<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287274</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/malatyada-korkutan-kaza-yuk-treni-hemzemin-gecitte-kamyona-carpti-287274</link>
      <pubDate>2026-08-12T19:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Malatya'da korkutan kaza: Yük treni hemzemin geçitte kamyona çarptı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Malatya'nın Hekimhan ilçesinde Sivas yönünden gelen yük treni, Karapınar mevkiindeki hemzemin geçitte kamyona çarptı. Kazada yaralanan 54 yaşındaki kamyon sürücüsü A.K. hastaneye kaldırılırken, demir yolu hattı ulaşıma kapandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Malatya'da korkutan kaza: Yük treni hemzemin geçitte kamyona çarptı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya'nın Hekimhan ilçesinde meydana gelen hemzemin geçit kazası, bir kez daha demir yolu güvenliği tartışmalarını gündeme taşıdı. Sivas istikametinden gelen yük treni, Karapınar mevkiindeki hemzemin geçitte bir kamyonla çarpıştı. Kazada yaralanan sürücü hastaneye sevk edilirken, demir yolu hattı trafiğe kapatıldı.</p><p><b>YÜK TRENİ HEMZEMİN GEÇİTTE KAMYONA ÇARPTI</b></p><p>Malatya'nın Hekimhan ilçesinde yük treninin hemzemin geçitte kamyona çarpması sonucu 1 kişi yaralandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/aw76623603-120820264481654c.jpg"/><p>Kaza, saat 14.00 sıralarında Hekimhan ilçesi Karapınar mevkiindeki hemzemin geçitte meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Sivas'tan Malatya yönüne seyreden 43019 sefer sayılı yük treni, hemzemin geçitten geçmeye çalışan A.K. (54) idaresindeki kamyona çarptı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Kazada yaralanan kamyon sürücüsü A.K., olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı.</p><p>Hastanede tedavi altına alınan A.K.'nin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilirken, kaza nedeniyle bir süre ulaşıma kapanan demir yolu hattının kamyonun kaldırılmasının ardından yeniden ulaşıma açılacağı bildirildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/aw76623602-12082026b136cd66.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/malatyada-korkutan-kaza-y-345_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287273</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/istanbulda-yuksek-dalga-boyu-alarmi-o-ilcede-denize-girmek-yasaklandi-287273</link>
      <pubDate>2026-08-12T19:23:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İstanbul'da yüksek dalga boyu alarmı... O ilçede denize girmek yasaklandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Beykoz Kaymakamlığı, yüksek dalga boyu nedeniyle ilçenin Karadeniz'e kıyısı bulunan tüm sahil, plaj ve koylarda 13-14 Ağustos tarihlerinde denize girişi yasakladı. Karar, 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu kapsamında alındı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İstanbul'da yüksek dalga boyu alarmı... O ilçede denize girmek yasaklandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul'un Beykoz ilçesinde Karadeniz kıyısındaki sahillerde yükselen dalga boyu vatandaşlar için ciddi tehlike oluşturdu. Beykoz Kaymakamlığı, olası can kayıplarının önüne geçmek amacıyla harekete geçti ve denize girme yasağı ilan etti. İki gün sürecek yasak, ilçe sınırlarındaki tüm Karadeniz sahillerini kapsıyor.</p><p><b>BEYKOZ KAYMAKAMLIĞI'NDAN 2 GÜNLÜK DENİZ YASAĞI KARARI</b></p><p>Kaymakamlıktan yapılan açıklamada, "İlçemiz Beykoz sınırlarında, Karadeniz'e kıyısı bulunan sahiller, plajlar ve koylarda dalga boyu yüksekliği nedeniyle 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu gereğince 13 Ağustos Perşembe ve 14 Ağustos Cuma günlerinde 2 gün süreyle denize girmek yasaklanmıştır." ifadeleri kullanıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/istanbulda-yuksek-dalga-b-756_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287272</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/mahmud-abbas-mekke-anlasmasini-ornek-gosterdi-bolge-icin-bir-baslangic-olsun-287272</link>
      <pubDate>2026-08-12T19:20:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Mahmud Abbas, Mekke Anlaşması'nı örnek gösterdi: Bölge için bir başlangıç olsun]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Külliye'deki görüşmenin ardından Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı değerlendirdi. Abbas, anlaşmanın bölgedeki istikrar ve İslam ümmetinin çıkarları için bir başlangıç olmasını temenni ederken, adil barışın ancak işgalin sona ermesi ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin devletinin kurulmasıyla gerçekleşeceğini vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Mahmud Abbas, Mekke Anlaşması'nı örnek gösterdi: Bölge için bir başlangıç olsun]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Türkiye ziyareti kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir araya geldi. İki lider, ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmeleri ele aldıktan sonra ortak basın toplantısı düzenledi. Abbas, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na güçlü destek verirken Filistin davasına ilişkin kritik mesajlar paylaştı.</p><p><b>ABBAS'TAN TÜRKİYE'YE FİLİSTİN DAVASI İÇİN TEŞEKKÜR</b></p><p>Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'yla ilgili "Bu anlaşma çok önemli. Temenni ederim ki, bölgedeki istikrar ve güvenliğin sağlanması için bir başlangıç olsun." dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/42198221.jpg"/><p>Türkiye'yi ziyaret eden Filistin Devlet Başkanı Abbas, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.</p><p>Abbas, "Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kardeş Türkiye Cumhuriyeti'ne bizim haklarımıza ve Filistin halkının davasına destekleri için teşekkür ediyorum." diyerek, Gazzelilere insani yardımda bulunduğu, Filistinli öğrencilere ev sahipliği yaptığı ve hastaları ve yaralıları tedavi ettiği için Türkiye'ye teşekkür etti.</p><p><b>MEKKE ANLAŞMASI İÇİN "İSLAM ÜMMETİNİN ÇIKARLARI" VURGUSU</b></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bölgedeki gelişmelerin yanı sıra ikili ilişkiler hakkında çok önemli ve verimli görüşmeler yaptıklarını dile getiren Abbas, ikili diyaloğun artırılması konusunda görüş birliğine vardıklarını söyledi.</p><p>Abbas, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na işaret ederek, "Bu anlaşma çok önemli. Temenni ederim ki, bölgedeki istikrar ve güvenliğin sağlanması için ve İslam ümmetinin çıkarlarını savunmak için bir başlangıç olsun." ifadelerini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/42198507.jpg"/><p>Adil bir barışın ancak işgalin sonlanması ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla sağlanabileceğinin altını çizen Abbas, bu hedefin uluslararası kanunlar ve Arap Barış Girişimi çerçevesinde gerçekleştirilmesinin önemli olduğunu kaydetti.</p><p><b>ABBAS'TAN FİLİSTİN BAĞIMSIZLIĞI İÇİN DESTEK ÇAĞRISI</b></p><p>Abbas, Türkiye, Mısır, Katar ve ABD'nin çabalarıyla Gazze'de ateşkes anlaşmasına varıldığını vurgulayarak, şunları söyledi:</p><p>"Şu ana kadar bir ateşkes sağlandı gibi ancak henüz insani yardımlar (Gazze'ye) giriş yapmadı. İmar konusunda da anlaşma yapılmıştı. Biz 2803 sayılı kararın uygulanmasını istemekteyiz. Filistin'in meşru egemenliğinin bir an önce Gazze'ye dönmesini istemekteyiz. Gazze bölgesi, Filistin Devleti'nin ayrılmaz bir parçasıdır ve diyoruz ki 'Gazze'de bir devlet olamaz, Gazzesiz de bir devlet olamaz.'"</p><p><b>İSRAİL'İN EL KOYDUĞU 6,5 MİLYAR DOLAR KRİZİ</b></p><p>Filistin Devleti'nin tam anlamıyla vücut bulması için siyasi sistemin ve kurumların tesis edilmesinin yanı sıra mali bağımsızlığın sağlanmasının da önem taşıdığını ifade eden Abbas, İsrail'in Filistin'e ait yaklaşık 6,5 milyar dolara el koyduğunun altını çizdi.</p><p>Abbas, bu durumun Gazze'deki memurların maaş ve diğer giderlerinin karşılanmasında sıkıntılara yol açtığına işaret etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/42198509.jpg"/><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinde, İsrail'in Batı Şeria ve Kudüs'te tırmandırdığı gerilim ile "yerleşimci terörünü" de ele aldıklarını aktaran Abbas, bölgedeki yerleşimcilerin tek başlarına hareket etmediğini ve İsrail ordusunun koruması altında olduğunu dile getirdi.</p><p>Abbas, İsrail'in saldırılarını Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekanlar arasında ayrım gözetmeden sürdürdüğünü kaydetti.</p><p><b>ABBAS'TAN TEHCİRE SERT TEPKİ: TOPRAKLARIMIZDA DİMDİK DURUYORUZ</b></p><p>Abbas, "Topraklarımızda dimdik durmaktayız, tehcire karşıyız." diyerek, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK), işgal altındaki Filistin topraklarındaki İsrail yerleşimlerinin yasa dışı olduğunu teyit eden 2334 sayılı kararında da bunun vurgulandığına işaret etti.</p><p>Hem İslam hem de Hristiyan dünyasına ait kutsal mekanların korunmasının ve Filistinliler arasında birliğin sağlanarak kapsamlı ulusal birliğin vücut bulmasının önem taşıdığını belirten Abbas, şunları kaydetti:</p><p>"Siyasi programı uygulamak ve buna bağlı kalmak çok önemli ki; bunu Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) yapmaktadır. Biz tek devletiz, tek devlet olacağız. FKÖ sisteminde de aynı şekilde yer almaktadır bu. Biz, tek yasama ve aynı zamanda tek silah olarak birlikteyiz. Dolayısıyla biz, ulusal ıslah programına da bağlıyız."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/42198494.jpg"/><p><b>FİLİSTİN'DE 28 KASIM SEÇİM KARARI</b></p><p>Abbas, 28 Kasım'da Filistin'de düzenlenecek milletvekili seçimlerine büyük önem verdiklerini söyleyerek, "Burada tabii ki hem yasama seçimleri hem de başkanlık seçimi yapılması söz konusu olacaktır." diye konuştu.</p><p>İçten tutumu dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan'a şükranlarını ileten Abbas, "Halkımız bağımsızlığına, hürriyetine kavuşana kadar desteklerinizi beklemekteyiz. Bölgede de istikrar ve barış sağlanmasını temenni ediyoruz." ifadesini kullandı.</p><p>Abbas, Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait bir F-16 uçağının, eğitim uçuşu sırasında Yalova'da kaza kırıma uğraması nedeniyle Türk halkına geçmiş olsun dileklerini sundu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/42198515.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/mahmud-abbas-mekke-anlasm-179_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287271</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/mhp-lideri-bahceliden-terorsuz-turkiye-uyarisi-kaybedecek-vaktimiz-yok-287271</link>
      <pubDate>2026-08-12T19:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[MHP Lideri Bahçeli'den 'Terörsüz Türkiye' uyarısı: Kaybedecek vaktimiz yok]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun hakkında kapsamlı bir açıklama yaptı. Bahçeli, Türkiye'nin üniter yapısının hiçbir müzakerenin konusu olamayacağını vurgulayarak Terörsüz Türkiye hedefinin ertelenemez bir milli beka zarureti olduğunu ifade etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[MHP Lideri Bahçeli'den 'Terörsüz Türkiye' uyarısı: Kaybedecek vaktimiz yok]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'a ilişkin kapsamlı bir yazılı açıklama yaptı. Bahçeli, 22 Ekim 2024'te başlattığı Terörsüz Türkiye iradesinin hukuki zemine kavuştuğunu belirterek terörün her boyutuyla tasfiye edilmesi gerektiğini vurguladı. Bölgesel çatışmaların yoğunlaştığı bir dönemde Türkiye'nin iç cephesindeki gedikleri kapatmasının hayati önem taşıdığını ifade eden Bahçeli, kanunun lafzı ve gerekçesiyle birlikte okunması çağrısında bulundu.</p><p><b>BAHÇELİ'DEN KANUNUN ANLAMI VE KAPSAMI HAKKINDA NET MESAJ</b></p><p>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin üniter yapısının, milli egemenlik üzerine inşa edilen yönetim biçiminin, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünün, Türk milletinin müşterek tarih ve gelecek tasavvurunun herhangi bir müzakerenin konusu haline getirilmesi mümkün değildir" dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/92d3d309fd564747ab6c-12082026ce418b83.jpg"/><p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'a ilişkin yaptığı açıklamada, "Gazi Meclisimiz tarafından ve milli iradeyle kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin terörle mücadele müktesebatının; milletimizin tahammül sınırlarını senelerce zorlayan çetin zamanların; yiğit vatan evlatlarımızın kanıyla ve canıyla ödenen ağır bedellerin; milli teknoloji hamleleriyle gücüne güç katan, etkin, caydırıcı, saygın, yerli ve milli savunma sanayii birikiminin ve nihayet terörü sınırlarımızın ötesinden olduğu kadar ülkemiz içinden de besleyen siyasi, sosyolojik ve silahlı mahfilleriyle beraber kökünden tasfiye etme mecburiyetinin hukuk sahasındaki mütemmim ve müessir neticesidir. Türkiye'nin terörden bütünüyle arındırılması; yalnızca dağdaki silahlı unsurun etkisizleştirilmesi ve örgütsel kapasitenin zayıflatılmasıyla mahdut bir güvenlik meselesi olmayıp; terörün yeniden neşvünema bulabileceği siyasi, sosyolojik ve jeopolitik zeminlerin kurutulmasını, milletimizin arasına etnik veya mezhebi mülahazalarla sokulmak istenen ihtilaf ve husumet damarlarının kesilmesini ve devletimizin egemenlik hukukunun hiçbir gayrimeşru odağın, vekalet unsurunun yahut harici hesap sahiplerinin müdahalesine açık bırakılmaksızın ülkenin tamamında tartışmasız biçimde hakim kılınmasını ihtiva eden çok katmanlı bir milli güvenlik meselesidir" ifadelerini kullandı.</p><p><b>BÖLGESEL ÇATIŞMA SARMALI VE MİLLİ BEKA ZARURETİ</b></p><p>Zamanın kendilerini haklı çıkardığını ifade eden Bahçeli, "22 Ekim 2024 tarihinde Milliyetçi Hareket Partisi Grup Toplantımızda ilk defa dile getirdiğimiz Terörsüz Türkiye iradesinin fikri, siyasi ve stratejik membaı da tam olarak bu hakikatin özünde aranmalıdır. Türkiye'nin mücavir coğrafyasında terör örgütlerinin ve vekalet unsurlarının jeopolitik nüfuz mücadelelerinde araçsallaştırıldığı; etnik ve mezhebi farklılıkların bölgesel hesapların manivelasına dönüştürüldüğü bir süreçte, Türkiye'nin terör meselesini kendi milli iradesi içerisinde nihai surette çözüme kavuşturması ertelenemez bir milli beka zarureti haline gelmiştir. İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'a yönelik saldırılarıyla başlayarak İran'ın bölgedeki üçüncü ülkeleri ve askeri hedefleri de içine alan mukabeleleriyle genişleyen çatışma sarmalı; bölgesel bir ihtilafın ne kadar kısa sürede sınırları aşan ve birbirine eklemlenen krizler silsilesine dönüşebileceğini göstermiştir. Söz konusu çatışma, enerji arzından küresel ticarete kadar geniş bir sahada bölgenin geleceğiyle beraber küresel istikrarı da tehdit eden bir mahiyet kazanmıştır" açıklamasında bulundu.</p><p><b>TÜRKİYE'NİN İÇ CEPHESİNDEKİ GEDİKLERİ KAPATMA ÇAĞRISI</b></p><p>Terörsüz Türkiye hedefi ile 'Terörsüz Bölge' ülküsünü aynı stratejik istikamette buluşturan bütüncül bir iradenin, nihayet hayat bulduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Gerek terör şebekesi İsrail'in Gazze'de akıttığı kan henüz durmamışken Lübnan ve İran'a kadar genişlettiği saldırganlık ve çatışma siyaseti; gerekse İran'ın üçüncü ülkeleri de hedef alan mukabeleleri, Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüseferi sekteye uğratan hamleleri ve Körfez'e yayılan tehditleri; bölgemizde harlanan ateşin yeni devletleri, yeni cepheleri ve yeni çatışma sahalarını içine çekebilecek tehlikeli bir yayılma istidadı taşıdığını açıkça göstermiştir. İşte bu şartlar altında Türkiye'nin kendi iç cephesinde terörün açtığı bütün gedikleri kapatması, hayati bir mesele haline gelmiştir. Bu doğrultuda Terörsüz Türkiye hedefi; Türkiye'ye karşı yaklaşık yarım asırdır kullanılan en kanlı jeopolitik müdahale vasıtalarından birini, onu sevk ve idare eden gafillerin elinden geri dönmemek üzere alma gayesi üzerine bina edilmiştir. Nitekim 22 Ekim 2024 tarihinde yaptığımız çağrıyla başlayan, PKK terör örgütünün fesih ve silah bırakma istikametinde gelişen safhalarla somutlaşan, meselenin TBMM eliyle milli iradenin denetimine alınmasıyla yeni bir mahiyet kazanan silsile ile devam eden süreç; Türkiye'nin içinde bulunduğu bölgesel şartların doğru okunmasıyla tayin edilmiş, her merhalesi bir öncekini ikmal eden bir bütüne vücut vermiştir" ifadelerine yer verdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/d12046ca3f414d3599b3-12082026f06b7ef7.jpg"/><p><b>ÜNİTER YAPI VE MİLLİ EGEMENLİK KIRMIZI ÇİZGİSİ</b></p><p>Türk milletinin müşterek tarih ve gelecek tasavvurunun müzakere konusu olamayacağını vurgulayan Bahçeli, "Gazi Meclisimizin iradesiyle hukuki bir zemine kavuşan Terörsüz Türkiye hedefinde bundan sonraki safhanın kutup yıldızı; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ağır bedeller ödeten terör belasını gelecek nesillerimizin omuzlarına bir yük olarak bırakmadan devlet ve toplum hayatımızdan bütünüyle çıkarmak, terörün silahla ulaşamadığı çeşitli hedeflerin farklı kisveler altında ve vasıtalar aracılığıyla yeniden üretilmesine hiçbir surette imkân tanımamak olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin üniter yapısının, milli egemenlik üzerine inşa edilen yönetim biçiminin, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünün, herhangi bir müzakerenin konusu haline getirilmesi mümkün değildir" dedi.</p><p>Çarpıtmalara, savrulmalara ve siyasi cambazlıklara lüzum olmadığını belirten Bahçeli, "Kabul edilen kanunun; terör örgütünün ve onunla iltisaklı yapılanmaların fiili varlıklarına son verdiğinin, kontrol ettikleri silah ve mühimmatın teslim edildiğinin, örgütsel komuta ve sevk kabiliyetinin ortadan kalktığının yetkili devlet kurumlarınca tespit ve teyit edilmesini müteakip işletilecek hukuki mekanizmaları ihtiva etmesi, düzenlemenin maksadını bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır. Söz konusu kanunu peşin hükümlerle çepeçevre sarılmış sözde muhalif nazardan değil; lafzıyla ve gerekçesiyle birlikte millet lehine doğuracağı önemli sonuçları dikkate alarak Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin cephesinden okumak lazımdır. Bu noktada aziz şehitlerimizin hatırası ile kahraman gazilerimizin fedakarlığına dair en küçük bir tereddüdün dahi zihinlerde yer bulmasına müsaade edilmemelidir" ifadelerini kullandı.</p><p><b>BAHÇELİ: KAYBEDECEK VAKTİMİZ YOK, TARİHİ FIRSAT KAÇIRILMAMALI</b></p><p>Türkiye'nin istikametinin belli olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Türkiye bugün terörü tarihe havale edebilecek bir kudrete erişmişse bunun temelinde, vatan toprağının her karışını canıyla müdafaa eden aziz şehitlerimizin mübarek kanı; bedeninde patlama izleri ve şarapnel parçalarıyla yaşayan gazilerimizin destansı fedakarlığı; üç bin yıllık şanlı tarihiyle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, Emniyet Teşkilatımızın, Jandarmamızın, güvenlik korucularımızın ve bütün güvenlik unsurlarımızın yıllara yayılan mücadelesi ile milletimizin sergilediği metanet bulunmaktadır. Terörün bütünüyle tasfiye edilmesi; bu toprakları bizlere vatan kılan kahramanlarımızın mücadelesinin boşa çıkmadığının, terör örgütü PKK'nın ve onun bütün uzantılarının tarihin karanlık sayfalarına gömüldüğünün en açık tescili olacaktır. Kanunun kabulüyle birlikte ulaşılan bu merhalenin bir nihayet değil; esasen hukuki ve idari bakımdan daha müteyakkız olunması gereken yeni bir safhanın başlangıcı olduğu da unutulmamalıdır. Kaybedecek vaktimiz yoktur. Kanunun yürürlüğe girmesini müteakip öngörülen hukuki ve idari süreçlerin mümkün olan en kısa sürede hayata geçirilmesi, kurumlar arasında herhangi bir yetki ve koordinasyon boşluğunun meydana gelmesine izin verilmemesi ve ortaya çıkan tarihi fırsatın çeşitli gayri milli cephe, söylem ve söylevlerin istismar alanına dönüşmesine kati surette müsaade edilmemesi gerekmektedir. Terörsüz Türkiye hedefi, Türkiye'nin bundan sonraki büyük yürüyüşünün başlangıç şartlarından biridir" açıklamasında bulundu.</p><p>Şehitlere rahmet ve minnetle yad eden Bahçeli, şunları kaydetti:</p><p>"Yıllarca terörün korku iklimi altında ekonomik, sosyal ve beşeri potansiyelini tam olarak harekete geçiremeyen bölgelerimizin yatırım, üretim, sanayi, tarım, turizm, eğitim ve istihdam imkanlarıyla buluşturulması; devlet ile vatandaş arasına örülmeye çalışılan suni mesafelerin ortadan kaldırılması ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşlığının müşterek tarih, kader ve birlikte yaşama ülküsü üzerinde daha da kuvvetlendirilmesi, terörün kalıcı tasfiyesinin somut neticeleri olacaktır. 'Ben Allah'tan yalnız iki şey istiyorum: Yurdum mesut olsun, yuvam bahtiyar' diyen merhum şairimiz Ziya Gökalp'in duası, Terörsüz Türkiye idealinin de en sade ve en samimi hülasasıdır. Ulaşılan bu tarihi merhalenin aziz milletimize, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve bölgemizin huzur, istikrar ve selametine hayırlı neticeler getirmesini temenni ediyorum."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/mhp-lideri-bahceliden-ter-947_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287270</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/fransada-40-bin-kisi-susuz-kaldi-bakan-barbuttan-kuraklik-alarmi-287270</link>
      <pubDate>2026-08-12T18:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Fransa'da 40 bin kişi susuz kaldı: Bakan Barbut'tan kuraklık alarmı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Fransa Ekolojik Dönüşüm Bakanı Monique Barbut, rekor sıcakların yaşandığı ülkede 40 binden fazla kişinin içme suyu kesintisiyle karşı karşıya kaldığını açıkladı. Ülke topraklarının yüzde 65'ini etkileyen kuraklık nedeniyle tüm bölgelerde su kullanım kısıtlamaları devreye girdi, bazı kentlerde su depoları ve şişe sularla hizmet veriliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Fransa'da 40 bin kişi susuz kaldı: Bakan Barbut'tan kuraklık alarmı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fransa, rekor sıcak dalgasının ardından ciddi bir kuraklık kriziyle yüz yüze geldi. Başkent Paris'te düzenlenen kriz toplantısında konuşan Ekolojik Dönüşüm Bakanı Monique Barbut, ülke genelindeki içme suyu kesintilerinin boyutlarını gözler önüne serdi. Kuraklığın ülke topraklarının büyük bölümünü etkisi altına aldığı ve vatandaşların günlük yaşamını doğrudan tehdit ettiği ortaya çıktı.</p><p><b>BAKAN BARBUT'TAN KRİZ TOPLANTISINDA KURAKLK UYARISI</b></p><p>Bakan Barbut, rekor sıcaklıkların görüldüğü Fransa'daki kuraklık durumuna ilişkin başkent Paris'te düzenlenen kriz toplantısında basına açıklamalarda bulundu.</p><p>Fransa'nın neredeyse tamamında kuraklık yaşandığını söyleyen Barbut, bu ayın başında ülke topraklarının yüzde 65'inde görülen kuraklığın 25 yılda bir yaşandığını dile getirdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/2f547feb7baf473bad74-12082026fea07a33.jpg"/><p><b>40 BİN KİŞİ İÇME SUYU KESİNTİSİYLE KARŞI KARŞIYA</b></p><p>Barbut, kuraklık nedeniyle ülkede 40 binden fazla kişinin evlerinde içme suyu kesintileriyle karşı karşıya kaldığını ve tüm bölgelerde su kullanımı konusunda kısıtlamalar getirildiğini ifade etti.</p><p>Önceliklerinin Fransa'nın her yerinde içme suyuna erişimi sağlamak olduğunu vurgulayan Barbut, bazı kentlerde içme suyu için su depoları ve su şişeleriyle hizmet sağlandığını kaydetti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/fransada-40-bin-kisi-susu-627_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287269</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/alanyada-bir-hafta-arayla-ikinci-yangin-alevler-kontrol-altina-alindi-287269</link>
      <pubDate>2026-08-12T18:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Alanya'da bir hafta arayla ikinci yangın: Alevler kontrol altına alındı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Antalya'nın Alanya ilçesinde Tepe Mahallesi'ndeki ormanlık alanda geçen hafta söndürülen yangının ardından aynı bölgede ikinci kez alevler yükseldi. Havadan ve karadan müdahaleyle kontrol altına alınan yangının çıkış nedeni henüz belirlenemedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Alanya'da bir hafta arayla ikinci yangın: Alevler kontrol altına alındı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alanya'da ormanlık alanda bir hafta arayla ikinci kez yangın çıkması dikkat çekti. Antalya Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri hava ve kara araçlarıyla bölgeye sevk edildi ve alevler kontrol altına alındı. Aynı noktada kısa sürede tekrarlayan yangınlar, bölge sakinlerinde ciddi endişeye yol açtı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/42198161.jpg"/><p><b>ALANYA TEPE MAHALLESİ'NDE ALEVLER YENİDEN YÜKSELDİ</b></p><p>Tepe Mahallesi'ndeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın başladı.</p><p>İhbar üzerine bölgeye Antalya Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı hava ve kara araçları ile Antalya Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri sevk edildi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/42198074.jpg"/><p><b>HAVADAN VE KARADAN MÜDAHALEYLE YANGIN KONTROL ALTINDA</b></p><p>Ekiplerin havadan ve karadan müdahalesiyle yangın kontrol altına alındı.</p><p>Aynı bölgede geçen hafta da orman yangını çıkmış, ekiplerin müdahalesiyle söndürülmüştü.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/42198162.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/alanyada-bir-hafta-arayla-589_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287268</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogandan-filistine-destek-mesaji-en-guclu-sekilde-savunmaya-devam-edecegiz-287268</link>
