<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287713</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/tarih/dev-atilla-cadiri-on-binlere-kisiyi-agirladi-287713</link>
      <pubDate>2026-08-17T16:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dev Atilla Çadırı: On binlerce kişiyi ağırladı]]></title>
      <category><![CDATA[Tarih]]></category>
      <description><![CDATA[Macaristan'daki Büyük Hun-Türk Kurultayı'nda kurulan ve "dünyanın en büyük yurdu" unvanını taşıyan devasa Atilla Çadırı, replika arkeolojik eserler, savaş tasvirleri ve nadir altın taç sergisiyle ziyaretçilerini Hun dönemine doğru tarihi bir yolculuğa çıkarıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dev Atilla Çadırı: On binlerce kişiyi ağırladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>AA'nın haberine göre Hun ve Türk kökenli toplulukları buluşturmak amacıyla Macaristan'ın Bacs-Kiskun bölgesindeki Bugac kasabasında düzenlenen Büyük Hun-Türk Kurultayı kapsamında kurulan "dünyanın en büyük yurtlarından biri" Atilla Çadırı, Hun ve Türk halklarının ortak mirasının kapılarını araladı.</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42231622.jpg"/><p>Çapı yaklaşık 20, yüksekliği 7 metreyi bulan Atilla Çadırı, &quot;dünyanın en büyük yurdu (otağ)&quot; olarak nitelenirken, kurultayın en önemli simgelerinden biri haline geldi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42231626.jpg"/><p>Kurultay alanının en dikkati çekici yapılarından devasa çadır, ziyaretçilerini Hun dönemine ilişkin tarihi ve kültürel unsurların canlandırıldığı bir atmosferle karşıladı.</p><p>Çadırda Atilla dönemine ait kılıç, tabak, çanak ve mücevher gibi arkeolojik eserlerin replikaları sergilendi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42231625.jpg"/><p>On binlerce kişiyi ağırlayan çadırın içinde kurulan kapsamlı arkeoloji ve antropoloji sergisi, Hun ve Türk halklarının ortak geçmişine ışık tutarken zengin tarihini de gözler önüne serdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42231647.jpg"/><p>Dönemin savaşçılarını tasvir eden 3 süvari heykeli de Hunların askeri yaşamına ilişkin ziyaretçilere görsel bir anlatım sundu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42231634.jpg"/><p>Çadırın iç duvarlarının bir bölümünü ise Atilla liderliğindeki Hunların katıldığı savaşların tasvirleri kaplıyor.</p><p><b>"Atilla Çadırı", kılıç ve mücevherlerden savaş tasvirlerine, atlı savaşçı figürlerinden cenaze geleneklerine kadar farklı unsurlarla ziyaretçilere Hun döneminin yaşam ve savaş kültüründen kesitler sunuyor.</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42231633.jpg"/><p>Çadırın merkezine doğru ilerleyen ziyaretçileri ise serginin en dikkat çekici parçalarından biri olan devasa bir kazan karşılıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42231648.jpg"/><p>Görevlilerin AA muhabirine verdiği bilgiye göre kazan, soylu kişilerin ölümünün ardından gerçekleştirilen bir cenaze geleneğini temsil ediyor.</p><p>Bu gelenekte, hayatını kaybeden kişiye ait altın ve gümüşten yapılmış mücevherler kazanda eritiliyor, ardından kişinin anısına nehir kenarında toprağa gömülüyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42231632.jpg"/><p><b>Görevliler, söz konusu cenaze merasiminin yalnızca ölen kişinin uğurlanması anlamına gelmediğini, aynı zamanda onun hatırasının yaşatılmasını amaçladığını söyledi.</b></p><p>Bu uygulamayla toplumun daha sonra yeniden bir araya gelerek hayatını kaybeden kişiyi anmasının hedeflendiği belirtiliyor.</p><p>Atilla Çadırı&#39;ndaki &quot;Ordos&#39;tan Örseg&#39;e: Hunların, Türklerin, Macarların Hazineleri&quot; isimli sergi de uğrak noktalarından biri oldu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42231635.jpg"/><p>Çadırın hemen yanında &quot;Hun ve Avar Dönemi Kuyumculuk Sanatının Hazineleri&quot; ismiyle Macaristan Ulusal Müzesi tarafından kurulan sergide, Atilla döneminden kalan eserlerin replikaları sergilendi.</p><p><b>- Atilla Çadırı'ndaki en büyük ilgi odağı "altın taç"</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42231641.jpg"/><p class="">Kurultayın organizatörlerinden Macar Turan Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Varga Zoltan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, <b>çadıra, Macar tarihindeki en büyük isimlerden biri olan Atilla'nın ismini özellikle verdiklerini söyledi.</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42231627.jpg"/><p>Zoltan, &quot;Bu çadırın bizim için bu kadar önemli olmasının sebebi, Turan&#39;dan gelen her türlü serginin, özellikle arkeoloji ve antropolojiye dayalı bilimsel sergilerin burada sergilenmesidir. Gördüğünüz gibi, özel arkeolojik yüz rekonstrüksiyonları var.&quot; dedi.</p><p>Atilla Çadırı&#39;ndaki en büyük ilgi odağının &quot;altın taç&quot; olduğunu aktaran Zoltan, bu tacın kökeninin Ordos bölgesinden geldiğini belirtti.</p><p>Zoltan, &quot;Bu taç, Moğolistan&#39;da bulunuyor ancak şu anda modern Çin&#39;de. Bu nedenle oldukça özel. Hun dönemini seven ve Hun dönemiyle ilgilenen insanlar için eşsiz bir başyapıt.&quot; ifadelerini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42231646.jpg"/><p>Mücevher Tasarımcısı Macar Lenya Goblarka ise &quot;Hun ve Avar Dönemi Kuyumculuk Sanatının Hazineleri&quot; isimli sergide Macar tarihine ilişkin kıymetli eserlerin sergilendiğini dile getirdi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/dev-atilla-cadiri-on-binl-671_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287710</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/milli-egitim-bakani-tekin-mufredatimizin-icerigi-insa-ettigimiz-kavramsal-cerceve-cok-onemli-287710</link>
      <pubDate>2026-08-17T15:53:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Milli Eğitim Bakanı Tekin: Müfredatımızın içeriği, inşa ettiğimiz kavramsal çerçeve çok önemli]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanı Tekin, "Müfredatımızın içeriği, inşa ettiğimiz kavramsal çerçeve çok önemli. Kavramsal çerçeveyi inşa ederken de milli birlik, beraberlik, dayanışma, vatanseverlik, vatanın bütün unsurlarına birlikte sahip çıkma gibi konular bizim için önemli." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Milli Eğitim Bakanı Tekin: Müfredatımızın içeriği, inşa ettiğimiz kavramsal çerçeve çok önemli]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Müfredatımızın içeriği, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi'nde düzenlenen Dijital Vatan Akademisi açılış dersinde yaptığı konuşmada, göreve geldiği günden bu yana birlik ve beraberlik konularına atıfta bulunduğunu belirtti.</p><p>Bunun temin edilmesinin önünde engel olarak duran şeylerle de mücadele etmeye çalıştığını, çeşitli nedenlerle oluşan sorunları ortadan kaldırabilecek yegane kurumun da Milli Eğitim Bakanlığı olduğunu ifade eden Tekin, "Herkes çocuğunu henüz daha 66 aylıkken, Milli Eğitim Bakanlığına emanet ediyor ve 12 yıl boyunca biz bu emanete sahip çıkmaya, bu emaneti yetiştirmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla bizim müfredatımızın içeriği, inşa ettiğimiz kavramsal çerçeve çok önemli. Bu kavramsal çerçeveyi inşa ederken de milli birlik, beraberlik, dayanışma, vatanseverlik, vatanın bütün unsurlarına birlikte sahip çıkma gibi konular bizim için önemli." diye konuştu.</p><p>Kuşak olarak 1980'li, 1990'lı yılları yaşadıklarını, o yıllarda milli birlik ve beraberliği, anayasa ve devlete olan sadakati zayıflatan olayların zihinlerinde çok derin izler bıraktığını hatırlatan Tekin, bu izleri yok edecek, sadakat bağını yeniden inşa edecek adımlar atmaya çalıştıklarını aktardı.</p><p>Tekin, 1990'lı yıllarda Türkiye'de yaşanan siyasi, toplumsal olaylara ve vatandaşların yaşadığı zorluklara değinerek, 28 Şubat sürecinde insanların inanç temelli ayrımcılığa maruz kaldığını söyledi.</p><p>Böyle bir ortamda milli birlik, beraberlik ve vatandaşların devlete olan itimadını sağlamaya imkan olmadığının altını çizen Tekin, "Bunu başarmanın yolu, çocuklarımıza, gençlerimize bütün bu aksaklıkları, olumsuzlukları giderecek bir şuur vermek olması gerekiyor." dedi.</p><p><b>"MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLER MÜFREDATIN BİR PARÇASI"</b></p><p>Tekin, 2023'te göreve geldikten sonra yeni müfredatı hayata geçirdiklerini, milli ve manevi değerleri, vatana bağlılığı, milletin değerlerine sahip çıkmayı da bu müfredatın bir parçası haline dönüştürdüklerini anlattı.</p><p>Bunu yaparken de konunun uzmanlarının yer aldığı 6 komisyon kurduklarını ifade eden Tekin, dijital vatan, mavi vatan, gök vatan gibi kavramları da çocuklara ve gençlere öğretmek amacıyla müfredata yerleştirdiklerini dile getirdi.</p><p>Müfredat değişikliğinin bazı tartışmalara neden olduğunu anımsatan Tekin, "Müfredat değişikliği yaptıktan sonra yaklaşık bir ay boyunca Yunanistan televizyonlarında tartışma konusu olduk. Tartışma konularından bir tanesi Mavi Vatan, Türkiye'de çocuklara öğretiliyor oldu." şeklinde konuştu. Tekin, şunları kaydetti:</p><p>"Biz bugün dünyadaki devletlerin birçoğu gibi türedi bir devlet değiliz. Biz binlerce yıllık geçmişi olan bir devlet ve milletiz. Bizi güçlü kılan şey etnik ya da dini kimliğine bakmaksızın, birbirimize olan sevgimiz, birbirimize olan bağlılığımız. Bunu kaybettiğimiz an geçmişimizle olan bütün bağımızı yitirmiş oluruz. O geçmiş gücümüzü kaybetmiş oluruz."</p><p>Bakan Tekin, Terörsüz Türkiye sürecinin de bu anlamda çok önemli olduğuna işaret etti.</p><p><b>"PEK ÇOK SUÇUN ARTIK SİBER DÜNYADA İŞLENDİĞİNİ GÖRÜYORUZ"</b></p><p>İçişleri Bakan Yardımcısı Kübra Güran Yiğitbaşı ise dijital çağdan önce tecrübe aktarımlarının büyüklerden, genç kuşağa doğru olduğunu söyledi.</p><p>Ancak bugün çok farklı bir çağın içinde olunduğunu vurgulayan Yiğitbaşı, "Artık gençlerimiz anne babalarına, anneannelerine, dedelerine teknolojiyi anlatan, çok daha önden giden, dijital dünyada her türlü yeniliği kavrayan ve ona hakim olup sonrasında büyüklere, yetişkinlere, aile bireylerine bunları anlatan, öğreten konumundalar." diye konuştu.</p><p>Yiğitbaşı, dijital dünyada geçirilen sürenin her yaş grubu için giderek arttığına dikkati çekerek, en son okullarda yaşanan saldırıların da aile bireylerinin birbirine yakınlığına ilişkin tartışmaları gündeme getirdiğini ifade etti.</p><p>İçişleri Bakanlığı olarak suçluyla mücadeleyi, siber alan veya gerçek hayat olarak ayırmadıklarını aktaran Yiğitbaşı, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Gerek hakaret olsun, hırsızlık, dolandırıcılık olsun, gerek cinsel taciz gibi pek çok konunun ve suçun artık siber dünyada, sanal alanda işlendiğini görüyoruz. Giderek de buradaki yoğunlaşma artıyor. Dolayısıyla bizim artık kendimizi aşılamamız, çelik bir zırh, bir yelek giymemiz elzem. Tabii bunu öncelikle gençlerimiz yapacaklar. Çünkü onlar bu teknolojiye doğuşlarından itibaren hakim olarak bu dünyaya geldiler. Sonra inşallah yetişkinleri, aile bireylerini ve tüm toplumu bilgilendirecekler diye düşünüyorum. Bu bağlamda şu anki burada alacağınız eğitim çok kritik."</p><p>Yiğitbaşı, dünyada dezenformasyonla mücadelenin bütün ülkeler için küresel bir risk ve milli bir güvenlik meselesi olarak ilk sıralarda olduğunu kaydetti.</p><p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir, dezenformasyonla mücadelede en önemli unsurun toplumsal farkındalık olduğunu söyledi.</p><p>Demir, bu farkındalık gençler özelinde ne kadar çok derinleşirse bu mücadeleden o kadar çok sonuç alınacağına işaret etti.</p><p>Programda, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin akademinin açılışı dolayısıyla gönderdiği mesaj da okundu.</p><p>TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Nazım Elmas, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan ve eski Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Seyfullah Hacımüftüoğlu, Türkiye Yazarlar Birliği Başkanı Muhammet Enes Kala ve Dijital Vatan İletişim Koordinatörü Serdar Arseven de birer konuşma yaptı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/milli-egitim-bakani-tekin-906_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287708</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/alihan-kurisin-emniyet-ifadesi-ortaya-cikti-287708</link>
      <pubDate>2026-08-17T15:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Alihan Kuriş'in emniyet ifadesi ortaya çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA["Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü"ne yönelik operasyonda suç örgütü lideri olduğu öne sürülerek tutuklanan Alihan Kuriş'in emniyet ifadesi ortaya çıktı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Alihan Kuriş'in emniyet ifadesi ortaya çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında "suç örgütü kurma ve yönetme", "suç örgütüne üye olma", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından tutuklanan Kuriş, emniyet ifadesinde etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemediğini belirtti.</p><p>Şüpheli Kuriş'e, kimlik ve meslek bilgileriyle ekonomik durumu soruldu. Mimar olduğunu ve aylık ortalama 380 bin lira geliri bulunduğunu beyan eden Kuriş, üzerine kayıtlı GSM hattı olmadığını belirterek, "İletişim için genelde ofis hattını kullanırım, ancak numarayı şu an net olarak hatırlamıyorum. Bunun dışında aile üyelerimin kullandığı GSM hatları ile irtibat kurmaktayım. Benim adıma ya da başkası adına olup kullandığım hiçbir başka hat yoktur." ifadesini kullandı.</p><p>Mal varlığına ilişkin soruları da yanıtlayan Kuriş, babasından intikal eden miras gayrimenkullerinin yanı sıra Sakarya Erenler'de bir ofis hissesi, Çamlıca'da 3 katlı bir ev ile Kısıklı'da aile fertleriyle hisseli 450 metrekarelik bir arsasının olduğunu kaydetti.</p><p>Şirket ortaklıkları ve ticari faaliyetleri hakkında detay veren Kuriş, 2005'te kardeşi Hilmi Tuna Kuriş ile kurdukları ve halen yüzde 51 hissesine sahip olduğu Altun Mimarlık İnşaat firmasında aktif olarak faaliyet gösterdiğini belirtti.</p><p>Kuriş, geçmişte ELF Yapı İnşaat yüzde 49 ve dayısının şirketi olan Arden Gıda Sanayi Ticaret AŞ'de yüzde 5 hisse ortaklığı bulunduğunu beyan etti.</p><p>Kuriş'e soruşturma kapsamında suça konu şirketlerle ilişkisi de soruldu.</p><p>ELF Yapı ve Altun Mimarlık ile ortaklık bağını kabul eden Kuriş, Güldeniz İnşaat ve Ardeniz Emlak'ın annesi ve dayılarına miras kalan şirketler olduğunu söyledi.</p><p>Kayınbabası Mustafa Kösemusul'un ortak olduğu Perka Yapı, Asya Otomotiv, Ada Nakış, Verona, Ada Dokuma ve Asya Süs Bitkileri şirketleriyle ise bir bağı olmadığını savundu.</p><p>Güleryüz Kuyumculuk'un eşinin ablasının eşine ait olduğunu belirten Kuriş, bu şirketle de ticari, hukuki veya fiili bağlantısı olmadığını iddia etti.</p><p><b>MASAK RAPORU VE BANKA HAREKETLERİ</b></p><p>Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporlarında yer alan finansal veriler ve şirketler arası yüksek para hareketleri de şüpheli Kuriş'e yöneltildi.</p><p>Arden Gıda Limited Şirketi'nin 2023 yılı sonrasında işlem hacminin ciddi oranda artması, POS ciro transferleri ve çeşitli şirketler üzerinden gerçekleştirilen milyarlarca liralık para akışına ilişkin rapordaki tespitlere yönelik soru üzerine Kuriş, şirketlerin ticari ve bankacılık işlemlerinin usulüne uygun şekilde muhasebe ve mali çalışanlar tarafından takip edildiğini savundu.</p><p>Tanık ifadesinde geçen, "Kuriş'in yapının başına geçmesinin ardından ticari kurum ve yurtların yöneticileri başta olmak üzere cemaat mensuplarına 'mutlak itaat' konusunda baskı yaptığı ve yakınındaki bir grup isim aracılığıyla yapıyı yönettiği" iddiası sorulan Kuriş, tanığı tanımadığını belirterek, "Bu ifadeyi kesinlikle kabul etmiyorum. Aleyhime atılmış bir iftiradır, hayal ürünüdür." ifadelerini kullandı.</p><p>Üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini belirten Kuriş şu beyanda bulundu:</p><p>"Benim hakkımda böyle ithamların yapılmış olmasını bir itibar cellatlığı olarak değerlendiriyorum. Kesinlikle kabul etmiyorum. Ben Alihan Kuriş dedem Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin torunu varisi ve temsilcisiyim. Onu sevenler beni sever ben de onları severim. Kuran-ı Kerim hizmetlerini dedemin usulü üzerine devam ettirmek en önemli vazifemdir. Aynı zamanda bu konuda sivil toplum kuruluşunun kanaat önderiyim. Ancak yukarıda iddia edilen suçlamalarla alakalı hiç kimseye emir ve talimat vermedim. Dolayısıyla tarafıma isnat edilen asılsız suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/alihan-kurisin-emniyet-if-630_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287706</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-uraloglu-son-24-yilda-kara-yolu-altyapimiza-yaptigimiz-yatirimlarla-turkiyeyi-adeta--287706</link>
      <pubDate>2026-08-17T15:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Uraloğlu: Son 24 yılda, kara yolu altyapımıza yaptığımız yatırımlarla Türkiye'yi adeta yeniden inşa ettik]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, son 24 yılda kara yolu altyapısına yaptıkları yatırımlarla Türkiye'yi adeta yeniden inşa ettiklerini belirterek, "Ülkemizin dört bir yanını yüksek standartlı yollarla donattık." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Uraloğlu: Son 24 yılda, kara yolu altyapımıza yaptığımız yatırımlarla Türkiye'yi adeta yeniden inşa ettik]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çamlıhemşin Tünelli Geçişi'nin açılış töreninde, çayın başkenti Rize'nin ve dünyaca ünlü Ayder Yaylası'nın ulaşım altyapısının gücüne güç katacak geçişin açılışında bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.</p><p>Rize'ye bugün iki önemli müjdeyle geldiğini ifade eden Uraloğlu, Çamlıhemşin Tüneli ile birlikte Fırtına Deresi ve Hala Deresi-1 köprülerini de kapsayan 2 kilometrelik yol kesimini hizmete açacaklarını aktardı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42234145.jpg"/><p>Ayrıca Rize'yi Karadeniz'in en güçlü lojistik merkezlerinden birine dönüştürecek İyidere Lojistik Limanı'na gelecek gemileri Karadeniz'in dalgalarından koruyacak ana mendireğin son parçasını birlikte tamamlayacaklarını vurgulayan Uraloğlu, bu toprakların evladı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde "Durmak yok, yola devam" diyerek ülkenin her karış toprağına hizmet götürmeye devam ettiklerini kaydetti.</p><p>Kara yolundan demir yoluna, denizden hava yoluna ulaşımın ve haberleşmenin her alanında 2002'den bu tarafa adeta bir destan yazdıklarına dikkati çeken Uraloğlu, şimdi de Çamlıhemşin Tünelli Geçişi'ni hizmete sunarak o destana yeni bir satır, halka ve aşama daha eklediklerini anlattı.</p><p>Uraloğlu, son 24 yılda kara yolu altyapısına yaptıkları yatırımlarla Türkiye'yi adeta yeniden inşa ettiklerinin altını çizerek, şu değerlendirmede bulundu:</p><p>"Ülkemizin dört bir yanını yüksek standartlı yollarla donattık. 2002 yılında 6 bin 101 kilometre uzunluğundaki bölünmüş yol ağımızı 30 bin 120 kilometreye çıkardık. Otoyol ağımızı 3 bin 796 kilometreye yükselttik. Ülkemizde trafik akışının yoğunlaştığı doğu-batı ve kuzey-güney koridorlarını belirleyerek bu akslarda yol standartlarını yükseltmeye de devam ediyoruz. Zorlu coğrafyalarda, yüksek dağları ve derin vadileri tıpkı şu an burada olduğu gibi doğaya meydan okuyan köprü ve tünellerle aşarak çok daha güvenli ve konforlu ulaşım imkanı sağlıyoruz. Son 24 yılda 519 kilometre uzunluğunda 4 bin 272 yeni köprü inşa ettik. Toplam köprü sayımız 10 bin 239'a, uzunluğumuz ise 830 kilometreye ulaşmış durumda."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42234146.jpg"/><p>Uraloğlu, 80 yılda sadece 50 kilometre tünel inşa edildiğini belirterek, şöyle devam etti:</p><p>"Biz bu uzunluğu da yaklaşık 17 kat arttırarak 878 kilometreye çıkardık. Bu köprü ve tünelleri uç uca eklesek, bir an böyle düşünsek, Rize'den çıkıp Edirne'yi aşarak Bulgaristan Sofya'ya ulaşan bir mesafeden fazlasını yaptık demektir. Başta Sayın Cumhurbaşkanı'mız olmak üzere emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Biz bu işleri milletimizin Sayın Cumhurbaşkanı'mıza ve AK Parti'mize verdiği destekle yaptık, yapmaya da Allah'ın izniyle devam edeceğiz. Bu tünel ve köprülerimiz, üretim, ticaret, turizm, istihdam ve birliğin aktığı yaşam damarları olarak Türkiye'nin kalkınma destanına can veriyor, milletimizin yarınlarına umut ve bölgemize refah taşıyor. İşte bugün de bu anlayışla, Doğu Karadeniz'in incisi Rize'mizde, dünyaca ünlü Ayder Yaylası'na giden yolu daha güvenli ve konforlu hale getiren Çamlıhemşin Tüneli'ni ve 2 kilometrelik kesimi hizmete açmanın mutluluğunu, gururunu yaşıyoruz."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42234147.jpg"/><p><b>PROJENİN 10 KİLOMETRELİK BÖLÜMÜ TAMAMLANDI</b></p><p>Çamlıhemşin Tüneli'ni, Ardeşen-Çamlıhemşin-Ayder İl Yolu kapsamında inşa ettiklerini belirten Uraloğlu, toplam 36,5 kilometre uzunluğundaki projenin Karadeniz Sahil Yolu'nun Pazar-Ardeşen ayrımından başlayıp, Çamlıhemşin ilçe merkezinden geçerek Ayder mevkisinde son bulduğunu vurguladı.</p><p>Uraloğlu, yolun ilk 5,5 kilometrelik kesimini bitümlü sıcak karışım kaplamalı bölünmüş yol standardında, kalan kesimi ise platform genişliği 12 metre olacak şekilde tırmanma şeritli inşa ettiklerine dikkati çekti.</p><p>Bakan Uraloğlu, projenin detaylarına ilişkin şu bilgileri paylaştı:</p><p>"Projemiz kapsamında, şu an açılışını gerçekleştirdiğimiz 955 metrelik Çamlıhemşin Tüneli ile birlikte 2 bin 265 metrelik Hala Tüneli ve 450 metrelik Hala-2 Tüneli olmak üzere toplam uzunlukları 3 bin 670 metre olan 3 tek tüp tünel ve yine bugün hizmete aldığımız Fırtına Deresi ve Hala Deresi-1 köprümüzle birlikte toplam uzunlukları 345 metre olan 5 köprü bulunuyor. Ayrıca, yolun yaklaşık beşinci kilometresinde Tunca Kavşağı'ndan ayrılıp Tunca beldesine bağlantı sağlayan 3 kilometrelik bağlantı yolumuz da bu işin içerisinde yer alıyor.       Elbette Çirihinci yolumuzda yeni ikmal ihalesini yapacağız, o da hayırlı, uğurlu olsun. Böylece aslında projemizin toplam uzunluğu da 39,5 kilometreye ulaşmış oluyor."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42234148.jpg"/><p>Bu kapsamda daha önce Ayder mevkisi tarafındaki yaklaşık 8 kilometrelik kesimi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın teşrifleriyle açtıklarını anımsatan Uraloğlu, şöyle devam etti:</p><p>"Bugün de Çamlıhemşin Tüneli ile Fırtına Deresi ve Hala Deresi-1 köprülerini hizmete açarak böylece projenin toplam 10 kilometrelik bölümünü tamamlamış oluyoruz. Yine Hala Tüneli'nde kazı ve kaplama betonu çalışmalarını tamamladık. Hala-2 Tüneli'nde de kazı destekleme çalışmalarını tamamladık, halen kemer betonu imalatlarına devam ediyoruz. İnşallah Çamlıhemşin Tünelimiz ile Ayder Yaylası arasında kalan yaklaşık 7 kilometrelik kesimi de bu yıl sonuna kadar tamamlamayı hedefliyoruz."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42234149.jpg"/><p><b>ARAÇLARIN KARBON EMİSYONU 4 BİN 800 TON AZALACAK</b></p><p>Yolun önemine işaret eden Uraloğlu, şunları kaydetti:</p><p>"Bu yolumuz hem kış turizmi hem de yayla turizmi faaliyetleriyle her yıl 1 milyonu aşkın ziyaretçiyi ağırlayan dünyaca ünlü Ayder Yaylası'na ulaşım sağlamasıyla bölgenin kültürel ve ekonomik dokusunu şekillendirmesi açısından büyük önem taşıyor. Projemiz ile mevcut yolda artan trafik yoğunluğunu rahatlatarak, güzergahta daha hızlı, güvenli ve konforlu ulaşım tesis ediyoruz. Yolumuz tamamlandığında mevcut yolda 1,5 kilometre, seyahat süresinde ise 20 dakika kısalma sağlayacağız. Böylece zamandan 675 milyon lira, akaryakıttan 97 milyon lira olmak üzere yıllık ortalama 772 milyon lira tasarruf edeceğiz. Birkaç yıl içerisinde buraya harcadığımız parayı da geri almış olacağız. Ayrıca güzel Rize'mizin doğasına zarar veren araçların karbon emisyonunu da 4 bin 800 ton azaltarak, Rize'nin ve Ayder'in eşsiz doğasının korunmasına katkı sağlayacağız."</p><p>Uraloğlu, Karadeniz sahilinden iç kesimlere ulaşım kolaylığı sağlayacak projeyle tüm bölgedeki ticaret ve turizm potansiyelini de arttıracaklarına işaret ederek, "Ama özellikle bu yolumuz başta Ayder Yaylası olmak üzere tüm bölge turizmi için önemli bir dönüm noktası olacak. Neredeyse bütün yıla yayılan trafik yoğunluğunu, yolumuz sayesinde önemli ölçüde azaltarak, yerli ve yabancı turistlerimiz ile Rizeli hemşehrilerimize çok daha konforlu bir seyahat imkanı sunacağız. Daha kısa sürede, konfor ve güvenle ulaşabilme, turistlerin bölgede daha fazla zaman geçirmelerine imkan tanıyacak. Böylece başta Rize'miz olmak üzere bütün bölgemiz kazanacak. Turizm çeşitliliğini artırarak bölgenin ekonomisine önemli bir katkı sağlayacağız. Bölgeye yapılan yatırımların artmasına ve yeni turizm tesislerinin açılmasına öncülük ederek yeni istihdam imkanlarını da arttıracağız. Şimdiden hayırlı olsun." diye konuştu.</p><p>Vadinin komple imar planının yapıldığını anımsatan Uraloğlu, "Onun için de ben ayrıca tebrik ediyorum. Yasaklamak değil, doğru planlayarak doğru işler yapmalıyız. Sadece yolla, tünelle, köprüyle de olmuyor, hep beraber Allah'ın izniyle burayı çok çok daha güzel hale getirmiş olacağız." dedi.</p><p>Uraloğlu, hızla gelişen Organize Sanayi Bölgesi ve yapım çalışmaları devam eden İyidere Lojistik Limanı'nın tamamlanmasıyla Karadeniz'de daha da önemli bir lojistik üs haline gelecek Rize'nin ulaşım ihtiyaçlarına yönelik büyük projeleri hayata geçirmeye devam ettiklerini belirtti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42234150.jpg"/><p><b>"HEM İÇ HAT HEM DE DIŞ HAT UÇUŞ AĞI YENİ NOKTALARLA GENİŞLEMEYE DEVAM EDİYOR"</b></p><p>Son 24 yılda Rize'nin ulaşım ve iletişim altyapısına yaklaşık 226 milyar lira yatırım gerçekleştirdiklerine dikkati çeken Uraloğlu, "       Biz hizmet ediyoruz. Ettiğimiz hizmeti de kimsenin başına kalkmıyoruz ama bazı şeyleri de söylemekte fayda var. Çıktı dönemin CHP milletvekili şimdi Yeni Partiye mi geçti tam da bilmiyorum, dedi ki 'Bu Çamlıhemşin-Ayder Yolu'na 10 lira para koydular yapmayacaklar.' Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde söz verdiğimiz her işi yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Örneği de buradadır, buyursun. Eleştirenleri de ben bu yoldan seyahat etmeye davet ediyorum. Yaptıkları bu ayıbı da Rize halkımıza teşekkür ederek düzeltmelerini bekliyorum, hiç kimse kusura bakmasın. 2002'ye kadar sadece 12 kilometre bölünmüş yolu vardı. Biz 175 kilometre daha yaparak toplamda 187 kilometreye ulaştık. Yollarının sadece 12 kilometresi bitümlü sıcak kaplamalıydı, 387 kilometreye yükselttik. Bu sadece Karayolları Genel Müdürlüğümüzün yaptığı, İl Özel İdaremizin ve belediyemizin yaptıkları da bunun haricinde. Karadeniz Sahil Yolu, Ovit Tüneli ve Bağlantı Yolları, İkizdere Şehir Geçişi, Hurmalık-1 ve Hurmalık 2 Tünelleri ve Rizeli vatandaşlarımızın 70 yıl boyunca hayalini kurduğu Salarha Tüneli gibi çok önemli projeleri tamamladık, hayata geçirdik." diye konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42234151.jpg"/><p>Uraloğlu, bölgede devam eden projelere ilişkin şunları kaydetti:</p><p>"İyidere-İkizdere, Kendirli, Güneysu Başköy Yolları ve Ardeşen-Çamlıhemşin-Ayder İl Yolu yani buranın devamı olan kesimi Handüzü Yolu, yine İyidere-İkizdere Ovit'in kalan kesimi ve oradan Erzurum istikameti ki bu sene inşallah 3 kilometrelik Dallıkavak Tüneli'ni de hizmete açacağız. Kırık Tüneli'nde de problemlerimizi önemli ölçüde çözdük, orada da çalışmalarımıza hızlıca devam ediyoruz. Yani Rize'mizde Karayolları Genel Müdürlüğü kapsamında devam eden 16 projenin olduğunu da özellikle belirtmek isterim. İyidere Lojistik Limanı'nın da Rize'nin geleceğine vurulan altın bir mühür olduğunu da özellikle belirtmek isterim. Bu limanımız Doğu Karadeniz Bölgesi, Avrupa ve Orta Asya'ya açılan Kafkasya Koridoru üzerindeki konumu ile stratejik öneme sahip."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42234152.jpg"/><p>Rize-Artvin Havalimanı'na ilişkin de Uraloğlu, şöyle devam etti:</p><p>"Ülkemizde deniz üzerine inşa ettiğimiz 2. havalimanı olan Rize-Artvin Havalimanı, açıldığı günden bugüne kadar yaklaşık 4,5 milyon misafirimize ev sahipliği yaptı. Rize-Artvin Havalimanı'nın pist aydınlatma sistemini daha kısıtlı görüş mesafelerinde ve geceleri uçakların inişine imkan tanıyan CAT-2 seviyesine de yükselttik. İstanbul, Sabiha Gökçen, Ankara Esenboğa, Adnan Menderes ve Antalya Havalimanları olmak üzere iç hatlarda 5 ayrı noktaya haftalık 85 sefer, dış hatlarda ise Riyad, Cidde, Medine, Hofuf ve El Jouf olmak üzere 5 noktaya 11 sefer düzenlenmektedir.        Bunlar hayal, gerçekçi hayallerle başlanan ve bitirme iradesi koyan Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde hayata geçirdiğimiz projelerdir. Allah ondan razı olsun, Allah onun ömrünü bereketlendirsin, sağlıklı, uzun ömür versin. Hem iç hat hem de dış hat uçuş ağı yeni noktalarla genişlemeye devam ediyor."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/balksz1-17082026bc8cca5a.jpg"/><p>Bakan Uraloğlu, bu muazzam eserin ortaya çıkmasında emeği geçen yüklenici firma yetkililerine, Karayolları Genel Müdürlüğü çalışanlarına ve tüm paydaşlara teşekkür etti.</p><p>Çamlıhemşin Tünelli Geçişi, Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, AK Parti Rize Milletvekili Harun Mertoğlu, Karayolları Genel Müdürü Ahmet Gülşen ve Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin'in konuşmalarının ardından ulaşıma açıldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/balksz2-170820264540a3be.jpg"/><p>Bakan Uraloğlu, Togg marka araçla tünelden geçerek inceleme yaptı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/bakan-uraloglu-son-24-yil-845_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287691</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/fox-news-trump-hurmuzde-abdnin-faaliyetlerini-engellemesi-halinde-ummani-bombalayacaklarini-soyledi-287691</link>
