geldikten sonra  günlerce burada uyuyamadım yani. Bırak hani bir lira, bir şey, menfaatle  alakalı olarak... Benim bütün dengem bozuldu ya.Çadırlarda yaşayan çok insan  vardı. Çünkü depremin hemen sonrasında değil ama bir sonrasında, bir sonraki  kademede, yani artık yardımlar gittikten ve dağıtılmaya başlandıktan sonra biz  de oraya yardım götürdük. Genelde çocuklara yardım götürmeye çalıştık.Instagram'da  çıkan bazı haberler vardı, onları da oraya koydum. Benim koymamın sebebi, "Bak,  ben bunları yaptım." demek değildi. "Ya ben yapıyorum, siz de yapabilirsiniz  aslında. Ben bu kadar yapıyorum, siz de bu kadar yapabilirsiniz." diye örnek  olsun diye onları orada paylaşıyorum ben. Mutlu olsunlar veya görsünler diye.Ve  orada çocuklarla birebir iletişim kurdum. Niye? Ya tamam, ona bunu verdim, çok  mutlu oldu ama bunu aldıktan sonra benimle paylaşmak istedi. "Beraber resim  yapalım mı?" diyor mesela. Anlatabiliyor muyum? Orada o desteği sağlamak  önemli.E şimdi, bu kadar zorlukla orada mücadele ederken üstünde damı yok, suyu  yok, affedersin tuvaleti yok. Yok, yok... Yokluklar içerisinde. Düşünsenize, bu  gece yatıyorsunuz, sabah bir kalkıyorsunuz, hiçbir şeyiniz yok. Üzerinize  giyecek çamaşırınız yok.E sen bu insanların parasını bu şekilde kullanıyorsan,  ben ne diyeyim ki ya? Diyecek bir şeyim yok yani. Zaten bunu ben değil, gerekli  mecralar onlara soracak, hesabını soracaktır.Öteki taraf mağdur. Oraya da bir  şey yapmak gerekiyor aslında baktığımızda. Onu da söz verip de ulaştıramadık.Ve  ben şuna da inanıyorum: Birçok insan o derneğe iyi niyetli olarak milyonlarca  lira para yolladı. Saygı duyuyorum. İyi niyetle ve inanarak.Bizim Türk insanı  çok merhametlidir. Kesinlikle. Çabuk inanıyor. Evet. Hele ki, hani diyorum ya,  empatiyi kaybettik. Ama böyle çok ağır durumlarda o empati geri geliyor. Fakat  o empatiyi farklı şekilde kullanan insanlara bir şekilde alet olunca da o kale yıkılıveriyor  yani.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/24-tv-arafta-sorulara-kon-983_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287038</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/arktikte-dikkat-ceken-kesif-eriyen-deniz-buzu-atmosferde-yeni-parcaciklar-olusturuyor-287038</link>
      <pubDate>2026-08-10T15:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Arktik'te dikkat çeken keşif! Eriyen deniz buzu atmosferde yeni parçacıklar oluşturuyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Grönland'ın batısında, Arktik deniz buzunun erimesiyle ortaya çıkan yeni bulut oluşumu süreci bilim dünyasında heyecan yarattı. Birmingham Üniversitesi'nden Zongbo Shi liderliğindeki ekip, Mayıs ve Haziran 2022'de gerçekleştirdiği keşif gezisinde, deniz buzu ve açık su arasındaki kimyasal tepkimelerin, bulut tohumlarının oluşumunda kritik rol oynadığını ortaya koydu. Bu gelişme, Arktik ikliminin geleceğine dair önemli ipuçları sunuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Arktik'te dikkat çeken keşif! Eriyen deniz buzu atmosferde yeni parçacıklar oluşturuyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Grönland'ın batı kıyılarında, Arktik deniz buzunun erimesiyle birlikte ortaya çıkan sıra dışı bulut oluşumu süreci, uluslararası bir araştırma ekibinin son keşfiyle bilim dünyasının gündemine oturdu. Mayıs ve Haziran 2022'de Birmingham Üniversitesi'nden Zongbo Shi'nin liderliğinde düzenlenen keşif gezisinde, deniz buzu ile açık suyun temas ettiği bölgede gözlemlenen kimyasal reaksiyonların, atmosferde yeni bulut tohumlarının ortaya çıkmasına neden olduğu saptandı. Elde edilen bulgular, Arktik hava koşullarının ve iklim değişikliğinin anlaşılması açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.