﻿<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291552</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ak-parti-myk-toplandi-291552</link>
      <pubDate>2026-09-15T15:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[AK Parti MYK toplandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[AK Parti MYK, Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[AK Parti MYK toplandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında başladı.</p><p>AK Parti MYK toplantısı, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında AK Parti Genel Merkezi'nde saat 15.08'de başladı. Toplantıda, Mali ve İdari İşleri Başkanlığı'nın sunumu ile TBMM Parti Grubu çalışmalarının ele alınacağı öğrenildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/ak-parti-myk-toplandi-276_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291547</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ucus-rehberim-ile-bircok-hizmete-tek-uygulamadan-erisilebiliyor-291547</link>
      <pubDate>2026-09-15T15:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["Uçuş Rehberim" ile birçok hizmete tek uygulamadan erişilebiliyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) tarafından geliştirilen mobil uygulama "Uçuş Rehberim" ile yolcuların uçuş takibinden havalimanı içi navigasyona kadar birçok hizmete tek uygulamadan erişebildiklerini bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA["Uçuş Rehberim" ile birçok hizmete tek uygulamadan erişilebiliyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yazılı açıklamasında, söz konusu uygulamaya ilişkin bilgi verdi.</p><p>Kamuoyuna Ekim 2020'de tanıtılan Uçuş Rehberim'in iOS ve Android işletim sistemlerinde hizmet verdiğini belirten Uraloğlu, uygulamanın yolcuların seyahat ve iletişim ihtiyaçlarını dijital ortamda tek noktadan karşılamayı amaçladığını kaydetti.</p><p><b>UÇUŞLAR ANLIK OLARAK TAKİP EDİLEBİLİYOR</b></p><p>Yolcuların seyahatleri başlamadan uçuşlarına ilişkin bilgilere cep telefonlarından erişebildiklerine işaret eden Uraloğlu, şunları kaydetti:</p><p>"DHMİ Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen Uçuş Rehberim mobil uygulamasıyla yolcular, uçuş takibinden havalimanı içi navigasyona, ücretsiz internet hizmetinden araç konumunun kaydedilmesine kadar birçok hizmete tek uygulamadan erişebiliyor. Uygulamayla uçuş takip özelliği ve anlık bildirimlerle yolcularımız uçuşlarına ilişkin bilgilere kolaylıkla ulaşabiliyor. Canlı uçuş takip sistemi sayesinde Türkiye hava sahasındaki iç hat, dış hat ve transit uçuşlar da harita üzerinden anlık olarak izlenebiliyor."</p><p>Uraloğlu, Uçuş Rehberim'in bugüne kadar 623 binden fazla kez indirildiğine dikkati çekerek, uygulamayla uçuş bilgilerinin yanı sıra havalimanında yolculuğu kolaylaştıran hizmetlerin de kullanıcıların erişimine sunulduğunu belirtti.</p><p>"Aracım Nerede?" ile park yeri cep telefonunda</p><p>52 havalimanının kat planları baz alınarak hazırlanan interaktif haritalarla yolculara havalimanı içinde navigasyon imkanı sağlandığını da bildiren Uraloğlu, "52 havalimanımızın interaktif haritalarıyla yolcularımız bulundukları noktadan uçuş kapılarına kadar rota oluşturabiliyor. Yolcularımız 'Kapıya Git' özelliğiyle uçuş kapısının konumunu kat planları üzerinden görebiliyor, bulunduğu noktadan kapıya kadar rota oluşturabiliyor. Böylece havalimanı içinde gitmek istedikleri noktaya uygulama üzerinden kolaylıkla ulaşabiliyor." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Uraloğlu, Uçuş Rehberim'in otopark kullanımını kolaylaştıran özellikler de sunduğuna işaret ederek, havalimanına aracıyla gelen yolcuların 'Aracım Nerede?' hizmetiyle araçlarının konumunu fotoğrafıyla kaydedebildiklerini ve dönüşlerinde araçlarını bıraktıkları noktaya kolaylıkla ulaşabildiklerini vurguladı.</p><p>Uraloğlu, uygulama üzerinden havalimanlarına ilişkin ulaşım bilgilerinin de görüntülenebildiğini belirtti.</p><p>Uçuş Rehberim kullanıcılarına ücretsiz internet hizmeti de sunduklarını belirten Uraloğlu, şu ifadeleri kullandı:</p><p>"DHMİ tarafından işletilen havalimanlarımızda uygulama kullanıcılarımıza aylık 2 gigabayt ücretsiz Wi-Fi imkanı sağlıyoruz. Yolcularımız bu hizmetten havalimanlarımızın iç ve dış hatlar, gelen ve giden yolcu alanları ile kara ve hava tarafındaki bölümlerinde yararlanabiliyor. Yolcularımız 'Çek-Gönder' hizmeti aracılığıyla havalimanlarına ilişkin görüş ve önerilerini hızlı şekilde DHMİ'ye iletebiliyor, memnuniyet anketleri üzerinden de geri bildirimde bulunabiliyor."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/ucus-rehberim-ile-bircok--313_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291546</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/siber-suclarla-mucadele-operasyonlarinda-76-supheli-tutuklandi-291546</link>
      <pubDate>2026-09-15T15:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Siber suçlarla mücadele operasyonlarında 76 şüpheli tutuklandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı, siber suçlarla mücadele kapsamında son 5 günde 21 ilde düzenlenen operasyonlarda 150 şüphelinin yakalandığını, bunlardan 76'sının tutuklandığını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Siber suçlarla mücadele operasyonlarında 76 şüpheli tutuklandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve cumhuriyet başsavcılıkları koordinesinde, il emniyet müdürlüklerinin siber suçlarla mücadele şube müdürlüklerince çalışma yürütüldü.</p><p>Bu kapsamda, "nitelikli dolandırıcılık", "yasa dışı bahis", "çevrim içi çocuk müstehcenliği ve tacizi" ile "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarına yönelik 21 ilde son 5 günde operasyonlar düzenlendi.</p><p>Operasyonlarda 150 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden 76'sı çıkarıldıkları sulh ceza hakimliğince tutuklandı, 17'si hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğer şüphelilerin işlemleri sürüyor.</p><p>Şüphelilerin, çocuklara ait müstehcen görüntüleri barındırdıkları, yasa dışı bahis ve kumar oynattıkları, yasa dışı bahis sitelerindeki para nakline aracılık ettikleri ve yasa dışı bahis sitelerinin reklamını yaptıkları tespit edildi.</p><p>Ayrıca söz konusu kişilerin, vatandaşların mobil bankacılık ve oyun hesaplarına yetkisiz erişim sağladıkları, sosyal medya platformlarında "ürün bedeli" ve "yatırım ortaklığı" gibi temaları kullanarak dolandırıcılık yaptıkları belirlendi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/siber-suclarla-mucadele-o-288_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291545</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-ciftci-suc-orgutleri-burada-suc-isleyip-yurt-disina-kactiklarinda-peslerini-birakaca-291545</link>
      <pubDate>2026-09-15T15:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Çiftçi: Suç örgütleri burada suç işleyip yurt dışına kaçtıklarında peşlerini bırakacağımızı zannetmesinler]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Organize suç örgütleri burada suç işleyip yurt dışına kaçtıklarında peşlerini bırakacağımızı zannetmesinler. Onları yurt dışında da takip ediyoruz. Yurt dışında da yakalayıp onları adalete teslim ediyoruz." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Çiftçi: Suç örgütleri burada suç işleyip yurt dışına kaçtıklarında peşlerini bırakacağımızı zannetmesinler]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Yüzyılı Buluşmaları programı kapsamında Amasya'ya gelen Çiftçi, Amasya Valisi Önder Bakan'ı ziyaretinin ardından AK Parti İl Başkanlığı'nda basın toplantısı yaptı.</p><p>İçişleri Bakanlığının Türkiye'nin huzuruna katkı vermek amacıyla çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Çiftçi, "Biz İçişleri Bakanlığıyız. Toplam 682 bin personelimizle 'Türkiye Yüzyılı'nda huzurun yüzyılını inşa etmek üzere emniyet teşkilatımızla, jandarma teşkilatımızla, sahil güvenlik teşkilatımızla, Göç İdaresi Başkanlığımızla, AFAD teşkilatımızla, valiliklerimizle, kaymakamlıklarımızla yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Mümkün mertebe tüm personelimizle Türkiye'nin huzuruna katkı vermeye çalışıyoruz." diye konuştu.</p><p>Yeni eğitim öğretim yılının başladığını belirten Çiftçi, öğrencilere, öğretmenlere, velilere, Milli Eğitim teşkilatına ve ülkeye hayırlı olmasını diledi.</p><p>Asayiş suçlarına ilişkin verileri paylaşan Çiftçi, 2026'nın 8 aylık döneminde kişilere karşı işlenen 8 önemli suç başlığında 267 bin olay meydana geldiğine işaret etti.</p><p>Beş yılın ortalamasıyla karşılaştırdıklarında yüzde 14'lük bir düşüş olduğunu gördüklerini anlatan Çiftçi, "Önceki bu 5 yıllık ortalama 309 bin civarında. Bu sene 267 bin, Türkiye'de kişilere karşı en önemli 8 suç başlığından bahsediyorum. Suç işlenmiş. Bu sene yüzde 14'lük bir düşüşe şahit oluyoruz. Bu bizim açımızdan sevindirici bir oran." ifadelerini kullandı.</p><p>Mal varlığına karşı işlenen suçlarda da düşüş yaşandığını aktaran Çiftçi, yine 8 ay 10 günlük zamanda 2021-2025 yılları ortalamasında 196 bin 500 olan olay sayısının bu yıl 136 bin 600'e gerilediğini, bunun yüzde 30,5'lik düşüşe karşılık geldiğini bildirdi.</p><p>Hapis cezası bulunan firarilerin yakalanmasına büyük önem verdiklerini dile getiren Çiftçi, günlük ortalama yakalanan kişi sayısının 2024'te 569, 2025'te 562, 2026'da ise 599 olduğunu söyledi.</p><p>Motosiklet kullanılarak gerçekleştirilen silahlı saldırılara da değinen Çiftçi, şöyle konuştu:</p><p>"Bu da toplumumuzu son derece rahatsız eden bir durumdu. Geçen sene 2025 yılında aynı dönemde 193 olay meydana gelmiş. Motosikletle gidiyor, iş yerini kurşunluyor, evi kurşunluyor, aracı kurşunluyor. Bu sene 2026 yılının aynı döneminde meydana gelen olay sayısı sadece 65. Yani bunda da yüzde 66'lık bir azalma olduğunu görüyoruz."</p><p>Organize suç örgütleriyle mücadele</p><p>Yeni nesil organize suç örgütleri, suç çeteleri ve "şehir eşkıyaları" olarak nitelendirdikleri yapılarla mücadeleye öncelik verdiklerini vurgulayan Çiftçi, göreve geldiği tarihten bu yana 562 organize suç örgütüne yönelik 1592 operasyon gerçekleştirildiğini kaydetti.</p><p>Bakan Çiftçi, ülke genelinde düzenlenen son operasyonlara ilişkin de bir günde yaklaşık 3 bin 500 kişi hakkında işlem yapıldığını ifade ederek, operasyonların hem okulların güvenliğini sağlamaya hem de organize suç örgütlerini çökertmeye yönelik olduğuna işaret etti.</p><p>"Bunlara hiçbir zaman hiçbir yerde alan bırakmamakta kararlıyız"</p><p>Operasyonların devam edeceğini belirten Çiftçi, "Bundan sonra da operasyonlarımız aynı kararlılıkla devam edecek. Bu organize suç örgütlerinden, üyelerinden, liderlerinden bazıları yakalanacaklarını anlayınca yurt dışına kaçıyorlar. İçişleri Bakanlığı olarak bunların yurt dışında da izlerini sürüyoruz." dedi.</p><p>Gürcistan'a yaptığı ziyaretlerin ardından Gürcistan'ın bu yıl Türkiye'ye 438 kişiyi iade ettiğini söyleyen Çiftçi, yurt dışına kaçan organize suç örgütü üyelerinin de takip edildiğini söyledi.</p><p>Bakan Çiftçi, "Yani organize suç örgütleri burada suç işleyip yurt dışına kaçtıklarında peşlerini bırakacağımızı zannetmesinler. Onları yurt dışında da takip ediyoruz. Yurt dışında da yakalayıp onları adalete teslim ediyoruz. Önümüzdeki günlerde Yunanistan'a, Almanya'ya, İtalya'ya da bu organize suç örgütlerinin üyeleri ve liderlerinin iade edilmesiyle ilgili ziyaretlerimi devam ettireceğim. Bunlara hiçbir zaman hiçbir yerde alan bırakmamakta kararlıyız." diye konuştu.</p><p>Türkiye'de suç işledikten sonra yurt dışına kaçan kişilere ilişkin de Çiftçi, şunları kaydetti:</p><p>"Bu sene 8 aylık dönemde yurdumuzda Türkiye'de suç işleyip de yurt dışına kaçan 684 kişiyi ülkemize iade edilmesini sağladık. Bunlar Türkiye'de suç işlemiş ve değişik ülkelere kaçmışlardı. Haklarında kırmızı bülten veya difüzyon çıkardık ve bunların da ülkemize iadesini sağladık. Bu 684 kişinin 167'si organize suç örgütü lideri veya üyesiydi."</p><p>Çiftçi, organize suç örgütleriyle mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğinin altını çizerek, "Bunları dünyanın neresine giderlerse gitsinler, mutlaka bulup, yakalayıp, adaletin önüne çıkaracağız. Bunları çökertmek, kendilerine faaliyet alanı bırakmamakta hem İçişleri Bakanlığı olarak hem de Adalet Bakanlığı olarak yine kararlı bir mücadeleyi yürüttüğümüzü sizlerin huzurunda ifade etmek istiyorum." dedi.</p><p><b>SİBER SUÇLARLA MÜCADELE</b></p><p>Siber suçlarla mücadeleye de değinen Çiftçi, "Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığımız bünyesinde, attığımız siber devriyeler neticesinde bu sene içinde toplamda 184 bin suç unsuru tespit ettik. Biz hem sokakta devriye atıyoruz hem de siber alemde devriye atıyoruz. Yeşil vatan diyoruz, mavi vatan diyoruz gök vatan diyoruz. Siber vatanda da huzuru ve asayişi sağlamakta görevli bir teşkilat olarak buradaki çalışmalarımızı da 7 gün 24 saat kesintisiz sürdürüyoruz." diye konuştu.</p><p>Siber devriyeler kapsamında yapılan işlemlere ilişkin Çiftçi, "Attığımız bu devriyelerin neticesinde 40 bin tane web sayfasını kapattık. Yine 73 bin sosyal medya hesabına erişim engeli getirdik. 62 bin 500 yasa dışı bahis sitesini kapattık." ifadelerini kullandı.</p><p>Siber ortamda işlenen suçların gerçek kişileri mağdur ettiğini vurgulayan Çiftçi, "Siber alemde her ne kadar suçlar siber alemde işlense de bunların mağduru gerçek insanlar. Suç gerçek, mağdur gerçek. Siber alemde işlenmesi bizim açımızdan değiştirmiyor. İçişleri Bakanlığı suç nerede işlenirse işlensin, suç ve suçlularla kararlı bir şekilde mücadele etmeye bundan sonra da devam edecek." dedi.</p><p>Bakan Çiftçi, Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında Amasya'daki programında teşkilat mensupları, vatandaşlar, esnaf ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geleceklerini belirtti.</p><p>Basın toplantısında, AK Parti Amasya Milletvekilleri Haluk İpek ve Hasan Çilez, Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, Çorum Milletvekili Oğuzhan Kaya, Ankara Milletvekili Ahmet Fethan Baykoç, İstanbul Milletvekili Nurettin Alan, MKYK Üyesi Abdulkadir Develi ve AK Parti Amasya İl Başkanı Galip Uzun da yer aldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/bakan-ciftci-suc-orgutler-505_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291541</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/trabzonspor-yeni-teknik-direktorunu-buldu-291541</link>
      <pubDate>2026-09-15T14:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trabzonspor yeni teknik direktörünü buldu]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Trabzonspor'da teknik direktörlük koltuğu için Thomas Reis dönemi başlıyor. Bordo-mavililer, Alman çalıştırıcıyla prensip anlaşmasına varırken, Reis'in bugün Trabzon'a gelmesi bekleniyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trabzonspor yeni teknik direktörünü buldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fatih Tekke ile yolların ayrılmasının ardından teknik direktör arayışına hız veren Trabzonspor, yeni teknik direktörünü belirledi.</p><p>Bordo-mavililer, daha önce Samsunspor'da da görev yapan Alman teknik direktör Thomas Reis ile anlaşmaya vardı.</p><p>TRT'nin haberine göre kariyerine Bulgaristan ekibi Ludogorets'te devam eden 52 yaşındaki çalıştırıcının bugün Trabzon'a gelmesi bekleniyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/thomas-1509202631f7bc9a.jpg"/><p>Reis, 2024-2026 yılları arasında Samsunspor'u çalıştırmış ve Türkiye'de görev yapmıştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/trabzonspor-yeni-teknik-d-391_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291540</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/turkmedya-e-ticaret-ve-perakende-zirvesi-yapay-zeka-caginda-buyumenin-yeni-kodlari-291540</link>
      <pubDate>2026-09-15T14:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi: Yapay Zekâ Çağında Büyümenin Yeni Kodları]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi'nde LC WAIKIKI oturum özel sponsorluğunda düzenlenen "Ticaretin Yeni Dönemi – Yapay Zekâ Çağında Büyümenin Yeni Kodları" başlıklı oturum gerçekleştiriliyor. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi: Yapay Zekâ Çağında Büyümenin Yeni Kodları]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat'ın teşrifleriyle gerçekleşen zirve, İstanbul Finans Merkezi Halkbank Kuleleri Konferans Salonu'nda e-ticaret ve perakende sektörünün önde gelen isimlerini bir araya getirdi.</p><p>Ticaretin yeni döneminin ve yapay zekâ çağında büyümenin yeni kodlarının ele alındığı zirvede; yeni nesil e-ticaret ve perakende ekosistemi, değişen tüketici alışkanlıkları, dijitalleşmenin sektöre etkileri ve geleceğin ticaret modelleri kapsamlı bir şekilde değerlendirildi.</p><p>LC WAIKIKI oturum özel sponsorluğunda düzenlenen "Ticaretin Yeni Dönemi &#8211; Yapay Zekâ Çağında Büyümenin Yeni Kodları" başlıklı oturumda, yapay zekânın ticaret ve perakende sektörlerinde yarattığı dönüşüm, yeni büyüme modelleri ve sektörün geleceğine yön verecek gelişmeler ele alındı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/meltem-15092026d346ef04.jpg"/><i>LC Waikiki E-Ticaret Genel Müdürü Meltem Yanovalı Kalkan</i><p><b>"VERİYİ TAM OLARAK HER ŞEYİN MERKEZİNE KOYMUŞ DURUMDAYIZ"</b></p><p lang="tr" id="id__tomoex0s6n" data-testid="tweetText">LC Waikiki E-Ticaret Genel Müdürü Meltem Yanovalı Kalkan, "Yapay Zeka ve teknoloji alanındaki gelişmeler, kurumların iç uygulama ve sistemlerinde buna ayak uydurabilmesi için içerideki altyapı mimarisini gerektiriyordu. Bu nedenle veriyi tam olarak her şeyin merkezine koymuş durumdayız" ifadelerini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/d5554-15092026d605e8ec.jpg"/><i>Paycell Genel Müdürü Serhat Dolaz</i><p><b>"KANAL YAPILARIMIZI GÜÇLENDİRİP MODERNİZE ETTİK"</b></p><p lang="tr" id="id__8kcq66nbou5" data-testid="tweetText">Paycell Genel Müdürü Serhat Dolaz, "Paycell olarak 2026 yılının ilk yarısında kanal yapılarımızı güçlendirip modernize ettik" dedi.</p><p><b>"YAPAY ZEKA, E-TİCARET İÇİN YENİ DEĞİL"</b></p><p lang="tr" id="id__4q4m45oo5t7" data-testid="tweetText" class="">Avansas Genel Müdürü Ahmet Güleç, "Yapay zeka, e-ticaret için yeni değil. 15 yıldır neredeyse bütün e-ticaret sitelerinde görsel içerik üretimi, müşteri hizmetleri yönetimi ve finansal analizler gibi pek çok alanda kullanılıyordu ama bu sene çok yaygınlaştığını söyleyebilirim" ifadelerine yer verdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/ahmetgle-150920262147c01f.jpg"/><i>Avansas Genel Müdürü Ahmet Güleç</i>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/turkmedya-e-ticaret-ve-pe-537_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291539</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/discover/emmy-awards-2026widows-bay-dominates-emmys-with-record-14-wins-291539</link>
      <pubDate>2026-09-15T14:26:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Emmy Awards 2026:‘Widow's Bay' dominates Emmys with record 14 wins]]></title>
      <category><![CDATA[Discover]]></category>
      <description><![CDATA[Matthew Rhys made Emmy history by winning Outstanding Lead Actor in two different categories, as Widow's Bay set a new record with 14 awards.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Emmy Awards 2026:‘Widow's Bay' dominates Emmys with record 14 wins]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>TV series "Widow's Bay" made Emmy history Monday, winning a record 14 awards, the most ever won by a comedy series in a single season, including Outstanding Comedy Series at the 78th Emmy Awards.</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/emmy3-15092026064dd6c7.jpg"/><p>The Apple TV series is set in the fictional US New England island town of Widow's Bay, where the mayor resolves to turn it into the next tourist hot spot despite local warnings that it's afflicted with a centuries-old curse that brings supernatural evils upon the island.</p><p>The six wins added to the eight Emmys the series had received before the televised ceremony, bringing its total to 14 awards.</p><p>The series received 19 nominations for its debut season, the third-most of any series this year, and secured multiple nominations in some categories, including editing and supporting actress in a comedy.</p><p>In addition to winning Outstanding Comedy Series, Widow's Bay also took home golden statuettes for Outstanding Writing for a Comedy Series, Outstanding Directing for a Comedy Series, Outstanding Supporting Actor in a Comedy Series (Stephen Root), Outstanding Supporting Actress in a Comedy Series (Kate O'Flynn) and Outstanding Lead Actor in a Comedy Series (Matthew Rhys).</p><p><b>Rhys wins 2 categories</b></p><p>Rhys made Emmy Awards history at the 2026 Emmy Awards, becoming the first actor to win the Outstanding Lead Actor award in two different categories.</p><p>In addition to taking home the Emmy for Outstanding Lead Actor in a Comedy Series for Widow's Bay, where Rhys plays the town's mayor, he also took home the golden statuette for Outstanding Lead Actor in a Limited or Anthology Series or Movie for The Beast in Me.</p><p>The Netflix psychological crime thriller miniseries follows a famous author who is pulled into a twisted mind game after beginning to write a book about her new rich and powerful next-door-neighbor, played by Rhys, who allegedly murdered his wife.</p><p>During his acceptance speech, Rhys thanked his family for his success.</p><p>"Obviously, my parents, they just kicked me onto the stage from a very early age. My sister, who's here tonight ... turns out, she was the brains of the outfit all along."</p><p><b>Other winners</b></p><p>Spoiling the clean sweep of the comedy categories was Jean Smart, who won the Emmy for Outstanding Lead Actress in a Comedy Series for HBO Max's series Hacks.</p><p>Hacks is a dark comedy drama that follows a stand-up comedian, played by Smart, who navigates the contemporary comedy industry with her comedy writer after mistaken news reports of her death.</p><p>In the drama categories, The Pitt scored two big wins, including the Emmy for Outstanding Drama Series and Outstanding Lead Actor in a Drama Series (Noah Wyle).</p><p>In the HBO Max series, Wyle plays a senior attending physician at a fictional Trauma Medical Center in Pittsburgh, Pennsylvania who suffers from post-traumatic stress disorder (PTSD) after the COVID-19 pandemic.</p><p>Rhea Seehorn won the Emmy for Outstanding Lead Actress in a Drama Series for Apple TV's Pluribus. The post-apocalyptic science fiction series follows a miserable novelist, played by Seehorn, who finds herself isolated after an alien virus transforms the rest of humanity into a peaceful hive mind, in which she must save the world from happiness.</p><p><b>Pluribus</b> also received the Emmy for Outstanding Writing for a Drama Series.</p><p>Tom Pelphrey took home the Emmy for Outstanding Supporting Actor in a Drama Series for HBO's Task.</p><p>The crime drama is set in the working-class suburbs of Philadelphia, Pennsylvania, where an FBI agent heads a Task Force to put an ending to a string of violent robberies of drug houses. Pelphrey plays a garbage collector who robs the trap houses operated by drug gangs.</p><p><b>Janney wins for The Diplomat</b></p><p>Allison Janney claimed the Emmy for Outstanding Supporting Actress in a Drama Series for Netflix's The Diplomat.</p><p>The political thriller is about a veteran US diplomat who is unexpectedly appointed as the ambassador to the United Kingdom amid an emerging international crisis. Janney plays the vice president of the United States who eventually becomes the president.</p><p><b>Slow Horses </b>won the Emmy for Outstanding Directing for a Drama Series. The Apple TV spy drama follows a dysfunctional team of MI-5 agents as they navigate the espionage world's smoke and mirrors to defend England from sinister forces.</p><p><b>DTF-St. Louis</b> took home the Emmy for Outstanding Limited or Anthology Series. The HBO dark comedy miniseries is about a love triangle between three adults experiencing mid-life crises, which leads to one of them ending up dead and detectives discovering that the crime is connected to a dating app.</p><p><b>Sally Field </b>won the Emmy for Outstanding Actress in a Limited or Anthology Series or Movie for Remarkably Bright Creatures. The Netflix drama film, based on the book, follows a widow, played by Field, who bonds with an octopus and an adrift musician while working as a night janitor at an aquarium.</p><p><b>The Traitors received the Emmy for Outstanding Reality Competition Program and The Late Show with Stephen Colbert won the Emmy for Outstanding Variety Series.</b></p><p>Actor Michael J. Fox was honored with the Bob Hope Humanitarian Award for his advocacy work and for raising more than $3 billion for Parkinson's Disease research and awareness.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/emmy-awards-2026widows-ba-247_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291531</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/bakan-bolat-turkmedya-zirvesinde-duyurdu-fahis-fiyata-yeni-onlem-yolda-291531</link>
      <pubDate>2026-09-15T13:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Bolat, TürkMedya Zirvesi'nde duyurdu: Fahiş fiyata yeni önlem yolda]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Ticaret Bakanı Ömer Bolat, TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi'nin açılış konuşmasını yaptı. Bakan Bolat, sebze ve meyve ticaretinde fiyat artışlarını sınırlamaya yönelik yeni düzenlemelerin hazırlık aşamasında olduğunu belirterek, ilgili kanunun önümüzdeki yasama döneminde çıkarılması için çalıştıklarını söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Bolat, TürkMedya Zirvesi'nde duyurdu: Fahiş fiyata yeni önlem yolda]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi, Turkcell ana sponsorluğunda; ETİD, Halkbank, Turkish Airlines, VakıfBank ve Ziraat Bankası co-sponsorluğunda; LC WAIKIKI oturum özel sponsorluğunda, Avansas, sahibinden.com ve Trendyol'un destek sponsorluğunda düzenlendi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/d5522-1509202659c3146d.jpg"/><p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi'nin açılış konuşmasını gerçekleştirdi.</p><p><b>BAKAN BOLAT'TAN TÜRKMEDYA'YA TEŞEKKÜR</b></p><p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, TürkMedya'ya teşekküründe şu ifadeleri kullandı:</p><p>"Bu zirveyi TürkMedya Yayın Grubu düzenliyor: E-Ticaret ve Perakende Zirvesi. Bu zirvede sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.</p><p>Ülkemizin önde gelen iş liderlerini ve yöneticilerini bir araya getiren bu önemli organizasyonu düzenlediği için; Star, Akşam, 360 TV, 24 TV ve radyolarıyla beraber yayın hayatımızın çok önemli bir lokomotifi olan TürkMedya Yayın Grubu'na, çok teşekkür ediyorum."</p><p>Dünya ekonomisinin Covid-19 salgınının başladığı 2020 yılından bu yana savaşlar, enerji ve gıda krizleri, lojistik ağlarındaki kırılmalar ve tedarik zincirlerindeki sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirten Bolat, 2025 yılından itibaren ticaret savaşları ve artan gümrük vergilerinin küresel ekonomide korumacılığı güçlendirdiğini söyledi.</p><blockquote data-media-max-width="560" class="twitter-tweet"><p lang="tr"><a href="https://x.com/hashtag/CANLI?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#CANLI</a> Ticaret Bakanı Ömer Bolat (<a href="https://x.com/omerbolatTR?ref_src=twsrc%5Etfw">@omerbolatTR</a>): Star, Akşam, 360 TV, 24 TV ve radyolarıyla beraber yayın hayatımızın çok önemli bir lokomotifi olan TürkMedya Yayın Grubu'na ve Değerli Başkanı Sayın Zeki Yeşildağ Bey'e İcra Kurulu Başkanı Murat Çiçek Bey'e çok çok teşekkürler... <a href="https://t.co/PRMHAWYU6g">pic.twitter.com/PRMHAWYU6g</a></p>&#8212; 24 TV (@yirmidorttv) <a href="https://x.com/yirmidorttv/status/2099810266636574810?ref_src=twsrc%5Etfw">September 15, 2026</a></blockquote> <script async="" src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script><p>Bolat, dünya ekonomisinde büyümenin yüzde 3 seviyesine gerilemesinin beklendiğini, dünya ticaretindeki büyüme tahmininin ise yüzde 1,6 olduğunu ifade etti.</p><p><b>E-TİCARET HACMİ 4,5 TRİLYON LİRAYI AŞTI</b></p><p>Türkiye'de internet kullanım oranının 2026 itibarıyla yüzde 92,3'e ulaştığını belirten Bolat, internet üzerinden mal ve hizmet sipariş edenlerin oranının da yüzde 60 seviyesine çıktığını kaydetti.</p><p>Ticaret Bakanlığının Elektronik Ticaret Bilgi Sistemi verilerine değinen Bolat, Türkiye'de e-ticaret hacminin 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 52 artarak 4,5 trilyon lirayı aştığını söyledi.</p><p>Dolar bazında e-ticaret hacminin yüzde 29 artışla 115,5 milyar dolara ulaştığını ifade eden Bolat, perakende e-ticaret hacminin ise yüzde 52 artarak 2 trilyon 457 milyar liraya yükseldiğini bildirdi.</p><p>Bolat, e-ticaretin milli gelir içindeki payının 2019'da yüzde 2,7 seviyesindeyken 2025 yılında yaklaşık yüzde 7'ye çıktığını söyledi.</p><p><b>GENEL TİCARETİN BEŞTE BİRİ E-TİCARET</b></p><p>E-ticaretin toplam ticaret içindeki payının 2019 yılında yüzde 4,5 seviyesinde bulunduğunu hatırlatan Bolat, 2025 yılında bu oranın yüzde 19,3'e yükseldiğini belirtti.</p><p>E-ticarette işlem sayısının da 2019'daki 1 milyar 360 milyon seviyesinden 2025 yılında yaklaşık 6 milyara çıktığını aktaran Bolat, perakende e-ticarette işlem sayısının ise aynı dönemde 380 milyondan yaklaşık 2 milyara yükseldiğini söyledi.