<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294641</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/fatma-betul-sayan-kayanin-ifade-islemleri-basladi-294641</link>
      <pubDate>2026-10-07T18:18:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Fatma Betül Sayan Kaya'nın ifade işlemleri başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen fon soruşturması kapsamında, İlyas Kaya ile eşi Fatma Betül Sayan Kaya bugün şüpheli sıfatıyla ifade vermek için adliyeye geldi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Fatma Betül Sayan Kaya'nın ifade işlemleri başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen fon soruşturması kapsamında, İlyas Kaya ile eşi Fatma Betül Sayan Kaya bugün şüpheli sıfatıyla ifade vermek için adliyeye geldi</p><p>Ayrıca SPK'nın, Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunmasının beklendiği belirtildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/fatma-betul-sayan-kayanin-591_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294640</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/avrupa-birligi-rusyaya-agir-darbe-1646-kisi-ve-kurulusa-yaptirim-uygulanacak-294640</link>
      <pubDate>2026-10-07T18:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Avrupa Birliği'nden Rusya'ya ağır darbe: 1646 kişi ve kuruluşa yaptırım uygulanacak]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, Ukrayna'daki savaş nedeniyle Rusya'ya uygulanan yaptırımlar kapsamına 1646 kişi ve kuruluşun daha alınmasında uzlaştı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Avrupa Birliği'nden Rusya'ya ağır darbe: 1646 kişi ve kuruluşa yaptırım uygulanacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Euronews internet sitesinde yer alan habere göre, AB ülkelerinin büyükelçileri, Brüksel'de gerçekleştirdikleri toplantıda Rusya'ya yönelik bireysel yaptırımlar listesinin genişletilmesinde anlaşma sağladı.</p><p>Bu çerçevede, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarını desteklemekle itham edilen 743 kişi ve 826 kuruluş AB yaptırım listesine eklenecek. Bunlara ek olarak, eylülde düzenlenen Rusya Devlet Duması seçimlerinde Ukrayna'nın Rus kontrolündeki bölgelerinden aday olan 77 milletvekili de yaptırım listesine dahil edilecek.</p><p>Böylece AB'nin Rusya'ya yönelik yaptırım listesine tek seferde yapılan en büyük ilave gerçekleşmiş olacak.</p><p>Karar, 12 Ekim'de Lüksemburg'da yapılacak AB dışişleri bakanları toplantısında resmen onaylanmasının ardından yürürlüğe girecek.</p><p>Yaptırım uygulanacak kişi ve kuruluşların isimleri ise resmi onayın ardından açıklanacak.</p><p>Yaptırımlar, kişilere seyahat yasağı getirilmesini, mal varlıklarının dondurulmasını ve listedeki kişi ve kuruluşlara fon sağlanmasının yasaklanmasını içeriyor.</p><p>Yeni eklemelerle AB yaptırım listesindeki kişi ve kuruluş sayısının yaklaşık 4 bin 500'ü aşması bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/avrupa-birligi-rusyaya-ag-492_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294639</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/dunya-saglik-orgutu-acikladi-170-milyon-cocuk-obezite-ile-mucadele-ediyor-294639</link>
      <pubDate>2026-10-07T18:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü açıkladı: 170 milyon çocuk obezite ile mücadele ediyor]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), dünya genelinde 5-19 yaş arasındaki 170 milyon çocuk ve ergenin obezite ile yaşadığını, bu yaş grubunda obezite yaygınlığının 1990'dan bu yana 4 katına çıkarak yüzde 8'e yükseldiğini bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü açıkladı: 170 milyon çocuk obezite ile mücadele ediyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DSÖ, çocuk ve ergenler arasındaki obezite artışını ele alan ve sağlık sistemleri ile sağlık çalışanlarının zamanında, kanıta dayalı ve insan odaklı bakım sunabileceğini ortaya koyan ilk kılavuzuna ilişkin rapor yayımladı.</p><p>Raporda, "2024'te 5-9 yaşındaki 70 milyon çocuk ve 10-19 yaşındaki 100 milyon ergen dahil 5-19 yaş aralığındaki 170 milyon çocuk ve ergen obezite ile yaşıyor. Bu yaş grubunda obezite yaygınlığı 1990'dan bu yana 4 katına çıkarak yüzde 2'den 8'e yükseldi." ifadeleri kullanıldı.</p><p>Obezitenin, etkili bakımla yönetilebilen kronik ve tekrarlayıcı bir hastalık olduğuna işaret edilen raporda, hastalığın sonuçlarının yaşamın erken dönemlerinde ortaya çıkabileceği, tip 2 diyabet ile kalp damar hastalıkları dahil bulaşıcı olmayan hastalıkların riskini artırabileceği vurgulandı.</p><p>Obeziteyle yaşayan çocukların ve ergenlerin ayrımcılık ve zorbalığa maruz kalabileceğine işaret edilen raporda, "Obezitenin önlenmesi ve yönetilmesi, çocukların ve ergenlerin fiziksel ve ruhsal sağlıklarını korumak, sağlıklı büyümelerini, eğitimlerini, sosyal refahlarını ve yaşam kalitelerini desteklemek açısından büyük önem taşıyor." ifadeleri kullanıldı.</p><p>Raporda, DSÖ'nün, obezitesi olan çocuklar ve ergenler için bireysel olarak veya çok yönlü bir programın parçası şeklinde uygulanan yapılandırılmış beslenme, fiziksel aktivite ve davranış değişikliği müdahalelerini kuvvetle önerdiği kaydedildi.</p><p>Raporda, dijital sağlık müdahalelerinin ise ebeveyn veya bakım veren kişi gözetiminde olmak kaydıyla belirli koşullar altında önerildiğine işaret edildi.</p><p><b>"HEM OBEZİTE HEM DE RUH SAĞLIĞI SORUNLARI ERKEN VE BİRLİKTE ELE ALINMALI"</b></p><p>Raporda, "DSÖ, 0-9 yaşındaki çocuklar için farmakolojik tedavi, bariatrik cerrahi (mide veya sindirim sistemini değiştiren kilo verme ameliyatı) veya kilo verme cihazlarının kullanımını önermiyor. 10-19 yaşındaki ergenlerde onaylanmış ilaçlarla tedavi ancak gözetim altındaki çok yönlü bir yaşam tarzı programı ile istenen sonuçlara ulaşılamadığında değerlendirilebilir. Şiddetli obezitesi olan ergenler için ise bariatrik cerrahi, sıkı koşullar altında değerlendirilebilir." değerlendirmeleri yer aldı.</p><p>Obeziteyle birlikte ruh sağlığının ele alınmasının öneminin de vurgulandığı raporda, kaygı, depresyon, düşük öz saygı ve duygusal düzensizliğin, sağlıksız beslenme davranışlarına, fiziksel hareketsizliğe ve sosyal geri çekilmeye katkıda bulunabileceği belirtildi.</p><p>Obeziteyle yaşayan çocukların ve ergenlerin duygusal refahlarına zarar veren dışlanma ve zorbalık yaşayabileceğine değinilen raporda, "Sağlık çalışanları, kapsayıcı, gelişimsel olarak uygun ve aile odaklı stratejiler kullanarak hem obeziteyi hem de ruh sağlığı sorunlarını erken ve birlikte ele almalı." ifadesi kullanıldı.</p><p><b>"OBEZİTE BAKIMININ TEMELİ İLAÇ VEYA CERRAHİ DEĞİL"</b></p><p>Raporda görüşlerine yer verilen DSÖ Beslenme ve Gıda Güvenliği Departmanı Direktörü Dr. Luz Maria De Regil, "Çocuklar ve ergenler için obezite bakımının temeli ilaç veya cerrahi değil, sağlıklı beslenmeyi, fiziksel aktiviteyi ve sürdürülebilir davranış değişikliğini mümkün kılan kapsamlı desteğe erişimdir." ifadelerini kullandı.</p><p>Regil, önceliğin, her çocuğun ve ergenin erken yaşlardan itibaren kaliteli bakıma ve destekleyici ortamlara erişebilmesini sağlamak, sağlıklı bir kiloya ulaşmalarına ve bunu korumalarına yardımcı olmak ve yaşam boyu sağlık ve refah için temel oluşturmak olması gerektiğinin altını çizdi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/dunya-saglik-orgutu-acikl-122_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294638</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/orta-doguyu-kana-buladilar-soykirim-ordusu-100-bin-saldiri-duzenledigini-itiraf-etti-294638</link>
      <pubDate>2026-10-07T18:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Orta Doğu'yu kana buladılar: Soykırım ordusu 100 bin saldırı düzenlediğini itiraf etti]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ İsrail ordusu, üç yılda, Gazze (Filistin), Lübnan, İran, Suriye ve Yemen'de yaklaşık 100 bin noktaya saldırı düzenlediğini duyurdu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Orta Doğu'yu kana buladılar: Soykırım ordusu 100 bin saldırı düzenlediğini itiraf etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Ekim 2023'ten itibaren aradan geçen 3 yılda düzenlenen saldırılara ve İsrail'e fırlatılan roketlere ilişkin bilgi paylaşıldı.</p><p>Gazze Şeridi'nde 65 bin, Lübnan'da ve Suriye'de 28 bin, İran'da 4 bin 500 ve Yemen'de 80 noktaya saldırı düzenlendiği belirtilen açıklamada, 3 yılda yaklaşık 100 bin noktanın hedef alındığı kaydedildi.</p><p>Ayrıca açıklamada, bu sürede İsrail'e Gazze'den yaklaşık 10 bin 200, Lübnan'dan 20 bin, İran'dan 1200, Suriye'den 50 ve Yemen'den 80 roket ve füze atıldığı ileri sürüldü.</p><p>İsrail, Gazze'ye saldırılara başladığı Ekim 2023'ten itibaren Lübnan, İran, Suriye ve Yemen'i de yoğun saldırılarla hedef alırken Katar'ın başkenti Doha'da Hamas müzakere heyetine de başarısız bir suikast girişiminde bulunmuştu.</p><p>İsrail'in 3 sene boyunca Gazze'ye düzenlediği saldırılarda çoğunluğu kadın ve çocuk 74 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/orta-doguyu-kana-buladila-516_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294637</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ilim-yayma-vakfi-mutevelli-heyeti-baskani-erdogan-toplumumuzun-kendine-has-dinamikleri-var-294637</link>
      <pubDate>2026-10-07T17:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Erdoğan: Toplumumuzun kendine has dinamikleri var]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, "Bizim toplumumuzun kendine has dinamikleri var. Yeter ki bu dinamikleri yeniden açığa çıkarabilelim, kendi kültürel milli özelliklerimizi açığa çıkarabilelim." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Erdoğan: Toplumumuzun kendine has dinamikleri var]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, "Bizim toplumumuzun kendine has dinamikleri var. Yeter ki bu dinamikleri yeniden açığa çıkarabilelim, kendi kültürel milli özelliklerimizi açığa çıkarabilelim. Kendimiz olmak dünyada bize hiçbir şey kaybettirmeyecek. Hiçbir şeyden geri kalmayacağız." dedi.</p><p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Eskişehir Valiliği, Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) ve Yunus Emre Derneği işbirliğiyle ESOGÜ Kongre ve Kültür Merkezi'nde Eskişehir Aile Zirvesi düzenlendi.</p><p>ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Emine Gümüşsoy moderatörlüğünde düzenlenen zirvede konuşan Bilal Erdoğan, aile meselesinin sadece belli ekonomik tedbirlerle çözümlenebilecek bir mesele olmadığını söyledi.</p><p>Erdoğan, ekonomik yapıların kapitalist sistemle şekillenmeye başlamasıyla bu durumun sosyal yapıları ne denli değiştirdiğinin çok fazla idrak edilemediğini anlattı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42686201.jpg"/><p>"Topluluk halinde değil, bireyci olarak güdüleniyoruz. O şekilde profilleniyoruz." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Şu andaki teknolojiyle de bu daha böyle nokta atışı, her bir insanın profilinin tespit edilmesi, doğru düğmelerine nasıl basılacağının tespit edilmesi ve ona göre her bir bireysel müşterinin daha çok tüketen, kararları daha kolay manipüle edilebilen olmasına yol açılması... Bu yapılırken aile biriminin olması istenmiyor. Çünkü aile biriminde, anne baba belli kararları çocuklar adına alabilir. Birer birer hepsinin avlanması daha zor olabilir çünkü daha dirençli bir yapı. Hele bir geniş aile olursa onun parçalanıp manipüle edilmesi daha da zorlaşabilir. Onun için biz şu anda kapitalizm içerisinde ailenin korunmasına yollar ararken aslında biraz belki de muhal olan, biraz böyle çetin, ekstra zor olan bir şeyi başarmaya çalışıyoruz da diyebiliriz."</p><p>Erdoğan, gelişmiş toplumlarda sivil toplumun siyasete daha fazla öncülük etmesi gerektiğini savunduğunu belirterek, "Bunu da görüyoruz elbette. Şu anda 'Aile Yılı' ve 'Aile 10 Yılı' vesilesiyle de devletimizin siyasetimizin yine bize, topluma öncülük ettiğini görüyoruz." dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42686204.jpg"/><p><b>"KENDİ KÜLTÜRÜMÜZLE MUASIR MEDENİYET SEVİYESİNİN ÜZERİNE ÇIKABİLİRİZ"</b></p><p>Bilal Erdoğan, tüm dünyada doğurganlık oranında düşüşün yaşandığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:</p><p>"Bundan dolayı pes mi edeceğiz? Yoksa sonuçta Türkiye bugün dünya sahnesindeki önemli oyunculardan bir tanesi. 'Biz bunu tersine çevirebilecek ilk ülke olacağız' iddiasıyla mı hareket edeceğiz? Ben bunu tersine çevirebileceğimize inanıyorum. Bizim toplumumuzun kendine has dinamikleri var. Yeter ki bu dinamikleri yeniden açığa çıkarabilelim, kendi kültürel milli özelliklerimizi açığa çıkarabilelim. Kendimiz olmak dünyada bize hiçbir şey kaybettirmeyecek. Hiçbir şeyden geri kalmayacağız."</p><p>"Kendi kimliğimizle, kültürümüzle muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkabiliriz." diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p><p>"O zaman bugün bunu artık müdellel olarak gördüğümüz bir devri, bir günleri yaşıyoruz. Bunu başardığımız zaman ben inanıyorum ki aile yeniden toplumun merkezine gelecektir ve o bireyci paradigmaya Türkiye'den bir alternatif öneri gündeme gelebilecektir. O zaman da biz gerçekten belki de aileyi kurtaralım derken bu kapitalizm denen belanın da böyle olmak zorunda olmadığını, bireyi kutsamak, biriktirmeyi kutsamak yerine insanın manevi değerini, paylaşmanın kıymetini kutsayacak belki bir sisteme doğru evrilmeyi de konuşabiliyor olacağız inşallah."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42686203.jpg"/><p><b>"GÜÇLÜ OLMAK ZORUNDAYIZ"</b></p><p>"Aile konusu niçin Türkiye'nin beka meselesi haline gelmiştir?" sorusunu yanıtlayan Erdoğan, Türkiye'nin en kötü senaryoya göre 2100 yılında 50 milyonun altında bir nüfusa sahip yaşlı bir ülke olacağını kaydetti.</p><p>Erdoğan, Türkiye'nin dünyada sözünün daha çok dinlenir ve tesirli olmasının ekonomik gücüyle ilişkili olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:</p><p>"Bizim için bölgede bu işlere kayıtsız kalma, etrafımızda olup bitenlere 'Bana bulaşmadığı sürece ben bunlara bulaşmayayım' deme lüksümüz artık kalmadı. Bölgemizde proaktif olmak, bölgemize biraz nizam vermek, bölgemizde huzuru temin etmekte inisiyatif sahibi olmak bizim için bir tercih değil, bir zorunluluk haline geldi. Onun için güçlü olmak zorundayız. Onun için dünyada yüzde yarım olmayan yaşlı bir ülke olmak değil, nüfus olarak da bir iddiası olan ve bu nüfus iddiasını daha yüksek düzeyde yansıtabilmek için de öncelikle Türk dünyasına, ondan sonra İslam dünyasına ve diğer gönül coğrafyamıza da önderlik etmek zorundayız. Yoksa dünyada yeni bir paradigma vadedebilecek, insanlığa huzur vadedebilecek, bu çalkantılı bölgede istikrar vadedebilecek başka bir alternatifimiz yok. Onun için bu demografik çöküş bizim için hayati bir vaziyet almıştır."</p><p><b>"ARTIK MIZRAK ÇUVALA SIĞMAZ OLDU"</b></p><p>Erdoğan, "2035'e geldiğimizde Aile ve Nüfus 10 yılı başarısını rakamlardan önce insanların hangi cümlesinden duymak, hangi cümlesinden anlamak isteriz?" sorusuna, "Tabii ki güçlü ailemle daha huzurluyum dediği zaman." yanıtını verdi.</p><p>Anne ve babaya saygının önemine değinen Erdoğan, "Yaşlandıklarında onlara 'üf' bile demeden hizmet etmeyi kendimiz için bir şeref olarak gördüğümüz zaman daha özgür olacağız. Çocuklarımızdan aynı saygıyı bekleyebiliyor olacağız ve toplumdaki değer aktarımı sayesinde daha erdemli, ahlaklı nesillerin yetişmesini ancak ve ancak biz ailede sağlayabileceğiz." diye konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42686202.jpg"/><p>Erdoğan, konuşmasında Türkiye'nin Gazze'dekiler için en büyük dayanak ülke olduğuna dikkati çekti.</p><p>Türkiye'nin bütün dünyadaki Filistin dostu hissiyatın önderliğini yapan ülke durumunda olduğunun altını çizen Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı:</p><p>"Cumhurbaşkanımızın da tabii ki liderliği ve gücü bunu mümkün kılıyor. Gerçekten artık insanlığın meselesi. Müslümanların, Orta Doğu'nun, Arapların meselesi falan bunları geçeli çok oldu. Bu, gerçekten insanlık vicdanı meselesi. Bir millet kendini herkesten üstün görerek istediği başka komşu milletin canına, malına her şeyine kastedebiliyor. Kimse bununla ilgili bir şey yapamıyor. Artık mızrak çuvala sığmaz oldu. Avrupa ülkeleri yavaş yavaş belli sınırlamalar getirmeye başladı. Bu da belki devam edecek. Er ya da geç göreceğiz sorumluların hesap verdiğini. Onun için hem ülkemizin refahı hem insanlığın kurtuluşu için insanlığın iyi bir dünyada yaşayabilme ihtimalini canlı kılabilmesi için bu Gazze meselesini, bu soykırım meselesini yaşatmamız, gündemde tutmamız, unutmamamız, unutturmamamız lazım."</p><p>İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Gündüz ise fıtratın insanın yaratılışına uygun yaşaması demek olduğunu kaydetti.</p><p>Yunus Emre Derneği Başkanı ve AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak ise son yıllarda neredeyse tüm dünyada açıkça görülen toplumsal çözülmelerin en önemli sebeplerinden birisinin aile kurumunda yaşanan çözülme olduğunu ifade etti.</p><p>Albayrak, "Belki de meselenin asıl kaynağı, onlarca yıldır insanı kimliksizleştirerek asli benliğinden koparan, yerinden eden her şeye seyirci kalmamızdır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, yıllar öncesinden dünyanın içinde bulunduğu bu durumu görmüş ve defalarca bu konuyu yüksek sesle dile getirmiştir." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Zirveye, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Adil Çalışkan, Eskişehir Vali Vekili Yakup Güney ve diğer ilgililer de katıldı.</p><p><b>ERDOĞAN, TGSP ESKİŞEHİR BULUŞMASI'NA KATILDI</b></p><p>Bilal Erdoğan, daha sonra Anadolu Üniversitesinde düzenlenen Türkiye Gençlik STK'ları Platformu (TGSP) Eskişehir Buluşması'na katıldı.</p><p>Buluşmada, katılımcılar arasında düzenlenen bilgi yarışmasında dereceye girenlere ödülleri Erdoğan ve TGSP Yönetim Kurulu Başkanı Ali Haydar Ustaosmanoğlu tarafından verildi.</p><p>Programda, AK Parti MKYK Üyesi Mürsel Çavdar, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ve AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak ile diğer ilgililer yer aldı.</p><p>Erdoğan, daha sonra ESOGÜ Otel'deki Turkuaz Salon'da düzenlenen "Eskişehir Sivil Toplum Buluşması" kapsamında kentte faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/ilim-yayma-vakfi-mutevell-112_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294636</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/discover/how-to-say-hello-hi-and-how-are-you-in-turkish-essential-phrases-for-travelers-294636</link>
      <pubDate>2026-10-07T17:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[How to say hello, hi and “how are you” in Turkish: Essential phrases for travelers]]></title>
      <category><![CDATA[Discover]]></category>
      <description><![CDATA[If you are planning to travel to Türkiye, learning a few Turkish words to use in daily life beforehand can make things easier for you. There are many basic expressions you can use when asking someone a question at a hotel, restaurant, café, taxi, shop, or on the street.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[How to say hello, hi and “how are you” in Turkish: Essential phrases for travelers]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="3"><b>These basic words of everyday conversation are among the questions foreigners search for most frequently on the internet about Turkish. Searches such as "How do you say thank you in Turkish?", "How do you say hi in Turkish?", "How do you say hello in Turkish?" and "How are you in Turkish?" are among the expressions that visitors coming to Türkiye want to learn first.</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42680584.jpg"/><p style="margin-top: -10px; font-size: 12px; font-style: italic;" class="image-description-detail">Cappadocia</p><p data-path-to-node="4">While some expressions in Turkish have more than one equivalent, different forms of certain words can also be used depending on the person you are talking to. For example, the question "how are you?" is said one way in a casual conversation and another way in a more polite conversation.</p><p data-path-to-node="5">Here are the Turkish expressions that will be most useful to you in your daily life in Türkiye.</p>------------------------------------------------------------------------------------------------------<p></p><p data-path-to-node="6"><b>How do you say hello in Turkish? </b></p><p data-path-to-node="6"><b><font color="#990000">Merhaba</font></b></p><p data-path-to-node="7"><b>English: </b>Hello</p><p data-path-to-node="8">The most basic way to say "hello" in Turkish is to say "Merhaba."</p><p data-path-to-node="9"><b>Merhaba</b> can be used when starting a conversation with someone you don't know, entering a shop or restaurant, approaching a hotel reception, or politely addressing anyone.</p><p data-path-to-node="10">In daily conversation, it can be used while addressing both women and men, as well as a single person or more than one person.</p><p data-path-to-node="11">For example, when you enter a restaurant, you can start the conversation simply by saying:</p><p data-path-to-node="12">Merhaba.</p><p data-path-to-node="13">If you are going to ask a question:</p><p data-path-to-node="14"><b>Merhaba, bu müze nerede?</b></p><p data-path-to-node="15">means <b>"Hello, where is this museum?"</b></p>------------------------------------------------------------------------------------------------------<p></p><p data-path-to-node="16"><b>How do you say hi in Turkish? </b></p><p data-path-to-node="16"><b><font color="#990000">Selam</font></b></p><p data-path-to-node="17">English: Hi</p><p data-path-to-node="18">In Turkish, "Selam" is used as the equivalent of the more casual English word "hi."</p><p data-path-to-node="19">While "Merhaba" is a more general greeting expression, "Selam" has a more relaxed and everyday tone.</p><p data-path-to-node="20">You can say to a friend or someone you have met before:</p><p data-path-to-node="21">Selam!</p><p data-path-to-node="22">When you run into a friend:</p><p data-path-to-node="23"><b>Selam, nasılsın?</b></p><p data-path-to-node="24">you can use the expression.</p><p data-path-to-node="25">When talking to someone you are meeting for the first time and know nothing about, "Merhaba" is a safer and more neutral choice.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/kapak2-0710202641768322.jpg"/>------------------------------------------------------------------------------------------------------<p></p><p data-path-to-node="26"><b>How do you say thank you in Turkish? </b></p><p data-path-to-node="26"><b><font color="#990000">Teşekkür ederim</font></b></p><p data-path-to-node="27"><b>English:</b> Thank you</p><p data-path-to-node="28">One of the most common ways to say "thank you" in Turkish is <b data-path-to-node="28" data-index-in-node="61">"Teşekkür ederim."</b></p><p data-path-to-node="29">You can use this expression when someone helps you, gives you directions, brings your order, or assists you with any matter.</p><p data-path-to-node="30">For example, when a taxi driver takes you to where you want to go:</p><p data-path-to-node="31">Teşekkür ederim.</p><p data-path-to-node="32">you can say.</p><p data-path-to-node="33">You can also use the same expression when you pay the bill at a restaurant or when a waiter helps you.</p><p data-path-to-node="34"><b>Teşekkür ederim is a polite and general usage. </b>Therefore, it is one of the first Turkish expressions a visitor coming to Türkiye needs to learn.</p><p data-path-to-node="35"><font color="#990000"><b>Teşekkürler</b></font></p><p data-path-to-node="36">English: Thanks</p><p data-path-to-node="37">"Teşekkürler" can be used as a shorter form of the expression "thank you" and is quite close to the English word "thanks."</p><p data-path-to-node="38"><b>Teşekkür ederim &#8594; Thank you <br>Teşekkürler &#8594; Thanks</b></p><p data-path-to-node="39">Both expressions are used to express thanks.</p><p data-path-to-node="40"><b><font color="#990000">Sağ ol</font></b></p><p data-path-to-node="41">In daily and casual conversations, <b>"Sağ ol"</b> is also used to say thank you.</p><p data-path-to-node="42">It is an expression you can hear especially among friends or close acquaintances.</p><p data-path-to-node="43">Therefore, if you hear someone saying "Sağ ol" to you in Türkiye, you can understand that it is used in the sense of "thanks" or "thank you" depending on the context.</p><p data-path-to-node="44"><b>What is thank you in Turkish?</b></p><p data-path-to-node="45">If you are looking for the Turkish equivalent of the word "thank you," the most basic answer is:</p><p data-path-to-node="46"><font color="#990000"><b>Teşekkür ederim</b></font></p><p data-path-to-node="47">Besides this, in daily conversation:</p><p data-path-to-node="48"><b>Teşekkürler Sağ ol</b></p><p data-path-to-node="49">you can also hear expressions like these.</p><p data-path-to-node="50">The main difference in their usage relates to the tone of the conversation and the relationship between the individuals.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/29/efesantikkenti-2909202627b71b22.jpg"/><p style="margin-top: -10px; font-size: 12px; font-style: italic;" class="image-description-detail">Ephesus</p>------------------------------------------------------------------------------------------------------<p></p><p data-path-to-node="51">How do you say please in Turkish? </p><p data-path-to-node="51"><font color="#990000"><b>Lütfen</b></font></p><p data-path-to-node="52"><b>English:</b> Please</p><p data-path-to-node="53">To say "please" in Turkish, "Lütfen" is used.</p><p data-path-to-node="54">When asking for something, it can be used at the beginning or the end of the sentence.</p><p data-path-to-node="55">For example, in a café:</p><p data-path-to-node="56"><b>Bir kahve, lütfen.</b></p><p data-path-to-node="57">you can say.</p><p data-path-to-node="58">When asking someone for help:</p><p data-path-to-node="59"><b>Lütfen bana yardım eder misiniz?</b></p><p data-path-to-node="60">you can use the expression.</p><p data-path-to-node="61">"Lütfen," which can also be used on its own, is one of the basic words you will encounter frequently in daily life.</p>-----------------------------------------------------------------------------------------------------<p></p><p data-path-to-node="62"><b>How do you say how are you in Turkish?</b></p><p data-path-to-node="63">There are two main usages of the question "How are you?" in Turkish.</p><p data-path-to-node="64"><font color="#990000"><b>Nasılsınız?</b></font></p><p data-path-to-node="65">A more polite or distant usage.</p><p data-path-to-node="66"><font color="#990000"><b>Nasılsın?</b></font></p><p data-path-to-node="67">Casual, everyday usage.</p><p data-path-to-node="68">Who you are speaking to matters in Turkish. It is appropriate to say "Nasılsınız?" to someone you don't know or in a more formal setting.</p><p data-path-to-node="69">To your friend:</p><p data-path-to-node="70"><b>Nasılsın?</b></p><p data-path-to-node="71">you can say.</p><p data-path-to-node="72">Therefore, someone asking you "Nasılsınız?" in Türkiye is the polite form of the English question "How are you?"</p><p data-path-to-node="73"><b>How do you respond to "How are you?" in Turkish?</b></p><p data-path-to-node="74">If someone asks you "Nasılsınız?", one of the most basic answers is:</p><p data-path-to-node="75"><b>İyiyim, teşekkür ederim.</b></p><p data-path-to-node="76">English: I'm fine, thank you.</p><p data-path-to-node="77">In a more casual conversation:</p><p data-path-to-node="78"><b>İyiyim.</b></p><p data-path-to-node="79">saying this is also sufficient.</p><p data-path-to-node="80">If a friend asks "Nasılsın?":</p><p data-path-to-node="81"><b>İyiyim, sağ ol.</b></p><p data-path-to-node="82">you can say.</p><p data-path-to-node="83">Thus, a short conversation might look like this:</p><p data-path-to-node="84"><b>Merhaba, nasılsınız? </b></p><p data-path-to-node="84"><b>Hello, how are you?</b></p><p data-path-to-node="85"><b>İyiyim, teşekkür ederim. Siz nasılsınız? </b></p><p data-path-to-node="85"><b>I'm fine, thank you. How are you?</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/17/sumela3-17092026df09b627.jpg"/><p style="margin-top: -10px; font-size: 12px; font-style: italic;" class="image-description-detail">Sumela Monastery</p>------------------------------------------------------------------------------------------------------<p></p><p data-path-to-node="86"><b>How do you say good morning in Turkish?</b></p><p data-path-to-node="86"><b><font color="#990000">Günaydın</font></b></p><p data-path-to-node="87"><b>English: </b>Good morning</p><p data-path-to-node="88">To say "good morning" in Turkish, "Günaydın" is used.</p><p data-path-to-node="89">When greeting someone you encounter during morning hours, you can directly say:</p><p data-path-to-node="90">Günaydın.</p><p data-path-to-node="91">It is one of the most basic expressions you can use when going to morning breakfast at a hotel, entering a café, or talking to people you encounter when starting the day.</p><p data-path-to-node="92">For example:</p><p data-path-to-node="93"><b>Günaydın, bir çay lütfen.</b></p><p data-path-to-node="94"><b>Good morning, a tea please.</b></p>------------------------------------------------------------------------------------------------------<p></p><p data-path-to-node="95"><b>How do you say goodbye in Turkish?</b></p><p data-path-to-node="96">A few different expressions are used for "goodbye" in Turkish. There are small but important differences in their usage.</p><p data-path-to-node="97"><font color="#990000"><b>Hoşça kal</b></font></p><p data-path-to-node="98"><b>English: </b>Goodbye</p><p data-path-to-node="99">Hoşça kal is one of the traditional expressions used when parting ways.</p><p data-path-to-node="100"><font color="#990000"><b>Güle güle</b></font></p><p data-path-to-node="101"><b>English:</b> Goodbye</p><p data-path-to-node="102">Güle güle is also used when saying goodbye, but it is not used by the same person as "hoşça kal."</p><p data-path-to-node="103">In general usage, the person leaving says <b>"Hoşça kal," </b>while the person staying behind says <b>"Güle güle."</b></p><p data-path-to-node="104">For example, if you are leaving a friend's house:</p><p data-path-to-node="105">Hoşça kal!</p><p data-path-to-node="106">Your friend can say to you:</p><p data-path-to-node="107">Güle güle!</p><p data-path-to-node="108"><b><font color="#990000">Görüşürüz</font></b></p><p data-path-to-node="109"><b>English: </b>See you</p><p data-path-to-node="110">In daily conversation,<b> "Görüşürüz" corresponds to the English expression "see you."</b></p><p data-path-to-node="111">When parting from a friend:</p><p data-path-to-node="112">Görüşürüz!</p><p data-path-to-node="113">saying this is quite natural.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/gbeklitepe-07102026692ba849.jpg"/><p style="margin-top: -10px; font-size: 12px; font-style: italic;" class="image-description-detail">Göbekli Tepe</p><b><font size="5">A quick Turkish phrase guide</font></b><br>If you want to see the most important phrases in one place before traveling to Türkiye, you can save this list.<table><thead><tr><th>English</th><th>Turkish</th></tr></thead><tbody><tr><td>Hello</td><td><strong>Merhaba</strong></td></tr><tr><td>Hi</td><td><strong>Selam</strong></td></tr><tr><td>Thank you</td><td><strong>Teşekkür ederim</strong></td></tr><tr><td>Thanks</td><td><strong>Teşekkürler</strong></td></tr><tr><td>Thanks (informal)</td><td><strong>Sağ ol</strong></td></tr><tr><td>You're welcome</td><td><strong>Rica ederim</strong></td></tr><tr><td>Please</td><td><strong>Lütfen</strong></td></tr><tr><td>How are you?</td><td><strong>Nasılsınız?</strong></td></tr><tr><td>How are you? (informal)</td><td><strong>Nasılsın?</strong></td></tr><tr><td>I'm fine</td><td><strong>İyiyim</strong></td></tr><tr><td>Good morning</td><td><strong>Günaydın</strong></td></tr><tr><td>Goodbye</td><td><strong>Hoşça kal</strong></td></tr><tr><td>Goodbye</td><td><strong>Güle güle</strong></td></tr><tr><td>See you</td><td><strong>Görüşürüz</strong></td></tr><tr><td>Excuse me</td><td><strong>Affedersiniz</strong></td></tr><tr><td>I'm sorry</td><td><strong>Özür dilerim</strong></td></tr><tr><td>What is your name?</td><td><strong>Adınız ne?</strong></td></tr><tr><td>My name is...</td><td><strong>Benim adım...</strong></td></tr><tr><td>I don't understand</td><td><strong>Anlamıyorum</strong></td></tr><tr><td>Do you speak English?</td><td><strong>İngilizce konuşuyor musunuz?</strong></td></tr><tr><td>Yes</td><td><strong>Evet</strong></td></tr><tr><td>No</td><td><strong>Hayır</strong></td></tr></tbody></table>------------------------------------------------------------------------------------------------------<p></p><p><strong><font size="5">Yes and no in Turkish</font></strong></p><p>Two of the most basic words in everyday communication are <font color="#990000"><strong>evet</strong> and <strong>hayır</strong>.</font></p><p><strong>Evet</strong> &#8594; Yes</p><p><strong>Hayır</strong> &#8594; No</p><p>When someone asks you a question, you can simply answer:</p><p><strong>Evet.</strong></p><p>or</p><p><strong>Hayır.</strong></p><p>------------------------------------------------------------------------------------------------------</p><p><strong><font size="5">A simple conversation in Turkish</font></strong></p><p>Here is a simple example to show you how you can use these expressions in a real conversation:</p><p><strong>Merhaba.</strong></p><p>Hello.</p><p><strong>Merhaba, nasılsınız?</strong></p><p>Hello, how are you?</p><p><strong>İyiyim, teşekkür ederim. Siz nasılsınız?</strong></p><p>I'm fine, thank you. How are you?</p><p><strong>Ben de iyiyim.</strong></p><p>I'm fine too.</p><p><strong>Bir Türk kahvesi, lütfen.</strong></p><p>A Turkish coffee, please.</p><p><strong>Tabii.</strong></p><p>Of course.</p><p><strong>Teşekkür ederim.</strong></p><p>Thank you.</p><p><strong>Rica ederim.</strong></p><p>You're welcome.</p><p><strong>Görüşürüz.</strong></p><p>See you.</p><p>By learning these few expressions, you can start many simple everyday conversations you may encounter in Türkiye.</p><p><strong><font size="4">Turkish words to learn before traveling to Türkiye</font></strong></p><p>A visitor who is just starting to learn Turkish does not need to memorize hundreds of words. Basic expressions such as <strong>merhaba (hello), selam (hi), teşekkür ederim (thank you), lütfen (please), nasılsınız (how are you), günaydın (good morning)</strong> and <strong>görüşürüz (see you)</strong> can provide an important starting point for everyday communication.</p><p>Adding a few practical expressions such as <strong>evet (yes), hayır (no), affedersiniz (excuse me), anlamıyorum (I don't understand)</strong> and <strong>İngilizce konuşuyor musunuz? (Do you speak English?)</strong> can help you feel more comfortable in many simple situations you may encounter during your trip to Türkiye.</p><p>Turkish also has informal and polite forms of some expressions, which is an important distinction in everyday use of the language. For this reason, learning not only the English meaning of a word but also <strong>when and with whom to use it</strong> is a more useful way to start speaking Turkish.</p><b><font size="5">Turkish numbers </font></b><p>Knowing the basic numbers can help when checking prices, ordering food, asking about times or shopping in Türkiye.</p><table><thead><tr><th>Number</th><th>English</th><th>Turkish</th></tr></thead><tbody><tr><td>1</td><td>one</td><td>bir</td></tr><tr><td>2</td><td>two</td><td>iki</td></tr><tr><td>3</td><td>three</td><td>üç</td></tr><tr><td>4</td><td>four</td><td>dört</td></tr><tr><td>5</td><td>five</td><td>beş</td></tr><tr><td>6</td><td>six</td><td>altı</td></tr><tr><td>7</td><td>seven</td><td>yedi</td></tr><tr><td>8</td><td>eight</td><td>sekiz</td></tr><tr><td>9</td><td>nine</td><td>dokuz</td></tr><tr><td>10</td><td>ten</td><td>on</td></tr><tr><td>20</td><td>twenty</td><td>yirmi</td></tr><tr><td>30</td><td>thirty</td><td>otuz</td></tr><tr><td>40</td><td>forty</td><td>kırk</td></tr><tr><td>50</td><td>fifty</td><td>elli</td></tr><tr><td>100</td><td>one hundred</td><td>yüz</td></tr><tr><td>1,000</td><td>one thousand</td><td>bin</td></tr><tr><td>1,000,000</td><td>one million</td><td>1 milyon</td></tr></tbody></table><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/kapalar-07102026862ce812.jpg"/><p style="margin-top: -10px; font-size: 12px; font-style: italic;" class="image-description-detail">Grand Bazaar (Kapalıçarşı)</p><b><font size="5">Turkish currency </font></b><p>The currency used in Türkiye is the <strong style="">Turkish lira</strong>, commonly written as <strong style="">TL</strong> or <strong style="">&#8378;</strong>.</p><table><thead><tr><th>English</th><th>Turkish</th></tr></thead><tbody><tr><td>Turkish lira</td><td>Türk lirası</td></tr><tr><td>money</td><td>para</td></tr><tr><td>price</td><td>fiyat</td></tr><tr><td>how much?</td><td>ne kadar?</td></tr><tr><td>How much is this?</td><td>Bu ne kadar?</td></tr><tr><td>Expensive</td><td>pahalı</td></tr><tr><td>Cheap</td><td>ucuz</td></tr></tbody></table><p><strong>20 TL</strong> &#8212; yirmi lira</p><p><strong>100 TL</strong> &#8212; yüz lira</p><p><strong>1,000 TL</strong> &#8212; bin lira</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/how-to-say-hello-hi-and-h-951_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294635</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ilim-yayma-vakfi-mutevelli-heyeti-baskani-erdogan-toplumumuzun-kendine-has-dinamikleri-var-294635</link>