</p><h3>Zongbo Shi ve ekibinden Arktik'te rekor parçacık artışı</h3><p>Shi'nin ekibi, RRS Discovery araştırma gemisiyle Grönland'ın güneydoğu kıyılarından Davis Boğazı'na kadar uzanan bölgede 13 gün boyunca ayrıntılı ölçümler yaptı. Araştırmacılar, deniz buzu kırıldığında ve açık suyla birleştiğinde, deniz ve buzdan atmosfere çeşitli gazların salındığını belirledi. Güneş ışığının etkisiyle bu gazlar, havada yeni parçacıkların oluşumuna yol açtı. Özellikle güçlü güneş ışığına sahip günlerde, santimetreküpteki parçacık sayısı 50'den iki gün içinde 1.500'e fırladı. Arktik'in temiz atmosferi nedeniyle, su buharının yoğunlaşacak bir çekirdek bulması oldukça güçken, bu yeni parçacıkların ortaya çıkışı bölgenin bulut oluşumuna dair bilinenleri değiştirdi. Shi, bu süreçte gözlemlenen yoğunluk ve büyüme hızının kendilerini şaşırttığını vurguladı.</p><h3>Kükürt ve iyotun bulut oluşumundaki rolü ortaya çıktı</h3><p>Araştırma ekibi, bulut oluşumunu tetikleyen kimyasal zincirin iki önemli bileşenini belirledi: kükürt ve iyot. Algler ve diğer deniz organizmaları tarafından salınan kükürt gazı, güneş ışığıyla sülfürik aside dönüşürken, deniz buzu ve Grönland kıyılarından yayılan iyot bileşenleri de iyot asitlerine dönüştü. Elde edilen veriler, bu iki asidin birlikte olduğu günlerde yeni parçacıkların oluştuğunu gösterdi. Önceki çalışmalar, parçacık oluşumunu yalnızca iyot ya da kükürt kaynaklarına bağlarken, Shi'nin ekibi bu iki sürecin birlikte işlediğini ilk kez açık atmosferde doğruladı. Bu bulgu, Arktik'te bulut tohumlarının oluşumuna dair bilimsel bakış açısını kökten değiştirdi.</p><h3>Organik moleküller büyümeyi hızlandırdı</h3><p>Yeni oluşan parçacıkların bulut damlası oluşturacak boyuta gelmesi için büyümesi gerekiyor. Shi'nin ekibi, asitlerin parçacıkları başlatmada etkili olsa da, esas büyümenin organik moleküller sayesinde gerçekleştiğini tespit etti. Okyanus ve buz kenarından yayılan oksijen açısından zengin yüzlerce organik bileşik, parçacıkların hızla büyümesini sağladı. Mao Du ve meslektaşları, buharların 591 farklı türünü katalogladı; bunların 91'i ise daha önce hiç tespit edilmemiş iyot içeren moleküllerden oluşuyordu. Parçacıklar, saatte 1,5 ila 3,6 nanometre hızında büyüyerek, 13 günün sekizinde kısa sürede 20 nanometreye, bazı günlerde ise 100 nanometreye ulaştı. Bu hız, Arktik koşulları için olağanüstü bir gelişme olarak kaydedildi.</p><h3>Buz kenarında alg patlaması ve gaz salınımı</h3><p>Keşif sırasında ekip, ince deniz buzunun altında yoğun bir alg patlaması gözlemledi. Bu algler, güneş ışığını yakalamak için klorofil açısından zenginleşirken, aynı zamanda atmosferdeki kükürt gazı seviyesini artırdı. Rüzgarın, buz ve açık okyanus arasındaki sınır boyunca havayı 24 saate kadar taşıdığı günlerde, organik gazlar rekor seviyelere ulaştı. Ozonun deniz yüzeyindeki yağlı filmle etkileşime girerek aldehitler oluşturduğu ve bu aldehitlerin 420 parçacık/trilyon seviyesine çıktığı tespit edildi. Bu süreçte, parçacıklar ilk gün 30 nanometreye, ikinci gün ise 100 nanometreye ulaşarak, büyüme hızlarını iki katına çıkardı.</p><h3>İklim modelleri Arktik kimyasını yakalayamıyor</h3><p>Shi ve ekibi, mevcut iklim modellerinin bu karmaşık kimyasal zinciri içermediğine dikkat çekti. Araştırmacılar, kükürt ve iyot yollarının ayrı süreçler olarak değil, tek bir zincir halinde ele alınması gerektiğini savundu. Bu eksiklik, modellerin Arktik'teki parçacık oluşumlarını doğru şekilde tahmin edememesine yol açıyor. Ayrıca, ölçülen büyümenin yalnızca yarısı modellenebildi; bunun nedeni olarak ise aletlerin yavaş buharlaşan organik buharları tespit etmede yetersiz kalması gösterildi. Shi, bu sürecin iklim üzerindeki tam etkisinin hâlâ belirsiz olduğunu, çünkü bulut damlalarının kar ve deniz buzu üzerinde ısıyı hapsetme, açık su üzerinde ise güneş ışığını yansıtma potansiyeline sahip olduğunu vurguladı.</p><h3>Deniz buzu erimesiyle Arktik kimyası hızla değişiyor</h3><p>Isınan iklimle birlikte, deniz buzunun kırıldığı bölgelerin genişlemesi ve kimyasal reaksiyonların daha kuzeye kayması bekleniyor. Araştırmacılar, Arktik sularının geçmişe kıyasla daha fazla iyot ve kükürt saldığını belirtiyor. Ancak, bölgeden ne kadar gaz salındığına dair henüz kesin bir ölçüm yok. Bu nedenle, bulut tohumlarının Arktik bulutları ve iklimi üzerindeki etkisi hâlâ araştırılıyor. Shi, bu süreçlerin mekânsal ve zamansal yaygınlığının, bulutların ve iklimin gelecekte nasıl şekilleneceği konusunda büyük bir bilimsel zorluk oluşturduğunu ifade etti. Ayrıca, bu karmaşık kimyanın iklim modellerine tam olarak entegre edilebilmesi için daha fazla finansman ve kaynak gerektiğini belirtti. Ekip, önümüzdeki yıl içinde bu sürecin iklim modellerinde test edilmesini hedefliyor.