      <pubDate>2026-08-12T18:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Filistin'e destek mesajı... "En güçlü şekilde savunmaya devam edeceğiz"]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Abbas ile Külliye'deki kritik görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında Netanyahu hükümetini hedef aldı. Erdoğan, 2026'da 3 bin 800 Filistinlinin yerinden edildiğini vurgulayarak Filistin davasını her platformda savunacaklarını ilan etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Filistin'e destek mesajı... "En güçlü şekilde savunmaya devam edeceğiz"]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ağırladı. İki lider, işgal altındaki Filistin topraklarındaki son gelişmeleri ve iki devletli çözüm sürecini masaya yatırdı. Erdoğan, görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında Netanyahu hükümetine yönelik sert açıklamalarda bulundu ve Filistin davası için kararlılık mesajı verdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/42198218.jpg"/><h3>ERDOĞAN'DAN SOYKIRIMCI NETANYAHU HÜKÜMETİNE AĞIR SUÇLAMALAR</h3><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye olarak biz de Filistin davasını her platformda en güçlü şekilde savunmaya devam edeceğiz." dedi.</p><p>Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.</p><p>Türkiye'nin Filistinli kardeşleriyle istişare halinde Filistin davasını iki devletli çözüm esasında ilerlettiğini belirten Erdoğan, soykırımcı Netanyahu hükümetinin tüm dünyanın gözü önünde Batı Şeria ve Kudüs'teki hukuk dışı tasarruflarını sürdürdüğüne dikkati çekti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/42198506.jpg"/><p>Bölgede işgal, zorla göç ettirme ve gasp politikasının katmerlenerek devam ettirildiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:</p><p>"Birleşmiş Milletler verilerine göre, sadece 2026 yılında yerleşimci terörü, yıkımlar ve tahliyeler nedeniyle yaklaşık 3 bin 800 Filistinli yerlerinden edildi. 100'e yakın Filistinli kardeşimiz katledildi. Bu durum sistematik bir işgalin ve Filistin yönetimini kendi topraklarında nefes alamaz hale getirmeye çalışan bir yıpratma stratejisinin ürünüdür. Egemen Filistin Devleti'nin varlığı baltalanmaktadır. Bunu görmezden gelmek, buna kayıtsız kalmak mümkün değildir. Tüm sindirme ve tehcir teşebbüslerine rağmen Filistin halkı dimdik ayaktadır. Filistin'e destek olmanın başta İslam dünyası olmak üzere tüm insanlığın ortak sorumluluğu olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum."</p><h3>ERDOĞAN VE ABBAS'TAN MESCİD-İ AKSA İÇİN ORTAK DAYANIŞMA MESAJI</h3><p>Erdoğan, söz konusu tablo karşısında Abbas ile görüşmelerinde yapılabilecekleri değerlendirdiklerini, ikili ilişkilerin yanı sıra işgal altındaki Filistin topraklarındaki mevcut durumu ayrıntılı şekilde ele aldıklarını söyledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/42198505.jpg"/><p>Filistin'de yasama ve başkanlık seçimlerinin yapılması kararının hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, seçimlerin özellikle Filistinliler arasındaki uzlaşı sürecinin ilerletilmesine, Filistin halkının birlik ve beraberliğinin güçlendirilmesine katkı sağlamasını temenni etti.</p><p>Bugünkü görüşmede, Mescid-i Aksa ve El Halil'deki Hazreti İbrahim Camisi başta olmak üzere Filistin topraklarındaki kutsal mekanlara yönelik saldırı, ihlal ve tahriklere karşı dayanışmalarını yinelediklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:</p><h3>ERDOĞAN'DAN NETANYAHU'YA REST: FİLİSTİN'İ GÜNDEMDEN DÜŞÜREMEYECEKLER</h3><p>"İlk kıblemiz Mescid-i Aksa ve diğer mukaddes mekanlarda statükonun değiştirilmesine yönelik provokasyonlara özellikle şiddetle karşıyız. Şurası bir gerçek ki Netanyahu hükümetinin amacı bölgede kaostan ve yeni çatışmalardan nemalanmak suretiyle Filistin'i insanlığın ortak gündeminden düşürmektir. Ne yaparlarsa yapsınlar bunda muvaffak olamayacaklar. Onlar yok etmeye çalıştıkça Filistin davası gönüllerde büyümeye devam edecek. Türkiye olarak biz de Filistin davasını her platformda en güçlü şekilde savunmaya devam edeceğiz. 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz Filistin devletinin vücut bulması için kararlılıkla mücadele edeceğiz."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/42198267.jpg"/><h3>GAZZE'DE İSRAİL'İN UZLAŞMAZ TAVRINA SERT TEPKİ</h3><p>Gazze'de ise tüm anlaşma ve uluslararası çabalara karşı çözümsüzlüğü şiar edinen bir İsrail yönetimiyle karşı karşıya olunduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:</p><p>"Filistinli kardeşlerimizin yapıcı tutumuna rağmen mevcut İsrail yönetimi uzlaşmaz ve saldırgan tavrını sürdürüyor. Bu süreç daha söylediğim gibi kimin çatışmaların devamından kimin de barıştan yana olduğunu göstermektedir. Gazze halkı barıştan yana olduğunu, barış istediğini, bu uğurda güçlü bir iradeye sahip olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Gazze'de yeniden imar ve inşaat sürecinin başlatılması ve güvenliğin temini için gerekli koşullar bir an önce sağlanmalıdır. Bu duygu ve düşüncelerle Sayın Devlet Başkanı ve kıymetli heyetine ziyaretleri için teşekkür ediyorum. Buradan tüm Filistin halkına en kalbi selamlarımı ve muhabbetlerimi gönderiyorum."</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait F-16 uçağının Yalova'da eğitim uçuşu sırasında kaza kırıma uğradığını anımsatarak, "Milletimize geçmiş olsun dileklerimi bildiriyorum." dedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/filistin-devlet-baskani-a-781_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287267</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/kiz-kardesi-mezarlikta-gordu-nilda-mugenin-katil-zanlisi-yakalandi-287267</link>
      <pubDate>2026-08-12T17:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kız kardeşi mezarlıkta gördü! Nilda Müge'nin katil zanlısı yakalandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul Şişli'de kardeşine ilaç aldıktan sonra eczanenin önünde bekleyen Nilda Müge Şahin'i silahla vurarak öldüren katil zanlısı, genç kadının toprağa verildiği mezarlığın yakınında yakalandı. Şahin'in kız kardeşinin ablasının mezarını ziyaretinde şüpheliyi görünce polisi aradığı öğrenildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kız kardeşi mezarlıkta gördü! Nilda Müge'nin katil zanlısı yakalandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şişli Gülbahar Mahallesi'nde 5 Ağustos günü saat 00.45 sıralarında meydana gelen olayda, Nilda Müge Şahin (25) nöbetçi eczaneden çıktıktan sonra eski erkek arkadaşı Nazir I. (35) tarafından silahla vurulmuş ve olay yerinde hayatını kaybetmişti. Cinayet Büro Amirliği ekipleri, kaçan şüpheli Nazir I.'nın yakalanması için çalışma başlatmıştı. Yapılan çalışmalar sonucunda katil zanlısı, bugün Sarıyer Ayazağa'daki ormanlık alanda ekipler tarafından yakalandı. Nazir I.'nın genç kadının toprağa verildiği mezarlığın yakınında yakalandığı öğrenildi. Şahin'in kız kardeşinin ablasının mezarını ziyaretinde şüpheliyi görünce polisi aradığı öğrenildi.  </p><p>6 suç kaydı olduğu öğrenilen şüpheli, olayda kullandığı tabancayı hatırlamadığı bir noktada denize attığını iddia etti.  </p><p><b>CİNAYET ANI KAMERADA</b></p><p>Öte yandan, cinayet anının güvenlik kamerasına yansıyan görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde motosikletli saldırganın yol kenarında motosikletinin üzerinde bekleyen genç kadına ateş açarak kaçtığı görülüyor.  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/kiz-kardesi-mezarlikta-go-750_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287266</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-mahmud-abbasi-resmi-torenle-karsiladi-287266</link>
      <pubDate>2026-08-12T17:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mahmud Abbas'ı resmi törenle karşıladı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ı resmi törenle karşıladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mahmud Abbas'ı resmi törenle karşıladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Konuk Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın içinde bulunduğu makam aracını Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin önündeki caddede karşılayan süvariler, Abbas'a protokol kapısına kadar eşlik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abbas'ı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin ana giriş kapısında karşıladı. Erdoğan ve Abbas'ın tören alanındaki yerlerini almalarının ardından 21 pare top atışı eşliğinde iki ülkenin milli marşları çalındı. Abbas, Muhafız Alayı Tören Kıtası'nı 'Merhaba asker' diyerek selamladı. Törende tarihte kurulan 16 Türk devletini temsil eden bayraklar ve askerler de yer aldı. Heyetlerini birbirine takdim eden Erdoğan ve Abbas, merdivenlerde Türkiye ve Filistin bayrakları önünde gazetecilere poz verdi.</p><p>Erdoğan ve Abbas, ikili görüşme gerçekleştirecek. Görüşmede Filistin'deki son gelişmeler, ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmeler alınacak. İki lider daha sonra ortak basın toplantısı yapacak.</p><p>Törende Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve Ankara Valisi Yakup Canbolat da yer aldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/cumhurbaskani-erdogan-mah-325_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287265</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-fidan-libyada-hafter-ile-gorustu-287265</link>
      <pubDate>2026-08-12T16:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Fidan Libya'da Hafter ile görüştü]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Libya ziyareti kapsamında bulunduğu Bingazi'de Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanı Halife Hafter ile bir araya geldi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Fidan Libya'da Hafter ile görüştü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Fidan, Libya&#39;nın Bingazi kentini ziyaret etti.</p><p>Bakan Fidan&#39;ı havaalanında Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter karşıladı.</p><p>Fidan, daha sonra Libya'nın doğusundaki silahlı güçlerin lideri Hafter ile görüştü.<br></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/bakan-fidan-libyada-hafte-544_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287264</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/2025te-dunyanin-iklimi-yeni-rekorlar-kirdi-sera-gazlari-okyanuslar-ve-deniz-seviyesi-alarm-veriyor-287264</link>
      <pubDate>2026-08-12T16:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[2025'te Dünya'nın iklimi yeni rekorlar kırdı! Sera gazları, okyanuslar ve deniz seviyesi alarm veriyor]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Amerikan Meteoroloji Derneği'nin (AMS) yayımladığı 2025 İklim Durumu raporu, sera gazı salımlarından deniz seviyesine kadar pek çok alanda yeni rekorların kırıldığını ortaya koydu. Bilim insanları, bu verilerin gezegenin sağlığında ciddi alarm işareti verdiğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[2025'te Dünya'nın iklimi yeni rekorlar kırdı! Sera gazları, okyanuslar ve deniz seviyesi alarm veriyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerikan Meteoroloji Derneği'nin (AMS) hazırladığı 2025 İklim Durumu raporu, Dünya'nın ikliminde bugüne dek görülmemiş rekorların kırıldığını gözler önüne serdi. Rapora göre, 2025 yılı hem sera gazları hem de okyanus ısısı ve deniz seviyesi açısından tarihin en yüksek değerlerine ulaşıldığı bir yıl olarak kayda geçti. Bilim insanları, 60 farklı ülkeden 625 uzmanın katkısıyla hazırlanan bu kapsamlı çalışmada, iklim sisteminin neredeyse tüm hayati göstergelerinde anormal ve endişe verici sonuçların ortaya çıktığını vurguluyor. Kara, deniz, buz ve yörüngede yer alan çok sayıda izleme istasyonundan toplanan veriler, gezegenin adeta bir sağlık kontrolünden geçtiğini ve çoğu göstergenin kritik eşiklerin üzerine çıktığını gösteriyor.</p><h3>AMS raporunda sera gazları ve deniz seviyesi rekor kırdı</h3><p>2025'te ölçülen sera gazı seviyeleri, insanlık tarihinde bugüne kadar kaydedilen en yüksek noktalara ulaştı. Karbon dioksit (CO2), metan ve azot oksit gibi iklim değişikliğinin başlıca sorumlusu olan üç büyük sera gazı, yeni rekorlar kırdı. Özellikle küresel ortalama CO2 seviyesi, sanayi devrimi öncesine göre yüzde 53 artarak 425,6 ppm (parça/milyon) değerine çıktı. Bu artış, fosil yakıt kullanımındaki yükselişle paralel ilerledi ve 2025 yılı için tahmini 10,3 petagram karbon salımı gerçekleşti. Bu miktar, 1960'larda yıllık yakılan fosil yakıtın üç katından fazla. Sera gazı salımlarındaki bu tırmanış, atmosferdeki ısının büyük bölümünün okyanuslara hapsolmasına yol açtı ve deniz seviyesinde de rekor artışlara neden oldu. Uydu ölçümlerinin başladığı 1993'ten bu yana deniz seviyesi 14. kez rekor kırdı ve 1993'e kıyasla 111,2 milimetre yükseldi. Yalnızca ısınan okyanus suları, bu yükselişe yılda ortalama 1,6 milimetre eklerken, buzulların ve buz tabakalarının erimesiyle bu oran yıllık 2,0 milimetre daha arttı. Bilim insanları, bu eğilimin önümüzdeki yıllarda da süreceği konusunda uyarıyor.</p><h3>Küresel sıcaklıkta ve fırtınalarda olağanüstü artış</h3><p>2025 yılı, küresel kara ve okyanus sıcaklıklarında da tarihsel rekorların yaşandığı bir dönem oldu. 1800'lerin ortalarından bu yana tutulan kayıtlara göre, 2025 yılı en sıcak üç yıldan biri olarak belirlendi. Bu olağanüstü sıcaklık artışının en dikkat çekici yanı ise, güçlü bir El Niño etkisi olmadan gerçekleşmiş olması. Doğu Pasifik'te yıl boyunca nötr veya La Niña benzeri koşullar hakim olurken, buna rağmen sıcaklıklar rekor seviyelere ulaştı. Özellikle Avrupa, tarihinin en sıcak yılını yaşadı. Rusya, Çin, Güney Kore ve Arjantin de kendi tarihleri boyunca kaydedilen en yüksek ikinci sıcaklık değerlerine ulaştı. Beş büyük küresel sıcaklık veri setinin tamamı, 2015-2025 arasındaki son 11 yılın, kayıtlardaki en sıcak 11 yıl olduğunu teyit etti. Okyanusların yüzey sıcaklıkları ise, 172 yıllık ölçümlerde üçüncü en yüksek seviyeye çıktı. 1991-2020 ortalamasının 0,38°C üzerine çıkan bu değer, okyanus yüzeyinin yaklaşık yüzde 87'sinde en az bir deniz sıcak hava dalgası yaşanmasına yol açtı. Sadece yüzde 26'lık bir alan soğuk dönem gördü. Bu gelişmeler, iklim değişikliğinin etkilerinin artık dünyanın her köşesinde hissedildiğini gösteriyor.</p><h3>Kutuplarda hızlı erime ve buzulların dramatik kaybı</h3><p>Kuzey Kutbu, 126 yıllık kayıtların en sıcak ikinci yılını yaşadı ve bölgedeki hava sıcaklıkları, küresel ortalamanın neredeyse üç katı kadar arttı. Yağış miktarındaki artış tundra ekosistemlerinde yeşillik seviyesinin yükselmesine yol açtı ve 2025 yılı bu alanda üçüncü en yüksek değere ulaşıldı. Ancak deniz buzunda durum oldukça endişe verici. Maksimum genişlik, 47 yıllık uydu kayıtlarında en düşük seviyeye geriledi. Minimum genişlik ise 11. en düşük değere indi. Dört yıldan daha yaşlı buz neredeyse tamamen ortadan kayboldu; Eylül 2025'te sadece 95 bin kilometrekarelik bir alan kaldı. 1980'lerde bu miktar 1,5 milyon kilometrekareydi. Antarktika'da da benzeri bir tablo yaşandı. 1979'dan bu yana en sıcak yıl kaydedildi. Yüzey erimesi, çoğu buz rafında ortalamanın üzerinde gerçekleşti. Antarktika Yarımadası'nda erime, Ocak ayı başında rekor seviyelere yaklaştı. Kıta çevresindeki deniz buzu, neredeyse on yıldır ortalamanın altında seyrediyor ve yılın en yüksek ile en düşük genişlikleri, kayıtlardaki üçüncü ve dördüncü en düşük seviyelerde yer aldı. Karasal buzullar ise peş peşe 38 yıl boyunca erimeye devam etti ve son on yılda toplam buz kaybının yüzde 41'i gerçekleşti. Bu dramatik erime, deniz seviyesindeki artışın ana nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor.</p><h3>2025'te tropikal fırtınalar ve kasırgalar etkisini artırdı</h3><p>2025 yılı, tropikal fırtınalar ve kasırgalar açısından da olağanüstü bir dönem olarak kayda geçti. Kuzey ve Güney Yarımküre fırtına sezonlarında toplam 97 tanımlanmış tropikal siklon oluştu. Bu sayı, 1991-2020 ortalaması olan 87'nin oldukça üzerinde. Yalnızca Kuzey Atlantik'te üç tane olmak üzere toplam beş siklon kategori 5 gücüne ulaştı. Bu, havzanın kaydettiği en yüksek ikinci sayı. Melissa adlı kasırga, Atlantik'te şimdiye dek görülen en güçlü fırtınalardan biri oldu. 28 Ekim'de 190 mil/saat hıza ve 892 hPa minimum merkezi basınca ulaşarak Jamaika'ya kategori 5 olarak çarptı. Bu kasırga, 95 kişinin hayatını kaybetmesine ve en az 12,2 milyar dolarlık zarara yol açtı. Avustralya havzasında ise 2024-25 sezonunda 12 tropikal fırtına kaydedildi. Bu, 2005-06 sezonundan bu yana en yoğun yıl oldu. Tropikal Siklon Zelia, denizde kategori 5 gücüne ulaşarak Batı Avustralya'ya kategori 4 olarak karaya çıktı. Bu gelişmeler, iklim değişikliğinin yalnızca sıcaklık ve deniz seviyesiyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda aşırı hava olaylarının da sıklık ve şiddetinde artışa yol açtığını gösteriyor.</p><h3>AMS'den iklim krizi için acil eylem çağrısı</h3><p>AMS Başkanı Alan Sealls, 2025 İklim Durumu raporunun sonuçlarını değerlendirirken, iklim biliminin ulaştığı noktayı insan sağlığının yıllık kontrolüne benzetiyor. Sealls, "İklim Durumu, atmosfer, okyanuslar ve buzullar için yapılan yıllık ölçümlerin uluslararası işbirliğiyle değerlendirilmesini sağlıyor. Bu veriler, gezegenimizin mevcut durumunu, geçmişle karşılaştırmalı olarak ortaya koyuyor ve değişimin ne kadar hızlı gerçekleştiğini gösteriyor" ifadelerini kullandı. Sealls, raporda yer alan ölçümlerin, ekosistemlerin sağlığıyla doğrudan bağlantılı olduğunun altını çiziyor. Ayrıca, bu tür kapsamlı verilerin, hükümetlerden topluluklara, işletmelerden bireylere kadar herkes için uzun vadeli planlama ve iklimle mücadele stratejileri açısından kritik önem taşıdığını vurguluyor. Bilim insanları, her yıl düzenli olarak yayımlanan bu raporun, iklim değişikliğinin etkilerini şeffaf ve net biçimde ortaya koyduğunu, önlem alınmadığı takdirde gezegenin geleceğinin ciddi tehdit altında olduğunu belirtiyor. 2025 verileri, iklim krizinin artık ertelenemez bir sorun olduğunu ve acil eylemler gerektirdiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.</p><p>Raporun ortaya koyduğu veriler, gezegenimizin iklim sisteminde köklü ve hızlanan değişikliklerin yaşandığını açıkça gösteriyor. Sera gazı salımlarındaki artış, deniz seviyesindeki yükselme, okyanuslardaki ısı birikimi ve kutuplardaki dramatik erime, insanlığın karşı karşıya olduğu iklim krizinin boyutunu net biçimde ortaya koyuyor. Bilim insanları, acil ve etkili önlemler alınmadığı sürece, bu eğilimin önümüzdeki yıllarda da devam edeceği ve gezegenin ekosistemlerinin geri dönüşü olmayan zararlar görebileceği konusunda uyarıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/2025te-dunyanin-iklimi-ye-942_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287263</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/her-gece-burun-tikanikligiyla-uyaniyorsaniz-nedeni-dusundugunuzden-farkli-olabilir-287263</link>
      <pubDate>2026-08-12T16:17:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Her gece burun tıkanıklığıyla uyanıyorsanız nedeni düşündüğünüzden farklı olabilir]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Gece boyunca burun tıkanıklığı yaşayan binlerce kişi, sorunun kaynağını genellikle yanlış yerde arıyor. Uzmanlara göre, burun tıkanıklığı çoğu zaman alerjenlerden değil, vücudun yatış pozisyonuna ve yerçekimine verdiği fizyolojik tepkiden kaynaklanıyor. Uyku kalitesini doğrudan etkileyen bu doğal mekanizma, doğru alışkanlıklarla kontrol altına alınabiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Her gece burun tıkanıklığıyla uyanıyorsanız nedeni düşündüğünüzden farklı olabilir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Her gece, özellikle sağlıklı bireylerde bile ortaya çıkan burun tıkanıklığı, çoğu zaman soğuk algınlığı veya alerjenler gibi dış etkenlere bağlanıyor. Ancak uzmanlar, gece uykusunda aniden başlayan burun tıkanıklığının asıl nedeninin vücudun kendi fizyolojik mekanizmalarından kaynaklandığını belirtiyor. Uyku sırasında, yatay pozisyona geçildiğinde burun mukozasında kan akışı artıyor ve dokularda şişme meydana geliyor. Bu durum, binlerce kişinin gece boyunca ağızdan nefes almasına ve uyku kalitesinin düşmesine yol açıyor. Gece burun tıkanıklığının temelinde yerçekimi, kan dolaşımı ve vücudun biyolojik saati yer alıyor. Bu doğal süreç, alerjenlerden ziyade vücudun uykuya verdiği fizyolojik yanıtla açıklanıyor.</p><h3>Burun konkaları ve yerçekimi: Gece tıkanıklığının görünmeyen aktörleri</h3><p>Burun tıkanıklığı, burnun iç kısmında bulunan ve konka adı verilen dokuların yatış pozisyonunda şişmesiyle yakından ilişkili. Konka yapıları, gün içinde ayakta veya otururken kan akışının daha düzenli olması sayesinde genellikle fark edilmiyor. Ancak gece yatağa uzanıldığında, yerçekiminin etkisiyle kan bu konkalar içinde birikiyor ve dokular sünger gibi şişiyor. Bu şişlik, konkaların hacmini yüzde 50'ye kadar artırabiliyor. Sonuç olarak, gündüz tamamen açık olan burun delikleri, baş yastığa konduğu anda neredeyse kullanılamaz hale gelebiliyor. Uzmanlar, bu durumun toz, eski yastık ya da alerjenlerden ziyade, vücudun pozisyona verdiği doğal bir tepki olduğunu vurguluyor. Gece burun tıkanıklığı, aslında vücudun yatay pozisyona geçtiğinde kan dolaşımını yeniden düzenlemesinin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.</p><h3>Uyku pozisyonu ve sirkadiyen ritim: Burun tıkanıklığı riskini artıran faktörler</h3><p>Burun tıkanıklığı, sadece yatış pozisyonuyla sınırlı kalmıyor; uyku sırasında benimsenen pozisyon da bu sorunun şiddetini doğrudan etkiliyor. Sırt üstü veya yüzüstü uyumak, konkaların şişmesini ve burun tıkanıklığını artırıyor. Özellikle yüzüstü pozisyon, havanın burundan geçişini daha da zorlaştırıyor. Ayrıca vücudun biyolojik saati olarak bilinen sirkadiyen ritim, gece ve sabah erken saatlerde burun tıkanıklığını tetikliyor. Tüm bu faktörler birleştiğinde, sağlıklı bireylerde bile gece boyunca burun tıkanıklığı kaçınılmaz hale geliyor. Uzmanlar, burun tıkanıklığı riskini azaltmak için yan yatmayı ve başı hafifçe yükseltmeyi öneriyor. Böylece kan dolaşımı daha dengeli hale gelirken, konkaların şişmesi de sınırlandırılmış oluyor. Bunun yanında, hamilelik ve mevsimsel alerjiler gibi durumlar da burun tıkanıklığını artırabiliyor. Özellikle yaz aylarında artan polen ve alerjen yükü, burun mukozasında tahrişe yol açarak tıkanıklığı şiddetlendirebiliyor.</p><h3>Burun döngüsü: Vücudun doğal nefes alma stratejisi</h3><p>Pek çok kişi tarafından fark edilmese de, burun tıkanıklığı gece boyunca iki burun deliği arasında dönüşümlü olarak yaşanıyor. Bu duruma burun döngüsü adı veriliyor. Yaklaşık iki ila altı saatlik periyotlarla bir burun deliği tıkanırken diğeri açılıyor ve nefes alma görevi devrediyor. Gündüzleri bu değişim genellikle hissedilmezken, gece şişlik arttığı için burun döngüsü daha belirgin hale geliyor. Yan pozisyona geçildiğinde alt taraftaki burun deliği aniden tıkanabiliyor. Bu mekanizma sayesinde burun mukozası sırayla dinleniyor ve kuruması önleniyor. Uzmanlar, bu fizyolojik sürecin vücudun doğal savunma mekanizması olduğunu ve anomali olarak görülmemesi gerektiğini belirtiyor. Gece burun tıkanıklığı, aslında vücudun nefes alma fonksiyonunu korumaya yönelik bir stratejisi olarak öne çıkıyor.</p><h3>Burun tıkanıklığıyla başa çıkmanın yolları: Doğru alışkanlıklar öne çıkıyor</h3><p>Gece burun tıkanıklığıyla mücadele etmek için bazı basit önlemler almak mümkün. Uzmanlar, başın hafifçe yükseltilmesinin kan dolaşımını kolaylaştırdığını ve konkaların aşırı şişmesini engellediğini ifade ediyor. Yan yatmak, burundan nefes almayı kolaylaştırırken, sırt üstü ve yüzüstü pozisyonlar tıkanıklığı artırıyor. Odanın iyi havalandırılması, nem seviyesinin dengelenmesi ve alerjenlerin azaltılması da burun tıkanıklığına karşı etkili yöntemler arasında yer alıyor. Özellikle hamilelik ve mevsimsel alerjiler gibi özel durumlarda, bu önlemler daha da önem kazanıyor. Uzmanlar, burun tıkanıklığı nedeniyle ağızdan nefes almanın oksijen alımını azalttığını ve horlama riskini artırdığını belirtiyor. Bu nedenle, gece burun tıkanıklığını önlemeye yönelik alışkanlıkların kazandırılması, hem uyku kalitesini hem de genel sağlığı olumlu yönde etkiliyor.</p><p>Sonuç olarak, gece burun tıkanıklığı çoğu zaman gizemli veya tehlikeli bir sağlık sorunu değil, vücudun yatış pozisyonuna ve yerçekimine verdiği doğal bir yanıt olarak öne çıkıyor. Yerçekimi, kan dolaşımı ve biyolojik saat, her gece konkaların dinamik hareketini yönetiyor. Bir sonraki sefer gece burun tıkanıklığı ile uyandığınızda, vücudunuzun size verdiği bu doğal işareti anlamak, daha sağlıklı bir uyku için ilk adım olabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/her-gece-burun-tikaniklig-446_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287262</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/agladiktan-sonra-neden-huzurlu-hissediyoruz-287262</link>
      <pubDate>2026-08-12T16:16:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ağladıktan sonra neden huzurlu hissediyoruz?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Gözyaşı döktükten sonra hissedilen huzur, uzun yıllar psikolojik bir rahatlama olarak görülüyordu. Ancak bilim insanları, bu duygunun vücutta özellikle nefes alışverişiyle bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Araştırmalar, gözyaşı sonrası yaşanan değişimlerin biyolojik bir iyileşme sürecine işaret ettiğini gösteriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ağladıktan sonra neden huzurlu hissediyoruz?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gözyaşı döktükten sonra aniden gelen huzur duygusunun, yalnızca psikolojik bir rahatlama olmadığı ortaya çıktı. Bilim insanları, bu hissin aslında vücudun derinlerinde, özellikle de nefes alışverişinde gözlemlenebilen biyolojik bir sürecin sonucu olduğunu belirledi. Yapılan araştırmalar, ağlama öncesi, ağlama sırasında ve sonrasında nefesin ritminde belirgin değişiklikler yaşandığını ve bu değişimlerin vücudun kendini yeniden dengeye getirme mekanizmasının bir parçası olduğunu kanıtladı. Araştırmacılar, gözyaşı döküldükten sonra nefesin yavaşladığını, yeni bir tempo kazandığını ve bunun da parasempatik sinir sistemini aktif hale getirdiğini vurguluyor. Böylece, gözyaşı sadece duygusal bir boşalma değil, aynı zamanda vücudun içsel dengesini yeniden kurmaya yardımcı olan doğal bir iyileşme aracı olarak öne çıkıyor.</p><h3>Bilim insanları: 'Gözyaşı nefesin ritmini değiştiriyor'</h3><p>Uzmanlar, gözyaşı dökülmeden hemen önce vücudun yoğun bir stres ve gerilim durumuna girdiğini, kalp atışlarının hızlandığını ve nefes alışverişinin daha hızlı hale geldiğini belirtiyor. Bu süreçte, vücut adeta bir alarm durumuna geçiyor; kan basıncı yükseliyor, boğazda yumru hissi oluşuyor ve bazı kişilerde terleme gözleniyor. Ancak gözyaşı dökülmeye başladığında, bu tablo hızla değişiyor. Araştırmalar, gözyaşı döküldükten sonra nefesin ritminde belirgin bir yavaşlama ve düzenlenme yaşandığını ortaya koydu. Bu değişim, genellikle bilinçli olarak fark edilmese de, vücutta parasempatik sinir sisteminin devreye girdiğini gösteriyor. Yani, gözyaşı döküldükten sonra vücut, stresin etkilerini azaltan ve rahatlamayı sağlayan bir sürece giriyor. Bilim insanları, bu biyolojik tepkinin, gözyaşı sonrası huzur hissinin temel nedeni olduğunu savunuyor.</p><h3>Gözyaşı ve nefes: Biyolojik iyileşme mekanizması</h3><p>Gözyaşı dökülmesinin ardından vücutta başlayan bu biyolojik süreç, yalnızca nefesin yavaşlamasıyla sınırlı kalmıyor. Araştırmalar, ağlamanın ardından oksitosin ve endorfin gibi mutluluk ve rahatlama sağlayan hormonların da salgılandığını gösteriyor. Bu moleküller, hem fiziksel hem de duygusal acıyı hafifletiyor ve kişinin kendini daha iyi hissetmesine yardımcı oluyor. Ayrıca, gözyaşı döküldükten sonra parasempatik sinir sistemi uzun süre aktif kalıyor; bu da vücudun stres tepkisinden çıkarak yeniden dengeye ulaşmasını sağlıyor. Uzmanlar, bu sürecin anlık olmadığını, gerçek bir rahatlama ve huzur hissinin oluşabilmesi için gözyaşlarının birkaç dakika boyunca akmaya devam etmesi gerektiğini belirtiyor. Kısa süreli ağlama ise, bu biyolojik sürecin tam anlamıyla tamamlanmasına izin vermeyebiliyor. Tüm bu bulgular, gözyaşının yalnızca bir duygusal tepki değil, aynı zamanda vücudun kendini onarma ve dengeye getirme mekanizmasının ayrılmaz bir parçası olduğunu ortaya koyuyor.</p><h3>Uzmanlar: Gözyaşı sonrası rahatlama zamanla ortaya çıkıyor</h3><p>Uzmanlara göre, gözyaşı sonrası hissedilen huzur, çoğu zaman anında gerçekleşmiyor. Vücudun, ağlama sırasında yaşadığı stres tepkisinden çıkıp, yeniden dengeye kavuşabilmesi için zamana ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle, gerçek bir rahatlama hissinin oluşması için gözyaşlarının bir süre devam etmesi gerekiyor. Araştırmacılar, kısa süreli ağlama krizlerinin vücutta tam bir rahatlama sağlamadığını, ancak uzun süreli ve yoğun ağlama anlarının duygusal yükü azaltmada daha etkili olduğunu belirtiyor. Ayrıca, gözyaşı döküldükten sonra nefes alışverişindeki değişimin, vücudun içsel fren mekanizmasının devreye girdiğinin bir göstergesi olduğu vurgulanıyor. Bu süreçte, nefesin yavaşlaması ve düzenli hale gelmesi, kişinin kendini daha huzurlu ve sakin hissetmesini sağlıyor. Sonuç olarak, gözyaşı sonrası yaşanan rahatlama, hem biyolojik hem de psikolojik bir iyileşme sürecinin doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.</p><p>Bilim insanlarının yürüttüğü bu çalışmalar, gözyaşı dökmenin zayıflık değil, aksine vücudun kendini onarma ve dengeye getirme gücünün bir göstergesi olduğunu ortaya koyuyor. Gözyaşı, duygusal bir fırtınanın ardından vücudu yeniden sakinleştiren, nefesin ritmini değiştiren ve stresin etkilerini azaltan doğal bir mekanizma olarak öne çıkıyor. Bundan böyle, ağladığınızda hissettiğiniz huzurun sadece psikolojik bir rahatlama olmadığını, vücudunuzda başlayan biyolojik bir iyileşme sürecinin işareti olduğunu bilmek, bu duyguyu daha anlamlı kılabilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/agladiktan-sonra-neden-hu-121_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287261</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/gizli-depresyonun-gozden-kacan-belirtileri-neler-287261</link>