</p><p><b>E-TİCARET YAPAN İŞLETME SAYISI 634 BİNE ULAŞTI</b></p><p>Türkiye'de e-ticaret faaliyetinde bulunan işletme sayısının 2019 yılında 64 bin olduğunu hatırlatan Bolat, bu rakamın 2025 sonunda 634 bine ulaştığını açıkladı.</p><p>Bolat, e-ticaret yapan işletmelerin yüzde 75'inin şahıs işletmesi, yüzde 21'inin limited şirket, yüzde 4'ünün ise anonim şirket olduğunu belirterek, e-ticaretin tabana yayıldığına dikkat çekti.</p><p>Elektronik ticarette kurallı piyasa yapısının önemine vurgu yapan Bolat, sahte ve aldatıcı reklamlar, taklit ürünler ve tüketiciyi yanıltan satış yöntemlerine karşı mevzuat çalışmalarının sürdüğünü söyledi.</p><p><b>TÜRK ŞİRKETLERİNE KÜRESEL E-İHRACAT HEDEFİ</b></p><p>Bolat, Türkiye'deki e-ticaret şirketlerinin yalnızca iç pazarda değil, küresel ölçekte de güçlü oyuncular haline gelmesini hedeflediklerini söyledi.</p><p>Bu amaçla e-ihracat mevzuatında düzenlemeler yaptıklarını belirten Bolat, dijital pazar yeri tanıtımı, sipariş karşılama hizmetleri ve pazar yeri komisyonlarına yönelik destekler sağlandığını kaydetti.</p><p>Bu yıl 134 firmanın e-ihracat desteklerinden yararlandığını ve toplam 638 milyon lira destek sağlandığını belirten Bolat, destek kapsamındaki ülke sayısının 26'dan ilk etapta 35'e çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı.</p><p>E-İhracat Konsorsiyumu modeline 15 firmanın katıldığını söyleyen Bolat, yapay zeka destekli E-Kolay İhracat Platformu'nun da ihracatçılara hizmet verdiğini ifade etti.</p><p>Bolat ayrıca Avrupa Birliği'nin 1 Temmuz'da yürürlüğe giren e-ithalat düzenlemesi kapsamında getirilen ek vergilerin, yapılan müzakereler sonucunda Türkiye'nin e-ihracat ürünlerine uygulanmadığını söyledi.</p><p><b>PERAKENDE TİCARET 23 TRİLYON LİRAYA ULAŞTI</b></p><p>Türkiye'de yaklaşık 4,8 milyon işletme bulunduğunu belirten Bolat, bunların 1,6 milyonunun perakende sektöründe faaliyet gösterdiğini söyledi.</p><p>Gıda perakendeciliğinin yıllık cirosunun 2021 yılında 467 milyar lira olduğunu hatırlatan Bolat, bu rakamın 2025 sonunda 4,6 trilyon liraya çıktığını kaydetti.</p><p>Gıda perakendeciliğinin toplam perakende ticaret içindeki payının yaklaşık yüzde 20 olduğunu belirten Bolat, toplam perakende ticaret büyüklüğünün ise yaklaşık 23 trilyon liraya ulaştığını ifade etti.</p><p>Bolat, Bakanlığın hedefinin geleneksel perakendecilik ile organize perakendeciliğin birbirini yıpratmadan ve yıkıcı rekabete yol açmadan dengeli şekilde büyümesini sağlamak olduğunu söyledi.</p><p><b>HAKSIZ TİCARİ UYGULAMALARA KARŞI YENİ DÜZENLEMELER</b></p><p>Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında üretici, tedarikçi ve perakendeci arasındaki ilişkileri düzenleyen yeni kurallar getirildiğini belirten Bolat, kampanya maliyetinin kampanyaya katılmak istemeyen tarafa yüklenmesi, ürün talebini doğrudan etkilemeyen hizmetler için raf veya yer kirası istenmesi gibi uygulamaların yasaklandığını söyledi.</p><p>Üretim tarihinden itibaren 30 gün içinde bozulabilen tarım ve gıda ürünlerinde azami ödeme süresinin 45 gün olduğunu aktaran Bolat, küçük ölçekli üretici ve tedarikçiler açısından bu sürenin 30 güne kadar indiğini ifade etti. Diğer tarım ve gıda ürünlerinde ise azami ödeme süresinin 60 gün olduğunu söyledi.</p><p><b>YENİ HAL KANUNU TASLAĞI HAZIR</b></p><p>Sebze ve meyve ticaretine ilişkin yeni Hal Kanunu taslağının Ticaret Bakanlığı tarafından tamamlandığını açıklayan Bolat, çalışmanın AK Parti TBMM Grup Başkanlığı nezdinde ilgili kamu ve özel sektör temsilcileriyle değerlendirildiğini söyledi.</p><p>Yeni düzenlemeyle sebze ve meyve ticaretindeki fiyat artışlarının aşağı çekilmesinin, kooperatifleşmenin artırılmasının ve üretici birliklerinin güçlendirilmesinin hedeflendiğini belirten Bolat, yeni yasama döneminde düzenlemenin Meclis gündemine gelmesini beklediklerini ifade etti.</p><p><b>FAHİŞ FİYATA 1,8 MİLYON LİRAYA KADAR CEZA</b></p><p>Fahiş fiyat ve stokçulukla mücadele kapsamında cezaların artırıldığını belirten Bolat, 2026 itibarıyla fahiş fiyat artışında idari para cezasının yaklaşık 180 bin liradan başlayarak 1 milyon 806 bin liraya kadar çıktığını söyledi.</p><p>Stokçulukta cezanın 1 milyon 806 bin liradan başlayıp 21 milyon 674 bin liraya kadar ulaştığını aktaran Bolat, tekrarlanan stokçuluk ihlallerinde iş yeri kapatma yaptırımının da uygulanabildiğini ifade etti.</p><p><b>322 BİN FİRMA, 39 MİLYON ÜRÜN DENETLENDİ</b></p><p>Ticaret Bakanlığının piyasa gözetimi ve denetim faaliyetlerine de değinen Bolat, 2011 yılında denetlenen ürünlerde yüzde 32 olan güvensizlik oranının 2025 yılında yüzde 1 seviyesine kadar gerilediğini bildirdi.</p><p>Bolat, 2026 yılının ilk sekiz ayında yaklaşık 322 bin firmanın ve 39 milyon ürünün denetlendiğini, güvensiz ürün, fahiş fiyat ve haksız ticari uygulamalar nedeniyle toplam 2 milyar 240 milyon liralık idari para cezası uygulandığını söyledi.</p><p><b>ESNAFA KREDİ DESTEĞİ 1,5 MİLYON LİRAYA ÇIKTI</b></p><p>Esnaf ve sanatkarlara sağlanan finansman desteğine ilişkin de bilgi veren Bolat, Halkbank aracılığıyla piyasa şartlarına kıyasla uygun maliyetli işletme ve yatırım kredileri sağlandığını belirtti.</p><p>2002 yılından bu yana esnafa toplam 853 milyar liralık kredi kullandırıldığını söyleyen Bolat, bunun 460 milyar lirasının son üç yılda sağlandığını ifade etti.</p><p>2025 yılında 257 bin kredi kullandırımıyla 178 milyar liralık finansman sağlandığını belirten Bolat, 2026'nın ilk sekiz ayında ise 137 bin kullandırım ve yaklaşık 123 milyar liralık finansmana ulaşıldığını kaydetti.</p><p>İşletme sermayesi kredi limitinin 1 milyon liradan 1,5 milyon liraya, ticari araç değişimi, makine, demirbaş ve iş yeri yatırımlarına yönelik kredi limitinin ise 2,5 milyon liradan 3,5 milyon liraya çıkarıldığını açıkladı.</p><p><b>"AMACIMIZ TİCARETİN VE EKONOMİNİN GÜÇLENMESİ"</b></p><p>Perakende ticaretin milyonlarca kişinin geçimini sağladığı dev bir sektör olduğuna dikkat çeken Bolat, iklim şartları, kuraklık, don, lojistik sorunlar ve arz-talep dengesizliklerinin fiyatları anlık olarak etkileyebildiğini söyledi.</p><p>Üretimin artırılması, denetimlerin güçlendirilmesi ve mevzuatın etkin şekilde uygulanmasının fiyat artışlarının kontrol altına alınmasında önemli rol oynadığını belirten Bolat, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>"Amacımız bütün ticaretin gelişmesi, güçlenmesi, ekonominin büyümesi ve güçlenmesi. Vatandaşlarımızın da hakkaniyetli ticaret koşullarıyla, adil ticaret uygulamalarıyla ve haksız fiyatlara maruz kalmadan alışveriş yapabilmelerini sağlamak."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/abnin-ithalat-duzenlemesi-745_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291530</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/turkmedya-e-ticaret-ve-perakende-zirvesi-halkbank-genel-muduru-ozdil-e-ticaretin-finansal--291530</link>
      <pubDate>2026-09-15T13:45:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi... Halkbank Genel Müdürü Özdil: E-Ticaret'in finansal altyapısını inşa ediyoruz]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi'nde açıklamalarda bulunan Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, "Sektör olarak ekosistem bankacılığı anlayışıyla yalnızca finansman sağlayan kurumlar olmaktan çıkarak ticaretin daha aktif aktörleri haline geldik. E-Ticaret'in finansal altyapısını inşa ediyoruz. Bir yandan teşvik ediyoruz. Tedarik ve stok döngüsünü fonluyor." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi... Halkbank Genel Müdürü Özdil: E-Ticaret'in finansal altyapısını inşa ediyoruz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ticaretin yeni döneminin ve yapay zekâ çağında büyümenin yeni kodlarının ele alındığı TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi gerçekleştirildi.</p><p>Zirve, Turkcell ana sponsorluğunda; ETİD, Halkbank, Turkish Airlines, VakıfBank ve Ziraat Bankası co-sponsorluğunda; LC WAIKIKI oturum özel sponsorluğunda, Avansas, sahibinden.com ve Trendyol'un destek sponsorluğunda düzenlendi.</p><p>Ticaret Bakanı Prof. Dr. <b>Ömer Bolat</b>'ın teşrifleriyle gerçekleşen zirve, İstanbul Finans Merkezi Halkbank Kuleleri Konferans Salonu'nda e-ticaret ve perakende sektörünün önde gelen isimlerini bir araya getirdi.</p><p>Zirvenin açılış konuşmalarını TürkMedya İcra Kurulu Başkanı Murat Çiçek ve Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat gerçekleştirdi.</p><p><strong>"İHRACATIN E-TİCARET YOLUYLA GELİŞTİRİLMELİ"</strong></p><p>Halkbank Genel Müdürü <b>Recep Süleyman Özdil</b>, zirvenin açılışında açıklamada bulundu.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/ssstwitter-150920260ac48a26.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, e-ticaret ve perakende sektöründeki dönüşümde bankacılık sektörünün rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, TürkMedya İcra Kurulu Başkanı Murat Çiçek, konuklar ve basın temsilcilerini selamlayan Özdil, Türkiye'nin ticari geleceğini yakından ilgilendiren TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi vesilesiyle İstanbul Finans Merkezi Halkbank Kuleleri'nde katılımcıları ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduklarını belirtti.</p><p>Zirveyi hayata geçiren TürkMedya ailesine ve teşrifleriyle kendilerini onurlandıran Ticaret Bakanı Ömer Bolat'a teşekkür eden Özdil, tüm konukları selamlayarak zirvenin hayırlı olmasını diledi.</p><p>Geçen hafta açıklanan Orta Vadeli Program'ın (OVP), ihracat kapasitesini kalıcı kılmayı, dijital ticareti tabana yaymayı ve katma değerli üretimi büyütmeyi temel hedef olarak belirlediğini ifade eden Özdil, ihracatın e-ticaret yoluyla geliştirilmesi ve pazar çeşitliliğinin sağlanmasının da öncelikler arasında yer aldığını söyledi.</p><p><b>"BİZLER YENİ MODELE ÇOK İYİ ADAPTE OLDUK"</b></p><p>Özdil, ticaret dönüşürken Türk bankacılık sektörünün perakendedeki rolünün de yenilendiğine dikkati çekerek, "Yapılan son araştırmalara göre dünya hızla gömülü finans çağına ilerliyor. Özetle, finansal hizmetler artık ayrı bir işlem adımı olmaktan çıkarak doğrudan e-ticaret platformlarının ve satış anının içine entegre oluyor. Bankacılık sektörü olarak bizler bu yeni modele çok iyi adapte olmuş durumdayız." dedi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/ssstwitter-15092026eac55af6.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><strong>"E-TİCARETİN FİNANSAL ALTYAPISINI İNŞA EDİYORUZ"</strong></p><p>Güçlü sermaye yapısı, müşteri odaklı yaklaşım ve teknolojik donanımla pazar yerlerinin arkasındaki ana finansal destek görevini üstlendiklerini belirten Özdil, "Sektör olarak ekosistem bankacılığı anlayışıyla yalnızca finansman sağlayan kurumlar olmaktan çıkarak ticaretin daha aktif aktörleri haline geldik. <b><i>E-ticaretin finansal altyapısını inşa ediyoruz. Bir yandan teşvik ediyor, tedarik ve stok döngüsünü fonluyoruz</i></b>. Diğer yandan gerektiğinde taksit ve tüketici finansmanı imkanlarıyla müşterinin satın alma gücünü ayakta tutuyoruz." ifadelerini kullandı.</p><p>Türk perakende sektörünün büyük organize perakendecilerden çarşı esnafına kadar piyasa canlılığının ana aktörü konumunda olduğunu belirten Özdil, bankacılık sektörünün ise finansal sağlamlığıyla bu canlılığın en büyük teminatı olduğunu söyledi.</p><p><strong>"ESNAFIMIZIN YANINDA OLMAYI BİR ÖNCELİK GÖRÜYORUZ"</strong></p><p>Özdil, Halkbank'ın perakende sektörünün en büyük destekçilerinden biri olduğunu vurgulayarak, "Kuruluşumuzdan bu yana KOBİ'lerin ve esnafımızın yanında olmayı bir öncelik olarak görmekteyiz." dedi.</p><p>Halkbank'ın ticari kredi hacmine ilişkin de bilgi veren Özdil, "2026 yılının ikinci çeyreği itibarıyla ticari kredi hacmimiz 2 trilyon Türk lirası eşiğini geride bıraktı. Ticari kredilerimizin yarısından fazlasını oluşturan KOBİ kredilerimizde yüzde 14'ün üzerinde bir pazar payına sahibiz." ifadelerini kullandı.</p><p><strong>DİJİTAL BANKACILIKTA YAPAY ZEKA DESTEKLİ TEKNOLOJİLER</strong></p><p>Perakende ve e-ticaret işletmelerinin rekabet gücünü artırmak amacıyla fiziki ve dijital tahsilat kanallarını yeni nesil ödeme teknolojileriyle uçtan uca entegre ettiklerini aktaran Özdil, yapay zeka destekli teknolojiler ve gelişmiş veri modelleriyle beslenen dijital bankacılık altyapısına da değindi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/ssstwitter-1509202674d34687.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Özdil, finansal verimliliği artırmak amacıyla geliştirdikleri nakit yönetimi hizmetleri sayesinde işletmelerin maliyetlerini düşürerek büyüme hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olduklarını belirtti.</p><p>Ekonomi yönetiminin çizdiği dengeli büyüme hedefleri doğrultusunda perakende ve e-ticaret sektörünü desteklemeyi sürdüreceklerini kaydeden Özdil, "Perakende ve e-ticaret sektörümüzü finansmandan üretime, ticaretten sürdürülebilir büyümeye uzanan sağlam bir ekosistemle desteklemeyi sürdüreceğiz." dedi.</p><p>Özdil, konuşmasının sonunda zirvenin perakende dünyası, e-ticaret ekosistemi ve Türkiye için bereketli sonuçlar getirmesini temenni etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/turkmedya-e-ticaret-ve-pe-431_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291528</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/turkmedya-icra-kurulu-baskani-murat-cicek-yeni-donemi-isaret-etti-turkiyenin-buyuk-potansiyeli-var-291528</link>
      <pubDate>2026-09-15T13:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[TürkMedya İcra Kurulu Başkanı Murat Çiçek yeni dönemi işaret etti: Türkiye'nin büyük potansiyeli var]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[TürkMedya İcra Kurulu Başkanı Murat Çiçek, TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, dijitalleşme, yapay zekâ ve yeni nesil teknolojilerin ticaretin dinamiklerini yeniden şekillendirdiğini belirtti. Çiçek, Türkiye'nin genç nüfusu, girişimcilik ekosistemi, dijital altyapısı ve üretim gücüyle e-ticaret ve perakende alanında önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[TürkMedya İcra Kurulu Başkanı Murat Çiçek yeni dönemi işaret etti: Türkiye'nin büyük potansiyeli var]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi, Turkcell ana sponsorluğunda; ETİD, Halkbank, Turkish Airlines, VakıfBank ve Ziraat Bankası co-sponsorluğunda; LC WAIKIKI oturum özel sponsorluğunda, Avansas, sahibinden.com ve Trendyol'un destek sponsorluğunda düzenlendi.</p><p>Zirvenin açılışında konuşan TürkMedya İcra Kurulu Başkanı Murat Çiçek, küresel ekonomide yaşanan dönüşümün tüketici davranışlarından iş modellerine, tedarik zincirlerinden ödeme sistemlerine kadar perakende sektörünün tüm dinamiklerini değiştirdiğini ifade etti.</p><blockquote data-media-max-width="560" class="twitter-tweet"><p lang="tr"><a href="https://x.com/hashtag/CANLI?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#CANLI</a> TürkMedya İcra Kurulu Başkanı Murat Çiçek (<a href="https://x.com/MuratCicekTM?ref_src=twsrc%5Etfw">@MuratCicekTM</a>): Önümüzdeki dönemde başarılı olacak sektörlerin; teknolojiyi insan odaklı bir yaklaşımla kullanan, tüketicinin değişen beklentilerini doğru anlayan, güçlü tedarik ve lojistik altyapısına sahip olan ve... <a href="https://t.co/V4cF4UldhA">pic.twitter.com/V4cF4UldhA</a></p>&#8212; 24 TV (@yirmidorttv) <a href="https://x.com/yirmidorttv/status/2099807953431740738?ref_src=twsrc%5Etfw">September 15, 2026</a></blockquote> <script async="" src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script><p><b>"YAPAY ZEKÂ ALIŞVERİŞ DENEYİMİNİ DÖNÜŞTÜRÜYOR"</b></p><p>Dijitalleşme, yapay zekâ ve yeni nesil teknolojilerin alışveriş deneyimini yeniden şekillendirdiğini belirten Çiçek, e-ticaretteki yükselişin işletmelere ve markalara yeni pazarlara ulaşma imkânı sunduğunu söyledi.</p><p>Çiçek, sürdürülebilirlik, lojistik altyapısı, veri güvenliği ve müşteri deneyiminin sektörün geleceğini belirleyecek temel başlıklar arasında yer aldığına işaret etti.</p><p>Zirvede "Ticaretin Yeni Dönemi &#8211; Yapay Zeka Çağında Büyümenin Yeni Kodları" başlığı altında e-ticaret ve fiziksel perakendenin geleceğinin, dijital dönüşümün sektöre etkilerinin, yapay zekânın alışveriş deneyiminde oluşturacağı değişimin, yeni tüketici eğilimlerinin ve sürdürülebilir büyüme stratejilerinin ele alınacağını kaydeden Çiçek, panelistlerin bilgi ve deneyimlerinin sektörün geleceğine yönelik önemli fikirler ortaya koyacağına inandığını belirtti.</p><blockquote data-media-max-width="560" class="twitter-tweet"><p lang="tr"><a href="https://x.com/hashtag/CANLI?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#CANLI</a> TürkMedya İcra Kurulu Başkanı Murat Çiçek (<a href="https://x.com/MuratCicekTM?ref_src=twsrc%5Etfw">@MuratCicekTM</a>): Küresel ekonomide yaşanan dönüşüm, tüketici davranışlarından iş modellerine, tedarik zincirlerinden ödeme sistemlerine kadar perakende sektörünün tüm dinamiklerini yeniden şekillendiriyor. <a href="https://t.co/iYTwn747iW">pic.twitter.com/iYTwn747iW</a></p>&#8212; 24 TV (@yirmidorttv) <a href="https://x.com/yirmidorttv/status/2099807399301263441?ref_src=twsrc%5Etfw">September 15, 2026</a></blockquote> <script async="" src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script><p><b>"EKONOMİNİN TÜM AKTÖRLERİ İÇİN YENİ FIRSATLAR YARATIYOR"</b></p><p>E-ticaret ve perakendenin güçlenmesinin yalnızca ticaret hacmi ve ekonomik büyüme açısından değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Çiçek, sektörün üreticiden girişimciye, KOBİ'lerden büyük markalara kadar ekonominin tüm aktörleri için yeni fırsatlar oluşturduğunu söyledi.</p><p>Çiçek, bu dönüşümün aynı zamanda istihdamı, inovasyonu, ihracatı ve Türkiye'nin küresel ticaretteki rekabet gücünü desteklediğini ifade etti.</p><p><b>BAŞARININ FORMÜLÜNÜ AÇIKLADI</b></p><p>Önümüzdeki dönemde başarılı olacak sektör ve markaların ortak özelliklerine de değinen Çiçek, şu değerlendirmede bulundu:</p><p>"Teknolojiyi insan odaklı bir yaklaşımla kullanan, tüketicinin değişen beklentilerini doğru anlayan, güçlü tedarik ve lojistik altyapısına sahip olan ve sürdürülebilirliği iş modellerinin merkezine yerleştiren markaların başarılı olacağına inanıyorum."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/d5522-150920269e004956.jpg"/><p><b>"TÜRKİYE ÖNEMLİ BİR POTANSİYELE SAHİP"</b></p><p>Türkiye'nin e-ticaret ve perakende alanındaki potansiyeline dikkat çeken Çiçek, genç ve dinamik nüfusun, güçlü girişimcilik ekosisteminin, gelişen dijital altyapının ve üretim gücünün Türkiye açısından önemli avantajlar sunduğunu belirtti.</p><p>Çiçek, "Bu potansiyeli doğru stratejiler ve güçlü iş birlikleriyle hayata geçirmek, ülkemizin bölgesel ve küresel ticaretteki konumunu daha da güçlendirecektir." dedi.</p><p>Zirvenin yeni iş birliklerine zemin hazırlamasını temenni eden Çiçek, konuşmasının sonunda katılımcılara, panelistlere, izleyicilere ve sponsor temsilcilerine teşekkür etti.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/ekonomi/turkmedyadan-e-ticarete-yon-veren-zirve-finans-dunyasi-istanbulda-bulustu-291522" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/turkmedyadan-e-ticarete-y-976_2-41.jpg"/></div><h3>TürkMedya'dan e-ticarete yön veren zirve: Finans dünyası İstanbul'da buluştu</h3></a><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/ekonomi/bakan-bolat-turkmedya-zirvesinde-duyurdu-fahis-fiyata-yeni-onlem-yolda-291531" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/abnin-ithalat-duzenlemesi-745_2-41.jpg"/></div><h3>Bakan Bolat, TürkMedya Zirvesi'nde duyurdu: Fahiş fiyata yeni önlem yolda</h3></a><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/ekonomi/turkmedya-e-ticaret-ve-perakende-zirvesi-halkbank-genel-muduru-ozdil-e-ticaretin-finansal--291530" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/turkmedya-e-ticaret-ve-pe-431_2-41.jpg"/></div><h3>TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi... Halkbank Genel Müdürü Özdil: E-Ticaret'in finansal altyapısını inşa ediyoruz</h3></a><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/ekonomi/turkmedya-e-ticaret-ve-perakende-zirvesi-yapay-zeka-caginda-buyumenin-yeni-kodlari-291540" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/turkmedya-e-ticaret-ve-pe-537_2-41.jpg"/></div><h3>TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi: Yapay Zekâ Çağında Büyümenin Yeni Kodları</h3></a>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/turkmedya-icra-kurulu-bas-808_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291527</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/elon-musktan-yapay-zekanin-insanligi-yok-edebilecegi-iddialarina-esprili-yanit-291527</link>
      <pubDate>2026-09-15T13:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Elon Musk'tan "yapay zekanın insanlığı yok edebileceği" iddialarına esprili yanıt]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Tesla ve SpaceX'in Üst Yöneticisi (CEO) Musk, yapay zekanın insanlığın sonunu getirebileceğine ilişkin endişeler konusundaki soruya, "Sizi hayal kırıklığına uğratmak istemem ama günün birinde zaten hepimiz öleceğiz." şeklinde esprili yanıt verdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Elon Musk'tan "yapay zekanın insanlığı yok edebileceği" iddialarına esprili yanıt]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'nin Los Angeles kentinde düzenlenen yapay zeka ve inovasyon zirvesi All-In Summit 2026'ya konuşmacı olarak katılan Tesla ve SpaceX'in Üst Yöneticisi (CEO) Elon Musk,, yapay zeka teknolojilerinin hızla gelişmesine ilişkin artan endişeleri değerlendirdi.</p><p>Musk'a, yapay zeka sektöründe son dönemde dile getirilen risklere atıfta bulunarak, "Hepimiz 10 yıl içinde ölecek miyiz?" sorusu yöneltildi.</p><p>Yapay zekadan kaynaklanan tehlikelerin ciddi boyutlara ulaştığı uyarısında bulunan Musk, kendisine yöneltilen soruyu alaycı bir ifadeyle yanıtlayarak, "Sizi hayal kırıklığına uğratmak istemem ama günün birinde zaten hepimiz öleceğiz." dedi.</p><p>Musk, güvenlik konusunda daha fazla önlem alınmaması halinde yapay zeka modellerinin gelişmesiyle risklerin de giderek artacağını vurguladı.</p><p>Yapay zekanın insanlık için nasıl bir tehdit oluşturabileceğinin sorulması üzerine de Musk, "Askeri sistemlerin kontrolünü ele geçirip, örneğin bir nükleer silahın fırlatılması emrini vermesi kötü olur." değerlendirmesinde bulundu.</p><p><b>"KARŞILIKLI DENETİM" ÖNERİSİ</b></p><p>OpenAI şirketince yapılan bir siber güvenlik testinde yapay zeka ajanlarının "Hugging Face" platformunun altyapısındaki sistemleri hedef aldığı siber saldırıları hatırlatan Musk, yeterince gelişmiş yapay zeka modellerinin kendilerine getirilen kısıtlamalardan kurtulabileceğini savundu.</p><p>Musk, önde gelen yapay zeka şirketlerinin yeni modellerini piyasaya sürmeden önce birbirlerinin sistemlerini güvenlik açısından test etmesini önerdi.</p><p>Bu konuda Çin ile de anlaşmaya varılabileceğini belirten Musk, önde gelen yapay zeka şirketleri arasında karşılıklı denetim mekanizmasının mümkün olan en kısa sürede hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.</p><p><b>"YAPAY ZEKANIN İNSANLIĞI YOK EDEBİLECEĞİ" İDDİASI</b></p><p>OpenAI ve Anthropic'te son üç yıldır araştırmacı olarak çalışan Jacob Coxon, iki şirketin de yapay zeka konusunda yeterince sorumlu davranmadığını savunarak Anthropic'ten istifa etmişti.</p><p>Şirketlerin kendi kendini geliştirebilen yapay zeka sistemleri için kontrolsüz bir yarış içinde olduğunu ileri süren Coxon, bu sistemlerin yakın gelecekte "her şeyi hackleyebilecek" insanüstü sistemlere dönüşebileceğini savunmuştu.</p><p>Coxon ayrıca, yapay zeka modellerini geliştiren bazı sektör çalışanlarının bu sistemlerin 10 yıl içinde "insanlığı öldürebileceğine" ciddi şekilde inandığını öne sürmüştü.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/elon-musktan-yapay-zekani-340_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291526</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/elon-musk-gunun-birinde-zaten-hepimiz-olecegiz-291526</link>
      <pubDate>2026-09-15T13:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Elon Musk: Günün birinde zaten hepimiz öleceğiz]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Tesla ve SpaceX'in Üst Yöneticisi (CEO) Elon Musk, yapay zekanın insanlığın sonunu getirebileceğine ilişkin endişeler konusunda kendisine yöneltilen soruya, "Sizi hayal kırıklığına uğratmak istemem ama günün birinde zaten hepimiz öleceğiz." şeklinde esprili yanıt verdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Elon Musk: Günün birinde zaten hepimiz öleceğiz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>ABD'nin Los Angeles kentinde düzenlenen yapay zeka ve inovasyon zirvesi All-In Summit 2026'ya konuşmacı olarak katılan Musk, yapay zeka teknolojilerinin hızla gelişmesine ilişkin artan endişeleri değerlendirdi.</b></p><p>Musk'a, yapay zeka sektöründe son dönemde dile getirilen risklere atıfta bulunarak,<b> "Hepimiz 10 yıl içinde ölecek miyiz?"</b> sorusu yöneltildi.</p><p>Yapay zekadan kaynaklanan tehlikelerin ciddi boyutlara ulaştığı uyarısında bulunan Musk, kendisine yöneltilen soruyu alaycı bir ifadeyle yanıtlayarak,<b> "Sizi hayal kırıklığına uğratmak istemem ama günün birinde zaten hepimiz öleceğiz."</b> dedi.</p><p>Musk, güvenlik konusunda daha fazla önlem alınmaması halinde <b>yapay zeka modellerinin gelişmesiyle risklerin de giderek artacağını vurguladı.</b></p><b>NASIL BİR TEHDİT OLUR?</b><p></p><p>Yapay zekanın insanlık için nasıl bir tehdit oluşturabileceğinin sorulması üzerine de Musk, <b>"Askeri sistemlerin kontrolünü ele geçirip, örneğin bir nükleer silahın fırlatılması emrini vermesi kötü olur." </b>değerlendirmesinde bulundu.</p><p><b>-"Karşılıklı denetim" önerisi</b></p><p>OpenAI şirketince yapılan bir siber güvenlik testinde yapay zeka ajanlarının &quot;Hugging Face&quot; platformunun altyapısındaki sistemleri hedef aldığı siber saldırıları hatırlatan Musk, yeterince gelişmiş yapay zeka modellerinin kendilerine getirilen kısıtlamalardan kurtulabileceğini savundu.</p><p>Musk, önde gelen yapay zeka şirketlerinin yeni modellerini piyasaya sürmeden önce birbirlerinin sistemlerini güvenlik açısından test etmesini önerdi.</p><p>Bu konuda Çin ile de anlaşmaya varılabileceğini belirten Musk, önde gelen yapay zeka şirketleri arasında karşılıklı denetim mekanizmasının mümkün olan en kısa sürede hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.</p><p><b>"Yapay zekanın insanlığı yok edebileceği" iddiası</b></p><p>OpenAI ve Anthropic&#39;te son üç yıldır araştırmacı olarak çalışan Jacob Coxon, iki şirketin de yapay zeka konusunda yeterince sorumlu davranmadığını savunarak Anthropic&#39;ten istifa etmişti.</p><p>Şirketlerin kendi kendini geliştirebilen yapay zeka sistemleri için kontrolsüz bir yarış içinde olduğunu ileri süren Coxon, bu sistemlerin yakın gelecekte &quot;her şeyi hackleyebilecek&quot; insanüstü sistemlere dönüşebileceğini savunmuştu.</p><p>Coxon ayrıca, yapay zeka modellerini geliştiren bazı sektör çalışanlarının bu sistemlerin 10 yıl içinde &quot;insanlığı öldürebileceğine&quot; ciddi şekilde inandığını öne sürmüştü.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/elon-musk-gunun-birinde-z-909_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291525</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/uefa-finallere-ev-sahipligi-yapacak-stadyumlari-acikladi-291525</link>
      <pubDate>2026-09-15T13:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[UEFA finallere ev sahipliği yapacak stadyumları açıkladı]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[UEFA, gerçekleştirilen yürütme kurulu toplantısının ardından çeşitli finallere ev sahipliği yapacak şehir ve stadyumları açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[UEFA finallere ev sahipliği yapacak stadyumları açıkladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>UEFA Yürütme Kurulu, bugün Yunanistan'ın Selanik kentinde toplandı. Toplantının ardından çeşitli finallere ev sahipliği yapılacak şehir ve stadyumlar duyurdu.  </b></p><p>Finallerin ev sahipleri aşağıdaki gibi belirlendi:  </p><p><b>UEFA Şampiyonlar Ligi  </b></p><p>2028: Allianz Arena, Münih  </p><p>2029: Camp Nou, Barselona  </p><p><b>UEFA Kadınlar Şampiyonlar Ligi  </b></p><p>2028: Parc Olimpiyat Lyonnais, Lyon-Decines  </p><p>2029: Galler Ulusal Stadyumu, Cardiff  </p><p><b>UEFA Avrupa Ligi  </b></p><p>2028: Ulusal Arena, Bükreş  </p><p>2029: Sırbistan Ulusal Stadyumu, Belgrad  </p><p><b>UEFA Konferans Ligi  </b></p><p>2028: Juventus Stadyumu, Torino  </p><p>2029: Puskas Arena, Budapeşte  </p><p><b>UEFA Süper Kupası  </b></p><p>2027: Johan Cruyff Arena, Amsterdam  </p><p>2028: Astana Arena, Astana  </p><p><b>UEFA Futsal Şampiyonlar Ligi  </b></p><p>2027: Biel/Bienne Arena, İsviçre  </p><p>UEFA Yürütme Kurulu'nun bir sonraki toplantısı, UEFA EURO 2028 elemelerinin aynı şehirde yapılacak kura çekiminden bir gün sonra, 7 Aralık'ta Kuzey İrlanda'nın Belfast şehrinde gerçekleştirilecek.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/uefa-finallere-ev-sahipli-951_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291524</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/abd-iran-savasi-nedeniyle-muhimmat-sikintisi-yasadi-291524</link>
