<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <link>https://www.yirmidort.tv</link>
    <title>Yirmidört</title>
    <description>Son Dakika Haberleri, Tv programları, Türkiye’ den ve dünyadan tüm gelişmeleri 24 TV’ den takip edebilirsiniz.</description>
    <language>tr-TR</language>
    <generator>Yirmidört Tv Haber</generator>
    <atom:link href="http://pubsubhubbub.appspot.com" rel="hub" />
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291056</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ak-parti-mkyk-toplantisi-basladi-291056</link>
      <pubDate>2026-09-10T17:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[AK Parti MKYK Toplantısı başladı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK), Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[AK Parti MKYK Toplantısı başladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Genel Merkezi Konferans Salonu&#39;ndaki toplantı, saat 17.15&#39;te başladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/ak-parti-mkyk-toplantisi--248_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291055</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-erdogan-ak-parti-kadin-belediye-baskanlarini-kabul-etti-291055</link>
      <pubDate>2026-09-10T17:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti kadın belediye başkanlarını kabul etti]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin kadın belediye başkanlarını kabul etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti kadın belediye başkanlarını kabul etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<div>Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin kadın belediye başkanlarını kabul etti.</div>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/cumhurbaskani-erdogan-ak--637_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291054</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/asrin-felaketi-mesaji-bakan-kurum-masum-duygularla-verilen-yardimlar-depolarda-curutulmus-291054</link>
      <pubDate>2026-09-10T16:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Kurum: Masum duygularla verilen yardımlar depolarda çürütülmüş]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Devletin tüm imkanlarıyla deprem bölgesine koştuğuna dikkati çeken Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Birileri vatandaşımızın bu duygularını istismar etmeye çalıştı, yardımlar topladı, devlete alternatif kampanyalar üretti. Şimdi görüyorsunuz değil mi, insanların masum duygularıyla, sadece bir yardım ulaştırmak için verdiği paralar nerelere harcanmış, verilen yardımlar depolarda nasıl çürütülmüş?" dedi. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Kurum: Masum duygularla verilen yardımlar depolarda çürütülmüş]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakan Kurum, Uzunkum Yaşam Alanı Millet Bahçesi&#39;nin temel atma töreninde yaptığı konuşmada, Trabzon&#39;un 18 ilçesinde yaşayan herkese sevgi ve muhabbetlerini gönderdiğini söyledi.</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selam, sevgi ve muhabbetlerini ilettiğini belirten Kurum, &quot;Bugün şehrimizin en kıymetli kıyı alanını, Uzunkum Yaşam Alanı Millet Bahçesi ve beraberinde muazzam sosyal donatılarının temelini atmak için buradayız. Ben şimdiden bu muhteşem eserin Trabzonumuza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.&quot; dedi.</p><p>Kurum, Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın Trabzon için &#39;elini taşın altına koyanların şehri&#39; ifadesini kullandığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>&quot;Dostunun arkasında orada dağ gibi duranların, mertliğin, ferasetin, cesaretin, vefanın şehridir. Bu aziz şehir ve burada yaşayan kardeşlerimiz ülkemizin en zor zamanlarında milletimize umut olmuş, yol göstermiştir. İşte bu nedenle, Trabzonumuza hizmet etmek bizim için emin olun gönül meselesidir, bizim Trabzon&#39;a vefa meselemizdir. İşte bu bakış ve anlayışla biz de yıllardır bakanlarımızla, milletvekillerimizle, belediye başkanlarımızla Trabzonumuza olan sevgimizi göstermek için yaptığımız konutlarla, dönüştürdüğümüz mahallelerle, açtığımız yeşil alanlarla Trabzon&#39;un güzel insanlarına layık olmaya çalıştık. Bu aziz şehrin her sokağındaki emek, her mahallesindeki hizmet, işte bizim bitmek bilmeyen büyük sevdamızın eseridir.&quot;</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/42434874.jpg"/><p>Trabzon&#39;a yüzlerce eser ve hizmet kazandırdıklarını dile getiren Kurum, on binlerce aileyi güvenli, güzel ve sıcak yuvalarına kavuşturduklarını ifade etti.</p><p>Kurum, kentsel dönüşümde Trabzon&#39;un her mahallesinin Trabzon&#39;a yakışır bir hale gelmesi için çalıştıklarına işaret ederek, başta Çömlekçi Kentsel Dönüşüm Projesi olmak üzere birçok alanda dönüşüm süreci başlattıklarını aktardı.</p><p>Kentin 18 ilçesinde yaptıkları bir eserin bulunduğunu belirten Kurum, en son 52 bin metrekarelik Çarşıbaşı Millet Bahçesi&#39;ni hizmete sunduklarını söyledi.</p><p><b>- "NE SÖZ VERDİYSEK O SÖZÜ GELİR YAPARIZ"</b></p><p>Kurum, bugün ise muazzam bir eserin ilk fidanlarını dikmek için bir araya geldiklerine işaret ederek, şu şekilde konuştu:</p><p>&quot;Hatırlarsınız geçtiğimiz yıl yine Uzunkum&#39;a gelmiş, sizlerle buluşmuş ve Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle gerçekleştirdiğimiz toplu açılış töreninde, Karadeniz'in incisi Trabzonumuza bu büyük eserin sözünü vermiştik ama bizim sözümüz öyle başkalarının verdiği söze benzemez. Biz sözümüzün eriyiz, ne söz verdiysek o sözü gelir yaparız. Hamdolsun, bir kez daha verdiğimiz sözün arkasında duruyoruz.&quot;</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/42434879.jpg"/><p>Projenin ilk etabında çalışmaların yaklaşık 400 bin metrekarelik alanda yürütüleceğini dile getiren Kurum, &quot;Bu alanın yarısından fazlası yeşil alan olacak. Yani burada yeşile doyacağız. Bu güzel alanda on binlerce ağacı toprakla buluşturacağız. Buradan Akçaabat&#39;a kadar uzanan bisiklet ve gezinti yollarıyla annelerimizin, babalarımızın orada Karadeniz'in karşısında huzurla yürüyüş yapacakları, huzur bulacakları bir alanı da bu proje kapsamında kazandırmış olacağız. Karadeniz'in incisi Trabzonumuzu bu anlamda ait olduğu yerle, yani denizle daha da yakınlaştıracağız.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p><b>- "BUGÜN GELECEĞİN TRABZON'UNUN TEMELLERİ ATILMAKTADIR"</b></p><p>Kurum, vatandaşların kendilerine Karadeniz ile buluşma arzularını ilettiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>&quot;İstedik ki vatandaşımız burada derin bir nefes alsın, Karadeniz&#39;in o coşkusu ve güzelliğiyle buluşsun. İnşallah burası sadece bölgemizin değil, Trabzon&#39;un değil, tüm Karadeniz&#39;in cazibe merkezi olacak. Emin olun buraya bütün bölgeden insanlarımız gelecek, huzurla ve güvenle bu güzelliklerden istifade edecek. Burada vatandaşlarımıza öyle imkanlar sunacağız ki geleceğin Trabzon'unu adeta bugünden kuracağız. Bu sözümü unutmayın. Bugün geleceğin Trabzon&#39;unun temelleri atılmaktadır. Bu proje bittiğinde burası tüm bölgeye hizmet edecek ve Trabzonumuzu bir başka boyuta taşıyacaktır.&quot;</p><p>Proje kapsamında tesislerin tamamlanması ve etkinlik merkezlerinin çalışmasının ardından gençlere yüzlerce ve kalıcı iş imkanı doğacağını aktaran Kurum, &quot;Daha çok turist demek, daha çok istihdam, üretim demek. Buraya gelen turistimiz bir gün daha fazla kalacak. Otelcimiz ve esnafımız o vatandaşımıza hizmet verecek. Kısacası projemiz her anlamda şehrimize bolluk, bereket getirecek. &#39;Karadeniz olur da su sporları olmaz mı&#39; dedik ve çalıştık. Projemiz kapsamında kayıkhanesi, restoranı ve çok amaçlı salonuyla hizmet verecek bir Yelken Kulübü de var. Belki bugün aramızda bulunan bir evladımız burada yelken sporuyla tanışacak ve ay yıldızlı bayrağımızı uluslararası müsabakalarda dalgalandıracak. Engelli vatandaşlarımızı unutmadık. Onlar için de burada çok önemli yine ayrıntıları düşündük.&quot; diye konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/42434880.jpg"/><p>Projenin Trabzon ve bölgeye hayırlı olmasını temennisinde bulunan Kurum, &quot;Her zaman olduğu gibi bu projemizde de &#39;Hayırlı işlerde acele edeceğiz&#39; diyeceğiz ve inşallah TOKİ'mizle Uzunkum Yaşam Alanı projemizin bugün başlatmış olduğumuz kısmını 2027 yılının Ekim ayında tamamlayacağız ve Trabzonlu kardeşlerimizin hizmetine sunacağız.&quot; dedi.</p><p><b>- "BELEDİYELERİMİZ ARTIK ÇÖPTEN PARA KAZANACAKLAR"</b></p><p>Kurum, Trabzon&#39;un atık meselesini kökten çözecek ve atığı enerjiye dönüştürecek büyük bir adımı da şehre kazandıracaklarını bildirdi.</p><p>Trabzon ve bölge belediyelerinin atıklarının modern yöntemlerle yönetileceğini vurgulayan Kurum, &quot;Günlük yaklaşık 1000 ton kapasiteli Atıktan Enerji Üretim Tesisi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Trabzon Büyükşehir Belediyemizle birlikte artık yük olan bu tesisi yük olmaktan çıkaracağız ve buradaki enerji dönüşümüyle birlikte hem şehrimiz hem belediyelerimiz artık çöpten para kazanacaklar. Depolama alanlarında baskı var. Oradaki ilçemiz, vatandaşlarımız bu baskıdan rahatsız. Dolayısıyla bu baskıyı da azaltacağız. Trabzonumuzu atık yönetiminde Karadeniz'e örnek bir şehir haline getireceğiz.&quot; ifadelerini kullandı.</p><p>Kurum, Karadeniz ve Trabzon&#39;un geleceği için bir önemli adım daha atacaklarını belirterek, şunları kaydetti:</p><p>&quot;Ortahisar ve Yomra'da yaşayan yaklaşık 1 milyon hemşehrimize hizmet edecek, günlük 200 bin metreküp kapasiteli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi'ni Trabzon'a kazandırıyoruz. Bu iki proje tamamlandığında şehrimizin atık suları ileri biyolojik yöntemlerle arıtılmış ve bertaraf edilmiş olacak. Düzenli depolama sahasında çöplerden elde ettiğimiz enerjiyle birlikte şehrin ekonomisine ve istihdamına katkı sunuyor olacak. Trabzon'un arıtma ve çöp meselesi bu anlamda önemli. Buradan bir duyuru yapmak istiyorum. Karadeniz&#39;imizdeki her bir ilimiz çöp konusunu aynı Trabzon&#39;da olduğu gibi birlikte ele alacak. Ordu, Giresun, Samsun Büyükşehir Belediyemizle de bu kapsamda çalışmalarımızı yapıyoruz. En güzel tesisleri inşallah şehirlerimize kazandıracağız. Dolayısıyla Karadeniz&#39;imizi, o güzel yeşil alanlarımızı, doğamızı kimsenin kirletmesine müsaade etmedik, bundan sonra da etmeyeceğiz.&quot;</p><p>Attıkları her adım ve yaptıkları her projede tek gayelerinin milletin duasını almak olduğunu ifade eden Kurum, en büyük hedeflerinin Trabzon ve Karadeniz&#39;i Türkiye Yüzyılı&#39;na yakışan dirençli altyapılarıyla geleceğe taşımak olduğunu belirtti.</p><p>Her ilin ihtiyacına göre adımlar attıklarını dile getiren Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>&quot;Yangında, depremde, selde vatandaşımızın ve vekillerimizin, belediye başkanlarımızın ihtiyaçları neyse bu ihtiyaçları bir bir çalışıyor, karar veriyor ve verdiğimiz kararı da bitirip milletimizin hizmetine sunuyoruz. Üstelik bunları yaparken bir yandan da afetlerimizin yol açtığı yıkımları ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Hatırlayın 6 Şubat gününü kardeşlerim. Bu topraklar asrın en büyük felaketini yaşadı. Bugüne kadar yaşadığımız en büyük felaket. 11 ilimiz yıkıldı, binlerce canımızı, kardeşimizi, evladımızı toprağa verdik. Devlet millet el ele verdik ve ilk saat, ilk dakika itibarıyla milletimizle birlik ve beraberlik şuuru içerisinde çalışmalarımızı başlattık ve yine el ele omuz omuza kalkmasını bildik. Sizler Trabzon'dan koştunuz. Van, İzmir, Edirne tek yürek oldu. Emin olun ne gerekiyorsa yaptık.&quot;</p><p><b>- "GELDİĞİMİZ NOKTADA GERÇEKLER GÜN GİBİ ORTADIR"</b></p><p>Kurum, devletin tüm imkanlarıyla deprem bölgesine koştuğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p><p>&quot;Birileri vatandaşımızın bu duygularını istismar etmeye çalıştı, yardımlar topladı, devlete alternatif kampanyalar üretti. Şimdi görüyorsunuz değil mi, insanların masum duygularıyla, sadece bir yardım ulaştırmak için verdiği paralar nerelere harcanmış, verilen yardımlar depolarda nasıl çürütülmüş? Biz o gün dedik ki &#39;Biz bu işi yapacağız&#39; ama bize inanmadılar, &#39;AK Parti, Cumhur İttifakı bu enkazın altında kalır&#39; dediler. Biz onlara aldırmadan çalıştık. Geldiğimiz noktada gerçekler gün gibi ortadır. Kalıcı çözüm üreten, milletinin yanında olan devlettir. &#39;20 yılda ayağa kalkmaz&#39; dedikleri şehirlerimizi ayağa kaldıran, 2 yılda 455 bin konutu yapan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan&#39;dır. Milletimiz Cumhurbaşkanımıza inandı, güvendi.&quot;</p><p>Deprem bölgesindeki acıları giderebilmek için canla ve başla çalıştıklarını vurgulayan Kurum, &quot;Bunu bu devlet yaptı, bunu bu millet başardı, Türkiye başardı. Bu çok önemli. Yurt dışına gittiğim her yerde bu başarıyı anlatıyorum ve inanamıyorlar. Gelin, görün şehirlerimizi gezin diyorum. Devletimizle, Cumhurbaşkanımızla, milletimizle gurur duyuyoruz. Milletimizi aç da açık da bırakmadık ve sözümüzü 25 yıldır olduğu gibi tuttuk, hamdolsun. Allah&#39;a şükürler olsun ki bu aziz millete hizmet etme şerefine eriştik. Benim çocuklarıma bırakacağım en önemli miras budur. Oradaki 14 milyon vatandaşımız, 81 ilimiz için görev yaptığım süre boyunca o hizmetleri yaptık. Bu aşkla, şevkle ve inançla gece gündüz çalıştım ve şükürler olsun ki Rabbimize ve milletimize mahcup olmadık.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Konuşmaların ardından Bakan Kurum ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu proje yapımında emeği geçenler için oluşturulan kütüğe isimlerini çaktılar. Bakanlar Kurum ve Uraloğlu, ardından Uzunkum Yaşam Alanı Millet Bahçesi&#39;nin ilk fidanını dikti.</p><p>Törene, Trabzon Valisi Tahir Şahin, TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı ve AK Parti Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu, AK Parti Trabzon Milletvekilleri Yılmaz Büyükaydın ve Vehbi Koç, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, AK Parti İl Başkanı Sezgin Mumcu, AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Ayşe Sula Köseoğlu, eski bakan Faruk Nafız Özak, diğer ilgililer ve vatandaşlar katıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/asrin-felaketi-mesaji-bak-789_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291052</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/uzmanlardan-uykusuzluk-uyarisi-bir-gece-bile-beyni-etkiliyor-291052</link>
      <pubDate>2026-09-10T16:40:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan uykusuzluk uyarısı! Bir gece bile beyni etkiliyor]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, uykusuzluğun beyin sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor. Bir gece uykusuz kalmak bile tepki hızını ve stresle baş etme yeteneğini azaltırken, sürekli uykusuzluk önemli hastalık risklerini artırıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Uzmanlardan uykusuzluk uyarısı! Bir gece bile beyni etkiliyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir gece boyunca uykusuz kalmak, beyin sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratıyor. Uzmanlara göre, uykusuzluk yalnızca zihinsel performansı düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda hafıza, stresle başa çıkma ve genel yaşam kalitesinde de belirgin düşüşe yol açıyor. Özellikle yetişkinlerin günde en az 7 ila 9 saat uyuması gerektiği vurgulanırken, bu sürenin altına inildiğinde beyin toksinlerden arınamıyor ve yeni nöronal bağlantılar kurulamıyor.</p><h3>Uzmanlar: Uykusuzluk hastalık riskini artırıyor</h3><p>Uzmanlar, uykusuzluğun yalnızca kısa vadede yorgunluk ve sinirlilikle sınırlı kalmadığını, uzun vadede ise anksiyete, depresyon, demans, kalp hastalıkları ve diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırladığını belirtiyor. Derin uyku sırasında beyin, Alzheimer ile ilişkili zararlı proteinleri temizliyor ve bu süreç kesintiye uğradığında hastalık riski artıyor. Ayrıca, sürekli uykusuzluk, bireylerin stresli durumlarla baş etme kapasitesini de önemli ölçüde azaltıyor.</p><h3>Yetişkinler için ideal uyku süresi: 7-9 saat arası</h3><p>Sağlıklı bir yaşam için uzmanlar, yetişkinlerin her gün 7 ila 9 saat arasında uyuması gerektiğini hatırlatıyor. Uyku eksikliği vücudun yenilenme sürecini sekteye uğratırken, gün boyunca biriken toksik maddelerin atılmasını da engelliyor. Uykusuzluk, hem zihinsel hem de fiziksel sağlık üzerinde kalıcı izler bırakabiliyor. Bu nedenle düzenli ve yeterli uyku, beyin sağlığını korumak için büyük önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/uzmanlardan-uykusuzluk-uy-286_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291051</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/mutfakta-hijyen-alarmi-en-riskli-esyalar-belli-oldu-291051</link>
      <pubDate>2026-09-10T16:37:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Mutfakta hijyen alarmı! En riskli eşyalar belli oldu]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Mutfakta en fazla kirliliğe yol açan eşyalar uzmanlar tarafından açıklandı. Özellikle sünger ve bulaşık bezleri, mikroorganizmalar için adeta bir yuva haline geliyor. Hijyenin sağlanması için bu ürünlerin düzenli olarak değiştirilmesi şart.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Mutfakta hijyen alarmı! En riskli eşyalar belli oldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, mutfakta en fazla bakteri ve mikroorganizma barındıran eşyaları açıkladı. Yapılan değerlendirmelere göre, süngerler ve bulaşık bezleri, sık sık yıkansalar bile üzerinde zararlı bakteri ve küf barındırmaya devam ediyor. Özellikle E. coli ve stafilokok gibi mikropların bu eşyalar üzerinde kolayca çoğalabildiği belirtildi. Uzmanlar, mutfak süngeri ve bezlerinin ayda en az üç-dört kez yenilenmesini öneriyor. Ayrıca, bu eşyaların düzenli olarak değiştirilmemesi durumunda, evdeki hijyenin ciddi biçimde tehlikeye girebileceği vurgulandı.</p><h3>Kesme tahtalarında gizli risk: Farklı ürünler için ayrı tahta şart</h3><p>Kesme tahtaları da mutfakta dikkat edilmesi gereken bir diğer eşya olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, balık, et, ekmek ve sebzeler için ayrı kesme tahtaları kullanılmasını tavsiye ediyor. Bu sayede çapraz bulaşma riski azaltılabiliyor. Ayrıca, kesme tahtalarının altı ayda bir değiştirilmesi ve kaynar suyla düzenli olarak temizlenmesi gerekiyor. Bulaşık makinesinde yıkama da mikropların uzaklaştırılmasına yardımcı oluyor. Bu önlemlerle mutfakta gıda güvenliği sağlanabiliyor.</p><h3>Çöp kutusu ve lavabo temizliği ihmal edilmemeli</h3><p>Mutfakta hijyenin sürdürülebilir olması için çöp kutusunun ayda en az bir kez dezenfekte edilmesi büyük önem taşıyor. Lavabonun ise haftada iki veya üç kez temizlenmesi, bakteri ve kötü kokuların önüne geçiyor. Uzmanlar, düzenli temizlik ve eşya değişimiyle mutfakta sağlıklı bir ortam oluşturulabileceğini belirtiyor. Sonuç olarak, mutfak süngeri, bulaşık bezi, kesme tahtası ve çöp kutusu gibi eşyaların hijyenine özen göstermek, aile sağlığını korumada kritik rol oynuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/mutfakta-hijyen-alarmi-en-921_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291050</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/iste-markette-taze-meyve-secmenin-6-altin-kurali-291050</link>
      <pubDate>2026-09-10T16:36:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İşte markette taze meyve seçmenin 6 altın kuralı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Market alışverişinde taze meyve seçimi, hem sağlık hem de lezzet açısından büyük önem taşıyor. Uzmanlar, özellikle market raflarında taze meyve arayan tüketicilere, küf ve aşırı nem gibi risklere karşı dikkatli olmaları gerektiğini vurguluyor. Taze meyve seçiminin püf noktaları, alışverişte güvenli ve keyifli bir deneyim sunuyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İşte markette taze meyve seçmenin 6 altın kuralı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Market alışverişlerinde taze meyve seçmek, sağlıklı beslenmenin temel taşlarından biri olarak öne çıkıyor. Ancak, raflarda sergilenen her meyve aynı kaliteyi sunmuyor. Uzmanlar, tüketicilerin en taze ve güvenli meyveleri seçebilmesi için altı temel kuralı hatırlatıyor. Sertlik kontrolünden kokuya, küf ve nem incelemesinden hasar tespitine kadar birçok ayrıntı, taze meyve seçiminde kritik rol oynuyor. Marketlerde yapılan yanlış tercihler, hem sağlık risklerine hem de ekonomik kayıplara yol açabiliyor.</p><h3>Uzmanlar: 'Sertlik ve renk, taze meyve seçiminde belirleyici'</h3><p>Taze meyve arayışında ilk dikkat edilmesi gereken unsur, meyvenin sertliği oluyor. Meyveye hafifçe dokunarak yapılan kontrol, bozulmuş ürünleri ayırt etmede etkili bir yöntem sunuyor. Uzmanlar, özellikle büyük yumuşak lekeleri bulunan ya da alışılmadık derecede yumuşak olan meyvelerin, bakteri üremesi açısından riskli olduğunu belirtiyor. Renk ise meyvenin olgunluğunu ve tazeliğini gösteren bir başka önemli işaret. Tek tip ve canlı renge sahip meyveler, genellikle uygun zamanda hasat edilmiş ürünler olarak öne çıkıyor. Geniş renk değişiklikleri, koyu lekeler veya mat bir görünüm ise meyvenin ya olgunlaşmadığını ya da en iyi dönemini geride bıraktığını gösterebiliyor.</p><h3>Küf ve nem: Taze meyve seçiminde gizli tehlike</h3><p>Market alışverişlerinde taze meyve seçimi sırasında gözden kaçabilen en önemli risklerden biri de küf ve aşırı nem. Özellikle paketli ürünlerde, ambalajın alt kısmında biriken sıvı ya da tüylü bir tabaka, meyvenin bozulmaya başladığının açık göstergesi olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, küfün bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, çocuklar, yaşlılar ve hamileler için ciddi sağlık tehditleri oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle, böğürtlen, üzüm ve kiraz gibi ürünlerin her katmanında küf oluşumuna karşı detaylı bir inceleme yapılması öneriliyor. Ayrıca, tamamen kokusuz meyveler genellikle olgunlaşma sürecini tamamlamamış oluyor; ekşi veya fermente bir koku ise meyvenin bozulduğuna işaret ediyor.</p><h3>Hasarlı ve hafif meyveler raflarda risk taşıyor</h3><p>Meyve seçiminde gözden kaçan bir diğer unsur ise kabukta oluşan kesik, çatlak veya büyük hasarlar. Uzmanlara göre, bu tür hasarlı alanlar mikropların içeriye girmesine ve meyvenin hızla bozulmasına neden olabiliyor. Küçük kozmetik kusurlar genellikle risk oluşturmazken, derin çatlaklar veya büyük kesikler, ürünün raf ömrünü kısaltıyor ve zararlı bakterilerin üremesine zemin hazırlıyor. Ayrıca, meyveyi elinizde tartmak ve boyutuna göre ağırlığını kontrol etmek de taze meyve seçiminin püf noktalarından biri. Normalden hafif gelen meyveler, depolama sırasında fazla nem kaybetmiş ve tazeliğini yitirmiş olabiliyor.</p><h3>Evde taze meyve tüketimi için pratik öneriler</h3><p>Market alışverişinde taze meyve seçimi kadar, alınan ürünlerin evde doğru şekilde saklanması da büyük önem taşıyor. Uzmanlar, mevsiminde meyve almanın hem lezzet hem de besin değeri açısından avantaj sağladığını belirtiyor. Ayrıca, meyveleri depolamadan önce değil, tüketmeden hemen önce yıkamak, fazla nemin küf oluşumuna neden olmasını engelliyor. Fazla alınan meyvelerin bozulmadan önce dondurularak smoothie veya fırın ürünlerinde değerlendirilmesi de israfı önleyen pratik bir yöntem olarak öne çıkıyor. Bozulmuş veya kötü kokan meyvelerin ise vakit kaybetmeden atılması, sağlığı korumak adına önem taşıyor. Özellikle böğürtlen ve kiraz gibi çabuk bozulan meyvelerde daha fazla dikkatli olunması gerektiği vurgulanıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/iste-markette-taze-meyve--500_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291049</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kahve-karaciger-dostu-cikti-siroz-ve-kanser-riskine-karsi-dogal-koruma-291049</link>
