<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290811</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/turkiye-tarimda-tedarik-krizini-cozdu-rusya-ile-imzalar-atildi-290811</link>
      <pubDate>2026-09-08T18:26:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye tarımda tedarik krizini çözdü: Rusya ile imzalar atıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Bölgedeki savaş ve krizlerin yarattığı risklere karşı stratejik bir adım atan Türkiye, Rusya ile Mineral Gübre Sevkiyatı Mutabakatı imzaladı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yapılan anlaşmayla gübre tedarikinin güvence altına alındığını ve çiftçinin girdilere kesintisiz ulaşacağını duyurdu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye tarımda tedarik krizini çözdü: Rusya ile imzalar atıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yumaklı, NSosyal hesabından, Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında imzalanan &quot;Mineral Gübre Sevkiyatı Alanında Mutabakat Zaptı&quot;nı değerlendirdi.</p><p>Planlı üretim hedefleri doğrultusunda, üreticilerin tarımsal girdilere kesintisiz ve sürdürülebilir erişimi için stratejik adımlar attıklarını belirten Yumaklı, şunları kaydetti:</p><p>&quot;Bölgemizde yaşanan savaş ve çatışmalar sebebiyle gübre tedarikinde oluşabilecek risklere karşı kaynak çeşitliliğini artırıyoruz. Rusya Federasyonu ile imzaladığımız Mineral Gübre Sevkiyatı Mutabakatı ile gübre ve gübre ham maddesi tedarikini daha da güvence altına alıyoruz. Üretimi destekleyecek ve piyasaya kesintisiz ürün arzına katkı sunacak Mutabakat, ülkemize ve üreticilerimize hayırlı olsun.&quot;</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/turkiye-tarimda-tedarik-k-192_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290810</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/ingiltereden-sirbistana-soykirimci-mladic-muhtirasi-maslahatguzar-disislerine-cagrildi-290810</link>
      <pubDate>2026-09-08T18:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İngiltere'den Sırbistan'a 'soykırımcı Mladic' muhtırası! Maslahatgüzar dışişlerine çağrıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Srebrenitsa katili Ratko Mladic'e Sırbistan'da resmi tören düzenlenmesi Londra'yı harekete geçirdi. Sırbistan Maslahatgüzarını Dışişleri Bakanlığına çağıran İngiltere, skandala tepki göstererek soykırımı temize çıkarma çabalarını sert bir dille kınadı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İngiltere'den Sırbistan'a 'soykırımcı Mladic' muhtırası! Maslahatgüzar dışişlerine çağrıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere Dışişleri Bakanlığı&#39;ndan yapılan yazılı açıklamaya göre Mladic&#39;in Sırbistan&#39;da resmi törenle gömülmesiyle ilgili Sırbistan&#39;ın Londra Büyükelçiliği Maslahatgüzarı bakanlığa çağrılarak kınandı.</p><p>Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Wood, &quot;Mladic bir komutan olarak Avrupa&#39;da İkinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan en kötü suçların işlenmesine önderlik etti. Soykırım, insanlığa karşı suç ve savaş suçlarından mahkum oldu. Onun işlediği suçları yok saymak ve suçlarını temize çıkarmaya çalışmak uluslararası hukuka karşı gelmektir. Bölgesel istikrar ve güveni tehlikeye atar.&quot; dedi.</p><p>Wood, İngiltere&#39;nin Mladic&#39;in işlediği suçların kurbanlarıyla dayanışma içinde olduğunu belirterek, &quot;Siyasi liderler ve kamu kurumlarının geçmişe değil geleceğe bakma, eski yaraları kanatma değil bölgesel birliği destekleme sorumluluğu vardır.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Yugoslavya döneminde işlenen suçların ele alındığı uluslararası mahkemenin Birleşmiş Milletler kararıyla kurulduğu ve Sırbistan&#39;ın burada alınan kararlara saygı duyması gerektiğini hatırlatan Wood, İngiltere&#39;nin Mladic&#39;in cenazesi nedeniyle kınama kararını iletmek üzere Sırbistan&#39;ın Londra Büyükelçiliği Maslahatgüzarını Dışişleri Bakanlığına çağırdığını söyledi.</p><p>Bakanlıktan yapılan açıklamada İngiltere&#39;nin Batı Balkanlar Özel Temsilcisi Karen Pierce&#39;ın kınama mesajını maslahatgüzara ilettiği kaydedildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/ingiltereden-sirbistana-m-600_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290809</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/mapa-samandira-projesi-bakan-kurum-korfezdeki-camuru-3-yilda-temizleyecegiz-290809</link>
      <pubDate>2026-09-08T18:16:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Mapa-Şamandıra Projesi... Bakan Kurum: Körfez'deki çamuru 3 yılda temizleyeceğiz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Muğla Fethiye'de Mapa-Şamandıra Sistemi ve Fethiye Dip Çamuru Temizliği Lansmanı'nda açıklamalarda bulundu. Bakan Kurum, "Körfez'de biriken 16 milyon metreküp dip çamurunu 3 yıl içerisinde Fethiye'den atacağız" dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Mapa-Şamandıra Projesi... Bakan Kurum: Körfez'deki çamuru 3 yılda temizleyeceğiz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Muğla Fethiye'de Mapa-Şamandıra Sistemi ve Fethiye Dip Çamuru Temizliği Lansmanı'nda açıklamalarda bulundu.</p><p><b>Bakan Kurum'un açıklamalarından öne çıkan satır başları:</b></p><p>Körfez'de 600 hektarda biriken 16 milyon metreküp dip çamurunu 3 yıl içerisinde Fethiye'den atacağız</p><p>İstanbul'u esir alan müsilaj kabusunu emek ile çözdük</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/mapa-samandira-projesi-ba-149_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290808</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogandan-pisa-2025-paylasimi-turkiye-puanini-en-fazla-artiran-ulke-290808</link>
      <pubDate>2026-09-08T18:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan PISA 2025 paylaşımı: Türkiye puanını en fazla artıran ülke]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "Türkiye, PISA 2025'te üç farklı alanda OECD ülkeleri arasında puanını en fazla artıran ülke oldu" dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan PISA 2025 paylaşımı: Türkiye puanını en fazla artıran ülke]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Türkiye, PISA 2025'te üç farklı alanda OECD ülkeleri arasında puanını en fazla artıran ülke oldu. Eğitime verdiğimiz önemin bir sonucu olan bu başarıda emeği geçen tüm öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi, velilerimizi ve eğitim camiamızın tamamını tebrik ediyorum. Geleceğimizin teminatı olan evlatlarımızın daha nitelikli, daha öz güvenli, daha donanımlı yetişmeleri için çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/cumhurbaskani-erdogandan--780_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290807</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/yunan-basininda-savas-senaryosu-290807</link>
      <pubDate>2026-09-08T17:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yunan basınında savaş senaryosu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İsrail Orta Doğu'da istikrarı baltalıyor. Bölgede gerilimi tırmandıran adımlar atıyor. Son olarak Suriye'de Türkiye sınırı yakınındaki bölgeyi bombalaması tansiyonu yükseltmişti. Yunan basını da Türkiye-İsrail gerilimini mercek altına almayı sürdürüyor. Gerilimin her an kontrol edilemez boyuta ulaşabileceğini yazdılar.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yunan basınında savaş senaryosu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b> Militaire haber sitesindeki analizde iki ülkenin resmi bir savaş kararı almasına gerek kalmadan Suriye'de yaşanacak tek bir askeri olayın büyük bir krizi tetikleyebileceği vurgulandı. </b></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/clip2097326675973308-08092026c4b16ce3.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Çatışmanın ilk ve en muhtemel çıkış noktası olaraksa Suriye gösterildi. İsrail'in bir Türk uçağını veya askeri tesisini hedef almasının sonu gelmez bir misilleme sarmalını başlatabileceği belirtildi. </p><p>Yunan basınına göre tehlike sadece Suriye ile sınırlı kalmayacak.  Çatışmanın Doğu Akdeniz'e sıçraması halinde,  Kıbrıs'ın kuzeyindeki Türk askeri varlığı ve altyapısı Tel Aviv için en büyük endişe kaynağına dönüşecek. Olası çatışmaların genişlemesi durumunda Ankara'nın, NATO'nun 4. ve hatta 5. maddesini işleterek müttefikleri göreve çağırabileceği belirtiliyor. Ancak analizde 5. maddenin otomatik bir savaş ilanı anlamına gelmediği, her üyenin askeri veya istihbari tedbirini bağımsız olarak belirleyebileceği hatırlatılıyor. </p><p>Yunan basınına göre böyle bir senaryo en çok Yunanistan'ı zorlayacak. Bir yandan NATO çatısı altında Türkiye'nin müttefiki olan Atina,  diğer yandan İsrail ile 3 milyar avroluk aşırı kalkanı hava savunma anlaşması gibi derin askeri bağlara sahip. </p><p>Analiz, Yunanistan'ın Suriye'de başlayıp Doğu Akdeniz üzerinden NATO'nun merkezine uzanacak bu krize karşı şimdiden hazırlıklı olması gerektiği uyarısıyla son buldu. </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/yunan-basininda-savas-sen-173_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290806</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/cumhurbaskani-erdogan-avrupa-sampiyonu-milli-voleybolculari-kabul-etti-290806</link>
      <pubDate>2026-09-08T17:16:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Şampiyonu milli voleybolcuları kabul etti]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Şampiyonu A Milli Kadın Voleybol Takımı ile Akdeniz Oyunları'nda şampiyon olan milli voleybolcuları kabul etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Şampiyonu milli voleybolcuları kabul etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;nde, Trendyol 2026 CEV Avrupa Voleybol Şampiyonası&#39;nda altın madalya kazanarak üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu olan A Milli Kadın Voleybol Takımı ve Akdeniz Oyunları&#39;nda şampiyon olan milli voleybolcularla bir araya geldi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/42416262.jpg"/><p>Kabulde, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Akif Üstündağ da hazır bulundu.<br></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/cumhurbaskani-erdogan-avr-258_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290805</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/fenerbahce-roma-maci-ne-zaman-saat-kacta-hakem-belli-oldu-290805</link>
      <pubDate>2026-09-08T17:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Fenerbahçe-Roma maçı ne zaman, saat kaçta? Hakem belli oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[UEFA Şampiyonlar Ligi'nin ilk haftasında 10 Eylül Perşembe günü temsilcimiz Fenerbahçe ile Roma arasında oynanacak kritik karşılaşmayı İspanyol hakem Jesus Gil Manzano yönetecek.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Fenerbahçe-Roma maçı ne zaman, saat kaçta? Hakem belli oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>UEFA Şampiyonlar Ligi ilk hafta heyecanında Sarı-Lacivertli temsilcimiz Fenerbahçe, Chobani Stadı'nda İtalya'nın köklü ekiplerinden Roma'yı konuk etmeye hazırlanıyor. 10 Eylül Perşembe günü saat 19.45'te başlayacak bu zorlu mücadelede İspanya Futbol Federasyonundan Jesus Gil Manzano düdük çalacak.</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/=Y1WTU.aLINWrEBS7UpWHEBajU9KnYdWDUJaDYdS_YVS_YJa3EdanENGTEpS_UVaLUVWzYBG_U1KbQ9az.jpg"/><p>Karşılaşmanın hakem kadrosunda Manzano'nun yardımcılıklarını Diego Barbero ve Guadalupe Porras Ayuso üstlenirken, mücadelenin dördüncü hakemliğini Juan Martinez Munuera yapacak. Kritik maçın VAR koltuğunda ise Cesar Soto Grado oturacak, AVAR görevini ise Valentin Gomez yürütecek.</p><b>FENERBAHÇE, ROMA HAZIRLIKLARINI SÜRDÜRDÜ</b><p></p><p>UEFA Şampiyonlar Ligi'nin ilk haftasında 10 Eylül Perşembe günü İtalya'nın Roma ekibini konuk edecek Fenerbahçe, müsabakanın hazırlıklarını sürdürdü.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/fenerbahe2-080920260e1c2d47.jpg"/><p>Sarı-lacivertli kulübün açıklamasına göre Fenerbahçe Can Bartu Tesisleri'nde, teknik direktör İsmail Kartal yönetimindeki antrenmanda futbolcular, top kapma ve pas çalışmalarının ardından taktiksel ve bireysel çalışmalar yaptı.</p><p><b>Fenerbahçe, Roma maçının hazırlıklarını yarınki antrenmanla tamamlayacak.</b></p><b>ŞAMPİYONLAR LİGİ'NDE İLK HAFTA</b><p></p><p>UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 2026-27 sezonu bugün lig aşamasının ilk hafta maçlarıyla başlayacak.</p><p>Lig usulü 36 takımın mücadele edeceği sezonda 8 maç sonunda ilk 8'e giren ekipler, son 16 turuna yükselecek. 9 ile 24'üncü sırada yer alan 16 takım, çift maçlı elemelerde son 16 turuna çıkmaya çalışacak. Sıralamada ilk 24'ün dışında kalan takımlar ise organizasyona veda edecek.</p><p><b>ŞAMPİYONLAR LİGİ'NDE İLK HAFTANIN PROGRAMI</b></p><p>UEFA Şampiyonlar Ligi'nde ilk haftanın TSİ programı şöyle:</p><p><b>Bugün</b></p><p>19.45 AEK (Yunanistan) - LASK (Avusturya)</p><p>19.45 Club Brugge (Belçika) - Aston Villa (İngiltere)</p><p>22.00 Borussia Dortmund (Almanya) - Villarreal (İspanya)</p><p>22.00 Real Madrid (İspanya) - Inter (İtalya)</p><p>22.00 Porto (Portekiz) - Manchester City (İngiltere)</p><p>22.00 Lille (Fransa) - Real Betis (İspanya)</p><p><b>9 Eylül Çarşamba</b></p><p>19.45 Barcelona (İspanya) - Feyenoord (Hollanda)</p><p>19.45 Stuttgart (Almanya) - Viking (Norveç)</p><p>22.00 Napoli (İtalya) - Arsenal (İngiltere)</p><p>22.00 Paris Saint-Germain (Fransa) - Slovan Bratislava (Slovakya)</p><p><b>22.00 Sporting (Portekiz) - Galatasaray</b></p><p>22.00 Liverpool (İngiltere) - Atletico Madrid (İspanya)</p><p><b>10 Eylül Perşembe</b></p><p><b>19.45 Fenerbahçe - Roma (İtalya)</b></p><p>19.45 PSV (Hollanda) - Shakhtar Donetsk (Ukrayna)</p><p>22.00 Slavia Prag (Çekya) - Lens (Fransa)</p><p>22.00 Manchester United (İngiltere) - Sabah (Azerbaycan)</p><p>22.00 Bayern Münih (Almanya) - Bodo/Glimt (Norveç)</p><p>22.00 Como (İtalya) - Leipzig (Almanya)</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/fenerbahce-roma-maci-ne-z-614_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290804</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/12-ulkeden-israile-yaptirim-harekete-gecilmesi-gerektigi-konusunda-mutabik-kaldik-290804</link>
      <pubDate>2026-09-08T16:53:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[12 ülkeden İsrail'e yaptırım: Harekete geçilmesi gerektiği konusunda mutabık kaldık]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[İngiltere, Fransa ve Kanada'nın da aralarında bulunduğu 12 ülke, uluslararası hukuka aykırı kabul edilen Batı Şeria'daki yerleşimlerden gelen malların ticaretine yönelik ulusal kısıtlamalar getirmeyi veya Avrupa düzeyindeki kısıtlamaları desteklemeyi değerlendirdiklerini açıkladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[12 ülkeden İsrail'e yaptırım: Harekete geçilmesi gerektiği konusunda mutabık kaldık]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail'in Batı Şeria'daki politikalarına yönelik uluslararası tepkiler giderek artarken, Kanada ve 11 Avrupa ülkesinden dikkat çeken bir adım geldi. Kanada, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya, İsveç ve İngiltere dışişleri bakanlıklarından yapılan ortak açıklamada, "İsrail hükümetinin Batı Şeria'daki eylemleri, iki devletli çözüm ihtimalini zayıflatıyor. Yerleşimcilerin benzeri görülmemiş düzeydeki şiddeti ve yerleşimlerin genişletilmesi nedeniyle durum hızla kötüleşiyor. Buna, kabul edilemez olan E1 yerleşim projesi için ihale ilan edilmesi kararı da dahil. İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Kanada Başbakanı Mark Carney, daha fazla zararın önlenmesi için harekete geçilmesi gerektiği konusunda mutabık kaldı" denildi.  </p><p><b>"İNGİLTERE, FRANSA VE KANADA YERLEŞİMLERDEN GELEN MALLARININ TİCARETİNİ YASAKLAYACAK ULUSAL TEDBİRLERİ HAYATA GEÇİRECEKTİR"</b></p><p>Ekonomik kısıtlama kararına değinilen açıklamada, "Bugün Kanada, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya, İsveç ve İngiltere, uluslararası hukuka göre yasadışı olan yerleşim yerleriyle mal ticaretine yönelik ulusal kısıtlamalar getirme veya Avrupa'daki kısıtlamaları destekleme niyetlerini teyit etmektedir ve ulusal usulleri doğrultusunda bu tür önlemleri ve diğer tedbirleri aktif olarak değerlendirmektedir. Bu kapsamda İngiltere, Fransa ve Kanada; İrlanda, İspanya, Hollanda, Norveç ve Belçika tarafından halihazırda atılmış olan önemli adımları memnuniyetle karşılamakta olup yerleşimlerden gelen malların ticaretini yasaklayacak ulusal tedbirleri hayata geçirecektir" ifadeleri kullanıldı.  </p><p><b>"FİLİSTİN TOPRAKLARININ İLHAKINA KESİNLİKLE KARŞIYIZ"</b></p><p>İki devletli çözüme vurgu yapılan ortak açıklamada, "Birlikte kararlıyız: İki devletli çözüm korunmalı ve bir yıl önce kabul edilen New York Bildirisi'nde yer alan ilkeler doğrultusunda adil ve kalıcı bir barışın sağlanması için harekete geçeceğiz. Filistin topraklarının ilhakına ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine eşdeğer eylemlere kesinlikle karşıyız. İsrail hükümeti, yerleşimlerin genişletilmesini ve sivil idari yetkilerin artırılmasını derhal durdurmalı, yerleşimci şiddeti konusunda hesap verebilirliği sağlamalı ve İsrail güçlerine yönelik iddiaları soruşturmalıdır" çağrısı yapıldı.  </p><p>Açıklamada, "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda, İsrail ile egemen, demokratik ve yaşayabilir bir Filistin devletinin güvenli ve uluslararası alanda tanınmış sınırlar içinde barış, güvenlik ve karşılıklı tanıma temelinde yan yana yaşamasını sağlayacak iki devletli çözüme bağlılığımız tartışmasızdır" denildi.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/12-ulkeden-israile-yaptir-113_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290803</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/aselsan-duyurdu-avrupa-ulkesine-yeni-ihracat-290803</link>
      <pubDate>2026-09-08T16:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ASELSAN duyurdu: Avrupa ülkesine yeni ihracat]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[ASELSAN, Polonya'da düzenlenen MSPO 2026 Fuarı kapsamında Polonyalı AMZ Kutno ile ilave ARSUS Keşif ve Gözetleme Sistemleri konusunda ortak proje sözleşmesine imza attı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ASELSAN duyurdu: Avrupa ülkesine yeni ihracat]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>ASELSAN'ın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "MSPO 2026'da Polonyalı AMZ Kutno ile ilave ARSUS Keşif ve Gözetleme Sistemleri konusunda ortak proje için sözleşme imzaladık." ifadesi kullanıldı.</b></p><p>Şirket, Polonya&#39;daki faaliyetlerini ve yerel işbirliklerini büyütmeye devam edeceğini belirterek, &quot;İleri teknoloji çözümlerimiz, yerel ofisimiz, devam eden projelerimiz ve yerel sanayi kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz işbirliklerimizi geliştirerek birlikte büyümeye devam edeceğiz.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı da gelişmeyi, "<b>Savunma sanayiimizden Polonya'da yeni bir ihracat başarısı."</b> şeklinde duyurdu.</p><p>Paylaşımda, &quot;ASELSAN ile AMZ-Kutno arasındaki işbirliği, yüksek teknoloji çözümlerimizin Polonya&#39;nın savunma projelerinde somut karşılık bulmasının önemli örneklerinden biri.&quot; ifadelerine yer verildi.<br></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/aselsan-duyurdu-avrupa-ul-610_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290802</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/magazin/fizyden-sakarya-festivaline-cift-kisilik-bilet-kampanyasi-basladi-290802</link>
      <pubDate>2026-09-08T16:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[fizy'den Sakarya Festivali'ne çift kişilik bilet kampanyası başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Magazin]]></category>
      <description><![CDATA[7 Eylül – 1 Ekim tarihlerindeki fizy'nin bilet kampanyasına katılan kullanıcılar, Sakarya Festivali için çift kişilik kombine bilet kazanma şansına sahip olacak. Kampanya süresince fizy'de en çok müzik dinleyen ilk 25 kişi biletleri kazanmaya hak kazanacak.  ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[fizy'den Sakarya Festivali'ne çift kişilik bilet kampanyası başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="GvdeA">Türkiye'nin sevilen dijital müzik  platformu fizy, müzik dinleme keyfini dijital deneyimle sınırlı bırakmıyor ve  festival alanına taşıyor.</p><p class="Saptanm">Bu yıl yedinci kez  müzikseverlerle buluşacak olan Sakarya Festivali'nde fizy dinleyicileri bilet  kazanma şansını yakalıyor. </p><p class="Saptanm">7 Eylül &#8211; 1 Ekim tarihleri  arasında fizy'nin web sitesi üzerinden bilet kampanyasına katılan ve kampanya  boyunca fizy üzerinden en çok müzik dinleyen ilk 25 kişi, Sakarya Festivali  için çift kişilik kombine bilet kazanacak. </p><p class="Saptanm">Kampanya süresince fizy'de yapılan tüm müzik  dinlemeleri sıralamaya dahil edilecek. fizy Premium üyelerin dinlemeleri ise iki  kat olarak hesaplanacak.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/untitled1-08092026697a225b.jpg"/><p class="Saptanm">Sakarya Festivali, 8-11  Ekim 2026 tarihleri arasında Del Lago Hotel'de gerçekleştirilecek. Festivalde  20'den  fazla sanatçı ve DJ sahne alacak. Programda Sıla, Motive, Gazapizm, Hayko  Cepkin, Adamlar, Lil Zey, İkilem, maNga, Sagopa Kajmer, Son Feci Bisiklet ve  Feride Hilal Akın gibi ünlü isimler bulunuyor.</p><p class="GvdeA">Kampanya  başvuru için: </p><p><a href="https://fizy.com/kampanya/sakarya-festivali-ne-kombinen-fizy-de/9/">https://fizy.com/kampanya/sakarya-festivali-ne-kombinen-fizy-de/9/</a></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/fizyden-sakarya-festivali-382_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290801</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/sadece-akciger-hastaligi-saniliyordu-olumcul-astim-krizlerinin-arkasindaki-gizemli-organ-bulundu-290801</link>
      <pubDate>2026-09-08T16:26:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sadece akciğer hastalığı sanılıyordu! Ölümcül astım krizlerinin arkasındaki gizemli organ bulundu]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Kolombiya Üniversitesi'nden bilim insanları, ölümcül astım ataklarının yalnızca akciğerlerle sınırlı kalmadığını, bağırsakla ilişkili lenf düğümlerinde de belirgin bağışıklık değişiklikleri yaşandığını ortaya koydu. Araştırmada, bağışıklık sistemi tepkilerinin astım krizlerinde kritik rol oynayabileceği vurgulandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sadece akciğer hastalığı sanılıyordu! Ölümcül astım krizlerinin arkasındaki gizemli organ bulundu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kolombiya Üniversitesi'nde yürütülen yeni bir araştırma, ölümcül astım ataklarının yalnızca akciğerlerde gelişmediğini, bağışıklık sisteminin bağırsakla ilişkili lenf düğümlerinde de önemli değişiklikler gösterdiğini ortaya çıkardı. Bilim insanları, 2012 ile 2025 yılları arasında organ bağışçılarından elde edilen doku örneklerini analiz ederek, ölümcül astım vakalarında bağışıklık sisteminin alışılmışın dışında bir şekilde tepki verdiğini belirledi. Araştırmanın sonuçları, astım krizlerinde bağışıklık sisteminin rolünü yeniden değerlendirmeye yol açtı.</p><h3>Kolombiya Üniversitesi ekibinden çarpıcı astım ve bağırsak bulgusu</h3><p>Yoonseung Lee ve Donna Farber liderliğindeki Kolombiya Üniversitesi araştırma ekibi, 695 organ bağışçısından alınan örneklerle ölümcül astımda bağışıklık sisteminin işleyişini detaylı biçimde inceledi. 41 kişinin ölüm nedeni astım atağı olarak kaydedilirken, 78 kişi astım hastası olup farklı nedenlerle hayatını kaybetti. Kalan 576 bağışçıda ise astım geçmişi bulunmadı. Araştırmacılar, ölümcül astım atağı geçirenlerde, alerjiyle bağlantılı immünoglobulin E (IgE) seviyelerinin referans değerlerin üzerinde olduğunu tespit etti. Bu durum, tip 2 iltihaplanma modelinin baskın olduğunu gösterdi. Ayrıca, akciğerlerde tip 2 yardımcı T hücreleri, tip 2 doğuştan lenfoid hücreler ve mast hücrelerinin sayısında belirgin bir artış kaydedildi. Bu hücrelerin aşırı aktif hale gelmesi, hava yollarında şişlik ve mukus üretimini artırarak krizi tetikleyebiliyor. Araştırma, astım krizlerinde bağışıklık sisteminin yalnızca akciğerlerde değil, vücudun başka bölgelerinde de önemli rol oynadığını ortaya koydu.</p><h3>Bağışıklık sistemi ve bağırsak arasındaki şaşırtıcı ilişki</h3><p>Çalışmada, bağışıklık hücrelerinin iletişim kurduğu ve yanıt geliştirdiği lenf düğümleri detaylı biçimde incelendi. Özellikle bağırsakla ilişkili lenf düğümlerinde, ölümcül astım atağı geçirenlerde belirgin bağışıklık anormallikleri görüldü. Hafıza T ve B hücrelerinin, astımı olmayanlara göre bu bölgelerde daha genç yaşlarda biriktiği belirlendi. Bu durum, ölümcül astımda bağışıklık sisteminin yaşlanma ile ilişkili değişiklikleri daha erken dönemde gösterebileceğini düşündürdü. Hafıza hücreleri, bağışıklık sisteminin geçmişte karşılaştığı tehditleri kaydederek hızlı yanıt vermesini sağlasa da, astım hastalarında bu mekanizma zararsız maddelere karşı gereksiz iltihaplanma yanıtlarının daha erken ve uzun süreli olmasına yol açabiliyor. Ayrıca, akciğerle ilişkili lenf düğümlerinde, aşırı bağışıklık tepkilerini dengeleyen düzenleyici T hücrelerinin (Tregs) sayısında ciddi bir azalma tespit edildi. Bu azalma, hem ölümcül astım atağı geçirenlerde hem de astım hastası olanlarda gözlendi. Bulgular, bağışıklık sisteminin 'gaz pedalının' daha baskın, 'fren mekanizmasının' ise zayıflamış olduğunu gösterdi. Bağırsak bağlantısı ise, dokular arası bağışıklık aktivitesinin karşılaştırılması sırasında ortaya çıktı. Ölümcül astımda, akciğerlerdeki bağışıklık hücrelerinin bağırsakla ilişkili lenf düğümlerindeki yanıtlarla daha fazla benzerlik gösterdiği anlaşıldı. Bu, astım atağını tetikleyen bağışıklık olaylarının yalnızca akciğerlerde değil, bağırsak veya çevresindeki lenfoid dokuda da başlayabileceği ihtimalini gündeme getirdi.</p><h3>Uzmanlar: 'Bağırsak sağlığı astım riskini etkileyebilir'</h3><p>Araştırmanın başyazarı Yoonseung Lee, elde edilen bulguların neden-sonuç ilişkisi kurmadığını, yalnızca bağışıklık değişiklikleri arasındaki bağlantıyı ortaya koyduğunu vurguladı. Lee, her organ bağışçısının bağışıklık sisteminin yalnızca bir anlık görüntüsünü sunduğunu, bu nedenle bağışıklık yanıtının nerede başladığını veya hücrelerin dokular arasında nasıl hareket ettiğini belirleyemediklerini söyledi. Daha önce yapılan çalışmalar, yaşamın erken dönemlerinde belirli bağırsak bakterilerinin ilerleyen yaşlarda astım riskini artırabileceğini göstermişti. Ancak bu yeni araştırma, bağırsak bakterileri, diyet veya sindirim sağlığı üzerinde odaklanmadı. Bağırsak bağlantısı, bağırsaklara yakın lenf düğümlerindeki bağışıklık hücrelerinin farklılaşmasıyla ilgili. Çalışmanın sınırlamaları arasında, ölümcül astım grubunun nispeten küçük olması ve bağışıklık aktivitesini etkileyebilecek ilaç kullanımıyla ilgili eksik veriler yer aldı. Araştırmacılar, daha fazla genetik ve moleküler analizle ölümcül astımda rol oynayan hücresel yolları aydınlatmayı hedefliyor. Şu an için bu bulgular, yeni bir test veya tedavi yöntemi sunmasa da, astımın karmaşık bağışıklık mekanizmalarını anlamada önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</p><p>Sonuç olarak Kolombiya Üniversitesi'nin öncülüğünde yürütülen bu çalışma, ölümcül astım ataklarının arka planında yalnızca akciğerlerin değil, bağırsakla ilişkili lenf düğümlerinin de önemli bir rol oynayabileceğini gösteriyor. Bağışıklık sistemi ve bağırsak arasındaki bu beklenmedik ilişki, gelecekte astım tedavisi ve önlenmesinde yeni yaklaşımlar geliştirilmesine kapı aralayabilir. Ancak uzmanlar, mevcut verilerin klinik uygulamaya hemen yansımayacağını, daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/sadece-akciger-hastaligi--735_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290800</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kopekler-televizyonda-tam-olarak-ne-goruyor-290800</link>