      <pubDate>2026-08-12T16:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gizli depresyonun gözden kaçan belirtileri neler?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Gizli depresyon, klasik depresyon belirtileri yerine fiziksel rahatsızlıklarla kendini gösterebiliyor. Psikolog Marina Romanovskaya, bu durumun tehlikelerine ve gözden kaçan işaretlerine dikkat çekti. Özellikle fiziksel şikâyetlerin öne çıktığı bu tablo, erken teşhis için uyarı niteliği taşıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gizli depresyonun gözden kaçan belirtileri neler?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gizli depresyon, yalnızca ruhsal değişikliklerle sınırlı kalmayıp, vücutta ortaya çıkan çeşitli fiziksel rahatsızlıklarla da kendini gösterebiliyor. Klinik psikolog Marina Romanovskaya, bu tür depresyonun dışarıdan anlaşılmasının zor olduğunu, çünkü kişinin hayatının normal ve sorunsuz görünebildiğini vurguladı. Ancak, içsel olarak kişi yoğun bir mutsuzluk, umutsuzluk ya da hatta intihar düşünceleriyle mücadele edebiliyor. Gizli depresyonun en dikkat çekici yönlerinden biri, klasik depresyon belirtilerinin geri planda kalması ve bunun yerine fiziksel sağlık şikâyetlerinin öne çıkması.</p><h3>Romanovskaya: 'Fiziksel ağrılar gizli depresyonun işareti olabilir'</h3><p>Psikolog Romanovskaya, gizli depresyonun fiziksel belirtilerle kendini gösterebildiğini belirtti. Özellikle uzun süre geçmeyen ve standart tedavilere yanıt vermeyen sağlık sorunları, bu durumun işareti olabilir. İrritabl bağırsak sendromu, migren, nedensiz baş ağrıları ve kas gerginliği, gizli depresyonun sıkça görülen fiziksel yansımaları arasında yer alıyor. Ayrıca, sırt, diz veya eklemlerde açıklanamayan ağrılar da bu tabloya eşlik edebiliyor. Kişi çoğu zaman bu şikâyetlerin kaynağını anlamakta zorlanıyor ve psikolojik nedenleri gözden kaçırabiliyor.</p><h3>Gizli depresyonda duygusal ve bilişsel değişimler öne çıkıyor</h3><p>Gizli depresyonun sadece fiziksel belirtilerle sınırlı kalmadığını ifade eden Romanovskaya, duygusal ve zihinsel değişimlerin de sıklıkla görüldüğünü söyledi. Hayata karşı ilginin azalması, ruh halindeki dengesizlikler, kaygılı düşünceler ve olumsuz senaryolar kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebiliyor. Bazı vakalarda panik ataklar ortaya çıkabiliyor, odaklanma ve yeni bilgileri hatırlama güçleşiyor. Ayrıca, cinsel istekte azalma ve uyku düzeninde bozulmalar da gizli depresyonun önemli işaretleri arasında yer alıyor. Kimi bireyler uykuya dalmakta güçlük çekerken, kimileri ise huzursuz ve yüzeysel bir uyku deneyimi yaşıyor.</p><h3>Depresyon ile tükenmişlik arasındaki farklar vurgulandı</h3><p>Romanovskaya, gizli depresyonun aşırı yorgunluk ve tükenmişlikten ayrılması gerektiğine de dikkat çekti. Normal yorgunluk genellikle istirahatle azalırken, depresyonda bu iyileşme görülmüyor. Tükenmişliğin çoğunlukla işle bağlantılı kaygılardan kaynaklandığını, depresyonun ise kişinin hayatının tüm alanlarını etkileyebileceğini belirtti. Uzman, depresyonda sabah saatlerinde şikâyetlerin daha yoğun hissedildiğini, tükenmişlikte ise akşam saatlerinde bu durumun arttığını ifade etti. Gizli depresyonun erken tanınması ve uygun destek alınması, kişinin yaşam kalitesinin korunması açısından büyük önem taşıyor.</p><p>Gizli depresyonun belirtilerinin gözden kaçmaması ve fiziksel şikâyetlerin psikolojik kökenli olabileceğinin fark edilmesi, erken müdahale için kritik rol oynuyor. Uzmanlar, bu tür durumlarda profesyonel yardım alınmasının önemine dikkat çekiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/gizli-depresyonun-gozden--796_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287260</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/valilikten-istanbul-icin-firtina-uyarisi-yer-yer-cok-siddetli-olacak-287260</link>
      <pubDate>2026-08-12T16:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Valilikten İstanbul için fırtına uyarısı: Yer yer çok şiddetli olacak]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul Valiliği, yarın sabah saatlerinden itibaren İstanbul'da etkili olması beklenen kuvvetli rüzgar ve fırtınaya karşı vatandaşları uyardı. Rüzgarın saatte 50-70 kilometre, yer yer 80 kilometre hızla esmesinin beklendiği bildirildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Valilikten İstanbul için fırtına uyarısı: Yer yer çok şiddetli olacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Valiliği, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün değerlendirmelerine ilişkin yaptığı açıklamada, kuvvetli rüzgar ve fırtına nedeniyle yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerektiğini belirtti.  </p><p>Valiliğin açıklamasında şu ifadelere yer verildi:  </p><p>"Rüzgarın; yarın (13 Ağustos 2026 Perşembe) sabah saatlerinden itibaren kuzey ve kuzeydoğu yönlerden kuvvetli rüzgar ve fırtına (50-70 km/saat, yer yer 80 km/saat) şeklinde esmesi beklendiğinden ağaç ve direk devrilmesi, çatı uçması ile ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.  </p><p>İlimizde havanın bugün parçalı ve az bulutlu, yarın (13 Ağustos 2026 Perşembe) ise parçalı yer yer çok bulutlu, sabah ve öğle saatlerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin edilmektedir."  </p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/valilikten-istanbul-icin--329_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287259</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/daha-iyi-uyumak-icin-ne-yapmali-uzman-uc-etkili-aliskanligi-acikladi-287259</link>
      <pubDate>2026-08-12T16:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Daha iyi uyumak için ne yapmalı? Uzman üç etkili alışkanlığı açıkladı]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Uyku tıbbı uzmanı Eric Zhou, kronik uykusuzluk yaşayan kişilere yardımcı olabilecek üç temel alışkanlığı anlattı. Fiziksel aktivitenin artırılması, yatakta geçirilen sürenin kontrol altına alınması ve düzenli bir yaşam rutini oluşturulması, uyku kalitesini gözle görülür biçimde iyileştirebilir.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Daha iyi uyumak için ne yapmalı? Uzman üç etkili alışkanlığı açıkladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kronik uykusuzluk günümüzde milyonlarca insanın günlük yaşamını olumsuz etkileyen ciddi bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Uyku tıbbı alanında çalışan uzman Eric Zhou, bu soruna karşı uygulanabilecek üç temel alışkanlığı kamuoyuyla paylaştı. Zhou'nun önerdiği yöntemler arasında fiziksel aktivitenin kademeli olarak artırılması, yatakta geçirilen sürenin makul düzeyde tutulması ve günlük yaşamda istikrarlı bir düzen kurulması yer alıyor. Uzman, bu üç basit ama etkili adımın kronik uykusuzlukla mücadelede ciddi bir fark yaratabileceğini vurguladı.</p><h3>Eric Zhou: 'Günde 500 adım bile uyku kalitesini değiştirebilir'</h3><p>Zhou'nun önerdiği ilk yöntem, günlük fiziksel aktivitenin artırılmasına dayanıyor. Uzman, haftalık atılan adım sayısının yaklaşık 500 kadar artırılmasının bile uyku üzerinde kayda değer bir olumlu etki yaratabileceğini belirtti. Bu rakam ilk bakışta küçük görünse de düzenli olarak uygulandığında vücudun dinlenme ihtiyacını doğal yollarla destekliyor. Zhou, ek hareketin yalnızca hareketsiz yaşam süren bireyler için değil, halihazırda aktif bir yaşam tarzına sahip kişiler için de faydalı olabileceğinin altını çizdi. Yani düzenli spor yapan birinin bile günlük adım sayısını biraz artırması, gece uykusunun derinliğini ve kalitesini olumlu yönde etkileyebilir. Fiziksel aktivitenin uykusuzluk üzerindeki bu etkisi, vücudun gün içinde harcadığı enerjinin gece doğal bir dinlenme talebi oluşturmasıyla açıklanıyor.</p><h3>Yatakta fazla kalmak uykusuzluğu çözmüyor, aksine derinleştiriyor</h3><p>Zhou'nun dikkat çektiği ikinci önemli nokta, birçok kişinin farkında olmadan yaptığı yaygın bir hatayla ilgili. Uykusuz geçen birkaç gecenin ardından insanlar genellikle telafi etmek amacıyla yatakta daha uzun süre kalmaya çalışıyor. Ancak bu yaklaşım uykusuzluk sorununu çözmek yerine daha da derinleştirebiliyor. Zhou, uyku ihtiyacının kişiden kişiye değiştiğini hatırlattı. Birçok yetişkinin yaklaşık yedi ila sekiz saat uykuya ihtiyaç duyduğunu, bazı kişilerin altı saatle yetinebildiğini, bir kısmının ise yaklaşık dokuz saate gereksinim duyduğunu ifade etti. Düzenli olarak uykuya dalma güçlüğü çeken ya da gece sık sık uyanan kişilere seslenen uzman, yatakta kalma süresini yapay biçimde uzatmaya çalışmamayı önerdi. Bunun yerine bu süreyi kademeli olarak kısaltarak uyku kalitesini artırmaya odaklanmanın çok daha etkili bir strateji olduğunu açıkladı. Bu yöntem sayesinde yatak, zihinsel olarak yeniden uykuyla ilişkilendiriliyor ve uykusuzluk döngüsü kırılabiliyor.</p><h3>Düzenli yaşam ritmi biyolojik saati güçlendiriyor</h3><p>Zhou'nun üçüncü ve son önerisi, vücuda öngörülebilir bir günlük düzen sunulmasıyla ilgili. Uzman, sabit kalkış ve yatış saatlerinin, sabah güneş ışığına maruz kalmanın, belirli saatlerde öğün yemenin ve istikrarlı akşam rutinlerinin biyolojik saate düzenli sinyaller gönderdiğini anlattı. Bu sinyaller, vücudun sirkadiyen ritmini yani iç saatini korumaya doğrudan yardımcı oluyor. Sirkadiyen ritim bozulduğunda uykusuzluk kaçınılmaz hale geliyor; ancak düzenli bir yaşam programı bu ritmi güçlendirerek geceleri daha kolay uykuya dalmayı ve sabahları daha dinlenmiş uyanmayı sağlıyor. Zhou, özellikle akşam saatlerinde tekrarlanan sakinleştirici alışkanlıkların beyne uyku vaktinin yaklaştığı mesajını verdiğini ve bu sayede uykusuzlukla mücadelede güçlü bir araç haline geldiğini vurguladı.</p><p>Uyku tıbbı uzmanı Eric Zhou'nun paylaştığı bu üç yöntem, kronik uykusuzluk yaşayan kişiler için ilaç kullanmadan uygulanabilecek pratik çözümler sunuyor. Günlük adım sayısını küçük miktarlarda artırmak, yatakta gereksiz yere uzun süre kalmaktan kaçınmak ve hayatın her alanında düzenli bir program izlemek, uyku kalitesinde belirgin bir iyileşme sağlayabiliyor. Uzmanlar, bu tür yaşam tarzı değişikliklerinin uzun vadede hem fiziksel hem de zihinsel sağlık üzerinde kalıcı olumlu etkiler bıraktığını belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/daha-iyi-uyumak-icin-ne-y-369_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287258</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/gece-sik-sik-tuvalete-kalkmak-hangi-hastaliklarin-isareti-olabilir-287258</link>
      <pubDate>2026-08-12T16:11:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gece sık sık tuvalete kalkmak hangi hastalıkların işareti olabilir?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Gece tuvalete çıkma sorunu, özellikle ileri yaşlarda sıkça karşılaşılan bir durum olarak dikkat çekiyor. Uzman Doktor Zişan Han, bu alışkanlığın bazı ciddi hastalıkların belirtisi olabileceği konusunda önemli açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gece sık sık tuvalete kalkmak hangi hastalıkların işareti olabilir?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gece tuvalete çıkma ihtiyacı, özellikle yaş ilerledikçe daha sık yaşanan bir sorun olarak öne çıkıyor. Uzman Doktor Zişan Han, gece uykusunun sık sık bölünmesinin yalnızca alışkanlıklardan kaynaklanmadığını, bazı sağlık problemlerinin de bu duruma yol açabileceğini belirtti. Noktüri olarak bilinen gece tuvalete çıkma, bazen fazla sıvı tüketiminden kaynaklansa da, bazı durumlarda ciddi hastalıkların habercisi olabiliyor. Gece boyunca birden fazla kez tuvalete gitme ihtiyacı duyanların, özellikle belirtiler düzenli hale gelirse, bir doktora başvurmaları öneriliyor.</p><h3>Doktor Zişan Han: 'Gece tuvalete çıkma ciddi hastalıkların işareti'</h3><p>Doktor Zişan Han, gece tuvalete çıkma sorununun altında yatan nedenler arasında idrar yolu enfeksiyonları, diyabet, prostat büyümesi ve kronik böbrek yetmezliği gibi önemli hastalıkların yer aldığını vurguladı. Özellikle bu rahatsızlıkların sık sık gece uyanmaya sebep olabileceğine dikkat çekti. Noktüri yaşayanların, sağlık durumlarını gözden geçirmeleri ve belirtiler devam ederse mutlaka uzman bir doktora danışmaları gerektiğini ifade etti. Han, yaşlı bireylerde bu durumun daha sık görüldüğünü, fakat gençlerde de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. Gece tuvalete çıkma alışkanlığı, bazen ciddi bir hastalığın ilk sinyali olabilir.</p><h3>Uzmanlar: 'Gece tuvalete çıkma ihmal edilmemeli'</h3><p>Sağlık uzmanları, gece tuvalete çıkma şikayetinin düzenli hale gelmesinin, kişinin genel sağlık durumu hakkında önemli ipuçları verebileceğini söylüyor. Doktor Zişan Han, özellikle kronik hastalığı bulunanların bu tür belirtileri ciddiye almasını ve vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmasını tavsiye ediyor. Gece tuvalete çıkma problemi yaşayanların, günlük sıvı alımını kontrol etmeleri ve başka şikayetlerle birlikte olup olmadığını gözlemlemeleri öneriliyor. Uzmanlar, bu tür semptomların erken teşhis edilmesinin, tedavi sürecinde büyük avantaj sağladığının altını çiziyor. Gece tuvalete çıkma, çoğu zaman ihmal edilse de, bazen ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabiliyor.</p><p>Gece tuvalete çıkma şikayetinin altında yatan nedenlerin zamanında tespit edilmesi, ileride oluşabilecek sağlık sorunlarının önüne geçilmesinde önemli rol oynuyor. Uzmanlar, düzenli olarak gece uyananların mutlaka bir doktora danışmasını öneriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/gece-sik-sik-tuvalete-kal-329_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287257</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/iceceklerdeki-buz-ne-zaman-tehlikeli-bakteriler-nasil-buza-bulasiyor-287257</link>
      <pubDate>2026-08-12T16:07:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İçeceklerdeki buz ne zaman tehlikeli? Bakteriler nasıl buza bulaşıyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Biyoteknologlar, restoran ve kafelerde servis edilen buzun hijyen koşullarına dikkat edilmediği takdirde ciddi sağlık riskleri oluşturabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle sıcak havalarda, buzlu içeceklerin bağırsak enfeksiyonlarına yol açabileceği belirtiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İçeceklerdeki buz ne zaman tehlikeli? Bakteriler nasıl buza bulaşıyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Restoran, kafe ve otellerde sunulan buzlu içecekler, hijyen kurallarına uyulmadığı durumlarda sağlık açısından ciddi riskler taşıyor. Biyoteknologlar, özellikle sıcak havalarda buzun bağırsak enfeksiyonlarına neden olabileceğini vurguluyor. Buzun hazırlanmasında kullanılan ekipmanların ve suyun temizliği, bu riskin önlenmesinde hayati önem taşıyor.</p><h3>Biyoteknologlar: Buz, enfeksiyon kaynağı olabilir</h3><p>Buzun hazırlanma sürecinde, başlangıçta temiz su kullanılsa bile, mikroorganizmalar farklı yollarla buza bulaşabiliyor. Çalışanların elleri, yetersiz temizlenen kürek ve kovalar, ya da hijyenik olmayan kaplar, mikropların buza geçmesine yol açıyor. Ayrıca, buz üretim makineleri arasındaki bekleme dönemlerinde, nem ve ılık ortamlar bakteri üremesi için elverişli bir zemin oluşturuyor. Bu süreçte oluşan biyofilm tabakası, yeni üretilen buzlara da bulaşabiliyor. Sert su kullanımı ise ekipman yüzeylerinde mineral birikimine neden olarak, mikroorganizmaların tutunmasını kolaylaştırıyor. Böylece, buzun hijyenik koşullarda üretilmemesi, tüketicilerde ciddi bağırsak enfeksiyonlarına yol açabiliyor.</p><h3>Hijyen şüpheli yerlerde buzlu içeceklerden kaçının</h3><p>Biyoteknologlar, özellikle düşük kaliteli su kullanılan veya ekipman temizliğinden emin olunamayan işletmelerde buzlu içecek tüketiminden uzak durulmasını öneriyor. Sıcak havalarda, buzun erimesiyle birlikte bakteriler hızla çoğalıyor ve erimiş suya karışan mikroorganizmalar, yeni dondurma işlemiyle yok edilmiyor. Uzmanlar, buz küplerinde alışılmadık bir koku, bulanıklık ya da sarımsı bir renk fark edildiğinde içeceğin tüketilmemesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, hijyen standartlarından şüphe edilen yerlerde buz yerine şişelenmiş ya da ısıl işlemden geçmiş suyla hazırlanan içeceklerin tercih edilmesi tavsiye ediliyor. Bu önlemler, özellikle yaz aylarında artan enfeksiyon riskini azaltmak için büyük önem taşıyor.</p><p>Buzun hijyenik koşullarda hazırlanıp sunulması, toplu tüketim alanlarında halk sağlığını korumak adına kritik bir adım olarak öne çıkıyor. Tüketicilerin bilinçli tercihler yapması, potansiyel sağlık sorunlarının önüne geçilmesinde etkili oluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/iceceklerdeki-buz-ne-zama-201_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287256</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ahbap-sorusturmasinda-44-milyon-tllik-para-trafigi-1-milyon-dolara-cevrilen-para-kasada-bulunamadi-287256</link>
      <pubDate>2026-08-12T15:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ahbap soruşturmasında 44 milyon TL'lik para trafiği: 1 milyon dolara çevrilen para kasada bulunamadı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "Ahbaplar suç örgütü" hakkında yürütülen soruşturma kapsamında, derneğe ait 44 milyon TL'nin önce 1 milyon dolara, ardından fiziki altına çevrilmesine ilişkin işlemler ele alındı. Soruşturma dosyasındaki tespitlere göre, söz konusu işlemlerde dernek yönetim kurulu tarafından Haluk Levent yetkilendirilirken, satın alındığı belirtilen altınların muhafaza edilmesi amacıyla kiralanan banka kasasında yapılan incelemede altınlar bulunmadı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ahbap soruşturmasında 44 milyon TL'lik para trafiği: 1 milyon dolara çevrilen para kasada bulunamadı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Soruşturma dosyasına göre Ahbap Derneği Yönetim Kurulu, 14 Ocak 2026 tarihinde derneğin banka hesabında bulunan 44 milyon TL'nin enflasyon karşısında değer kaybetmesini önlemek amacıyla altına dönüştürülmesine karar verdi. Yönetim kurulunun aynı tarihli kararında, paranın doğrudan altına çevrilmesi yerine önce ABD dolarına dönüştürülmesi, ardından dolar kullanılarak fiziki altın satın alınması kararlaştırıldı. Alınan karar doğrultusunda 44 milyon TL'nin dövize çevrilmesi ve döviz bürosundan alınacak 1 milyon doların fiziki olarak teslim alınması konusunda Haluk Levent yetkilendirildi. Aynı gün alınan başka bir yönetim kurulu kararıyla ise satın alınacak altınların muhafazası amacıyla banka kiralık kasası tutulmasına karar verildi. Kasanın anahtarının da Haluk Levent'e teslim edilmesi kararlaştırıldı.</p><p><b>HAVALE AÇIKLAMASINA "GAZZE İÇİN ELDEN ALINAN 1 MİLYON USD" YAZILDI</b></p><p>Dosyada yer alan bilgilere göre derneğin hesabından 14 Ocak 2026 tarihinde bir döviz bürosuna 44 milyon TL havale edildi. Havale işleminde açıklama kısmına "Gazze için elden alınan 1 milyon USD ödemesi" ifadesinin yazıldığı belirtildi. Soruşturma dosyasındaki tespitlere göre 44 milyon TL karşılığında alınan 1 milyon dolar nakit olarak Haluk Levent tarafından teslim alındı.</p><p><b>İKİ GÜN SONRA FİZİKİ ALTIN ALINDI</b></p><p>Yönetim kurulu, 16 Ocak 2026 tarihinde aldığı kararla bu kez fiziki olarak teslim alınan 1 milyon dolar kullanılarak kuyumcudan altın satın alınmasına karar verdi. Altınların teslim alınması konusunda da Haluk Levent yetkilendirildi.</p><p>Dosyadaki kayıtlara göre satın alınan altınların, Ahbap Derneğinin VakıfBank Feriköy Şubesinde bulunan kiralık kasada muhafaza edilmesi gerekiyordu.</p><p><b>KASA 6 AĞUSTOS'TA AÇILDI: ALTIN YERİNE İLAÇ VE KİTAP ÇIKTI</b></p><p>Soruşturma kapsamında kiralık kasanın durumu 6 Ağustos 2026 tarihinde kontrol edildi. Polis memuru, kuyumcu bilirkişi ve derneğin mal varlığı yönetim kayyım heyetinde görevli iki avukatın huzurunda açılan kasa, ayrıca video kaydına alındı. Dosyadaki tespitlere göre, 44 milyon TL'nin önce 1 milyon dolara, ardından fiziki altına dönüştürüldüğü belirtilen varlıklara kasada rastlanmadı. Kasadan bir kutu Tylolhot, bir kutu vitamin hapı, iki kutu ilaç ve bir kitap çıktığı kaydedildi.</p><p><b>44 MİLYON TL VE ALTINLARIN AKIBETİ ARAŞTIRILIYOR</b></p><p>Soruşturma kapsamında, derneğin banka hesabından çıkan 44 milyon TL'nin, bu parayla temin edildiği belirtilen 1 milyon doların ve ardından satın alındığı ifade edilen fiziki altınların akıbetinin belirlenmesine yönelik inceleme sürüyor.</p><p>Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturma kapsamında söz konusu para ve altınların kim veya kimlerin tasarrufuna geçtiği, işlemlerin nasıl gerçekleştirildiği ve hukuki niteliğinin belirlenmesine yönelik çalışmaların devam ettiği öğrenildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/ahbap-sorusturmasinda-44--492_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287255</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/abdde-enflasyon-temmuzda-aylik-yuzde-01-yillik-yuzde-34-artti-287255</link>
      <pubDate>2026-08-12T15:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ABD'de enflasyon temmuzda aylık yüzde 0,1, yıllık yüzde 3,4 arttı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'de Tüketici Fiyat Endeksi, temmuzda aylık yüzde 0,1, yıllık yüzde 3,4 ile beklentilere paralel arttı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ABD'de enflasyon temmuzda aylık yüzde 0,1, yıllık yüzde 3,4 arttı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), temmuzda aylık yüzde 0,1, yıllık yüzde 3,4 ile beklentilere paralel arttı.</p><p>Ayrıntılar geliyor...</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/abdde-enflasyon-temmuzda--899_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287254</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/son-dakika-yalovada-f-16-askeri-egitim-ucagi-dustu-pilot-kurtuldu-287254</link>
      <pubDate>2026-08-12T17:00:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Son dakika: Yalova'da F-16 askeri eğitim uçağı düştü! Pilot kurtuldu]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait bir F-16 uçağının, eğitim uçuşu sırasında Yalova'da kaza kırıma uğradığını, pilotun atlayarak kurtulduğunu bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Son dakika: Yalova'da F-16 askeri eğitim uçağı düştü! Pilot kurtuldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Hava Kuvvetlerimize ait bir adet F-16 uçağımız, eğitim uçuşu sırasında Yalova'da kaza kırıma uğramış, pilotumuz atlayarak kurtulmuştur. Kaza kırım nedeni, yapılacak detaylı inceleme sonucu belirlenecektir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur." ifadeleri kullanıldı.</p><p>Yalova Valisi Ahmet Hamdi Usta da olay yerinde incelemelerde bulundu.</p><p>Usta, incelemelerin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, bugün saat 15.00 civarında, bir F-16 uçağının eğitim uçuşu esnasında Çiftlikköy sınırlarındaki 18. Ana Üs Komutanlığı yerleşkesinin hemen yanında kaza kırıma uğradığını söyledi.</p><p>Pilotun kazadan sağ salim kurtulduğunu dile getiren Usta, uçağın kırıma uğradığı yerde, herhangi bir sivil veya askeri personelde de can kaybı yaşanmadığını anlattı.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/webihanewsnet1-12082026c774ba3d.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Usta, başta AFAD olmak üzere UMKE ve itfaiye ekiplerinin hemen olay yerine intikal ettiğini belirterek, şöyle devam etti:</p><p>"Herhangi bir yangın tehlikesi olmadan, etrafa zarar vermeden uçağın enkazına ulaşıldı ve tedbirler alındı. Kaza kırım ekibi, teknik anlamda çalışmalara başladı. En kısa zamanda onu da sonuçlandırıp açıklamalar yapılacaktır. Pilotumuzun sağ salim kurtulması, uçağın düştüğü yerde sivil veya askeri olsun can ve mal kaybının olmaması, bizim için sevindirici. Allah bir daha milletimizi bu tür kazalardan korusun diye de dua ediyoruz."</p><p><b>- "TEK TARAFLI BİR KAZA, ÇARPIŞMA YOK"</b></p><p>Bir gazetecinin "Bir çarpışma mı yaşandı?" sorusu üzerine Usta, "Tek taraflı bir kaza, çarpışma yok. Uçağımız eğitim esnasında herhalde teknik bir sıkıntı vardı, onu mutlaka kaza kırım ekibi çalışmalardan sonra ortaya çıkartacaklar. Herhangi bir çarpışma yok." dedi.</p><p>Usta, uçağın Eskişehir'den havalandığını belirterek, "Buradaki yerleşkemizde gerek Hava Harp Okulu adaylarımız gerekse Hava Harp Okulu öğrencilerimiz var. Burada eğitimdeler. Onları özendirmek amaçlı zaman zaman Eskişehir'den veya Bandırma'dan kalkan uçaklarımız, burada eğitim amaçlı uçuşlar yapıyorlar. O uçuş esnasında gerçekleşen bir olay." diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/son-dakika-yalovada-asker-264_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287253</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/muglada-turk-bayragini-yakan-supheli-yakalandi-287253</link>