      <pubDate>2026-09-10T16:34:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kahve karaciğer dostu çıktı! Siroz ve kanser riskine karşı doğal koruma]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Son yıllarda yapılan araştırmalar, kahve tüketiminin karaciğer sağlığı üzerinde belirgin etkiler yarattığını ortaya koyuyor. Özellikle günde üç ila dört fincan kahve içenlerin karaciğer hastalığı riskinin önemli ölçüde düştüğü vurgulanıyor. Bilim insanları, kahvenin doğal bileşenlerinin karaciğeri koruyucu etkisine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kahve karaciğer dostu çıktı! Siroz ve kanser riskine karşı doğal koruma]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda bilim dünyasında yapılan kapsamlı araştırmalar, kahve tüketiminin karaciğer sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini gündeme taşıdı. Uzmanlar, düzenli olarak kahve içen bireylerde karaciğerle ilgili hastalıkların görülme sıklığının azaldığını ve mevcut karaciğer rahatsızlığı olanlarda ise hastalığın ilerlemesinin yavaşladığını belirtiyor. Özellikle günde üç ila dört fincan kahve tüketiminin, karaciğer hücrelerinde yağ birikimini azalttığı, oksidatif stres ve iltihapla mücadele ettiği ve skarlaşmayı yavaşlattığı ifade ediliyor. Kahve tüketiminin karaciğer kanseri ve siroz gibi ciddi hastalıklara karşı da koruyucu bir rol üstlendiği vurgulanırken, bu bulguların insanlarda doğrulanması için daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç duyuluyor.</p><h3>Kahve tüketimi karaciğer hastalığı riskini azaltıyor</h3><p>Kahve, içerdiği kafein, klorojenik asit ve diterpenler gibi doğal bileşenler sayesinde karaciğer sağlığını destekliyor. Araştırmalar, hem kafeinli hem de kafeinsiz kahve çeşitlerinin faydalı olabileceğini gösteriyor. Özellikle yağlı karaciğer hastalığı olan bireylerde, düzenli kahve tüketiminin karaciğer skarlaşmasını yaklaşık yüzde 35 oranında azalttığı tespit edildi. Bu, hastalığın daha yavaş ilerlemesine ve uzun vadede karaciğerin fonksiyonlarını korumasına yardımcı oluyor. Ayrıca, kahve içenlerin karaciğerle ilgili ölüm riskinin içmeyenlere göre yüzde 49 daha düşük olduğu bildiriliyor. Bu veriler, kahvenin yalnızca bir içecek olmanın ötesine geçerek karaciğer sağlığının korunmasında önemli bir araç haline geldiğini ortaya koyuyor.</p><h3>Demleme yöntemi ve miktar karaciğer sağlığını etkiliyor</h3><p>Kahvenin karaciğer üzerindeki etkileri, tüketilen miktara ve hazırlama yöntemine göre değişiklik gösterebiliyor. Araştırmalar, günde üç ila dört fincan kahve tüketiminin maksimum fayda sağladığını, bu miktarın üzerine çıkıldığında ise ek bir avantaj görülmediğini belirtiyor. Sağlıklı yetişkinler için önerilen günlük kafein miktarı 400 miligramı geçmemeli; bu da yaklaşık iki ila üç büyük fincan kahveye denk geliyor. Kafeinsiz kahve de benzer koruyucu etkilere sahip. Demleme yöntemi ise ayrı bir öneme sahip: Kağıt filtreyle hazırlanan kahve, cafestol ve kahweol gibi maddelerin çoğunu uzaklaştırarak kolesterol seviyelerinin yükselmesini engelliyor. Buna karşın, filtrelenmemiş kahve kalp sağlığı için risk oluşturabilirken, karaciğer üzerindeki faydalarından bir miktar ödün verilebiliyor. Bu nedenle, kahve tüketicilerinin hem miktara hem de hazırlama şekline dikkat etmesi gerekiyor.</p><h3>Kahve tüketiminde dikkat edilmesi gerekenler</h3><p>Kahve karaciğer sağlığına katkı sağlasa da, bazı durumlarda dikkatli olunması şart. Özellikle çocuklar ve 12 yaş altı bireylerde kafeinli içeceklerden uzak durulması öneriliyor. Hamilelik ve emzirme dönemlerinde ise günde 200 miligramdan fazla kafein alınmaması gerektiği belirtiliyor. Ayrıca, kahveye eklenen şeker ve ağır krema gibi katkı maddeleri, kahvenin sağlık üzerindeki olumlu etkilerini azaltabiliyor ve kilo artışına yol açabiliyor. Kalp ritim bozukluğu, reflü, uykusuzluk ve yüksek tansiyon gibi sağlık sorunları olanlar ile kafeinle etkileşime giren ilaçları kullananlar ise kahve tüketmeden önce mutlaka bir uzmana danışmalı. Bu önlemler, kahvenin karaciğer sağlığına olan olumlu etkilerinden maksimum düzeyde faydalanmayı mümkün kılıyor.</p><h3>Kahve ve karaciğer kanseri riski arasındaki ilişki</h3><p>Bilimsel çalışmalar, kahve tüketiminin en yaygın karaciğer kanseri türü olan hepatoselüler karsinom riskini azalttığını gösteriyor. 2023 yılında yayımlanan bir analiz, daha fazla kahve içen bireylerde karaciğer kanseri riskinin anlamlı derecede düştüğünü ortaya koydu. Yeşil çayın da koruyucu etkisi olabileceği düşünülse de, kahve için elde edilen bulgular daha güçlü kabul ediliyor. Ancak, bu ilişkinin tam olarak anlaşılması ve kahvenin hangi mekanizmalarla koruma sağladığının belirlenmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuluyor. Yine de mevcut veriler, kahve tüketiminin karaciğer kanseri riskini azaltmada etkili bir rol oynayabileceğine işaret ediyor.</p><h3>Kahve tüketiminde denge ve bilinçli seçim önemli</h3><p>Sonuç olarak, kahve tüketimi karaciğer sağlığının korunmasında önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Ancak, kahvenin faydalarından yararlanmak için tüketim miktarına, hazırlama yöntemine ve eklenen maddelere dikkat etmek gerekiyor. Bilim insanları, karaciğer sağlığını desteklemek isteyenlerin günde üç ila dört fincan kahveyle sınırlı kalmasını ve özellikle sağlık durumu farklılık gösteren bireylerin doktor tavsiyesi almasını öneriyor. Kahve, doğru şekilde tüketildiğinde karaciğer hastalıklarının önlenmesi ve ilerlemesinin yavaşlatılmasında güçlü bir destekçi olabiliyor. Ancak, her bireyin sağlık koşulları farklı olduğundan, kahve tüketimi konusunda bilinçli hareket etmek büyük önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/kahve-karaciger-dostu-cik-659_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291048</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/aromali-yogurtlar-seker-dengesini-nasil-etkiliyor-291048</link>
      <pubDate>2026-09-10T16:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Aromalı yoğurtlar şeker dengesini nasıl etkiliyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Aromalı yoğurtlar, pratik bir besin seçeneği olarak öne çıkıyor. Ancak diyetisyenler, kan şekeri üzerindeki etkileri nedeniyle tüketicileri uyarıyor. Aromalı yoğurt seçerken dikkat edilmesi gerekenler ve uzman önerileri haberimizde.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Aromalı yoğurtlar şeker dengesini nasıl etkiliyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aromalı yoğurtlar, son yıllarda hem pratikliği hem de lezzetiyle öne çıkan bir atıştırmalık olarak tercih ediliyor. Ancak bu ürünlerin kan şekeri üzerindeki etkileri, özellikle diyabet riski taşıyanlar ve sağlıklı beslenmeye önem verenler için merak konusu oldu. Diyetisyenler, aromalı yoğurtların içeriğinde bulunan protein, kalsiyum ve diğer besin maddelerinin önemli avantajlar sunduğunu vurgularken, eklenen şeker ve karbonhidrat miktarına dikkat çekiyor. Porsiyon boyutu, yoğurdun protein ve karbonhidrat dengesi ile birlikte yanında tüketilen diğer gıdalar, kan şekeri tepkisini doğrudan etkiliyor. Peki, aromalı yoğurtlar gerçekten kan şekeri için iyi bir seçenek mi?</p><h3>Diyetisyenlerden aromalı yoğurt seçimi için kritik uyarılar</h3><p>Uzmanlar, aromalı yoğurtların kan şekeri üzerindeki etkisinin tamamen içeriğine bağlı olduğunu belirtiyor. Özellikle eklenen şeker miktarı, yoğurdun sağlıklı olup olmadığını belirleyen en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Eğer yoğurdun içinde şeker kamışı şekeri veya aspartam gibi besin değeri olmayan tatlandırıcılar bulunuyorsa, bu durum kan şekeri seviyesini doğrudan etkileyebiliyor. Ayrıca, yoğurdun porsiyon başına içerdiği protein, lif ve yağ miktarı da önem taşıyor. Yüksek proteinli aromalı yoğurtlar, kan şekerinin daha dengeli yükselmesine yardımcı olabiliyor. Bunun yanında, gün içinde alınan toplam şeker miktarı da göz önünde bulundurulmalı. Uzmanlar, haftada en az 2 fincan yoğurt tüketmenin tip 2 diyabet riskini azaltabileceğini ifade ediyor. ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), bu konuda nitelikli bir sağlık beyanı yayımlamış durumda. Ancak, bu beyan aromalı ve aromasız yoğurt arasında bir ayrım yapmıyor. Bu nedenle, aromalı yoğurt tercih ederken etiketlerin dikkatlice incelenmesi ve eklenmiş şeker oranının düşük tutulması öneriliyor.</p><h3>Aromalı yoğurt tüketiminde kan şekeri dengesi için öneriler</h3><p>Süt bazlı yoğurtlar, doğal olarak laktoz içerdiği için karbonhidrat kaynağı sayılıyor. Aromalı yoğurtlar ise çoğunlukla ekstra şeker eklenerek hazırlanıyor ve bu da toplam karbonhidrat miktarını artırıyor. Diyetisyenler, aromalı yoğurt tüketildiğinde kan şekerinde yükselme yaşanabileceğini, ancak yoğurdun protein, yağ ve lif içeriğinin bu artışı yavaşlatabileceğini belirtiyor. Örneğin, bir fincan az yağlı çilekli Yunan yoğurdu yaklaşık 257 kalori, 20 gram protein, 6,5 gram yağ, 30 gram karbonhidrat, 2,5 gram lif ve 27,5 gram toplam şeker içeriyor. Bu değerler, yoğurdun türüne, yağ oranına ve eklenen aromalara göre değişebiliyor. Kan şekerini daha dengeli tutmak için porsiyon başına en az 10 gram protein içeren yoğurtlar tercih edilmeli. Ayrıca, böğürtlen veya chia tohumu gibi lif kaynağı besinlerle birlikte tüketmek, kan şekerinin hızlı yükselmesini önleyebiliyor. Granola, tatlandırılmış kuruyemiş, tohum ve kuru meyve gibi şekerli eklemelerden ise kaçınılması gerekiyor. Etiketlerde yer alan besin değerleri karşılaştırılarak, en az eklenmiş şeker içeren seçenekler öne çıkarılmalı. Porsiyon boyutuna dikkat etmek de kan şekeri kontrolünde önemli bir adım olarak öne çıkıyor.</p><p>Aromalı yoğurtlar, doğru seçimler yapıldığında hem lezzetli hem de besleyici bir alternatif sunabiliyor. Ancak, eklenen şeker miktarına ve porsiyon kontrolüne dikkat edilmediğinde, kan şekeri seviyesinde istenmeyen dalgalanmalara yol açabiliyor. Diyetisyenler, tüketicilere aromalı yoğurtları seçerken etiket okuma alışkanlığı kazanmalarını ve şeker oranı düşük, protein oranı yüksek ürünleri tercih etmelerini öneriyor. Böylece aromalı yoğurtlar, dengeli bir beslenme programının parçası haline gelebilir.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/aromali-yogurtlar-seker-d-826_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291047</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/bilim-insanlarindan-dunya-genelinde-kritik-kuru-alan-uyarisi-291047</link>
      <pubDate>2026-09-10T16:33:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim insanlarından dünya genelinde kritik kuru alan uyarısı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, dünyanın kara alanının yüzde 40'ından fazlasının 2100 yılına kadar kuru alan haline gelebileceği konusunda uyarıyor. Yeni araştırma, iklim değişikliğiyle birlikte kuraklık ve çölleşmenin artacağını, özellikle Avustralya ve Brezilya gibi bölgelerin ciddi risk altında olduğunu ortaya koyuyor. Kuru alanların yayılması, su kıtlığı ve ekosistem kaybı gibi küresel sorunları da beraberinde getirebilir.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim insanlarından dünya genelinde kritik kuru alan uyarısı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, dünya genelinde kara alanlarının 2100 yılına kadar önemli ölçüde kuraklaşabileceği konusunda uyarıda bulundu. Yapılan son araştırma, iklim değişikliğinin etkisiyle birlikte yüzyılın sonunda kara yüzeyinin yüzde 40'ından fazlasının kuru alan kategorisine girebileceğini gösteriyor. Özellikle Avustralya ve Brezilya gibi ülkelerde ciddi değişiklikler bekleniyor. Uzmanlar, bu genişlemenin su kıtlığı, biyolojik çeşitlilik kaybı ve ekosistemlerin bozulması gibi sonuçlara yol açabileceğini vurguluyor.</p><h3>Çin Orman Akademisi: 'Kuru alanlar hızla yayılıyor'</h3><p>Kuru alan kavramı, yağışların buharlaşma ve bitki transpirasyonu yoluyla kaybedilen suya oranla düşük olduğu bölgeleri ifade ediyor. Çin Orman Akademisi liderliğindeki araştırma ekibi, güncellenmiş iklim modellemeleri ve 1960-2023 yıllarını kapsayan meteorolojik verilerle kuru alanların mevcut dağılımını ve gelecekteki yayılımını analiz etti. Çalışmada, kuraklık indeksi olarak bilinen ve bir bölgedeki yağışın potansiyel buharlaşmaya bölünmesiyle elde edilen AI (Aridity Index) değeri temel alındı. AI değeri 0.65'in altında olan bölgeler kuru alan olarak tanımlandı. Bilim insanlarına göre, şu anda Antarktika hariç dünya kara alanlarının yaklaşık yüzde 38.58'i kuru alan sınıfında yer alıyor. Bu oran, 2071-2100 yılları arasında yüzde 39.31 ile yüzde 40.28 arasında bir seviyeye ulaşabilir. Araştırmacılar, özellikle hiper-kuru bölgelerde, yani Cezayir, Libya ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde artışın belirginleşeceğini belirtiyor.</p><h3>Kuraklık ve CO2 seviyesi arasındaki karmaşık ilişki</h3><p>Çalışmada dikkat çeken bir diğer unsur ise atmosferdeki karbondioksit (CO2) seviyelerinin kuru alanların yayılımı üzerindeki etkisi oldu. Genellikle, artan CO2 seviyelerinin iklim değişikliğine olumsuz katkı sağladığı düşünülse de, yeni bulgular CO2'nin bitkilerdeki stomata adı verilen gözenekleri kısmen kapatarak transpirasyon yoluyla su kaybını azalttığını ortaya koyuyor. Bu durum, potansiyel buharlaşma hesaplamalarını değiştiriyor ve önceki tahminlere göre daha düşük kuraklık oranları ortaya çıkıyor. Bilim insanları, geleneksel projeksiyonların çoğunda CO2'nin bu etkisinin göz ardı edildiğini ve bu nedenle daha yüksek kuraklık tahminlerinin elde edildiğini ifade ediyor. Araştırmada kullanılan CO2 ile düzeltilmiş PET (potansiyel buharlaşma) modeli, kuru alanların yayılımında daha gerçekçi bir tablo sunuyor. Yine de, yüzde 40'ı aşan bir kara alanı oranı, gezegenin geleceği açısından ciddi riskler barındırıyor.</p><h3>Avustralya ve Brezilya'da kuru alan riskinde büyük artış bekleniyor</h3><p>Analizler, kuru alanların dört ana alt tipe ayrıldığını gösteriyor: yarı kurak, arid, kuru alt-nemli ve hiper-kuru bölgeler. Dünya kara yüzeyinin yüzde 14.72'si yarı kurak, yüzde 11.24'ü arid, yüzde 6.35'i kuru alt-nemli ve yüzde 6.27'si hiper-kuru alanlardan oluşuyor. Özellikle Avustralya, dünyanın en kuru yerleşik kıtası olarak, önümüzdeki yıllarda kuru alan artışının en fazla hissedileceği bölgelerden biri olacak. Avustralya'yı, Brezilya ve Afrika'nın bazı bölgeleri takip edecek. Bilim insanları, bu eğilimin su kaynakları üzerindeki baskıyı artıracağını, tarımsal üretimi ve yerleşim alanlarını tehdit edeceğini belirtiyor. Ayrıca, bu değişikliklerin küresel sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından da büyük bir engel oluşturabileceği ifade ediliyor.</p><h3>Küresel sürdürülebilirlik için kuru alanlara odaklanma çağrısı</h3><p>Kuru alanların genişlemesi yalnızca fiziksel coğrafyayı değiştirmekle kalmıyor, aynı zamanda sosyal ve ekonomik yapıları da etkiliyor. Su kıtlığının artması, ekosistemlerin bozulması ve çölleşmenin hızlanması, milyonlarca insanın yaşamını doğrudan tehdit ediyor. Çin Orman Akademisi'nden araştırmacılar, kuru alanların yüksek ekolojik hassasiyeti nedeniyle güncellenmiş değerlendirmelere ve iklim uyumunu destekleyecek politikalara acil ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Araştırmanın sonuçları, sürdürülebilir kalkınma için kuru alanların kapsamı ve gelecekteki dağılımı hakkında daha fazla veri toplanmasının ve etkili önlemler alınmasının zorunlu olduğunu gösteriyor. Bilim insanları, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak ve kuru alanların yayılmasını kontrol altına almak için küresel iş birliğinin önemine dikkat çekiyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/bilim-insanlarindan-dunya-841_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291046</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/binalari-ve-araclari-kemiren-o-gizli-guc-bulundu-meger-su-damlalari-kaplamalari-boyle-patlatiyormus-291046</link>
      <pubDate>2026-09-10T16:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Binaları ve araçları kemiren o gizli güç bulundu! Meğer su damlaları kaplamaları böyle patlatıyormuş]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Max Planck Polimer Araştırma Enstitüsü'nden bilim insanları, elektrik yüklü su damlalarının koruyucu kaplamalar üzerinde ciddi hasara yol açabileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre, bu tür damlalar köprü, gemi, otomobil ve bina gibi yapılardaki metal yüzeyleri beklenenden daha hızlı korozyona uğratabiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Binaları ve araçları kemiren o gizli güç bulundu! Meğer su damlaları kaplamaları böyle patlatıyormuş]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Max Planck Polimer Araştırma Enstitüsü'nde yürütülen yeni bir çalışma, elektrik yüklü su damlalarının koruyucu kaplamaları delerek alttaki metal yüzeylerde korozyon riskini artırdığını gösterdi. Araştırma, özellikle köprüler, gemiler, otomobiller, binalar ve çeşitli dış mekan nesnelerinde yaygın olarak kullanılan kaplamaların, yalnızca kimyasal saldırılar veya mekanik darbelerden değil, aynı zamanda mikroskobik elektrik deşarjlarından da zarar görebileceğini ortaya koydu. Deneyler, yüklü su damlalarının kaplamalarda küçük delikler açtığını ve bu noktaların zamanla metalin kimyasal olarak aşınmasına yol açtığını kanıtladı. Çalışma, dış ortam koşullarında korozyonun beklenenden çok daha karmaşık ve hızlı gelişebileceğine işaret ediyor.</p><h3>Hans-Jürgen Butt ve ekibinden korozyonun yeni tetikleyicisi: Elektrik yüklü su damlası</h3><p>Çalışmanın başında yer alan Hans-Jürgen Butt ve grup lideri Rüdiger Berger, elektrik yüklü su damlalarının koruyucu kaplamalara verdiği zararın boyutunu gözler önüne serdi. Araştırmacılar, su damlalarının bir yüzey boyunca hareket ettiğinde elektrik yükü kazanabildiğini ve kaplanmış metal yüzeyle temas ettiğinde bu yükü aniden serbest bıraktığını belirtti. Ekip, önce elektriksel olarak nötr su damlalarını test etti; her biri az miktarda tuz içeren damlalar, yaklaşık 4 santimetre yükseklikten Teflon kaplı bakır yüzeye bırakıldı. 3,000 darbenin ardından mikroskop görüntülerinde herhangi bir hasara rastlanmadı ve yüzeyde bozulma gözlenmedi. Ancak, su damlaları dört farklı eğimli malzeme üzerinde kaydırıldığında, damlaların elektrik yükü kazandığı ve bu yüklü damlaların kaplamaya çarptığında mikroskobik delikler oluşturduğu tespit edildi. Berger, "Yüklü damlalar bir kaplamaya çarptığında, yerel olarak deşarj olurlar ve kaplamayı küçük bir yıldırım gibi delip geçebilirler" diyerek, bu etkinin kaplamaların dayanıklılığı üzerinde önemli sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti. Özellikle tuzlu suyla temas eden açığa çıkan metal bölgelerde kimyasal korozyonun hızlandığı vurgulandı.</p><h3>Zhongyuan Ni: Yüzey tipi elektrik yükünü belirliyor, korozyon hızlanıyor</h3><p>Makalenin birinci yazarı Zhongyuan Ni, su damlalarının yüzey üzerinde kayarken kazandığı elektrik yükünün, temas ettikleri yüzeyin tipine bağlı olarak büyük farklılıklar gösterdiğini açıkladı. Ekip, bitki yaprağı, plastik inşaat paneli, şeffaf polistiren plastik ve özel işlenmiş kuvars gibi dört farklı yüzey üzerinde damlaları kaydırdı. Sonuçlar, damlaların kazandığı yükün yüzeye göre on kat değişebildiğini gösterdi. Tüm deneylerde yüklü damlaların kaplamalarda hasara yol açtığı ve mikroskobik deliklerin oluştuğu gözlendi. Özellikle Teflon kaplı bakır yüzeylerde, 3,000 yüklü damla sonrası oluşan deliklerin bazılarının kaplamayı tamamen delip altındaki bakıra ulaştığı tespit edildi. Bu noktada tuzlu suyun bakırla doğrudan temas etmesi, kimyasal korozyonun başlamasına neden oldu. Ayrıca, yüksek hızlı kamera görüntüleri, yüklü damlaların kaplamaya temas etmeden önce sivri bir koni oluşturduğunu, nötr damlaların ise yuvarlak bir alt kenar koruduğunu ortaya koydu. Bu fark, elektrik yükünün kaplama üzerinde oluşturduğu lokal deşarjın etkisini gözler önüne serdi.</p><h3>Elektrik deşarjı ile hızlanan korozyon: Kaplamalarda beklenmedik zayıflama</h3><p>Deneysel ölçümler, su damlalarının yüzey üzerinde kaydıktan sonra yaklaşık iki nanokulomb elektrik yükü taşıdığını ve bu yükün neredeyse tamamını kaplamaya temas anında boşalttığını gösterdi. Bir nanokulomb, oldukça küçük bir elektrik yükü miktarı olsa da, yüklü su ile metal arasındaki mesafe çok dar olduğunda bu değer kritik hale geliyor. Damlalar yaklaştıkça, elektrik alanı kaplamadan geçerek kısa süreli deşarjlar oluşturuyor. Bu deşarjlar, kaplama üzerinde lokal ısı ve kimyasal değişim alanları meydana getiriyor. Zamanla, tekrarlanan bu hasarlar kaplamanın zayıflamasına ve alttaki metalin açığa çıkmasına yol açıyor. Hesaplamalar, yüklü damlaların yaklaşık 10 mikrometre kalınlığındaki Teflon kaplamayı delip geçebildiğini ve hatta beş kat daha kalın bazı polistiren katmanlarında da benzer etki yarattığını ortaya koydu. Bu bulgular, koruyucu kaplamaların sadece kimyasal saldırılara değil, elektriksel etkilere karşı da savunmasız olabileceğini gösteriyor.</p><h3>Yüklü damlaların farklı ortamlarda yarattığı risk: Korozyonun sınırları genişliyor</h3><p>Yapılan deneyler, elektrik yüklü su damlalarının sadece Teflon kaplı bakır yüzeylerde değil, farklı malzemelerde de benzer hasarlara yol açtığını gösterdi. Su damlalarının bulutlarda, gök gürültülü fırtınalarda, çeşmelerde, şelalelerde ve okyanus dalgalarında da elektriksel olarak yüklenebileceği belirtildi. Bir testte, 10,000 yüklü darbe, aynı kaplamayı dört saatten fazla tuzlu suda bekletmekten daha fazla zayıflattı. Yaklaşık 50,000 darbenin ardından, bakır folyo üzerinde 1 milimetreden daha geniş korozyon alanı oluştu. Kimyasal analizler, bakır bileşenlerinin oksijen ve tuzla reaksiyona girerek kaplamanın altındaki metalin zarar gördüğünü ortaya koydu. Hasar gören bölgeler, yeni yüklü damlaların metalle daha kolay temas etmesine neden olarak korozyonun hızla yayılmasına yol açtı. Ayrıca, damlaların sadece düşerek değil, yüzey üzerinde kayarak da elektrik yükü kazanıp zarar verebildiği belirlendi. Özellikle farklı malzemelerin birleştiği gizli sınır bölgelerinde, yüklü damlalar kaplamayı aşındırıp altındaki metali açığa çıkarabiliyor.</p><h3>Dış ortamda korozyonun boyutu hala belirsiz: Alan testleri gerekliliği</h3><p>Laboratuvar ortamında elde edilen sonuçlar, elektrik yüklü su damlalarının kaplama hasarını hızlandırdığını açıkça gösterdi. Ancak, gerçek dış ortam koşullarında bu etkinin ne kadar yaygın olduğu henüz tam olarak bilinmiyor. Araştırma ekibi, laboratuvar deneylerinde kontrollü yüzeyler, sabit damla boyutları ve ince kaplamalar kullandı. Gerçek dünyada ise damlaların boyutu, tuz oranı, düşme hızı, sıcaklık, kaplama yaşı ve suyun geçtiği yüzeyler gibi birçok değişken bulunuyor. Bu nedenle, köprü, otomobil, gemi, anıt veya bahçe çiti gibi yapıların kaplamalarının ne kadar sürede zarar göreceğini öngörmek için alan testlerine ihtiyaç duyuluyor. Ayrıca, fiziksel aşınma ve kimyasal saldırıların elektriksel deşarj etkisiyle nasıl birleştiği de detaylı olarak incelenmeli. Bu bulgular, dış mekan yapılarının korunmasında yeni stratejiler geliştirilmesine zemin hazırlıyor.</p><h3>Kaplama tasarımcılarına yeni uyarı: Elektrik yüküne karşı daha dayanıklı malzemeler şart</h3><p>Bu araştırma, kaplama tasarımcılarının göz önünde bulundurması gereken yeni bir risk faktörünü ortaya çıkardı. Koruyucu katmanların, sadece kimyasal ve mekanik saldırılara değil, aynı zamanda hareket eden sudan kaynaklanan elektriksel darbelere karşı da dayanıklı olması gerektiği anlaşıldı. Gelecekteki testlerde, nötr su yerine elektrik yüklü damlaların kullanılması öneriliyor. Ayrıca, kaplama kalınlığı, elektrik yükünün hareketi ve malzemeler arasındaki birleşim noktalarının risk üzerindeki etkisi detaylı biçimde araştırılmalı. Elde edilen bilgiler, yapıların ve gündelik nesnelerin daha uzun ömürlü olmasına katkı sağlayabilir. Hareket eden suyun elektrik yükü taşıması, darbe ve kimyasal etkilerle birleşerek kaplamaları tehdit ediyor. Bu nedenle, kaplama teknolojilerinde yenilikçi ve dayanıklı çözümler geliştirilmesi kaçınılmaz hale geliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/binalari-ve-araclari-kemi-846_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291045</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/ziyaretci-akinina-ugruyor-sular-cekildi-batik-koy-gun-yuzune-cikti-291045</link>
      <pubDate>2026-09-10T16:24:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ziyaretçi akınına uğruyor! Sular çekildi batık köy gün yüzüne çıktı]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Isparta'nın Sütçüler ilçesinde Kasımlar Barajı'nda suların çekilmesiyle, batık Darıbükü köyü yeniden gün yüzüne çıktı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ziyaretçi akınına uğruyor! Sular çekildi batık köy gün yüzüne çıktı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aksu ve Eğirdir ilçelerinden doğan suyun oluşturduğu Köprüçay Nehri üzerinde 2016 yılında yapımı tamamlanan Kasımlar Barajı nedeniyle Darıbükü köyü su altında kaldı. <br></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/42434492.jpg"/><p>Köydeki ev sahiplerine ise farklı alanlarda yeni konut yapılarak teslim edildi.</p><p>Özellikle yaz döneminde suların çekilmesiyle köyde bulunan taş evler, cami, okul, eski yapılar ve elektrik nakil hatları yeniden görünür hale geldi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/42434494.jpg"/><p>Geçmişin izlerini taşıyan köyde gün yüzüne çıkan alanlar dron ile görüntülendi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/42434498.jpg"/><p>Özellikle sonbaharda seyirlik görüntüler oluşturan &quot;batık köy&quot; doğaseverler ve fotoğraf tutkunlarının uğrak yeri oluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/ziyaretci-akinina-ugruyor-130_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291044</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/bilim-insanlari-buyuk-depremlerin-yerini-onceden-belirlemede-onemli-bir-adim-atti-291044</link>
