<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288830</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/israilli-bakanin-sinir-provokasyonuna-suriyeden-tepki-egemenligimiz-acikca-ihlal-edildi-288830</link>
      <pubDate>2026-08-25T21:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İsrailli bakanın sınır provokasyonuna Suriye'den tepki: Egemenliğimiz açıkça ihlal edildi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Suriye Dışişleri Bakanlığı, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın Hermon Dağı'ndaki askerleri ziyaret etmek için Suriye sınırlarını geçmesini sert bir dille kınadı. Şam yönetimi, bu girişin ülke egemenliğine açık bir saldırı olduğunu vurgulayarak işgalci İsrail'in 1974 sınır hattına derhal geri çekilmesini talep etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İsrailli bakanın sınır provokasyonuna Suriye'den tepki: Egemenliğimiz açıkça ihlal edildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın Suriye topraklarındaki Hermon Dağı'na gerçekleştirdiği ziyaret, Şam ile Tel Aviv arasında ciddi bir diplomatik gerilime yol açtı. Suriye Dışişleri Bakanlığı, bu girişi uluslararası hukukun ve BM Şartı'nın açık bir ihlali olarak nitelendirdi. Şam yönetimi, uluslararası toplumu İsrail'in tekrarlanan ihlallerini durdurmaya çağırdı.</p><h3>SURİYE DIŞİŞLERİ'NDEN KATZ'IN SINIR İHLALİNE SERT KINAMA</h3><p>Suriye Dışişleri Bakanlığı, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın Suriye'nin uluslararası sınırlarını yasa dışı yollarla ihlal etmesini kınadığını açıkladı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/36d10b7e1145414d82fa-25082026bd097770.jpg"/><p>Suriye Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, İsrail Savunma Bakanı Katz'ın Suriye Cumhuriyeti'nin uluslararası sınırlarını geçerek gerçekleştirdiği yasa dışı girişin ülke egemenliğine ve toprak bütünlüğüne açık bir ihlal olduğu belirtildi.</p><p>Açıklamada, bu tür düşmanca uygulamaların açık bir kışkırtma oluşturduğu, uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın ve 1974 tarihli Kuvvetlerin Çekilmesi Anlaşması'nın yükümlülüklerinin ihlali anlamına geldiği vurgulandı.</p><h3>ŞAM'DAN İSRAİL'E 1974 SINIR HATTINA DÖNME ÇAĞRISI</h3><p>Suriye yönetiminin uluslararası toplumu hukuki ve siyasi sorumluluklarını yerine getirmeye çağırdığı belirtilen açıklamada, işgal güçlerinin tekrarlanan ihlallerini durdurması, Suriye topraklarından derhal ve tamamen çekilmesi, 1974 sınır hattına geri dönülmesi ve Suriye'nin egemenliğine saygı gösterilmesi için gerekli adımların atılması istendi.</p><p>İsrail Savunma Bakanı Yisrail Katz, Suriye sınırları içerisinde bulunan Hermon Dağı'ndaki İsrail ordusu askerlerini ziyaret etmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/israilli-bakanin-sinir-pr-409_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288829</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/baskan-erdogandan-terorsuz-turkiye-mesaji-turkiye-eninde-sonunda-menziline-ulasacaktir-288829</link>
      <pubDate>2026-08-25T19:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Terörsüz Türkiye mesajı: Türkiye eninde sonunda menziline ulaşacaktır]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan Ahlat'ta yapılan kabine toplantısının ardından önemli açıklamalarda bulundu. Açıklamalarında Terörsüz Türkiye sürecine yönelik mesajlar veren Erdoğan, "Türkiye, Allah'ın izniyle doğru yoldadır. İstikameti bellidir ve eninde sonunda menziline ulaşacaktır" dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Terörsüz Türkiye mesajı: Türkiye eninde sonunda menziline ulaşacaktır]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümü dolayısıyla Bitlis'in Ahlat ilçesinde düzenlenen kabine toplantısının ardından önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, bölgesel krizlere rağmen Türkiye'nin kalkınma rotasından sapmadığını vurgularken ekonomiden güvenliğe birçok kritik konuya değindi. Ahlat Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nden millete seslenen Erdoğan, "Popülizme tevessül etmeden bu sancılı dönemi yönetiyoruz" diyerek kararlılık mesajı verdi.</p><p><b>MALAZGİRT'İN 955. YILINDA ŞEHİTLERE RAHMET NİYAZI</b></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahlat Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/42305286.jpg"/><p>Anadolu'nun kapılarının açıldığı şanlı zaferin 955'inci seneidevriyesinde aziz şehitlerin manevi huzurunda bulunmanın heyecanı içinde olduklarını ifade eden Erdoğan, üzerinde bulundukları topraklarda din, devlet, vatan, ilay-ı kelimetullah davası için şehadetle ve gazilikle şereflenen büyükleri rahmetle yad ettiğini dile getirdi.</p><p>Erdoğan, "Malazgirt mücahitlerinin izinden giderek ilk fetihlerden İstiklal Harbi'mize, terörle mücadeleden 15 Temmuz direnişine kadar Türkiye'yi canından aziz bilen cümle serdengeçtilere, kanıyla ve canıyla milletimizi bugünlere getiren cümle kahramanlarımıza Rabb'imden rahmet niyaz ediyorum. Sultan Alparslan'la birlikte Malazgirt'te destan yazdıktan sonra kılıçlarını Doğu Akdeniz'in, Ege'nin ve Karadeniz'in serin sularında soğutan o büyük komutanın emirlerini, beylerini, alplerini aynı şekilde şükranla anıyorum. Yine bu vesileyle 7 yıl önce Ahlat'tan dönerken geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun Hocamıza da Cenabıallah'tan gani gani rahmet diliyorum." ifadelerini kullandı.</p><p><b>ERDOĞAN'DAN AHLAT HALKINA VE OKÇULAR VAKFI'NA TEŞEKKÜR</b></p><p>Daha önceki yıllarda olduğu gibi bu sene de şahsını, kabinesini ve heyetlerini bağrına bastıkları için Ahlat halkına teşekkür eden Erdoğan, Türkiye'nin dört bir yanından gençleri bu tarih okyanusunda bir araya getiren Okçular Vakfını tebrik etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/42305281.jpg"/><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahlat'a her gittiğinde ilçenin her alanda katettiği mesafeyi görmekten büyük memnuniyet duyduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Belediyelerimiz bir taraftan, valiliğimiz diğer taraftan, Okçular Vakfımız öbür taraftan hep birlikte Ahlat'ın hem bir tarih ve kültür merkezi hem de bir çekim merkezi olması için gayret sarf ediyor. 12. yüzyılda nüfusu 300 bini aşan, Osmanlı padişahlarının ata şehri olarak ziyaret ettiği Ahlat'ın tarihimizdeki yeri ve önemi anlaşıldıkça milletimizin Ahlat ve Malazgirt'e yönelik ilgisi de katlanarak artıyor. Biz de Ahlat'ı hak ettiği konuma getirmek için her türlü yatırımı yapıyor, Ahlat'ın ihtiyaçlarını bizzat takip ediyoruz."</p><p><b>KABİNE TOPLANTISINDA KRİTİK BAŞLIKLAR MASAYA YATIRILDI</b></p><p>Ahlat'ta sadece Malazgirt Zaferi kutlamalarının değil, kabine toplantılarının da artık geleneksel hale geldiğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:</p><p>"Cumhurbaşkanı Kabinesi olarak üçüncü kez bugün Ahlat'ta toplandık. Toplantımızda dış politika, ticaret, güvenlik ve Terörsüz Türkiye sürecimiz başta olmak üzere ülkemizi ilgilendiren kritik başlıkları istişare ettik. Burada öncelikle bir hususun altını çizmek istiyorum. Hükümet olarak çevremizde yaşanan çatışmalara rağmen Türkiye'yi kalkınma ve refah rotasında tutmak için yoğun çaba harcıyoruz. Bölgemizdeki krizler ekonomik açıdan tüm dünya gibi bizi de etkiliyor olsa da istihdamdan ihracata, tarımdan turizme birçok alanda hedeflerimize bağlı kalmayı sürdürüyoruz. Şunu vatandaşlarımın bilmesini arzu ediyorum, adeta bir kriz fırtınası yaşadığımız bu sancılı dönemi popülizme tevessül etmeden, milletin ve ülkenin kaynaklarını büyük bir özenle koruyarak dinamik bir süreçte başarıyla yönetmenin çabasındayız."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/42305288.jpg"/><p><b>ERDOĞAN'DAN 'TÜRKİYE GÜVENDEDİR' MESAJI</b></p><p>Erdoğan, ekonomide çarkların dönmesi, insanların işini ve aşını muhafaza etmesi, emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların etkilerinin asgari düzeyde tutulması, savunma sanayi ve uluslararası yatırımlar başta olmak üzere ortaya çıkan fırsatların değerlendirilmesinin öncelikleri olmaya devam ettiğini vurguladı.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İran-Amerika geriliminin küresel ekonomide yol açtığı şok dalgası zamanla tesirini yitirdikçe inşallah bunun sokağa, çarşıya, pazara, günlük yaşama yansımalarını çok daha net görme imkanı bulacağız. Şundan hiç kimse şüphe etmesin, Türkiye Allah'ın izniyle doğru yoldadır, istikameti bellidir ve eninde sonunda menziline ulaşacaktır. Bu zorlu yolculukta ülkemizin en büyük şansı tecrübeli, liyakatli, uyum ve adanmışlık içinde çalışan kadroların görev başında olmasıdır. Türkiye güvendedir, 86 milyonun emaneti ehil ellerde, güven içindedir. Bu kutsal emanete hiçbir surette gölge düşürmeyeceğiz. Yavaşlamadan, rehavete kapılmadan, tedbiri, disiplini elden bırakmadan hep beraber hedeflerimize doğru ilerleyeceğiz." ifadelerini kullandı.</p><p><b>ERDOĞAN'DAN 467 OYLA KABUL EDİLEN YASAYA ŞÜKRAN</b></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aziz vatandaşlarım, önceki hafta Gazi Meclis'imiz tarihi bir mutabakat örneği sergileyerek, 467 'evet' oyuyla Türkiye için hayati önemdeki bir yasayı kabul etti. Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'a destek veren tüm milletvekillerimize bugün bir kez daha ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Türk siyasetinde bir dönüm noktası olan bu büyük uzlaşıyla 'Terörsüz Türkiye' sürecimiz güven tazelemiş, çok ciddi güç kazanmıştır. Milletimiz, vekilleri aracılığıyla çözüm iradesini çok net ortaya koymuştur. Farklı toplum kesimlerini temsil eden siyasi partilerin ülkemizin geleceğine dair bir meselede aynı paydada buluşması her türlü takdirin üzerindedir. Bu mutabakat aynı zamanda demokrasimizi güçlendirecek, sivil siyasetin kapasitesini artıracak, Türkiye'yi vesayet dönemi tortularından kurtaracak yeni adımların cesaretle atılmasına zemin hazırlamıştır." diye konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/42305287.jpg"/><p><b>MEDYAYA SERT UYARI: REYTİNG UĞRUNA ENFEKTE ETMEYE HAKKINIZ YOK</b></p><p>Türkiye'nin hiçbir sorununun çözümsüz olmadığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:</p><p>"Günlük siyasi hesaplar yerine ülkeyi ve milleti merkeze alan bir anlayışla hareket edildiğinde, Türk demokrasisi her türlü düğümü çözecek kapasite ve olgunluğa ziyadesiyle sahiptir. Bunu Türkiye'miz adına çok müstesna bir kazanım olarak görüyoruz. Tabii burada şu noktaya da dikkatlerinizi çekmek durumundayım, son iki yılda birçok kritik eşiği suhuletle aşmakla birlikte önümüzde halen dikkatle yürütülmesi gereken bir yol bulunuyor. Herkesin bu süreçte çok daha özenli bir dil kullanması, yük olmak yerine yük almaya odaklanması, milletimizin hassasiyetlerini kaşıyacak fevri söylem ve eylemlerden uzak durması büyük önem arz ediyor. Siyaset her gün yapılır ama Türkiye'yi yarım asırlık bir sıkıntıdan kurtarma çabasına gölge düşürmenin bahanesi olmaz. Aynı durum medya kuruluşlarımız ve gazetecilerimiz için de geçerlidir. Sırf daha fazla görüntülenmek, daha fazla reyting ve etkileşim almak uğruna böyle hayati bir meseleyi enfekte etmeye kimsenin hakkı yoktur. Çünkü bu iktidar ve ittifak olarak sadece bizim meselemiz değildir. Bu mesele bir devlet meselesidir, 86 milyonun ortak meselesidir. Milletimiz de artık bu meselenin kalıcı biçimde çözülmesini istemektedir. Biz de bu sorunu çözmekte, gelecek nesillere terörsüz bir ülke ve bölge bırakmakta son derece kararlıyız."</p><p><b>ERDOĞAN'DAN TÜM KESİMLERE ÇÖZÜMÜN PARÇASI OLUN ÇAĞRISI</b></p><p>Toplumun her kesimine "Terörsüz Türkiye" için çağrıda bulunan Erdoğan, "Bugün bir kez daha hangi siyasi görüşte olursa olsun herkesi çözümün bir parçası olmaya çağırıyorum. Gelin Türkiye'yi terörden kurtararak şehitlerimize ve gazilerimize olan şükran borcumuzu layıkıyla ödeyelim. Gelin sizler de bir ucundan tutun ve bu ağırlığı Türkiye'mizin üstünden hep beraber kaldıralım. Gelin, tarih boyunca diz kırıp aynı sofraya oturmuş, aynı türküyü beraberce söylemiş, vatanı savunmak için aynı cephede şehit düşmüş insanlarımızın kardeşliğini daha da güçlendirelim." dedi.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu samimi çağrının "önce milletim, önce memleketim" anlayışına sahip herkese yönelik olduğunu dile getirdi.</p><p>"Türkiye artık bedel ödemesin diyen gencecik fidanlarımızı gözyaşlarıyla toprağa vermeyelim." ifadesini kullanan Erdoğan, "Anaların ipekten yüreği yeni acılarla kavrulmasın diyen herkesi sürece omuz vermeye, sürece destek olmaya davet ediyorum. Özellikle bölgedeki sivil toplum kuruluşlarının, kanaat önderlerinin sürece daha fazla katkı sunmalarını bekliyorum. Şunu hatırlatmak isterim ki bir miladı yaşamakta olduğumuz bugünlerde sürece katkı sunan herkes, tarihin yeniden inşasında rol sahibi olacaktır. Aynı şekilde süreci zora sokan, süreci dinamitleyen, tahrik eden, sürecin karşısında yer alan her türlü girişim de tarih karşısında mesul olacaktır. Sorumluluk mevkisinde olanların, bilhassa günübirlik hesaplarla siyaset yapan kimi partilerin, Meclis'te 467 kabul oyuyla tecessüm eden iradeyi iyi okumalarını, oradan gerekli mesajı çıkartmalarını temenni ediyorum." diye konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/42305290.jpg"/><p><b>KİRLİ KAMPANYALARA SERT TEPKİ: KİFAYETSİZLERE FIRSAT VERMEYECEĞİZ</b></p><p>"Terörsüz Türkiye" ve "Terörsüz Bölge" vizyonunun yanı sıra Türkiye'nin bölgesel barışı ve istikrarı önceleyen aktif dış politikasının, istikrarsızlıktan ve kaostan nemalanan malum çevreleri rahatsız ettiğinin görüldüğüne dikkati çeken Erdoğan, "Türkiye, kendi vatandaşlarıyla birlikte hiçbir ayrım yapmadan bölgesindeki herkes için barış, herkes için kalkınma istedikçe cinayet şebekelerinin kan ve çatışma üzerine kurulu planları bozuluyor." ifadelerini kullandı.</p><p>Son dönemde Cumhurbaşkanı olarak kendisini ve Türkiye'yi hedef alan kirli kampanyaları, bütünüyle bozulan bu planların yol açtığı hırçınlığın ve çaresizliğin birer tezahürü olarak değerlendirdiklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:</p><p>"Şunu bir defa burada açık açık söylemek isterim, siyasi olarak can çekişen kendini bilmez kifayetsizlerin bizim üzerimizden prim devşirmesine fırsat vermeyeceğiz. Biz, kime, neyi, nerede ve nasıl söyleyeceğimizi gayet iyi biliriz. Her zaman altını çiziyorum. Biz, bakkal dükkanı değil, dünyanın en büyük ülkelerinden birini, Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetiyoruz. Biz, 86 milyon vatandaşımızın emanetiyle birlikte dünyanın dört bir yanındaki 100 milyonlarca mazlumun da umudunu, mesuliyetini taşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti öyle birilerinin lütfuyla kurulmuş, küresel güç odakları tarafından şımartılmış, hafızası olmayan nevzuhur bir devlet değildir. Binlerce yıllık köklü geleneğiyle, zaferlerle dolu şanlı tarihiyle dünyanın en güçlü, en kudretli devletlerinden biridir. Bakınız biz sadece Malazgirt gibi insanlık tarihine geçen muhteşem askeri başarılarımızla değil, bilim tarihine, sanat tarihine, siyaset ve idare tarihine kattıklarımızla da büyük bir devletiz."</p><p><b>ERDOĞAN'DAN BÖLGEYE KARARLILIK MESAJI</b></p><p>Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinde gönüller fethetmekle, mazlumların çağrısına kulak vermekle, Musevi, Hristiyan, Müslüman fark etmeksizin ihtiyaç sahiplerinin imdadına koşmakla bilinen büyük bir devlet olduğunun altını çizen Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti küçük hesaplar, küçük kurnazlıklar karşısında boyun eğecek, bunlara prim verecek sıradan bir devlet asla değildir. Onurlu, gururlu, tarihiyle ve ecdadıyla şerefli bir devletin nasıl davranması gerekiyorsa işte biz de iç siyasette ve dış politikada öyle davranıyoruz." diye konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/42305282.jpg"/><p><b>"KANLI SENARYOLARA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ"</b></p><p>Kimin ne yapmaya çalıştığının farkında olduklarını belirten Erdoğan, şunları söyledi:</p><p>"Bölgemizde ilgili hangi kanlı senaryoların yazılmaya çalışıldığını görüyoruz. Allah'ın izniyle bunların hayata geçirilmesine müsaade etmeyeceğiz. Herkes emin olsun, rahat olsun. Türkiye Cumhuriyeti ne ilkelerinden ne de ulusal çıkarlarından taviz verir. Biz, bize güvenen hiçbir dostumuzu, kardeşimizi yarı yolda bırakmayız. Birileri istemiyor, birileri endişe duyuyor, birilerinin planları bozuluyor diye bölgemizde barışın tesisi için mücadele etmekten geri duracak değiliz. Biz elinde masumların kanı olan cinayet şebekeleri rahatsız oluyor diye komşularımızın toparlanmasına destek olmaktan vazgeçecek de değiliz. Bu ülkenin dış politikasını sadece ve sadece Türk milleti belirler. Milletten başka hiçbir aktör Türkiye'ye ve Türk dış politikasına rota ve sınır çizemez."</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da milletin belirlediği istikamette Türkiye'nin çıkarlarını korumak için çalışmaya devam edeceklerini vurguladı.</p><p><b>ERDOĞAN'DAN BÖLGESEL BARIŞ VURGUSU: GİZLİ AJANDAMIZ YOK</b></p><p>Bir gerçeği ifade etmek istediğini dile getiren Erdoğan, "Türkiye olarak bizim bölgemizin tamamında barıştan, adaletten, istikrar ve huzurdan öte hiçbir amacımız, hedefimiz, gayemiz yok. Birilerinin iddia ettiği gibi gizli bir ajandamız, gizli bir niyetimiz de yok. Bizim amacımız etrafımızda sulh ikliminin egemen olmasıdır. Bizim gayemiz, bizim bölgemizin her karışında adalet, güvenlik ve refahın tesis edilmesidir." ifadesini kullandı.</p><p>Erdoğan, coğrafyanın şu anda su gibi, hava gibi barışa ihtiyaç duyduğunu ve buna kavuşacağı günlerin hasretini çektiğini belirtti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/42305284.jpg"/><p><b>SURİYE'DEN KAFKASYA'YA EBEDİ KARDEŞLİK MÜCADELESİ</b></p><p>Türkiye Cumhuriyeti olarak Suriye'den Irak'a, Lübnan'dan Filistin'e, Körfez'den Afrika'ya, Balkanlar'dan Kafkasya'ya kadar gönül ve kültür coğrafyasının tamamında "Tarih bizi birbirimize kardeş eyledi" diyerek bu ebedi kardeşliği yüceltmenin mücadelesini verdiklerini vurgulayan Erdoğan, "İnşallah bu mücadeleyi zaferle taçlandırana dek elimizin ulaştığı her yerde canla başla çalışmaya devam edeceğiz. Rabb'im yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum." sözlerini sarf etti.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine sonrası hitabını katılımlarıyla şereflendiren şehit ailelerine ve misafirlere teşekkürlerini ileterek, 70. Kabine Toplantısı'nın hayırlara vesile olmasını diledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/baskan-erdogandan-terorsu-976_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288828</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/cia-direktoru-ratcliffeden-gizemli-moskova-ziyareti-288828</link>
      <pubDate>2026-08-25T18:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[CIA Direktörü Ratcliffe'den gizemli Moskova ziyareti]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü John Ratcliffe'in, Rus yetkililerle görüşmek üzere gece Moskova'ya uçtuğu ileri sürüldü.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[CIA Direktörü Ratcliffe'den gizemli Moskova ziyareti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD&#39;li bir yetkilinin CNN&#39;e yaptığı açıklamada, Ratcliffe&#39;in, dün gece Moskova&#39;ya &quot;önceden haber verilmeyen bir ziyaret&quot; için gittiği savunuldu.</p><p>Yetkilinin, toplantıların içeriği veya görüşülmesi planlanan konular hakkında bilgi vermeyi reddettiği iddia edildi.</p><p>Haberde, &quot;Bu ziyaret, Ratcliffe&#39;in Başkan Donald Trump döneminde CIA Direktörü olarak ülkeye yaptığı bilinen ilk seyahat. Ziyaret, Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşı sona erdirmek için yapılan müzakerelerin çıkmaza girdiği bir dönemde gerçekleşiyor.&quot; değerlendirmesi yapıldı.</p><p>Konuyla ilgili henüz CIA tarafından herhangi bir açıklama yapılmazken, ABD medyası ise kurum yetkililerinin bilgi paylaşmaktan &quot;kaçındığı&quot; bilgisini paylaştı.</p><p><b>- ASKERİ NAKLİYE UÇAĞI, MOSKOVA'DAKİ VNUKOVO ULUSLARARASI HAVALİMANI'NA İNDİ</b></p><p>Uçuş takip sitesi Flightradar24&#39;e göre, bu sabah erken saatlerde Amerikan Boeing C-17 Globemaster III askeri nakliye uçağı, Moskova&#39;daki Vnukovo Uluslararası Havalimanı&#39;na iniş yaptı.<br></p><p>Uçağın başlangıçta Maryland&#39;deki Joint Base Andrews&#39;ten kalktığı anlaşılıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/cia-direktoru-ratcliffede-211_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288827</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/okcular-vakfi-baskani-topbas-bu-topraklarda-attigimiz-her-adim-bize-tarihimizi-hatirlatiyor-288827</link>
      <pubDate>2026-08-25T18:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Okçular Vakfı Başkanı Topbaş: Bu topraklarda attığımız her adım bize tarihimizi hatırlatıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Anadolu'nun Fethi Malazgirt 1071 Anma Programı kapsamında Ahlat ve Malazgirt'te düzenlenen etkinlikler, 955. yıl coşkusunu yaşatmaya devam ediyor. Düzenlenen programda konuşan Okçular Vakfı Başkanı Hüseyin Topbaş Ahlat'tan Malazgirt'e uzanan tarihi mirasın gelecek nesillere aktarılmasının önemini vurguladı. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Okçular Vakfı Başkanı Topbaş: Bu topraklarda attığımız her adım bize tarihimizi hatırlatıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anadolu'nun Fethi Malazgirt 1071 Anma Programı kapsamında Ahlat ve Malazgirt'te düzenlenen etkinlikler, 955. yıl coşkusunu yaşatmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ahlat'taki etkinlik alanını gezdi ve vatandaşlarla buluştu.</p><p>Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Okçular Vakfı tarafından gerçekleştirilen 955. Yıl Anadolu'nun Fethi Malazgirt 1071 Anma Programı, Ahlat ve Malazgirt'te düzenlenen kapsamlı etkinliklerle devam ediyor.</p><p>Program kapsamında bugün Ahlat'ta vatandaşlarla bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, etkinlik alanını gezerek kurulan çadırları ve faaliyet alanlarını ziyaret etti. Vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada vatandaşlara hitap ederek Malazgirt Zaferi'nin Anadolu'nun tarihindeki önemine dikkat çekti.</p><p>Ahlat'taki etkinlik alanlarında geleneksel Türk kültürünü ve sporlarını yaşatan birçok faaliyet ziyaretçilerle buluşurken, Kökbörü Ligi final müsabakaları ve çeşitli geleneksel spor etkinlikleri de gerçekleştirildi.</p><p><b>"BU TOPRAKLARDA ATTIĞIMIZ HER ADIM BİZE NEREDEN GELDİĞİMİZİ HATIRLATIYOR"</b></p><p>Okçular Vakfı Başkanı Hüseyin Topbaş da Ahlat'ta gerçekleştirilen programda katılımcılara hitap etti.</p><p>Ahlat'ta bulunmanın tarihi miras açısından taşıdığı öneme değinen Topbaş, "Bu topraklarda attığımız her adım bize nereden geldiğimizi, hangi değerler üzerinde yükseldiğimizi ve nasıl büyük bir tarihin emanetçileri olduğumuzu hatırlatıyor." ifadelerini kullandı.</p><p>Topbaş konuşmasında, Ahlat'tan Malazgirt'e uzanan tarihî yürüyüşün hatırasını yaşatmanın önemine dikkat çekerek, "Bugün Ahlat'ta ecdadımızın izinde buluşuyor, yarın Malazgirt'te bu büyük zaferin 955. yıl dönümünü hep birlikte kutluyoruz." ifadelerini kullandı.</p><p>Başkan Erdoğan'a Ahlat ve Malazgirt'e verdikleri destek ve himayeleri dolayısıyla şükranlarını sunan Hüseyin Topbaş, Sultan Alparslan'ı ve Anadolu'yu bizlere vatan kılan ecdadı rahmet ve minnetle yâd etti.</p><p><b>MALAZGİRT'TE TARİH, KÜLTÜR VE GELENEKSEL SPORLAR BULUŞUYOR</b></p><p>Malazgirt'te ise etkinlikler bugün tüm hızıyla sürüyor. Oba Alanı, Han Çadırı ve 16 geleneksel tematik çadır, ziyaretçilere tarih ve kültürle iç içe bir deneyim sunuyor.</p><p>Han Çadırı Etkinlik Sahnesi'nde T.C. İçişleri Bakanlığı Polis Bandosu, jandarma ekiplerinin çelik kanatlar uçuş gösterisi ve helikopter üzerinden zarf atma gösterisi gerçekleştiriliyor. Günün ilerleyen saatlerinde ise Sinan Akçıl konseri vatandaşlarla buluşacak.</p><p>Malazgirt Yöresel Lezzetler Çarşısı, el sanatları etkinlikleri, geleneksel okçuluk faaliyetleri ve çocuklara yönelik etkinliklerle alan gün boyunca hareketliliğini sürdürüyor.</p><p>Programın önemli başlıklarından birini ise TGASDF Atlı Okçuluk Türkiye Şampiyonası Finali oluşturuyor. 3 hedefli kabak bendi final müsabakaları ve ödül töreninin yanı sıra Malazgirt Yarış Atı Koşuları kapsamında farklı kategorilerde yarışlar düzenleniyor.</p><p><b>26 AĞUSTOS'TA MALAZGİRT'TE TARİHİ BULUŞMA</b></p><p>955. yıl anma programının zirvesi ise 26 Ağustos Çarşamba günü Malazgirt'te gerçekleştirilecek. Han Çadırı Etkinlik Sahnesi'nde Fetih Duası, Cumhurbaşkanlığı Mehteran Alayı ve protokol konuşmalarının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan vatandaşlara hitap edecek.</p><p>Ahlat ve Malazgirt'te gerçekleştirilen etkinliklerle Anadolu'nun fethiyle başlayan tarihî yürüyüşün mirası yeniden hatırlanırken; geleneksel sporlar, kültür, sanat ve tarih aynı atmosferde buluşturuluyor.</p><p>Ahlat'ta vatandaşlarla buluşan, Malazgirt'te ise 26 Ağustos Zafer Günü programına katılacak olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın iştirakiyle, Anadolu'nun kapılarını Türklere açan Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümü büyük bir coşkuyla kutlanacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/okcular-vakfi-baskani-top-803_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288826</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/besiktasta-jean-onana-ile-yollar-ayrildi-288826</link>
      <pubDate>2026-08-25T18:23:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Beşiktaş'ta Jean Onana ile yollar ayrıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Beşiktaş, Jean Onana ile sözleşmenin karşılıklı anlaşmayla sona erdirildiğini duyurdu. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Beşiktaş'ta Jean Onana ile yollar ayrıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Beşiktaş, Jean Onana ile yolların ayrıldığını resmen KAP'a bildirdi. </b></p><p>Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş, bugün KAP'a Onana açıklaması yaptı.</p><p>KAP'a yapılan bildirim şöyle: </p><p><i>Profesyonel futbolcumuz <b>Jean Emile Junior ONANA ONANA</b> ile sözleşmemiz karşılıklı anlaşılarak sona erdirilmiştir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</i></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/besiktasta-jean-onana-ile-908_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288825</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/mutlak-butlan-davasinda-yeni-gelisme-chp-temyiz-basvurusunu-geri-cekti-288825</link>
      <pubDate>2026-08-25T18:11:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Mutlak Butlan davasında yeni gelişme! CHP temyiz başvurusunu geri çekti]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[CHP Yönetimi Mutlak Butlan davasında yaptığı Temyiz başvurusunu geri çekti. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Mutlak Butlan davasında yeni gelişme! CHP temyiz başvurusunu geri çekti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Yönetimi Mutlak Butlan davasında yaptığı Temyiz başvurusunu geri çekti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/mutlak-butlan-davasinda-y-392_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288824</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/trump-hurmuz-bogazindaki-mayinlarin-tamami-kaldirildi-veya-imha-edildi-288824</link>