</p><p>Sonuç olarak, Arktik deniz buzunun erimesiyle ortaya çıkan yeni bulut oluşumu mekanizması, bölgedeki iklim dinamiklerinin ve gelecekteki değişimlerin anlaşılması açısından büyük önem taşıyor. Shi ve ekibinin bulguları, Arktik'teki iklim modellerinin geliştirilmesi ve küresel ısınmanın etkilerinin daha doğru öngörülmesi için kritik bir temel sunuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/arktikte-dikkat-ceken-kes-224_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287037</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/galaksinin-merkezinden-30000-isik-yili-uzakta-bir-kara-delik-tespit-edildi-287037</link>
      <pubDate>2026-08-10T15:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Galaksinin merkezinden 30.000 ışık yılı uzakta bir kara delik tespit edildi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Maryland Üniversitesi'nin öncülüğünde yürütülen araştırmada, galaksinin merkezinden tam 30.000 ışık yılı uzakta dev bir kara delik tespit edildi. Bu keşif, kara deliklerin yalnızca galaksilerin merkezlerinde bulunmadığına dair teorileri güçlendirirken, astronomi dünyasında büyük yankı uyandırdı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Galaksinin merkezinden 30.000 ışık yılı uzakta bir kara delik tespit edildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Maryland Üniversitesi ve NASA'nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi'nin ortak çalışmasıyla yürütülen araştırmada, galaksinin merkezinden 30.000 ışık yılı uzaklıkta dev bir kara delik keşfedildi. Zwicky Geçici Tesis'in San Diego County'deki iki teleskopu ile yapılan gözlemler sırasında, Güneş'in kütlesinin yaklaşık bir milyon katı büyüklüğünde olan bu kara delik, bir yıldızı parçalarken tespit edildi. Bölgedeki derin gözlemler, kara deliğin çevresinde herhangi bir galaksi ya da yıldız kümesi bulunmadığını ortaya koydu. Bu gelişme, astronomi dünyasında kara deliklerin yalnızca galaksi merkezlerinde yer aldığına dair yaygın kabulün sorgulanmasına yol açtı.</p><h3>Maryland Üniversitesi ekibi: Kara delik galaksi dışında tespit edildi</h3><p>Kara deliklerin genellikle galaksilerin merkezlerinde bulunduğu düşünülüyor. Ancak Maryland Üniversitesi'nden Suvi Gezari ve ekibi, galaksinin kenarında yer alan bu devasa kara deliği ortaya çıkardı. Zwicky Geçici Tesis tarafından her iki günde bir tüm kuzey gökyüzü taranıyor ve yüz binlerce değişen nesne kaydediliyor. Baş yazar Robert David Stein'in geliştirdiği özel bir program, patlamaları yalnızca galaksilerin merkezlerinde değil, aynı zamanda herhangi bir konumda değerlendirebiliyor. Programın Ağustos 2025'te devreye alınmasının ardından, 4 Kasım 2025'te bu dikkat çekici kara delik patlamasını tespit etti. Stein ve ekibi, patlamanın ışık sıcaklığının yaklaşık 18.000°F (9.900°C) olduğunu ve bu değerin tipik bir yıldız patlamasıyla uyuşmadığını belirledi. Ayrıca, patlamanın zirve noktasındaki parlaklığına dayanarak kara deliğin kütlesini bir milyon Güneş olarak tahmin ettiler.</p><h3>Zwicky Geçici Tesis ve Stein ekibi: Eşi benzeri görülmemiş bir gözlem</h3><p>Stein ve ekibi, galaksinin kenarında gerçekleşen bu olağanüstü patlamayı detaylı bir şekilde inceledi. Ekip, patlamanın olduğu yerde herhangi bir galaksi ya da yıldız kümesi bulunmadığını, yalnızca dört soluk lekenin tespit edildiğini ve patlamanın bunlardan hiçbirinde gerçekleşmediğini açıkladı. Maryland Üniversitesi'nden astronomi profesörü Sylvain Veilleux, "Bir galaksinin dışında bu kadar büyük bir kara delik bulmak şaşırtıcı. Etrafında Samanyolu benzeri bir nesne olması beklenirdi, ancak bu kesinlikle yok" diyerek keşfin önemine vurgu yaptı. Ekip, patlamanın özelliklerini analiz ederek, parçalanan yıldızdan yayılan hidrojen ve helyum bantlarını ölçtü. Bu bulgular, yıldızın kara delik tarafından parçalandığını ve ortaya çıkan gazın aylarca parladığını gösterdi. Bu tür olaylara gelgit bozulma olayı adı veriliyor ve şimdiye kadar neredeyse tüm örnekler galaksi merkezlerinden gelmişti.