      <pubDate>2026-09-10T16:23:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bilim insanları büyük depremlerin yerini önceden belirlemede önemli bir adım attı]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Kaliforniya Üniversitesi, Riverside'da görev yapan bilim insanları, büyük depremlerin nerede gerçekleşebileceğini belirlemek için geliştirdikleri yeni yöntemle dikkat çekti. Özellikle Kamçatka'da test edilen bu teknik, fay hatlarında biriken gerilimi tespit ederek deprem riskini daha net ortaya koyuyor. Araştırmacılar, büyük depremlerin yerini saptamada önemli bir adım attıklarını vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bilim insanları büyük depremlerin yerini önceden belirlemede önemli bir adım attı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kaliforniya Üniversitesi, Riverside'dan bir grup jeofizikçi, büyük depremlerin hangi bölgelerde ortaya çıkabileceğini saptamak için geliştirdikleri yeni bir yöntemle uluslararası bilim dünyasında yankı uyandırdı. Gareth Funning ve Axel Periollat liderliğindeki ekip, fay hatlarında yıllar boyunca sessizce biriken gerilimi haritalayarak, riskli bölgeleri hassas bir şekilde belirliyor. Özellikle Kamçatka Yarımadası'nda yaşanan 8.8 büyüklüğündeki deprem öncesi toplanan verilerle yapılan testler, bu yeni yaklaşımın potansiyelini gözler önüne seriyor. Araştırma, depremlerin tam zamanını öngöremese de, tehlikenin hangi fay segmentlerinde yoğunlaştığını ortaya koyarak, uzun vadeli deprem hazırlıklarında büyük önem taşıyor.</p><h3>Gareth Funning: 'Gerilim birikimi ölçülebilir ve haritalanabilir'</h3><p>Jeofizikçi Gareth Funning, depremlerin aniden gündeme geldiğini, ancak fay hatlarında gerilimin yıllar boyunca sessizce biriktiğini vurguladı. Ekip, yer kabuğundaki küçük hareketleri izleyen GPS verilerini kullanarak, tektonik plakaların birbirine sürtündüğü ve kilitlendiği noktaları belirleyen özel bir algoritma geliştirdi. Bu algoritma sayesinde, iki plakanın kaymasına izin vermeyen, sürtünmenin en yüksek olduğu "asperite" adı verilen bölgeler tespit edildi. Araştırmacılar, bu noktaların gelecekte büyük depremlerin kaynağı olabileceğini belirtiyor. Funning, "Depremler için kesin bir tarih veremeyiz ama tehlikenin nerede yoğunlaştığını artık daha net görebiliyoruz" diyerek yeni yöntemin önemine dikkat çekti. Bu yaklaşım, deprem riskinin yönetilmesinde ve şehir planlamasında güvenilir bir yol haritası sunuyor.</p><h3>Kamçatka'da 8.8 büyüklüğündeki deprem: Yöntemin ilk büyük testi</h3><p>Yeni yöntemin en güçlü sınavı, Rusya'nın Kamçatka Yarımadası açıklarında meydana gelen ve 8.8 büyüklüğüne ulaşan 2025 depremiyle gerçekleşti. Araştırmacılar, depremden önce toplanan GNSS verileriyle fayın hangi kesimlerinde kilitlenme ve gerilim birikimi yaşandığını belirledi. Analizler, deprem sonrası yapılan incelemelerle karşılaştırıldığında, kilitli bölgelerin fayın kırıldığı noktalarla büyük ölçüde örtüştüğü ortaya çıktı. Bu sonuç, geliştirilen yöntemin doğruluğunu ve güvenilirliğini gözler önüne serdi. Kamçatka örneği, bilim insanlarının deprem riskini daha önceden tespit edebileceğini gösterirken, aynı fay hattında tekrar eden depremlerin her zaman aynı sonuçları doğurmadığı da anlaşıldı. Nitekim, 1952 ve 2025 depremleri aynı bölgede gerçekleşmesine rağmen, tsunaminin şiddeti ve fayın hareket biçimi farklılık gösterdi.</p><h3>Subdüksiyon bölgelerinde deprem tehlikesi: Japonya, Meksika ve Pasifik'te yeni analizler</h3><p>Funning ve ekibi, Kamçatka'daki başarılı testin ardından geliştirdikleri yöntemi dünyanın en tehlikeli subdüksiyon bölgelerine uygulamaya başladı. Japonya, Meksika, Yeni Zelanda ve Pasifik Kuzeybatısı'nda sürdürülen çalışmalar, farklı fay hatlarının kendi özellikleriyle değerlendirilmesini sağlıyor. Bu bölgelerde enerjinin yavaş ve kademeli olarak serbest bırakıldığı, bazı faylarda ise gerilimin uzun yıllar boyunca biriktiği tespit edildi. Özellikle Japonya'da deniz tabanına yerleştirilen akustik aletler sayesinde, okyanus altındaki hareketler de izlenebiliyor. Ancak araştırmacılar, deniz altı faylarında veri toplamanın karasal alanlara göre çok daha zor olduğunu ve izleme eksikliğinin tsunami riskinin değerlendirilmesini güçleştirdiğini belirtiyor. Yine de, yeni uydu teknolojileri ve deniz tabanına kurulan cihazlar, bu boşlukları kısmen dolduruyor.</p><h3>Kaliforniya ve Hayward Fayı: Yerel riskler ve hazırlık çağrısı</h3><p>ABD'nin batı kıyısında, özellikle Kaliforniya'da bulunan Hayward Fayı da araştırmanın odak noktalarından biri haline geldi. Gareth Funning, bu fayda hem sürüklenen hem de kilitli segmentlerin bulunduğunu, tıpkı büyük subdüksiyon bölgelerinde olduğu gibi, belirtti. Ekip, Hayward Fayı'nda biriken gerilimi ve potansiyel riskli noktaları haritalayarak, gelecekteki depremlerin nereden kaynaklanabileceği üzerine çalışıyor. Funning, "Güney Kaliforniya'da yaşamak, depremin ne zaman olacağı değil, ne zaman gerçekleşeceği sorusunu beraberinde getiriyor" diyerek, hazırlığın önemine dikkat çekti. Araştırmacılar, bu yeni teknik sayesinde, yerel yönetimlerin ve halkın olası tehlikelere karşı daha bilinçli ve hazırlıklı olabileceğini düşünüyor.</p><h3>Veri eksikliği ve izleme zorlukları: Tsunami riski artıyor</h3><p>Dünyanın en tehlikeli faylarının çoğu okyanus tabanında yer aldığı için, bu bölgelerde GPS ve diğer izleme cihazlarının eksikliği büyük bir sorun oluşturuyor. Japonya'da deniz tabanına yerleştirilen akustik aletler ve yeni uydu sistemleri, bazı boşlukları doldurmaya başlasa da, Pasifik'in geniş alanlarında hâlâ yeterli veri toplanamıyor. Bu durum, özellikle tsunami riskinin değerlendirilmesinde ciddi zorluklara yol açıyor. Araştırmacılar, izleme ağlarının genişletilmesi gerektiğini vurgularken, mevcut teknolojinin sınırlarının aşılması için uluslararası iş birliği çağrısında bulunuyor. Yetersiz veri, hem bilimsel analizleri hem de afet yönetimini olumsuz etkiliyor.</p><h3>Uzmanlardan uyarı: Hazırlık hayat kurtarır</h3><p>Gareth Funning ve Axel Periollat, yeni yöntemlerin depremlerin tam zamanını öngöremese de, tehlikeli bölgeleri belirlemede önemli bir ilerleme sağladığını belirtiyor. Özellikle sismik tehlikenin yoğun olduğu bölgelerde, hazırlık ve farkındalık hayati önem taşıyor. Funning, "Rahatlığınız, depremin ne zaman olacağını tahmin edebileceğimize olan inançla gelmemeli. Hazırlığın yerini hiçbir şey tutamaz" diyerek, toplumsal bilinçlenmenin ve afet planlamasının altını çizdi. Araştırma ekibi, algoritmalarının, veri kalitesi ve izleme sıklığı arttıkça dünyanın en aktif fay hatlarında daha kapsamlı risk analizleri yapabileceğine inanıyor. Sonuç olarak, büyük depremlerin yerini tespit etme konusundaki bu ilerleme, bilimsel çalışmaların ve afet yönetiminin geleceğinde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.</p><p>Bilim insanlarının geliştirdiği bu yeni yöntem sayesinde, büyük depremlerin nerede meydana gelebileceği artık daha net şekilde belirlenebiliyor. Ancak uzmanlar, verilerin güncellenmesi ve izleme teknolojilerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Toplumların ve yerel yönetimlerin, bu bilimsel bulguları dikkate alarak hazırlıklarını artırması, olası felaketlerin etkisini azaltmada kritik rol oynayacak.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/bilim-insanlari-buyuk-dep-470_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291043</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/istanbul-maltepede-silahli-catisma-kiraci-dehseti-ev-sahibi-ve-esi-oldu-avukat-yaralandi-291043</link>
      <pubDate>2026-09-10T15:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İstanbul Maltepe'de silahlı çatışma! Kiracı dehşeti: Ev sahibi ve eşi öldü, avukat yaralandı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul Maltepe'de, ev sahibi ile kiracı arasında çıkan kavgada, ev sahibi ve eşi hayatını kaybetti, 1 avukat ağır yaralandı. Maltepe'de ev sahibi ile kiracı arasında çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine kiracı Mehmet T., ev sahibi Osman A. ile eşi Nursen A.'yı öldürdü, olay yerindeki avukat Emir Ali S.'yi ise yaraladı. Polis ve sağlık ekiplerine de ateş açan şüpheli, özel harekât polislerinin müdahalesiyle sağ olarak yakalandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İstanbul Maltepe'de silahlı çatışma! Kiracı dehşeti: Ev sahibi ve eşi öldü, avukat yaralandı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Olay, saat 13.10 sıralarında Maltepe ilçesi Gülsuyu Mahallesi Taşocağı Sokak'ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ev sahibi Osman A. ile kiracısı Mehmet T. arasında tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine Mehmet T., silahla ev sahibi Osman A., ev sahibinin eşi Nursen A. ve olay yerinde bulunan avukat Emir Ali S.'ye ateş etti.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/ssstwitter-100920266367c926.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p>Silahlı saldırıda Osman A. ile eşi Nursen A. olay yerinde hayatını kaybederken, avukat Emir Ali S. yaralandı. Yaralı avukat, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/c1933016-10092026068241cc.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p><b>POLİS VE SAĞLIK EKİPLERİNE DE ATEŞ AÇTI</b></p><p>Saldırının ardından silahıyla bölgede bulunan Mehmet T., olay yerine sevk edilen polis ve 112 Acil Sağlık ekiplerine de ateş açmayı sürdürdü. Çevrede geniş güvenlik önlemi alınırken, bölgedeki hareketlilik dronla takip edildi.</p><p>Şüpheli Mehmet T., özel harekât polislerinin müdahalesiyle etkisiz hale getirilerek sağ olarak yakalandı. Gözaltına alınan Mehmet T.'nin tehdit ve hakaret suçlarından 3 kaydının bulunduğu öğrenildi.</p><p>Görgü tanığı Akın Gümüşoğlu, "Annemle arabada sohbet ediyorduk, araba da çalışıyordu. Şu yukarıdan, sokaktan bağıra bağıra biri geldi. 'Abi beni kurtarın' diye. Arabaya atladı. "En yakın hastaneye götürdüm, Kartal Lütfi Kırdar'a. Adamı konuşturdum bayılmasın diye. Bana dedi ki; 'Benimle beraber toplam 3 kişi vardık. Ben kurtuldum, diğerlerini bilmiyorum' dedi. Sadece uyumasın diye, enerjisi bitmesin diye konuşturdum bayılmasın diye. Sonra kardeşleri geldi hastaneye. İfadesini falan aldılar orada" şeklinde konuştu.</p><p>Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/istanbul-maltepede-silahl-168_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291042</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/bakan-ciftci-tdt-ulkeleri-arasinda-sucla-mucadele-ve-guvenlik-alanindaki-isbirligi-guclendirilmeli-291042</link>
      <pubDate>2026-09-10T15:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Bakan Çiftçi: TDT ülkeleri arasında suçla mücadele ve güvenlik alanındaki işbirliği güçlendirilmeli]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ülkeleri arasında suçla mücadele ve güvenlik alanındaki işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Bakan Çiftçi: TDT ülkeleri arasında suçla mücadele ve güvenlik alanındaki işbirliği güçlendirilmeli]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Kazakistan'ın başkenti Astana'da düzenlenen TDT İçişleri Bakanları 3. Toplantısı'nda konuştu.</p><p>Bölgesel ve küresel çatışmaların arttığı, Gazze'de yaşananların ve bölgedeki saldırıların devam ettiği, uluslararası hukukun ciddi sınamalardan geçtiği bir dönemden geçildiğine işaret eden Çiftçi, TDT ülkelerinin güvenlik alanındaki işbirliğinin önemini vurguladı.</p><p>Toplantının hayırlı sonuçlar doğurmasını dileyen Çiftçi, gözlemci ülkeler Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Macaristan ve Türkmenistan'ın da toplantılarda yer almasının Teşkilata güç katacağına inandığını ifade etti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/42433478.jpg"/><p><b>"İŞBİRLİĞİMİZİN DAHA İLERİYE TAŞINDIĞINI MEMNUNİYETLE MÜŞAHEDE EDİYORUZ"</b></p><p>Çiftçi, İçişleri Bakanlıkları arasındaki işbirliğinin her toplantıyla daha ileri taşındığını belirterek, Bakü'deki toplantının ardından kolluk eğitimi, suçla mücadele ve göç yönetimi başta olmak üzere birçok alanda işbirliğinin güçlendirildiğini söyledi.</p><p>Bu süreçte imzalanan hukuki metinlerle ortak çalışmaların hukuki zemininin de sağlamlaştırıldığını aktaran Çiftçi, geçen yıl kurulan "Türk Devletleri Polis Akademileri Platformu"nun akademik ve mesleki kapasiteye önemli katkılar sağlayacağını dile getirdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/42433479.jpg"/><p><b>"TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİMİZE EMİN ADIMLARLA İLERLİYORUZ"</b></p><p>Türkiye'nin terör ve yeni nesil organize suç örgütleri başta olmak üzere her türlü suç ve güvenlik tehdidiyle kararlı şekilde mücadele ettiğini vurgulayan Çiftçi, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Çiftçi, "Terörsüz Türkiye" hedefine emin adımlarla ilerlediklerini belirterek, terör örgütlerinin yurt dışındaki bağlantılarının kesilmesinin, finansman ve insan kaynağı sağladıkları alanların ortadan kaldırılmasının önem taşıdığını vurguladı.</p><p>FETÖ ve terör örgütü DEAŞ ile mücadelede de ülkeler arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Çiftçi, "Terörle mücadelede kalıcı neticeye ulaşabilmek için terör örgütlerinin yurt dışındaki bağlantılarının kesilmesi, finansman ve insan kaynağı temin ettikleri alanların ortadan kaldırılması büyük önem taşımaktadır." ifadesini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/42433489.jpg"/><p><b>YENİ NESİL SUÇ ÖRGÜTLERİNE KARŞI ORTAK MÜCADELE ÇAĞRISI</b></p><p>Dijital teknolojilerin yeni nesil organize suç örgütlerinin yanı sıra siber suçlar, yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinin büyümesine zemin hazırladığını belirten Çiftçi, bu suçların özellikle gençler ve çocuklar açısından ciddi tehdit oluşturduğunu dile getirdi.</p><p>Türkiye'nin bu alanlarda yürüttüğü operasyonlara ilişkin bilgi veren Çiftçi, bu yıl 18'i uluslararası olmak üzere toplam 557 organize suç örgütüne yönelik 1568 operasyon gerçekleştirildiğini, bunların 78'inin uyuşturucu ticareti yapan örgütler olduğunu bildirdi.</p><p>Çiftçi, 2026'da gerçekleştirilen 177 bin siber devriye ve 4 bin 210 siber operasyon kapsamında bilişim suçluları, sanal dolandırıcılar ile yasa dışı bahis ve kumar baronlarına yönelik operasyonlar düzenlendiğini, 58 bin 247 yasa dışı bahis ve kumar sitesinin erişime kapatıldığını aktardı.</p><p>Çiftçi, TDT ülkeleri arasında suçla mücadele ve güvenlik alanındaki işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade ederek "Yeni nesil suç örgütleri, zehir tacirleri, siber suçlar gibi bütün alanlarda işbirliğimizi güçlendirmemiz gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum." dedi.</p><p>Yasa dışı bahis, kumar ve şans oyunlarıyla mücadelenin TDT'nin 2027-2031 Strateji Belgesi'ne eklenmesini faydalı gördüklerini söyleyen Çiftçi, bu konunun 13. Devlet Başkanları Zirvesi'nde ele alınmasını önerdi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/42433488.jpg"/><p><b>ARANAN ŞAHISLARIN YAKALANMASI İÇİN ORTAK MEKANİZMA ÖNERİSİ</b></p><p>Suçla mücadelenin önemli unsurlarından birinin aranan şahısların yakalanarak adalete teslim edilmesi olduğunu belirten Çiftçi, yeni nesil organize suç örgütlerinin faaliyetlerini farklı ülkeler üzerinden sürdürebildiğine işaret etti.</p><p>Çiftçi, uluslararası işbirliğinin önemini vurgulayarak, bu yıl INTERPOL kanalıyla kırmızı bülten ve difüzyonla aranan 409 kişinin yakalandığını, kırmızı bülten ve uluslararası seviyede aranan 657 kişinin de Türkiye'ye getirildiğini söyledi.</p><p><b>TÜRKPOL ÖNERİSİ</b></p><p>Çiftçi, TDT ülkeleri arasında suçla mücadele alanında yeni bir kurumsal mekanizma oluşturulmasını önerdiklerini belirterek, "Suçla Mücadele Konseyi"nin birçok alanda işbirliği için güçlü bir çatı oluşturacağını ifade etti.</p><p>Konseyin kurucu anlaşmasına ilişkin ilk toplantının temmuz ayında gerçekleştirildiğini aktaran Çiftçi, oluşturulacak mekanizmanın aranan şahısların tespiti konusunda da ortak çalışma imkanı sağlayacağını dile getirdi.</p><p>Önerilen yapının gelecekte daha kapsamlı bir kuruma dönüşebileceğini anlatan Çiftçi, "EUROPOL ve ASEANAPOL gibi bu mekanizmanın ilerleyen dönemde TÜRKPOL (Türk Devletleri Kolluk İş Birliği Ajansı) halini alabileceğini düşünüyoruz." dedi.</p><p>Bakan Çiftçi, müzakere sürecinin tamamlanmasının ardından kurucu anlaşmanın bir sonraki toplantıda imzalanmasını hedeflediklerini aktardı.</p><p><b>DÜZENSİZ GÖÇ VE GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞIYLA MÜCADELE</b></p><p>Toplantının önemli gündem maddelerinden birinin düzensiz göç ve göçle bağlantılı suçlarla mücadele olduğunu belirten Çiftçi, Türkiye'nin insan onurunu, kamu düzenini ve toplumsal huzuru esas alan göç politikası yürüttüğünü söyledi.</p><p>Uluslararası işbirliği, veri paylaşımı ve istişarelerin düzensiz göçle mücadelede önem taşıdığını vurgulayan Çiftçi, TDT ülkeleri vatandaşlarına yönelik düzenli göç ve ikamet süreçlerinde kolaylıklar sağlandığını ifade etti.</p><p>Çiftçi ayrıca, TDT üyesi ülkelerin havalimanlarında vatandaşlara özel pasaport alanları oluşturulmasını hedefleyen projeyi desteklediklerini ve bu konuda birlikte çalışmaya hazır olduklarını kaydetti.</p><p>Göçmen kaçakçılığı ve insan ticaretiyle mücadele kapsamında bu yıl 4 bin 777 operasyonda 8 bin 612 şüphelinin yakalandığını bildiren Çiftçi, ülkeler arasındaki dayanışmanın artırılması gerektiğinin altını çizdi.</p><p>Konuşmasının sonunda Kazakistan'ın ev sahipliğinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Çiftçi, TDT İçişleri Bakanları 4. Toplantısı'nda mevkidaşlarını Türkiye'de ağırlamaktan memnuniyet duyacaklarını sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/bakan-ciftci-tdt-ulkeleri-320_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291041</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/cumhurbaskani-ve-ak-parti-genel-baskani-erdogan-partisinin-kadin-belediye-baskanlarini-kabul-etti-291041</link>
      <pubDate>2026-09-10T15:51:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, partisinin kadın belediye başkanlarını kabul etti]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin kadın belediye başkanlarını kabul etti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, partisinin kadın belediye başkanlarını kabul etti]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın AK Parti Kongre Merkezindeki kabulü, basına kapalı gerçekleşti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/balksz1-1009202607475571.jpg"/><p>Kabulde, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Yerel Yönetimler Başkanı Mustafa Demir, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin'in de aralarında bulunduğu 18 il ve ilçe belediye başkanı da hazır bulundu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/cumhurbaskani-ve-ak-parti-418_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291040</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/agri-hissettiginizde-baska-yere-bakmayin-bilim-insanlari-aciya-odaklanmanin-sasirtici-fayd-291040</link>
      <pubDate>2026-09-10T15:50:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Ağrı hissettiğinizde başka yere bakmayın! Bilim insanları acıya odaklanmanın şaşırtıcı faydasını buldu]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Bar-Ilan Üniversitesi'nde yürütülen yeni bir araştırmada, dikkatin iltihap üzerindeki etkisi ilk kez bu kadar somut biçimde gösterildi. Deneyler, dikkatin sadece hisleri değil, ciltteki iltihap tepkisini de değiştirdiğini ortaya koydu. Bulgular, insan sağlığında beyin ve beden arasındaki etkileşimin önemine dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Ağrı hissettiğinizde başka yere bakmayın! Bilim insanları acıya odaklanmanın şaşırtıcı faydasını buldu]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bar-Ilan Üniversitesi Azrieli Tıp Fakültesi'nde gerçekleştirilen yeni bir bilimsel çalışma, dikkatin iltihap üzerindeki etkisini gözler önüne serdi. Araştırma kapsamında, sağlıklı yetişkinler üzerinde yapılan deneylerde, kişilerin dikkatlerini iltihaplı bir cilt bölgesine odaklamalarının, yalnızca hissettikleri rahatsızlığı değil, aynı zamanda cildin fiziksel iltihap tepkisini de değiştirebildiği ortaya çıktı. Katılımcıların ciltlerine uygulanan histamin ile oluşturulan geçici iltihaplanmaya verilen yanıtlar, dikkatin yönlendirilme biçimine göre önemli farklılıklar gösterdi. Bu bulgular, vücudun iltihaplanma sürecinin tamamen otomatik olmadığına ve beyin ile beden arasındaki etkileşimin sanılandan çok daha güçlü olduğuna işaret ediyor.</p><h3>Bar-Ilan Üniversitesi'nden dikkatin iltihap üzerindeki etkisine dair deneyler</h3><p>Araştırma ekibi, 57 sağlıklı yetişkin gönüllüyle üç aşamalı bir deney dizisi yürüttü. Katılımcıların sol ön kollarına, alerjik reaksiyonlarda sıkça rol oynayan histamin maddesi enjekte edildi ve bu bölgeye küçük bir delik açıldı. Bu uygulama, çevresinde kızarıklık ve şişlik oluşan geçici bir iltihap tepkisine yol açtı. Katılımcılar iki farklı dikkat koşulunda test edildi: Bir grup, kollarındaki hislere odaklandı; diğer grup ise dikkatlerini nötr video klipler izleyerek dağıttı. Her katılımcı, iki koşulu da deneyimleyerek ciltlerinin her bir durumda nasıl tepki verdiğini ortaya koydu. Deneylerin sonucunda, dikkatin iltihaplı bölgeye yönlendirilmesiyle şişlik ve kızarıklık boyutlarının belirgin şekilde azaldığı tespit edildi. Özellikle 20 dakika sonunda, kola odaklanan katılımcıların ciltlerindeki şişlik ortalama 3,5 milimetre olurken, dikkati dağılanlarda bu değer 5,0 milimetreye ulaştı. Etrafındaki kızarıklık da benzer biçimde, dikkatin odaklandığı durumda ortalama 10,6 milimetreye, dikkat dağıldığında ise 14,0 milimetreye yükseldi. Katılımcıların yaklaşık yüzde 90'ı, dikkati dağıldığında daha büyük bir iltihap tepkisi gösterdi. Bu veriler, dikkatin yalnızca hissedilen rahatsızlığı değil, doğrudan ciltteki iltihap tepkisinin büyüklüğünü de etkilediğini gösteriyor.</p><h3>Dr. Rozenkrantz: 'Dikkatin bedensel tepkiler üzerindeki rolü sanılandan büyük'</h3><p>Bar-Ilan Üniversitesi'nden nörobilimci Dr. Liron Rozenkrantz, deneylerin sonuçlarını değerlendirirken, dikkatin sadece öznel deneyimi değil, fiziksel tepkileri de değiştirdiğinin altını çizdi. Rozenkrantz, "Dikkatin iltihaplı alana yönlendirilmesi, katılımcıların deneyimlerini değil, iltihap tepkisini de değiştirdi. Bu, vücuttaki süreçlerin yalnızca otomatik olmadığını, insanın dikkatiyle fizyolojik tepkilere aktif biçimde müdahale edebileceğini gösteriyor" dedi. Araştırmanın ikinci aşamasında, 20 kişilik bir gruba aynı görsel deneyim sunuldu ve sadece odaklanma talimatları değiştirildi. Katılımcılar, şekillere odaklandıklarında ve kollarındaki hislere dikkat ettiklerinde, yine dikkatin iltihap tepkisini azalttığı gözlendi. İlginç bir şekilde, kola odaklananlar daha fazla kaşıntı ve yanma hissederken, ciltteki şişlik ve kızarıklık daha küçük kaldı. Bu sonuç, dikkatin yalnızca rahatsızlık hissini değil, gerçek fizyolojik değişimleri de tetiklediği anlamına geliyor. Ayrıca, araştırmacılar duyusal sinyalleri azaltan lidokain kremiyle yapılan üçüncü deneyde, dikkatin etkisinin bir miktar azaldığını fakat tamamen ortadan kalkmadığını saptadı. Bu da, ciltten gelen duyusal bilgilerle birlikte, beyin ve sinir sisteminin de iltihap tepkisinde rol oynadığını ortaya koyuyor.</p><h3>Beyin ve cilt arasındaki bağlantı: Dikkat odağının biyolojik etkileri</h3><p>Deneyler sırasında, araştırmacılar yalnızca ciltteki fiziksel tepkileri değil, aynı zamanda kalp atış hızı, cilt sıcaklığı ve iletkenliği gibi otonom sinir sistemi göstergelerini de izledi. Kalp atış hızı değişkenliği, dikkatin iltihaplı alana yöneldiği durumlarda daha yüksek çıktı. Bu bulgu, vücudun dinlenme ve iyileşme süreçlerinde rol oynayan parasempatik aktivitenin arttığına işaret ediyor. Ayrıca, duyusal sinyallerin azaltıldığı lidokain deneyinde de bu değişkenlik devam etti. Uzmanlar, bu sonuçların dikkatin iltihap tepkisini hem ciltten gelen duyusal bilgiler hem de merkezi sinir sistemi aracılığıyla etkileyebileceğine dair önemli ipuçları verdiğini belirtti. Ancak, deneylerde bağışıklık hücrelerinin ya da beyin aktivitelerinin doğrudan ölçülmediğini, dolayısıyla biyolojik mekanizmanın tam olarak ortaya konmadığını vurguluyorlar. Yine de, dikkatin iltihap üzerindeki etkisiyle ilgili elde edilen veriler, sağlık alanında yeni araştırma yolları açıyor.</p><h3>Dikkat odağının günlük yaşamdaki önemi ve gelecekteki etkiler</h3><p>Çalışmadan çıkan en çarpıcı sonuçlardan biri, dikkatin yalnızca rahatsızlık hissini değil, doğrudan fiziksel iyileşme sürecini de etkileyebildiği oldu. Katılımcıların iltihaplı bölgeye odaklandıklarında şişlik ve kızarıklık daha hızlı yatıştı ve bu durum, dikkatin iyileşme sürecinde de rol oynayabileceğini düşündürdü. Ancak, araştırmacılar bu bulguların yalnızca kısa süreli ve sağlıklı yetişkinlerde test edilen cilt reaksiyonlarıyla sınırlı olduğunu, hastalıkların tedavisiyle ilgili doğrudan bir kanıt sunmadığını belirtiyor. Yine de, dikkatin yönlendirilmesinin vücutta fizyolojik değişiklikler yaratabildiğini gösteren bu çalışma, beyin-beden ilişkisine dair önemli bir bakış açısı kazandırıyor. Araştırmacılar, gelecekte daha geniş kapsamlı ve farklı sağlık koşullarında yapılacak deneylerle, dikkatin bağışıklık sistemi ve iyileşme süreçleri üzerindeki etkisinin daha ayrıntılı şekilde ortaya konabileceğini ifade ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/agri-hissettiginizde-bask-424_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291039</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/kultur/netflixten-sinema-dunyasinda-tarihi-gise-karari-291039</link>
