<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292365</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/ben-baris-getirdim-trump-abdyi-dunyanin-en-guclu-ulkesi-yaptim-292365</link>
      <pubDate>2026-09-22T17:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["Ben barış getirdim" Trump: ABD'yi dünyanın en güçlü ülkesi yaptım]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Trump, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu'nda konuşma yapıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA["Ben barış getirdim" Trump: ABD'yi dünyanın en güçlü ülkesi yaptım]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<div class="rich-text-live-tv"><div class="video-wrapper"></div></div><p>Devlet ve hükümet başkanlarının, Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'ne girişleri devam ediyor.</p><p>ABD Başkanı Donald Trump, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu'nda konuşma yapıyor.</p><p><b>ABD Başkanı Trump'ın açıklamalarından öne çıkanlar...</b></p><p><i>Ayrıntılar geliyor...</i></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/birlesmis-milletler-81-ge-686_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292364</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/bosphorus-cupin-25-yilinda-tarih-tekerrur-etti-ilk-sampiyon-orient-express-yeniden-kupaya-uzandi-292364</link>
      <pubDate>2026-09-22T17:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bosphorus Cup'ın 25. yılında tarih tekerrür etti: İlk Şampiyon Orient Express yeniden kupaya uzandı]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul'u yelken aracılığıyla dünyaya tanıtan Bosphorus Cup, 25. yılında tarihi bir finale sahne oldu. 2002 yılında düzenlenen ilk Bosphorus Cup'ın şampiyonu Orient Express, çeyrek asırlık yolculuğun ardından Zeynep Atabay Taşkent yönetimindeki Orient Express VI ile yeniden zirveye çıkarak 25. yıl kupasının sahibi oldu. Üç gün boyunca Caddebostan, Adalar ve İstanbul Boğazı'nda devam eden mücadele, Çırağan Palace Kempinski İstanbul'da düzenlenen ödül töreniyle tamamlandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bosphorus Cup'ın 25. yılında tarih tekerrür etti: İlk Şampiyon Orient Express yeniden kupaya uzandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'den ve yurt dışından önemli yelken ekiplerini İstanbul'da buluşturan Bosphorus Cup'ın 25. yılı, 17&#8211;19 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilen yarışlarla büyük bir mücadeleye sahne oldu. İlk iki gün Caddebostan ve Adalar parkurlarında yarışan ekipler, final gününde organizasyona adını veren İstanbul Boğazı'na çıktı. Boğaz'ın kendine özgü akıntıları ve rüzgâr koşulları, final mücadelesinin belirleyici unsurlarından biri oldu. Orient Express VI taktisyeni Şükrü Sanus da Boğaz parkurunun yarışın en zorlu etaplarından biri olduğuna dikkat çekerek, parkurun akıntıları doğru okumayı ve Boğaz'ı iyi tanımayı gerektirdiğini ifade etti.</p><p><b>ÜÇÜNCÜ SIRADAN ŞAMPİYONLUĞA</b></p><p>Bosphorus Cup'ın finaline büyük bir rekabet taşındı. İlk iki günün sonunda ABOAT TIME ve Miles&amp;Smiles 10'ar net puanla ilk iki sırada yer alırken, iki yarış birinciliği elde eden Orient Express VI 11 net puanla üçüncü sıraya yükselmişti. Finale liderlerin yalnızca bir puan gerisinde giren Zeynep Atabay Taşkent yönetimindeki Orient Express VI, toplam altı yarış sonunda 17 net puanla genel klasman birinciliğine ulaştı. Levent Peynirci yönetimindeki Miles&amp;Smiles aynı net puanla ikinci, Petar Dimitrov yönetimindeki Bulgaristan teknesi ABOAT TIME ise 21 net puanla üçüncü oldu.</p><p>Miles&amp;Smiles taktisyeni Levent Peynirci, Boğaz Yarışı'nın ardından mücadelenin son bölümde üç tekne arasında geçtiğini belirterek Orient Express'in kendilerini 25 saniyelik farkla geride bıraktığını söyledi. Peynirci, özellikle son yıllarda yabancı ekiplerin yarışa gösterdiği yoğun ilginin Bosphorus Cup'ın uluslararası bir yelken markasına dönüşümünü ortaya koyduğunu ifade etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/untitled1-220920264f2ea184.jpg"/><p><b>İSTANBUL, YELKENİN ULUSLARARASI BULUŞMA NOKTASI</b></p><p>Bosphorus Cup Kurucusu ve CEO'su Orhan Refik Gorbon, organizasyonun 25 yıllık yolculuğundaki temel hedeflerinden birinin İstanbul'u yelken aracılığıyla uluslararası kamuoyuna tanıtmak olduğunu vurguladı. Gorbon, Bosphorus Cup'ın bugün dünyanın yakından takip ettiği önemli yelken organizasyonlarından biri haline geldiğini belirterek, İstanbul Boğazı'nın mimarisi, doğal koşulları ve seyirci ilgisiyle sporculara benzersiz bir yarış platformu sunduğunu ifade etti.</p><p>Audi Türkiye Pazarlama Müdürü Levent Can Özokutucu da Boğaziçi'nin hem Türk hem de yabancı sporcular açısından özel bir yarış alanı olduğuna dikkat çekerken, Bilyoner Yönetim Kurulu Üyesi Oğuzhan Hitay organizasyonun ulaştığı uluslararası katılımın ve seyirci ilgisinin 25. yılda çok daha anlamlı hale geldiğini belirtti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/detay-220920262b360853.jpg"/><p><b>25. YIL KUPASI İLK ŞAMPİYONUNA DÖNDÜ</b></p><p>Üç günlük yarış programının ardından Bosphorus Cup ailesi, Çırağan Palace Kempinski İstanbul'da düzenlenen ödül töreninde bir araya geldi. 2002'de organizasyon tarihinin ilk kupasını kazanan Orient Express'in, 25. yılda Orient Express VI ile yeniden şampiyonluğa ulaşması gecenin en anlamlı anlarından biri oldu. Şampiyonluk kupası, Orient Express VI ekibine Türk Hava Yolları Genel Müdürü Ahmet Olmuştur ile Bosphorus Cup Kurucusu ve CEO'su Orhan Refik Gorbon tarafından takdim edildi.</p><p>Orhan Refik Gorbon, törende yaptığı konuşmada 2002'de ilk kupayı kazanan isme 25. yıl kupasını yeniden vermenin kendisi için özel bir anlam taşıdığını belirterek, organizasyonun yıllar içinde güçlü bir geleneğe dönüştüğünü söyledi. Gorbon, yarışa katılan tüm yelkencileri, hakemleri, organizasyon ekibini ve iş ortaklarını kutlayarak İstanbul'da yelken yapmanın heyecanını dünyayla paylaşmaya devam edeceklerini ifade etti.</p><p><b>25. YILIN DESTEKÇİLERİ İSTANBUL'DA BULUŞTU</b></p><p>Bosphorus Cup'ın 25. yılında Türk Hava Yolları Miles&amp;Smiles Premium Partner, Audi ve Bilyoner ise Senior Partner olarak organizasyona destek verdi. Çırağan Palace Kempinski, Gorbon Seramik ve Misela ticari ortaklar arasında yer alırken, Go Turkey ve İBB de organizasyona destek veren kurumlar arasında bulundu.</p><p><b>TÜRKMEDYA TAKIM RUHUNU DENİZE TAŞIDI</b></p><p>Bosphorus Cup'ın 25. yılında organizasyonun medya partnerliğini üstlenen TürkMedya, bu yıl ilk kez kendi yelken takımıyla da yarışlarda yer aldı.</p><p>TürkMedya İcra Kurulu Başkanı Murat Çiçek, organizasyona ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Bosphorus Cup'ın 25. yılında TürkMedya olarak ilk kez kendi takımımızla yarışta yer almak bizim için çok kıymetli bir deneyim oldu. Yelken; uyumun, koordinasyonun ve birlikte hareket etme gücünün öne çıktığı bir spor. Biz de TürkMedya'nın kurum kültüründe güçlü bir yere sahip olan takım ruhunu bu kez denize taşıdık. Ortak bir hedef doğrultusunda birlikte mücadele etmek ve bunu güzel sonuçlarla taçlandırmak bizim için ayrıca gurur vericiydi."</p><p>Bosphorus Cup, 25. yılında geçmişi ve bugünü aynı kupada buluştururken; İstanbul Boğazı'nı bir kez daha uluslararası yelken dünyasının merkezine taşıdı. İlk şampiyon Orient Express'in çeyrek asırlık yolculuğun ardından yeniden zirveye çıkması ise organizasyonun 25. yılına tarihi bir final kazandırdı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/bosphorus-cupin-25-yilind-303_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292363</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/atila-gerin-neden-kayserisporu-tercih-ettigini-acikladi-292363</link>
      <pubDate>2026-09-22T17:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Atila Gerin, neden Kayserispor'u tercih ettiğini açıkladı]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Lig Radyo'da Musa Mutlu ile Serbest Oyun programına konuk olan Kayserispor Teknik Direktörü Atila Gerin, Kayserispor'a ve kariyerine dair önemli açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Atila Gerin, neden Kayserispor'u tercih ettiğini açıkladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sezona transferleri çok geç yaparak girebildiklerini anlatan Atila Gerin; "İlk 25 günümüz bayağı çöpe gitti sayılır. Çünkü geçen seneki Süper Lig oyuncularının hepsi kalacak diye gelmiştim fakat 19 oyuncudan 3-4 kişi kaldı. 25 Temmuz'dan sonra takım kurmaya başladık, neredeyse hiçbir hazırlık maçı yapamadık. Sezonun ilk maçının 2 gün öncesinde Seferi, Hasan'i ve Moreno'yu kadromumuza katabilmiştik. Birer idmanla ilk maça çıkan oyuncularım hem idman hem de maç performansları noktasında çok olumlu sinyaller verdi, ligin de en iyi oyuncuları olduğunu gösterdi ve takım halinde çabuk uyum sağladık. Dağılan bir takımı yeniden inşa etme noktasında biraz tecrübeli ve sabırlıyım. Yine böyle bir şey nasip oldu ama çok memnunum; takımımdan ve oyuncularımdan da çok mutluyum" dedi.</p><p><b>SÜPER LİG KULÜPLERİNİ DEĞİL KAYSERİSPOR'U TERCİH ETTİM</b></p><p>"Buraya hikaye yazmaya ve şampiyonluk görmeye geldim" diyen deneyimli teknik adam; "Süper Lig'de sağ olsunlar kendi kulübüm Eyüpspor dahil teveccühler vardı. Ama oradaki misyonumuzun dolduğunu düşündüm. Diğer takımlarla da fikir olarak aynı noktada buluşamadık. Hikaye yazabilmek için Kayserispor gibi bir şehir takımı, camia takımı istiyordum. Bu yüzden teklifi kabul ettim ve şampiyonluk hikayesi yazmaya geldim. Sezon sonu nasıl olur bilemiyorum ama şu anki hedefim takımımla beraber play-off oynamadan direkt Süper Lig'e yükselmek ve umuyorum ki bunu başaracağız" ifadelerini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/1-2209202618dbc6f4.jpg"/><p><b>KAYSERİSPOR BİR SÜPER LİG CAMİASIDIR</b></p><p>Kayserispor'da çalışmanın büyük bir avantaj olduğunu belirtip sözlerine devam eden Gerin; "Yönetimimiz ve şehrin büyükleri önderliğinde şehirde bir kenetlenme oluşmaya başladı. Taraftar da takımına artık daha fazla sarılıyor. 3-5 senedir sıkıntılı sezonlardan geçiyorlar, hatta en problemli sezonlarını yaşadılar geçen sene. Onun bir kırılganlığı vardı ama çok kısa sürede her şeyi düzelttik, ölü toprağını da attık üzerimizden hepimizden. Hedefimiz de zaten belli. Kayserispor gerçekten şehirde, her şeyiyle bir Süper Lig takımı. Süper Lig'de de çok iyi işler yapabilecek seviyede; hatta daha önce başardığı gibi yine Avrupaları kovalayacak bir camia. Çok kıymetli oyuncular, çok kıymetli hocalar yetiştirmiş, çalıştırmış bir kulüp. Bu bağlamda Kayserispor'un ve Kayseri şehrinin büyüklüğünün farkında olarak biz de elimizden gelen her şeyi yaparak bu güzel ve özel yeri tekrar eski günlerine döndürmek için çaba sarf ediyoruz" şeklinde konuştu.</p><p><b>SEMİH GÜLER LİDER RUHLU BİR KAPTAN</b></p><p>Semih Güler'in bu takımın en deneyimli oyuncularından biri olduğunu söyleyen Atila Gerin; "Semih Güler lider bir oyuncu. Yani saha içinde de lider, saha dışında iletişim ve ilişkileri çok kuvvetli, çok iyi bir oyuncu. Kendisinden çok memnunum ve performansı da üstüne koyarak ilerliyor. Zaten defansif olarak güçlü, kuvvetli bir oyuncu; oyun kurulumunda da bizim çalışmalarımızla tartışmasız Süper Lig seviyesinde aranan oyunculardan biri olacak. Semih'in takımımızda bulunmasından dolayı hepimiz çok mutluyuz" dedi.</p><p><b>ARDA TURAN İŞKOLİK BİR ANTRENÖR</b></p><p>Arda Turan ile yakaladığı uyuma ve Turan'ın çalışma disiplinine değinen Gerin; "Arda Hocanın Atletico'dan aldığı savunma prensipleri, Barcelona'dan aldığı hücum prensipleriyle Shakhtar'da da yaptığı işler çok kıymetli, çok değerli. Bizi dünyada çok iyi temsil ediyor, çok gurur duyuyoruz. Kendisi benim kardeşim gibi, sürekli iletişim halindeyiz. Muhteşem bir antrenör olduğu kadar da işkolik bir yaratılışa sahip. İşini inanılmaz seven, çok çalışan ve çok bilgi dolu bir teknik direktör. Arda Hoca'yla 13-14 saat çalıştığımız, analizden kalkmadığımız günler çoktur. Kendisi her şeye kafa yoran ve işini tutkuyla yapan birisi. Ben de futbol söz konusuysa, çalışma söz konusuysa çok tutkuluyumdur. Eyüpspor'da beraber olduğumuz günler çok güzel ve özeldi. Ben hep 'Türk futbolu Arda'dan önce, Arda'dan sonra diye değişecek' derdim. Hakikaten kendi ekolünü yaratıyor ve bunu da çok başarılı yapıyor. Dünya futbolunda çok iyi yerlere geleceğini düşünüyorum, bununla da gurur duyuyorum" ifadelerini kullandı.</p><p><b>EYÜPSPOR'DA İNANILMAZ BİR SİSTEM KURDUK</b></p><p>Eyüpspor'daki başarılı dönemin arka planını aktaran Atila Gerin; "Muhteşem bir 2,5 sene geçirdik Arda Hoca'yla. Ondan önce de bu takım Zafer Hoca'yla 2. Lig'den çıkmıştı. İbrahim Hoca'yla yarı final oynamıştı, ertesi sene ikinciyken ayrılmıştı. Arda Hoca'yla da o zaman yarı final, ilk 5 maçlık süreçteydi. Daha sonra sezona tam takımıyla başladıktan sonra hikaye başladı. İnanılmaz bir sistem kurduk orada, hem saha içi hem saha dışı. Burada Fatih Kulaksız'ın, Murat Başkan'ın (Murat Özkaya) çok büyük katkıları var bize güvenerek. Beni kulüp hocası olarak hem teknik direktör yardımcısı hem de asbaşkanın yardımcısı görevleriyle konumlandırdılar, üzerime ciddi bir sorumluluk verdiler. Orada hep beraber hem idari kısımda hem de Arda Hoca'yla beraber saha içinde takımın futbol prensiplerini ve sistemini çok güzel bir şekilde kurduk, felsefemizi geliştirdik" dedi.</p><p><b>EYÜPSPOR'UN HALİNE İÇİM CIZ ETTİ</b></p><p>Eyüpspor'daki son gelişmeleri ve Özhan Pulat'ın ayrılığını da değerlendiren tecrübeli hoca; "Eyüpspor'un durumu maalesef üzücü. Özhan Pulat'ın istifasına içim cız etti. Oradaki çalışma koşullarına hakim olduğum için gerçekten çalışması çok zor bir yer, hatta Özhan Pulat için daha da zorlu bir süreç oldu. Özhan Pulat Hatayspor ve diğer kulüplerinde çok başarılı ve çok doğru işler yapan bir hocaydı. İdealist bir arkadaş, kendisini çok da severim ancak bu tarz durumlar futbolun içerisinde var. O yüzden çok fazla takılmadan yola devam edecek, kendisine geçmiş olsun diyorum" diyerek sözlerini tamamladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/atila-gerin-neden-kayseri-522_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292362</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/aleyna-cakirin-olumune-iliskin-davada-karar-aciklandi-292362</link>
      <pubDate>2026-09-22T17:23:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Aleyna Çakır'ın ölümüne ilişkin davada karar açıklandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Kamuoyunda "Aleyna Çakır" olarak bilinen Sema Esen'in ölümüne ilişkin sanık Ümitcan Uygun'un "intihara teşvik etmek, intihar kararını kuvvetlendirme" ve "eziyet etme" suçlarından yargılandığı davada karar açıklandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Aleyna Çakır'ın ölümüne ilişkin davada karar açıklandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, taraf avukatları, maktul Esen'in ailesi ve başka bir davada tutuklu yargılanan sanık Uygun hazır bulundu.</p><p>Mahkeme Başkanı, önceki celse esasa ilişkin mütalaanın açıklandığını hatırlatarak, son savunmasını yapmak üzere sanık Uygun'a söz verdi.</p><p>Uygun, maktul Esen'le tanıştıklarında ailesiyle görüşmediğini, kendisinin barıştırdığını anlatarak, "Sürekli ortada bir cinayet varmış gibi konuşuluyor. Onu memleketime bile götürdüm, herkesle tanıştırdım. Sema için ailemi silmiştim. Onunla yeni bir hayat kurmuştum. Beraber yaşıyorduk." dedi.</p><p>Esen'e sadece bir kez tokat attığını ve başına gelmeyenin kalmadığını öne süren Uygun, şu beyanda bulundu:</p><p>"Bütün bilgileri savcıya ben verdim. Sema'nın telefon şifresi, kendi telefonum, hesap şifreleri... Ben korksam, suçlu olsam bu bilgileri niye vereyim. Alnım ak, vicdanım rahat. Hiçbir kadının ölümüne sebep olmadım, hiçbir kadını öldürmedim. Suçsuzum. Beraatimi istiyorum. Ben zaten Sema ile evlenmek niyetindeydim. Seviyordum, hala seviyorum. Deseler ki bugün yine aynı şeyler başına gelecek, ben yine aynı sevdaya razı olurdum."</p><p>Söz alan maktul Esen'in annesi Hatun Esen ise şikayetinin devam ettiğini belirterek, "Şikayetçiyim, ömür boyu müebbet almasını istiyorum. Benim çocuğum toprakta çürüyorsa, o da içeride çürüsün." diye konuştu.</p><p>Müşteki avukatı Umur Yıldırım, gece saat 01.00'e kadar yaşanan olayları değerlendirerek, sanık Uygun'un maktulün evine gidip gitmediğinin bilinmediğini, asıl çözülmesi gereken konunun bu olduğunu savundu.</p><p>Avukat Yıldırım, sanığın üst sınırdan cezalandırılmasını, hükümle beraber tutuklanmasını ve fuhuş suçundan da hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.</p><p>Söz alan sanık avukatı da dosyanın gündüz kuşağına uygun iddialar dile getirildiğini öne sürerek, "Müvekkilimin Sema Esen'i intihara teşvik ettiği tek bir mesaj yoktur. Olay her yönüyle aydınlanmış ve müvekkilimin beraatini gerektiren her husus ortaya çıkmıştır." beyanında bulundu.</p><p>Kararını açıklayan mahkeme, sanık Ümitcan Uygun'un "intihara teşvik etmek, intihar kararını kuvvetlendirme" suçundan 4 yıl hapisle cezalandırılmasına, "eziyet etme" suçundan ise beraatine karar verdi.</p><p><b>OLAYIN GEÇMİŞİ</b></p><p>Ümitcan Uygun, 3 Haziran 2020'de Ankara'nın Keçiören ilçesi Yükseltepe Mahallesi'nde yaşayan ve "Aleyna Çakır" ismini kullanan kız arkadaşı Sema Esen'in evine gitmiş, kapıyı açmaması üzerine çilingir çağrılması sonrası kadının cesediyle karşılaşmıştı.</p><p>Olayla ilgili soruşturma başlatılmış, sosyal medyada erkek arkadaşının darbetmesi sonucu öldüğü iddiasıyla paylaşılan Çakır'a ait görüntülerin olaydan 1,5 ay önce çekildiği belirlenmişti.</p><p>Hazırlanan iddianamede, Esen'in ölümüne ilişkin sanık Uygun'un "intihara teşvik etmek, intihar kararını kuvvetlendirme" ve "eziyet etme" suçlarından cezalandırılması istenmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/aleyna-cakirin-olumune-il-687_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292361</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/bmnin-81-genel-kurulunun-yuksek-duzeyli-katilim-haftasi-basladi-292361</link>
      <pubDate>2026-09-22T17:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[BM'nin 81. Genel Kurulu'nun yüksek düzeyli katılım haftası başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Birleşmiş Milletler (BM) üyesi ülkelerin liderlerini bir araya getiren BM'nin 81. Genel Kurulu'nun yüksek düzeyli katılım haftası başladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[BM'nin 81. Genel Kurulu'nun yüksek düzeyli katılım haftası başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>193 üyeli BM'nin New York'taki Genel Merkezi'nde devlet ve hükümet liderleri ile dışişleri bakanları, küresel gündemin öne çıkan başlıklarını 22-28 Eylül tarihleri arasında Genel Kurul kürsüsünden değerlendirecek.</p><p>"Güveni yeniden tesis etmek, dönüşümü yönetmek: Herkes için sonuç üreten bir BM" temasıyla gerçekleştirilen 81. Genel Kurul kapsamında başta Orta Doğu'daki gelişmeler, Gazze'deki soykırım, Ukrayna savaşı, çatışmalar, küresel güvenlik, iklim değişikliği, kalkınma ve uluslararası sistemin karşı karşıya olduğu sorunlar olmak üzere çok sayıda konu ele alınacak.</p><p>Türkiye'yi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın temsil edeceği Genel Kurul haftasında, liderlerin yanı sıra BM ve uluslararası kuruluşların üst düzey yöneticileri de çeşitli temaslarda bulunacak.</p><p>Yüksek düzeyli katılım haftası, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve BM Genel Kurul Başkanı Khalilur Rahman'ın konuşmalarıyla başladı. Genel Kurul kürsüsüne ilk sırada Brezilya, ev sahibi ülke ABD, Ürdün ve Türkiye çıkacak.</p><p><b>71 DEVLET BAŞKANI, 45 HÜKÜMET BAŞKANI, 50 BAKAN, 11 DEVLET BAŞKANI YARDIMCISI VE 1 VELİAHT PRENS KATILACAK</b></p><p>BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, Genel Kurul hazırlıklarına ilişkin gazetecilere verdiği bilgide, yüksek düzeyli katılım haftasına 71 devlet başkanı, 45 hükümet başkanı, 50 bakan, 11 devlet başkanı yardımcısı ve 1 veliaht prensin katılmasının öngörüldüğünü bildirdi.</p><p>Yüksek düzeyli katılım haftası kapsamında BM Genel Merkezi'nde yaklaşık 166 etkinliğin düzenlenmesinin planlandığını aktaran Dujarric, üye ülkelerin ikili görüşme odalarını kullanmak için bin 553 talepte bulunduğunu belirtti.</p><p>Dujarric, yüksek düzeyli katılım haftası kapsamında delegeler için yaklaşık 18 bin aktif akreditasyon kartı bulunduğunu aktardı.</p><p><b>BM GENEL KURULU, HER YIL ÜYE ÜLKE LİDERLERİNİ BİR ARAYA GETİRİYOR</b></p><p>Her yıl eylül ayında New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde düzenlenen BM Genel Kurulu, dünyanın dört bir yanından devlet ve hükümet başkanları ile üst düzey temsilcileri bir araya getiriyor.</p><p>Tüm üye ülkelerin temsil edildiği Genel Kurul'un yüksek düzeyli haftasında liderler, ülkelerinin önceliklerini ve küresel gelişmelere ilişkin görüşlerini Genel Kurul kürsüsünden aktarırken, çok sayıda ikili ve çok taraflı görüşme de gerçekleştiriliyor.</p><p>Genel Kurul, bu yönüyle uluslararası toplumun küresel sorunları ele aldığı en geniş katılımlı diplomatik platformlardan biri olma özelliğini taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/bmnin-81-genel-kurulunun--705_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292360</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/bakan-simsek-turkiye-ekonomisinin-guclu-ve-dayanikli-oldugunu-vurguladi-292360</link>
      <pubDate>2026-09-22T17:06:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Şimşek, Türkiye ekonomisinin güçlü ve dayanıklı olduğunu vurguladı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[19. Türkiye Yatırım Konferansı'nın ilk gününde yatırım fırsatları ele alındı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, zorlu küresel koşullara ve bölgede yaşanan savaşa rağmen Türkiye ekonomisinin güçlü ve dayanıklı olduğunu belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Şimşek, Türkiye ekonomisinin güçlü ve dayanıklı olduğunu vurguladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dış Ekonomik İlişkiler Kurulundan (DEİK) yapılan açıklamaya göre, DEİK Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) tarafından, 19'uncu Türkiye Yatırım Konferansı 21-23 Eylül'de New York'ta düzenleniyor.</p><p>Konferansın ilk günü kapsamında, Citi işbirliğinde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan'ın katılımlarıyla "Türkiye'nin Ekonomik Görünümü ve Yatırım Fırsatları Toplantısı" gerçekleştirildi.</p><p>Konferansta ayrıca, Concordia ile işbirliğinde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır'ın katılımıyla "Sanayi ve Yüksek Teknoloji Yuvarlak Masa Toplantısı", Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, TCMB Başkanı Fatih Karahan ile Türk ve Amerikan iş dünyasının önde gelen 400'den fazla iş insanının bir araya geldiği "Türkiye Yatırım Konferansı Akşam Resepsiyonu" gerçekleştirildi.</p><p>Bakan Şimşek ve TCMB Başkanı Karahan'ın katıldığı Türkiye'nin Ekonomik Görünümü ve Yatırım Fırsatları Toplantısında eylül ayı başında açıklanan Orta Vadeli Program'ın (OVP) yol haritası ve Türkiye'nin yatırım ortamı ile öne çıkan sektörel fırsatlara yer verildi. Toplantıda, TCMB Başkanı Karahan, para politikası ve makroekonomik görünüme dair değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Toplantıda Türkiye ekonomisinin orta ve uzun vadeli görünümü ele alındı. Ayrıca, Türkiye'nin güçlü üretim altyapısı, stratejik coğrafi konumu, gelişmiş ulaşım ve lojistik bağlantıları ile bölgesel pazarlara erişim imkanları, yeşil ve dijital dönüşüm, ileri imalat, savunma ve havacılık, sağlık ve sağlık turizmi, lojistik-ulaştırma ve dijital teknolojiler başta olmak üzere yüksek katma değerli yatırımlar açısından sunduğu fırsatlara değinildi.</p><p>Bakan Şimşek, toplantıda ABD'li doğrudan yatırımcılarla bir araya geldi.</p><p>Açıklamada toplantıdaki görüşlerine yer verilen Şimşek, zorlu küresel koşullara ve bölgede yaşanan savaşa rağmen Türkiye ekonomisinin güçlü ve dayanıklı olduğunu vurgulayarak, "Ekonomimiz şoklara karşı dayanıklı. Toplam borçluluk oranımızın düşüklüğü, kamu maliyesindeki hareket alanımız, azalan dış kırılganlıklar, artan uluslararası rezervler ve KKM'den çıkış da ekonomimizin dayanıklılığını artırdı." ifadelerini kullandı.</p><p>Şimşek, Türkiye'nin yatırımcılara sunduğu fırsatlara değinerek, şunları kaydetti:</p><p>"Türkiye, büyük ve emsallerine kıyasla güçlü büyüyen bir ekonomi. Stratejik konumumuz, gelişmiş imalat ve hizmet sektörümüz, güçlü altyapımız ve nitelikli iş gücümüz sayesinde güvenilir bir tedarikçiyiz. Yeşil ve dijital dönüşümü, sanayide dönüşümü ve üretken altyapı yatırımlarını hızlandırıyoruz. Son açıkladığımız vergi teşvikleriyle de yatırım ve ihracat ortamını güçlendiriyoruz. Sektörel açıdan bakıldığında savunma sanayisi, turizm, sağlık turizmi, televizyon dizileri ve mobil oyunlar başta olmak üzere dijital hizmet ihracatında önemli fırsatlar görüyoruz. Savunma sanayisi, imalat sanayimizin dönüşümünde de önemli bir itici güç."</p><p><b>"GELECEĞE YÖNELİK NET BİR YOL HARİTASINA SAHİP OLMAYI ÖNEMSİYORUZ"</b></p><p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır'ın katıldığı "Sanayi ve Yüksek Teknoloji Yuvarlak Masa Toplantısı"nda ise Türkiye'nin yüksek teknoloji üretimi ve inovasyonda küresel bir merkez olma potansiyeli değerlendirildi.</p><p>Küresel üretim, tedarik zinciri ve ticaret dinamiklerinin dönüştüğü bu dönemde, Türkiye'nin yarı iletkenler, mobilite, yeşil enerji, ileri imalat, sağlıklı yaşam, dijital teknolojiler, iletişim ve uzay gibi stratejik alanlardaki avantajları ile değer zincirinin farklı halkalarında tamamlayıcı yatırımlar kurma potansiyelinin ele alındığı toplantıda ayrıca yatırımcılara HIT30 Yatırım Teşvik Programı tanıtıldı.</p><p>DEİK Başkanı Nail Olpak ise sanayi ve yüksek teknolojide Türkiye ile ABD arasındaki işbirliğinin önemine dikkati çekerek, "Türkiye'nin 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi, değer zincirinde yükselmek için net bir yön çiziyor. ABD'nin yapay zeka, yarı iletkenler ve yazılım alanlarındaki öncülüğüyle birlikte değerlendirildiğinde, ortak çalışmalar için önemli fırsatlar bulunuyor." açıklamasında bulundu.</p><p>Küresel belirsizliklerin arttığı bu dönemde önceliklerinin güven temelinde rekabet etmek ve işbirliği geliştirmek olduğunu ifade eden Olpak, şunları kaydetti:</p><p>"DEİK olarak 153 ülke bazlı İş Konseyimiz aracılığıyla Türkiye'nin potansiyelini dünyaya tanıtıyor, şirketleri doğru ortaklarla buluşturuyor ve iş dünyası, kamu kurumları ile yatırımcılar arasında köprü kuruyoruz. İş dünyası olarak en temel beklentilerimizden biri öngörülebilirlik. Küresel ekonomide belirsizliklerin arttığı bir dönemde, geleceğe yönelik net bir yol haritasına sahip olmayı önemsiyoruz."</p><p>DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi Başkanı Murat Özyeğin de Türkiye'nin küresel ve bölgesel ölçekte giderek zorlaşan jeopolitik ve ekonomik koşullara rağmen dezenflasyon sürecindeki kararlılığını ve politika yönünü koruduğunu belirterek, "OVP ve yatırım çerçevesi, ekonomik programın sürekliliğini ve Türkiye ekonomisinin verimlilik ve rekabet gücünü artırmaya yönelik reform iradesini ortaya koyuyor. Özellikle teknoloji transferi ve nitelikli istihdam sağlayan uzun vadeli doğrudan yatırımların Türkiye'ye kazandırılması, iş dünyamızın önümüzdeki dönemin önemli öncelikleri arasında yer alıyor." ifadelerini kullandı.</p><p><b>TÜRKİYE YATIRIM KONFERANSI AKŞAM RESEPSİYONU DÜZENLENDİ</b></p><p>DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK), American Turkish Business Roundtable (ATBR) işbirliğinde, Türkiye Yatırım Konferansı Akşam Resepsiyonu, Ticaret Bakanı Bolat, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, TCMB Başkanı Karahan, DEİK Başkanı Olpak, DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi Başkanı Özyeğin, Türk ve Amerikan iş dünyasından 400'den fazla temsilcinin katılımlarıyla New York'un tarihi yapısı Halk Kütüphanesinde gerçekleştirildi.</p><p>Geleneksel olarak her yıl düzenlenen resepsiyonda, Türk ve ABD'li iş dünyasına networking ortamı sunularak, iki ülkeden üst düzey kamu ve iş dünyası temsilcileri arasında yatırım ve işbirliği fırsatları değerlendirildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/bakan-simsek-turkiye-ekon-728_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292359</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ankarada-halk-sagligini-tehlikeye-atan-1333-kilogram-et-ve-et-urunu-ele-gecirildi-292359</link>