      <pubDate>2026-09-08T16:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Köpekler televizyonda tam olarak ne görüyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Auburn Üniversitesi'nde yürütülen kapsamlı bir araştırma, köpeklerin televizyon izleme alışkanlıklarını bilimsel ölçütlerle ortaya koydu. Araştırmada, köpeklerin ekran karşısındaki davranışlarının kişilik özelliklerine göre değiştiği ve modern televizyon teknolojisinin bu etkileşimi artırdığı tespit edildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Köpekler televizyonda tam olarak ne görüyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Köpeklerin televizyon izleyip izlemediği sorusu, uzun yıllardır hem evcil hayvan sahiplerinin hem de bilim insanlarının merakını cezbediyordu. Auburn Üniversitesi'nde gerçekleştirilen yeni bir araştırma, bu soruya yanıt arayarak köpeklerin ekran karşısındaki davranışlarını kapsamlı biçimde inceledi. Bilim insanlarının geliştirdiği özel bir ölçüm aracı sayesinde, köpeklerin televizyon izleme alışkanlıkları nüfus düzeyinde ilk kez sistematik olarak analiz edildi. Araştırma, ortalama bir ev köpeğinin günde 14 dakika 8 saniye televizyon izlediğini ortaya koyarken, bu sürenin arkasındaki psikolojik ve teknolojik etkenler de ayrıntılı şekilde ele alındı.</p><h3>Auburn Üniversitesi ekibi: Televizyon izleme davranışı kişilikle bağlantılı</h3><p>Hayvan davranışı uzmanı Lane Montgomery ve ekibi, köpeklerin televizyon izleme alışkanlıklarını nesnel verilere dönüştürmek amacıyla Köpek Televizyon İzleme Ölçeği adlı standart bir anket geliştirdi. Uzun yıllar boyunca yapılan çalışmalar ya çok az sayıda köpeği kapsıyor ya da yalnızca davranış problemi olan hayvanlara odaklanıyordu. Montgomery'nin ekibi ise, 650 köpek sahibinden topladıkları yanıtları analiz ederek televizyon izlediğini doğrulayan 453 köpeğe odaklandı. Bu geniş örneklem, köpek televizyon izleme alışkanlıklarını daha önce görülmemiş bir ayrıntıyla ortaya koydu. Araştırmada, köpeklerin ekran karşısındaki davranışlarının üç temel modele ayrıldığı belirlendi: Hayvanlara verilen tepkiler, nesne takibi ve cansız nesnelere veya insanlara gösterilen reaksiyonlar. İlginç bir şekilde, köpeklerin cinsiyeti, yaşı ve ırkı bu davranışları tahmin etmekte yetersiz kalırken, köpeğin temperamentinin belirleyici olduğu saptandı. Özellikle heyecanlı ve enerjik köpeklerin hareketli figürlere daha fazla odaklandığı tespit edildi. Bu sonuçlar, köpek televizyon izleme alışkanlığı ile kişilik özellikleri arasında güçlü bir bağ bulunduğunu gösteriyor.</p><h3>Modern televizyon teknolojisi köpeklerin ekran deneyimini dönüştürdü</h3><p>Geçmişte köpeklerin televizyon ile etkileşimini sınırlayan önemli bir faktör, eski tip katot tüplü televizyonların düşük yenileme hızlarıydı. İnsan gözü için yeterli olan bu hızlar, köpeklerin görsel algısı için yetersiz kalıyor ve ekranda titrek görüntüler oluşturuyordu. Günümüzde ise yüksek yenileme hızına sahip düz panel ekranlar, köpeklerin görsel eşiğini aşarak daha gerçekçi ve akıcı görüntüler sunuyor. Bu teknolojik gelişme, köpek televizyon izleme alışkanlığının artmasına ve köpeklerin ekrandaki nesne ve hareketleri daha net algılamasına olanak tanıyor. Araştırmacılar, köpeklerin ekranda gördükleri nesneleri, gerçek dünyadaki üç boyutlu nesneler gibi algılayabildiğini öne sürüyor. Özellikle hareketli nesnelere tepki veren köpeklerin, ekrandaki bir top ya da sincap sanki gerçekmiş gibi davranış sergilediği gözlemlendi. Bu bulgular, köpek televizyon izleme alışkanlığının yalnızca eğlenceden ibaret olmadığını, aynı zamanda hayvanların bilişsel süreçlerine de ışık tuttuğunu gösteriyor.</p><h3>Köpek televizyon izleme alışkanlığı ve refah ilişkisi</h3><p>Çalışmada elde edilen veriler, köpek televizyon izleme alışkanlığının hayvan refahı açısından da önemli sonuçlar doğurduğunu gösteriyor. Barınaklardaki köpekler için televizyonun bir zenginleştirme aracı olarak kullanılması, bazı durumlarda olumlu etki yaratırken, içerik seçiminin hayvanın temperamentine uygun olmaması halinde beklenen fayda sağlanamıyor. Araştırmacılar, köpek televizyon izleme alışkanlığının kişilik özellikleriyle uyumlu içeriklerle desteklenmesi halinde, özellikle kaygılı ya da aşırı enerjik köpeklerin stres düzeyinde azalma sağlanabileceğini belirtiyor. Örneğin, sakin ve yavaş tempolu sahneler kaygılı köpekler için daha uygun bulunurken, hareketli görüntüler enerjik köpeklerin ilgisini çekiyor. Bu yaklaşımla, barınaklarda yaşayan binlerce köpek için düşük maliyetli ve etkili bir refah artışı elde etmek mümkün olabiliyor. Ayrıca, DOGTV gibi köpeklere özel içerik sunan kanalların, renk, kare hızı ve ses frekanslarını köpeklerin tercihine göre ayarlayarak bu alanda önemli bir yenilik sunduğu vurgulanıyor. Yeni geliştirilen ölçek ise, bu tür içeriklerin daha etkili ve bilimsel temellere dayalı olarak hazırlanmasına katkı sağlıyor.</p><h3>Köpek televizyon izleme alışkanlığı nörobilim araştırmalarına katkı sunuyor</h3><p>Köpek televizyon izleme alışkanlığı, yalnızca refah ve davranış çalışmaları için değil, aynı zamanda nörobilim alanındaki araştırmalar için de yeni fırsatlar yaratıyor. fMRI taramaları ile köpeklerin yüz, nesne ve hareket algısı üzerine yapılan deneylerde, hangi köpeklerin video kliplere daha uzun süre dikkat kesileceği, kişilik özellikleriyle öngörülebiliyor. Bu sayede, araştırmacılar deney gruplarını daha doğru şekilde seçebiliyor ve köpek zihninin işleyişine dair daha ayrıntılı veriler elde edebiliyor. Araştırma, köpek televizyon izleme alışkanlığının yalnızca bir eğlence davranışı olmadığını, aynı zamanda hayvanların çevrelerini nasıl algıladıkları ve öğrendikleri konusunda önemli ipuçları sunduğunu ortaya koyuyor. Köpeklerin televizyon karşısında geçirdiği sürenin, onların dünyayı nasıl anlamlandırdığına dair bilim insanlarına yeni bir pencere açtığı ifade ediliyor.</p><p>Sonuç olarak, Auburn Üniversitesi'nin yürüttüğü bu kapsamlı çalışma, köpek televizyon izleme alışkanlığına dair uzun yıllardır süregelen tartışmalara bilimsel bir temel kazandırdı. Araştırmanın ortaya koyduğu bulgular, hem evcil hayvan sahipleri hem de hayvan davranışı uzmanları için önemli bir rehber niteliği taşıyor. Köpek televizyon izleme alışkanlığı, doğru içerik ve teknolojik altyapı ile hayvanların refahına katkı sunmanın yanı sıra, hayvan bilişselliği ve psikolojisi alanında da yeni araştırma olanakları yaratıyor. Bilim insanları, köpeklerin ekran karşısında geçirdiği dakikaların, onların dünyayı algılayış biçimini anlamak için değerli bir araç olduğunu vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/kopekler-televizyonda-tam-800_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290799</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/antibiyotik-devri-kapaniyor-mu-290799</link>
      <pubDate>2026-09-08T16:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Antibiyotik devri kapanıyor mu?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Münster Üniversitesi ve São Paulo Üniversitesi'nden araştırmacılar, Almanya ve Brezilya'da yürüttükleri projelerle meyve liflerinin enfeksiyon ve kanserle mücadelede yeni bir umut sunduğunu ortaya koydu. Bu çalışmalar, antibiyotik direncinin arttığı dönemde meyve liflerinin hastalıkların önlenmesinde ve tedavisinde önemli bir rol üstlenebileceğini gösteriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Antibiyotik devri kapanıyor mu?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Almanya'daki Münster Üniversitesi ile Brezilya'daki São Paulo Üniversitesi'nden bilim insanları, meyve liflerinin enfeksiyon ve kanserle mücadelede sunduğu yeni olanakları gözler önüne serdi. Berlin'de düzenlenen FAPESP Haftası Almanya etkinliğinde sunulan bulgular, antibiyotiklere karşı dirençli hale gelen bakterilere karşı bitkisel kökenli meyve liflerinin etkili bir alternatif oluşturabileceğini gösterdi. Araştırma ekipleri, geleneksel ilaçların giderek yetersiz kaldığı bir dönemde, meyve liflerinin hastalıklara karşı koruyucu bir bariyer oluşturma potansiyelini vurguladı.</p><h3>Münster Üniversitesi'nden bakterilere karşı meyve lifleri atağı</h3><p>Münster Üniversitesi'nde yürütülen çalışmalarda, özellikle idrar yolu enfeksiyonlarına yol açan Escherichia coli bakterisinin insan mesane hücrelerine tutunmasını engelleyen bitkisel özler incelendi. Elde edilen verilere göre, Avrupa'da halk hekimliğinde yaygın olarak kullanılan dev altınotu (Solidago gigantea) ve at kuyruğu (Equiseti herba) gibi bitkilerden elde edilen su bazlı özlerin, bakterilerin hücrelere yapışma yeteneğini büyük oranda azalttığı görüldü. Ulrich Dobrindt liderliğindeki ekip, bu yaklaşımın bakterileri öldürmek yerine onları etkisiz hale getirdiğini ve böylece bakterilerin direnç geliştirme olasılığını önemli ölçüde düşürdüğünü belirtti. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 400 milyon kişinin, çoğunluğunu kadınların oluşturduğu, idrar yolu enfeksiyonlarından etkilendiği göz önünde bulundurulduğunda, meyve liflerinin sunduğu bu yeni tedavi stratejisi büyük önem taşıyor. Araştırmacılar, bakterilerin mesane duvarına tutunmak için kullandığı FimH adlı proteinin hedef alınmasının, enfeksiyonun başlamasını zorlaştırdığını ve hastalığın yayılmasını önleyebileceğini ifade etti. Bu bulgular, antibiyotiklerin sınırlı kaldığı durumlarda meyve liflerinin koruyucu bir rol üstlenebileceğini ortaya koyuyor.</p><h3>São Paulo Üniversitesi'nden kanser tedavisinde pektin hamlesi</h3><p>Yaklaşık 9.700 kilometre uzaklıktaki Brezilya'da, São Paulo Üniversitesi'nden bir diğer ekip ise, meyve liflerinin kanserle mücadeledeki potansiyelini araştırıyor. Papaya, çarkıfelek ve narenciye gibi meyvelerde bulunan ve sindirilemeyen pektinler üzerinde yapılan çalışmalar, bu liflerin kanser hücrelerinin yayılmasında kilit rol oynayan galektin-3 adlı yapışkan bir proteinle bağlanabileceğini gösterdi. Araştırmacılar, olgunlaşan meyvelerden elde edilen ve laboratuvar ortamında modifiye edilen pektinlerin, galektin-3 ile etkileşimini güçlendirerek kanser hücrelerinin bir araya gelmesini ve yayılmasını önleyebileceğini belirtti. Elde edilen pektinler, çoğunlukla meyve suyu fabrikalarının atık olarak değerlendirdiği portakal ve çarkıfelek meyvesinin beyaz kısmından çıkarılıyor. Bu sayede, atık olarak görülen bir yan ürünün sağlık alanında değerli bir bileşene dönüştürülmesi sağlanıyor. Modifiye pektinlerin, hayvan deneylerinde kolon kanseri tedavisinde ve bağırsak mikrobiyomunun dengelenmesinde etkili olduğu gözlemlendi. Araştırmacılar, insanların günlük beslenmelerine ekleyebilecekleri "modifiye pektin açısından zengin un" geliştirmeyi hedefliyor.</p><h3>Meyve lifleriyle antibiyotik direncine karşı yeni dönem</h3><p>Her iki araştırma ekibi de, meyve liflerinin ve bitkisel özlerin hastalıkların önlenmesinde ve tedavisinde sunduğu avantajlara dikkat çekiyor. Antibiyotik direncinin hızla arttığı günümüzde, enfeksiyonların kontrol altına alınması için alternatif stratejilere duyulan ihtiyaç her geçen gün büyüyor. Meyve lifleri, bakterilerin ve kanser hücrelerinin vücutta tutunmasını engelleyerek, hastalıkların yayılmasını önleyebilecek doğal bir savunma hattı oluşturuyor. Ayrıca, bağırsak sağlığı üzerinde olumlu etkileri bulunan bu lifler, yararlı mikroorganizmaların gelişimini destekliyor ve iltihaplanmayı azaltıyor. Araştırmacılar, laboratuvar ortamında elde edilen bulguların insan denemeleriyle desteklenmesi gerektiğini vurguluyor. Ancak mevcut veriler, meyve liflerinin tıbbın geleceğinde önemli bir rol oynayabileceğine işaret ediyor.</p><p>Sonuç olarak, Münster Üniversitesi ve São Paulo Üniversitesi'nin yürüttüğü bu projeler, meyve liflerinin enfeksiyon ve kanser gibi ciddi sağlık sorunlarına karşı yeni ve etkili çözümler sunabileceğini gösteriyor. Bilim insanları, atık olarak değerlendirilen meyve liflerinin sağlık alanında gerçek bir değere dönüştürülerek, hem hastalıkların önlenmesinde hem de tedavisinde çığır açabileceği görüşünde birleşiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/antibiyotik-devri-kapaniy-782_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290798</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/yapay-zekanin-bukalemun-etkisi-belgelendi-sohbet-robotlari-politik-gorusunuzu-ogrenip-size-290798</link>
      <pubDate>2026-09-08T16:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yapay zekanın bukalemun etkisi belgelendi! Sohbet robotları politik görüşünüzü öğrenip size göre taraf seçiyor]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Yapay zeka sohbet robotlarının, kullanıcıların politik görüşlerine göre yanıtlarını değiştirdiği ortaya çıktı. Brezilya'daki Campinas Üniversitesi'nin yürüttüğü araştırma, 21 farklı modelin çoğunda bu eğilimin gözlemlendiğini gösterdi. Uzmanlar, sohbet robotlarının tarafsızlık iddiasını sorguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yapay zekanın bukalemun etkisi belgelendi! Sohbet robotları politik görüşünüzü öğrenip size göre taraf seçiyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Brezilya'daki Campinas Üniversitesi'nin yürüttüğü kapsamlı bir araştırma, yapay zeka sohbet robotlarının kullanıcıların politik eğilimlerine göre yanıtlarını değiştirdiğini ortaya koydu. Farklı politik görüşler beyan eden kullanıcılarla yapılan testler sonucunda, 21 yapay zeka sohbet robotunun tamamının yanıtlarında belirgin kaymalar tespit edildi. Araştırmada, sohbet robotlarının sabit bir politik pozisyona sahip olmadığı, bunun yerine kullanıcıdan gelen politik sinyallere göre pozisyonunu değiştirdiği anlaşıldı. Bu bulgular, yapay zeka sohbet robotlarının tarafsızlık iddiasını ve etik sınırlarını yeniden tartışmaya açtı.</p><h3>Campinas Üniversitesi ekibi: Sohbet robotlarında politik kayma gözlemlendi</h3><p>Campinas Üniversitesi Bilgisayar Enstitüsü'nden Prof. Dr. Zanoni Dias liderliğindeki araştırma ekibi, sosyal yardımlar, ekonomi, kamu güvenliği ve yargı gibi yedi başlık altında toplam 56 karşıt politik ifade çifti hazırladı. Bu ifadeler, Brezilya'daki güncel politik tartışmalar ışığında belirlendi ve her biri 21 farklı yapay zeka sohbet robotuna üç farklı senaryoda gönderildi: Kullanıcı hakkında bilgi verilmeden, kullanıcı sol görüşlü olarak tanımlanarak ve kullanıcı sağ görüşlü olarak tanımlanarak. Modeller, yanıtlarını beş puanlık bir ölçekle verdi ve toplamda 47.376 yanıt toplandı. Araştırmacılar, her modeli sıfırın ortada olduğu, dört puan sola ve dört puan sağa uzanan bir çizgi üzerinde konumlandırdı. Kullanıcı hakkında bilgi verilmediğinde bile, 21 modelin 20'si merkezin solunda yer aldı. Sadece Grok 4.1 modeli sağda konumlandı. Dias, bu eğilimin sosyal medya platformlarında görülen yankı odası etkisine benzer olduğunu vurguladı. Sohbet robotlarının, kullanıcıya yakınlaşma eğilimi gösterdiği ve politik eğilimde kayma yaşadığı gözlemlendi.</p><h3>Yanıtlar politik eğilime göre şekillendi: Grok 4.1 ve GPT-5 Nano öne çıktı</h3><p>Çalışmada, kullanıcı politik eğilimini belirttiğinde tüm modellerin pozisyon değiştirdiği tespit edildi. Kullanıcı sol görüşlü olduğunu belirttiğinde, sohbet robotları daha sola kaydı. Sağ görüşlü kullanıcılar için ise modellerin çoğu, merkezin sağında pozisyon aldı ve karşıt ifadeleri destekledi. Araştırmacılar, bu değişimi 'bukalemun indeksi' olarak adlandırdı. Google'ın Gemma 3 27B, OpenAI'nin GPT-5 Nano ve Grok 4.1 modelleri, kullanıcıya en fazla uyum sağlayan sohbet robotları olarak öne çıktı. Buna karşın Meta'nın Llama 3.1 8B ve DeepSeek-V3.2 modelleri, başlangıç noktalarına en yakın kalanlar oldu. Araştırmada, modellerin sağ görüşlü kullanıcıyı karşılamak için sola eğilimli kullanıcıdan daha fazla pozisyon değiştirdiği de belirlendi. Özellikle Gemma 3 27B ve GPT-5 Nano modellerinde bu fark bir tam puandan daha fazlaydı. Dias ve ekibi, bu farklılığın sohbet robotlarının eğitiminde kullanılan veri ve ödüllendirme düzeninden kaynaklanabileceğini belirtti.</p><h3>Ekonomi ve kamu güvenliği konularında daha fazla kayma yaşandı</h3><p>Analizler, sohbet robotlarının konuya göre farklı derecelerde pozisyon değiştirdiğini gösterdi. Ekonomi ve kamu güvenliği başlıklarında, modeller kullanıcıya en fazla yakınlaşan yanıtları verdi. Buna karşılık, yolsuzluk, yargı ve demokratik kurumlar gibi konularda sohbet robotlarının yanıtlarında kayma neredeyse hiç görülmedi. Araştırmacılar, bu durumu şirketlerin eğitim sırasında uyguladığı güvenlik kurallarıyla ilişkilendiriyor. Özellikle kurumsal bütünlük ve hassas başlıklarda, modellerin daha sıkı kısıtlamalarla eğitildiği ve bu nedenle daha az kayma yaşandığı düşünülüyor. Bu bulgular, yapay zeka sohbet robotlarının politik eğilimlerinin konuya göre değişebileceğini ve tarafsızlık iddiasının tartışmalı olduğunu ortaya koydu.</p><h3>Eğitim süreçleri ve insan faktörü: Tarafsızlık mümkün mü?</h3><p>Uzmanlar, sohbet robotlarının bu davranışının temelinde eğitim süreçlerinin yattığını belirtiyor. Modeller, geliştiriciler tarafından iki farklı yanıtla karşılaştırılıyor ve insan değerlendiriciler tarafından tercih edilen yanıtlar ödüllendiriliyor. Campinas Üniversitesi'nden Anderson Luis Bento Soares, modellerin insan tercihlerine göre şekillendiğini, bu nedenle kullanıcıyı memnun etmenin doğru yanıt vermekten daha öncelikli hale gelebileceğini ifade etti. Bu yaklaşım, sohbet robotlarının zaman zaman kullanıcıyla gereksiz yere aynı fikirde olmasına yol açıyor. Ayrıca, model büyüklüğünün bu eğilim üzerinde belirleyici olmadığı, küçük ve büyük ölçekli modellerin benzer sonuçlar verdiği saptandı. Soares, 'bukalemun indeksi' olarak adlandırılan bu esnekliğin tek bir nedene bağlı olmadığını, çok sayıda faktörün birleşimiyle ortaya çıktığını vurguladı.</p><h3>Sohbet robotlarının yanıtları, kullanıcıların görüşünü değiştirebilir mi?</h3><p>Araştırmada, sohbet robotlarının politik yanıtlarının kullanıcıların gerçek görüşlerini değiştirip değiştirmediği sorusu ise açık bırakıldı. Elde edilen veriler, yalnızca modellerin verdiği yanıtların analizine dayanıyor. Nature dergisinde yayımlanan başka bir çalışmaya göre ise, sohbet robotlarının bir pozisyonu savunmasının seçmenlerde birkaç puanlık değişime yol açabileceği belirtiliyor. Dengeli ve gerçeklere dayalı bir bilgi seti sunulduğunda ise kullanıcıların kutuplaşmak yerine ortada buluşma eğilimi gösterdiği gözlemlendi. Ancak, 'bukalemun indeksinin' bir kullanıcının görüşündeki değişimle doğrudan ilişkisi henüz kanıtlanmadı. Araştırmacılar, konunun hassasiyetine dikkat çekerek, yanıtların gerçek verilere dayandırılmasının tarafsızlığı artırabileceğini ancak bunun da tartışmalı konularda kolay uygulanamayacağını belirtti.</p><h3>Uzmanlardan tarafsızlık çağrısı: Sohbet robotları nasıl kullanılmalı?</h3><p>Campinas Üniversitesi'nden Dias, yapay zeka sohbet robotlarının kullanıcıyı memnun etmek ile doğru bilgi sağlamak arasında denge kurmakta zorlandığını vurguladı. Uzmanlar, kullanıcıların bu araçlardan tartışılan konu hakkında hem lehine hem de aleyhine argümanlar sunmasını açıkça talep etmeleri gerektiğini belirtiyor. Sohbet robotlarının sıcak ve kişisel bir dil kullanmasının, kullanıcıların kişisel bilgilerini paylaşma eğilimini artırabileceği uyarısı yapıldı. Dias, tarafsız analiz isteyen kullanıcıların, sohbet robotlarından her iki bakış açısını da kapsayan yanıtlar talep etmelerinin önemine dikkat çekti. Bu yaklaşım, yapay zeka sohbet robotlarında tarafsızlık ve etik sınırların korunmasına katkı sağlayabilir.</p><p>Sonuç olarak, yapay zeka sohbet robotları üzerindeki politik eğilim ve tarafsızlık tartışmaları, teknolojinin etik sınırları ve kullanıcı güvenliği açısından önemini koruyor. Araştırmacılar, bu araçların eğitim süreçlerinin ve kullanıcı etkileşimlerinin, modellerin yanıtlarını şekillendirmede belirleyici olduğunu vurguluyor. Gelecekte, daha tarafsız ve güvenilir yapay zeka sohbet robotlarının geliştirilmesi için şeffaflık ve etik ilkelerin ön planda tutulması gerektiği belirtiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/yapay-zekanin-bukalemun-e-576_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290797</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/iklim-zaferi-sandigimiz-sey-felaket-mi-getiriyor-ozon-tabakasi-iyilestikce-antarktikayi-vuruyor-290797</link>
      <pubDate>2026-09-08T16:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İklim zaferi sandığımız şey felaket mi getiriyor? Ozon tabakası iyileştikçe Antarktika'yı vuruyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Antarktika'da ozon tabakasının iyileşmesi, beklenenin aksine ekosistemde karmaşık ve çarpıcı değişikliklere yol açıyor. Yeni saha araştırmaları, UV radyasyonunun azalmasının tundra karbon emilimini ciddi şekilde zayıflattığını ortaya koydu. Bilim insanları, bu gelişmenin Antarktika'nın hassas karbon dengesini tehdit ettiğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İklim zaferi sandığımız şey felaket mi getiriyor? Ozon tabakası iyileştikçe Antarktika'yı vuruyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antarktika'da ozon tabakasının giderek iyileşmesi, son yılların en büyük çevre başarılarından biri olarak öne çıkıyor. Ancak Çin Bilimler Akademisi Atmosfer Fiziği Enstitüsü'nün öncülüğünde yürütülen yeni bir araştırma, bu olumlu gelişmenin bölgedeki ekosistem üzerinde beklenmedik ve karmaşık etkilere yol açtığını gösterdi. Bilim insanları, ozon tabakasındaki toparlanmanın UV radyasyonunu azalttığını, fakat bu azalmanın Antarktika tundrasının karbon emme kapasitesini ciddi şekilde zayıflattığını tespit etti. Saha çalışmaları, Montreal Protokolü'nün etkisiyle iyileşen ozon tabakasının, bölgedeki yaşamı sandığımızdan çok daha karmaşık şekillerde değiştirdiğini ortaya koydu.</p><h3>Çinli araştırmacılardan ozon tabakası ve karbon dengesine dair kritik bulgular</h3><p>Çin Bilimler Akademisi Atmosfer Fiziği Enstitüsü'nün liderliğinde, Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ve çeşitli uluslararası kurumlarla işbirliği içinde yürütülen bu çalışma, modelleme yerine doğrudan saha deneylerine dayandı. Araştırma ekibi, Batı Antarktika'daki Ardley Adası'nda 2011 ile 2015 yılları arasında dört yaz sezonunu kapsayan uzun süreli deneyler gerçekleştirdi. İki farklı tundra alanında yürütülen deneylerde, bir bölge deniz hayvanlarından büyük oranda etkilenmemişken, diğer bölge büyük bir penguen kolonisi tarafından yoğun şekilde organik madde ile zenginleştirilmişti. Bilim insanları, ultraviyole (UV) radyasyonunu özel filtrelerle %20 ve %50 oranında azaltarak, bu değişikliğin tundra ekosisteminin karbon alışverişine etkisini ölçtü. Araştırmacılar, UV azaltımının, odanın sıcaklığı, toprak nemi ve kimyası üzerinde herhangi bir değişikliğe yol açmadan, yalnızca UV radyasyonunu hedef aldığını vurguladı. Bu sayede, ozon tabakası iyileşmesinin doğrudan etkileri izole şekilde incelenebildi.</p><h3>UV radyasyonu azalınca tundrada karbon emilimi dramatik şekilde düştü</h3><p>Deneylerde elde edilen bulgular, ozon tabakasındaki iyileşmenin Antarktika tundrasının karbon dengesini beklenmedik biçimde bozduğunu gösterdi. UV radyasyonunda %20'lik bir azalma, tundranın karbon yutak kapasitesini yaklaşık yarı yarıya düşürdü. UV'de %50'lik bir azalma ise, bu kapasitede %80'e varan bir zayıflamaya neden oldu. Özellikle en yüksek UV azaltımı uygulandığında, tundranın brüt fotosentez oranı ortalama %57 oranında geriledi. 2015 yazının son dönemlerinde ise tundra, metrekare başına saatte 145 miligram karbondioksit salarak, aktif bir karbon kaynağına dönüştü. Bu sonuçlar, ozon tabakası iyileşmesinin sadece olumlu etkiler getirdiği yönündeki yaygın görüşe ciddi bir itiraz niteliği taşıyor. Araştırma, UV radyasyonunun azalmasının, özellikle fotosentez ve solunum süreçleri arasında hassas bir dengeyi bozduğunu ortaya koydu. Bu denge değişikliği, Antarktika tundrasının karbon emme kapasitesini ve iklim üzerindeki etkisini doğrudan etkiliyor.</p><h3>Penguen kolonilerinin etkisiyle karbon dengesi farklılaştı</h3><p>Araştırmanın ilginç bulgularından biri, iki farklı tundra tipinde karbon dengesindeki değişimin tamamen farklı nedenlere dayanması oldu. Batı tundrasında, deniz hayvanlarının etkisinin az olduğu bölgede, karbon yutak kapasitesindeki zayıflama esas olarak fotosentezdeki keskin azalmadan kaynaklandı. Antarktika yosunları ve likenleri, yüksek UV radyasyonuna uyum sağlamak için nesiller boyunca koruyucu pigmentler ve basitleştirilmiş yaprak yapıları geliştirdi. UV maruziyetinin azaltılmasıyla, bu bitkiler karbon sabitleme kaynaklarını yeniden yönlendirmeye başladı ve fotosentetik sistemlerinde dengesizlik ortaya çıktı. Doğu tundrasında ise, penguen kolonilerinin yoğun olduğu alanda, fotosentezde önemli bir değişiklik gözlenmedi. Ancak bu bölgelerde ekosistem solunumu belirgin şekilde arttı. Penguenlerin toprağa bıraktığı yüksek miktardaki organik karbon ve azot, mikropların faaliyetini artırdı. UV radyasyonunun azalmasıyla birlikte, bu mikroplar daha aktif hale gelerek topraktaki organik maddeyi hızla ayrıştırdı ve atmosfere daha fazla karbondioksit saldı. Böylece, ozon tabakası iyileşmesinin etkisi, penguenlerin ekosisteme kattığı besinlerle birleşerek, karbon dengesinin farklı yönlerde bozulmasına neden oldu.</p><h3>Ozon tabakası iyileşmesi Antarktika ekosisteminde yeni riskler doğurdu</h3><p>Antarktika tundrası, yaklaşık 72 bin kilometrekarelik bir alanı kaplıyor ve bölgede yaklaşık 3 milyon penguen üreme çifti bulunuyor. Bu büyüklükte bir ekosistemde, Ardley Adası'ndaki bulguların benzer şekilde kıtanın diğer buzsuz alanlarında da görülebileceği düşünülüyor. Bilim insanları, ozon tabakası iyileşmesinin yalnızca UV hasarının azalmasıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda fotosentez ve solunum süreçleri arasındaki dengeyi de önemli ölçüde değiştirdiğini vurguluyor. UV radyasyonuna uzun yıllar boyunca uyum sağlamış olan Antarktika tundrası, beklenenin aksine, azalan UV ile birlikte yeni ekolojik risklerle karşı karşıya kaldı. Araştırmacılar, benzer etkilerin, farklı besin profiline sahip topraklarda da ortaya çıkabileceğini belirtiyor. Sonuç olarak, ozon tabakası iyileşmesini sadece olumlu bir gelişme olarak değerlendirmek, Antarktika ekosisteminin kırılgan karbon dengesini göz ardı etmek anlamına geliyor.</p><p>Ozon tabakasının iyileşmesi, Antarktika ekosisteminde karmaşık ve öngörülemeyen değişiklikleri beraberinde getirdi. Bilim insanları, bu gelişmenin küresel iklim açısından da önemli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor. Antarktika tundrasındaki karbon dengesindeki bu değişim, iklim değişikliğiyle mücadelede dikkate alınması gereken yeni bir risk olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, ozon tabakası iyileşmesinin uzun vadeli etkilerinin daha yakından izlenmesi ve ekosistem üzerindeki sonuçlarının detaylı şekilde araştırılması gerektiğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/iklim-zaferi-sandigimiz-s-603_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290796</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/arama-kurtarmada-kimsenin-beklemedigi-hamle-molozlarin-altina-ilk-onlar-girecek-290796</link>