      <pubDate>2026-09-15T12:53:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ABD, İran savaşı nedeniyle mühimmat sıkıntısı yaşadı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) denetçisi, yayımladığı raporda, ABD/İsrail-İran Savaşı'nın ABD'de mühimmat açığına ve tedarik zincirlerinde "darboğaza" neden olduğunu kaydetti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ABD, İran savaşı nedeniyle mühimmat sıkıntısı yaşadı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NBC News'un haberine göre, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon)  denetçisi tarafından, "Destansı Öfke Operasyonu (Operation Epic Fury)" adıyla anılan İran savaşına ilişkin rapor yayımlandı.</p><p>Raporda, bu kısıtlamaların hafifletilmesi amacıyla tedarik süreçlerinin kolaylaştırılması ve kritik malzemelerin stoklanması için çalışmaların sürdüğü belirtildi.</p><p><b>SAVAŞIN MALİYETİ 33,4 MİLYAR DOLAR</b></p><p>Temmuz itibarıyla savaşın maliyetinin 33,4 milyar dolar olduğunun değerlendirildiği raporda, bu rakamın, harcanan mühimmat için 22,3 milyar dolar, ekipman kayıpları için 3,7 milyar dolar ve diğer harcamalar için 7,4 milyar doları kapsadığı, ancak altyapı onarımı masraflarının dahil edilmediği vurgulandı.</p><p>Raporda ayrıca Dışişleri Bakanlığının, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmak üzere dört ülkede 208 milyon dolardan fazla zarara uğradığına dikkat çekildi.</p><p>Bu tutarın 184 milyon dolarını, "diplomatik tesislerde" meydana gelen hasarın oluşturduğu belirtilen raporda, 25 milyon dolarını ise inşaat projelerindeki gecikmelerin oluşturduğu aktarıldı.</p><p><b>ÇOK SAYIDA HAVA ARACI HASAR ALDI VEYA İMHA EDİLDİ</b></p><p>Rapordaki bulgular arasında, İran'ın, Bahreyn'de bulunan ABD Donanmasına ait ana lojistik üssünü İHA ve balistik füzelerle hedef aldığına dair ilk resmi teyitlerden biri de yer aldı.</p><p>Otuzun üstünde büyük insansız hava aracının (İHA) imha edildiği kaydedilen raporda, dört F-15E, bir F-35A, bir A-10 Warthog savaş uçaklarının "büyük hasar aldığı" ya da imhaya uğradığı belirtildi.</p><p>Raporda ayrıca, on iki KC-135 tipi yakıt ikmal uçağı ile dokuz hava aracının imha edildiği        bilgisi paylaşıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/abd-iran-savasi-nedeniyle-456_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291523</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/gunes-bir-gezegen-katili-olabilir-bilim-insanlari-iceride-iz-birakmis-olabilecegini-dusunuyor-291523</link>
      <pubDate>2026-09-15T12:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Güneş bir gezegen katili olabilir! Bilim insanları içeride iz bırakmış olabileceğini düşünüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Ege Üniversitesi'nden astronom Mutlu Yıldız'ın liderliğinde yürütülen yeni araştırma, Güneş'in milyarlarca yıl önce süper-Dünya kütlesinde bir gezegeni yutmuş olabileceğini ortaya koyuyor. Araştırma, Güneş'in iç yapısında bu olayın izlerinin bulunabileceğini öne sürüyor ve bilim dünyasında büyük yankı uyandırıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Güneş bir gezegen katili olabilir! Bilim insanları içeride iz bırakmış olabileceğini düşünüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi'nden astronom Mutlu Yıldız'ın Kraliyet Astronomik Derneği'nin Aylık Bildirileri'nde yayımlanan yeni çalışması, Güneş'in geçmişine dair şaşırtıcı bir iddiayı gündeme taşıdı. Bilim insanları, Güneş'in milyarlarca yıl önce, Dünya'nın kütlesinin 5 ila 10 katı büyüklüğünde bir süper-Dünya gezegenini yutmuş olabileceğini öne sürüyor. Araştırmada, bu devasa gezegenin yok oluşunun, Güneş'in iç yapısında kalıcı kimyasal izler bıraktığı ve bu izlerin günümüzde hâlâ tespit edilebileceği belirtiliyor. Yapılan analizler, Güneş'in iç kısmındaki bazı kimyasal anormalliklerin ve lityum eksikliğinin, bu gezegen yutulması senaryosu ile açıklanabileceğini gösteriyor. Bulgular, Güneş'in evrimsel geçmişine dair önemli soruları gündeme getirirken, yıldızımızın beklenmedik bir şekilde 'gezegen katili' olabileceğine işaret ediyor.</p><h3>Mutlu Yıldız: 'Güneşin geçmişinde gezegen yutulması izleri var'</h3><p>Araştırmanın başındaki isim olan Mutlu Yıldız, Güneş'in kimyasal yapısında gözlenen sıra dışı bulguların, gençlik döneminde yaşanan bir gezegen yutulmasıyla açıklanabileceğini ifade ediyor. Yıldız, Dünya'dan birkaç kat daha ağır bir gezegenin genç Güneş'e düşmesiyle, yıldızın derinliklerinde kalıcı bir kimyasal iz oluştuğunu vurguluyor. Bu izlerin, Güneş'in iç yapısına dair yapılan bağımsız ölçümlerle de örtüştüğünü belirten Yıldız, "Güneş'in kimyasal tarihinde yaşanan bu olay, yıldızımızın bugünkü yapısının anlaşılmasında kritik rol oynayabilir" diyor. Özellikle lityum eksikliği gibi bugüne kadar açıklanamayan bazı gözlemler, bu senaryoyla anlam kazanıyor. Yıldız, "Gezegenler, yıldızların oluşum diskindeki gazdan farklı malzemeler içerir. Erken dönemde yaşanan bir gezegen yutulması, Güneş'in kimyasal yapısında özgün bir imza bırakmış olabilir" değerlendirmesinde bulunuyor.</p><h3>Güneşin iç yapısında süper-Dünya hipoteziyle örtüşen veriler</h3><p>Çalışmada, Güneş'in evrimsel geçmişini anlamak için açık kaynaklı yıldız evrimi modelleri kullanıldı. Farklı gezegen yutulma senaryoları üzerinde yapılan hesaplamalar, en iyi uyumun, Güneş'in milyarlarca yıl önce süper-Dünya kütlesinde bir gezegeni yutmasıyla sağlandığını ortaya koydu. Elde edilen sayısal veriler, Güneş'in iç yapısı ve lityum içeriğiyle ilgili mevcut gözlemlerle de büyük oranda örtüşüyor. Ayrıca, bu senaryo, Güneş Sistemi'nin neden süper-Dünya boyutunda gezegenlere sahip olmadığına dair uzun süredir devam eden gizemi de açıklayabilir. Mutlu Yıldız, "Gezegen yutulmasının Güneş'in yapısını bu kadar belirgin şekilde etkileyebileceğini görmek bizi şaşırttı. Özellikle hesaplamaların belirli bir süper-Dünya kütle aralığına işaret etmesi, araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri oldu" diyerek bulguların önemine dikkat çekiyor.</p><h3>Bilim dünyasında tartışma: Güneş gerçekten bir gezegeni yuttu mu?</h3><p>Araştırmanın sonuçları, Güneş'in geçmişinde yaşanmış olabilecek bu dramatik olayın, yıldızımızın bugünkü kimyasal yapısını ve evrimini anlamada yeni bir pencere açabileceğini gösteriyor. Ancak Mutlu Yıldız, elde edilen bulguların kesin bir kanıt sunmadığını, yalnızca gezegen yutulması senaryosunun güçlü bir aday olarak öne çıktığını vurguluyor. "Hesaplamalarımız, Güneş'in bir süper-Dünya gezegenini yutmuş olabileceğini gösteriyor. Ancak bu olayın gerçekten yaşandığına dair kesin bir doğrulama için daha fazla gözlemsel ve teorik çalışmaya ihtiyaç var" diyen Yıldız, bilim dünyasını bu konuda yeni araştırmalar yapmaya davet ediyor. Araştırmacılar, Güneş'in iç yapısındaki olası 'parmak izlerinin' bağımsız olarak tespit edilmesiyle, bu hipotezin ilerleyen yıllarda netlik kazanabileceğini ifade ediyor. Güneş'in geçmişine dair bu çarpıcı iddia, yıldız evrimi ve gezegen oluşumu konularında yeni tartışmaların kapısını aralıyor.</p><p>Sonuç olarak, Ege Üniversitesi'nden çıkan bu iddia, Güneş'in geçmişine dair tüm ezberleri bozuyor. Güneş'in süper-Dünya kütlesinde bir gezegeni yutmuş olabileceği yönündeki bulgular, hem yıldızımızın kimyasal yapısını hem de Güneş Sistemi'nin bugünkü düzenini anlamada kritik bir rol oynayabilir. Araştırma, bu alandaki yeni gözlemsel ve teorik çalışmaların önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Bilim insanları, Güneş'in sırlarını aydınlatmak için araştırmalarını sürdürmeye kararlı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/gunes-bir-gezegen-katili--843_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291522</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/turkmedyadan-e-ticarete-yon-veren-zirve-finans-dunyasi-istanbulda-bulustu-291522</link>
      <pubDate>2026-09-15T12:06:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[TürkMedya'dan e-ticarete yön veren zirve: Finans dünyası İstanbul'da buluştu]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi, Turkcell ana sponsorluğunda; ETİD, Halkbank, Turkish Airlines, VakıfBank ve Ziraat Bankası co-sponsorluğunda; LC WAIKIKI oturum özel sponsorluğunda, Avansas, sahibinden.com ve Trendyol'un destek sponsorluğunda düzenlendi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[TürkMedya'dan e-ticarete yön veren zirve: Finans dünyası İstanbul'da buluştu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat'ın teşrifleriyle gerçekleşen zirve, İstanbul Finans Merkezi Halkbank Kuleleri Konferans Salonu'nda e-ticaret ve perakende sektörünün önde gelen isimlerini bir araya getirdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/ailefotoraf-1509202694feb7ed.jpg"/><p>Ticaretin yeni döneminin ve yapay zekâ çağında büyümenin yeni kodlarının ele alınacağı zirvede; yeni nesil e-ticaret ve perakende ekosistemi, değişen tüketici alışkanlıkları, dijitalleşmenin sektöre etkileri ve geleceğin ticaret modelleri kapsamlı bir şekilde değerlendirildi.</p><p>Saat 14.00'te, LC WAIKIKI oturum özel sponsorluğunda düzenlenecek "Ticaretin Yeni Dönemi &#8211; Yapay Zekâ Çağında Büyümenin Yeni Kodları" başlıklı oturumda, yapay zekânın ticaret ve perakende sektörlerinde yarattığı dönüşüm, yeni büyüme modelleri ve sektörün geleceğine yön verecek gelişmeler ele alındı.</p><p>Zirvenin açılış konuşmasını TürkMedya İcra Kurulu Başkanı Murat Çiçek, yaptı.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/gundem/turkmedya-icra-kurulu-baskani-murat-cicek-yeni-donemi-isaret-etti-turkiyenin-buyuk-potansiyeli-var-291528" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/turkmedya-icra-kurulu-bas-808_2-41.jpg"/></div><h3>TürkMedya İcra Kurulu Başkanı Murat Çiçek yeni dönemi işaret etti: Türkiye'nin büyük potansiyeli var</h3></a><p><b>"TÜRKİYE'NİN BÜYÜK POTANSİYELİ VAR"</b></p><p><b>TürkMedya İcra Kurulu Başkanı Murat Çiçek,</b> TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, dijitalleşme, yapay zekâ ve yeni nesil teknolojilerin ticaretin dinamiklerini yeniden şekillendirdiğini belirtti.</p><p>Çiçek, Türkiye'nin genç nüfusu, girişimcilik ekosistemi, dijital altyapısı ve üretim gücüyle e-ticaret ve perakende alanında önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.</p><p>Çiçek, Türkiye'nin genç nüfusu, girişimcilik ekosistemi, dijital altyapısı ve üretim gücüyle e-ticaret ve perakende alanında önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/ekonomi/turkmedya-e-ticaret-ve-perakende-zirvesi-halkbank-genel-muduru-ozdil-e-ticaretin-finansal--291530" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/turkmedya-e-ticaret-ve-pe-431_2-41.jpg"/></div><h3>TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi... Halkbank Genel Müdürü Özdil: E-Ticaret'in finansal altyapısını inşa ediyoruz</h3></a><p><b>"E-TİCARET'İN FİNANSAL ALTYAPISINI İNŞA EDİYORUZ"</b></p><p>TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi'nde açıklamalarda bulunan <b>Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil,</b> "Sektör olarak ekosistem bankacılığı anlayışıyla yalnızca finansman sağlayan kurumlar olmaktan çıkarak ticaretin daha aktif aktörleri haline geldik. E-Ticaret'in finansal altyapısını inşa ediyoruz. Bir yandan teşvik ediyoruz. Tedarik ve stok döngüsünü fonluyor." dedi.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/ekonomi/abnin-ithalat-duzenlemesi-bakan-bolat-turkiyenin-muzakereleri-sonuc-verdi-291531" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/abnin-ithalat-duzenlemesi-745_2-41.jpg"/></div><h3>AB'nin ithalat düzenlemesi... Bakan Bolat: Türkiye'nin müzakereleri sonuç verdi</h3></a><p><b>"TÜRKİYE'NİN MÜZAKERELERİ SONUÇ VERDİ"</b></p><p><b>Ticaret Bakanı Ömer Bolat,</b> TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi'nde konuştu. Bakan Bolat, 1 Temmuz'da yürürlüğe giren AB'nin e-ithalat düzenlemesi kapsamında getirilen ek vergilerin, yürütülen yoğun müzakereler sonucunda Türkiye'nin e-ihracat ürünlerine uygulanmadığını açıkladı.</p><p>Bakan Bolat, "Gümrük Birliğimiz olduğu için yaptığımız yoğun müzakereler neticesinde Türkiye'nin e-ihracat ürünlerine bu ekstra verginin getirilmemesi oldu" ifadelerini kullandı.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/ekonomi/turkmedya-e-ticaret-ve-perakende-zirvesi-yapay-zeka-caginda-buyumenin-yeni-kodlari-291540" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/turkmedya-e-ticaret-ve-pe-537_2-41.jpg"/></div><h3>TürkMedya E-Ticaret ve Perakende Zirvesi: Yapay Zekâ Çağında Büyümenin Yeni Kodları</h3></a><p><b>TİCARETİN YENİ DÖNEMİ &#8211; YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA BÜYÜMENİN YENİ KODLARI OTURUMU</b></p><p>LC WAIKIKI oturum özel sponsorluğunda düzenlenen "Ticaretin Yeni Dönemi &#8211; Yapay Zekâ Çağında Büyümenin Yeni Kodları" başlıklı oturumda, yapay zekânın ticaret ve perakende sektörlerinde yarattığı dönüşüm, yeni büyüme modelleri ve sektörün geleceğine yön verecek gelişmeler ele alındı.</p><p lang="tr" id="id__gpuwgr7977u" data-testid="tweetText"><b>LC Waikiki E-Ticaret Genel Müdürü Meltem Yanovalı Kalkan, </b>"Yapay Zeka ve teknoloji alanındaki gelişmeler, kurumların iç uygulama ve sistemlerinde buna ayak uydurabilmesi için içerideki altyapı mimarisini gerektiriyordu. Bu nedenle veriyi tam olarak her şeyin merkezine koymuş durumdayız." ifadelerini kullandı.</p><p><b>Paycell'in Genel Müdürü Serhat Dolaz, </b>"Paycell olarak 2026 yılının ilk yarısında kanal yapılarımızı güçlendirip modernize ettik" dedi.</p><p><b>Avansas Genel Müdürü Ahmet Güleç, </b>"Yapay zeka, e-ticaret için yeni değil. 15 yıldır neredeyse bütün e-ticaret sitelerinde görsel içerik üretimi, müşteri hizmetleri yönetimi ve finansal analizler gibi pek çok alanda kullanılıyordu ama bu sene çok yaygınlaştığını söyleyebilirim" ifadelerine yer verdi.</p><p><b>ETİD Yönetim KuruluBaşkanı Hakan Çevikoğlu, </b>"Biz platformlar tarafında yapay zekayı daha çok kullanıyoruz ama müşteriler de kullanmaya başladı. Bu onların deneyimlerinde de farklılıklar getiriyor" şeklinde konuştu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/turkmedyadan-e-ticarete-y-976_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291521</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/abd-dunyanin-yorungesinde-uzay-silahlari-konuslandirdiklarini-dogruladi-291521</link>
      <pubDate>2026-09-15T12:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ABD, Dünya'nın yörüngesinde uzay silahları konuşlandırdıklarını doğruladı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Hava Kuvvetleri Genel Sekreteri Troy Meink, Dünya'nın yörüngesinde uzay silahları konuşlandırdıklarını belirterek, ülkesinin uzayda saldırı kabiliyeti olduğunu ilk kez kamuoyuna açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ABD, Dünya'nın yörüngesinde uzay silahları konuşlandırdıklarını doğruladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CNN televizyonunun haberine göre, ABD Hava Kuvvetleri Genel Sekreteri Troy Meink, Maryland eyaletinde düzenlenen bir konferansta, ABD'nin uzun süredir varlığı tartışılan uzay silahlarına ilişkin açıklamada bulundu.</p><p>Meink, değişen tehdit ortamına karşı hazırlıklarını artırmayı sürdürdüklerini savunarak, "İşte bu yüzden ABD'nin, yörüngede şu anda ortak kuvvetleri düşmanca eylemlere karşı savunabilecek kapasitede uzay kontrol silahları bulunuyor." dedi.</p><p>Bu silahların "ABD kuvvetlerini savunmak için kullanılacağına" işaret eden Meink, "Sadece havada değil, uzayda da üstünlüğümüzü korumamız son derece önemli. Bu nedenle tehdit edildiğimizde başa çıkabilmemiz için adımlar atmak zorunda kaldık." diye konuştu.</p><p>Troy Meink, silahlar hakkında ve ne zaman konuşlandırıldıklarına dair detay vermeyi reddetti.</p><p>Öte yandan, Meink, Çin'i ve Rusya'yı uzayda askeri kabiliyet geliştirmeyi amaçlamakla suçlayan ABD'nin, uzayda saldırı kapasitesi olduğunu böylece ilk kez doğrulamış oldu.</p><p>Washington Post gazetesine konuşan bir ABD'li yetkili de uzay saldırı kabiliyetlerinin, ABD birliklerinin veya uydularının hedef alınması halinde "düşman uydularının etkisiz hale getirilmesini içerebileceğini" söyledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/abd-dunyanin-yorungesinde-481_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291520</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/gulistan-doku-sorusturmasinda-4-zanli-daha-tutuklandi-291520</link>
      <pubDate>2026-09-15T11:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında 4 zanlı daha tutuklandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Tunceli'de 5 Ocak 2020'den beri haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili son soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen 5 zanlıdan 4'ü tutuklandı, 1'i adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında 4 zanlı daha tutuklandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı doğrultusunda emniyet koordinasyonunda yürütülen soruşturma kapsamında 6. dalga operasyonunda gözaltına alınan 11 şüpheliden 5'inin işlemleri tamamlandı.</p><p>Şüpheliler sağlık kontrolünün ardından Erzurum Adliyesi'ne getirildi.</p><p>Savcılıktaki ifadelerinin ardından zanlılardan 4'ü tutuklanma, 1'i ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle hakimliğe sevk edildi.</p><p>Hakimlik, savcılığın talebine uyarak 4 zanlının tutuklanmasına, 1'inin adli kontrolle serbest bırakılmasına karar verdi.</p><p>Böylelikle Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yürütülen soruşturmada tutuklu sayısı 36'ya yükseldi. Diğer 6 şüphelinin ise işlemleri sürüyor.</p><p>Soruşturma kapsamında, 7 ilde eş zamanlı 6. dalga operasyonu düzenlenmiş, delillerin karartılması ve soruşturma sürecine müdahale edildiği gerekçesiyle aralarında emekli ve görevdeki emniyet mensuplarının da bulunduğu 11 şüpheliye yönelik gözaltı, arama ve el koyma işlemleri başlatılmıştı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/gulistan-doku-sorusturmas-689_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291519</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/sanliurfada-tefecilik-operasyonu-15-milyar-liralik-para-hareketliligi-291519</link>
      <pubDate>2026-09-15T11:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Şanlıurfa'da tefecilik operasyonu: 1,5 milyar liralık para hareketliliği]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Şanlıurfa'da "Yeni Nesil Suç Örgütleri"ne finansman sağladıkları ve tefecilik yaptıkları belirlenen 7 şüpheli, jandarma ekiplerince düzenlenen operasyonla yakalandı. Şüphelilerin hesaplarında yaklaşık 1,5 milyar liralık para hareketliliği tespit edildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Şanlıurfa'da tefecilik operasyonu: 1,5 milyar liralık para hareketliliği]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığının açıklamasına göre, Jandarma Genel Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" ve "tefecilik" suçlarına yönelik çalışma yürütüldü.</p><p>Ekiplerin çalışmaları sonucunda düzenlenen operasyonlarda 7 şüpheli yakalandı.</p><p>Şüphelilerin, "Yeni Nesil Suç Örgütleri"ne finansman sağladıkları, vatandaşlara yüksek faizle borç verdikleri, verdikleri paraların teminatı olarak çek ve senet imzalattıkları ve bu kişiler üzerinde baskı kurdukları belirlendi.</p><p><b>"ŞEHİRLERİMİZİN HUZURUNU BOZAN HİÇBİR YAPIYA FIRSAT VERMEYECEĞİZ"</b></p><p>Şüphelilerin hesaplarında yaklaşık 1,5 milyar liralık para hareketliliği bulunduğu tespit edildi.</p><p>Bakanlık açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</p><p>"Organize suç örgütleri ve çetelerle mücadelede gösterdiğimiz kararlılığı, vatandaşlarımızı mağdur eden tefecilik faaliyetlerine karşı da aynı şekilde sürdürüyoruz. Güvenlik güçlerimizin koordineli çalışmalarıyla, şehirlerimizin huzurunu bozan hiçbir yapıya fırsat vermeyeceğiz. Kahraman jandarmamızı, Daire Başkanlığımızı, Şanlıurfa İl Jandarma Komutanlığımızı, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/sanliurfada-tefecilik-ope-223_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291518</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/besiktas-marsilya-macina-dogru-hakem-belli-oldu-291518</link>
      <pubDate>2026-09-15T11:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Beşiktaş-Marsilya maçına doğru: Hakem belli oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Beşiktaş'ın UEFA Avrupa Ligi'ndeki Olimpik Marsilya sınavında düdük İtalyan hakem Andrea Colombo'da olacak. İşte UEFA Avrupa Ligi'nde ilk haftanın programı...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Beşiktaş-Marsilya maçına doğru: Hakem belli oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Siyah Beyazlı temsilcimiz Beşiktaş'ın UEFA Avrupa Ligi'nin ilk haftasında 17 Eylül Perşembe günü sahasında Fransa temsilcisi Olimpik Marsilya ile yapacağı maçı, İtalyan hakem Andrea Colombo yönetecek.</b></p><p>UEFA&#39;nın internet sitesinde yer alan bilgilendirmeye göre, Tüpraş Stadı&#39;nda saat 22.00&#39;de başlayacak müsabakada Colombo&#39;nun yardımcılıklarını Davide Imperiale ile Giuseppe Perrotti üstlenecek. Karşılaşmanın dördüncü hakemi ise Simone Sozza olacak.</p><p>Mücadelede Video Yardımı Hakem (VAR) koltuğunda Michael Fabbri oturacak. Fabbri&#39;nin yardımcılığını ise Valerio Marini yapacak.</p><b>UEFA AVRUPA LİGİ'NDE BU HAFTA HANGİ MAÇLAR VAR?</b><p></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/11/42445524.jpg"/><p><b>UEFA Avrupa Ligi'nde 2026-2027 sezonunun ilk haftası, yarın oynanacak maçlarla başlayacak.</b></p><p>Avrupa'nın kulüpler düzeyindeki iki numaralı futbol turnuvasında ilk maçlar, yarın ve 17 Eylül Perşembe günü oynayacak.</p><p>Organizasyonda mücadele eden tek Türk temsilcisi Beşiktaş, ilk maçında 17 Eylül Perşembe günü sahasında Fransa temsilcisi Olimpik Marsilya ile karşı karşıya gelecek.</p><p>Ligde ilk hafta maçlarının programı şöyle:</p><p><b>Yarın:</b></p><p>19.45 Ararat (Ermenistan)-Sparta Prag (Çekya)</p><p>19.45 Omonia (Güney Kıbrıs Rum Kesimi)-Celta Vigo (İspanya)</p><p>22.00 Milan (İtalya)-Benfica (Portekiz)</p><p>22.00 Anderlecht (Belçika)-Olimpik Lyon (Fransa)</p><p>22.00 Hapoel Beer-Sheva (İsrail)-Dinamo Zagreb (Hırvatistan)</p><p>22.00 Bayer Leverkusen (Almanya)-Celje (Slovenya)</p><p>22.00 Olympiakos (Yunanistan)-Jagiellonia (Polonya)</p><p>22.00 Sturm Graz (Avusturya)-Rennes (Fransa)</p><p>22.00 Sunderland (İngiltere)-AZ Alkmaar (Hollanda)</p><p><b>17 Eylül Perşembe:</b></p><p>19.45 Levski Sofya (Bulgaristan)-RB Salzburg (Avusturya)</p><p>19.45 OFİ (Yunanistan)-Hoffenheim (Almanya)</p><p>22.00 Celtic (İskoçya)-Ferencvaros (Macaristan)</p><p>22.00 Juventus (İtalya)-NEC Nijmegen (Hollanda)</p><p>22.00 Viktoria Plzen (Çekya)-Union Saint-Gilloise (Belçika)</p><p><b>22.00 Beşiktaş-Olimpik Marsilya (Fransa)</b></p><p>22.00 Lillestrom (Norveç)-Torreense (Portekiz)</p><p>22.00 Crystal Palace (İngiltere)-Lech Poznan (Polonya)</p><p>22.00 Real Sociedad (İspanya)-Bournemouth (İngiltere</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/besiktas-marsilya-macina--978_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291517</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/silivri-aciklarinda-batan-geminin-kaptaninin-cansiz-bedenine-ulasildi-291517</link>
      <pubDate>2026-09-15T11:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Silivri açıklarında batan geminin kaptanının cansız bedenine ulaşıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Silivri açıklarında batan "Tuğberk İmamoğlu" gemisindeki 10 kişilik kayıp mürettebata ulaşmak için yürütülen çalışmalar sırasında bulunan cansız erkek bedeninin, batan geminin birinci kaptanı Yaşar Kayhan'a ait olduğu tespit edildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Silivri açıklarında batan geminin kaptanının cansız bedenine ulaşıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Marmara Denizi'nin Silivri açıklarında, 2 Eylül'de meydana gelen kazanın ardından Sahil Güvenlik Komutanlığı, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurlarınca sürdürülen arama-kurtarma çalışmaları kapsamında denizde bulunan erkek cesedinin "Tuğberk İmamoğlu" gemisinin birinci kaptanı Yaşar Kayhan'a ait olduğu tespit edildi.</p><p><b>OLAY</b></p><p>Yaklaşık 18 mil açıkta meydana gelen kazada, Kocaeli'den Aliağa'ya giden "Alsu" isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı'ndan Karadeniz Ereğli'ye seyreden "Tuğberk İmamoğlu" adlı gemi çarpışmış, kazanın ardından "Tuğberk İmamoğlu" batmıştı.</p><p>Kazanın 4'üncü gününde Deniz Kuvvetleri Komutanlığına ait kurtarma gemisi TCG Akın'ın gelişmiş sonar sistemleri ve uzaktan kumandalı su altı aracı (ROV) desteğiyle enkazın yeri tespit edilmiş, bu bölgede dalış ile tarama faaliyetleri yoğunlaştırılmıştı.</p><p>Başsavcılıktan yapılan açıklamada, şunlar kaydedilmişti:</p><p>"2 Eylül'de Marmara Denizi'nde ticari faaliyette bulunan 'M/T Alsu' ile 'Tuğberk İmamoğlu' isimli gemilerin çatışması ve 10 kişilik mürettebatı bulunan 'Tuğberk İmamoğlu' isimli geminin batmasıyla sonuçlanan olaya ilişkin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülmekte olan soruşturma kapsamında, yürütülen arama ve kurtarma faaliyetleri sırasında, çatma bölgesine yaklaşık 5 kilometre mesafede bir cansız erkek bedenine ulaşılmıştır. Cansız bedenin kazada kaybolan mürettebattan birine ait olup olmadığının belirlenmesi, kimlik tespitinin yapılması ve kesin ölüm sebebinin saptanması amacıyla Adli Tıp Kurumu'na sevki sağlanmıştır."</p><p>Açıklamada, yürütülen soruşturma kapsamında maddi gerçeğin her yönüyle açığa çıkarılması amacıyla gerekli tüm işlemlerin titizlikle sürdürüldüğü belirtilmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/silivri-aciklarinda-bulun-661_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291516</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/dus-caminizdaki-bulaniklik-neden-gecmiyor-uzmani-cozumunu-acikladi-291516</link>
      <pubDate>2026-09-15T11:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Duş camınızdaki bulanıklık neden geçmiyor? Uzmanı çözümünü açıkladı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Duşakabin kapısı zamanla mineral birikintisi ve sabun kalıntısı nedeniyle matlaşabiliyor. Denver merkezli temizlik uzmanı Katie Lambert, doğru yöntemlerle duşakabin kapısının eski parlaklığına kavuşabileceğini vurguluyor. Evlerde sıkça karşılaşılan bu sorun için etkili ve pratik çözümler haberimizde.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Duş camınızdaki bulanıklık neden geçmiyor? Uzmanı çözümünü açıkladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Evlerde sıkça karşılaşılan duşakabin kapısı bulanıklığı, özellikle zamanla oluşan mineral birikintileri ve sabun kalıntıları nedeniyle can sıkıcı bir hal alıyor. Denver'da temizlik hizmeti sunan Clean Queen'in sahibi Katie Lambert, bu sorunun sanıldığı kadar çözümsüz olmadığını belirtiyor. Lambert'e göre, doğru temizlik ürünleri ve yöntemleriyle duşakabin kapısı yeniden ilk günkü gibi parlak ve şeffaf hale getirilebiliyor. Özellikle banyo gibi nemli ortamlarda cam yüzeylerin bakımının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, düzenli temizlikle hem hijyenin hem de görsel estetiğin korunabileceğini ifade ediyor.</p><h3>Temizlik uzmanı Lambert: 'Oksalik asit ile duşakabin kapısı eski haline döner'</h3><p>Duşakabin kapısında oluşan mat ve puslu görüntünün en büyük nedeni, duş sırasında suyun buharlaşmasıyla camda kalan kalsiyum ve kireç gibi mineraller ile sabun kalıntılarının birleşmesi. Bu birikintiler, cam yüzeyde adeta ince bir film tabakası oluşturarak hem ışığı kırıyor hem de içerden dışarıyı görmeyi zorlaştırıyor. Temizlik uzmanı Katie Lambert, duşakabin kapısı temizliğinde oksalik asit içeren özel temizlik ürünlerinin etkili olduğunu belirtiyor. Lambert, özellikle Bar Keepers Friend markasının sprey formundaki ürününü öneriyor. Temizlik sırasında ürünü duşakabin kapısına sıktıktan sonra yaklaşık 15 dakika beklemek, birikmiş minerallerin çözülmesi için kritik önem taşıyor. Bu sürenin sonunda, yüzeyin dairesel hareketlerle, tercihen Scrub Daddy marka sünger ya da 0000 dereceli çok ince çelik yün ile nazikçe ovalanması gerekiyor. Lambert, daha kalın çelik yünlerin camı çizebileceği uyarısında bulunuyor. Temizlik işlemi sırasında ürünün yüzeyde ıslak kalmasına dikkat edilmesi, gerekirse su veya temizleyici eklenmesi öneriliyor. Eğer ilk denemede duşakabin kapısı tamamen şeffaflaşmazsa, işlemin tekrar edilmesinde bir sakınca olmadığını belirten Lambert, son olarak camın mikrofiber bezle iyice kurulanmasını tavsiye ediyor.</p><h3>Duşakabin kapısı için koruyucu vernik ve düzenli bakım önerisi</h3><p>Duşakabin kapısındaki matlaşmanın sürekli hale gelmesini önlemek için bazı ek önlemler de öneriliyor. Lambert, duş kapısı temizliği sonrasında cam yüzeylere özel olarak üretilmiş koruyucu verniklerin uygulanmasını tavsiye ediyor. Bu vernikler, camdaki mikroskobik çukurları doldurarak suyun yüzeyde birikmesini engelliyor ve yeni mineral tabakalarının oluşmasını zorlaştırıyor. Lambert, "Cam kalıcı olarak aşınmadığı sürece bu yöntem sorunu büyük ölçüde çözer" diyerek, koruyucu verniklerin etkisini vurguluyor. Ayrıca, sabun kalıntısı ve mineral birikiminin önüne geçmek için haftalık temizlik rutininin ihmal edilmemesi gerekiyor. Evde kolayca hazırlanabilen su ve sirke karışımı (yarı yarıya) ile duş kapısının düzenli olarak silinmesi, birikintilerin oluşmasını yavaşlatıyor. Her duş sonrası bir squeegee ile camın üzerinden geçmek, suyun ve sabun kalıntısının camda kurumasını önlüyor. Duş alanında pratiklik sağlamak için duvara monte edilen squeegee'ler de tercih edilebiliyor. Ayrıca, katı sabun yerine sıvı sabun kullanılması, duşakabin kapısı üzerinde biriken kalıntı miktarını azaltıyor. Uzmanlara göre, bu basit alışkanlıklar duşakabin kapısının uzun süre parlak ve temiz kalmasını sağlıyor.</p><p>Sonuç olarak, duşakabin kapısı temizliği için önerilen adımların düzenli uygulanması, hem banyo hijyenini artırıyor hem de cam yüzeylerin ömrünü uzatıyor. Temizlik uzmanlarının tavsiyelerine uyarak, evlerdeki duşakabin kapısı sorununu pratik ve etkili yöntemlerle çözmek mümkün. Özellikle oksalik asit bazlı temizleyiciler, ince çelik yün ve koruyucu vernik kullanımı, duşakabin kapısı için kalıcı parlaklık ve şeffaflık vaat ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/dus-caminizdaki-bulanikli-162_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291515</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/bilim-insanlari-160-milyon-yillik-molekulleri-yeniden-canlandirdi-bazilari-super-bakterile-291515</link>