      <pubDate>2026-09-22T17:03:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ankara'da halk sağlığını tehlikeye atan 1333 kilogram et ve et ürünü ele geçirildi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Ankara'da jandarma ekiplerince düzenlenen operasyonda halk sağlığını tehlikeye düşüren 1333 kilogram et ve et ürünü ele geçirildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ankara'da halk sağlığını tehlikeye atan 1333 kilogram et ve et ürünü ele geçirildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İl Jandarma Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü (KOM) ekipleri tarafından yapılan araştırma sonucu H.A'nın iş yerinde sahte gıda satışı yapıldığı tespit edildi.</p><p>KOM Şube Müdürlüğü ve Yenimahalle İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince iş yerinde yapılan aramada, halk sağlığını tehlikeye düşüren niteliği değiştirilmiş 1333 kilogram et ve et ürünü ele geçirildi.</p><p>Ele geçirilen malzemeler İl Tarım Müdürlüğü ekiplerince imha edilirken, konu hakkında adli işlemler başlatıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/ankarada-halk-sagligini-t-944_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292358</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/dunyada-kac-karinca-var-rakami-duyunca-inanamayacaksiniz-292358</link>
      <pubDate>2026-09-22T16:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dünyada kaç karınca var? Rakamı duyunca inanamayacaksınız]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Dünyada karınca popülasyonu, bilim insanlarının son araştırmasıyla tahminlerin çok üzerine çıktı. Araştırmaya göre, karınca sayısı 20 katrilyona ulaştı ve bu sayı, gezegenimizdeki biyolojik çeşitlilik açısından büyük önem taşıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dünyada kaç karınca var? Rakamı duyunca inanamayacaksınız]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim dünyası, karıncalar üzerine yapılan kapsamlı bir araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Son bulgulara göre, dünyadaki karınca sayısı 20 katrilyona ulaştı. Bu rakam, daha önceki tahminlerin iki katı olarak kayıtlara geçti. Araştırmacılar, bu çarpıcı sayıya ulaşmak için yaklaşık 500 farklı çalışmanın verilerini inceledi. Karıncaların toplam ağırlığı ise 12 megaton kuru karbonu buluyor. Bu miktar, insan biyokütlesinden yalnızca yüzde 20 daha az. Uzmanlar, karınca popülasyonunun ekosistemler üzerindeki etkisinin sanılandan çok daha büyük olduğunu vurguluyor.</p><h3>Bilim insanları: Karınca türleri tahminlerden fazla</h3><p>Bilim insanları, şu anda bilinen karınca türü sayısının 15 bin 700'ü aştığını belirtiyor. Ancak gerçek tür sayısının bunun iki katı olabileceği düşünülüyor. Karıncalar, Antarktika dışında tüm kıtalarda yaşıyor. Türlerin üçte ikisi ise tropik ormanlar ve savanlarda bulunuyor. Karıncaların bu kadar yaygın olması, gezegenin biyolojik çeşitliliğine önemli bir katkı sağlıyor. Ayrıca, karıncaların 168 ila 140 milyon yıl önce, Jura döneminde ortaya çıktığı tahmin ediliyor. Bu süreçte iklim koşullarının yaşamın gelişimine büyük katkı sunduğu ifade ediliyor.</p><h3>Ekosistemde karıncaların rolü giderek artıyor</h3><p>Uzmanlar, karınca popülasyonunun büyüklüğünün ekosistemler için kritik önemde olduğunu belirtiyor. Karıncalar, toprak sağlığından bitki örtüsüne kadar birçok alanda denge unsuru olarak öne çıkıyor. Diğer kara böcekleriyle birlikte ele alındığında, karıncaların toplam ağırlığının insanlardan daha fazla olabileceği ifade ediliyor. Bu veriler, karıncaların yalnızca sayıca değil, ekolojik etkileriyle de gezegenin sürdürülebilirliği için vazgeçilmez bir canlı grubu olduğunu gözler önüne seriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/dunyada-kac-karinca-var-r-705_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292357</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/kis-aylarinda-ani-sicaklik-ve-basinc-dususlerine-dikkat-kalp-krizi-riskini-tetikleyebilir-292357</link>
      <pubDate>2026-09-22T16:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kış aylarında ani sıcaklık ve basınç düşüşlerine dikkat! Kalp krizi riskini tetikleyebilir]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Kardiyolog Dmitriy Orlovski, ani hava değişikliklerinin özellikle kalp hastalığı olan kişiler için ciddi sağlık riskleri oluşturduğunu vurguladı. İstanbul'da bu kış yaşanan sıcaklık dalgalanmaları, kalp ve damar hastalıkları bulunan vatandaşların sağlık durumlarını yakından takip etmelerini zorunlu kılıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kış aylarında ani sıcaklık ve basınç düşüşlerine dikkat! Kalp krizi riskini tetikleyebilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu kış İstanbul'da sıkça görülen ani hava değişiklikleri, kalp hastaları için ciddi tehlikeler yaratıyor. Kardiyolog Dmitriy Orlovski, özellikle kalp ve damar hastalığı bulunanların, sıcaklık ve basınçtaki ani dalgalanmalara karşı dikkatli olmaları gerektiğini belirtti. Orlovski, bu dönemde sağlık durumunun yakından izlenmesini, olası risklere karşı hazırlıklı olunmasını öneriyor.</p><h3>Kardiyolog Orlovski: 'Hava değişikliği kalp hastalarını olumsuz etkiliyor'</h3><p>Orlovski, hava değişikliğinin kalp hastalığı olan kişilerde baş ağrısı, halsizlik, bulantı ve tansiyon dalgalanmaları gibi belirtilere yol açabileceğini ifade etti. Ayrıca, bu belirtilerin bazen burun kanaması gibi daha ciddi sonuçlara neden olabileceğini söyledi. Hava değişikliği dönemlerinde, kalp hastalığı riski taşıyanların günlük tempolarını hafifletmeleri, stresten uzak durmaları ve aşırı yorgunluktan kaçınmaları gerektiğini vurguladı. Orlovski, nabız ve tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesinin ve doktor tarafından verilen ilaçların aksatılmamasının önemine dikkat çekti.</p><h3>Orlovski'den hayati uyarı: Göğüs ağrısı yaşayanlar acil servise başvurmalı</h3><p>Kardiyolog Orlovski, hava değişikliği sırasında göğüste baskı, yanma, sol kola veya kürek kemiğine yayılan ağrı gibi şikayetlerin ortaya çıkması halinde, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmasını önerdi. Bu belirtilerin ciddiye alınmaması halinde kalp hastalığı olan kişilerde ciddi komplikasyonlar gelişebileceğine işaret etti. Ani hava değişikliği yaşayan şehirlerde, özellikle kalp hastalığı bulunan vatandaşların bu tür uyarıları göz ardı etmemesi gerektiğini vurgulayan Orlovski, erken müdahalenin hayat kurtarabileceğini söyledi.</p><p>Uzmanlar, hava değişikliğinin kalp hastalığı üzerindeki etkilerinin hafife alınmaması gerektiğini belirtiyor. Özellikle risk grubunda yer alanların, mevsim geçişlerinde sağlık önlemlerini artırmaları ve doktor tavsiyelerine uymaları hayati önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/kis-aylarinda-ani-sicakli-303_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292356</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/4-bin-kilometrelik-hayatta-kalma-yuruyusu-afrika-yaban-kopekleri-korunan-alanlar-arasinda--292356</link>
      <pubDate>2026-09-22T16:48:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[4 bin kilometrelik hayatta kalma yürüyüşü! Afrika yaban köpekleri korunan alanlar arasında tarih yazdı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Zambiya'da Afrika yaban köpekleri, korunan alanlar arasında 6 binden fazla kilometre yol kat ederek rekor bir göçe imza attı. Uzmanlar, bu zorlu yolculuğun türün hayatta kalması için kritik önemde olduğunu vurgularken, tel kapanlar ve insan faaliyetlerinin yaban köpekleri için en büyük tehdit haline geldiğini belirtiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[4 bin kilometrelik hayatta kalma yürüyüşü! Afrika yaban köpekleri korunan alanlar arasında tarih yazdı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Zambiya'da Afrika yaban köpekleri, son yılların en uzun ve zorlu göçlerinden birine imza attı. Dört dişi ve üç erkekten oluşan iki ayrı grup, 2025 yılının Temmuz ayında Kafue Milli Parkı'ndan ayrılarak, ülkenin farklı bölgelerinde binlerce kilometre yol kat etti. Bu olağanüstü yolculuk, yaban köpeklerinin hayatta kalma mücadelesini ve karşılaştıkları riskleri gözler önüne serdi. Uzmanlar, göç sırasında köpeklerin karşılaştığı tel kapanlar ve insan kaynaklı tehditlerin, türün geleceği için ciddi bir tehlike oluşturduğuna dikkat çekiyor.</p><h3>Uzmanlar: "Yaban köpeklerinin yolculuğu hayatta kalma savaşı"</h3><p>Yaban köpekleri, doğaları gereği sürüler halinde yaşayan ve geniş alanlarda dolaşan hayvanlar arasında yer alıyor. Kafue Milli Parkı'ndaki Mayukuyuku sürüsünden ayrılan dört dişi ve üç erkek genç köpek, sürülerinde üreme şansı bulamayınca yeni topraklar ve eş arayışına yöneldi. Zambiya Yırtıcı Hayvanlar Programı'ndan Matthew S. Becker, yaban köpeklerinin hangi bireylerinin sürüde kalacağını ve hangilerinin ayrılacağını belirlemenin hem bilimsel hem de sezgisel bir süreç olduğunu belirtti. Becker'e göre, bu göçler yaban köpeklerinin genetik çeşitliliğini ve popülasyonun sürdürülebilirliğini doğrudan etkiliyor. Yaban köpeklerinin uzun bacakları, dayanıklı yapıları ve büyük mesafeleri aşabilme yetenekleri, onları Afrika'nın en başarılı göçmenlerinden biri haline getiriyor. Ancak, bu yetenekler bile insan etkisinin yoğun olduğu bölgelerde hayatta kalmak için yeterli olmuyor. Montana Eyalet Üniversitesi'nden koruma biyoloğu Scott Creel, yaban köpeklerinin hareket kabiliyetinin olağanüstü olduğunu, ancak tel kapanlar ve yollar gibi insan kaynaklı engellerin bu yolculukları ölümcül hale getirebildiğini vurguladı.</p><h3>Yaban köpeklerinin göç rotası: Şehirler, kapanlar ve ölümcül tehlikeler</h3><p>Mayukuyuku sürüsünden ayrılan dişi ve erkek gruplar, göçleri sırasında Kabwe, Kitwe ve Ndola gibi Zambiya'nın büyük şehirlerinin yakınlarından geçti. İnsan faaliyetinin yoğun olduğu bölgelerde köpekler daha hızlı ve düz rotalar izledi, ancak büyük engellerle karşılaştıklarında yönlerini değiştirmek zorunda kaldılar. Ndola yakınlarında erkekler, yaklaşık 200 kilometre geri dönerek neredeyse aynı rotayı tekrar geçti. Eylül 2025'te, iki grup 1.100 kilometre yol aldıktan sonra kısa süreliğine bir araya geldi, ancak sadece bir gün sonra tekrar ayrıldılar. Uzmanlar, bu buluşmanın yaban köpeklerinin göç sırasında karşılaştıkları nadir bir fırsat olduğunu, ancak kalıcı bir birliktelik sağlamadığını belirtti. Dişi grubun yolculuğu, Kabwe yakınlarındaki küçük bir orman parçasında trajik bir şekilde sona erdi. İzleme cihazı takılı bir dişinin hareketlerinde ani bir değişiklik gözlendi ve araştırmacılar, gruptaki bir köpeğin tel kapanına yakalanmış olabileceğinden şüphelendi. 23 Ekim'de, izleme cihazı taşıyan dişi de muhtemelen bir kapan yüzünden hayatını kaybetti ve araştırmacılar gruptaki diğer dişiyle de iletişimi kaybetti. Scott Creel, tel kapanların şu anda Afrika yaban köpekleri için en büyük tehdit olduğunu belirtti.</p><h3>Erkek yaban köpekleri göçte başarıya ulaştı mı?</h3><p>Üç erkek köpek, dişilerden farklı olarak göçlerine devam etti ve Kabwe çevresindeki engelleri aşarak Luangwa Vadisi ekosistemine ulaştı. 1 Nisan 2026'ya kadar, toplamda 4.126 kilometre yol kat ettiler. Erkekler, doğdukları Kafue Milli Parkı'ndan yaklaşık 419 kilometre uzaklıktaki Luano Oyun Yönetim Alanı'nda yeni bir yaşam alanı buldu. Ancak bu uzun yolculuk, başarı anlamına gelmedi. Yolculuk sırasında erkekler, başka bir sürüden ayrılan dört dişiyle yolları neredeyse kesişmesine rağmen, iki grup arasında beklenen birleşme gerçekleşmedi. Uzmanlar, yaban köpeklerinin yabancılara karşı temkinli davrandığını ve yeni bir gruba katılmanın her zaman mümkün olmadığını belirtti. Dört büyük göç sırasında, toplamda 9.863 kilometre yol katedildi. Ancak araştırmacılar, bu yolculukların yeni grupların oluşmasına ya da üremenin gerçekleşmesine nadiren yol açtığını tespit etti. Bu durum, hayvanların yalnızca iki park arasında hareket etmesinin popülasyonlar arası bağlantı için yeterli olmadığını gösteriyor.</p><h3>Parklar arasındaki topraklar yaban köpeklerinin kaderini belirliyor</h3><p>Yaban köpeklerinin göçleri, Zambiya'daki yedi milli parkı birbirine bağladı ve Mozambik, Zimbabve, Malavi, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Angola sınırlarına kadar uzandı. Ancak uzmanlar, yaban hayatının korunmasının yalnızca milli parklarla sınırlı kalamayacağını vurguluyor. Hayvanlar, eş bulmak ya da yeni yaşam alanları keşfetmek için korunan alanların dışına çıkmak zorunda kalıyor. Bu nedenle, parklar arasındaki topraklar, yaban köpeklerinin hayatta kalabilmesi için hayati öneme sahip. Ancak yollar, şehirler, tel kapanlar ve insanlarla karşılaşmalar, bu göç rotalarını ölümcül tuzaklara dönüştürebiliyor. Zambiya, yaban hayatı için geniş alanları korusa da, parklar arasındaki bağlantı noktalarının güvenliği çoğu zaman göz ardı ediliyor. Sağlıklı sürülerden ayrılan yaban köpekleri, parklar arasındaki bu tehlikeli alanlarda hayatta kalmaya çalışıyor. Uzmanlar, yaban köpeklerinin doğaları gereği zorlu coğrafyalarda seyahat edebilme yeteneklerini koruduklarını, ancak yolculuklarının başarıya ulaşmasının sadece hayatta kalmakla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtiyor. Gerçek başarı, yeni grupların kurulması ve türün devamlılığının sağlanmasıyla mümkün olabiliyor.</p><h3>Uzmanlardan koruma çağrısı: "Yaban köpeklerinin geleceği tehlikede"</h3><p>Yaban köpeklerinin Zambiya'daki göçü, türün hayatta kalma mücadelesinin ne kadar karmaşık ve tehlikeli olduğunu bir kez daha gösterdi. Uzmanlar, parklar arasındaki bağlantı alanlarının güvenliğinin artırılması, tel kapanların ortadan kaldırılması ve insan kaynaklı tehditlerin azaltılması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, göç sırasında yaban köpeklerinin karşılaştığı zorlukların, türün genetik çeşitliliğini ve popülasyonun sürdürülebilirliğini tehdit ettiğine dikkat çekiyorlar. Araştırmacılar, yaban köpeklerinin binlerce kilometrelik yolculuklarının, yalnızca bir parkın sınırları içinde değil, tüm ekosistemde etkin ve bütüncül bir koruma yaklaşımı gerektirdiğini belirtiyor. Sonuç olarak, Zambiya'daki yaban köpeklerinin hikayesi, doğa koruma çalışmalarında sınırların ötesine bakmanın ve parklar arasındaki bağlantıların güçlendirilmesinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Yaban köpeklerinin hayatta kalabilmesi için, yalnızca göç edebilmeleri değil, aynı zamanda yeni gruplar kurabilmeleri ve türün devamlılığını sağlayabilmeleri gerekiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/4-bin-kilometrelik-hayatt-847_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292355</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/okyanustaki-gizli-tehlike-deniz-kaplumbagalarinda-7si-tamamen-yeni-19-virus-tespit-edildi-292355</link>
      <pubDate>2026-09-22T16:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Okyanustaki gizli tehlike! Deniz kaplumbağalarında 7'si tamamen yeni 19 virüs tespit edildi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Georgia Üniversitesi'nin yürüttüğü araştırmada, deniz kaplumbağalarında daha önce bilinmeyen 7 yeni virüs dahil olmak üzere toplam 19 farklı virüs tespit edildi. Bu bulgu, savunmasız deniz kaplumbağası popülasyonlarının karşı karşıya olduğu hastalık riskinin sanılandan çok daha büyük olabileceğini gösteriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Okyanustaki gizli tehlike! Deniz kaplumbağalarında 7'si tamamen yeni 19 virüs tespit edildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Georgia Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi'nin öncülüğünde yürütülen kapsamlı bir araştırmada, deniz kaplumbağalarında daha önce hiç rastlanmamış yedi yeni virüs dahil olmak üzere toplam 19 farklı virüsün varlığı ortaya çıkarıldı. Araştırma ekibi, Amerika Birleşik Devletleri'nin Atlantik ve Pasifik kıyılarında yer alan çeşitli bölgelerden toplanan örnekler üzerinde genetik dizileme yöntemleri kullanarak bu virüsleri tespit etti. Elde edilen bulgular, deniz kaplumbağası popülasyonlarının karşı karşıya olduğu sağlık tehditlerinin yalnızca kirlilik, kaçak avcılık ve kıyı gelişimi gibi insan kaynaklı tehlikelerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda daha önce fark edilmeyen viral patojenlerin de ciddi bir tehdit oluşturduğunu gözler önüne serdi.</p><h3>Georgia Üniversitesi ekibi: Deniz kaplumbağalarında 19 virüs tespit etti</h3><p>Georgia Üniversitesi'nden bilim insanları, deniz kaplumbağası örneklerinde yapılan analizlerde toplam 19 farklı virüs saptadı. Bu virüslerin yedisi, daha önce hiçbir bilimsel kayıtta yer almamış, tamamen yeni türler olarak kayda geçti. Araştırma, rehabilitasyon merkezlerinde tedavi gören kaplumbağalar ile doğaya yeniden salınan serbest dolaşan bireylerden alınan dışkı örnekleri üzerinde yürütüldü. Araştırmacılar, virüslerin çoğunun asemptomatik kaplumbağalarda bile bulunabildiğini, yani hayvanlar herhangi bir belirti göstermeden bu patojenleri taşıyabildiğini belirtti. Bu durum, deniz kaplumbağalarının sağlık durumunu değerlendirirken mevcut tanı araçlarının yetersiz kalabileceğine işaret ediyor. Araştırmanın başındaki isimlerden James Stanton, "Viral keşif, bilinmeyen bilinmeyenleri, ardından inceleme için hedefleyebileceğimiz bilinen bilinmeyenlere dönüştürüyor" sözleriyle, bu çalışmanın bilim dünyası açısından taşıdığı önemi vurguladı. Ayrıca, virüslerin kataloglanmasının, gelecekte ortaya çıkabilecek salgınlara hızlı yanıt verebilmek için kritik bir altyapı oluşturduğunu ifade etti.</p><h3>Yeni virüsler deniz ekosisteminde büyük soru işaretleri yarattı</h3><p>Ortaya çıkarılan yeni virüslerin bazıları, sucul omurgasızlar ve balıklar gibi diğer deniz canlılarında rastlanan patojenlerle genetik açıdan benzerlik gösterdi. Bu bulgu, denizel besin ağları boyunca virüslerin veya genetik materyallerinin nasıl dolaştığına dair yeni sorular doğurdu. Özellikle yedi yeni virüsün daha önce hiçbir canlı türünde tespit edilmemiş olması, okyanus ekosistemlerinde viral çeşitliliğin sanılandan çok daha fazla olabileceğini gösteriyor. Araştırmacılar, bu virüslerden birinin tamamen yeni bir bilimsel virüs ailesine ait olabileceğini değerlendiriyor. Bu da deniz kaplumbağası popülasyonlarının, yalnızca bilinen tehlikelerle değil, aynı zamanda henüz haritalanmamış, potansiyel olarak ölümcül olabilecek hastalık etkenleriyle de mücadele ettiğini ortaya koyuyor. Bilim insanları, bu yeni keşiflerin, deniz ekosistemlerinin sağlığını koruma çabalarında hastalık faktörünün bugüne kadar yeterince dikkate alınmadığını gösterdiğini belirtiyor.</p><h3>Hastalıklara hazırlık: Bilim insanları kaplumbağa korumasında yeni dönemi başlatıyor</h3><p>Deniz kaplumbağası popülasyonları, yıllardır kirlilik, kaçak avcılık ve kıyı gelişimi gibi insan kaynaklı tehditlerle mücadele ediyor. Ancak bu yeni araştırma, hastalıkların da en az diğer tehditler kadar ciddi bir risk oluşturduğunu ve koruma stratejilerinin buna göre güncellenmesi gerektiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, viral topluluklar hakkında bugünden edinilen bilgiler sayesinde, gelecekte yaşanabilecek olası bir salgına karşı çok daha hızlı ve etkili müdahale edilebileceğini belirtiyor. Eğer bu altyapı oluşturulmazsa, yeni bir hastalık salgını sırasında araştırmacılar, potansiyel viral nedenleri sıfırdan araştırmak zorunda kalacak ve bu süreçte zaman kaybı yaşanacak. Oysa zaman, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan deniz kaplumbağası gibi türler için hayati önem taşıyor. Araştırmanın sunduğu veriler, koruma uzmanlarının, hastalıkların da koruma çalışmalarında öncelikli bir gündem maddesi olması gerektiğine işaret ediyor.</p><h3>Koruma önceliklerinde hastalık faktörü öne çıkıyor</h3><p>Şimdiye kadar deniz kaplumbağası koruma çabaları, çoğunlukla kirlilikle mücadele, kaçak avcılığın önlenmesi ve kıyı alanlarının korunması üzerine yoğunlaşmıştı. Hastalıklar ise, yeterli bilgi eksikliği nedeniyle çoğu zaman gündemin dışında kaldı. Ancak araştırma, dünyanın yedi deniz kaplumbağası türünden beşinin tehdit altında veya nesli tükenme riskiyle karşı karşıya olduğunu hatırlatarak, tek bir hastalık salgınının bile mevcut popülasyonları hızla yok olma noktasına getirebileceğini ortaya koydu. Araştırmacılar, koruma bütçelerinin ve dikkatinin sadece insan kaynaklı tehditlere değil, aynı zamanda viral hastalıklara da yönlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Çünkü yeni bir salgın, kısa sürede on yıllık koruma çabalarını boşa çıkarabilir. Bu nedenle, virüslerin tanımlanması ve izlenmesi, deniz kaplumbağası popülasyonlarının uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından kritik bir öneme sahip.</p><h3>ABD kıyılarında geniş çaplı örnekleme ile virüs haritası çıkarıldı</h3><p>Georgia Üniversitesi ekibi, ABD'nin Atlantik ve Pasifik kıyılarında faaliyet gösteren deniz yaban hayatı uzmanlarıyla iş birliği yaparak, farklı bölgelerden örnekler topladı. Toplanan dışkı örnekleri, hem rehabilitasyon merkezlerinde tedavi gören kaplumbağalardan hem de doğaya salınan serbest bireylerden elde edildi. Bu çeşitlilik, araştırmacılara deniz kaplumbağası popülasyonlarında döngüde olan virüslerin daha geniş bir panoramasını sundu. Elde edilen veriler, bazı virüslerin denizel besin zincirinin farklı halkalarıyla bağlantılı olabileceğini işaret etti. Özellikle genetik olarak sucul omurgasızlar ve balıklarda görülen patojenlerle benzerlik gösteren virüsler, deniz ekosistemlerinde patojenlerin hareketliliği konusunda yeni araştırma alanları açtı. Araştırmacılar, bu tür çalışmaların, yalnızca deniz kaplumbağalarının değil, tüm denizel yaşamın sağlığını korumada temel bir rol oynadığını vurguluyor.</p><h3>Sonuç: Deniz kaplumbağalarında virüs tehdidi koruma stratejilerini değiştiriyor</h3><p>Georgia Üniversitesi'nin öncülüğünde gerçekleştirilen bu araştırma, deniz kaplumbağalarında daha önce hiç tanımlanmamış virüslerin varlığını ortaya koyarak, koruma çalışmalarında hastalık faktörünün acil bir öncelik haline gelmesi gerektiğini gösterdi. Elde edilen bulgular, deniz kaplumbağası popülasyonlarının yalnızca insan kaynaklı tehditlerle değil, aynı zamanda viral patojenlerle de mücadele ettiğini ortaya koydu. Bilim insanları, viral çeşitliliğin haritalanmasının, gelecekte ortaya çıkabilecek salgınlara karşı hızlı ve etkili müdahale için temel oluşturduğunu belirtiyor. Bu yeni bilgiler ışığında, deniz kaplumbağalarının sürdürülebilirliği için koruma stratejilerinin yeniden gözden geçirilmesi ve hastalık riskinin öncelikli olarak ele alınması gerektiği vurgulanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/okyanustaki-gizli-tehlike-298_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292354</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/karar-verdiginiz-anda-beyinde-ne-degisiyor-292354</link>