      <pubDate>2026-08-17T14:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Fox News: Trump, Hürmüz'de ABD'nin faaliyetlerini engellemesi halinde Umman'ı "bombalayacaklarını" söyledi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, İran ile gerilimin devam ettiği Hürmüz Boğazı'nda ABD'nin faaliyetlerini engellemesi halinde Umman'ı "bombalayacaklarını" belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Fox News: Trump, Hürmüz'de ABD'nin faaliyetlerini engellemesi halinde Umman'ı "bombalayacaklarını" söyledi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fox News muhabiri Trey Yingst, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı röportajdan, ABD Başkanı'nın Hürmüz Boğazı'na ilişkin değerlendirmelerini aktardı.</p><p>Yingst'e göre Trump, Umman'ın ABD'nin Hürmüz'deki faaliyetlerine müdahale etmesi durumunda ne yapacağı sorusuna, "Umman önümüze çıkarsa, onları fena halde bombalarız." şeklinde yanıt verdi.</p><p>Trump ayrıca İran Devrim Muhafızları Ordusu yetkilileriyle gizli iletişim kanalları olduğunu söyledi.</p><p>İran'da ABD'ye ait mühimmatın "küçük bir kısmının" kullanıldığını savunan Trump, "orta seviyede çok sayıda silahları olduğunu", eski ABD Başkanı Joe Biden'ın gelişmiş sistemleri Ukrayna'ya verdiğini dile getirdi.</p><p>İran ile varılan mutabakatın süresinin dolmasına ilişkin Trump, Tahran yönetiminin "teslim olması gerektiğini" vurgulayarak, "Acelem yok." ifadesini kullandı.</p><p>Trump, ABD'nin İran'a deniz ablukasının "ekonomik baskı" oluşturduğunu belirterek, İran'ın bu konuda "blöf yaptığını" savundu.</p><p>İsrail'de ekimde yapılacak seçimleri değerlendiren Trump, "Benim İsrail seçimlerinin dışında kalmam en uygunu olur ancak (adaylardan) birini destekleyebilirim." diye konuştu.</p><p>Trump ayrıca Hamas ile farklı kanallardan iletişim kurduklarını ve Hamas'ın "silah bırakacağını" söyleyerek, İsrail'in "Gazze'ye saldırı düzenlememesi gerektiğini" ifade etti.</p><p><b>İRAN-ABD ÇATIŞMALARI VE TAHRAN İLE MASKAT'IN HÜRMÜZ BOĞAZI GÖRÜŞMELERİ</b></p><p>İran ile ABD arasında 14 Haziran'da Pakistan arabuluculuğunda varılan mutabakatın ilk aşamasında ABD'nin İran'a ait dondurulmuş varlıkları serbest bırakması karşılığında Hürmüz Boğazı'nın açılması ve İran'ın bu stratejik su yolundan geçişlerden 60 gün boyunca ücret almayacağı kararlaştırılmıştı.</p><p>ABD, mutabakatın imzalanmasının ardından İran'ın dondurulmuş varlıklarını serbest bırakmamış ve Hürmüz Boğazı'ndan geçişler için Umman kara sularından alternatif rota belirlemişti.</p><p>ABD'nin bu adımlarını mutabakatın ihlali sayan İran, Boğaz'dan geçişleri kısıtlayarak "izinsiz geçiş yapmaya çalışan" bazı gemileri vurmuştu. Mutabakata rağmen iki ülke arasındaki gerginlik, 8 Temmuz'da Hürmüz Boğazı çevresinde şiddetli çatışmaların başlamasına yol açmış ve yaklaşık 2 hafta devam etmişti.</p><p>İran, Hürmüz Boğazı'na kıyısı bulunan Umman ile Boğaz'da gemiler için güvenli geçiş yolları belirlenmesi amacıyla yeniden görüşmelere başlamıştı.</p><p><b>TRUMP, İRAN'IN NÜKLEER SİLAHA SAHİP OLMASINI ENGELLEMENİN "BİR NUMARALI HEDEF" OLDUĞUNU BELİRTTİ</b></p><p>Öte yandan, ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından İran'a ilişkin de açıklama yaptı.</p><p>Trump, "Bir numaralı hedef, İran'ın hiçbir şekilde nükleer silaha sahip olmamasını sağlamaktır ve her zaman öyle olacaktır." ifadesini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/trump-iranin-nukleer-sila-167_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287689</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/soykirima-devam-ediyor-katil-israilin-gazzeye-saldirilarinda-can-kaybi-73-bin-399a-yukseldi-287689</link>
      <pubDate>2026-08-17T14:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Soykırıma devam ediyor! Katil İsrail'in Gazze'ye saldırılarında can kaybı 73 bin 399'a yükseldi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Katil İsrail ordusunun Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 73 bin 399'a yükseldi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Soykırıma devam ediyor! Katil İsrail'in Gazze'ye saldırılarında can kaybı 73 bin 399'a yükseldi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, katil İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarında yaşanan can kayıplarına ilişkin son veriler paylaşıldı.</p><p>Son 48 saatte Gazze'deki hastanelere 5 ölü ve 18 yaralının getirildiği kaydedildi. Cenazelerden 2'sinin yeni saldırılarda hayatını kaybedenlere, 3'ünün ise enkaz altından çıkarılanlara ait olduğu ifade edildi.</p><p>Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana İsrail'in saldırılarında 1265 kişinin yaşamını yitirdiği, 4 bin 198 kişinin yaralandığı, enkaz altından ise 813 kişinin cansız bedeninin çıkarıldığı kaydedildi.</p><p>İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda toplam can kaybının 73 bin 399'a, yaralı sayısının 174 bin 310'a yükseldiği bildirildi.</p><p>Gazze Şeridi'nde enkaz altında hâlâ binlerce cenazenin bulunduğu belirtiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/soykirima-devam-ediyor-ka-944_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287688</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/yemen-hukumeti-husiler-babulmendeb-bolgesine-5-balistik-fuze-ile-saldiri-duzenledi-287688</link>
      <pubDate>2026-08-17T14:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yemen hükümeti: Husiler, Babulmendeb bölgesine 5 balistik füze ile saldırı düzenledi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Yemen hükümeti, İran destekli Husilerin ülkenin güneybatısındaki Babulmendeb bölgesini 5 balistik füzeyle hedef aldığını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yemen hükümeti: Husiler, Babulmendeb bölgesine 5 balistik füze ile saldırı düzenledi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yemen hükümetine bağlı Ulusal Direniş Güçleri, konuya ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.</p><p>Açıklamada, Husilerin ülkenin güneybatısında yer alan Babulmendeb bölgesini 5 balistik füzeyle hedef aldığı belirtildi.</p><p>Füzelerin hedeflerine, yol açtığı tahribata ya da can kaybına ilişkin bilgi paylaşılmadı.</p><p>Husilerden ise saldırıya ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.</p><p>İran destekli Husiler, 2014'ten bu yana başkent Sana dahil Yemen'in bazı bölgelerinin kontrolünü elinde tutuyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu ise 2015'ten bu yana Yemen hükümetine destek veriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/yemen-hukumeti-husiler-ba-811_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287687</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/yazar-merve-gulcemal-24-tv-arafta-sorularda-anlatti-cocuklara-namaz-egitimi-nasil-olmali-287687</link>
      <pubDate>2026-08-17T14:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yazar Merve Gülcemal, 24 TV Arafta Sorular'da anlattı: Çocuklara namaz eğitimi nasıl olmalı?]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[24 TV Arafta Sorular programında Star Gazetesi Yazarı Esra Elönü'nün sorularını yanıtlayan Yazar Merve Gülcemal, “7 yaşa kadar benim sevgimle, benim çocuğa olan sevgimle, namaza olan sevgimle, tatlı tatlı namaz gezileriyle, cami ziyaretleriyle ufak ufak. Seninle kıldığım namazların tadı bir başka oluyor davetleriyle. Namazı önce bir sevdireceğiz. 7 yaşından sonra da şunu yapmamız lazım. Namazı benim çocuğa söyleyebilmem için, kıl diyebilmem için namaz niçin kılınıyor, anlatmam lazım.' dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yazar Merve Gülcemal, 24 TV Arafta Sorular'da anlattı: Çocuklara namaz eğitimi nasıl olmalı?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yazar Merve Gülcemal, 24 TV Arafta Sorular programında Star Gazetesi Yazarı Esra Elönü'nün sorularını cevapladı.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/whatsappvideo2026081-17082026b510e4a9.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>'Bize her şeyi öğretmişler ama biz çok ilgilenmemişiz. Bilim ve bilgiyle çok eşleştirmemişiz. Peygamber Efendimiz 7 yaşına geldiklerinde çocuklarınıza namazı emredin demiş. Ama biz 7 yaşın öğrenme yaşı olduğunu Piaget'den öğrenmişiz. Aslında Peygamberimiz yaşı söylüyor. Şuanda bilim insanları 7 yaşa işaret ediyor. Peygamber Efendimiz bir Hadis-I Şerif'inda üç kişiden kalem kaldırıldığını söylemiş; buluğ çağına erinceye kadar çocuk olunduğunu ifade etmiş. Bunları bilmemiz önemli. 7 yaşa kadar benim sevgimle, benim çocuğa olan sevgimle, namaza olan sevgimle, tatlı tatlı namaz gezileriyle, cami ziyaretleriyle ufak ufak. Seninle kıldığım namazların tadı bir başka oluyor davetleriyle. Namazı önce bir sevdireceğiz. 7 yaşından sonra da şunu yapmamız lazım. Namazı benim çocuğa söyleyebilmem için, kıl diyebilmem için namaz niçin kılınıyor, anlatmam lazım.'</p><p><b>"BENCE ZATEN MASAL UYUTMAK İÇİN DEĞİL, UYANIK TUTMAK İÇİN VAR"</b></p><p>Kişi ilgiyle gerçekten geldiğini hissettirirse 45 dakikada bağ kuruyor. Bence zaten masal mesajlarıyla uyutmak için değil, uyanık tutmak için var.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/yazar-merve-gulcemal-24-t-802_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287685</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/altin-yukselis-trendinde-17-agustos-2026-pazartesi-gram-altin-ceyrek-altin-ne-kadar-oldu-s-287685</link>
      <pubDate>2026-08-17T14:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Altın yükseliş trendinde! 17 Ağustos 2026 Pazartesi gram altın, çeyrek altın ne kadar oldu? Son dakika altın fiyatları, canlı takip]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[17 Ağustos 2026 Pazartesi güncel altın fiyatları: Altın yükseliş trendinde. Altında son durum merak ediliyor. "Altın ne kadar oldu?" araştırılıyor. Güne yükseliş ile başlayan altında son dakika fiyatlar yatırımcının gündeminde. "Bugün altın fiyatları ne kadar? Gram altın, çeyrek altın alış satış fiyatı kaç lira?" soruları yanıt buldu. 17 Ağustos 2026 Pazartesi gram altın, çeyrek altın, yarım altın, cumhuriyet altını fiyatları son dakika fiyat bilgisiyle, canlı takip ile detayda karşınızda...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Altın yükseliş trendinde! 17 Ağustos 2026 Pazartesi gram altın, çeyrek altın ne kadar oldu? Son dakika altın fiyatları, canlı takip]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Altın alışverişi yapacaklar, yatırımını altında kullanacaklar dikkat! Bu haberi okumadan hareket etmeyin. Altın fiyatları sert yükseliş ivmesini sürdürüyor. Keskin yükseliş yaşayan altın, yatırımcısının gündeminde yer alıyor.</p><p>Altın yatırımcısı, son dakika altın fiyatlarını araştırıyor. Yatırımcılar, "Bugün altın fiyatları ne kadar? Gram altın, çeyrek altın alış satış fiyatı kaç lira?" sorularına cevap arıyor. Peki; 17 Ağustos 2026 Pazartesi gram altın, çeyrek altın, yarım altın, cumhuriyet altını ne kadar oldu? İşte, altın fiyatları son dakika rakamlarla ve canlı takip ile bu haberde karşınızda...</p><p><b>ALTIN 17 AĞUSTOS 2026 PAZARTESİ GÜNÜNE NASIL BAŞLADI?</b></p><p>Altın yeni güne nasıl başladı? İşte yanıtı...</p><p>Cuma günü ons fiyatındaki yükselişe paralel alış ağırlıklı bir seyir izleyen gram altın, günü 6 bin 736 liradan tamamlamıştı.</p><p>Haftanın ilk işlem günü olan 17 Ağustos 2026 Pazartesi gününe de alıcılı başlayan gram altın, saat 09.20 itibarıyla artışla 6 bin 768 lira seviyesinden işlem görüyordu. Aynı dakikalarda çeyrek altın 11 bin 83 liradan, Cumhuriyet altını da 44 bin 121 liradan satılıyordu.</p><p>Altının onsu ise aynı saatlerde yükselişle 4 bin 394 dolarda seyrediyor.</p><p><b>ALTIN FİYATLARINDA SON RAKAMLAR</b></p><p>Güne yükselişle başlayan gram altın, çeyrek altın alış satış fiyatı şimdi kaç lira oldu? Gram altın, çeyrek altın, yarım altın, cumhuriyet altını alacaklar dikkat! İşte, 17 Ağustos 2026 Pazartesi  altın fiyatlarında son rakamlar detayda karşınızda...</p><p><b>17 AĞUSTOS 2026 PAZARTESİ ALTIN FİYATLARI LİSTESİ</b></p><p><b>GRAM ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 6.769,87</p><p>Satış: 6.770,85</p><p><b>ÇEYREK ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 10.777,70</p><p>Satış: 11.025,93</p><p><b>YARIM ALTIN FİYATI</b></p><p>Alış: 21.488,04</p><p>Satış: 22.051,87</p><p><b>CUMHURİYET ALTINI</b></p><p>Alış: 44.654,00</p><p>Satış: 45.329,00</p><p><b>İniş çıkışlarıyla dikkat çeken altın fiyatlarını canlı takip etmek isteyenler aşağıdaki linkten en güncel verilere ulaşabilir.</b></p><p><b><font color="#ff0000" size="5"><a href="https://www.platinonline.com/altin-fiyatlari">GÜNCEL ALTIN FİYATLARI SAYFASINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ (CANLI TAKİP)</a></font></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/17-agustos-2026-pazartesi-152_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287684</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-gurlek-inanc-ve-dini-degerler-hicbir-sekilde-suc-faaliyetlerinin-araci-veya-kalkani--287684</link>
      <pubDate>2026-08-17T13:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: İnanç ve dini değerler, hiçbir şekilde suç faaliyetlerinin aracı veya kalkanı haline getirilemez]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Gürlek, "Devletimiz, hukukun açıkça suç saydığı eylemlerle mücadelede kararlı olduğu gibi, vatandaşlarımızın inanç ve ibadet özgürlüğünü koruma konusunda da aynı kararlılığını sürdürmektedir." ifadesini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Gürlek: İnanç ve dini değerler, hiçbir şekilde suç faaliyetlerinin aracı veya kalkanı haline getirilemez]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, "İnanç ve dini değerler, hiçbir şekilde suç faaliyetlerinin aracı veya kalkanı haline getirilemez. Devletimiz, hukukun açıkça suç saydığı eylemlerle mücadelede kararlı olduğu gibi, vatandaşlarımızın inanç ve ibadet özgürlüğünü koruma konusunda da aynı kararlılığını sürdürmektedir." ifadesini kullandı.</p><p>Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin suç örgütleri ve çetelerle mücadelesini, kim olduklarına veya hangi kisve altında faaliyet gösterdiklerine bakmaksızın, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla sürdürdüğünü belirtti.</p><p>Vatandaşların inançlarını ve dini duygularını istismar ederek suç işleyen, bu yolla haksız kazanç sağlayan yapılara karşı gerekli adımların atıldığını vurgulayan Gürlek, şunları kaydetti:</p><p>"Alihan Kuriş suç örgütü de bu kapsamda yürütülen mücadelenin örneklerinden biridir. Burada temel ölçüt, herhangi bir inanç, dini yapı veya topluluğun kimliği değil suç teşkil eden fiiller ve bu fiillerle bağlantılı yapılanmalardır. İnanç ve dini değerler, hiçbir şekilde suç faaliyetlerinin aracı veya kalkanı haline getirilemez. Devletimiz, hukukun açıkça suç saydığı eylemlerle mücadelede kararlı olduğu gibi, vatandaşlarımızın inanç ve ibadet özgürlüğünü koruma konusunda da aynı kararlılığını sürdürmektedir."</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/gundem/alihan-kurisin-gizli-kasasina-girildi-14-milyarlik-servet-ortaya-cikarildi-287634" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/alihan-kurisin-gizli-kasa-300_2-41.jpg"/></div><h3>Alihan Kuriş'in gizli kasasına girildi! 1.4 milyarlık servet ortaya çıkarıldı</h3></a>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/bakan-gurlek-inanc-ve-din-143_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287683</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/otomotiv-ihracati-yilin-7-ayinda-244-milyar-dolar-oldu-287683</link>
      <pubDate>2026-08-17T13:19:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Otomotiv ihracatı yılın 7 ayında 24,4 milyar dolar oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) pazar verilerine göre, otomotiv ihracatı adet bazında bu yılın ocak-temmuz döneminde 542 bin 401 olarak gerçekleşti. Bu dönemde toplam otomotiv ihracatı 24,4 milyar dolar oldu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Otomotiv ihracatı yılın 7 ayında 24,4 milyar dolar oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Otomotiv Sanayii Derneği (OSD)  bu yılın ocak-temmuz dönemine ait üretim ve ihracat adetleri ile pazar verilerini açıkladı.</p><p>Buna göre, yılın 7 ayında toplam otomotiv üretimi geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 8 düşüşle 767 bin 216 adet olarak kayıtlara geçti.</p><p>Otomobil üretimi ise yüzde 19 gerileyerek 424 bin 667 oldu. Traktör üretimiyle birlikte toplam üretim ise 779 bin 338'i buldu.</p><p>Ocak-temmuz döneminde ticari araç grubunda üretim geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9, ağır ticari araç grubunda yüzde 4 ve hafif ticari araç grubunda yüzde 10 arttı.</p><p>Bu dönemde, otomotiv sanayisinin kapasite kullanım oranı yüzde 62 oldu. Araç grubu bazında kapasite kullanım oranları ise hafif araçlarda (otomobil ve hafif ticari araç) yüzde 63, kamyon grubunda yüzde 57, otobüs-midibüs grubunda yüzde 69 ve traktörde yüzde 28 seviyesinde gerçekleşti.</p><p><b>YILIN 7 AYINDA İHRACAT 24,4 MİLYAR DOLARA ULAŞTI</b></p><p>Otomotiv ihracatı, ocak-temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre adet bazında yüzde 14 gerileyerek 542 bin 401 oldu.</p><p>Bu dönemde otomobil ihracatı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 29 düşüş kaydederken ticari araç ihracatı ise yüzde 8 arttı. Aynı dönemde traktör ihracatı da yüzde 20 artışla 7 bin 792 olarak gerçekleşti.</p><p>Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, toplam otomotiv sanayi ihracatı, bu yılın 7 ayında yüzde 17 pay ile sektörel ihracat sıralamasında liderliğini korudu. Söz konusu dönemde toplam otomotiv ihracatı, 2025 yılının aynı dönemine göre yüzde 2,6 artarak 24,4 milyar dolar oldu.</p><p>Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre, aynı dönemde otomobil ihracatı yüzde 9 azalarak 6,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu dönemde dolar bazında ana sanayi ihracatı yüzde 0,1, tedarik sanayi ihracatı da yüzde 4,5 arttı.</p><p><b>OTOMOBİLDE YERLİ PAYI YÜZDE 35 OLDU</b></p><p>Bu yılın 7 ayında toplam pazar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 azalarak 661 bin 249 olarak gerçekleşti.</p><p>Bu dönemde, otomobil pazarı da yüzde 12 düşüşle 502 bin 712 olarak kayıtlara geçti.</p><p>Ticari araç pazarına bakıldığında ise yılın 7 ayında geçen yılın aynı dönemine göre toplam ticari araç pazarı yüzde 5, hafif ticari araç pazarı yüzde 5, ağır ticari araç pazarı yüzde 8 geriledi.</p><p>Söz konusu dönemde otomobil satışlarındaki yerli araç payı yüzde 35, hafif ticari araç pazarında ise yüzde 23 olarak gerçekleşti.</p><p><b>OSD BAŞKANI CENGİZ EROLDU, OTOMOTİV SEKTÖRÜNÜN 7 AYLIK PERFORMANSINI DEĞERLENDİRDİ</b></p><p>Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu, otomotiv sektörünün 7 aylık performansına ilişkin yaptığı açıklamada, üretim, ihracat ve pazar göstergelerinin farklı dinamiklerle şekillendiği bir tablo gördüklerini aktardı.</p><p>Geçen yılın aynı dönemine göre üretim ve ihracatta gerileme yaşandığını belirten Eroldu, yılın 7 ayında bayram ve idari tatiller nedeniyle geçen yıla göre yaklaşık 5-6 günlük çalışma kaybı yaşandığını ifade etti.</p><p>Eroldu, bazı OSD üyelerinin yeni model ve kapasite yatırımlarını devreye almak üzere üretim hatlarında hazırlık yaptığını anlatarak, "Yeni bir ürünü üretim hattına almak için mevcut üretim temposunun belirli bir süre düşürülmesi gerekliliği sebebiyle üretim kaybını yeni yatırımlara geçiş döneminin olağan bir sonucu olarak değerlendiriyoruz." açıklamasında bulundu.</p><p>Yeni yatırımların ilerleyen süreçte hem iç pazardaki yerli araç payına hem de üretim ve ihracata önemli katkı sağlayacağını vurgulayan Eroldu, iç pazarda geçen yılın aynı döneminde yüzde 29 olan yerli üretim payının yüzde 34'e yükselmesinin, yatırımların ilk sonuçlarının görülmeye başlandığını gösterdiğini kaydetti.</p><p>Eroldu, yeni ürünlerin üretim temposunun yükselmesiyle yerli payında daha belirgin bir iyileşme beklediklerini vurguladı.</p><p>Araç grupları arasında da önemli farklılıkların söz konusu olduğunu belirten Eroldu, "Üretim düşüşü ağırlıklı olarak otomobil tarafında gerçekleşirken, hafif ticari ve ağır ticari araçlarda daha olumlu bir seyir görüyoruz. Buna karşılık traktör grubunda üretimin ciddi seviyede gerilemesi ve iç pazarın yarıdan fazla daralması dikkatle ele alınması gereken bir tablo ortaya koyuyor." değerlendirmesinde bulundu.</p><p><b>"(AB'NİN SANAYİ HIZLANDIRMA YASASI) KAMU VE ÖZEL SEKTÖR OLARAK BİRLİKTE YOĞUN ŞEKİLDE ÇALIŞIYORUZ"</b></p><p>Eroldu, sektörün gelecek dönemdeki beklentilerine değinerek, "Yeni modellerin üretim ve ihracat programlarına girmesinin pozitif yansıması yılın son çeyreğinde ve asıl olarak 2027 yılında belirgin hale gelecek." ifadesini kullandı.</p><p>İç pazardaki daralmanın üretim üzerindeki olumsuz etkisinin ve Avrupa pazarındaki talep ve rekabet koşullarının sektörün son çeyrek performansı üzerinde belirleyici olacağını belirten Eroldu, bu değerlendirmeler çerçevesinde, yılın geneline baktıklarında üretim ve ihracatın 2025 yılının bir miktar altında ancak yakın bir seviyede gerçekleşeceğini öngördüklerini aktardı.</p><p>Eroldu, 2027'de iç pazarın seyri, küresel pazarlardaki talep gelişimi, Avrupa Birliği'nin (AB) Sanayi Hızlandırma Yasa Tasarısına ilişkin gelişmeler, Çin kaynaklı rekabet, maliyet baskıları ve mevcut kapasite fazlasının sanayinin temel gündem maddeleri olmaya devam edeceğini belirtti.</p><p>AB'nin Sanayi Hızlandırma Yasası'na (IAA) ilişkin müzakere sürecinin bu yıl otomotiv sanayisinin en önemli gündemlerinden biri olduğunu vurgulayan Eroldu, şunları kaydetti:</p><p>"Müzakere sürecinin 2027 yılına sarkmasını öngörüyoruz. Avrupa, otomotiv ihracatımızın yaklaşık yüzde 70'ini gerçekleştirdiğimiz en önemli ihracat pazarımız. Türkiye ile Avrupa arasında yaklaşık 30 yılda oluşan yapı yalnızca bir ticaret ilişkisi değil, üretim, yatırım ve tedarik zincirlerini kapsayan derin bir sanayi entegrasyonu. Dolayısıyla AB'nin otomotiv sanayisine yönelik politika ve düzenlemeleri, Türkiye'nin üretim, ihracat ve yatırım performansını doğrudan etkiliyor. IAA'nın nihai içeriğinde Türkiye'nin nasıl konumlandırılacağı, ana ve tedarik sanayimizin hangi kapsamda değerlendirileceği, mevcut yatırımların yanı sıra yeni model, kapasite ve teknoloji yatırımlarını da etkileyecek."</p><p>Eroldu, beklentilerinin IAA'nın çizdiği çerçevede, Türkiye'nin Gümrük Birliği ortağı ve Avrupa otomotiv değer zincirinin ayrılmaz bir parçası olarak ana ve tedarik sanayisiyle Birlik kapsamında değerlendirilmesi olduğunu belirtti.</p><p>Bu konuda, kamu ve özel sektör olarak birlikte yoğun şekilde çalıştıklarını bildiren Eroldu, şunları kaydetti:</p><p>"Otomotiv sanayi paydaş dernekleri OİB, OSD ve TAYSAD'ın yanı sıra TÜSİAD gibi çatı kuruluşlar olarak hep birlikte Brüksel'de Avrupa Birliği kurumları ve karar alıcılarla kapsamlı görüşmeler sürdürüyoruz. Bu temaslarda Türkiye'nin Avrupa otomotiv değer zincirinin ayrılmaz bir parçası olduğunu, güçlü üretim ve tedarik yapımızın Avrupa sanayisinin rekabetçiliğine doğrudan katkı sağladığını verilerle ortaya koyuyoruz. IAA'nın mevcut entegrasyonu koruyan, yeni yatırımları teşvik eden ve öngörülebilirliği güçlendiren bir çerçevede şekillenmesi gerektiğini muhataplarımıza aktarıyoruz. 2027'de, kur-enflasyon makasının yarattığı maliyet baskısının azaltılması, ihracatçının finansmana erişiminin güçlendirilmesi ve yatırım ortamındaki öngörülebilirliğin korunması da otomotiv sanayimizin rekabet gücü açısından belirleyici olacak."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/otomotiv-ihracati-yilin-7-243_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287682</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogandan-17-agustos-mesaji-287682</link>
      <pubDate>2026-08-17T12:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "17 Ağustos" mesajı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 27. yılı nedeniyle başsağlığı mesajı yayımladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "17 Ağustos" mesajı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17 Ağustos Marmara Depremi'nin yıl dönümü nedeniyle başsağlığı mesajı yayımladı.</p><p>Erdoğan, şunları mesajında şunları ifade etti:</p><p>"17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 27'nci yıl dönümünde, hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet niyaz ediyor, acısı ilk günkü gibi yüreğimizde olan tüm kayıplarımızın ailelerine ve yakınlarına başsağlığı dileklerimi iletiyorum." </p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/hp6bawzwcaav4t1-170820268b75b86b.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/cumhurbaskani-erdogandan--174_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287681</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/japonyanin-mars-gorevi-basliyor-hedefte-phobos-ve-yasamin-kokenlerine-dair-ipuclari-var-287681</link>
      <pubDate>2026-08-17T12:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Japonya'nın Mars görevi başlıyor! Hedefte Phobos ve yaşamın kökenlerine dair ipuçları var]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Japonya, Mars'ın uyduları Phobos ve Deimos'u hedef alan MMX misyonuyla Güneş Sistemi'nin kökenlerini ve Dünya'daki yaşamın sırlarını aydınlatmayı amaçlıyor. Uluslararası iş birliğiyle yürütülen bu görev, örnek toplama ve geri dönüş hedefiyle uzay araştırmalarında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Japonya'nın Mars görevi başlıyor! Hedefte Phobos ve yaşamın kökenlerine dair ipuçları var]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Japonya, Mars'ın uyduları Phobos ve Deimos'u incelemek için başlatacağı Mars Uyduları Keşif (MMX) misyonuyla, Güneş Sistemi'nin ve Dünya'daki yaşamın kökenlerine dair bilinmeyenleri çözmeyi hedefliyor. Tanegashima Uzay Merkezi'nden önümüzdeki aylarda fırlatılması planlanan insansız uzay aracı, Mars'ın yörüngesinde yaklaşık üç yıl boyunca kalacak ve bu sürede Phobos'un yüzeyine iniş yaparak örnek toplayacak. MMX misyonu, yalnızca bilimsel araştırmalarla sınırlı kalmayıp, gelecekte insanların Mars'a yolculuğunun da önünü açacak teknolojilerin geliştirilmesine katkı sunacak. Japonya Uzay Araştırma Ajansı (JAXA) liderliğindeki bu büyük proje, uluslararası iş birliğiyle ilerliyor ve örneklerin 2031 yılında Dünya'ya getirilmesi planlanıyor.</p><h3>JAXA'nın MMX misyonu: Phobos'tan örnek toplama ve geri dönüş hedefi</h3><p>JAXA'nın hayata geçirdiği MMX misyonu, Mars'ın en büyük uydusu Phobos'un yüzeyinden en az 10 gramlık örnek toplayarak Dünya'ya getirmeyi amaçlıyor. Bu görev kapsamında, Fransız bilim insanlarının geliştirdiği IDEFIX adlı keşif aracı da Phobos'un yüzeyinde ayrıntılı gözlemler yapacak. Aynı zamanda uzay aracı, Mars'ın diğer uydusu Deimos'u da uzaktan inceleyecek. Misyonun en dikkat çekici hedeflerinden biri, toplanan örneklerin 2031 yılında Avustralya'ya güvenli şekilde ulaştırılması. JAXA yetkilileri, bu örneklerin Güneş Sistemi'nin doğuşuna ve Mars'ın uydularının nasıl oluştuğuna dair temel ipuçları sunacağını belirtiyor. MMX, Japonya'nın daha önceki Hayabusa-2 ve SLIM projelerinde edindiği deneyimlerle şekilleniyor ve teknolojik yenilikleriyle öne çıkıyor.</p><h3>Phobos ve Deimos'un kökeni: Çarpma mı, yakalama mı?</h3><p>Japonya'nın MMX misyonu, Mars'ın uydularının kökenine dair iki temel hipotezi test etmeyi amaçlıyor. "Dev çarpma" teorisi, bu uyduların Mars'a büyük bir gök cisminin çarpması sonucu oluştuğunu öne sürerken, "yakalama" hipotezi ise uyduların dış Güneş Sistemi'nden gelen asteroitlerin Mars'ın yer çekimiyle yakalanmasıyla meydana geldiğini savunuyor. Hangi teorinin doğru olduğunun anlaşılması, yalnızca Mars'ın değil, Dünya ve diğer karasal gezegenlerin de yaşanabilirliğinin kökenine ışık tutacak. Fransız astrofizikçi Patrick Michel, MMX'in, su ve organik bileşenlerin kayalık gezegenlere nasıl taşındığına dair önemli veriler sağlayacağını vurguluyor. Bu süreçlerin, Dünya'da ve Mars'ta yaşam için gerekli ortamların oluşmasında kritik rol oynadığı düşünülüyor.</p><h3>Uluslararası yarış: Çin ve ABD'nin Mars planları</h3><p>Japonya'nın MMX misyonu, küresel uzay yarışında önemli bir dönemeç oluşturuyor. Çin, Tianwen-3 uzay aracıyla 2028'de Mars'a ulaşmayı ve 2031'de örnekleri Dünya'ya getirmeyi planlıyor. Bu, Japonya'nın MMX misyonunun örnek dönüşüyle neredeyse aynı tarihlere denk geliyor. ABD'nin Perseverance keşif aracı ise Mars yüzeyinden topladığı örnekleri Dünya'ya getirmek üzere başlatılan projede, siyasi kararlar nedeniyle belirsizlik yaşıyor. Çin'in daha önceki Tianwen-1 ve Zhurong görevleri, Pekin'in uzay programındaki iddiasını ortaya koyarken, Japonya ise Hayabusa-2 ve SLIM gibi başarılı örnek toplama görevleriyle öne çıkıyor. MMX, Japonya'nın uluslararası ortaklarla yürüttüğü en kapsamlı projelerden biri olarak dikkat çekiyor ve Mars'ın gizemlerini çözme yarışında kritik bir rol üstleniyor.</p><h3>Phobos'u doğal uzay istasyonuna dönüştürme planı</h3><p>JAXA, MMX misyonuyla yalnızca bilimsel veriler toplamayı değil, aynı zamanda Phobos'u gelecekte Mars'a insanlı yolculuklar için doğal bir uzay istasyonu olarak kullanma olasılığını da araştırıyor. Bu kapsamda geliştirilen teknoloji, Mars'a gidiş-dönüş görevleri için hayati öneme sahip olacak. MMX'in iniş bacakları, Phobos'un son derece düşük yer çekimi koşullarına uyum sağlayacak şekilde özel olarak tasarlandı. Mitsubishi Electric mühendislerinden Akinari Uehara, inişin etkisini yumuşatmak için bacakların kritik öneme sahip olduğunu belirtiyor. Japonya'nın önceki Ay misyonlarında elde ettiği tecrübeler, MMX'in başarılı olması için önemli bir temel oluşturuyor. Uzaydan örnek getirme konusundaki uzmanlığıyla Japonya, Mars'ın uydularında yaşamın ve suyun kökenine dair benzersiz bulgular elde etmeyi hedefliyor.</p><p>Japonya'nın MMX misyonu, Mars'ın uyduları Phobos ve Deimos'un sırlarını ortaya çıkarmak için uluslararası bir güç birliğiyle yürütülüyor. Bilim insanları, toplanacak örneklerin Güneş Sistemi'nin evrimine ve yaşamın başlangıcına dair kritik veriler sunmasını bekliyor. Çin ve ABD'nin de dâhil olduğu küresel uzay yarışında MMX, Japonya'nın bilimsel ve teknolojik kapasitesini bir kez daha gözler önüne seriyor. 2031 yılında Dünya'ya ulaşacak örneklerle, Mars ve uydularının sırlarına bir adım daha yaklaşılmış olacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/japonyanin-mars-gorevi-ba-967_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287680</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/diyetisyenler-acikladi-tam-tahilli-ekmekten-daha-fazla-lif-iceren-6-besin-287680</link>