      <pubDate>2026-08-12T15:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Muğla'da Türk bayrağını yakan şüpheli yakalandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Muğla'nın Menteşe ilçesinde Türk bayrağını çakmakla ateşe veren şüpheli gözaltına alındı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Muğla'da Türk bayrağını yakan şüpheli yakalandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Muğla'nın Menteşe ilçesi Emirbeyazıt Mahallesi'ndeki Kurşunlu Camii yakınlarında bir işletmenin önünde asılı bulunan Türk bayrağının zarar gördüğünü fark eden vatandaşlar, durumu polise bildirdi.</p><p>İhbar üzerine bölgede inceleme yapan emniyet güçleri, çevredeki güvenlik kamerası görüntülerini inceledi.</p><p>Kamera kayıtlarından, yoldan geçen bir kadının durarak elindeki çakmakla Türk bayrağını ateşe verdiği ve uzaklaştığı tespit edildi.</p><p>Polis, bayrağa zarar veren kişinin 31 yaşındaki Ayşe A. olduğunu belirledi.</p><p>İkametinde gözaltına alınan şüpheli, İl Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/muglada-turk-bayragini-ya-981_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287251</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/beyaz-giysilerdeki-sari-lekeler-nasil-cikarilir-287251</link>
      <pubDate>2026-08-12T15:19:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Beyaz giysilerdeki sarı lekeler nasıl çıkarılır?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[SYNERGETIC bilgi yönetim sistemi yöneticisi Olga Ryzhkova, beyaz giysilerde sıkça karşılaşılan sarı ter ve deodorant lekelerine karşı etkili yöntemleri paylaştı. Her lekenin farklı yapıda olduğunu belirten Ryzhkova, doğru ürün seçiminin ve uygulama adımlarının önemine dikkat çekti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Beyaz giysilerdeki sarı lekeler nasıl çıkarılır?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beyaz giysilerde oluşan sarı ter ve deodorant lekeleri, pek çok kişinin karşılaştığı inatçı bir sorun olarak öne çıkıyor. SYNERGETIC bilgi yönetim sistemi yöneticisi Olga Ryzhkova, bu lekeleri çıkarmak için evrensel bir çözüm olmadığını, her lekenin yapısına göre uygun ürün ve yöntem seçilmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle beyaz giysilerdeki sarı leke problemi, hem görünüm açısından rahatsızlık yaratıyor hem de yanlış uygulamalarla kalıcı hale gelebiliyor.</p><h3>Olga Ryzhkova: 'Her leke için farklı ürün kullanılmalı'</h3><p>Ryzhkova, deodorant kalıntılarının çoğunlukla mineral içerikli olduğunu ve bu nedenle asidik leke çıkarıcıların etkili olduğunu belirtti. Eğer leke, yağ bazlı kozmetik ürünlerden kaynaklanıyorsa, enzimli sıvı formüllerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Beyaz giysilerdeki sarı leke üzerinde kullanılan ürünün tek seferde yeterli gelmeyebileceğine işaret eden Ryzhkova, leke çıkarıcı uygulanmadan önce kumaşın nemlendirilmesini ve ardından ürünün nazikçe ovulmasını önerdi. Ürünün yaklaşık 10-15 dakika bekletilmesi, ardından yumuşak bir fırça veya elle lekenin işlenmesi, ardından da giysinin normal yıkamaya alınması gerektiğini ifade etti.</p><h3>Beyaz giysilerde oksijenli beyazlatıcı ile etkili sonuç</h3><p>Uzmanlar, beyaz giysilerdeki sarı leke için oksijenli beyazlatıcı içeren deterjanların oldukça faydalı olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle eski ve inatçı lekeler için bu bileşeni içeren leke çıkarıcıların sıcak suda eritilerek kullanılmasının, lekenin çözülmesini kolaylaştırdığını aktaran Ryzhkova, bu yöntemin ardından kumaşın iyice durulanması ve standart yıkama işleminin yapılmasının önemini vurguladı. Beyaz giysilerdeki sarı leke problemiyle karşılaşanlar için doğru ürün ve uygulama adımlarını takip etmek, giysinin ömrünü uzatırken temizlikte de etkili sonuçlar sağlıyor.</p><p>Beyaz giysilerde sarı leke oluşumunu önlemek ve mevcut lekelerden kurtulmak için, uzmanların önerdiği yöntemleri düzenli olarak uygulamak gerekiyor. Doğru ürün seçimi, dikkatli uygulama ve sabır, beyaz giysilerdeki sarı leke sorununu en aza indiriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/beyaz-giysilerdeki-sari-l-871_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287250</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/dinlenme-halindeki-nabiz-kac-olmali-287250</link>
      <pubDate>2026-08-12T15:18:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dinlenme halindeki nabız kaç olmalı?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Kardiyologlar, yetişkinlerde dinlenme halindeki nabız değerlerinin sağlık açısından önemine dikkat çekti. Uzmanlar, 35'in altı ve 150'nin üzerindeki nabız değerlerinin acil tıbbi müdahale gerektirdiğini vurgularken, göğüs ağrısı, baş dönmesi ve nefes darlığı gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dinlenme halindeki nabız kaç olmalı?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji alanında uzman isimler, yetişkinlerde dinlenme halindeki nabız değerlerinin sağlık açısından kritik bir gösterge olduğunu açıkladı. Özellikle dakikada 35'in altına veya 150'nin üzerine çıkan kalp atış hızının ciddi riskler taşıdığına dikkat çekildi. Nabız değerlerinde yaşanan aşırı sapmaların, acil tıbbi yardım gerektirebilecek kalp rahatsızlıklarına işaret edebileceği belirtildi. Uzmanlar, bu tür durumlarda zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p><h3>Kardiyologlar: 'Nabızda tehlikeli sınırlar aşıldığında acil müdahale şart'</h3><p>Yetişkin bireylerde dinlenme halindeyken kalp atış hızının genellikle dakikada 60 ile 100 arasında değiştiğini belirten kardiyologlar, bu aralığın dışındaki değerlerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Nabzın 100'ün üzerine çıkması halinde, altta yatan nedenlerin araştırılması için bir uzmana başvurulması öneriliyor. Anemi, kalp ritmi bozuklukları ve tiroid hastalıkları gibi sağlık sorunları, nabızda yükselmeye yol açabiliyor. Ayrıca, kafein, stres, dehidrasyon ve enfeksiyon gibi günlük yaşamda sık karşılaşılan faktörler de kalp atış hızını etkileyebiliyor.</p><h3>Göğüs ağrısı ve nefes darlığı ihmal edilmemeli</h3><p>Kardiyologlar, nabızda ani değişimlerin yanında göğüste sıkışma, şiddetli çarpıntı, baş dönmesi, bayılma, nefes darlığı ve aşırı yorgunluk gibi belirtilerin de mutlaka dikkate alınmasını öneriyor. Bu tür şikayetlerin ortaya çıkması halinde, kalp sağlığının korunması için hızlı hareket edilmesi gerekiyor. Uzmanlar, acil durumlarda kontrollü ve derin nefes alma tekniklerinin nabzı geçici olarak düşürebileceğini, ancak kalıcı çözüm için düzenli aerobik egzersiz yapılmasının dinlenme halindeki nabız değerlerini uzun vadede olumlu etkilediğini belirtiyor. Kardiyologlar, toplumda kalp sağlığı bilincinin artırılması gerektiğini ve düzenli nabız takibinin önem taşıdığını ifade ediyor.</p><p>Kalp atış hızındaki değişikliklerin erken fark edilmesi, ciddi sağlık sorunlarının önlenmesinde önemli rol oynuyor. Uzmanlar, nabız değerlerinin düzenli olarak kontrol edilmesini ve olağandışı bir durum hissedildiğinde vakit kaybetmeden profesyonel destek alınmasını tavsiye ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/dinlenme-halindeki-nabiz--130_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287247</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/uykusuzluk-dongusu-nasil-kirilir-uyku-uzmanindan-15-dakikalik-yontem-287247</link>
      <pubDate>2026-08-12T15:15:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uykusuzluk döngüsü nasıl kırılır? Uyku uzmanından 15 dakikalık yöntem]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Uyku uzmanı Roman Buzunov, uykusuzluk çekenler için 15 dakika kuralını önerdi. Buzunov, yatakta uzun süre uyuyamayanların başka bir odaya geçmesini ve sabahları her zamanki saatte kalkmayı tavsiye etti. Bu yöntemle uykusuzlukla başa çıkmanın mümkün olduğunu belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uykusuzluk döngüsü nasıl kırılır? Uyku uzmanından 15 dakikalık yöntem]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uyku sorunları yaşayanlar için yeni bir öneri uyku uzmanı Roman Buzunov'dan geldi. Buzunov, uykusuzluk problemiyle mücadele edenlerin, gece yatağa girdikten sonra 15 dakika içinde uyuyamazlarsa yatakta kalmamalarını tavsiye etti. Uzman, bu durumda başka bir odaya geçip kitap okumak gibi sakinleştirici bir aktiviteyle ilgilenmenin daha etkili olduğunu vurguladı. Ayrıca, sabahları her zamanki saatte kalkmanın, gece geç uyunsa bile uyku düzeninin korunmasına yardımcı olduğunu söyledi.</p><h3>Roman Buzunov: 'Yatak, başarısız uyku denemeleriyle anılmamalı'</h3><p>Roman Buzunov, uykusuzluk yaşayan kişilerin yatakta uzun süre uyuyamama ile ilgili olumsuz bir bağlantı kurduğunu belirtti. Bu nedenle, yatak sadece uyku için kullanılmalı ve başarısız uyku girişimlerinden uzak tutulmalı. Buzunov'a göre, bu yaklaşım sayesinde yatak, yeniden uykuya dalmanın mümkün olduğu bir yer haline geliyor. Aynı zamanda, bu yöntemle uykusuzluk nedeniyle oluşan kaygı da zamanla azalıyor. Uzman, düzenli olarak bu kurallara uyulmasının, uykuya dalma süresini kısalttığını ifade etti.</p><h3>15 dakika kuralı ile uykusuzluk kaygısı azalıyor</h3><p>Uyku uzmanı Roman Buzunov, 15 dakika kuralının düzenli uygulanması halinde, uykusuzluk nedeniyle ortaya çıkan stresin azaldığını söyledi. Bu yöntemle, bir sonraki gece doğal uyku ihtiyacı artıyor ve kişi daha hızlı uyuyabiliyor. Ayrıca, sabahları alışılan saatte kalkmak, vücudun biyolojik saatini koruyarak, uyku düzeninin bozulmasını engelliyor. Buzunov, bu basit ama etkili adımların, uykusuzlukla mücadelede önemli bir rol oynadığını vurguladı. Sonuç olarak, uykuya dalma süresi yaklaşık 15 dakikaya kadar düşebiliyor ve uyku kalitesi artıyor.</p><p>Roman Buzunov'un önerdiği 15 dakika kuralı, uykusuzluk problemiyle başa çıkanlar için pratik ve bilimsel bir çözüm sunuyor. Bu yöntemin düzenli uygulanması, hem uykuya geçiş sürecini kolaylaştırıyor hem de uykuya dair olumsuz düşünceleri azaltıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/uykusuzluk-dongusu-nasil--309_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287245</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/genc-yasta-inmenin-belirtileri-neler-doktor-goz-ardi-edilmemesi-gereken-isaretleri-acikladi-287245</link>
      <pubDate>2026-08-12T15:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Genç yaşta inmenin belirtileri neler? Doktor göz ardı edilmemesi gereken işaretleri açıkladı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[İnme yalnızca ileri yaştaki bireylerin sorunu olarak bilinse de uzmanlar bu kanının tamamen yanlış olduğunu vurguluyor. Doktor Zoi Williams, genç bireylerde de inme riskinin ciddi boyutlarda olduğuna dikkat çekerek erken belirtilerin fark edilmesinin hayat kurtarabileceğini söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Genç yaşta inmenin belirtileri neler? Doktor göz ardı edilmemesi gereken işaretleri açıkladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnme, toplumda yaygın bir yanılgıyla yalnızca yaşlı bireyleri etkileyen bir sağlık sorunu olarak değerlendiriliyor. Ancak tıp dünyası bu algının tehlikeli bir hata olduğunu defalarca ortaya koydu. Doktor Zoi Williams, inme belirtilerinin her yaş grubunda ortaya çıkabileceğini belirterek özellikle genç bireylerin bu konuda bilinçlenmesi gerektiğinin altını çizdi. Williams'a göre inme belirtilerini erken fark etmek, kalıcı beyin hasarını önlemenin en etkili yolu olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, genç nüfusta inme vakalarının son yıllarda gözle görülür biçimde arttığını ve bu durumun ciddiye alınması gerektiğini ifade ediyor.</p><h3>Yaşlı ve genç hastalarda inme nedenleri neden farklılık gösteriyor?</h3><p>İleri yaş grubundaki bireylerde akut beyin kan dolaşımı bozukluğu, yani inme riskini artıran faktörler arasında sigara kullanımı, kronik hipertansiyon, şeker hastalığı ve yüksek kolesterol düzeyi başı çekiyor. Bu risk faktörleri yıllar içinde damar yapısını zayıflatarak inme olasılığını belirgin şekilde yükseltiyor. Ancak genç hastalarda tablo oldukça farklı bir görünüm sergiliyor. Doktor Zoi Williams, genç bireylerde inme nedenlerinin çoğu zaman klasik risk faktörlerinden bağımsız olduğunu açıkladı. Özellikle kişinin daha önce varlığından haberdar olmadığı doğuştan gelen kalp anomalileri, genç yaşta inme geçirmenin en önemli tetikleyicileri arasında yer alıyor. Bu durum, gençlerin kendilerini sağlıklı hissetmelerine rağmen ciddi bir inme riskiyle karşı karşıya kalabileceği anlamına geliyor. Dolayısıyla genç bireylerin de düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemesi büyük önem taşıyor.</p><h3>İnme belirtileri nasıl tanınır: Üç kritik işaret hayat kurtarıyor</h3><p>İnme belirtileri söz konusu olduğunda uzmanlar üç temel işaretin mutlaka bilinmesi gerektiğini vurguluyor. Bunlardan ilki, ağız köşesinin ya da göz çevresinin aniden düşmesiyle kendini gösteren yüz asimetrisi. Bu belirti, beyin kan dolaşımındaki bozukluğun yüz kaslarını etkilediğine işaret ediyor. İkinci kritik işaret ise bir kolda ani olarak ortaya çıkan güçsüzlük veya uyuşma hissi. Kişi kolunu kaldıramıyor ya da tutma gücünü kaybediyorsa bu durum inme açısından ciddi bir alarm niteliği taşıyor. Üçüncü ve son belirti, konuşmanın aniden anlaşılmaz hale gelmesi veya zorlaşması olarak tanımlanıyor. Doktor Williams, bu üç inme belirtisinden herhangi birinin bile tek başına ortaya çıkması durumunda vakit kaybetmeden acil tıbbi yardım çağrılması gerektiğini kesin bir dille ifade etti. Erken müdahale, inme sonrası beyin hasarının boyutunu doğrudan belirleyen en kritik faktör olarak kabul ediliyor.</p><h3>Nörolog Çudinskaya'dan inme riskini azaltacak 6 altın kural</h3><p>İnme konusunda uyarılarda bulunan bir diğer uzman ise nörolog G. Çudinskaya oldu. Çudinskaya, inme riskini en aza indirmek için bireylerin arteriyel kan basıncını düzenli olarak takip etmesi gerektiğini belirtti. Bunun yanı sıra nabız kontrolü, kan glikoz düzeyinin izlenmesi ve kötü kolesterol olarak bilinen LDL seviyesinin kontrol altında tutulması da inme önleme stratejisinin vazgeçilmez unsurları arasında sayılıyor. Çudinskaya, yalnızca tıbbi takibin yeterli olmadığını da sözlerine ekledi. Dengeli ve doğru beslenme alışkanlıkları edinmek, alkol tüketiminden uzak durmak, vücudun ihtiyaç duyduğu uyku süresini karşılamak ve düzenli fiziksel aktiviteyle uğraşmak da inme riskini önemli ölçüde azaltıyor. Uzmanlar, bu yaşam tarzı değişikliklerinin sadece inme değil, birçok kardiyovasküler hastalığın önlenmesinde de belirleyici rol oynadığını hatırlatıyor. Sonuç olarak inme belirtilerini tanımak ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemek, yaştan bağımsız olarak herkes için hayati bir sorumluluk olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/genc-yasta-inmenin-belirt-822_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287244</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/insanlar-uykuda-neden-konusur-iste-bilim-insanlarinin-aciklamasi-287244</link>
      <pubDate>2026-08-12T15:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İnsanlar uykuda neden konuşur? İşte bilim insanlarının açıklaması]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, uykuda konuşma olarak bilinen somnilokviyanın toplumda oldukça yaygın olduğunu ve her 3 kişiden 2'sini etkileyebileceğini açıkladı. Uzmanlar, bu durumun nedenleri ve alınabilecek önlemler konusunda önemli bilgiler paylaştı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İnsanlar uykuda neden konuşur? İşte bilim insanlarının açıklaması]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, uykuda konuşma olarak adlandırılan ve tıbbi literatürde somnilokviya ismiyle bilinen davranışın toplumda beklenenden çok daha yaygın şekilde görüldüğüne dikkat çekti. Araştırmalar, insanların yaklaşık yüzde 66'sının hayatlarının bir döneminde uykuda konuşma deneyimi yaşadığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, bu durumun genellikle fark edilmediğine ve çoğu zaman kişinin kendisi tarafından hatırlanmadığına vurgu yaptı. Uykuda konuşma, farklı uyku evrelerinde gerçekleşebilen ve çeşitli şekillerde kendini gösterebilen bir fenomen olarak öne çıkıyor.</p><h3>Bilim insanları: 'Uykuda konuşma genellikle zararsız'</h3><p>Uzmanlar, uykuda konuşmanın çoğu zaman ciddi bir sağlık sorununa işaret etmediğini belirtiyor. Somnilokviya, uyku sırasında ortaya çıkan alışılmadık davranışlar arasında yer alıyor ve genellikle kısa süreli oluyor. Konuşmalar bazen anlaşılmaz mırıltılar şeklinde, bazen de sıradan bir diyalog gibi duyulabiliyor. Linguistik analizler, bu ifadelerin yaklaşık yarısının anlaşılmaz olduğunu, geri kalanının ise gramer açısından doğru cümleler içerdiğini gösteriyor. Ayrıca, kaydedilen konuşmalarda duygusal veya sert ifadelerin sıkça yer aldığı gözlemleniyor. Buna rağmen, uykuda konuşan kişiler genellikle ne söylediklerini hatırlamıyor ve bu olaylar çoğunlukla çevredekilerin dikkatini çekiyor. Bilim insanları, uykuda konuşmanın uyku kalitesi üzerinde belirgin bir olumsuz etkisi olmadığını, ancak bazı durumlarda yakın çevre için rahatsızlık yaratabileceğini ifade ediyor.</p><h3>Uzmanlardan uykuda konuşma için önlem ve tavsiyeler</h3><p>Somnilokviyanın kesin nedenleri henüz tam olarak aydınlatılamamış olsa da, bazı araştırmalar genetik yatkınlığın rol oynayabileceğini öne sürüyor. Özellikle ikizler üzerinde yapılan çalışmalarda, uykuda konuşmanın uyurgezerlik, diş gıcırdatma ve kabuslar gibi diğer uyku bozukluklarıyla birlikte görülebildiği belirtiliyor. Ayrıca, travma sonrası stres bozukluğu gibi bazı psikiyatrik rahatsızlıklara sahip bireylerde de uykuda konuşma olaylarının daha sık yaşandığı bildiriliyor. Buna rağmen, somnilokviya vakalarının büyük çoğunluğu doğrudan psikiyatrik hastalıklarla ilişkilendirilmiyor. Uzmanlar, uykuda konuşmanın genellikle tedavi gerektirmediğini, ancak bu durumun sıklığını azaltmak isteyenler için bazı önerilerde bulunuyor. Düzenli bir uyku programı oluşturmak, akşam saatlerinde kafein ve uyarıcı maddelerden uzak durmak, uyumadan önce elektronik cihaz kullanımını sınırlamak ve karanlık, sessiz bir uyku ortamı sağlamak bu öneriler arasında yer alıyor. Eğer uykuda konuşma gündüz aşırı uykululuk ya da başka uyku bozukluklarıyla birlikte görülüyorsa, bir doktora başvurulması tavsiye ediliyor.</p><p>Uykuda konuşma, toplumda sanılandan çok daha yaygın bir olgu olarak öne çıkıyor. Bilim insanları, bu davranışın çoğu zaman zararsız olduğunu ve yaşam kalitesini olumsuz etkilemediğini vurguluyor. Ancak, uyku hijyenine dikkat ederek ve gerektiğinde uzman desteği alarak bu durumun kontrol altına alınabileceği belirtiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/insanlar-uykuda-neden-kon-766_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287243</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/yuksek-iqya-sahip-insanlarin-ortak-ozellikleri-neler-287243</link>
      <pubDate>2026-08-12T15:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yüksek IQ'ya sahip insanların ortak özellikleri neler?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan yeni bir araştırma, zeki insanlar arasında gece yaşamı ve dağınıklığın yaygın olduğunu gösteriyor. Bilim insanları, yüksek IQ'ya sahip bireylerin alışılmışın dışında davranışlar sergilediğini vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yüksek IQ'ya sahip insanların ortak özellikleri neler?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleştirilen bir araştırma, yüksek IQ'ya sahip kişilerin yaşam tarzlarına dair dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Bilim insanları, bu bireylerin genellikle gece saatlerinde daha aktif olduğunu ve gündüzden ziyade geç saatlerde uyumayı tercih ettiğini belirledi. Araştırma kapsamında, zeki insanlar arasında dağınıklığın yaygın olduğu ve odalarında sıkça kaotik bir ortamın bulunduğu tespit edildi. Uzmanlar, bu kişilerin önceliklerini farklı belirlediğini ve genellikle daha önemli gördükleri işlere odaklandıklarını ifade etti.</p><h3>ABD'li bilim insanları: Zeki insanlar geceyi tercih ediyor</h3><p>Çalışmaya göre, yüksek IQ'ya sahip bireyler çoğunlukla "baykuş" olarak tanımlanıyor. Winston Churchill, Charles Darwin ve Elvis Presley gibi ünlü isimlerin de bu gruba dahil olduğu belirtiliyor. Araştırmacılar, zeki insanların gece saatlerinde zihinsel olarak daha aktif olduklarını ve bu nedenle geç saatlerde uyumayı tercih ettiklerini vurguladı. Ayrıca, bu bireylerin gece aktif olmasının, onların yenilikçi ve yaratıcı düşünme biçimlerini desteklediği ifade edildi.</p><h3>Dağınıklık ve kelime dağarcığı zeki insanlarda öne çıkıyor</h3><p>Bilim insanları, zeki insanların yaşam alanlarında dağınıklığın sıkça gözlendiğini ve bunun onların önceliklerini farklı şekilde belirlemesinden kaynaklandığını açıkladı. Ayrıca, bu kişilerin kelime dağarcığının geniş olduğu ve hitabet yeteneklerinin gelişmiş bulunduğu kaydedildi. Araştırma, zeki bireylerin duygularını ifade ederken doğrudan ve zaman zaman küfürlü bir dil kullanabildiğini de ortaya koydu. Sonuç olarak, yüksek IQ sahibi kişilerin yaşam tarzları, toplumun genelinden farklı alışkanlıklar ve tutumlar sergileyebiliyor.</p><p>Bu bulgular, zeki insanlar arasında gece yaşamı ve dağınıklığın sadece bir alışkanlık değil, aynı zamanda onların düşünce ve üretkenlik biçimleriyle ilişkili olabileceğine işaret ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/yuksek-iqya-sahip-insanla-198_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287242</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/teknofest-mavi-vatana-ulasim-icin-tum-alternatifler-hazirlandi-287242</link>
      <pubDate>2026-08-12T14:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[TEKNOFEST Mavi Vatan'a ulaşım için tüm alternatifler hazırlandı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Gölcük Tersanesi Komutanlığında 20-23 Ağustos'ta gerçekleştirilecek TEKNOFEST Mavi Vatan'a ziyaretçiler kara ve deniz yoluyla ulaşabilecek. Özel araçla gelecekler için belirlenen otoparklardan ücretsiz ring seferleri düzenlenirken, deniz ulaşımında ücretsiz gemi seferleri 30 dakika aralıklarla gerçekleştirilecek.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[TEKNOFEST Mavi Vatan'a ulaşım için tüm alternatifler hazırlandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>20-23 Ağustos 2026  tarihlerinde Gölcük Tersanesi Komutanlığında düzenlenecek TEKNOFEST Mavi Vatan</b> için ziyaretçilerin festival alanına  güvenli, konforlu ve kolay şekilde ulaşabilmesi amacıyla kapsamlı ulaşım  planlaması yapıldı. Festival alanının  fiziki şartları ve etkinlik süresince oluşması beklenen ziyaretçi yoğunluğu  dikkate alınarak hazırlanan ulaşım planında <b>ücretsiz</b> <b>deniz ulaşımı, ring otobüsleri ve belirlenen otopark  alanları</b> ön plana çıkarıldı.</p><p><b>Festival  Heyecanı Denizde Başlayacak</b></p><p>TEKNOFEST Mavi Vatan'a  ulaşımın en dikkat çekici alternatiflerinden biri deniz yolu olacak.  Ziyaretçiler, belirlenen iskelelerden <b>(İzmit İskelesi - Kavaklı/Gölcük  İskelesi arası, Tütünçiftlik İskelesi - Değirmendere İskelesi arası ve Derince  İskelesi - Kavaklı İskelesi arası)</b> <b>ücretsiz gemi seferlerini</b>  kullanarak Körfez üzerinden Gölcük'e ulaşabilecek.</p><p><b>İzmit-Gölcük</b> arasında karşılıklı gerçekleştirilecek  ücretsiz gemi seferleri festival boyunca <b>30 dakika aralıklarla</b>  yapılacak. <b>İzmit'ten Gölcük'e ilk sefer  08.15'te başlarken</b>, <b>Gölcük'ten  İzmit'e dönüş seferleri 10.00'dan itibaren başlayacak.</b> Yaklaşık 30 dakika sürecek deniz  yolculuğu, ziyaretçilere festival alanına ulaşmadan önce Körfez'in manzarası ve  deniz havası eşliğinde keyifli bir yolculuk imkanı sunacak.</p><p>Deniz ulaşımında bir  diğer alternatif ise <b>Tütünçiftlik-Derince-Gölcük</b> hattı olacak.  Karşılıklı seferlerle hizmet verecek hat sayesinde ziyaretçiler <b>Tütünçiftlik ve Derince'den Gölcük'e deniz  yoluyla ulaşabilecek. </b>Böylece TEKNOFEST Mavi Vatan'da festival heyecanı <b>Gölcük'e  doğru yapılan yolculukta başlayacak. </b></p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/mavivatanulaim-1208202626bab5ed.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>Özel Araçlara  10 Farklı Otopark Noktası</b></p><p>Özel araçlarıyla  festivale gelecek ziyaretçiler için de farklı bölgelerde otopark alanları  belirlendi. Ziyaretçiler  araçlarını;</p><p>·          <b>Gölcük Eski Sanayi </b></p><p>·          <b>Necati Çelik Devlet  Hastanesi </b></p><p>·          <b>Yüzbaşılar Sahil </b></p><p>·          <b>Roma Mezarı/Konca </b></p><p>·          <b>Karavan Otopark</b></p><p>·          <b>Yeniköy TIR Parkı</b></p><p>·          <b>Tütünçiftlik Otoban  Üstü</b></p><p>·          <b>Tütünçiftlik Sahil</b></p><p>·          <b>İzmit NCity </b></p><p>·          <b>Yeniköy 2. Otopark </b>noktalarına bırakabilecek.</p><p>Belirlenen  otoparklardan festival alanına <b>ücretsiz ring otobüsleriyle</b> ulaşım  sağlanacak.</p><p>Uygulamayla festival  alanı çevresindeki araç yoğunluğunun azaltılması, ziyaretçilerin araçlarını  belirlenen noktalara bırakarak etkinlik alanına daha rahat ulaşması ve ulaşımın  daha düzenli şekilde gerçekleştirilmesi amaçlanıyor.</p><p><b>Ücretsiz Ring  Otobüsleriyle Festival Alanına</b></p><p>Festival süresince  belirlenen noktalardan Gölcük Tersanesi Komutanlığı'na ücretsiz ring otobüsü  seferleri düzenlenecek. Ring hizmetinden  yararlanılabilecek başlıca noktalar arasında <b>Gölcük Eski Sanayi, Yeniköy TIR  Parkı, Yeniköy 2. Otopark, Karavan Otopark, Roma Mezarı ve Tütünçiftlik Otoban  Üstü </b>bulunuyor.</p><p>Özellikle özel  araçlarıyla gelecek ziyaretçilerin belirlenen otopark alanlarını kullanarak  ücretsiz ring otobüslerinden yararlanmaları, ulaşımın daha konforlu ve düzenli  gerçekleşmesine katkı sağlayacak.</p><p><b>"Mavi Vatan"a  Giden Yol da Festivalin Parçası Olacak</b></p><p>TEKNOFEST Mavi Vatan ulaşım planlaması ile ziyaretçilerin  festival alanına <b>güvenli, konforlu ve sürdürülebilir</b> şekilde ulaşması  amaçlanıyor. Toplu ulaşım, ücretsiz  ring otobüsleri ve deniz ulaşımının tercih edilmesiyle hem ziyaretçilerin  ulaşım deneyiminin kolaylaştırılması hem de festival alanı çevresindeki trafik  yoğunluğunun azaltılması hedefleniyor. <b>Ziyaretçiler  ulaşımla ilgili tüm bilgilere <a href="#0">www.teknofest.org</a> web sitesinden,  TEKNOFEST sosyal medya ve NSosyal hesabından ulaşabiliyor.</b></p><p>Teknoloji, savunma  sanayisi ve denizcilik alanlarının aynı atmosferde buluşacağı TEKNOFEST Mavi  Vatan'da ziyaretçiler, festival alanına ulaşırken de farklı bir deneyim  yaşayacak. <b>K</b><b>örfez'in maviliği, deniz havası, ücretsiz  gemi yolculuğu ve festival coşkusu bir araya gelerek TEKNOFEST Mavi Vatan heyecanını  daha yola çıkıldığı andan itibaren başlatacak.</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/balksz1-12082026cedc217d.jpg"/><p><b>20-23  Ağustos'ta Gölcük'te Buluşma</b></p><p>Dünyanın en büyük Denizcilik, Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST Mavi Vatan, <b>20-23 Ağustos </b>tarihleri  arasında Gölcük Tersanesi Komutanlığı'nda teknoloji ve deniz tutkunlarını bir  araya getirecek.</p><p>Ziyaretçilerin  festival alanına ulaşımda mümkün olduğunca <b>toplu ulaşım, ücretsiz ring  otobüsleri ve deniz ulaşımını</b> tercih etmeleri önerilirken, özel araçla  gelecek ziyaretçilerin ise belirlenen otopark alanlarını kullanmaları  bekleniyor.</p><p><b>Mavi Vatan'ın kalbinde  teknolojiyle buluşmak, deniz havasını solumak ve TEKNOFEST heyecanını yaşamak  isteyen ziyaretçiler için geri sayım başladı.</b></p><p><b><a href="#0">www.teknofest.org</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/teknofest-mavi-vatana-ula-247_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287241</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/denizustu-ruzgar-yeka-ihalesi-2027nin-ilk-ceyreginde-gerceklestirilecek-287241</link>