      <pubDate>2026-08-25T18:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trump: "Hürmüz Boğazı'ndaki mayınların tamamı kaldırıldı veya imha edildi"]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz mayınlarının tamamının kaldırıldığı veya imha edildiğine ilişkin açıklamasında, "İran, yeni mayınlar yerleştiren herhangi bir gemi veya teknenin anında imha edileceği konusunda bilgilendirildi" dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trump: "Hürmüz Boğazı'ndaki mayınların tamamı kaldırıldı veya imha edildi"]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz mayınlarının durumuna ilişkin açıklama yaptı. Trump sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Az önce Hürmüz Boğazı'ndaki uluslararası sulardaki bütün mayınların kaldırıldığı veya imha edildiğine ilişkin ABD Donanması tarafından bilgilendirildim" dedi.  </p><p>Trump, "İran, yeni mayınlar yerleştiren herhangi bir gemi veya teknenin sistematik olarak anında imha edileceği konusunda bilgilendirildi" ifadelerini kullandı.  </p><p>ABD Başkanı, İran'da zenginleştirilmiş uranyum stoklarının tutulduğu iddia edilen ve Tahran'ın nükleer programı için önem taşıyan bölgeleri sıkı şekilde gözlemlediklerini kaydederek, "Uzay Kuvvetleri aracılığıyla Hürmüz'ün ve Kazma Dağı'nın yanı sıra imha edilen 3 diğer nükleer tesisin her bir metrekaresini izliyoruz" açıklamasını yaptı.  </p><p>Trump açıklamasında ayrıca, Hürmüz Boğazı'na yeni mayınların döşenmesine yönelik "sıfır tolerans" politikasının tam olarak yürürlükte olduğunu vurguladı.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/trump-hurmuz-bogazindaki--384_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288823</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/uskudarda-baskan-vekilligi-kararina-durdurma-288823</link>
      <pubDate>2026-08-25T18:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Üsküdar'da başkan vekilliği kararına durdurma]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul 2. İdare Mahkemesi, Üsküdar Belediye Meclisi'nde Sibel Tan Çetinkaya'nın belediye başkan vekili olarak seçilmesine ilişkin kararın yürütmesini durdurdu. Mahkemenin kararıyla birlikte başkan vekilliği sürecine ilişkin hukuki süreç yeniden gündeme geldi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Üsküdar'da başkan vekilliği kararına durdurma]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul 2. İdare Mahkemesi, Üsküdar Belediye Meclisi'nde Sibel Tan Çetinkaya'nın belediye başkan vekili olarak seçilmesine ilişkin kararın yürütmesini durdurdu. Mahkemenin kararıyla birlikte başkan vekilliği sürecine ilişkin hukuki süreç yeniden gündeme geldi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/uskudarda-baskan-vekillig-553_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288822</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/bir-zamanlar-gelecegin-teknolojisiydi-3d-televizyonlar-neden-tutmadi-288822</link>
      <pubDate>2026-08-25T16:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bir zamanlar geleceğin teknolojisiydi! 3D televizyonlar neden tutmadı?]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[James Cameron'ın Avatar filmiyle birlikte tüm dünyada büyük bir heyecan yaratan 3D televizyon teknolojisi, Samsung, Sony ve LG gibi devlerin ardı ardına bu kategoriden çekilmesiyle birkaç yıl içinde tamamen sahneyi terk etti. Peki milyonlarca adet satılan bu televizyonlar neden tarihe karıştı?]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bir zamanlar geleceğin teknolojisiydi! 3D televizyonlar neden tutmadı?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir dönem ev eğlencesinin geleceği olarak lanse edilen 3D televizyonlar, 2010'lu yılların başında büyük bir çıkış yakaladı. Ancak yüksek maliyetler, yetersiz içerik ve rakip teknolojilerin hızlı yükselişi gibi bir dizi faktör, bu teknolojiyi birkaç yıl gibi kısa bir sürede piyasadan sildi. Samsung'dan Sony'ye, LG'den Panasonic'e kadar sektörün tüm büyük oyuncuları 3D televizyon üretimini durdurdu. Bugün geriye dönüp bakıldığında, 3D televizyonların neden başarısız olduğu sorusu teknoloji dünyasının en öğretici hikâyelerinden birini oluşturuyor.</p><h3>3D televizyonun kökleri 1928'e uzanıyor</h3><p>3D televizyon kavramı aslında pek çok kişinin sandığından çok daha eski bir geçmişe sahip. İlk stereoskopik televizyon gösterimi, 1928 yılında İskoç mucit John Logie Baird tarafından gerçekleştirildi. Bu tarih, televizyonun bugün bildiğimiz şekliyle yaygınlaşmasından onlarca yıl öncesine denk geliyor. Baird'in ortaya koyduğu temel fikir oldukça basit bir prensibe dayanıyordu: İki göze birbirinden hafifçe farklı iki görüntü sunarak beynin derinlik algısı oluşturmasını sağlamak. Bu ilke, 3D televizyon teknolojisinin sonraki tüm versiyonlarının temelini oluşturdu. Teknoloji, takip eden on yıllar boyunca zaman zaman gündeme geldi ve çeşitli denemelere konu oldu. Ancak hiçbir zaman gerçek anlamda ana akıma ulaşmayı başaramadı. Asıl büyük dönüş, dijital ekranların yaygınlaşması, çok daha güçlü görüntü işlemcilerinin geliştirilmesi ve yeni nesil sinemacıların 3D görüntüyü eskisine kıyasla çok daha inandırıcı bir düzeye taşımasıyla birlikte geldi.</p><h3>Avatar etkisi ve 2010 patlaması</h3><p>2010 yılı, 3D televizyon teknolojisinin evlerimizdeki izleme deneyimini kökten değiştireceğine dair beklentilerin doruk noktasına ulaştığı dönem oldu. Bu büyük heyecanın arkasındaki en önemli katalizör, James Cameron'ın yönettiği Avatar filmiydi. Avatar, dünya genelinde bir fenomene dönüştü ve 3D teknolojisinin doğru ellerde kullanıldığında gerçekten bambaşka bir sinema deneyimi sunabileceğini gözler önüne serdi. Film, gişe rekorları kırarken aynı zamanda 3D'nin potansiyelini kanıtlayan bir referans noktası haline geldi. Televizyon üreticileri bu dalgayı yakalamak için birbirleriyle yarıştı. Samsung, Panasonic, Sony, LG ve daha pek çok şirket hızla 3D özellikli modeller piyasaya sürdü. 3D televizyon teknolojisi, o yılların CES fuarlarında en çok konuşulan ve sergilenen ürün kategorilerinden biri oldu. Üreticiler, bu televizyonların oturma odasını küçük bir ev sinemasına dönüştürebileceği vaadini tüketicilere sundu.</p><h3>Yüksek maliyet ilk büyük engel olarak öne çıktı</h3><p>Ne var ki daha en başından itibaren göze çarpan ciddi bir sorun vardı ve bu sorun maliyetti. İlk nesil 3D televizyonlar, aynı boyut ve çözünürlükteki geleneksel modellere kıyasla belirgin biçimde daha pahalıydı. Sadece televizyonun kendisi değil, 3D deneyimin tamamı ek masraflar gerektiriyordu. 3D Blu-ray disklerin oynatılabilmesi için özel donanıma ihtiyaç duyuluyordu. Bunun yanı sıra çoğu sistemde özel gözlükler zorunluydu. Özellikle aktif obtüratör teknolojisine dayanan gözlükler oldukça pahalıydı, pil ile çalışıyordu ve her bir izleyici için ayrı ayrı satın alınması gerekiyordu. Dört kişilik bir ailenin 3D film izlemesi için dört ayrı gözlük temin etmesi gerektiği düşünüldüğünde, toplam maliyet ciddi şekilde artıyordu. Bu durum, 3D televizyon teknolojisinin geniş kitlelere ulaşmasının önündeki ilk ve en somut bariyerdi.</p><h3>İçerik kıtlığı kısır döngü yarattı</h3><p>Tam bu noktada 3D televizyon girişiminin temel zayıflığı kendini göstermeye başladı. Yeni bir görüntü formatının başarılı olabilmesi için sadece onu destekleyen donanım üretmek yeterli değildi; bu donanımı besleyecek zengin ve çeşitli bir içerik kütüphanesi de şarttı. 2010 yılında büyük bir coşku hâkim olsa da ortada yeterli miktarda 3D materyal bulunmuyordu. Pazar araştırma şirketi DisplaySearch, daha ticari çabanın ilk dönemlerinde yüksek fiyatı ve kaliteli 3D içeriğin sınırlı bulunabilirliğini benimsemenin önündeki en kritik engeller olarak tespit etti. Ardından klasik bir kısır döngü mekanizması devreye girdi. Tüketiciler, izleyecek yeterli 3D içerik olmadığı için 3D televizyon satın almaktan kaçındı. İçerik üreticileri ise nispeten küçük kalan bir izleyici kitlesine hitap eden yapımlara daha fazla kaynak ayırmak için yeterli motivasyonu bulamadı. Bu döngü, 3D televizyon pazarının büyümesini ciddi biçimde engelledi ve teknolojinin kendi kendini besleyen bir ekosistem oluşturmasını imkânsız hale getirdi.</p><h3>Kalitesiz yapımlar ve göz yorgunluğu sorunu</h3><p>Durumu daha da kötüleştiren bir başka faktör, piyasadaki 3D içeriklerin tamamının kaliteli olmamasıydı. Gerçek anlamda etkileyici stereoskopik görüntü üretmek, özel çekim ekipmanı, ileri düzey teknik bilgi ve son derece dikkatli bir post-prodüksiyon süreci gerektiriyordu. Bu koşullar sağlanmadığında ortaya çıkan sonuç, izleyiciyi yoran, doğallıktan uzak ve en iyi ihtimalle sadece birkaç sahnede etkileyici olan bir deneyim oluyordu. Uluslararası mühendislik kuruluşu IEEE, 3D teknolojisinin yükseliş döneminde bile göz yorgunluğu, düşük kaliteli içerik üretimi ve 3D'nin hikâye anlatımına her zaman anlamlı bir katkı sağlamadığı gibi sorunlara dikkat çekmişti. Pek çok yapımcı, filmlerini gerçek 3D kameralarla çekmek yerine post-prodüksiyonda 2D görüntüleri 3D'ye dönüştürme yoluna gitti. Bu yöntem maliyeti düşürse de ortaya çıkan 3D efekti çoğu zaman yapay ve tatmin edici olmaktan uzak kalıyordu. Tüm bu olumsuz deneyimler, tüketicilerin 3D televizyon teknolojisine olan güvenini sarstı.</p><h3>4K, OLED ve HDR gibi rakip teknolojiler sahneyi devraldı</h3><p>Belki de 3D televizyonların ortadan kalkmasının en belirleyici nedeni, tüketiciye çok daha doğrudan ve kolay algılanabilir faydalar sunan rakip teknolojilerin hızla yükselmesiydi. Pazar, 4K çözünürlüklü televizyonlara, OLED panel teknolojisine, HDR görüntü standardına ve giderek büyüyen ekran boyutlarına doğru yöneldi. Full HD ile 4K arasındaki farkı bir mağazada sergilemek ve müşteriye açıklamak son derece kolaydı; gözle görülür bir netlik artışı herkesin hemen fark edebileceği bir iyileşmeydi. HDR teknolojisi de benzer şekilde, izleyicinin herhangi bir aksesuar takmasına gerek kalmadan uyumlu her film, dizi veya oyunda renk derinliğini ve kontrast aralığını iyileştiriyordu. 3D televizyon ise bunların tam aksine, belirli içeriklerle sınırlıydı ve özel izleme koşulları gerektiriyordu. Gözlük takmak, doğru açıda oturmak ve uygun içerik bulmak gibi zorunluluklar, günlük kullanımda ciddi bir engel oluşturuyordu. 4K, HDR ve OLED gibi teknolojiler ise televizyonu açtığınız anda her içerikte farkını hissettiren evrensel iyileştirmeler sunuyordu.</p><h3>Pazar verileri hızlı çöküşü gözler önüne serdi</h3><p>Rakamlar, 3D televizyon pazarının ne denli hızlı bir yükseliş ve ardından ne kadar sert bir düşüş yaşadığını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Küresel 3D televizyon sevkiyatları, 2010 yılında yaklaşık 2,26 milyon birim düzeyindeyken sadece iki yıl içinde 2012'de 40 milyon birimin üzerine fırladı. Bu rakam, teknolojiye duyulan ilk ilginin ne kadar yoğun olduğunu gösteriyordu. Ancak bu yükseliş sürdürülebilir olmadı ve 2012'den itibaren satışlarda belirgin bir düşüş trendi başladı. Aynı dönemde, 3D içerik ekosistemini destekleyebilecek yayın hizmetleri de birer birer geri çekilmeye başladı. Amerikan uydu yayın platformu DirecTV, 2012 yılında 3D kanalını yayından kaldırdı. Spor yayıncılığı devi ESPN ise 2013'te ESPN 3D hizmetini tamamen kapattı. İçerik tarafındaki bu çekilmeler, 3D televizyon sahiplerinin izleyebileceği materyal havuzunu daha da daralttı ve teknolojinin cazibesini iyice azalttı.</p><h3>Samsung, Sony ve LG art arda 3D'den vazgeçti</h3><p>İçerik sağlayıcıların ardından sıra üreticilere geldi. Amerikan televizyon markası Vizio, 3D kategorisinden erken aşamada uzaklaştı. Ardından sektörün en büyük oyuncularından Samsung, 2016 yılında yeni modellerinde 3D desteği sunmayı tamamen bıraktığını duyurdu. Bu karar, 3D televizyon teknolojisi için kritik bir kırılma noktası oldu. 2017 yılına gelindiğinde ise 3D televizyon üretmeye devam eden son iki büyük marka olan Sony ve LG de yeni model serilerinden bu özelliği çıkardı. Bu hamleyle birlikte 3D televizyonun son perdesi de fiilen kapanmış oldu. LG, bu kararını açıklarken şirketin kendi araştırma verilerine dayandı. Araştırma sonuçlarına göre 3D özelliği, tüketicilerin televizyon satın alma kararında belirleyici bir faktör olmaktan çıkmıştı ve mevcut 3D televizyon sahiplerinin bu özelliği gerçek kullanım oranı oldukça düşük kalmıştı. Şirket, bunun yerine çok daha geniş kitlelerde yankı uyandıran ve her içerikte fark yaratan HDR gibi teknolojilere odaklanmayı tercih ettiğini açıkladı. Böylece bir zamanlar ev eğlencesinin geleceği olarak sunulan 3D televizyon teknolojisi, birkaç yıl gibi kısa bir sürede pazarın tamamen dışına itildi.</p><h3>3D televizyonun düşüşünden çıkarılacak ders</h3><p>Sonuç itibarıyla 3D televizyon teknolojisinin başarısızlığı, tek bir büyük hatadan değil birçok küçük sorunun bir araya gelmesinden kaynaklandı. 3D televizyonlar geleneksel modellere göre daha pahalıydı, çoğu durumda rahatsız edici gözlükler gerektiriyordu, izlenebilecek içerik sayısı sınırlı kalıyordu ve uzun süreli izlemelerde pek çok kişide göz yorgunluğuna yol açabiliyordu. Bunların ötesinde, 3D deneyimin kalitesi izleyicinin ekrana olan mesafesine, oturma açısına ve yapımın teknik kalitesine fazlasıyla bağlıydı. Akşam televizyonun karşısına geçip rahatça bir film izlemek isteyen ortalama bir aile için tüm bu gereksinimler fazlasıyla zahmetli ve karmaşık geliyordu. Öte yandan 4K çözünürlük, HDR ve OLED gibi teknolojiler, herkesin her türlü içerikte ek bir çaba harcamadan tadını çıkarabileceği somut iyileştirmeler sunuyordu. Bu durum belki de 3D televizyonun hikâyesinden çıkarılacak en değerli dersi oluşturuyor: Bir teknoloji ne kadar etkileyici ve teknik açıdan gelişmiş olursa olsun, bu onun günlük hayatta gerçekten işe yaradığı anlamına gelmiyor. 3D televizyon ne bir aldatmaca ne de tam anlamıyla teknolojik bir başarısızlıktı. Aslında çoğu tüketicinin sorun olarak bile görmediği bir ihtiyacı karşılamaya çalıştı. Pazar ise sonunda tercihini gözlüklerini nereye koyduğunu hatırlamak zorunda kalmadan daha iyi görüntü kalitesi, daha geniş ekranlar ve HDR'den yana kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/bir-zamanlar-gelecegin-te-512_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288821</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/bir-paket-cips-vucutta-nelere-yol-acabilir-288821</link>
      <pubDate>2026-08-25T16:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bir paket cips vücutta nelere yol açabilir?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Cips tüketiminin kontrolsüz artışı, kilo alımı ve kalp-damar hastalıkları riskini yükseltiyor. Uzmanlar, cipsin içeriğindeki doymuş yağ ve tuzun vücut üzerinde ciddi olumsuz etkilere yol açabileceğini belirtiyor. Sağlıklı beslenme için cipsin yalnızca ara sıra tercih edilmesi öneriliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bir paket cips vücutta nelere yol açabilir?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, cips tüketiminin artmasının sağlık açısından ciddi riskler doğurduğu konusunda uyarıyor. Özellikle sık ve kontrolsüz cips tüketiminin, kilo alımından yüksek tansiyona ve kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkmasına kadar pek çok olumsuz sonuca yol açabileceği belirtiliyor. Cipsin içerdiği yüksek miktardaki doymuş yağ ve tuzun, vücutta zararlı etkiler bıraktığı vurgulanıyor.</p><h3>Uzmandan cips konusunda net uyarı: 'Sık tüketimden kaçının'</h3><p>Uzman görüşlerine göre, cipsin ana hammaddesi patates, mısır veya başka bir sebze olsa da, bu ürünlerin işlenmiş haliyle sıkça tüketilmesi sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor. Uzmanlar, cipsin yalnızca ara sıra ve ölçülü şekilde tüketilmesi gerektiğini, aksi takdirde beslenme düzeninin bozulabileceğini ifade ediyor. Fırınlanmış ya da tuzu azaltılmış cips çeşitleri daha hafif gibi görünse de, sağlıklı bir diyetin temelini oluşturmadığı hatırlatılıyor.</p><h3>Cipsin içeriği sağlıklı beslenmenin önünde engel</h3><p>Sağlık uzmanları, cipsin içerdiği doymuş yağ ve tuzun vücut üzerinde birikici etkiler yarattığını, düzenli tüketimin ise uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkardığını söylüyor. Cipsin, sebze ve tam tahıllı ürünler gibi sağlıklı gıdaların yerini alamayacağı özellikle vurgulanıyor. Uzmanlar, sağlıklı beslenme hedefleyenlerin cips tüketimini sınırlandırması ve dengeli bir diyet uygulaması gerektiğini belirtiyor.</p><p>Sonuç olarak, cips tüketimiyle ilgili uzman uyarıları dikkate alınarak, sağlıklı ve dengeli bir beslenme alışkanlığı oluşturulması büyük önem taşıyor. Ölçülü tüketim, uzun vadede sağlık risklerinin azaltılmasına katkı sağlayabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/bir-paket-cips-vucutta-ne-467_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288820</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/karakteri-bir-anda-degisenler-dikkat-bas-agrisi-ve-bulanti-eslik-ediyorsa-288820</link>
      <pubDate>2026-08-25T16:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Karakteri bir anda değişenler dikkat! Baş ağrısı ve bulantı eşlik ediyorsa]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Davranış değişiklikleri, baş ağrısı ve görme bozuklukları gibi belirtiler, beyin tümörü şüphesinde erken tanı için önemli ipuçları sunuyor. Uzmanlar, bu tür semptomların birlikte görülmesi halinde zaman kaybetmeden muayene olunması gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Karakteri bir anda değişenler dikkat! Baş ağrısı ve bulantı eşlik ediyorsa]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin tümörü şüphesinde davranış değişiklikleri, baş ağrısı ve görme bozukluğu gibi belirtiler hayati önem taşıyor. Uzmanlar, kişide alışılmış davranışların dışında gelişen ani değişikliklerin, özellikle baş ağrısı, açıklanamayan bulantı veya görme sorunlarıyla birlikte görülmesi durumunda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmasını öneriyor.</p><h3>Uzmanlardan beyin tümörü belirtilerine karşı uyarı</h3><p>Onkolog A. Fatyanova, daha önce sakin ve öngörülebilir bir kişinin zamanla belirgin karakter değişiklikleri göstermeye başlamasının, beyin tümörü gibi ciddi hastalıkların habercisi olabileceğini belirtti. Apati, yalnız kalma isteği, sinirlilik ve çevreye karşı beklenmedik davranışlar, beyin tümörü şüphesiyle ilişkilendiriliyor. Fatyanova'ya göre, bazı hastalar bu tür değişikliklerin tanıdan aylar önce ortaya çıktığını ifade ediyor. Ayrıca, kişinin kendi davranışını nesnel olarak değerlendirmesi zorlaşabiliyor; düşünmeden hareket etme, riskli kararlar alma ve çevreye uyumsuz tavırlar sergileme gibi durumlar da dikkat çekiyor.</p><h3>Baş ağrısı ve görme bozukluğu ile birlikte risk artıyor</h3><p>Uzmanlar, davranış değişikliklerinin baş ağrısı, sebebi açıklanamayan bulantı veya kusma, görme bozukluğu gibi diğer belirtilerle birlikte görülmesinin riski artırdığını vurguluyor. Bu semptomların bir arada bulunması halinde, erken tanı için mutlaka nörolojik muayene öneriliyor. Özellikle yemekle ilişkili olmayan mide bulantısı ve görmede ani değişimler, beyin tümörü olasılığını güçlendiriyor. Erken müdahale, tedavi sürecinin başarısı açısından kritik önem taşıyor.</p><p>Beyin tümörü belirtileri konusunda farkındalığın artması, hastalığın erken evrede teşhis edilmesine yardımcı olabilir. Şüpheli durumlarda zaman kaybetmeden uzman görüşü almak, ciddi sonuçların önüne geçmek için büyük önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/karakteri-bir-anda-degise-785_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288819</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/merdiven-cikmak-kalp-krizi-ve-inme-riskini-azaltiyor-288819</link>
      <pubDate>2026-08-25T16:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Merdiven çıkmak kalp krizi ve inme riskini azaltıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Merdiven çıkmak, kalp krizi ve inme riskini önemli ölçüde azaltıyor. Bilimsel araştırmalar, düzenli olarak iki kat merdiven çıkanların kalp hastalıklarından ölüm riskinin yüzde 39 daha düşük olduğunu ortaya koyuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Merdiven çıkmak kalp krizi ve inme riskini azaltıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Merdiven çıkmanın kalp krizi ve inme riskini azalttığına dair bilimsel bulgular dikkat çekiyor. Uzmanlar, kısa süreli ve düzenli merdiven çıkmanın kardiyovasküler sisteme önemli faydalar sunduğunu belirtiyor. Araştırmalar, sistematik şekilde iki kat merdiven çıkan kişilerde kalp hastalıklarından ölüm riskinin yüzde 39 oranında azaldığını gösteriyor. Ayrıca, merdiven çıkmak genel ölüm riskini de yüzde 24 düşürüyor. Bu basit fiziksel aktivite, kalp krizi, inme ve kalp yetmezliğine karşı koruyucu etki sağlıyor.</p><h3>Uzmanlar merdiven çıkmanın faydalarını vurguladı</h3><p>Sağlık uzmanları, merdiven çıkmanın kısa sürede bile kalp sağlığı üzerinde olumlu etkiler yarattığını belirtiyor. Yapılan bilimsel çalışmalar, düzenli olarak merdiven çıkanların kardiyovasküler hastalıklara karşı daha dirençli olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle iki kat merdiveni yürüyerek çıkmak, kalp hastalıklarına karşı güçlü bir koruma sağlıyor. Uzmanlar, bu basit alışkanlığın yaşam süresini uzatabileceğini ifade ediyor.</p><h3>Diz sağlığı ve kalp hastaları için önemli uyarılar</h3><p>Merdiven çıkmanın faydalarına rağmen, diz eklemleri için dikkatli olunması gerektiği belirtiliyor. Uzmanlar, merdiven çıkarken merdiven kullanılmasını, inerken ise asansör tercih edilmesini öneriyor. Ciddi kalp hastalığı olanların ise fiziksel aktiviteyi bir katla sınırlı tutmaları tavsiye ediliyor. Bu öneriler, hem kalp sağlığını korumak hem de eklem sorunlarını önlemek amacıyla önem taşıyor. Merdiven çıkmak, doğru uygulandığında sağlığa katkı sunmaya devam ediyor.</p><p>Sonuç olarak, merdiven çıkmak basit ama etkili bir alışkanlık olarak kalp ve damar sağlığını destekliyor. Uzmanlar, herkesin sağlık durumuna göre bu aktiviteyi günlük rutine dahil etmesini öneriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/merdiven-cikmak-kalp-kriz-291_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288818</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/karaciger-yaglanmasiyla-mucadelede-kinoa-umut-verdi-ancak-sonuclar-henuz-insanlarda-dogrulanmadi-288818</link>
      <pubDate>2026-08-25T16:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Karaciğer yağlanmasıyla mücadelede kinoa umut verdi ancak sonuçlar henüz insanlarda doğrulanmadı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Kinoa, bilim insanlarının son araştırmasında karaciğer yağlanmasıyla mücadelede önemli bir rol üstlendi. Fareler üzerinde yapılan deneylerde, kinoa takviyesinin karaciğerde yağ birikimini ve zararlı metabolik göstergeleri azalttığı ortaya çıktı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Karaciğer yağlanmasıyla mücadelede kinoa umut verdi ancak sonuçlar henüz insanlarda doğrulanmadı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, kinoanın karaciğer yağlanması üzerindeki olumlu etkilerini ortaya koyan yeni bir araştırmaya imza attı. Üç ay süren deneyde, yüksek yağlı diyetle karaciğer yağlanması oluşturulan farelerin bir bölümüne kinoa ilave edildi. Sonuçlar, kinoa verilen grupta karaciğerdeki yağ birikiminin ve zararlı metabolik göstergelerin belirgin şekilde azaldığını gösterdi.</p><h3>Araştırmacılar: 'Kinoa karaciğer sağlığını iyileştiriyor'</h3><p>Deneyde, kinoa takviyesi yapılan farelerde glikoz, trigliserit ve toplam kolesterol seviyeleri anlamlı oranda düşüş gösterdi. Ayrıca, düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) miktarında da azalma kaydedildi. Karaciğer hasarıyla ilişkili alanin aminotransferaz ve aspartat aminotransferaz değerlerinde de gerileme gözlendi. Doku analizleri, kinoa tüketen farelerin karaciğer hücrelerinde yağ damlacıklarının daha az biriktiğini ortaya koydu. Bu bulgular, kinoanın karaciğer sağlığını destekleyici potansiyelini güçlendirdi.</p><h3>Kinoa ve PPAR&#8211;PLIN2 sinyal yolu arasındaki ilişki dikkat çekti</h3><p>Araştırmacılar, elde edilen sonuçların PPAR&#8211;PLIN2 sinyal yolunun baskılanmasına bağlı olabileceğini belirtti. Bu yol, karaciğerde yağ oluşumu ve depolanmasında kilit rol oynuyor. Aynı zamanda, kinoa verilen farelerde yağ asidi senteziyle ilgili genlerin aktivitesinin de azaldığı gözlemlendi. Uzmanlar, bu bulgular ışığında kinoanın karaciğer yağlanması hastalığının önlenmesi ve kontrolünde etkili bir besin olabileceğini vurguladı. Kinoa, sağlıklı beslenme ve karaciğer koruması alanında yeni bir umut olarak değerlendiriliyor.</p><p>Bilim dünyası, kinoanın karaciğer yağlanmasına karşı gösterdiği bu olumlu etkilerin insanlar üzerinde de benzer sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. Gelecekte yapılacak klinik çalışmalar, kinoanın karaciğer sağlığı üzerindeki rolünü daha net ortaya koyacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/karaciger-yaglanmasiyla-m-698_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288817</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/3-4-saat-uyuyup-enerjik-hissetmek-bipolar-bozuklugun-belirtisi-olabilir-288817</link>