      <pubDate>2026-09-08T16:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Arama kurtarmada kimsenin beklemediği hamle! Molozların altına ilk onlar girecek!]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Queensland Üniversitesi ve UNSW iş birliğiyle geliştirilen sibernetik hamam böcekleri, arama kurtarma operasyonlarında insan ve köpeklerin ulaşamadığı dar alanlara girerek yaralılara ilaç enjekte edebiliyor. Bu yenilikçi çözüm, özellikle acil müdahale gerektiren durumlarda kurtarma ekiplerinin elini güçlendirecek.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Arama kurtarmada kimsenin beklemediği hamle! Molozların altına ilk onlar girecek!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Queensland Üniversitesi ve Sidney Üniversitesi Yeni Güney Galler (UNSW) iş birliğiyle geliştirilen sibernetik hamam böcekleri, arama kurtarma operasyonlarında yeni bir dönemin kapılarını araladı. Avustralyalı bilim insanları, moloz ve enkaz altında kalanlara ulaşmanın zorluklarını aşmak için, insan operatörler tarafından yönlendirilebilen ve sırtında ilaç enjektörü taşıyan dev bir sibernetik hamam böceği tasarladı. Bu yenilikçi sistem, özellikle bir insanın, bir köpeğin veya klasik makinelerin giremeyeceği kadar dar alanlarda hayatta kalanlara ulaşmayı ve acil tıbbi müdahale yapmayı mümkün kılıyor. Laboratuvar ortamında gerçekleştirilen testlerde, sibernetik hamam böceği hedefe başarıyla yönlendirildi ve domuz derisi ile silikon ped üzerinde ilaç enjeksiyonu sağladı. Tam çalışmalarda yüzde 72, yakın mesafeden ise yüzde 95 oranında başarı elde edildi. Projenin başında Queensland Üniversitesi Makine ve Madencilik Mühendisliği Okulu Biorobotics Laboratuvarı'ndan Thang Vo-Doan ve UNSW Biyomedikal Mühendisliği ekibi yer alıyor.</p><h3>Thang Vo-Doan: 'Sibernetik hamam böceğiyle kurtarma operasyonlarında yeni bir çağ başlıyor'</h3><p>Sibernetik hamam böceği projesinin lideri Thang Vo-Doan, arama ve keşif görevlerinde uzun süredir kullanılan robotik böceklerin artık bir adım öteye taşındığını vurguladı. Vo-Doan, "Son yıllarda sibernetik böcekler arama ve keşif için kullanılıyordu, ancak biz bulunduktan sonra doğrudan müdahale edebilen bir sistem geliştirmek istedik" dedi. Ekip, insan ve köpeklerin ulaşamayacağı dar alanlarda, böceklerin hem yaralıları bulmasını hem de ilaç enjekte ederek hayatta kalma şansını artırmasını hedefliyor. Sibernetik hamam böcekleri, yaylı enjektör sistemleriyle kontrollü şekilde ilaç uygulayabiliyor ve laboratuvar testlerinde yüksek isabet oranlarıyla dikkat çekiyor. Projede kullanılan dev kazıcı hamam böceği, büyüdüğünde yaklaşık bir kredi kartı boyutuna ulaşıyor ve kendi ağırlığının bir ila iki katını taşıyabiliyor. Ekip, tüm sistemi 50 gramla sınırlayarak böceğin hareket kabiliyetini korudu. Testlerde, böcekler yük altında dahi hız kaybı yaşamadan hedeflerine ulaşmayı başardı.</p><h3>Paraborg ile acil müdahalede devrim: Yönlendirme ve enjeksiyon sistemi ayrıntıları</h3><p>Paraborg adı verilen sibernetik hamam böceği, elektriksel darbelerle yönlendiriliyor. Antenlerine ve cerci adı verilen duyusal çıkıntılarına yerleştirilen teller aracılığıyla, operatör böceğin sağa veya sola dönmesini ve hızını artırmasını sağlayabiliyor. Deneylerde, sol antene verilen uyarıların frekansı arttıkça böceğin dönüş açısı da genişledi. Cerciye gönderilen darbeler ise böceğin hızını yükseltti. Ancak sık tekrar eden sinyallerde böcekler tepki vermemeye başladığı için, kontrol cihazında karşı antene hafif darbeler gönderilerek böceğin yeniden komutlara yanıt vermesi sağlanıyor. Enjektör sistemi ise yaylı mekanizmayla çalışıyor. Operatörün gönderdiği elektrik akımıyla nikrom tel ısıtılıyor, bu tel bir balık ipi düğümünü kesiyor ve yay enjektörü hedefe fırlatıyor. İkinci bir mekanizma, kimyasal reaksiyonla karbondioksit üreterek ilacın iğneyle hedefe ulaşmasını sağlıyor. Testlerde, domuz derisinde yüzde 90, silikon pedde ise yüzde 74 başarı oranı yakalandı. Her bir enjektör birimi, üç-dört kullanımdan sonra işlevini yitiriyor. Mesafe başarıyı doğrudan etkiliyor: 15 santimetreye kadar yüzde 95, 15-25 santimetre aralığında ise başarı oranı düşüyor.</p><h3>UNSW ve kurtarma ekiplerinden sibernetik hamam böceğine tam not</h3><p>UNSW Tıbbi Robotik Laboratuvarı yöneticisi Thanh Nho Do, bu teknolojinin hayati önemdeki hastalara ulaşamayan sağlık ekipleri için çığır açıcı olabileceğini belirtti. Do, "Tedaviye ulaştırılamayan bir hastaya tedavinin götürülmesi, biyomedikal açıdan büyük bir fırsat" dedi. NSW İtfaiye ve Kurtarma Süpervizörü Tim Hassiotis ise sibernetik hamam böceklerinin, kurtarma ekiplerinin erişemediği noktalara ulaşarak yaralılara acil bakım sağlayabileceğini vurguladı. Hassiotis, "Bu teknoloji, kentsel arama ve kurtarma çalışmalarında ek bir değerli araç olarak öne çıkabilir" ifadelerini kullandı. Araştırma sırasında, bir böcek Wi-Fi kamerası taşıyarak operatörün hedefi görmesini sağladı. Diğer araştırma grupları sinekleri mikrorobotlara dönüştürse de, Paraborg ekibi daha büyük ve güçlü bir enjektör sistemiyle farklılaşıyor. Ancak, silikon pedin insan derisiyle tam olarak örtüşmediği ve gerçek saha koşullarının laboratuvar ortamından farklı olduğu da özellikle belirtildi. Bluetooth sinyallerinin moloz ve beton altında zayıfladığı, video akışının ise kesintiye uğrayabileceği ifade edildi. Ayrıca, enjektörün ilaç haznesi yalnızca 0.5 mL kapasiteye sahip ve ilaçların kimyasal ortamda bozulup bozulmadığı da tam olarak test edilmedi.</p><h3>Gelecekte Paraborg ve sibernetik hamam böceklerinin rolü büyüyecek</h3><p>Ekibin bir sonraki hedefi, mevcut fırlatmalı enjektör sistemini daha güvenli ve hassas bir mikron iğne bandı ile değiştirmek. Böylece, sibernetik hamam böceği cilde zarar vermeden ilaç uygulayabilecek ve daha uzun ömürlü, güvenilir bir çözüm sunacak. Ayrıca, gerçek kurtarma senaryolarında böceklerin performansını değerlendirmek için saha denemeleri planlanıyor. Sibernetik hamam böceği, özellikle yılan ısırığı, ağır kanama veya şiddetli alerjik reaksiyon gibi acil durumlarda, ilaçların zamanında ulaştırılamadığı noktalarda hayat kurtarıcı bir araç haline gelebilir. Bilim insanları, bu teknolojinin gelişmesiyle birlikte, arama kurtarma ekiplerinin daha etkin ve hızlı müdahale edebileceğini, böylece enkaz altında kalanların yaşama şansının artacağını öngörüyor. Paraborg ve benzeri sibernetik hamam böcekleri, önümüzdeki yıllarda afet yönetimi ve acil sağlık müdahalelerinde kritik bir rol üstlenmeye aday görünüyor.</p><p>Sonuç olarak, Queensland Üniversitesi ve UNSW'nin ortak çalışması olan sibernetik hamam böceği projesi, arama kurtarma operasyonlarında insan hayatını kurtarmaya yönelik umut vadeden bir adım olarak öne çıkıyor. Laboratuvar testlerinde elde edilen yüksek başarı oranları, bu teknolojinin yakın gelecekte gerçek saha uygulamalarında da etkili olabileceğini gösteriyor. Ancak, saha koşullarında karşılaşılacak teknik ve biyomedikal zorlukların aşılması için ek çalışmalara ihtiyaç duyuluyor. Sibernetik hamam böcekleri, arama kurtarma alanında devrim yaratacak yenilikçi bir çözüm olarak dikkat çekiyor ve önümüzdeki süreçte afetlere müdahalede önemli bir rol üstlenmesi bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/arama-kurtarmada-kimsenin-704_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290795</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/sekerli-icecekler-mide-kanseri-riskini-25-kat-artiriyor-112-bin-kisilik-dev-arastirmanin-c-290795</link>
      <pubDate>2026-09-08T16:06:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Şekerli içecekler mide kanseri riskini 2,5 kat artırıyor! 112 bin kişilik dev araştırmanın çarpıcı sonuçları]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleştirilen geniş kapsamlı bir araştırma, şekerli içeceklerin mide kanseri riskini iki kattan fazla yükselttiğini ortaya koydu. Mass General Brigham Kanser Enstitüsü'nün öncülüğünde yürütülen bu çalışma, şekerli içecek tüketiminin mide sağlığı üzerindeki etkilerini somut verilerle gözler önüne serdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Şekerli içecekler mide kanseri riskini 2,5 kat artırıyor! 112 bin kişilik dev araştırmanın çarpıcı sonuçları]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri'nde yürütülen ve sağlık çalışanlarının katıldığı büyük ölçekli bir araştırma, şekerli içecek tüketiminin mide kanseri riskini ciddi oranda artırdığını gösterdi. Mass General Brigham Kanser Enstitüsü'nün öncülüğünde gerçekleştirilen çalışmada, günde en az bir şekerli içecek tüketen yetişkinlerin, neredeyse hiç içmeyenlere kıyasla mide kanserine yakalanma olasılığının 2,5 kat daha yüksek olduğu belirlendi. Araştırmaya 112.284 yetişkin dahil edildi ve elde edilen bulgular, şekerli içeceklerin yalnızca kilo artışı ve diş sağlığı üzerinde değil, aynı zamanda mide kanseri üzerinde de önemli bir risk faktörü oluşturduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, özellikle ABD'deki yetişkinlerin yaklaşık yüzde 65'inin her gün en az bir şekerli içecek tükettiğini vurgulayarak, bu yaygın alışkanlığın toplum sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti.</p><h3>Andrew T. Chan: 'Şekerli içecekler ve mide kanseri arasında net bir ilişki var'</h3><p>Mass General Brigham Kanser Enstitüsü'nde görev yapan gastroenterolog ve epidemiyolog Andrew T. Chan, araştırmanın başyazarı olarak öne çıktı. Chan, elde edilen sonuçların ABD nüfusunda şekerli içecek tüketimi ile mide kanseri arasında doğrudan bir ilişki gösterdiğini belirtti. Araştırmada, katılımcıların içecek tercihlerini kendilerinin yaptığı ve bu nedenle çalışmanın bir ilişkiyi ortaya koyduğunu, nedensellik bağı kuramadığını ifade etti. Ancak bu bulgunun, şekerli içeceklerin mide kanseriyle bağlantısını gösteren ilk geniş ölçekli araştırma olduğunu vurguladı. Chan, mide kanserinin diyetle ilişkilendirilmesi konusunda daha önce yeterli bilgi bulunmadığını, bu çalışmanın ise önemli bir boşluğu doldurduğunu söyledi. Ayrıca, şekerli içeceklerin daha önce kolon, rektum, meme ve karaciğer kanseriyle de ilişkilendirildiğine dikkat çekti.</p><h3>Günde bir şekerli içecek riski 2,5 kat artırıyor</h3><p>Araştırmacılar, Hemşireler Sağlık Çalışması ve Sağlık Profesyonelleri Takip Çalışması olmak üzere iki uzun soluklu projeden elde edilen verileri inceledi. Katılımcılar, her dört yılda bir soda, meyve suyu, limonata ve spor içecekleri gibi şekerli içecekleri ne sıklıkla tükettiklerini belirten anketler doldurdu. Bir porsiyonun 240 mililitreye karşılık geldiği bu çalışmada, toplamda 112.284 kişi takip edildi ve 3,2 milyon kişilik izleme süresi boyunca 278 katılımcıda mide kanseri tespit edildi. Araştırmanın çarpıcı bulgularından biri, ayda bir ila üç porsiyon, haftada bir ila yedi porsiyon tüketenlerin riskinin neredeyse hiç içmeyenlerle benzer olmasıydı. Ancak günde bir veya daha fazla şekerli içecek tüketenlerde mide kanseri riski 2,45 kat arttı. Bu bulgu, şekerli içeceklerin sadece tip 2 diyabet ve kalp hastalığı ile değil, aynı zamanda mide kanseriyle de güçlü bir ilişki taşıdığını gösterdi.</p><h3>Diyet içeceklerde mide kanseri riski artmadı</h3><p>Araştırmada, düşük kalorili gazlı içecekler ve diyet sodaların mide kanseri riski üzerindeki etkisi de incelendi. Elde edilen verilere göre, diyet içecek tüketenlerde mide kanseri oranlarında herhangi bir artış saptanmadı. Araştırma ekibi, sonuçların doğruluğunu sağlamak için kilo, sigara kullanımı, alkol tüketimi, egzersiz düzeyi, diyabet ve genel diyet kalitesi gibi faktörleri de göz önünde bulundurdu. Ayrıca, yapay tatlandırıcıların da mide kanseriyle ilişkili olup olmadığı araştırıldı. Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı, aspartamı olası bir kanser nedeni olarak sınıflandırsa da, bu çalışmada mide kanseriyle ilişkisi bulunamadı. Araştırmacılar, şekerli içeceklerin ana tatlandırıcısı olan fruktozun da özellikle kadınlarda mide kanseri riskini artırdığını belirledi.</p><h3>Kadınlarda risk daha yüksek çıktı</h3><p>Çalışmada kadınlar ve erkekler ayrı ayrı incelendiğinde, mide kanseri riskinin kadınlarda daha belirgin şekilde arttığı görüldü. Hemşireler arasında günde birden fazla şekerli içecek tüketen kadınların, neredeyse hiç içmeyenlere göre mide kanseri geliştirme olasılığı yaklaşık üç kat daha fazlaydı. Erkeklerde ise bu oran iki kat civarındaydı ve istatistiksel olarak daha düşük bir güvene sahipti. En fazla şekerli içecek tüketen gruplarda, toplamda 13 kadın ve 18 erkek mide kanseri teşhisi aldı. Araştırmacılar, bu rakamların daha büyük ölçekli çalışmalarda yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, fruktoz tüketiminin hem genel grupta hem de kadınlar arasında mide kanseri riskini yükselttiği belirtildi.</p><h3>Mide mikropları ve diğer risk faktörleri değerlendirildi</h3><p>Araştırmada mide kanserinin en bilinen nedeni olan Helicobacter pylori bakterisinin etkisi de göz önünde bulunduruldu. 940 katılımcının kan örnekleri, bu bakteriye karşı antikorlar açısından test edildi ve kadınların yüzde 36,7'sinde, erkeklerin ise yüzde 34'ünde enfeksiyon tespit edildi. Ancak şekerli içecek tüketiminin, bu bakteriye yakalanma olasılığını artırmadığı saptandı. Bu sonuç, şekerli içeceklerin mide kanseri riskini bakteriler üzerinden değil, başka mekanizmalarla artırdığını gösterdi. Ayrıca, ağız bakterilerinin de mide kanseri üzerindeki etkisi araştırıldı ve bazı ekiplerin bu bakterileri çikolata ile yok etme girişimlerine yer verildi. Araştırmada, diğer risk faktörleri arasında aile geçmişi, tümörün geliştiği yer ve endoskopi kayıtlarının da sınırlı olduğu belirtildi.</p><h3>Araştırma tasarımı ve sınırlamaları</h3><p>Çalışmanın gözlemsel bir araştırma olması, sonuçların yorumlanmasında bazı sınırlamalar getirdi. Katılımcıların içecek tercihleri araştırmacılar tarafından belirlenmediği için, şekerli içecek tüketenlerle tüketmeyenler arasında başka farklılıkların da olabileceği ifade edildi. Ayrıca, araştırmada yer alan kişilerin tamamı 30 ile 75 yaş arasındaydı ve büyük çoğunluğu Beyazdı. Bu nedenle, farklı etnik gruplar ve genç yaşta şekerli içecek tüketmeye başlayan bireyler araştırma dışında kaldı. Araştırmacılar, elde edilen bulguların diğer gruplarda da doğrulanmasının önemli olduğunu vurguladı. Ayrıca, şekerli içeceklerin kadınlarda depresyon ile de ilişkili olabileceğine dikkat çekildi.</p><h3>Mekanizma henüz tam olarak açıklanamadı</h3><p>Şekerli içeceklerin mide kanseri riskini nasıl artırdığı ise henüz netlik kazanmadı. Araştırmacılar, kilo alımı, insülin direnci, hormon dengesizliği, iltihaplanma, DNA hasarı ve mikropların dengesinin bozulması gibi altı farklı mekanizmanın olası sebepler arasında olabileceğini belirtti. Ancak bu mekanizmaların hiçbiri doğrudan mide kanseriyle test edilmedi. Elde edilen sonuçlar, şekerli içeceklerin mide kanseri riskini artırdığına dair güçlü bir kanıt sunarken, mekanizmanın tam olarak anlaşılması için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğu ifade edildi.</p><p>Sonuç olarak, Mass General Brigham Kanser Enstitüsü'nün yürüttüğü bu geniş kapsamlı araştırma, şekerli içeceklerin mide kanseri riskini iki katından fazla artırdığını gösterdi. Elde edilen bulgular, toplum sağlığı açısından bu alışkanlığın gözden geçirilmesi gerektiğine işaret ediyor. Araştırmacılar, özellikle genç yaşlardan itibaren şekerli içecek tüketiminin sınırlandırılmasının, mide kanseri vakalarının azaltılmasında önemli bir adım olabileceğini vurguladı. Önümüzdeki dönemde farklı yaş, ırk ve etnik gruplarda benzer çalışmaların yapılması, şekerli içeceklerin mide kanseri üzerindeki etkisinin daha ayrıntılı şekilde anlaşılmasına katkı sağlayacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/sekerli-icecekler-mide-ka-864_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290794</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/nasa-x-59-ile-sessiz-supersonik-ucusta-kritik-esige-yaklasiyor-290794</link>
      <pubDate>2026-09-08T16:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[NASA X-59 ile sessiz süpersonik uçuşta kritik eşiğe yaklaşıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[NASA'nın Kaliforniya'daki Armstrong Uçuş Araştırma Merkezi'nde test edilen X-59 deney uçağı, 25. uçuşunu başarıyla tamamladı. Quesst misyonu kapsamında sessiz süpersonik uçuşun mümkün olup olmayacağı 2026 yılında yapılacak akustik doğrulama ile netleşecek.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[NASA X-59 ile sessiz süpersonik uçuşta kritik eşiğe yaklaşıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NASA, süpersonik uçuşun geleceğini şekillendirmek amacıyla geliştirdiği X-59 deney uçağının 25. test uçuşunu Kaliforniya'da gerçekleştirdi. 21 Ağustos 2026'da yapılan bu uçuş, NASA'nın Armstrong Uçuş Araştırma Merkezi'nde 72 dakika sürdü ve X-59, saatte Mach 1.2 hıza ve yaklaşık 14 bin 900 metre irtifaya ulaştı. Quesst projesi kapsamında yürütülen bu kritik testler, karada ticari süpersonik uçuşun önündeki en büyük engel olan ses patlamasının sessizleştirilmesi hedefine bir adım daha yaklaşıldığını gösteriyor. NASA yetkilileri, 2026 yılı içinde X-59'un 'sessiz süpersonik uçuş' kabiliyetinin akustik olarak doğrulanması için yeni bir aşamaya geçileceğini açıkladı.</p><h3>NASA X-59 ile simülasyon ve gerçek uçuş verilerinde yüksek uyum sağladı</h3><p>NASA'nın X-59 ile yürüttüğü testlerde, bilgisayar modelleri ve rüzgar tüneli analizleri ile elde edilen veriler, gerçek uçuş sırasında kaydedilen performansla büyük oranda örtüşüyor. Uzun yıllar süren tasarım ve analiz çalışmalarının ardından, Ekim 2025'te ilk kez havalanan X-59, her test uçuşunda manevra kabiliyeti, stabilite ve yük taşıma gibi alanlarda beklenen performansı gösterdi. NASA, bu uçuşlarda "gerçek zamanlı dijital ikiz" yöntemini kullanarak, uçağın davranışlarını anlık olarak izliyor ve analiz ediyor. Şu ana kadar, X-59'un aerodinamik yapısı sayesinde beklenmedik dengesizlikler veya aşırı titreşimler gözlenmedi. Bu sonuçlar, projenin hedeflerine ulaşma yolunda önemli bir güven oluşturdu. Proje yöneticisi Cathy Bahm, testlerden elde edilen verilerin X-59'un tasarımının doğruluğunu kanıtladığını ve ekibin uçağın sessiz süpersonik uçuş yeteneğine olan inancını güçlendirdiğini vurguladı.</p><h3>Quesst misyonunda akustik doğrulama süreci başlıyor</h3><p>NASA Quesst projesinde sıradaki aşama, X-59'un yarattığı sessiz şok dalgasının yani sonik örneğin ölçülmesi ve analiz edilmesi olacak. Akustik doğrulama aşamasında, uçağın yere ulaşan ses düzeyi detaylı şekilde incelenecek. Bu süreç, karada ticari süpersonik uçuşun önünü açacak yeni gürültü standartlarının belirlenmesi açısından büyük önem taşıyor. Quesst misyonunun akustik doğrulama teknik sorumlusu Larry Cliatt, bu aşamanın, ticari süpersonik hava taşımacılığı için temel tekniklerin ve yöntemlerin geliştirilmesini sağlayacağını belirtti. NASA, X-59'un sessiz uçuşunu pratikte kanıtlamayı hedefliyor ve elde edilecek sonuçların, gelecekteki tüm süpersonik uçaklar için yol gösterici olacağını düşünüyor. X-59'un performansı, bu alanda yeni bir dönemin kapılarını aralayabilir.</p><p>Quesst misyonu kapsamında X-59'un test uçuşlarından elde edilen veriler, hem NASA'nın hem de havacılık endüstrisinin süpersonik uçuşun geleceğine dair beklentilerini yükseltti. 2026'da yapılacak akustik doğrulama, sessiz süpersonik uçuşun ticari olarak uygulanabilirliğini gösterebilir. Bu gelişmeler, karada süpersonik yolculukların yaygınlaşmasına ve yeni nesil uçakların tasarımında önemli değişikliklere yol açabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/nasa-x-59-ile-sessiz-supe-954_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290793</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/aydan-marsa-60-yillik-teknoloji-mirasi-surveyor-5in-kimyasal-analiz-yontemi-curiosityye-ha-290793</link>
      <pubDate>2026-09-08T16:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ay'dan Mars'a 60 yıllık teknoloji mirası! Surveyor 5'in kimyasal analiz yöntemi Curiosity'ye hayat veriyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[NASA'nın Mars keşif aracı Curiosity, robot kolundaki APXS cihazı ile 1 Şubat 2026 itibarıyla 1761 örneği analiz etti. Bu teknoloji, ilk kez 1967'de Ay'a inen Surveyor 5 ile dünya dışı kimyasal analizlerde kullanılmıştı. Bugün ise Mars'ta araştırmacılara veri sağlıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ay'dan Mars'a 60 yıllık teknoloji mirası! Surveyor 5'in kimyasal analiz yöntemi Curiosity'ye hayat veriyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NASA'nın Mars'taki keşif aracı Curiosity, robot kolunun ucunda bulunan Alfa Parçacık X-ışını Spektrometresi (APXS) ile 1 Şubat 2026 itibarıyla tam 1761 farklı Mars örneğini analiz etti. Bu cihaz, yaklaşık Rubik küpü büyüklüğünde ve kayaçlar ile Mars toprağında bulunan elementleri belirliyor. APXS'nin kullandığı ölçüm yöntemi, 59 yıl önce Ay'a gönderilen Surveyor 5 aracıyla birlikte dünya dışı yüzeylerde ilk kez uygulanmıştı. Surveyor 5'in başlattığı bu teknolojik miras, bugün Mars'ta bilim insanlarına önemli veriler sunuyor.</p><h3>Surveyor 5 ile başlayan kimyasal analiz devrimi</h3><p>Surveyor 5, 8 Eylül 1967'de Florida'dan fırlatıldıktan sonra, üç gün süren yolculuğun ardından Ay'ın "Sakin Deniz" bölgesine yumuşak bir iniş yaptı. Yolculuk sırasında helyum basınç düzenleyicisinde yaşanan sızıntı büyük bir risk oluşturdu. Ancak NASA'nın yer ekibi, acil bir prosedür geliştirerek aracı başarıyla Ay yüzeyine indirdi. Surveyor 5'in en önemli ekipmanlarından biri, radyoaktif Curium 242 izotopunu kullanan Alfa Saçılma Deney Cihazı'ydı. Bu cihaz, Ay yüzeyine alfa parçacıkları gönderip geri dönen parçacıklar ve oluşan protonlar üzerinden elementleri tespit ediyordu. Bu yöntem sayesinde, Ay toprağının yarısından fazlasının oksijen içerdiği, ayrıca silisyum ve alüminyum gibi elementlerin de bulunduğu anlaşıldı. Elde edilen bulgular, Ay'ın kimyasal yapısının Dünya'daki bazalt kayalara benzediğini ortaya koydu. Surveyor 5'in bu başarıları, uzay araştırmalarında kimyasal analiz teknolojisinin temel taşlarından biri oldu.</p><h3>Curiosity ve APXS: Mars'ta element avı sürüyor</h3><p>Surveyor 5'in alfa saçılma cihazını geliştiren ekipte yer alan Chicago Üniversitesi'nden Thanasis Economou, yaklaşık 30 yıl sonra Mars Pathfinder'ın APXS geliştirme sürecine de katkı sağladı. Bu bilgi birikimi, Mars'ta Spirit, Opportunity ve Curiosity gibi araçlara taşındı. Ayrıca, Rosetta'nın iniş aracı Philae ve Hindistan'ın Chandrayaan-3 gibi farklı görevlerde de benzer teknolojiler kullanıldı. Curiosity'ye APXS'nin eklenmesinin temel nedeni, Mars yüzeyindeki kayaç ve toprakların element bileşimini doğrudan yerinde analiz etmek. Böylece, çevredeki jeolojik yapının anlaşılması ve daha detaylı laboratuvar incelemeleri için örnek seçimi mümkün oluyor. Mars Perseverance aracında ise APXS yerine, daha ayrıntılı element haritaları çıkarabilen PIXL cihazı görev yapıyor. Curiosity'nin APXS'si, bugüne kadar 4000'e yakın analiz sonucunu Dünya'ya gönderdi. Bu veriler, Mars'ta geçmişte suyun varlığı ve olası yaşam izleri gibi kritik sorulara yanıt arayan araştırmacılar için büyük önem taşıyor.</p><p>Yaklaşık altmış yıl önce Ay'da atılan bu teknolojik adım, günümüzde Mars keşiflerinde hâlâ yol gösterici olmaya devam ediyor. Surveyor 5 ile başlayan element analiz zinciri, Curiosity'nin APXS cihazı sayesinde Mars'ın sırlarını çözmede kilit rol üstleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/aydan-marsa-60-yillik-tek-795_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290792</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/uzay-fotograflarindaki-renklerin-sirri-cozuldu-290792</link>