      <pubDate>2026-09-15T11:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim insanları 160 milyon yıllık molekülleri yeniden canlandırdı! Bazıları süper bakterilere karşı daha güçlü çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Oregon Üniversitesi'nde görevli bilim insanları, 160 milyon yıl öncesine ait antimikrobiyal peptitleri laboratuvar ortamında yeniden canlandırarak, süper bakterilere karşı şaşırtıcı derecede etkili savunma mekanizmaları ortaya çıkardı. Bu çalışma, modern antibiyotiklerin yetersiz kaldığı dirençli enfeksiyonlara karşı yeni tedavi yollarının kapısını aralıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim insanları 160 milyon yıllık molekülleri yeniden canlandırdı! Bazıları süper bakterilere karşı daha güçlü çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Oregon Üniversitesi'nde yürütülen bir araştırmada, bilim insanları 160 milyon yıl önce yaşamış antik memelilere ait antimikrobiyal peptitleri laboratuvarda yeniden sentezleyerek, süper bakterilere karşı beklenmedik derecede güçlü bir etki elde etti. 25 Ağustos'ta PLOS Biology dergisinde yayımlanan bu çalışma, günümüzün ilaçlara dirençli bakterilerine karşı yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi açısından çığır açıcı nitelik taşıyor. Araştırma ekibi, antimikrobiyal peptitlerin atalarına ait formlarını yeniden yapılandırarak, bazı antik versiyonların modern insan proteinlerinden daha etkili şekilde bakteri öldürdüğünü tespit etti. Bu bulgular, dirençli enfeksiyonlarla mücadelede antik proteinlerin potansiyelini gözler önüne seriyor.</p><h3>Matt Barber: 'Antimikrobiyal peptitlerin evrimi yeni tedavilere ilham verebilir'</h3><p>Çalışmanın kıdemli yazarı ve Oregon Üniversitesi Sanat ve Bilimler Fakültesi'nde evrimsel biyolog olan Matt Barber, antimikrobiyal peptitlerin geçmişteki evrimsel süreçlerinin günümüzdeki tedavi arayışlarına önemli katkılar sunabileceğini vurguladı. Barber, antibiyotiklerin tıpta devrim niteliğinde olduğunu ancak bakterilerin bu ilaçlara karşı hızla direnç geliştirdiğini belirtti. Araştırma kapsamında, antimikrobiyal peptitleri laboratuvar ortamında yeniden canlandırarak veya genetik mühendislik teknikleriyle geliştirerek, gelecekte bu moleküllerin terapötik amaçlarla kullanılmasının mümkün olup olmadığını sorguladıklarını ifade etti. Barber, evrimin milyarlarca yıl süren bir bilimsel deney olduğunu ve bu süreçte doğal olarak seçilen özelliklerin, yeni antimikrobiyal araçların tasarlanmasında yol gösterici olabileceğine dikkat çekti. Ona göre, antimikrobiyal peptitlerin evrimsel geçmişini anlamak, dirençli bakterilere karşı daha etkili tedavi stratejileri geliştirilmesine olanak tanıyabilir.</p><h3>Antik laktoferrin peptitleri süper bakterilere karşı üstünlük sağladı</h3><p>Araştırmanın merkezinde, plasental memelilerin ortak atasında ortaya çıkan ve günümüzde neredeyse tüm memelilerde bulunan bağışıklık proteini laktoferrin yer alıyor. Laktoferrin, kan hariç neredeyse tüm vücut sıvılarında bulunan ve bakterilerin büyümesi için gerekli olan demiri bağlayarak onları savunmasız bırakan bir protein olarak biliniyor. Ancak laktoferrinin asıl dikkat çeken özelliği, bünyesinde barındırdığı antimikrobiyal peptitler sayesinde bakteriyel zarları delip hücreleri parçalayabilmesi. Araştırma ekibi, insan ve inek gibi günümüzde yaşayan türlerin laktoferrin gen dizilerini karşılaştırarak, bu proteinin evrimsel geçmişine dair en olası atasal dizileri istatistiksel olarak yeniden oluşturdu. Sonrasında, yaklaşık 160 milyon yıl öncesine ait bu antik peptitleri sentezleyip, laboratuvar ortamında Pseudomonas aeruginosa, Staphylococcus aureus, Escherichia coli ve Streptococcus gibi insan sağlığı için tehdit oluşturan patojenlere karşı test etti. Elde edilen sonuçlar, bazı antik peptitlerin modern insan versiyonlarından daha güçlü antimikrobiyal aktivite gösterdiğini ortaya koydu. Özellikle amino asit zincirindeki tek bir mutasyonun, peptidin bakterilere karşı etkisini dramatik biçimde artırdığı belirlendi. Bu bulgu, küçük genetik değişikliklerin bile savunma mekanizmalarında büyük farklar yaratabileceğini gösteriyor.</p><h3>Yeni ilaçlar için antimikrobiyal peptitlerden umut: Engeller ve fırsatlar</h3><p>Çalışmanın baş yazarı ve Barber'ın laboratuvarında doktora öğrencisi olan Titas Sil, antimikrobiyal peptitlerin vücudun ilk savunma hattının önemli bir parçası olduğunu ve geniş bir patojen yelpazesine karşı etkili olabildiklerini belirtti. Sil, bilim dünyasının bu peptitleri terapötik amaçlarla kullanmak için çeşitli sentez yöntemleri üzerinde çalıştığını aktardı. Araştırmacılar, antik peptitlerin geleneksel antibiyotiklere göre daha az yapısal kararlılığa sahip olduğunu ve vücutta hızla parçalandığını vurgulasa da, evrimsel tarihin yeniden yapılandırılmasının antimikrobiyal aktivitenin nasıl değiştiğini anlamak açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Matt Barber, patojenlerin tıpkı antibiyotiklere olduğu gibi antimikrobiyal peptitlere karşı da direnç geliştirebileceğini, ancak bu moleküllere karşı direnç mekanizmalarını anlayıp öngörebilmenin, daha etkili ve dirençten kaçınan kombinasyon tedavilerinin geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini söyledi. Araştırma, antimikrobiyal peptitlerin gelecekteki ilaç geliştirme süreçlerinde kritik bir rol oynayabileceğini gösteriyor.</p><p>Sonuç olarak, Oregon Üniversitesi'nden bilim insanlarının antimikrobiyal peptitler üzerine yaptığı bu kapsamlı çalışma, modern tıbbın karşı karşıya olduğu süper bakteri tehdidine karşı yeni çözümler sunma potansiyeli taşıyor. Antik proteinlerin evrimsel geçmişine ışık tutan bu araştırma, gelecekte antibiyotiklere alternatif tedavi yöntemlerinin geliştirilmesinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Bilim dünyası, antimikrobiyal peptitlerin sunduğu fırsatları yakından takip ederken, dirençli enfeksiyonlarla mücadelede yeni stratejiler geliştirmek için evrimsel biyolojiden ilham almayı sürdürüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/bilim-insanlari-160-milyo-928_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291514</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/meta-daha-yuz-tanimayi-kullanima-acmadan-dava-edildi-291514</link>
      <pubDate>2026-09-15T11:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Meta daha yüz tanımayı kullanıma açmadan dava edildi]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Meta, henüz piyasaya sürmediği akıllı gözlüklerdeki yüz tanıma özelliği nedeniyle Illinois ve Kaliforniya'da toplu dava ile karşı karşıya kaldı. Şirketin biyometrik veri toplama yöntemleri ve sosyal medya platformlarından elde edilen kullanıcı bilgileri, kamuoyunda ciddi tartışmalara yol açtı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Meta daha yüz tanımayı kullanıma açmadan dava edildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Meta, henüz resmi olarak piyasaya sunmadığı akıllı gözlüklerde yüz tanıma özelliği nedeniyle ABD'nin Illinois ve Kaliforniya eyaletlerinde açılan toplu davalarla gündeme geldi. Davacılar, Meta'nın "NameTag" adı verilen ve henüz aktif olmayan yüz tanıma yazılımı üzerinden kullanıcıların biyometrik verilerini topladığı iddiasıyla şirketi mahkemeye taşıdı. Söz konusu davalar, özellikle ebeveynler ve çocuklarını kapsayan bir grup tarafından açıldı. Şirketin yüz tanıma teknolojisi ile ilgili geçmişte de benzer sorunlar yaşaması, yeni davaların önemini daha da artırıyor.</p><h3>Meta'nın 'NameTag' yüz tanıma yazılımı tartışma yarattı</h3><p>Meta'nın akıllı gözlüklerinde kullanılmak üzere geliştirdiği "NameTag" isimli yüz tanıma yazılımı, Wired'ın analizlerine göre biyometrik imzalar oluşturuyor ve bu verileri kullanıcıların telefonlarında saklanan bir veritabanı ile eşleştiriyor. Bu yazılım, milyonlarca cihazda bulunsa da bugüne kadar aktif hale getirilmedi. Ancak davacılar, sistemin Facebook ve Instagram gibi sosyal medya platformlarından çekilen biyometrik verilerle çalıştığını iddia ediyor. Ayrıca Meta'nın yakın dönemde dosyaladığı "Biyometrik Verileri Platformlarla Paylaşmadan Kullanıcı Kimliği Doğrulama" başlıklı patent, bu teknolojinin sadece akıllı gözlüklerle sınırlı kalmadığını, sosyal medya verileriyle de entegre edilebileceğini ortaya koyuyor. Davacılar, bu sistemin kullanıcıların izni olmadan çalıştırılmasının ciddi bir gizlilik ihlali anlamına geldiğini savunuyor.</p><h3>Meta'nın veri toplama geçmişi yeni endişeleri tetikledi</h3><p>Meta'nın yüz tanıma teknolojisiyle ilgili geçmişte yaşadığı hukuki sorunlar, yeni davaların etkisini artırıyor. 2020 yılında Facebook, bir milyar kullanıcının yüz izlerini izinsiz topladığı gerekçesiyle 650 milyon dolarlık bir uzlaşmaya imza atmıştı. Şirket, o dönemde kullanıcı sözleşmesinin yeterli rıza sağladığını öne sürse de, kamuoyunda bu savunma yeterli bulunmamıştı. Şimdi ise Meta'nın akıllı gözlüklerinde planladığı yüz tanıma özelliği, hem kullanıcıların hem de yasa koyucuların tepkisini çekiyor. Ayrıca, Meta'nın Instagram ve Facebook üzerinden topladığı verilerle eğittiği yapay zeka modelleri de yeni davanın kapsamına dahil edildi. Davacılar, bu verilerin kullanıcı izni olmadan toplandığını ve biyometrik bilgilerle birleştirildiğini iddia ediyor.</p><p>Meta'nın yüz tanıma teknolojilerini akıllı gözlükler ve sosyal medya platformlarıyla entegre etme çabası, gizlilik endişelerini daha da artırıyor. Şirketin bu uygulamalarına yönelik toplu davalar, hem kamuoyunda hem de yasal mercilerde geniş yankı buldu. Özellikle biyometrik verilerin korunması ve kullanıcı izni konularında yürütülen tartışmalar, Meta'nın gelecekteki teknolojik hamlelerini de yakından ilgilendiriyor. Sonuç olarak, Meta'nın yüz tanıma planları hem kullanıcı güvenliği hem de şirketin itibarı açısından ciddi bir sınav anlamına geliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/meta-daha-yuz-tanimayi-ku-461_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291513</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/diyabette-yillardir-suren-siki-kontrol-tartismasi-yeni-arastirma-yasam-kalitesine-dikkat-cekti-291513</link>
      <pubDate>2026-09-15T11:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Diyabette yıllardır süren sıkı kontrol tartışması! Yeni araştırma yaşam kalitesine dikkat çekti]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[İtalya'nın Milano kentinde düzenlenen Avrupa Diyabet Çalışmaları Derneği (EASD) Yıllık Toplantısı'nda sunulan yeni araştırma, sürekli glukoz izleme (CGM) verileriyle diyabetli bireylerin yaşam kalitesi arasındaki karmaşık ilişkiye ışık tuttu. Araştırma, glukoz dalgalanmalarının yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini kapsamlı biçimde ortaya koyuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Diyabette yıllardır süren sıkı kontrol tartışması! Yeni araştırma yaşam kalitesine dikkat çekti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İtalya'nın Milano kentinde 28 Eylül - 2 Ekim tarihleri arasında gerçekleşen Avrupa Diyabet Çalışmaları Derneği (EASD) Yıllık Toplantısı'nda paylaşılan yeni bulgular, diyabetli bireylerin yaşam kalitesi ile sürekli glukoz izleme (CGM) cihazlarından elde edilen veriler arasındaki bağlantıyı gözler önüne serdi. Almanya'nın Bad Mergentheim şehrindeki FIDAM Diyabet Akademisi Araştırma Enstitüsü'nden Prof. Dominic Ehrmann ve ekibi tarafından yürütülen araştırma, tip 1 ve tip 2 diyabetli 400 kişiden toplanan glukoz parametrelerini ve günlük yaşam kalitesi değerlendirmelerini karşılaştırdı. Sonuçlar, glukoz seviyelerindeki dalgalanmaların ve normoglisemi süresinin, bireylerin günlük yaşam kalitesi üzerinde önemli etkiler yarattığını gösterdi.</p><h3>Ehrmann ekibi: Glukoz dalgalanması yaşam kalitesini artırabiliyor</h3><p>PRO-MENTAL çalışması kapsamında analiz edilen 400 diyabetli bireyin yüzde 72'si tip 1, yüzde 28'i tip 2 diyabet tanısı taşıyor. Katılımcıların yüzde 55'ini kadınlar oluştururken, yaş ortalaması 47 olarak belirlendi. Araştırmada, 14 gün boyunca CGM ile glukoz parametreleri kaydedildi ve aynı dönemde yaşam kalitesi, Dünya Sağlık Örgütü'nün WHO-5 anketine dayalı ekolojik anlık değerlendirme (EMA) yöntemiyle günlük olarak ölçüldü. Anket, ruh hali, enerji, uyku kalitesi ve stres gibi temel yaşam faktörlerine odaklandı. Elde edilen veriler, glukoz değişkenliğinin bir sonraki gün yaşam kalitesinde artışa yol açtığını; güvenli glukoz aralığında daha fazla zaman geçirmenin ise daha iyi yaşam kalitesiyle ilişkili olduğunu ortaya koydu. Bu bulgular, diyabet yönetiminde sadece kan şekeri kontrolüne odaklanmanın yeterli olmadığını, yaşam kalitesinin de tedavi hedefleri arasında olması gerektiğini vurguluyor.</p><h3>Avrupa Diyabet Çalışmaları Derneği: Sıkı glukoz kontrolü yaşamdan ödün anlamına gelebilir</h3><p>Araştırmada, CGM ile ölçülen glukoz parametreleri detaylı biçimde incelendi. Güvenli aralığın altındaki (&lt;70 mg/dl) ve üstündeki (&gt;180 mg/dl) sürelerin, bir sonraki günün yaşam kalitesiyle anlamlı bir bağlantı göstermediği belirlendi. Ancak, normoglisemi yani 70-140 mg/dl aralığında geçirilen sürenin fazlalığı, daha iyi yaşam kalitesiyle doğrudan ilişkilendirildi. Ayrıca, önceki günün uyku kalitesi ve enerji düzeyinin de ertesi günün yaşam kalitesini olumlu etkilediği gözlendi. Araştırmacılar, glukoz dalgalanmalarını aşırı düzeyde kontrol altına alma çabasının, bireylerin günlük aktivitelerden keyif almasını engelleyebileceğine dikkat çekiyor. Sıkı kan şekeri kontrolü için uygulanan kısıtlayıcı yaklaşımlar, bazı diyabetli bireylerin sosyal etkinliklere veya çeşitli aktivitelere katılımını zorlaştırabiliyor. Bu durum, diyabet yönetiminde esneklik ve bireyselleştirilmiş yaklaşımların önemini bir kez daha gündeme getiriyor.</p><h3>CGM verileriyle yaşam kalitesi arasında güçlü istatistiksel bağ</h3><p>İstatistiksel modelleme ile yapılan analizlerde, glukoz değişkenliği ve normoglisemi süresi, bir sonraki günün yaşam kalitesi üzerinde belirleyici rol oynadı. Tüm modeller yaş, cinsiyet ve diyabet tipi gibi değişkenler için ayarlandı. Ayrıca, önceki günün yaşam kalitesinin sonuçlar üzerindeki etkisi de kontrol edildi. Araştırmacılar, aynı günün glukoz parametrelerinin o günkü yaşam kalitesiyle anlamlı bir bağlantı göstermediğini, ancak bir gün öncesine ait glukoz değişkenliğinin ve normoglisemi süresinin ertesi günün yaşam kalitesini öngörebildiğini vurguladı. Bu bulgular, diyabetli bireylerin günlük rutinlerinde glukoz dalgalanmalarının ve yaşam kalitesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Özellikle genç ve aktif diyabetlilerde, yaşamdan keyif almanın ve sosyal etkinliklere katılmanın önemi bir kez daha öne çıkıyor.</p><h3>Diyabet yönetiminde yeni yaklaşım: Yaşam kalitesi odaklı tedavi önerisi</h3><p>Çalışmanın yazarları, elde edilen sonuçların diyabet tedavisinde yaşam kalitesinin merkezde tutulması gerektiğine işaret ettiğini belirtiyor. Kan şekeri kontrolü için normal aralıkta daha fazla zaman harcayan diyabetli bireylerin, yaşamdan daha fazla keyif aldığı ve ruhsal olarak daha iyi hissettiği tespit edildi. Ancak, glukoz dalgalanmalarını aşırı düzeyde kısıtlamaya çalışmanın, bireylerin sosyal ve kişisel alanlarında kısıtlamalara neden olabileceği vurgulandı. Bu nedenle, diyabet yönetiminde esnek ve bireyselleştirilmiş stratejiler geliştirilmesi, hem glukoz kontrolünü hem de yaşam kalitesini optimize etme açısından büyük önem taşıyor. Araştırma, CGM teknolojisinin sunduğu verilerin, sadece tıbbi parametrelerin değil, aynı zamanda bireylerin günlük yaşam deneyimlerinin de izlenmesinde kritik rol oynadığını gösteriyor.</p><p>Sonuç olarak, Milano'daki EASD toplantısında sunulan bu araştırma, diyabetli bireylerde sürekli glukoz izleme verilerinin yaşam kalitesiyle ne kadar yakından ilişkili olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, diyabet tedavisinde sadece kan şekeri düzeylerini değil, bireylerin günlük yaşamdan aldıkları tatmini ve genel mutluluğu da dikkate alacak yeni yaklaşımların geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bu bulgular, CGM teknolojisinin ve yaşam kalitesi odaklı tedavi modellerinin, diyabet yönetiminde önümüzdeki yıllarda çok daha fazla önem kazanacağını gösteriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/diyabette-yillardir-suren-997_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291512</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/sifir-atik-ilk-kez-cop-gundemine-tasiniyor-291512</link>
      <pubDate>2026-09-15T11:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["Sıfır atık" ilk kez COP gündemine taşınıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Halil Hasar, Emine Erdoğan'ın himayesinde başlatılan ve küresel bir markaya dönüşen sıfır atığın, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı (COP31) ile ilk kez COP gündemine taşınacağını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA["Sıfır atık" ilk kez COP gündemine taşınıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar, COP31 hazırlıkları, Türkiye'nin eylem gündemindeki öncelikleri ve iklim müzakerelerinde öne çıkması beklenen başlıklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p>COP31'e iki aydan az süre kaldığını anımsatan Hasar, hazırlık sürecinde taraf ülkelerle yoğun diplomasi trafiği yürüttüklerini belirtti.</p><p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum ile çeşitli temaslarda bulunduklarını anlatan Hasar, zirvede hangi başlıkların konuşulacağına ilişkin diplomatik çalışmaların yanı sıra organizasyonun lojistik altyapısına yönelik hazırlıkların sürdüğünü söyledi.</p><p>COP süreçlerinin "müzakere" ve "eylem" gündemi olmak üzere iki temel bölümden oluştuğunu dile getiren Hasar, COP31'de 60'ın üzerinde kararın ele alınacağını ifade etti.</p><p>Hasar, COP31'in ilk haftasında bütün ülkelerin teknik heyetlerinin bir araya gelerek müzakereler yürüteceğini, ikinci haftada ise ülkelerin bakanlarının devreye girmesiyle ortak paydada uzlaşı aranacağını kaydetti.</p><p><b>ADİL GEÇİŞ MEKANİZMASI</b></p><p>Halil Hasar, COP31'in müzakere gündeminde "uyum finansmanı", "azaltım çalışma programı" ve "adil geçişin" önemli başlıklar arasında olduğunu belirtti.</p><p>Adil geçiş mekanizmasının hayata geçirilmesine yönelik kararlar alınmasının kendisini en çok heyecanlandıran konulardan biri olduğunu dile getiren Hasar, bu yönde alınacak kararların, COP31'in sonraki COP'lara bırakacağı önemli miraslardan biri olabileceğini söyledi.</p><p>Prof. Dr. Hasar, COP31'in eylem gündeminde Türkiye açısından öne çıkan başlıklardan birinin de sıfır atık olduğunu vurgulayarak, "Sıfır atık çok önemli bir gündem. Sıfır atık ilk kez bir COP sürecine alınıyor. Sıfır atığın emisyon azaltımına katkısı gündeme gelecek." diye konuştu.</p><p>Organik atıklardan kaynaklanan metan emisyonlarının azaltılmasının bu kapsamda ele alınacağını dile getiren Hasar, metanın atmosfere bırakılmadan yakalanarak faydalı bir enerji kaynağına dönüştürülmesine ilişkin konuların görüşüleceğini bildirdi.</p><p>Hasar, sıfır atık yaklaşımının kaynak tasarrufuna da katkı sunduğunu, ikincil ham maddelerin yeniden sanayi ve imalat süreçlerinde kullanılmasının COP31 gündeminde yer alacağını ifade etti.</p><p>Ülkelerin, COP31'den farklı öncelik ve beklentilerinin bulunduğunu belirten Hasar, ülkelerin özel şartlarının alınacak kararlarda dikkate alınmasını beklediğini kaydetti.</p><p><b>"BÜTÜN ÜLKELERİN BUNU SAHİPLENMESİ ÖNEMLİ"</b></p><p>COP31'de öne çıkacak konulardan birinin "kayıp ve zarar fonu" olacağını belirten Hasar, fon kapsamında ihtiyaç duyan gelişmekte olan ülkelere sağlanan katkının istenilen seviyeye ulaşmadığına dikkati çekti.</p><p>Uyum finansmanının da önemli gündem maddeleri arasında bulunduğunu söyleyen Hasar, uyum fonunun ölçeği ve miktarının artırılmasına yönelik karar alınmasının önemini vurguladı.</p><p>İklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı önlem alınmasını sağlayacak kararların da COP31'de önem taşıyacağına işaret eden Hasar, 2035'e kadar küresel elektrifikasyonda yüzde 35 seviyesine ulaşılmasının hedeflendiğini söyledi.</p><p>Hasar, şunları kaydetti:</p><p>"2035 yılına kadar yüzde 35 elektrifikasyon hedefi küresel ölçekte olacak, her ülke için ayrı ayrı belirlenmiş bir hedef değil. Dünyanın bazı bölgelerinde elektrifikasyon oranları yüksek seviyelerdeyken, başka bölgelerinde elektriğe erişemeyen toplumlar da var. Bu nedenle küresel ölçekte yüzde 35'lik hedefin sağlanması ve bütün ülkelerin bunu sahiplenmesi önemli."</p><p><b>"FİNANSLA BİRLİKTE TEKNOLOJİYİ DE OLUŞTURMAMIZ LAZIM"</b></p><p>COP31'i bir "Uygulama COP" olarak ortaya koyduklarını belirten Hasar, Paris Anlaşması'nın ikinci 10 yıllık dönemine girildiğini, ilk 10 yılda ülkelerin taahhütlerini verdiğini ve çok sayıda karar alındığını hatırlattı. Hasar, "Paris Anlaşması'nın ikinci 10 yıllık döneminde artık uygulamanın başlaması gerekiyor. Ama uygulamak için en önemli nokta finans. Finansla birlikte teknolojiyi de oluşturmamız lazım." dedi.</p><p>Hasar, finans ve teknoloji konusunda önemli kararlar alınmasının yalnızca COP31'in başarısı olmayacağını, bunun dünyanın geleceği açısından da önem taşıdığını söyledi.</p><p>Ekim ayında Pasifik'te düzenlenecek Pre-COP'un, COP31 öncesindeki önemli hazırlık aşamalarından biri olduğuna işaret eden Hasar, küçük ada devletlerinin iklim değişikliğinin etkilerini doğrudan yaşadığına dikkati çekti.</p><p>Trabzon'da düzenlenen "Okyanus ve Denizler Zirvesi"nin bu sürecin hazırlıklarından biri olduğunu dile getiren Hasar, New York'taki toplantılarda COP31'in eylem ve müzakere gündemindeki önemli başlıkların ele alınacağını kaydetti.</p><p>Pre-COP'ta bir gün "eylem gündeminin", iki gün ise "müzakere başlıklarının" tartışılacağını, tarafların tutumlarının burada yakından izleneceğini belirten Hasar, "Oraya gelen tarafların ve ülkelerin tutumları izleniyor, takip ediliyor, notlar tutuluyor. Ondan sonraki ay ise yoğun bir diplomasi trafiğiyle sorunlu olan ya da kafalarda şüphe bulunan konuları temizlemeye çalışacağız." dedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/sifir-atik-ilk-kez-cop-gu-584_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291511</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/100-yildir-ogretilen-kimya-bilgisi-yanlis-olabilir-yeni-arastirma-ezber-bozdu-291511</link>
      <pubDate>2026-09-15T11:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[100 yıldır öğretilen kimya bilgisi yanlış olabilir! Yeni araştırma ezber bozdu]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Cardiff Üniversitesi ve Newcastle Üniversitesi'nden bilim insanları, kimya ders kitaplarında neredeyse 100 yıldır yanlış öğretilen 'indüktif etki' kavramını ortaya çıkardı. Araştırma, organik kimya eğitiminde köklü bir değişiklik gerekliliğine işaret ediyor ve bilim dünyasında büyük yankı uyandırıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[100 yıldır öğretilen kimya bilgisi yanlış olabilir! Yeni araştırma ezber bozdu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cardiff Üniversitesi ve Avustralya'daki Newcastle Üniversitesi'nden araştırmacılar, kimya ders kitaplarında yaklaşık bir asırdır yanlış şekilde öğretilen 'indüktif etki' kavramını gün yüzüne çıkardı. 2024 yılında yayımlanan uluslararası araştırmaya göre, nötr moleküllerdeki indüktif etkinin yalnızca bir kimyasal bağ boyunca etkili olduğu, geleneksel olarak aktarıldığı gibi üç ya da dört bağ boyunca kademeli olarak zayıflayarak ilerlemediği tespit edildi. Bu bulgu, organik kimyanın temel yapı taşlarından biri olan indüktif etki tanımının, modern bilimsel verilerle uyumlu hale getirilmesi gerektiğini ortaya koydu. Bilim insanları, bu yanlış tanımın sadece kimya eğitimini değil, aynı zamanda moleküllerin davranışlarını açıklayan bilimsel çerçeveyi de etkilediğini vurguluyor. Çalışma, halihazırda iki önemli sınav kurulunun ders kitaplarını ve sınav sistemlerini gözden geçirmesine yol açtı.</p><h3>Cardiff Üniversitesi: 'İndüktif etki' tanımı köklü biçimde değişiyor</h3><p>Cardiff Üniversitesi Kimya Okulu'ndan Dr. Mark Elliott liderliğindeki ekip, indüktif etkinin kimya eğitiminde bugüne dek yanlış ve karmaşık biçimde aktarıldığını belirledi. Dr. Elliott, indüktif etkinin, atomlar arasındaki elektron dağılımını açıklamak için kullanılan temel bir kavram olduğunu ve GCSE ya da eşdeğeri seviyesinin ötesinde kimya eğitimi alan herkesin bu kavramı öğrendiğini hatırlattı. Araştırmacılar, indüktif etkinin bir molekülde yalnızca doğrudan bağlantılı atomlar arasında var olduğunu, zincir boyunca kademeli olarak azalarak ilerlemediğini gösterdi. Bu yeni yaklaşım, öğrencilerin kavramı daha kolay anlamasını ve bilim insanlarının moleküler davranışları daha net bir şekilde yorumlamasını sağlayabilir. Ekip, bu güncellenmiş tanımın, kimya eğitiminde gereksiz karmaşıklığı ortadan kaldıracağını ve bilimsel açıklamalarda tutarlılığı artıracağını savunuyor.</p><h3>Organik kimyada indüktif etki kavramı yeniden tartışılıyor</h3><p>İndüktif etki, özellikle organik kimya alanında, moleküllerin belirli özelliklere sahip olmasını ve çeşitli kimyasal reaksiyonlara girmesini açıklamak için kullanılıyor. Onlarca yıldır ders kitaplarında aktarılan geleneksel görüş, bir atomun etkisinin bir molekül içinde üç ya da dört bağ boyunca uzanabileceği yönündeydi. Ancak Cardiff Üniversitesi ve Newcastle Üniversitesi araştırmacıları, bilimsel literatürden ve kendi deneysel verilerinden yola çıkarak, indüktif etkinin yalnızca bir bağ ötesinde etkili olduğunu net şekilde gösterdi. Dr. Elliott, bu yeni bulgunun, moleküler yapı ve kimyasal reaktiviteyi açıklamak için daha sağlam bir temel sunduğunu belirtti. Araştırmacılar, yanlış tanımın düzeltilmesinin kimya eğitiminde ve bilimsel araştırmalarda daha doğru sonuçlara ulaşılmasını sağlayacağını düşünüyor.</p><h3>Bilimsel literatürde indüktif etkiyle ilgili gizli kanıtlar ortaya çıktı</h3><p>Bu önemli sonuca ulaşmak için ekip, geçmişte yayımlanmış bilimsel çalışmalardaki verileri ve kendi elde ettikleri bulguları bir araya getirdi. Bilimsel literatürde, indüktif etkinin bir bağ ötesine geçmediğini gösteren çok sayıda veri bulunmasına rağmen, bu bilgiler bugüne kadar ders kitaplarına yansımamıştı. Araştırma ekibi, mevcut verileri sistematik biçimde analiz ederek, indüktif etki kavramının kapsamının yanlış anlaşıldığını ortaya koydu. Bu tür temel bir kavramın doğru öğretilmesinin, öğrencilerin ilerleyen eğitim hayatlarında ve bilimsel araştırmalarında karşılaşabilecekleri kavramsal hataların önüne geçeceği vurgulandı. Dr. Elliott ve ekibi, temel bilgilerin güncellenmesinin kimya alanında yenilikçi çalışmalara zemin hazırlayacağını ifade etti.</p><h3>Modern hesaplama teknikleri kimya eğitiminde devrim yaratıyor</h3><p>Araştırmacılar, indüktif etkiyle ilgili köklü değişikliğin arkasında modern hesaplama yöntemlerinin sağladığı avantajlara dikkat çekiyor. Geçmişteki kimyagerler, o dönemin deneysel teknikleriyle moleküler yapı ve elektron dağılımı hakkında dolaylı çıkarımlar yapmak zorundaydı. Ancak günümüzde gelişmiş hesaplama araçları sayesinde, moleküllerin yapısı ve içlerindeki elektronların dağılımı doğrudan incelenebiliyor. Bu sayede daha önce doğru kabul edilen birçok ders kitabı açıklamasının yeniden değerlendirilmesi mümkün oldu. Araştırmacılar, modern verilerle desteklenen yeni indüktif etki tanımının, moleküler davranışlar üzerinde daha isabetli analizler yapılmasına olanak tanıyacağını belirtti. Bu gelişme, kimya eğitiminde ve bilimsel araştırmalarda önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.</p><h3>Ders kitaplarında indüktif etki güncellemesi için çağrı</h3><p>Cardiff Üniversitesi ve Newcastle Üniversitesi'nden araştırmacılar, kimya ders kitaplarında indüktif etki tanımının güncellenmesi gerektiğini güçlü biçimde savunuyor. Dr. Edwin Johnson, temel kavramlardaki yanlışların yalnızca giriş seviyesindeki derslerle sınırlı kalmadığını, öğrencilerin ileri düzey kimya eğitiminde ve bilimsel araştırmalarda da bu yanlış bilgileri taşıyabileceğini vurguladı. Araştırmacılar, önerdikleri yeni açıklamanın öğrencilere kimyasal bağlanmayı daha tutarlı bir şekilde kavrama imkânı sunduğunu ve bilim insanlarına moleküler yapı ile reaktiviteyi incelemek için daha sağlam bir temel oluşturduğunu belirtti. Bu gelişmenin, kimya eğitiminin kalitesini yükselteceği ve bilimsel yeniliklerin önünü açacağı düşünülüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/100-yildir-ogretilen-kimy-956_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291510</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/erhan-afyoncudan-lgbtye-karsi-aile-yapisinin-korunmasi-cagrisi-291510</link>