      <pubDate>2026-08-25T16:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[3-4 saat uyuyup enerjik hissetmek bipolar bozukluğun belirtisi olabilir]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Psikiyatrist A. Şestakov, özellikle manik dönemlerde görülen 3-4 saatlik uyku ihtiyacının bipolar bozukluğun belirgin bir işareti olabileceğini vurguladı. Uzmanlar, bu kısa uyku süresinin davranış ve ruh hali üzerinde ciddi etkiler yaratabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[3-4 saat uyuyup enerjik hissetmek bipolar bozukluğun belirtisi olabilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Psikiyatrist A. Şestakov, bipolar bozukluğun en dikkat çekici belirtilerinden birinin uyku süresindeki belirgin kısalma olduğunu açıkladı. Özellikle manik dönemde, yalnızca 3-4 saat uyuyan kişilerin kendilerini son derece enerjik hissettiğini belirten Şestakov, bu durumun hastalığın teşhisinde önemli bir ipucu sunduğunu söyledi. Bipolar bozukluk, duygudurumda aşırı yükselme ve düşüşlerin birbirini takip ettiği döngülerle tanımlanıyor. Şestakov, manik dönemde kısa uyku ihtiyacının yanı sıra kişinin davranışlarında ve sosyal ilişkilerinde de belirgin değişiklikler yaşandığını dile getirdi.</p><h3>Şestakov: 'Manik dönemde kısa uyku ve artan enerji dikkat çekiyor'</h3><p>Manik evrede, uyku ihtiyacındaki azalmaya ek olarak, bireyde artan bir hareketlilik, hızlı konuşma ve düşünce akışı gözleniyor. Şestakov'un verdiği bilgilere göre, bu dönemde kişiler büyük planlar yapmaya başlıyor, dürtüsel davranışlar sergiliyor ve çevreleriyle daha fazla etkileşime giriyor. Riskli kararlar almak, hesapsız harcamalarda bulunmak ve sosyal ilişkilerde anlaşmazlıklar yaşamak da sıkça karşılaşılan durumlar arasında. Uzmanlar, bu belirtilerin sadece ruh hali dalgalanmasıyla sınırlı kalmadığını, kişinin günlük yaşamını ve çalışma kapasitesini de ciddi şekilde etkilediğini belirtiyor.</p><h3>Bipolar bozuklukta depresif dönem farklı belirtilerle ortaya çıkıyor</h3><p>Bipolar bozukluğun depresif evresinde ise tablo tamamen değişiyor. Şestakov, bu aşamada güçsüzlük, yavaş hareket etme, ağır düşünceler, suçluluk ve değersizlik hissinin ön plana çıktığını ifade etti. Ayrıca, bazı hastalarda aşırı uyuma ve fazla yemek yeme isteği de gözlenebiliyor. Bipolar bozukluğun ilk belirtileri genellikle 15 ile 30 yaş arasında ortaya çıkıyor ve dönemler birkaç gün ile birkaç hafta arasında sürebiliyor. Uzmanlar, bu hastalığın sıradan ruh hali değişikliklerinden ayrıldığını, uzun süreli ve tekrarlayan döngülerle kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkilediğini vurguluyor.</p><p>Bipolar bozuklukta kısa uyku süresi ve duygudurumdaki ani değişiklikler, erken teşhis için önemli ipuçları sunuyor. Psikiyatristler, bu belirtilerin fark edilmesi halinde mutlaka profesyonel destek alınması gerektiğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/3-4-saat-uyuyup-enerjik-h-144_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288816</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/alzheimer-hastaligini-isaret-edebilecek-basit-test-gozlerinizi-kapatip-kokulari-taniyin-288816</link>
      <pubDate>2026-08-25T16:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Alzheimer hastalığını işaret edebilecek basit test! Gözlerinizi kapatıp kokuları tanıyın]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Doktor V. İvaşkov, Alzheimer hastalığının erken belirtilerini saptamak isteyenler için evde uygulanabilecek basit bir koku testi önerdi. Uzmanlar, kokuları ayırt etme yeteneğindeki değişikliklerin hastalığın ilk sinyali olabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Alzheimer hastalığını işaret edebilecek basit test! Gözlerinizi kapatıp kokuları tanıyın]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doktor V. İvaşkov, Alzheimer hastalığının ilk belirtilerinin hafıza kaybından önce ortaya çıkabileceğini vurgulayarak, evde yapılabilecek pratik bir koku testi önerdi. İvaşkov'un açıklamasına göre, Alzheimer hastalarında tanıdık kokuları ayırt etme yeteneğinde azalma görülebiliyor. Özellikle kahve ve nane gibi herkesin bildiği aromalarla yapılan bu test, hastalığın erken teşhisinde önemli bir rol oynayabiliyor. Doktor, kokuları ayırt edemeyenlerin zaman kaybetmeden bir nöroloğa danışması gerektiğine dikkat çekti.</p><h3>İvaşkov: 'Koku testi yılda bir kez yapılmalı'</h3><p>İvaşkov, Alzheimer hastalığının yanı sıra Parkinson hastalığında da benzer koku değişikliklerinin gözlemlendiğini belirtti. Bu nedenle, yılda en az bir kez gözler kapalı şekilde beş-altı tanıdık kokunun ayırt edilmeye çalışılması gerektiğini söyledi. Koku testi sırasında aromaların kaynağının görülmemesi önemli bir ayrıntı olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, kokuları ayırt etme yeteneğindeki bozulmanın, hafıza sorunlarından önce başlayabildiğini ve bu nedenle erken dönemde fark edilmesinin kritik olduğunu ifade ediyor.</p><h3>Alzheimer'da koku kaybı erken uyarı olabilir</h3><p>Alzheimer hastalığında koku duyusundaki değişikliklerin, hastalığın ilerleyişi hakkında önemli ipuçları sunduğu belirtiliyor. Koku testi, evde kolayca uygulanabilen ve herhangi bir ekipman gerektirmeyen bir yöntem olarak öne çıkıyor. Doktorlar, bu basit test sayesinde hastalığın erken evrelerinde müdahale şansının arttığını vurguluyor. Sonuç olarak, koku duyusunda belirgin bir azalma hisseden kişilerin, vakit kaybetmeden nöroloji uzmanına başvurması öneriliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/alzheimer-hastaligini-isa-928_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288815</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/dilimlenmis-karpuz-neden-riskli-288815</link>
      <pubDate>2026-08-25T16:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dilimlenmiş karpuz neden riskli?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Gastroenterolog Paramonov, sokak tezgahlarında dilimlenmiş halde satılan karpuzların ciddi sağlık riskleri taşıdığını belirterek tüketicileri uyardı. Uzman, karpuz seçiminden saklanmasına kadar dikkat edilmesi gereken kritik noktaları tek tek sıraladı ve resmi satış noktalarının tercih edilmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dilimlenmiş karpuz neden riskli?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının vazgeçilmez meyvesi karpuz, doğru seçilmediğinde ve uygun koşullarda saklanmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Gastroenterolog A. Paramonov, özellikle sokak satış tezgahlarında halihazırda dilimlenmiş şekilde sunulan karpuzların satın alınmaması gerektiği konusunda tüketicileri açıkça uyardı. Uzman, karpuz alırken resmi ve denetlenmiş satış noktalarının tercih edilmesini önerirken, meyvenin seçiminden mutfağa taşınmasına, kesilmesinden saklanmasına kadar pek çok aşamada dikkat edilmesi gereken kuralları ayrıntılı biçimde paylaştı.</p><h3>Karpuz seçerken kabuk ve kokuya dikkat</h3><p>Paramonov, karpuz seçiminde ilk adımın meyvenin dış görünümünü titizlikle incelemek olduğunu belirtti. Kabuğun üzerinde herhangi bir çatlak, ezik ya da hasar bulunmaması büyük önem taşıyor. Bunun yanı sıra küf izleri, karpuzun sağlıksız koşullarda saklandığının ya da bozulmaya başladığının en belirgin göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor. Meyvenin kendisinden ekşimsi bir koku geliyorsa bu durum, karpuzun tüketim için uygun olmadığına işaret ediyor. Uzman, kuru meyve sapının ve karpuza vurulduğunda çıkan sesin olgunluk derecesini anlamada yardımcı olabileceğini söyledi. Ancak bu belirtilerin yalnızca olgunlukla ilgili ipuçları verdiğini, ürünün güvenliği ya da nitrat içeriği hakkında kesin bir yargıya varılmasını sağlamadığını özellikle vurguladı. Dolayısıyla tüketicilerin sadece bu işaretlere güvenerek karar vermemesi, karpuzun genel durumunu bütüncül bir şekilde değerlendirmesi gerekiyor.</p><h3>Kesim öncesi hijyen kuralları hayati önem taşıyor</h3><p>Karpuzu eve getirdikten sonra hemen dilimlemek yerine öncelikle hijyen kurallarına uyulması gerektiğini vurgulayan Paramonov, meyvenin yüzeyinin akan su altında bir fırça yardımıyla iyice temizlenmesini tavsiye etti. Karpuzun kabuğu toprakla, toz ile ve çeşitli mikroorganizmalarla temas halinde olduğundan, bu aşama atlandığında bıçakla kesim sırasında dış yüzeydeki bakteriler meyvenin iç kısmına taşınabiliyor. Sadece karpuzun yıkanması da yeterli değil; ellerin, bıçağın ve kesme tahtasının da önceden sabunlu suyla temizlenmesi şart. Bu basit ama kritik adımlar, gıda kaynaklı enfeksiyonların önüne geçmek açısından son derece belirleyici bir rol oynuyor. Özellikle yaz sıcaklarında bakterilerin hızla çoğaldığı düşünüldüğünde, mutfak hijyenine gösterilen özenin doğrudan sağlığı koruduğu söylenebilir.</p><h3>Karpuz saklama süreleri: Kesilmeden ve kesildikten sonra</h3><p>Doktor Paramonov, karpuzun saklama koşullarına ilişkin de önemli bilgiler paylaştı. Henüz kesilmemiş bir karpuz, serin ve uygun bir ortamda bir ila iki hafta boyunca bozulmadan muhafaza edilebiliyor. Ancak karpuz bir kez kesildikten sonra durum tamamen değişiyor ve saklama süresi ciddi biçimde kısalıyor. Dilimlenmiş karpuzun derhal buzdolabına konulması ve en geç iki ila üç gün içinde tüketilmesi gerekiyor. Soğutma imkânı olmayan bir ortamda ise dilimlenmiş karpuzun iki saatten fazla bekletilmemesi büyük önem taşıyor. İki saati aşan sürelerde bakteriyel üreme hızla artıyor ve bu durum özellikle çocuklar ile bağışıklık sistemi zayıf bireyler için ciddi sağlık tehditleri oluşturabiliyor. Bu nedenle piknik ya da açık hava etkinliklerinde karpuzun uzun süre dışarıda bırakılmamasına özen gösterilmeli.</p><h3>Paramonov'dan sokak satışlarına karşı net uyarı</h3><p>Süpermarketlerde satışa sunulan hazır yarım karpuzlar konusunda da değerlendirmelerde bulunan Paramonov, bu ürünlerin hazırlanma ve saklama aşamalarında gerekli hijyen koşullarına uyulmuş olması halinde güvenle satın alınabileceğini ifade etti. Marketlerde soğuk zincirin korunması ve gıda güvenliği denetimlerinin yapılması, bu tür ürünlerin nispeten güvenilir olmasını sağlıyor. Buna karşın sokak tezgahlarında dilimlenmiş olarak satılan karpuzların durumu çok farklı. Açık havada, doğrudan güneş ışığına ve toz ile böceklere maruz kalan bu ürünlerde hijyen standartlarının sağlanması neredeyse olanaksız. Paramonov, bu nedenle sokakta dilimlenmiş karpuz satın almaktan kesinlikle vazgeçilmesini önerdi. Uzman ayrıca, satın alınan ya da evde kesilen herhangi bir karpuzda sümüksü bir tabaka oluşması veya ekşimsi bir kokunun hissedilmesi durumunda meyvenin derhal çöpe atılması gerektiğini de sözlerine ekledi. Bu belirtiler, karpuzda bakteriyel bozulmanın ileri düzeye ulaştığını gösteriyor ve böyle bir ürünün tüketilmesi mide-bağırsak enfeksiyonlarına davetiye çıkarıyor.</p><p>Sonuç olarak karpuz, yaz mevsiminin en sevilen meyvelerinden biri olmaya devam ederken, sağlıklı bir şekilde tüketilmesi için seçimden saklamaya kadar her aşamada dikkatli olunması gerekiyor. Gastroenterolog Paramonov'un önerileri, basit görünen ama hayati öneme sahip adımları bir kez daha gözler önüne serdi. Resmi satış noktalarını tercih etmek, meyveyi kesmeden önce yıkamak ve saklama sürelerine uymak, karpuz kaynaklı sağlık sorunlarının önüne geçmenin en etkili yolları olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/dilimlenmis-karpuz-neden--986_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288814</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/her-gun-badem-tuketirseniz-ne-olur-288814</link>
      <pubDate>2026-08-25T16:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Her gün badem tüketirseniz ne olur?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırmada, düzenli badem tüketiminin uyku kalitesi üzerinde olumlu etkiler yarattığı gözlemlendi. Katılımcılar, bademi günlük diyetlerine eklediklerinde daha hızlı uykuya daldıklarını ve gece boyunca daha az uyandıklarını belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Her gün badem tüketirseniz ne olur?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, badem tüketiminin uyku kalitesi üzerindeki etkilerini mercek altına aldı. Yapılan araştırmada, 21 ile 55 yaşları arasında 175 gönüllü beş ay boyunca izlenerek iki gruba ayrıldı. Bir grup her gün badem tüketirken, diğer grup aynı kaloriye sahip farklı bir atıştırmalık aldı. Araştırma sonunda, badem yiyenlerin uykuya dalma sürelerinin kısaldığı, gece uyanma sıklıklarının azaldığı ve genel uyku verimliliklerinin arttığı tespit edildi.</p><h3>Badem yiyenlerde uyku verimliliği yükseldi</h3><p>Katılımcıların uyku durumları, araştırma öncesi ve sonrası çeşitli yöntemlerle değerlendirildi. Badem tüketenlerin, Pittsburgh Uyku Değerlendirme Ölçeği'nde daha düşük puanlar aldığı ve melatonin seviyelerinin daha yüksek olduğu ortaya çıktı. Bu bulgular, bademin yalnızca bir atıştırmalık olmadığını, aynı zamanda dengeli bir diyete dahil edildiğinde uyku kalitesini olumlu yönde etkileyebileceğini gösterdi. Özellikle uykuya dalma hızı ve gece boyunca uyanma sayısındaki azalma dikkat çekti.</p><h3>Bademin etkisi nesnel ölçümlerde sınırlı kaldı</h3><p>Her ne kadar badem tüketenler öznel olarak uyku kalitelerinde belirgin bir iyileşme hissetse de, nesnel ölçüm verileri iki grup arasında kayda değer bir fark göstermedi. Araştırmacılar, bademin doğrudan bir uyku tedavisi olmadığını vurguladı. Ancak, bademin dengeli beslenmenin bir parçası olarak düzenli tüketilmesi, uyku düzenini destekleyen besinlerden biri haline gelebilir. Bu sonuçlar, badem tüketiminin özellikle uyku sorunları yaşayanlar için faydalı olabileceğine işaret ediyor.</p><p>Sonuç olarak, badem tüketiminin uyku kalitesi üzerindeki olumlu etkileri bilimsel olarak desteklendi. Araştırmacılar, bademin sağlıklı bir diyetin parçası olarak düzenli şekilde tüketilmesinin, uyku alışkanlıklarını iyileştirebileceğini belirtti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/her-gun-badem-tuketirseni-605_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288813</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/klima-ne-zaman-riskli-hale-geliyor-288813</link>
      <pubDate>2026-08-25T16:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Klima ne zaman riskli hale geliyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Klima ve fanlar tek başına virüs kaynağı olmasa da, oluşturdukları hava akımı nedeniyle kapalı alanlarda virüslerin yayılma riskini yükseltebiliyor. Özellikle soğuk algınlığı belirtileri gösteren biriyle aynı ortamda bulunulması halinde, doğru havalandırma ve filtre değişimi büyük önem taşıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Klima ne zaman riskli hale geliyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kapalı mekanlarda klima ve fan kullanımı, virüslerin yayılma riskini artıran önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, bu cihazların doğrudan bir virüs kaynağı olmadığını ancak oluşturdukları hava akımı sayesinde, özellikle öksürük ve hapşırık sırasında ortaya çıkan aerosol parçacıklarının daha uzak mesafelere taşınabildiğini belirtiyor. Bu durum, solunum yolu enfeksiyonlarının kapalı ortamlarda hızla yayılmasına yol açabiliyor. Araştırmalar, virüs bulaşının asıl nedeninin zayıf hava değişimi ve insanların uzun süre yakın temasta bulunması olduğunu gösteriyor.</p><h3>Uzmanlardan klima bakımı ve filtre değişimi uyarısı</h3><p>Risklerin azaltılması için uzmanlar, klimaların düzenli bakımının yapılmasını ve filtrelerinin zamanında değiştirilmesini öneriyor. HEPA filtreli hava temizleyicilerinin kullanılması, odaların sık sık havalandırılması ve sosyal mesafe kurallarına uyulması da alınabilecek ek önlemler arasında yer alıyor. Ayrıca, el hijyenine dikkat edilmesi, virüslerin yayılmasını önlemede temel adımlar arasında bulunuyor. Bu önlemler, özellikle kalabalık ve kapalı alanlarda virüs riskini önemli ölçüde düşürebiliyor.</p><h3>Soğuk algınlığı belirtileri olan kişilerle ortam paylaşımına dikkat</h3><p>Kapalı bir odada soğuk algınlığı veya benzeri hastalık belirtileri gösteren bir kişi bulunduğunda, havalandırmanın önemi daha da artıyor. Sadece havanın soğutulması yeterli olmuyor; taze hava akışının sağlanması ve hasta kişiyle temasın minimumda tutulması gerekiyor. Yanlış yönlendirilmiş hava akımları ve yetersiz havalandırma, virüs parçacıklarının odada daha fazla yayılmasına neden olabiliyor. Bu nedenle, hem klima bakımı hem de etkili havalandırma, kapalı alanlarda virüs riskini azaltmanın en etkili yolları arasında gösteriliyor.</p><p>Sonuç olarak, kapalı mekanlarda klima ve hava akımı kaynaklı virüs riskini en aza indirmek için düzenli bakım, doğru filtre kullanımı, etkili havalandırma ve hijyen kurallarına uyulması büyük önem taşıyor. Bu önlemler, özellikle bulaşıcı hastalıkların yaygın olduğu dönemlerde, sağlığın korunmasına katkı sağlıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/klima-ne-zaman-riskli-hal-285_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288812</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/sicak-havada-dondurmaya-dikkat-kardiyolog-kalp-hastalari-icin-uyardi-288812</link>
      <pubDate>2026-08-25T16:29:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sıcak havada dondurmaya dikkat! Kardiyolog kalp hastaları için uyardı]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Kardiyolog İ. Tarasova, sıcak havalarda dondurma ve soğuk içeceklerin damar hastalığı olan kişilerde ciddi kalp sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Özellikle göğüste rahatsızlık hissedenlere önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sıcak havada dondurmaya dikkat! Kardiyolog kalp hastaları için uyardı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyolog İ. Tarasova, sıcak havalarda dondurma ve soğuk içecek tüketiminin kalp hastaları için ciddi riskler taşıdığını açıkladı. Tarasova'ya göre, özellikle damar hastalığı bulunan kişilerde ani soğuk, damarların daralmasına yol açıyor ve bu durum kalp krizine kadar gidebilen sorunlara neden olabiliyor. Sağlıklı bireylerde çoğunlukla fark edilmeyen bu tepki, mevcut damar bozukluğu olanlarda ise spazm riskini artırıyor. Tarasova, sıcak havada dondurma tüketimi sonrası göğüste rahatsızlık hissedenlerin mutlaka bir uzmana başvurması gerektiğini vurguluyor.</p><h3>Kardiyolog Tarasova: 'Göğüs ağrısını önemseyin'</h3><p>Tarasova, soğuk dondurma veya içeceklerin ardından ortaya çıkan göğüs ağrısı ve rahatsızlık hissinin asla hafife alınmaması gerektiğini belirtiyor. Bu tür belirtilerin sadece tesadüf olarak görülmemesi, mutlaka bir kardiyolog tarafından değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Özellikle kalp ve damar hastalığı geçmişi olan bireylerde, bu tür semptomlar miyokard iskemisi gibi ciddi sorunların habercisi olabilir. Tarasova, hastaların kendi sağlıklarını riske atmadan erken dönemde tıbbi yardım almalarının önemine dikkat çekiyor.</p><h3>Dondurma ve soğuk içecekler kalp krizini tetikleyebilir</h3><p>Uzmanlar, sıcak havalarda serinlemek için tercih edilen dondurma ve soğuk içeceklerin, damarları aniden daraltarak kalp krizine yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Damar bozukluğu yaşayan kişilerde, bu tür besinler vücutta ani değişimlere sebep oluyor ve kalp sağlığını tehdit ediyor. Tarasova, dondurma tüketimi sonrası göğüste rahatsızlık hissedenlerin vakit kaybetmeden doktora başvurmasının hayati önem taşıdığını belirtiyor. Sıcak yaz günlerinde kalp hastalarının dondurma ve soğuk içecek tüketiminde dikkatli olmaları, olası riskleri azaltmak için büyük önem taşıyor.</p><p>Kardiyologların uyarılarına kulak veren hastalar, sıcak havalarda dondurma ve soğuk içecek tüketimini sınırlandırarak sağlıklarını koruyabilir. Özellikle göğüste ağrı veya rahatsızlık hissedenlerin zaman kaybetmeden bir uzmana görünmeleri, olası ciddi sorunların önüne geçilmesine yardımcı olur.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/sicak-havada-dondurmaya-d-881_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288811</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/mutfaginizdaki-patatesi-tuketmeden-once-kontrol-edin-bu-belirtilere-dikkat-288811</link>
      <pubDate>2026-08-25T16:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Mutfağınızdaki patatesi tüketmeden önce kontrol edin! Bu belirtilere dikkat]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, özellikle yeşil lekeli ve filizlenmiş patateslerde solanin ve çakonin gibi zehirli maddelerin arttığına dikkat çekti. Türkiye genelinde gıda güvenliği için vatandaşlara uyarı yapıldı. Filizlenmiş patatesin insan sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturabileceği vurgulandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Mutfağınızdaki patatesi tüketmeden önce kontrol edin! Bu belirtilere dikkat]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, Türkiye'de özellikle yeşil lekeli veya filizlenmiş patateslerin tüketilmesinin ciddi sağlık riskleri oluşturduğunu bildirdi. Yapılan açıklamaya göre, bu tür patateslerde doğal olarak bulunan solanin ve çakonin gibi glikoalkaloidlerin oranı artıyor. Uzmanlar, patatesin uzun süre ışığa maruz kalmasıyla birlikte zehirli maddelerin seviyesinin yükseldiğini, bu nedenle filizlenen veya kabuğu yeşeren patateslerin sofralara girmemesi gerektiğini vurguladı.</p><h3>Uzmanlar: 'Filizli patateslerde toksin oranı tehlikeli seviyede'</h3><p>Gıda güvenliği uzmanları, özellikle filizlenmiş patateslerde solanin ve çakonin maddelerinin yoğunlaştığını belirtti. Bu maddelerin patatesin filizli bölgelerinde ve yeşil kabuğunda daha fazla bulunduğunu açıklayan uzmanlar, insan sağlığı için tehlikeli sonuçlar doğurabileceği konusunda uyardı. Uzmanlar, filizlenmiş patatesin tüketilmesi halinde zehirlenme riskinin arttığını ifade etti.</p><h3>Patatesin saklama koşulları zehir riskini artırıyor</h3><p>Patatesin uzun süre ışığa maruz kalması, glikoalkaloidlerin yükselmesine yol açıyor. Uzmanlar, bu nedenle patateslerin serin ve karanlık ortamda saklanmasının önemine dikkat çekti. Özellikle filizlenen ve yeşeren patateslerin tüketilmemesi gerektiği vurgulandı. Tüketicilerin patatesin görünümüne dikkat ederek seçim yapması, sağlık açısından büyük önem taşıyor.</p><p>Uzmanlar, patateste oluşan solanin ve çakonin gibi maddelerin insan sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkileri olabileceğini belirterek, vatandaşlara bu konuda daha dikkatli olmaları yönünde çağrıda bulundu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/mutfaginizdaki-patatesi-t-279_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288809</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/6-kilometre-derinlikte-dev-salyangoz-kesfedildi-288809</link>
      <pubDate>2026-08-25T16:03:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[6 kilometre derinlikte dev salyangoz keşfedildi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Pasifik Okyanusu'nun kuzeybatı kesiminde yaklaşık 6 kilometre derinlikteki volkanik kayalıklarda, bilim dünyasını heyecanlandıran yepyeni bir derin deniz salyangozu türü tanımlandı. Kabuğunda 80 belirgin beyaz ışınsal çizgi taşıyan bu olağandışı canlı, derin deniz araştırmalarında yeni bir sayfa açtı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[6 kilometre derinlikte dev salyangoz keşfedildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası bir araştırma ekibi, Pasifik Okyanusu'nun kuzeybatı bölgesinde gerçekleştirdiği derin deniz çalışmaları sırasında dikkat çekici bir keşfe imza attı. Yaklaşık 6 kilometre derinlikte, tabak salyangozları (Bathylepetidae) ailesinin bilinen en derin sularda yaşayan temsilcisi olan yeni bir derin deniz salyangozu türü tespit edildi. Zoosystematics and Evolution dergisinde yayımlanan makaleyle bilim dünyasına duyurulan bu keşif, okyanusların en karanlık ve en az araştırılmış bölgelerinde hâlâ bilinmeyen canlıların var olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Derin deniz araştırmalarının son yıllarda ivme kazanmasıyla birlikte bu tür keşiflerin sayısı artıyor ve her yeni bulgu, deniz biyolojisi alanında önemli bilgi boşluklarını dolduruyor.</p><h3>Tokyo'nun 500 kilometre güneydoğusundaki volkanik kayalıklarda bulundu</h3><p>Söz konusu derin deniz salyangozu, Japonya'nın başkenti Tokyo'nun yaklaşık 500 kilometre güneydoğusunda yer alan volkanik kayalık bir bölgede keşfedildi. Bu coğrafi konum, Pasifik Okyanusu'nun tektonik açıdan son derece aktif bir kuşağına denk geliyor ve volkanik yapıların deniz tabanında benzersiz yaşam alanları oluşturduğu biliniyor. Araştırmacılar, bu bölgedeki volkanik kayaların üzerini kaplayan ince tortu tabakalarının, salyangozlar için ideal bir yaşam ortamı sağladığını belirledi. Derin deniz türleri arasında 4 santimetrelik uzunluğa ulaşan bu salyangozlar, bulundukları derinlik göz önüne alındığında şaşırtıcı derecede büyük bir boyuta sahip. Zira 6 kilometre derinlikteki aşırı basınç, düşük sıcaklık ve besin kıtlığı gibi zorlu koşullar, canlıların genellikle çok daha küçük kalmasına neden oluyor. Bu nedenle keşfedilen derin deniz salyangozu, hem boyutuyla hem de yaşam alanının derinliğiyle bilim insanlarını hayrete düşürdü.</p><h3>Kabuğundaki 80 beyaz çizgi türü benzersiz kılıyor</h3><p>Yeni keşfedilen derin deniz salyangozu türünün en ayırt edici özelliği, kabuğunu süsleyen 80 belirgin beyaz ışınsal çizgi. Bu çizgiler, kabuğun merkezinden dış kenarlarına doğru yayılan radyal bir desen oluşturuyor ve türün diğer tabak salyangozlarından kolaylıkla ayırt edilmesini sağlıyor. Derin deniz canlılarında bu denli belirgin ve düzenli bir dış görünüm örüntüsüne rastlanması oldukça nadir bir durum olarak değerlendiriliyor. Bilim insanları, bu çizgilerin işlevsel bir amaca hizmet edip etmediğini henüz tam olarak çözemedi; ancak kabuğun yapısal dayanıklılığını artırmaya yönelik bir adaptasyon olabileceği düşünülüyor. Derin deniz salyangozu türüne Bathylepeta wadatsumi adı verildi. Bu isim, Japon mitolojisindeki deniz tanrısı Wadatsumi'den ve aynı zamanda popüler manga serisi One Piece'teki "Büyük Keşiş" karakterinden esinlenerek seçildi. İsimlendirmedeki bu kültürel referans, keşfin Japonya açıklarında gerçekleşmiş olmasıyla da anlam kazanıyor.</p><h3>Derin deniz ekosistemlerinde karbon döngüsüne katkı sağlıyor olabilir</h3><p>Araştırma ekibi, keşfettikleri derin deniz salyangozu türünün davranışlarını da yakından inceledi. Salyangozların volkanik kayayı kaplayan tortu katmanları üzerinde aktif biçimde hareket ettiği gözlemlendi. Bu hareket biçimi, canlıların tortu içindeki organik maddeleri tüketerek derin deniz ekosistemlerinde önemli bir ekolojik rol üstlendiğine işaret ediyor. Araştırmacılar özellikle, bu derin deniz salyangozu türünün okyanus tabanındaki katı substratlarda biriken tortudaki karbonun geri dönüşümüne katkıda bulunduğunu öne sürüyor. Eğer bu varsayım doğrulanırsa, söz konusu canlıların derin okyanus karbon döngüsünde şimdiye kadar bilinmeyen bir halka olduğu ortaya çıkacak. Bu durum, küresel karbon bütçesinin anlaşılması açısından da son derece değerli bir bilgi niteliği taşıyor.</p><h3>Modern derin deniz araçları bilinmeyen türlerin kapısını aralıyor</h3><p>Bu keşif, modern derin deniz araştırma araçlarının bilimsel keşifler açısından ne denli kritik bir öneme sahip olduğunu bir kez daha kanıtladı. İnsansız denizaltı araçları ve ileri teknoloji görüntüleme sistemleri olmadan, 6 kilometre derinlikteki bu izole ve az çalışılmış ekosistemlere ulaşmak neredeyse olanaksız. Derin deniz salyangozu gibi türlerin varlığının ancak bu teknolojiler sayesinde ortaya çıkması, okyanusların derinliklerinde henüz keşfedilmeyi bekleyen binlerce canlı türünün olabileceğini düşündürüyor. Bilim insanları, önümüzdeki yıllarda Pasifik'in bu bölgesinde daha kapsamlı araştırmalar planladıklarını ve benzer derin deniz ekosistemlerinde yeni türlerin keşfedilmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu belirtti. Bathylepeta wadatsumi'nin tanımlanması, derin deniz biyoçeşitliliğinin anlaşılmasında atılan önemli bir adım olarak değerlendiriliyor ve gelecekteki araştırmalara ilham kaynağı oluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/6-kilometre-derinlikte-de-151_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288808</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/ultra-islenmis-gidalarla-akciger-kanseri-arasinda-dikkat-ceken-baglanti-risk-yuzde41-daha-yuksek-288808</link>