      <pubDate>2026-09-22T16:45:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Karar verdiğiniz anda beyinde ne değişiyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[MIT'nin Picower Öğrenme ve Hafıza Enstitüsü'nde yapılan yeni araştırmada, makak maymunlarının karar verme süreçlerinde beyinlerinde nöral ansambl adı verilen özel hücre gruplarının, seçenekleri depolama ve yeniden düzenleme biçimleri ortaya çıkarıldı. Araştırma, karar anında beyin aktivitesinin nasıl değiştiğini gözler önüne sererken, prefrontal korteksin bu süreçteki rolüne de ışık tuttu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Karar verdiğiniz anda beyinde ne değişiyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MIT'nin Picower Öğrenme ve Hafıza Enstitüsü'nde yürütülen kapsamlı bir deneyde, makak maymunlarının beyinlerinde karar verme anında yaşanan nöral değişiklikler ayrıntılı şekilde incelendi. Araştırmada, iki makak maymunu üzerinde yapılan gözlemlerle, beyinlerinin seçenekleri nasıl depoladığı ve karar anında bu bilgileri nasıl yeniden düzenlediği tespit edildi. Deneye katılan maymunlar, ekranda beliren iki farklı kareyi ve bunlara karşılık gelen meyve suyu ödüllerini değerlendirerek seçim yaptı. Bilim insanları, maymunların beyinlerinden kaydettikleri sinyallerle, nöral ansambl adı verilen hücre gruplarının her seçeneği ayrı desenlerle temsil ettiğini, karar anında ise bu desenlerin yeniden sıralandığını belirledi. Araştırma, beynin karar verme sürecinde bilgiyi statik olarak tutmak yerine, sürekli olarak görev taleplerine göre esnek biçimde yeniden düzenlediğini gösterdi.</p><h3>Picower Enstitüsü'nden nöral ansambl keşfi: Seçenekler ayrı ayrı depolandı</h3><p>Çalışmanın baş araştırmacısı yüksek lisans öğrencisi Huidi Li ve kıdemli yazar Earl K. Miller, MIT'nin Beyin ve Bilişsel Bilimler Bölümü'nde görev yapıyor. Ekip, lateral prefrontal korteksten kayıtlar alarak, karar verme süreçlerinde beynin nasıl çalıştığını analiz etti. Araştırmacılar, nöral ansambl olarak adlandırdıkları, koordine hareket eden nöron gruplarının her bir seçeneği benzersiz bir aktivite deseniyle temsil ettiğini ortaya koydu. Deney sırasında, yaklaşık 13 kilogramlık erkek ve 9 kilogramlık dişi iki makak maymunu, ekranda kısa süreliğine beliren kareleri ve bunların ardından gelen renkli halkaları izledi. Halkaların rengi, maymuna mevcut seçeneğin meyve suyu ödül değerini gösterdi. Maymunlar, iki seçenek arasında karşılaştırma yaptıktan sonra, değerini daha yüksek buldukları karenin üzerine bakarak seçimlerini tamamladı. Beyin kayıtları, her seçeneğin nöral ansambl tarafından ayrı bir desenle depolandığını, karar anında ise bu desenlerin yeniden sıralanarak seçilen seçeneğin ortak bir formata geçtiğini gösterdi.</p><h3>Earl K. Miller: 'Beyin, karar anında bilgiyi esnek biçimde yeniden düzenliyor'</h3><p>Deneyde erkek maymunun daha yüksek ödüllü kareyi seçme oranı %98'e ulaşırken, dişi maymunun oranı ise %79 olarak kaydedildi. Araştırmacılar, maymunların karar anında gösterdiği nöral aktivite değişimlerini, toplamda 40 oturum boyunca ve yüzlerce nöron üzerinde gözlemledi. Özellikle ilk ödülün orta seviyede olduğu turlar incelendiğinde, iki seçeneğin nöral desenlerinin başlangıçta neredeyse tamamen bağımsız olduğu, yani birbirleriyle müdahale etmediği ortaya çıktı. İkinci seçenek sunulduğunda ise, seçilen seçeneğin nöral deseni, diğerinden belirgin şekilde ayrıldı ve ortak bir formata geçti. Bu süreçte, seçilmeyen seçeneğin deseni ise erkek maymunda hafif, dişi maymunda ise neredeyse hiç hizalanma göstermedi. Miller, beynin farklı nöral ansambları kullanarak düşünceleri birbirinden ayırdığını ve müdahaleyi engellediğini vurguladı. Ayrıca, aynı nöronların hem seçilen hem de seçilmeyen seçeneklere yanıt verdiği, yani ansambl değişimlerinin farklı nöron gruplarından değil, aynı hücrelerin farklı ateşleme desenlerinden kaynaklandığı belirtildi.</p><h3>Prefrontal korteksin rolü ve nöral ansamblın esnekliği</h3><p>Araştırmacılar, lateral prefrontal korteksin seçenekleri değerlere ve eylemlere bağlama işlevini üstlendiğini, nöral ansamblın ise bu bilgileri esnek şekilde yeniden düzenlediğini tespit etti. Her iki maymunun beyin kayıtlarında, karar anında nöral ansamblın seçilen seçeneği daha okunaklı ve belirgin bir desene dönüştürdüğü gözlemlendi. Bu değişim, nöral aktiviteden seçilen kareyi tahmin eden programlar tarafından da doğrulandı; programlar, ikinci halka geldikten sonra seçilen kareyi daha yüksek doğrulukla tespit etti. Araştırmada, seçilmeyen seçeneklerin nöral desenlerinde ise belirgin bir ortak formata geçiş görülmedi. Bu bulgular, beynin karar anında bilgiyi durağan biçimde saklamadığını, değişen görev taleplerine uyum sağlamak için nöral ansamblı sürekli olarak yeniden düzenlediğini gösteriyor. Miller, bu esnekliğin, hayvanların bir sonraki kararlarında öğrenmelerine ve ödül beklentilerini ayarlamalarına yardımcı olabileceğini ifade etti.</p><h3>Nöral ansambl ve karar sürecinin sınırları: Karmaşık seçimlerde yeni sorular gündemde</h3><p>Çalışma, iki seçenekli ve dört farklı ödül seviyesine sahip basit bir karar verme görevinde nöral ansamblın nasıl çalıştığını ortaya koysa da, daha karmaşık seçimlerde aynı mekanizmanın geçerli olup olmadığı henüz bilinmiyor. Gerçek hayatta karşılaşılan kararlar, genellikle birden fazla seçenek ve çok sayıda nitelik içeriyor. Araştırmacılar, değerlerin sürekli değiştiği ya da bir seçimin birden fazla özelliği olduğu durumlarda, beynin nöral ansamblı nasıl düzenlediğini anlamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu belirtti. Ayrıca, mevcut kayıtların, kararın nöral yeniden düzenlemeyi tetikleyip tetiklemediğini ya da yalnızca ona eşlik edip etmediğini kesin olarak gösteremediği ifade edildi. Bu soruların yanıtlanabilmesi için, prefrontal korteksteki aktivitenin deneysel olarak değiştirildiği ve nöral ansamblın buna nasıl tepki verdiğinin izlendiği ek deneyler planlanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/karar-verdiginiz-anda-bey-110_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292353</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/kalp-sagligi-icin-tam-tahil-miktari-sanilandan-fazla-olabilir-292353</link>
      <pubDate>2026-09-22T16:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kalp sağlığı için tam tahıl miktarı sanılandan fazla olabilir]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Tahran Tıp Bilimleri Üniversitesi'nin öncülük ettiği uluslararası araştırma, tam tahıl tüketiminin kalp sağlığı üzerindeki etkilerini mercek altına aldı. Araştırmaya göre, günde dört ila altı porsiyon tam tahıl tüketen bireylerde kardiyometabolik risk faktörlerinde belirgin iyileşmeler görülüyor. Uzmanlar, mevcut diyet önerilerinin üst sınırına yaklaşmanın kalp sağlığı için önemli olabileceğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kalp sağlığı için tam tahıl miktarı sanılandan fazla olabilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tahran Tıp Bilimleri Üniversitesi'nin liderliğinde gerçekleştirilen ve uluslararası bilim insanlarının katkı sunduğu yeni bir araştırma, tam tahıl tüketiminin kalp sağlığı üzerindeki etkilerini kapsamlı biçimde ortaya koydu. 87 rastgele kontrollü denemenin incelendiği geniş çaplı analizde, günde dört ila altı porsiyon tam tahıl tüketen bireylerin kardiyometabolik risk faktörlerinde anlamlı azalmalar yaşadığı belirlendi. Araştırmada, tam tahıl tüketiminin miktarına bağlı olarak elde edilen faydaların büyüklüğünde de önemli farklar görüldü. Ölçülen parametreler arasında kolesterol, kan basıncı, kan şekeri, bel çevresi, kilo ve iltihap belirteçleri yer aldı. Bilim insanları, bu bulguların kalp hastalığı riskini azaltmada tam tahılın önemli bir rol oynayabileceğini gösterdiğini belirtiyor.</p><h3>Dr. Helda Tutunchi: 'Farklı risk faktörlerinde tutarlı iyileşme tespit ettik'</h3><p>Çalışmanın sorumlu yazarı olan Dr. Helda Tutunchi, elde edilen verilerde özellikle kardiyometabolik risk faktörleri arasında dikkate değer bir tutarlılık gözlemlediklerini aktardı. Tahran Tıp Bilimleri Üniversitesi'nden Dr. Tutunchi ve ekibi, farklı ülkelerden gelen verileri analiz ederek tam tahılın kolesterol, kan basıncı ve iltihap belirteçleri üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Denemelerde, günlük tam tahıl tüketimi 0,4 ila 7,5 ons (12 ila 213 gram) arasında değişirken, en yüksek fayda 2,1 ila 3,5 ons (60 ila 100 gram) aralığında kaydedildi. Bu miktar, ABD diyet yönergelerinin önerdiği iki ila dört porsiyonun üzerinde yer alıyor. Dr. Tutunchi, Earth.com'a verdiği röportajda, "Farklı risk faktörlerinde bulguların tutarlı olması, tam tahılın genel sağlık üzerindeki önemini bir kez daha ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı. Araştırmaya göre, yulaf kan yağlarını azaltmada öne çıkarken, esmer pirinç hem kan yağlarını hem de iltihabı azaltıyor, çavdar ise vücut yağını düşürüyor. Ancak bu spesifik etkilerin güvenilirliği, mevcut verilerin sınırlı sayıda çalışmaya dayanması nedeniyle orta düzeyde değerlendirildi.</p><h3>Tam tahıl tüketiminde dozun önemi: En büyük fayda hangi aralıkta?</h3><p>Araştırma, tam tahıl tüketiminin faydalarının ne kadar yenildiğine bağlı olarak değiştiğini net biçimde ortaya koydu. Günde dört ila altı porsiyon, yani yaklaşık 60 ila 100 gram kuru tam tahıl tüketen gruplarda, kolesterol ve kan basıncı gibi kalp hastalığıyla ilişkili risk faktörlerinde en büyük iyileşmeler kaydedildi. Özellikle LDL kolesterol düzeylerinde, tam tahıl tüketen gruplarda yaklaşık 5 mg/dL'lik bir düşüş sağlandı. Bu azalma, doktorların kalp hastalığı riskini değerlendirmede önemli bulduğu bir eşik olarak öne çıktı. Ayrıca vücut ağırlığında ortalama 0,5 kilogramlık bir azalma ve bel çevresinde de küçük çaplı bir daralma gözlemlendi. Sistolik kan basıncında ise 1,5 mmHg'lik bir düşüş tespit edildi. Araştırmacılar, bu değişimlerin tek başına klinik olarak çok büyük olmasa da, bir arada görüldüğünde toplu olarak kalp hastalığı riskinde anlamlı bir azalma sağlayabileceğini belirtiyor. Tam tahıl tüketiminden sağlanan faydaların, günlük toplam miktarın gün içine yayılmasıyla elde edilebileceğine dikkat çekiliyor. Kahvaltıda yulaf lapası, öğle yemeğinde esmer ekmek veya akşam yemeğinde esmer pirinç ve tam tahıllı makarna tercih edilerek bu hedefe ulaşılabileceği ifade ediliyor.</p><h3>ABD ve Avrupa diyet önerileriyle karşılaştırma: Tam tahılda yeni sınır mı geliyor?</h3><p>Mevcut ABD diyet yönergeleri, günde iki ila dört porsiyon tam tahıl tüketimini öneriyor. Ancak yapılan yeni analiz, en büyük faydanın dört ila altı porsiyon aralığında görüldüğünü ortaya koydu. Avrupa'daki bazı kuruluşlar ise günde 1,7 ila 5,3 ons (48 ila 150 gram) arasında değişen miktarları öneriyor. Araştırmada, mevcut tavsiyelerin "doğru yönde bir adım" olduğu belirtilirken, daha yüksek tam tahıl tüketiminin kardiyometabolik sağlık açısından optimal olabileceği vurgulandı. Danimarka Kanser Enstitüsü'nden Dr. Cecilie Kyrø ve ekibi, araştırmanın yanında yayımlanan editoryal yazıda, deneme sonuçlarının mevcut ABD önerilerinden daha yüksek miktarların daha faydalı olabileceğini gösterdiğini belirtti. Ancak uzmanlar, tam tahılın ultra işlenmiş gıdalara eklenmesinin hedef olmaması gerektiğini, temel gıdalarda tam tahılın uygun fiyatlı ve erişilebilir kalmasının önemine dikkat çekiyor. Dr. Tutunchi ise, "Bu bulgular mevcut yönergelerde büyük değişiklikler gerektirmiyor, ancak halk sağlığı stratejilerinin tam tahıl tüketimini artırmaya odaklanması gerektiğini gösteriyor" dedi.</p><h3>Tam tahılın kalp krizi riskine etkisi: Kanıtlar neyi gösteriyor?</h3><p>Çalışmada elde edilen bulgular, doğrudan kalp krizi oranlarını ölçmek yerine, kalp hastalığıyla ilişkilendirilen risk faktörlerindeki değişikliklere odaklandı. Ortalama deneme süresi sekiz hafta olarak belirlenirken, takip süreleri iki haftadan iki yıla kadar uzandı. Araştırmacılar, bu süre zarfında kolesterol ve kan basıncı gibi değerlerde gözlemlenen değişikliklerin, uzun vadede kalp krizi riskini azaltabileceğini düşünüyor. Ancak hiçbir deneme, doğrudan kalp krizi veya ölüm oranlarını ölçmedi. Ayrıca, denemelerin çoğu, katılımcıların mevcut diyetlerini tam olarak rapor etmemesi ve protokole uyan bireylerin analiz edilmesi nedeniyle bazı önyargılar barındırabiliyor. Mağazadan satın alınan tam tahıl ürünlerinin sodyum içeriğindeki farklılıkların da kan basıncı sonuçlarını etkileyebileceği belirtiliyor. Yazarlar, bulguların güvenilirliğini genel olarak orta düzeyde değerlendirirken, tam tahıl tüketiminin ciddi yan etkilerle ilişkilendirilmediğini, ancak küçük semptomların bazı denemelerde yeterince raporlanmadığını ifade ediyor.</p><h3>İlaç kullananlarda tam tahılın etkisi: Ek fayda sağlanıyor mu?</h3><p>Araştırmada, statin veya kan basıncı ilacı kullanan bireylerde tam tahıl tüketiminin ek fayda sağlayıp sağlamadığına dair yeterli veri bulunmadığı vurgulandı. Denemelerin çoğu, vücut ağırlığı veya iltihabı etkileyen ilaç kullanan katılımcıları dışladı. Dr. Tutunchi, ilaç kullanımının kontrol edilebildiği durumlarda bulguların anlamlı biçimde değişmediğini, ancak bu konuda daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu belirtti. Özellikle standart tıbbi tedavi gören bireylerde tam tahıl tüketiminin ek fayda sağlayıp sağlamadığını anlamak için yeni çalışmalara ihtiyaç duyuluyor. Araştırmanın hiçbir bölümünde, günde dört ila altı porsiyon tam tahıl tüketiminin doğrudan kalp krizi riskini azalttığına dair veri yer almıyor. Bilim insanları, elde edilen bulguların, kalp hastalığıyla ilişkili risk faktörlerinde kaydedilen iyileşmelere dayandığını ve bu nedenle uzun vadeli etkilerin daha kapsamlı araştırmalarla doğrulanması gerektiğini ifade ediyor.</p><h3>Sonuç: Tam tahıl tüketiminde bilinçli artış öneriliyor</h3><p>Geniş çaplı bu araştırmanın ışığında, uzmanlar günde dört ila altı porsiyon tam tahıl tüketiminin kalp sağlığı açısından önemli faydalar sağladığını vurguluyor. Ancak mevcut veriler, bu miktarın mutlak bir sınır olarak alınmaması gerektiğini, bireylerin genel diyet alışkanlıklarına ve sağlık durumlarına göre doktor tavsiyesiyle hareket etmelerinin önemini ortaya koyuyor. Etiket okuma alışkanlığı kazanmak, tam tahıl içeren ürünleri doğru seçmek ve günlük tüketimi gün içine yaymak, kalp sağlığını korumada etkili adımlar arasında yer alıyor. Bilim insanları, tam tahıl tüketiminin artırılması yönünde halk sağlığı stratejilerinin geliştirilmesinin, toplum genelinde kardiyometabolik risklerin azaltılmasına katkı sunabileceğini belirtiyor. Uzmanlar, yeni araştırmalarla bu bulguların daha da güçlendirilmesini ve özellikle ilaç kullanan bireylerde tam tahılın etkisinin netleştirilmesini öneriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/kalp-sagligi-icin-tam-tah-940_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292352</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kiz-babasi-olmak-iliskileri-guclendiriyor-arastirmaya-gore-kiz-cocugu-olan-babalar-eslerin-292352</link>
      <pubDate>2026-09-22T16:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kız babası olmak ilişkileri güçlendiriyor! Araştırmaya göre kız çocuğu olan babalar eşlerine daha bağlı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Rutgers Üniversitesi İşletme Fakültesi'nin yeni araştırmasında, kız çocukları olan babaların partnerlerine karşı daha güçlü romantik bağlılık ve destek gösterdiği ortaya çıktı. Araştırma, aile içi ilişkilerde çocuğun cinsiyetinin etkisini gözler önüne sererken, bulgular aile dinamikleri ve ebeveynlik üzerine yeni tartışmalar başlatıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kız babası olmak ilişkileri güçlendiriyor! Araştırmaya göre kız çocuğu olan babalar eşlerine daha bağlı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rutgers Üniversitesi İşletme Fakültesi bünyesinde yürütülen yeni bir araştırmada, kız çocukları olan babaların, erkek çocukları olan babalara kıyasla partnerlerine daha güçlü romantik bağlılık ve destek gösterdiği tespit edildi. ABD merkezli araştırma, farklı aile yapılarındaki 184 ebeveynin katılımıyla gerçekleştirildi ve bulgular, çocuğun cinsiyetinin aile içi ilişkilerde önemli bir rol oynayabileceğini ortaya koydu. Araştırmacılar, kız çocuğu sahibi olmanın, babaların eşleriyle olan ilişkilerinde daha fazla bağlılık, tatmin ve güven duygusu geliştirdiğini belirledi. Bu sonuçlar, aile dinamiklerinde çocuğun cinsiyetinin etkisine dair yeni soruları gündeme getirirken, uzmanlar bulguların tüm aile yapıları için geçerli olmayabileceğini vurguladı.</p><h3>Profesör Durante: 'Kız çocukları babalarda psikolojik değişim yaratıyor'</h3><p>Çalışmanın baş araştırmacılarından Rutgers İşletme Okulu Kadınlar İş Merkezi profesörü Kristina Durante, kız çocuklarının aile içi ilişkilere etkisi üzerine dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Durante, "Kız çocuğuna sahip olmak, birincil ebeveyn ilişkisini koruyucu bir etki yaratıyor gibi görünüyor" diyerek, kız çocukları olan babaların partnerlerine karşı daha yüksek bağlılık seviyelerine ulaştığını aktardı. Araştırmada, babaların kız çocuk sahibi olduktan sonra psikolojilerinde belirgin değişimler yaşadığı gözlemlendi. Özellikle romantik bağlılık, güven, yakınlık ve partner desteği gibi unsurlarda artış kaydedildi. Profesör Durante, babaların kızlarına model oluşturma isteğinin, partnerlerine olan tutumlarını da olumlu yönde etkileyebileceğini belirtti. Bu durumun, kız çocuklarının bir ilişkide erkekten ne beklemesi gerektiğine dair ilk izlenimi babalarından almalarından kaynaklanabileceği düşünülüyor. Araştırma, babaların partnerlerine olan davranışlarının, kızlarının gelecekteki ilişki beklentilerini şekillendirmede önemli bir rol oynayabileceğine işaret etti.</p><h3>184 ailede kız çocukları babaların romantik bağlılığını artırdı</h3><p>Araştırmanın ilk aşamasında, her biri 18 yaşından küçük yalnızca bir çocuğa sahip olan ve çocuğun diğer biyolojik ebeveyniyle halen birlikte olan 101 baba ve 83 anneyle görüşmeler yapıldı. Bulgulara göre, kız çocukları olan babalar, partnerlerine karşı erkek çocukları olan babalardan daha fazla romantik bağlılık, tatmin ve güven bildirdi. Yakınlık ve tutku düzeylerinde de benzer bir eğilim gözlemlendi, ancak bu farklılıklar bazı faktörler hesaba katıldığında daha az belirgin hale geldi. Anneler ise çocuklarının cinsiyetine göre partnerlerine yönelik benzer bir değişim göstermedi. Bu da, kız çocuklarının ailedeki romantik ilişkiyi otomatik olarak iyileştirdiği anlamına gelmiyor; ancak babaların, kız çocukları olduğunda ilişkilerine daha fazla yatırım yaptığı sonucunu güçlendiriyor. Araştırmacılar, elde edilen sonuçların yalnızca tek çocuklu ve birlikte yaşayan aileler için geçerli olduğunu, farklı aile yapılarında benzer desenlerin görülmeyebileceğini vurguladı.</p><h3>Anneler kız çocuklarında daha fazla partner desteği hissetti</h3><p>Araştırmanın ikinci aşamasında, çocukları büyüdükçe 587 çift uzun süreli olarak takip edildi. Ailelerle doğumdan hemen sonra ve çocukları 1, 3, 5 ve 9 yaşına geldiğinde tekrar görüşmeler yapıldı. Bu aşamada, yalnızca babaların kendi değerlendirmelerine değil, aynı zamanda annelerin algılarına da yer verildi. Anneler, partnerlerinden aldıkları destek düzeyini, sevgi, cesaretlendirme, adalet ve uzlaşma istekliliği gibi unsurlarla birlikte değerlendirdi. Sonuçlar, kız çocukları olan annelerin, erkek çocukları olan annelere kıyasla başlangıçta partnerlerinden daha fazla destek aldığını bildirdiğini gösterdi. Ancak çocuklar büyüdükçe, özellikle dokuz yaş civarında, erkek çocukları olan babaların partner desteğinde artış gözlemlendi ve bu durum baştaki farkı azalttı. Araştırmacılar, destekleyici bir romantik partner olmanın, destekleyici bir ebeveyn olmaktan ayrı tutulması gerektiğini belirtti. Kız çocukları olan babalar, partnerlerine yönelik daha fazla destek gösterdi, ancak ebeveynlik rollerinde belirgin bir fark ortaya çıkmadı. Çalışma, babaların çocuklarının annesine olan tutumlarının, çocuklarının cinsiyetine göre değişebileceğini ortaya koydu.</p><h3>Doğum sonrası babalarda bağlanma ve tatmin seviyesi yükseldi</h3><p>Üçüncü analizde ise, bu farklılıkların bebeğin doğumundan önce mi yoksa sonra mı ortaya çıktığı incelendi. Araştırmacılar, ebeveynleri doğum öncesi ve sonrası süreçte takip ederek bağlanma kaygısı ve ilişki tatmini gibi unsurları değerlendirdi. Sonuçlar, doğumdan önce bebeğin cinsiyetinin, ebeveynlerin bağlanma kaygısı üzerinde belirleyici bir etkisi olmadığını gösterdi. Ancak doğumdan sonra, kız çocukları olan babaların bağlanma kaygılarında azalma, ilişki tatmininde ise artış yaşandı. Erkek çocukları olan babalarda ise bu göstergeler sabit kaldı veya azaldı. Kız çocukları olan babalar, doğumdan sonra partnerlerine daha fazla güven, tatmin ve destek bildirdi. Anneler ise bu süreçte, çocuklarının cinsiyetine göre benzer bir değişim göstermedi. Bu bulgular, kız çocuklarının aile içi romantik bağları güçlendirebileceğini, ancak bu etkinin özellikle babalar üzerinde belirgin olduğunu ortaya koydu.</p><h3>Kız çocukları aile dinamiklerinde neden etkili?</h3><p>Araştırmacılar, kız çocuklarının babaların partnerlerine yönelik tutumlarını neden etkilediği konusunda kesin bir sonuca ulaşamadı. Bir olasılık, babaların kızlarına iyi bir ilişki modeli sunma isteğiyle partnerlerine daha fazla özen göstermeleri olabilir. Profesör Durante, "Babalar, annelerine nasıl davrandıklarıyla kızlarına neyi beklemeleri ve neyi kabul etmemeleri gerektiğini etkili şekilde öğretiyor" diyerek, baba-çocuk ilişkisinin aile dinamiklerinde belirleyici rol oynadığını vurguladı. Ayrıca, toplumsal ve kültürel faktörlerin de bu süreçte etkili olabileceği belirtildi. Araştırmada, kız çocuklarının bu farklılıkları fark edip etmediği veya babaların bilinçli olarak davranışlarını değiştirip değiştirmediği ise test edilmedi. Bulgular, kız çocuklarının aile içi ilişkilerde önemli bir değişim yarattığını gösterse de, neden-sonuç ilişkisi konusunda kesin bir yargıya varılamadı. Uzmanlar, bu desenin farklı aile yapılarında ve çok çocuklu ailelerde farklılık gösterebileceği uyarısında bulundu.</p><h3>Uzmanlar uyarıyor: Bulgular tüm aileler için geçerli olmayabilir</h3><p>Çalışmanın sonuçları, kız çocukları olan babaların partnerlerine yönelik romantik bağlılık ve destek düzeyinin daha yüksek olduğunu ortaya koysa da, araştırmacılar bulguların genellenmesi konusunda temkinli yaklaşıyor. Araştırma, yalnızca tek çocuklu ve başlangıçta birlikte olan aileler üzerinde yürütüldü. Ayrı ebeveynlere, karma ailelere veya birden fazla çocuğa sahip ailelere doğrudan uygulanamayacak veriler elde edildi. En net çıkarım, kız çocukları olan babaların, partnerleriyle olan romantik ilişkilerine daha fazla yatırım yaptıkları yönünde oldu. Bu desenin neden ortaya çıktığı ise halen belirsizliğini koruyor. Araştırma, ebeveynliğin yetişkinler arasındaki ilişkiyi ve çocuklarla olan bağları nasıl şekillendirdiğine dair önemli bir bakış açısı sunuyor. Uzmanlar, aile içi ilişkilerde çocuğun cinsiyetinin etkisini anlamak için daha fazla kapsamlı araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/kiz-babasi-olmak-iliskile-314_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292351</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/dunyanin-kutle-merkezinin-hareketi-yeniden-hesaplandi-bilim-insanlari-sasirtici-bir-fark-buldu-292351</link>