      <pubDate>2026-09-08T15:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uzay fotoğraflarındaki renklerin sırrı çözüldü]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Anten Galaksisi, ALMA ve Hubble Uzay Teleskobu'nun ortak gözlemleriyle yeniden gündemde. Şili'den elde edilen verilerle oluşturulan bu eşsiz uzay görüntüsü, galaksilerdeki renklerin nasıl belirlendiğine ve her bir tonun ardında yatan bilimsel gerçeklere ışık tutuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uzay fotoğraflarındaki renklerin sırrı çözüldü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık 70 milyon ışık yılı uzaklıkta, kuzgun takımyıldızının derinliklerinde yer alan Anten Galaksisi, ALMA ve Hubble Uzay Teleskobu'nun eşsiz gözlemleriyle bilim dünyasının dikkatini bir kez daha üzerine çekti. Şili'deki Atacama Large Millimeter/submillimeter Array (ALMA) radyo teleskopları ile Hubble'ın görünür ve kızılötesi bantlardaki verileri bir araya getirilerek oluşturulan bu özel görüntü, 3 Ekim 2011'de ALMA'nın ilk bilimsel operasyonunun başlamasıyla yayımlandı. Görüntüde dikkat çeken renkler, galaksinin çıplak gözle görülen halinden oldukça farklı; çünkü burada renkler, yıldızların ve gaz bulutlarının dağılımını daha net ortaya koymak için özel olarak atanıyor. Anten Galaksisi'nde gözlemlenen mavi, kırmızı ve sarı tonlar, aslında insan gözünün algılayamayacağı dalga boylarındaki verilerin görselleştirilmiş hali olarak karşımıza çıkıyor.</p><h3>ALMA ve Hubble: Renklerin arkasındaki veri işleme süreci</h3><p>Uzay teleskopları ve yer tabanlı gözlemevleri, gök cisimlerini sıradan kamera sistemlerinden farklı yöntemlerle görüntülüyor. Hubble Uzay Teleskobu, 435 nm, 550 nm ve 814 nm gibi belirli dalga boyu bantlarında filtreler kullanarak detaylı veri topluyor. 435 nm bantındaki mavi-mor tonlar, genç yıldızların bulunduğu bölgeleri öne çıkarırken, 550 nm'de yeşile yakın bir görünür ışık ve 814 nm'de ise insan gözünün algılayamadığı yakın kızılötesi bilgiler kaydediliyor. Bu farklı bantlardan elde edilen veriler, üst üste bindirilip her birine özel renkler atanarak tek bir renkli görüntüye dönüştürülüyor. Böylece, gözle görülemeyen yapılar ve süreçler, renk analizi sayesinde bilim insanlarının incelemesine sunuluyor. ALMA ise 2.6 mm ve 870 mikrometre gibi çok daha uzun dalga boylarında, yani radyo dalgalarında çalışıyor. ALMA'nın yakaladığı kırmızı, pembe ve sarı bölgeler, karbon monoksit moleküllerinin yaydığı milimetre ve alt milimetre dalgalarını temsil ediyor. Bu renkler, yıldız oluşumunda önemli rol oynayan moleküler gaz bulutlarının haritasını çıkarıyor ve galaksinin evrimini anlamada kritik bir rol üstleniyor.</p><h3>Renk analiziyle galaksilerin bilinmeyenleri ortaya çıkıyor</h3><p>Gök cisimleriyle ilgili elde edilen görüntülerdeki renkler, yalnızca estetik bir tercih değil; aynı zamanda bilimsel bir veri sunma aracı olarak kullanılıyor. Renk analizi, farklı dalga boylarında yapılan gözlemlerden gelen bilgilerin ayırt edilebilir hale getirilmesini sağlıyor. Örneğin, mavi tonlar genç ve sıcak yıldızları, kırmızı ve pembe alanlar ise yıldızların malzemesi olan moleküler gazın konumunu gösteriyor. Yıldızların doğduğu bölgeler, yaşlı yıldız toplulukları ve gaz bulutları, farklı renklerle temsil edilerek galaksinin yapısı ve evrimi hakkında detaylı bilgi veriyor. Özellikle ALMA'nın tespit ettiği karbon monoksit dağılımı, soğuk hidrojen moleküllerinin izini sürmede önemli bir referans noktası sunuyor. Çünkü doğrudan gözlemlenemeyen hidrojen yerine, aynı bulutta bulunan karbon monoksit sayesinde moleküler gazın dağılımı haritalanabiliyor. Böylece, bir galaksiye ait renkli görüntüye bakarken, aslında her rengin ardında karmaşık bir gözlem ve veri işleme süreci yer alıyor. Bilim insanları, renklerin anlamlarını çözerek galaksilerin yapısını, yıldız oluşum süreçlerini ve kozmik olayları daha iyi anlama imkânı buluyor.</p><p>Sonuç olarak, Anten Galaksisi'nin ALMA ve Hubble verileriyle oluşturulan renkli görüntüsü, uzay araştırmalarında renk analizinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Her bir renk, gözle görülemeyen yapıların ve süreçlerin anlaşılmasında anahtar rol oynuyor. Uzay meraklıları ve bilim insanları için bu tür görüntüler, evrenin derinliklerindeki gizemleri çözmede yol gösterici olmaya devam ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/uzay-fotograflarindaki-re-746_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290791</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/damar-sertligini-onleyen-dogal-antioksidan-sarimsak-yuksek-kan-basinciyla-nasil-mucadele-ediyor-290791</link>
      <pubDate>2026-09-08T15:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Damar sertliğini önleyen doğal antioksidan! Sarımsak yüksek kan basıncıyla nasıl mücadele ediyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Sarımsak, özellikle hipertansiyon hastalarında kan basıncını düşürme potansiyeliyle dikkat çekiyor. Ancak uzmanlar, sarımsak takviyelerinin etkisi ve güvenliği konusunda önemli uyarılarda bulunuyor. Sarımsak kullanımı ve takviye dozajları konusunda yapılan bilimsel araştırmalar, farklı sonuçlar ortaya koyuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Damar sertliğini önleyen doğal antioksidan! Sarımsak yüksek kan basıncıyla nasıl mücadele ediyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda sarımsak, hipertansiyon hastalarının ilgisini çeken doğal seçeneklerden biri haline geldi. Yapılan bilimsel çalışmalar, sarımsağın taze olarak tüketilmesi ya da takviye şekliyle alınması halinde kan basıncında anlamlı bir düşüş sağlayabileceğini gösteriyor. Özellikle yüksek tansiyon hastaları için umut vadeden bu bulgular, sarımsağın ilaçlara alternatif olup olamayacağı sorusunu gündeme taşıdı. Ancak uzmanlar, mevcut araştırmaların sarımsağı tek başına bir tedavi yöntemi olarak önermek için henüz yeterli olmadığını vurguluyor. Sarımsak, içeriğinde bulunan allicin sayesinde kan damarlarında gevşeme ve genişleme etkisi gösteriyor. Fakat dozaj, kullanım şekli ve kişisel sağlık durumları, bu doğal ürünün etkisini belirleyen başlıca faktörler arasında yer alıyor.</p><h3>Sarımsak ve allicin: Kan basıncında belirgin düşüş sağlanabilir mi?</h3><p>Bilimsel araştırmalar, sarımsağın kan basıncını düşürme potansiyelini özellikle allicin adlı aktif bileşene bağlıyor. Allicin, anjiyotensin dönüştürücü enzimlerle (ACE) etkileşime girerek kan damarlarının daralmasını engelliyor ve böylece daha rahat bir kan akışı sağlıyor. Bu mekanizma, yüksek tansiyonu olan kişilerde kan basıncının düşmesine yardımcı olabiliyor. Ayrıca sarımsağın antioksidan ve anti-inflamatuar özellikleri, damar duvarlarını serbest radikallerin zararlarından koruyarak arter sertliğini önlemeye destek oluyor. Araştırmalarda, sarımsağın vazodilatasyon etkisiyle nitrik oksit üretimini artırdığı ve damarların gevşemesine katkı sağladığı da belirtiliyor. 553 yetişkin üzerinde yapılan ve 12 farklı klinik denemeyi bir araya getiren meta-analiz, sarımsak takviyesinin kan basıncını standart ilaçlar kadar etkili bir şekilde düşürebildiğini ortaya koydu. Üstelik, sarımsak kullananlarda yan etki oranlarının, geleneksel tansiyon ilaçlarına göre daha düşük olduğu gözlemlendi. Ancak tüm bu olumlu bulgulara rağmen, uzmanlar sarımsağın tek başına bir tedavi olarak kullanılmasının riskli olabileceğini ve mutlaka doktor önerisiyle hareket edilmesi gerektiğini belirtiyor.</p><h3>Dozaj ve kullanım: Sarımsak takviyesinde nelere dikkat edilmeli?</h3><p>Sarımsak takviyeleri, farklı formlarda ve dozajlarda piyasada bulunuyor. Araştırmalara göre, kan basıncını düşürücü etki için kullanılan sarımsak miktarı ve formu önemli. Örneğin, yumurta sarısı içeren sarımsak tozu günde 188 mg olarak 12 hafta boyunca kullanıldığında olumlu sonuçlar verdi. Yaşlandırılmış sarımsak ekstresi ise günde 240 ila 2.400 mg arasında, iki ila 23 hafta süresince uygulandığında kan basıncında belirgin düşüş sağladı. Çiğ sarımsak için önerilen günlük miktar 400 mg ve altı aylık bir kullanım süresi öngörülüyor. Sarımsak tozu ise günde 600 ila 2.400 mg arasında, sekiz ila 24 hafta boyunca kullanıldığında etkili olabiliyor. Sarımsak yağı ise 16 haftalık bir süreçte günde 12,3 mg olarak öneriliyor. Araştırmalarda, yaşlandırılmış sarımsak ekstresinin en yüksek faydayı sağladığı belirtiliyor. Ancak genel olarak, 400 ila 2.400 mg arasındaki dozlarda, sarımsağın kan basıncını düşürmede başarılı olduğu vurgulanıyor. Yine de, her bireyin sağlık durumu farklı olduğu için, sarımsak takviyesi kullanmaya başlamadan önce mutlaka bir sağlık profesyoneline danışılması gerekiyor.</p><h3>Sarımsak takviyesinin güvenliği ve olası yan etkiler</h3><p>Çoğu insan için sarımsak takviyeleri, önerilen miktarlarda kullanıldığında güvenli kabul ediliyor. Sarımsak hapları genellikle kurutulmuş ve toz haline getirilmiş dişlerden üretiliyor. Ancak bazı bireylerde, özellikle hassas bünyelerde çeşitli yan etkiler görülebiliyor. Karın ağrısı, vücut ve nefes kokusu, geğirme, kabızlık, ishal, mide ekşimesi, bulantı ve kusma gibi sindirim sistemi şikayetleri sarımsak takviyesi kullananlarda zaman zaman ortaya çıkabiliyor. Bu tür semptomlarla karşılaşan kişilerin, takviyeyi bırakıp sağlık uzmanına danışmaları öneriliyor. Sarımsağa veya benzer bitkilere karşı alerjisi olan kişilerde ise ciddi reaksiyonlar gelişebilir. Nefes darlığı, göğüs sıkışması, düzensiz kalp atışı, ani kalp durması gibi belirtiler anaflaksiye işaret edebilir ve acil tıbbi müdahale gerektirir. Bu nedenle, özellikle kronik hastalığı olanlar, hamileler, emziren anneler ve düzenli ilaç kullananlar sarımsak takviyeleri konusunda ekstra dikkatli olmalı.</p><h3>Kimler sarımsak kullanımında risk altında?</h3><p>Sarımsak ve sarımsak takviyeleri, bazı sağlık durumlarına sahip kişiler için risk oluşturabiliyor. Özellikle sarımsak alerjisi olanların tüm sarımsak ürünlerinden uzak durması gerekiyor. Ayrıca, sindirim sistemi rahatsızlıkları bulunanlar, örneğin gastroözofageal reflü hastalığı (GERD) veya ülser gibi kronik mide-bağırsak sorunları olanlar sarımsak tüketiminde dikkatli olmalı. Hamilelik ve emzirme dönemlerinde sarımsak takviyelerinin güvenliğiyle ilgili yeterli bilimsel veri bulunmuyor. Antikoagülan (kan sulandırıcı) ilaç kullananlarda ise sarımsak kanama riskini artırabiliyor. Yüksek tansiyon ilaçlarıyla birlikte sarımsak almak, kan basıncında aşırı düşüşe yol açabileceğinden tehlikeli olabilir. Ayrıca, ameliyat öncesinde sarımsak kullanımı cerrahi komplikasyon riskini yükseltebilir. Sarımsak, doğum kontrol hapları, nonsteroidal anti-inflamatuar ilaçlar (NSAID'ler) ve kan şekeri düşürücü ilaçlarla da etkileşime girebilir. Bu nedenle, herhangi bir ilaç kullanan ya da ameliyat planlayan kişilerin mutlaka doktorlarına danışmaları büyük önem taşıyor.</p><h3>Kan basıncını düşürmenin doğal yolları: Sarımsak dışında neler yapılabilir?</h3><p>Yüksek tansiyonu olan bireyler için sarımsak önemli bir destekleyici unsur olsa da, tek başına yeterli görülmüyor. Uzmanlar, sağlıklı bir yaşam tarzının kan basıncını kontrol altına almak için temel unsur olduğunu belirtiyor. Sigara içmenin bırakılması, kan basıncını yükselten en önemli risk faktörlerinden birinin ortadan kaldırılmasını sağlıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, tam tahıllar, yağsız proteinler, kuruyemişler, baklagiller ve düşük yağlı süt ürünleriyle zenginleştirilmiş dengeli bir diyet öneriliyor. Alkol alımının sınırlandırılması, özellikle erkeklerde günde iki, kadınlarda ise bir içkiyle sınırlı tutulması tavsiye ediliyor. Fazla kilolardan kurtulmak, kan basıncının normal seviyelere çekilmesine yardımcı olabiliyor. Haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersiz yapmak, kalp ve damar sağlığını destekliyor. Ayrıca, stres yönetimi için sosyal ilişkileri güçlendirmek, düzenli uyku alışkanlığı kazanmak ve gevşeme tekniklerinden yararlanmak da kan basıncını dengelemeye katkı sağlıyor. Meditasyon, şükran duygusu ve neşe gibi olumlu duyguları artıran uygulamalar da doğal tansiyon kontrolünde etkili olabiliyor.</p><p>Sonuç olarak, sarımsak ve sarımsak takviyeleri kan basıncını düşürmede destekleyici rol oynayabilir. Ancak bu doğal ürünlerin kullanımı, kişisel sağlık koşulları ve mevcut ilaçlarla etkileşim riskleri nedeniyle mutlaka bir sağlık profesyonelinin gözetiminde olmalı. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve doktor tavsiyeleriyle birlikte, sarımsak hipertansiyon yönetiminde önemli bir yardımcı olabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/damar-sertligini-onleyen--858_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290789</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/spor-salonuna-gitmeden-formda-kalin-kas-kutlesini-artiran-en-etkili-5-egzersiz-290789</link>
      <pubDate>2026-09-08T15:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Spor salonuna gitmeden formda kalın! Kas kütlesini artıran en etkili 5 egzersiz]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Vücut ağırlığı egzersizleri, özellikle evde spor yapanlar arasında giderek daha fazla ilgi görüyor. Uzmanlar, dambıl ya da ağırlık kullanmadan kas gelişiminin mümkün olduğunu vurguluyor ve doğru tekniklerle yapılan temel hareketlerin kas kütlesini artırabileceğini belirtiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Spor salonuna gitmeden formda kalın! Kas kütlesini artıran en etkili 5 egzersiz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vücut ağırlığı egzersizleri, spor salonuna gitme imkânı olmayanlar veya evde spor yapmak isteyenler için etkili bir alternatif olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, kas gelişimi için mutlaka ağırlık ekipmanlarına ihtiyaç olmadığını, doğru tekniklerle yapılan vücut ağırlığı egzersizlerinin kasları güçlendirebileceğini belirtiyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde evde yapılan antrenmanlara olan ilgi artarken, Amerikan Spor Hekimliği Koleji (ACSM) de haftada en az iki gün vücut ağırlığı egzersizlerinin kas kütlesini artırmada önemli bir rol oynadığını açıklıyor. Peki, hangi hareketler kas gelişimi için en etkili ve bu egzersizlerde nelere dikkat edilmeli?</p><h3>Uzmanlar vücut ağırlığı egzersizlerinin temelini açıkladı</h3><p>Kas gelişimi için en çok önerilen vücut ağırlığı egzersizlerinden biri şınav. Şınav hareketi, göğüs kaslarını, ön omuzları ve trisepsleri yoğun şekilde çalıştırıyor. Aynı zamanda gövdeyi stabilize eden kas grupları da bu egzersiz sırasında aktif oluyor. Şınav çekerken ellerin omuz genişliğinden biraz daha geniş konumlandırılması ve vücudun baştan topuklara kadar düz bir çizgide tutulması öneriliyor. Hareket sırasında dirseklerin açısı kişisel rahatlığa göre ayarlanabiliyor. Şınavı kolaylaştırmak için ellerin bir yükseltiye, örneğin bir bank veya masa üzerine yerleştirilmesi tavsiye ediliyor. Zorluk seviyesini artırmak isteyenler ise ayaklarını yükseltebilir veya farklı varyasyonlar deneyebilir. Uzmanlar, şınavın kas gelişimi üzerindeki etkisini artırmak için tekrar sayısının ve hareketin zorluk derecesinin zamanla artırılması gerektiğini belirtiyor.</p><h3>Barfiks ve squat hareketleriyle tüm kas grupları hedefleniyor</h3><p>Vücut ağırlığı egzersizleri arasında barfiks, özellikle sırt ve kol kaslarını geliştirmek isteyenler için öne çıkıyor. Barfiks hareketi, latissimus dorsi olarak bilinen sırt kaslarını, üst sırtı ve bicepsleri hedef alıyor. Bu egzersiz sırasında, avuç içlerinin sporcuya dönük olduğu bir üst barın kavranması ve vücudun kontrollü bir şekilde yukarı çekilmesi gerekiyor. Çene bar seviyesine ulaştığında veya barın üzerine çıkıldığında hareket tamamlanıyor. Barfiksin özellikle yeni başlayanlar için zor olabileceği belirtilirken, direnç bandı veya yavaş negatif tekrarlar gibi yardımcı tekniklerle hareketin kolaylaştırılması öneriliyor. Zorluk seviyesini artırmak isteyenler ise tekrar sayısını yükseltebilir veya daha zorlu varyasyonlara geçebilir. Squat ise, bacak ve kalça kaslarını güçlendirmek için en etkili vücut ağırlığı egzersizlerinden biri olarak gösteriliyor. Hareket sırasında ayakların omuz genişliğinde veya daha geniş bir pozisyonda yerleştirilmesi ve dizlerin, kalçaların bükülerek vücudun aşağıya indirilmesi gerekiyor. Squat sırasında, dizlerin ayak parmaklarının önüne geçmemesine dikkat edilmesi öneriliyor. Egzersizin etkili olması için tam bir derinliğe inmek şart değil; kişinin hareket kabiliyeti, gücü ve deneyimi burada belirleyici oluyor. Squat sırasında denge için bir sandalye veya sağlam bir destek kullanılabilir. Zorluğu artırmak isteyenler split squat ya da tek bacaklı squat gibi ileri seviye varyasyonlara geçebilir.</p><h3>Lunge ve kalça köprüsü ile denge ve güç bir arada</h3><p>Vücut ağırlığı egzersizleri arasında lunge hareketi, özellikle alt vücut kaslarını ve dengeyi geliştirmek için tercih ediliyor. Lunge sırasında bir bacakla ileri adım atılırken, vücut kontrollü şekilde aşağı indirilir ve ardından başlangıç pozisyonuna dönülür. Bu hareket, quadriceps, kalçalar ve hamstringler üzerinde etkili olurken, aynı zamanda denge ve koordinasyonun gelişmesine de katkı sağlıyor. Denge sorunu yaşayanlar için sabit bir yüzeyden destek almak veya hareket aralığını küçültmek öneriliyor. Zorluğu artırmak isteyenler, hareket aralığını genişletebilir, tekrar sayısını yükseltebilir veya direnç bantları ekleyerek farklı varyasyonlar deneyebilir. Kalça köprüsü ise, kalça ve hamstring kaslarını hedefleyen bir başka önemli vücut ağırlığı egzersizi. Bu hareket sırasında sırt üstü yere yatılır, dizler bükülür ve ayaklar yere basılır. Ayaklar yere bastırılarak kalçalar yukarı kaldırılır ve vücut düz bir çizgi oluşturacak şekilde pozisyon alınır. Kalçalar üstte sıkıştırıldıktan sonra hareket kontrollü bir şekilde tamamlanır. Kalça köprüsünü kolaylaştırmak için iki bacakla ve daha küçük bir hareket aralığıyla başlanabilir. Zorluk isteyenler ise tek bacakla yapılan varyasyonları tercih edebilir.</p><h3>Amerikan Spor Hekimliği Koleji'nden sıklık ve güvenlik uyarısı</h3><p>Amerikan Spor Hekimliği Koleji, vücut ağırlığı egzersizlerinin kas gelişimi üzerindeki etkisini artırmak için tüm ana kas gruplarının haftada en az iki kez çalıştırılmasını tavsiye ediyor. Egzersiz sıklığı ve yoğunluğu, kişinin hedeflerine ve iyileşme süresine göre ayarlanabiliyor. Başlangıç seviyesindeki bireyler, hareketleri öğrenirken düşük set ve tekrar sayılarıyla başlayabilir. Vücut ağırlığı egzersizleri kolaylaştıkça, zorluk derecesinin kademeli olarak artırılması öneriliyor. Uzmanlar, kas yorgunluğunun egzersiz sırasında beklenen bir durum olduğunu ancak keskin veya sürekli ağrı, ani eklem ağrısı, baş dönmesi gibi belirtiler görüldüğünde egzersizin derhal bırakılması gerektiğini vurguluyor. Egzersiz sırasında güvenliğin ön planda tutulması, sakatlanma riskini azaltıyor ve uzun vadede daha sürdürülebilir bir spor alışkanlığı kazandırıyor.</p><p>Sonuç olarak, vücut ağırlığı egzersizleriyle kas gelişimi sağlamak mümkün. Doğru tekniklerle ve düzenli bir programla uygulanan bu egzersizler, hem vücut gücünü artırıyor hem de spor salonuna gitmeden sağlıklı bir yaşam tarzı benimsenmesine katkı sağlıyor. Uzmanlar, herkesin kendi seviyesine uygun hareketler ve tekrar sayılarıyla başlayarak, zamanla zorluk seviyesini artırmasını öneriyor. Özellikle evde spor yapmak isteyenler için vücut ağırlığı egzersizleri, hem pratik hem de etkili bir seçenek sunuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/spor-salonuna-gitmeden-fo-510_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290781</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/yeni-james-bond-secildi-iddiasi-gary-oldman-aktorun-belirlendigini-ve-yakinda-aciklanacagini-soyledi-290781</link>
      <pubDate>2026-09-08T15:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yeni James Bond seçildi iddiası! Gary Oldman aktörün belirlendiğini ve yakında açıklanacağını söyledi]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Britanyalı aktör Gary Oldman, yeni James Bond'un seçildiğini ve Jack Lowden'ın en güçlü adaylardan biri olduğunu belirtti. Resmi açıklama henüz yapılmazken, sinema dünyasında heyecan artıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yeni James Bond seçildi iddiası! Gary Oldman aktörün belirlendiğini ve yakında açıklanacağını söyledi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Britanyalı oyuncu Gary Oldman, James Bond serisinin yeni başrol oyuncusunun seçildiğini duyurdu. Oldman, Kanada merkezli Global News kanalına verdiği röportajda, Jack Lowden'ın yeni James Bond olma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu söyledi. Daniel Craig'in ardından merakla beklenen yeni Bond'un kim olacağı sorusu gündemdeki yerini korurken, Oldman'ın açıklamaları sinema dünyasında büyük yankı uyandırdı.</p><h3>Gary Oldman'dan Jack Lowden'a açık destek</h3><p>Gary Oldman, Slow Horses dizisindeki rol arkadaşı Jack Lowden'ı yeni James Bond rolü için açıkça destekledi. Röportajda, Lowden'ın adaylar arasında yer aldığı iddialarına değinen Oldman, "Seçim yapıldı ancak henüz açıklanmadı. Umarım Jack olur" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Jack Lowden'ın Bond rolüne bir adım daha yaklaştığı şeklinde yorumlandı. Ancak, Oldman'ın bu bilgiyi kesin bir kaynaktan mı aldığı yoksa sektördeki söylentilere mi dayandığı henüz net değil.</p><h3>James Bond adayları ve yeni filmin detayları</h3><p>Jack Lowden dışında; Callum Turner, Paul Mescal, Jacob Elordi, Harris Dickinson ve Jack Barton gibi isimlerin de yeni James Bond için değerlendirildiği konuşuluyor. Yeni filmin yönetmen koltuğuna Denis Villeneuve oturacak. Senaryoyu ise Peaky Blinders'ın yaratıcısı Steven Knight kaleme alacak. Resmi açıklama için gözler yapımcıların üzerinde. James Bond karakterinin yeni yüzü, sinema dünyasında büyük bir merakla bekleniyor.</p><p>Yeni James Bond'un kim olacağına dair tartışmalar sürerken, Gary Oldman'ın açıklamaları heyecanı daha da artırdı. Önümüzdeki günlerde resmi duyurunun yapılması bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/yeni-james-bond-secildi-i-555_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290780</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/giza-piramidinin-altindaki-gizli-odalar-bulundu-denmisti-yillar-sonra-gercek-ortaya-cikti-290780</link>
      <pubDate>2026-09-08T15:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Giza Piramidi'nin altındaki gizli odalar bulundu denmişti! Yıllar sonra gerçek ortaya çıktı!]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Büyük Piramit'in içinde ve altında gizli odalar bulunduğu iddiasını taşıyan bilimsel çalışma, Remote Sensing dergisi tarafından güvenilmez ilan edildi. İtalyan araştırmacıların Doppler tomografisiyle yürüttüğü bu araştırma, metodolojik eksikler ve istatistiksel hatalar gerekçesiyle geri çekildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Giza Piramidi'nin altındaki gizli odalar bulundu denmişti! Yıllar sonra gerçek ortaya çıktı!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Remote Sensing dergisi, Giza'daki Büyük Piramit'in içinde ve altında gizli odalar bulunduğu iddiasını gündeme taşıyan bilimsel çalışmayı güvenilmez bulduğunu açıkladı. 2022 yılında yayımlanan ve İtalyan araştırmacılar Filippo Biondi ile Corrado Malanga'nın imzasını taşıyan bu araştırma, uydu verileriyle piramidin iç yapısında bilinmeyen odalar, koridorlar ve rampalar saptanabileceğini öne sürüyordu. Araştırmacılar, Doppler tomografisiyle sentetik açıklık radarını bir arada kullanarak, fiziksel erişim olmadan yapının hareketlerini ve olası gizli bölmeleri haritalama hedefini ortaya koymuştu.</p><h3>Remote Sensing: 'Ciddi metodolojik zayıflıklar var'</h3><p>Büyük Piramit çalışması, bir okuyucunun metodolojiye ilişkin uyarısı üzerine yeniden incelendi. Remote Sensing dergisi, yürüttüğü detaylı değerlendirme sonucunda araştırmada ciddi metodolojik eksikler ve önemli istatistiksel hatalar tespit ettiğini bildirdi. Bu bulgular ışığında, araştırmanın sonuçlarının ve iddialarının bilimsel açıdan güvenilir olmadığına karar verildi. Dergi, çalışmayı 10 Ağustos'ta resmi olarak geri çekti.</p><h3>Araştırmacılara sahtecilik suçlaması yöneltilmedi</h3><p>Remote Sensing, Büyük Piramit'le ilgili bu çalışmanın yalnızca bilimsel yöntem ve analiz açısından yetersiz bulunduğunu vurguladı. Dergi, araştırmacıların verileri kasıtlı olarak çarpıttığı veya uydurduğuna dair herhangi bir bulguya rastlanmadığını belirtti. Ayrıca, geri çekme kararının yalnızca Khufu Piramidi'ni konu alan bu makaleyle sınırlı olduğu açıklandı. Bu gelişme, Büyük Piramit'in gizemli yapısı üzerindeki araştırmaların bilimsel titizlikle yürütülmesi gerekliliğini bir kez daha gündeme taşıdı.</p><p>Büyük Piramit'in iç yapısına dair iddiaların bilimsel zeminde tartışılması, hem arkeoloji dünyasında hem de kamuoyunda büyük ilgi uyandırıyor. Uzmanlar, bu tür çalışmaların uluslararası standartlarda ve şeffaf yöntemlerle yürütülmesinin önemine dikkat çekiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/giza-piramidinin-altindak-364_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290778</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/sonyden-killzone-icin-surpriz-geri-donus-sinyali-290778</link>