      <pubDate>2026-08-12T14:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Denizüstü rüzgar YEKA ihalesi 2027'nin ilk çeyreğinde gerçekleştirilecek]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, denizüstü (offshore) rüzgar enerjisine dayalı Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihalesini 2027'nin ilk çeyreğinde gerçekleştireceklerini bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Denizüstü rüzgar YEKA ihalesi 2027'nin ilk çeyreğinde gerçekleştirilecek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, denizüstü rüzgar enerjisi yeni dönemin en stratejik başlıklarından biri olarak görülüyor.</p><p>Bu alanda önemli bir potansiyele sahip Türkiye'de Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit açıklarında dört ayrı offshore sahası belirlendi.</p><p>Söz konusu alanların denizüstü rüzgar enerjisine dayalı YEKA olarak ilan edilmesine yönelik çalışmalar planlanan şekilde devam ediyor.</p><p>Denizüstü YEKA yarışması kapsamında hazırlanan şartname taslağı da bakanlığın internet sitesinde sektör temsilcileri, yatırımcılar ve ilgili kuruluşların görüşüne açıldı. 17 Ağustos'a kadar alınacak görüşlerle birlikte nihai şartname oluşturulacak.</p><p><b>COP31'DE DENİZÜSTÜ RÜZGAR MESAJI VERİLECEK</b></p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Bakan Bayraktar, Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde denizüstü rüzgar alanında dünyaya bir mesaj vereceklerini söyledi.</p><p>Bakan Bayraktar, eylül ayında ihaleyi duyuracaklarını belirterek, "2027'nin ilk çeyreğinde offshore YEKA ihalesini gerçekleştireceğiz. Bu ihale, enerji sektörümüz için bir ilk olacak. Offshore rüzgarda 2035 hedefimiz 5 bin megavatlık bir kapasite" ifadelerini kullandı.</p><p>Kasım ayında gerçekleştirilecek COP31'den önce Türkiye'nin ilk denizüstü rüzgar YEKA'sını kamuoyuna duyuracaklarını anımsatan Bayraktar, "Offshore rüzgarı, sadece yeni bir kaynak olarak değerlendirmiyoruz. Aynı zamanda ülkemizin arz güvenliğine dengeli bir katkı sağlayacak, yerli sanayimizi destekleyecek, nitelikli istihdamı artıracak bir alan olarak görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/denizustu-ruzgar-yeka-iha-740_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287240</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/putin-ab-ulkelerinin-rus-gemilerine-el-koymasina-karsilik-verecegiz-287240</link>
      <pubDate>2026-08-12T14:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Putin: AB ülkelerinin Rus gemilerine el koymasına karşılık vereceğiz]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrupa Birliği'nin (AB) Rus ticari gemilerine el koymasına karşılık vereceklerini belirterek, "Buna uygun gördüğümüz yerde karşılık vereceğiz. Bu konuda Rusya Savunma Bakanlığına talimat verdim." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Putin: AB ülkelerinin Rus gemilerine el koymasına karşılık vereceğiz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kremlin Sarayı'ndan yapılan açıklamaya göre, Putin, Rusya'nın doğusundaki Sahalin bölgesinin idari merkezi Yujno-Sahalinsk şehrini ziyaret etti.</p><p>Rusya Deniz Kuvvetleri Pasifik Filosunun buradaki askeri tatbikatının son aşamasını izleyen Putin, "Varyag" kruvazöründe filo komutanlarıyla bir araya geldi.</p><p>Deniz Kuvvetleri üniformasını giyen Putin'e Pasifik Filosu Komutanı Viktor Liina, yerine getirilen görevler hakkında bilgi verdi.</p><p>Putin, burada yaptığı konuşmada, Asya Pasifik bölgesindeki duruma değinerek, "Bu bölgede çatışma potansiyeli artıyor. NATO buraya sızıyor. Burada askeri siyasi bloklar kuruluyor, ülkemize tehdit oluşturan yeni silah sistemleri konuşlandırılıyor." ifadelerini kullandı.</p><p>Arktik bölgesinde Kuzey Deniz Yolu'nun kullanılması konusunda gerginliğin kışkırtıldığını belirten Putin, söz konusu bölgede yeterince sorun bulunduğuna işaret etti.</p><p>Rusya'nın Arktik'te uluslararası deniz hukuku çerçevesinde işbirliğine açık olduğunu dile getiren Putin, Çin, Hindistan ve diğer dost ülkelerin Rusya ile bu konuda çalışmak istediğini aktardı.</p><p><b>"JAPONYA'NIN ÜLKEMİZE KARŞI TOPRAK İDDİASI VAR"</b></p><p>Putin, Japonya'nın Ukrayna'daki durumdan dolayı Rusya'ya yönelik "temelsiz" yaptırımlar uyguladığını söyleyerek, "Japonya'nın yaklaşımını anlamak istiyoruz. Japonya, askeri doktrininde ilk kez Rusya'yı tehdit kaynağı olarak gösterdi. Japonya'yı tehdit etmiyoruz. Japonya'ya kesinlikle şikayetimiz yok. Tam aksine Japonya'nın ülkemize karşı toprak iddiası var. Kuril Adaları'nı kastediyorum." şeklinde konuştu.</p><p>Bu meselenin İkinci Dünya Savaşı'nın bir sonucu olarak ortaya çıkan gerçek olduğunu ve bunun uluslararası belgelerde yer aldığını belirten Putin, Rusya'nın söz konusu soruna çözüm bulmaya hazır olduğunu vurguladı.</p><p>Putin, eski Sovyetler Birliği'nin Japonya ile barış anlaşmasına yol açan deklarasyonu imzaladığını ancak Japonya'nın deklarasyona uymaktan vazgeçtiğini kaydederek, "Bir süre sonra Rusya, Japon hükümetinin talebi üzerine barış anlaşmasına ulaşmanın yollarını bulmak için diyaloğu yeniden başlattı ancak şimdi Japonya'nın pozisyonunun değiştiğini görüyoruz." ifadelerini kullandı.</p><p>Vladimir Putin, bu nedenle Pasifik Filosunu geliştirmeye ve yenilemeye devam edeceklerinin altını çizdi.</p><p><b>"AB ÜLKELERİNİN RUS GEMİLERİNE EL KOYMASINA KARŞILIK VERECEĞİZ"</b></p><p>AB'nin Rus ticari gemileriyle ilgili eylemlerini değerlendiren Putin, şunları kaydetti:</p><p>"Bazı ülkelerin uluslararası denizcilik hukukunu ihlal ederek, ekonomik faaliyetlerde bulunan gemilerimizin seyrüseferini kısıtlamaya çalıştığını görüyoruz. Son zamanlarda gemilerimize el koymayı ve bizden çaldıkları malları satmayı bile planlıyorlar. Bu elbette korsanlık ve soygundan başka bir şey değil. Bu uygulama hayata geçirilmeye başlanırsa, buna karşılık vermek zorunda kalacağız. Buna uygun gördüğümüz yerde karşılık vereceğiz. Bu konuda Rusya Savunma Bakanlığına talimat verdim."</p><p>Putin, Rusya'nın güvenliğinin sağlanması konusunda komşu ülkeler için de karşılıklı kabul edilebilir uzlaşılara açık olduğunu söyledi.</p><p>Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Medvedev: Mütekabiliyet ilkesi kapsamında düşman ülkelerin ticari gemilerini tarafsız sularda hedef alabiliriz</p><p>Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, Rusya'nın, mütekabiliyet ilkesi kapsamında "düşman ülkelere" ait ticari gemileri, karşı tarafın çıkarları doğrultusunda yük taşıdığına ilişkin yeterli şüphe bulunması halinde Rus veya tarafsız sularda hedef alma hakkına sahip olduğunu bildirdi.</p><p>Medvedev, yaptığı yazılı açıklamada, Batılı ülkelerin Rusya'nın "gölge filosu" şeklinde nitelendirilen gemilerine yönelik uygulamalarını değerlendirdi.</p><p>Söz konusu filonun, Rus bayrağı taşımamasına rağmen Rusya'nın çıkarları doğrultusunda yük taşıyan ticari gemilerden oluştuğunu belirten Medvedev, bu gemilerin vergi avantajları nedeniyle Panama, Liberya ve Marshall Adaları gibi ülkelerde kayıtlı olduğunu ifade etti.</p><p>Avrupa ülkelerinin bu tür gemileri alıkoyma hakkının bulunmadığına dikkati çeken Medvedev, Batılı ülkelere ait çok sayıda ticari geminin de benzer şekilde yabancı bayrak altında faaliyet gösterdiğini vurguladı.</p><p>Rus ordusunun faaliyetlerini Karadeniz havzasının dışına genişletebilecek kapasiteye sahip olduğuna işaret eden Medvedev, "Rusya, mütekabiliyet ilkesi kapsamında, karşı tarafın çıkarları doğrultusunda yük taşıdığına dair yeterli şüphe bulunan düşman ülkelere ait ticari gemileri Rus veya tarafsız sularda hedef alma hakkına sahiptir." ifadesini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/putin-ab-ulkelerinin-rus--939_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287239</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-goktas-huzurun-oldugu-bir-turkiyeyi-el-birligiyle-insa-etmeye-devam-etmek-istiyoruz-287239</link>
      <pubDate>2026-08-12T14:25:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Göktaş: Huzurun olduğu bir Türkiye'yi el birliğiyle inşa etmeye devam etmek istiyoruz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin, "Biz huzurun olduğu bir Türkiye'yi el birliğiyle inşa etmeye devam etmek istiyoruz." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Göktaş: Huzurun olduğu bir Türkiye'yi el birliğiyle inşa etmeye devam etmek istiyoruz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir dizi ziyaret için Malatya'ya gelen Bakan Göktaş, Malatya Valiliğini ziyaret etti, Valilik Şeref Defteri'ni imzaladı.</p><p>Göktaş, burada yaptığı konuşmada, terörün geçmişte kaldığı bir Türkiye hedeflediklerini söyledi.</p><p>Terörsüz Türkiye'nin, Türkiye Yüzyılı'nın stratejik önceliklerinden biri olduğunu belirten Göktaş, şöyle konuştu:</p><p>"Terörün olmadığı, ailelerin huzurla yaşadığı bir Türkiye'yi el birliğiyle inşa etmeye devam edeceğiz. Biliyorsunuz terör, en çok aileleri parçaladı, çocukları yetim bıraktı, anneleri evlatlarından ayırdı, pek çok ailenin yüreğine ve bağrına ateş düşürdü. Biz huzurun olduğu bir Türkiye'yi el birliğiyle inşa etmeye devam etmek istiyoruz. Terörün olduğu yerde huzur olmaz. Terörün olmadığı yerde huzur olur, barış olur, güçlü aile olur. Biz her ailenin güçlendiği ve özellikle gençlerimizin huzurlu bir Türkiye'ye her geçen gün güvenerek bir Türkiye'yi onlarla beraber inşa etmek istiyoruz. Gençlerimizin enerjisini yatırıma, yeni projelere akıtmasını ve yeni projelerle Türkiye Yüzyılı'nı inşa etmeye devam etmek istiyoruz. Aileler güçlenir, güçlü aileler güçlü Türkiye demektir. Terörsüz Türkiye de bu kapsamda bu alanda yürüttüğümüz bir yol haritasıdır. İnşallah terörün olmadığı bir Türkiye'yi el birliğiyle inşa etmeye devam edeceğiz."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/24tv-120820267dcdf1ef.jpg"/><p><b>ŞEHİT YAKINLARI VE GAZİLERE YÖNELİK DÜZENLEMELER</b></p><p>Bakan Göktaş, geçen günlerde önemli bir kanunun hayata geçtiğini dile getirdi.</p><p>Bu kanunla geniş bir kesimin haklarına yönelik ciddi iyileştirmeler yapıldığını aktaran Göktaş, şöyle devam etti:</p><p>"Malul sayılmayan er gazilerin özellikle bu çalışmayı beklediğini ifade etmek istiyorum. Malul sayılmayan er gazilere yönelik de ilk defa bir gazilik ile aylık hakkı tanındı. 15 Temmuz gazilerimize yönelik de bir aylık bağlandı. Diğer yandan şehit anne ve babalarına yönelik de önemli bir aşamaya getirdik ve önemli bir iyileştirme yaptık. Diğer yandan sosyal haklar kapsamında da pek çok çalışmayı sürdürmeye devam edeceğiz. AK Parti olarak, Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde dün olduğu gibi bugün ve yarın da şehit yakınlarımızın, gazilerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz. Biz sadece bugünün değil, yarınların Türkiye'sini de onlarla beraber inşa edeceğiz."</p><p><b>MALATYA'DAKİ YATIRIMLAR</b></p><p>Göktaş, Bakanlık olarak son 24 yılda Malatya'ya 20,2 milyar liralık destek sağladıklarını belirterek, kentte 26 kuruluş, 4 aile destek merkezi, 27 kadın kooperatifi ve 4 sosyal hizmet merkeziyle hizmet verdiklerini söyledi.</p><p>2026 yılında 2 bin 484 çocuğa Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) ödemesi kapsamında 138,4 milyon lira destek sağlandığını aktaran Göktaş, evde bakım yardımı kapsamında da 6 bin 279 haneye destek verildiğini ve yılbaşından bu yana Malatya'ya 512,5 milyon liralık kaynak aktarıldığını kaydetti.</p><p>Aile ve Gençlik Fonu'ndan 7 bin 900 Malatyalının yararlandığını belirten Göktaş, doğum yardımları kapsamında ise 9 bin 743 anneye destek sağlandığını ve 5 bin 825 ailenin düzenli ödemelerden yararlandığını ifade etti.</p><p>Göktaş, Malatya'ya doğum yardımı kapsamında 189,2 milyon lira destek sağlandığını bildirdi.</p><p>Daha sonra Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er'i ziyaret eden Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Malatya Büyükşehir Belediyesi arasında "Engelsiz Yaşam Merkezi" protokolünü imzaladı.</p><p>Bakan Göktaş, daha sonra AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/bakan-goktas-huzurun-oldu-550_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287238</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-yasa-disi-platformlara-yonelik-mudahale-kapasitesi-gelistirilmistir-287238</link>
      <pubDate>2026-08-12T14:22:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Yasa dışı platformlara yönelik müdahale kapasitesi geliştirilmiştir]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Yasa dışı platformların kullandığı internet siteleri, sunucular ve bağlantı adreslerine yönelik müdahale kapasitesi geliştirilmiştir." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Yasa dışı platformlara yönelik müdahale kapasitesi geliştirilmiştir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen "Yasa Dışı Sanal Bahis ve Kumar Eylem Planı İzleme ve Koordinasyon Toplantısı"na başkanlık etti.</p><p>Toplantıya, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel ve bazı bakan yardımcıları ile ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı.</p><p>Açılışta konuşan Yılmaz, yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinin bugün yalnızca bir asayiş meselesi değil, mali sistemin güvenliği, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi, organize suçla mücadele, çocukların, gençlerin korunması ve toplumsal refah açısından çok boyutlu bir sorun alanı haline geldiğini belirtti.</p><p>Bu faaliyetlerin, bireyleri ve aileleri ekonomik ve sosyal bakımdan ağır sonuçlarla karşı karşıya bırakırken suç örgütlerine de yeni kazanç alanları açtığına dikkati çeken Yılmaz, "Yasa dışı odakların hamlelerini boşa çıkarmak adına, süreçleri önceden şekillendirilen proaktif bir mücadele stratejisini sahada kararlılıkla uyguluyoruz." diye konuştu.</p><p>Yılmaz, bu anlayışla 1 Kasım 2025'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle yürürlüğe giren "Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı" ile mücadeleye ilişkin farklı kurum ve kuruluşlarca yürütülen çalışmaların ortak bir çerçeve ve koordinasyon mekanizması içerisinde ele alınmasının sağlandığını anımsattı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/42196189.jpg"/><p><b>"ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ALANINDAKİ ÇALIŞMALAR SÜRDÜRÜLMEKTEDİR"</b></p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bağımlılığın her türüne karşı ortaya koyduğu kapsayıcı ve kararlı duruşun, bu çok boyutlu mücadelede temel stratejik doğrultuyu belirlediğini dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:</p><p>"Eylem Planımızın uygulanması süreci MASAK tarafından 2 aylık olarak izlenmekte, Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında 4 ayda bir izleme ve koordinasyon toplantıları yapılmaktadır. Eylem Planının uygulanmaya başlanmasından bu yana birçok alanda önemli adımlar attık ve somut kazanımlar sağladık. Bu kapsamda, sanal ortamda yasa dışı faaliyetlerin tespit edilmesi ve erişimin engellenmesine yönelik kapsamlı teknik çalışmalar yapılarak, yasa dışı platformların kullandığı internet siteleri, sunucular ve bağlantı adreslerine yönelik müdahale kapasitesi geliştirilmiştir. Suç faaliyetlerinde kullanılabilen mobil hatların kontrolüne yönelik olarak da yeni tedbirler alınmıştır. Bir kişi adına çok sayıda hat açılmasının sınırlandırılması, yabancılara ilişkin abonelik limitlerinin belirlenmesi, kimlik doğrulama süreçlerinin güçlendirilmesi ve abonelerin daha etkin denetlenmesi yönünde düzenlemeler hayata geçirilmiştir.</p><p>Benzer şekilde, yasa dışı bahis ve kumar sitelerine yönlendirmede kullanılan toplu SMS uygulamalarına ilişkin tedbirler geliştirilmiş, özellikle kaynağı belirsiz ve yurt dışı bağlantılı mesaj trafiğinin sınırlandırılmasına yönelik düzenlemeler yapılmıştır. Finansal sistem tarafında ise kiralık hesaplar, yasa dışı ödeme altyapıları ve suç gelirlerinin transferinde kullanılan yöntemlere ilişkin denetim ve veri toplama faaliyetleri artırılmıştır."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/42196188.jpg"/><p>Yılmaz, riskli hesapların tespit edilmesi, kısıtlanması veya kapatılması ve ilgili kuruluşlardan düzenli bilgi alınmasına yönelik mekanizmaların geliştirilmesine devam edildiğini belirterek, kolluk ve adli süreçlerde de yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerine yönelik operasyonlar, soruşturmalar ve teknik çalışmaların yoğun şekilde sürdürüldüğünü bildirdi.</p><p>Bu kapsamda yalnızca münferit hesap ve sitelere değil, yasa dışı faaliyetlerin arkasındaki ödeme altyapıları ve organize yapılara yönelik çalışmaların da yürütüldüğünü anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:</p><p>"Toplumsal farkındalık alanında ise çocukların ve gençlerin korunması, dijital okuryazarlık, ebeveyn farkındalığı ve kumar bağımlılığına yönelik eğitim ve araştırma faaliyetleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, lisanslı uygulamalarda yaş kontrolü ve kimlik doğrulama mekanizmalarının geliştirilmesine yönelik adımlar atılmıştır. Yasa dışı bahis ve kumarın büyük ölçüde sınır aşan niteliği dikkate alınarak uluslararası işbirliği alanındaki çalışmalar da sürdürülmektedir. Sorunun kaynağı olan ülkeler ve yabancı otoriteler nezdinde girişimlerde bulunulmuş, konu Birleşmiş Milletler ve Türk Devletleri Teşkilatı gibi uluslararası platformlarda gündeme taşınmış ve mali istihbarat işbirliğinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar titizlikle yürütülmüştür."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/42196191.jpg"/><p><b>"MÜCADELEMİZİ BÜTÜN KURUMLARLA EŞGÜDÜM İÇİNDE SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEĞİZ"</b></p><p>Bu tehdidi ortadan kaldırmaya yönelik güçlü iradenin bir yansıması olarak, mücadelenin boyutunu ve etki alanını sürekli artırmayı hedeflediklerini vurgulayan Yılmaz, "Yasa dışı faaliyetlerin yöntemlerini sürekli değiştirmesi, teknolojik imkanlardan yoğun biçimde yararlanması ve farklı finansal araçlara hızla yönelmesi, mücadele kapasitesinin de sürekli geliştirilmesini gerekli kılmaktadır." şeklinde konuştu.</p><p>Yılmaz, toplantıda ele alınacak gündem başlıklarına ilişkin şu bilgileri paylaştı:</p><p>"Bunlardan ilki, düzenleme çalışmalarımızda gelinen aşamadır. Belli düzenlemeler yaptık. Gündemimizde yeni mevzuat ihtiyacına ilişkin değerlendirmeler söz konusudur. Bunları MASAK başta olmak üzere kurumlarımızdan dinleyeceğiz ve elbette yasal olanlarını Meclisimizin takdirine, bilgisine getireceğiz. Diğer düzenlemelerle ilgili de idari olarak üzerimize düşeni yapacağız. İkinci önemli başlığımız ise yapay zeka tabanlı yasa dışı bahis ve kumar tarama ve tespit sistemi olacaktır. Yasa dışı platformların kısa süre içerisinde adres ve teknik altyapı değiştirebileceği dikkate alındığında, mevcut tespit yöntemlerinin yapay zeka gibi teknolojik imkanlarla desteklenmesi ve güçlendirilmesi gerekmektedir. Yapay zeka ve veri analitiğinin bu alanda nasıl daha etkin kullanılabileceğinin ve kurumlarımız arasında ortak bir tespit, tarama ve mücadele kapasitesinin nasıl geliştirilebileceğinin yol haritasını hep birlikte değerlendireceğiz. Toplantımızda üçüncü gündem maddemiz olarak, lisanslı ve yasa dışı platform kullanımına ilişkin analizler ile reklamların etkisi ele alınacaktır."</p><p>Bu çalışmaların özellikle bağımlılık riskinin azaltılması, gençlerin korunması ve reklam politikalarının yarattığı etkiler açısından değerlendirilmesi bakımından yol gösterici olmasını beklediklerini dile getiren Yılmaz, Eylem Planının gelecek dönemde devam eden çalışmalarının tamamlanmasının, kurumlar arasındaki bilgi paylaşımının hızlandırılmasının ve ihtiyaç duyulan hukuki ve teknik düzenlemelerin hayata geçirilmesinin önem taşıdığını kaydetti.</p><p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bugünkü toplantının, bu alanlarda gelinen aşamaların değerlendirilmesine, güncel ihtiyaçlar ve gelişmeler dikkate alınarak gelecek dönemde atılacak adımları daha netleştirmesine katkıda bulunmasını hedeflediklerini belirterek, "Çok boyutlu mücadelemizi bütün kurumlarla eşgüdüm içinde, birlikte sürdürmeye devam edeceğiz." dedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/cumhurbaskani-yardimcisi--796_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287237</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/kamu-icin-sosyal-medya-rehberi-yayimlandi-287237</link>
      <pubDate>2026-08-12T14:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kamu için sosyal medya rehberi yayımlandı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı işbirliğinde, kamu yönetiminde dijital iletişim süreçlerini kurumsal standart altına almak amacıyla Mülki İdare Amirlerine Yönelik Sosyal Medya Rehberi yayımlandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kamu için sosyal medya rehberi yayımlandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mülki idare amirleri ve ilgili kamu görevlilerinin toplumsal etkileşimlerini güvenli, şeffaf, etkin ve kamu düzenini koruyan bir çerçeveye oturtmayı amaçlayan rehberde, kamu görevlilerinin karşı karşıya kalabileceği dijital risklere karşı dikkat edilmesi gereken hususlara yer veriliyor.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/video1-120820266d9b4a95.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Devlet temsilinin dijital alandaki ilke ve sınırlarının çizildiği rehberde, sosyal medyanın kamu hizmetlerinin duyurulması ve dezenformasyonla mücadelede daha etkin kullanılması hedefleniyor.</p><p>Kurumsal hesapların siber güvenliğini devlet otoritesinin itibarıyla doğrudan ilişkili gören rehber, teknik emniyet hususunda standartlar getiriyor.</p><p>Afet ve acil durumlarda ortaya çıkabilecek bilgi kirliliğinin önüne geçmek amacıyla rehberde kriz iletişim protokolü sunuluyor.</p><p>Kriz anlarında sessiz kalmanın veya bilgi akışını geciktirmenin stratejik bir hata olduğuna dikkati çekilerek, ilk doğrulanmış açıklamanın en geç 1 saat içinde yapılması öneriliyor.</p><p>Yapay zeka destekli "deepfake" ve dezenformasyon tehditlerine karşı teyit mekanizmalarının işletilmesi gerekliliğini vurgulayan rehber, yanlış bilgiyi yalanlarken asılsız ifadenin tekrar edilmemesine, bunun yerine uzman görüşleriyle desteklenmiş doğru bilginin öne çıkarılmasına dikkati çekiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/kamu-icin-sosyal-medya-re-548_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287236</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/turkiyede-son-24-yilda-519-kilometre-kopru-insa-edildi-287236</link>
      <pubDate>2026-08-12T14:03:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Türkiye'de son 24 yılda 519 kilometre köprü inşa edildi]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, son 24 yılda 519 kilometre uzunluğunda 4 bin 272 yeni köprü inşa ettiklerini ve ülkedeki toplam köprü sayısının 10 bin 239'a, bu köprülerin uzunluğunun 830 kilometreye ulaştığını bildirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Türkiye'de son 24 yılda 519 kilometre köprü inşa edildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, ülkedeki köprü projelerine ilişkin yazılı açıklama yaptı.</p><p>Son 24 yılda ulaşımda fiziki engellerin birer birer ortadan kaldırıldığını ve bu dönemde inşa edilen yapılarla ülkenin dört bir yanının birbirine bağlandığını belirten Uraloğlu, 2002'de Türkiye'de sadece 311 kilometre uzunluğunda 5 bin 967 köprü bulunduğunu anımsattı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/1-120820266b29f9e4.jpg"/><p>Uraloğlu, "Son 24 yılda 519 kilometre uzunluğunda 4 bin 272 yeni köprü inşa ederek köprü sayısını 10 bin 239'a, toplam uzunluğu da 830 kilometreye yükselttik. Bugün Türkiye'deki köprülerimizi uç uca ekleseydik, Ankara'dan Şanlıurfa'ya uzanan mesafe kadar uzunluğa ulaşırdık." ifadelerini kullandı.</p><p>Köprülerle, vadileri, nehirleri aştıklarını ve şehirleri birleştirdiklerini kaydeden Uraloğlu, Türkiye'nin yalnızca ulaşımdaki fiziksel engelleri değil, mühendislik sınırlarını da aştığına işaret etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/2-120820263f460b23.jpg"/><p>Uraloğlu, bu alanda dünyada ilkleri başardıklarını ve uluslararası arenada ödüller aldıklarını bildirerek, 1915 Çanakkale Köprüsü'nün, 2 bin 23 metrelik ana açıklığıyla dünyanın en geniş ana açıklığa sahip asma köprüsü olarak tarihe geçtiğini anımsattı.</p><p>Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün de üzerinden raylı sistem geçen en uzun asma köprü olduğuna dikkati çeken Uraloğlu, Elazığ'daki Kömürhan Köprüsü'nün de ters "Y" tipi kule tasarımıyla 660 metre uzunluğunda inşa edildiğini aktardı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/3-120820269df97dcd.jpg"/><p>Uraloğlu, bu yapının, 168,5 metrelik tek pilon ve 380 metrelik orta açıklığıyla dünyada 4'üncü sırada yer aldığını belirterek, şunları kaydetti:</p><p>"Yükseklikleri 42-166 metre, 8 orta ve 2 kenar ayak üzerinde dengeli konsol yapım metoduna göre 1372 metre uzunluğunda projelendirilen Eğiste Hadimi Viyadüğü de bu özellikleriyle Türkiye'nin en yüksek ayaklı ve en uzun dengeli konsol köprüsü konumunda. Kültürel mirasın korunmasına yönelik Menemen&#8211;Aliağa&#8211;Çandarlı Otoyolu'ndaki Neonteikhos Antik Kenti'nde bulunan tarihi yol ve kalıntıların korunması için özel olarak tasarlanan çelik arkeolojik köprü de dünyada ilk ve tek. Bu proje, ABD merkezli National Corrugated Steel Pipe Association (NCSPA) tarafından 2021 yılında 'Yılın En İyi Özel Uygulama Projesi Ödülü'nü kazandı."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/4-12082026828269d3.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/turkiyede-son-24-yilda-51-424_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287235</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/disisleri-bakani-fidan-misiri-ziyaret-edecek-287235</link>