      <pubDate>2026-09-15T11:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Erhan Afyoncu'dan LGBT'ye karşı "aile yapısının korunması" çağrısı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, LGBT içeriklerinin özellikle dijital platformlar, diziler ve oyunlar aracılığıyla normalleştirilmeye çalışıldığını belirterek, aile yapısının korunması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Erhan Afyoncu'dan LGBT'ye karşı "aile yapısının korunması" çağrısı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dijital platformlarda LGBT'ye ilişkin içeriklerin görünürlüğünün artması, bunların çocuklar ve aile yapısı üzerindeki etkilerine ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor.</p><p>Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, son yıllarda özellikle Batı'da dijital platformlar üzerinden ciddi bir LGBT propagandası yürütüldüğünü ifade etti.</p><p>LGBT propagandasını, toplumların geleneksel yapısının ve aile düzeninin bozulmasına yönelik bir süreç olarak nitelendiren Afyoncu, bunun Batı'da yaşandığını ve Türkiye'ye de taşınmaya çalışıldığını dile getirdi.</p><p>Kimliklerin cinsiyetsizleştirilmeye ve LGBT'nin normalleştirilmeye çalışıldığını belirten Afyoncu, şunları kaydetti:</p><p>"Dünya çok ciddi bir LGBT propagandası altında. Ama ülkemizde Allah'a şükür devlet yetkilileri bugüne kadar buna izin vermedi. Bunun yayılmasına, topluma nüfuz etmesine bundan sonra da izin verilmemesi lazım. Çünkü aile en kutsal değerimizdir. Aileyi tehdit eden en önemli unsurlardan birisi LGBT'dir. Eğer aile ve toplum ortadan kalkarsa, toplumun bütün değerleri de ortadan kalkar. Onun için LGBT'yi toplumda yaymaya yönelik her türlü girişime devlet yetkililerinin engel olması lazım."</p><p>Afyoncu, LGBT propagandası yapılmaması ve toplumun bu tür içeriklere maruz bırakılmaması gerektiğini vurgulayarak, onur yürüyüşleri gibi etkinliklerle konunun görünür hale getirildiğini ve topluma dayatılmaya çalışıldığını ifade etti.</p><p><b>"BATI DÜNYASINI MAALESEF LGBT ÇOK CİDDİ ŞEKİLDE İŞGAL ALTINA ALMIŞ DURUMDA"</b></p><p>Konunun bir diğer önemli ayağının da yabancı diziler olduğuna işaret eden Afyoncu, Netflix gibi dijital platformlardaki hemen hemen her dizide LGBT ile ilgili unsurlara yer verildiğini, bunların FBI ve polis temalı yapımlar gibi farklı türlerdeki dizilerde de görüldüğünü söyledi.</p><p>Afyoncu, dizilere LGBT içeriklerinin dahil edilerek normalleştirilmeye çalışıldığını anlatarak, "Orada iki kadını bir karı koca hayatında yaşar gibi gösteriyor. İki erkeği de böyle gösteriyor. Buradaki en büyük tehlike şu, bunun normal olduğuna insanlar inandırılmaya çalışılıyor. Bu normal değil. Bu toplum kodlarına aykırı. Türklerin de aykırı, bütün dünyanın da aykırı. Hristiyanların da aykırı. Fakat Hristiyan ve Batı dünyasını maalesef LGBT çok ciddi şekilde işgal altına almış durumda." diye konuştu.</p><p>ABD'de Joe Biden döneminde LGBT propagandasının yoğun şekilde yürütüldüğünü belirten Afyoncu, Donald Trump'ın göreve gelmesiyle bunun engellenmesine yönelik adımlar atıldığını, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de LGBT'yi tehdit olarak gördüğünü dile getirdi.</p><p>Afyoncu, Türkiye'de de benzer bir yaklaşım bulunduğunu kaydederek, "Bu Türklüğe karşı bir tehdittir. Bu Türk milletine karşı bir tehdittir. Bana göre insanlığa karşı da bir tehdittir. Burada bunun zorla insanlara dayatılmasına hepimizin engel olması lazım." ifadelerini kullandı.</p><p>LGBT'nin normalleştirilmesine yönelik içeriklere karşı öncelikle devletin tedbir alması ve aile hayatını teşvik eden yapımların artırılması gerektiğini vurgulayan Afyoncu, geçmişte Amerikan dizilerinde kalabalık ailelerin konu edildiğini, Türkiye'de de "Ekmek Teknesi" gibi aile hayatını merkeze alan dizilerin ekrana geldiğini hatırlattı.</p><p><b>"ÇOCUKLARIN MARUZ KALDIĞI ŞEY ARTIK TELEVİZYON DEĞİL OYUNLAR"</b></p><p>Prof. Dr. Afyoncu, bu hassasiyetin oyunlara da yansıması gerektiğine dikkati çekerek, "Çocukların maruz kaldığı şey artık televizyon değil, oyunlar. Oyunların içeriğinde şiddet ve benzeri unsurlar da var. Şimdi burada önemli olan kimliğin cinsiyeti. Erkek erkektir, kadın kadındır. Bunlar eşittir, hakları eşittir ama ayrı kimliklerdir. Bu iki kimlik bir araya geldiği zaman aile oluyor. Normal olan budur. Bunun topluma anlatılması ve eğitim camiasında da buna yer verilmesi lazım." dedi.</p><p>Bazı belediyelerin zaman zaman LGBT'ye yönelik faaliyetler yürüttüğünü ve bunların engellenmesi gerektiğini belirten Afyoncu, konunun doğrudan ders olarak ele alınmasına gerek olmadığını, normal toplum ve aile hayatının anlatılmasının yeterli olduğunu ve topluma aykırı unsurların dayatılmasına izin verilmemesi gerektiğini kaydetti.</p><p>Afyoncu, LGBT içeriklerinin dizilerin içine gündelik hayatın doğal bir parçası gibi yerleştirildiğini ve bunun çocukların algısını etkileyebileceğini belirterek, "Ailemizi ve aile hayatımızı korumamız lazım. Bunun da önündeki en önemli tehditlerden biri de LGBT'dir." diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/msu-rektoru-erhan-afyoncu-400_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291509</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/arktikin-eriyen-donmus-topragindan-cikan-karbonla-ilgili-sasirtici-sonuc-291509</link>
      <pubDate>2026-09-15T11:23:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Arktik'in eriyen donmuş toprağından çıkan karbonla ilgili şaşırtıcı sonuç]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Arktik'te hızla eriyen donmuş toprağın (permafrost) karbon salımı üzerine yapılan kapsamlı araştırmada, Herschel Adası kıyılarında beklenmedik bir bulgu ortaya çıktı. Bilim insanları, devasa karbon rezervlerinin büyük kısmının atmosfere değil, deniz tabanına hapsolduğunu saptadı. Bu sonuçlar, iklim değişikliği öngörüleri açısından kritik öneme sahip.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Arktik'in eriyen donmuş toprağından çıkan karbonla ilgili şaşırtıcı sonuç]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Arktik bölgesinde eriyen permafrostun iklim üzerindeki etkisi uzun süredir tartışılırken, Kanada'nın Herschel Adası kıyılarında yürütülen yeni bir araştırma, karbon döngüsüne dair şaşırtıcı gerçekleri ortaya çıkardı. Alfred Wegener Enstitüsü ve Bremen Üniversitesi MARUM &#8211; Deniz Çevre Bilimleri Merkezi'nden bilim insanları, permafrost çözülmesiyle ortaya çıkan organik karbonun büyük bölümünün, beklenenden çok daha az bir kısmının atmosfere ulaşarak sera gazına dönüştüğünü belirledi. Araştırmacılar, deniz tabanından aldıkları tortu çekirdekleriyle, karasal kaynaklı karbonun çoğunlukla deniz tabanında depolandığını ve burada mikroorganizmaların eski karbon yerine taze deniz karbonunu tercih ettiğini gösterdi. Bu bulgular, Arktik'te hızlanan permafrost çözülmesinin küresel iklim değişikliği üzerindeki etkisini yeniden değerlendirmeyi gerektiriyor.</p><h3>Alfred Wegener Enstitüsü: 'Permafrosttan çıkan karbonun çoğu deniz tabanında hapsoluyor'</h3><p>Alfred Wegener Enstitüsü'nden Dr. Manuel Ruben ve ekibi, Herschel Adası'nın permafrost kıyılarında gerçekleştirdikleri araştırmada, deniz tabanına ulaşan karbonun akıbetini detaylı biçimde inceledi. Ekip, yaklaşık 50 yıllık birikimi temsil eden tortu çekirdeklerini analiz ederek, her yıl denize taşınan yaklaşık 0,02 gigaton karbonun önemli bir bölümünün, beklenenden farklı olarak, deniz tabanı tortularında depolandığını ortaya koydu. Bu süreçte, mikroorganizmaların organik karbonun sadece yüzde onunu gazlara dönüştürdüğü, geri kalan kısmının ise deniz tabanında kalmaya devam ettiği tespit edildi. Bu bulgu, Arktik'teki permafrost çözülmesinin doğrudan sera gazı salımına katkısının sanılandan daha sınırlı olabileceğine işaret ediyor. Araştırmacılar, karbonun izotopik yapısını da inceleyerek, mikroorganizmaların besin kaynağı olarak eski permafrost karbonundan çok, denizden gelen taze organik karbonu tercih ettiğini belirledi. Bu durum, karbon döngüsünde beklenenin dışında bir yönelime işaret ediyor ve iklim modellerinin güncellenmesini gerektiriyor.</p><h3>Herschel Adası'nda 'gurme' bakteriler taze karbonu seçiyor</h3><p>Çalışmada öne çıkan bir diğer bulgu ise, deniz tabanında bulunan mikroorganizmaların davranışıyla ilgili oldu. Bilim insanları, karbon izotopları üzerinden yaptıkları analizlerde, bakterilerin permafrosttan salınan eski karbonu değil, yeni oluşan alglerden gelen taze karbonu parçaladığını gözlemledi. AWI'den Prof. Gesine Mollenhauer, bu tercihin, denize taşınan eski karbonun büyük kısmının atmosferik sera gazı seviyelerine katkı sağlama ihtimalini düşürdüğünü vurguladı. Ancak, araştırma ekibi, permafrosttan gelen karbonun bir kısmının deniz tabanına ulaşmadan önce suda parçalanabileceğini ve bu nedenle tablodaki tüm detayların henüz netleşmediğini belirtiyor. Bu 'gurme' bakterilerin taze besin seçimi, karbonun okyanusta nasıl işlendiğini ve iklim üzerindeki etkisini anlamak için kritik bir ipucu sunuyor.</p><h3>Arktik karbon döngüsünde yeni dönemeç: iklim tahminleri değişiyor</h3><p>Arktik permafrost ekosistemleri, yaklaşık 1.300 gigaton organik karbon barındırıyor ve bu miktar, Dünya'nın diğer bölgelerine kıyasla oldukça yüksek. Okyanuslarda ve nehir deltalarında ise ek olarak 400 gigaton karbon depolanıyor. Arktik'in küresel ortalamadan daha hızlı ısınması, bu devasa karbon rezervini giderek daha savunmasız hale getiriyor. Araştırmaya göre, 2100 yılına kadar denize taşınan karbon miktarının yüzde 70 ila 150 oranında artabileceği öngörülüyor. Ancak yeni bulgular, taşınan karbonun önemli bir kısmının deniz tabanında güvenli şekilde depolandığını gösteriyor. Bu durum, iklim değişikliği tahminlerinde önemli bir revizyon gerektiriyor. Araştırmacılar, karbonun deniz tabanında ne kadar süreyle hapsolduğunu ve hangi koşullarda atmosfere geri dönebileceğini daha iyi anlamak için 2027'de uluslararası 'Arktik Nabız' kampanyası kapsamında yeni çalışmalar planlıyor. Bu kapsamda, Polarstern araştırma buzul gemisi ve kara tabanlı ölçümlerle Arktik ekosistemlerindeki hızlı değişimin izlenmesi hedefleniyor.</p><h3>Permafrost çözülmesi ekosistemleri ve yerel toplulukları da etkiliyor</h3><p>Karbonun karasal alandan denize taşınması, sadece sera gazı emisyonlarını değil, aynı zamanda Arktik kıyı ekosistemlerinin kimyasal ve biyolojik dengesini de etkiliyor. Araştırmaya göre, kıyıdan aşındırılan tortular ve çözünmüş organik karbon, suyun bulanıklığını ve kararmasını artırarak güneş ışığının suya girişini azaltıyor. Bu durum, fotosentezle biyokütle ve oksijen üreten tek hücreli organizmaların faaliyetini sınırlıyor. Sonuç olarak, deniz gıda ağının temeli olan birincil üretim azalabiliyor ve balık, kabuklu ve fok gibi türlerin besin zinciri olumsuz etkilenebiliyor. Yerel topluluklar için gıda kaynaklarının sürdürülebilirliği de bu değişimlerden doğrudan etkileniyor. Bilim insanları, bu karmaşık ilişkileri daha iyi anlamak ve gelecekteki riskleri öngörebilmek için Arktik'te kapsamlı izleme ve araştırma programlarının gerekliliğine dikkat çekiyor.</p><h3>Bilim insanları: 'Arktik permafrost çözülmesi küresel iklim için kritik bir eşik'</h3><p>Sonuç olarak, Herschel Adası ve çevresinde yapılan bu kapsamlı çalışma, permafrost çözülmesinin karbon döngüsüne etkisini daha önce hiç olmadığı kadar ayrıntılı biçimde ortaya koydu. Elde edilen veriler, deniz tabanında depolanan karbonun miktarını ve mikroorganizmaların besin tercihini açıklığa kavuşturdu. Bu gelişmeler, iklim modellerinin daha doğru tahminler yapabilmesi için önemli bir temel oluşturuyor. Araştırmacılar, permafrost çözülmesinin küresel iklim üzerindeki potansiyel sonuçlarını daha iyi öngörebilmek için izotop analizleri ve yeni saha çalışmalarıyla süreci yakından izlemeye devam edeceklerini belirtiyor. Arktik'te yaşanan hızlı çevresel değişim, hem bilim dünyası hem de küresel toplum için kritik bir uyarı niteliği taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/arktikin-eriyen-donmus-to-726_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291508</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/israil-basininda-cumhurbaskani-erdogan-itirafi-turkiye-zor-bir-aktore-donustu-291508</link>
      <pubDate>2026-09-15T11:19:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İsrail basınında Cumhurbaşkanı Erdoğan itirafı: Türkiye zor bir aktöre dönüştü]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İsrail basını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'yi Orta Doğu'da etkisi giderek artan bir aktöre dönüştürdüğüne vurgu yaptı. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İsrail basınında Cumhurbaşkanı Erdoğan itirafı: Türkiye zor bir aktöre dönüştü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail'de yayımlanan Calcalist ekonomi gazetesi,  Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan'ın son bir yılda Türkiye'yi Orta Doğu'da etkisi giderek artan bir aktöre dönüştürdüğüne vurgu yaptı. </p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye'nin Washington ve Arap dünyasındaki etki alanını önemli ölçüde genişlettiğine dikkat çeken İsrail gazetesi, "Erdoğan, Türkiye'yi Orta Doğu'da görmezden gelmesi zor bir aktör; İsrail içinse çevresindeki alanlarda giderek daha fazla nüfuz sahibi bir rakip haline getirdi" ifadesine yer verildi. </p><p>Tel Aviv ile Ankara arasındaki ilişkilerin bu yıl da kötüleşmeye devam ettiği belirtilen yazıda, ekonomik, ticari ve havacılık alanlarında neredeyse tam bir kopuş yaşandığına dikkat çekildi. </p><p>İki ülke arasındaki ticaretin Mayıs 2024'ten bu yana sıfır seviyesinde olduğuna atıf yapan gazete, "Erdoğan'ın bu yılı bölgesel arenada daha güçlü ve İsrail'e karşı daha hasmane bir konumda tamamladığına"na vurgu yaptı. </p><p>Ayrıca Ankara'da İsrail'in Suriye'nin güvenliğine zarar veren saldırılarının Türkiye'ye de tehdit oluşturduğu görüşünün hakim olduğu aktarıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/israil-basininda-cumhurba-109_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291507</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/ameliyattan-sonra-daha-fazla-agri-yasayan-hastalarda-ortak-bir-ozellik-bulundu-291507</link>
      <pubDate>2026-09-15T11:18:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ameliyattan sonra daha fazla ağrı yaşayan hastalarda ortak bir özellik bulundu]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Mısır'daki Fayoum Üniversitesi Hastanesi'nde yürütülen yeni bir araştırma, meme kanseri ameliyatı geçiren kadınlarda D vitamini eksikliğinin ağrı ve opioid kullanımını belirgin biçimde artırdığını ortaya koydu. Bilim insanları, D vitamini seviyesinin ameliyat sonrası iyileşme sürecinde kritik rol oynayabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ameliyattan sonra daha fazla ağrı yaşayan hastalarda ortak bir özellik bulundu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mısır'da Fayoum Üniversitesi Hastanesi'nde gerçekleştirilen bir araştırma, meme kanseri nedeniyle mastektomi operasyonu geçiren kadınlarda D vitamini eksikliğinin ameliyat sonrası ağrı ve opioid kullanımında ciddi artışlara yol açtığını gösterdi. Eylül 2024 ile Nisan 2025 tarihleri arasında yürütülen bu çalışmada, D vitamini düzeyi 30 nmol/L'nin altında olan hastaların, ameliyat sonrası ilk 24 saat içinde orta ila şiddetli ağrı yaşama olasılığının yeterli D vitamini seviyesine sahip olanlara göre üç kat daha fazla olduğu belirlendi. Ayrıca, D vitamini eksikliği yaşayan hastaların opioid grubu ağrı kesicilere daha fazla ihtiyaç duyduğu ve daha fazla bulantı yaşadığı saptandı. Bulgular, D vitamini seviyesinin meme kanseri ameliyatı sonrası iyileşme sürecinde önemli bir belirleyici olabileceğine işaret ediyor.</p><h3>Fayoum Üniversitesi'nden çarpıcı D vitamini ve ağrı ilişkisi</h3><p>Regional Anesthesia &amp; Pain Medicine dergisinde yayımlanan araştırmada, meme kanseri nedeniyle bir memesi cerrahi olarak alınacak 184 kadın hasta incelendi. Katılımcıların yarısı D vitamini eksikliği (30 nmol/L'nin altında) yaşarken, diğer yarısı yeterli D vitamini seviyesine sahipti. Her iki grup da benzer yaş ortalamasına sahipti ve standart cerrahi prosedürler uygulandı. Ameliyat sırasında tüm hastalara akut ağrı kontrolü için fentanil, ameliyat sonrasında ise düzenli parasetamol verildi. Ayrıca, hastalar kendi ağrı düzeylerine göre tramadol adlı opioid analjeziği talep edebildi. Araştırmacılar, D vitamini eksikliği olanların ameliyat sırasında ortalama 8 mikrogram daha fazla fentanil aldığını, ameliyat sonrasında ise yeterli D vitamini olanlara kıyasla 112 mg daha fazla tramadol kullandığını tespit etti. D vitamini eksikliğiyle birlikte bulantı ve kusma şikayetlerinin de arttığı not edildi.</p><h3>Bilim insanları: D vitamini eksikliği ağrı ve opioid ihtiyacını artırıyor</h3><p>Çalışmada ameliyat sonrası ağrı düzeyleri, operasyonun hemen ardından ve ilk 24 saat boyunca düzenli aralıklarla ölçüldü. D vitamini eksikliği bulunan hastaların, orta ila şiddetli postoperatif ağrı yaşama riski üç kat yükseldi. Her iki grupta da şiddetli ağrı (ağrı skalasında 7 ve üzeri) görülmezken, farkın özellikle orta düzeyde ağrıda yoğunlaştığı belirtildi. D vitamini eksikliği olanlar, opioid ağrı kesicilere daha fazla ihtiyaç duydu. Araştırmacılar, opioidlerin bulantı, kusma, sedasyon ve kafa karışıklığı gibi yan etkilere yol açabileceğini ve uzun vadede bağımlılık riskini artırdığını vurguladı. Ayrıca, D vitamini eksikliği olan hastalarda postoperatif bulantı daha sık görülürken, kusma yalnızca bu grupta raporlandı. Ancak kusma sıklığındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı.</p><h3>Takviye önerisi ve araştırmanın sınırlamaları</h3><p>Bilim insanları, D vitamini eksikliği ile cerrahi sonrası ağrı arasındaki bağlantının dikkat çekici olduğunu, ancak bu ilişkinin neden-sonuç ilişkisiyle açıklanamayacağını belirtti. Araştırmanın gözlemsel olması ve tek bir merkezde yürütülmesi, sonuçların genellenebilirliği konusunda bazı sınırlamalar doğurdu. Ayrıca, çalışmada iltihap belirteçleri ölçülmediği için D vitamini ile ağrı arasındaki biyolojik mekanizmalar hakkında net bilgi sunulamadı. Bununla birlikte, araştırmacılar D vitamini eksikliğinin, meme kanseri ameliyatı geçiren hastalarda orta düzeyde postoperatif ağrı ve artan opioid kullanımıyla ilişkili olduğunu açıkladı. Preoperatif dönemde D vitamini takviyesinin, özellikle seviyeleri 30 nmol/L'nin altında olan hastalarda, ameliyat sonrası ağrı kontrolünde faydalı olabileceği öne sürüldü. Araştırma ekibi, ileriye dönük çalışmalarla bu bağlantının daha ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiğini vurguladı.</p><h3>D vitamini sağlığı ve ağrı yönetiminde yeni tartışma başlatıyor</h3><p>D vitamini, uzun yıllardır kemik sağlığıyla ilişkilendirilse de, son yıllarda ağrı yönetimi ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkileriyle de gündemde. Çalışmanın sonuçları, meme kanseri ameliyatı geçiren kadınlarda D vitamini eksikliğinin, yalnızca kemik sağlığını değil, aynı zamanda ameliyat sonrası yaşam kalitesini ve ağrı yönetimini de doğrudan etkileyebileceğini gösteriyor. D vitamini eksikliği, meme kanseri hastaları arasında yaygın biçimde görülüyor ve bu durum hastaların ameliyat sonrası süreçte daha fazla ağrı yaşamasına ve opioid türü ağrı kesicilere daha çok ihtiyaç duymasına neden olabiliyor. Bilim insanları, D vitamini düzeyinin düzenli olarak kontrol edilmesinin ve gerekirse takviye uygulanmasının, meme kanseri tedavisi gören hastalarda iyileşme sürecini olumlu yönde etkileyebileceğini belirtiyor.</p><p>Mısır'daki Fayoum Üniversitesi Hastanesi'nde yürütülen bu güncel araştırma, D vitamini eksikliğinin meme kanseri ameliyatı sonrası ağrı ve opioid ihtiyacı üzerindeki etkilerini gözler önüne seriyor. Elde edilen bulgular, D vitamini düzeyinin sadece kemik sağlığı için değil, ameliyat sonrası ağrı yönetimi açısından da kritik bir unsur olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlar, meme kanseri tanısı alan ve ameliyat planlanan hastaların D vitamini seviyelerini düzenli olarak ölçtürmelerini ve eksiklik durumunda hekim kontrolünde takviye almalarını öneriyor. Araştırmanın sonuçları, ileriye dönük daha kapsamlı çalışmaların gerekliliğine işaret ediyor ve D vitamini ile ağrı arasındaki bağlantının tıp dünyasında yeni tartışmalara zemin hazırlayabileceğini gösteriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/ameliyattan-sonra-daha-fa-566_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291506</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/uydular-icin-yeni-donem-bu-motor-yakit-olarak-atmosferdeki-gazlari-kullaniyor-291506</link>
      <pubDate>2026-09-15T11:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uydular için yeni dönem! Bu motor yakıt olarak atmosferdeki gazları kullanıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Stuttgart Üniversitesi'nde geliştirilen yeni plazma motoru, uyduların çok düşük Dünya yörüngesinde havadan yakıt alarak çalışmasını mümkün kıldı. Francesco Romano'nun liderliğinde yürütülen bu çalışma, uzay teknolojilerinde devrim niteliğinde bir adım olarak öne çıkıyor. Plazma motorunun verimliliği ve potansiyel ticari uygulamaları, sektörde büyük merak uyandırdı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uydular için yeni dönem! Bu motor yakıt olarak atmosferdeki gazları kullanıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Stuttgart Üniversitesi'nde yürütülen bir doktora çalışması, uyduların çok düşük Dünya yörüngesinde (VLEO) havadan yakıt alarak çalışmasını sağlayan yeni bir plazma motorunun geliştirilmesiyle sonuçlandı. Üniversitenin genç araştırmacılarından Francesco Romano'nun arXiv'de yayımlanan tezinde, geleneksel pahalı yakıtlar yerine atmosferdeki hava moleküllerinin kullanılması hedeflendi. Bu yenilikçi yaklaşım, uyduların 100 ila 450 kilometre arasındaki yörüngelerde daha uzun süre kalmasına olanak tanıyor. Romano'nun geliştirdiği plazma motoru, uzayda sürtünmeye neden olan hava moleküllerini doğrudan yakıt olarak kullanarak, uyduların sürekli motor çalıştırma ihtiyacına ekonomik ve sürdürülebilir bir çözüm getiriyor.</p><h3>Francesco Romano: 'Plazma motoru ile yakıt sorunu aşılacak'</h3><p>Francesco Romano'nun geliştirdiği plazma motoru, atmosfer soluyan elektrikli itici sistemler (ABEP) kategorisinde yer alıyor. Bu sistemler, uzay aracının ön kısmında ince havayı topluyor ve elektrikli bir motora yönlendiriyor. Motor, topladığı hava moleküllerini plazmaya dönüştürüp arka taraftan fırlatarak itiş gücü sağlıyor. Özellikle VLEO'da, sürtünmeye neden olan hava molekülleri hem bir sorun hem de fırsat yaratıyor. Romano'nun çözümü, bu molekülleri yakıt olarak kullanarak, uyduların pahalı gazlara olan ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Plazma motorunun geliştirilmesinde karşılaşılan en büyük engellerden biri, üst atmosferde bolca bulunan ve aşındırıcı özelliğiyle bilinen atomik oksijen (AO) oldu. AO, metal elektrotları, ivme ızgaralarını ve standart iyon motorlarında kullanılan katotları hızla aşındırıyor. Ayrıca AO, uzay aracını nötralize eden "elektron tabancası" katotlarını da tahrip ediyor. Bu durum, iyon itici sistemlerinin işlevsiz hale gelmesine yol açıyor. Romano, bu sorunu temas gerektirmeyen, nötralizörsüz ve radyo frekansı (RF) helikon plazma iticisi geliştirerek çözdü. Böylece, AO'nun neden olduğu aşınma ve arızaların önüne geçildi. Ayrıca, VLEO'nun değişken atmosfer koşullarına karşı dayanıklı bir sistem tasarlandı. Gün-gece döngüsü, enlem değişiklikleri ve güneş aktivitesi gibi faktörler, motorun her koşulda güvenle çalışmasını gerektiriyor. Romano'nun sistemi, bu zorlu koşullarda dahi istikrarlı performans sergiliyor.</p><h3>Speküler alma sistemiyle yüzde 94,3 verimlilik</h3><p>Plazma motorunun başarısında en kritik adımlardan biri, atmosferden hava toplama sisteminin verimliliği oldu. Romano, üç farklı hava alma tasarımını test etti. Bunlardan ilki, "geliştirilmiş huni" adı verilen ve moleküler bir tuzak görevi gören bir yapıydı. İkincisi, titanyum alaşımdan üretilmiş kompakt altıgen bir "dağıtılmış alma" sistemi olarak öne çıktı. Ancak en başarılı sonuç, grafit veya silisyum dioksit ile kaplanmış parabolik bir ayna şeklindeki "speküler alma" tasarımından elde edildi. Bu sistem, rüzgar tüneli testlerinde hava parçacıklarının yüzde 94,3'ünü toplamayı başardı. Ayrıca, 15 derece eğime maruz kaldığında bile verimlilikte sadece yüzde 8'lik bir azalma görüldü. Bu yüksek verimlilik, plazma motorunun gerçek uzay koşullarında da etkin şekilde çalışabileceğini gösteriyor. Romano, itici tasarımında ise tıbbi cihazlardan ilham aldı. Manyetik rezonans görüntüleme (MR) cihazlarında kullanılan kuş kafesi anteniyle, elektrik gücünün yüzde 99'unu motora iletmeyi başardı. Bu, standart bobinli sistemlere kıyasla çok daha düşük güç kaybı anlamına geliyor. Motorun çevresine sarılan solenoid, plazmayı arka taraftan iten bir manyetik alan oluşturuyor. Hem pozitif hem de negatif iyonlar iticiden dışarı atıldığı için nötralizöre ihtiyaç kalmıyor. Bu özellik, plazma motorunu hem dayanıklı hem de uzun ömürlü kılıyor.</p><h3>VLEO ve Mars için sürdürülebilir plazma motoru çözümü</h3><p>Romano'nun geliştirdiği plazma motoru, laboratuvar ortamında güvenilirliğini kanıtladı. Sistem, VLEO atmosferinde karşılaşılacak başlıca üç gazın konsantrasyonunu simüle eden bir vakum odasında test edildi. Motor, yalnızca 50-60 W RF gücüyle sürekli plazma akışı üretti. Bu değer, geleneksel uzay aracı güneş panellerinin kapasitesinin oldukça altında. Romano, sistemin performansını gerçek kullanım senaryolarına da uyguladı. Özellikle, daha önce ksenon iyon iticisiyle VLEO'ya fırlatılan ve yakıtı bittiği için görevini sonlandıran GOCE uydusu üzerinde modelleme yaptı. Hesaplamalar, yeni plazma motorunun 190 ila 250 kilometre yükseklikte, 1,6 kW'dan daha az güçle süresiz çalışabileceğini gösteriyor. Bu, mevcut uzay araçlarının enerji üretim sınırlarının çok altında bir değer. Ayrıca, Romano'nun tezinde Mars atmosferi için de önemli bir senaryoya yer verildi. Mars'ın CO2 açısından zengin atmosferinde, plazma motoru 120 ila 160 kilometre arasında bir uzay aracını sürekli destekleyebiliyor. Bu, Kızıl Gezegen'in yörüngesinde mevcut uydulara kıyasla çok daha yakın ve sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. Plazma motorunun bu özelliği, gelecekte Mars görevlerinde de çığır açıcı bir rol üstlenebilir.</p><h3>Ticari uygulamalar ve geleceğe yönelik belirsizlikler</h3><p>Her ne kadar plazma motoru laboratuvar testlerinde başarılı olsa da, bu sistemin gerçek uzay görevlerinde kullanılacağına dair kesin bir garanti bulunmuyor. Ancak, atmosferden yakıt alma fikri ve yüksek verimlilik oranı, uzay endüstrisinde büyük ilgi uyandırdı. Plazma motorunun ticari uygulamaları, uyduların ömrünü uzatma ve maliyetleri düşürme potansiyeliyle dikkat çekiyor. Sektör temsilcileri, bu teknolojinin risklerinin azaltılması ve gerçek görevlerde denenmesi halinde, uzayda yakıt ikmaline ihtiyaç duymadan çalışan uyduların yeni bir döneme gireceğini vurguluyor. Romano'nun bundan sonraki adımlarına dair net bir bilgi bulunmasa da, şimdiye kadar elde edilen sonuçlar tasarımın potansiyelini açıkça ortaya koyuyor. Plazma motoru, uzay araştırmalarında yakıt sorununu kökten çözebilecek yenilikçi bir alternatif olarak öne çıkıyor. Bu gelişme, uzay teknolojilerinde sürdürülebilirlik ve maliyet avantajı açısından yeni bir çağın habercisi olabilir.</p><p>Sonuç olarak, Stuttgart Üniversitesi'nde geliştirilen plazma motoru, uyduların hem Dünya hem de Mars yörüngesinde uzun süreli ve ekonomik şekilde çalışmasını sağlayacak bir çözüm sunuyor. Atmosferden yakıt alma prensibiyle çalışan bu sistem, uzayda yakıt sorununun aşılmasında önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ticari uygulamalar ve gelecekteki görevler için heyecan verici bir potansiyel taşıyan plazma motoru, uzay teknolojilerinde devrim yaratabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/uydular-icin-yeni-donem-b-817_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291505</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/discover/could-ai-spiral-out-of-control-2-scenarios-that-could-threaten-humanity-291505</link>
      <pubDate>2026-09-15T11:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Could AI spiral out of control? 2 scenarios that could threaten humanity]]></title>
      <category><![CDATA[Discover]]></category>