      <pubDate>2026-09-22T16:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dünya'nın kütle merkezinin hareketi yeniden hesaplandı! Bilim insanları şaşırtıcı bir fark buldu]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[NASA ve uluslararası araştırma ekipleri, Dünya'nın kütle merkezinin yıllık hareketinin beklenenden çok daha küçük olduğunu açıkladı. Bu yeni bulgu, gezegenin su ve hava kütlelerinin hareketiyle ilgili önemli ipuçları sunarken, hassas navigasyon ve haritalama sistemleri için de kritik bir referans noktası oluşturuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dünya'nın kütle merkezinin hareketi yeniden hesaplandı! Bilim insanları şaşırtıcı bir fark buldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NASA'nın Jet Propulsion Laboratory (JPL) öncülüğünde yürütülen yeni bir araştırmada, Dünya'nın kütle merkezinin her yıl önceki tahminlerden çok daha az hareket ettiği ortaya çıktı. Bilim insanları, bu hareketin nedenlerini ve sonuçlarını detaylı biçimde inceledi. Araştırmaya Nevada Üniversitesi, Montana Üniversitesi ve Almanya'daki GFZ Helmholtz Jeobilim Merkezi'nden uzmanlar da katıldı. Elde edilen verilere göre, Dünya'nın kütle merkezi yıllık olarak yalnızca birkaç milimetre yer değiştiriyor ve bu ölçüm, sekiz yıl önce öngörülenden yaklaşık yarı boyutta gerçekleşiyor. Kütle merkezi, gezegenin su, buz ve hava kütlelerinin dinamik hareketleriyle şekilleniyor ve bu hareket, hassas GPS ölçümlerinden küresel deniz seviyesi takibine kadar pek çok teknolojik uygulamayı doğrudan etkiliyor.</p><h3>Donald Argus liderliğindeki ekip kütle merkezi hareketini netleştirdi</h3><p>JPL'den jeobilimci Donald Argus'un liderliğinde yürütülen araştırma, Dünya'nın kütle merkezi hareketinin hassasiyetle ölçülmesini hedefledi. Ekip, 1976 ve 1992 yıllarında fırlatılan LAGEOS uydularından elde edilen verileri kullandı. Bu yoğun metal uydular, yansıtıcı prizmalarla kaplı ve 20'den fazla ülkedeki yer istasyonları tarafından lazerle takip ediliyor. Ancak, bu yer istasyonlarının dünya genelinde düzensiz dağılımı, ölçümlerde boşluklar yaratıyordu. Argus ve ekibi, bu boşlukları kapatmak için alçak yörüngedeki uydulardan GPS izleme ve yörünge verilerini de analizlerine dahil etti. Ayrıca, su ve buzun ağırlığının Dünya'nın kabuğunda yarattığı bükülmenin, yer istasyonlarını hafifçe yerinden oynattığını da hesaplamalara eklediler. Böylece, kütle merkezi hareketiyle ilgili eski tahminlerdeki 7 milimetrelik belirsizlik önemli ölçüde azaltıldı.</p><h3>Kütle merkezi hareketinde kar, yağmur ve okyanuslar belirleyici rol oynuyor</h3><p>Bilim insanları, kütle merkezi hareketinin kaynaklarını üç ana başlık altında topladı: okyanuslar, atmosfer ve karasal su kütleleri. Kuzey Amerika ve Avrasya'da biriken kar, her yıl Mart ayında zirveye ulaşarak kütle merkezini Kuzey Kutbu'na doğru yaklaşık 3 milimetre itiyor. Antarktika'daki buz birikimi ve erimesi de bu hareketin önemli bir parçasını oluşturuyor. Mart ayındaki kar zirvesinden sonra, Amazon Havzası'na yağan yağmurlar yaklaşık 2,400 gigaton suyu bölgeye taşıyor ve kütle merkezini Güney Amerika'ya doğru 2.2 milimetre kaydırıyor. Güneydoğu Asya'da muson yağmurları ise Kasım ayında 600 milyar ton su ile ek bir hareket yaratıyor. Eriyen kar ve yağmurların okyanuslara akışı, Ağustos ile Ekim ayları arasında kütle merkezinin Güney Pasifik'e doğru kaymasına neden oluyor. Pasifik Okyanusu'nun büyüklüğü, bu hareketin diğer okyanuslara kıyasla çok daha belirgin olmasına yol açıyor. Ayrıca, Akdeniz, Kızıldeniz, Kuzey, Baltık ve Barents denizleri de küçük ama ölçülebilir katkılar sağlıyor. Atmosferin ağırlığı da göz ardı edilmiyor; soğuk ve yoğun hava, kütle merkezini kış aylarında Asya ve Kuzey Afrika'ya, yaz aylarında ise Güney Amerika ve Güney Afrika'ya doğru kaydırıyor. Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi'nin modelleri, bu atmosferik etkilerin hassas biçimde izlenmesini sağlıyor.</p><h3>GRACE-FO uyduları ile kütle merkezi hareketi doğrulandı</h3><p>Ekip, 2018'den itibaren Dünya'nın yerçekimindeki aylık değişimleri izleyen GRACE-FO ikiz uydularının verilerini kullanarak bulgularını test etti. Bu uydular, ağır nehir havzaları ve su kütleleri üzerinden geçerken kütle merkezi hareketlerini yüksek hassasiyetle tespit ediyor. Uzmanlar, GRACE-FO verileri ile kendi hesaplamalarının büyük ölçüde örtüştüğünü belirledi. Donald Argus, "Artık Dünya'nın kütle merkezinin yıllık ileri geri hareketinin, sekiz yıl önce tahmin edilenin yaklaşık yarısı kadar olduğunu biliyoruz" diyerek, bu bulgunun gezegenin su ve hava kütlelerinin hareketinin daha önce düşünülenden daha küçük olduğunu gösterdiğini vurguladı. Ancak, ilerleyen yıllarda daha fazla izleme verisi elde edildikçe, bu tahminin doğruluğu yeniden değerlendirilecek. Özellikle 7 milimetrelik eski tahmin farkının gerçekten daralıp daralmadığı, yeni küresel analizlerle netleşecek.</p><h3>Kütle merkezi kaymalarının teknoloji ve bilim için önemi büyük</h3><p>Dünya'nın kütle merkezi, sadece bilimsel araştırmalar için değil, aynı zamanda modern teknolojinin temel taşlarından biri olarak öne çıkıyor. GPS, uydu navigasyonu ve deniz seviyesi takip sistemleri, bu görünmez referans noktasına dayalı olarak çalışıyor. Kütle merkezindeki küçük değişiklikler, hassas konum ölçümlerini ve haritalama doğruluğunu doğrudan etkileyebiliyor. Özellikle Starlink gibi yeni nesil uydu projeleri, Dünya çevresindeki bu tür kaymaları haritalamak için geliştiriliyor. JPL'den Felix Landerer, "Bu hareketler küçük gibi görünse de, modern dünyamız son derece hassas konum ölçümlerine dayanıyor" diyerek, referans sistemlerindeki değişimlerin küresel nakliye lojistiğinden hassas tarıma kadar geniş bir yelpazede etkili olduğuna dikkat çekti. Bilim insanları, kütle merkezi hareketlerinin doğru anlaşılması sayesinde, daha kesin ve güvenilir referans sistemleri oluşturulabileceğini belirtiyor. Bu da, gelecekteki haritalama, navigasyon ve iklim izleme çalışmalarında hatasız sonuçlar alınmasına olanak sağlayacak.</p><p>Sonuç olarak, NASA'nın öncülüğündeki bu yeni araştırma, Dünya'nın kütle merkezi hareketine dair önceki tahminleri önemli ölçüde revize etti. Elde edilen bulgular, gezegenin su ve hava kütlelerinin küresel boyuttaki hareketinin hassas biçimde izlenmesi gerektiğini bir kez daha gösterdi. Kütle merkezindeki milimetrik kaymaların dahi, modern teknolojinin temelini oluşturan ölçüm ve navigasyon sistemlerinde ciddi etkiler yaratabileceği vurgulandı. Bilim dünyası, yeni veriler geldikçe bu hareketin boyutunu ve nedenlerini daha iyi anlamak için çalışmaya devam edecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/dunyanin-kutle-merkezinin-432_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292350</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/bm-genel-sekreteri-guterres-gorev-surem-boyunca-gazzede-hicbir-seye-benzemeyen-bir-katliam-292350</link>
      <pubDate>2026-09-22T16:18:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[BM Genel Sekreteri Guterres: Görev sürem boyunca Gazze'de hiçbir şeye benzemeyen bir katliam ve yıkım yaşandı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, "Görev sürem boyunca Gazze'de hiçbir şeye benzemeyen bir katliam ve yıkım yaşandı. İki devletli çözümün gözlerimizin önünde yok olmasına izin veremeyiz." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[BM Genel Sekreteri Guterres: Görev sürem boyunca Gazze'de hiçbir şeye benzemeyen bir katliam ve yıkım yaşandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu'nda konuşan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, bugün başlayan BM 81. Genel Kurulu görüşmelerinin ilk gününde son kez BM Genel Kuruluna hitap etmek üzere kürsüye çıktı.</p><p>"Dünyamızdaki fay hatları genişliyor. Çatlaklar kanyonlara dönüştü." diye konuşmasına başlayan Guterres, dünyada son 10 yılda yaşanan savaşlara dikkati çekti.</p><p>Guterres, "Siviller hedef alındı. İnsan hakları çiğnendi. Açlık silah olarak kullanıldı. İnsani yardım çalışanları öldürüldü. Uluslararası hukuk bir kenara atıldı. Jeopolitik bölünmeler derinleşti. Eşitsizlikler yoğunlaştı. Güven sarsıldı." dedi.</p><p>Dünyada gücün devletler ile hükümetler ve teknoloji şirketleri arasında yer değiştirdiğini belirten Guterres, "Üçüncüsü de insanlar giderek gücü makinelere devrediyor, yapay zeka ajanları kontrolden çıkıyor ve ölümcül otonom silahlar bilim kurgudan askeri gerçekliğe dönüşüyor." diye konuştu.</p><p>Guterres, "İnsanlığın eşi benzeri görülmemiş bir tehdit birleşimiyle karşı karşıya olduğu anda, kolektif eylem mekanizmalarımız giderek artan bir baskı altında." ifadesini kullandı.</p><p><b>"FİLİSTİN TOPRAKLARINDAKİ YIKICI DURUMU GÖZDEN KAÇIRMAMALIYIZ"</b></p><p>Orta Doğu'da çatışmaların giderek arttığını anlatan Guterres, "Sözde ateşkesler, sivillerin bedelini ödemeye devam ettiği 'küçük çaplı ateşkeslerden' öteye geçmiyor. Artık yeter." şeklinde konuştu.</p><p>Guterres, "Bölgeyi saran kargaşa ortamında, işgal altındaki Filistin topraklarındaki yıkıcı durumu gözden kaçırmamalıyız." dedi.</p><p>Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırılarını takiben İsrail'in saldırılarına dikkati çeken Guterres, "Gazze'deki Filistinlilere yönelik, Genel Sekreter olarak görev yaptığım yıllar boyunca tanık olduğum hiçbir şeye benzemeyen bir katliam ve yıkım dalgası yaşandı." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Guterres, işgal altındaki Batı Şeria'da da şiddet, yerinden edilme ve yerleşim genişlemelerinin barışa giden yolu tıkadığını ve etnik temizlik tehlikesini ortaya çıkardığını vurgulayarak, "İki devletli çözümün gözümüzün önünde yok olmasına izin veremeyiz." dedi.</p><p>Ukrayna-Rusya savaşındaki sivil kayıplara, Sudan'da, "dış aktörler tarafından körüklenen" çatışmalara da işaret eden Guterres, Myanmar'da da artan şiddet, kitlesel yerinden edilme ve genişleyen uluslararası suçlarla birlikte başka bir krizin küresel dikkatten kaçma riski taşıdığını kaydetti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/bm-genel-sekreteri-guterr-977_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292349</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/manisada-lise-onunde-silahli-saldiri-icisleri-bakani-ciftci-3-cocuk-yogun-bakimda-292349</link>
      <pubDate>2026-09-22T16:11:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Manisa'da lise önünde silahlı saldırı... İçişleri Bakanı Çiftçi: 3 çocuk yoğun bakımda]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanı Çiftçi, Manisa'nın Turgutlu ilçesindeki İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınındaki silahlı saldırıda 11 çocuğun yaralandığını, 3'ünün durumunun diğerlerine göre daha kritik olduğunu, 1'inin taburcu edildiğini söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Manisa'da lise önünde silahlı saldırı... İçişleri Bakanı Çiftçi: 3 çocuk yoğun bakımda]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Turgutlu Devlet Hastanesi'nde yaralı öğrencileri ziyaret etti.</p><p>Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Çiftçi, okulun bir öğrencisinin, anneannesinin üzerine kayıtlı pompalı tüfekle okula 80-100 metre mesafede okula giden çocukların üzerine ateş ettiğini belirterek, "Saldırı neticesinde toplam 11 yavrumuz, çocuğumuz yaralandı. Bunlardan 3 tanesinin durumu diğerlerine göre daha kritik. Şu anda ameliyattan da çıkmış durumdalar, yoğun bakımda tedavileri devam ediyor. Diğer 8 çocuğumuzdan birisi taburcu oldu. Geriye kalan 7 çocuğumuzdan 3 tanesini az önce hastanemizde ziyaret ettik. Onların durumu gayet iyi." ifadelerini kullandı.</p><p>Çiftçi, İçişleri Bakanlığının 2 mülkiye başmüfettişi, 2 polis başmüfettişi görevlendirdiğini kaydederek, Milli Eğitim Bakanlığının da 2 başmüfettiş görevlendirdiğini bildirdi. Olayın bütün yönleriyle soruşturulacağını dile getiren Bakan Çiftçi, herhangi bir sorumluluğu, ihmali olanların tespit edileceğini belirtti.</p><p>Milli Eğitim Bakanlığının 20 psikososyal destek ekibi görevlendirdiğini, bu sayının yarın 27'ye çıkacağını bildiren Çiftçi, olayın adli yönden de soruşturulmasının Adalet Bakanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılığı kanalıyla yürütüldüğünü ifade etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/24tv-220920261c2f7fc2.jpg"/><p><b>"7 BAKANLIK OLARAK BİR ARAYA GELDİK"</b></p><p>Çiftçi, 7 bakanlığın okullar açılmadan önce okul güvenliğiyle ilgili gerekli planlamaları yaptığını, valilerle gerekli toplantıları yapıp okullarda gerekli güvenlik tedbirlerini aldıklarını dile getirerek, dün de Milli Eğitim Bakanı Tekin ile 81 il valisi, il emniyet müdürü, il jandarma komutanları ve il milli eğitim müdürleriyle bir okul güvenliği toplantısı gerçekleştirdiklerini anlattı.</p><p>Milli Eğitim Bakanlığının yanında İçişleri Bakanlığının da okul güvenliğine yönelik tedbirleri olduğunu kaydeden Çiftçi, "Mesela İçişleri Bakanlığı olarak bütün okulları, okullar açılmadan önce güvenlik riskine göre değerlendiriyoruz. Bu değerlendirme neticesinde okullarımızı 1'inci, 2'nci, 3'üncü ve 4'üncü dereceden riskli okullar olarak belirliyoruz. 1'inci ve 2'nci dereceden riskli okullarımızda bizim kolluk görevlilerimiz var, onlar sürekli okullarda görev yapıyorlar. 3'üncü ve 4'üncü dereceden riskli okullarımızda okul irtibat görevlilerimiz var, onlar ihtiyaç duydukça okul yönetimlerimizle irtibata geçiyorlar." diye konuştu.</p><p>Çiftçi, bu yıl ilk defa Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile 31 bin bahçe görevlisi istihdam ettiklerini, dün 23 bininin göreve başladığını belirterek, saldırının gerçekleştiği okulun 1. derece riskli okullardan olduğunu ve okulda 1 bekçi ile bahçe görevlisinin saldırı anında görevli olduğunu kaydetti.</p><p>Bakanlık olarak okulun dışında güvenlik, asayiş, narkotik ve çocuk şube müdürlükleri kanalıyla uygulamaların devam ettiğini ifade eden Çiftçi, şöyle konuştu:</p><p>"Okulun civarındaki internet kafeleri, büfeleri, oyun salonlarını, metruk binaları düzenli aralıklarla denetliyoruz. Okulların servis araçlarını denetliyoruz. Biz istiyoruz ki çocuklarımız okula güvenle gelsinler. Okulda huzur içerisinde eğitimlerine devam etsinler ve sağ salim okullarından evlerine dönebilsinler. Ama okul güvenliği sadece fiziki tedbirlerle, polisiye tedbirlerle oluşabilecek bir şey de değil. Bunun için biz 7 bakanlık olarak bir araya geldik, 3 aydır üzerinde çalıştığımız bir protokolümüz de vardı ve dün Milli Eğitim Bakanımızın katılımıyla İçişleri Bakanlığımızda bu protokolü imza altına aldık. Buradaki muradımız da herhangi bir sızıntı olması durumunda, çocukların eylem yapacaklarına dair bir belirti, bir işaret olduğunda sistemin devreye girmesi ve çocuğun okul idaresi, kolluk görevlileri, Sağlık Bakanlığının görevlileri vasıtasıyla bir an önce tedavisine başlanmasıyla ilgiliydi. Adalet, Aile ve Sosyal Hizmetler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, yine Gençlik ve Spor, İçişleri, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlığı olarak bir araya geldik ve bir sistem kurduk. Özellikle belirti veren, işaret veren çocuklarla ilgili ve o da dün itibarıyla valiliklerimize yaptığımız toplantının neticesinde iletilmiş oldu."</p><p><b>"EN BAŞTA DA AİLELERE DÜŞEN GÖREVLER VAR"</b></p><p>Çiftçi, okul güvenliğini sadece polisiye tedbirlerden ibaret olarak görmediklerini vurgulayarak, "Burada devletin diğer kurumlarına, sivil toplum kuruluşlarına düşen görevler var. En başta da ailelere düşen görevler var. Aileler çocuklarının okula gidip gitmediğini, okuldan çıktıktan sonra nereye gittiklerini, eve geldiklerinde hangi internet sitelerine giriyorlar, bunları mutlak suretle takip, kontrol etmeliler. Eğer evlerinde silah varsa bunları çocukların ulaşamayacakları, erişemeyecekleri yerlere kaldırmalılar. Bu olayda kullanılan silah anneannesinin üzerine kayıtlı, dedesinin evinde. Çocuk oradan alıyor ve bu silahla eylemi gerçekleştiriyor. Demek ki silahları da güvenli yerlere almamız gerekiyor. Bu, tamamen ailelerin alacağı tedbirler beyanında, ailelere düşen bir görev. İçişleri Bakanlığı olarak bütün çocukların başına veya bütün ailelere birer polis görevlendiremeyiz. Eğer topyekun olarak görev yaparsak, hepimiz üzerimize düşeni yaparsak okullarımız daha güvenli hale gelecek, bu tür hadiseler de yaşanmamış olacak." ifadelerini kullandı.</p><p>Kahramanmaraş'ta 14 Nisan'daki okul saldırısını anımsatan Bakan Çiftçi, o saldırıdan sonra da siber devriyeler ve istihbarat vasıtasıyla 2 bin 419 kişiyi gözaltına aldıklarını söyledi.</p><p>Bakan Çiftçi, benzer düşüncede olan, benzer eylem yapabileceğini bir şekilde ihsas eden çocuklarla ilgili gözaltı yaptıklarını, bunlardan 243'ünün tutuklandığını belirterek, "Yani polis, istihbarat görevini yapıyor. Siber devriyelerimiz aynen sokaklarda olduğu gibi siber alemde de görevini yapıyor. Toplumun her kesimine düşen görevler var." dedi.</p><p>Bakanlar Çiftçi ve Tekin, daha sonra Manisa Şehir ile Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan hastanelerindeki yaralı öğrencileri ziyaret etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/manisada-lise-onunde-sila-997_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292348</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turkiyenin-de-aralarinda-bulundugu-8-ulkeden-gazze-aciklamasi-292348</link>
      <pubDate>2026-09-22T16:06:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 8 ülkeden Gazze açıklaması]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye dahil 8 ülkenin dışişleri bakanları Gazze için New York'ta bir araya geldi. Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün dışişleri bakanları İsrail'e, Gazze'deki Kapsamlı Plan'ın Birinci Aşaması dahilinde bekleyen taahhütlerini derhal yerine getirme çağrısında bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 8 ülkeden Gazze açıklaması]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, BAE, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün dışişleri bakanları, Gazze'deki Kapsamlı Plan'ın ikinci aşamasına geçilmesine ilişkin ortak açıklama yayımladı.</p><p>Açıklamada, bakanların Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunun 81. Oturumu kapsamında ABD'nin New York kentinde bir araya geldiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:</p><p>"Bakanlar, Gazze'de süregelen insani acılardan derin endişe duyduklarını ifade etmekte ve İsrail'e, insani yardımlar ile erken toparlanma malzemelerinin derhal, güvenli ve engelsiz bir şekilde ulaştırılmasını sağlamak ve kritik altyapının rehabilitasyonunu kolaylaştırmak da dahil olmak üzere, Kapsamlı Plan'ın birinci aşaması dahilinde bekleyen taahhütlerini derhal yerine getirme çağrısında bulunmaktadırlar."</p><p>Ateşkesin korunmasının ve tüm ihlallerin sona erdirilmesinin zorunluluğuna dikkat çekilen açıklamada, Yol Haritası'nın Kapsamlı Plan'ın ayrılmaz bir parçasını oluşturduğu ve Plan'ın ikinci aşamasının ilerletilmesi için uygulama çerçevesi sağladığı vurgulandı.</p><p>Açıklamada, bu aşamanın İsrail'in tam çekilmesiyle eş zamanlı olarak silahların teslim edilmesini, Uluslararası İstikrar Gücü'nün (ISF) konuşlandırılmasını, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin (NCAG) Gazze Şeridi genelinde sorumluluklarını üstlenmesini ve Gazze genelinde Erken Toparlanma ve Yeniden İnşa çalışmalarının başlatılmasını içerdiği kaydedildi.</p><p>Bakanların tüm tarafları, kendileriyle ilgili taahhütlerini iyi niyetle ve gecikmeksizin yerine getirme çağrısı yaptığı açıklamada, "Bakanlar, Filistin halkının ana vatanlarından sürülmesini veya zorunlu göçe tabi tutulmasını ya da İşgal Altındaki Filistin Toprakları'nın mülki veya demografik yapısının değiştirilmesini amaçlayan her türlü teşebbüsü kesin bir dille reddettiklerini yinelemektedirler." ifadesi kullanıldı.</p><p>Açıklamada, bakanların hız kazanan yerleşim genişlemeleri, topraklara el konulması, Filistinlilerin evlerinin yıkılması, yerleşimci şiddeti ve terörü ile zorunlu göç dahil olmak üzere, İsrail kontrolünü ve ilhakını pekiştirmeyi amaçlayan yasa dışı önlemleri kınadığı ve bunların derhal geri alınması çağrısında bulunduğu belirtildi.</p><p>Bakanların, Kudüs'te Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekanların tarihi ve hukuki statükosunu baltalayan önlemlerden duydukları ciddi endişeyi ifade ettiği açıklamada, şunlar kaydedildi:</p><p>"Bakanlar, yasa dışı İsrail yerleşim faaliyetleriyle mücadele etmek amacıyla, yerleşimlerle ticareti durdurmaya yönelik tedbirleri de içerecek şekilde İngiltere tarafından atılan son adımların yanı sıra daha geniş kapsamlı ulusal ve Avrupa düzeyindeki çabaları memnuniyetle karşılamakta; yerleşim genişlemesini sona erdirmek ve yerleşimci şiddetinin hesabının sorulmasını sağlamak amacıyla daha etkili önlemler alınması çağrısında bulunmaktadırlar."</p><p>Açıklamada, Gazze'nin Filistin topraklarının ayrılmaz bir parçası olarak kalması gerektiği vurgulandı.</p><p><b>KAPSAMLI PLAN'IN UYGULANMASI, EGEMEN BİR FİLİSTİN DEVLETİ'NİN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ SÜRECİNE KATKIDA BULUNMALI</b></p><p>Açıklamada, bakanların Kapsamlı Plan'ın uygulanmasının, Doğu Kudüs dahil Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nin yeniden birleşmesi ile Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının kullanılmasına ve iki devletli çözümün hayata geçirilmesi suretiyle başkenti Doğu Kudüs olan egemen, sürdürülebilir ve bağımsız bir Filistin Devleti'nin gerçekleştirilmesine yönelik güvenilir ve geri döndürülemez bir sürece katkıda bulunması gerektiğini yeniden teyit ettiği aktarıldı.</p><p>ABD Başkanı Donald Trump'ın liderliğinin takdir edildiği ve Kapsamlı Plan'ın uygulanmasının sağlanmasında ABD'nin rolünün altı çizilen açıklamada, İsrail de dahil olmak üzere tüm tarafların taahhüt ve yükümlülüklerini yerine getirmelerini sağlamak ve Yol Haritası'nın uygulanmasının önündeki engelleri aşmak için ABD'nin kararlı ve aktif katılımının sürdürülmesi çağrısı yapıldı.</p><p>Açıklamada, sahada kaydedilecek somut ilerlemenin, Barış Kurulu'nun güvenirliği ile Plan'ın otoritesini güçlendireceği ve ciddi şekilde ihtiyaç duyulan ivmeyi yaratacağı vurgulandı.</p><p>Ayrıca, açıklamada bakanların Kapsamlı Plan'ın ve Yol Haritası'nın tam olarak uygulanmasını ilerletmek, Filistin halkının acılarını hafifletmek, kendi kaderini tayin etme ve bağımsız devlet kurma haklarını hayata geçirmek ve bölgede adil, kalıcı ve kapsamlı bir barışa ulaşmak için ABD, Barış Kurulu, Filistin Yönetimi ve ilgili tüm taraflarla birlikte çalışmaya devam etmeye hazır olduklarını yeniden teyit ettikleri belirtildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/turkiyenin-de-aralarinda--554_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292347</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/cek-cumhuriyetinde-nadir-rastlanan-bir-buzul-cagi-alani-kesfedildi-292347</link>
      <pubDate>2026-09-22T15:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çek Cumhuriyeti'nde nadir rastlanan bir Buzul Çağı alanı keşfedildi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Çek Cumhuriyeti'nin Ústí nad Labem kentinde, bir inşaat alanında yapılan kazılarda Buzul Çağı'na ait binlerce mamut kemiği ve hayvan kalıntısı ortaya çıkarıldı. Arkeologlar, Bukov bölgesinde yürütülen bu kazının, bölge tarihine ve insan-mamut ilişkisine dair önemli ipuçları sunduğunu belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çek Cumhuriyeti'nde nadir rastlanan bir Buzul Çağı alanı keşfedildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kasım 2024'te Çek Cumhuriyeti'nin Ústí nad Labem kentinin Bukov bölgesinde yürütülen bir inşaat kazısı, arkeoloji dünyasını heyecanlandıran bir keşfe sahne oldu. Adalet Sarayı'nın temel kazıları sırasında, arkeologlar toprak altında binlerce yıl öncesine ait mamut kemiklerine ve farklı hayvan kalıntılarına rastladı. Yaklaşık 1.000 metrekarelik bir alanda ortaya çıkan bu buluntular, Buzul Çağı'nda bölgede gerçekleşen avcılık faaliyetlerine ve insan topluluklarının yaşamına dair önemli bilgiler sunuyor. Ekip, alanı titizlikle inceleyerek 3.500'den fazla hayvan kalıntısı, kırık taş aletler, ateş izleri ve kırmızı okra lekeleri tespit etti. En az 20 yünlü mamutun kalıntılarının bulunduğu bu keşif, hem sayısal büyüklüğüyle hem de içerdiği detaylarla dikkat çekiyor.</p><h3>Her&#269;íková: "Bukov'daki mamut kemikleri, insan-mamut ilişkisine dair yeni ipuçları sunuyor"</h3><p>Arkeolog Her&#269;íková ve ekibi tarafından yürütülen çalışmalar, Bukov'da ortaya çıkan mamut kemiklerinin yalnızca doğal ölümlerle açıklanamayacağını gösteriyor. Buluntular arasında, mamut iskeletlerinin neredeyse tüm parçalarına rastlanırken, özellikle dişler ve kafatası kalıntıları oldukça az bulundu. On dokuz alt çene ve tek bir izole diş, en az 20 yünlü mamutun bu alanda yer aldığını ortaya koydu. Ayrıca, yünlü gergedan, at, ren geyiği ve tavşan gibi farklı hayvan türlerinin de kalıntılarına rastlandı. Kemiklerin üzerinde tespit edilen kesik izleri, bu hayvanların insanlar tarafından avlandığını ve etlerinin beslenme amacıyla işlendiğini gösteriyor. Her&#269;íková, post-kafatası kemiklerinde görülen bu izlerin, kemiklerin yalnızca manzaradan toplanmadığını, taze leşlerin işlendiğini kanıtladığını vurguladı. Bu durum, insanların Bukov'da mamut avcılığını tekrar tekrar gerçekleştirdiğine işaret ediyor.</p><h3>3.500'den fazla hayvan kalıntısı ve taş aletler: Bukov'da Buzul Çağı avcılığına dair kanıtlar</h3><p>Arkeologlar, kazı alanında 3.500'den fazla hayvan kalıntısı kaydetti. Bunların büyük çoğunluğunu yünlü mamutlar oluştururken, diğer hayvan türlerine ait kemikler de dikkat çekti. Alanın farklı noktalarında, kırık taş uçları, kesim aletleri, Kostenki tarzı bir bıçak ve muhtemel mermi parçaları bulundu. Sekiz taş alet üzerinde yapılan ön analizler, bu aletlerin bir kısmının kesim, deri işleme ve yumuşak malzemeleri kesme gibi işlemlerde kullanıldığını ortaya koydu. İki taş eserde ise darbe ile uyumlu kırılma izleri tespit edildi; bu da aletlerin mermi elemanı olarak kullanılma ihtimalini güçlendiriyor. Kalıntılar arasında bulunan kırmızı okra lekeleri, tarih öncesi insan topluluklarının ritüel ya da sembolik amaçlarla kullandığı demir açısından zengin bir pigment olarak biliniyor. Ayrıca, mamut dişiyle yapılmış bir kolyenin bulunması, alanın yalnızca avcılık değil, aynı zamanda kültürel etkinliklere de sahne olduğunu gösteriyor.</p><h3>Radyokarbon tarihleme ve genetik analizler, Bukov'un önemini artırıyor</h3><p>Bukov'da tespit edilen kemik katmanlarının altında üç belirgin yanma özelliği bulundu. Bu alanlardan alınan odun kömürü örneklerinin radyokarbon analizleri, bölgedeki avcılık ve yerleşim faaliyetlerinin yaklaşık 28.800 ile 25.600 yıl öncesine dayandığını gösterdi. Farklı örnekler arasındaki tarihler, alanın kronolojisini karmaşık hale getirse de, taş aletlerin stili ve bulgular, Bukov'u Geç Gravettian dönemine yerleştiriyor. Bu dönem, Buzul Çağı'nın sonuna yaklaşan bir zaman dilimine karşılık geliyor. Araştırmacılar, mamut kemiklerinin birden fazla avı temsil ettiğini ve kalıntıların tortulama sonrası çok az hareket ettiğini belirtti. Genetik analizler ve DNA incelemeleriyle, hayvanların akrabalık ilişkileri, cinsiyet dağılımları ve avcıların belirli grupları hedefleyip hedeflemediği gibi sorulara da yanıt aranıyor. Son genetik veriler, insan ilişkili tortulardaki mamutların çoğunluğunun dişi olduğunu ortaya koyuyor. Bukov'da ise topluluğun cinsiyet dağılımı ve olası kalıtsal ilişkiler, ilerleyen araştırmalarla netleşecek.</p><h3>Buzul Çağı avcılığının izleri: Bukov'daki mamut kemikleri, bölge tarihini yeniden şekillendiriyor</h3><p>Buluntular, Bukov'da Buzul Çağı'nda insan topluluklarının mamutları tekrar tekrar avladığını ve leşleri işlediğini gösteriyor. Alanın farklı noktalarında bulunan yanma izleri, ateşin hem av sonrası et işleme hem de muhtemel ritüel amaçlarla kullanıldığını düşündürüyor. Kalıntılardaki yaş dağılımı, çoğunlukla cinsel olgunluğa ulaşmış ancak hala büyüyen bireylerden oluşuyor. On üç mamut, Afrika filinin gelişim evreleriyle karşılaştırıldığında 13 ile 27 yaş arasında tahmin edildi. Beş yaşından küçük bireylerin de varlığı, avlanan topluluğun yaş açısından çeşitlilik gösterdiğini ortaya koyuyor. Ancak genel yaş dağılımı, tek bir matriarkal sürüye işaret etmiyor; birkaç anne-yavru ilişkisi dışında, kemiklerin birden fazla av olayına ait olabileceği düşünülüyor. Kemiklerin rastgele yönelimi ve bazı vücut parçalarının eklemli kalması, kalıntıların tortulama sonrası fazla yer değiştirmediğini gösteriyor. Tüm bu bulgular, bölgedeki insan topluluklarının avcılık ve yaşam biçimi hakkında yeni bilgiler sunuyor.</p><h3>Bukov'daki keşif, Avrupa arkeolojisine yeni bir perspektif kazandırıyor</h3><p>Bukov'da ortaya çıkan mamut kemikleri, yalnızca Çek Cumhuriyeti için değil, Avrupa arkeolojisi açısından da büyük önem taşıyor. Moravya, Aşağı Avusturya ve güney Polonya'da bilinen Gravettian dönemi mamut kemik tortuları ile karşılaştırıldığında, Bukov'daki buluntular hem coğrafi hem de zamansal olarak benzersiz bir örnek oluşturuyor. Bohemya'da bugüne kadar bu denli kapsamlı bir tortu kaydedilmemişti. Araştırmacılar, vücut parçası desenlerinin leşlerin nasıl kullanıldığını gösterebileceğini, diş mikroyıpranması, izotop analizleri ve tortul DNA çalışmalarının ise mamutların diyetine, çevresine ve alanın kullanım süresine ışık tutabileceğini belirtiyor. Bukov'daki bu keşif, insanların mamutları tekrar tekrar avlayıp avlamadığını, leşleri nasıl işlediğini ve neden aynı yere geri döndüklerini anlamak için önemli bir fırsat sunuyor. Gelecek dönemlerde yapılacak detaylı analizler, Buzul Çağı insanlarının yaşam biçimi ve avcılık stratejileri hakkında yepyeni bilgiler ortaya koyabilir.</p><p>Bukov'da bulunan mamut kemikleri ve diğer hayvan kalıntıları, Buzul Çağı'ndaki insan topluluklarının avcılık, beslenme ve kültürel yaşamına dair önemli sorulara yanıt arıyor. Alanın bu denli zengin buluntular sunması, hem bölge tarihi hem de Avrupa genelinde insan-mamut ilişkisine dair bilgi birikimini artırıyor. Önümüzdeki yıllarda yapılacak genetik ve arkeolojik incelemelerle, Bukov'un Buzul Çağı'ndaki rolü çok daha net biçimde anlaşılacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/cek-cumhuriyetinde-nadir--635_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292346</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/yillardir-beklenen-resident-evil-filmi-geldi-ilk-3-gunde-kirilmadik-gise-rekoru-birakmadi-292346</link>