      <pubDate>2026-09-10T15:48:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Netflix'ten sinema dünyasında tarihi gişe kararı]]></title>
      <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
      <description><![CDATA[Netflix, sinema sektöründe önemli bir değişikliğe imza atıyor. Şirket, ilk kez gişe gelirlerini resmen kamuoyuyla paylaşacağını duyurdu. Bu adım, platformun seçili filmlerinin sinema salonlarındaki başarısını şeffaf biçimde gözler önüne serecek.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Netflix'ten sinema dünyasında tarihi gişe kararı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Netflix, on yılı aşkın süredir sürdürdüğü gizli gişe politikasıyla bilinen sinema filmleri dağıtımında köklü bir değişikliğe gidiyor. Şirket, bugüne dek bağımsız kaynaklardan öğrenilebilen gişe gelirlerini artık doğrudan açıklayacağını duyurdu. Bu yeni uygulama, Netflix'in sinema salonlarında gösterime girecek seçili filmlerinin ticari başarısını kamuoyunun dikkatine sunacak. Şirketin bu kararı, sinema sektöründe şeffaflık açısından önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.</p><h3>Netflix yönetimi gişe şeffaflığında ısrarlı</h3><p>Netflix'in yeni dönemi, La Bola Negra, Narnia: The Magician's Nephew, Charlie vs. the Chocolate Factory, The Further Mis-Adventures of Cliff Booth, The Mosquito Bowl ve Ink gibi altı filmle başlayacak. Bu filmler, dijital platformda izleyiciyle buluşmadan önce çeşitli süre ve kapsamda sinemalarda gösterilecek. Özellikle ilk üç filmin daha uzun süreli ve geniş çaplı dağıtımı planlanırken, diğer üç yapım daha sınırlı bir izleyiciyle buluşacak. Netflix yönetimi, gişe gelirlerinin açıklanmasının sektöre yeni bir soluk getireceğini ve izleyici ile yapımcılar arasında daha güçlü bir bağ kurulacağını savunuyor.</p><h3>Sinema sektöründe Netflix etkisi büyüyor</h3><p>Şirket, bugüne kadar sinema gösterimlerini büyük ödül törenlerine katılım için bir gereklilik olarak görüyordu ve gişe verilerini gizli tutuyordu. Ancak yeni şeffaflık politikasıyla birlikte, Netflix'in sinema filmlerinin ticari performansı artık doğrudan takip edilebilecek. Bu gelişme, hem sinema salonu işletmecileri hem de film yapımcıları için önemli bir referans noktası oluşturacak. Netflix'in bu adımı, sektördeki rekabeti ve izleyici beklentilerini yeniden şekillendirecek gibi görünüyor. Sinemaseverler ve sektör temsilcileri, Netflix'in gişe gelirleriyle ilgili açıklamalarını yakından takip ediyor.</p><p>Netflix'in gişe gelirlerini açıklama kararı, sinema dünyasında şeffaflık ve rekabet açısından yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Önümüzdeki süreçte, bu adımın diğer dijital platformlara da örnek olup olmayacağı merak konusu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/netflixten-sinema-dunyasi-399_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291033</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/sonbaharda-bu-iki-hatayi-yapiyorsaniz-yandiniz-meger-bagisikligi-en-cok-bu-dusuruyormus-291033</link>
      <pubDate>2026-09-10T15:21:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sonbaharda bu iki hatayı yapıyorsanız yandınız! Meğer bağışıklığı en çok bu düşürüyormuş]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Sonbaharın başlamasıyla birlikte enfeksiyon hastalıkları ve vitamin eksikliği riski yükseliyor. Uzman patofizyolog Sergey Stepanov, özellikle soğuk ve nemli havaların vücut üzerinde yarattığı tehlikelere dikkat çekerek, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sonbaharda bu iki hatayı yapıyorsanız yandınız! Meğer bağışıklığı en çok bu düşürüyormuş]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sonbaharın gelmesiyle birlikte enfeksiyon hastalıkları ve vitamin eksikliği tehlikesi gündeme geldi. Patofizyolog Sergey Stepanov, soğuk ve nemli hava koşullarının vücutta ısı kaybını artırdığını belirterek, bu dönemde hem hipotermi hem de enfeksiyon riskinin yükseldiğini açıkladı. Stepanov, özellikle insanların bağışıklık sisteminin zayıflayabileceğini ve adenovirüs, rinovirüs, grip ile soğuk algınlığı gibi virüslerin yaygınlaşma ihtimalinin arttığını vurguladı. Boğaz ağrısı, öksürük, göz sulanması ve yüksek ateş gibi belirtilerin görülmesi halinde dikkatli olunması gerektiğini söyledi.</p><h3>Sergey Stepanov: 'Hava durumuna uygun giyinin, toplu alanlarda maske kullanın'</h3><p>Uzman doktor Stepanov, sonbaharda enfeksiyon riskine karşı koruyucu önlemlerin hayati önem taşıdığını belirtti. Özellikle soğuk havanın etkisini azaltmak için hava koşullarına uygun giysiler seçilmesini önerdi. Kalabalık ortamlarda maske takmanın ise, öksürük ve hapşırık yoluyla yayılan tükürük parçacıklarından korunmada etkili olduğunu ifade etti. Stepanov, bu dönemde bağışıklık sisteminin güçlü tutulmasının hastalıklardan korunmada önemli rol oynadığını, mevsime uygun kıyafet seçiminin ve hijyenin de göz ardı edilmemesi gerektiğini dile getirdi.</p><h3>Vitamin eksikliği ve yanlış beslenme sonbaharda risk oluşturuyor</h3><p>Sonbaharda vitamin eksikliği riskinin arttığını belirten Stepanov, beslenme düzeninin bozulmamasının önemine işaret etti. Taze sebze ve meyvelerin menülerde yer alması gerektiğini, ani diyet değişikliklerinden ve fast food ile konserve ürünlerin aşırı tüketiminden kaçınılmasını tavsiye etti. Bağışıklık modülatörlerinin ise yalnızca doktor önerisiyle ve gerekliyse kullanılmasını önerdi. Ayrıca, vücudun soğuk havaya kolay uyum sağlaması için kademeli olarak soğuğa alışmanın, özellikle kontrast duşların faydalı olabileceğini dile getirdi. Stepanov'un önerileri, sonbaharda sağlıklı kalmak isteyenler için yol gösterici nitelik taşıyor.</p><p>Sonbaharın getirdiği enfeksiyon ve vitamin eksikliği risklerine karşı alınacak tedbirler, hem bireysel sağlığın korunmasına hem de toplumda hastalıkların yayılmasının önlenmesine katkı sağlıyor. Uzmanların önerilerini dikkate almak, bu mevsimi daha sağlıklı geçirmek adına büyük önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/sonbaharda-bu-iki-hatayi--329_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291032</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/tarim-ve-orman-bakani-yumaklidan-gubre-aciklamasi-ithalatta-kota-ve-sinirlama-olmayacak-291032</link>
      <pubDate>2026-09-10T15:10:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı'dan gübre açıklaması: İthalatta kota ve sınırlama olmayacak]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye ile Rusya arasında gübre konusunda imzalanan anlaşmayla ilgili "Yaptığımız anlaşma ülkemizin ihtiyacı olan gübre ham maddelerini ve gübrenin ithalatıyla ilgili Rusya'nın herhangi bir şekilde kota veya sınırlama uygulamayacağı yönünde." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı'dan gübre açıklaması: İthalatta kota ve sınırlama olmayacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Bakanlığın Lodumlu Kampüsü'nde Türkiye ile Çin arasında defne yaprağının ihracatına ilişkin protokol imza törenine katıldı.</p><p>İmza töreninin ardından açıklamalarda bulunan Yumaklı, son zamanlarda tarım diplomasisi konusunda çok önemli temasların sağlandığını, bugün de Çin heyetini ağırladıklarını söyledi.</p><p>Yumaklı, geçen yıl ekimde Çin'e gerçekleştirdikleri ziyarette başta badem olmak üzere farklı ürünler için protokoller imzaladıklarını belirterek, "Şimdi bugün Çin heyetiyle ülkemizin üretiminde öncü ürünlerden, katma değerli ürünlerden biri olan defne yaprağı ile ilgili protokoller imzalanmış oldu. Yıllık yaklaşık 60 milyon dolarlık bir ihracatımız söz konusu." dedi.</p><p>Söz konusu protokollerin Türkiye'de üretilen diğer ürünlerin de farklı pazarlara ulaşması için son derece önemli olduğuna işaret eden Yumaklı, özellikle Çin pazarının ülkede üretilen tarım ürünleri açısından önemli bir payının olacağını ifade etti.</p><p><b>"KANATLI ETİ KONUSUNDA ÇALIŞMALARIMIZ DEVAM EDİYOR"</b></p><p>Yumaklı, gelecek dönemde bu tür anlaşmalar yapmaya devam edeceklerini dile getirerek, "Özellikle kanatlı eti konusunda çalışmalarımız ve görüşmelerimiz devam ediyor. Burada da yakın zamanda iyi haberleri vermiş olacağız." diye konuştu.</p><p>Su ürünleri başta olmak üzere diğer ürünlerin ihracatı için Çin'le ilişkilerin gıda ve tarım alanında sürdürüleceğini kaydeden Yumaklı, "Burada tarım diplomasisinin önemini ve ikili işbirliklerini ifade etmek istiyorum. Özellikle teknoloji, bilgi ve deneyim aktarımı da devam edecek." dedi.</p><p>Yumaklı, dün Bakanlıktan bir heyetin Rusya'da bulunduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti:</p><p>"Özellikle tarımsal üretimin yeniden başlayacağı ekim ayından itibaren, tarımsal girdiler arasında çok önemli yeri olan gübreyle ilgili hazırlıklarımıza çok öncesinde başlamıştık. Bu konuda önemli bir tedarikçi olan Rusya'yla ilgili de arkadaşlarımız görüşmelerini tamamladılar. Orada da gerekli imzalar atıldı. Sadece Rusya değil, gübreyle alakalı tedarik konusunda önemli ülkelerle çalışmalarımız devam ediyor. Amacımız ekim dönemi geldiğinde ülkemizde herhangi bir problemin olmamasını sağlamak."</p><p>Bu ziyaretler ve anlaşmaların ülkedeki üretim ve ihracat için önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Yumaklı, ilerleyen haftalarda Alman mevkidaşının da Türkiye'ye geleceğini söyledi.</p><p><b>"GİRDİLERDE BİR SIKINTI YAŞANMAMASINI SAĞLAMAYA GAYRET EDİYORUZ"</b></p><p>Yumaklı, tarım diplomasisi konusunda hem üretim hem de üreticilerin katma değerli ürün ihraç edebilmeleri için bütün çalışmaları gerçekleştirmeye devam ettiklerini belirterek, Rusya ile gübre konusundaki anlaşmaya ilişkin şunları kaydetti:</p><p>"Hasadın sonlarına geldiğimiz bu dönemde yeni dönemin planlamasını yapmak, girdilerde herhangi bir şekilde sorun olmamasını sağlamak ve ürettiğimiz ürünlerin katma değerli bir şekilde ihracatını sağlamak için de çalışmalarımıza devam edeceğiz. Ülkeler arasındaki anlaşmalar, içeride ihtiyaç duyduğumuz ve üretmediğimiz, üretemediğimiz gübrelerin teminiyle alakalı ülke garantilerini içeriyor.</p><p>Bu konuda ülkemizde de zaman zaman girdilerle alakalı ya da farklı hususlarda ihracatla ilgili birtakım kotalar ve yasaklar koyabiliyoruz. Aynı şekilde Rusya da bunu yapıyor. Yaptığımız anlaşma ülkemizin ihtiyacı olan gübre ham maddelerini ve gübrenin ithalatıyla ilgili Rusya'nın herhangi bir şekilde kota veya sınırlama uygulamayacağı yönünde. Herhangi bir şekilde girdilerde bir sıkıntı yaşanmamasını sağlamaya gayret ediyoruz."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/tarim-ve-orman-bakani-yum-548_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291031</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/emine-erdogandan-fethiyede-denizleri-koruma-seferberligine-destek-291031</link>
      <pubDate>2026-09-10T15:06:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Emine Erdoğan'dan Fethiye'de denizleri koruma seferberliğine destek]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Emine Erdoğan, "Fethiye Körfezi'nde gerçekleştirilecek dip çamuru temizliğini, deniz ekosisteminin korunması ve doğal yaşamın sürdürülebilirliği açısından son derece önemli buluyorum." ifadesini kullandı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Emine Erdoğan'dan Fethiye'de denizleri koruma seferberliğine destek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Emine Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, maviliklere nefes olacak Mapa-Şamandıra Sistemi'nin, Türkiye'ye hayırlı olmasını dileyerek, şunları kaydetti:</p><p>"Fethiye Körfezi'nde gerçekleştirilecek dip çamuru temizliğini, deniz ekosisteminin korunması ve doğal yaşamın sürdürülebilirliği açısından son derece önemli buluyorum. Deniz çayırlarını ve doğal dengeyi gözeten bu kıymetli adımlarda emeği geçen herkesi gönülden kutluyorum."</p><p><b>KONTROLSÜZ DEMİRLEMENİN ÖNÜNE GEÇİLECEK</b></p><p>Öte yandan Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde, Göcek ve Dalaman koylarını kapsayan yaklaşık 90 kilometrelik sahil şeridinde DERİA Mapa-Şamandıra Yönetim Sistemi hayata geçiriliyor.</p><p>Bu kapsamda, koylarda kontrolsüz demirleme nedeniyle deniz tabanında oluşan tahribatın önüne geçilmesi amacıyla 926 sabit bağlama mapası ile 906 tonoz yerleştirildi.</p><p>Çalışma kapsamında ayrıca denetimden su temizliğinin anlık takibine kadar farklı süreçlerin tek sistem üzerinden yürütülmesini sağlayacak "DERİA" sistemi kuruldu. Sistemle denizcilerin, koyları, boş bağlama noktalarını ve uygunluk durumlarını harita üzerinden görüntüleyebilmesi ve rezervasyon yapabilmesi sağlanacak. Böylece kontrolsüz demirlemenin önüne geçilerek deniz çayırları ve deniz ekosisteminin korunması hedefleniyor.</p><p>Uygulamanın Fethiye Körfezi'nin tamamına yaygınlaştırılması planlanırken, İç Körfez'de yıllar içinde biriken dip çamurunun temizlenmesine yönelik çalışma da başlatıldı.</p><p>İki dip tarama gemisiyle yürütülecek çalışmalar kapsamında yaklaşık 600 hektarlık alanda biriken 16 milyon metreküp dip çamurunun üç yıl içinde Fethiye Körfezi'nden çıkarılması planlanıyor.</p><p>Çalışmaların tamamlanmasının ardından İç Körfez'de ortalama 3,4 metre su derinliğine ulaşılması hedefleniyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/emine-erdogandan-fethiyed-396_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291030</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/hafta-sonu-yemek-saatlerini-degistirmek-erkeklerde-kalp-hastaligi-riskiyle-iliskilendirildi-291030</link>
      <pubDate>2026-09-10T15:05:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Hafta sonu yemek saatlerini değiştirmek erkeklerde kalp hastalığı riskiyle ilişkilendirildi]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Fransa'da 104 binden fazla kişinin katıldığı geniş çaplı araştırma, hafta sonu yemek saatlerinde yaşanan değişikliğin erkeklerde kalp hastalığı riskini ciddi oranda artırdığını gösterdi. Uzmanlar, yemek saatlerindeki düzensizliğin özellikle erkeklerde kardiyovasküler hastalıklar ve iskemi riskiyle bağlantılı olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Hafta sonu yemek saatlerini değiştirmek erkeklerde kalp hastalığı riskiyle ilişkilendirildi]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fransa'da yürütülen kapsamlı bir araştırma, hafta sonları yemek saatlerinde yaşanan değişikliklerin erkeklerde kalp hastalığı riskini yükselttiğini ortaya koydu. NutriNet-Santé kohortuna dahil edilen 104.806 katılımcının verileri, ortalama 8,1 yıl boyunca incelendi. Bilim insanları, hafta içi ve hafta sonu arasındaki yemek saatlerindeki kaymanın, özellikle erkeklerde kardiyovasküler hastalıklar ve iskemi riskinde anlamlı bir artışa yol açtığını belirledi. Kadınlarda ise bu ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Araştırmacılar, yemek saatlerinin vücudun biyolojik saatini etkileyebileceğine dikkat çekiyor.</p><h3>Fransız bilim insanları: 'Yemek saati değişikliği riski artırıyor'</h3><p>Çalışmada, hafta içi ve hafta sonu yemek saatleri arasındaki her ek saatlik kayma, erkeklerde kalp hastalığı riskini yüzde 14, iskemi hastalığı riskini ise yüzde 21 oranında artırıyor. Özellikle hafta sonu yemek saatlerinin bir saatten fazla erken alınması, kalp ve damar hastalıklarıyla doğrudan bağlantılı çıktı. Eğer yemek saatleri hafta sonu geç saatlere kayarsa, iskemi hastalığı riski daha da yükseliyor. Bilim insanları, bu bulguların erkeklerde yemek saatlerindeki düzensizliğin kalp sağlığı üzerindeki etkisini net bir şekilde ortaya koyduğunu düşünüyor.</p><h3>Uzmanlardan erkeklere düzenli yemek saati uyarısı</h3><p>Uzmanlar, yemek saatlerinde yaşanan düzensizliğin vücudun sirkadiyen ritmini bozabileceğini ve bu durumun kalp hastalıklarına zemin hazırlayabileceğini belirtiyor. Araştırmanın gözlemsel olması nedeniyle doğrudan nedensellik kurulmasa da, elde edilen sonuçlar, özellikle erkeklerde yemek saatlerinin istikrarlı tutulmasının kalp hastalıklarının önlenmesinde önemli bir rol oynayabileceğine işaret ediyor. Bilim insanları, bu konuda daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurgularken, erkeklerin yemek saatlerini hafta boyunca mümkün olduğunca sabit tutmaları yönünde çağrıda bulunuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/hafta-sonu-yemek-saatleri-200_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291029</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/genc-kalmanin-ve-hastaliksiz-yasamanin-sirri-cozuldu-tabaginiza-bu-5-besini-mutlaka-ekleyin-291029</link>
      <pubDate>2026-09-10T15:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Genç kalmanın ve hastalıksız yaşamanın sırrı çözüldü! Tabağınıza bu 5 besini mutlaka ekleyin]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Sağlıklı beslenme konusunda dikkat çeken açıklamalarda bulunan cerrah Alexander Umnov, uzun ömür ve kronik hastalık riskinin azaltılması için doğru besin seçimi ve pişirme yöntemlerinin önemine vurgu yaptı. Umnov, özellikle bitkisel gıdalar, tam tahıllar ve pişirme şeklinin sağlığı doğrudan etkilediğini belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Genç kalmanın ve hastalıksız yaşamanın sırrı çözüldü! Tabağınıza bu 5 besini mutlaka ekleyin]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cerrah Alexander Umnov, sağlıklı bir yaşam ve uzun ömür için beslenme alışkanlıklarının ve pişirme yöntemlerinin büyük önem taşıdığını açıkladı. Umnov, özellikle bitkisel gıdalara, tam tahıllara, balık, kuruyemiş ve tohumlara dayalı bir diyetin kronik hastalıkların önlenmesinde etkili olduğunu vurguladı. Bu besinlerin, vücuda gerekli vitamin ve mineralleri sağlamasının yanı sıra, sindirim sistemini destekleyen lif bakımından da zengin olduğunu ifade etti. Ayrıca, menüde çeşitliliğin ve porsiyon kontrolünün de sağlıklı beslenmenin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çekti.</p><h3>Cerrah Umnov: 'Bitkisel diyet ve doğru pişirme sağlığı koruyor'</h3><p>Umnov, sebzeler, meyveler ve yeşil yapraklı sebzelerin lif içeriğiyle sindirim sistemini desteklediğini, aynı zamanda uzun süre tokluk sağladığını belirtti. Bu tür besinlerin A, C ve B grubu vitaminler ile antioksidanlar açısından zengin olduğunu, bunun da yaşlanma süreçlerini yavaşlatmada etkili rol oynadığını söyledi. Baklagillerin ise bitkisel protein, lif, karmaşık karbonhidratlar ve folik asit gibi önemli biyoaktif bileşenler sunduğunu, bu nedenle düzenli tüketiminin kalp-damar hastalıkları ve hipertansiyon riskini düşürdüğünü kaydetti. Tam tahıllı ürünlerin ise tahılın kabuğunu koruduğu için daha fazla lif, B vitamini ve mineral içerdiğine dikkat çeken Umnov, bu besinlerin kilo ve kan şekeri kontrolünde yardımcı olduğunu belirtti.</p><h3>Sağlıklı beslenme için porsiyon ve pişirme yöntemi uyarısı</h3><p>Uzman cerrah, yağlı balıkların omega-3 yağ asitleriyle vücudu desteklediğini, bunun iltihaplanmayı azaltıp damar sağlığını güçlendirdiğini ve beyin fonksiyonlarını olumlu etkilediğini açıkladı. Kuruyemişler ve tohumların ise sağlıklı yağlar, protein, lif, E vitamini, magnezyum ve potasyum açısından zengin olduğunu vurguladı. Umnov, menüde çeşitliliğin önemine değinirken, aşırıya kaçmadan farklı gıdaların tüketilmesiyle daha fazla besin maddesinin alınabileceğini ifade etti. Ayrıca, sağlıklı besinlerin bile fazla tüketiminin kilo alımına yol açabileceği uyarısında bulundu. Pişirme yöntemleri konusunda ise kızartmanın yerine haşlama, fırınlama ve buharda pişirme gibi sağlıklı tekniklerin tercih edilmesini önerdi. Umnov, sağlıklı beslenme ve doğru pişirme yöntemlerinin bir arada uygulanmasının, uzun vadede hastalıklardan korunmada etkili olduğunu belirtti.</p><p>Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının benimsenmesi ve doğru pişirme yöntemlerinin uygulanması, uzun ömür ve hastalıklardan korunma açısından büyük önem taşıyor. Cerrah Umnov'un önerileri, günlük yaşamda küçük değişikliklerle büyük farklar yaratabileceğini gösteriyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/genc-kalmanin-ve-hastalik-745_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291028</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/msbden-ap-kararina-tepki-tarihi-gercekleri-carpitmaya-yonelik-tarafli-yaklasim-291028</link>
      <pubDate>2026-09-10T15:03:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[MSB'den AP kararına tepki: Tarihi gerçekleri çarpıtmaya yönelik taraflı yaklaşım]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Milli Savunma Bakanlığı, Avrupa Parlamentosunda alınan karara tepki göstererek "GKRY'nin Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef alan sözde bir anıt projesine kaynak ayrılmasının tavsiye edilmesi, tarihî gerçekleri çarpıtmaya yönelik taraflı yaklaşımın yeni bir örneği" sözleriyle eleştirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[MSB'den AP kararına tepki: Tarihi gerçekleri çarpıtmaya yönelik taraflı yaklaşım]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Avrupa Parlamentosunda (AP) alınan kararı, "GKRY'nin Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef alan sözde bir anıt projesine kaynak ayrılmasının tavsiye edilmesi, tarihî gerçekleri çarpıtmaya yönelik taraflı yaklaşımın yeni bir örneği" sözleriyle eleştirdi.</p><p>Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Avrupa Parlamentosu'nda alınan kararlara ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.</p><p>Üçüncü tarafların adil ve tarafsız bir tutum sergilemesi gerektiği belirtilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:</p><p>"Kıbrıs Türk halkını sistematik saldırı ve katliamlardan kurtaran, Ada'ya barış ve huzur getiren 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'na ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik mesnetsiz iddiaları şiddetle reddediyoruz</p><p>Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonunca, GKRY'nin Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef alan sözde bir anıt projesine kaynak ayrılmasının tavsiye edilmesi, tarihî gerçekleri çarpıtmaya yönelik taraflı yaklaşımın yeni bir örneğidir.</p><p>Avrupa Birliği ve kurumlarının, 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türklerine yönelik sistematik saldırıları ve EOKA terör örgütünün insanlık dışı eylemlerini görmezden gelerek GKRY'nin tek taraflı iddia ve söylemlerini esas alması, Kıbrıs Meselesi'nin çözümüne katkı sağlamaktan uzaktır. Üçüncü tarafları, tarihî gerçekler ışığında adil ve tarafsız bir tutum sergilemeye davet ediyoruz.</p><p>Türk Silahlı Kuvvetleri, 50 yılı aşkın süredir Ada'daki barış ve istikrarın teminatı olmaya devam etmektedir. Kıbrıs Türk halkının güvenliğini hedef alan her türlü hasmane tutuma karşı gerekli karşılığı verme kararlılığımız tamdır."</p><p><b>"SİLAH VE ASKERİ ARAÇLARIN TESLİM EDİLMESİ SÜRECE SAĞLIKLI BİR İLERLEME SAĞLAR"</b></p><p>MSB, Suriye'de iç savaş sürecinde oluşan koşullarda yürütülen Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) fesih sürecine ilişkin de şunları aktardı:</p><p>"Suriye'nin toprak bütünlüğü ile "tek devlet, tek ordu" anlayışının güçlendirilmesi kapsamında yürütülen fesih ve entegrasyon süreci yakından takip edilmektedir. Bu çerçevede, silah ve askerî araçların Suriye ordusuna teslim edilmesi, entegrasyon sürecinin ve "tek ordu" ilkesinin doğal bir gereğidir.</p><p>İç savaş döneminde eski rejim unsurlarından kalan veya terörizmle mücadele gerekçesiyle uluslararası aktörler tarafından sağlanan silah ve askerî araçların Suriye ordusuna teslim edilmesinin, sürecin sağlıklı şekilde ilerlemesine katkı sağlayacağını değerlendiriyoruz."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/msbden-ap-kararina-tepki--716_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291027</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/ankara-zirvesi-buyuk-bir-basariydi-rutte-nato-30i-insa-etmeye-kararliyiz-291027</link>