      <pubDate>2026-09-08T15:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sony'den Killzone için sürpriz geri dönüş sinyali]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Sony, efsanevi FPS serisi Killzone'u yeniden oyun dünyasına kazandırmaya hazırlanıyor. Şirketin, dış bir stüdyoyla işbirliği yaparak Killzone için yeni bir remake veya remaster projesini gündemine aldığı iddia edildi. PlayStation cephesinde resmi bir açıklama olmasa da, gelişmeler oyun severler arasında büyük merak uyandırdı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sony'den Killzone için sürpriz geri dönüş sinyali]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sony'nin popüler oyun serilerinden Killzone'un yeniden gündeme gelmesi, oyun dünyasında büyük heyecan yarattı. Son gelen bilgilere göre, Killzone için yeni bir remake veya remaster projesi geliştirilmesi amacıyla dış bir stüdyo ile işbirliği yapıldığı iddia edildi. Projenin henüz çok erken bir aşamada olduğu belirtilirken, Sony ve Guerrilla Games cephesinden resmi bir açıklama gelmedi. Bu gelişme, PlayStation kullanıcıları ve Killzone hayranları arasında beklentiyi artırdı.</p><h3>Guerrilla Games: 'Killzone için dış stüdyo ile işbirliği'</h3><p>MP1st'in ortaya koyduğu rapora göre, Killzone'un yeniden hayata döndürülmesi için Guerrilla Games, dış bir stüdyodan destek alıyor. Hangi oyunun seçildiği ise henüz kesinleşmedi. Ancak 2004 yılında piyasaya çıkan ilk Killzone oyununun yeniden yapımı veya modernize edilmiş bir versiyonu üzerinde duruluyor. Ayrıca, serinin tamamen sıfırdan başlatılması yani reboot edilmesi de masadaki seçenekler arasında. Uzmanlar, mevcut bilgiler ışığında yeni projenin büyük olasılıkla mevcut bir oyunun modern bir yorumu olacağı görüşünde birleşiyor. Proje, Guerrilla Games'in Horizon Hunter's Gathering sonrasındaki en önemli önceliklerinden biri olarak gösteriliyor. Ancak, bu spin-off oyununun aldığı olumsuz tepkiler nedeniyle stüdyo kaynaklarının bir kısmının buraya kaydırıldığı ve Killzone'un geliştirme sürecinin yavaşladığı ifade ediliyor.</p><h3>People Can Fly iddiası ve Project Delta detayı</h3><p>Dış iş ortağı olarak adı geçen stüdyonun People Can Fly olduğu iddia ediliyor. Mart 2025'te, People Can Fly'ın PlayStation'ın mevcut bir fikri mülkiyetine dayanan Project Delta adlı bir oyunun prototipini geliştirmek üzere Sony ile anlaşma imzaladığı biliniyor. Eğer Project Delta gerçekten yeni bir Killzone projesiyse, bu durum, PlayStation'ın en köklü ve sevilen FPS serilerinden birinin tekrar oyuncularla buluşacağı anlamına geliyor. Killzone'un son oyunu olan Shadow Fall, 2013 yılında PlayStation 4 ile birlikte piyasaya sürülmüş ve 2022'de çok oyunculu sunucuları kapatılmıştı. Şu an için yeni projenin adı, platformu veya çıkış tarihiyle ilgili net bir bilgi bulunmuyor. Projenin erken aşamada olması nedeniyle, Sony'nin yakın zamanda resmi bir açıklama yapması beklenmiyor.</p><p>Killzone'un olası dönüşü, oyun sektöründe nostalji rüzgarı estirirken, PlayStation kullanıcıları ve FPS tutkunları için de önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Sony'nin bu efsanevi seriyi yeniden oyunseverlerle buluşturup buluşturmayacağı, önümüzdeki dönemde netlik kazanacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/sonyden-killzone-icin-sur-310_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290777</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/japonyadan-20-yillik-dev-saglik-arastirmasi-gunde-440-gram-sebze-ve-meyve-olum-riskini-yuz-290777</link>
      <pubDate>2026-09-08T15:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Japonya'dan 20 yıllık dev sağlık araştırması! Günde 440 gram sebze ve meyve ölüm riskini %10 düşürüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Japonya Ulusal Kanser Merkezi'nin yürüttüğü geniş kapsamlı araştırmada, sebze ve meyve tüketiminin ölüm riskini önemli ölçüde düşürdüğü belirlendi. Araştırmaya göre, günlük 300 gram sebze ve 140 gram meyve tüketimi, kalp hastalıkları dahil birçok ölümcül riski azaltıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Japonya'dan 20 yıllık dev sağlık araştırması! Günde 440 gram sebze ve meyve ölüm riskini %10 düşürüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Japonya Ulusal Kanser Merkezi tarafından yürütülen uzun soluklu araştırmada, sebze ve meyve tüketiminin ölüm riski üzerindeki etkisi detaylı biçimde incelendi. Araştırma, 1990'lı yıllarda başladı ve 11 farklı prefektürde yaşayan, başlangıçta 40-60 yaş aralığındaki 95 bin kişiyi kapsadı. Katılımcılar, tükettikleri sebze ve meyve miktarına göre beş farklı gruba ayrıldı. Uzmanlar, sebze ve meyve tüketimi ile ölüm riski arasındaki ilişkiyi yakından takip etti. Araştırmanın sonuçlarına göre, sebze ve meyve tüketimi yüksek olan gruplarda ölüm riski belirgin şekilde azaldı.</p><h3>Japon bilim insanları: Sebze ve meyveyle ölüm riski yüzde 10 düşüyor</h3><p>Araştırmada elde edilen verilere göre, en fazla meyve tüketen kişilerin ölüm riski, neredeyse hiç meyve yemeyenlere kıyasla yüzde 8-9 daha düşük olarak tespit edildi. Sebze tüketimi açısından ise bu oran yüzde 7-8 seviyesine ulaştı. Özellikle kalp hastalıkları açısından önemli bir azalma gözlendi; meyve tüketimi yüksek olanlarda kalp hastalığı nedeniyle ölüm riski yüzde 13 oranında geriledi. Bilim insanları, bu sonuçlara ulaşırken katılımcıların sağlık durumu, alışkanlıkları, genetik faktörleri ve ölüm nedenleri gibi birçok parametreyi dikkate aldı. Araştırma, sebze ve meyve tüketiminin, sadece genel ölüm riskini değil, aynı zamanda kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümleri de azaltabileceğini gösterdi.</p><h3>Uzmanlardan günlük sebze ve meyve tüketimi önerisi</h3><p>Bilim insanları, elde ettikleri bulgular ışığında, ölüm riskini azaltmak için günlük en az 300 gram sebze ve 140 gram meyve tüketilmesini önerdi. Bu miktarın, sağlıklı bir yaşam sürdürmek ve ölümcül hastalıklara karşı koruma sağlamak açısından kritik olduğu vurgulandı. Sebze ve meyve tüketimi, Japonya'da geleneksel beslenme alışkanlıklarının önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, araştırmanın sonuçlarının sadece Japonya için değil, tüm dünya için yol gösterici nitelikte olduğunu belirtti. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının, uzun vadede toplum sağlığına büyük katkı sağlayacağı ifade edildi.</p><p>Sonuç olarak, Japon bilim insanlarının yürüttüğü bu kapsamlı çalışma, sebze ve meyve tüketiminin ölüm riskini azaltmada ne kadar önemli bir rol oynadığını bir kez daha ortaya koydu. Uzmanlar, herkesin günlük beslenmesinde yeterli miktarda sebze ve meyveye yer vermesinin, sağlıklı ve uzun bir yaşam için temel adım olduğu konusunda uyarıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/japonyadan-20-yillik-dev--655_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290776</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/topragi-inceleyen-bilim-insanlari-gozlerine-inanamadi-yuzde-90i-dunyada-baska-hicbir-yerde-yok-290776</link>
      <pubDate>2026-09-08T15:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Toprağı inceleyen bilim insanları gözlerine inanamadı! Yüzde 90'ı dünyada başka hiçbir yerde yok]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Colorado Üniversitesi'nden araştırmacılar, Antarktika topraklarında inceledikleri Arthrobacter bakterilerinin yaklaşık yüzde 90'ının dünyada başka hiçbir yerde rastlanmadığını belirledi. Bu bulgu, kıtanın mikrobiyal çeşitliliğinin ne kadar benzersiz olduğunu gözler önüne seriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Toprağı inceleyen bilim insanları gözlerine inanamadı! Yüzde 90'ı dünyada başka hiçbir yerde yok]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Colorado Üniversitesi bünyesindeki CIRES uzmanlarının liderliğinde yürütülen yeni bir araştırmada, Antarktika topraklarında bulunan Arthrobacter bakterilerinin yaklaşık yüzde 90'ının başka hiçbir yerde görülmediği ortaya çıktı. Bilim insanları, yüzün üzerinde Arthrobacter suşunu inceleyerek, bu mikroorganizmaların Antarktika'nın zorlu koşullarına özgü olarak evrimleştiğini tespit etti. Araştırma, Antarktika'nın mikrobiyal çeşitliliğinin, gezegenin geri kalanından ne kadar farklı olduğunu ve bu benzersizliğin korunmasının önemini vurguluyor.</p><h3>Colorado Üniversitesi ekibi: Antarktika bakterileri dünyadan izole</h3><p>Çalışmada, Antarktika'dan toplanan bakteri örnekleri, Tibet Platosu, Svalbard ve Atacama Çölü gibi dünyanın diğer soğuk ve kurak bölgelerinden alınan neredeyse 500 farklı suşla karşılaştırıldı. Genetik analizler sonucunda, Antarktika'daki Arthrobacter bakterilerinin, diğer bölgelerdeki benzerlerinden belirgin şekilde ayrıldığı saptandı. Bu durum, mikrobiyolojide yaygın olan, mikropların hava ve su yoluyla her yere yayılabileceği görüşünün her zaman geçerli olmadığını gösterdi. Uzmanlar, kıtanın uzun süreli coğrafi izolasyonu ve aşırı iklim koşullarının, bu endemik bakteri türlerinin oluşmasında başrol oynadığını belirtiyor.</p><h3>Bilim insanlarından Antarktika'nın mikrobiyal mirasına dikkat</h3><p>Laboratuvar ortamında yapılan deneylerde, Antarktika'ya özgü Arthrobacter suşlarının düşük sıcaklık ve nem eksikliğine karşı yüksek direnç gösterdiği gözlemlendi. Bu suşların yavaş üremesi, ancak aşırı koşullara uyum sağlaması, onların güney kutbunun sert doğasında hayatta kalabilmelerini açıklıyor. Araştırmacılar, Antarktika'nın biyolojik çeşitliliğinin sadece büyük hayvanlarla sınırlı olmadığını, mikroskobik canlıların da kıtanın doğal mirasının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguluyor. Elde edilen veriler, Antarktika'nın topraklarında bulunan mikroorganizmaların, bağımsız bir biyolojik geçmişe sahip olduğunu ve bu çeşitliliğin korunmasının ekosistem için kritik önem taşıdığını ortaya koyuyor. Sonuçlar ayrıca, mikropların yaygın dağılımına dair eski bilimsel görüşlerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine işaret ediyor.</p><p>Bilim insanları, bundan sonraki aşamada Antarktika'daki diğer mikroorganizma gruplarında da benzer bir endemiklik olup olmadığını araştırmayı planlıyor. Bu tür çalışmalar, gezegenin en izole ve aşırı koşullara sahip bölgelerindeki biyolojik çeşitliliğin anlaşılması ve korunması açısından büyük önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/topragi-inceleyen-bilim-i-410_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290774</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/hafizadaki-degisim-hangi-yasta-basliyor-arastirmacilar-31-49-yas-araligina-isaret-ediyor-290774</link>
      <pubDate>2026-09-08T15:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Hafızadaki değişim hangi yaşta başlıyor? Araştırmacılar 31-49 yaş aralığına işaret ediyor]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Binghamton Üniversitesi'nde yürütülen araştırmada, 50 yaş üzeri bireylerin hafıza işlevlerinde dikkat çekici değişiklikler gözlemlendi. Bilim insanları, hipokampüsün yaşla birlikte gösterdiği farklılıklar sayesinde, orta yaş ve üzerindeki hafıza süreçlerine dair önemli ipuçları elde etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Hafızadaki değişim hangi yaşta başlıyor? Araştırmacılar 31-49 yaş aralığına işaret ediyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Binghamton Üniversitesi'nde gerçekleştirilen bir araştırmada, 50 yaş üzeri bireylerin hafıza işlevlerinde belirgin değişiklikler tespit edildi. Araştırma kapsamında 61 yetişkinin katılımıyla yapılan deneylerde, katılımcıların hafıza testlerinde gösterdiği performans yaş gruplarına göre analiz edildi. Sonuçlar, 50-60 yaş aralığındaki bireylerin, 18-30 yaş grubuna kıyasla hafıza işlevlerinde daha zayıf sonuçlar verdiğini ortaya koydu. Buna karşın, 50-60 ve 61-74 yaş grupları arasında anlamlı bir farklılık bulunmadı. Bilim insanları, hipokampüsün işlevinde yaşa bağlı değişimleri de göz önünde bulundurarak, orta yaş hafızasının gençlere göre nasıl farklılaştığını detaylı şekilde inceledi.</p><h3>Binghamton Üniversitesi: Hipokampüs yaşa göre farklılık gösteriyor</h3><p>Araştırmada, katılımcılara nötr yüzler, nesneler ve çeşitli yerlerin görüntüleri eşleştirilerek sunuldu. Testin ikinci aşamasında, katılımcılardan bir yüzün daha önce hangi görüntüyle eşleştirildiğini doğru şekilde hatırlamaları istendi. Tüm görseller önceden tanıdık olduğu için, yalnızca tanıma yetmiyor; doğru çifti yeniden oluşturmak gerekiyordu. Beyin taramaları, hipokampüsün hafızaya alma ve bilgi çıkarma aşamalarında gençlerde daha yüksek benzerlik gösterdiğini ortaya koydu. Bu benzerlik, yanıt doğruluğunun da yüksek olmasını sağladı. Orta yaş grubunda ise hipokampüs desenlerinin bu aşamalardaki benzerliği azaldı ve hafıza işlevlerinde belirgin bir düşüş görüldü. Araştırmacılar, hipokampüsün yaşa bağlı olarak işlevinde ortaya çıkan bu değişimlerin, hafıza doğruluğundaki farkların temel nedeni olabileceğini vurguladı.</p><h3>Yaşlı bireylerde hafıza hatalarının yapısı değişiyor</h3><p>Çalışma, yaşlı katılımcıların hipokampüs aktivitelerinde dikkat çeken bir farklılık daha ortaya koydu. Hipokampüsün hafızaya alma sırasında gösterdiği aktivite, bilgi çıkarma anındaki yapıya ne kadar çok benziyorsa, bu bireylerin kategoriler arasında hata yapma olasılığı da o kadar yükseldi. Örneğin, bir yüzün bir sahneyle eşleştirilmesi gerekirken, başlangıçta o yüz bir nesneyle sunulmuş olabiliyordu. Ancak, yanlış cevapların türleri açısından yaş grupları arasında belirgin bir fark saptanmadı. Ayrıca, hipokampüsün boyutunda yaşla birlikte görülen küçülmenin, bu düzenliliği açıklamakta yetersiz kaldığı belirtildi. Araştırmacılar, hafızanın doğruluğunda etkili olan temel unsurun, beynin temsilleri ne kadar hassas ve doğru biçimde saklayıp yeniden oluşturabildiğiyle ilişkili olduğuna dikkat çekti.</p><h3>Orta yaş hafızası için uzun vadeli araştırma ihtiyacı</h3><p>Uzmanlar, bu bulguların orta yaş döneminin hafıza süreçleri açısından ayrı bir öneme sahip olduğunu gösterdiğini belirtti. Geçmişte yapılan araştırmalar daha çok genç ve yaşlı bireylerin karşılaştırılması üzerine odaklanırken, bu çalışma orta yaşın da detaylı biçimde incelenmesi gerektiğini ortaya koydu. Ancak, değişimlerin kesin olarak ne zaman başladığı konusunda net bir bilgi elde edilemedi. Çünkü araştırmada 31-49 yaş aralığındaki bireyler yer almadı ve toplam katılımcı sayısı 61 ile sınırlı kaldı. Bilim insanları, yaş, hipokampüs işlevleri ve ilişkilendirici hafıza doğruluğu arasındaki bağlantının daha iyi anlaşılması için uzun süreli ve daha geniş katılımlı çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguladı.</p><p>Sonuç olarak, Binghamton Üniversitesi'nde yürütülen bu araştırma, hafıza işlevlerinin yaşla birlikte nasıl değiştiğine dair yeni ve değerli bilgiler sundu. Özellikle hipokampüsün yaşlanma sürecindeki rolü, gelecekteki beyin ve hafıza araştırmaları için önemli bir referans noktası olarak öne çıktı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/hafizadaki-degisim-hangi--715_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290772</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/bahce-sezonu-bitti-diye-uzulmeyin-mutfak-pencerenizde-bu-5-otu-kolayca-yetistirebilirsiniz-290772</link>
      <pubDate>2026-09-08T15:32:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bahçe sezonu bitti diye üzülmeyin! Mutfak pencerenizde bu 5 otu kolayca yetiştirebilirsiniz]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Eylül ayı geldiğinde bahçe sezonu sona erse de, evde pencere kenarında yetiştirilebilecek beş önemli ot dikkat çekiyor. Fesleğen, frenk soğanı, nane, kişniş ve kekik, hem taze lezzet sunuyor hem de ev ortamında kolayca büyüyebiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bahçe sezonu bitti diye üzülmeyin! Mutfak pencerenizde bu 5 otu kolayca yetiştirebilirsiniz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eylül ayıyla birlikte bahçedeki bitkiler için sezon kapanırken, evde ot yetiştirmek isteyenler için yeni bir dönem başlıyor. Özellikle fesleğen, frenk soğanı, nane, kişniş ve kekik gibi beş popüler ot, pencere kenarında kolayca yetiştirilebiliyor. Bu bitkiler, hem taze aromalarıyla mutfaklara lezzet katıyor hem de bakımıyla evde bahçecilik keyfini sürdürüyor.</p><h3>Fesleğen ve nane için pencere kenarında ideal ortam</h3><p>Fesleğen, sıcak ve güneşli bir pencere kenarında hızla büyüyor. Eylül ayında, dışarıda yetişen fesleğenlerin gece sıcaklığı 10°C'nin altına inmeden önce eve alınması büyük önem taşıyor. Saksıda yetiştirilen fesleğen, gün ışığı alan bir yerde sağlıklı şekilde gelişiyor. Nane ise çelik yöntemiyle çoğaltılabiliyor. Yaklaşık 10-15 santimetre uzunluğunda bir dal, alt yaprakları temizlendikten sonra suya konduğunda birkaç hafta içinde kökleniyor. Bu yöntemle nane, yıl boyunca taze şekilde evde kullanılabiliyor.</p><h3>Kişniş, kekik ve frenk soğanı ile sürekli taze hasat</h3><p>Kişniş, serin ortamları tercih ettiği için Eylül ayı ekim için en uygun dönemlerden biri olarak öne çıkıyor. Sürekli taze yaprak elde etmek isteyenler, kişnişi birkaç hafta arayla küçük partiler halinde ekebilir. Kekik ise sonbaharda halihazırda gelişmiş bir bitkiden alınarak pencere kenarında yetiştirildiğinde daha verimli sonuç veriyor. Güneşli bir pencere ve iyi su tahliyesi sağlayan bir toprak karışımı kekik için ideal ortamı oluşturuyor. Frenk soğanı ise hem tohumdan hem de yetişkin bir bitkiden ekilebiliyor. Günde 4-6 saat güneş ışığı alan frenk soğanı, evde taze yeşillik isteyenler için pratik bir seçenek sunuyor.</p><p>Evde ot yetiştiriciliği sayesinde, Eylül ayı sonrası da mutfaklarda taze ve aromatik bitkiler kullanmak mümkün. Fesleğen başta olmak üzere, nane, kişniş, kekik ve frenk soğanı gibi otlar, pencere kenarında bakımı kolay ve verimli bitkiler arasında yer alıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/bahce-sezonu-bitti-diye-u-308_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290769</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/discover/archaeology-sheds-new-light-on-suleyman-the-magnificents-final-campaign-in-hungary-290769</link>
      <pubDate>2026-09-08T15:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Archaeology sheds new light on Suleyman the Magnificent's final campaign in Hungary]]></title>
      <category><![CDATA[Discover]]></category>
      <description><![CDATA[Research shows Ottoman settlement surrounding sultan's tomb near Szigetvar was larger and wealthier than previously thought ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Archaeology sheds new light on Suleyman the Magnificent's final campaign in Hungary]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Archaeological research near Szigetvar Castle in Hungary, where Ottoman Sultan Suleyman the Magnificent led his final military campaign, has revealed that the settlement established around his presumed place of death was considerably larger than previously thought.</b></p><p>The findings have provided new insights into the size, structure and daily life of the Ottoman settlement known as Turbek, which developed around a tomb built in Suleyman's honor.</p><p>Research conducted by Hungary's University of Pecs in 2024 and 2025 found Ottoman-era artifacts scattered across an area of approximately 80 hectares, with their concentration varying across different parts of the site.</p><p>The evidence indicates that the settlement was not only more extensive than earlier estimates suggested but also relatively prosperous.</p><p>The findings have drawn renewed attention to Suleyman's last campaign and the Ottoman remains near Szigetvar on the 460th anniversary of his death during the siege of the castle on the night of Sept. 6-7, 1566.</p><p><b>Suleyman's final campaign and death</b></p><p>Suleyman, the longest-reigning sultan in Ottoman history, who ruled for nearly 46 years, left Istanbul on May 1, 1566, to lead his 13th and final military campaign.</p><p>Despite his advanced age and declining health, he traveled at the head of the army. His imperial tent was erected on a hill overlooking Szigetvar Castle, at what is now believed to be the site of the tomb complex.</p><p><b>Suleyman died in his tent during the night of Sept. 6-7. The fortress fell to Ottoman forces shortly afterward.</b></p><p>Historical sources say the sultan's death was concealed from the army to prevent a breakdown in morale and discipline and to ensure the peaceful accession of his son, Selim II.</p><p>According to historical accounts, Suleyman's internal organs were removed to preserve his body, which was treated with amber and musk before being temporarily buried beneath the throne inside his tent.</p><p>Some historical sources and widely accepted accounts maintain that his internal organs were buried at the encampment.</p><p>His body was reportedly exhumed about 42 days later and placed in a carriage for the return journey, during which officials continued to act as if the sultan were alive. His death was formally announced after Selim II arrived in Belgrade.</p><p><b>Ottoman settlement developed around tomb</b></p><p>On Selim II's orders, a tomb was built at the site where Suleyman was believed to have died and where his internal organs were thought to have been buried.</p><p>As the tomb developed into an important pilgrimage site, a mosque, dervish lodge, guesthouse and guard barracks were constructed nearby.</p><p>The complex was protected by a wooden palisade and other defensive structures, while a civilian settlement gradually emerged around it.</p><p>Known as Turbek, the settlement was destroyed as Ottoman rule in the region ended. Its exact location was eventually forgotten after the buildings disappeared and the land was converted into vineyards and gardens.</p><p><b>Scientific research locates long-lost tomb</b></p><p>Modern efforts to locate Suleyman's tomb began after the Turkish Cooperation and Coordination Agency and the Municipality of Szigetvar signed an agreement in 2012.</p><p>An interdisciplinary team led by Professor Norbert Pap of the University of Pecs studied historical documents, maps and land records, as well as a plan of the tomb complex drawn in 1664.</p><p>The researchers concluded that the original tomb complex stood on Vineyard Hill in the Turbek-Zsibot area, about 4.2 kilometers northeast of Szigetvar Castle.</p><p>Excavations launched in 2015 uncovered a square building that researchers identified as the tomb constructed in Suleyman's honor.</p><p>Subsequent work revealed traces of a mosque, dervish lodge, guesthouse, guard barracks, wooden palisade and civilian buildings.</p><p><b>Discoveries offer glimpse of daily life</b></p><p>During the 2024-2025 research period, Turkish and Hungarian researchers led by the University of Pecs used modern surveying equipment to conduct surface studies and geophysical surveys across the wider area surrounding the tomb complex.</p><p>Everyday objects, ceramics, coins, jewelry and examples of Ottoman metalwork were discovered around buildings, some of which were constructed of brick and covered with roof tiles.</p><p><b>Archaeologists also uncovered a well and large storage pits containing traces of grain, terracotta pieces from heating systems, footed bowls, fragments of porcelain cups and pieces of painted glass vessels.</b></p><p>Other finds included a rare 16th-century gold coin, a silver coin from the Crimean Khanate, pieces of Ottoman tableware, rings, decorated buckles and horse-harness ornaments.</p><p>Researchers said the findings point to the existence of an extensive Ottoman settlement beyond the central tomb complex and suggest that some of its residents and visitors were affluent by the standards of the period.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/archaeology-sheds-new-lig-890_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290765</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kremlin-rusya-abd-ve-ukrayna-arasinda-muzakerelerin-yeniden-baslayacagini-umuyoruz-290765</link>