      <pubDate>2026-10-07T17:23:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Erdoğan: Toplumumuzun kendine has dinamikleri var]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, "Bizim toplumumuzun kendine has dinamikleri var. Yeter ki bu dinamikleri yeniden açığa çıkarabilelim, kendi kültürel milli özelliklerimizi açığa çıkarabilelim." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Erdoğan: Toplumumuzun kendine has dinamikleri var]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, "Bizim toplumumuzun kendine has dinamikleri var. Yeter ki bu dinamikleri yeniden açığa çıkarabilelim, kendi kültürel milli özelliklerimizi açığa çıkarabilelim. Kendimiz olmak dünyada bize hiçbir şey kaybettirmeyecek. Hiçbir şeyden geri kalmayacağız." dedi.</p><p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Eskişehir Valiliği, Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) ve Yunus Emre Derneği işbirliğiyle ESOGÜ Kongre ve Kültür Merkezi'nde Eskişehir Aile Zirvesi düzenlendi.</p><p>ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Emine Gümüşsoy moderatörlüğünde düzenlenen zirvede konuşan Bilal Erdoğan, aile meselesinin sadece belli ekonomik tedbirlerle çözümlenebilecek bir mesele olmadığını söyledi.</p><p>Erdoğan, ekonomik yapıların kapitalist sistemle şekillenmeye başlamasıyla bu durumun sosyal yapıları ne denli değiştirdiğinin çok fazla idrak edilemediğini anlattı.</p><p>"Topluluk halinde değil, bireyci olarak güdüleniyoruz. O şekilde profilleniyoruz." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Şu andaki teknolojiyle de bu daha böyle nokta atışı, her bir insanın profilinin tespit edilmesi, doğru düğmelerine nasıl basılacağının tespit edilmesi ve ona göre her bir bireysel müşterinin daha çok tüketen, kararları daha kolay manipüle edilebilen olmasına yol açılması... Bu yapılırken aile biriminin olması istenmiyor. Çünkü aile biriminde, anne baba belli kararları çocuklar adına alabilir. Birer birer hepsinin avlanması daha zor olabilir çünkü daha dirençli bir yapı. Hele bir geniş aile olursa onun parçalanıp manipüle edilmesi daha da zorlaşabilir. Onun için biz şu anda kapitalizm içerisinde ailenin korunmasına yollar ararken aslında biraz belki de muhal olan, biraz böyle çetin, ekstra zor olan bir şeyi başarmaya çalışıyoruz da diyebiliriz."</p><p>Erdoğan, gelişmiş toplumlarda sivil toplumun siyasete daha fazla öncülük etmesi gerektiğini savunduğunu belirterek, "Bunu da görüyoruz elbette. Şu anda 'Aile Yılı' ve 'Aile 10 Yılı' vesilesiyle de devletimizin siyasetimizin yine bize, topluma öncülük ettiğini görüyoruz." dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42686104.jpg"/><p><strong>"KENDİ KÜLTÜRÜMÜZLE MUASIR MEDENİYET SEVİYESİNİN ÜZERİNE ÇIKABİLİRİZ"</strong></p><p>Bilal Erdoğan, tüm dünyada doğurganlık oranında düşüşün yaşandığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:</p><p>"Bundan dolayı pes mi edeceğiz? Yoksa sonuçta Türkiye bugün dünya sahnesindeki önemli oyunculardan bir tanesi. 'Biz bunu tersine çevirebilecek ilk ülke olacağız' iddiasıyla mı hareket edeceğiz? Ben bunu tersine çevirebileceğimize inanıyorum. Bizim toplumumuzun kendine has dinamikleri var. Yeter ki bu dinamikleri yeniden açığa çıkarabilelim, kendi kültürel milli özelliklerimizi açığa çıkarabilelim. Kendimiz olmak dünyada bize hiçbir şey kaybettirmeyecek. Hiçbir şeyden geri kalmayacağız."</p><p>"Kendi kimliğimizle, kültürümüzle muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkabiliriz." diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p><p>"O zaman bugün bunu artık müdellel olarak gördüğümüz bir devri, bir günleri yaşıyoruz. Bunu başardığımız zaman ben inanıyorum ki aile yeniden toplumun merkezine gelecektir ve o bireyci paradigmaya Türkiye'den bir alternatif öneri gündeme gelebilecektir. O zaman da biz gerçekten belki de aileyi kurtaralım derken bu kapitalizm denen belanın da böyle olmak zorunda olmadığını, bireyi kutsamak, biriktirmeyi kutsamak yerine insanın manevi değerini, paylaşmanın kıymetini kutsayacak belki bir sisteme doğru evrilmeyi de konuşabiliyor olacağız inşallah."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42686105.jpg"/><p><b>"GÜÇLÜ OLMAK ZORUNDAYIZ"</b></p><p>"Aile konusu niçin Türkiye'nin beka meselesi haline gelmiştir?" sorusunu yanıtlayan Erdoğan, Türkiye'nin en kötü senaryoya göre 2100 yılında 50 milyonun altında bir nüfusa sahip yaşlı bir ülke olacağını kaydetti.</p><p>Erdoğan, Türkiye'nin dünyada sözünün daha çok dinlenir ve tesirli olmasının ekonomik gücüyle ilişkili olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:</p><p>"Bizim için bölgede bu işlere kayıtsız kalma, etrafımızda olup bitenlere 'Bana bulaşmadığı sürece ben bunlara bulaşmayayım' deme lüksümüz artık kalmadı. Bölgemizde proaktif olmak, bölgemize biraz nizam vermek, bölgemizde huzuru temin etmekte inisiyatif sahibi olmak bizim için bir tercih değil, bir zorunluluk haline geldi. Onun için güçlü olmak zorundayız. Onun için dünyada yüzde yarım olmayan yaşlı bir ülke olmak değil, nüfus olarak da bir iddiası olan ve bu nüfus iddiasını daha yüksek düzeyde yansıtabilmek için de öncelikle Türk dünyasına, ondan sonra İslam dünyasına ve diğer gönül coğrafyamıza da önderlik etmek zorundayız. Yoksa dünyada yeni bir paradigma vadedebilecek, insanlığa huzur vadedebilecek, bu çalkantılı bölgede istikrar vadedebilecek başka bir alternatifimiz yok. Onun için bu demografik çöküş bizim için hayati bir vaziyet almıştır."</p><p><strong>"ARTIK MIZRAK ÇUVALA SIĞMAZ OLDU"</strong></p><p>Erdoğan, "2035'e geldiğimizde Aile ve Nüfus 10 yılı başarısını rakamlardan önce insanların hangi cümlesinden duymak, hangi cümlesinden anlamak isteriz?" sorusuna, "Tabii ki güçlü ailemle daha huzurluyum dediği zaman." yanıtını verdi.</p><p>Anne ve babaya saygının önemine değinen Erdoğan, "Yaşlandıklarında onlara 'üf' bile demeden hizmet etmeyi kendimiz için bir şeref olarak gördüğümüz zaman daha özgür olacağız. Çocuklarımızdan aynı saygıyı bekleyebiliyor olacağız ve toplumdaki değer aktarımı sayesinde daha erdemli, ahlaklı nesillerin yetişmesini ancak ve ancak biz ailede sağlayabileceğiz." diye konuştu.</p><p>Erdoğan, konuşmasında Türkiye'nin Gazze'dekiler için en büyük dayanak ülke olduğuna dikkati çekti.</p><p>Türkiye'nin bütün dünyadaki Filistin dostu hissiyatın önderliğini yapan ülke durumunda olduğunun altını çizen Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı:</p><p>"Cumhurbaşkanımızın da tabii ki liderliği ve gücü bunu mümkün kılıyor. Gerçekten artık insanlığın meselesi. Müslümanların, Orta Doğu'nun, Arapların meselesi falan bunları geçeli çok oldu. Bu, gerçekten insanlık vicdanı meselesi. Bir millet kendini herkesten üstün görerek istediği başka komşu milletin canına, malına her şeyine kastedebiliyor. Kimse bununla ilgili bir şey yapamıyor. Artık mızrak çuvala sığmaz oldu. Avrupa ülkeleri yavaş yavaş belli sınırlamalar getirmeye başladı. Bu da belki devam edecek. Er ya da geç göreceğiz sorumluların hesap verdiğini. Onun için hem ülkemizin refahı hem insanlığın kurtuluşu için insanlığın iyi bir dünyada yaşayabilme ihtimalini canlı kılabilmesi için bu Gazze meselesini, bu soykırım meselesini yaşatmamız, gündemde tutmamız, unutmamamız, unutturmamamız lazım."</p><p>İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Gündüz ise fıtratın insanın yaratılışına uygun yaşaması demek olduğunu kaydetti.</p><p>Yunus Emre Derneği Başkanı ve AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak ise son yıllarda neredeyse tüm dünyada açıkça görülen toplumsal çözülmelerin en önemli sebeplerinden birisinin aile kurumunda yaşanan çözülme olduğunu ifade etti.</p><p>Albayrak, "Belki de meselenin asıl kaynağı, onlarca yıldır insanı kimliksizleştirerek asli benliğinden koparan, yerinden eden her şeye seyirci kalmamızdır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, yıllar öncesinden dünyanın içinde bulunduğu bu durumu görmüş ve defalarca bu konuyu yüksek sesle dile getirmiştir." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Zirveye, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Adil Çalışkan, Eskişehir Vali Vekili Yakup Güney ve diğer ilgililer de katıldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42686102.jpg"/><p><strong>ERDOĞAN, TGSP ESKİŞEHİR BULUŞMASI'NA KATILDI</strong></p><p>Bilal Erdoğan, daha sonra Anadolu Üniversitesinde düzenlenen Türkiye Gençlik STK'ları Platformu (TGSP) Eskişehir Buluşması'na katıldı.</p><p>Buluşmada, katılımcılar arasında düzenlenen bilgi yarışmasında dereceye girenlere ödülleri Erdoğan ve TGSP Yönetim Kurulu Başkanı Ali Haydar Ustaosmanoğlu tarafından verildi.</p><p>Programda, AK Parti MKYK Üyesi Mürsel Çavdar, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ve AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak ile diğer ilgililer yer aldı.</p><p>Erdoğan, daha sonra ESOGÜ Otel'deki Turkuaz Salon'da düzenlenen "Eskişehir Sivil Toplum Buluşması" kapsamında kentte faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/ilim-yayma-vakfi-mutevell-995_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294634</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/dmmden-mekke-anlasmasinin-protesto-edildigine-dair-goruntulere-yalanlama-294634</link>
      <pubDate>2026-10-07T17:20:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[DMM'den "Mekke Anlaşması"nın protesto edildiğine dair görüntülere yalanlama]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), bazı sosyal medya hesaplarında ve basın yayın organlarında, Pakistan halkının Türkiye'nin de taraf olduğu 'Mekke Anlaşması'nı protesto etmek amacıyla sokaklara döküldüğü yönünde dolaşıma sokulan iddiaların gerçek dışı olduğunu duyurdu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[DMM'den "Mekke Anlaşması"nın protesto edildiğine dair görüntülere yalanlama]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), bazı sosyal medya hesaplarında ve basın yayın organlarında, Pakistan halkının Türkiye'nin de taraf olduğu 'Mekke Anlaşması'nı protesto etmek amacıyla sokaklara döküldüğü yönünde dolaşıma sokulan iddiaların gerçek dışı olduğunu duyurdu.</p><p>DMM, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, söz konusu paylaşımlarda kullanılan görüntülerin, iddia edildiği gibi Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki diplomatik süreçlerle ya da herhangi bir anlaşmayla ilişkili olmadığını duyurdu.</p><p>DMM açıklamasına şu ifadelerle devam etti:</p><p>"Yapılan incelemeler neticesinde; bahse konu görüntülerin, Pakistan'da daha önce düzenlenen iç politika odaklı gösterilere ait olduğu tespit edilmiştir.</p><p>Ülkemizin de yer aldığı barışı, huzuru ve istikrarı pekiştirmeyi amaçlayan diplomatik girişimleri hedef alarak kamuoyunu yanıltmaya çalışan manipülatif paylaşımlara ve algı operasyonlarına itibar edilmemesi önemle rica olunur"</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/dmmden-mekke-anlasmasinin-539_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294633</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ales-basvurulari-basladi-294633</link>
      <pubDate>2026-10-07T17:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ALES başvuruları başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığınca düzenlenen Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (2026-ALES/3) başvuruları başladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ALES başvuruları başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezinin (ÖSYM)internet sitesindeki duyuruya göre, 29 Kasım'da uygulanacak Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı'na (2026-ALES/3) başvurular 15 Ekim'e kadar sürecek.</p><p>Adaylar, başvurularını ÖSYM Başvuru Merkezleri aracılığıyla, ÖSYM'nin "ais.osym.gov.tr" adresinden veya ÖSYM Aday İşlemleri Mobil Uygulaması'ndan yapabilecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/ales-basvurulari-basladi-715_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294632</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/papatya-gercekten-iltihabi-azaltiyor-mu-11-klinik-calismadan-dikkat-ceken-sonuc-294632</link>
      <pubDate>2026-10-07T17:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Papatya gerçekten iltihabı azaltıyor mu? 11 klinik çalışmadan dikkat çeken sonuç]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Japonya ve ABD'den bilim insanları, papatyanın anti-inflamatuar özelliklerini inceleyen geniş çaplı bir meta-analiz gerçekleştirdi. Analiz, papatya ekstresinin iltihap, ağrı ve şişlik üzerinde güçlü etkiler gösterdiğini ortaya koydu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Papatya gerçekten iltihabı azaltıyor mu? 11 klinik çalışmadan dikkat çeken sonuç]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Japon ve Amerikalı bilim insanları, papatyanın doğal bir anti-inflamatuar olarak etkisini değerlendiren kapsamlı bir meta-analiz yaptı. Araştırma kapsamında, papatya preparatlarının kullanıldığı 11 farklı klinik çalışmanın sonuçları incelendi. Elde edilen bulgular, papatya ekstresinin mukozal iltihaplar, ağız enfeksiyonları ve sindirim sistemi enfeksiyonlarında ağrı ve şişliği belirgin şekilde azalttığını gösterdi. Ayrıca doku yenilenmesini desteklediği ve iltihap şiddetini hafiflettiği tespit edildi.</p><h3>Bilim insanları: Papatya yan etkisiz çözüm sunuyor</h3><p>Çalışmada, papatyanın etkisinin bazı steroid olmayan anti-inflamatuar ilaçlarla karşılaştırılabilecek düzeyde olduğu vurgulandı. Fakat papatya, bu ilaçların aksine yan etki oluşturmadan fayda sağladı. Özellikle kemoterapi veya radyoterapi gören hastalarda gelişen mukozit tedavisinde papatya ekstresinin yüksek etkinlik gösterdiği belirtildi. Araştırmacılar, papatyanın bu özelliğiyle tıbbi bitkiler arasında öne çıktığına dikkat çekti.</p><h3>Papatyanın aktif bileşenleri tedavide öne çıkıyor</h3><p>Uzmanlar, papatyada bulunan apigenin ve bisabolol maddelerinin, vücutta iltihap oluşumunu tetikleyen pro-inflamatuar sitokinlerin üretimini baskıladığını açıkladı. Bu bileşenler aynı zamanda doku onarımını hızlandırıyor. Bilim insanları, papatyanın kronik iltihaplı hastalıklarda güvenli ve kolay ulaşılabilir bir tedavi seçeneği sunduğunu ifade etti. Ayrıca papatyanın önleyici ve kozmetik amaçlarla da kullanılabileceği bildirildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/papatya-gercekten-iltihab-892_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294630</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/iranli-danisman-hurmuz-bogazinda-olusturulan-diger-guzergahlar-en-kisa-zamanda-kapatilacak-294630</link>
      <pubDate>2026-10-07T16:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İranlı danışman: Hürmüz Boğazı'nda oluşturulan diğer güzergahlar en kısa zamanda kapatılacak]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutan Danışmanı Muhammed Rıza Nakdi, Hürmüz Boğazı'nda kontrolü “tamamen” ele aldıklarını savunarak, “yasa dışı” olarak tanımladığı güzergahların ise en kısa zamanda kapatılacağını söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İranlı danışman: Hürmüz Boğazı'nda oluşturulan diğer güzergahlar en kısa zamanda kapatılacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yarı resmi Tesnim Haber Ajansına göre, Nakdi, Hürmüz Boğazı'ndaki duruma ilişkin açıklama yaptı.</p><p>Hürmüz Boğazı'nın kapalı olduğunu belirten Nakdi, İran Silahlı Kuvvetlerinin boğazı tamamen kontrol altına aldığını ve bu durumun İran'ın "meşru talepleri" karşılanana kadar devam edeceğini ifade etti.</p><p>Bazı kişilerin küçük gemiler kullanarak petrol kaçakçılığı yaptığını iddia eden Nakdi, bu "az miktardaki" kaçak petrolün tankerlere aktarıldığını söyledi.</p><p>Nakdi, Hürmüz Boğazı'ndan yapılan alternatif geçişlere değinerek, "İhlalcilerin, Hürmüz Boğazı'nda kayalıkları patlatarak ve yıkımla oluşturdukları az sayıdaki güzergahlar en kısa zamanda kapatılacak." ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/iranli-danisman-hurmuz-bo-459_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294629</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/halkbank-ebru-sanatini-marifet-ile-yasatacak-aile-temali-yarisma-icin-basvurular-basladi-294629</link>
      <pubDate>2026-10-07T16:52:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Halkbank Ebru Sanatı'nı “Marifet” ile yaşatacak! ‘Aile' temalı yarışma için başvurular başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Halkbank, kültür-sanat programı "Marifet"i hayata geçirdi. “Aile” temalı ebru yarışması düzenlenecek. Başvuruları 1 Aralık 2026 tarihine kadar devam edecek olan yarışmada dereceye giren sanatçılar ödüllendirilecek. Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, “Programımızı ‘Marifet iltifata tabidir.' anlayışıyla hayata geçirdik. Sanatçılarımızın emeğini görünür kılmayı, yeni üretimleri teşvik etmeyi ve kültürel hafızamızı yarınlara taşımayı amaçlıyoruz.” diye konuştu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Halkbank Ebru Sanatı'nı “Marifet” ile yaşatacak! ‘Aile' temalı yarışma için başvurular başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><b>Halkbank,  geleneksel Türk Ebru Sanatı'nın yeni üretimlerle yaşatılması amacıyla  kültür-sanat programı "Marifet"i hayata geçirdi. Programın ilk  yılında "Aile" temalı ebru yarışması düzenlenecek. Başvuruları 1 Aralık 2026  tarihine kadar devam edecek olan yarışmada dereceye giren sanatçılar ödüllendirilecek.  Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman  Özdil, "Programımızı 'Marifet iltifata tabidir.' anlayışıyla hayata geçirdik. Sanatçılarımızın  emeğini görünür kılmayı, yeni üretimleri teşvik etmeyi ve kültürel hafızamızı  yarınlara taşımayı amaçlıyoruz." diye konuştu.</b></p><p class="MsoNormal">Halkbank, geleneksel sanatları yaşatma vizyonu  doğrultusunda yeni ve kapsamlı bir kültür-sanat programı başlattı. </p><p class="MsoNormal">Banka, <b>"Marifet" </b>adlı<b> </b>programıyla  Türk Ebru Sanatı'nın yeni üretimlerle teşvik edilmesine, kültürel mirasın  gelecek kuşaklara aktarılmasına ve ustalığın görünür kılınmasına katkı  sağlamayı hedefliyor. </p><p class="MsoNormal">Programda her yıl farklı bir tema ele  alınacak. İlk yılın teması ise "Aile ve Nüfus On Yılı"ndan hareketle "Aile"  olarak belirlendi. Bu kapsamda "Aile" teması altında bir ebru yarışması  düzenlenecek.    </p><p class="MsoNormal">Son başvuru tarihi <b>1 Aralık 2026</b>  olan yarışmada, alanında uzman jüri üyelerinin değerlendirmesiyle ilk üçe giren  sanatçılar ödüllendirilirken, bir isim de <strong>Seçici Kurul Özel Ödülü</strong>'nün sahibi  olacak. Ayrıca dereceye giren eserler özel bir sergiyle sanatseverlerin  beğenisine sunulacak. </p><p class="MsoNormal"><b>"MARİFET İLTİFATA TABİDİR"</b></p><p class="MsoNormal">Halkbank Marifet Programı'na ilişkin  değerlendirmelerde bulunan<b> Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil,  "Kültürümüzün en kıymetli hazinelerinden olan geleneksel sanatlarımız;  sabır, birikim ve ustalığın eseridir. Ebru sanatını odağına alan programımızı 'Marifet  iltifata tabidir.' anlayışıyla hayata geçirdik. Buradaki marifet, yalnızca  yeteneği değil, bilgi ve birikimi de ifade ediyor. İltifat ise; bu emeğin  görülmesi, değerinin bilinmesi ve takdir edilmesidir. Halkbank olarak Marifet  ile ebru sanatçılarımızın emeğini görünür kılmayı, yeni üretimleri teşvik  etmeyi ve kültürel hafızamızı yarınlara taşımayı amaçlıyoruz." </b>dedi.<b> </b></p><p class="MsoNormal">Programın  temelinde Ahilik kültürünün de önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen<b> Recep  Süleyman Özdil, "Köklerimizde yer alan Ahilik kültürünün taşıdığı değerlerden  aldığımız ilhamla bu anlayışı, kültür-sanat dünyamızda sürdürülebilir kılmayı  kurumsal sorumluluğumuzun bir parçası olarak görüyoruz. Halkbank olarak;  kuruluşumuzdan bu yana esnafımızın, sanatkârımızın ve üreticimizin yanında  olduk. Marifet Programı ile bir diğer hedefimiz de üreticimizle kurduğumuz  güçlü bağı, kültür-sanat alanına taşıyarak ustalığın ve emeğin değerini  yaşatmaya katkı sunmak." </b>diye konuştu.</p><p class="MsoNormal"><b>Halkbank  Genel Müdürü Özdil</b>, yarışmanın  'Aile' temasına ilişkin ise<b> "Bu yılki temamız olan 'Aile', ebrunun kendine  özgü dünyası ile aile kavramı arasında kurulan güçlü bir bağdan besleniyor.  Ebruda su üzerinde doğan her desen kâğıda aktarıldığında kalıcı bir iz bırakır.  Tıpkı ailede kuşaktan kuşağa aktarılan değerlerin ortak bir mirasa dönüşmesi  gibi." </b>değerlendirmesinde bulundu.<b></b></p><p class="MsoNormal">Yarışmaya ilişkin detaylara <b>www.halkbank.com.tr</b><b> </b>üzerinden ulaşılabiliyor.</p><p class="MsoNormal"><b>BAŞVURU  KOŞULLARI VE TAKVİM</b></p><p class="MsoNormal"><b>Katılım  Şartları:</b> Yarışmaya son başvuru tarihi itibarıyla 18 yaşını  doldurmuş tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sanatçılar katılabiliyor. Herhangi  bir diploma, kurum üyeliği ya da icazet şartı aranmaksızın, her katılımcı daha  önce yayımlanmamış tek bir özgün eseriyle başvuruda bulunabiliyor. </p><p class="MsoNormal"><b>Başvuru  Kanalı:</b> www.halkbank.com.tr/tr/marifet-yarisma-basvuru-formu/</p><p class="MsoNormal"><b>Başvuru  Başlangıcı:</b> 07 Ekim 2026 </p><p class="MsoNormal"><b>Son  Başvuru Tarihi:</b> 01 Aralık 2026, Saat:23.59 </p><p class="MsoNormal"><b>Sonuçların  İlanı:</b> Ocak &#8211; Şubat 2027 </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/halkbank-ebru-sanatini-ma-325_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294628</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/turbo-motorlarda-en-sik-yapilan-5-hata-kucuk-gorunen-yanlislar-pahaliya-patlayabilir-294628</link>
      <pubDate>2026-10-07T16:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Turbo motorlarda en sık yapılan 5 hata! Küçük görünen yanlışlar pahalıya patlayabilir]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Turbo motorlu araç sahipleri için yapılan beş temel sürücü hatası, motorun ömrünü ciddi şekilde kısaltıyor. Uzmanlar, yağ seviyesinden yakıt seçimine kadar dikkat edilmesi gereken noktaları vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Turbo motorlarda en sık yapılan 5 hata! Küçük görünen yanlışlar pahalıya patlayabilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Turbo motorlu araç kullananlar için yapılan bazı yaygın hatalar, motorun ömrünü kısaltıyor ve yüksek tamir maliyetlerine yol açabiliyor. Özellikle yağ eksikliği, motorun bileşenlerinde hızlı aşınmaya neden olurken, yanlış yakıt seçimi ve motorun ani durdurulması da turbo motorun ciddi şekilde zarar görmesine yol açıyor. Uzmanlar, bu beş temel hatanın önlenmesiyle turbo motorlu araçların daha uzun ömürlü olacağını belirtiyor.</p><h3>Uzmanlardan turbo motor için yağ uyarısı</h3><p>Turbo motorun sağlıklı çalışabilmesi için motor yağı seviyesinin düzenli olarak kontrol edilmesi büyük önem taşıyor. Yetersiz yağlama, turbo motorun içindeki hareketli parçaların hızla aşınmasına ve erken arızalara neden olur. Araç sahiplerinin motor yağını sık sık kontrol etmesi ve eksikse tamamlaması, pahalı tamirlerin önüne geçiyor. Ayrıca, yağın kalitesi de turbo motorun performansını doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, motor yağı değişim aralıklarına dikkat edilmesini ve kaliteli yağ kullanılmasını tavsiye ediyor.</p><h3>Yanlış kullanım turbo motorun ömrünü kısaltıyor</h3><p>Turbo motorun yüksek devirlerde çalıştıktan sonra hemen durdurulması, yağın turbo parçasına ulaşamamasına ve ciddi hasarlara yol açıyor. Uzun yolculuklardan sonra motoru birkaç dakika rölantide çalıştırmak, turbo motorun soğumasını sağlıyor ve arızaları önlüyor. Ayrıca soğuk motorla hemen hareket etmek, yağın henüz yeterli akışkanlığa ulaşmaması nedeniyle turbo motorun zarar görmesine neden oluyor. Düşük oktanlı yakıt kullanımı ise, turbo motorlarda detonasyona yol açarak hem performansı düşürüyor hem de motorun ömrünü kısaltıyor. Uzmanlar, turbo motorlu araçlarda en az Aİ-95 oktan yakıt kullanılmasını öneriyor.</p><p>Turbo motorlu araç sahiplerinin bu beş temel hatadan kaçınması, motorun sağlıklı ve uzun ömürlü çalışmasını sağlıyor. Doğru bakım ve uygun yakıt seçimiyle, turbo motorların performansı korunabiliyor ve beklenmedik arızaların önüne geçilebiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/turbo-motorlarda-en-sik-y-739_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294627</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/sekeri-azaltmak-isteyenler-dikkat-bu-5-icecek-dusundugunuzden-daha-fazla-seker-iceriyor-294627</link>
      <pubDate>2026-10-07T16:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Şekeri azaltmak isteyenler dikkat! Bu 5 içecek düşündüğünüzden daha fazla şeker içeriyor]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye'de şekerli içecek tüketimi uzmanlar tarafından ciddi sağlık tehditleriyle ilişkilendiriliyor. Gazlı içecekler, enerji içecekleri ve meyve suları başta olmak üzere, günlük hayatta sıkça tüketilen bu içecekler, obezite ve diyabet gibi hastalıkların görülme sıklığını artırıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Şekeri azaltmak isteyenler dikkat! Bu 5 içecek düşündüğünüzden daha fazla şeker içeriyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de şekerli içeceklerin aşırı tüketimi, sağlık uzmanlarını endişelendiriyor. Yapılan araştırmalar, gazlı içecekler, meyve suları, enerji içecekleri, sporcu içecekleri ve çikolatalı süt gibi popüler içeceklerin, yüksek şeker içerikleri nedeniyle obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlıklara davetiye çıkardığını gösteriyor. Özellikle günlük şeker alımını kontrol etmek isteyenler için, bu içeceklerin diyetten çıkarılması öneriliyor. Şekerli içecekler sadece kilo artışına sebep olmuyor; aynı zamanda kemik mineral yoğunluğunda azalma, yüksek tansiyon ve çocuklarda sağlık sorunları gibi çeşitli riskleri de beraberinde getiriyor.</p><h3>Gazlı içeceklerde şeker oranı alarm veriyor</h3><p>Gazlı içecekler, Türkiye'de en yaygın tüketilen şekerli içecekler arasında yer alıyor. Bir kutu (16 sıvı ons/473 ml) gazlı içecek, yaklaşık 31.1 gram şeker içeriyor. Bu miktar, erkekler için tavsiye edilen günlük ek şeker sınırı olan 36 gramın neredeyse tamamına, kadınlar için önerilen 25 gramın ise fazlasına tekabül ediyor. Uzmanlar, gazlı içeceklerin sadece obezite ve diyabet riskini artırmakla kalmadığını, aynı zamanda kemik mineral yoğunluğunu düşürdüğünü ve hipertansiyon riskini de yükselttiğini belirtiyor. Özellikle gençler ve çocuklar arasında yaygın olan bu içeceklerin, uzun vadede sağlık üzerinde ciddi olumsuz etkiler yarattığı vurgulanıyor. Şekerli içeceklerin aşırı tüketimi, toplum sağlığı açısından tehlikeli bir boyuta ulaşıyor.</p><h3>Meyve suyu ve enerji içeceklerinde gizli tehlike</h3><p>Meyve suyu, sağlıklı bir seçenek gibi görünse de, içerdiği yüksek şeker oranı nedeniyle dikkatli tüketilmesi gereken içecekler arasında yer alıyor. Bir bardak (8 sıvı ons/237 ml) meyve suyu, yaklaşık 28.7 gram şeker barındırıyor. Bu miktar, günlük şeker ihtiyacının büyük bir bölümünü tek başına karşılayabiliyor. Enerji içecekleri ise, özellikle gençler ve sporcular arasında yaygın olarak tercih ediliyor. Bir kutu (16 sıvı ons/473 ml) enerji içeceğinde 59 gram şeker bulunuyor. Bu oran, tavsiye edilen günlük şeker miktarının iki katından fazla. Farklı markalarda şeker oranı değişiklik gösterse de, Red Bull gibi popüler ürünlerde de yüksek şeker içeriği dikkat çekiyor. Enerji içecekleri, niasin, riboflavin, B6 vitamini ve kalsiyum gibi besin maddeleriyle zenginleştirilmiş olsa da, bu besinlerin şekerli içeceklerden ziyade daha sağlıklı gıdalardan alınması öneriliyor. Şekerli içeceklerin tüketimi, vücutta insülin direncini artırarak tip 2 diyabet riskini yükseltiyor.</p><h3>Sporcu içecekleri ve çikolatalı süt masum değil</h3><p>Sporcu içecekleri, özellikle yoğun fiziksel aktivite sonrası tercih ediliyor. Ancak, bir şişe (20 sıvı ons/591 ml) sporcu içeceği 31.9 gram şeker içeriyor. Bu miktar, sporcular dışında düzenli tüketildiğinde sağlık riskini artırıyor. Powerade gibi ürünlerde de şeker oranı oldukça yüksek. Şekerli içeceklerin bir diğer örneği olan çikolatalı süt ise, sağlıklı besin içerikleriyle ön plana çıksa da, 8 sıvı ons (237 ml) porsiyonunda 24.8 gram şeker bulunuyor. Çocuklar ve gençler arasında popüler olan çikolatalı süt, içerdiği kalsiyum, protein ve vitaminlerle faydalı görünse de, yüksek şeker oranı nedeniyle dikkatli tüketilmesi gerekiyor. Uzmanlar, şekerli içeceklerin yerine şekersiz alternatiflerin ve doğal içeceklerin tercih edilmesini öneriyor. Ancak, yapay tatlandırıcıların da bazı sağlık riskleri taşıyabileceği unutulmamalı. Şekerli içeceklerin aşırı tüketimi, kalp hastalıkları ve metabolik sendrom gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p><h3>Şekerli içecekler ve kronik hastalıklar arasındaki ilişki güçleniyor</h3><p>Şekerli içeceklerin günlük hayatta sıkça tüketilmesi, toplum sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlıkların görülme sıklığı, şekerli içeceklerin yaygınlaşmasıyla birlikte artıyor. Uzmanlar, şekerli içeceklerin tüketiminin azaltılması gerektiğini vurguluyor. Günlük şeker alımının kontrol altında tutulması, uzun vadede sağlık sorunlarının önüne geçilmesine yardımcı olabilir. Şekerli içeceklerin yerine su, şekersiz bitki çayları ve doğal maden suyu gibi sağlıklı alternatifler öneriliyor. Toplumun bilinçlendirilmesi ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının yaygınlaştırılması, kronik hastalıkların önlenmesinde önemli bir rol oynuyor. Türkiye'de şekerli içecek tüketiminin azaltılması, toplum sağlığı açısından hayati önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/sekeri-azaltmak-isteyenle-351_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294626</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/teror-orgutu-pkk-uyesi-olmakla-suclanan-belediye-baskan-yardimcilarinin-yargilandigi-davada-karar-294626</link>