</p><h3>Galaksi çarpışmaları ve kara deliklerin göçü: İki olası senaryo</h3><p>Astronomlar, bu kara deliğin galaksinin kenarına nasıl ulaştığı konusunda iki ana senaryo üzerinde duruyor. İlk olasılığa göre, daha büyük bir galaksi küçük bir galaksiyi parçaladı ve geride yalnızca kara deliği içeren yoğun bir çekirdek bıraktı. İkinci senaryoda ise, bir galaksinin merkezinde dönen iki kara deliğe üçüncü bir kara delik daha eklendi ve üçlü sistemde en hafif olanı galaksinin dışına fırlatıldı. Her iki durumda da, patlamanın olduğu bölgede herhangi bir parlak nesne tespit edilemedi. Stein ve ekibi, patlamanın solgunlaşmasıyla birlikte yapılacak yeni gözlemlerle hangi senaryonun geçerli olduğunu netleştirmeyi hedefliyor. Bu keşif, galaksi çarpışmaları ve kara delik göçlerinin evrenin dinamik yapısında ne kadar önemli rol oynadığını bir kez daha gözler önüne serdi.</p><h3>Yeni gözlem teknikleri ve Rubin Gözlemevi'nin katkısı</h3><p>2024 yılında galaksinin merkezinden 2.600 ışık yılı uzakta tespit edilen benzer bir kara delik patlaması, bu tür olayların galaksi merkezleri dışında da gerçekleşebileceğini göstermişti. X-ışını araştırmaları ise, merkezden on binlerce ışık yılı uzakta birkaç başka aday kara delik bulunduğunu ortaya koydu. Şili'deki Vera C. Rubin Gözlemevi, Haziran ayında başlattığı on yıllık güney gökyüzü araştırmasıyla bu tür olayların daha sık tespit edilmesine katkı sağlıyor. Stein, Rubin Gözlemevi'nin verileriyle her yıl onlarca off-center patlama bulmayı beklediklerini belirtti. Bu gelişmeler, kara deliklerin galaksilerin kenarlarında da var olabileceği ve evrenin dinamik yapısının tahmin edilenden çok daha karmaşık olduğu görüşünü güçlendirdi. Araştırma, gelecekte kara deliklerin galaksilerdeki dağılımına dair yeni soruların gündeme gelmesine yol açtı.</p><p>Sonuç olarak, Maryland Üniversitesi'nin öncülüğünde gerçekleşen bu keşif, kara deliklerin yalnızca galaksilerin merkezlerinde bulunmadığına dair güçlü bir kanıt sundu. Zwicky Geçici Tesis ve Rubin Gözlemevi gibi modern gözlem araçları sayesinde, astronomlar evrenin daha önce keşfedilmemiş bölgelerinde yeni kara delikler bulmaya devam ediyor. Bu bulgu, hem kara deliklerin oluşumu hem de galaksilerin evrimi hakkında bilim dünyasına yepyeni bir bakış açısı kazandırdı. Önümüzdeki yıllarda yapılacak gözlemlerle, galaksilerin kenarlarında yer alan dev kara deliklerin sıklığı ve oluşum mekanizmaları daha ayrıntılı şekilde ortaya konacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/galaksinin-merkezinden-30-555_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287036</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/cocuklarda-melatonin-kullanimi-uykuyu-nasil-etkiliyor-287036</link>
      <pubDate>2026-08-10T15:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çocuklarda melatonin kullanımı uykuyu nasıl etkiliyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Harvard Tıp Fakültesi'nden Dr. Alen Juginovic'in 684 çocuk üzerinde yürüttüğü kapsamlı uyku araştırması, melatonin kullanan çocuklarda REM uykusunda küçük bir azalma tespit ederken, toplam uyku süresi ve solunum kalıpları gibi diğer ölçümlerde herhangi bir fark ortaya koymadı. Uzmanlar, ebeveynlerin bu sonuçlara dayanarak melatonini kendi başlarına kesmemesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çocuklarda melatonin kullanımı uykuyu nasıl etkiliyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birçok ebeveyn, çocuklarının yatma saatini kolaylaştırmak amacıyla melatonin takviyesine başvuruyor. Ancak bu yaygın uygulamanın çocukların uyku kalitesi üzerindeki etkisi uzun süredir tartışma konusu olmaya devam ediyordu. Harvard Tıp Fakültesi Nörobiyoloji Bölümü'nden Dr. Alen Juginovic, 684 çocuğun gece boyunca kaydedilen uyku verilerini karşılaştırarak bu soruya yanıt aradı. Araştırma sonuçlarına göre melatonin alan çocuklar, almayan yaşıtlarıyla neredeyse aynı süre uyudu. Solunum kalıpları ve kısa gece uyanmaları açısından da iki grup arasında kayda değer bir farklılık gözlemlenmedi. Dikkat çeken tek bulgu ise melatonin kullanan çocukların gecenin biraz daha az bir bölümünü REM uykusunda geçirmesiydi; ancak bu fark bile klinik açıdan önemli sayılamayacak kadar küçük olarak değerlendirildi.