ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Doğadaki istiridyelerle akvaryumdakiler arasında şaşırtıcı mikroplastik farkı ortaya çıktı

Texas Üniversitesi Rio Grande Vadisi'nde yürütülen araştırma, Teksas kıyılarındaki istiridyelerin dokularında büyük boyutlu mikroplastiklerin biriktiğini ve bu durumun hayvanlarda belirgin hücresel stres belirtilerine yol açtığını ortaya çıkardı. Çalışmada, doğal ortamda yaşayan istiridyeler ile filtrelenmiş suda iki hafta tutulanlar arasında dikkat çekici farklılıklar tespit edildi.

Halil İbrahim Akgül - | Son Güncelleme Tarihi:
Doğadaki istiridyelerle akvaryumdakiler arasında şaşırtıcı mikroplastik farkı ortaya çıktı

Texas Üniversitesi Rio Grande Vadisi'nden bilim insanları, Teksas kıyılarında yaşayan istiridyelerde yaptıkları incelemede, doğal ortamdan toplanan örneklerin dokularında daha büyük mikroplastik parçacıklar ve belirgin hücresel stres işaretleri buldu. Araştırmada, Güney Padre Adası ve San Martin Gölü'nden alınan toplam 60 doğu istiridyesi kullanıldı. İstiridyelerin bir kısmı toplandıktan hemen sonra analiz edilirken, diğerleri yaklaşık 22 derece sıcaklıktaki filtrelenmiş deniz suyunda iki hafta boyunca tutuldu. Bu karşılaştırmalı yöntemle, doğal ortamda ve kontrollü koşullarda yaşayan istiridyelerin mikroplastik birikimi ve hücresel sağlık durumları arasındaki farklar net biçimde gözlemlendi.

Texas Üniversitesi: Mikroplastik boyutları vahşi istiridyelerde iki katına çıktı

Araştırma sırasında mikroplastiklerin boyutları ile ilgili çarpıcı veriler elde edildi. Doğal ortamda yaşayan, yani Teksas kıyılarından toplanan istiridyelerin solungaçlarında ortalama 3,78 mikrometre büyüklüğünde mikroplastik parçacıklar tespit edildi. Aynı türden, ancak iki hafta boyunca filtrelenmiş suda tutulan istiridyelerde ise bu değer 1,59 mikrometreye kadar düştü. San Martin Gölü'nden alınan örneklerde de benzer bir tablo ortaya çıktı: Doğal ortamdan gelenlerde 3,46 mikrometre, akvaryumda tutulanlarda ise 1,57 mikrometre olarak kaydedildi. Bu veriler, mikroplastiklerin boyutlarının istiridyelerin yaşadığı çevreye göre değişiklik gösterdiğini net biçimde ortaya koydu. Ayrıca, sindirim bezlerinde de benzer büyüklükte farklar gözlemlendi. Araştırmacılar, kızılötesi tarama ile bu parçacıkların büyük oranda polietilen olduğunu belirledi. Polietilen, özellikle gıda poşetleri ve süt kutuları gibi ürünlerde yaygın şekilde kullanılıyor. Filtrelenmiş suda tutulan istiridyelerdeki mikroplastiklerin neden daha küçük olduğu ise henüz tam olarak açıklanamadı. Bilim insanları, büyük parçaların ya organizmadan atılmış olabileceğini ya da vücut içinde parçalanarak küçülmüş olabileceğini düşünüyor.

İstiridyelerde hücresel stres ve sümük üretiminde belirgin değişiklikler

Texas Üniversitesi araştırmacıları, mikroplastiklerin istiridyelerin hücresel sağlığı üzerindeki etkilerini de inceledi. Doğal ortamda yaşayan istiridyelerin solungaçlarında, hücreleri zararlı moleküllere karşı koruyan süperoksit dismutaz ve katalaz gibi enzimlerin düzeyleri, filtrelenmiş suda tutulanlara kıyasla belirgin şekilde arttı. Özellikle katalaz enzimi, doğal ortamdan gelen istiridyelerde yaklaşık 1,3 kat daha yüksek bulundu. Ancak sindirim bezlerinde elde edilen sonuçlar daha belirsiz olduğu için, bu bulguların tüm dokulara genellenmesi mümkün olmadı. Ayrıca, solungaçlarda sümük üretimiyle ilgili de dikkat çekici bir fark ortaya çıktı. Vahşi istiridyelerde, akvaryumda iki hafta tutulanlara göre daha az sümük bulunduğu gözlemlendi. Sümük, solungaçları koruma ve filtrelenen parçacıkları uzaklaştırmada önemli bir rol oynuyor. Araştırma ekibi, daha temiz suda yaşamanın istiridyelerin genel durumunu olumlu etkileyebileceğini öne sürüyor. Ancak, iyileşme belirtileriyle ilgili kesin kanıtlar henüz elde edilmedi. Deneyde farklı hayvan grupları kullanıldığı için, aynı istiridyenin taşınmadan önce ve sonra durumu doğrudan karşılaştırılamadı.

Uzmanlar: Mikroplastik ve diğer kirleticilerin etkileri daha detaylı incelenmeli

Çalışmada mikroplastiklerin toplam miktarı ölçülmediği gibi, ince polietilen lifler de gözden kaçmış olabilir. Ayrıca, su ve dip tortularında bulunan diğer kirleticiler, pestisitler ve ağır metaller gibi maddelerin de istiridyelerdeki hücresel stres üzerinde etkili olup olmadığı henüz netleşmedi. Araştırmacılar, bu farklılıkların nedenlerinin kesin biçimde ortaya konabilmesi için, aynı istiridye bireylerinde tekrar ölçümler yapılması ve çevredeki kirleticilerin daha ayrıntılı analiz edilmesi gerektiğini vurguladı. Elde edilen veriler, mikroplastik kirliliğinin deniz canlılarının sağlığını tehdit ettiğini ve bu konuda daha kapsamlı çalışmalar yapılmasının önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Sonuç olarak, Texas Üniversitesi'nin çalışması, mikroplastiklerin istiridyelerde hem fiziksel hem de biyokimyasal düzeyde ciddi değişikliklere yol açtığını ortaya koydu. Bu bulgular, deniz ekosistemlerinde artan plastik kirliliğinin potansiyel risklerini anlamak açısından büyük önem taşıyor.

Texas Üniversitesi'nin yürüttüğü bu araştırma, mikroplastik kirliliğinin istiridyeler üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Uzmanlar, çevresel kirleticilerin deniz canlılarının sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkilerinin daha kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiğini belirtiyor. Gelecekte yapılacak çalışmaların, hem mikroplastiklerin hem de diğer potansiyel kirleticilerin canlılar üzerindeki etkilerini daha net biçimde ortaya koyması bekleniyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
mikroplastik istiridye Texas Üniversitesi deniz kirliliği Güney Padre Adası