      <pubDate>2026-09-10T14:46:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA["Ankara Zirvesi büyük bir başarıydı" Rutte: NATO 3.0'ı inşa etmeye kararlıyız]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, "Putin veya başka biri savunmamız konusunda ne kadar ciddi olduğumuzdan hala şüphe ediyorsa, temmuz ayında Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'ne bakması yeterli. Zirve büyük bir başarıydı." ifadesini kullandı. Rutte ayrıca, "Ankara Zirvesi'nin ardından bir şey açıkça görülüyor. Müttefikler, daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa inşa etmeye kararlı. Buna 'NATO 3.0' diyoruz." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA["Ankara Zirvesi büyük bir başarıydı" Rutte: NATO 3.0'ı inşa etmeye kararlıyız]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Berlin'de düzenlenen Almanya Büyükelçiler Konferansı'nda konuşma yaptı.</p><p>Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarının sürdüğüne işaret eden Rutte, "Rusya'nın her ay 40 binden fazla askerinin öldüğü veya ağır yaralandığı tahmin ediliyor. Bir an için düşünün, her ay 40 binden fazla kişi. Bu ağır kayıplara rağmen (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin, savaşı sona erdirme konusunda herhangi bir istek göstermiyor." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Rutte, aynı zamanda Rusya'nın Avrupa genelindeki hibrit faaliyetlerini de sürdürdüğünü belirterek, "Rusya'nın son dönemdeki düşmanca eylemleri sorumsuzca ve tehlikelidir, insan hayatı için tehdit oluşturmaktadır ancak biz korkmuyoruz." dedi.</p><p>Bu eylemlerin tam tersi bir etki yarattığını dile getiren Rutte, "Putin veya başka biri savunmamız konusunda ne kadar ciddi olduğumuzdan hala şüphe ediyorsa, temmuz ayında Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'ne bakması yeterli. Zirve büyük bir başarıydı." ifadesini kullandı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/1-10092026bd16ab82.jpg"/><p>Rutte, Lahey Zirvesi'nde, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın yüzde 5'ini temel savunma harcamaları ile savunma ve güvenlikle bağlantılı harcamalara ayırma konusunda anlaştıklarını anımsatarak, müttefiklerin şimdi bu yönde ilerleme kaydettiğini vurguladı.</p><p>NATO Genel Sekreteri, "Ankara Zirvesi'nin ardından bir şey açıkça görülüyor. Müttefikler, daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa inşa etmeye kararlı. Buna 'NATO 3.0' diyoruz." şeklinde konuştu.</p><p>Avrupa'da yeniden silahlanma konusunda tereddüt yaşandığını anımsatan Rutte, daha az kaynakla daha fazlasının yapılabileceğinin düşünüldüğünü ve ağır yükü ABD'nin taşımayı sürdüreceğine inanıldığını dile getirdi.</p><p>Rutte, "Ancak artık bu sayfayı çevirdik. Bugün Avrupa genelinde savunma ve savunma alanındaki çabalar hız kazanıyor. Ancak daha temel bir değişim de yaşanıyor. Gerçek bir zihniyet değişimi görüyorum." değerlendirmesinde bulundu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/2-10092026adc55e25.jpg"/><p><b>"SAF OLMAMALIYIZ"</b></p><p>Daha sonra konferans bağlamında bir panele katılan Rutte, burada yaptığı açıklamada, Rusya'nın uzun vadeli tehdit teşkil ettiğini belirterek, şöyle konuştu:</p><p>"Son birkaç yılda yaptığımız değişiklikleri gerçekleştirmemiş olsaydık, uzun vadede kendimizi savunabilecek durumda olmayacaktık. Bugün, yarın kendimizi savunabiliriz ancak bu değişiklikleri yapmamış olsaydık, 2029, 2030 ve 2031'e geldiğimizde bir risk söz konusu olacaktı. Bu nedenle bu yolda ilerlemeye devam etmemiz kritik önem taşıyor. Bu konuda saf olmamalıyız."</p><p>Rutte, Saksonya-Anhalt eyaletinde yapılan seçimleri Almanya için Alternatif (AfD) partisinin kazanmasıyla ilgili doğrudan yorum yapamayacağını ifade ederek, "32 ülkeden oluşan bir ittifakımız var ve kim seçilirse o ülkenin seçilmiş yönetimi oluyor. Biz de bu yönetimle çalışacağız ve ittifakın güçlü kalacağından hiçbir şüphem yok." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Aynı şekilde Fransa seçimlerinde aşırı sağın galip gelme ihtimali hakkında da konuşmaktan çekinen Rutte, "Sonuç ne olursa olsun NATO burada olacak. Birlikte kalacağız. Güçlü kalacağız." dedi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/ankara-zirvesi-buyuk-bir--986_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291026</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/kizartma-yapmak-icin-en-dogru-yag-hangisi-291026</link>
      <pubDate>2026-09-10T14:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kızartma yapmak için en doğru yağ hangisi?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Diyetisyen Nuriya Dianova, kızartma yaparken kullanılacak yağın seçiminin sağlık açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Dianova, özellikle rafine yağların yüksek sıcaklığa dayanıklılığı ve doğru saklama koşullarının, kızartma işleminin güvenliği için belirleyici olduğunu belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kızartma yapmak için en doğru yağ hangisi?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyetisyen Nuriya Dianova, kızartma yaparken hangi yağın tercih edilmesi gerektiğiyle ilgili önemli uyarılarda bulundu. Dianova, yüksek sıcaklıklarda pişirilen yiyecekler için rafine bitkisel yağların daha güvenli olduğunu ifade etti. Özellikle yağın dumanlanma noktası, seçim sırasında dikkat edilmesi gereken başlıca kriterler arasında yer alıyor. Uzman, 190 derece altında dumanlanmaya başlayan yağların normal kızartma için uygun olduğunu, kısa süreli kızartmalarda ise 170 dereceye kadar olan yağların kullanılabileceğini söyledi.</p><h3>Dianova: 'Rafine yağlar yüksek ısıya daha dayanıklı'</h3><p>Dianova, rafine yağların yüksek ısıya karşı daha dirençli olmasının, üretim sırasında uygulanan arıtma işlemleri sayesinde gerçekleştiğini belirtti. Bu işlemlerle yağlardan mum, fosfolipit ve diğer safsızlıklar uzaklaştırılıyor. Ayrıca, yağın oksidasyona karşı dayanıklılığında yağ asidi bileşimi de büyük rol oynuyor. Doymuş ve tekli doymamış asit oranı yüksek olan yağlar, kızartma sırasında daha stabil kalıyor. Dianova, mutfakta sağlıklı kızartma için rafine yağların tercih edilmesini önerdi.</p><h3>Kızartma yağı saklama ve tekrar kullanımda önemli uyarı</h3><p>Diyetisyen Dianova, kızartma yağı kalitesinin depolama koşullarına da bağlı olduğunu vurguladı. Yağın kapalı şişede, serin ve karanlık bir ortamda saklanması gerektiğini belirten uzman, oksijen ve ışıkla temasın yağın bozulma sürecini hızlandırdığına dikkat çekti. Ayrıca, daha önce kızartmada kullanılmış yağın tekrar ısıtılmasının trans yağ oluşumunu artırdığını ve sağlık açısından risk taşıdığını ifade etti. Dianova, sağlıklı beslenme için her kızartmada taze yağ kullanılmasını tavsiye etti.</p><p>Kızartma yağı seçimi ve kullanımıyla ilgili bu uyarılar, hem mutfakta güvenliği sağlamak hem de sağlık risklerini en aza indirmek açısından büyük önem taşıyor. Uzmanların önerileri dikkate alındığında, doğru yağ tercihi ile kızartma lezzetinden ödün vermeden daha sağlıklı sonuçlar elde edilebiliyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/kizartma-yapmak-icin-en-d-809_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291025</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/vucudunuzda-aniden-cikan-morluklari-hafife-almayin-291025</link>
      <pubDate>2026-09-10T14:41:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Vücudunuzda aniden çıkan morlukları hafife almayın]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Hematologlar, belirgin bir darbe olmadan ortaya çıkan mavi lekelerin ciddi sağlık sorunlarının belirtisi olabileceğini vurguluyor. Özellikle nedensiz morluklar, kanama sistemi bozuklukları veya vitamin eksikliği gibi önemli hastalıkların habercisi sayılabiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Vücudunuzda aniden çıkan morlukları hafife almayın]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vücudun çeşitli bölgelerinde, herhangi bir darbe ya da çarpma olmadan gelişen mavi lekeler, uzmanlara göre ciddi bir sağlık sorununun işareti olabilir. Hematologlar, özellikle açıklanamayan morlukların ya da hematomların, altta yatan kanama sistemi bozukluklarının habercisi olabileceğine dikkat çekiyor. Bu tür mavi lekeler bazen trombositlerdeki işlev bozukluğundan, bazen de ağır enfeksiyonlar, otoimmün hastalıklar veya karaciğer rahatsızlıkları gibi farklı tıbbi durumların arka planında gelişebiliyor. Ayrıca, akut lösemi gibi hastalıklarda da trombosit sayısında azalma nedeniyle vücutta nedensiz mavi lekeler görülebiliyor.</p><h3>Hematolog: 'Mavi leke artışı kanama bozukluğunu gösterebilir'</h3><p>Hematologların verdiği bilgilere göre, özellikle mavi leke oluşumuna diş eti kanaması, uzun süren burun kanamaları veya ciltte çok sayıda küçük kırmızı nokta eşlik ediyorsa, bu belirtiler mutlaka ciddiye alınmalı. Küçük kesiklerden sonra bile uzun süreli kanama yaşanması, vücudun kanamayı durdurma mekanizmasında bir sorun olduğuna işaret edebilir. Uzmanlar, bu durumda vakit kaybetmeden bir doktora başvurulmasını öneriyor. Mavi leke, yalnızca travmaya bağlı gelişmiyorsa, altta yatan daha ciddi bir sağlık problemi bulunma ihtimali artıyor.</p><h3>Mavi lekelerde vitamin eksikliğine de dikkat</h3><p>Bazı vakalarda ise mavi leke ve artan kanama eğilimi, C ve P vitamini eksikliğiyle ilişkilendiriliyor. Ancak günümüzde belirgin vitamin eksikliği nadir görülüyor. Yine de, diş eti kanaması ya da ciltte kuruluk gibi ek bulgularla birlikte ortaya çıkan mavi lekeler, vücudun savunma sisteminde bir eksiklik veya bozukluk olduğunun göstergesi olabilir. Hematologlar, bu tür durumlarda erken teşhisin ciddi sağlık sorunlarının önüne geçmede büyük önem taşıdığını vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/vucudunuzda-aniden-cikan--910_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291024</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/yangin-dumani-beyin-hucrelerini-nasil-etkiliyor-291024</link>
      <pubDate>2026-09-10T14:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yangın dumanı beyin hücrelerini nasıl etkiliyor?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Orman yangınlarından yayılan dumanın beyin hücrelerine zarar verebileceği, bilim insanlarının laboratuvar ortamında yaptığı deneylerle ortaya kondu. Araştırmada, dumanın sinir sistemi üzerinde iltihaplanma ve toksik etkilere yol açtığı vurgulandı. Bu bulgular, orman yangını dumanının nörolojik hastalık riskini artırabileceğine işaret ediyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yangın dumanı beyin hücrelerini nasıl etkiliyor?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, orman yangınlarından çıkan dumanın insan beyni üzerindeki olası tehlikelerine dikkat çekti. Yapılan yeni bir araştırmada, laboratuvar ortamında oluşturulan orman yangını dumanının, sinir sistemi hücrelerinde ciddi hasarlara yol açabileceği belirlendi. Özellikle astrositlerin baskın olduğu glial hücre kültürleri üzerinde yapılan deneyler, dumanın bu hücrelerde DNA hasarına neden olduğunu ve iltihaplanmayı tetiklediğini gösterdi. Uzmanlar, bu bulguların orman yangını dumanı ile beyin işlevlerinde gözlenen bozulmalar arasındaki bağlantıyı açıklayabileceğini ifade ediyor.</p><h3>Bilim insanları: Orman yangını dumanı iltihaplanmayı tetikliyor</h3><p>Araştırmada, orman yangını dumanının glial hücrelerde STING proteiniyle ilişkili sinyal yollarını aktive ettiği tespit edildi. Bu süreç, hücrelerin pro-inflamatuar sitokinler salgılamasına ve çevredeki nöronlarda toksik etki oluşmasına yol açıyor. Uzmanlar, bu mekanizmanın sinir hücrelerinde iltihaplanmayı artırdığını ve beyin dokusuna zarar verdiğini belirtiyor. Deneylerde, STING mekanizmasının baskılanmasının iltihap tepkisini azalttığı ve sinir hücrelerinin zarar görme oranını düşürdüğü gözlemlendi. Bu bulgular, orman yangını dumanının sinir sistemi üzerinde doğrudan olumsuz etkiler yaratabileceğini ortaya koyuyor.</p><h3>Orman yangını dumanı nörolojik hastalık riskini artırıyor</h3><p>Bilim insanları, elde edilen verilerin orman yangını dumanı ile bilişsel gerileme, Alzheimer ve Parkinson gibi nörolojik hastalıklar arasında bir bağlantı olabileceğini öne sürdü. Araştırmacılar, hava kirliliğinin özellikle duman yoluyla sinir sistemi üzerinde kalıcı etkiler bırakabileceğine dikkat çekti. Ancak, yapılan çalışma doğrudan insanlarda bu hastalıkların gelişimini kanıtlamıyor; yalnızca potansiyel hücresel mekanizmaları açıklıyor. Orman yangını dumanı maruziyetinin toplum sağlığı açısından ciddi riskler barındırdığı ve bu konuda daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.</p><p>Sonuç olarak, orman yangını dumanının beyin sağlığı üzerindeki etkilerine dair elde edilen bulgular, bu tür felaketlere karşı önleyici tedbirlerin ve uzun vadeli sağlık izlemlerinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Bilim insanları, toplumun duman maruziyetine karşı bilinçlendirilmesi gerektiğini ve sağlık risklerinin azaltılması için gerekli adımların atılması çağrısında bulundu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/yangin-dumani-beyin-hucre-907_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291023</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/spor/fenerbahce-roma-maci-saat-kacta-hangi-kanalda-sampiyon-ligi-heyecaninda-geri-sayim-291023</link>
      <pubDate>2026-09-10T14:31:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Fenerbahçe-Roma maçı saat kaçta, hangi kanalda? Şampiyonlar Ligi heyecanında geri sayım]]></title>
      <category><![CDATA[Spor]]></category>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe-Roma maçı için geri sayım sürüyor... UEFA Şampiyonlar Ligi'nin ilk haftasında İtalya'nın Roma ekibini konuk edecek olan sarı-lacivertliler, 18 yıl sonra döndüğü Devler Ligi'nde ilk maçına çıkacak. Peki Fenerbahçe-Roma maçı saat kaçta, hangi kanalda? İşte Fenerbahçe-Roma maçı saati, canlı yayın bilgileri ve maç öncesi son detaylar:]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Fenerbahçe-Roma maçı saat kaçta, hangi kanalda? Şampiyonlar Ligi heyecanında geri sayım]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Sarı Lacivertli temsilcimiz Fenerbahçe ile İtalyan temsicisi Roma, bugün UEFA Şampiyonlar Ligi'nin ilk haftasında karşı karşıya geliyor.</b></p><p>Chobani Stadı'nda saat 19.45'te başlayacak müsabakayı İspanyol hakem Jesus Gil Manzano yönetecek. Manzano'nun yardımcılıklarını aynı ülkeden Diego Barbero ile Guadalupe Porras Ayuso yapacak. Juan Martinez Munuera ise dördüncü hakem olarak görev alacak. Müsabakada Video Yardımcı Hakem (VAR) odasında Cesar Soto Grado oturacak. Valentin Gomez ise Grado'nun yardımcısı olacak.</p><p><b>Fenerbahçe Roma maçı hangi kanalda?</b></p><p>Fenerbahçe Roma maçı TRT 1 ekranlarından canlı olarak yayınlanacak. Karşılaşma, TRT 1, Tabii ve TRT Radyo 1'den takip edilebilecek. </p><p><b>Maç: </b>Fenerbahçe - Roma</p><p><b>Organizasyon:</b> UEFA Şampiyonlar Ligi</p><p><b>Tarih: </b>10 Eylül 2026 Perşembe</p><p><b>Saat:</b> 19.45</p><p><b>Stadyum: </b>Chobani Stadı</p><p><b>TV: </b>TRT 1</p><p><b>Hakem:</b> Jesus Gil Manzano</p><p><b>FENERBAHÇE'NİN ŞAMPİYONLAR LİGİ YOLCULUĞU</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/manset1-100920262a33e6d9.jpg"/><p>Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi serüvenine 2. Eleme Turu'ndan başladı. Sarı-lacivertliler, Polonya temsilcisi Gornik Zabrze'yi İstanbul'da 1-0 mağlup ederken deplasmandan 1-1'lik beraberlikle dönerek turu geçen taraf oldu.</p><p>Eleme Turu'nda Avusturya ekibi Sturm Graz ile karşılaşan Fenerbahçe, Kadıköy'deki mücadeleyi 2-0, deplasmandaki rövanşı ise 1-0 kazanarak play-off turuna yükseldi.</p><p>Play-off aşamasında Fransa'nın Olympique Lyon ekibiyle eşleşen Fenerbahçe, İstanbul'daki ilk maçtan 1-1 beraberlikle ayrıldı. Rövanşta deplasmanda rakibini 2-1 mağlup eden sarı-lacivertliler, bu sonuçla Şampiyonlar Ligi'nde lig aşamasına adını yazdırdı.</p><p><b>FENERBAHÇE'DE İKİ EKSİK</b></p><p>AA'nın derlemesine göre Fenerbahçe, Roma karşısında 2 oyuncusundan yararlanamayacak. Sarı-lacivertlilerde cezalı olan Matteo Guendouzi'nin yanı sıra sakatlığı bulunan Marco Asensio, zorlu müsabakada yer alamayacak.</p><p><b>ÇEYREK FİNAL GÖRDÜ</b></p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/09/42426756.jpg"/><p>Şampiyonlar Ligi'nde 2008-2009 sezonundan sonra ilk kez yer alacak Fenerbahçe, daha önce 6 kez katıldı. İlk kez 1996-1997 sezonunda yer alan sarı-lacivertliler, daha sonra sırasıyla 2001-2002, 2004-2005, 2005-2006, 2007-2008 ve 2008-2009 sezonlarında mücadele etti. Kanarya, en iyi derecesini 2008 yılında çeyrek finalle yaptı ve İngiliz ekibi Chelsea'ye elendi.</p><p><b>Avrupa kupalarında 307. maç</b></p><p>Fenerbahçe, Roma karşılaşmasıyla Avrupa kupalarında 307. maçına çıkacak. Sarı-lacivertliler, geride kalan mücadelelerde <b>122 galibiyet </b>alırken, 117 müsabakada ise yenilgi yaşadı, 67 maçta da berabere kaldı. Kanarya, rakip filelere 417 gol gönderirken, kalesinde ise 426 gol gördü.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/09/42426758.jpg"/><p><b>ROMA İLE İLK RESMİ MAÇ</b></p><p>Fenerbahçe, İtalya'nın Roma ekibiyle tarihinde ilk kez bir resmi müsabakada karşı karşıya gelecek. Fenerbahçe, Roma ile daha önce bir kez karşılaştı. 2014 yılında Roma'da oynanan hazırlık maçı 3-3'lük beraberlikle bitmişti. O dönem Fenerbahçe'nin teknik direktörü İsmail Kartal'dı. </p><b>Avrupa karnesi</b><br><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/09/42424432.jpg"/>Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, sarı-lacivertlilerin başında 3 farklı sezonda 24 kez Avrupa maçına çıktı. Konferans Ligi'nde 18, Şampiyonlar Ligi elemelerinde 6 kez olmak üzere bu süreçteki karşılaşmalarda 15 galibiyet, 3 beraberlik, 6 mağlubiyet aldı.<p><br></p><p><b>Serie A'da lider</b></p><p>İHA'nın derlemesine göre Gian Piero Gasperini yönetimindeki Roma, İtalya Serie A'da yeni sezona iyi başladı. Ligde 3 maçta 3 galibiyet alan sarı-kırmızılılar, 9 puan ve averajla liderlik koltuğunda oturuyor. Roma, rakip filelere 10 gol gönderirken, kalesinde 1 gol gördü. Başkent ekibinde Donyell Malen, 5 golle ön plana çıkarken, Matias Soule 2 gol, Mario Hermoso, Rodrigo Mora ve Niccolo Pisilli de 1'er golle katkı sağladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/fenerbahce-roma-maci-saat-774_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291022</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/kalbiniz-aniden-ritim-degistirdiginde-sakin-bunu-yapmayin-291022</link>
      <pubDate>2026-09-10T14:30:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Kalbiniz aniden ritim değiştirdiğinde sakın bunu yapmayın]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Kalp atışında meydana gelen ani değişiklikler, özellikle göğüs ağrısı ve nefes darlığı ile birleştiğinde ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabilir. Dr. Alexander van Tulleken, kalp atışındaki düzensizliklerin ne zaman tıbbi müdahale gerektirdiği konusunda önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Kalbiniz aniden ritim değiştirdiğinde sakın bunu yapmayın]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp atışında beklenmedik değişiklikler, çoğu zaman zararsız görülse de, bazı durumlarda ciddi sağlık risklerinin habercisi olabiliyor. İngiltere merkezli Dr. Alexander van Tulleken, özellikle aniden hızlanan kalp atışı, düzensiz ritim ve sık tekrar eden atlamaların dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguladı. Dr. van Tulleken, bu tür kalp atışı değişikliklerinin, özellikle göğüs ağrısı, nefes darlığı veya genel sağlıkta belirgin bir kötüleşme ile birlikte ortaya çıkması halinde, zaman kaybetmeden tıbbi yardım alınmasının hayati önem taşıdığını belirtti.</p><h3>Dr. van Tulleken: 'Düzensiz kalp atışı ciddi riskler taşıyor'</h3><p>Dr. van Tulleken, düzensiz kalp atışı ve ritim bozukluklarının, özellikle atriyal fibrilasyon gibi durumlarda, tedavi edilmediği takdirde pıhtı oluşumuna, inme riskine ve kalp yetmezliğine yol açabileceğini ifade etti. Kalp atışında düzensizlik yaşayan kişilerin, bu belirtileri hafife almaması gerektiğini söyledi. Özellikle göğüste baskı, şiddetli ağrı, belirgin nefes alma zorluğu, bayılma veya bilinç kaybı hissi gibi ek semptomlar geliştiğinde, acil sağlık ekiplerinden yardım istenmesi gerektiğine dikkat çekti.</p><h3>Acil durumda kalp atışı sorununda kendi başınıza hareket etmeyin</h3><p>Dr. van Tulleken, kalp atışında ciddi bir değişiklik ve buna eşlik eden şikayetler ortaya çıktığında, kişilerin kendi imkanlarıyla hastaneye gitmeye çalışmasının riskli olabileceğini belirtti. Bu gibi acil durumlarda, profesyonel sağlık ekiplerinden destek alınmasının, olası komplikasyonların önüne geçmek için en doğru yol olduğunu vurguladı. Kalp atışıyla ilgili yaşanan her türlü olağan dışı durumda, erken müdahalenin hayati önem taşıdığının altını çizdi.</p><p>Kalp atışında meydana gelen ani değişiklikler, çoğu zaman hafife alınsa da, bazı belirtiler acil tıbbi müdahaleyi gerektiriyor. Uzmanlar, kalp atışındaki düzensizliklerin göz ardı edilmemesi ve gerektiğinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini hatırlatıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/kalbiniz-aniden-ritim-deg-444_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291021</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/unutkanlik-ve-zihinsel-gerilemeye-karsi-ucuz-ve-erisilebilir-cozum-her-gun-gazete-okumak-h-291021</link>