      <pubDate>2026-08-17T12:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Diyetisyenler açıkladı! Tam tahıllı ekmekten daha fazla lif içeren 6 besin]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Diyetisyenler, ABD'de her 10 kişiden 9'unun günlük önerilen lif miktarını karşılamadığını vurgularken, tam tahıllı ekmekle sınırlı kalmamanın önemine dikkat çekiyor. Uzmanlar, lif açısından zengin 6 besini öne çıkarıyor ve bu besinlerin sağlıklı bir diyetin vazgeçilmez parçası olması gerektiğini belirtiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Diyetisyenler açıkladı! Tam tahıllı ekmekten daha fazla lif içeren 6 besin]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Lif açısından zengin beslenmenin önemi giderek artarken, diyetisyenler tam tahıllı ekmeğin tek başına yeterli olmadığını ve günlük lif ihtiyacının karşılanmasında farklı besinlerin de mutlaka sofralarda yer alması gerektiğini belirtiyor. ABD'de yapılan araştırmalara göre, her 10 kişiden 9'u günde önerilen 25 ila 38 gram lifi alamıyor. Uzmanlar, lifin sindirim sistemini desteklemesinin yanı sıra, bağırsak sağlığını güçlendirdiğini, kan şekerini dengelediğini ve LDL kolesterolü düşürerek kalp sağlığını koruduğunu vurguluyor. Diyetisyenler, tam tahıllı ekmeğin iyi bir başlangıç olduğunu ancak tek başına yeterli lif sağlamadığını, bu nedenle bazı besinlerin beslenme düzenine mutlaka eklenmesi gerektiğini ifade ediyor.</p><h3>Diyetisyen Weiss: 'Siyah fasulye lifin anahtarı'</h3><p>Lif denince akla gelen ilk besinlerden biri olan siyah fasulye, hem bitkisel protein kaynağı hem de yüksek lif oranıyla öne çıkıyor. Yarım fincan konserve siyah fasulye yaklaşık 9 gram lif içeriyor ve bu miktar, tam tahıllı ekmek dilimindeki lifin dört katından fazla. Diyetisyen Liz Weiss, siyah fasulyenin hem çözünür hem de çözünmez lif içerdiğini, bu sayede sindirim ve kalp sağlığına iki yönlü destek sağladığını belirtiyor. Araştırmalar, günde bir fincan konserve fasulye tüketiminin, özellikle yüksek kolesterolü olan yetişkinlerde hem toplam hem de LDL kolesterolü düşürdüğünü ortaya koyuyor. Weiss, siyah fasulyenin pratikliği ve çok yönlülüğü sayesinde çorbalardan salatalara, yumurtadan tatlılara kadar pek çok tarifte rahatlıkla kullanılabileceğini söylüyor. Ayrıca, siyah fasulyenin püre haline getirilip keklere eklenmesiyle hem lezzet hem de lif miktarı artırılabiliyor.</p><h3>Diyetisyen Palmer: 'Avokado lif ve sağlıklı yağ deposu'</h3><p>Avokado, lif zengini besinler arasında öne çıkan bir başka seçenek olarak dikkat çekiyor. Diyetisyen Sharon Palmer, bir bütün avokadonun yaklaşık 10 gram lif içerdiğini ve bu miktarın, günlük lif ihtiyacının önemli bir kısmını karşıladığını ifade ediyor. Avokadonun sadece sağlıklı yağlarıyla değil, içerdiği prebiyotik lifle de bağırsak mikrobiyomunu zenginleştirdiği bilimsel olarak kanıtlandı. Yapılan araştırmalar, günde bir avokado tüketmenin LDL kolesterolde azalma sağladığını ve kalp hastalığı riskini yaklaşık yüzde 4 oranında düşürdüğünü gösteriyor. Palmer, avokadonun çok yönlü kullanımı sayesinde tostlardan salatalara, smoothie ve pudinglerden sandviçlere kadar pek çok tarife rahatlıkla eklenebileceğini belirtiyor. Ayrıca, avokadonun siyah fasulye ile birlikte kullanılmasıyla hem lezzetli hem de lif oranı yüksek Meksika esintili yemekler hazırlanabileceğine dikkat çekiyor.</p><h3>Enginar: Sebzeler arasında lif şampiyonu</h3><p>Taze buharda pişirilmiş bir enginar, yaklaşık 7 gram lif sağlayarak sebzeler arasında en yüksek lif oranına sahip besinlerden biri olarak öne çıkıyor. Konserve veya kavanozda satılan enginar kalpleri ise yaklaşık 4 gram lif içeriyor ve pratikliğiyle mutfaklarda yer buluyor. Diyetisyen Palmer, enginarın özellikle inülin adı verilen çözünür prebiyotik lif açısından zengin olduğunu ve bu özelliği sayesinde kabızlığın önlenmesine yardımcı olduğunu belirtiyor. Enginar, salatalardan makarnalara, tahıl kaselerinden soslara kadar farklı yemeklerde kullanılabiliyor. Palmer, basitçe buharda pişirilmiş enginarın sızma zeytinyağı ile tüketilmesinin hem lezzetli hem de sağlıklı bir seçenek olduğunu vurguluyor. Enginar, sağladığı lif sayesinde bağırsak sağlığını desteklerken, bütçe dostu alternatifleriyle de sofralarda yerini alıyor.</p><h3>Ahududu: Meyveler arasında lif yoğunluğu ile öne çıkıyor</h3><p>Ahududu, lif oranı yüksek meyveler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Yarım fincan ahududu yaklaşık 4 gram lif içeriyor ve bu özelliğiyle kahvaltıdan atıştırmalıklara kadar pek çok öğünde tercih ediliyor. Diyetisyen Weiss, yıl boyunca dondurulmuş ahududu bulundurmanın pratik bir çözüm olduğunu, yulaf ezmesi, yoğurt, smoothie ve lor peyniri gibi besinlerle kolayca birleştirilebileceğini belirtiyor. Ahududunun derin kırmızı rengi, içerdiği antosiyaninler sayesinde kalp sağlığını destekleyen bitki bileşenlerinin varlığına işaret ediyor. Ayrıca, keçi peyniri ve cevizle hazırlanan ıspanak salatasına eklenerek besleyici bir öğün oluşturulabiliyor. Ahududu, lifin yanı sıra sağladığı vitamin ve antioksidanlarla da sağlıklı beslenmenin vazgeçilmezlerinden biri olarak öne çıkıyor.</p><h3>Edamame: Bitkisel protein ve lifin güçlü birleşimi</h3><p>Genç soya fasulyesi olan edamame, hem lif hem de tam bitkisel protein içeriğiyle dikkat çekiyor. Kabukları soyulmuş yarım fincan edamame yaklaşık 4 gram lif sağlıyor ve dondurucu reyonlarında kolayca bulunabiliyor. Diyetisyen Weiss, edamamenin izoflavonlar içermesi sayesinde kardiyovasküler sağlık üzerinde olumlu etkiler yarattığını ve sindirimi yavaşlatarak uzun süre tokluk hissi verdiğini belirtiyor. Edamame, tahıl kaselerinden salatalara, kızarmış pirinçten sote yemeklerine kadar çeşitli tariflerde kullanılabiliyor. Ayrıca, humus ve pesto gibi soslara katılarak protein ve lif oranı artırılabiliyor. Kabuklu buharda pişirilmiş edamame ise hem atıştırmalık hem de yan yemek olarak tercih edilebiliyor. Marketlerde çıtır kavrulmuş edamame paketleri de sağlıklı atıştırmalık alternatifi olarak öne çıkıyor.</p><h3>Chia tohumu: Küçük boyutuna rağmen lif deposu</h3><p>Chia tohumları, sadece iki yemek kaşığıyla yaklaşık 10 gram lif sunarak dikkat çekiyor. Lifin yanı sıra, protein, omega-3 yağ asitleri, kalsiyum, demir, magnezyum, çinko ve çeşitli biyoaktif bileşenler içeriyor. Araştırmalar, chia tohumlarının anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğunu ve LDL kolesterol ile kan basıncını azaltmaya yardımcı olabileceğini gösteriyor. Su emme kapasitesi sayesinde, chia tohumları smoothie, gece yulafı, puding ve fırın ürünlerinde kıvam artırıcı olarak kullanılabiliyor. Diyetisyen Palmer, chia tohumlarının salata, kase, falafel, lapalar, granola, kurabiye ve keklere eklenmesini öneriyor. Ayrıca, su bağlama özellikleri sayesinde fırın ürünlerinde yumurta veya yağ alternatifi olarak da tercih edilebiliyor. Chia tohumu, hem pratik kullanımı hem de yüksek lif içeriğiyle sağlıklı beslenme düzeninin önemli bir parçası haline geliyor.</p><p>Lif alımını artırmak, yalnızca sindirim sistemi için değil, genel sağlık açısından da büyük önem taşıyor. Diyetisyenler, tam tahıllı ekmekle sınırlı kalmadan, siyah fasulye, avokado, enginar, ahududu, edamame ve chia tohumu gibi lif zengini besinleri günlük beslenme düzenine dahil etmenin, hem kısa vadede tokluk hissi sağladığını hem de uzun vadede kalp ve bağırsak sağlığını koruduğunu belirtiyor. Uzmanlar, lif eksikliğinin yaygın bir sorun olduğuna dikkat çekerek, herkesin bu altı besini sofralarına eklemesini öneriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/diyetisyenler-acikladi-ta-590_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287679</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/karaciger-yaglanmasina-karsi-sofradaki-bu-gida-dikkat-cekti-287679</link>
      <pubDate>2026-08-17T12:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Karaciğer yağlanmasına karşı sofradaki bu gıda dikkat çekti]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'de 100 milyon kişiyi etkileyen metabolik karaciğer hastalığına karşı yapılan yeni bir araştırma, günlük domates tüketiminin karaciğer yağlanmasını kilo kaybı olmaksızın önemli ölçüde azalttığını ortaya koydu. Nutrients dergisinde yayımlanan çalışma, domatesin karaciğer sağlığı üzerindeki doğrudan etkisini gözler önüne serdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Karaciğer yağlanmasına karşı sofradaki bu gıda dikkat çekti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerikan Karaciğer Vakfı'nın verilerine göre ABD nüfusunun yaklaşık yüzde 25'i, yani tahminen 100 milyon kişi, metabolik disfonksiyonla ilişkili karaciğer hastalığıyla (MASLD) karşı karşıya bulunuyor. Daha önce alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı olarak adlandırılan bu rahatsızlık, karaciğer hücrelerinde aşırı yağ birikmesiyle ortaya çıkıyor. Özellikle vücut yağ oranı yüksek olan, diyabet, yüksek kolesterol ya da yüksek trigliserit düzeyiyle yaşayan bireyleri hedef alan MASLD, çoğu zaman herhangi bir belirti vermeden ilerliyor. Ancak bu sessiz seyir, hastalığın tehlikesiz olduğu anlamına gelmiyor. MASLD tedavi edilmediğinde metabolik disfonksiyonla ilişkili steatohepatit (MASH) adı verilen çok daha ağır bir tabloya dönüşebiliyor; bu ileri evre ise siroz ve karaciğer yetmezliği gibi hayati riskleri beraberinde getiriyor. İşte tam da bu nedenle uzmanlar, hastalığın erken dönemde fark edilmesini ve yaşam tarzı değişikliklerine başlanmasını büyük önem taşıyan bir adım olarak değerlendiriyor.</p><h3>Domates tüketimi karaciğer yağını kilo kaybı olmadan azalttı</h3><p>Tıp çevrelerinde MASLD tanısı alan hastalara genellikle beslenme düzenini değiştirmeleri ve düzenli egzersiz yapmaları öneriliyor. Bu öneriler hastalığın ilerlemesini yavaşlatmayı, hatta bazı vakalarda süreci tersine çevirmeyi amaçlıyor. Ancak son dönemde araştırmacılar, diğer pek çok gıdadan daha etkili görünen tek bir besini öne çıkardı: domates. Nutrients dergisinde yayımlanan bilimsel çalışmada araştırmacılar, MASLD tanılı katılımcıları iki gruba ayırarak altı haftalık bir süreç boyunca izledi. İlk gruba her gün belirli miktarda çiğ domates ve domates sosu tüketmeleri söylendi; bu miktar kabaca bir büyük boy domates ile birkaç yemek kaşığı sosa denk geliyordu. İkinci grup ise aynı süre zarfında domatesten tamamen uzak bir diyet programı uyguladı. Altı haftanın sonunda yapılan değerlendirmeler oldukça çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Domates tüketen grubun karaciğer yağ oranı, kontrol grubuna kıyasla belirgin biçimde düştü. Bu sonuç, domatesin karaciğer sağlığı üzerindeki olumlu etkisini somut verilerle gözler önüne serdi.</p><h3>Dr. Gunn: 'Domatesin kendisi karaciğerin yağı işleme biçimini doğrudan etkiliyor'</h3><p>Çalışmanın en dikkat çekici yönlerinden biri, karaciğer yağındaki bu iyileşmenin katılımcıların vücut ağırlığında ya da genel vücut kompozisyonunda kayda değer bir değişiklik yaşanmadan gerçekleşmiş olmasıydı. Iterative Health bünyesinde hepatoloji ve obezite tıbbı baş tıp görevlisi olarak çalışan yeminli hepatolog Dr. Nadege Gunn bu durumu şöyle açıkladı: "Bu bulgu özellikle ilgi çekici, çünkü karaciğer yağındaki azalma kilo vermeyle ya da daha az yemeyle bağlantılı değil. Domatesin kendisi, karaciğerin yağı nasıl işlediği üzerinde doğrudan ve olumlu bir etki yaratıyor gibi görünüyor." Dr. Gunn'ın bu değerlendirmesi, domatesin karaciğer sağlığı açısından basit bir diyet aracı olmaktan öte, biyolojik düzeyde koruyucu bir role sahip olabileceğine işaret ediyor. Uzmanlar bu sonuçların, karaciğer yağlanmasıyla mücadelede beslenme stratejilerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koyduğunu vurguladı.</p><h3>Likopen ve beta karoten: Domatesin karaciğer sağlığını koruyan iki silahı</h3><p>Peki domates bu etkiyi nasıl sağlıyor? Yanıt, domatesin içerdiği güçlü biyoaktif bileşiklerde gizli. Domates, antioksidan ve anti-enflamatuar özellikleriyle tanınan likopen açısından en zengin besin kaynaklarının başında geliyor. Likopen, vücuttaki serbest radikallere karşı koruma sağlayan ve karaciğer hücrelerindeki iltihaplanmayı baskılayan bir pigment olarak biliniyor. Bunun yanı sıra domates, oksidatif stresi azaltma kapasitesine sahip bir diğer bitki bileşiği olan beta karoten bakımından da oldukça zengin bir kaynak. Dr. Gunn, likopenin karaciğer üzerindeki etkisini birden fazla mekanizmayla açıkladı: "Araştırmalar, likopenin karaciğerde yeni yağ üretimini azalttığını, mevcut yağın daha verimli şekilde parçalanmasını sağladığını ve kan dolaşımından karaciğere çekilen yağ miktarını düşürdüğünü gösteriyor. Yani likopen, birbirini tamamlayan birkaç farklı yoldan karaciğer fonksiyonunu destekliyor." Çalışmada hem çiğ hem de pişmiş domates kullanılması da bilinçli bir tercihti. Pişirme işlemi likopenin vücut tarafından emilimini kolaylaştırırken, çiğ domates ısıya duyarlı olan ve pişirme sırasında parçalanabilen diğer besin öğelerini koruyor. Bu nedenle uzmanlar, karaciğer sağlığı için en yüksek faydayı elde etmek isteyenlerin çiğ ve pişmiş domatesi birlikte tüketmesini öneriyor.</p><h3>Uzmanlar uyardı: Sadece domates değil, tutarlı beslenme alışkanlıkları şart</h3><p>Çalışmanın bulguları, küçük ama tutarlı beslenme tercihlerinin zamanla büyük farklar yaratabileceğini bir kez daha kanıtladı. The Earth-Centered Dietitian'ın kurucusu diyetisyen Stacey Woodson bu sonuçları "küçük ve istikrarlı seçimlerin gerçekten önemli olduğunun somut kanıtı" olarak nitelendirdi. Ancak Woodson, domatesin karaciğer sağlığını desteklediği bilinen tek gıda olmadığının altını çizdi. Anti-enflamatuar özelliklere sahip renkli sebze ve meyveler, tam tahıllar, fındık ve çeşitli tohumlar gibi lif açısından zengin besinler de karaciğer sağlığı için kritik öneme sahip. Bunlara ek olarak şeker tüketimini sınırlamanın da karaciğer üzerindeki yükü hafifletmede belirleyici bir rol oynadığını vurgulayan Woodson, "Bu tür tutarlı tercihler zamanla karaciğeriniz için anlamlı bir koruma kalkanı oluşturuyor" dedi. Sonuç olarak uzmanlar, karaciğer yağlanmasıyla mücadelede tek bir gıdaya bel bağlamak yerine, domatesi de içeren dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme programının benimsenmesini tavsiye ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/karaciger-yaglanmasina-ka-340_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287678</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/bilim-insanlari-b12-vitamininin-gizemini-cozdu-beklenmedik-suclu-virusler-cikti-287678</link>
      <pubDate>2026-08-17T12:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim insanları B12 vitamininin gizemini çözdü! Beklenmedik suçlu virüsler çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Virginia Tech'te yürütülen yeni araştırma, bakteriyofajların bakterilerde hapsolmuş B12 vitaminini serbest bırakarak mikrobiyal toplulukların dengesini kökten değiştirdiğini ortaya koydu. Bu bulgu, özellikle bağırsak mikrobiyomu ve ekosistemlerin işleyişi açısından büyük önem taşıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim insanları B12 vitamininin gizemini çözdü! Beklenmedik suçlu virüsler çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Virginia Tech'te gerçekleştirilen son araştırma, bakterileri enfekte eden virüsler olan bakteriyofajların, bakteriyel hücrelerin içinde bulunan ve dışarı çıkması oldukça zor olan B12 vitaminini serbest bıraktığını gösterdi. Bilim insanları, bu bulgunun yalnızca tek bir mikroorganizmayı değil, tüm mikrobiyal toplulukları etkileyebilecek kadar geniş kapsamlı sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Araştırmanın sonuçları, B12 vitamininin mikrobiyal ekosistemdeki dolaşımında bakteriyofajların kritik bir rol üstlendiğini gözler önüne seriyor.</p><h3>Bakteriyofajlar B12 vitamini salınımında anahtar rol üstleniyor</h3><p>Çalışmada, bakteriyofajların bakterileri enfekte ettiğinde, bu hücrelerin içindeki B12 vitamininin çevreye yayıldığı tespit edildi. Normal şartlarda, B12 vitamini yalnızca belirli bakteri ve arkealar tarafından üretilebiliyor. İnsanlar, hayvanlar ve bitkiler ise bu vitamini sentezleyemiyor ve dışarıdan almak zorunda kalıyor. Ancak B12 üretimi bakteriler için de oldukça maliyetli bir süreç olarak biliniyor. Bu nedenle, B12 üreten bakteriler genellikle vitamini hücrelerinin içinde tutuyor ve dışarıya sızdırmıyor. Araştırmacılar, bakteriyofajların saldırısıyla patlayan bakteri hücrelerinden salınan B12 vitamininin, çevredeki diğer mikroplar için hayati bir besin kaynağına dönüştüğünü ortaya koydu. Bu durum, mikrobiyal toplulukların yapısında köklü değişikliklere yol açabiliyor.</p><h3>Virginia Tech ekibinden çarpıcı deneysel kanıtlar</h3><p>Virginia Tech'ten biyolog Bryan Hsu ve ekibi, kontrollü laboratuvar ortamında B12 üretebilen bir bakteri ile bu vitamine bağımlı ancak kendisi üretemeyen farklı bir bakteri türünü aynı sisteme yerleştirdi. Deneyin ilk aşamasında, B12 üreticisi bakteri canlı kaldığında, bağımlı bakteri yeterli B12 vitaminine ulaşamadığı için gelişemedi. Ancak, bakteriyofajların devreye girmesiyle birlikte B12 üreticisi bakteriler yok oldu ve hücrelerinde depoladıkları B12 vitamini çevreye yayıldı. Bu durumda, B12'ye bağımlı olan bakterilerin hızla büyüdüğü gözlendi. Araştırma ekibi, bu sonucun yalnızca bakteriyofajların varlığında ortaya çıktığını, yani B12 vitamininin kendiliğinden dışarı sızmadığını özellikle vurguladı. Deneyin devamında, genetik olarak B12 üretmeyen bir bakteri türüyle yapılan testler ise, bakteriyofajlar tarafından yok edilen bu bakterilerde B12 vitamini bulunmadığı için, B12 bağımlı mikropların yine büyüyemediğini gösterdi. Bu bulgular, B12 vitamininin mikrobiyal büyümede doğrudan belirleyici olduğunu kanıtladı.</p><h3>Bağırsak mikrobiyomu ve ekosistemler için yeni bir bakış açısı</h3><p>Araştırma, laboratuvar ortamının ötesine geçerek insan sindirim sistemiyle ilişkili ana bakteri grupları üzerinde de test edildi. Sonuçlar, bağırsak mikrobiyomunda da benzer bir mekanizmanın işlediğini ortaya koydu. B12 vitamini üreten bakteri hücreleri bakteriyofajlar tarafından yok edildiğinde, bu vitamini dışarıdan almak zorunda olan bağırsak bakterileri için yeni bir besin kaynağı oluştu. Ayrıca, B12 vitamininin zamanlaması ve bulunduğu ortamın, mikrobiyal topluluğun çeşitliliği üzerinde doğrudan etkili olduğu belirlendi. Araştırmacılar, B12 vitamininin doğrudan ortama eklenmesiyle elde edilen sonuçların, bakteriyofaj aracılığıyla salındığında oluşan etki kadar güçlü olmadığını da tespit etti. Bu da, besin maddesinin salınım şeklinin ve zamanlamasının ekosistem dinamiklerinde belirleyici olduğunu gösteriyor.</p><h3>B12 vitamininin mikrobiyal ekosistemdeki döngüsü yeniden tanımlanıyor</h3><p>Çalışmada öne çıkan bir diğer bulgu ise, bakteriyofajların yalnızca öldürdükleri bakteriler açısından değil, aynı zamanda ekosistemin tamamı üzerinde dolaylı bir besin transferi mekanizması oluşturduğuna işaret ediyor. Bakteriyofajlar, enfekte ettikleri bakterileri öldürdüklerinde, bu hücrelerin içinde biriken DNA, protein, şeker ve özellikle B12 vitamini gibi hayati moleküller çevreye yayılıyor. Bu moleküller, B12'ye bağımlı olan diğer mikroorganizmalar tarafından hızla kullanılıyor. Böylece, bakteriyofajlar mikroskobik düzeyde bir besin geri dönüşümü sistemi kuruyor ve ekosistemdeki besin zincirinin işleyişine farklı bir boyut kazandırıyor. Araştırmacılar, bu etkinin yalnızca bağırsaklarda değil, toprak ve okyanus gibi farklı ekosistemlerde de geçerli olabileceğini belirtiyor. Özellikle deniz mikrobiyal topluluklarında da bakteriyofajlar aracılığıyla B12 vitamini salınımı gözlemlendiği, önceki araştırmalarla da destekleniyor.</p><h3>Bilim dünyasında B12 vitamininin paylaşımı tartışma yaratıyor</h3><p>Virginia Tech ekibinin bulguları, mikrobiyal ekosistemlerin işleyişine dair ezberleri bozacak nitelikte. B12 vitamini gibi hayati bir molekülün, bakteriyofajlar sayesinde ekosistemdeki farklı türler arasında dolaşması, mikrobiyal toplulukların çeşitliliği ve dayanıklılığı üzerinde belirleyici bir etki yaratıyor. Araştırmacılar, bu mekanizmanın yalnızca hangi bakterilerin hayatta kalacağını değil, aynı zamanda hangi mikroorganizmaların kıt besin kaynaklarına erişebileceğini de değiştirdiğini vurguluyor. Bu durum, hem tıp hem de çevre bilimleri açısından yeni araştırma alanlarının kapılarını aralıyor. Özellikle insan sağlığı ve bağırsak mikrobiyomu üzerine çalışan bilim insanları için, bakteriyofajların B12 vitamini döngüsündeki rolü kritik bir öneme sahip.</p><p>Bakteriyofajlar ve B12 vitamini arasındaki bu dinamik ilişki, mikrobiyal ekosistemlerin karmaşık yapısını daha iyi anlamak ve gelecekteki araştırmalara yön vermek açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Virginia Tech'teki bu çalışma, mikrobiyal toplulukların besin paylaşımında virüslerin bugüne kadar gözden kaçan etkilerini ortaya çıkararak, bilim dünyasında yeni tartışmaların da önünü açıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/bilim-insanlari-b12-vitam-716_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287677</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/ankara-cankayada-icradan-satilik-bagimsiz-bolum-287677-287677</link>
      <pubDate>2026-08-17T12:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Ankara Çankaya'da bağımsız bölüm icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 8.500.000 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2026/409 ESAS sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir. </p><p><b>Artırma Bilgileri:</b></p><p>1. Artırma Başlangıç Tarih ve Saati : 06/10/2026 - 10:22</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 13/10/2026 - 10:22</p><p>2. Artırma Başlangıç Tarih ve Saati : 06/11/2026 - 10:22</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 13/11/2026 - 10:22</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2195022/emlak-konut-ankara-cankayada-bagimsiz-bolum-icradan-satiliktir">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/ankara-cankayada-icradan--657_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287676</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/trabzon-ortahisarda-icradan-satilik-daire-287676-287676</link>
      <pubDate>2026-08-17T12:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Trabzon Ortahisar ilçesinde bulunan daire icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 13.000.000 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2026/51 TLMT. sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b>Artırma Bilgileri</b></p><p>1.Artırma Başlangıç Tarih ve Saati : 22/09/2026 - 10:37</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 29/09/2026 - 10:37</p><p>2.Artırma Başlangıç Tarih ve Saati : 15/10/2026 - 10:37</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 22/10/2026 - 10:37</p><p>11/08/2026</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2194317/emlak-konut-trabzon-ortahisar-ilcesinde-bulunan-daire-icradan-satiliktir">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/trabzon-ortahisarda-icrad-542_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287675</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/eski-ak-parti-kocaeli-milletvekili-azize-sibel-gonul-hayatini-kaybetti-287675</link>
      <pubDate>2026-08-17T12:28:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Eski AK Parti Kocaeli Milletvekili Azize Sibel Gönül hayatını kaybetti]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Eski AK Parti Kocaeli Milletvekili ve AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Azize Sibel Gönül yaşamını yitirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azize Sibel Gönül'ün vefatıyla ilgili taziye mesajı yayımladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Eski AK Parti Kocaeli Milletvekili Azize Sibel Gönül hayatını kaybetti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eski AK Parti Kocaeli Milletvekili ve AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Azize Sibel Gönül, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Azize Sibel Gönül'ün vefatıyla ilgili taziye mesajı yayımladı.</p><p>Bir süredir kanser tedavisi gören Gönül, İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.</p><p>Gönül'ün cenazesi bugün İzmit Fevziye Camisi'nde ikindi namazının ardından kılınacak cenaze namazı sonrasında, İzmit Kent Mezarlığı'nda toprağa verilecek.</p><p><b>CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN BAŞSAĞLIĞI MESAJI</b></p><p>"AK Parti'mizin geçmiş dönem Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı, 23'üncü ve 24'üncü Dönem Kocaeli Milletvekilimiz, kıymetli dava ve yol arkadaşım Azize Sibel Gönül Hanımefendi'ye Allah'tan rahmet niyaz ediyor; ailesine, yakınlarına ve tüm AK Parti teşkilatına başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Mekânı cennet olsun. "</p><p><b>AZİZE SİBEL GÖNÜL KİMDİR?</b></p><p>Azize Sibel Gönül, 12 Ağustos 1966'da İstanbul'da doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesini bitiren Gönül, serbest mimar olarak çalıştı.</p><p>Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Kocaeli Mimarlar Odası Genel Sekreteri olarak görev yapan Gönül, 2001'de AK Parti'nin kuruluşu sırasında partinin Kocaeli Kurucu İl Yönetim Kurulu üyeliği ve İl Kadın Kolları Başkanlığı görevlerinde bulundu.</p><p>Gönül, 2003-2007 yılları arasında da AK Parti Kocaeli İl Yönetimi İl Sekreterliği yaptı.</p><p>23. Dönem'de Kocaeli Milletvekili seçilen Gönül, 24. Dönem'de de parlamentodaki görevini sürdürerek, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı olarak hizmet verdi.</p><p>Gönül daha sonra, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı olarak görev yaptı. İyi düzeyde İngilizce bilen Gönül, evli ve 2 çocuk annesiydi.</p><p><b>AK PARTİ SÖZCÜSÜ ÇELİK'TEN BAŞSAĞLIĞI MESAJI</b></p><p>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, NSosyal hesabından paylaştığı başsağlığı mesajında, çok üzgün olduklarını belirterek, şu ifadelere yer verdi:</p><p>"Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlarımızdan ve önceki dönemlerden milletvekilimiz, çok değerli yol arkadaşımız Azize Sibel Gönül'ü kaybettik. Merhumeye Allah'tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve tüm camiamıza başsağlığı ve sabırlar niyaz ederiz."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/ski-ak-parti-kocaeli-mill-587_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287674</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/kiyi-emniyeti-genel-mudurlugu-173-isci-alimi-yapacak-287674-287674</link>
      <pubDate>2026-08-17T12:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünden 173 kişilik daimi işçi alım ilanı yayınlandı...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, ilanlara Başvurular Türkiye İş Kurumu Üzerinden Yapılacaktır.</p><p>İlanlar, Türkiye İş Kurumunun https://esube.iskur.gov.tr/Istihdam/AcikIsIlanAra.aspx internet adresinde yayınlanacaktır.</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2198338/kamu-akademik-personel-kamu-personel-alim-ve-sinavlari-kiyi%C2%A0emniyeti%C2%A0genel%C2%A0mudurlugunden-173-daimi-isci-alim-ilani">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/kiyi-emniyeti-genel-mudur-741_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287673</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/enerji-ve-tabii-kaynaklar-bakanligindan-aile-ve-genclik-fonuna-219-milyar-lira-destek-287673</link>
      <pubDate>2026-08-17T12:03:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından Aile ve Gençlik Fonu'na 21,9 milyar lira destek]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Aile müessesesinin desteklenmesi ve gençlerin sosyal risklere karşı korunması amacıyla kurulan Aile ve Gençlik Fonu'na Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından aktarılan tutar 21,9 milyar lirayı buldu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından Aile ve Gençlik Fonu'na 21,9 milyar lira destek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Aile ve Gençlik Fonu üzerinden evlenecek gençlere sağlanan destekler sürerken enerji ve madencilik gelirlerinden aktarılan pay her geçen gün artıyor.</p><p>Fona kaynak oluşturulması amacıyla Türk Petrol Kanunu kapsamında tahsil edilen devlet hissesi ile Maden Kanunu kapsamında tahsil edilen devlet hakkının bir bölümü Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından fona aktarılıyor.</p><p>2024'te başlatılan uygulama kapsamında bu yıl fona transfer edilen tutar 7,8 milyar lirayı aştı.</p><p>Böylece Aile ve Gençlik Fonu'na petrol ve maden gelirlerinden aktarılan toplam kaynak 21,9 milyar lirayı buldu. Bu kaynağın 12,1 milyar liralık kısmı madenlerden, 9,8 milyar liralık bölümü ise petrol ve doğal gazdan geldi.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, yerli ve milli kaynaklardan elde edilen gelirleri gençlerin geleceği için seferber ettiklerini belirterek, "Bugüne kadar petrol, doğal gaz ve maden gelirlerimizden Aile ve Gençlik Fonu'na aktardığımız kaynak 21,9 milyar lirayı buldu. Sağladığımız bu imkanla 185 binden fazla gencimizin yuva kurmasına ve hayallerini gerçekleştirmesine destek verdik. Enerjide Tam Bağımsız Türkiye hedefiyle durmadan çalışmaya, ülkemizin zenginliklerini gençlerimizin refahına kullanmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.</p><p>Aile ve Gençlik Fonu'ndan yararlanmak için gerekli şartları sağlayan evlenecek gençlere, 18-25 yaş aralığında olmaları halinde 250 bin lira, 26-29 yaş aralığında olmaları halinde 200 bin lira destek sağlanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/enerji-ve-tabii-kaynaklar-889_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287672</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/iletisim-baskani-durandan-cumhurbaskani-erdoganin-al-jazeera-televizyonuna-verdigi-roporta-287672</link>