      <pubDate>2026-09-22T15:56:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yıllardır beklenen Resident Evil filmi geldi! İlk 3 günde kırılmadık gişe rekoru bırakmadı]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Resident Evil serisinin yeni filmi, ABD'de sinema salonlarında büyük ilgi görerek gişe rekoru kırıyor. Sony Pictures'ın tahminlerine göre, film ilk üç gününde 55 milyon dolara yaklaşan hasılatıyla serinin en iyi açılışına imza atıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yıllardır beklenen Resident Evil filmi geldi! İlk 3 günde kırılmadık gişe rekoru bırakmadı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Resident Evil serisinin son filmi, Amerika Birleşik Devletleri'nde vizyona girdiği ilk hafta sonunda gişe rekoru kırarak dikkatleri üzerine çekti. Sony Pictures'ın paylaştığı verilere göre, yeni Resident Evil filmi ABD'de ilk üç gününde 53 ila 55 milyon dolar arasında bir hasılat elde etmeye hazırlanıyor. Sadece Cuma günü elde edilen 26,3 milyon dolarlık gelir, Perşembe günü yapılan ön gösterimlerle birlikte toplamda 35,1 milyon dolara ulaştı. Bu rakamlar, 2010 yılında 26,6 milyon dolarlık açılış yapan Resident Evil: Afterlife'ın rekorunu geride bıraktı ve serinin en yüksek açılış performansını ortaya koydu.</p><h3>Sony Pictures gişe rakamlarını açıkladı: Rekor Resident Evil'ın</h3><p>Resident Evil'ın yeni filmi, sinema dünyasında büyük yankı uyandırdı. Sony Pictures'ın tahminlerine göre, film ilk hafta sonunda 55 milyon dolara yakın bir hasılatla ABD gişelerinde zirveye yerleşti. Bu başarı, hem serinin önceki filmlerine hem de son dönemde vizyona giren diğer yapımlara kıyasla oldukça dikkat çekici. Sektör temsilcileri, Resident Evil'ın bu çıkışının, sinema endüstrisinde pandemi sonrası toparlanmaya da katkı sağladığını belirtiyor. Gişe rakamları, filmin uluslararası pazarlarda da benzer bir ilgiyle karşılanabileceğine işaret ediyor.</p><h3>Resident Evil'da Austin Abrams başrolde: Eleştirmenlerden tam not</h3><p>Yeni Resident Evil filminde başrolü üstlenen Austin Abrams, Raccoon City'ye önemli bir teslimat için gelen bir dağıtımcıyı canlandırıyor. Filmde, karakterin şehirde karşılaştığı tehlikeli yaratıklarla mücadelesi izleyicilerden tam not aldı. Eleştirmenler, filmin aksiyon sahnelerini ve atmosferini övgüyle karşıladı. Ayrıca, Resident Evil yeni filmi Rotten Tomatoes'ta %96'lık bir puana ulaşarak, bugüne kadar yapılan tüm Resident Evil live-action projeleri arasında en yüksek eleştirmen notunu aldı. Bu başarı, hem serinin hayranlarını hem de sinema sektörünü heyecanlandırdı.</p><p>Resident Evil'ın yeni filmiyle elde edilen bu büyük başarı, serinin geleceği için de umut verici bir tablo ortaya koyuyor. Uzmanlar, gişe performansının ve olumlu eleştirilerin, ilerleyen dönemde yeni projelerin önünü açabileceğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/yillardir-beklenen-reside-965_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292345</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/teknolojide-yavaslama-sinyalleri-yapay-zeka-yatirimlari-tum-piyasayi-altust-edebilir-292345</link>
      <pubDate>2026-09-22T15:53:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Teknolojide yavaşlama sinyalleri! Yapay zeka yatırımları tüm piyasayı altüst edebilir]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Bloomberg analistleri, ABD ekonomisinde yapay zeka yatırımlarının tehlikeli bir balona dönüştüğünü vurguluyor. Yapay zeka sektörüne yapılan devasa yatırımların büyük ölçüde borçlanma ile finanse edilmesi, olası bir kriz ihtimalini artırıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Teknolojide yavaşlama sinyalleri! Yapay zeka yatırımları tüm piyasayı altüst edebilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bloomberg'in son analizine göre, ABD'de yapay zeka sektörüne yönelik yatırımlar ciddi bir risk oluşturuyor. Analistler, ekonominin giderek yapay zekaya bağımlı hale geldiğini ve bu alandaki harcamaların Amerikan GSYİH'sının büyümesinin neredeyse yarısına denk geldiğini belirtiyor. Özellikle veri merkezleri, altyapı projeleri ve gelişmiş yapay zeka modelleri için yapılan yatırımların büyük kısmı borçlanma yoluyla sağlanıyor. Ancak, şirketlerin bu yatırımlardan beklenen getiriyi elde edip edemeyeceği konusunda ciddi belirsizlikler bulunuyor.</p><h3>Bloomberg: Yapay zeka harcamaları ekonomiyi tehdit ediyor</h3><p>Analistler, yapay zeka ile bağlantılı harcamaların ekonomide önemli bir baskı yarattığını ve sektörün kırılgan bir yapıya büründüğünü ifade ediyor. Faiz oranlarında yaşanan artış, borçlanma maliyetlerini yükseltiyor ve şirketler üzerindeki yükü daha da ağırlaştırıyor. Eğer yapay zeka teknolojisinde bir yavaşlama yaşanırsa, yatırımların azalması ve sektörün kârlılık tahminlerinin bozulması kaçınılmaz hale gelebilir. Bu durum, hem teknoloji şirketleri hem de genel ekonomi için ciddi bir tehdit oluşturuyor.</p><h3>Analistlerden dot-com balonu benzetmesi: Çöküş riski gündemde</h3><p>Bloomberg analistleri, mevcut tabloyu 2000'li yılların başındaki dot-com balonuna benzetiyor. Yapay zeka sektöründe olası bir çöküşün, benzer şekilde büyük bir ekonomik krize yol açabileceği uyarısı yapılıyor. Bazı büyük şirketlerin bu süreçten güçlenerek çıkabileceği öngörülse de, yüksek maliyetler nedeniyle birçok firma piyasadan silinebilir. Uzmanlar, yapay zeka ekonomisinin sürdürülebilirliği konusunda şirketleri ve yatırımcıları dikkatli olmaya çağırıyor.</p><p>Yapay zeka yatırımlarının ekonomik dengeyi nasıl etkileyeceği ve sektörün geleceği, önümüzdeki dönemde yakından takip edilecek başlıca gündem maddeleri arasında yer alıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/teknolojide-yavaslama-sin-257_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292344</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/masa-basinda-calisanlar-dikkat-5-dakikalik-molalar-hayat-kurtariyor-292344</link>
      <pubDate>2026-09-22T15:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Masa başında çalışanlar dikkat! 5 dakikalık molalar hayat kurtarıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Ortoped Andrey Litvinenko, uzun süre masa başında oturan çalışanların her 30-40 dakikada bir kısa hareket molası vermesinin sağlık açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Litvinenko, ofis çalışanlarının küçük egzersizlerle kas-iskelet ve dolaşım sistemlerini koruyabileceğini belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Masa başında çalışanlar dikkat! 5 dakikalık molalar hayat kurtarıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ofis ortamında uzun süre oturarak çalışan kişilere, ortoped Andrey Litvinenko'dan dikkat çekici bir uyarı geldi. Litvinenko, masa başında geçirilen saatlerin sağlığı olumsuz etkilediğini belirterek, çalışanların her 30-40 dakikada bir mutlaka kısa molalar vermesi gerektiğini söyledi. Uzman ortoped, bu kısa aralarda vücut pozisyonunun değiştirilmesinin ve basit egzersizlerin ihmal edilmemesinin, başta kas-iskelet sistemi olmak üzere genel sağlık üzerinde önemli bir koruyucu rol oynadığını vurguladı.</p><h3>Litvinenko: 'Küçük hareketler büyük fark yaratıyor'</h3><p>Andrey Litvinenko, Sovyetler Birliği döneminde uygulanan toplu jimnastik molalarını örnek göstererek, bu tür aktivitelerin çalışanlar arasında yaygınlaşmasının sağlık açısından büyük fayda sağladığını hatırlattı. O yıllarda departman çalışanları birlikte 20-30 dakika egzersiz yaparak hem kas-iskelet hem de kardiyovasküler ve sindirim sistemlerinin korunmasına katkıda bulunuyordu. Litvinenko, günümüz ofis çalışanlarına ise en az 5-10 dakikalık ısınma molaları vermelerini öneriyor. Bu süre zarfında masadan kalkıp kısa yürüyüşler yapmak, su almak veya sandalyede basit hareketler gerçekleştirmek öneriler arasında yer alıyor.</p><h3>Ofis çalışanlarına pratik egzersiz önerileri</h3><p>Uzman ortoped, özellikle bacak sağlığı için topuk ve parmak uçları arasında yuvarlanma hareketleri veya ayak tabanının bir yanından diğerine geçiş gibi basit egzersizlerin önemine dikkat çekiyor. Ayrıca, parmak uçlarına yükselip topukları indirmek gibi hareketlerin de damarlar ve kılcal damarlardaki kan dolaşımını desteklediğini belirtiyor. Litvinenko, telefon görüşmelerinin de mümkünse ayakta ya da yürüyerek yapılmasının masa başı çalışanlarının sağlık risklerini azaltabileceğini ifade ediyor. Ofis ortamında küçük hareketlerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Litvinenko, düzenli egzersizin uzun vadede ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini söylüyor.</p><p>Sonuç olarak, ortoped Andrey Litvinenko'nun önerileri, masa başı çalışanların günlük rutinlerine kısa hareket molaları eklemesinin sağlık açısından ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Uzmanlar, ofis ortamında geçirilen uzun saatlerin olumsuz etkilerini azaltmak için harekete geçmenin önemini vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/masa-basinda-calisanlar-d-965_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292343</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/yillardir-uykusuz-kalanlar-dikkat-yasam-surenizden-tam-5-yil-eksiltiyor-olabilir-292343</link>
      <pubDate>2026-09-22T15:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yıllardır uykusuz kalanlar dikkat! Yaşam sürenizden tam 5 yıl eksiltiyor olabilir]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Uyku tıbbı uzmanı Pablo Ferrero, kaliteli uyku alışkanlığının hem kalp sağlığını koruduğunu hem de yaşam süresini önemli ölçüde uzattığını açıkladı. Ferrero'nun vurguladığı araştırma sonuçları, uyku kalitesinin sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez olduğunu bir kez daha ortaya koydu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yıllardır uykusuz kalanlar dikkat! Yaşam sürenizden tam 5 yıl eksiltiyor olabilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uyku tıbbı alanında uzman Dr. Pablo Ferrero, kaliteli uyku alışkanlığının insan sağlığı üzerindeki etkilerini gözler önüne serdi. Ferrero, yapılan geniş kapsamlı araştırmaların, düzenli ve kaliteli uyku uyuyan kişilerin yaşam süresinin önemli ölçüde uzadığını gösterdiğini belirtti. Özellikle gece uykusunun vücut sistemleri üzerinde doğrudan bir etkisi olduğunu vurgulayan Ferrero, iyi uykunun kalp-damar hastalıkları riskini düşürdüğünü, metabolizma, bağışıklık sistemi ve hormonal denge üzerinde olumlu sonuçlar yarattığını ifade etti.</p><h3>Doktor Ferrero: 'Uyku eksikliği kilo ve prediyabet riskini artırıyor'</h3><p>Uzman doktor Ferrero, kronik uykusuzluğun vücut ağırlığında dalgalanmalara yol açtığını ve uyku kalitesinin bozulmasının kilo alımına zemin hazırladığını açıkladı. Uyku eksikliği yaşayan bireylerde prediyabet gelişme riskinin arttığına dikkat çeken Ferrero, sağlıklı bir yaşam için uyku düzeninin korunmasının şart olduğunu belirtti. Ayrıca, kaliteli uyku alışkanlığının sadece fiziksel sağlık üzerinde değil, ruhsal denge açısından da kritik bir rol oynadığını sözlerine ekledi.</p><h3>385 bin kişilik araştırma: İyi uyku kalp hastalıklarını yüzde 35 azaltıyor</h3><p>Ferrero'nun aktardığı 385 bin katılımcı ile gerçekleştirilen araştırmanın sonuçları, kaliteli uykunun kalp-damar hastalıkları riskini yüzde 35 oranında azalttığını ortaya koydu. Aynı araştırmada, iskemik kalp hastalığı ve inme riskinin ise yüzde 34 daha düşük olduğu tespit edildi. Başka bir çalışmada ise 172.321 yetişkinin verileri incelendi ve iyi uyku alışkanlığı olan erkeklerin ortalama 4,7 yıl, kadınların ise 2,4 yıl daha uzun yaşadığı belirlendi. Ferrero, bu bulguların yalnızca uyku süresiyle ilgili olmadığını, aynı zamanda uyku kalitesinin de hayati önemde olduğunu vurguladı. Son olarak, kronik uykusuzluk tedavisinde bilişsel-davranışsal terapinin ilaçlara göre daha kalıcı sonuçlar verdiğini ifade etti.</p><p>Sağlık uzmanları, yaşam süresini uzatmak ve hastalık risklerini azaltmak için kaliteli uyku alışkanlığına öncelik verilmesini öneriyor. Uyku kalitesi, modern yaşamın getirdiği stres ve yoğunluk karşısında sağlıklı bir yaşamın anahtarı olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/yillardir-uykusuz-kalanla-934_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292342</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/insan-gidalari-evcil-hayvanlara-uygun-degil-sofranizdaki-lezzetler-onlar-icin-zehir-olabilir-292342</link>
      <pubDate>2026-09-22T15:48:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İnsan gıdaları evcil hayvanlara uygun değil! Sofranızdaki lezzetler onlar için zehir olabilir]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Veteriner Darya Lapenok, kediler ve köpekler için ölümcül olabilen yasaklı gıdalar konusunda önemli uyarılarda bulundu. Özellikle çikolata, üzüm, mantar ve soğan gibi ürünlerin evcil hayvanlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği belirtildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İnsan gıdaları evcil hayvanlara uygun değil! Sofranızdaki lezzetler onlar için zehir olabilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Veteriner Darya Lapenok, evcil hayvan sahiplerini yakından ilgilendiren bir açıklama yaptı. Lapenok, kediler ve köpekler için tehlike oluşturan yasaklı gıdaların listesini paylaştı. Özellikle çikolata, üzüm, mantar, soğan, sucuklu ürünler ve bazı diğer gıdaların evcil hayvanların sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtti. Bu ürünlerin hayvanlarda zehirlenmeye, sinir sistemi bozukluklarına ve hatta ölümcül sonuçlara yol açabileceği vurgulandı. Lapenok'un uyarılarına göre, evcil hayvanlara insanların tükettiği pek çok yiyecek asla verilmemeli.</p><h3>Veteriner Lapenok: 'Çikolata ve ksilitol hayvanlar için ölümcül risk taşıyor'</h3><p>Veteriner Darya Lapenok, çikolata ve kakao içeren ürünlerin kediler ve köpekler için özellikle tehlikeli olduğunu bildirdi. Bu gıdalarda bulunan teobromin maddesinin, hayvanlarda kusma, kasılma ve sinir sistemi bozukluklarına yol açabileceğini ifade etti. Ağır vakalarda ise bu durumun ölümle sonuçlanabileceğini belirtti. Ayrıca, bazı şekerlemelerde yer alan ksilitol isimli tatlandırıcının köpeklerde ciddi karaciğer hasarına neden olabileceğine dikkat çekti. Lapenok, evcil hayvanların bu tür ürünlerden kesinlikle uzak tutulması gerektiğini vurguladı.</p><h3>Soğan, üzüm, mantar ve çekirdekli meyveler büyük tehlike oluşturuyor</h3><p>Uzman veteriner, bitkisel gıdalarda da önemli riskler bulunduğunu açıkladı. Soğan ve sarımsakta bulunan organik kükürt bileşenlerinin, kediler ve köpeklerde anemiye yol açabileceğini ve karaciğer ile böbrekler için ciddi tehlike oluşturduğunu söyledi. Avokadonun da içeriğindeki persin maddesi nedeniyle hayvanlar için toksik olduğunu belirtti. Üzüm ve kuru üzümün ise etkisinin tam olarak bilinmediğini, fakat ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini dile getirdi. Lapenok, mantarların da hayvanların sindirim sisteminde bozulmalara yol açabileceğini, elma, şeftali, erik ve kiraz çekirdeklerinin ise zehirlenme ve bağırsak tıkanıklığı riskini artırdığını aktardı. Ayrıca, füme etler, yağlı ve baharatlı yiyecekler ile alkolün de evcil hayvanlarda ağır sağlık sorunlarına neden olabileceği uyarısında bulundu.</p><p>Evcil hayvanların sağlığını korumak için sahiplerin, veterinerlerin önerilerine dikkat etmesi büyük önem taşıyor. Yasaklı gıdalar konusunda bilinçlenmek, kediler ve köpekler için ciddi sağlık sorunlarını önlemenin en etkili yolu olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/insan-gidalari-evcil-hayv-995_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292341</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/osmaniyenin-bahce-ilcesinde-otomobil-ucuruma-yuvarlandi-1-olu-1-yarali-292341</link>
      <pubDate>2026-09-22T15:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Osmaniye'nin Bahçe ilçesinde otomobil uçuruma yuvarlandı: 1 ölü, 1 yaralı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Osmaniye'nin Bahçe ilçesinde otomobilin uçuruma yuvarlanması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Osmaniye'nin Bahçe ilçesinde otomobil uçuruma yuvarlandı: 1 ölü, 1 yaralı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaffar Beğit&#39;in kullandığı 80 EJ 309 plakalı otomobil, Bekdemir köyü yakınlarında uçuruma yuvarlandı.</p><p>Kazayı görenlerin ihbarı üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık, itfaiye, jandarma ve AFAD ekipleri sevk edildi.</p><p>Sürücünün yaşamını yitirdiğini belirleyen ekipler, ismi öğrenilemeyen bir yaralıyı araçtan çıkardı.</p><p>Ambulansa taşınan yaralı, Bahçe Devlet Hastanesi&#39;ne kaldırıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/osmaniyenin-bahce-ilcesin-866_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292340</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/istanbul-sultangazide-zincirleme-trafik-kazasi-5-yarali-292340</link>
      <pubDate>2026-09-22T15:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İstanbul Sultangazi'de zincirleme trafik kazası! 5 yaralı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul Sultangazi'de 3 aracın karıştığı trafik kazasında 5 kişi yaralandı. Ortalığın savaş alanına döndüğü kazada yaralılar ambulanslarla hastaneye kaldırıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İstanbul Sultangazi'de zincirleme trafik kazası! 5 yaralı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Edinilen bilgilere göre, kaza 01.30 sıralarında Atatürk Bulvarı üzerinde meydana geldi. Kamil Yıldız yönetimindeki 34 MMG 203 plakalı otomobil, bilinmeyen bir nedenle Cebeci yönüne ilerleyen Elvan Aktar idaresindeki 34 VZ 7454 plakalı kamyonete çarptı. Çarpmanın etkisiyle savrulan otomobil, Atatürk Bulvarı'ndan Mimar Sinan Bulvarı'na dönmek isteyen Mehmet Özçelik yönetimindeki 06 SED 34 plakalı otomobile vurdu. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralıların yardımına çevredeki vatandaşlar koştu. Kazada 34 MMG 203 plakalı otomobilin sürücüsü Kamil Yıldız ile araçta yolcu olarak bulunan Derya Meryem Çetin ve Candemir Aydın ile kamyonet sürücüsü Elvan Aktar ve araçta bulunan Eren Aktar yaralandı. Yaralılar olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Gaziosmanpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/istanbul-sultangazide-zin-503_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292339</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/trump-abdnin-muhimmat-stoku-iddialari-yalanlandi-uretim-seviyesi-artti-292339</link>
      <pubDate>2026-09-22T15:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trump: ABD'nin mühimmat stoku iddiaları yalanlandı, üretim seviyesi arttı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin mühimmat stokunun azaldığına yönelik iddiaların doğru olmadığını ve "daha önce görülmemiş seviyelerde üretim yaptıklarını" savundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trump: ABD'nin mühimmat stoku iddiaları yalanlandı, üretim seviyesi arttı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Başkan Trump, sosyal medya hesabından, ABD&#39;nin mühimmat deposunun düşük seviyelere indiğine yönelik iddialara ilişkin paylaşım yaptı.</p><p>İddiaların doğru olmadığını savunan Trump, &quot;Korkaklar ve hainler, Amerika Birleşik Devletleri&#39;nin mühimmatının azaldığını söylemeye bayılıyor.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/donaldtrumpaa2442655-170820261b3e59da.jpg"/><p>Trump, &quot;Kullanacağımızı düşündüğümüzden çok daha fazla mühimmatımız var ve şu anda daha önce görmediğimiz seviyelerde üretiyoruz.&quot; ifadesini kullandı.</p><p>Son günlerde medyada, ABD&#39;nin İran&#39;a karşı İsrail ile ortaklaşa düzenlediği saldırılarla başlayan savaş nedeniyle ülkede mühimmat stokunun azaldığı yönünde haberler çıkmıştı.</p><p>ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) denetçisi tarafından 14 Eylül&#39;de yayımlanan raporda da savaşın ABD&#39;de mühimmat açığına ve tedarik zincirlerinde &quot;darboğaza&quot; neden olduğu kaydedilmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/trump-abdnin-muhimmat-sto-106_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292338</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/avrupada-dogal-gaz-fiyatlari-uc-haftanin-en-dusuk-seviyesinde-292338</link>
      <pubDate>2026-09-22T15:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Avrupa'da doğal gaz fiyatları üç haftanın en düşük seviyesinde]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Avrupa'da doğal gaz fiyatları, ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukayı kaldırması halinde İran'ın Hürmüz Boğazı'nı yeniden açabileceğine ilişkin haberlerin ardından megavatsaat başına 70 avronun altına düşerek son üç haftanın en düşük seviyesine geriledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Avrupa'da doğal gaz fiyatları üç haftanın en düşük seviyesinde]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa&#39;da doğal gaz fiyatlandırmasında referans kabul edilen Hollanda merkezli TTF&#39;de ekim vadeli kontratlarda doğal gazın megavatsaat fiyatı pazartesi gününü 73,25 avrodan kapattı.</p><p>Fiyatlar, bugün saat 13.59 itibarıyla kapanışa göre yüzde 5,6 azalarak 69,15 avroya geriledi.</p><p>Japonya&#39;nın Kyodo Haber Ajansı&#39;na göre, İran, ABD&#39;nin deniz ablukasını kaldırması ve diplomasiye dönmesi halinde Hürmüz Boğazı&#39;nı 7 gün içinde yeniden açmaya hazır olduğunu Washington&#39;a iletti.</p><p>İsmi açıklanmayan İranlı bir hükümet yetkilisi, teklifin arabulucular aracılığıyla ABD&#39;ye ulaştırıldığını ve iki ülke arasında kalıcı bir ateşkes sağlanması amacıyla müzakerelerin yeniden başlatılmasının önerildiğini söyledi.</p><p>Öte yandan, Asya&#39;da LNG talebinin, özellikle Çin ve Japonya&#39;da zayıf seyretmesi de fiyatları aşağı yönlü baskılayan bir unsur oldu.</p><p><b>- DEPOLARDAKİ DOLULUK GEÇEN YILIN ALTINDA</b></p><p>Avrupa Gaz Altyapısı (GIE) verilerine göre, Avrupa Birliği ülkelerindeki doğal gaz depolarının doluluk oranı yüzde 69,94 seviyesinde bulunuyor. Geçen yıl bu oran yüzde 81,85 seviyesindeydi.</p><p>Norveç&#39;in doğal gaz ihracatı ise bakım çalışmaları nedeniyle kısıtlı seyretmeye devam ediyor. Ülkenin doğal gaz ihracat kapasitesinin, Avrupa&#39;da kış öncesi talebin arttığı döneme hazırlık amacıyla yürütülen planlı bakım çalışmaları nedeniyle eylül sonuna kadar yaklaşık yüzde 20 azalması bekleniyor.</p><p>Avrupa&#39;nın en büyük doğal gaz üreticisi olan Norveç, kıtanın doğal gaz talebinin yüzde 30&#39;dan fazlasını karşılıyor.</p><p>Analistler, Avrupa&#39;da önümüzdeki iki haftada beklenen sıcak hava nedeniyle ısınma amaçlı doğal gaz talebinin azalacağını ve bunun fiyatlardaki düşüşü destekleyeceğini öngörüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/avrupada-dogal-gaz-fiyatl-132_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292337</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/mersinin-tarsus-ilcesinde-trafik-kazasi-1-olu-292337</link>
      <pubDate>2026-09-22T15:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Mersin'in Tarsus ilçesinde trafik kazası, 1 ölü]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Mersin'in Tarsus ilçesinde meydana gelen trafik kazasında 1 kişi hayatını kaybetti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Mersin'in Tarsus ilçesinde trafik kazası, 1 ölü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alınan bilgiye göre, Gökhan Dereli idaresindeki 03 LD 508  plakalı otomobil, Otoyol Adana-Mersin arası Üçtepeler mevkiinde orta refüje çarptı. Çevredekilerin bildirimi üzerine bölgeye jandarma, sağlık ve itfaiye arama kurtarma ekipleri sevk edildi.  </p><p>Sağlık ekipleri sürücü Gökhan Dereli'nin hayatını kaybettiğini belirledi. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/mersinin-tarsus-ilcesinde-163_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292336</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/yumurta-soyarken-beyazinin-yarisi-gidiyorsa-dikkat-yillardir-yanlis-hasliyormusuz-292336</link>