      <pubDate>2026-09-10T14:29:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Unutkanlık ve zihinsel gerilemeye karşı ucuz ve erişilebilir çözüm! Her gün gazete okumak hafızayı koruyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Japonya'nın Kurume kentinde yürütülen bir araştırma, düzenli gazete okumanın 60 yaş üzeri bireylerde bilişsel işlevleri ve günlük yaşam aktivitelerini anlamlı şekilde iyileştirdiğini ortaya koydu. Uzmanlar, gazete okumanın yaşlılar için ucuz ve erişilebilir bir yöntem olduğuna dikkat çekiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Unutkanlık ve zihinsel gerilemeye karşı ucuz ve erişilebilir çözüm! Her gün gazete okumak hafızayı koruyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Japonya'nın Kurume şehrinde gerçekleştirilen bilimsel bir araştırma, düzenli gazete okuma alışkanlığının 60 yaş ve üzeri bireylerde bilişsel işlevleri olumlu yönde etkilediğini gösterdi. Hafif bilişsel bozuklukları bulunan ve son altı ayda düzenli gazete okumayan kişiler arasında yapılan deneyde, gazete okuyan yaşlıların beyin fonksiyonlarında ve günlük aktivitelerinde belirgin bir iyileşme gözlendi. Araştırmada, gönüllüler rastgele iki gruba ayrıldı ve 26 hafta boyunca bir grup düzenli olarak sabah gazeteleriyle buluşturuldu. Katılımcıların haftada en az dört gün gazete okumaları, ilgi çekici makalelerle vakit geçirmeleri, köşe yazılarını yüksek sesle okumaları ve bilgi yarışmalarına katılmaları sağlandı. Diğer grup ise günlük alışkanlıklarını değiştirmeden yaşamını sürdürdü.</p><h3>Kurume'de gazete okuyan yaşlılar bilişsel testlerde öne çıktı</h3><p>Deneyin sonunda elde edilen veriler, gazete okuyan grubun bilişsel fonksiyon değerlendirmelerinde anlamlı bir ilerleme kaydettiğini ortaya koydu. MoCA-J testiyle ölçülen bilişsel puanlarda, gazete okuyanlarda ortalama 0,97 puan artış görülürken, kontrol grubunda 0,5 puanlık bir düşüş yaşandı. İki grup arasındaki toplam fark ise 1,47 puan olarak kaydedildi ve bu sonuç istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Araştırmacılar, düzenli gazete okumanın özellikle yaşlı bireylerde hafif bilişsel bozuklukların ilerlemesini yavaşlatabileceğini ve zihin sağlığını korumada etkili bir araç olabileceğini vurguladı. Ayrıca, MMSE-J testi sonuçlarında da gazete okuyanlarda olumlu değişimler saptansa da, gruplar arası fark istatistiksel olarak anlamlı düzeye ulaşmadı.</p><h3>Gazete okuma alışkanlığı duygusal ve sosyal yaşamı da güçlendirdi</h3><p>Çalışma, gazete okuma alışkanlığının yalnızca bilişsel işlevlerle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda duygusal durum ve sosyal aktivite üzerinde de etkili olduğunu gösterdi. Gazete okuyan yaşlılarda depresyon semptomlarını ölçen GDS-15-J ölçeğinde puanlar düşerken, günlük yaşamdaki hareketlilik ve sosyal katılımı yansıtan LSA değerlendirmesinde de iyileşmeler kaydedildi. Araştırmanın yazarları, gazete okumanın yaşlılar için hem zihinsel hem de duygusal açıdan faydalı bir uğraş olduğuna dikkat çekti. Ancak, bu sonuçların küçük bir gönüllü grubunda elde edildiği ve araştırmanın ön niteliği taşıdığı da hatırlatıldı. Uzmanlar, gazete okuma alışkanlığının yaşlı bireylerin entelektüel aktivitelerini desteklemek için pratik ve ekonomik bir yol sunduğunu belirtti.</p><p>Sonuç olarak, Kurume'de yürütülen bu çalışma, düzenli gazete okumanın yaşlı bireylerde hem bilişsel hem de duygusal açıdan önemli faydalar sağladığını ortaya koydu. Araştırmacılar, daha geniş katılımlı ve uzun süreli çalışmalarla bu bulguların desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Yine de, gazete okuma alışkanlığının yaşlıların beyin sağlığı ve günlük yaşam kalitesini artırmada etkili bir yöntem olduğu bir kez daha gündeme geldi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/unutkanlik-ve-zihinsel-ge-842_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291020</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/grip-ve-soguk-alginligi-mevsimi-yaklasirken-uzmanlardan-bagisiklik-icin-5-oneri-291020</link>
      <pubDate>2026-09-10T14:27:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Grip ve soğuk algınlığı mevsimi yaklaşırken uzmanlardan bağışıklık için 5 öneri]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Soğuk algınlığı ve grip mevsiminde bağışıklık sistemini korumak isteyenler için terapist K. Han, uygulanabilir ve etkili 5 adım önerdi. Han, limon ve sarımsağın tek başına yeterli olmadığını vurgularken, bağışıklık için uyku, hijyen ve dengeli beslenmenin altını çizdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Grip ve soğuk algınlığı mevsimi yaklaşırken uzmanlardan bağışıklık için 5 öneri]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk algınlığı ve grip sezonunun yaklaşmasıyla birlikte, terapist K. Han bağışıklık sistemini güçlendirmek isteyenler için 5 temel adımı açıkladı. Han, limon ve sarımsağın hastalıklara karşı tek başına koruma sağlamadığını belirterek, bağışıklık sisteminin güçlü olması için günlük yaşamda uygulanabilecek pratik öneriler sundu. Bu öneriler, özellikle hastalıkların yaygınlaştığı dönemlerde daha dirençli bir vücut için önemli görülüyor.</p><h3>Terapist Han: 'Uyku ve hijyen bağışıklıkta kritik rol oynuyor'</h3><p>Uzman terapist Han, kaliteli uykunun bağışıklık sistemi için vazgeçilmez olduğuna dikkat çekti. Yeterli uyku, vücudun enfeksiyonlara karşı savaşan hücreleri ve antikorları üretmesinde temel rol üstleniyor. Han ayrıca, virüslerin kolayca yayılabildiği bu dönemde ellerin sık sık ve doğru şekilde yıkanmasının hastalıklardan korunmada büyük önem taşıdığını vurguladı. Bağışıklık sisteminin güçlü kalması için kişisel hijyen alışkanlıklarının ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.</p><h3>Çeşitli beslenme ve erken önlem önerisi</h3><p>Han, bağışıklık için sadece belirli birkaç gıdaya yönelmenin yeterli olmadığını, aksine çeşitli ve dengeli bir beslenmenin vücudu hastalıklara karşı daha dirençli hale getirdiğini söyledi. Özellikle vitamin açısından zengin besinlerin yanında, farklı gıdaların tüketilmesi bağışıklık sistemini destekliyor. Ayrıca, soğuk algınlığının ilk belirtileri ortaya çıkmadan önce ateş düşürücü, boğaz spreyleri ve burun spreylerinin evde bulundurulmasını tavsiye etti. Grip aşısının da koruyucu etkisine dikkat çeken Han, erken önlemin hastalıklara karşı avantaj sağladığını belirtti.</p><p>Soğuk algınlığı ve gripten korunmak için bağışıklık sistemini güçlendiren bu adımlar, özellikle riskli dönemlerde sağlık açısından büyük önem taşıyor. Uzmanlar, bireylerin bu önerilere uyarak hastalıklara karşı daha dirençli olabileceğini ifade ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/grip-ve-soguk-alginligi-m-628_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291019</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/sirtlanlar-neden-guluyor-iste-arkasindaki-sasirtici-bilimsel-gercek-291019</link>
      <pubDate>2026-09-10T14:23:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sırtlanlar neden gülüyor? İşte arkasındaki şaşırtıcı bilimsel gerçek]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[Sırtlanların gülüşü, Afrika savanlarında sıkça duyulan ve birçok kişinin merak ettiği bir doğa olayı olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, sırtlanların bu tuhaf sesleri sosyal iletişim, hayal kırıklığı ve yardım çağrısı için kullandığını belirtiyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sırtlanlar neden gülüyor? İşte arkasındaki şaşırtıcı bilimsel gerçek]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sırtlanların gülüşü, Afrika savanlarında hem araştırmacıların hem de doğa gözlemcilerinin dikkatini çeken bir fenomen olarak öne çıkıyor. Özellikle popüler kültürde sıkça mizahi bir davranış gibi algılanan bu gülme sesi, aslında sırtlanların sosyal yaşamında önemli bir rol oynuyor. Son yapılan bilimsel araştırmalar, sırtlanların gülüşünün yalnızca eğlenceyle ilgili olmadığını, aksine sosyal statüyü belirlemede ve iletişim kurmada temel bir araç olduğunu gösteriyor.</p><h3>Uzmanlar: Sırtlanların gülüşü sosyal statüyü belirliyor</h3><p>Hayvan davranışları üzerine çalışan uzmanlar, sırtlanların gülme sesini genellikle yemek paylaşımı sırasında veya akrabalar arasında yaşanan çatışmalarda çıkardığını vurguluyor. Sırtlanlar, bu seslerle hayal kırıklıklarını ifade ediyor ve aynı zamanda yardım çağrısında bulunuyor. Araştırmalar, gülüşün çoğu zaman bilinçsiz bir şekilde ortaya çıktığını ve özellikle stresli anlarda, örneğin gece avında ya da yiyecek bulamayan bir sırtlanın korku ve çaresizliğini dışa vurduğunu ortaya koyuyor. Sırtlanların gülüşü, bu nedenle onların sosyal hiyerarşisinin ve grup içi iletişiminin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendiriliyor.</p><h3>Gece avında sırtlanların gülüşü korku ve stresin göstergesi</h3><p>Gece avı, sırtlanlar için oldukça riskli ve zorlu bir süreç olarak biliniyor. Bu süreçte sırtlanlar, karşılaştıkları tehlikeler ve başarısızlıklar karşısında sık sık gülme sesi çıkarıyor. Bilim insanları, bu davranışın hayvanın yaşadığı korku ve hayal kırıklığını yansıttığını belirtiyor. Özellikle saldırıya uğradıklarında veya yiyecek bulmakta zorlandıklarında, sırtlanlar hezeyan içinde gülüyor. Bu ilginç sesler, hem grup üyelerine hem de rakiplerine duygusal durumlarını aktarmada önemli bir işlev görüyor.</p><p>Sırtlanların gülüşü, onların karmaşık sosyal yapısının ve iletişim biçimlerinin en dikkat çekici örneklerinden biri olarak doğa bilimcilerin ilgisini çekmeye devam ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/sirtlanlar-neden-guluyor--623_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291018</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/istanbulda-kiralik-konut-projesinin-detaylari-belli-oldu-11-konut-10-bin-21-konut-12-bin-t-291018</link>
      <pubDate>2026-09-10T14:20:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[İstanbul'da kiralık konut projesinin detayları belli oldu! 1+1 konut 10 bin, 2+1 konut 12 bin TL'den başlayacak]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul'da kiralık konut projesinin detaylarını açıkladı. Bakan Kurum, İstanbul'daki kiralık konut projesinde 1+1 konutun 10 bin, 2+1 konutun ise 12 bin TL'den başlayacağını belirtti.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[İstanbul'da kiralık konut projesinin detayları belli oldu! 1+1 konut 10 bin, 2+1 konut 12 bin TL'den başlayacak]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Trabzon'da "Uzunkum Yaşam Alanı ve Millet Bahçesi Fidan Dikim Töreni"nde konuştu. </p><p class="">Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum, İstanbul'da kiralık konut projesinin detaylarını açıkladı.</p><p>Bakan Kurum, İstanbul'da inşa edilecek 100 bin sosyal konuta ek olarak, 15 bin kiralık konutun yakında vatandaşlarla buluşacağını söyledi.</p><video class="rich-text-video" playsinline controls="controls" preload="metadata"><source src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/video4-1009202635ad513e.mp4#t=0.5" type="video/mp4"></video><p class="">Murat Kurum, İstanbul'daki kiralık konut projesinde 1+1 konutun 10 bin, 2+1 konutun ise 12 bin TL'den başlayacağını belirtti.</p><p>Kurum, "Yaptığımız konut kampanyaları projeleri ile <b>1+1</b> 10 bin TL, <b>2+1</b> için 12 bin TL, <b>3+1</b> için 15 bin TL, <b>4+1</b> için 18 bin TL fiyatlar ile konutlarımızı ihtiyaç sahipleri kiralayabilecek." ifadelerini kullandı. </p><p><b>İLÇELER BELLİ OLDU</b></p><p>Tüm hukuki altyapının hazırlandığını söyleyen Bakan Kurum, kiralık konutların; Ataşehir, Sancaktepe, Ümraniye, Üsküdar, Maltepe, Tuzla, Kartal, Başakşehir, Gaziosmanpaşa, Beyoğlu, Güngören ve Arnavutköy ilçelerinde olacağını açıkladı.</p><p>Vatandaşlardan 3 yıllığına kiralanabileceğini ifade eden Bakan Kurum, "3 yılın ardından yeni hak sahiplerini yine kura ile belirleyeceğiz" dedi.</p><p>18 yaşını tamamlamış, evli, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, aylık hane geliri 100 bin liradan az olanlar kampanyadan faydalanabilecek. Başvuracak kişinin en az 1 yıl İstanbul'da ikamet ediyor olması gerekiyor. Tapuda herhangi bir konutu olan kişiler başvuru gerçekleştiremeyecek.</p><p><b>KİRALIK KONUTLARIN FİYATLARI</b></p><p>Bakan Kurum, "Vatandaşlarımızın konuta ulaşımını kolaylaştırmak, piyasayı dengelemek adına da 4 ayrı büyüklükteki evlerimizi, piyasa rayiçlerinin çok altında kira bedelleriyle vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız" dedi.</p><p>1+1 konut için 10 bin lira, 2+1 konut için 12 bin liradan başlayan tutarlar belirlendi. 3+1 konutlar 15 bin, 4+1 konutlar ise 18 bin liradan başlayan fiyatlarla kiralanacak.</p><p>Bakan Kurum sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>"Hiç vakit kaybetmeyeceğiz. 14 Eylül'de başvuruları alacağız. Hemen hak sahiplerini tespit edeceğiz. Ve Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte ilk bin 71 kiralık konutumuzun anahtarlarını Ekim ayı içerisinde teslim edeceğiz. Bu adımımızla zaten düşme seyrine giren kira fiyatlarını inşallah daha da düşüreceğiz.</p><p>Kimsenin barınma kaygısı çekmediği, yuvaların huzurla dolduğu bir Türkiye için durmadan, yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz"</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/uzunkum-yasam-alani-ve-mi-231_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291017</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/fren-balatalarinin-degismesi-gerektigini-gosteren-kritik-belirtiler-neler-291017</link>
      <pubDate>2026-09-10T14:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Fren balatalarının değişmesi gerektiğini gösteren kritik belirtiler neler?]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Fren balatası, özellikle kış ve bahar aylarının ardından araç güvenliği için kritik öneme sahip. Uzmanlar, balata kalınlığı 3 mm'nin altına düştüğünde değişim gerektiğini vurguluyor ve sürücüleri düzenli kontrol konusunda uyarıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Fren balatalarının değişmesi gerektiğini gösteren kritik belirtiler neler?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kış ve bahar mevsimlerinin ardından araç sahipleri için fren balatası kontrolü büyük önem taşıyor. Soğuk hava, nem ve yollarda biriken kirli maddeler, fren balatası üzerinde ciddi aşınmalara yol açabiliyor. Uzmanlar, özellikle kış aylarında kaygan zemin nedeniyle frenlere sıkça basılması ve bahar döneminde nemle birlikte tuz gibi maddelerin etkisiyle balataların daha hızlı yıprandığına dikkat çekiyor. Fren balatası kalınlığının 3 mm'nin altına inmesi halinde ise değişim şart olduğu belirtiliyor.</p><h3>Uzmanlar: 'Fren balatası aşınması kazalara yol açabilir'</h3><p>Otomobil servislerinde yapılan kontrollerde, balataların görsel olarak incelenmesi ve sensörlerle takip edilmesi öneriliyor. Fren balatası arızasında ortaya çıkan yabancı sesler, titreşimler ve fren etkisinin azalması, sürücülere önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Balata kalınlığının 3 mm'den az olması durumunda ise araçla yola çıkmak ciddi risk oluşturuyor. Şçigolev, fren sisteminin etkinliği konusunda en ufak bir şüphe duyulursa, aracın kullanılmaması gerektiğini vurguluyor.</p><h3>Sürücülere fren balatası kontrolü çağrısı</h3><p>Uzmanlar, fren balatası ile ilgili sorunların trafik kazalarına yol açabileceğini ve bu nedenle ihmal edilmemesi gerektiğini belirtiyor. Balata arızası tespit edildiğinde, aracın çekiciyle servise götürülmesi öneriliyor. Özellikle yeni nesil araçlarda yer alan sensörler, sürücülere balata aşınması hakkında bilgi verse de, düzenli olarak görsel kontrol yapılması güvenli sürüş açısından büyük önem taşıyor. Araç sahiplerinin, fren balatası kontrollerini aksatmaması, hem kendi güvenlikleri hem de trafikteki diğer sürücüler için hayati önem taşıyor.</p><p>Fren balatası kontrolü, sadece aracın ömrünü uzatmakla kalmıyor, aynı zamanda olası kazaların da önüne geçiyor. Düzenli bakım ve zamanında değişim, güvenli sürüşün temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/fren-balatalarinin-degism-626_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291016</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/ogleye-kadar-yorgun-hissetmenizin-arkasindaki-3-sabah-aliskanligi-291016</link>
      <pubDate>2026-09-10T14:12:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Öğleye kadar yorgun hissetmenizin arkasındaki 3 sabah alışkanlığı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, sabah alışkanlıklarının gün boyu yorgunluk ve sinirlilik üzerinde belirleyici rol oynadığını vurguladı. Özellikle kahvaltıyı atlayan ve alarmı sıkça erteleyenlerin, sabah saatlerinde halsizlik ve stresle karşılaştığı belirtildi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Öğleye kadar yorgun hissetmenizin arkasındaki 3 sabah alışkanlığı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sabah rutininin sağlığı doğrudan etkilediği bir kez daha ortaya çıktı. Uzmanlar, kahvaltıyı atlayan ve güne sadece kahveyle başlayanların, öğle saatlerine kadar süren yorgunluk ve sinirlilik hissiyle karşılaşabildiğini açıkladı. Araştırmalara göre, sabah alışkanlıkları glikoz ve kortizol seviyelerinde ani değişikliklere yol açarak, kişinin günün ilk yarısında kendini halsiz hissetmesine neden oluyor. Özellikle alarmın erteleme fonksiyonunu sık kullananlarda, vücudun biyolojik ritmi bozuluyor ve hormonal stres seviyesi yükseliyor.</p><h3>Uzmanlar: 'Kahvaltıyı atlamak yorgunluk ve stres getiriyor'</h3><p>Uzman görüşlerine göre, sabah kahvaltısını ihmal edenlerde kan şekeri ve kortizol seviyeleri düzensizleşiyor. Yalnızca kahveyle yetinmek ya da ilk öğünü tamamen atlamak, günün ilerleyen saatlerinde sinirlilik, aşırı açlık ve odaklanma sorunlarına yol açıyor. Sabah alışkanlıkları arasında yer alan telefon bildirimlerini uyanır uyanmaz kontrol etmek de, vücudun stres tepkisini artırıyor. Bu döngü, kişide hem zihinsel hem de fiziksel yorgunluk yaratıyor.</p><h3>Kotsis'ten sağlıklı sabah rutini için öneriler</h3><p>Uzman Kotsis, sabah alışkanlıklarının değiştirilmesinin önemli olduğunu belirtti. Ona göre, uyanır uyanmaz hafif egzersiz yapmak, ardından su içmek ve sonrasında kahvaltı ile kahveye geçmek, vücudun daha dengeli çalışmasına yardımcı oluyor. Bu öneriler, sabah alışkanlıkları üzerinde yapılan araştırmalarla da destekleniyor. Kotsis, sabah rutininin doğru planlanması halinde gün boyu canlılık ve zindelik hissinin arttığını vurguladı.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/ogleye-kadar-yorgun-hisse-464_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291015</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/merkez-bankasi-merak-edilen-faiz-kararini-acikladi-291015</link>
      <pubDate>2026-09-10T14:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Merkez Bankası merak edilen faiz kararını açıkladı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Merkez Bankası faizi yüzde 37'de sabit tuttu. Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamada "Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37'de sabit tutulmasına karar vermiştir. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40'ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5'te sabit tutmuştur" denildi.  ]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Merkez Bankası merak edilen faiz kararını açıkladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<b>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37'de sabit bıraktı</b><p><b>Merkez Bankası'ndan faiz kararına ilişkin yapılan açıklama şöyle:</b></p><p>"Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37'de sabit tutulmasına karar vermiştir. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40'ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5'te sabit tutmuştur.</p><p>Aylık dalgalanmalara karşın, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergeler enflasyonun ana eğiliminin gerilediğine işaret etmektedir. İktisadi faaliyete ilişkin veriler ve arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalması iç talepteki zayıf seyri teyit etmektedir. Diğer taraftan, <b>jeopolitik gelişmeler </b>neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatları enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturmaktadır. <b>Jeopolitik gelişmelerin</b> maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir. </p><p>Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. <b>Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır.</b> Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır.</p><p>Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir.</p><p>Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır.</p><p>Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti beş iş günü içinde yayımlanacaktır"</p><p><b>TAHMİNLER NEYDİ?</b></p><p>AA Finans'ın 4 Eylül'de yayımlanan beklenti anketine katılan 25 ekonomistin 24'ü, TCMB'nin politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tutmasını bekliyordu. Bir ekonomist ise politika faizinin 100 baz puan indirilerek yüzde 36'ya çekileceği tahmininde bulunmuştu. Ekonomistlerin eylül ayı PPK kararı beklentilerinin medyanı yüzde 37 seviyesinde bulunurken, yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanı yüzde 35 olarak hesaplandı.</p><p>TCMB, temmuz ayında gerçekleştirdiği PPK toplantısında politika faizini değiştirmeyerek yüzde 37 seviyesinde sabit tutmuştu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/merkez-bankasi-merak-edil-455_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291014</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/merakla-bekleniyordu-merkez-bankasi-faiz-kararini-acikladi-291014</link>
      <pubDate>2026-09-10T14:02:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Merakla bekleniyordu: Merkez Bankası faiz kararını açıkladı]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası merakla beklenen faiz kararını açıkladı. Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37'de sabit tuttu.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Merakla bekleniyordu: Merkez Bankası faiz kararını açıkladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) merakla beklenen faiz kararını açıkladı.</p><p>TCMB'den faiz oranlarına ilişkin yapılan duyuruda, TCMB Başkanı Fatih Karahan başkanlığında toplanan Kurulun, politika faizinin yüzde 37'de sabit kalmasına karar verdiği bildirildi.</p><p>Merkez Bankasının gecelik vadede borç verme faiz oranının yüzde 40'ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranının ise yüzde 35,5'te sabit tutulduğu bildirilen duyuruda, "Aylık dalgalanmalara karşın, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergeler enflasyonun ana eğiliminin gerilediğine işaret etmektedir." denildi.</p><p>Duyuruda, iktisadi faaliyete ilişkin verilerin ve arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalmasının iç talepteki zayıf seyri teyit ettiği belirtilerek, diğer taraftan, jeopolitik gelişmeler neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğu ifade edildi.</p><p>Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkilerinin yakından takip edildiği vurgulanan duyuruda, şu değerlendirmelere yer verildi:</p><p>"Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır."</p><p>Duyuruda, kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizmasının ilave makroihtiyati adımlarla destekleneceğinin altı çizildi.</p><p>Likidite koşullarının yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçlarının etkili şekilde kullanılmaya devam edileceği belirtilen duyuruda, "Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır." denildi.</p><p>Duyuruda, Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti'nin beş iş günü içinde yayımlanacağı bilgisi verildi.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/merakla-bekleniyordu-merk-123_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291013</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/vakif-katilimdan-kobilere-buyuk-kolaylik-pket-basvurulari-artik-dijital-kanallarda-291013</link>
      <pubDate>2026-09-10T13:23:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Vakıf Katılım'dan KOBİ'lere büyük kolaylık: p@ket başvuruları artık dijital kanallarda]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Vakıf Katılım'ın, KOBİ ve işletmelerin finansal işlemlerini dijital ortamda tek bir çatı altında toplamak amacıyla geliştirdiği e-Yönetim Platformu ‘p@ket' başvuruları artık, yalnızca şubeler üzerinden değil, Vakıf Katılım Mobil ve İnternet Şube üzerinden de yapılabiliyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Vakıf Katılım'dan KOBİ'lere büyük kolaylık: p@ket başvuruları artık dijital kanallarda]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vakıf Katılım'ın, KOBİ'ler ve ticari işletmelerin e-Fatura,  e-Arşiv, e-İrsaliye, e-Defter ve benzeri dijital belge süreçlerine tek bir çatı  altında çözüm sunmak amacıyla hayata geçirdiği e-Yönetim Platformu p@ket için başvuru  süreci dijital ortama taşındı. Böylece şubeye gitmeye gerek kalmadan Vakıf  Katılım Mobil ve İnternet Şube üzerinden tamamlanabilen başvurularla işletmeler  e-dönüşüm dünyasına dakikalar içerisinde adım atıyor. </p><p><b>İLK YILA ÖZEL ÜCRETSİZ KULLANIM AVANTAJI</b></p><p class="MsoNormal">Konuyla  ilgili açıklamada bulunan<b> </b><b>Vakıf Katılım Pazarlama Genel Müdür  Yardımcısı Mehmet Fatih Yorulmaz,</b> "İşletmelerin dijitalleşme  süreçlerini kolaylaştırmak amacıyla geliştirdiğimiz p@ket platformunu, başvuru  ve kullanım deneyimini daha pratik hale getirecek şekilde yeniledik. İşletmeler  artık başvurularını mobil ve internet şube üzerinden de hızlı ve kolay bir  şekilde gerçekleştirebiliyor. Bunun yanı sıra platformu ilk kez kullanan işletmelere  ilk yıl ücretsiz kullanım avantajı sunarak dijital çözümlerden daha fazla  işletmenin yararlanmasını hedefliyoruz." dedi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/whatsappimage2026091-1009202632f7f6cc.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/vakif-katilimdan-kobilere-898_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291012</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/cumhurbaskanligi-yatirim-ve-finans-ofisi-baskani-daglioglu-turkiye-bolge-icin-gercek-bir-merkez-291012</link>