      <pubDate>2026-08-17T11:45:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İletişim Başkanı Duran'dan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Al Jazeera televizyonuna verdiği röportaja ilişkin paylaşım]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Cumhurbaşkanımız, Mekke Anlaşması'nın dünya barışına güçlü bir mesaj verdiğini ifade etti. Bu işbirliğinin ilerleyen dönemde genişleyebileceğini, Mısır'ın talep etmesi halinde görüşmelere kapının açık olduğunu belirtti." ifadesini kullandı. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İletişim Başkanı Duran'dan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Al Jazeera televizyonuna verdiği röportaja ilişkin paylaşım]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Doha merkezli Al Jazeera Arapça televizyonuna verdiği röportaja ilişkin, "Cumhurbaşkanımız, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması'nın dünya barışına güçlü bir mesaj verdiğini ifade etti. Bu işbirliğinin ilerleyen dönemde genişleyebileceğini, Mısır'ın talep etmesi halinde görüşmelere kapının açık olduğunu belirtti." ifadelerini kullandı.</p><p>Duran, NSosyal hesabından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Doha merkezli Al Jazeera Arapça televizyonuna verdiği röportaja ilişkin yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, mülakatta, Türkiye'nin dış politika gündemine, bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin önemli mesajlar verdiğini belirtti.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-mekke-anlasmasi-dunyaya-onemli-bir-mesaj-vermemiz-icin-gercek-bir-vesile-oldu-287647" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/cumhurbaskani-erdogan-mek-814_2-41.jpg"/></div><h3>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Mekke Anlaşması, dünyaya önemli bir mesaj vermemiz için gerçek bir vesile oldu</h3></a><p>Erdoğan'ın açıklamalarında, barışı önceleyen, milli menfaatlerinden, bağımsız iradesinden ve kararlı duruşundan taviz vermeyen bir Türkiye'nin güçlü dış politika vizyonunu bir kez daha ortaya koyduğunu aktaran Duran, şunları kaydetti:</p><p>"Cumhurbaşkanımız, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması'nın dünya barışına güçlü bir mesaj verdiğini ifade etti. Bu işbirliğinin ilerleyen dönemde genişleyebileceğini, Mısır'ın talep etmesi halinde görüşmelere kapının açık olduğunu belirtti. Suriye'yi Türkiye'nin kardeşi olarak nitelendiren Cumhurbaşkanımız, Suriye'yi asla yalnız bırakmayacağımızı ve istikrarının sağlanması için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeyi sürdüreceğimizi vurguladı. Cumhurbaşkanımız ayrıca en kısa zamanda Şam'ı ziyaret edeceğini açıkladı."</p><p>Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın röportajda, Gazze'nin asla yalnız bırakılamayacağını belirttiğini, Türkiye'nin bugüne kadar üzerine düşeni yaptığını ve bundan sonra da yapmaya devam edeceğini vurguladığını ifade etti.</p><p>Erdoğan'ın, Hamas'ın samimi bir yaklaşım ortaya koymasına karşılık İsrail'in saldırgan tutumunu sürdürdüğüne dikkati çekerek barışın önündeki temel engeli açıkça ortaya koyduğunu vurgulayan Duran, "Türkiye-ABD ilişkilerine de değinen Sayın Cumhurbaşkanımız, ABD Başkanı Donald Trump'tan F-35 konusunda söz aldığını belirterek bu sözün yerine getirilmesini beklediğini ve meselenin Türkiye açısından önem taşıdığını vurguladı. Avrupa Birliği konusunda ise Türkiye'yi dışarıda bırakmayı sürdüren Avrupa'ya 'Kaybeden siz olursunuz, Türkiye olmaz' diyerek net bir mesaj verdi." değerlendirmesinde bulundu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/iletisim-baskani-durandan-668_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287671</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/butce-uygulama-sonuclari-aciklandi-287671</link>
      <pubDate>2026-08-17T11:42:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bütçe uygulama sonuçları açıklandı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin merkezi yönetim bütçe gelirleri, temmuzda, 1 trilyon 412,4 milyar lira, giderleri 1 trilyon 790,5 milyar lira olarak belirlendi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bütçe uygulama sonuçları açıklandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, temmuz ayına ilişkin bütçe uygulama sonuçlarını açıkladı.</p><p>Buna göre, temmuzda bütçe gelirleri geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 28,8 artarak 1 trilyon 412 milyar 397 milyon liraya yükseldi. Bütçe giderleri de yüzde 59,8 artışla 1 trilyon 790 milyar 502 milyon liraya ulaştı.</p><p>Ocak-temmuz döneminde ise bütçe gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 37,4 artışla 9 trilyon 199 milyar 742 milyon liraya çıktı. Bütçe giderleri de aynı dönemde yüzde 36,6 yükselerek 10 trilyon 520 milyar 682 milyon lira oldu.</p><p>Merkezi yönetim bütçesi, temmuzda, 378 milyar 105 milyon lira, ocak-temmuz döneminde 1 trilyon 320 milyar 940 milyon lira açık verdi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/butce-uygulama-sonuclari--876_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287670</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/trumptan-guney-kore-karari-abd-ortak-askeri-tatbikatlari-azaltacak-287670</link>
      <pubDate>2026-08-17T11:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trump'tan Güney Kore kararı! ABD ortak askeri tatbikatları azaltacak]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Güney Kore ile düzenlenen büyük çaplı askeri tatbikatların azaltılacağını açıkladı. Trump'ın bu hamlesi, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile olan ilişkilerine ve Seul'ün İran konusundaki tutumuna dayandırıldı. Karar, bölgede güvenlik dengelerini ve ABD-Güney Kore ittifakının geleceğini yeniden tartışmaya açtı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trump'tan Güney Kore kararı! ABD ortak askeri tatbikatları azaltacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, Güney Kore ile gerçekleştirilen ortak askeri tatbikatların azaltılacağını duyurdu. Bu beklenmedik açıklama, Ulchi Freedom Shield adıyla bilinen ve binlerce askerin katılımıyla Pazartesi günü başlaması planlanan büyük çaplı tatbikatların hemen öncesinde geldi. Trump, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile geliştirdiği olumlu ilişkileri ve Güney Kore'nin İran'a karşı yeterince destek vermemesini bu kararın gerekçeleri arasında gösterdi. Karar, ABD'nin bölgedeki askeri varlığı, müttefik ilişkileri ve Kore Yarımadası'ndaki güvenlik dengeleri açısından yeni bir tartışma başlattı.</p><h3>Trump: "Tatbikatlar maliyetli ve yanlış mesaj veriyor"</h3><p>Donald Trump, Güney Kore ile yürütülen ortak askeri tatbikatların yalnızca yüksek maliyetler getirdiğini değil, aynı zamanda Kuzey Kore'ye gereksiz derecede tehditkâr bir mesaj ilettiğini vurguladı. ABD'nin bu tatbikatlar için büyük harcamalar yaptığını belirten Trump, "Tatbikatların çoğu masrafını her zamanki gibi Amerika Birleşik Devletleri karşılıyor" ifadeleriyle ülkesinin yükünü öne çıkardı. Ayrıca, Kim Jong Un ile kurduğu sıcak ilişkiye dikkat çekerek, "Tehditkar olmayan ve saygılı bir ülkeye bu türden askeri gösteriler göndermek, dostane ilişkilerimize zarar veriyor" dedi. Trump'ın bu yaklaşımı, ABD'nin Güney Kore ile askeri iş birliğinin geleceği konusunda yeni soru işaretleri doğurdu. Özellikle, Kuzey Kore'nin nükleer kapasitesinin ve balistik füze yeteneklerinin arttığı bir dönemde, tatbikatların azaltılması kararı, bölgedeki güvenlik stratejilerinin yeniden gözden geçirilmesine neden oldu.</p><h3>Güney Kore ve ABD'nin askeri ittifakında yeni bir döneme mi giriliyor?</h3><p>Güney Kore, 70 yılı aşkın süredir ABD'nin en yakın müttefiklerinden biri olarak biliniyor. İki ülke, özellikle Kuzey Kore'nin askeri tehditlerine karşı karşılıklı savunma anlaşmasına sahip ve Güney Kore, ABD'nin yurtdışındaki en büyük askeri üssü olan Camp Humphreys'e ev sahipliği yapıyor. Söz konusu tatbikatlar, sadece askeri hazırlık açısından değil, aynı zamanda iki ülke arasındaki ittifakın somut göstergesi olarak da büyük önem taşıyor. 18 bin Güney Koreli askerin katılımıyla planlanan Ulchi Freedom Shield tatbikatı, insansız hava araçları, GPS kesintileri ve siber saldırılara karşı eğitimleri de içeriyordu. Ancak Trump'ın ani açıklaması, tatbikatların kapsamının daraltılıp daraltılmayacağı konusunda belirsizlik yarattı. Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı, tatbikatların planlandığı gibi başladığını duyurdu. Buna rağmen, Trump'ın açıklamasının ardından süreçte bir değişiklik olup olmayacağı, iki ülke arasındaki askeri iş birliğinin geleceği açısından merak konusu oldu.</p><h3>Kuzey Kore'den tatbikatlara sert tepki: "Savaş provası"</h3><p>Kuzey Kore yönetimi, ABD ve Güney Kore'nin ortak askeri tatbikatlarını uzun süredir bir "savaş provası" olarak nitelendiriyor. Son olarak, Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı, bu tatbikatların ülke güvenliğine ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve bölgedeki istikrarsızlığı artırdığını savundu. Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, henüz Trump'ın tatbikatları azaltma kararına doğrudan bir yanıt vermedi. Ancak Pyongyang yönetimi, ABD'nin İran ile ilişkilerine ve Kore Yarımadası'ndaki askeri hareketliliğe ilişkin eleştirilerini sürdürüyor. Hafta sonu, Kuzey Kore'nin Japonya'dan bağımsızlık yıldönümünü kutladığı bildirildi ve Kim Jong Un'un Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e mesaj gönderdiği açıklandı. Ayrıca, Kuzey Kore'nin Moskova'ya Ukrayna'daki savaş için asker ve füze sağladığı iddiaları gündemdeki yerini koruyor. Bu gelişmeler, Kore Yarımadası'nda askeri dengelerin ve uluslararası ilişkilerin ne yönde şekilleneceği sorusunu gündeme taşıyor.</p><h3>Trump'ın Güney Kore'ye İran mesajı yeni tartışma başlattı</h3><p>Trump, Güney Kore'nin ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü politikalara destek vermemesini de eleştirdi. Sosyal medya paylaşımında, Güney Kore Cumhurbaşkanı'na İran'ın nükleer silahsızlanmasına katılıp katılmayacaklarını sorduğunu, ancak "Hayır, teşekkürler" yanıtı aldığını aktardı. Bu açıklama, ABD'nin bölgesel müttefiklerinden beklediği desteğin boyutunu ve karşılıklı beklentileri yeniden gündeme getirdi. Güney Kore ise Hürmüz Boğazı'ndaki geçiş özgürlüğüne katkı sağlamak için ABD ile yakın iletişimde olduğunu ve uluslararası tartışmalara katıldığını belirtti. Bu tür açıklamalar, iki ülke arasındaki ittifakın sadece askeri değil, diplomatik ve ekonomik boyutlarda da sınandığını gösteriyor. Trump'ın müttefiklerinden daha fazla katkı talep etmesi, ABD'nin dış politika yaklaşımında yeni bir dönemin işareti olarak görülüyor.</p><h3>Kim Jong Un ve Trump ilişkisi: Diplomatik sıcaklık mı, stratejik hesap mı?</h3><p>Trump, Kuzey Kore'nin ABD'nin uzun süredir düşmanı olmasına rağmen, Kim Jong Un ile kurduğu kişisel ilişkiyi sık sık vurguluyor. Hafta sonu Kim ile çekilmiş bir fotoğrafını paylaşan Trump, "Birçok kez gülümsediğimiz fotoğraflarımız var, Kim Jong Un ile çok iyi anlaşıyoruz" ifadelerine yer verdi. Bu dostane mesajlar, Trump'ın ilk başkanlık döneminde ABD ve Güney Kore'nin ortak askeri operasyonlarını azaltma kararlarıyla paralellik gösteriyor. 2018 yılında, nükleer müzakerelerin sürdüğü dönemde de Trump, Kore Yarımadası'nda "savaş oyunlarının" uygunsuz olduğunu savunmuştu. 2019'da ise ABD ve Güney Kore, büyük ölçekli tatbikatların daha küçük çaplı askeri eğitimlere dönüştürüleceğini açıklamıştı. Trump, bu kararların arkasında maliyet tasarrufu ve diplomatik açılımları gerekçe gösterdi. Şimdi ise, Kim ile ilişkisini yeniden gündeme taşıyarak, askeri tatbikatların azaltılması kararını savunuyor. Bu yaklaşımın, Kore Yarımadası'ndaki barış süreci ve bölgesel güvenlik dengeleri üzerindeki etkileri yakından izleniyor.</p><h3>Güney Kore: ABD ile iş birliği ve savunma duruşu sürüyor</h3><p>Trump'ın açıklamalarına rağmen, Güney Kore hükümeti tatbikatların ve ABD ile olan askeri iş birliğinin devam ettiğini bildirdi. Seul yönetimi, "sıkı birleşik savunma duruşunun" korunacağını ve ABD ile koordinasyonun süreceğini vurguladı. Güney Kore'nin başkanlık ofisi, Trump'ın yorumlarının incelendiğini ve iki ülke arasındaki ortaklıkta herhangi bir zayıflama olmayacağını belirtti. Ayrıca, Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae Myung, Kuzey Kore ile barış görüşmelerinin yeniden başlatılması çağrısında bulundu. Lee, iki Kore arasındaki teknik savaş durumunun resmen sona erdirilmesi ve 1953'te imzalanan ateşkesin kalıcı bir barış anlaşmasına dönüştürülmesi gerektiğini savundu. Güney Kore hükümeti, ABD ile olan askeri ve diplomatik ilişkilerin Kore Yarımadası'ndaki istikrar için hayati önem taşıdığını her fırsatta dile getiriyor.</p><p>Sonuç olarak, Trump'ın Güney Kore ile ortak askeri tatbikatları azaltma kararı, hem ABD'nin bölgedeki askeri stratejisini hem de müttefiklik ilişkilerini yeniden tartışmaya açtı. Kuzey Kore'nin nükleer tehditleri ve bölgedeki jeopolitik gelişmeler dikkate alındığında, bu adımın uzun vadeli etkileri dikkatle izleniyor. ABD, Güney Kore ve Kuzey Kore arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin işaretleri görülürken, askeri tatbikatlar ve diplomatik girişimler Kore Yarımadası'nın geleceğini şekillendirmeye devam ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/trumptan-guney-kore-karar-514_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287669</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/heroesun-yildizi-hayden-panettiere-hayatini-kaybetti-287669</link>
      <pubDate>2026-08-17T11:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Heroes'un yıldızı Hayden Panettiere hayatını kaybetti]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Hollywood'un tanınmış oyuncularından Hayden Panettiere, New York'taki evinde 36 yaşında hayatını kaybetti. Heroes ve Nashville dizilerindeki unutulmaz performanslarıyla bilinen Panettiere'nin ani ölümü, ailesi ve hayranları arasında büyük üzüntü yarattı. Ölüm nedeni henüz açıklanmazken, yetkililer kapsamlı bir soruşturma yürütüyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Heroes'un yıldızı Hayden Panettiere hayatını kaybetti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerikalı oyuncu Hayden Panettiere, New York'ta 36 yaşında yaşamını yitirdi. Heroes ve Nashville dizilerindeki rolleriyle uluslararası üne kavuşan Panettiere'nin vefatı, hem ailesinde hem de hayranlarında derin bir şok yarattı. Babası Alan Lee Panettiere, Pazar günü yaptığı açıklamada, kızlarının kaybının aile için tarifsiz bir acı olduğunu belirtti ve bu zor süreçte mahremiyet talebinde bulundu. Ölüm nedeni henüz netlik kazanmazken, Panettiere'nin temsilcisi, yetkililerin olayla ilgili soruşturma yürüttüğünü açıkladı.</p><h3>Babası Alan Lee Panettiere: 'Tarifsiz bir acı yaşıyoruz'</h3><p>Hayden Panettiere'nin babası Alan Lee Panettiere, yaptığı duygusal açıklamada kızlarının kaybının aile için yıkıcı bir olay olduğunu vurguladı. "Sevgili Hayden'ımızın trajik kaybını paylaşmanın derin üzüntüsü içindeyiz. O, inanılmaz bir ışık ve doğanın bir gücüydü; onu tanıyan herkese ve ekranda izleyen milyonlara ölçülemez sevgi ve neşe getirdi," ifadelerini kullanan baba Panettiere, ailenin bu zor dönemde mahremiyet istediğini özellikle belirtti. Panettiere ailesi, yakın zamanda küçük oğulları Jansen Panettiere'yi de 28 yaşında kaybetmişti. Jansen'in Şubat 2023'te aort kapak komplikasyonları nedeniyle vefat etmesi, aile için ikinci büyük kayıp olarak kayıtlara geçti. Hayden Panettiere'nin ani ölümü, hem yakın çevresinde hem de Hollywood dünyasında derin bir üzüntüye yol açtı.</p><h3>Hayden Panettiere'nin kariyeri ve özel hayatındaki dönüm noktaları</h3><p>21 Ağustos 1989'da Palisades, New York'ta dünyaya gelen Hayden Panettiere, oyunculuk kariyerine henüz 11 aylıkken bir reklam filminde oynayarak başladı. Hollywood'da hızla yükselen Panettiere, özellikle 2006 yılında NBC'nin bilim kurgu dizisi Heroes'ta canlandırdığı Claire Bennet karakteriyle dikkat çekti. Dört sezon boyunca dizide başrol oynayan Panettiere, ardından 2012-2018 yılları arasında ABC'nin Nashville dizisinde Juliette Barnes karakteriyle büyük bir hayran kitlesine ulaştı. Nashville'deki performansı, ona Altın Küre, Critics Choice, Teen Choice ve People's Choice ödüllerinde birçok adaylık getirdi. Ayrıca, 2009 yapımı I Love You, Beth Cooper, 2011 yapımı Scream 4 ve 2023 yapımı Scream VI gibi filmlerde de rol aldı. Panettiere, 2009-2011 ve 2013-2018 yılları arasında Ukraynalı boksör Wladimir Klitschko ile ilişki yaşadı ve 2014'te Kaya adında bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Kişisel hayatında ise bağımlılıkla mücadele ettiğini ve doğum sonrası depresyon yaşadığını sık sık dile getirdi. Mayıs ayında yayımladığı "This Is Me: A Reckoning" adlı anı kitabında, çocuk yıldız olarak büyümenin zorluklarını ve yaşadığı kişisel mücadeleleri samimi bir dille paylaştı.</p><h3>Ölüm nedeni belirsiz, soruşturma sürüyor</h3><p>Hayden Panettiere'nin ölüm nedeni hakkında kamuoyuna henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Oyuncunun temsilcisi, ölümle ilgili detayların araştırıldığını ve soruşturmanın devam ettiğini bildirdi. Bu gelişme, hayranları ve medya tarafından yakından takip ediliyor. Panettiere'nin yakın çevresi ve ailesi, soruşturma sürecinde mahremiyetlerine saygı gösterilmesi çağrısında bulundu. Panettiere, kariyeri boyunca birçok ödül ve adaylık elde etti; Heroes dizisindeki performansıyla Teen Choice ve Young Artist ödüllerine layık görüldü. Remember the Titans filminde Sheryl Yoast karakteriyle elde ettiği başarıyı, "Hayatımda geri dönmek isteyeceğim bir zaman varsa, o da Remember the Titans seti olurdu," sözleriyle özetlemişti. Panettiere'nin ani ölümü, sadece ailesini değil, Hollywood camiasını ve milyonlarca hayranını da derinden etkiledi.</p><p>Hayden Panettiere'nin vefatının ardından hem sinema hem televizyon dünyasında kendisine duyulan sevgi ve hayranlık bir kez daha ortaya çıktı. Oyuncunun kariyerine ve özel hayatına dair detaylar, hayranları tarafından sosyal medyada paylaşılıyor. Ölüm nedeni netleşene kadar, ailesi ve sevenleri, Panettiere'nin anısını yaşatmaya devam ediyor. Soruşturma sonuçlandığında, ölümle ilgili daha fazla bilginin kamuoyu ile paylaşılması bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/heroesun-yildizi-hayden-p-915_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287668</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/bilim-insanlari-yaslanmanin-kemik-iliginden-yayilabilecegine-dair-yeni-ipuclari-buldu-287668</link>
      <pubDate>2026-08-17T11:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim insanları yaşlanmanın kemik iliğinden yayılabileceğine dair yeni ipuçları buldu]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Berkeley Üniversitesi'nden bilim insanlarının Nature Aging'de yayımladığı araştırmada, kemik iliğinde üretilen kan kök hücrelerinin yaşlanma sürecine etkisi mercek altına alındı. Araştırma, SIRT3 adlı proteinin azalmasının bağışıklık sistemi ve vücuttaki iltihap düzeyleri üzerinde belirleyici rol oynayabileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim insanları yaşlanmanın kemik iliğinden yayılabileceğine dair yeni ipuçları buldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Berkeley Üniversitesi'nden bir araştırma ekibi, kemik iliğinde bulunan kan kök hücrelerinin yaşlanma sürecine etkisini ortaya koyan yeni bulgulara ulaştı. Nature Aging dergisinde yayımlanan bu çalışma, kan kök hücrelerinde yaşla birlikte azalan SIRT3 adlı bir proteinin, vücutta iltihap düzeylerini ve yaşlanma belirtilerini artırabileceğini gösterdi. Araştırmada, genetik olarak değiştirilmiş ve daha fazla SIRT3 üreten kök hücreler, genç farelere nakledildi. Sonuçlar, bu farelerde iltihap düzeyinin azaldığını, kas ve akciğer fonksiyonlarının iyileştiğini ve genel sağlık göstergelerinde olumlu değişiklikler yaşandığını ortaya koydu. Bilim insanları, kan kök hücrelerindeki değişimlerin yalnızca kemik iliğiyle sınırlı kalmadığını, bağışıklık hücreleri üzerinden vücudun farklı bölgelerine yayıldığını vurguladı.</p><h3>Danica Chen: 'SIRT3 ile yaşlanmanın seyri değişebilir'</h3><p>Araştırma ekibinin başında yer alan biyolog Danica Chen, kan kök hücrelerinde başlayan değişikliklerin, üretilen bağışıklık hücreleri aracılığıyla uzak organlara kadar etkili olabileceğini belirtti. Chen, "En güçlü kanıt, nakil ve adaptif transfer deneylerimizden geliyor" diyerek, hem nakil yapılan hem de bağışıklık hücreleri aktarılan farelerde benzer olumlu sonuçlar elde ettiklerini ifade etti. SIRT3 seviyeleri artırılan kök hücreler, iltihabı teşvik eden bağışıklık hücrelerinin üretimini azaltırken, bu durum farelerin kas gücü, hafıza ve akciğer sağlığı gibi birçok alanda daha iyi performans göstermesini sağladı. Araştırmacılar, SIRT3'ün bağışıklık sistemini yaşlanmaya karşı koruyan önemli bir unsur olabileceği üzerinde durdu. Ancak bu sürecin insanlarda da aynı şekilde işleyip işlemediği henüz kesinlik kazanmadı.</p><h3>Kan kök hücreleri yaşlanmada kilit rol üstleniyor</h3><p>Çalışmada, kan kök hücrelerinde SIRT3 seviyesinin yaşla birlikte azalmasının, bağışıklık sisteminde iltihap artışına yol açtığı belirlendi. Bu durum, sadece kan dolaşımını değil, kaslar, akciğerler ve beyin gibi hayati organlarda da yaşlanma belirtilerinin hızlanmasına neden oldu. Araştırmacılar, SIRT3 artırılmış kök hücrelerin genç farelere nakledilmesiyle, bu hayvanların daha uzun mesafeler koşabildiğini, hafıza testlerinde daha iyi sonuçlar aldığını ve kan şekeri kontrolünde üstünlük sağladığını tespit etti. Ayrıca, bağışıklık hücrelerinin başka farelere aktarılması da benzer olumlu etkiler yarattı. Bu bulgular, kan kök hücrelerinin yaşlanma sürecinde aktif bir rol oynadığını ve vücudun farklı bölgelerinde meydana gelen değişimlerin kaynağında olabileceğini gösterdi.</p><h3>SIRT3 araştırmaları insanlara umut olabilir mi?</h3><p>Bilim insanları, elde edilen sonuçların insanlara da uygulanabilir olup olmadığını araştırmaya devam ediyor. Şu ana kadar yapılan deneyler, genetik olarak değiştirilmiş kök hücreler ve fareler üzerinde gerçekleştirildi. Bu nedenle, SIRT3 proteininin insan kan kök hücrelerinde de benzer bir etki gösterip göstermediği henüz netlik kazanmadı. Araştırmacılar, SIRT3 seviyesinin artırılmasının yaşlanmayı yavaşlatıp yavaşlatmadığını ya da insanlarda yaşam süresini uzatıp uzatmadığını kesin olarak söylemek için daha fazla çalışma yapılması gerektiğini belirtiyor. Ancak, kan kök hücreleri ve SIRT3 proteini üzerine yapılan bu araştırmalar, yaşlanma sürecinin biyolojik temelleri hakkında önemli ipuçları sunuyor. Uzmanlar, ilerleyen dönemde bu alanda yapılacak yeni çalışmaların, yaşlanmaya bağlı hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde yeni yollar açabileceği görüşünde birleşiyor.</p><p>Sonuç olarak, Berkeley Üniversitesi'nin liderliğinde yürütülen bu araştırma, kemik iliği ve kan kök hücrelerinin yaşlanma sürecindeki etkisinin sanılandan çok daha kapsamlı olduğunu ortaya koydu. SIRT3 proteininin bağışıklık sistemi ve iltihap üzerinde belirleyici rol oynayabileceği tespit edildi. İnsanlarda da benzer mekanizmaların geçerli olup olmadığının anlaşılması için daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç duyuluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/bilim-insanlari-yaslanman-989_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287667</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/spacexten-abdde-tarihi-rekor-38-dakikada-iki-falcon-9-firlatildi-287667</link>
      <pubDate>2026-08-17T11:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[SpaceX'ten ABD'de tarihi rekor! 38 dakikada iki Falcon 9 fırlatıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[SpaceX, ABD'de gerçekleşen iki Falcon 9 fırlatmasıyla uzay uçuşu tarihinde yeni bir döneme imza attı. Şirket, yalnızca 38 dakika arayla iki farklı kıyıdan roket göndererek kendi rekorunu geride bıraktı ve uzay yarışında çıtayı yükseltti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[SpaceX'ten ABD'de tarihi rekor! 38 dakikada iki Falcon 9 fırlatıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD merkezli uzay şirketi SpaceX, 15 Ağustos Cumartesi akşamı, uzay endüstrisinde tarihi bir başarıya imza attı. Elon Musk'ın liderliğindeki şirket, yalnızca 38 dakika arayla iki farklı Falcon 9 roketini ABD'nin zıt kıyılarından fırlatarak, yörüngeler arası uçuşlar arasındaki en kısa süre rekorunu kırdı. Bu yeni rekor, SpaceX'in 31 Ağustos 2024'teki 27 dakikalık önceki rekorunu geride bıraktı. Florida'daki Cape Canaveral Uzay Kuvvetleri İstasyonu'ndan başlatılan ilk fırlatma, Louisiana merkezli Globalstar şirketi için düşük Dünya yörüngesine sekiz uydu taşıdı. Ardından, Kaliforniya'nın Vandenberg Uzay Kuvvetleri Üssü'nden gerçekleştirilen ikinci fırlatma ise ABD Uzay Kuvvetleri'nin gizemli USSF-366 görevini başlattı.</p><h3>SpaceX: 'Fırlatma hızıyla uzayda yeni standart belirledik'</h3><p>SpaceX, uzay uçuşu alanında hız ve verimlilik bakımından rakip tanımıyor. Şirketin Starlink projesiyle kurduğu devasa uydu ağı, neredeyse 11.000 uyduya ulaşarak küresel internet erişimini genişletiyor. 15 Ağustos'ta gerçekleştirilen çift fırlatma, SpaceX'in operasyonel kapasitesini gözler önüne serdi. İlk Falcon 9 roketi, Cape Canaveral'dan saat 21:12'de havalanarak Globalstar için sekiz iletişim uydusunu başarıyla yörüngeye taşıdı. SpaceX, her bir uydunun fırlatmadan yaklaşık 56,5 dakika sonra altı dakikalık bir süreçte ayrıldığını sosyal medya hesaplarından duyurdu. Bu hızlı ve koordineli operasyon, şirketin fırlatma teknolojisinde ulaştığı noktayı net biçimde ortaya koydu.</p><h3>ABD Uzay Kuvvetleri'nin gizemli USSF-366 görevi dikkat çekti</h3><p>İkinci fırlatma ise Kaliforniya'daki Vandenberg Üssü'nden saat 21:50'de gerçekleşti. Bu görevde Falcon 9, ABD Uzay Kuvvetleri için USSF-366 adı verilen ve detayları kamuoyuna açıklanmayan özel bir misyonu başlattı. Uzay gözlemcileri, bu görevde Starshield uydu platformunun kullanılmış olabileceğini belirtiyor. Starshield, SpaceX'in ABD hükümeti için geliştirdiği, ulusal güvenlik odaklı modifiye edilmiş Starlink uydularından oluşan bir sistem olarak biliniyor. Roketin üst aşamasının USSF-366 yükünü tam olarak ne zaman ve nerede bırakacağı ise gizli tutuldu. SpaceX, ulusal güvenlik protokolleri gereği, birinci aşama inişinden hemen sonra canlı yayını sonlandırdı ve görevle ilgili ayrıntıları paylaşmadı.</p><h3>Çift fırlatma, inişlerde de başarı getirdi</h3><p>15 Ağustos'ta gerçekleştirilen her iki fırlatma da başarılı roket inişleriyle tamamlandı. Globalstar görevini üstlenen Falcon 9'un birinci aşaması, fırlatmadan yaklaşık sekiz dakika sonra Cape Canaveral'a güvenli şekilde döndü. Bu itici için 14. başarılı uçuş kayda geçti. Diğer yandan, USSF-366 görevinde kullanılan Falcon 9'un birinci aşaması ise, fırlatmadan 8,5 dakika sonra Pasifik Okyanusu'ndaki "Of Course I Still Love You" adlı dron gemisine iniş yaptı. Bu itici, bugüne kadar 18 farklı uzay görevi gerçekleştirdi. SpaceX'in bu çift fırlatması, 2026 yılı itibarıyla Falcon 9'un toplam fırlatma sayısını 96'ya çıkardı. Bu görevlerin yaklaşık yüzde 75'ini Starlink misyonları oluşturdu. Şirket, bu başarılarla sadece fırlatma sayısında değil, yeniden kullanılabilir roket teknolojisinde de liderliğini pekiştirdi.</p><p>SpaceX'in 38 dakikalık çift fırlatması, hem uzay araştırmaları hem de ticari uydu taşımacılığı açısından yeni bir dönemin kapılarını araladı. Şirketin hız, güvenlik ve operasyonel kabiliyet konusundaki bu atılımı, uzay endüstrisinde rekabeti daha da kızıştırıyor. Uzmanlar, SpaceX'in bu başarısının önümüzdeki yıllarda fırlatma maliyetlerini düşürerek, uzaya erişimi daha da demokratikleştireceğini öngörüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/spacexten-abdde-tarihi-re-525_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287666</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/yaslanan-eklemleri-korumanin-yolu-hareket-etmekten-geciyor-uzmanlar-dusuk-etkili-egzersizi-oneriyor-287666</link>