      <pubDate>2026-10-07T16:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Terör örgütü PKK üyesi olmakla suçlanan belediye başkan yardımcılarının yargılandığı davada karar]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Terör örgütü PKK/KCK'nın yönetiminde belediyelere örgüt mensuplarının yerleştirildiği iddiasıyla Kartal ve Ataşehir belediye başkan yardımcılarının da aralarında bulunduğu 10 sanığın yargılandığı davada, karar açıklandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Terör örgütü PKK üyesi olmakla suçlanan belediye başkan yardımcılarının yargılandığı davada karar]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya bazı tutuksuz sanıklar ile avukatları katıldı. Duruşmada savunma yapan sanıklar, beraatlarına karar verilmesini istedi.</p><p>Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, Turabi Şen ve Elif Gül'ün "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 6'şar yıl 3'er ay hapisle cezalandırılmalarına karar verdi.</p><p>Heyet, sanıklar Livan Gür, Cemalettin Yüksel, Hasan Özdemir, Bülent Kayğun, Güzin Alpaslan, İkbal Polat, Sinan Gökçe, Nesimi Aday'ın üzerlerine atılı suçtan beraatlarına karar verdi.</p><p><b>İDDİANAMEDEN</b></p><p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) mensubu olduğu tespit edilen sanıkların, 31 Mart 2024'teki yerel seçim sonrasında bulundukları ilçe belediyelerinde görev yapmaya başladıkları ifade edilmişti.</p><p>Sanıkların "kent uzlaşısı" formülü kapsamında faaliyet gösteren örgüt mensuplarından olduklarının anlaşılması üzerine haklarında soruşturma başlatıldığı belirtilen iddianamede, sanıkların terör örgütü PKK ile bağları olduğuna ilişkin çeşitli değerlendirmeler yer almıştı.</p><p>İddianamede, sanıklardan Kartal Belediye Başkan Yardımcısı Cemalettin Yüksel'in evinde yapılan aramada ele geçirilen dokümanda el yazısıyla yazılmış, "Şüphe yoktur. 6-8 Ekim olaylarının toplumsal açıdan yarattığı derin yaraları sarmanın yolu bu olaylar ile ilgili hakikatin açığa çıkarılması-10 Ekim." ifadesinin bulunduğu metnin yer aldığı aktarılmıştı.</p><p>Söz konusu yazının HDP Merkez Yürütme Kurulunun çağrısıyla terör örgütü PKK/YPG yandaşlarının gerçekleştirdiği 6-7-8 Ekim 2014'te Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşanan sokak olaylarına ilişkin yazıldığının anlaşıldığı anlatılan iddianamede, Sancaktepe Belediye Meclis Üyesi sanık Elif Gül'ün, eşi Fethi Ahmet Gül ve kızı Dilan Gül ile terör örgütünün kırsal alanında 1-2 Kasım 2014'te çekilen fotoğraflarının bulunduğu belirtilmişti.</p><p>İddianamede, emniyet tarafından yapılan araştırmalarda Elif Gül ile eşinin 29 Ekim 2014'te Şırnak Habur Sınır Kapısı'ndan çıkış yaptıkları, aynı yıl 2 Kasım'da ise giriş yaptıkları bilgisi verilerek, sanık Gül'ün, örgütün sözde özel kuvvetler sorumlularından olan akrabası İshak Özçaktu'yla da 2012'de çekilen fotoğrafının ele geçirildiği kaydedilmişti.</p><p>Sanıkların evlerindeki aramada çok sayıda örgütsel doküman ele geçirildiği, HTS incelemeleri sonucu terör örgütüyle irtibatlı çok sayıda kişiyle iletişim kurduklarının tespit edildiği aktarılan iddianamede, bazı sanıkların "kent uzlaşısı" olarak bilinen, terör örgütü mensuplarının metropol belediyelerine sızdırılması talimatı doğrultusunda İstanbul'daki çeşitli ilçe belediyelerine yerleştirildikleri, çoğunun ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) meclis üyesi olmalarının sağlandığı ifade edilmişti.</p><p>İddianamede, sanıkların terör örgütünün mali yapısının desteklenmesi ve alan saha gücünün artırılmasını ortak şekilde hedefledikleri kaydedilerek, üyesi oldukları HDK'nın, terör örgütünün yasal görünümlü bir cephe yapılanması ve TBMM'ye alternatif bir meclis, hiyerarşik olarak terör örgütü PKK/KCK'nın sözde Türkiye yürütmesi olan KCK/TDÖ parça örgütlenmesi altında siyasi alan yapılanmasının çatı yapısı olduğu anlatılmıştı.</p><p>Benzeri oluşum Demokratik Toplum Kongresinin (DTK), Yargıtay 16. Ceza Dairesi kararıyla terör örgütünün unsuru ve terör örgütü olarak kabul edildiği belirtilen iddianamede, KCK yürütme konseyi üyelerinin talimat ve telkinlerinde "demokratik özerklik" amaçlarına ulaşmak için hayata geçirilen "kent uzlaşısı" stratejisi kapsamında HDK ve unsurlarına rol verildiğine işaret edilmişti.</p><p>İddianamede sanıkların, terör örgütüyle organik bağ kurduğu ve üzerlerine atılı "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçunu örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde çeşitlilik, yoğunluk ve süreklilik içerecek şekilde gerçekleştirdikleri anlatılarak, "Terör örgütünün metropol illerde etkinliğini arttırma amacına haiz 'kent uzlaşısı' faaliyetinin hayata geçmesi adına iştirakleri tespit edilecek diğer tüm kişilerin deşifre edilmesi için soruşturmalarımız derinleştirilerek devam edecektir." ifadesine yer verilmişti.</p><p>Bu nedenlerle sanıklar Livan Gür, Cemalettin Yüksel, Turabi Şen, Hasan Özdemir, Bülent Kayğun, Elif Gül, Güzin Alpaslan, İkbal Polat, Sinan Gökçe, Nesimi Aday'ın "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 7'şer yıl 6'şar aydan 15'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edilmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/teror-orgutu-pkk-uyesi-ol-679_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294625</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kongo-demokratik-cumhuriyetindeki-ebola-salgininda-olu-sayisi-4-bin-178e-yukseldi-294625</link>
      <pubDate>2026-10-07T16:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki Ebola salgınında ölü sayısı 4 bin 178'e yükseldi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde 15 Mayıs'ta ilan edilen Ebola salgınında hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bin 178'e ulaştı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki Ebola salgınında ölü sayısı 4 bin 178'e yükseldi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kongo Demokratik Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığının son verilerine göre, 7 eyaletin 64 bölgesini etkileyen salgında doğrulanmış vaka sayısı 8 bin 665'e, hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bin 178'e yükseldi.</p><p>Salgında 2 bin 259 kişi iyileşirken ölüm oranı yüzde 48,2, temaslı takip oranı ise yüzde 80,4 olarak güncellendi.</p><p>Son 24 saatte 24 hasta daha sağlığına kavuştu.</p><p><strong>EBOLA, AFRİKA'DA BİNLERCE KİŞİNİN ÖLMESİNE NEDEN OLDU</strong></p><p>Bir tür kanamalı ateşe yol açan Ebola virüsü, ilk kez 1976'da Sudan'ın Nzara ve KDC'nin Yambuku kentlerinde eş zamanlı salgınlarla ortaya çıkmıştı.</p><p>KDC'deki salgın, Ebola Nehri yakınında bir köyde başladığı için hastalığa bu nehrin adı verilmişti.</p><p>Ebola virüsü, Aralık 2013'te Batı Afrika'da yayılmıştı.</p><p>Gine, Liberya ve Sierra Leone'de 2014-2016 yıllarında görülen salgında, 30 bin kişiye virüs bulaşmış ve hastaların 11 binden fazlası ölmüştü.</p><p>KDC'nin doğusundaki Ituri eyaletinde açıklanan 246 şüpheli vaka ve 65 ölümün ardından 15 Mayıs'ta ülkede salgın ilan edilmişti.</p><p>Sağlık yetkililerine göre, mayıs ayında patlak veren "Bundibugyo" Ebola varyantının onaylanmış tedavisi veya aşısı bulunmuyor.</p><p><strong>NİJERYA, KENYA'DAKİ EBOLA VAKASININ ARDINDAN VİRÜSÜN ULUSLARARASI YAYILMA RİSKİNE KARŞI UYARDI</strong></p><p>Nijerya Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (NCDC), Kenya'da Demokratik Kongo Cumhuriyeti (KDC) kaynaklı ilk Ebola vakasının doğrulanmasının ardından, seyahat ve nüfus hareketliliği yoluyla virüsün Nijerya'ya taşınabileceği uyarısında bulundu.</p><p>NCDC Genel Direktörü Jide Idris, yaptığı açıklamada, Kenya'da doğrulanan vakanın, seyahat ve nüfus hareketliliği yoluyla Ebola'nın uluslararası taşınma riskini ortaya koyduğunu belirtti.</p><p>Idris, gelişmenin "virüsün Nijerya'ya ithal edilmesi ihtimali" de dahil olmak üzere uluslararası yayılma riskine dikkati çektiğini ifade etti.</p><p>Nijerya'da 6 Ekim itibarıyla doğrulanmış Ebola vakası bulunmadığını kaydeden Idris, NCDC'nin olası bir vakanın erken tespiti ve müdahalesi için hazırlık çalışmalarını sürdürdüğünü aktardı.</p><p>Idris, Kenya'daki vakanın, mevcut Bundibugyo virüsü salgınına yeni bir bölgesel boyut kazandırdığını belirterek, KDC, Kenya ve diğer etkilenen ülkelerdeki gelişmeleri yakından takip ettiğini bildirdi.</p><p><strong>KENYA'DAKİ EBOLA VAKASI</strong></p><p>Kenya'da dün, Bundibugyo virüsünün neden olduğu ilk Ebola vakası doğrulanmıştı.</p><p>Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) Afrika Bölge Ofisine göre, KDC'de yaşayan Kenyalı hasta, kara yoluyla KDC'den Uganda'nın başkenti Kampala'ya, ardından uçakla Nairobi'ye seyahat etti.</p><p>Semptom göstermesinin ardından Nairobi'de izole edilen hastanın, Kenya Ulusal Viroloji Referans Laboratuvarı ile Kenya Tıbbi Araştırma Enstitüsünde yapılan testlerde Bundibugyo virüsü taşıdığı tespit edildi.</p><p>Destekleyici tedavi uygulanan hasta, 5 Ekim gecesi hayatını kaybetti.</p><p>Hastanın cenazesi, Kenya'nın güvenli ve onurlu defin protokolü kapsamında toprağa verildi.</p><p>KDC, Uganda ve Fransa'nın ardından Kenya, mevcut Bundibugyo virüsü salgınıyla bağlantılı vaka bildiren dördüncü ülke oldu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/kongo-demokratik-cumhuriy-535_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294624</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/filistine-destek-platformu-gazzedeki-soykirimin-bilancosunu-acikladi-294624</link>
      <pubDate>2026-10-07T16:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Filistin'e Destek Platformu Gazze'deki soykırımın bilançosunu açıkladı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Filistin'e Destek Platformunca hazırlanan "3 Yıl: Soykırım-İnsani, Ekonomik ve Kurumsal Etkilerin Kapsamlı Bilançosu" başlıklı rapor, Gazze'de 3 yılı aşan işgal ve soykırımın etkilerini ortaya koydu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Filistin'e Destek Platformu Gazze'deki soykırımın bilançosunu açıkladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Filistin'e Destek Platformu tarafından İsrail'in Gazze'deki soykırımının 3. yılı dolayısıyla hazırlanan rapora göre, 1000 günü aşkın süredir sivilleri hedef alan soykırım ve etnik temizlik hareketleri sonucunda Gazze Şeridi'nde soykırıma, açlığa ve etnik temizliğe maruz kalan nüfus 2 milyon 130 bin kişiyi aşarken, bölgeye toplam 223 bin ton patlayıcı atıldı ve işgalin bölgede yarattığı yıkım oranı yüzde 90'ın üzerine çıktı.</p><p>İşgal kuvvetlerinin kara saldırıları, zorunlu göç ve yoğun ateşi altında kalan sivillerin oranı yüzde 80'den fazla olurken, işgal güçlerinin "güvenli insani bölge" ilan ettiği El-Mevasi bölgesi 241 kez bombalandı.</p><p>Hastanelere getirilen toplam şehit sayısı 74 bin 245 olarak kayıtlara geçti. Bu can kayıplarının 21 bin 500'ünü çocuk, 22 bin 500'ünü baba, 12 bin 500'ünü kadınlar oluşturdu. 520 bebek soykırımda doğup şehit olurken, 1022'den fazla bebek de bir yaşından küçükken şehit edildi. Yine enkaz altında şehit olduğu varsayılan ya da akıbeti bilinmeyen 9 bin 500 kişi bulunuyor.</p><p><strong>39 BİN AİLE TOPLU KATLİAMA UĞRADI</strong></p><p>İsrail'in işgali nedeniyle 39 bin 22 aile toplu katliama maruz kaldı, 2 bin 700 aile nüfus kayıtlarından tamamen silindi, 6 bin 20 ailenin ise diğer tüm fertleri yok edilerek yalnızca tek bir kişi hayatta kalabildi.</p><p>Şehitlerin yüzde 55'inden fazlasını çocuk, kadın ve yaşlılar oluştururken, hedef alınan meslek grupları ve sektör mensupları da raporda tek tek sıralandı.</p><p>Buna göre, 2 bin 800 polis ve yardım güvenliği görevlisi, 1700'den fazla sağlık çalışanı, 1017'den fazla spor hareketi mensubu, 292 gazeteci, 194'ten fazla belediye çalışanı ve 145 sivil savunma görevlisi yaşamını yitirdi.</p><p>Savaş koşullarına bağlı özel durumlarda ise zorunlu göç kamplarındaki aşırı soğuk hava nedeniyle 25'i çocuk olmak üzere 28 kişi, açlık ve yetersiz beslenme sebebiyle 164'ü çocuk olmak üzere 460 kişi ve havadan hatalı yardım indirme operasyonları neticesinde 23 kişi şehit oldu.</p><p>Gıda ve sağlık hizmeti yetersizliği yüzünden hamile kadınlar arasında 12 binden fazla düşük vakası yaşanırken, sağlık hizmetlerine erişemediği için hayatını kaybeden böbrek hastalarının oranı yüzde 43'e ulaştı.</p><p><strong>SAĞLIK SİSTEMİ AĞIR DARBE ALDI</strong></p><p>Rapordaki yaralanmalar, sağlık krizleri ve gözaltı verilerine göre, hastanelere ulaşabilen yaralı ve hasta sayısı 175 bin 267'ye ulaşırken, uzun süreli rehabilitasyona ihtiyaç duyan toplam yaralı sayısı 19 bini aştı.</p><p>Ampute edilen kişi sayısı 6 bin 600'den fazla olup, bunların yüzde 18'ini çocuklar oluştururken, gazeteciler arasındaki toplam yaralı sayısı 433 oldu. Annesini, babasını veya her ikisini birden kaybeden öksüz ve yetim çocuk sayısı 58 bin 800'e, savaş nedeniyle dul kalan kadınların toplam sayısı ise 26 bin 370'e ulaştı.</p><p>İsrail işgal güçleri tarafından gözaltına alınan 362 sağlık personelinden 83'ü hala tutuklu bulunurken, zorunlu göçün tetiklediği farklı bulaşıcı hastalık vakaları 2 milyonu geçti, viral hepatit (sarılık) vakaları 71 bin 338'i, görme kaybı yaşayanlar 1200'ü ve felç vakaları da 1500'ü buldu.</p><p>Raporun soykırım savaş istatistikleri verilerine göre, bombalanan, yıkılan veya hizmet dışı bırakılan hastane sayısı 38, sağlık merkezi sayısı 96, sağlık hizmetlerine yönelik saldırı sayısı 920, hedef alınan ambulans sayısı 197, tamamen yıkılan sivil savunma merkezi sayısı 16 ve tahrip edilen sivil savunma aracı sayısı 84 oldu.</p><p><strong>EĞİTİM ALTYAPISINDA AĞIR YIKIM</strong></p><p>Eğitim alanında ise Gazze Şeridi'ndeki okulların yüzde 100'ü maddi hasar gördü, binaların yüzde 80'i doğrudan bombalamaya maruz kaldı ve yüzde 97'si yeniden inşa ya da kapsamlı onarıma ihtiyaç duydu.</p><p>Okulların yüzde 40'ı aktif çatışma veya tehlike bölgesinde yer alırken, eğitimden mahrum kalan okul çağındaki öğrenci sayısı 620 bini, üniversite çağındaki öğrenci sayısı ise 90 bini geçti.</p><p>Saldırılarda 20 bin 51 öğrenci ile 830 öğretmen ve eğitim personeli, 194 bilim insanı, akademisyen ve araştırmacı hayatını kaybetti. Gazze'den tahliye edilen öğrenci sayısı 19 bin 886, tamamen veya kısmen yıkılan yükseköğretim kurumu sayısı ise 17 oldu.</p><p><strong>İBADETHANELER VE MEZARLIKLAR DA SALDIRILARDAN ETKİLENDİ</strong></p><p>Dini ve kültürel mirasın da büyük yıkıma uğradığı bölgede, toplam 1275 camiden 1047'si tamamen, 210'u ise kısmen yıkıldı. Öldürülen imam hatip, Kur'an hafızı ve davetçi sayısı 312, esir alınan veya kaybolanların sayısı 37 oldu.</p><p>Hristiyan cemaatine ait kiliselerden 3'ü birden fazla kez hedef alındı ve bu cemaatten 20 kişi öldü. 60 mezarlıktan 40'ı işgal güçlerince tahrip edilerek mezarlıklardan 2 bin 450'den fazla ölü ve şehit cenazesi çalındı.</p><p>Ayrıca hastanelerin içinde 7 toplu mezarlık kuruldu ve buralardan işgal güçlerince öldürüldüğü belirlenen 529 şehit cenazesi çıkarıldı.</p><p><strong>2 MİLYONDAN FAZLA KİŞİ YERİNDEN EDİLDİ</strong></p><p>Barınma krizi ve zorunlu göç dalgası kapsamında 2 milyondan fazla sivil yerinden edildi, geçici konuta ihtiyaç duyan Filistinli aile sayısı 350 bine ulaştı ve genel yapısal yıkım oranı yüzde 90'ı buldu.</p><p>Zarar gören toplam konut ünitesi sayısı 510 bin, toplam bina sayısı ise 227 bin 703 olarak hesaplanırken, 335 bin bina ve konut ünitesinin tamamen, 75 bin bina ve konut ünitesi ise kısmen yıkılarak yaşanamaz hale geldi. Kısmen zarar görmesine rağmen hala yaşanabilir durumda olan konut ünitesi sayısı ise 100 bin civarında kaldı.</p><p>Mevcut 135 bin çadırın 132 bini tamamen yıpranarak barınmaya uygun olmayan hale geldi, bombalanan sığınma ve zorunlu göç merkezi sayısı da 642 oldu.</p><p><strong>AÇLIK VE YARDIM KRİZİ DERİNLEŞTİ</strong></p><p>Aç bırakma politikasının ve yardımların engellenmesinin derinleştirdiği insani kriz çerçevesinde, sınır kapılarının tamamen kapatılmasının üzerinden 650 günden fazla süre geçti. Girişi engellenen insani yardım ile yakıt tırlarının sayısı 390 bini aştı.</p><p>Yetersiz beslenme ve açlık nedeniyle ölüm riskiyle karşı karşıya kalan çocuk sayısı 650 bin, bebek maması eksikliği sebebiyle hayati tehlike yaşayan bir yaş altı bebek sayısı 40 bini buldu.</p><p>Aç bırakma politikası kapsamında 64 yardım ve gıda dağıtım merkezi ile 48 aşevi hedef alındı, insani yardım konvoylarına yönelik 128 saldırı gerçekleştirildi ve 596 yardım gönüllüsü ile insani çalışan öldürüldü.</p><p>Amerika ve İsrail ortaklı yardım merkezlerinde ve yardım bekleyen sivillere yönelik kurulan ölüm tuzaklarında 2 bin 605 kişi şehit oldu, 19 bin 124 kişi yaralandı ve 200'den fazla kişi kayboldu.</p><p>Sağlık açısından acil tıbbi tahliyeye 5 bin 200 çocuk ihtiyaç duyarken, ilaç girişinin engellenmesi nedeniyle 350 bin kronik hasta hayati tehlike yaşarken, risk altındaki yaklaşık 107 bin hamile ve emziren kadın bulunuyor.</p><p>Seyahat engeli yüzünden yurt dışında tedavi göremeyen toplam hasta sayısı 22 bini buldu, bunların 12 bin 500'ünü kanser hastaları oluşturdu.</p><p><strong>ELEKTRİK, SU VE ULAŞIM ALTYAPISI BÜYÜK ZARAR GÖRDÜ</strong></p><p>Altyapı ve kamu tesislerinde meydana gelen büyük yıkım kapsamında, tahrip edilen elektrik şebekesi uzunluğunun 5 bin 80 kilometre, havai ve yeraltı elektrik dağıtım trafosu sayısının 2 bin 285, tahrip edilen elektrik abonesi sayacının 235 bin olduğu ve Gazze'nin savaş boyunca 2 milyar 123 milyon kilovatsaat elektrikten mahrum bırakıldığı raporda yer aldı.</p><p>Tahrip edilen su şebekesi ile kanalizasyon şebekesi uzunlukları ayrı ayrı 700 bin metretülü buldu, hizmet dışı bırakılan merkezi su kuyusu sayısı 1960, hedef alınan tatlı su projesi sayısı 134 oldu. Tahrip edilen yol ve cadde şebekesi uzunluğu ise 3 milyon metretülü aştı.</p><p>Ayrıca 253 hükümet binası, 292 spor tesisi, stadyum ve salon ile 208 tarihi ve kültürel miras alanı yıkıldı veya hedef alındı.</p><p><strong>TARIM VE HAYVANCILIK SEKTÖRÜ AĞIR DARBE ALDI</strong></p><p>Tarım, hayvancılık ve balıkçılık sektöründe, toplam 182 bin 247 dönüm tarım arazisinin yüzde 87'si tahrip edildi, hizmet dışı bırakılan tarımsal su kuyusu sayısı 8 bin 700 oldu, seraların da yüzde 87'si yıkıma uğradı.</p><p>Yıllık sebze ve meyve üretim miktarı 524 bin tondan 20 bin tona gerilerken, yıkılan sığır, koyun ve kümes hayvanı çiftliği sayısı 7 bin 748 oldu. Telef edilen büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısı 69 bini aşarken, avlanma alanlarının hedef alınması sonucunda balıkçılık sektörü yüzde 99 oranında zarar gördü.</p><p><strong>EKONOMİK KAYIP 80 MİLYAR DOLAR</strong></p><p>Raporun ekonomik bilanço bölümünde, savaşın doğrudan meydana getirdiği ilk tahmini toplam maddi kayıp 80 milyar dolar olarak ifade edildi.</p><p>Sektörel bazdaki kayıp dağılımı şu kalemlerden oluştu:</p><p>"Konut sektörü 34 milyar dolar, sağlık sektörü 6 milyar dolar, hizmet ve belediye sektörü 6 milyar dolar, ev eşyası sektörü 5 milyar dolar, ticaret sektörü 5 milyar dolar, eğitim sektörü 4 milyar dolar, tarım sektörü 4 milyar dolar, sanayi sektörü 4 milyar dolar, iletişim ve internet sektörü 3 milyar dolar, ulaşım ve nakliye sektörü 3 milyar dolar, eğlence ve otelcilik sektörü 2 milyar dolar, elektrik sektörü 2 milyar dolar, dini sektör 1 milyar dolar ve medya sektörü 1 milyar dolar."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/filistine-destek-platform-925_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294623</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kopekbaliklarinin-isitme-yetenegi-sasirtti-74-metre-uzaktaki-sesleri-algiladilar-294623</link>
      <pubDate>2026-10-07T16:26:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Köpekbalıklarının işitme yeteneği şaşırttı! 74 metre uzaktaki sesleri algıladılar]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Florida Atlantik Üniversitesi'nden bilim insanları, siyah yüzgeçli köpekbalıklarının 74 metre uzaklıktaki sesleri algılayabildiğini ortaya koydu. Bu bulgu, köpekbalıklarının işitme yetenekleri konusundaki mevcut bilgileri kökten değiştirdi ve deniz ekolojisi araştırmalarında yeni bir dönemi başlattı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Köpekbalıklarının işitme yeteneği şaşırttı! 74 metre uzaktaki sesleri algıladılar]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Florida Atlantik Üniversitesi'nde yürütülen yeni bir araştırma, siyah yüzgeçli köpekbalıklarının (Carcharhinus limbatus) işitme sınırlarının sanılandan çok daha ileri olduğunu gözler önüne serdi. Araştırmacılar, bu köpekbalıklarının su altında 74 metreye kadar uzaklıktaki sesleri algılayabildiğini tespit etti. Çalışma, Integrative Organismal Biology dergisinde yayımlandı ve deniz canlılarının işitme yetenekleriyle ilgili ezberleri bozdu. Deneyler, Florida'nın güneydoğu kıyısında, doğal ortamlarında gerçekleştirildi. Bilim insanları, köpekbalıklarının seslere verdikleri tepkileri detaylı biçimde inceledi ve işitme mesafesinin avcılık, kaçış ve eş bulma gibi hayati davranışlara etkisini analiz etti.</p><h3>Kajiura ekibi: Köpekbalıklarında işitme davranışları ilk kez doğal ortamda gözlemlendi</h3><p>Araştırma ekibinin başında yer alan zoolog Stephen Kajiura, köpekbalıklarının seslere karşı davranışlarını ilk kez bu kadar kapsamlı ve doğal koşullarda gözlemlediklerini belirtti. Ekip, deneylerde bir bot ve 40-50 metre yükseklikte uçan drone kullandı. Botun yakınında düşük frekanslı sesler çalındı ve iki su altı mikrofonu ile sesin yayılımı ölçüldü. Aynı anda, drone yardımıyla köpekbalıklarının bu seslere verdiği tepkiler kaydedildi. Üç farklı frekansta test sesi ve işitme aralığının dışında bir kontrol sesi kullanıldı. Köpekbalıkları kontrol seslerine tepki vermezken, test seslerinde %71,1 ile %87 arasında değişen oranlarda yanıt gösterdi. En uzak mesafeden verilen tepki 74 metre olarak kayıtlara geçti. Araştırma, köpekbalıklarının yalnızca yakın çevrelerindeki değil, çok daha uzak mesafedeki sesleri de algılayabildiğini ortaya koydu. Her yanıt, köpekbalığının ses kaynağından hızla uzaklaşmasıyla sonuçlandı. Bu durum, köpekbalıklarının sesin yönünü ve kaynağını net biçimde tespit edebildiğini gösterdi.</p><h3>Florida'da köpekbalıkları 74 metreye kadar ses algılıyor: Deniz ekolojisinde yeni bir dönem</h3><p>Köpekbalıklarının işitme yeteneklerinin sınırlarının bu kadar geniş olması, deniz ekolojisi ve hayvan davranışları açısından büyük önem taşıyor. Araştırmacılar, köpekbalıklarının birçok kemikli balık gibi gaz dolu yüzme kesesine sahip olmadığını, buna rağmen uzak mesafeden gelen sesleri algılayabildiğini vurguladı. Elde edilen bulgular, köpekbalıklarının su altındaki parçacık hareketlerini bir şekilde tespit ettiğini gösteriyor. Bu, köpekbalıklarının çevrelerini anlamada işitme duyusuna ne kadar bağımlı olduklarını ve okyanusun akustik ortamından nasıl yararlandıklarını ortaya koyuyor. Araştırma, gelecekte köpekbalıklarının işitme sistemlerinin nasıl çalıştığı ve uzak sesleri nasıl yorumladıkları üzerine yeni sorular doğurdu. Biyolog Caroline Sullivan, laboratuvar ortamında yapılan deneylerin kısıtlılığına dikkat çekerek, doğal ortamda elde edilen bu verilerin bilim dünyası için çok daha değerli olduğunu belirtti. Sullivan, "Tankta yapılan testlerde sesin duvarlardan yansıması, sonuçları karmaşıklaştırıyor. Oysa okyanusta vahşi köpekbalıklarıyla yapılan bu tür deneyler, gerçek davranışların gözlenmesini sağlıyor" dedi. Florida'daki bu çalışma, köpekbalıklarının işitme gücü hakkında bugüne kadar elde edilen en kapsamlı ve gerçekçi verileri sundu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/kopekbaliklarinin-isitme--447_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294622</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/bilim-insanlari-kediler-ve-mutluluk-arasinda-sasirtici-bir-baglanti-buldu-294622</link>
      <pubDate>2026-10-07T16:20:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim insanları kediler ve mutluluk arasında şaşırtıcı bir bağlantı buldu]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, 93 farklı ülkede kediler ile mutluluk düzeyleri arasında dikkat çekici bir ilişki tespit etti. Araştırma, kedi sahipliğinin ve Toxoplasma gondii parazitinin küresel mutluluğu nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim insanları kediler ve mutluluk arasında şaşırtıcı bir bağlantı buldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası bir bilim ekibi, 93 ülkede yürütülen geniş çaplı bir araştırmada, kediler ile mutluluk arasındaki ilişkiyi gözler önüne serdi. PLOS One dergisinde yayımlanan çalışmada, kamuya açık veriler ışığında ülkelerin mutluluk puanları, evcil kedi yoğunluğu ve Toxoplasma gondii enfeksiyon oranları karşılaştırıldı. Araştırmacılar, hem kedi sahipliğinin hem de bu parazitin, toplumların genel mutluluk düzeyini nasıl etkilediğini anlamaya çalıştı. Elde edilen bulgular, kedilerin varlığının çoğu ülkede mutluluk seviyelerini artırdığına, ancak Toxoplasma gondii enfeksiyonunun bu etkiyi olumsuz yönde etkileyebildiğine işaret ediyor.</p><h3>Bilim insanları: 'Kedi yoğunluğu yüksek ülkelerde mutluluk artıyor'</h3><p>Araştırmada, kedi sahipliğinin yaygın olduğu ülkelerde genel mutluluk düzeylerinin daha yüksek olduğu ortaya çıktı. Bilim insanları, bu bulgunun evcil hayvanların, özellikle de kedilerin insanların ruh sağlığı ve yaşam memnuniyeti üzerindeki olumlu etkisini desteklediğini belirtiyor. Ancak dikkat çeken bir detay, Toxoplasma gondii adlı parazitin yaygın olduğu ülkelerde mutluluk skorlarının belirgin şekilde düştüğü oldu. Bu parazit, kediler aracılığıyla insanlara bulaşabiliyor ve her üç kişiden birini etkileyebiliyor. Çoğu insanda belirti göstermese de, özellikle savunmasız gruplarda anksiyete, depresyon ve şizofreni gibi psikiyatrik sorunlarla ilişkilendiriliyor. Araştırmacılar, ülkeler arası farklılıkların sonuçları etkileyebileceğini vurgularken, özellikle Çin'in düşük kedi yoğunluğuna rağmen yüksek mutluluk puanıyla dikkat çektiğini aktarıyor. Ayrıca, daha fazla kedisi olan ülkelerde Toxoplasma gondii maruziyetinin düşük olması, uzmanları şaşırtan bir başka ayrıntı olarak öne çıktı.</p><h3>Kedi sahipliği, ekonomik refah ve sağlık hizmetleri arasındaki bağ</h3><p>Uzmanlar, araştırmada elde edilen sonuçların ülkelerin ekonomik durumuyla da bağlantılı olduğunu belirtiyor. Zengin ülkelerde insanların kedi sahiplenme oranı daha yüksek ve bu ülkelerde veteriner hizmetlerine erişim daha kolay. Ayrıca, kedilerin kapalı alanlarda tutulması ve düzenli sağlık kontrollerinin yapılması, Toxoplasma gondii enfeksiyonu riskini azaltıyor. Bu durum, daha fazla kedinin bulunduğu ülkelerde neden daha düşük parazit oranı görüldüğünü açıklayabilir. Araştırmacılar, biyolojik ve ekolojik faktörlerin mutluluk üzerinde sanılandan daha fazla etkili olabileceğini dile getiriyor. Özellikle evcil hayvan yönetimi, sanitasyon ve sosyoekonomik koşulların, toplumların genel refahı ve mutluluğu üzerinde önemli rol oynadığı vurgulanıyor. Bu bulgular, kedi sahipliğinin sadece bireysel düzeyde değil, toplumsal sağlık ve mutluluk üzerinde de etkili olabileceğini gösteriyor.</p><h3>Gelecek araştırmalar: Kediler ve mutluluk arasındaki ilişki derinleştirilmeli</h3><p>Çalışmanın yazarları, elde edilen sonuçların ülke düzeyindeki genel eğilimleri yansıttığını ancak bireysel düzeyde kesin bir neden-sonuç ilişkisi kurulamayacağını belirtiyor. Buna rağmen, kedi sahipliğinin memnuniyet ve iyi olma halini artırabileceğine dair güçlü göstergeler mevcut. Son yıllarda yapılan diğer araştırmalar da hayvan dostlarının, özellikle yaşlı bireylerde bilişsel gerilemeyi yavaşlatmaya yardımcı olabileceğini ortaya koydu. Araştırmacılar, gelecekteki çalışmalarda kedi sahipleri ve kedi sahibi olmayan bireylerin uzun süreli takibiyle daha net sonuçlara ulaşılabileceğini düşünüyor. Ayrıca, mutluluğun sadece ekonomik refah ya da sağlıkla değil, biyolojik ve ekolojik faktörlerle de şekillendiğine dikkat çekiliyor. Uzmanlar, ulusal düzeyde mutluluk araştırmalarında, sosyoekonomik ve biyolojik perspektiflerin birlikte ele alınması gerektiğini vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/bilim-insanlari-kediler-v-908_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294621</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/tbmm-baskani-kurtulmus-filistinin-sesi-olmaya-devam-edecegiz-294621</link>
      <pubDate>2026-10-07T16:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[TBMM Başkanı Kurtulmuş: Filistin'in sesi olmaya devam edeceğiz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Türkiye olarak dün olduğu gibi bugün de zalimin karşısında dimdik duracak, 'İnsanlık Cephesi'nin en ön safında yer alarak Filistin'in sesi olmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[TBMM Başkanı Kurtulmuş: Filistin'in sesi olmaya devam edeceğiz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Filistin halkıyla dayanışmayı büyütmek, Filistin ve Kudüs konusunda toplumsal farkındalığı güçlendirmek amacıyla 7-11 Ekim'de düzenlenecek "Filistin Dayanışma Günleri"ne ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından birinin yazıldığını anlattı.</p><p>On binlerce masum insanın, kadınların ve çocukların hayattan koparıldığını, şehirlerin yıkıldığını, bir halkın geleceğinin hedef alındığını belirten Kurtulmuş, "Dünyanın bütün terör örgütleri bir araya gelse, terör devleti siyonist İsrail yönetiminin Gazze halkına karşı sürdürdüğü soykırımdan ve uyguladığı devlet teröründen daha ağır bir insanlık suçu ortaya koyamazdı." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>TBMM Başkanı Kurtulmuş, daha vahimin olanın ise kimi ülkelerin, İsrail'in devlet terörü karşısında sessiz ve bu vahşete seyirci kalması olduğunun altını çizerek, paylaşımında, şu ifadelere yer verdi:</p><p>"Türkiye olarak dün olduğu gibi bugün de zalimin karşısında dimdik duracak, 'İnsanlık Cephesi'nin en ön safında yer alarak Filistin'in sesi olmaya devam edeceğiz. 7-11 Ekim Filistin Dayanışma Günleri kapsamında Türkiye'nin 81 ilinde gerçekleştirilecek programları son derece kıymetli buluyorum. Filistin halkının haklı mücadelesine destek veren bütün vatandaşlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Zulüm ilelebet sürmeyecek, Filistin halkı özgürlüğüne kavuşacak, Filistin bayrağı özgür ve egemen topraklarında dalgalanacak. 'Nehirden denize, özgür Filistin'."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/tbmm-baskani-kurtulmus-fi-611_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294620</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/bursada-65-ton-sagliksiz-gida-imha-edildi-294620</link>