      <pubDate>2026-09-10T13:14:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Dağlıoğlu: Türkiye bölge için gerçek bir merkez]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, Türkiye'nin bölge için sadece köprü değil, bir merkez olduğunu belirterek, "Pek çok küresel şirket, bölgedeki faaliyetlerini yönetmek için Türkiye'yi kullanıyor." dedi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Dağlıoğlu: Türkiye bölge için gerçek bir merkez]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, Türkiye'nin bölge için sadece köprü değil, bir merkez olduğunu belirterek, "Burası gerçek bir merkez. Özellikle çok uluslu şirketler için bir üretim merkezi, bir AR-GE merkezi, bir lojistik merkezi olduğunu görebilirsiniz, pek çok küresel şirket, bölgedeki faaliyetlerini yönetmek için Türkiye'yi kullanıyor." dedi.</p><p>Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisinin ev sahipliğinde ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının stratejik ortaklığında düzenlenen GITEX Ai Türkiye, İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştiriliyor.</p><p>Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, burada yaptığı konuşmada, Türkiye'nin dünyanın kesişim noktası olduğunu söyledi.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/42431965.jpg"/><p>Dağlıoğlu, Türkiye'nin konumu ve coğrafi avantajı, yetenek havuzuna erişim imkanı, fon ve sermaye varlığı ile ülke üzerinden pazara erişim olanakları sayesinde bölgesel bir merkez haline geldiğini vurguladı.</p><p>Son yıllardaki gelişmelere değinen Dağlıoğlu, "Türkiye, bölgede bir startup merkezi olarak öne çıktı. Mesele sadece Türk şirketlerinin Türkiye'de iş kurması değil, bölgedeki şirketlerin de buraya gelmesi. Bölgeden kastım ise genel olarak Orta ve Doğu Avrupa, Orta Asya ülkeleri, Kuzey Afrika ülkeleri ve Orta Doğu. Dolayısıyla bu salonda, bu çerçevede faaliyet gösteren birçok girişime ulaşabileceğinizi görebilirsiniz." diye konuştu.</p><p><b>"TÜRKİYE BÖLGESİNDE SANAYİSİNİ EN ÇEŞİTLENDİRMİŞ ÜLKE"</b></p><p>Dağlıoğlu, son dönemde Türkiye'deki kapsamlı teşvik paketlerine işaret ederek, 20 yıl öncesine kadar Türkiye'nin sadece Asya ile Avrupa arasında bir köprü olarak görüldüğünü anımsattı.</p><p>Artık bunun doğru bir tanım olmadığını düşündüklerini kaydeden Dağlıoğlu, "Türkiye bölge için bir merkezdir, sadece bir köprü değildir. Çünkü köprünün üzerinde bir şey yapamazsınız, yalnızca üzerinden geçersiniz. Oysa burası gerçek bir merkez. Özellikle çok uluslu şirketler için bir üretim merkezi, bir AR-GE merkezi, bir lojistik merkezi olduğunu görebilirsiniz. Pek çok küresel şirket, bölgedeki faaliyetlerini yönetmek için Türkiye'yi kullanıyor." şeklinde konuştu.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/42431966.jpg"/><p>Dağlıoğlu, küresel ölçekte bu denli devrimsel bir dönemde yapay zeka adaptasyonunun çok daha büyük bir anlam taşıdığını belirterek, Türkiye'nin bölgesinde sanayisini en fazla çeşitlendirmiş ülke olduğunu bildirdi.</p><p>Türkiye'yi ziyaret eden pek çok kişiden Türkiye'nin Almanya'dan Çin'e kadar uzanan coğrafyada en sanayileşmiş ülke olduğunu duyduğunu anlatan Dağlıoğlu, "Dünya haritasını gözünüzün önüne getirirseniz, bunun muazzam bir rekabet avantajı olduğunu takdir edersiniz. Bu sanayi kolları, finans, bilgi ve iletişim teknolojileri, yazılım ve turizm-konaklama gibi güçlü hizmet sektörleriyle de çevrelenmiş durumda. Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde bu ülkenin altyapısına ve üstyapısına çok ciddi yatırımlar yaptık." dedi.</p><p><b>"SON AÇIKLANAN TEŞVİK PAKETİ TÜRKİYE'Yİ KÜRESEL EKONOMİK GÜÇ MERKEZİNE DÖNÜŞTÜRMEK İÇİN ÖNEMLİ BİR VİZYON"</b></p><p>Ahmet Burak Dağlıoğlu, Türkiye'nin son 20 yıldır rekabetçi bir ekonomi olduğunu vurgulayarak, ülke olarak gelecek yıllarda da yapay zekayı benimseme ve rekabet gücünü koruma konusunda son derece kararlı olduklarını ifade etti.</p><p>Dağlıoğlu, Türkiye'nin şu anda bölgesel bir merkez olduğunu ancak bunun kendileri için yeterli olmadığını ve gelecek on yıllarda hedeflerinin küresel bir ekonomik güç merkezi olmak olduğunu bildirdi.</p><p>Son açıklanan teşviklerin aslında Türkiye'yi bölgesel bir merkezden küresel bir ekonomik güç merkezine dönüştürmeyi amaçlayan bir vizyonla hazırlandığına dikkati çeken Dağlıoğlu, şöyle devam etti:</p><p>"Hizmet ihracatında kurumlar vergisi oranı yüzde 0 olacak, üstelik bu sadece yazılım gibi alanlarla sınırlı değil, her türlü hizmet faaliyetini kapsıyor. Bir diğer önemli teşvik ise çok uluslu yapılar için geçerli. Çok uluslu teknoloji şirketleri, küresel iş merkezlerini veya ortak hizmet birimlerini İstanbul'da, yani Türkiye'de kurarlarsa kurumlar vergisinden muaf tutulacaklar. Ayrıca belirli gelir vergisi muafiyetleri de sağlanacak. Özellikle özel sermaye fonları, aile şirketleri ve yüksek gelirli bireyler için yakın zamanda devreye alınan bir teşvik daha var, varlıklarınızı Türkiye'ye getirirseniz 'non-dom' (yerleşik olmayan vergi mükellefi) programından yararlanabileceksiniz, yurt dışı kazançlarınız 20 yıl boyunca vergiden muaf olacak ve veraset vergisi yalnızca yüzde 1 olarak uygulanacak."</p><p>Dağlıoğlu, Türkiye'nin ilk olarak dirençli ve hızlı büyüyen bir ekonomi olarak hatırlanması gerektiğini belirterek, "İkincisi, zengin yetenek havuzuna sahip bir ülke. Üçüncüsü, reformlara kararlılıkla bağlıyız, Türkiye'nin rekabet gücünü korumakta kararlıyız ve Türk devletini tüm yatırımcıların yanında göreceksiniz. Son temel mesaj ise burası kesinlikle kıtaların kesişim noktasında yer alan bir ülke." diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/cumhurbaskanligi-yatirim--358_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291011</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/gundem/adanada-orman-yangini-havadan-ve-karadan-mudahale-suruyor-291011</link>
      <pubDate>2026-09-10T13:09:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Adana'da orman yangını: Havadan ve karadan müdahale sürüyor]]></title>
      <category><![CDATA[Gündem]]></category>
      <description><![CDATA[Adana'nın Kozan ilçesinde başlayıp İmamoğlu ve Aladağ ilçelerindeki bazı mahallelere de sıçrayan yangının kontrol altına alınması için çalışmalar devam ediyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Adana'da orman yangını: Havadan ve karadan müdahale sürüyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Enizçakırı Mahallesi'nde 8 Eylül'de çıkan ve şiddetli rüzgarın etkisiyle iki ilçeye de yayılan yangına ekiplerin havadan ve karadan müdahalesi sürüyor.</p><p>Ekiplerin çalışmasıyla enerjisi düşürülen ve bazı noktalarda kontrol altına alınan yangında zarar gören alanlar dronla görüntülendi.</p><p>Görüntülerde, alanda küle dönen birçok ağaç yer aldı.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/1-100920263f6cf752.jpg"/><p><b>ÜÇ İLÇE YANGINDAN ETKİLENDİ</b></p><p>Enizçakırı Mahallesi'nde 8 Eylül'de henüz belirlenemeyen nedenle çıkan orman yangını, Aladağ ile İmamoğlu ilçelerindeki bazı mahallelerde yayılmıştı. Yaklaşık 15 mahallenin etkilendiği, bazı ev ve ahırların zarar gördüğü yangın nedeniyle 285 hanede 835 vatandaş tedbir amaçlı tahliye edilmişti.</p><img class="rich-text-photo" src="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/2-10092026fdc307d8.jpg"/>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/adanada-orman-yangini-hav-835_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291010</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/ajetten-kazakistana-istanbuldan-iki-yeni-hat-291010</link>
      <pubDate>2026-09-10T13:04:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[AJet'ten Kazakistan'a İstanbul'dan iki yeni hat]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[AJet, Kazakistan'ın başkenti Astana'ya ve Almatı şehrine İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı'ndan direkt sefer başlatıyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[AJet'ten Kazakistan'a İstanbul'dan iki yeni hat]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre AJet, yurt dışı uçuş ağını genişletmeye devam ediyor.</p><p>İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı'ndan 5 Ocak 2027 tarihinde Almatı'ya, 7 Ocak 2027'de ise Astana'ya ilk seferler yapılacak.</p><p>Kazakistan'ın Astana ve Almatı şehirlerine Ankara'dan direkt seferleri bulunan AJet, İstanbul'dan başlatacağı yeni seferlerle Orta Asya'daki varlığını güçlendiriyor. İstanbul-Almatı ve İstanbul-Astana hatları, iki ülke arasındaki ticari ve turistik faaliyetlere de katkı sağlayacak.</p><p>AJet'in İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı'ndan Astana'nın Nursultan Nazarbayev Uluslararası Havalimanı'na direkt seferleri pazartesi ve perşembe günleri olmak üzere haftada 2 gün yapılacak.</p><p>İstanbul-Almatı seferleri ise salı ve pazar günleri olmak üzere haftanın 2 günü düzenlenecek.</p><p><b>"BU YENİ HAVA KÖPRÜLERİ BİZİM İÇİN BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR"</b></p><p>AJet Genel Müdürü Kerem Sarp, yeni hatları sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu.</p><p>Sarp, AJet olarak yurt dışı uçuş ağlarını genişletmeye hız kesmeden devam ettiklerini belirterek, şunları kaydetti:</p><p>"Bu doğrultuda Kazakistan'ın 2 önemli şehrine İstanbul'dan direkt sefer başlatmanın ve Ankara'dan yaptığımız seferlerde frekans artışına gidecek olmanın heyecanını yaşıyoruz. Türk devletleriyle olan bağlantımızı daha da güçlendirecek bu yeni hava köprüleri bizim için büyük önem taşıyor.</p><p>İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan 5 Ocak 2027 itibarıyla Almatı'ya, 7 Ocak itibarıyla da Astana'ya haftada 2 gün direkt seferlere başlayacağız. Halihazırda Ankara Esenboğa Havalimanı'ndan Almatı ve Astana'ya gerçekleştirdiğimiz seferlerde ise frekans artışına gidiyoruz. Önümüzdeki dönemde Kazakistan'daki uçuş ağımızı daha da genişletmek ve iki ülke arasındaki bağlara yeni hava köprüleriyle katkı sunmak istiyoruz."</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/ajetten-kazakistana-istan-532_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291009</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/soguk-mu-oda-sicakligi-mi-uzmanlar-ideal-su-sicakligini-acikladi-291009</link>
      <pubDate>2026-09-10T13:01:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Soğuk mu oda sıcaklığı mı? Uzmanlar ideal su sıcaklığını açıkladı]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Beslenme uzmanları ve gastroenterologlar, oda sıcaklığında su tüketiminin sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdi. İstanbul'da yapılan son açıklamalarda, suyun sıcaklığının sindirim ve hidrasyon üzerindeki rolü tartışmaya açıldı. Uzmanlar, aşırı sıcak veya buzlu suyun olası etkilerine karşı vatandaşları uyardı.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Soğuk mu oda sıcaklığı mı? Uzmanlar ideal su sıcaklığını açıkladı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme uzmanları ve gastroenterologlar, su tüketiminde sıcaklık tercihlerinin sağlık üzerindeki etkilerini mercek altına aldı. Özellikle İstanbul'da artan sıcaklıklarla birlikte vatandaşların su içme alışkanlıkları yeniden gündeme gelirken, oda sıcaklığında mı yoksa buz gibi mi su içmenin daha sağlıklı olduğu tartışılıyor. Konuya dair görüş bildiren uzmanlar, suyun sıcaklığının sindirim ve hidrasyon üzerinde belirleyici bir rol oynayabileceğini, ancak kişisel tercihin de önemli olduğunu vurguladı. Son araştırmalar, oda sıcaklığında veya serin suyun, özellikle günlük tüketim açısından en uygun seçenekler arasında yer aldığını gösteriyor. Uzmanlar, aşırı sıcak veya buzlu suyun bazı kişilerde rahatsızlık yaratabileceğine dikkat çekti.</p><h3>Beslenme uzmanlarından oda sıcaklığında su tavsiyesi</h3><p>Kaliforniya Üniversitesi, Irvine'de görev yapan beslenme uzmanı Dr. Matthew Landry, su sıcaklığı konusunda yaptığı açıklamada, "Serin su, yaklaşık 15-22°C aralığında, çoğu insan için en hoş ve içimi kolay seçenektir" ifadelerini kullandı. Landry, suyun sıcaklığının vücut sıcaklığına kısa sürede uyum sağladığını, bu nedenle genel olarak sıcaklığın büyük bir fark yaratmadığını belirtti. Ancak, kişinin tercihi ve içme isteği üzerinde suyun sıcaklığının etkili olabileceğini de ekledi. Oda sıcaklığında suyun, genellikle 20-22°C civarında olduğunu ve serin suyla benzer faydalar sunduğunu ifade eden uzmanlar, özellikle günlük içim için bu aralığın tercih edilmesini öneriyor. Gastroenterolog Dr. Edmundo Rodriguez-Frias da, "Günlük yaşamda serin veya oda sıcaklığında su tüketilmesi, vücutta emilim açısından herhangi bir sorun yaratmaz. Önemli olan kişinin kendini rahat hissetmesi ve yeterli miktarda su içmesidir" dedi. Spor tıbbı rehberlerinde de serin suyun, uzun süreli tüketim için daha uygun olduğu belirtiliyor. Amerikan Spor Tıbbı Koleji ve Ulusal Atletik Eğitmenler Derneği, serin içeceklerin tüketimini destekliyor. Araştırmalar, insanların genellikle serin suyu sıcak veya kaynar suya göre daha fazla tercih ettiğini gösteriyor. Bu nedenle, oda sıcaklığında su tüketimi hem sağlık otoriteleri hem de uzmanlar tarafından destekleniyor.</p><h3>Dr. Rodriguez-Frias: 'Aşırı sıcak su kansere yol açabilir'</h3><p>Gastroenterolog Dr. Edmundo Rodriguez-Frias, sıcak veya kaynar su tüketimiyle ilgili yanlış inanışlara dikkat çekti. Sıcak suyun mideyi "detoksifiye" ettiğine dair iddiaların bilimsel bir temeli olmadığını vurgulayan Rodriguez-Frias, "Aşırı sıcak sıvıların, özellikle 65°C (149°F) ve üzerinde uzun süre tüketilmesi, yemek borusu kanseri riskini artırabilir" açıklamasını yaptı. Bu nedenle uzmanlar, düzenli olarak çok sıcak içeceklerin tüketilmesinden kaçınılması gerektiğini belirtiyor. Sıcak suyun sindirim sistemi üzerinde özel bir avantajı olmadığına işaret eden Dr. Rodriguez-Frias, "Kişi, sıcak içecekleri daha keyifli buluyorsa, hafif sıcak su içmesinde bir sakınca yok. Ancak yanacak kadar sıcak sıvılar sağlık için tehlike oluşturabilir" dedi. Araştırmalar, sıcaklık değişiminin mide asidi salgısı, gastrin salınımı veya mide boşalması üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığını ortaya koyuyor. Dolayısıyla, oda sıcaklığında veya serin su tüketimi sindirim üzerinde nötr bir etki yaratıyor ve bu durum sağlık açısından olumlu kabul ediliyor.</p><h3>Buzlu su tüketiminde dikkat edilmesi gerekenler</h3><p>Buz gibi suyun özellikle sıcak havalarda veya egzersiz sırasında ferahlatıcı bir seçenek olarak öne çıktığına dikkat çeken beslenme uzmanları, bu tercihin bazı kişilerde rahatsızlık yaratabileceğini belirtiyor. Dr. Landry, "Yaklaşık 1-2°C sıcaklıktaki suyun enerji alımını azaltabileceğine dair bazı araştırmalar mevcut. Ancak bu etkinin oldukça sınırlı olduğu ve buzlu suyun iştah kontrolü için kesin bir çözüm sunmadığı görülüyor" dedi. Buzlu suyun bazı bireylerde baş ağrısı veya diş hassasiyetine neden olabileceğini de ekledi. Uzmanlar, buz gibi suyun sindirimi anlamlı ölçüde yavaşlatmadığını, ancak hızlı ve fazla tüketilmesi durumunda mide rahatsızlığına yol açabileceğini belirtiyor. Bu nedenle, oda sıcaklığında veya serin su içmek, buzlu suya göre daha güvenli ve konforlu bir seçenek olarak öne çıkıyor. Özellikle sıcak yaz günlerinde, vücudun ihtiyacı olan hidrasyonu sağlamak için serin veya oda sıcaklığında su tercih edilmesi öneriliyor. Buzlu suyun iştah üzerinde yaratabileceği değişiklikler ise, kalıcı ve belirgin bir sağlık avantajı olarak kabul edilmiyor.</p><h3>Su sıcaklığı ve sindirim ilişkisi: Bilimsel bulgular ne söylüyor?</h3><p>Uzmanlar, suyun sıcaklığının sindirim sistemi üzerindeki etkilerini değerlendiren bilimsel çalışmalara da dikkat çekiyor. Dr. Landry, sıcak ve soğuk sıvıların mideye ulaştıktan sonra kısa süreli sıcaklık değişimine yol açtığını, ancak bu değişikliğin mide asidi üretimi veya mide boşalması üzerinde anlamlı bir etki yaratmadığını belirtti. Araştırmalar, oda sıcaklığında suyun sindirime herhangi bir özel avantaj sağlamadığını, aynı şekilde dezavantaj da oluşturmadığını gösteriyor. Bu nedenle, sindirim açısından en iyi yaklaşım, kişinin kendini rahat hissettiği sıcaklıkta su tüketmesi olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, suyun sıcaklığının vücut tarafından hızla dengelendiğini, bu nedenle oda sıcaklığında veya serin suyun sindirim üzerinde nötr bir etki yarattığını vurguluyor. Aşırı sıcak ya da buz gibi suyun ise, bazı hassas bireylerde kısa süreli rahatsızlık oluşturabileceği ifade ediliyor. Sonuç olarak, su sıcaklığı konusunda kişisel tercihlerin ön planda tutulması ve sağlığı tehdit edecek aşırı sıcaklıklardan kaçınılması öneriliyor.</p><p>Özetle, beslenme uzmanları ve gastroenterologlar, su tüketiminde oda sıcaklığı veya serin suyun en uygun seçenekler olduğunu belirtiyor. Aşırı sıcak veya buzlu suyun ise bazı riskler taşıyabileceği, özellikle düzenli olarak çok sıcak içeceklerin tüketilmesinden kaçınılması gerektiği vurgulanıyor. İstanbul'da ve genel olarak ülke genelinde vatandaşların, su sıcaklığı tercihini kendi rahatlıklarına göre belirlemeleri, ancak sağlık açısından aşırı uçlardan uzak durmaları tavsiye ediliyor. Uzmanlar, doğru sıcaklıkta su tüketiminin, hem hidrasyon hem de sindirim açısından en güvenli yol olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/soguk-mu-oda-sicakligi-mi-573_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291008</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/sakarya-hendekte-icradan-satilik-tarla-291008-291008</link>
      <pubDate>2026-09-10T12:59:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Sakarya Hendek'te 20099 metrekare tarla icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 15.917.904 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2024/42 SATIŞ sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b>Artırma Bilgileri</b></p><p>1.Artırma Başlangıç Tarih ve Saati : 28/09/2026 - 14:25</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 05/10/2026 - 14:25</p><p>2.Artırma Başlangıç Tarih ve Saati : 26/10/2026 - 14:25</p><p>Bitiş Tarih ve Saati : 02/11/2026 - 14:25</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2213209/emlak-tarla-tarim-arazisi-bag-bahce-zeytinlik-sakarya-hendekte-20099-m2-tarla-mahkemeden-satiliktir">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/sakarya-hendekte-icradan--123_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291007</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/istanbulda-icradan-satilik-tasinmaz-291007-291007</link>
      <pubDate>2026-09-10T12:58:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[İstanbul Fatih'te kargir apartman ve mağaza nitelikli taşınmaz icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 186.000.000 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2026/51 SATIŞ sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b>Artırma Bilgileri</b></p><p>1.Artırma Başlangıç Tarih ve Saati : 06/10/2026 - 11:10 Bitiş Tarih ve Saati : 13/10/2026 - 11:10</p><p>2.Artırma Başlangıç Tarih ve Saati : 03/11/2026 - 11:10 Bitiş Tarih ve Saati : 10/11/2026 - 11:10</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2212939/emlak-bina-apartman-istanbul-fatihte-kargir-apartman-ve-magaza-nitelikli-tasinmaz-mahkemeden-satiliktir">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/istanbulda-icradan-satili-155_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291006</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/her-gece-8-saat-uyumak-sart-mi-yeni-arastirma-farkli-bir-araliga-isaret-ediyor-291006</link>
      <pubDate>2026-09-10T12:57:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Her gece 8 saat uyumak şart mı? Yeni araştırma farklı bir aralığa işaret ediyor]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Columbia Üniversitesi ve uluslararası MULTI Konsorsiyumu tarafından gerçekleştirilen dev uyku araştırması, yaşlanma ile uyku arasındaki kritik bağlantıyı ortaya koydu. Yarım milyon kişinin verileriyle hazırlanan bu çalışma, sekiz saat uyku kuralına yeni bir bakış açısı getiriyor ve ideal uyku süresinin sanılandan farklı olduğunu gösteriyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Her gece 8 saat uyumak şart mı? Yeni araştırma farklı bir aralığa işaret ediyor]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Columbia Üniversitesi'nin öncülüğünde yürütülen ve Nature dergisinde yayımlanan geniş kapsamlı bir araştırma, uyku süresi ile yaşlanma arasındaki ilişkiye dair çarpıcı bulgular sundu. Yarım milyon kişinin verileriyle hazırlanan bu çalışma, sekiz saat uyku kuralının tartışmalı olduğunu ve ideal sürenin aslında farklı bir aralıkta yer aldığını ortaya koydu. Araştırmada, 17 farklı organ sistemi üzerinde yapılan analizler sonucunda, hem çok az hem de çok fazla uyumanın yaşlanma sürecini hızlandırdığı belirlendi. Bilim insanları, geceleri 6,4 ile 7,8 saat arasında uyuyan kişilerin biyolojik olarak en az yaşlandığını tespit etti. Özellikle altı saatten az ya da sekiz saatten fazla uyuyanlarda, organların biyolojik yaşının hızla arttığı gözlendi. Araştırma, uykunun yalnızca dinlenme değil, aynı zamanda vücudun yaşlanma hızını belirlemede de önemli bir rol oynadığını vurguladı.</p><h3>Columbia Üniversitesi: 'Uyku süresi, biyolojik yaşlanmayı doğrudan etkiliyor'</h3><p>Çalışmanın başında yer alan Columbia Üniversitesi Radyoloji Bölümü'nden Junhao Wen, uykunun vücudun neredeyse tüm sistemleriyle bağlantılı olduğunu ve biyolojik yaşlanmanın önemli bir göstergesi olduğunu belirtti. Araştırmacılar, Birleşik Krallık Biyobankası'ndan alınan 37-84 yaş aralığındaki yarım milyon kişinin verilerini inceledi. 17 organ sistemi için oluşturulan 23 biyolojik yaş saati ile, kişilerin bildirdiği uyku süreleri karşılaştırıldı. Elde edilen sonuçlar, uyku süresi ile organ yaşlanması arasında belirgin bir U şekilli ilişki olduğunu gösterdi. Yani, hem yetersiz hem de aşırı uyku, organların yaşlanma hızını artırıyor. Junhao Wen, "Ben de hafif uyku uyuyorum ve bunun üzerimdeki etkileri konusunda endişelenmeye başlamıştım" diyerek, bulguların kişisel düzeyde de farkındalık yarattığını ifade etti.</p><h3>Nature dergisinde yayımlanan çalışma: İdeal uyku süresi şaşırttı</h3><p>Nature dergisinde yayımlanan bu dev araştırma, bugüne kadar sıkça dile getirilen "her gece sekiz saat uyuyun" kuralına karşı yeni bir bakış açısı sundu. Araştırmanın sonuçlarına göre, geceleri 6,4 ile 7,8 saat arasında uyuyanlar, organ yaşlanması açısından en avantajlı grubu oluşturdu. Altı saatten az ya da sekiz saatten fazla uyuyan kişilerde ise, biyolojik yaşın hızla arttığı saptandı. Bu bulgular, uyku süresi ile yaşlanma arasındaki ilişkinin yalnızca bir korelasyon olduğunu, yani doğrudan nedensel bir bağ kurulamayacağını da ortaya koydu. Yetersiz ya da fazla uyku, bazen başka sağlık sorunlarının belirtisi olabilir. Bu nedenle, uzmanlar, uyku süresine takılıp kalmak yerine, genel sağlık durumunun da göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı.</p><h3>CDC ve Ulusal Yaşlanma Enstitüsü: Yedi saat uyku önerisi</h3><p>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), yetişkinlerin her gece en az yedi saat uyumasını öneriyor. Ancak yapılan araştırmalar, yetişkinlerin üçte birinin bu süreyi karşılayamadığını gösteriyor. Kısa uyku süresi, obezite, diyabet, yüksek tansiyon, kalp hastalığı ve inme gibi ciddi sağlık sorunlarıyla ilişkilendiriliyor. Ulusal Yaşlanma Enstitüsü ise, yaşlı yetişkinlerin de yedi ila dokuz saat uykuya ihtiyaç duyduğunu ve yaşlandıkça uyku ihtiyacının azalmadığını belirtiyor. Araştırmanın sonuçları, özellikle yaşlı bireylerin uyku düzenine daha fazla dikkat etmesi gerektiğini ortaya koydu. Uzmanlar, hem yetersiz hem de aşırı uyku durumunda mutlaka bir doktora başvurulmasını tavsiye ediyor.</p><h3>Uyku alışkanlıklarında istikrar: Sağlıklı yaşlanmanın anahtarı</h3><p>Uzmanlar, ideal uykuya ulaşmak için günlük alışkanlıkların büyük önem taşıdığını belirtiyor. Araştırmada, her gün aynı saatte yatıp kalkmak, sabah ışığına maruz kalmak ve gece ortamını karanlık tutmak gibi öneriler öne çıktı. Ayrıca, öğleden sonra kafein tüketiminden ve gece alkol almaktan kaçınılması tavsiye edildi. Yatakta uzun süre uyanık kalınırsa, kısa bir süreliğine kalkıp loş ışıkta sakinleştirici bir aktivite yapmak önerildi. Eğer uyku süresinde belirgin bir değişiklik ve sekiz saatten fazla ya da altı saatten az uyuma durumu varsa, bu durumun başka sağlık sorunlarının belirtisi olabileceği vurgulandı. Uyku, genetik ve yaş gibi kontrol edilemeyen faktörlerin aksine, bireylerin doğrudan etkileyebileceği birkaç alışkanlıktan biri olarak öne çıkıyor. Araştırmacılar, istikrarlı uyku düzeninin sağlıklı yaşlanmanın anahtarı olduğunu belirtti.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/her-gece-8-saat-uyumak-sa-299_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291005</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/yemeklerden-once-sirkeli-su-icmek-dogru-mu-291005</link>