      <pubDate>2026-08-17T11:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yaşlanan eklemleri korumanın yolu hareket etmekten geçiyor! Uzmanlar düşük etkili egzersizi öneriyor]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Yaşlanmayla birlikte eklemleri koruyan kıkırdak ve sinovyal sıvı giderek azalırken, pek çok kişi ağrıdan kaçınmak adına hareketsiz kalmayı tercih ediyor. Ancak uzmanlar, doğru türde düşük etkili egzersizin eklem ağrısını azaltmada anti-inflamatuar ilaçlar kadar etkili olduğunu ve hareketsizliğin durumu daha da kötüleştirdiğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yaşlanan eklemleri korumanın yolu hareket etmekten geçiyor! Uzmanlar düşük etkili egzersizi öneriyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan vücudu yaşlandıkça eklemlerdeki kıkırdak dokusu ve sinovyal sıvı miktarı kademeli olarak azalıyor. Bu durum özellikle diz, kalça ve omurga gibi ağırlık taşıyan eklemlerde ciddi ağrılara yol açabiliyor. Pek çok kişi bu ağrılardan kaçınmak için egzersizden uzak durmayı tercih etse de bilim insanları tam tersini söylüyor: Doğru yaklaşımla yapılan düşük etkili egzersiz, eklem ağrısını hafifletmenin en etkili yollarından biri olarak öne çıkıyor. Yüzme, bisiklet sürme, tai chi, yoga ve engebeli arazide yürüyüş gibi aktiviteler hem dengeyi hem de eklem hareketliliğini iyileştirirken, günde birkaç dakikalık doğru hareket bile belirgin fark yaratabiliyor.</p><h3>Eklem kıkırdağı neden kendini onaramıyor?</h3><p>Yaşlanmanın pek çok olumlu tarafı bulunuyor; ancak ağrıyan eklemler bunların arasında yer almıyor. Gençlik yıllarında her türlü bükülme ve darbeye dayanıklı olan eklemler, ilerleyen yaşla birlikte zayıflamaya başlıyor. Bunun temel sebebi, sert ama esnek bir bağ dokusu olan kıkırdağın ve eklem boşluğundaki sıvının zamanla belirgin biçimde azalması. Her eklemin kemik uçlarını kaplayan eklem kıkırdağı, hareket sırasında pürüzsüz bir yüzey oluşturarak koruyucu bir yastık görevi görüyor. Sinovyal sıvı olarak adlandırılan kalın bir sıvı ise diz, kalça ve omuz gibi büyük eklemleri yağlıyor ve kıkırdakla kemik arasındaki sürtünmeyi en aza indiriyor. Üstelik bu sıvı, kıkırdağa hayati besinleri taşıyan tek kaynak konumunda bulunuyor çünkü kıkırdak dokusunun kendine ait bir kan dolaşımı yok. Bu yüzden kıkırdak, hasar gördüğünde kendini onarmada son derece yetersiz kalıyor.</p><h3>Osteoartrit 500 milyondan fazla insanı etkiliyor</h3><p>Kıkırdağın kademeli olarak bozulması, tıp dünyasında osteoartrit olarak biliniyor. Dünya genelinde 500 milyondan fazla insanı etkileyen bu durum, özellikle dizler, kalçalar ve omurga gibi sürekli ağırlık taşıyan eklemlerde yoğun ağrıya neden oluyor. Osteoartritin bu denli yaygın olması, eklem sağlığının korunmasını küresel bir sağlık önceliği haline getirdi. Pek çok hasta ağrıdan kaçınmak için hareketsiz kalmayı tercih etse de bu tercih, kıkırdağın beslenmesini daha da zorlaştırarak kısır bir döngü yaratıyor. Çünkü vücut sinovyal sıvıyı ancak hareket yoluyla eklem boşluğuna dağıtabiliyor; hareketsizlik bu sıvının kıkırdağa ulaşmasını engelliyor ve bozulma süreci hızlanıyor.</p><h3>Egzersiz eklem ağrısında ilaç kadar etkili çıktı</h3><p>Bilimsel araştırmalar, egzersizin eklem sağlığı üzerindeki etkisini net biçimde ortaya koyuyor. Vücut, sinovyal sıvıyı hareket aracılığıyla eklem yüzeylerine dağıttığı için düzenli egzersiz bu sıvının ve içerdiği besinlerin kıkırdağa ulaşmasını sağlıyor. Bunun yanı sıra eklemlerin çevresindeki kaslar doğal bir şok emici işlevi üstleniyor. Ağırlık kaldırma gibi kuvvet egzersizleriyle bu kasların güçlendirilmesi, eklemlere binen basıncı önemli ölçüde azaltıyor. Özellikle uyluğun ön kısmındaki kuadriseps kas grubunu hedefleyen kuvvet çalışmalarının eklem ağrısını azaltmada son derece etkili olduğu bilimsel verilerle kanıtlandı. Konuyla ilgili yapılan kapsamlı bir Cochrane incelemesi, tüm ilgili kanıtları değerlendirerek çarpıcı sonuçlara ulaştı. Bu incelemeye göre egzersiz, diz osteoartritli hastalarda hem ağrıyı azalttı hem de eklem fonksiyonlarını iyileştirdi. Daha da dikkat çekici olan bulgu ise egzersizin anti-inflamatuar ilaçlarla benzer düzeyde etki göstermesi, üstelik bu ilaçların yan etkilerini taşımaması oldu.</p><h3>Propriosepsiyon kaybı eklemleri hızla aşındırıyor</h3><p>Egzersizin eklem sağlığına katkısı yalnızca kas güçlendirme ve sıvı dağılımıyla sınırlı değil. Vücudun kendi konumunu ve hareketini algılama yeteneği olan propriosepsiyon de yaşla birlikte zayıflıyor. Yaşlanma sürecinde beyin, eklemlerden gelen konum sinyallerini kaydetmede giderek daha az başarılı hale geliyor. Bu durum eklemlerin ağırlığı eşit olmayan biçimde taşımasına yol açıyor ve aşınma süreci belirgin şekilde hızlanıyor. Ancak değişken ve hatta dengesiz yüzeylerde yapılan egzersizler bu süreci yavaşlatıyor. Çünkü bu tür zeminlerde ayak bileği, diz ve kalça eklemleri hareketlerini sürekli ayarlamak zorunda kalıyor; bu da eklemleri aktif ve esnek tutuyor. Dolayısıyla düz bir kaldırımda yürümek yerine çim, çakıl veya patika gibi engebeli zeminleri tercih etmek, eklem sağlığı açısından çok daha faydalı bir seçenek olarak öne çıkıyor.</p><h3>Yüzme, bisiklet ve tai chi: Düşük etkili egzersizin altın üçlüsü</h3><p>Düşük etkili egzersiz kavramı, en az bir ayağın yerde tutulduğu veya vücudun başka bir yolla desteklendiği aktiviteleri kapsıyor. Bu tür egzersizler eklemlere binen ağırlık ve kuvvet miktarını minimuma indiriyor. Yüzme ve su aerobiği bu kategorinin en bilinen örnekleri arasında yer alıyor. Suyun kaldırma kuvveti sayesinde vücut ağırlığının yüzde 90'ına kadarı destekleniyor ve eklemler neredeyse hiç yük taşımadan çalışabiliyor. Bisiklet sürme de özellikle diz eklemleri için son derece faydalı bir düşük etkili egzersiz seçeneği olarak değerlendiriliyor. Nazik hareketler ve nefes alma tekniklerine dayanan tai chi ise bir diğer güçlü alternatif. Bilimsel araştırmalar, tai chi'nin diz osteoartritli hastalar için fizik tedavi kadar etkili olabildiğini gösterdi. Yoga da eklemlerin çevresindeki kasları güçlendirirken genel esnekliği artırıyor ve eklem hareketliliğini koruyor.</p><h3>Engebeli zeminde yürüyüş düşme riskini yüzde 23 azaltıyor</h3><p>Yürüyüş, düşük etkili egzersizler arasında özel bir yere sahip. Çim, çakıl veya çalı patikalar gibi engebeli arazide yapılan yürüyüşler, propriosepsiyonu korumaya doğrudan katkı sağlıyor. 2026 tarihli bir bilimsel çalışma, dengesiz yüzey eğitiminin yaşlı yetişkinlerde postüral kontrolü yani sabit kalma yeteneğini belirgin biçimde iyileştirdiğini ortaya koydu. Bu bulgu, düzenli olarak farklı zeminlerde yürüyen yaşlı bireylerin denge kaybı yaşama olasılığının önemli ölçüde düştüğünü gösteriyor. Bir başka sistematik inceleme ise dengeye meydan okuyan egzersizlerin düşme oranlarını yaklaşık yüzde 23 oranında azalttığını tespit etti. Bu rakam küçük gibi görünse de 65 yaş üstü yetişkinlerde düşmelerin yaralanmaya bağlı ölümlerin önde gelen nedeni olduğu düşünüldüğünde, yüzde 23'lük azalmanın hayat kurtarıcı bir fark yarattığı anlaşılıyor.</p><h3>Düşük etkili egzersize başlamak için 3 temel kural</h3><p>Daha önce hiç düşük etkili egzersiz yapmamış olanlar için uzmanlar üç temel kural öneriyor. Birinci kural küçük adımlarla başlamak. Başlangıç için pahalı ekipmanlara veya spor salonu üyeliğine gerek yok. Mümkün olduğunda kaldırım yerine çim, kum veya çakıl gibi engebeli yüzeylerde yürümek tercih edilmeli. Bir parkın çimenlik alanında sadece on dakika yürümek bile eklem hareketliliğini gözle görülür biçimde iyileştirebiliyor. Evde ise tek ayak üzerinde durma pratiği yapılabilir; örneğin diş fırçalarken her ayak üzerinde 30 saniye dengeyi korumaya çalışmak iyi bir başlangıç noktası oluşturuyor. Önce sağlam zeminde başlamak, ardından katlanmış bir havlu veya köpük ped üzerinde denemeye geçmek en doğru ilerleme yöntemi. Önemli olan, bir sonraki zorluk seviyesine geçmeden önce mevcut aşamada yeterli ustalığa ulaşmak.</p><p>İkinci kural destek kullanmak. Güvenlik her şeyden önce geliyor. Düşük etkili egzersizler her zaman park bankı, banyo dolabı veya duvar gibi tutunulabilecek bir desteğin yakınında yapılmalı. Yürüyüş için çıkıldığında yürüyüş direkleri mükemmel bir güvenlik aracı olarak işlev görüyor. Yorgunluk hissedildiğinde ise dengesiz yüzeylerde kesinlikle egzersiz yapılmamalı çünkü yorgun kaslar ve eklemler beklenmedik hareketlere tepki vermede yetersiz kalabiliyor.</p><p>Üçüncü kural ise profesyonel tavsiye almak. Hiçbir egzersiz tamamen risksiz değil. Bir yoga pozunu hareket aralığının ötesinde tutmak bel, omuz veya diz yaralanmalarına neden olabiliyor. Derin çömelme veya hamle hareketlerini yanlış formla yapmak diz eklemlerine gereksiz baskı uyguluyor. Bu nedenle herhangi bir egzersiz programına başlamadan önce sertifikalı bir egzersiz fizyoloğu veya fizyoterapistle görüşmek büyük önem taşıyor. Uzmanlar, kişinin yaşına, fiziksel durumuna ve mevcut eklem sorunlarına uygun özel bir program tasarlayarak hem güvenliği hem de etkinliği en üst düzeye çıkarabiliyor.</p><h3>Eklem sağlığı için hareketten vazgeçmemek şart</h3><p>Sonuç olarak eklemler yaşın kaçınılmaz aşınmasına maruz kalsa da düşük etkili egzersiz bu süreci yavaşlatmanın ve ağrıyı hafifletmenin en güvenilir yollarından biri olarak bilimsel kanıtlarla destekleniyor. Yaş ne olursa olsun, doğru türde ve doğru yoğunlukta hareket etmek eklem sağlığını korumada kritik bir rol oynuyor. Hareketsiz kalmak ağrıyı azaltmak yerine kıkırdağın beslenmesini engelleyerek durumu daha da kötüleştiriyor. Bu nedenle genç ya da yaşlı fark etmeksizin, düşük etkili egzersizi günlük yaşamın bir parçası haline getirmek denemeye fazlasıyla değer.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/yaslanan-eklemleri-koruma-456_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287665</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/genclerbirligi-baskani-arda-cakmak-fenerbahceye-yenilmeyecegimizi-biliyordum-287665</link>
      <pubDate>2026-08-17T11:23:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gençlerbirliği Başkanı Arda Çakmak: Fenerbahçe'ye yenilmeyeceğimizi biliyordum!]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Gençlerbirliği Başkanı Arda Çakmak, Lig Radyo'da yayınlanan İlk Dakika programında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Sarper Can Ayaz ve Ömer Necati Albayrak'ın sorularını yanıtlayarken Fenerbahçe galibiyetini değerlendiren Çakmak, “Herkes farklı kaybedeceğimizi düşünüyordu ama ben yenilmeyeceğimizi biliyordum. İyi ve oturmuş bir kadromuz var.” dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gençlerbirliği Başkanı Arda Çakmak: Fenerbahçe'ye yenilmeyeceğimizi biliyordum!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gençlerbirliği Başkanı Arda Çakmak, Lig  Radyo'da İlk Dakika programının konuğu oldu. Sezona Fenerbahçe galibiyetiyle  başlayan Başkent ekibinin durumunu değerlendiren Çakmak, "Öncelikle galibiyet  için çok mutluyuz. Fenerbahçe ligin en güçlü ekiplerinden biri. Ancak bizim  geçen sezondan oturmuş bir kadromuz var. Herkes Fenerbahçe'nin farklı  kazanacağını söylüyordu. Ben yenilmeyeceğimizi biliyordum. Galibiyet de  beklediğim sonuçlardan biriydi. Üç puanla başlamak çok önemli" ifadelerini  kullandı.</p><p><b>''BU HATALARI YAPAMAYIZ''</b></p><p>Geçen sezon kulübü yaklaşık 1 milyar TL  borçla devraldıklarını belirten Çakmak, transfer politikasında artık çok daha  dikkatli davranacaklarını söyledi. Gençlerbirliği Başkanı, "Verim alamadığımız  oyuncularla yollarımızı ayırdık. Eksik olduğumuz 2-3 mevki var. Anlaştığımız  iki oyuncu bulunuyor, bu hafta Ankara'ya getirip imzaları attırmayı  düşünüyoruz. Transferleri doğru yapmak zorundayız. Verim alamadığın oyunculara  verilen paralar hem finansal açıdan hem sportif açıdan kulübü sıkıntıya  sokuyor. Gençlerbirliği'nin artık bu hataları yapma şansı yok" diye konuştu.</p><p><b>''AVRUPA'DAN TEKLİFLER VAR''</b></p><p>Takımın yıldızlarına Avrupa'dan ciddi ilgi  bulunduğunu açıklayan Çakmak, "Diabate'ye İngiltere, Belçika ve İtalya'dan;  Tongya'ya Rusya ve İtalya'dan teklifler var. Ancak kadromuzu bozmak istemiyoruz.  Hedefimiz üç direkt ilk 11 oyuncusu ve 1-2 genç alternatif daha alarak yolumuza  devam etmek" dedi.</p><p>Dört büyüklerden bazı futbolcularla  ilgilendiklerini de doğrulayan Başkan Çakmak, oyuncuların maliyetlerinin  Gençlerbirliği'nin bütçesinin çok üzerinde olduğunu belirtti.</p><p><b>''LUKAKU'YA KAPIMIZ AÇIK''</b></p><p>Fenerbahçe'nin yıldızı Romelu Lukaku  hakkında da konuşan Çakmak, Belçikalı golcünün babasının Gençlerbirliği'nde  oynadığı dönemi hatırlattı: "Lukaku o dönem bizim tesisimizin yemeğini yemiş,  suyunu içmiş bir çocuk. Sonra dünyanın sayılı futbolcularından biri oldu. Şimdi  Fenerbahçe'ye geldi. Başarılar diliyorum. Bir gün Gençlerbirliği'ne gelip  anılarını tazelemek isterse başımızın üzerinde yeri var."</p><p><b>YENİ STAT İÇİN TARİH VERDİ</b></p><p>Yeni 19 Mayıs Stadı konusunda da bilgi  veren Çakmak, 53 bin kişilik tesisin 29 Ekim'de açılmasının planlandığını  söyledi. Gençlerbirliği'nin ikinci yarıda yüksek seyirci potansiyeline sahip  Trabzonspor veya Beşiktaş gibi karşılaşmalardan birini yeni statta  oynayabileceğini belirten Başkan, "Önce stadın açılmasını görelim. İzin  verilirse ikinci yarıda bir-iki maçımızı deneme amaçlı orada oynayabiliriz. Ama  53 bin kişilik stadı doldurmak gerekiyor. Güzel bir atmosfer oluşturmak  istiyoruz" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/genclerbirligi-baskani-ar-122_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287664</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/marlin-sida-mayin-harbi-yetenegi-kazandi-287664</link>
      <pubDate>2026-08-17T11:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[MARLİN SİDA mayın harbi yeteneği kazandı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Türk savunma sanayisi bünyesinde geliştirilen yeteneklerin bir araya getirilmesiyle insansız deniz aracına mayın dökme kabiliyeti kazandırıldı. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[MARLİN SİDA mayın harbi yeteneği kazandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinesinde, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ihtiyacı doğrultusunda SEFİNE Tersanesi ve ASELSAN iş ortaklığıyla geliştirilen ve Türk Deniz Kuvvetleri envanterine giren ilk insansız deniz aracı (İDA) olan MARLİN Silahlı İnsansız Deniz Aracı (SİDA), kazandığı yeni kabiliyetle deniz mayınlama harekatında önemli bir aşamayı geride bıraktı.</p><p>SEFİNE Tersanesi Stratejik ve İnsansız Sistemler Araştırma Merkezi (SİSAM) ile Koç Savunma işbirliğinde yürütülen çalışmalar kapsamında, MARLİN SİDA kullanılarak yerli ve milli MALAMAN Akıllı Dip Mayını'nın otonom ve uzaktan kontrollü şekilde denize bırakılması gerçekleştirildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/2-17082026c751bc19.jpg"/><p>Yaklaşık bir yıl süren koordineli çalışmalar sonucunda, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının harekat ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulan konsept kapsamında mayın döküş harekatının insansız sistemlerle icrasına yönelik kritik kabiliyetler geliştirildi. Bu kapsamda, mayın dökücü sistemin tasarım ve üretim faaliyetleri tamamlanırken, görev otonomisinin bir uygulaması olarak geliştirilen otonom ve uzaktan kontrollü mayın döküş algoritmaları ile görev planlama arayüzleri MARLİN platformuna entegre edildi.</p><p>Sistemlerin doğrulama ve test faaliyetleri SEFİNE Tersanesi'nde tamamlandı. Eğitim maksatlı MALAMAN mayını ile gerçekleştirilen testlerde, MARLİN SİDA'nın hem otonom hem de uzaktan kontrollü modlarda mayın döküş görevini planlandığı şekilde yerine getirdiği doğrulandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/3-17082026362af32b.jpg"/><p>Bu kabiliyetin devreye alınmasıyla Türkiye, insansız deniz araçlarıyla mayın dökme yeteneğine sahip sınırlı sayıdaki ülkeler arasındaki yerini pekiştirirken, MARLİN platformunun modüler mimarisi ve çok amaçlı görev yapısı da bir kez daha ortaya konuldu. Geleceğin deniz harekatlarında sürat, düşük risk, operasyonel esneklik ve yüksek gizlilik sağlayacak bu yeteneğin, Türk Deniz Kuvvetleri için önemli bir kuvvet çarpanı olması öngörülüyor.       </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/marlin-sida-mayin-harbi-y-364_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287663</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/afad-baskani-pehlivan-bugun-itibariyla-175-bin-arama-kurtarma-personeli-bulunuyor-287663</link>
      <pubDate>2026-08-17T11:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[AFAD Başkanı Pehlivan: Bugün itibarıyla 175 bin arama kurtarma personeli bulunuyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanı Ali Hamza Pehlivan, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'ne ilişkin, "1999 yılında 3 arama kurtarma birliği vardı ve yüzlerle ifade edilebilen rakamlardaydı. Ama bugün itibarıyla 175 bin arama kurtarma personeli bulunuyor." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[AFAD Başkanı Pehlivan: Bugün itibarıyla 175 bin arama kurtarma personeli bulunuyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanı Ali Hamza Pehlivan, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 27. yılı dolayısıyla açıklamalarda bulundu.</p><p>Marmara Bölgesi'ndeki birçok ilin etkilendiği depremde 18 binin üzerinde vatandaşın hayatını kaybettiğini, 50 bine yakın kişinin de yaralandığını belirten Pehlivan, bu depremin ardından afet yönetimi konusunda yeni bir anlayışın ortaya konulması ve kurumsal kapasitenin yeniden şekillendirilmesinin gerekliliğinin ortaya çıktığını anlattı.</p><p>2007 yılında Bina Deprem Yönetmeliğinin güncellendiğini anımsatan Pehlivan, şunları kaydetti:</p><p>"1999 yılında AFAD biliyorsunuz yoktu. Sivil Savunma Genel Müdürlüğü vardı İçişleri Bakanlığımız bünyesinde. Bayındırlık bünyesinde de Afet İşleri Genel Müdürlüğü vardı. 2000'li yıllardan sonra Başbakanlık bünyesinde gene Afet Acil Durum Yönetim Genel Müdürlüğü kurulmuştu. 2009 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı döneminde bir vizyoner yaklaşım ortaya konularak bütün bu genel müdürlükler bir çatı altında toplandı ve AFAD kuruldu."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42231268.jpg"/><p>AFAD'ın kurulması ile "afetlerde kriz yönetimi" anlayışından "risk odaklı bir yönetim anlayışı"na geçişin sağlandığını ve kapasitenin arttığını aktaran Pehlivan, "1999 yılında 3 arama kurtarma birliği vardı ve yüzlerle ifade edilebilen rakamlardaydı. Ama bugün itibarıyla 175 bin arama kurtarma personeli bulunuyor." diye konuştu.</p><p><b>AFET YÖNETİMİNDE YERLİ VE MİLLİ YAZILIM</b></p><p>Pehlivan, afet yönetiminde yerli ve milli ekipmanların yanı sıra yazılım ve dijital uygulamaların kullanımına ilişkin çalışmalara da değindi.</p><p>Pehlivan, vatandaşlara yönelik dijital uygulamaların da bulunduğunu belirterek, İçişleri Bakanlığınca hayata geçirilen HAYAT 112 Acil uygulamasında AFAD'a ilişkin bir bölüm bulunduğunu, vatandaşların buradan toplanma alanları, ihbarda bulunma ve eğitim materyallerine ulaşabildiğini söyledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42231271.jpg"/><p>AFAD Deprem Mobil uygulamasının da bulunduğunu ifade eden Pehlivan, vatandaşların tehlike haritalarına ve en yakın toplanma alanlarına ulaşabildiğini dile getirdi.</p><p>Pehlivan, 5 yıl içerisinde afetlerde kullanılan ekipman ve araç gereçlerin yanı sıra dijital alanda kullanılan yazılım ve teknolojilerin yerlileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdürüleceğini belirtti.</p><p>Afet farkındalığının artırılmasına yönelik eğitim faaliyetlerinin yoğunlaştırılacağına dikkati çeken Pehlivan, Milli Eğitim Bakanlığı ile yürütülen Afet Farkındalık Eğitmeni uygulamasında 20 bin öğretmene ulaşıldığı bilgisini verdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/42231270.jpg"/><p>YÖK ile imzalanan protokol kapsamında 208 üniversitede eğitim, tatbikat ve afetlere yönelik projelerin gerçekleştirildiğini kaydeden Pehlivan, okullar, mahalleler ve köylerde düzenlenen çalışmalarla her yıl 5-6 milyon vatandaşa ulaşılmasının hedeflendiğini sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/afad-baskani-pehlivan-bug-435_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287662</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/gunun-manseti-17-agustos-2026-pazartesi-287662</link>
      <pubDate>2026-08-17T11:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Günün Manşeti | 17 Ağustos 2026 Pazartesi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç ile Star Gazetesi GYY Nuh Albayrak 'Günün Manşeti'nde 17 Ağustos 2026 Pazartesi gündemini değerlendirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Günün Manşeti | 17 Ağustos 2026 Pazartesi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>24 TV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkök ve Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç, Türkiye'nin ve dünyanın gündemini, gazetelere yansıyan haberleri, köşe yazılarını ve günün önemli gelişmelerini farklı bakış açılarıyla, çarpıcı analizlerle hafta içi her sabah "Günün Manşeti"nde değerlendiriyor. "Günün Manşeti" hafta içi her sabah saat 11.00'de canlı yayınla 24 TV'de ekrana geliyor.</p><p>Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç ile Star Gazetesi GYY Nuh Albayrak 'Günün Manşeti'nde 17 Ağustos 2026 Pazartesi gündemini değerlendirdi.</p><p><b>Programdan önemli satır başları:</b></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/video-17082026e420f8fb.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>İSRAİLLİ BAKANDAN VAHŞET ÇAĞRISI</b></p><p><b>Star Gazetesi GYY Nuh Albayrak</b><b>: </b>Bunlar zaten hep bu kafadaydı. Bizim ise şimdilerde dikkatimizi çekmeye başladı.</p><p><b>BEN-GVİR'DEN KATLİAM AÇIKLAMASI</b></p><p><b>Akşam Gazetesi Yazarı Hikmet Genç</b><b>:</b> Bu azgın katil, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı. Bir ülkenin bakanını düşünün; Gazze'de kimsenin yaşamaması gerektiğini, saldırıların her gece sürmesini ve Filistinlilerin katledilmesini istiyor. Dünyanın hangi yerinde bir ülkenin bakanı, her gece insanların ölmesini isteyebilir?</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/video3-1708202639e247ef.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>TARİHİ MEKKE SAVUNMA ANLAŞMASI</b></p><p><b>Star Gazetesi GYY Nuh Albayrak</b><b>:</b> Bu ittifakın sağlıklı ve rahat karar alabilmesi, aynı zamanda bağımsız hareket edebilmesi için Mısır'ın dahil edilmediğini düşünüyorum. Ancak Mısır'ın yakın zamanda ittifaka katılacağını düşünüyorum.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/video4-170820267316dca2.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>TRUMP'TAN MEKKE İTTİFAKINA ÖVGÜ</b></p><p><b>Star Gazetesi GYY Nuh Albayrak</b><b>: </b>Trump'ın Mekke Anlaşması'na dair övgü dolu sözlerinin pekte iyi niyetli olduğunu düşünmüyorum</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/gunun-manseti-24-tvde-bas-941_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287661</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/ticari-gayrimenkul-fiyat-endeksi-ikinci-ceyrekte-artti-287661</link>
      <pubDate>2026-08-17T10:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ticari Gayrimenkul Fiyat Endeksi ikinci çeyrekte arttı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Ticari Gayrimenkul Fiyat Endeksi (TGFE), 2026'nın ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 5,5, geçen yılın aynı çeyreğine göre nominal olarak yüzde 29,4 artarken reel olarak ise yüzde 2,2 azaldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ticari Gayrimenkul Fiyat Endeksi ikinci çeyrekte arttı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından bu yılın ikinci çeyreğine ilişkin TGFE verileri açıklandı.</p><p>TGFE, 2026'nın ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 5,5, geçen yılın aynı çeyreğine göre nominal olarak yüzde 29,4 artarken reel olarak ise yüzde 2,2 azaldı.</p><p>Türkiye genelinde, 2026 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 5,4 artan Dükkan Fiyat Endeksi, geçen yılın aynı çeyreğine göre nominal olarak yüzde 29,2 yükselirken reel olarak ise yüzde 2,4 geriledi.</p><p>Aynı çeyrekte, bir önceki çeyreğe göre yüzde 6 artan Ofis Fiyat Endeksi geçen yılın aynı çeyreğine göre nominal olarak yüzde 30,6 yükseldi.</p><p>Ofis Fiyat Endeksi, reel olarak ise yüzde 1,3 azaldı.</p><p>Üç büyük ildeki gelişmeler değerlendirildiğinde, ticari gayrimenkul fiyat endeksleri, 2026 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre, İstanbul'da yüzde 5,3, Ankara'da yüzde 6,4 ve İzmir'de yüzde 5 artış gösterdi.</p><p>Endeks değerleri geçen yılın aynı çeyreğine göre, İstanbul'da yüzde 27,8, Ankara'da yüzde 32,5 ve İzmir'de yüzde 25,7 arttı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/ticari-gayrimenkul-fiyat--684_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287660</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/istanbul-havalimani-gunluk-ucus-ve-yolcu-sayisinda-tum-zamanlarin-rekorunu-kirdi-287660</link>
      <pubDate>2026-08-17T10:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İstanbul Havalimanı günlük uçuş ve yolcu sayısında tüm zamanların rekorunu kırdı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul Havalimanı'nın 16 Ağustos'ta 1739 uçuş ve 290 bin 287 yolcu ile Türkiye ve Avrupa'da tüm zamanların en yüksek günlük uçuş ve yolcu sayısına ulaştığını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İstanbul Havalimanı günlük uçuş ve yolcu sayısında tüm zamanların rekorunu kırdı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yazılı açıklamasında, İstanbul Havalimanı'nın 16 Ağustos'taki günlük uçuş ve yolcu sayısına ilişkin bilgi verdi.</p><p>Bu kapsamda yeni rekora imza atıldığına dikkati çeken Uraloğlu, "İstanbul Havalimanı, 16 Ağustos'ta 1739 uçuş ve 290 bin 287 yolcu ile Türkiye ve Avrupa'da tüm zamanların en yüksek günlük uçuş ve yolcu sayısına ulaştı." ifadesini kullandı.</p><p>Uraloğlu, İstanbul Havalimanı'nın uluslararası havacılıktaki stratejik önemini her geçen gün artırdığına işaret ederek, şunları kaydetti:</p><p>"İstanbul Havalimanı'mız, sahip olduğu kapasite, güçlü altyapısı ve sunduğu hizmet kalitesiyle dünyanın önde gelen havalimanları arasında yer alıyor. Kırılan bu yeni rekorlar, havalimanımızın küresel aktarma merkezi konumunu daha da güçlendirdiğini bir kez daha ortaya koydu."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/istanbul-havalimani-gunlu-339_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287659</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/cocukluk-travmasi-ile-ileriki-yaslardaki-stres-duyarliligi-arasinda-biyolojik-baglanti-bulundu-287659</link>
      <pubDate>2026-08-17T10:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çocukluk travması ile ileriki yaşlardaki stres duyarlılığı arasında biyolojik bağlantı bulundu]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'de yapılan geniş kapsamlı bir araştırmada, çocukluk travmasının beyin sağlığı üzerindeki kalıcı etkileriyle ilgili önemli bir biyolojik mekanizma ortaya çıkarıldı. Özellikle Ventral Tegmental Alanı (VTA) üzerinde yoğunlaşan çalışma, bu bölgedeki değişimlerin yetişkinlikte zihinsel ve fiziksel sağlık sorunlarına yol açabileceğini gösteriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çocukluk travması ile ileriki yaşlardaki stres duyarlılığı arasında biyolojik bağlantı bulundu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de çeşitli üniversitelerden bir araya gelen bilim insanları, çocukluk döneminde yaşanan travmaların beyin üzerinde bıraktığı izleri ve bunun yetişkinlikteki sağlık üzerindeki etkilerini mercek altına aldı. Neuron dergisinde yayımlanan araştırmada, özellikle dopamin üretiminde merkezi rol oynayan Ventral Tegmental Alanı (VTA) incelendi. Ekip, farelerde genç yaşta uygulanan stresin, VTA nöronlarının DNA yapısında belirgin değişikliklere yol açtığını ve bu değişimlerin ilerleyen yaşlarda ruh sağlığı sorunlarına zemin hazırladığını belirledi. Araştırmacılar, çocukluk travması geçiren bireylerde beyin hücrelerinde kalıcı biyolojik izler oluştuğunu vurguladı. Bu bulgular, çocuklukta yaşanan olumsuzlukların sadece psikolojik değil, aynı zamanda biyolojik bir temeli olduğunu gözler önüne serdi.</p><h3>VTA'daki kimyasal değişimler stresle başa çıkma kapasitesini etkiliyor</h3><p>Çalışmada öne çıkan anahtar kelime olan Ventral Tegmental Alanı (VTA), stres ve motivasyon gibi temel duygusal süreçlerde belirleyici bir rol üstleniyor. Araştırma ekibi, farelerde erken dönemde yaşanan stresin VTA nöronlarında DNA'nın daha gevşek bir hale gelmesine yol açtığını tespit etti. Bu değişim, genlerin daha kolay aktive olmasını sağlarken, ilerleyen dönemlerde karşılaşılan stresli olaylara karşı beyin hücrelerinin daha hassas bir yanıt vermesine neden oluyor. Özellikle dopamin üretimiyle ilişkili olan bu süreç, anksiyete ve stres bozuklukları gibi ruhsal sorunların ortaya çıkmasını kolaylaştırıyor. Bilim insanları, VTA'daki bu kimyasal izlerin, çocukluk travmasının uzun vadeli etkilerinin anlaşılmasında kritik bir gösterge olduğunu belirtiyor.</p><h3>SETD7 enzimi ve epigenetik izler gelecekteki ruh sağlığını şekillendiriyor</h3><p>Araştırmacılar, VTA'da gözlemlenen değişimlerin arkasında SETD7 isimli bir enzimin rol oynadığını ortaya koydu. Erken dönemde strese maruz kalan farelerde SETD7 seviyesinin yükseldiği, bunun da DNA üzerinde H3K4me1 adı verilen kimyasal işaretlerin artmasına yol açtığı belirlendi. Bu epigenetik değişiklikler, dopamin üreten hücrelerde genlerin daha kolay açılmasını mümkün kılıyor. Deneylerde, SETD7 seviyesinin artırılması farelerde kaygı davranışlarını artırırken, bu enzimin azaltılması ise stresli hayvanların daha dirençli hale gelmesini sağladı. Araştırmanın başındaki isimlerden Meaghan Creed, bu bulgunun çocuklukta yaşanan travmanın beyin hücrelerinde fiziksel bir yara izi bıraktığını ve bilim insanlarına yeni tedavi hedefleri sunduğunu ifade etti. Princeton Sinirbilimleri Enstitüsü'nden Catherine Jensen Peña ise, şu anda erken yaşam stresinin beyin üzerindeki etkilerine yönelik kesin bir tedavi olmadığını, ancak bu çalışma sayesinde hangi moleküler mekanizmaların hedef alınabileceğinin daha net anlaşıldığını vurguladı.</p><h3>Olumlu deneyimler ve erken destek, VTA'nın olumsuz etkilerini azaltabilir</h3><p>Çocukluk travmasının VTA üzerindeki etkileri konusunda önemli bulgulara ulaşan araştırmacılar, bir yandan da olumlu deneyimlerin bu biyolojik izleri önleyip önleyemeyeceği sorusunu gündeme taşıdı. Erken dönemde sağlanan sosyal destek, beslenme ve terapi gibi olumlu faktörlerin, VTA nöronlarında oluşan epigenetik değişiklikleri engelleyebileceği düşünülüyor. Araştırmacılar, bu tür destekleyici müdahalelerin çocukların genetik yapısında kalıcı olumsuzlukların önüne geçebileceğini ve beyin gelişimini koruyabileceğini belirtti. Özellikle hassas gelişim dönemlerinde sağlanan destekle, çocukların ilerleyen yaşlarda stresle daha sağlıklı başa çıkabilmesi mümkün olabilir. Bilim insanları, bu bulguların insanlar üzerinde de doğrulanması gerektiğini, ancak farelerle insanlar arasındaki biyolojik benzerliklerin umut verici olduğunu ifade etti.</p><p>Sonuç olarak, ABD'de yürütülen bu kapsamlı çalışma, çocukluk travmasının VTA bölgesi üzerinden beyin sağlığını nasıl şekillendirdiğini ortaya koydu. Elde edilen bulgular, hem ruhsal hastalıkların önlenmesi hem de yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi açısından bilim dünyasına önemli bir yol haritası sunuyor. Araştırmacılar, gelecekte olumlu sosyal çevre ve erken destek mekanizmalarının VTA üzerindeki olumsuz etkileri azaltabileceğini ve bireylerin ruh sağlığını güçlendirebileceğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/cocukluk-travmasi-ile-ile-320_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287658</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/eski-havlulari-atmayin-evde-yeniden-kullanabileceginiz-11-pratik-fikir-287658</link>