      <pubDate>2026-10-07T16:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bursa'da 6,5 ton sağlıksız gıda imha edildi]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Bursa'nın Osmangazi ilçesinde ruhsatsız bir depoda sağlıksız koşullarda saklanan ve küflendiği belirlenen yaklaşık 6,5 ton gıda ürünü imha edildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bursa'da 6,5 ton sağlıksız gıda imha edildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Küçükbalıklı Mahallesi'nde ruhsatsız faaliyet gösteren bir depoda sağlıksız koşullarda gıda ürünleri bulunduğu ihbarı üzerine çalışma başlatıldı.</p><p>Osmangazi İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleriyle depoda yapılan denetimde, zeytin, zeytinyağı, salça, salamura yaprak, turşu ve hurma gibi ürünlerin uygun olmayan koşullarda muhafaza edildiği ve önemli bölümünün küflendiği belirlendi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/1-07102026b6966484.jpg"/><p>Ayrıca, ürünlerin ambalajlarında etiket, son tüketim tarihi ve işletme numarasının bulunmadığı da tespit edildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/2-07102026c6d2847c.jpg"/><p>Sağlık açısından risk taşıdığı değerlendirilen ürünlere el konulurken, depo işletmecisi hakkında yasal işlem başlatıldı.</p><p>Yaklaşık 6 bin 500 kilogram gıda ürünü kamyonlara yüklenerek imha edildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/bursada-65-ton-sagliksiz--178_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294618</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/fon-meselesinde-hicbir-karanlik-nokta-kalmayacak-ak-parti-sozcusu-celik-tablo-en-net-sekil-294618</link>
      <pubDate>2026-10-07T16:07:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["Fon meselesinde hiçbir karanlık nokta kalmayacak" AK Parti Sözcüsü Çelik: Tablo en net şekilde ortaya çıkacak]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, fon meselesinde hiçbir karanlık noktanın kalmayacağını ve tablonun en net şekilde ortaya çıkacağını belirtti. Ömer Çelik, "Fon vurguncuları tarafından hakları gasp edilmiş vatandaşlarımız müsterih olsunlar. Kim tamahkârlık yapmış, kim haksızlığa uğramış; devletin elindeki bilgi ve belgeler bunların ortaya çıkarılması için yeterlidir." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA["Fon meselesinde hiçbir karanlık nokta kalmayacak" AK Parti Sözcüsü Çelik: Tablo en net şekilde ortaya çıkacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Kongre Merkezi'nde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu.</p><p>İstanbul'un Başakşehir ilçesindeki bir ortaokulda meydana gelen bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut ile Ankara'daki polis uygulama noktasında ateş açılması sonucu şehit olan polis memuru Ahmet Türkoğlu'na Allah'tan rahmet dileyen Çelik, Milli Görüş Hareketi'nin önemli isimlerinden Recai Kutan'ı vefatının 2. yılında rahmetle andı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42685439.jpg"/><p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye katılmasına ilişkin Çelik, "Bundan sonrasında inşallah İzmir'imiz çok daha güçlü hizmetlerle merkezi hükümetle yerel yönetim arasındaki koordinasyonun tam olarak sağlandığı bir çerçeve içerisinde geleceğe güzellikle, iyilikle, iyi hizmetlerle bakacak." diye konuştu.</p><p>Cemil Tugay'ın zarif bir konuşma yaptığını belirten Çelik, şunları kaydetti:</p><p>"Niçin AK Parti'ye geldiğini, hiç kimseyi itham etmeden, hiç kimseye bir şey söylemeden, kendi prensipleri açısından çok çerçeveli bir şekilde ortaya koydu. Ama görüldüğü gibi önceki partisindekilerin iki-üç gündür yaptığı sadece bir hakaret kampanyasından ibaret. Aslında bütün bunlara bakıldığında o partilerde niye durulmaması gerektiğini, niye hiçbir şekilde hizmet siyasetinin söz konusu olamayacağını gösteren bir üslubu her açıdan ve her zeminde kullanmaya devam ediyorlar. Biz Cemil Başkanımıza tekrardan 'Hoş geldiniz' diyoruz."</p><p>AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Bekir Bozdağ'ın TBMM Başkanvekilliği görevini sağlık sorunları sebebiyle bıraktığını bildiren Çelik, Bozdağ'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın takdirleriyle Genel Başkan Danışmanı olarak atandığını açıkladı.</p><p><b>TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ</b></p><p>Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin Çelik, "Partimizde kurduğumuz mekanizma en güçlü şekilde çalışmaya devam ediyor. Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili olarak kurulan kurul, komisyonlar kendi ritmi içerisinde çalışıyor." dedi.</p><p>Sürecin, Suriye ve Irak boyutunda da önemli gelişmeler olduğunu dile getiren Çelik, zaman zaman bazı terör örgütü mensuplarının "Çerçeve Yasa'nın yürürlüğe girdiği ancak uygulanmadığına" ilişkin söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını söyledi.</p><p>Terör örgütünün bir bütün halinde silahları bırakması, tüm yapılanmalarının faaliyetlerine son vermesi ve mensuplarının ortak mekanizma tarafından belirlenen yerlerde toplanmalarının Çerçeve Yasa'nın uygulanmasının gerekli şartı olduğunun altını çizen Çelik, "Bölgesel gelişmeler açısından ne kadar doğru bir tutum alındığı ortadadır. O yüzden doğru bir şekilde enforme etmek ve buna uygun bir dilin bütün siyasi partiler, sivil toplum örgütleri tarafından kullanılması son derece önemlidir." ifadelerini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42685440.jpg"/><p><b>SİNCAR DAĞI'NIN, IRAK DEVLETİ'NİN KONTROLÜNE GEÇMESİ</b></p><p>Suriye'de SDG'nin kendisini feshetmesinden sonra ortaya çıkan tablonun, Terörsüz Türkiye'nin kazanımlarından biri olduğunu dile getiren Ömer Çelik, ikinci kazanımın ise Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin 11 Eylül'de yaptığı açıklama olduğunu ifade etti.</p><p>Çelik, terör örgütü PKK iltisaklı YBŞ'nin silahlarını merkezi Irak yönetimine bırakmasıyla birlikte bir sürecin başlayacağını belirterek, "Böylece Sincar Dağı, Irak Devleti'nin kontrolüne geçecek. Bu da Terörsüz Türkiye'nin Irak boyutunda önemli bir gelişme olarak ortaya çıkacaktır." diye konuştu.</p><p>Merkezi Irak yönetiminin Sincar'da kontrolü sağlamasının arkasından, 60 günlük bir süre içerisinde Başika-Zilkan'ın kademeli olarak Türkiye tarafından Irak güçlerine devredilmesinin öngörüldüğünü kaydeden Çelik, şöyle devam etti:</p><p>"Oraya girişimizin belli sebepleri vardır. O sebeplerden bir tanesi o zamanki Merkezi Irak hükümetinin Türkiye'ye dönük bu terör saldırılarını engelleyememesiydi. Şimdi Türkiye-Irak mutabakatı kapsamında eğer Sincar'ın kontrolü, Merkezi Irak yönetimine geçerse burada bir çalışma yapılıyor, Başika-Zilkan Kampı'nın da Merkezi Irak yönetimine devredilmesiyle ilgili bir çalışma yapılıyor, bununla ilgili bir öngörü oluşturulmaya çalışılıyor. O tabii bütün bu gelişmelere ve bunun Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge sürecinin bu bahsettiğim Irak'taki yansımalarına göre gerçekleşecek bir meseledir."</p><p><b>FON KOORDİNASYON KURULU ÇALIŞMALARI</b></p><p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın, TBMM Genel Kurulu'nda, Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında hükümet adına bilgi verdiğine de değinen Çelik, bütün kurumların görev alanlarıyla ilgili olarak, yasal boşluklar dahil olmak üzere bütün bu sürecin tüm boyutlarını ortaya çıkardıklarını söyledi.</p><p>Ömer Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p><p>"Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları yürütürken aynı zamanda da bu fon vurguncularının mağdur ettiği vatandaşlarımızın haklarının korunması için de bir eylem planı ortaya çıkarıyor. Bu vurguncular tarafından hakları gasp edilmiş vatandaşlarımız müsterih olsunlar. Burada kim tamahkarlık yapmış, kim gerçekten bir haksızlığa uğramış, devletin elindeki bilgi ve belgeler tüm bunları açığa çıkarabilecek kapasiteye sahiptir. Bu çıktığı zaman tüm kurumların yaptığı bu çalışma çerçevesinde kısa sürede bu süreçler tamamlanacaktır. Haksızlığa uğrayanların mağduriyetinin telafisi için atılacak adımlarla ilgili bir eylem planı ortaya çıkmıştır. Bunun bir daha tekrar etmemesi için nasıl bir yasal düzenleme, kaç maddelik bir düzenleme gerekiyorsa onun da yüce Meclis'e gönderilmesi için gereken adımlar atılacaktır."</p><p>"Hiçbir karanlık nokta kalmayacaktır." diyen Çelik, "Buradan birtakım provokatif faaliyetler, Türk ekonomisini hedef alan birtakım söylemler, birtakım siyasi linç kampanyaları da görüyoruz. Biz bunlara da geçit vermeden siyaset, devlet adabı içerisinde herkesin gözü önünde hem bu meselelerin aydınlatılması hem suçluların cezalandırılması hem de haksızlığa uğrayanların haklarının korunması konusunda bütün bu çerçeveyi en kararlı şekilde yürüteceğiz."</p><p>Suriye'deki güncel gelişmelerle ilgili olarak Çelik, "SDG'nin feshedilmesiyle birlikte Süveyda bölgesinde bir ayrılıkçı Dürzi hareket var ki bunun Dürzi kardeşlerimizin genelini temsil eden hiçbir vasfı yoktur. Bir de tabii İsrail'in saldırgan tutumları, Suriye'ye istikrarsızlaştırıcı bir takım maalesef eylemler olarak geri dönüyor. Bu süreçleri yakından takip ediyoruz. Terörsüz Bölge bağlamında SDG'nin kendisini feshetmesinden sonra tek Suriye Devleti, tek egemenlik, tek ülke ve tek ordu çerçevesinde Suriye'nin geleceğe daha güçlü bir şekilde bakabilmesi, hepimizin çok önemsediği bir şey." ifadesini kullandı.</p><p>Çelik, aynı zamanda Suriye'de bütün yönetim mekanizmalarının kapsayıcı hükümet modelleri çerçevesinde hayata geçmesi gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:</p><p>"Yani Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni, Dürzi, Nusayri, Ezidi, Hristiyan, Müslüman kim varsa hepsinin kendisini sistemin içerisinde, toplumun parçası olarak görebileceği, parlamento, meclis kapsayıcı modellerin ortaya çıkması gerektiğini sürekli olarak ifade ediyoruz. Tabii İsrail kaynaklı sorunlar işin temelini oluşturuyor. Daha birkaç gün önce bahsettik, 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nı ihlal eden bir adım attı. Dolayısıyla işgalciliğini devam ettirerek Suriye'yi istikrarsızlaştırmak, bölgeyi istikrarsızlaştırmak gibisinden bir tavra devam etmektedir.</p><p>Tabii tüm bunlar olurken Amerika Birleşik Devletleri'nin bu kadar uzun yıllardan sonra hem Irak'tan hem Suriye'den çıkmış olması da çok önemli bir gelişme. Bölgenin bundan sonraki dinamiklerini etkileyecek bir gelişme olarak yakın takibimizdedir. Yine 17 Haziran'daki İslamabad Mutabakatı'nın maalesef gereklerinin yerine gelmemesinden dolayı Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki çatışmaların yükselmesi yeni bir tehlike oluşturuyor. Bunun bağlantılı olarak Yemen'de ortaya çıkan ve Babülmendep'i tehdit eden bütün bu tablo hepimize bir kere daha aslında etrafımızdaki bu ateş çemberi içerisinde Türkiye'nin istikrarının korunmasının ne kadar önemli olduğunu, Türkiye'nin iç cephesinin güçlendirilmesinin ne kadar kıymetli olduğunu bir kere daha göstermiştir."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42685439.jpg"/><p><b>"GAZZE'DEKİ SOYKIRIMI TAKİP ETMEYE DEVAM EDİYORUZ"</b></p><p>Bütün gündemlerinin başında olan Gazze'deki soykırımı takip etmeye devam ettiklerini söyleyen Ömer Çelik, "Gazze'deki soykırımı ve İsrail'in bunu arttıran eylemlerini takip etmeye devam ediyoruz. Başkan Trump'ın Barış Planı çerçevesinde ikinci aşamaya geçilmesi gerekiyordu. Hamas, bununla ilgili olarak mükellefiyetlerini yerine getireceklerini ifade etmişti, ama buna İsrail tarafı yanaşmadı." dedi.</p><p>Çelik, 7 Ekim bağlamında tek taraflı olarak Hamas'ı suçlayan İsrail'in katliamlarını görmezden gelen bir propaganda makinesinin çalıştırılmaya devam ettirildiğini belirterek, "Bugün Batı Şeria da Gazzeleştirilmeye çalışılıyor. En son İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun Batı Şeria'daki askeri varlığını 24 tabura çıkarması aslında oranın Gazzeleştirilmesi yönünde ortaya koyduğumuz hassasiyetin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor." ifadelerini kullandı.</p><p>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun 7 Ekim 2023'te olaylar olur olmaz ilk açıklamasının İsrail'in savunulmasıyla ilgili olmadığını anımsatan Çelik, "İlk açıklaması, 'Bölgedeki haritaları değiştireceğiz.' İkinci açıklaması, 'Davut Koridoru'nu kuracağız.' Üçüncü açıklaması işte birtakım 'Arz-ı Mevud'la ilgili sözleri ifade ediyordu. Yani o günden itibaren birileri, 'İsrail'in kendisini savunma hakkı var.' dediğinde bunu Netanyahu, İsrail'in daha çok öldürme ve daha çok soykırım yapma hakkı olarak algılıyor ve bu şekilde uyguluyor. Dolayısıyla 'İsrail'in kendini savunma hakkı var.' diyenlerin Filistinli kadınların, Filistinli çocukların yaşama hakkı hakkında da bir şey söylemesi gerekiyor." diye konuştu.</p><p><b>"MYK'MIZDA HER BİR ARKADAŞIMIZ ÜZERİNE DÜŞEN VAZİFEYİ YAPACAK"</b></p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefonda görüştüğünü hatırlatan Çelik, bu bağlamda Rusya-Ukrayna Savaşı'yla ilgili gelişmeleri de yakın bir şekilde takip etmeye devam ettiklerini söyledi.</p><p>TBMM'de 28. Dönem 5. Yasama Yılı'nın açıldığını hatırlatan Çelik, Cumhur İttifakı iç siyaset bağlamında önümüzdeki dönemde yapacakları reformlar olduğunu, bunları olgunlaştırdıktan sonra da siyasetlerinin bir unsuru haline getireceklerini belirtti.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, önümüzdeki 10 ayın çok kapsamlı ve iyi bir şekilde değerlendirilmesi için talimat verdiğini anımsatan Çelik, şunları kaydetti:</p><p>"Bu talimatlar çerçevesinde de MYK'mızda her bir arkadaşımız üzerine düşen vazifeyi yapacak. Tabii tüm dünyada büyük bir tehlikeden bahsediliyor. Bu ara daha çok konuşuluyor. Yapay zekanın artık kontrolden çıkmaya başladığıyla ilgili. Dolayısıyla herkesin aslında kendi milli kapasitesini geliştirmesi bakımından çok daha hassas günlerden geçtiğimizi ifade etmek lazım. Yapay zekayı bizzat üretenler, bu mühendisler bu firmaların sahipleri, ortakları bizzat insanlığın büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu, ahlaki ve moral değerlerinin de tehlikeyle karşı karşıya olduğunu söylüyor. Onun için her zaman önemli olan TEKNOFEST artık bundan sonrasında çok daha önemli. En son Şanlıurfa'da gerçekleşen TEKNOFEST Güneydoğu'ya vatandaşlarımızın gösterdiği ilgi dünyanın önümüze getirdiği meydan okumalar karşısında aslında Türkiye'nin Kızıl Elma hedefi bakımından bir özgüven devrimini nasıl gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. 'Göbeklitepe'den geleceğe' ve 'Tarihin sıfır noktasında teknoloji hamlesi' gibi mottonun olması ve bunun desteklenmesi, Güneydoğu'da bu özgüven devriminin gösterilmesi bakımından da önemli olmuştur."</p><p>Ömer Çelik, bir gazetecinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suriye'ye yapması planlanan ziyarete ilişkin takvimi sorması üzerine, "Cumhurbaşkanımızın Suriye'ye gitme arzusu var. Suriye ile koordine edilecek bir konu. Bu konu üzerinde çalışılıyor, fakat tarih henüz kesinleşmedi." ifadelerini kullandı.</p><p><b>"NATO VE DİĞER YERLERE ALTERNATİF BİR İŞLEVİ YOK"</b></p><p>Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ne zaman TBMM'ye getirileceğine ilişkin soru üzerine Çelik, sürecin olgunlaştığını, anlaşmanın hayata geçmesi için birkaç gün içerisinde TBMM'ye gönderileceğini söyledi.</p><p>Anlaşmanın bölgesel barış projesi olduğunu vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:</p><p>"Bunun herhangi bir şekilde ittifak üyesi olduğumuz NATO ve diğer yerlere alternatif bir işlevi yok. Tam tersine bölgesel barış ve küresel barışın korunması ve bu noktada üstlendiğimiz rollerle ilgili tamamlayıcı bir fonksiyonu var. Başka ülkelerin katılımına tabii ki açık. Bu tip güvenlik anlaşmaları, ittifaklar kendi ilkeleri ve prensipleri çerçevesinde diğer devletlerle de görüşülerek zaman içerisinde olgunlaşır. Hemen bugün, yarın şu ülke katılacak, iki ay sonra şu ülke katılacak diye bir şey yok ama bunun bölgesel barış açısından bütün ülkelere açık olduğu net bir şekilde ifade edilmiş oldu."</p><p><b>BAHÇELİ'NİN SEÇİM AÇIKLAMALARI</b></p><p>Bir gazetecinin "MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli 'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçimlerde yeniden adayımız' demişti. MYK'da bu konu değerlendirildi mi?" sorusu üzerine, Çelik, bu konudaki güçlü vurgusu dolayısıyla Bahçeli'ye teşekkür etti.</p><p>Cumhur İttifakı'nın önümüzdeki dönemde de cumhurbaşkanı adayının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu ifade eden Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>"MYK'da bunu daha önce de görüştük. Cumhurbaşkanımızın şahsıyla ilgili bir konu olduğu için bu konular herhangi bir şekilde resmi gündem maddesi olarak yer almıyor. Bu konuda bir hassasiyeti var. O sebeple MYK ve MKYK üyelerinin, Bakanlar Kurulundaki arkadaşlarımızın ve tüm teşkilatlarımızın ortak kanaatinin ittifakla bu olduğunu kendilerine arz ettik. Arkadaşlarımız da bunu alkışlarla onayladılar yakın zamanda yaptığımız bir toplantıda. Bu, bizim davamız, şuurumuz ve AK Parti'liliğimiz açısından kesin bir hükümdür. Hani denir ya değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez. Bizim açımızdan Cumhurbaşkanımızın adaylığı böyle bir değere, böyle bir kıymete sahiptir. Etrafımızdaki bütün gelişmeleri size özetlemeye çalışıyoruz. Bütün bunların içerisinde Cumhurbaşkanımızın liderliğinin ne kadar kıymetli olduğu bu bakımdan da görülüyor. O yüzden Sayın Bahçeli'ye de bu açıklamaları için bir kere daha buradan şükranlarımızı sunuyor, saygılarımızı iletiyoruz."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42685438.jpg"/><p><b>FON SORUŞTURMASI</b></p><p>Sözcü Çelik, "Fon soruşturmasına ilişkin Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel ve yardımcıları Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bazı bakanlar ve şahsınıza yönelik iddialarda bulundu. Ne söylersiniz?" sorusu üzerine, bu konuda devletin kurumlarının koordinasyon içinde, büyük bir süratle adımları attığını belirtti.</p><p>Bu tip krizlerin dünyanın başka yerlerinde de gündeme geldiğini, kimi devletlerin bunu 5 yılda, kimisinin 9 yılda temizlediğini dile getiren Çelik, şunları kaydetti:</p><p>"Bu, sermaye piyasalarının çok küçük kısmını ilgilendiren bir şey. Bütün boyutlarıyla ortaya çıkarma konusunda son derece kararlıyız. Spekülasyonla hareket etmiyoruz. Biz gerçekten bilgi, belge, datayla hareket ediyoruz. Dün bu kişi çıkıyor, Sayın Cumhurbaşkanımıza 'Bu işin merkezinde, başında sen varsın' diye haddini aşan, gayriahlaki ve hakkaniyetsiz açıklamalar yapıyor. Bu meselenin açığa çıkmasının ve bu meselenin temizlenmesinin başındaki irade Cumhurbaşkanımızdır. Bu sıkıntının, vurgunculuğun, dolandırıcılığın, buradaki şeytanlıkların temizlenmesi talimatını veren irade Cumhurbaşkanımızdır. Yani ne hadle ve ne hakla cumhurbaşkanımıza karşı bu ifadeleri kullanıyor. Cumhurbaşkanımızın aile bireylerini işin içine karıştırmaya çalışıyor her zaman yaptığı gibi. Bu işler defalarca ellerinde patladı, buna yine devam ediyorlar. Bütün işlemler açık, herkes ekranda görüyor ne olduğunu. Bugün Sayın Cumhurbaşkanımız da söyledi. Bu işler siyasi yan kesicilikle ele alınacak işler değil. Bir şey iddia ediyor, sonra 'iddia edildiğine göre, söylendiğine göre, yapıldığına göre' birbiriyle alakası olmayan şeyleri birbirine bağlamaya çalışıyorlar. Bu işin temizlenme iradesinin başındaki isim Cumhurbaşkanımızdır. Onların belediyelerindeki dolandırıcılıkların, vurgunların temizlenmesi mücadelesini de biz veriyoruz. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızın hedef aldığı sözler kendi partisini vurgunculara, dolandırıcılara kaptırmış birisinin siyasi saçmalıklarından öteye gitmiyor."</p><p>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile kamuoyuna yansıyan veya yansımayan defalarca toplantılar yapıldığını ifade etti.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın MYK'nın kapalı bölümünde bir konuşma yaptığını ve bu konudaki iradesini net bir şekilde tekrar ortaya koyduğunu anlatan Çelik, "Elinde belge, bilgi olan alsın getirsin. Götürsün yargıya versin." diye konuştu.</p><p>Fon soruşturmasına ilişkin soruya Çelik, "Şimdi ne zaman bunların bir yolsuzluğu, arsızlığı patlasa sürekli olarak Adalet Bakanımızı ve Adalet Bakanlığımızı hedef alıyorlar. Bunlar için makbul Adalet Bakanlığı, Anayasayı, kanunları bunlara uygulamayacak, bunlarla ilgili hiçbir soruşturma yapmayacak. Anayasa ve yasanın verdiği yetkiler çerçevesinde bütün bu soruşturmalar yürütülüyor ve açık bir şekilde kamuoyuyla paylaşılıyor. Ne hakla Adalet Bakanlığını hedef alıyorsunuz. Yani yargı size uygulanmasın mı?" diye konuştu.</p><p>Adalet Bakanlığı ve Adalet Bakanının, Anayasanın, kanunların verdiği yetki çerçevesinde görevini yaptığını belirten Çelik, "Partimiz açısından da bunu net bir şekilde söylüyoruz. Siyasi sorumluluk gereği atılacak adımlar atılıyor." dedi.</p><p><b>"ELLERİNDE VARSA BİR BELGE HEMEN BUNU YARGIYA İNTİKAL ETTİRSİNLER"</b></p><p>Çelik, fon iddialarına ilişkin, "Ellerinde birilerinin makamı, unvanı ve kimliği ne olursa olsun varsa bir belge hemen bunu yargıya intikal ettirsinler. Adliyeye başvurularda gereği yapılmazsa ondan sonra da konuşsunlar. Elinde bilgi belge olan Adalet Bakanlığına da Maliye Bakanlığına da göndersin. Ama bu meseleler siyasi linç kampanyalarıyla siyasi himaye tartışmaları arasında gitmez. Burada ilkelerin işletilmesi lazım. Konu bu vurgunculukla, sahtekarlıkla ilgili. Onun ötesinde buradan bir siyasi operasyon çıkarmaya çalışıyorlarsa bu bize işlemez." açıklamasını yaptı.</p><p>Vatandaşların müsterih olması gerektiğini dile getiren Çelik, şöyle devam etti:</p><p>"Ne siyasi linç kampanyasına teslim oluruz ne de herhangi bir gerçeğin üzerinin örtülmesi için siyasi himayeye müsaade ederiz. Her şey açığa çıkacak. Dolandırıcılık, vurgunculuk yapanlar, yaptıklarının bedelini ödeyecek. Bunların yaptıkları vurgunlarla haksızlığa uğrayanların hakkı teslim edilecek. Devletin de vatandaşımızın da cebinden bir şey çıkmayacak. Bu irade Cumhurbaşkanımızın devlet başkanı olarak iradesidir ve bütün kurumlara bu talimatlar net bir şekilde verilmiştir. Bir daha olmaması için de bütün tedbirleri alacağız."</p><p><b>TÜRKİYE VE AZERBAYCAN İLİŞKİLERİ</b></p><p>Çelik, Türkiye ile Azerbaycan arasında son günlerde bir gerilim olduğu, bunun Azerbaycan'daki başörtüsü düzenlemesinden kaynaklandığı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in bazı açıklamalarda bulunduğu ve sosyal medyada çeşitli iddiaların gündeme geldiği belirtilerek yöneltilen, "Ülkeler arası herhangi bir gerilim söz konusu mudur?" sorusunu da yanıtladı.</p><p>"İki devlet tek millet" sözlerini anımsatan Çelik, "Azerbaycan'la gerçekten bu noktaya bağlıyız. Sonuçta herkesin kendi iç siyasi gündemi farklı olabilir, farklı siyasi iç politika ve dış politikayla ilgili farklılıklar olabilir. Biz bunlarda bir anlaşmazlık yaşadığımızda da iki kardeş ülke olarak konuşarak, bütün bunları açık yüreklilikle paylaşarak yolumuza devam ediyoruz." ifadelerini kullandı.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Aliyev arasında gerçek bir kardeşlik ilişkisinin bulunduğunu belirten Çelik, "Türkiye ile Azerbaycan arasına girmeye çalışan bazı ülkeler var. Bu ülkelere asla müsaade etmeyeceğiz, birinci husus bu. İkincisi Türkiye'nin içerisinde bazı grupların bazı sosyal medya yapılanmalarının, bazı odakların Azerbaycan'ı hedef aldığını görüyoruz, doğru olmayan şekilde hedef aldıklarını görüyoruz. Bunun herhangi bir şekilde partimizle, hükümetimizle bir ilişkisinin olması söz konusu bile olamaz." diye konuştu.</p><p>Azerbaycan'la siyasi bir gerilime asla müsaade etmeyeceklerini vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:</p><p>"Türkiye ile Azerbaycan arasında bir ihtilaf varmış gibisinden bir hava oluşturulmasına, kardeşliğimize halel getirecek bir gölge oluşturuluyor olmasına da hiçbir şekilde müsaade etmeyiz. Bundan da büyük bir memnuniyetsizlik duyuyoruz. Hem Sayın Aliyev'le hem Azerbaycan'daki bütün devlet kademesindeki, parti kademesindeki muhataplarımızla Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Aliyev'le bu görüşmelerini en güçlü şekilde yapmaya devam ediyor. Dolayısıyla araya giren ülkeleri bir kenara iterek, siyasi tartışmaların ve siyasi konuşmaların herhangi bir siyasi gerilime asla müsaade etmeyerek ve bazı eylem ve işlemleri sanki partimiz adına yapıyormuş gibi yapanların bizimle ilgisi olmadığını net bir şekilde ifade ederek; bunu bir kez daha söylüyorum ki biz iki devlet, tek milletiz. Kardeşliğimiz ebedi bir kardeşliktir. O sebeple bundan sonrasında da aynı kardeşlikle, aynı dayanışmayla yolumuza devam edeceğiz inşallah."</p><p>Çelik, yakın zamanda da bir yanlış anlaşılma olmaması adına görüşmelerin olduğunu belirterek, "Burada aramızdaki ilişkiyi ifade eden tek şey kardeşlik kelimesidir." diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/fon-meselesinde-hicbir-ka-215_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294617</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kanser-arastirmasinda-sasirtan-bulgu-bagisiklik-sinyali-tumor-buyumesini-tetikledi-294617</link>
      <pubDate>2026-10-07T15:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kanser araştırmasında şaşırtan bulgu! Bağışıklık sinyali tümör büyümesini tetikledi]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Salk Enstitüsü'nde gerçekleştirilen yeni bir çalışma, kanserle mücadelede kilit rol oynayan bağışıklık sinyali interferonun, uzun süreli maruz kalma durumunda tümörlerin büyümesini hızlandırabileceğini ortaya koydu. Araştırmada, özellikle melanoma hücrelerinde bağışıklık sisteminin beklenmedik şekilde tümörlerin yanında yer alabildiği belirlendi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kanser araştırmasında şaşırtan bulgu! Bağışıklık sinyali tümör büyümesini tetikledi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Salk Enstitüsü'nde yapılan çığır açıcı bir araştırma, kanserle savaşta önemli rol oynayan bağışıklık sistemi sinyallerinin, belirli koşullarda tümör büyümesini destekleyebileceğini gösterdi. Özellikle interferon adı verilen bağışıklık alarmının, dört haftalık uzun süreli maruziyet sonrası, farelerde melanoma hücrelerinin daha büyük tümörler oluşturmasına yol açtığı tespit edildi. Bu bulgu, kanser tedavisinde yaygın olarak kullanılan bağışıklık sinyallerinin, beklenmedik şekilde tümörlerin büyümesini hızlandırabileceğini ortaya koydu. Araştırmanın başında Salk Enstitüsü'nden Melissa Johnson bulunuyor ve elde edilen sonuçlar, bağışıklık sisteminin kanserle ilişkisine dair mevcut anlayışları sorgulatıyor.</p><h3>Melissa Johnson: 'Bağışıklık sistemi tümörlerin yanında yer alabilir'</h3><p>Çalışmanın ilk yazarı Melissa Johnson, elde edilen bulguların kanserin karmaşık doğasına ışık tuttuğunu belirtti. Johnson'a göre, kanserin 'iyileşmeyen bir yara' olarak tanımlanmasının arkasında, tümörlerin sürekli ve çözülemeyen bir iltihaplanma ortamında var olabilmeleri yatıyor. Araştırmada, iki farklı interferon türünün etkileri detaylı şekilde incelendi. Tip II interferonun, neredeyse tamamen aktive olmuş bağışıklık hücrelerinden geldiği; tip I interferonun ise vücuttaki neredeyse tüm hücrelerden, hatta kanser hücrelerinden bile kaynaklanabildiği belirtildi. Farelerde yapılan deneylerde, melanoma hücreleri 28 gün boyunca interferona maruz bırakıldı. Sonuçlar, tek bir gün interferon uygulamasının hücre bölünme hızını değiştirmediğini; ancak dört hafta süren maruziyetin, özellikle tip II interferona karşı, tümörlerin büyüklüğünde ciddi artışlara yol açtığını gösterdi. Ayrıca, bu hücrelerin karaciğere yayılma eğilimi de arttı. Bu durum, bağışıklık sisteminin bazı koşullarda kanserle mücadele yerine, tümörlerin büyümesine katkı sağlayabileceğini ortaya koydu.</p><h3>Mitokondriyal RNA sızıntısı ve prostaglandin artışı tümör büyümesini tetikledi</h3><p>Araştırmada, uzun süreli interferon maruziyetinin, hücrelerin enerji üretim merkezleri olan mitokondrilerde önemli değişikliklere yol açtığı saptandı. Özellikle tip II interferona dört hafta boyunca maruz kalan hücrelerde, mitokondrilerden dışarıya RNA sızıntısı gerçekleşti. Hücre içinde serbest kalan bu mitokondriyal çift sarmallı RNA, bir dizi sensör tarafından virüs kanıtı olarak algılandı ve tip I interferon sinyali tetiklendi. Bu süreç, hücrelerin kimyasında da değişikliklere neden oldu. Hücreler, dışarıdan daha fazla yağ çekmeye ve bu yağı yakıt olarak kullanmak yerine başka bir yöne yönlendirmeye başladı. Sonuçta, kısa ömürlü yağ asidi türevi sinyal molekülleri olan prostaglandinlerin üretimi arttı. Özellikle prostaglandin E2 adı verilen molekülün seviyesi, hem tip I hem de tip II interferonların birlikte etkisiyle belirgin şekilde yükseldi. Prostaglandin E2, bağışıklık saldırısını baskılayan bir molekül olarak biliniyor. Araştırmacılar, bu molekülün üretimini engelleyen aspirin içeren su verilen farelerde, tümör büyüklüğünün kontrol grubuna yaklaştığını gözlemledi. Ayrıca, prostaglandin üreten enzimlerin kanser hücrelerinden silinmesiyle de T hücrelerinin yeniden etkinleştiği ve tümörlerin küçüldüğü rapor edildi. Bu bulgular, mitokondriyal RNA sızıntısı ve prostaglandin artışının, bağışıklık sisteminin tümörlere karşı etkisizleşmesine yol açtığını gösterdi.</p><h3>Dirençli tümörlerde prostaglandin engeli aşıldı, bağışıklık tedavisi yeniden etkili oldu</h3><p>Araştırma ekibi, bağışıklık sistemi tarafından kontrol edilen tümörlerin, zamanla bağışıklık saldırısını engelleyen bir direnç geliştirdiğini de ortaya koydu. Özellikle PD-1 adlı kontrol noktası proteinini hedefleyen immünoterapiler, başlangıçta etkili olsa da, bazı tümörler bu tedavilere yanıt vermemeye başlıyor. Deneylerde, üç tur boyunca PD-1 tedavisine maruz kalan farelerde, prostaglandin E2 üreten enzimlerin seviyesinin her turda arttığı belirlendi. Dirençli hale gelen hücrelerden bu enzimin silinmesiyle, on fareden dokuzunda tümörlerin tamamen ortadan kalktığı kaydedildi. Bu sonuç, prostaglandin E2 üretiminin, tümörlerin bağışıklık sistemine karşı direnç geliştirmesinde kritik bir rol oynadığını ortaya koydu. Ayrıca, mitokondriyal RNA sızıntısının ve prostaglandin artışının, immünoterapilerin etkinliğini azaltabileceği vurgulandı. Araştırma, kanser tedavisinde prostaglandin yolunun hedeflenmesinin, özellikle immünoterapiye dirençli tümörlerde yeni bir umut olabileceğini gösterdi.</p><h3>İnsan tümörlerinde aynı mekanizma gözlenirse tedavi stratejileri değişebilir</h3><p>Çalışmanın kıdemli yazarı Dr. Gerald Shadel, elde edilen bulguların temel araştırma düzeyinde olduğunu ve henüz insanlarda doğrulanmadığını belirtti. Araştırma, fareler ve hücre kültürlerinde yürütüldü ve ağırlıklı olarak melanoma hücreleri üzerinde odaklandı. Pankreas kanseri hücrelerinde de benzer erken yanıtlar gözlense de, bu mekanizmanın insan tümörlerinde ne kadar yaygın olduğu henüz net değil. Dr. Shadel, bu bulguların klinik uygulamaya geçmesi için daha birçok aşamanın gerektiğini vurguladı. Özellikle, insan tümörlerinde interferon sinyallerinin benzer şekilde tümör büyümesine katkı sağlayıp sağlamadığı konusu, gelecekteki araştırmaların öncelikli gündem maddesi olacak. Ayrıca, mitokondriyal RNA sızıntısını durdurmanın mı, yoksa prostaglandin üretimini engellemenin mi immünoterapinin etkinliğini artıracağı sorusu, ilerleyen dönemde yanıt arayacak. Bu çalışma, kanser tedavisinde bağışıklık sistemiyle ilgili yaklaşımların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor ve yeni tedavi stratejilerinin geliştirilmesine ışık tutuyor.</p><p>Salk Enstitüsü'nde yürütülen bu kapsamlı araştırma, bağışıklık sistemi ile kanser arasındaki karmaşık ilişkiyi gözler önüne serdi. Uzun süreli interferon maruziyetinin, tümör büyümesini hızlandırabileceği ve prostaglandin üretimi yoluyla bağışıklık saldırısını engelleyebileceği ortaya çıktı. İnsan tümörlerinde benzer mekanizmaların çalışıp çalışmadığını belirlemek için ileri araştırmalar planlanıyor. Bu bulgular, kanser tedavisinde yeni hedeflerin belirlenmesine ve mevcut tedavi protokollerinin gözden geçirilmesine zemin hazırlayabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/kanser-arastirmasinda-sas-487_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294616</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/yaslanmanin-en-buyuk-sirri-cozuldu-bilim-insanlari-zombi-hucrelerin-neden-biriktigini-buldu-294616</link>