</p><h3>REM uykusu neden bu kadar önemli?</h3><p>Uyku, temelde iki ana türe ayrılıyor. Bunlardan ilki olan REM dışı uyku, üç farklı aşamadan oluşuyor ve uyanıklıktan derin yavaş dalgalı uykuya kadar uzanan bir geçiş sürecini kapsıyor. İkinci tür olan REM uykusu ise rüyaların büyük çoğunluğunun gerçekleştiği evre olarak biliniyor. Bu evrede gözler kapalı kapakların arkasında hızla hareket ediyor ve beyin aktivitesi uyanık bir bireyin beyin aktivitesine oldukça yakın bir görünüm sergiliyor. Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Enstitüsü verilerine göre tam bir uyku döngüsü 80 ila 100 dakika sürüyor ve bir gecede dört ila altı kez tekrarlanıyor. Araştırmacılar, uykunun gelişen çocuk beyni için ne anlama geldiğini sorguladıklarında sürekli olarak REM evresine geri dönüyor. Bu durum, REM uykusunun çocuk gelişimi açısından taşıdığı kritik önemi bir kez daha gözler önüne seriyor. Dolayısıyla melatoninin bu evre üzerindeki olası etkisi, bilim insanlarının yakından takip ettiği bir konu haline geldi.</p><h3>Dr. Juginovic 684 çocuğun uyku kayıtlarını karşılaştırdı</h3><p>Dr. Juginovic, araştırmasında melatonin alan her çocuğu, almayan bir çocukla eşleştirdi. Bu eşleştirme yapılırken, sonuçları etkileyebilecek yaş, cinsiyet ve diğer demografik özellikler dikkate alındı. Çocukların bir kısmı evde düzenli olarak melatonin kullanıyordu, diğerleri ise herhangi bir takviye almıyordu. Her çocuğun uyku verisi tek bir gecede, uyku laboratuvarında kaydedildi. Kafa derisine ve göz çevresine yerleştirilen sensörler sayesinde beyin aktivitesi ile göz hareketleri yakalandı ve bu iki sinyal geceyi farklı uyku aşamalarına ayırdı. Bu yöntem, araştırmacılara her çocuğun uyku mimarisini detaylı biçimde inceleme olanağı tanıdı. Ancak çalışmanın tasarımı gereği aynı çocuğun aylar boyunca melatoninli ve melatoninsiz izlenmesi söz konusu olmadı; her çocuk için yalnızca bir gecelik kayıt elde edildi.</p><h3>Beş farklı ölçümde hiçbir fark çıkmadı</h3><p>Araştırmacıların incelediği tüm uyku parametreleri arasında yalnızca bir tanesi iki grubu birbirinden ayırdı: gecenin REM uykusunda geçirilen oranı. Bunun dışında toplam uyku süresi, REM dışı uykunun üç aşamasının tamamı, solunum düzeni, kısa uyanma sayıları ve tekrarlayan bacak hareketleri gibi beş farklı ölçümde melatonin alan ve almayan çocuklar arasında herhangi bir farklılık tespit edilmedi. Bu sonuç, melatoninin genel uyku yapısını bozmadığına işaret ediyor. Çocuklarda uyku, bebeklik döneminde şekillenen bir yapıya sahip ve bir çocuğun ne kadar kaliteli uyuduğu, ergenlik dönemindeki beyin gelişimi açısından büyük önem taşıyor. Dolayısıyla melatoninin bu temel yapıyı değiştirmemesi, araştırmacılar tarafından olumlu bir bulgu olarak yorumlandı.</p><h3>REM bulgusunun arkasında başka faktörler olabilir</h3><p>Melatonin reçetesi alan çocukların tüm çocuk nüfusunu temsil etmediğini belirtmek gerekiyor. Bu çocukların önemli bir kısmı psikiyatrik bir tanı taşıyor ve birçoğu uyku sorunları için başka ilaçlar da kullanıyor. Earth.com'un Dr. Juginovic'e REM bulgusunun ne kadar ciddiye alınması gerektiğini sorması üzerine araştırmacı dikkat çekici bir yanıt verdi. "Bunu temkinli yorumlardım" diyen Dr. Juginovic, REM farkının psikiyatrik tanılar hesaba katıldıktan sonra da devam ettiğini ancak zayıfladığını açıkladı. Diğer uyku ilaçları da hesaba katıldığında ise farkın istatistiksel olarak anlamlılığını yitirdiğini belirtti. Bu durum, altta yatan faktörlerin ilişkinin en azından bir bölümünü açıklayabileceğine işaret ediyor. İki grup arasındaki ölçülmemiş başka farklılıkların da sonucu etkilemiş olabileceği göz ardı edilmiyor. Dr. Juginovic, "Ek olarak, küçük REM farkının belirsiz klinik anlamı var" diyerek bu bulgunun pratikte ne ifade ettiğinin henüz netleşmediğini vurguladı.