      <pubDate>2026-09-22T15:20:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yumurta soyarken beyazının yarısı gidiyorsa dikkat! Yıllardır yanlış haşlıyormuşuz]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Haşlanmış yumurta, mutfakta pratik ve besleyici bir seçenek olarak öne çıkıyor. Ancak yumurtanın kabuğunun kolay soyulmaması, pek çok kişinin ortak şikayeti. Uzmanlara göre, yumurta tazeliği ve haşlama yöntemi bu konuda belirleyici rol oynuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yumurta soyarken beyazının yarısı gidiyorsa dikkat! Yıllardır yanlış haşlıyormuşuz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Haşlanmış yumurtanın kabuğunun kolayca soyulmaması, mutfakta sıkça karşılaşılan bir sorun olarak dikkat çekiyor. Aynı tencerede pişirilen yumurtaların bile farklı şekilde soyulması, pek çok kişinin kafasını karıştırıyor. Uzmanlar, haşlanmış yumurtanın kabuğunun rahat ayrılıp ayrılmamasında en önemli etkenin yumurta tazeliği olduğunu vurguluyor. Taze yumurtalarda beyazın pH değeri düşük ve zarla bağlantısı daha sıkı olduğu için, kabuğun altında kalan beyaz da kolayca ayrılmıyor. Buna karşın, birkaç gün beklemiş yumurtalarda pH değeri yükseliyor ve beyaz, kabuktan daha rahat ayrılıyor. Bu nedenle, haşlanmış yumurta hazırlarken taze yumurta kullanmak yerine, birkaç gün beklemiş olanları tercih etmek daha iyi sonuç veriyor.</p><h3>Uzmanlar yumurta tazeliğinin etkisine dikkat çekti</h3><p>Yumurta tazeliği, haşlanmış yumurtanın kabuğunun kolay soyulmasında belirleyici bir faktör olarak öne çıkıyor. Taze yumurtalarda beyaz, iç zarla daha sıkı bir temas halinde bulunuyor. Bu da haşlandıktan sonra kabuğun soyulmasını zorlaştırıyor. Yumurtalar bekledikçe içerdikleri karbondioksit yavaşça dışarı çıkıyor ve beyazın pH değeri yükseliyor. Bu değişim, haşlanmış yumurtanın kabuğunun daha kolay ayrılmasını sağlıyor. Ancak, haşlama için özellikle 'bayat' yumurta seçmek gerekmiyor. Sadece çok taze yumurtalarda zor soyulma ihtimalinin daha yüksek olduğu belirtiliyor. Yumurta tazeliği ile ilgili bu detay, mutfakta pratiklik ve zaman tasarrufu açısından önemli bir ipucu sunuyor.</p><h3>Sıcak su ve soğutma işlemi soyulmayı kolaylaştırıyor</h3><p>Haşlanmış yumurtanın kolay soyulmasında tazelik kadar haşlama yöntemi de etkili oluyor. Yumurtaları doğrudan sıcak suya bırakmak, dış beyaz tabakanın hızlıca sertleşmesini sağlıyor ve bu da kabuğun daha rahat ayrılmasına yardımcı oluyor. Ancak, ani sıcaklık değişimi yumurtanın çatlamasına yol açabiliyor. Bu nedenle yumurtaları tencereye dikkatlice, bir kaşık ya da kepçe yardımıyla bırakmak öneriliyor. Alternatif olarak, yumurtaları buharda pişirmek de hem çatlama riskini azaltıyor hem de soyulmayı kolaylaştırıyor. Haşlama işlemi tamamlandıktan sonra yumurtaları hemen soğuk suya almak, pişme sürecini durduruyor ve aşırı pişmiş sarı oluşmasını engelliyor. Ayrıca, soğuyan yumurtanın tutulması ve temizlenmesi daha pratik hale geliyor. Soğutma işleminin ardından kabuğu masada hafifçe yuvarlayarak çatlatmak ve kalın uçtan soymaya başlamak, en iyi sonucu veriyor. Yumurta tazeliği, doğru ısıtma ve hızlı soğutma işleminin birleşimi, haşlanmış yumurtanın kolayca soyulmasını sağlıyor.</p><p>Sonuç olarak, haşlanmış yumurtanın kabuğunun kolay soyulması için yumurta tazeliğine dikkat etmek, sıcak suyla haşlama ve hızlı soğutma yöntemlerini uygulamak gerekiyor. Bu basit ama etkili adımlar, mutfakta vakit kaybını önleyerek lezzetli ve pratik haşlanmış yumurtalar hazırlamanıza yardımcı oluyor. Yumurta tazeliği, bu sürecin en önemli anahtar kelimesi olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/yumurta-soyarken-beyazini-926_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292335</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/super-gida-algisina-son-avokadonun-en-buyuk-dezavantajini-ne-292335</link>
      <pubDate>2026-09-22T15:18:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Süper gıda algısına son! Avokadonun en büyük dezavantajını ne?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Endokrinolog Grigori Dolgushin, avokadonun sağlıklı beslenme açısından avantajlarını anlattı ancak yüksek kalori içeriğine dikkat çekerek porsiyon konusunda uyardı. Avokado, doğru miktarda tüketildiğinde faydalı olurken, aşırı tüketim kilo kontrolünü zorlaştırabilir.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Süper gıda algısına son! Avokadonun en büyük dezavantajını ne?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Endokrinoloji uzmanı Dr. Grigori Dolgushin, avokadonun beslenme düzenindeki yerini ve potansiyel risklerini değerlendirdi. Dolgushin, özellikle son yıllarda popülerliği artan avokadonun, içeriğindeki faydalı yağ asitleri ve uzun süre tokluk sağlaması nedeniyle sağlıklı yaşamı benimseyenler arasında öne çıktığını belirtti. Ancak avokadonun yüksek kalori değeri, kilo kontrolüne dikkat eden bireyler için önemli bir dezavantaj oluşturuyor. Uzman, avokadonun sınırsız tüketilemeyeceğini vurguladı ve porsiyon kontrolünün şart olduğunun altını çizdi.</p><h3>Dr. Dolgushin: 'Avokadoyu süper gıda gibi görmeyin'</h3><p>Dr. Dolgushin, avokadonun içerdiği besin değerlerinin olumlu etkilerine rağmen, bu meyvenin evrensel bir süper gıda olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Avokado, kalp ritmini destekleyen ve kan basıncını dengeleyen bileşenler içeriyor. Buna karşın, yüksek enerji içeriği nedeniyle büyük porsiyonların tüketilmesi, özellikle kalori alımını sınırlamaya çalışanlar için risk taşıyor. Uzman, avokadonun dengeli ve makul miktarda tüketilmesinin sağlıklı beslenme açısından daha doğru bir yaklaşım olduğunu ifade etti.</p><h3>Beslenme düzeni ve bireysel farklılıklar ön planda</h3><p>Dr. Dolgushin, tek bir gıdanın tüm beslenme düzeni üzerindeki etkisinin abartılmaması gerektiğini belirtti. Her bireyin metabolizması ve günlük enerji ihtiyacı farklılık gösteriyor. Avokado gibi sağlıklı kabul edilen besinler bile, yanlış miktarlarda tüketildiğinde istenmeyen sonuçlara yol açabiliyor. Uzman, beslenmede çeşitlilik ve dengeye dikkat edilmesini, kişisel ihtiyaçlara göre porsiyon ayarlaması yapılmasını önerdi. Ayrıca, fiziksel aktivite düzeyinin de beslenme planında önemli bir rol oynadığını, bu nedenle avokado tüketirken bireysel koşulların göz önünde bulundurulması gerektiğini sözlerine ekledi.</p><p>Sonuç olarak, avokado besleyici ve faydalı bir gıda olmasına rağmen, porsiyon kontrolü ve genel beslenme alışkanlıklarıyla birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Dr. Dolgushin, sağlıklı bir yaşam için tek bir gıdaya odaklanmak yerine dengeli bir diyetin önemine dikkat çekti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/super-gida-algisina-son-a-183_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292333</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/dis-hekimlerinden-kritik-agiz-kokusu-uyarisi-yalnizca-disleri-fircalamak-bakim-icin-yeterli-degil-292333</link>
      <pubDate>2026-09-22T15:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Diş hekimlerinden kritik ağız kokusu uyarısı! Yalnızca dişleri fırçalamak bakım için yeterli değil]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Diş hekimi P. Cabo, ağız hijyeninde genellikle ihmal edilen dil temizliğine dikkat çekti. Uzmanlar, dil üzerinde biriken bakterilerin ağız kokusuna yol açabileceğini belirtiyor ve dil bakımının diş fırçalama kadar önemli olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Diş hekimlerinden kritik ağız kokusu uyarısı! Yalnızca dişleri fırçalamak bakım için yeterli değil]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diş hekimi P. Cabo, ağız hijyeninde çoğu kişinin gözden kaçırdığı dil temizliğinin önemine dikkat çekti. Cabo'ya göre, dişleri düzenli fırçalamak ağız sağlığı için yeterli olmayabilir; çünkü dilin yüzeyinde biriken bakteriler ve yiyecek kalıntıları ağız kokusuna neden olabiliyor. Uzmanlar, bu nedenle diş fırçalamanın yanı sıra dil temizliğinin de günlük bakım rutininin ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini belirtiyor.</p><h3>Diş hekimi P. Cabo: 'Dil bakımı ağız kokusunu önler'</h3><p>P. Cabo, dilin hijyeninin genellikle ihmal edildiğini, oysa ağız kokusunun başlıca sebeplerinden birinin dil üzerinde biriken bakteriler olduğunu ifade etti. Sadece dişlerin fırçalanması, dildeki bakteri ve plak oluşumunu engellemiyor. Cabo, dil temizliği yapılmadığında, bu bakterilerin ağız kokusunu artırdığını ve ağız sağlığını olumsuz etkilediğini vurguladı. Uzmanlar, ağız kokusuyla mücadelede dil bakımının vazgeçilmez olduğunu belirtiyor.</p><h3>Uzmandan dil temizliği için pratik öneriler</h3><p>P. Cabo, dil yüzeyindeki bakterileri temizlemek için normal diş fırçası veya özel dil kazıyıcıların kullanılabileceğini söyledi. Her iki yöntemin de dilde biriken plak ve kalıntıların giderilmesinde etkili olduğunu aktaran Cabo, dil temizliğinin ağız hijyeninin düzenli bir parçası haline getirilmesi gerektiğini belirtti. Diş hekimleri, bu alışkanlığın ağız kokusunu azaltmada ve genel ağız sağlığını korumada önemli rol oynadığını ifade ediyor. Ağız hijyeninde dil temizliğine gereken önemin verilmesi gerektiği vurgulanıyor.</p><p>Dil temizliği, sağlıklı bir ağız için vazgeçilmez adımlar arasında yer alıyor. Uzmanlar, ağız kokusu ve bakterilerle mücadelede dil bakımının ihmal edilmemesi konusunda herkesi uyarıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/dis-hekimlerinden-kritik--120_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292332</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/sonbahar-agrilarinin-sirrini-acikladi-herkes-soguktan-saniyordu-meger-nedeni-baskaymis-292332</link>
      <pubDate>2026-09-22T15:16:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sonbahar ağrılarının sırrını açıkladı! Herkes soğuktan sanıyordu meğer nedeni başkaymış]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Sonbaharın gelmesiyle birlikte sırt ağrısı şikayetlerinde belirgin bir artış yaşanıyor. Nörolog ve rehabilitasyon tıbbı uzmanı Aleksey Mamatov, bu dönemde sırt ağrısının nedenlerini ve alınması gereken önlemleri ayrıntılı şekilde değerlendirdi. Özellikle uzun süre oturanlar ve ani fiziksel aktiviteye başlayanlar için önemli uyarılar var.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sonbahar ağrılarının sırrını açıkladı! Herkes soğuktan sanıyordu meğer nedeni başkaymış]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sonbaharın başlamasıyla birlikte sırt ağrısı şikayetlerinde dikkat çekici bir artış gözleniyor. Nörolog ve rehabilitasyon tıbbı uzmanı Aleksey Mamatov, bu artışın temel nedeninin soğuk hava değil, günlük yaşam alışkanlıklarındaki değişiklikler olduğunu belirtti. Özellikle hareketin azalması, uzun süre masa başında kalma ve aniden yoğun fiziksel aktiviteye geçişin sırt bölgesinde ağrıya yol açtığını vurguladı. Mamatov, sonbaharda birçok kişinin evde veya ofiste daha fazla zaman geçirdiğini, bu durumun da sırt kaslarında sürekli bir yüklenmeye neden olduğunu söyledi.</p><h3>Aleksey Mamatov: 'Hareketsizlik ve ani yük sırt ağrısını tetikliyor'</h3><p>Uzman doktor Mamatov, sıcak havalarda insanların daha aktif olduğunu, yürüyüş ve dışarıda zaman geçirmenin sırt sağlığına olumlu katkı sunduğunu ifade etti. Sonbaharda ise havaların serinlemesiyle birlikte hareketin azalması ve uzun süre aynı pozisyonda kalmanın sırt kaslarını zorladığını belirtti. Ayrıca, uzun süre hareketsiz kaldıktan sonra aniden ağır egzersizlere başlamak, tadilat işleriyle uğraşmak veya ağır eşyalar taşımak gibi alışılmadık fiziksel aktivitelerin de omurgada aşırı yüklenmeye yol açabileceğine dikkat çekti. Mamatov, bu tür ani değişimlerin sırt ağrısı riskini artırdığını söyledi.</p><h3>Stres ve uyku eksikliği sırt ağrısını güçlendiriyor</h3><p>Aleksey Mamatov, kronik stres ve uyku düzensizliğinin de sırt ağrısında önemli bir rol oynadığını belirtti. Uzman, sırt ağrısı yaşayanlara tamamen hareketsiz kalmamalarını, makul ölçüde hareket etmelerini ve günlük aktivitelerini dengeli şekilde sürdürmelerini önerdi. Ayrıca, ani yüklenmelerden kaçınılması, çalışma ortamının ergonomik olarak düzenlenmesi ve uyku düzenine dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Mamatov, bu önlemlerle sonbaharda artan sırt ağrısı riskinin azaltılabileceğini dile getirdi.</p><p>Sonuç olarak, sonbahar aylarında sırt ağrısı şikayetlerinin önüne geçmek için yaşam tarzında küçük ama etkili değişiklikler yapmak büyük önem taşıyor. Uzmanlar, özellikle uzun süre oturanların ve fiziksel aktiviteye aniden başlayanların sırt sağlıklarına daha fazla özen göstermesi gerektiğini hatırlatıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/sonbahar-agrilarinin-sirr-126_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292331</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kobi/meetup-istanbul-2026nin-temasi-belli-oldu-beyond-control-292331</link>
      <pubDate>2026-09-22T15:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Meetup Istanbul 2026'nın teması belli oldu: Beyond Control]]></title>
      <category><![CDATA[Kobi]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin önde gelen iş dünyası ve pazarlama etkinliklerinden Meetup Istanbul, 13 Ekim 2026'da "Beyond Control" temasıyla katılımcılarını geleceğin iş dünyasını şekillendiren yeni güç dinamiklerini birlikte tartışmaya davet ediyor. Bu yıl 10. yaşını kutlayacak etkinlikte; yapay zekâdan liderliğe, veri odaklı karar alma süreçlerinden sürdürülebilirliğe kadar pek çok konu, kontrol kavramının yeniden tanımlandığı bir perspektifle ele alınacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Meetup Istanbul 2026'nın teması belli oldu: Beyond Control]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">İş dünyası,  pazarlama ekosistemi ve yaratıcı endüstrilerin buluşma noktalarından biri olan  Meetup Istanbul, 2026 yılındaki ana temasını "Beyond Control" olarak  duyurdu. 13 Ekim'de UNIQ İstanbul'da gerçekleştirilecek etkinlikte; değişen iş  yapış biçimleri, teknolojiyle dönüşen karar mekanizmaları ve geleceğin liderlik  anlayışı "kontrol" kavramı ekseninde değerlendirilecek.</p><p class="MsoNormal"><b>Meetup  Istanbul bu yıl kontrolün ötesindeki dünyaya odaklanıyor</b></p><p class="MsoNormal">2015 yılından  bu yana Türkiye'den ve dünyanın farklı noktalarından iş dünyasının önde gelen  isimlerini bir araya getiren Meetup Istanbul, 10. yılında katılımcılarına ilham  veren konuşmaların ötesine geçen çok yönlü bir deneyim sunmaya hazırlanıyor.  Yeni nesil iş modelleri, yapay zekâ, veri odaklı dönüşüm, insan odaklı  teknolojiler, sürdürülebilirlik ve geleceğin organizasyon yapıları gibi  başlıkların ele alınacağı etkinlikte; ana sahne oturumlarının yanı sıra  workshop'lar, sertifika programları ve networking alanları da katılımcıları  bekliyor.</p><p class="MsoNormal"><b>Beyond Control  ile değişen dünyanın yeni gerçekleri konuşulacak</b></p><p class="MsoNormal">Bu yılın  teması Beyond Control, günümüz dünyasında kontrolün artık tek bir kişi, kurum  ya da sistemin elinde bulunan bir güç olmaktan çıktığı gerçeğinden hareket  ediyor. Yapay zekânın hızlandırdığı dönüşüm, değişen tüketici beklentileri, çok  katmanlı organizasyon yapıları ve hızla gelişen teknolojiler karşısında iş  dünyasının geliştirdiği yeni refleksleri odağına alan tema; belirsizlik içinde  yön bulabilmeyi, değişime uyum sağlayabilmeyi ve veriyi anlamlandırarak  harekete geçebilmeyi tartışmaya açıyor.</p><p class="MsoNormal"><b>"Kontrol  etmekten çok uyum sağlayabilmek önem kazanıyor"</b></p><p class="MsoNormal">Meetup  Istanbul'un bu yılki teması hakkında değerlendirmelerde bulunan <b>Pazarlamasyon  CEO'su Necip Murat</b>, "Uzun yıllar boyunca iş dünyasında başarıyı  kontrol edebilme kapasitesiyle tanımladık. Oysa bugün görüyoruz ki değişimin  hızı, teknolojinin gelişimi ve farklı aktörlerin aynı anda etki oluşturduğu yeni  ekosistemler, kontrol kavramını yeniden düşünmeyi gerektiriyor. Beyond Control  temasıyla bu yıl yalnızca geleceğin trendlerini konuşmayacağız; iş dünyasının  değişen reflekslerini, liderlik anlayışını ve yeni büyüme dinamiklerini  birlikte tartışacağız. Meetup Istanbul'un 10. yılında katılımcılarımıza ilham  veren konuşmaların ötesinde, geleceğe dair yeni bakış açıları kazandıracak  güçlü bir deneyim sunmayı hedefliyoruz." dedi.</p><p class="MsoNormal">Meetup  Istanbul, 10. yılında da pazarlama, teknoloji, girişimcilik ve yaratıcı  endüstrilerin önde gelen isimlerini aynı çatı altında buluşturarak sektörün  geleceğine yön veren fikirleri gündeme taşımayı sürdürecek. Beyond Control  temasıyla şekillenen program, katılımcılara yalnızca bugünü değil, geleceğin iş  dünyasını da farklı bir perspektiften değerlendirme fırsatı sunacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/meetup-istanbul-2026nin-t-809_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292330</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/abdisrail-iran-savasi-trump-muhimmat-stokunun-azaldigi-iddialarini-reddetti-292330</link>
      <pubDate>2026-09-22T15:13:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ABD/İsrail-İran Savaşı... Trump mühimmat stokunun azaldığı iddialarını reddetti]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin mühimmat stokunun azaldığına yönelik iddiaların doğru olmadığını ve "daha önce görülmemiş seviyelerde üretim yaptıklarını" savundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ABD/İsrail-İran Savaşı... Trump mühimmat stokunun azaldığı iddialarını reddetti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından, ABD'nin mühimmat deposunun düşük seviyelere indiğine yönelik iddialara ilişkin paylaşım yaptı.</p><p>İddiaların doğru olmadığını savunan Trump, "Korkaklar ve hainler, Amerika Birleşik Devletleri'nin mühimmatının azaldığını söylemeye bayılıyor." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Trump, "Kullanacağımızı düşündüğümüzden çok daha fazla mühimmatımız var ve şu anda daha önce görmediğimiz seviyelerde üretiyoruz." ifadesini kullandı.</p><p>Son günlerde medyada, ABD'nin İran'a karşı İsrail ile ortaklaşa düzenlediği saldırılarla başlayan savaş nedeniyle ülkede mühimmat stokunun azaldığı yönünde haberler çıkmıştı.</p><p>ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) denetçisi tarafından 14 Eylül'de yayımlanan raporda da savaşın ABD'de mühimmat açığına ve tedarik zincirlerinde "darboğaza" neden olduğu kaydedilmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/abdisrail-iran-savasi-tru-185_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292328</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/her-gun-ictigimiz-o-icecekler-meger-stresi-tetikliyormus-292328</link>
      <pubDate>2026-09-22T14:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Her gün içtiğimiz o içecekler meğer stresi tetikliyormuş]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Tayvan'da gerçekleştirilen geniş çaplı bir araştırma, tatlı içecek tüketiminin psikolojik stres belirtileriyle bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, özellikle sık tüketen bireylerde stres, gerginlik ve uyku sorunlarının daha yaygın olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Her gün içtiğimiz o içecekler meğer stresi tetikliyormuş]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tayvan'da yürütülen kapsamlı bir bilimsel araştırma, tatlı içecek tüketiminin psikolojik stresle bağlantılı olabileceğini gösterdi. 19 ile 64 yaşları arasındaki 3787 yetişkinin katıldığı çalışmada, eklenmiş şeker içeren içecekleri düzenli olarak tercih eden kişilerin, stres, gerginlik ve depresif ruh hali gibi psikolojik sorunları daha sık yaşadığı tespit edildi. Araştırma, haftada bir ile altı kez tatlı içecek tüketenlerin, bu içeceklerden tamamen uzak duranlara göre psikolojik stres yaşama olasılığının yüzde 75 daha fazla olduğunu ortaya koydu. Haftada 14 kez veya daha fazla tatlı içecek tüketenlerde ise bu risk neredeyse iki katına yükseldi. Bilim insanları, tatlı içeceklerin psikolojik stres üzerindeki etkisinin kesin neden-sonuç ilişkisiyle kanıtlanmadığını, ancak güçlü bir bağ bulunduğunu belirtiyor.</p><h3>Bilim insanları: 'Tatlı içecekler ruh halini olumsuz etkileyebilir'</h3><p>Araştırma ekibi, tatlı içecek tüketiminin sadece psikolojik stresle değil, aynı zamanda beslenme alışkanlıklarıyla da ilişkili olduğunu açıkladı. Sıkça tatlı içecek tüketen katılımcıların, tam tahıllı ürünler, sebzeler, meyveler, kuruyemişler ve tohumlar gibi sağlıklı gıdalara daha az yer verdiği; süt tüketiminin de düşük olduğu belirlendi. Buna karşılık, bu kişilerin menülerinde tatlılar, atıştırmalıklar, kızartmalar ve et ürünleri gibi yüksek kalorili yiyecekler daha fazla yer alıyor. Bilim insanları, bu beslenme modelinin de psikolojik stres üzerinde dolaylı bir etki yaratabileceğine dikkat çekiyor.</p><h3>Tatlı içecek ve stres ilişkisine dair yeni açıklamalar</h3><p>Uzmanlar, tatlı içeceklerin psikolojik stres üzerindeki etkisini açıklamak için çeşitli biyolojik mekanizmalara işaret ediyor. Şekerin, vücutta iltihap süreçlerini tetikleyebileceği ve dopamin ile serotonin metabolizmasını etkileyebileceği öne sürülüyor. Ancak, araştırmada bu mekanizmalar doğrudan test edilmedi. Ayrıca, araştırmacılar ters bir ilişkinin de mümkün olduğunu belirtiyor: Yani, psikolojik rahatsızlık yaşayan bireylerin tatlı içecek ve yiyeceklere daha fazla yönelme ihtimali bulunuyor. Sonuç olarak, tatlı içecek tüketimi ile psikolojik stres arasındaki bağlantının karmaşık olduğu ve daha fazla bilimsel çalışma gerektirdiği ifade ediliyor.</p><p>Çalışmanın sonuçları, tatlı içecek tüketiminin sadece fiziksel sağlık değil, ruh sağlığı üzerinde de önemli etkiler yaratabileceğini gösteriyor. Uzmanlar, bireylerin beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmesini ve özellikle psikolojik stresle mücadele edenlerin tatlı içecek tüketimini sınırlamasını öneriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/her-gun-ictigimiz-o-icece-785_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292327</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/bakan-bayraktar-kanada-disisleri-bakani-ve-atkinsrealis-ust-yoneticisi-ile-gorustu-292327</link>
      <pubDate>2026-09-22T14:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Bayraktar, Kanada Dışişleri Bakanı ve AtkinsRealis Üst Yöneticisi ile görüştü]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, ABD temasları kapsamında New York'ta Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ve AtkinsRealis Üst Yöneticisi (CEO) Ian L. Edwards ile görüştüğünü bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Bayraktar, Kanada Dışişleri Bakanı ve AtkinsRealis Üst Yöneticisi ile görüştü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bayraktar, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, görüşmede başta nükleer enerji olmak üzere temiz enerji teknolojileri alanındaki potansiyel iş birliklerini ve yatırım fırsatlarını değerlendirdiklerini kaydetti.</p><p><b>"Temaslarımızı, karşılıklı faydaya dayalı stratejik adımlarla kararlılıkla sürdüreceğiz"</b></p><p>Daha önce Toronto&#39;da nükleer enerji santrallerinin geliştirilmesine yönelik imzalanan Mutabakat Zaptı ile Ankara&#39;da gerçekleştirdikleri verimli temasların ardından başlattıkları bu güçlü iş birliği sürecini somut adımlarla çok daha ileriye taşıma kararlılıklarını bir kez daha teyit ettiklerini belirten Bayraktar, &quot;Türkiye&#39;nin enerji sepetini çeşitlendirmek ve enerjide tam bağımsızlığa ulaşmak için uluslararası alandaki temaslarımızı, karşılıklı faydaya dayalı stratejik adımlarla kararlılıkla sürdüreceğiz.&quot; ifadesini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/bakan-bayraktar-kanada-di-740_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292326</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/terlikleri-cope-attiracak-aciklama-evde-yalinayak-yuruyunce-ayaginiza-bakin-ne-oluyor-292326</link>
      <pubDate>2026-09-22T14:56:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Terlikleri çöpe attıracak açıklama! Evde yalınayak yürüyünce ayağınıza bakın ne oluyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Podolog Manu Vidal, evde çıplak ayakla yürümenin ayak sağlığı için önemli avantajlar sunduğunu belirtiyor. Uzman, terlik yerine çıplak ayak tercihinin kasları güçlendirdiğini ve dengeyi artırdığını vurguluyor. Ancak, zeminin güvenli olması gerektiğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Terlikleri çöpe attıracak açıklama! Evde yalınayak yürüyünce ayağınıza bakın ne oluyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Evde çıplak ayakla yürümek, ayak kaslarının daha aktif çalışmasını ve denge yeteneğinin gelişmesini sağlıyor. Podolog Manu Vidal, terlik kullanımını bırakmanın ayakların doğal hareketini desteklediğini ve bacak kaslarını güçlendirdiğini belirtiyor. Vidal'a göre, çıplak ayak alışkanlığı, cildin daha iyi havalanmasına yardımcı olurken iltihap riskini de azaltıyor. Ancak, çıplak ayakla yürüme kararı alınırken zeminin temiz ve güvenli olması büyük önem taşıyor.</p><h3>Manu Vidal: 'Çıplak ayak kasları güçlendiriyor'</h3><p>Manu Vidal, evde çıplak ayakla yürümenin ayak kaslarını harekete geçirdiğini ve bu sayede vücudun dengede kalma yeteneğini artırdığını dile getiriyor. Uzman, çıplak ayakla yürümenin bacak kaslarını da olumlu etkilediğini ve iltihaplanmayı önlemeye yardımcı olduğunu ifade ediyor. Ayrıca, ayakların doğal şekilde havalanmasının cilt sağlığı açısından önemli olduğuna dikkat çekiyor.</p><h3>Güvenli zemin vurgusu: Risklere karşı önlem şart</h3><p>Vidal, çıplak ayakla yürümenin faydalarının tam anlamıyla görülebilmesi için zeminin güvenli ve temiz olması gerektiğini hatırlatıyor. Düzensiz zeminler ya da yerde unutulan nesneler, ayak cildinde yaralanma ve enfeksiyon riskini artırıyor. Bu nedenle, çıplak ayakla yürüme alışkanlığı edinirken ortamın uygunluğuna dikkat edilmesi gerekiyor. Sonuç olarak, uzmanlar evde çıplak ayakla yürümenin sağladığı avantajlara işaret ederken, güvenli koşulların sağlanmasının altını çiziyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/terlikleri-cope-attiracak-742_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292325</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/yuzyillik-halk-ilaci-laboratuvardan-onay-aldi-kutsal-cay-sifa-dagitmaya-geliyor-292325</link>