      <description><![CDATA[The debate over the future of artificial intelligence has been reignited by new warnings from some of the technology industry's leading figures. Anthropic CEO Dario Amodei has called for a more controlled pace of AI development, warning that rapidly advancing AI systems could outpace efforts to ensure their safety.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Could AI spiral out of control? 2 scenarios that could threaten humanity]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>The debate over the future of artificial intelligence has been reignited by new warnings from some of the technology industry's leading figures. Anthropic CEO Dario Amodei has called for a more controlled pace of AI development, warning that rapidly advancing AI systems could outpace efforts to ensure their safety.</b></p><p>Amodei's warning has brought renewed attention to a long-running debate over whether artificial intelligence could eventually slip beyond human control. OpenAI CEO Sam Altman, as well as Tesla and SpaceX CEO Elon Musk, have voiced support for Amodei's call on social media.</p><p><b>Two major AI risk scenarios under debate</b></p><p>At the heart of the debate are two major scenarios involving the potential risks posed by artificial intelligence. The first is the emergence of a self-improving superintelligent AI that increasingly moves beyond human control. The second involves AI being used by malicious individuals or states for purposes such as developing biological weapons, carrying out cyberattacks or damaging critical infrastructure.</p><p>However, there is no consensus among experts on when these scenarios could occur or how likely they are to be. </p><p><b>Krueger issues a stronger warning: Slowing down is not enough</b></p><p>An exclusive interview conducted by Anadolu Agency with David Krueger, an associate professor working in AI safety at the University of Montreal, brings a much more forceful perspective to the debate. Krueger argues that Amodei's call to slow the pace of AI development would not be enough, calling instead for the development of more powerful AI systems to be halted altogether and for an international moratorium to be imposed.</p><p><b>"We are essentially building a new form of life"</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/artificialintellinge-150920261b1df780.jpg"/><p>"People need to understand that what we are doing right now is essentially building a new form of life," Krueger said.</p><p>Krueger explained that AI systems are still largely confined to computers, but warned that their reach could expand as they become connected to critical infrastructure and increasingly advanced robots.</p><p>At that point, he warned, "there will be a form of life much more intelligent than humans," arguing that the real danger would emerge if such systems gained the ability to operate independently.</p><p>Meanwhile, <b>U.S. President Donald Trump</b> rejected concerns that AI could take control of humanity. Trump described such fears as a "hoax" while defending data centers as a strategic investment for the future of the United States. He also argued that slowing the development of AI could give China an advantage.</p><p>The debate over how quickly AI should be developed, where the development of more powerful systems should be halted and how increasingly powerful technology should be governed has therefore returned to the forefront.</p><p><b>Why does Amodei want AI development to slow down?</b></p><p><b>Anthropic CEO Dario Amodei</b> has called for the development of the world's most advanced artificial intelligence systems to proceed at a more controlled pace, arguing that safety measures are struggling to keep up with rapidly expanding capabilities.<br></p><p>In his essay, We Must Pace the Frontier, Amodei outlines emerging risks and proposes a three-stage framework involving independent evaluators, coordination among democratic countries and eventual global agreements.</p><p><b>According to AA here are five key points from his proposal:</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/kapak333-15092026a54c4959.jpg"/><p><b><font color="#990000">1. AI is beginning to accelerate its own development</font></b></p><p>Amodei's central concern is recursive self-improvement &#8212; the growing ability of AI systems to help design, train, and improve the next generation of models.</p><p>He argues that this feedback loop could sharply accelerate advances in AI capabilities, leaving researchers with insufficient time to understand how increasingly powerful systems behave or ensure that they remain under human control.</p><p><b><font color="#990000">2. Warning signs have moved beyond hypothetical scenarios</font></b></p><p>Amodei cites incidents in which groups of AI agents displayed unintended, coordinated behavior, including conducting cyber operations outside their assigned tasks and attempting to interfere with systems evaluating their performance.</p><p>While those incidents caused limited harm, he argues that similar behavior by more capable systems could have severe consequences.<b> He warns that within six to 12 months, an advanced but misaligned swarm of agents might be capable of establishing a persistent botnet across the internet and causing massive economic damage.</b></p><p><b><font color="#cc0000">3. 'Pacing' AI does not mean stopping progress</font></b></p><p>Amodei distinguishes his proposal from a complete moratorium on AI research or model training.</p><p>His aim is to keep improvements in AI capabilities from moving faster than work on alignment, interpretability, testing, and operational security. Even an additional one or two years, he argues, could provide researchers with valuable time to understand model behavior, strengthen safeguards, and develop more reliable evaluations.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/ai-150920265637b3a9.jpg"/><p><b class=""><font color="#990000">4. Anthropic will invite independent evaluators inside the company</font></b></p><p>The first and most immediate part of the plan involves embedding third-party evaluators within frontier AI companies.</p><p>Anthropic says external reviewers will receive access similar to that given to employees conducting internal risk assessments, including access to relevant tools, workspaces, and development processes.</p><p>The evaluators would verify whether the company is honoring its safety commitments, investigate incidents, and publish key findings without editorial control from Anthropic, subject to limited legal, security, and confidentiality restrictions.</p><p><b><font color="#990000">5. AI safety ultimately requires international coordination</font></b></p><p>Amodei proposes coordination first among frontier AI companies operating in democratic countries, supported by governments and common safety standards.</p><p>At the international level, he advocates seeking verifiable agreements with China and other governments. Initial measures could prohibit the use of AI to develop biological weapons and establish shared testing requirements for cyber, biological, and alignment risks.</p><p>More ambitious agreements could impose limits on recursive self-improvement or the overall pace of AI development. Amodei acknowledges that such arrangements would be difficult to enforce, stressing that they must not allow one country to gain a decisive strategic advantage by secretly violating the rules.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/could-ai-spiral-out-of-co-419_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291504</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/gunun-manseti-15-eylul-2026-sali-291504</link>
      <pubDate>2026-09-15T11:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Günün Manşeti | 15 Eylül 2026 Salı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[24 TV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkök ve Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç, 'Günün Manşeti'nde 15 Eylül 2026 Salı gündemini değerlendirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Günün Manşeti | 15 Eylül 2026 Salı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>24 TV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkök ve Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç, Türkiye'nin ve dünyanın gündemini, gazetelere yansıyan haberleri, köşe yazılarını ve günün önemli gelişmelerini farklı bakış açılarıyla, çarpıcı analizlerle hafta içi her sabah "Günün Manşeti"nde değerlendiriyor. "Günün Manşeti" hafta içi her sabah saat 11.00'de canlı yayınla 24 TV'de ekrana geliyor.</p><p>24 TV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkök ve Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç, 'Günün Manşeti'nde 15 Eylül 2026 Salı gündemini değerlendirdi.</p><p><b>Programdan önemli satır başları:</b></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/video1-150920266986facc.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>BİRLEŞİK KRALLIK'TA KOPUŞ SİNYALİ</b></p><p><b>Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç</b><b>: </b>Adamlar bir dikey devrimi çağdaşlık diye halen yaşıyorlar.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/video1-15092026cbc43968.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>BREXIT SONRASI İNGİLTERE SİYASETİ</b></p><p><b>Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç</b><b>: </b>Birleşik Krallık dünyanın en güçlü ülkelerinden bir tanesi ama bunlarda Cumhuriyet yok. Demek ki bunlar mağara insanlarının savunduğu değerlerdir.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/video2-1509202640fa8590.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>NATO ÜSSÜNDE CASUS ALARMI</b></p><p><b>24 TV GYY Ömer Özkök</b><b>: </b>Aklıma bantlanan güvenlik kameraları görüntüleri geldi. Ben bir kere daha şükrettim. Yani en azından devletin kritik noktalarındaki insanların adının bu meselelerle anılmadığına ve devletin bu meselelerle anılma potansiyeli olan insanlara emanet edilmediğine ben bir kez daha şükrettim.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/video1-15092026b739564c.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>SUNGUR İLK ATIŞTA HEDEFİ VURDU</b></p><p><b>24 TV GYY Ömer Özkök</b><b>: </b>Özgür Özel'i süratle tavşan ve tilkiler için açıklama yapmaya davet ediyoruz. Dolayısıyla bu kara tatbikatı kara canlılarını ürküttüğü için Özgür Özel'in bunu kınamasını bekliyoruz.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/video1-150920263c156568.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>YENİ PARTİ'DE İSİM KRİZİ</b></p><p><b>24 TV GYY Ömer Özkök</b><b>: </b>Ben Yeni Parti seçmeni gibi düşündüğüm zaman çok endişeli olmuyorum. Çünkü zaten Özgür Özel'in kendisi bile partinin adını karıştırıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/gunun-manseti-15-eylul-20-145_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291503</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/borsa-15-eylul-2026-sali-gunune-1421998-puandan-basladi-291503</link>
      <pubDate>2026-09-15T10:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Borsa, 15 Eylül Salı gününe 14.219,98 puandan başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, 15 Eylül 2026 Salı gününe yüzde 0,11 düşüşle 14.219,98 puandan başladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Borsa, 15 Eylül Salı gününe 14.219,98 puandan başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>15 Eylül 2026 Salı borsa haberleri... Dün satış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,60 değer kaybederek 14.235,83 puandan tamamladı.</p><p>Endeks, bugün açılışta önceki kapanışa göre 15,86 puan ve yüzde 0,11 azalışla 14.219,98 puana indi. Bankacılık endeksi yüzde 0,11, holding endeksi yüzde 0,06 değer kazandı.</p><p>Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran yüzde 0,41 ile orman kağıt basım, en çok gerileyen yüzde 2,22 ile bilişim oldu.</p><p>Küresel piyasalar, Orta Doğu'da gerilimin devam etmesi, tahvil piyasasındaki satış baskısı ve yapay zeka şirketlerine ilişkin belirsizliklerle negatif seyrediyor.</p><p>Analistler bugün yurt içinde bütçe dengesinin, yurt dışında ise Avro Bölgesi'nde dış ticaret dengesi ile ABD'de New York Fed imalat sanayi endeksi başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.100 ve 14.000 puanın destek, 14.400 ve 14.500 puanın direnç konumunda olduğunu kaydetti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/borsa-15-eylul-2026-sali--874_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291502</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/kardiyologlar-acikladi-iste-kan-basincini-destekleyen-4-besin-291502</link>
      <pubDate>2026-09-15T10:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kardiyologlar açıkladı! İşte kan basıncını destekleyen 4 besin]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'nin önde gelen dört kardiyoloğu, kan basıncını kontrol altına almak ve kalp sağlığını korumak için kendi sofralarından eksik etmedikleri besinleri açıkladı. Uzmanlar, somon, pancar, roka ve kara lahananın sağlıklı bir yaşam için önemine dikkat çekti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kardiyologlar açıkladı! İşte kan basıncını destekleyen 4 besin]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'nin çeşitli prestijli hastanelerinde görev yapan dört kardiyolog, kan basıncını dengelemek ve kalp sağlığını güçlendirmek isteyenler için hangi besinleri tercih ettiklerini paylaştı. Uzmanlar, somon, roka, pancar ve kara lahananın düzenli tüketiminin damar sağlığına olumlu etkiler sunduğunu, bu besinlerin aynı zamanda vücuda yüksek miktarda vitamin, mineral ve antioksidan kazandırdığını vurguladı. Kardiyologların önerileri, sağlıklı beslenmenin kalp ve damar sistemine katkısına dair önemli ipuçları sunuyor.</p><h3>Kardiyolog Jeffrey Lander'dan somon ve tam tahıllarla dengeli menü</h3><p>RWJBarnabas Health'te spor kardiyolojisi eş direktörü olarak görev yapan Dr. Jeffrey Lander, sofralarından somonu eksik etmediğini belirtiyor. Somonun içeriğindeki omega-3 yağ asitlerinin kalp ve damar sağlığı için kritik rol oynadığını vurgulayan Lander, düzenli somon tüketiminin kan basıncında düşüş sağladığına dikkat çekiyor. Ayrıca, somonun yüksek kaliteli protein, D vitamini ve B vitaminleriyle de zengin bir kaynak olduğunun altını çiziyor. Dr. Lander, somonu genellikle zeytinyağı, limon, sarımsak ve çeşitli otlarla fırında pişirip, yanında kavrulmuş sebzeler ve tam tahıllarla servis ettiğini ifade ediyor. Somonu salata üzerinde veya farklı baharatlarla çeşitlendirilmiş olarak da tüketmenin mümkün olduğunu belirten Lander, özellikle omega-3 alımının kan basıncı üzerinde olumlu etkiler yarattığını kaydediyor.</p><h3>Dr. Joseph Diabes: Roka ve ıspanakla sağlıklı damarlar</h3><p>New York'taki Northwell'in Lenox Hill Hastanesi'nden kardiyolog Dr. Joseph Diabes, yeşil yapraklı sebzeler arasında özellikle rokanın öne çıktığını söylüyor. Roka, vücudun nitrik okside dönüştürdüğü doğal nitratlar bakımından zengin ve bu özelliğiyle damarların gevşemesine, genişlemesine yardımcı oluyor. Böylece kan akışı iyileşiyor ve kan basıncı sağlıklı seviyelerde tutulabiliyor. Dr. Diabes, rokanın baharatlı tadı sayesinde ağır soslara veya fazla tuza ihtiyaç duymadan lezzetli bir salata hazırlamanın mümkün olduğunu belirtiyor. Salatalarında rokanın yanı sıra kavrulmuş pancar, keçi peyniri veya feta, sızma zeytinyağı ve limon suyu gibi malzemeler kullandığını aktarıyor. Ayrıca domates, avokado, ceviz gibi eklemelerle salataları zenginleştirmenin de kan basıncı kontrolünde faydalı olabileceğini ifade ediyor. Rokaya alternatif olarak ıspanak da öneren Diabes, bu sebzeyi çiğ olarak veya hafifçe sotelenmiş şekilde tükettiğini söylüyor.</p><h3>Dr. Smadar Kort: Pancar ile antioksidan ve potasyum desteği</h3><p>Stony Brook Medicine'de invaziv olmayan kardiyovasküler görüntüleme sistem direktörlüğü yapan Dr. Smadar Kort, pancarın diyetinde önemli bir yer tuttuğunu belirtiyor. Kendi kan basıncı normal aralıkta olsa da, pancarın içerdiği nitratların yanı sıra lif, folat, potasyum ve antioksidanların damar sağlığını desteklediğini vurguluyor. Dr. Kort, genellikle önceden pişirilmiş pancarları tercih ettiğini ve bunları salatalara dilimleyerek eklediğini söylüyor. Salatalarında yeşil yapraklı sebzeler, keçi peyniri ve sızma zeytinyağı gibi malzemelerle Akdeniz tipi bir öğün oluşturduğunu ifade ediyor. Bazen pancarı fırında kavurup yan yemek olarak balıkla birlikte tüketmenin de kan basıncını dengelemeye yardımcı olduğunu belirten Kort, ayrıca ceviz ve taze maydanoz ekleyerek pancar salatasının besin değerini artırdığını aktarıyor. Pancar, içerdiği potasyum sayesinde vücuttaki sodyum dengesini düzenleyerek kan basıncı üzerinde doğrudan etkili olabiliyor.</p><h3>Christopher Lee'den kara lahana önerisi: Lif ve nitrat kaynağı</h3><p>Kaliforniya Üniversitesi San Francisco'dan Dr. Christopher Lee, kara lahananın günlük beslenmesinde vazgeçilmez bir yere sahip olduğunu dile getiriyor. Kara lahana, doğal nitrat içeriğiyle damarların gevşemesine ve genişlemesine yardımcı oluyor, bu da kan basıncının sağlıklı seviyelerde seyretmesini destekliyor. Ayrıca yüksek lif oranı sayesinde sindirim sistemine de katkı sağlıyor. Dr. Lee, taze kara lahanayı doğrayıp salatalarına ekleyerek basit ve pratik bir şekilde tükettiğini, genellikle sadece az miktarda tuz ile lezzetlendirdiğini belirtiyor. Lif açısından zengin olan kara lahana, düzenli tüketildiğinde hem sindirim sağlığını koruyor hem de kalp ve damar sisteminin işleyişine olumlu katkı sağlıyor. Lee, bu sebzenin besin değerleri sayesinde kan basıncını düşürmek isteyenler için ideal bir alternatif olduğunu vurguluyor.</p><p>Kardiyologlar tarafından önerilen bu dört besin, yalnızca kan basıncını düşürmekle kalmıyor; aynı zamanda kalp ve damar sağlığını genel anlamda destekliyor. Uzmanlar, bu besinlerin düzenli olarak sofralarda yer almasının, sağlıklı bir yaşam için önemli bir adım olduğunu belirtiyor. Doğru beslenme alışkanlıkları, kalp hastalıkları riskini azaltırken, kan basıncının kontrol altında tutulmasına da yardımcı oluyor. Özellikle somon, roka, pancar ve kara lahana gibi besinlerin dengeli ve çeşitli bir diyetin parçası haline getirilmesi, uzun vadede sağlığın korunmasına katkı sağlıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/kardiyologlar-acikladi-is-616_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291501</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/litvanya-hava-sahasinda-alarm-nato-savas-ucaklari-bir-dronu-imha-etti-291501</link>
      <pubDate>2026-09-15T10:48:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Litvanya hava sahasında alarm! NATO savaş uçakları bir dronu imha etti]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Litvanya hava sahasına gece saatlerinde izinsiz giren bir drone, NATO savaş jetleri tarafından düşürüldü. Olay, Belarus sınırına yakın Kaunas bölgesinde gerçekleşirken, Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nausėda, ülkesinin güvenliğinin NATO iş birliğiyle korunduğunu vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Litvanya hava sahasında alarm! NATO savaş uçakları bir dronu imha etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Litvanya'nın güneyinde, Kaunas kenti yakınlarında gece saatlerinde yaşanan olayda, Litvanya hava sahasına izinsiz giren bir drone, NATO savaş jetleri tarafından düşürüldü. Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Naus&#279;da, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, ülkesinin hava sahasına giren dronun NATO pilotlarının hızlı müdahalesiyle etkisiz hale getirildiğini duyurdu. Yetkililer, olayın Salı günü gece yarısından hemen sonra gerçekleştiğini ve dronun büyük olasılıkla Belarus'tan Litvanya'ya geçtiğini belirtti. Olayın ardından başkent Vilnius ve çevresinde kısa süreli drone alarmı verildi.</p><h3>Cumhurbaşkanı Naus&#279;da: 'NATO ile iş birliği hayati önem taşıyor'</h3><p>Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Naus&#279;da, NATO'nun hava sahasını koruma konusundaki kararlılığını öne çıkardı. Naus&#279;da, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı saldırgan tutumunu artırdığı bu dönemde, bölgedeki güvenliğin NATO müttefikleriyle sağlandığını vurguladı. Cumhurbaşkanı, sosyal medya paylaşımında, Litvanya'nın hava sahasını koruma konusunda hiçbir taviz vermeyeceğini ve bu tür ihlallere karşı hızlı yanıt verileceğini belirtti. Litvanya Savunma Bakanlığı da, ülkenin silahlı kuvvetleri ile NATO Hava Savunma Misyonu'nda görev yapan İtalyan pilotların, dronun hava sahasını ihlaline karşı sorumlu bir şekilde hareket ettiğini açıkladı.</p><h3>Litvanya'da artan drone tehdidi ve bölgesel güvenlik endişeleri</h3><p>Litvanya'nın Belarus ile olan sınırı, son dönemde artan drone ihlalleri nedeniyle dikkat çekiyor. Pazar günü de Litvanya'da benzer bir drone görüntüsü rapor edildi; yetkililer, o olayda da bir nesnenin Belarus'tan ülkeye giriş yaptığını ve ardından Rusya hava sahasına geçtiğini bildirdi. Ancak, 13 Eylül'deki bu olayda hava tehdidi alarmı verilmemişti. Son dönemde askeri drone ihlalleri, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarıyla birlikte Avrupa genelinde sıkça yaşanıyor. Polonya da, Pazartesi gecesi hava sahasında Rusya'ya ait insansız hava araçlarının Ukrayna'ya saldırılar düzenlemesi nedeniyle önleyici havacılık operasyonları gerçekleştirdiğini açıkladı. Litvanya, Estonya ve Letonya, 2004'te NATO'ya katılarak, bir üye ülkeye yapılan saldırının tüm üyelere yapılmış sayılacağı 5. Madde'yi kabul etmişti. Bu çerçevede, NATO'nun Litvanya hava sahasında yürüttüğü hava savunma faaliyetleri, bölgenin güvenliğini sağlama açısından kritik rol oynuyor.</p><p>Litvanya'nın başkentinde daha önce de drone alarmları verilmiş, Mayıs ayında Vilnius'ta vatandaşlar sığınaklara yönlendirilmiş ve bu durum kısa süreliğine uçuşlar ile demir yolu ulaşımını aksatmıştı. Son yıllarda NATO jetleri, Baltık ülkeleri Estonya ve Letonya'da da kaybolan Ukrayna dronlarını düşürmek için defalarca havalanmıştı. Ukrayna ise, bu dronların kaybolmasını Rusya'nın elektronik savaş teknolojisine bağlıyor. Bölgedeki bu gelişmeler, Litvanya hava sahasının güvenliği ve NATO'nun bölgedeki varlığının önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.</p><p>Litvanya'nın Belarus ve Rusya ile paylaştığı sınırda yaşanan bu son olay, ülkenin güvenlik önlemlerini artırmasına ve NATO ile olan askeri iş birliğini pekiştirmesine neden oldu. Litvanya'nın, bölgedeki istikrarın korunması için müttefikleriyle yakın iş birliği içinde hareket etmeye devam edeceği belirtiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/litvanya-hava-sahasinda-a-143_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291500</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/sosyal-medya-yasagi-genisliyor-mu-hollanda-ve-ispanyadan-dikkat-ceken-oneri-291500</link>
      <pubDate>2026-09-15T10:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sosyal medya yasağı genişliyor mu? Hollanda ve İspanya'dan dikkat çeken öneri]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Hollanda ve İspanya, Avrupa Birliği genelinde sosyal medya için asgari yaş sınırı getirilmesi amacıyla Avrupa Komisyonu'na baskı yapıyor. İki ülke, bu düzenlemenin video oyunları ve yapay zeka sohbet botlarını da kapsamasını ve tüm AB ülkelerinde uyumlu şekilde uygulanmasını talep ediyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sosyal medya yasağı genişliyor mu? Hollanda ve İspanya'dan dikkat çeken öneri]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hollanda ve İspanya, sosyal medya platformlarında reşit olmayanların kullanımını sınırlandıracak AB çapında bir yaş sınırı getirilmesi için Avrupa Komisyonu'na güçlü bir çağrıda bulundu. Lahey ve Madrid yönetimleri, Komisyon'un önümüzdeki hafta açıklamayı planladığı yeni dijital düzenleme öncesinde, sosyal medya yaş sınırının sadece sosyal ağlarla sınırlı kalmamasını, video oyunları ile yapay zeka sohbet botlarını da kapsayacak şekilde genişletilmesini talep ediyor. Bu girişim, AB genelinde gençlerin dijital ortamlarda karşılaştığı risklere karşı daha kapsamlı koruma sağlanmasını hedefliyor.</p><h3>Hollanda ve İspanya'dan sosyal medya yaş sınırı için ortak belge</h3><p>İki ülke, Avrupa Komisyonu'na sundukları ortak belgede, sosyal medya yaş sınırının AB genelinde uyumlu ve uygulanabilir olmasının önemine dikkat çekti. Hollanda ve İspanya, sosyal medya yaş sınırı uygulamasının sadece sosyal ağlarla sınırlı kalmaması gerektiğini, video oyunları ve yapay zeka sohbet botları gibi dijital hizmetleri de kapsamasının zorunlu olduğunu vurguladı. Bu önerinin, reşit olmayanların dijital ortamlarda karşılaşabileceği bağımlılık, zararlı algoritmalar ve kişisel veri riski gibi sorunlara karşı etkili bir çözüm sunacağı ifade edildi. Ayrıca, ulusal düzenlemeler arasındaki farklılıkların önüne geçmek için AB düzeyinde tek tip bir çerçeve oluşturulmasının, hem kullanıcı güvenliği hem de platformlar açısından daha etkili sonuçlar doğuracağı belirtildi.</p><h3>Avrupa Komisyonu'ndan yeni düzenleme beklentisi artıyor</h3><p>Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Mayıs ayında yaptığı açıklamada, sosyal medya yaş sınırı konusunda AB genelinde bir öneri hazırladıklarını duyurmuştu. Komisyon'un, önümüzdeki hafta Birlik Durumu konuşmasında bu öneriyi kamuoyuna açıklaması bekleniyor. Hollanda ve İspanya'nın önerisi, yaş sınırının yalnızca sosyal medya ile sınırlı kalmamasını ve video oyunları ile yapay zeka sohbet botlarını da kapsamasını öngörüyor. Ayrıca, yaş sınırı uygulamasının orantılı olması, ifade özgürlüğü ve bilgi edinme hakkı gibi temel haklara saygı göstermesi gerektiği savunuluyor.</p><p>İki ülke, sosyal medya yaş sınırı uygulamasının, Dijital Hizmetler Yasası'nda olduğu gibi AB genelinde uyumlu ve etkin şekilde hayata geçirilmesini istiyor. Belgeye göre, çevrimiçi hizmet sağlayıcıları, sundukları hizmetlerin güvenli olduğunu kanıtladıkları takdirde yaş sınırı muafiyeti alabilmeli. Ayrıca, yaş doğrulama uygulamasının yalnızca kullanıcının belirli bir yaştan büyük olup olmadığını tespit etmekle sınırlı olması ve gizlilik risklerinin en aza indirilmesi gerektiği de vurgulanıyor.</p><p>Fransa, Yunanistan, Avusturya, Danimarka, Belçika, İtalya, Almanya ve Polonya gibi birçok Avrupa ülkesi, sosyal medya yaş sınırı konusunda ulusal düzenlemeler üzerinde çalışıyor veya mevcut yasalarını güncelliyor. Ancak, ulusal yaklaşımların yarattığı karmaşanın önüne geçmek amacıyla AB genelinde ortak bir çerçeve oluşturulması talebi güçleniyor. Fransız Anayasa Mahkemesi'nin Ağustos ayında 15 yaş altı için getirilen sosyal medya yasağını, orantısız ve anayasal haklara aykırı bulup iptal etmesi, yeni düzenlemenin kapsamı ve uygulanabilirliği açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir örnek olarak öne çıkıyor.</p><p>Hollanda ve İspanya'nın ortak girişimi, sosyal medya yaş sınırı tartışmalarının AB gündeminde daha üst sıralara taşınmasına yol açtı. Özellikle bağımlılık yapan algoritmalar ve zararlı dijital tasarımlara karşı risk temelli bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği belirtiliyor. Her iki ülke de, yaş sınırı uygulamasının etkili olabilmesi için kapsamlı bir etki değerlendirmesi yapılmasını, temel haklara saygı gösterilmesini ve uygulamanın pratikte işlemesi için yaş doğrulama sistemlerinin devreye alınmasını savunuyor.</p><p>Sonuç olarak, Hollanda ve İspanya'nın Avrupa Komisyonu'na yaptığı çağrı, sosyal medya yaş sınırı konusunun AB genelinde uyumlu, kapsamlı ve temel haklara saygılı bir şekilde düzenlenmesi gerekliliğini tekrar gündeme taşıdı. Önümüzdeki günlerde Komisyon'un açıklayacağı önerinin, gençlerin dijital dünyadaki güvenliği açısından önemli bir dönüm noktası olması bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/sosyal-medya-yasagi-genis-364_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291499</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/cin-vatandaslarinin-yurt-disina-cikisini-zorlastiran-yeni-kurallar-yururluge-girdi-291499</link>