      <pubDate>2026-08-12T14:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, Mısır'ı ziyaret edecek!]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 13-14 Ağustos tarihlerinde Mısır'a ziyarette bulunacak. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, Mısır'ı ziyaret edecek!]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, ziyaret kapsamında Bakan Fidan ile Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati eş başkanlığında Türkiye-Mısır Ortak Planlama Grubu (OPG) İkinci Toplantısı düzenlenecek.</p><p>İlgili kurumlardan yetkililerin de katılımıyla yapılacak toplantıda, 4 Şubat'ta iki ülke cumhurbaşkanlarının eş başkanlıklarında Kahire'de düzenlenen Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi (YDSK) İkinci Toplantısı'nın sonuçları ile 2028'de Türkiye'de tertiplenmesi öngörülen YDSK Üçüncü Toplantısı'nın hazırlıkları ele alınacak.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/video-120820261bc1377e.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Bakan Fidan'ın ziyaret kapsamında ayrıca, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi tarafından kabul edilmesi ve üst düzey Mısırlı yetkililerle görüşmeler gerçekleştirmesi öngörülüyor.</p><p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın ziyaret kapsamında gerçekleştireceği görüşmelerde Türkiye-Mısır ilişkilerini siyasi, ekonomik, ticari ve askeri boyutlar başta olmak üzere kapsamlı şekilde ele alması, müzakereleri devam eden anlaşmaların güncel durumunu gözden geçirmesi, ikili ticaret hacminin 15 milyar dolar seviyesine çıkarılması yönündeki ortak hedef doğrultusunda, ilgili kurum ve kuruluşların yanı sıra iş çevreleri arasında temasların yoğunlaştırılmasına ve karşılıklı yatırımların teşvikine yönelik iradeyi teyit etmesi bekleniyor.</p><p>Ulaştırma, bağlantısallık ve enerji alanlarının iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin derinleştirilmesi açısından önemli fırsatlar barındırdığına işaretle, hidrokarbonlar, elektrik şebekelerinin entegrasyonu, enerji altyapısı ve madencilik başta olmak üzere çeşitli alanlardaki işbirliği imkanlarını ele alacağı belirtilen Fidan'ın, askeri ve savunma sanayisi alanlarındaki mevcut işbirliğinin daha ileri bir seviyeye taşınmasını teminen atılabilecek adımları değerlendirmesi ve Türkiye ile Mısır arasında çok yönlü gelişen ilişkilerin bölgede barış, istikrar ve refaha yaptığı katkıdan duyulan memnuniyeti ifade etmesi öngörülüyor.</p><p>Bakan Fidan'ın görüşmelerde bölgesel meselelerin diyalog ve diplomasi yoluyla, bölgesel sahiplenme ve ortak sorumluluk anlayışı temelinde ele alınmasının ve bu doğrultudaki müşterek gayretlerin önemine işaret etmesi, bu kapsamda, gerek ikili düzeyde gerekse Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlarını bir araya getiren R4 girişimi gibi çok taraflı platformların çatısı altında ortak çabaların sürdürülmesi konusundaki kararlılığı vurgulaması bekleniyor.</p><p><b>HÜRMÜZ BOĞAZI, GAZZE, SURİYE, LİBYA VE DOĞU AKDENİZ DE GÜNDEME GELECEK</b></p><p>ABD ile İran arasında ateşkesin yeniden tesis edilmesi ve Hürmüz Boğazı'nın en kısa sürede açılması hedefiyle yürütülen diplomatik faaliyetlerin desteklendiğini, Mısır'ın bölgedeki çatışmaların sona erdirilmesine yönelik yapıcı girişimlerinin takdirle karşılandığını belirtmesi öngörülen Fidan'ın, Gazze'de devam eden saldırıların bir an önce durdurulması, ateşkesin tam olarak uygulanması ve insani yardımların kesintisiz, engelsiz ve sürekli biçimde ulaştırılmasının taşıdığı hayati öneme dikkati çekmesi bekleniyor.</p><p>Fidan'ın öte yandan Gazze Barış Planı'nın ikinci aşamasının uygulanmasına ilişkin görüş alışverişinde bulunması, İsrail'in, Filistin'e yönelik saldırılarının yanı sıra Lübnan ve Suriye'ye yönelik saldırgan eylemlerinin bölgesel istikrar bakımından doğurduğu riskleri ele alması ve uluslararası toplumun söz konusu gelişmeler karşısında daha güçlü bir tutum sergilemesini teminen atılabilecek adımlara ilişkin istişarede bulunması öngörülüyor.</p><p>Suriye'nin toprak bütünlüğü ve birliği temelinde kalıcı istikrar ve güvenliğin tesisine yönelik yürütülen çabalar ve temaslar hakkında görüş teatisi yapacağı belirtilen Fidan'ın, Libya'nın toprak bütünlüğü ve siyasi birliğini esas alan bir anlayışla, ülkede kalıcı istikrar ve güvenliğin sağlanmasına yönelik ortak çabaların sürdürülmesi gerektiğini ifade etmesi ve Mısır'la bu konuda süregelen yakın istişare ve temaslardan duyulan memnuniyeti dile getirmesi bekleniyor.</p><p>Bakan Fidan'ın Doğu Akdeniz'de kalıcı barış ve istikrarın tesis edilmesi, bölgesel refah ve işbirliği imkanlarının güçlendirilmesi bakımından iki ülkenin üstlenebilecekleri roller ve sunabilecekleri katkılara ilişkin değerlendirmelerde bulunması, ayrıca Sudan'ın egemenliği, birliği ve toprak bütünlüğüne yönelik Türkiye'nin açık desteğinin altını çizmesi, Sudan'da kalıcı barış ve istikrarın sağlanmasını teminen diyaloğun ve diplomatik çabaların önemine bir kez daha dikkati çekmesi öngörülüyor.</p><p><b>TÜRKİYE-MISIR İLİŞKİLERİ</b></p><p>Türkiye ile Mısır arasındaki ikili ilişkiler artan üst düzey temas ve karşılıklı ziyaretlerle ivme kazanırken, Bakan Fidan ve mevkidaşı Abdulati, ikili ve bölgesel meselelerde düzenli istişare ve yakın koordinasyonu sürdürüyor.</p><p>Bakan Abdulati, 12 Kasım 2025 tarihinde OPG Birinci Toplantısı vesilesiyle Türkiye'ye ziyaret gerçekleştirmiş, ayrıca 17-19 Nisan tarihlerinde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu'na katılmıştı.</p><p>Bakan Fidan ise son olarak 20-21 Haziran tarihlerinde Türkiye-Mısır-Pakistan-Suudi Arabistan Dışişleri Bakanları Dördüncü Toplantısı'na katılmak üzere Kahire'yi ziyaret etmişti.</p><p>Mısır, Türkiye'nin Afrika kıtasındaki başlıca ticaret ve ihracat ortakları arasında ilk sırada yer alıyor. 2025'te 8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşen ikili ticaret hacminin, gelecek dönemde iki ülkenin cumhurbaşkanları tarafından belirlenen 15 milyar dolar seviyesine taşınması hedefleniyor.</p><p>Türkiye'nin Mısır'daki yatırımları da ikili ekonomik ilişkilerin güçlü ve uzun vadeli niteliğini ortaya koyarken, Türk yatırımlarının toplam değeri 4 milyar doları aştı. Öte yandan Türk sermayeli şirketler de bugün yaklaşık 100 bin Mısırlının istihdamına katkı sağlıyor.</p><p>Türkiye-Mısır ilişkilerinde son dönemde yakalanan ivme, yalnızca ikili işbirliğinin derinleşmesine değil, aynı zamanda bölgesel barış ve istikrarın tesisine yönelik ortak çabaların güçlendirilmesine de zemin hazırlıyor, iki ülkenin bölgesel gelişmeler karşısındaki ağırlığı ve yapıcı rolü bu vesileyle daha da pekişiyor.</p><p><b>TÜRKİYE-MISIR ORTAK PLANLAMA GRUBU</b></p><p>Türkiye-Mısır Ortak Planlama Grubu, 14 Şubat 2024'te Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin kurulmasına ilişkin imzalanan ortak bildiri çerçevesinde oluşturulmuştu.</p><p>Dışişleri Bakanları eş başkanlığında toplanan OPG, YDSK toplantılarının hazırlıklarını yürütme ve iki ülke arasındaki işbirliği alanlarında koordinasyonu güçlendirme amacıyla faaliyet gösteriyor.</p><p>OPG Birinci Toplantısı, Dışişleri Bakanı Fidan ve Bakan Abdulati eş başkanlığında 12 Kasım 2025'te Türkiye'de düzenlenmişti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/disisleri-bakani-fidan-mi-881_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287233</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/su-icmek-neden-dusundugumuzden-daha-onemli-uzmanlar-vucutta-neler-oldugunu-anlatti-287233</link>
      <pubDate>2026-08-12T13:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Su içmek neden düşündüğümüzden daha önemli? Uzmanlar vücutta neler olduğunu anlattı]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Sağlık uzmanları, doğru su tüketiminin vücut fonksiyonları üzerindeki etkisine dikkat çekiyor. Özellikle sıcak havalarda ve yoğun aktivitelerde su ihtiyacının arttığına vurgu yapılırken, yeterli hidrasyonun ihmal edilmemesi gerektiği belirtiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Su içmek neden düşündüğümüzden daha önemli? Uzmanlar vücutta neler olduğunu anlattı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık uzmanları, su tüketiminin vücut sağlığı üzerindeki etkilerine dair önemli açıklamalarda bulundu. Özellikle yaz aylarında artan sıcaklıklar ve yoğun fiziksel aktiviteler, su ihtiyacını daha da artırıyor. Uzmanlar, yeterli hidrasyonun sadece susuzluk hissini gidermekten çok daha fazlası olduğunu vurguluyor. Vücudun temel işlevlerinin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için düzenli ve yeterli su alımının şart olduğu belirtiliyor. Hidrasyon eksikliği, baş ağrısı, düşük enerji ve ruh hali değişiklikleri gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Ancak asıl tehlike, suyun vücutta üstlendiği hayati rollerin aksamasıyla ortaya çıkıyor.</p><h3>Dr. Zakhary: 'Hidrasyon beyin ve bağışıklık sistemini doğrudan etkiliyor'</h3><p>İkon Recovery Center'da spor hekimliği uzmanı olarak görev yapan Dr. Mariam Zakhary, suyun vücutta hem hücresel hem de sistemik düzeyde kritik görevler üstlendiğini belirtiyor. Su, hücrelere oksijen ve besin taşınmasını sağlarken, aynı zamanda enerji üretimine yardımcı oluyor. Dr. Zakhary, yeterli su tüketiminin beyin sağlığını güçlendirdiğine ve bağışıklık sistemini desteklediğine dikkat çekiyor. Özellikle serotonin ve dopamin gibi nörotransmitterlerin üretimi için suyun hayati olduğunu ifade eden Zakhary, bu kimyasalların ruh hali üzerinde doğrudan etkili olduğunu vurguluyor. Vücudun büyük kısmının sudan oluştuğunu hatırlatan uzman, hücrelerin, dokuların ve organların sağlıklı çalışabilmesi için düzenli hidrasyonun vazgeçilmez olduğunu söylüyor.</p><h3>Dr. Rubin: 'Su eksikliği vücut fonksiyonlarını aksatıyor'</h3><p>Acil tıp uzmanı Dr. Elizabeth Rubin ise hidrasyonun vücut işleyişinin temel taşlarından biri olduğunu dile getiriyor. Rubin, suyun vücut sıcaklığını düzenlediğini, kan dolaşımını sağladığını ve kas ile beyin fonksiyonlarını desteklediğini belirtiyor. Ayrıca, suyun sadece miktarının değil, elektrolit dengesinin de önemli olduğuna dikkat çekiyor. Sodyum ve potasyum gibi elektrolitlerin, sinir iletimi ve kas hareketleri için gerekli olduğunu belirten Rubin, özellikle aşırı terlemenin yaşandığı günlerde elektrolit desteğinin önem kazandığını ifade ediyor. Hidrasyonun sağlanması, vücutta sıvı ve elektrolit dengesinin korunması anlamına geliyor. Bu denge bozulduğunda ise başta sindirim sistemi, kaslar ve eklemler olmak üzere birçok vücut fonksiyonu olumsuz etkileniyor.</p><h3>Hidrasyon eksikliği domino etkisi yaratıyor</h3><p>Uzmanlar, yeterli su tüketiminin vücuttaki tüm sistemler üzerinde zincirleme bir etki yarattığını belirtiyor. Hücrelerin doğru çalışabilmesi için ihtiyaç duyduğu sıvı desteği sağlanmadığında, organlar da görevlerini tam anlamıyla yerine getiremiyor. Bu durum, sindirimden kas ve eklem sağlığına, zihinsel odaklanmadan bağışıklık sistemine kadar geniş bir alanda sorunlara yol açabiliyor. Hidrasyon eksikliği, özellikle sıcak havalarda ve uzun süreli fiziksel aktivitelerde daha hızlı bir şekilde ortaya çıkıyor. Uzmanlar, bu nedenle su tüketiminin günlük hayatın doğal bir parçası haline getirilmesi gerektiğini savunuyor. Su içme alışkanlığının sadece susuzluk hissedildiğinde değil, günün her anında sürdürülmesi gerektiği belirtiliyor.</p><h3>Uzmanlardan su tüketimi için pratik öneriler</h3><p>Sağlık uzmanları, su tüketimi alışkanlığını güçlendirmek için çeşitli önerilerde bulunuyor. Dr. Zakhary, özellikle yaz aylarında yoğun iş temposu, tatil ve açık hava etkinlikleri nedeniyle su içmenin kolayca ihmal edilebildiğini söylüyor. Bu nedenle, gün içinde belirli aralıklarla su içmeyi hatırlatacak telefon alarmları kurulmasını tavsiye ediyor. Dr. Rubin ise su içme alışkanlığının günlük rutinlerle ilişkilendirilmesini öneriyor. Örneğin, evden çıkmadan önce su içmek, yanınızda sürekli bir su şişesi bulundurmak ve her öğünde sıvı tüketmek, su içmeyi sezgisel bir davranışa dönüştürebilir. Ayrıca, aşırı terlemenin yaşandığı veya sıcak havada uzun süre kalınan günlerde, suya ek olarak elektrolit desteği alınmasının faydalı olabileceği belirtiliyor. Ancak uzmanlar, günlük yaşamda sade suyun genellikle yeterli olduğunu, elektrolit içeceklerinin ise daha çok yoğun fiziksel aktivite veya aşırı terleme durumlarında tercih edilmesi gerektiğini ifade ediyor.</p><p>Sonuç olarak, sağlık uzmanları su tüketiminin hayati önem taşıdığını ve hidrasyonun vücutta adeta domino etkisiyle tüm sistemleri etkilediğini vurguluyor. Özellikle sıcak havalarda ve yoğun aktivitelerde su ihtiyacının arttığına dikkat çeken uzmanlar, su içmenin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtiyor. Günlük yaşamda su tüketimini alışkanlık haline getirmek, sağlıklı bir yaşam için atılacak en basit ve etkili adımlar arasında yer alıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/su-icmek-neden-dusundugum-115_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287232</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ak-parti-sozcusu-celik-insanlik-ittifakinin-en-guclu-sesi-turkiyedir-287232</link>
      <pubDate>2026-08-12T13:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[AK Parti Sözcüsü Çelik: İnsanlık ittifakının en güçlü sesi Türkiye'dir]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları'nın AK Parti ve hükümeti hedef alan açıklamalarını reddettiklerini belirterek, "İnsanlık ittifakının en güçlü sesi Türkiye'dir" açıklamasını yaptı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[AK Parti Sözcüsü Çelik: İnsanlık ittifakının en güçlü sesi Türkiye'dir]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları'nın AK Parti ve hükümeti hedef alan açıklamalarını reddettiklerini belirterek, "İnsanlık ittifakının en güçlü sesi Türkiye'dir" açıklamasını yaptı.</p><p>AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, "DEM Parti Eş Genel Başkanı Sayın Tülay Hatimoğulları'nın partimizi ve hükümetimizi hedef alan ifadelerini reddediyoruz. Meclis'te 467 kabul oyuyla yepyeni bir dönem açılmışken DEM Parti Eş Genel Başkanı'nın ilk açıklamalarının haksız ve mesnetsiz bir şekilde partimizi ve hükümetimizi hedef alması ibretliktir" ifadelerini kullandı.</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, kabine üyeleri ve AK Parti'nin tüm kadroları ile milletin, İsrail'in Filistin'i işgaline en güçlü şekilde karşı çıktığını ve bu insanlık dışı işgale karşı çıkmaya devam edeceğini vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:</p><p>"İnsanlık ittifakının en güçlü sesi Türkiye'dir. Sayın Hatimoğulları'nın, İsrail'in Filistin'i işgaline karşı çıkmamızı, soykırımcı Netanyahu'nun sözlerine sahip çıkarak ele almasını kınıyoruz. Türkiye'de ve dünyada insanlık ittifakının taraftarı olan hiçbir siyasetçi kendi tezini anlatırken soykırımcı Netanyahu'nun sözlerini sahiplenerek referans vermez. Sayın Hatimoğulları bu açıklamasını düzeltmelidir. Soykırımcı Netanyahu'nun sözlerini sahiplenen bir yaklaşım, bir siyasetçinin siciline düşülecek en utanç verici kayıttır."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/ak-parti-sozcusu-celik-in-248_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287231</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/denizanasi-surusu-neden-nukleer-santrali-etkiliyor-fransada-ayni-olay-ikinci-kez-yasandi-287231</link>
      <pubDate>2026-08-12T13:00:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Denizanası sürüsü neden nükleer santrali etkiliyor? Fransa'da aynı olay ikinci kez yaşandı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Fransa'nın kuzeyindeki Gravelines nükleer santrali, iki yıl üst üste aynı tarihte yaşanan denizanası istilası nedeniyle yeniden kapatıldı. EDF, on binlerce euro harcamasına rağmen, onlarca ton denizanası pompa sistemlerini bloke etti. Bu durum, iklim değişikliğinin nükleer enerji üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne serdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Denizanası sürüsü neden nükleer santrali etkiliyor? Fransa'da aynı olay ikinci kez yaşandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fransa'nın kuzeyinde yer alan Gravelines nükleer santrali, iki yıl arka arkaya aynı tarihte yaşanan denizanası istilası nedeniyle yeniden kapılarını kapatmak zorunda kaldı. Salı günü yaşanan olayda, Fransız enerji devi EDF, pompa sistemlerini tıkayan ve toplam ağırlığı onlarca tonu bulan denizanası sürüsü nedeniyle santralin bazı bölümlerini çevrimdışı bıraktı. Şirketin, bu tür istilaların önüne geçebilmek için yüz binlerce euro harcadığı biliniyor. Ancak alınan önlemler, denizanası istilasının önüne geçmeye yetmedi ve tesisin güvenliği için reaktörlerin ulusal enerji şebekesinden ayrılması zorunlu hale geldi.</p><h3>EDF: 'Onlarca ton denizanası reaktörleri durdurdu'</h3><p>EDF tarafından yapılan açıklamada, olay sırasında yerinde görev yapan ekiplerin, tesisin güvenliğini sağlamak ve reaktörleri tekrar ulusal şebekeye bağlamak için tam kadro çalıştığı belirtildi. Şirket, Gravelines açıklarında sürekli devriye gezen üç balıkçı teknesinin, 7 gün 24 saat boyunca 'önleyici balıkçılık operasyonları' yürüttüğünü açıkladı. Cumartesi ve Pazar günleri yapılan bu operasyonlar, başlangıçta büyük bir denizanası akışını engellemeyi başardı. Ancak, sürünün ağırlığı kısa sürede 100 kilogramdan birkaç düzine tona ulaşınca, balıkçı tekneleri de yetersiz kaldı ve EDF, reaktörlerin bir kısmını kapatmak zorunda olduğunu duyurdu.</p><h3>İklim değişikliği Fransa'daki nükleer santralleri tehdit ediyor</h3><p>Denizanası istilası, Fransa'daki nükleer santrallerin iklim değişikliğinden nasıl etkilendiğini bir kez daha ortaya koydu. Son yıllarda artan deniz suyu sıcaklıkları, denizanası sürülerinin Fransız kıyılarında daha sık ve yoğun şekilde görülmesine yol açtı. Nükleer santraller, reaktörlerini soğutmak için genellikle deniz veya nehir sularını kullanıyor. Ancak bu yaz, Fransa'daki birçok santral, sıcak hava dalgaları ve kuraklık nedeniyle su kaynaklarının azalmasıyla birlikte geçici olarak kapatıldı. Gravelines'te yaşanan son olayın ardından, EDF durumu yakından izlemek için kameralar kurdu ve balıkçı teknelerini devreye soktu. Greenpeace Fransa ise, nükleer santrallerin iklim değişikliğinin etkileri karşısında yetersiz kaldığını vurgulayarak, bu tür olayların önümüzdeki yıllarda daha da artabileceği uyarısında bulundu.</p><p>Denizanası istilasının sıklaşması, nükleer enerji üretiminde yeni risklerin ortaya çıktığını gösteriyor. Yetkililer, iklim değişikliğinin etkileriyle mücadelede daha kapsamlı önlemlere ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Gravelines nükleer santralinde yaşanan bu son gelişme, Fransa'nın enerji güvenliği ve çevresel riskler konusunda yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/denizanasi-surusu-neden-n-679_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287230</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/cinin-long-march-7a-roketi-kalkistan-saniyeler-sonra-alev-topuna-donustu-287230</link>
      <pubDate>2026-08-12T12:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Çin'in Long March 7A roketi kalkıştan saniyeler sonra alev topuna dönüştü]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Çin'in Hainan adasındaki Wenchang Uzay Fırlatma Alanı'ndan fırlatılan Long March 7A roketi, kalkıştan yalnızca 85 saniye sonra büyük bir patlamayla havada parçalandı. Olay, Çin'in uzay programında nadir görülen bir başarısızlık olarak kayıtlara geçti ve ülkede hem medya hem de sosyal medya üzerindeki yansımalarıyla dikkat çekti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Çin'in Long March 7A roketi kalkıştan saniyeler sonra alev topuna dönüştü]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çin'in uzay programında kritik öneme sahip Long March 7A roketi, Pazartesi gecesi Hainan adasındaki Wenchang Uzay Fırlatma Alanı'ndan fırlatıldıktan kısa süre sonra patladı. Fırlatmadan sadece 85 saniye sonra dev bir ateş topuna dönüşen roket, Zhongxing-4B (ChinaSat-4B) adlı iletişim uydusunu yörüngeye taşımayı hedefliyordu. Yaşanan bu patlama, Çin'in uzay teknolojisinde ender rastlanan bir aksaklık olarak kayıtlara geçti. Olayın hemen ardından, fırlatma alanında ve çevresinde bulunan izleyiciler büyük bir şaşkınlık yaşadı. Çin'in devlet destekli uzay programının iş atleti olarak bilinen Long March 7A'nın başarısızlığı, ulusal ve uluslararası kamuoyunda geniş yankı buldu.</p><h3>Çin Uzay Bilimleri ve Teknolojisi Kurumu: 'Sebep araştırılıyor'</h3><p>Patlamanın ardından devlet haber ajansı Xinhua, fırlatmadan yaklaşık üç saat sonra yaptığı açıklamada, Long March 7A roketinin uçuş sırasında bir anomali yaşadığını doğruladı. Açıklamada, olayın nedeni konusunda henüz kesin bir bilgiye ulaşılamadığı ve detaylı incelemelerin sürdüğü belirtildi. Çin Uzay Bilimleri ve Teknolojisi Kurumu, roketin ana devlet destekli yüklenicisi olarak, yaşanan bu teknik arızanın nedenlerini ortaya çıkarmak için kapsamlı bir soruşturma başlattı. Uzmanlar, Long March 7A'nın üç aşamalı yapısının ve yüksek taşıma kapasitesinin, Çin'in uzay hedefleri açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurguluyor. Bu roket, yaklaşık 60 metre uzunluğunda ve jeostatik transfer yörüngesine yedi metrik ton yük taşıyabiliyor. Çin'in, 2050 yılına kadar uzay bilimlerinde dünya liderliği hedefi doğrultusunda bu tür teknolojik başarısızlıkların önüne geçmek için yoğun çaba harcadığı biliniyor.</p><h3>Long March 7A'nın 18. görevi başarısızlıkla sonuçlandı</h3><p>Long March 7A, Çin Uzay Fırlatma Araçları Teknolojisi Akademisi tarafından geliştirilen ve bugüne kadar toplam 18 kez fırlatılan bir taşıyıcı roket olarak öne çıkıyor. Daha önce yalnızca 2020 yılındaki ilk uçuşunda başarısızlık yaşamış olan roket, bu ikinci kayıpla birlikte güvenilirliği konusunda soru işaretleri oluşturdu. Mart 2021'deki ikinci denemede başarıya ulaşan Long March 7A, Çin'in iletişim ve uzay araştırmalarında önemli bir rol üstlenmişti. Son fırlatmada Zhongxing-4B uydusunu yörüngeye taşımak üzere havalanan roketin patlaması, hem teknik ekibi hem de fırlatmayı izlemek için toplanan kalabalığı büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. Wenchang Uzay Fırlatma Alanı, hem yerel halk hem de uzay meraklıları için önemli bir gözlem noktası olarak biliniyor ve bölgede uzay turizminin gelişmesine katkı sağlıyor. Ancak yaşanan bu olay, fırlatma alanında güvenlik ve teknoloji konusunda yeni değerlendirmeleri gündeme getirdi.</p><h3>Sosyal medya ve devlet medyasının tutumu tartışma yarattı</h3><p>Patlamanın ardından Çin devlet medyası, olayı oldukça sınırlı bir şekilde ele aldı ve detaylara fazla yer vermedi. Devletle bağlantılı içerikler dışında sosyal medya platformlarında paylaşılan videoların ise hızla kaldırıldığı ya da arama sonuçlarında görünürlüğünün azaltıldığı gözlendi. Özellikle Xiaohongshu ve Douyin gibi popüler platformlarda kullanıcıların paylaştığı görüntüler kısa sürede erişime kapatıldı. Bu durum, ülkede bilgi akışı ve şeffaflık konularında yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Çinli yetkililer, roketin patlamasının ardından bilgi kirliliğini önlemek amacıyla kontrollü bir iletişim stratejisi izlemeyi tercih etti. Olayın sosyal medyada geniş şekilde yer bulamaması, resmi kaynakların açıklamalarına olan ilgiyi artırdı. Uzay programı kapsamında yaşanan bu tür arızaların, Çin'in uluslararası prestiji üzerindeki etkisi de uzmanlar tarafından yakından takip ediliyor.</p><h3>Long March 7A sonrası Zhuque-3 fırlatması ertelendi</h3><p>Pazartesi akşamı Long March 7A'nın patlaması sonrasında, Salı sabahı Jiuquan Uydu Fırlatma Merkezi'nde planlanan Zhuque-3 roketinin fırlatılması ileri bir tarihe ertelendi. Şanghay merkezli finans haber kaynağı Yicai, bu ertelemenin Long March 7A'nın başarısızlığından doğrudan etkilendiğini bildirdi. Zhuque-3, Çin'in özel roket şirketi LandSpace tarafından geliştiriliyor ve yeniden kullanılabilir fırlatma teknolojisinde ülkenin ilk ciddi girişimi olarak öne çıkıyor. Roketin ilk seferi Aralık 2025'te gerçekleşti; ancak birinci aşamada yaşanan teknik sorunlar, Çin'in yeniden kullanılabilir roket programında karşılaşılan zorlukları gözler önüne serdi. Geçtiğimiz ay, Çin bir taşıyıcı roketin birinci aşamasını başarıyla geri kazanarak bu alanda tarihi bir adım attı. Yetkililer, bu tür başarısızlıkların orta ve uzun vadede teknolojik gelişmeler açısından önemli dersler sunduğunu belirtiyor.</p><h3>Çin'in uzay yarışında Long March 7A'nın rolü ve geleceği</h3><p>Long March 7A roketi, Çin'in uzay yarışındaki iddiasını sürdürebilmesi için kilit bir teknoloji olarak görülüyor. Üç aşamalı yapısı ve yüksek taşıma kapasitesiyle, ülkenin iletişim ve araştırma uydularını yörüngeye taşımada önemli görevler üstleniyor. Ancak son yaşanan patlama, bu teknolojiye olan güveni sarsarken, Çin'in ABD ile olan rekabetinde de yeni tartışmalar başlattı. SpaceX kurucusu Elon Musk'ın, roket teknolojisinin zorluklarına dikkat çekerek "Roketler inanılmaz derecede zor" şeklindeki yorumu, uluslararası arenada da olayın yankı bulmasını sağladı. Uzmanlar, Çin'in yeniden kullanılabilir roket teknolojisine yaptığı yatırımların ve son dönemdeki test başarılarının, gelecekte benzer arızaların önüne geçilmesinde kritik rol oynayacağını ifade ediyor. Çin Uzay Bilimleri ve Teknolojisi Kurumu, Long March 7A'nın teknik sorunlarının giderilmesi ve güvenli fırlatma süreçlerinin sağlanması için çalışmalarını sürdürüyor.</p><p>Sonuç olarak, Long March 7A roketinin fırlatmadan sadece 85 saniye sonra patlaması, Çin'in uzay programında önemli bir sınav olarak kayıtlara geçti. Hem teknik hem de iletişim açısından yaşanan bu gelişme, Çin'in küresel uzay yarışındaki konumunu ve stratejilerini yeniden gözden geçirmesine yol açtı. Uzmanlar, bu tür başarısızlıkların, gelecekte daha güvenli ve başarılı fırlatmalar için önemli dersler sunduğunu vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/cinin-long-march-7a-roket-180_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287229</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/meteorolojiden-kuvvetli-ruzgar-ve-saganak-alarmi-cati-ucmasi-ve-ulasim-riski-287229</link>