      <pubDate>2026-09-22T14:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yüzyıllık halk ilacı laboratuvardan onay aldı! "Kutsal çay" şifa dağıtmaya geliyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Myanmar'daki Naypyidaw Üniversitesi ile Avusturya'daki Salzburg Moleküler Biyoloji Enstitüsü'nün ortak çalışmasında, geleneksel olarak 'kutsal çay' olarak bilinen bitkisel ilacın laboratuvar ortamında yüksek etkinlik gösterdiği tespit edildi. Bu gelişme, bitkinin yüzyıllardır süren kullanımını bilimsel olarak doğruladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yüzyıllık halk ilacı laboratuvardan onay aldı! "Kutsal çay" şifa dağıtmaya geliyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Myanmar'da Naypyidaw Üniversitesi ve Avusturya'daki Salzburg Moleküler Biyoloji Enstitüsü'nün yürüttüğü araştırmada, halk arasında 'kutsal çay' ve bilimsel adıyla 'Chaotera' olarak bilinen bitkisel ilacın etkinliği bilimsel olarak doğrulandı. Güneydoğu Asya'da yüzyıllardır yaraların, iltihapların ve enfeksiyonların tedavisinde kullanılan kutsal çay, laboratuvar ortamında yapılan testlerle dikkat çekici sonuçlar verdi. Araştırmacılar, bitkide bulunan dört ana biyolojik bileşeni &#8212; artemisinin, aukubin, geniposid ve fenilpropanoid glikozitler &#8212; izole etti. Hem in vitro hem de in vivo testlerde bu bileşenlerin birlikte kullanımı, her birinin tek başına gösterdiği etkiden çok daha güçlü bir sinerji ortaya koydu.</p><h3>Salzburg ve Naypyidaw ekipleri: Kutsal çayda sinerjik etki kanıtlandı</h3><p>Çalışmada, özellikle iltihap önleyici ve antioksidan özelliklerin öne çıktığı belirtildi. Kutsal çayın bu güçlü etkisi, bitkinin geleneksel tedavi yöntemlerindeki başarısını bilimsel zemine taşıdı. Araştırmacılar, laboratuvar testlerinde elde edilen bulguların, halk arasında uzun yıllardır bilinen faydalarla tam bir uyum gösterdiğini vurguladı. Bu sonuç, bitkisel ilaçların moleküler düzeyde nasıl etki gösterdiğine dair önemli ipuçları sundu. Ayrıca, bileşenlerin birlikte kullanılması sayesinde ortaya çıkan sinerjinin, sentetik ilaçlara kıyasla daha az yan etkiyle yüksek etkinlik sağlama potansiyeli taşıdığı ifade edildi.</p><h3>Uzmanlar: Kutsal çay yeni ilaçların yolunu açabilir</h3><p>Bilim insanları, kutsal çayın laboratuvar ortamında gösterdiği güçlü etki sayesinde, modern tıpta yeni ilaçların geliştirilmesi için önemli bir kaynak olabileceğini belirtti. Araştırmanın sonuçları, geleneksel bitkisel preparatların bilimsel olarak incelenmesinin, yüzyıllardır süren ampirik bilgiyle birleşerek sağlık alanında yeni çözümler sunabileceğini ortaya koydu. Uzmanlar, kutsal çaydan elde edilen verilerin, hem doğal hem de etkili ilaçların geliştirilmesine öncülük edebileceğini ve bu yaklaşımın sentetik ilaçlara alternatif oluşturabileceğini düşünüyor. Kutsal çayın antioksidan ve iltihap önleyici özellikleri, özellikle yara iyileşmesi ve enfeksiyon tedavisinde umut vadediyor.</p><p>Sonuç olarak, Myanmar ve Avusturya'dan gelen bu bilimsel keşif, kutsal çayın geleneksel kullanımıyla modern tıp arasında köprü kurarak, bitkisel ilaçlara yönelik yeni araştırmaların önünü açtı. Elde edilen bulgular, doğal tedavi yöntemlerinin bilimsel olarak da desteklenebileceğini gösterdi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/yuzyillik-halk-ilaci-labo-371_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292324</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/dusan-vlahovicten-kotu-haber-4-macta-forma-giyemeyecek-292324</link>
      <pubDate>2026-09-22T14:53:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dusan Vlahovic'ten kötü haber! 4 maçta forma giyemeyecek]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Beşiktaş'ın Sırp golcüsü Dusan Vlahovic sakatlandı. Başarılı futbolcu, yaşadığı sakatlık nedeniyle Sırbistan Milli Takımı'nın Uluslar Ligi'nde oynayacağı 4 maçta forma giyemeyecek. İşte detaylar...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dusan Vlahovic'ten kötü haber! 4 maçta forma giyemeyecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beşiktaş'ta Dusan Vlahovic'in sakatlığıyla ilgili yeni bir gelişme yaşandı.</p><p>Sırp santrfor, sağ arka adalesinde yaşadığı problem ve ağrılarının devam etmesi nedeniyle UEFA Uluslar Ligi'nde forma giyemeyeceğini Sırbistan Milli Takımı Teknik Direktörü'ne bildirdi.</p><p><b>4 MİLLİ MAÇI KAÇIRACAK</b></p><p>Vlahovic'in yaşadığı sakatlık nedeniyle Sırbistan'ın milli ara döneminde oynayacağı dört UEFA Uluslar Ligi karşılaşmasında görev yapamayacağı belirtildi.</p><p>Tecrübeli golcü, milli takım kampına katılmak yerine İstanbul'da kalacak. Vlahovic'in sağlık ekibinin kontrolünde bireysel çalışmalarını ve tedavi programını sürdürmesi planlanıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/man-22092026f30f7a97.jpg"/><p><b>HEDEF MİLLİ ARA SONRASI</b></p><p>Beşiktaş cephesinde Vlahovic'in milli ara boyunca tamamen hazır hale getirilmesi hedefleniyor.</p><p>Sırp futbolcunun tedavi sürecinde herhangi bir aksilik yaşanmaması halinde milli ara sonrasında yeniden takımla birlikte çalışmalara başlaması bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/dusan-vlahovic-sakatlandi-872_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292323</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/kasif-kozinoglu-sorusturmasinda-yeni-gelisme-enver-altayli-adliyede-292323</link>
      <pubDate>2026-09-22T14:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında yeni gelişme! Enver Altaylı adliyede]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturmada, başka bir davadan hükümlü Enver Altaylı ifadesinin alınması için Silivri Adliyesi'ne getirildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında yeni gelişme! Enver Altaylı adliyede]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca, Silivri Cezaevi&#39;nde 2011&#39;de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kozinoğlu&#39;nun ölümüne ilişkin &quot;kasten öldürme&quot;, &quot;suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve üye olma&quot; ile &quot;2937 sayılı yasaya muhalefet&quot; suçlarından başlatılan soruşturma sürüyor.</p><p>Soruşturma kapsamında sağlık sorunları nedeniyle şüpheli sıfatıyla ifadesi alınamayan ve Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) kapsamında yargılandığı davada hükümlü olan Enver Altaylı, ifadesinin alınması için Silivri Adliyesi&#39;ne getirildi.</p><p><b>-&#8288; &#8288;NE OLMUŞTU?</b></p><p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından, Silivri Cezaevi&#39;nde 2011&#39;de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu&#39;nun ölümüne ilişkin soruşturmaya yönelik açıklama yapmıştı.</p><p>Kozinoğlu&#39;nun tutuklu bulunduğu Silivri 1 No&#39;lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu&#39;nda 12 Kasım 2011&#39;de rahatsızlanarak Silivri Devlet Hastanesi&#39;ne sevk edildiğini anımsatan Gürlek, &quot;Hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybetmiş olduğu tespit edilmiştir. Olayın ardından yürütülen soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenmiş, ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve müteveffanın eşinin tanık ifadeleri alınmış, 10 Nisan 2012&#39;de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.&quot; ifadelerini kullanmıştı.</p><p>Bakan Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığınca dosyanın yeniden incelendiğini belirterek, şunları kaydetmişti:</p><p>&quot;Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan değerlendirmeler ışığında Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kararı kaldırılmış ve soruşturma yeniden başlatılmıştır. Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınmış, özel bir soruşturma ekibi oluşturularak olayın tüm yönleriyle yeniden aydınlatılmasına yönelik kapsamlı çalışmalar başlatılmıştır. Bugün gelinen aşamada, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımızca olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmış, 10 şüpheli gözaltına alınmış, 1 şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edilmiştir.&quot;</p><p>Gözaltına alınan 10 zanlıdan 1&#39;i tutuklanmış, 7&#39;si adli kontrol şartıyla olmak üzere 9&#39;u serbest bırakılmıştı.</p><p>Soruşturma kapsamında yürütülen çalışmalarda, 1&#39;i muhabir, 1&#39;i kameraman ve 7&#39;si sağlık çalışanı olmak üzere 9 şüpheli daha gözaltına alınmıştı.</p><p>Emniyetteki işlemleri tamamlanan zanlılar, adliyeye sevk edilmişti.</p><p>Savcılıkça ifadeleri alınan 1&#39;i muhabir olmak üzere 3 şüpheli tutuklanmaları, kameramanın da aralarında bulunduğu 3 zanlı &quot;yurt dışına çıkış yasağı&quot; ve &quot;imza atmak&quot;, diğer 3 şüpheli ise &quot;yurt dışına çıkış yasağı&quot; şeklinde adli kontrol uygulanması talebiyle hakimliğe sevk edilmişti.</p><p>Hakimlik, muhabirin de arasında olduğu 3 şüphelinin tutuklanmasına, kameramanın da arasında bulunduğu 6 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermişti.</p><p>Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine, Kozinoğlu&#39;nun kesin ölüm nedeninin ve ölümüne üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla alınan karar kapsamında fethi kabir işlemi gerçekleştirilmişti.</p><p>Soruşturma kapsamında, Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan &quot;bilgi sahibi&quot; sıfatıyla savcılığa ifade vermişti.</p><p>Başsavcılıkça Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin incelenmesine karar verilmişti.</p><p><b>- TUTUKLU SAYISI 6'YA YÜKSELDİ</b></p><p>Soruşturma kapsamında, olay tarihinde görev yapan Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ile cezaevi savcısı Necip Doğan ve Kozinoğlu&#39;nun koğuş arkadaşları emekli deniz yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ve jandarma albay Hasan Atilla Uğur da gözaltına alınmıştı.</p><p>Silivri Adliyesi&#39;ne sevk edilen Doğan ve İşgören&#39;in tutuklanmasına karar veren hakimlik, şüpheliler Ataman ve Uğur hakkında ise ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmetmişti.</p><p>Soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 6&#39;ya, hakkında adli kontrol tedbiri uygulanan şüpheli sayısı da 15&#39;e yükselmişti.</p><p>Devam eden çalışmalarda, eski gazeteci Osman Arslan, ambulans şoförü Süleyman Kaba, dönemin cezaevi müdürü Ömer Vatan ve dönemin vardiya amiri Kazım Beyke de gözaltına alınmıştı.</p><p>Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ambulans şoförü Kaba&#39;nın, jandarmadaki ifadesinin ardından mevcut delil durumu da gözetilerek serbest bırakılmasına karar verilmişti.</p><p>Hakimlik, Arslan&#39;ın &quot;suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma&quot; ve &quot;yasaklanan bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklama&quot; suçlarından tutuklanmasına, Vatan ile Beyke hakkında ise &quot;yurt dışına çıkış yasağı&quot; şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermişti.</p><p>Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) kapsamında yargılandığı &quot;silahlı terör örgütüne üye olmak&quot; ve &quot;siyasi ve askeri casusluk&quot; suçlarından verilen 23 yıl 4 ay hapis cezası 2024&#39;te onanan Enver Altaylı&#39;nın soruşturma kapsamındaki ifadesinin sağlık sorunları sebebiyle alınamadığı öğrenilmişti.<br></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/kasif-kozinoglu-sorusturm-436_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292322</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/kasif-kozinoglunu-tutuklamaya-sevk-eden-savci-zekeriya-oz-cikti-292322</link>
      <pubDate>2026-09-22T14:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kaşif Kozinoğlu'nu tutuklamaya sevk eden savcı Zekeriya Öz çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun 2011 yılında tutuklanması sürecinde, dönemin İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz tarafından hazırlanan sevk yazısı ortaya çıktı. 10 Mart 2011 tarihli yazıda Öz'ün, Kozinoğlu'nun tutuklanması talebiyle İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi nöbetçi hakimliğine sevk edilmesini istediği görüldü.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kaşif Kozinoğlu'nu tutuklamaya sevk eden savcı Zekeriya Öz çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma Bürosunca hazırlanan belgede, Kaşif Kozinoğlu'nun "silahlı terör örgütüne üye olma" ve "devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme amacı dışında kullanma, hile ile alma, çalma" suçlamaları kapsamında tutuklanması talep edildi. Dönemin İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz tarafından imzalanan yazıda, suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve suç için öngörülen cezanın üst haddi gerekçe gösterildi.  </p><p><b>ZEKERİYA ÖZ MESLEKTEN İHRAÇ EDİLDİ</b></p><p>Ergenekon ve 17-25 Aralık soruşturmalarında görev yapan Zekeriya Öz hakkında ilerleyen süreçte FETÖ/PDY kapsamında soruşturmalar yürütüldü. Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından 2015 yılında meslekten ihraç edilen Öz hakkında, 17 Aralık soruşturmasına ilişkin çeşitli suçlamalarla dava açıldı. Öz hakkında söz konusu dava kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis ile çeşitli suçlardan toplam 27 yıl 6 aydan 72 yıla kadar hapis cezası talep edildi.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/=ExKXIJabUtWvEBKXUpG7EFGzENKnYdKLIJC7YdS_EBWjYFa3YNG3YJGDEpKHQ5GLQ5WrYdS7U1KbQ9az.jpg"/><p><b>2015 YILINDAN BU YANA FİRARİ</b></p><p>Zekeriya Öz hakkında 2015 yılında yakalama kararı çıkarıldı. Öz'ün Almanya'ya kaçtığı iddia edildi. Hakkında Türkiye'de devam eden yargı süreçleri bulunan Öz, firari olarak aranıyor.  </p><p>Kozinoğlu'nun ölümü yeniden soruşturuluyor  </p><p>Kaşif Kozinoğlu'nun 12 Kasım 2011'de Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturma, 2026 yılında yeniden başlatıldı. Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla daha önce verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kaldırıldı. Soruşturma kapsamında, Kozinoğlu'nun cezaevinde bulunduğu dönemde görev yapan bazı kişiler hakkında adli işlemler gerçekleştirildi.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/kasif-kozinoglunu-tutukla-336_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292321</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/57-yil-sonra-yeniden-yagli-gureste-cumhurbaskanligi-kupasi-icin-geri-sayim-292321</link>
      <pubDate>2026-09-22T14:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[57 yıl sonra yeniden! Yağlı güreşte Cumhurbaşkanlığı Kupası için geri sayım]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Ata sporu yağlı güreşte Cumhurbaşkanlığı Kupası, 57 yıl sonra yeniden düzenlenecek. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi'nde yapılacak prestijli organizasyona 84 pehlivan katılacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[57 yıl sonra yeniden! Yağlı güreşte Cumhurbaşkanlığı Kupası için geri sayım]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul'da 26 Eylül Cumartesi günü yapılacak <b>Yağlı Güreş Cumhurbaşkanlığı Kupası </b>için "geri sayım" başladı.</p><p>Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri ve CW Enerji Yağlı Güreş Ligi&#39;nde elde ettikleri derecelere göre belirlenen 8 başpehlivan, kupayı kazanmak için er meydanına çıkacak.</p><p><b>Başpehlivanlık müsabakalarında Erkan Taş, Feyzullah Aktürk, Seçkin Duman, Mustafa Taş, Ali Gürbüz, Orhan Okulu, Sinan Yıldız ve Yusuf İslam Taş, mücadele edecek.</b></p><p>Süre sınırlamasının uygulanmayacağı ve puanlamanın olmayacağı müsabakalarda pehlivanlar, rakiplerinin sırtını yere getirmeye çalışacak.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/13/42460140.jpg"/><p><b>- İBRAHİM TÜRKİŞ: "ÇOK ZEVKLİ GÜREŞLER BEKLİYORUM"</b></p><p>Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu (TGGF) Başkanı İbrahim Türkiş, Yağlı Güreş Cumhurbaşkanlığı Kupası öncesi AA muhabirine açıklamalarda bulundu.</p><p>Türkiş, 1969 yılındaki Cumhurbaşkanlığı Kupası&#39;nda birden fazla branşın ortak düzenlendiğine işaret ederek &quot;Yağlı güreş, karakucak, minder güreşleri yapılmış, hatta başka birkaç unsuru da birleştirmişler. Çoklu bir spor festivali gibi yapılmış. Dolayısıyla sadece yağlı güreşe özgü bir Cumhurbaşkanlığı Kupası değil, 5-6 spor organizasyonu ortak yapılmış. Bu anlamda sadece yağlı güreşin düzenlendiği, bir de Cumhurbaşkanlığının himayelerinde yapılan tarihteki ilk Cumhurbaşkanlığı Kupası diyebiliriz.&quot; ifadelerini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/pehlivan-2209202615de873e.jpg"/><p>Tüm boylarda 8 sporcunun güreşeceğini ve pehlivanların daha önce duyurulan mevzuata göre Cumhurbaşkanlığı Kupası&#39;na katılmaya hak kazandığını aktaran Türkiş, &quot;Burada tartışmaya mahal bir durum yok. Kırpınar ve ligden 3&#39;er kişi gelmek zorunda. Ligde şampiyon olan başpehlivan (Feyzullah Aktürk), neden Kırkpınar ikinciliği kontenjanından kupaya katılsın. Öyle bir şey olur mu? Burada sıralama tamamen şeffaf ve düzgün.&quot; diye konuştu.</p><p><b>İbrahim Türkiş, seyir zevki yüksek karşılaşmalar beklediğini ifade ederek, şöyle devam etti:</b></p><blockquote>"Burada sporcularımıza ciddi ödüllerimiz de olacak. Özellikle başpehlivanlığın altındaki boylarda pehlivanlar için boy atlama var, birinciler boy atlayacak. Dolayısıyla kıran kırana, müthiş karşılaşmalar bekliyorum. Deste, ayak boyundaki çocuklara da teşvik etme anlamında ciddi ödüller vereceğiz. Sporcularımızı motive edecek şeyler yapmayı düşünüyoruz. Açıkçası çok zevkli güreşler bekliyorum."</blockquote><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/13/42460147.jpg"/><p>Organiazsyonda puanlamanın uygulanmamasına da değinen Türkiş, &quot;Puanlamanın olmadığını bildikleri için mecbur mücadele edecekler. Birbirlerini yenmeye girecekler, yenecekler. Önceden puanlama var diye herkes ona göre güreşiyordu. Şimdi yenmek zorundalar. Müsabakalar daha kısa sürede bitebilir. Çünkü puanlama olmayacağını herkes biliyor. Ne kadar hızlı bitirirse ileriki turda o kadar şansı artacak. Herkes taktiksel olarak hızlı yenmeye çalışacaktır.&quot; diyerek sözlerini tamamladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/57-yil-sonra-yeniden-yagl-207_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292320</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/gaz-devinin-derinliklerine-veda-nasanin-galileo-uzay-araci-jupitere-nasil-carptirildi-292320</link>
      <pubDate>2026-09-22T14:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gaz devinin derinliklerine veda! NASA'nın Galileo uzay aracı Jüpiter'e nasıl çarptırıldı?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[NASA'nın Galileo uzay aracı, 21 Eylül 2003'te Jüpiter'e yönlendirilerek görevine son verdi. Galileo, Jüpiter ve uydularında yaptığı çığır açıcı keşiflerle bilim dünyasında iz bıraktı. Bu tarihi görev, gezegen koruma stratejileri açısından da önemli bir dönüm noktası oldu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gaz devinin derinliklerine veda! NASA'nın Galileo uzay aracı Jüpiter'e nasıl çarptırıldı?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NASA'nın Galileo uzay aracı, 21 Eylül 2003 tarihinde Jüpiter'e kasıtlı olarak yönlendirilip atmosferinde yok edilerek görevinin sonuna ulaştı. 14 yıl süren bu tarihi misyon, Galileo'nun Jüpiter ve onun uyduları üzerindeki araştırmalarıyla bilimsel anlamda büyük bir etki yarattı. 1989 yılında Atlantis uzay mekiğinden fırlatılan Galileo, 1995'te Jüpiter'e ulaştı ve gezegenin yörüngesinde dönen ilk insan yapımı araç olarak tarihe geçti. Görev süresi boyunca, Jüpiter'in devasa radyasyon ortamında çalışarak gezegenin ve uydularının sırlarını ortaya çıkardı. NASA, Galileo'nun yakıtı azaldığında, Jüpiter'in buzlu uydularında olası yaşamı korumak için aracı gezegenin atmosferine yönlendirdi ve böylece olası bir biyolojik kirlenmenin önüne geçti.</p><h3>Galileo'nun Jüpiter'deki keşifleri bilim dünyasını değiştirdi</h3><p>Galileo uzay aracı, Jüpiter'in etrafında dönen ilk uzay aracı olmasının yanı sıra, bu dev gezegenin atmosferine bir sonda gönderen ilk araç olarak da biliniyor. 14 yıl boyunca süren görevde, Galileo Jüpiter'in üç büyük uydusu olan Europa, Ganymede ve Callisto'nun yüzeylerinin altında tuzlu su bulunduğuna dair önemli kanıtlar topladı. Bilim insanları, özellikle Europa'nın buzlu kabuğunun altında okyanus olabileceğini gösteren bulgulara büyük değer verdi. Ayrıca, Galileo, Ganymede'in kendine ait bir manyetik alana sahip olduğunu keşfederek bu uydunun benzersiz özelliklerini ortaya koydu. Io'nun ise Dünya'dan 100 kat daha fazla volkanik aktiviteye sahip olduğu Galileo sayesinde anlaşıldı. Bu veriler, Güneş Sistemi'ndeki diğer gezegenler ve uydular hakkında yeni araştırmaların da önünü açtı.</p><h3>NASA'nın Galileo kararı gezegen koruma stratejilerinde örnek oldu</h3><p>Galileo'nun görev süresinin sona ermesine yaklaşırken, NASA yakıtın azalması nedeniyle uzay aracının kontrolsüz bir şekilde Jüpiter'in uydularına çarpma riskini değerlendirdi. Özellikle Europa, Ganymede ve Callisto'nun yüzey altı okyanuslarında yaşam ihtimali bulunması, NASA'nın bu uyduları olası kirlenmeden koruma kararı almasına yol açtı. Bu nedenle Galileo, doğrudan Jüpiter'in yoğun atmosferine yönlendirilip orada yok edildi. Bu yaklaşım, daha sonra Cassini misyonunda da benimsendi ve gezegen koruma stratejilerinin temelini oluşturdu. Galileo, ana görevini Aralık 1997'de tamamladıktan sonra, NASA tarafından üç kez uzatılan ek görevlerle 2003 yılına kadar toplam 35 uydu geçişi gerçekleştirdi. Bu süreçte, Europa'nın 11, Ganymede ve Callisto'nun her birinin 8, Io'nun ise 7 kez yakınından geçti. Galileo'nun topladığı veriler, hem Cassini'nin Satürn araştırmalarına hem de günümüzde Jüpiter'de görev yapan Juno uzay aracına yol gösterdi.</p><p>Galileo'nun Jüpiter'deki tarihi yolculuğu, hem gezegen bilimi hem de uzay araştırmaları açısından çığır açan bulgularla sonuçlandı. NASA'nın bu görevde izlediği koruma stratejileri, sonraki büyük uzay projeleri için de örnek teşkil etti. Bugün, Galileo'nun topladığı veriler ve sağladığı bilimsel birikim, Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni ve uyduları hakkında yapılan yeni çalışmaların temelini oluşturuyor. Bu önemli misyonun ardından, NASA ve diğer uzay ajansları, gezegenler arası keşiflerde hem bilimsel hem de etik açıdan daha dikkatli adımlar atmaya devam ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/gaz-devinin-derinliklerin-683_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292319</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/tipta-tarihi-donum-noktasi-alzheimer-artik-tedavi-edilemez-bir-kader-degil-292319</link>