      <pubDate>2026-08-25T16:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ultra işlenmiş gıdalarla akciğer kanseri arasında dikkat çeken bağlantı! Risk %41 daha yüksek]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Amerikalı araştırmacılar, ultra işlenmiş gıdaların düzenli tüketilmesinin akciğer kanseri riskini belirgin şekilde artırdığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, bu tür gıdaları sık tüketenlerde risk oranları ciddi biçimde yükseliyor. Uzmanlar, henüz doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurulamasa da, dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ultra işlenmiş gıdalarla akciğer kanseri arasında dikkat çeken bağlantı! Risk %41 daha yüksek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan kapsamlı bir bilimsel araştırma, ultra işlenmiş gıdaların düzenli olarak tüketilmesinin akciğer kanseri riskini kayda değer oranda artırdığını gösterdi. 55 ila 74 yaşları arasındaki 100 bin kişinin katıldığı bu büyük ölçekli çalışmada, beslenme alışkanlıkları ayrıntılı şekilde incelendi. Özellikle gazlı içecekler, fast food ürünleri, hazır gıdalar, sosisli yiyecekler, tatlılar ve market raflarında yer alan hazır soslar gibi ultra işlenmiş gıdaların tüketimi mercek altına alındı.</p><h3>Ultra işlenmiş gıdalar risk oranını yükseltti</h3><p>Çalışmanın sonuçları, ultra işlenmiş gıdaların sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine dair endişeleri güçlendirdi. Günde yaklaşık altı porsiyon ultra işlenmiş gıda tüketen bireylerde, bu tür ürünleri günde sadece yarım porsiyon tüketenlere kıyasla akciğer kanseri gelişme riski %41 daha yüksek olarak kaydedildi. Ayrıca, küçük hücreli dışı akciğer kanseri riskinde %37, küçük hücreli kanser riskinde ise %44 artış tespit edildi. Bu bulgular, ultra işlenmiş gıdaların aşırı tüketiminin ciddi sağlık tehditleri oluşturduğuna işaret ediyor.</p><h3>Uzmanlardan uyarı: Neden-sonuç ilişkisi için erken</h3><p>Araştırmayı yürüten bilim insanları, elde edilen verilerin ultra işlenmiş gıdalar ile akciğer kanseri arasında güçlü bir bağlantı olduğunu gösterdiğini belirtiyor. Ancak, doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurmak için henüz erken olduğunun da altını çiziyorlar. Ultra işlenmiş gıdaların genellikle düşük besin değerine sahip olduğu, tuz, şeker, yağ ve çeşitli kimyasal katkı maddeleri içerdiği biliniyor. Bu unsurların, kanser başta olmak üzere birçok hastalığın gelişiminde etkili olabileceği vurgulanıyor. Sonuç olarak, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının önemine dikkat çekiliyor ve ultra işlenmiş gıdalardan mümkün olduğunca uzak durulması öneriliyor.</p><p>Bilim insanları, toplumun bilinçlenmesi için bu tür araştırmaların devam etmesi gerektiğini vurguluyor. Ultra işlenmiş gıdaların potansiyel risklerine karşı farkındalığın artması, sağlıklı yaşam tercihleri açısından büyük önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/ultra-islenmis-gidalarla--602_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288807</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/yapay-zeka-kan-orneginden-organlardaki-yaslanma-izlerini-okumayi-basardi-288807</link>
      <pubDate>2026-08-25T15:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yapay zeka, kan örneğinden organlardaki yaşlanma izlerini okumayı başardı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Yeni geliştirilen bir kan testi sayesinde, vücuttaki organların biyolojik yaşı tek bir örnekle tahmin edilebiliyor. Araştırmacılar, bu yöntemle organların kronolojik yaşınızdan ne kadar farklı yaşlandığını belirleyebiliyor ve hastalıkların izlerini daha erken ortaya çıkarabiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yapay zeka, kan örneğinden organlardaki yaşlanma izlerini okumayı başardı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, Nature Medicine dergisinde yayımlanan çığır açıcı bir araştırmada, tek bir kan örneğinden vücuttaki organların biyolojik yaşını tahmin edebilen bir yöntem geliştirdi. Bu yenilikçi yaklaşım, organların kronolojik yaşınıza göre ne kadar hızlı veya yavaş yaşlandığını ortaya koyuyor. Araştırma, 983 ölü bağışçıdan alınan 25.712 doku örneğini ve 29 farklı organı kapsayan 40 doku tipini içeriyor. Elde edilen bulgular, organların biyolojik yaşlanma hızlarının birbirinden farklı olabileceğini ve bu farkların, genel sağlık durumu ve hastalıklar üzerinde önemli etkiler yaratabileceğini gösteriyor.</p><h3>Araştırmacılar biyolojik yaş farklarını kan testiyle ortaya koydu</h3><p>Çalışmanın başında yer alan André Rendeiro liderliğindeki ekip, farklı yaş gruplarından alınan doku örneklerini analiz ederek, organların biyolojik yaşını belirleyebilecek bir yapay zeka modeli geliştirdi. Bu model, yaşlanma ile ilişkili mikroskobik değişiklikleri tanıyarak her organ için bir "doku saati" oluşturdu. Elde edilen veriler, bazı organların kronolojik yaşlarına göre daha hızlı yaşlandığını, bazılarının ise daha genç kaldığını gösterdi. Araştırmacılar, bu farklılıkların vücudun genel yaşlanma sürecini tek bir sayı ile ifade etmenin yanıltıcı olabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle kalp, akciğer, böbrek gibi hayati organlarda biyolojik yaşlanmanın hızlanması, ileride ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarının erken teşhisinde önemli rol oynayabilir.</p><h3>Yapay zeka ile 29 organda yaşlanma izi tespit edildi</h3><p>Bilim insanları, doku örneklerinden elde edilen yaş tahminlerini kan örneklerindeki gen aktivitesiyle eşleştirerek, invaziv olmayan bir biyolojik yaş testi geliştirdi. Bu yöntem sayesinde, bir kişinin kanındaki genetik izlerden hareketle hangi organların beklenenden daha yaşlı ya da genç göründüğü belirlenebiliyor. Araştırmada, modelin tahminleri ortalama olarak bağışçıların gerçek yaşlarından yaklaşık beş yıl sapma gösterdi. İlginç bir şekilde, kan testinden elde edilen biyolojik yaş tahminleri, doğum tarihinden fazlasını yansıtıyor ve organlardaki yapısal değişiklikleri de ortaya koyuyor. Örneğin, doku küçülmesi, yara benzeri sertleşmeler, küçük kan damarlarının kaybı, iskelet kasında yağ birikimi ve sinirlerin incelmesi gibi yaşlanma belirtileri, kan testiyle tespit edilen biyolojik yaş farklarında belirleyici rol oynadı.</p><h3>Biyolojik yaş farkı hastalıkların izini taşıyor</h3><p>Geliştirilen kan testi, yalnızca sağlıklı bireylerde değil, aynı zamanda sekiz farklı tıbbi duruma sahip kişilerde de denendi. Araştırmacılar, inme geçirenlerde beyin dokusunun, Crohn hastalığı olanlarda sindirim sisteminin ve Alzheimer hastalarında ise beynin beklenenden daha yaşlı göründüğünü saptadı. Bu bulgular, biyolojik yaş farkının hastalıklara özgü organlarda daha belirgin olduğunu gösteriyor. Kan testiyle elde edilen biyolojik yaş sonuçlarının, hastalıkların erken teşhisi ve izlenmesi açısından önemli bir potansiyele sahip olduğu vurgulanıyor. Ancak, bir organın daha yaşlı görünmesi mutlaka hastalığın hızlandırılmış yaşlanmaya yol açtığı anlamına gelmeyebilir; hastalık ve yaşlanma süreçleri eşzamanlı veya birbirini tetikleyerek ilerleyebilir.</p><h3>Testin sınırları ve gelecekteki uygulamalar</h3><p>Çalışmanın öne çıkan sınırlamalarından biri, doku örneklerinin çoğunun ölüm sonrası toplanmış olması ve bireylerin yaşamları boyunca takip edilmemiş olması. Ayrıca, kan bazlı biyolojik yaş testi esas olarak zaten hastalık teşhisi konmuş bireylerde test edildi. Bu nedenle, yöntemin hastalık belirtileri ortaya çıkmadan önce erken teşhis sağlayıp sağlamayacağı henüz net değil. Araştırmacılar, yöntemin klinik kullanıma girmesi için farklı popülasyonlarda tutarlılık göstermesi ve düzenleyici onay alması gerektiğini belirtiyor. Klinik uygulamaya geçişin ise birkaç yıl, hatta on yıla kadar uzayabileceği öngörülüyor. Araştırmanın yazarları, biyolojik yaşın tek bir sayıya indirgenmesinin organlar arasındaki farklılıkları gözden kaçırabileceğini ve her organın yaşlanma sürecinin kendine özgü olduğunu vurguluyor.</p><p>Sonuç olarak, kan testiyle biyolojik yaş analizi, sağlık teknolojisi alanında önemli bir yenilik olarak öne çıkıyor. Bu yöntem, organların gerçek yaşını ortaya koyarak hastalıkların erken teşhisinde ve kişiye özel tedavi planlarının oluşturulmasında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Ancak, yöntemin yaygın klinik kullanıma geçebilmesi için kapsamlı ek araştırmalara ve uzun vadeli doğrulamalara ihtiyaç duyuluyor. Bilim dünyası, biyolojik yaş kavramının çok boyutlu ve dinamik yapısının, gelecekte kişisel sağlık yönetiminde devrim yaratabileceğine inanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/yapay-zeka-kan-orneginden-957_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288806</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/besiktasa-yeni-sag-kanat-ernest-poku-kimdir-288806</link>
      <pubDate>2026-08-25T17:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Beşiktaş'a yeni sağ kanat: Ernest Poku kimdir?]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Beşiktaş'ta transfer harekatı devam ediyor. Siyah Beyazlı takımın Bayer Leverkusen forması giyen 22 yaşındaki Ernest Poku'yu kadrosuna katmaya hazırlandığı iddia ediliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Beşiktaş'a yeni sağ kanat: Ernest Poku kimdir?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Beşiktaş'ın sağ kanat için Bayer Leverkusen forması giyen 22 yaşındaki Ernest Poku ile anlaştığı iddiası bugün spor medyasında yer alıyor. Peki, Ernest Poku kimdir? İşte Ernest Poku hakkında bilinenler:</b></p><p>Ernest Poku 28 Ocak 2004 Hamburg doğumlu. Hollanda U21 kadrosunda da yer alan Poku bir sağ kanat oyuncusu. Yan mevkiler olarak santrafor ve sol kanatta da forma giymiş. </p><p class="">Geçen yıl AZ Alkmaar'dan Leverkusen'e transfer olan 22 yaşındaki kanat oyuncusu bu yıl çok sayıda takımın transfer listesinde yer aldı. Yabancı medyaya göre<b> Fiorentina, Sunderland, Nottingham Forest</b> bu takımlar arasındaydı. Alman kulübüyle sözleşmesi 2030'a kadar devam ediyordu. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/poku2-25082026f3c0668e.jpg"/><p>Poku profesyonel anlamdaki çıkışını, Hollanda'nın köklü altyapı akademisi AZ Alkmaar bünyesinde gerçekleştirdi. Yahoo News'in haberine göre Eerste Divisie'de Jong AZ formasıyla 50'den fazla maça çıkan ve 2022/23 sezonunda UEFA Youth League şampiyonluğuna ulaşan takımın önemli parçalarından biri olan <b>Poku, gösterdiği performansın ardından AZ'nin A takımına kalıcı olarak yükseltildi.</b></p><p>Sürati, direkt oyun tarzı ve her iki kanattaki çok yönlülüğü, <b>ona 2025/26 sezonu öncesinde Bayer Leverkusen'e transferin kapısını açtı.</b> Transfermarkt'a göre<b> şu an değeri 25 milyon Euro. </b></p><p>Uluslararası sahnede Hollanda'nın alt yaş kategorilerinin vazgeçilmezi olan Poku, U21 takımında 14 maça çıktı ve 5 gol kaydetti. </p><p>Sağ kanat oyuncusu olan Poku, taktiksel esnekliği sayesinde sol kanatta veya hücum hattının ikinci forveti olarak da oynayabiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/besiktasa-yeni-sag-kanat--885_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288805</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/90-derecede-gazlasan-yeni-plastik-sogudugunda-kendini-yeniden-olusturuyor-288805</link>
      <pubDate>2026-08-25T15:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[90 derecede gazlaşan yeni plastik, soğuduğunda kendini yeniden oluşturuyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Birleşik Krallık'taki Surrey Üniversitesi'nde geliştirilen yeni plastik türü, 90 derece sıcaklıkta buharlaşarak kendini yeniden oluşturabiliyor. Bu yenilik, plastik atıkların geri dönüşümünde büyük bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor ve döngüsel malzeme ekonomisine önemli katkı sunması bekleniyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[90 derecede gazlaşan yeni plastik, soğuduğunda kendini yeniden oluşturuyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşik Krallık'ta bulunan Surrey Üniversitesi'nden kimya mühendisleri, plastik atık krizine karşı umut vadeden bir gelişmeye imza attı. Üniversitedeki araştırma ekibi, ısıya maruz kaldığında buharlaşarak yok olan ve ardından kendini yeniden oluşturabilen yeni bir plastik türü geliştirdi. Bu yenilikçi polimer, yalnızca 90 derece sıcaklıkta gaz haline geçiyor ve soğuduğunda tekrar eski halini alabiliyor. Bilim insanları, bu buluşun plastik atıkların geri dönüşümünde devrim yaratabileceğini ve döngüsel malzeme ekonomisinin önünü açabileceğini belirtiyor.</p><h3>Surrey Üniversitesi'nden geri dönüşümde düşük sıcaklık avantajı</h3><p>Surrey Üniversitesi'nin liderliğinde yürütülen araştırmada geliştirilen polimerin en dikkat çekici özelliği, geleneksel plastiklerin aksine çok daha düşük sıcaklıkta buharlaşabilmesi. Polietilen gibi yaygın plastiklerin geri dönüşümü için yaklaşık 200 dereceye ulaşmak gerekirken, yeni polimer yalnızca 90 derecede gaz haline geçiyor. Bu düşük sıcaklık avantajı, enerji tasarrufu sağlarken zararlı yan ürünlerin oluşumunu da en aza indiriyor. Araştırmacılar, bu özelliğin endüstriyel ölçekte geri dönüşüm süreçlerini kolaylaştıracağını ve çevreye olan olumsuz etkileri azaltacağını vurguluyor. Ayrıca, polimerin buharlaşma sürecinde sıvı fazı atlaması, geri dönüşümün daha verimli ve hızlı gerçekleşmesini sağlıyor. Bilim insanları, bu yeni plastik türünün, mevcut geri dönüşüm altyapısına entegre edilmesiyle birlikte atık yönetiminde önemli bir aşama kaydedileceğini düşünüyor.</p><h3>Poli(1,2-ditiolane) ile döngüsel ekonomi hedefi</h3><p>Yeni geliştirilen polimerin adı poli(1,2-ditiolane) olarak açıklandı. Bu polimer, karbon, hidrojen ve iki kükürt atomundan oluşan halka yapılı bir molekülün zincirlerinden meydana geliyor. Kükürt bağlarının tersine çevrilebilme özelliği sayesinde, polimer defalarca parçalanıp yeniden oluşabiliyor. Araştırmanın başyazarı Touseef Kazmi, bu malzemenin geleneksel plastiklerin yerini almasının beklenmediğini ancak döngüsel malzeme ekonomisi için yeni bir vizyon sunduğunu belirtiyor. Polimer, depolimerizasyon adı verilen süreçle, karmaşık yapısını basit monomerlere ayırabiliyor ve ardından tekrar birleşerek eski haline dönebiliyor. Bu özellik, plastik atıkların geri kazanımında kayıpları minimuma indiriyor ve sürdürülebilir bir malzeme döngüsü oluşturuyor. Bilim insanları, bu polimerin geri dönüşüm verimliliğini artırmak için katkı maddelerinin kolayca ayrılabildiğini de deneylerle kanıtladı.</p><h3>Peter Roth: 'Küllerinden doğan plastik' konsepti gerçek oldu</h3><p>Surrey Üniversitesi'nden kimya mühendisi Peter Roth, yeni polimerin geleneksel plastiklerden farklı olarak kolayca geri kazanılabildiğini ve yeniden kullanılabildiğini belirtiyor. Roth, "Çoğu plastik, dayanıklı ve kararlı olması için tasarlanıyor. Bu nedenle geri dönüşüm süreçleri karmaşık ve maliyetli olabiliyor. Ancak geliştirdiğimiz polimer, düşük sıcaklıkta buharlaşıp tekrar kendi kendini oluşturabiliyor. Bu, tıpkı efsanevi Anka kuşunun küllerinden yeniden doğması gibi bir dönüşüm sunuyor" dedi. Araştırmacılar, pratik uygulamalar kapsamında bir filtre kağıdını polimer buharına maruz bırakarak su geçirmez bir kaplama elde etti. Kaplamayı tekrar ısıttıklarında ise kağıt ilk haline geri döndü ve su emme özelliğini yeniden kazandı. Bu deney, polimerin endüstriyel kaplamalar, yalıtım ve koruyucu uygulamalar gibi birçok alanda kullanılabileceğini gösteriyor.</p><h3>Yeni plastik ile katkı maddeleri kolayca ayrılıyor</h3><p>Geleneksel plastiklerin geri dönüşümünde en büyük sorunlardan biri, içerdikleri boya ve katkı maddelerinin ayrıştırılmasıdır. Surrey Üniversitesi'ndeki ekip, yeni polimerin bu konuda da avantaj sağladığını ortaya koydu. Araştırmacılar, polimeri Nil kırmızı boyasıyla kirlettikten sonra tek bir ısıtma adımıyla boyayı tamamen ayırmayı başardı. Bu yöntem, plastik atıklardan zararlı veya istenmeyen katkı maddelerini çıkarmayı kolaylaştırıyor ve ek kimyasal işlem ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Böylece, geri dönüşüm süreçleri hem daha ucuz hem de çevre dostu hale geliyor. Bilim insanları, bu özelliğin özellikle endüstriyel plastik atıkların yönetiminde büyük kolaylık sağlayacağını düşünüyor.</p><h3>Biyomedikal ve endüstriyel uygulamalar için yeni ufuklar</h3><p>Yeni polimerin potansiyeli yalnızca geri dönüşümle sınırlı kalmıyor. Araştırmacılar, poli(1,2-ditiolane) benzeri biyolojik olarak parçalanabilen polimerlerin, cerrahi yapıştırıcılar, nefes alabilen kontakt lensler ve hastalıklara doğrudan ilaç taşıyan nanopartiküller gibi biyomedikal alanlarda da kullanılabileceğini öngörüyor. Ayrıca, polimer kaplamaların yalıtım, yağlama, korozyon önleme ve ev eşyalarının korunması gibi günlük yaşamda geniş bir kullanım alanı bulunuyor. Bu yenilikçi malzemenin, plastik atık sorununa tam bir çözüm sunmasa da, sürdürülebilir ve döngüsel bir ekonomi için ilham verici bir adım olduğu vurgulanıyor. Bilim insanları, polimer kimyasının daha da özelleştirilebilmesi durumunda, gelecekte plastiklerin çok daha kolay geri dönüştürülebilir ve çevreye zararsız hale gelebileceğini belirtiyor.</p><p>Sonuç olarak, Surrey Üniversitesi'nin geliştirdiği bu yeni plastik türü, hem çevre hem de endüstri açısından önemli bir yenilik olarak öne çıkıyor. Düşük sıcaklıkta buharlaşabilen ve kendini yeniden oluşturabilen bu polimer, plastik atıkların geri dönüşümünde devrim yaratma potansiyeline sahip. Bilim dünyası, bu gelişmenin döngüsel malzeme ekonomisine ve sürdürülebilirliğe önemli katkılar sunacağı görüşünde.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/90-derecede-gazlasan-yeni-992_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288804</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/eklem-hastaliklari-icin-haftalarca-calisan-hidrojel-gelistirildi-288804</link>
      <pubDate>2026-08-25T15:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Eklem hastalıkları için haftalarca çalışan hidrojel geliştirildi]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Buffalo Üniversitesi'nde geliştirilen yeni enjeksiyonluk hidrojel platformu, osteoartrit tedavisinde eklem içine tek bir enjeksiyonla hem uzun süreli ilaç salınımı hem de etkili yağlama sağlıyor. Bu yenilikçi yaklaşım, hastaların yaşam kalitesini artırmayı ve tekrarlayan enjeksiyon ihtiyacını azaltmayı hedefliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Eklem hastalıkları için haftalarca çalışan hidrojel geliştirildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Buffalo Üniversitesi araştırmacıları, osteoartrit tedavisinde çığır açacak yeni bir enjeksiyonluk hidrojel platformu geliştirdi. Bu yenilikçi sistem, eklem içine uygulanan tek bir minimal invaziv enjeksiyonun ardından, vücut sıcaklığında hızla sıvıdan yarı katı bir yağlayıcı depoya dönüşüyor. Böylece, ilaç yüklü nan taşıyıcılar eklemde haftalarca kalabiliyor ve ilaçlar yavaşça salınarak hastalara uzun süreli rahatlama sunuyor. Osteoartrit, dünya genelinde sürekli ağrı ve hareket kısıtlılığının en önemli nedenlerinden biri olarak bilinirken, mevcut tedaviler genellikle yalnızca kısa süreli semptom kontrolü sağlıyor. Yeni hidrojel platformu ise eklem içi tedavi yaklaşımında önemli bir fark yaratmayı amaçlıyor.</p><h3>Buffalo Üniversitesi'nden uzun süreli ilaç salınımı sağlayan hidrojel</h3><p>Buffalo Üniversitesi'nde geliştirilen hidrojel, eklem tedavisinde ilaçların lokal olarak uzun süre tutulmasını sağlayan özel bir polimer matris ile dikkat çekiyor. Platform, kötü suda çözünebilen terapötik maddeleri yüksek miktarda taşıyabilen ilaç yüklü nan taşıyıcıları içeriyor. Bu sistem, daha önce düzenleyici onay almış biyouyumlu malzemelerle tasarlandığı için klinik geçiş sürecinde de avantaj sağlıyor. Hidrojel, enjeksiyon sonrası hızla eklemde yarı katı bir depo oluşturuyor ve ilaçların matrisin difüzyonu ve gevşemesiyle kontrollü şekilde salınmasına imkan tanıyor. Araştırmacılar, bu platformu SIRT6 aktivatörüyle test etti ve diğer hidrofobik, hastalık seyrini değiştiren bileşikler için de uyarlanabileceğini belirtiyor. Böylece, osteoartrit tedavisinde hem ilaç salınımı hem de eklem yağlaması aynı anda mümkün hale geliyor.</p><h3>Hidrojel platformu tekrarlayan enjeksiyon ihtiyacını azaltabilir</h3><p>Yeni hidrojelin en dikkat çekici avantajlarından biri, eklemde ilaçların uzun süre kalmasını sağlayarak tekrarlayan invaziv enjeksiyon ihtiyacını azaltması. Bu yaklaşım, hastaların tedavi sürecini kolaylaştırırken, sistemik yan etkileri de sınırlama potansiyeli taşıyor. Hidrojel, eklemde kronik iltihaplanma ve hücresel yaşlanma gibi osteoartritin temel biyolojik süreçlerini hedefleyen hastalık değiştiren terapiler için özel olarak tasarlandı. Ayrıca, hem sürdürülebilir ilaç salınımı hem de viskosüpleman olarak çift işlev sunuyor. Yüksek ilaç yükleme kapasitesi sayesinde, geleneksel sulu formülasyonlarda kullanılması zor olan maddeler de bu platform aracılığıyla etkili şekilde uygulanabiliyor. Araştırmacılar, hidrojelin farklı terapötik yükler ve çeşitli eklem hastalıkları için de uyarlanabileceğini vurguluyor.</p><p>Sonuç olarak, Buffalo Üniversitesi'nin geliştirdiği enjeksiyonluk hidrojel platformu, osteoartrit tedavisinde hem ilaç salınımını hem de eklem yağlamasını bir arada sunarak hastaların yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor. Bu yenilik, eklem tedavilerinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/eklem-hastaliklari-icin-h-846_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288803</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/aktif-volkanin-altinda-kritik-metaller-tasiyan-sicak-tuzlu-su-bolgesi-kesfedildi-288803</link>
      <pubDate>2026-08-25T15:52:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Aktif volkanın altında kritik metaller taşıyan sıcak tuzlu su bölgesi keşfedildi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Oxford Üniversitesi öncülüğündeki bilim insanları, Karayipler'deki Soufrière Hills volkanının yaklaşık 2 kilometre derinliğinde önemli bir metal rezervi belirledi. Bu keşif, volkanların jeotermal enerji ve kritik metaller için potansiyel kaynak olabileceğine işaret ediyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Aktif volkanın altında kritik metaller taşıyan sıcak tuzlu su bölgesi keşfedildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Oxford Üniversitesi'nden araştırmacılar, Karayipler'deki Soufrière Hills volkanının derinliklerinde önemli bir metal rezervi olabileceğine dair güçlü bulgular elde etti. Ekip, 1996 ile 2007 yılları arasında bölgede kaydedilen depremlerden elde edilen sismik dalga verilerini analiz ederek, yaklaşık 2 kilometre derinlikte ve 1 ila 1,5 kilometre genişliğinde, metal açısından zengin tuzlu su içeren bir sıvı bölgesi tespit etti. Bu yeni keşif, hem bölgedeki jeotermal enerji potansiyeli hem de bakır, çinko ve kurşun gibi kritik metallerin gelecekteki çıkarımı açısından büyük önem taşıyor.</p><h3>Oxford Üniversitesi ekibi: Deprem verileriyle 3D harita oluşturdu</h3><p>Soufrière Hills volkanının derinliklerindeki metal rezervini ortaya çıkarmak için Oxford Üniversitesi liderliğindeki bilim insanları, 23 farklı izleme istasyonundan toplanan sismik dalga ölçümlerini kullandı. Araştırmacılar, hızlı P-dalgaları ile daha yavaş S-dalgalarının binlerce kez analiz edilmesiyle, volkanın altında ne tür malzemelerin bulunduğunu gösteren detaylı bir üç boyutlu harita oluşturdu. Bu yöntem, sıvı dolu kayalar ile erimiş magma arasındaki farkı net biçimde ortaya koydu. Elde edilen harita, yüzeyin yaklaşık 2 kilometre altında, genişliği 1 ila 1,5 kilometre arasında değişen, metal içeren tuzlu suyla dolu bir bölgeyi gözler önüne serdi. Bilim insanları, bu sıvı bölgenin potansiyel bir metal rezervuarı olduğunu vurguladı.</p><h3>Soufrière Hills volkanında metal rezervinin ekonomik ve teknolojik önemi</h3><p>Çalışmada elde edilen bulgular, volkanların yalnızca jeotermal enerji için değil, aynı zamanda modern teknolojilerin ve net sıfır karbon hedeflerinin gerektirdiği kritik metallerin kaynağı olabileceğini gösteriyor. Araştırmacılar, bakır, çinko ve kurşun gibi metallerin genellikle eski sönmüş volkan bölgelerinde çıkarıldığını, ancak aktif volkanların derinliklerinde de önemli rezervler bulunabileceğini belirtti. Özellikle, volkanik sistemlerde bulunan sıcak ve tuzlu magmatik sıvıların, bu metallerin taşınmasında ve birikmesinde kritik rol oynadığı ifade edildi. Bilim insanları, Soufrière Hills volkanının altında tespit edilen metal rezervinin, gelecekte metal madenciliği açısından yeni bir kaynak oluşturabileceğini düşünüyor.</p><h3>Jeofizik görüntüleme: Sondaj riskini azaltıyor</h3><p>Oxford Üniversitesi ekibi, volkanın sıvı sisteminin üç boyutlu haritasının, daha önce yapılan modellemelerle uyumlu olduğunu ve tuzlu su açısından zengin kayaların varlığını doğruladığını açıkladı. Araştırmacılar, bu tür rezervuarları tespit etmek için jeofizik görüntüleme tekniklerinin, sondaj veya kazı yapmadan da etkili sonuçlar verdiğini belirtti. Yüksek sıcaklık ve zorlu koşullar nedeniyle aktif volkanların yakınında sondaj yapmak büyük riskler taşıyor. Bu nedenle, pasif görüntüleme yöntemleriyle elde edilen yüksek çözünürlüklü veriler, sondaj kampanyalarının riskini azaltıyor ve gelecekteki madencilik faaliyetleri için yol haritası sunuyor.</p><h3>Volkanik sistemlerin altında metal rezervi arayışında yeni dönem</h3><p>Araştırma, volkanik sistemlerin altında sıvıların nasıl göç ettiğini anlamada önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Bilim insanları, Soufrière Hills volkanında tespit edilen tuzlu su lensinin, hem volkanın döngüsel davranışında hem de faaliyet türlerinde belirleyici olabileceğini düşünüyor. Ayrıca, bu tür rezervuarların hem jeotermal enerji hem de metal cevheri kaynağı olma potansiyeli dikkat çekiyor. Ancak, aktif bir volkanın içinden doğrudan metal veya sıvı çıkarmanın mühendislik açısından büyük zorluklar ve riskler taşıdığı da vurgulanıyor. Gelişen teknolojiyle birlikte, geleneksel madencilik yöntemlerine ihtiyaç duymadan, bu tür rezervlere ulaşmak gelecekte mümkün olabilir.</p><h3>Soufrière Hills keşfi: Metal rezervi arayışında yeni fırsatlar</h3><p>Oxford Üniversitesi'nin yürüttüğü bu çalışma, volkanik bölgelerde metal rezervlerinin tespitinde yeni bir dönemin başladığını gösteriyor. Araştırmacılar, jeofizik görüntüleme tekniklerinin, sondaj yapmaya gerek kalmadan, yer altındaki metal açısından zengin sıvı rezervuarlarını ortaya çıkarabildiğini belirtiyor. Bu bulgular, hem madencilik hem de enerji sektörleri için yeni fırsatlar sunuyor. Bilim insanları, Soufrière Hills volkanında belirlenen metal rezervinin içeriği ve ekonomik değeri konusunda daha fazla araştırma yapılması gerektiğini ifade ediyor. Sonuç olarak, volkanların derinliklerinde yer alan bu tür rezervuarlar, önümüzdeki yıllarda kritik metallerin ve jeotermal enerjinin yeni kaynağı olabilir.</p><p>Oxford Üniversitesi ekibinin Soufrière Hills volkanında yaptığı keşif, hem bilim dünyası hem de sanayi açısından büyük bir potansiyel taşıyor. Bu gelişme, volkanik bölgelerde sürdürülebilir madencilik ve enerji üretimi için yeni kapılar aralarken, teknolojik ilerlemelerin bu alandaki riskleri azaltabileceğine işaret ediyor. Araştırmacıların öne çıkardığı gibi, jeofizik görüntüleme yöntemleri sayesinde gelecekte metal rezervleri daha güvenli ve etkili biçimde tespit edilebilecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/aktif-volkanin-altinda-kr-875_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288797</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/saha-roportajinda-tablet-ile-ses-kaydi-ve-not-tutmak-nasil-planlanir-288797</link>