      <pubDate>2026-10-07T15:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yaşlanmanın en büyük sırrı çözüldü! Bilim insanları 'zombi hücrelerin' neden biriktiğini buldu]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Albert Einstein Tıp Fakültesi'nde yürütülen yeni bir araştırma, yaşlanmayla birlikte vücutta 'zombi hücre' olarak bilinen yaşlanmış hücrelerin neden biriktiğini ortaya koydu. Araştırmada, bağışıklık sisteminin bu hücreleri temizleme kapasitesinin yaşla birlikte azalmasının, birçok yaşa bağlı hastalık riskini artırdığı vurgulandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yaşlanmanın en büyük sırrı çözüldü! Bilim insanları 'zombi hücrelerin' neden biriktiğini buldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Albert Einstein Tıp Fakültesi'nde Dr. Ana Maria Cuervo liderliğindeki bilim ekibi, yaşlanma sürecinde vücutta biriken ve 'zombi hücre' olarak adlandırılan yaşlanmış hücrelerin neden arttığını aydınlatan önemli bulgulara ulaştı. New York'ta gerçekleştirilen ve fareler üzerinde yürütülen bu araştırmada, hücresel geri dönüşüm sisteminin yaş ilerledikçe zayıfladığı, bunun da bağışıklık hücrelerinin zombi hücreleri vücuttan uzaklaştırmasını zorlaştırdığı belirlendi. Çalışmada, genç bireylerde bağışıklık sisteminin bu hücreleri etkin biçimde temizlediği, ancak yaşlandıkça söz konusu hücrelerin organlarda birikerek çeşitli hastalıkların gelişimine katkı sağladığı ortaya kondu.</p><h3>Dr. Ana Maria Cuervo: 'Zombi hücrelerin temizlenmesi için geri dönüşüm sistemi şart'</h3><p>Çalışmanın başında yer alan Dr. Ana Maria Cuervo, yaşlanmış hücrelerin birikiminde hem bu hücrelerde hem de onları temizlemekle görevli bağışıklık hücrelerinde yaşa bağlı değişikliklerin etkili olduğunu belirtti. Cuervo, "Hücresel geri dönüşümü yeniden canlandırarak vücudun kendi savunma mekanizmasının zombi hücreleri daha etkin bir şekilde temizlemesine yardımcı olabiliriz" dedi. Ekip, yaşlanmış hücrelerin bağışıklık sistemi tarafından temizlenememesiyle, bu hücrelerin organlarda birikerek yaşa bağlı hastalıkların riskini artırdığını vurguladı. Özellikle yaşlı farelerde yapılan deneylerde, bağışıklık hücrelerinin yaşlanmış hücreleri temizleme kapasitesinin genç farelere göre ciddi şekilde azaldığı gözlemlendi. Araştırmacılar, bu durumun insanlarda da benzer şekilde yaşlanma sürecini hızlandırabileceğine dikkat çekti.</p><h3>Geri dönüşüm sistemi zayıfladığında zombi hücre birikimi artıyor</h3><p>Bilim insanları, yaşlanmış hücrelerin neden biriktiğini anlamak için genç ve yaşlı farelerin hücrelerini inceledi. Genç farelerden alınan hücreler, yaşlanma sürecine girdiklerinde hücresel geri dönüşüm faaliyetini artırırken, yaşlı farelerden alınan hücrelerde bu mekanizmanın neredeyse tamamen durduğu gözlendi. Bu durum, yaşlı bireylerde zombi hücrelerin neden daha fazla biriktiğini açıklıyor. Araştırmada öne çıkan şaperon aracılı otofaji (CMA) adlı geri dönüşüm sistemi, yaşlandıkça zayıflıyor ve bu da vücudun yıpranmış veya işlevsiz hücreleri ortadan kaldırma kabiliyetini azaltıyor. Özellikle makrofaj adı verilen bağışıklık hücrelerinin, CMA yetersizliği nedeniyle zombi hücreleri temizlemede başarısız olduğu anlaşıldı. Ayrıca, yaşlanmış hücrelerin yaydığı kimyasal sinyallerin, sağlıklı hücreleri de benzer bir duruma sürüklediği ve bağışıklık sisteminin etkinliğini daha da düşürdüğü belirtildi.</p><h3>CA77.1 bileşiği ile zombi hücre seviyesi gençlere yaklaştı</h3><p>Çalışmada, Dr. Cuervo'nun laboratuvarında geliştirilen ve CMA'yı artıran CA77.1 adlı bileşiğin yaşlı farelerde zombi hücre birikimini azalttığı tespit edildi. Araştırmacılar, bu bileşiği 18 aylık farelere beş ay boyunca verdiklerinde, tedavi edilen farelerin karaciğer, akciğer ve yağ dokularındaki yaşlanmış hücre seviyelerinin altı aylık genç farelerle neredeyse aynı seviyeye indiğini ortaya koydu. Ayrıca, bu tedavi sayesinde farelerin yara iyileşme süreçleri de hızlandı. Yara modeliyle yapılan deneylerde, CMA eksikliği olan farelerde iyileşmenin yavaşladığı ve yaşlanma belirtilerinin arttığı gözlemlendi. CA77.1 ile tedavi edilen yaşlı makrofajların ise test edilen partikülleri genç makrofajlar kadar etkin şekilde yuttuğu, bunun da bağışıklık sisteminin zombi hücrelerle daha etkili mücadele edebileceğini gösterdiği belirtildi.</p><h3>Bağışıklık sistemi ve zombi hücreler arasındaki bağlantı</h3><p>Makrofajlar, vücuttaki ölü ve işlevsiz hücreleri temizlemekten sorumlu ana bağışıklık hücreleri olarak biliniyor. Araştırmada, yaşlı farelerde makrofajların CMA seviyesinin gençlere kıyasla belirgin şekilde düşük olduğu ve bu durumun zombi hücrelerin birikmesine yol açtığı saptandı. Ayrıca, yaşlanmış hücrelerden salınan sıvının genç makrofajların da CMA seviyesini düşürdüğü tespit edildi. Bu hücrelerde bulunan bir reseptör, "beni yeme" sinyali aldığında makrofajların temizlik görevini durdurmasına neden oluyor. Sağlıklı makrofajlar bu reseptörü içeri alıp parçalayabiliyor; ancak CMA eksikliği olan yaşlı makrofajlarda bu reseptör yüksek seviyede kalarak temizlik işlevini engelliyor. Araştırmacılar, CMA'nın makrofajların bu sinyali kapatmasına yardımcı olduğunu ve böylece zombi hücrelerin vücuttan uzaklaştırılmasını sağladığını vurguladı. Bu mekanizmanın yaşlanmayla birlikte bozulması, hücresel atıkların birikmesine ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açıyor.</p><h3>İnsanlarda zombi hücre birikimi ve tedavi potansiyeli</h3><p>Çalışmanın insanlar üzerindeki etkisi henüz doğrudan test edilmedi. Ancak araştırmacılar, idiyopatik pulmoner fibrozis hastalığı olan dört kişinin akciğer dokusunda, sağlıklı bireylere göre CMA'nın anahtar protein seviyesinin daha düşük olduğunu belirledi. Bu bulgu, zombi hücre birikiminin insanlarda da yaşlanma ve hastalık gelişiminde rol oynayabileceğine işaret ediyor. Dr. Cuervo, araştırmalarının yaşlanmanın iki temel etkeni olan azalan CMA ve hücresel yaşlanma arasındaki ilişkiyi ortaya koyduğunu belirtti. Ayrıca, zombi hücreleri doğrudan yok etmek yerine, bağışıklık sistemiyle etkileşimlerini yeniden canlandırarak vücudun bu hücreleri doğal yollarla temizlemesini sağlamanın mümkün olduğunu söyledi. Ancak, CMA'yı artıran bileşiğin insanlar için güvenli olup olmadığının henüz bilinmediği ve bu konuda daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğu ifade edildi. Bilim insanları, gelecekte bu yaklaşımın yaşa bağlı hastalıkların tedavisinde umut vadettiğini belirtti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/yaslanmanin-en-buyuk-sirr-587_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294615</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/baskan-ozdemirden-altyapi-elestirilerine-cevap-sikayetlerden-korkup-sehrin-gelecegini-erteleyemeyiz-294615</link>
      <pubDate>2026-10-07T15:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Başkan Özdemir'den altyapı eleştirilerine cevap: Şikayetlerden korkup şehrin geleceğini erteleyemeyiz]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir, kent genelinde devam eden altyapı çalışmalarına ilişkin açıklamalarda bulunarak, özellikle "Bir yer bitmeden neden başka bir yerde çalışma başlatılıyor?" yönündeki eleştirilere cevap verdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Başkan Özdemir'den altyapı eleştirilerine cevap: Şikayetlerden korkup şehrin geleceğini erteleyemeyiz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Niğde'de yağmur suyu, kanalizasyon, içme suyu, doğalgaz, elektrik ve üstyapı çalışmalarının farklı ekipler tarafından eş zamanlı yürütüldüğünü ifade eden Özdemir, çalışmaların tek bir noktada tamamlanmasının beklenmesi halinde diğer ekiplerin aylarca bekleyeceğini dile getirdi.</p><p>Belediye olarak günü kurtarmaya yönelik çalışmalar yerine kentin uzun vadeli ihtiyaçlarına odaklandıklarını belirten Özdemir, altyapı yatırımlarının vatandaşlarda geçici rahatsızlık oluşturduğunun farkında olduklarını ancak şehrin geleceği için bu çalışmaların yapılması gerektiğini kaydetti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/aw80472901-071020263d18253f.jpg"/><p><b>"BİR YERİN BİTMESİNİ BEKLEME ŞANSIMIZ YOK"</b></p><p>Kentte sıkça dile getirilen eleştirilerden birinin çalışmaların farklı noktalarda aynı anda sürdürülmesi olduğunu belirten Özdemir, altyapı çalışmalarında birden fazla ekibin görev yaptığını söyledi.</p><p>Özdemir, " 'Bir yer bitmeden diğerine niye başlanıyor?' diye eleştiriliyor. Bir yerin bitmesini bekleme şansımız yok. Çünkü bir yerde sadece bir ekip çalışmıyor. Önce yağmur suyu hattı çekiliyor, ardından kanalizasyon ve içme suyu hatları yapılıyor. Doğalgaz çalışması varsa doğalgaz hattı geliyor, elektrik hatları yer altına alınıyor. Bunların ardından üstyapı ekiplerimiz çalışmaya başlıyor" dedi.</p><p>Bir noktadaki çalışmaların tamamen bitmesini beklemeleri halinde diğer ekiplerin uzun süre çalışamayacağını ifade eden Özdemir, "Biz başka bir yere başlamayacaksak yağmur suyu ve kanalizasyon hattını yapan ekipler üç ay belediyede mi oturacak? O zaman üç ay boyunca tek bir caddeyi yaparız, kimse de şikayet etmez. Ama yüzlerce çalışma arkadaşımızın boş oturmasını da kabul edemeyiz" ifadelerini kullandı.</p><p><b>"ALTYAPI YAPMANIN SİYASİ BEDELİ OLDUĞUNU BİLİYORDUK"</b></p><p>Altyapı çalışmalarının belediyeler açısından en zor hizmet alanlarından biri olduğuna dikkat çeken Özdemir, çalışmalara başlamadan önce vatandaşlardan tepki gelebileceğini bildiklerini söyledi.</p><p>Özdemir, "Altyapı yapmak bir belediye başkanı açısından siyasi olarak çok zor bir iştir. Altyapıya giren belediyelerin eleştirileceğini zaten biliyorduk. Vatandaşımızın şikayet edeceğini de biliyorduk. Biz istersek altyapıya hiç girmeyebilirdik. Çok güzel asfaltımızı atardık, altı ay içerisinde Niğde'de asfalt atılmadık yer bırakmazdık. Popülizm yapıp kimseyle kötü olmayalım, kimse şikayet etmesin diyebilirdik. Ama bunu tercih etmedik" diye konuştu.</p><p>Niğde Belediyesi'nin ekonomik ve teknik açıdan bu yatırımları yapabilecek güce sahip olduğunu belirten Özdemir, "Her zaman söylüyoruz; güçlüyüz, paramız var, imkanımız var. Bu zamanda biz yapmayacaksak kim yapacak? Biz sadece seçimler için belediye başkanlığı yapmıyoruz. Bir dahaki dönem seçilelim diye bir derdimiz yok. Bizim tek derdimiz bu şehre hizmet etmek" dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/aw80472902-07102026ad6e3a61.jpg"/><p><b>"VATANDAŞ BİZE BİR SÜRE KIZACAK, BUNU KABUL ETTİK"</b></p><p>Çalışmalar nedeniyle oluşan trafik, toz, yol bozuklukları ve ulaşım sorunlarının farkında olduklarını dile getiren Özdemir, geçici sıkıntılara rağmen kalıcı yatırımlardan vazgeçmeyeceklerini söyledi.</p><p>Özdemir, "Vatandaşımız üç ay kızacak, altı ay kızacak gerekirse bir yıl kızacak. Bunu kabul ettik. Ben kimse hiçbir şeyden şikayet etmesin diye belediye başkanlığı yapmaya gelmedim. Kalıcı hizmetler yapmak için belediye başkanlığı yapıyorum. Birileri bundan rahatsız olacaksa da olacak" ifadelerini kullandı.</p><p>Kendisinin de Niğde'de yaşadığını, kentte esnaflık yaptığını ve çocuklarının aynı şehirde eğitim gördüğünü hatırlatan Özdemir, kentte oluşan sorunlardan kendisinin de doğrudan etkilendiğini söyledi.</p><p><b>ATA SANAYİ'DEKİ SELİ HATIRLATTI</b></p><p>Altyapı yatırımlarının gerekliliğine örnek olarak Atasanayi bölgesinde geçmiş yıllarda yaşanan su baskınlarını gösteren Özdemir, yağışların ardından çok sayıda iş yerinin zarar gördüğünü hatırlattı.</p><p>Özdemir, "Daha geçen yıl Atasanayi su altında kaldı. Ben oraya gittim, esnafımızın iş yerleri bir metreye yakın suyla dolmuştu. Şimdi aynı esnafımız altyapı yapılırken şikayet ediyor. Su bastığında da şikayet ediyor. Bu işi nasıl çözeceğiz? Hiç kimse şikayet etmesin, herkes memnun kalsın ama bir yandan da bütün sorunlar çözülsün. Böyle bir dünya yok" dedi.</p><p><b>"GECE ÇALIŞALIM DENİLİYOR, PEKİ GÜNDÜZ KİM ÇALIŞACAK?"</b></p><p>Altyapı çalışmalarının gece saatlerinde da sürdürülmesi yönündeki taleplere de değinen Özdemir, kısa süre içerisinde tamamlanabilecek projelerde 24 saat esasına göre çalışılabildiğini ancak aylar sürecek büyük altyapı yatırımlarında bunun sürdürülebilir olmadığını söyledi.</p><p>Özdemir, "Bir de 'Niye gece çalışmıyorlar?' deniliyor. Gece çalışan personel gündüz ne yapacak? Bu arkadaşların da dinlenmesi gerekiyor. Bir haftalık, on günlük iş olur, gece gündüz demeden çalışırız. Tek Cadde Projesi'nde yaptığımız gibi, üç günde ana caddemizi dönüştürdük ve 24 saat çalıştık. Ama dört-beş ay, altı ay sürecek bir projede sürekli gece gündüz çalışılması mümkün değil" ifadelerini kullandı.</p><p>Atasanayi, eski Adana yolu ve eski Niğde-Kayseri yolu gibi bölgelerde uzun soluklu çalışmalar yürütüldüğünü ifade eden Özdemir, belediye olarak "gösteriş amacıyla" çalışma yapmadıklarını vurguladı.</p><p>Altyapı çalışmalarının vatandaşları rahatsız etmesinin istenen bir durum olmadığını ancak bazı sıkıntıların kaçınılmaz olduğunu belirten Özdemir, "Elbette vatandaşlarımızı rahatsız etmek istemiyoruz ama bunların yapılması gerekiyor. Şehrimizin geleceği için yapmak zorundayız" dedi.</p><p><b>"2027'DEN İTİBAREN CADDE VE KALDIRIMLAR TAMAMLANMIŞ OLACAK"</b></p><p>Kent genelindeki yoğun çalışma sürecinin 2027 yılının ilk aylarında da kısmen devam edebileceğini açıklayan Özdemir, "2026 böyle geçti. 2027'nin belki ilk altı ayı da biraz sıkıntılı devam edebilir. Ancak 2027'den itibaren caddelerimizin ve kaldırımlarımızın tamamlanmış olacağını düşünüyoruz. Ondan sonra vatandaşlarımızın memnuniyetini duymayı ümit ediyoruz" ifadelerini kullandı.</p><p>Belediye olarak popülist uygulamalar yerine uzun vadeli ve kalıcı yatırımları tercih ettiklerini vurgulayan Özdemir, "Şikayetlerden korkup şehrimizin geleceğini erteleyemeyiz. Her şey daha güzel, altyapısı sağlam ve geleceğe hazır bir Niğde için" dedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/baskan-ozdemirden-altyapi-631_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294614</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/6-yillik-uydu-takibi-ortaya-cikardi-2-milyon-kisiyi-ilgilendiren-yanardag-arastirmasi-294614</link>
      <pubDate>2026-10-07T15:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[6 yıllık uydu takibi ortaya çıkardı! 2 milyon kişiyi ilgilendiren yanardağ araştırması]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Nikaragua'nın Masaya volkanında yapılan yeni araştırmalar, uydu verileriyle iki ayrı magma rezervuarının hareket halinde olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, bölgedeki 2 milyon kişinin potansiyel risk altında olduğunu vurgularken, sürekli izleme ve erken uyarı sistemlerinin önemine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[6 yıllık uydu takibi ortaya çıkardı! 2 milyon kişiyi ilgilendiren yanardağ araştırması]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nikaragua'nın başkenti Managua'nın güneydoğusunda bulunan Masaya volkanında yürütülen son bilimsel çalışmalar, volkanın altında iki ayrı magma rezervuarının aktif şekilde hareket ettiğini gösterdi. 2018 ile 2024 yılları arasında elde edilen uydu verileri, Masaya'nın altında biri yaklaşık 3,2 kilometre, diğeri ise 200 metre derinlikte olmak üzere iki farklı magma havuzunun bulunduğunu ortaya çıkardı. Bu gelişmeler, volkan çevresinde yaşayan yaklaşık 2 milyon insan için potansiyel bir tehlikeye işaret ediyor. Araştırmayı yürüten ekip, derin rezervuarın yeniden dolduğunu ve yüzeye yakın olanın ise yavaşça boşaldığını belirledi.</p><h3>Penn State ekibinden Masaya'da çarpıcı magma hareketi tespiti</h3><p>Çalışma, Penn State Üniversitesi'nden yeni mezun olan jeobilimci Lizzie Johnson, Young Cheol Kim ve profesör Christelle Wauthier tarafından yürütüldü. Bilim insanları, Avrupa'nın Sentinel-1 uydusu ile elde edilen radar görüntülerini kullanarak volkanın yer yüzeyindeki yükselme ve çökme hareketlerini detaylı şekilde analiz etti. Özellikle 2018 ile 2024 yılları arasındaki veriler, derin rezervuarın 2022'ye kadar yaklaşık 1,3 milyon metreküp hacim kaybettiğini, ardından ise 450 bin metreküp yeniden dolduğunu gösterdi. Bu değişimler, magma hareketlerinin volkanın gelecekteki aktivitesini doğrudan etkileyebileceğini ortaya koyuyor. Johnson, "Bu gözlemler, Masaya'nın altında magma hareketini anlamamıza ve patlama tahminlerini geliştirmemize yardımcı oluyor" diyerek, izleme çalışmalarının önemine dikkat çekti.</p><h3>Masaya'nın lav gölü ve gaz salınımı bölge için ciddi tehdit oluşturuyor</h3><p>Masaya volkanı, iç içe geçmiş koni ve kraterlerden oluşan bazaltik bir kalkan volkanı olarak biliniyor. Volkanın aktif bacası Santiago kraterinde bulunuyor ve bu krater, Aralık 2015'ten Mart 2024'e kadar bir lav gölüne ev sahipliği yaptı. Ancak bir toprak kayması sonucu lav gölü kapanmış durumda. Tarihsel olarak Masaya, en az dört büyük patlayıcı patlama ile kalderalar oluşturdu ve son büyük lav akışı 1772 yılında gerçekleşti. Günümüzde ise volkanın en belirgin aktivitesi, sürekli gaz salınımı şeklinde görülüyor. Bu gazlar, özellikle yüksek sülfür dioksit konsantrasyonları nedeniyle hem çevre hem de insan sağlığı için ciddi riskler oluşturuyor. Johnson, "Masaya'nın sürekli gaz salınımı, tehlikeli derecede yüksek volkanik gaz seviyelerine neden olabiliyor" diyerek, bölgedeki riskin boyutunu vurguladı.</p><h3>Uydu verileriyle magma rezervuarlarının hareketi adım adım izlendi</h3><p>Bilim insanları, Sentinel-1 uydusunun sağladığı radar görüntüleriyle Masaya volkanının yüzey hareketlerini yaklaşık her 12 günde bir izledi. İnterferometrik sentetik açıklık radarı (InSAR) yöntemi sayesinde, bulutlu tropikal bölgelerde bile yer yüzeyindeki milimetrik değişimler tespit edildi. Uydu verileri, kalderanın ortasında 2018'den 2022'ye kadar yaklaşık 3 santimetre çökme olduğunu, ardından ise yılda 4 milimetre yükselme başladığını gösterdi. Bu bulgular, derin rezervuardaki magma hareketlerinin yüzeydeki değişimlerle doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca, Santiago kraterinin çevresinde ise daha sığ bir rezervuarın sürekli olarak boşaldığı ve her dönemde birkaç bin metreküp hacim kaybettiği tespit edildi. Araştırmacılar, bu durumun lav gölü aktivitesindeki düşüşle bağlantılı olabileceğini düşünüyor.</p><h3>Masaya'daki magma rezervuarları Hawaii K&#299;lauea ile benzerlik taşıyor</h3><p>Çalışmanın baş araştırmacısı Lizzie Johnson, şu anda Hawaii Üniversitesi'nde doktora çalışmalarını sürdürüyor. Johnson, Masaya'daki iki seviyeli magma rezervuarı sisteminin, Hawaii'deki K&#299;lauea volkanı ile büyük benzerlikler taşıdığını belirtti. Her iki volkan da yaklaşık 1 kilometre derinlikte küçük bir rezervuar ve 2 kilometre derinlikte daha büyük bir rezervuar barındırıyor. Bu yapı, hem lav gölü oluşumu hem de patlayıcı volkanik aktiviteler açısından benzer riskler taşıyor. Johnson, "Masaya ve K&#299;lauea'nın benzer magma sistemlerine sahip olması, bu tür volkanların izlenmesinde ortak yaklaşımlar geliştirilmesini sağlayabilir" ifadelerini kullandı.</p><h3>Uzmanlar: Masaya için acil tehlike yok, ancak izleme şart</h3><p>Masaya çevresinde yaşayan topluluklar için araştırmacılar, şu an için acil bir tehlike olmadığını belirtti. Ancak derin rezervuarın dolmaya devam etmesi halinde, ilerleyen yıllarda volkanik aktivitenin artabileceği öngörülüyor. 2015 yılında lav gölünün yeniden ortaya çıkmasında, rezervuarın yaklaşık 4 milyon metreküp dolması etkili olmuştu. Son analizler ise 2024'e kadar 1,6 milyon metreküp dolum gerçekleştiğini gösteriyor. Bu nedenle, lavın yüzeye ulaşması için rezervuarda daha fazla magma birikmesi gerektiği düşünülüyor. Penn State ekibinden Young Cheol Kim, "Sürekli izleme yapmak, volkanın temel aktivitesini anlamamıza ve olası değişiklikleri zamanında tespit etmemize olanak tanır. Gerekirse erken uyarı sistemleriyle toplumu bilgilendirebiliriz" açıklamasında bulundu.</p><h3>Masaya'nın karmaşık yapısı, basit modellemelerle analiz edildi</h3><p>Araştırma ekibi, yer altındaki rezervuarları tek bir basınç noktası olarak ele alan basit bir model kullandı. Bu model, rezervuarların hacim değişimlerini ve yüzeydeki yükselme-çökme hareketlerini anlamada önemli bir araç olarak öne çıktı. Ancak önceki sismik çalışmalar, 2 ila 4 mil derinlikte yavaş bir bölge tespit etmiş ve bunu eski bir magma intrüzyonu olarak yorumlamıştı. Johnson, bu çalışmanın kendi lisans onur tezi kapsamında yürütüldüğünü belirterek, "Daha uzun vadeli jeodezik ve modelleme çalışmaları, Masaya ve benzeri bazaltik volkanlarda etkili tehlike izleme ve risk azaltma stratejileri geliştirmemize yardımcı olacak" dedi.</p><p>Masaya volkanında tespit edilen iki aktif magma rezervuarı, bölgedeki 2 milyon insan için potansiyel riskler barındırıyor. Bilim insanları, sürekli izleme ve erken uyarı sistemlerinin, olası bir volkanik hareketlenme durumunda hayati öneme sahip olacağını vurguluyor. Masaya'nın karmaşık magma sistemi, hem Nikaragua hem de benzer yapıya sahip diğer volkanlar için örnek teşkil ediyor. Gelecekte yapılacak detaylı araştırmalar, bölge halkının güvenliği için kritik rol oynayacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/6-yillik-uydu-takibi-orta-127_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294613</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/egitim/ozyes-yerlestirme-sonuclari-aciklandi-294613</link>
      <pubDate>2026-10-07T15:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ÖZYES yerleştirme sonuçları açıklandı]]></title>
      <category><![CDATA[Eğitim]]></category>
      <description><![CDATA[Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM), üniversitelerin özel yetenek sınavı kapsamında spor programlarına alınacak öğrencilerin seçimi amacıyla düzenlenen 2026 Özel Yetenek Sınavı (2026-ÖZYES) yerleştirme sonuçları açıklandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ÖZYES yerleştirme sonuçları açıklandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ÖSYM&#39;nin internet adresindeki duyuruya göre, yükseköğretim kurumlarının özel yetenek sınavı kapsamında öğrenci alan spor programlarına alınacak öğrencilerin seçimi ve tercihlerine göre yerleştirilebilmeleri amacıyla merkezi olarak yapılan 2026-ÖZYES&#39;in değerlendirme işlemleri tamamlandı.</p><p>Adaylar, sınav sonuçlarına ÖSYM&#39;nin &quot;https://sonuc.osym.gov.tr&quot; adresinden T.C. kimlik numarası ve aday şifresiyle erişebilecek.</p><p>Yerleştirme sonuçlarına göre bir programa kayıt hakkı kazanan adayların kayıt işlemleri, ilgili yükseköğretim kurumu tarafından 12-16 Ekim tarihleri arasında yapılacak. <br></p><p>Adayların yerleştirildikleri yükseköğretim programının bağlı bulunduğu üniversiteye kayıt süresi içinde başvurmaları gerekiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/ozyes-yerlestirme-sonucla-580_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294611</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/rami-kutuphanesinde-duzenlenen-ailefesti-825-bin-kisi-ziyaret-etti-294611</link>
      <pubDate>2026-10-07T15:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Rami Kütüphanesi'nde düzenlenen AileFest'i 825 bin kişi ziyaret etti]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın genelgesiyle ilan edilen "Aile ve Nüfus On Yılı" kapsamında Rami Kütüphanesi'nde gerçekleştirilen AileFest, 825 bin ziyaretçiyi ağırladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Rami Kütüphanesi'nde düzenlenen AileFest'i 825 bin kişi ziyaret etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rami Kütüphanesinden yapılan açıklamaya göre, Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV) tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile İstanbul Valiliğinin destekleriyle 26 Eylül&#39;de kapılarını açan festival dün sona erdi.</p><p>&quot;Güçlü Aile-Güçlü Nesiller-Güçlü Türkiye&quot; yaklaşımıyla düzenlenen festivalde, 0-3, 3-6 ve 7-12 yaş gruplarına özel hazırlanan alanlarda atölye çalışmaları, sportif ve kültürel faaliyetler, deneyim alanları, geleneksel sanatlar, aile yarışmaları ve sahne gösterileri gerçekleştirildi.</p><p>Festival kapsamında Aile ve Çocuk Kitap Fuarı okurlarla buluşurken, söyleşi ve imza programlarında akademisyen, yazar ve uzmanlar ziyaretçilerle bir araya geldi.</p><p>Etkinliklerde Oğuzhan Koç, Yaşar, Ekin Uzunlar, İncesaz, Kubat, Kıraç, Cengiz Özkan, Ümit Sayın, Ferda Anıl Yarkın ile Metin ve Eda Özülkü konser verdi.</p><p>Ayrıca Asuman Krause&#39;nin sunumuyla &quot;Aileler Yarışıyor&quot; ve &quot;Rafadan Tayfa&quot; gösterileri düzenlendi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/rami-kutuphanesinde-duzen-921_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294610</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/gumushanede-trafik-kazasi-2-yarali-294610</link>
      <pubDate>2026-10-07T15:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gümüşhane'de trafik kazası! 2 yaralı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Gümüşhane'de durakta bekleyen belediye otobüsüne çarpan otomobildeki 2 kişi yaralandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gümüşhane'de trafik kazası! 2 yaralı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kaza, öğle saatlerinde Bağlarbaşı Mahallesi Kazım Karabekir Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, durakta bekleyen Y.G. yönetimindeki 29 AB 781 plakalı belediye otobüsüne, Bayburt yönünde ilerleyen N.Y.'nin kullandığı 28 AE 876 plakalı otomobil arkadan çarptı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/aw80472502-07102026068a7421.jpg"/><p>Kazada otomobil sürücüsü N.Y. ile yanındaki S.K. (84) yaralandı. Yaralılar, sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/aw80472504-07102026c4ea0397.jpg"/><p>Öte yandan sürücünün yol güzergâhındaki şerit ihlalleri ve kaza anı güvenlik kameralarına yansıdı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/gumushanede-trafik-kazasi-328_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294609</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/eyupsultanda-gazze-icin-meydanlardayiz-etkinligi-duzenlendi-294609</link>
      <pubDate>2026-10-07T15:20:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Eyüpsultan'da "Gazze İçin Meydanlardayız" etkinliği düzenlendi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Deniz Feneri Derneğince, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarının ve sürdürdüğü soykırımın 3. yıl dönümünde "Gazze İçin Meydanlardayız" sloganıyla etkinlik düzenlendi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Eyüpsultan'da "Gazze İçin Meydanlardayız" etkinliği düzenlendi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazze&#39;de yaşanan insanlık dramına dikkati çekmek, yaşananları unutturmamak ve Gazze halkının sesi olmak amacıyla düzenlenen etkinlik, Eyüpsultan Meydanı&#39;nda gerçekleştirildi. 11 Ekim&#39;e kadar devam edecek etkinlik kapsamında, savaşta hayatını kaybeden çocukları temsilen hazırlanan kefen sergisi düzenlendi. Sergide, savaşın ortasında kalarak yaşamını yitiren çocukların hikayeleri, kanlı bebek kefenleri, boş kazanlar ziyaretçilere gösterildi.</p><p>Gazze&#39;den canlı bağlantıların yapıldığı etkinlikte, 3 boyutlu gözlük deneyimiyle vatandaşlar Gazze'ye farklı bir pencereden tanıklık ediyor. Etkinlikte Gazze için mektup yazma alanında ise Gazze&#39;de yaşananlara ilişkin bilgilendirici ve farkındalık çalışmaları gerçekleştiriliyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42684494.jpg"/><p><b>- "GAZZE İNŞALLAH FERAHA KAVUŞACAK"</b></p><p>AA muhabirine etkinlikle ilgili konuşan Deniz Feneri Derneği Kaynak Geliştirme Müdürü Kenan Yaşar, bugün soykırımın 3. yıl dönümünde Eyüpsultan Meydanı&#39;nda farkındalık etkinliği düzenlediklerini belirterek, &quot;&#39;Gündem değişir gerçek değişmez&#39; sloganıyla düzenlenen etkinlik içerisinde temsili kefenli çocuklar sergisi var ve oradaki şehit edilmiş çocukların birebir kendi resimleri söz konusu. Ziyaretçiler arasında ağlayanlar ve duygusal anlar yaşayanlar çok oluyor. Farkındalık sergisi, anneler çocuklarıyla geldiklerinde o duyguyu daha çok yaşıyorlar ve bizlere de yaşatıyorlar. &#39;Söz bırak&#39; alanımızda ise vatandaşlar, katılımcılar oradaki kardeşlerimize mesajlarını yazabiliyorlar.&quot; diye konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42684495.jpg"/><p>Etkinlikte Gazze&#39;ye canlı bağlantılar yaptıklarını ve yapmaya devam edeceklerini dile getiren Yaşar, vatandaşların yoğun ilgisi olduğunu söyledi. Farkındalık yaratmaya ve Gazze&#39;deki gerçekleri göstermeye çalıştıklarını ifade eden Yaşar, &quot;Gazze&#39;de her gün insanların yaşadıkları durumu burada insanlara göstermeyi amaçlıyoruz. Biz 4-5 gün buradaki sergiyle bunları gösteriyoruz ama oradaki insanlar sanki her an her dakika bir bombalanma yaşayacakmış korkusunu yaşıyor. Amacımız oradaki insanların duygularını, buradaki insanlara göstermeye çalışmak. Gazze inşallah feraha kavuşacak.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42684493.jpg"/><p>Etkinlik gün boyunca devam ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/eyupsultanda-gazze-icin-m-657_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294608</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-vefatinin-ikinci-yilinda-recai-kutani-andi-294608</link>
      <pubDate>2026-10-07T15:18:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan vefatının ikinci yılında Recai Kutan'ı andı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Saadet Partisi Kurucu Genel Başkanı Recai Kutan'ı vefatının ikinci yılında andı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan vefatının ikinci yılında Recai Kutan'ı andı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Saadet Partisi Kurucu Genel Başkanı Recai Kutan'ı vefatının ikinci yılında andı.</p><p>Erdoğan, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, "Ülkemize ve milletimize önemli hizmetleri bulunan Mehmet Recai Kutan'ı ebedi aleme irtihalinin 2'nci yılında rahmetle yad ediyorum." ifadesini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/cumhurbaskani-erdogan-vef-313_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294607</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/yetev-ogrencilerinin-sesi-gazze-icin-ortak-bir-mesaja-donustu-294607</link>
      <pubDate>2026-10-07T15:07:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[YETEV öğrencilerinin sesi, Gazze için ortak bir mesaja dönüştü]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[YETEV Okulları, 7 Ekim 2023'te başlayan süreçte İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları sonucunda hayatını kaybedenleri anmak ve bölgede yaşanan insani trajediye dikkat çekmek amacıyla anlamlı bir farkındalık çalışmasına imza attı. YETEV Okulları öğrencileri ile sazendelerinin ortak icrasıyla hazırlanan çalışmada merhum Cahit Zarifoğlu'nun şiirinden uyarlanan simge eser “Kardan Aydınlık” ezgisi yeniden yorumlandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[YETEV öğrencilerinin sesi, Gazze için ortak bir mesaja dönüştü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="paragraph">Gelecek  nesillerde Filistin hassasiyetini, dayanışma ruhunu ve ortak insani değerleri  canlı tutmayı hedefleyen proje, YETEV Okulları'nın farklı kampüslerinden ve her  yaş grubundan öğrencilerin katılımıyla hazırlandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/whatsappimage2026100-07102026ac51f63f.jpg"/><p class="paragraph"><b>Müzik Kaydından  Video Çekimlerine Çok Kampüslü Birliktelik</b></p><p class="paragraph">Projenin ilk  aşamasında eser, YETEV Türk Müziği İlkokulu kampüsünde yer alan profesyonel  stüdyo ortamında, okulun sazendeleri ve ilkokul öğrencilerinin vokalleriyle  kaydedildi. Hazırlanan bu özel kaydın ardından YETEV Okulları'nın farklı  kampüslerindeki öğrenciler, seslendirilen bölümlere eşlik ederek video klibin  çekimlerinde yer aldı.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/videos/yetevokullarikardana-07102026902253c9.mp4" type="video/mp4"></video><p class="paragraph">Video boyunca  öğrencilerin <b>ezginin farklı kısımlarını adeta bir meşale gibi birbirine  devrettiği</b> akıcı bir görsel ve işitsel anlatım kurgulandı. Çocukların hem  sesleri hem de samimi görüntüleriyle merkezinde yer aldığı klip; <b>merhamet,  vicdan ve birliktelik</b> duygusunu en duru haliyle yansıttı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/whatsappimage2026100-07102026851988e6.jpg"/><p class="paragraph"><b>"Çocuklarımızın Sesinin Ortak Vicdana  Ulaşmasını İstedik"</b></p><p class="paragraph">Çalışmanın, yaşanan acıları unutmamak ve insanlığın ortak  vicdanını canlı tutmak amacıyla hazırlandığını belirten YETEV Okulları Genel  Müdürü Yusuf Tüfekçi, şu değerlendirmede bulundu:<b> </b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/whatsappimage2026100-071020269805b6ca.jpg"/><p class="paragraph">"Çocuklarımızın dünyasından yükselen bir sesin, Gazze'de yaşanan  insani trajediyi hatırlatmasını ve ortak vicdanımıza ulaşmasını istedik.  'Kardan Aydınlık', öğrencilerimizin yalnızca bir eseri seslendirdiği bir  çalışma değil; merhamet, adalet, dayanışma ve barış gibi insanlığın ortak  değerlerini birlikte ifade ettiği anlamlı bir buluşma oldu. YETEV Okulları  olarak çocuklarımızı, dünyada yaşananlara duyarlı, başkasının acısını kendi  meselesi olarak görebilen ve insanlığın ortak değerlerine sahip çıkan bireyler  olarak yetiştirmeyi önemsiyoruz. Bu nedenle öğrencilerimizin böyle bir  çalışmanın parçası olmasını çok kıymetli buluyoruz. Onların sesiyle verilen  mesajın, farklı coğrafyalarda yaşanan acılara karşı ortak insanlık duygusunu  diri tutmaya katkı sunmasını diliyoruz" dedi. </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/yetev-ogrencilerinin-sesi-770_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294606</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/hak-edise-karsilik-yuzde-20lik-rusvet-esenyurt-belediyesindeki-yolsuzlugun-tape-kayitlari-cikti-294606</link>