      <pubDate>2026-09-22T14:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Tıpta tarihi dönüm noktası! Alzheimer artık 'tedavi edilemez' bir kader değil]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Dünya Alzheimer Raporu, Alzheimer hastalığının artık evrensel olarak tedavi edilemez bir hastalık olarak görülmediğini vurguladı. Raporda, klinik denemelerdeki tarihi artış ve yeni ilaçların ortaya çıkışıyla tedavi umutlarının arttığı kaydedildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Tıpta tarihi dönüm noktası! Alzheimer artık 'tedavi edilemez' bir kader değil]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Alzheimer Raporu'nun son bulguları, Alzheimer hastalığının artık evrensel olarak tedavi edilemez bir hastalık olarak görülmediğini ortaya koydu. Raporda, son yıllarda geliştirilen ilaçların erken evredeki Alzheimer hastalarında gerilemeyi yavaşlattığı ve risk faktörlerinin azaltılmasıyla bazı demans vakalarının önlenebileceği ya da geciktirilebileceği belirtildi. Araştırmalar, dünya genelinde yüzlerce klinik denemenin sürdüğünü ve bu çalışmalar sayesinde tedaviye yönelik umutların ciddi biçimde arttığını gösteriyor. Özellikle Alzheimer hastalığına dair biyolojinin daha iyi anlaşılması, erken tanı olanaklarının gelişmesi ve çok sayıda yeni tedavi seçeneğinin gündeme gelmesi, hastalığın seyrini değiştirme potansiyelini güçlendiriyor.</p><h3>Alzheimer Hastalığı Uluslararası: 'Tedavi artık imkânsız değil'</h3><p>Alzheimer Hastalığı Uluslararası (ADI) ve sağlık gazetecisi Paul Gallagher'ın birlikte hazırladığı Dünya Alzheimer Raporu, demans çalışmalarının bilimsel açıdan olağanüstü bir döneme girdiğini vurguladı. Raporda, on yıllar boyunca demansın yaşlılığın kaçınılmaz bir sonucu olarak kabul edildiği ve yalnızca semptomların yönetilebildiği bir hastalık olarak görüldüğü hatırlatıldı. Ancak bugün, Alzheimer'ın biyolojisine dair elde edilen yeni veriler ve erken tanı imkânlarının yaygınlaşması, hastalığın gidişatında önemli değişiklikler yaratıyor. Rapora göre, Alzheimer artık daha erken teşhis edilebiliyor ve farklı müdahale yöntemleriyle hastaların yaşam kalitesi artırılabiliyor. ADI, demans konusunda küresel ses olma iddiasıyla çalışmalarını sürdürüyor ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile resmi ilişkileri sayesinde, dünya çapında demansla mücadeleye öncülük ediyor. 2009'dan bu yana her yıl yayımlanan raporlar, demans araştırmalarındaki güncel gelişmeleri ve yeni bulguları kamuoyu ile paylaşıyor.</p><h3>Klinik denemelerde tarihi artış: 158 potansiyel tedavi, 192 deneme</h3><p>Bu yılki Dünya Alzheimer Raporu'nda, demans klinik denemelerinin tarihinde daha önce görülmemiş bir ivme yaşandığına dikkat çekildi. Son on yılda, demans için araştırılan aday ilaçların sayısı yaklaşık yüzde 40 oranında artış gösterdi. Şu anda dünya genelinde 192 klinik denemede 158 potansiyel tedavi yöntemi değerlendiriliyor. Bu ilaçların büyük bölümü, insanlar üzerinde kullanım için onaylanmış durumda ve bir kısmı başlangıçta farklı hastalıklar için geliştirilmiş ilaçlardan oluşuyor. 2000 ile 2020 yılları arasında deneysel ilaçların yüzde 99'undan fazlası klinik denemelerde başarısız olurken, donanemab ve lecanemab adlı ilaçların yakın zamanda piyasaya sürülmesi, erken Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatan ilk onaylı ilaçlar olarak büyük bir dönüm noktası yarattı. İngiltere Demans Denemeleri Ağı Direktörü Cath Mummery, bu ilaçların hastalığın seyrini değiştirebilme potansiyeline sahip olduğunu, bunun da demans araştırmalarında yeni bir çağ başlattığını belirtti.</p><h3>Erken tanı ve risk faktörleri: Önleyici müdahaleler öne çıkıyor</h3><p>Dünya genelinde yaşlı nüfusun hızla artması, demans ve Alzheimer vakalarının da yükselmesine yol açıyor. 2050 yılına kadar demansla yaşayan kişi sayısının 139 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor. Ancak araştırmalar, bilişsel gerilemenin başlangıcındaki mütevazı gecikmelerin bile milyonlarca yeni vakanın önüne geçebileceğini gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün yayımladığı son kılavuzlara göre, demans vakalarının yüzde 45'e kadarı yaşam boyu değiştirilebilir 14 risk faktörünün yönetilmesiyle önlenebilir veya geciktirilebilir. Bu faktörler arasında hipertansiyon, depresyon, fiziksel hareketsizlik, sigara kullanımı, diyabet, aşırı alkol tüketimi ve yüksek kolesterol yer alıyor. Bu nedenle, önleyici müdahalelerin ve sağlıklı yaşam tarzı değişikliklerinin önemi giderek artıyor. Uzmanlar, demansla mücadelede erken teşhis ve risk faktörlerinin azaltılmasının hayati rol oynadığını vurguluyor.</p><h3>Tanı ve tedaviye erişimde küresel eşitsizlikler sürüyor</h3><p>Raporda, Alzheimer tanısı ve tedaviye erişimde küresel çapta ciddi eşitsizlikler bulunduğuna da dikkat çekildi. Örneğin, Birleşik Krallık'ta Alzheimer tanısı alan hastaların yalnızca yüzde 2'si altın standart tanı testlerine ulaşabiliyor. Biyomarker arayan yeni nesil kan testleri umut verse de, bu testlerin geniş popülasyonlarda etkinliği henüz tam olarak kanıtlanmış değil. Nöro radyolog Emer MacSweeney, Alzheimer'ın erken evresindeki hastaların büyük bölümünün teşhis ve tedavi fırsatını kaçırdığını belirtti. MacSweeney, tıbbi camiada klinik denemeler hakkında daha fazla bilgilendirme yapılması ve hastaların bu denemelere katılımının teşvik edilmesi gerektiğini savundu. ADI raporunda ise, demans bakımının geleceğinin yalnızca ileri teknoloji laboratuvarlara değil, aynı zamanda aile hekimlerine ve yerel sağlık sistemlerine de bağlı olduğu vurgulandı.</p><h3>Alzheimer tedavisinde yeni umut: Bilimsel ilerleme klinik başarıya dönüşebilir mi?</h3><p>Raporun sonuç bölümünde, Alzheimer hastalığı konusunda gerçekçi bir iyimserlik havası hâkim. Bilimsel ilerlemenin klinik başarıya dönüşmesi için önümüzdeki on yılın belirleyici olacağı ifade edildi. Uzmanlar, demans araştırmalarına katılımın artık yalnızca azim ya da şans işi olmaktan çıkıp, herkes için erişilebilir bir fırsata dönüşmesi gerektiğini vurguladı. Klinik denemelerdeki artış, yeni ilaçların piyasaya sürülmesi ve risk faktörlerine yönelik önleyici stratejilerin yaygınlaşması, Alzheimer hastalığıyla mücadelede küresel bir seferberliğin başlangıcı olarak görülüyor. Rapora göre, artık Alzheimer hastalığı için tedavi umudu hiç olmadığı kadar güçlü. Ancak bu ilerlemenin toplumsal faydaya dönüşmesi için tanı ve tedaviye erişimin yaygınlaştırılması, hastaların ve sağlık çalışanlarının bilinçlendirilmesi ve uluslararası işbirliğinin artırılması büyük önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/tipta-tarihi-donum-noktas-801_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292318</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/plastik-atik-krizine-devrimsel-cozum-mutfak-firini-sicakliginda-benzin-ve-dizel-uretildi-292318</link>
      <pubDate>2026-09-22T14:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Plastik atık krizine devrimsel çözüm! Mutfak fırını sıcaklığında benzin ve dizel üretildi]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'deki Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı'nda geliştirilen yeni yöntem, polietilen gibi yaygın plastik atıkları düşük sıcaklıkta benzin ve dizel benzeri yakıtlara dönüştürüyor. Bilim insanları, bu buluşun hem çevre hem de enerji sektörü için kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Plastik atık krizine devrimsel çözüm! Mutfak fırını sıcaklığında benzin ve dizel üretildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Enerji Bakanlığı'na bağlı Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı'nda (ORNL) çalışan araştırmacılar, polietilen türü plastik atıkları düşük sıcaklıklarda benzin ve dizel benzeri yakıtlara dönüştüren yenilikçi bir yöntem geliştirdi. Polietilen, alışveriş torbalarından kesme tahtalarına kadar pek çok üründe kullanılan ve dünya genelinde en fazla atık oluşturan plastik türlerinden biri olarak biliniyor. ORNL ekibi, ucuz ve kolayca temin edilebilen alüminyum bazlı erimiş tuzları kullanarak, plastik atıkları yaklaşık 200 derece Celsius'un altındaki sıcaklıklarda kimyasal olarak parçaladı ve bu süreç sonucunda yüzde 60 oranında benzin benzeri yakıt elde etti. Geliştirilen bu yeni yöntem, geleneksel tekniklerin aksine pahalı katalizörlere, dış hidrojen kaynağına veya organik çözücülere ihtiyaç duymuyor ve daha az enerji gerektiriyor. Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı'ndan yapılan açıklamada, bu buluşun hem enerji güvenliği hem de sanayi rekabetçiliği açısından büyük potansiyel taşıdığı vurgulandı.</p><h3>ORNL ekibi plastik atıkları benzin ve dizel yakıta dönüştürdü</h3><p>Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı'ndaki araştırmacıların geliştirdiği yöntem, plastik atıkların değerlendirilmesinde yeni bir dönemi başlatıyor. Polietilen atıkların, alüminyum klorür içeren erimiş tuzlarla birleştirilmesiyle gerçekleşen bu dönüşüm, hem reaksiyon ortamı hem de katalizör işlevi gören tuzlar sayesinde mümkün oldu. Araştırma ekibi, polietilenin uzun moleküler zincirlerini daha küçük hidrokarbonlara parçalayan bu yöntemi ayrıntılı olarak analiz etti. Yumuşak X-ışını spektroskopisi ve nükleer manyetik rezonans gibi ileri teknikler kullanılarak, alüminyum atomlarının oluşturduğu asidik alanların polietilen zincirlerine saldırdığı ve onları benzin ve dizel benzeri moleküllere dönüştürdüğü belirlendi. İzotop etiketleme ve nötron saçılması gibi ek deneylerle, başlangıç polimerinin yapısının elde edilen yakıtın türünü etkilediği tespit edildi. Basit zincirli polietilenler daha çok benzin benzeri bileşenler üretirken, daha karmaşık zincirler dizel benzeri yakıtlar ortaya çıkardı. ORNL ekibi, bu yeni teknolojinin laboratuvar ölçeğinden çıkarılıp sanayiye uyarlanması halinde, ABD'nin enerji bağımsızlığına ve sanayi sektörünün güçlenmesine önemli katkı sağlayabileceğini ifade etti.</p><h3>Polietilenin benzin ve dizel yakıta dönüşümünde düşük sıcaklık avantajı</h3><p>Geliştirilen yöntemin en dikkat çekici yönlerinden biri, plastik atıkların 200 derece Celsius'un altında bir sıcaklıkta işlenebilmesi oldu. Geleneksel plastikten yakıt üretim teknikleri, genellikle 450 ila 500 derece arasında değişen yüksek sıcaklıklara ve pahalı soygaz katalizörlerine ihtiyaç duyuyordu. Ancak ORNL'nin yöntemi, ticari olarak kolayca bulunabilen inorganik tuzlarla çalışıyor ve dış hidrojen, organik çözücü ya da kimyasal başlatıcı gerektirmiyor. Bu da süreci hem ekonomik hem de çevre dostu hale getiriyor. Araştırmacılar, erimiş tuzların bu alanda ilk kez bu kadar düşük sıcaklıkta ve katalizörsüz olarak kullanıldığını belirtti. Yöntem, plastik atıkların daha az enerjiyle ve daha az maliyetle yakıta dönüştürülmesini sağlayarak, atık yönetimi ve enerji üretimi alanlarında devrim yaratabilecek potansiyele sahip. ORNL personel bilim insanı Zhenzhen Yang, "Polimer atıklarını, ticari olarak temin edilebilen inorganik tuzları kullanarak katma değerli yakıtlara dönüştürdük" diyerek yöntemin pratikliğine dikkat çekti. Elde edilen yaklaşık yüzde 60'lık benzin verimi, yöntemin ne kadar verimli olduğunu gözler önüne serdi.</p><h3>Erimiş tuzlar ve polietilen arasındaki kimyasal etkileşimler ayrıntılı şekilde incelendi</h3><p>ORNL'nin geliştirdiği yöntemin başarısında, polietilen ve alüminyum bazlı erimiş tuzlar arasındaki kimyasal etkileşimlerin doğru şekilde anlaşılması büyük rol oynadı. Araştırma ekibi, yumuşak X-ışını spektroskopisi ve nükleer manyetik rezonans gibi ileri analiz teknikleriyle, reaksiyon sırasında oluşan katalitik alanların özelliklerini detaylı olarak ortaya koydu. Alüminyum atomlarının polietilen zincirleriyle etkileşimi, pozitif yüklü karbon iyonlarının oluşumuna yol açtı ve bu iyonların reaksiyonun ilerleyişindeki rolü izotop etiketleme ile takip edildi. Ayrıca, nötron saçılması yöntemiyle polimer zincirlerinin reaksiyona girdikten sonra oluşturduğu hidrokarbon ürünleri tanımlandı. Gaz kromatografisi-kütle spektrometrisiyle de elde edilen ürünlerin kimyasal bileşimi ayrıntılı olarak analiz edildi. Tüm bu teknikler, plastik atıklardan benzin ve dizel benzeri yakıtların nasıl elde edildiğini atomik düzeyde anlamak için kullanıldı. Bilim insanları, bu temel bilimsel bulguların yeni ekonomik fırsatlar ve çevreci çözümler için kapı aralayabileceğini vurguladı.</p><h3>ORNL'nin plastik-yakıt dönüşümünde karşılaştığı zorluklar ve gelecek hedefleri</h3><p>Her ne kadar ORNL'nin geliştirdiği polietilenin yakıta dönüşüm yöntemi birçok avantaj sunsa da, uygulamada bazı teknik zorluklar da ortaya çıktı. Alüminyum bazlı katalizör sisteminin ucuz ve etkili olmasına rağmen, malzemenin higroskopik olması yani suyu kolayca emmesi stabilite sorunlarına yol açabiliyor. Araştırma ekibi, erimiş tuzların stabilitesini artırmak, ayrılmasını ve işlenmesini kolaylaştırmak için yeni yöntemler üzerinde çalışıyor. Bu zorlukların aşılması halinde, plastik atıkların ulaşım ve sanayi alanında kullanılabilecek yüksek katma değerli yakıtlara dönüştürülmesi daha pratik ve ekonomik hale gelebilir. ORNL'nin uzun yıllara dayanan erimiş tuz araştırmaları, bu yeni yöntemin temelini oluşturdu. Laboratuvarın önceki nükleer reaktör deneylerinden elde edilen bilgi birikimi, polietilen gibi yaygın atıkların yakıta dönüştürülmesinde kullanıldı. Bilim insanları, bu teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte plastik atıkların çevreye olan zararının azalacağını ve enerji kaynaklarının çeşitleneceğini öngörüyor.</p><h3>Sanayi ve çevre için umut: Polietilenin yakıta dönüşümü yaygınlaşabilir</h3><p>ORNL'nin polietilen atıkların benzin ve dizel benzeri yakıtlara dönüştürülmesine yönelik geliştirdiği yöntem, hem sanayi sektörü hem de çevre açısından büyük umut vadediyor. Polietilen gibi bol bulunan ve genellikle atık olarak çevreye zarar veren plastiklerin ekonomik değere sahip yakıtlara dönüştürülmesi, atık yönetimi sorunlarının çözümünde önemli bir adım olabilir. Araştırmacılar, bu yöntemle elde edilen yakıtların ulaşım ve sanayi sektörlerinde kullanılabileceğini, böylece hem enerji güvenliğinin artacağını hem de plastik atıkların çevreye olan etkisinin azalacağını belirtiyor. ORNL'den Liqi Qiu, "Polietileni benzine dönüştürmek için verimli ve seçici bir yöntem geliştirdik" diyerek, bu teknolojinin sanayi için yeni ekonomik fırsatlar yaratabileceğini ifade etti. Ekip, patent başvurusunda bulundukları bu yöntemin, gelecekte daha büyük ölçeklerde uygulanabileceğini ve küresel plastik atık sorununa yenilikçi bir çözüm sunabileceğini düşünüyor.</p><p>Sonuç olarak, Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı'nda geliştirilen bu yeni yöntem, polietilen gibi yaygın plastik atıkların düşük sıcaklıkta ve ekonomik bir şekilde benzin ve dizel benzeri yakıtlara dönüştürülmesini mümkün kılıyor. Bilim insanları, bu teknolojinin yaygınlaşması halinde hem enerji sektöründe yeni bir kaynak yaratılacağını hem de plastik atıkların çevreye zarar vermesinin önüne geçileceğini öngörüyor. ORNL'nin buluşu, plastik atıkların değerlendirilmesinde ve enerji üretiminde çığır açabilecek nitelikte.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/plastik-atik-krizine-devr-908_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292317</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/pahali-deterjanlari-bir-kenara-birakin-bu-mutfak-malzemesi-tuvaletteki-kirec-ve-lekeleri-yok-ediyor-292317</link>
      <pubDate>2026-09-22T14:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Pahalı deterjanları bir kenara bırakın! Bu mutfak malzemesi tuvaletteki kireç ve lekeleri yok ediyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Beyaz sirke, evlerde tuvalet temizliği için doğal ve etkili bir çözüm sunuyor. Ancak uzmanlar, beyaz sirke kullanırken dikkat edilmesi gereken önemli noktalar konusunda uyarıyor. Özellikle hassas yüzeylerde ve bazı malzemelerde yanlış kullanım kalıcı hasara yol açabilir.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Pahalı deterjanları bir kenara bırakın! Bu mutfak malzemesi tuvaletteki kireç ve lekeleri yok ediyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beyaz sirke, mutfaklardan sonra şimdi de tuvalet temizliğinde öne çıkıyor. Uzmanlar, beyaz sirkenin inatçı tuvalet lekeleriyle mücadelede etkili olduğunu ve kimyasal içermeyen yapısıyla öne çıktığını belirtiyor. Yüksek asidite oranı sayesinde beyaz sirke, mikropları ve kötü kokuları ortadan kaldırırken, tuvaletlerdeki kireç ve kalıcı kirleri çözüyor. Ancak, doğru kullanım büyük önem taşıyor ve bazı hassas yüzeylerde dikkatli olunması gerekiyor.</p><h3>Uzmanlar: 'Beyaz sirke doğal temizlikte öne çıkıyor'</h3><p>Ev temizliğinde yıllardır kullanılan beyaz sirke, özellikle tuvaletlerdeki inatçı kir ve kireç birikintilerine karşı etkili bir çözüm sunuyor. Uzmanlar, %5-6 oranındaki asetik asit içeriğiyle beyaz sirkenin, tuvalet kasesinde oluşan kirleri ve lekeleri kolayca temizlediğini vurguluyor. Ayrıca, beyaz sirke kullanımı kimyasal ürünlere alternatif olarak öne çıkıyor ve çevre dostu bir seçenek sunuyor. Doğal yapısı sayesinde toksik kalıntı bırakmayan beyaz sirke, tuvalet temizliğinde güvenle tercih ediliyor. Yine de, tüm yüzeylerde güvenli olmadığına dikkat çekiliyor ve özellikle doğal taş, mermer veya kauçuk gibi hassas materyallerde kullanımı önerilmiyor.</p><h3>Beyaz sirke ve kabartma tozu ile etkili temizlik</h3><p>Beyaz sirkenin temizlikteki etkisi, kabartma tozu ile birleştirildiğinde daha da artıyor. Bu iki ev tipi malzeme birlikte kullanıldığında, hem kireç hem de kalıcı lekeler üzerinde güçlü bir temizlik sağlanıyor. Uzmanlar, sirke ve kabartma tozunun bir araya geldiğinde, tuvaletlerde çiziksiz bir parlaklık ve ferah bir koku bıraktığını belirtiyor. Ayrıca, beyaz sirke giderlerdeki kötü kokuları da ortadan kaldırıyor ve cam, ayna gibi yüzeylerde leke bırakmadan temizlik sağlıyor. Ancak, beyaz sirke dezenfekte etme özelliğine sahip değil; bu nedenle mikropları veya virüsleri yok etmek için çamaşır suyu veya hidrojen peroksit gibi ürünlerin kullanılması öneriliyor. Yanlış uygulamalar ise, hassas yüzeylerde zamanla kalıcı hasara yol açabiliyor. Bu yüzden, beyaz sirke kullanırken doğru alanlarda ve uygun oranlarda uygulama yapmak gerekiyor.</p><p>Sonuç olarak, beyaz sirke ile tuvalet temizliği hem pratik hem de doğal bir çözüm sunuyor. Fakat, uzmanların önerilerine kulak vermek ve hassas yüzeylerde dikkatli olmak büyük önem taşıyor. Beyaz sirke, doğru kullanıldığında tuvaletlerde hijyen ve ferahlık sağlarken, evde kimyasal madde kullanımını da azaltıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/pahali-deterjanlari-bir-k-150_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292316</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/turkiye-2025-yilinda-dunyanin-6-en-buyuk-celik-ihracatcisi-oldu-292316</link>
      <pubDate>2026-09-22T14:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye 2025 yılında dünyanın 6. en büyük çelik ihracatçısı oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye, 2025 yılında gerçekleştirdiği 17,5 milyon tonluk çelik ihracatıyla dünyanın en fazla çelik ihraç eden 6'ncı ülkesi oldu. Küresel listenin zirvesinde ise 133,6 milyon tonla Çin yer aldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye 2025 yılında dünyanın 6. en büyük çelik ihracatçısı oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Çelik Birliği (worldsteel) tarafından yayımlanan ve 2025 yılı verilerini içeren "World Steel in Figures 2026 (Dünya Çelik Verileri 2026)" raporundan derlenen bilgilere göre, 2025'te dünyanın en büyük çelik ihracatçısı Çin oldu.</p><p>Çin'in ardından 29,8 milyon tonla Japonya, 27,9 milyon tonla Güney Kore geldi. Almanya 20,9 milyon tonla dördüncü, Avrupa Birliği (27 ülke) 20,5 milyon tonla beşinci sırada yer aldı.</p><p>Türkiye gerçekleştirdiği 17,5 milyon tonluk ihracatla altıncı sırada yer alırken onu 15,2 milyon tonla Rusya, 14,7 milyon tonla Belçika, 14,3 milyon tonla İtalya, 13,5 milyon tonla İran takip etti.</p><p>İlk 20'de ayrıca 11,6 milyon tonla Endonezya, 11,1 milyon tonla Vietnam, 11 milyon tonla Brezilya ve 9,9 milyon tonla Hindistan yer aldı.</p><p><b>- KÜRESEL ÇELİK İTHALATINDA AB İLK SIRADA</b></p><p>Çelik ithalatında ise Avrupa Birliği öne çıktı. AB, 2025'te 43,7 milyon tonla dünyanın en fazla çelik ithal eden bölgesi oldu.</p><p>AB'yi 23,9 milyon tonla ABD, 20,4 milyon tonla İtalya ve 20,2 milyon tonla Almanya takip etti.</p><p>Türkiye de 19,8 milyon tonla dünyanın en büyük 5'inci çelik ithalatçısı oldu. Türkiye'nin ardından Tayland 15,5 milyon ton, Meksika 14,8 milyon ton ve Vietnam 13,5 milyon ton ithalat gerçekleştirdi.</p><p>Böylece Türkiye, 2025'te hem çelik ihracatında hem de ithalatında dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer aldı.</p><p><b>- ÇİN, ÇELİK İHRACATINDA ÖNE ÇIKIYOR</b></p><p>Dünya Çelik Birliği'nden AA muhabirine yapılan açıklamada, Çin, Japonya, Güney Kore ve Türkiye'nin istikrarlı şekilde dünyanın önde gelen çelik ihracatçıları arasında yer aldığı belirtildi.</p><p>Açıklamada, özellikle Çin'in çelik ihracatının son birkaç yılda güçlü artış gösterdiğine dikkati çekilerek, bu gelişmenin ülke ekonomisinin ulaştığı olgunluk seviyesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.</p><p>Çin'de kişi başına çelik kullanımının düşmeye başladığına işaret edilen açıklamada, bunun daha önce ABD, Avrupa ülkeleri, Japonya ve Güney Kore'de de görülen olağan bir gelişim süreci olduğu belirtildi.</p><p>Çin'in artan çelik ihracatının da bu süreçle bağlantılı olduğuna vurgu yapan Dünya Çelik Birliği, rapordaki verilerin resmi ithalat ve ihracat kaynaklarından derlendiğini bildirdi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/turkiye-2025-yilinda-duny-771_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292315</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-ali-ihsan-yavuz-2028de-secimler-yapilacak-292315</link>
      <pubDate>2026-09-22T14:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz: 2028'de seçimler yapılacak]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz, seçimlerin 2028 yılı içinde yapılacağını belirterek, "Öyle başkalarının dediği gibi seneye seçim yok" dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz: 2028'de seçimler yapılacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti tarafından "Kardeşlikle Kenetlenen, İstikrarla Güçlenen Türkiye" temasıyla başlatılan Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında, Eskişehir'de bir otelin konferans salonunda geniş katılımlı bir program düzenlendi. Etkinlikte konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz, MKYK üyeleri, milletvekilleri ve teşkilat mensuplarının katıldığı buluşmada; Eskişehir'in 14 ilçesinde sahaya inilerek vatandaşların taleplerinin dinleneceği belirtildi. Programda konuşan Ali İhsan Yavuz ile AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak açıklamalarda bulundu.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/21/42530535.jpg"/><p><b>"İSTANBUL HAVALİMANI ELEŞTİRİLERİNİ YAPANLAR BUGÜN GÖRSÜN"</b></p><p>Konuşmasında İstanbul Havalimanı ile ilgili geçmişte yapılan eleştirilere değinen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, şunları söyledi:  </p><p>"Dün İstanbul Havalimanı'ndan Ağrı'ya uçtum. Programımız Ağrı'daydı, dönüşte de yine oradan döndüm. Bilen bilir, bizde de bir CHP'li milletvekilimiz vardı, kulaklarını çınlatalım, Engin Özkoç. O da aynı şeyleri söylüyordu, CHP'nin bütün unsurları da orada Genel Başkanları da: 'Asla İstanbul Havalimanı orada işlemez' diyordu. Çünkü diyordu ki: 'Yanlış yer. Uçak kalkarken direkt Bulgaristan sınırına giriyormuş, onun için işlemezmiş. Kuş sürüleri hesaba katılmamış, onun için orası iş görmezmiş. Rüzgarın yönü hesaba katılmamış, onun için orası çalışmazmış.' Bunu diyenler görsün! Geçen yıl tam 84 milyon kişi oradan uçtu. Ne kuş sürüsüne çarptı ne rüzgar engel oldu! Bu yıl da 87 milyon bekleniyor. 4. pist devreye girdi. 9. pist devreye girecek ve o zaman 200 milyon yolcu oradan yılda uçuş gerçekleştirecek Allah'ın izniyle"  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/21/42530537.jpg"/><p><b>"SEÇİMLER 2028 YILI İÇİNDE OLACAK"</b></p><p>Seçim takvimine ilişkin açıklamalarda bulunan Yavuz, "Kendi birimimle ilgili söyleyeyim. En çok hani soru faslı olduğunda bana 'Seçim ne zaman olacak?' diye soruyorlar, Seçim İşleri Başkanı olmam sebebiyle muhtemelen. Şu anda partimizin aldığı bir karar yok. Çünkü seçime çok daha fazla zaman var. Şimdi iş zamanı diyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız bir yandan; Bakanlarımız, Genel Başkan Yardımcılarımız, MKYK Üyelerimiz, Milletvekillerimiz, teşkilat mensubu arkadaşlarımız herkes bir yandan çalışmaya devam ediyor. 2028'e kadar bu böyle devam edecek. Seçimler zamanında olacak. Ama diyeceksiniz ki: 'Zamanında olursa Sayın Cumhurbaşkanımızın adaylığı ne olacak?' Biliyorsunuz, seçimlerin şu an hiç kimse hiçbir karar almasa zaten tarihi belli: 2028 Mayıs. Hiç kimsenin, ne YSK'nin ne Meclisin ne başkasının bir karar alması gerekmiyor. Ama seçimleri o tarihten önceki bir tarihe almanın üç yolu var; Anayasayı değiştirirsiniz, bu mümkündür, Sayın Cumhurbaşkanı seçimi yenileme kararı alabilir, Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimi yenileme kararı alabilir. Biz istiyoruz ki milletvekillerimiz de burada Türkiye Büyük Millet Meclisi 2028 yılı içinde ama, yani esas tarihten bir iki hafta öncesine denk gelecek şekilde seçim yenileme kararı alsın ve Sayın Cumhurbaşkanımız da bir kez daha başımızda lider, başımızda Cumhurbaşkanı olarak var olsun istiyoruz. Bu da böyle olacak diye çok güçlü bir şekilde öngörüyoruz ve inanıyoruz. Öyle başkalarının dediği gibi seneye seçim yok. Seçimler 2028 yılı içinde olacak diye düşünebilirsiniz. Nasıl karar alınmasını beklediğimizi de söyledim" dedi.  </p><p><b>"ESKİŞEHİR'İN HAKKINI SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ"</b></p><p>AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak ise kentte tamamlanan YHT, Şehir Hastanesi, stadyum ve yerli lokomotif Eskişehir 5000 projelerine değinerek yatırımların kararlılıkla süreceğini belirtti. Konuşmasında, CHP'li belediyelere yönelik eleştirilerde bulunan Albayrak, "Eskişehir'in kaynaklarını da geleceğini de sahipsiz bırakmayacağız. Şehrimizin yararına olan her işte çalışmaya, milletin hakkını ilgilendiren her konuda hesap sormaya devam edeceğiz" diye konuştu.  </p><p>Buluşmaya; Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı, Seçim İşleri Başkanı, Sakarya Milletvekili Ali İhsan Yavuz, Ankara Milletvekili Osman Gökçek, Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, Sakarya Milletvekili Murat Kaya, MKYK Üyesi Davut Coşkun Şiviloğlu, Bartın Milletvekili Yusuf Ziya Aldatmaz, Milletvekili Ertuğrul Kocacık, Bursa Milletvekili Osman Mesten, MKYK Üyesi Emre Cemil Ayvalı, MKYK Üyesi ve Milletvekili Nazım Maviş, Milletvekili Hasan Arslan katıldı.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/ak-parti-genel-baskan-yar-122_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.292314</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/bassavcilik-sorusturma-baslatti-manisadaki-silahli-saldiriyi-provoke-edenler-tespit-edildi-292314</link>
      <pubDate>2026-09-22T14:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Başsavcılık soruşturma başlattı! Manisa'daki silahlı saldırıyı provoke edenler tespit edildi]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Manisa'nın Turgutlu ilçesinde, okul binası dışında, öğrencilerin okullarına gittiği sokakta meydana gelen silahlı saldırı sonrasında sosyal medya ağlarında provokasyon yapan hesaplar hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Başsavcılık soruşturma başlattı! Manisa'daki silahlı saldırıyı provoke edenler tespit edildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Manisa'nın Turgutlu ilçesinde, okul binası dışında, öğrencilerin okullarına gittiği sokakta meydana gelen silahlı saldırı sonrasında sosyal medya ağlarında provokasyon yapan hesaplar hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.</p><p>İletişim Başkanlığı Koordinesinde yapılan çalışmalar sonucunda EGM Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından tespit edilen hesaplar ilgili başsavcılıklara bildirildi.</p><p>Söz konusu hesap kullanıcılarının kimlik bilgileri tespit edildi. Hesaplar hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kapsamlı soruşturmalar başlatıldığı öğrenildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/22/bassavcilik-sorusturma-ba-619_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>