      <pubDate>2026-08-25T15:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Saha röportajında tablet ile ses kaydı ve not tutmak nasıl planlanır?]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Sahada röportaj yaparken aynı anda soru listesini takip etmek, ses kaydını yönetmek, önemli cümleleri not almak ve görüşme sonunda dosyaları düzenlemek gerekir. Bu nedenle tablet seçimini yalnızca ekran veya işlemci üzerinden yapmak yerine tüm iş akışını düşünmek daha doğru olur. Cihazın tek elle taşınabilmesi, uzun süre açık kalabilmesi ve not alma yönteminin hızlı olması sahada teknik özelliklerden daha görünür hale gelir.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Saha röportajında tablet ile ses kaydı ve not tutmak nasıl planlanır?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Röportajdan önce kayıt uygulamasının  izinleri, boş depolama alanı ve batarya seviyesi kontrol edilmelidir. Görüşme  sırasında bildirimlerin kaydı veya dikkati bölmemesi için gerekli ayarlar  önceden yapılabilir. Ses kaydının kritik olduğu profesyonel çekimlerde tabletin  dahili mikrofonuna güvenmek yerine uyumlu harici mikrofon ve yedek kayıt düzeni  planlamak da daha güvenlidir.</p><p><strong>Ses kaydı ile not tutma aynı anda nasıl yürütülür?</strong></p><p class="MsoNormal">En pratik yöntemlerden biri, ses kaydını  arka planda sürdürürken ekranda soru listesi veya not uygulamasını açık  tutmaktır. Notların röportajın tamamını yazıya dökmeye çalışması gerekmez.  Zaman kodu, anahtar kelime, isim, rakam veya "burayı tekrar sor" gibi kısa  işaretler, görüşme sonrasında kayıtta doğru bölümü bulmayı hızlandırır.</p><p class="MsoNormal">Kalem destekli tabletler bu noktada kâğıda  yakın bir refleks sunabilir. Ekrana doğrudan yazmak, klavye açmadan kısa notlar  almayı kolaylaştırır. Özellikle ayakta yapılan röportajlarda fiziksel klavye  yerine kalem daha pratik olabilir; masa başına geçildiğinde ise klavye, notları  düzenleme ve metne dönüştürme aşamasında avantaj sağlar.</p><p><strong>Casper PAD H10 Pro sahada hangi özellikleri sunuyor?</strong></p><p class="MsoNormal">Casper PAD H10 Pro'nun yaklaşık 580 gram  ağırlığındaki 6,47 mm inceliğindeki alüminyum gövdesi, sık taşınan bir cihaz  için dikkate değer. 12,6 inç 2.5K OLED ekran ve 600 nit maksimum parlaklık,  soru listesi, notlar ve görsel materyallerle çalışırken geniş bir görüntü alanı  sağlıyor. 10.000 mAh batarya kapasitesi de gün içinde prizden uzakta çalışma  senaryolarında önem kazanıyor.</p><p class="MsoNormal">Kalem tarafında 4096 seviye basınç  hassasiyeti, avuç içi algılama, 120 Hz örnekleme ve 25 ms'nin altında ekran  gecikmesi belirtiliyor. Bu özellikler hızlı el yazısı notları için faydalı  olabilir. Klavyeli kılıf seçeneğinde Bluetooth bağlantısı, Type-C şarj ve  touchpad bulunması ise röportaj sonrasında metni düzenlemek isteyenler için  ikinci bir çalışma biçimi sunuyor.</p><p><strong>Dosya yönetimi röportaj bittiğinde başlar</strong></p><p class="MsoNormal">Kayıt tamamlandıktan sonra dosyanın  yalnızca cihazda bırakılması risklidir. Dosya adında tarih, kişi veya konu gibi  anlaşılır bir düzen kullanmak; mümkünse aynı gün içinde ikinci bir kopya  oluşturmak arşiv yönetimini kolaylaştırır. Uzun ses kayıtları ve sahada çekilen  fotoğraf ya da videolar depolama alanını hızla tüketebileceği için boş kapasite  röportaj öncesinde kontrol edilmelidir.</p><p class="MsoNormal">PAD H10 Pro'da 256 GB dahili depolama ve  512 GB'a kadar artırılabilir hafıza bulunuyor. Bu kapasite günlük saha  çalışması için alan sağlayabilir; ancak düzenli çalışan ekiplerde bulut veya  merkezi arşiv gibi ikinci bir saklama katmanı yine gereklidir. Röportaj  dosyalarının kişisel veri veya kurumsal içerik taşıdığı durumlarda erişim ve  paylaşım kuralları da kurum politikasına göre belirlenmelidir.</p><p><strong>Sahaya çıkmadan önce kısa kontrol listesi</strong></p><p class="MsoNormal">Batarya ve boş depolama alanını kontrol  etmek, kayıt uygulamasını kısa bir deneme ile test etmek, bildirimleri  düzenlemek, gerekiyorsa harici mikrofonu bağlamak ve yedek kayıt yöntemini  hazırlamak sahadaki hata riskini azaltır. Soru listesinin çevrimdışı  erişilebilir olması da internet bağlantısının zayıf olduğu ortamlarda  önemlidir. Böylece tablet, yalnızca not ekranı değil; kayıt, hazırlık ve  röportaj sonrası düzenleme akışının merkezlerinden biri haline gelebilir.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/whatsappimage2026082-2508202672001f8e.jpg"/><p><strong>Sık Sorulan Sorular</strong></p><p><strong>Tablet ile röportaj sesi kaydetmek yeterli olur mu?</strong></p><p class="MsoNormal">Kısa ve kontrollü ortamlarda dahili  mikrofon kullanılabilir; gürültülü veya profesyonel kayıt gereken sahalarda  uyumlu harici mikrofon ve yedek kayıt yöntemi daha güvenli bir çözümdür.</p><p><strong>Röportaj sırasında ses kaydı açıkken not alınabilir mi?</strong></p><p class="MsoNormal">Kullanılan uygulamalar ve işletim sistemi  izin veriyorsa ses kaydı arka planda sürerken not uygulaması kullanılabilir.  Sahaya çıkmadan önce bu akışın kısa bir denemeyle test edilmesi gerekir.</p><p><strong>Kalem mi klavye mi daha kullanışlı?</strong></p><p class="MsoNormal">Ayakta ve hızlı notta kalem; uzun metin  düzenleme ve röportaj sonrası yazımda klavye daha avantajlı olabilir. İki  yöntemin birlikte kullanılabilmesi esneklik sağlar.</p><p><strong>Casper PAD H10 Pro saha röportajında hangi özellikleriyle  öne çıkıyor?</strong></p><p class="MsoNormal">Yaklaşık 580 gramlık gövde, 12,6 inç 2.5K  OLED ekran, 10.000 mAh batarya, kalem desteği ve klavyeli kılıf seçeneği;  hareketli çalışma ve not alma açısından öne çıkan özelliklerdir.</p><p class="MsoNormal"><u><a href="#0">Casper</a></u> PAD H10 Pro ve PAD ailesinin teknik ayrıntıları Casper'ın resmi  sitesinden incelenebilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/saha-roportajinda-tablet--673_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288796</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-malazgirt-zaferinin-955-yil-donumunu-kutladi-288796</link>
      <pubDate>2026-08-25T15:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümünü kutladı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Zaferi'nin 955'inci yıl dönümü dolayısıyla mesaj paylaştı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümünü kutladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının NSosyal hesabından paylaşılan mesajında, &quot;Aziz milletimize Anadolu&#39;nun kapılarını açan Malazgirt Zaferi&#39;nin 955. yıl dönümünü kutluyorum. Bugün bizleri güçlü kılan, önümüze çıkan her zorlukla mücadele azmimizi artıran, farklılıklarımıza rağmen bir bütün olmamızı sağlayan kararlılık, 1071&#39;de sergilenen azim ve o güne hakim olan şuurun bugüne yansımasıdır.&quot; ifadelerini kullandı. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/42302015.jpg"/><p><b>Malazgirt ruhunun asırlardır aziz millete daima ilham kaynağı olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:</b></p><p>&quot;Ecdadımızdan miras kalan sevgi, saygı, hoşgörü ve dayanışmaya dayalı yüce hasletler, aziz milletimizin her zaman birlik ve beraberlik içinde tüm zorlukların üstesinden geleceğinin güvencesidir. Bugün de Malazgirt Zaferi&#39;nden aldığımız ilhamla, devlet ve millet olarak büyük, güçlü, müreffeh geleceğimizi inşa etme çabası içindeyiz. Bu düşüncelerle Malazgirt Zaferi&#39;nin 955. yıl dönümünde, büyük komutan Sultan Alparslan&#39;ı ve aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle yad ediyor, tüm vatandaşlarımı en kalbi duygularımla selamlıyorum.&quot;</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/cumhurbaskani-erdogan-mal-952_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288795</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/malazgirt-zaferinin-955inci-yil-donumu-cumhurbaskani-erdogan-ve-bahceliden-selcuklu-kabris-288795</link>
      <pubDate>2026-08-25T15:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Malazgirt Zaferi'nin 955'inci yıl dönümü! Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bahçeli'den Selçuklu Kabristanı'na ziyaret]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Lideri Devlet Bahçeli, Ahlat'ta Selçuklu Kabristanı'nı ziyaret etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Malazgirt Zaferi'nin 955'inci yıl dönümü! Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bahçeli'den Selçuklu Kabristanı'na ziyaret]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ahlat'taki temasları devam ediyor.</p><p>Ahlat Selçuklu Mezarlığı'nı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ardından Ahlat Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Kabine Toplantısı'na başkanlık edecek.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/uu-25082026d0fd2823.jpg"/><p>Erdoğan, günün son programında ise Kabine üyeleri, bölge valileri ve şehit yakınlarıyla Ahlat Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenecek programda bir araya gelecek</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/malazgirt-zaferinin-955in-279_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288793</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/nasanin-voyager-2-ile-konusmasini-saglayan-tek-anten-neden-kapatildi-288793</link>
      <pubDate>2026-08-25T15:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[NASA'nın Voyager 2 ile konuşmasını sağlayan tek anten neden kapatıldı?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[11 milyar milden fazla uzaklıkta seyreden Voyager 2 uzay aracıyla iletişim kurabilecek dünyadaki tek antenin bakım nedeniyle kapatılması, sondayla yaklaşık bir yıl boyunca tek yönlü komut gönderilememesine yol açtı. NASA mühendisleri uzay aracını dinleyebildi ancak ona hiçbir talimat iletemedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[NASA'nın Voyager 2 ile konuşmasını sağlayan tek anten neden kapatıldı?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1977'de fırlatılan ve bugün Dünya'dan 11 milyar milden fazla uzakta yolculuğunu sürdüren Voyager 2 uzay aracı, 2020 yılında yaklaşık on bir ay boyunca Dünya'dan hiçbir komut alamadı. Bunun sebebi kozmik bir felaket ya da teknik bir arıza değildi; sondayla iletişim kurabilecek kapasitedeki dünyadaki tek antenin planlı bakım çalışmaları nedeniyle kapatılmış olmasıydı. Avustralya'nın başkenti Canberra yakınlarındaki 70 metrelik dev çanak anten olan Derin Uzay İstasyonu 43 (DSS-43), Mart 2020'de büyük bir yükseltme sürecine girdi. Bu süre zarfında NASA'nın yer kontrol ekipleri Voyager 2'den gelen verileri dinleyebildi ancak uzay aracına tek bir kelime bile iletemedi. Gezegenimizdeki hiçbir noktada bu görevi üstlenebilecek bir yedek anten bulunmuyordu.</p><h3>Voyager 2 neden yalnızca Canberra'dan kontrol edilebiliyor?</h3><p>Bu durumun kökenini anlamak için 1989 yılına dönmek gerekiyor. Voyager 2, o yıl Neptün sistemine ulaştığında, gezegenin uydusu Triton'a yakından bakabilmek amacıyla Neptün'ün kuzey kutbu üzerinden geçen bir manevra gerçekleştirdi. Bu kritik hamle, sondanın yörüngesini gezegenlerin büyük çoğunluğunun yer aldığı ekliptik düzlemden keskin biçimde uzaklaştırdı ve onu güney yarımküreye doğru dik bir açıyla yönlendirdi. Voyager 2, güneş sistemini ekliptiğin yaklaşık 48 derece altından terk ediyor; bu da Dünya'nın gökyüzünde son derece güneyde bir konuma denk geliyor. NASA'nın Kaliforniya'daki Goldstone ve İspanya'daki Madrid istasyonları kuzey yarımkürede konumlandığı için Voyager 2'yi göremiyorlar. Dolayısıyla sondayla iletişim kurabilecek tek tesis, güney yarımküredeki Canberra Derin Uzay İletişim Kompleksi'ndeki DSS-43 anteni olarak kalıyor. Bu 70 metrelik çanak, Voyager 2'nin eski alıcı donanımına uygun frekansta ve yeterli güçte sinyal gönderebilen dünyadaki biricik anten konumunda. Üstelik DSS-43, Voyager programından bile eski bir yapı; 1972'de 64 metre çapında hizmete girdi ve 1987'deki genişletme çalışmasıyla 70 metreye ulaştı. Yarım asra yaklaşan bu anten, onlarca yıldır kesintisiz çalışarak insanlığın en uzak elçisiyle bağlantıyı sağlıyor.</p><h3>NASA'nın iletişim müdürü Baldwin: 'Dünyada sadece iki benzer anten var'</h3><p>DSS-43'ün bu denli kritik bir konumda olması yalnızca Voyager 2 açısından değil, NASA'nın tüm derin uzay iletişim altyapısı açısından ciddi bir kırılganlık noktasına işaret ediyor. NASA'nın uzay iletişim programının operasyon müdürü Philip Baldwin, durumun ciddiyetini açık sözlerle ortaya koydu: "DSS-43 anteni son derece özelleşmiş bir sistem; dünyada sadece iki benzer anten daha var, bu yüzden antenin bir yıl boyunca devre dışı olması Voyager veya diğer birçok NASA görevi için ideal bir durum değil." Baldwin'in bu sözleri, tek bir antenin bakıma alınmasının bile küresel ölçekte uzay iletişimini nasıl etkileyebildiğini gözler önüne seriyor. Derin Uzay Ağı'nın (DSN) üç ana istasyonu &#8212; Goldstone, Madrid ve Canberra &#8212; birbirini tamamlayacak şekilde tasarlanmış olsa da Voyager 2'nin benzersiz yörüngesi bu dengeyi tamamen bozuyor ve tüm yükü tek bir tesise bindiriyor.</p><h3>On bir aylık sessizlik: Dinleyebildiler ama konuşamadılar</h3><p>NASA, DSS-43'ü kapsamlı yükseltme çalışmaları için Mart 2020'de devre dışı bıraktı. Bu, antenin 30 yılı aşkın süredir yaşadığı en uzun çevrimdışı dönemiydi ve planlar yaklaşık on bir aylık bir çalışma sürecini öngörüyordu. Ancak bu sessizlik tam anlamıyla iki yönlü değildi. Kesinti boyunca operatörler, Canberra sahasındaki üç adet 34 metrelik küçük anteni bir araya getirerek Voyager 2'den gelen sağlık ve bilim verilerini almayı başardı. Yani sondanın sesi Dünya'ya ulaşıyordu; mühendisler uzay aracının durumunu izleyebiliyordu. Kaybedilen şey ise yukarı yönlü iletişim kapasitesiydi &#8212; yani Dünya'dan Voyager 2'ye herhangi bir komut, talimat ya da güncelleme gönderme yeteneği. Sonda, kendisine en son verilen talimatlara göre otomatik pilotta uçmaya devam etti. Kontrol açısından hayati önem taşıyan tek yönde &#8212; Dünya'dan uzay aracına &#8212; temas tamamen kopmuştu. Bu durum, bir uzay aracını duymanın işin görece kolay tarafı olduğunu, asıl zorluğun ona komut gönderebilmek olduğunu çarpıcı biçimde kanıtladı.</p><h3>Baldwin: 'Neredeyse 50 yaşında bir anten için proaktif olmak şart'</h3><p>Bakım çalışmasının neden bu kadar uzun sürdüğü ve ertelenip ertelenemeyeceği sorusu gündeme geldiğinde, Baldwin net bir yanıt verdi: "Neredeyse 50 yaşında bir anten için, kritik bakımda reaktif olmaktansa proaktif olmak daha iyidir." Değiştirilen radyo vericisi 47 yılı aşkın süredir kesintisiz hizmet veriyordu ve arıza riski her geçen gün artıyordu. Eğer verici kendiliğinden bozulsaydı, plansız bir arıza çok daha uzun süreli ve öngörülemeyen bir iletişim kesintisine yol açabilirdi. Bu nedenle NASA, kontrollü bir bakım sürecini tercih etti. Antenin kapatılma kararı, kısa vadede ağrılı bir fedakarlık anlamına gelse de uzun vadede Voyager 2 ile iletişimin sürdürülebilirliğini güvence altına almayı hedefliyordu. Sonuçta ortada kozmik bir kaza ya da dramatik bir felaket yoktu; sadece beton, çelik ve yarım asra yaklaşan bir radyo vericisinin kaçınılmaz yaşlanması vardı.</p><h3>29 Ekim 2020: Sessizliği bozan ilk komut Voyager 2'ye ulaştı</h3><p>Yeni donanımın ilk gerçek sınavı 29 Ekim 2020'de yaşandı. Mart ortasından bu yana Voyager 2'ye gönderilen ilk komutlar, yeni kurulmuş ekipman aracılığıyla iletildi. O sırada 11,6 milyar milden fazla uzakta bulunan uzay aracı, gelen çağrıyı aldığını doğruladı ve komutu sorunsuz biçimde yerine getirdi. Bu an, hem yeni donanımın işlevselliğini kanıtladı hem de on bir aylık sessizliğin sona erdiğinin ilk somut işareti oldu. NASA'nın Jet Propulsion Laboratory'sindeki (JPL) ağ proje müdürü Brad Arnold, yapılan işin kapsamını şu sözlerle anlattı: "Bu görevi benzersiz kılan şey, antenin tüm seviyelerinde &#8212; yer seviyesindeki kaideden, çanağın merkezindeki ve kenarın üzerine uzanan besleme konilerine kadar &#8212; çalışma yapmamızdı." Arnold, testin sonuçlarını değerlendirirken "Kesinlikle bize işlerin yolunda olduğunu söylüyor" dedi. DSS-43, Şubat 2021'de tam kapasiteyle hizmete geri döndü ve Voyager 2 ile çift yönlü iletişim yeniden tesis edildi.</p><h3>Derin Uzay Ağı'nın kapasitesi alarm veriyor: Talep arzı yüzde 40 aşıyor</h3><p>DSS-43'ün on bir ay boyunca devre dışı kalması, yalnızca Voyager 2'yi değil, Derin Uzay Ağı'nın tamamını olumsuz etkiledi. Ağın baş mühendisi Jeff Berner durumu şöyle çerçeveledi: "Açıkçası, 11 aylık onarımlar diğer DSN sahalarına daha fazla kısıtlama getiriyor. Ama avantajı, geri döndüğümüzde Canberra anteninin çok daha güvenilir olacak olması." Tek bir çanağın bu kadar uzun süre karanlıkta kalmasının ağın geri kalanını sıkıntıya sokması, sistemin ne denli az yedek kapasiteye sahip olduğunun açık bir göstergesi. Üstelik bu kapasite giderek daha da daralıyor. NASA'nın Genel Müfettiş Ofisi, Derin Uzay Ağı'nın kaldırabileceğinin ötesinde gerildiği konusunda resmi uyarılarda bulundu ve talebin zaman zaman arzı yüzde 40 oranında aştığını raporlarında belgeledi. Denetçiler, önümüzdeki yıllarda daha fazla derin uzay görevinin fırlatılmasıyla bu baskının katlanarak artacağını öngörüyor. 1977'de fırlatılan ve onlarca yıldır yaşlanan ekipmanlar aracılığıyla temas halinde tutulan Voyager 2, bu baskının en uzak ve en kırılgan ucunda yer alıyor.</p><h3>Voyager 2 ile iletişimin geleceği tek bir antene bağlı</h3><p>2020 kesintisinin ortaya çıkardığı en çarpıcı gerçek, iletişim altyapısındaki derin dengesizlik oldu. DSS-43 kapalıyken bile yer ekipleri, 11 milyar milden fazla mesafeden Voyager 2'nin zayıf sinyallerini yakalayabildi. Ancak bir yılın büyük bölümünde kaybedilen şey, karşılık verme yeteneğiydi. Bir uzay aracından gelen sinyali almak, işin nispeten kolay tarafı olarak ortaya çıktı. Asıl zorluk, doğru frekansta ve yeterli güçle, Dünya üzerinde hâlâ net bir görüş hattına sahip olan tek noktadan komut göndermekti. Bu tek nokta, Canberra dışındaki yaşlanan dev çanak ve onu ayakta tutan deneyimli mühendis ekipleriydi. Voyager 2'nin hikayesi, insanlığın uzay keşfindeki en büyük başarılarından birinin aynı zamanda en kırılgan iletişim zincirlerinden birine dayandığını bir kez daha hatırlattı. Derin uzayda milyarlarca mil ötede çalışan bir sondanın kaderi, nihayetinde Dünya'daki tek bir antenin sağlığına ve o antenin bakımını üstlenen bir avuç insanın emeğine bağlı kalmaya devam ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/nasanin-voyager-2-ile-kon-448_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288792</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/havlu-asarken-yapilan-5-hata-kuf-kokusunu-onlemek-icin-bunlardan-kacinin-288792</link>
      <pubDate>2026-08-25T15:00:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Havlu asarken yapılan 5 hata! Küf kokusunu önlemek için bunlardan kaçının]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Havlu bakımı sırasında yapılan basit bir hata, banyonuzda kötü kokuların ve küfün hızla yayılmasına neden olabilir. Uzmanların önerdiği doğru kurutma yöntemleriyle hem havluların ömrü uzuyor hem de hijyen korunuyor. Küçük bir değişiklikle büyük bir fark yaratmak mümkün.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Havlu asarken yapılan 5 hata! Küf kokusunu önlemek için bunlardan kaçının]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Banyo havlularının yanlış şekilde asılması, kısa sürede kötü koku ve küf oluşumuna yol açıyor. Özellikle küçük ve nemli banyolarda, havluların tam olarak kurumaması hijyen sorunlarını beraberinde getiriyor. Uzmanlar, havluların temiz ve taze kalabilmesi için sadece yıkama sıklığına değil, asılma şekline de dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor. Havlu bakımında yapılan basit hatalar, zamanla hem sağlık hem de temizlik açısından ciddi riskler yaratıyor.</p><h3>Havlu kurutma hatasında en sık yapılan hata: Katlayarak asmak</h3><p>Çamaşır ve temizlik uzmanları, havlu bakımında en yaygın hatanın havluları katlayarak asmak olduğunu belirtiyor. Havlu bakımı konusunda deneyimli isimler, havlunun her kullanımdan sonra tamamen açık şekilde asılmasının, kumaşın nefes almasını ve hızlı kurumasını sağladığını söylüyor. Özellikle kenarların birbirine temas etmesi, nemin havlunun içinde hapsolmasına ve kuruma süresinin uzamasına neden oluyor. Bu durum, özellikle nemli banyolarda, havlunun birkaç saat içinde kötü kokmasına ve küf oluşmasına zemin hazırlıyor. Havlu bakımı sırasında yapılan bu hata, sadece havlunun ömrünü kısaltmakla kalmıyor, aynı zamanda banyo ortamının hijyenini de tehdit ediyor. Uzmanlar, havlunun her iki tarafının da hava ile temas etmesini sağlayacak şekilde asılmasını ve katlanmamasını öneriyor. Havlu bakımı için bu küçük değişiklik, hem havlunun daha uzun süre taze kalmasına hem de kötü kokuların önlenmesine yardımcı oluyor.</p><h3>Havlu bakımı ipuçları: Kurutma sürecinde yapılan diğer hatalar</h3><p>Havlu bakımı sırasında yapılan hatalar yalnızca katlayarak asmaktan ibaret değil. Uzmanlar, havlunun asmadan önce hızlıca sallanmasının da önemli olduğunu belirtiyor. Havlu bakımı konusunda dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise, havlunun duş çubuğu üzerinde bırakılmaması. Duş çubuğu, genellikle nemli ve hava akışının zayıf olduğu bir bölge olduğu için, havlunun ortasında nemin hapsolmasına ve küf oluşmasına yol açıyor. Ayrıca, havlunun kapalı bir kapının arkasında asılması da benzer şekilde hava akışını engelliyor ve kuruma süresini uzatıyor. Havlu bakımı sırasında yapılan bir başka yaygın hata, ıslak havlunun doğrudan kirli sepetine atılması. Bu durumda, havlu tam olarak kurumadan sepetin içinde kalıyor ve hem havlunun hem de diğer çamaşırların kötü kokmasına neden oluyor. Uzmanlar, havlu bakımı için havlunun tamamen kuruduğundan emin olduktan sonra sepetin içine konulmasını öneriyor. Bu basit adımlar, havlunun ömrünü uzatırken, banyonuzda hijyenin korunmasına da katkı sağlıyor.</p><h3>Havlu bakımı için doğru asma yöntemleri: Çubuk ve kanca kullanımı</h3><p>Havlu bakımı sırasında doğru kurutma yöntemlerini uygulamak, hem havlunun dayanıklılığını artırıyor hem de kötü kokuların önüne geçiyor. Uzmanlar, havlu çubuğu kullanırken havlunun tamamen açık bir şekilde asılması gerektiğini vurguluyor. Katmanların birbirine yapışmadığından emin olmak, ortada nemin hapsolmasını engelliyor. Ayrıca, havlu bakımı için çubuğun iyi havalandırılan bir alanda, örneğin pencere yakınında veya bir fanın altında olması tavsiye ediliyor. Kanca kullanımı da uygun bir seçenek olarak öne çıkıyor. Havlu bakımı sırasında dikkat edilmesi gereken nokta, her havlunun ayrı bir kancada asılması ve üst üste yığılmaması. Özellikle kalabalık ailelerde, havluların üst üste asılması nemin hapsolmasına ve kötü kokuların hızla yayılmasına yol açıyor. Uzmanlar, havlunun önce iyice sallanmasını, ardından mümkün olduğunca açık ve gevşek şekilde asılmasını öneriyor. Bu yöntemler, havlu bakımı konusunda hem pratik hem de etkili çözümler sunuyor.</p><h3>Havlu bakımı ve yıkama sıklığı: Uzmanlardan önemli tavsiyeler</h3><p>Havlu bakımı sadece kurutma yöntemleriyle sınırlı değil; yıkama sıklığı da hijyen açısından büyük önem taşıyor. Uzmanlar, havluların genellikle üç ila dört kullanımda bir yıkanmasının yeterli olduğunu belirtiyor. Ancak, özellikle nemli iklimlerde veya hava akışının zayıf olduğu banyolarda, havlu bakımı için daha sık yıkama öneriliyor. Eğer havlunun tamamen kuruması mümkün olmuyorsa, iki günde bir yıkama yapılması tavsiye ediliyor. Havlu bakımı sırasında bu önerilere dikkat etmek, hem kumaşın ömrünü uzatıyor hem de bakteri ve küf oluşumunu önlüyor. Ayrıca, havlu bakımı için yıkama öncesinde havlunun tamamen kuru olduğundan emin olmak, çamaşır sepetinde kötü kokuların yayılmasını engelliyor. Bu basit ama etkili yöntemler, günlük hijyeninizi korumanıza yardımcı oluyor.</p><h3>Havlu bakımıyla ilgili pratik öneriler: Küf ve kötü kokulara karşı alınacak önlemler</h3><p>Havlu bakımı konusunda uzmanların önerdiği pratik adımlar, banyo ortamında hijyenin korunmasına büyük katkı sağlıyor. Havlunun her kullanımdan sonra iyice sallanması, tamamen açık şekilde asılması ve iyi havalandırılan bir yerde kurutulması temel kurallardan bazıları. Havlu bakımı için ayrıca, havlunun üst üste yığılmamasına ve nemli alanlarda uzun süre bekletilmemesine özen gösterilmeli. Eğer havlu bakımı sırasında kötü koku veya küf oluşumu fark edilirse, havlu hemen yıkanmalı ve mümkünse güneşte kurutulmalı. Havlu bakımı için bu önlemler, hem kişisel sağlığınızı koruyor hem de banyo ortamında ferahlığın devam etmesini sağlıyor. Sonuç olarak, havlu bakımı sırasında yapılan küçük değişiklikler, büyük hijyen farkları yaratıyor ve banyo keyfini artırıyor.</p><p>Havlu bakımı konusunda uzmanların önerilerine uymak, hem havluların ömrünü uzatıyor hem de banyo ortamında hijyenin korunmasına yardımcı oluyor. Doğru kurutma ve yıkama alışkanlıkları sayesinde, kötü kokular ve küf gibi sorunlar kolayca önlenebiliyor. Havlu bakımı için bu basit adımları günlük rutininize ekleyerek, sağlıklı ve temiz bir banyo ortamı yaratabilirsiniz.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/havlu-asarken-yapilan-5-h-853_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288791</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kotu-kokunun-sebebi-cop-degil-yaklasik-100-kedi-cikti-288791</link>
      <pubDate>2026-08-25T14:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kötü kokunun sebebi çöp değil yaklaşık 100 kedi çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Mersin'in Yenişehir ilçesinde çevreye kötü koku yaydığı ihbarı yapılan evdeki incelemede bulunan yaklaşık 100 kedi koruma altına alındı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kötü kokunun sebebi çöp değil yaklaşık 100 kedi çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yenişehir Belediyesinin açıklamasına göre, Kocavilayet Mahallesi&#39;ndeki müstakil evden çevreye kötü koku yayıldığı şikayeti üzerine çalışma başlatıldı. </p><p>İkamete giden belediye ekipleri, ikametin odalarında 100&#39;e yakın kedi olduğunu gördü. </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/24/42291592.jpg"/><p>Çalışmaya destek veren İlçe Emniyet Müdürlüğü ve İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri, hayvanların sağlıksız koşullarda tutulduğunu belirledi.</p><p>Koruma altına alınan kediler, Yenişehir Belediyesi Hayvan Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi&#39;ne götürüldü.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/24/42291593.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/kotu-kokunun-sebebi-cop-d-228_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288790</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/trendyol-super-ligde-2-hafta-tamamlandi-288790</link>