      <pubDate>2026-10-07T14:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Hak edişe karşılık yüzde 20'lik rüşvet! Esenyurt Belediyesi'ndeki yolsuzluğun tape kayıtları çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Esenyurt Belediyesi'ndeki bazı ihalelere fesat karıştırıldığı ve yüklenici firmalardan hak ediş bedellerinin yaklaşık yüzde 20'si oranında rüşvet talep edildiği iddialarına ilişkin soruşturmanın ayrıntıları ortaya çıktı. Dosyada, iddiaları desteklediği değerlendirilen gizli tanık beyanları, teknik takip kayıtları ve tape konuşmalarının yanı sıra HTS, baz analizleri ile MASAK incelemeleri de yer aldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Hak edişe karşılık yüzde 20'lik rüşvet! Esenyurt Belediyesi'ndeki yolsuzluğun tape kayıtları çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında Esenyurt Belediyesindeki bazı ihalelere ilişkin iddialar ortaya çıktı. Soruşturma dosyasındaki tespitlere göre, bazı ihalelerin belirli firmalarda kalmasının sağlandığı ve işi alan firmalardan belediyeden aldıkları hak edişlerin ortalama yüzde 20'si oranında para talep edildiği öne sürüldü. Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş'ın evinde yapılan aramada ise 450 bin 854 dolar, 31 bin 815 avro, 2 milyon 580 bin TL, ziynet eşyaları, 2 Rolex saat ve 3 silah ele geçirildiği belirtildi.</p><p><strong><b>GİZLİ TANIKLAR VE SES KAYITLARI DOSYAYA GİRDİ</b></strong></p><p>Soruşturma kapsamında 3 gizli tanığın ifadesine başvurulduğu, tanıkların benzer yönde beyanda bulunduğu ve iddialarını desteklediğini belirttikleri ses kayıtlarını dosyaya sundukları öğrenildi. Dosyaya giren ses kayıtlarından birinde, Topraköz isimli firmanın sahibi Erhan Toprak'ın hak edişlerini alabilmek amacıyla ASM İnşaat yetkilisi Salih Yılmaz'ın yeğenine Esenyurt Seyrantepe'deki bir pastanede 3 milyon TL verdiğine ilişkin anlatımların yer aldığı belirtildi. Söz konusu para tesliminin ardından şirketin hak edişlerinin ödendiği belirtildi. Başka bir ses kaydında ise Erhan Toprak'ın, ASM firması sahibi Salih Yılmaz aracılığıyla Yusuf Ulutaş'a para verdiğine yönelik ifadelerin bulunduğu aktarıldı.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/gundem/esenyurt-belediyesine-rusvet-sorusturmasi-17-gozalti-294491" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/esenyurt-belediyesi-sorus-388_2-41.jpg"/></div><h3>Esenyurt Belediyesi'ne rüşvet soruşturması: 17 gözaltı</h3></a><p><strong><b>15 HAK EDİŞTE NAKİT ÇEKİM TESPİTİ</b></strong></p><p>Soruşturma dosyasındaki mali ve teknik incelemelerde Namık Çebi İnşaat şirketine ilişkin tespitlere de yer verildi. Tespite göre belediye tarafından şirkete hak ediş ödemesi yapıldıktan aynı gün veya bir gün içerisinde, hak ediş tutarının yaklaşık yüzde 20'sine karşılık gelen miktarlarda nakit para çekildiği belirlendi. Dosyadaki örneklere göre 10 milyon TL'lik hak ediş ödemesinin ardından yaklaşık 2 milyon 100 bin TL, 5 milyon TL'lik ödeme sonrasında ise yaklaşık 1 milyon 125 bin TL nakit çekildiği tespit edildi. Yaklaşık 15 ayrı hak ediş ödemesinde benzer işlemlerin tekrarlandığı kaydedildi.</p><p><strong><b>NAKİT ÇEKİMLERİN ARDINDAN BAZ EŞLEŞMELERİ İNCELENDİ</b></strong></p><p>Teknik takip kapsamında yapılan HTS ve baz analizlerinde, şirket hesaplarından nakit para çeken Namık Çebi ile şirket çalışanları Doğancan Güzel, Cemalettin Çağlayan ve Harun Berber'in, para çekimlerinin kısa süre sonrasında Yusuf Ulutaş'ın rüşvet paralarının tesliminde aracı olarak kullandığı değerlendirilen İbrahim Doğancıoğlu ve Anıl Alioğlu ile aynı bölgelerde baz verdiği tespit edildi. Dosyada, İbrahim Doğancıoğlu ve Anıl Alioğlu'nun da aynı gün veya birkaç gün içerisinde Yusuf Ulutaş ile baz birlikteliğinin bulunduğu belirtildi. Bu tespitlerin, hak ediş ödemesi, nakit çekim ve şüpheliler arasındaki baz eşleşmelerine ilişkin incelemelerde değerlendirildiği öğrenildi.</p><p><strong><b>TAPE KAYITLARINDA YUSUF ULUTAŞ İFADELERİ</b></strong></p><p>Gerçekleşen teknik takip sonucu 7 ayrı tape kaydının soruşturma dosyasına girdiği belirtildi. Namık Çebi ile Erkan Çebi arasındaki bir görüşmede, Bağcılar'daki bir otopark ihalesinin gündeme geldiği, Erkan Çebi'nin "ekibin sağlam olduğunu" söylediği ve ihaleye girip girmeyeceğini sorduğu aktarıldı. Namık Çebi'nin ise Esenyurt'ta bir daha belediye işine girmek istemediğini ve burada kendisini kaptırdığını söylediği kaydedildi. Eski Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Ümit Ünal ile Turgay Erence arasındaki görüşmede ise belediyenin asfalt ihalesini alan firmanın işi sahada gerektiği şekilde yapmadığı gerekçesiyle geçici kabulünün yapılmadığının konuşulduğu belirtildi. Görüşmede, söz konusu firma ile Yusuf Ulutaş arasındaki ilişkiye yönelik "Firmanın Yusuf Ulutaş'ı beslediği" ifadesinin kullanıldığı aktarıldı. Bir başka görüşmede ise Bekir Çelik'in Esenyurt'ta bir işi bulunduğunu belirterek belediyede "anahtarın kim olduğunu" sorması üzerine Ümit Ünal'ın, "Belediyenin anahtarı Yusuf Ulutaş, Can'ın anahtarı da o, para Yusuf'ta dönüyor" dediği öne sürüldü.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/videos/691c131d37424a67835c-071020266906ea14.mp4" type="video/mp4"></video>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/hak-edise-karsilik-yuzde--322_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294605</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-putin-ile-telefonda-gorustu-294605</link>
      <pubDate>2026-10-07T15:00:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin ile telefonda görüştü]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede Türkiye'nin Rusya ile Ukrayna arasında doğrudan temaslara başlanmasına ilişkin gayretlere katkı vermeye her zaman hazır olduğunu ifade etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin ile telefonda görüştü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.</p><p><b>İletişim Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:</b></p><p>Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.</p><p>Görüşmede Türkiye-Rusya ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel konular ele alındı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/00898abac5eb45bdaaaf-07102026abe56c0f.jpg"/><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadeniz'de seyrüsefer emniyetinin sağlanması için yapılan çalışmaların önem arz ettiğini, Türkiye olarak Rusya ile Ukrayna arasında doğrudan temaslara başlanmasına ilişkin gayretlere katkı vermeye her zaman hazır olduğumuzu ifade etti.</p><p>Cumhurbaşkanımız görüşmede Rusya Devlet Başkanı Putin'in doğum gününü ve partisinin Duma seçimlerindeki başarısını tebrik etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/cumhurbaskanimiz-erdogan--686_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294604</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/soludugumuz-hava-zararsiz-bakteriyi-olumcul-enfeksiyona-donusturuyor-dev-arastirmadan-korkutan-sonuc-294604</link>
      <pubDate>2026-10-07T14:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Soluduğumuz hava zararsız bakteriyi ölümcül enfeksiyona dönüştürüyor! Dev araştırmadan korkutan sonuç]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Güney Afrika'da gerçekleştirilen geniş çaplı bir araştırma, hava kirliliğinin zararsız Streptococcus pneumoniae bakterisini ciddi enfeksiyonlara dönüştürdüğünü ortaya koydu. Özellikle Johannesburg ve çevresinde, kirli hava haftalarını takip eden dönemde invaziv pnömokokal hastalık vakalarında belirgin artış gözlemlendi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Soluduğumuz hava zararsız bakteriyi ölümcül enfeksiyona dönüştürüyor! Dev araştırmadan korkutan sonuç]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güney Afrika'da yapılan kapsamlı bir bilimsel inceleme, hava kirliliğiyle Streptococcus pneumoniae bakterisi arasındaki kritik ilişkiyi gözler önüne serdi. Araştırmaya göre, Johannesburg başta olmak üzere birçok bölgede, hava kirliliği seviyesindeki artış, genellikle zararsız olan bu bakterinin ölümcül enfeksiyonlara yol açmasını kolaylaştırdı. 2005 ile 2023 yılları arasında 531 hastaneden toplanan 59.017 ciddi enfeksiyon vakası, haftalık hava kirliliği ve iklim verileriyle birlikte detaylı şekilde analiz edildi. Bulgular, kirli hava haftalarını takip eden süreçte özellikle yaşlı yetişkinlerde ve çocuklarda enfeksiyon riskinin çarpıcı biçimde yükseldiğini gösterdi. Bilim insanları, Streptococcus pneumoniae bakterisinin farklı alt tiplerinin ve hava koşullarının, hastalığın zamanlaması ve şiddeti üzerinde belirleyici olduğunu vurguladı.</p><h3>Streptococcus pneumoniae enfeksiyonlarında kirli havanın etkisi büyüdü</h3><p>İnce parçacık hava kirliliği, yani çapı 2.5 mikrometreden küçük olan partiküller, akciğerlerin en derin noktalarına kadar ulaşabiliyor. Araştırmada, bir hafta boyunca ortalama 50 mikrogram bu ince partiküllere maruz kalan bireylerde, sonraki sekiz hafta içinde invaziv pnömokokal hastalık riskinin yüzde 3,4 arttığı tespit edildi. Kirlilik seviyesi 100 mikrograma çıktığında ise riskteki artış yüzde 18'e kadar yükseldi. Özellikle Johannesburg'da 2023 yılı boyunca 32 hafta boyunca bu yüksek seviyelerin üzerinde kirlilik kaydedildi. Dünya Sağlık Örgütü, bu partikül için 15 mikrogramın üstüne çıkılmamasını önerirken, Güney Afrika'nın ulusal limiti 40 mikrogram olarak belirlenmiş durumda. Araştırmacılar, Streptococcus pneumoniae'nin burun ve boğazda zararsızca bulunabildiğini, ancak kirli hava nedeniyle akciğerlere veya kana geçerek zatürre, menenjit ve kan dolaşımı enfeksiyonlarına yol açabildiğini belirtti.</p><h3>Alt tipler ve yaş grupları riskin zamanlamasını değiştirdi</h3><p>Streptococcus pneumoniae bakterisinin 100'den fazla alt tipi bulunuyor ve her biri enfeksiyonun yayılma hızını, şiddetini ve zamanlamasını farklı şekilde etkiliyor. Araştırmada, 14, 19A ve 8 numaralı alt tiplerin, kirli hava haftalarını takip eden sekiz hafta boyunca enfeksiyon riskini en çok artıran gruplar olduğu ortaya çıktı. Bazı bölgelerde risk, kirli hava haftasından iki hafta sonra zirveye ulaşırken, 4, 8 ve 23F alt tiplerinin yaygın olduğu yerlerde artış aynı hafta içinde gerçekleşti. Genetik analizler, özellikle GPSC21-19F adlı hipervirulent bir suşun, riskin zamanlamasını tek başına değiştirebildiğini gösterdi. Bu suşun yaygın olduğu bölgelerde, enfeksiyon riski kirli havayla aynı hafta yükselirken, nadir olduğu bölgelerde artış beş hafta sonra ortaya çıktı. Ayrıca, yaş faktörü de etkili oldu: 65 yaş üzerindeki bireylerde, 50 mikrogramlık bir kirlilik haftası sekiz haftalık dönemde riski yüzde 16 artırdı. 15-64 yaş arası yetişkinlerde ise risk, kirli havayla aynı hafta yükseldi. Altı yaşın altındaki çocuklar ise tüm vakaların yaklaşık dörtte birini oluşturdu ve bu grupta risk yüzde 3 oranında arttı.</p><h3>Hava durumu ve nem enfeksiyon vakalarını şekillendirdi</h3><p>Hava sıcaklığı ve nem oranı da Streptococcus pneumoniae kaynaklı enfeksiyonların görülme sıklığını önemli ölçüde etkiledi. Araştırma; 27 ile 38 derece arasında seyreden sıcak haftaların, birkaç gün içinde enfeksiyon riskini yüzde 10 oranında yükselttiğini ortaya koydu. Soğuk haftalarda, yani sıcaklığın 4 ile 10 derece arasında olduğu dönemlerde ise risk yüzde 4 oranında arttı ve vakalar daha geç ortaya çıktı. Nem oranı ise doğrusal olmayan bir etki gösterdi: Orta seviyede nem, riski yüzde 5 artırırken, yüzde 75 civarında nem enfeksiyon riskini neredeyse dörtte bir oranında azalttı. Bu bulgular, çevresel faktörlerin bakteriyel enfeksiyonların zamanlaması ve yayılımında ne kadar önemli bir rol oynadığını bir kez daha gözler önüne serdi. Özellikle Streptococcus pneumoniae'nin çevresel koşullara duyarlılığı, hava kirliliğiyle mücadelede alınacak önlemlerin halk sağlığı açısından değerini artırıyor.</p><h3>Antibiyotik direnci ve sağlık sistemi üzerindeki yük arttı</h3><p>Çalışmada, Streptococcus pneumoniae'nin neden olduğu enfeksiyonların antibiyotik direnci açısından da ciddi bir tehdit oluşturduğu belirlendi. Penisiline dirençli enfeksiyonlarda, kirli hava haftalarını takip eden dönemde yüzde 9'luk bir artış yaşandı. Bu tür dirençli enfeksiyonlar, tedaviyi zorlaştırıyor ve sağlık sistemleri üzerinde ek bir yük oluşturuyor. Ayrıca, menenjit riski 50 mikrogramlık kirlilik haftasında yüzde 5, kan dolaşımı enfeksiyonlarında ise yüzde 1 oranında artış kaydedildi. Araştırmacılar, çevresel maruziyetin eşit şekilde paylaşılmadığını ve ölüm oranlarındaki farkın giderek büyüdüğünü vurguladı. 2019 yılında Gauteng eyaletinde, ince partikül seviyesinin ulusal sınırda tutulması halinde 718 vakadan 16'sının, DSÖ'nün önerdiği seviyeye çekilmesi halinde ise 25 vakanın önlenebileceği hesaplandı. Bu veriler, Streptococcus pneumoniae enfeksiyonlarının önlenmesinde hava kalitesinin ne kadar belirleyici olduğunu ortaya koydu.</p><h3>Uzmanlardan hava kalitesini iyileştirme çağrısı</h3><p>Çalışmanın yazarlarından Anne von Gottberg, maruziyetin önlenmesi için hava kalitesinin iyileştirilmesinin anahtar rol oynadığını belirtti. Von Gottberg, "Yaşadığınız bölgenin hava kalitesini takip edin ve ulusal ya da bölgesel önerilere dikkat edin. Herkes, soluduğumuz havanın kalitesini iyileştirmek için küçük de olsa katkı sağlamalı," diyerek toplumsal farkındalığın önemine dikkat çekti. Araştırmanın ilk yazarı Sophie Belman ise, bazı Streptococcus pneumoniae suşlarının kirli havaya birkaç gün içinde yanıt verdiğini, bazılarında ise bu sürenin haftalar alabileceğini söyledi. Belman, özellikle genç erkeklerde ve yüksek çevresel maruziyet olan bölgelerde salgınlarla ilişkilendirilen serotiplerin daha hızlı enfeksiyonlara neden olabildiğini ifade etti. Uzmanlar, hızlı ve etkili bir erken uyarı sistemi kurulması için hava kalitesinin izlenmesinin bakteriyel gözetimden daha pratik ve hızlı sonuçlar vereceğini belirtti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/soludugumuz-hava-zararsiz-610_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294603</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cemil-tugay-o-sozler-cumhurbaskanimiza-ait-ben-o-sozleri-ilk-duydugum-zaman-cok-etkilenmistim-294603</link>
      <pubDate>2026-10-07T14:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cemil Tugay: O sözler Cumhurbaşkanı'mıza ait, ben o sözleri ilk duyduğum zaman çok etkilenmiştim]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[CHP'den istifa ederek AK Parti'ye katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "O sözler Cumhurbaşkanı'mıza ait. Recep Tayyip Erdoğan'ın söylediği sözler. Ben o sözleri ilk duyduğum zaman çok etkilenmiştim. Biliyorsunuz Atatürk'ün de 'Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir' diye bir ifadesi var. AK Parti'nin Cumhuriyetin mirasını taşıdığına dair bir ifade olduğunu düşünüyorum. O nedenle benim için çok değerli olduğunu ifade etmek istedim" değerlendirmesinde bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cemil Tugay: O sözler Cumhurbaşkanı'mıza ait, ben o sözleri ilk duyduğum zaman çok etkilenmiştim]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi'nde düzenlenen AK Parti Milletvekilleri ile Yasama Yılı Açılış Toplantısı'nda CHP'den istifa ederek AK Parti'ye katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'a parti rozetini taktı. Cemil Tugay, toplantının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.  </p><p><b>"İZMİR BİR ANDA RAHATLAYACAK, İYİ OLACAK"</b></p><p>İzmir için hayırlı dileklerde bulunan Tugay, "Güzel bir buluşma oldu. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız, bütün bakanlarımız, milletvekillerimiz sağ olsunlar çok iyi karşıladılar. Herkesin şu anda düşündüğü tek şey var. İzmir'e yapabildiğimiz en iyi hizmetleri yapmak, İzmir'in sorunlarını çözmek. Bu açıdan ben çok huzurluyum. Artık gece gündüz çalışacağız. İnanın İzmir bir anda rahatlayacak, iyi olacak. Hayırlı olsun" ifadelerini kullandı.  </p><p>Cemil Tugay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İzmir'e davet edildiğini belirterek, görüşmenin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın programına göre şekilleneceğini ve ziyaretle ilgili gelişmelerin kamuoyuyla paylaşılacağını ifade etti.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42683786.jpg"/><p><b>"HERKES DOĞRU BİLDİĞİNİ YAPACAK"</b></p><p>İzmir'de bulunan ilçelerden AK Parti'ye katılım olup olmayacağını cevaplayan Tugay, "Benim o konuda kimseyle bir görüşmem yok açıkçası. O yüzden ben bilemiyorum ama herkesin kulağına gelenler bizim de kulağımıza geliyor. Hayırlısı olsun, herkes doğru bildiğini yapacak" açıklamasında bulundu.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42683787.jpg"/><p><b>"O SÖZLER CUMHURBAŞKANI'MIZA AİT, BEN O SÖZLERİ İLK DUYDUĞUM ZAMAN ÇOK ETKİLENMİŞTİM"</b></p><p>'Kimsesizlerin kimsesi olmak' vurgusuna dair açıklama yapan Tugay, "O sözler Cumhurbaşkanı'mıza ait. Recep Tayyip Erdoğan'ın söylediği sözler. Ben o sözleri ilk duyduğum zaman çok etkilenmiştim. Biliyorsunuz Atatürk'ün de 'Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir' diye bir ifadesi var. AK Parti'nin Cumhuriyetin mirasını taşıdığına dair bir ifade olduğunu düşünüyorum. O nedenle benim için çok değerli olduğunu ifade etmek istedim" değerlendirmesinde bulundu.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42683788.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/cemil-tugay-izmir-bir-and-912_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294602</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/bilim-insanlari-antik-misir-boyalarinin-gizli-bilesenlerini-ortaya-cikardi-294602</link>
      <pubDate>2026-10-07T14:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim insanları antik Mısır boyalarının gizli bileşenlerini ortaya çıkardı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Kopenhag Üniversitesi liderliğinde yürütülen araştırmada, British Museum ve diğer önemli kurumlardan alınan 14 antik Mısır eserinde protein analizi yapıldı. Araştırma, boyalarda hayvan ve bitki kökenli proteinlerin yanı sıra susam ve moringa gibi daha önce belgelenmemiş bileşenlerin de bulunduğunu ortaya koydu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim insanları antik Mısır boyalarının gizli bileşenlerini ortaya çıkardı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kopenhag Üniversitesi'nden Globe Enstitüsü'nün öncülüğünde gerçekleştirilen uluslararası bir araştırma, antik Mısır sanatında kullanılan boyaların ve yapıştırıcıların içeriğine dair çarpıcı bulgular sundu. British Museum, Stockholm Medelhavsmuseet ve Kopenhag Ny Carlsberg Glyptotek koleksiyonlarından seçilen 14 antik esere ait toplam 28 boya ve yapıştırıcı örneği, modern proteomik analiz yöntemleriyle test edildi. M.Ö. 1425 ile M.S. 400 yılları arasına tarihlenen bu eserlerde, farklı hayvan ve bitki proteinlerinin yanı sıra, antik Mısır sanatında bugüne kadar hiç belgelenmemiş olan susam ve moringa tohumlarından elde edilen proteinler de tespit edildi. Araştırma, yaklaşık 1.800 yılı kapsayan bir dönemin sanat tekniklerine dair önemli ipuçları verdi.</p><h3>Kopenhag Üniversitesi ekibi: Boya ve yapıştırıcılarda protein çeşitliliği şaşırttı</h3><p>Araştırma ekibi, antik Mısır boyalarının ve yapıştırıcılarının içeriğini belirlemek için her örneği önce kızılötesi ışıkla taradı ve ardından proteomik adı verilen ileri düzey bir test uyguladı. Bu test sayesinde, örneklerde bulunan proteinlerin hangi hayvan ya da bitkiden geldiği, hatta çoğu zaman türüne kadar ayrıntılı şekilde saptanabildi. Çoğu örnekte sığır kolajeni öne çıktı; bu protein, geçmişte hayvan derisi ve kemiklerinden elde edilen yapıştırıcıların ana maddesi olarak biliniyor. Ancak bazı örneklerde, koyun, keçi, at ve eşek gibi farklı hayvanlardan gelen kolajenlerin de bir arada kullanıldığı ortaya çıktı. Özellikle Greko-Romen dönemine ait ahşap bir tabutun üzerindeki yeşil boya katmanında, sığır, koyun, keçi, eşek ve at kolajenlerinin bir karışımı bulundu. Araştırmacılar, bu çeşitliliğin, antik atölyelerde sabit bir formül yerine eldeki tüm malzemelerin kullanıldığına işaret ettiğini belirtti. Ayrıca, deri ve kemik kolajeninin farklı oranlarda kullanılması, yapıştırıcıların hem dayanıklılığını hem de işlevini etkileyen önemli bir unsur olarak öne çıktı. Araştırmada, yapıştırıcıların kaynağı ile nesnenin türü, yaşı veya kullanım amacı arasında doğrudan bir ilişki saptanamadı. Bu durum, hayvanların et için kesilmesinden arta kalanların sanat üretiminde değerlendirilmiş olabileceğini düşündürdü.</p><h3>British Museum koleksiyonunda susam ve moringa sürprizi</h3><p>Protein analizlerinde en dikkat çekici bulgu, antik Mısır boyalarında susam ve moringa tohumlarından gelen proteinlerin tespit edilmesi oldu. Bu bileşenler, daha önce antik Mısır sanatında hiç belgelenmemişti. Özellikle British Museum'da bulunan Nebamun'un Mezarı'ndan alınan bir yeşil boya örneğinde ve Greko-Romen dönemi bir tabutun kırmızı boya katmanında, susam tohumuna ait çok sayıda protein parçası ortaya çıktı. Aynı tabutun kırmızı boyasında ise, yağ üretimiyle bilinen moringa ağacının proteinleri de bulundu. Araştırmacılar, tohum proteinlerinin laboratuvar kontaminasyonu olasılığını dışlamak için boş örneklerle karşılaştırmalar yaptı ve sadece antik malzemelerde bu proteinlere rastladı. Susam ve moringa tohumlarının boyada bulunmasının, ressamların bu yağlı tohumları farklı amaçlarla kullandığına işaret edebileceği belirtildi. Ancak testler, susam ve moringa yağlarının boya bağlayıcı olarak etkin olmadığını gösterdi. Bu nedenle, ekip, sanatçıların tohumları yağ için presledikten sonra geriye kalan protein açısından zengin tohum kekini boyalara karıştırmış olabileceğini öne sürdü. Yine de, bu hipotezin kesinliği için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuluyor.</p><h3>Protein analizlerinde yumurta ve tahıl izleri</h3><p>Çalışmanın bir diğer önemli bulgusu, bazı boya ve yapıştırıcı örneklerinde yumurta ve tahıl proteinlerinin varlığı oldu. Nebamun'un Mezarı'ndan alınan bir yeşil boya örneğinde hem yumurta akı hem de yumurta sarısı proteinleri tespit edildi. Bazı örneklerde ise tavuk proteinleriyle tam bir eşleşme bulundu; bu da antik sanatçıların boyayı bağlamak için bütün yumurtayı kullanmış olabileceğini gösterdi. Ancak araştırmacılar, bu proteinlerin daha sonraki dönemlerdeki koruma çalışmaları sırasında ya da çevresel kontaminasyon yoluyla da eklenmiş olabileceği uyarısında bulundu. Aynı zamanda, aynı eserde buğday proteinleri de bulundu ve bunların un veya un hamurunda bulunan proteinlerle örtüştüğü belirlendi. Sobekhotep'in Mezarı'ndan alınan bir resimde ise çoğunlukla buğday, biraz da arpa ve muhtemelen çavdar proteinleri tespit edildi. Maya proteinlerine rastlanmaması, tahılın fermente edilmeden doğrudan boya karışımına eklenmiş olabileceğini düşündürdü. Araştırmacılar, bu bulguların, un ve tahıl ürünlerinin kasıtlı olarak boya veya yapıştırıcıya karıştırılmış olabileceğine işaret ettiğini belirtti.</p><h3>Moringa ağacı ve dini sembolizm: Ptah'ın izleri</h3><p>Antik Mısır sanatında moringa ağacının proteinlerine rastlanması, yalnızca teknik bir tercih değil, aynı zamanda dini ve sembolik anlamlar da taşıyor olabilir. Moringa ağacı, Mısır mitolojisinde önemli bir yere sahip olan Ptah tanrısıyla ilişkilendiriliyor. Ptah'ın "Moringa Ağacının Altındaki Ptah" unvanı, sanatçıların bu ağacı ve ürünlerini kullanırken dini bir motivasyon taşıyabileceğine işaret ediyor. Araştırmanın yazarları, moringa proteinlerinin eserlere, tanrılarla bağlantı kurmak veya tamamlanan sanat eserini kutsamak amacıyla da eklenmiş olabileceğini düşünüyor. Ancak mevcut kimyasal analizler, bu kullanımın kesin nedenini ortaya koyamıyor. Yine de, moringa ağacının antik sanatçılar için sadece bir malzeme değil, aynı zamanda kültürel ve dini bir sembol olduğu vurgulanıyor.</p><h3>Analizlerin kapsamı ve gelecek araştırma çağrısı</h3><p>Çalışmada incelenen 14 antik Mısır eseri, rastgele seçilmedi. Eserler, türlerinin çeşitliliği, bilinen tarihleri, kökenleri ve daha önceki koruma geçmişleri dikkate alınarak tercih edildi. Bu nedenle, boyalarda ve yapıştırıcılarda tespit edilen proteinlerin Mısır sanatında ne kadar yaygın olduğu henüz netlik kazanmadı. Ayrıca, tahıl proteinlerinin iki mezar resminde neden bulunduğu ve sanatçıların susam ile moringa tohumlarını nasıl işlediği gibi sorular hâlâ yanıt bekliyor. Araştırmacılar, antik Mısır sanatında kullanılan proteinlerin ve özellikle susam ile moringa gibi bitkisel bileşenlerin yaygınlığını daha iyi anlamak için daha fazla boyalı eserin test edilmesi gerektiğini vurguladı. Gelecekte yapılacak detaylı analizler, sanatçıların bu malzemeleri boyalara karıştırıp karıştırmadığını ya da belirli dini törenlerde mi kullandıklarını ortaya çıkarabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/bilim-insanlari-antik-mis-289_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294601</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/bakan-goktas-bugune-kadar-66-bin-743-gencimizi-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-yerlestirdik-294601</link>
      <pubDate>2026-10-07T14:29:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Göktaş: Bugüne kadar 66 bin 743 gencimizi kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirdik]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Bugüne kadar 66 bin 743 gencimizi kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirdik. İş Hayatına Uyum Seminerlerimizle 6 bin 351 gencimizin yeni görevlerine uyum sürecini destekledik" dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Göktaş: Bugüne kadar 66 bin 743 gencimizi kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirdik]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakan Göktaş, "Devlet Korumasından Yararlanmış Gençlerimizin Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Yerleştirilmesi Kura Töreni"ne katıldı. Burada konuşan Göktaş, devlet koruması altındaki çocukların eğitimden spora, sanattan çalışma hayatına kadar farklı alanlarda desteklendiğini belirterek, çocuk evleri ve çocuk evleri sitelerinde 15 bin 483 çocuğa yuva sıcaklığını aratmayan yaşam alanları sunulduğunu, 9 bin 310 koruyucu ailenin yanında ise 11 bin 55 çocuğun büyüdüğünü ifade etti. Bu yıl 258 çocuğun üniversiteye yerleştiğini aktaran Bakan Göktaş, spor, kültür ve sanat alanlarında da çocukların desteklendiğini kaydetti. Göktaş, 2021 yılından bu yana 22 bin 643 gence hayat ve kariyer planlama eğitimi verildiğini, İŞKUR iş birliğiyle yürütülen çalışmalar kapsamında 11 bin 930 çocuğun iş ve meslek danışmanlığı eğitimi aldığını belirterek, özel sektörde çalışan gençlerin SGK primlerinin 5 yıl boyunca devlet tarafından karşılandığını ve bugüne kadar 66 bin 743 gencin kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirildiğini söyledi.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42681256.jpg"/><p><b>"DEVLETİMİZİN TÜM İMKANLARINI ÇOCUKLARIMIZIN HAYATINA YANSIMASI İÇİN SEFERBER EDİYORUZ"</b></p><p>Bakanlık olarak gençlere birçok konuda sosyal destek verdiklerini belirten Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, "Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras; merhametle yoğrulmuş bir gönül, bilgiyle adanmış bir akıl ve özgüveni sağlam bir duruştur. Devletimizin tüm imkanlarını, bu mirasın çocuklarımızın hayatına yansıması için seferber ediyoruz. Bu anlayışın en büyük teminatı, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın kararlı liderliğidir. Onun 'önce insan' diyen gönül merkezli siyaset anlayışı, bugün sosyal politikalarımızın en sağlam pusulasıdır. Bu vizyonla, çocuk bakım hizmetlerimizde köklü bir dönüşümü hayata geçirdik. Bugün, çocuk evleri ve çocuk evleri sitelerimizde, 15 bin 483 çocuğumuza yuva sıcaklığını aratmayan bir yaşam alanı sunuyoruz. Koruyucu aile modelimizle de, 9 bin 310 koruyucu ailemizin yanında 11 bin 55 çocuğumuz sevgi ve güven içinde büyüyor. Kuruluşlarımızda ve koruyucu ailelerimizin yanında sevgiyle büyüyen evlatlarımızın üniversiteye yerleşmeleri bizler için büyük bir gurur kaynağıdır. Bu yıl hep birlikte, 258 evladımızın üniversiteli olma sevincini yaşadık. Diğer yandan çocuklarımız, spor, kültür ve sanat alanlarında ortaya koydukları yeteneklerle de göğsümüzü kabartıyor. Bugün, Aile ve Sosyal Hizmetler Spor Kulüplerimizde 3 bin 200 lisanslı sporcumuz var. 3 bin 768 çocuğumuz; resim, el sanatları, müzik ve tiyatro gibi farklı alanlarda kendilerini ifade ediyor. Bu evlatlarımızın 707'si; bağlamadan kemana, gitardan çelloya farklı enstrümanlarla sanat yolculuğunu sürdürüyor" diye konuştu.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42681252.jpg"/><p><b>"2021 YILINDAN BU YANA 22 BİN 643 GENCİMİZE HAYATA HAZIRLIK VE KARİYER PLANLAMA EĞİTİMİ VERDİK"</b></p><p>Meslek sahibi olmak isteyen gençleri iş hayatına yöneltmeye yönelik projeler geliştirdiklerini ifade eden Bakan Göktaş, "Eğitimini tamamlayan, meslek sahibi olmak isteyen, çalışma hayatına hazırlanan gençlerimizi de yalnız bırakmıyoruz. İş ve meslek danışmanlığı hizmetlerimizle ve eğitimlerimizle gençlerimizi çalışma hayatına hazırlıyoruz. Yaşam Becerisi Kariyer Gelişimi programımızla, 2021 yılından bu yana 22 bin 643 gencimize hayata hazırlık ve kariyer planlama eğitimi verdik. İŞKUR iş birliğinde yürüttüğümüz İş ve Meslek Danışmanlığı programı kapsamında, 11 bin 930 çocuğumuza eğitim verdik. Korumamız altında bulunan çocuklarımız için mesleki kurslar açılmasını sağlayarak çalışma hayatına daha donanımlı şekilde hazırlanmalarına destek olduk. Özel sektörde çalışan gençlerimizin SGK primlerinin tamamını 5 yıl süreyle devlet olarak karşılıyoruz. Bu kapsamda, 11 bin 377 iş yerinde 16 bin 570 özel sektör istihdam teşviki sağladık" şeklinde konuştu.  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42681255.jpg"/><p><b>"BUGÜNE KADAR 66 BİN 743 GENCİMİZİ KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA YERLEŞTİRDİK"</b></p><p>Birçok genci kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirmeye çalıştıklarının altını çizen Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42681257.jpg"/><p>"Bugüne kadar 66 bin 743 gencimizi kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirdik. İş Hayatına Uyum Seminerlerimizle 6 bin 351 gencimizin yeni görevlerine uyum sürecini destekledik. Az önce Busenur'u ve Tayfun'u dinledik. Busenur da sizlerle birlikte kurada görev yerini bekliyor. Busenur kızım, gideceğin yer neresi olursa olsun, orayı emeğinle güzelleştireceğine yürekten inanıyorum. Tayfun, hem yüksek lisansa devam ediyor hem de savunma sanayimizin öncü kuruluşlarından birinde mühendis olarak görev yapıyor. Muğla'dan İTÜ'ye, oradan ülkemizin milli teknoloji hamlesine uzanan bu yol, azmin ve emeğin en güzel örneği. Tayfun, seninle gurur duyuyoruz. Bugünden itibaren, sizler de devletimizin farklı kurumlarında, millete hizmetin bir parçası oluyorsunuz. Görevlerinize başlamadan önce bulunduğunuz illerde 'İş Hayatına Uyum Seminerlerimize' katılmanız için gerekli tüm hazırlıkları yaptık. Bu seminerler ile ihtiyaç duyacağınız bilgi, beceri ve kurumsal kültürle sizleri en iyi şekilde çalışma hayatına hazırlayacağız. Gideceğiniz kurumlarda, çalışkanlığınızla, nezaketinizle ve sorumluluk duygunuzla çok güzel izler bırakacağınıza inanıyorum. Hangi görevde olursanız olun; işinizi hakkıyla yapın, bulunduğunuz yere değer katın. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yanınızda olmaya devam edeceğiz. Sizler bizim için her zaman bu büyük ailenin kıymetli evlatları olarak kalacaksınız. Sizlere güveniyoruz."  </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42681259.jpg"/><p>Törende daha sonra devlet korumasından yararlanmış gençlerin kamu kurum ve kuruluşlarındaki görev yerlerinin belirlenmesi amacıyla kura çekimi gerçekleştirildi. Program, hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/bakan-goktas-bugune-kadar-558_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294600</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/dunyanin-ic-cekirdegi-gun-uzunlugunu-nasil-degistiriyor-294600</link>