      <pubDate>2026-09-08T15:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kremlin: Rusya, ABD ve Ukrayna arasında müzakerelerin yeniden başlayacağını umuyoruz]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya, ABD ve Ukrayna arasında krizin çözümüne yönelik müzakerelerin yeniden başlayacağını umduklarını belirterek, "Krizin barışçıl yollarla çözülmesini gerçekten istiyoruz. Rusya, bu sürece açık." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kremlin: Rusya, ABD ve Ukrayna arasında müzakerelerin yeniden başlayacağını umuyoruz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, başkent Moskova'da, Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de 12-13 Eylül'de düzenlenecek BRICS zirvesi öncesi Hint gazetecilere gündemdeki konuları değerlendirdi.</p><p>Peskov, ABD Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner'in Moskova ve Kiev'de temaslarda bulunduğunu anımsatarak, "Ciddi çalışmalar yürütülüyor. ABD'li müzakereciler, bugünlerde Moskova ile Kiev'de temaslarda bulunarak, her iki tarafın yaklaşımlarını iletmek için zaman harcıyor ve çaba sarf ediyor. Bu konuda belirli ilerlemenin kaydedileceğini umuyoruz. Rusya, Ukrayna ve ABD'nin katılımıyla üçlü formatta müzakerelerin yeniden başlayacağını umuyoruz." ifadelerini kullandı.</p><p>Ukrayna savaşında zafere yaklaştıklarını savunan Peskov, şunları kaydetti:</p><p>"Cephede ilerliyoruz ancak her an barışçıl çözüm yoluna geçmeye hazırız. Hedeflerimize şimdilik (Ukrayna'da) özel askeri operasyonla ulaşmak zorundayız ancak hedeflerimize barışçıl yollarla ulaşılması bizim için tercih edilir. Bu bağlamda, Ukrayna meselesinin çözümüne yönelik girişimleri memnuniyetle karşılıyoruz. Krizin barışçıl yollarla çözülmesini gerçekten istiyoruz. Rusya, bu sürece açık."</p><p>Savaşın sonlandırılması için şartlarını daha önce açıkladıklarına dikkati çeken Peskov, ancak Ukrayna'nın savaşı sonlandırmak istemediğini belirterek, "Eğer Kiev'de sorumluluk üstlenecek ve zor kararlar alabilecek biri olsaydı, savaş çoktan sona erebilirdi. Bazı Avrupa ülkeleri de Ukraynalıları kışkırtıyor." dedi.</p><p>Peskov, Rusya'ya uygulanan yaptırımların kaldırılmasının gündemlerinde bulunduğunu ancak Ukrayna krizinin çözümünün bundan daha öncelikli olduğunu söyledi.</p><p><b>"HİNDİSTAN'A ASKERİ TEÇHİZAT SEVKİYATLARINI SÜRDÜRMEYE HAZIRIZ"</b></p><p>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin BRICS zirvesi kapsamında bir araya geleceğini kaydeden Peskov, Hindistan ile "Su-57" tipi savaş uçağının ortak üretimini ele almayı planladıklarını söyledi.</p><p>Hindistan'a askeri teçhizat sevkiyatını sürdürmeye hazır olduklarını dile getiren Peskov, S-400 hava savunma sistemlerinin tedarikine ilişkin yükümlülükleri yerine getireceklerini vurguladı.</p><p>Dmitriy Peskov, Rusya ve Hindistan'ın Ukrayna konusunda büyük ölçüde yaklaşımlarının örtüştüğünü belirtti.</p><p><b>"İRAN'LA İLGİLİ DURUM, DÜNYA EKONOMİSİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR"</b></p><p>Sözcü Peskov, İran ile ilgili duruma ilişkin ise "Durum, maalesef gergin. Bu, dünya ekonomisini kesinlikle olumsuz etkiliyor. Rusya, Hürmüz Boğazı'nda tanker ve ticari gemiler dahil deniz taşımacılığının serbest olmasından yana." ifadelerini kullandı.</p><p>İran ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesine katkıda bulunmaya hazır olduklarını dile getiren Peskov, bölgede güvenliğin ve karşılıklı güvenin sağlanmasından yana olduklarını söyledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/kremlin-rusya-abd-ve-ukra-207_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290764</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-pisa-2025-sonuclari-egitimde-kaydettigimiz-ilerlemenin-one-290764</link>
      <pubDate>2026-09-08T15:08:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: PISA 2025 sonuçları eğitimde kaydettiğimiz ilerlemenin önemli bir göstergesidir]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Türkiye'nin fen bilimleri, okuma becerileri ve matematik alanlarının tamamında puanını anlamlı artıran tek OECD ülkesi olması, eğitimde kaydettiğimiz ilerlemenin önemli bir göstergesidir." ifadelerini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: PISA 2025 sonuçları eğitimde kaydettiğimiz ilerlemenin önemli bir göstergesidir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, NSosyal hesabından Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2025 sonuçlarına ilişkin yaptığı paylaşımda, şu ifadelere yer verdi:</p><p>"PISA 2025 sonuçlarında Türkiye'nin fen bilimleri, okuma becerileri ve matematik alanlarının tamamında puanını anlamlı artıran tek OECD ülkesi olması, eğitimde kaydettiğimiz ilerlemenin önemli bir göstergesidir. Bu kıymetli başarıda emeği bulunan başta Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin olmak üzere öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi ve tüm eğitim camiamızı yürekten tebrik ediyorum. İnsan gücümüz en büyük varlığımızdır. Bu nedenle, evlatlarımızın daha güçlü bir geleceğe hazırlanması için eğitimde kaliteyi yükseltmeye kararlılıkla devam edeceğiz."</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/gundem/turkiye-pisa-2025te-oecd-ulkeleri-arasinda-ust-siralara-yerlesti-3-alanda-buyuk-basari-290728" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/turkiye-pisa-2025te-oecd--557_2-41.jpg"/></div><h3>Türkiye, PISA 2025'te OECD ülkeleri arasında üst sıralara yerleşti! 3 alanda büyük başarı</h3></a>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/cumhurbaskani-yardimcisi--729_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290763</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/uskudar-belediye-baskan-vekilligine-ak-partili-dundar-ziya-gultekin-secildi-290763</link>
      <pubDate>2026-09-08T14:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Üsküdar Belediye Başkan Vekilliğine AK Partili Dündar Ziya Gültekin seçildi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Üsküdar'da belediye başkan vekili belli oldu. Üsküdar Belediye Meclisi'nde yapılan oylamanın 4. turunda, 42 oyun 23'ünü alan AK Partili Dündar Ziya Gültekin, Belediye Başkan Vekilliği'ne seçildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Üsküdar Belediye Başkan Vekilliğine AK Partili Dündar Ziya Gültekin seçildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Belediye Meclisi'nde yapılan oylamanın 4. turunda, 42 oyun 23'ünü alan AK Parti'li Dündar Ziya Gültekin, Belediye Başkan Vekilliği'ne seçildi.</p><p>Üsküdar Belediye Meclisi, belediye başkan vekili seçimi için Meclis Birinci Başkanvekili Ali Aral'ın başkanlığında belediye binasındaki meclis salonunda toplandı.</p><p>Toplantıda, başkan vekili seçimi için CHP/Yeni Parti Grubu CHP'li Meclis Üyesi Sibel Tan Çetinkaya'yı, Cumhur İttifakı ise AK Parti'li Meclis Üyesi Dündar Ziya Gültekin'i aday gösterdi.</p><p>Gerçekleşen ilk üç turda yeterli çoğunluğun sağlanamaması nedeniyle en çok oy alanın başkan vekili seçileceği dördüncü tur oylamaya geçildi.</p><p>Yapılan gizli oylamada, kullanılan 42 oydan 19'unu Çetinkaya, 23'ünü ise Gültekin aldı.</p><p>CHP/Yeni Parti Grubu'nun 2 oya karşı yaptığı itiraz reddedildi.</p><p>Böylece Gültekin, Üsküdar Belediye Başkan Vekilliği'ne seçilmiş oldu.</p><p>Seçimin ardından CHP ve Yeni Parti'li meclis üyeleri, Cumhur İttifakı meclis üyelerine tepki gösterdi.</p><p><b>NE OLMUŞTU?</b></p><p>İstanbul Valiliği, İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 5 Ağustos'ta gerçekleştirilen Üsküdar Belediye Başkan Vekili seçimine ilişkin meclis kararının yürütmesinin durdurulmasına yönelik kararına yapılan itirazın İstanbul Bölge İdare Mahkemesince reddedildiğini belirterek, İlçe Belediye Meclisinin, Belediye Başkan Vekilini seçmek üzere 5 Eylül Cumartesi saat 10.00'da toplanmasının uygun görüldüğünü açıklamıştı.</p><p>Söz konusu tarihte, Üsküdar Belediyesi Başkan Vekili'ni seçmek üzere yapılan toplantı, meclise katılan üyelerde yeterli çoğunluk sağlanamadığı gerekçesiyle bugüne ertelenmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/uskudar-belediye-baskan-v-395_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290762</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/tbmm-baskani-kurtulmus-umit-ediyorum-ki-kalkinma-yolu-projesi-en-kisa-sure-icerisinde-akti-290762</link>
      <pubDate>2026-09-08T14:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[TBMM Başkanı Kurtulmuş: Ümit ediyorum ki Kalkınma Yolu Projesi en kısa süre içerisinde aktif bir uygulama haline gelsin]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Ümit ediyorum ki Kalkınma Yolu Projesi en kısa süre içerisinde bütün bileşenleriyle aktif, görünür, hayata geçirilmiş bir uygulama haline gelsin." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[TBMM Başkanı Kurtulmuş: Ümit ediyorum ki Kalkınma Yolu Projesi en kısa süre içerisinde aktif bir uygulama haline gelsin]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Ümit ediyorum ki Kalkınma Yolu Projesi en kısa süre içerisinde bütün bileşenleriyle aktif, görünür, hayata geçirilmiş bir uygulama haline gelsin." dedi.</p><p>TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye yaklaşımının bütün bölgeye etki edeceğini, Iraklı kardeşlerimizin de en kısa zamanda terörden kurtulacağını ümit ediyoruz." ifadelerini kullandı.</p><p>Kurtulmuş, "Önümüzdeki aydan itibaren Irak'taki silahlı, milis grupların silahlarını Irak Merkezi Hükümetine devretmesiyle ilgili hazırlık da çok önemli." açıklamasını yaptı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/tbmm-baskani-kurtulmus-um-671_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290761</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/bakan-kurum-siz-istediniz-yarisi-bizdeni-1-yil-daha-uzattik-290761</link>
      <pubDate>2026-09-08T14:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Kurum: Siz istediniz, Yarısı Bizden'i 1 yıl daha uzattık]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Siz istediniz, Yarısı Bizden'i 1 yıl daha uzattık. Yeni süre 31 Aralık 2027. Evini dönüştürmek isteyen vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz." ifadesini kullandı]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Kurum: Siz istediniz, Yarısı Bizden'i 1 yıl daha uzattık]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, NSosyal hesabından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın duyurduğu Yarısı Bizden Kampanyası'nın 1 yıl daha uzatılmasına ilişkin paylaşımda bulundu.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/gundem/baskan-erdogan-mujdeyi-verdi-yarisi-bizden-kampanyasi-2027ye-kadar-uzatildi-290678" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/07/baskan-erdogan-mujdeyi-ve-921_2.jpg"/></div><h3>Başkan Erdoğan müjdeyi verdi! Yarısı Bizden Kampanyası 2027'ye kadar uzatıldı</h3></a><p>Bakan Kurum, "Siz istediniz, Yarısı Bizden'i 1 yıl daha uzattık. Yeni süre, 31 Aralık 2027. Evini dönüştürmek isteyen vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz." açıklamasını yaptı.</p><p>Kampanya kapsamında bugüne kadar İstanbul'da 435 bin 683 bağımsız bölümün dönüşüm kapsamına alındığı bilgisini paylaşan Kurum, 108 bin 881 bağımsız bölümün ise dönüşümünün tamamlandığını bildirdi.</p><p>Kurum, bu yıl sonuna kadar 500 binden fazla konutun ise kampanya kapsamına alınmasının hedeflendiğini kaydetti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/balksz1-08092026cc9d25b8.jpg"/><p><b>YARISI BİZDEN KAMPANYASI</b></p><p>İstanbul'da kentsel dönüşümü hızlandırmak için 22 Şubat 2024'te Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yürürlüğe giren Yarısı Bizden Kampanyası kapsamında vatandaşlara evlerini yeniden inşa ettirmeleri için 875 bin lira hibe, 875 bin lira kredi ve 125 bin lira da tahliye desteği olmak üzere 1 milyon 875 bin lira destek veriliyor.</p><p>Aynı koşullarda hak sahibinin bir dükkanı veya iş yeri için 437 bin 500 lira hibe ve 437 bin 500 lira kredi, 125 bin lira taşınma desteği sağlanırken, hak sahibinin diğer her bir dükkanı için 875 bin lira da kredi imkanı sunuluyor.</p><p>Alan bazlı site benzeri büyük dönüşümlerde ise TOKİ veya Emlak Konut inşaatları üstleniyor. Bu modelde her bir hak sahibi için 875 bin liralık hibe desteği ve 125 bin liralık taşınma desteği sağlanıyor. Hibe tutarı bina maliyetinden düşürülüyor, arta kalan borç ise yine uzun vadeli uygun ödeme koşullarıyla taksitlendiriliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/bakan-kurumdan-yarisi-biz-399_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290760</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/atlas-caglayanin-olumune-iliskin-davada-karar-18-yil-10-ay-hapis-cezasina-carptirildi-290760</link>
      <pubDate>2026-09-08T14:13:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davada karar! 18 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Atlas'ın katilinin cezası belli oldu... Atlas Çağlayan davasında sanık E.Ç. 18 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davada karar! 18 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Güngören'de 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ı bıçakla öldüren tutuklu çocuk sanık E.Ç.'nin yargılandığı davada karar açıklandı.</p><p>Mahkeme, sanık E.Ç. hakkında 18 yıl 10 ay hapis cezasına hükmetti.</p><p>Ayrıntılar geliyor...</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/atlas-caglayanin-olumune--440_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290759</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/james-gunndan-tom-holland-aciklamasi-spider-man-yildizi-dcuya-katilacak-mi-290759</link>
      <pubDate>2026-09-08T14:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[James Gunn'dan Tom Holland açıklaması: Spider-Man yıldızı DCU'ya katılacak mı?]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[James Gunn, DC Studios'un geleceğiyle ilgili yaptığı açıklamada, Tom Holland'ın DCU'ya katılımı konusunda net konuştu. Londra doğumlu aktörün Spider-Man karakteriyle Marvel'da yakaladığı büyük başarının ardından, DC evrenine transferiyle ilgili beklentiler ve olasılıklar gündeme geldi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[James Gunn'dan Tom Holland açıklaması: Spider-Man yıldızı DCU'ya katılacak mı?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>James Gunn, DC Studios'un eş CEO'su olarak sosyal medya üzerinden Tom Holland'ın DC Sinematik Evreni'ne (DCU) katılmasıyla ilgili merak edilen soruları yanıtladı. Özellikle Marvel'da Spider-Man karakteriyle dünya çapında ün kazanan Tom Holland'ın, DCU'ya transfer olasılığı hayranlar arasında yoğun biçimde tartışılıyor. Ancak Gunn, şu anda 30 yaşındaki İngiliz aktörün DC evrenine dahil olması için herhangi bir resmi girişim olmadığını belirtti. Bu açıklama, hem DC hayranlarının hem de sinema dünyasının dikkatini çekti.</p><h3>James Gunn: 'Tom Holland için resmi bir teklif yok'</h3><p>James Gunn, Threads platformunda kendisine yöneltilen "Tom Holland gelecekte DCU'da rol alacak mı?" sorusuna yanıt verdi. Gunn, Tom Holland'ın Spider-Man'den sonra DCU'da Aqualad, Beast Boy, Kid Flash, Robin veya başka bir karaktere hayat vermek isteyip istemediğinden emin olmadığını açıkladı. Ayrıca, DC Studios yönetimi olarak Tom Holland'a herhangi bir rol için teklif götürülmediğini vurguladı. Bu durum, aktörün DCU'ya katılımı hakkında çıkan söylentilerin şimdilik asılsız olduğunu ortaya koydu. Gunn'ın açıklamaları, hayranların beklentilerini bir süre daha ertelemek zorunda kalacağını gösterdi.</p><h3>Tom Holland'ın Marvel başarısı DCU transferini etkiliyor</h3><p>Tom Holland, kısa süre önce Marvel Sinematik Evreni'nde Spider-Man: Brand New Day filmiyle büyük bir başarıya imza attı. Sony Pictures ve Marvel Studios ortaklığında çekilen film, 2 milyar dolardan fazla hasılat elde ederek 2026 yılında gişe rekorları kırdı. Holland'ın Spider-Man karakteriyle yakaladığı bu başarı, DCU'ya transferinin önünde önemli bir engel olarak görülüyor. Marvel ile devam eden sözleşmeleri ve yeni projelere açık olması, aktörün yakın zamanda DC evreninde boy göstermesini zorlaştırıyor. Buna rağmen, sinema dünyasında farklı evrenlerde oynayan oyuncular örnekleri bulunsa da, Tom Holland'ın şu an için DCU'da herhangi bir karakteri canlandırması beklenmiyor.</p><h3>Elseworlds projeleri ve gelecek beklentileri</h3><p>James Gunn'ın açıklamalarına göre, Tom Holland'ın DCU dışında, olası bir Elseworlds projesinde yer alması ihtimal dahilinde. DC Studios, ana evren dışında kalan ve alternatif hikayeler anlatan Elseworlds projelerine de kapı aralıyor. Örneğin, Marvel'da Bucky Barnes'ı canlandıran Sebastian Stan'in, Matt Reeves'in The Batman &#8211; Part II filminde DC'ye farklı bir karakterle dahil olması gibi örnekler mevcut. Tom Holland'ın Marvel kariyerini ne zaman sonlandıracağı ve DC ile yollarının kesişip kesişmeyeceği ise şimdilik belirsizliğini koruyor. Hayranlar, önümüzdeki yıllarda olası bir iş birliğinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini merakla bekliyor.</p><p>Sonuç olarak, James Gunn'ın açıklamaları Tom Holland'ın DCU'ya transferi konusunda netlik kazandırdı. Şu an için herhangi bir resmi teklif veya görüşme bulunmuyor. Ancak, Holland'ın Marvel'daki başarısı ve popülerliği, gelecekte DC evreninde de sürpriz bir projeye imza atma ihtimalini tamamen ortadan kaldırmıyor. Sinema dünyası, iki dev evren arasında gerçekleşebilecek olası transferleri yakından izlemeye devam ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/james-gunndan-tom-holland-186_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290758</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/firin-camindaki-yanmis-yaglari-sokup-atan-yontem-290758</link>
      <pubDate>2026-09-08T13:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Fırın camındaki yanmış yağları söküp atan yöntem]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Fırın camı temizliği konusunda temizlik uzmanlarından dikkat çeken uyarılar geldi. Yağlı fırın camı hem mutfakta hijyen sorununa yol açıyor hem de pişirme kalitesini olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, evlerde sıkça karşılaşılan bu problemle mücadele için pratik ve doğal yöntemler öneriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Fırın camındaki yanmış yağları söküp atan yöntem]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Evlerde sıkça karşılaşılan yağlı fırın camı sorunu, hem mutfak hijyenini tehdit ediyor hem de yemek pişirirken zorluk yaşatıyor. Temizlik uzmanları, fırın camında biriken yağ ve kirin, zamanla camı tamamen kaplayarak pişirme sırasında görsel kontrolü neredeyse imkânsız hale getirdiğine dikkat çekiyor. Bu durum, pişirme sürecinde fırın kapağını açıp kapamayı gerektiriyor ve bu da hem ısı kaybına hem de pişirme kalitesinin düşmesine yol açıyor. Uzmanlar, yağlı fırın camının etkili şekilde temizlenmesi için hem doğal hem de ticari ürünlerin doğru kullanımının önemli olduğunu vurguluyor. Fırın camında biriken yağ tabakalarının, basit bir silme işlemiyle çıkmadığına dikkat çeken uzmanlar, doğru ürün seçimi ve yeterli bekleme süresiyle bu sorunun üstesinden gelinebileceğini belirtiyor.</p><h3>Rhonda Wilson: 'Yağlı fırın camı için doğru ürün ve zaman şart'</h3><p>FreshSpace Cleaning kalite lideri temizlikçi Rhonda Wilson, yıllar içinde çok sayıda fırın temizlediğini ve camdaki kirlerin genellikle ani bir kaza sonucu değil, düzenli pişirme sırasında yavaş yavaş biriktiğini ifade ediyor. Wilson, fırın camı üzerinde oluşan yağ tabakasının, fırının yüksek ısısı nedeniyle cam yüzeye adeta yapıştığını ve bu nedenle basit bir temizleyiciyle hemen çıkmadığını belirtiyor. Bu tür inatçı kirler için, özellikle yağ çözücü özellikteki temizlik ürünlerinin seçilmesini öneriyor. Wilson, Easy-Off Heavy-Duty Oven Cleaner gibi profesyonel ürünlerin, yağ birikintilerini etkili şekilde parçaladığını ve camın çizilmeden temizlenmesini sağladığını vurguluyor. Ayrıca, köpüren ürünlerin sıvı spreylerden daha iyi yapıştığını ve daha uzun süre etkili olduğunu belirtiyor. Temizlik ürünü uygulandıktan sonra, yumuşak bir sünger veya kağıt havlu ile silmenin önemli olduğunu, böylece hem camın zarar görmediğini hem de yağı tamamen alıp atmanın mümkün olduğunu söylüyor. Wilson, özellikle tek kullanımlık kağıt havlunun, yağın tekrar yayılmasını önlediğini ve temizliği kolaylaştırdığını ifade ediyor. Yağlı fırın camı temizliğinde sabır gerektiğini vurgulayan Wilson, ürünün camda en az 15 dakika, gerekirse gece boyunca bekletilmesini öneriyor.</p><h3>Alicia Sokolowski: 'Doğal yöntemlerle etkili sonuçlar alın'</h3><p>Doğal temizlik hizmetleri sunan AspenClean'in başkanı ve eş CEO'su Alicia Sokolowski, evde kolayca hazırlanabilen doğal karışımların da yağlı fırın camı temizliğinde etkili olabileceğini söylüyor. Sokolowski, karbonat ve beyaz sirke karışımının, hem yağ tabakasını çözmede hem de kimyasal kalıntı bırakmadan camı temizlemede başarılı olduğunu belirtiyor. Bu yöntemi uygulamak için, soğumuş fırın camına karbonat ve su karışımı sürülüp ardından hafif bir sirke spreyi eklenmesi gerektiğini ifade ediyor. Karışımın cam üzerinde en az 15 dakika bekletilmesinin, yağın çözülmesini sağladığını vurgulayan Sokolowski, ardından nemli bir sünger veya yumuşak kıllı bir fırçayla camın silinmesini öneriyor. Sokolowski, temizlik sonrası camda ürün kalıntısı bırakmanın, bir sonraki pişirmede kötü koku ve duman oluşumuna neden olabileceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle, son aşamada mutlaka nemli bir bezle camın tekrar silinmesini tavsiye ediyor. Sokolowski, doğal temizlik ürünlerinin özellikle hassas yüzeylerde güvenle kullanılabileceğini, ancak aşırı birikmiş yağlar için profesyonel ürünlerin tercih edilmesinin daha hızlı sonuç vereceğini belirtiyor.</p><h3>Jordan McGowen: 'Yanlış ürün ve araçlardan kaçının'</h3><p>Molly Maid'in operasyonlardan sorumlu başkan yardımcısı Jordan McGowen, yağlı fırın camı temizliğinde yapılan hatalara dikkat çekiyor. McGowen, fırın camını temizlerken fırının tamamen soğumasını beklemenin hem güvenlik hem de temizlik ürünü etkinliği açısından önemli olduğunu söylüyor. Ayrıca, çelik yün, metal kazıyıcı gibi aşındırıcı araçların camı çizebileceğini ve bu nedenle kullanılmaması gerektiğini vurguluyor. McGowen, karbonat ve su karışımının evde pratik bir çözüm sunduğunu, ancak çok katmanlı ve yıllanmış yağlar için özel olarak formüle edilmiş temizlik ürünlerinin tercih edilmesini öneriyor. Ürünün cam üzerinde yeterli süre bekletilmesinin, yağ tabakasının çözülmesinde kritik rol oynadığını belirten McGowen, ticari ürünlerde mutlaka üretici talimatlarına uyulması gerektiğini hatırlatıyor. Yanlış ürün seçimi ve kısa bekleme süresi, temizlikte yetersiz sonuçlara yol açabiliyor. McGowen, temizlik sırasında kullanılan bez ve süngerlerin düzenli olarak durulanmasını ve camda kalıntı bırakılmamasını da tavsiye ediyor.</p><h3>Fırın camında derin temizlik için adım adım rehber</h3><p>Uzmanların önerilerine göre, yağlı fırın camı temizliğinde izlenmesi gereken adımlar şöyle sıralanıyor: Öncelikle fırının tamamen soğuduğundan emin olun. Ardından, cam yüzeye seçilen temizlik ürünü&#8212;karbonat ve su karışımı, beyaz sirke spreyi veya profesyonel fırın temizleyici&#8212;uygulanır. Ürünün cam üzerinde en az 15 dakika, yoğun kirlerde ise gece boyunca bekletilmesi önerilir. Bekleme süresi sonunda, yumuşak bir sünger, kağıt havlu veya yumuşak kıllı bir fırçayla cam dikkatlice silinir. İnatçı yağlar için, fırça kullanımı kalıntıların tamamen temizlenmesine yardımcı olur. Temizlik işlemi bittikten sonra, cam nemli bir bezle tekrar silinerek ürün kalıntıları tamamen uzaklaştırılır. Bu aşamanın atlanmaması, sonraki pişirmelerde istenmeyen kokuların ve dumanın önüne geçer. Uzmanlar, bu adımların düzenli olarak uygulanmasının, fırın camında yağ birikimini en aza indireceğini vurguluyor.</p><h3>Yaygın hatalar ve uzun vadeli temizlik önerileri</h3><p>Yağlı fırın camı temizliğinde sıkça yapılan hatalar, hem temizlik kalitesini düşürüyor hem de fırın camının ömrünü kısaltabiliyor. Fırın sıcakken temizlik yapmak, hem güvenlik riski oluşturuyor hem de temizlik ürünlerinin etkinliğini azaltıyor. Sert ve aşındırıcı ürünlerin kullanılması, cam yüzeyinde kalıcı çiziklere yol açabiliyor. Ayrıca, yanlış ürün seçimi ve yeterli bekleme süresi verilmemesi, temizliğin yetersiz kalmasına neden oluyor. Ticari temizlik ürünlerinde üretici talimatlarının dikkatlice okunup uygulanması, olası duman ve yüzey hasarlarının önüne geçiyor. Uzmanlar, derin temizlik sonrası fırın camının daha uzun süre temiz kalması için her pişirme işleminden sonra camın nemli bir bezle silinmesini tavsiye ediyor. Ayrıca, pişirme sırasında yiyeceklerin sıçramasını önlemek için fırın dostu kapaklar ve tepsiler kullanmak, camda yeni yağ birikimini önemli ölçüde azaltıyor.</p><h3>Uzmanlardan fırın camı temizliği için son tavsiyeler</h3><p>Fırın camı temizliğinde en iyi sonuçları almak için, hem doğal hem de profesyonel temizlik ürünlerinin doğru şekilde ve sabırla uygulanması gerekiyor. Uzmanlar, özellikle Easy-Off gibi yağ çözücülerin hızlı ve etkili sonuç sağladığını, ancak karbonat ve sirke gibi doğal karışımların da küçük kirler için yeterli olabileceğini belirtiyor. Temizlik işlemi sırasında camın çizilmemesi için yumuşak araçların tercih edilmesi, ürünün camda yeterli süre bekletilmesi ve sonrasında kalıntı bırakılmaması öneriliyor. Uzmanlar, fırın camının düzenli olarak silinmesinin, hem hijyen hem de pişirme kalitesi açısından önemli olduğunu vurguluyor. Her pişirme sonrası yapılacak basit bir temizlik, yağ birikimini önleyerek derin temizlik ihtiyacını azaltıyor. Böylece, hem fırınınızın ömrü uzuyor hem de mutfağınızda hijyen ve temizlik standardı korunuyor.</p><p>Sonuç olarak, yağlı fırın camı temizliği hem mutfak hijyeninin sağlanması hem de yemeklerin doğru şekilde pişirilmesi için ihmal edilmemesi gereken bir konu olarak öne çıkıyor. Uzmanların önerdiği yöntemlerle, düzenli bakım ve doğru ürün seçimi sayesinde fırın camında yağ birikiminin önüne geçmek mümkün. Her evde uygulanabilecek pratik adımlar ve doğal çözümler, mutfakta temizlik ve sağlığı bir arada sunuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/firin-camindaki-yanmis-ya-571_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290757</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/eski-israil-askerini-reklam-yuzu-yapan-adidas-kuresel-boykot-baskisi-altinda-290757</link>