</p><h3>Dr. Juginovic'ten ebeveynlere net mesaj: 'Kendi başınıza değişiklik yapmayın'</h3><p>Ebeveynler için en temel soru, melatonin şişesini dolapta tutmaya devam edip etmemek olarak öne çıkıyor. Dr. Juginovic bu soruyu doğrudan yanıtladı ve oldukça net bir tavır sergiledi. "Ebeveynler sadece bu çalışma nedeniyle çocuklarının melatoninini durdurmamalı veya değiştirmemelidir" dedi. Bunun yerine doz, zamanlama, formülasyon ve devam eden ihtiyaç konularını çocuklarının doktoruyla tartışmaları gerektiğini söyledi. Bağımsız hareket etmek yerine profesyonel tıbbi danışmanlık almanın önemine dikkat çekti. Araştırmacı ayrıca çalışmanın gözlemsel nitelikte olduğunu ve melatoninin bu ölçümler üzerinde hiçbir etkisi olmadığını kanıtlayamayacağını da ekledi. Çalışmanın yalnızca bu kayıtlarda iki grubun benzer göründüğünü söyleyebildiğini ifade etti.</p><h3>Ulusal sağlık otoritesi melatonini kısa vadede güvenli buluyor</h3><p>Bu belirsizlik yalnızca Dr. Juginovic'in çalışmasına özgü değil. Ulusal Tamamlayıcı ve Bütünleştirici Sağlık Merkezi, sıradan dozlarda melatonini çoğu çocuk için kısa vadede güvenli olarak değerlendiriyor. Ancak aynı kurum, çocuklarda yapılan çalışma sayısının azlığına ve yıllarca süren kullanımın etkilerine dair bilgi eksikliğine de dikkat çekiyor. Bu durum, melatoninin uzun vadeli güvenliği konusunda hâlâ yanıtlanmamış soruların bulunduğunu gösteriyor. Dr. Juginovic ise genel tablonun cesaret verici olduğunu belirtti. "Melatoninin çocuklarda ne kadar yaygın kullanıldığı ve uykunun onlar için ne kadar önemli olduğu göz önüne alındığında bunu bilmek cesaret verici" diye konuştu.</p><h3>Gerçek bir klinik deneme nasıl tasarlanmalı?</h3><p>Mevcut çalışmanın en büyük sınırlılığı, nedensellik ilişkisi kuramaması olarak öne çıkıyor. Melatoninin REM uykusunu hafifçe azaltıp azaltmadığı ya da melatonin verilen çocukların zaten gecenin daha az bir bölümünü REM evresinde geçirip geçirmediği bilinmiyor. Tek gecelik bir kayıt bu iki olasılığı birbirinden ayırt edemiyor. Üstelik kimse, REM uykusunda birkaç dakika daha az geçiren bir çocuğun ertesi sabah okulda herhangi bir farklılık gösterip göstermediğini kontrol etmedi. Dr. Juginovic, ideal araştırma tasarımını Earth.com'a şöyle anlattı: "İdeal olarak, bu, aynı çocukların melatoninli ve melatoninsiz olarak çalışıldığı bir çapraz geçiş tasarımı kullanan, randomize, plasebo kontrollü bir çalışma olurdu." Aynı çocukları iki farklı koşulda incelemenin, farklı altta yatan sağlık durumlarına sahip farklı çocukları karşılaştırma sorununu tamamen ortadan kaldıracağını kaydetti. Böyle bir çalışmada araştırmacılar, çocukların melatonini tam olarak nasıl ve ne zaman aldıklarını izleyecek, gece boyunca uyku kalitesini ölçecek ve ertesi gün çocukların nasıl düşündüklerini, hissettiklerini ve davrandıklarını kontrol edecekti.</p><h3>Küçük REM farkı dışında genel tablo güven veriyor</h3><p>REM uykusu etrafındaki belirsizliğe karşın Dr. Juginovic, araştırmanın ortaya koyduğu genel tablonun güven verici olduğunu söyledi. "Küçük REM farkının dışında, bence en önemli bulgu, çocuklar için en yaygın kullanılan uyku yardımcısı olan melatoninin, uyku mimarisinde önemli değişikliklerle ilişkili olmamasıdır" diye konuştu. Bu ifade, melatonin kullanan milyonlarca ailenin en azından kısa vadede büyük bir uyku bozulmasıyla karşı karşıya olmadığını gösteriyor. Yine de uzun vadeli etkilerin aydınlatılması için randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç duyuluyor. Ebeveynlerin, çocuklarına verdikleri melatonin konusunda kendi başlarına karar vermek yerine mutlaka bir çocuk doktoruyla görüşmeleri, doz ve zamanlama gibi kritik detayları profesyonel rehberlik eşliğinde belirlemeleri büyük önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/cocuklarda-melatonin-kull-663_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287035</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/3-binden-fazla-kus-turu-incelendi-sarkilarin-temelinde-ayni-sekiz-ses-var-287035</link>