      <pubDate>2026-10-07T14:29:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dünya'nın iç çekirdeği gün uzunluğunu nasıl değiştiriyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Dünya'nın iç çekirdeğinde tespit edilen sarkaç benzeri hareketler, gezegenin gün uzunluğunda milisaniyelik değişikliklere yol açıyor. Son araştırmalar, bu dinamiklerin yer çekimi ve çekirdek-manto etkileşimiyle bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dünya'nın iç çekirdeği gün uzunluğunu nasıl değiştiriyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya'nın iç çekirdeğinde gerçekleşen ileri geri sallanma hareketlerinin, gezegenin gün uzunluğunda milisaniyelik değişikliklere yol açtığı belirlendi. Son 70 yıllık dönemde, iç çekirdeğin yaklaşık 2,35 derece salındığı ve bu hareketin, yer çekimi aracılığıyla Dünya'nın dönüş hızını etkilediği tespit edildi. Bilim insanları, bu değişimlerin, gezegenin iç yapısında meydana gelen dinamiklerle bağlantılı olduğunu vurguluyor. Son altmış yılda, bir günün uzunluğu zaman zaman birkaç milisaniye artarken, bazen de kısaldı. Yapılan yeni araştırmalar, bu karmaşık sürecin temelinde, Dünya'nın merkezindeki katı iç çekirdeğin sarkaç benzeri hareketinin yattığına işaret ediyor.</p><h3>Bilim insanları: İç çekirdeğin sarkaç hareketi gün uzunluğunu etkiliyor</h3><p>Uzmanlar, Dünya'nın iç çekirdeğinin yaklaşık 4.800 kilometre derinlikte yer aldığını ve bu bölgenin, gezegenin dönüş hızında belirleyici bir rol oynadığını belirtiyor. Pekin Üniversitesi'nden araştırmacılar, iç çekirdeğin manto ile kıyaslandığında bir yönde yaklaşık 2,35 derece döndüğünü, ardından ters yöne hareket ettiğini ifade etti. Bu hareketin bir döngüsü ortalama 70 yıl sürüyor. 1964 ile 2019 yılları arasındaki veriler incelendiğinde, iç çekirdeğin sarkaç gibi hareket ettiği ve bu sırada yer çekimi torku oluşturarak gün uzunluğunda değişikliklere neden olduğu görüldü. Bilim insanları, bu dalgalanmaların gezegenin resmi zamanı belirleyen atom saatlerinden çok daha az istikrarlı olmasına yol açtığını belirtiyor. Araştırmacılar, iç çekirdeğin bu hareketinin, Dünya'nın yüzeyine göre ileri geri salındığını ve bunun da gezegenin dönüşünü doğrudan etkilediğini vurguladı.</p><h3>Yer çekimi torku ve çekirdek-manto etkileşimi günleri belirliyor</h3><p>Çalışmada, iç çekirdeğin hareketlerinin gün uzunluğundaki değişikliklerde başlıca rol oynadığı tespit edildi. Bilim insanları, çekirdek ile manto arasındaki sınırda üç ana gücün etkili olabileceğini öne sürdü: manyetik kuvvetler, topografik baskılar ve iç çekirdekten gelen yer çekimi. Yapılan modellemelerde, manyetik ve topografik güçlerin gün uzunluğundaki değişiklikleri tam olarak açıklayamadığı, ancak yer çekimi torkunun hem büyüklük hem de zamanlama açısından uyumlu sonuçlar verdiği ortaya çıktı. Araştırmacılar, iç çekirdeğin bir sarkaç gibi hareket ettiği her döngüde, şişkinliklerin manto içindeki kütleye çekim uyguladığını ve bu etkinin gün uzunluğunda milisaniyelik kaymalara neden olduğunu kaydetti. Ayrıca, iç çekirdeğin hareketlerinin yalnızca 60-70 yıllık geniş değişiklikleri kapsadığı, daha kısa dönemli dalgalanmaların ise çekirdek-manto sınırındaki diğer güçler tarafından yönlendirildiği belirtildi.</p><h3>İç çekirdeğin şekli ve yapısı gün uzunluğuna etki ediyor</h3><p>Bilim insanları, iç çekirdeğin mükemmel bir küre olmadığını, hafif şişkinliklere ve düzensiz kütle dağılımlarına sahip olduğunu aktardı. Bu şişkinliklerin yüksekliği gezegen ölçeğinde küçük olsa da, yaklaşık 11 ila 29 metre arasında değişiyor. Araştırmada, bu küçük yapısal farklılıkların, iç çekirdeğin bir dereceye yakın döndürülmesiyle modelde ihtiyaç duyulan torku ürettiği belirlendi. Ayrıca, iç çekirdeğin yılda ortalama 0,12 derece doğuya doğru hareket ettiği, son 9.000 yılda ise neredeyse üç tam dönüş yaptığı hesaplandı. Bazı bilim insanları, iç çekirdeğin soğan gibi katmanlı bir yapıya sahip olabileceğini ve zamanla şekil değiştirebileceğini de öne sürdü. Tüm bu bulgular, Dünya'nın en derin bölgelerinde hâlâ keşfedilmeyi bekleyen birçok sır olduğunu gösteriyor.</p><h3>Jeofizikçiler ve sismologlar: Bulgular tartışma yaratıyor</h3><p>Yeni bulgular, jeofizik ve sismoloji alanında önemli tartışmalara yol açtı. Güney Kaliforniya Üniversitesi'nden sismolog John Vidale, bu konudaki çalışmaların dikkatle yürütüldüğünü ancak mevcut modellerin tüm verileri eksiksiz açıklamakta güçlük çektiğini dile getirdi. Avustralya Ulusal Üniversitesi'nden jeofizikçi Hrvoje Tkal&#269;i&#263; ise, bilim dünyasında bu sonuçlar hakkında görüş ayrılıklarının yaşanmasının doğal olduğunu belirtti. Araştırmacılar, Dünya'nın iç çekirdeğiyle ilgili görüntünün hâlâ bulanık olduğunu ve yeni verilerle bu alanın daha iyi anlaşılabileceğini vurguladı. Çalışma, yalnızca 60 ila 70 yıllık döngüleri kapsıyor ve daha kısa ya da uzun vadeli değişiklikler için yeni araştırmalara ihtiyaç duyuluyor.</p><h3>Milisaniyelik değişikliklerin önemi ve resmi zamanın hassasiyeti</h3><p>Bir günün uzunluğundaki birkaç milisaniyelik değişiklik, günlük yaşamda doğrudan hissedilmese de, resmi zamanın belirlenmesinde önemli bir rol oynuyor. Atom saatleriyle karşılaştırıldığında, Dünya'nın dönüşü çok daha az istikrarlı. Bilim insanları, bu küçük değişikliklerin uzun vadede birikerek zaman hesaplamalarında sapmalara yol açabileceğini ve bu nedenle iç çekirdeğin hareketlerinin dikkatle izlenmesi gerektiğini ifade ediyor. Sonuç olarak, iç çekirdeğin sarkaç benzeri hareketleri, gezegenin zaman standartlarını belirleyen temel unsurlardan biri haline geldi. Araştırmacılar, Dünya'nın derinliklerinde yaşanan bu dinamiklerin, gezegenimizin yapısı ve evrimi hakkında yeni ipuçları sunduğunu belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/dunyanin-ic-cekirdegi-gun-418_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294599</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/transformersta-buyuk-geri-donus-michael-bay-ve-steven-spielberg-yeniden-bir-arada-294599</link>
      <pubDate>2026-10-07T14:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Transformers'ta büyük geri dönüş! Michael Bay ve Steven Spielberg yeniden bir arada]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Transformers serisinin yeni filmi için Michael Bay yönetmen koltuğuna dönmeye hazırlanıyor. Steven Spielberg ise hem yapımcı hem de yaratıcı kontrol sahibi olarak projeye dahil oluyor. Paramount Pictures, serinin sekizinci filmiyle büyük bir dönüş planlıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Transformers'ta büyük geri dönüş! Michael Bay ve Steven Spielberg yeniden bir arada]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Transformers hayranlarını heyecanlandıran gelişme, Hollywood'un iki dev ismi Michael Bay ve Steven Spielberg'in serinin yeni filmi için yeniden bir araya gelmesiyle yaşandı. Paramount Pictures'ın yürüttüğü görüşmeler sonucunda, Michael Bay'in yönetmenliğe geri dönmesi ve Steven Spielberg'ün hem yapımcı hem de yaratıcı kontrolü üstlenmesi gündeme geldi. Bu hamleyle birlikte, Transformers'ın sekizinci canlı aksiyon filmi için hazırlıklar hız kazandı. Henüz filmin konusu açıklanmasa da, projenin modern dönemde geçeceği iddiaları sinema dünyasında merak uyandırdı.</p><h3>Spielberg ve Bay'den Transformers'a yaratıcı liderlik</h3><p>Steven Spielberg, Transformers serisinin ilk iki filminde yaratıcı kontrolü elinde bulundurmuştu. Şimdi ise, Paramount Pictures ile yapılan son görüşmelerin ardından, hem yürütücü yapımcı hem de ana yaratıcı olarak projeye dönüyor. Michael Bay de yönetmen koltuğuna oturmak için anlaşma aşamasında. Bu ikilinin yeniden bir araya gelmesi, serinin hayranları tarafından büyük bir heyecanla karşılandı. Paramount'un, Spielberg'ü bir yıldan uzun süredir ikna etmeye çalıştığı ve Jason Fuchs'un yazdığı senaryonun ardından anlaşmanın sağlandığı öğrenildi. Böylece, Transformers'ın yeni filmi için yaratıcı sürecin tamamen Spielberg ve Bay'in kontrolünde ilerleyeceği netleşti.</p><h3>Paramount Pictures ve Hasbro'dan dev iş birliği</h3><p>Transformers serisinin yeni filmi, Paramount Pictures ve Hasbro'nun ortak yapım ve dağıtımında beyaz perdeye taşınacak. Skydance Corporation'ın da projeye dahil olduğu belirtiliyor. Michael Bay, daha önce on yıl boyunca serinin canlı aksiyon filmlerini yönetmiş, ardından yönetmenlik koltuğunu başka isimlere bırakmıştı. Bumblebee ve Transformers: Rise of the Beasts gibi filmlerde farklı yönetmenlerle devam eden seri, şimdi orijinal ekibine kavuşuyor. Henüz resmi bir vizyon tarihi açıklanmasa da, yeni filmin modern çağda geçeceği öne sürülüyor. Bu gelişmeler, Transformers markasının sinema dünyasındaki etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor.</p><p>Transformers'ın sekizinci filmiyle birlikte Michael Bay ve Steven Spielberg'in yeniden güçlerini birleştirmesi, serinin geleceğine dair beklentileri artırıyor. Paramount Pictures'ın bu stratejik adımı, hem hayranların ilgisini taze tutuyor hem de serinin sinema sektöründeki konumunu güçlendiriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/transformersta-buyuk-geri-834_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294598</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/tbmm-fon-bilgilendirmesi-yilmaz-bu-surecte-olusan-ozel-zararlar-icin-hazine-kaynagi-kullanilmayacak-294598</link>
      <pubDate>2026-10-07T15:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[TBMM ''fon'' bilgilendirmesi! Yılmaz: Bu süreçte oluşan özel zararlar için Hazine kaynağı kullanılmayacak]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[TBMM Genel Kurulu'nda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 'Bizler hak yiyenleri savunma yoluna asla girmeyeceğiz. Etkin bir idari ve adli süreç içerisinde gereğini yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. Aceleci ve yeterli bilgiye dayanmayan bir yaklaşımla da hiç kimseyi haksız yere töhmet altında tutmayacağız. Manipülatörlere ve spekülatörlere karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Altını çizmek istediğim husus şu: Özel zararlar için hazine kaynağı kullanılmayacaktır.' dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[TBMM ''fon'' bilgilendirmesi! Yılmaz: Bu süreçte oluşan özel zararlar için Hazine kaynağı kullanılmayacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Tasfiye halindeki 131 fon, toplam fon sayısının yüzde 4,6'sını, toplam portföy değerinin ise yüzde 7,7'sini oluşturmaktadır. Diğer bir ifadeyle sorun, fon piyasasının sınırlı bir alanında yaşanmıştır." dedi.</p><p>Yılmaz, TBMM Genel Kurulu'nda, Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında hükümet adına bilgi verdi.</p><p>Ekonominin temellerinin sağlam olduğunu, makro ekonomik görünüme ilişkin bir sorun olmadığını vurgulayan Yılmaz, deprem harcamalarına rağmen bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3 civarında, bölgede yaşanan savaş ve bunun petrol fiyatları başta olmak üzere olumsuz etkilerine rağmen cari açığın milli gelire oranının yüzde 2,6 seviyesinde olduğunu kaydetti.</p><p>Merkez Bankası rezervlerinin dış şoklara karşı emniyet sağladığını ve bankacılık sisteminin yüksek sermaye yeterlilik oranlarıyla son derece güvenilir bir yapıda olduğunu söyleyen Yılmaz, finans piyasalarında sistemik bir riskin söz konusu olmadığını belirtti. Yılmaz, "Sermaye piyasalarımızın yapısı sağlamdır. Sorunlu fonların tasfiyesi sermaye piyasalarımızı zayıflatmayacak, bilakis potansiyel risklerden kurtulan sermaye piyasalarımız yoluna daha güçlü bir şekilde devam edecektir." diye konuştu.</p><p><b>"SORUNA OLDUĞUNDAN BÜYÜK VEYA OLDUĞUNDAN KÜÇÜK BİR ANLAM ATFETMEYELİM"</b></p><p>Yanlışların üzerine kararlılıkla gidilirken, çok yönlü tedbirlerle sermaye piyasalarını desteklemeye devam edeceklerinin altını çizen Yılmaz, sermaye piyasalarının geneli ve yaşanan sorunlarla ilgili hiçbir sorumluluğu olmayan finansal kurumlar ve araçlarla ilgili olarak, iktidarı ve muhalefeti ile tüm kesimlerin hassasiyet taşıdığına inandığını dile getirdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42684183.jpg"/><p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Sizler aracılığıyla medya ve sosyal medyada soruna yaklaşım biçimi konusunda da kısa bir değerlendirme yapmak isterim. Lütfen bu soruna olduğundan büyük veya olduğundan küçük bir anlam atfetmeyelim. Gerçekçi olalım ve sağlıklı bilgilere dayalı yorumlar yapalım. Aksi takdirde, yaşanan sorunlarla hiçbir bağı olmayan, işini düzgün yapan fonlara ve yatırımcılara zarar veririz. Vücuda girmiş hastalıklı unsurları tedavi ve tasfiye ederken, vücudun kendisine zarar vermeyelim. Dolaylı olarak bu gelişmelerden etkilenen şirketlere ve milyonlarca yatırımcıya karşı bunun ortak sorumluluğumuz olduğuna inanıyorum. Bilinmesini isterim ki Türkiye, kalkınma sürecimizin asli bir unsuru olan sermaye piyasalarını büyütme ve derinleştirme hedefinden asla geri adım atmayacaktır. Tasarrufların üretime ve yatırıma yönelmesini sağlayan, yatırımcısına güven veren ve finansman imkanlarını çeşitlendiren daha güçlü bir sermaye piyasası yapısı için çalışmalarımızı kararlı şekilde sürdüreceğiz. Bu süreçte vatandaşlarımızın haklarını koruyacak, piyasanın güven içinde işlemesini sağlayacak ve gerekli düzenlemeleri gecikmeksizin hayata geçireceğiz."</p><p>Yılmaz, sorunlu fonlarla ilgili olarak kamunun ve yatırımcıların haklarının korunması, sorumluluğu bulunanların tespit edilmesi ve piyasanın sağlıklı işleyişinin sürdürülmesi amacıyla gerekli çalışmaları ilk günden itibaren başlattıklarını hatırlatarak, "Sayın Cumhurbaşkanımızın açık ve net belirttiği üzere yaşanan bu süreçte sorumluluğu olan, spekülasyon ve manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlayan her kim olursa olsun, hukuk kuralları çerçevesinde bunun hesabını verecektir. Hukuk dışı eylemlerde bulunan kim olursa olsun bunun sonuçlarına katlanacaktır. Sermaye piyasalarımızda yaşanan sorunun her bir detayı, ilk andan itibaren yetkili adli ve idari kurumlarımız tarafından titizlikle takip edilmekte, somut tedbirler alınmakta ve gerekli adımlar atılmaktadır." ifadesini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42684184.jpg"/><p><b>"YATIRIMCILARIN HAKLARINI İLGİLİ FONUN KAYNAKLARI İLE KARŞILAMAK ESASTIR"</b></p><p>Hak yiyenleri savunma yoluna asla girmeyeceklerinin, etkin bir idari ve adli süreç içinde gereğini yaptıklarının ve yapmaya devam edeceklerinin altını çizen Yılmaz, "Aceleci ve yeterli bilgiye dayanmayan bir yaklaşımla da hiç kimseyi haksız yere töhmet altında tutmayacağız. Yatırımcılarımızın, sermaye piyasalarımızın ve milletimizin hakkını korurken, manipülatörlere ve spekülatörlere karşı en etkili şekilde mücadelemnizi sürdeceğiz." dedi.</p><p>Cevdet Yılmaz, 5 Ekim 2026 itibarıyla, tasfiyedeki fonların toplam portföy değerinin, hane halkının finansal varlıklarının yüzde 2,4'üne karşılık geldiğini bildirerek, şu bilgileri paylaştı:</p><p>"Tasfiye halindeki 131 fon, toplam fon sayısının yüzde 4,6'sını, toplam portföy değerinin ise yüzde 7,7'sini oluşturmaktadır. Diğer bir ifadeyle sorun fon piyasasının sınırlı bir alanında yaşanmıştır. Türkiye'nin finansal sistemi güçlüdür, sermaye piyasalarımız gelişimini sürdürmektedir ve bu alandaki temel politikamızda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Bununla beraber, sorunun sınırlı bir alanda ortaya çıkması meselenin önemini azaltmamaktadır. Vatandaşlarımızın tasarruflarını etkileyen, piyasa güvenini zedeleyen veya haksız kazanca yol açan işlemlerin üzerine hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla gidilmektedir. Bir taraftan yaşanan sorundan olumsuz etkilenenlerin haklarına yönelik adımlar atılırken, diğer taraftan benzer sorunların tekrar yaşanmaması için gerekli idari ve hukuki tedbirler değerlendirilmektedir.</p><p>Altını çizmek istediğim diğer bir temel husus: bu süreçte oluşan özel zararlar için Hazine kaynağının kullanılmayacağıdır. Risk düzeyi yüksek serbest fonlar başta olmak üzere, fon piyasalarında bankacılık sistemimizdeki devlet garantisi söz konusu değildir. Serbest fonlara giren herkes Profesyonel Müşteri ve Nitelikli Yatırımcı Talep Formu sözleşmesini imzalar. En az 10 milyon lira finansal varlık ile sisteme girilir. Yüksek kazanç beklentisi ile orantılı yüksek kayıp riskini de göze alır. Tasfiye sürecinde her bir fon bazında yatırımcıların haklarını ilgili fonun kaynakları ile karşılamak esastır. Tasfiye sürecinde öncelikli olarak fonların halihazırda kendi uhdelerinde bulunan kaynakları kullanılacaktır. Ayrıca, fahiş veya haksız gelir elde edenlerden geri alınacak kaynaklar ile sistem dışına çıkarılan malların satışından elde edilecek kaynaklar kullanılacaktır."</p><p><b>"YATIRIMCILARA PAYLARI ORANINDA DAĞILIM YAPILMASI GENEL İLKEDİR, KANUNİ İLKEDİR"</b></p><p>Başkanlığını yürüttüğü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından oluşturulan Fon Koordinasyon Kurulu'nun yoğun bir mesai harcadığını, yol haritasının ve temel ilkelerinin belirlendiğini anlatan Yılmaz, eşgüdüm içinde ilgili her bir kurumun kendi yetki alanında somut adımlar atmaya başladığını aktardı. Yılmaz, bahse konu kurumların büyük bir kısmının bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoriteler olduğunu, kanunlar çerçevesinde kendilerine verilmiş yetkileri kullandığını ve kendi kararlarını aldığını söyledi.</p><p>Yılmaz, Fon Koordinasyon Kurulu'nun genel eşgüdümü sağladığını, kurumlar arası ortak çalışmaları hızlandırdığını, ilkesel yaklaşımları ortak akılla tespit ettiğini, Kurulun kanuni düzenleme gerektiren hususlarda, kurumların teknik desteğini sağlayarak, partisinin Meclis Grubu ile ortak çalışmalar yaptığını ifade etti.</p><p>Fon Koordinasyon Kurulu'nun yürütülen tasfiye sürecindeki ana çerçevesine ilişkin bilgi veren Yılmaz, şöyle konuştu:</p><p>"Süreç şeffaf şekilde yürütülecektir, adil, etkin ve olabilecek en hızlı şekilde sürdürülecektir. Hızlı derken hızlı ve doğru şekilde elbette. Hız adına doğrulardan da uzaklaşmadan ama olabilecek en hızlı şekilde yürütülecektir. Hazineden kaynak kullanılmayacaktır. Her bir fonun kendi kaynakları ve açılmış hesaplara yatırılan kaynaklar değerlendirilerek hareket edilecektir. Yatırımcılara payları oranında dağılım yapılması genel ilkedir, kanuni ilkedir. Olağanüstü tasfiye şartlarına tabi olacak fonlarda ise ara ödeme ile 1 milyon liraya kadar ana paraların geri ödenmesi planlanmaktadır. Öncelik küçük yatırımcılara ve para piyasası fonlarına verilerek ödemeler gerçekleştirilecektir."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42684185.jpg"/><p><b>"SAHADA 10 MÜFETTİŞLE DEVLET DENETLEME KURULUMUZ ÇALIŞMALARI SÜRDÜRMEKTEDİR"</b></p><p>Cevdet Yılmaz, 2008'de ABD'de yaşanan Madoff Şirketi Krizi, 2018 yılında Endonezya'da yaşanan Jiwasraya Krizi ve 2019 yılında Güney Kore'de yaşanan Lime Krizi'nin, denetim ve gözetim mekanizmaları güçlü, gelişmiş ekonomilerde de çeşitli piyasa oyuncularının piyasa bozucu faaliyetlerde bulunabildiğini gösterdiğine işaret etti.</p><p>Finans piyasalarının yapısında böyle bir durumun olduğunu anımsatan Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:</p><p>"Çeşitli dönemlerde çeşitli sebeplerle finans piyasalarında sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Önemli olan bu piyasa bozucu yapıları en kısa sürede tespit etmek ve en etkili şekilde tasfiye etmektir. Ülkemizde yaşanan süreçte ilgili kurumlarımızın ve ilgili bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoritelerin sorumlulukları Devlet Denetleme Kurulu tarafından başlatılmış olan kapsamlı incelemelerle netleştirilecektir. Bağımsız denetleyici ve düzenleyici kurumlarla ilgili Meclisimizin yine çıkardığı çok teferruatlı kanunlar var, oradaki usuller var. O usuller çerçevesinde elbette bu yapılacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımız Devlet Denetleme Kurulunu görevlendirmiştir. Şu anda sahada 10 müfettiş ile Devlet Denetleme Kurulumuz bu çalışmaları sürdürmektedir."</p><p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sürecin öncesinde de çeşitli adımların atıldığını hatırlatarak, bu adımların atılmamış olması halinde sorunlu fonların büyümeye devam edeceğini, bugünkünden daha büyük bir sorun ile karşı karışya kalınacağını dile getirdi.</p><p>Eylül ayı ortasında sermaye piyasalarında ortaya çıkan sorunların çözümü için Hazine ve Maliye ile Adalet bakanlıkları, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) başta olmak üzere ilgili tüm kurumların hızlı şekilde aksiyon aldığını belirten Yılmaz, 16 Eylül'de belirli kişiler ve portföy yönetim şirketlerine 2 yıl borsada işlem yasağı getirildiğini, bazılarının tüm lisanslarının iptal edildiğini söyledi.</p><p>17 Eylül'de ise Finansal İstikrar Komitesinin toplanarak sorunun diğer fonlara ve finansal sisteme yayılmasını önlemek için önemli kararlar aldığını aktaran Yılmaz, bu süreçte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından da piyasaya ilave likidite sağlandığını belirtti.</p><p>SPK tarafından sistemik riski azaltmak için 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verildiğini anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:</p><p>"Ayrıca bu şirketlere ait diğer fonlar da TEFAS'ta işleme kapatılmıştır. Bir anlamda sorunlu ve sorun oluşturabilecek fonlar karantinaya alınarak sistemin etkilenmemesi için gereği yapılmıştır. BDDK tarafından sorunlu gruplara ait 3 bankanın (Tera Yatırım, Destek Yatırım ve Hedef Yatırım) ve 2 faktoring şirketinin (Destek Finans Faktoring ve Tera Finans Faktoring) TMSF'ye devri kararlaştırılmış ve bu devir gerçekleştirilmiştir. Emlak Katılım Bankası tarafından Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankası'nın devir alınma süreci başlatılmıştır. Bağımsız idari otoriteler bu adımları atarken, adli süreçler de hızlı ve etkin bir şekilde devreye girmiştir."</p><p>Adalet Bakanlığı ile yargının süreçle ilgili çalışmalarına ilişkin bilgi veren Yılmaz, söz konusu sorunlu fon şirketlerinin yönetim kurulu üyelerinin de aralarında bulunduğu 220 kişi hakkında işlem yapıldığını, bunlardan 85'inin tutuklandığını, 23 şüpheli hakkında yakalama kararı bulunduğunu, 81 kişi hakkında da yurt dışına çıkış yasağı uygulandığını aktardı.</p><p>Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"15 Eylül'den 2 Ekim tarihine kadar geçen sürede yatırımcı mağduriyetlerinin giderilmesi ve suç gelirlerinin kaçırılmasının engellenmesi amacıyla 63 gerçek kişi ile 12 tüzel kişiye ait taşınır ve taşınmazları üzerinde 21 el koyma kararı verilmiştir. 67 kişi ve şirketin banka, kripto ve kiralık kasa varlıklarına, 27 kişi ve şirketin ortaklık paylarına el konulmuştur. Fon çıkış tarihleri ve işlem oranları esas alınarak yatırımcı listesindeki 42 gerçek kişinin malvarlığı ayrıca dondurulmuştur. Tasfiyesine karar verilen fonlarla ilgili olarak, hak sahipliğine ilişkin talep edilen tüm veriler Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından Adalet Bakanlığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, SPK, BDDK, MASAK, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve ilgili kuruluşlarla paylaşılmaktadır. Yoğun olarak anlık ve günlük çeşitli rapor talepleri ivedilikle karşılanmaktadır. Ayrıca, SPK'nin almış olduğu karar uyarınca tasfiyesine karar verilen fonlarla ilgili 6 aracı kurumun ve 7 portföy yönetim şirketinin hesaplarından kıymet ve nakit çıkış işlemleri, SPK gözetiminde Merkezi Kayıt Kuruluşu, Borsa İstanbul ve Takasbank'ın ortak kararıyla kontrollü olarak yürütülmektedir."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42684182.jpg"/><p><b>"TÜM TEKLİF VE DÜZENLEMELERDE MİLLETİMİZE HERHANGİ BİR EK YÜK GETİRİLMEMESİNE YÖNELİK ANLAYIŞ NET BİR ŞEKİLDE VURGULANMIŞTIR"</b></p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatları doğrultusunda, sürecin gereği olarak bütün kurumlarla eş güdüm içinde koordinasyon mekanizmasını vakit kaybetmeden oluşturduklarını ifade eden Yılmaz, 29 Eylül'de ilgili fon yatırımcılarının meşru hakları ve kamu yararı gözetilerek, tasfiye sürecinin hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi ve gerekli genel koordinasyonu sağlamak için "Fon Koordinasyon Kurulu" oluşturulduğunu hatırlattı.</p><p>Fon Koordinasyon Kurulu'nun faaliyetlerine ilişkin bilgi veren Yılmaz, çalışmaları bir süredir devam eden kanun teklifi taslağına nihai halinin verilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlara gerekli talimatların iletildiğini, kanun teklifi taslağının, Kurulun 3'üncü toplantısında kapsamlı bir şekilde ele alındığını ve teknik düzeyde son haliyle AK Parti Grubu aracılığıyla Meclis'in takdirine sunulacağını bildirdi.</p><p>Yılmaz, "Ele alınan tüm teklif ve düzenlemelerde, vatandaşlarımıza, milletimize herhangi bir ek yük getirilmemesine yönelik anlayış net bir şekilde vurgulanmıştır." dedi.</p><p>Tasfiye sürecindeki yol haritasına ilişkin bilgi veren Yılmaz, şunları kaydetti:</p><p>"SPK tarafından tasfiye sürecine alınan 7 şirket ve 131 fonla ilgili olarak tasfiye süreçlerinin yönetimi için Ziraat ve İş Bankası belirlenmiştir. Bugüne kadar İş Bankası ile çalışan TERA kapsamında 6 fonun tasfiyesinin yönetimi İş Bankası tarafından, geriye kalan 125 fonun tasfiyesinin yönetimi Ziraat Bankasınca yürütülecektir. Fonlara ilişkin yatırımcıların ellerindeki pay senetlerinin kontrolü, hazır değer/nakit tespiti, borç ve alacakların tespiti, fon mal varlığının gerçek durumunun tespiti yapılmıştır. İlgili bankaların saklama faaliyetlerini resmi olarak devralması sağlanmıştır. Sorunlu 7 şirketten A1 Capital, Bulls ve Pardüs olağan tasfiye süreci başlayacaktır. Bu kapsamda 17 fonun tasfiye edileceğini öngörüyoruz. 17 fondaki yatırımcılara paraları ödenecektir."</p><p>MKK verilerinin tamamlanmasından sonra geriye kalan 4 şirket ve altlarındaki fonlarla ilgili olağanüstü tasfiye sürecinin başlayacağını dile getiren Yılmaz, "Atlas şirketinin olağan yöntemle tasfiyesi üzerinde de çalışılmaktadır. Burada bir uzlaşmaya gidilerse Atlas şirketi de olağan tasfiye ile yatırımcılara haklarını ödeyecek, geriye sadece 3 şirket kalacaktır." diye konuştu.</p><p>Olağanüstü tasfiyenin özünü, 1 milyon liraya kadar ana paranın ödenmesinin oluşturduğunu, fon alacaklarının tahsili ve borçların ödenmesi kapsamında çalışmaların sürdürüleceğini ve nihai tasfiye bakiyesinin 5-6 ay gibi bir süreçte sonuçlandırılacağını belirten Yılmaz, "Yapılan bu ara ödemeler nihai noktada da mahsuplaşmaya bu hesaplara girmiş olacaktır. Meclisimizin takdirine sunulacak olağanüstü tasfiye kurallarını içeren taslak kanun teklifinin yasalaşması halinde Ekim ayı içinde 1 milyon liraya kadar anapara ödemelerinin yapılabileceğini öngörüyoruz. Bu konuda SPK tarafından gerekli detay kararlar alınacaktır. Teknik hazırlıklar tamamlanmıştır." bilgisini paylaştı.</p><p><b>ARA ÖDEMELER EN FAZLA 1 MİLYON LİRAYA KADAR YAPILACAK</b></p><p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, tasfiyesi öngörülen 131 fonda 455 bin 758 tekil kişi bulunduğunu, Ziraat Bankasının tasfiyesinden sorumlu olduğu 125 fonda 151 bin 247 tekil yatırımcı, İş Bankasının tasfiyesinden sorumlu olduğu 6 fonda 388 bin 718 tekil yatırımcı olduğunu aktardı.</p><p>Olağan tasfiyesi yapılacak 3 şirketin 17 fonundaki 43 bin 643 yatırımcısına perşembe günü ödemelerinin yapılacağını bildiren Yılmaz, "Bu şirketler kapsamında kalan 49 özel fonda ise 2 bin 98 kişi bulunmakta olup, kendi kapsamlarında sorunların çözülmesi planlanmaktadır. Gerekli teminatların alınması halinde Atlas şirketinde bulunan 56 bin 614 kişiyi kapsayan 16 fonda da olağan tasfiye kuralları ile ödemeler ivedilikle yapılacaktır." dedi.</p><p>Olağanüstü tasfiye kapsamında ise hak kazanılacak ödemeye mahsuben ara ödeme yapılacağını vurgulayan Yılmaz, ara ödemede MKK tarafından hesaplanacak net yatırım tutarının esas alınacağını, ara ödemenin en fazla 1 milyon lira olacağını söyledi.</p><p>Tüm bu işlemlerin yürütülmesinde SPK kararı ile TMSF bünyesinde 131 isteğe bağlı iade hesabı ve 1 adet genel hisse iade hesabı açıldığını anlatan Yılmaz, her bir fonda oluşan kaynağın, ilgili fonun alacaklıları için kullanılacağını, genel hesaba gelen kaynağın ise SPK tarafından çeşitli kriterler ile belirlenecek bir hesaplama yöntemi ile fonlara dağıtılacağını, el konulan veya müsadere edilen varlıkların satışından elde edilen gelirlerin de geri kazanım hesabına aktarılarak, ödemelerde kullanılacağını kaydetti.</p><p>Hak sahipliğinin fon ve hesap bazında belirleneceğine dikkati çeken Yılmaz, şunları söyledi:</p><p>"Olağan ve olağanüstü tasfiyelerin ekim ayı içinde yapılması ile birlikte 455 bin 758 kişinin çok büyük bir kısmının ödemeleri tamamen yapılmış olacaktır. İnanıyorum ki, yatırımcıların beklentilerini dikkate alacak olan Meclisimiz bu kanunu ivedilikle ele alacaktır. Elbette takdir Meclisimizindir. Benim sizlere olağanüstü tasfiye konusunda arz ettiğim hususlar, kanun metni nihai halini yüce Meclisimizde aldıktan sonra kesinleşmiş olacaktır. Teknik olarak tüm hazırlıklar yapılmıştır. Kanun yürürlüğe girer girmez en kısa sürede gereği yapılacaktır.</p><p>Devletimiz bu süreci vatandaşlarımızın haklarını esas alan, piyasa güvenini gözeten ve hukukun gereklerini eksiksiz yerine getiren bir anlayışla yürütmektedir. Tasfiye kapsamındaki fonlarda hak sahibi olacak yatırımcılarımızın haklarının korunması için gereken adımları atarken, haksız kazanç sağlayanların ve piyasa düzenini bozanların da hukuk önünde hesap vermesini sağlayacağız. Aynı zamanda yaşanan tecrübeyi, sermaye piyasalarımızın işleyişini daha da güçlendirecek bir imkana dönüştürmekte kararlıyız. Bu çerçevede yapılsal bazı hususları içeren bir kanun çalışmasını da sürdürüyoruz. Ancak bu hazırlığın Devlet Denetleme Kurulu raporundan sonra Meclisimizin takdirine gelmesini daha sağlıklı buluyoruz."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42684186.jpg"/><p><b>"PİYASALARIMIZDA SİSTEMİK BİR RİSK YOKTUR"</b></p><p>Yılmaz, düzenleme, gözetim ve denetim mekanizmalarımızı ihtiyaç duyulan alanlarda güçlendirecek, yatırımcının hakkını daha güçlü şekilde koruyan, güvenilir ve etkin bir piyasa yapısını geliştirmeye devam edeceklerini ifade ederek, "Bu yaşananlar sermaye piyasalarımızın hiçbir şekilde bu hukuk dışı işlemleri yapmamış fonları veya diğer araçlarına teşmil edilmemelidir." dedi.</p><p>"Piyasalarımızda sistemik bir risk yoktur. Bu konuda sosyal medyada, medyada milyonlarca insanımıza zarar verecek şekilde sermaye piysalarımız, borsamız üzerinde gereksiz tartışmaların hiç kimseye faydası yoktur." ifadelerini kullanan Yılmaz, bu konuda herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.</p><p>Dünyadaki ve bölgedeki birçok olumsuz gelişmeye rağmen ekonominin sağlıklı bir şekilde yoluna devam ettiğini belirten Yılmaz, "Türkiye'nin finansal sistemi güçlüdür, sermaye piyasalarımızın geleceğine ilişkin irademiz de nettir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde vatandaşlarımızın tasarruflarını güven içinde değerlendirebildiği, üretimi ve yatırımı destekleyen, daha derin ve güçlü sermaye piyasaları için de kararlı bir şekilde çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Bu süreçte hukuku ve milletimizin son derece haklı hassasiyetlerini esas alacak, hiçbir suiistimali karşılıksız bırakmayacak ve milletimizin ve yatırımcılarımızın haklarını sonuna kadar koruma gayreti içinde olacağız." ifadelerini kullandı.</p><p>Yılmaz'ın konuşmasının ardından kabul edilen Danışma Kurulu önerisi doğrultusunda siyasi partiler adına konuşmalara geçildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/tbmm-fon-bilgilendirmesi--167_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294597</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cop31-baskani-kurum-15-derece-hedefini-korumak-icin-sizleri-antalyaya-davet-ediyoruz-294597</link>