      <pubDate>2026-08-25T14:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trendyol Süper Lig'de 2. hafta tamamlandı]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Trendyol Süper Lig'de 2. hafta, Kocaelispor'un sahasında Amed Sportif Faaliyetler'i 2-0 mağlup ettiği karşılaşmayla tamamlandı. İkinci haftada 9 karşılaşmada toplam 21 gol atılırken, Gençlerbirliği iki haftada topladığı 6 puanla liderlik koltuğunda yer aldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trendyol Süper Lig'de 2. hafta tamamlandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Haftanın açılış karşılaşmasında Galatasaray, deplasmanda Erzurumspor FK'yı 4-0 mağlup ederek sezonun ilk galibiyetini farklı bir skorla aldı. Sarı-kırmızılı ekip, iki hafta sonunda 4 puana ulaşırken 6 gol atıp kalesinde 2 gol gördü.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/24/=YZWDURGPURWjYJS7UpKTENGnERKnYdKXQ9aTYdS7YFS7EVa3YVGnYNGPE1WHIVW7UNWjYBS_U1KbQ9az.jpg"/><p>Fenerbahçe ise ikinci haftada sahasında Konyaspor'u 4-2 yenerek ilk galibiyetini elde etti. Sarı-lacivertli ekip, ilk hafta Gençlerbirliği karşısında aldığı mağlubiyetin ardından puanını 3'e yükseltti.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/24/=EdWPUhaLUVWvEFWHUpG_EVGfYJKnYdWXUJW_YdKnYBWnENa3A9GfA9aLYJWrE5GDIVS7EVWXU1KbQ9az.jpg"/><p>Trabzonspor da sahasında Başakşehir'i 2-1 yenerek sezonun ilk galibiyetini aldı. Bordo-mavililer, 4 puanla haftayı üst sıralarda tamamladı.  </p><p>Beşiktaş Alanyaspor'a mağlup oldu  </p><p>İkinci haftanın dikkat çeken sonuçlarından biri Alanyaspor ile Beşiktaş arasında oynanan karşılaşmada geldi. Ev sahibi Alanyaspor, siyah-beyazlı ekibi 1-0 mağlup ederek sezonun ilk galibiyetini aldı.  </p><p>Beşiktaş ise ilk haftadaki galibiyetinin ardından ikinci haftadan puansız ayrıldı ve 3 puanda kaldı.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/24/=Y.WXUJC7Q9WjYBWXUpG_YFa3E1KnYdKLUBafYdS7U5WnEFa3ERGvEBW7YpWvQ5aXIRWbYVWjU1KbQ9az.jpg"/><p>Gençlerbirliği, 6 puanla liderlik koltuğunda  </p><p>İkinci haftanın tamamlanmasının ardından Gençlerbirliği 6 puanla lider durumda bulunuyor. Galatasaray, Samsunspor, Trabzonspor, Corendon Alanyaspor, Gaziantep FK ve Kasımpaşa 4'er puanla zirve grubunu takip ediyor.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/24/=EpWrIRGXIBKvYJKPUpWLENabA9KnYdKHU.GXYdKbEJKXYJa3EFGfYJC_YJWPE9GPUVWrEFWXU1KbQ9az.jpg"/><p>Osimhen gol krallığında zirvede  </p><p>İki hafta sonunda gol krallığı yarışında Galatasaray'ın Nijeryalı yıldızı Victor Osimhen 4 golle zirvede bulunuyor. Osimhen'i 2'şer golle Kasımpaşalı Adrian Benedyczak, Gaziantep FK'dan Deian Sorescu, Amed Sportif Faaliyetler'den Dia Saba, Başakşehir'den Eldor Shomurodov, Fenerbahçe'den Mason Greenwood ve Trabzonspor'un yeni yıldızı Mohamed Salah takip ediyor.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/trendyol-super-ligde-2-ha-476_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288789</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/rafting-faciasi-14-yasindaki-tahayi-hayattan-kopardi-288789</link>
      <pubDate>2026-08-25T14:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Rafting faciası 14 yaşındaki Taha'yı hayattan kopardı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Muğla'nın Dalaman ilçesinde ailesiyle katıldığı rafting turunda suya düşerek hayatını yitiren 14 yaşındaki Taha Emir Kayaalp'in annesi Çiğdem Katalıoğlu, dehşet anlarını anlattı. Ayrıca acılı anne, "hizmet tamamlanamadığı" gerekçesiyle kendilerine para iadesi yapılmasına da tepki gösterdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Rafting faciası 14 yaşındaki Taha'yı hayattan kopardı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Edinilen bilgiye göre, Çiğdem Katalıoğlu, eşi Kadir Katalıoğlu ve 14 yaşındaki oğlu Taha Emir Kayaalp ile birlikte tatil için Fethiye'ye gitti. Taha'nın isteği üzerine rafting yapmak isteyen aile, otel yetkililerinin yönlendirmesiyle bir firmayla anlaştı. 19 Ağustos'ta Dalaman'a bağlı Gürleyik köyündeki nehir kenarına götürülen aile, iddiaya göre burada hiçbir güvenlik eğitimi verilmeden, eski ve yıpranmış ekipmanlarla bota bindirildi.  </p><p>Turun hemen başında botun devrilmesi sonucu kayalıklara sıkışan 14 yaşındaki Taha, uzun uğraşlar sonucu sudan çıkarılarak hastaneye kaldırıldı ancak kurtarılamadı. Taha'nın cenazesi, 21 Ağustos'ta Kocaeli'nin Gebze ilçesindeki Balçık Mezarlığı'nda toprağa verildi. Olaya ilişkin ise 1 eğitmen tutuklandı. Aile ise firma yetkilileri ve olayda sorumluluğu bulunduğu öne sürülen kişiler hakkında şikayetçi oldu.  </p><p><b>"ALELACELE PARA TELAŞINA DÜŞTÜLER"</b></p><p>Anne Çiğdem Katalıoğlu, firmayla görüşürken 18 yaş sınırını sorduğunu ancak "8 yaş sonrasına serbest" cevabını aldıklarını belirtti. Oğlunun daha önce Düzce Melen Çayı'nda rafting tecrübesi olduğunu aktaran anne Çiğdem Katalıoğlu, Gürleyik köyüne vardıklarında yaşananları şöyle anlattı:  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/aw77425702-25082026e6a19e6d.jpg"/><p>"Köye gittikten sonra kahvaltı ikram ettiler, kahvaltı yaptık. Ondan sonra çok hızlı alel acele şekilde orada eğitim vermeleri gerekiyordu. Biz daha önce oğlumla Düzce Melen Çayında rafting yaptığımız ve bu konuda tecrübeli olduğumuz için hiçbir eğitim vermediler. Can yelekleri o kadar eski, o kadar yıpranmıştı ki çocuğuma taktıkları can yeleği bile omuzundan kayar vaziyetteydi. Kask kafasına tam oturmamış vaziyetteydi. Sonrasında hemen alelacele bir para telaşına girdi. 'Hemen paramı gönder' denildi. Ben de 'Tamam atacağım, buradayız, kaçmıyoruz' dedim. 'Telefonunu alayım, ben mi atayım?' gibi şeyler söyledi. Neyse hemen parasını gönderdim. Bir kağıt getirdiler. Herkesin ismi soyismi yazıyor. Resmi bir kağıt değildi. İsim soyisminin yazdığı yere imza attık. Benim oğlum da kendi imzasını kendisi attı."  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/aw77425704-250820266546c813.jpg"/><p><b>"HERKESİ COŞTURMA DERDİNDEYDİLER"</b></p><p>Firmaya ait araçla çok tehlikeli, sarp ve kayalık bir yoldan nehir kenarına indirildiklerini belirten Çiğdem Katalıoğlu, bölgenin bir rafting alanına benzemediğini ve oldukça riskli göründüğünü aktardı. Çiğdem Katalıoğlu daha önceki tecrübelerine dayanarak görevlilerin profesyonelliğine güvendiğini ifade ederek, "6 tane bot vardı. Biz en önde olduğumuz için ilk bota bizi aldılar. Uç kısımda ben oturuyordum. Karşımda eşim oturuyordu, eşimin arkasında ise oğlum oturuyordu. Benim arkamda da Alman aile vardı ve onların iki tane çocukları bulunuyordu. O çocukların yaşları da oğlumdan daha küçüktü. Bu firma yukarıda vermeleri gereken eğitimi botun içerisinde vermeyi tercih ettiler. Komutlar bize anlatılmadı, herkesi coşturma derdindeydiler. Hiçbir profesyonellik yoktu" dedi.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/aw77425701-25082026f1e658f8.jpg"/><p><b>"OĞLUM BANA ELİNİ UZATTI"</b></p><p>Turun henüz başında, tehlikeli bir kayalığın yanındayken botun devrildiğini iddia eden Katalıoğlu, "Ben ters takla attım ve akıntıya kapıldım. O tehlikeli kaya da oğlumu görüyordum. Oğlum bana elini uzatıyor. Ben elini yakalıyorum orada. Ondan sonrasında göz göze geliyoruz onunla. Sonra bir su geliyor. Su beni alıyor altına çekiyor. Ben oğlumdan oradan ayrılıyorum. Su beni altına çektiğinde ben ömrü hayatımda öyle bir şey görmedim. Çamaşır makinesine sıkma devri gibi beni suyun altında çevire, çevire, çevire o hızla o kayadan o kaya vurdu beni. Ben artık kendimi bıraktım. 'Ben suyun altında böyle olduysam benim çocuğum ölmüştür' dedim. Ben son suyu yuttum ve kendimi bıraktım oraya" diye konuştu.  </p><p><b>"AYAĞINI ÇIKARAMIYORUZ, YARDIM EDİN"</b></p><p>Biri tarafından suyun altından kurtarıldığını anlatan acılı anne, sözlerine şöyle devam etti:  </p><p>"Sonra hatırladığım kadarıyla beni eşime doğru itti. Eşim beni çekti ve ben 'Oğlum nerede?' dedim. Bir baktım oğlumun ayağı o tehlikeli kaya dediğim o kayaya sıkışmış. Oğlumu orada çıkaramıyorlar. Benim çocuğumun can yeleği böyle yukarı çıkmış, benim çocuğum bu şekilde kalmış. 'Kafasını kaldırın, oğlumun kafasını kaldırın' diyorum. Hala 'Ayağını çıkaramıyoruz' diyorlar. 'Kafasını kaldırın' diye bağırıyordum. Belki daha fazla su yutmasın, kurtulma ihtimali olur diye düşünüyordum. Kafasını kaldırmıyorlar ve üstüne üstlük 'Yardım edin' diye kendileri bağırmaya başladılar. Sonra oradan bir tane eğitmen geldi. O da bizimle birlikte servisle aşağıya inmişti. Bir tane eğitmen vardı ve gerçekten o işi bilen kişiydi. İpi atıyor, ipi tutamıyorlar. 'Ayağını çıkaramıyoruz, yardım edin' diye bağırıyorlar. Sonrasında eğitmen oradan bağırdı, 'Çocuğun can yeleğini çıkarsanıza' dedi. Çocuğun can yeleğini çıkarttıktan sonra benim oğlum suya savruldu. O yeleği en başında çıkarsalardı benim çocuğumun ayağı kurtulup savrulacakmış suya orada."  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/aw77425705-250820264d767932.jpg"/><p><b>"BENİM ÇOCUĞUMUN DUDAKLARI MOSMORDU, HİÇBİR TEPKİ YOKTU"</b></p><p>Katalıoğlu, sudan çıkarılan oğluna ilk müdahaleyi turda bulunan bir otopsi doktoru ile ilk yardım eğitimi olan bir turistin yaptığını aktardı. Müdahale sırasında çocuktan olumlu tepkiler geldiğini söyleyen Katalıoğlu, "Benim çocuğumla canla başla 1,5 saat uğraştılar. Benim çocuğumun dudakları mosmordu. Hiçbir tepki yoktu. Birden dudaklarına kan geldi. Suyu çıkarmaya başladı ama tepki yoktu. Suyu çıkarmaya başladı, burnundan kan geldi. Geğirmeye başladı. Onların dediğine göre bunlar iyi tepkilermiş. 1,5 saat sonra ambulans geldi. Sedyeyle oğlumu kayalıklardan yukarı çıkarmaya çalışırken muhtemelen benim oğlumun orada nabzı gitti. Sonrasında ambulansa aldılar oğlumu. Aynı şekilde onlar da bütün müdahaleleri yaptılar. 'Öldü' demedi ambulanstakiler. 'Müdahaleye devam ediyoruz' dediler" şeklinde konuştu.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/aw77425703-250820260e33a568.jpg"/><p><b>"BENİM OĞLUM ÖLMÜŞ VE BANA SÖYLEMİYOR"</b></p><p>Zorlu yolda ambulansla süren yolculuğun ardından hastaneye ulaştıklarını belirten anne, bu süreçte tur yetkililerinin kendi aralarında toplanıp "Rafting'e devam edilmeyecek" anonsu yaptıklarını, hastanede ise bir kişinin kendisine "Oğlun yaşayacak" diyerek umut verdiğini söyleyerek, şunları kaydetti:  </p><p>"Kendisini bizimle ilgilenmeye çalıştı. Bana 'Oğlun yaşayacak' diyor. Benim oğlum ölmüş içeride bana söylemiyor. 'Yaşayacak annesi' diyor. 'Siz kimsiniz? Hastanede mi çalışıyorsunuz? Ne olur içeriden bana bir haber getirin, kimse bana haber vermiyor. Ne olur haber verin' dedim. 'Merak etme ablacığım, ben şimdi içeri giriyorum, sana haber getireceğim' dedi. Geliyor, gidiyor, yalan söylüyor. Yine 'Siz kimsiniz?' diye sordum. 'Ben köyün muhtarıyım' dedi. 'Ha siz de onlardansınız. Sizin neden burada olduğunuzu ben anladım' dedim. Sonrasında ben oğlumun ölüm haberini aldım. Bunlar olurken o arada eşime para teklif ediyorlar. Yani benim oraya ödediğim miktarı geri vermek istiyorlar."  </p><p><b>"HİZMET DEVAM EDEMEDİ" DİYEREK PARA İADESİ YAPTILAR</b></p><p>Oğlunun ölüm haberini aldıktan sonra yetkililerin kendilerine tur parasını iade etmeyi teklif ettiğini vurgulayan Katalıoğlu, "Benim oğlumun ölüm haberi gelmiş. Belki de daha fazla bir miktar teklif edeceklerdi ki ben asla böyle bir şeye müsaade etmem. Ben çocuğumun üstünden bir lira dahi almam. Sadece şunu söylemek istiyorum. O su bir çocuğun değil, bir yetişkinin bile rafting yapabileceği bir yer değil. Profesyonellerin yeri bile değil. Kesinlikle kimse orada rafting yapmamalı çünkü suyun altı kaynıyor, çok hızlı bir şekilde çeviriyor. Suyun altı kayalık dolu. Duramıyorsun. Ne kadar güçlü olursan ol, duramıyorsun. Bana parayı geri gönderdi ve ben bu kişiyi aradım. 'Sen bu parayı bana nasıl gönderirsin' dedim. 'Benim çocuğum gitmiş' dedim. O kişi 'Bana yanlışlıkla gönderdik' dedi. Sonra muhtarı aradım. 'Bu parayı nasıl gönderdiniz' diyorum. Muhtar, 'Hizmet olmadı ya, hizmet bedeli' dedi. 'Hizmet devam edemedi ya, o yüzden geri gönderdik parayı' dedi. Hepsinden, bütün sorumlulardan şikayetçiyim. Sonuna kadar bu davanın peşindeyim. Tek derdim oranın kapatılması. Orası can alıyor. Benim oğlum gitti" ifadelerini kullandı.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/rafting-faciasi-14-yasind-419_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288788</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/5-kusak-gordu-tarihe-taniklik-eden-100-yasindaki-kadin-288788</link>
      <pubDate>2026-08-25T14:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[5 kuşak gördü! Tarihe tanıklık eden 100 yaşındaki kadın]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde yaşayan ve resmi kayıtlarda 1926 doğumlu olan 100 yaşındaki Hanuf Domrul, torununun torununu 5 kuşak görerek tarihe tanıklık ediyor. Kızının desteğiyle hayata tutunan asırlık çınar, geride kalan ömründe 171 kişilik aileye sahip oldu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[5 kuşak gördü! Tarihe tanıklık eden 100 yaşındaki kadın]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Reyhanlı ilçesi Bağlar Mahallesi'nde ikamet eden Hanuf Domrul, 1967 doğumlu olan kızı Fatma Domrul Sağır ile birlikte hayata tutunuyor. İlerleyen yaşına rağmen sağlığıyla dikkat çeken Domrul, seferberlik yıllarından Atatürk dönemine, Türkiye-Suriye sınırının çizilmesinden günümüze kadar pek çok tarihi döneme canlı tanıklık ederek geçmişi zorlukla da olsa hatırlıyor. Domrul'un 3 kızı ve 4 erkek çocuğundan dünyaya gelen torunlarıyla birlikte 171 kişilik ailesi oldu.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/=YhS_IFGPUJWjYNWTUpS_YVGnYBKnYdWDUNGHYdKnEBWHA5a3ENGzExW7YJWLUNW_UBKjA5KPU1KbQ9az.jpg"/><p>Doğduğu günden bu yana annesinin yanından bir an olsun ayrılmayan ve bakımını sevgiyle üstlenen kızı Fatma Dumrul Sağır, "Annem kimliğe göre 100 yaşında ama 10 yaşındayken kimliği çıkartılmış. Resmi olmayan kayıtlara göre 110 yaşında. Seferberlik zamanını görmüş, Atatürk'ün dönemini görmüş. Suriye ve Türkiye sınırının araya taş konularak ayrıldığını görmüş. 3 kızı ve 4 oğlu var. Annem, torununun torununu gördü. Çocukları, torunları ve torunlarının aileleriyle 171 kişilik aileye sahip. Annem alzaymır hastası ve başka bir hastalığı yok. Sağlık durumu çok şükür çok iyi; tansiyon, şeker veya kolesterolü yok. İştahı yerinde ve sohbeti çok güzel. Annem benim evimin bereketi. Doğduğumdan beri annemin yanındayım, hiçbir zaman ayrılmadım. Herkes annesinin kıymetini bilsin, kurban olurum. Rabbim annemi başımızdan eksik etmesin. Herkes annesinin kıymetini bilsin ve hiç kimse annesini yalnızlığa terk etmesin. Anne evde huzurdur, berekettir ve mutluluktur. Annem bana baktı, ben de anneme bakıyorum" dedi.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/=YtWDIVaDUVKjYVWHUpKHEdC_YRKnYdWrURW_YdKnYFS7YRa3EJGzERGXEZG_UVGDQ9KjYRG_U1KbQ9az.jpg"/><p>Kızına dua eden Hanuf Domrul ise, "Rabbim seni eksik etmesin. Sen olmasan ben ölürüm. Kızım bana bakıyor. Allah razı olsun" dedi.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/5-kusak-gordu-tarihe-tani-484_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288787</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/mardinin-nusaybin-ilcesinde-trafik-kazasi-1-olu-1-yarali-288787</link>
      <pubDate>2026-08-25T14:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Mardin'in Nusaybin ilçesinde trafik kazası! 1 ölü, 1 yaralı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Mardin'in Nusaybin ilçesinde hafif ticari aracın takla atması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Mardin'in Nusaybin ilçesinde trafik kazası! 1 ölü, 1 yaralı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kaza, Yandere köyü mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 31 VY 444 plakalı hafif ticari araç, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıkarak yol kenarındaki kayalıklara çarptı. Çarpmanın etkisiyle araç takla attı. Kazada araçta bulunan 1 kişi hayatını kaybederken, 1 kişi yaralandı.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/aw77433501-25082026f974f67d.jpg"/><p>İhbar üzerine bölgeye jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla Nusaybin Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/aw77433502-250820266ae38a9c.jpg"/><p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/mardinin-nusaybin-ilcesin-828_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288786</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/kocaelispor-amed-macinda-tahrik-edici-eyleme-gozalti-karari-288786</link>
      <pubDate>2026-08-25T14:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kocaelispor - Amed maçında tahrik edici eyleme gözaltı kararı!]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı, Trendyol Süper Lig'in 2. haftasında dün Kocaelispor ile Amed Sportif Faaliyetler arasında oynanan karşılaşmadaki "tahrik edici eylem"e ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında 5 şüpheli hakkında gözaltı kararı verdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kocaelispor - Amed maçında tahrik edici eyleme gözaltı kararı!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Başsavcılıktan yapılan açıklamada, Kocaeli Stadyumu&#39;nda dün oynanan maç öncesinde &quot;Kocaelispor taraftarlarının bulunduğu tribünlerden sarı poşet sallanarak rakip takım taraftarlarına yönelik tahrik edici eylemlerde bulunulduğu&quot; belirtildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/balksz1-2508202630fadd7a.jpg"/><p>Açıklamada, &quot;Şüpheliler hakkında 5237 sayılı TCK&#39;nin 216. maddesi gereğince halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve 6222 sayılı Kanun&#39;un 14. maddesi gereğince tehdit veya hakaret içeren tezahürat suçlarından Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında kimliği tespit edilen 5 şüpheli hakkında gözaltına alınmaları talimatı verilmiştir.&quot; ifadeleri kullanıldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/24/42297266.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/kocaelispor-amed-macinda--175_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288785</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/bursada-salca-fabrikalarinin-reddettigi-domatesler-incelemede-ezik-ve-curuk-cikti-288785</link>
      <pubDate>2026-08-25T14:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bursa'da salça fabrikalarının reddettiği domatesler incelemede ezik ve çürük çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Ticaret Bakanlığı, Bursa'da salça fabrikalarınca kabul edilmeyen ve meraya dökülen domateslerle ilgili denetimlerde, ürünlerin ezik ve çürük olduğunun görüldüğünü, olayın piyasada darlık ve fiyat hareketliliğine neden olma amacı taşımadığını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bursa'da salça fabrikalarının reddettiği domatesler incelemede ezik ve çürük çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlıkça NSosyal&#39;den yapılan açıklamada, sosyal medya platformlarında, domateslerin bazı salça fabrikalarınca kabul edilmediği ve ürünlerin bu nedenle meraya döküldüğü yönündeki paylaşımlar yapıldığı anımsatıldı.</p><p>Açıklamada, olayla ilgili gerekli inceleme ve denetimlerin derhal başlatıldığı, olayın Bursa&#39;nın Karacabey ilçesi Sultaniye Mahallesi&#39;nde yaşandığı bilgisi verilerek ürünün bazı salça fabrikalarınca kabul edilmemesi gerekçesiyle üretici B.B. tarafından Yolağzı merasına döküldüğünün belirlendiği ifade edildi.</p><p><b>Denetim sırasında yapılan kontrollerde domateslerin ezik, çürük, taş ve toprakla karışık olduğunun görüldüğü vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:</b></p><p>&quot;Bu nitelikteki ürünlerin sanayi işletmelerince kabul edilmemesinin ürünün fiziki durumundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, söz konusu olayın piyasada darlık veya fiyat hareketliliğine neden olma amacı taşımadığı ve ilgili mevzuat kapsamında bu yönde bir aykırılık bulunmadığı tespit edilmiştir. Ürünlerin mevzuata uygun olmayan şekilde imha edildiği belirlenmiş olup, konu ilgili belediyeye bildirilerek usulsüz imha kapsamında gerekli idari işlemlerin uygulanmasına yönelik süreç başlatılmıştır. Ticaret Bakanlığı olarak, piyasaların sağlıklı ve düzenli işleyişinin sağlanması amacıyla denetimlerimizi aralıksız sürdürecek, mevzuata aykırı uygulamalara karşı gerekli tedbirleri almaya ve idari işlemleri uygulamaya devam edeceğiz.&quot;</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/bursada-salca-fabrikalari-861_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288784</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/rekabet-kurulu-bazi-devralma-ve-ortak-girisim-kurulmasi-basvurularini-karara-bagladi-288784</link>
      <pubDate>2026-08-25T14:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Rekabet Kurulu bazı devralma ve ortak girişim kurulması başvurularını karara bağladı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Rekabet Kurulu, bazı devralma ve bir ortak girişim grubu kurulması işlemlerini sonuçlandırdı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Rekabet Kurulu bazı devralma ve ortak girişim kurulması başvurularını karara bağladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rekabet Kurumunun internet sitesinde yer alan duyuruya göre Kurul, Warner Bros. Discovery Inc&#39;nin tek kontrolünün Paramount Skydance Corporation tarafından devralınması işlemine koşullu izin verdi.</p><p>UPM-Kymmene Corporation ve Sappi Limited tarafından tam işlevsel bir ortak girişim kurulması işlemi uygun bulundu.</p><p>Indovida India Private Limited&#39;in EPL Limited ile birleşmesi ve EPL Limited üzerinde Indorama Netherlands B.V. ile Epsilon Bidco Pte. Limited tarafından ortak kontrol tesis edilmesi işlemi onaylandı.</p><p>International Flavors &amp; Fragrances Inc&#39;in gıda içerikleri iş koluna ilişkin hisselerinin yüzde 90,1&#39;inin nihai olarak CVC Capital Partners Plc tarafından yönetilen fonlar ve araçlar vasıtasıyla devralınması işlemine izin verildi.</p><p>Project Potter Holdings, LLC&#39;nin ortak kontrolünün Francisco Partners Management, L.P. ve Heidelberg Materials AG tarafından devralınması işlemi uygun bulundu.</p><p>C2X Limited ve CP Industrial Capital Management Co. Limited arasında C2X Asia Pte. Limited ünvanlı ortak girişim kurulması işlemi onaylandı.</p><p>Halihazırda Associated British Food Plc&#39;nin iştiraki konumunda bulunan Associated British Foods Asia Pacific Holding Limited tarafından kontrol edilen Hebei Mauri Food Co. Limited&#39;in, Associated British Food Plc&#39;nin iştiraki AB Mauri China Limited ile Wilmar International Limited iştiraki Yihai Kerry Arawana Holdings Co. Limited arasında kurulmuş tam işlevsel ortak girişim olan AB Mauri Yihai Kerry Investment Company Limited tarafından devralınması işlemine izin verildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/rekabet-kurulu-bazi-devra-221_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288783</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/mahkemede-chpli-ozgur-karabatin-ismini-verdi-5-milyon-lirayi-soforune-verdim-288783</link>
      <pubDate>2026-08-25T14:26:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Mahkemede CHP'li Özgür Karabat'ın ismini verdi! 5 milyon lirayı şoförüne verdim]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA['Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' davasında Barka Atık firmasında çalışan tutuksuz sanık Ömer Güngör 'Aziz İhsan Aktaş'ın isteği ile 5 milyon lira çekerek, CHP Milletvekili Özgür Karabat'ın şoförü Sırrı Küçük'e teslim ettim. Bana bir laptop çantası teslim edildi. Bunu Aktaş'a teslim etmem söylendi.' dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Mahkemede CHP'li Özgür Karabat'ın ismini verdi! 5 milyon lirayı şoförüne verdim]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>"Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasının ikinci duruşmasına 5'inci gününde devam ediliyor. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde görülen duruşmada, Cumhuriyet Savcısının tutuklanmasını talep ettiği iş insanı Muzaffer Beyaz savunma yaptı.</p><p><b>"BEYLİKDÜZÜ BELEDİYE BAŞKANI ÇALIK, 4 DAİREYİ HASAN İMAMOĞLU'NA DEVRETMEMİZİ İSTEDİ"</b></p><p>Hakkındaki iddialara ilişkin savunma yapan tutuksuz sanık Beyaz, "Ben, CapaCity AVM'deki otopark iddiaları nedeniyle yargılanıyorum. Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, 4 daireyi Hasan İmamoğlu'na devretmemizi istedi. Geçen hafta benim tutuklanmam istenirken, Ekrem İmamoğlu ile helalleşmiştim. O an, insani bir cevap verdim. Helalleşmem yanlış anlaşıldı. Alacaklarım devam ediyor. Hakkımı helal etmiyorum" ifadelerini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/ic2-25082026219eba44.jpg"/><p>Muzaffer Beyaz</p><p>Duruşmada, Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu'nun hesabına 10 milyon lira yatırdığı iddia edilen tutuksuz sanık iş insanı Baran Gönül savunma yaptı.</p><p>Sanık Gönül savunmasında, "Ben, İmamoğlu inşaatın Sarıyer Şantiyesinde şeflik yaptım. Şantiye şefliğim sırasında İmamoğlu İnşaattan SGK girişim olmamıştır. Söz konusu taşınmazları 14 yıllık birikimim ile satın aldım. Satın aldığım daireleri bir buçuk yıl içerisinde sattım. Bazılarını kiraya verdim. İmamoğlu İnşaattan satın aldığım aracın fiyatı 81 bin lira olarak geçiyor MASAK raporlarında. Bu da, birikimlerimi altın ve döviz olarak yaptığımın kanıtıdır. Bu paranın bir kısmını, inşaat işlerinden kazandığım para ile aldım. Mal varlıklarıma konulan tedbirlerin kaldırılmasını talep ediyorum" diye konuştu.</p><p><b>"AZİZ İHSAN AKTAŞ'IN İSTEĞİ İLE 5 MİLYON LİRA ÇEKEK SIRRI KÜÇÜK'E TESLİM ETTİM"</b></p><p>Barka Atık firmasında çalışan tutuksuz sanık Ömer Güngör savunma yaptı. Sanık Güngör, "Aziz İhsan Aktaş'ın isteği ile 5 milyon lira çekerek, CHP Milletvekili Özgür Karabat'ın şoförü Sırrı Küçük'e teslim ettim. Bana bir laptop çantası teslim edildi. Bunu Aktaş'a teslim etmem söylendi. Bana, bu paraların ticari ilişki alışverişi olduğu söylendi. Bu paraları belirtilen yerlere götürmem, rüşvete aracılık ettiğim anlamına gelmiyor. Aziz İhsan Aktaş'ın hiçbir firmasında müdür olarak çalışmadım. Ben, Aktaş'ın ticari ilişkisini bilemem. Ben, bu parayı teslim ederken, bir şey sorgulamadım. Bir gün, Sırrı Küçük'ün isteği ile Aziz İhsan Aktaş'a para götürdüm. Bunun bir ticari ilişkiden kaynaklandığını düşündüm" şeklinde konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/ic-2508202686ec6323.jpg"/><p>Özgür Karabat</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/mahkemede-chpli-ozgur-kar-193_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288782</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-terorsuz-turkiye-surecimiz-hedefine-ulastiginda-yeni-bir-donemin-kap-288782</link>