      <pubDate>2026-08-17T10:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Eski havluları atmayın! Evde yeniden kullanabileceğiniz 11 pratik fikir]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Evlerde biriken eski havlular, uzmanların önerileriyle yeniden değerlendirilebiliyor. Amerika merkezli profesyonel organizatörler ve gönüllü kuruluşlar, eski havluların hem evde hem de sosyal alanlarda pratik şekilde kullanılabileceğini vurguluyor. Özellikle eski havlu geri dönüşümü sayesinde, atık miktarı azalırken, hayvan barınakları ve evcil hayvan sahipleri de önemli bir destek alıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Eski havluları atmayın! Evde yeniden kullanabileceğiniz 11 pratik fikir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika'da faaliyet gösteren profesyonel organizatörler ve gönüllü kuruluşlar, evlerde biriken eski havluların çöpe gitmeden önce farklı şekillerde değerlendirilebileceğini açıkladı. Özellikle eski havlu geri dönüşümü, yalnızca bez olarak kullanılmanın ötesine geçiyor. Uzmanlar, hasar görmüş, rengi solmuş ya da iplikleri açılmış havluların bile pratik ve yaratıcı fikirlerle yeniden kullanılabileceğine dikkat çekiyor. Sertifikalı profesyonel organizatör Darla DeMorrow ve Linens N Love adlı kuruluşun kurucusu May Wang'ın önerileriyle, eski havlular için 11 farklı geri dönüşüm yöntemi sıralandı. Bu yöntemler arasında mop pedi yapımından bahçe dizliğine, makyaj temizleme mendilinden hayvan barınaklarına bağışa kadar çok sayıda seçenek bulunuyor. Böylece eski havlu geri dönüşümüyle hem evde hem de toplumsal yaşamda çevreye katkı sağlanıyor.</p><h3>Darla DeMorrow: 'Eski havlu geri dönüşümü ile evinizde fark yaratın'</h3><p>Profesyonel organizatör Darla DeMorrow, eski havlu geri dönüşümü konusunda önemli tavsiyeler veriyor. DeMorrow, özellikle rengi değişmiş veya iplikleri açılmış havluların doğrudan dekoratif ürünlere dönüşmesinin zor olduğunu, ancak işlevsel birçok alanda değerlendirilebileceğini belirtiyor. Eski havlular, yeniden kullanılabilir mop pedleri olarak kesilip zemin temizliğinde kullanılabiliyor. Ayrıca, büyük mikrofiber havlular, makyaj temizleme mendili olarak kesilip yıkanıp tekrar kullanılabiliyor. DeMorrow, evcil hayvan sahiplerinin de eski havlu geri dönüşümünden faydalanabileceğini, bu havluların banyo sonrası kurulama, yatak veya kafeslerde yastıklama ve kapı önünde pati temizliği için kullanılabileceğini söylüyor. Yükseltici koltukların deri araç koltuklarına zarar vermesini önlemek için de eski bir havlu kullanılabileceğini vurgulayan DeMorrow, çocuklar için önlük yapımında da eski havluların çok işlevli olduğunu ifade ediyor. Dekoratif yastık kılıflarını doldurmak, parlatma bezi yapmak gibi yöntemlerle de eski havlu geri dönüşümü evde kolayca uygulanabiliyor.</p><h3>May Wang: 'Hayvan barınakları için eski havlu bağışı büyük önem taşıyor'</h3><p>Linens N Love kurucusu May Wang ise eski havlu geri dönüşümünün sosyal faydalarına dikkat çekiyor. Özellikle bahçıvanlar için eski havluların diz yastığı olarak kullanılması, hassas fidelerin soğuk havalardan korunması ve araçlarda acil temizlik ihtiyaçları için bagajda havlu bulundurulması gibi öneriler sunuyor. Wang, evinde evcil hayvanı olmayanların ise eski havlu geri dönüşümünü hayvan barınaklarına bağış yaparak sürdürebileceğini belirtiyor. Barınaklarda bu havlular, hayvanların yataklarında, temizliklerinde ve genel bakımda kullanılıyor. Ancak bağış yapmadan önce, barınağın eski havlu kabul edip etmediğinin mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini de ekliyor. Eski havlu geri dönüşümü sayesinde, hem çevreye duyarlı bir yaklaşım sergileniyor hem de ihtiyaç sahipleri destekleniyor.</p><h3>Eski havlu geri dönüşümü ile atık miktarı azalıyor</h3><p>Uzmanların önerdiği 11 farklı eski havlu geri dönüşüm yöntemi, hem bireysel hem de toplumsal fayda sağlıyor. Mop pedi, makyaj temizleme mendili, evcil hayvan havlusu, çocuk önlüğü, dekoratif yastık dolgusu, parlatma bezi, bahçe dizliği, fide koruması, araç içi temizlik, ayak temizliği ve hayvan barınağı bağışı gibi pratik yollar, eski havluların ömrünü uzatıyor. Bu uygulamalar, evlerde gereksiz eşya birikimini önlerken, aynı zamanda atık miktarının azalmasına katkı sunuyor. Özellikle eski havlu geri dönüşümü, çevre bilincini artırıyor ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının yaygınlaşmasına yardımcı oluyor. Üstelik, evdeki eski havluların değerlendirilmesiyle, yeni ürün alımına olan ihtiyaç da azalıyor.</p><h3>Eski havlu geri dönüşümü ile toplumsal dayanışma güçleniyor</h3><p>Eski havlu geri dönüşümü yalnızca evde pratik çözümler sunmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı da destekliyor. Hayvan barınaklarına yapılan havlu bağışları, hem hayvanların konforunu artırıyor hem de barınak çalışanlarının işini kolaylaştırıyor. Evcil hayvan sahipleri, eski havlular sayesinde temizlik ve bakım işlerini daha ekonomik ve çevre dostu şekilde sürdürebiliyor. Çocuklu aileler, eski havluları önlük ve smock olarak kullanarak, çocuklarının etkinliklerinde giysilerini koruyabiliyor. Bahçıvanlar ise diz yastığı ve fide koruması gibi yöntemlerle eski havlu geri dönüşümünden maksimum fayda sağlıyor. Sonuç olarak, eski havlu geri dönüşümü, hem bireysel hem toplumsal düzeyde sürdürülebilirlik ve çevre bilinci oluşturuyor.</p><p>Evlerde biriken eski havluların çöpe gitmesi yerine, uzmanların önerileriyle yeniden değerlendirilmesi, hem çevreye hem de topluma önemli katkılar sunuyor. Eski havlu geri dönüşümü sayesinde, atık miktarı azalıyor, hayvan barınakları destekleniyor ve evlerde pratik çözümler üretiliyor. Uzmanlar, her evde kolayca uygulanabilecek bu yöntemlerin, sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının yaygınlaşmasına öncülük edeceğini vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/eski-havlulari-atmayin-ev-375_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287657</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/iletisim-baskani-duran-marmara-depreminde-hayatini-kaybedenleri-andi-287657</link>
      <pubDate>2026-08-17T10:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İletişim Başkanı Duran, Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenleri andı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İletişim Başkanı Duran, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 27'nci yıl dönümünde felakette yaşamını yitirenleri andı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İletişim Başkanı Duran, Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenleri andı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 27'nci yıl dönümünde felakette yaşamını yitirenleri andı.</p><p>Duran, NSosyal hesabındaki paylaşımında, şu ifadelere yer verdi:</p><p>"17 Ağustos Marmara Depremi'nin 27'nci yıl dönümünde, depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, yakınlarına ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Rabbim, ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin, milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/iletisim-baskani-duran-ma-365_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287656</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/pankreas-kanseri-ameliyati-gecirenlerde-dis-sayisi-ile-hayatta-kalma-arasinda-baglanti-bulundu-287656</link>
      <pubDate>2026-08-17T10:48:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Pankreas kanseri ameliyatı geçirenlerde diş sayısı ile hayatta kalma arasında bağlantı bulundu]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Hiroşima Üniversitesi'nde yürütülen yeni bir araştırma, pankreas kanseri ameliyatı geçiren hastalarda diş sayısının hayatta kalma süresi üzerinde belirleyici olabileceğini ortaya koydu. Araştırmacıların bulgularına göre, 21 veya daha fazla doğal dişe sahip hastalar, daha az dişi olanlara kıyasla yaklaşık iki yıl daha uzun yaşıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Pankreas kanseri ameliyatı geçirenlerde diş sayısı ile hayatta kalma arasında bağlantı bulundu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pankreas kanseri ameliyatı geçiren hastaların hayatta kalma süresiyle ilgili dikkat çeken bir araştırma Japonya'da Hiroşima Üniversitesi'nde yürütüldü. Bilim insanları, pankreatik duktal adenokarsinom (PDAC) nedeniyle cerrahi tedavi gören 339 hastanın diş sağlığı ile yaşam süresi arasındaki bağlantıyı inceledi. Araştırmanın sonuçları, ağız sağlığının, özellikle de doğal diş sayısının, pankreas kanseri sonrası hayatta kalma üzerinde önemli bir etkiye sahip olabileceğini gösterdi. 2014-2022 yılları arasında gerçekleştirilen bu çalışma, Journal of Hepato-Biliary-Pancreatic Sciences dergisinde 23 Nisan 2026'da yayımlandı ve tıp dünyasında geniş yankı uyandırdı.</p><h3>Hiroşima Üniversitesi: Diş sayısı hayatta kalma süresini belirliyor</h3><p>Araştırmada, pankreas kanseri nedeniyle radikal pankreatektomi uygulanan hastaların ameliyattan önceki ağız muayeneleri detaylı şekilde değerlendirildi. Bilim insanları, her hastanın kaç doğal dişinin kaldığını ve arka dişlerin kapanışını, yani çiğneme fonksiyonunu ölçtü. Sonuçlar, 21 ve daha fazla doğal dişi bulunan hastaların ortalama hayatta kalma süresinin 60,7 ay (yaklaşık beş yıl) olduğunu gösterdi. Buna karşılık, 20 veya daha az dişi olan hastalarda bu sürenin 39,1 aya (yaklaşık üç yıl) düştüğü belirlendi. Bu fark, diş sayısının pankreas kanseri ameliyatı sonrası yaşam süresi üzerinde ciddi bir gösterge olabileceğini ortaya koydu. Araştırmacılar, tümör evresi, lenf nodu metastazı, cerrahi sınırlar, kemoterapi ve beslenme durumu gibi hayatta kalmayı etkileyen diğer faktörleri de göz önünde bulundurdu. Buna rağmen, diş sayısının bağımsız bir belirleyici olarak öne çıktığı vurgulandı.</p><h3>Uemura: 'Ağız, vücudun uzun vadeli dayanıklılığını yansıtıyor'</h3><p>Çalışmanın başyazarı Doç. Dr. Kenichiro Uemura, ağız sağlığının pankreas kanseri prognozunda önemli bir rol oynayabileceğine dikkat çekti. Uemura, "Pankreas kanseri, dünya genelinde en ölümcül kanser türlerinden biri ve tedavi edici cerrahiden sonra bile hastaların büyük kısmı için prognoz kötü seyrediyor" dedi. Son yıllarda yapılan bazı araştırmaların, periodontal patojenlerin pankreas kanseri gelişimi ve tümör ilerlemesiyle ilişkili olabileceğini gösterdiğini belirten Uemura, ağız sağlığının bizzat ameliyat sonrası hayatta kalma ile bağlantısının ise şimdiye kadar netleşmediğini ifade etti. Araştırmada, diş kaybının sadece çiğneme fonksiyonunu değil, aynı zamanda yaşam boyu biriken kronik iltihap, beslenme alışkanlıkları, genel sağlık durumu ve yaşam tarzı gibi çok sayıda faktörü de yansıtabileceği sonucuna varıldı. Uemura, "Ağız, vücudun uzun vadeli dayanıklılığını yansıtabilir" diyerek, ağız sağlığının genel sağlık üzerindeki önemine vurgu yaptı.</p><h3>Diş kaybı, hayatta kalma süresinin gizli göstergesi olabilir</h3><p>Araştırmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise, arka dişlerin kapanışıyla ölçülen çiğneme fonksiyonu ile hayatta kalma süresi arasında anlamlı bir ilişki saptanmaması oldu. Bu durum, diş kaybının yalnızca ağız fonksiyonunu değil, aynı zamanda vücudun genel sağlık geçmişini ve sistemik dayanıklılığını da yansıttığına işaret ediyor. Diş kaybı; periodontal hastalık, sigara kullanımı, yetersiz diyet, diş bakımına erişimdeki zorluklar, kronik hastalıklar ve yaşlanma gibi birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkabiliyor. Bu faktörlerin büyük cerrahi müdahaleler, kemoterapi, iltihaplanma ve kanserin fiziksel yüküyle başa çıkma kapasitesini de etkileyebileceği düşünülüyor. Araştırmacılar, diş kaybının bu çoklu etkenlerin bir göstergesi olabileceğini ve ağız sağlığının, pankreas kanseri hastalarında kişiselleştirilmiş risk değerlendirmesi için değerli bir araç sunabileceğini belirtti.</p><h3>Çalışmanın sınırları ve gelecekteki araştırmalar</h3><p>Hiroşima Üniversitesi'nde yapılan bu çalışma, tek merkezde ve Japon etnik kökenine sahip hastalarla yürütüldü. Bu nedenle, elde edilen sonuçların farklı ülkelerde ve etnik gruplarda da geçerli olup olmadığının anlaşılması için daha geniş ve çok merkezli araştırmalara ihtiyaç duyuluyor. Araştırmacılar, ağız florası ve kronik iltihabın pankreas kanseri ilerlemesindeki doğrudan rolünü ortaya koyacak ek çalışmalar planlıyor. Ayrıca, ağız sağlığı değerlendirmesinin pankreas kanseri tedavi sürecine entegre edilmesiyle, hastaların ameliyat sonrası risklerinin daha iyi öngörülebileceği ve tedaviye daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım sunulabileceği belirtiliyor. Uemura, "Son hedefimiz, pankreas kanseri bakımında yeni bir bakış açısı kazandırmak. Prognozun yalnızca tümör biyolojisine değil, hastanın uzun vadeli sistemik durumu ve ağız sağlığına da bağlı olabileceğini göstermeyi amaçlıyoruz" ifadelerini kullandı.</p><p>Sonuç olarak, Hiroşima Üniversitesi'nin yürüttüğü bu kapsamlı araştırma, pankreas kanseri ameliyatı geçiren hastalarda ağız sağlığının ve özellikle diş sayısının hayatta kalma süresi üzerinde belirleyici bir faktör olabileceğini ortaya koydu. Diş kaybı, sadece çiğneme fonksiyonunu değil, aynı zamanda hastanın genel sağlık geçmişini ve vücudun dayanıklılığını da yansıtıyor. Araştırmacılar, ağız sağlığının pankreas kanseri tedavisinde yeni bir risk değerlendirme aracı olarak kullanılabileceğini ve bu alanda daha geniş çaplı çalışmaların gerekliliğini vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/pankreas-kanseri-ameliyat-270_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287655</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/japonya-14-yil-sonra-nukleer-reaktoru-yeniden-devreye-aldi-287655</link>
      <pubDate>2026-08-17T10:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Japonya 14 yıl sonra nükleer reaktörü yeniden devreye aldı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Japonya'nın en büyük nükleer enerji santrali olan Kashiwazaki-Kariwa, 14 yıl aradan sonra Ünite 6 reaktörünü yeniden devreye aldı. Bu adım, ülkenin enerji dengesini ve arz güvenliğini derinden etkilerken, Tokyo'da güneş enerjisi santrallerinin de ilk kez kapatılmasına yol açtı. Nükleer enerji alanında kritik bir dönüm noktası olan bu gelişme, Japonya'nın enerji politikasında yeni bir sayfa açıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Japonya 14 yıl sonra nükleer reaktörü yeniden devreye aldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Japonya'nın en büyük nükleer enerji santrali olan Kashiwazaki-Kariwa, 14 yıllık bir aradan sonra Ünite 6 reaktörünü yeniden devreye aldı. Tokyo'nun yaklaşık 135 mil kuzeybatısında, Japon Denizi kıyısında yer alan bu dev santral, 8,212 megavat kurulu kapasiteye sahip yedi reaktörüyle dünyanın en büyük nükleer enerji tesisleri arasında bulunuyor. 2012'den bu yana kapalı olan tüm reaktörler, Fukushima felaketinin ardından güvenlik gerekçeleriyle devre dışı bırakılmıştı. Ancak 16 Nisan'da, uzun süren testler ve güvenlik denetimlerinin ardından Ünite 6 yeniden enerji üretmeye başladı. Bu gelişme, Japonya'nın enerji üretiminde nükleer gücün yeniden ön plana çıkmasını sağladı. Ünite 6'nın faaliyete geçmesiyle birlikte, Tokyo Elektrik Gücü Şirketi (TEPCO), hizmet alanındaki güneş enerjisi santrallerini ilk kez kapatmak zorunda kaldı. Sadece bir öğleden sonra, güneş enerjisinden elde edilen 3,290 megavatlık üretim devre dışı bırakıldı. Bu durum, nükleer enerji ve yenilenebilir kaynaklar arasındaki dengeyi ve enerji arzının yönetiminde karşılaşılan zorlukları gözler önüne serdi.</p><h3>TEPCO'nun zorlu yeniden başlatma süreci sonuç verdi</h3><p>Kashiwazaki-Kariwa'daki Ünite 6'nın yeniden devreye alınması, TEPCO için kolay olmadı. Şirket, 20 Ocak'ta reaktörü başlatmayı planlasa da, kontrol çubuğu çekilmesi sırasında ortaya çıkan bir alarm arızası nedeniyle başlangıç bir gün ertelendi. İkinci denemede ise çalışanlar, nötron emici kontrol çubuklarını çekmeye başladıklarında başka bir alarm devreye girdi ve reaktör yeniden kapatıldı. Santral genel müdürü Takeyuki Inagaki, 205 kontrol çubuğundan 52'sinin zaten çekilmiş olduğunu belirterek güvenlik gerekçesiyle işlemi durdurduğunu açıkladı. TEPCO, gerekli parça değişimlerini yaptıktan sonra 9 Şubat'ta üçüncü kez reaktörü başlatmayı başardı. 16 Şubat'ta enerji üretimi ve iletimi yeniden başladı. Ancak 20-24 Şubat tarihleri arasında yapılan ek denetimler nedeniyle ünite geçici olarak kapatıldı. Ticari işletmenin başlangıcı ise planlandığı gibi 18 Mart'ta gerçekleşmedi; Mart ortasında jeneratörde tespit edilen küçük bir elektrik sızıntısı nedeniyle süreç tekrar ertelendi. Nihayet, 16 Nisan günü saat 16:00'da Ünite 6 resmen ticari işletmeye geçti. TEPCO, bu reaktörü 2027 Nisan ayındaki bir sonraki planlı denetime kadar çalıştırmayı hedefliyor. Bu uzun ve titiz süreç, Japonya'nın nükleer enerjiye dönüşünde karşılaşılan teknik ve idari zorlukları ortaya koydu.</p><h3>Kashiwazaki-Kariwa'nın dönüşü enerji piyasasını sarstı</h3><p>Ünite 6'nın yeniden faaliyete geçmesi, Japonya'nın enerji piyasasında önemli dalgalanmalara yol açtı. 1,356 megavatlık Gelişmiş Kaynar Su Reaktörü (ABWR) tam kapasiteyle çalışırken, yılda yaklaşık 9,500 gigavat-saat elektrik üretebiliyor. Bu miktar, Japonya hükümetinin hesaplamalarına göre yaklaşık 1,3 milyon ton sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) ithalatının önüne geçiyor. Tokyo bölgesinin elektrik arzının yaklaşık yüzde 2'sini karşılayan Ünite 6, ülke genelinde enerji arz güvenliğini artırırken, ithal fosil yakıtlara olan bağımlılığı da azaltıyor. Ancak bu gelişmenin hemen ardından, Hürmüz Boğazı'nın 28 Şubat'ta kapanması küresel LNG ticaretini derinden etkiledi. Japonya ve diğer Asya ülkeleri spot piyasaya yönelmek zorunda kaldı. Japonya-Kore Pazarında LNG fiyatları Nisan ayı sonuna kadar yüzde 51 artarak milyon BTU başına 16,02 dolara yükseldi. Buna karşılık, ABD'deki fiyatlar aynı dönemde sadece yüzde 9 düştü. Bu tablo, Japonya'nın enerji arzında nükleer santrallerin yeniden devreye alınmasının ne kadar kritik bir rol oynadığını gösterdi.</p><h3>Güneş enerjisi santrallerinde rekor kapatma: TEPCO'nun kararı tartışma yarattı</h3><p>Kashiwazaki-Kariwa'nın Ünite 6 reaktörünün devreye alınmasının ardından, TEPCO hizmet bölgesinde güneş enerjisi santrallerini ilk kez ciddi oranda kapatmak zorunda kaldı. 1 Mart'ta, yenilenebilir enerji üretimi öğle saatlerinde 1,810 megavata kadar kısıldı. 29 Mart'ta ise talebin düşük olduğu bir günde, güneş enerjisi üretiminde 3,290 megavatlık bir kesinti yaşandı. Bu rakam, reaktörün katkı sağlamadığı 21 Mart seviyesinin yedi katına denk geliyor. 28 ve 29 Mart'ta toplamda 16,2 gigavat-saatlik enerji kısıtlandı. Buna karşılık, Mart ayının başında ve ortasında toplam 9,2 GWh'lik bir kesinti uygulanmıştı. Bu veriler, Enerji Ekonomisi ve Finansal Analiz Enstitüsü'nün (IEEFA) TEPCO'nun dağıtım verilerine dayanarak yaptığı analizde ortaya kondu. Ancak, Japonya'da şebekenin almak istemediği güneş enerjisi için üreticilere herhangi bir tazminat ödenmiyor. Tüketiciler ise yenilenebilir enerji ek ücreti ödemeye devam ediyor. Bu uygulama, hem enerji üreticileri hem de tüketiciler açısından tartışmalara neden oldu. Tokyo, bir yandan kendi güneş enerjisini kısarken, diğer yandan kuzeydeki Tohoku bölgesinden enerji ithal ediyor. Bu durum, şebeke altyapısındaki eksikliklerin ve enerji yönetimindeki zorlukların altını çizdi.</p><h3>Kashiwazaki-Kariwa'da diğer reaktörlerin geleceği belirsizliğini koruyor</h3><p>Kashiwazaki-Kariwa'nın yedi reaktöründen sadece Ünite 6 şu anda faaliyette. Ünite 7 de aynı kapasiteye sahip bir ABWR ve 2017'de düzenleyici onay almasına rağmen, TEPCO bu reaktörün yeniden başlatılmasını 2029 veya 2030'a erteledi. Şirket, Eylül 2025'te güvenlik inşaatlarının zamanında tamamlanamayacağı gerekçesiyle Ünite 7'ye yakıt yüklemesini askıya almayı değerlendirdi. TEPCO Başkanı Tomoaki Kobayakawa, Ekim 2025'te Niigata meclisine yaptığı açıklamada, Ünite 1 ve 2'yi devre dışı bırakmayı düşündüklerini belirtti. Üniteler 3, 4 ve 5 için ise henüz bir zaman çizelgesi açıklanmadı. Şu anda Japonya genelinde 15 reaktör çalışıyor, üçü başlangıç onayı aldı, altısı inceleme aşamasında ve sekiz reaktör ise yeniden başlatma başvurusu yapmadı. Ülkenin 2040 mali yılı için belirlediği hedef, elektrik üretiminin yüzde 20'sinin nükleer enerjiden karşılanması. Bu hedefe ulaşmak için 30 reaktörün faal olması gerekiyor. Sanayi altyapısı güçlü olan Japonya, ağır nükleer dökümler ve denetim robotları üretiminde dünya liderliğini sürdürüyor. Ancak reaktörlerin yeniden devreye alınması, idari ve toplumsal engeller nedeniyle beklenen hızda ilerlemiyor.</p><h3>Kashiwazaki-Kariwa'da yakıt havuzları doluyor: Atık yönetimi kritik sorun</h3><p>1 Mayıs'ta düzenlenen bir medya turunda, gazeteciler Ünite 6'nın harcanmış yakıt soğutma havuzunun yüzde 88 oranında dolu olduğunu gözlemledi. Kashiwazaki-Kariwa, Japonya'daki üç santralden biri olarak, soğutma havuzlarının önümüzdeki beş yıl içinde tamamen dolacağı tahmin edilen tesisler arasında yer alıyor. Japon Elektrik Gücü Şirketleri Federasyonu'na göre, 17 Japon santralinde Aralık 2025 itibarıyla 17,000 tondan fazla harcanmış yakıt depolanıyor; bu, ülkenin toplam depolama kapasitesinin yaklaşık yüzde 80'ine denk geliyor. TEPCO, Ünite 6'daki yakıtı aynı sahadaki diğer reaktörlerin havuzlarına aktarıyor. Kalıcı atık bertarafı için ise hükümet, Tokyo'nun yaklaşık 1,240 mil güneyinde yer alan Minamitorishima adasında bir fizibilite çalışması başlattı. Bu, 2000'li yıllardan bu yana denenen dördüncü yer ve inceleme süreci yaklaşık yirmi yıldır devam ediyor. TEPCO Genel Müdürü Takeyuki Inagaki, sağlam yakıt yönetim planları olmadan enerji üretiminin er ya da geç duracağını açıkça ifade etti. Bu durum, Japonya'nın nükleer enerji stratejisinde atık yönetiminin ne kadar kritik bir sorun olduğunu bir kez daha gösterdi.</p><h3>Kashiwazaki-Kariwa'nın yeniden doğuşu: Japonya için yeni bir enerji dönemi</h3><p>Kashiwazaki-Kariwa'nın 14 yıl sonra yeniden enerji üretimine başlaması, Japonya için önemli bir mühendislik ve siyasi başarı olarak kayıtlara geçti. Ünite 6'nın devreye alınması, Tokyo bölgesinin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 2'sini karşılıyor ve ülkenin yılda 1,3 milyon ton LNG ithalatından kurtulmasını sağlıyor. Ancak bu dönüşüm, şebeke altyapısında depolama ve iletim alanındaki eksiklikleri de ortaya çıkardı. Nükleer enerji, esnek olmayan baz yüküyle sistemi desteklerken, fazladan üretilen enerjinin depolanamaması güneş santrallerinin kapatılmasına yol açtı. Almanya, benzer bir süreçte tüm nükleer tesislerini kapatmış ve kullanılmayan reaktörlerden birini eğlence parkına dönüştürmüştü. Her iki ülke de nükleer atık için kalıcı bir çözüm bulmuş değil. Kashiwazaki-Kariwa'da bir sonraki kritik tarih, Ünite 6'nın Nisan 2027'de denetim için kapatılması olacak. TEPCO'nun bu tarihe kadar atık yönetimi ve enerji arzı konusunda nasıl bir yol izleyeceği, Japonya'nın nükleer enerji politikasının geleceğini belirleyecek.</p><p>Kashiwazaki-Kariwa'daki Ünite 6'nın yeniden faaliyete geçmesi, Japonya'nın enerji arzı ve güvenliği açısından tarihi bir dönüm noktası oldu. Nükleer enerjiye dönüş, hem ekonomik hem de stratejik açıdan ülkeye önemli avantajlar sunarken, atık yönetimi ve şebeke altyapısı gibi yapısal sorunların çözümü için de acil adımlar atılması gerektiğini ortaya koydu. Önümüzdeki yıllarda, Kashiwazaki-Kariwa ve Japonya genelindeki diğer reaktörlerin geleceği, ülkenin enerji politikasında belirleyici rol oynayacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/japonya-14-yil-sonra-nukl-878_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287654</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/hem-suclu-hem-guclu-yuzsuz-hirsiz-10-milyon-dolar-tazminat-istiyor-287654</link>
      <pubDate>2026-08-17T10:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Hem suçlu hem güçlü... Yüzsüz hırsız 10 milyon dolar tazminat istiyor!]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'de hırsızlık amacıyla işyerine giren Kenneth Voyles, dükkan sahibi James Grant tarafından vurularak ağır yaralandı. Yüzsüz hırsız, Grant ve iş yeri hakkında, 10 milyon dolarlık tazminat davası açtı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Hem suçlu hem güçlü... Yüzsüz hırsız 10 milyon dolar tazminat istiyor!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD, Oregon eyaletinde Kenneth Voyles, Touchstone Granite &amp; Marble Inc. adlı iş yerine izinsiz girdikten sonra vuruldu. Evsiz olduğu dönemde hasarlı garaj kapısından içeri girdiğini kabul eden Voyles, bir matkap çantasını alarak çalmayı amaçladığını söyledi. İş yerinin sahibi James Grant tarafından fark edilen Voyles, kaçmaya çalışırken vuruldu ve ağır yaralandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/3-170820264b530d5c.jpg"/><p>Birden fazla kurşun duvarlara isabet etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/99-17082026b73b48f3.jpg"/><p><b>KAPIDAN SÜRÜNEREK ÇIKTI</b></p><p>Dava dosyasına göre James Grant, Voyles'un eline aldığı cıvata kesiciyi kendisine karşı kullanacağını düşündü. Grant'in silahını çıkararak Voyles'a birden fazla kez ateş ettiği, ardından göğsüne yeniden ateş ettiği ve Voyles yerdeyken de ateş etmeyi sürdürdüğü iddia edildi. Ağır yaralanan Voyles'un garaj kapısından sürünerek dışarı çıkmaya çalıştığı belirtildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/2-1708202636fb22bc.jpg"/><p><i>Kenneth Voyles - </i>James Grant</p><p><b>'YERE YAT' DİYE UYARMIŞ</b></p><p>Voyles, Grant'i saldırıyla suçladı. Grant, Voyles'un elindeki cıvata kesiciyi kaldırarak üzerine geldiğini, Voyles'a yere yatması için defalarca uyarıda bulunduğunu söyledi. Voyles, Grant ve işyeri hakkında 10 milyon dolarlık tazminat davası açtı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/1-17082026a4a42da5.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/hem-suclu-hem-guclu-yuzsu-376_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287653</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/aslanlara-butun-karkas-verilince-davranislari-degisti-dogadaki-beslenme-dongusune-yaklastilar-287653</link>
      <pubDate>2026-08-17T10:26:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Aslanlara bütün karkas verilince davranışları değişti! Doğadaki beslenme döngüsüne yaklaştılar]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Adelaide Üniversitesi ve Monarto Safari Parkı'nın ortaklaşa yürüttüğü araştırma, hayvanat bahçesindeki aslanların bütün karkas besleme yöntemiyle doğadaki hemcinslerine çok daha yakın beslenme ve aktivite kalıpları sergilediğini ortaya koydu. Şölen ve oruç programıyla uygulanan bu yöntem, aslanların hem fiziksel hem de davranışsal açıdan belirgin bir dönüşüm geçirmesini sağladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Aslanlara bütün karkas verilince davranışları değişti! Doğadaki beslenme döngüsüne yaklaştılar]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan bakımında yaşayan aslanların günlük rutinleri, doğadaki hemcinslerinden oldukça farklı seyrediyor. Ancak Avustralya'da gerçekleştirilen yeni bir bilimsel çalışma, basit bir beslenme değişikliğinin bu farkı önemli ölçüde kapatabileceğini kanıtladı. Adelaide Üniversitesi ile Güney Avustralya'daki Monarto Safari Parkı'nın iş birliğiyle yürütülen araştırma, hayvanat bahçesinde barındırılan aslanlara şölen ve oruç programı çerçevesinde bütün hayvan karkasları sunulmasının, doğadaki aslanların sergilediği beslenme, dinlenme ve hareket kalıplarına son derece benzer davranış örüntüleri ortaya çıkardığını gösterdi. Applied Animal Behavior Science dergisinde yayımlanan bu çalışma, hayvanat bahçelerindeki etobur yönetimi açısından dikkat çekici sonuçlar barındırıyor.</p><h3>Karkas besleme aslanların doğal davranışlarını tetikledi</h3><p>Araştırma ekibi, Monarto Safari Parkı'ndaki üç yetişkin erkek Afrika aslanını, hayvan bakım personelinin mevcut şölen ve oruç besleme rutinine her dokuz günde bir bütün karkas eklemesinin ardından yakından takip etti. Deney süresince bakıcılar, aslanlara yaklaşık 200 kilogram ağırlığında karkas sağladı. Bu yiyecek üç güne kadar aslanların erişimine açık kalabiliyordu; ardından hayvanlar doğal olarak bir dinlenme ve sindirim dönemine giriyordu. Üç ay boyunca kesintisiz şekilde çekilen video kayıtları, aslanların karkas bulunduğu günlerde normalde harcadıklarının neredeyse üç katı kadar süreyi beslenmeye ayırdığını ortaya koydu. Aslanlar karkasları yırtarken, parçalarken ve tüketirken çok daha sık ve uzun süreli beslenme davranışları sergiledi. Bu durum, onların doğadaki hemcinslerinin gösterdiği geniş beslenme davranışı yelpazesine oldukça yakın bir profil çizmelerine olanak tanıdı. Karkas besleme sonrasında aslanlar uzanarak dinlenmeye belirgin biçimde daha fazla vakit ayırdı; hareketleri ise oruç dönemi ilerledikçe kademeli olarak arttı ve vahşi aslan popülasyonlarında belgelenen şölen-oruç döngüsüne benzer bir ritim oluşturdu.</p><h3>Baş yazar Hryhorenko: 'Vahşi aslanlar her gün aynı saatte yemek yemez'</h3><p>Adelaide Üniversitesi Hayvan ve Veteriner Bilimleri Okulu'ndan çalışmanın baş yazarı Lesia Hryhorenko, araştırmanın besleme rutinlerinin insan bakımındaki etobur hayvanların davranışını nasıl şekillendirdiğini anlamaya ışık tuttuğunu belirtti. Hryhorenko, "Vahşi aslanlar her gün aynı saatte yemek yemez. Avlanma başarısına bağlı olarak doğal şölen ve oruç dönemleri yaşarlar" dedi. Araştırmacı, insan bakımındaki Afrika aslanlarının, besleme düzenleri bu doğal kalıplara daha çok benzediğinde nasıl tepki verdiğini anlamayı hedeflediklerini vurguladı. Hryhorenko ayrıca karkas beslemenin yalnızca besinsel içeriği değiştirmekle kalmadığını, aslanlara yiyeceği uzun süreler boyunca yırtma, çekme ve manipüle etme gibi doğal beslenme ekolojilerinin temel bileşenlerini uygulama fırsatı verdiğini ifade etti. Bu açıdan bakıldığında, karkas besleme yönteminin hayvanat bahçelerindeki aslanların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kritik bir unsur olduğu ortaya çıktı.</p><h3>Sekiz kızılötesi kamera aslanları 24 saat izledi</h3><p>Araştırma ekibi, davranışsal verileri toplamak için son derece kapsamlı bir izleme sistemi kurdu. Sekiz adet kızılötesi kamera, aslanları gece gündüz demeden sürekli olarak kaydetti. Bu kayıtlar, insan bakımındaki Afrika aslanlarından bir karkas besleme rejimi altında elde edilen en ayrıntılı 24 saatlik veri setlerinden birini oluşturdu. Araştırma grubunda Adelaide Üniversitesi ekibinin yanı sıra Liege Üniversitesi'nden ziyaretçi Belçikalı yüksek lisans öğrencisi Florence Demoulin de yer aldı. Üç aylık kesintisiz görüntü analizi, aslanların karkas bulunan günlerdeki davranış değişikliklerinin ne denli belirgin olduğunu sayısal verilerle gözler önüne serdi. Karkasların mevcut olduğu dönemlerde beslenme süresi dramatik biçimde artarken, oruç günlerinde hareket düzeyinin kademeli olarak yükseldiği net şekilde tespit edildi.</p><h3>Tempo gidip gelme açlıktan değil rutinden kaynaklandı</h3><p>Araştırmacılar, insan bakımında yaşayan etoburlar arasında sıklıkla beklenti davranışıyla ilişkilendirilen tempo gidip gelme hareketini de dikkatle takip etti. Çalışma boyunca tempo gidip gelme davranışı hafif düzeyde artış gösterdi; ancak bu artış, aslanların yiyeceksiz kaldığı süre uzadıkça tutarlı biçimde yükselmedi. Bunun yerine en belirgin artışlar, düzenli bakıcı gelişleri ve habitat değiştirme zamanlarına yakın dönemlerde kaydedildi. Bu bulgu, öngörülebilir günlük rutinlerin açlığın kendisinden çok daha fazla davranışla bağlantılı olduğuna işaret etti. Bir diğer önemli sonuç ise karkas besleme uygulamasının aslanlar arasında herhangi bir saldırganlık artışına ya da sosyal istikrarda bozulmaya yol açmaması oldu. Bu veri, karkas besleme yönteminin güvenli ve uygulanabilir bir zenginleştirme aracı olduğunu destekler nitelikte değerlendirildi.</p><h3>Doçent Whittaker: 'Besleme programları günlerce sonra bile davranışı etkiliyor'</h3><p>Çalışmanın ortak yazarı Doçent Alexandra Whittaker, elde edilen bulguların hayvan davranışını ve yönetim uygulamalarını değerlendirirken uzun vadeli ve sürekli gözlemin neden bu kadar kritik olduğunu açıkça gösterdiğini söyledi. Whittaker, "Birçok hayvanat bahçesi çalışması yalnızca yiyecek sağlandıktan hemen sonra ne olduğuna odaklanır. Oysa bizim sonuçlarımız, besleme programlarının günlerce sonra bile davranışı etkileyebildiğini gösteriyor" dedi. Bu tespit, tek bir beslenme olayından ziyade tüm beslenme döngüsü boyunca davranış kalıplarına bakmanın zorunluluğunu ortaya koydu. Whittaker, davranışsal izlemeyi fizyolojik ölçümlerle birleştiren gelecekteki araştırmaların, farklı besleme rejimlerinin hayvan refahı ve esenliği üzerindeki etkilerine dair çok daha eksiksiz bir tablo sunabileceğini de sözlerine ekledi.</p><p>Sonuç olarak Adelaide Üniversitesi ve Monarto Safari Parkı'nın ortaklaşa yürüttüğü bu araştırma, hayvanat bahçelerindeki karkas besleme uygulamasının aslanların doğal davranış örüntülerini canlandırmada son derece etkili bir yöntem olduğunu bilimsel verilerle kanıtladı. Şölen ve oruç döngüsüne dayalı bu beslenme stratejisi, hem hayvan refahını artırma hem de etobur yönetiminde yeni standartlar belirleme potansiyeli taşıyor. Araştırmanın bulguları, dünya genelindeki hayvanat bahçeleri için uygulanabilir ve somut bir yol haritası niteliğinde değerlendiriliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/aslanlara-butun-karkas-ve-147_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287652</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/kolesterol-tedavisinde-yeni-yaklasim-doktorlara-daha-erken-ilac-degerlendirmesi-onerisi-287652</link>