      <pubDate>2026-10-07T14:23:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[COP31 Başkanı Kurum: 1,5 derece hedefini korumak için sizleri Antalya'ya davet ediyoruz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[COP31 Başkanı Kurum, "1,5 derece hedefini korumak, aşımı mümkün olduğunca sınırlamak ve iklim eylemini bugünden geleceğe uzanan güçlü bir uygulama sürecine dönüştürmek için sizleri Antalya'ya davet ediyoruz." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[COP31 Başkanı Kurum: 1,5 derece hedefini korumak için sizleri Antalya'ya davet ediyoruz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde Pasifik ada ülkesi Fiji'de Pre-COP açılış oturumu gerçekleştirildi.</p><p>COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un başkanlığındaki oturuma, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen, Fiji Enformasyon, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Lynda Tabuya, Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) İcra Sekreteri Simon Stiell ve Pasifik ülkeleri temsilcileri katıldı.</p><p>Kurum, oturumun açılışında yaptığı konuşmaya, küresel sıcaklık artışının 1,5 dereceyle sınırlandırılması hedefine dikkati çekerek başladı.</p><p>"Bugün burada uluslararası iklim gündeminin en temel sorunlarından birini ele almak için bir araya geldik. 1,5 derece hedefini nasıl ulaşılabilir tutarız?" diyen Kurum, bu sorunun yalnızca bir sıcaklık eşiğinden ibaret olmadığını belirtti.</p><p>Bu sorunun insanların yaşamlarını, gıda güvenliğini, şehirlerini, ekonomileri ve gelecek nesillerini nasıl koruyacağına ilişkin olduğunu anlatan Kurum, şöyle devam etti:</p><p>"Bilimsel bulgular bize açık bir mesaj veriyor, 1,5 derecenin aşılması, iklim eyleminin sona erdiği anlamına gelmemelidir. Aksine, bugün alınan kararların önemini daha da arttırmaktadır. Kaçınılan her sıcaklık derecesinin her bir kesri, 1,5 derecenin üzerinde geçirilen her yıl, gelecekte karşı karşıya kalacağımız risklerin azaltılması bakımından önemlidir. Bilimsel bulgular küresel ısınmanın 1,5 derecenin üzerine çıkmasının riskleri arttıracağını, ancak aşımın büyüklüğü, süresi ve sonuçlarının bugün vereceğimiz kararlarla hala etkilenebileceğini ortaya koyuyor. Bu nedenle 1,5 derece hedefini ulaşılabilir tutmak, beklemek değil şimdi harekete geçmek anlamına geliyor."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/9-07102026910e1060.jpg"/><p><b>"COP31 BAŞKANLIĞI OLARAK HEDEFLERDEN UYGULAMAYA GEÇİŞİ MERKEZE ALIYORUZ"</b></p><p>Bakan Kurum, ülkelere bir an önce iklim eylemi için harekete geçme çağrısı da yaptı.</p><p>COP31'in bu sürecin son noktası olduğunu vurgulayan Kurum, "Ya COP31'de taahhütlerimizi eyleme, sonuçlara çevireceğiz ya da aynı toplantıları yapmaya kararsızlık içinde devam edeceğiz. Tuvalu'daki, Fiji'deki, bugün dünyanın birçok kıtasındaki çocuklar için ya umut olacağız ya da o karamsarlığa devam etmelerine neden olacağız. Burada hep birlikte o kararları vermiş olacağız. O yüzden başlamak zorundayız, bu bir zorunluluk, tercih değil." değerlendirmesini yaptı.</p><p>Emisyon azaltımının sıcaklık artış hızını ve ulaşılabilecek en yüksek sıcaklığı sınırlamak açısından kritik önem taşıdığına da dikkati çeken Kurum, emisyonları hızlı biçimde azaltmak gerektiğini belirtti.</p><p>Yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılması, enerji verimliliğinin artırılması ve yüksek karbonlu altyapıya bağımlılığın önlenmesinin de bu çabanın temel unsurları olduğunu aktaran Kurum, "Biz Avustralyalı dostlarımızla birlikte COP31 Eylem Gündemini belirlerken, hedeflerimizi ortaya koyarken de aslında bu kararlılığı ortaya koymaya çalıştık. Netice almak için COP31 'Uygulama COP'u' olsun istedik ve hedefleri de bu çerçevede belirledik. İstiyoruz ki bu hedefler hayata geçsin. İstiyoruz ki atacağımız bir adımla belki hiç tanımadığımız çocukların hayatını değiştirelim. O yüzden azaltım ve uyumu önemsiyoruz. İkisini birbirinin alternatifi olarak görmüyoruz, birbirini tamamlayan iki temel unsur olarak değerlendiriyoruz." ifadelerini kullandı.</p><p>Bakan Kurum, Türkiye ve Avustralya işbirliğinde olduğu gibi ülkelerin iklim finansmanı konusunda da işbirliği içinde hareket etmesi gerektiğine işaret ederek, iklim değişikliğinin sınır tanımadığını, dolayısıyla çözümün de sınırlı olamayacağının altını çizdi.</p><p>Geçmişte finansmana erişim için pek çok kararın alındığını ancak taahhütlerin uygulamaya geçmesi gerektiğini belirten Kurum, bu noktada adil geçişin desteklenmesinin ve kırılgan ülkelerin iklim etkilerine karşı dirençliliğinin artırılmasının küresel iklim eyleminin başarısı açısından kritik önemde olduğunu bildirdi.</p><p>COP31 Başkanlığının uygulamaya geçişe odaklandığını aktaran Kurum, şunları kaydetti:</p><p>"1,5 derece hedefi uluslararası iklim politikasının temel referansı olmaya devam ediyor. Bu çerçevede COP31 Başkanlığı olarak hedeflerden uygulamaya geçişi merkeze alıyoruz. Çünkü artık yalnızca ne yapmamız gerektiğini konuşmanın ötesine geçmek zorundayız. Bilimsel bilgiyi somut politikalara, politikaları yatırımlara, yatırımları ise sahada ölçülebilir sonuçlara dönüştürmek mecburiyetindeyiz. Her COP toplantısında ülkeler belli taahhütlerde bulunuyor. Eğer bir taahhüt ortaya koyuyorsanız bunu gerçekleştirmek durumundasınız. Çünkü oturduğumuz koltuklar bize bu misyonu yüklüyor. Halklarımız, vatandaşlarımız bizden bunu bekliyor ve hep birlikte işte bugün yaşadığımız krizleri de ortadan kaldıracak bu kararlılığı göstermek mecburiyetindeyiz. Şimdi bu seçenekleri eyleme dönüştürmek bizim sorumluluğumuzdur. COP31 Başkanlığı olarak ortak hedefimiz nettir, 1,5 derece hedefini korumak, aşımı mümkün olduğunca sınırlamak ve iklim eylemini bugünden geleceğe uzanan güçlü bir uygulama sürecine dönüştürmek için sizleri Antalya'ya davet ediyoruz. Antalya'ya gelirken açıkçası ne yaptığımızı konuşalım istiyoruz, ne yapacağımızı değil. Yapacaklarımızı zaten konuştuk. Hep birlikte o kararı alacağımıza yürekten inanıyorum."</p><p><b>"İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİLERİNİ HİSSEDEN ÜLKELERİN ÇIĞLIĞINI DUYMAK İSTİYORUZ"</b></p><p>Kurum, kapanış oturumunda ise COP31 Başkanlığı olarak sürecin başından itibaren uygulama ve eylemi merkeze aldıklarını bildirerek, müzakere başlıklarının dışındaki alanlarda da zirvenin dünyaya güçlü bir mesaj vermesinin önemini vurguladı.</p><p>Küresel gündemin ne kadar zor olursa olsun dönüşüm patikasından asla geri dönülemeyeceğinin altını çizen Kurum, elektrifikasyonun bu dönemin itici gücü olacağını belirtti.</p><p>NDC ve NAP uygulaması için gereken projelere akacak finansman ve finansmana erişimin hayati önemini herkesin çok iyi bildiğini anlatan Kurum, "Müzakere konularını tamamlayacak ve uygulamaya geçirilecek şekilde içinde bulunduğumuz ivmeyi ilerletmek istiyoruz. Antalya'da hep söyledik, söylemeye devam edeceğiz, kesinlikle sürpriz olmayacak. Kesinlikle tepeden inme bir karar olmayacak. Ama gelinen süreçte hepimize yakışan, tüm dünyanın ortak iradesini yansıtacağımız o kararlı duruşu da COP31'de hep birlikte göstermek mecburiyetindeyiz. Burada Fiji'de Pasifik adalarının açıkçası o dramına sessiz kalmak istemiyoruz. Dünyada Nepal gibi iklim değişikliğinin etkilerini hisseden ülkelerin çığlığını duymak istiyoruz." ifadelerine yer verdi.</p><p><b>COP31 BAŞKANI KURUM BİR DİZİ GÖRÜŞME GERÇEKLEŞTİRDİ</b></p><p>Öte yandan Kurum, Fiji'de Pre-COP temasları kapsamında Cook Adaları Başbakanı Mark Brown ve Vanuatu Başbakanı Jotham Napat ile ikili görüşmeler gerçekleştirdi.</p><p>Ardından Fransa Ekolojik Geçiş, Biyoçeşitlilik ile İklim ve Doğa Konularında Uluslararası Müzakereler Bakanı Monique Barbut ile bir araya gelen Kurum, görüşmede küresel iklim kriziyle mücadele, biyoçeşitliliğin korunması, yeşil dönüşüm ve iklim dirençli şehirler konularında değerlendirmelerde bulundu.</p><p>COP31 Başkanı Kurum, Avrupa Komisyonu İklim, Net Sıfır ve Temiz Büyümeden Sorumlu Komiser Wopke Hoekstra, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ile üçlü görüşme gerçekleştirdi.</p><p>Bakan Kurum daha sonra COP30 Başkanı Andrea De Lago, Singapur Sürdürülebilirlik ve Çevre Bakanı Grace Fu Hai Yien, Fiji Enformasyon ve Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Lynda Tabuya, Fiji Vanuatu heyeti, Fiji Fransa heyeti ile de ikili görüşmeler yaptı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/cop31-baskani-kurum-15-de-318_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294596</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/pencereleri-sanat-eserine-donusturen-kolay-boya-hilesi-294596</link>
      <pubDate>2026-10-07T14:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Pencereleri sanat eserine dönüştüren kolay boya hilesi]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Pencere çerçevesi boyama trendi, iç mimarlar tarafından ev dekorasyonunda öne çıkarılıyor. Tasarımcılar, cesur renklerle yapılan boyamanın hem ekonomik hem de etkileyici sonuçlar sunduğunu vurguluyor. Uzmanlar, uygulama sırasında dikkat edilmesi gereken önemli noktaların da altını çiziyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Pencereleri sanat eserine dönüştüren kolay boya hilesi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İç mimarlar, son dönemde pencere çerçevesi boyama trendinin ev dekorasyonunda dikkat çekici bir yenilik sunduğunu belirtiyor. Özellikle oturma odalarında tercih edilen bu yöntem, pencere çerçevelerini sıradan bir detaydan çıkarıp mekanın odak noktası haline getiriyor. Uzmanlar, pencere çerçevesi boyama sayesinde dışarıdaki manzaranın adeta bir tablo gibi öne çıktığını ifade ediyor. Tasarımcılar, bu uygulamanın hem ekonomik olması hem de kolayca değiştirilebilmesi nedeniyle ev sahipleri tarafından giderek daha fazla tercih edildiğini dile getiriyor. Pencere çerçevesi boyama işlemini düşünenler için, renk seçimi ve uygulama teknikleri konusunda dikkatli olunması gerektiği vurgulanıyor.</p><h3>Tasarımcılardan pencere çerçevesi boyama için cesur renk önerisi</h3><p>Pencere çerçevesi boyama trendi, iç mimarlık dünyasında hızla yaygınlaşıyor. DAG Design'ın sahibi ve baş tasarımcısı Cara Fineman, pencere çerçevesinin zıt bir renge boyanmasının, mimari bir detayı bilinçli bir tasarım unsuruna dönüştürdüğünü söylüyor. Fineman, cesur bir pencere çerçevesi renginin, dışarıdaki manzarayı bir sanat eseri gibi çerçevelediğini ve bakışları doğrudan dışarıya yönlendirdiğini belirtiyor. Bu yöntem, evin genel atmosferini değiştirmek isteyenler için pratik ve etkili bir çözüm sunuyor. Pencere çerçevesi boyama işlemi, yalnızca bir kutu boya ve birkaç fırça ile gerçekleştirilebiliyor. Fineman, uygulamanın beğenilmediği takdirde kolayca değiştirilebileceğini ve bu yönüyle büyük bir risk taşımadığını da ekliyor.</p><h3>Uzmanlardan uygulama sırasında dikkat edilmesi gerekenler</h3><p>Runcible Studios'un kurucu başkanı Marilyn Moedinger, pencere çerçevesi boyama işleminin cesur bir aksesuar takmak gibi olduğunu, mekâna güçlü bir hava kattığını ancak abartılı bir görüntü oluşturmadığını vurguluyor. Coosa'dan John Maloney McNamara ise, pencere çerçevesi boyama sırasında renklerin uyumlu olması gerekmediğini, hatta zıt renklerin daha şık ve dikkat çekici bir görünüm sağladığını ifade ediyor. McNamara, pencere çerçevesi boyama işleminde, çerçevenin çevresinde görsel bir denge oluşturulmasının önemli olduğunu, aksi halde seçilen rengin mekânda sert bir kontrast yaratabileceğini belirtiyor. Tasarımcılar, beyaz duvarlar yerine renkli duvarların tercih edilmesinin, pencere çerçevesi boyama sonucunda daha dengeli bir görünüm elde edilmesini sağlayacağını dile getiriyor. Ayrıca, pencere çerçevesi boyama işlemi sırasında, çerçevenin genişliğinin de dikkatle değerlendirilmesi öneriliyor. Çok dar çerçevelerde güçlü renklerin istenen etkiyi yaratmayacağı, bu nedenle gerekirse daha geniş bir çerçeveyle değişiklik yapılmasının faydalı olacağı ifade ediliyor.</p><h3>Pencere çerçevesi boyama: Uygulama ipuçları ve püf noktaları</h3><p>Chloë Rideout Interiors'tan Chloë Rideout, pencere çerçevesi boyama işleminin sanıldığı kadar kolay olmadığını, titiz bir çalışma gerektirdiğini belirtiyor. Rideout, kaliteli bir fırça kullanılarak düzgün ve eşit katlar halinde boya sürülmesini, özellikle yarı parlak veya saten bitişli boyaların tercih edilmesini tavsiye ediyor. Ahşap pencere kanatlarının da boyanması, pencere çerçevesi boyama uygulamasının bütünlüğünü artırıyor. McNamara ise, pencere çerçevesi boyama işleminden önce seçilen rengin günün farklı saatlerinde ve değişik ışık koşullarında mutlaka test edilmesi gerektiğini söylüyor. Özellikle pencere çerçevesi boyama sırasında, seçilen rengin cam yanında beklenenden daha yoğun görünebileceği uyarısında bulunuyor. Moedinger ise, pencere çerçevesi boyama sürecinin eğlenceli ve kişisel bir deneyim olması gerektiğini, ev sahiplerinin bu uygulamadan keyif almasının önemli olduğunu vurguluyor. Son olarak, pencere çerçevesi boyama trendinin, evin karakterini yansıtmanın ve yaşam alanına özgünlük katmanın pratik yollarından biri olduğu belirtiliyor.</p><p>Pencere çerçevesi boyama trendi, iç mimarlık dünyasında yenilikçi bir yaklaşım olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, doğru renk seçimi ve uygulama teknikleriyle, pencere çerçevesi boyama sayesinde evlerin havasının tamamen değişebileceğini belirtiyor. Ev sahipleri, pencere çerçevesi boyama ile yaşam alanlarını kişiselleştirirken, aynı zamanda ekonomik ve kolay bir dekorasyon çözümüne de kavuşuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/pencereleri-sanat-eserine-779_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294595</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/yemekler-yapismaz-tavaya-neden-yapisir-294595</link>
      <pubDate>2026-10-07T14:19:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yemekler yapışmaz tavaya neden yapışır?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Yapışmaz tava kullananlar için profesyonel şef Reem Tiltman, tavanın neden zamanla yapıştığını ve bu sorunun nasıl önlenebileceğini açıkladı. Özellikle mutfaklarda yapılan yaygın hatalar, yapışmaz tava ömrünü ciddi şekilde kısaltıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yemekler yapışmaz tavaya neden yapışır?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yapışmaz tava kullanan pek çok kişi, zamanla yemeklerin tavaya yapışmasından şikâyet ediyor. Profesyonel şef Reem Tiltman, bu sorunun nedenlerini ve alınabilecek önlemleri detaylı şekilde anlattı. Tiltman'a göre, tavanın yapışmaz özelliğini kaybetmesi, çoğunlukla yanlış kullanım ve bakım alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Özellikle yüksek ısıda pişirme, bulaşık makinesinde yıkama ve metal mutfak aletlerinin kullanımı, yapışmaz tava kaplamasının hızla bozulmasına yol açıyor. Bu nedenle, mutfakta yapılan küçük hatalar bile tavanın ömrünü kısaltabiliyor.</p><h3>Reem Tiltman: 'Yapışmaz tava yanlış kullanılırsa hızla yıpranır'</h3><p>Şef Reem Tiltman, yeni alınan bir yapışmaz tavanın ilk zamanlarda hiçbir şekilde yapışma sorunu yaşatmadığını belirtiyor. Ancak zaman içinde, özellikle tavanın sık kullanılması ve yanlış temizlik yöntemleriyle, kaplamanın yıprandığını vurguluyor. Tiltman, "Yeni bir yapışmaz tava ile her şeyi rahatlıkla pişirebilirsiniz, yemek adeta tavada kayar. Fakat aradan zaman geçtikçe, kaplama aşınır ve eski performansını kaybeder" diyor. Yüksek ısıda pişirme, metal spatula veya kaşık kullanımı, tavayı bulaşık makinesine atmak gibi alışkanlıklar, kaplamanın ömrünü ciddi şekilde azaltıyor. Özellikle restoran mutfaklarında, yoğunluk nedeniyle bulaşık makinesi kullanımı ve hızlı temizlik, tavaların daha çabuk bozulmasına neden oluyor. Tiltman, "Tüm bu yanlışlar tavanın ömrünü kısaltıyor ve bir süre sonra yapışmaz tava, adeta sıradan bir tava gibi davranmaya başlıyor" ifadelerini kullanıyor.</p><h3>Yapışmaz tava ömrünü uzatmak için öneriler</h3><p>Yapışmaz tava kaplaması bir kez bozulduğunda, eski haline döndürmek mümkün olmuyor. Ancak doğru kullanım ve bakım alışkanlıklarıyla, tavanın ömrünü uzatmak elinizde. Tiltman, tavayı sadece orta veya düşük ısıda kullanmayı, elde ve yumuşak bir süngerle yıkamayı öneriyor. Ayrıca, ahşap veya silikon mutfak gereçleri tercih edilerek yüzeyin çizilmesi engellenebilir. Tavayı bulaşık makinesinde yıkamak yerine elde yıkamak, kaplamanın korunmasına yardımcı oluyor. Mutfak eşyalarını üst üste koymak yerine, aralarına koruyucu bir malzeme yerleştirerek saklamak da çizik riskini azaltıyor. Tiltman, "Yapışmaz tavaları sadece yumurta veya hassas yiyecekler için kullanıyorum. Diğer yemekler için dökme demir veya paslanmaz çelik tava tercih etmek, yapışmaz tavanın ömrünü uzatıyor" diyor. Önceden ısıtılmış ve yağlanmış dökme demir veya paslanmaz çelik tavada da çoğu yemeğin rahatlıkla pişirilebileceğini ekliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/yemekler-yapismaz-tavaya--577_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294594</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kahvenin-faydasini-artirmak-icin-ne-yapmali-294594</link>
      <pubDate>2026-10-07T14:16:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kahvenin faydasını artırmak için ne yapmalı?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Kahve, dünya genelinde milyonlarca kişi tarafından tüketiliyor. Doktor Pasrichi, sağlıklı kahve tüketimi için şeker, krema ve tüketim saati konusunda önemli uyarılarda bulundu. Uzman, özellikle filtre kahve tercihinin ve şekerden uzak durmanın sağlık açısından kritik olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kahvenin faydasını artırmak için ne yapmalı?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doktor T. Pasrichi, kahve tüketiminde sağlığı ön planda tutmak isteyenler için önemli öneriler paylaştı. Uzman, özellikle kahveye şeker ve yapay tatlandırıcı eklemenin bırakılması gerektiğini belirtti. Şekerin yanı sıra, endüstriyel kremaların da zararlı yağ içeriği nedeniyle kahveye eklenmemesini tavsiye etti. Kahve alışkanlıklarını değiştirmek isteyenler için bu öneriler, kalp ve damar sağlığı açısından büyük önem taşıyor.</p><h3>Doktor Pasrichi: 'Filtre kahve kolesterol riskini azaltıyor'</h3><p>Pasrichi, kahve tercihlerinde filtrelenmiş kahvenin öne çıktığını söyledi. Filtre kahve, kan kolesterolünü yükselten maddeleri minimumda tutuyor. Uzman, çözünür, öğütülmüş ve kafeinsiz kahve seçeneklerinin de sağlıklı alternatifler arasında yer aldığını belirtti. Özellikle filtre kahve, içerdiği düşük zararlı madde oranıyla öne çıkıyor ve bu yönüyle sağlık bilincine sahip bireyler için ideal bir seçenek haline geliyor.</p><h3>Sağlıklı kahve için saat uyarısı ve sindirim hassasiyeti</h3><p>Kahvenin günün erken saatlerinde, özellikle 12:00'den önce tüketilmesini öneren Pasrichi, geç saatlerde içilen kahvenin uyku kalitesini olumsuz etkileyebileceğini vurguladı. Ayrıca, kahvenin sindirim sistemini hızlandırıcı etkisi nedeniyle, sindirim sorunları yaşayanların kahve tüketimini dikkatlice planlaması gerektiğini ifade etti. Bu uyarılar, kahve tüketiminde sağlığı önceliklendirmek isteyenler için yol gösterici nitelik taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/kahvenin-faydasini-artirm-391_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294593</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/nusret-2026-davet-tatbikati-izmir-korfezi-ile-karadeniz-ereglide-icra-ediliyor-294593</link>
      <pubDate>2026-10-07T14:07:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Nusret-2026 Davet Tatbikatı İzmir Körfezi ile Karadeniz Ereğli'de icra ediliyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin ev sahipliğinde NATO ve Türkiye'den deniz ve hava kuvvetleri, Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı unsurlar ile çeşitli ülkelerden gözlemcilerin katıldığı Nusret-2026 Davet Tatbikatı, İzmir Körfezi ile Karadeniz Ereğli'de icra ediliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Nusret-2026 Davet Tatbikatı İzmir Körfezi ile Karadeniz Ereğli'de icra ediliyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mayın Filosu Komutanı Tuğamiral Osman Çevik, Alsancak Limanı'na demirleyen TCG Salihreis'te düzenlenen basın brifinginde, dün başlayan tatbikat hakkında bilgi verdi.</p><p>Nusret-2026'nın, mayın harbi planlama, icra ve kıymetlendirme konularında katılımcı birliklerin eğitimini sağlamak, Türk Deniz Kuvvetleri ile dost ve müttefik ülke deniz kuvvetleri arasındaki işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği geliştirmek amacıyla her yıl düzenlendiğini belirten Çevik, tatbikata adını veren Nusret Mayın Gemisi'nin 8 Mart 1915'te Çanakkale Boğazı'na 26 mayın döşediğini, 1. Dünya Savaşı'nın seyrini değiştiren önemli bir görevi yerine getirdiğini ifade etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42683764.jpg"/><p>Tuğamiral Çevik, Türkiye'nin ev sahipliğinde İzmir Körfezi ve Karadeniz Ereğli açıklarında icra edilen tatbikatın Güney Deniz Saha Komutanlığınca planlandığını, sevk ve idaresinin Mayın Filosu Komutanlığınca gerçekleştirileceğini anlatarak, tatbikata 20 yüzer unsur ile 5 hava aracı, su altı savunma timleri, otonom su altı araçları ile 870 personelin katıldığını bildirdi.</p><p>Çevik, NATO Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2'den Türkiye, Almanya, İspanya, İtalya ve Yunanistan deniz kuvvetlerine ait 4 mayın avlama ve 1 lojistik destek gemisinin İzmir Körfezi'nde tatbikata iştirak edeceğini söyledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42683765.jpg"/><p>Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu kapsamında da komuta kontrol gemisi ile 3 mayın avlama gemisinin Karadeniz Ereğli'de faaliyetlere katılacağını aktaran Çevik, İzmir Ilıksu Sahili'nde gerçekleştirilecek çok sığ sularda mayın avlama harekatına ise ABD, Belçika, Hollanda, Kuveyt, Romanya ve Umman deniz kuvvetlerine ait 6 su altı savunma timinin katılacağını kaydetti.</p><p>Tuğamiral Çevik, tatbikata 24 ülkeden 59 deniz kuvvetleri personeli ile 30 misafir gözlemcinin katıldığına dikkati çekerek, dost ve müttefik ülkelerin yüksek katılımının, tatbikatın işbirliği ve birlikte çalışabilirliğine katkısını gösterdiğini dile getirdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42683763.jpg"/><p><strong>3 SAFHA OLARAK PLANLANDI</strong></p><p>Tatbikatın TCG Salihreis sancak gemisindeki Mayın Harbi Harekat Merkezi üzerinden Mayın Filosu Komutanlığınca sevk ve idare edileceğini aktaran Çevik, tatbikatın 3 safhada gerçekleştirileceğini söyledi.</p><p>Çevik, konuşmasında şunları kaydetti:</p><p>"İzmir Körfezi ve Karadeniz Ereğli açıklarında icra edilecek tatbikat, mayın döküş, mayın karşı tedbirleri ve liman ziyaretlerini içeren 3 safha olarak planlanmıştır. Birinci safhada kuvvet entegrasyonu, liman eğitimleri ve Mayın Döküş Harekatı icra edilecek. İkinci safhada Mayın Karşı Tedbirleri Harekatı, denizde nizam halinde fotoğraf çekimi ve Seçkin Gözlemci Günü faaliyeti icra edilecek.</p><p>Mayın Karşı Tedbirleri Harekatı kapsamında dökülen mayınlar mayın avlama gemileri tarafından sonarlarıyla tespit edilecek. Tespit edilen mayınlar, mayın harbi dalgıçları ve otonom su altı araçları tarafından teşhis edilerek etkisiz hale getirilecek. Safha süresince 10 metreye kadar olan çok sığ sulardaki mayınlar da SAS Komandoları ve insansız otonom su altı araçları tarafından tespit ve teşhis edilerek etkisiz hale getirilecek. Mayın Karşı Tedbirleri Harekatı'nın yanı sıra gemilerimize önemli bir tehdit teşkil eden asimetrik unsurlara ve hava hedeflerine karşı kuvvet koruma eğitimleri de icra edilecektir."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/42683761.jpg"/><p>Çevik, üçüncü safhadaki tatbikat sonu değerlendirmesi ile İzmir ve Karadeniz Ereğli liman ziyaretlerinin ardından Nusret-2026'nın 16 Ekim'de sona ereceğini sözlerine ekledi.</p><p>Toplantıya, Güney Deniz Saha Komutanı Tümamiral Baybars Küçükatay, Ege Deniz Bölge Komutanı Albay Tolga Ağra, 1'inci Arama Tarama Filotillası Komodoru Albay Kürşat Kurnaz ve TCG Salihreis Komutanı Albay Erhan Akargöl ile katılımcı ülke temsilcileri katıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/nusret-2026-davet-tatbika-833_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294592</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/yunanistan-disisleri-bakani-hurmuzde-operasyona-katilabileceklerini-soyledi-294592</link>
      <pubDate>2026-10-07T14:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yunanistan Dışişleri Bakanı, Hürmüz'de operasyona katılabileceklerini söyledi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis, uygun şartlar ve sürdürülebilir barış sürecinde Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin sağlanmasına yönelik operasyona katılabileceklerini ifade etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yunanistan Dışişleri Bakanı, Hürmüz'de operasyona katılabileceklerini söyledi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis, ABD-Yunanistan Stratejik Diyaloğunun 6'ncı turu vesilesiyle başkent Atina'da bulunan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptıkları ikili görüşmenin ardından ortak basın toplantısında konuştu.</p><p>Yerapetritis, görüşmede, savunma işbirliği, enerji, bölgesel gelişmeler, ikili ilişkiler gibi konuların ele alındığını kaydetti.</p><p>Rubio'nun Atina ziyaretinin uluslararası alanda istikrarsızlıkların yoğun olduğu bir döneme denk geldiğine dikkati çeken Yerapetritis, Yunanistan'ın ABD ile stratejik ilişkisini derinleştirmek istediğini dile getirdi.</p><p>Görüşmede, ABD enerji şirketlerinin Yunanistan'daki faaliyetlerinin de ele alındığını aktaran Yerapetritis, iki ülkenin savunma alanındaki işbirliğinin temelini ise Karşılıklı Savunma İşbirliği Anlaşması'nın oluşturduğunu ifade etti.</p><p>Yerapetritis, Girit Adası'ndaki Suda Üssü ile Dedeağaç'ın ABD'nin bölgedeki stratejik varlığı açısından önemli olduğunu savunarak, Yunanistan'ın F-16 Viper tipi savaş uçaklarını modernize etmesinin ve F-35 uçaklarını envanterine katmasının iki ülke arasındaki savunma işbirliğine işaret ettiğini söyledi.</p><p><b>BÖLGESEL GELİŞMELER</b></p><p>Orta Doğu, Ukrayna ve Afrika'daki gelişmelerin de görüşmede ele alındığını aktaran Yerapetritis, Yunanistan'ın seyrüsefer serbestisine büyük önem verdiğini belirtti.</p><p>Yerapetritis, deniz ulaşımında yaşanabilecek engellemelerin, tedarik zincirinde sorun oluşturabileceğini ve hatta gıda krizine yol açabileceğini kaydetti.</p><p>Yunanistan'ın, NATO'nun öngördüğünün üzerinde savunma harcaması yaptığına dikkati çeken Yerapetritis, ülkesinin, Avrupa Birliği'nin (AB) deniz harekatlarına da katıldığını hatırlattı.</p><p>Yerapetritis, Hürmüz Boğazı içinse "Gerekli olursa, şartlar elverirse ve sürdürülebilir barış süreci olursa, Hürmüz Boğazı'nda gerekli deniz gücünü sağlamak için ABD ile işbirliği yapabiliriz." dedi.</p><p>Yerapetritis, Yunanistan, İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve ABD arasındaki 3+1 formüllü işbirliğinin, enerji alanında işbirliği oluşumundan güçlü ve çok yönlü jeopolitik oluşuma evrildiğini ileri sürdü.</p><p>Yunanistan'ın İsrail ile stratejik ilişkisi olduğunu kaydeden Yerapetritis, Orta Doğu'ya ilişkin meselelerde bölgeye barış gelmesinin gerekliliği konusunda Rubio ile hemfikir olduklarını belirtti.</p><p>Gazze'deki barış sürecinde ikinci aşamaya geçilerek kalıcı barış sağlanması ve Gazze'nin yeniden yapılandırılması gerektiğini vurgulayan Yerapetritis, "BM Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda çözüm bulunmasına engel teşkil edecek şartlar doğuran Batı Şeria'daki eylemler son bulmalı." dedi.</p><p>Yerapetritis, ABD'den getirilen sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) Yunanistan'daki terminaller üzerinden Balkanlar ve Orta Avrupa'ya ulaştırılmasını amaçlayan "Dikey Gaz Koridoru" projesine değinerek, ABD'li enerji şirketlerinin hidrokarbon araması alanında Yunanistan'a olan ilgisine de dikkati çekti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/yunanistan-disisleri-baka-908_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294591</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/sicak-iceceklerde-kanser-riski-tartismasi-hangi-sicaklik-daha-guvenli-294591</link>
      <pubDate>2026-10-07T14:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sıcak içeceklerde kanser riski tartışması! Hangi sıcaklık daha güvenli?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Soğuk havalarda tercih edilen sıcak içeceklerin, özellikle çay ve kahvenin, 65 dereceyi aşması halinde kanser riskini artırdığı uyarısı yapıldı. Uzmanlar, sıcak içeceklerin mukoza zarına zarar verebileceğine ve kronik hastalıklara yol açabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sıcak içeceklerde kanser riski tartışması! Hangi sıcaklık daha güvenli?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, özellikle kış aylarında artan sıcak içecek tüketimi konusunda önemli uyarılarda bulundu. Çay ve kahve gibi içeceklerin 65 derecenin üzerinde tüketilmesinin, ağız ve yemek borusu mukozasında ciddi hasara yol açabileceği belirtildi. Bilim insanları, aşırı sıcak içeceklerin kısa vadede yanık ve rahatsızlık hissine neden olabileceğini, uzun vadede ise kanser riskini artırabileceğini vurguluyor.</p><h3>Dr. Konkov: 'Sıcak içeceklerde 55 derece sınırı önemli'</h3><p>Dr. Konkov, sıcak içeceklerin güvenli tüketimi için ideal sıcaklığın 55 dereceyi geçmemesi gerektiğini belirtti. 65 dereceyi aşan içeceklerin düzenli şekilde tüketilmesi, yemek borusunda ve mide zarında mikrotahribatlara yol açabiliyor. Bu durum zamanla kronik iltihaplanmalara, hatta kötü huylu tümörlerin gelişimine zemin hazırlayabiliyor. Özellikle çay ve kahve gibi içeceklerde, demlendikten sonra en az beş dakika beklemek gerektiği vurgulandı. Dr. Konkov, kişisel hassasiyetlerin de göz önünde bulundurulmasının önemine dikkat çekti.</p><h3>Aşırı sıcak içecekler mide sağlığını da tehdit ediyor</h3><p>Uzmanlar, aşırı sıcak içeceklerin sadece yemek borusu değil, mide sağlığı açısından da risk taşıdığına dikkat çekiyor. Mide mukozasında sık sık tahrişe yol açan sıcak içecekler, kronik gastrit ve ülser şikayetlerinin artmasına neden olabiliyor. Soğuk havalarda sıcak içecek tüketirken yanıcı yudumlardan kaçınılması, içeceklerin mutlaka uygun sıcaklığa ulaşmasının beklenmesi öneriliyor. Sıcak içeceklerin doğru sıcaklıkta içilmesi, hem ağız hem de sindirim sistemi sağlığının korunmasında kritik rol oynuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/sicak-iceceklerde-kanser--464_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294590</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/fon-sorusturmasi-fatma-betul-sayan-kaya-ile-esi-ilyas-kaya-supheli-sifatiyla-ifade-verecek-294590</link>
      <pubDate>2026-10-07T14:20:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Fon soruşturması! Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya şüpheli sıfatıyla ifade verecek]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Fon soruşturması kapsamında, İlyas Kaya ile eşi Fatma Betül Sayan Kaya'nın şüpheli sıfatıyla ifade verecek.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Fon soruşturması! Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya şüpheli sıfatıyla ifade verecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen fon soruşturması kapsamında, İlyas Kaya ile eşi Fatma Betül Sayan Kaya'nın bugün şüpheli sıfatıyla ifade verecekleri öğrenildi. Ayrıca SPK'nın, Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunmasının beklendiği belirtildi.  </p><p class="MsoNormal">Gelişmeleri 24 muhabiri Ada Kahriman aktardı.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/videos/video1-0710202617890cf6.mp4" type="video/mp4"></video>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/fon-sorusturmasi-ilyas-ka-940_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.294589</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/14-bogazici-film-festivalinin-acilis-filmi-belli-oldu-294589</link>
      <pubDate>2026-10-07T13:52:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[14. Boğaziçi Film Festivali'nin açılış filmi belli oldu!]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Mısır sinemasının önemli yönetmenlerinden Marwan Hamed'in imzasını taşıyan “Diva: Ümmü Gülsüm” (El Sett: Umm Kulthum), 14. Boğaziçi Film Festivali'nin açılış filmi olarak sinemaseverlerle buluşacak. Ünlü Mısırlı sanatçı Ümmü Gülsüm'ün hayatını konu alan film, dünya prömiyerini 22. Marakeş Uluslararası Film Festivali'nde gerçekleştirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[14. Boğaziçi Film Festivali'nin açılış filmi belli oldu!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Boğaziçi Kültür  Sanat Vakfı tarafından <strong>8-15 Kasım</strong> tarihleri  arasında gerçekleştirilecek <strong>14. Boğaziçi Film Festivali</strong>nin merakla beklenen  açılış filmi belli oldu. Festivalin açılışını, Mısır'ın efsanevi sanatçısı Ümmü  Gülsüm'ün yaşam öyküsünü beyazperdeye taşıyan <strong>"Diva: Ümmü Gülsüm" (El Sett: Umm Kulthum)</strong> gerçekleştirecek.</p><p class="MsoNormal">Yönetmenliğini <strong>Marwan  Hamed'in</strong> üstlendiği  film, Ümmü Gülsüm'ün yoksul bir kırsal bölgede başlayan yaşamından, Arap  dünyasının en güçlü seslerinden birine dönüşmesine uzanan sıra dışı hikayesini  anlatıyor. Başrolünde <strong>Mona Zaki'nin</strong> yer  aldığı filmde <strong>Sayed Ragab, Ahmed Khaled Saleh, Mohamed Farag, Karim AbdelAziz ve  Ahmed Helmy</strong> de  rol alıyor.</p><p class="MsoNormal"><b>ÜMMÜ GÜLSÜM'ÜN EFSANEYE DÖNÜŞEN HİKAYESİ BEYAZPERDEDE</b></p><p class="MsoNormal">Yaklaşık 160 dakikalık biyografik yapım, <b>Paris  Olympia'nın kulisinde 69 yaşındaki Ümmü Gülsüm'ün savaşın yaraladığı Arap  dünyası için sahneye çıkmaya hazırlanmasıyla</b> başlıyor. Kırsalda  yoksulluk içinde büyüyen ve kadınların sahneye çıkmasının hoş karşılanmadığı  bir dönemde erkek kılığında şarkı söylemeye başlayan Gülsüm'ün hikayesi, sanatçının  toplumsal engellere, sınıf ayrımlarına ve kişisel kayıplara rağmen Kahire'nin  en güçlü seslerinden birine dönüşmesini merkezine alıyor.</p><p class="MsoNormal">Sanatı uğruna sağlığını ve aşkını feda eden Ümmü  Gülsüm, yalnızca müziğiyle değil, sesiyle temsil ettiği coğrafyanın hafızasında  da güçlü bir iz bırakıyor. <b>Elinde mendiliyle sahneye adım atan sanatçı</b>,  kendi döneminin toplumsal sınırlarına meydan okuyarak kaderini kendi elleriyle  yazan efsanevi bir kadın portresiyle beyazperdeye taşınıyor.</p><p class="MsoNormal"><b>"Diva: Ümmü Gülsüm"</b>, sanatçının çocukluk yıllarından şöhrete uzanan  yolculuğunu aktarırken aynı zamanda bir kadının dönemin toplumsal ve kültürel  sınırlarını aşarak kendi sesini bulma mücadelesini de gözler önüne seriyor.</p><p class="MsoNormal"><b>T.C. Kültür ve Turizm  Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü'nün desteğiyle; Turkcell ve Türk Hava  Yolları'nın ana sponsorluğunda, TRT'nin kurumsal iş ortaklığı, Anadolu  Ajansı'nın Global İletişim Ortaklığı, TV+'ın Co-sponsorluğu ve Türkmedya'nın  ana medya sponsorluğunda</b> gerçekleştirilecek <b>14.  Boğaziçi Film Festivali</b> ile ilgili tüm gelişmelere ve festivale dair  güncel haberlere www.bogazicifilmfestivali.com adresinden ve festivalin resmi sosyal  medya hesaplarından ulaşılabilir.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/bff14poster1080x1550-071020264c6cd042.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/10/07/14-bogazici-film-festival-428_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>