      <pubDate>2026-08-25T14:23:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye sürecimiz hedefine ulaştığında yeni bir dönemin kapıları açılacak]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Bitlis'te “Ahlat Etkinlik Alanı Programı”nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kan tüccarları kaybedecek, terörden nemalanan fırsatçılar kaybedecek. Coğrafyamızı istikrarsızlığa boğmak isteyen soykırımcılar kaybedecek. Kazanan insanlık cephesi olacak, kardeşlik olacak. Barış ve istikrar olacak. Kazanan 86 milyon vatandaşıyla Türk milleti olacak. Kimsenin tereddütü olmasın. Büyük ve güçlü Türkiye'nin şafağı sökmüştür. Türkiye Yüzyılı'nın inşası başlamıştır." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye sürecimiz hedefine ulaştığında yeni bir dönemin kapıları açılacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malazgirt Zaferi&#39;nin 955. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Ahlat Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi&#39;ndeki etkinlik alanında düzenlenen programda yaptığı konuşmaya, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli&#39;yi, bazı siyasi partilerin genel başkanlarını, Okçular Vakfının mensuplarını ve katılımcıları selamlayarak başladı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/42301598.jpg"/><p>Anadolu&#39;nun giriş kapısında, asırlar boyunca ilmin, sanatın, medeniyetin merkezi olan ata şehri Ahlat&#39;ta katılımcılarla beraber olmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirten Erdoğan, &quot;Sizlerin şahsında Güroymak&#39;tan Adilcevaz&#39;a, Mutki&#39;den Hizan ve Tatvan&#39;a, Bitlis&#39;in dört bir yanındaki kardeşlerime Ahlat&#39;tan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Aynı şekilde, 81 ilimizdeki 86 milyon vatandaşımıza, gönül ve kültür coğrafyamızdaki tüm dostlarımıza Ahlat&#39;tan en kalbi muhabbetlerimi yolluyorum.&quot; diye konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/42302072.jpg"/><p>Erdoğan, bu anlamlı programı düzenleyen Okçular Vakfını canıgönülden tebrik ettiğini, organizasyonda emeği geçen tüm kurum ve kuruluşları, belediyeleri, vakıf ve dernekleri ayrı ayrı kutladığını söyledi.</p><p>Kendilerini hüsnükabulle karşılayan Ahlat ve Bitlis halkına teşekkür eden Erdoğan, birlik, beraberlik ve kardeşliğin daim olması temennisinde bulundu.</p><p>Yarın Türk tarihinin en şanlı, en ihtişamlı destanlarından biri olan Malazgirt Zaferi&#39;nin 955. yıl dönümünün idrak edileceğini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:</p><blockquote>"Ahlat'tan hareket eden o mübarek ordunun fetih rüzgarını yine coşkuyla hissedecek, fethin mukaddes havasını bir kez daha teneffüs edeceğiz. Şunu öncelikle ifade etmek istiyorum. Ahlat, şehadete ermişlerin, yani şehitlerin, Ahlat, saadete, selamete ermişlerin, yani saitlerin, selimlerin Ahlat, İ'la-yı Kelimetullah yolunda gaza şuuruna ermişlerin, yani gazilerin mekanıdır. Ahlat, Anadolu'da yoğrulan millet ruhunun, hamurunun mayasıdır. Ahlat, 14 asır boyunca burada şehit düşen sahabelerin, Sultan Alparslanların, bu ordudan fırtına gibi esen alplerin, erenlerin, gazilerin diyarıdır."</blockquote><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/42302014.jpg"/><p>Erdoğan, Ahlat&#39;ın her haliyle şüheda ocağı, gaziler otağı, milletin kimlik vesikası ve tarihin iftihar sayfası olduğunu kaydederek, &quot;Şurası muhakkak ki Malazgirt&#39;e giden yol, Ahlat&#39;tan açılmıştır. Anadolu&#39;nun düğümü, Ahlat&#39;ta çözülmüştür. Kudüs ve İstanbul, Ahlat&#39;ta vücut bulan imanla fethedilmiştir. Diyar-ı Rum&#39;u Darülislam haline getiren, bu toprakları iyilikle, erdemle, adaletle nakış nakış işleyen güç ve irade Ahlat&#39;ta ortaya çıkmıştır.&quot; ifadelerini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/42302015.jpg"/><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Şundan kimsenin şüphesi olmasın, büyük ve güçlü Türkiye'nin ufukta yükselişine buradaki şahideler gibi hep birlikte şahitlik edeceğiz. Şehit ve gazilerin mukaddes emanetini hep birlikte omuzlayacak, Türkiye'yi çok daha güçlü yarınlara taşıyacağız." dedi.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Ahlat Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi'ndeki etkinlik alanında düzenlenen programda, Ahlat'ın Kubbetü'l İslam olduğunu, bu toprakları imar, inşa ve ihya eden ecdadın Anadolu'ya giriş kapısı olduğunu söyledi.</p><p>"Önce Malazgirt'e, devamında ebedi yurdumuz Anadolu'ya, ardından üç kıtaya şerha şerha yayılan o ruh bugün yine buradadır, Allah'a hamd olsun dimdik ayaktadır." diyen Erdoğan, Ahlat halkına ata mirasına sahip çıktıkları, coşkuları ve heyecanları, dosta güven düşmana korku salan dik duruşları için teşekkür etti.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahlat halkının teveccühüne layık olabilmek için çalışmaya kararlı bir şekilde devam ettiklerini dile getirdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/42301598.jpg"/><p>Bitlis'in Tatvan, Ahlat ve Güroymak ilçeleri sınırlarında bulunan alanın Nemrut Kalderası'nın milli park ilan edildiğini hatırlatan Erdoğan, "Böylece, tarihi ve doğal güzellikleriyle öne çıkan bu alanı inşallah bundan sonra çok daha iyi koruyacağız. Bir kez daha hayırlı uğurlu olsun diyorum." ifadesini kullandı.</p><p><b>Ahlat'taki Selçuklu Mezarlığı'nda ecdadın tezyin ettiği 10 bine yakın mezar taşı bulunduğunu belirten Erdoğan, şöyle konuştu:</b></p><p>"Ayetlerle, kandillerle, mihrap ve hatlarla süslü, ataların adeta dile getirdiği şahidelerimiz var. Bu şahideler, bizim bu topraklardaki bin yıllık varlığımızın şahitleridir. Bu şahidelerdeki mukarnaslar, işletmeler, milletimizin hikmet ve estetikte ulaştığı seviyenin simgesidir. Bu şahidelerdeki çift başlı ejderler, tıpkı çift başlı Selçuklu Kartalı gibi kuvvet ve kudretimizin, basiret ve ferasetimizin nişanesidir. Bu kabirler, bu sandukalar, bu kitabeler milletimizin tapu senetleridir. Bizim milli hafızamız işte bu eserlere hem de silinmemek üzere kazınmıştır. Anadolu'yu yurt kılan şehit ve gazilerimizin her birinin ruhları şad olsun. Buradaki akıncı beylerinin, gaza erlerinin, komutanların, cümle ecdadın mekanı cennet olsun. Malazgirt Zaferi'nden İstanbul'un fethine, Çanakkale'den Milli Mücadele'ye, terörle mücadeleden 15 Temmuz destanına, bin yıldır bu aziz vatan için, bu asil millet için canlarını veren cümle şehitleri bugün bir kez daha rahmetle anıyorum. Bugün burada olduğu gibi, ecdadın hatırasına sahip çıkan, birliğimize, beraberliğimize dört elle sarılan herkesten Allah razı olsun diyorum."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/42301597.jpg"/><p><b>- "AHLAT, MİLLET OLMA BİLİNCİMİZİN, BİRLİK VE BERABERLİĞİN EN GÜÇLÜ İŞARETİDİR"</b></p><p>Konuşmasında gençlere seslenen Erdoğan, şunları kaydetti:</p><p>"Ahlat asırlar boyunca, farklı kültür ve kimliklerin barış ve huzur içinde bir arada ve kardeşçe yaşadığı belde olarak tebarüz etmiştir. İlim, kültür ve medeniyet yüzyıllar boyu burada neşet etmiştir. Burada yetişen alimler, edipler, büyük şahsiyetler Anadolu'yu mamur etmiş, şenlendirmiş, Ahlat'tan hareket edip gönüllere girmişlerdir. Burası yalnızca orduların hareket üssü değil, kalplerin ve zihinlerinde çekim merkezi olmuştur. Ahlat, millet olma bilincimizin, birlik ve beraberliğin remzidir, en güçlü işaretidir. Bitlisli merhum bir şairimizin de çok veciz bir şekilde ifade ettiği gibi 'Her fikre hürmet et, olgun karşıla. Mücadele olmaz silahla taşla. Yabanı ağaca meyve aşıla, marifet kökünden kesmekte değil. Eksiltme yüzünden ar perdesini, kulak ardı etme Hakk'ın sesini. İnsan rozeti tak, at gerisini. Marifet birlikte, nifakta değil.' Evet, insan rozeti takıp Hakk'ın sesine uyanlar, marifeti nifakta değil birlikte arayanlar işte buradadır. Aynı devleti, aynı milleti müdafaa edenler işte buradadır. Aynı vatanı, aynı bayrağı, aynı mefkureyi namus bilenler işte buradadır. Aynı istikbalin, aynı hedefin, aynı ümidin peşinden gidenler işte buradadır. Türk'üyle, Kürt'üyle, Arap'ıyla, Alevi'siyle, Sünni'siyle omuz omuza verenler işte buradadır."</p><p>Erdoğan, gönül, ülkü ve kader birliği içinde Ahlat'ta tarihi bir destan yazıldığını vurgulayarak "Millet olarak bu destana inşallah yenilerini eklemekte kararlıyız. 86 milyonun kardeşlik mürekkebini tek bir sayfada, Ahlat'ta olduğu gibi tek bir terkipte birleştirmek için canla başla çalışıyoruz. Şundan kimsenin şüphesi olmasın, büyük ve güçlü Türkiye'nin ufukta yükselişine buradaki şahideler gibi hep birlikte şahitlik edeceğiz. Şehit ve gazilerin mukaddes emanetini hep birlikte omuzlayacak, Türkiye'yi çok daha güçlü yarınlara taşıyacağız." dedi.</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "2 sene önce Ahlat'tan işaretini verdiğimiz Terörsüz Türkiye sürecimiz hedefine ulaştığında inşallah milletimizin önünde yeni bir dönemin kapıları açılacak. Kardeşliğimizle birlikte ekonomimiz de güçlenecek." dedi.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Ahlat Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi'ndeki etkinlik alanında düzenlenen programda konuştu.</p><p>Erdoğan, "2 sene önce Ahlat'tan işaretini verdiğimiz Terörsüz Türkiye sürecimiz hedefine ulaştığında inşallah milletimizin önünde yeni bir dönemin kapıları açılacak. Kardeşliğimizle birlikte ekonomimiz de güçlenecek. Refahımızla birlikte iç cephenin direnci de artacak. Suriye ve Irak başta olmak üzere yakın çevremiz yıllardır özlemini çektiği huzur ve istikrar iklimine kavuşacak." ifadelerini kullandı.</p><p><b>Türkiye'yle ve Türk milletiyle birlikte coğrafyadaki tüm kardeş halkların kazanacağının altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti:</b></p><p>"Bunun kimleri rahatsız ettiğini biliyoruz. Kimleri endişelendirdiğini biliyoruz. Onlara diyorum ki ne yaparsanız yapın bizi yolumuzdan döndüremezsiniz. Türkler, Kürtler, Araplar olarak kardeşle kucaklaşmamızı engelleyemezsiniz. Hangi hesaplar içinde olduğunuzu biliyoruz. Ne tür oyunlar çevirdiğinizi gayet iyi biliyoruz. Biz, bize uzanan, yurdumuza uzanan, milletimize uzanan, kardeşliğimize, imanımıza, bölgemizin huzuruna uzanan o kirli elleri çok ama çok iyi biliyoruz. Herkesin bir hesabı varsa emin olun bizim de bir hesabımız, bir planımız var. Hepsinden önemlisi alemlerin Rabb'i olan Cenabıallah'ın da bir hesabı var. O hesap eninde sonunda galip gelecek. Kan tüccarları kaybedecek, terörden nemalanan fırsatçılar kaybedecek. Coğrafyamızı istikrarsızlığa boğmak isteyen soykırımcılar kaybedecek. Kazanan insanlık cephesi olacak, kardeşlik olacak, barış ve istikrar olacak, kazanan 86 milyon vatandaşıyla Türk milleti olacak. Kimsenin tereddüdü olmasın büyük ve güçlü Türkiye'nin şafağı sökmüştür, Türkiye Yüzyılı'nın inşası başlamıştır. Allah'ın izniyle önümüz de ufkumuz da açıktır. Rabb'imiz yar ve yardımcımız olsun diyorum."</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın kutlanacak Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümünün hayırlı ve mübarek olması temennisinde bulunarak, "Buluşmamıza teşrif eden, bizleri samimiyetle bağrına basan siz kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Okçular Vakfımız başta olmak üzere programda emeği geçen tüm kurumlarımızı, kuruluşlarımızı tebrik ediyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyor, hepinizi Allah'a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla." diye konuştu.</p><p><b>- Programdan notlar</b></p><p>Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan programda, şehitler için Kur'an-ı Kerim tilaveti yapıldı.</p><p>Programda, katılımcılar Jandarma Genel Komutanlığı Mehteran Birliği'nin çaldığı mehter marşlarına coşkuyla eşlik etti.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, alana girişinde binlerce vatandaş tarafından ellerindeki Türk bayraklarıyla karşılandı.</p><p>Erdoğan'ın hitabı sırasında kürsünün yanında, tarihteki Türk askerlerini ve savaşçılarını simgeleyen geleneksel zırh ile kıyafet giymiş nöbetçiler yer aldı.</p><p>Programa, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici ve HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu da katıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/cumhurbaskani-erdogan-ter-599_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288781</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/iste-dezenfektan-mendillerin-zarar-verebilecegi-8-esya-288781</link>
      <pubDate>2026-08-25T14:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dezenfektan mendillerle asla temizlememeniz gereken 8 şey]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Evde sıkça kullanılan dezenfektan mendiller, bazı yüzeylerde ciddi hasarlara yol açabiliyor. Özellikle hassas yüzeylerde yanlış temizlik yöntemleri, renk değişimi, deformasyon ve kalıcı zarar riskini artırıyor. Uzmanlar, dezenfektan mendil kullanımında dikkat edilmesi gereken 8 temel noktayı ve doğru temizlik yöntemlerini açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dezenfektan mendillerle asla temizlememeniz gereken 8 şey]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Evde hijyen sağlamak için tercih edilen dezenfektan mendiller, yanlış kullanıldığında bazı yüzeylerde geri dönüşü olmayan zararlara neden olabiliyor. Temizlik uzmanları, bu ürünlerin içeriğindeki kimyasalların belirli materyallerde renk değişimi, deformasyon ve koruyucu kaplamaların bozulması gibi ciddi sorunlara yol açabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle ahşap mobilyalar, elektronik ekranlar ve doğal taş tezgahlar gibi hassas yüzeylerde dezenfektan mendil kullanımı, beklenmedik hasarlara ve maliyetli onarımlara neden olabiliyor. Peki, evde hangi yüzeylerde dezenfektan mendillerden uzak durmak gerekiyor ve bunun yerine hangi temizlik yöntemleri tercih edilmeli?</p><h3>Ahşap yüzeylerde dezenfektan mendil tehlikesi: Kuruma ve deformasyon riski</h3><p>Ahşap mobilyalar ve zeminler, ev dekorasyonunda estetik ve sıcak bir atmosfer yaratırken, temizlik konusunda özel bir hassasiyet gerektiriyor. Dezenfektan mendillerin içeriğinde bulunan alkol ve sert kimyasallar, ahşabın doğal yapısını bozarak yüzeyin soyulmasına ve zamanla çatlakların oluşmasına yol açabiliyor. Bu tür kimyasallar, ahşabın nem dengesini altüst ederek kurumasını hızlandırıyor ve uzun vadede deformasyon riskini artırıyor. Temizlik uzmanları, ahşap yüzeylerin korunması için özel olarak formüle edilmiş ahşap temizleyiciler veya hafif sabunlu suyla ıslatılmış mikrofiber bezlerin kullanılmasını öneriyor. Temizlik sonrası yüzeyin hemen kurulanması ve belirli aralıklarla ahşap bakım ürünleriyle desteklenmesi, mobilyaların ömrünü uzatıyor ve istenmeyen hasarların önüne geçiyor.</p><h3>Boyalı duvarlarda iz ve boya kaybı: Dezenfektan mendil kullanımı riskli</h3><p>Evde en çok kirlenen alanlardan biri olan boyalı duvarlar, özellikle çocuklu ailelerde parmak izleri ve sürtünme lekeleriyle sıkça karşılaşıyor. Ancak dezenfektan mendillerin bu yüzeylerde kullanılması, boyanın soyulmasına veya mat yüzeylerde kalıcı izlerin oluşmasına neden olabiliyor. Uzmanlar, duvar temizliğinde yumuşak bir bez veya süngerle hafif sabunlu suyun tercih edilmesini, ardından yüzeyin nazikçe durulanıp kurulanmasını tavsiye ediyor. Özellikle inatçı lekelerde, Magic Eraser gibi özel temizlik araçları izleri çıkarmada etkili olurken, duvarın dokusuna zarar vermiyor. Doğru yöntemlerle yapılan temizlik, hem duvarların ömrünü uzatıyor hem de estetik görünümünü koruyor.</p><h3>Elektronik ekranlarda kalıcı hasar: Yanlış temizlik yöntemleri ekran ömrünü kısaltıyor</h3><p>Televizyon, akıllı telefon, tablet ve dizüstü bilgisayar ekranları, hassas kaplamaları sayesinde parlaklık ve netlik sunuyor. Ancak dezenfektan mendillerdeki kimyasallar, bu özel kaplamalara zarar vererek ekranın matlaşmasına, yansıtıcı özelliklerinin kaybolmasına ve hatta kalıcı lekelere yol açabiliyor. Uzmanlar, elektronik ekranların temizliğinde eşit miktarda su ve izopropil alkol karışımıyla hafifçe nemlendirilmiş mikrofiber bezlerin kullanılmasını öneriyor. Temizlik sırasında dairesel ve nazik hareketlerle yüzeyin silinmesi, fazla baskıdan kaçınılması gerekiyor. Bu yöntem, ekranlardaki tozu ve parmak izlerini etkili biçimde giderirken, cihazın ömrünü de koruyor.</p><h3>Doğal taş tezgahlarda kimyasal hasar: Sızdırmazlık bozulabilir</h3><p>Granit, mermer veya sabun taşı gibi doğal taşlardan üretilen tezgahlar, mutfaklarda şıklığı ve dayanıklılığıyla ön plana çıkıyor. Fakat dezenfektan mendillerin içeriğinde bulunan çamaşır suyu ve sitrik asit gibi maddeler, bu yüzeylerin sızdırmazlık katmanını zayıflatarak taşın leke ve aşınmaya karşı savunmasız hale gelmesine sebep olabiliyor. Uzmanlar, doğal taş tezgahların temizliğinde pH nötr temizleyiciler veya sıcak suyla hafif sabun karışımı ve yumuşak bir bez kullanılmasını öneriyor. Temizlik sonrası yüzeyin iyice durulanıp kurulanması, taşın parlaklığını ve dayanıklılığını uzun süre korumasına katkı sağlıyor.</p><h3>Kumaş ve döşemelerde renk değişimi ve lif zayıflığı riski</h3><p>Koltuklar, sandalyeler ve halılar gibi kumaş kaplı yüzeyler, evde en çok lekeye maruz kalan alanlar arasında yer alıyor. Dezenfektan mendillerdeki sert kimyasallar, kumaşın rengini soldurabiliyor, liflerini zayıflatabiliyor veya yüzeyde yapışkan bir kalıntı bırakabiliyor. Uzmanlar, bu tür yüzeylerde kumaş dostu temizlik ürünleri ya da hafif sabunlu suyun tercih edilmesini öneriyor. Lekelerin çıkarılmasında ise ovalama yerine hafifçe silme yöntemi, kumaşın yapısının korunmasına yardımcı oluyor. Bu sayede hem döşemeler uzun ömürlü oluyor hem de estetik açıdan ilk günkü gibi kalıyor.</p><h3>Gıda hazırlama eşyalarında güvenli temizlik: Zararlı kalıntılara dikkat</h3><p>Kesme tahtaları, bıçaklar ve diğer mutfak gereçleri, doğrudan gıdayla temas ettiği için temizliklerinde ekstra özen gerekiyor. Dezenfektan mendillerin bazı türleri, bu yüzeylerde yenilmesi güvenli olmayan kimyasal kalıntılar bırakabiliyor. Uzmanlar, bu tür eşyaların temizliğinde sıcak ve sabunlu suyun kullanılmasını, gerektiğinde ise gıdayla temasa uygun şekilde seyreltilmiş çamaşır suyu çözeltisinin tercih edilmesini tavsiye ediyor. Özellikle çamaşır suyu kullanılırken önerilen oranlara dikkat edilmesi, hem hijyenin sağlanmasına hem de sağlık risklerinin önlenmesine yardımcı oluyor.</p><h3>Deri yüzeylerde çatlama ve solma: Doğru bakım şart</h3><p>Deri koltuklar ve kanepeler, şıklığı ve konforuyla evlerde sıkça tercih ediliyor. Ancak dezenfektan mendillerin içerdiği kimyasallar, derinin doğal nemini kaybetmesine, kuruyup çatlamasına ve renginin solmasına yol açabiliyor. Uzmanlar, deri yüzeylerin temizliğinde özel olarak üretilmiş deri temizleyiciler ve bakım ürünlerinin kullanılmasını öneriyor. Böylece deri hem yumuşaklığını hem de parlaklığını uzun süre koruyabiliyor. Ayrıca düzenli bakım, derinin ömrünü uzatırken, estetik görünümünü de muhafaza ediyor.</p><h3>Bakır ve pirinçte renk değişimi: Doğal temizlik yöntemleri öne çıkıyor</h3><p>Bakır ve pirinçten üretilen mutfak eşyaları veya dekoratif objeler, yanlış temizlik ürünleriyle temas ettiğinde hızla kararıp renk değiştirebiliyor. Dezenfektan mendillerin kimyasal içeriği, bu metallerin yüzeyinde istenmeyen kararmalara ve matlaşmalara yol açabiliyor. Uzmanlar, bakır ve pirinç yüzeylerin temizliğinde eşit miktarda un, tuz ve beyaz sirke karışımından oluşan doğal bir macunun kullanılmasını veya metal için özel temizlik ürünlerinin tercih edilmesini öneriyor. Temizlik sonrası yüzeyin iyice durulanıp tamamen kurulanması, metalin parlaklığını ve orijinal görünümünü korumasını sağlıyor.</p><p>Evde hijyen sağlamak isterken kullanılan dezenfektan mendiller, bazı yüzeylerde ciddi zararlara yol açabiliyor. Uzmanların önerdiği doğru temizlik yöntemleriyle hem ev eşyalarının ömrü uzuyor hem de beklenmedik masrafların önüne geçiliyor. Temizlik alışkanlıklarını gözden geçirmek, hem sağlık hem de maddi açıdan büyük önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/iste-dezenfektan-mendille-742_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288780</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kendi-evinde-bile-kaybolan-insanlarin-sirri-ne-288780</link>
      <pubDate>2026-08-25T13:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kendi evinde bile kaybolan insanların sırrı ne?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, gelişimsel topografik dezoryantasyon (DTD) olarak bilinen ve kişilerin kendi evlerinde bile kaybolmasına yol açan nadir nörolojik duruma dikkat çekiyor. Bu sendrom, beynin navigasyon sistemindeki şaşırtıcı karmaşıklığı gözler önüne seriyor ve uzmanlar, DTD'nin günlük yaşam üzerindeki etkilerini araştırıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kendi evinde bile kaybolan insanların sırrı ne?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kişilerin kendi evlerinde bile yönünü kaybetmesine yol açan gelişimsel topografik dezoryantasyon (DTD), bilim dünyasında büyük bir merak konusu haline geldi. Son yıllarda yapılan araştırmalar, bu nörolojik durumun, bireylerin tanıdık ortamlarda dahi kaybolmalarına neden olduğunu ortaya koyuyor. DTD, alışılmış navigasyon sorunlarından farklı olarak, beyin yaralanması ya da herhangi bir nörolojik hastalık olmaksızın ömür boyu devam eden bir yön bulma bozukluğu olarak tanımlanıyor. Kanada'daki British Columbia Üniversitesi'nden nörobilimci Giuseppe Iaria ve ekibi, 2009 yılında rapor ettikleri ilk vakayla birlikte, DTD'nin bilimsel literatürdeki yerini sağlamlaştırdı. O günden bu yana, bu sendromun nedenleri ve etkileri üzerine yürütülen çalışmalar hız kazandı.</p><h3>Bilim insanları: 'DTD, bilişsel harita oluşturmada temel sorunlara yol açıyor'</h3><p>DTD'li bireyler, çevrelerindeki binaları ve işaretleri kolaylıkla tanıyabiliyor. Ancak, bu objelerin birbirleriyle ilişkisini zihinsel olarak haritalandırmakta ciddi sorunlar yaşıyorlar. Araştırmalara göre, DTD'nin temelinde, beynin mekânsal navigasyon ve hafıza ile ilgili bölgelerinde tipik olmayan bir aktivite deseni yatıyor. Bilişsel harita, bir kişinin çevresindeki yerlerin konumunu ve birbirleriyle olan ilişkisini kafasında canlandırabilmesini sağlıyor. DTD'li kişilerde ise bu harita eksik veya hatalı oluşuyor. Bu nedenle, tanıdık bir rotada ilerlerken her şey yolunda gidebilirken, en ufak bir değişiklikte ya da yol kapandığında, kişi kolayca kaybolabiliyor. Bilim insanları, DTD'nin yalnızca yön bulmada zorluk yaşamakla kalmadığını, aynı zamanda kişinin günlük yaşamında bağımsız hareketliliğini de kısıtladığını vurguluyor.</p><h3>Gelişimsel topografik dezoryantasyon günlük yaşamı ve kariyeri etkiliyor</h3><p>DTD, bireylerin günlük yaşamında ciddi sıkıntılara yol açabiliyor. Özellikle ağır vakalarda, kişiler kendi evlerinde dahi odaların sırasını veya konumunu doğru şekilde hatırlayamıyor. Araştırmalar, bu kişilerin evlerinin haritasını çizmeye çalıştıklarında, odaların şekillerini ve boyutlarını doğru temsil edemediklerini gösteriyor. DTD'nin etkileri bununla da sınırlı kalmıyor. Bağımsız hareketliliğin kısıtlanması, eğitim ve kariyer seçimlerinde de belirleyici olabiliyor. Birçok DTD'li, günlük yaşamda belli rotaları ezberleyerek, başka insanlara güvenerek ya da navigasyon teknolojilerinden yararlanarak bu eksikliği telafi etmeye çalışıyor. Özellikle GPS gibi teknolojiler, DTD'li bireyler için önemli bir bağımsızlık aracı haline geliyor. Ancak uzmanlar, bu tür teknolojilerin yaygınlaşmasının, DTD'nin ciddiyetinin göz ardı edilmesine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.</p><h3>DTD tanısı için standart bir yöntem henüz yok</h3><p>Bilim insanları, DTD'nin nedenlerini ve yaygınlığını daha iyi anlamak için çalışmalarını sürdürüyor. Şu ana kadar yapılan 15 ampirik çalışmanın sistematik incelemesi, DTD'nin büyük oranda bilişsel haritaların kalitesiyle ilgili sorunlardan kaynaklandığını ortaya koydu. Buna rağmen, işaret ve bina tanıma becerilerinin genellikle korunduğu tespit edildi. Araştırmacılar, DTD'yi genel nüfusta görülen yön bulma güçlüklerinden ayırmak için daha net tanı kriterleri ve değerlendirme yöntemleri geliştirmeye çalışıyor. Şu anda DTD için standart bir tanı aracı bulunmuyor. Bu nedenle, DTD'li bireylerin tam sayısı ve toplumdaki yaygınlığı kesin olarak bilinmiyor. Uzmanlar, DTD'nin çocukluk çağından itibaren var olabileceğini ve ömür boyu sürebileceğini belirtiyor.</p><h3>Beynin navigasyon sistemi: Sessiz kahraman</h3><p>DTD, beynin yön bulma ve mekânsal hafıza işlevlerinin ne kadar karmaşık ve hayati olduğunu gözler önüne seriyor. Çoğu insan için bir odadan diğerine geçiş, neredeyse otomatik olarak gerçekleşiyor ve bu süreçte beynin pek çok bölgesi koordineli biçimde çalışıyor. Ancak DTD'li bireylerde, bu otomatik süreçte aksaklıklar meydana geliyor ve basit bir yolculuk bile karmaşık bir probleme dönüşebiliyor. Bilim insanları, bu durumun, beynin kaybolmamızı önlemek için ne kadar çok ve karmaşık bir işlev üstlendiğini gösterdiğini vurguluyor. DTD sayesinde, beynin navigasyon sisteminin sessiz ama vazgeçilmez bir kahraman olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.</p><p>Sonuç olarak, gelişimsel topografik dezoryantasyon, yalnızca bireylerin yön bulma becerisini değil, aynı zamanda bağımsızlık ve yaşam kalitesini de derinden etkiliyor. Bilim insanları, DTD'nin toplumda daha fazla fark edilmesi ve anlaşılması için çalışmalarına devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda, DTD'nin tanı ve tedavi süreçlerine yönelik yeni yaklaşımların geliştirilmesi bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/kendi-evinde-bile-kaybola-835_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288779</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/turkiye-ilan-ettigi-iki-deniz-milli-parkiyla-mavi-sularda-koruma-hedefini-buyutuyor-288779</link>