      <pubDate>2026-08-17T10:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kolesterol tedavisinde yeni yaklaşım! Doktorlara daha erken ilaç değerlendirmesi önerisi]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'de kardiyologlar, kolesterol yönetimi ve dislipidemi önlenmesine yönelik yeni rehberler açıkladı. Bu gelişmeyle birlikte, özellikle çocuklar ve yetişkinlerde erken teşhis ve tedavi uygulamaları gündeme geldi. Uzmanlar, kolesterol seviyelerinin kontrol altına alınmasının kalp krizi ve inme riskini önemli ölçüde azaltabileceğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kolesterol tedavisinde yeni yaklaşım! Doktorlara daha erken ilaç değerlendirmesi önerisi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de kardiyologlar, kolesterol yönetimi ve dislipidemi önleme konusunda hazırlanan yeni klinik rehberleri kamuoyuna duyurdu. 2018 yılında yayınlanan önceki protokollerin tamamen yenilendiği bu rehberler, kolesterol ve kan lipitlerinin kontrolünde daha erken müdahaleyi ön plana çıkarıyor. Uzmanların açıkladığı yeni uygulamalar, hem çocuklar hem de yetişkinlerde kalp krizi ve inme gibi ciddi kardiyovasküler hastalıkların önlenmesinde önemli bir dönüm noktası kabul ediliyor. Kolesterol yönetimiyle ilgili bu güncel rehberler, ABD'de her dört yetişkinden birinde görülen yüksek LDL kolesterol seviyesinin yarattığı riskleri azaltmaya yönelik yeni stratejiler içeriyor.</p><h3>Blumenthal: 'Erken müdahale ile kardiyovasküler risk düşürülebilir'</h3><p>Johns Hopkins Ciccarone Kardiyovasküler Hastalık Önleme Merkezi'nden kardiyolog Roger Blumenthal, yeni rehberlerin hazırlanmasında başkanlık görevini üstlendi. Blumenthal, kardiyovasküler hastalıkların yüzde 80'inden fazlasının önlenebileceğine dikkat çekti ve yüksek LDL kolesterolün risk faktörleri arasında başı çektiğini belirtti. Uzman, sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarının önemine vurgu yaparken, yaşam tarzı değişiklikleriyle istenen kolesterol seviyelerine ulaşılamadığı durumlarda, lipid düşürücü ilaçların daha erken dönemde tedaviye eklenebileceğini ifade etti. Blumenthal ayrıca, damar sertliğine yol açan lipoproteinlere uzun süre maruz kalınmasının, yaşam boyu kalp krizi ve inme riskini artırdığını söyledi. Bu nedenle, LDL kolesterolün erken yaşlardan itibaren kontrol altına alınmasının, uzun vadede koruyucu bir etki yarattığını vurguladı.</p><h3>ABD'de kolesterol taraması için yaş sınırı düşürüldü</h3><p>Yeni rehberlerde, kolesterol taramasına başlama yaşı da aşağı çekildi. Daha önce sadece yetişkinlerde önerilen tarama, artık 9-11 yaş arası çocuklarda da uygulanacak. Ailede ciddi kardiyovasküler hastalık öyküsü bulunan çocuklarda ise taramanın iki yaşında başlatılması öneriliyor. Bu değişiklik, çocuklarda ve gençlerde dislipidemiye bağlı risklerin erken dönemde tespitini kolaylaştıracak. Ayrıca, rehberlerde doktorlar için geliştirilen PREVENT adlı yeni risk hesaplayıcı aracı da devreye alındı. Bu araç sayesinde, 30 ila 79 yaş arasındaki bireylerde hem 10 yıllık hem de 30 yıllık kardiyovasküler hastalık riski detaylı şekilde hesaplanabiliyor. Risk değerlendirmeleri, kolesterol ve kan basıncı gibi temel sağlık göstergeleriyle birlikte, bireyin yaşam tarzı ve alışkanlıkları gibi kişisel veriler dikkate alınarak yapılıyor. Böylece, her hastaya özel kişiselleştirilmiş tedavi ve takip planı hazırlanabiliyor.</p><h3>Dislipidemi tedavisinde yeni hedefler ve ilaç seçenekleri</h3><p>Rehberlerde, dislipidemi tedavisinde LDL hedef seviyeleri yeniden belirleniyor. Sınırda veya orta risk grubundaki hastalarda LDL-C hedefi 100 mg/dL'nin altında, yüksek riskte olanlarda ise 70 mg/dL'nin altında tutulması öneriliyor. Çok yüksek riskli hastalarda ise bu seviye 55 mg/dL'nin altına çekiliyor. Kardiyolog Pamela B. Morris, LDL seviyesinin düşüklüğünün, özellikle kalp krizi veya inme riski yüksek kişilerde belirgin koruyucu sonuçlar sağladığını belirtiyor. Klinik araştırmalar, LDL kolesterol seviyesi önceki rehberlerdeki önerilerin de altına indiğinde, kardiyovasküler olayların anlamlı şekilde azaldığını gösteriyor. Statinler, LDL düşürmede ilk tercih edilen ilaçlar arasında yer alırken, yeni rehberler ezetimib, bempedoik asit, PCSK9 inhibitörleri ve inclisiran gibi alternatif ilaçların da kullanımını gündeme getiriyor. Tedaviye başlama kararı, hastanın risk profiline ve kişisel sağlık geçmişine göre şekilleniyor.</p><h3>Sağlıklı yaşam tarzı ve düzenli takip ön planda</h3><p>Yeni rehberler, hastalara yönelik önerilerde sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerinin altını çiziyor. Uzmanlar, kolesterol seviyelerinin kontrol altına alınmasında sağlıklı gıdaların tüketilmesi, fiziksel aktivitenin artırılması ve düzenli kontrollerin büyük önem taşıdığını belirtiyor. Eğer yaşam tarzı değişikliklerine rağmen LDL kolesterol seviyesi yüksek seyrediyorsa, doktorların daha erken aşamada ilaç tedavisini gündeme alabileceği ifade ediliyor. Bu yaklaşım, kalp-damar hastalıklarının önlenmesinde yeni bir dönemi başlatıyor. Erken teşhis ve tedaviyle birlikte, ABD'de kardiyovasküler hastalıklara bağlı ölüm ve hastalık oranlarında anlamlı bir düşüş hedefleniyor.</p><p>Sonuç olarak, ABD'de güncellenen kolesterol yönetimi rehberleri, hem hastalar hem de sağlık profesyonelleri için önemli yenilikler içeriyor. Erken tarama, kişiselleştirilmiş risk değerlendirmesi ve güncellenen tedavi hedefleriyle birlikte, kardiyovasküler hastalıklara karşı daha etkili ve kapsamlı bir mücadele dönemi başlıyor. Yeni rehberler, kolesterol ve dislipidemi yönetiminde uluslararası alanda da örnek teşkil edebilecek nitelikte görülüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/kolesterol-tedavisinde-ye-376_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287651</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/borsa-17-agustos-pazartesi-gunune-yukselisle-basladi-287651</link>
      <pubDate>2026-08-17T10:16:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Borsa 17 Ağustos Pazartesi gününe yükselişle başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, 17 Ağustos Pazartesi gününe yüzde 0,15 yükselişle 14.192,88 puandan başladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Borsa 17 Ağustos Pazartesi gününe yükselişle başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>17 Ağustos 2026 Pazartesi borsa haberleri... Cuma günü alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,28 değer kazanarak 14.172,26 puandan tamamladı.</p><p>Endeks, bugün açılışta önceki kapanışa göre 20,62 puan ve yüzde 0,15 artışla 14.192,88 puana çıktı. Bankacılık endeksi yüzde 0,11 değer kazanırken, holding endeksi yüzde 0,40 düştü.</p><p>Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran yüzde 1,09 ile tekstil deri, en çok gerileyen ise yüzde 1,01 ile menkul kıymet yatırım ortaklığı oldu.</p><p>Küresel piyasalar, ABD/İsrail-İran Savaşı'nın sona erdirilmesine yönelik somut bir ilerleme sağlanamamasının etkisiyle haftaya temkinli başladı.</p><p>Orta Doğu kaynaklı jeopolitik gelişmeler piyasaların yönü üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. ABD ile İran arasında devam eden gerilimin yanı sıra İsrail'in Lübnan'a yönelik yeni saldırıları ve ABD'nin İran'a yeni ekonomik yaptırımlar uygulayabileceğine ilişkin açıklamalar, jeopolitik belirsizlikleri artırıyor.</p><p>Analistler, bugün yurt içinde bütçe dengesi, yurt dışında ise veri gündeminin sakin olacağını belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.300 ve 14.400 puanın direnç, 14.100 ve 14.000 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/borsa-17-agustos-pazartes-294_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287650</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/hibiskus-cayi-kan-basincini-dusurur-mu-arastirmalar-ne-soyluyor-287650</link>
      <pubDate>2026-08-17T10:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Hibiskus çayı kan basıncını düşürür mü? Araştırmalar ne söylüyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Hibiskus çayı, diyetisyenlerin son açıklamalarına göre kan basıncını düşürme potansiyeliyle dikkat çekiyor. Ancak uzmanlar, bu çayın ilaçların yerini tutmadığına ve tüketim öncesinde sağlık kontrolü yapılması gerektiğine vurgu yapıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Hibiskus çayı kan basıncını düşürür mü? Araştırmalar ne söylüyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hibiskus çayı, son dönemde diyetisyenlerin önerileriyle gündeme geldi. Özellikle kan basıncını düşürme potansiyeliyle öne çıkan hibiskus çayı, sağlıklı bir yaşam tarzı arayışında olanlar tarafından sıkça tercih ediliyor. Diyetisyenler, hibiskus çayının kan damarlarını gevşetici etkisiyle kan basıncını destekleyebileceğini belirtiyor. Ancak uzmanlar, hibiskus çayının tek başına mucizevi bir çözüm olmadığını, dengeli beslenme, düzenli egzersiz, kaliteli uyku ve stres yönetimi gibi alışkanlıkların da kan basıncını dengelemede önemli rol oynadığını vurguluyor.</p><h3>Diyetisyenler: Hibiskus çayı kan basıncında düşüş sağlayabilir</h3><p>Hibiskus çayı, geleneksel tıpta binlerce yıldır kullanılan ve "roselle" ya da "ekşili çay" olarak da bilinen bir bitki çayı olarak öne çıkıyor. Diyetisyen Kiran Campbell, hibiskus çayında bulunan antosiyaninler ve polifenollerin, kan damarlarının gevşemesine ve genişlemesine yardımcı olduğunu belirtiyor. Bu doğal bileşenler, kan akışını kolaylaştırırken damarların hasardan korunmasına da katkı sağlıyor. Ayrıca, hibiskus çayının içerdiği antioksidan ve anti-inflamatuar maddeler, damar sağlığını destekliyor.</p><p>Hibiskus çayının kan basıncını düşürmeye yardımcı olabileceği bir diğer mekanizma ise, potansiyel olarak anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) aktivitesini engellemesiyle ilişkilendiriliyor. Bu durum, damarların sıkılaşmasını önleyerek sağlıklı damar tonusuna destek sunuyor. Ancak uzmanlar, hibiskus çayının etkisinin reçeteli ACE inhibitörlerine kıyasla oldukça düşük olduğunu ve kesinlikle ilaçların yerine geçmemesi gerektiğini hatırlatıyor. Diyetisyen Monique Richard ise, hibiskus çayının kafeinsiz ve doğal olarak şekersiz olması sayesinde vücudun sıvı dengesini düzenlemede de etkili olabileceğini ifade ediyor.</p><h3>Bilimsel araştırmalar hibiskus çayının etkisini ortaya koyuyor</h3><p>Hibiskus çayının kan basıncı üzerindeki etkileriyle ilgili yapılan araştırmalar dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor. 12 farklı çalışmanın incelendiği bir meta-analiz, günde 1 gram hibiskus çayı tüketiminin, dört hafta ve daha uzun süreli kullanımlarda ortalama 7.9 mmHg'lik bir sistolik kan basıncı düşüşü sağladığını gösteriyor. Bu etki, özellikle yüksek tansiyonu bulunan bireylerde daha belirgin şekilde ortaya çıkıyor. Farklı araştırmalarda ise, hibiskus çayının kapsül, özüt veya içecek formunda kullanıldığı, antosiyanin miktarlarının ise günlük 3 miligramdan 250 miligrama kadar değişiklik gösterdiği belirtiliyor.</p><p>Uzmanlar, yüksek kan basıncının kalp hastalıkları için önemli bir risk faktörü olduğunu ve kan basıncında yaşanan küçük düşüşlerin bile kalp sağlığı açısından anlamlı sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. Araştırmalar, sistolik kan basıncındaki 10 mmHg'lik bir azalmanın, koroner arter hastalığı ve inme riskini kayda değer oranda düşürdüğünü ortaya koyuyor. Buna rağmen, hibiskus çayının tek başına uzun vadeli ve anlamlı bir etki gösterip göstermediği konusunda daha fazla bilimsel araştırmaya ihtiyaç olduğu vurgulanıyor.</p><h3>Diyetisyenlerden hibiskus çayı tüketimi için önemli tavsiyeler</h3><p>Hibiskus çayının faydalarından yararlanmak isteyenler için diyetisyenler bazı önemli noktalara dikkat çekiyor. Uzmanlar, hibiskus çayının düzenli olarak tüketildiğinde daha etkili olabileceğini, araştırmalara göre en az dört hafta boyunca her gün tüketilmesinin önerildiğini belirtiyor. Diyetisyen Monique Richard, potansiyel faydaları en üst düzeye çıkarmak için günde 2 ila 3 fincan hibiskus çayı içilmesini tavsiye ediyor. Ancak, günde 1 fincan tüketiminin bile fayda sağlayabileceği ifade ediliyor. Demleme yöntemi de önem taşıyor; 1-2 çay kaşığı kurutulmuş hibiskus çiçeğinin, kaynamış suda 5-10 dakika demlemesi öneriliyor. Bu sayede çayın içeriğindeki polifenoller daha etkili şekilde suya geçiyor.</p><p>Öte yandan, hibiskus çayının güvenli kabul edilmesine rağmen, bazı riskler de bulunuyor. Yapılan kapsamlı incelemeler, günde 2 fincana kadar hibiskus çayının altı aya kadar güvenle tüketilebileceğini gösteriyor. Ancak, hibiskus çayı kan basıncını düşürebileceği için, özellikle tansiyon ilacı kullananların dikkatli olması gerekiyor. Diyetisyenler, hibiskus çayının bazı kan basıncı ilaçları ve diüretiklerle etkileşime girebileceğini, bu nedenle düzenli ilaç kullananların hibiskus çayı tüketmeden önce mutlaka sağlık uzmanına danışmasını öneriyor.</p><h3>Uzmanlar: Hibiskus çayı tek başına yeterli değil</h3><p>Diyetisyenler, hibiskus çayının sağlıklı bir yaşam tarzının tamamlayıcı bir parçası olabileceğini, ancak tek başına kan basıncını kontrol altına almak için yeterli olmadığını belirtiyor. Kalp ve damar sağlığını desteklemek için düzenli egzersiz, dengeli beslenme, yeterli uyku ve stres yönetimi gibi alışkanlıkların da ihmal edilmemesi gerektiği vurgulanıyor. Diyetisyen Monique Richard, bireylerin sadece tek bir gıda veya içeceğe odaklanmak yerine, genel yaşam tarzlarını gözden geçirmelerinin daha etkili sonuçlar vereceğini ifade ediyor. Hibiskus çayı, potansiyel faydalarıyla öne çıksa da, kişisel sağlık durumu ve kullanılan ilaçlar göz önünde bulundurularak tüketilmeli.</p><p>Sonuç olarak, hibiskus çayı düzenli ve bilinçli şekilde tüketildiğinde kan basıncını destekleyici bir rol üstlenebilir. Ancak, bu çayın ilaçların yerine geçmediği ve her bireyin sağlık geçmişine göre tüketim kararı alması gerektiği unutulmamalı. Diyetisyenlerin önerileri doğrultusunda, hibiskus çayını günlük rutine eklemeden önce mutlaka bir sağlık profesyoneline danışılması tavsiye ediliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/hibiskus-cayi-kan-basinci-413_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287649</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/kuresel-piyasalar-haftaya-temkinli-iyimserlikle-basladi-17-agustos-2026-pazartesi-287649</link>
      <pubDate>2026-08-17T10:06:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Küresel piyasalar haftaya temkinli iyimserlikle başladı (17 Ağustos 2026 Pazartesi)]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[17 Ağustos 2026 Pazartesi küresel piyasalar, ABD/İsrail-İran Savaşı'nın sona erdirilmesine yönelik somut bir ilerleme sağlanamamasının etkisiyle haftaya temkinli başladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Küresel piyasalar haftaya temkinli iyimserlikle başladı (17 Ağustos 2026 Pazartesi)]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>17 Ağustos 2026 Pazartesi küresel piyasalara bakış... Orta Doğu kaynaklı jeopolitik gelişmeler piyasaların yönü üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. ABD ile İran arasında devam eden gerilimin yanı sıra İsrail'in Lübnan'a yönelik yeni saldırıları ve ABD'nin İran'a yeni ekonomik yaptırımlar uygulayabileceğine ilişkin açıklamalar, jeopolitik belirsizlikleri artırıyor.</p><p>Analistler, piyasaları en çok etkileyen faktörün jeopolitik belirsizlikler olduğunu belirterek, bu durumun risk iştahı üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti.</p><p>Geçen hafta ABD'de açıklanan makroekonomik verilerin beklentilerin altında gerçekleşmesinin ardından cuma günü küresel piyasalarda risk iştahı azalmıştı. ABD'de perakende satışlar temmuzda artış beklentilerine rağmen yüzde 0,6 düşerken Ekim 2025'ten bu yana ilk azalışını kaydetti.</p><p>Michigan Üniversitesi tarafından ölçülen tüketici güven endeksi de ağustosta 51'e gerileyerek piyasa beklentilerinin altında gerçekleşti.</p><p>Zayıf perakende satış rakamları ile zayıflayan tüketici güveninin bir araya gelmesi, üçüncü çeyreğin ilerleyen dönemlerinde tüketici harcamalarının ivmesi konusunda bazı soru işaretlerini gündeme getirdi.</p><p>Söz konusu veriler, ABD halkının ekonomiye ilişkin bakış açısının daha karamsar hale geldiğini gösterirken, büyüme görünümüne ilişkin endişeleri de artırdı.</p><p>Geçen haftanın genelinde ABD'de enflasyonun yavaşlama sinyalleri vermesine rağmen Orta Doğu'daki anlaşma sürecinin belirsizliğini koruması cuma günü küresel piyasalardaki risk iştahının sınırlı kalmasına neden oldu.</p><p>ABD'de enflasyonun yavaşlamasının ardından ülkede perakende satışların da düşmesiyle Fed'in gelecek ay politika faizini değiştirmeyeceğine yönelik tahminler güçlendi. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, bankanın eylülde faiz artışına gitme ihtimali yüzde 30 seviyelerine gerilerken, yıl sonuna kadar bir faiz artırımı yapılabileceği ihtimali güç kaybetti.</p><p>Bu hafta Fed'in açıklayacağı toplantı tutanakları da yatırımcılar tarafından yakından takip edilecek.</p><p>Fed'e ilişkin faiz artırım beklentilerinin zayıflamasıyla ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi 2 baz puan azalışla yüzde 4,68'te, dolar endeksi yüzde 0,2 düşüşle 99,5 seviyesinde seyrediyor. Altının onsu ise yüzde 0,5 artışla 4 bin 396 dolardan işlem görüyor.</p><p>ABD-İran diplomasisine yönelik belirsizliklerle ekim vadeli Brent petrolün varil fiyatı yüzde 0,1 artışla 88,7 dolara yükseldi.</p><p><b>NEW YORK BORSASI NEGATİF SEYRETTİ</b></p><p>Söz konusu gelişmelerle New York borsasında cuma günü negatif bir seyir hakimdi. Sosyal medya platformu Reddit'in hisseleri, şirketin 18 Ağustos'ta S&P 500 endeksine dahil edileceğinin açıklanmasının ardından günü yüzde 13'e yakın artışla tamamladı.</p><p>Dow Jones endeksi yüzde 0,2, S&P 500 endeksi yüzde 0,17 ve Nasdaq endeksi yüzde 0,28 değer kaybetti. ABD'de endeks vadeli kontratlar, güne karışık seyirle başladı.</p><p><b>AVRUPA BORSALARI ALMANYA HARİÇ NEGATİF SEYRETTİ</b></p><p>Avrupa borsalarında, devam eden jeopolitik risklerin petrol fiyatlarını yükseltmesiyle cuma günü satış ağırlıklı bir seyir izlendi. Cuma günü açıklanan verilere göre, Avro Bölgesi'nde 2. çeyreğe ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH), önceki çeyreğe göre yüzde 0,4, yıllık bazda yüzde 1 artarak beklentiler dahilinde gerçekleşti.</p><p>Bu gelişmelerle, İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,21, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 0,16 ve İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,2 değer kaybederken, Almanya'da DAX 40 endeksi ise yüzde 0,53 değer kazandı. Avrupa'da endeks vadeli kontratlar güne karışık seyirle başladı.</p><p><b>ASYA BORSALARI, POZİTİF SEYREDİYOR</b></p><p>Asya borsalarında haftanın ilk işlem gününde alış ağırlıklı bir seyir izlenirken, teknoloji hisseleri Fed'in faiz artıracağına yönelik tahminlerin azalmasından destek buldu.</p><p>Öte yandan bölgede bugün açıklanan makroekonomik veriler piyasaların odağında yer aldı. Japonya'da 2. çeyreğe ilişkin GSYH önceki çeyreğe göre yüzde 0,3, yıllık bazda yüzde 1,1 artarak beklentilerin altında kaldı. Söz konusu veri ülkede ekonomik büyümenin yavaşladığını ortaya koyarken, ülkede zayıflayan iç talebin güçlü ihracatın pozitif etkilerini sınırladığı görüldü.</p><p>Söz konusu verinin, İran savaşı kaynaklı ekonomik etkileri yansıtmaya başladığı görülürken, dolar/yen paritesi yüzde 0,1 azalışla 159,1 seviyesinde seyrediyor.</p><p>Diğer taraftan Japonya'da haziran ayına ilişkin sanayi üretimi aylık yüzde 1,9, yıllık yüzde 4,9 artarak beklentilerin üzerinde gerçekleşti.</p><p>Söz konusu gelişmelerle kapanışa doğru Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,3, Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,8 ve Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 1,6 yükseldi.</p><p>Güney Kore borsasında tatil nedeniyle işlem yapılmıyor.</p><p><b>YURT İÇİNDE TEMMUZ AYI BÜTÇE DENGESİ TAKİP EDİLECEK</b></p><p>Cuma günü alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,28 değer kazanarak 14.172,26 puandan tamamladı.</p><p>Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası'nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı ağustos vadeli kontrat ise cuma akşam seansında normal seans kapanışına göre yüzde 0,08 yükseldi. Dolar/TL cuma gününü yüzde 0,1 artışla 47,8820'den tamamlarken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışın hemen üzerinde 47,8990'dan işlem görüyor.</p><p>Analistler, bugün yurt içinde bütçe dengesi, yurt dışında ise veri gündeminin sakin olacağını belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.300 ve 14.400 puanın direnç, 14.100 ve 14.000 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/kuresel-piyasalar-haftaya-533_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287648</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/anthropicin-yeni-hamlesi-yapay-zeka-kullanicilarini-endiselendirdi-metinler-tespit-edilebilecek-287648</link>
      <pubDate>2026-08-17T09:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Anthropic'in yeni hamlesi yapay zeka kullanıcılarını endişelendirdi! Metinler tespit edilebilecek]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Anthropic'in Claude sohbet botu üzerinden üretilen AI içeriklerine filigran ekleyeceğini açıklaması, kullanıcılar arasında paniğe neden oldu. Avrupa Birliği'nin yeni AI Yasası'nın ardından gelen bu karar, dijital içeriklerin izlenebilirliği ve kullanıcı mahremiyeti tartışmalarını yeniden alevlendirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Anthropic'in yeni hamlesi yapay zeka kullanıcılarını endişelendirdi! Metinler tespit edilebilecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anthropic'in Claude sohbet botu tarafından üretilen yapay zeka içeriklerine filigran ekleyeceğini duyurması, teknoloji çevrelerinde büyük bir tartışma başlattı. Özellikle Avrupa Birliği'nin 2024 yılında kabul ettiği ve yapay zeka şirketlerinin ürettikleri içerikleri işaretlemesini zorunlu kılan yeni AI Yasası'na yanıt olarak alınan bu karar, kullanıcıların tepkisini çekti. Filigran uygulaması, AI ile hazırlanan metinlerin izlenmesini ve tespit edilmesini kolaylaştırıyor. Bu gelişme, özellikle AI teknolojisini ödev, e-posta, kodlama ve yaratıcı yazım gibi alanlarda kullanan kişilerde endişeye yol açtı. Kullanıcılar, filigranla işaretlenen metinlerin ifşa riski taşıdığına dikkat çekiyor.</p><h3>Anthropic'in filigran kararı kullanıcıları ikiye böldü</h3><p>Anthropic'in Claude sohbet botunda başlattığı filigran uygulaması, sosyal medya ve forumlarda hararetli tartışmalara yol açtı. Özellikle r/ClaudeAI ve r/artificial gibi platformlarda kullanıcılar, filigran sisteminin gizliliği tehdit ettiğini savundu. Birçok kullanıcı, filigranın AI ile üretilen içeriklerin ticari değerini düşüreceğini ve metinlerin "kirli" olarak damgalanmasına neden olacağını belirtti. Bazı paylaşımlarda, filigran uygulamasının kullanıcıları haksız yere hedef haline getirebileceği ifade edildi. Örneğin, visionode takma adlı bir kullanıcı, su işaretleme planını baskıcı polis yöntemleriyle kıyasladı ve "Bir paragrafı yeniden düzenleyen öğrenci, iki yüz sayfalık transkripti özetleyen gazeteci ya da yaratıcı blok yaşayan yazar, süreçten alnında dijital bir dövme ile çıkıyor" ifadelerini kullandı. Bu görüşler, AI topluluğu içinde geniş yankı buldu.</p><h3>Filigranın teknik detayları ve tartışmalı yönleri gündemde</h3><p>Anthropic'in filigran sistemi, AI tarafından üretilen metinlerde kelime seçimlerinde küçük değişiklikler yaparak çalışıyor. Bu değişiklikler insan okuyucular tarafından fark edilmiyor, ancak topluca analiz edildiğinde tespit edilebilen bir desen oluşturuyor. Şirket, sistemin bazı düzenlemelere karşı dayanıklı olduğunu savunsa da, başka bir sohbet botu aracılığıyla metnin yeniden yazılması halinde filigranın silinebileceği belirtiliyor. Ars Technica'nın analizine göre, filigran uygulamasının metin kalitesini olumsuz etkileyebileceği ve kullanıcıların AI yardımı olmadan içerik üretmeye zorlanabileceği endişesi öne çıkıyor. Ayrıca, tespit aracının çalışma prensiplerinin açıklanmasının, kötü niyetli kişilerin filigranı kaldıracak araçlar geliştirmesini kolaylaştırabileceği uyarısı yapılıyor. Google DeepMind'in görüntülerde AI kökenli içerikleri işaretlemek için geliştirdiği SynthID gibi sistemlerde de benzer riskler gündeme gelmiş durumda.</p><h3>Avrupa Birliği AI Yasası'nın etkisiyle filigran uygulamaları yaygınlaşıyor</h3><p>Anthropic'in bu hamlesi, 2024'te yürürlüğe giren Avrupa Birliği AI Yasası'nın doğrudan bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Yeni yasa, yapay zeka şirketlerini, sistemleri tarafından üretilen veya düzenlenen tüm içerikleri işaretlemeye mecbur bırakıyor. Bu düzenleme, içeriklerin kaynağının şeffaf biçimde tespit edilmesini amaçlıyor. Ancak uzmanlar, filigran gibi uygulamaların hem kullanıcı gizliliği hem de içerik özgünlüğü açısından tartışmalı sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor. AI teknolojisinin hızla yaygınlaşması, içerik üretiminde yeni etik ve teknik sorunları beraberinde getiriyor. Anthropic'in filigran kararı, AI içeriği üretenlerin ve kullananların gelecekte daha dikkatli olmalarını gerektirecek gibi görünüyor.</p><p>Sonuç olarak, Anthropic'in Claude sohbet botunda başlattığı filigran uygulaması, hem teknik hem de etik boyutlarıyla yapay zeka dünyasında yeni bir dönemin habercisi oldu. Kullanıcıların bu yeni sisteme nasıl uyum sağlayacağı ve filigran teknolojisinin ne kadar etkili olacağı önümüzdeki dönemde yakından izlenecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/anthropicin-yeni-hamlesi--698_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287647</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-mekke-anlasmasi-dunyaya-onemli-bir-mesaj-vermemiz-icin-gercek-bir-vesile-oldu-287647</link>