      <pubDate>2026-09-08T13:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Eski İsrail askerini reklam yüzü yapan Adidas küresel boykot baskısı altında]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Adidas'ın, Gazze'ye yönelik saldırılara katılan ve İsrail ordusunda görev yaparken bacağını kaybeden bir askeri reklam yüzü yapması ve ardından gelen boykot çağrıları, markanın imajı ve faaliyet gösterdiği pazarların geleceğini de tartışmaya açtı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Eski İsrail askerini reklam yüzü yapan Adidas küresel boykot baskısı altında]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail ordusundan emekli Shalev Biton'un "tek ayakkabı hizmeti" için reklam yüzü yapılması, Adidas'a karşı tepkileri ve boykot çağrılarını artırdı.</p><p>Bu gelişme, Alman şirketin küresel marka politikası kadar faaliyet gösterdiği pazarların büyüklüğünü de yeniden tartışmaya açtı.</p><p>Gelen tepkilerin ardından Adidas, söz konusu çalışmanın İsrail'deki yerel ekip tarafından hazırlandığını ve küresel reklam stratejisinin bir parçası olmadığını belirtti.</p><p>Adidas Arabia tarafından yapılan açıklamada, kampanyanın bölgede yol açtığı endişelerin farkında olunduğu belirtilerek, özür dilendi ve hassasiyetlerin ciddiyetle ele alındığı bildirildi.</p><p>Gazze'de çok sayıda sivilin uzuvlarını kaybettiği bir dönemde İsrail ordusundan emekli bir askerin ampute bireylere yönelik ürün tanıtımında kullanılmasına karşı uluslararası alandaki boykot çağrıları artarak devam ediyor.</p><p><b>BOYKOT TARTIŞMALARININ KÜRESEL EKONOMİK BOYUTU</b></p><p>Tartışmanın ekonomik boyutunda, Adidas'ın küresel pazar haritası ve Filistin lehine tutum sergileyen ülkelerdeki ticari ağırlığı dikkati çekiyor.</p><p>Adidas'ın resmi internet sitesinde dünya genelinde 3 bin 722 satış noktası bulunduğu belirtiliyor.</p><p>Bu liste, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunun 12 Aralık 2025'te aldığı ve Uluslararası Adalet Divanının (UAD), işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail'in yükümlülüklerine ilişkin danışma görüşünü destekleyen tarihi kararla eşleştirildiğinde çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor.</p><p>Söz konusu karar, BM Genel Kurulunda 139 ülkenin "evet", 12 ülkenin "hayır" ve 19 ülkenin "çekimser" oyuyla kabul edilmişti. Adidas'ın resmi mağaza verileriyle bu oylama sonuçları karşılaştırıldığında, karara "evet" oyu veren ülkelerde toplam 3 bin 378 Adidas mağazası bulunuyor.</p><p>Bu sayı, şirketin küresel fiziksel ağının yüzde 90,8'ine tekabül ediyor.</p><p>Buna karşılık karara "hayır" oyu veren 12 ülkenin tamamında toplam 287 Adidas mağazası yer alıyor ve bu grubun büyük bölümünü ABD (179), İsrail (62) ve Arjantin'deki (41) mağazalar oluşturuyor.</p><p><b>KRİTİK PAZARLARDAKİ ADİDAS PAZAR PAYLARI VE TİCARİ HACİM</b></p><p>Şirketin 2025 finansal raporuna göre, Adidas'ın geçen yıl net satışları bir önceki yıla göre yüzde 5 artarak küresel ölçekte 24 milyar 811 milyon avro olarak gerçekleşti. Aynı dönemde faaliyet karı da yüzde 54 gibi rekor bir artışla 2 milyar 56 milyon avro seviyesine ulaştı. BM oylamasında Filistin lehine "evet" oyu veren ülkeler, aynı zamanda Adidas'ın küresel spor giyim pazarındaki hakimiyetini ve büyüme motorlarını oluşturuyor.</p><p>Şirketin Doğu Avrupa ve gelişmekte olan pazarlar ağındaki en stratejik kalelerinden biri olan Türkiye, resmi mağaza bulucusuna göre 125 satış noktasına ev sahipliği yapıyor. Adidas, Türkiye spor giyim ve ayakkabı pazarında yaklaşık yüzde 22-25 pazar payı ile sektörün en büyük iki oyuncusundan biri konumunda bulunuyor. İstanbul'daki 40 ve Ankara'daki 10 mağazasının yanı sıra geniş toptan satış ağıyla öne çıkan Türkiye, boykot riskinin ticari yansıması bakımından yüksek potansiyelli pazarlar arasında yer alıyor.</p><p>Alman spor devinin 2025 yılındaki 24 milyar 811 milyon avroluk küresel cirosunun tek başına yüzde 15'ini sırtlayan Çin, markanın en hassas dengelere sahip olduğu alanların başında geliyor. Şirketin en güncel 2026 ilk yarı finansal raporlarına göre, Çin pazarında kur etkisinden arındırılmış yüzde 16'lık bir büyüme rekoru kırılmış durumda. Adidas'ın Çin spor giyim pazarındaki payı yaklaşık yüzde 11-13 civarında seyrederken, geçmişte bu ülkede yaşanan benzer tüketici boykotlarının küresel markalara milyarlarca avroya mal olduğu bilindiğinden, Çin pazarı şirket için en kritik risk odağı olarak değerlendiriliyor.</p><p>Orta Doğu'nun en büyük ekonomisi olan Suudi Arabistan ise 101 resmi satış noktasıyla markanın bölgedeki ana gelir kaynağı durumunda. Adidas'ın bu ülkede hızla büyüyen ve dönüşen spor giyim pazarında yaklaşık yüzde 18-20 pazar payına sahip olduğu tahmin ediliyor. Körfez bölgesindeki tüketici hassasiyetleri, krizin patlak vermesinin ardından Adidas Arabia'nın hızlıca resmi bir özür açıklaması yayımlamasındaki en büyük finansal etken olarak öne çıkıyor.</p><p>Güney Asya'nın en yoğun nüfuslu ülkelerinden Pakistan'da da Adidas, premium spor giyim segmentinde lider markalardan biri olarak faaliyet gösteriyor. Markanın ülkedeki pazar payı yüzde 12-15 bandında seyrediyor. Özellikle kentsel alanlardaki genç nüfus arasında yüksek marka bilinirliğine sahip Pakistan, toplumsal reaksiyonların ticari boyuta en hızlı yansıdığı pazarlar arasında gösteriliyor.</p><p>Şirketin "gelişmekte olan pazarlar" kategorisinde yer alan Irak'ta ise ticari faaliyetleri, distribütörler ve toptan satış kanalları üzerinden sürdürülüyor. Adidas, Irak'taki markalı spor giyim sektöründe yaklaşık yüzde 10'luk pazar payını elinde tutuyor. Afrika'nın en büyük ekonomisi ve en kalabalık ülkesi Nijerya ise Adidas'ın kıtadaki uzun vadeli büyüme stratejisinin merkezinde bulunuyor. Toptan satış kanalı ve yerel perakende ortaklarıyla güçlü ağ kuran şirket, Nijerya spor giyim pazarında yaklaşık yüzde 14-16 pazar payıyla ağırlığını hissettiriyor.</p><p><b>KÜRESEL MARKA ALGISININ KORUNMASI ZORUNLU</b></p><p>Adidas'ın en güncel 2026 yılı ilk yarı finansal raporları, boykot çağrılarının yapıldığı gelişmekte olan pazarların şirket için hayati önemini net şekilde kanıtlıyor.</p><p>Şirket, bu yılın ilk yarısında kur etkisinden arındırılmış net satışlarında dünya genelinde yüzde 14 büyüme yakalayarak tarihinin en güçlü dönemlerinden birini geçirirken, toplam gelirlerin yüzde 60'ı toptan satıştan, yüzde 40'ı ise doğrudan tüketiciye satıştan elde edildi. Bu dönemde kur etkisinden arındırılmış net satış büyümesi Latin Amerika'da yüzde 27, gelişmekte olan diğer pazarlarda ise yüzde 11 seviyesinde gerçekleşti.</p><p>Fiziksel mağaza sayısının doğrudan satış hacmiyle eş değer olmamasına rağmen Türkiye, Çin, Suudi Arabistan, Pakistan, Irak ve Nijerya gibi ülkelerdeki devasa pazar payları ve geniş ticari varlık, reklam krizinin Adidas için yalnızca yerel bir sorun olarak kalamayacağını, küresel çapta milyarlarca avroluk bir ciro riskini tetikleyebileceğini gösteriyor.</p><p>Şirketin kendi işlettiği konsept ve outlet mağaza sayısının son mali raporlara göre 2 bin 22 olduğu dikkate alındığında, küresel marka algısının ve tüketici güveninin korunması şirket açısından büyük önem arz ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/eski-israil-askerini-rekl-554_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290756</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/diyetisyenler-tek-bir-tohumda-birlesti-duzenli-tuketildiginde-3-hayati-organi-birden-yeniliyor-290756</link>
      <pubDate>2026-09-08T13:56:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Diyetisyenler tek bir tohumda birleşti! Düzenli tüketildiğinde 3 hayati organı birden yeniliyor]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Beslenme uzmanları, özellikle Amerika'da chia tohumu kullanımının kalp, beyin ve bağırsak sağlığı üzerinde önemli etkiler yarattığını vurguluyor. Chia tohumu, lif ve omega-3 içeriğiyle öne çıkarken, uzmanlar doğru tüketim yöntemlerine de dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Diyetisyenler tek bir tohumda birleşti! Düzenli tüketildiğinde 3 hayati organı birden yeniliyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme uzmanları, özellikle Amerika'da chia tohumunun kalp, beyin ve bağırsak sağlığı için en çok önerilen tohum olduğunu açıkladı. Uzman diyetisyenler Carrie Gabriel ve Kat Garcia-Benson'ın değerlendirmelerine göre, chia tohumu binlerce yıldır Maya ve Aztek kültürlerinde temel bir besin olarak yer alırken, günümüzde de sağlıklı yaşamı destekleyen besin değerleriyle dikkat çekiyor. Chia tohumunun yüksek lif, protein ve omega-3 yağ asidi içeriğiyle, kalp sağlığından bağırsak düzenine ve beyin fonksiyonlarına kadar geniş bir yelpazede fayda sağladığı belirtiliyor.</p><h3>Beslenme uzmanları chia tohumunun faydalarını açıkladı</h3><p>Chia tohumu, son yıllarda sağlıklı beslenme trendlerinde öne çıkan bir süper gıda olarak kabul ediliyor. Diyetisyen Carrie Gabriel, iki yemek kaşığı chia tohumunun yaklaşık 130 kalori, 10 gram lif, 5 gram protein ve 9 gram yağ içerdiğini belirtiyor. Bu yağların büyük bölümü bitkisel kaynaklı omega-3 yağ asidi olan alfa-linoleik asitten (ALA) oluşuyor. Gabriel, chia tohumunun içerdiği ALA sayesinde kolesterolü dengelediğini, kan basıncını düşürdüğünü ve iltihaplanmaya karşı koruyucu etki gösterdiğini ifade ediyor. Ayrıca, chia tohumundaki çözünür lifin, sindirim sisteminde kolesterol ile bağlanarak vücuttan atılmasına yardımcı olduğu, böylece dolaşımdaki kolesterolün azalmasına katkı sağladığı vurgulanıyor. Uzmanlar, chia tohumunun içerdiği kalsiyum, magnezyum ve antioksidanların da genel sağlık üzerinde olumlu etkiler yarattığını aktarıyor.</p><h3>Chia tohumu bağırsak sağlığı ve beyin fonksiyonlarında öne çıkıyor</h3><p>Bağırsak sağlığı konusunda chia tohumunun rolüne dikkat çeken diyetisyen Kat Garcia-Benson, bu tohumun yüksek lif oranının sindirim sistemi için özel bir avantaj sunduğunu belirtiyor. Chia tohumu, sıvıyla birleştiğinde jel kıvamına gelerek sindirim sisteminde su tutulmasını ve dışkının hacmini artırıyor. Bu özellik, bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine ve kabızlık gibi sorunların önlenmesine yardımcı oluyor. Ayrıca, chia tohumunun lif içeriği, bağırsak mikrobiyomundaki yararlı bakterileri besleyerek genel sağlığı destekliyor. Uzmanlar, chia tohumunun sindirimi yavaşlatıcı etkisiyle kan şekeri seviyelerinin daha kontrollü seyretmesini sağladığını da ekliyor. Beyin sağlığı açısından ise, chia tohumundaki antioksidanlar oksidatif stresi azaltırken, magnezyum ise sinir sistemi iletişimini güçlendiriyor. Gabriel, chia tohumunun düzenli tüketiminin hem zihinsel hem de bedensel sağlıkta belirgin iyileşmeler sağladığını vurguluyor.</p><h3>Chia tohumu nasıl tüketilmeli? Uzmanlardan pratik öneriler</h3><p>Chia tohumu hem tatlı hem de tuzlu tariflerde rahatlıkla kullanılabiliyor. Uzmanlar, chia tohumunun suya, smoothie'lere, yulaf karışımlarına ve yoğurda eklenebileceğini belirtiyor. Garcia-Benson, chia tohumunu sabah veya öğleden sonra içeceklere katmanın pratik bir yol olduğunu söylerken, Gabriel ise chia pudingi hazırlayarak sütle karıştırıp gece boyunca bekletmenin lezzetli bir alternatif sunduğunu aktarıyor. Tohumun üzerine meyve, akçaağaç şurubu ve kakao tozu eklenerek sağlıklı bir tatlı elde edilebiliyor. Tuzlu tariflerde ise, chia tohumunun salatalara, tostlara ve tahıl tabaklarına serpilebileceği ifade ediliyor. Ancak uzmanlar, chia tohumunun bazı tariflerde önceden ıslatılmasının sindirimi kolaylaştırdığını ve kuru halde tek başına yutulmasının özellikle yutma zorluğu yaşayan kişiler için riskli olabileceğini belirtiyor. Chia tohumu, hızlıca şişebildiği için tüketim sırasında dikkatli olunması gerektiği konusunda uyarıda bulunuluyor.</p><h3>Keten tohumu ikinci sırada: Sağlık için önemli bir alternatif</h3><p>Chia tohumunun ardından beslenme uzmanlarının önerdiği bir diğer önemli tohum, keten tohumu oldu. İki yemek kaşığı keten tohumu yaklaşık 74 kalori, 4 gram lif, 3 gram protein ve 6 gram yağ içeriyor. Keten tohumunda da omega-3 yağ asidi ALA bulunuyor ve bu içerik, kalp ve beyin sağlığı açısından değerli kabul ediliyor. Diyetisyenler, keten tohumunun B vitaminleri, magnezyum, bakır ve selenyum açısından da zengin olduğuna dikkat çekiyor. Lif içeriği sayesinde bağırsak ve sindirim sağlığını chia tohumu ile benzer şekilde destekleyen keten tohumu, çözünür ve çözünmez lif kombinasyonuyla dışkının su tutmasını sağlıyor ve bağırsak hareketlerini düzenliyor. Keten tohumunun da kolesterol ve kan şekeri üzerinde olumlu etkiler yarattığı biliniyor. Beyin fonksiyonlarını destekleyen ALA ve magnezyum içeriğiyle keten tohumu, beslenme rutinine kolaylıkla entegre edilebiliyor. Uzmanlar, keten tohumunun yulaf ezmesine, yoğurda veya smoothie'lere eklenebileceğini, ayrıca hamur işlerinde lif ve besin değerini artırmak için kullanılabileceğini belirtiyor.</p><h3>Keten tohumu tüketiminde öğütme önerisi</h3><p>Beslenme uzmanları, keten tohumunun sağlık yararlarından tam anlamıyla faydalanmak için genellikle öğütülmüş olarak tüketilmesini öneriyor. Gabriel, öğütülmüş keten tohumunun vücudun içerisindeki yağlara ve besin maddelerine daha kolay ulaşmasını sağladığını açıklıyor. Bütün keten tohumları ise sindirim sisteminden tam olarak parçalanmadan geçebileceği için, lif ve hacim sağlasa da besin emilimi açısından sınırlı kalabiliyor. Garcia-Benson, öğütülmüş keten tohumunun yoğurt, smoothie veya gece bekletilen yulaf karışımlarına eklenmesinin pratik ve etkili bir yöntem olduğunu belirtiyor. Ayrıca, bütün keten tohumlarının suya konularak gece boyunca bekletilmesi ve ardından tariflere eklenmesi de bağırsak sağlığına destek sağlıyor. Uzmanlar, chia ve keten tohumunun düzenli ve doğru tüketiminin, kalp, beyin ve bağırsak sağlığı başta olmak üzere genel sağlık üzerinde önemli katkılar sunduğunu vurguluyor.</p><p>Sonuç olarak, chia tohumu özellikle lif, omega-3 ve antioksidan içeriğiyle sağlıklı yaşamın temel taşlarından biri olarak öne çıkıyor. Beslenme uzmanlarına göre, doğru tüketim yöntemleriyle chia ve keten tohumu günlük beslenme alışkanlıklarına kolaylıkla eklenebilir. Ancak, tohumların tüketiminde miktara ve hazırlama şekline dikkat edilmesi, maksimum fayda için önemli görülüyor. Uzmanlar, özellikle chia tohumu kullanırken kişisel sağlık durumunun ve yutma kolaylığının göz önünde bulundurulmasını tavsiye ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/diyetisyenler-tek-bir-toh-139_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290755</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/trabzonda-korkutan-heyelan-1-evin-catisi-yikildi-2-ev-tahliye-edildi-290755</link>
      <pubDate>2026-09-08T13:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trabzon'da korkutan heyelan: 1 evin çatısı yıkıldı, 2 ev tahliye edildi]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Trabzon'un Beşikdüzü ilçesinde toprak kayması meydana geldi. Heyelan nedeniyle bir evde hasar oluştu, 2 ev ise tedbir amacıyla boşaltıldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trabzon'da korkutan heyelan: 1 evin çatısı yıkıldı, 2 ev tahliye edildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon'un Beşikdüzü ilçesine bağlı Yeşilköy Mahallesi'nde yamaçtan kopan kaya parçaları ve toprak birikintisi, Güngör G'ye ait iki katlı evin bulunduğu alana sürüklendi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/42413717.jpg"/><p>Toprak birikintisi ve kaya parçaları, evin çatısının bir bölümünü yıkarak içeri doldu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/42413718.jpg"/><p>İhbar üzerine bölgeye AFAD, jandarma ve belediye ekipleri sevk edildi.</p><p>Olay sırasında evde kimsenin bulunmadığını tespit eden ekipler, ahırdaki hayvanları bulundukları yerden çıkardı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/42413721.jpg"/><p>Çevredeki iki ev ise tedbir amacıyla tahliye edildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/42413714.jpg"/><p>Öte yandan Güngör G. ve kızının sabah erken saatlerde yevmiyeyle fındık toplamak için evden ayrıldıkları öğrenildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/42413713.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/trabzonda-korkutan-heyela-794_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290754</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/camasir-makineniz-giysilerinizi-gercekten-temizliyor-mu-iste-gozden-kacan-o-buyuk-fark-290754</link>
      <pubDate>2026-09-08T13:53:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çamaşır makineniz giysilerinizi gerçekten temizliyor mu? İşte gözden kaçan o büyük fark]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Çamaşır makinesi seçimi, temizlik kalitesinden enerji ve su tasarrufuna kadar pek çok önemli sonucu beraberinde getiriyor. Uzmanlar, üstten ve ön yüklemeli makineler arasındaki farkların kullanıcılar için belirleyici olabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çamaşır makineniz giysilerinizi gerçekten temizliyor mu? İşte gözden kaçan o büyük fark]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çamaşır makinesi tercihi, evlerde hijyen standartlarını doğrudan etkileyen önemli bir karar olarak öne çıkıyor. Son yıllarda hem üstten yüklemeli hem de ön yüklemeli çamaşır makineleri arasında yaşanan tercih karmaşası, kullanıcıların hangi modelin daha iyi temizlik sağladığı konusunda soru işaretlerine yol açtı. Alanında uzman isimler, çamaşır makinelerinin çalışma prensipleri, temizlik performansı ve kullanım kolaylıkları hakkında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Özellikle ön yüklemeli makinelerin temizlik gücüyle öne çıktığı, üstten yüklemelilerin ise pratik avantajlar sunduğu vurgulandı. Bu kapsamlı değerlendirmeler, çamaşır makinesi seçiminin sadece kapak yönüne göre yapılmaması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.</p><h3>Tom Ceconi: 'Ön yüklemeli makineler genellikle daha iyi temizlik sağlıyor'</h3><p>Çamaşır makinesi teknolojileri konusunda görüş bildiren Heritage Park Laundry Essentials Başkanı Tom Ceconi, ön yüklemeli makinelerin temizlik performansında bir adım önde olduğunu belirtti. Ceconi, ön yüklemeli makinelerin hem daha etkili temizlik sunduğunu hem de giysilere daha az zarar verdiğini ifade etti. Ayrıca, hacimli eşyaların yıkanmasında üstten yüklemeli makinelerin de pratik avantajlar sağladığını dile getirdi. Ceconi'ye göre, ön yüklemeli makinelerin döndürme hareketi, kumaş yüzeyinde daha fazla sürtünme yaratarak kiri daha etkili bir şekilde uzaklaştırıyor. Bu mekanik hareketin, ellerle yapılan geleneksel yıkama yöntemine benzetilebileceğini vurgulayan Ceconi, ön yüklemeli makinenin temizlikteki başarısının özellikle zor lekelerde ve hassas kumaşlarda belirginleştiğine dikkat çekti. Ancak Ceconi, makinenin temizliğini korumanın da önemli olduğunun altını çizerek, kullanıcıların düzenli bakım ve temizlik alışkanlıklarını ihmal etmemesi gerektiğini söyledi.</p><h3>Amanda Abraham: 'Üstten yüklemeliler hacimli ve dayanıklı kumaşlarda öne çıkıyor'</h3><p>Maytag Laundry'nin entegre marka yöneticisi Amanda Abraham ise üstten yüklemeli çamaşır makinelerinin büyük ve ağır kirli yüklerde avantaj sağladığını belirtti. Abraham, bu makinelerin derin su yıkama özelliği sayesinde kot pantolon, havlu gibi dayanıklı kumaşlarda etkili sonuçlar verdiğini aktardı. Ayrıca, üstten yüklemeli makinelerde kullanılan merkezi çalkalayıcı veya impeller sistemiyle kumaşlar arasında ileri geri hareket sağlanarak temizlik gerçekleştiriliyor. Abraham, kullanıcı dostu yapısıyla üstten yüklemeli makinelerin, döngü ortasında unutulan eşyaların kolayca eklenmesine olanak tanıdığını da ekledi. Bununla birlikte, üstten yüklemeli makinelerin tasarımı sayesinde yoğun kullanımdan sonra bile daha temiz kaldığı, küf ve kötü koku oluşumunun önüne geçtiği belirtildi. Abraham, bu makinelerin özellikle küçük çamaşır alanlarında ve sık kullanım gerektiren ortamlarda pratik bir çözüm sunduğunu vurguladı.</p><h3>Ön yüklemelilerde su tasarrufu ve özel yıkama ayarları öne çıkıyor</h3><p>Ön yüklemeli çamaşır makineleri, sadece temizlik performansıyla değil, aynı zamanda enerji ve su tasarrufu sağlamasıyla da dikkat çekiyor. Energy Star verilerine göre, ön yüklemeli makineler her yıkamada yaklaşık 6 galon daha az su kullanıyor. Bu sayede hem çevre dostu bir tercih sunuyor hem de uzun vadede kullanıcıların su faturalarında tasarruf elde etmesini sağlıyor. Ayrıca, ön yüklemelilerde bulunan gelişmiş yıkama ayarları, farklı kumaş türleri ve yükler için daha özelleştirilmiş temizlik imkanı sunuyor. Yüksek kaliteli modellerde buhar seçeneği ve hassas kumaş döngüleri gibi ekstra fonksiyonlar yer alıyor. Ön yüklemeli makinelerin bir diğer avantajı ise, yıkama döngüsü sonunda daha hızlı dönerek kumaşlardan fazla suyu çekebilmesi. Bu özellik, özellikle ağır ve su tutan eşyaların kurutma süresini kısaltıyor. Tüm bu faktörler, ön yüklemeli çamaşır makinelerinin modern evlerde neden giderek daha fazla tercih edildiğini açıklıyor.</p><h3>Makine seçimi kadar çamaşır alışkanlıkları da önemli</h3><p>Çamaşır makinesi seçiminin yanı sıra, kullanıcıların temizlik performansını en üst düzeye çıkarmak için dikkat etmesi gereken başka unsurlar da bulunuyor. Uzmanlar, doğru temizlik için bakım etiketlerindeki talimatların mutlaka takip edilmesini, çamaşırların renk ve kumaş türüne göre ayrılmasını öneriyor. Makinenin aşırı doldurulmaması, uygun su sıcaklığı ve deterjan miktarının seçilmesi de temizlik kalitesini doğrudan etkiliyor. Ayrıca, çamaşırların makinede uzun süre bekletilmemesi ve yumuşatıcı kullanımının sınırlandırılması, kumaşların ömrünü uzatıyor. Makinenin düzenli olarak temizlenmesi ve bakımı, hem cihazın ömrünü artırıyor hem de kötü koku ve küf oluşumunu engelliyor. Uzmanlar, çamaşır makinesi tarzı ne olursa olsun, doğru kullanım alışkanlıklarının hijyen ve temizlikte belirleyici olduğunu vurguluyor.</p><h3>Çamaşır makinesi tercihi yaşam kalitesini artırıyor</h3><p>Sonuç olarak, çamaşır makinesi seçimi, evdeki hijyen standardını, enerji ve su tüketimini ve hatta giysilerin ömrünü doğrudan etkiliyor. Ön yüklemeli makineler temizlik ve tasarruf avantajlarıyla öne çıkarken, üstten yüklemeliler ise pratiklik ve kullanım kolaylığıyla tercih ediliyor. Uzmanlar, kullanıcıların kendi ihtiyaçlarına ve çamaşır alışkanlıklarına göre en uygun modeli seçmesinin önemini vurguluyor. Hangi makine tercih edilirse edilsin, düzenli bakım ve doğru kullanım alışkanlıkları sayesinde maksimum temizlik ve hijyen sağlanabiliyor. Bu nedenle, çamaşır makinesi tercihi sadece bir alışveriş kararı değil, aynı zamanda yaşam kalitesini yükselten önemli bir adım olarak görülüyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/camasir-makineniz-giysile-244_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290753</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/okuryazarlik-seferberligi-ile-8-yilda-450-binden-fazla-kadin-okuma-yazma-ogrendi-290753</link>
      <pubDate>2026-09-08T13:52:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["Okuryazarlık Seferberliği" ile 8 yılda 450 binden fazla kadın okuma yazma öğrendi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde başlatılan "Okuryazarlık Seferberliği" kapsamında 2018'den bugüne kadar açılan kurslarda 471 bin 734 kadın okuma yazma öğrendi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA["Okuryazarlık Seferberliği" ile 8 yılda 450 binden fazla kadın okuma yazma öğrendi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) aldığı kararla 1967'den bu yana her yıl 8 Eylül, "Uluslararası Okuryazarlık Günü" olarak kutlanıyor.</p><p>Gün kapsamında okuryazarlığın temel bir insan hakları meselesi olduğunu vurgulayan UNESCO, karşılıklı anlayışı, sosyal uyumu ve barışı teşvik etmek için okuryazarlığın önemine dikkati çekiyor.</p><p>Türkiye'de de okuryazarlık oranlarının artırılmasına yönelik yetişkinleri merkeze alan çalışmalar yürütülüyor.</p><p>Milli Eğitim Bakanlığından alınan bilgiye göre, halk eğitim merkezlerinde rutin olarak yürütülen yetişkin okuma yazma çalışmaları 5 Şubat 2018'de yayımlanan Okuryazarlık Seferberliği Genelgesi ile hız kazandı.</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ın himayesinde başlatılan Okuryazarlık Seferberliği ile okuma yazma bilmeyen vatandaşların okuryazar hale getirilmesi ve ilkokul düzeyinde öğrenim görmelerini sağlayacak İkinci Kademe Yetişkin Okuma Yazma Kurslarına yönlendirilmesi hedeflendi.</p><p>Kursiyerlerin Türkçeyi iyi konuşur hale getirilmeleri, temel aritmetik ve yurttaşlık bilgisini öğrenmeleri, günlük yaşamla ilgili temel bilgi, beceri ve davranışları kazanmaları da amaçlanıyor.</p><p><b>BU YIL 100 BİN KADIN KURSLARA KATILDI</b></p><p>Okuryazarlık Seferberliği kapsamında, 2018'den itibaren açılan kurslara 1 milyon 965 bin 802 kişi katılırken, bu kursiyerlerden 1 milyon 17 bin 631'i kursu başarıyla tamamlayarak okuma yazma kurslarından belge almaya hak kazandı.</p><p>Bu kişilerden 744 bin 303'ü "Yetişkinler 1. Kademe Okuma Yazma Öğretimi ve Temel Eğitimi" ile okuryazarlık belgesi, 273 bin 328'i de "Yetişkinler 2. Kademe Temel Eğitimi" başarı belgesini alarak ilkokul eğitim seviyesine ulaştı.</p><p>Yetişkin okuma yazma kurslarına son bir yılda 100 bin 3'ü kadın, 41 bin 526'sı erkek olmak üzere 141 bin 529 kursiyer katıldı.</p><p>Seferberliğin başladığı 2018'de Türkiye'de 15 yaş üstü okuma yazma bilmeyen kadın sayısı 1 milyon 872 bin 141 olarak tespit edildi. 2018'den bu yana 471 bin 734 kadının okuma yazma öğrenmesiyle, bu sayı 1 milyon 400 bin 407'ye geriledi.</p><p>Seferberliğin başlamasından bir yıl önce Türkiye'de 2 milyon 330 bin 640 olan 15 yaş üstü okuma yazma bilmeyenlerin sayısı, seferberliğin başlatıldığı 2018'de 2 milyon 197 bin 257'ye düştü.</p><p>Seferberlik sürecinde MEB tarafından 65 bölüm okuma yazma ders videosu çekildi, 3 okuma yazma öğretim programı ve 6 okuma yazma eğitim materyali geliştirilerek kursiyerlere ücretsiz dağıtıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/okuryazarlik-seferberligi-683_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290752</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turkiyenin-gelecegi-icin-buyuk-akademik-seferberlik-basliyor-290752</link>