      <pubDate>2026-09-10T12:55:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Yemeklerden önce sirkeli su içmek doğru mu?]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[Elma sirkesi, Türkiye'de ve dünyada kan şekeri kontrolü için sıklıkla tercih edilen doğal bir yöntem olarak öne çıkıyor. Ancak uzmanlar, elma sirkesinin diyabet ilaçlarının yerine geçemeyeceğini ve bilinçsiz kullanımının sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Yemeklerden önce sirkeli su içmek doğru mu?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Elma sirkesi, son yıllarda özellikle kan şekeri kontrolü amacıyla birçok kişi tarafından tercih ediliyor. Diyetisyenler, yemeklerden önce elma sirkesi tüketmenin nişasta sindirimini yavaşlatıp kan şekerinin hızlı yükselmesini önleyebileceğini belirtiyor. Türkiye'de ve dünyada popülerliği artan elma sirkesi, kısa vadede kan şekeri üzerinde olumlu etkiler sağlayabiliyor. Ancak uzmanlar, bu doğal ürünün diyabet tedavisinde tek başına yeterli olmadığını, ilaçların veya doktor önerilerinin yerine geçemeyeceğini hatırlatıyor.</p><h3>Uzman diyetisyenlerden elma sirkesi uyarısı</h3><p>Pritikin Uzun Yaşam Merkezi'nden diyetisyen Martha Theran, elma sirkesinin içerdiği asetik asit sayesinde nişastaların sindirimini yavaşlattığını ve bu sayede karbonhidrat ağırlıklı yemeklerden sonra kan şekerinin daha kontrollü yükseldiğini ifade ediyor. Theran'a göre, elma sirkesi kasların daha fazla glukoz emmesine destek olarak, kanda biriken fazla şekerin temizlenmesine yardımcı oluyor. Diğer yandan, MyNetDiary'den diyetisyen Amy Brownstein da elma sirkesindeki asetik asit ve antioksidanların mide boşalmasını yavaşlatıp karaciğerin glukoz üretimini azalttığını, bunun da kan şekeri artışını yavaşlattığını belirtiyor. Uzmanlar, özellikle yemeklerden 10-20 dakika önce bir yemek kaşığı elma sirkesinin suyla seyreltilerek içilmesinin birkaç dakika içinde etkisini gösterebileceğini aktarıyor. Ancak her iki diyetisyen de, elma sirkesinin mucizevi bir çözüm olmadığını ve diyabet ilaçlarının yerine kullanılmaması gerektiğini vurguluyor.</p><h3>Elma sirkesi uzun vadede kan şekeri kontrolüne katkı sağlayabilir</h3><p>Bilimsel araştırmalar, düzenli olarak elma sirkesi tüketiminin zamanla kan şekeri kontrolünde iyileşmelere destek olabileceğini gösteriyor. Özellikle tip 2 diyabetli bireylerde, günde 15-30 mililitre (yaklaşık 1-2 yemek kaşığı) elma sirkesi kullanımının sekiz hafta boyunca açlık kan şekerinde ve A1C değerlerinde anlamlı düşüşlere yol açtığına dair bulgular bulunuyor. Yüksek karbonhidrat içeren yemeklerden önce elma sirkesi tüketmek, glukoz dalgalanmalarını azaltıp açlık glukoz düzeyinin düşmesine ve insülin duyarlılığının artmasına katkı sağlıyor. Ancak uzmanlar, elma sirkesinin tek başına bir tedavi yöntemi olmadığının altını çiziyor. Martha Theran ve Amy Brownstein, elma sirkesinin diyabet ilaçlarının veya doktor tavsiyelerinin yerine geçmemesi gerektiğini ve tedavi planına eklenmeden önce mutlaka bir sağlık profesyoneline danışılması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, düzenli ve yüksek miktarda elma sirkesi tüketimi düşük potasyum seviyelerine yol açabileceği gibi, diş minesinin aşınmasına da neden olabiliyor. Bu nedenle, elma sirkesi kullanımı konusunda dikkatli olunması ve bilinçsiz tüketimden kaçınılması gerekiyor.</p><p>Sonuç olarak, elma sirkesi kan şekeri kontrolünde kısa ve uzun vadede olumlu etkiler gösterebilir. Ancak, bu etki kişiden kişiye değişebilir ve elma sirkesi hiçbir zaman diyabet ilaçlarının veya doktor önerilerinin yerine geçmemelidir. Elma sirkesi kullanmayı düşünen kişilerin, özellikle diyabet, böbrek rahatsızlığı veya farklı ilaçlar kullananların mutlaka doktorlarına danışması büyük önem taşıyor. Uzmanlar, sağlıklı bir yaşam için dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve doktor kontrolünün her zaman öncelikli olması gerektiğini hatırlatıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/yemeklerden-once-sirkeli--841_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291004</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/ekonomi/sakaryada-icradan-satilik-tasinmaz-291004-291004</link>
      <pubDate>2026-09-10T12:54:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[]]></title>
      <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
      <description><![CDATA[Sakarya Kocaali'de 222,71 metrekare taşınmaz icradan satışa sunuluyor...]]></description>
      <subtitle><![CDATA[]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan.gov.tr'de yer alan ilana göre, muhammen bedel 3.340.650 TL olarak belirlendi.</p><p>Mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2025/25 SATIŞ sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.</p><p><b><a href="https://www.ilan.gov.tr/ilan/2214702/emlak-tarla-tarim-arazisi-bag-bahce-zeytinlik-sakarya-kocaalide-222-71-m2-tasinmaz-mahkemeden-satiliktir-coklu-satis-">Detaylı bilgi için tıklayın.</a></b></p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/sakaryada-icradan-satilik-388_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291003</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/dunya/einstein-100-yil-once-ongormustu-yasak-kara-delik-birlesimi-evrenin-dev-bir-oyunu-mu-291003</link>
      <pubDate>2026-09-10T12:47:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Einstein 100 yıl önce öngörmüştü! 'Yasak' kara delik birleşimi evrenin dev bir oyunu mu?]]></title>
      <category><![CDATA[Dünya]]></category>
      <description><![CDATA[LIGO tarafından tespit edilen GW231123 sinyali, kara deliklerin birleşimiyle ilgili mevcut teorileri sarsıyor. Bilim insanları, Einstein'ın kütle çekim merceklemesi teorisinin bu olağanüstü olayı açıklayabileceğini öne sürüyor. LIGO'nun bulguları, kara deliklerin kütlelerinin bir illüzyon olabileceği ihtimalini gündeme getirdi.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Einstein 100 yıl önce öngörmüştü! 'Yasak' kara delik birleşimi evrenin dev bir oyunu mu?]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'deki Lazer İnterferometre Kütle Çekim Dalgası Gözlemevi (LIGO), 23 Kasım 2023'te evrenin derinliklerinden gelen ve GW231123 adı verilen olağanüstü bir kütle çekim dalgası sinyalini kaydetti. Bu sinyal, iki dev kara deliğin birleşmesinden kaynaklandı. İlk analizlere göre, birinin kütlesi Güneş'in 140 katı, diğerinin ise 100 katı büyüklüğündeydi. Ancak bu kadar büyük ve yüksek hızlı dönen kara deliklerin, yıldız evrimiyle ilgili mevcut bilimsel modellerle açıklanması neredeyse imkânsız görünüyor. Araştırmacılar, LIGO'nun bu beklenmedik bulgusunun, kara deliklerin kütlelerinin aslında olduğundan daha büyük göründüğü bir illüzyondan kaynaklanabileceğini düşünüyor. Bu illüzyonun ardında ise Einstein'ın genel görelilik teorisinde öngörülen kütle çekim merceklemesi fenomeni yer alıyor.</p><h3>Einstein'ın teorisi LIGO verilerini yeniden şekillendiriyor</h3><p>Albert Einstein'ın 1915'te ortaya koyduğu genel görelilik teorisi, kütleye sahip nesnelerin uzay-zamanı bükerek ışığın ve diğer dalgaların yolunu değiştirebileceğini öngörüyor. Kütle çekim merceklemesi adı verilen bu etki, bugüne dek özellikle uzak galaksilerden gelen ışığın büyütülmesinde ve saptırılmasında gözlemlendi. Şimdi ise, LIGO tarafından tespit edilen GW231123 sinyaliyle birlikte bu fenomenin kütle çekim dalgalarına da uygulanabileceği ortaya atıldı. LIGO'nun kaydettiği dalgaların, aslında daha küçük kara deliklerden kaynaklanmış olabileceği; ancak araya giren büyük kütleli bir nesnenin bu dalgaları büküp büyüterek Dünya'ya ulaşmasını sağladığı iddia ediliyor. Araştırma ekibi, bu sayede gözlemlenen kütlelerin ve birleşme hızlarının olağanüstü yüksek çıkmasının, kütle çekim merceklemesiyle açıklanabileceğini öne sürdü. Bu yaklaşım, LIGO'nun verilerine yeni bir bakış açısı getiriyor ve kara deliklerin gerçek kütlelerinin yeniden hesaplanmasını gerektiriyor.</p><h3>LIGO'nun GW231123 sinyali: Kütle çekim merceklemesiyle yeni bir evren anlayışı</h3><p>Bilim insanları, LIGO'nun kaydettiği GW231123 sinyalinin, kütle çekim merceklemesiyle büyütülmüş olabileceğini göstermek için yeni bir matematiksel model geliştirdi. Ekip, kütle çekim dalgalarını etkileyebilecek kadar büyük ve kompakt bir nesnenin, sinyalin Dünya'ya ulaşmadan önce saptırılıp büyütülmesine yol açabileceğini hesapladı. Bu modelde, GW231123 sinyalinin yaklaşık 190 ile 850 Güneş kütlesine sahip bir kompakt nesne veya geniş bir yıldız kümesi tarafından saptırıldığı varsayılıyor. Böylece, LIGO'nun kaydettiği yüksek kütleler ve hızlı dönüşler, aslında daha küçük kara deliklerin birleşmesinden kaynaklanan bir yanılsama olabilir. LIGO'nun bu bulgusu, Einstein'ın kütle çekim merceklemesi teorisinin yalnızca ışık için değil, kütle çekim dalgaları için de geçerli olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar, LIGO'nun bu tür sinyalleri daha hassas biçimde tespit edebilmesi için gelecekteki dedektörlerin geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p><h3>Bilim insanlarından LIGO'ya: Merceğin doğası hâlâ gizemini koruyor</h3><p>LIGO'nun GW231123 sinyaliyle ilgili yapılan analizler, araya giren merceğin tam olarak ne olduğu konusunda kesin bir yanıt sunamıyor. Araştırmacılar, 100 ile 1.000 Güneş kütlesi arasında değişen kompakt nesnelerin evrende son derece nadir bulunduğunu belirtiyor. LIGO'nun kaydettiği bu sinyalin ardındaki merceğin, alışılmadık bir yıldız kümesi ya da sıra dışı bir kompakt nesne olabileceği düşünülüyor. Ancak bilim dünyası, bu tür merceklerin gerçekten oluşup oluşamayacağı ya da daha hafif yıldızların da benzer bir etki yaratıp yaratamayacağı konusunda kesin bir sonuca ulaşabilmiş değil. LIGO'nun ve benzeri dedektörlerin ileride daha fazla benzer sinyal tespit etmesi, bu tür merceklerin doğasını anlamak için yeni fırsatlar yaratacak. LIGO'nun GW231123 sinyali, evrenin en şiddetli olaylarını anlamamızda kütle çekim merceklemesi etkisinin ne kadar önemli olabileceğini gözler önüne seriyor.</p><h3>LIGO'nun bulguları kara delik araştırmalarında yeni bir dönemi başlatıyor</h3><p>LIGO'nun GW231123 sinyaliyle ortaya çıkan kütle çekim merceklemesi ihtimali, kara delik birleşimlerinin ve evrenin en şiddetli olaylarının anlaşılmasında çığır açıcı bir gelişme olarak değerlendiriliyor. LIGO'nun bu tespiti, kara deliklerin gerçek kütlelerinin yeniden değerlendirilmesine ve genel görelilik teorisinin sınırlarının daha da genişletilmesine yol açabilir. Bilim insanları, LIGO'nun gelecekteki gözlemlerinin, kütle çekim dalgalarının evrendeki yolculuğunun ve kara deliklerin doğasının daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağını düşünüyor. Sonuç olarak, LIGO'nun GW231123 sinyaliyle başlayan tartışma, kara deliklerin ve kütle çekim dalgalarının gizemini çözmek için bilim dünyasına yeni bir yol haritası sunuyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/einstein-100-yil-once-ong-660_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291001</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/yasam/sadece-kemikleri-degil-kaslari-da-guclendiriyor-laboratuvardan-cikan-test-sonuclari-heyecan-yaratti-291001</link>
      <pubDate>2026-09-10T12:43:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Sadece kemikleri değil kasları da güçlendiriyor! Laboratuvardan çıkan test sonuçları heyecan yarattı]]></title>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Leipzig Üniversitesi'nde yürütülen araştırma, GPR133 adlı reseptörün osteoporoz tedavisinde önemli bir rol oynayabileceğini ortaya koydu. Almanya'da yaklaşık 6 milyon kişinin yaşadığı kemik kaybı sorununa yönelik geliştirilen AP503 bileşiği, kemik gücünü artırmada umut vaat ediyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Sadece kemikleri değil kasları da güçlendiriyor! Laboratuvardan çıkan test sonuçları heyecan yarattı]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Leipzig Üniversitesi'nde görevli bilim insanları, osteoporoz tedavisinde çığır açabilecek bir gelişmeye imza attı. Araştırmacılar, GPR133 adlı reseptörü hedef alan ve AP503 isimli deneysel bir bileşikle yapılan çalışmada, farelerde kemiklerin kayda değer şekilde güçlendiğini gözlemledi. GPR133'ün kemik oluşumunu hızlandırıp kemik kaybını yavaşlatması, özellikle yaşa bağlı kemik zayıflaması ve osteoporozla mücadelede yeni bir umut doğurdu. Bu gelişme, Almanya'da çoğunluğu kadın olan yaklaşık altı milyon osteoporoz hastası için uzun vadeli ve güvenli tedavi arayışına önemli bir katkı sunuyor.</p><h3>Leipzig Üniversitesi'nden GPR133 atılımı: Kemik gücünde belirgin artış</h3><p>Leipzig Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Profesör Ines Liebscher ve ekibi, kemik sağlığında kritik rol oynayan GPR133 reseptörü üzerinde kapsamlı bir araştırma yürüttü. Araştırmada, GPR133'ün genetik olarak bozulduğu farelerde erken yaşta kemik yoğunluğu kaybı ortaya çıktı ve bu durum insanlardaki osteoporoza benzer bir tablo oluşturdu. Ekip, bilgisayar destekli tarama yöntemiyle keşfedilen AP503 bileşiğini hem sağlıklı hem de osteoporozlu farelere uyguladı. Sonuçlar, AP503'ün GPR133'ü uyararak kemik gücünü anlamlı ölçüde artırdığını gösterdi. Özellikle, kemik kaybı yaşayan farelerde de bu etkinin ortaya çıkması, GPR133'ün gelecekteki osteoporoz tedavilerinde değerli bir hedef olabileceğini kanıtladı. Leipzig Üniversitesi'nin bu buluşu, mevcut tedavilerin yan etkileri ve sınırlamaları nedeniyle yeni biyolojik hedeflere ihtiyaç duyan tıp dünyasında büyük ses getirdi.</p><h3>AP503 bileşiğiyle kemik ve kas sağlığında çifte etki</h3><p>GPR133, hücrelerin yüzeyinde yer alan ve çevreden gelen sinyallere yanıt veren yapışma G proteinine bağlı reseptörler grubunda bulunuyor. Leipzig ekibinin bulgularına göre, GPR133'ün aktive edilmesi, kemik oluşturan hücrelerin (osteoblastlar) faaliyetini artırırken, kemik yıkan hücrelerin (osteoklastlar) etkisini azaltıyor. Bu sayede kemik yapımı, kemik yıkımının önüne geçiyor ve kemiklerin dayanıklılığı artıyor. AP503 bileşiği ise, bu doğal süreci taklit ederek kemik gücünü destekliyor ve hatta yeniden inşa sürecini tetikliyor. Araştırmacılar, menopoz sonrası dönemde artan kemik kaybı gibi durumlarda AP503'ün potansiyel bir çözüm olabileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca, Leipzig Üniversitesi'nde yürütülen önceki çalışmalar, AP503 ile yapılan tedavinin iskelet kaslarını da güçlendirdiğini ortaya koydu. Bu çifte etki, yaşlanmayla birlikte hem kemik hem de kas gücünde düşüş yaşayan bireyler için büyük önem taşıyor. Güçlü kaslar hareket kabiliyetini ve dengeyi artırırken, sağlam kemikler kırık riskini azaltıyor. Bu nedenle GPR133 hedefli tedaviler, yaşlı nüfusun yaşam kalitesini yükseltme potansiyeli taşıyor.</p><h3>Leipzig Üniversitesi'nin GPR133 araştırmaları uluslararası alanda öne çıkıyor</h3><p>Leipzig Üniversitesi, yapışma G proteinine bağlı reseptörler üzerine on yılı aşkın süredir yürüttüğü araştırmalarla tanınıyor. GPCR Aktivasyonu ve Sinyalizasyonunun Yapısal Dinamikleri başlıklı İşbirlikçi Araştırma Merkezi 1423 programı kapsamında, bu reseptörlerin hücre içinde nasıl şekil değiştirdiği ve sinyal ilettiği detaylı şekilde inceleniyor. Leipzig ekibi, GPR133'ün yalnızca kemik değil, kas dokusu ve vücuttaki diğer sistemler üzerindeki etkilerini de araştırmaya devam ediyor. Araştırmacılar, AP503'ün farklı hastalıklarda kullanılma olasılığı ile ilgili yeni projeler başlattı. Leipzig Üniversitesi'nin bu alandaki öncü çalışmaları, osteoporozun ötesinde, kas ve kemik sağlığını birlikte ele alan bütüncül tedavi yaklaşımlarının önünü açıyor. Elde edilen bulgular, GPR133'ün insan sağlığı üzerinde çok daha geniş bir etki alanına sahip olabileceğini gösteriyor.</p><h3>GPR133 hedefli tedaviler yaşlanan toplumlar için umut vadediyor</h3><p>Leipzig Üniversitesi'nden Dr. Juliane Lehmann, GPR133'ün kemik güçlendirme potansiyelinin yaşlanan nüfus için büyük bir fırsat sunduğunu vurguladı. Özellikle hem kemik hem de kas gücünü aynı anda artırabilen bir tedavi, yaşlı yetişkinlerde hareket kısıtlılığı ve kırık riskini azaltmada çığır açıcı olabilir. Araştırma ekibi, GPR133'ün işleyişini daha iyi anlamak ve AP503'ün farklı hastalıklardaki etkisini değerlendirmek için yeni projeler yürütüyor. Bu gelişmeler, kemik sağlığı alanında uzun vadeli, etkili ve güvenli tedavi arayışındaki uzmanlara ve hastalara yeni bir umut sunuyor. Leipzig Üniversitesi'nin liderliğinde, GPR133 hedefli tedavilerin yakın gelecekte klinik uygulamalara geçmesi bekleniyor. Uzmanlar, bu sürecin yaşlanan toplumlarda yaşam kalitesini artırma ve osteoporoz kaynaklı sağlık sorunlarını azaltmada önemli rol oynayacağını düşünüyor.</p><p>Sonuç olarak, Leipzig Üniversitesi'nin GPR133 ve AP503 üzerine yürüttüğü araştırmalar, osteoporoz tedavisinde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Almanya'da milyonlarca kişiyi etkileyen kemik kaybı sorununa karşı geliştirilen bu yenilikçi yaklaşım, sadece kemik değil, kas sağlığını da hedefleyerek yaşlı nüfusun yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçlıyor. GPR133 reseptörünün keşfi ve AP503'ün potansiyeli, hem bilim dünyasında hem de hastalar arasında büyük bir heyecan yaratıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/sadece-kemikleri-degil-ka-943_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
    <item>
      <guid isPermaLink="false">news.291000</guid>
      <link>https://www.yirmidort.tv/saglik/erkeklerin-yuzde80i-sut-urunleri-ile-prostat-kanseri-iliskisinden-habersiz-291000</link>
      <pubDate>2026-09-10T12:39:00+03:00</pubDate>
      <title><![CDATA[Erkeklerin %80'i süt ürünleri ile prostat kanseri ilişkisinden habersiz]]></title>
      <category><![CDATA[Sağlık]]></category>
      <description><![CDATA[ABD'de yapılan yeni bir anket, süt tüketiminin prostat kanseri riskiyle bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya katılan erkeklerin büyük bölümü bu ilişkiyi bilmiyor. Uzmanlar, süt ürünlerinin olası riskleri hakkında daha fazla bilgilendirme yapılması gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <subtitle><![CDATA[Erkeklerin %80'i süt ürünleri ile prostat kanseri ilişkisinden habersiz]]></subtitle>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleştirilen kapsamlı bir anket, süt tüketiminin prostat kanseri riskiyle bağlantılı olduğuna dair bilinç düzeyinin son derece düşük olduğunu gösterdi. Ankete katılan 1.102 erkekten yalnızca yüzde 20'si süt ürünleriyle prostat kanseri arasında bir ilişki olduğunun farkında olduğunu belirtti. Araştırmanın sonuçları, süt ve süt ürünlerinin tüketimiyle prostat kanseri riski arasındaki bağlantının yeterince bilinmediğini ortaya koyarken, uzmanlar bu konuda ciddi bir bilgilendirme eksikliğine dikkat çekiyor.</p><h3>Physicians Committee for Responsible Medicine'dan süt ürünleri uyarısı</h3><p>Morning Consult tarafından Physicians Committee for Responsible Medicine (Sorumlu Tıp için Hekimler Komitesi) adına yapılan anket, ABD'li erkeklerin beslenme alışkanlıkları ve süt tüketimiyle ilgili önemli veriler sundu. Katılımcıların yalnızca yüzde 20'sinin bir sağlık uzmanından beslenmenin prostat kanseri riskine etkisi hakkında bilgi aldığı ortaya çıktı. Anketten çıkan bir diğer dikkat çekici sonuç ise, erkeklerin yüzde 66'sının süt ürünleri ve süt tüketimiyle ilgili riskleri öğrendikten sonra bu ürünlerden uzak durmayı düşündüğünü belirtmesi oldu. Komitenin beslenme eğitimi koordinatörü olan diyetisyen Noah Praamsma, süt ürünlerinin potansiyel tehlikeleri ve bitki bazlı beslenmenin faydaları konusunda sağlık profesyonellerinin daha fazla eğitim alması gerektiğine dikkat çekti. Praamsma, mevcut araştırmaların bitki bazlı diyetlerin prostat kanserine karşı koruyucu etkisine işaret ettiğini vurguladı.</p><h3>Bilimsel araştırmalar süt tüketimi ve prostat kanseri arasındaki ilişkiyi gösteriyor</h3><p>Süt tüketimiyle prostat kanseri arasındaki olası bağlantı, son yıllarda yapılan çok sayıda bilimsel çalışmayla gündeme geldi. 32 farklı çalışmayı bir araya getiren bir meta-analiz, süt ve peynir gibi süt ürünlerinin fazla tüketilmesinin prostat kanseri riskini artırdığını gösterdi. Özellikle günde en az bir porsiyon yağsız veya az yağlı süt içen erkeklerde, bu ürünü nadiren tüketenlere göre prostat kanseri riskinin yüzde 19 daha yüksek olduğu saptandı. Başka bir araştırmada ise, 3.612 erkek 8 ila 10 yıl boyunca takip edildi ve günde yaklaşık üç porsiyon yağsız süt tüketenlerin prostat kanseri geliştirme olasılığının, günde bir porsiyondan az tüketenlere göre iki kat fazla olduğu belirlendi. Ayrıca, 700 binden fazla kişinin dahil edildiği 11 çalışmanın incelendiği bir başka meta-analiz, tam yağlı süt tüketiminin prostat kanserinden ölüm riskini yüzde 50 oranında artırdığını ortaya koydu. Bu bulgular, süt tüketiminin prostat kanseriyle ilişkisi konusunda daha fazla araştırma ve bilgilendirme yapılması gerektiğine işaret ediyor.</p><h3>ABD'li erkekler süt ürünlerinde uyarı etiketi istiyor</h3><p>Ankete katılan erkekler, süt ürünlerinin üzerindeki etiketlerde prostat kanseri riskiyle ilgili uyarıların yer almasını büyük oranda destekledi. Katılımcıların yüzde 76'sı, süt ürünlerinin olası riskleri hakkında tüketicileri bilgilendiren uyarı etiketlerinin zorunlu olması gerektiğini savundu. Bu talep, toplumda süt tüketimi ve prostat kanseri arasındaki bağlantının daha görünür ve anlaşılır hale getirilmesi gerektiğine dair güçlü bir toplumsal beklentiye işaret ediyor. Özellikle prostat kanseri konusunda farkındalığın artırılması ve erkeklerin bilinçli tercihler yapmasının önemi vurgulanıyor.</p><h3>Bitki bazlı diyet prostat kanseri riskini azaltıyor</h3><p>Bilimsel araştırmalar, bitki bazlı beslenmenin prostat kanseri riskini azaltabileceğine işaret ediyor. Adventist Health Study-2 kapsamında yapılan geniş çaplı bir çalışmada, vegan diyet uygulayan erkeklerin, diğer diyet türlerini takip edenlere göre prostat kanseri riskinin yüzde 35 daha düşük olduğu belirlendi. Ayrıca, prostat kanseri tanısı almış 2.000'den fazla erkeğin incelendiği araştırmada, en fazla bitki bazlı gıda tüketenlerin hastalığın ilerlemesi riskinin yüzde 56 ve nüks riskinin yüzde 59 daha düşük olduğu tespit edildi. Bitki açısından zengin diyetlerin, lif, vitamin ve koruyucu bitki bileşenleri bakımından zengin olduğu, süt ürünlerinin ise bu diyetlerde çok az veya hiç yer almadığı vurgulandı. Ancak uzmanlar, bitki bazlı diyetin prostat kanserini tamamen önleyeceği veya mevcut tümörün ilerlemesini durduracağı garantisinin olmadığını, beslenme tercihlerinin tıbbi tedavi ve tarama önerilerinin yerine geçmemesi gerektiğini belirtiyor.</p><h3>Amerikan Kanser Derneği: Prostat kanseri ABD'de ciddi bir tehdit</h3><p>Prostat kanseri, Amerika Birleşik Devletleri'nde erkekler arasında en sık teşhis edilen kanser türü olmayı sürdürüyor. Amerikan Kanser Derneği'nin 2024 yılı raporuna göre, prostat kanseri erkeklerde kanserden ölümlerin ikinci en yaygın nedeni olarak öne çıkıyor. Dernek, 2026 yılında ABD'de 333.830 erkeğe prostat kanseri teşhisi konulacağını ve 36.320 kişinin bu hastalık nedeniyle hayatını kaybedeceğini tahmin ediyor. Prostat tümörlerinin yavaş büyüyen ve az sorun çıkaran türlerinden, hızla yayılan ve agresif formlara kadar değişiklik gösterebildiği belirtiliyor. Bu nedenle erken teşhis ve uygun tedavi yöntemleri büyük önem taşıyor. Uzmanlar, prostat kanseriyle mücadelede bilinçli beslenme ve düzenli sağlık kontrollerinin hayati rol oynadığını vurguluyor.</p><p>Sonuç olarak, ABD'de yapılan araştırmalar, süt tüketimiyle prostat kanseri riski arasında önemli bir ilişki olabileceğini gösteriyor. Toplumda bu konuda farkındalık ve bilgilendirme ihtiyacı artarken, uzmanlar hem beslenme alışkanlıklarının hem de düzenli taramanın prostat kanseriyle mücadelede belirleyici olduğunu hatırlatıyor.</p>]]></content:encoded>
      <media:content url="https://mediacdn.yirmidort.tv/Documents/yirmidorthaber/images/2026/09/10/erkeklerin-yuzde80i-sut-u-823_2.jpg" type="image/jpeg" width="1200" height="700" expression="full">
        <media:credit role="author" scheme="urn:eb"><![CDATA[Yirmidört]]></media:credit>
      </media:content>
    </item>
    <author><![CDATA[Yirmidört]]></author>
    <dc:creator><![CDATA[Yirmidört]]></dc:creator>
  </channel>
</rss>