      <pubDate>2026-08-10T15:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[3 binden fazla kuş türü incelendi! Şarkıların temelinde aynı sekiz ses var]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Fransa'nın Saint-Étienne kentinde yürütülen kapsamlı bir araştırma, dünya genelinde 3.160 ötücü kuş türünün şarkılarının yalnızca sekiz temel sesten oluştuğunu ortaya koydu. Quentin Bacquelé liderliğindeki ekip, yağmur ormanlarından ılıman bölgelere kadar kuşların ses repertuvarını analiz ederek, kuş şarkılarında habitatın ve soyun belirleyici rol oynadığını gösterdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[3 binden fazla kuş türü incelendi! Şarkıların temelinde aynı sekiz ses var]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fransa'nın Saint-Étienne kentindeki ENES Biyoakustik Araştırma Laboratuvarı'nda Quentin Bacquelé önderliğinde gerçekleştirilen yeni bir bilimsel araştırma, dünya genelinde ötücü kuşların şarkılarında şaşırtıcı bir ortaklık bulunduğunu gözler önüne serdi. Bacquelé ve uluslararası ekibi, 3.160 farklı şarkı kuşu türüne ait tam 116.792 ses kaydını inceleyerek, tüm bu kuşların şarkılarını yalnızca sekiz temel ses kategorisiyle oluşturduğunu tespit etti. Bu sekiz temel sesin, trillerden ıslıklara, karmaşık harmonik yığınlardan kaotik notalara kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsadığı belirtildi. Araştırmanın sonuçları, kuş şarkılarının evrensel bir dil gibi çalıştığını ve farklı kıtalardaki türlerin bile aynı ses yapılarını kullandığını gösterdi. Bu bulgular, kuş şarkılarının çeşitliliğinin ardındaki biyolojik ve çevresel dinamiklere dair önemli ipuçları sundu.</p><h3>Quentin Bacquelé: 'Sekiz temel ses tüm dünyada geçerli'</h3><p>Kuş şarkıları üzerine bugüne kadar yapılmış en kapsamlı analizlerden biri olan bu çalışma, Quentin Bacquelé ve ekibinin titiz veri toplama ve sınıflandırma süreciyle öne çıktı. Araştırmacılar, xeno-canto adlı halka açık bir arşivden elde edilen binlerce kaydı detaylı şekilde inceledi. Sekiz temel sesin üçü trillerden oluşuyor: yavaş, hızlı ve ultra hızlı. Diğer üçü ise ıslık: düz, yavaşça bükülen ve hızlıca bükülen. Kalan iki kategori ise kaotik notalar ve harmonik yığınlar olarak tanımlandı. Bacquelé'nin ekibi, bu sekiz sesin her birinin kuş türleri arasında tıpkı heceler gibi birleştirilerek kullanıldığını belirtti. Ortalama bir kuş türü, bu seslerden 4,6 tanesini kullanıyor ve şarkıların yüzde 65'i birden fazla sesi bir araya getiriyor. Özellikle bazı türler, şarkılarının yüzde 80'inden fazlasında tek bir sesi tercih ederken, diğerleri daha dengeli ve çeşitli kombinasyonlar sunuyor. Büyük baştankara gibi türler, iki sesi tekrar tekrar kullanırken, çöl kuytusu veya siyah kuş gibi türler çok daha fazla ses çeşitliliği sergiliyor. Bu bulgular, kuş şarkılarının evrimsel ve ekolojik süreçlerle nasıl şekillendiğine dair yeni soruları gündeme getirdi.</p><h3>Yağmur ormanlarında sade kuş şarkıları öne çıkıyor</h3><p>Araştırmada öne çıkan bir diğer önemli bulgu, habitat koşullarının kuş şarkılarındaki ses tercihini doğrudan etkilediği oldu. Yoğun yağmur ormanlarında, ağaçların ve yaprakların ses dalgalarını dağıtması, yankıların notalar arasındaki sessizliği bulanıklaştırması ve böceklerin ya da rakip kuşların ortamı doldurması nedeniyle, kuşlar daha sade ve net duyulan sesleri tercih ediyor. Bacquelé'nin ekibi, düz ıslıklar ve yavaş trillerin Amazon, Kongo Havzası ve Güneydoğu Asya gibi ormanlarda baskın olduğunu ortaya koydu. Elde edilen verilere göre, düz ıslıkların yerel varyasyonunun yüzde 47'si, yavaş trillerin ise yüzde 43'ü doğrudan habitat türüne bağlı. Ekip, nemin kuş şarkılarının yapısında belirleyici bir faktör olduğunu vurguladı. İnsan etkisinin yoğun olduğu bölgelerde ise, uzaktan duyulabilen bu basit seslerin kullanımının azaldığı gözlemlendi. Özellikle Avrupa ve Hindistan gibi uzun süredir insan faaliyetinin yoğun olduğu alanlarda, kuşların ses repertuvarı belirgin şekilde değişti. Bu durum, habitat değişikliklerinin kuş şarkılarını nasıl etkilediğine dair önemli bir kanıt sundu.