      <pubDate>2026-09-15T10:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çin vatandaşlarının yurt dışına çıkışını zorlaştıran yeni kurallar yürürlüğe girdi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Çin hükümeti, vatandaşlarının yurtdışına çıkışını düzenleyen yeni kuralları devreye aldı. Yetkililer kararın ulusal güvenliği korumak için alındığını savunurken, uzmanlar ve hak grupları Çin'in vatandaşları üzerindeki kontrolünü daha da artırdığını belirtiyor. Yeni kısıtlamalar, özellikle yurt dışında Çin'in çıkarlarına zarar verdiği düşünülen kişileri ve teknoloji alanında ihlalde bulunanları hedef alıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çin vatandaşlarının yurt dışına çıkışını zorlaştıran yeni kurallar yürürlüğe girdi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çin hükümeti, vatandaşlarının ülke dışına çıkışını düzenleyen kapsamlı yeni kuralları yürürlüğe koydu. Salı günü uygulamaya giren bu düzenlemeler, özellikle yurt dışında Çin'in ulusal güvenliğine veya çıkarlarına zarar verdiği düşünülen kişilere yönelik katı önlemler içeriyor. Yeni uygulamaya göre, bu kişilere üç yıla kadar yurtdışına çıkış yasağı getirilebilecek. Ayrıca, teknoloji ithalat ve ihracatına ilişkin düzenlemeleri ihlal edenler de benzer şekilde yurtdışına seyahat etmekten men edilebilecek. Çinli yetkililer, bu adımların ülkenin egemenliği ve güvenliğini korumak için atıldığını belirtirken, uluslararası gözlemciler ve insan hakları savunucuları, kararların Çin'in vatandaşları üzerindeki kontrolünü daha da sıkılaştırdığı görüşünde birleşiyor.</p><h3>Çin yönetimi: 'Ulusal güvenlik için zorunlu adım'</h3><p>Çin yönetimi, yeni seyahat kısıtlamalarının sıradan vatandaşların özgürlüğünü hedef almadığını, aksine yüksek riskli ülkelere gitmeyi planlayan ya da alışılmadık seyahat kalıplarına sahip bireyler için önleyici bir tedbir olduğunu savunuyor. Hükümete bağlı "Piyao" platformu, yeni kuralların kamuoyunda yanlış anlaşıldığını, esas amacın yurtdışında yasa dışı kumar ve dolandırıcılık gibi faaliyetlere katılımı önlemek olduğunu açıkladı. Yetkililer, bu düzenlemelerle ulusal sanayi ve teknolojik güvenliğin de korunacağını vurguladı. Ancak, uygulamanın kapsamı ve kriterleri konusunda netlik olmaması, Çin'in seyahat kısıtlaması politikalarını tartışmalı hale getiriyor. Özellikle kamu görevlileri ve devlet işletmesi çalışanları, uzun süredir pasaportlarını teslim etmek ve yurtdışına çıkmak için özel izin almak zorunda kalıyor. Hükümetin bu uygulamaları, vatandaşların hangi ülkelere ve ne amaçla seyahat edebileceği konusunda ciddi belirsizlikler yaratıyor.</p><h3>Çıkış yasağı verileri rekor seviyeye ulaştı</h3><p>Çin'de vatandaşlara uygulanan çıkış yasaklarında son yıllarda dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Hak grubu Safeguard Defenders'ın BBC'ye sunduğu verilere göre, 2016 yılında yalnızca 89 çıkış yasağı kayıtlara geçerken, bu sayı 2023'te 188 bin 760'a yükseldi. Medeni davalarla ilgili çıkış yasağı oranı ise 2019 ile 2025 arasında 30 kat artarak %0,23'ten %7,3'e çıktı. Uzmanlar, gerçek rakamların resmi istatistiklerin çok üzerinde olabileceğine dikkat çekiyor. Georgetown Üniversitesi Asya Hukuku Merkezi İcra Direktörü Profesör Tom Kellogg, Çin'in bu yeni kurallarla yurtdışındaki vatandaşlarının ne söylediği ve ne yaptığı üzerinde baskı kurmayı amaçladığını savunuyor. Kellogg, bazı durumlarda devlet güvenlik yetkililerinin doğrudan pasaport vermeyi reddettiğini, bu yolla hükümete yönelik eleştirileri ve hak savunuculuğu faaliyetlerini engellemeye çalıştığını belirtiyor. Bu tür uygulamalar, Çin'in ideolojik kontrolünü artırma çabası olarak yorumlanıyor ve Mao Zedong dönemindeki kapalı toplum yapısına benzetiliyor.</p><h3>Çin vatandaşları belirsizlik ve baskı altında</h3><p>Çin'de yeni seyahat kısıtlamalarının uygulamaya girmesiyle birlikte, birçok vatandaşın yurtdışına çıkış hakkı üzerindeki belirsizlikler de arttı. Resmi olarak yazılı veya sözlü bildirim yapılmadıkça, vatandaşlar genellikle pasaport başvurusu sırasında veya yurtdışına çıkmaya çalıştıklarında kısıtlamalarla karşılaşıyor. Pek çok kişi, neden çıkış yasağı verildiğine dair resmi bir belge alamadığını ifade ediyor. Yalnızca Pipi takma adını kullanan 26 yaşındaki bir genç, 2023'te pasaport başvurusunun reddedildiğini ve bunun büyük ihtimalle 2019'daki demokrasi yanlısı protestolara katıldığı için gerçekleştiğini söylüyor. Pipi, Hong Kong'daki protestolar sırasında röportaj verdiğini ve ana karaya döndüğünde devlet güvenlik polisi tarafından sorgulandığını belirtiyor. Yetkililer, kendisine sadece sözlü olarak "Hong Kong meselesi nedeniyle" pasaport alamayacağını iletmiş. Pipi, resmi bir belge verilmediği için idari itiraz hakkını kullanamadığını, ayrıca hapiste kalma korkusuyla konuyu büyütmeye cesaret edemediğini dile getiriyor. Bu örnek, Çin'deki birçok vatandaşın seyahat kısıtlamasıyla ilgili yaşadığı belirsizliği ve baskıyı gözler önüne seriyor.</p><h3>Kamu çalışanları ve özel sektör de etkileniyor</h3><p>Çin'deki çıkış yasakları ve seyahat kısıtlamaları, yalnızca siyasi aktivistleri ya da muhalifleri değil, kamu görevlileri ve devlet işletmelerinde çalışanları da doğrudan etkiliyor. Pekin'de bir devlet finans kurumunda çalışan Xiao Wang, meslektaşlarının uzun süredir pasaportlarını teslim etmek ve yurtdışına çıkmak için yöneticilerden izin almak zorunda olduklarını aktarıyor. Özellikle Japonya gibi hassas ülkeler için seyahat izni almak neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda. Müze çalışanı bazı kamu görevlileri ise mesleklerinden dolayı doğrudan pasaport başvurusu dahi yapamıyor. Bu uygulamalar, Çin'in kamu sektöründe çalışanların hareket özgürlüğünü büyük ölçüde sınırladığını gösteriyor. Çıkış kısıtlamalarının kapsamı genişledikçe, toplumun farklı kesimleri üzerindeki etkisi de artıyor. Çin'in İdari Lisans Yasası'na göre, idari bir otorite lisans vermemeye karar verdiğinde gerekçesini yazılı olarak bildirmek zorunda. Ancak, pratikte bu gerekliliğin çoğu zaman yerine getirilmediği, vatandaşların hak arama yollarının tıkandığı belirtiliyor.</p><h3>Uzmanlardan seyahat özgürlüğü için uyarı</h3><p>Çin'in yeni seyahat kısıtlamaları, uluslararası alanda da tepkilere yol açıyor. Profesör Tom Kellogg, bu uygulamaların Çin lideri Xi Jinping'in yönetimi altında artan ideolojik kontrolün bir göstergesi olduğuna dikkat çekiyor. Kellogg'a göre, bugünkü kısıtlamalar Mao Zedong dönemindeki kapalı toplum yapısını hatırlatıyor. O yıllarda Çin, dünyadan büyük ölçüde izoleydi ve uluslararası seyahat, ancak 1990'larda başlayan reformlarla halkın hayatına girmişti. Şimdi ise, artan çıkış yasakları ve belirsiz kriterlerle, Çin vatandaşlarının yurtdışına çıkış hakkı yeniden ciddi biçimde kısıtlanıyor. Uzmanlar, bu gidişatın Çin'in uluslararası imajını ve vatandaşların temel haklarını olumsuz etkilediği uyarısında bulunuyor. Çin Dışişleri Bakanlığı ve göçmenlik yetkilileri ise, konuya ilişkin soruları yanıtsız bıraktı. Son yıllarda seyahat özgürlüğü üzerindeki bu baskının, Çin'in küresel ilişkilerinde de yeni tartışmalara yol açması bekleniyor.</p><p>Çin'de uygulamaya giren yeni seyahat kısıtlamaları, yalnızca bireysel özgürlükler açısından değil, ülkenin uluslararası konumu ve toplumsal yapısı bakımından da önemli sonuçlar doğuruyor. Artan çıkış yasakları ve süregelen belirsizlikler, vatandaşların hareket serbestisini kısıtlarken, ülke yönetiminin kontrol mekanizmalarını daha da güçlendirdiği eleştirilerini beraberinde getiriyor. Önümüzdeki dönemde bu düzenlemelerin hem Çin içinde hem de küresel düzeyde tartışılmaya devam edeceği öngörülüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/cin-vatandaslarinin-yurt--477_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291498</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/yuksek-tansiyonun-gizli-nedeni-gece-ortaya-cikiyor-291498</link>
      <pubDate>2026-09-15T10:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yüksek tansiyonun gizli nedeni gece ortaya çıkıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Bristol Üniversitesi ve Manchester Üniversitesi öncülüğünde yürütülen araştırma, yüksek tansiyonun sıkça gözden kaçan nedeni primer aldosteronizmi tespit etmek için giyilebilir bir cihaz geliştirdi. Bu yenilikçi teknoloji, gece saatlerinde yaşanan hormon patlamalarını ortaya çıkararak, geleneksel kan testlerinin gözden kaçırdığı vakaları aydınlatıyor. Araştırma, milyonlarca insanı etkileyen hipertansiyonun erken teşhisinde çığır açabilecek bulgular sunuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yüksek tansiyonun gizli nedeni gece ortaya çıkıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bristol Üniversitesi, Manchester Üniversitesi ve Avrupa'nın farklı bölgelerinden bilim insanları, yüksek tansiyonun önemli ve sıklıkla gözden kaçan bir nedeni olan primer aldosteronizmin teşhisinde yeni bir dönemi başlatacak bulgulara ulaştı. Science Translational Medicine dergisinde yayımlanan araştırmada, hastaların gündüz ve gece boyunca hormon değişimlerini izleyen giyilebilir bir cihaz sayesinde, primer aldosteronizme bağlı gece hormon artışları ilk kez ayrıntılı şekilde tespit edildi. Bu gelişme, rutin kan testlerinin çoğu zaman tanı koyamadığı hastaları belirlemeyi mümkün kılarken, milyonlarca insanı etkileyen hipertansiyonun erken teşhisi için de umut veriyor.</p><h3>Bristol Üniversitesi'nden 24 saatlik hormon takibiyle çığır açan buluş</h3><p>Çalışmanın merkezinde, Bristol Üniversitesi'nde geliştirilen ve hastaların günlük yaşamlarını kesintiye uğratmadan 24 saat boyunca hormon seviyelerini ölçebilen taşınabilir bir cihaz yer alıyor. Bu cihaz, cep telefonu büyüklüğünde ve hastaların beline takılarak kullanılıyor. Araştırmada, Birleşik Krallık, Norveç, İsveç ve Yunanistan'dan toplam 60 hasta, 24 saat süresince hormon takibine alındı. Cihaz, her 20 dakikada bir hormon örnekleri toplayarak, özellikle gece saatlerinde gerçekleşen ani hormon yükselmelerini ayrıntılı şekilde kaydetti. Araştırma ekibi, bu dinamik izleme sayesinde, primer aldosteronizmin klasik kan testleriyle tespit edilemeyen, geceye özgü hormon patlamalarını ilk kez gözlemledi.</p><h3>Dr. Thomas Upton: 'Primer aldosteronizm tanısında devrim mümkün'</h3><p>Bristol Üniversitesi'nden Klinik Araştırma Bursiyeri Dr. Thomas Upton, primer aldosteronizmin yüksek tansiyonun en yaygın nedenlerinden biri olduğunu ve Birleşik Krallık'ta milyonlarca kişiyi etkilediğini vurguladı. Upton, mevcut tanı süreçlerinin karmaşıklığı ve hormonların gün içindeki değişkenliği nedeniyle teşhisin çoğu zaman geciktiğini veya hiç konulamadığını belirtti. Araştırmada kullanılan giyilebilir cihaz sayesinde, hastaların ev ortamında, günlük aktivitelerine devam ederken hormon seviyeleri izlenebildi. Bu yaklaşım, doktorların hastalığın gerçek zamanlı seyrini anlamasına olanak tanıdı ve hipertansiyonun tanımlanmasında köklü bir değişimi mümkün kıldı. Upton, bu yöntemin kalp hastalığı ve inme gibi önlenebilir kardiyovasküler hastalıkların azaltılmasına da katkı sağlayabileceğini ifade etti.</p><h3>Manchester Üniversitesi'nden Dr. Zavala: 'Gece hormon patlamaları tanıda yeni ipucu'</h3><p>Araştırmanın bir diğer önemli ismi, Manchester Üniversitesi'nden Dr. Eder Zavala, 24 saatlik hormon izlemenin, gece boyunca yaşanan ve daha önce fark edilmeyen hormon patlamalarını ortaya çıkardığını açıkladı. Zavala'ya göre, bu bulgu, primer aldosteronizmin hastalığın erken ve hafif formlarında dahi daha kesin şekilde saptanmasına olanak tanıyor. Özellikle gece saatlerinde adrenal bezlerden gelen ani hormon yükselmeleri, hastalığın sadece bir böbrek üstü bezini etkilediği vakalarda daha belirgin şekilde gözlendi. Ayrıca, cerrahi müdahaleyle etkilenen adrenal bezin çıkarılması sonrası, bu sıra dışı hormon desenlerinin ortadan kalktığı da tespit edildi. Zavala, bu verilerin primer aldosteronizmin doğrudan hastalıkla ilişkili olduğunu gösterdiğini belirtti.</p><h3>Giyilebilir cihazla primer aldosteronizm tanısında yeni dönem</h3><p>U-RHYTHM adı verilen ve 2023 yılında Dynamic Therapeutics tarafından ticarileştirilen teknoloji, hormonları deriden örnekleyerek hastaların gece uykusu dahil olmak üzere normal yaşamlarını sürdürmesini sağlıyor. Araştırmacılar, aldosteronun yanı sıra 18-hidroksikortizol ve 18-okso-kortizol gibi ilişkili hormonları da detaylı şekilde izledi. Elde edilen veriler, primer aldosteronizmin en şiddetli vakalarında dahi, hormon seviyelerinin zaman zaman tanı için belirlenen eşiğin altına düştüğünü gösterdi. Bu nedenle, standart kan testleri çoğu zaman hastalığı gözden kaçırabiliyor. Giyilebilir cihaz ise, hormonların gece boyunca gösterdiği tekrar eden patlamaları ve gündüz-gece ritmini ayrıntılı biçimde kaydederek, tanıdaki belirsizlikleri ortadan kaldırıyor.</p><h3>Primer aldosteronizm tanısında klasik testler yetersiz kalıyor</h3><p>Araştırmacılar, vücudun tuz ve su dengesini düzenleyen aldosteron hormonundaki değişiklikleri matematiksel ve hesaplamalı analizlerle inceledi. Çalışmanın sonuçları, standart kan testlerinin çoğu zaman hormon seviyelerinin normal göründüğü bir döneme denk gelmesi nedeniyle primer aldosteronizmi atlayabildiğini ortaya koydu. Özellikle gece saatlerinde yaşanan hormon patlamaları, hastalığın tanısında kritik bir rol oynuyor. Ayrıca, alışılmadık hormon desenlerinin, etkilenen adrenal bezin cerrahi olarak çıkarılmasıyla kaybolduğu da kanıtlandı. Bu bulgu, gece hormon artışlarının hastalıkla doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar, Endokrin Derneği'nin klinik uygulama kılavuzlarını referans göstererek, hipertansiyonu olan herkesin primer aldosteronizm açısından değerlendirilmesini öneriyor.</p><h3>Erken tanı için yeni yol haritası: Hormon değişimleri izlenmeli</h3><p>Çalışmanın yazarları, gelecekte primer aldosteronizm için tanının tek bir kan örneğine değil, hormon seviyelerinin zaman içindeki değişimlerine dayanması gerektiğini savunuyor. Çünkü bozukluk tedavi edilebilir ve bazı vakalarda tamamen iyileştirilebilir. Bu nedenle, erken tanı sayesinde önlenebilir kardiyovasküler komplikasyonların azaltılması mümkün hale geliyor. Araştırma, Avrupa Birliği Horizon 2020, Trond Mohn Vakfı, UKRI Biyoteknoloji ve Biyolojik Bilimler Araştırma Konseyi, Tıbbi Araştırma Konseyi, Bristol ve Weston NHS Vakfı Üniversite Hastaneleri, İsveç Tıbbi Araştırma Konseyi ve Knut ve Alice Wallenberg Vakfı tarafından desteklendi. Elde edilen bulgular, Bristol Üniversitesi'nin Kardiyovasküler Hastalıkları Anlama ve Önleme alanındaki öncü araştırma hedeflerine de katkı sunuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/yuksek-tansiyonun-gizli-n-448_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291497</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/konyada-icradan-satilik-tasinmaz-291497-291497</link>
      <pubDate>2026-09-15T10:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Konya Karatay'da 575 metrekare taşınmaz icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 14.375.000 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2022/5798 ESAS sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b>Artırma Bilgileri</b></p><p>1.Artırma</p><p>Başlangıç Tarih ve Saati: 24/11/2026 - 10:16</p><p>Bitiş Tarih ve Saati: 01/12/2026 - 10:16</p><p>2.Artırma</p><p>Başlangıç Tarih ve Saati: 17/12/2026 - 10:16</p><p>Bitiş Tarih ve Saati: 24/12/2026 - 10:16</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2220317/emlak-arsa-konya-karatayda-575-m2-tasinmaz-icradan-satiliktir">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/konyada-icradan-satilik-t-645_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291496</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/corum-merkezde-icradan-satilik-ahsap-ev-ahir-samanlik-ve-tarla-291496-291496</link>
      <pubDate>2026-09-15T10:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Çorum Merkez'de ahşap ev, ahır, samanlık ve tarla icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 2.022.998 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2025/39 SATIŞ sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2218317/emlak-konut-corum-merkezde-ahsap-ev-ahir-samanlik-ve-tarla-mahkemeden-satiliktir-coklu-satis-">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/corum-merkezde-icradan-sa-472_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291495</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/yozgatta-icradan-satilik-tarla-291495-291495</link>
      <pubDate>2026-09-15T10:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Yozgat Sarıkaya'da tarla icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 1.250.000 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2026/74 TLMT. sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2219008/emlak-tarla-tarim-arazisi-bag-bahce-zeytinlik-yozgat-sarikayada-tarla-icradan-satiliktir-coklu-satis-">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/yozgatta-icradan-satilik--559_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291494</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/istanbul-merkezli-10-ilde-teror-orgutu-operasyonu-39-supheli-yakalandi-291494</link>
      <pubDate>2026-09-15T10:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İstanbul merkezli 10 ilde terör örgütü operasyonu: 39 şüpheli yakalandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul merkezli 10 ilde düzenlenen terör örgütü operasyonunda 39 şüpheli gözaltına alındı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İstanbul merkezli 10 ilde terör örgütü operasyonu: 39 şüpheli yakalandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince silahlı terör örgütlerinin deşifre edilmesine yönelik çalışma yürütüldü.</p><p>Etkin pişmanlık hükümleri kapsamında alınan ifadelerde adı geçen terör örgütleri içerisinde faaliyet yürüten şüphelilere yönelik yapılan çalışmalarda, terör örgütleri MLKP içerisinde 44, TKP/ML-TİKKO içerisinde 4, DSİH-KALDIRAÇ içerisinde 3, MKP içerisinde 1 şüphelinin faaliyet gösterdiği tespit edildi.</p><p>Ekipler, 52 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmesinin ardından İstanbul, Ankara, Adana, Antalya, Aydın, Balıkesir, Diyarbakır, Mersin, Muğla ve Şanlıurfa'da 42 adrese eş zamanlı operasyon düzenledi.</p><p>Şüphelilerden 39'u gözaltına alınırken, 8'inin yurt dışında, 2'sinin ise cezaevinde olduğu belirlendi. Diğer 3 şüpheli ise aranıyor.</p><p>İkametlerde yapılan aramalarda şüphelilere ait materyallere, örgütsel dokümanlara el konulurken, 1 tabanca, 2 şarjör ile 53 fişek ele geçirildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/istanbul-merkezli-10-ilde-226_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291493</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/populer-sabah-icecegi-daha-fazla-kas-ve-daha-az-yagla-iliskilendirildi-291493</link>
      <pubDate>2026-09-15T10:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Popüler sabah içeceği daha fazla kas ve daha az yağla ilişkilendirildi]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Finlandiya'da yapılan kapsamlı bir araştırma, düzenli kahve tüketiminin vücut yağı oranını düşürüp kas kütlesini artırabileceğini ortaya koydu. Uzmanlar, kahve içenlerle içmeyenler arasında belirgin vücut kompozisyonu farkları tespit etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Popüler sabah içeceği daha fazla kas ve daha az yağla ilişkilendirildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Finlandiya'da gerçekleştirilen geniş çaplı bir araştırma, kahve tüketiminin vücut kompozisyonu üzerindeki etkilerini gözler önüne serdi. Avrupa Beslenme Dergisi'nde yayımlanan ve 2.264 orta yaşlı Fin yetişkinin incelendiği çalışma, düzenli kahve içenlerin daha fazla iskelet kasına ve daha az vücut yağına sahip olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmada, kahve tüketimi ile vücut kitle indeksi (BMI) arasında belirgin bir fark görülmezken, toplam vücut yağı ve viseral yağ oranlarında dikkat çekici düşüşler kaydedildi. Katılımcılar arasında günde en az beş fincan kahve tüketenlerin, kahve içmeyenlere kıyasla hem daha düşük vücut yağına hem de daha yüksek kas kütlesine sahip olduğu tespit edildi.</p><h3>Finli bilim insanları: Kahve kas ve yağ oranını etkileyebilir</h3><p>Araştırmacılar, kahve tüketiminin vücut kompozisyonunu olumlu yönde etkileyebileceğini belirtti. Çalışmaya göre, en fazla kahve içen grupta ortalama vücut yağı oranı yüzde 27,14 ve iskelet kası 32,46 kilogram olarak ölçüldü. Buna karşılık, kahve içmeyenlerde bu değerler sırasıyla yüzde 29,67 ve 30,88 kilogram olarak kaydedildi. Ayrıca, yüksek kahve tüketenlerde viseral yağ alanı da anlamlı şekilde daha düşük çıktı. Bilim insanları, kahve içenlerin BMI değerlerinin benzer olmasına rağmen, yağ oranı ve kas kütlesi bakımından önemli avantajlar taşıdığını vurguladı. Ancak, bu bulgulara rağmen vücut ağırlığının tek başına yağ ve kas farklılıklarını göstermede yetersiz kalabileceği belirtildi.</p><h3>Uzmanlardan uyarı: Kahve tek başına mucizevi etki yaratmıyor</h3><p>Çalışmanın kesitsel bir araştırma olması, kahvenin doğrudan kas artışı veya yağ kaybına yol açtığını kanıtlamıyor. Araştırmada kahve tüketimi katılımcıların kendi beyanlarına dayandı ve vücut kompozisyonu bioelektrik impedans yöntemiyle tahmin edildi. Bu nedenle, elde edilen sonuçların kesin bir nedensellik taşıdığı söylenemiyor. Bilim insanları, kahvenin hangi bileşenlerinin bu değişikliklere neden olabileceğini anlamak için daha uzun süreli ve müdahaleli çalışmalar yapılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, 2026 yılında yapılan ve 528 yaşlı Fin yetişkini kapsayan farklı bir araştırmada, kahve tüketimi ile vücut kompozisyonu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir bağlantı bulunamadı. Uzmanlar, kahve tüketiminin sağlıklı yaşam için tek başına yeterli olmadığını, dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin de önemli rol oynadığını hatırlattı.</p><p>Sonuç olarak, Finlandiya'da yapılan bu araştırma, kahve tüketiminin vücut yağı ve kas kütlesi üzerinde etkili olabileceği yönünde önemli ipuçları sunuyor. Ancak, kahvenin doğrudan mucizevi bir etki yarattığını söylemek için daha fazla bilimsel kanıta ihtiyaç duyuluyor. Gelecekte yapılacak uzun süreli ve kapsamlı çalışmalar, kahve ile vücut kompozisyonu arasındaki ilişkinin detaylarını ortaya koyabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/populer-sabah-icecegi-dah-274_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291492</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/trump-yapay-zeka-guvenligi-endiselerini-sacmalik-diyerek-reddetti-291492</link>
      <pubDate>2026-09-15T10:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trump, yapay zeka güvenliği endişelerini “saçmalık” diyerek reddetti]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, yapay zeka güvenliğiyle ilgili artan endişelere karşı çıkıyor. Trump, güvenlik önlemi taleplerini 'saçmalık' olarak nitelendirirken, teknoloji dünyası ve siyasetçiler ise risklere karşı yeni düzenlemeler istiyor. Yapay zeka alanında yaşanan bu gerilim, ABD'de önemli bir tartışma başlattı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trump, yapay zeka güvenliği endişelerini “saçmalık” diyerek reddetti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, yapay zeka güvenliği konusunda yükselen kaygıların gereksiz olduğunu savundu. Trump, hızla gelişen yapay zeka teknolojisinin daha fazla denetlenmesi gerektiğini söyleyenleri eleştirerek, bu tür endişelerin 'saçmalık' olduğunu belirtti. Bu açıklamalar, sektörün önde gelen isimlerinden Anthropic'in kurucu ortaklarından Jack Clark'ın, tehlikeli yapay zeka sistemleri için bağımsız bir 'kill switch' (acil durdurma mekanizması) zorunluluğu önerisinin hemen ardından geldi. Yapay zeka güvenliğiyle ilgili tartışmaların ABD'deki teknoloji piyasasında etkisi hissedilirken, hem firmalar hem de siyasi figürler arasında görüş ayrılıkları derinleşti.</p><h3>Trump: 'Yapay zeka güvenliği endişeleri siyasi bir oyun'</h3><p>Trump, pazartesi günü sosyal medya üzerinden yaptığı bir dizi paylaşımda, yapay zeka hakkındaki uyarıları 'Küresel Isınma Dolandırıcılığı' ile kıyasladı ve bu tartışmaların 'Radikal Sol Demokratlar' tarafından gündeme getirildiğini savundu. Kendini 'Saçmalık Avcısı' olarak tanımlayan Trump, yapay zeka güvenliğine dair kaygıları 'RUSYA, RUSYA, RUSYA SAÇMALIĞI' şeklinde nitelendirdi. Ayrıca, yapay zeka ve veri merkezlerine karşı bir komplo olduğunu, bu durumdan yalnızca Çin'in memnuniyet duyduğunu öne sürdü. Trump, yapay zeka için gerekli tek güvenlik önleminin 'güçlü ve akıllı' bir başkan olduğunu iddia ederek, teknolojinin gelişimini kısıtlayacak düzenlemelere karşı çıktı. Trump'ın bu tutumu, yapay zeka güvenliği konusundaki tartışmaları daha da alevlendirdi ve siyasi cephede kutuplaşmayı artırdı.</p><h3>Anthropic ve Microsoft, yapay zeka güvenliği için yeni öneriler sunuyor</h3><p>Anthropic'in kurucu ortağı Jack Clark, BBC'ye verdiği röportajda, tehlikeli yapay zeka yazılımlarının tamamen kapatılmasını sağlayacak bir 'kill switch' mekanizmasının sektör için zorunlu hale gelmesi gerektiğini vurguladı. Clark, çoğu laboratuvarda bu tür acil durum önlemlerinin bulunduğunu ancak yasa koyucuların bu uygulamayı zorunlu kılmasının önem taşıdığını ifade etti. Clark'ın bu önerisi, son dönemde yapay zeka şirketlerinde artan güvenlik endişeleriyle paralel şekilde gündeme geldi. Öte yandan, Microsoft AI da geliştirdiği yapay zeka modelleriyle ilgili yeni bir rehber yayımladı ve 'insan merkezli yapay zeka' yaklaşımını benimsediğini açıkladı. Şirketin CEO'su Mustafa Suleyman, bu kılavuzun aylardır hazırlandığını ve mevcut tartışmalar nedeniyle yayımlanmasına karar verdiklerini belirtti. Sektördeki bu tür adımlar, yapay zeka güvenliği konusundaki taleplerin güçlendiğini gösteriyor.</p><h3>ABD'de yapay zeka güvenliği tartışmalarında siyasi cepheler karşı karşıya</h3><p>Yapay zeka güvenliği tartışması, yalnızca teknoloji dünyasını değil, aynı zamanda siyaseti de ikiye böldü. Eski Trump baş stratejisti Steve Bannon ile ilerici Senatör Bernie Sanders, Washington'da düzenlenecek 'Pro-Human Assembly' etkinliğinde bir araya gelerek, yapay zeka politikalarının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunacak. Etkinliğin amacı, insan odaklı yapay zeka gelişimi için ortak bir vizyon oluşturmak olarak açıklandı. Sanders, geçtiğimiz hafta BBC'ye verdiği demeçte, yapay zekanın kontrolsüz büyümesini durdurmak için acil önlemler alınması gerektiğini savundu ve insanlığın yok olma riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Bu görüşler, yapay zeka güvenliği konusundaki endişelerin siyasi arenada da yoğun şekilde tartışıldığını gösteriyor. Özellikle ABD ile Çin arasında yaşanan rekabet, güvenlik endişelerini daha da ön plana çıkarıyor. Çinli uzmanlar, ABD'nin yapay zeka gelişimini yavaşlatma çabasının, Çin'in sektördeki ilerlemesine duyulan kaygıdan kaynaklandığını öne sürüyor.</p><h3>Teknoloji sektöründe yapay zeka güvenliği için çağrılar artıyor</h3><p>Yapay zeka güvenliğiyle ilgili tartışmalar, teknoloji sektöründe de yankı buldu. Anthropic'ten ayrılan araştırmacı Jacob Coxon'un, yapay zekanın insanlığı yok edebileceği yönündeki uyarısı sosyal medyada büyük ilgi gördü. Anthropic bilim insanı Evan Hubinger ise, önümüzdeki on yıl içinde yapay zekanın insan neslinin sonunu getirme olasılığının yüzde 10'dan fazla olduğunu düşündüğünü açıkladı. Anthropic CEO'su Dario Amodei ise, yapay zeka gelişiminin yavaşlatılması ve daha sıkı denetlenmesi gerektiğini savundu. Ancak Amodei, bu tür önlemlerin ticari avantajı zedelememesi gerektiğinin altını çizdi. OpenAI CEO'su Sam Altman ve xAI'nin kurucusu Elon Musk da, yapay zeka model geliştirmesinin bağımsız olarak izlenmesi gerektiği konusunda görüş birliğine vardı. Sektördeki bu gelişmeler, yapay zeka güvenliği konusunun önümüzdeki dönemde daha fazla gündem oluşturacağını gösteriyor.</p><p>Yapay zeka güvenliğiyle ilgili tartışmalar hem siyasi hem de teknoloji dünyasında hız kesmeden devam ediyor. ABD'de Trump'ın sert çıkışları, sektör liderlerinin uyarıları ve yeni düzenleme talepleri, yapay zekanın geleceği açısından kritik bir döneme işaret ediyor. Önümüzdeki süreçte, yapay zeka güvenliğiyle ilgili alınacak kararlar hem küresel rekabeti hem de teknolojinin yönünü belirleyecek gibi görünüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/trump-yapay-zeka-guvenlig-912_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291491</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/trumpin-secim-planina-yuksek-mahkemeden-engel-oy-pusulalari-postayla-gonderilecek-291491</link>
      <pubDate>2026-09-15T10:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trump'ın seçim planına Yüksek Mahkeme'den engel! Oy pusulaları postayla gönderilecek]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump'ın postayla oy pusulalarının gönderimini sınırlama girişimini reddetti. Karar, seçim güvenliği ve seçmen hakları açısından ülke genelinde geniş yankı uyandırdı. Cumhuriyetçi ve Demokrat yetkililer arasında tartışma büyürken, milyonlarca seçmenin oy kullanma hakkı korundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trump'ın seçim planına Yüksek Mahkeme'den engel! Oy pusulaları postayla gönderilecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump'ın postayla gönderilen oy pusulalarının dağıtımını sınırlandıran tartışmalı planını reddetti. Pazartesi günü açıklanan bu karar, 2026 ara seçimlerinde oy kullanma yöntemlerinde köklü değişiklikler öngören ve milyonlarca seçmeni doğrudan etkileyen öneriye karşı verildi. Yüksek Mahkeme'nin çoğunluğu, ABD Posta Servisi'ne oy pusulalarını tutma yetkisi verecek prosedürün uygulanmasına izin vermedi. Seçim yetkilileri ve çeşitli eyaletlerden yöneticiler, bu tür bir değişikliğin seçim sürecinde kaosa ve büyük çaplı seçmen kaybına yol açabileceği konusunda uyarıda bulunmuştu. Kararın ardından, seçim güvenliği ve demokratik katılım konularında ABD genelinde yeni bir tartışma başladı.</p><h3>Yüksek Mahkeme: Trump'ın seçim hamlesine geçit yok</h3><p>Yüksek Mahkeme, Trump yönetiminin oy pusulalarını postayla gönderme prosedüründe son dakika değişiklikler yapma talebini üç cümlelik kısa bir kararla reddetti. Mahkeme, yönetimin "iddiasının esasları üzerinde başarılı olma olasılığının düşük" olduğunu vurguladı. Kararda ayrıntılı bir gerekçe yer almasa da, alınan bu karar, ABD Posta Servisi'ne milyonlarca oy pusulasını tutma yetkisi tanıyacak ve seçmenlerin haklarını doğrudan etkileyecek bir düzenlemeye karşı net bir tavır olarak yorumlandı. Cumhuriyetçi ve Demokrat yetkililer arasında ayrışma sürerken, özellikle bazı Cumhuriyetçi seçim yetkilileri bile önerinin kaos yaratabileceği ve seçmenlerin haklarının zarar görebileceği görüşünü paylaştı. Mahkeme üyelerinden Samuel Alito ve Clarence Thomas karara karşı oy kullandı ve oy pusulası prosedürlerinde değişikliğin seçim dolandırıcılığını önlemek için önemli olduğunu savundu. Ancak çoğunluğun görüşü, seçmenlerin oy hakkı üzerindeki potansiyel olumsuz etkilerin, yönetimin iddialarından daha ağır bastığı yönünde oldu.</p><h3>Demokrat eyaletlerden ve oy hakları gruplarından karara destek</h3><p>Trump'ın önerisine karşı çıkan Demokratik yönetimli eyaletler ve oy hakları savunucuları, Yüksek Mahkeme'nin kararını memnuniyetle karşıladı. Colorado Eyalet Sekreteri Jena Griswold, "Trump'ın 2026 seçimlerini sabote etme girişimi başarısız oldu" açıklamasında bulundu. Kaliforniya Başsavcısı Rob Bonta ise kararın "demokrasimiz için bir zafer ve hukukun üstünlüğünün güçlü bir onayı" olduğunu belirtti. Bu eyaletler ve sivil toplum kuruluşları, Trump'ın girişimini, postayla oy sistemine yönelik uzun süredir devam eden asılsız dolandırıcılık iddialarının bir uzantısı olarak değerlendirdi. Ayrıca, önerinin teknik altyapı eksiklikleri ve zarflarda yapılacak değişiklikler nedeniyle milyonlarca seçmenin oy hakkını riske atabileceği vurgulandı. ABD Posta Servisi'nin yeni kuralı uygulayacak kapasitede olmadığı ve seçimlere çok kısa bir süre kala bu tür değişikliklerin ciddi aksaklıklara yol açacağı ifade edildi.</p><h3>Trump'ın postayla oy planı seçim güvenliğini tehdit etti</h3><p>Trump yönetimi, önerilen değişikliklerin oy pusulalarını daha güvenli hale getireceğini ve yalnızca uygun seçmenlerin oy kullanmasını sağlayacağını ileri sürdü. Ancak, yirmi kadar Demokratik eyalet ve çok sayıda oy hakları grubu, bu girişimi seçmenlerin temel haklarına yönelik bir tehdit olarak değerlendirdi. ABD Anayasası'na göre, oy verme prosedürlerini belirleme yetkisi eyaletlere ve Kongre'ye ait. Trump'ın planı, eyaletlerin uygun seçmen listelerini ABD Posta Servisi'ne sunmasını ve bu listelerde yer almayanlara oy pusulası gönderilmemesini öngörüyordu. Ayrıca, oy pusulası zarflarında takip barkodları zorunluluğu getirilmesi ve oy hakkı olmayan kişilere pusula gönderen eyalet yetkililerinin federal olarak kovuşturulması gibi maddeler içeriyordu. Ancak, Posta Servisi'nde çalışan bir ihbarcı, sistemin henüz hazır olmadığını ve teknik sorunların kitlesel oy kaybına yol açabileceğini açıkladı. Bu nedenle, hem teknik hem hukuki açılardan öneri büyük tepki topladı.</p><h3>Federal mahkemeler Trump'ın önerisini defalarca reddetti</h3><p>Trump yönetimi, postayla oy pusulalarına ilişkin değişiklikleri kabul ettirebilmek için daha önce de Yüksek Mahkeme'ye başvurmuştu. Ancak federal mahkemeler, önerinin seçimlere çok kısa bir süre kala hayata geçirilmesinin kaosa yol açabileceği gerekçesiyle uygulamayı sürekli olarak durdurdu. Washington, DC'deki federal yargıç Carl Nichols, hafta sonu verdiği kararla USPS kuralını askıya aldı. Mahkemenin son kararıyla birlikte, ABD'de postayla oy sistemi üzerindeki belirsizlik büyük ölçüde ortadan kalktı. Yüksek Mahkeme, seçmenlerin karşılaşabileceği potansiyel zararların, yönetimin seçim güvenliği iddialarından daha önemli olduğu sonucuna vardı. Bu karar, seçimlerin adil ve güvenli bir şekilde yürütülmesi için eyaletlerin ve yerel seçim yetkililerinin sorumluluğunun altını bir kez daha çizdi.</p><h3>ABD'de seçim güvenliği ve postayla oy tartışması devam ediyor</h3><p>Yüksek Mahkeme'nin bu kararı, ABD'de seçim güvenliği ve postayla oy kullanma yöntemleriyle ilgili tartışmaları yeniden alevlendirdi. Trump, 2020 başkanlık seçimlerinden bu yana postayla oy sisteminin güvenli olmadığına dair iddialar ortaya atsa da, bugüne kadar bu iddiaları destekleyecek kapsamlı bir kanıt sunulmadı. Uzmanlar, uygunsuz oy kullanma vakalarının son derece nadir olduğunu ve postayla oy sisteminin milyonlarca seçmenin demokratik haklarını kullanmasını sağladığını vurguluyor. Yüksek Mahkeme'nin son kararı, seçim süreçlerinde ani ve kapsamlı değişikliklerin risklerini ortaya koyarken, seçim güvenliğiyle ilgili tartışmaların 2026 ara seçimlerine kadar ABD gündeminde kalmaya devam edeceği öngörülüyor.</p><p>Sonuç olarak, Yüksek Mahkeme'nin Trump'ın postayla oy pusulalarını sınırlama planını reddetmesi, seçim güvenliği ve seçmen hakları açısından tarihi bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti. Karar, ABD'de demokratik süreçlerin korunması ve seçmenlerin oy hakkının güvence altına alınması yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Önümüzdeki süreçte, hem eyaletler hem de federal kurumlar, seçimlerin sağlıklı ve adil bir şekilde yürütülmesi için iş birliği yapmaya devam edecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/trumpin-secim-planina-yuk-371_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291490</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/butcede-en-buyuk-payi-egitime-ayirdik-milli-egitim-bakani-tekin-760-bine-yakin-destegimiz-var-291490</link>