      <pubDate>2026-08-17T09:53:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan: Mekke Anlaşması, dünyaya önemli bir mesaj vermemiz için gerçek bir vesile oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mekke Anlaşması'nın farklı bir değişim olduğuna işaret ederek, “Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında Mekke'de bu üçlü anlaşmanın imzalanması, dünyaya önemli bir mesaj vermemiz için gerçek bir vesile oldu.” dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan: Mekke Anlaşması, dünyaya önemli bir mesaj vermemiz için gerçek bir vesile oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Doha merkezli Al Jazeera Arapça televizyonuna verdiği röportajda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Röportajı AK Parti'nin 25. yıl dönümü kutlamalarının yapıldığı günde verdiğini dile getiren Erdoğan, "Böylesi bir günde bir araya gelmek, bizim için gerçekten ayrı bir mutluluk. 25. yıl kutlamalarıyla birlikte daha nice çeyrek asırlara inşallah yürüyeceğiz." diye konuştu.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/video1-170820266982fbc3.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında yakın zamanda imzalanan güvenlik odaklı Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na değinen Erdoğan, şunları söyledi:</p><p>"Her şeyden önce Mekke Anlaşması, farklı bir değişimdi. Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında Mekke'de bu üçlü anlaşmanın imzalanması, dünyaya önemli bir mesaj vermemize vesile oldu. Mekke'de bu anlaşmanın yapılmış olması, üçlü olarak bu anlaşmayı gerçekleştirmek bizlere ayrı bir güç ve dünyaya ayrı bir mesaj olmuştur. Bu konuda ben inanıyorum ki gerek Pakistan gerek Türkiye gerekse Suudi Arabistan, bu anlaşmadan çok çok önemli memnuniyetle ayrılmışlardır. Hayırlı olsun."</p><p>ABD ile İran arasındaki sıkıntılı bir dönemde böyle bir anlaşmanın yapılmış olmasının dünya barışı için önemli bir mesaj oluşturduğunu vurgulayan Erdoğan, "Dünya barışına önemli bir mesaj diyorum çünkü Türkiye barıştan yana tavır koyan bir ülke olarak Mekke'nin seçilmiş olması, bu barış için önemli bir adım olmuştur. İran ile ABD arasındaki süreçte barışın taraftarları olarak bizler de bunu sürekli vurguladık, sürekli barıştan yana olduğumuzu anlattık. Barıştan yana böyle bir süreci özellikle kovalayan ülkeler olarak bizler de Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan, bu barışın savunucuları olarak yerimizi aldık. Barışın savunucuları olarak da bundan sonraki süreçte yine bizler, barışı kovalayan ülkeler olarak bu yola devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.</p><p>Mekke Anlaşması'nın NATO'nun 5. maddesindeki savunma unsuruna benzerliği sorulan Erdoğan, "Bunu şöyle ifade edeyim. Malum NATO'nun 5. maddesi neleri içeriyorsa aynı şekilde şu anda buradaki ortak savunma anlayışı da yine herhangi bir sıkıntının yaşanması halinde bu üç ülke burada gerekli adımı beraber atma şansına sahip olacaklardır. Bu, Türkiye'ye, Suudi Arabistan'a, Pakistan'a olabilir, hangisine olursa olsun, herhangi bir saldırı bu üç ülkeden birine olursa ortak savunma paktı olduğu için burada gerekli olan her türlü saldırıya karşı bu üç ülke birbirini savunma şansına sahiptir." ifadelerini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/mekkeanlamas-170820269e751180.jpg"/><p>Erdoğan, başka ülkelerin de Mekke Anlaşması'na katılımına ilişkin değerlendirmesinde, "Şu anda bu üç ülkenin dışında, bu üç ülkeye ilave olabilecek ülkeler her an olabilir. Sadece Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan değil ilave bazı ülkeler de aramıza katılabilir. Bunu anlaşmayı imzaladığımızda açıkladık, 'Bundan sonraki süreçte katılacak bazı ülkeler olursa bunlara da kapımız açıktır.' dedik ve kapıyı açık tuttuk." şeklinde konuştu.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Mısır da eğer arzu ederse bu üç ülke arasında anlaşmayı yapar ve Mısır'a da kapısını açar." dedi.</p><p><b>ABD-İSRAİL İLE İRAN ARASINDAKİ SAVAŞ</b></p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşa ilişkin, temennisinin bir an önce barışın gerçekleşmesi olduğunu söyledi.</p><p>Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmasının sıkıntı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Bu trafiği bir an önce açmak, dünya petrol trafiğini kısa zamanda açmak suretiyle inşallah dünyanın petrol trafiğindeki bu zengin akışı durdurmamak lazım. Biz buna taraftarız, İran aynı şekilde buna taraftar. Temennimiz, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği ücretsiz olarak eğer açılırsa bu çok daha isabetli olacaktır. Ücretsiz olması, buradaki trafiği açmak noktasında çok hayırlı olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.</p><p><b>ABD-İSRAİL'İN İRAN'A VE TAHRAN YÖNETİMİNİN KÖRFEZ ÜLKELERİNE SALDIRILARI</b></p><p>ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından Tahran'ın Körfez ülkelerine saldırıları karşısında Türkiye'nin tutumu sorulan Erdoğan, "Biz, buralarda kesinlikle savaştan yana değiliz, barıştan yanayız ama burada İsrail, bu savaşın baş aktörüdür. İsrail, burada savaşı sürekli teşvik etti, savaştan yana olmuştur. Savaştan yana olduğu için de burada diğer ülkeler çok bedel ödediler. Bunun da baş sorumlusu İsrail olmuştur." diye konuştu.</p><p><b>"EN KISA ZAMANDA BEN DE İNŞALLAH BİR ŞAM SEYAHATİ YAPACAĞIM"</b></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ile İran arasında çözüm bulma çabasındaki Katar ile Pakistan'ın arabuluculuğu rolüne ilişkin, her iki ülkenin de bu konuda önemli görevler üstlendiklerini, bundan sonraki süreçte de bunun devam edeceğine inandığını söyledi.</p><p>Erdoğan, "Hep beraber el ele vereceğiz, her şeyden önce Müslümanlar olarak birliğimizi, beraberliğimizi koruyarak yolumuza devam edeceğiz." dedi.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'de Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki yeni yönetimle ilişkiler ve İsrail'in Suriye'ye saldırılarına ilişkin şunları dile getirdi:</p><p>"Suriye ile devlet mekanizmalarımız gayet güzel ilişki içindeler, bu birlikteliği, bu beraberliği sürdürüyoruz. Suriye, bizim kardeşimizdir, Suriye'yi asla yalnız bırakmayacağız. Bu süreçte Suriye, kardeşlerinin kendisine olan ilgi ve alakasını görecektir, hiç endişe etmesinler."</p><p>Türkiye'nin, Suriye'nin istikrarına yönelik desteğine ilişkin soruyu Erdoğan, "Oranın istikrarı için Türkiye'nin üzerine ne düşüyorsa biz bunu sonuna kadar yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz." diyerek yanıtladı.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'de Beşşar Esed rejiminin devrilmesine giden süreçte Türkiye'nin rolüne ilişkin, "Elhamdülillah, bunu en güzel şekilde gerek Cumhurbaşkanı Şara gerek ilgili arkadaşlar gayet iyi biliyorlar. Üzerimize düşen neyse bunu sonuna kadar yaptık. Bundan sonraki süreçte de yapmaya devam edeceğiz. En kısa zamanda ben de inşallah bir Şam seyahati yapacağım." ifadelerini kullandı.</p><p><b>İSRAİL'İN LÜBNAN'A SALDIRILARI</b></p><p>Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın Türkiye ziyareti ve iki ülke ilişkilerini değerlendiren Erdoğan, "Lübnan'a karşı yapılan bu saldırılar bizi ciddi manada üzmektedir. Sayın Cumhurbaşkanı ile burada görüşmemizi yaptık. Bundan sonraki süreçte de Lübnan'a elimizden gelen destek neyse bu desteği vermeye devam edeceğiz." diye konuştu.</p><p>Erdoğan, Lübnan'da ABD'nin sürece desteğine önem verdiklerini belirterek, "Bunu başarmak suretiyle Lübnan'ı bu yangın çemberinden kurtarmamız lazım." dedi.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'in Lübnan'a saldırılarına ilişkin şunları kaydetti:</p><p>"Şu anda İsrail, saldırgan. Lübnan, şu anda sürekli İsrail saldırıları altında. Bir an önce Lübnan'ı bu saldırılardan kurtarmamız gerekiyor. Bu konuyu ABD ile görüştük, görüşmeye de devam ediyoruz. Bu meseleyi Sayın Trump ile Türkiye'yi ziyareti sırasında da görüştük. Elbette önümüzdeki dönemde de kendisiyle görüşmeye devam edeceğiz."</p><p><b>"GAZZE'Yİ BİZ KENDİ BAŞINA BIRAKAMAYIZ"</b></p><p>İsrail'in Gazze'ye devam eden saldırılarına ilişkin soru üzerine Erdoğan, "Gazze'yi biz kendi başına bırakamayız. Üzerimize düşen görev neyse Gazze ile ilgili olarak bugüne kadar bunu yaptık, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas'ın son dönemde ikinci aşamasına geçilmesi için ateşkesin maddelerine bağlı kalmayı, Gazze'deki yönetimden taviz vermeyi, silahlarının toplanmasını kabul etmesine ilişkin, "Burada Hamas, elinden gelen tüm samimi dayanışmayı ortaya koydu ama İsrail'den ise böyle olumlu bir yaklaşım söz konusu değil. Onlar hala saldırgan tutumlarıyla Lübnan'a, Gazze'ye saldırmaya devam ediyorlar." diye konuştu.</p><p>Trump ile İsrail'e ilişkin yaptığı görüşmelere değinen Erdoğan, "Trump'ın bu gelişmelerden rahatsız olduğunu görüyorum. Bizler de bu noktada her türlü uyarıyı yapıyoruz. Bundan sonraki süreçte de bu uyarıları yapmaya devam edeceğiz." dedi.</p><p>Erdoğan, İsrail'deki siyasiler ile basında Türkiye'ye yönelik saldırgan tutuma ilişkin soru üzerine, "Bakın, sizinle savaşı konuşmuyoruz, barışı konuşuyoruz, dünya barışını nasıl temin ederiz, bunu konuşuyoruz ama Türkiye'ye barış değil de savaş için saldıracak olanlar olursa Türkiye, bu savaştan da çekinmez, kaçmaz, bunu da çok açık ve net bir şekilde söylüyorum. Böyle bir şeyi yaşamak istemeyiz." ifadelerini kullandı.</p><p><b>SUDAN İLE İLİŞKİLER</b></p><p>Sudan ile ilişkilere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sudan'daki gelişmeleri iyi görmüyorum ancak Sudan'a da her türlü desteği vermeye devam ediyoruz. Bu konuyla ilgili olarak Sayın Başkan ile ilişkilerimiz de çok iyi. Sudan'da gerçekten mutedil, ideal bir yönetim şekli söz konusu. Sayın Başkan, kısa süre önce bizim konuğumuz oldu ve kendisiyle görüşmelerimizi gerçekleştirdik. Gerçekten Sudan'ın liderini, bu aşamada Sudan'a layık bir lider olarak gördüm." dedi.</p><p>Erdoğan, Libya'daki gelişmelere ilişkin, "Libya ile ilişkilerimiz kararlı bir şekilde devam ediyor. Libya'yı da atılan adımlarda yalnız bırakmayacağız. Özellikle Libya'nın petrol rezervlerini beraberce değerlendirmekte Türkiye Petrolleri olarak biz de adımlarımızı attık, atıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p><p><b>ABD VE TÜRKİYE'NİN F-35 PROGRAMINA YENİDEN KATILIMI</b></p><p>Erdoğan, ABD ile ilişkilerle ilgili, "Şu anda elbette Sayın Trump'ın F-35 uçakları konusunda verdiği sözü yerine getirmesini bekliyoruz. Bize F-35'lerle ilgili söz vermiştir ve bu sözün yerine gelmesi, Türkiye açısından önem arz etmektedir, bu sözü bekliyoruz." diye konuştu.</p><p>Türkiye ile ABD arasındaki en önemli dosyalar sorulan Erdoğan, "Dosyalar çok. Savunma sanayisiyle ilgili dosyalar var. Bunun yanında ticaret hacmi konusunda attığımız adımlar var. Atacağımız adımlar var." dedi.</p><p>Erdoğan, Türkiye-ABD ilişkilerinde İsrail'in yer almadığını vurgulayarak, "Biz, burada İsrail'i hiçbir şekilde masaya asla almış değiliz. Burada bizim muhatabımız Amerika'dır. Bu konuları Amerika ile görüşmek suretiyle adımlarımızı atıyoruz, atarız." ifadelerini kullandı.</p><p><b>"RUSYA İLE İLİŞKİLERİMİZ GAYET İYİ"</b></p><p>Erdoğan, Moskova ile ilişkileriyle alakalı, "Rusya ile ilişkilerimiz gayet iyi. İlişkilerimizi sürekli telefon diplomasisiyle devam ettiriyoruz. İlgili bakan arkadaşlarım sürekli Rusya'daki muhataplarını ararlar, onlar da benim ilgili bakanlarımı ararlar. Böylece görüşmelerimizi sürdürüyoruz." dedi.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Güçlü bir orduya sahibiz, güçlü bir jandarmamız var. Bu ordu, şu anda kendi içerisinde birlik ve beraberlik halinde hareket ediyor. Bu birlik ve beraberlik halinde hareket eden ordumuzun bu düzeni, bu kuruluşu herkesi gerçek manada kendi içinde sevindiriyor. Ordumuz birdir, beraberdir, bütündür ve yoluna da bu şekilde devam etmektedir. Politikayla askerimizin ilişiği yoktur." dedi.</p><p><b>"BİZİM İÇİN ÖNCELİĞİMİZ AVRUPA BİRLİĞİ DEĞİL"</b></p><p>Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye ilişkileriyle ilgili soruları yanıtlayan Erdoğan, şunları söyledi:</p><p>"Avrupa, 53 yıldır Türkiye'yi arasına almadığı gibi bundan sonraki süreçte de almayı düşünmüyor ama biz kapımızı kapamadık. Biz, yine Avrupa Birliği'ne katılmayı düşünüyoruz. Alırlarsa ne ala, almazlarsa ne ala. Bizim için önceliğimiz Avrupa Birliği değil ama Avrupa Birliği'ne sürekli söylüyoruz, kaybeden siz olursunuz, Türkiye olmaz."</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'de AK Parti iktidarını takibe devam edin. AK Parti ile Türkiye, çok daha güçlü yarınlara yürüyecektir, bundan kimsenin endişesi, şüphesi olmasın. Türkiye, inşallah yarına çok daha güçlü girecek ve güçlü bir şekilde de yürüyecektir. Dünya barışında Türkiye'nin konumu çok daha farklı olacaktır." diye konuştu.</p><p>Arap dünyasına seslenen Erdoğan, "Hepsine selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Biz, onların hepsini seviyoruz. Biz, biriz, beraberiz, iriyiz, aman birbirimizi kırmayalım, gücendirmeyelim, birlikte olmaya devam edelim." ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/cumhurbaskani-erdogan-mek-814_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287646</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/guney-koreden-kuzey-koreye-tarihi-baris-cagrisi-287646</link>
      <pubDate>2026-08-17T09:52:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Güney Kore'den Kuzey Kore'ye tarihi barış çağrısı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae Myung, Kore Yarımadası'nda 71 yıldır teknik olarak devam eden savaşı sona erdirmek için Kuzey Kore'ye resmi görüşme çağrısı yaptı. Barış için atılan bu adım, Pyongyang'ın nükleer faaliyetlerinin gölgesinde gerçekleşti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Güney Kore'den Kuzey Kore'ye tarihi barış çağrısı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae Myung, Kore Yarımadası'nda 1953'ten bu yana teknik olarak devam eden savaşı resmi olarak bitirmek amacıyla Kuzey Kore'ye diyalog çağrısı yaptı. Lee, iki ülke arasındaki gerilimi azaltmak ve barış sürecini başlatmak için Pyongyang yönetimine çok katmanlı bir güvenlik sistemi kurulmasını önerdi. Bu teklif, Kuzey Kore'nin son dönemde artan nükleer başlıklı balistik füze testleri ve bölgedeki askeri hareketlilik nedeniyle Seul ve Tokyo'da endişelerin tırmandığı bir dönemde geldi. Cumhurbaşkanı Lee, barışın sağlanması ve nükleer tehditlerin ortadan kaldırılması için pratik yolların masaya yatırılması gerektiğini vurguladı.</p><h3>Lee Jae Myung: 'Barış için masaya oturalım'</h3><p>Kore Yarımadası'nda 71 yıldır devam eden teknik savaş durumu, iki ülke arasında henüz bir barış anlaşması imzalanmaması nedeniyle sürüyor. Cumhurbaşkanı Lee, Kurtuluş Günü töreninde yaptığı konuşmada, Pyongyang'a doğrudan müzakere çağrısı yaptı ve "Birbirimizi tehdit etme niyetlerimizi bir kenara bırakalım, savaşı sona erdirmek için tartışmalara başlayalım" dedi. Lee, barışçıl bir ortamda karşılıklı büyüme ve iş birliği umudunu dile getirirken, bu görüşmelerin aynı zamanda Kuzey Kore'nin nükleer programını durduracak etkili yöntemlerin tartışılacağı bir zemin olabileceğini belirtti. Lee'nin teklifinin ardından gözler, Pyongyang yönetiminin vereceği yanıta çevrildi.</p><h3>Kuzey Kore'den yanıt bekleniyor: Nükleer gerilim tırmanıyor</h3><p>Kuzey Kore, Lee Jae Myung'un diyalog çağrısına henüz resmi bir yanıt vermedi. Pyongyang yönetimi, geçmişte benzer teklifleri reddetmiş ve Güney Kore'nin nükleer denizaltı filosu inşa etme planlarını sert şekilde eleştirmişti. Son olarak, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, Ocak 2024'te yaptığı açıklamada Güney ile birleşmenin artık mümkün olmadığını, anayasada değişiklik yapılması gerektiğini ve Güney Kore'nin "birincil düşman" olarak görülmesi gerektiğini savundu. Kuzey Kore'nin 2022'de kendisini nükleer güç olarak ilan etmesi ve silahlarını asla bırakmayacağını duyurması, bölgede tansiyonu daha da yükseltti. Tahminlere göre Pyongyang, onlarca nükleer başlığa sahip ve her yıl 15 ila 20 yeni başlık üretiyor. Son olarak, Kuzey Kore bu yıl içinde 11. kez balistik füze denemesi gerçekleştirdi. Bu test, ABD ve Güney Kore'nin ortak askeri tatbikatı öncesinde bölgedeki güvenlik endişelerini yeniden gündeme taşıdı.</p><h3>Kore Yarımadası'nda barış umudu ve uluslararası yankılar</h3><p>Güney Kore'nin barış girişimi, sadece bölge ülkelerinde değil, küresel düzeyde de dikkat çekti. ABD eski Başkanı Donald Trump, ilk görev döneminde Kim Jong Un ile görüşen tek Batılı lider olmuş ve nükleer üretimi donduracak bir anlaşmayı desteklemişti. Ancak, Pyongyang'ın nükleer programdan vazgeçmemesi ve balistik füze testlerini sürdürmesi, barış sürecinin önünde en büyük engel olarak görülüyor. Uzmanlar, Kore Yarımadası'nda kalıcı barışın sağlanabilmesi için tarafların karşılıklı güven inşa etmesi ve nükleer silahların kontrol altına alınmasının şart olduğunu belirtiyor. Lee Jae Myung'un çağrısı, uzun süredir devam eden düşmanlığı sona erdirme yönünde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak, Kuzey Kore'nin nasıl bir tutum sergileyeceği merak konusu olmaya devam ediyor.</p><p>Kore Yarımadası'nda barışın sağlanması için başlatılan bu yeni süreç, uluslararası kamuoyunun da yakından takip ettiği kritik bir döneme işaret ediyor. Uzmanlara göre, Pyongyang'ın nükleer faaliyetleri sürdükçe bölgedeki istikrarsızlık ve gerilim devam edecek. Güney Kore'nin barış çağrısına verilecek yanıt, sadece iki ülkenin değil, tüm dünyanın güvenliği açısından belirleyici olacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/guney-koreden-kuzey-korey-701_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287645</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/ukraynanin-rusyaya-yonelik-balistik-fuze-plani-ortaya-cikti-fedorov-tarih-verdi-287645</link>
      <pubDate>2026-08-17T09:52:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ukrayna'nın Rusya'ya yönelik balistik füze planı ortaya çıktı! Fedorov tarih verdi]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Ukrayna'nın eski savunma bakanı Mykhailo Fedorov, Kiev'in yerli balistik füzelerle Rusya'ya üç ila altı ay içinde saldırı düzenleyebileceğini açıkladı. Fedorov'un açıklamaları, Ukrayna'nın savunma stratejisinde yeni bir döneme işaret ediyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ukrayna'nın Rusya'ya yönelik balistik füze planı ortaya çıktı! Fedorov tarih verdi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ukrayna'nın eski savunma bakanı Mykhailo Fedorov, Kiev'in yerli üretim balistik füzelerle Rusya'ya üç ila altı ay içinde saldırı düzenleyebileceğini duyurdu. Fedorov'un CBS News'a verdiği özel röportajda yaptığı açıklamalar, Ukrayna'nın askeri kapasitesinde kayda değer bir artışa işaret ediyor. Son dönemde Ukrayna, Rusya topraklarına yönelik derin saldırılar için genellikle uzun menzilli insansız hava araçları ve seyir füzelerine başvuruyordu. Ancak bu silahların tespit edilip imha edilmesi daha kolay olduğu için, Ukrayna'nın balistik füze programına hız vermesi dikkat çekiyor.</p><h3>Fedorov: 'Ukrayna'nın balistik füze programı hızlandı'</h3><p>Mykhailo Fedorov, savunma bakanı olduğu dönemde Kiev'in balistik füze programını önemli ölçüde hızlandırdığını belirtti. Fedorov, yıl sonuna kadar Ukrayna'nın Rusya'ya balistik füze fırlatacağına inandığını vurguladı. Özellikle Haziran ayında, Ukrayna'nın önde gelen savunma şirketlerinden biri olan Fire Point, ülkenin Rusya'nın uzun menzilli saldırılarına yanıt verebilmesini sağlayacak bir balistik füze test etti. Fedorov, "Rusya'yı her teknolojik döngüde yenmemiz gerekiyor ve kararları 7/24 almalıyız" diyerek, Ukrayna'nın yenilikçi stratejiler geliştirmeye devam ettiğini ifade etti. Fedorov'un liderliğinde, Ukrayna insansız hava araçları ve robotik sistemlere ağırlık vererek, daha büyük bir askeri güce karşı mücadele stratejisini şekillendirdi.</p><h3>Zelenskyy-Fedorov anlaşmazlığı ve protestoların etkisi</h3><p>Temmuz ayında Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelenskyy, Fedorov'u görevden aldı. Bu kararın arkasında, Fedorov ile Ukrayna Genelkurmay Başkanı Oleksandr Syrskyi arasında çözülemeyen bir anlaşmazlık olduğu belirtildi. Fedorov'un görevden alınması, ülke genelinde binlerce kişinin katıldığı protestolara yol açtı. Yaklaşık bir hafta sonra ise Zelenskyy, Syrskyi'yi de görevden aldı. Fedorov, görevden alınmasıyla ilgili olarak "Amerikan izleyicisiyle nedenini konuşmak istemiyorum" diyerek detay vermekten kaçındı. Ancak, Ukrayna halkının protestolarını, ülkenin demokratik değerlere ve özgürlüğe olan bağlılığının bir göstergesi olarak yorumladı.</p><h3>Balistik füze kapasitesinde kritik eşik ve yeni saldırılar</h3><p>Fedorov, Ukrayna'nın savaşın gidişatını kendi lehine çevirmek için Rusya'ya yönelik derin saldırılarını artırmak ve yerli askeri cephaneliğini güçlendirmek adına önemli adımlar attığını söyledi. Kısa süre önce Ukrayna, sınırdan yaklaşık 900 kilometre uzaklıktaki Samara'da bulunan bir Rus uzay ajansı tesisine yeni üretilen Flamingo füzeleriyle saldırı düzenledi. Bu gelişme, Ukrayna'nın balistik füze kapasitesinde kritik bir eşiğe yaklaştığını gösteriyor. Fedorov, gelecekte hükümete geri dönüp dönmeyeceği konusunda net bir açıklama yapmazken, tüm çalışmalarının savaşın sona ermesi ve Ukrayna'nın yeniden inşası için olacağını dile getirdi.</p><p>Ukrayna'nın balistik füze programındaki ilerleme, ülkenin savunma stratejisinde yeni bir dönemin başladığına işaret ediyor. Fedorov'un açıklamaları ve son saldırılar, Kiev'in Rusya'ya karşı askeri dengeyi değiştirme çabalarının hızlandığını gösteriyor. Önümüzdeki aylarda Ukrayna'nın balistik füze kapasitesinin nasıl kullanılacağı ve bu gelişmelerin savaşın seyrine nasıl etki edeceği merakla bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/ukraynanin-rusyaya-yoneli-341_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287644</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/ukraynadan-rusyaya-yogun-iha-saldirisi-depolar-ve-savunma-tesisi-vuruldu-287644</link>
      <pubDate>2026-08-17T09:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ukrayna'dan Rusya'ya yoğun İHA saldırısı! Depolar ve savunma tesisi vuruldu]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Ukrayna, Rusya topraklarına yönelik yılın en büyük insansız hava aracı saldırısını gerçekleştirdi. Moskova bölgesi başta olmak üzere 17 farklı bölgenin hedef alındığı operasyonda en az altı kişi hayatını kaybetti. Rusya, 800'den fazla insansız hava aracını düşürdüğünü açıklarken Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky Avrupa'ya kritik bir çağrıda bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ukrayna'dan Rusya'ya yoğun İHA saldırısı! Depolar ve savunma tesisi vuruldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmada hava savaşı yeni bir boyuta taşındı. Ukrayna, gece saatlerinde Rusya topraklarına yönelik kapsamlı bir insansız hava aracı operasyonu düzenledi. Rusya Savunma Bakanlığı, 800'den fazla Ukrayna insansız hava aracını etkisiz hale getirdiğini duyurdu. Bu rakam, savaşın başlangıcından bu yana tek bir gecede kaydedilen en yüksek insansız hava aracı sayısı olarak dikkat çekiyor. Saldırılarda en az altı kişi hayatını kaybederken, iki ülke arasındaki hava muharebesi giderek daha yıkıcı bir hal aldı. Ukrayna, son dönemde Rusya'nın derinliklerindeki stratejik hedeflere yönelik insansız hava aracı operasyonlarını belirgin biçimde artırdı. Rafineriler, endüstriyel tesisler ve lojistik depolar bu saldırıların öncelikli hedefleri arasında yer alıyor.</p><h3>Moskova bölgesinde 187 insansız hava aracı düşürüldü: Wildberries deposu alev aldı</h3><p>Rusya'nın devlet haber ajansı TASS, yaşanan saldırının yılın başından bu yana en büyük Ukrayna insansız hava aracı taarruzu olduğunu teyit etti. İnsansız hava araçlarının büyük çoğunluğu, Rusya'nın siyasi ve ekonomik seçkinlerinin yoğun olarak yaşadığı Moskova bölgesine yöneldi. Bölge Valisi Andrey Vorobiev, hava savunma kuvvetleri ile elektronik harp birliklerinin Moskova bölgesi üzerinde toplam 187 insansız hava aracını düşürdüğünü ve etkisiz hale getirdiğini açıkladı. Bu sayı, başkent çevresindeki hava savunma sistemlerinin ne denli yoğun bir baskıyla karşı karşıya kaldığını gözler önüne seriyor.</p><p>Coğrafi konumu doğrulanmış video görüntüleri, Rusya'nın en büyük e-ticaret platformu olan Wildberries'e ait devasa bir depoda çıkan büyük yangını ortaya koydu. Moskova bölgesinde bulunan bu tesis alevlere teslim olurken Vali Vorobiev herhangi bir can kaybı yaşanmadığını bildirdi. Ancak maddi hasarın boyutu oldukça ciddi görünüyor. Ukrayna ordusunun verdiği bilgiye göre, pazar günü vurulan depo 250 bin metrekarelik bir alana yayılıyordu. Bu devasa alan, saldırının lojistik açıdan ne kadar kritik bir hedefi vurduğunu açıkça ortaya koyuyor.</p><p>Wildberries'in depoları son aylarda Ukrayna insansız hava araçlarının düzenli hedefi haline geldi. Ukrayna tarafı, şirketin en büyük on lojistik merkezinden yedisine başarılı saldırılar düzenlediğini ileri sürdü. Kyiv yönetimi, Wildberries'in Rus ordusuna malzeme taşıdığını iddia ederek bu saldırıları meşru kılmaya çalışıyor. Ukrayna, bu stratejiyle Rus ekonomisinin kritik damarlarını hedef alma politikasını genişletti. Şirket ise bu baskıdan kurtulmak amacıyla yakın zamanda komşu ülke Kazakistan'da yeni depolama tesisleri inşa edeceğini duyurdu. Bu hamle, savaşın ekonomik boyutunun sınır ötesine taştığının somut bir göstergesi niteliğinde.</p><h3>Rostov'da 5 kişi öldü, savunma sanayi tesisi vuruldu</h3><p>Rusya Savunma Bakanlığı'nın açıklamasına göre insansız hava araçları toplam 17 farklı bölgede engellendi. Bu bölgelerin büyük çoğunluğu güney ve batı Rusya'da yoğunlaşıyor. Saldırıların coğrafi yayılımı, Ukrayna'nın insansız hava aracı kapasitesinin ne kadar geniş bir alanı kapsayabildiğini gösteriyor. Moskova bölgesinde ise pazar günü gerçekleşen bir insansız hava aracı saldırısında 83 yaşında bir erkek vatandaş hayatını kaybetti. Vali Vorobiev bu acı haberi kamuoyuyla paylaştı.</p><p>Güney Rusya'daki Rostov bölgesinde durum çok daha ağır bir tablo çizdi. Bölge valisinin açıklamasına göre beş kişi saldırılarda yaşamını yitirdi. Ukrayna ordusu, Rostov'daki operasyonda çeşitli Rus silah sistemleri için katı roket yakıtı üreten bir savunma-sanayi kompleksinin vurulduğunu bildirdi. Bu hedefin seçimi, Ukrayna'nın artık doğrudan Rusya'nın askeri üretim altyapısını felç etmeye yönelik bir strateji izlediğini ortaya koyuyor. Savunma sanayisine yönelik bu tür saldırılar, cephe hattındaki dengeleri uzun vadede etkileyebilecek potansiyele sahip.</p><h3>Novorossiysk limanında Yunan tankerine saldırı</h3><p>Pazar günü yaşanan gelişmeler karayla sınırlı kalmadı. Denizcilik risk yönetimi kuruluşu Marisks, Rusya'nın Novorossiysk limanı yakınlarında bir şamandıra bağlama noktasında konuşlanmış Yunan bandıralı bir petrol tankerinin saldırıya uğradığını duyurdu. Şirketten yapılan açıklamaya göre gemi iki kez vuruldu ve saldırının arkasında büyük olasılıkla Ukrayna'nın bulunduğu değerlendirildi. Ancak saldırıda kullanılan silahın türü, gemideki hasarın boyutu, mürettebatın sağlık durumu ve kargonun akıbeti henüz doğrulanmış değil. Bu olay, savaşın deniz ticaretine yönelik risklerini bir kez daha gündeme taşıdı. Karadeniz'deki ticari gemilerin güvenliği konusu uluslararası kamuoyunda artan bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor.</p><h3>Rusya'nın Ukrayna'ya saldırıları da hız kesmedi: Kyiv ve Kryvyi Rih vuruldu</h3><p>Ukrayna'nın Rusya topraklarına yönelik yoğun insansız hava aracı operasyonları sürerken Rusya da karşı saldırılarını aralıksız sürdürdü. Rusya, Ukrayna'nın başkenti Kyiv'i füze ve insansız hava araçlarından oluşan karma bir saldırıyla hedef aldı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelensky, pazar günü sabahın erken saatlerinde gerçekleşen bu saldırılarda altı kişinin yaralandığını açıkladı. Kyiv'de vurulan noktalar arasında bir kitap pazarı da bulunuyordu. Bu detay, sivil alanlara yönelik saldırıların boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi.</p><p>Zelensky ayrıca orta Ukrayna'daki Kremenchuk ve Kryvyi Rih kentlerinin balistik füzelerle vurulduğunu bildirdi. Kryvyi Rih'te iki kişi, kuzeydeki Sumy kentinde ise bir kişi hayatını kaybetti. Kryvyi Rih'teki saldırıda uluslararası çelik devi ArcelorMittal'a ait bir çelik fabrikası doğrudan isabet aldı. Tesisi işleten şirket, on üç çalışanın yaralandığını ve bir kişinin öldüğünü duyurdu. Kurtarma ve arama çalışmaları hâlâ devam ediyor. Enkaz altında kalma ihtimali bulunan kişilere ulaşmak için ekipler yoğun mesai harcıyor.</p><h3>Zelensky'den Avrupa'ya füze savunması çağrısı: 'Önleyiciler depoda oturamaz'</h3><p>Ukrayna Hava Kuvvetleri'nin açıklaması, savaşın en kritik sorunlarından birini bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Ukrayna, gece boyunca kendisine fırlatılan balistik füzelerden hiçbirini düşüremedi. Bu durum, ülkenin füze önleme sistemlerindeki ciddi eksikliği çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Balistik füzelere karşı savunma kapasitesinin yetersizliği, sivil kayıpların artmasının temel nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor.</p><p>Zelensky, Rusya'nın geçen hafta boyunca Ukrayna'ya 1.550'den fazla saldırı amaçlı insansız hava aracı, yaklaşık 1.560 güdümlü hava bombası ve 62 füze fırlattığını kamuoyuyla paylaştı. Bu rakamlar, Rusya'nın hava saldırılarındaki yoğunluğun ne denli yüksek olduğunu somut verilerle kanıtlıyor. Zelensky, Avrupa'ya seslenerek son derece sert bir mesaj verdi: "Avrupa önleyicilerinin sadece depoda oturmasına izin verilemez. Hayatların korunması gerekiyor. Rusya durdurulmalı." Bu çağrı, Batılı müttefiklerden daha fazla hava savunma sistemi desteği talep eden Ukrayna'nın artan çaresizliğini yansıtıyor.</p><h3>Romanya hava sahasında dördüncü insansız hava aracı düşürüldü</h3><p>Savaşın etkileri Ukrayna ve Rusya sınırlarını aşarak NATO üyesi ülkelere de sıçradı. Bükreş'teki Savunma Bakanlığı'nın açıklamasına göre pazar günü Romanya hava sahasında kimliği belirsiz bir insansız hava aracı tespit edildi ve düşürüldü. İnsansız hava aracını, NATO hava polisliği görevini yürüten bir İspanyol F-18 savaş uçağı pilotu etkisiz hale getirdi. Romanya Savunma Bakanlığı, bu olayın 2025 yılında ülke hava sahasında düşürülen dördüncü insansız hava aracı olduğunu vurguladı. Bu sıklık, savaşın NATO sınırlarına ne kadar yaklaştığını somut biçimde gösteriyor.</p><p>Bakanlık, radar sistemlerinin insansız hava aracının komşu Moldova üzerinden Romanya topraklarına girdiğini tespit ettiğini bildirdi. Düşürülen aracın parçaları iki köy arasındaki ıssız bir alana düştü ve herhangi bir can kaybı ya da maddi hasar rapor edilmedi. Temmuz ayında ise Romanyalı F-16 savaş uçağı pilotları, Moskova'nın Ukrayna işgalinin dört yılı aşkın süresinde yaşanan onlarca hava sahası ihlalinin ardından ilk kez üç Rus insansız hava aracını düşürmüştü. Bu gelişmeler, NATO'nun doğu kanadındaki güvenlik kaygılarını derinleştiriyor ve ittifakın hava savunma politikalarını yeniden gözden geçirmesini zorunlu kılıyor.</p><p>Ukrayna-Rusya savaşında hava muharebesi her geçen gün daha yoğun ve yıkıcı bir hal alıyor. Ukrayna'nın Rusya'nın derinliklerindeki stratejik hedeflere ulaşma kapasitesini artırması, Moskova'yı savunma açısından ciddi bir baskı altına sokuyor. Öte yandan Rusya'nın Ukrayna kentlerine yönelik balistik füze saldırıları sivil kayıpları artırmaya devam ediyor. Savaşın NATO sınırlarına sıçrayan etkileri ise uluslararası toplumun bu krize daha etkin müdahale etmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/17/ukraynadan-rusyaya-yogun--823_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>