      <pubDate>2026-08-12T12:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Meteorolojiden kuvvetli rüzgar ve sağanak alarmı: Çatı uçması ve ulaşım riski]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Meteoroloji, birçok il için kuvvetli rüzgar ve sağanak yağış uyarısı yaptı. Fırtına ve yağış nedeniyle ulaşımda aksamalar, çatı uçmaları ve ağaç devrilmeleri gibi riskler artıyor. Vatandaşların dikkatli ve tedbirli olması istendi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Meteorolojiden kuvvetli rüzgar ve sağanak alarmı: Çatı uçması ve ulaşım riski]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü, ülkenin farklı bölgelerinde etkili olacak kuvvetli rüzgar ve sağanak yağışlar konusunda yeni bir uyarı yayımladı. Özellikle Çanakkale, Balıkesir, İzmir ve Manisa'nın kuzey kesimlerinde rüzgarın kuzey ve kuzeydoğu yönlerden kuvvetli şekilde eseceği belirtildi. Yetkililer, bu bölgelerde fırtına nedeniyle ulaşımda aksamalar, çatıların uçması ile ağaç ve direklerin devrilmesi gibi ciddi risklere karşı vatandaşların dikkatli olmasını istedi. Uyarının, cumartesi gecesine kadar geçerli olacağı bildirildi.</p><h3>METEOROLOJİ: MARMARA VE KARADENİZ'DE FIRTINA TEHLİKESİ</h3><p>Meteoroloji uzmanları, Marmara'nın kuzey ve doğusunda da sabah saatlerinden itibaren kuvvetli rüzgar ve fırtına beklendiğini açıkladı. İstanbul, Kırklareli, Edirne, Tekirdağ, Bursa, Yalova, Kocaeli ve Sakarya çevreleri için yapılan uyarıda, rüzgarın kuzey ve kuzeydoğu yönlerden zaman zaman fırtına şiddetine ulaşabileceği vurgulandı. Bu nedenle bölgede yaşayanların çatı uçması, ağaç ve direklerin devrilmesi gibi olumsuzluklara karşı hazırlıklı olması gerektiği ifade edildi. Ayrıca, ulaşımda yaşanabilecek aksamalara karşı sürücülere de dikkatli olmaları yönünde çağrı yapıldı.</p><h3>KARADENİZ'DE SAĞANAK VE GÖK GÜRÜLTÜLÜ YAĞIŞ BEKLENİYOR</h3><p>Yarın erken saatlerden itibaren ise Samsun'un doğusu, Ordu'nun batı ve iç kesimleri ile Sinop'un kuzey ve iç bölgelerinde yerel olarak kuvvetli ve gök gürültülü yağışların görüleceği tahmin ediliyor. Bu bölgelerde de ani su baskınları ve kısa süreli fırtına riski bulunduğu için vatandaşların meteorolojiden gelen uyarıları yakından takip etmeleri önerildi. Kuvvetli rüzgar ve sağanak yağışların yol açabileceği olumsuzluklara karşı hem yerel yönetimlerin hem de vatandaşların tedbirli davranması istendi.</p><p>Kuvvetli rüzgar ve fırtına nedeniyle oluşabilecek risklerin azaltılması için vatandaşların dikkatli olması ve meteoroloji tarafından yapılan uyarıları dikkate alması önem taşıyor. Yetkililer, özellikle açık alanlarda ve yüksek katlı binalarda yaşayanların ekstra önlem almalarını öneriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/kuvvetli-ruzgar-ve-sagana-302_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287228</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/kariba-golunde-feribot-alabora-oldu-en-az-15-olu-27-kisi-kayip-287228</link>
      <pubDate>2026-08-12T12:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kariba Gölü'nde feribot alabora oldu! En az 15 ölü, 27 kişi kayıp]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Zimbabve'nin Kariba Gölü'nde aşırı yüklü bir feribotun alabora olması sonucu en az 15 kişi yaşamını yitirdi, 27 kişi ise kayboldu. Kurtarma ekipleri gölde kayıpları ararken, olay ülke genelinde büyük üzüntü ve endişe yarattı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kariba Gölü'nde feribot alabora oldu! En az 15 ölü, 27 kişi kayıp]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Zimbabve'nin Kariba Gölü'nde Salı günü yaşanan feribot kazası ülkeyi yasa boğdu. Kapasitesinin üzerinde yolcu alan bir feribotun alabora olması sonucu en az 15 kişi hayatını kaybetti, 27 kişi ise kayboldu. Ulusal afet yönetim ajansının verdiği bilgilere göre, 77 yolcu ise kurtarıldı ve göldeki küçük bir adaya ulaşmayı başardı. Kurtarılanlar için botlar gönderildi. Kazanın ardından bölgede başlatılan arama kurtarma çalışmaları sürüyor. Kariba Gölü, Zimbabve ile Zambiya arasında yer alıyor ve dünyanın hacim olarak en büyük yapay gölü olarak biliniyor.</p><h3>Zimbabve Sivil Koruma Birimi: Kapasite aşıldı, kayıplar artıyor</h3><p>Zimbabve Sivil Koruma Birimi, feribotta yalnızca kayıtlı bilet sahiplerinin bulunduğunu, toplamda 114 yetişkin yolcu ve 5 mürettebatın feribotta yer aldığını açıkladı. Ancak yetkililer, biletleme yaşının altında olan ve kayıtlara geçmeyen çocukların da feribotta olabileceğini belirtti. Feribotun 90 kişilik taşıma kapasitesine sahip olduğu, ancak bu sayının üzerinde yolcu aldığı ifade edildi. Sivil Koruma Birimi, olayın resmi olarak felaket ilan edilmesini önerdi. Kurtarma ekipleri, gölde kaybolanları bulmak için yoğun çaba gösteriyor. Yetkililer, Kariba Gölü'nde yaşanan bu tür kazaların önlenmesi için denetimlerin artırılacağını vurguladı.</p><h3>Kariba Gölü'nde endişe ve kurtarma çalışmaları</h3><p>Devlet yayıncısı ZBC, olay anında bir helikopterin havadan gözlem yaptığı ve hız botlarının devrilmiş feribota doğru ilerlediği görüntüleri yayınladı. Göldeki arama çalışmalarına su altı ekipleri de katıldı. Bölgedeki yerel milletvekili Mutsa Murombedzi, yolculuk başlamadan önce kıyıdaki insanların yaşlı feribota el salladığını ve bazı kişilerin feribotun göldeki güçlü dalgalara dayanıp dayanamayacağı konusunda endişeli olduğunu aktardı. Kırsal topluluklar Kariba kasabasına ulaşmak için bu feribotu sıklıkla kullanıyor ve yolculuk genellikle yaklaşık beş saat sürüyor. Kariba Gölü, 200 kilometre uzunluğu ve bazı noktalarda 40 kilometreye ulaşan genişliğiyle hem Zimbabve hem de Zambiya için hayati bir ulaşım ve geçim kaynağı olarak öne çıkıyor. Kazanın ardından Zimbabve polisi kurtarma operasyonunun devam ettiğini duyurdu.</p><p>Kariba Gölü'nde yaşanan bu trajik feribot kazası, bölgedeki ulaşım güvenliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Yetkililer, olayın nedenlerini detaylı şekilde inceleyeceklerini ve benzer faciaların yaşanmaması için gerekli tüm önlemlerin alınacağını açıkladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/kariba-golunde-feribot-al-386_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287227</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/bobrek-sagligindan-kolesterole-iste-daha-saglikli-beslenmek-icin-5-basit-oneri-287227</link>
      <pubDate>2026-08-12T12:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Böbrek sağlığından kolesterole! İşte daha sağlıklı beslenmek için 5 basit öneri]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, böbrek sağlığını korumak ve genel vücut fonksiyonlarını desteklemek için karpuz, sade yoğurt ve tuzlu kahve gibi besinleri öne çıkarıyor. Günlük beslenme alışkanlıklarında yapılacak küçük değişikliklerle hem böbrekler hem de kalp ve bağırsak sağlığına katkı sağlanabileceği vurgulanıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Böbrek sağlığından kolesterole! İşte daha sağlıklı beslenmek için 5 basit öneri]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme uzmanları, böbrek sağlığını güçlendirmek ve genel vücut fonksiyonlarını desteklemek için karpuz, sade yoğurt ve tuzlu kahve gibi gıdaların önemine dikkat çekti. Yaz aylarında sıvı dengesinin korunması, bağırsakların desteklenmesi ve kolesterolün düşürülmesi için günlük beslenmede uygulanabilecek beş pratik öneri açıklandı. Uzmanlar, bu küçük değişikliklerin hem böbrek sağlığı hem de kalp ve bağırsak fonksiyonları üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini belirtiyor.</p><h3>Böbrek sağlığı için karpuz ve dikkatli potasyum tüketimi</h3><p>Yaz sıcaklarının etkisiyle vücudun sıvı ihtiyacı artıyor ve böbrek sağlığını korumak için bu dönemde karpuz gibi su oranı yüksek meyvelere yönelmek öne çıkıyor. Karpuz, içerdiği yüksek su miktarı sayesinde böbreklerin düzenli çalışmasına yardımcı olurken, vücudun nem dengesini de destekliyor. Ayrıca karpuzda bulunan L-sitrülin amino asidi, kan basıncını düşürmeye yardımcı olurken; likopen ve C vitamini gibi antioksidanlar ise oksidatif stresi azaltarak kalp ve böbrek sağlığını destekliyor. Fakat uzmanlar, böbrek hastalığı olan bireylerin karpuz gibi potasyum açısından zengin besinleri tüketmeden önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerektiğini vurguluyor. Potasyum fazlası, özellikle böbrek fonksiyonları zayıflamış kişilerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bu nedenle, böbrek sağlığı için karpuz tüketimi önerilse de, kişisel sağlık durumuna göre hareket etmek önem taşıyor.</p><h3>Güne sade yoğurt ile başlamak bağırsak ve yaşlanma üzerinde etkili</h3><p>Günlük beslenmede sade yoğurt tüketimi, bağırsak sağlığını destekleyen iyi bakteriler sayesinde sindirim sistemini güçlendiriyor. Sade yoğurtta bulunan probiyotikler, bağırsak florasını dengeleyerek bağışıklık sistemini olumlu etkiliyor ve sağlıklı yaşlanmaya katkı sağlıyor. Son dönemlerde yapılan bir araştırmada, katılımcıların 12 hafta boyunca her gün sade yoğurt tükettiğinde, belirli bir diyet programı ve düzenli egzersizle birlikte kilo kaybı yaşadıkları ve biyolojik yaşlanma hızlarının yavaşladığı gözlendi. Ancak uzmanlar, bu bulguların daha geniş çaplı çalışmalarla desteklenmesi gerektiğine işaret ediyor. Sade yoğurt tüketimi tek başına sıkıcı geliyorsa, içine meyve, kuruyemiş, tohum veya tam tahıllar ekleyerek hem lezzet hem de besin değeri artırılabiliyor. Böylece, böbrek sağlığı yanında genel vücut sağlığı da desteklenmiş oluyor.</p><h3>Haşlanmış yumurta ile antioksidan koruması ve sağlıklı pişirme önerileri</h3><p>Yumurta, protein ve antioksidan açısından zengin bir besin olarak öne çıkıyor. Ancak pişirme yöntemi, yumurtanın besin değerini doğrudan etkiliyor. Haşlanmış yumurtalar, pişirme sırasında ek yağ gerektirmediği için daha hafif bir seçenek sunuyor ve lutein ile zeaksantin gibi antioksidanların korunmasına yardımcı oluyor. Bu antioksidanlar, göz ve hücre sağlığı üzerinde önemli rol oynuyor. Eğer çırpılmış yumurta tercih ediliyorsa, doymamış yağlar içeren zeytinyağı, avokado yağı veya kanola yağı kullanılması öneriliyor. Böylece, böbrek sağlığı gözetilerek yapılan sağlıklı pişirme yöntemleri, kalp ve damar sağlığını da destekliyor. Yumurta tüketiminde çeşitlilik sağlanırken, pişirme yöntemine dikkat etmek hem lezzet hem de sağlık açısından avantaj sunuyor.</p><h3>Kahveye tuz ekleyerek acılığı azaltmak ve şeker tüketimini düşürmek mümkün</h3><p>Geleneksel olarak kahveye süt veya şeker eklenirken, uzmanlar böbrek sağlığı ve genel metabolizma için yeni bir öneride bulunuyor: Kahveye bir tutam tuz ilave etmek. Bu yöntem, kahvenin doğal acılığını azaltırken, ek şeker veya krema kullanımını da gereksiz kılıyor. Böylece, fazla kalori ve şeker alımının önüne geçiliyor, bu da kilo kontrolü ve metabolik sağlık açısından avantaj sağlıyor. Özellikle sade kahve tüketmekte zorlananlar için tuz ekleme yöntemi, kahveden alınan keyfi artırabiliyor. Ancak, yüksek tansiyonu olan veya sodyum alımını sınırlandırması gereken kişilerin bu öneriye dikkatli yaklaşması gerekiyor. Her durumda, böbrek sağlığı için kahve tüketiminde dengeyi korumak ve kişisel sağlık koşullarını göz önünde bulundurmak önem taşıyor.</p><h3>Kolesterolü düşüren gıdalarla kalp ve böbrek sağlığına destek</h3><p>Böbrek sağlığını korumak kadar, kolesterolü dengede tutmak da kalp-damar hastalıklarının önlenmesinde önemli bir adım olarak görülüyor. Uzmanlar, lif, sağlıklı yağlar ve bitkisel steroller bakımından zengin gıdaların bir araya getirilmesinin kolesterol seviyelerini düşürmede etkili olduğunu belirtiyor. Özellikle ceviz, soya, tam tahıllar ve çeşitli sebzeler, gün boyunca tüketildiğinde hem kalp hem de böbrek sağlığına katkı sağlıyor. Bu tür gıdaların düzenli olarak beslenme programına dahil edilmesi, zaman içinde kolesterol değerlerini sağlıklı aralığa çekebiliyor. Uzmanlar, sürekli ve sürdürülebilir bir beslenme alışkanlığı oluşturmanın, böbrek sağlığı başta olmak üzere tüm vücut sistemleri için uzun vadeli faydalar sunduğunu vurguluyor.</p><p>Sonuç olarak, böbrek sağlığı için günlük beslenme alışkanlıklarında yapılacak basit değişiklikler, sadece böbrekleri değil, kalp ve bağırsak gibi diğer organları da koruma altına alıyor. Uzmanlar, karpuz, sade yoğurt, haşlanmış yumurta, tuzlu kahve ve kolesterol düşürücü gıdaların bilinçli tüketimiyle sağlıklı bir yaşamın mümkün olabileceğini belirtiyor. Her bireyin kendi sağlık durumunu göz önünde bulundurması ve beslenme değişikliklerini doktor tavsiyesiyle yapması ise büyük önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/bobrek-sagligindan-kolest-957_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287226</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/blue-origin-spacexin-denizde-roket-indirme-girisimini-patentle-engellemeye-calisti-287226</link>
      <pubDate>2026-08-12T12:53:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Blue Origin, SpaceX'in denizde roket indirme girişimini patentle engellemeye çalıştı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Blue Origin ve SpaceX arasında 2014 yılında başlayan patent mücadelesi, deniz platformuna dikey roket inişi teknolojisi nedeniyle iki uzay devi arasında tarihi bir rekabete dönüştü. Blue Origin'in Jeff Bezos liderliğinde aldığı patent, SpaceX'in inovasyonunu tehdit etti ve süreç sonunda şirket geri adım atmak zorunda kaldı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Blue Origin, SpaceX'in denizde roket indirme girişimini patentle engellemeye çalıştı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>2014 yılında, uzay araştırmalarında önemli bir rekabetin fitili ateşlendi. ABD merkezli Blue Origin, deniz üzerinde bir platforma dikey roket inişi fikrini patentle koruma altına aldı. Şirket, bu adımıyla birlikte, SpaceX'in üzerinde çalıştığı aynı teknolojinin önüne yasal bir engel koymaya çalıştı. Patent, Jeff Bezos'un da aralarında bulunduğu mucitler tarafından, ABD Patent ve Ticari Marka Ofisi'nden onay aldı. O dönem, Blue Origin henüz yörüngeye ulaşabilen bir roket geliştirmemişti ve denizde başarılı bir iniş gerçekleştirmemişti. Buna karşılık, SpaceX ise Falcon 9'un ilk aşamasını okyanus platformuna indirme denemeleriyle dikkat çekiyordu. Denizde dikey iniş yapan roket teknolojisinin patentlenmesi, iki şirket arasında uzun sürecek bir hukuki mücadeleye yol açtı.</p><h3>SpaceX'in itirazı patent savaşını başlattı</h3><p>SpaceX, Blue Origin'in aldığı patenti sektörün gelişimini engelleyecek bir hamle olarak gördü ve Ağustos 2014'te ABD Patent İtiraz ve İtiraz Kurulu'na resmi bir başvuruda bulundu. Şirket, Blue Origin'in öne sürdüğü teknolojinin yeni olmadığını, daha önce benzer kavramların akademik makalelerde yer aldığını ve temel roket biliminin bu tip inişleri öngördüğünü savundu. SpaceX, özellikle 2009 yılı itibarıyla, deniz platformuna kontrollü roket inişinin artık sıradan bir konu haline geldiğini vurguladı. Bu süreçte, SpaceX kendi "otonom uzay limanı drone gemisi"ni geliştirerek, deniz platformuna iniş denemelerine devam etti. Mart 2015'e gelindiğinde, Patent Kurulu, SpaceX'in itirazlarını büyük ölçüde haklı buldu ve Blue Origin'in iddialarının önemli kısmını geçersiz saydı. Bu karar, uzay sektöründe patentlerin inovasyon üzerindeki etkisinin bir kez daha tartışılmasına neden oldu.</p><h3>Blue Origin geri adım attı: Patent iptal edildi</h3><p>Patent mücadelesi yaklaşık bir yıl sürdü. Blue Origin, mahkemenin patentini tamamen iptal etmesini beklemek yerine, Eylül 2015'te kendi isteğiyle patentin on beş iddiasından on üçünü geri çekti. Şirketin bu kararı, patentin uygulanabilirliğinin fiilen sona erdiği anlamına geliyordu. Blue Origin'in bu adımı, uzay endüstrisinde yasal süreçlerin inovasyonun önünde engel teşkil edip etmediği sorusunu gündeme taşıdı. Patent iptalinin ardından, ne Blue Origin ne de SpaceX kamuya detaylı bir açıklama yaptı. Ancak sektör uzmanları, Blue Origin'in yasal mücadelede geri adım atmasının, SpaceX'in teknolojik ilerlemesi karşısında stratejik bir geri çekilme olduğunu değerlendirdi. Bu gelişme, iki şirketin önceliklerinin ve rekabet anlayışlarının farklılığını da gözler önüne serdi.</p><h3>Deniz inişi yarışında kim önde?</h3><p>Patent iptalinin hemen ardından, Blue Origin, Kasım 2015'te New Shepard aracıyla uzaya ulaştıktan sonra dikey inişi başarıyla gerçekleştirdi. Ancak bu araç, yörüngeye çıkmayan, suborbital bir roketti. SpaceX ise Aralık 2015'te Falcon 9'un yörünge sınıfı ilk aşamasını başarıyla dünyaya indirdi ve kısa süre sonra deniz platformunda da bu başarıyı tekrarladı. Her iki şirket de dikey iniş teknolojisinde önemli adımlar atmış olsa da, uzmanlar, yörüngeye ulaşan bir roketin denizde inişinin, teknik açıdan çok daha zorlu ve önemli bir başarı olduğunu belirtti. Blue Origin'in New Shepard ile elde ettiği başarı, teknik olarak bir ilk olsa da, SpaceX'in Falcon 9 ile başardığı yörünge sınıfı iniş, sektörde büyük bir dönüm noktası olarak kabul edildi. Bu gelişmeler, uzay yarışında inovasyonun ve pratik denemelerin, yasal engellerden daha etkili olduğunu bir kez daha gösterdi.</p><h3>Uzay yarışında patentlerin rolü ve şirketlerin öncelikleri</h3><p>Blue Origin ve SpaceX arasındaki bu patent savaşı, sadece kimin önce başarılı olacağı sorusunu değil, aynı zamanda şirketlerin inovasyon ve rekabet stratejilerini de ortaya koydu. Blue Origin, 2014'te patentle yasal bir koruma yaratmaya çalışırken, SpaceX ise sürekli denemelerle teknolojik üstünlük sağlamayı hedefledi. Blue Origin'in patenti, şirketin teknolojik gelişimi tamamlamadan yasal avantaj arayışına girdiğini gösterdi. SpaceX ise, başarısız denemelere rağmen, denizde roket inişi konusunda ısrarcı oldu ve sonunda bu alanda öncü konuma ulaştı. Falcon 9'un kısa sürede yeniden kullanılabilir bir roket haline gelmesi, SpaceX'in pratik testlere dayalı yaklaşımının başarısını kanıtladı. Buna karşın, Blue Origin'in yörünge sınıfı roketi New Glenn, 2024 yılına kadar yörüngeye ulaşamadı. Bu tablo, uzay yarışında yasal süreçlerin değil, sürekli inovasyonun belirleyici olduğunu gözler önüne serdi.</p><h3>Sonuç: Blue Origin ve SpaceX rekabetinden çıkan dersler</h3><p>Blue Origin ile SpaceX arasındaki patent krizi, uzay sektöründe özel şirketler arasındaki rekabetin yeni bir boyut kazandığını gösterdi. Her iki şirket de başlangıçta deniz platformunda dikey roket inişi teknolojisine sahip değildi, ancak süreç içinde farklı stratejiler izledi. Blue Origin, yasal koruma arayışında kaybederken, SpaceX teknolojik denemelerle öne çıktı. Nihayetinde, hukuki mücadeleyi kaybeden Blue Origin, yine de dikey inişi ilk gerçekleştiren şirket oldu. Ancak yörüngeye ulaşan roketlerin denizde inişinde liderlik SpaceX'in eline geçti. Bu çekişme, uzay yarışında inovasyonun ve sürekli denemenin, yasal engellerden daha etkili olduğunu ortaya koydu. Gelecekte, uzay teknolojilerinde başarıya ulaşmanın anahtarı, patentlerden çok, pratik uygulama ve cesur denemelerde yatıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/blue-origin-spacexin-deni-101_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287225</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/abd-ve-iran-ateskesi-uzatmak-icin-anlasti-287225</link>
      <pubDate>2026-08-12T14:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ABD ve İran ateşkesi uzatmak için anlaştı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Pakistanlı hükümet kaynakları, ABD ve İran'ın 17 Ağustos'ta süresi dolacak olan İslamabad Mutabakatı kapsamında 60 günlük ateşkesin uzatılması konusunda "anlaştığını" söyledi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ABD ve İran ateşkesi uzatmak için anlaştı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pakistanlı hükümet kaynakları, ABD ve İran arasındaki ateşkesin uzatılmasına dair açıklamada bulundu.</p><p>Kaynaklar, ABD ve İran'ın, 17 Ağustos'ta süresi dolacak olan mutabakat kapsamında 60 günlük ateşkesin uzatılması konusunda "anlaştığını" kaydetti.</p><p>Arabuluculuk sürecine yakın bir kaynak, tarafların, arabuluculara sürenin uzatılmasına ilişkin onaylarını ilettiğini aktarırken, ateşkesin 17 Ağustos'tan sonra ne kadar süreyle uzatılacağına ilişkin ise taraflarla temasların devam ettiğini belirtti.</p><p>ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşı sonlandırmak için Washington ile Tahran, 17 Haziran'da İslamabad Mutabakatı'nı imzalamış, mutabakatla nihai anlaşma için 60 günlük müzakere süresi öngörülmüştü.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/video2-120820262aa04d05.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>İRANLI KOMUTAN, ABD'NİN ÜLKEYE KARADAN SALDIRACAĞI YÖNÜNDEKİ İDDİALARI "HAYAL ÜRÜNÜ" OLARAK NİTELENDİRDİ</b></p><p>İran Sınır Muhafızları Komutanı Tuğgeneral Ali Ekber Cavidan, ABD'nin ülkeye kara saldırısı düzenleyeceği yönündeki iddiaları "hayal ürünü" olarak nitelendirdi.</p><p>Tesnim Haber Ajansına konuşan Cavidan, ABD'nin ülkeye kara saldırısı planladığına dair iddiaları değerlendirdi.</p><p>Böyle bir ihtimalin olmadığını savunan Cavidan, "Bu tür açıklamalar çoğunlukla hayal ürünüdür ve düşmanlar tarih boyunca bu tür iddiaları birçok kez dile getirmiştir. Düşmanların hareketleri ülkenin otoritesini ve güvenliğini asla sarsamaz." ifadelerini kullandı.</p><p>ABD ve İsrail'in başlattığı savaşa işaret eden Cavidan, saldırılarda ülkede birçok komutan ve generalin öldüğünü ancak silahlı kuvvetlerin otoritesine, yapısına veya operasyonel kapasitesine hiçbir zarar gelmediğini iddia etti.</p><p>Sınır muhafızlarının herhangi bir saldırıya "tam hazırlıklı" olduğunu dile getiren İranlı komutan, "Ülkenin sınırları güvenli ve istikrarlıdır ve sınır muhafızları konuşlanmıştır. İran topraklarına yönelik herhangi bir saldırıya izin vermeyeceklerdir." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>ABD, 17 Haziran'da imzalanan mutabakata rağmen 8 Temmuz'da İran'a yeniden saldırılar başlattığı dönemde İran'ın güneyindeki köprüler ve geçitler dahil sivil altyapıyı hedef almıştı. ABD'nin bu eylemlerle İran'a güneyden bir kara saldırısına zemin hazırlamaya çalıştığına dair iddialar uluslararası basında yer almıştı. ABD Başkanı Donald Trump da İran'ın Basra Körfezi'ndeki ana petrol terminali Hark Adası'nı "ele geçirmek" istediğini ifade etmişti.</p><a data-link="1" href="https://www.yirmidort.tv/dunya/abd-baskani-trump-muzakereler-konusunda-irana-guvenmiyor-bana-surekli-yalan-soylediler-287193" class="related-news haber"><div class="image"><img src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/abd-baskani-trump-muzaker-722_2-41.jpg"/></div><h3>ABD Başkanı Trump müzakereler konusunda İran'a güvenmiyor: Bana sürekli yalan söylediler</h3></a>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/abd-ve-iran-ateskesi-uzat-636_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287224</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-ciftci-devlet-olarak-teknolojiyi-yalani-buyutmek-icin-kullananlari-engelleyecek-haki-287224</link>
      <pubDate>2026-08-12T12:38:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Çiftçi: Devlet olarak, teknolojiyi yalanı büyütmek için kullananları engelleyecek, hakikatin sesini yükselteceğiz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Devlet olarak, teknolojiyi yalanı büyütmek için kullananları engelleyecek, doğru içeriği üretecek ve hakikatin sesini hep birlikte yükselteceğiz." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Çiftçi: Devlet olarak, teknolojiyi yalanı büyütmek için kullananları engelleyecek, hakikatin sesini yükselteceğiz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının Konferans Salonu'nda "Dijital Çağda Kamu İletişimi" başlıklı panelde, İçişleri Bakanlığı ile İletişim Başkanlığının işbirliğinde hazırlanan "Mülki İdare Amirlerine Yönelik Sosyal Medya Rehberi"nin tanıtımı yapıldı.</p><p>Panelde açılış konuşmasını yapan Bakan Çiftçi, sözlerine panelin ve "Mülki İdare Amirlerine Yönelik Sosyal Medya Rehberi"nin tanıtımının hayırlara vesile olmasını dileyerek başladı.</p><p>Çiftçi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonunun hayata geçebilmesi için "iletişim" olgusunun önem taşıdığını vurguladı.</p><p>Türkiye'nin köklü bir devlet geleneğine sahip olduğunun altını çizen Çiftçi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın modern dönemde kamu iletişimi anlayışının dönüşümüne öncülük ettiğini, devlet ile millet arasına örülen vesayet duvarlarını yıkarak yönetimde doğrudan iletişimin kapılarını açtığını söyledi.</p><p>Bakan Çiftçi, şöyle devam etti:</p><p>"Bundan 32 yıl önce İstanbul Büyükşehir Belediyesini, temel hizmetlerin dahi yeterince karşılanamadığı zorlu şartlar altında devraldığında, bütün engellemelere rağmen büyük bir cesaret ve kararlılıkla yeni bir yönetim anlayışı ortaya koymuştur. Bu anlayışın temel unsurlarından biri de vatandaşın sesini doğrudan yönetime ulaştıran kamu iletişimi mekanizmalarının hayata geçirilmesi olmuştur.</p><p>O dönemde ortaya konulan bu vizyon vatandaş ile yönetim arasındaki mesafeyi ortadan kaldırmayı, milletimizin talep, beklenti ve sorunlarını herhangi bir aracıya ihtiyaç duymadan doğrudan yönetime iletebilmesini esas alıyordu. Böylece kamu iletişimi yalnızca vatandaşın sesini dinleyen bir mekanizma olmaktan çıkarak millet iradesini yönetim süreçlerine taşıyan güçlü bir köprü haline gelmiştir. Bu vizyon daha sonra BİMER'le milletimizin tamamına hizmet eden, milletimizin talep, öneri ve şikayetlerini doğrudan çevreden merkeze taşıyan kamu iletişimi noktasında önemli bir kurumsal yapıya kavuşmuş, CİMER'le birlikte ise çok daha kapsamlı ve güçlü bir vatandaş-devlet iletişim modeline dönüşmüştür."</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/1-12082026debeb549.jpg"/><p><b>"ARTIK VATANDAŞIMIZLA DOĞRUDAN VE HIZLI İLETİŞİM KURABİLİYORUZ"</b></p><p>Dijitalleşmenin kamu iletişimine önemli fırsatlar kazandırdığını belirten Çiftçi, "Artık vatandaşımızla doğrudan ve hızlı iletişim kurabiliyoruz. Afet anında uyarı yapabiliyor, kriz dönemlerinde kamuoyunu bilgilendirebiliyor ve vatandaşlarımızın taleplerini anlık olarak takip edebiliyoruz. Bu olumlu gelişmelerle beraber dezenformasyon gibi sınamalarla da karşı karşıyayız. Deepfake videolar, sahte ses kayıtları, organize sosyal medya şebekeleri ve manipülatif içerikler hakikat ile yalan arasındaki sınırı giderek daha fazla zorlamaktadır." ifadelerini kullandı.</p><p>Çiftçi, şunları ifade etti:</p><p>"Afetlerde, terör hadiselerinde, asayiş olaylarında, düzensiz göç konusunda ve toplumsal hassasiyetin yüksek olduğu dönemlerde yanlış bir bilginin oluşturabileceği elim hadiseleri hepimiz müşahede ettik. Tüm bu nedenlerle dezenformasyonla mücadeleyi yalnızca iletişimcilerin meselesi olarak görmüyoruz. Dezenformasyonla mücadele aynı zamanda, kamu düzenimizi, toplumsal huzurumuzu ve milli güvenliğimizi doğrudan ilgilendiren temel ve öncelikli bir meseledir.</p><p>Devlet olarak, teknolojiyi yalanı büyütmek için kullananları engelleyecek, doğru içeriği üretecek ve hakikatin sesini hep birlikte yükselteceğiz. Güvenilir kamu iletişiminde doğru içerik üretmek kadar, o içeriği yayımladığımız dijital mecraların güvenliği de aynı derecede önemlidir. Kamu kurumlarımızın ve yöneticilerimizin sosyal medya hesaplarının korunması, iki aşamalı doğrulamanın kullanılması, yetkilendirme süreçlerinin doğru belirlenmesi ve siber tehditlere karşı kurumsal tedbirlerin alınması artık kamu iletişiminin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir."</p><p>"Mülki İdare Amirlerine Yönelik Sosyal Medya Rehberi" ile ilgili bilgi veren Çiftçi, "Bu rehberin de yardımıyla, mülki idare amirlerimizin dijital mecralardaki iletişimini daha güvenli, kurumsal bir standart içerisinde ve devlet ciddiyetine yakışır biçimde gerçekleştirmesini hedefliyoruz." diye konuştu.</p><p>Bu rehberin, kamu iletişiminin daha şeffaf ve etkin yürütülmesine, kriz anında kamu otoritesinin güvenilir ilk kaynak işlevine sahip olduğunu belirten Çiftçi, dezenformasyonla mücadelede koordinasyon sağlamaya ve güvenli iletişim konusunda bilinç geliştirmeye hizmet edeceğini kaydetti.</p><p>Bakan Çiftçi, panelin düzenlenmesinde ve "Mülki İdare Amirlerine Yönelik Sosyal Medya Rehberi"nin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/bakan-ciftci-devlet-olara-356_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287223</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-yazici-turkiye-soz-konusu-oldugunda-86-milyonun-tamami-bi-287223</link>