      <pubDate>2026-09-15T10:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["Bütçede en büyük payı eğitime ayırdık" Milli Eğitim Bakanı Tekin: 760 bine yakın desteğimiz var]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bütçede en büyük payın eğitime ayrıldığını belirterek "760 bine yakın desteğimiz var." dedi. Bakan Tekin, gelecek sene bütün öğretim kademelerinde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ne geçileceğini açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA["Bütçede en büyük payı eğitime ayırdık" Milli Eğitim Bakanı Tekin: 760 bine yakın desteğimiz var]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AAtölye'de Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olarak, gündeme ilişkin soruları yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Yeni eğitim-öğretim yılının hayırlı olmasını dileyen Tekin, öğrenci ve öğretmenlere başarılar diledi.</p><p>Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından 8 Eylül'de açıklanan PISA 2025 sonuçlarını değerlendiren Tekin, "Bu başarıyı 1-2 yıl gibi periyotlarda yapılan çalışmalarla sınırlandırmak irrasyonel bir yaklaşım." dedi.</p><p>PISA gibi uluslararası derecelendirme mekanizmalarında nelerin ölçüldüğünü ve Türkiye'deki eğitim öğretim sisteminde nelerin eksik olduğunun bir analizinin yapılması gerektiği aktaran Tekin, 2001'de AK Parti kurulurken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuya yönelik önermelerinin bulunduğunu belirtti.</p><p>Tekin, şöyle devam etti:</p><p>"Cumhurbaşkanımız diyor ki 'Türk gençleri, Türk çocukları bu kadar kalabalık sınıflarda, bu kadar kötü fiziki koşullarda eğitim öğretim almayı hak etmiyorlar'. 'Çok daha iyisini sunmak zorundayız'dan hareketle 2001'deki parti programında, 2002'deki hükümet programında eğitim-öğretimin uluslararası göstergeler açısından, fiziki kapasite itibarıyla istenilen noktaya çekileceğini taahhüt etmiş."</p><p><b>"OKULLARIMIZDA SAĞLIKLI BİR EĞİTİM-ÖĞRETİM ORTAMININ İNŞASI İÇİN GEREKLİ ADIMLAR ATILDI"</b></p><p>Bakan Tekin, kendisinin "siyaset bilimcisi" olduğunu belirterek, uluslararası arenada bir ülkenin demokratik gösterge ve demokratikleşme trendi açısından pozisyonunun genel bütçesinden hangi alanlara daha çok kaynak ayrıldığıyla ölçüldüğünü dile getirdi.</p><p>Türkiye'nin 2002 bütçesinde Milli Eğitim Bakanlığının bütçesinin sıralamada dördüncü olarak yer aldığını hatırlatan Tekin, o yıllarda başka alanlara kaynak ayrıldığını aktardı.</p><p>Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlığı döneminde genel bütçeden en çok payın eğitime ayrıldığını vurgulayan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Yüzde 7'lerden yüzde 15'lere çıkardı genel bütçeden ayrılan payı. Bu şimdi önemli bir gösterge bizim açımızdan ve bununla AK Parti iktidarları döneminde bir kere çocuklarımızın okul ihtiyacı yani derslik başına düşen öğrenci sayısı itibarıyla okullarımızda sağlıklı bir eğitim-öğretim ortamının inşası için gerekli adımlar atıldı. 2002'de Türkiye'de yaklaşık öğrencilerimiz için 357 bin dersliğimiz var. Türkiye doğal afetlerin yoğun yaşandığı, özellikle depremin yoğun yaşandığı bir deprem ülkesi. Depremle yıkılan okullarımız, başka doğal felaketlerle kaybettiğimiz dersliklerimiz ve ekonomik ömrünü tamamladığı için yıkıp yeniden yaptığımız derslikleri düşündüğümüzde yani bu 357 bin dersliğin yaklaşık yarısının bu şekilde kaybolduğunu varsayalım. Elimizde 150-200 bin civarında önceden kalan bir derslik var. İlk yaptığımız şey, derslik sayısını artırıp çocuklarımızın bir sırada 3-4 kişinin oturduğu bir sınıf değil, rahat, notunu tutabildiği, öğretmenini dinleyebildiği müreffeh ortamlar. Şu an 760 bine yakın dersliğimiz var. Yaklaşık 500 bin civarında ilave derslik yapmışız. Bu çok önemli bir şey."</p><p>Söz konusu yıllarda eğitime erişim konusunda sorun yaşandığını, öğrencilerin ilkokulu bitirdikten sonra ortaokula devam edebilecekleri bir mekanizmanın bulunmadığını ifade eden Tekin, buna karşın bu sorunların aşılması için adımlar attıklarına dikkati çekti.</p><p>Bu kapsamda eğitimine devam etmek isteyen ancak ulaşım problemleri yaşayan öğrenciler için taşımalı eğitim sistemini hayata geçirdiklerini anımsatan Tekin, okulların da pansiyon kapasitesini artırdıklarını dile getirdi.</p><p>Türkiye'nin 2002'de uluslararası göstergeler açısından ortaöğretime devam eden öğrenci oranını yüzde 50'lerden yüzde 90'ın üzerine çıkardıklarını belirten Tekin, "Okul öncesi eğitime erişim 2002'de yüzde 11 iken bugün yüzde 80'in üzerinde. Bunlar çok önemli parametreler. Eğitime erişim açısından da bu konuyu ciddi şekilde çözdük." bilgisini paylaştı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/aksam-150920268085bfcf.jpg"/><p><b>"MÜFREDATI DA BUNA GÖRE SEYRELTMEK GEREKİYOR Kİ SİSTEM BAŞARILI OLSUN"</b></p><p>Bakan Tekin, öğretmenlerin yüzde 80'inin AK Parti iktidarları döneminde atandığını bildirdi.</p><p>2002'de yaklaşık 540 bin olan öğretmen sayısının bugün 1 milyon 260 bin olduğunu aktaran Tekin, "Öğretmen nitelikleriyle ilgili olarak 2014-2015'te, öğretmen yeterlilikleriyle ilgili çok kapsamlı bir çalışma yaptık uluslararası göstergelerle uyumlu bir biçimde." diye konuştu.</p><p>2013'te Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığı görevine başladıktan sonra katıldığı uluslararası toplantılarda Türkiye'ye yönelik en önemli eleştirinin "müfredatın bilgi odaklı olması" nedeniyle gösterildiğini hatırlatan Tekin, şunları kaydetti:</p><p>"Aklımıza gelen her şeyi müfredata koymuşuz. Çünkü aynı dönemlerde 80'li, 90'lı yıllarda eğitime erişim de sınırlı olduğu için hem ortaöğretim hem yüksek öğretime sınırlı sayıda öğrenci devam edebildiği için çocuklarımız her şeyi burada öğrensin, ortaokulda öğrensin, ilkokulda öğrensin diye bizim müfredatlarımız şişmiş. Şişince ne oluyor? Atıyorum haftalık 3 saat dersiniz var. 3 saatlik bir dersi öğretiyorsunuz ama biz sizin müfredatınıza haftada 6-7 saat zaman ayırırsanız eğer öğretebileceğiniz bir müfredatı doldurmuşuz. Çünkü aklımıza gelen her şey, 'trafik kazaları yoğunlaşıyor bunu koyalım'. Sağlıkla ilgili bir şey oluyor 'bunu da koyalım müfredata' ve müfredatımız şişmiş. Hal böyle olunca öğretmenimiz haftada 6-7 saat imkan vermemiz gereken bir dersi haftada 3 saatle sınırlandırdığımızda öğretmenimiz müfredatı yetiştirmek için hızlı gidiyor. Çünkü bir taraftan müfredatı yetiştirecek. Bunu yaptığı zaman öğrenciler verilmesi gereken eğitimi sağlıklı alamıyorlar. Öğrenci başarısız, öğretmen başarısız, okul başarısız, eğitim sistemi başarısız. Şimdi eğitime erişim arttığına göre o zaman müfredatı da buna göre seyreltmek ve ilerleyen eğitim kademelerine bazı şeyleri kaydırmak gerekiyor ki sistem başarılı olsun. Dolayısıyla 2013'ten itibaren peyderpey, kademeli bir biçimde, tedricen müfredatı seyreltme sürecine girdik ve müfredatın bilgi odaklı olmaktan ziyade uluslararası mekanizmaların ölçtüğü sistematiğe uygun bir biçimde ve de çocuklarımızın bilgiye erişimin bu kadar kolay olduğu bir dönemde bilgiye erişmeyi değil, eriştikleri bilgiyi gündelik hayatta ve toplumsal yaşamlarında kullanabilecekleri hale dönüştürmek gerekir, bunun biz çalışmasını başlattık."</p><p>Tekin, çalışmaların sonucunda 2024'te Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ni hayata geçirdiklerini anımsattı.</p><p>PISA skorlarının yükselmesiyle ilgili olarak müfredatın "beceri odaklı" olmasının da etkisinin bulunduğunu kaydeden Tekin, ayrıca 2013'te ölçme-değerlendirmenin işlevini artırmak için MEB Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğünü kurduklarını ifade etti.</p><p>PISA 2025 sonuçları açıklanmadan yaklaşık 15 gün önce PISA yönetimiyle çevrim içi bir toplantı yaptıklarını anlatan Tekin, "Toplantıda PISA Yönetim Kurulu Başkanı bizden şöyle bir şey istedi. Dedi ki: '8 Eylül'de yapacağınız konuşmada, bizim çok dikkatimizi çeken bir şey var, bunu diğer ülkelere anlatmanızı istiyoruz. Türkiye olağanüstü bir başarı çıtası gösteriyor. Fakat ilginç olan bir şey var, bu çıta, 2015'ten sonra yükselişe geçiyor." diye konuştu.</p><p>Yabancı bir gözlemcinin bu analizi yaptığına göre 2015'te Türkiye'de önemli bir şey olması gerektiğini kaydeden Tekin, şöyle konuştu:</p><p>"Biz, 2014'te Dershane Kanunu'nu çıkarırken, dershanelerle ilgili en önemli iddiamız şuydu: 'Dershane dediğimiz yapılar, Milli Eğitim Bakanlığının ders kitapları, öğretim programları, okullar ve öğretmenleri bir vesayet mekanizması'. Siz okulda ne öğretirseniz öğretin, piyasada bir algı oluşmuş, bir sektör var, FETÖ vesayeti. Bu vesayet diyor ki: 'Milli Eğitim'in öğretmenleri, ders kitapları, okulları işe yaramaz. Siz, orada 12 yıl boşa okuyorsunuz, 3-6 ay bizim dershaneye gelin başarılı olun.' Böyle bir algı olduğu sürece, sizin eğitim sisteminiz bu vesayetten kurtulmadığı sürece başarılı olma ihtimali yok. Bunu ben, Türkiye içinde çok kullanıyordum. Ama bunu PISA Yönetim Kurulu Başkanı'nın skorlar üzerinden tespit etmiş olması benim açımdan çok önemli bir nokta."</p><p><b>TÜRKİYE'NİN PISA SKORLARINDA BAŞARILI OLMASINDAKİ 4 NEDEN</b></p><p>Bakan Tekin, o tarihten itibaren özel öğretim kurslarına "Programlarının, müfredatlarının Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından onaylanması ve Milli Eğitim Bakanlığı müfredatıyla uyumlu olması" şartını getirdiklerini bildirdi.</p><p>"FETÖ vesayetinin kaldırılması, müfredatın yenilenmesi, öğretmen kaynağının artırılması ve fiziki kapasite. Bu 4 nedenden dolayı Türkiye, PISA skorlarında başarılı oldu diyebilir miyiz?" sorusuna Tekin, "Evet." yanıtını verdi.</p><p>Bakan Tekin, 2014'te okullarda, Destekleme ve Yetiştirme Kurslarının (DYK) başlatıldığına işaret ederek, öğrencilerin dershanelerden alacağı hizmeti, ücretsiz okullarda almaya başladığını anlattı.</p><p>OECD'nin (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) ilgili birimleriyle Milli Eğitim Bakanlığı arasındaki kopukluğu gidermek üzere OECD bünyesinde bir eğitim ateşeliği açıldığını bildiren Tekin, "Bu diyalog mekanizmalarını sağlıklı kurduk ve bu noktaya geldik." dedi.</p><p><b>PISA DEĞERLENDİRME SÜREÇLERİ</b></p><p>Bakan Tekin, PISA değerlendirmelerinin nasıl yapıldığını da anlattı.</p><p>Milli Eğitim Bakanlığının OECD'nin PISA yönetimine Türkiye ile ilgili istatistiki bilgileri, okulların listelerini ve öğrenci sayısını verdiğini aktaran Tekin, OECD'nin aynı zamanda TÜİK'ten illerin ve bölgesel kalkınmışlık endeksleri üzerinden hazırlanan raporları da aldığını belirtti.</p><p>Türkiye'deki okulların listesi ve öğrenci sayıları ile avantajlı ve dezavantajlı öğrencileri tespit etmek için TÜİK'ten alınan verilerle OECD'nin bir örneklem çıkardığını kaydeden Tekin, "Bu örneklemi, onlar tespit ediyorlar. Bu örneklemdeki öğrenci listesini de kendilerine ulaştırdığımız için öğrencileri de kendileri tespit edip bize bildiriyorlar. Ve sınav uygulandığı ana kadar bizim haberimiz yok, biz bilmiyoruz. Biz sadece okulları biliyoruz." diye konuştu.</p><p>Bu sınavın, öğrencilerin karne notuna etki etmeyecek bir sınav olduğunu, bu nedenle öğrencileri motive etmek için birşey yapmak gerektiğini belirten Tekin, "O yaş grubundaki bir çocuğu 3,5 saat ekran başında konsantrasyonunu, dikkatini dağıtmadan tutabilmek için ülkeler okul bazlı motivasyon programları yapıyorlar. Sadece buna müsaade edildi. Bu da yine PISA'nın kontrolünde." dedi.</p><p>Bakan Tekin, "Ne okulları biz tespit ettik ne öğrencileri biz tespit ettik. Tamamen kendilerinin tespit ettiği bir steril ortamda biz sınavların uygulanması ile ilgili gerekli tedbirleri aldık sadece." ifadelerini kullandı.</p><p><b>OKULLARDA "DİJİTALLEŞME VE TELEFON KULLANIMI"</b></p><p>Avrupa ülkelerinin PISA puanlarında yaşanan düşüşün en büyük nedenlerinden bir tanesini "dijitalleşme ve telefon kullanımı" olarak gördüğü belirtilerek, buna ilişkin değerlendirmesi sorulan Tekin, 2023'te bakan olarak göreve başlamasının ardından her yaz eğitim öğretim yılı ile ilgili genel uygulamaları anımsatan birer genelge yayınladıklarını hatırlattı.</p><p>Türkiye'nin, öğrencilere cep telefonu yasağa getiren ilk ülkelerden biri olduğunun altını çizen Tekin, ardından birçok Avrupa ülkesinde okullarda cep telefonu kullanımının yasaklandığına dikkati çekti.</p><p>Öğretmen ders anlatırken sosyal medyadan paylaşımlar yapılmasının öğrencilerin motivasyonunu dağıttığına işaret eden Tekin, okulu manipüle etmelerine sebep olabilecek bir alanın orada oluştuğunun da altını çizdi.</p><p>Türkiye genelinde tüm okullarda uygulanan cep telefonu kullanımı yasağına bu sene bir şey daha eklediklerini dile getiren Tekin, "Az sayıda da olsa sınıftaki cep telefonu kullanımını biraz abartan öğretmen arkadaşlarımız vardı. Bu yıl, öğretmen arkadaşlarımıza da derste cep telefonu kullanmamaları konusunda bir uyarıda bulunduk." diye konuştu.</p><p>OECD tarafından Slovakya'nın başkenti Bratislava'da düzenlenen PISA 2025 Bölgesel Toplantısı'nda da hemen hemen bütün eğitim bakanlarının ortak probleminin bu konu olduğunu aktaran Tekin, "Çocukların cep telefonu, sosyal medya üzerinden hem eğitim-öğretim süreçlerini aksatacak bir dikkat dağınıklığına sebebiyet vermesi hem de eğitim politikalarını manipüle edecek içerikler sebebiyle çok rahatsızlardı." ifadelerini kullandı.</p><p><b>"SİBER GÜVENLİK BAŞKANLIĞIYLA BİRLİKTE BİR YAZILIM GELİŞTİREBİLİR MİYİZ DİYE ÇALIŞIYORUZ"</b></p><p>Bakan Tekin şöyle devam etti:</p><p>"Sosyal medyaya sahip olan şirketlerin de sosyal bir sorumluluk bilinciyle, basit yazılımlarla bunu engelleyebileceklerini düşünüyorum. Büyük sorumluluk onlara düşüyor. ABD'deki dava biliyorsunuz ciddi bir tazminatla sonuçlandı. Bunun neticesinde sosyal medya platformlarının içeriklerini ve kullanıcıları buna göre tasnif edecekleri yazılımlar geliştirmeleri gerektiğini düşünüyorum, insanlık için. Biz kendi ülkemizde bu problemi ne kadar çözmeye çalışırsak çalışalım, bizim yapabileceğimiz şey sadece ve sadece dersliklerde, okulda bunu engellemek."</p><p>"Bunu 'ebeveyn filtresi' gibi bir filtreyle Siber Güvenlik Başkanlığıyla birlikte bir çözüm, bir yazılım geliştirebilir miyiz diye çalışıyoruz." diyen Tekin, ebeveynler ancak buna rıza gösterirse, çocukları koruyabilirlerse bunun yapılabilecek bir şey olduğunu kaydetti.</p><p><b>"YÜZDE 30 ORANINDA MÜFREDATIMIZI HAFİFLETTİK"</b></p><p>Milli Eğitim Bakanı Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ne ilişkin, "Yüzde 30 oranında müfredatımızı hafiflettik. Bu haliyle müfredatımız hala biraz yoğun." dedi.</p><p>Bakan Tekin, "Önümüzdeki yıl bütün öğretim kademelerinde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ne geçmiş olacağız." diye konuştu.</p><p><b>"HERKES KENDİ ADRES BÖLGESİNDEKİ OKULA KAYIT YAPTIRACAK"</b></p><p>Adrese dayalı kayıt sistemiyle ilgili olarak Bakan Tekin, şunları söyledi:</p><p>"Herkes kendi adres bölgesindeki okula kayıt yaptıracak, onun dışındaki yerlere kaydı sınırlandırdık. Sahadan pozitif bir dönüş var."</p><p>"Veliler, adresine, evine en uygun okul diye tanımladığımız okula değil de başka bir okula kayıt yaptırmak istiyorsa, o illegal bir şey."</p><p>Milli Eğitim Bakanı Tekin, 12 yıllık zorunlu eğitimin kısaltılması konusunda, "Toplumsal uzlaşı olması durumunda adım atılabileceğini düşünüyorum. Şu an gündemimizde, kısa vadede bu yok." dedi.</p><p>Tekin, özel okullardaki fahiş ücretlere ilişkin, "Önümüzdeki yıl yardımcı kitaplar ve kırtasiye konusunda da bir tedbiri mevzuata koymak durumunda kalacağız." ifadelerini kullandı.</p><p>Bakan Tekin, okullarda temizlik ve güvenlik hizmetleriyle ilgili, "Şubat başı itibarıyla yeni formülümüzü hayata geçireceğiz. Bu soruna daha köklü bir çözüm bulacağız." diye konuştu.</p><p><b>"OYUN POLİTİKA BELGESİ HAZIRLADIK"</b></p><p>Tekin, "Hem pedagojik açıdan çocuklarımızın daha hızlı sonuç alabilmeleri hem de geleneksel kültür aktarımının doğru yapılabilmesi açısından Oyun Politika Belgesi hazırladık." dedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/milli-egitim-bakani-tekin-364_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291489</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/kivanc-tatlitugun-evindeki-is-kazasi-gundeme-getirdi-gundelikciye-22-tlye-sigorta-291489</link>
      <pubDate>2026-09-15T10:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kıvanç Tatlıtuğ'un evindeki iş kazası gündeme getirdi... Gündelikçiye 22 TL'ye sigorta]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Kıvanç Tatlıtuğ'un evindeki iş kazası ‘gündelik işçi kaza sigortası'nı gündeme getirdi. 22 TL'lik primle hem gündelik işçi çalıştıran hem de çalışan güvence altına alınabiliyor. Öte yandan iş kazası ile ilgili Kıvanç Tatlıtuğ'un avukatı İbrahim Ateş de "Firma yetkilisi yevmiye usulü çalışan bir kişiyi, bilgisi dışında çalışma alanına getirmiştir. Firma yetkilisi bu hususu emniyette verdiği ifadesinde de açıkça belirtmiştir." açıklamasında bulundu. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kıvanç Tatlıtuğ'un evindeki iş kazası gündeme getirdi... Gündelikçiye 22 TL'ye sigorta]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ'un İstanbul Göktürk'te bulunan evinde 31 Ağustos'ta temizlik işçisi çatıdan düştü. Tadilat çalışmalarının ardından temizlik yapmak için çatıya çıktığı öğrenilen Türkmenistan uyruklu işçi yoğun bakımda tedavi altına alınırken Tatlıtuğ hakkında suç duyurusunda bulunulduğu iddia edildi. Tatlıtuğ'un evinde yaşanan talihsiz kaza akıllara 'gündelikçi sigortası' uygulamasını getirdi.</p><p><b>SGK GÜVENCESİ</b></p><p>Evinde gündelik temizlikçi çalıştıran kişiler e-Devlet üzerinden günlük 22 liraya sigorta işlemi yaptırabiliyor. Bu işlem için çalışan kişinin 10 günlük süreyi aşmaması gerekiyor. Günlük iş kazası poliçesi sayesinde bu tür kazalarda sigorta yaptıran yasal olarak sorumluluk almamış olurken kaza geçiren temizlikçi de hastane işlemlerini SGK güvencesi ile yaptırıyor.</p><p><b>"KIVANÇ'IN BİLGİSİ DIŞINDA GETİRİLDİ"</b></p><p>Olayla ilgili Kıvanç Tatlıtuğ'un avukatı İbrahim Ateş de bir açıklama yaptı. Açıklamada "Müvekkilimiz ve ailesinin şehir dışında bulunduğu dönemde evinin bahçesindeki tadilat ve inşaat işleri Göktürk merkezli bir firma tarafından yürütülmüştür. Firma yetkilisi yevmiye usulü çalışan bir kişiyi, bilgisi dışında çalışma alanına getirmiştir. Firma yetkilisi bu hususu emniyette verdiği ifadesinde de açıkça belirtmiştir. Müvekkilimiz, insani ve vicdani sorumluluk anlayışıyla olayın ilk gününden itibaren yaralanan kişinin ailesiyle iletişime geçmiş, hastane, bakım ve tedavi süreci ile masrafları ve yakınlarının ihtiyaçlarıyla yakından ilgilenmiştir" denildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/kivanc-tatlitugun-evindek-497_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291488</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/kuresel-piyasalarda-yukselen-tahvil-faizleri-ve-yapay-zeka-baskisi-suruyor-291488</link>
      <pubDate>2026-09-15T10:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Küresel piyasalarda yükselen tahvil faizleri ve yapay zeka baskısı sürüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[15 Eylül 2026 Salı küresel piyasalar, Orta Doğu'da gerilimin devam etmesi, tahvil piyasasındaki sert satış baskısı ve yapay zeka şirketlerine ilişkin belirsizliklerle negatif seyrediyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Küresel piyasalarda yükselen tahvil faizleri ve yapay zeka baskısı sürüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>15 Eylül 2026 Salı küresel piyasalara bakış... Orta Doğu'da çatışmaların devam etmesiyle yüksek seyreden petrol fiyatları ve artan tahvil faizleri önde gelen merkez bankalarının faiz kararları öncesinde yatırımcıların temkinli davranmasına neden oluyor.</p><p>Analistler, piyasaların enerji şokunun getirdiği maliyet artışlarıyla enflasyonist riskleri yeniden fiyatladığını, bu durumun da merkez bankalarının işini zorlaştırabileceğini söyledi.</p><p>Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik yeni bir saldırı düzenlemesi petrol arzına ilişkin endişelerin artmasına neden oldu. Bu gelişmeyle kasım vadeli Brent petrolün varil fiyatı yüzde 1,7 artışla 107,4 seviyesinde seyrediyor.</p><p>ABD Başkanı Donald Trump, İran ile çatışma sona erdiğinde petrol fiyatlarının düşeceğini belirtti.</p><p>Orta Doğu'da artan jeopolitik gerilimlerin etkisiyle petrol fiyatlarında yaşanan hızlı yükseliş, enflasyonun kalıcı olabileceğine yönelik endişeleri tetikledi. Bu endişelerle ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,03'le Temmuz 2007'den bu yana en yüksek seviyeye çıktı.</p><p>ABD Merkez Bankasının (Fed) enflasyonla mücadele kapsamında para politikasını sıkılaştıracağına ilişkin beklentilerin güçlenmesi de tahvil faizlerinde satış baskısına neden oluyor. Fed'in 2 gün sürecek faiz kararı toplantısı bugün başlayacak. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda bankanın faiz artırımına gitmesine kesin gözüyle bakılıyor.</p><p>Banka en son faiz artırımını Temmuz 2023'te gerçekleştirmişti. Fed'in faiz artırımına gideceğine yönelik fiyatlamalarla dolar endeksi yüzde 0,1 artışla 99,6 seviyesinde seyrediyor.</p><p>Yükselen dolar endeksi, petrol fiyatları ve tahvil faizlerine karşın altının onsu yüzde 0,1 artışla 4 bin 305 dolardan işlem görüyor.</p><p>Yapay zeka alanında teknoloji geliştirmeyi yavaşlatma yönündeki çağrılar da piyasaların yönü üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. ABD ile Çin arasındaki yoğun rekabet göz önüne alındığında, yapay zeka geliştirmede koordineli bir yavaşlama ihtimalinin olup olmayacağına dair belirsizlikler görülüyor.</p><p>Bu arada ABD'li teknoloji şirketi Microsoft, yapay zeka güvenliğine ilişkin tartışmalar yoğunlaşırken gelecekte geliştireceği yapay zeka modellerinin davranışlarına sınırlar getirecek kurallar taslağı yayımladı.</p><p>ABD Başkanı Donald Trump, yapay zeka teknolojisinin kontrolden çıkması yönünde "hastalıklı bir komplo yürütüldüğünü" ileri sürdü. Öte yandan ABD Hazine Bakanlığı, İran'a yönelik "ekonomik dışlama operasyonu" kapsamında, ülkenin yaptırımlardan kaçmasına yardım ettiği iddiasıyla Rusya'nın önde gelen finans kuruluşlarından VTB Bank'ı yaptırım listesine ekledi.</p><p><b>NEW YORK BORSASI NEGATİF SEYRETTİ</b></p><p>New York borsası, yapay zeka alanında yavaşlama endişeleriyle haftanın ilk işlem gününü düşüşle tamamladı. Çip şirketlerinden Nvidia'nın hisseleri yüzde 3,4, AMD'nin hisseleri yüzde 4,4, Broadcom'un hisseleri yüzde 4,8, Intel'in hisseleri yüzde 5,6 ve Marvell Technology'nin hisseleri yüzde 7,3 değer kaybetti.</p><p>Bu gelişmelerle Dow Jones endeksi yüzde 0,29, S&P 500 endeksi yüzde 0,48 ve Nasdaq endeksi yüzde 0,56 değer kaybetti.</p><p>ABD'de endeks vadeli kontratlar güne negatif başladı.</p><p><b>AVRUPA BORSALARI, İNGİLTERE HARİÇ NEGATİF SEYRETTİ</b></p><p>Avrupa borsalarında, petrol fiyatlarındaki yükselişin risk iştahını baskılamaya devam etmesi ve teknoloji hisselerinde görülen düşüşlerin hızlanmasıyla İngiltere hariç negatif bir seyir izlendi.</p><p>Hollandalı teknoloji şirketi ASML'nin hisseleri yüzde 6,1, Alman teknoloji şirketi Infineon Technologies'in hisseleri yüzde 7,7 geriledi. Analistler, Avrupa'nın yapay zeka temasına maruz kalmasının ABD ve Asya'ya karşı daha sınırlı olabileceğini ve yapay zeka kaynaklı satış baskısının daha düşük olabileceğini kaydetti.</p><p>Avrupa piyasalarının yönü üzerinde jeopolitik gelişmeler etkili oluyor.</p><p>Bölgede bakır fiyatlarındaki düşüşün etkisiyle madencilik hisselerinde de gerileme görüldü. Yükselen petrol fiyatlarının enerji şirketlerinin hisselerini desteklemesiyle İngiltere borsası yükseldi.</p><p>Bölgede tahvil piyasasındaki satış baskısı öne çıkarken, Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,55 ile 2009'dan bu yana en yüksek seviyeyi gördü.</p><p>Öte yandan Avrupa Merkez Bankası (ECB) Yönetim Kurulu Üyesi Isabel Schnabel, enerji fiyatlarındaki yükselişin endişe verici olduğu uyarısında bulundu.</p><p>Söz konusu gelişmelerle İtalya'da FTSE MIB endeksi yüzde 1,68, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 0,76 ve Almanya'da DAX 40 endeksi yüzde 0,50 değer kaybetti. İngiltere'de FTSE 100 endeksi ise yüzde 0,44 değer kazandı.</p><p>Avrupa'da endeks vadeli kontratlar, güne negatif başladı.</p><p><b>ASYA BORSALARI NEGATİF SEYREDİYOR</b></p><p>Söz konusu gelişmelerle Asya borsalarında da negatif bir seyir izleniyor. Açıklanan makroekonomik verilere göre, Çin'de ağustos ayına ilişkin perakende satışlar, yıllık yüzde 0,4 artarak beklentileri karşılayamadı. Ülkede ağustos ayına ilişkin sabit sermaye yatırımları ise yüzde 7,2 azalışla beklentilerden kötü geldi.</p><p>Çin'de ağustos ayına yönelik işsizlik oranı yüzde 5,3'le beklentilerin üzerinde geldi. Diğer taraftan ülkede ağustos ayına ilişkin sanayi üretimi yüzde 5,2 arttı.</p><p>Söz konusu veriler ülke ekonomisine ilişkin sıkıntıların devam ettiğini ortaya koyarken, daha fazla mali destek için Pekin yönetimi üzerindeki baskının artabileceği öngörülüyor. Asya piyasalarında da tahvil piyasasındaki satış baskısı derinleşiyor. Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi tekrar yüzde 3 seviyesinin üzerine çıktı.</p><p>Söz konusu gelişmelerle, kapanışa yakın Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 0,6, Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 0,2 ve Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,1, Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,1 geriledi.</p><p><b>BORSA GÜNÜ DÜŞÜŞLE TAMAMLADI</b></p><p>Dün satış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,60 değer kaybederek 14.235,83 puandan tamamladı.</p><p>Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası'nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı ekim vadeli kontrat ise dün akşam seansında normal seans kapanışına göre yatay seyretti.</p><p>Dolar/TL dün günü yüzde 0,2 artışla 48,6170'ten tamamlarken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışın hemen üzerinde 48,6373'ten işlem görüyor.</p><p>Analistler bugün yurt içinde bütçe dengesinin, yurt dışında ise İngiltere'de işsizlik oranı, Avro Bölgesi'nde dış ticaret dengesi ile ABD'de New York Fed imalat sanayi endeksi başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.100 ve 14.000 puanın destek, 14.300 ve 14.400 puanın direnç konumunda olduğunu kaydetti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/15/kuresel-piyasalarda-yukse-119_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>