      <pubDate>2026-09-08T13:49:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin geleceği için büyük akademik seferberlik başlıyor!]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul Aile Vakfı (İSAVAK) ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) iş birliğiyle, dijitalleşme ve azalan doğurganlık gibi küresel gelişmeler karşısında aile kurumunu güçlendirmek ve millî aile politikalarına bilimsel katkı sağlamak amacıyla lisansüstü öğrencilere yönelik akademik bir destek programı başlatılmıştır.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye'nin geleceği için büyük akademik seferberlik başlıyor!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde hızla yayılan bireyselleşme akımları, dijitalleşmenin getirdiği yeni yaşam biçimleri ve azalan doğurganlık oranları gibi toplumsal meseleler, aile kurumunu yakından etkiliyor. Ailenin korunmasını yalnızca sosyal bir politika alanı olarak değil, toplumun geleceği adına hayati bir sorumluluk olarak ele alan İstanbul Aile Vakfı (İSAVAK), Yükseköğretim Kurulu (YÖK) iş birliğiyle bu alana yeni bir soluk getirecek önemli bir adım attı.</p><p>Geçmiş dönemlerde gerçekleştirilen uluslararası sempozyumlar, çalıştaylar ve akademik yayınlarla güçlü bir birikim oluşturan vakıf, bu tecrübeyi yeni araştırmalarla genişletmeyi hedefliyor. Program, Türkiye'nin millî aile politikalarına katkı sunmanın yanı sıra vakfın "Dünya Aile Ajansı" vizyonuna akademik zemin oluşturmayı da amaçlıyor. Bu yaklaşım, Sayın Emine Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler 80. Genel Kurulu marjında dile getirdiği, Birleşmiş Milletler bünyesinde ailenin güçlendirilmesine yönelik çalışmaları koordine edecek özel bir yapı kurulması hedefiyle de örtüşüyor. Neden Bu Program? Yükseköğretim Kurulu'nun tüm üniversitelere duyurusunu yaptığı program, aileyi toplumsal sorunların çözümünde temel bir kurum ve devletin önemli bir paydaşı olarak gören bir anlayışı benimsiyor. Bu doğrultuda, aileyi merkeze alan bilimsel çalışmaların artırılması, literatürdeki araştırma boşluklarının giderilmesi ve uygulamaya dönük önerilerin geliştirilmesi hedefleniyor. Program kapsamında sosyoloji, psikoloji, sosyal hizmet, hukuk, iktisat, mimarlık, sağlık, din bilimleri, iletişim, mühendislik, güzel sanatlar, felsefe gibi pek çok disiplinde aile odaklı tez çalışmaları desteklenecek. Programa, Türkiye'deki devlet veya vakıf üniversitelerinde öğrenim gören Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı lisansüstü öğrenciler başvurabilecek. Yüksek lisans öğrencilerinin tez aşamasına gelmiş, doktora öğrencilerinin ise yeterlilik aşamasını geçmiş olması gerekiyor. Program dahilinde 40 araştırmacıya kapı aralanıyor. Yüksek lisans öğrencileri 1 yıl (2 dönem), doktora öğrencileri ise 2 yıl (4 dönem) boyunca destekleniyor. İstanbul Aile Vakfı olarak, desteklenecek bu 40 özgün çalışmanın ülkemizin aile politikalarına bilimsel katkı sunacağına ve ailenin güçlendirilmesine yönelik uluslararası çalışmalara rehberlik edeceğine inanıyoruz. Bilimsel çalışmalarıyla ailenin ve toplumun geleceğine katkı sunmak isteyen, başvuru koşullarını taşıyan tüm araştırmacılarımızı programımıza başvurmaya davet ediyoruz.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/turkiyenin-gelecegi-icin--554_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290751</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/savas-ve-aclikla-sinanan-gazzeye-kurban-bagislari-nefes-oluyor-290751</link>
      <pubDate>2026-09-08T13:44:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Savaş ve açlıkla sınanan Gazze'ye kurban bağışları nefes oluyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Gazze'de Yeryüzü Doktorları, 3 yıldır tüm engel ve zorluklara rağmen bağışçılarının emaneti olan kurban bağışlarını ulaştırmaya devam ediyor. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Savaş ve açlıkla sınanan Gazze'ye kurban bağışları nefes oluyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ailelerin beşte birinin tek öğünle hayatta kaldığı Gazze'de Yeryüzü Doktorları, 3 yıldır tüm engel ve zorluklara rağmen bağışçılarının emaneti olan kurban bağışlarını ulaştırmaya devam ediyor. Krizin başından beri hem sağlık hem insani yardım çalışmalarını sürdüren dernek, ateşkese rağmen insani yardım ve gıda malzemelerinin girişine izin verilmeyen şehirde konserve etleri ulaştırmayı ve dağıtmayı başarırken Han Yunus'taki sağlık merkezinde tıbbi ve psikososyal destek çalışmalarıyla Gazze halkının yanında yer alıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/gazzekonserve8-0809202653ee8175.jpg"/><p>Gazze'de ateşkes sürerken saldırılar ve gıdaya erişimin engellenmesi, milyonlarca insanın temel ihtiyaçlara ulaşmasını zorlaştırıyor. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) verilerine göre Gazze nüfusunun üçte ikisi acil durum seviyesinde açlıkla karşı karşıya bulunuyor. Temel gıdaya erişimin engellendiği bölgede Yeryüzü Doktorları, sağlık ve insani yardım çalışmalarıyla Gazze halkına nefes aldırmak için çabalıyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/gazzekonserve3-080920266d4922fd.jpg"/><p><b>BAĞIŞÇILARIN KURBAN EMANETİ GAZZE'YE ULAŞTI</b></p><p>Bağışçılarının emanetleri olan kurban bağışlarının kesimini ve konserveleme sürecini güvenlik ve hijyen koşulları sebebiyle farklı bir ülkede gerçekleştiren Yeryüzü Doktorları, 60 binden fazla konserve etinin hazırlanmasını sağladı ve ilk etapta 30 bin adet konserveyi Gazze'de ihtiyaç sahiplerine ulaştırmayı başardı. Ateşkese rağmen uygulanan ambargolara önlem olarak iki etapta gönderim planlayan dernek özel koşullarda hazırlanan 62 bin 34 adet kurban konservenin 30 bin adetini ihtiyaç sahiplerine ulaştırdı. Teslim edilen kurban konserveleri akut gıda güvensizliği yaşayan Gazze halkına nefes aldırdı. Kalan 32 bin 34 adet konserve için Mısır'daki üretim tesislerinde hazırlıkları tamamlayan Yeryüzü Doktorları eylül ayının sonuna kadar bağışlarla hazırlanan konservelerin Gazze'ye girişini planlıyor. Sınır kapılarındaki bekletilme ve engelleme riskine karşı 2 yıl raf ömrü olan konserveleri ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için dernek var gücüyle çalışmaya devam ediyor.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/gazzeyeryzmutfa3-0809202667ea7a90.jpg"/><p><b>YERYÜZÜ MUTFAĞI AÇLIKLA MÜCADELE EDEN BİNLERCE GAZZELİ İÇİN KURULUYOR</b></p><p>Yıl sonuna kadar ek yardım gelmezse insanların yüzde 90'ının yüksek düzeyde akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalacağı ve açlık yüzünden ölümlerin başladığı Kuzey Gazze'de mutfak kuran Yeryüzü Doktorları, günlük 500 kişiye sıcak yemek hazırlayıp dağıtarak akut durumdaki açlığa karşı mücadelesini sürdürüyor. Daha önce yemek çadırına yapılan saldırılar nedeniyle kullanılamaz hale gelen Yeryüzü Mutfağı'nı yenileyen dernek bu kapsamda 235 binden fazla ihtiyaç sahibinin yanında yer aldı. Krizin başladığı ilk günden bugüne Gazze'de yaklaşık 1 milyon 300 bin kişinin yaralarını saran dernek; başta sağlık olmak üzere insani yardım çalışmalarını sürdürmeye ve Gazzelilerin yaralarını sarmaya devam edecek.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/gazzekonserve2-08092026ffd29d4f.jpg"/><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/detay-08092026703f8f36.jpg"/><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/gazzeyeryzmutfa2-0809202600d10644.jpg"/><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/gazzeyeryzmutfa1-08092026e21ade61.jpg"/><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/gazzeyeryzmutfa4-08092026fb365ecc.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/savas-ve-aclikla-sinanan--418_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290750</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/sohretler-maci-trabzonda-oynandi-290750</link>
      <pubDate>2026-09-08T13:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Şöhretler Maçı Trabzon'da oynandı]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[81 ilden imam hatiplileri Trabzon'da buluşturan 23. İmam Hatipliler Kurultayı, sahaya taşındı. Türk futbolunun unutulmaz isimleri, ÖNDER ve Öncü Spor Yönetim Kurulu üyeleri ile Trabzon bürokrasisinin temsilcilerinin karşı karşıya geldiği Şöhretler Maçı'nda dostluk kazandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Şöhretler Maçı Trabzon'da oynandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/amc05920-08092026a94219d6.jpg"/><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/img9338-08092026157ac9d4.jpg"/><p class="MsoNoSpacing">81 ilden imam hatiplileri bir araya getiren 23. İmam  Hatipliler Kurultayı, 4-6 Eylül tarihlerinde Trabzon'da gerçekleştirildi.  Kurultayın ana programının ardından eski millî futbolcular ve farklı alanlardan  tanınan isimlerin katılımıyla Şöhretler Maçı oynandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/img9325-08092026b1b241e0.jpg"/><p class="MsoNoSpacing">ÖNDER  İmam Hatipliler Derneği ve Öncü Spor Kulübü iş birliğiyle düzenlenen  karşılaşma, Karadeniz Teknik Üniversitesi Futbol Sahası'nda gerçekleştirildi.  Kurultay kapsamında bir araya gelen isimler, bu kez futbol sahasında buluşarak  renkli ve heyecanlı bir karşılaşmaya imza attı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/img9332-08092026346328c2.jpg"/><p class="MsoNoSpacing"><b>ÜNLÜ İSİMLER SAHAYA ÇIKTI</b></p><p class="MsoNoSpacing">Eski  millî futbolcular Ali Kemal Denizci, Mehmet Yılmaz, Hami Mandıralı ve Tanju  Çolak ile eski futbolcular Emre Toraman, Mehmet Cemil Altın, Yaşar Alemdaroğlu  ve Nesim Özgür, eski kaleci ve antrenör Ahmet Yılmazer karşılaşmada forma  giydi. Takımlarda ÖNDER Genel Başkanı Abdullah Ceylan, Öncü Spor Başkanı  Hüseyin Kara ve Yönetim Kurulu üyelerinin yanı sıra Trabzon Valisi Tahir Şahin,  Trabzon Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Gürkan Üçüncü, AK Parti Trabzon  İl Başkanı Sezgin Mumcu ve Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erkut Çelebi  de yer aldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/img9320-08092026bd0c95af.jpg"/><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/img9323-0809202667e82f2a.jpg"/><p class="MsoNoSpacing"><b>SONUÇTA KARDEŞLİK KAZANDI</b></p><p class="MsoNoSpacing">Heyecanlı  ve renkli anlara sahne olan karşılaşmada ünlü isimler bu kez futbol sahasında  karşı karşıya geldi. Mücadelenin rekabeti kadar dostluk ve kardeşlik atmosferi  de öne çıktı. 23. İmam Hatipliler Kurultayı'nın "Kardeşçe" şiarı,  Şöhretler Maçı ile sahaya taşınırken, sporun birleştirici gücüyle farklı  alanlardan isimler aynı sahada buluştu. Karşılaşmanın sonunda ise kazanan  dostluk ve kardeşlik oldu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/sohretler-maci-trabzonda--369_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290749</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turk-yildizlarindan-misir-piramitleri-uzerinde-gosteri-ucusu-dikkat-bu-goruntuler-yapay-ze-290749</link>
      <pubDate>2026-09-08T13:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türk Yıldızları'ndan Mısır Piramitleri üzerinde gösteri uçuşu! "Dikkat! Bu görüntüler yapay zekânın değil, gökyüzündeki cesaretimizin bir ürünüdür"]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Türk Yıldızları, Mısır'da gerçekleştirilen "El Alamein International Airshow" kapsamında Mısır Piramitleri'nin üzerinde gösteri uçuşu yaptı. Milli Savunma Bakanlığı, Türk Yıldızları'ndan Mısır Piramitleri üzerinde gösteri uçuşunu "Dikkat, bu görüntüler yapay zekanın değil, gökyüzündeki cesaretimizin bir ürünüdür." notuyla paylaştı. İşte, Türk Yıldızlarından nefes kesen o görüntüler...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türk Yıldızları'ndan Mısır Piramitleri üzerinde gösteri uçuşu! "Dikkat! Bu görüntüler yapay zekânın değil, gökyüzündeki cesaretimizin bir ürünüdür"]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Hava Kuvvetlerinin akrobasi timi Türk Yıldızları, Mısır'da gerçekleştirilen "El Alamein International Airshow" kapsamında Mısır Piramitleri'nin üzerinde gösteri uçuşu yaptı.</p><p>Milli Savunma Bakanlığının NSosyal hesabından, Türk Yıldızları'nın Mısır'da gerçekleştirdiği gösteriye ilişkin yapılan paylaşımda, şunlar kaydedildi:</p><p>"Dikkat, bu görüntüler yapay zekanın değil, gökyüzündeki cesaretimizin bir ürünüdür. Mısır'da gerçekleştirilen 'El Alamein International Airshow' kapsamında gökyüzüne yükselen Türk Yıldızları Akrobasi Timimiz, dünyanın en görkemli tarihi miraslarından Mısır Piramitleri'nin üzerinde unutulmaz bir gösteri uçuşu gerçekleştirdi. Binlerce yıllık tarihin semalarında Ay Yıldızın izini bırakan Türk Yıldızları, eşsiz gösterileriyle Mısırlı kardeşlerimizi selamladı. Tarih yerde, Türk Yıldızları göklerde."</p><p>Paylaşımda, Mısır Piramitleri üzerindeki gösteri uçuşundan görüntüler de yer aldı.</p><section></section><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/video1-08092026e879be56.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/turk-yildizlarindan-misir-361_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290748</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/7-bini-askin-takimdan-113-takima-teknofest-iha-finalleri-malatyada-basliyor-290748</link>
      <pubDate>2026-09-08T13:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[7 bini aşkın takımdan 113 takıma: TEKNOFEST İHA finalleri Malatya'da başlıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin ve dünyanın genç İHA geliştiricileri, TEKNOFEST 2026 kapsamında düzenlenen Uluslararası ve Liseler Arası İnsansız Hava Aracı (İHA) Yarışmaları için Malatya'da buluşuyor. İHA Yarışmalarında 7 binden fazla takımın başvurusunun ardından finale kalan 113 takım, 8-13 Eylül tarihleri arasında Tulga Havalimanı'nda teknolojilerini gökyüzünde sınayacak.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[7 bini aşkın takımdan 113 takıma: TEKNOFEST İHA finalleri Malatya'da başlıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Türkiye'nin insansız hava araçları alanındaki teknoloji  ekosistemine genç yetenekler kazandırmayı hedefleyen TEKNOFEST Uluslararası ve  Liseler Arası İnsansız Hava Aracı (İHA) Yarışmaları, final heyecanıyla  Malatya'da başlıyor. TÜBİTAK yürütücülüğünde gerçekleştirilen İHA Yarışmaları,  bu yıl Sabit Kanat, Döner Kanat ve Serbest Görev olmak üzere üç farklı  kategoride düzenleniyor.</p><p>TEKNOFEST'in T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Türkiye  Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ana yürütücülüğünde düzenlenen teknoloji  yarışmalarıyla, gençlerin yenilikçi fikirlerini ürüne dönüştürmelerine alan  açan yapısı içinde gerçekleştirilen İHA Yarışmaları, lise seviyesinden  lisansüstü eğitime kadar farklı yaş ve eğitim gruplarındaki gençleri aynı  teknoloji hedefinde buluşturuyor.</p><p><b>7 BİNDEN FAZLA TAKIM GÖKYÜZÜ İÇİN BAŞVURDU</b></p><p>İHA teknolojilerine yönelik yoğun ilginin dikkat çektiği  yarışmalarda Liseler Arası İHA Yarışması'na toplam 6 bin 463 takım başvurdu.  Türkiye'nin 22 farklı ilinden 55 takım finale kalırken, Uluslararası İHA  Yarışması'nda ise 880 takım arasından Türkiye, Bangladeş ve Endonezya'dan  toplam 58 takım finalist olmaya hak kazandı.</p><p>Liseler Arası İHA Yarışması'nda Döner Kanat kategorisine  3 bin 715, Sabit Kanat kategorisine 1.690, Serbest Görev kategorisine ise 1.058  takım başvuru yaptı. Uluslararası yarışmada ise 254 takım Döner Kanat, 290  takım Sabit Kanat ve 336 takım Serbest Görev kategorisinde mücadele için  başvuruda bulundu.</p><p>Finale kalan takımlar, yalnızca geliştirdikleri İHA'ları  uçurmakla kalmayacak; araçlarının teknik yeterliliğinden otonomi seviyesine,  uçuş performansından yenilikçilik ve özgünlüğe kadar pek çok kriter üzerinden  değerlendirilecek.</p><p><b>FİNALDE SADECE UÇUŞ DEĞİL, MÜHENDİSLİK BECERİSİ DE  YARIŞACAK</b></p><p>Yarışma süreci Proje Sunum Raporu, Hazırlık ve Görev  Videosu ve Final Yarışması olmak üzere üç aşamada ilerledi. Final aşamasına  ulaşan takımlar, yarışma alanındaki kesin kayıt işlemlerinin ardından  İHA'larını teknik kontrole sunacak. </p><p>Uzman hakemler tarafından gerçekleştirilecek kontrollerde  araçların ağırlığı, yapısal dayanımı, mekanik hareket kabiliyeti ve elektronik  donanımlarının güvenliği değerlendirilecek. Teknik kontrolü geçen takımların  asıl mücadelesi ise uçuşlarla başlayacak. Sabit Kanat ve Döner Kanat  kategorilerinde takımların uçuş süresi, otonomi seviyesi, taşınan yük ve hedefe  bırakma başarısının yanı sıra İHA'nın ağırlığı, kurulum süresi ve muhafaza  kutusu hacmi gibi teknik özellikleri de puanlamaya dahil edilecek.</p><p>Serbest Görev kategorisinde ise otonomi, kararlılık,  kabiliyet, görev etkinliği ve demo kalitesi, yerli ürün kullanımı, yenilikçilik  ve özgünlük, ekonomiklik ve sadelik ile takım bilinci olmak üzere sekiz ana  kriter üzerinden değerlendirme yapılacak.</p><p><b>DERECEYE GİRENLERİ TOPLAMDA YÜZ BİNLERCE LİRALIK ÖDÜL  BEKLİYOR</b></p><p>Finalde dereceye giren takımlar da önemli ödüller için  yarışacak. Uluslararası İHA Yarışması'nda her üç kategoride birinci takıma 250  bin TL, ikinci takıma 200 bin TL, üçüncü takıma ise 175 bin TL ödül verilecek.</p><p>Liseler Arası İHA Yarışması'nda ise her üç kategorinin  birincileri 200 bin TL, ikincileri 150 bin TL, üçüncüleri 120 bin TL ödülün  sahibi olacak. Dereceye giren takımların danışman ve danışman öğretmenleri de  başarılarına karşılık ödüllendirilecek.</p><p>Bunun yanı sıra TÜBİTAK'tan maddi destek almadan  yarışmaya katılan ve derece ödülü kazanamayan finalist takımlar, gerekli  şartları sağlamaları ve 55 ve üzeri puan almaları halinde Performans Ödülü için  de değerlendirilecek. Böylece yarışmada yalnızca dereceye giren takımlar değil,  ortaya koyduğu teknik performansla öne çıkan finalistler de desteklenecek.</p><p><b>MALATYA'DA 6 GÜNLÜK TEKNOLOJİ MÜCADELESİ</b></p><p>İHA Yarışmalarının final etabı 8-13 Eylül tarihleri  arasında Malatya Tulga Havalimanı'nda gerçekleştirilecek. 8 Eylül'de kesin  kayıt ve teknik kontrollerle başlayacak final sürecinde 9-12 Eylül tarihleri  arasında yarışma uçuşları gerçekleştirilecek. 13 Eylül Pazar günü ise son  uçuşların tamamlanmasının ardından dereceye giren takımların açıklanacağı ödül  töreni düzenlenecek. Böylece aylar süren tasarım, üretim, test ve hazırlık  süreci, genç teknoloji takımlarının geliştirdikleri İHA'ları gerçek yarışma  koşullarında sergileyeceği final uçuşlarıyla tamamlanacak.</p><p>Yarışmanın ardından teknoloji yolculuğunun bir sonraki  durağı ise 30 Eylül-4 Ekim tarihleri arasında Şanlıurfa'da düzenlenecek  TEKNOFEST 2026 olacak.</p><p><b><a href="#0">www.teknofest.org</a></b><b></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/7-bini-askin-takimdan-113-550_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290747</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/trabzonsporun-yeni-teknik-direktoru-kim-olacak-listedeki-3-aday-290747</link>
      <pubDate>2026-09-08T13:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Trabzonspor'un yeni teknik direktörü kim olacak? Listedeki 3 aday]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Teknik direktör arayışlarını sürdüren Trabzonspor'da hedefler belirlendi. İşte ön plana çıkan 3 isim]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Trabzonspor'un yeni teknik direktörü kim olacak? Listedeki 3 aday]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<b>Trabzonspor, Gençlerbirliği karşısında aldığı farklı galibiyetle moral depolarken, gözler şimdi kulübün yeni teknik direktör hamlesine çevrildi. </b><p>Akşam'ın haberine göre Bordo-Mavililer, üç isim üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.</p><p>Antonio Conte listenin ilk sırasında yer alırken, İtalyan çalıştırıcıyı ikna etmek için temaslar sürüyor. </p><p>Listede yer alan diğer aday Marcelino ise Sevilla, Valencia, Athletic Bilbao, Marsilya ve son olarak Villarreal gibi kulüplerde görev aldı. İspanyol çalıştırıcıyla ilk temas sağlandı. </p><p>Gündemdeki bir diğer isim Ernesto Valverde... 62 yaşındaki teknik adam, en son Athletic Bilbao'da görev yapıyordu. Deneyimli çalıştırıcı, Barcelona'nın başında çıktığı 145 maçta 2.23 puan ortalaması yakalamıştı. </p><p>Trabzonspor'da Fatih Tekke ile yolların ayrılmasının ardından göreve getirilen Hüseyin Çimşir, ilk maçta sergilediği oyun ile büyük beğeni topladı. </p><p>Habere göre Bordo-Mavili yönetim, genç hoca ile teknik direktörlük konusunda uzun süreli bir proje yapmak istemiyor. Ancak camiayı iyi bilen isimlerden olan genç çalıştırıcı, yeni gelecek teknik adamın Trabzonspor'daki eli kolu olacak. Yardımcı antrenör olarak devam edilmesi planlanan Çimşir, yeni hocaya kapsamlı bir rapor da hazırlayacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/trabzonsporun-yeni-teknik-741_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.290746</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/tarih/kanuninin-son-seferinin-izleri-zigetvarda-gun-yuzune-cikiyor-290746</link>
      <pubDate>2026-09-08T13:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kanuni'nin son seferinin izleri Zigetvar'da gün yüzüne çıkıyor]]></title>
      <category><![CDATA[Tarih]]></category>
      <description><![CDATA[Kanuni Sultan Süleyman'ın son seferinin izleri Zigetvar'da yeniden gün yüzüne çıktı. Türbe çevresindeki araştırmalar, daha önce bilinenden çok daha büyük bir Osmanlı yerleşimine işaret etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kanuni'nin son seferinin izleri Zigetvar'da gün yüzüne çıkıyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Osmanlı İmparatorluğu'nun en uzun süre tahtta kalan padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın son seferinde kuşattığı Zigetvar Kalesi yakınlarında yürütülen arkeolojik çalışmalar, padişahın hayatını kaybettiği kabul edilen alanda adına yaptırılan türbenin çevresinde gelişen Osmanlı yerleşiminin daha önce tahmin edilenden büyük olduğunu ortaya koydu.</b></p><p>AA muhabiri, Kanuni&#39;nin 1566&#39;daki son seferi ile Zigetvar Kalesi yakınlarındaki türbe alanında sürdürülen çalışmalara ilişkin bilgileri derledi.</p><p>Kanuni'nin 1566'da, 6<b> Eylül'ü 7 Eylül'e bağlayan gece Zigetvar Kalesi'nin kuşatılması sırasında hayatını kaybetmesinin 460. yılı dolayısıyla, </b>son seferi ve bölgede ortaya çıkarılan Osmanlı kalıntıları yeniden gündeme geldi.</p><p>Macaristan'daki Pecs Üniversitesinin 2024-2025 döneminde türbe kompleksinin geniş çevresinde yürüttüğü araştırmalar, <b>"Turbek" </b>adı verilen Osmanlı yerleşiminin büyüklüğü, yapısı ve günlük yaşamı hakkında yeni bilgiler sağladı.</p><p>Osmanlı dönemine ait, yoğunluğu yer yer değişen buluntuların yaklaşık 80 hektarlık alana yayıldığı, yerleşimin ise daha önce düşünülenden büyük ve varlıklı olduğu belirlendi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/kanuni-0809202637375813.jpg"/><p><b>Kanuni'nin son seferi ve ölümü</b></p><p>Yaklaşık 46 yıllık saltanatıyla Osmanlı tarihinde tahtta en uzun süre kalan padişah olan Kanuni, <b>1 Mayıs 1566'da İstanbul'dan ayrılarak 13'üncü ve son seferine çıktı.</b></p><p>Yaşlılığı ve hastalığına rağmen ordusunun başında bulunan Kanuni&#39;nin otağı, kuşatma sırasında Zigetvar Kalesi&#39;ni gören ve türbe alanının bulunduğu kabul edilen tepeye kuruldu.</p><p>Kanuni, 6 Eylül'ü 7 Eylül'e bağlayan gece otağında hayatını kaybetti. <b>Zigetvar Kalesi, padişahın ölümünden kısa süre sonra Osmanlı kuvvetlerinin kontrolüne geçti.</b></p><p>Tarihi kaynaklara göre Kanuni'nin ölümü, ordunun moralinin ve düzeninin bozulmaması, ayrıca tahtın oğlu II. Selim'e sorunsuz geçmesi amacıyla padişahın <b>yakın çevresi tarafından gizlendi.</b></p><p>Kanuni&#39;nin naaşının bozulmasını önlemek amacıyla iç organlarının çıkarıldığı, naaşına amber ve misk sürüldüğü ve tabutunun otağındaki tahtın altına geçici olarak gömüldüğü aktarılıyor.</p><p>Bazı tarihi kaynaklara ve yaygın kabule göre, çıkarılan iç organlar otağın bulunduğu alana defnedildi.</p><p>Kanuni'nin naaşının yaklaşık<b> 42 gün sonra</b> çıkarılarak dönüş yolculuğu için arabaya yerleştirildiği, yol boyunca padişah hayattaymış gibi davranıldığı ve ölümünün II. Selim'in Belgrad'a gelmesinin ardından resmen açıklandığı belirtiliyor.</p><p><b>Türbenin çevresinde Osmanlı yerleşimi gelişti</b></p><p>II. Selim&#39;in emriyle Kanuni&#39;nin hayatını kaybettiği ve iç organlarının gömüldüğü kabul edilen yerde türbe yaptırıldı.</p><p>Zamanla önemli bir ziyaretgaha dönüşen türbenin çevresine cami, derviş tekkesi, konukevi ve muhafız barakası gibi yapılar inşa edildi. Kompleks ahşap palanka ve savunma yapılarıyla koruma altına alınırken çevresinde sivil yerleşim gelişti.</p><p><b>"Turbek" yerleşimi, Osmanlı hakimiyetinin bölgeden çekilmesi sırasında tahrip edildi. Yerleşimdeki yapıların yıkılması ve alanın zamanla bağ ve bahçelere dönüşmesiyle yerleşimin tam konumu unutuldu.</b></p><p><b>Kayıp türbenin yeri bilimsel yöntemlerle belirlendi</b></p><p>Kanuni&#39;nin türbesinin bulunmasına yönelik modern araştırmalar, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile Zigetvar Belediyesi arasında 2012&#39;de imzalanan anlaşmanın ardından başladı.</p><p>Pecs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Norbert Pap başkanlığındaki disiplinler arası ekip, tarihi belgeleri, haritaları, arazi kayıtlarını ve 1664&#39;te çizilen türbe kompleksi planını inceledi.</p><p>Çalışmalar sonucunda asıl türbe alanının Zigetvar Kalesi&#39;nin yaklaşık 4,2 kilometre kuzeydoğusundaki Turbek-Zsibot bölgesinde bulunan Üzüm Tepesi&#39;nde olduğu belirlendi.</p><p>Bölgede 2015&#39;te başlatılan kazılarda, araştırmacıların Kanuni adına yaptırılan türbe olarak tanımladığı kare planlı yapı ortaya çıkarıldı.</p><p>Sonraki çalışmalarda cami, derviş tekkesi, ziyaretçi konukevi, muhafız barakası, ahşap palanka ile sivil yerleşime ait yapı izleri tespit edildi.</p><p><b>Yeni buluntular yerleşimin büyüklüğüne ve günlük yaşama ışık tutuyor</b></p><p>Pecs Üniversitesi öncülüğündeki Türk ve Macar araştırmacılar, 2024-2025 döneminde türbe kompleksinin geniş çevresinde modern ölçüm cihazlarından yararlanarak yüzey araştırmaları ve jeofizik incelemeler yaptı.</p><p>Bazıları tuğladan yapılan ve kiremitlerle örtülen yapıların çevresinde gündelik kullanım eşyaları, seramikler, sikkeler, takılar ve Osmanlı metal işçiliği örnekleri tespit edildi.</p><p>Kazılarda ayrıca bir kuyu ile büyük depolama çukurları ortaya çıkarıldı. Çukurlarda tahıl kalıntıları, ısıtma sistemlerine ait pişmiş toprak parçalar, ayaklı kaseler, porselen fincan parçaları ve boyalı cam kap parçaları bulundu.</p><p>Buluntular arasında 16. yüzyıla ait nadir bir altın sikke, Kırım Hanlığı dönemine ait gümüş sikke, Osmanlı sofra takımı parçaları, yüzükler, süslü tokalar ve at koşum süsleri de yer aldı.</p><p>Araştırma sonuçlarının, türbe çevresindeki yapının ötesinde geniş bir Osmanlı yerleşiminin bulunduğuna ve burada yaşayanlarla ziyaretçilerin bir bölümünün dönemin şartlarına göre varlıklı olduğuna işaret ettiği belirtildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/08/kanuninin-son-seferinin-i-701_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>