</p><h3>Ilıman bölgelerde kuşlar karmaşık sesler kullanıyor</h3><p>1975 yılında E. S. Morton'un ortaya koyduğu teoriye göre, bir kuşun yaşadığı habitat, ses repertuvarını şekillendiriyor. Bacquelé'nin bulguları, yağmur ormanlarında bu teoriyi doğrularken, ılıman bölgelerde farklı bir tablo ortaya çıkardı. Avrupa ve kuzey Asya'da yaşayan kuşlar, hızlı modüle edilen ıslıklar ve ultra hızlı triller gibi karmaşık ve fiziksel olarak üretimi zor sesleri daha sık kullanıyor. Araştırmacılar, bu durumun iki temel nedeni olabileceğini düşünüyor. İlk olarak, ılıman bölgelerde kuşlar birbirine daha yakın yaşadığından, şarkıların uzak mesafelere ulaşması gerekmiyor. İkinci olarak ise, kısa üreme sezonlarında eşler için daha yoğun bir rekabet yaşanıyor ve bu da hızlı, karmaşık şarkıların avantaj sağlamasına yol açıyor. Hızlı ve karmaşık şarkıların üretimi, kuşun fiziksel kapasitesinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle, bu tür şarkıları başarıyla söyleyebilen kuşlar, potansiyel eşlerine üstünlük sinyali veriyor. Bacquelé'nin ekibi, bu karmaşık seslerin özellikle küçük kuşlarda ve çok eşli sistemlerde daha sık görüldüğünü de belirtti.</p><h3>Soy ve yaşam tarzı kuş şarkılarını şekillendiriyor</h3><p>Bacquelé'nin ekibi, kuş şarkılarındaki varyasyonun yüzde 82'sinin ortak soydan, kalan yüzde 18'inin ise yaşam tarzı ve davranışsal özelliklerden kaynaklandığını saptadı. Şarkı kuşlarının şarkılarını yetişkinlerden öğrenmeleri, aile benzerliğinin zayıf olmasına yol açıyor. Araştırmacılar, sosyal davranışların, vücut büyüklüğünün, gaga şeklinin ve çiftleşme sisteminin kuş şarkılarında belirleyici rol oynadığını ortaya koydu. Uzun mesafelerde seslenen kuşlar, şarkılarının yaklaşık yüzde 5'inde düz ıslıklar ve yavaş triller kullanırken, daha büyük kuşlar basit sesleri daha sık tercih ediyor. Yan yana yaşayan türlerin ise, şansa göre daha benzer sesler çıkardığı gözlemlendi. Hatta en kalabalık bölgelerde bile, komşu türler sekiz sesi birbirleri arasında paylaşarak, seslerin birbirine karışmasını ve iletişimin bozulmasını önlüyor. Bu bulgular, kuş şarkılarının evrimsel geçmişi ve ekolojik uyum süreçleri hakkında yeni bilgiler sundu.</p><h3>Kuşlar sekiz sesi nasıl algılıyor? Bilimsel testler gündemde</h3><p>Çalışmada ortaya çıkan sekiz temel ses kategorisinin, bilgisayar analizleriyle belirlendiği, ancak kuşların bu sesleri nasıl algıladığı henüz kesinleşmiş değil. Kopenhag Üniversitesi'nden Elodie Briefer, Science dergisindeki yorumunda, sahada yapılacak geri çalma testlerinin eksikliğine dikkat çekti. Araştırmacılar, gönüllüler tarafından yapılan kayıtların doğruluğuna özen gösterdi ve yalnızca yüksek kaliteli dosyaları analiz etti. Buna rağmen, analiz edilen kayıtlar passerine ailesinin yüzde 80'inden fazlasını ve tüm ötücü kuş türlerinin yarısından fazlasını kapsadı. Bacquelé'nin ekibi, analiz edilen tüm ses kliplerini Nisan ayında Zenodo'ya yükleyerek, analiz kodlarıyla birlikte bilim dünyasının erişimine açtı. Ayrıca, sekiz temel sesi dinlemeye olanak tanıyan interaktif bir web aracı da yayımlandı. Bu kaynaklar, gelecekte kuşların gerçekten bu sekiz sesi nasıl algıladığını test etmeye yardımcı olacak. Araştırmanın sonuçları, hem kuş şarkıları üzerine çalışan bilim insanlarına hem de doğa gözlemcilerine yeni bir bakış açısı kazandırdı.</p><p>Sonuç olarak, Quentin Bacquelé ve ekibinin yürüttüğü bu kapsamlı araştırma, kuş şarkılarının yapısında evrensel bir düzen bulunduğunu ve sekiz temel sesin dünya genelinde kuşlar arasında ortak bir dil oluşturduğunu gösterdi. Habitat koşulları, soy ilişkileri ve yaşam tarzı gibi faktörlerin kuş şarkılarını şekillendirmede önemli rol oynadığı anlaşıldı. Araştırmanın yayımlanan verileri ve interaktif araçları, bu alandaki yeni çalışmalar için sağlam bir temel oluşturuyor. Kuş şarkılarının ardındaki bu evrensel kodun çözülmesi, hem ekoloji hem de evrimsel biyoloji açısından büyük bir adım olarak değerlendiriliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/10/3-binden-fazla-kus-turu-i-516_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>