      <pubDate>2026-08-25T13:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye ilan ettiği iki deniz milli parkıyla mavi sularda koruma hedefini büyütüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi (DEHUKAM) Müdürü Dr. Mustafa Başkara, Türkiye'de ilan edilen ilk deniz milli parklarının hem kendi kara sularında hem de kara sularının ötesindeki deniz yetki alanlarında deniz çevresini koruma önceliğini yansıttığını söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye ilan ettiği iki deniz milli parkıyla mavi sularda koruma hedefini büyütüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Resmi Gazete&#39;de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla 2 milyon 170 bin 603 hektar büyüklüğündeki Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı ile 174 bin 214 hektar büyüklüğündeki Kuzey Ege Deniz Milli Parkı koruma statüsüne alındı. Bu kapsamda Türkiye&#39;nin ilk deniz milli parkları Fethiye-Kaş ile Kuzey Ege oldu.</p><p>DEHUKAM Müdürü Dr. Mustafa Başkara, Türkiye&#39;nin deniz milli parklarının önemi ve kapsamına ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.</p><p>Deniz milli parkının Türkiye&#39;deki tabiatın ve biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik politikalar geliştirilmesi amacıyla ilan edilen bir korunan alan statüsü olduğunu belirten Başkara, bir deniz alanının milli park ilan edilmesinin, Türkiye&#39;nin deniz yetki alanlarında koruduğu deniz alanlarının uluslararası hukuka uygun olarak genişlemesi ve çevre denizlerine giderek daha fazla sahip çıkması anlamına geldiğini kaydetti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/denizzz-2508202680e8a126.jpg"/><p><b>Başkara, şöyle devam etti:</b></p><p>&quot;Bu statünün temel işlevleri arasında deniz biyoçeşitliliği envanterinin çıkarılması, korunması, izlenmesi ve sürdürülebilir kullanımının sağlanması bulunuyor. Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege&#39;nin deniz milli parkı ilan edilmesi, Türkiye&#39;nin yalnızca kendi kara sularında değil, uluslararası hukuka uygun olarak kara sularının ötesindeki deniz yetki alanlarında da deniz çevresini koruma önceliğini yansıtması açısından büyük önem taşıyor. Fethiye-Kaş bölgesinin 2013&#39;te ilan edilen Finike Denizaltı Dağları Özel Çevre Koruma Bölgesi ile kısmen örtüşen yapısı ve her iki alanın Dünya Doğa Koruma Birliği (IUCN) tarafından tanımlanan Önemli Deniz Memelisi Alanları (IMMA) içinde kalması, bu bölgelerin seçilmesinde biyolojik zenginliğin kritik bir belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.&quot;</p><p>Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı&#39;nın setase türleri için kritik öneme sahip habitatlara ev sahipliği yaptığını vurgulayan Başkara, bölgede başta deniz kaplumbağaları olmak üzere pek çok türün yuvalama ve beslenme alanları bulunduğunu, Akdeniz foku (Monachus monachus) gibi nesli tehlike altındaki türlerin doğal yaşam alanlarının da yer aldığını hatırlattı.</p><p>Kuzey Ege Deniz Milli Parkı&#39;nın da özellikle setase türleri açısından yüksek ekolojik değere sahip olması nedeniyle koruma altına alınması gereken bölgeler arasında yer aldığına dikkati çeken Başkara, söz konusu alanın IUCN tarafından tanımlanan Önemli Deniz Memelisi Alanı (IMMA) ile örtüştüğüne değindi.</p><p>Başkara, bölgenin Akdeniz foku için barınma, dinlenme ve yavrulama açısından elverişli doğal mağara sistemleri, kıyı habitatları ve geniş deniz çayırları (Posidonia oceanica) ile karakterize edildiğini ve bu niteliklerin bölgenin setase türlerinin yanında tüm deniz ekosistemleri açısından da korunmasının gerekliliğini ortaya koyduğunu aktardı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/dilekyarimadasimilli-25082026659fffa4.jpg"/><p><b>- İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELE GÜÇLENİYOR</b></p><p>DEHUKAM Araştırmacısı Büşra Deniz de ilan edilen milli parkların denizel biyoçeşitliliğin ve habitatların korunması ile sürdürülebilir kullanımı için yürütülen çalışmalara büyük ivme kazandırdığını kaydetti.</p><p>Deniz ekosistemlerinin korunmasının, deniz suyu sıcaklığındaki artış, asitlenme ve aşırı hava olayları gibi iklim değişikliğinin etkilerine karşı ekosistemlerin uyum ve direnç kapasitesini güçlendirdiğinin altını çizen Deniz, bu yönüyle deniz milli parklarının yalnızca biyoçeşitlilik koruma araçları değil, aynı zamanda iklim değişikliğine uyum ve azaltım politikalarını destekleyen önemli doğa temelli çözümler olarak değerlendirildiğini vurguladı.</p><p>Dünyadaki başarılı deniz milli parkı uygulamalarından bahseden Deniz, Avustralya&#39;daki Büyük Set Resifi Deniz Parkı ile ABD&#39;deki Monterey Bay National Marine Sanctuary&#39;yi bu alanda başta gelen örnekler olarak sıraladı.</p><p>Deniz alanları koruma altına alınırken, diğer deniz faaliyetleri açısından en önemli prensibin seyrüsefer serbestisinin etkilenmemesi için gerekli önlemlerin alınması olduğunu belirten Deniz, &quot;Denizel biyoçeşitliliğin sürdürülebilir kullanımı da hedefleniyor ve bu durum söz konusu bölgelerdeki deniz faaliyetlerinin tamamen durdurulmasından ziyade, doğayla uyumlu bir şekilde ve mevcut ekosistem gözetilerek sürdürüleceğini gösteriyor.&quot; diye konuştu.</p><p>Bir bölgenin deniz milli parkı ilan edilmesi sonrası atılacak adımlardan bahseden Deniz, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>&quot;Bir bölgenin deniz milli parkı ilan edilmesi, koruma sürecinin sadece bir adımı olup, bu ilanın ardından deniz biyoçeşitliliği envanterinin çıkarılması ve izlenmesi çalışmaları ivme kazanacaktır. Bundan sonraki süreçte deniz milli parklarının yönetimi Tarım ve Orman Bakanlığı uhdesinde olacak ve Bakanlık bu süreci diğer ilgili bakanlıklarla yakın işbirliği içerisinde yürütecektir. Bu kurumlar arası eşgüdüm sayesinde biyoçeşitliliğin muhafazasına yönelik izleme faaliyetleri ve yönetim planları çok daha etkin ve bilimsel temellerle sürdürülebilecektir.&quot;</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/3-25082026db83d63a.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/turkiye-ilan-ettigi-iki-d-653_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288778</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/mrna-kanser-asilari-icin-kritik-esik-asildi-288778</link>
      <pubDate>2026-08-25T13:07:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[mRNA kanser aşıları için kritik eşik aşıldı!]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[19 Ağustos 2026'da Moderna ve Merck tarafından duyurulan mRNA kanser aşısı başarısı, tıp dünyasında büyük yankı uyandırdı. Ancak, sosyal medyada yayılan yanlış bilgiler, bu çığır açıcı gelişmenin topluma ulaşmasını tehdit ediyor. mRNA aşıları, kanser tedavisinde yeni bir çağ başlatırken, kamuoyunun yanlış bilgilere karşı bilinçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[mRNA kanser aşıları için kritik eşik aşıldı!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>19 Ağustos 2026'da, biyoteknoloji şirketleri Moderna ve Merck, kanser tedavisinde çığır açan bir gelişmeye imza attı. Şirketler, kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları olan intismeran autogene'nin, immünoterapötik ilaç Keytruda ile birlikte uygulandığında, cilt kanseri melanomasının nüksünü azalttığını açıkladı. Bu önemli bilimsel ilerleme, kanser aşılarının gelecekteki potansiyelini gözler önüne sererken, mRNA aşılarıyla ilgili dolaşan yanlış bilgiler toplumda endişe yaratıyor. Özellikle pandemi döneminden sonra hızla yayılan dezenformasyon, mRNA teknolojisinin sağlık alanında sunduğu fırsatların önüne engel koyabilir.</p><h3>Moderna ve Merck mRNA aşısında tarihi başarıyı duyurdu</h3><p>Moderna ve Merck'in ortaklaşa yürüttüğü klinik denemelerde elde edilen sonuçlar, tıp dünyasında büyük bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Klinik araştırmalar, kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarının, bağışıklık sistemini tümör hücrelerine karşı daha etkili hale getirdiğini ve özellikle melanom gibi ölümcül cilt kanseri türlerinde nüks riskini önemli ölçüde azalttığını gösterdi. Bu gelişme, kanser tedavisinde mRNA aşılarının devreye girmesiyle birlikte, hastaların yaşam süresinin uzayabileceği ve tedavi seçeneklerinin artabileceği anlamına geliyor. Uzmanlar, mRNA teknolojisinin yalnızca melanomda değil, beyin, meme, akciğer ve prostat gibi farklı kanser türlerinde de umut vadettiğine dikkat çekiyor. 2000'li yılların başından bu yana 120'den fazla klinik denemede test edilen bu teknoloji, bilimsel alanda hızla ilerlerken, kamuoyunun güvenini kazanmak için doğru bilgi akışının sağlanması gerektiği vurgulanıyor.</p><h3>Yanlış bilgiler mRNA aşılarının yaygınlaşmasını tehdit ediyor</h3><p>mRNA aşılarıyla ilgili yanlış bilgiler, özellikle sosyal medya platformlarında hızla yayılıyor ve bu durum, sağlık alanındaki yeniliklerin toplum tarafından benimsenmesini zorlaştırıyor. "Turbo kanser" adı altında dolaşan iddialar, COVID-19 mRNA aşılarının agresif kanser vakalarına yol açtığı yönünde asılsız söylemler içeriyor. Bu iddialar, bilimsel bir temele dayanmıyor ve büyük çaplı nüfus çalışmaları, mRNA aşılarının kanser riskini artırdığına dair herhangi bir kanıt sunmuyor. Ancak, sosyal medya üzerinden yayılan duygusal hikâyeler, yanlış yorumlanan hayvan deneyleri ve bilimsel dille süslenen mitler, toplumda kafa karışıklığına yol açıyor. Özellikle 2022'den bu yana ana akım medyada da yer bulan bu tür yanlış anlatılar, halk sağlığı açısından ciddi riskler oluşturuyor. Uzmanlar, yanlış bilginin yayılmasının, mRNA aşılarının potansiyel faydalarını sınırlayabileceği ve hastaların gelecekte bu tedavi seçeneklerine mesafeli yaklaşabileceği uyarısında bulunuyor.</p><h3>Sağlık iletişiminde doğru bilgi hayati önem taşıyor</h3><p>Sağlık iletişimi uzmanları, mRNA aşıları ve kanser tedavisiyle ilgili yanlış bilgilerin, hasta kararlarını doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Araştırmalar, hastaların kanıta dayalı tedaviler yerine, sosyal medyada yayılan doğrulanmamış yöntemlere yöneldiğinde, ölüm risklerinin belirgin şekilde arttığını ortaya koyuyor. Klinik uzmanlar, rutin hasta bakımı sırasında yanlış bilgilerle mücadele etmek zorunda kaldıklarını ve bu durumun hasta güvenini zedelediğini ifade ediyor. Özellikle COVID-19 pandemisiyle birlikte, "infodemi" olarak adlandırılan yanlış bilgi salgını, kamuoyunun bilimsel gelişmelere olan yaklaşımını olumsuz etkiledi. mRNA aşıları gibi tıbbi yeniliklerin topluma kazandırılması için, proaktif, şeffaf ve ikna edici iletişim stratejilerinin hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Bilimsel gelişmelerin sağlık alanında gerçek anlamda fayda sağlayabilmesi için, kamuoyunun güveninin kazanılması ve yanlış bilginin önüne geçilmesi gerekiyor.</p><h3>mRNA kanser aşılarında kamu güveni kritik önemde</h3><p>mRNA kanser aşılarının sağlık sektöründe devrim yaratma potansiyeli, kamuoyunun bu teknolojilere duyduğu güvenle doğrudan bağlantılı. Uzmanlar, yanlış bilginin yaygınlaşmasının, mRNA aşılarının yaygın kullanımını ve klinik uygulamalarını riske atabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle sosyal medyada hızla yayılan asılsız iddialar, bilimsel verilerle desteklenmeyen kişisel hikâyeler ve komplo teorileri, toplumda mRNA teknolojisine dair güvensizlik oluşturuyor. Araştırmalar, bir kez kaybedilen güvenin yeniden inşa edilmesinin oldukça zor olduğunu ve bu nedenle sağlık iletişiminde şeffaflığın ve bilimsel gerçekliğin ön planda tutulması gerektiğini gösteriyor. mRNA aşılarının kanser tedavisinde sunduğu yenilikçi çözümler, ancak toplumun doğru bilgilendirilmesi ve yanlış bilginin etkisizleştirilmesiyle tam anlamıyla hayata geçirilebilir.</p><h3>Bilimsel iletişim ve toplumsal bilinçlenme el ele ilerlemeli</h3><p>mRNA aşılarının kanser tedavisindeki rolü giderek artarken, bilimsel iletişim ile toplumsal bilinçlenmenin birlikte ilerlemesi gerekiyor. Uzmanlar, kamuoyunun mRNA kanser aşıları gibi tıbbi yenilikleri, sosyal medyada dolaşan yanlış bilgiler yerine, bilimsel kanıtlara dayanarak değerlendirmesi gerektiğini vurguluyor. Bu noktada, sağlık otoriteleri ve klinik uzmanlar, sosyal medyada ortaya çıkan yanlış bilgi trendlerini yakından takip etmeli, toplumu erken aşamada bilgilendirmeli ve klinik uygulamalardan önce kamuoyu bilinçlendirilmelidir. Bilimsel yeniliklerin topluma fayda sağlaması için, yalnızca laboratuvar çalışmaları yeterli değil; aynı zamanda toplumun güvenini kazanacak etkili iletişim stratejileri de hayata geçirilmeli. Kanser bakımının geleceği, bilimsel keşiflerin yanı sıra, kamuoyunun bilinçli ve doğru bilgiyle donatılmasına da bağlı.</p><p>Sonuç olarak, Moderna ve Merck'in mRNA kanser aşılarında elde ettiği başarı, tıp dünyasında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Ancak, bu yenilikçi tedavilerin topluma ulaşabilmesi ve hayat kurtarıcı etkilerinin yaygınlaşabilmesi için, yanlış bilginin önüne geçilmesi ve kamuoyunun doğru şekilde bilgilendirilmesi büyük önem taşıyor. mRNA aşılarının potansiyelinden tam anlamıyla yararlanmak için, bilimsel iletişim ve toplumsal bilinçlenme süreçlerinin eş zamanlı olarak güçlendirilmesi gerekiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/mrna-kanser-asilari-icin--576_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288777</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/sebzelerin-gizli-gucu-bagirsaklarda-ortaya-cikiyor-288777</link>
      <pubDate>2026-08-25T13:06:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sebzelerin gizli gücü bağırsaklarda ortaya çıkıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[İsveç'teki Karolinska Enstitüsü'nde yapılan araştırma, bağırsak bakterilerinin sebzelerdeki nitrat ve demiri, kalp ve metabolik hastalıklara karşı koruyucu moleküllere dönüştürebildiğini ortaya koydu. Bu bulgu, sebze açısından zengin diyetlerin sağlık üzerindeki etkilerine dair yeni bir bakış açısı sunuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sebzelerin gizli gücü bağırsaklarda ortaya çıkıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsveç'in önde gelen araştırma kurumlarından Karolinska Enstitüsü'nde yürütülen yeni bir çalışma, bağırsak bakterilerinin sebzelerde bulunan nitrat ve demiri, vücuda yararlı biyolojik moleküllere dönüştürdüğünü gösterdi. Araştırma, özellikle pancar, ıspanak, roka ve marul gibi yeşil yapraklı sebzelerde doğal olarak bulunan nitrat ile bitkisel demirin, bağırsak mikrobiyotasının etkisiyle DNIC adı verilen koruyucu bileşiklere dönüştüğünü ortaya koydu. Bulgular, bu moleküllerin kalp sağlığı ve metabolizma üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğine işaret ediyor. Çalışma, bağırsak bakterilerinin vücudun temel işlevlerini nasıl şekillendirdiğine dair önemli bir mekanizmayı gün yüzüne çıkardı.</p><h3>Karolinska Enstitüsü: DNIC oluşumu için bağırsak bakterileri şart</h3><p>Karolinska Enstitüsü Fizyoloji ve Farmakoloji Bölümü'nde görevli bilim insanları, fareler, hücreler, bakteriler ve insan örnekleri üzerinde kapsamlı deneyler gerçekleştirdi. Araştırmada, bağırsak bakterilerinin nitrat ve bitkisel demiri birleştirerek dinitrosil demir kompleksleri (DNIC) oluşturduğu tespit edildi. Bu moleküller, vücutta emilerek özellikle karaciğer ve böbrek gibi organlara taşınıyor. Deneyler sırasında, tamamen steril farelerde DNIC oluşmadığı gözlemlendi. Bu bulgu, bağırsak bakterilerinin söz konusu moleküllerin üretiminde vazgeçilmez bir rol oynadığını gösteriyor. Araştırmanın başyazarı Andrei L. Kleschyov, elde edilen sonuçların bağırsak bakterilerinin besinlerdeki bileşenleri aktif ve faydalı moleküllere dönüştürme kapasitesini net biçimde ortaya koyduğunu vurguladı. Bu durum, bağırsak mikrobiyotasının sağlık üzerinde düşündüğümüzden çok daha büyük bir etkiye sahip olabileceğini gösteriyor.</p><h3>Profesör Carlström: 'DNIC seviyeleri sağlık göstergelerini iyileştiriyor'</h3><p>Araştırmacılar, DNIC seviyelerinin artırılmasıyla sağlıkta ne gibi değişiklikler yaşanabileceğini de test etti. Nitrat ve demir içeren diyet takviyeleri verilen ya da sentetik DNIC uygulanan hayvan modellerinde, daha düşük kan basıncı, gelişmiş damar fonksiyonu ve daha iyi kan şekeri kontrolü gibi olumlu sonuçlar elde edildi. Ayrıca, karaciğerde yağ birikiminin azaldığı da gözlemlendi. Karolinska Enstitüsü'nden Kardiyorenal Fizyoloji Profesörü Mattias Carlström, bu sonuçların sebze açısından zengin diyetlerin kardiyovasküler ve metabolik hastalık riskini neden azalttığını açıklamaya yardımcı olduğunu ifade etti. Araştırma, bağırsak bakterileri ile beslenme arasındaki etkileşimin, kalp ve metabolizma sağlığı üzerindeki etkilerini daha iyi anlamamızı sağladı. DNIC seviyelerinin artırılması, sağlık göstergelerinde belirgin iyileşmelere yol açtı ve bu da sebze tüketiminin önemini bir kez daha gündeme getirdi.</p><h3>DNIC ve bağırsak bakterileri: Hastalık riskine karşı yeni bir koruma mekanizması</h3><p>Çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, bağırsak bakterileriyle sebze tüketiminin birlikte, kalp ve metabolizma hastalıklarına karşı koruyucu bir etki oluşturabileceğini göstermesi oldu. Araştırmacılar, DNIC seviyelerinin artırılmasının sağlık üzerindeki etkilerini anlamak için daha fazla insan çalışmasına ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Ayrıca, diyetin veya bağırsak mikrobiyotasındaki değişikliklerin DNIC üretimini nasıl etkilediği de araştırılıyor. Bilim insanları, bir sonraki adımda insanlarda DNIC seviyelerini güvenilir biçimde ölçebilecek yöntemler geliştirmeyi hedefliyor. Bu sayede, bağırsak bakterileri ve sebze tüketimi arasındaki ilişkinin hastalık önleme potansiyeli daha net anlaşılabilecek. Çalışma, Almanya'daki Hamburg-Eppendorf Üniversitesi Tıp Merkezi ve Johannes Gutenberg Üniversitesi Tıp Merkezi Mainz'in iş birliğiyle yürütüldü ve İsveç Araştırma Konseyi, İsveç Kalp-Akciğer Vakfı, Novo Nordisk Vakfı, Avrupa Araştırma Konseyi, Knut ve Alice Wallenberg Vakfı, Diabetes Wellness Sweden ve Karolinska Enstitüsü tarafından desteklendi. Araştırmacılar, herhangi bir çıkar çatışması bulunmadığını da özellikle belirtti.</p><p>Sonuç olarak, Karolinska Enstitüsü'nün öncülüğünde gerçekleştirilen bu araştırma, bağırsak bakterileri ve sebze tüketiminin sağlık üzerindeki etkilerine dair yeni bir pencere açtı. DNIC adı verilen moleküllerin, kardiyovasküler ve metabolik hastalıklara karşı koruyucu rol oynayabileceği anlaşıldı. İnsanlarda DNIC seviyelerinin ölçülmesi ve bu mekanizmanın tam olarak aydınlatılması için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyuluyor. Ancak elde edilen bulgular, sebze ağırlıklı beslenmenin ve bağırsak bakterileriyle sağlıklı bir mikrobiyota dengesinin, hastalık risklerini azaltmada çok önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/sebzelerin-gizli-gucu-bag-570_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288776</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskanligi-iletisim-baskanligi-dezenformasyona-karsi-hakikat-seferberligi-baslatti-288776</link>
      <pubDate>2026-08-25T12:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı dezenformasyona karşı hakikat seferberliği başlattı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran, "Vatandaşlarımızın doğru bilgiye ulaşma hakkını korumak ve manipülasyonlara karşı kalkan olmak amacıyla Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz 7/24 esasıyla çalışmalarını sürdürüyor. " ifadelerini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı dezenformasyona karşı hakikat seferberliği başlattı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Dezenformasyon, günümüzde sadece bir bilgi kirliliği değil, doğrudan bir milli güvenlik meselesidir. Vatandaşlarımızın doğru bilgiye ulaşma hakkını korumak ve manipülasyonlara karşı kalkan olmak amacıyla Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz 7/24 esasıyla, azim ve kararlılıkla çalışmalarını sürdürüyor. Yalanı ifşa etmeye, hakikati anında milletimizle paylaşmaya gayret ediyor." ifadelerini kullandı.</p><p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Başkanlığa bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, bilgi kirliliği ve dijital manipülasyona karşı yürüttüğü mücadeleyi sahadaki toplumsal farkındalık çalışmalarıyla güçlendiriyor.</p><p>Bu kapsamda dezenformasyonla mücadeleye yönelik 81 ilde geniş kapsamlı açık hava kampanyası başlatıldı. Çarpıcı görseller ve somut uyarılar içeren kampanya, vatandaşlarda medya ve bilgi okuryazarlığını pekiştirmeyi hedefliyor.</p><p>Kampanyada, "Dur, Düşün, Sorgula: Paylaşım yapmadan önce bilginin kaynağını doğrula", "Gerçeğe Bak: Gösterilen algıya değil, somut hakikate odaklan", "Eksik Bilgiye Dikkat: Yarım ve eksik bilginin yanlış algı ürettiğini unutma." başlıkları öne çıkıyor.</p><p>Devlet-millet dayanışmasıyla yürütülecek seferberlikle bilgi kirliliği, manipülasyon ve provokasyonlara karşı toplumsal bağışıklığın artırılması ve hakikatin sesinin her alanda daha gür çıkarılması amaçlanıyor.</p><p>"Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz 7/24 esasıyla çalışmalarını sürdürüyor"</p><p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, dezenformasyonun yıkıcı etkilerine karşı hazırlanan özel mesaj ve görsellerin Türkiye genelindeki meydan, cadde ve açık hava mecralarında vatandaşların kullanımına sunulacağını aktardı.</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde hakikat mücadelesini kararlılıkla sürdürdüklerini vurgulayan Duran, şunları kaydetti:</p><p>"Dezenformasyon, günümüzde sadece bir bilgi kirliliği değil, doğrudan bir milli güvenlik meselesidir. Vatandaşlarımızın doğru bilgiye ulaşma hakkını korumak ve manipülasyonlara karşı kalkan olmak amacıyla Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz 7/24 esasıyla, azim ve kararlılıkla çalışmalarını sürdürüyor. Yalanı ifşa etmeye, hakikati anında milletimizle paylaşmaya gayret ediyor."</p><p>Sürecin sadece kurumsal mücadeleyle sınırlı kalmayacağına ve bireysel bilincin hayati önem taşıdığına dikkati çeken Duran, amansız mücadelede en büyük gücün devletin kararlılığı kadar milletin feraseti ve güçlü sağduyusu olduğunu belirtti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/cumhurbaskanligi-iletisim-736_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288775</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/super-ligin-2-devi-ruben-vargas-icin-transfer-yarisinda-288775</link>
      <pubDate>2026-08-25T12:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Süper Lig'in 2 devi Ruben Vargas için transfer yarışında]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Transfer çalışmalarını sürdüren Beşiktaş ve Trabzonspor transferde karşı karşıya geldi. İspanyol basınında yer alan habere göre iki Süper Lig devi, Sevilla forması giyen 28 yaşındaki deneyimli kanat oyuncusu Ruben Vargas için devrede. İşte detaylar...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Süper Lig'in 2 devi Ruben Vargas için transfer yarışında]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Transfer çalışmalarını sürdüren Beşiktaş ve Trabzonspor için İspanyol basınından dikkat çeken bir iddia ortaya atıldı.</p><p>Estadio Deportivo'da yer alan habere göre iki Süper Lig ekibi, Sevilla forması giyen Ruben Vargas'ın transferi için karşı karşıya geldi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/detaykurtarld-25082026579a00cf.jpg"/><p><b>SEVILLA 15 MİLYON EURO İSTİYOR</b></p><p>Haberde, Sevilla'nın 28 yaşındaki İsviçreli kanat oyuncusu için 15 milyon euro bonservis beklentisi olduğu belirtildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/6ab766505d4744db93bc-25082026298c7f68.jpg"/><p>Beşiktaş ve Trabzonspor'un transfer döneminin kapanmasına kısa süre kala Vargas için çalışmalarını sürdürdüğü aktarıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/super-ligin-2-devi-ruben--998_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.288774</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/mhp-genel-baskani-bahceli-malazgirt-mazimizdir-anadolu-namusumuzdur-turkiye-istikbalimizdir-288774</link>
      <pubDate>2026-08-25T12:29:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[MHP Genel Başkanı Bahçeli: Malazgirt mazimizdir, Anadolu namusumuzdur, Türkiye istikbalimizdir]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Anadolu'yu fetihle açıp iskanla kökleştiren, adaletle yaşatan ve Devlet-i ebed müddet şiarıyla yurda dönüştüren muhterem ecdadımızı rahmet, minnet ve hürmetle yad ediyorum. Malazgirt mazimizdir, Anadolu namusumuzdur, Türkiye istikbalimizdir' dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[MHP Genel Başkanı Bahçeli: Malazgirt mazimizdir, Anadolu namusumuzdur, Türkiye istikbalimizdir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 26 Ağustos 1071 tarihinde kazanılan Malazgirt Zaferi'nin 955'inci yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir mesaj yayımladı. Malazgirt Zaferi'nin tarihin seyrini yeniden biçimlendiren ve coğrafyaların istikametine yön veren kutlu bir kader anı olduğunu belirten Bahçeli, Türk milletinin tarih sahnesindeki yürüyüşünün birçok zafer ve fetihle şekillendiğini ifade etti.</p><p>Malazgirt'e giden yolun bir günde açılmadığını kaydeden Bahçeli, 1040 Dandanakan Zaferi, Çağrı Bey'in Anadolu'ya yönelik keşif seferleri, 1048 Pasinler Zaferi, Tuğrul Bey dönemi ve Sultan Alparslan'ın 1064 yılında Ani'yi fethetmesiyle Anadolu'daki Türk hakimiyetinin adım adım güçlendiğini belirtti.</p><p>Afşin Bey ve diğer Türk kumandanlarının Anadolu içlerine düzenlediği akınlarla Bizans'ın doğu'daki hakimiyetinin kırıldığını ifade eden Bahçeli, 26 Ağustos 1071'de Sultan Alparslan'ın ordusunun başında Malazgirt Ovası'na çıktığını aktardı.</p><p>Sultan Alparslan'ın savaşa çıkarken beyaz şehadet elbisesini kuşandığını belirten Bahçeli, "Malazgirt'e kefeniyle çıkan Sultan Alparslan'ın önünde zafer, gönlünde uğruna can verilecek Türk milletinin cihanşümul devlet ülküsü ve aklında Tammetül Kübra'ya dek Türk milletine yurt olacak Anadolu vardır. Hakanının ölümü göze aldığı yerde neferin tereddüdüne, korkunun saflara sirayetine, inkâr edenlerin ise iman dolu yüreklerin önüne geçmesine imkân yoktur. Malazgirt Ovası'nda Turan taktiğiyle çemberi daraltan Türk süvarisi, Sultan Alparslan'ın mahir sevk ve idaresi altında Roma'nın doğudaki mirasını taşıyan Bizans'ı güneşle beraber batıya sürmüş; Malazgirt ufkunda haçın gölgesi sönerken hilalin hükmü Anadolu semalarında yükselmiştir" açıklamasında bulundu.</p><p>Bahçeli, Malazgirt Zaferi'nin ardından Anadolu'da Türk varlığının kökleştiğine dikkat çekerek, "Zaferin ardından Anadolu'ya yayılan Türkmen varlığı, kurulan beylikler, yürütülen iskan ve imar hamleleri bu coğrafyada kök salmış; Selçuklu'dan Söğüt'e, Edirne'den İstanbul'a, İstanbul'dan Ankara'ya uzanan Anadolu'daki Türk varlığını ebedi kılan bu kesintisiz tarih hattında değişen tek şey başkentler olmuş; Türk milletinin Anadolu'ya sahip olma, devletini yaşatma ve kendi mukadderatına hükmetme iradesi değişmemiştir. Horasan'dan kopup Pasinler'de kuvvet bulan, Malazgirt'te büyük bir zaferle Anadolu'nun bağrına yürüyen Türk iradesinin hükmü silinmeyecek; bu toprakların üzerinde yükselen ezan, dalgalanan ay yıldızlı al bayrak ve yaşayan Türk devleti, o kutlu günün çağlar ötesindeki şahidi olmaya devam edecektir" değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Bahçeli, Malazgirt Zaferi'nin kahramanlarını rahmet ve minnetle andığını belirterek, "Sultan Alparslan'ı, onunla aynı safta şehadeti göze alan aziz neferlerini; Anadolu'yu fetihle açıp iskanla kökleştiren, imarla mamur eden, adaletle yaşatan ve Devlet-i ebed müddet şiarıyla yurda dönüştüren muhterem ecdadımızı rahmet, minnet ve hürmetle yad ediyorum. Malazgirt mazimizdir, Anadolu namusumuzdur, Türkiye istikbalimizdir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bahtımızdır. Türk milletinin bahtı daima açık olsun" dedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/25/mhp-lideri-bahceliden-mal-320_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>