      <pubDate>2026-08-12T12:35:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yazıcı: Türkiye söz konusu olduğunda 86 milyonun tamamı bizim hedef kitlemiz]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı Hayati Yazıcı, "Biz milletin olduğu yerde duran bir partiyiz. Türkiye söz konusu olduğunda 86 milyonun tamamı bizim hedef kitlemiz." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yazıcı: Türkiye söz konusu olduğunda 86 milyonun tamamı bizim hedef kitlemiz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Kurucular Kurulu Üyesi Hayati Yazıcı, partisinin 25. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, partinin kurulduğu 2000'li yılları "Türkiye'nin zorlu yılları" olarak tanımladı.</p><p>Yazıcı, İstanbul Belediye Başkanlığı dönemindeki icraatlarıyla, halkla sağladığı iletişimle, sorun çözmedeki yetkinliği ve kapasitesiyle öne çıkan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde milletin sorunlarına çözüm üretmek üzere böyle bir dönemde harekete geçtiklerini söyledi.</p><p>Partinin kuruluş sürecini ve bu süreci başlatan siyasi kadroyu tanımlamak için kullanılan "Erdemliler Hareketi"nin toplumda bir heyecan uyandırdığını belirten Yazıcı, 14 Ağustos 2001'de belirledikleri hedeflerin birçoğunu gerçekleştirdiklerini bildirdi.</p><p>Bu kapsamda AK Parti'nin "Kalkınma ve Demokratikleşme Programı"na işaret eden Yazıcı, kamu yönetiminden sosyal politikalara kadar hiçbir alanı boş bırakmadan, kapsayıcı bir şekilde bütün sorun alanlarına vurgu yapan bir programla milletin önüne çıktıklarını kaydetti.</p><p>Hayati Yazıcı, seçim beyannamelerinde de bu programı detaylandırdıklarını ve bunları eylem planlarına dönüştürdüklerini belirtti.</p><p>Partinin kuruluş günündeki atmosfere de değinen Yazıcı, çok heyecanlı ve öz güveni yüksek bir kurucu kadro olduklarını dile getirdi.</p><p>Birbirine kenetlenmiş bir kadroyla yola çıktıklarını belirten Yazıcı, "İş görme biçimi itibarıyla kolektif akıl egemen. Konuları özgürce tartışıyoruz, mevcut durumu analiz, müzakere ediyoruz. Sonuçta karara bağlıyor, karara bağladığımız konuları da icra etmek üzere hükümetin faaliyet alanına sevk ediyoruz." diye konuştu.</p><p>Bir mesaiye bağlı olmaksızın, gece gündüz demeden, milletten aldıkları yetkinin hakkını verme hedefi doğrultusunda ekip olarak çalıştıklarını aktaran Yazıcı, ilk büyük icraatlarının "13 yılı aşkın süre devam eden olağanüstü hal yönetimini sonlandırmak" olduğunu vurguladı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/1-120820267a6ac0e9.jpg"/><p><b>"TÜRKİYE BÜYÜK VE GÜÇLÜ BİR ÜLKE"</b></p><p>AK Parti'nin kuruluşunun üzerinden geçen 25 yılda kesintisiz iktidarda kalmasının dünyada emsalinin olmadığını vurgulayan Yazıcı, bu süreçteki 19 seçimde ise birinci parti olduklarının altını çizdi.</p><p>AK Parti'nin siyaset anlayışının "kapsayıcı ve kuşatıcı" olduğunu vurgulayan Yazıcı, "Biz milletin olduğu yerde duran bir partiyiz. Türkiye söz konusu olduğunda 86 milyonun tamamı bizim hedef kitlemiz." diye konuştu.</p><p>Demokrasi çıtasını yükseltmek için önemli adımlar attıklarını kaydeden Yazıcı, AK Parti'nin icraatlarının merkezinde "insan" olduğunu ifade etti.</p><p>Ulaştırmadan sanayiye, eğitimden sosyal politikalara birçok alanda gelinen aşamayı anlatan Yazıcı, savunma sanayisi alanında Türkiye'ye devrim niteliğinde kazanımlar sağladıklarını dile getirdi.</p><p>Türkiye'nin savunma alanında ihtiyaçlar bakımından yüzde 80 olan dışa bağımlılık oranını yüzde 20'ye indirdiklerini aktaran Yazıcı, "İnşallah hedefimiz bunu daha da aşağıya indirmek, belki de sıfırlamak. Türkiye büyük, güçlü bir ülke." dedi.</p><p><b>"TÜRKİYE'NİN DEMOKRASİ ÇITASINI DA BU ANLAMDA YÜKSELTTİK"</b></p><p>Vesayetçi yapıları bir bir tasfiye ettiklerini hatırlatan Yazıcı, "Çünkü hep şuna inandık, egemenlik milletindir." ifadesini kullandı.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 15 Temmuz hain darbe girişimi gecesi başta olmak üzere birçok konuşmasında "Milletin gücünden başka güç tanımıyoruz." vurgusu yaptığını hatırlatan Yazıcı, "Vesayetçi unsurları, dikleşmeden dik durarak, yeri geldiğinde ayağımızı yere vurarak bir bir temizledik, tasfiye ettik. 'Egemenlik millete ait, herkes buna saygı gösterecek' dedik. Türkiye'nin demokrasi çıtasını da bu anlamda yükselttik." diye konuştu.</p><p><b>"İYİLEŞTİRMELERİMİZİ, İMKANLARIMIZI ARTIRMAK SURETİYLE GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ"</b></p><p>"Bütün bunları söylerken, 'Her şeyi yaptık, Türkiye'nin başka bir ihtiyacı yok' iddiası içinde değiliz." ifadesini kullanan Yazıcı, şöyle devam etti:</p><p>"Zaman değişiyor, ihtiyaçlar farklılaşıyor. Bugün de yaşadığımız bazı sorunlar var. Enflasyonla kararlı bir biçimde mücadelemizi sürdürüyoruz. Onun da belini kırdık, inşallah onun olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak için gece gündüz demeden koşuyoruz. Dezavantajlı kesimlerimiz var, emeklilerimiz var. O anlamda iyileştirmelerimizi, imkanlarımızı artırmak suretiyle gerçekleştireceğiz."</p><p>Yazıcı, "Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda savunma sanayisi, adalet, ulaştırma, teknoloji, tarım ve sosyal politikalar başta olmak üzere birçok alandaki hedefleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde hayata geçirmeyi sürdüreceklerini dile getirdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/2-12082026a44f277f.jpg"/><p><b>"İMKANLARIMIZI TÜRKİYE'Yİ BU TERÖR BELASINDAN KURTARMAK İÇİN TEKSİF ETTİK"</b></p><p>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yazıcı, "Terörsüz Türkiye" çalışmalarına da değindi.</p><p>Türkiye'nin 40 yılı aşkın süredir kararlı bir şekilde terörle mücadele ettiğini anlatan Yazıcı, "Terörle mücadeleyi, Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin hepsinin yaptığı kanısındayım. Ama biz çok daha kararlı, çok daha güçlü bir şekilde imkanlarımızı Türkiye'yi bu terör belasından kurtarmak için teksif ettik." diye konuştu.</p><p>"Bizim en kıymetli hazinemiz kardeşliğimiz" diyen Yazıcı, Türkiye'nin gündeminden terörü çıkarmanın her zaman en önemli hedeflerinden biri olduğunu söyledi.</p><p><b>"BU BELADAN KURTULMAK İÇİN YAPACAKLARIMIZIN ARTIK SONUNA YAKLAŞTIK"</b></p><p>Terörsüz Türkiye sürecinde gelinen aşamayı ve bu kapsamdaki yasal çerçeveyi de değerlendiren Yazıcı, "Şehitlerimizin ruhlarını incitmeden, kahraman gazilerimizi üzmeden Türkiye'yi bu beladan kurtarmak için yapacaklarımızın artık sonuna yaklaşmış durumdayız." dedi.</p><p>"Türkiye, bu illetten kurtulması halinde çok büyük bir imkana kavuşmuş olacak." diyen Yazıcı, şunları kaydetti:</p><p>"Hem kaynak tasarrufu yapmış olacak hem de birlik ve bütünlüğü gibi parayla, maddi şeyle ölçülmeyen büyük bir hazineye kavuşmuş olacak. Bu da Türkiye açısından çok kıymetli. Bunun sadece Türkiye için değil, bölge için çok olumlu sonuçları olacak. Daha güçlü bir Türkiye'nin dünya barışına katkısı daha fazla olacak. Bunun da etkisi bütün dünya ölçeğinde olacak diye düşünüyorum. Bunu da başaracağımıza inanıyorum."</p><p>Yazıcı, AK Parti'nin 14 Ağustos'ta 25. kuruluş yıl dönümünü kutlayacağını belirterek, 23,5 yıllık kesintisiz iktidar sürecinde emeği geçen herkese teşekkür etti, en büyük desteğin ve takdirin milletten geldiğini söyledi.</p><p>Milletin sandıkta muhasebe yaparak iş üreteni ödüllendirdiğini dile getiren Yazıcı, bu güvenin kendileri için en büyük motivasyon kaynağı olduğunu kaydetti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/ak-parti-genel-baskan-yar-613_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287222</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/rami-kutuphanesi-dunyanin-en-iyi-yesil-kutuphanesi-secildi-287222</link>
      <pubDate>2026-08-12T12:26:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Rami Kütüphanesi "Dünyanın En İyi Yeşil Kütüphanesi" seçildi]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul'da hizmet veren Rami Kütüphanesi, Uluslararası Kütüphane Dernekleri ve Kurumları Federasyonu (IFLA) tarafından düzenlenen 2026 Yeşil Kütüphane Ödülleri'nde "Büyük Ölçekli Proje" kategorisinde dünya birincisi oldu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Rami Kütüphanesi "Dünyanın En İyi Yeşil Kütüphanesi" seçildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Bakanlığa bağlı kütüphane, 27 ülkeden 62 başvurunun değerlendirildiği yarışmada, 19. yüzyıldan kalma tarihi bir kışlanın iklim dirençli kentsel ortak alana dönüştürülmesini konu alan projesiyle ödüle layık görüldü.</p><p>IFLA'nın Çevre, Sürdürülebilirlik ve Kütüphaneler Bölümü (ENSULIB) tarafından bu yıl 11'incisi düzenlenen yarışmada, kültürel mirasın korunması, çevresel sürdürülebilirlik, toplumsal etki, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyum ve projenin diğer ülkelere örnek olma potansiyeli değerlendirildi.</p><p>62 başvurunun yapıldığı programda 26 proje uzun listeye kaldı. İki kategoride toplam 7 proje finale yükseldi.</p><p>Rami Kütüphanesi, Çin'den Jinjiang Kütüphanesi ve İrlanda'dan Munster Teknoloji Üniversitesi Kütüphanesi ile birlikte "Büyük Ölçekli Proje" kategorisinde finale kaldı ve birincilik ödülünü kazandı.</p><p><b>ÖDÜL BUSAN'DA TAKDİM EDİLDİ</b></p><p>Final sunumları, Güney Kore'nin Busan kentinde düzenlenen 90. IFLA Dünya Kütüphane ve Bilgi Kongresi kapsamında yapıldı.</p><p>Türkiye adına final sunumunu Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu yaptı. Resmi sonuçların açıklanmasının ardından ödülü Beyoğlu ile Rami Kütüphanesi Müdürü Ali Çelik, IFLA Genel Sekreteri Sharon Memis'in elinden aldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/11-1208202650eddc89.jpg"/><p>Memis, ödül törenindeki konuşmasında Rami Kütüphanesinin sürdürülebilirliği yalnızca çevresel boyutuyla ele almadığına dikkati çekti.</p><p>Projenin çevresel, sosyal, kültürel ve eğitsel boyutları kütüphane mekanları ve programlarına entegre eden bütüncül yaklaşımının öne çıktığını belirten Memis, Rami Kütüphanesini kültürel mirasın korunması, sürdürülebilirlik ve toplumsal katılımı bir araya getiren uluslararası ölçekte örnek bir yeşil kütüphane olarak nitelendirdi.</p><p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Rami Kütüphanesinin Türkiye'ye uluslararası alanda birincilik gururu yaşattığını belirtti.</p><p>Ersoy, tarihi Rami Kışlası'nın çevre dostu yaklaşım, güçlü yeşil altyapı ve yaşayan kamusal alan modeliyle modern bir kütüphaneye dönüştürüldüğünü ifade etti.</p><p><b>İKİ ASIRLIK KIŞLADAN KÜTÜPHANEYE</b></p><p>İnşası 1826-1828 yıllarında yapılan Rami Kışlası, tarihi kimliği korunarak gerçekleştirilen restorasyon ve yeniden işlevlendirme çalışmalarının ardından 2023'te Rami Kütüphanesi olarak hizmete açıldı.</p><p>Dönüşüm sürecinde yıkım yerine koruma ve uyarlanabilir yeniden kullanım yaklaşımı benimsendi. Yaklaşık 36 bin metrekarelik tarihi yapı dokusu, geleneksel yapım teknikleri ve özgün doğal malzemelerden yararlanılarak korundu.</p><p>Bir dönem yapısal yorgunluk ve çevresel etkiler nedeniyle zarar gören kışla, restorasyonun ardından bilgi, kültür, doğa ve toplumsal yaşamı bir araya getiren kamusal bir merkeze dönüştürüldü.</p><p>Rami Kütüphanesi bugün 36 bin metrekare kapalı alanı, 51 bin metrekare yeşil alanı, 2 milyon kitaplık koleksiyonu ve 4 bin 200 kişilik oturma kapasitesiyle Türkiye'nin önemli bilgi ve kültür merkezleri arasında yer alıyor.</p><p><b>YEŞİL ALANLAR VE BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK DESTEKLENİYOR</b></p><p>Kütüphanenin çevre düzenlemesinde 696 ağaç, 99 bin çalı, biyolojik gölet ve sazlık alanlar bulunuyor. Bu alanların kentsel biyolojik çeşitliliğin desteklenmesine ve bölgedeki mikroiklimin iyileştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.</p><p>Binanın geniş çatı yüzeylerinden toplanan yağmur suyu peyzaj sulamasında ve rezervuarlarda yeniden kullanılıyor. Düşük tüketimli ekipmanlar, LED aydınlatmalar, sensör sistemleri ve güneş enerjisi uygulamalarıyla enerji tüketiminin azaltılması amaçlanıyor.</p><p>Atıkların kaynağında ayrıştırılması, tehlikeli atıkların ayrı yönetilmesi, tek kullanımlık plastiklerin azaltılması ve kurum içi süreçlerin dijitalleştirilmesi de kütüphanenin sürdürülebilirlik uygulamaları arasında bulunuyor.</p><p>Kütüphane bünyesindeki Kitap Şifahanesi ise yazma ve basma eserlerin korunmasına yönelik çalışmalar yaparak kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sağlıyor.</p><p>Türkiye'nin ilk Biosphere sertifikalı kütüphanesi olan Rami Kütüphanesi, Sıfır Atık ve Yeşil Enerji belgelerine de sahip bulunuyor.</p><p><b>SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK, EĞİTİM VE ETKİNLİKLERLE DESTEKLENİYOR</b></p><p>Kütüphanenin sürdürülebilirlik yaklaşımı yalnızca fiziksel çevre düzenlemeleriyle sınırlı kalmıyor.</p><p>İklim okuryazarlığı çalışmaları, çevre temalı bilgi hizmetleri, eğitimler ve uygulamalı atölyeler aracılığıyla sürdürülebilirlik konusunda farkındalık oluşturulması hedefleniyor.</p><p>Engelsiz Yaşam Merkezi de farklı yaş gruplarından ve ihtiyaçlardan kullanıcıların kütüphane hizmetlerine erişimini destekliyor. Kütüphanenin 7 gün 24 saat hizmet vermesi ve afet dönemlerinde güvenli toplanma alanı işlevi görmesi, yapının toplumsal dayanıklılık açısından da önemli bir kamusal alan olmasını sağlıyor.</p><p><b>3 YILDA 8,2 MİLYONDAN FAZLA ZİYARETÇİ</b></p><p>Kütüphane, hizmete açıldığı 2023'ten 2025 sonuna kadar 8,2 milyondan fazla ziyaretçi ağırladı.</p><p>Bu dönemde sürdürülebilirlik, sağlık, teknoloji, psikoloji ve sosyal bilimler gibi farklı alanlarda 8 bin 360 etkinlik ile 3 bin atölye ve eğitim programı gerçekleştirildi.</p><p>Kütüphane, ayrıca çeşitli sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları ve diğer paydaşların işbirliğiyle 4 bin 500 programa ev sahipliği yaptı. 3 yıllık dönemde 1611 okul ve 325 kurum Rami Kütüphanesi'nde ağırlandı.</p><p>Rami Kütüphanesinin IFLA Yeşil Kütüphane Ödülleri'ndeki dünya birinciliği, tarihi mirasın korunması ile çevresel sürdürülebilirlik ve çağdaş kütüphanecilik hizmetlerinin aynı yapı içinde buluşturulabileceğini ortaya koyan örneklerden biri olarak öne çıktı.</p><p>Türkiye'nin iklim ve sürdürülebilirlik alanındaki politikalarının kültür ve kütüphanecilik alanındaki yansımalarından biri olarak değerlendirilen ödül, Rami Kütüphanesinin uluslararası alandaki görünürlüğünü de artırdı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/rami-kutuphanesi-dunyanin-462_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287221</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/teknoloji/gemini-aylik-1-milyar-kullaniciya-ulasti-googledan-yapay-zeka-icin-yeni-donem-mesaji-287221</link>
      <pubDate>2026-08-12T12:19:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Gemini aylık 1 milyar kullanıcıya ulaştı! Google'dan yapay zekâ için yeni dönem mesajı]]></title>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Google'ın yapay zeka destekli uygulaması Gemini, aylık 1 milyar kullanıcıya ulaşarak şirketin en hızlı büyüyen ürünleri arasına girdi. CEO Sundar Pichai, bu başarıyı resmen duyururken, uygulamanın yeni özelliklerle daha geniş kitlelere ulaşacağını vurguladı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Gemini aylık 1 milyar kullanıcıya ulaştı! Google'dan yapay zekâ için yeni dönem mesajı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Google, yapay zeka tabanlı Gemini uygulamasının aylık 1 milyar kullanıcıya ulaştığını açıkladı. Şirketin CEO'su Sundar Pichai, bu rekorun Gemini'yi Google tarihindeki en hızlı büyüyen ürünlerden biri haline getirdiğini belirtti. Gemini, arama motoru, Gmail, Android, Haritalar, Chrome, Play ve YouTube gibi dev ürünlerle birlikte bu başarıya ulaşan 14. Google ürünü oldu. Uygulama, geçtiğimiz yıl 400 milyon aktif kullanıcıya sahipken, bir yıl içinde bu rakamı iki kattan fazla artırarak 900 milyona çıkardı ve Temmuz ayı sonuna kadar 50 milyon yeni kullanıcıyı daha platforma ekledi. Bu hızlı büyüme, Google'ın yapay zeka alanındaki liderliğini pekiştirirken, Gemini'nin gelecekteki potansiyelini de gözler önüne serdi.</p><h3>Sundar Pichai: 'Gemini ile etkileşim rekor seviyede'</h3><p>Google CEO'su Sundar Pichai, Gemini uygulamasının ulaştığı kullanıcı sayısının şirketin inovasyon gücünü temsil ettiğini söyledi. Pichai, Gemini'nin özellikle iOS ve macOS platformlarında önemli bir kullanıcı kitlesi edindiğini, macOS kullanıcılarının diğer platformlara göre yaklaşık iki kat daha fazla etkileşimde bulunduğunu vurguladı. Ayrıca, kullanıcıların yüzde 63'ünün uygulama ile doğrudan konuşarak iletişim kurduğunu belirten Pichai, canlı kamera ve ekran paylaşımı gibi özelliklerle etkileşimlerin giderek arttığını ifade etti. Gemini Live özelliği sayesinde, kullanıcıların beşte biri artık sadece sesi aşarak görsel ve işitsel deneyimi bir arada yaşıyor.</p><h3>Google Gemini'den yeni bölgesel lehçeler ve güncellemeler</h3><p>Gemini uygulaması başkan yardımcısı Josh Woodward, Google'ın ilk milyon kullanıcıdan elde ettiği deneyimlerle yeni adımlar attığını açıkladı. Uygulamanın yakında 60'tan fazla yeni bölgesel lehçeyi destekleyeceği ve bu sayede çok daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşacağı duyuruldu. Öte yandan, Gemini her gün 150 milyondan fazla görsel üreterek kullanıcıların yaratıcı ihtiyaçlarına yanıt veriyor. Android tarafında ise Google, 40 farklı uygulama arasında görev otomasyonunu ön plana çıkardı. Şirket, önümüzdeki haftalarda Gemini'ye yeni çalışma özellikleri ekleyeceğini ve kullanıcı deneyimini daha da geliştirecek güncellemelerin yolda olduğunu bildirdi.</p><p>Google Gemini'nin kısa sürede elde ettiği bu başarı, şirketin yapay zekâ vizyonunun ne kadar güçlü olduğunu ortaya koyuyor. Yeni bölgesel lehçeler, gelişmiş etkileşim özellikleri ve artan kullanıcı sayısı ile Gemini, önümüzdeki dönemde de teknoloji dünyasında adından söz ettirmeye devam edecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/gemini-aylik-1-milyar-kul-247_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.287220</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/abdde-secimlere-90-gun-kala-yargidan-trumpa-kritik-engel-287220</link>
      <pubDate>2026-08-12T12:18:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[ABD'de seçimlere 90 gün kala yargıdan Trump'a kritik engel]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'nin Boston kentindeki federal mahkeme, Başkan Donald Trump'ın posta ile oy kullanımını sınırlamayı hedefleyen yürütme emrine karşı tarihi bir karara imza attı. Yargıç Indira Talwani'nin verdiği ihtiyati tedbir, seçimlere 90 günden az bir süre kala Trump yönetiminin seçmen listesi ve posta servisi planlarını durdurdu. Bu karar, ABD seçimlerinde kritik bir dönemeç olarak öne çıktı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[ABD'de seçimlere 90 gün kala yargıdan Trump'a kritik engel]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'nin Boston kentinde, Başkan Donald Trump'ın federal seçmen listesi oluşturma ve ABD Posta Servisi'ni seçim sürecine entegre etme girişimine karşı önemli bir yargı kararı çıktı. Salı günü, ABD Bölge Mahkemesi Yargıcı Indira Talwani, Trump'ın Mart ayında imzaladığı ve posta ile oy kullanmayı sınırlamayı amaçlayan yürütme emrinin ana unsurlarının yürürlüğe girmesini engelledi. Karar, seçimlere 90 günden az bir süre kala alındı ve Trump yönetiminin seçim kurallarını değiştirme çabalarına karşı yeni bir hukuki engel oluşturdu. Özellikle posta ile oy kullanma hakkı ve seçmen listelerinin oluşturulması konusundaki tartışmalar, bu karar ile yeniden alevlendi.</p><h3>Yargıç Talwani: 'Başkanın seçim kurallarını değiştirme yetkisi yok'</h3><p>Yargıç Indira Talwani, kararında Trump'ın yürütme organı olarak seçim düzenlemeleri yapma yetkisine sahip olmadığını vurguladı. Talwani, "Yürütme organının seçimleri düzenleme yetkisi yoktur" ifadesine yer verdi ve seçim kurallarında değişiklik yapılmasının eyaletler ve Kongre'nin sorumluluğunda olduğunu belirtti. Ayrıca, Talwani'nin verdiği ön ihtiyati tedbir, ABD Posta Servisi'nin bu yılki ara seçimler için Trump'ın emrini uygulamaya yönelik herhangi bir adım atmasını da yasakladı. Bu kararla birlikte, Trump'ın federal seçmen listesi oluşturma ve posta ile oy kullanımını sınırlama planı askıya alınmış oldu. Yargıç, seçimlere 90 günden az bir süre kala kuralların değiştirilmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.</p><h3>Kadın Seçmenler Derneği ve oy hakları gruplarından tarihi zafer</h3><p>Davada, Kadın Seçmenler Derneği ve diğer oy hakları grupları, Trump'ın emrinin anayasaya aykırı olduğunu savundu. Dernekten Marcia Johnson, "Bu karar, seçmenler ve Anayasa için bir zaferdir" diyerek yargı kararının önemine dikkat çekti. Oy hakları savunucuları, başkanın ve ABD Posta Servisi'nin seçim kurallarını tek başına değiştirme yetkisine sahip olmadığını vurguladı. Ayrıca, davacılar, Trump'ın yürütme emrinin vatandaş olmayanların yaygın şekilde oy kullandığı iddiasına dayandığını, ancak bunun gerçeği yansıtmadığını belirtti. Eyaletlerin halihazırda seçmen listelerini güncel ve doğru tutmak için ayrıntılı süreçlere sahip olduğu, vatandaş olmayanların oy kullanmasının ise nadir görülen ve cezai yaptırımları olan bir durum olduğu ifade edildi.</p><h3>Trump yönetiminden Yüksek Mahkeme'ye başvuru ve Beyaz Saray'dan açıklama</h3><p>Trump yönetimi, federal mahkemenin kararının ardından ABD Yüksek Mahkemesi'ne başvurarak, alt mahkeme kararlarının uygulanmasının durdurulmasını talep etti. Beyaz Saray sözcüsü Lauren Bis, Başkan Trump'ın Amerikan seçimlerinin güvenliğini sağlamak için seçildiğini ve bu gündemi yasal yollarla hayata geçirmeye devam edeceğini açıkladı. Bis, "Başkanın bu seçim vaadi, milyonlarca Amerikalının onu Beyaz Saray'a geri göndermesinin nedenidir" dedi. Yönetim, Kongre'den Amerikan seçimlerini yeniden yapılandıracak yasal düzenlemeleri geçirmesini de talep etti. Trump, özellikle vatandaşlık kanıtı zorunluluğu getiren ve Cumhuriyetçi çoğunluğun desteklediği SAVE America Yasası'nın Kongre'den geçmesini savunuyor. Ancak, yasa Temsilciler Meclisi'nden geçerken Senato'da tıkandı.</p><h3>Seçim güvenliği tartışmaları ve posta ile oylama krizi</h3><p>Trump'ın yürütme emri, 2020 başkanlık seçimlerinde posta ile oy kullanımının yaygınlaşmasının ardından gündeme gelmişti. Trump, seçimlerde hile yapıldığı iddiasını sıkça dile getirdi ve federal bir soruşturma başlattı. Ancak, yapılan denetimler ve soruşturmalar, sistematik bir seçim sahtekarlığına rastlanmadığını ortaya koydu. Seçim yetkilileri, Trump'ın federal seçmen listesi ve posta ile oy kullanımını sınırlama planının kötüye kullanıma açık olduğunu ve seçimlerde kaosa yol açabileceğini savundu. Posta sendikası ise, posta taşıyıcılarının oy pusulalarını denetlemesinin mümkün olmadığını belirterek uygulamaya karşı çıktı. ABD Posta Servisi, Trump'ın emri gereği Federal Kaydı'nda bir önerilen kural yayımlamıştı, ancak bu süreç Talwani'nin kararıyla askıya alındı.</p><h3>Farklı mahkemelerden farklı kararlar ve seçim yasası tartışmaları</h3><p>Trump'ın seçimle ilgili yürütme emirlerine karşı açılan davalarda, farklı mahkemelerden farklı kararlar çıktı. Mayıs ayında Washington'daki bir federal yargıç, Trump yönetimiyle aynı görüşte olarak, emrin uygulanmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbirin erken olduğuna hükmetti. Temmuz ayında ise Washington DC Temyiz Mahkemesi, alt mahkemenin kararını onayladı. Trump'ın ilk döneminde imzaladığı başka bir yürütme emri ise, oy kullanmak için kayıt yaptıranlardan vatandaşlık belgesi istemeyi öngörüyordu ve bu da mahkemelerden döndü. Tüm bu gelişmeler, ABD'de seçim güvenliği ve posta ile oy kullanma tartışmalarının önümüzdeki dönemde de gündemde kalacağını gösteriyor.</p><p>Boston'daki federal mahkemenin kararı, Trump'ın seçimlere müdahale girişimine karşı önemli bir hukuki bariyer oluşturdu. Seçimlere 90 günden az bir süre kala alınan bu karar, ABD'de seçim kurallarının değiştirilmesine yönelik çabaların kolayca hayata geçirilemeyeceğini bir kez daha ortaya koydu. Özellikle posta ile oy kullanmanın güvenliği ve seçmen listelerinin oluşturulması konusundaki tartışmalar, önümüzdeki seçimlerde de gündemde kalmaya devam edecek.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/08/12/abdde-secimlere-90-gun-ka-500_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>